Giriş
(13)

Çoğu kişinin sevdiği ama sizin sevmediğiniz türkçe şarkılar neler?

kostüm çok güzel prenses misiniz
Sb..Hani bazı şarkılar vardır çoğu kişi bilir ve çok sever, ama sevmeyeni de illaki vardır. Mesela, sen benim şarkılarımsın bu kategoride benim için. Sizden de örnekleri bekliyorum *-*Teşekkürler
Sb..

Hani bazı şarkılar vardır çoğu kişi bilir ve çok sever, ama sevmeyeni de illaki vardır. Mesela, sen benim şarkılarımsın bu kategoride benim için. Sizden de örnekleri bekliyorum *-*

Teşekkürler
0
kostüm çok güzel prenses misiniz
(27.12.20)
tam olarak soruda kastedilen şey olmadığının farkındayım ama şu "çırpınırdı karadeniz"i duymaya tahammül edemiyorum. normalde zaten instagram'da "prim yapıldı, vatan kurtarıldı" tarzı bomboş videoların arka planı haline geldiği için ön yargılıydım. sonradan araştırınca çok şaşırdım, esasında bu tip aptallıklara meze edilmemesi gereken önemli bir eser olarak değerlendirildiğini gördüm.

yine de kendisine dair fikrim maalesef değişmedi. inanılmaz rahatsız edici bir ses, duymaya tahammül edemiyorum.
0
der meister
(27.12.20)
www.youtube.com Cogu kisi seviyor mu emin degilim ama oyle bir cringe oluyorum ki, olecem o derece:)

Bir de Ibrahim Tatlises guzellemeleri, essiz sesi varmis, saygi duymaliymisiz falan. Bildigin aniriyor gibi geliyor bana.
0
neverletyougodown
(27.12.20)
tarkan, nazan öncel, sezen aksu şarkıları.
0
battal gemalmaz
(27.12.20)
bir kıvılcım düşer önce
0
regina phalange
(27.12.20)
şarkı bazında örnek veremeyeceğim, genel olacak ama...

-türkçe rap genel olarak asla benlik değil, ki türkçe olmayan da ne kadar benlik tartışılır zaten.

-sezen aksu bana göre sadece sevgiliden ayrıldıktan sonra melankoli yaparken dinlenilecek biridir mesela.
sevdiğim şarkıları olsa da, normal hayatımda oturup dinlemem.

-şebnem ferah'ın şarkıları ne kadar güzel olursa olsun, ki yani ortalama bence, en fazla bir kere, bilemedin iki kere üst üste dinleniyor, tam bir dişi yakarış vakası.
"yıkılmadım ayaktayım" arabeski.

-türkü sevmem. arada istisna olabilir ama aklıma gelen bir şey de yok şu anda.

-2000'den sonra meşhur olmuş popçuların şarkıları +1
0
blatta hiberna
(27.12.20)
Yeni nesil Türkçe rap şarkıları dinlemiyorum.
Ya şu ara böyle böyle burnundan konuşarak şarkı söyleyen kızların şarkısına asla aşka asla tahammül edemiyorum. Misal cennetten çiçek veya şunlar
youtu.be
youtu.be
Irmak arıcı ve Tuğçe Kandemir’in sesini duyunca sinir krizlerine giriyorum. Şu şarkıları atarken açmak zorunda kaldım o bile beni çıldırttı. O derece.
0
Hallegadola
(27.12.20)
Müslüm Gürses'in hicbir şarkisini sevmem ama 2000'lerin başında ayrıca söylediği teoman soylerken cok begendigim ama kendisinin yorumunu beğenmediğim paramparça şarkısı. O dönem herkes nasil begendi hala hayret ederim.
0
eylul
(27.12.20)
sezen aksu sarkilarini neden begendiklerini anlamiyorum.
0
damba
(27.12.20)
bütün türkçe rap parçalar +1
0
nothing in my way
(27.12.20)
sezen aksunun sarkilarini genel olarak severim ama sari odalari bie turlu sevemedim sinirimi bozuyor o sarki. ahmet kaya'yi oldum olasi sevmem, hicbir sarkisini sevemedim bugune kadar. yeni donem turkce pop ve hiphop sarkilarin hicbirini sevmiyorum.
0
in vino veritas
(27.12.20)
Sezen aksu, yıldız tilbe ve tarkan’ın hiçbir şarkısını ve kendilerini bir türlü sevemedim.
0
suicides underground
(27.12.20)
sezen aksu, kalbim egede kaldi haric hepsi
yildiz tilbe, delikanlim
nazan öncel
linet
kenan dogulu, cakkidi
0
wishmaythşngs
(27.12.20)
Sezen Aksu'nun sesinden, şarkılarından, Türkçe poptaki diğer şahıslara yazdığı şarkılardan, kendisinden ve tüm müzik külliyatından nefret ediyorum.

İbrahim Tatlıses'in bi iki şarkısını geyiğine arada açıp dinlerim, ama kendisinden nefret ediyorum, sesinin de abartıldığı kadar iyi olduğunu düşünmüyorum. Klasik doğulu arabeskçi sesi işte.

Bunlar dışında kesin vardır. Aklıma gelirse eklerim
0
nundu
(27.12.20)
(5)

spor yorumcuları iyi birer teknik direktör olabilir mi?

etna
pas istasyonları, cut back'ler, baklava 4-4-2'ler, box to box'lar havalarda uçuşuyor. herkes bütün futbolun dizilimlerini, taktiklerini, oyuncu seçimlerini yalamış yutmuş. peki bu tv'de veya youtube'da futbol yorumlayan insanlar iyi teknik direktörlük yapabilirler mi? yoksa sadece lafta mı?ayrıca da
pas istasyonları, cut back'ler, baklava 4-4-2'ler, box to box'lar havalarda uçuşuyor. herkes bütün futbolun dizilimlerini, taktiklerini, oyuncu seçimlerini yalamış yutmuş. peki bu tv'de veya youtube'da futbol yorumlayan insanlar iyi teknik direktörlük yapabilirler mi? yoksa sadece lafta mı?
ayrıca daha önemli olarak; vasat veya daha altı teknik direktörler için soruyorum, kafaları "en az" bu yorumcular kadar çalışıyor mu? bu kadar teknik olarak biliyorlar mı?
0
etna
(27.12.20)
Sadece laf kanka bkz: Rıdvan Dilmen
0
olaylar olaylar
(27.12.20)
Öyle olsa tüm eleştirmenler mükemmel film çekerdi
0
olaylar olaylar
(27.12.20)
Yorumculugu futbolla ilgilenen agzi laf yapan herkes yapabilir, hele ekranlari tutmus eski dinozor yorumcularinin yaptigini hayli hayli yapar herkes. Onlar yedek listesini onune aliyor, o niye oynamadi bu niye oynadi, carsambanin gelisi persembeden bellidir, kazanan takim bozulmaz, atanin yiyenin iyi olacak tarzi kliselerle ekmek yiyor. Ama izleyici senin gecmisine cv'ne bakar kim bu adam nerde oynamis naapmis, futbolu biliyor mu muahbirlikten mi geliyor, mantikli mi konusuyor seyirci seni olcup tartar bir nevi.

Teknik direktorluk ise cok ozel bir meslek. Sadece teknik, taktik, antrenman bilgisi de degil. Oyuncu psikolojisini bilmen lazim, insan iliskilerinde iyi olman lazim, yeri geldiginde sert yapacaksin yeri geldiginde alttan alacaksin, kesinlikle kolay is degil. Hele hele z jenerasyonunun dilinden anlamayan adam kesinlikle bu isi yapamaz. Zaten yeni trend basarili hocalar futbolu yeni birakmis, genc teknik adamlar. Atiyorum yenildigimiz mactan sonra Pogba instagramda dans videosu paylasmis, kadro disi birakalim o zaman falan diyecek kadar geri kafaliysan tutunamazsin bu zamanda, futbolcular seni yollarlar zaten bir sure sonra, futbolcu hem sana saygi duyacak hem seni kaale alacak ayni zamanda. Insan iliskileri, takim yonetme, liderlik gerektiriyor, kesinlikle t.direktorluk kolay is degil.
0
neverletyougodown
(27.12.20)
futbolculuk geçmişi olan spor yorumcularının teknik-taktik bilgisi iyidir. televizyonda bundan bahsetmemelerinin nedeni bilmemeleri değil de sıradan futbol izleyicisinin bunlarla ilgilenmemesi. temel düzeyde yine değiniyorlar tabii ama sürekli benzer şeyler döndüğü için klişe haline geliyor. daha ileri gidersen millet sıkılır. sen örneğini vermişsin zaten. gece 12'de türk kanalındaki spor programını izleyen 50 yaşındaki adam ne yapsın box-to-box'ı, false nine'ı falan, "ne diyosunuz allah aşkına" der kapatır televizyonu.

vasat altı teknik direktörlerin kafası sıradan bir yorumcudan 100 kat daha fazla çalışıyordur futbol konusunda. @neverletyougodown zaten açıklamış. onun yazdığı işte ilk etapta insanın aklına gelen temel şeyler. daha bissürü detayı vardır o işin. ya şöyle düşün, hayatında en iyi yapabildiği şey koşup topa vurmak olan, muhtemelen eğitim-kültür seviyesi düşük 25-30 tane genç adama iş öğretip onları kendi istediğin şekilde yönlendiriyorsun. şunu çok daha küçük ölçekte yaparken deliriyor insanlar. insan ilişkileri, psikoloji, teknik-taktik, saha içi, saha dışı vs. o kadar fazla yönü var ki.

o yüzden bilgi ve birikim açısından teknik direktörle yorumcu bence kıyaslanamaz bile. bak sadece bi örnek vericem izlediğim bi belgeselden. çigrinski'nin barcelona'da oynadığı dönem. osasuna'yla mı ne oynuyolar, pep osasuna'nın küçük bi alanı hep boş bıraktığını fark ediyo. orta sahayla savunma arasında böyle belki 25-30 metrekarelik bi bölge. orta saha oraya kadar geri gelmiyor, savunma da ileri çıkmadığı için orası boş kalıyor.

pep istiyor ki çigrinski oraya top atsın. çigrinski ise hep boştaki adama atıyor topu. baktığın zaman maçı izleyen herkes çigrinski'nin yaptığı hareketi mantıklı bulur. direkt tek pasta topu ceza sahasına sokup tehlike yaratıyor adam.

ama pep'in oyun tarzı ve felsefesi belli. herif diyor ki bizim felsefemiz bu, planımıza ve programımıza sadık kalacağız. sırf işte bu tip detaylara dikkat etmediği için tutunamıyor o takımda çigrinski. niye? arıza pep'in gördüğü küçük boşluğa top atmadı diye. o boşlukta barça oyuncusu falan da yok bu arada ha, yani işte çigrinski top atarsa oraya gidip oradan oyun kuracaklar.

çıkıp pep kendi söylemediği sürece bu tip detayları HİÇBİR YORUMCU bilemez. hatta futbol geçmişi olan adam da bilemez. bunu sadece pep'in yanında yıllarca çalışmış, takımında oynamış birisi falan anlayabilir belki.

o yüzden teknik direktör her türlü yer yorumcuyu. yorumcu oturduğu yerde temel düzeyde bi şeyler söyleyebilir, o niye böyle değil, bu niye böyle diye anlatabilir vs. ama teknik direktör çok daha farklı bir seviye. çigrinski o boşluğa top atsa yorumcu "sağda henry bomboş, oraya açmıyo gidip ortaya atıyo topu, oyunu sıkıştırıyo" falan diyebilir. haksız da olmaz yani esasen. o yüzden karşılaştırmak da doğru değil bence, farklı alanlar çünkü.
0
der meister
(27.12.20)
O kelimeleri kullananlar FM oynayan yorumcular. Saha icerisinde ve disinda o kadar cok dinamik var ki disardan yorum yapmak kadar bos is yok.
0
karpuzpeynirekmeksu
(27.12.20)
(6)

Premier League dun mac oynayan takimlara yarina da mac koymus

speedy
Chelsea, M.city falan dun oynamisti macini yarin gene maca cikacaklar. Bugun oynayanlar da sali gene maca cikacak. Abi bunlar naapiyor boyle? Kimse itiraz etmiyor mu? Deplasmani, koronasi var, oyuncu degisiklik hakki da 3 bi de.
Chelsea, M.city falan dun oynamisti macini yarin gene maca cikacaklar. Bugun oynayanlar da sali gene maca cikacak. Abi bunlar naapiyor boyle? Kimse itiraz etmiyor mu? Deplasmani, koronasi var, oyuncu degisiklik hakki da 3 bi de.
0
speedy
(27.12.20)
Premier ligde gelenek haline gelmiş bir durum bu. Noel döneminde maç sayıları artıyor, insanlar tatildeyken daha fazla maç izleyebilsin diye. Her yıl bu şekilde oluyor.

www.bbc.co.uk
0
himmet dayi
(27.12.20)
acidigin insanlarin aldigin maasi dunyanin yuzde 95'i hayal bile edemiyor. birak da yorulsunlar biraz.
0
baldur2
(27.12.20)
yıllardır var olan bir durum. boxing day haftası deniyor.
0
wilhelmwasmuss
(27.12.20)
ingiltere'de 100 yılı aşkın tarihi olan bir gelenektir bu. adamlar futbolu hayatlarının bir parçası ve güzel bir eğlence aracı haline getirebildiği için bayramda seyranda evinde ailesiyle oturan insanlar birlikte maça gidebilsin veya oturup televizyonda seyredebilsin diye o günlere maç koyarlar.

yalnız küçük bir düzeltme, "boxing day haftası" diye bir şey yok. bu "kadir günü haftası" gibi bir şey olur. boxing day, noel'den sonra gelen günün ismi. mesela bu sene,

24 aralık > noel arifesi
25 aralık > noel
26 aralık > boxing day

şeklindeydi. sonrasında da yeni yıl olduğu için böyle bayram-tatil haftası gibi bir şey oluyor ama bildiğim kadarıyla bu sürecin tamamını kapsayan bir isim yok. varsa ve duymamışsam da özür diliyorum şimdiden.

***

ingiltere ilk kez bu sezon kış arası verecekti (normalde kış arası yoktur) ama bu sefer korona yüzünden takvim sıkıştığı için onu da yapamıyorlar. hem sezon geç başladı hem de euro 2020 (veya 2021) oynanacağı için sezonu normalden erken bitirmeleri lazım. valla bu christmas süreci bi şey değil... lig kupası, fa cup, lig, avrupa-şampiyonlar ligi falan derken özellikle büyük takımlar kıyıma uğradı resmen. buna rağmen oyuncu değişikliği hakkı oylamasında da minnak anadolu takımlarının sabotajıyla beş hakkın reddedilmesi çok acayip.
0
der meister
(27.12.20)
her sene böyle. sanırım seneye kaldıracaklar. öyle bir karar alınmıştı diye hatırlıyorum. devre arası tatili olacak artık ingiltere'de de.

evet, boxing day ama kutu olan box :)

edit: der meister anlatmış. doğru bu sezon olacaktı.
0
ahm1
(27.12.20)
ekstra not olarak ekleyeyim, bu bahsettiğim kış arası noel dönemi için değil de şubat ayı için planlanmıştı. eğer korona yüzünden takvim değişmeseydi bu kış 8-22 şubat arası ara verilecekti. yalnız bu ara dediğim öyle "hadi dükkanı kapattık, iki hafta maç yok" şeklinde bir ara değil. normal tek bir haftayı düşün, 10 maç var, 3-4 güne yaymışlar. hah işte bunu iki haftaya yayıyorlar. takımlar biraz dinlenme fırsatı bulsa da öyle "oh be memlekete gidiyim anamı babamı göreyim" durumu olmuyor, en fazla 2-3 gün izin yapıyorlardır herhalde.

sözün özü bu adamlar bambaşka bir seviyede. coulibaly zamanında "abi bu galatasaray seyirci manyak ya" demişti, aynısını premier lig için söylemek lazım.
0
der meister
(27.12.20)
(6)

Kyk borcunu toplu ödemeli miyim?

logisticsmanager
Şimdi her ay annemlere para atıyorum 330 lira onlar ödüyor. Ama bu böyle daha 2-3 sene daha devam edecek. E her ay 2 euro civarı masraf oluyor, üstüne Euro yükseldi mi düştü mü bakıyorum.Diyorum ki hazır elimde para varken kalan 1000-1200 euro borcu tek ödemede kapatsam mi? Bunun masrafi 14 euro ola
Şimdi her ay annemlere para atıyorum 330 lira onlar ödüyor. Ama bu böyle daha 2-3 sene daha devam edecek. E her ay 2 euro civarı masraf oluyor, üstüne Euro yükseldi mi düştü mü bakıyorum.
Diyorum ki hazır elimde para varken kalan 1000-1200 euro borcu tek ödemede kapatsam mi? Bunun masrafi 14 euro olacak.

Ne dersiniz?
0
logisticsmanager
(24.12.20)
elinizde toplu para varsa halledin gitsin bence.
0
amugochi
(24.12.20)
Olur bence de
0
ala09
(24.12.20)
stresine değmez. yapıştır gitsin. para varken borç kapatmak dünyanın en mantıklı işidir
0
avatar is back
(24.12.20)
yurtdışındaysanız ne gerek var diyesim geldi. milyar dolarlık borçları var insanların
0
ShadowOfMoon
(24.12.20)
i.pinimg.com

kyk borcunda ödeme sistemi nasıl çalışıyor bilmiyorum, tek seferde üç taksit ödenebiliyor mu veya örneğin bir taksit 400 liraysa misal 950 lira ödenip iki taksit silinerek diğer bir taksit 250 liraya düşürülebiliyor mu vs. seçenekler nasıl bilmiyorum ama ben ne birden abanırdım ne de her ay öderdim. evet türk lirası kuş oldu, muhtemelen yolda bulduğun parayla bile kyk borcunu kapatırsın ama sonuçta pandemi zamanı, boşuna kyk kredisi için çok para vermeye gerek yok.

ben mümkünse üç aylık periyotlar halinde öderdim veya euro karşılığına göre dört (misal düz hesap 200 euroya denk gelecekse vs.) olabilir.

"ne gerek var ödeme boşver" düşüncesine de katılmıyorum açıkçası, hayat bu ne olacağı hiç belli olmuyor. hazır imkan varken, ödemek hiç koymayacakken kurtulmak bence mantıklı. ahlaki olarak sorumluluk hissetmeyen ve "devlet benden çaldığını bana geri verdi" diyen insanları da anlıyorum ama bizim hislerimizin devlet nezdinde bir anlamı yok açıkçası, yarın bi gün türkiye'ye dönülür bi maddi kayıp yaşanır vs. durduk yere sorun yaşanmasın. avrupa'da yaşayan adam zaten sakız parası ödeyerek kapatır borcunu. kafa rahat olur.
0
der meister
(24.12.20)
@shadowmoon yok öderim ya. Açıkçası üç kuruş para için vergi dairesi olaylarına düşürmem kendimi. Ki o parayı da çok güzel yedim zamaninda hiç de zorluklar altinda falan alip harcamadim yani, altimda araba gezdim. Bana kredi verilmesi normal ha ama resmen burs almasi gereken kisilere kredi verildi zamaninda onlara üzülüyorum.

@der meister, hayat normal. Iyi diyordum ama yatırım arastirma isine girince benim yaşımda ne paralar kazananlar gördüm, ben de senin dedigini dedim vallaha, çok göreceli gibi :)

3-4 ay ödeme olayı da olabilir tabi, yani normalde ben ülkeyi terk ettigimde euro/tl 4 liraydi, o dönem 80-90 euro diyorduk, su an 40 euroya düştü. Açıkçası su siralar euro düşüyor diye dedim biraz da ama uzun dönemde o günlere donulmeyecegini de biliyorum ki gun gelip euro/tl 1 bile olsa ailem öder o zamanda...
0
🌸logisticsmanager
(24.12.20)
(7)

Bu adamın deprem hakkındaki twiti hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ranchoddas
twit bu;https://twitter.com/hobeets/status/1341883961136525319?s=20
twit bu;
twitter.com
0
Ranchoddas
(24.12.20)
Gezegenlerin aynı hizaya gelmesinden deprem tahmini yapmış. Anlam veremedim. Şarlatan olabilir.
0
dissendium
(24.12.20)
komik. Bence de önümüzdeki iki gün içinde Pasifik bölgesinde 5+ deprem olacak. Tutarsa (ki tutar) ben de böyle bir hesap mı açsam ne yapsam.
0
catch the arrow
(24.12.20)
pakistan nere, lubnan nere. uc gunde bir tahmin sallayip icinden biri tutarsa kendini otorite ilan eden dallamalardan biridir.
0
der meister
(24.12.20)
hangi ülke, ülkeyi geçtim hangi bölge. yani o kadar ucu açık ki ben bildim işte diyecek sonunda. normalde umrumda olmaz ama izmir depremini yaşamış biri olarak acayip canımı sıktı bu tweet.
0
false pretension
(24.12.20)
Pakistan'i akdeniz/ortadogu ulkelerinden sanan bir dallama.
0
2oda1salon
(24.12.20)
Zaten sürekli irili ufaklı deprem oluyor. Skalayı da geniş tutmuş ki birinden bir tutsun. Ben de böyle hesap açmak istiyorum ya.
0
jazzabel
(24.12.20)
Saymadığı ülke kalmamış.
0
neysene
(24.12.20)
(15)

Büyük bir aşk bittikten sonra tekrar aşık olabilmek

dragons
Var mı bunu yaşayan? Bir daha aynı şeyleri bir başkasına hissedemeyecrğim diye korkuyorum.İyileşme, tekrar aşık olabilme süresi ne kadardır?
Var mı bunu yaşayan?
Bir daha aynı şeyleri bir başkasına hissedemeyecrğim diye korkuyorum.

İyileşme, tekrar aşık olabilme süresi ne kadardır?
0
dragons
(22.12.20)
Aynı şeyleri hissetmeyeceksin zaten, eğer çok genel hislerden bahsetmiyorsan. Bunun yerine farklı şekilde güzel şeyler hissedeceksin. Aynılarını arama o yüzden, farklı insanların sana farklı şekilde iyi hisswttirebileceği ihtimalini gözardı etme.
0
Jux
(22.12.20)
Mümkün. Korkma. Bir ilişkiden ne istediğini daha iyi bilecek hale geleceksin zamanla. Ve iyi ki ondan ayrılmışım dediğin bir gün bile gelecek. Dediydi dersin :)
0
sevenay
(22.12.20)
Mümkün mümkün. Hem de gayet olası. Normal endişeler, geçecek.
0
kisa
(22.12.20)
3 sene sonraki sen su anki senden cok daha farkli bir insan olacagi icin (oyle olur diye umalim) baska birine asik olabilir. (bkz: aynı nehirde iki kez yıkanamazsın) hesabi.
0
hot potato
(22.12.20)
Yalan dostum aşk diye bir şey yok... Ben aşka inanmam da, o güzel hisler, sevmek güvenmek vs. mevzusu oluyor ya.

İyileşme süresi ise değişken, 6 ay da süren var, 6 yıl da..
0
lcha
(22.12.20)
aşktan sonraki süreci "iyileşme" olarak kodlarsan, o zaman "hastalık" gibi yaşarsın o dönemi. hayatın olağan akışı için bir süreç olarak ele alırsan, o zaman kendi doğal akışı içinde yaşarsın aynı süreci.

"iyileşme" süresi de ihtimali de yine tamamen sana bağlı. "aşk acısı mağduru" olma haline tutunursan, yıllarca aynı kısır döngü içinde cebelleşip durursun. yıllar içinde ilişkilerle, bağlanmayla, güvenmeyle ilgili anksiyete geliştirirsin ve bu seferde bu nedenlerle ilişki girişimlerini sabote edersin.

ayrıca aşk sadece duygulardan ibaret değil. nörolojik ve hormonal nedenlerini de araştırırsan büyük aşk dediğin şeyin aslında ne kadar dürtüsel olduğunu anlar, rahatlarsın.

her şey gelip geçer, hayatta her şey insana dair.
0
Phoebe
(22.12.20)
var.

insan herkese aynı şekilde aşık olmuyor, herkesi aynı şekilde sevmiyor.
yani hisler biraz da karşımızdakiyle ilgili gelişen şeyler.
normal süreçler bunlar.

ama aşk acısı yaşayacaksanız yaşayın.
bu tip süreçleri bastırmak, geçiştirmek çok yanlış.
gerekiyorsa sürünün biraz.
bu süreçlerden geçebilmek önemli.
süresi tamamen kişiye, kişinin hayata bakışına bağlı.
0
blatta hiberna
(22.12.20)
süreci bilmiyorum ama muhtemelen aşık olabileceğin kişiyle karşılayacağın süre kadardır.
bir süre yas tutman normal ama "tekrar aşık olunur mu" diye kendini şartlandırma ve insanlardan soyutlama. olabilecek güzel şeyleri oldurmazlık etmiş olursun.
gayet de olunur.
0
tabudeviren
(22.12.20)
o kadar üzüntünün hemen ardından birinin kaşında gözünde hayatın anlamını bulacak kadar duygusal olarak salak varlıklarız. acını ciddiye al ama baki kalacak sanma. bi müddet sonra para verseler o acıyı sürdüremezsin.

bugün dinlen yarın koşarsın.
0
IncredibleMau
(22.12.20)
var. 3 yıl.

2012 Nisan gibi biten ilişkimde aşıktım. Ama herhalde 2011 Kasım Aralık gibi aşk kalmamıştı, ya da 2011 Temmuz da olabilir. 2015 Şubat'ta tekrar aşık oldum. arada geçen 3 yıl boyunca ilişkilerim oldu ama hoşlanma ve sevgiye dönmesi oldu, aşk ve sonra sevgiye dönmesi değil.
0
stewie
(22.12.20)
ben, valla olunuyormus. her noktası tamamen aynı his değil, ama bu daha az aşık olundugu anlamına da gelmiyor, aynısı olacak diye bir şey yok
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(22.12.20)
korkunç derecede büyük bir aşktan sonra 5 yıl.
0
Pranarian
(22.12.20)
Sizi mutlu eden, tam size göre, aşık hissettiğiniz biriyle olduysanız bu bir daha olacaksınız anlamına gelir. Çünkü dünyada aşık olabileceğiniz sadece bir kişi yok. Size uyan birden fazla kişi var.

www.ayrilikacisi.org yazının son bölümünü okumanızı tavsiye ederim.
0
Anthony McCarten
(22.12.20)
İlk olarak elbette mümkün diyerek başlayacağım.
15-16-17 yaşlarımdayken baya kara sevdaya tutulmuştum ve o çocuğa aşırı derecede zamanla aşık olduğumu fark etmiştim ve 2 yıl birlikteliğimizde olmuştu niye bitti yada kim bitirdi diye sorarsan ben bitirdim çünkü aldattı. Sonrasında yaklaşık 2 yıl filan boş boş takıldım muhabbet flört yani öyle şeylerle ve bir daha aşık olamayacağımı düşündüm. Karşıma birisi çıktı baya düzgün mesleğini filan eline almış adam baksan dört dörtlük dersin yaşım 18-19 gibiydi ve biz flörtleşmeye başladık. Tabi ben ilk 6 aya kadar sadece konuştuğum biri olarak gördüm ve pek bişey hissedemedim sonrasında yavaş yavaş bişeyler hissettiğimi düşündüm ve 4 yıl birlikteliğimiz sürdü. Ama tabi önceki gibi asla hissedemedim ona yaptığım şeyleri buna yapamadığım zamanlar olmuştur. Neyse.... Ne mi oldu? nişanlandık ve :):) aldatıldım .. ayrıldım bunun üzerine baya bi yorucu süreç geçirdiğim için tekrardan elbet biri gelir istendiği zaman ama ben o kadar yoruldum ki sanmıyorum delidivane aşık olabileyim... kısacası artık sadece gözümde konuşmaktan ve öylesine muhabbet etmekten öteye gidemeyeceğimi düşünüyorum karşı cinsimle... tabi bu bir süreç :) kısacası bu benim seçeneğim istersem aşık olabilirim fakat artık istemiyorum :)
0
yeni ve işsiz
(08.01.21)
her ay aynı duyuruyu açan birisi olmasaydın ciddiye alırdım da kusura bakma bu haliyle çok ciddiye alamadım. sen yine aşık olursun birine merak etme.
0
der meister
(08.01.21)
(10)

Meksika, uyuşturucu, kartel

dissendium
Meksika, uyuşturucu, kartel konulu film, dizi, belgesel, kitap tavsiyesinde bulunur musunuz? Sicario filmini izledik yakın zamanda. Bayağı beğendim filmin tarzını. Bu tarzda filmler olabilir. Teşekkür ederim.
Meksika, uyuşturucu, kartel konulu film, dizi, belgesel, kitap tavsiyesinde bulunur musunuz? Sicario filmini izledik yakın zamanda. Bayağı beğendim filmin tarzını. Bu tarzda filmler olabilir. Teşekkür ederim.
0
dissendium
(21.12.20)
Sin nombre film
Tanrikent film
0
optimistbakunin
(21.12.20)
El Chapo
0
megalomaniac
(21.12.20)
Brezilya versek olur mu?
Tropa de Elite (2007)
www.imdb.com
0
Amaranta ursula
(21.12.20)
No country for old men
0
Uncle Sam
(21.12.20)
meksika değil de kolombiya olacak ama narcos'un ilk iki sezonunu (gerisini izlemedim) önerebilirim dizi olarak. ben müthiş keyif almıştım, çok hoşuma gitmişti. yalnız sigarayı yeni bıraktıysan falan uzak dur derim, zalımlar her bölümde öyle güzel tüttürüyor ki ben o ara günde bir paket sigara içerken ikiye çıkmıştım bu dizi yüzünden.

"sktir lan meksika sorduk" deme ve şans ver bence, güney amerika'nın hikayeleri çok daha güzel bu konuda.
0
der meister
(21.12.20)
Tropa de Elite çok tırt bi film, bence vaktini bununla öldürme.
0
killerbee
(21.12.20)
sicario gibisi yoktur yalnız hele başındaki gerginlik ders niteliğinde. narcos var izlemediyseniz hala sonra narcos mexico diye devam etti. netflix dizisi
0
argent dawn
(21.12.20)
traffic
0
filteria
(21.12.20)
bu olayı çözüceksen önce narcos sonra narcos meksika sonra el chapo en son da ozarkı izleyip kafanda tüm şemayı oluşturucaksın.
0
mikahakkinen
(22.12.20)
Meksika değil ama bu konuda yapılmış en iyi film Brezilya yapımı City of God bence, onu izle.
0
iwasbornonamountainside
(22.12.20)
(5)

Sizce böyle bir seyahat mantıklı mı?(22.000 km)

Unde bach canim
Bütün yolları trenle, her ülkede birkaç günlük geziyle...https://youtu.be/avzHpPzeMWcNot: korona durumunun olmadığı varsayımıyla.
Bütün yolları trenle, her ülkede birkaç günlük geziyle...
youtu.be

Not: korona durumunun olmadığı varsayımıyla.
0
Unde bach canim
(21.12.20)
Başkan kulağa hoş geliyor ama 22.000 km diyorsun. Anam der ki; insan bal yese baldan bıkar. Bence siz bir Ankara-kars arası bir staj yapın. Duruma göre karar ver.
0
allah yazdiysa bozsun
(21.12.20)
Yapilir. Mantikli. Ama ben bu arkadas yerinde olsam transsibirya ile pekin e geldikten sonra orta asya yerine guney asyaya (tibet-hindistan) dogru giderdim. Kismetse yapicam hatta buna benzer bir yolu. Tabi ben st petersburgdan baslangic planliyorum
0
ala09
(21.12.20)
benim için değil. gittiğim yerlerde vakit geçirmeden öyle koştur allah koştur dünyayı trenle bir uçtan diğerine geçmenin pek de ilginç bir tarafı yok benim açımdan.

şu rotayı gittiğim her yerde birkaç gün kalarak geçebilsem o zaman muhteşem olurdu mesela ama ona da işte ne zaman yeter ne para, belki aylarca gezmen ve binlerce euro para harcaman gerekir.
0
der meister
(21.12.20)
@der meister
Zaten soruyu o şekilde sordum. Adam da öyle yapmış, bu bir kolaj video.
0
🌸Unde bach canim
(21.12.20)
rota çok kötü (benim için) yani sadece kişisel ilgi alanım açısından değil, seyahat güvenliği ve konforu açısında da kötü.
bir de mantıklı mı derken ne soruluyor tam olarak? trenle geziliyor olması mı?
tren ücretleri uçaklardan genellikle daha yüksek, bir de düşük ücretli kompartmanlar iyice beter oluyor. mevsim ne zaman olacak o da önemli. yalnız mı olacaksınız bir diğer önemli konu. avrupada müze gezmeye benzemez yani yalnız başına bu güzergahı gezmek.
0
rewlack
(21.12.20)
(6)

Foxconn intiharları ve kapitalizmden kaçış imkanları

jacque
Apple, Dell, HP, Motorola, Nintendo, Sony ve Nokia gibi şirketlere hizmet veren Çin'deki bu fabrikada yaşanan intiharlardan, intihar edilmesin diye gerilen ağlardan ve sözleşmelerden az önce haberim oldu. Çin'deki kötü çalışma koşullarını ve intihar oranlarını zaten biliyordum. Ama dört yıldır kulla
Apple, Dell, HP, Motorola, Nintendo, Sony ve Nokia gibi şirketlere hizmet veren Çin'deki bu fabrikada yaşanan intiharlardan, intihar edilmesin diye gerilen ağlardan ve sözleşmelerden az önce haberim oldu. Çin'deki kötü çalışma koşullarını ve intihar oranlarını zaten biliyordum. Ama dört yıldır kullandığım iPhone 6s'i değiştirmek istediğim şu zamanda bu haberleri görmek kendimi bir çıkmazın içinde hissettirdi.

Zaten çok para kazanmıyorum, çok da harcamıyorum ki sanırım kazansam harcamayı severdim. Yine de bu çarka destek veriyor olmak beni son zamanlarda daha da huzursuz hissettirmeye başladı. Dijitale iş yapıyorum. Dolayısıyla kaliteli akıllı cihazlar olmadan çalışmam imkansız. Müşterilerle karşı karşıya olduğumdan giyimime de dikkat etmek durumundayım.

Merak ettiğim, böyle hassasiyetleri olan insanlar giyim, teknoloji vb. alışverişlerinde hangi markaları tercih ediyor? Ya da yapılması gereken arada bir gelen bu huzursuzluklara ket vurup devam mı etmek?
0
jacque
(20.12.20)
bahsettiğiniz foxconn intiharları dolayısıyla firma da başka firmalara taşeron iş vermişti. h&m, inditex başta olmak üzere çokuluslu giyim firmalarının türkiye dahil kimi ülkelerde çocuk işçi çalıştıran taşeronlara üretim yaptırdığı ortaya çıkmıştı. konuyu araştırıyoruz denmiş, tedarik zincirimizi değiştirdik açıklaması yapılmıştı. veya 2013 yılında bangladeş'de uluslararası giyim firmaları için üretim yapılan bir bina çökmüş, 200'e yakın işçi hayatını kaybetmişti. veya makyaj malzemelerinde kullanılmak üzere hindistan'da çocuk işçiler mika üretiminde çalıştırılıyor. e işte taze bir soma faciası var önümüzde.

dönem dönem bangladeş'teki gibi infial yaratan durumlar yaşanır. uluslararası kamuoyu baskısı, yerel bir takım siyasi kaygılarla falan "çözümler"(!) üretilir. ama nihayetinde kapitalimde olan kapitalizmle çözülüyor: tedarik zincirini kaydırma, reklam politikaları, yapısal sorunları tartışmak yerine günah keçileri ilan etme falan. ne ulusal ne uluslararası bazda bir konsensüs sağlanması imkansız hocam. türlü belgeseller, girişimler, bm örgütleri, sendikalar falan bazı taze, naif girişimler olmaktan öteye gidemiyor, bir noktaya kadar demokratik sostur bunlar. fazlasına ne güç yeter ne de güç yetirirler. farkındalık sahibi, iyi onsan olmaya çabalamaktan başka işlevsel yol yok kendi adıma. konu bağlamında naomi klein'in şu kitabını da tavsiye edip kaçayım:
www.kitapyurdu.com
0
her şey
(20.12.20)
tüketim zincirinin içerisinde olup para ile bir şey satın aldığınız sürece bundan kaçış yok. en devinden en küçüğüne her şirket işçi çalıştırır ve o işçinin genelde gözünün yaşına bakmaz. foxconn öyle de sanki flormar işçisinin, demir çelik sanayii işçisinin, burada satın aldığınız herhangi bir üretim bandından çıkmış ürünün işçisinin durumu çok mu farklı? aynı şeyin şiddet skalasında biraz azını biraz çoğunu yaşıyor herkes. bu sebeple ben çok takılamıyorum bu konuya.

düzene minimum destek vermek istiyorsanız işinizi yapmanızı gerektiren, hayatınızı kazanmanıza yardımcı olan şeylerin dışında tüketimi minimuma indirmeyi deneyebilirsiniz. tükettiğiniz bazı şeylerde yerel küçük üretim yapan üreticiye yönelebilirsiniz belki. onun dışındaki her şey bence anlamsız. şehirli olup en doğaya düzene saygılı yaşam biçimini benimseyen insan bile o benimsediği tarzın sektörüne para kazandırır, o sektörün de masumlupunu bilemezsiniz. çünkü kapitalist düzende bence masumiyet diye bir şey yok.

çark bu olduğu sürece destek olmamak için yapmak gereken şey çarktan tamamen çıkmak, çıkamıyorsanız ya da çıkmak istemiyorsanız (ki ikisi de gayet saygı duyulabilir durumlar) yapacak bir şey yok. tüketim kültürünün ve kültür endüstrisinin bombardımanından ve saçmalıklarından bile kaçsanız bir şeydir bence.
0
nimberjack
(20.12.20)
Böyle hassasiyetleri olanların bir eylem anlamında başka markaları kolay kolay tercih edeceğini sanmıyorum. Ne de olsa tüketim alışkanlığı da bir nevi esarettir. Yeni çıkan bir ürün olduğunda tutamıyor insanımız kendini 32-72 ay taksitle ne yapar eder alır o ürünü.
Ortalığı kapitalizm sarmış ama her nasılsa eldeki o emanet Kredi kartımızla bir şeylere sahip olmanın avantajını yaşıyoruz gibi bir algı var.

Dünyada bir çok ünlü giyim markalarının kadına destek adı altında bazı faaliyet ve kampanyalara girdiğini görüyoruz ama onların özellikle Asya ve ya uzak doğu üretim tesislerindeki çalışan işçi kadınların hallerinden hiç haberimiz yok .
Demek ki mesele ikiye ayrılıyor: tanınmış marka olarak batıda zenginlere hitap ederek onların kendi ürünlerinden almasını sağlamak doğu da ise zar zor hayat sürenlerin emeğinden adeta çalarak neredeyse üretim maliyetlerini bedavaya getirmek.
Her iki nokta da kazanç var. Yeterki insanların gözünde "marka ol" .
Böyle durumlarda reklamlarda gençler ve bekarlar ve sevgililer ve rahatlık, kolaylık kavramları hayatının merkezinde olanlar hedef kitledir. özellikle gençler ve bekarların bakmakla yükümlü oldukları bir aile söz konusu olmadığından parayı çok düşünmeden harcadıkları ortadadır.
Kızı cafeye vs. götürdükten sonra o an hesabı ödeme zorluğu çeken yiğitlerimiz(!)de az değildir hani. (Kolay mı davan o senin :)

Ortalama olarak İnsanımızın tüketim alışkanlığı maddi açıdan bir kaç tık üstte olanların hayatını ve alış veriş alışkanlıklarını taklit etmekten geçiyor .
Galiba yeni ve arka planda ürünler keşfedemezsek bu şekilde devam edilecek.

Foxconn intiharları için wikiye de bakabilirsin.
0
Erva
(20.12.20)
Elimizden geldiğince az tüketmek dışında bireysel olarak yapabileceğimiz bir şey yok. 6s'iniz idare ediyorsa kullanılmayacak dereceye gelene kadar değiştirmeyin, gerekirse bataryasını değiştirin, vs. Benim de telefonum 4 senelik ama kullanmaya devam ediyorum.
0
gmzo
(20.12.20)
Foxconn şirketi sadece bahsettigin firmaya ürün satmiyor, o kadar çok firmaya satıyor ki foxconn alandan almayacagim desen digerlerinin ne mal olduğu ortada aslinda. Ben misal foxconndan alıyorum malzeme, cok az ürün olsa da tedarikcim foxconn. Yani ufak firma olsa kestirip atilir da Türkiye'den daha fazla ticarete sahip firmadan bahsediyoruz.

Neyse, böyle raporlar var; tedarik zincirinin etikligi arastiriliyor. Misal kendi firmamda oldukça önemli bu.
www.fastcompany.com

Bu tarz şeyler bulabilirsin.
Onun dışında ben misal Fransa'da made in eu ya da made in france alıyorum çünkü belli insani seviyede olduğunu biliyorum. Malesef Türkiye'de bunu bilemiyoruz, hepimiz görüyoruz o tekstil firmalarinda, flormarda bir sürü patron firmasinda olanlari. Malesef halk da fakir ve bilgi seviyesi düşük olduğu icin emekcinin yaninda olmaz/olamaz (para yok), devletin de amaci zaten emekci degil ucuz is gucu.

Misal keşke vestel kullanabilsek ama ne calisanina insan gibi davranan bir firma ne de kaliteli. Açıkçası vestel alacagima baska firma alirim.

Bu arada tüketime katilmayabilir ya da alirken dayanıklı ürün alabilirsin, bu sekilde daha az siklikta degistirirsin ya da tamiri kolay olur. Bu konuda Avrupa birligi iyi calisiyor misal firmalara baya baski yapiyorlar.

Türk firmalarla ilgili böyle arastirma var mi bilmiyorum ama socially responsible/ethical supply chain diyerek arastirabilirsin. Lüks firmalarin misal tedarik zinciri normal firmalardan daha kötü oluyor, misal nike'in ki Louis Vuitton'dan daha etik çünkü cok daha büyük bir kitleye hitap ediyor.
0
logisticsmanager
(20.12.20)
mevcut işinizi ve yaşam standardınızı koruyarak bu sistemin dışına çıkma şansınız yok maalesef. yiğit özgür karikatüründeki olduğu gibi, azıcık kenara çekileyim derseniz de "sığır gibi yaşıyor" diyecekler.

kapitalizmden kaçmak için foxconn intiharlarına kadar beklemiş olmanız da bana ilginç geldi açıkçası... ona gelene kadar günlük yaşantımızda bile görebileceğimiz bir sürü berbat örnek var.

şöyle düşünün: sovyet rusya'da yaşıyor ve sosyalizmden nefret ediyorsunuz. hadi illegal yollarla bir şekilde kendinizce kapitalistlik yaptınız diyelim, sistemin dışına çıkmanız mümkün olur muydu sizce? şimdi de öyle işte... her şeyin düzeni bu temele göre oluşturulmuş.

o yüzden gmzo'ya katılıyorum: tüketimi minimumda tutmaktan, daha bilinçli olmaktan ve akıl sağlığını korumaya çalışmaktan başka yapabileceğimiz pek bir şey yok gibi. kapitalist sistemin dışına çıkacaksanız bireysel olarak çok fazla şeyden vazgeçmeniz ve neredeyse yok olmanız gerekir.

tüm insanlık başka bir sisteme geçiş yapsa belki çok fazla şeyden feragat etmemize gerek kalmazdı ama herkes aynı şekilde devam ederken siz ayrılmayı istiyorsanız "kaybeden" siz olursunuz, diğer her şey devam eder.

o yüzden genel olarak daha yüksek bilinç düzeyi, mümkünse en azından yakın olduğunuz kişilere de bu korkunç şeylerden bahsetmek, tüketimi azaltmak vs. en doğru yol olur bireysel seviyede.

kolektif olarak ne yapılabilir bilmiyorum. kraldan çok kralcı, açlıktan kokan ağzıyla "adam risk almış fabrika açmış abüüü" diye sermaye savunan, "o açıyor da ben niye açamıyorum? en başta para niye bazı insanların elinde toplanmış? niye milyonda bir istisnalar dışında insanlar bir arpa boyu ileri gidemiyor?" sorusunu sormayan, köyden çıkıp da şehirde 2700 lira maaş aldığı için her şeyin çok iyi olduğunu düşünen belki milyarlarca insanla ne yapabilirsin ki?
0
der meister
(20.12.20)
(17)

Hayata karşı heyecanınız...

kukuleta
1-10 arası ölçekte kaç puan alır?
1-10 arası ölçekte kaç puan alır?
0
kukuleta
(18.12.20)
2
0
candide
(18.12.20)
6.

yaş 26 olduğu için vazgeçmek kolay olmuyor, o yüzden her zaman "olumlu" tarafta kalabiliyorum ama o noktaya geldiğimde de işte heyecanlanacağım bir şey yok açıkçası. o yüzden altı verdim. kendime 10 sene veriyorum zaten. baktım 35'imde hala türkiye'deyim, ay sonunu zor getiriyorum falan sıkarım kafama yeter daha fazla zorlamanın manası yok, herkes 80 sene yaşayacak değil, olmuyorsa üstelememek lazım.
0
der meister
(18.12.20)
0

Yok.
0
1bir1bir1
(18.12.20)
Hayatın kendisine 3. Ama şu anki şu kısacık zaman dilimine 9 veriyorum.
0
ruhen hastayim ben
(18.12.20)
2,5-3
0
tuborg yesili
(18.12.20)
Şu ara 3. Zor dönem=)
0
mslny
(18.12.20)
3. Niye çünkü vaktim yok. Ama çalışmıyor olsam ve vaktim olsa bu 7 olur 8 olur.
0
a perfect lie
(18.12.20)
Bazen 3 bazen 8 ama ortalamasi 4-5 falan
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(18.12.20)
9, yeni şeyler denemeye bayılıyorum ve deneyecek o kadar çok şey var ki
0
wiekannich
(18.12.20)
Şu sıralar 2-3.
0
ms brownstone
(18.12.20)
7
0
hayirsiz
(19.12.20)
alt limiti 1 koyduğun için 1.
0
tabudeviren
(19.12.20)
senelerdir 2 bile değildi, esasen hiçbir zaman yoktu. şu an ise 9 civarı. her şey yeni başlıyor gibi bir his var içimde.
0
harekatamiri
(19.12.20)
2-3
0
megalomaniac
(19.12.20)
1. o da asik oldugum kisinin hatrina. kendisi de benden hoslansa 10 uzerinden 11 olur heyecanim ama hoslanmiyor iste.
0
batlegolas
(19.12.20)
7
0
freebird5406_2
(19.12.20)
bazen 2 bazen 9
0
baldur2
(19.12.20)
(8)

g.o.r.a.’daki “evet, tarafından.” esprisi

avianthem
bu esprinin ne olduğunu yıllar geçti anlamadım. g.o.r.a.‘daki “uzaylılar tarafından kaçırıldım. evet, tarafından.” esprisi ne anlama geliyor? çok geyiği yapıldı, çok söylendi ama anlamadım. anlamadığım için hiç komik de gelmiyor ama millet bitiyor bu espriye. ne bu?
bu esprinin ne olduğunu yıllar geçti anlamadım. g.o.r.a.‘daki “uzaylılar tarafından kaçırıldım. evet, tarafından.” esprisi ne anlama geliyor? çok geyiği yapıldı, çok söylendi ama anlamadım. anlamadığım için hiç komik de gelmiyor ama millet bitiyor bu espriye.

ne bu?
0
avianthem
(18.12.20)
İçinde 'amerikan başkanı', 'uzaylilar', 'kacirilmak' geçen cümlenin en olağan kısmına vurgu yapması komik geliyor. Ben ona gülüyorum.
0
epistemic_regress
(18.12.20)
belki tamamen yanlış yorumluyorumdur ama "zira nedir?" gibi kültürel yanı olan bir espri olduğunu düşünüyorum. epistemic_regress de kısmen değinmiş zaten buna.

arif uzaylılar tarafından kaçırıldığını söyleyip amerikan başkanı dahil herkesin devreye sokulmasını istiyor ama arkadaşı muhtemelen "tarafından" kelimesine takılıyor. muhtemelen onun gözünde fazla resmi veya haber dilinde kullanılan bir kelime. arkadaşını uzaylı kaçırmışken takıldığı şey o kelime oluyor, sorabileceği onca şey varken "tarafından mı?" diye soruyor.

öyle zaten kahkaha atılacak bir espri değil bence ama çok absürt ve farklı olduğu için güldürüyor.
0
der meister
(18.12.20)
türk halkının bir kısmında, sorulan bir soruya yarısından kesilerek tekrar sorulması saçmalığı üzerinden espri yapıyor.
uzaylılar tarafından kaçırıldım?
..... orda sahneyi göstermiyor ama karşıdaki kişi muhtemelen tarafından mı? diye soruyor ve
evet tarafından diyor.
0
nahtoderfahrung
(18.12.20)
-uzaylilar tarafindan kacirildim!
-nee uzaylilar tarafindan mi?
-evet uzaylilar (demek yerine) evet tarafindan diye cevap veriyor.

Epistemic+1
0
brkylmz
(18.12.20)
Telefonun diğer ucunda "sora ara sora ara" diyen, göbeğini kaşıyan, umursamaz bir Muhittin var onu atlıyosunuz. Adam "nee, uzaylılar tarafından mı kaçırdın?" demiyor. Epistemic ve Der Meister'ın dediği gibi cümlede o kadar olağan dışı şey varken "tarafından" kelimesine takılıyor.

@hlot Epistemic'in yazdığı şeyden nasıl oldu da uzaylıların kaçırmasının normal olduğu anlamını çıkarabildin acaba? Tebrik ediyorum.
0
new day new life
(18.12.20)
Ben anladığım halde gülmüyorum, öyle komik
0
neysene
(18.12.20)
Uzaylılara kişi, kurum muamelesi yapması komik olan şey o “tarafından” vurgusunda. Yani denir ya, cumhurbaşkanı tarafından onaylandı, dışişleri bakanlığı tarafından resmi bir açıklama gelmedi henüz. Gibi gibi. Komikliği absürtlüğünden.
0
juninho77
(19.12.20)
juninho77 +1
bence de olay bu. uzaylılar kaçırdı demiyor, uzaylılar tarafından kaçırıldım diyerek kaçıran tarafa somut bir varlık, hatta bir statü, hatta ve hatta bir resmiyet katıyor. bunu da vurgulamak için muhittinin takıldığı noktayı bu detaya bağlıyor.
0
Jux
(19.12.20)
(15)

Okuyup çok etkilendiğiniz kitaplar

Sakinolmamlazim
Okuyup çok etkilendiğiniz kitaplar neler?her türden olabilir. ben yerdeniz serisini okuyunca çok etkilenmiştim nasıl böyle bir dünya yaratabilmiş yazar diye...bu duyuruyu da silmeyeceğim daha sonra da isteyen olursa yararlanabilsin diye
Okuyup çok etkilendiğiniz kitaplar neler?

her türden olabilir. ben yerdeniz serisini okuyunca çok etkilenmiştim nasıl böyle bir dünya yaratabilmiş yazar diye...

bu duyuruyu da silmeyeceğim daha sonra da isteyen olursa yararlanabilsin diye
0
Sakinolmamlazim
(18.12.20)
Açlık- Knut Hamsun
Okuduğumda kıştı ve kütüphanede okuyup bitirmiştim, çıkışta karanlıkta yol boyu ağlamıştım, parmak bölümünü hatırlaya hatırlaya. Bunun dışında ise:
Onca Yoksulluk Varken
Katip Bartlebly
Momo
Fareler ve İnsanlar
0
Amaranta ursula
(18.12.20)
daha önce yazılmış olanlardan açlık ve momo için +1 eklemek isterim öncelikle, ben de bu ikisini çok sevdim. momo'yu bitirdiğimde hüngür hüngür ağladım ben çok duygulandığım için, 26 yaşında herifim.

bunlar dışında tatar çölü'nü önerebilirim. tam olarak "ufku iki katına çıkaran ince kitaplar" kategorisinde muazzam bir eser.

onun dışında belki çok klasik olacak bu ama 1984-biz ikilisini de herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
0
der meister
(18.12.20)
Sol Ayağım
Pal Sokağı Çocukları
Satranç
Fareler ve İnsanlar
Martin Eden
Parfümüm Dansı
Alamut
İnsan Ne ile Yaşar?
Oblomov
Hayvan Çiftliği
1984
Uçurtma Avcısı
İnce Memed
Kuyucaklı Yusuf
Cemile (Aytmatov)
Serenad
0
oyokbuyoknevar
(18.12.20)
Körleşme
Dorian Gray in Portresi
Katya'nın Yazı

Eduardo Galeano'nun da tüm kitapları.
Jose Saramago da tüm kitapları ile sayılır ama Kabil en etlileyicilerden.

Panait istriati
0
a perfect lie
(18.12.20)
Vakıf serisi
Androidler elektrikli koyun düşler mi
Kaplan kaplan
Körlük
Kurt kanunu
Rızanın imalatı
Bitmeyen savaş
0
zihua
(18.12.20)
Varoluşçuluk, Jean Paul Sartre

Çeşitli açılardan bana ilham veren başka kitaplar da oldu elbette ancak insan hayatını yorumlama biçimimi en derinden etkileyen kitap buydu.
0
huçi kuçi
(18.12.20)
ince memed
beyaz gemi
toprak ana
gün olur asra bedel
kaplumbağalar
0
Tochinoshin
(18.12.20)
Martin Eden
Fareler ve İnsanlar


Kötü Çocuk Türk'ü lisede okuyunca çok şaşırmıştım ve etkilenmiştim. Çünkü sayfalar boyunca Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve İbrahim Tatlıses'in arabesk şarkılarıyla hem bu kültürü inceliyor hem sosyolojik çıkarımlarda bulunuyordu. Elimdeki akademik bir kitap değildi fakat çok kişilerce altkültür olarak görülen, içinde kendini façalayan insanların bulunduğu arabeskin böyle kaliteli bir kitapta yer alması ufuk açıcıydı benim için. Sonra arabesk ve aklıma gelebilecek her konu üzerinde çok çeşitli müstakil araştırmaların olduğunu öğrendim, biraz daha şaşırdım :)
0
black holes in the sky
(18.12.20)
Martin eden
Bozkırkurdu
Şato
0
adivar
(18.12.20)
Tutunamayanlar
Sevgili Arsız Ölüm
Yalnızız
Dost-Yaşamasız
0
adivar
(18.12.20)
Engin Geçtan - Hayat
0
ryhmer
(18.12.20)
kara kitap. kabus kadar karanlık bir kitaptı. esrarengiz, puslu değişik bir kitap. en çok etkilendiğim kitaplardan biridir.

diğeri de 1984 tabi ki. cep kitabından koleksiyon versiyonuna kadar bir sürü baskısı var evde.

puslu kıtalar atlası ve suskunlar, ihsan oktay anar’dan.

bir de carn, çarpıcı bir romandı.
0
avianthem
(18.12.20)
tolstoy- hacı murat

ve tabii ki

victor hugo- sefiller
0
konsomatrix
(18.12.20)
Tekrar ettiklerim olacaktır ama

Catch 22
Flowers for Algernon
Vakıf serisi
Kumsalda
Denizler altında 20000 fersah (çocukken aklımı alan kitap)
Yer açın! Yer açın!
Sonsuzluğun sonu
Tembellik hakkı
0
kobuzchu kiz
(18.12.20)
Kesin İnançlılar (Hofer)
Martin Eden
1984
Yabancı (Camus)
Fedailerin Kalesi Alamut (Bu kitaptaki tasvirleri unutamıyorum. Adeta o ortama ışınlanıyordum okurken)
Bozkurtların Ölümü
Ruh Adam (Bayağı enteresan bir kitaptı. Çok fanı değilim ama bazı sahneler etkileyiciydi)
Kürk Mantolu Madonna (Bu kadar ayağa düştüğü hâlde bu kadar kaliteli olacağını düşünmezdim)
Aytmatov’un çoğu kitabı
0
le jeune turc
(19.12.20)
(17)

götüren götürmemiş mi?

Pertev nail
merhaba, kafamı kurcalayan bir durumu sormak istiyorum.şu anda 40 yaş üzeri olan, geçmişte orta gelire sahip insanlar arsa, ev, araba falan alarak şu an maddi olarak çok iyi duruma geldiler. istanbul'da tüm arsalar doldu, herkesin arabası var, ev almak mümkün değil. son yıllarda işe başlamış, babada
merhaba, kafamı kurcalayan bir durumu sormak istiyorum.

şu anda 40 yaş üzeri olan, geçmişte orta gelire sahip insanlar arsa, ev, araba falan alarak şu an maddi olarak çok iyi duruma geldiler. istanbul'da tüm arsalar doldu, herkesin arabası var, ev almak mümkün değil. son yıllarda işe başlamış, babadan bir şey kalmayan gençler bitik durumda. bırakın evi düzgün bir araba dahi almaları en az 5 yıl yemeden içmeden çalışmakla mümkün.

velhasıl, alan almış, götüren götürmüş gibi geliyor bana. satın alma gücünün görece iyi olduğu zamanlar bir daha gelecek gibi durmuyor. reel ücretler yerlerde. ne yapsın bu gençler?
0
Pertev nail
(17.12.20)
valla yapacak bi şey yok.
aynen dediğiniz gibi.
yapacakları tek şey var aileboyu calısıp hayatları boyunca 1 ev sahibi olmak.
0
sizofren06
(17.12.20)
20 yıl öncede aynı muhabbet ediliyordu çok iyi hatırlıyorum. ama haklısın çok daha zorlaştı ve zorlaşyor.
0
intihar etsem de kendime gelsem
(17.12.20)
onların çocuklarına kalacak. ailesinde mal mülk olmayan bir şeye sahip olamaz.
0
Andrew
(17.12.20)
İş hayatına 2000'lerin başında atılmış olan insanları gözlemliyorum çevremde, çoğunun kafası çalışmıyor. Canavar gibi gençler iş arıyor ama.

Bi tanesi ile sıklıkla muhatap oluyorum, kesinlikle beynini kullanmaması gereken bir işten ekmeğini kazanmalıymış. Galerici tipi var. Ortalarda geziyor bi halt yapıyormuş gibi, tek küpesine tükürdüğüm. Neyse. Onlardan çok daha nitelikli insanlar şimdi iş arıyor velhasıl. Yani, katılıyorum.

KPSS'de bile, 73'ler, 75'lerle 2006'da atanan mimar, mühendis tanıyorum. Şimdi girenlerin 95'i garantilemesi gerekiyor atanabilmek için yazık ki.
0
gayda
(17.12.20)
dünyada yeni nesil için bi şey kalmadı. şanslı %1-2'lik kesim youtuber, influencer falan olup oradan yürüdü. %5-10 kadarı da gece gündüz çalışır, 10 parmağında marifet olur, zaten işkoliktir vs. o şekilde devam eder.

şu an dünyada teknik lise veya üniversite öğrenimi görüp de haftada 40 saat mesaiden sonra "ben yokum eyvallah" diyebilecek lükse sahip, fazla kazandığında ek mesai ücreti alabilen, kazandığı parayla ev-araba alma şansına sahip olan insan sayısı çok az.

durum türkiye'de ekstra kötü diğer yerlerde de çok iyi değil. geçen hollanda için bir tablo görmüştüm reddit'te. maaşlar yıllardır yerinde sayıyor ama enflasyon da düşük zaten, eyvallah iyi güzel ama atıyorum 10 yılda gelir %20 artmışsa aynı dönemde ev fiyatı %200 artmış, bu tarz acayip bir fark vardı.

biz aç karnımızı doyuramıyoruz daha ama dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile artık gençler mal mülk sahibi olmakta zorlanmaya başladı. kanada desen hepsine çinliler çöktü mesela.

parayı sahip eden grup her geçen gün biraz daha güçleniyor, dünyanın her yerinde zenginler daha da zengin olurken insanlar kitleler halinde fakirleşiyor ama neyse biz jeff bezos övmeye, elon musk yalamaya, "çalış senin de olur" zihniyetiyle hiçbir şeyi sorgulamadan yaşamaya devam edelim. kesin tembel olduğumuz için fakirizdir hepimiz.
0
der meister
(17.12.20)
son yıllarda işe başlamış -görece genç- bir insanın hayali, amacı neden ev araba almak olsunki? bunu da bi düşünmek gerek.

ne yapsınlar? göç edebilirler.
0
jimjim
(17.12.20)
''Götüren götürmüştür'' demek çok iddialı hemde haksız bir itham. Bu muhabbet 20 yıl öncede vardı daha eskidende de vardı. Ülkemizde maddi durumu kötü olanlar olduğu gibi maddi durumu çok iyi olan bir çok insanda var. Mesela tacirler, iş adamları, doktor, mühendis, mimar, avukat gibi görece gelir seviyesi yüksek kesimler mevcut. 1980'lerden itibaren Türkiye'de hızla artan orta sınıf var. Bunun haricinde ev fiyatları arzın talebi karşılayamamasından kaynaklı olarak yükseliyor. Merkezi yerlerdeki ev fiyatları artık şehirleşme ve rant dolayısıyla normal insanların alabileceği noktada değil. İstanbul için konuşmak gerekirse İstanbul'da 3 farklı gelir grubu var zengin, orta, fakir ve her sınıfın yaşadıkları semt, o semtlerdeki ev fiyatları, kiraları, temel tüketim ürünleri ve erzak fiyatları farklı.
0
berkan11
(17.12.20)
Ben tam 30 yaşındayım, sakın gösteriş gibi algılanmasın ama benim de evim (kredili tabii ki) arabam (kredisi bitmek üzere) var. İkisinde de ailemin tek kuruş bir katkısı yok. Yani halen mümkün bu tarz şeyler. Her ay çok az da olsa bir birikim yapmak, birikimleri değerlendirmek, sürekli kazancı artırmaya odaklanmak, kazancın agresif bi şekilde artabildiği sektörlere yoğunlaşmak, sonra da devletin dağıttığı negatif reel faizli keriz kredilerini yakalamak şeklinde bir formülüm var, şu ana kadar tıkır tıkır işliyor. Burada kilit nokta şu, cazip olan sektörler çok değişti. Mesela 80'lerde bankacılar, 90'lar ve 2000'lerde inşaatçılar çok kazanıyorken, şu anda bilişimciler nispeten daha rahat bir hayat yaşıyor. Bu rüzgarı da yakalamak önemli.

Ancak yeni nesil müthiş bir negatif propaganda ve "yapamazsınnnn" ile büyüyor ki böyle bir kariyeri hayal bile edemiyorlar şu anda. Ama bu ülkede dediğim gibi kalburüstü bir beyaz yaka sınıfı var ve ciddi paralar kazanabiliyorlar. Hatta internet sayesinde global pazardan iş almanın kolaylaşması ve döviz - tl dengesinin alt üst olması dolayısıyla çok düşük döviz rakamının bile türkiyede iyi bir hayat yaşamaya yetmesi bunu daha da cazip hale getirdi. 90'ların çocuklarının hayal edemeyeceği fırsatlar var şu anda elinizde. Ancak bunu ne bileyim yazılımla uğraşmak yerine ekşide siyaset tartışmak için kullandığımızdan fark edemiyoruz.
0
roket adam
(17.12.20)
Okul okumayıp erken yaşta iş hayatına atılarak bütün fırsatları zorlarsan belki götürme şansın olabilir.

Üniversite okudun ve ilk yılında kazanıp kalmadan bitirdin. Şansın çok iyi gitti hemen iş buldun diyelim. Yaş oluyor 23. Çok özel bir yeteneğin yoksa başlangıçta alacağın en iyi özek sektör maaşı 6-7 bin. Ayda 2 bin kenarı atsan yılda 24 bin yapar. Maaşın arttı ve 50 bin kenarı attın diyelim yine değişen bir şey yok. Bir ev bir araba yemeden içmeden 20 sene sürer en az.

Çevremde 30'larındaki bir doktorun hiçbir şeyi yok. Mühendislerin de aynı şekilde. Ama okumamış ve hayata erken atılmış olanlardan iyi durumda olanlar var
0
kickboxer
(17.12.20)
Kafasi yatirima birikime calisan insan okusa da okumasa da bir seyler sahibi olabiliyor. Burada kilit nokta tuketime ne kadar mesafeli yaklastigin. Kendi adima ortalamanin epeyce uzerinde kazaniyor olmama ragmen birikimmis yatirimmis hic o kafalarda olamadim. Kazandigini gunubirlik harcayanlardandim ama belki bi son 5-6 aydir bir seyler kafama dank etti, olgunlastim sanirim :) 3-5 kenara atiyorum, belki bi krediye vb girerim.
Bu arada alan aldi satan satti fikrine katilmiyorum, yatirimlik arsa hala var, yatirim olanaklari kolay kolay bitmez ama ozellikle yeni nesilde de ogrenilmis bi caresizlik yok degil. İnanmiyor olacagina.
0
msb
(18.12.20)
mesela kickboxer'ın hesabından gidelim. yılda 24k kenara attın, dolara bastın örneğin oldu sana yılda 35k. İki senede 70 bin etti. İki sene sonunda 70 bin üstüne devlet vergi indirimi yaptı ya da düşük faizli keriz kredisi çıkardı, azıcık borçlanıp 100 binlik araba aldın. 2 sene içinde araba oldu mu 200 bin. noldu, 4 senede 200 bin tl servet yaptın.

bu fırsatları yakalayamayan arkadaş ayda 2 bin tl kenara atsam ne olacak dedi, atsa bile 24*4 anca 96 bin kenara koyabildi, onu da evlilikti, gezmesiydi oydu buydu yemediyse. fırsatları değerlendiren vatandaş tam iki katı servete ulaştı. yani bu iş biraz bununla ilgili. ilk aracımı alırken 88 bin tl kredi çekip 134 bin tl'lik bir araç almıştım, 3 sene krediliydi. herkes manyak mısın olum dedi, şu an o aracın kullanılmış ikinci el hali 300 bine gidiyor, hadi 270 olsun. evet ödemek kolay değildi ama kredi faizlerini düşsen bile çok ciddi bi para birikmiş oldu. yeni mezun arkadaşlar bu sistemi biraz anlamakta zorlanıyorlar genel gördüğüm. bir de instagram jenerasyonunun getirdiği acayip bi tüketim hırsı da var tabii. tüm bunları alt alta yazınca, okuyabilenler ve iyi kötü kazanabilenler için dünyanın çok az yerinde olan acayip fırsatlar var bu ülkede. garip boşluklar var yani enteresan bi şekilde.
0
roket adam
(18.12.20)
fakat şu var, mesela yaşıtlarım ev araba aldı belki ama ben deli paralara bilgisayar, kamera, lens yatırımı yaptım. Cidden bilgisayar + kamera + lens'in biraz üstüne 2015'te araba alabilirdim ve o araba şimdi 250 bin falan, elimdekilerin değeri öyle değil :D Elimdekilerle o kadar kazanacak iş de yapamadım. Ama işim gereği bulundurmam da gereken şeyler. E n'apayım şimdi?

Ek olarak gençlerde öğrenilmiş çaresizlik var doğru, fakat ben üniversite okurken iyi bir laptop 2000-3000 liraydı, şimdi en az 8000 hatta daha fazla. Fakat o zaman ilk işe giren biri nasıl oluyorsa 1500-2000 alabiliyordu, şimdi 4000 teklif ederlerse iyi. "Bir şeyler yapabilmek için elde etmen gereken ekipmanlara" bile daha geç ulaşabiliyorsun.

Şu an öğretim görevlisiyim, valla benim 2010'da aldığım ve artık beğenmediğim kamerayı çocuklar sorup "hocam iyi mi iş görür mü" diye getiriyorlar. Çok kötü.

Maaşla çalışan biri de üst yerlere gelse 15-20 bin mi kazanacak mesela? O parayla bile şu an 300 bin olan arabayı, seneye 350 bin olunca alabilecek misin?

Bence gençler temel eğitimi aldıktan sonra para kazanabilecekleri e-ticaret, yazılım, 3d tasarım (bu hep atlanır mesela, mimar arkadaşlarım mimarlık işi bulamadı ama çatır çatır kanadaya 3d model satıyorlar) öğrenmeliler.

Ben 30 yaşında bunlara yeni uyanıyorum.
0
nhk ni youkosu
(18.12.20)
Bu her zaman konuşulur, 10 yıl önce de 20 yıl önce de 30 yıl önce de aynı şeyler konuşuldu durdu. Karamsar olan hep karamsardı, iş bitirici olan hep iş bitirdi. Yakın tarih için Levent Kırca parodileri, uzak tarih için yeşilçam filmlerine bakabilirsiniz.

Benim gençlere nacizane tavsiyelerim;

Aldığını şeylerin fiyatına bakmayacak birikime erişene kadar gereksiz alışveriş ve harcama yapmayın.

Alkol, sigara, gece hayatından da bütçeniz güçlenene kadar uzak durun.

Sürekli para emen, ölü yatırım gerektiren hobiler değil de, para kazandırmasa bile koyduğunuzu geri alabileceğiniz hobiler ile ilgilenin.

Üniversite bittiğinde sizi istihdam etmek isteyenlerin çokça olacağı bir üniversite bölümüne gitmeyecekseniz okul ile zaman kaybetmeyin.

Okumayı sevmiyorsanız, işe yarar bir bölüm kazanmadıysanız, sırf aileden uzaklaşıp üniversite gençliği hayatı yaşamak için okula gitmeyin.

Mutlaka ticareti deneyin, ticaret bilen bir tanıdık/yakın yanında takılın bir süre. O havayı koklayın, küçük de olsa bir sermaye bulup ticareti deneyin.

Eliniz yatkın ise bir ustalık konusunda kendinizi geliştirmeye çalışın, hatta üniversite okumayacaksanız hiç zaman kaybetmeyin ve karar verdiğiniz bir sektörde bir ustanın yanına girip işi öğrenin.

Birikim yapmayı küçümsemeyin, ben inşaatcıyım, bugüne kadar onlarca daire üretip sattım. Hemen hemen hepsini asgari ücretle çalışan ya da biraz üstü maaş alan insanlara sattım.
0
John Bloor
(18.12.20)
Götüren götürmemiş. O zaman da böyleydi şimdi de böyle. Sana bileciğin köyünden tarla almak mantıksız geliyorsa, onlara da senin şimdi tüh dediğin yatırımlar mantıksız gelirdi. Her zaman bir mücadele var, bu mücadelenin bir kazananı bir kaybedeni var. Bu sürekli olacak. Tek değişken zaman. Geri her şey aynı.
0
Frederick Co
(23.12.20)
bu tespitte baya bir haklılık var, "20 sene öncede böyle diyorlardı" diye yazanlar yanılıyor.
bununla ilgili kerim rota'nın nefis bir yazısı vardı, hatta sözlüğe düşmüştü okumayanlar mutlaka okusun derim;
www.paraanaliz.com

ben ilk işe başladığım 2010-2011 yıllarında 10+ yıl tecrübeli uzmanlar 5bin dolar karşılığı tl maaş alıyordu 5bin!
şimdi ben tecrübe olarak o seviyelere geldim buraya aldığım maaşı yazmayayım ama çok komik bi rakam dolar olarak.
hem TL değere karşı müthiş değer kaybetti, hem de özel sektörde maaşlar reel olarak azalıyor sürekli.
yeni işe başlayanları hiç düşünemiyorum bu durumda.
0
nuisance
(23.12.20)
Bu olay tamamen zamanı yakalamakla ilgili. Mesela çok daha önceye gidelim 70 li yıllarda gurbete gidenler kazandıklarını yine köylerinde tarım arazisi alarak değerlendirdiler. Çünkü bildikleri tek yatırım aracı buydu. Daha sonraki nesil metropollere aktı, fırsatçılık ve acımasızlık ve orman kanunları geçerli idi. Bazıları kazandı çoğu arada kayboldu gitti. Şu anda 40 yaş üzeri olanlar o kuşağın devamı beyaz yaka tabirinin ilk temsilcileri hatta. Çoğu ikini bir dil öğrenemedi böyle bir ihtiyaç duymadı. Bilgi bu kadar ulaşılabilir değildi. Mesleki anlamda tercihler dar ve bu coğrafya ile sınırlı idi.

Günümüzde standart olanın kazanma şansı çok az. Babadan dededen kalma meslekler ve uzmanlıklarla yırtmak kolay değil. Bir çok meslek aslında ölmek üzere olan zanaatlar gibi. Araba diye bir şey bulunmuşken dünyanın en iyi semercisi olmak için uğraşmamak lazım. Topraksız tarım çıkmışken iki dönüm tarladan ne kazanırım şeklinde düşünmemek lazım. Babadan dededen şanslı olmayanlar için biraz vizyon ve cesaret gerekli. Artık ortalama donanımda bir insan için kazanmak daha zor ama fırsatlarda eskisinden çok daha fazla.
0
istege bagli sigortasiz
(23.12.20)
türkiye'nin bu konudaki tek sıkıntısı herkesin başarıyı büyük şehirlerde yakalamaya çalışması. istanbul gibi bir şehrin nüfusu 16 milyon arkadaşlar yazıyla "on altı milyon".

100'bine araba alıp 200bine 2 sene sonra satmanız servet kazanmak değildir 100'bin aldığınızda 100bin+2sene'ye satmak demektir. bir şey kazandığınız yok sadece banka hesabınızdaki sayılar büyümüş oldu. hatta amortisman hesabı ve enflasyonu kattığınızda muhtemelen para kaybetmiş olabilirsiniz.
0
nahtoderfahrung
(23.12.20)
(13)

6 kişinin online oynayabileceği bir oyun...

la traviata
Merhaba.Min. 20 yıllık 6 yazlık arkadaşıyız.Hepimiz farklı şehirlerdeyiz.Belli zamanlarda online görüntülü konuşma yapıyoruz.İstediğimiz şey şu ki,hepimizde bilgisayar/laptop var.Zamanında iskambilinden riskine kadar bir sürü oyun oynuyorduk çocukken yazlıkta.Haftada bir kez bir oyun başında toplana
Merhaba.
Min. 20 yıllık 6 yazlık arkadaşıyız.
Hepimiz farklı şehirlerdeyiz.
Belli zamanlarda online görüntülü konuşma yapıyoruz.

İstediğimiz şey şu ki,
hepimizde bilgisayar/laptop var.
Zamanında iskambilinden riskine kadar bir sürü oyun oynuyorduk çocukken yazlıkta.

Haftada bir kez bir oyun başında toplanalım, maksat sohbet tabii ki yine.

* Hangi platformda yapalım bunu? Bir oyun satın alıp onun networkunde mi?
* Online platformlar yeterli mi?
* Önereceğiniz bir oyun var mı?
* Atıyorum oyun 5 kişiliktir, 1i izlemek durumunda olacaktır, o da kabul.
* Sesli chati nereden halledeceğiz, oyun içinden mi, whatsapptan falan mı?

(Bilgi: 1 kişinin bilgisayarı mac, 5 kişinin windows. Bu düşünülerek cevaplanabilir ama gerekirse o 1 kişi de emektar pc'sini çıkarıp kurabilir)

Ps4'te sadece oyun oynayan birisi olarak bu tarz pc oyunlarına uzağım.

Teşekkürler.
0
la traviata
(15.12.20)
don't starve oynayın. aynı anda 6 kişi oynayabiliyordu galiba.
0
sir gawain
(15.12.20)
arkadaşlığınız sağlamsa among us :)
0
passion rules the game
(15.12.20)
steam'den counter strike veya half life alırsınız, cayır cayır oynarsınız. sesli chat'i de discord üzerinden halledersiniz. biz öyle yapıyoruz genelde.

maksat sadece sohbet ise haxball bile oynayabilirsiniz sesi yine discorddan halledip. sarıyor.
0
roket adam
(15.12.20)
among us.

hem arkadaşlığınızı da test etmiş olursunuz.
0
duyurukullanıcısı
(15.12.20)
Makineleriniz sağlamsa battlefield V alın oynayın. İnanılmaz keyifli oluyor takım ile oynamak.

Ekleme: İletişim için biz skype kullanıyoruz. Ama discord da çok yaygın oyun.
0
battal gemalmaz
(15.12.20)
@roket adam +1

Biz de 30 yaş civarı adamlar olarak covid sürecinde bir süre counter oynadık. Telefonlardan discord grubu kuruyorduk. Oldukça zevkli oluyordu.
0
the coon
(15.12.20)
discord kullanmaya karar verdik, bu cepte tamamdır.

oyunun pahalı olmaması gerekiyor. oyuna çok konsantre olmamız gerekmiyor.
herkes her şeyi kaldırabilecek yaşta ve bilinçte. eğlenceli tipler.

pintipanda'da şimdi uno ve risk gördüm. onlar da olabilir.
among us da bir alternatif oldu.

fps tarzi oyun çok istemiyoruz.

başka öneri?
0
🌸la traviata
(15.12.20)
Masaüstü oyun seviyorsanız steam'de tabletop simulator var, içinde çeşit çeşit masaüstü oyun var, catan falan oynarsınız.
0
kobuzchu kiz
(15.12.20)
Minecraft önerebilirim. Fazla basit geliyorsa modlu minecraftı daha da öneririm. Mesela Tekkit isimli modda petrol, güneş enerjisi, çeşit çeşit makineler falan var. Roket yapıp aya falan gidebiliyorsun. Zevkli bir oyun, özellikle çok kişi ile oynanırsa daha da zevkli oluyor.
0
uyecik
(15.12.20)
Killing Floor. Her türlü bilgisayarda çalışır. Ucuz. Oyuncu sayısı ayarlanabilir (maksimum 6 idi sanırım) Hamachi ile kendi aranızda oyun kurup oynamak çok kolay. Farklı karakterler seçip yardımlaşmak mümkün (biri medic olup diğerlerine yardımcı olabilir mesela)
0
bruce mclaren
(15.12.20)
gameranger üzeriden age of empires oynanabilir. ya da steam'de risk var bedava, o da bayağı eğlenceli.
0
bohr atom modeli
(15.12.20)
risk'in online versiyonu bir nevi, at war: atwar-game.com

yıllar önce 5-6 arkadaş deli gibi oynardık bunu bir ara. inanılmaz keyifliydi. kavga dövüş eksik olmazdı herkes birbirini sürekli arkadan vurduğu için. nefis oyundur, çok fazla detayı olmadığı için baş da ağrıtmaz.
0
der meister
(15.12.20)
rocket league
standart 3vs3
oyun içi konuşma/yazışma seçenekleri var.
epic games store üzerinde ücretsiz ancak mac desteği bitmiş.
0
late viper
(15.12.20)
(2)

rusça bilenler

sir gawain
burada ne yazıyor?https://eksiup.com/p/jy447084jdh3
burada ne yazıyor?

eksiup.com
0
sir gawain
(15.12.20)
хочу на пенсию, брось все эту штуку и бумагу в урну.
гарольд, 70 лет. сантехнчк стажем

emekli olmak istiyorum, o şeyi ve kağıdı çöpe at.
Harold, 70 yaşında. tesisatçı deneyimi

yandex çevirinin yalancısıyım...
0
MtKrt
(15.12.20)
"artık emekli olmak istiyorum, bu geyiği ve bu kağıdı artık bir kenara bırakın. harold, 70 yaşında, deneyimli tesisatçı"

bu amca "hide the pain harold" ismiyle meme oldu. onunla ilgili bir şaka. yani artık bu geyiği bırakın (tam anlamıyla "mezara koyun"), bana rahat verin, ben bıktım diyor. bunu da yine kendisi demiyor muhtemelen, işin üzücü kısmı o. adamcağıza cidden bi rahat vermediler meşhur olduğundan beri.
0
der meister
(15.12.20)
(3)

1200 Vuruş Nasıl Hesaplanır?

paramolacak
Merhaba,Boşluklar dahil 1200 vuruşlu bir hikaye yazmam gerek, ben bunun vuruş sayısını nasıl hesaplayacağım? Google amcaya sordum, wordde ki sözcük sayımına falanda baktım ama kafam bu saatlerde bilalinho gibi valla. Şunu şu garibana bi anlatsanız ya size zahmet.Burada yazan boşluklu kısmı 1200 olun
Merhaba,

Boşluklar dahil 1200 vuruşlu bir hikaye yazmam gerek, ben bunun vuruş sayısını nasıl hesaplayacağım? Google amcaya sordum, wordde ki sözcük sayımına falanda baktım ama kafam bu saatlerde bilalinho gibi valla. Şunu şu garibana bi anlatsanız ya size zahmet.

Burada yazan boşluklu kısmı 1200 olunca mı olacak istenilen ?

Edit: Fotoğraf yüklendi
0
paramolacak
(13.12.20)
Boşluklar dahil ne yazarsan sanırım. Hesaplayan siteler var
0
olaylar olaylar
(13.12.20)
wor'deki sözcük sayımı kısmında yazar. vuruş karakter demek. sözcük sayımı kısmında boşluklu/boşluksuz gibisinden detaylı açıklama olması lazım. ben hep oradan bakıyorum.
0
der meister
(13.12.20)
1.151 olan 1.200 olacak işte.
0
himmet dayi
(13.12.20)
(21)

nasil geciyo haftasonu karantinalari

palmtree
Neler yapiyosunuz cok merak ediyorum. Kime sorsam hep bir verimli gecirme laflari, online egitimler, sporlar, hobiler girla ama pek inandirici gelmiyo acikcasi. Hic kimse sadece yiyip icip yatmiyo mu mesela? Benim mesela motivasyonum tamamen bitti bu isler icin artik, pandemi kosullari ciddi zorluyo
Neler yapiyosunuz cok merak ediyorum. Kime sorsam hep bir verimli gecirme laflari, online egitimler, sporlar, hobiler girla ama pek inandirici gelmiyo acikcasi. Hic kimse sadece yiyip icip yatmiyo mu mesela?
Benim mesela motivasyonum tamamen bitti bu isler icin artik, pandemi kosullari ciddi zorluyor beni son zamanlarda. Sizi merak ediyorum, yalniz miyim bu konuda?
0
palmtree
(12.12.20)
Kahvaltı
Ekşi Sözlük
Ekşi Duyuru
Youtube
Counter Strike
Football Manager

ve sıfır bilumum faydalı iş
0
paramolacak
(12.12.20)
sadece internette geziniyor ve tuvalet, yemek gibi zorunlu ihtiyaçlarımı karşılıyorum.
0
candide
(12.12.20)
Maalesef çalışmak zorundayım. Yaklaşık 1 aydır içimde bir sıkıntı var. Yasaklar olmasa da gezmeyi seven bir insan değilim ama arkadaşlarımla buluşup(en azından evde) kafa dağıtmaya ihtiyacım var ama yasaklar var. İşten eve, evden işe.
0
bitchesaintshit
(12.12.20)
Yiyip içip yatan azınlıktan biri benim :/ Gerçekten inanılmaz boş geçiriyorum günlerimi bir süredir, bunun da farkındayım ama değiştirmek için bir şeyler de yapamıyorum. Mayıs ayında pandemi yine erteletmezse hayatımda büyük değişiklikler olacak. Sadece mayısa kadar gün öldürüyorum.
0
ms brownstone
(12.12.20)
bu aralar oyun
0
Tochinoshin
(12.12.20)
kahvaltı
youtube /ekşi/twitter/instagram
oyun/kodlama
akşam maç var
sonra evde muhabbet ya da arkadaşlarla facetime falan
0
ayin yazari
(12.12.20)
Böyle dönemlerde Football Manager oyununu açınca zaman kavramı kendiliğinden kayboluyor zaten çok güzel zaman geçirtiyor.
Bunun haricinde az yemek yemeye çalışıyorum, günlük belirlediğim belirli bir kitap okuma sürem var onu tamamlıyorum.
0
murtiii
(12.12.20)
Asiri yogunum, asiri calisiyorum. O yuzden benim cogunlugu is olmakla birlikte;

Is
Kitap okumak
Dizi izlemek
Ev isleri (temizlik bulasik yemek vs)
Duzenli spor
Ara sira da mini egitimler

Verimli geciriyorum ama
0
mor oje
(12.12.20)
Fl studio
Pugb
YouTube
Sözlük
Yemek
Yatmak
0
olaylar olaylar
(12.12.20)
verimli yaşayan insanların pü allah belasını versin çok affedersin, ben o noktadayım artık.

güya erasmus'tayım. hiçbir şey yapamıyoruz. odadayız işte bütün gün. sadece dışarıda yürüyüş (iki kişi yan yana, daha fazlası yok) ve süpermarkete gidiş mümkün.

dönem muhtemelen çöp oldu. hiçbi şey yok. bomboş, bombok. kendimi geliştirmeyi geçtim ben hayata güçlükle tutunuyorum. o yüzden merak etme ben tam olarak söylediğin şeyi yapıyorum - bi işim var işte online yürüttüğüm, hayata bağlayan tek şey o. dizi izliyorum, maç izliyorum, öküz gibi yiyorum, yatıyorum vs. bomboş bir hayat. yakında ölürüm muhtemelen.
0
der meister
(12.12.20)
Marttaki dönemde dediğiniz gibi bir şeyler yapmaya çalışıyordum ama bu dönem beni de ciddi zorluyor psikolojik olarak. Sabah uyan, dizi izle, kitap oku, müzik dinle, sohbet et, yemek yap, film izle seklinde geçiriyor benimki de. Kitap okumayı, film izlemeyi vs kendimi geliştirmeye yonelik ekstra aktivite olarak görmüyorum zira benim rutinim böyle.

Ama kendimizi geliştireceğiz diye sürekli uğraşmak zorunda degiliz; dönem dönem kendimizi iyi hissetmeyebiliriz. Öyle durumlarda ara vermek, sadece istediklerimizi yapmak da önemli.
0
fraise
(12.12.20)
Aile evinde olduğum için berbat geçiyor maalesef. Pandemiye denk gelmekten daha beter bir şey varsa o da pandemiye aile evinde denk gelmek olur sanırım.
Kitap okuyorum eskisinden daha çok. Tek artısı bu oldu, genel olarak Mart ayından bu yana.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(12.12.20)
Eşimle birlikte evdeyiz. çalışma izinlerimiz var, ancak çalışmak gerekmedikçe evde kalıyoruz. evde de zaman dizi&belgesel izlemekle geçiyor. yalnız değilsiniz yani...
0
amelie poulain
(12.12.20)
Öğrenciyim. Hafta içinden tek farkı canlı derse girmemek ve 12'ye kadar uyumak. Bir de mutfağa girip bir şeyler yapıyorum bazen, iyi oluyor.
0
black holes in the sky
(12.12.20)
sabah kalkıp kahve+ bişiler izleme
biraz kitap okuma
kahvaltı
powernap
duş
kitap okuma
dizi film
akşam yemeği
sohbet muhabbet
0
megacracker
(12.12.20)
yiyip içip yatıyorum. netflix ve ev işi de var.
ama bu hafta sonunu daha doğrusu bugünü çok verimli geçireceğim, çok faydalı şeyler yapacağım. biram ve şarabım hazır, onları şişeleyeceğim :)
not: evden çalışmıyorum, işe gidiyorum, iyi ki de gidiyorum.
0
pati
(12.12.20)
kitap+müzik+film+dergi+gazete+müzik (enstrüman çalma)+ağırlık kaldırma+kanepede uzanma+sosyal medya

bunlardan bir karışım. bazen bazıları sıfır olabilir.
0
tabudeviren
(12.12.20)
süper geçiyor, giresun'da dağ başı bir yerde bağ, bahçe işlerimle uğraşıyorum. kısıtlama yok, maske yok. akşam da kuzinemi yakıp keyif çayı içiyorum.
0
her şey
(12.12.20)
aşırı sıkılıyorum, öyle böyle değil.
0
dnzy 1
(15.12.20)
öğlen 9 gibi kalkınca bi kahve.
netflix veya youtube karşısında eliptikte yarım saat ter idmanı.
kahvaltı
netflix, youtube (duyuru'ya amelie'deki dilenci gibi haftasonları girmiyorum)
öğlen yemeği
ağırlık idmanı (cumartesi çekiş günü, pazar bacağa denk geliyor genelde)
akşam yemeği
netflix, youtube kapanış.
0
onemoremile
(15.12.20)
kahvaltı
dota2
house md
kahve arası
fm
akşam yemeği
dota2
evlilik için ıvır zıvır bakma
fm 20
house md
yatış
0
drako
(15.12.20)
(8)

saç tıraşına 30 liradan az veren var mı?

Tochinoshin
varsa başka berberleri keşfe çıkacağım mahalle arası falan. hiçbiri istediğim gibi kesmiyor zaten cebimden az çıkar en azından.
varsa başka berberleri keşfe çıkacağım mahalle arası falan. hiçbiri istediğim gibi kesmiyor zaten cebimden az çıkar en azından.
0
Tochinoshin
(12.12.20)
25 Ankara
0
ankarakecisi
(12.12.20)
30 dan aşağı zor. istanbul'da normal fiyat 30-40 civarı. 20-25 e yapan yerler çok kötü kesiyor.
0
dekart
(12.12.20)
ağustos sonunda ankara'da 20 verdiğimi hatırlıyorum ama maalesef çok kötüydü. tenten gibi saçımın ön tarafı dikeldiydi, çok salak görünüyordu. talatpaşa bulvarı, eski ziraat bankası'nın çaprazındaki berber.
0
der meister
(12.12.20)
70 liraya a101 den makine aldım cillop gibi tavsiye ederim
0
paramolacak
(12.12.20)
15 tl ye sadece makine ile 3 numara yapiyorlar.
min 30 tl istanbulda duzgun tras.
0
müptezel dostoyevski
(12.12.20)
since 2003
saç + sakal + yıkama 25 tl
15 günü geçmez giderim.
istanbul
0
seyduna6687
(12.12.20)
Bu Pandemi en çok bu konuda yaradı bize bir ara berberler açılmadı biz de internetten bir makine sipariş ettik. Kesim işini de tutturduk. Deneye yanıla öğrendik zaten eşim hep 2 numara kestirirdi. Valla hep hijyenik oldu hem de ayda 2-3 kez 30 ar lira vermekten kurtuldu.
0
kirmizipilotkalem
(12.12.20)
girmeden pazarlık yap. ucuz yapan yerler var. ben de saç sakal yıkama 30 veriyorum. adama borcum ne kadar diye sormuyorum ama direkt veriyorum sadece.
0
jelly bear
(12.12.20)
(7)

Cok kisa ingilizce sorusu

freedonia
Cumle su (gazeteden): Phil Neville's side had tonight been scheduled to play a friendly against Norway at Bramall Lane but Covid issues saw it cancelled. "Covid issues saw it cancelled" cok garip bir cumle gibi geldi ya. Nasil bir yapidir bu, nasil ceviririz?
Cumle su (gazeteden): Phil Neville's side had tonight been scheduled to play a friendly against Norway at Bramall Lane but Covid issues saw it cancelled.

"Covid issues saw it cancelled" cok garip bir cumle gibi geldi ya. Nasil bir yapidir bu, nasil ceviririz?
0
freedonia
(11.12.20)
Neden oldu anlamında kullanılmış. Haber başlığı olduğu için böyle saçma gelen cümleler kurulur.
0
catch the arrow
(12.12.20)
covid sebebiyle iptal edildi
0
der meister
(12.12.20)
daha once gordugum bir tabir degil, bu cumle anadili ingilizce olmayan bir ulkenin gazetesinden mi? bana biraz chicken translate gibi geldi.
0
cooperr
(12.12.20)
çok kullanılmayan bir kalıp. anlamı yazılmış zaten. chicken translate değil. sanırım en yaygın kullanımı mesela işyerinde müdür veya askerde bir üstün "yapılmasını sağla" diyecekse "see it done" diyebilir. bu haliyle çok kesin bir emirdir. yapmazsan götünü keserler. :)
0
kalifiye balta sapi
(12.12.20)
@catch the arrow haber basligi degil ya normal cumle iste.
@cooper Ingiliz gazetesi Metro'dan
0
🌸freedonia
(12.12.20)
got it cancelled'la aynı anlama geliyor herhalde. kelimenin ilk anlamına takılı kalmamak lazım.

şuna yakın olabilir mesela anlamı:

3 Experience or witness (an event or situation)
‘I shall not live to see it’

3.1 Be the time or setting of (something)
‘the 1970s saw the beginning of a technological revolution’

ya da:

6 [no object] Ensure.
‘Lucy saw to it that everyone got enough to eat’

şuradan baktım: www.lexico.com
0
curious mind
(12.12.20)
Cozduk galiba. have sth done, get sth done lar vardi causative denen yapi. Onu See ile yapmis sanirim. Ertelettirdi gibisinden.

see'yi (MAKE CERTAIN) anlaminda kullanmis o dogru sanirim. see verb (MAKE CERTAIN)

C2 [ + (that) ]
to make certain that something happens:
The receptionist said he'd see (that) she got the message.
UK See (that) you're ready by five, or there'll be trouble.
0
🌸freedonia
(12.12.20)
(27)

İlkokul, ortaokul, lise ve üniversiteden kaçar arkadaşınız kaldı?

ms brownstone
Yakınlık derecenizi ve yaşınızı da belirtirseniz çok güzel olur. Ben ilkokul ve ortaokulu farklı yerlerde okudum ve görüştüğüm bir kişi bile yok bu ikisinden. Liseden de sadece bir arkadaşım var görüşüyoruz diyebileceğim ama onunla da saçma bir ilişkimiz var. Bazen aylarca konuşmuyoruz ama bir anda
Yakınlık derecenizi ve yaşınızı da belirtirseniz çok güzel olur.

Ben ilkokul ve ortaokulu farklı yerlerde okudum ve görüştüğüm bir kişi bile yok bu ikisinden. Liseden de sadece bir arkadaşım var görüşüyoruz diyebileceğim ama onunla da saçma bir ilişkimiz var. Bazen aylarca konuşmuyoruz ama bir anda karar verip Fransa’ya tatile gittiğimiz de oldu. Tatilden sonra yine 6-7 ay hiç görüşmedik. Yüzeysel sayılabilecek bir ilişkimiz var yani. Üniversiteden de sadece 2 arkadaşım var düzenli görüştüğüm ki bu ikisi de yıllardır en yakınım olan kişiler. Sürekli arayıp sorduğum sadece bu iki kişi kaldı okul yıllarımdan.

Aslında liseden ve üniversiteden birkaç kişi daha vardı ara ara telefonda konuşup aynı şehirde denk gelebilirsek görüşmeye çalıştığımız ama sebebini bilmediğim bir şekilde hiçbirini arayıp sormaz oldum ve haliyle kimse kalmadı.

Bazen çok uzun yıllardır arkadaş olan insanları görünce kendimi sorguluyorum neden kimseyle ilişkimi devam ettiremiyorum diye ama bir yandan da istemiyorum çevremde fazla insanı. Köklü ve güzel birkaç arkadaşlığım daha olsa güzel olurdu ama üşeniyorum galiba birilerini arayıp sormaya ya da başkalarının da hayatlarıyla ilgilenmeye. Diğer insanların bu konularda nasıl olduğunu da merak ettim. Siz nasılsınız bu konuda? Var mı böyle eski güzel dostluklarınız yoksa benim gibi misiniz siz de?
0
ms brownstone
(11.12.20)
Sıfır, sıfır, sıfır ve sıfır.
0
elorelia
(11.12.20)
0. Aynı insanı senelerce çekemiyorum.
0
ruhen hastayim ben
(11.12.20)
Üniversiteden 3 yakın arkadaşım var; biri en yakin arkadasim hatta. Liseden yok, ortaokuldan görüştüğüm 2-3 kişi var ama farklı bir ülkedeyim artık; çok göremiyorum o yüzden.

Erkek arkadaşımın en yakın arkadaşları üniversiteden; 20 yıla yaklasiyorlar. Bu tamamen denk gelmeyle ilgili bir durum ama bana kalırsa. Ben de is yerinden hiç arkadaş edinemiyorum mesela.
0
fraise
(11.12.20)
İlkokul ve ortaokuldan 2 tane ikisi de aynı kisiler. Numaralarımız var. 3 sene önce buluşmuştuk. Şimdi hiçbirimiz sormuyoruz.

Liseden 2 kişiydi 1' e indi. O biriyle de her fırsatta görüşür buluşur ya da konuşuruz bir şekilde.

Üniversiteden 5-6 kişilik bir arkadaş grubuyuz. Hepimiz dağıldık başka şehirlere ama her fırsatta görüşüruz birbirimizin şehrine gidince. Zaten bunlardan ikisi en yakın iki arkadaşım sayılır. Şu an bile wptan bir şeyler yazıyorlar.

Valla arkadaşlık da emek istiyor diğer birçok şey gibi. Karşıma farklı zamanlarda farklı yerlerde çok sağlam insanlar çıktı. Onlar da beni hayatlarında tutmaya gayret etti ben de onları. Ben arkadaşlık ilişkilerinin kişinin karakteri ile ilgili önemli veriler sunduğunu düşünüyorum.

Edit: 26 yaşındayım.
0
Amaranta ursula
(11.12.20)
orta okuldan 4
liseden 7
üniden 35 kadar
0
ankarakecisi
(11.12.20)
Liseden bir arkadaşım var ama gerçekten yılda bir konuşuruz. Başka ülkede yaşıyor, buraya geldiğinde görüşürüz, hiç zaman geçmemiş gibi muhabbet ederiz. Sonra evine döner hiç konuşmayız. Üniversiteden de arkadaşlarım var birkaç tane ama çok yakın değiliz. Bir derdim olsa onlara gitmem, onlar da bana gelmezler. Tanıdıklık ile arkadaşlık arasında bir durum gibi biraz.

Ben de bazen istiyorum keşke çocukluktan beri gelen, beni kendimden daha iyi tanıyan gerçek bir dostum olsaydı diye. Ama ben de sizin gibi üşengeçlikten kaybediyorum hep. @Amaranta ursula'nın dediği gibi emek istiyor bu işler. Bir de öyle bir insan çıkmadı karşıma hiç.

Hepsine sıfır diye arkadaşlara ek soru: Şimdiki arkadaşlarınızla nasıl tanıştınız?
0
peki madem
(11.12.20)
26 yaşındayım, hala üniversite üçüncü sınıftayım.

liseden bir arkadaşımla lise sonrasında da görüşmeye devam etmiştik, tıpkı senin gibi birlikte yurtdışına falan bile çıkıp konsere gitmiştik vs... belki iki yıl olmuştur, "slm kanka nabıyon" dışında muhabbetimiz yok. o bile en son altı ay önce olmuştur belki. çünkü farklı ülkelerde yaşıyoruz artık, bağ tamamen koptu maalesef. yazsam ne yazacağımı bilmiyorum, öyle bir durum.

üniversiteden çok yakın bir arkadaşım var. aynı bölümdeydik, o sonradan bırakıp gitti ama mesafelere rağmen yazışır ve görüşürüz.

ama sürekli görüştüğüm, bana bir şey olsa 1-2 gün içinde şüphelenecek tek insan sevgilim ve ailem sanırım. öyle beni bir süre ortalıkta görmese "ne oldu acaba?" diyecek bir tane bile arkadaşım yok, iletişimimiz kısıtlı olduğu için bir ay haber alamasa kimse merak etmez.
0
der meister
(11.12.20)
ilkokul ve ortaokul sıfır. liseden 5-6, üniversiteden 4. 24 yaşındayım.
0
candide
(11.12.20)
Ø
0
zagrebingözleri
(11.12.20)
filteria
(11.12.20)
Yaşım 38 olmak üzere. Eğer akşam akşam unuttuğum yoksa (ki sanmıyorum):

İlkokul:
• 0

Ortaokul:
• 1 tane en yakın arkadaş.
• 2 tane çok yakın arkadaş.
• 10 kadar yıllar Facebook sayesinde tekrar irtibat kurup yakınlaştığımız, sık buluşup goygoy yaptığımız ama şehir değiştirdiğim için ancak memlekete döndüğümde görüşebildiğim, Whatsapp'ta çok aktif kullanılan bir grubumuzun olduğu arkadaş grubu.

Lise:
• 1 - Ama ortaokul ve liseyi aynı yerde okuduğum için aslında üst maddeyle birleşik. Lisede okula gelip yeni tanıştıklarımdan bahsediyorum. Çok yakın değiliz. Aslında lisede 7/24 sürekli eküri gezip aramızdan birinin karşı cins olması nedeniyle adımızın çıkacağı kadar yakın olduğumuz 4'lü bi grubumuz vardı ama maalesef zaman içerisinde uzaklaştık.

Üniversite:
• 3 - Hepimiz farklı şehirlerdeyiz ama aynı şehirde olunca görüşüyoruz.
0
kalifiye balta sapi
(11.12.20)
s ı f ı r
0
debian
(12.12.20)
Lise öncesi sıfır. Lisede 10 kişilik bir arkadaş grubuyduk hala görüşüyoruz. Okuduğum lisede hala herkes arkadaş ama en kalabalıklardan biri biziz sanırım.

Üniversiteden 5.
0
jazzabel
(12.12.20)
Aktif görüştüklerim: İlkokul-1, Lise-3, Üniversite-1 sadece yakın arkadaşlarım tabi. Orda burda görüp selamlaştığım ya da arada bi storysine falan cevap atıp lafladıklarım değil
0
eatpraylaw
(12.12.20)
35 K. İlkokul sıra arkadaşımla hala görüşüyoruz.ikiniz de evlendik yakın oturuyoruz sık sık ailece görüşürüz.
Ortaokuldaki kankalarım birbirleriyle evlendiler hala görüşüyoruz benim için süper oldu bi kerede ikisini birden görüyorum.

Aslında tüm ilkokul ve ortaokul arkadaşlarımı sık sık görüyorum. Herkes hala aynı semtte oturuyor.
Liseden herhangi birini yolda görsem tanımam.
0
suicides underground
(12.12.20)
38 e
-orta-lise = sıfır
üniden 3 beş kişi var. onlarında bazıları çıkar ilişkisi işte, bana işleri düştüğü için arar sorar o da olmasa beni aramazlar biliyorum. çocukluktan beri ayrılmadığım bir çok arkadaşım var belki de onlara sebep okuldakiler falan öyle zaman geçirmelik yani.
0
seyduna6687
(12.12.20)
32 E. Lise arkadaş grubumdan aynı şehirde olduğumuz 3 kişiyle düzenli görüşüyorum. Diğerleri istanbul göçtüğü için koptuk biraz. Üniversiteden 2 kişiyle irtibat halindeyim. Biri çok yakın arkadaşım zaten.
0
the coon
(12.12.20)
AA anket ne güzel
Mahalleden 2
İlk okul 0
Orta okul 0
Lise 4
Üniversite 0
0
allah yazdiysa bozsun
(12.12.20)
Ilkokul: 6-7 kadar (pek sik gorusmeyiz ama arkadasiz)
Orta: ilkokulla ayni ekip
Lise: yok
Unv: 4-5 ama benim daha cok universite disi, sosyal cevremdendi arkadaslarim
0
mor oje
(12.12.20)
ilkokul 0
ortaokul 2
lise 3
üniversite 2-3

Önceden bu sayı çok daha fazlaydı. Evlenenler bir şekilde buharlaşıyor galiba. Bir çoğu ile hiç görüşmemeye başlıyoruz. Bir kısmında ise ikinci katip seviyesine çekiliyor muhabbetler. Ortaokul yıllarından kalan arkadaşlarım da evli ancak onlarla aile üyesi gibiyiz şimdilik eşleri aforoz etmediler beni.
0
istege bagli sigortasiz
(12.12.20)
İlkokuldan 1, ortaokuldan 1, liseden 0, üniversiteden 4 (o da zamanla 1-2'ye düşer) hepsi yakın derecede. Zaten yakın olmadıklarımla da laf olsun diye görüşmeyi sevmediğimden kopuyorum direkt.
Yaş 28
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(12.12.20)
28 yaşındayım.
İlkokul 1 (Aynı zamanda ortaokul arkadaşım) Ayda 1 görüşürüz.
Lise 5 Yılda 2 görüşürüz.
Üniversite 2 3 yılda bir görüşür, ayda bir telefonlaşırız.

Bu sayı aslında daha fazlaydı ama son 4 yılda evlenenler ortadan kayboldu veya iş güç derken uzak mesafelere gittiler.
0
Anthony McCarten
(12.12.20)
ilkokul ortaokul kesinlikle sifir. hayatimin en kotu donemiydi ve butun sinif arkadaslarima nalet etmisimdir.
liseden 2 kisi ile iletisim halindeyim. gerci 1 diyelim daha dogru olur.
universiteden 8-10 falan.
0
hot potato
(12.12.20)
Ilkokul-ortaokul-lise: 0
Universite: 2
Yuksek lisans: 2

32/K
0
instant crush
(12.12.20)
32 Erkek kişisi olarak

İlkokul 2 kişi. Birinin ikizi var. Onu saymadım. Öyle çok sık görüşmüyoruz ama arada yazışıyoruz.

Liseden 1 kişi. Arkadaş evlendi. Geçen haftalarda da baba oldu. Bununla görüşüyordum sıksık. Evlenince ve pandemi nedeniyle yalan oldu.

Üniversiteden var bi 5 - 6 kişi. Çoğu evlendi. Bekar 2 kişi kaldık. arada yazıştığımız oluyor. Biriyle de senede 2 defa konuşuyoruz. Bu kadar.

Ulan tek değilmişim. Bi kendim sanıyordum arkadaşsız takılan.
0
put it in your appropriate place
(12.12.20)
ilkokul, ortaokuldan kalmadı. öncesinden kalan çocukluk arkadaşlarım var. liseden arada bir konuştuklarım var.

üniversiteden 4-5 tane var.

25/K
0
muslugubozukhayrat
(14.12.20)
0-0-0-2

üniversiteden iki kişi var, onlardan biri evli. çok nadir görüşüyoruz, karısından izin alamıyor :D

öbürü de başka şehirde (ankara).
hiç görüşmüyorum.. o yazıyor.
0
tabudeviren
(18.12.20)
(8)

Hayalleriniz, Hedefleriniz ve Arzularınız önümüzdeki sene ve seneler

put it in your appropriate place
Yeni yıla girmek üzereken Hayalleriniz, Hedefleriniz ve Arzularınız ne durumda? Senelik olur, uzun vadede olur.Sabah 8 akşam 5 masa başı kurumsal firmada çalışıyorum, sene sonunda 7 yıl bitmiş olacak.Yaş düz hesap 32. Şahsen 40 yaşıma geldiğimde `düz klişe bir beyaz yakalı tipi` olmak istemiyorum. A
Yeni yıla girmek üzereken Hayalleriniz, Hedefleriniz ve Arzularınız ne durumda? Senelik olur, uzun vadede olur.

Sabah 8 akşam 5 masa başı kurumsal firmada çalışıyorum, sene sonunda 7 yıl bitmiş olacak.

Yaş düz hesap 32. Şahsen 40 yaşıma geldiğimde düz klişe bir beyaz yakalı tipi olmak istemiyorum. Aylar sonra bugün ofise gittim, bir dertlendim yav.

Geriye dönüp baktığımda iyi bu hayatı yaşadım diyebileceğim bir hayat istiyorum kısaca. Bir şeyler yapmaya da çalışıyorum.


Kitap okuyan biriyim. Sene 2017 filan. Yaş 28 o zaman. Dedim 35 olduğumda, sahip olduğum tek şeyin kitaplar olmasını istemiyorum. Nitekim de olmadı. Birkaç sene içerisinde elimden geldiğince yaptım bir şeyler. İşte yurtdışı gezmesi olsun, İngilizce olsun, sinmeası tiyatrosu.


Bu sene yalan oldu. Gene bir şeyler yaptım ama ne bileyim, geçen seneyi özlüyorum.

Seneye neler yapabilirim bilmiyorum. Spora gitmek en büyük niyetim. Konuşma bozukluğum var. R, L ve Y harflerine dilim dönmüyor. Pandemi azalırsa bu ikisine odaklanabilirim.

Sizin neler?
0
put it in your appropriate place
(09.12.20)
ana işinden sonra ikinci bir iş öğren. eski sscb eğitim sistemi. ve bu ülkeden nasıl gidebiliyorsan git. 55 yaşındaki yazar tavsiyesi
0
ankarakecisi
(09.12.20)
beyaz yakayım ama kot pantolon tshirt ile işe giden versiyondan, iş beni sıkmamakla beraber 45 yaşımdan sonra dayanabileceğimi sanmıyorum. onun için 45-50 yaş arası için premium tesisat işi yapan şirket kurma hayalim var. sözleşme ile çalışacağız en temiz ve en hızlı işi yapacağız :) şu an da evde elektrik hariç tesisat anlamında kendi başıma yapamadığım hiç bir şey yok, bilgiyi genişletmek için senelerce antreman yapacağım.

kısa dönem hedef ise pandamı sonrası avrupada aynı sene 4-5 büyük rock festivaline katılmak.
0
ludwig boltzmann
(09.12.20)
35'e gelmeden borsadan, çalışmama gerek kalmayacak şekilde gelir sağlamak ve bir veterinerde çalışmaya devam etmek.
0
Amory Lorch
(09.12.20)
ben de beyaz yakayım, teknik bir iş yapıyorum. bizim sektörde (it) acayip büyük bir potansiyel ve para var, bu alanda ilerlemeye çalışıyorum. onun dışında hobi olarak video çekmeyi öğrendim bu sene, bir sürü kitap okudum, spor yapıyorum bisiklet sürüyorum, gezmeyi seviyorum, yazmayı seviyorum. covid öncesi dönemde bol bol gezdim, bir sürü anı biriktirdim, video foto bir sürü şey var. yani genel olarak böyle gitse okeyim yav.

benim tek derdim sevdiklerimin yaşlanması ve onları kaybetmek, onlara güzel bi hayat yaşatmak, onun dışında pek bi şey kafama takılmıyor hayatımla ilgili.
0
roket adam
(09.12.20)
0 hedef, 0 arzu, 0 hayal olarak 2020'yi uğurlayacam.

Bu sene pandemiden bağımsız olarak üstümden geçti.

Bir ton hobim var, uğraş istesem bulur yaparım. Ama keyif almıyorum. Motivasyon diye bir şey kalmadı. Bayağı depresyondayım. Alışverişe falan sarmamdan belli. Sürekli bir şey almak istiyorum ama malum her halt zamlandı.

En son gittim Grogu oyuncağı aldım. Canım sıkıldıkça kafasına vuruyorum, force çekiyor. :p

Yaş 32, iki aya 33 oluyorum. Hayatı kaçırmışsım gibi.

Bu ara popüler olan söylem halimi özetliyor ya. İncinmişim. :D
0
faith no more
(09.12.20)
26 yaşındayım. bir şey kalmadı açıkçası. hep hayal kurdum, hep bir şeyler istedim, en depresif zamanımda bile bir şekilde ümidim vardı. yıllar içinde sürekli başa sardığımı görüyorum. yeni yıldan hiçbir beklentim yok. eğer ölmeyeceksem sanırım sağlıklı olmayı dileyebilirim, çünkü sağlıksız olmak gerçekten zor ve üzücü olmalı. sağlıklı olmak bile yeterince lüks zaten benim için, fazlasını beklemiyorum. beklemek de değil mesele zaten, olmayacağını biliyorum. annem ve kardeşim üzülmeyecek olsa ölmeyi isterdim belki. sıkıldım. bir yere varamıyorum. o yüzden bir şey beklemiyorum artık.
0
der meister
(10.12.20)
Düşününce kabaca iki isteğim var. Birincisi ABD'de sevdiğim bir işi yaparak yaşamak. İkincisi de kendi işimi kurabilmek. Artık 40 yaşında mı olur, hiç olmaz mı, orasını bilmiyorum. Sevdiğim şeyleri hedef hâline getirerek onları değersizleştirmem. Film izlemeyi seviyorum ama bir tane bile izlenecek filmler listesi yapmadım bugüne kadar. Bazı şeyler sırf hayat güzel olsun diye yapılmaz bence.
0
dissendium
(10.12.20)
2020 koronadan bağımsız olarak üstümden geçti +1
Yine de çok şükür sağlıklıyım ve işim var.

Hedef: minnoşumla daha da çok gezmek, biraz daha uzak yerlere gidebilmek. Kışlık ekipman edinip kışın da kamp yapmak. Yabanilik yapmamak ve insan içine karışmak için kendimi zorlamak.

Arzu: kafama göre biriyle tanışsam, hatta ilk görüşte aşık olsak fln, güzel olurdu.

Hayal: lotoyu tutturup istifa etmek :/
0
pati
(10.12.20)
(26)

En sevdiğiniz mevsim hangisi?

dissendium
En sevdiğiniz mevsim hangisi ve neden?Ben kasım ve aralık aylarında yazı özlemeye başlıyorum. Yazın çok sıcak havalarda yaz bitse de kurtulsak dediğim oluyor ama yine de en sevdiğim mevsim yaz.
En sevdiğiniz mevsim hangisi ve neden?

Ben kasım ve aralık aylarında yazı özlemeye başlıyorum. Yazın çok sıcak havalarda yaz bitse de kurtulsak dediğim oluyor ama yine de en sevdiğim mevsim yaz.
0
dissendium
(09.12.20)
Gençken kışcıydım yaşlandıkça yazcılığa kaydım.
0
angelus
(09.12.20)
ilkbahar.

ama o beni pek sevmez.

not. bahar alerjisi
0
AlsterWasser
(09.12.20)
kış.
sonbahar da iyi sayılır.
yağmurlu havalar dışında güneşli ve soğuk havayı da çok severim.
0
blatta hiberna
(09.12.20)
25-30 derece arası güneşli nemsiz hava severim. haziranda yağmur yağıyor temmuz çok sıcak oluyor o yüzden mevsim adı veremiyorum
0
owaki
(09.12.20)
etik sebeplerle yaz (bir sürü insan aç, kışın şartlar zor, yolda işte güçte bir sürü insan var), bitki böcek seven insan olarak bahar ama içten içe sonbahar kış. son bir kaç yıl doğru dürüst kış göremedikçe özlemim arttı galiba. pc'de kardan kıştan kırılan karakterleri oynuyorum, novy urengoy'da yaşayan bir arkadaşım var arada havayı soruyorum resim istiyorum. bir de geceleri severim, çıplak gözle yıldız gözlemi yaparım, kış gökyüzündeki takımyıldızlar daha ilginç geliyor bana.
0
engelbert humperdinck
(09.12.20)
ilkbahar. kendime geliyorum. güzel anılarımın çoğu ilkbahar aylarından.
0
black holes in the sky
(09.12.20)
yaz çünkü hava güneşli, aydınlık ve sıcacık. günler uzun, hava geç kararıyor. akşamları sıcak havada elini koluna sallaya sallaya istediğinizi yapmak, dondurma yemek falan çok güzel ve rahatlatıcı. yaz insana yaşam enerjisi veriyor.
0
rose parks
(09.12.20)
Aslında yaz dışındaki üç mevsimi de ayrı ayrı seviyorum. Her sonbahara ve kışa girişte pinterest kurcalayıp bu iki mevsime hayran kalma huyum var senelerdir. Ama tabii kış hiçbir zaman pinterest’teki gibi geçmiyor ve kışın sürekli aklım sokakta yaşayan hayvanlarda oluyor. Son birkaç senedir doğanın da en güzel renklere büründüğü sonbahar bir adım önde diyebilirim bu yüzden.
0
ms brownstone
(09.12.20)
Ben direkt Mayıs ayını seviyorum. Ne soğuk ne de çok sıcak.
0
himmet dayi
(09.12.20)
yaz. cunku fakirim.
0
misterturist
(09.12.20)
sonbahar. benim için hep yeni başlangıçların habercisidir.
0
theseachange
(09.12.20)
en sevdiğim mevsim açık ara kış.
en sevmediğim mevsim yaz.
ilkbahar ve sonbahar aynı seviyede.
sıcak havalarda dışarı çıkmak bile istemiyorum.
ekim-kasım-ocak-şubat-nisan-mayıs en sevdiğim aylar.
0
seyduna6687
(09.12.20)
soguk ve karli geciyorsa kis.
0
der meister
(09.12.20)
ilkbahar mayıs <3
0
hazen
(09.12.20)
Yaz <3 <3 <3
0
pati
(09.12.20)
Daha önce benim açtığım ankette kış kazanmıştı. Ben sonbaharcıyım.

www.eksiduyuru.com
0
rahip janick
(09.12.20)
artık olmasalar da ilk ve son baharlar
0
naksidil
(09.12.20)
ilkbahar
0
battal gemalmaz
(09.12.20)
Sonbahar
0
Hallegadola
(09.12.20)
Yaz hariç tüm mevsimleri seviyorum.
0
fotrsapka
(09.12.20)
ilkbahar ve mayıs ayı.

önceden müzik festivalleri ve akşamları caddebostan sahili oturmaları başlardı mayıs ayı sonlarında. özledim valla :(
0
violetsky
(09.12.20)
kış, kış bir deeeeeeeeeeeeee aa evet yine kış ^^
0
the guy from batman
(09.12.20)
Yaz. Parlak mavi bir gökyüzü ve tek tük bembeyaz bulutlar ya da sıcak bir yaz akşamı kadar güzel hiçbir şey yoktur benim için.

Kapalı, yağışlı, ıslak ve gri havalardan nefret ederim.
0
catch the arrow
(09.12.20)
yaz

tabiiki!
0
jimjim
(09.12.20)
kesinlikle ilkbahar
0
daisyy
(14.12.20)
yaz baba. resmen yasama sevinci veriyor.
0
baldur2
(14.12.20)
(10)

Anksiyete nedir?

valarmurgulis
Nedir bu herkesin ortak sorunu, somut olarak örnek vererek anlatabilir misiniz? Kelime anlamını biliyorum ama kafamda tam oturmuyor.
Nedir bu herkesin ortak sorunu, somut olarak örnek vererek anlatabilir misiniz? Kelime anlamını biliyorum ama kafamda tam oturmuyor.
0
valarmurgulis
(07.12.20)
doğmamış bebeğe don biçmek (olumsuz yönde)
0
nahtoderfahrung
(07.12.20)
İnsanın ilkel hayatta kalma içgüdüsü, sürekli kötü bir şey olacak kaygısı ve her an tetikte olmanın getirdiği gerginlik.

insanoğlu yıllardır bu temel içgüdüyü bu zamana kadar taşıyor ve hayatı tehdit eden unsurlar(yırtıcı saldırısı, mevsim şartları vb..) ortadan kalkmış olmasına rağmen yerine gereksiz şeyleri koyarak bu içgüdüyü devam ettiriyor.
0
montakristokondu
(07.12.20)
anksiyete bir hastalıktır. çok kötü bir hastalık hem de. insanın hayat kalitesini sıfıra düşürür. şimdi insanların bahsettiği anksiyete bu anlattığım değildir. ufak tefek moral bozukluğudur. anksiyete şiddetine göre ilaç tedavisi ve psikoterapi gerektirir.
0
iddaaci
(07.12.20)
öf. berbat bir şey. kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor. ben ağır bir anksiyete hastasıyım. günlük ihtiyaçlarım için gittiğim süpermarkette bile korkuyorum. birisi ters bir şey söylerse, kasiyer beklemediğim bir laf ederse, ya paramı evde unuttuysam... böyle abuk sabuk onlarca korku söz konusu. hiçbir zaman kafam rahat değil. hep bir şeylerden korkuyorum. bazen korktuğum başıma geliyor ve korktuğum şeylerin aslında o kadar da korkunç olmadığını fark ediyorum. böyle olunca daha çok sinirleniyorum.

mesela ben "çıkıp yürüyüş yapayım" diye düşündüğümde aklımda direkt olarak "umarım bıçaklamazlar" düşüncesi beliriyor. "bıçaklasalar hastaneye yetişebilir miyim?" diye düşünüyorum. "ölürsem annem çok üzülür mü? kardeşim ne yapar?" falan gibi düşünceler geliyor aklıma.

şaka yapmıyorum maalesef. bir nevi AŞIRI farkındalık hali diyebiliriz. kafada kötü senaryolar dönüp duruyor. şöyle arkana yaslanıp kahve içecek olsan, "acaba çin amariga'ya savaş ilan etti mi??? ya şu an nükleer bombalar dünyanın bir ucundan diğer ucuna uçuyorsa??" diye düşünüyorsun.

benim tedavi olacak param yok açıkçası, yavaş yavaş kafayı yiyorum böyle. acayip saçma ve lüzumsuz düşünceler olduğunu biliyorsun ama kafa kendi kendine çalışıyor işte, durduramıyorsun. kafasına eseni yapıyor.

sonuç itibariyle çok ürkek, her türlü deneyimden kaçınan, sıradan bir insan için "sıradan" olan eylemler için ekstra efor sarf etmek zorunda olan birine dönüşüyorsun.

inanılmaz boktan bir şey. bazı insanlar öyle topluluk önünde konuşurken heyecanlanmayı anksiyete zannediyor... anksiyete öyle bir şey değil. aslında belli düzeyde anksiyete zaten insana gerekiyor. hepimiz bazı şeylerden korkuyoruz, bazı şeylere karşı temkinliyiz. anksiyete bu "korkaklık" halinin seni tümüyle ele geçirmesi, her şeyden korkar hale gelmek.

ben bazen patronumun yaptığım işi hiç beğenmediği için çok sinirlendiğini düşünüyorum mesela. telefon sessizde. "aramış mı?" diye bakıyorum. aramamışsa bile kendi kendine çok sinirlendiğini, benim de hassas olduğumu bildiği için kalbimi kırmamak adına ses etmediğini düşünüyorum misal. halbuki adam "bak şunu yanlış yapmışsın" derken bile beni öven, her zaman iyi davranan, benimle çalışmayı kendisi istemiş bir insan.

anksiyete korkunç ve bombok bi şey. tüm dünyanın yükünü omuzluyorsun, yatıp uyumak da dahil hiçbir eylemi KAFAN RAHAT gerçekleştiremiyorsun.
0
der meister
(07.12.20)
çok kahve tüketimi tetikliyormuş diye okumuştum.
0
walter white kilikli
(08.12.20)
Anormal bir şekilde kaygılı hissetmek.
Bende belirsizliğe katlanamama gibi durumlar da olmuştu.
Mesela bir süre evde yalnız kalmam gerekiyordu.10 gün boyunca eve hırsız girer diye doğru düzgün uyuyamamıştım.
Uykusuzluktan ölsem de gece uyanıp sabaha kadar ayakta duruyordum.En ufak bir ses duyunca bir daha uyuyamıyordum.

İnsanın hayatını cehenneme çeviren bir hastalık yani, tedaviden sonra demiştim ki “dünyadaki cehennemde yaşıyormuşum.”
0
Fiyu
(08.12.20)
Diger insanlarin normal karsiladigi durumlarda (senin de gecmiste 100% normal karsiladigin durumlarda) biri kafana silah dayamis ve seni oldurmek uzereymis gibi bir vucut / zihin tepkisi verdigini dusun. Bunun sacma oldugunu rasyonel olmadigini tum benliginle bildigin halde bu tepkini durduramadigini dusun. Hatta durdurmaya calistikca kotulestigini dusun. Senin kontrolun disinda, ve seni kontrol eden, beyninin primal taraflarinin kontrolden cikmasi sonucu ortaya cikan bir korku. gereksiz oldugunu bildigin, ama bilginin isine yaramadigi bir teror.

Bunun sonucu zamanla o acilari hissetmemek icin o durumlardan kacmak, normal hayatta fonksiyonunu yitirmek, belki isini - iliskilerini kaybetmek, bazen artik evden cikamayacak duruma gelmek. Kontrol altina alinmazsa.
0
robokot
(08.12.20)
Düzeyleri de var sanıyorum, ben yukarıda arkadaşların bahsettikleri şiddette değil ama daha hafifini yaşıyorum birkaç senedir. Kadınlarda hormonal döngüyle birlikte de zaman zaman şiddetlenip hafifleyebiliyor, benimki öyle.

Yanlış teşhis koyulan (alerjik astım dediler alakası yok) bir nefes darlığım vardı mesela. Meğer kaygıdan dolayı ağızdan nefes alıp verdikçe nefes açlığı oluşuyormuş, tam nefes alamıyormuş gibi hissedip ağızdan daha derin nefes almaya çalışıyordum (esnemeyle mesela), bu da kısır döngüye sokuyormuş iyice. Nefes egzersizleri, yoga, meditasyonla çözdüm.

Sonra mesela uçağa binmekten hiç korkmazdım, korkar oldum. O da uçma anksiyetesiymiş, bağlantılı diğer kaygılı halimle. Uçağa binince özellikle kalkana kadar kalbim atıyor, karnım ağrıyor, ellerim terliyor. Havalandıktan sonra uçak sakin uçmaya başlayınca geçiyor :) Gereksiz bir korku olduğunu bilsem de engelleyemiyorum, alkol yardımcı olabiliyor.

Bazen de mesela sevdiklerime bir şey oldu / olacak kaygısı yaşıyorum, alakasız durumlarda. Atıyorum eşim markete gittiğinde bile gelebiliyor bu korku, halbuki ne alakası var? Bunun gibi şeyler.
0
gmzo
(08.12.20)
Sürekli olumsuz düşüncelere sahip olma. Herşey yolunda gittiğinde bile başına felaket gelecek hissi. İşler yolunda gitmediğinde depresyonla beraber görülüyor bende.
0
ashleybon
(08.12.20)
Babamlarin haylaz ve garip bir kedisi var, 8-9 aylık falan. Kedinin garipliği bir şekilde garip olmadik bir yere saklanıp bulunamaması ve uzun süre oradan cikmamasinda, yani 1 gün boyunca bulunamayabiliyor.

Geçenlerde de bunu yapmış, işte konusuyoruz telefonda, dedim ki ya o girmiştir saklanmıştır bir yere cikar. Ama çıkmamış bir yerden. Ama 24 saat bile geçmemesine rağmen (ki diyorum ya kedinin huyu da bu) 70 türlü senaryo yazmışlar, ölmüş camdan atlamış araba çarpmış, zehirlenmiş, bir şeyden elektrik çarpmış kablo kemirirken ama evin içinde bulamıyoruz, dışarı atladı ama evi bulamıyor... ama o kadar yazmışlar ki annemle beraber dinlerken "e öldü herhalde yapcak bir şey yok" moduna geçtim.

işte anksiyete budur, olmayanı olmayacağı olmuş; ölmeyeni ölmeyecegi ölmüş yapar.

ha sonra kediye noldu, buzdolabının arkasında herhalde sıcak hoşuna gitmiş uyumuş, sabah da uyandırmış bizimkileri.
0
encokbenisevinnolur
(10.12.20)
(9)

Maden suyunun zararı var mı?

dissendium
Üç, dört günde bir meyveli maden suyu içiyorum. Bu şekilde tüketince mideye bir zararı olur mu? Teşekkür ederim.
Üç, dört günde bir meyveli maden suyu içiyorum. Bu şekilde tüketince mideye bir zararı olur mu? Teşekkür ederim.
0
dissendium
(04.12.20)
Ben bir kere sadesi icin sormustum Dr a , günde 3 tane içiyorum diye. Birşey olmaz olursa da böbrek taşı olur demişti.
0
primetime
(04.12.20)
meyveli maden suyu diye bir şey var mı yav, ben onları meyveli soda diye biliyorum? eğer bu bildiğimiz her markette satılan limonlu soda, elmalı soda tarzı içeceklerden bahsediyorsan onların koladan, fantadan pek farkı yok. asitli şeker deposu. baktığın zaman aslında meyve suyu bile zararlı vücuda, fayda için içilecek ya da sağlıklı olduğu düşünülecek bir şey değil.

meyvelilerin şişesi küçük oluyor genelde, genç adamsın 3-4 günde 200ml içtin diye çok bi şey olmaz herhalde ama sonuç itibariyle vücuda zararlı bi şey olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. maden suyu alıp içine kendin limon sıkabilirsin, o da gayet güzel oluyor.
0
der meister
(04.12.20)
asit vucudun ph degerini dusurüyor diye biliyorum. Hastalik anlaminda asiri zarari olmaz ama performans ve iyi hissetme anlaminda zarari olabilir.
0
VIPCH
(04.12.20)
ben doktoruma günde 1 litre kola içiyorum dedim. onu içeceğine günde 2-3 tane soda iç dedi
0
co2s2
(04.12.20)
İçtiğin zararlı fakat maden suyu böbrek prıblemin yoksa faydalı diye biliyorum
0
high hopes of the sozluk
(04.12.20)
Bobrek tasina yol acabilir
0
all girls dream
(04.12.20)
maden suyu diye ictigin sey aslinda gazoz.
0
alperz
(04.12.20)
Annemin eniştesi mide kanseri oldu geçen yıl, bir yılda öldü. Sürekli ama sürekli maden suyu içerdi, mide artık asitten delinmiş. Doktorları hep öyle demiş.
0
Hallegadola
(04.12.20)
O maden suyu değil yapış yapış şekerli bi şey
0
owaki
(04.12.20)
(16)

Bilmediğiniz dillerde sevdiğiniz şarkılar

peki madem
Hiç anlamadığınız dillerde sevdiğiniz, tekrar tekrar dinlediğiniz şarkılar var mı?İşbu soru bir damla Almancam olmamasına rağmen haftalardır sürekli AnnenMayKantereit dinlemem nedeniyle sorulmaktadır.Büdüt: Asıl sormak istediğim soruyu sormamışım. Şarkıları paylaşabilir misiniz?
Hiç anlamadığınız dillerde sevdiğiniz, tekrar tekrar dinlediğiniz şarkılar var mı?

İşbu soru bir damla Almancam olmamasına rağmen haftalardır sürekli AnnenMayKantereit dinlemem nedeniyle sorulmaktadır.

Büdüt: Asıl sormak istediğim soruyu sormamışım. Şarkıları paylaşabilir misiniz?
0
peki madem
(27.11.20)
Ohoo. Bulgarca, Rumence, Sırpça, Gürcüce... çok var. Hatta Türkçeden bile çoktur.

Birer tane yazayım.

Rumence

www.youtube.com

www.youtube.com

Bulgarca

www.youtube.com

Sırpça

www.youtube.com

Gürcüce

www.youtube.com
0
dissendium
(27.11.20)
yok ya, sözlere odaklanıp mutlaka sözleri anlamaya, hiç olmazsa kelime yakalamaya çalışıyorum.

edit: bilmediğim dil veya bilinmeyen bir parça olmasa da bu ara buna sardım: www.youtube.com
bir de şu yıllardır en sevdiklerimden: www.youtube.com
0
pati
(27.11.20)
almanca bir şarkı vardı adını hatırlamıyorum. aşırı slow ve damardı. erkek söylüyordu. "ich liebe dich and genzifo" vardı nakaratında, tüm nakarat aklımda ama yazarsam saçmalamış olurum. hatırlayan varsa yaziversin süper olur valla.
0
diffarentiationation
(27.11.20)
freebird5406_2
(27.11.20)
@freebird5406_2 Múm linki bırakarak can evimden vurdun beni!
0
🌸peki madem
(27.11.20)
Fince ve Almanca leziz şarkılar var ayrıca neden dili bilmem gereksin ki, mırıldanmak/eşlik etmekse sorun yok ezberlerim kolayca
0
owaki
(27.11.20)
@owaki Amacım sevdiğiniz şarkıları öğrenmekti aslında.
0
🌸peki madem
(27.11.20)
Annenmaykantereit denince böğrüme ağrı giriyor. Temmuz'da koronain bok ettiği konseri aklıma geliyor. Şimdi dışarı çıkmayacak olsaydım daha uzun bı liste yapardım ama aklıma gelenler şöyle:

İzlandaca
Ólöf arnalds- eg umvef hjarta mitt
youtu.be

Portekizce
Dead Combo- ouvi o texto muito ao longe
youtu.be

Fransızca
Sam Karpienia- leş voyageurs
youtu.be

Senegalce(?? Bunun dilini anlayamadım)
Ablaye cissoko& Volker goetze- sıra
youtu.be

Arapça
El Far3i- tghayarti
youtu.be

Zazaca
Esrare deyir- gulam
youtu.be

Yunanca
Mana mou i agapi mu
youtu.be

İbranice
Hadag nash- sun
youtu.be
0
Amaranta ursula
(27.11.20)
Fransızca öğrenirken karşıma gelen bir şarkı az çok bişeyler anlamaya başlmaıştım sayesinde. www.youtube.com
çok eğlenceli geldi
Ayrıca,
www.youtube.com
www.youtube.com
0
spacevan
(27.11.20)
portekiz:
youtu.be
0
cooperr
(27.11.20)
dili hiç bilmiyor değilim, temel seviye sayılırsa eğer,

pljuni i zapjevaj moja jugoslavijo: www.youtube.com

dirlija: www.youtube.com

ilkine bayılıyorum. gizli gizli ağlayıp yugoslavya'yı özlüyorum.

dirlija aşırı şirin bir şarkı, dilime dolandı, bırakamıyorum. bu arada türklerin zaten bu şarkılardan bissürü kelime çıkarması mümkün dili hiç bilmeden... hep bizden şeetmişler çünkü hehe.
0
der meister
(27.11.20)
Cevaplar için çok teşekürler yavaş yavaş hepsini dinliyorum. Ben de size Akadca bir şarkı bırakayım: www.youtube.com
0
🌸peki madem
(27.11.20)
Oi Va Voi - D'Ror Yikra çok seviyorum.
www.youtube.com
0
kendi helvasını kavuran zombi
(27.11.20)
Folon Salif Keita
youtu.be
0
ankarakecisi
(27.11.20)
www.youtube.com

ibranice dinliyorum!!!
sürekli, arabada, evde..
0
janderzel zartanyan
(27.11.20)
alfred
(28.11.20)
(17)

lisede nasıl bir insan olduğunuzu hatırlıyor musunuz?

Jux
soru oldukça absürt, farkındayım. ama çok enteresan ki lisedeki jux nasıl biriydi diye düşündüğümde kafamda net bir şey belirmiyor. lise derken, en az 10 seneden fazla bir süreden bahsediyorum.bahsettiğim şey insanların beni nasıl gördüğü, yani dışarıya karşı nasıl bir izlenim verdiğim. şimdiki arka
soru oldukça absürt, farkındayım. ama çok enteresan ki lisedeki jux nasıl biriydi diye düşündüğümde kafamda net bir şey belirmiyor. lise derken, en az 10 seneden fazla bir süreden bahsediyorum.

bahsettiğim şey insanların beni nasıl gördüğü, yani dışarıya karşı nasıl bir izlenim verdiğim. şimdiki arkadaşınıza sizi sorsalar nasıl tanıtır sorusuna cevap verebiliyorum ama o zamankine veremiyorum. elbet bir profil var ama çok genel, sanki o zamanlar düşünce şeklim insanların beni nasıl gördüğüyle alakalı değilmiş ki o zamanlardan aklımda kalan tespitler yok diyorum.

buna özfarkındalık mı diyoruz? sizin özfarkındalığınız yüksek miydi o zamanlar, ergenliğinizde dışarıdan nasıl göründüğünüzü hatırlıyor musunuz?
0
Jux
(23.11.20)
@playing star again, benim de biraz demek istediğim o aslında, kendi duygu düşüncelerimden bağımsız halimi şu an analiz edemiyorum.
ben arkadaş yorumu da hatırlamıyorum işin kötüsü, sanki bunların üzerine hiç konuşmamışız gibi. eminim konuşmuşuzdur, yani bu direkt bir hafızasızlık kaynaklı da olabilir.

soruyu sorma sebebim, acaba ergen olmanın getirdiği bir durum muydu bu özfarkındalık eksikliği, o yüzden sordum. ilkokul zamanlarında nasıl biri olduğumun daha farkındayım mesela.
0
🌸Jux
(23.11.20)
2012'de mezun oldum. başka insanların beni nasıl gördüğünü bilemem tabii ama benim o zamanlar nasıl birisi olduğuma dair net bir fikir var kafamda. yine çekingen, ürkek biriydim ama enerjim ve potansiyelim daha yüksekti. başarılı bir öğrenciydim. küçük ama çok güzel vakit geçirdiğim, çok güzel anılar biriktirdiğim bir arkadaş grubum vardı. kendimi hiçbir zaman "insanlara ilham veren" birisi olarak görmedim, daha ziyade sessiz ve silik bir tipim ama şunu fark ettim mesela: ben buz hokeyini çok severdim. ne alaka yani türkiye'de lise okuyan adamın buz hokeyiyle ne işi olur, di mi? arkadaşlarımla NHL 09'da turnuva yapmıştık, ilçemizde açılan buz pistine kaydolmuştuk, geceleri oturup birlikte NHL izler hale gelmiştik vs... bu açıdan düşününce diyorum ki belki sandığımdan daha olumlu bile olabilir tablo. yani çocuklar benden görüp, duyup buz hokeyini sevmeye başladı. bir arkadaşın hala takip ettiğini biliyorum mesela yıllar sonra.

lisede neredeyse her şey iyiydi benim için. okulda başarılıydım, hemen herkes çok akıllı olduğumu düşünürdü, sağlıklıydım, fiziksel olarak aktif olduğum için at gibi vücudum vardı vs...

bir insan sekiz senede ne kadar batabilirse o kadar battım. sanırım biraz da o yüzden bu kadar net bir fotoğraf oluştu kafamda liseye dair. o zamanlar hayallerimiz vardı, ümitlerimiz vardı. olmayan her şey için "daha çok vakit var" diyebiliyorduk. şimdi ne oldu? iş yok güç yok, iki adım atsak gtümüz çıkıyor, özgüvenin ö'sü yok, bi ingilizceyi kotardık işte başka yetenek-beceri namına hiçbi şey yok. liseden sonra da güzel şeyler yaşamadım değil ama keşke hep lisede kalabilseydim hehe.
0
der meister
(23.11.20)
2012 mezunuyum, maldım. Şimdiki kafam olsa kimseyi siklemez hayvan gibi ders çalışırdım.
0
Hallegadola
(23.11.20)
@jux ilk yanıtına katılıyorum. ortaokulda nası biri olduğumu da başkalarının hakkımda ne düşündüğünü de kesinlikle bildiğimi düşünüyorum ama lise halimi hatırlamıyorum neredeyse özellikle lise1
0
owaki
(23.11.20)
2006'da mezun oldum. Kadayıf olmuşum onu fark ettim. Neyse konuya girelim. Meslek lisesinde okudum. Çoğu şeyi hatırlıyorum. Naif , kibar , içine kapanık falan yazmayı çok isterdim. Ama itin tekiydim. Hiç pişman değilim. Geçen lise hocamla konuştum. Ona tasdik etti hayvan olduğumu.

Lise arkadaşlarımla eşimi konuşturamıyorum. :D İşin kötüsü nedenlerini dün gibi hatırlıyorum.

Bu ara Liseden kalma resimlerinize baktığınızda da hatırlamıyor musunuz ?
0
ycaycayca
(23.11.20)
2000 yılında mezun oldun liseden :)

çok içe kapanık ve çömez bir kopildim. kızlarla konuşmaya bile cesaretim yoktu, hatta kitaplarına notlar sıkıştırırdım cesaretim pek yoktu. gerçi bunda evin en küçüğü olmam etkiliydi, abi baskısı. ev-okul hattında takılırım genelde. anca okulun bitmesine 1-2 ay kala açılmaya başladım o da biraz geç oldu, çünkü herkes okula gelmemeye başlamıştı.

allahtan güzel sanatlara gittimde sonra kendime geldim, yoksa kullandığım oy bile boşa gidecekti.
0
redeath
(23.11.20)
Mezun olalı 30+ sene oldu. Neredeyse dün gibi hatırlıyorum. Bunda lise arkadaşlarıyla ara ara buluşmamızın da etkisi var. Hatırladığım çok daha dışa dönük, sahnelere oynayan bir çocuktum. Zaman geçtikçe törpülendim. Zaman, zalimsin...
0
SiyamkedisiZorro
(23.11.20)
7 yıllık anadolu lisesinden 2002'de mezun oldum. lisedeki halim şimdikine benzer. zehir gibi bir kafa. yaşıtlarımın çok üstünde bir vizyon. yazın bir ayda babamın aylık maaşının üç katı para kazanırdım. inanılmaz bir ticari zekam vardı. gerekirse bu geliri kaptırmamak için çok küçük çapta mafyalık, çetelik işine bile girdim. (normal insana değil, benim işimi zorla elimden almak isteyenlere)
0
stewie
(23.11.20)
insanların nasıl gördüğünden ziyade kendimi nasıl görüyordum diye cevap verirsem,
daha enerjik, neşeli, komik ve vurdumduymazdım.
yaş aldıkça sorumluluklarla beraber tabi hayatın ciddiyeti daha çok çıkmaya başladı bünyede.
0
bigcaptain
(23.11.20)
son derece kapasitesinin farkında bir lise öğrencisiydim, sürekli sorgulayan, haklarının peşinde koşan biriydim. lise arkadaşlarım ne zaman beni görse gram değişmedin sen diyorlar.
0
Phoebe
(23.11.20)
o zamanlar aşırı gevşek ve hiçbir şeyi umursamayan bir yapıdaydım (bunu bir savunma mekanizması gibi kullanıyordum) ve pek farkında değildim ama üzerinden yıllar geçip geriye dönüp baktığında her şeyi daha iyi görebiliyorsun.
hayatın en kazık taraflarından biri de bu olsa gerek.
0
filteria
(23.11.20)
2006'da liseden mezun oldum. Dışarıdan nasıl gözüküyordum bilmiyorum. Kendi düşüncelerimi yazayım.

- Aklı bir karış havada, toz pembe bir hayat yaşayan malım biriydim.
- Asosyal bir hayatım vardı. Yaz tatilleri bilgisayar başında geçiyordu.
- Utangaçtım.
- Erkek kişisi olarak karşı cinsle iletişimim epey zayıftı.

Baya malmışım özellikle lise döneminde. Kendimi iyi kötü bir şekilde kurtarmışım. Özfarkındalık üniversitede hazırlıktayken oluşmuştu. Utangaçlığımdan hocaya soru soramamıştım. O an dedim, bu iş böyle gitmez. Üniversitede pek süper geçmedi tabii ama en azından değişim için bir özfarkındalık oldu.

Üniversiteye 2007 senesinde girdim. Aradan 13 sene geçti, halen değişiyorum. Geriye dönüp baktığımda ne kadar malmışım diyorum hep.
0
put it in your appropriate place
(23.11.20)
8 sene oldu gayet iyi hatırlıyorum nasıl olduğumu. Her şeye ve herkese sebepsiz bir öfke duyuyordum. Tabii bunun nedenini daha yeni yeni anlamaya başladım. Kendimi düzeltmeye de öyle. o zamanlar farkında olsaydım yaptığım bir çok hatayı yapmazdım daha mutlu olurdum diye düşünüyorum ama bu şekilde öğrenmem gerekiyormuş.
0
Sonsuzluk ve Bir Gün
(23.11.20)
peheyy 2013 mezunuyum. sessiz sakin gözükürdüm hocalara ama aslında piçin tekiydim ben de :D hiçbir şeyi ciddiye almazdım o dönemlerde yaa aklım olsa çok daha fazla ders çalışırdım.
0
theseachange
(23.11.20)
Ezik.
0
trixi
(23.11.20)
hatırlıyorum çünkü hiç değişmedim. 2007 lise mezuniyetim.

ama sizin hatırlamıyor olmanız da çok sıkıntı değil bence.
0
disardayim
(23.11.20)
Hatırlıyorum çünkü hiç değişmedim.+1 Gayet aklım başımdaydı, ergen triplerim ya da hezeyanlarım olmadı hiç.
2012 mezuniyetim.
0
Amaranta ursula
(23.11.20)
(4)

Yabancı Futbol Ligi İzlemece

pofudukayi
Sorum şu, tuttugum takim, rakip takim, dunya/avrupa kupasi, sampiyonlar ligi ceyrek final sonrasi falan izlerim. Ama 38 haftali premier ligin herhangi bir macini izlemek beni hic sarmiyor. Bir anket yapayim dedim yabanci lig maclarini izliyor musunuz ?
Sorum şu, tuttugum takim, rakip takim, dunya/avrupa kupasi, sampiyonlar ligi ceyrek final sonrasi falan izlerim. Ama 38 haftali premier ligin herhangi bir macini izlemek beni hic sarmiyor. Bir anket yapayim dedim yabanci lig maclarini izliyor musunuz ?
0
pofudukayi
(22.11.20)
evet, epl'de her hafta en az 3 mac izliyoruz. bundesliga'da da heyecanli olacagini dusundugumuz mac varsa izlemeye calisiyoruz.

stsl'de besiktasin maclarini izlemeye calisiyoruz, bir de derbileri. ama pek cekilmiyor.
0
the end of time
(22.11.20)
izliyorum ama tüm maçları keyif olsun diye izlemiyorum. bazen taktik çalışmak, belli bir teknik direktörün ne yaptığını anlamak için alakasız takımları dönemsel takip ettiğim de oluyor.

süper lig (tuttuğum takım + üç büyüklerden bazıları, o hafta kafama hangisi eserse), la liga, rusya premier ligi + avrupa ligi/şampiyonlar ligi. burada maç kaçırmam, tabii hepsini izlemeye ömür yetmez, günlük seçip onları izliyorum.

onun dışında dikkate değer bulduğum, önemli gördüğüm farklı lig maçlarını da izlemeye çalışırım. dün akşam osijek-dinamo zagreb izledim mesela.

benim kayış koptu ama ben o açıdan istisna sayılırım, işi gücü ya da akıl sağlığı olan bir insan bu kadar maç izlemez, istese de yapamaz. belki bi gün amatörde hoca falan olup eppek parası çıkarırız bakalım.
0
der meister
(22.11.20)
38 hafta premier ligi kaçırmadan izlerim. takip ettiğim takımlar everton liverpool lecister tottenham.

türkiye liginde hiç bir maçı izlemiyorum. Karşıyakayı tutuyorum. Maçları yayınlanırsa izliyorum.
0
mikahakkinen
(23.11.20)
Haftada bir premier ligi maçına bakarım.
0
put it in your appropriate place
(23.11.20)
(6)

Covid-19 tedavisi sonrası ölüm

dulcinea
Merak ettiğim bir şey sormak istiyorum. Hastanede covid 19 tedavisi görüp taburcu olup kısa sürede evlerinde ölen hastalar aslında virüsü yenmemis diyebilir miyiz? Nasıl bir komplikasyon gelişiyor ne sebeple ölüyorlar acaba?
Merak ettiğim bir şey sormak istiyorum. Hastanede covid 19 tedavisi görüp taburcu olup kısa sürede evlerinde ölen hastalar aslında virüsü yenmemis diyebilir miyiz? Nasıl bir komplikasyon gelişiyor ne sebeple ölüyorlar acaba?
0
dulcinea
(22.11.20)
Kan pıhtılaşması ile kalp krizi diye duymuştum doğruluk payını bimiyorum.
0
sekerse tehlike
(22.11.20)
doktor değilim!

sebebi bilinmeyen, covid-19 hastalarında görülmeye başlayan pıhtı atması bir etken. sırf bu sebepten ötürü covid-19+ teşhisi konan insanlar aspirin içiyor. bir nevi kalp krizi. hatta sosyal medyada, covid-19+ hastalarının ölümüne sebep olarak ilaçlar flaan gösteriliyor.

tabiki de akciğerde oluşan iltihap sebebiyle solunum yetersizliği.
0
blue eyes white dragon
(22.11.20)
Virüs kalp kasında hasar oluşturuyor. Bu nedenle iyileşmiş sanılan kişiler kalp krizi ya da ritim bozukluğu ile kalp durmasıyla ölüyor.
Evet, virüsü yenmemiş diyebiliriz.
Covid virüsü akla gelen her organda hasar yapabiliyor. Tabi ki herkeste böyle değil. Bazı kişilerin virüse yanıtı daha ağır oluyor. Allerjik olaylar gibi düşünülebilir.
0
pro9it9is9
(22.11.20)
İyileştikten sonra kalp ekosu ve grafisi, bacak ve sahdamarlari renkli doppleri ve böbrek tomografisi çektirmek lazım. Yoksa ani ölüm riski muhtemel
0
deer hunter
(22.11.20)
bir akrabamız taburcu edilmek üzereyken kalp krizi geçirdi.
0
der meister
(22.11.20)
arkadaşıma aspirin değilde kan sulandırıcı iğne verdiler.
sebebini bilmiyorum ama kan sulandırıcı iğne daha etkili olabilir.
0
aslindasorunumpsikolojik
(23.11.20)
(10)

LGBT Filmi Arıyorum

break your happy home
Etkisinde kaldığınız LGBT filmerini yazar mısınız? Beğendiğim türleri yazayım ki öneriler benzer olsun.Beni Adınla ÇağırTek Başına Bir AdamSense8 (Dizi)HollywoodTales of the City (dizi)
Etkisinde kaldığınız LGBT filmerini yazar mısınız? Beğendiğim türleri yazayım ki öneriler benzer olsun.

Beni Adınla Çağır
Tek Başına Bir Adam
Sense8 (Dizi)
Hollywood
Tales of the City (dizi)
0
break your happy home
(22.11.20)
bahsettiğin şeye benzer mi bilmem ama euphoria dizisinin başrolü trans
0
ayin yazari
(22.11.20)
My Summer of Love
Carol
The Celluloid Closet
0
hot potato
(22.11.20)
parada. sırp filmi bu, türkçe altyazısı sanırım yoktur ama ingilizce vardı.
0
der meister
(22.11.20)
Weekend'i çok sevmiştim. 2011 yapımı olması lazım
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(22.11.20)
Beni Adınla Çağır'a dair en güzel şey bence Sufjan Stevens'ın şarkısı.

Beautiful Thing diye bir film vardı epey eski, onda da The Mamas & the Papas şarkıları filan vardı, Londra'nın fakir bölgelerinde yaşayan kişilerin sıradan hayatları ve güzel müzikler.
0
fadetoreality
(22.11.20)
Pride
C.R.A.Z.Y
Portrait of a lady on fire
Milk
Call me by your name
Weekend
0
pegi
(22.11.20)
blue is the warmest colour
0
anarsika
(22.11.20)
you and me in paradise
(22.11.20)
cheers for fears
(23.11.20)
C.r.a.z.y
Hoje eu quero voltar sozinho

Müzikleriyle aklımda yer eden filmler ikisi de.
0
ruhen hastayim ben
(23.11.20)
(9)

insanlığın çoğu mutsuzken ruh sağlığı bilimleri ne işe yarıyor ?

aslindasorunumpsikolojik
oranı bilemem tabi ama 8 milyar insanın çoğu mutsuz.20 yaş üstünü baz alıyorum, çocukken ve ergenken oto boka mutlu olunan mutluluğu saymıyorum.ruh sağlığı bilimleri (psikiyatri, psikolog falan hepsi işte) neden insanların mutsuzluğuna çare olamıyor ? yada böyle bir amacı ve hedefi mi yok ? gidiyors
oranı bilemem tabi ama 8 milyar insanın çoğu mutsuz.
20 yaş üstünü baz alıyorum, çocukken ve ergenken oto boka mutlu olunan mutluluğu saymıyorum.
ruh sağlığı bilimleri (psikiyatri, psikolog falan hepsi işte) neden insanların mutsuzluğuna çare olamıyor ? yada böyle bir amacı ve hedefi mi yok ?
gidiyorsun psikiyatriye, sinirliysen sakinleştirici veriyor.
uyuyamıyorsan uyku getirici veriyor.
beyindeki kimyasal sorunu başka bir kimyasalla düzeltmeye çalışıyorlar.

psikiyatri doktoru her kapıdan girene $100.000 hediye etsin, mutlu olalım beklentim yok tabiki ama ruh sağlığı bilimleri hiç var olmasaydı insanlık olarak pekde birşey kaybetmezdik gibi geliyor.
0
aslindasorunumpsikolojik
(21.11.20)
Mutsuzluk bir ruh hastaligi degildir. Basina cok kotu seyler gelir, isini kaybedersin, evini kaybedersin, hayatin hayal ettigin gibi gitmez, ailen kotudur, arkadas cevren yoktur - kotudur, romantik hayatta dikis tutturamazsin, kayip yasarsin, ne bileyin hayatta yaptigin yanlis tercihlerin yikici sonuclarina her gun katlanman gerekir vs. mutsuz olursun, dogaldir. bundan dogal bir sey yok. psikiyatristlerin - psikologlarin ugrastigi sey daha cok gercekle direk iliskisi olmayan dusunce bozukluklarinin, örüntülerinin tedavisidir. yoksa objektif sekilde boktan ve zor bir hayatin varsa bu konuda iyi hissetmek icin sana yardimci olacak kisiler degiller.

Her problem beyindeki kimyasal sorundan olmuyor yani. Bazen problemler gercek, hissettirdikleri de.

Son olarak ben psikoloji biliminden hele ki psikiyatriden inanilmaz faydalandim hayatim boyunca.
0
robokot
(21.11.20)
şunu yapsınlar diye somut bir beklentim yok. bir çözüm önerimde yok.
ama ameliyat gerektiren bir sorunum varsa cerrah ameliyat ediyor ve çözüyor.
ameliyatı nasıl yapıyor, neden yapıyor hiçbir fikrim yok ama sorunu çözüyor.

mutsuzluk sorunum olduğunda ruh sağlığı uzmanları kendim ve çevremden (toplasan 10-15 kişi) gözlemlediğim kadarı ile mutsuzluğu çözemiyorlar.
yazılan ilaçların faydaları kesinlikle var, bende faydalandım,
bulandan yazandan allah razı olsun.
mesela imovane ile rahat uyuyorum ama imovane öncesi uyutmayan sorunlar çözülmüyorki. sadece halen var olan sorunlar uykuya dalmamı engellemiyor.

şimdi psikiyatri bilimini amacı diye yazdım.
"akıl hastalıklarının teşhisi, tedavisi ve önlenmesi ile uğraşan bilim"
çıktı.
mutsuzluk bir akıl hastalığı değilse psikiyatrinin ilgi alanıda olmayabilir.
0
🌸aslindasorunumpsikolojik
(21.11.20)
yani psikoloji bilimi de olabilir farketmez, bir psikolog insani yikici dusunce patternlerinden kurtaracak klinik olarak kanitli teknikleri terapi yoluyla vs. insan uzerinde kullanir. Bundan cok faydalanacak, cozulmemis travmalari vs. olan insanlar var. Ama bir insan %100 saglikli dusunup yine de durumunun boktanligini objektif olarak gorup mutsuz olabilir. Boyle bir durumda psikolog yardimci olamaz zaten, tek faydasi olacak sey sartlarin degismesidir.

edit: bu arada insanligin cogu mutsuz degil onu nereden cikardin bilmiyorum.
0
robokot
(21.11.20)
Bütün insanlar sonunda ölüyor. Bu tıp ne iş yapar kardeşim.
0
ismim ibrahim
(21.11.20)
Soru "dünyada bu kadar doktor varken neden insanlar hasta oluyor" demek kadar tuhaf bence.

Psikiyatri insanı mutlu etmekle değil mental bozuklukları tedavi etmekle ilgilinen bir bilim dalı. Psikolojinin ise çoğunlukla insanı mutlu etmekle ilgisi yok, insanı araştırıyor. Bellek, algı, toplumsal normlar, gelişim vs vs. Sadece küçük bir kısmı yani klinik psikoloji mental bozukluklarla ilgileniyor.

Mutsuz olmak çoğu zaman normal bir tepki. İnsan sürekli mutlu olamaz, mutluluk anlık bir duygudur. Bir gün, bir hafta, hadi belki bir ay mutlu olursun sonra içinde bulunduğun duruma alışırsın ve artık o durum sana normal gelmeye başlar. Sürekli mutluluk veya bir "euphoria" hali de normal değildir.


Ayrıca senin hayatında kötü şeyler olabilir. Mesela sürekli seni döven bir anne baban veya eşin olabilir, aniden engelli kalabilirsin, kanser olabilirsin. Psikiyatr buna ne yapabilir? Bu tip durumlara üzülmekten mutsuz olmaktan daha doğal bir şey yok. Doktor ancak seni bu durumlar karşısında biraz olsun rahatlatan ilaçlar verebilir. Mesela demişsin ameliyat oluyorum ve geçiyor bazı sıkıntılar. Ameliyatla/ilaçla geçmeyen bir ton sıkıntı var onlar ne olacak? Etrafımda bile tedavisi olmayan rahatsızlıkları olan insanlar var bir sürü en basitinden. Psikiyatride de aynı şekilde ilaçla düzelecek şey var düzelmeyecek şey var. Bir bipolar gelir, psikoz gelir her şey yolunda giderse onu gayet düzene sokar doktor ama senin var oluşsal depresyonuna eğer sen iyileşmek istemiyorsan pek de müdahale edemez. Beyninin içine girip senin benliğini değiştiremez. Bunu yapacak teknoloji yok henüz.
0
pembe mezarlık
(21.11.20)
ruh sagligi bilimlerinin amaci "insanlari mutlu etmek" degil. inanilmaz cocukca ve sig bir bakis acisiyla yaklasiyorsunuz olaya.
0
der meister
(21.11.20)
şuan elde olan yöntemler bunlar ileride daha iyi tedavi yöntemleri geliştirilirse daha faydalı olabilir. ben de psikyatr ile tartışmıştım bu ne böyle saksıya çeviriyorsunuz insanları diye valla elden bu geliyor şuan demişti. teknoloji gelişince belki elon musk'ın çipi gibi birşey takılabilir beyne sinyal gönderip duygu durumu düzenlenir falan en azından ilaç içip bütün vucüdü beyni patatese çevirmektense nokta atışı düzeltme yapılabilir.
0
klakie
(21.11.20)
cevapları okumadım, tekrara girersem kusura bakmayın.

ruh sağlığı dediğiniz şey çok geniş bir yelpaze.
hayatın içinde bazı korkularla yaşamak, çocukluktaki travmaların etkisiyle ilişkilerde bağlanamamak da sorun, şizofreni de sorun.
ikisi için de psikologa, psikiyatriste gidiliyor.

psikiyatrinin gerçek anlamda "iyileştirmeye etkisi" konusu bence de tartışmalı.
özellikle anlamadan dinlemeden en ufak şeye ilaç dayatan ve insanın ruhsal bir yanı yokmuş da sadece makineymiş gibi davranan "bilim insanı" kafasında olanlar buna neden oluyor.
bunlar zaten insanı anlayacak kapasiteye sahip olmuyorlar.
diğer yandan, anlamaya yönelik hareket eden, terapi yapan psikiyatristler de var.

insanlarda birkaç sabit fikir ve yanılma var bu konularla ilgili.
teşhisli ve ciddi bir hastalığı ya da sorunu bulunan insanlar dışında sadece ilaçla tedavi diye bir şey her zaman çözüm vermiyor.
ki o insanlar bile ilaç yanında yine terapiyle ilerleyebiliyorlar.

terapi iyileşmenin bazen yüzde 50'den, 70'ten fazlasını bile oluşturuyor.
yani panik atağı olan ilaç alınca hop diye iyileşemiyor.
durumu iyileşiyor ve elbette kimyasal bir destek aldığı için bazı şeyleri aşıyor ama sonuçta panik atağa neden olan travmaları, sorunları terapiyle çözebiliyorsun.
insanlarda terapiye karşı önyargı çok var, bu birincisi.

ikincisini de, danışanı ya da hastası olmadığım, sosyal olarak tanıma fırsatı bulduğum çok meşhur bir psikiyatristle sohbet ederken söylediği bir şey açıklıyor bence.
"bize tedavi olması gerekenler değil, tedavi olması gerekenlerin hasta ettikleri gelir" demişti.
yani aslında sorunları olan insanların büyük kısmı zaten destek almıyor, destek alması gerektiğinin farkına bile varmıyor.
varsa da egosu buna engel oluyor.

herkesin etrafında vardır.
şöyle düşününce bile beş kişi sayarım ailemden ve çevremden.
adamın ya da kadının paçalarından akıyor, yüzünden okunuyor sorunlarının olduğu.
ya bir ilişki yaşarsın bunu görürsün ya da dostundur, arkadaşındır.
hayatın içinde zorluk çeker, bazı tipik davranışları vardır, bağlanamaz, başaramaz ya katıdır ya boş vermiştir, yani dışarıdan görünen bir dengesizliği muhakkak vardır.
ama asla yardım almaz.
düşünmez bile.
çünkü sorunları olduğunun farkında bile değildir.
biraz da yazıp çizen bir tipse, "ben zaten freud okuyorum" falan der, ne diyeceğini bilemezsin.

sorun sizin dediğinizden ziyade, gerçekten kendini iyileştirmek, düzelmek isteyen insanların sayısındaki azlıktan kaynaklanıyor.
0
blatta hiberna
(21.11.20)
"İnsanların çoğu neden mutsuz?" sorusunu yanıtlamak bence daha mantıklı olur.
0
hayirsiz
(21.11.20)
(6)

2021 Yazı

gmzo
Nasıl olacak sizce, tatil, gezme tozma bakımından?Şu an durumlar kötü ama 2020 yazını bile rahat geçirdi insanların çoğu, o yüzden her şekilde 2021 yazında gezer herkes gibi geliyor. Çok fena yurtdışı planı yapasım var, bunaldık iyice yahu :(
Nasıl olacak sizce, tatil, gezme tozma bakımından?

Şu an durumlar kötü ama 2020 yazını bile rahat geçirdi insanların çoğu, o yüzden her şekilde 2021 yazında gezer herkes gibi geliyor. Çok fena yurtdışı planı yapasım var, bunaldık iyice yahu :(
0
gmzo
(19.11.20)
herkese aşı yapılabilecek mi o sıkıntı muhtemelen pasaport kontrolünde aşın var mı diye kontrol ederler.
0
aziz dostum jack
(19.11.20)
2021 yazı, 2020 yazından beter olacak, planlarınızı erteleyin. aşı maşı gelmeyecek o tarihe. bunlar boş hayaller.
0
matilda
(19.11.20)
@matilda, bunu neye dayanarak söylüyorsunuz? ne olduğu bilinmeyen, tüm dünyayı perişan eden virüsün dördüncü ayında bile sınırlar açılıp 2-3 ay boyunca neredeyse her şey normale dönmüşken aşılar çıkmaya başladıktan sonra mı "daha kötü" olacak?

hani yaza düzelmeyecek, yaz için plan yapmanızı önermem vs. deseniz neyse de "2021 yazı 2020 yazından daha kötü olacak" çok iddialı ve abartılı bir ifade değil mi?
0
der meister
(19.11.20)
Türkiye için 2020 yazından bir farkı olacağını sanmıyorum. Altı üstü 6-7 ay sonrasından bahsediyorsunuz, o döneme kadar türkiye gibi bir ülkeye aşı gelmesi, organizasyonu yapılması imkansız, gelse bile bir çok insan zaten yaptırmayacak haklı olarak. Büyük ihtimalle hiç bir şey değişmez ve kısıtlamalar devam eder.
0
roket adam
(19.11.20)
Vallahi meister'a katıldım, bu kadar iddialı konuşunca biraz daha açıklama gerekiyor @matilda.
0
🌸gmzo
(19.11.20)
mayıs ayı içerisinde maske zorunluluğunun artık kalkacağını ve tamamen eskisi gibi olamasak da normale dönmeye başlayacağımızı düşünüyorum.
0
dis kapinin mandali
(20.11.20)
(8)

Covid geçirenler

i ve been mistreated
3 gündür koku alamıyorum. İşkillendim. Bugün teste gittim pozitif çıktı. İlginç olan şey şu ki, hiçbir şeyim yok. Geçen hafta 2-3 günlük, nereden geldiği belirsiz bir bel ve vücut ağrısı, hafta sonu da hafif bir nezle geçirdim. Bunların covid ile ilgisi var mı bilmiyorum. Hepsi geçti. Nefes darlığı
3 gündür koku alamıyorum. İşkillendim. Bugün teste gittim pozitif çıktı. İlginç olan şey şu ki, hiçbir şeyim yok. Geçen hafta 2-3 günlük, nereden geldiği belirsiz bir bel ve vücut ağrısı, hafta sonu da hafif bir nezle geçirdim. Bunların covid ile ilgisi var mı bilmiyorum. Hepsi geçti. Nefes darlığı yok. Ateş yok.

Şimdi merak ettiğim, hastalık semptomsuzken ya da hafif geçerken de paat diye kötüleşebiliyor muyum? Afedersiniz turp gibiyim çünkü şu anda. Böyle başlayanlar genelde böyle mi geçiriyor yoksa her an her şey olabilir mi?
0
i ve been mistreated
(18.11.20)
Ben sifir belirti ile (temasli oldugumdan test yapildi) ogrenmistim pozitif oldugumu. Annemde de vucut agrisi vardi sadece. Oylece gecti gitti. Kotulesmedik hic. 1 ay gecti, herhalde bu saatten sonra da kotulesmeyiz diye dusunuyorum.


Siz de bu sekilde hafif sekilde atlatir gidersiniz umarim. Gecmis olsun.
0
invictae
(18.11.20)
pat diye kötüleşme olayına ben hep semptomlu kişilerde rastladım şahsen. tıpkı gribi ağır geçirir gibi nispeten ağır seyreden semptomlar, istirahat ihtiyacı, iş göremeyecek kadar enerji düşüklüğü vs... sonra daha iyi hissetmeye başlıyorlar, tam "aa toparlıyorum" derken daha da kötüye gidiyor. hatta bunun bilimsel açıklamasını da yapmışlardı, emin değilim ama sitokin fırtınasıydı galiba, bağışıklık sisteminin friendly fire'ı açık unutması şeklinde gelişiyordu. yanlışım varsa düzeltilsin plz, dediğim gibi bu tamamen sıradan vatandaş olarak benim gördüğüm şey, ondan yazıyorum.

onun dışında geçirenlerin çoğu zaten yakalandığını bile bilmeden atlatıyor, o açıdan semptom göstermemek veya hafif atlatmak korkulacak bir şey olmasa gerek.

beni en çok korkutan bu pıhtılaşma dolayısıyla sonradan kalp krizi, beyin kanaması gibi şeyler. maalesef bir akrabamız "aha iyileşti" derken kalp krizinden vefat etti. ben azılı bir şüşko olarak covid kapsam tatava yapmayıp direkt ölürüm zaten o açıdan kafa karışıklığım yok da anam babam için korkuyorum böyle bir ihtimalden.
0
der meister
(18.11.20)
Çok olağanüstü bişey olmazsa böyle geçer gider. Maksimum olacaklar, hafif eklem ağrısı, baş ağrısı, çabuk yorulma.

Evin tadını çıkar bol bol dinlen. Beslenme çok önemli düzenli ve güzel beslen. Kişisel tavsiye olarak ben c vit d vit ve çinko takviyesi aldım. Fakat doktor tavsiyesi değildir bilgi olarak yazıyorum. Su iç bol bol. İyiyim diye yorulma, her şeye atılma hemen. İşe başlamak, sosyalleşmek için acele etme. Alabildiğin kadar rapor al (çalışıyorsan).

Hissetmiyor olsan bile vücudunda "bişeylerin" "bişeyleri" düzeltmeye çalıştığını unutma. Ona yardımcı ol.

Geçmiş olsun
0
infernalcadre
(18.11.20)
Böyle geçer muhtemelen. Ben en fazla göğsümde daralma hissetmiştim. Psikolojik de olabilir, favira(favicovir) etkisi de.
0
kaderimse np
(18.11.20)
Dinlediğim, okuduğum covid öykülerin hepsinde, hafif geçiriyorken, bir kaç gün sonra testi pozitif çıkıp ilaca başlayanların hastalığı kötüleşiyor. Ve bu hastalarda ilaca başladıktan sonra görülen semptomların hepsi, ilacın yan etkileri olarak görülebilen semptomlar.
0
olivia
(19.11.20)
@olivia

ne demek istediğinizi anlamadım. hastalık ilaçlar yüzünden kötüleşiyor demeye mi çalışıyorsunuz?
0
🌸i ve been mistreated
(19.11.20)
@olivia ilaca başlayanlar derken hangi ilaca başlayanlar keşke onu söylesen. Çünkü biliyor olmalısın ki iki farklı ilaç kullanılıyor.

Favicovir (Evet 8 tane içtiğimiz ilaç) yan etkisi olduğu söylenen bir ilaç değil. (istisnalar hariç)
Plaquenil ise yan etkileri olduğu söylenen bir ilaç. Bu ilacı kullananlardan "yav ben iyiydim bu ilacı kullandım yataktan kalkamadım" diyenleri duydum. Ayrıca görme sorunları yaşattığını da bizzat doktorum söyledi.

Kendim bizzat Favicoviri kullandım bir sorun yaşamadım. Fakat plaquenili bilerek kullanmadım.
0
infernalcadre
(19.11.20)
@infernalcadre ve @i ve been mistreated ve merak eden herkes için, bahsettiğim ilaçlar Favicovir ve plaquenil. Planguenil, kullanmaya başlar başlamaz yoğun, geçici ve kalıcı yan etkiler gösteriyor. Favicovir ise kullanırken pek yan etki göstermese de sonrası için ağır ve kalıcı yan etkiler gösteriyor. Üstelik her ikisi de ilaçların prospektüsünde bile yazan uyarılar dikkate alınmadan veriliyor hastalara. Böbrek hastası olduğu tüm kayıtlarda yazan birine asla ve asla verilmemesi gereken bu ilaç veriliyor. Her iki ilaç da Karaciğere hemen ve uzun vadeli büyük hasar verdiği bilindiği halde karaciğerinde kitle olan enişteme verildi. Aynı şekilde tansiyon, kan pıhtılaşması vs gibi konularda yoğun yan etkiler gösterdiği bilinmesine rağmen bu hastalıkları kronik olarak taşıyan hastalara da veriliyor. Covid'den öldüğü beyan edilenlerin hepsi de ilaçları kullananlar. Ve hemen hiç birisi akciğer sorunlarından değil kalp, böbrek,karaciğer sorunlarından vefat ediyor genellikle. Oysaki covid'in saldırdığı yer akciğer bildiğimiz gibi. Bir kaç pozitif olan yakınıma da ilaç getiren sağlık personeli off the record olarak "biliyorsunuz herhalde pek muhteşem ilaçlar değil bunlar, mümkünse bağışıklığınızı yükseltmeye çalışın daha çok" demişler.
0
olivia
(20.11.20)
(9)

Gökkuşağı desenli çorap, takı/rozet vs kullananlar

isabella was a ginger
Bunları kullananları gördüğünüzde direkt bu kişi lgbt herhalde mi diyorsunuz, ne geçiyor aklınızdan? Sizce ne amaçla kullanılıyor olabilir, kimlik ifadesi mi, protesto mu, yoksa hiçbir şey mi?
Bunları kullananları gördüğünüzde direkt bu kişi lgbt herhalde mi diyorsunuz, ne geçiyor aklınızdan? Sizce ne amaçla kullanılıyor olabilir, kimlik ifadesi mi, protesto mu, yoksa hiçbir şey mi?
0
isabella was a ginger
(18.11.20)
Lgbti oldugunu dusunmuyorum. Daha dogrusu "aha bak bunu giymis kesin lgbt bu" demem. Oyle de olabilir ama sirf desenini, rengini begendigi icin de giyiyor olabilecegini dusunurum.
0
invictae
(18.11.20)
rozetler, gokkusagi desen ve renklerinden semsiye vs moda oldugu icin bir sey dusunmem
0
ala09
(18.11.20)
@playing star again+1
0
Amaranta ursula
(18.11.20)
Valla 10 senedir filan kullanıyorum aslında böyle takı süs vs., çok sevdiğim bir kolyem var, hatta dövmemin bir kısmında minik bir gökkuşağı var. Tiktokçu değilim, Tiktok çıkmadan gökkuşağı süslerim vardı :)
LGBT birey değilim, olsaydm da farketmezdi. Gökkuşağı yahu bu. Yağmur sonrası çıkıyor böyle heyecanla fotoğrafını çekiyor, gördük diye mutlu oluyoruz. Avokadolu çoraplar da aksesuarlar da sevimli geliyor, yarın onu da kamyoncular sembolize etse, avokadolu süs takanlar kamyoncu bireydir diye vazgeçmem. Gözüme gönlüme güzel geliyorsa kullanırım, kullananı da yargılamam aynı şekilde.
0
lcha
(18.11.20)
Êvimde, salonumda yıllarca o gökkuşaklı bayrak vardı.

Salonunda lgbti bayrağı olan biri hakkında ne düşünürsünüz?
işte ben hiçbiri değilim.

lgbti birey değilim, aktivist değilim, ergen değilim, tiktok nedir bilmiyorum, gökkuşağını severim ama bende çok aşırı özel bir yeri yok...

olay nedir, yine lgbti olmayan bir arkadaşım yıllar önce onur yürüyüşüne yolu düşmüş, sonrasında bana gelmiş, salonda perdenin yanında tam bayrağın sapını geçirecek bir askı bulup takmış, sonra da almamış:)
zaten renk cümbüşü olan salonumda hiç göze batmaması aksine ortama uyması ve benim de lgbti bireylerle hiçbir sorunum olmaması bir de insanların ne düşüneceğini çok umursamamam sebebiyle yaklaşık 5 yıl orada kaldı, taşınırken atıldı:)

demem o ki, hiçbir şey düşünmem çünkü her şey olabilir.
0
akil kupuru
(18.11.20)
hiçbir şey düşünmüyorum. sevmiş beğenmiş almıştır.

ama çorap, takı, rozet için geçerli bu.

bazı tshirt vb. var ben buradayım diye bağıran, gökkuşağının çok baskın olduğu. o zaman lgbt ile ilgisi olabilir ama bu da umrumda olmaz.
0
tabudeviren
(18.11.20)
hiçbir şey düşünmüyorum yahu, gökkuşağı kimsenin tekelinde olan bir şey değil sonuçta. lgbt olduğu için de kullanıyor olabilir, öyle renkli renkli hoşuna gittiği için de. aklımın ucundan herhangi bir şey geçmez açıkçası gökkuşağı gördüğüm için. çünkü en azından kafamda herhangi bir şeyle ilişkilendirmiyorum şahsen gökkuşağını.
0
der meister
(18.11.20)
Turkiye'de gokkusagi direk lgbt cagrisimi yapmiyor diye biliyorum son donemde degismedi ise. O yuzden sagda solda kullanilir.

Turkiye'de gorsem aklimdan birsey gecmez.
Yurtdisinda gorsem direk lgbt derim.
0
cooperr
(18.11.20)
lgbt hakları savunucusu diyorum.
0
sonsuz
(19.11.20)
(1)

uluslar ligi'nde ligden düşmüştük

duyuru
lucescu'yla b liginden düşmüştük ama şimdi yine b ligindeyiz nasıl oluyor? yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum bişeyler.
lucescu'yla b liginden düşmüştük ama şimdi yine b ligindeyiz nasıl oluyor? yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum bişeyler.
0
duyuru
(15.11.20)
formati degistirdiler ilk sezondan sonra, oylelikle kaldik
0
der meister
(15.11.20)
(9)

Nesine İddiaya girersiniz

MandMs
arkadaş, eş, dost, sevgili, karı, koca, kardeş...aranızda bir iddialaşma olduğunda nesine girersiniz?maddi veya değil, aklınıza gelebilecek tüm alternatifleri paylaşabilir misiniz.
arkadaş, eş, dost, sevgili, karı, koca, kardeş...
aranızda bir iddialaşma olduğunda nesine girersiniz?

maddi veya değil, aklınıza gelebilecek tüm alternatifleri paylaşabilir misiniz.
0
MandMs
(14.11.20)
yemeğine.
0
candide
(14.11.20)
2 bira.
0
Jux
(14.11.20)
Mutfaktan 1 bardak su getirmesine, yemeğine, baklavasına vs. Arada ayakkabı ya da ihtiyaç duyulan başka bir şeye.
0
Amaranta ursula
(14.11.20)
kıyafet
0
heidi'nin dedesi
(14.11.20)
hatay usulü dürüm. papates kızartması ve ayranla birlikte.

kaybetmek sıkıntı değil - ona ısmarlarken kendim de yerim. kazanmak süper. beleşe dürüm. nefis. bütçemi de çok sarsmaz.
0
der meister
(14.11.20)
kahve-bira-yemek üçlüsünde değişir genelde iddianın boyutuna göre.
0
nundu
(14.11.20)
eşimle iddiaya gireriz genelde, ketojenik diyete başlamadan önce sabah kahvaltı için ekmek almaya gitmesine olurdu iddia. şimdi kahvaltıyı tek başına hazırlamasına.
yeğenimle girdiğimizde tatlısına, yemeğine ya da nakit parasına.
0
halanne
(14.11.20)
Bizim bitti artık böyle maddi şeyler. Yemek para falan zaten yaptığımız şeyler olduğu için artık anısına giriyoruz. Samimi yakın olduğun biriyle keyifli yani.

Şöyle oluyor. Kaybedersem istediği bir anım artık onun anısı oluyor. Ben anlatamıyorum artık o anlatıyor falan.
0
Giovanni Pipitto
(14.11.20)
yemek ya da tatlı
0
alt4y
(14.11.20)
(28)

futbolcu adı (yardım :) )

sweetoffice
italyan bir futbolcuydu, birakali cok oldu. sarisin bir karisi vardi hatta; cok ama cok taninan, unlu biriydi ; bir turlu adi aklima gelmedi ve google da bulamadim
italyan bir futbolcuydu, birakali cok oldu. sarisin bir karisi vardi hatta; cok ama cok taninan, unlu biriydi ; bir turlu adi aklima gelmedi ve google da bulamadim
0
sweetoffice
(13.11.20)
İtalyan değil ama christian karambeu dan bahsediyorsun sanki
0
freebird5406_2
(13.11.20)
freebird5406_2; yok hocam o degil; kesin italyan; onu net hatirliyorum
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
Totti cannavaro delpiero baggio ilk aklıma gelenler
0
EasyTiger
(13.11.20)
EasyTiger; yok hocam, tesekkurler ama onlar da degil
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
futbol oynadigi veya biraktigi zamani hatirliyor musunuz peki asagi yukari? hangi yillarda oynuyordu mesela?
0
der meister
(13.11.20)
f. cannavaro, p. maldini, c. vieri
0
emininsel
(13.11.20)
emininsel degil hocam,
der meister birakali 7-8 sene filan olmustur

cok populer, cok goz onunde biriydi; bakalim hatirlarsam yazacagim buraya da
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
italya'nın 2010 dünya kupası kadrosuna bak orada vardır.
0
bohr atom modeli
(13.11.20)
bohr atom modeli; baktim ama yok hocam
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
totti ya da baggio
0
mikahakkinen
(13.11.20)
7-8 yil once birakti derseniz;
Inzaghi, nesta, gattuso, cannavaro

Bunlar hep o yillarda birakti.
0
logisticsmanager
(13.11.20)
christian vieri gibi geldi.
0
drako
(13.11.20)
pirlo diyerek sallamak istedim sadece :)
0
since1907
(13.11.20)
hep italyada oynadı ama italyan olmayan bi futbolcu da ben bırakayım, javier zanetti. eşi de sarışındır =)
0
amour fou
(13.11.20)
bence batistuta'yı italyan zannediyor olabilirsin.
0
ya ben lan neyse
(13.11.20)
herkese tesekkurler ama degil :) ayrica bati-gol'u bilmeyecek biri degilim "ya ben lan neyse" :)
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
ayrica tam yilini hatirlamiyorum, hatirlasam kendim bulurum :) 7-8 den daha fazla olabilir birakma zamani
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
lanet olası cm diyor ve o vakit devam ediyorum. alberto gilardino, di natale, luca toni, marco Materazzi, bonera, massimo Ambrosini, toldo, Peruzzi, de rossi.

İtalyan değil ama italyayla çok özdeşleşmiş biri olabilir mi? mesela claudio caniggia gibi.
0
emininsel
(13.11.20)
roberto baggio? del piero?

elimizdeki tek veri karısının sarışın olması mı? :) işin zor :)

peki neden arıyorsun bu futbolcuyu?
0
hlot
(13.11.20)
camoranesi ? ravanelli ?
0
ismim ibrahim
(13.11.20)
veri yok baska, olsa kendim bulurdum zaten :) karisi sarisin kendi de cok yakisikliydi :) aramamin ozel bir nedeni var buraya yazamiyorum;

emininsel; ahh cmm ah fmmm :D fm yenisi de cikiyor zaten
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
maxi lopez'i italyan sanma ihtimaliniz var mıdır?
0
o sopa bi gun elimize gecmez mi
(13.11.20)
cok fazla tuyo vermissin kanka. Insan, dunyali desen yeterdi. bulurduk biz:)
0
neverletyougodown
(13.11.20)
1) Forvet miydi?
2) Kısa saçlı mıydı (C7 Ronaldo gibi), uzun saçlı mı (Messi gibi)?
0
testudos
(13.11.20)
karısı sarışın peki o nasıldı?
0
nothing in my way
(13.11.20)
@o sopa bi gun elimize gecmez mi; yok hocam sanmam elbette :)

@nothing in my way; sarisin ve cok guzeldi baska detay yok aklimda maalesef :)

@neverletyougodown; haklisin hocam ama veri olsa zaten kendim de bulurdum. aklimda olanlar bu kadar, o yuzden buraya sordum.

@testudos; saclari kisaydi hocam ama cr7 kadar kisa degil, messi kadar da uzun degil; kisa-normal araligindaydi
0
🌸sweetoffice
(14.11.20)
bütün italyan futbolcuların karıları sarışın ve çoğu eski manken, yani ünlü :)
oynadıgı bir takım söylesen hatırlarız belki.

ben de sallayayım bir kaç tane. çok meşhurları zaten saymışlar. az meşhurları sayayım.
bence kesin yazıldı ama sen hatırlayamadın.
delvecchio
cassano
montella
zambrotta
en.wikipedia.org
0
dafuq
(14.11.20)
@dafuq haklisin hocam, zaten eski milli takim kadrolarina filan da baktim ama bulamadim. seninkiler de degil maalesef
0
🌸sweetoffice
(14.11.20)
(18)

alkolsüz veya alkollü restoran

blatta hiberna
merhabalar,bir insan kendi içki içmedikçe, neden gideceği restoranın da alkolsüz olmasını ister?meyhane ya da bar gibi bir yer olsa tamam, zaten bunlar alkollü içki üzerinden dönen mekânlar.yeri geldiğinde küfelik olanlar, kavga çıkaranlar, yan masaya sataşanlar da olabiliyor, o ayrı.normal restoran
merhabalar,

bir insan kendi içki içmedikçe, neden gideceği restoranın da alkolsüz olmasını ister?
meyhane ya da bar gibi bir yer olsa tamam, zaten bunlar alkollü içki üzerinden dönen mekânlar.
yeri geldiğinde küfelik olanlar, kavga çıkaranlar, yan masaya sataşanlar da olabiliyor, o ayrı.

normal restoranlardan söz ediyorum, illa balıkçı ya da ocakbaşı tarzı yerlerden değil.

geriye sadece sokak arası kebapçıları, esnaf lokantaları, fastfood restoranları, mantıcılar, çorbacılar falan kalmıyor mu?
ve bu sosyal hayatı çok fazla kısıtlayan bir şey değil mi?

mesela bir çift olarak giyinip kuşanıp güzel bir ortamda akşam yemeğine (içki içmeden) çıkmayı, bir iş ya da arkadaş toplantısına katılmayı zorlaştırmıyor mu?
yani bir risotto yersin, yanında da su veya maden suyu vb. içersin mesela gibi.

daha önce 1-2 tanıdığımda şahit olduğum bir şey bu.
dini nedenlerle olmadığını söylemişlerdi ama çok didikleyip soramamıştım, anlam da verememiştim.
aşağıdaki duyurulardan birinde görünce aklıma geldi.
amacım kimseyi incitmek değil, samimiyetle sebebini merak ediyorum.

edit:
daha çok yemek yenip hemen kalkılmayacak, bistro tarzı yerlerden bahsediyorum.


edit2:
cevaplar için çok teşekkür ederim.
zaten anlaşılacağını düşünerek "dini sebepler dışında" diye belirtmemek benim hatam tabii ama ben daha çok dini "olmayan" sebepleri soruyorum.
dindar olan, öyle yaşayan birinin restorana, bistroya gitmemesi normal zaten.
0
blatta hiberna
(12.11.20)
Dini neden olabilir, değilse alkol kokusundan rahatsız oluyor olabilirler.
0
fezagezgini_4
(12.11.20)
turkiye'de iken boyle ciddi zengin ama dindar bi musterim vardi, genelde luks kebapciya gidilirdi. icki olmadgina bakma, ickili restoran fiyatina iteliyorlar herseyi.

ayrica risotto'nun yaninda maden suyu icsen bile, yemegin icinde %99 ihtimal beyaz sarap var zaten, fyi.
0
try again fail again fail better
(12.11.20)
Beni mesela bira ve şarap kokusu çok rahatsız ediyor. Migrenim nüksediyor ve midem bulanıyor:/
Bir arkadaşım da dini kaygılardan ötürü gitmediğini demişti.

Edit: @JohnOakley ve @kanlakarisikyagmur+1
Özellikle @johnOkley'in dediği gibi genelde insanlar alkolün etkisiyle sarhoş sapitip çok saçma sapan hareketler yapabiliyor. Birkaç kere sarhoş olmadığını iddia edip mekanda kendini rezil eden arkadaşim olmuştu. Ayrıca bu tipler ısrarla ben sarhoş değilim sarhoş olma eşiğim çok yüksek deyip kendilerini kandırıyor. Bir de sarhoş olma kafası çok farklı haliyle içen karşısındakinin de alkolune eşlik etmesini isteyebilir.
0
Amaranta ursula
(12.11.20)
İçkili restoranların olayı farklı. O yüzden olabilir.

Rakı-balık mekanlarına kimse 1 saatlik bir yemek için gitmiyor. Gidenler en azondan 4-5 saatlik bir 'eğlence' için gidiyorlar. Bu nedenle böyle mekanların gürültüsü çok fazla oluyor. Ortamı da yemek yiyip kalkmak için fazla hareketli.

Ben sadece balık yiyeceksem rakı-balık restoranları tercih etmem.

Bir diğer sebebi de fiyatı olabilir. Normal bir balık restoranda 35 lira vereceğin atıyorum bir kalamar tavaya ortalama üstü bir alkollü mekan 50 lira çekiyor.

Bi keresinde denemek amacıyla evin yakınında bir ocakbaşı restorana gitmiştim. Meğer rakı mekanıymış. 2 tane lahmacun yedim. 50 lira hesapla kalktım :)
0
himmet dayi
(12.11.20)
muhafazakar ailede büyümüş bir ateistim. haliyle çocukluğum hep "alkolsüz" yerlerde geçti. üstelik ben trakya'da büyüdüm hahaha. buna rağmen duyuruyu biraz garipsedim açıkçası... alkol konusunda bu kadar hassas olan insanların yaşam tarzı ve beklentileri zaten farklı oluyor. ayrıca hayır, geriye saydığınız yerler kalmıyor - alkollü içecek satmayan bir sürü restoran var. mesela biz ilçenin en iyi iskendercisine giderdik sık sık. iyi de bir yerdi, pahalıydı. ayran, kola falan satıyorlardı sadece. oturup yemek yer, çay içer, tatlı yerdik. muhafazakar aileler & arkadaş grupları zaten bunu istiyor. onlara hitap eden yerlerin sayısı daha fazla bile diyebilirim.

biz kendi bakış açımızla değerlendirdiğimiz için bize kısıtlı geliyor. mesela ben de şimdi "iyi bir müslüman olarak yaşasam?" diye düşündüğümde acayip sıkıcı buluyorum ama bunun sebebi benim müslüman olmamam. ona inanan, o yaşam tarzını benimseyen insan için bunlar sorun değil. demek ki ona yetiyor, öyle rahat edebiliyor.

kaldı ki bence bu gerçekten hiç dert edilecek bir mesele değil... türkiye'de yaşıyoruz yahu. alkolsüz restorandan bol ne var? asıl "balığın yanında rakı içeyim" deyince zorlaşıyor mesele. ben ankara'da öğrenciyim örneğin, dürümcüden tut da alkolsüz restorana kadar bir sürü yer bilirim ama ocakbaşı falan bilmiyorum örneğin. birilerine sormam, özellikle araştırmam gerekiyor.
0
der meister
(12.11.20)
Ben dine dahil değilim. Ancak içmekten çok hoşlanmam. Kendi keyfim için gideceksen alkolsüz mekan tercih ederim ki sarhoş insanlarla muhatap olmak zorunda kalmayayım. Kalınca incilerim dökülmüyor, ama etrafta içki içen olmadığında kendimi daha güvende hissediyorum ve rahatlayabiliyorum. Içki içenler bağırır çağırır, bazen kavga çıkar, laf atarlar, istisnasız neredeyse hepsi baca gibi sigara içer. Bunlar hoş manzaralar değil. Hele sigara kokusu hiç sevmiyorum. Alkollü adam yanında içince de içme diyemiyorum kavga çıkıyor vay efendim sigara diye.
0
JohnOakley
(12.11.20)
Diğer bir sebep; alkol almayan insan sohbete ayak uyduramaz, kafalar uyuşmaz.
0
kanlakarisikyagmur
(12.11.20)
Benim de çevremde epey bu tarz tip var, alkollü mekanlarda insanların taşkınlık yapabileceğini ve canlarının sıkılabileceğini düşünüyorlar, bi grup insan da alkol değmiş tabaktan yemek bile yemeyecek kadar muhafazakar o yüzden. Try again'in dediği gibi alkol olmayan, ama ayı gibi pahalı olan bir sürü mekan var. Zaten muhtemelen en çok onlar kazanıyordur.
0
roket adam
(12.11.20)
@himmet dayi:

aslında onu demek istemedim.
yani sevgilinle ya da arkadaşınla gidip, uzun uzun oturup sohbet falan edip akşam yemeği yenecek, üstüne kahve içilebilecek herhangi bir yerin de menüsünde içki olabiliyor.
illa balıkçı ve ocakbaşı değil derken bunu demek istemiştim.

big chefs, kırıntı vb. gibi oturup salata yiyip kalkabileceğin, artık bazı avmlerde bile bulunan, ortalama sayılabilecek yerlerde de alkol var sonuçta.
ama ben de her gittiğimde içki içmiyorum mesela.
o tarz daha gündelik yerlerden bahsetmek istemiştim aslında.

@try again fail again fail better:
öylesine bir "restoran yemeği" diye örnek vermiştim, beyaz şarap detayı aklıma gelmedi, doğru.
0
🌸blatta hiberna
(12.11.20)
@der meister:

garipsenecek bir şey yok, duyuruyu dini hassasiyetlerle ilgili olarak yazmadım.
dini nedenlerle gitmeyenlerin nedeni zaten belli.

benim merak ettiğim JohnOakley'in verdiği örnekteki gibi dini nedenleri olmayanların sebepleri zaten.
0
🌸blatta hiberna
(12.11.20)
@b/h

benim aklıma hiç bistro tarzı yerler gelmedi açıkçası cevap yazarken. o tarz mekanlara gitmemeyi tercih etmek bana göre dinle alakalı doğrudan. farklı bir sebep bana saçma geliyor. "hayat tarzı" diyecek olursak zaten o da dinle alakalı. bistroda takılan gençlerin yanında kendini rahatsız hisseden kişi, dinen caiz olmayan şeyler yapıldığı için rahatsız oluyordur. gerisi boş bahane bence.

Bugüne kadar da bistroda kafayı bulup sağa sola rahatsızlık veren bir tipe hiç denk gelmedim. Ayrıca bistrolarda kapalı mekanda sigara da içilmiyor. Direkt barlarda bu yasak delinse de bistrolar içerde sigara içilen yerler değil.
0
himmet dayi
(12.11.20)
dini nedenle tercih etmeyenler migros, carrefour benzeri içki satan marketlere de girmiyor olabilirler. benim tanıdığım kişiler öyle en azından. evin altında kocaman migros var ama oradan alışveriş yapmıyor mesela. hatta migros vb. yerlerden alışveriş yaptığım için garipseyen, oradan alışveriş yapmasan iyi olur diyenler de var. ateist değilim, koyu dinci de değilim ama inancım var.
mekan sahibi, ödediğim parayla içki alacak. o paranın içinde benim param olmasın diye düşünebilir. ama ekmek aldığın fırında içki satılmıyor. fırın sahibi akşam evine giderken 2 bira alacak belki :)
0
sutlu nescafe
(12.11.20)
Ciddi ciddi yemek pesinden kosan bir insansa, zaten nerede olsa yer. Yemek icmek hayatinda onemsiz ise, boyle kurallar koyabilir. Sosyal hayati sinirlayici olarak dusunmuyorum yine de. Baska turlu de sosyallesilir cunku.

Bana da inanmasi guc geliyor ama yemek yemeyi sevmeyen, sofra kulturunden cok uzak duran insanlar da var. Boyle bir insana alkollu mekanlara girmemek bir sorun olmaz zaten.

Travmali (genelde babasi alkolik) arkadaslarimdan birkaci kendilerini huzursuz hissediyor alkol tüketilen yerlerde. Cok yanasmiyorlar aksam yemeklerine. Daha cok kahve icmek icin bulusuyoruz mesela.
0
buf-e kür
(12.11.20)
Bazı Yiyeceklere pişirme sırasında alkol konma ihtimali gitmemeye neden olabilir.
0
yemrem
(12.11.20)
Dini sebeplerle alkollü mekanlarda yemek yemek istemeyen kişilerin gerekçeleri şöyle:

1-) Ortak yıkanan bulaşıklarda alkol kalıntısı kalması.
2-) Havaya karışan ve solunan alkolün de haram olması.

Şaka değil ikisini de duydum ve duyuyorum.
0
pass
(12.11.20)
genelde alkollu mekanlar daha pahalı oluyor.
daha kötüsü alkollu mekanda alkol almıyorsanız genelde garsonlar size iyi davranmıyor hesaptan geçiremeyeceğiz diye.
0
nuisance
(12.11.20)
Benim dini sebeplerle gitmeyen bir arkadasim var, gerekcesi, ilgili mekanlarin kazandiklari parada alkolun payinin olmasi ve bunu haram olarak gormesi; ustune ustluk bu paralarin yine alkol tedarigi icin harcanmasi.

Alkolden para kazanilan bir yerde bulunmasi kendi inananciyla celiskili, kendi harcadigi paranin alkol tedarigi icin kullanilmasi vesilesiyle kendisinin dolayli olarak alkol icilmesine, dolayisiyle gunah islenmesine, neden oluyor ve buna ortak olmak istemiyor.

Alkol kalintisi ya da havadan solunmasindan daha mantikli ve tutarli bence :D
0
taurina
(13.11.20)
İçki içilen yerde bulunmak iyi değil. Sanıyorum ki mekruh idi. Ondan gitmiyorlar.
0
alperz
(13.11.20)
(3)

Bu Masterchef'de 100 bin kişiyi nasıl elemine edip 16 kişiye düşürdüler?

dogu karelyadaki dere agzi
Nasıl bir sıralama ile bu kadar kişi elendi, her şeyi geçtim şu anki jüri mi bu kadar insana baktı?
Nasıl bir sıralama ile bu kadar kişi elendi, her şeyi geçtim şu anki jüri mi bu kadar insana baktı?
0
dogu karelyadaki dere agzi
(11.11.20)
100 bin başvuru olmuş. Bunların bir kısmı daha başvuruda elenmiştir. Kalanını yapımcı tayfası elemiştir. Geriye kalansa sadece 128 kişi. 128 kişi şeflerin karşısına çıkıyor. Yani sadece 128 kişiye baktılar. Sonrasında 3lü elemeler oldu, her 3 kişiden biri seçildi. Sonra o seçilenlerden son 16 seçildi tek tek.
0
jelly bear
(11.11.20)
100 bin kişiyi elemediler ki. o toplam başvuru sayısıdır. bunların içinden belki 1000 kişi mülakata davet edilmiştir. onların içinden eleme yapılmıştır. sonra da jüri karşısına çıkacak isimler belirlenmiştir. 100 bin kişiye tek tek bakmıyorlar yani.
0
der meister
(11.11.20)
tabi ki hepsine tek tek baktılar. somer şef neden o kiloda zannediyosun.
0
makarnavodka
(11.11.20)
(7)

Pandemi psikolojinizi nasıl etkiledi?

asaf
Sb.
Sb.
0
asaf
(11.11.20)
Olumsuz.
0
himmet dayi
(11.11.20)
kotu etkilemedi. hatta evimde geçirdiğim en güzel günlerdi. ama dısarısı içni aynı şeyleri soylemiyoruz tabi.
0
koela
(11.11.20)
çok kötü etkiledi.

pandemi başladığında 25 yaşında ikinci sınıfın ikinci dönemini okuyan bir üniversiteliydim, haliyle zaten gelecek kaygısı ve parasızlık çok ciddi sorun haline gelmişti.

pandemide tamamen eve tıkılmak, en azından hayatta olduğumu hissettiren ufak şeylerin (futbol maçı izleme, okula gitme, hayatın normal aktığını bilme vb.) kaybolması derken kayış ciddi anlamda koptu. kız arkadaşım olmasa kontrolden çıkardım diye tahmin ediyorum.

bir de "başka şansım olmayacak" diye gaza gelerek erasmus'a kalkıştım. muhtemelen bu durum koca bir sene kaybına sebep olacak. buraya geldiğim zaman vaka bile yoktu neredeyse. şu an olağanüstü haldeyiz vakaların kontrolden çıkması nedeniyle. okulla falan işim kalmadı diyebilirim, birkaç hocam sağolsun ödev falan veriyor "bunları yap bari de geç gerizekalı" diye, onlar da olmasa ne olurdu bilmiyorum.

her halükarda beni çok yıprattı. şimdilik babam da hasta üstelik. uzaktayım. ben hasta olsam tedavi olacak param bile yok (sigorta demeyin, sigorta kaç ay sonra veriyor parayı geri). risk grubundayım, kaparsam muhtemelen hastanelik olurum. orada sevdiklerim hastalansa bi şey yapamıyorum. akademik açıdan zaten dağılmış durumdayım, normal şartlarda bile riskli bir bölümdü okuduğum, şimdi yarısını uzaktan-çöp olarak okumuş olacağım.

beni fena yamulttu kısacası. etkilerinin bu kadarla da sınırlı kalacağını zannetmiyorum. ekonomik ve toplumsal sonuçları önümüzdeki yıllarda dünyayı şekillendirecektir. bizim neslimiz ölene kadar bu pandeminin getirdiği şeylerle uğraşmak zorunda kalacak muhtemelen.
0
der meister
(11.11.20)
Başta çok kötü ama uyum sağladım sanırım şimdi iyiyim.
0
jazzabel
(11.11.20)
psikolojimi iyi ya da kötü etkilemedi. sadece bazı alışkanlıklarım değişti tabi. evin dekoratif sorunlarıyla daha çok ilgilenmek, daha fazla yemek yemek, daha çok kitap okumak ve film izlemek vs.
0
makarnavodka
(11.11.20)
Sevgilimle ayri kaldik haliyle zor bi donemdi ayri sehirlerdeydik. Online sinavlar korkunc zorlayiciydi bizim okul iicn. E is desen evden calismada israr ettigim icin muhtemelen yerimi koruyamiycam ofiste.
0
hindistan cevizi
(11.11.20)
Evde vakit geçirmeyi seven biri olmama rağmen beni kötü etkiledi. İlk etapta kilo aldım haraketsizlikten şimdi çok iyi bir diyetisyenle çoğunu verdim gerçi. Aynı zamanda daha üşengeç hissediyorum haraketsizliğe alıştıkça içimden bir şey yapmak da gelmiyor istesem bile. Yalnız yaşadığımdan dolayı kendimi çok yalnız hissettiğim zamanlar oldu lockdownda Avrupa’da yaşıyorum biraz daha farklıydı çıkma yasakları vs. Sıkıntıdan sigaraya başladım tekrar. Sosyal olarak kendimi birşeyler yapmak zorunda ama yapmıyormuşum gibi hissedip aslında imkansızlıktan dolayı olmasına rağmen kendimi suçladığım çok oldu. Derslerin online olması da etkiledi kendimi bir türlü ders çalışmaya veremiyorum ve tüm bunlar birleşince psikolojik olarak beni kötü etkiledi diyebilirim.
0
carmenta
(11.11.20)
(3)

İngilizce level atlama eşiği.

metalstorm
Öncelikle herkese selam burada çok tecrübeli ve değerli insanlar var onlara bir şey sormak ve yardımlarını almak istiyorum.Son 5 aydır hergün istisnasız ingilizce çalışıyorum lakin sanki bir eşikteyim ve atlayamıyorum gibi geliyor. Düzenli olarak memrise'ten vocabulary çalışıyorum. Temek seviye kita
Öncelikle herkese selam burada çok tecrübeli ve değerli insanlar var onlara bir şey sormak ve yardımlarını almak istiyorum.

Son 5 aydır hergün istisnasız ingilizce çalışıyorum lakin sanki bir eşikteyim ve atlayamıyorum gibi geliyor.

Düzenli olarak memrise'ten vocabulary çalışıyorum. Temek seviye kitaplar okuyorum(30 sayfaya kadar). Podcast dinliyorum spotify'dan ve yine grammer çalışıyorum fakat sanki bir eşikte kalmışım gibi hissediyorum. Bazen gündüz çalıştığım kelimeyi podcastte yakalıyor lakin bağlamında anlamada sıkıntı yaşıyorum ha keza okurken cluaseslarda yine bazen durup 2-3 defa tekrar ediyorum anlamlandırabilmek için.

Dil konusu benim için önemli ortalama bir pozisyonda çalışıyorum. Önüme iyi imkanlar çıkıyor lakin bu konu benim için sürekli bir engel teşkil ediyorve bu yüzden maddi olarak ve kariyer açısından çıkmaza girmeme az kaldı gibi duruyor.

Biraz uzun oldu biliyorum. Aramızdaki yabancı diller konusunda tecrübeli arkadaşlardan bu tip tıkanma yada bazı yerlerde plato denilen bu eşik için öneri veya öneriler bekliyorum.
0
metalstorm
(09.11.20)
5 ay cok kisa bir sure. bu sekilde birkac sene daha devam etmen lazim. (level atlamak icin yani, birkac sene daha calis sonra birak demiyorum. hayat boyu ogrenilen bir sey dil)
0
hot potato
(09.11.20)
dili kullanmadıktan sonra sadece "çalışarak" belli bir eşiği geçmeniz mümkün değil maalesef. uygulamaya koymak gerekiyor.

bu tarz duyuruları çok görmeye başladım son zamanlarda. millet takmış bir makale okumaya ya da o tarz şeylere, başka bir şey yapmıyorlar. dil temel düzeydeyken "oturup çalışılacak" bir şey. temelleri öğrendikten sonra kullanmak gerekiyor. kullanırken ek olarak gramer ve kelime çalışmalarına devam edilebilir, ikisi bir arada yapılmayacak diye bir kaide yok.

hiçbir şey yapamıyorsanız reddit gibi bir ortama girip ilgi duyduğunuz alanlarda yazmaya çalışın derim. konuşmak için birilerini bulabilirseniz daha bile faydalı olur.

bi de bu konuda hassassanız o plato düşüncesi muhtemelen hiç çıkmayacak aklınızdan maalesef... ben 10-12 yıldır ingilizce konuşuyorum ama hala hiçbir şey bilmiyormuşum gibi geliyor, bazen sürekli aynı kalıplarla cümle kurduğumu fark ediyorum vs. halbuki türkçede de aynısını yapıyorum ama işte insan detayına girince işin içinden çıkamıyor. ona çok takılmamaya çalışın.
0
der meister
(09.11.20)
Eşik olarak tanımladığınız şey aslında psikolojik bir şey. Bence gayet etkili yöntemler bulmuşsunuz. Şu an beyniniz yeni bilgilerle dolu olduğu için motivasyonunuzu bilgiden alın ve pes etmeyin. Daha öğrenecek çok fazla şey var ve dil öğrenmede bir limit yok. En iyi yöntem eğlenerek öğrenmektir ama gördüğüm kadarıyla kariyer için ağırlık vermişsiniz öğrenmeye.
Size tavsiyem şu olabilir, hedefiniz yine kariyer olsun ama sadece kariyere odaklamayın, İngilizce öğrendiğinizde kişisel gelişiminize kat be kat faydası var yani kendinize çok büyük bir iyilik yapmış olacaksınız. Belki biraz bu şekilde düşünmeye çalışırsanız stres yerine motivasyonunuz daha olumlu bir şeye değişir.
0
sevenay
(10.11.20)
(10)

Antidepresan etkisi gösteren içki var mıdır?

ir mania
Şöyle ki evdeb işe işten eve bir hayatım var bikaç senedir. Zaten introvert biriyim. Sorun şu ki ofiste insanlarla muhatap olmak zorundayım fakat bu insanlar zamanında bana kötü davrandıkları için onları sevmiyorum. Profesyonel destek alsam ilaç kullandıracaktır. Benzer etkiyi gösteren bir içki yok
Şöyle ki evdeb işe işten eve bir hayatım var bikaç senedir. Zaten introvert biriyim. Sorun şu ki ofiste insanlarla muhatap olmak zorundayım fakat bu insanlar zamanında bana kötü davrandıkları için onları sevmiyorum. Profesyonel destek alsam ilaç kullandıracaktır. Benzer etkiyi gösteren bir içki yok mudur? Akşam iki duble atıp sabaha öpüjem janlarım modunda olayım ofise oynayarak kahkalarla gireyim? Ofistekilere dünyanın en iyi insaniymislar gibi davranabileyim.
0
ir mania
(06.11.20)
Bunu içki gibi pahalı ve zararlı bir yöntemle elde etmek zorunda değilsin. İç dünyanla ilgilenip onu havalandırarak, perdesini penceresini açıp içeri güneş ve temiz hava doldurarak, dağınıklığı ve tozu kiri toplayıp süpürüp atarak silip temizleyerek de yapabilirsin. Sadece hayal gücü. Uykuya dalarken ve uyanır uyanmaz 1'er doz.
0
1bir1bir1
(06.11.20)
yoktur. akşam içtiğin hiç bir içki sabaha vücudunda herhangi bi kafa yaratacak kadar kalmaz. ilaçlar öcü değil. herkes kullanıyor sen de kullan doktora gidip.
0
ruby elixir
(06.11.20)
Yok. Hatta booze blues diye bir şey var ki istediğinin tam tersi etki yaratabilir alkol sende.
0
buff
(06.11.20)
@kraltaci

Evet bitmez çünkü böyke bir şey var. Olmayan şeyi söylüyor değilim. Bu anlattıklarımı yapamayacak kadar gerginse bunu ifade eder ve çözümünü ister.

Bak sorun olarak gösterdiği tek şey ne:

""Sorun şu ki ofiste insanlarla muhatap olmak zorundayım fakat bu insanlar zamanında bana kötü davrandıkları için onları sevmiyorum.""

Tamamen duygu durumundan bahsetmiş. Bunu nasıl değiştireceğini veya nasıl -mış gibi yapabileceğini soran bir duyuru. Doktorların ilgi alanı değil. Farkında mısın bilmem.

@ir mania

Sorunu tam olarak anlatabildiysen doktora falan gitme, durduk yere virüs mirüs kapma. İçkiye bilmem neye de sardırma, alışma. Bir psikolog bul çevrimiçi seans al. Öfkelerini hallet. Paran yetmeyecekse ve tanımadığın insanlara dert anlatmak hoşuna gitmeyecekse de gerçek söylüyorum iç dünyana yönel ve kendinle ilgilen. Daha iyi bir teknik yoktur.
0
1bir1bir1
(06.11.20)
Alkol anti-anksiyetiktir. Yani alınca endişe duygusu azalır, dolayısıyla insanlar alkol alınca yükselip, söyleyemeceği şeyleri söyleyebilirler. Ancak bunun yanında alkol bir depresandır da. Özellikle etkisi geçmeye yakın depresif mod yükselir. Dolayısı ile sizin durumunuzda alkol iyi bir seçenek değil.
0
jangbogo
(06.11.20)
içki olarak kabul ederseniz: Sarı Kantaron Çayı
0
superior
(06.11.20)
öncelikle seni akşam içecegin içkinin ertesi günü insan ilişkilerini geliştirebileceğini düsünmende ki naiflikten dolayı sevgiyle selamlıyorum :) ama alkolun olayı o degil.
o dediğin mod eğer "artifical" olarak oluşturulmak isteniyorsa antidepresanlarla saglanıyor. doktora git,gerekliyse ilaç kullanmaktan çekinme.
Eger dünya, özellikle ulkenin durumu buralara gelmemiş(çok kötü) olmasaydı işini değiştirmeyi dusun derdim ama o seçenek suan için çok riskli.
0
bluewhale
(06.11.20)
Yoktur. Düzenli aldığın hemen her şeye bünye direnç gösterir ve hep daha fazlasını bekler. Her akşam bir shot viski içersin rahatlarsın ama bir ay sonra shot falan kesmez.
0
pass
(06.11.20)
bu kafayla varacağın tek yer alkolizm olur.

ilaç kullanmaya niye karşısın anlamadım. adı üstünde profesyonel destek. ilaç işe yaramıyor ya da olumsuz etki yaratıyorsa seninle ilgilenen profesyonel zaten değiştirecektir onu.

alkolü mutluluk aracı olarak görmek ciddi bir sorun olur, bunu hafife almayın.
0
der meister
(06.11.20)
1) alkolün günde yarım kadehi dahi zarar verdiği ispatlandı

2) psikiyatrinin vereceği ilaçlar öcü değil. yüz milyonlarca insana çare olmuş, yüz milyonlarca insan üstünden denenmiş güvenilir ilaçlar. bu ilaçların kullanılmayacak kadar zararlı olduğu iddiası tamamen şehir efsanesi.
kendini rahatlatmak için bu konuda yabancı dergilerde bilimsel yayınları tara. bu ilaçların kalıcı zararı üstüne hiçbirşey bulamayacaksın. ama bak sadece ingilizce ve yabancı dergiler dedim. sözlük falan demedim.

3) alkol alkolizme götürebilir. sürekli psikiyatri ilacı kullanıp kalıcı zarar gören ve bağımlısı olup bırakamayan dünyada tek bir kişi olduğunu sanmıyorum. istediğin ana ilacı bırakabilirsin. zaten doktor yazmazsa eczaneden alamazsın.
0
aslindasorunumpsikolojik
(07.11.20)
(7)

Covid testi

itsnotmeitsyou
Merhaba, daha önce covid testi yaptıranınız olduysa, nasıl yapılıyor, acı hissettiniz mi?
Merhaba, daha önce covid testi yaptıranınız olduysa, nasıl yapılıyor, acı hissettiniz mi?
0
itsnotmeitsyou
(03.11.20)
2 kez yaptırdım. yapılırken acı hissetmiyor. sonrasında bazen burunda sızı oluyor biraz da gözyaşı geliyor. çok abartılacak bir şey değil kısa bi süre rahatsızlık hissediyor insan ama acı vs yok genelde.
0
ayin yazari
(03.11.20)
Çok korkulacak bir şey yok. Stres olmayın. Biraz gıcık ediyor insanı, sonrasında çok hafif bir geniz akıntısı olabiliyor.
0
anten
(03.11.20)
yok acı hissetmedim ama rahatsızlık verici biraz, o çubuğu beynime kadar soktuklarında başım ağrımıştı benim bütün gün. belki testle alakalı değildir de öyle denk gelmiştir bilmiyorum.

korkacak ya da endişe edecek hiçbir şey yok, hemencecik biten bir işlem zaten. burnunuza su kaçmış gibi hissediyorsunuz, o tarz bir rahatsızlığı var, ürkütücü bir şey değil.
0
der meister
(03.11.20)
boğaz neyse de burundan girince felaket. normalde tınlamazdım bile böyle şeyleri acıya dayanıklıyım falan diye gezinirdim ama o çubuğun burundan tabiri caizse beyine kadar gitmesi ve sinüslerimi patlatması ağzıma etti yani. çok acı çektim demiyorum, olay çok sinir bozucu. arkadaşların bahsettiği o geniz akıntısı kanlıydı mesela bende çünkü sinüsümü patlattı eleman. iki üç gün mal gibiydim.
0
Improbable
(03.11.20)
Lafı edilecek bir acı ya da rahatsızlık hissetmedim, aynı şekilde benimle birlikte test yaptıranlar da rahatsız olmadılar, hepimizin sonucu negatifti, acaba düzgün örnek alınamadı mı diye şüphelenmiştik, çünkü testi yaptıranlardan biri hastalığın tüm belirtilerini göstermekteydi.
0
(03.11.20)
3 kere yaptırdım, acı yok
0
sta
(03.11.20)
2 Kere test 1 kerede covid oldum hiçbiri acımadı.
0
paramolacak
(03.11.20)
(9)

Kaç dakika Plank yapabiliyorsunuz?

spacevan
Selam RomalılarNe kadar süredir yapıyorsunuz ve ne kadar yapabiliyorsunuz?Teşekkürler
Selam Romalılar
Ne kadar süredir yapıyorsunuz ve ne kadar yapabiliyorsunuz?

Teşekkürler
0
spacevan
(02.11.20)
Yalancıyı şey yapmıyorlar ya. 2 dk ile açık artırmayı açıyorum :))
0
stewie
(02.11.20)
Covid başladığından beri evde ayı gibi yatıyorum şu an 30sn bile yapamayabilirim. En formda zamanımda 1.5 dakika yapabiliyordum.
0
mg3929
(02.11.20)
duyuruyu görünce denedim.

55-60 saniye arası bir şey oldu. obezim ve markete gitmek dışında bir fiziksel aktivitem yok. sarhoşum ayrıca şu an.

eğer kötüyse sebep zaten ortada. "sktir lan o kadar nasıl yaptın obez ve sarhoşken" derseniz 26 yaşındayım, 20 yaşımdan sonra obez oldum, o zamana kadar aktif olarak spor yapıyordum çocukluğumdan beri. arz ederim.
0
der meister
(02.11.20)
1dk x 3 yarım denge topuyla.

Dirsekler üstünde hareketsiz durulanı 2dk x 3 ama bu anlamsız bir hareket olduğu için yapmayalı çok oldu.
0
catch the arrow
(02.11.20)
Neden dirsekler üzerinde olan hareket anlamsız açıklarmısınız?
0
🌸spacevan
(02.11.20)
Başlığı görünce kronometre ile yaptım. 1,5 dakika. Kadınım.
0
ruhen hastayim ben
(03.11.20)
2.5 dakika haftada 3-4 kez spor yapiyorum son 4-5 senedir.
0
tezek
(03.11.20)
dün gece 1dk 6 saniye yaptım

şu dirsek olayına bir açıklık bekliyoruz yalnız, ben de merak ettim. internette hep öyle gösteriyorlar, yanlış mı yapıyoruz?
0
not sure if serious
(03.11.20)
Yanlış yapıyorsunuz demiyorum ama hiçbir katkısı olmadığına inanıyorum. Plank’ı bir stabilite egzersizi olarak görüyorum. Vücudun uzantılarında hareket olmadan bunu sağlayamazsın. O yüzden öyle boş boş dirseklerin üzerinde durmak ancak enduransı geliştirir. Benim öyle bir hedefim yok. Core kısmım sağlam olsun ki ağırlıkla yapılan hareketlerim düzgün olsun, sakatlık riskim düşük olsun diyorum.

Yine de siz bildiğiniz gibi yapın. Benim kendi edindiğim bilgilerden derlediğim fikir böyle olsun. Uzmanlığım yok tavsiye vermem.
0
catch the arrow
(03.11.20)
(4)

Nasıl motive oluyorsunuz ?

Fiyu
Konfor alanından nasıl çıkıyoruz?
Konfor alanından nasıl çıkıyoruz?
0
Fiyu
(02.11.20)
param bitince mecburen. yoksa çıkaramazlar.
0
der meister
(02.11.20)
dibe vurunca mecbur çıkıyoruz
0
gilly
(02.11.20)
Seyahat. Otobüsle bir yolculuk.
0
mobydick
(02.11.20)
Düşünmüyorum. Aklıma bir fikir geldiği gibi harekete geçiyorum. Belli bir süre ilerleyince emeklerin boşa gitmesin diye mecbur yapıyorsun. Yani, kendimi zor durumlara bilerek sokuyorum. Mesela hiç gerek yokken bir şeyi yapmak için söz veriyorum ya da mesela bir sınavın, eğitimin parasını önceden veriyorum.
0
stewie
(03.11.20)
(8)

Yaratıcının olmamasına ihtimal verme aşaması

namidigerkokuc
Zor bir süreçten geçiyorum, sorguluyorum, şimdiye kadar inandığım şeylerin bir anda yerle bir olma ihtimali bile beni çok etkiliyor. Böyle bir süreçten geçmiş kişiler varsa tavsiyelerini bekliyorum
Zor bir süreçten geçiyorum, sorguluyorum, şimdiye kadar inandığım şeylerin bir anda yerle bir olma ihtimali bile beni çok etkiliyor. Böyle bir süreçten geçmiş kişiler varsa tavsiyelerini bekliyorum
0
namidigerkokuc
(01.11.20)
ben 18-20 yaşlarımda bu süreçten geçtim. aslında önce dine olan inancım azaldı. yaratıcı fikri hala gerçek olabilir diye düşündüm. zamanla o da yok oldu. o süreçte en çok dinleri ve yaratıcıyı sorgulayan kitaplar yardımcı oldu. 10 seneyi aşkındır ateist olarak tanımlıyorum kendimi. açıkçası verilecek çok bi tavsiye olduğunu düşünmüyorum. bu çok kişisel bir konu çünkü, herkes kendi yolunu bulur. araştırma yaparken tam aksine tekrar dine de bağlanabilir insan.

dinden sonra ulus, ülke, devlet gibi kavramları da sorguladım mesela, onlar da dini olmayan kutsallarımız. eskiden milliyetçi biriyken şimdi sınırlar, ülkeler falan inanılmaz komik geliyor. mesela yazın bulgaristan sınırındaki bir plajdaydım, aynı deniz, aynı toprak ama burası kutsal, oraya geçince orası değil :) bunların hepsi insanlığın tarihini araştırıp okuyunca, bazı deneyimlerle insanda farkındalık oluşturuyor bence. zamanla ve okumakla insan kafa yapısını değiştirebiliyor. kendine yüklenmene gerek yok yani. klişe öneriler olabilir ama turan dursun'un din bu serisi, richard dawkins'ın tanrı yanılgısı kitabı ve son yıllarda popüler olan sapiens kitabı yardımcı olabilir.
0
nathanieltroy
(01.11.20)
kulağımıza fısıldanan inanışlar, kurallar ve kabullenişleri her zaman sorgularım.

tanrı ve din benim için standart bir düşünce konstepti. bu konseptin içine girdin mi, her şeyi bu ikisine göre yorumlar ve bu ikisinin sana sorman için hazırladıkları soruları sorar durursun. cevaplar da her zaman hazırdır.

bu yaşam şekli, oldukça tuhafima gitmiştir. bundan çok daha başka yaşam mümkün mü? bunu sorgulamak lazım. psikolojik olarak herhangi bir din, ideoloji, tanrı, parti, ülke, ırk ve millet kabulleniş, propagandaları olmadan bu yaşamı yaşayabilir miyiz?
bunları sorgulamak, oldukça pür bir zihin gerektirir.
0
Leonardo~Da~Vinci
(01.11.20)
Böyle bir süreçten aklının farkında olan herkes geçer.

Tek bir söz söylüyorum sana; inanmak irâdîdir. İnanmak istersen inanırsın, inanmamak istersen inanmazsın.
0
1bir1bir1
(01.11.20)
şimdilik 12.000 yıllık Göbeklitepe, 150 yıllık bilimsel gelişmeler (buhar, makinalaşma),
yaklaşık 2000 yıllık semavi dinler.
bilim her zaman dine 5 çeker diyerek olayı sonlandırayım. :-)
0
ankara06
(01.11.20)
bu süreci yaşadığımda 14-15 yaşlarındaydım ve dindar bir ailede büyüdüğüm için ekstra zor olmuştu. hatta hiç unutmuyorum bak, benim yaşlarımda ateist bir arkadaşım vardı. net hatırlamıyorum ama yaşadığı yer kütahya veya denizli diye kalmış aklımda, adı irem'di sanki. ona yazmıştım. demiştim ki çok zorlanıyorum, doğru bildiğim her şeyin yalan olması fikri beni delirtiyor, ben dindar birisi olarak büyüdüm, allahsız yaşamayı ve öldüğümde toprağa karışacağımı kabullenmeyi nasıl becereceğim? basbayağı psikolojim bozulmuştu, inancımı kaybetmiştim ama inancın getirdiği güç olmadan yaşama fikri deli ediyordu.

arkadaşım da sağolsun "deal with it" gibisinden bi' cevap verip hiç oralı olmamıştı. ismini cismini ondan yazdım zaten, olur da görürsen falan FAK YU, çok kalbimi kırmıştın.

sorunun cevabına gelecek olursak o his zamanla geçiyor. inançlı bir insanın dirayet seviyesine bence asla erişemiyoruz ama inanmadıktan sonra zaten onların yaptığı da tuhaf gelmeye başlıyor. bir nevi kendini kandırma gibi... ben mesela bir yakınını kaybeden dindar kişinin, "cennette kavuşacağız" diye düşünüp sakinleşebilmesini çok kıskanıyorum. bu güçten, bu dayanma gücünden, teselliden yoksun olmak bana hala ağır geliyor. ama artık yaratıcıya inanmadığım için, bunu "gerçek dışı" gördüğüm için eskisi gibi umursamıyorum.

bi de insan din eksenli yaşamaktan, dini düşünceden, o anlayıştaki insanlardan uzaklaştığında bu düşünceleri çok daha çabuk atlatıyor. o açıdan çevreni allahsızlığı yayma kürsüsünden arkadaşlardan oluşturmanı tavsiye ederim. çocukken bissürü öteki dünya temalı mistik hikayeyle manyak olduydum, şimdi her şey çok basit geliyo. inanmayan insanlar daha neşeli ve içinde yaşadıkları dünyayı güzelleştirmeye çalışıyolar çünkü.

o açıdan zamanla alışacaksın diye düşünüyorum, açıkçası pek tavsiyelik bi şey yok, inanmıyorsan inanmıyorsundur, bu kadar basit. o yalnız kalma hissi de dediğim gibi hem zamanla hem de benzer kafa yapısındaki insanların arasında olmakla geçiyor.
0
der meister
(01.11.20)
benim surecim de nathanieltroy'un siralamasiyla ilerlemisti. once din sonra yaratici inancim yok oldu sorgulayarak. sonra millet, irk vs. de gitti, cok sacma cunku milyonlarca yillik bir mechul var bizden once bilmedigimiz ama son 1500 yilindan sorumluyuz cok sacma :).

bilinmez ve kaygi verici durumlarda der meister'in dedigi gibi inanan insanin "allah de gerisini birak" kafa rahatligina ulasmak zor olsa da sirf cehennem korkusundan ya da huri beklentisinden sevap olduguna inandiklari seyleri yapan insanlarin ikiyuzlulugunu gormek de ayni kafaya cikariyor insani aslinda. nasilsa her sey nasil olmasi gerekiyorsa oyle olacak demek de bir yerden sonra o hissi veriyor. tavsiyeyi ne icin istedigini cok anlamadim ama diyebilirim ki bu sorgulamaya kadar geldiysen muhtemelen once deist sonra ateist olursun, sonunda apateizmle noktalarsin sorgulamayi :)
0
in vino veritas
(01.11.20)
kendine çok yüklenme. şuan inandığın şeylere inanmaya devam etmende bir sakınca yok. sorgulamanın kapısına adım attığına göre devamını okuyarak, araştırarak, bilgi sahibi olarak getirebilirsin ancak. insanlar neden dinleri yaratmışlardır bunu iyi kavramak gerek. bunun için dünya tarihi hakkında bilgi edinmelisin. bu sürekli bahsedilen dört büyük din haricinde hangi coğrafyalarda hangi inanışlar var, aralarındaki bağlantılar ve kronolojik sıralamaları nasıl bunlara göz atabilirsin. coğrafya ve tarihi, psikoloji okumalarıyla da desteklemek gerekir tabi. insan psikolojisi hakkında yeteri seviyede bilgi sahibi olmadan yaratıcı nedir nasıl yaratılmıştır gibi sorulara cevap almak da zor olur. evreni galaksileri yıldızları inceleyip astronomiye de dokunmak gerekir. zaten bilim önüne öyle sonsuzluklar sunacak ki, önce muhammedin cinsel hayatını anlatan kitaptan uzaklaşacaksın sonra da insanın yarattığı yaratıcı fikrinden.
Ayrıca; kendimize büyük anlamlar yüklemeye hiç gerek yok. Yaratıcı olsa da olmasa da altı üstü üç gün yaşayacak sonra da toprağa karışıp yok olacaksın.

Seni, yaratıcının olduğuna inandıran sebepler nedir, onların üzerine git.
0
hepbiarayisicinde
(02.11.20)
Caner taslaman in youtube videoları tam size göre.
0
luluki
(02.11.20)
(15)

Türkiye'nin en güzel kadını?

ya ben lan neyse
çok klasik soru ama olsun.yüz olarak. yüz güzelliği...edit: göz önünde olanlardan. yoksa ne güzeller var.
çok klasik soru ama olsun.

yüz olarak. yüz güzelliği...

edit: göz önünde olanlardan. yoksa ne güzeller var.
0
ya ben lan neyse
(25.10.20)
hülya avşar
0
superb
(25.10.20)
pınar deniz olabilir.
0
ismim ibrahim
(25.10.20)
Dilan Çiçek Deniz
0
eazy
(25.10.20)
Arzum Onan
Songül Öden

Kisilikeleri de cok guzel insanlar.
0
a perfect lie
(25.10.20)
selma ergeç
0
der meister
(25.10.20)
Dilan çiçek deniz mi , kadın full estetik ama yine de güzel değil.

Bu soruya Tuba Büyüküstün’den başka cevap yoktur. İnş onun gibi kızım olur ileride.
0
Hallegadola
(25.10.20)
en güzel denebilecek seviyede herkesin kabul ettiği kimse yoktur da, yukarıda görünce belirteyim dedim; eda şölenci'ye ben de bitiyorum. ünlü olmadan önceleri instagram'da yaman bir takipçisiydim, baktıkça içim açılırdı. güzel kadın dediğin öyle olur zaten, baktıkça için açılır, mutlu olursun. başka da böyle biri gelmiyor aklıma ünlülerden. ünlü olmayanlardan var ama yüz güzelliğini takdir ettiğim.
gerçi benim güzellik anlayışım herkese uymuyor ama eda'yı görünce şaşırdım, eklemek istedim.
0
Bruce
(25.10.20)
Sinem Kobal
Tuvana Türkay(estetikli ama çok güzel bence)
Selma Ergeç
Cansu Dere
Bunları saatlerce izlerim...
0
megalomaniac
(25.10.20)
Turk kokenli sayilirsa Elif Aksu cicek gibi kadin. Cansu Dere Azra Akin cok guzeller. Tugba Buyukustun dogal guzel
0
hindistan cevizi
(25.10.20)
Merve İldeniz
www.youtube.com

Hangimiz o kaşık olmak istemedik?
0
boray eris
(25.10.20)
Gönül Yazar 1

Hülya Avşar 2

Türkan Şoray 3

Yenilerin hiçbirinin yüz hatları bu denli muntazam değil bana kalırsa.
0
msb
(26.10.20)
yazilan bazi kadinlari gece görsem korkarim, helen dilan c. deniz, seda sayanin 50 yasinda yaptirdigi estetigi yaptiriyo.
msb+1
+emel sayin
0
durgunfoton
(27.10.20)
Yazılanlara baktım. Benim için sonuç hala aynı, Dilan Çiçek Deniz'in kaşına gözüne 10 tane adam öldürürüm :D
0
eazy
(27.10.20)
gülsen bubikoğlu.

türkan şoray'ın gözlerini çok bayık bulsam da, bugünün insanlarına göre çok güzel tabii ki.

banu alkan'ın gençliği de çok güzelmiş bence.

günümüzdekiler çok silik ve makyaj/estetik güzeli genel olarak.
0
blatta hiberna
(27.10.20)
tuba buyukustun
nehir erdogan
aysin zeren
0
camussar
(27.10.20)
(15)

Korona yasakları gelir mi

dafuq
Sokağa çıkma yasaği veya spor salonu kapatılması gerçekleşir mi sizce yıl sonuna kadar. Malum sayılar artıyor.
Sokağa çıkma yasaği veya spor salonu kapatılması gerçekleşir mi sizce yıl sonuna kadar. Malum sayılar artıyor.
0
dafuq
(25.10.20)
Kesinlikle gelir.
0
diffarentiationation
(25.10.20)
Gelmez diye dusunuyordum fikrim 360 derece degisti son durumla.
Daha fazla sekilde gelir hem de
0
Kittie
(25.10.20)
hayır gelmez hiç bir şekilde gelmeyecek.
0
sting
(25.10.20)
bence gelmez. beyaz çayın kilosu 4 bin
0
ya ben lan neyse
(25.10.20)
gelmez
0
nahtoderfahrung
(25.10.20)
gelmeyecek
0
camene87
(25.10.20)
Gelmez, daha kötüye gitse bile gelmez. Spor salonu işini bilemem ama.
0
infernalcadre
(25.10.20)
kapsamını bilemem tabii ama gelecek. kaçışı yok. ekonomiyi ayakta tutmaya çalıştıkları için olabildiğince geciktiriyorlar ama hastanelerde yer kalmayıp ölü sayısı artmaya başlayınca mecburen önlem alacaklar.

sadece türkiye değil her ülkede aynı kaygı söz konusu. hem ekonominin göçmesinden hem de halkın "eeh yeter ulan" tepkisinden çekiniyorlar. o yüzden aşamalı ve yerel olarak uygulanmaya çalışıyor karantinalar ama pek işe yaramadı şu ana kadar. koptu gidiyor.

***

genel olarak çok evhamlı ve pesimist biriyim bunu kabul ediyorum ama allah seni inandırsın daha ocak ayında "çin'de bazı zatürre vakaları görüldü, değişik bi olay, uzmanlar inceliyo" tarzı haberler gördüğümde kız arkadaşımla konuşmuştum bunu... çünkü şubat'ta türkiye'ye gelecekti. hatta plague inc'de onun adını verdiğim bir virüs yapmıştım. "ya gelemezsen?" diye konuşmuştuk.

o dönemde "virüs gelecek hepimizi öpecek" dediğimde herkes bana işsiz diyordu, "yazık bu mal da kendisi hayatsız olunca tüm dünya dursun istiyo" diye sataşıyodu. gördüler sonra ne olduğunu.

görünen köy kılavuz istemez kardeşim, tablo ortada. millet yasaklardan bunaldı, kimse umursamıyor ve önümüz kış. virüs içimizden geçmezse sürpriz olur.
0
der meister
(25.10.20)
Geleceğini düşünmüyorum ama belli de olmaz. İlk seferinde de gelmez diye düşünüyordum ama ters köşe oldu.

Bu arkadaşın patronlarına sormak lazım, geçen sefer bilmişlerdi.

www.eksiduyuru.com
0
inheritance
(25.10.20)
yahu devlet, okulları açıyor ne yasağı?
0
wilhelmwasmuss
(25.10.20)
Gelmeyecek, en azından haftaiçi için. Yazı geldi bu hafta , idari izinli olup dönmek isteyenler dilekçe verip gelebilirler diye. Birde bu hafta vergi affı çıkıyor ilk iki taksit zorunlu olan. Kapatma verirlerse kim ne ile neyi ödeyecek.

Askerde eğitim zaiyatı olurdu , benim kanımca devlet o mantıkla bakıyor konuya. Bu nüfus yoğunluğunda telafi edilmeyecek ölüm rakamları gelmediği sürece devam.
0
synax
(25.10.20)
yasak getirebilmek için ekonominin iyi olması lazım. GELMEZ
0
ankara06
(25.10.20)
Sadece Türkiye için değil, diğer ülkeler için de aynı şey geçerli; hastaneler dolup taşmadigi sürece mart-nisandaki gibi sert önlemler gelmez. İnsanlar bu sefer virüsten değil, parasızlıktan dolayı sıkıntılar çekecek çünkü. En kötü durumda Fransa modeli gibi gece sokağa çıkma yasağı getirebilirler belki ilk etapta ama daha ağır önlemler birkaç ay daha geleceğe benzemiyor.
0
fraise
(25.10.20)
Nasıl ki dolar alan yaya kalır dedikçe dolar uçuyorsa, yasaklar gelebilir dedikçe o kadar yasak olmayacağından emin olabilirsin. Boş şarjörle sıkarım deyip duruyorlar. Klasik akp menavraları. İlkokul terkler heyecanlanıyor sadece.
0
baal
(25.10.20)
Hiç birşey belli olmaz. Büyük 3-5 sanayici kapatın kardeşim hizmet sektörünü. Bunların yüzünden benim işçiler korona oldu üretim düştü . Yurtdışı mal bekliyor. Falan derse kapanır. Yoksa yarın zombi / uzaylı vs gelse bile kapanmaz
0
ycaycayca
(26.10.20)
(5)

sampiyonlar ligi bahis

baldur2
1- marsilya gruptan cikar mi? ilk macta olympiakos'a yenildi, grubunda manchester city ve porto da var?2- rennes gruptan cikar mi? ilk macta krasnodar ile evinde berabere kaldi chelsea ve sevilla var grubunda.3- zenith st petersburg grubundan cikar mi? ilk macta evinde club brugge'a yenildi, grubund
1- marsilya gruptan cikar mi? ilk macta olympiakos'a yenildi, grubunda manchester city ve porto da var?
2- rennes gruptan cikar mi? ilk macta krasnodar ile evinde berabere kaldi chelsea ve sevilla var grubunda.
3- zenith st petersburg grubundan cikar mi? ilk macta evinde club brugge'a yenildi, grubunda lazio ve borussia dortmund var.
0
baldur2
(24.10.20)
3 hayır diyorum
0
basond
(24.10.20)
1 hayır.
diğer ikisine bahis oynamazdım.
0
de jure
(24.10.20)
üçü de çıkamaz. rennes için düşük de olsa ihtimal var ama marsilya'yla zenit'ten bir halt olmaz. özellikle zenit bomboş bir takım. yenildikleri brugge'de bissürü eksik vardı virüs yüzünden, ona rağmen yenilmeyi başardılar kendi evlerinde seyirci de varken.
0
der meister
(24.10.20)
3 hayır, yani bu takimlara sans verebilmek icin grubun 4. adayini yenmeleri gerekiyor o da olmamis.
0
pofudukayi
(25.10.20)
3 hayır +1
0
since1907
(25.10.20)
(5)

Doktorlar anti depresan çeşidine neye göre karar veriyorlar?

bluewhale
Misal 3 farklı markanın antidepresanlarının 3 de major depresyon ve anksiyete için kullanılıyor. Benim Turkiyede gördüğüm psikiyatristler saatlerce terapi de yapmıyor sorunu anlamak için, yani 2 soru şak diye yazıyor belirli bir ilacı, bu durumda kararlarını ne etkiliyor?
Misal 3 farklı markanın antidepresanlarının 3 de major depresyon ve anksiyete için kullanılıyor. Benim Turkiyede gördüğüm psikiyatristler saatlerce terapi de yapmıyor sorunu anlamak için, yani 2 soru şak diye yazıyor belirli bir ilacı, bu durumda kararlarını ne etkiliyor?
0
bluewhale
(20.10.20)
Benim gördüğüm kadarıyla o 2 soru ve şak diye ilaç yazanların olayı deneme-yanılma.

Önce birini veriyor, 1 ay sonra gel diyor. Memnun kaldıysan devam, kalmadıysan bir de şunu deneyelim.
0
buff
(20.10.20)
benim doktor terapi de yapıyordu, ilacı verirken asistan doktoruyla konuştu. bir ara kitap açtılar :D o kısım komikti.. ama dedi ki doğru ilacı vermek önemli çünkü hepsi farklı hormonlara etki ediyor.. dolayısıyla senin rahatsız olduğun konuları karşılayan ilacı bulmaları gerekiyor... bana yazdıkları cidden doğru çıktı değiştirmek zorunda kalmadık...
0
omonia
(20.10.20)
psikiyatristin işi terapi yapmak değil zaten, ilaç tedavisi uygulamak.

kararlarını neyin etkilediğini bilmiyorum da bana yazdıkları bir ilacı iki hafta kullanmış ve intiharı düşünmeye başlamıştım. psikiyatriste gitmeden önce aklımda öyle bir fikir yoktu - sadece çok bunalmış ve kötü hissediyordum. ben intihar etmek istediğimi söyleyince verdiği tepki gerçekten ciddiydi, bayağı önemsemişti bu durumu. değiştirdi ilacımı. o ilacı da bir sene falan kullandım ve inanılmaz iyi gelmişti bana, tam olarak kafadaki eksik tahtayı yerine çaktığını hissetmiştim, nefisti.

omonia'nın dediği gibi hormonlarla ilgili olsa gerek.
0
der meister
(20.10.20)
çok doktor ve ilaç değiştirdim: bence seçim kriteri falan yok. en iyi ihtimalle deneme yanılma, en kötü ihtimalle ilaç firmalarının bonusları vs.

çok doktor ve ilaç değiştirdiğim için fikrimi ciddiye almayabilirsiniz ama 5 yıl süren bu "tedavi"lerden sonra gerçekten işe yarayan tek şey farklı bir şehre taşınıp (ilaçları da bırakıp) kariyer değiştirmek oldu. şuan o dönemin aksine gayet başarılı ve kazançlı aynı zamanda mutlu ve huzurluyum. bu sırada psikoterapi(ler) de yapılıyordu, o da %100 karavana yani.
0
vizdilva
(21.10.20)
Tecrübe ettiği güvendiği ilacı kullanıyor. Yeni bi ilaç çıkmış mucize olsa bizim doktorlarımız bekler görür 6 ay sonra yazmaya başlar. Psikiyatri de sandığımız kadar çok ilaç yok. 3-5 ilaçla idare ediyorlar
0
gatherer
(21.10.20)
(7)

ermenistan'ın azerbeycan saldırısı

duyurukullanıcısı
saldırının nedenlerini anlatan yabancı bir makale var mı?birde sizce nedenleri nedir?
saldırının nedenlerini anlatan yabancı bir makale var mı?

birde sizce nedenleri nedir?
0
duyurukullanıcısı
(17.10.20)
Saldıran taraf azerbaycan. İlham aliyev rejimi kendisine karşı oluşan iç cepheyi dağıtmak için böyle rezalet bir savaş başlattı.
0
kapitalist gerilla
(17.10.20)
Nedeni Dışarıdan destek alımını sağlamak için Azerbaycan'ın da bizzat kendi sivillerini hedef almasını isyiyorlar. (terör örgütlerinin de sivilleri, askere karşı kalkan olarak kullanması ile aynıdır bu durum)
Nasıl ki bizim aleyhimizde dış dünyada dillendirdikleri ve gerçekte soykırım olmayan 1915 olayları gibi, yaklaşık 100 sene sonra da Azerbaycan tarafından soykırıma uğradık demeleri için en sağlam dayanakları bu saldırılar.

Doğrusu rusya'da olmadan hiç bir şey yapamazlar. İran büyük yoğunlukta barındırdığı azerbaycan Türkleri nedeniyle de denge siyaseti izlemek zorunda . şii bir din adamı bile İran yönetiminin Ermenistan yanında olmasını eleştirdi. Videosu internette var.

Azerbaycan sağ duyulu olduğu ve sivilleri hedef almadığı sürece kazanacaktır hem hukuki hem de siyasi olarak.
.....
Son editten yaklaşık 6 saat sonra gelen edittir:
Bugün azerbaycanın ermenistan'a verdirdiği ağır kayıplardan sonra daha bir 100 sene beklemeye dayanamayan sözde araştırmacı tarihçimiz hemen bir şeyler bulmuş:
eksisozluk.com

Olayın doğruluğunu yanlışlığını bilmiyorum ama zamanlama yine ve her zaman olduğu gibi manidar .
0
Erva
(17.10.20)
saldırıyı ermenistan'ın başlattığını düşünmüyorum. dağlık karabağ'da yaklaşık 30 küsür yıldır nispeten normal bir şekilde yaşayan, ilhak ettiği topraklarda hüküm süren taraf zaten ermenistan'dı. statüko onlardan yanaydı. hal böyleyken kendilerinden hem teknoloji hem de maddi anlamda çok daha güçlü bir ülkeye "sınır hattı boyunca" taarruza kalkmaları ancak kafayı milliyetçilikle bozmuş amiplerin inanabileceği bir saçmalık.

ha takip eden süreçte ermenistan yaptığı iğrenç propagandayla olsun, sivilleri hedef almasıyla olsun kalitesini zaten belli etmiştir ama en başa dönecek olursak saldıran tarafın ermenistan olma ihtimali bence çok ama çok zayıf. azerbaycan'ın başında aliyev'in olduğunu unutmayın. bu adam kendi koltuğunu kurtarmak için durduk yere savaş açabilecek bir tip.

mantık çerçevesinde bakacak olursan ermenistan'ın azerbaycan'a saldırmak için hiçbir sebebi yok. adamlar zaten dağlık karabağ'da. üstelik azerilere karşı çok daha zayıflar. hangi manyak böyle bir durumda savaş çıkarmaya çalışır?
0
der meister
(17.10.20)
Benim de Rusya'nın ses çıkarmaması ve savaşa Azerbaycan'dan çok bizim sahip çıkmamız acayibime gidiyor.
Her zamanki gibi fillerin tepisip çimenlerin ezilmesi gibi.
0
prizmatik
(17.10.20)
BBC gün gün neler olduğunu yazmış
www.bbc.com
0
ankara06
(17.10.20)
Dün gece olan saldırıdan bahsediyorsan; Azerbaycan'in da ermenistan'a saldirmasi için yapıldı. Azerbaycan şu ana kadar ermenistan topraklarına saldırmadi, sadece işgal altında olan artsakh cumhuriyeti denilen ermenistan'in bile tanımadığı yere saldırdı. Bunu pashinyan'in şu açıklamasından anlayabiliriz "rusya eğer azerbaycan ermenistan'a saldirirsa silah yardımı edeceğini taahhüt etti"

Genel olarak soruyorsan bu iki devlet zaten karşılıklı olarak çalışıyorlardı, işgal altındaki azerbaycan toprakları için. Yani Azerbaycan'in bir bahane bulmasına bile gerek yok, uluslararası yasalarca zaten toprağı olan yeri geri almak için yapılan bir operasyon bu ki yapılan sözde ülkeyi kimse tanımıyor. Ayrıca 90'larda yapılan katliamları, 600 bin azerinin mülteci olması vs var. Durduk yere savaş değil yani bu, Azerbaycan'in neredeyse kurulduktan beri amacı işgal altındaki topraklarını kurtarmak, bunu neredeyse tüm azeriler destekliyor. Azerbaycan'in başında Aliyev'in olması da bu konudaki haklılığını değiştirmez.

Bu arada ermenistan 90'larda sadece kendisinin olduğunu iddia ettiği dağlık karabağ'i değil çevresindeki Azerbaycan topraklarını da işgal etti. Harita pbs.twimg.com koyu renkli yerler dağlık karabağ, çevresindeki yerler de işgal altında.
0
austra
(17.10.20)
İlk saldırıyı Azerbaycan yaptı +1

Azerbaycan'ın yaptığı çok tehlikeli bir şey. Ermenistan'ın kaçacağı bir yer yok, bir daha bir 1915 yaşamak istemediklerini de tahmin edebiliyorum. Köşeye sıkışan kedi tehlikelidir. Varoluş mücadelesi veren birinin "aman sivilleri vurmayalım" duyarı göstereceğini sanmıyorum. Hankendi yerle bir edildi, Ermenistan şu an uyarı atışı yapıyor.
0
plutongezegendegilmi
(17.10.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.