Giriş
(5)

28 yaş hiç romantik ilişki deneyimi yok, bundan sonra mümkün olmaz mı?

ruh i tibbiye
soru başlıkta. hayat maalesef bazı insanları daha izole yaşamak zorunda bırakıyor. belli bir dönemden sonra sosyalleştim ama sanki o treni çoktan kaçırmışım gibi hissediyorm. imkansız mı? bundan sonra yalnızlığa mahkum muyum sizce? deneyimlerinizi paylaşır mısınız?ciddiyim!
soru başlıkta.

hayat maalesef bazı insanları daha izole yaşamak zorunda bırakıyor. belli bir dönemden sonra sosyalleştim ama sanki o treni çoktan kaçırmışım gibi hissediyorm. imkansız mı? bundan sonra yalnızlığa mahkum muyum sizce? deneyimlerinizi paylaşır mısınız?
ciddiyim!
0
ruh i tibbiye
(13.02.22)
Yoo neden olmasın. Her zaman olabilir
0
olaylar olaylar
(13.02.22)
Elbette imkansız değil ama şans faktörü gerçekten büyük.
Ancak bir de buna hazır olma durumu var ama bunu olcemeyiz.
İmkan varsa terapi her zaman için çok faydalı bir şeydir. En azından karşınıza çıkan şansı görmeye ya da buna hazır olmaya yardımcı olur.
0
kisa
(13.02.22)
Usttekiler+1
Tabii terapi önerisi hariç. Bence terapilik bir durum yok ortada. Durumun da öyle treni kaçırmışsın gibi hissettirecek bişey değil bence. Yarının ne şekilde olacağı belli olmaz.
0
j r r tolkien hayrani
(13.02.22)
bu konularda imkansız diye bir şey yok. şöyle düşünün: çok iyi anlaştığınız birisi çıkar karşınıza, belki bir ömür mutlu olursunuz. hayatınıza öyle birisi girse, "tüh ben 28'ime kadar hiçbir şey yaşamadım" diye üzülür müsünüz mesela? bu işin matematiği gerçekten yok. sadece alabileceğiniz belli tavırlar var, o da insanlara (veya insanların size karşı muamelesine) nasıl reaksiyon vereceğinizi belirler; doğrudan ilişkiye sokma ya da ilişkiden uzaklaştırma konusunda pek çalışmaz.

o yüzden "bir daha asla!" diye düşünmeyin. bu hem gerçekçi değil hem de negatif bir tutum. şöyle düşünün mesela... ben bulutların arasındayım, her hareketinizi izliyorum, kafanıza tükürmek için fırsat kolluyorum. gerçek dışı, saçma gelmedi mi kulağa? bunun için üzülür müsünüz, bunu düşünür müsünüz ya da kendinizi kötü hisseder misiniz? "asla sevilmeyeceğim, asla hayatıma biri girmeyecek" düşüncesi de böyle aslında. örnek saçma gelmiş olabilir ama peşin hükümlü olmak da aslında aynı ölçüde saçma.

kendinizle mutlu olmaya çalışın, kendinizi sevmeyi öğrenin. mutlu olduğunuz bir romantik ilişki olursa ne ala. olmazsa da bunun hayatınızı etkileyecek kocaman bir yara olmasına müsaade etmemeye çalışın. sizi üzen, canınızı sıkan bir konu olabilir ama siz aşktan, sevgiden, başka bir adamdan/kadından yahut onun ilgisinden ibaret değilsiniz.

"çiçek koklayın, spor yapın, güneşin doğuşunu izleyin" diyen kişisel gelişimci gibi yazdım biraz ama sanıyorum ki psikoloğa, psikiyatriste gitseniz duyacağınız yine bu olacaktır. hem deneyimimden hem de düşüncemden yola çıkarak söylüyorum ki elbette imkânsız filan değil. millet 60 yaşında hayatının aşkını buluyor yahu tontik tontik bastonlarla geziyorlar, gencecik insansınız daha. sanki 23 yaşında ilişki yaşayanların kaç tanesi "aşk" bulmuş oluyor? 100 ilişkiden belki 10'u ölünce bitiyor, geri kalan 90'ı daha önce... sevmek, sevilmek filan çok güzel şeyler ama çok anlam yükleyip negatifleştirmemek lazım.
0
der meister
(13.02.22)
Bu arada netleştirmek isterim. Bu konu özelinde terapiye gerek var demek istemedim. İmkan varsa terapi mutlaka hayatına olumlu etki edecektir.. şayet, böyle bir duygusal ilişkiye şans vermene engel bir şey varsa o konuda da yardımı olur, yoksa başka şeylerde yardımı olur.
0
kisa
(13.02.22)
(19)

İşinizi seviyor musunuz?

dissendium
İşinizi seviyor musunuz? İşinizde rahata hemen mi ulaştınız? Hemen ulaşmadıysanız ulaşmanız ne kadar sürdü? İşinizde rahatlık, maaş anlamında sıçramayı ne kadar süre sonra yaptınız?
İşinizi seviyor musunuz? İşinizde rahata hemen mi ulaştınız? Hemen ulaşmadıysanız ulaşmanız ne kadar sürdü? İşinizde rahatlık, maaş anlamında sıçramayı ne kadar süre sonra yaptınız?
0
dissendium
(13.02.22)
İşimi eskiden çok seviyordum. Kişisel sıkıntılarımdan oturu artık sadece maas aldigim yer olarak goruyorum. İsimde rahata ulasmak icin 2 kere is degistirdim. Toplamda 3 yildan biraz kisa sürdü. Maas ise yine 3 sene.
0
zor azizim zor
(13.02.22)
Yapılacak iş değil. Para kazansam bi nebze severdim o da yok.
0
photo85
(13.02.22)
Küçük bir şirkette belirli olmayan bir pozisyonda çalışıyorum, maaş, ortam ve sorumluluklarımın net olmamasından memnun değilim, geleceğim olduğunu da düşünmüyorum fakat tepeme binen yok, saatleri iyi, evim yakın, ayrı odam var ve kendi çalışma düzenimi kendim ayarlıyorum bu açıdan da memnunum.
0
alicek
(13.02.22)
Valla bir iş ne kadar sevilebilirse o kadar seviyorum. Gönül isterdi ki hiç çalışmadan yaşayabileyim ancak o da mümkün değil.

Işte rahata erişmek de anca işi çok sallamayinca olur bence, yani yukselmek ve birilerinin gozune girmek için çabalamamaya başladığın an rahatlarsın. Bu da usengeclik sağolsun bende zaten doğuştan var olan bişeydi.
0
j r r tolkien hayrani
(13.02.22)
Seviyordum. Ama artık money talks. 45 gün için muş gibi yapıyorum.
0
baldan kaymak
(13.02.22)
mevcut işimi çok seviyorum. daha çok seveceğim bir iş de düşünemiyorum açıkçası. sorun şu ki el oğlunun deyişiyle dead-end bir iş, ilerleyebileceğim bir alan yok. öğrencilik için müthiş. çok büyük vakit harcamadan, büyük oranda hem zamansal hem fiziksel serbestiyle kendi çapımda iyi kazanıyorum (iyi dediğim harcadığım zamana kıyasla) ama 35 yaşında yapabileceğim, kariyer hedefleyebileceğim, yarın bir gün atıyorum evlenirsem aile geçindirip çoluk çocuk bakabileceğim bir iş değil.

o yüzden mezun olduktan sonra tır şoförü olma fikrini ciddi ciddi değerlendirmeye başladım açıkçası, plazadır toplantıdır kariyerdir vs. bunlar bana inanılmaz ters şeyler, yapamayacağımı düşünüyorum. içinde futbol ya da yolculuk olmayan bir şeyi tutkuyla, severek yapacağımı pek sanmıyorum maalesef. o yüzden tır sürcem.
0
der meister
(13.02.22)
genel olarak seviyorum. calisma arkadasim iyi. bundan iyisi zor bulunur. parasi az ve kolay kolay artmayacak, o kismi sikinti.
0
hot potato
(13.02.22)
İşim güzel ama sektörde maaşlar uçtuğu için kim çok verirse orayı daha çok severim :)

Mevcut işimde 1.5 sene falan sürdü; bir yandan kendimi kanıtlamam gerekti ki sonra hakkımı savunduğumda insanlar ignore edemesin saygı göstersinler.
0
aguen
(13.02.22)
isimi seviyorum, isim de oldukca zor baya baya zor oyle diyim. meslegimde de ancak bir seyler bana yetmiyor. beni kesmiyor artik. basit kaciyor bunlar. sanki buralarda zayi oluyorum cok daha onemli, dunyayi kurtacak seyleri yapabilecek potansiyelim var da cercople ugrasiyorum gibi. su siralar boyle bi ziyan olma hissindeyim.
dunyaya bedava elektrik sunma ne bileyim covidi komple bitirme gibi bir seyleri basarmam lazim. benim bir seyler yapmam lazim bu dunyaya adimi kazimam lazim ammaaa ne yapmam lazim.
0
turbo sadık
(13.02.22)
işimi acayip seviyorum ama (elbette herşeyde bir "ama" vardır) bazen gerçek hayattan uzakta kalıyormuş gibi hissediyorum (gemide çalışıyorum). Bazen de "Ulan bu nasıl iş ya, o kadar uğraş edin ne için...? Dünyaya hiçbir fayda olmadan geçinip git" diyorum. Tabi bunlar hep anlamsal, varoluşsal sorgulamalar.

Gelir, imkan vb. kısmına gelirsek; tekrar söylemek adına gerçekten mutlu olarak çalıştığım bir iş. Maaş anlamında iyi bir ücret ile başlamıştım, bunu düşünmüyordum zaten hiç ancak terfi alınca iyi bir artış ile birlikte güzel yan haklar kazandım. Rahata ulaşma kısmına gelirsek 3 sene kadar sürdü. Pandemiye kadar ilk girdiğim pozisyondaydım ve konforsuz konaklama, uzun kontrat süreleri alıyordum. Ama tabi karşılaştırma imkanım olmadığından diğer imkanları hiç bilmiyordum. Şimdi terfi alınca aradaki farkı rahatlıkla görebiliyorum ama o zamanlar hem bilmiyordum hem de umursamıyordum işin aslı. Gerçi ben hiçbir zaman konformist bir insan olmadım da pek.

Uzun sözün kısası arada sırada her insanda olduğu gibi "Lan napıyorum ben, noluyoruz..." gelgitlerim olmakla birlikte ideal mutluluğa ulaşmışım galiba diyebiliyorum. Çok garip ya. İyi ki bu soruyu sordunuz aslında. Size açıklama yaparken kaç zamandır aklımda olan şeyleri de kendime izah etmiş gibi oldum :)
0
burka
(14.02.22)
İşimi seviyorum. Rahata 10 sene sonra ulaştım
0
alaimisema
(14.02.22)
Isimi seviyorum, meslegimi de seviyorum. Ama mesela, birden milyonlar kazanip isi birakabilecek hale gelseydim 'aa yine de yaparim' demem veya ozlemem. Son birkac senedir is hayatina 'hayatima sponsor olan sey' olarak bakiyorum, bana iyi para verdikleri icin yapiyorum, sirket de ben bu isi iyi yaptigim icin bana para veriyor. Daha fazla anlam yuklemek gereksiz.

Isimde neredeyse her yil bir oncekinden daha iyi imkanlar olacak sekilde devam ettim. Son iki uc yilda da asagi yukari olabilecek en iyi durumda diyebilirim. 16 yildir yapiyorum.
0
sopiro
(14.02.22)
10 yili askin ogretmenlik yapiyorum. Is sahane ama bu sartlarda 1 dakika daha yapilmaz. Parasi mesaisi iyi. Baska bi numarasi yok. Keyif ya da tatmin yok. Takmiyor devam ediyorum.
0
halk
(14.02.22)
evet
0
nuisance
(14.02.22)
hiçççççççççççç sevmiyorum keşke biri bana çalışmadan maaş verse bi gün bile gitmem işe.
0
sizofren06
(14.02.22)
işimin parası çok ama stresi bol, eskiden daha az kazanırdım ama stresi onda biri kadardı.

çok para çok sorumluluk artık yoruldum (34 yaşındayım-yazılım işleri) denk getirebilsem bu işleri bırakıp stressiz bi iş yapmayı 7/24 yaşamayan sistemleri olan bir dünyayı tercih ederdim.
0
prezarlatif
(14.02.22)
işimi sevmiyorum, hatta genellemek gerekirse çalışma fikrini sevmiyorum. işimi sevmem de gerekmiyor, birtakım ihtiyaçlarımı karşılamak için çalışıyorum. bu ihtiyaçlarım karşılandığı sürece mutsuz olmam.

şu anki işimde rahata ulaşmam 2 seneye yakın sürdü, ilk altı ayında sevmem bu benzetmeyi ama it gibi çalıştım. ofiste sabahladığım, eve gittiğimde de kalan enerjimle duş mu alsam yemek mi yesem ikileminde kaldığım çok oldu, hiç abartmıyorum bazen yorgunluktan ağlardım. buna paralel olarak o dönem iyi para kazandım sayılır, yine de çevremde çok daha az çalışarak çok daha iyi para kazanan fazlaca insan vardı. o dönem o insanlara çok imrenirdim :)

bu aralar rahatım, çoğunlukla ufak tefek işlerim oluyor ve evde vakit geçiriyorum. programımı kendim oluşturuyorum. yoğunluk olduğu zamanlar olmuyor değil, oluyor. bazen akşam saatlerinde çalışmam gerekebiliyor ama genelde vaktimi istediğim gibi yönettiğim için hiç üzmüyor bu beni. sıçrama konusuna gelince, iyi mi kazanıyorum? hayır. arkadaşlarım benden çok daha fazla para kazanıyorlar. benim sıçrama kriterim yalnız başıma kimseye ihtiyaç duymadan yaşamak. ortalamanın üstünde bir maaşım olması bir şey değiştirmiyor bu anlamda, dolayısıyla hala sıçramış sayılmam. devam ediyorum.
0
evde liyakat kalmamis
(14.02.22)
patron yanlış hatırlamıyorsam senin aynısının tıpkısı bir duyurun daha vardı.

işi sevmek çok az kişinin şansı. benim işimin sorumlulukları çok büyük. eskiden çok büyük ekipleri olan şirketlerde çalıştım. örneğin orada bir vergi incelemesi geldiğinde 20 kişi birden ortak olur. şimdi sadece benim sırtımda bir yük. benim performansıma direkt bağlı. eskiye göre çok büyük stres altındayım ama aynı zamanda rahat bir iş. parası, benefitleri çok iyi. 15 senedir çalışıyorum. ilk 5 senesi kölelik. sonraki 5 senesi yatış. sonraki 1 senesi kölelik, ondan sonraki 4 senesi de ilk anlattığım durum. çok büyük sorumluluk ama çok ciddi parası, imkanı var. 6 haneli maaşım var. 2,5-3 maaş prim. araba, şoför.
0
gabe h coud
(14.02.22)
İşimi seviyorum fakat bu dönem dönem değişiyor, çünkü yapmak istediğim ile yapmak zorunda olduğum işler arasında farklar var. Yapmak istediğim işe her zaman zorunda olduğum işler engel oluyor. Rutini yaşamayı sevmediğim için de bu dönemlerde hep işime söverim.

İşimde rahata hiç ulaşmadım ulaşacağımı da zannetmiyorum çünkü yaptığınız işte rahatsanız ya mükemmel bir işyerinde çalışıyorsunuzdur ya da yeteri kadar çalışmıyorsunuzdur. İlk söylediğim TR'de hatta bence genel olarak imkansız gibi bir şey.

Maaş anlamında sıçramayı zam oranları bazında bakarsan geçen sene hariç 3 senedir yakaladım. Bunda yaptığım iyileştirmeler, kazanımlarım, kazandırdıklarım çok etkili.
0
kablelvuku
(14.02.22)
(5)

Yarın sababh lviv'e uçağım var hafta sonu için gidiyorum gitmemeli mi?

alkolik imam
Yarın sabah lviv'e gideceğiz 5 arkadaş. Fakat bu akşam olan olaylardan sonra herkeste bir soru işareti oluştu. Sabah 8 uçağıyız fakat sizce iptal mi etmeli?
Yarın sabah lviv'e gideceğiz 5 arkadaş. Fakat bu akşam olan olaylardan sonra herkeste bir soru işareti oluştu. Sabah 8 uçağıyız fakat sizce iptal mi etmeli?
0
alkolik imam
(11.02.22)
Lviv sıkıntılı bölgelere çok ama çok uzak, iptal etmeyin.
0
kaptankedi
(11.02.22)
lviv'e bir şey olmaz ama oranın doğusuna gitmeyin.
0
der meister
(11.02.22)
gidin tabii ki
sorunlu bölgeye uzak
0
megacracker
(11.02.22)
Ulkedde katliam olsa lvivde farketmezsin. İyi eglenceler.
0
stavro
(12.02.22)
lviv,odessa buralara bişey olmaz kardesim
0
smokee
(12.02.22)
(9)

bahsedildiği gibi savaş çıkar mı?

tmnslp
rusya'nın ukraynayı kafaya takması, abd'nin "bak sakın ha, savaş çıkar valla" tutumu sonucu savaş çıkma ihtimali hakkında neler düşünüyorsunuz? iş baya ciddileşti gibi.
rusya'nın ukraynayı kafaya takması, abd'nin "bak sakın ha, savaş çıkar valla" tutumu sonucu savaş çıkma ihtimali hakkında neler düşünüyorsunuz? iş baya ciddileşti gibi.
0
tmnslp
(11.02.22)
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyorum. Norveç de vatandaşlarına Ukrayna'dan ayrılın uyarısı yapmış. Bunlar basit bir ihtimalden çok istihbarat sonucu kararlardır diye düşünüyorum.
0
himmet dayi
(11.02.22)
rusların sağı solu belli olmaz, sonuçta tek adam ile idare ediliyolar. putinin kafasına eser atom bombası bile atar.

tamamen random yani.
0
killerbee
(11.02.22)
Cikmaz derdim ama aktorlerden biri Rusya olunca iş değişir, cikmaz diyemem. Kimse de cikmsz diyemez. Çünkü Rusya.
Soz konusu Rusya olunca "yahu sicak savasa girmezler cunku falan filan su bu" denilemez. Rusya sagi solu belli olmayan, diplomatik iliskilerde cok güvenilmeyecek bir aktor oldugunu tarihte defalarca kanıtlamıstir.

Bir sabah ansizin Rus birliklerini Ukrayna topraklarında dolasirken görebiliriz gayet. Gurcistana cat diye girdigi gibi.
0
stavro
(11.02.22)
Şu haber tek başına savaş çıkacağını garantiler nazarımda tr.sputniknews.com
0
uvcray
(11.02.22)
çıkmaz.

yıllarca suriye konusunda da sert politikaları olan rusya oraya ne tr ne de abd kadar asker göndermedi. ruslar, başta putin olmak üzere, askeri operasyonlara karşı hep mesafeliler. abd işi fitilledikçe rusya da gözdağına devam ediyor. savaş çıkmayacak ama gözdağları artacak. en fazla boş bir araziye füze sallar rusya işler kızışınca o kadar.
0
avatar is back
(11.02.22)
cikmaz. ytd.
0
hot potato
(11.02.22)
@avatar is back

bu olaylar 2014'ün devamı aslında. orada başlayan gerilim zamanla azalmış olsa da aynı gerilimin artmış hali bu sadece.

Operasyona mesafeli dediğin rus askeri 2014'te Kırım'ı ihlak etti. Putin de "Ukrayna NATO'ya katılırsa Rusya ile NATO arasında savaş çıkar" dedi.

tr.euronews.com
0
himmet dayi
(12.02.22)
çıkmaz. putin'in derdi şu an muhtemelen batı karşısında salak konumuna düşmeden o kadar yığınağı nasıl geri çekeceğidir. savaşı isteyen abd, rusya değil. abd kaşla göz arasında finlandiya'ya uçak satmış bile jfjdks
0
der meister
(12.02.22)
Sanmiyorum ama savas cikacakmis gibi yapilmasi petrol ve gaz ureticisi ulkelerin isine geliyor. Dolayisiyla surec ne kadar uzarsa onlar icin o kadar iyi. 2014, 2018 de de benzer isler olmustu.
Ha, istedikleri kari elde etmezlerse isler cirkinlesebilir tabi, bu da her zaman bir olasilik.
0
kartonpiyer
(12.02.22)
(10)

iki basketbol faul sorusu

der meister
artık eskisi kadar sık değil ama çocuk yaştan beri basketbol izleyicisiyim, genel olarak kurallara hakim olduğumu düşünüyordum. az önce olympiakos-efes maçını izlerken şaşırdım, tövbe estağfurullah. singleton rakibin hücum süresi 0.4 saniyeyken faul yaptı. tekrar 14 saniye aldı adamlar... e normalde
artık eskisi kadar sık değil ama çocuk yaştan beri basketbol izleyicisiyim, genel olarak kurallara hakim olduğumu düşünüyordum. az önce olympiakos-efes maçını izlerken şaşırdım, tövbe estağfurullah. singleton rakibin hücum süresi 0.4 saniyeyken faul yaptı. tekrar 14 saniye aldı adamlar... e normalde takımlar faul hakları varsa son hücumlarda filan oyunu bozmak için faul yapıyor. orada sürenin artmamasının sebebi zaten 14 saniyeden az kalmış olması mı? hani ayakla müdahalede 14 saniyeye çıkıyor onu biliyorum ama faulde de mi oluyor bu, daha önce hiç fark etmemiştim ben.

ikinci sorum yıllar öncesinden içimde kalan bir ukte. arkadaşlarla basket oynuyoruz. ben hareketsiz durdum. top elinde olan arkadaş çarpıp düşürdü beni. hücum faul dedim, ver topu. itiraz etti. kuralı açıkladım. "e iyi o zaman herkes yolda dursun, dokunursak faul olsun" diye ters yaptı. o gün tartışmak istemedim, iyi senin dediğin olsun dedim ama gördüğünüz gibi yıllar sonra hala aklımda. sinir oldum.

hücum faul değil mi abi bu? mantık tam olarak o zaten: önünde durup senin hareketini bozmak. ben zaten hareketsizim, sana hiçbir müdahalede bulunmuyorum. benim avantajım seni farklı hamleye zorlamak, senin avantajın da benim sana karşılık verme şansımın olmaması... iki ayağını yere yerleştirmiş, sabit duran adama çarpıp devirmek hücum faul değil mi? bu değilse ney?
0
der meister
(10.02.22)
14 saniyenin altında faul olursa 14 saniyeye tamamlanıyor hucüm süresi.

son saniyelerde yapılan faul aslında atış kullandırıp hucüm sırasını almak, serbest atışı kaçırmalarını beklemek (faul hakkı dolduysa ya da doldurma amaçlı)

ikinci soru 3 saniye sabit kaldıysan ve rakip sana çarptıysa evet hucum faul. ama potanın hemen altında bulunan yarım çember içindeysen hucum faul olmaz.
0
a darkness coming
(10.02.22)
yok pota altında değildim, perdede gibiydim biraz. yani benim takım arkadaşımı geçti, ben de oradan geleceğini bildiğim için orada duruyordum kazık gibi, bana tosladı. tamamen hareketsizdim. hücum faul olmadığını iddia etti kdjfdjfd çünkü öyle duruyormuşum... hey allahım. ulan keşke savunsaymışım hakkımı, aman ağzımızın tadı kaçmasın diye mis gibi topumuzu vermişiz.

son saniyelerde topu geri almak için rakibi serbest atışa zorlamayı biliyorum ama bahsettiğim o değil. hatta bu dediğim şeyi önde olan takımlar yapıyor zaten. misal 9 saniye kalmış periyodun bitmesine (maç sonu olmak zorunda değil). savunan takımın faul hakkı var. iyi paslaştılar diyelim, hani 1-2 top sonra boş atış bulacak gibiler, hop savunan takım kafa göz dalıp (faul hakkı varsa) faul yapıyor ki tekrar kenardan sokmak zorunda kalsınlar, hücumları bozulsun.

ama soruyu sorarken fark ettim ben de... periyodun bitmesine 4 saniye kalmışsa adamlara nasıl 14 saniye hücum hakkı vereceksin ki. kafa zehir.
0
🌸der meister
(10.02.22)
İkinci soru; a darkness coming +1 fakat potanın hemen altında bulunan yarım çember içindeysen hucum faul olmaz kısmını bilmiyorum.

Birkaç defa denk geldim. Hücum oyuncusu dribbling yaparken (ya da başlayacakken), defans oyuncusu çat diye kazık gibi duruyor. Gayet bilinçli yaptığı açık.
0
put it in your appropriate place
(10.02.22)
Bir soru da ben sorayım. Eskiden her çeyrekte 5 faul hakkı vardı diye hatırlıyorum. Maç yayınlarında faul kısımlarında 5 çizgi oluyordu. Şimdi 4 faul hakkı diyorlar yine 5 çizgi var. Beşinci faulle birlikte her faul sonrası atış oluyor. Bu durumda bir mantık hatası yok mu? Dört faul hakkı varsa niye 5 çizgi var?
0
bayc
(10.02.22)
0.4 saniye de faul yapıldığında süre 14 saniyeye tamamlandı sebebi şu. 2 atıştan biri girmezse ve ribaundu şutu atan takım atıyorsa hücum devam eder, eskiden 24 sn yenileme süresi 14 sn oldu. eğer kalan süre 14 sn üstünde olsaydı örneğin 16 sn , o zaman 16 sn hücum tabelasında yazardı.

çizgili alanda 5 sn kuralı vardır. sen kafana göre içerde sabit durup beklersen 5 sn hareketsiz kalma süresini bozmuş olursun. yani 5 sn içinde boyalı alanı terkedip tekrar girmen lazım. rakip oyuncu turnikeye başladıktan sonra sen sabit durursan bu hareketi bozmak olarak algılanıyor.

sabit durmanın kuraları var belli sn önce başlamış ve kuralları uygun olması gerekir. yani savunmak varken sabit durmak bence çakallık. her önüne gelen sabit dursun o zaman.

@bayc sorusunun cevabı: 4 çizgi yandımı artık her faul serbest atış çizgisine gitmek anlamına geliyor. 4 faul serbest atış artık.
0
mikahakkinen
(11.02.22)
ilk soruyu herkes açıklamış zaten.

ikinci soru;
faule siz karar verdiğinize göre sokakta oynuyordunuz. sokakta öyle hücum faul olmaz. sokak basketbolunda hücum faul demek için çok bariz bir faul olması lazım, o da pota altında anca. akan bir set hücumunda zaten kimse hücum faul kovalamaz. bahsettiğin hğcum faul profesyonel maçlarda bile kolay kolay çalınmıyor. yani bizim zamanımızda (20 sene önce) öyleydi :)

@bayc: 4. faule kadar (4. faul dahil) atış yok(faul atış pozisyonunda yapılmadıysa tabi). 4. faulden sonraki her faulde serbest atış kullanılır.
0
teritori
(11.02.22)
@mikahakkinen, @teritori cevaplar için teşekkürler ama benim anlamadığım o zaman niye 5 çizgi var :) 4 çizgi olsa ve hepsi yandıktan sonraki faullerin hepsinde atış yapılsa daha mantıklı sanki :)

Ayrıca eksiden maç yayınlarınde 5 faul hakkından bahsediliyordu şimdi 4 faul hakkı diyorlar. Değişen bir şey yok aslında ama kafama takıldı. Gereksiz soru için kusura bakmayım. @der meister senin soru başlığını sabote etmiş gibi oldum kusura bakma :)
0
bayc
(11.02.22)
14 saniye veriliyor. evet doğru.

hücum faul için savunmanın hareketsiz olması lazım. hatta şöyle bir şey de var, teması kimin sağladığı da artık önemli olmaya başladı. yani savunma hareketli olsa bile, hücumcu "aaaa bu adam hareketli ben buna toslayayım faul alayım" diyemiyor artık. hücumcunun hareketi hücum etmeye yönelik DOĞAL bir hareket olmalı.
0
co2s2
(11.02.22)
bahsettiğin 5. çizgi farklı renktir. aşağıda oyuncular için bir örnek var bak.
onun aynısı veya benzeri masa hakemlerinin oturduğu masa da var ama sadece bir tane.

hatta sen oyuncu faul sayısı ile takım sayısını karıştırıyor olabilirsin :)

www.adenspor.com
0
teritori
(11.02.22)
Takımların bir çeyrek 4 faul yapma hakkı bulunur. Ardından gelen her faul serbest atış olarak değerlendirilir.
0
mikahakkinen
(11.02.22)
(9)

açık lise tam olarak nedir acaba? kardeşim kaydolmuş, delircem

der meister
konuya vakıf değilim, bilen birisi varsa sistemi açıklayabilir mi?erkek kardeşim lise son sınıf öğrencisi. son dönemi. çok tembel. online derslerle zaten hiç işi olmadı, açıldığından beri de annem zorla gönderiyor okula. anca cips yiyip lol izlesin. okula dair hiçbir isteği, hedefi yok. dil okuyor,
konuya vakıf değilim, bilen birisi varsa sistemi açıklayabilir mi?

erkek kardeşim lise son sınıf öğrencisi. son dönemi. çok tembel. online derslerle zaten hiç işi olmadı, açıldığından beri de annem zorla gönderiyor okula. anca cips yiyip lol izlesin. okula dair hiçbir isteği, hedefi yok. dil okuyor, kazanmak istediği yerler/bölümler var ama sıfır çaba; ayrıca ingilizcesi sandığı kadar iyi değil.

birkaç arkadaşı açık liseye kaydolmuş, bizim eleman zaten ısrar ediyordu, "burda kalırsam kafayı yicem" filan diye aramış annemi sanki hapis hayatı yaşıyor hıyar. annem de iyi ne halin varsa gör dedi, çok üstelemedi ama üzülüyor hiç değilse okula gidiyordu şimdi yatacak akşama kadar diye.

bunun bir avantajı, dezavantajı var mı? çocuklar niye böyle hevesle açığa geçmeye çalışıyorlar, okula gitme zorunluluğu ortadan kalkacağı için mi? diplomayı nereden alacak mesela şimdi bizim oğlan, mis gibi ilçenin anadolu lisesi dururken açıktan mı alacak? annem ona kızıyor zaten, "oğlum ben okuyamadım, açık liseyi 40 yaşında bitirdim, sen niye efendi gibi kendi okuluna gidip lisenden mezun olmuyorsun da benimle aynı diplomayı alıyorsun" diye.

bunun haricinde biraderimle neler yapabileceğimize dair fikriniz varsa onları da seve seve alırım. geçenlerde ankara'ya geldi yanıma. behzat ç'den dolayı çok seviyor ankara'yı. e ben de oradayım. kaleye gittik, müzeye gittik, kızılay'da takıldık, gençlerbirliği maçına gittik... dedim belki biraz heveslenir, ankara'da okul kazanayım der.

yok abi yok. sıfır. adam sabah yataktan kalkıp okula gitmiyor ya. depresyonda filan olduğunu düşünmüyorum. güzel bir arkadaş grubu var. her türlü etkinliği de sever, benim gibi sessiz sakin bir çocuk filan olmadı hiçbir zaman. okulda zorbalığa maruz kaldı ondan mı istemiyor diyorum ama hiç sanmam, tam aksine öyle bir durum varsa bu zırtapoz "bully tayfa"dandır kesin, hem aramız iyidir öyle bir şey olsa paylaşırdı diye düşünüyorum.

kendi haline bıraksak iyice mal olacak, bu sene kazanamayan adam daha hiç kazanamaz. ne yapacağımızı şaşırdık. en çok üzüldüğüm şey de boş çocuk olmaması. yani ne bileyim tarihi çok sever mesela. çoğu konuda az buçuk bilgisi vardır, iyi kötü bir ergen için vizyonu olan, düzgün eğitilse ve bir şeylerin üstüne düşse iyi işler başarabilecek, mutlu olabilecek birisi ama adam herhangi bir şey için ekstra bir nefes dahi almak istemiyor. yıldık cidden.
0
der meister
(10.02.22)
bu aralar ben de çok sık duyuyorum bu tür şeyleri. hatta baldızın oğlu da aynı macera peşinde. benim konuşup ikna etmemi istiyorlar. dayısı ile ticaret işlerine takılıyor bir yandan. para da tatlı gelince okuma hevesi hepten kaçtı. son sınıfı açıktan okuyacağım diye baldızın kafasını şişiriyor her gün. okumaya gönlü olmayanlar için fırsat kapısı. çocuklar birbirinden duyuyor muhtemelen.

diğer yandan okuyup işsiz kalanların halini de kendilerine dayanak yapıyorlar.
bizim zamanımızda okumak level atlamanın birinci koşuluydu. şimdi çok zorlaştı.
0
lazpalle
(10.02.22)
Konuya hakimim. Meslek lisesi mudur yardimcisiyim. Acik liseye çok ogrenci gönderiyoruz. Söyle ki, bu dönem zaten açık liseye kayıt yaptıramaz. Kayit donemi geçti. E zaten son sinif. Su an okuduğu okulda bitirmekten başka alternatifi yok zaten.
0
wilhelmwasmuss
(10.02.22)
köy den mezun ol açık liseden olma. cv sini ortaya koyduğunda açık lise diye burun kıvıran yöneticileri görünce ileride çok pişmanlık duyar.
0
jamswety
(10.02.22)
üniversitedeki açıköğretimin lise versiyonu. yılda iki defa gidip sınavlara girer o kadar.
anlattığın durum pek iç açıcı değil. benzer hedefsizlikte öğrencilerim oldu. aile için gerçekten zor bir durum.
pedagog veya artık yaş gereği normal psikolog ile görüşülmesini ısrarla tavsiye ederim.
o kadar amaçsızlık hiçbir zaman sağlıklı bir durum değil.
sabır diliyorum.
0
d e j i n
(10.02.22)
Yukarıda artık geçemez denmiş ama yanlış bilgi, 11 şubat mesai bitimi itibari ile örgünden açığa geçiş sonlanıyor. Yani eğer isterse geçebilir. Ara dönemde de geçiş mümkün, geçen öğrencilerim var.

Benim öğrencilerimden bahsettiğim gibi (12. sınıf) bu sene başında ve bu ara dönemde geçenler oldu, fakat bu öğrenciler halihazırda sınava hazırlanan dershaneye kayıtlı devam eden başarılı öğrencilerdi, ve argümanları da okulda farklı branş derslerinin sınavları ve okul yoğunluğunun yorgunluğu ile verim alamayacak olmalarıydı. Bence mantıklıydı da, eğer çalışan, disiplinli bir öğrenci olsa idi kardeşiniz ya da devam ettiği bir dershanesi/ kursu vs. olsaydı üzerine düşünülebilirdi. ( fakat sizin söyledikleriniz tam aksini işaret ediyor.)

Açık liseye geçtiklerinde almaları gereken kredi çok çok daha az oluyormuş, sadece zorunlu ortak dersleri alıp bitirecekler, hatta bu sene başında geçen öğrencim kendisinin mezun olma kredisini bile doldurduğunu söylemişti, sadece bu yıldaki zorunlu ortak dersler ( TDE, Mat, ing, anımsayamadığım bir kaç ders daha) sınavlarını verecekti. Ki bunlarda okul sınavlarına kıyasla daha az zorlayıcı. (hatta bu sene online sanırım)

Yanlış bilgi vermiş olmayayım ama sanırım diplomasını da Halk Eğitim Merkezinden alacak, orada gerekli bilgiyi verirler diye düşünmekteyim.
0
kucukne
(10.02.22)
yazar başlıkta "kaydolmuş" demiş. Altta kaydolabilir mi tartışması dönüyor.
Konuya dönersek, öğrencilerde moda oldu açık liseye geçme hadisesi. En başta başarılı öğrencilerin sınava daha çok vakit ayırabilmek amacıyla başlattıkları bir akımdı. Fakat gördüğünüz üzere evde yatayım, kim gitçek sabahın köründe tayfası da akıma dahil oldu.
Bence bu saatten sonra sizin müdahaleniz yeterli olmaz. Yaratılış, yetiştirilme tarzı ve çevre faktörü buraya getirmiştir. Gerekirse sene kaybeder, arkadaşları üniversite kazanır, gruptan elenir; o da yeni bir yol çizmek için motive olur. Bu durumun daha az enerji ve emek harcamalı varyasyonu ise özel üniversite talebi olacaktır.
0
adivar
(10.02.22)
Lise diplomasının kendisi pek etkili değil artık biliyorsunuz. Onun için nereden alındığının pek bir önemi olmasa gerekir. Robert ve Galatasaray gibi diplomalara değer veren özel sektör firmaları belki vardır, ancak geri kalanının sizce bir önemi var mı? CV'sine okuduğu liseyi zaten yazmayacaktır bile.

Ancak esas problem kardeşinizin eğitim hevesindeki kırılmada sanırım. Bence lisesinden çok bu konuya eğilseniz daha iyi gibi. Evet iyi bir eğitim görmüş kimseler şu sıralar hak ettiği değeri hissedemiyor olabilir, ancak bu bir kriz durumu. Normal şartlarda bu böyle olmamalıydı. Gelecekte de bu böyle kalmayacaktır, kalamaz. Bunu anlamasını sağlayın bence.

Eğitim hevesi yerindeyse, açık ya da örgün çok fark edeceğini sanmıyorum ben.
0
akhenaten
(10.02.22)
Acik lise 2.donem ilk kayıt basvuru suresi bitti. İsteyen herhangi bir halk eğitim merkezi müdürlüğünü arayıp kolaylıkla teyit edebilir.
0
wilhelmwasmuss
(10.02.22)
arkadaşlar kaydolmuş yazmışım ama kaydolmamış daha. onu düzelteyim. okuldan transkript almış. yarın halk eğitim merkezine gidecek. bu duyuruyu gösterdim, bak dedim süresi geçmiş diyorlar, "yoo bizimkiler hala gidiyo" dedi. bilmiyorum artık nasıl olacak ya da olacak mı...

ama sanırım üç aylığına da olsa dershaneye yazdıracak annemler. arkadaşları da orada olduğu için biraz heveslenmiş görünüyor. bugün eve gelince kendisi direkt gelip bana çalışacağını söyledi. hatta bizim okula girmek için kaç net gerektiğini hesaplamış; aslında çok uzak olmadığını, çalışsa yapacağını anlayınca gaza gelmiş gibi biraz... hadi inşallah.
0
🌸der meister
(10.02.22)
(4)

ara vermeden film izlemek odaklanma becerimi geliştirir mi?

hakikatler bosluga bakan aynalar miydi
gülmeyin, gerçekten film bile izleyemiyorum. 3 dakika izleyip, sıkılıp, ara veriyorum. oldum olası böyle biriyim, her işte. "şimdi bu filmi hiç durdurmadan 30 dakika boyunca izleyeceğim" gibi mini görevler versem kendime, odaklanma-dayanma becerimi geliştirir mi sizce?
gülmeyin, gerçekten film bile izleyemiyorum. 3 dakika izleyip, sıkılıp, ara veriyorum. oldum olası böyle biriyim, her işte. "şimdi bu filmi hiç durdurmadan 30 dakika boyunca izleyeceğim" gibi mini görevler versem kendime, odaklanma-dayanma becerimi geliştirir mi sizce?
0
hakikatler bosluga bakan aynalar miydi
(10.02.22)
Gelişir elbette. Aynısı kitap için de yapılabilir, 10 sayfa 20 sayfa diye gider.
0
signore
(10.02.22)
spesifik olarak film izlemeye çalışıyorsanız işe yarayabilir ama film "bile" izleyemiyorum dediğiniz için genel olarak bir sıkıntı yaşadığınız varsayımından hareketle şunu söyleyeceğim: bunu kitap okumayla daha etkili biçimde yapabilirsiniz. uyaran sayısı ne kadar azsa, o şekilde ne kadar uzun vakit geçirebilirseniz o kadar "temizlenmiş" olursunuz.

insta'da iki parmak hareketiyle 10 farklı şey görebildiğimiz, her an bildirimlere ve haberlere maruz kaldığımız bir dünyada yaşıyoruz. hal böyleyken beynin kendini ağır moda alıp sakinleşmesi, herhangi bir şeye odaklanması zorlaşıyor. o yüzden ona bu imkanı sağlayabilecek "uyaran detoksu"nun her türlüsü iş görür diye düşünüyorum. film bu amaca hizmet etse bile bence çok verimli olmaz çünkü filmde de her saniye bi' şey oluyor, düşünmek ya da hayal etmek yerine onun bize sunduğunu tüketiyoruz. hiç yoktan iyidir tabii yine.
0
der meister
(10.02.22)
insanın dikkat aralığını, odağını artıracak uğraşların; hızlı, akıcı(film dahil), sürekli yenilenen şeylerde değil de, yavaş, sakin, tane tane, cittaslow felsefesi gibisinden şeylerde olduğuna dair kuvvetli kanaatim var.
şeylerde mi
evet şeylerde
0
comp
(10.02.22)
Aynısı bende vardı, ya herro ya merro dedim Mubi'den üyelik aldım. Onların her gün 1 film vizyona sokma mottosu var, çoğu da sanat sepet ya da kült filmler. 1 ay dedim her akşam oturacağım izleyeceğim. İlk 1 hafta zordu ama sonra rutinim oldu artık :)) Tavsiye ederim.
0
koskoca kirpi
(10.02.22)
(10)

Spor salonuna hergun gelip sadece masa tenisi oynayan kitle

stavro
Dikkatimi cok cekiyor. Bazi dayilar bunlar her allahin gunu orada ve bir kez olsun spor yaptiklarini gormedim. Gelip birkac saat masa tenisi oynayip gidiyorlar sadece. Koca salona para verip sadece masa tenisi oynamak, ne bileyim tuhaf geliyor bu dayilarin olayi nedir?Gidip dayi sizin olayiniz nedir
Dikkatimi cok cekiyor. Bazi dayilar bunlar her allahin gunu orada ve bir kez olsun spor yaptiklarini gormedim. Gelip birkac saat masa tenisi oynayip gidiyorlar sadece. Koca salona para verip sadece masa tenisi oynamak, ne bileyim tuhaf geliyor bu dayilarin olayi nedir?
Gidip dayi sizin olayiniz nedir yav diye sormuyorum haliyle de merak ediyor insan.
Olayi ne olabilir bu kitlenin? Kiz düşürmek falan midir? Belki duser diye yillik 2bini gozden cikarmak para sikintisi da yoksa. Kız dusurmek olsa da yine fitness kisminda takilir insan diye dusundum ama.

O kadar para verip ne bir kosu bandına cikip ne bir havuza girip sadece masa tenisi oynamayo anlamadiramadim cunku. Sadece masa tenisi icin spora giden tanidiginiz oldu mu? Bana kimse bunu yapmaz gibi geliyor.
0
stavro
(09.02.22)
Sadece masa tenisi için masayı kiralamak mümkün değil mi? Belki o şekilde geliyorlardır.
0
himmet dayi
(09.02.22)
Adamın parası var demek ki koymuyor, spor salonuna gelip 5 dakika 1,5 kiloluk dumbbell indirip kaldırıp yarım saat instagram'da takılanlar da var onlar da oara veriyor, bunlar hiç değilse masa tenisi oynuyor.
0
Zaman Tamircisi
(09.02.22)
Öncelikle yıllık 2000 spor salonu için ya da sevdiğin bi aktiviteyi haftada bikaç gün 2 saat yapmak için yüksek bi tutar değil.
Herkesin amacı farklı olabiliyor. Masa tenisi maalesef küçümsenen bi spor ama hakkını vererek oynanırsa yaşını başını almış biri için ağırlık kaldırmadan daha eğlenceli ya da cardiodan daha verimli olabilir.
Özetle burada garipsenecek hiçbi şey yok oyna devam.
0
mg3929
(09.02.22)
Masa tenisinden hoşlanıyor, ve bir yıl boyunca bunu özgürce oynayabiliyorsam 2000 bin lirayı görmezdim.
0
msb
(09.02.22)
çoğu spor salonunda yok. olsaydı ve sadece masa tenisi haftada bir / 1 saat hizmeti satsaydı alırdım valla ...
0
ankarakecisi
(09.02.22)
sadece masa yetmiyor oynamak için, rakip de lazım.
Spor salonu onlara rakip ve muhabbet de sağlamış oluyordur belki böylece. O yaşa gelene kadar üyelik parasını dert etmeyecekleri bir gelirleri de olmuş olabilir.

Ayrıca mesela belki eski sporcudurlar ve kendilerini iyi hissediyorlardır.
0
michael_knight
(09.02.22)
bazı insanlar masa tenisi oynamayı özellikle seviyor. o nedenle bana garip gelmedi. çoğu spor salonunda bu imkan yok galiba.
benim de gittiğim spor salonunda olsaymış müthiş olurmuş.
0
elma
(09.02.22)
Uluslararası federasyonu olan, olimpik bir spordur.

Muazzam bir kondisyon ve sürekli antrenman gerektirir.

Sosyalleşmek için ideal çok eğlenceli bir spordur.

Yağ yakmak için spor yapanlara tavsiye ederim. Koşu bandından falan çok daha faydalıdır.
0
Mirket
(09.02.22)
bana garip gelmedi. masa tenisini cok seviyorum ama yillardir ortam olmadigi (oynayacak biri de yok) icin oynayamiyorum. yillik verecek 2 bin liram ve partnerim olsa hic acimazdim ben. baska yerde ucretsiz yapabilecekleri bir sey degil ki sonucta, cok az yerde var masa tenisi.
0
der meister
(09.02.22)
1) kahveye gitmek gibi dusun. herkesin evinde cay var ama gidiyorlar zira evde oturmak sikici.
2) birisi elinden tutup gostermedikce fitness, agirlik falan cok kafa karistirici ve urkutucu seyler. dolayisiyla gidip sadece pinpon, yoga falan seklinde takilmak (veya hic gitmemek) nadir gorulen seyler degil.
3) soylendigi gibi bir cok kisi parasinda olmayabilir.
0
hot potato
(10.02.22)
(3)

Neden bazı devlet dairelerinde bilgisayar ekranları pembe?

akhenaten
Bazen rastlıyorum, bir vergi dairesine gidiyorum örneğin bilgisayar ekranı fosforlu pembe olarak ışık veriyor. Ben birkaç saniye bakamıyorum ekrana ama insanlar hiç umursuyor gibi görünmüyor.Sebebi ne bunun özel bir durum mu yoksa fakirlik mi?
Bazen rastlıyorum, bir vergi dairesine gidiyorum örneğin bilgisayar ekranı fosforlu pembe olarak ışık veriyor. Ben birkaç saniye bakamıyorum ekrana ama insanlar hiç umursuyor gibi görünmüyor.

Sebebi ne bunun özel bir durum mu yoksa fakirlik mi?
0
akhenaten
(09.02.22)
muhtemelen f.lux gibi parlaklığı azaltan veya gözü daha az yoran bir program/fiziksel nesne kullanıyorlardır. sabahtan akşama kadar bilgisayara ve sayılara bakarak çalışıyorlar sonuçta, gözleri çok yorar. ben de sürekli bilgisayarda olmama rağmen flux'a hiç alışamadım mesela kullanmıyorum ama alışabilene muhtemelen büyük rahatlık sağlıyordur.
0
der meister
(09.02.22)
f.lux +1
artık windows 10da da yerleşik geliyor bu özlelik gece ışığı diye.
ben de öyle kullanıyorum iş yerinde. arada bir f.lux'u kapatınca ekrana bakamıyorum gözümü alıyor.
0
veritaslibertas
(09.02.22)
Bence flux veya mavi filtresi değil o. Bozuk kablolar yüzünden rgb’den birinin olmadığı projektörler ve ekranlar gördüm çeşitli okullarda mesela. Pembe veya tam tersi kırmızının olmadığı mavi yeşil tonlarda garip görüntüler oluyor öyle.
0
nhk ni youkosu
(09.02.22)
(8)

Tinderdan sevgili bulunur mu?

Off the record
Yeni insanlarla tanışacak ortamım yok. Tinderı da pandemi de bir defa indirip kimseyle konuşmadan sildim. Kullanıcılar hep tek gecelik ya da takılamalık birini arayanlardan mı oluşuyor? Böyle bir amaçla girersem kezban durumuna mı düşerim.
Yeni insanlarla tanışacak ortamım yok. Tinderı da pandemi de bir defa indirip kimseyle konuşmadan sildim. Kullanıcılar hep tek gecelik ya da takılamalık birini arayanlardan mı oluşuyor? Böyle bir amaçla girersem kezban durumuna mı düşerim.
0
Off the record
(08.02.22)
bulunur da ben bumble öneririm. daha kaliteli insanlar var. tinder çok leş kalıyor. okcupid de olur.
0
jack lupino
(08.02.22)
okcupid dene. tinderdan biraz daha kaliteli bir yer.
0
false pretension
(08.02.22)
benim eski ev arkadasim sevgilisiyle tinder'dan tanismisti. basta arkadas olarak muhabbet ettiler, iyi anlastilar, sonra sevgili olmuslardi. hatta benim tinder on yargimi kiran sey (kendim kullanmasam da) onlarin iliskisi olmustu: gayet akilli, donanimli, tatli insanlarin da bu uygulama vesilesiyle birbirlerini bulabileceklerini gormus oldum.

ha bunun olma ihtimali bence tinder'da cok dusuk, orasi ayri. bence "sevgili aramak" da sacma. sevismek icin, sohbet etmek icin, hayatinda birileri olsun diye istek duymayi anlarim da "birileriyle tanisayim ve sevgili olalim" dusuncesi sagliksiz geliyor bana. bunun dogal gelisen bir surec olmasi gerekmez mi? o yuzden simdilik iyi anlasabilecegin kafa dengi birini bulmaya calismak daha mantikli sanki, sonrasina bakarsiniz zaten.
0
der meister
(08.02.22)
%99 ihtimalle one night stand ya da hayatının aşkını arıyor gibi davranıp 3 gün sonra ghosting yapacak tiplerden oluşuyor tüm uygulamalar. Ancak, %1 ihtimalle düzgün birine de denk gelebilirsin.
0
lcha
(08.02.22)
o uygulamaların çoğunda kültür ve eğitim düzeyi düşük insanlar fink atıyor. bir tane düzgününe denk geleceğim diye 99 tane nargile kafe müdavimi kısa paçalıyı elemek zorunda kalırsınız, zamanınıza yazık. hiç mi arkadaşınız yok, sizi, anlaşabileceğinizi düşündüğü birileriyle tanıştırsın? böylesi çok daha güvenli
0
adse
(08.02.22)
her şey her yerde bulunur ve bulunmaz.

sevgili arıyorum diye ortalarda dolaşırsan karşına seni dolandıracak 100 kişi çıkar bunun suçlusu da uygulama yada senin tecrübelerinden oluşan belirli bir kitle olur.

hiç bir şey aramıyorum karşıma ne gelecek hayat ne getirecek dersen önüne bir sürü iyi insan çıkar, kimiyle sevgili olursun, kimiyle sevişirsin kimiyle arkadaş olursun.
0
selam
(08.02.22)
Biz tinderda tanışıp evlendik ama 5 sene önceydi. Güncel durumunu bilmiyorum uygulama ortamının :)
Hiç de kezban demedik birbirimize aahahsj
0
somethinginthewayshemoves
(09.02.22)
Tinder değil de bumble ya da okcupid diyorum. Benim şu anki sevgilim bumble’dan tanıştığım bir kişi, sevgili bulma niyetiyle bile girmemiştim. Tinder’dan tanışıp evlenen arkadaşım da var, başta gayet takılıyorlardı bir de. Olabiliyor yani kezban vs böyle kalıplara sokmayın kendinizi:)
0
rebecca
(09.02.22)
(3)

ukrayna'ya gidis

in vino veritas
malum su anda karisiklik var rusya'yla olan durumlardan. bu yaz gibi ukrayna'ya gidilir mi sizce? basimiza bir sey gelir mi?lviv mi kiev mi yoksa ikisi de mi? toplam 4 veya 5 gun gibi dusunuyoruz.en guzel donemi ne zamandir, ne zaman gitmeli? cok soguk olmasini tercih etmiyoruz ve 1.5 yas bebesiyle
malum su anda karisiklik var rusya'yla olan durumlardan. bu yaz gibi ukrayna'ya gidilir mi sizce? basimiza bir sey gelir mi?

lviv mi kiev mi yoksa ikisi de mi? toplam 4 veya 5 gun gibi dusunuyoruz.

en guzel donemi ne zamandir, ne zaman gitmeli? cok soguk olmasini tercih etmiyoruz ve 1.5 yas bebesiyle gezecegiz.
0
in vino veritas
(07.02.22)
mart sonuna kadar kesinlikle gitmeyin derim. hem çok soğuk olur hem de savaş riski var. ha bana sorarsanız hiçbir şey çıkmayacak ama netice itibariyle rusya'nın sınıra 200 bin küsür asker yığdığı, çin sınırını filan boş bırakıp elindeki her şeyi ukrayna sınırına getirdiği bir durumdan söz ediyoruz. risk almaya değmez.

ortalık yatışırsa mayıs-haziran güzel olur diye düşünüyorum ama akşamları yine serin olur, bebeyi lahana gibi sarmak gerekebilir. 5 güne iki şehri de sığdırabilirsiniz diye düşünüyorum, lviv'i kesinlikle görmenizi tavsiye ederim. kutu gibi minnak şehir zaten, taş çatlasa iki günde altını üstüne getirirsiniz.
0
der meister
(07.02.22)
Bence bu sene ukrayna oldukça riskli.
Bir çatışma durumunu önden haber vermeyeceği için kimse, bir anda gece uyurken ukrayna'da mahsur kalmış bulabilirsiniz kendinizi.
0
anten
(07.02.22)
basınıza bir sey gelebilir evet. kievde 1 gün geçirmek yeterli o yüzden plana hiç dahil etmeseniz bile olur. ya da gidişi kieve yapıp bir gece kalıp ertesi gün trenle lvive gidebilirsiniz(denendi bu) ben kievi çook sevdim ama gezilecek bir yer yok diyebilirim lviv çok daha keyifli mekanlar açısından, sokaklar, gezmelik yerler
0
ala09
(07.02.22)
(15)

İştahınız nasıldır?

magni
Ben yemek konusunda aşırı iştahı açık biriyimdir. Öğün atlamam ve her öğünü kıtlıktan çıkmış gibi iştahlı ve zevk alarak yerim.Kardeşimin ise benle alakası yoktur mesela. O sadece karnını doyurup yaşamını devam ettirmek için iki lokma bir şeyler yiyip devam eder hep. Yemeğe çok özenmez, bir şeyler b
Ben yemek konusunda aşırı iştahı açık biriyimdir. Öğün atlamam ve her öğünü kıtlıktan çıkmış gibi iştahlı ve zevk alarak yerim.

Kardeşimin ise benle alakası yoktur mesela. O sadece karnını doyurup yaşamını devam ettirmek için iki lokma bir şeyler yiyip devam eder hep. Yemeğe çok özenmez, bir şeyler bulup yer falan. Bana da şaşırır, ben de ona şaşırıyorum :)

Sizin iştah durumlarınız nasıldır peki?
0
magni
(06.02.22)
İştahım iyi ama fazla yemek yemeye karşıyım. Tıka basa yemek yemem hiçbir zaman. Tam doymadan bırakırım.
0
dissendium
(06.02.22)
Yemek yerken -fast food değilse- keyif almam açıkcası. Ama günde sadece iki öğün yediğim ve if yaptığım için büyük porsiyonlar tercih ediyorum. Böylelikle üç saat sonra spor yaptığımda da açlık hissi yaşamıyorum. Ama dediğim gibi keyif almıyorum :(
0
ruhen hastayim ben
(06.02.22)
Valla senle kardesinin karisimi gibi biseyim. Birileri yemegi hazirliyorsa senin gibiyim oturur deli gibi yerim, yok ben yemegi yapacaksam da 'ne gerek var simdi ugrasmaya' der biseyler atistirir gecerim.
0
j r r tolkien hayrani
(06.02.22)
futbolla alakan var mı bilmiyorum ama eskiden fenomen ronaldo deyu bir amca vardı (cristiano ronaldo değil, gerçek ronaldo). efsane futbolcuydu. senin benim yaşasak mutfağa gidemeyeceğimiz diz sakatlıklarıyla herif her maç sahaya çıkıp 2-3 gol atardı. bu amca futbolu bıraktıktan sonra öyle bir şişmanladı ki ne zaman fotoğrafına baksak üzülür hale geldik, "olm naptın kendine" dedik... gerçi sanırım tiroid hastalığı vardı, onun da etkisi biraz.

ben işte ronaldo gibiyim. AYI GİBİ yiyorum. 19-20 yaşıma kadar tabanı yanık it gibi koşturduğum, spor yaptığım için bunun normal ve sürdürülebilir olduğunu düşünmüştüm, sonra obez olup çıktım.

iki öğün yerim ben. üç yapsam 600 kilo olurdum çünkü. ikiye rağmen şişkoyum. acı, tatlı, ekşi, tahta, hava, su, toprak... fark etmiyor. mütemadiyen yer ve içerim, büyük keyif alırım.

yemek için aç olmama gerek yok, hatta açıkçası öyle iki saat yemek yemeyince şekeri düşen, kendini halsiz hisseden biri değilim. gerekiyorsa 20 saat yemem, alışığım da öyle şeylere, çok koymaz.

ama yemeyi çok seviyorum işte, o yüzden aman biraz dengeli beslenmeyeyim... hemen bir hafta içinde nerede zararlı, pis şey var ayı gibi yer; vermiş olabileceğim bir kiloyu itinayla geri alırım.

tıp çaresiz, biyologlar sessiz... çözümü yok. cevabımı ünlü filozof sinan engin'in bir sözüyle bitirmek isterim,

"diyetisyenler lahmacunla zayıflama programı yapsın kardeşim. yemeyince ben zaten zayıflıyorum. önemli olan yerken sağlıklı olabilmek."
0
der meister
(06.02.22)
spor yaparken zirvede
yapmadığım zaman normal/kapalı
0
superb
(06.02.22)
Yemek yemeyi hiç sevmem, ama kilo almak için günde dört öğün dahi yiyorum, hatta son zamanlarda hiç aciktigimi hatirlamiyorum. Sabah uyandigimda tok hissediyorum yine de kahvaltı yapıyorum. Yatana kadar hiç açlık hissetmeden sürekli yiyorum.
0
sanguine
(06.02.22)
Ağzıma giren her türlü yiyeceğin içeceğin ince hesabını yaparım. Kötü yemek yersem moralim bozulur, kötü yemek yeme ihtimali bile kızdırmaya yeter. Kötü bir şey yiyeceğime biraz daha aç kalıp iyisini yemeyi tercih ederim.

Bu yüzden atıştırmam, yiyeceksem doğru düzgün yemek yerim. If düzeniyle beslenmeye çalışıyorum 4 senedir, bu anlamda da bana uygun bir düzen. Haliyle çok sık yemiyorum ama yedim mi iyi yiyorum.

İştahım sürekli açık olmasa bile güzel bir şey yenecekse her an hazırımdır yemeye. Yanımda biri yerken ne kadar tok olursam olayım ben de bişiler yerim en kötü kemiririm.

Kendimi dizginlemem gereken tek nokta tatlı oluyor çünkü if'i en çok zorlayan konu o. Onda da 10 günde 1den fazla yememeye çalışıyorum.
0
baba jo
(06.02.22)
Kitliktan cikmis gibi yemem. Ogun de atlarim. Is yerinde keyifle yemek yeme imkanim olmadigi icin mesela hic yememeyi tercih bile ediyorum. Keyif alma sartiyla, istahim var.

Istahsiz insanlari, yemekle oynayanlari, keyifli masalardan keyif almayanlari sevmem.
0
buf-e kür
(06.02.22)
sıfır. 42 kiloyum.
0
rose parks
(06.02.22)
genel olarak çok azdır. tüm gün yemek yemediğim ya da aramadığım olur. spordan sonra sağlıklı yemekleri daha iştahlı yerim. hafta sonu kahvaltısına özenirim. güzel masa hazırlarım. tek başıma ya da kalabalık farketmez.
0
gabe h coud
(06.02.22)
insanlarin benden beklemedigi kadar istahliyim. Ama dediginiz gibi kitliktan cikmis gibi yemem, fazla yemenin zararli oldugunu biliyorum zira. Ama cok acik degilim yeni seylere. Yani sebze falan denerim de, burada tavuk ayagi falan yeniyor cok, veya yumusak tofu falan, yememem halinde benim ve sevdiklerimin hayati tehlikeye girmeyecegi surece yemem.
0
sopiro
(06.02.22)
eğer tek başımaysam, kardeşin gibi karnımı en kısa şekilde doyurup yaşamıma devam etmeye bakarım. bir sevdiğim, eşim, dostumlaysam daha çok senin gibiyim. iştahım açılır, yemekten aldığım zevk artar vs.

nedenini ben de bilmiyorum. :)
0
taçsız kral pele
(06.02.22)
20-30 arası kadar çok değil
önceden öğlen ve akşam ayrı ayrı
çorba, sebze yemeği, et yemeği, patates, tatlı yiyebiliyorudm ve daha düşük kiloydum
0
bir soru sorcam
(06.02.22)
Ben çok istahli biri degilim genel olarak. Arada bir istahim hayvan gibi acilip yemege saldirdigim oluyor donem donem ama sureklilogo olmuyor genel olarak istahsizim. Senin gibi iştahı acik, zevkle yemek yiyenleri de kiskanirim. İstahli biri olmak isterdim valla, yemek yemek guzel sey.

Senin gibi bir arkadasim var ve ben ona o da bana sasiriyoruz karsilikli. Bana bir kere demisti ki yahu seni anlamiyorum nasil boylesin, ben su gordugun tencerenin tamamini rahatlikla yerim, yemiyor olmamin sebebi cok kilo alirim diye kendimi frenliyor olmam, yoksa tamamini oturup yerom rahatlikla demisti. Ben sasiriyorum tabii.

Ama böyle hayvan gibi yemek isterdim sahsen, cok yemek yediğim istahim acildigi zaman buyuk zevk aliyirum cunku. O zevki her zaman tadabilmek isterdim ve ayrıca hayvan gibi yesem spor salonunda da agirliga hayvam gibi abanirdim ne guzel olurdu. Araca cok yedigim oluyor dediğim gibi, o gunlerde spor salonunda da hayvan gibi abanabiliyurm enerjim oldugundan dolayi. Keske hergun boyle hayvan gibi yiyebilswm.

Kilo almaktan falan da korkmuyorum valla, kilomu kontrol edebilirim, gerektiginde az yerim ben yani yeter ki istediğmde fazla yiyebiliyor olayim:) zaten yedigom kadar spor da yapıyorum, cok yesem cok yaparım.
0
stavro
(06.02.22)
Sırf hayatı devam ettirebilmek adına yemek yiyen bir tipim çok zayıf da değilim gerçi ama yemek yemeyi bile unutuyorum çok iştahlı yediğim şey çok nadirdir.
0
esinikaybetmiscorap
(06.02.22)
(11)

Pazar günü planımız nedir

ikikerekac
Yatmak mı
Yatmak mı
0
ikikerekac
(06.02.22)
Şu an kahvaltımi bitiyorum 1 gibi spora ardından yüzmeye gidicem
0
sanguine
(06.02.22)
Valla plan falan yok büyük ihtimal "ne ara bitti hafta sonu" diye hayıflanmakla geçiririm günü.
0
j r r tolkien hayrani
(06.02.22)
ders çalışmak.
0
rakicandir
(06.02.22)
bime gitcem, çöp atcam, perdesiz bass kaydı yapıcam.
0
killerbee
(06.02.22)
hastayim, o yuzden sabahtan aksama kadar mac izlicem. gerci hasta degilken de farkli bir sey yapmiyorum ama olsun
0
der meister
(06.02.22)
Popomu kaldırabilirsem temizlik yapacağım.
0
peki madem
(06.02.22)
ikea gezmesi
0
ala09
(06.02.22)
tez için gerekli belgeleri okuyacağım. akşam bir film izlerim. arada da alış verişe çıkarım belki.
0
Mossy
(06.02.22)
yatmaktan başka çarem yok. covid pozitifim. dizi/film izlerim herhalde. daha başka neler yapabilirim diye düşüneceğim.
0
bitchesaintshit
(06.02.22)
Erken kalkıp kahvaltı eşliğinde online eğitim
Eğitim bitti uyku
Şimdi dev bir temizlik yapmam gerekiyor ama yatıyorum
0
megalomaniac
(06.02.22)
Yatmak istemiyorum ama yatıyorum. Gaza gelemedim
0
🌸ikikerekac
(06.02.22)
(4)

heyecan duygusunu sıklıkla yaşayanınız var mı?

kurcalamabozarsin
coşku duygusunu sıklıkla yaşayabilen? hayatımda coşku heyecan yok resmen yahu hemde cok uzun zamandır. bir tek yemek konusunda var, mesela fondü ya da hamburger yemeye gitsem falan oluyor onu da kilo almamak için yiyemiyorum. bütün aktiviteler eh fena değil tadında yaşanıyor, arkadaslarıma bakıyorum
coşku duygusunu sıklıkla yaşayabilen?

hayatımda coşku heyecan yok resmen yahu hemde cok uzun zamandır. bir tek yemek konusunda var, mesela fondü ya da hamburger yemeye gitsem falan oluyor onu da kilo almamak için yiyemiyorum. bütün aktiviteler eh fena değil tadında yaşanıyor, arkadaslarıma bakıyorum hepsi mutsuz.

günlerce düşündüm nasıl arıtırırım coşkuyu nasıl getirirm hayatıma, elimdeki imkanlarla bulamıyorum çözüm.
sizde nasıl durumlar?
0
kurcalamabozarsin
(03.02.22)
abi bu aslında biraz kişilik meselesi ve açıkçası hayatında coşku olmamasının kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. ben özellikle spor konusunda çok coşkulu, çocuk gibi hevesli bir insanım ama tanıdıklarıma hayatı zindan ederim sürekli mızıldanarak, depresif olarak vs... ben misal f1 yarışının olduğu pazar günleri uyanıp duvarları filan öpecek hale geliyorum, dünyanın en enerjik ve mutlu insanı oluyorum. benzer şekilde güzel maç filan varsa... ama genel olarak baktığında aslında "gerçek coşkunun yokluğundan dolayı coşkuyu beni doğrudan ilgilendirmeyen şeylerde" bulduğumu söyleyebilirsin.

o yüzden coşku bulma kaygısı olmaksızın hoşuna giden ya da gideceğini düşündüğün şeyleri yapmaya çalış derim. git ye hamburgeri mesela, aynı gün başka bir şeyden ya da öğününden kısarsın, bitti gitti... olmadı iki gün. bir hamburgerden kilo alınmaz. bunu genele yansıtmak istemem tabii ama eğer genel olarak böyle düşünüyorsan bazı şeylere çok temkinli yaklaştığını, dolayısıyla hep sonuç düşünme eğiliminde olduğunu varsayarım. böyle olunca insan keyif aldığı şeylerde bile olası zararı düşüneceği için kolay kolay coşku duyamaz. halbuki bir hamburgerden ne olacak yahu, ben yarım tonluk gövdemle yediğim halde kilo veriyorum, hadi aldın diyelim 1 kilo alırsın. ye gitsin. istediğin şeyi yapmıyorsun ki, yapsan belki coşku hissedeceksin.
0
der meister
(03.02.22)
Sevinç, anlık mutluluk ve coşku/heyecan arasında biraz fark var. Ben de yemek yerken duygusal açlık giderdiğim için hamburgerin verdiği duygunun heyecan ya da coşku olmadığını, zayıf kaldığını kendi adıma söyleyebilirim

Sanırım çooook sevindiren çook büyük bi olay çook uzun zamandır yaşamadım , unuttum bu hissi

En son yıllar önce ilk kez istanbula giderken hissetmiştim sanırım
0
photo85
(04.02.22)
Buna sebep olabilecek bir çok neden var. İnsanın yaş aldıkça heyecan duygusunun azalması, ekonomik sıkıntılar, pandemi dönemi özgürlüklerin kısıtlanması, arkadaşlarla bir araya gelememek gibi şeylerle beraber böyle hissedilmesi gayet normal. Bu arada çoğu kişinin senin gibi hissettiğine inanıyorum. Bir kaç kafadar bir araya gelir ve bir projeyi ortaklaşa yaparsa(ne olabileceğini bilemiyorum) ya da arkadaşlarla takım oyunlu bir spor yapılırsa o heyecan geri gelir diye tahmin ediyorum.
0
graphytube
(04.02.22)
Coskudan kasıt yaşama sevinciysee bende bolca var. İsteyen arkilere verem. Küçücuk şeylerden çok keyiflenebilirim. Bir cayirda yürürken bile mutluluktan aglicak gibi keyif alabilirim

Ama mesela duyacagim hiçbir şey beni sasirtmaz, heyecan yaratmaz. Biri gelip cocugumu kestim dese önce bı "hmm bı bakalım bu işe" derim

Bence de kişilik meselesi. Sonradan eklenebilen bir ozellik olduğunu sanmam. Belki daha bıcır bıcır arkadaslar edinerek bı nebze... Daha ters bile tepebilkr
0
abuzer
(04.02.22)
(8)

hangi operatör/paketi hangi fiyata kullanıyorsunuz?

baldan kaymak
kullandığım paketlerin tamamına zam gelmiş. merak ettim de belki hat değiştiririm.
kullandığım paketlerin tamamına zam gelmiş. merak ettim de belki hat değiştiririm.
0
baldan kaymak
(02.02.22)
istemeden vodafone geçtim 13 gb 55tl 2 gb hediye

turkcellden memnundum ama pahalıydı.
0
mikahakkinen
(02.02.22)
turkcell'deyim. gülümseten paket mi neyse öyle saçma isimli bir şey var, onu kullanıyorum. ay sonunda hangi paketi seçeceğimi o anki keyfim ve maddi durumum belirliyor açıkçası. genelde 50-70 arası bir şey ödüyorum, 14-20 cigorayt arası internet ve 1000dk konuşma. bana yetiyor, mevcut koşullarda pahalı da gelmiyor ne yalan söyleyeyim ben 2-3 sene önce daha pahalı buluyordum turkcell'i, her seferinde "ulan bu kadar para mı verilir buna" diyordum. şimdi biraz daha normal geliyor ama diğer operatörlerden haberim yok.
0
der meister
(02.02.22)
Bimcell daha ekonomik
0
komando kani var bende
(02.02.22)
mutlu firsat 25gb 95₺
faturali degiljm her ay baska paket cikabiliyor ortalama 20gb 90₺ oduyorum turkcell
0
ala09
(02.02.22)
Vodafone 18+2gb (+whatsapp, spotify, instagram vs ücretsiz) 82 lira.
0
kobuzchu kiz
(02.02.22)
en uygunu bimcell

15 gb + 750 dk 56 tl.

diğer operatörlerde uygun paket bulursun ama geçici olur. bimcell her zaman ucuz.
0
rose parks
(02.02.22)
15gb 1000dk 48. Tt
0
westblack
(02.02.22)
turkcell platinum star
- 16 gb net
- her yöne 2500 dk
- turkcell aboneleriyle sınırsız
- tv+ 5gb
- dergilik 1 gb
- lifebox 5 gb
- ilk ay 30 gb net
- bip 5 gb
- fizy 5 gb
- platinum üye ayrıcalıklı hizmetleri

aylık 130 tl.
0
makarnavodka
(02.02.22)
(6)

Kaslı antik yunan ve roma heykelleri cidden gerçek insanlar model alınarak

northern eagle
Mı yapılmış? Eğer öyleyse bu insanlar o çağlarda nasıl o kadar hacimlenmeyi başarmış? Misal herkül heykeli, bu vücuda sahip olmak için bu devirde bile proteine ek steroid kullanıyor insanlar. Değil mi?
Mı yapılmış? Eğer öyleyse bu insanlar o çağlarda nasıl o kadar hacimlenmeyi başarmış? Misal herkül heykeli, bu vücuda sahip olmak için bu devirde bile proteine ek steroid kullanıyor insanlar. Değil mi?
0
northern eagle
(02.02.22)
Onlar sipariş üzerine "olması gerektiği düşünülen" şekilde yapılıyor. Bak mesela penisleri de çok küçüktür hepsinin çünkü büyük penis bayalık sayılırmış o dönem.
0
Zaman Tamircisi
(02.02.22)
küçük bir akıl yürütme yaparsak, çağımızda en yaygın hastalık şeker/yağ/hareketsiz yaşama bağlı obezite. modern dünyada tüm işler hızlı ilerliyor, beden gücünü makineler almış durumda ve nüfusun yarısı obez, diğer yarısı kilo verme umuduyla gym’e gidiyor.
antik çağlarda yukarıda anlattığımın tam tersi bir yaşam şekli vardı. Kas kuvveti ile insanlar çalışıyorlardı. dolayısıyla yağ tabakasının olmadığı vücutta elbet kas kütlesi görünecekti. bana kalırsa o zamanki sanatçılar olağan durumu yüceltme adına mükemmeliyetçi bir tarz benimsemişlerdi. bu sebeple hacimli ve kaslı heykeller oluştu.
0
bugisme
(02.02.22)
abi bence o kadar hacimli değiller ya. kaslılar sadece. yani bugisme'nin dediği gibi sabah akşam amele gibi çalışan ve bugün tükettiğimiz bol şekerli besinlerin hiçbirini tüketmeyen (ya da tüketse bile onu yakabilen) adamlar zaten accuk protein yiyebiliyorsa (ki yiyorlardır herhalde hayvan etinden vs.) öyle vücutlara sahip oluyor. modern insan için bunu yapmak çok zor tabii ama hayatını ağır işle kazanan, marketten bisküvi filan almayan birisi için bu vücut zaten standart sayılır. inanılmaz emek ve fizik gücü var çünkü arkasında. öyle olmasalar tuhaf olurdu.

ha normalde olandan biraz daha hacimli yapmışlardır belki ama ben o heykellerin tamamen kafadan yapıldığını sanmıyorum, muhakkak gördükleri vücutları esas alarak yapmışlardır. hacimli deyince benim aklıma şişkin sporcular vs. geliyor mesela kolları kafam kadar, gövdesi almış gitmiş... bu heykellerdekiler öyle değil. zayıf adamlar. sadece yağ oranları çok az, kaslar ortada. atıyorum bi savaş cebeci değiller yani :)

bence eşek gibi ağır iş yapıp da zararlı yiyeceklerden uzak dursak, bol protein alsak hepimiz aşağı yukarı benzer vücutlara sahip oluruz. tuhaf olan antik yunan'da o vücudun yapılması değil bence, maalesef bizlerin bu kadar şüşko olması :(
0
der meister
(02.02.22)
hacimli değil o heykeller, aksine define, lean kaslılar. bence gerçek model ile çalışılmıştır. ablama sorayım istersen, antik yunan tarihinde doçenttir kendisi. hehe.
0
gabe h coud
(02.02.22)
Antik yunandaki o heykeller insan bedeninde tanriyi aradigi icin idealize edilip sekillendirilmis. Yani ortada bire bir ayni olculerde yasayan insanlarin olmasina gerek yok. Estetik anlamda guclu gordukleri gibi yapmislar
0
nax
(02.02.22)
hacimli olmamalarının yanında kaslı da değillerdir bence. çünkü heykeli yapılan adam tapınak inşaatında çalışan amele değil ki. sadece iyi beslenebilen bir adam. fiziksel aktivitesi düşüktür muhtemelen.
0
paintov
(02.02.22)
(2)

İspanyolca

dissendium
Akıcı İspanyolca öğrenmek ne kadar sürer? 5 yılı geçer mi? Her gün zaman ayrılacağını düşünün.
Akıcı İspanyolca öğrenmek ne kadar sürer? 5 yılı geçer mi? Her gün zaman ayrılacağını düşünün.
0
dissendium
(01.02.22)
İngilizcen biliyorsan öğrenmesi nispeten kolay. Ama anlaşması zor bir dil.
1 yıla yakın süre İspanya'da yaşadım herkes mi farklı konuşur bir dili. Listening çok çok önemli yoksa söyleneni anlamıyorum ama konuşuyoruma döner öğrenme sürecin.

der meister yazınca aklıma geldi. Bu subjuntivo denen lanet cidden mantıklı bir insanın kavrayacağı bir şey değil. Anadili ispanyolca olan arkadaşıma soruyorum neden bu durumda bu şekilde kullanıyorsunuz amaç ne? Adam bana "ben de bilmiyorum, ispanyolcayı ben 10. sınıfta anlamıştım sen çok kafana takma zamanla düşünmezsin diye cevap verdi.
0
catamenia
(01.02.22)
yok yav beş yılı geçmez. her gün en az bir saat verimli ve doğru çalışma yapacağını varsayarsak, belli bir noktadan sonra konuşma pratiğine de iyi vakit ayırdığını düşünürsek bence bugün başlasan 2 şubat 2024'te cayır cayır konuşursun. hadi olmadı 2025 de... üç seneden fazla sürmez. yalnız bu planla ilgili şunu parantez olarak eklemek lazım ki bu gerçekten zor iştir; kurs/mecburiyet vs. yoksa, masaya oturup kendin çalışacaksan çelik gibi irade ister... ha üç günde iki saat ispanyolca çalışarak da dil öğrenirsin ama bu saydığın biçimde hızlı ve verimli bir ilerleme olmaz elbette. o açıdan genel olarak "bu dilde çok iyi olacağım" kilometre taşını beş sene sonraya koymak aslında daha makul ve mantıklı olabilir, hem böylelikle iki sene sonra çok iyi seviyede değilsen moralini bozmazsın, "zaten daha fazla zaman alacağını biliyordum" diye düşünüp yoluna devam edersin.

ispanyolca başlangıç aşamasında çok zor değil. ingilizcen de varsa ufak tefek farklılıklarla bir sürü kelimeyi biliyor olacaksın zaten. yalnıııııız ispanyolcada subjuntivo diye bir bela var ki rusçaya filan rahmet okutur. ser, vivir filan gibi aslında göze gayet sempatik ve basit gelen fiiller öyle çekimleniyor ki "hadi lan bu aynı fiil değildir" diyorsun. her fiilin 30-40 tane çekimi olduğunu düşün.

şimdi genelgeçer düzeyde ispanyolca bilmek, az buçuk sohbet edebilmek için tabii ki subjuntivo bilmeye gerek yok ama sen akıcı demişsin. ben akıcı konuşmadan şunu anlarım: yeri geldiğinde sen ispanyolca, düşünmeden, belki yavaşça ama rahatlıkla her türlü şeyi kendi konuşabilmelisin. ana dilindeki kadar çok kelime kullanmazsın belki ama yine de kelime bilgin çok güçlüdür, gramer hatası ya yapmazsın ya çok nadiren yaparsın, hani ispanyol seni dinlediğinde "vay anasını adam çatır çatır konuşuyo lan" der.

bu seviye bence SIKI ÇALIŞMAYLA iki, bilemedin üç yılda görülür... ama harbiden acayip üstüne düşmen lazım. her gün çarşaf çarşaf ispanyolca okumak, dinlemek, yazmak gerek. kısacası dili aktif olarak devamlı kullanmak şart, yoksa istediğin kadar çalış ilerlemek bir noktadan sonra yavaş oluyor. ingilizcenin nispeten kolay öğrenilmesinin sebebi de aslında kolay olmasından ziyade erişilebilirliği... "ingilizcemi geliştircem" dersen o kadar fazla şey var ki yapabileceğin... en basitinden gir reddit'e yardır aga, sabah akşam oku ve yaz. altı ay sonra annenle konuşurken ingilizce düşünmeye başlarsın. uçar gidersin.

ispanyolcada ama mesela ne yapacaksın, fikrin var mı? her allahın günü sadece okuma değil aynı zamanda yazma, konuşma, dinleme gibi şeyler yapmak gerek. en azından "ben artık oldum tamam" diyene kadar. "yaparım" diyorsan üç yılda akıcı, beş yılda vatandaş, sekiz yılda valencia valisi, 15 yılda ispanya devlet başkanı olursun. hiç sorun değil.

gerçi valencia demişken, bu ispanyolların konuşması da bölgeden bölgeye farklılık gösterebiliyor. valencia'da, galiçya'da filan çok daha farklı ve hatta kendi ayrı dillerini konuşuyorlar mesela. katalanlara, basklara girmiyorum bile. bi' de güney amerika ispanyolcası avrupa ispanyolcasından daha farklı. bissürü ıncık cıncık iş.

hevesin varsa, yaparım diyorsan yardır gitsin, neden olmasın ama zor olduğunu bilerek gir derim, sonra motivasyon kaybı yaşama.
0
der meister
(02.02.22)
(14)

Olayları kafanızda büyütür müsünüz?

onyetele
Kafanızda bir olayı büyütür müsünüz?Mesela -ya amma da abarttın şunu diyenler oluyor mu? Haklı olduğunuz halde?
Kafanızda bir olayı büyütür müsünüz?

Mesela -ya amma da abarttın şunu diyenler oluyor mu? Haklı olduğunuz halde?
0
onyetele
(27.01.22)
Kafamın içindekileri deşifre etseydim derlerdi hatta korkup kaçarlardı.
0
ruhen hastayim ben
(27.01.22)
Kendi kendime diyorum ben ama dinlemiyorum da
0
kisa
(27.01.22)
Bazı şeyleri sırf toplum benden bunu ciddiye almamı bekler diye umursuyorum. Bana yapılan şey suç teşkil etmediği sürece pek umursamam.
0
eksisozlukokuryazari
(27.01.22)
hayır, üzerine uyurum, düşünürüm, sebebini, kaynak nedenini bulmaya çalışırım. kendi hatalarımı kendi kendime itiraf ederim. samimi bir şekilde düzeltmeye çalışırım.
0
gabe h coud
(27.01.22)
Hiç büyütmem, refleks olarak unutup bir daha üzerine düşünmeme moduna giriyor beynim. Hatta büyütmem gereken şeyleri de büyütemiyorum bu sebeple.
0
Bruce
(27.01.22)
Büyütmem, hiçbir şey büyütmeye değmez
0
lcha
(28.01.22)
Büyütmem, büyütemiyorum daha doğrusu.
0
juliette
(28.01.22)
İnsanlara anlatmadığım için "amma abarttın" diyen yok ama gereksiz şeyleri inanılmaz büyütme, sürekli argüman üretme ve geceleri uyuyamayacak kadar düşünme yeteneğine sahibim evet.
0
peki madem
(28.01.22)
hem de nasil.
0
durgunfoton
(28.01.22)
Bu konuda bir dünya markasıyım.
0
chihirovekohaku
(28.01.22)
Kaygı bozukluğundan muzdaripken inanılmaz büyütür, etrafımdaki insanlara da negatif enerji saçardım. Hastalıktan kurtulunca bakış açım da değişti, olayı büyütmem veya pişman olmam geçmişi değiştirmeyecek, geleceği olumlu yönde şekillendirmeyecek ne üzeceğim kendimi kafasına ulaşabildim. Büyük rahatlık.
0
tamam sakinim
(28.01.22)
aboov hem de nasıl. karşılıklı harala gürele mevzuu değil de genel olarak en ufak şeyi bile kafama takarım, dert olmayan şeyden dert çıkarıp içinde boğulurum. biraz aşama kaydettim sanki ama yeterli değil hala.
0
der meister
(28.01.22)
İnanılmaz derecede büyütüyorum. Karşı tarafın hiç haberi olmuyor ama ben kendimi bitiriyorum. Çok yorucu bir durum, son günlerde farklı yöntemler deneyerek odağımı başka yönlere çevirmeye çalışıyorum.
0
hayalhayal
(28.01.22)
Belki bu konuda dünyada rakibim yoktur. Maalesef...
0
izza
(30.01.22)
(11)

The Office

Zaman Tamircisi
Bu diziyi daha önce hiç izlemedim, izlesem mesela döneminde yayınlandığı gibi komik gelir mi yoksa zamanın ruhuna yenik mi düşer sizce? Misal Seinfeld dizisini çok severdim yayınlığı dönem çok da gülerdim ama bugün izlesem muhtemelen yapılan esprilere o kadar da gülmem gibi geliyor, siz ne diyorsunu
Bu diziyi daha önce hiç izlemedim, izlesem mesela döneminde yayınlandığı gibi komik gelir mi yoksa zamanın ruhuna yenik mi düşer sizce? Misal Seinfeld dizisini çok severdim yayınlığı dönem çok da gülerdim ama bugün izlesem muhtemelen yapılan esprilere o kadar da gülmem gibi geliyor, siz ne diyorsunuz? Teşekkür ederim.
0
Zaman Tamircisi
(25.01.22)
Seinfeld’e yine gülersin. Belli bir kalitede yapımlar zamandan bağımsız, kaliteli, o hissi hep veriyor.

The Office harika bir komedi. Hiç üzerinde düşünmeden başla derim.
0
gabe h coud
(25.01.22)
ben geçen yıl izledim ve aşırı güldüm. izlediğim en komik yabancı dizi.

ilk sezon 6 bölüm biraz sıkıcı gelebilir. diziye alışırken bu ne lan? diyebilirsiniz.
0
jelly bear
(25.01.22)
İzlemeye karar vermiştim ama biraz gaza geleyim dedim teşekkür ederim :)
0
🌸Zaman Tamircisi
(25.01.22)
ben ilk çıktığında her hafta izledim, geçen hafta 3 ya da 4. kez bitirdim.

the office zamanlar arası bir köprü. şimdi asla yayınlanamazdı ama ahahah.
0
passion rules the game
(25.01.22)
bundan 20 yıl sonra izlesem yine gülerim zamansız bir dizi, en sevdiğim komedi dizisi.
0
kendi dugunune gitmeyen kamber
(25.01.22)
Bu dizi dışında her dizi dönemine göre bugünün şartlarından daha komikti belki. Ancak izledikçe de anlarsınız bu dizinin zamana yenilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Her daim ayı gibi komik olacak bir dizi.
0
zoque
(25.01.22)
Geçen yıl izlemeye başlayıp o zamana kadar izlemediğime pişman olmuştum. İlk 2-3 bölüm çok sarmayabilir ama sonrası çerez gibi üst üste izleme isteği uyandırır.
0
anatomik
(25.01.22)
94 doğumluyum, geçenlerde başladım ve altı sezonu devirdim, daha önce izlemediğim için pişman ve yakında bitireceğim için hüzünlüyüm.

kardeşim 2003'lü, o da başladı, daha ikinci sezonda ama maykıl aşağı maykıl yukarı çok severek izliyor.

seversin sevmezsin orası ayrı ama "şimdi izleyince gülünür mü, zamana yenik düşer mi" sorusunun cevabına bir ekleme de ben yapmış olayım böylelikle. şimdiden iyi seyirler, yeni başladığın için kendini şanslı hissederek ekstra keyifle izle :)
0
der meister
(25.01.22)
uk versiyonu fena değildi
0
ShadowOfMoon
(26.01.22)
valla seinfeld'i 10 yil sonra izlesem yine gulerim bence.
the office de zamanin cok otesinde bir dizi emin ol.
0
bay b
(26.01.22)
The Office'i yakın zamanda Amazon Prime'da bitirdim. Hayatımda izlediğim en güzel şeylerdendi.
0
pispinti
(26.01.22)
(9)

loser erkek filmleri

iste o bendim
Kalabalıklar içinde yalnız kalmış adam filmleri arıyorum.zeki demirkubuz, NBC tarzı.NAKED, kaybedenler kulübü gibi. loser filmleri.
Kalabalıklar içinde yalnız kalmış adam filmleri arıyorum.

zeki demirkubuz, NBC tarzı.

NAKED, kaybedenler kulübü gibi.

loser filmleri.
0
iste o bendim
(25.01.22)
Inside Llewyn Davis
0
Tutkun
(25.01.22)
Brothers olabilir belki.
0
stavro
(25.01.22)
Animasyon ve dizi ama Bojack Horseman önerebilirim.
0
r_u_h
(25.01.22)
0
kanlakarisikyagmur
(25.01.22)
Call my lawyer sayılır mı?

Better call Saul olacaktı ya.
0
mezarkabul
(25.01.22)
Trainspotting

All These Sleepless Nights

The Big Lebowski

Uzak (Nuri Bilge Ceylan)

Fight Club

Dream With the Fishes

Moonlight Box

Joker

Aklıma bu filmleri getirdi verdiğiniz tanım.
0
old possum
(25.01.22)
leviathan'ı öneririm. en sevdiğim filmlerden biridir. zvyagintsev'in çektiği rus filminden bahsediyorum, başka da var sanırım aynı isimle. hatta şöyle söyleyeyim o filmdeki dayıtın yanında dünyanın en loser adamı rockstar gibi kalır.
0
der meister
(25.01.22)
mr nobody
0
karayel
(26.01.22)
he was a quiet man
0
put it in your appropriate place
(26.01.22)
(18)

Kar seviyor musunuz

dissendium
Artık yaştan mıdır nedir (28) kar yağdığını görünce "kar mı yağmış" deyip kafamı çeviriyorum. Hiç öyle yağarken izleyeyim falan demiyorum. Şu an yaz gelsin diye dua ediyorum. Temmuz, ağustos efsane aylar. Yazı acayip özledim. Siz karın keyfini çıkaranlardan mısınız yoksa iğrenerek mi bakıyorsunuz?
Artık yaştan mıdır nedir (28) kar yağdığını görünce "kar mı yağmış" deyip kafamı çeviriyorum. Hiç öyle yağarken izleyeyim falan demiyorum. Şu an yaz gelsin diye dua ediyorum. Temmuz, ağustos efsane aylar. Yazı acayip özledim. Siz karın keyfini çıkaranlardan mısınız yoksa iğrenerek mi bakıyorsunuz?
0
dissendium
(25.01.22)
Ben sevmiyorum. Fakire, sokak hayvanlarına yazık. Evsize yazık.
0
garylineker
(25.01.22)
Baharı ve yazı çok severim. Karı da severim. Üstünde yürüyüp iz bırakacak kadar olmalı, tam olarak bugünkü gibi.

İnce ince yağan yağmur ve beraberinde gelen çamurdan nefret ederim. İğrenç :)
0
gabe h coud
(25.01.22)
Klasik insan modu benimki, kar sıra dışı bişey değilken çok bayılmazdım. Ama hafta sonu baya kara maruz kaldım, eğlendim.

Ha, bu yüzden şu anda İstanbul'daki yağış beni çok etkilemedi koşmadım soğuğa ama izlemesi de güzel. Tabii evden çalışmıyor olsaydım bu kadar sempatik gelmezdi.
0
Bruce
(25.01.22)
Sevmem, seveni de sevmem :)

Kar romantizmini de hiç anlamıyorum soğuk nedeniyle zor durumda olan onca canlı varken.

Kartopu yaşım da çoktan geçti :)
0
dreamnesiac
(25.01.22)
ben su an kar magduruyum ama hayvan gibi karla oynuyorum bi yandan... asiri severim. cocukken hep yilbasi, kar manzarali kartpostallar biriktirirdim asiri temiz hava veriyor bi de. ama sadece yunusak kar
0
ala09
(25.01.22)
aşığım. 27 yaşındayım, üç yaşındayken de şimdi de aynı heves ve heyecanla bekliyorum.

tabii ki kimsenin sokakta kalmasını, başına iç gelmesini, işe gidip gelememesini vs. istiyor değilim ama bunu doğanın bir gerçekliği olarak görüyorum. insanların evsiz kalması veya işe gidememesi toplumsal bir problem daha çok. karda oynayan, mutlu olan insanlar da zaten "ohh sokak hayvanları ölüyor" diye filan sevinmiyor, o yüzden bazı insanların bu kar sevenleri teröristmiş gibi gösterme tavrını anlamsız buluyorum.

doğu'nun köyünde ya da sibirya'da kar yüzünden çok zorluk yaşamış birinin sevmemesini, tiksinmesini anlarım elbet ama ben trakya'da büyüdüm, ankara'da yaşadım, ukrayna ve letonya'da sıcaklığın -20'nin üstüne çıkmadığı yerlerde sokakta kaldığım ve "aa tüh ölcez galiba neyse" dediğim zamanlar gördüm ama yok abi manyak gibi seviyorum hala.

aşırı yağar misal ona bi şey yapamazsın elbet ama ben yarın bi gün arabam olsa hava durumunu zaten haftalar öncesinden takip ettiğim için ona göre kış lastiğimi, zincirimi hazır eder; arabanın karını buzunu nasıl kısa sürede temizleyebileceğime bakar, koşullara olabildiğince uyum sağlamaya çalışırım. uyandığında kar görüp "ulan hay böyle işin, kim uğraşacak şimdi bu angaryayla?" diyeni anlarım elbet ama ben işte o uğraşı bile ayrı severim, bıkmam.

zaten iklim öyle bozuldu ki finlandiya'daki adam bile artık kışın ne kadar kar göreceğini bilemiyor, şubat ortasında diz boyu kar varken 10 gün sonra hava 8 derece olabiliyor filan... bence bizim çocuklarımız filan karı çok nadiren görecek, o yüzden hazır hala arada yağıyorken ben tadını çıkarma taraftarıyım.

BEN <3 KAR
0
der meister
(25.01.22)
yasim cogunuzdan buyuktur. cocukken nasil seviyorsam bugun hala ayni sekilde seviyorum. gunlerdir kar bekliyorum desem yeridir bugun doydum nihayet. yaz ve sicagi hic sevmem. ilkbahar sonbahar severim, bir de kar. temmuz agustos benim icin iskence aylar. sicaga gunese tahammulum hic yok. sogukta giyinirsin isinirsin ama sicakta ancak derine kadar soyunabilirsin ve yetmez. klima ile cekilir oluyor sadece. hele disarida gunes tepende kan ter icinde kalmak vs. nefret ederim. kar oyle mi be ya...
0
robokot
(25.01.22)
İlkbahar > sonbahar > yaz > kış

Soğuk sevmiyorum.

Sadece güzel bir bungalovda, soba/şömine yanarken sevebilirim
0
abuzer
(25.01.22)
Ben de ilkbahar ve yaz insanıyım, soğuk ve karanlık havaları sevmem. Fakat karın yeri çocukluğumdan beri ayrı. İlk hava tahminleri ile birlikte gözüm dışarıdadır, yağınca da mutlu olurum. 7 aylık hamileyim, yine de dışarıda kardanadam yaptım dün, bugün yine çıkarım.

Devletin, patronun, görevlilerin işini düzgün yapmaması üzerine yemek siparişi verenleri, kar yağdı diye sevinenleri suçlayanlar da çok büyük mantık hatası içerisinde olduğunu düşünüyorum, eklemeden geçemeyeceğim.
0
gmzo
(25.01.22)
nefret ediyorum
0
passion rules the game
(25.01.22)
Sokak hayvanlarını düşününce kahroluyorum. Keşke bu konuda bi' farkındalık oluşturabilsek.
0
kumandanim
(25.01.22)
İlk 2 gün seviyorum. Eskişehirliyim ben, kar yağınca iki gün eğlenirim, sonra kaldırımlar ve ara sokaklar dev buz pistine dönüşür, caddeler çamurlu kar yığını olur ve ben kışın kalanını sürekli homurdanıp söylenerek geçiririm, dışarı çıkmaktan nefret ederim.

2007'de Antalya'ya kar yağdığında oradaydım, "nolmuş ya hiç mi kar görmediniz" diye uyumaya devam etmiştim. Ama yıllardır düzgün kar görmedim, özlemişim, pazar gecesi çıkıp yürüdük, sahile indik, tipinin ortasında kaldık, çok eğlendim. Bugün dışarı çıkmam lazım, tiksiniyorum.
0
kobuzchu kiz
(25.01.22)
Ben de Eskişehir'de 5 yıl kadar öğrencilik yaptım. Haftalarca karın yerden kalkmadığını hatırlarım. Ama her şeye rağmen seviyorum.

Dün 4-5 arkadaş Üsküdar yokuşlarında geç saatlere kadar amansızca kaydık:V
0
lüzumsuz adam
(25.01.22)
Her türlü doğa olayını uzun sürmediği sürece çok severim. Bir yazcı olarak kar özellikle favorimdir. Ama işe falan gitmek zorunda kalsaydım çok küfür ederdim şu an
0
roket adam
(25.01.22)
Kis bizim gibi gelismemis ulkelerde sefalettir ya. Bereket yonu tamam ama ben nefret ederim yagmur, camur, soguk vs.

Yaz olacak abi. Bi sort bi tshirt atacaksin kendini disari. Kapali mekana mahkum kalmayacaksin.

Yaz aksami kokusunu cekeceksin icine. Mis gibi ya.
0
celebi efendi
(25.01.22)
Aslında yağarken izlemeyi, sonrasında şehrin görüntüsünü falan aşırı seviyorum ama artık eskisi kadar saf bir mutluluk duyamıyorum çünkü aklıma gelen ilk şey sokaktaki hayvanlar oluyor.
0
ms brownstone
(25.01.22)
Hayir zerre sevinmiyorum. Bir yetiskin yanımda aaayyy kar yagiyor diye sevinemye basladiginda da uyuz oluyorum. Cunku kar yağışı demek yollarin kapanmasi demek. Trafigin artmasi ya da komple kitlenmeso demek. Yolda kalmak demek. Bir yere gidememek demek. Kar demek sikinti demek. Kar yağışı gelince benim aklima yollar geliyor, sevinmiyorum dolayısıyla.

Bembeyaz kar ortusunun görüntüsünü ben de pek severim sahsen ama sehre kar yağmasına sevinmenin alemi yok. Kis tatiline gideceksem eyvallah, bol bol yağsın bayilirim kara. Ama isim gücüm varken İstanbul'dayken karin bana zarardan baska seyi yok.
Kar Uludağ'da güzel erciyeste guzel efendime soyleyyeyim ilgazda guzel, isin gucun yokken tatildeyken guzel. Sehrin ortasinda kari ne yapayım ben?

Soguk havadan kistan da nefret ederim. Yazi ben de dort gozle bekliyorum yaz demek kolaylik demek. Daha fazla gun isigi, uzerinde 35kilo kiyafet yok, yaz meyveleri, acik hava konseri bilmemnesi, deniz tatili ne varsa yazsa var.
0
stavro
(25.01.22)
Kar seviyorum, oldukça sıcak bir memlekette büyümeme rağmen, kışları yaylalara gidip kar ile oynardık.

Elbette karın etkiledği durumlarda kalmak kötü ona katılıyorum ama soğukta kalan insanlar hayvanlar kısmına katılmıyorum.

der meister ilk paragraf +1 , çünkü her zaman her yerde zor durumda kalan insanlar var onları düşünürsek işin içinden çıkamayız.
0
ceketimi alip cikcam
(25.01.22)
(3)

spor sonrası bolu dağı'ndan geçmiş gibi olmak normal mi?

der meister
her zaman olmuyor bu. bazen. spor bittikten 3-4 dakika sonra başlıyor, 10-15 dakika sürüyor. mesela bulaşık yıkıyorum diyelim, bir tabak çarpıyor, kafamın içinde çok daha güçlü ama farklı bir ses duyuyorum. ani irtifa değişiminde olan tarzda, hani uçak inerken ya da otobüsle bolu dağı'ndan geçerken
her zaman olmuyor bu. bazen. spor bittikten 3-4 dakika sonra başlıyor, 10-15 dakika sürüyor. mesela bulaşık yıkıyorum diyelim, bir tabak çarpıyor, kafamın içinde çok daha güçlü ama farklı bir ses duyuyorum. ani irtifa değişiminde olan tarzda, hani uçak inerken ya da otobüsle bolu dağı'ndan geçerken kulaklara olan şeyden oluyor... o yüzden basınçla ilgili olduğunu düşündüm.

bu dikkate alınması gereken tehlikeli bir durum mu yoksa ağır fiziksel aktivite sonrasında kısa süreliğine olması normal midir? ağır dediysem benim için ağır, az buçuk hareket eden sağlıklı bir insanın tek ayak üstünde tamamlayabileceği egzersizlerden söz ediyorum.
0
der meister
(23.01.22)
Kulak çınlaması, kulak uğultusu durumundan bahsediyorsan yüksek tansiyon olabilir. Bunu hissettiğin an tansiyonuna bak.
0
dissendium
(23.01.22)
aynen tam olarak bundan bahsediyorum, başka bir şey yok. genel olarak gayet iyi hissediyorum ama yere bir çatal düşsün mesela kafamın içinde VOVUGFODFDFOF diye sesler çıkıyor. böyle kafama iğne batırıp fısss diye fazla havayı alasım geliyor.

iyi fikirmiş bu, hazır evde aleti de varken yarın bakacağım tansiyonuma hemen sonra.
0
🌸der meister
(23.01.22)
bi dönem fazla kardiyo yaptığım için spor sonrası şekerim düşüyordu benzer durumları yaşıyordum, bi paket jelibon yediğimde kendime geliyordum.
0
marlonbranda
(23.01.22)
(1)

Belarus-Beyaz Rusya

Zaman Tamircisi
Bu konu hakkında 2 sorum var. 1: Beyaz Rusya Belarus'un Türkçe çevrimi değil mi, biz neden Beyaz Rusya yerine Belarus diyoruz? Yani vatandaş bazında sormuyorum basında falan da Belarus diye geçiyor, bu sanki Mısır'a Egypt demek gibi bir şey bizim için yanılıyor muyum?2: Beyaz Rusya-Belarus vatandaşl
Bu konu hakkında 2 sorum var.

1: Beyaz Rusya Belarus'un Türkçe çevrimi değil mi, biz neden Beyaz Rusya yerine Belarus diyoruz? Yani vatandaş bazında sormuyorum basında falan da Belarus diye geçiyor, bu sanki Mısır'a Egypt demek gibi bir şey bizim için yanılıyor muyum?

2: Beyaz Rusya-Belarus vatandaşları anladığım kadarı ile kendilerine Beyaz Rus denmesini sevmiyorlar kendilerini Belaruslu olarak görüyorlar ama Belarus zaten Beyaz Rusya demek olduğuna göre bu beğenmemezlik biraz saçma değil mi?

Teşekkür ederim.
0
Zaman Tamircisi
(23.01.22)
ülke ismi neden yerel dildeki anlamına göre doğrudan çevrilsin ki? aynı mantıkla hollanda'ya "alçak topraklar", "denize sıfır memleket" filan dememiz gerekirdi.

kültürel olarak beyaz rusya ismi hem belarus'u rusya'nın uzantısı gibi gösteren hem de kafa karışıklığına yol açabilecek bir ifade; çünkü "beyaz rus" aynı zamanda rusya iç savaşı'ndan ve sosyalist devrimden kaçan insanları tanımlamak için de kullanılıyor. ha "belarus zaten rusya'nın uzantısı değil mi?" dersen orası tartışılır ama geçen seneki protestoları göz önüne alırsak belarusluların "rusun beyazı" olarak tanımlanmaktan pek memnuniyet duyacaklarını sanmıyorum... rusları kardeş olarak gören, ruslarla bir arada olmak isteyen çoğu insan dahi belaruslu kimliğinden vazgeçmek istemiyor; rusya'yı düşman olarak gören kesim zaten "beyaz rus" dersen kavga çıkarır, üzülür, kızar.

şahsen ben belarus'un daha ayırt edici nitelikte, ülke ismi olarak daha uygun olduğunu düşünüyorum... çünkü dediğim gibi beyaz rusya çeşitli sebeplerden kafa karışıklığına yol açabiliyor, ayrıca "direkt çevirirsek beyaz rusya olmuyor mu" bakış açısı da yanlış çünkü sadece hollanda değil böyle onlarca örnek var. o dilde ne anlama geliyorsa aynen çevirmek zorunda değiliz, bizim dilimize farklı geçebilir. kültürel ve yerel bir mesele çünkü bu.

ikinci sorunun cevabı da yine yukarıda saklı... tam doğru bir örnek olmayabilir ama şöyle düşün: türkçede "balık ekmek" ve "balık ve ekmek" ifadelerini duyduğunda aynı şeyi mi düşünürsün? arada çok küçük görünse bile fark var. belarusçada ülkenin adı belarus yine... köken olarak beyaz kelimesinden geliyor evet ama "beyaz rusya" değil. öyle olsaydı "belaya rus" olması gerekirdi.

kısacası kelime kökeni aynı olsa da adamlar "beyaz rus" değiller, belaruslular. belarus, beyaz rus kökünden türemiş ayrı bir isim. sözgelimi "rus" kelimesi de yanılmıyorsam "kürek çeken adam" anlamında eski bir nordik kelimeden türemiş ama sen bugün ruslara "nord" veya "viking" demiyorsun sonuçta. köken ayrıdır, mevcut isim/yapı ayrıdır.
0
der meister
(23.01.22)
(8)

Yeterli yiyeceğin olmaması

naksidil
Bu kadar insan için yeterli sebze-meyve-et üretiminin olmadığını düşünüyorum. Evet Türkiye için şu an biraz pahalı oldu her şey ama öncesinde her şey bol bol vardı. Bakıldığında Türkiye’de çiftçilik artık yapılmıyor. Tarım yapanlar ancak kendi ihtiyaçları kadar ekip dikiyor. Büyük çaplı üretim yapan
Bu kadar insan için yeterli sebze-meyve-et üretiminin olmadığını düşünüyorum. Evet Türkiye için şu an biraz pahalı oldu her şey ama öncesinde her şey bol bol vardı. Bakıldığında Türkiye’de çiftçilik artık yapılmıyor. Tarım yapanlar ancak kendi ihtiyaçları kadar ekip dikiyor. Büyük çaplı üretim yapan pek yok. Dünyada da durum pek farklı değil. Peki bunca insan ne yiyor? Sebze et diye yediğimiz şeylerin suni şeyler olduğunu düşünüyorum. Haksız mıyım? Suniden kastım plastik türü şeyler.
0
naksidil
(23.01.22)
Valla ben de markete gittiğimde özellikle son iki senedir pek de bir çeşit olmadığını düşünüyorum. Sadece sebze meyve değil ama ambalajlı ürün çeşitliliği de azaldı sanki.
0
prole
(23.01.22)
yoo haklısın. sebzeyle et yine EH İŞTE, nispeten düzgün beslenen ve çok sağlıklı olan insanlar biliyorum; yani sanırım hormonlu, antibiyotikli, zartlı zurtlu olmasına rağmen atıyorum brokoli, ıspanak, dana eti vs. yemek hâlâ market ürünlerinden daha iyi... ama dünyanın hemen her yerinde zenginler haricinde insanlar zaten ya kuş kadar yiyor ya da karbonhidrat bombası, saçmasapan şeyler tüketmek zorunda kalıyor. bilinç yok genel olarak, bilinç olsa para veya ürün yok.

"zengin" derken avrupa'da 3 bin euro maaş alan kişiyi de kastediyorum bu arada. çünkü avrupa'da vasat üstünü geçtim vasat yaşayan birisi bile muhtemelen dünyanın en zengin %10'u arasındadır. nispeten temiz, sağlıklı meyve/sebzeye erişimi vardır. bizim yok mesela, anca çok paran varsa doğal ürünlerin peşine kendin koşup araştırırsın ama onda da regülasyon filan hak getire, yumurtaya tavuk boku sürüp yanına saman ekleştirip organik diye satarlar; doğru mu, değil mi, bilemiyorsun.

son 20-30 yılda kalp hastalıklarının, obezitenin fırlaması sürpriz değil. standart diyet aşırı şeker ve çok fazla işlenmiş ürün içeriyor. ciddi ciddi corn flakes ve sütün sağlıklı ve yeterli bir kahvaltı olduğunu düşünen insanlar var mesela... medya yoluyla da insanların "normal" algısını değiştiriyorlar. öyle ya, bugün doğan bir çocuğun içinde yetişeceği reklam/sosyal medya ortamını düşün. bu bebe biraz açık gözlü değilse, kendisi araştırmazsa neyin sağlıklı olduğunu asla bilemeyebilir bile...

kısacası tüm para bir avuç zenginin elinde; geri kalan insanlar da elindeki üç kuruşu karbonhidrat deposu, sağlıksız besinlere vermek zorunda kalıp aynen o zenginlerin eline geri sayıyor :) hadi kamboçyalı bir çocuk "ben sağlıklı olacağım, haftada üç gün kırmızı et yiyeceğim, ketojenik diyet yapıp kafama gözüme zeytinyağı süreceğim" desin bakalım... bir ay çalışsın, üç günlük yemek masrafını anca karşılar. e ne yapıyor garibim, basıyor karbonhidratı. hadi o taraflarda en azından fakir oldukları için çok şişmiyorlar ama türkiye gibi, abd gibi fakirlerin kendini "potansiyel zengin" zannettiği topraklarda işte millet bol bol ucuz gıda ve sağlıksız gıda tüketebildiği için davul gibi şişiyor. bir örneği de benim.
0
der meister
(23.01.22)
uretilen yiyeceklerin neredeyse yarisinin cope gittigini dusundugumuzde haksizsin diyebiliriz rahatca.
0
baldur2
(23.01.22)
Söylediklerinizin yüzde 95'i yanlış. Tek tek çürütmeye üşendim. Sadece şunu yazayım. Hayvanlara alan açmak için Amazon Ormanları yok edildi. Amazon Ormanları dünyanın akciğerleri. Küresel ısınmaya neden en büyük etkenlerden biri de aşırı et tüketimi. Dünya et tüketiminin zirvesini yaşıyor. Gelecekte et tüketimi azalmak zorunda. Asıl bundan sonra yapay et yiyeceksiniz.
0
dissendium
(23.01.22)
www.tarimdunyasi.net

Muhtemelen ciftcinin devamli aglamasina inaniyorsun.
Almancilar,esnaf,ciftci devamli zarar ettiginden bahseder ama etmezler.

Herkese acik veriler var oturup senelik uretimlere bakip kendi kendini curutebilirsin.
Turkiye hayvani boyutlarda tarim yapiyor ama bizim sofraya kalitelisi gelmiyor.
0
divit
(23.01.22)
dissendium Biraz abartarak dalmış olaya Amazon ormanları dünyanın akciğeri değil tabii Amazon ormanları %20 oranında oksijen üretir onu da lokal olarak oradaki canlılar tüketir, dünyadaki oksijen ihtiyacının %70-80'ini okyanuslardaki algler üretir, yani amazon ormanlarının tamamı da yok olsa yapay et yemek zorunda kalmayız.
0
Zaman Tamircisi
(23.01.22)
Güncel teknolojilerle tarım, verimliliği yüksek bir alan haline geldi. Örneğin ABD'de 1800'lerde nüfusun %68'i tarımda istihdam edilirken şu anda bu oran %1.3. Çok daha az insanın çalışmasıyla çok büyük kitleler beslenebiliyor. Türkiye'de de, Antalya'nın ovalarını gezseniz örneğin, ne kadar büyük tarım potansiyelimiz olduğunu görebilirsiniz. Çiftçinin verimliliği, yerel üretim-satıştaki karlılığı ile ilgili sorun olabilir, bu anlamda gıdaya erişmekle ilgili sıkıntılar da yaşarız belki sektörü bilemiyorum ama yüksek verimlilikle yapılan tarımla çok insan beslenebiliyor onu biliyorum.

Hollanda'yı araştırırsanız topraksız hatta güneşsiz tarım yapan işletmelerle kısıtlı alanda, daha az su, daha az enerji tüketerek dünyanın en büyük sebze ihracatçısı haline geldiğini göreceksiniz. Bunu da teknoloji, inovasyon ve yüksek verimlilikle başarıyorlar. Bunun için yıllardır emek ve para harcıyorlar tabi.
0
asbeila
(23.01.22)
Efenim bi insanın peynir yemesine gerek yok.
Süt zararlı
Yapay et sağlıklı vs

Bu gibi haberler gıda kıtlığını topluma kabullendirme çabasının öncülleri sadece

Dünya ciddi gıda kıtlığının ve su kıtlığının eşiğinde. Türkiye acilen tarım ve hayvancılık yapmalı
0
photo85
(23.01.22)
(3)

Rusya-Ukrayna gerginliği nerden çıktı?

asaf
Fitili nerde yakıldı?
Fitili nerde yakıldı?
0
asaf
(22.01.22)
Yanılmıyorsam bir 10 yıl kadar önce Ukrayna nin NATO ya girme ihtimali ile gerilmisti ilişkiler. O günden sonra dikiş tutmadı. Gürcistan da aynı sorunu yaşamıştı. NATO ya yaklaşan yandı Rus Sınırında.
0
allah yazdiysa bozsun
(22.01.22)
hocam bunu istersen 9. yüzyıla kadar uzatırsın aslında ama son 10 yıllık süreci anlatayım.

öncelikle ukrayna, doğusunda ve güneyinde ciddi rus azınlık barındıran bir ülke. o taraflarda halkın %60-70'inin ana dili (ülke genelinde ise %50 civarı) rusçadır, yine büyük bir bölümü de kendini aslen rus olarak tanımlar. uzun yıllar "bir millet iki devlet" anlayışı hakim olduğu için (batı ukrayna hariç) halk bu ufak tefek ayrımlara hiç takılmamıştır; yani ukraynalı, rus, ukraynaca, rusça vs. pek fark etmemiştir.

2013'ün sonu, 2014'ün başı gibi o dönemin devlet başkanı yanukoviç, avrupa'yla siyasi işbirliği ve serbest ticaret içeren bir anlaşmadan vazgeçiyor. normalde imzalayacağını söylediği anlaşmada masadan çekiliyor.

böyle olunca 2014'ün başında zaten huzursuz olan ukrayna halkı sokağa iniyor, maydan protestoları başlıyor. amaç daha demokratik, daha şeffaf bir hükümet; aynı zamanda avrupa'yla daha yakın işbirliği istiyorlar. rusya bunu baskılamak için kendi tituşkilerini (balaklavalı, ölümüne dalan provokatör gibi düşün) ve hatta keskin nişancılarını filan gönderiyor. yüzlerce insan protestolarda ölüyor. yanukoviç daha fazla direnemeyip ülkeden kaçıyor.

bu arada rusya halihazırda kırım'daki varlığını kullanarak orayı kurşun atmadan ilhak ediyor. önemi ne diyecek olursan: kırım, rusya'nın sıcak denizlere açılan kapısı. barış döneminde zaten orada üsleri vardı ama sözleşme 2017'de bitiyordu sanırım... putin baktı bunlar eskisi gibi değil, batı'ya yanlamak istiyorlar; fırsattan istifade, kırım'ı direkt kendine bağladı. tüm bunlar yaşanırken ukrayna ordusu sovyet külüstürlerine sahip, savaş tecrübesi olmayan, fakir bir ordu. devletin başında kimse yok. üstelik kırım'da çok ciddi rus nüfusu var, %50-60'ı rustur en az. kırım tatarları ve ukraynalılar azınlıktır. zaten kırım'ın ukrayna'ya bağlanması da her iki ülke sovyetler birliği'nin parçasıyken, ta 1954 yılında idari sebeplerle gerçekleşmiş bir şeydir; kısacası gebze'nin istanbul'a bağlanması gibi, o dönem kimsenin üzerinde durmadığı bir olay. nasılsa halk aynı halk.

kırım ilhakıyla birlikte doğu ukrayna da kızışıyor. çünkü orası dediğim gibi rusların daha ağırlıkta olduğu, kendini rus görenlerin sayıca fazla olduğu bir bölge. yanukoviç'in gönderilmesini "darbe" olarak değerlendiriyorlar (rusya'nın pozisyonu da bu şekilde) yani seçilmiş liderlerinin kendi deyişleriyle "faşistler" tarafından görevden uzaklaştırıldığını iddia ediyorlar.

bundan sonra doğu ukrayna'da savaş patlak veriyor. donetsk, luhansk şehirleri ve çevresindeki köyler rus yanlısı ayrılıkçılar tarafından (rusya tarafından ciddi şekilde destekleniyorlar, hatta rus askerleri bile "gizli olarak" savaşıyor orada) ele geçiriliyor. bu savaş şu an nispeten sessiz sayılsa da düşük yoğunluklu olarak devam ediyor. 2014-15 döneminde ise basbayağı tanklı, füzeli bir savaştı. yakından takip etmeyenlerin pek haberi olmadı ama bildiğin her gün şehirler, köyler, kasabalar vs. el değiştirirdi.

şu an ne oluyor peki?

rusya, ukrayna'nın gördüğü destekten ve batı'ya yanaşmasından rahatsız. takdir edersin ki bu savaş ukrayna halkının görüşlerini ciddi anlamda değiştirdi... kendini rus görmeyen kesim haricinde herkes çok keskin biçimde "ukraynalı" kimliğine tutundu, kiev ve batısında rusça konuşan neredeyse kalmadı, ciddi bir milliyetçilik furyası başladı ve bu durum tabii ki ülkenin doğusunu da daha farklı bir noktaya itti.

rusya, nato ülkeleri tarafından çevrelendiğini düşünüyor. sınırında nato'yu istemiyor. baltık ülkeleri nato üyesi ama orası savunabilecekleri küçük bir alan, üstelik letonya'nın kalkıp rusya'ya saldıracak hali yok, kısacası stratejik açıdan savunma anlamında çok kritik yerler değiller. ukrayna ise hem rusya'yla binlerce kilometrelik sınırı olan, hem de rusya'nın tarihi olarak takık olduğu bir yer... kiev'i rus şehri sayıyorlar, kendi uluslarının kurulduğu yer kabul ediyorlar. çoğu rus şu an ukraynalıları küçümsüyor, ayrı bir ulus olarak dahi tanımlamıyor.

kısacası ruslar diyor ki siz bizim kankilerimizi bize karşı kışkırtıyorsunuz, bizi dört bir yandan çevreleyip füzelerinizi burnumuzun dibine getirmek istiyorsunuz, yarın bir gün savaş çıkacak olsa tanklarla, uçaklarla 10 dakika içinde rus sınırında biteceksiniz. ayrıca şu da var: putin, ukrayna'daki devrim başarılı olsaydı kendi iktidarını riske atmış olacaktı... ayaklanan, daha iyi koşullara kavuşan halkların varlığı şüphesiz rusları da uyandırabilirdi. ruslar, "ukraynalılar sokağa indi, hükümeti devirdi, şimdi çok daha güzel bir ülke oldular" deyip aynısını yapabilirdi. bundan korktuğu için etki alanında bu tip işlere kesinlikle müsaade edemezdi. bu da önemli bir detay.

şimdi ukrayna hem nato hem ab ülkelerinden çok ciddi silah yardımı alıyor ve nato da rusya'nın "huooovv geri bas la!" isteğine yanıt vermiyor... daha büyük bir savaş çıkar mı bilinmez ama şu an için rusya 120 binden fazla asker yığmış durumda sınıra (belarus'u da dahil ediyorum). belki bunu koz olarak kullanıp avrupa'dan bir şey koparmaya çalışırlar, belki gerçekten saldırırlar. onu şu an kestirmek zor.

onun dışında kırım'ın su sorunu gibi detaylar da var. kırım'a su kuzey kırım kanalı'ndan geliyor. onun kontrolü de ukrayna'da. kesmişlerdi suyu zamanında. şu an kırım ile rusya'nın bağlantısını tek köprü sağlıyor ki onu da birkaç yıl önce yapmışlardı. bu açıdan kırım ile donetsk'i karadan bağlamak da fikir olabilir; hem rus yanlısı insan çokluğundan dolayı daha az dirençle karşılaşabilirler hem de ukrayna'nın denizle bağlantısını çok ciddi anlamda kısıtlamış olurlar. hem kırım'ın su problemi çözülür.

yani böyle irili ufaklı bir sürü farklı sebep/detay sunmak mümkün ama genel hatlarıyla mesele bu.
0
der meister
(22.01.22)
Ukraynanin batıya yanasmasi, nato ve ab ye girme ihtimali. Natoya girerse rusyanin dibine kadar gelmis olacak nato, yani rusyayo cevrelemis olacak. Rusya da natonun kendini cevrelemesini istemiyor bu yuzden ukraynanun batıyla yakinlasmasi rusya icin sorun.
0
stavro
(23.01.22)
(22)

Haftalık kaç saat çalışma?

plutongezegendegilmi
Elinizde 3 opsiyon var:1- Haftada 20 saat çalışıp, X lira kazanmak.2- Haftada 40 saat çalışıp, 1,5 X kazanmak.3- Haftada 60-80 saat arası çalışıp, 3X - 4X kazanmak. Ama iş harici bir şeye pek vakit kalmıyor.X = hayatınızı minimumda sürdürmeye yeten miktarın 2 katı. Yani yarısını biriktirmek mümkün g
Elinizde 3 opsiyon var:

1- Haftada 20 saat çalışıp, X lira kazanmak.
2- Haftada 40 saat çalışıp, 1,5 X kazanmak.
3- Haftada 60-80 saat arası çalışıp, 3X - 4X kazanmak. Ama iş harici bir şeye pek vakit kalmıyor.

X = hayatınızı minimumda sürdürmeye yeten miktarın 2 katı. Yani yarısını biriktirmek mümkün gereksiz harcamalar yapmazsanız.

Hangisini tercih ederdiniz? Neden?
0
plutongezegendegilmi
(22.01.22)
3.
Çünkü henüz gençsiniz.

Bir süre sonra daha az saat çalışarak 3X-4X kazanmanın yolları da açılacak böylece.
0
michael_knight
(22.01.22)
3 kesinlikle. Önce save le sonra live.
0
baldan kaymak
(22.01.22)
Gittiği yere kadar 3, burn out olunca, vites küçültüp 2.
0
gabe h coud
(22.01.22)
1 derdim. Hayat bir kere yaşanıyor. İhtiyaçlarımı karşılayabiliyorsam sorun olmaz.
0
mysticriver
(22.01.22)
2. Çünkü madem çalışmaya başladım, başlamışken tam çalışayım. 40 saat uygun. Ama süre 20'den 40'a çıkarken ücret niye x'ten 2x'e çıkmıyor, ona takıldım.
0
dissendium
(22.01.22)
gabe h coud +1

akarken doldurmak mantıklı.
üstelik yaş gençken, iş performansı iyiyken daha da mantıklı.
yaş ilerleyince o performansı istikrarla sürdürmek zaten pek mümkün olmayacak.
0
blatta hiberna
(22.01.22)
1.

hayatımı minimum sürdürmeme yeten paranın iki katı ortalama bir hayat sürmeme yetecektir. haftada sadece 20 saat çalışarak bu parayı kazanan yetişkin insanın yanakları al al olur, saçları ahenkle dans eder. sağlığına dikkat eder, yemeğini kendisi hazırlayabilir, kitap okumak istiyorsa sabahlara kadar okur, ne bileyim çok masraflı olmayacak her türlü hobi ve aktiviteyle dilediğince ilgilenebilir... kaldı ki bazı iş kollarında freelance olarak ek gelir elde etmek de mümkün olabilir; yani atıyorum çevirmenlik yapabilecek biriyse çok lazım olursa öyle de para kazanabilir.

eğer arada kayda değer bir gelir farkı oluşacaksa veya belli planlarım varsa 2'yi de düşünebilirim ama 3 asla olmaz. başka çıkış yolumun olmaması lazım onun için, mecbur olmam lazım. kendi işim değilse haftada 60 saat çalışmaya asla rıza göstermem.

bu hustle kültüründen nefret ediyorum açıkçası. ben her saniyeyi aktif geçirmek, kendimi geliştirmek, daha çok kazanmak, daha çok öğrenmek vs. istemiyorum abi. bazen parkta yürüyüp kuşları muşları izlemek, bazen evde yatıp tavana bakmak, hiçbir şey yapmamak filan şahane özgürlükler. maaşlı olarak haftada 60 saat çalışmam. gerçi böyle diyorum da üç sene sonra "abi yeter ki işe alın bkunuzu yiyim gerekirse ofiste yatarım" demeye başlarım, garibanın suyunu sıkmadan bırakmayacak zenginler, nasılsa her geçen gün daha da zenginleşiyorlar, yakında biz fakirlerin/işçilerin elinde koz da kalmayacak hehe.
0
der meister
(22.01.22)
3u kesinlikle tavsiye etmiyorum. Paraya cok ihtiyaciniz vardir vs o ayri. Insan bunaliyor, hayati kacirma hissi, asosyallik, kulturel, sanatsal aclik ot gibi bir yasam kisaca. Trafigi, yolu da vardir onun. Gencligi harcamaya deger mi, firsat maliyeti kurtariyor mu supheli. O degil oran-oranti onemli konu lisede dinlemediniz galiba:) Garip garip farkli saatlere farkli maaslar falan
0
neverletyougodown
(22.01.22)
Şu anda tam olarak içinde bulunduğum durum, sayılar ile açıklayalım:

5 yıl önce başladığım gemi adamlığında (cruise sektörü) kontratlarım 6 aydı ve maaşım 10x kadardı. Gerek işimde yeni olmam, gerekse de iş yoğunluğu sebebiyle bu süreç zorlayıcı geçti ama yukarıda yazıldığı gibi yaşın genç olması, motivasyonun yüksek olması vb. ile yıpratıcı olmadı.

1 sene önce terfi aldım, kontratım 4 aya düştü, maaşım ise 16x'e çıktı. Zaten deneyimim, iş becerim arttığı için artık çok daha verimli çalışıyordum. Şimdi olgunluk dönemindeyim.

Bu terfinin kattığı yan avantajlar sayesinde tasarruf ve yatırım imkanlarım arttı, çeşitlendi. Önümüzdeki 4-5 yılı daha böyle geçirip sonrasında yavaş yavaş kontrat aralıklarımı açmayı planlıyorum. Hayat bir kere yaşanıyor kısmına katılıyorum ama akarken doldurmak da önemli. Genç, verimli yaşımda gece gündüz parti mi yapacağım? İşimde, gücümde yaşayıp kendime ait zamanı kaliteli değerlendirmeyi tercih ediyorum. Zaten evde dursam çok sıkılırım. Muhtemelen bir yaştan sonra insan zoraki olarak işe gitmek istemeyecek, yük olacak. Şimdilik böyle devam etmek daha uygun geliyor bana.
0
burka
(22.01.22)
@dermeister
3X kazanan bir insan 10 yıl çalışıp, doğru yatırımları da yapıp emekli olabilir ve yapmak istediğin bu aktiviteleri çok daha uzun yıllar yapabilir.
X kazanan bir insan 30 yıl çalışır ve aynı yatırımları, emekliliği yapabileceği şüpheli.

Ayrıca arada işsiz kalmak, hasta olmak gibi öngöremeyeceğimiz durumlar ortaya çıkabilir.
O yüzden gençken, sağlık varken doldurdukça doldursun derim.

Ama elbette tercih meselesi, diğer seçeneklere yanlış diyemem.
0
michael_knight
(22.01.22)
cok net 1

baskasina calisarak zengin olunmaz
0
foster
(22.01.22)
Ben sahsen gunde 10dk calisarak X kazanmayi sectim.

Belirli bir birikimin varsa arabani falan aldiysan her turlu 1 numarayi secerim.

Araba yoksa 3 secerim 2 sene kafayi kirarim.
Bu sekilde 2 sene gecirip iyi bir servet edinmistim. Sonra 6 ayri doktora falan gitmem gerekti :)
0
divit
(22.01.22)
@michael_knight,

abi ben yapacak hiçbir şeyim olmasa zaten kafama sıkarım. asosyal adamım. kaldı ki sadece türkiye değil, dünyanın ekonomik gidişatına bakarsan şurası çok açık: bizim neslimiz (90 sonrası doğanlar diyeyim) muhtemelen emekli olamayacak. temel ihtiyaçta sorun yok ama şu an en varlıklı ülkelerde bile gençler iş bulmakta, ev almakta vs. zorlanmaya başladı... daha da zorlaşacak bu.

doğru yatırım yapmak kolay bir şey değil, yatırdığım paradan fayda sağlayacağım kesin değil. tabii ki birikim yapmak, yatırım yapmak har vurup harman savurmaktan çok daha mantıklı ama 3x parayla 10-15 yılda emekli olmak hele ki ülke şartlarında bence imkânsız. burada x lirayı 8-10 bin lira olarak kabul ediyorum, hadi 15 bin diyelim... ayda 60 bin kazansam bile 10-15 yılda emeklilik parası çıkaracağımı sanmıyorum. bu durumda ne olur? 30-45 yaş arasını köpek gibi çalışmış olarak geçiririm; geri kalan 30-40 senemi ise hep tutumlu olarak, daha az harcayarak ve "yatarak" geçirmem gerekir.

o yüzden ben mümkünse 70-75 yaşıma kadar çalışmak, her zaman aktif kalmak ama sürdürülebilir bir iş yüküne sahip olmak isterim açıkçası... günde beş saat çalışmakla insana hiçbir şey olmaz. ne yorulurum, ne sıkılırım. gençliğimde de, yaşlılığımda da keyif alırım diye düşünüyorum.

bu tabii ki benim şahsi fikrim, kendi düşüncemi açıklıyorum sadece. başkası için 3x çok daha makuldur, ona bir şey diyemem. kendi adıma ama saçmalık olarak görüyorum, haftada 60-70 saat çalışmak zorunda kalsam muhtemelen 3-5 yıla intihar ederdim, akıl sağlığımı koruyamazdım.
0
der meister
(22.01.22)
@dissendium, @ neverletyougodown, oran orantı olmama sebebi, opsiyonların farklı çalışma şekilleri olması :) Biri danışmanlık, öbürü freelance vs. gibi.
0
🌸plutongezegendegilmi
(22.01.22)
Ben 2 diyorum. 32 yaşındayım, para bir şekilde kazanılıyor ama zaman geçtikten sonra insanın gözüne gitmediği tatiller çok daha fazla batmaya başlıyor. Haftada 60-80 saat ayrıca bilişsel işlerde sürdürülebilir değil, uzun vadeli kariyer hedefleyen biri olarak burnout riski çok yüksek. Yaşamadıktan sonra, stresler içinde uyuyamadıktan, sağlığımı arkadaşlarımı ailemi ihmal ettikten sonra benim için kazandığım paranın hiç bir önemi yok.

Bir de şu da var, ben şimdi deli gibi çalışayım 40 yaşında emekli olayım kafasında değilim çünkü çalışmayı seviyorum, ilerledikçe tempoyu düşüreceğim ama yine de çalışacağım. Şu an aşırı çalışıp erken emekli olmak da bi model ama benim hoşuma gitmiyor, her yaşın ayrı güzelliği var o güzellikleri çok kaçırmış oluyorsun o şekilde. Ya da mesela zaten hayatın yoksa (ailesiyle görüşmeyen, arkadaşı olmayan, hayattan tat almayan çok insan var vs), o zaman da bari deli gibi çalışayım da sonra hayatın tadını çıkarırım, parayla saygınlık kazanırım diyen insanlar olacaktır, buna da saygı duyuyorum.
0
roket adam
(22.01.22)
üçüncü seçenek
parasını versinler 7-24 çalışırım, hiç dert değil
zaten 20 saat çalışsam, arda kalan zamanda deliririm herhalde sıkıntıdan
0
rain when i die
(22.01.22)
İkinci seçenek

@dermeister +1
0
put it in your appropriate place
(22.01.22)
bu durumda 3 diyenlere anlam veremedim vallahi.
1 veya 2. 2 ile belki biraz de dogru yatirimlarla orta vadede erken emeklilik-finansal bagimsizlik bile kazanabilirsin.

3'e gelirsek biraz kasayim, 40 yasinda hic calismama gerek kalmaz, ondan sonra her seyi yaparim diyorsan o biraz zor. atiyorum 40 yasindan sonra mesela ne kadar clubbing yapabilirsin, veya konser insani olabilirsin, basketbol oynayabilirsin, vucut gelistirme yapabilirsin, yeni bir dil veya muzik aleti calmayi ogrenebilirsin? bunlar icin azmin ve istegin kalmayabilir mesela? o yuzden bazi seyleri yasinda yasamak daha mantikli. o yuzden denge onemli bence.
0
baldur2
(23.01.22)
3 - direk elenir,3-5 ay icinde burnout olursun, o sekilde yasanmaz.
2 - 1.5x veriyor ama 40 saatini kapatiyor, seni yine kitliyor. 20 saatini 0.5x'e satmak mantiksiz.
1 - ben bunu secerim, cunku senin 20 saatini bosa cikariyor ve bu zamanda sana 10x kazandiracak bir is kovalayabilirsin.
0
cooperr
(23.01.22)
1'i seçip ek uğraş / iş (mümkünse tamamen kendime ait) yaratırım.
0
gmzo
(23.01.22)
60 saat calisip 3X. Haftada 40 saat calisiyorum su an ve bos zamandan bol seyim yok. Ozellikle evdeysen (yolda vakit kaybi yok)
0
hot potato
(23.01.22)
ben biraz tembel olduğumdan 1>2>3

ama ortalama bi insan için 2>1>3. hem anlattığına göre iyi bir para kazanıyorsun hem de fazla çalışmaktan yorulmuyorsun. fazla çalıştıkça verimin düşer. üstelik kazandığın parayı harcayacağın yaşında hala çalışıyor olmak iyi değil.
0
paintov
(23.01.22)
(4)

Ukrayna-Rusya Gerginliği

bitchesaintshit
Tamam Rusya çok güçlü bir ülke ama bugüne kadar hangi Ukraynalı ile konuşsam hepsi Rusça konuşuyor. Neden Ukraynaca konuşmuyorsun deyince de Ukrayna ve Ukraynaca bir hiçmiş gibi davranıyorlar. Ülkelerine zerre önem vermiyorlar(biraz abartı tabi bu)Geneli böyle mi halkın? Kendi halkı böyleyken Ukrayn
Tamam Rusya çok güçlü bir ülke ama bugüne kadar hangi Ukraynalı ile konuşsam hepsi Rusça konuşuyor. Neden Ukraynaca konuşmuyorsun deyince de Ukrayna ve Ukraynaca bir hiçmiş gibi davranıyorlar. Ülkelerine zerre önem vermiyorlar(biraz abartı tabi bu)

Geneli böyle mi halkın? Kendi halkı böyleyken Ukrayna'nın ne kadar şansı olabilir ki!
0
bitchesaintshit
(21.01.22)
geneli oyle degil. ayrica ukraynacayi alisik olmadigi icin rahat konusamayan, ana dili rusca ve hatta kokeni rusya olan ama ukrayna vatandasi olup rusya'dan nefret eden cok insan gordum.

ukrayna'da ciddi rus etkisi var, kendini rus olarak gorenler var ama bunlarin orani %30'u gecmez. ayrica savas oncesinde rusya'dan nefret eden kucuk bir kesimdi, agirlikli olarak bati ukraynalilar. savas, kirim'in ilhaki, donbasa'ta yasananlar vs. derken ukrayna'da dogup buyumus cok fazla insan etnik kokeninden bagimsiz olarak ukraynali kimligini benimsemeye basladi.

ha bu neyi degistirir, orasi tartisilir. bakma avrupa'nin destek ayagi yaptigina, hepsi lafta. ukrayna'nin kendine faydasi yok. yarin savas ciksa bati tarafindan da polonya'yla macaristan birer parca koparmaya bakar.
0
der meister
(21.01.22)
Halk 2 dilli büyüyor, Ukraynalı yakın bir arkadaşım günlük hayatta sadece Rusça konuşuyor, Ukraynaca sadece işteyken. Ama sorsan Rusya’yı hiç sevmiyor. Dil o kadar iç içe geçmiş ki herkesin uzman bir dili var ama herkes iki dili de iyi kötü konuşabiliyor.
Ayrıca hiç “a Rusya şöyle böyle ben Rusça konuşmayayım” diye garip bir düşüncesi yok. Hangi dilmiş pek önemli değil konuştukları.

Ukrayna’da iktidardaki Nazi’lerin sadece Ukraynaca konuşma kampanyaları var ama batıdaki milliyetçi/gerici Ukraynalılar hariç pek geçerli olmuyor.
0
patronaj1
(21.01.22)
Rusya'nın etki alanı geniş. Daha bu yakın zamanda olan şey :
www.dailymotion.com
Yüksek ihtimal Rusça konuşmayı isteyerek tercih etmemiştir.
Ayrıca Rusya, Türki cumhuriyetler arası dil birliği olmaması için bu devletlerin alfabe meselesine dahi karışmıştır.

Ukrayna'nın Rusya karşısında doğrudan bir şansı yok. Ama arkasındaki desteğe güveniyor.

Diğer yandan oldu ki bir savaşta Ukrayna yenilirse,
-NATO neye yarar? sorusu akla gelecek.
Rusya yenilirse Libya, Suriye gibi devletlerde bulunmanın da bir anlamı olmaz Büyük bir karizma çizilmesi söz konusu olacak.
0
Erva
(21.01.22)
ya zaten rusça ile ukraynaca arasındaki fark türkçe ile azerice gibi bildiğim. rusları sevmeyen ukraynalılar ukraynaca konuşmayı tercih ediyor genelde.
0
kelepir
(22.01.22)
(5)

İngilizce diyalog

Janisser
Merhaba,Arkadaş Türkiye'ye gelmiş kısa süreliğine. Daha öncesinde geldiğinde görüşeceğimizi kararlaştırmıştık. Uzun süre kalacaktı ama plânı değişmiş. Bir kaç gün kalıp dönecekmiş Mart'ta tekrar gelecekmiş uzun süreliğine.Geldiğini söyledi dün ve nerede olduğumu sordu."We will have to meet soon". de
Merhaba,
Arkadaş Türkiye'ye gelmiş kısa süreliğine. Daha öncesinde geldiğinde görüşeceğimizi kararlaştırmıştık. Uzun süre kalacaktı ama plânı değişmiş.
Bir kaç gün kalıp dönecekmiş Mart'ta tekrar gelecekmiş uzun süreliğine.
Geldiğini söyledi dün ve nerede olduğumu sordu.


"We will have to meet soon". derken 'gitmeden bir an önce görüşelim.' mi diyor yoksa 'şimdi görüşme imkanımız yok, yakında tekrar geleceğim, o zaman görüşürüz' mü?
0
Janisser
(16.01.22)
bir sonraki ziyarette muhakkak görüşelim demek istemiş bence. will olmasaydı gitmeden muhakkak görüşelim anlamı cikardi,
0
dokunmakalbime
(16.01.22)
Kendisine sorsanız çok mantıklı olmaz mı?

ekleme: İngilizce olmasından bağımsız ne demek istediği tam anlaşılmıyor büyük olasılıkla mart diyor, bizim yapacağımız yorumlar da tahminden öteye geçemiyor. Bu yüzden kendisine sormak bu durumda en mantıklı çözüm gibi.
0
archmage mahmut
(16.01.22)
mart'ta görüşürüz demek istiyor bence. yani bu sefer olmadı, sonrakinde görüşmemiz gerekecek gibi.
0
der meister
(16.01.22)
mart'ta görüşmek durumundasınız.
0
sparkle kiddle
(16.01.22)
bulusacaksak bir an once gorusmek zorundayiz diye anliyorum ben. mart soon degildir. diyalogun daha buyuk bir kismini verirsen garanti olur.
0
robokot
(16.01.22)
(3)

Helikopter helikopter

naksidil
Nedir bu Twitter da görüyorum. Nedir mevzu?
Nedir bu Twitter da görüyorum. Nedir mevzu?
0
naksidil
(16.01.22)
himmet dayi
(16.01.22)
fazlija diye bir şarkıcının helikopter adlı şarkısı var. helikopter pervanesi sesiyle başlıyor TU TU TU TU diye. r/2balkan4you takipçileri olarak bizim çoktan tükettiğimiz bir meme ama peasant'lar yeni keşfetti hehe
0
der meister
(16.01.22)
bi de uzi'nin krvn şarkısında

al bunu geri gönder
kardeşim helikopter (pat pat)

diye bi kısım var, o da çok popüler son aylarda.
0
nundu
(16.01.22)
(11)

çok kötü beslenmenin sonu

tuborg yesili
kilo almak dışında ne olabilir? yoğunluk hastalık ve üşengeçlikten son 1 haftadır özellikle rezalet besleniyoruz. makarna pizza hamburger ve genelde dışardan, bir 3,4 gün daha böyle devam edecek. kilo almanın dışında geri dönülmez herhangi bir zararı var mı bunun?
kilo almak dışında ne olabilir? yoğunluk hastalık ve üşengeçlikten son 1 haftadır özellikle rezalet besleniyoruz. makarna pizza hamburger ve genelde dışardan, bir 3,4 gün daha böyle devam edecek. kilo almanın dışında geri dönülmez herhangi bir zararı var mı bunun?
0
tuborg yesili
(15.01.22)
herşey olur. her şey beslenme ile alakalı zaten

bağışıklık sistemi zayıflar kolay hasta olunur
iç organlarda hastalık olabilir. karaciğer böbrek falan
hatta kanser bile olunabilir sürekli fast food yenirse

ama on günde olacak olan şey bağısıklık sistemi zayıflaması olur. bir de kabız
0
dafuq
(15.01.22)
Bende olanlar özetle:
Ülser mi gastrit mi ne adı tam bilmiyorum. O hastalık. Göğüs arkasında yanma, mideden ağza su gelmesi, ağız kokusu, diş etinde çekilme ve kanamalar.
0
saturn
(15.01.22)
2 hafta makarna pizza hamburger ile kanser olunuyorsa beni 100 defa gömmeniz lazımdı.

Sağlıklı değil elbette ama 'o kadardan bir şey olmaz'.
0
himmet dayi
(15.01.22)
1 haftada olmaz ama bunlar. Birkaç ayda olur. Bende 3 ay somunda olmaya başladı.
0
saturn
(15.01.22)
Kimse bi hafta boyunca salata yediği için hemen sağlıklı olmuyorsa bi hafta sadece pizza yerse de büyük bir zararı olmaz diye düşünüyorum

Bence en büyük zararı insan kolay olana çabuk alışıyor, bunun sırf öğün geçiştirmek için akla gelen ilk seçeneğe dönüşmesi ve düzenli hale gelebilme riski, bu börek, pizza, pide, tost gibi şeylerin de tadı bi güzel ki...
0
freebird5406_2
(15.01.22)
damar tıkanıklığı > pıhtı atması > beyin kanaması yaşayıp yatalak kalmak ya da kalp krizi geçirip ölmek.

kanserde genetik faktör de var.
0
false pretension
(15.01.22)
Toksik bir şey yemiyorsan, bir şey olmaz. Günde yarım saat de olsa yürüyüş, koşu gibi aktivite yaramaz mısınız?

Sorunun cevabı %99,9 bir şey olmaz. Ama böbrekler zaten iflasın eşiğindedir, bir haftada geri dönülmez hasar olur, gibi.
0
gabe h coud
(15.01.22)
ibs
hemoroid
0
senbensennedenbenlen
(15.01.22)
(bkz: supersize me)
bu belgeseli izle
0
orpheus
(15.01.22)
1 hafta 1 ay 1 yıl kötü beslenince ölseydik insan evrimi bugüne kadar devam etmezdi. Evet kan değerlerinde ve organlarda akut etkiler görülse de bunlar herhangi bir tıbbi destek almadan bile temiz beslenmeye geçtiğinde kendiliğinden düzelir.
0
Zaman Tamircisi
(16.01.22)
yedi yıldır filan olabilecek en kötü şekilde beslenen, sadece uyuşturucusu eksik birisi olarak duyuruyu okuyunca kahkaha attım tuborg kusura bakma :( ben aktif olarak kendimi yok etmeye çalışmama rağmen sadece 10 gün filan dikkat etsem hayat kalitemde ve kan değerlerimde ciddi düzelmeler görüyorum, normalde düzgün yaşayan bir insan 10 gün pizza yedi diye en fazla 2-3 kilo alır (ki normale dönünce aynı hızla kaybeder onu) ve kendini daha yorgun ve keyifsiz filan hisseder. kısacası bi halt olmaz.

önemli olan rutinin sağlıklı olması. robot değiliz sonuçta. sağlıklı yaşamın genel kriterleri bellidir. bunları %70-80 oranında takip ediyorsan ne ala. %100 olması zaten neredeyse imkansız. yoksa yerine göre cuvara içen adam bakıyorsun 90 yaşında senden benden dinç... genel olarak doğruları yaptıktan sonrası büyük ölçüde genetik, şans filan. bak her allahın günü pizza yersin, pizza yemeyince mutsuz oluyorsundur, 10 kilo almışsındır o zaman büyük sorun tamam ama "çok yoğunum, yemek yapacak vaktim yok, pizza söyleyeyim" dedin ve bunu son bir sene içinde 8-10 kere yaptıysan ohoo aksine mutlu olman lazım oh ne güzel pizza yedim diye.

10 gün pizza yemek geri dönülmez zarara yol açsa şu an ben bu satırları yazıyor olmazd
0
der meister
(16.01.22)
(11)

Kar lastiği olmadan istanbul'dan ankara'ya gidilir mi?

liberal
Çok mu tehlikeli?bolu'daki kar durumunu öğrenebileceğim bir yer var mıdır?
Çok mu tehlikeli?

bolu'daki kar durumunu öğrenebileceğim bir yer var mıdır?
0
liberal
(14.01.22)
tehlikeli evet ama ondan önce çevirmeye takılırsın.
edit: istesen de gidemezsin yani.
0
lazpalle
(14.01.22)
Çevirmeyi boş ver çok tehlikeli. Şehirlerarası yollarda çok fazla gizli buzlanma var. Alınmayacak bi risk.
0
mg3929
(14.01.22)
Evet çok tehlikeli. Kar yağmıyorken bile kaya kaya gidersin, olası bir acil durumda kaza yapma olasılığın yüksek.
0
roket adam
(14.01.22)
kar lastigi ticarilere zorunlu değil mi? ben ticari değilim ki neden trafik çevirmesine takılayım.
0
🌸liberal
(14.01.22)
çevirmeye takılmaz evet ticariye zorunlu.
0
jelly bear
(14.01.22)
Çevirmeye takılmazsın ama çok tehlikeli. Gizli buzlanma var
0
mey17
(14.01.22)
Gidersin bir sey olmaz zaten zorunlu da degil.
Eskiden kar lastigi mi vardi daga cikiyorduk.
Yanina zincir al.

Kar yagdiysa ankara icinde yokuslarda sikinti olabilir.
0
divit
(14.01.22)
su an cok tehlikeli olur cunku ankara gercekten sogudu, geceleri -10'a yaklastigi oluyor bazen, gunduz de sicak degil. bolu filan daha fenadir muhtemelen.
0
der meister
(14.01.22)
Kesinlikle gitmeyin, Bolu ve civarı, bir de Gerede'yi geçtikten sonra gelen Cankurtaran geçidi kar ve buzlanma konusunda sorun yaratacaktır.
Gitmek zorunda kalırsanız da yanınıza zincir, çekme halatı ve eldiven (işçi eldiveni lastiğe zincir takarken lazım olacak) kesinlikle alın.
İyi yolculuklar şimdiden.
0
Asicanavar
(14.01.22)
Ankara'da bugün -7'yi gördüm, sabah kalkan arkadaşlarım -11 görmüş.
Kış lastiğiyle bile temkinli olmak lazım.
0
marla is in my head
(14.01.22)
Çarşamba günü arkadaşım gitti. Cankurtaranda kar-buzlanma vardı dedi. Kış lastiksiz gidilmez
0
housedaki topal doktor
(14.01.22)
(11)

En son ne zaman subway yediniz?

floydian
Bi video izledim subway amerikadan adam ne yaparsa yapsin malzeme dolduruyor bizde niye boyle peki? En son gecen hafta yedim baya baya 4 dilim salam atip yollamislar. Komik degil mi hele.bu fiyatlariyla?
Bi video izledim subway amerikadan adam ne yaparsa yapsin malzeme dolduruyor bizde niye boyle peki? En son gecen hafta yedim baya baya 4 dilim salam atip yollamislar. Komik degil mi hele.bu fiyatlariyla?
0
floydian
(14.01.22)
3 sene olmuştur. ondan bir önceki de 5 sene öncedir. evde 2 dkda hazırlanabilecek bir şey olarak görüyorum ve malzeme kalitesi eve aldığımız ürünlerden düşüktür kesin.
0
gabe h coud
(14.01.22)
80-95 TL arasi gorunuyor su anda 30cm menuler. 2 yil olmustur yemeyeli, fiyatlardan dolayi. lezzetli ve saglikli buluyordum ama sagligimdan feragat edebilirim bu fiyattansa :d
0
hjarteblod
(14.01.22)
Yakın zamanda yedim.
Her menü ve boyda kaçar adet konacağı belli. Amerika'da sanırım ekstralı filan alıyor insanlar baya. Alım gücüne göre daha kolay olabilir böyle hareketler.

Son dönemlerde fiyatı hayli coşmuş.
0
burfak
(14.01.22)
valla 10 sene oldu galiba, ilginç bir şekilde o da küçük bir ilçedeydi. hayatında 100 bin kazanmışsa bunun 90'ını yemeğe vermiş insanım, bir sürü şehir ve ev değiştirdim, herhangi bir sitede Subway gördüğümü hatırlamıyorum. sokakta filan da görmedim hiç. olsa da çok tercih etmezdim ama... dışardan söyleme motivasyonum genelde kendi kendime yapamayacağım lezzetli bir şey yeme isteği. eppek arası kendim de yaparım gerek yok.
0
der meister
(14.01.22)
Bir ay önce falan yedik, daha önce hiç yememiştik.

30 cm tavuklu bol malzemeli bir sandviç 55-60 liraydı, ticket geçtiği için çok şey yapmadım ama pahalı ve doyurucu değildi. Ama lezzetliydi hakkını vereyim ^^

Şu an 80 liraysa hiç bulaşılmaz, aç kaldığınla kalırsın.
0
chicha_v2
(14.01.22)
2018 gibi yedim sanırım en son. Dürümün içi boş gibiydi. 2016da avrupada birkaç farklı ülkede yedim malzeme içinden taşıyordu güzeldi. Türkiyede fiyat performans açısından çok kötü seçenek bence subway.
0
mg3929
(14.01.22)
5-6 yıl olmuştur yemeyeli. işyerime yakın olduğu için ara sıra tercih ediyordum, ama bence lezzetli olmasına rağmen hem doymuyordum hem de fiyatı pahalı geliyordu. daha uygun fiyatları olsa ve yakınlarımda olsa tercih ederdim.
0
isyankar tosbaga
(14.01.22)
sadece yurtdışında yiyecek yemek bulamayınca yiyorum. onda da içine bi ton doldurtup sonra pişman olup kendimden nefret ediyorum
0
roket adam
(14.01.22)
Bi ara çok sık yiyodum, son 2 yılda nadiren yiyorum. Fiyat performansı baya düştü bence de. 80 liraysa yuh yani asla değmez
0
nundu
(14.01.22)
belki de 10 yıl önce köfteli sandviçlerinden zehirlendiğimden beri yemiyorum.
0
reanarchy
(14.01.22)
valla gecen migrosta mr. no dardanel vs sandvic fiyatlari 30-35 liraydi ben gecen hafta yilllaaaarrrr sonra subway'de tavuk fileto sandvic yedim 30cm ve 36 lira falandi ve gayet de guzeldi.
0
bay b
(14.01.22)
(5)

ego cepte uygulaması isabetli mi? otobüs yok görünüyor

der meister
gitmeyeli uzun zaman oldu ama gölbaşı'nda yaşadığım dönemde birden fazla hat oradan kızılay'a gider gelirdi. şimdi bakıyorum hafta sonu için tek sefer dahi görünmüyor. bahsettiğim konumdan (üniversitelerin olduğu yer) kızılay'a ulaşım olmama ihtimali bence yok, orada hastane filan da var sonuçta.han
gitmeyeli uzun zaman oldu ama gölbaşı'nda yaşadığım dönemde birden fazla hat oradan kızılay'a gider gelirdi. şimdi bakıyorum hafta sonu için tek sefer dahi görünmüyor. bahsettiğim konumdan (üniversitelerin olduğu yer) kızılay'a ulaşım olmama ihtimali bence yok, orada hastane filan da var sonuçta.

hangi hattın saat kaçta nereden geçtiğine nereden bakabilirim? yok eğer ego uygulaması doğruysa skandal değil mi abi bu özel aracı olmayan kızılay'dan gölbaşı'na hafta sonu gidemeyecek mi yani aşırı saçma bence bir hata olmalı.
0
der meister
(14.01.22)
otobüs saatleri kesin de, durak numarası girince gelen otobüsleri gösteren şey kesin ve doğru değil her zaman.
0
jelly bear
(14.01.22)
abi nasıl ya hafta sonu göle gidemiyor muyuz o zaman, ne saçma iş
0
🌸der meister
(14.01.22)
hangi otobüs? belki başka hat vardır.
0
jelly bear
(14.01.22)
evet ben heyecan yapmışım, 106-1 değil ama 106-4 gidiyormuş mesela, ona dikkat etmemiştim. hafta sonu hatlarının isimleri farklıymış.
0
🌸der meister
(14.01.22)
Toplu taşıma Ankara'da öleli çok oldu
0
baal
(14.01.22)
(10)

Deliksiz uyuyabiliyor musunuz ?

garavel
Sb. Hiç yoksa gece 3-4 kere uyanıp bilinçli olarak sağıma soluma dönüyorum, oh daha sabah olmamış diyorum. İşe başladığımdan beri ( 3 ay ) neredeyse böyle deliksiz bi uyku çekemedim, sabah erken uyanıcağımı bilmek çok geriyor ( kafada başka düşünceler de var tabi salt iş değil )Sizde durumlar nasıl
Sb. Hiç yoksa gece 3-4 kere uyanıp bilinçli olarak sağıma soluma dönüyorum, oh daha sabah olmamış diyorum. İşe başladığımdan beri ( 3 ay ) neredeyse böyle deliksiz bi uyku çekemedim, sabah erken uyanıcağımı bilmek çok geriyor ( kafada başka düşünceler de var tabi salt iş değil )

Sizde durumlar nasıl ? Zamanla alışılır mı buna, bi çözümü var mıdır.
0
garavel
(12.01.22)
ben alkollü olduğum zamanlar hariç (ki o zamanlarda bile hiç uyanmadan uyumuşluğum yoktur) deliksiz uyuduğumu bilmem. çok yorgun olarak uyusam bile minimum 3-4 kez bazen daha da fazla uyanırım, dönerim, yastığın şeklini değiştiririm vs tekrar uyumaya devam ederim. 4 senedir evden çalışıyorum, erken kalkma gibi bir derdim de yok ama uyku bölünmesi durumu asla değişmedi.
0
hypathia
(12.01.22)
Kesintisiz uyuma konusunda çok iyiyim. Askerde bile çok nadir uyanmışımdır. Sadece stres varken dediğiniz gibi uyandım. Bu bence işe, sınava geç kalma korkusu nedeniyle oluyor. İki tane alarm kurmayı deneyebilirsiniz. Bir telefon, bir saat gibi.
0
dissendium
(12.01.22)
Çok hasta olup antibiyotik vs icmedigim müddetçe ben de deliksiz uyuduğumu bilmem. Hiç uyanmasam 2-3 kere yine uyanırım. Saate bakarım vs. Erken de uyansam geç de uyansam durum bu bende maalesef. Alıştım artık.
0
fraise
(12.01.22)
Kesintisiz uyuma konusunda çok iyiyim +1
0
harmanyeri
(12.01.22)
aynen dediğin gibi yaa sabah olmadı mı ne zaman olcak falan diyorum.
0
killerbee
(12.01.22)
asla. maalesef.

uyku düzeni, beslenme gibi faktörleri yoluna koyduğumda biraz daha iyi uyuyabiliyorum ama genel olarak uyuduğumu bile hissetmiyorum diyebilirim. 1-2 saat derin uykuduysam geri kalan 6-7'sinde istemsiz olarak bir şeyler düşündüğümü fark ediyorum, yani vücut tamamen kapanmıyor kesinlikle. böyle birkaç geceden sonra çooook yorgun düşünce artık belki 4-5 saat temiz uyuyabiliyorum.
0
der meister
(12.01.22)
normalde deliksiz uyku benim işimdi çok güzel uyurdum, evlilik ve çocuktan sonra hayal oldu artık.
0
Improbable
(12.01.22)
ayda yılda bir deliksiz uyuyorum.
ya terliyorum, ya tuvalete gidiyorum, ya ağzım kuruyor su içiyorum... bazen gürültü duyuyorum.

gürültüsüz bir yerde yaşasam da kulak tıkacı ile uyuyorum. komşum bazen ses yapıyor. tıkaç taktiğim zamanlarda uykumun kesilmesi daha zor.

zma denilen bir takviye var. onu bir araştırın belki hoşunuza gider.
0
dahinnotha
(12.01.22)
33 yasindayim deliksiz uyku ne demek bilmiyorum. Kundakta iken deliksiz uyudum en son. Belki kundaktayken de deliksiz uyumamisimdir.
0
stavro
(12.01.22)
Bir yattım mı 10 saat deliksiz uyuyabilirim
0
sta
(12.01.22)
(1)

afrika kupasını nerden izleyebilirim

semaforo de medianoche
arada bakmak istiyorum ama malum ülkede yayıncısı yok. ingiltere orijinli falan hd maç yayınlayan bir site vardır kesin bilmediğim var mı sizin bildiğiniz?bahis sitelerini söylemeyin zaten çoğu kupon yapma şartı koyuyor koymasa bile yayınlar küçücük ekranda oluyor
arada bakmak istiyorum ama malum ülkede yayıncısı yok. ingiltere orijinli falan hd maç yayınlayan bir site vardır kesin bilmediğim var mı sizin bildiğiniz?

bahis sitelerini söylemeyin zaten çoğu kupon yapma şartı koyuyor koymasa bile yayınlar küçücük ekranda oluyor
0
semaforo de medianoche
(11.01.22)
ben IPTV kullanıyorum ama ücretsiz isterseniz bildiğim en sağlam site burası, her maç için çok sayıda link oluyor genelde, afrika uluslar kupası için bakmadım ama: 24sport-1.ru

site rusça ama sayfayı çevir özelliğiyle ingilizce yaparsanız rahatlıkla iş görür.
0
der meister
(11.01.22)
(17)

harry potter'ın setini şimdi alsam sarar mı sizce? yaş 27

der meister
okumanın yaşı yok tabii ama kitapyurdu "çocuk ve gençlik kitapları" arasında listelediği için biraz bozuldum hehe.ben 11-12 yaşındayken filan bunu ta ortasından okumaya başlamıştım, melez prens'ti galiba yeşil olan. büyük keyif alıyordum okurken. yine çocuk yaşta kuzenle bir filmini de izlemiştik, h
okumanın yaşı yok tabii ama kitapyurdu "çocuk ve gençlik kitapları" arasında listelediği için biraz bozuldum hehe.

ben 11-12 yaşındayken filan bunu ta ortasından okumaya başlamıştım, melez prens'ti galiba yeşil olan. büyük keyif alıyordum okurken. yine çocuk yaşta kuzenle bir filmini de izlemiştik, hoşuma gitmişti. okuduğum kitabı da yengem almıştı bana, annem paramız yok diye almak istememişti, o yüzden aslında içimde uktedir baştan sona okuyabilmek ama bu yaştan sonra kurgusu sarar mı emin olamadım ya, az para da değil yani indirimde 230 küsür lira şu an.

tavsiye eder misiniz, almaya değer mi? en kötü ilerde 13-14 yaşında birilerine veririm diye düşündüm, baktılar ki hoşlarına gitti bir çocuğu/ergeni okumaya teşvik etmiş oluruz en azından.

bunun dışında farklı evrende geçen, kurgusu sağlam bu tarz seri önerebilir misiniz? george martin şüşkosunu okumak istiyordum da bunun bitireceği yok, yarım kalacak bir 5 bin sayfalık hikaye okumak istemiyorum açıkçası. asoiaf gibi var mı başka mesela öyle bi şeyler?
0
der meister
(11.01.22)
Hem de nasıl sarar, bak şimdi çok özledim:)
Harry Potter ile büyümüş şanslı kuşaktanım. İki sene önce (yaş 27'ken) açtım yeniden bitirdim mesela yedi kitabı, yine aynı heyecan ve keyifle okudum.

Eminim şu an açsam yine yedi kitabı arka arkaya okuyabilirim.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(11.01.22)
Ben sarmayacağını düşünüyorum. Yaşım 30 şimdi açsam ben de okurum tekrar ama hiç okumamış olsam bu yaşımda okumazdım.

Set olarak değil de sadece ilk kitabı alıp okumak daha mantıklı olabilir.
0
nickimin hakkini veremedim
(11.01.22)
Ben kitap karakterleri ile aynı yaşta iken okuyordum ve adeta onlarla birlikte büyüyorduk. Çok keyifliydi ve bizi adeta girdap gibi içine çekiyordu. Aynı dönemde pek çok yetişkin de zevkle okuyordu Harry Potter kitaplarını.

Ben şimdi okusam aynı keyfi alır mıyım bilemem ama ilk defa okuyan kişi bence hoşlanabilir. Ayrıca; ilk kitaplar daha çocuksu seyrederken 3-4 ile birlikte daha karanlık ve grift bir yapıya bürünüyor. Hızlı okunur zaten.

Satın alma kısmını bilemeyeceğim. Kütüphanelerden ödünç alma imkanınız varsa öyle okuyun derim.
0
burka
(11.01.22)
28 yaşındayım. Daha geçen Harry Potter ve Felsefe Taşı'nın resimli kitabını okudum. Her canım istediğinde açıp okurum. Teyzemin çocuğuna da Harry Potter sevgisi aşıladım. Harry Potter koleksiyonu yapmaya başlamış. İnsanın elinin altında sevdiği birkaç kitap olması güzel bir şey. O yüzden seviyorsan tavsiye ederim ama hepsini almak zorunda değilsin. Benim okumayı en sevdiğim kitap Ölüm Yadigârları. En çok onu okudum, okuyorum. Sen de sevdiğin kitabı alabilirsin sadece. Sonra istersen zaten diğerlerini de alırsın. Ben şu an gidip de set almam çünkü koyacak yer yok. İndirimi kaçırmayayım diyorsan al ama yeni kapak tasarımlarını ben beğenmedim.
0
dissendium
(11.01.22)
Valla ilk kitaplar pek sarmayabilir belki anca sonradan oldukça sarar bence. İlk kitaplarda falan cidden atmosfer daha çok sanki masalsı ve çocuksu gibi. Sonraki kitaplarda kademe kademe atmosfer değişip daha bir rayına oturuyor ve o çocuksuluk gidiyor.

Başka seri için de herkese şiddetle tavsiye ettiğim fırtınaışığı arşivi serisine bak derim. Her kitap tuğla gibi olmasına rağmen herif resmen roman yazma makinesi gibi pat pat çıkarıyor kitapları.
0
j r r tolkien hayrani
(11.01.22)
Nerede indirimde ya, yeni kutulu sette benim de gözüm var, link atsana. :)

37 yaşındayım, bir buçuk yıldır sesli kitaplarını dinliyorum çünkü resmen özledim kitapları. Al tabii, çok keyifli seri.
0
kobuzchu kiz
(11.01.22)
@kobuzchu, kitapyurdu'nda indirimde görünüyor, eğer gerçek fiyatına bindirip geri indirdiyseler onu bilmiyorum tabii: www.kitapyurdu.com&filter_name=harry+potter
0
🌸der meister
(11.01.22)
Sarmama ihtimali var. İlk 2 kitap direkt çocuk kitabı. 3'te biraz olay ciddileşse de 4'ten öncesi zor. Ben (33) resmen Harry Potter ile büyümüş oldum. O yüzden şimdi gidip aynı hevesle ilk filmi de izleyebiliyorum ilk kitabı da okuyabiliyorum ama ilk kitabı okurken yorumum hala çocuk kitabı olduğu yönünde.

ASOIAF için %100 haklısın. 124214 yıldır ortada kaldık bekliyoruz ve bu can sıkıcı. Dune, Zaman Çarkı, Unutulmuş Diyarlar, Ejderha Mızrağı ve bunlara bağlı başka seriler var. Yüzüklerin Efendisi'ni okuyabilirsin bütün diğer kitapları ile.
0
nawar
(11.01.22)
Meh, Kitapyurdu'nu boykot ediyorum ben fakat YKY'nin kendi sitesinde de 236 lira, haberin olsun :)

(Mobilden edit yapamadım.)

Azmettim edit yapmaya. Eganba'da daha ucuz. www.eganba.com
0
kobuzchu kiz
(11.01.22)
Degmez. Bence alisveris yapasin gelmis. Bana da oluyor arada. Ortaokul/lisede okunacak kitaplar, yetiskin olarak para vermeye degmez. Bende kitaplarin bazilari var (4/5/6 sanirim), 30 sene bos kalsam tekrar acip okumam.
0
hot potato
(11.01.22)
Gecen sene sesli kitap ile ilk 3 kitabi tekrar bitirdim
Potter ile buyumedim 26 27 yaslarimda okumistum ilk, cokta keyif almistim.
0
eja
(11.01.22)
Abi filmleri izle gec vaktine yazik
0
floydian
(11.01.22)
Harry Potter o yaşta gayet de sarar eğer genel olarak ilgiliyseniz o türe. Filmleri de güzeldir ama kitapların yerini tutmaz.
0
salihdt
(12.01.22)
Ilk 25 yas civari okumustum ben de, gayet de sardi ama ilk iki uc kitap ve filmin cocuksu olduguna katiliyorum ben de. Onlari asarsaniz arkasi gelir yani.

Zaman Carki'ni deneyebilirsiniz, dizisi de var artik.

Edit: burada falan bir sorsaniz belki elden cikarmak isteyen veya odunc verebilecek kisiler vardir seriyi ya da bazi kitaplari.
0
sopiro
(12.01.22)
Ben de yeni okudum sayılır ve okuduğumda yaşım 39'du. Tüm kitapları çok kısa bir süre içinde yutar gibi okumuştum. Kitaplar da, Harry Potter büyüdükçe onunla birlikte büyüyor ve dili, anlatımı olgunlaşıyor.

Bazı kitaplar bazı mevsimlerle çok iyi eşleşiyor. Bence içinde bulunduğumuz aylar Harry Potter okumak için mükemmel seçim olurdu.
0
thracia
(12.01.22)
30 yaşındayım ve bu sene tüm serisini aldım ve okuyorum. gayet de sarıyor.
0
drako
(12.01.22)
Harry Potter her yaşta okunur. Her zaman sarar. Bence hiç geç değil. İlk 3 kitabın çocuksu olmasının sebebi bence Harry'den kaynaklı. O büyüdükçe kitaplar karanlık bir hal alıyor. Dili de sürükleyici. Güzel..
Yüzüklerin Efendisi olabilir başka. Dili Harry Potter kadar sürükleyici değil ama.
0
matilda
(12.01.22)
(11)

Odanızda tablo var mı

dissendium
Uyuduğunuz odada tablo var mı? Varsa nasıl bir tablo?Odam için şöyle iç açıcı bir poster, tablo almak geliyor aklıma bazen.Özellikle okyanus fotoğrafları.Şunlar nasıl.1. https://www.fekare.com/Uploads/UrunResimleri/buyuk/okyanus-kiyisi-no1-poster-5d09.jpg2. https://st2.myideasoft.com/shop/du/26/myas
Uyuduğunuz odada tablo var mı? Varsa nasıl bir tablo?

Odam için şöyle iç açıcı bir poster, tablo almak geliyor aklıma bazen.

Özellikle okyanus fotoğrafları.

Şunlar nasıl.

1. www.fekare.com

2. st2.myideasoft.com

3. www.posterkanvas.com

Hangisi daha iyi?
0
dissendium
(11.01.22)
1. begendim ben.
0
kismisolungac
(11.01.22)
Var. Sanat fakültesinden bir öğrenci mezuniyet sonrası ülkesine dönmeden önce çalışmalarını satıyordu, onları alıp astım.

Hiçbirini beğenmedim ama 1 daha iyi.
0
prole
(11.01.22)
kismisolungac +1

3. fazla windows duvar kağıdı gibi, pek hoş durmaz. 2. de pek iç açıcı gelmedi bana.
1. baya iyi.
0
mtfbwy
(11.01.22)
Ben bunları asmazdım ama içlerinden 1 daha iyi diğerlerine göre.

Sevdiğim ressamların tabloları asılı bende. Herkesin zevki farklı tabi.
0
not sure if serious
(11.01.22)
göçebe yaşadığım için tablo işlerine hiç girmiyorum ama kendi evim olsa birkaç tablo isterdim. guernica mesela bayıldığım, müthiş bir tablo. gerçi onu evimin salonuna asmak ister miydim bilmiyorum, bakınca bile çok üzülüyorum çünkü sürekli göz önünde olması ne kadar mantıklı bilmiyorum.

senin paylaştıklarından ilki sevimli geldi bana ama diğer ikisini beğenmedim. ikincisi korkunç geliyor (hatta "dalga dalga dalga dalga dalgalanıyor" diye ağlayan murat övüç geldi aklıma, abooov) ve üçüncüsü de windows wallpaper'ı gibi çok düz, ben bunun olduğu yerde uyuyamam ki ya ya ye koko cambo diye dans edesim gelir
0
der meister
(11.01.22)
Bence de 1 en güzeli

Bir de bazı müzelerin arşivleri open access olarak halka açık oluyor, oradan yüksek kalitede resimler indirerek kendiniz bastırabilirsiniz.

www.nga.gov

www.metmuseum.org

Büdüt: Benim odamda bir tane suluboya kuzey ışıkları posteri var Etsy'den almıştım dijital olarak, bir tane Henri de Toulouse-Lautrec posteri var, bir de şunun çıktısı var:

www.reddit.com
0
peki madem
(11.01.22)
2.

1 cok fos duruyor. Soluk ve belirsiz. 3 de fazla yapay duruyor.
He bana kalsa hicbirini koymam, güzel bir kaplan resmi koyarim buyuk bir tane.
0
stavro
(11.01.22)
"Tablo" yok ama ünlü ressamların meşhur resimlerinden biri puzzle olarak çerçeveli.

Bi de başka bi puzzle var.
0
invictae
(11.01.22)
Var. Iyi kalitede posterler. Chagall : www.marcchagall.net[image1]/0/

Evimde hep Chagall asili. Cok severim kendisini.
0
buf-e kür
(11.01.22)
benim odamda da deniz ve gemi temalı bir tablo vardı.

diğer soruna gelirsem 1 oldukça güzel, 2 olabilir, 3'ü beğenmedim.
0
noxell
(11.01.22)
Aivasovski'nin 9. Dalga'sı var benim uyuduğum odada
0
tcyx
(12.01.22)
(3)

schengen vize sorusu

charlotte blanc
benim schengen vizesi almam lazim. avrupaya gitmeyecegim. transit baska ulke ziyaret etmeyecegim. sadece bir iddia uzerine 1(bir) gun bile olsa shengen vizesi almam gerek. en kolay iki ulke fransa ve yunanistanmis.SORUM su: ben ocaktan beri bir yerde sigortali calisiyorum. daha once calismadim. bank
benim schengen vizesi almam lazim. avrupaya gitmeyecegim. transit baska ulke ziyaret etmeyecegim. sadece bir iddia uzerine 1(bir) gun bile olsa shengen vizesi almam gerek. en kolay iki ulke fransa ve yunanistanmis.

SORUM su: ben ocaktan beri bir yerde sigortali calisiyorum. daha once calismadim. banka hesaplarim aktif 5 aydir kullaniyorum ve 5 10 bin dolar surekli var harcama, para transferi etc.

istersem su an calistigim sirket de bana sponsor olabilir.

tek korkum ocak ayindan beri bir maas bordrom var. ve bu adamlar benim bildigim 3 ay istiyorlar.

sizce basvursam vizeyi verirler mi yoksa red mi yerim ? red yersem de diger shcengen denemelerimi zorlastirir miyim ?
0
charlotte blanc
(11.01.22)
ocak ayından beri dediğin sadece 11 gündür mü çalışıyorsun resmi olarak?
0
reanarchy
(11.01.22)
hem ret hem de aldığın vizeyi kullanmamak sonraki teşebbüslerinde sıkıntı yaratabilir. kesinlikle ret yemeye neden olur diyemiyorum ama işini zorlaştıracağı kesin.

bence böyle saçma bir iddia için masrafa girme, yarın bir gün gitmek istediğinde başın durduk yere ağrımasın. üstelik vize için zaten acayip para ödüyorsun, hiç yoksa €60 filan sırf başvuru masrafın olur. gerek var mı? üstelik covid var, normalde alabileceksen dahi şu an o yüzden vermeyebilirler, ki bildiğim kadarıyla şu an turist vizesi verilmiyor.
0
der meister
(11.01.22)
Daha önce reddedilmediyseniz, hesabınızda fena olmayan bir para varsa, mevcut şirketiniz de sponsor oluyorsa, sabıkanız ya da bir şekilde gözaltına alınma hikayeniz filan yoksa, askerlikle ilişiğiniz bulunmuyorsa, 30 yaşından büyükseniz Fransa'dan büyük ihtimalle alırsınız. Tabii ki bir garantisi yok, bir sebeple vize memuruna şüpheli görünürseniz işler değişir.

Kullanılmayan vize çok dert olmuyor.
0
kaptankedi
(11.01.22)
(2)

türkiye'de sanırım ilk kez basılan bir dergiyi arıyorum, savaş, gavga dövüş

der meister
geçenlerde insta'da reklam olarak çıkmıştı karşıma. sanırım dünya genelinde popüler bir dergiydi, üç ayda bir yayınlanıyordu, türkiye'deki ilk sayısı olacaktı ve ikinci dünya savaşı'yla ilgiliydi. aradım taradım fakat bulamadım. ismini, cismini bilen var mıdır?
geçenlerde insta'da reklam olarak çıkmıştı karşıma. sanırım dünya genelinde popüler bir dergiydi, üç ayda bir yayınlanıyordu, türkiye'deki ilk sayısı olacaktı ve ikinci dünya savaşı'yla ilgiliydi. aradım taradım fakat bulamadım. ismini, cismini bilen var mıdır?
0
der meister
(11.01.22)
history of war olabilir mi?
0
south park in kapusonlu uyesi
(11.01.22)
hay yaşa hocam
0
🌸der meister
(11.01.22)
(24)

bir aya kadar iş için izmir'den esenyurt'a taşınmam lazım.

duygudilan99
esenyurt'tan hiç iyi bahsetmemişler. kız başıma zorlanır mıyım?https://www.emlakyorum.com/yazi-detay/6292439
esenyurt'tan hiç iyi bahsetmemişler. kız başıma zorlanır mıyım?

www.emlakyorum.com
0
duygudilan99
(09.01.22)
işime yakın, o yüzden.
0
🌸duygudilan99
(09.01.22)
bayağı sert bir geçiş olmuş ama toplu ulaşıma yakın, merkezi, nezih bir apartman-dairede kalırsan sorun yaşamazsın diye düşünüyorum. Bir de neden esenyurt'a taşınman lazım ki? Başka bir semt olmuyor mu?
0
prole
(09.01.22)
Esenyurt'ta yaşayacak olsam İstanbul'a gelmezdim hayatta. En kötü yerlerden biri diyebilirim.
0
garylineker
(09.01.22)
Ben olsam İzmir'den esenyurt'a gitmezdim. Zorlanırsın.
0
çih
(09.01.22)
@prole yol parası olmadan yürüyerek gidebileceğim mesafede olması lazım.
0
🌸duygudilan99
(09.01.22)
Beylikdüzü tarafına tasinsaniz? Aradan bir cadde geçiyor ama resmen popülasyon değişiyor. Beylikdüzü'nde sorun yaşamazsınız.
0
fraise
(09.01.22)
iyi bir siteye taşınıp, yürürken kapşon bere ne varsa geçirmem gerekecek sanırım.
0
🌸duygudilan99
(09.01.22)
Kiptaşlara bak. En azından site içinde olursun. Dışarısı bayağı kötü. Araban olsa çok iyi olur bir de. Dolmuşlar çok bunaltıcı ve kalabalık oluyor Esenyurtta.
0
westblack
(10.01.22)
orta doğu'nun tamamı anlaşıp buraya göçmüş gibi. iran, ırak, suriye, kırgızistan, kazakistan, tataristan, afganistan vb. ülkelerin vatandaşlarının hepsini bir arada görebileceğiniz tek ilçe olabilir. izmir'den buraya gelmek hayatınızın en kötü kararı olabilir. gerekirse günde 30-40 dk yol çekin ama buraya taşınmayın bence. en iyi ihtimal iş yeri e5'e yakınsa metrobüs dibi bir yer olabilir ama burda da çok uçuk kiralar verirsiniz sanırım.
0
golgi aygıtı
(10.01.22)
eger yol parasinin bile hesabini yapmak zorunda kalacagin sartlarda calismaya esenyurta tasinacaksan izmirden, hayatinin hatasi olur. evet is piyasasi zor, is bulmak zor ama o kadar da degildir bence. tabii sartlarini bilmiyorum ama "ya bu is ya da sokakta kalacagim" gibi bir durum degilse olmaz yani.
0
robokot
(10.01.22)
Berbat bir yer. ist da kimse isine yakin oturmuyor, yani esenyurta tasinmayin
0
oscar
(10.01.22)
İstanbul'da bir ilçenin mahalleleri arasında bile bayağı büyük farklar olabilir. O yüzden ilçeyi değil, mahalleleri araştırın. Fırsatınız varsa komşu ilçelere taşınmayı deneyin. Örnek olarak Başakşehir, Arnavutköy daha iyi olabilir. Ev iyiyse zorluk azalabilir. Bunları düşünmeniz gerek.
0
dissendium
(10.01.22)
Ne Başakşehir'i, ne Arnavutköy'ü hocam ne alaka oralar? 10 dakika mesafede Beylikdüzü var. Adnan kahveci mahallesi gibi bir yer dururken Arnavutköy gibi çomar yuvasında ne işi var? Ayrıca Başakşehir'den kaç saatte gidilir Esenyurt'a haberin var mı? Ulaşım açısından aşırı ters yerler.

Esenyurt'un oturulabilecek tek yeri Marmara Park'ın bulunduğu hat. Yani E-5'in bi arka Caddesi üzerindeki site gibi binalar. Yine de oradan çok daha iyisi yolun karşı tarafı. Beylikduzu adnan kahveci ve cumhuriyet mahalleleri gayet iyidir.
0
himmet dayi
(10.01.22)
Izmir'in neresinden tasinacaksin? Bu soru Esenyurt'a tasiniyorum kadar onemli bir veri.

Izmir'de Konak Ege mahallesinde, Buca Mehtap mahallesinde ya da kadifekale'de yasiyorsan Esenyurt senden korksun aksjdhakjhds
0
darkrocq
(10.01.22)
Twitter'da TT olmuş bi bak istersen az fikir edinirsin
0
olaylar olaylar
(10.01.22)
esenyurt değil de beylikdüzü tarafına taşınmanı öneririm.
0
vadrigar
(10.01.22)
yasin daha genc diye tahmin ediyorum, bu kotulugu kendine yapma.
0
der meister
(10.01.22)
Esenyurt olarak geçse de bazı yerler yaşanır, çalışılır durumda. Tam yeri anlamak onemli
0
tum haklari saklidir
(10.01.22)
Yani izmir'deki rahatlığınızıla esenyurtta yaşamaya kalkmayın. Hava kararmadan dönün eve:)

Şöyle diyeyim, istanbul'un her ilçesinde eskiden sorunlu bölgeler mahalleler vardı. ARtan emlak fiyatları yüzünden buralarda yaşayanlar yavaş yavaş şehrin dışına gittiler. Çoğu da esenyurt civarına yerleşti.

Göçmenler, mülteciler de buraya dolunca istanbul'un gül gibi bir gettosu oldu.
0
anten
(10.01.22)
herkes kotu yorum yapmis ama sanirim olan olmus. moralini duzelteyim biraz. istanbulda yasayanlar asiri onyargili bazi semtlere karsi. diger ornegi ise bagcilar. o kadar cok espriye konu oldu ki, bagcilar denince hic gitmeyen biri bile dalga gecebiliyor. halbu ki bagcilar epey gelisti. ayni sey simdi esenyurt icin yapiliyor. hic gitmeyen biri bile hakkinda kotu yorum yapabiliyor. ha merkeze biraz uzak ama hayatinizi o semtte kuracaksaniz merkezde isiniz olmaz. kalkip kadikoyden esenturta tasinsan yapma derdim. ama izmirin neresindesin nasil bir hayatin var bilmiyoruz.
0
buenosdias
(10.01.22)
Bence de abartiliyor.
istanbul'da araban yoksa zaten artik guvenligin yok.

Bagcilar ve esenyurt geyigi bitmedi.
hele belediyecilikte ve guvenlikte bagcilar kadikoyu tokatlar.
Adamlar ters yonden girme diye her sokaga lastik patlatan tuzak koyuyor. En ufak sikayetini cozuyor.
Ben kadikoy belediyesine istek acinca cozum bulabildigim sikayetim sifir.

Daha bu ay kadikoy'de sokaga iseyeni uyardi diye dayak yedi adam.

Esenyurt'da duzgun bir sitede kaliyorsan sikinti olmaz.
Ama araban olacak cunku istanbul guvemli degil.
Artik izmir'in de guvenli oldugunu sanmiyorum.
0
divit
(10.01.22)
esenyurt'ta tam olarak nerde bilmiyorum ama ben beylikdüzü tarafına bakmanızı tavsiye ederim.
0
bay b
(10.01.22)
ahahah güldüm yukarıda yazılalara ama bazı kısımlara hak verdim ben esenyurtta yaşıyorum öncelikle esenyurtun neresi diye sormalıyım iş nerede tutacağın ev nerede bunlara göre cevaplar şekil alır.
0
basond
(10.01.22)
esenyurt'un bana göre en yaşanacak yerinde yaşıyorum. çok güzel süper öyle lüks vb olarak anlaşılmasın tabi (ben ekonomik bir sitede oturuyorum, buranın sakinleri yüksek oranda emniyet ve belediye personeli onun dışında normal düşük gelirli halk) esenyurt'ta bile lüks sayılabilecek siteler de var bu arada.

mesela otobüslere bindiğimiz durakta genelde oturarak gidebiliyorsunuz. 1 durak sonra ayakta gidiliyor, 2 durak sonra hiç binilmiyor, aynı şey inerken de geçerli

site içinde oturuyorum, dışardan elini kolunu sallayanı sokmuyolar, sitenin güvenliği oldukça iyi, her tarafta güvenlik kameraları var ama çocuk gürültüsü çok oluyor, sitede suriyeliler de var az da olsalar..

etrafında ilköğretim okulu, sağlık ocağı, a101, bim, şok, tekel bayii, yerel market, eczane ve biraz yukarısında avm var.

beylikdüzü vb gibi yerlere göre sanıyorum ki kirası ciddi şekilde fark yapar.

şimdi bu civarın dışında özellikle gece pek ara sokaklara girmedim, girdiğim yeler gayet normal mahalle arasıydı ha birbirini kılıçla kovalayan suriyeliler de varmış esenyurtta haberlerde görmüştüm.

yenikentten belediye kadar çok gittiğim oldu, son derece işlek, neredeyse bakırköy meydanı ayarında bi yer, onun alt sokaklarına da çok girdim çok derinlere girmemek kaydıyla orada da bişey görmedim ama sanıyorum ki bu hep haberlere çıkan kavgalar dövüşler olaylar falan olan da bir yeri vardır.

zaten ben kalkıp da gezmeye esenyurta çıkmam, cafe mafe ararsan heryerde var da onun dışında yapılacak bişey yok esenyurtta, istanbul uzak haliyle tabi, taksime tek otobüs var 1.5 saat çeker.

sabah saat 6 da bile yol kenarlarında, otobüs duraklarında işe gitmek için bekleyen çok sayıda insan görüyorum. öyle çok tekinsiz diyemem bu civar için ama genel olarak türkiye zaten tekinsiz.

aracınız olmadığını ve işinizin yakın olduğunu ekonomik şartlarda kimse karışmasın etmesin işe ev yapayım diye düşünürseniz evet ihtiyacınızı karşılar ama burasını istanbul olarak düşünmeyin istanbula en az 1 saat otobüs mesafesinde. öyle çok gezip tozabileceğiniz bi yer değil :) ev iş, işte ara sıra hafta sonları kaçamak genelde evcimen bi yaşam istiyorsanız size uyar.

hani istanbulu gezeyim tozayım derseniz bence işe değil gezmek istediğiniz yerlere yakın olsun veya en azından metrobüs hattına yakın olsun.

size mesaj attım, eğer bilgi almak isterseniz yazın.

burada yaşamayan arkadaşların yazdığı cevapları da abes buluyorum şaka maka 4 senedir buradayım.
0
killerbee
(10.01.22)
(21)

her konunun yurtdışına bağlanması sizi de çok bunaltmıyor mu?

der meister
en baştan belirteyim çocuk yaştan beri yurtdışında yaşamayı istemiş biriyim, imkanım olsa arkama bakmam.yalnız sosyal medyada istisnasız her ama her şeyin fakirliğe ve yurtdışına bağlanması acayip sinirime dokunmaya başladı. "okuma o zaman" diyeceksiniz ki aslında haklısınız, sosyal medyada vakit ge
en baştan belirteyim çocuk yaştan beri yurtdışında yaşamayı istemiş biriyim, imkanım olsa arkama bakmam.

yalnız sosyal medyada istisnasız her ama her şeyin fakirliğe ve yurtdışına bağlanması acayip sinirime dokunmaya başladı. "okuma o zaman" diyeceksiniz ki aslında haklısınız, sosyal medyada vakit geçirmek çok lüzumsuz ama insan ucundan kıyısından da olsa baksa görüyor bunları hep.

ya atıyorum bir maç var. başlığına giriyorum ekşi'de. "tribünde herkes birasını içiyor, ne güzel, biz burda fakiriz, bok gibi ülkede yaşıyoruz" temalı entry'ler hemen... her allahın günü bugün olduğu gibi "doktorluğu bırakıp isviçre'de kebapçı olan adam" tarzı hikayeler...

abi bu kafayla nasıl manyak olmuyor bu insanlar? b*k gibi yaşıyoruz eyvallah hiç itirazım yok da imkanım neye el veriyorsa onunla iyi hissetmeye çalışıyorum bazen. daha iyisini istiyor, bunun için mücadele ediyor ama bir yandan bugünümde de kendimi iyi hissedebilmek istiyorum şahsen.

bi insan maç izlerken tribünde bira gördü diye konuyu nasıl ülkenin boktanlığına bağlayabilir ya bir değil iki değil herkes aynı şeyi yazıp duruyor sürekli. hal böyleyken insan şu durumda mutlu olabileceği varsa bile yine olamıyor arkadaş, bir saniye aklımızdan çıkartmıyorlar dandik yaşadığımız gerçeğini.

bu durum sizi de etkiliyor mu mental olarak ya da kızıyor musunuz, üzülüyor musunuz? yauv arkadaş bak akşam oturmuşsun, maç izliyorsun, ne güzel. iki saat kafanı dinle, keyifli vakit geçir... yok. konu bi şekilde türkiye'ye bağlanıyor. lan böyle hayat mı yaşanır? ben mi abartıyorum, sizin görüşleriniz nedir?

hayır bu duruma ses çıkarsak ne olacak abi, sokağa çıksak hapisteyiz zaten. ben mesela, beni az çok tanıyorsunuzdur çoğunuz, allah aşkına ben mücadele edip kendimi geliştirsem ne olur? yılbaşı videosundaki dayı gibi, "şu adamın tipine bak allah aşkna bu nasıl yeni yıla girecek" hesabı, yani neyi kovalıyoruz bu kadar gerçekten anlamıyorum. neden hepimiz sanki €3000 maaş varmış da bize verilmiyormuş zihniyetiyle yaşayıp sinir hastası oluyoruz ki?
0
der meister
(08.01.22)
Evet, ben bu olaydan coktan biktim. Her gun "burada durulmaz ya" tipleri goruyorum. Ben muthis bir yer burasi demiyorum ama hepimiz bu ulkedeyiz, hepimiz bu ulkenin durumunu goruyoruz, biliyoruz, birebir yasiyoruz zaten. Daha neyi kime bininci defa anlatiyorsun? Herkes her seyin farkinda. Bildigimiz seyleri bininci defa duyunca mutlu olmuyoruz, anlayin artik. Hep sikayet, hep sikayet.
0
hlot
(08.01.22)
gören bilen insan ister istemez kıyaslıyor aslında üzüldüğünden ama o an için toksiklik oluyor biraz evet.

ama pek bilmeyen sallamayan insanlar zaten bunu yapmıyor. trde mutlu onlar. "başka ülkede yaşayamam" kafası.

emin ol onlarla da sen anlaşamazsın.

bilmenin laneti.
0
AlsterWasser
(08.01.22)
şöyle söyleyeyim. otuzlu yaşlarında işinde iyi yerlerde olan çiftiz. yaşıtlarımızın avrupa'daki yaşam standartlarını biliyoruz. her birimizin maaşı 1000 usd etmiyor şu an. hangi ülkede iyi üniversite mezunu, alanında iyi eğitim almış kalifiye gençler 1000 usd altında para alıyor? benim 2 dilim var, ikimiz de ingilizce biliyoruz. şu an avrupa'da hizmet sektöründe part time çalışan adamın maaşını alıyoruz. araba alamıyoruz, tatile çıkarken kırk kere düşünüyoruz. bu şartlar altında nasıl kıyaslama yapmayabiliriz ki?

daha yeni arkadaşımız almanya'ya gitti çalışmaya. burada karı koca it gibi çalışarak kazandıklarının iki katını sadece bir kişi çalışarak kazanıyorlar. bu reva mı bu gençliğe?
0
wild honey suckle
(08.01.22)
Güzel başlık olmuş. Gidebilen ya da gitmeyi tercih eden gidiyor zaten.

Bazı konularda "benchmark" gibi belirleyip kıyaslamak doğru olabilir gösterge açısından, atıyorum ülkelerin insani gelişmişlik endeksleri ya da gayri safi yurtiçi hasılalarını bu yeri gelen bir konuda genel fikir vermesi açısından kullanılabilir. Bazı konuların bizi zorladığı, hayat kalitemizin de düştüğü doğru çeşitli nedenlerle. Ama bunu sürekli "yurtdışı da şöyle süper, insanlar şöyle geziyor, şöyle partiliyor, şu kadar euro kazanıyor, herkes hep musmutlu, hayat da tozpembe" gibi argümanlarla savunmak bana da yüzeysel, amiyane tabirle de "goygoy" geliyor.
0
dreamnesiac
(08.01.22)
valla ben de biktim,
bizim sorunlarimiz var ama bunu cok dile getiren cevremdeki tipler, almanya'da falan sosyal yardim parasiyla gecinmeyi hayal ediyorlarmis gibi.

ya da bir doktorun burada durulmaz demesini anliyorum, hak veriyorum ama benim mal kuzenim almanya'ya gidecem ben de diyor, daha uyduruk özel üniversitesini bitirememis, kendine faydasi yok.
0
Coma
(08.01.22)
etkilemiyor. gençliğin verdiği çiğlikle konuştuklarını düşünüyorum.

23-24 yaşlarında ben de ülkede her şeyin berbat olduğunu düşünüyordum. türkiye'de asla mutlu olunamaz havalarındaydım. ya siyah ya beyazdı her şey. rigid karakter de diyormuş buna psikiyatrlar, olumsuz manada tabii. yaşlandıkça o sivri köşeler yumuşuyor.

türkiye gayet sorunlu bir ülke ama güneşli bir güne uyanmak ülkelerin sınırlarından bağımsız güzel. ya da dediğiniz gibi bira eşliğinde maç keyfi. ufak tefek anların kıymetini bilmek de yaş almakla gelişebilen bir özellik galiba.
0
adse
(08.01.22)
arkadaşlar bazılarınız beni yanlış anlıyorsunuz. kıyaslamayalım, iyisini istemeyelim demiyorum. inanın bu konuda en çok üzülen, bunu en çok kafasına takan insanlardan biri benimdir. sevgilim yabancıydı, en yakın arkadaşım yabancı, yani sürekli görüyorum bunları; üstelik türkiye'de de durumum iyi filan değil, belki mental olarak bundan en çok etkilenen gençlerden biriyimdir.

benim bahsettiğim şey bunun SÜREKLİ ön planda tutulması. oturup çay içerken bile konunun yabancı ülkeye gelmesi. benim anlamadığım kısım burası. la insan su içerken bile "isviçre dağlarından gelen suyu içiyor olabilirdik" der mi mesela? 7/24 buna maruz kalmak zorunda mıyız? ben bundan bahsediyorum. yoksa türkiye'de yaşayıp durumuna üzülmeyen gencin aklına şaşarım, orası ayrı mesele.
0
🌸der meister
(08.01.22)
Valla beni bunaltmiyor cunku haklilar. Hani mesele surekli bir kiyaslama meselesi degil sadece, ister istemez kafa ona gidebiliyor bazen.

'bi insan maç izlerken tribünde bira gördü diye konuyu nasıl ülkenin boktanlığına bağlayabilir '

Demissin mesela. Ben soyleyeyim, ulkede surekli olarak biraya/alkole zam geliyor. Bir kutu bira bile artik oldukca luks kategorisine girmis gibi. Hal boyle olunca yani neredeyse devamli alkole zam haberlerini duyunca ister istemez algida secicilik devreye girebiliyor bazen. Adam belki o kareye kadar mutlu mutlu maci izliyordu ancak o kareyi gordukten sonra istemsizce akli yine biraya, fiyatlara, vergilere, zamlara gidip en son o cumleyi kurar hale gelmistir.

Bir de o tur mesaji yazanlarin 7/24 sanki sikayetcilermis de hic zevk almiyorlarmis gibi yasadiklari sonucuna nasil vardin onu da anlamadim. Dedigim gibi adam da her seye ragmen oturup keyif almak icin maci izlemeye baslayip en son ister istemez o mesaji yazmis olabilir. Sirf o mesaji yazdi diye hemen sanki surekli ayni tutumu takiniyorlar gibi dusunmen yuzunden bence abartiyorsun.

Hatta sende de algida secicilik yine devreye girmis gibi. Sen de surekli olumsuz yorumlara odaklaniyor gibisin.
0
j r r tolkien hayrani
(08.01.22)
kesinlikle aynı fikirdeyim.

gavur okulu diye tabir edilen liselerden birinden mezunum.
yani "bilmeyen"lerden değilim kesinlikle.
birçok arkadaşım ülke bu hale gelmeden eğitim için yurt dışında okudu, bazısı kaldı, bazısı döndü.

"türkiye bir mühendis kaybetti, abd bir pizza delivery guy kazandı" temalı şeyleri gördükçe içime fenalık geliyor artık.
gitmek isteyen elbette gider ama her giden de bilmem kaç bin dolar maaşla, x şirketinde iş bularak gitmiyor.
diğer yandan, herkes gidip x bir ülkede servis şoförü ya da delivery guy olmak istemeyebilir, bunun bilmemekle alakası yok.

esg biraz eğitimli, ekonomik olarak orta ama sosyal-kültürel anlamda orta-üst sınıfta olan insanların yurt dışına akademisyen olarak bile gitse göçmen olduğunu ve bunun da çok tercih edilesi bir şey olmadığını söylediğinde linç yemişti, ki kendisini bazen antipatik buluyorum ama bu konuda haklı bence de.

belki yaşım gereği bazı şeyleri daha sakin karşılıyor da olabilirim ama hayat boyu bir ülkede göçmen olarak yaşamak o kadar da "muhteşem" bir şey değil.

lüzumsuz bir karşılaştırma trendi ve "yurt dışına gitmek lazım abi yea" havası var.

çocuğunun adını bile yurt dışına yollamak üzere türkçe karakterli koymamak falan...
sanki dünya şimdiye kadar türk adı görmemiş, kimse yurt dışıyla veya yurt dışında iş yapmamış gibi.

hayatımızın sonuna kadar bu şekilde yaşayacağız ve buna mahkumuz diye düşünmek genelde bu dönemde doğmuş ve/veya büyümüş insanlarda var.

afganistan gibi aşırı örnekler dışında, elbet her dönem geçer, yerine yenisi gelir.
ki afganistan için bile bu bir dönem, elbet bazı şeyler onlar için bile değişecektir.

biraz da soğukkanlı olabilmek lazım.
bunların anlamı yok, bunlar kendileriyle birlikte insanları aşağı çekmekten başka bir işe yaramıyor.

haklılar mı, evet?
ben de araba istiyorum, alamıyorum.
ama bu ülkede her ekonomik kriz çıktığında yurt dışına gitmeye kalksak, benim bu üçüncü olacaktı mesela.
bu sene alamazsın, iki yıl sonra alırsın.
bu durumu düzeltmek için toplum olarak doğru seçimler yapmak, sağlam durup psikolojiyi çok yıpratmadan sabırlı olmak dışında yapılacak bir şey yok şu anda.
çünkü bu işlerin toparlandığı bir dönem de gelecek, o zaman ne olacak?
"yaşasın, canım ülkem!" mi olacak?
bugünden şikâyet etmek güzel de, biraz da yarını düşünerek konuşmak lazım bence.
yani ülke yönetimiyle ülkenin kendisini karıştırmamak gerekiyor.
0
blatta hiberna
(08.01.22)
Haklı oldukları için onlara sonuna kadar katılıyorum. Sadece fakirlik de değil ülkenin sorunu. En kılcal damarına kadar kötülükle, insanların mutluluğuna karşı bi zihniyetle dolmuş durumda.

Ya en basiti, kaldırımda yürüyorsunuz biri gelip bıçaklayabilir. Ya da bir partinin gençlik kolları başkan yardımcısının arkadaşı size arabayla çarpar, ölürsünüz kendisi hiçbir sorun yaşamaz. Böyle boktan bir ülkede kim neden yaşamak istesin allah aşkına doğru değil mi bunlar?

Yurtdışına gitmemiş olmamın tek sebebi zaten haber falan izlemesem süper imkanlarımın olması ve şimdiki işimde kendimi geliştirme özgürlüğümün yüksek olması. Şimdi gitsem alacağım €60000 falan, seneye bir üst pozisyonda gidip çok daha fazla alırım diye bekliyorum.
0
aguen
(08.01.22)
Psikokulturel olarak asiri ice donuk, kendi toplumunu dunyanin merkezinde gorme egiliminde bir toplum olarak, iyi veya kotu her seyin sadece Turkiye'de oldugu sanrisi var. Surekli soyle seyler okuyorum:
- Ev fiyatlari cok yuksek. Bir ev almak icin 10 yil kredi altina girmen gerekiyor. Turkiye iste ah...
- Yurtdisinda doktorlar hic kaba degil, bir tek bizim doktorlarimiz boyle.
- Ulkenin esnafi sahtekar. Duzgun black friday indirimi yok. Once fiyarlari arttirip sonra dusuruyorlar, aslinda indirim falan degil.
- [Bunu direkt kopyaladim] bizim ticaret kültüründe gerekirse çöpe atılır mal. ama son kullanma tarihinden önce sikseler indirim yapmayı düşünmezler.
- [bu da direkt alinti] arkadaslar turkiye'de cevreniz kadar adamsiniz malesef

Dedigim gibi cok ice donuklukten ve/veya dunyanin geri kalanina asina olmamaktan olsa gerek her seyin en iyisi (ornek: yemekler. yemek kulturu bir tek Turkiye'de var) ve en kotusu Turkiye'de. halbuki ne alakasi var, yukarida yazdigim her sey tum ulkelerde yasanan seyler, ki bazilarinda Turkiye dunya ortalamasindan iyi bile olabilir. Yukaridaki cevaplarin bazilarinda da gene ahlaksizlik, sahtekarlik, yozlasmislik sanki bir tek turkiyedeymis gibi konusulmus.
0
hot potato
(08.01.22)
bunaltıyor da kendim gidemediğim için ve gitmek için daha çok çaba harcamam gerektiğini hatırlattığı için bunaltıyor. bir de sosyal medyada şöyle bir durum var, olumlu şeyler daha az yazılıyor bence. insanlar çevresindekilere sürekli şikayet edemeyeceğinden sosyal medyada yazıp rahatlıyorlar. benim hesabım öyle günlük hayatta sürekli bunu konuşmadığım halde. kısaca, onlar da haklı sen de haklısın.
0
curious mind
(08.01.22)
Bunaltıyor. Genelde bunları yazanlar Z kuşağı. Her şeyi kendilerinin bildiklerini sanıyorlar. Bilgiye tamamen kapalılar. En çok da doktorların yurtdışı muhabbetinden bıktım diyebilirim. Sanki dünyada ülke kalmadı da Almanya Türkiye'den gelmek isteyen bütün doktorları alacak. Başka Avrupa ülkelerinden tut Çin ve Hindistan'a kadar herkes en iyiyi istiyor.

Bir de gidebilen kişi zaten gider. Konuşmuş olmak için konuştuklarından bunaltıyorlar açıkçası.
0
garylineker
(08.01.22)
bunaltıyor. ek olarak ''x ülkesi yeni bir su ürünleri mühendisi kazandı'' muhabbeti de çok bunaltıyor.

15 sene kadar önce bir arkadaş grubuyla birlikte yurtdışına taşındık, aramızdan ara sıra türkiye'ye geri dönenler oldu ama memnun olmalarına rağmen resmen peer pressure yüzünden yurtdışına geri döndüler.''yurtdışından taşındım'' dediğinde bahsettiğin ülkeye 2 gün kahve içmeye gelmiş insanlar sana hayatının hatasını yapmışsın gibi davranıyorlar çünkü.

ve bu yorumlar insanları kötü etkiliyor, sadece türkiye'de yaşadıkları için mesleklerinde asla başarılı olamayacağını düşünen insanlar görüyorum. aynı şey herhangi bir uğraş, hobi, hayata dair bir hedef için geçerli.

son olarak bu tarz siyah-beyaz ayrım yapan insanların kafasında yurtdışı neresi onu da anlayamıyorum. sydney ve cagliari'deki hayatı aynı görecek kadar yüzeysel bakmak maalesef bu şehirlerden de zevk alamamakla sonuçlanır diye düşünüyorum.
0
william morris
(08.01.22)
Kesinlikle katılıyorum ben aşırı sıkıldım ve böyle düşündüğüm için kendimi tuhaf hissediyordum. Ancak burada aynı fikirde olanları görünce bir nebze rahatladım.

Genelde her konuyu yurtdışına bağlayan kişilerin yurtdışında uzun süreli hiç yaşamamış insanlar olduğunu farkettim. Yurtdışında ekonomik refah, düşünce özgürlüğü vs muhakkak daha fazla. Yurtdışında yaşamak kötü demeyeceğim gurbetçiler gibi. Ancak uzun süreli yaşamayan insanlar home sick olmanın, başka bir ülkede ne kadar oralı gibi olursan ol yabancı olmanın ne demek olduğunu tatmamışlar. Bu yüzdendir ki gözlerinde çok büyütüyorlar.

Bir de sürekli Avrupa'dan bahsedip kendini o standarda çekememiş insanlar var ki benim en ciddiye alamadığım kesim. Tribünde bira içmek istiyor fakat çöpünü muhtemelen yere atacak. Turist olarak gittiği yerde bile kendini belli ediyor ancak yurtdışında yaşamak istiyor. Önce burada faydalı olamamış ki yurtdışında olsun.
0
mysticriver
(08.01.22)
bazısının sıkıntıları var. konusu bile açılmadan, sana öfkelenerek, zaten ülkeden gideceğim diyenler var muayenehanede.

bazısı çoluk çocuk

ateşi ilk yakanlar da gazeteci/siyasetçi yanında çalışan çömezler heralde.
nihayetinde 3 kenar internet gazetesi aynı konuyu manşete çekti mi, o konu gündem de yer ediyor. bu yol su yemek olarak geri dönüyor muhakkak.
0
comp
(09.01.22)
dostum kesinlikle haklısın, bence bunun sebebi şu: eskiden insanlar yurtdışına çok daha kolay gidebiliyordu. yurtdışına öğrenci olarak, turist olarak vs gitmek çok daha kolaydı. giden insanlar, orada da insanların bir takım sıkıntılar çektiğini, oranın da kendine göre zorlukları olduğunu görüyor, tecrübe ediyordu, dolayısıyla evet burası zor ama orası da beni altın kaşıkla beklemiyor, orada da farklı bir zorluk var şeklinde bir tecrübe ediniyordu. şu anda insanlar gidemiyor, turist olarak bile tecrübe edemiyorlar. instagram'dan, youtube'dan edinilmiş bir yurtdışı tecrübesi var, içerik üreticileri de, paylaşım yapanlar da takipçi kasmak için her şeyin inanılmaz güzel olduğu bir hayali satıyor. yurtdışının zorlukları, kötü yanlarını gösteren bir video, genel narrative'a aykırı olduğu için izlenmiyor bile, arada kaybolup gidiyor. bir de yurtdışını gidip de bu ülkeden nefret eden insanlardan öğreniyorlar, ya adam gitmiş, burayla derdi bitmiyor. sal abi şu ülkeyi. evet burası bok gibi bir yer, sen de müthiş bir hayat yaşıyorsun. allah daha iyi etsin de sal kardeş şurayı.

tabii ki kıyaslanacak, tabii ki daha iyisi istenecek. tabii ki ülke olarak geliştirmek zorunda olduğumuz çok şey var. ama şu kuru kuruya "gidicem lan ben de gidecem, aslında siktir olup gitmek lazım abi" muhabbetinden ben de sıkıldım. burada akademisyen olacağıma orada dönerci olurum. ol kardeşim. ya ol ya da muhabbetini etme artık, yeter bıktık yani. bunlar kişisel tercihler, ülkem için giden tecrübe kazanan da iyi, gitmeyen kalan da iyi. ama bu kadar çok anlam yüklemek gerçekten bıktırdı.

bak mesela bir örnek vereyim; arkadaşlarla konuşuyoruz abi senin araba burada 500 bin tl orada 20 bin euro. evet kardeşim doğru. burada 3 sene kredi ödüyorsun aracının değeri döviz bazında bile benzer rakamlarda kalabiliyor. almanya'da 20 bin euroluk araç 3 sene sonra 5 bin euroya düşüyor. bu aracı sürmek için yılda 5 bin euro çöpe atar mısın? cevap, aa öyle miymiş. e işte diyorum ya, kolay olana inanmak dışında bir olayımız yok tc millleti olarak.

almanyaya göç etmeyi hayal ediyor adam. tamam çok güzel. yahu iki kelime almanca öğrenmemiş. lan internetten aç okursun, iki adım atarsın hayalin için di mi. yok abi. hasbelkader giderse de yerel halktan bağımsız bi getto kurmaya çalışıyor kendince. gittiğinde bile gittiği ülkeden izole kalmayı başabilen bir milletten ne bekliyorsun?

neyse yani insanlar özetle mutsuz. mutsuz olmakta haklı sebepleri var. bu sebeplerin bir kısmı ülke ve ülkenin yönetimiyle alakalı bu da %100 doğru. ancak bir kısmı da kişinin kendisiyle alakalı. insanların çoğu da suçu karşı tarafa atıp kendileri bir şeyleri iyiye götürmek için bir çaba göstermiyor. 20 ülkeden fazla gezmişimdir, mesela ben sokakta rastgele biri tarafından bıçaklanabileceğimi gerçekten kafaya taksam, anında psikoloğa giderim. bunun burası ile alakası yok, kendinde bir psikolojik problem var bunu çözmen lazım. ya da maddi olanaklar evet kısıtlı, daha çok kazanmak için ne yapabilirim? yabancı dilin var mı? yaptığın işin önü açık mı? kariyerin daha nereye gidebilir? bunları konuşmaktansa abi dönerci olacaksın var ya mustang'e bineceksin geyiği yapmak daha kolay oluyor, acı ama gerçek.
0
roket adam
(09.01.22)
Bu sinir bozucu olsa da normal bir davranış. Bugün 20'li hatta 30'lu yaşlarında olan insanlar kendilerinden önceki jenerasyonlardan farklılar. Türkiye'nin 2000'ler öncesi yaşadıkları ekonomik ve siyasi çalkantılarda, o dönemin gençleri şimdiki kadar imkana sahip değildiler, dertlerini çekerken Almanya'da, Amerika'da vb. nasıl hayatlar yaşandığını, akranlarının nasıl fırsatlara sahip olduğunu an be an görme imkanları yoktu.

Bugün ise haberlerle, sosyal medyayla, arkadaşları vasıtasıyla vb. dünyadan haberdar olmayan 35 yaş altı kimse kalmadı. Üstelik bu insanların tamamı 10-15 yıllık ekonomik büyüme dönemini, görece stabil döviz kuru zamanlarını yaşamış; bu sayede belki sosyal seviye atlamış, kariyer yapmış, yurtdışı görmüş hiçbiri olmasa yine evinde, cebinde interneti olan insanlar. Bir ekonomik ya da siyasi kriz yaşandığında kendi bilgileri dahilinde yurtdışındaki insanlara bakmaları, onlara öykünmeleri normal. Burada tabi ki bazı çıkarımlar çok yüzeysel ve "Yurtdışı" hiçbir sorunu olmayan, her şeyin mükemmel olduğu adeta mitolojik bir noktaya da çıkartılıyor ama insanların "Demek ki kaderimiz bu" demektense "Ulan millet ne güzel yaşıyor, bizim neyimiz eksik" demesi daha iyi, belki hemen olmasa da orta-uzun vadede bir şeyleri değiştirir.

Tabi diğer bir etken de insanların yorgunluğu. Bugün sokak röportajlarına bakarsanız 8 yaşında çocuklar bile dolar kurundan, faiz oranından falan bahsediyor. Bu gündem çok yorucu ve insanların olmayan umutlarını daha da tüketiyor. Bu noktada insanlara suç bulamıyorum çünkü bu yönetimsel bir tercih. Bugün güdülen siyaset partilerin kitlelerinin politize olması üzerine. İktidar istiyor ki tüm seçmen kitlesi konsolide olsun, her an her politikasını savunsun. Ha keza muhalefet de insanların tepkilerinin canlı kalmasını istiyor... Bu durumda her konunun siyasete çıkması, o tartışmaların da bir noktada "Ulan yurtdışına bak adamların kafası ne kadar rahat" seviyesine gelmesi bence normal. Ülke sadece ekonomik ve siyasi değil, mental açıdan da zor zamanlardan geçiyor.
0
salihdt
(09.01.22)
Ben de gitmeyi düşünüyorum ama başka çarem olmadığı için. Yazılımcı olmuş olsam, doktor olmuş olsam gitmeyi düşünmezdim. Uzman doktorun maaşına yakın bir para kazanabilmem mümkün değil mesela.

Dil bilmeyip falan gideceğim diyen tipler de var. Bunlarla muhabbet insanın modunu düşürüyor açıkçası. Evlenmiş, çocuk yapmış buna rağmen kafasında gitme hayalleri falan. Yapılmaz değil yapılır ama çok zor iş gerçekten.

Anadolu'da okumuş hiçbir dersi ingilizce almamış bir doktorun gittiği ülkenin dilini ana dili gibi konuşabilmesi lazım. Ayrıca gidilecek ülkede en azından bir diploma almış olmak çok önemli. Bu işleri araştırmış biri olarak söylüyorum bunları.
0
antropolog
(09.01.22)
Ben de imkanım neye el veriyorsa onunla iyi hissetmeye çalışırım hep ama sorun şurada imkanlar günden güne daralıyor, kendimizi birazcık iyi hissetmek için yapacağımız şeyler yine ülkenin durumu kaynaklı bir yerlere tosluyor.

Ben kendi adıma yurtdışında hiç yaşamadım, 1-2 haftalık tatiller dışında herhangi bir ülkeyi tecrübe etme şansım olmadı ama ben de ister istemez şöyle bir kıyaslama yapıyorum, 10 sene önce 20 sene önce son derece rahat yapabildiğim şeylere bugün ulaşamıyorum, sadece maddi anlamda da değil, zihniyet değişti, çevre değişti ve günden güne kendimi bu yeni insanların bulunduğu yere ait hissetmez oldum, sürekli bu durumla yüzleşmemek için hayatımı daraltmak durumunda kaldım, bu tutumun da bir maliyeti oluyor ve insan bunalıyor, bunalınca da içinden atmak istiyosun.

O nedenle bu tarz yazılara denk geldiğimde çok da bunalmıyorum ve anlıyorum yazan kişinin duygularını, zaman zaman olumsuzluk duymaktan sıkılsam da, ortada hiç sorun yokmuş gibi yaşayanlar, bir nevi mış gibi yapanlar beni daha çok bunaltıyor, ha gerçekten aşmış olanlara bir dediğim yok onlara ancak imrenirim ama ‘hep olumlu olmalıyız’ durumu da beni boğuyor.
0
(09.01.22)
Yani insanlar tükendiği ve inanılmaz mutsuz olduğu için anlayışla karşılıyorum, ama kendimi uzak tutmaya da çalışıyorum bu sohbetlerden.
Beni daha çok sinir eden şey bilmedikleri konularda yurtdışı guzellemeleri yapmaları insanların. “Ya zaten avrupada herkes X” “devlet Y yapıyor” falan gibi olmayan artık nerden de duyuldugu belli olmayan garip idealler yaratıyorlar. Bu memleketlerde taciz, tecavüz, ırkçılık, dolandırıcılık, suç, saçma politikacılar, cinsiyetçilik yokmuş gibi. Ha bizdekinden iyidir kötüdür bakın bununla ilgili bir şey demiyorum. Kastettiğim buraların masalsı harikalar diyarı olarak yansıtılması. Yani Amerikadan guzellikler diyarı diye bahseden birine “hmm, tabii orda da ırkçılık var” falan deseniz “ya bırakıcaksın ırkçılığı” diyorlar mesela. E bu nasıl bir arguman? Ne demek ki bu?

Konuyu değiştirmek gibi olmasın ama ben bu spektrumun diğer ucundayım. İki sene kadar önce Turkiyeden tasındım. Ustumdeki tek baskı “hayatın tadını cıkarma” konusunda. Herkes surekli “sen neyse ki kurtardın kendini” diyorlar, hep bir refah ve mutluluk baskısı. Türkiyedeki insanlarla olan iletisim dönüp dolaşıp “bizi de aldırsana ehuıehueh” şakalarına geliyor. “Bizim çocuk da biraz buyusun yanına gonderelim” gibi garip soylemler. Erkek arkadasım da bazen “beni de kurtar burdan ya” falan diyor yarı ciddi. Yahu evlenmeden oturma izni olmuyor yaşadıgım ülkede, insanların karısına kocasına bile vize çıkmadı iki senedir, e hadi getirdim buraya ne iş yapılacak? Vs derken birden kendinizi sırf yurtdışına gittiğiniz için hazır değilken evlenip çok da tanımadığınız iki çocuğun sorumluluğunu alma ihtimalini düşünürken buluyorsunuz. Olacak iş değil de, bahsettiğiniz sohbetin diğer yönünü anlatmak için soyledim. Kimse de fikrimi sormamıştı gerçi, sorry.
0
sopiro
(09.01.22)
(2)

devlet hastanesinde saat kaça kadar pcr yaptırabilirim?

veritaslibertas
sb
sb
0
veritaslibertas
(07.01.22)
her hastanede aynı mıdır bilmiyorum ama benim birkaç kez gittiğim devlet hastanesinde 7/24 çalışan pandemi polikliniği mevcuttu, gece 11'de bile sırada bayağı insan oluyordu.
0
der meister
(07.01.22)
rahatsızsanız 24 saat ama yurtdışı çıkış gibi ücretli olandan yaptıracaksanız bazı hastaneler onları belli saate kadar yapıyor. arayıp sorabilirsiniz o durumda.
0
hadsafhada
(07.01.22)
(8)

basit ingilizce sorusu - gözden kaçırdığımız bir şey mi var?

der meister
merhaba,erkek kardeşim lise son sınıf öğrencisi. deneme sınavında karşılarına altta yazacağım soru çıkmış, hocaları cevabın "anybody" olduğu konusunda ısrarcıymış. ben yabancı dil mezunuyum, yıllardır aktif olarak da kullanırım ingilizceyi; dolayısıyla hiçbir şekilde kafamda oturtamıyorum ama diğer
merhaba,

erkek kardeşim lise son sınıf öğrencisi. deneme sınavında karşılarına altta yazacağım soru çıkmış, hocaları cevabın "anybody" olduğu konusunda ısrarcıymış. ben yabancı dil mezunuyum, yıllardır aktif olarak da kullanırım ingilizceyi; dolayısıyla hiçbir şekilde kafamda oturtamıyorum ama diğer yandan bu işi meslek olarak yapan birinin bu soruya "anybody" demesi de acaba gözden kaçırdığım bir nokta mı var diye düşündürdü. çocuklar daha sonra diğer hocalarına sormuşlar, o da "nobody" demiş.

soru şu,

You can trust me with your secret, i will share it with...........

a) anybody
b) nobody

***

bebeler isyan ettiler, bana danıştılar. bence bu sorunun cevabı açık ve net biçimde nobody. anybody olamaz, olursa "kafama göre istediğimle paylaşırım" anlamı çıkmaz mı? ama işte hocalardan biri de bu kadar emin olunca (ki kardeşim kendisini çok sever, iyi bir öğretmen olduğunu düşünür) kafam karıştı.

o yüzden size soruyorum, burada herhangi bir evrende doğru cevabın anybody olması mümkün mü?
0
der meister
(07.01.22)
Kesinlikle haklısınız. Won't olsaydı anybody olabilirdi ama bu haliyle nobody olmalı bence de.
0
art pepper
(07.01.22)
ya hoca gerizekalı ya da kardeşin yanlış anlamış.

art +1
0
jelly bear
(07.01.22)
Bence hoca "yaa bu ikisini hep karıştırırım" durumu yaşayıp anlamlarını karıştırmış. Haklısınız.

Nobody olmalı.
0
akhenaten
(07.01.22)
art pepper'ın dediği gibi. "won't" olsaydı, anybody olacaktı.

bu halde, nobody olacak. tereddüt yok.
0
kaptankedi
(07.01.22)
Okul hangi okul bilmiyorum ama "hoca yanlış bilmez ya" kafasına girmeyin hiç, her meslekte bu böyle :)

Ortalık bilgisiz "profesyonel"lerle dolu. Kesinlikle nobody cevap.
0
savidan
(07.01.22)
Yalnız şöyle bir şey var. Can't olursa anybody olabilir. Belki öğretmen can't yazdığını düşünüyordur ama can yazmıştır. Çocuklar deftere can diye yazmıştır. Böyle bir ihtimal de var.
0
dissendium
(07.01.22)
deftere yazmalık bir şey yok, deneme sınavı bu.
0
🌸der meister
(07.01.22)
Bu şekliyle net nobody. İngilizce öğretmenlerini çok iyi bilen biri olarak (ELT mezunuyum) o öğretmenlerin çoğu İngilizce bilmiyor.
0
hadi ya la
(07.01.22)
(7)

protein diyeti ama tatlı

duyurukullanıcısı
protein ağırlıklı sıfır karbonhidratlı beslenmeye başladım ama canım öyle tatlı çekiyor ki bazen boğazdan mideye catlayacakmış gibi hissediyorum.kuruyemiş falan diyorum ama olmuyorne yapmalı?
protein ağırlıklı sıfır karbonhidratlı beslenmeye başladım ama canım öyle tatlı çekiyor ki bazen boğazdan mideye catlayacakmış gibi hissediyorum.

kuruyemiş falan diyorum ama olmuyor

ne yapmalı?
0
duyurukullanıcısı
(06.01.22)
günde 1 tane yeşil elma, 1-2 tane kuru kaysı olabilir.
0
himmet dayi
(06.01.22)
Hocam tatlı yememeniz sağlık sorunları nedeniyle değilse bence yarım porsiyon yiyin. Diyetin sürdürülebilir olması açısından. Çünkü kuru kayısıyı yiyince tatmin olmayacaksınız üzerine bir de tatlı yiyeceksiniz. Gereksiz.
0
ruhen hastayim ben
(06.01.22)
paranız varsa stevialı eritritollü tatlılar alın. maltitollüler işe yaramıyor. aroha'nın stevialı fındık kremaları var nutella tadında. ya da stevia alın evde kendiniz badem unlu, hindistan unlu kek falan yapın. badem de pahalı olduğu için çok yapmayın ufacık bi şey yapıp yiyin mesela. ketojenik diyet tatlılarını araştırın.

bir iki hafta sonra canınız çekmeyecek bu kadar zaten. ağzınıza bi süre karbonhisratı bol meyve falan sürmeyin. çilek böğürtlen belki. şu anda vücut adapte olmaya çalışıyor.

iyi şanslar :)
0
durme
(06.01.22)
alperz +1, kalori az gelince olabiliyor bu. bir de ilk gunlerde normal, yapacak pek bir sey yok maalesef, irade gostermek gerekiyor. onun disinda intermittent fasting deneyebilirsiniz yapmiyorsaniz, o da kan sekerine "hop hemsehrim nereye" deme ozelligi olan bir stil olmasindan kelli karbonhidrat krizlerini cozmede ise yarayabiliyor.

gercek su ki karb tuketimi daha cok istemeye yol aciyor ama ben kendi adima tamamen kesmek yerine azaltip ara ara kacamak yapmayi kendi adima daha basarili buldum. bir ayda 10 kilo verip sonra geri alacagima bu sekilde daha surdurulebilir bir duzen oturtup daha yavas ama istikrarli ilerliyorum, ara sira olculu sekilde tuketince ve genel olarak if + protein agirlikli beslenince cok sarsmiyor, sakin sakin devam ediyorum.

"ben kilo vermek icin yapmiyorum ki" diyorsaniz daha bile iyi zaten, cok endiselenmeniz gereken bir durum degil.
0
der meister
(06.01.22)
Protein bar yenir ya 8-9 gram şeker oluyor. Züber, fellas vs.
0
signore
(06.01.22)
diyetisyen kontrolüyle mi başladınız buna? çünkü sıfır karbonhidrat da biraz iddialı. Benim tanıdığım beslenme uzmanlarının çoğu ufak miktarda da olsa karbonhidrat da almak gerek diyor.

Bu arada robot olmadığımız için öyle katı beslenme kuralları çalışmayacak asla. Aksine bir anda aşırı tatlı yemeye başlayabilirsiniz diyeti sallamadan. O yüzden her istediğinizde değil ama haftasonu mesela 1 öğünde yemekten alıkoymayın kendinizi.

Yoksa bu diyet sürmez.
0
anten
(07.01.22)
Gkfkkfkfk sıfır karbonhidrat dediğinizde bana bi gülme geliyor abi kusura bakmayın. Sen dışarıdan sıfır şeker alayım hiç karbonhidrat tüketmeyeyim dediğinde vücudun şeker dönüştürülebilir aminoasitleri yıkıp onu kullanıyor durduk yere kas kaybediyorsun yapmayın böyle. Karbonhidrat senin düşmanın değil düşmanın olan dandik karbonhidrat seçimi olabilir en fazla. Kendinizi bu kadsr kısıtladığınızda böyle etkileri oluyor, yapmayın.
0
Zaman Tamircisi
(07.01.22)
(5)

beylikdüzü neden bu kadar ucuz?

birmilyonunvarmi
sahibindende satılık evlere bakıyorum. beylikdüzünde 1+1 150 bin liraya 0 ev ilanı koymuşlar. daha ucuza da var. sadece uzaklıktan dolayı bu kadar ucuz olamaz değil mi?
sahibindende satılık evlere bakıyorum. beylikdüzünde 1+1 150 bin liraya 0 ev ilanı koymuşlar. daha ucuza da var. sadece uzaklıktan dolayı bu kadar ucuz olamaz değil mi?
0
birmilyonunvarmi
(03.01.22)
O ilanlar gerçek evlere ait değil. Gerçek eve ait olanlar için de evin konumu Esenyurt'un iç kısmında.

İlan için emlakçıyı arayınca "abi o ev artık yok da şunlar var" diye portföydeki diğer evleri itelemeye çalışıyor.
0
himmet dayi
(03.01.22)
1-Taksim, mecidiyeköy gibi yerlere uzak.
2-Beylikdüzü değil de gürpınar ve kavaklı gibi yerlerdir oralar, aslında beylikdüzü değildir.
0
liberal
(03.01.22)
evden çıktın diyelim. arabayla dahi medeniyet yahut toplu taşıma aracı/durağı görebilmek için 20 dakika gitmen gereken yerler oralar. gerçek beylikdüzü'nde o fiyatlara ev bulabilirdin ama sene 2010-2011 filandı o zamanlar... 150 yine ucuz da istanbul'un gerisinde 300'den aşağı ev yokken beylikdüzü'nde yeni yapılmış, mis gibi 2+1'ler filan 200 civarı olabiliyordu misal. keza kira açısından da merkezi yerde harabeye 1000 lira çekilirken beylikdüzü'nde tertemiz, güvenlikli sitede aidatla birlikte 600-700'e kapatabiliyordun.

sonra beylikdüzü öldü, yerine yossi kohen geldi, şimdi orada 1 milyondan ucuza ev olduğunu sanmıyorum. ben iki sene aralıkla gittiğimde bile tanıyamamıştım eski yaşadığım yeri, o kadar hızlı gelişti ve büyüdü ki... bu dediğim lokasyon metrobüse 10-15 dakika yürüme mesafesinde ve gerçekten beylikdüzü'ydü bu arada.

diğer duyurucuların dediği gibi senin gördüğün o evler gerçekse bile ya esencılıs tarafında suriyelinin en saykosuyla komşu olacağın bölgede ya da merada, tarlada, bayırda filandır. yalnız yaşayayım desen sarmaz, evli çift olsan daha bile beter.
0
der meister
(03.01.22)
Bununla ilgili sanıyorum ayda bir kere duyuru açılıyor.

1. O ilanların geneli sahte, aradığınız zaman 'o ev yok ama şunu gosterelim' diyorlar.

2. Ev gerçekse bile ya Esenyurt tarafında ya da Yakuplu vs gibi Beylikdüzü'nun bile ücra sayılan ve popülasyonu hiç hoş olmayan yerinde oluyorlar.

3. İskan problemi olan evler geneli aynı zamanda.

Yoksa ben de Beylikdüzü'nde oturuyorum; şu anda bizim oturduğumuz bölgede 2+1 750000 liradan aşağıya ev yok, onlar da 20 yıldan eski binalar genelde. Yeni evlerde 2+1 küçücük evler milyondan başlıyor. Aylardır düzgün lokasyonda ev arıyoruz, bulamıyoruz.
0
fraise
(03.01.22)
baldur2
(03.01.22)
(19)

londra, paris, berlin

antikadimag
yasama firsatiniz olsa hangisinde yasardiniz? neden?
yasama firsatiniz olsa hangisinde yasardiniz? neden?
0
antikadimag
(03.01.22)
1- paris. içlerinde tahminime göre en iyi mutfak pariste.
2- berlin. harika bi gece hayatı var, kültürel açıdan apayrı bi yer.
3- londra. pahalı diye sona attım.
0
barankovan
(03.01.22)
Ben berlin seçiyorum, gece hayatı ve ortamlarından dolayı. Yaşım biraz daha geçerse londra seçerim param varsa.
0
mg3929
(03.01.22)
Londra cunku ingilizce biliyorum. Is olanaklarim ve sosyal cevrem daha genis olur.
0
hot potato
(03.01.22)
londra. çünkü diğerlerine göre daha kozmopolit. Ayrıca çok kültürlülü çok dilli bir yapısı var.
0
emininsel
(03.01.22)
Para sorun ddgilse londra
0
dedim ben sana
(03.01.22)
Londra.

Dilini biliyorum +1
0
himmet dayi
(03.01.22)
1. londra
2. londra
3. paris
0
erenderk
(03.01.22)
londra tabi ki. çünkü ingilizce.
0
nothing in my way
(03.01.22)
Berlin - Almanca bilmiyorum ama artık o kadar çok Türk var ki sanki memleketten hiç ayrılmamış gibi hissediyorum :-P

Londra
Paris son tercih olurdu benim için sanırım
0
euteamo
(03.01.22)
Para sorun değil beybisi dersek;
Londra/paris kapisir çünkü ben zaten Fransızca konuşuyorum. Ama konusmasam londra.

Paris'te parasi olan için güzel hayat var. Her yer sanat, tarih dolu.
Misal vincennes bölgesinde yasarsan, toplu taşıma ile hayatini harcamiyorsan yaşarım.
0
logisticsmanager
(03.01.22)
Londra imkanları dahilinde diğer herhangi bir şehirle mukayese edilemeyecek kadar büyük, Avrupa'daki California diyebiliriz.
Berlin'de yaşıyorum, gece hayatına hakimim, koca bir şehirde yaşamak için ayda yılda bir gideceğin rave'in temel karşılaştırma unsuru olamayacağını her aklı selim insanın bilmesi gerek, önünde daha çok başka kriterler var.
Paris leş bi yer listeye bile giremez. (Tabi bu üçü içerisinde tutupda İstanbulla karşılaştırırsak ayrı)
0
wiekannich
(03.01.22)
berlin.

alman muhipleri cemiyeti üyesiyim. bu üç şehir de kozmopolit yapısı dolayısıyla esasen bulunduğu ülkenin kültürünü çok yansıtmıyor ama içlerinde en sevimlisi bence yine berlin. hem kendi tarihiyle hem göçmenlerin getirdikleriyle ben orada daha iyi ve mutlu hissedebileceğimi düşünüyorum. londra ve paris kadar "elit" değil mesela en başta; koskoca almanya'nın başkenti, istediğim her şeyi bulurum muhtemelen ama bu saydığım şehirler kadar göz korkutucu gelmiyor insana. şehrin dışında, tren yahut piskiletle merkeze yarım saat 45 dakikada gidebileceğim bir muhitte yaşasam (param olsa bile böyle yapmak isterim sanırım, şehir merkezi kalabalığını çekemem) güzel olurdu. her hafta sonu berghain'e girmeye çalışırdım.
0
der meister
(03.01.22)
Berlin'i bilmiyorum ama Londra Paris arasında kesinlikle Londra.

1- Dilini biliyorum.
2- Kozmopolit (ve dilini bilmesen de trip yemezsin)
3- Kültür-sanat-eğlence ortamları (bence) daha iyi. (-ki dili bildiğim için daha çok hitap ediyor olabilir)
4- Daha güvenli.
5- Entegre olamamış göçmen daha az.
0
kaptankedi
(03.01.22)
Londra kesinlikle. Daha kozmopolit, avrupaya kıyasla daha az ırkçı, dilini biliyorum, yabancı olarak iş hayatında önüme daha az engel çıkacağını tahmin ederim.
0
chavezding
(03.01.22)
Paris
Londra
Berlin


Yasadigim sehirler, Istanbul, Cordoba(es), Buenos Aires, Paris.

Paris cunku sosyal ve politik dinamizmi etkileyici... bende bu ilizyon(romantizm de diyebiliriz yer yer) olmasa Londra ve Paris kafa kafaya olabilirdi benim icin, Berlin'e her zaman 1 senelik gitmek istedim ama daha uzun sure sanmiyorum. Paris'te kendime ve topluma potansiye faydam daha yuksek olabilirmis gibi geliyor. Berlin ile ilgili tek derdim yuksek turk/kurt nufusu. Paris bile bana cok geliyor berlin'i hayal edemiyorum.

Ama muthis farklar oldugunu sanmiyorum bunlarin arasinda, hepsi buyuk avrupa sehirleri.

Ote yandan buyuk sehir olmalari acisindan ulkenin geri kalaniyla ve kulturuyle cok alakalari yok tabi. Mesela ilk yazan arkadas mutfaktan bahsetmis, 2022 yilinda boyle avrupa metropollerinde tum dunya mutfagi bulunuyor zaten. Koyde yasasak ok de Paris sana londra ne veriyorsa verir asagi yukari...
0
hewit
(03.01.22)
Kısa süreli yaşam dışında hiçbirini tercih etmezdim. Paris ve Londra'da kiralar uçuk. Para sorun olmasaydı

-Paris
-Londra
-Berlin

derdim. Ama gerçekte hiçbirinde yaşamak istemem. Bu tip metropollerde yaşam kalitesi çok düşük. İnsanın potansiyelini ortaya koyabilmesi zor. Hobilerine, kendine vakit ayırman zor. ALım gücü düşük.
0
garylineker
(03.01.22)
paris çünkü paris'in etrafı londra'nın etrafından daha güzel. diğer birçok konuda birbirlerine üstünlükleri olsa da ayırt edici şey lokasyon bence. avrupa'da yaşıyor olmanın keyfi kıta avrupasında çıkar. ispanya'ya git belçikaya git cote dazure yap...

paris zamanıda aldığı payeler sonrası overrated olmuş, sonrasında ise overgömülmüş bir şehir. paris'e bok atmanın moda olduğu zamanlarda olduğumuz için "paris memleket mi len" modası var biraz. halbuki istanbul'da yaşamaya alışmış insanları avrupa'da "küçük şehre düşmüş" hissettirmeyecek 2 şehirden biri. diğeri de londra. ama lokasyonu kötü.
berlin neresi, balkan kenti mi?
0
Bruce
(03.01.22)
Ben Londra tercih ederdim (İngiltere'de 1 yıl yaşadım da) ama iyi bir maaşım varsa tabii.

Gece hayatı sevenler veya belli bi sanat çevresi olanlar Berlin diyor sanırım.

Her ülkenin ayrı kuralları var mesela bir arkadaşım Paris'te yaşayamıyor şu an, ev sahipleri kira için sigorta yaptırıyormuş ve kira çarpı 3 maaş görmek istiyorlarmış bu sebepten ev vermiyorlar. Hiç ummadığın şeyler çıkabiliyor yani. Eğer hepsinden iş bulduysan onu düşünüyorsan böyle şeyleri de düşün :D
0
nhk ni youkosu
(03.01.22)
londra'yi sectim, mutluyum. berlin'de daha cok arkadasim var orasi da iyi olabilirdi.
0
fakyoras
(03.01.22)
(25)

Baklavayla çay mı kola mı?

meraklitursucu
Hangisini tercih ediyorsunuz?
Hangisini tercih ediyorsunuz?
0
meraklitursucu
(31.12.21)
Varsa ayran yoksa çay.
0
Amaranta ursula
(31.12.21)
Ayran
0
freebird5406_2
(31.12.21)
Sadece baklava
0
birmilyonunvarmi
(31.12.21)
süt
0
dafuq
(31.12.21)
Çay
0
dissendium
(31.12.21)
sadece baklava.
yanında değil ama sonrasında maden suyu olabilir.
0
blatta hiberna
(31.12.21)
yanina ille bi sey icecek olsam cay icerim
0
fakyoras
(31.12.21)
inanılmaz miktarda şeker tüketen biriyim ve sadece soruyu okumak bile şeker komasına girmeme yetti. baklavanın yanında istesem bile fiziksel olarak kola içmem mümkün olmaz muhtemelen. şekersiz çay ya da süt.
0
der meister
(31.12.21)
dudak yakan açık çay
0
gabe h coud
(31.12.21)
Çay, NET.
0
msb
(31.12.21)
sekersiz cay ama benim tercihim kahve
0
Ley
(31.12.21)
Çay
0
chavezding
(31.12.21)
Çay
0
ms brownstone
(31.12.21)
Yoğurt.
0
Bruce
(31.12.21)
Çay
Ayranla da gidiyor ama kolayı konduramadım ben.
0
cilekli pasta
(31.12.21)
Ayranla mükemmel oluyor
0
hrvl
(31.12.21)
Şerbetli tatlılarla her zaman çay.
Umarım hayatım boyunca herhangi bir tatlıyla ayran içen biriyle karşılaşmam.
0
pena34
(31.12.21)
Baklavanın yanında en son tuketecegim sey kola olur. Gayet de seker tüketen adamin ama bakvala tatli o kola tatli aman aman dusuncesi bile mahvetti beni. Ne baklavadan bir sey anlarim ne koladan o durumda.

Cay ya da su. Bana kalsa sadece baklava, yaninda bir sey içmem.
0
stavro
(31.12.21)
sade. biri olacaksa çay.
0
ya ben lan neyse
(31.12.21)
kola. asitli içecek iyi gider
0
all girls dream
(31.12.21)
Baklavanın üstüne buz gibi su içerim. Mis.
0
dadasalon
(31.12.21)
Kola.
0
j r r tolkien hayrani
(01.01.22)
demli bir cay, yoksa su.
kola ile seker^3 yapiyorsun gerek yok.
ayran icersem cikartirim herhalde..
0
cooperr
(01.01.22)
yazın kola kışın çay
0
baba553
(01.01.22)
baklavanin yaninda kola icilen ulke erdogan'in yonetmesini hakediyordur.
0
hewit
(01.01.22)
(19)

2021 nasıl geçti?

olimpia
Ülke gündemini bir tarafa bırakırsak 2021 yılı sizin için nasıl geçti?
Ülke gündemini bir tarafa bırakırsak 2021 yılı sizin için nasıl geçti?
0
olimpia
(31.12.21)
yasadigim en berbat seneydi daha yeni kendime geliyorum ama cok sey kattigini dusunuyorum bu yilin. huzurluyum
0
ala09
(31.12.21)
bayağı kötüydü ya, hayatımın en kötüleri arasında yerini alır. bomboş, çoğu şeyin elimden kayıp gittiği, son yıllarda elde ettiğim kazanımların büyük bölümünü kaybettiğim, pek çok konuda başa sardığım saçmasapan bir yıl oldu. eğer dolmuşa binmeye çalışan bir yolcu olsaydı 2021'i kapıdan aldığım güçle çift depikle aşağı iterdim.
0
der meister
(31.12.21)
Bomboş.

Hala aynı yerimde sayıklıyorum. 2020 de 2021 de bok gibi geçti. 2022'den de pek bir beklentim yok.
0
deveyidiken
(31.12.21)
maddi olarak iyi geçti.
sağlık olarak berbat. bel fıtığı yaşama sevincimi yok etti. 2022 ameliyatlar senesi olabilir.
0
lazpalle
(31.12.21)
bu sene başında bu sene kendimi geliştirecek hiç bir şey yapmayacağım, birikim yapmayacağım, geleni harcayıp kafama göre gezeceğim, birikmiş izinlerimi kullanacağım demiştim. tam olarak öyle yaptım. iş açısından nispeten sıradan bi sene geçirdim yani kendi standartlarıma göre. malum sıkıntılı geçen bi 2020'den sonra iyi geldi bu boşluk.
0
roket adam
(31.12.21)
2020'nin nasıl geçtiğini anlamamıştım. 2021 de öyle oldu.
Tam bir "rat race".
0
pro9it9is9
(31.12.21)
daha demin 2019'daydım. öyle diyebilirim.
0
floydian
(31.12.21)
Ben biraz pişmanlık hissettim geçmişe doğru hep. Keşke üniversitede kendimi daha çok geliştirseydim dedim. Aslında üniversiteyi de it kopuk gibi geçirmedim ama niye böyle oldu bilmiyorum. Hep "yapılacak daha çok şey var" psikolojisi içindeyim.

Güzel şeyler tabii ki var ama Covid olduğu sürece normal kabul etmiyorum hiçbir yılı.
0
dissendium
(31.12.21)
37 yaşındayım, 35 yaşıma kadar toplamda en fazla 1 hafta tatil yapmışımdır.

2021’de tüm izinlerimi bitirdim, efsane tatiller yaptım. İnsanlarla tanıştım, gezdim, gezdim. Mayıs’ta aldım yeni arabayı, home ofis olmamıza rağmen 20 bin km’yi geçtim. 15 bini tatildedir.

Kasım’dan itibaren ülkenin batmasıyla ben de finansal olarak etkilendim ama hala umudum var.
0
gabe h coud
(31.12.21)
8/10
0
hayirsiz
(31.12.21)
Maddi olarak kötüydü. İnşallah 2022 daha iyi olur.
Sosyal olarak da kötüydü, sosyal çevremden arkadaşlarımdan kendimi soyutladığım bir yıl oldu.
0
pena34
(31.12.21)
Valla oldukca normal bir yildi. Gerci su korona olaylari normalligin tanimi da degistirdi de yine de normaldi sanirim. Oyle cok ekstrem seyler olmadi.
0
j r r tolkien hayrani
(31.12.21)
köpek gibi calisarak gecti,
makalem icin ilk basta üzülüyordum, bu cok az diye ama simdi cok güzel bir yayin olacak ins.
kilo veremedim,
bana irkcilik ve mobbing yapan fransizlari, sinci planci ve kindar bir insan olarak en güzel sekilde hocanin önüne attim, özür dilettim, sonra da kovdum.. 'icimin yaglari eridigi icin kilo vermis olabilirim'. ve artik hoca herseyi bildigi icin bu bana onlara kötü davranma özgürlügünü verdi, aksi halde ben agresif olan olacaktim.
bir iki yer gezdim.
para birikitiremedim.
dil ögrenemedim.
ama ne ögrendim, hic kimseyi dislamayacakmissin. ne ekersen onu bicersin lafi cok dogruymus.
0
Ley
(31.12.21)
Her anlamda berbat bir yıldı. Kendimi kaybolmuş, boşa uğraşan ve beceriksiz hissettiğim başka bir sene daha olmamıştı.
Tüm yıl böyle bebek gibi mızmızlanarak geçti ona da ayrıca ayar oldum.
Şu halde bekliyorum yeni yılı
encrypted-tbn0.gstatic.com
0
Bruce
(31.12.21)
Kendi halinde.

Dün ve bugün, ne kadar karakterli, ahlak anlayışına sahip, birey olmayı başaran biri olduğumu anladım. Bu açıdan güzeldi.
0
put it in your appropriate place
(31.12.21)
zor başladı, çok sıkıştırdı, ikinci yarıda biraz rahatlattı, sonu da sürprizli oldu.
çok çalıştım, çok yoruldum.
yılın son günü, bu saatte bile çalışıyorum hatta.

2022 daha iyi olacak gibi, hadi bakalım.
0
blatta hiberna
(31.12.21)
Güzel geçti benim ya, çocukluğumdan beri ilk defa ailemle birlikte yaşadım bi süre.
0
antihero
(31.12.21)
İyiydi ya kafamda olan baya bir şey vardı çoğunu yaptım. Böyle devam.
0
jazzabel
(31.12.21)
Fena degildi. En azindan sevdigim kimse ölmedi. Babam kalp krizi gecirip iyilesti. Senenin basinda teyzem kalp krizi gecirdi iyilesti. Diger teyzem kanseri atlatti. Korona falan olmadim hatta grip bile olmadim. Mide krambimi saymazsak hasta da olmadim. Umarim 2022 daha guzel olur en azindan sosyal anlamda. Ve umarim artik bir sekilde İstanbul'dan Ankara'ya tasinabiliriz artik
0
matilda
(01.01.22)
(5)

Deliriyor muyum?

sakince
Sürekli başkalarını düşünüyorum. Empati duygum iyice hat safhada. Bunu takip eden, başkaları benim hakkımda ne düşünüyor? Düşüncesi. Ofisin içinde kafamdaki sorular: 1-Diğerleri ne yapıyor? 2-Nasıl böyle kendilerini oyalayabiliyorlar? 3-Benimde amaçlarım var ama niye amaçlarıma odaklayamıyorum? 4-Bi
Sürekli başkalarını düşünüyorum. Empati duygum iyice hat safhada. Bunu takip eden, başkaları benim hakkımda ne düşünüyor? Düşüncesi. Ofisin içinde kafamdaki sorular:
1-Diğerleri ne yapıyor?
2-Nasıl böyle kendilerini oyalayabiliyorlar?

3-Benimde amaçlarım var ama niye amaçlarıma odaklayamıyorum?

4-Bir şeyler yapsam basit bir hareket dahil başkaları benim hakkımda ne düşünür? Şöyle davransam o ne düşünür?

5-aklımı mı kaybediyorum yoksa? (özellikle bu düşünceye kapıldım mı depresyon zamanları aklıma geliyor. Bir kere yaşadım 3 sene önce travma sonrası stres bozukluğu mu nedir?

Sonra geçiyor tabi sınav zamanları diye mi böyle anlamadım. Böyle arada bir modum düşüyor. Kendimi şu sanal dünyanın zamanına oynuyorum gibi hissediyorum. Sanki yaşama amacım elimden alınıyor gibi ne işim var olduğum yerde diyorum.

Özetle hislerimi dökmek istedim. Bu sürekli olan değil ama döngüler içinde olan bi durum. Birde kimi dinlersem dinleyeyim herkesle aşırı empati kuruyorum. Maç izliyorum örrneğin rakip takımın yenilmesine bi süre sonra üzülmeye başlıyorum. Kaleciyi düşünüyorum adam şimdi nasıl üzgündür vs.

Ulen böyle yazınca kendimden şüphe ediyorum. Not: Er Kişiyim.
0
sakince
(31.12.21)
(bkz: ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler )
Valla sadece sinav zamanlarinda ortaya cikan biseyse takilma bu kadar. Hepimiz o donemlerde ders calismamak adina ne gerekiyorsa yaptik. Sende de kendini boyle gosteriyor demek bu durum.
0
j r r tolkien hayrani
(31.12.21)
abi sıkıntı olduğu kesin de delirmiyorsun. her insanın başına gelebilecek, muhtemelen çözümü olan psikolojik/ruhsal sıkıntılar bunlar. deliren adam kendisine "deliriyor muyum?" diye sormaz çünkü, hasan mezarcı gibi 25 aralık'ta ben cizısım deyu doğum günü partisi filan düzenler. senin gerçeklik algında sorun yok; varsa bile bunu idrak edebilecek noktadasın, delirmek öyle kolay bir şey değil.

belli zaten canın sıkılmış, üstüne bir de deliriyor muyum diye gereksiz stres yaratma kendi üstünde. "şu an kontrol etmekte zorlandığım bazı duygu ve düşüncelerim var" diye düşün, mücadele etmesi de daha kolay olacaktır.
0
der meister
(31.12.21)
wellcome to the okb club. obsesif kompulsif bozukluk.
0
vizivozo
(31.12.21)
okb sadece takıntı olarak biliyordum. Kendimle ilgili arada gelen "ne yapıyorum ben" hissi garip. Ofiste işi olmadığı halde oyalanabilen insanları kıskanıyorum. Ben boş zamanımda sadece ofiste olduğum için hobilerime bile odaklanamıyorum. Keşke hemen eve ışınlansam diyorum. Sonra huzursuzluk kaplıyor içimi. kendimi gereksiz işlere veriyorum ve biraz rahatlıyorum. Benle dertleşen insanların kendisinden daha çok dertlendiğim içselleştirdiğim oluyor. Bu gereksiz empatiden kurtulmak istiyorum. Şimdi yazdıkça aklıma geliyor. Yaşıtlarım olan tanımadığım kızlar ortama girince extra kasıyorum kendimi bu da beni huzursuz yapıyor. Kasmaktan kastım durgunlaşıyorum. beğenilme arzusunun verdiği ilkel tepkiler mi anlamadım. Sanırım beni en çok korkutan şey davranışlarımın nedenlerini bilememek. Teşekkür ederim cevaplar için.
0
🌸sakince
(31.12.21)
benim bildiğim, okb, genellikle olumsuz düşünceleri kafadan atamamak, kafanın bu düşüncelerle boğulması, oluyor. sadece belli fiziksel şeylere takıntı yapmak olmuyor.
0
vizivozo
(01.01.22)
(4)

Ankara en hızlı Covid testi

anatomik
Ankara'da sonucu en hızlı alabileceğim Covid testi yapan neresi var?Hafif baş ağrısı, halsizlik ve hafif öksürük var akşam saatlerinden beri. Üşüme yok. Ateş var mı bilmiyorum evde derece yok. Yarın da işe gideceğim normalde.Sabaha kadar sonucu alabileceğim bir yer var mı?Ankara Esat tarafındayım, b
Ankara'da sonucu en hızlı alabileceğim Covid testi yapan neresi var?
Hafif baş ağrısı, halsizlik ve hafif öksürük var akşam saatlerinden beri. Üşüme yok. Ateş var mı bilmiyorum evde derece yok. Yarın da işe gideceğim normalde.
Sabaha kadar sonucu alabileceğim bir yer var mı?

Ankara Esat tarafındayım, bir çok hastaneye yakın sayılırım.
0
anatomik
(28.12.21)
şu an yaptırırsanız sabaha alırsınız zaten. geçen gün onkoloji'de 22:30 gibi verdiğim testin sonucu 6'da çıkmıştı. özeller sanırım daha hızlı verebiliyor ama paralı galiba onlar.

şimdi giderseniz en geç yarın öğlen, muhtemelen sabah 8'den önce alırsınız sonucu. geçmiş olsun.
0
der meister
(28.12.21)
En hızlı sonucu şehir hastanesinden alırsın ancak.
0
giovanne
(28.12.21)
kendi laboratuvarı olan (yani testi alıp başka yere göndermeyen) özel hastanelerden de çabuk alırsınız. ama hangi hastanelerde bu imkan var bilemiyorum.
0
kibritsuyu
(28.12.21)
çukurambar koru hastanesi 45dk da veriyor
0
sarlatan
(29.12.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.