Giriş
(16)

Yaşını göstermeyenler?

egerbiryolcu
Nasıl tepkiler alıyorsunuz memnun musunuz bu durumdan?Ben 36 yaş kadınım duyanlar çok şaşırıyor 25-28 sanıyorlar. Hem mutlu oluyorum hem de acaba çocuk gibi mi gorunuyorum diye düşünüyorum.
Nasıl tepkiler alıyorsunuz memnun musunuz bu durumdan?

Ben 36 yaş kadınım duyanlar çok şaşırıyor 25-28 sanıyorlar. Hem mutlu oluyorum hem de acaba çocuk gibi mi gorunuyorum diye düşünüyorum.
-2
egerbiryolcu
(25.08.26)
erkeğim. 30'dan önce ben de göstermiyordum. iyi bir şey değildi, adamdan saymıyorlar sanki gibi geliyordu.

şimdi 41'im ve gösteriyorum :)) genç gözükmek isteyenler, güneşten kaçabildiğiniz kadar kaçın. swh. benim öyle bir derdim olmadığı için her fırsatta güneşteyim.
+1
gabe h coud
(25.08.26)
erkegim. 30'dan oncesi icin kotu bir durumdu cunku ciddiye alinmama gibi durumlarla karsilasiyordum. 30'dan sonrasi icin ise genc sanip ciddiye alinmadigimda cok hosuma gidiyor. e yaslandik artik ve birinin beni 25 yasinda sanmasi hosuma gidiyor. hatta bundan iki yil once bir marketten alkol aldim, adam kimliginizi gorebilir miyim dedi, adama direkt tesekkur ettim.
+4
Sour
(25.08.26)
Ben de 37. Ben mutlu oluyorum. Birkaç sene çncesine kadar bozuluyordum ben de, çocuk gibi görünüyorum acaba diye...
Yaş aldıkça insan mutlu oluyormuş
+1
gadlemler
(25.08.26)
42 yaşındayım. Ben de yaşımdan genç görünüyorum. Kendim de farkındayım ve başkaları da yirmili yaşlarımda göründüğümü söylüyor.

Herhangi bir şey hissetmiyorum böyle dediklerinde. Fakat ageizm mevzusu canımı sıkıyor. Çünkü sanki gençsen değerlisin gibi bir algı bu. Özellikle, kadınlara karşı daha çok yapılan bir şey. Ekşi sözlükte, ekşi duyuruda çok örneği var bunun. Şu an bu iki yerden örnek vermek daha kolay oldu.
+1
rock n roll
(25.08.26)
32 yaşındayım. mutfakta çalışırken sakala izin yoktu. mecbur saçı kısalttım sakalı kestim ama kendimi o kadar çirkin hissediyorum ki anlatamam... kiloluyum çünkü. kocaman surat patates gibi. gençlerden bir kız inanmamıştı, bayağı diretmişti hatta dedim dalga filan mı geçiyor acaba. tutturdu en fazla 23-24 diye.

çok hoşuma gitmişti açıkçası. olduğumdan yaşlı hissetmiyorum ama yıkık bi herifim yani, genç görülmeyi sevmiştim. hayatımın geri kalanında da hoşuma gider herhalde.

23-24 yaşındayken 16 gibi görünmek çeşitli konularda olumsuz olabilir de bence 30'dan sonra genç sanılmak iyi. çok ekstrem bi şey yoksa.
+1
der meister
(25.08.26)
22 yaşındayken bir keresinde iddaa bayiğine gittiğimde adam yaşımı sormuştu. Şimdi 33 yaşındayım, saçlarda çok beyaz var. Heralde şimdi gösteriyorumdur:)
0
nothing in my way
(25.08.26)
Zaten hiç yaşında gösteren yok maşş sitede herkes max 18

Is akadasimla cevirmeye denk gelmistik. Bana ehliyetiniz var mi resit misiniz deyip, arkadasimi gostererek anneniz mi demisti polis

Bi kere de gumrukten gecerken 18i gectiniz mi aileniz yaninizda mi fln demislerdi.

Iyi hissettiriyordu genc olmak mük bişi 25e donmek icin 1m dolares veririm

Ps.Simdi de yasimdan buyuk gosteriyorum galiba, kotu hissettiriyor
+1
üğpoıuy
(25.08.26)
Üniversitedeydim evimizi satıyorduk o ara makyajsızdım ev hali işte. Eve bakmaya gelenler beni orta okullu sandılar

İşe başladım yaş 25. Mekanlara girerken kimlik soruyorlardı

Hamileyim yaş 32. Birkaç hemşire vs 20 küsür sandı beni çocuk gelin de oldum

Ha bence o kadar da küçük göstermiyorum. Yaşımdan max 2-3 yaş küçük gösteriyorum bence bazı insanlar abartıyor

Kısa boyluyum ama minyon bir ifadem yok aslında.

Eskiden çok rahatsız oluyordum şimdi alıştım işte. Annem babam da aynı özellikle maşallah babam 67 yaşında 55 gösterir yani genetik
-4
Hallegadola
(25.08.26)
mutlu oluyorum ama işte vs dezavantajı olmuyor değil.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(25.08.26)
18-20 iken rüştümü ispat için hep kimlik göstermem gerekiyordu, hoşuma gitmiyordu. 25'ime kadar da hep en fazla 20 sanıldım. bu yüzden yaşça büyükler ve hatta yaşıtlarım hep çocukmuşum gibi davrandı. buna kızıyordum o zamanlar. :d dolmuşta liseli sanıp öğrenci ücreti alıyorlardı.

şimdi 30 yaşındayım. 23-24 falan sanıyorlar. buna da gülüyorum. mutlu etmiyor değil :d ama yine yaşımı bilmeyenlerin küçükmüşüm gibi üstten davrandıkları olmuyor değil. buna sinir oluyorum hala.

bugün 5-6 yaşlarında bir çocuk bana abla dedi ve buna da güldüm. abla değil teyzeyim ben dedim ahahsjdkdkd

halim tavrım çocuksu olduğu için onun da etkisi oluyor tabii. hiç ağırbaşlı değilim, güleryüzlü ve neşeliyim.

minyon da değilim, 1.70 boy 63 kilo. ha gerçi 15-20 yaşlarım arası aynı boy ve 48 kiloydum. kilom yüzünden küçük sanıyorlardı evet. 20'den sonra kilolar aldım tabii ajkskskd iyi de oldu çok zayıftım. :d

sesim de çocuksu. geçen telefonda bir çiçek fiyatı sordum, sesiniz küçük geliyor öğrenciye şu kadar olur dedi :d

ehliyetimi yeni almaya çalışıyorum, hocalar beni 22-23 sanmış.

hiç makyaj yapmıyorum ben, bunun da etkisi olabilir.
0
art cat chocolate
(25.08.26)
Çok mutlu oluyorum, çok hoşuma gidiyor. Biraz kilo versem daha bile küçük duracağım da işte son yıllarda kendi yaşımla gösterdiğim yaş arasındaki fark azaldı bu biraz üzücü olmaya başlayınca insanlara "kaç gösteriyorum" demeyi bıraktım.
Direkt yaşımı söylüyorum her duyan şoka giriyor o tepki beni bu hayatta en mutlu eden şey.
+1
mutekebbir
(25.08.26)
43 - e

sınıf arkadaşlarımla hala görüşüyoruz. eşleri, çocukları aynı yaşta olduğumuza asla inanmıyor. kendime bakınca o kadar genç göründüğümü düşünmüyorum ama saç dökülmedi, çok beyazlamadı diye mi acaba bilemedim.
+1
duster
(25.08.26)
37 yaşında erkek kişisi;

İş yerindeki 2 kadın personel arkadaş inanmadı 37 olduğuma.
+1
put it in your appropriate place
(25.08.26)
benim boyum 1.55 dolayısıyla minyon olduğum için hep küçük gösterdiğim söylenir.
bi de anne tarafım benim yaşlanmıyor. anneannem 88 yaşında vefat etti, yüzü çok kırışık değildi yaşına göre.
bundan yılllaaaaaar önce benden 5 yaş küçük kuzenimle sinemaya gittiğimizde ki o 8 yaşında falandı gişedeki kız onun 11 yaşında olduğuna inanmıştı ama benim 13 yaşında olduğuma inanmamıştı falan. o zamanlardan alıştım bu duruma.
şimdi soran 28-30 arası gösteriyorsun ama 25 desen de yerler diyorlar ama 36'yım.
son yıllarda kilo aldım 63 kilo oldum daha zayıfken çok daha küçük gösteriyordum.
0
matilda
(26.08.26)
20-21 yaşlarındayken beni diğer arkadaşlarımdan daha yaşlı sanıyorlardı, hoşuma gidiyordu. şimdi içim ağlıyor.
0
co2s2
(26.08.26)
40+ olarak gayet de memnunum. Standart 4-5 yaş küçük sanıyorlar. Farklı ırklardan insanlar, özellikle Doğu Asyalılar için yaşımı tahmin etmesi daha da zor. Onlar 10 yaş filan daha genç sanıyor. Kimlikten kontrol etmek isteyen cok oldu. Tek hayal kırıklığı insanlar gerçek yaşımı ogrenince oluyor. Yalancı Tosun Paşa' nın ortaya çıktığı an gibi. Bırak genç sansınlar diyorsun.

Hatta bi gün ofiste bana ilgi duyduğunu tahmin ettiğim 16 yas küçük Çinli bi hatun gerçek yaşımı öğrenince hayal kırıklığına uğramıştı. Ehliyeti gösterdiğimde e burda ... yazıyor demişti. O ehliyeti aldığım yıl dedim. Kız sonra yaş farkından ötürü soğudu benden.

Bir ara mahkemede filan yasi küçültmeyi düşündüm de meşakkatli işlermiş.
0
trixi
(26.08.26)
(21)

ben ekleyeyim mi?

inspired by a true story
yurt disinda yasiyorum, kadin kisisi benim. tatilde turkiye'ye dondugumde arkadaslarimla bulustum. bir suredir turkiye'ye kesin yapma konusunu degerlendirdigimi biliyorlar ve beni ikna etmek icin bana turkiye'den birini bulmaya calisiyorlar :) bu calismalar sirasinda arkadasim kemal'in sevgilisi ozg
yurt disinda yasiyorum, kadin kisisi benim. tatilde turkiye'ye dondugumde arkadaslarimla bulustum. bir suredir turkiye'ye kesin yapma konusunu degerlendirdigimi biliyorlar ve beni ikna etmek icin bana turkiye'den birini bulmaya calisiyorlar :)
bu calismalar sirasinda arkadasim kemal'in sevgilisi ozge, bana uygun oldugunu dusundugunu bir arkadasini davet etti, adi arda olsun. arda'ya once fotografimi gondermis, arda beni cok begenmis. bir saat sonra kalkti oturdugumuz yere geldi. o gelene kadar ozge bana arda hakkinda bir suru sey anlatti, butun temel bilgilere sahiptim diyebilirim. arda gelince ben de onu begendim, 1-2 saat kadar hep birlikte takildik, sohbet ettik. ama maalesef sunu sonradan fark ettim ki, sohbet sirasinda arda surekli bana bir seyler sordugu halde, ben cevabini bildigim icin ayni sorulari ona sormadim. onunla ilgilenmedigim icin degil, ozge bana onden bilgi verdigi icin sormak aklima gelmedi. birinden hoslaninca boyle mala baglama huyum vardir.
gecenin sonunda arda'nin bizden biraz erken ayrilmasi gerekiyordu mekandan, vedalasirken bana "sen eve nasil doneceksin, ben birakayim mi seni?" diye sordu. bu soruya cok hazirliksiz yakalandim. "metro vardir ya, metroyla donerim, son metroya daha var" diye bir seyler sacmaladim. biraz da arkadaslarimin yanindan yeni tanistigim bir adamla erken ayrilmaya utandim. arda'ya tesekkur ettim, umarim gitmeden tekrar gorusuruz dedik ve vedalastik. arda gittikten sonra arkadaslarim bana sen bir malsin dediler :D ozge ne dusundugumu sordu, "cok sempatik, cok canayakin birine benziyor, neden olmasin. tek dusunduren konu sigara icmesi oldu." dedim. masada 2 saat icinde sanirim 9-10 tane sigara icmistir. ben sigara kullanmiyorum. her ne kadar arda'ya onunla ilgilendigimi acikca gosteren bir davranista bulunmamis olsam da, ozge'ye soyledim. arda'dan bir hareket bekliyordum acikcasi.
aradan 2 hafta gecti, tekrar gorusmedik. gorusebilecegimiz bir imkan olmadi, ozge'yi de tekrar gormedim. kemal'e sordum, o hicbir sey bilmiyordu. arda beni instagram'dan eklemedi. yasadigim yere geri dondum. acaba ben mi onu eklesem diye dusunuyorum. ama eger benimle ilgilenmiyorsa ya da bir sebepten fikri degistiyse boyle bir adim atmis olmak istemem. cok kararsizim, ne yapayim?

edit: ozge'ye sordum, ben karismam dedi.
tanismamizdan sonra arda olumlu konusmus olsa ozge bu kadar notr kalmazdi diye dusunuyorum. belki hoslandi ama sonra herhangi bir sebepten fikrini degistirdi sanirim. eklemiycem, kismet degilmis. cevaplar icin tesekkurler.
-2
inspired by a true story
(25.08.26)
özge ve kemalden ses çıkmadıysa da ekle. hoşlanmışsın, muhtemelen hoşlanmış. belki efendi çocuk sende bir şey yok diye rahatsız etmek istemedi vs.

fikri değiştiyse de iki satır konuşmuş olursun netleşir. bu kadar yazıp ekleyip denememen büyük hata değil mi sence
+1
kisa
(25.08.26)
çocuk niye eklesin ki seni? ilgilenmediğinize dair bir sürü işaret almış. o da beni beğenmedi heralde demiştir.

instagram'dan ekleyin niyetinizi belli edin bence geç kalmadan.
+4
elektr10
(25.08.26)
ekleme.

kemal le özgenin konusmama ihtimali yok gibi bir sey bence. sen niyetini bildir ama geri dönüs gelmiyorsa zorlama derim.

özge gereksiz yere konusmus ve büyüyü bozmus biraz. ben böyle durumda hicbir sey anlatmazdim. birak arda kendini anlatsin yani.
+1
Purple life
(25.08.26)
Kemal hiçbir şey bilmiyorsa, Özge seni arayıp darlamadıysa, o iş olmamış demektir.

Boşver, Hem sigara içiyormuş zaten.
+1
Mirket
(25.08.26)
sigara bence büyük sorun onu düşünerek ekle.
sen ona sorular sormadıysan, eve bırakmasına da hayır dediysen benle ilgilenmiyo diye düşündü muhtemelen.
+1
jelly bear
(25.08.26)
en hayirlisi olmus.
yurtdisindan iki saatte 10 sigara icen bagimli icin neden döneseniz? adam chain smoker resmen.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.08.26)
bence ekleyin.

sigara konusunda bir not: ben cok sigara iciyordum, esimle sevgili oldugumuzda onun istegiyle biraktim, cok rahatsiz oluyordu. o zamandan beri icmiyorum, 12 yil oldu. benim icin de iyi oldu, simdi ben de sigaradan ayni sekilde rahatsiz oluyorum :)
+2
lemmiwinks
(25.08.26)
Tabii ki ne istiyorsan onu yapacaksin, bu tip konularda akil almak buyuk hata. Sadece kendini dinle, istiyorsan ekle istemiyorsan ekleme.

Sahsi arastirmalarim sonucu ilk adimi atmayan kizlarinin %86sinin mutsuzluktan öldüğünü tespit ettim. Ekleyeceksen mesaj da pesinden gelsin, dönüyorum bir kahvelik zaman yaratalim mi vb??? Eklemeyeceksen de hayatta basarilar.
+4
duster
(25.08.26)
%1 ihtimali deniyorsun şu anda. Yaşadığın yerde, sana uygun başka birileri mutlaka vardır.
0
gabe h coud
(25.08.26)
ekle gitsin ya. hatta izah et durumu.

böyle şeyleri bu kadar düşünüp "ya şöyle olsaydı?" demeye gelmez. açık olun, net olun. en fazla ne olacak ki, adam "ben o ışığı görmedim bizden olmaz" der bitti gitti.

hoşlanmak, bunu söylemek ayıp değil. bi de siz yani özellikle tanıştırılmış insanlarsınız öyle rastgele birine dan diye yazmıyorsun.

bence ekle veya yaz gitsin. pekala çocuk senden ilgi görmediğini düşünüp rahatsız etmemek istemiş olabilir. ne düşündüğünü ve istediğini söyle kafan rahat olsun.
+3
der meister
(25.08.26)
nasıl egolar var böyle yahu :) adam sana bir sürü sorular soracak, seni beğendiğinin haberini uçuracak , eve bırakmayı teklif edecek , hiçbir tepki alamayacak, ama sen onu eklediğinde gururun incinecek öyle mi? çok kasıyorsun bence, çok hem de.
+3
loch ness
(25.08.26)
Bulusmus olmak icin bulusmussun cocuk ideal cikinca da pisman olmussun.
+1
baldur2
(25.08.26)
Abla Türkiye'de erkek mi kalmadı, bu nasıl fikir. Normal dön. Zamanla bulursun birini nasibinde varsa. Liseli muhabbeti bu.
-6
arbre
(25.08.26)
ozge'ye sordum, ben karismam dedi.
tanismamizdan sonra arda olumlu konusmus olsa ozge bu kadar notr kalmazdi diye dusunuyorum. belki hoslandi ama sonra herhangi bir sebepten fikrini degistirdi sanirim. eklemiycem, kismet degilmis. cevaplar icin tesekkurler.
0
🌸inspired by a true story
(25.08.26)
"sigara"dan sonrasını okumadım.
herkesin hayatına kimse karışamaz ama sigara kırmızı çizgim.
+1
late viper
(25.08.26)
Koştura koştura arkadaşlarını çağıracaklar, sonra da karışmayacaklar. Gerçekçi gelmedi. Arda bir sebeple sizle devam etmek istememiş. Ben zorlamazdım. Yine de denemek istiyorsanız ekleyin.
+3
asteriks
(25.08.26)
Olumlu olsa arkadaşına söylerdi bence. Ben karışmam ne alaka başta karışırlen iyiydi.
+1
pembe mezarlık
(26.08.26)
Eğer o geceki davranışım beni rahatsız ettiyse eklemez ama kısa bir mesaj atar, açıklardım hatta güzel bir akşamdı derdim. Zaten vereceği cevapta ne hissettiği belli olurdu.
Arkadaşlarınızın kaçak oynaması hoş olmamış, ki siz neden olmasın da demişsiniz. Ben onları karıştırmadan Eğer gerçekten hoşlandıysam bir kere mesaj atardım cevabına göre geri çekilirdim.
0
mslny
(26.08.26)
Önce aranızı yapmaya çalışıp iş biraz karmaşıklaşınca "ben karışmam" diyen Ayşe'yle de aramdaki ilişkiyi gözden geçirir, biraz mesafe koyardım.
+6
himmet dayi
(26.08.26)
ekleyin, en kötü ne olabiliR?
+1
co2s2
(26.08.26)
Çocuk sizin onunla ilgilenmediğini düşündüğü için+ arkadaşın Özge ye sempatik dediğin için(beğenilmeyen erkekler için denir bu) ve elbette sigara içiyor dediğin için senin fikrini olumsu değerlendirmiş o halde ben de hiç istememem demiştir . Bence ekle.. ve sen sohbet başlat. Gidişattan anlarsın.
Ayrıca arkadaşlarına da güvenme. Seni biri ile tanistirirken iyi olumsuz sonuçlandı diye ölü numarası yaparken kötü. Açık ve net çocuğun fikrini söylemeleri gerekirdi
+1
hacirotti
(28.08.26)
(14)

Kaç dakikada uykuya dalıyorsunuz?

renegade
Malum uyku en önemli ihtiyaçlardan biri ama modern hayatın stresi uyku sorunları ile etkisini gösteriyor. Siz kaç dakikada dalıyorsunuz uykuya?
Malum uyku en önemli ihtiyaçlardan biri ama modern hayatın stresi uyku sorunları ile etkisini gösteriyor. Siz kaç dakikada dalıyorsunuz uykuya?
📊 Kaç dakikada uykuya dalıyorsunuz?

Bu anket sona erdi. 71 oy kullanıldı.

-1
renegade
(12.08.26)
Kanepeye uzandığımda hemen, yatağıma yattığımda en az yarım saat geçmesi gerekiyor.
0
rock n roll
(12.08.26)
çok az uyuyorum maalesef; uykuya geçmem de en az 1 saat sürüyor
0
sweetoffice
(12.08.26)
normal şartlarda kafamı koyar koymaz. ama lanet olası insanlar yüzünden kafama bişeyler takıldığında saatlerce uyuyamadığım da oluyor. aya vurursak ayda 3-5 böyle oluyor. onun haricinde normal şartlarda uyuyorum.
-1
naksidil
(12.08.26)
uykuya zor dalıyorum, gece yarısı uyanıyorum, sabahın köründe alarmsız kalkıyorum, gün içi uyukluyorum. evet bildiniz. moruk. (53)
kütük gibi 8-9 saat uyumak isterdim.
0
lazpalle
(12.08.26)
Elektronik eşyaları yatak odasından uzaklaştırdığımdan beri uykum düzeldi, ne olursa olsun telefonu almıyorum.
0
mirty
(12.08.26)
hem uykum varsa hem de kafam rahatsa en ideal senaryoda bile 20 dakikası var. diğer durumda 1-2 saat arası. tavuk döner gibi paso dönüyorum çocukluktan beri değişmedi maalesef yaş, iş, sağlık durumu vs. hiç fark etmiyor.
0
der meister
(12.08.26)
Sanırım 3-5dk, zaman zaman 15dkya kadar uzadığı oluyordur. 10 yılı vardır hiç uyku problemi yaşamadım, nasıl oluyor diye soran olsa heralde hergün aynı saatte yatmam nedeniyle derdim.
0
akhenaten
(12.08.26)
İçmediğim zamanlarda bile 5-10 dakikayı geçmiyor. Senede uyuyamadığım gece sayısı 1 elin parmaklarını geçmez. Çok çabuk uykuya dalıyorum.
0
kumandanim
(12.08.26)
telefonu bıraktığımda 1-2 dk içinde uyuyorum.
ama stres/alışkanlık/başka sebepler yüzünden telefonsuz iki dk yatakta yatmadan duramıyorum.
0
biseysorcaktim
(12.08.26)
Anında uyuyan arkadaşlar cenneti yaşıyorsunuz öyle diyim

En az bir saat
+1
Hallegadola
(12.08.26)
Keyfim yerindeyse; 7 saniye filan
Keyfim normal; 3-5 dakika
Keyfim kötüyse; 10 dakikayı bulur.

Piskolojim anksiyete filan varsa Yine bana haram geceler; Ne hasta bekler sabahı
+1
put it in your appropriate place
(12.08.26)
Valla eskiden kafami koydugum gibi yatabilme yetenegine sahiptim ama son 2-3 yildir yataga gidince uyuyamama olayindan muzdaribim, genelde de 1-2 saati buluyor kendimden gecmem.
0
j r r tolkien hayrani
(12.08.26)
hemen uyurum. koltukta bile uyuyakalıyorum. ancak hiç dinlenmiş olarak uyanmıyorum.
0
art cat chocolate
(12.08.26)
insanin bebegi varken daha kafasi yastiga degmeden uyuyakaliyor.
0
sir gawain
(13.08.26)
(8)

Mekke anlassmasini nasil yorumlamaliyiz

lapaz
Ukrayndaki gibi issiz erkek populasyonu tehlikede mi?
Ukrayndaki gibi issiz erkek populasyonu tehlikede mi?
0
lapaz
(09.08.26)
Yıllar ABD ye yer sağladığı üslerin İran tarafından vurulmasıyla ABD nin daha kendisini bile koruyamadığını gören Suudi Arabistan'dan bir halt olmaz normalde ama para gücü onda .
Pakistan da nükleer güç olarak önemli.
Türkiye'nin de bu ittifakta kendi askeri ve operasyonel gücüyle birlikte düşünüldüğünde uluslararası dengeleri değiştirme açısından da önemli bir anlaşma.
Olması gereken ise bu ittifaka bizim yön vermemiz lazım .

İşsiz ama kalbinde vatan ,millet diyen nitelikli erkekler için bir sorun olmaz.
-3
diyecevaplandı
(09.08.26)
duyuru'nun kadrolu aktroll'ü olumlu bulmuş. var sen hesap et.

abd ve israil'in uşaklığını yapmak için kurulmuş bir şey. zaten ayrı ayrı hepimiz yapıyorduk da böyle daha "organize" olacak. vatan millet sevgisi olan gençler epstein yamyamları için kalkan edilecek, bir grup akıl hastası da savaş türkün düğünüdür filan diye coşacak işte. bin yıllık hikaye.

ha temelde çok önemli bi şey olduğuna inanmıyorum, o ayrı. sözleşme imzalayıp şunu yapacağız bunu yapacağız demek ayrı şey, onları uygulamak bambaşka bi şey.
+3
der meister
(09.08.26)
iranı yok etme amaçlı kuruldu daha çok. önümüzdeki zamanlarda bir şekilde iranla çatışma/savaş çıkacak. anlaşma gereği 3 lü kıskaçla yıpratılacak. abd ve israil destekli büyük bir operasyonla bop tamamlanacak. israilin bulunduğu bir coğrafyada böyle bir ittifakın itirazsız kurulması mümkün değil.
+4
ground
(09.08.26)
Taşere etmeyi mi sordun?
Anlamı şuymuş.

Taşere etmek, bir işi veya görevi kendi üzerindeyken başka bir kişiye, kuruma ya da alt yükleniciye (taşerona) devretmek veya havale etmek anlamına gelir.
0
Mirket
(09.08.26)
duyurunun yurtdışını arşınlamış, çok şey görmüş sözde ve çakma muhalif trolü , bir yandan trol derken arka tarafta yazdıklarımı yakip edemeden duramamakla birlikte beni ne derece önemsediğini aslında göstermiş olduğunu görüyoruz.

Sen yurtdışı ortam görmüş biri olarak (! , :) yine onların basın, medyasına baksana Türkiye'nin artık ne derece bölgede önemli aktör olduğunu Ankara ile batının diplomasi trafiğinin ne derece arttığını hiç okumuyor musun ? Onlar da mı trol ?
Senin sadece Ortadoğu, "Arap" veya göçmen diye baktıklarına Batı, iş ,anlaşma, para akışı, kazanç olarak bakıyor. Batı asıllı teknoloji markalarının veri merkezleri bile orada.
Son aylarda biraz zarar gördüler tabi .

Senin gibi trol kelimesi sevdalısı olup niteliğini ise pek anlayamadığımız solculuk taslayan tipler yüzünden , ciddi manada Türkiye milliyetçisi olan solcular da arka planda kaldı.
Duyurunun kadrolu, çok sert muhalifi anlaşmayı olumsuz bulmuş mu diyelim şimdi ?

Askerlik yapmak kavramı bile kimisi için hizmet değil sanki bir tür yara.
Ben yaptığım için öyle bir yaram da yok.

Sen burada diğeri arasında 6. Belki 7. sıradasın sanırım. Agresif ve gizli takipçilerim var biliyorum .
-2
diyecevaplandı
(09.08.26)
aynı şekilde koreyede vatan millet sevgisiyle gidildi değil mi?
kendi üstlerini koruyamayan abdye kalkan olma antlaşması.
birde israil antlaşmadan rahatsız diye pazarlamıyorlar mı.
+2
my fault
(09.08.26)
@my fault
siyasetin gerçekleri ile sokaktaki sadece cebini düşünen kimsenin gerçekleri farklı şeyler haliyle. Yerel seviyede böyle saçmalayan değil, siyasi manada karar alıcı seviyesinde biri olsan herhalde böyle düşünmeyeceksin.
Bu askerimizi çok düşündüğün manasına da gelmez. Askerlik her an bedelli yapılan bir şey değil, temelinde ise
fiilen yapılır.
Ben yabancı basına medyaya bak diyorum en azından sen kıymeti kendinden menkul sızlanmalar yapıyorsun.

Bu anlaşma böyle her zaman kalmaz farklı anlaşmalara, dengelere de dönüşme özelliğine sahip.
Devletler arası sürekli dostluk sürekli düşlamlık olmaz .
Hazır Kore'ye gitmişken, Japonya tarafına da uğra ABD askeri orada ne arıyor diye bak .
-3
diyecevaplandı
(09.08.26)
Zaten aciklandi:

1) "Türk yetkililer, Pakistan'ın Hindistan'la ve Suudi Arabistan'ın İran destekli Husiler'le yaşadığı çatışmalara atıfta bulundu."

2) "Türkiye, anlaşmanın üçüncü bir tarafa karşı olmadığını da kayda geçirerek İsrail'in hedef olarak görülmediğinin altını çizdi."

Sorsaniz, bu uc ulkenin de bolgedeki bas dusmani Israil'dir. Fakat aciklama yaparken Iran'i hedef gosteriyorlar, Israil'e karsi degil diyorlar. Belki de Israil'e karsi ama gizleme ihtiyaci duyuyorlar. Fakat bunu yaparken Iran'i neden hedef gosteriyorsun? Veya neden gizleme ihtyiaci duyuyorsun? Kimden cekiniyorsun, Israil'den mi yoksa ABD'den mi? Madem boyle bir anlasma imzaladiniz, o zaman aciklamayi da hedef gostermeden, tahriklere ve saldirilara karsi falan deyip gecersin. Boylelikle kimse Israil'i, Iran'dan koruma anlasmasi demez.

Orta Dogu'da su an pek cok ulkeye saldirmis olan, pek cok ulke tarafindan kara listeye alinan ve uluslararasi mahkemelerde mahkum edilen, savas sucu isleyen ve soykirim yapan Israil mi problem yoksa Israil'in saldirmis oldugu Iran mi?

Bu nedenlerle cok acik ki anlasma, Amerikan gudumunde gizli bir Israil'i koruma anlasmasi gibi duruyor. Bunun da nedeni Turk makamlarinin yaptigi Iran vurgusu. Bu olmasaymis gayet iyi bir anlasma.
+2
Sour
(09.08.26)
(11)

kuryelerin kapıyı çalmayıp "geldik" diye araması?

der meister
bu durumu siz de yaşıyor musunuz?özellikle kontrol ettim, kayıtlı not veya zile basmayın gibi bir seçenek yok. çoğu kurye kapının önüne gelince "geldim kapıyı açar mısınız" diye arıyor. dümdüz sokaktaki herhangi bir apartman burası bir de site değil, ekstra herhangi bir durum yok.bu bir çeşit işvere
bu durumu siz de yaşıyor musunuz?

özellikle kontrol ettim, kayıtlı not veya zile basmayın gibi bir seçenek yok. çoğu kurye kapının önüne gelince "geldim kapıyı açar mısınız" diye arıyor. dümdüz sokaktaki herhangi bir apartman burası bir de site değil, ekstra herhangi bir durum yok.

bu bir çeşit işveren talimatı filan mı acaba, böyle yapın mı dendi?

benim açımdan sorun yok da yani kuryeye eziyet bence, manasız. zile basmak varken arıyor, bir de firma üzerinden bağlandığı için bekliyoruz filan. anlamadım. bir değil iki değil sürekli yapıyorlar bunu.
0
der meister
(08.08.26)
Birim zamanda ne kadar çok kargo teslim ederlerse o kadar çok kazanıyorlar. Zamandan tasarruf etmeye çalışıyorlar. Kapına geldiğimde hemen aç, beni bekletme diyorlar.
-2
sekizdokuzon
(08.08.26)
Evet hep yaşıyoruz hatta benzer bir soru sanırım ben de sormistum bir defa.
Evimiz müstakil kapı iki adım ötede yine de ariyolar ben çıkıp arabadan alıyorum ama çoğu zaman evde yoksak balkona bırakıyorlar.

Bunu eczane kuryesi de hep yapıyor.
Ben de aksine kapıya gelmeleri eziyet gibi geldiği için bu yöntemi kullanıyorlar sanıyordum ve diğer arkadaşın belirttiği gibi prim olayı da olabilir.
0
egerbiryolcu
(08.08.26)
benim şahit olduğum durumlarda kurye kapıda bekleyip bana telefon açıyordu çoğunlukla. yani onların da işini yavaşlatan bir şey. gelip zile bassa zaten alacağım. birkaç dakika önceden arayıp "hazır ol geliyorum" dese neyse. haliyle işi hızlandırmalarını sağladığını hiç zannetmiyorum, aksine yavaşlatıyor.
0
🌸der meister
(08.08.26)
Genellikle işi hızlandıran bir şeyi çok yanlış şekilde uyguluyorlar o zaman
0
sekizdokuzon
(08.08.26)
kargolarda çok sık yaşıyorum bu durumu. merhaba kargonuz var evde misiniz? evet. birazdan geleceğim kargo kodunu alabilir miyim diyolar.
0
omer460
(08.08.26)
bence güzel bir şey, belki üstün başın uygun değil, belki tuvalettesin falan. iyi tarafından bakmak lazım.
+1
neira
(08.08.26)
Nasil korkutuldularsa… yazik valla. Millet evine kurye yemek kiyafet getirebiliyor diye kendini önemli biri zannediyor. Videolarda görüyoruz hep.
0
Purple life
(08.08.26)
Ben de bir yakınıma giderken geldik kapıyı aç diye arıyorum. Bence zil çalıp beklemekten çok daha büyük kolaylık :)

Ayrıca kat 1 d 3 diyorsun zilde farklı denk gelebiliyor. Bassan çıkan adamla niye bastın diyip kavga ediyon vs vs
0
Rondak
(09.08.26)
kolaygelsin yarım saat öncesinden arıyor. bence gerekli bir şey. markete çıkmayalım, duşa girmeyelim, oturup kargoyu bekleyelim diye arıyorlar.

ayrıca evde yoksanız da alternatif teslimat seçenekleri için arıyorlar.

evet müşterinin işine yarayan bir uygulama, kargo peşinde koşmamak için iyi.

aynı zamanda kargo şirketine de yarıyor. tekrar o kargoyu dağıtıma çıkarmakla uğraşmıyor, deposu günlerce dolu kalmıyor, müşteri hizmetleri aramaları azalıyor, şube trafiği azalıyor.

kuryeye ek iş çıkmış oluyor. buna yapacak bir şey pek yok. aslında kolaygelsin telesekreter ile arama yaptırıyor otomatik ve tuşlamalı cevapla yani. diğer şirketler de bunu yapabilir.
+1
art cat chocolate
(09.08.26)
Sizin bakış açınızda zaten evdeyim neden arıyor diye sormak haklı bir soru ama kurye tarafındaki istatistiklere bakmak lazım, belki 50 kargodan 35-40'ının sahibi işte güçte markette oluyor, bu sefer her seferin zil çalmak, 1 dk civarı beklemek ardından aramak ulaşmaya çalışmak daha büyük külfet oluyor olabilir, bunun yerine evdeysen de değilsen kesin sonuca ulaşılabilecek arama yöntemini tercih ediyorlar bence, arıyor evdeyse kapıyı açıyorsun, değilsen kapıya bırak / şu komşuya bırak diyebiliyorsun. normalde ekstra külfet gibi olsa da sonucunda onlar da bir deneyimin sonucunda bu davranışa varıyorlar.
+3
atom karincanin torunu
(09.08.26)
kidemli bir kurye olarak yorumlayayim
cogu evde kopek var kapiya vurunca zile basinca kopek huysuzlasiyor
bundan ozlelikle belirtiyor cogu siparis veren
cocuk uyuyor olabiliyor
telefon en sessiz sekilde yapilani

ikincisi bir de guvenlik icin az da olsa. dun kadini giristeki tuslu cihazdan aradim dondu uygulamadan teyit etti sen mi geldin diye her onune gelene kapiyi acmiyorlar

ucuncusu @atomkarinca hakli cogu evde degilken. siparis veriyor arayinca suraya birak diyor

bazi yerler site oluyor siteye girmek icin mecbur ariyorsunuz
bazi evlerde zil yok ozellikle benim calsitigim yerde zil yok genelde evlerde kamera var biri gelince goruyorlar

bundan dolayi aramak daha kolay aliskanlik

bazi musteriler kendileri belirtiyor zile bas ya da kapiya vur teslimat yaptigini bileyim diye. Bunun disinda bir kere kendim zile bastim siparisi tamamlamak icin kadinin bana kod soylemesi lazimdi telefonlara cevap vermeyince zile basmak zorunda kaldim. sabah erken saatti uyuyakalmis
0
aloneinthedark
(10.08.26)
(5)

düşük cl'li içki nerelerde satılır

biseysorcaktim
gin ya da viski almak istiyorum. az miktarda içeyim ya da kokteyl yapıp az az tüketeyim istiyorum ama ne zaman bir şişe alsam, dibi görmeden bırakamıyorum. açıkçası markette gördüğüm 20cl'lik yüksek alkollü içki almaya bile cesaret edemiyorum. 5 - 10 cl'lik lazım ama hiç marketlerde görmedim.nereler
gin ya da viski almak istiyorum. az miktarda içeyim ya da kokteyl yapıp az az tüketeyim istiyorum ama ne zaman bir şişe alsam, dibi görmeden bırakamıyorum. açıkçası markette gördüğüm 20cl'lik yüksek alkollü içki almaya bile cesaret edemiyorum. 5 - 10 cl'lik lazım ama hiç marketlerde görmedim.

nerelerde satılıyor?
istanbul'da değilim. bir mekana gideyim oturayım içeyim de istemiyorum.

migros'larda var mı? tekellerde var mı?
konu hakkında tavsiyeniz düşünceniz var mı? 20'lik alıp bir akşamda içemeyeceğim kadar seyreltme önerisi varsa onu da deneyebilirim.
+1
biseysorcaktim
(08.08.26)
Minyatür alkollu iceceklerin tekellerde marketlerde satışı yasak, ama birçoğunda mevcut, gözü kara tekeller uluorta satmada da bir sekilde zulada bulundurur. Tanıdık tekel zorlayın biraz.
0
covered
(08.08.26)
o minik şişeli alkollerin son tüketiciye satılması yasak.

kimlere serbest bilmiyorum ama ancak almaya yetkili bir tanıdığınız varsa olabilir (tekel bayii, otelci vs).
-1
kibritsuyu
(08.08.26)
35 cl.den küçük şişelerin parekende satışı yaşaktır. 20 cl olanları içkili lokantalarda, daha küçük boyları, free shoplarda veya otel mini barlarında falan bulunur.
0
Mirket
(08.08.26)
abi zor ya. semtin "seçkin" tekel bayilerine sormak iyi bir fikir olabilir. tek tük de olsa onlarda çıkıyor bazen. büyük mağazalarda bile pek bulunmuyor o tür ürünler. 35'liğin altı kolay değil, bir gün bulsan ertesi gün bulamazsın. hep gittiğin tanıdığın bir yer varsa onlar yardımcı olur belki.

yalnız şu da dikkatimi çekti "ne zaman bir şişe alsam dibi görmeden bırakamıyorum" sıkıntılı bir ifade. umarım problem yoktur. anladığım kadarıyla az içeyim ama alkollü güzel bi şeyler olsun diyorsun. maalesef onu evde yapmak zor.
+1
der meister
(08.08.26)
teşekkürler yanıtlar için. o küçük şişeler satılmıyorsa, neden var?

içkiyle ilgili bir derdim sıkıntım yok @der meister, sorduğun için sağol. dediğin gibi, keyif olsun diye içmek istiyorum. bir iki kadeh sonrası hiç farkına varmadan devamını getiriyorum ya da "aman boşver devam" diyorum. bir bakmışım şişe bitmiş. o yüzden yalnızken sadece 2 bira alıyorum, diğer içkileri hiç almıyorum.

35'lik alsam, 2-3 litre olacak şekilde seyreltsem ama bozulmasa. öyle bir tarif biliyor musunuz? benim bildiğim kokteyller pek saklanmıyor.
0
🌸biseysorcaktim
(08.08.26)
(10)

ehliyet sürüş sınavı

art cat chocolate
daha 2 akşam önce hatasız şekilde 2-3 defa tüm parkları yapmıştım. parklarım iyi yani normalde.sınavda aşırı heyecanlandım. bir tanesini bile yapamadım. tamamen her şeyi unuttum.ilk sınavda da heyecandan güzergahı karıştırdım.ağzım kuruyor heyecandan, çok çarpıntım oluyor. normal sürerken değil sade
daha 2 akşam önce hatasız şekilde 2-3 defa tüm parkları yapmıştım. parklarım iyi yani normalde.

sınavda aşırı heyecanlandım. bir tanesini bile yapamadım. tamamen her şeyi unuttum.

ilk sınavda da heyecandan güzergahı karıştırdım.

ağzım kuruyor heyecandan, çok çarpıntım oluyor. normal sürerken değil sadece sınavda böyle oluyor.

bunu nasıl aşarım?
0
art cat chocolate
(08.08.26)
(bkz: dideral)
+1
yadigar
(08.08.26)
Motive etmeye geldim 😀

Heyecanlanman normal ama kendine şunu sorabilirsin. " Yapamazsam en kötü ne olur?" Böyle düşündüğünde rahatlarsın. Dünyanın sonu değil, sağlık olsun.

Yapamazsam en kötü ne olur? bu soruyu sorduğunda bence rahatlayacaksın ve kolay olacak. Çünkü sen zaten yapabiliyorsun, sadece heyecanlandığın için olmuyor.
+1
rock n roll
(08.08.26)
dideral bu durumlarda önerilse bile pek faydalı olduğunu görmedim:/
0
homohominilupus
(08.08.26)
direksiyon sınavında ezbere hareket ediliyor haklı olarak, ama yeterince tecrübeli sürücüler bunları düşünerek yapmıyor. çok veya iyi yaptığınız herhangi bir şey heyecanınızdan daha az etkilenir. yani daha fazla pratikle "unutulabilir" bir şey olmaktan çıkarmak işe yarayabilir.

ilk cevabı tiklememişsiniz, ama ciddi anksiyete yaşıyorsanız da psikiyatriste danışmak ve ilaç çözümlerini değerlendirmek mantıklı olabilir.
+3
matlii
(08.08.26)
dideral cevabı eksilenmiş ama sakinleştirici iyi fikir olabilir. uzman değilim altını çizerek belirteyim de sonra başıma iş almayayım ama bu tür işlere yönelik hızlı etki eden sakinleştiriciler var. yalnız başka bir zamanda bir tane atıp denemenizi öneririm etkisini görmek açısından, çok etkili olursa koordinasyonu etkileyebiliyor çünkü. sınav stresi farklı. biz bir kere araçla cıngan mahallesine girdiydik. teyzem usta şoför olmasına rağmen o anın stresiyle çıkmakta zorlandı. sanki tır sürüyormuş da arkada dorse varmış gibi manevrayı ters filan yapıyordu çıkarken, sağa kıracağı yerde sola filan kırıyordu, acayip şaşırmış da ben düzeltmiştim. sinir-stres-panik yaptırıyor insana bunu.

bu arada bir kez tecrübe ettiğiniz için muhtemelen hiçbir şey yapmasanız bile ikincisinde daha rahat olursunuz. sakinleştirici gerçekten iyi bir fikir olabilir önceden denemek kaydıyla. çok gördüm ben öyle ehliyet zamanı hapçı gibi gezen adam, anormal bi durum da değil herkes yapıyor.
+2
der meister
(08.08.26)
Gitmeden evde veya termosunuza doldurup yolda içmek için papatya çayı yapın, beni epey sakinleştirmişti.
0
ekimoloji
(08.08.26)
Dideral demeye gelmiştim. Reçetesiz satılıyor diye biliyorum. Ben sunum yapmadan/ sınava girmeden önce atarım bi tane genelde.

Eczaneye danışabilirsiniz bu konuda bence.
+1
substituent
(08.08.26)
dideral hormon salinimini ve kalp damarlarinin uyarimini engelleyen bir ilac. boylelikle kalp atisini yavaslatiyor, tansiyonu dusuruyor. eger kalple ilgili (gizli) bir probleminiz varsa dideral kullanmak yan etkiler ortaya cikarabilir (ritim bozuklugu gibi). eger ola ki nabziniz dusukse ve bu ilaci alirsaniz bilinc kaybi yasayabilirsiniz. bilin de ona gore alin.
0
Sour
(08.08.26)
mesajla cevap veriyordum. buraya yazayım.

ben astım hastasıyım. dideral benim için riskli, kullanamam. kulanırsam astım krizine girerim. kalple ilgili de mitral yetmezliğim var. beta bloker olarak saneloc kullanıyorum.

kurstaki hocalar da dideral deyip durdular, tüm heyecanlı öğrencilere bunu öneriyorlarmış. bence doğrudan ilaç ismi verip öneri yapmak tehlikeli
+2
🌸art cat chocolate
(09.08.26)
uzun nefes verme tekniği anksiyeteyi azaltıyor. 4 saniye de alip 8 saniyede veriyoruz. bunu 4-5 dakika tekrarliyoruz.
0
sinematikcrop
(09.08.26)
(29)

herkes çok mu zengin?

art cat chocolate
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alı
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.

mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alıyorlar? şirketteki insanların yarısının arabası var. arabası olmayan kişilerden de bir kısmının motoru var. bu insanlar bu araçları nasıl alıyorlar? 1.5 milyondan aşağı iyi araba bulamazsın diyorlar bana mesela. 1.5 milyonu nereden bulacağım?

ailemden ayrı şehirde yaşıyorum. maaşımın yarısı ve bazen yarısından çoğu kirama gitti 6 yıllık iş hayatımda. şu anki işimde maaşım bir nebze daha yüksek. ancak başka eve çıkmam gerekiyor ve yine maaşımın yarısı olacak yani. memlekete gidemiyorum orada benim iş imkanım yok. ayrıca rezidansta falan da oturmuyorum yani.

ailemin de arabası yok zaten mesela. mirasımız falan da yok dedelerden. ailem de memur yani. müdür falan da değiller, düz memur.

bazen arkadaşlarla buluşuyoruz. o ülke senin bu ülke benim geziyorlar. avrupa ülkelerinden, vizeli olanlardan bahsediyorum. konsere bile gitseler en pahalısına gidiyorlar falan. kırk yılın başı tatile gideceğim, bana bir otel önerdiler, benim bulduğumun 2-3 katı fiyatına. ya bazıları benle aynı mesleğe benzer gelire sahip. bu hayatları nasıl karşılıyorlar?

ben mesela hayatta ev falan alamam. birikim bile yapamıyorum. bilgisayarım bozuktu 4 yıl boyunca. yeni pc alabilmek için kredi çektim ve 1 yıldır onun taksidini ödüyorum.

herkes 200 bin ve üzeri mi kazanıyor gerçekten? yoksa herkesin ailesi mi zengin?

benim için 500 bin tllik bir araba almak bile çok zor mesela. o fiyata araba varsa... insanlar nasıl araba alıyorlar?
+4
art cat chocolate
(04.08.26)
gördüğün kesim %1 bile değil. %1 zengin olunca herkes zengin olmuyor. sen olanı görüyosun. olmayanı görmüyosun.
0
jelly bear
(04.08.26)
Hastaneler full hasta dolu, buna bakarak ülkenin tamamı hasta mı diyoruz? 2.5 milyonluk araba alacak şahıs belki 45 yaşına kadar hiç evlenmemiş, birikim yapmış olabilir. miras gelmiş olabilir. vs vs. Bakış açın yanlış.
0
HellKeePer
(04.08.26)
Buna ben de çok kırgınım :') cidden herkes zengin aq
+1
üğpoıuy
(04.08.26)
algı algı algı
aramızda yeşil pasaportlu, arabalı, evi olan insanlar var temelde her şeyi tamam, ama insanlar çok zengin diyebiliyor, başkası da kiraya maaşının yarısından çoğunu veriyor.

bir kere, bordrolu çalışanların %80i maksimum 2 asgari ücret alıyor. yani aylık 50 bini geçtiğinde bordroluların yüzde 20sine giriyorsun.

ev araba almak gerçekten tek maaşlı biri için hayal oldu, 2 kişi olup birinin maaşı yaşama diğerininki krediye gidecek ki ev alınabilsin.

2.5M a araba alan belki tüm parasını arabaya veriyor, bu onu zengin etmez (belki de zengindir bilemem)

tatile çıkan yıl boyu kredi ödüyor belki de vs.
ancak şu bir gerçek, herkes çok zengin değil ama herkesin alım gücü çok düştü ve gelirin %60 ı kiraya gitmesi çok zor, kötü bir durum.
aynı gün 3-5 kıyafet değiştirip 3 günlük geziyi 1 aylık gibi paylaşanlar var.

kısaca, algıya takılma. aile yardımı vardır (aileden yardım almayan insan çok azaldı bu devirde) sponsoru vardır, bazı şeyleri şirket ödüyordur vs vs vs.
canını sıkma diyemeyeceğim ama yanlış algı yüzünden canını sıkma.
+1
kisa
(04.08.26)
Yani o parayı nakit çıkarıp verebilecek küçük bir kesim vardır ama çoğu insan borç içinde yüzerek yapıyor bunları. Ayrıca insanların anlattıklarını, sosyal medyada koyduklarını vs. ham gerçeklik diye düşünmeyin. Yalan söylüyor da olabilirler.
+2
peki madem
(04.08.26)
Herkes maaşlı çalışmıyor. 1.5 milyonu maaşından kese kese biriktirmiyor. farklı kazanç türleri var. Maaşlı çalışan Herkes de çok düşük maaşlı çalışmıyor. Herkes arabasını evini tamamen çalıştığı biriktirdiği parayla da almıyor. birçoğunda çok ciddi aile faktörü var. Ama güzel geliri olup evini arabasını kendi başına alabilen bir kesim de elbette var. Bir sürü değişken var yani. Bir de her şey hemen bir anda olmak zorunda değil. Tek seferde 1.5 milyonluk araba alamazsın belki ama baştan bi 300-500 birikim sağlayıp üstüne ekleye ekleye gidilebilir.
0
dfn4
(04.08.26)
Sokaga ciktiginda gordugun tum evlerin, dukkanlarin, araclarin sahipleri var. O bakimdan evet "zengin" cok. Bircogu da miras yoluyla bunu nispeten kolay elde edebiliyor. Ama aylik gelirin 100bin ise sen de birkac yil icerisinde kucuk de olsa bir seyin bir ucundan sahip olabilirdin/olabilirsin. Bu maasinin yarisini eve vererek degil, ancak harcamalari kisip biriktirerek olabilir. Cogu kadin bunu tercih etmiyor, erkeklerin bir kismi aile sorumlulugu icin mecburen yapiyor.
-1
osssy
(04.08.26)
çalışan biriyle evlenmek mantıklı bi seçenek gibi duruyor.
-4
elorelia
(04.08.26)
bence ben zengin değilim ama saydığınız şeylerin bi kısmına sahibim. ama şöyle oldu, evim var babam aldı, arabam var, ilk arabamı da babam verdi. sonraki arabamı babamın şirketi aldı, ondan sonrakini de evlenince var olan arabanın üzerine borçla falan koyup eşimle aldık değeri 1,5 milyon.

yılda 2-3 kere yurtdışına çıkıyorum, iki kere tatile gidiyorum. babamın sağladığı imkanlar bir yana bu gezme tozma işi tamamen seçimlerle alakalı. benzer paraları kazandığımız ve yine ailesinin verdiği evde oturup kira ödemeyen arkadaşlarım bizim kadar tatile çıkamıyorlar çünkü ben yılda 1 kere kuaföre gidiyorum onlar 2 ayda 1 10-15 k kuaföre para veriyorlar. ya da ben dyson almıyorum 20-30k paraya. bana baktıklarında onlardan daha zengin görünüyorum. ya da çocuk sahibi olmayı hiç istemedik bu da şimdilik çok karlı.

siz de 6 sene maaşınızın yarısını kiraya vermeyi seçmişsiniz, paylaşımlı bi evde yaşayabilir, ev arkadaşı ile kalabilir maaşınızın çeyreğini verebilirdiniz. benim ilk asistanım; mezun olur olmaz kız bizde işe başladı, 2k maaşı vardı, 20bin liralık araba aldı, maaşının yarısını arabaya ödemeye başladı çünkü çok istiyordu. 22 yaşında ilk arabasını almış oldu, sonra zaten asgari ücret öyle hızla arttı ki ödediği para da bi şeye benzemedi.

bence ailenizin de hem anne hem baba memur olarak çalıştıysa hiç araba almamış olmaları ilginç bi tercih. alabilirlerdi gibi geliyor. ya da ben anlamam bilmiyorum.

eklemeyi unutmuşum, tam zamanlı çalıştığım işin yanında her zaman müşterisini bulmadığım ya da kabul etmediğim çok niş bi alanda saatlik ücretimin çok yüksek olduğu bi uzmanlığım daha var, bu uzmanlığı 30 yaşımda edinmeye karar verdim şu an 36 yaşındayım. yani şöyle söyliyim tam zamanlı işi bırakıp bu uzmanlık için ayda 3 müşteri bulsam maaşımın 2 katını kazanabilirim haftada 6 saat çalışarak.

başka ek gelirlerim de var ufak tefek, bazen ayda 10-15 onlardan geliyor, hoş oluyor.
-3
ofelia
(04.08.26)
ben ilk arabamı yaklaşık beş yıl şehrin en ucundaki 35 m2 bir stüdyo dairede yaşayarak, günde 2 saat toplu taşımayla git gel çekerek alabildim. çalışma arkadaşlarımın arabası olanlarının çoğunu aileleri aldı.
+3
aloha snackbar 3
(04.08.26)
Benimle eşimin maaşları toplamı yine çok az ama bütçemize göre bir araba aldık taksitimiz var. Plan şu taksit bitince bu arabayı satıp yükseltmek. 2 yılda bir arabayı güncellemek. Bir noktadan sonra ev peşinatına yetecek bir noktaya gelebiliriz belki. O zaman da arabayı düşürüp ev işine girilebilir. Planlarım olsa da olmasa da arabanın sağladığı özgürlük ve bunu yapabilmiş olmanın gururu (evet ne yazık ki gurur milletin bakkala gider gibi gidip aldığı şey) bizi mutlu ediyor. Eşim, köy yollarında babasının kontrollerinde kullanıyordu zaten, bu sayede 3 haftada aldı ehliyeti. Patır patır manuel araba kullanıyor şimdi. Bizde planlar böyle, ikimizin toplam maaşı bizim yaşlarımızdaki bir bireyin bir aylık maaşı normalde bu arada.
0
guitarissimo
(04.08.26)
sebebi şu, ben 3 senedir tatile falan gidemiyorum mesela hem maddi hem manevi sebeplerden. ama gidip de instagramda bunu paylaşmıyorum ya da burada da bir şey paylaşmıyorum. ama gitseydim muhtemelen buradan bir şey sorardım ve instagrama da atardım. bizim gibi bir yere gitmeyen insanlar bir şey paylaşmıyor ki ya da araba almazsan nasıl arabada story atacaksın ki alsam da atmam ama anlatabildim umarım. yani biz sadece bir şey alabilenleri görüyoruz, alamayanlar bunu paylaşmadığı için etraftaki herkes zengin de bi biz alamıyoruz gibi geliyor oysa arkadaş listemizin %10'u bile etmez mesela.
+1
matilda
(04.08.26)
zenginlik kriteriniz sahiden arabaysa baya bir yaniliyorsunuz. en zengin dediginiz insanlarin arabasi yok, her yere taksi tutuyorlar. en olmadi helikopter kaldiriyorlar lol. yoksa onun soförüyle ugrasacak, soför hasta olacak gelmeyecek parkiyla ugrasacak, bakimiyla ugrasacak. zengin adam icin bunlar enayi isi.

öte yanda herkes memur degil. benim cevremde bir tane bile memur olan kisi yok mesela. ne ilkokul, ne lise, ne üniversite arkadaslarim icinden memur var. kendi cevreme baksam gercekten herkes zengin derim ama ülkenin yarisi asgari ücretle calisiyor. cok büyük bir kitle kacak calisiyor.

instagram da dogru bir tahlil araci degil kesinlikle. millet gidip g kasa merso kiraliyor, kendi arabasi gibi instagram'a koyuyor. biliyorum yani. evim de, arabam da her seyim var cok sükür, bir güne bir gün instagram'a koymus kisi degilim. bu kritere bakarsak o zengin ama ben degilim. he zengin degilim zaten ama kriteriniz araba oldugunicin böyle diyorum. birebir görmediklerinize inanmayin.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.08.26)
Pandemi de faizler düşünce bi tane ev aldım 1+1 anadolunun bir şehrinde. Maaşımın yüzde 80'İni krediye veriyor bir yandan kalan yüzde 20 ile de istanbul'da kira ödüyordum. 1,5 yıl süründüm yalan yok :) ama memleketin ekonomisini iyi okuyabildiğimi düşünüyordum ki öyle de oldu. 1,5 sene sonra kiracı kredinin tamamını öder, 2 sene sonrada üstüne cebim e para bırakır hale geldi. O dönem arkadaşlarım araba alıyordu mesela kiralık evde otururken, onlar için hayattan şu an konfor almak önemliydi, benim için sürdürülebilir konfor önemliydi.

Sonra 5 senedir gram gram biriktirdiğim parayı peşinat yaptım üstüne gelen kira ile istanbul'da kutu gibi bir dükkan aldım, bildiğin beyaz yakalıyım bu arada öyle esnaf olma gibi bir derdim yok. Amacım yarın öbürsün kovulduğumda ya da teknik olarak emekli olduğumda aç kalmamak.

Aileden destek almadım dersem yalan olur, haklarını yiyemem ama destekten kasıt öyle milyon tl falan değil, 10 gram, 2 bilezik, annemin mutfak parasından artırdıkları vs.

Eğer aileden destek yoksa çok zor, bakma sen kendim aldım diyenlere hepsinin ailesi destek oluyor, pazar alışverişlerini yapıyor, memleketten tarhana salça yolluyor.

Evli arkadaşlarım var mesela istanbul'da kiradalar, 2 senede bir araba değiştirip süper yerlerde tatil yapıyorlar, kartların hepsi patlak, cüzdanlarında 5 lira bile yok :)
+3
ebeş
(04.08.26)
zengin gözüken ya da zengin olanlar şöyle aslında:

1- ailesinden miras kalanlar ya da ailesinin desteklediği kişiler
2- fena maaş almayan ve maaşın tamamını yarınlar yokmuş gibi yiyenler
3- maaş yanında ek gelir üretenler, herkes tatil yaparken çalışanlar
4-yurtdışında projelere gidip para biriktirenler. 2-3 senede 2 ev alabilirsin hatta belki daha fazlasını.

bunun dışında gerçekten zengin olanlarda vardır, kendi işini kurup ya da aileden ama sayıları çok daha az.
0
monicapp
(04.08.26)
gördüğüm orta sınıfta çoğu etrafımda aile desteği ile alıyor veya anadan babadan kalan daire vs varsa onu satarak peşinat yapıyor.
birde borçlanmadan krediye girmeden birşey sahip olunmuyor peşinatı biriktirip krediye giriceksin araba için tekrar biriktirip yukselteceksin böyle böyle bir şeye sahip olunuyor.
ama şuna katılıyorum insanların çoğu birşeye sahip ama bu son 5 senedeki kazanımları değil, geçmişten gelenler.. şuan gerçekten birşey almak zor.
varlıklada birşey olmuyorki, geçen gün 2 dairesini geri dönüşümde 3 m veren tanıdık var çok eski idi ev, en az 4m istemiş geri dönüşüm, yok paraya evleri verdi mesela, sorsan 2 dairesi var gözde buyutursun ama para etmiyor.şimdi o parayı faizde eritiyor mesela
+1
eja
(04.08.26)
Hem aileden destek almadan hem de 100 binden az olan maaşın yarısından fazlasını kiraya vererek (fatura, aidat falan dedin mi %60'ı bulur) para biriktirip ev, araba almak zor zaten.

Eğer evim, arabam olsun diyorsan ya kendini zora sokup, daha kötü bir evde ev arkadaşı ile yaşayıp kenara para atacaksın. Biraz biriktirdikten sonra peşinat olarak kullanıp, kredi çekip bir ev alacaksın. Sonra biriktirmeye devam edip daha güzelini alacaksın vs. vs.

Ya da erkek düşmanlığını (duyurudaki cevaplarından gördüğüm kadarıyla) bir kenara bırakıp, geliri senden daha yüksek (tercihen yıllar içinde çalışıp didinip ev, araba almış ya da ailesi tarafından alınmış) bir koca bulup, hazıra konacak ve rahat rahat yaşayacaksın.
+2
bobinhoo
(04.08.26)
Hayat pahalılığı çok yüksek bu kuşkusuz, sorun cidden gelir adaletsizliği ile alakalı olabilir ama yazınızda bir şey dikkatimi çekti onun için sebep olabilecek başka bir şeyden bahsedeceğim. Çok şey yazılıp çizilmiş hepsine tek tek bakamadım. Ben kendi hayatımdan örnek vereceğim.

Yazdığınız yazıda kendinizle aynı meslek grubu ve maaş skalasındaki insanlardan da bahsetmişsiniz. Eğer onlar birikim yapabiliyor ama siz yapamıyorsanız sorun sizin harcama alışkanlığınızda da olabilir.

İşyerinde benimle birebir aynı pozisyonda çalışan bir arkadaşım var. İkimizin de hayatı paralel. Ama ben birikim yapabilirken kendisi yapamıyor ve hiçbir büyük harcaması da yok. Anlam veremiyor buna. Ancak sorun da bu. Kuruş kuruş benden çok daha fazla harcadığının farkında değil. Neticede aldığı ve yaptığı hiçbir şeyden tatmin olmuyor ama daha fazla para harcıyor. Birçok örnek verilebilir ama ben uzatmamak adına tek örnek vereceğim, bu arkadaşım güzel bir yerde güzel bir yemek yemeyi para tuzağı olarak görüyor ama ucuz yerlerden sürekli dışarda yiyor. Benim nadiren iyi bir yere gideceğimi öğrenince de nasıl yetiştiriyorsun sen diyor. Ciddi anlamda beni gereksiz yerlere para harcayan biri olarak, kendiniyse tutumlu biri olarak görüyor ama benden çok daha fazla harcaması var. O kadar takip etmiyor ki bunun bile farkında değil. Ona sorsanız size tutumlu olmakla ilgili tavsiyeler verir, benim yapıp ettiğim şeyleri de yapmamanızı söyler örneğin. Farkında değil çünkü. Mesele ucuz veya pahalı bir yere gitmek değil bakın, tatmin olacağı bir şey yapmak yerine mecbur olduğunu düşündüğü 10 şey yapıyor.

Şunu demeye çalışıyorum, eğer sizle yakın kazanan insanlar sizin yapamadığınız şeyleri yapabiliyorlarsa hiç farkında olmadan gereksiz çok harcamanız olabilir. Bunu bu kadar anlatma sebebim yazınızdaki o satır arası cümle. Cidden insanın kendisi tarafından fark edilmesi zor bir şey çünkü. Ailenizden bahsetmişsiniz, bu alışkanlıkları ailenizden dahi kazanmış olabilirsiniz ki farkına varmak daha zor bu durumda.
0
akhenaten
(04.08.26)
survivorship bias.

100 adamdan 90'ı meteliğe kurşun atıyor olsun. ya işsiz ya da ay sonunu zor getiriyor, akşam yemek yiyip belki televizyon izleyip uyuyor. en büyük lüksü avm'de yemek katında bir şeyler yemek o da ayda bir.

10 tanesi de çok daha fazla kazanıyor ve bir sürü şey yapıyor.

sosyal medyada kimi görme ihtimalin daha fazla? veya hangisinin aklında kalma, yer etme ihtimali daha yüksek?

"mekanlar dolu herkesin arabası var" diyenlerin yanılgısı da bu. 85 milyon vatandaşı tüm kafe ve restoranlara doldursan sanırım taş çatlasa 15 milyonu sığardı. burayı gören birisi her yer dolu diyor ama evde oturan 70 milyonu görmüyor. herkesin arabası var diyor ama arabaların olduğu yerde bulunup araba sahiplerini görüyor, arabası olmayanlardan haberi yok.

aynı hesap işte. bir kısmı bu tip beynin kolaya kaçması, algı ve psikoloji meselesi... bazı kitleler ise direkt kafaları çalışmadığı veya işlerine öyle geldiği için böyle çıkarımlar yapıyorlar.

çok parası olduğunu sandığın bazı insanların o kadar parası olmayabilir bu arada o da var. bana da bazen çok geziyorsun derler. üç kuruş para kazanıyorum ve sosyal hayatım sıfır. senede 4-5 kez tanıdıklarımın peşine takılıp sağdan soldan story atıyorum. millet de diyor ki oç senede beş kez tatil yapıyor hep bir yere gidiyor. gerçekte ben ayda 30k kazanıyorum pantolonum delinse götüm açıkta gezeceğim, gittiğim yerler de dağ tepe yani paralık bi şey yok.
+1
der meister
(04.08.26)
ben sizden daha büyüğüm benim neslimde çoğu kadın zaten evli olduğu için karı-koca olarak almıştır evini arabasını

ancak 5 senelik civarı çalışanken ben maaşın yarsını kiraya vermiyordum
maaşlı iş harici ekstra çalışıyordum -evin büyük çocuğuyum o zamanlar kardeşlerimin hepsi okuyordu eve gönderiyordum

evde yemek yapıyordum, uygun yollu geziyordum (iyi de geziyordum), business giyinmiyordum (öyle bir işim yoktu çünkü) ve tabi Türkiye'de yaşamıyordum..pek bir masrafım yoktu. gördüğüm kadarıyla şimdi 30 yaş altı kadınların hayat standartları bizim o zamanlarımıza göre epey bir yüksek. "bunu hak ediyorum" algıları var (hak ediyorlardır tabi eleştiri değil, tespitlerim bunlar).

21 yaşında mezun olup evimi 32 yaşında filan aldım ben, aile desteğim yoktu, kimseden desteğim yoktu belki kendime güvensem 2-3 sene önce alabilirdim ama hayatımı alt üst eden bir hastalık geçirdim o biraz durumları karıştırdı. o durum olmasa, ailem sen çek krediyi biz de destek oluruz demiş olsa ya da ben daha gözüm kara olsam farklı olabilirdi mesela..gördüğüm kadarıyla aileler madden destek olmasa bile en azından krediyi çek sıkışırsan da yardım ederiz filan diyebiliyor. ben hiç bişey görmedim. bizimkiler borçtan benden çok korkuyor. şimdi bişey alacak olsam mesela daha gözü kara olurum. ödenir illa ki.

önce evi alıp sonra arabayı almak da yine bence başka bir fark. araba demek masraf demek. ben yürüme mesafesi yere arabayla pek gitmediğim halde (home office çalışıyorum, yürüyüş olsun diye yürüyorum çoğu kez) yine de masraf, önce arabayı alsam eve daha geç sıra gelirdi sanırım.

instagramım vs. yok, yediğimi içtiğimi gezdiğimi vs. paylaşmak huyum değil, hoş zaten zengin de değilim de çekip çekip koysam zevahirde zengin sanılabilirdim.
Türkiye'nin turizm cenneti yerlerinden birinde yaşıyorum burada bildiğim etraftan anlatılan öyle tipler var ki cebinde 5 lirası yok belki 1 motoru vara o da icralık ama bunu sosyal medyadaki kimse bilmiyor paylaşımlar bambaşka bi hikaye anlatıyor...

etrafımda çalışmadan zengin olanlar aileden ve/ya topraktan zengin.
-1
subcomponent
(04.08.26)
evim var arabam var. ama bankaların vur listesindeyim. her ay sonunu ince ince hesap yaparak geçiriyorum. önceki cevaplarda belirtilen %1'e girer miyim bilmiyorum ama miras veya zengin aileden gelmeyenler için tr şartları ızdırap dolu. ben extra gerizekalı olduğum için maaşlı çalışmıyorum ve kendi işimi yapıyorum daha doğrusu yapmaya çalışıyorum.
0
scudman1
(04.08.26)
Burada yazan adamlar parası olan adamlar değil. O sebepten buradaki cevapları ciddiye alma.parası olan adamın burada ne işi var. Burası orta kesim. para yok kimsede.
0
mikahakkinen
(04.08.26)
kim ne yapiyor bosver. ben asgari ucret ile orana bakiyorum.
2.5 milyon 2 yillik maasindan fazla ise, aylik 100bin altindasin, 90bin diyelim.
asgari ucret 28bin ama ocakta belirlendi uzerinden 7 ay gecti, enflasyon ortada, asgari ucrete 6 ayda bir zam yapilsa su anda herhalde 35-36bin falan olurdu.
yani sen 3 asgari ucretin altindasin.
zenginligi gectik, o bambaska bir seviye. maasla zenginlik olmaz.
tek basina "konforlu yasamak" icin 5-6 asgari ucrete ihtiyacin var.
yani 2 kati para yapman lazim.
fakirsin coco.
-1
cooperr
(04.08.26)
Çalışarak ve yatırım yaparak zengin oldum. Ama çalıştığım şirkette patron dışında zengin yok. Yaşadığım yerde herkes zengin. Onlar arasında da maaşla çalışan yok. Sorun maaşla çalışmakta.

Tekel, büfe, klima ustası hepimizi tokatlar.
-2
gabe h coud
(04.08.26)
Kimse kimseyi kandırmasın bazı istisnai yüksek maaş alan kişiler haricinde %99'umuz bekarsa şu anki ülke ekonomisinde istanbulda ailelerin desteği olmadığı sürece hiç de öyle birikim falan yapamaz, belki araba alabilir o arabayı da tadını çıkararak kullanamaz. Düz memur olanlar karı koca büyükşehir haricinde yaşıyorsa avantajlı yoksa istanbul gibi bir şehirde eve 200.000 girse, eve benzeyen bir evde kirada oturuluyorsa öyle yurt dışı gezeyim, para biriktireyim 2.5 milyona araba alayım işi hala mümkün değil.

Ben aileden kalan evde oturmama rağmen 3 milyon gibi bir parayı 10 senede zor biriktirdim, o para ile evin yarısını anca ödeyebildim, geri kalan 3.5 milyonu da kredi çektim, evli olmasam eşim çalışıyor olmasa onu da karşılayamazdım. En son döner sermaye parasını ödeyebilmek için saatimi sattım. Emlakçı komisyonunu ödeyebilmek için ps5'imi sattım, bilgisayarımı sattım.

Ki ben yazın tatil yapmayan, kışın tatile gittiğimde de öğretmen evlerinde falan kalan, balayında gereksiz pahalı olmadığından da st petersburga giden biriyim. Bu yaz tatil yapabildim o tatilde de doğruya doğru babamın desteği oldu.
+1
denizgonen
(04.08.26)
değil. ülkenin %1-2 si iyi yaşıyor.

gerisi iyi olduğunu göstermeye çalışıyor.

ancak iyi birikim yapar, birikiminizi de aktif takip ederseniz 10 seneye falan maaşınıza ek bir maaş da oradan gelir.

20 sene sonra muhtemelen maaşınız çerez parası olarak kalır.

babil'in en zengin adamı kitabını oku mesela. ufkun açılır gerçekten.

insanlar illa aileden mi zengin? hayır. ama zengin ailenin paraya bakışı çok farklı gerçekten...

2.5 milyon çok büyük para mı ? evet...

ancak şöyle bir şey var. eğer sıfırdan 2.5 milyon biriktirip araç alacaksanız, çok zor.

ancak birikim yaptınız, ilk sene 200, sonra 400, sonra 800, sonra 1.5 falan gitti diyelim. 10 sene sonra elinizde diyelim ki 10 milyon oldu. bundan %50 getiri aldığınızda 5 m oluyor elinizde...

ama sıfırdan 5 m inanılmaz zor.

bu iş süreklilik gerektiriyor.

ailem memur demişsiniz. şayet gelen gitti, tasarruf olmadıysa araç vs. gerçekten zor. ama az da olsa sürekli şekilde birikim olduysa 20 senede falan ev araç alınır gayet.

dediğim gibi zor ama disiplin işi bunlar.

benzer kazançla tatile vs. gidenler varsa o şov zaten. öyle olmamanız lazım ki, sonrasında rahat edesiniz.

ayrıca tatil var tatil var. doğru zamanda uçak bileti alıp, uyguna getirseniz aynı tatili yarı fiyatına yaparsınız...

ama birikim için bunları bile ilk başlarda sınırlı yapmak lazım.

ilk araç da 2005 getz falan olur. öyle 2.5 milyona falan olmaz.

dip not: ailem zengin değil. kirada hiç oturmadık. ancak baba parası hiç yemedim, 13 yaşında kaybettim kendisini zira. başkasından bi şey beklemek çok anlamsız. hele şu sıra inanılmaz getiriler söz konusu...
+1
gurur
(05.08.26)
Şov yapan çok var. Maaşlar az çok belli.

Instagram'da fotoğraf paylaşmak için büyük paralar harcayan bir kitle var. Bir gezginlik modası aldı başını gidiyor. Ortalama bir Türk'ün para birimi kendi para biriminden dramatik yüksek bir ülkeye gezmeye gitmesinin bir mantığı yok. Türkiye'de fiyatlar pahalı denilse de ucuza getirmenin yolları var. Yazlık kirala, yemeğini kendin yap.
0
michael harddd
(05.08.26)
türkiye'de çok fazla insan var öncelikle. maddi durumu çok kötü olanlar da çok, iyi olan da çok. sıfır araba, ev alan ülke ülke gezen insandan çok bunları yapamayan insan sayısı daha fazla kesinlikle buna şüpheniz olmasın ama bunları yapabilen de fazla. ikinci olarak da bekarsınız anladığım kadarıyla. aslında sizin kadar geliri olan biriyle evlenirseniz siz de bu saydıklarınızı yapacak en azından bunun somut planlamasını yapabilecek bir konuma ulaşabilirsiniz. basit hesapla 100k maaş alan biri evin kira + fatura + mutfak harcamalarına 50k harcıyor ve o ayın sosyalleşmesi + diğer alışverişleri + yatırım için harcanacak parası için 50ksı kalıyor diyelim bununla bir şey yapmak gerçekten zor. bu kişi 100k maaş alan biriyle evlenirse evin toplam geliri 200k olacak. kira sabit, faturalar + mutfak gideri +10k artsın desek gider 60k'ya çıkıyor ve geriye 140k para kalıyor. yani bekar biri için daha zor bazı şeyler evet. bir de anneden babadan gelen önemli. hiç satacak evi arabası bir pasif kira geliri olmadan sıfırdan 2 milyon biriktirmek ya da kredi ödemesi planı yapmak zor ama atıyorum babanız üniversitede bir araba alsaydı. onu satıp sıfır araba bakıyor olabilirdiniz siz de. maalesef ben de sizin gibi aileden pek bir katkı olmadan dişimle tırnağımla yapmaya çalışıyorum by işleri ve ben de bekarım. bu yatırımları yapmak kolay değil bu durumda ama elimden gelen gelirimi arttırabilmek onu da yapmaya çalışıyorum elimden geldiğince.
0
semaforo de medianoche
(05.08.26)
kolelige devam. esek olana semer vuran cok olurmus. ai konusunda bile ulan bu cilgin productivity artisindan benim payima ne dusecek diye hak arama yerine ai bizim islerimizi elimizden aliyor devlet buna bir sey yapsin ki kole olarak calismaya devam edebilelim diyor insanoglu. hayreti mucip.

ailesinden 2 ev kalan adam senin kopek muamelesi gordugun, hayatini slave away ettigin duzende asalak gibi yasiyor. ve sen agzinla kus tutsan ona ulasma ihtimalin yok bile. kaldi ki yagli paycheckler de yine ust sinifa gidiyor. eline silah alip bazi kelleler devrilecektir demedigin surece de somurmeye devam edecekler.

care yeni jenerasyondan gelecek bu arada. bizim jenerasyon hala eski sisteme donebilecegi hayaliyle yasiyor cunku. su anda teenager olan gencler kazan kaldiracak. ha tabi turkiye gibi devletin mafyatik ve guclu oldugu yerlerde bu direnc zor. belki yine avrupa baslatir kivilcimi kim bilir. fransa'dan umutluyum.
0
antikadimag
(05.08.26)
(4)

diş çekimi sonrası ne kadar ağrı normal?

der meister
sol altta sanırım birinci azı dişi oluyor, en soldan içe doğru üçüncü ve bu çok köklü ayu dişlerden biri. salı günü onu çektirdim. daha önce üç dişim gitti, hiçbiri bu kadar zorlamadı. doktor sanırım 20 dakika uğraştı, kırıldı, yattığım yerde kafam gitti geldi, gerçekten fenaydı. pıhtı yerinde, ilaç
sol altta sanırım birinci azı dişi oluyor, en soldan içe doğru üçüncü ve bu çok köklü ayu dişlerden biri. salı günü onu çektirdim. daha önce üç dişim gitti, hiçbiri bu kadar zorlamadı. doktor sanırım 20 dakika uğraştı, kırıldı, yattığım yerde kafam gitti geldi, gerçekten fenaydı. pıhtı yerinde, ilaçları kullanıyorum, ilk üç gün ateşlenip hasta yattığım için yemek bile yemedim zaten.

genel olarak çok kötü değil ama hala ufak bir şişme var ve hassas. hafif hafif vuruyor bazen. ilaçlar 3-4 güne bitecek. damak yarma, dikiş atma gibi cerrahi müdahale yoktu ama çekerken gerçekten fena dağıldı orası. alt damağın neredeyse tümü renk değiştirdi mesela beyazımsı oldu kan çekilmiş gibi.

şu anki durum normal mi, benzer tecrübesi olan veya diş hekimi var mı acaba? ben öncekiler rahat geçtiği için mi şımardım da iki günde düzelsin istiyorum? daha ne kadar devam ederse tekrar bi diş hekimine görünmemi önerirsiniz?

***

bi de şu bana ilginç geldi: şu ana kadarki tüm çekimlerde ben o soketin "boşaldığını" net şekilde hissedebildim. bunda öyle olmadı. "ulan galiba çıkmayacak" derken ben, doktor "tamam aldım" dedi ama ben ağzımdan bi şey çıktığını hissetmedim bile. anestezide ağrıyı hissetmese bile baskıyı hissediyor insan. kökü, bi şeysi kalmış olabilir mi? diş hekimine işini öğretecek değilim tabii de o kadar kanın pisliğin içinde belki göremedi. çünkü diğer çekimlerin aksine bu sefer tek kişi çalıştı. eskiden biri bi cihazla bi şeyleri çekerdi vs. bunda başka kimse yoktu.

valla acayip mızmızlandım bi süredir aslında canım o kadar tatlı değildir de diş ağrısını çeken bilir, bi de kronik olunca travmaya dönüştü bende en ufak ağrı sızıda şahan'ın beynini aldıran adam skecindeki gibi "HOCAM SÖK GİTSİN YA" diyorum artık, valla hiç istemiyorum bunu bıktım yav.
+1
der meister
(01.08.26)
Sıkıntı etmeyin,tekte çıkması zor olduysa bile tek parça çıkmasaydı doktor illa farkederdi. 2 ay kadar önce ben de sağ alt ilk büyük acıyı çektirdim.o sıra biraz problemli olsa bile şimdi hiç hatırlamıyorum bile.yeri de kapandı et olarak.içiniz rahat olması için bi kontrol gibi gidin olmadı doktora yine.geçmiş olsun
+1
denizciman
(01.08.26)
teşekkürler hocam. bu arada tekte çıkmadı zaten. kırıldı, sanırım önce bir parçasını aldı. sonra diğerlerini. benim diğer dişlerim de aynen söylediğiniz şekilde kısa sürede kapanmıştı, yerinde yeller esti sonrasında. bu böyle uzayınca biraz işkillendim.
+1
🌸der meister
(01.08.26)
Yine de 2 haftaya geçmezse kontrole git derim. Annemin üstteki azı dişini çekerken kırdı hekim, parçaları tek tek çekip temizlediğini söyledi ama 1 ay boyunca yemek yedikçe ağrı yaptı. Tekrar başka doktora gittik, röntgen çektiler ve küçük bi parça kalmış dediler. Onu çekince rahatladı. Ağrı uzarsa diye aklında olsun :)
0
truf
(01.08.26)
Ben diş çekiminde dişin yerinden çıktığı anı hiç hissetmedim, hissedilmiyor, normal. Bazı diş çekimleri çok kolay bazısı ağrılı olabiliyor.
0
mikro patlama
(01.08.26)
(6)

Sokak dövüşünde avantaj için en iyi dövüş sporu

etna
Hangisidir? Kick box mı Boks mu Taekwondo mu?Yoksa başka bir şey mi?
Hangisidir?
Kick box mı
Boks mu
Taekwondo mu?
Yoksa başka bir şey mi?
0
etna
(01.08.26)
Tekvando hiç değil. Eğer kastettiğiniz sözlü dalaş sonrası ani çıkan (bıçak ve silahsız) bir kavga gibi bişeyse boks olması muhtemel. Güreş de olabilir.
0
bumbum
(01.08.26)
TaeKwonDo hiç olmaz diyen arkadaşın , hayatında hiç suratının ortasına apçagi yemiş adam görmediğine yemin edebilirim.
Hepsi olur. Kick boks sanki sokak dövüşüne en uygunuymuş gibi gelir hep bana. Ama spor da olsun. Bana çok şey katsın dersen tabii ki TaeKwonDo derim.
-1
Mirket
(01.08.26)
@mirket
Ben tekvando bilmiyorum evet, oğlum gidiyor ve arada seyrediyorum. Çok estetik bir "spor". hocasıyla sohbetim var, kursta dereceli öğrenciler falan da var. Gördüğüm bu, o kadar.

Sokak dövüşünden anladığım bildiğin kavga. Genelde arada pek mesafe olmaz. Kafa kafaya veya el kol mesafesinde horozlanma olur. Sonrası anlık tabii. Ömrü hayatımda sokak dövüşünde tekvando hareketlerini sergileyen görmedim. Ha yok mudur, belki vardır evet, belki. Boks ve güreş bilmek bence büyük avantaj yine de.
0
bumbum
(01.08.26)
birebirde gures, bjj gibi grappling sporlari. ama kavga teke tek degilse boks, kick box, muay thai gibi vurmali sporlar.

ama soru cok enerji patlamasi yasayan genc erkek sorusu. en guzeli diplomasi, kriz yonetimi ve olmuyorsa 100 metre sprint. sen kavga edeyim derken adam kelebegi kondurur geberir gidersin. tanimadigin adamla kavga edilmez. tanidigin adamla da edilmez. binaenaleyh genel olarak kavga edilmez.

bu konu zamaninda raiders of the lost ark'ta islendi: www.youtube.com
+1
antikadimag
(01.08.26)
gundelik hayat icin boks. biraz daha hobi olsun, spor olsun, felsefesi olsun ama gercek hayatta da kullanabileyim diyorsaniz muay thai. eger silahli (bicak, tabanca, sopa vs.) saldirilara karsi olsun diyorsaniz krav maga. bu siralama teknik ve ogrenme kolayligi acisindan da degerlendirilebilir. yani boks < muay thai < krav maga (en teknik ve ogrenilmesi zor). fakat denildigi gibi hemen hemen her durumda en iyisi kosarak kacmak, gerekliyse bagirmak. bunlar ancak kistirildiginiz, sevdiklerinizin tehklikede oldugu ekstrem durumlarda gecerli, kullanilmali. ben 10 yildir boks yapiyorum dersiniz, ama 10 yasinda cocuk bicagi bir anda bir saplar, her sey biter.
+1
Sour
(01.08.26)
gerçekçi olalım: sokakta karşınıza çıkacak 100 adamdan 70'i tık nefes, 90'ı ise herhangi bir dövüş sporuyla ilgilenmemiş olacak. yalnız kaç tanesinde "emanet" var veya kaç tanesi 10 dakika içinde köylülerini "summon" edecek, o konuda iasbetli tahmin yapmak mümkün değil...

fiziksel olarak olabildiğiniz en iyi kondisyonda olun. herhangi bir dövüş sporuyla ilgilenin. hiç fark etmez. sağlığa yararlıdır, daha özgüvenli olursunuz. ama sokakta tanımadığınız etmediğiniz insanlarla dalaşmaktan kaçının. çok mecbur kalırsanız inanın şu saydıklarınızdan HERHANGİ BİRİ dahi rastgele bir insanı 10 saniyede yere sermeye yeter.

ama işte dediğim gibi karşıdaki ne biliyor, etrafta kaç kişi var, neredesiniz vs. bunlar hep detay. "başıma iş gelirse kendimi nasıl korurum?" kafasıyla spor yapılmaz, yapılsa da devamlılığı olmaz.

merakınız varsa neyi seviyorsanız, neye ilgi duyuyorsanız onda devam edin. bir şeyi iyi öğrenin. mecbur olmadıkça kullanmaya da teşebbüs etmeyin.

konu sokak dövüşü olunca uzun analizlerin bence gerçekten hiç faydası yok çünkü dediğim gibi karşınıza balici mi çıkacak, kafası atmış bir denyo mu çıkacak, boksör mü çıkacak vs. bilmenin imkanı yok. spontane gelişen dövüş tekvando veya boks kursundaki sparring'e benzemez. silaha, bıçağa, kaldırım taşına girmiyorum bile.
+2
der meister
(01.08.26)
(12)

(Güney) Marmara'da denize girilmez efsanesi yıkılıyor mu?

renegade
Son 2-3 senedir etrafımdaki çok sayıda kişi özellikle Güney Marmara'da denize girmeye/tatil ayarlamaya başladı. Şimdi baktım Erdek'te, Avşa'da hatta Bursa ve Yalova'da bile mavi bayraklı plajlar var.Sizin görüşünüz nedir? Marmara'da deniz keyfi yapılır mı?ek: marmara'da nerelerde denize girdiğinizi
Son 2-3 senedir etrafımdaki çok sayıda kişi özellikle Güney Marmara'da denize girmeye/tatil ayarlamaya başladı. Şimdi baktım Erdek'te, Avşa'da hatta Bursa ve Yalova'da bile mavi bayraklı plajlar var.

Sizin görüşünüz nedir? Marmara'da deniz keyfi yapılır mı?

ek: marmara'da nerelerde denize girdiğinizi de yazar mısınız?
📊 Marmara'da denize...

Bu anket sona erdi. 21 oy kullanıldı.

-1
renegade
(01.08.26)
Zaten girilmiyor muydu? Mavi bayrak olmasa da insanlar giriyordu diye biliyorum.
+1
bumbum
(01.08.26)
böyle bir efsane olduğu şimdi öğrendim. canakkaleden bursaya kıyı şeridinde çok güzel yarler var. benim favorim Kapıdağ yarımadasının kuzey tarafları
+2
wu
(01.08.26)
öyle efsane mi varmış? ben kuzey marmarada bile denize giriyorum.
+1
abelardo
(01.08.26)
eskiden giriyordum, artık girmiyorum. bir şey biliyorum da konuşuyorum.
0
co2s2
(01.08.26)
yıllarca erdekte denize girdim. 5 yıldır gidemedim. son zamanlardaki durumunu net bilmiyorum.
erdekten çok köylerinin denizi daha güzeldir. ocaklar, turanlar, doğanlar, büyük ova hem daha tenha olur hemde deniz daha güzeldir.
özellikle erdek in bazı dönemleri vardır. bu zamanlarda deniz anası çok yoğun olur. rüzgar durumu da çok belirleyici olur.
0
my fault
(01.08.26)
Avşa’nın denizi ve sahilini beğenmiştim ben. Ada da gayet güzel. Şarköy’ün denizi ise çok kötüydü bence. Rengi, bulanıklığı… Güzel yerleri vardır belki, bilmiyorum.
0
auroraaurora
(01.08.26)
ilk defa duydugum efsane. ustelik dededen istanbulluyum.

soruya cevap: yapilir.
0
Sour
(01.08.26)
20 yil once falan gemlik/kumla'da her yaz girerdim. en son 10 yil once yelkenkaya'da girdim, fena degildi yine de. bi arkadasim sarkoy/silivri'de ara sira giriyor fena degilmis. tabi akdeniz/ege beklememek lazim.

hayalim hep caddebostan sahilde denize girmekti :) ama gelen insan demografisi saolsun girilmiyor.
0
fakyoras
(01.08.26)
Avşa adasındayım, aktif sezonda deniz biraz kirleniyor. Gelen gemi ve tüm insanlığın içine etmesiyle yosunlar kalkıp denizanası olabiliyor. Buna rağmen deniz suyu bulanmaz kolay kolay, dibini net görürsünüz. Bölgenin hala en iyi deniz-plajlarındandır.
0
menon
(01.08.26)
körfezde bok kokusunun burun direklerini kırdığı zamanlarda gölcük'te insanların denize girdiğini hatırlıyorum ki bu dediğim 99 depreminden çok sonrası değil.

bir de naçizane şöyle bir gözlem paylaşmak isterim: eskiden bu mesele bu kadar yoğun değildi. ben çocukluğumda maddi imkanımız da el verdiği halde deniz-güneş-kum tatili yaptığımızı hatırlamıyorum. bu kadar konuşulduğunu da. artık parası olan olmayan herkes "özel" tatil yapmak istiyor. plaj sayısı artmış, aynı kaldıysa bile görünürlüğü artmış olabilir.

söylediğim yanlış anlaşılmasın, "fakire deniz yok" demiyorum. tam aksine keşke her vatandaş güzel tatil yapabilse. bence bu çalışan herkes için insanlık hakkı olmalı zaten, allahın denizini kumunu elitler için kapatıp üstüne bundan kâr devşirmek bence teröristlik de oraya girmeyeyim şimdi. bahsettiğim daha ziyade beyaz yaka çılgınlığı. eskiden bunlar ev-araba-tarla filan alır, güzel giyinir, kaliteli yiyip içerdi. şimdi beyaz yakanın öyle bir imkanı yok... statü, somut kazanımdan daha önemli. o yüzden insanlar HAKLI OLARAK "ulan ben de plaja gidicem" deme eğiliminde. hiçbir şey alamıyor çünkü, en azından o tatili yapabilmek istiyor.

bence son 20 senedeki algı değişimi de önemli bu açıdan. belki denizler aynıdır, plajlar aynıdır ama bunları çok daha fazla duyuyor ve görüyoruzdur.
+1
der meister
(01.08.26)
güney marmarada girilmez diye bir efsane yoktu ya da ben duymadım hiç.
"istanbul'da denize girilmez" ya da "marmarada denize girilmez" efsaneleri vardı, ikisi de marmara'nın kuzeyini ifade ediyordu aslında. ikisi de hala doğru olabilir. riva'da ve adalar'da yüzdüm ve güzeldi ama yine de deniz trafiğinin ve şehrin kalabalığı insanın denize girme iştahını azaltıyor deniz temiz görünse bile .

marmara adası ve balıkesir'de yüzdüm zamanında. çok da güzeldi.
hatta erdek en keyif alarak yüzdüğüm yerlerden biriydi. tertemiz ve berraktı (10-11 yıl önce gitmiş idim). istanbul çıkışlı haftasonu kaçamağı olarak değerlendirilebilir.
0
biseysorcaktim
(01.08.26)
Erdekte giriyorum her yaz
0
cccbehzatccc
(02.08.26)
(13)

Hangisini seçersiniz?

bobinhoo
Bugün iş yerinde yapılan bir muhabbeti buraya taşımak istedim, düşüncenizi merak ettim. Soru erkeklere yönelik aslında ama kadınlar da cinsiyet belirtip cevaplayabilir isterse.Size iki seçenek sunuldu:1) X miktar para2) 1 ay boyunca hayalinizdeki tatil. Ama öyle böyle değil ne isterseniz var. Seçtiğ
Bugün iş yerinde yapılan bir muhabbeti buraya taşımak istedim, düşüncenizi merak ettim. Soru erkeklere yönelik aslında ama kadınlar da cinsiyet belirtip cevaplayabilir isterse.

Size iki seçenek sunuldu:

1) X miktar para

2) 1 ay boyunca hayalinizdeki tatil. Ama öyle böyle değil ne isterseniz var. Seçtiğiniz mankenlerle dolu bir tekne de olabilir, tekneden sıkılıp kampa geçersiniz belki. Oradan özel jetle istediğiniz private ada. Getirdiğiniz hatunlar, emrinize amade, uşaklar falan gırla gidiyor. İstediğiniz kankalarınız vb. de gelebilir. Yemek, içki falan saymıyorum bile ne isterseniz var, bir parmağınızı şıklatmanıza bakıyor. Dünyanın en zengin adamının bile yaşayamayacağı bir hayat yani bir aylığına.

Soru şu: X miktar para ne kadar olursa, 2. seçenekteki tatili bırakıp parayı seçersiniz??

Evli, çocuklu ya da sevgilisi olan vb. arkadaşlar teklif bekar oldukları zaman gelmiş gibi düşünebilirler. Şey gibi cevaplar da olmasın lütfen yok o tatil sayesinde zaten meşhur olurum çok para kazanırım gibi sorunun etrafından dolaşan çakal çözümler. Tatil 1 ay yaşanacak ve bitecek, o 1 ayın dışında size pratik bir faydası olmayacak yani.

Kısacası sorunun ölçmeye çalıştığı şey, o 1 aylık dünyanın en güçlü insanın bile ulaşamayacağı tatile biçtiğiniz değer.

İlk ben cevaplayayım. 125k $ altına düşünmem tatili seçerim. 125k-250k $ kararsız kalırım. 250k $ üstüne parayı alırım.
📊 Teklif edilen para en az ne kadar olmalı ki parayı tatile tercih edin?

Bu anket sona erdi. 30 oy kullanıldı.

-7
bobinhoo
(31.07.26)
Her türlü para,zaten parayı alınca tatil yasak diye bir şart da yok.ayrıca alkol zina gibi alışkanlıklarım da yok,o yüzden manken,"hertürlü" eğlence vs ilgim dışı .evlenince hanımla yaparız tatili,en güzeli.
+4
denizciman
(31.07.26)
Hakkaten bu sorulardaki vizyonsuzluk nedir ya parayı seçip tatili yapmak varken neden tatili seçeyim aq. Bir de ofiste bunu mu tartıştınız ciddi ciddi :)
+4
Rondak
(31.07.26)
100 Milyon versinler vazgeçerim. Bazı parayla satın alamayacağım şeyler yapacağım çünkü. 1 ay boyunca her öğünümüz dünyanın dört bir yanındaki 3 Michelin yıldızlı şefler tarafından hazırlanacak. Sevdiğim müzik parçalarını sevdiğim gruplar tarafından canlı performansla dinleyeceğim ama öyle gidip bir yere dinlemek gibi değil. nerede olursak olalım, binada içerisinde, araçta, uçakta, yatta, hep bir sahne olacak ve sıradaki parçayı çalacak olan müzisyenler hazır bulunacak orada. Mesela en az bir gece? ISS'de partileyeceğiz. Olmazsa olmaz. Marijuana Çukuruna ineceğiz. Everestin tepesine çıkacağız. parayla bile kolay kolay satın alamayacağımız daha neler neler sığdırırız 1 aya. 100 milyondan az para yakmayız.

Not: tatil sonrasında normalde neye sahipsem onlara sahip olmaya devam edeceğimi varsayıyorum. halihazırda tatilden önce sahip olduğum her şeyin aynı kalıyor olması şartımdır.
0
Jazz
(31.07.26)
tatil dediğin ne kadar mükemmel olursa olsun eninde sonunda 1 ay sonra bitecek ve eski boktan hayatıma geri döneceğim. niye 1 aylık sefa için beni belki ömrümün sonuna kadar rahat ettirebilecek, kafama taktığım bütün dertlerimden kurtarabilecek bir parayı sadece bir aylık sefa için reddedeyim ki?
0
kibritsuyu
(01.08.26)
Valla hocam bu sorudaki en basit mantık hatası şu; İlk seçenek sonsuz iken ikinci seçenek sonlu ve oldukça makul.
Böyle olunca da kimse gidip de sonsuz seçenekten feragat etmez.

X miktar ya sonlu olmalı ya da ikinci seçenek 1 ay sonrası sonsuz acı gibi beklenmedik bir sonla bitmeli. Aksi durumda her zaman ilk seçenek alır.
0
j r r tolkien hayrani
(01.08.26)
parayı seçerim. diğer seçenek saçma ve çocukça.
+1
abelardo
(01.08.26)
Arkadaşlar ben mi kendimi anlatamıyorum yoksa siz mi okuduğunuzu anlamıyorsunuz? Gelen cevapları görünce kendimi ifade edebilme yeteneğimden şüphe ettim gerçekten.
-4
🌸bobinhoo
(01.08.26)
@bobinhoo biz okuduğumuzu anlıyoruz da senin anlamadığın şey, önerdiğin tatilin herkesin hayalindeki şey olduğunu sanman. Bunlar ancak 20'li yaşlarının başında, kendini tanımayan, kendi isteklerinin ne olduğunun farkında olmayan ergen bir erkeğin hayalleri olabilir.

Dünyanın en pahalı şarabını içmek, eğer senin bir şarap kültürün yoksa, kişiselleşmiş bir şarap zevkin oluşmamışsa ne ifade edecek? sana bu dünyanın en pahalı şarabı diye efes güneşi verseler anlayacak mısın? Ya da mesela coldplay'i getirip sonradan görme arap şeyhleri gibi sana özel konser verdirsek kiminle hangi duyguyu paylaşmış olacaksın ki? Emrine amade model konusuna hiç girmiyorum bile. Yani köle pazarından seçilmiş eskortların ilgisi senin iştahını kabartabilir ama bana tiksinti verir mesela.

Dilan Polatgiller familyasında gördüğümüz bu şatafat ve gösteriş merakıyla benzer bir yerden besleniyor bu teklif. Peki soruyu değiştirip şöyle soralım o zaman; 1 aylık bu tatilden hayatının sonuna kadar hiç kimseye tek bir kelime bile bahsedemeyeceksin, tek bir fotoğraf, videon olmayacak, hiçkimseye şuraya buraya gitmiştim, görmüştüm minvalinde üstü kapalı dahi olsa bahsedemeyeceksin deseler acaba tatili kabul edenlerin kaçta kaçı seçimini korur?

Bir de ayda kaç para biriktirebildiğinizi, o kabul etmediğiniz meblağları biriktirebilmek için kaç sene çalışmanız gerektiğini hesaplayıverin. Böylece 1 ay boyunca birilerine efendilik taslayabilmek için başkalarına kaç sene kölelik edeceğinizi de görmüş olursunuz.
+6
thracia
(01.08.26)
Keş para valla iyi olurdu miktar önemli değil.
+2
Hallegadola
(01.08.26)
abelardo
(01.08.26)
tatil sizin hayalinizdeki tatil. emrinize amade mankenler, yapabileceklerinizin sınırı olmadığını anlatmak için belki de sonsuz parayla bile sahip olamayacağınız bir örnek.
-2
🌸bobinhoo
(01.08.26)
anladık da niçin ısrar ediyorsun. istemiyoruz kardeşim tatil falan. bize para ver. hani para nerde
+2
abelardo
(01.08.26)
abi ben iki ay maaş alamazsam 50 yaşındaki annemle beraber sokağa düşerim. mevcut durum bu. önüme dünyayı da sersen "bir aylık tatil" için paradan vazgeçebilecek durumda değilim. fantezimizde mevcut ekonomik gerçekliği hariç tutmamışsın. o yüzden sıkıcı bir cevap vereceğim. ben ayda sadece 30-40 bin lira gibi bir paraya bu tatile "hayır" derim.

bir ay dünyanın en vahşi deneyimini yaşadıktan sonra o dopamin-serotonin patlamasıyla mevcut hayata dönme gerçeğine filan hiç girmiyorum bile... millet erasmus dönüşü depresyona giriyor. ben bir ay yatlarda mankenlerle seviştikten sonra akşam tarhana çorbasına döneceğim. niye böyle bir topa gireyim?

o yüzden paranın nereden başladığı önemli. ben maalesef 30 binden başlasa bile onu seçmek zorundayım. o "havadan" gelen 30 bin lira benim için kıymetli. sen en düşük çıtayı 10k usd altı olarak koymuşsun mesela. 9999 dolar diyelim. abi bu para 500 bin türk lirası yapıyor. bu para bugün benim ailemin belki bir senesi demek.

ben en düşük baremden "parayı ver tatili boşver" demek durumundayım. en mantıklı ve geçer yol budur.

"ulan tat kaçırma şurada fantezi yapıyoruz pezevenk" dersen senin hatrın için bir sonraki aralık olan 10-20k'yı seçerim ben. ötesi olmaz. ben gariban adamım. annem var, kardeşim var. bi malım mülküm, dayanağım yok. bi ay mankenlerle sevişicem diye onları açlığa mahkum edemem.

duyuru'da gerçi herkes 190 boyunda, en az 200k maaş alıyor, sikleri 17cm filan... o agalar belki kapıyı 200k dolardan açar da benim durum belli. bizdeki fantezi bu kadar.
+2
der meister
(01.08.26)
(10)

hangi manifest kızısınız?

sydney
ben esin... hem sevimli hem profesyonel dansçı hem de en profesyonel görünen kişi
ben esin... hem sevimli hem profesyonel dansçı hem de en profesyonel görünen kişi
-10
sydney
(24.07.26)
Mina
0
bloodymoon
(24.07.26)
hiç bilmiyorum bi babayiğit çıkıp sağlam quizz hazırlasa da öğrensek.
+4
der meister
(24.07.26)
ben o değilim de o ben :D zoktay... 2016 yılından beri mavi saçlıyım :) hatta 2016 mayıs ayından beri, vay be 10 yılı geçmiş...

kısa bi süre yeşil de yaptım benim boya stokta kalmayınca, arada da açıp boyamadan birkaç gün sarı sarı gezdiğim oldu. onun dışında devamlı mavi.
0
konetsu
(24.07.26)
ben manifest kizi degil black pink kiziyim. tam bir lisa'yim. saka saka, bilmedigimden oyle yazdim. bir tek bu kizi taniyorum.
+1
Sour
(24.07.26)
ne dans etmeyi biliyorlar, ne şarkıları güzel, ne kızların kendisi güzel.
adam lisa yazmış , isanlı farenin teki. isandan adam çıkmış mı bugüne kadar acaba.
0
plastic_angel
(24.07.26)
En yakın hissettiklerim sırasıyla esin, sueda, zoktay, Mina, hilal, lidya. En iyi kalpli ve en sevimlileri Esin olduğu için Esin diycem
-1
sekizdokuzon
(24.07.26)
@plastic_angel dans etmeyi bildigi icin, sarkilari guzel oldugu icin veya kendisi guzel oldugu icin lisa demedim ki? yorumumda da belirttigim gibi sadece onu taniyorum dedim. ayrica adam degil kadinim, adam oldugumu nereden cikardiniz? yani sizin okudugunuzu anlama kapasitenize de on yarginiza da... entry nick uyumu.
0
Sour
(24.07.26)
Bu soruya yanıt verecek kadar tanımıyorum sadece isimleri var bende ki çoğu şarkısını sosyal medya sağolsun maruziyet sebebiyle neredeyse ezbere biliyorum. Gruba karşı negatif bir hissim de yok da burç yorumu tadında "Ben tam bir Zoktayım çünkü herkesi kendim gibi sanıyorum" tadında yorumlar, hangi kaynaktan besleniyor? Yani kızları nasıl bu kadar tanıyor insanlar. Zamanında hepsi grubunun dizisi vardı ordan biliyoduk izlemesek de. Bunların konser görüntüsü ya da klip hariç bir görüntüsünü hiç görmedim ya sosyal medyada da.
0
nundu
(25.07.26)
Herhangi biri değilim :) ama hepsini çok beğeniyorum çok güzel ve yetenekli kızlar.

En az hoşlandığım Zeynep, muhtemelen tanıyor olsam onunla anlaşamazdım, en iyi Esin ve Sueda ile anlaşırdım diye düşünüyorum.
En beğendiklerim Mina ve Hilal, ayrı bir seksapalite var onlarda, izlemek çok keyifli.
0
mutekebbir
(25.07.26)
herhangi bir değilim +1 umarım çok başarılı olurlar.

sevimli gelenler Lidya, Zoktay, Hilal
0
bartholomew87
(25.07.26)
(3)

Tsk sağlık raporu e-devlet'e ne kadar sürede düşer?

nundu
Geçen ay barış durumunda askerliğe elverişli değil raporu aldım, 30 haziranda heyette karar okundu. 3 haftadan fazla zaman geçti ama hâlâ e-devlete düşmedi. Askerliğim kısmında SSS bölümünde bir şey yapmaniza gerek yok diyor ama sözlükte yazanların genelde 1-2 haftada sisteme düşmüş. Beklemeye devam
Geçen ay barış durumunda askerliğe elverişli değil raporu aldım, 30 haziranda heyette karar okundu. 3 haftadan fazla zaman geçti ama hâlâ e-devlete düşmedi. Askerliğim kısmında SSS bölümünde bir şey yapmaniza gerek yok diyor ama sözlükte yazanların genelde 1-2 haftada sisteme düşmüş. Beklemeye devam mı edeyim yoksa askerlik şubeyi arayıp sorayım mı?
0
nundu
(22.07.26)
abi şöyle söyleyeyim ben bir ay filan bakıp sonra pes etmiştim. daha sonra yansımış, ne zaman bilmiyorum. aynen bu soruları sormuştum.

hastane muhtemelen askerlik şubeye vermiştir ama onlar sallamamıştır. başını ağrıtan bir durum yoksa yani sürekli gbt'ye takılıp asker kaçağı filan çıkmıyorsan dert etme düşüyor bir noktada. çok merak edersen şubeyi arayabilirsin ama evet yardımcı oluyorlar genelde.
+1
der meister
(22.07.26)
heyet kararı tüm imzalar tamamsa yerel askerlik şubene fiziken gönderilecek, yerel askerlik şubendeki memur da mbs'ye işleyecek. askerlik şubelerinde pardus kullanılmasından ve online bir bağ olmamasından kaynaklanıyor. acele etme hallolur.
+1
yap desem yapmazsin he
(22.07.26)
6-7 temmuz gibi hastaneyi arayıp sorduğumda biz gönderdik demişlerdi, tam tarihi sormadım üstelememek için ama minimum iki haftadır msb'de yani. Neyse bi acelesi yok da insan merak ediyor ve zırt pırt e-devlet'i yenileyip bakası geliyor yani o yüzden sordum :D teşekkürler cevaplar için
0
🌸nundu
(22.07.26)
(10)

ASM'de kan tahlili yaptım HbA1c değerim 6.5 çıkmış, çok şaşırdım.

Simrug
Haftada 4 gün fitness ve kardiyo yapıyorum. Yemeğe dikkat ediyorum. Haftada bir kaçamak olarak tatlı katmer yiyorum. Aralıklı oruç tutuyorum. Bu nasıl oluyor?
Haftada 4 gün fitness ve kardiyo yapıyorum. Yemeğe dikkat ediyorum. Haftada bir kaçamak olarak tatlı katmer yiyorum. Aralıklı oruç tutuyorum. Bu nasıl oluyor?
0
Simrug
(21.07.26)
Ekmek ve unlu mamulleri çok yiyor olabilir misiniz? Bunlar da şeker. Bu degerle diyabet oluyorsunuz. Ailede diyabet olan var miydi?
+1
summerof69
(21.07.26)
Ailede öyle biri yok. Çok ekmek tüketmiyorum. Sabah bir dilim buğday ekmeği, muz, kuruyemiş, zeytin, peynir, domates, avokado bazen biraz pekmez. Akşam da pirinç tavuk.
0
🌸Simrug
(21.07.26)
sandığınız kadar dikkat etmiyor olabilirsiniz. haftada bir kez katmer az değil. ondan bağımsız olarak şeker işi biraz genetik ve şans. tank gibi adamlarda bile hiçbir şey yokken pat diye tip 2 diyabet çıkabiliyor bazen. moral bozmaya gerek yok mümkün olduğu kadar dikkat edip belli aralıklarla baktırırsınız, geçici bir artış olma ihtimali de var her zaman.
+2
der meister
(21.07.26)
Der meister teşekkür ederim . 2024 sonucuna baktım 5.5 çıkmış.
Katmeri bırakıyorum. Sabah meyveyi bire düşüreceğim. Tatlandırıcı kullanıyordum bırakacağım. Bir de birkaç hafta sonra yeniden baktıracağım.
0
🌸Simrug
(21.07.26)
yemekle alakalı da olmayabilir. fitness yapan, yediğine dikkat eden kişinin prediyabet olması çok normal değil. beslenmeyle çözmeye çalışmadan önce bir doktora gösterin.
0
robokot
(21.07.26)
sabahlari cok seker aliyor olabilirsiniz, muz, kuruyemis (kuru meyve de varsa) bazen pekmez ve ekmek.
sabah ilk yediginiz ekmek ya da meyve olmasin. bir dilim hindi fume icine peynir olsun mesela, protein olsun yani.
doktorum bana yemege ekmekle baslama, salatayla basla, pirinci de basmatiye cevir demisti zamaninda.
0
65 derece
(22.07.26)
Haklısın. Sabah pekmez tahin yiyorum özellikle son bir aydır. Meyve de 'den fazla olmayacak. Hindi füme de çok iyi bir fikir.
0
🌸Simrug
(22.07.26)
Bende de trigliserid yükseldi. Benzer şeyler sanırım. Doktorlara elli defa söyledim, dedim ki bakın yemekten sonra uyuyakalıyorum, bu normal değil. Hepsi de yok dediler her şey normal. Bak şimdi her şey meydana çıktı.

Neyse şöyle çözdüm: Ekmeği kestim gibi bir şey. Üç beş günde bir canım çekiyor. ya da mesela dışarıda yediğim zaman canım çekince üç beş parça yiyorum. Sabahları kesinlikle tatlı bir şey yemiyorum, sadece salata ve az yağlı peynir, canım çekerse keklikli zeytinyağına üç beş parça ekmek banıyorum. Yemeklere tereyağı falan koymuyorum, zeytinyağlı ya da tavuk haşlama falan yapıyorum, sebze yemekleri yiyorum.

Akşam 8-9'dan sonra bir şey yiyip içmiyorum. 12 saat aç kalmak vücuda iyi geliyor.

Tabi bu süreçte 4-5 kilo verdim. Biraz kendime geldim. Şimdi ekmek yemiyorum. Ama tatlı şeyler yiyorum. Yalnız püf noktası şu: tatlıyı kendim yapıyorum. Kek tarifleri oluyor. Günde 5-6 dilim kek yesem de hiçbir şey olmuyor. Eskiden olsa uyuyakalırdım, başım ağrırdı.

Şimdi iyiyim.
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(22.07.26)
ben sabah erken acikmalarim icin krep yapip dolaba atiyorum. 1 tanesine peynir surup, 1-2 dilim de hindi fume ekleyip durup yiyorum iyi geliyor :)
0
65 derece
(22.07.26)
insülin direnci geliştirmeye başladığım dönemde radikal bir kararla tüm işlenmiş karbonhidratları bırakıp vücut kitle endeksimi 18'e kadar düşürüp günde 10 bin + adım atmaya başlamıştım. aşağı yukarı 5 yıl bu düzen devam etti ama açlık kan şekeri bir türlü düşmedi. sonra denemekten ne zarar gelir deyip ağırlık egzersizine başladım bulkla beraber. ilginç bir şekilde kilo aldıkça şekerim düşme eğilimi gösterdi. diyetisyen bir arkadaşla konuştuğumda zayıfken vücudumda şekeri yakacak kas olmadığı için şekerimin yüksek kaldığını, kas kitlesi kazanınca şekerin kaslar tarafından yakıldığını söylemişti. fitness'ı ne kadar bir süredir yapıyorsunuz, rutininizde zorlayıcı ağırlık egzersizleri var mı ve kas kitleniz nasıl? belki bunlarla da ilgisi olabilir.
0
aloha snackbar 3
(23.07.26)
(21)

Çocuk yapmazsanız soyunuzun kuruyacağının farkında mısınız?

messina123
Yüzbinlerce yıldır öyle veya böyle devam eden bir soy ağacı siz çocuk yapmadığınızda tarih olacak. Bunun farkında mısınız?
Yüzbinlerce yıldır öyle veya böyle devam eden bir soy ağacı siz çocuk yapmadığınızda tarih olacak. Bunun farkında mısınız?
-34
messina123
(19.07.26)
O kadar sikimde değil ki dandik soyumun kuruması anlatamam sana, sizin dandik soylarınızın kuruması da insanlık için çok sorun olmaz bence.
+32
kizil karga
(19.07.26)
ee kurusun ne yapayım? üç kuruşla geçinmeye çalışıyoruz. evladı olan adam daha fazla şeyi sineye çekmek zorunda kalır. soyuma bırakabileceğim bir şey de yok zaten. hanedan soyuyum sanki niye gelip burada amelelik yapsın ömür boyu sefillik çeksin diye çocuk sahibi olayım ki soyum devam etsin diye?

ayrıca soy o kadar kolay kuruyan bir şey değil. kardeşim var, amca çocukları var vs. soyadını ve geni taşıyacak onlarca insan var benden başka. hepsini geçtim olmasa ne yani 8 milyar insan var zaten. beş tane soy varmış da sadece benimkisi kuruyacakmış gibi bir durum yok.
+11
der meister
(19.07.26)
Ee yani?
+4
mor oje
(19.07.26)
Kuruyacak diye bakma, en mükemmel şekilde sonlandı diye bak.
+13
kisa
(19.07.26)
Değiliz. Salağız biz.
+9
Jazz
(19.07.26)
secimlerde oy lazim diye kontrollu intihar bombacilarindan da kuruyabilir, sokaga sicilan cocuklar tarafindan bicaklanip da kuruyabilir, denetimsizlikten yikilan bir binada da kuruyabilir.

benim tercihim olup kurumasi cok da kotu bi fikir gelmiyor
+6
aguen
(19.07.26)
Napim
-3
arbre
(19.07.26)
Kızıl karga başlığı okurken içimden geçeni yazmış.
Umurumda bile olmayan bir konu gerçekten.
+1
mutekebbir
(19.07.26)
"Dandik soy" gibi ithamda bulunanları anlıyorum,belki gerçekten haklılar,bilmem.ama en azından problemin farkında olmanız da bişeydir bence. Ve kısa yoldan,çocuk yapmayıp kurtulabilirsiniz gerçekten.işin boktan yanı,hiç böyle düşünceleri olmayan bizzat dandik insanların çatır çatır çocuk yapması. Bildiğin tersine evrim gibi bişeyle sonuçlanacak durum bu gidişle.yazık.
0
denizciman
(19.07.26)
Sanki bana paşazade, asilzade öyle bir soy.
+1
ekimoloji
(19.07.26)
eskiden
topragi islemek icin marabaya,
mirasa sahip cıkmak icin
alt soya ihtiyaç vardi,
şükür ne toprak var,
ne de miras.
0
designer
(19.07.26)
Milyonlarca türden, bakın, milyonlarca türden herhangi birinin üremek istememesi büyük sıkıntı kendisi için. İnsanlardan da bu mantıksızlığı kendince rasyonalize edecek şekilde evrilen örneklerin olması yine tabii bir sonuç... Gelsin eksiler :)

Ekleme: Yalnız, duyurudaki iddia yanlış. Yüzbinlerce yıldır süregelen soy ağacı devam edecek. Çocuk yapmamaya karar veren kişinin dalı kuruyacak. Herkes tek çocuk gelmedik atalarımızdan günümüze...
-3
yadigar
(19.07.26)
Şu an kafamı duvarlara vurarak ağlıyorum. Çok pişmanım.
+1
Lh12
(19.07.26)
Çocuk yaptık ama kız oldu. Kuzenler dahil erkek çocuğu olan ve yapan yok.bizimki yaşarken tükendi napak dayı
0
mikahakkinen
(19.07.26)
birileri fazla fazla yapıyor işte. hem soyumuz falan ne kadar abartı önemsenen şeyler. hepsi bitse nolur, ne önemi var?
0
enteg
(19.07.26)
Dandik soyu olanlar için pek problem değildir tabi bilemem.
Ama benim ciddi şekilde değerli bir genetiğimin olduğunu düşünüyorum yani bu zamana kadar epey güzel şekilde taşınmış, o sebeple devam ettirmek istedim insanlığın güzel genetiğe ihtiyacı var. Ben bu sebeple çocuk yaptım Allah nasip ederse o da devam ettirir inşallah.
-10
yenibirgüzelnick
(20.07.26)
Yalnız böyle düşünmen genetiğinin ciddi şekilde değerli olmadığının ispatı zaten.

İnsanoğlu zihninde kendini çok önemli zanneden, belki öyle zannetmek zorunda olan hayvandan bozma bir canlı sadece.

Milyonlarca yıldır çok farklı şekillerde ortaya çıkmış yaşayanı binbir zorluk, zahmet, minnet, acı ve rezillik içinde yaşam boyu süründüren lanet bir yaşamın zavallı bir mağduru.

İnsan bu çıkmazın için sıkışmış halde var oluşu anlamlandırmaya çalışırken evrenin ve yaşamın boyunu çok aşan karmaşıklığı karşısında dumura uğramış beyniyle kendini değerli zannedebilir. Kimseye bir zararı olmadığı müddetçe sorun yok ama komik.
0
uygunsuz
(20.07.26)
İnsan türü %99.9 oranında aynı dna dizilimine sahip. Ürediğin zaman çocuğa aktarılan bilgi saç göz rengi hastalıklar vs. gibi eften püften şeyler. Siyaha çalan kahve göz rengini dökülmeye mahkum saçının siyahını devam ettirip napacaksın sanki. Kaldı ki bunlar da birkaç kuşak sonra tamamen farklılaşıyor (genetik seyrelme). Soy dediğin şey üreme dürtüsünün üstüne giydirilmiş koftiden bi gömlek, tamamen yapay kültürel bir şey.
Biraz geniş kadraj bakınca, sıçan yavrusu bile dna dizilimindeki benzerlik sebebiyle soyumuzun devamı sayılabilir biyolojik anlamda.
+2
beyfendi
(20.07.26)
Bunu biliyor ve bu durumu bildiğim için üzülüyorum. İnsanın dünyaya bırakacağı en özel miraslardan birisi çocuk yapmak, bana göre.

Herkes sen kimsin ki soyunun ne kıymeti var diye yazmış. Mesela bu mantığa bakacak olursak Koç ya da Sabancı hatta Rockefeller ailesi kim? Paraları haricinde hangi buluşta direkt olarak ailecek ya da aile üyelerinden birisinin imzası var? Mesela bu mantığa göre bundan 150 yıl önce Koç ailesi de ürememeliydi, çünkü o dönemlerde bugünkü kadar zengin değillerdi.
+3
ulukayin
(20.07.26)
dawkins'e göre soy bireylerin degil genlerin devamliligi üzerine kurulu. yani bir birey üremez ise aslinda bu bireyin tercihlerinden degil onu birey haline getiren genlerin basarisizligindan dolayidir. bizim tercihlerimizin buna bir etkisinin oldugunu düsünmüyorum. elbette sans faktörleri var fakat ortalamada (özellikle günümüzde) minimal etkisi var. dolayisiyla bunun üzerine düsünmeye kafaya takmaya gerek yok, hepimiz elimizde olmayan rastlantilarin sonucuyuz.
0
arkadakiadam
(20.07.26)
karı koca iki tarafın 7 kuşak sülalesinde dahi yok, sanatçı yok, sporcu yok, güzellik-yakışıklılık yok. bizim ürememiz büyük kayıp değil yani. hatta aynı sülalede sağlık desen sgk'nın batma sebebi, üstüne şizofren, alkolik, işsiz güçsüz serseri, dolandırıcı ne ararsan var, bence bu soyun kuruması insanlığın geleceği açısından daha iyi olabilir. ama ne yazık ki benim abimden 1, eşimin ablasından 1 gelen soy sizin çocuklarınızın başına bela olacak, şimdi soyunu devam ettiren siz düşünün.
0
halanne
(20.07.26)
(16)

40 yaşına gelip neleri yapmamış olmak büyük eksiklik?

mikahakkinen
Ortalama bir insanım ön plana çıkan bir özelliğim yok. Evliyim 1 çocuğum var eşimle üniversiteden beri beraberiz. Eşimden önce 1 2 sevgilim oldu ama çok kalıcı değildi. Üniversitede yaşamadıklarım yabancı dizilerde gördüğümüz gibi süper samami kızlı erkekli arkadaş grubum olmadı, ev partilerine kat
Ortalama bir insanım ön plana çıkan bir özelliğim yok. Evliyim 1 çocuğum var eşimle üniversiteden beri beraberiz. Eşimden önce 1 2 sevgilim oldu ama çok kalıcı değildi.

Üniversitede yaşamadıklarım yabancı dizilerde gördüğümüz gibi süper samami kızlı erkekli arkadaş grubum olmadı, ev partilerine katılmadım, çoğu gencin girdiği riskli ortamlara girmedim. Disko gece klübü bara gittim ama tvde izlediklerimiz gibi kendini kaybedecek kadar eğlenmedim.

Ekonomik anlamda memurum, ekonomik risk almadım standart bir maaşla çalışıyorum. Babamla ticaret yapıp çok para kazanabilirdim.

Çok başarılı ve iş konusunda hırslı biri değilim. Üniversiteye ek yerleştirmeyle girdim. Lisede içine kapanık 3 5 arkadaşı olan biriydim.

Üniversite sürecimde ve ilerleyen süreçte eğlence anlamında eksik kaldığımı düşünüyorum. Partilemek gibi, büyük arkadaş grubuyla tatile gitmek gibi eğlenceli şeyler yapamadım. Bu büyük bir eksiklik mi?
0
mikahakkinen
(18.07.26)
Herkesin hayat akışı farklı. Her şeyi yapmamız gerekmiyor bana göre. Şunu yapmadıysan eksiksin, şunu yaptıysan tamam gibi bir şey değil hayat bence.

Yapamadıkların için üzülme, yapabilseydin yapardın zaten.
+7
rock n roll
(18.07.26)
Sağlığın yerinde ve işinden memnunsan bence gerisini takma. 15 sene önce şuan ki gibi gezeyim dünya turu yapayım gibi bir yaşam tarzı yoktu. Ondan yapmamışsındır. Şuan ki durum da çok sağlıklı değil bence.
+4
runaway
(18.07.26)
abi böyle şeyler bence çok büyük oranda kişisel algıya bağlı ya. çok daha ÇILGIN bir hayat yaşamış olabilir ama onu da yetersiz görebilirdin bence. bunların sonu yok. insanın aklında her zaman onu da yapabilirdim, şunu da yapabilirdim, şunu da yaşayabilirdim vs. sorusu olur. bu normal. hayat biraz bunları seçme, belli yolları tercih etme üzerine kurulu. sen diyorsun ki eşimle üniversiteden beri birlikteyim, evliyim, bir çocuğumuz var. 50 yaşında yatla katla gezen bir adam da senin yaşantına özenebilir mesela, "ulan her şeyi yaptık ama yanımızda bir tane güvenilir insan, başını okşayacağımız bir çocuk yok" diyebilir.

istisnai durumlar haricinde ben bu tür karşılaştırmaları sağlıksız ve gereksiz buluyorum. ömrümüz kısıtlı, hepimizin gideceği yer aynı. ben şimdi sana "az yaşamışsın bro böyle hayat mı olur amk" desem ne yapacaksın ki mesela eşini çocuğunu mu bırakacaksın? yaptın diyelim bu sana daha mı iyi gelir?

hayatı sıkıcı, monoton, yetersiz vs. buluyorsan bence bu noktadan SONRASI için fikirler ve planlar geliştirmek en sağlıklısı. yoksa geçmişte kim ne yapmış, ne yaşamış, ne olmuş vs... oraya girersen çıkmanın yolu yok. ne yaşadıysan bir fazlasını yaşamış birileri olur. işin içine bunların algılanışı, kişiye yansımaları filan da girince çıkamayız yani oradan.

ayrıca "fena takıldım brocum" hayatının da biraz yalan olduğunu düşünüyorum. şu açıdan: bir nevi survivorship bias. nedir? 100 adamdan 7 tanesi bunu yaşar. sever, hoşuna gider. anlatır. sen bunları görürsün. 93 kişinin hayatını değil. o yüzden sana herkes muhteşem hayatlar yaşıyormuş, fatura düşünmüyormuş, akşam çorba içmiyormuş gibi gelir. dersin ki ulan bir enayi benim herhalde böyle sığır gibi yaşıyorum. gerçekte ise durum böyle değildir.

hepsini geçtim yaşın hala genç abi. bundan sonra niye bi şey yapamayasın ki? eşinle, çocuğunla, arkadaşlarınla, başka insanlarla... yine önünde yaşanacak bir ömür yok mu? bence bunu düşünmek daha sağlıklı. geçmiş neyse ne. üzülsen, düşünsen geri gelmeyecek neticede.

onun da ötesinde şöyle sorayım biz burada duyurucak sana "evet abi bu eksiklik, sen sığır gibi yaşamışsın, senin yaşadığın hayatı zkiyim" diyelim... biz böyle desek sen bize "ulan siz kimsiniz hıyar ağaları?" der misin demez misin? biz kimiz, senin yaşantına dair fikirlerimizin niye bir önemi olsun?

o yüzden hiç canını sıkma derim. o olsaydı, bu olsaydı diyerek hayat yaşanmaz çünkü. bunu maradona'ya, rock yıldızına sorsan o bile çok fazla şeyi farklı yapmak isterdi muhtemelen. onun sonu yok. geçmiş bazen güzel bir nostalji, bazen ders çıkarmak ve geleceği güzelleştirmek içindir benim gözümde. onun ötesinde çok fazla üzerinde durmanın kimseye faydası olmaz.
+6
der meister
(18.07.26)
Çoğu şey aslında insanın kişisel yorumu olacaktır ama yalnız yaşamayı beceremeyen yemek yapamayan markete alışverişi ya da evdeki bir onarım işi için usta ayarlayamayan biri, 40 yaşına geldiyse orada eksik çok şey var demektir. Kadın erkek fark etmez bir makarna bile yapamayan bir sorunu bile çözemeyen insanlar hayatta pek çok şeyi de yapamıyor sonrasında. Bunun yetenekle ya da merakla da alakası yok tamamen hayatta kalma bir şeyleri becerebilme hali bu, çok temel bir şey aslında.
Onun dışında senin bahsettikleri çok kişisel şeyler. Kimseyle kıyaslamamak lazım kendini. Herkesin hayata karşı farklı, hayata bakışı farklı. Dolayısıyla insan aslında kendisiyle yarışır ve kıyaslanır başkasıyla değil.
Onun dışında ben mesela bu yaşa gelmiş hâlâ ailesiyle yaşıyorsa orada bir işareti koyarım. Bu da benim kişisel yorumum
+1
mor oje
(18.07.26)
Herkesin geçtiği yol aynı değil ama insan ne yaşamak istiyorsa geciktirmeden yaşamalı bana göre çünkü yaşanmadığında olduğundan daha önemliymiş gibi hsissettiriyor böyle şeyler.

Bir liste yapıp, mevcut şartlarınızla gerçekleştirebileceklerinizi deneyimleyin bence.
+2
kendimefotograflarim
(18.07.26)
Kimisi evde oturup sessiz ortamda kitap okumaktan zevk alır, kimisi barda sabahlayıp, o gece tanışıp ismini bile hatırlamadığı kadının koynunda uyanmaktan.

Arkana baktığında keşke'lerin yoksa, mutluydum diyorsan o sana yetmeli.
+2
Mirket
(18.07.26)
70+ yasinda, baya parasi olan, akici almanca konusabilen bir tanidigim var.
50 senedir ayni kadinla evli, coluk cocuk vs.
adamin pasaportu yok, hic olmamis, hic yurtdisina cikmamis.
ucak fobisi var, ucaga binemiyor.
ankara'da yasiyor, ankaran'da pek ayrilmiyor. adamin yazligi falan da yok, herif deniz kum gunes de sevmiyor.
ve inanilmaz mutlu, keyfi yerinde.

ozetle, sen nasil mutluysan oyle yasayacaksin. sen mutluysan eksiklik falan yok.
baskalarini mutlu eden seylerin seni mutlu edecek diye birsey yok.
+1
cooperr
(18.07.26)
büyük partiledim, 15-20 kişi tatile gittim, çok kereler kendimi hatırlamayacak kadar içtim. hiç birini özlemiyorum. 20-25 yıl geriye gitsem yine yapar mıyım? yaparım büyük ihtimalle ama yapmasam da eksikliğini hissetmem.
+1
co2s2
(18.07.26)
Kendimden yola çıkarak cevap yazayım; gözün arkada değilse başarmışındır.

37 yaşımdayım. Hayatımın son 8 senesi dolu dolu geçti. Lise yıllarımın yüzde 99ü asosyal geçti. Üniversite senelerim ise yüzde 93ü asosyal geçti.

Yine de hayatımın son 8 senesi, komple bütün hayatımı kapsıyor.
+1
put it in your appropriate place
(19.07.26)
hayat herkesin ayni yerden baslayip ayni yere kostugu bir yaris degil ki. buna cevap vermek imkansiz. hepimiz farkli yerlerde baslayip farkli yonlere kosuyoruz. tam bir kaos. bu sorunun cevabini sen verebilirsin.
+1
antikadimag
(19.07.26)
36 yasindayim kafada hep bir what if sorusu cinliyor. Bunu, yani gecmisi takmamaya calismak hayatta buyuk bir luks.
+2
baldur2
(19.07.26)
“ Üniversitede yaşamadıklarım yabancı dizilerde gördüğümüz gibi süper samami kızlı erkekli arkadaş grubum olmadı, ev partilerine katılmadım, çoğu gencin girdiği riskli ortamlara girmedim. Disko gece klübü bara gittim ama tvde izlediklerimiz gibi kendini kaybedecek kadar eğlenmedim”

Tertemiz mis gibi hayat yasamissin iste bunlar dizi filmlerde gosterildigi gibi degil yorucu les gibi hayatlar.
+1
ceann deas
(19.07.26)
"ekonomik anlamda memurum" şahame bir tabirmiş.
"Zamanında" yaşanmamış hiçbir duygu telafi edilemez çünkü onları "zamana" baglayan sizsiniz. On koşulla başlamişsiniz. İlk olarak kadin, ortam ve dizilerden bahsetmeniz herkesin zaman zaman yaptığı bir şeyler mi kaçırdım, boşa mi yaşadim hissi. İyi kötü ortami olan biri olsaydiniz bu kez de evlenmedim çocuğum yok bomboş bir insanım diyecektiniz. Analizi bırakıp soruya cevap verecek olursam; hayatınızın aynı şekilde devam etmediği ve görece pozitife gittigi bir durum düşünün. Örneğin ömrünüzün sonuna kadar memurluk yapmaniz gerekmiyor ve X yaşınızda parasal bir sikintisi olmayan ve memurluğu birakabileceksiniz. bugünden o güne taşımanız gereken, temelini atmaniz gereken bir şey olur muydu? Mesela bir enstrüman iyi kötü calsaydim simdi onun en iyisini alir birkaç yetenekli elemani da tutar sirf param var diye kendime müzik grubu kurardim (gibi)
Aynısını büyük ihtimalle şu anda her işini halletmeniz ve takip etmeniz gereken çocuğunuzun yükünün azaldığı bir zaman için ya da başka ihtimalleri icin dusunebilirsiniz.
İyi bir düşünce yöntemi olabilir.
+1
sparkle kiddle
(19.07.26)
Grup
0
üğpoıuy
(19.07.26)
Söylediklerinizin hepsini yaptım gençliğimde, aah ah iyiki yapmışım demiyorum. (keşke yapmasaydım da demiyorum). Bahsettiğiniz şeyleri yapardınız zaten çok ihtiyaç duysaydınız.
+1
redlinetheturk
(20.07.26)
Anahtar soru; mutlu musunuz?
+1
kumandanim
(20.07.26)
(4)

vefat sonrası garip uyuşmalar

leeloodallas
sevgili sözlük, 2-3 hafta önce babamı kaybettim. gerek bu durumdan ötürü gerek de bu süreçte taşıdığım ağır şeyler sonrası olduğunu düşündüğüm belirtilerim var. şu anda düzenli olarak sağ kol ve sağ bacakta uyuşmalar yaşıyorum. düzenli spor yapan birisiyim, spor yaparken bu uyuşmalar geçiyor. gücümd
sevgili sözlük, 2-3 hafta önce babamı kaybettim. gerek bu durumdan ötürü gerek de bu süreçte taşıdığım ağır şeyler sonrası olduğunu düşündüğüm belirtilerim var.
şu anda düzenli olarak sağ kol ve sağ bacakta uyuşmalar yaşıyorum. düzenli spor yapan birisiyim, spor yaparken bu uyuşmalar geçiyor. gücümde bir sıkıntı yok ancak kol bacak uyuşmasına sağ boyun ve bel ağrısı da gündüz kalkar kalkmaz ve geceleri eşlik ediyor.
şu anda annemi üzmemek adına bir şey söylemek doktora gitmek telaşlandırmak vs istemiyorum hiç.
bir de çok uzun süredir sağ kolumun üstüne yattığım için zaten sağ kolumda böyle bir şey yaşayacağım kesin gibiydi. uzun yoga seansları iyi geliyor şu an. ekstra neler yapabilriim bu süreçte ya da ne olabilir sizce? kolajen vs mi alsam dedim
0
leeloodallas
(18.07.26)
Konuyla ilgili bir cevabım yok. Sadece başınız sağ olsun demek istedim.
0
himmet dayi
(18.07.26)
başınız sağolsun hocam.

bu tür süreçlerde vücudun böyle reaksiyonlar vermesi doğal ama sebebi farklı bir şey de olabilir. en azından basit bir kan sayımı yaptırabilirseniz faydalı olur diye düşünüyorum. bu dönemde belki fazla yoruldunuz, canınız sıkıldı, bazı şeyleri fark edemediniz, vitaminidir şusudur busudur azaldı vs... öyle basit bir şey de olabilir. ama eğer tekrar eden bir şey olursa göz ardı etmeyin lütfen. geçiciyse evet üzerinde durulmaz ama uyuşma, his kaybı vs. bunlar normalde çok ciddi şeyler. aile hekimleri bile oldukça kapsamlı kan testleri yaptırıp bu konularda fikir verebiliyor, kimseyi endişelendirmeyeyim ortalık karışmasın vs. derseniz o yola girebilirsiniz. yarım saatlik iş.
+1
der meister
(18.07.26)
Maddi durumunuza göre aile hekimi ya da özele gidip kan tahlilleri vitamin,karaciğer böbrek vs fonksiyon testleri yapılırsa bir fikir olabilir.
0
denizciman
(18.07.26)
hiçbir şekilde korkmayın, acınız büyük her şey olabilir sebebi. ancak bir nöroloğa gidip MS benzeri şeyleri eleseniz önce. zira böyle zor zamanlarda ms plakları aktif olabiliyor. hiç alakası yoktur muhtemelen ama dikkat etmekte fayda var. tedavisi(semptomatik) de var. nolur nolmaz.
0
enteg
(19.07.26)
(14)

saygi duydugunuz meslekler

Purple life
neler?extra özel bir saygidan bahsediyorum.
neler?

extra özel bir saygidan bahsediyorum.
-1
Purple life
(14.07.26)
Ogretmenler. Kendilerini hic sevmem, ne bilim teknik okuyan fizik öğretmeni kaldi, ne edebiyat dergisine abone olan edb ogretmeni. Tarih ogretmeni dediğin history channel gibi olmali ama bunlar tugrali yuzukle geziyor. Kisisel gelisime onem verem ogretmen 20 senedir gormedim.

Neyse konu o değildi, bu devirde bu dallama ogrenci kitlesi ile kapali ortamda günde 8 saat kaldiklari için saygi duyuyorum. Ben bir tanesine katlanamam.
+6
duster
(14.07.26)
doktor, baska da yok.
+4
lemmiwinks
(14.07.26)
doktor ama spesifik olarak cerrahlar benim gözümde başka seviye. ya diş ağrısından aklını kaybeder insan, onun çekilmesi bile inanılmaz geliyor bana. veya düşünsene sabah poğaça yiyip meyve suyu içiyosun sonra ALTI SAAT beyin ameliyatı yapıyosun. hayatın, rutinin bu. sorumluluğu, ağırlığı, üstüne üstlük direkt olarak insan hayatına önemi filan bence korkunç bi şey. kasap gibi insan kesip biçiyosun ve ölüyolar, iyileşiyolar, etrafında sürekli hastalar ve yakınları... hem müthiş bi şey hem de manevi yükü çok ağırdır diye düşünüyorum. bana milyonlar versinler ben 3-5 sene sonra "yeter lan böyle hayat mı yaşanır" diye bırakıp kaçarım herhalde naled olsun ameliyatına da profesörlüğüne de deyip.
+4
der meister
(14.07.26)
Tozlu, pis, gurultulu, cok sicak, cok soguk vs zor ortamlarda calisan, calismak zorunda kalan emekciler, agir kaldiranlar, uzun sure ayakta duranlar vs
+2
freedonia
(14.07.26)
özellikle bir mesleğe saygı duymuyorum. işini ciddiye alıp yapan herkese saygım var. üniversite sınavında tıp yazdı diye saygıyı hak etmez kimse.
+9
co2s2
(14.07.26)
özellikle bir mesleğe saygı duymuyorum. işini ciddiye alıp yapan herkese saygım var +1

işine saygısı olan, kaytarmayan, işini olması gerektiği gibi yapan herkese saygım var. meslek ayırmıyorum. ayırmayı doğru bulmuyorum
+3
abelardo
(14.07.26)
Acı bir deneyim oldu benim için bu duyuru. Ağzımın ucuna kadar gelse de ne "doktor" diyebildim, ne "asker". Ne " imam" diyebildim, ne "öğretmen"...

Sanırım, kaybolmaya yüz tutmuş zanaatleri inatla icra edenlere ekstra saygı duyuyorum. Bir de milli savunma sanayiinde çalışan yetenekli ve özverili teknik personele...
0
yadigar
(14.07.26)
ben sadece doktorlara saygı duyuyorum. burada sabah akşam kendini öven beyaz yaka tayfaya ise antipati duyuyorum.
+2
nothing in my way
(14.07.26)
Günümüzde itfaiye att hariç genelleme yapmak zor.
0
topkapiaksaray
(14.07.26)
doktor ama kesip bicen tayfa, oyle aile hekimi falan kurtarmaz. dalak bobrek dalanlara hayranim, arada acip ameliyat izlerim..

mansiyon olarak muhendisler derim, uc kurus paraya ciddi olarak kendini adayip her sabah daha iyi seyler yapmak icin uyanan onlarca muhendis taniyorum. tok evin ac kedileri.
-1
cooperr
(15.07.26)
Öğretmenler, birine bir şey öğretebilmenin çok zor olduğunu düşünüyorum bu yüzden bunu yapabilenlere ekstra bir saygım var.
0
mutekebbir
(15.07.26)
Çöpçüler + doktorlar + öğretmenler ve de ilaç geliştirmede çalışanlar
0
gadlemler
(15.07.26)
Öğretmenler. Millet çok sövüyor da çoluk çocuk ve ebeveynleriyle uğraşmak yapılacak iş değil.
+2
halitkin
(15.07.26)
Cerrahlar +1

Abim cerrah. Çocuklarla ilgili bir alanda.
Hepimiz gün sonunda iş nasıldı neler yaptın diye ailecek konuşuyoruz. Kimse abimi dinlemek istemiyor lütfen sen anlatma diyoruz. Bizim duymak istemediğimiz detayları her gün yaşıyorlar. Kutsalın da kutsalı.
0
yenibirgüzelnick
(16.07.26)
(6)

devlette sigortasız diş muayenesi/çekimi ne kadara patlar?

der meister
bağkurluyum ama uzun süredir prim ödemiyorum. dişim için yakın zamanda gitmem gerekecek. vezneye parasını ödeyip tedavi olabiliyor muyum? muhtemelen röntgen isteyip sonra çekecekler, çok uçuk bi maliyet çıkarmaz umarım, bilgisi/fikri olan varsa en azından bi fiyat aralığı paylaşabilir mi? ek bir sor
bağkurluyum ama uzun süredir prim ödemiyorum. dişim için yakın zamanda gitmem gerekecek. vezneye parasını ödeyip tedavi olabiliyor muyum? muhtemelen röntgen isteyip sonra çekecekler, çok uçuk bi maliyet çıkarmaz umarım, bilgisi/fikri olan varsa en azından bi fiyat aralığı paylaşabilir mi?

ek bir soru,

bi de ben iki sene önce filan bi ara sigortalı çalışırken ufak bi işlem için gitmiştim. sistemde kaydın yok diye tutturdular. uzun yıllardır bağkurluyum, o ara ise başka bi işte çalışıyodum sigortalıydım. müdürü aradım hatta "olm sigortanı yaptırmamış olabilir miyiz sence sen manyak mısın" dediydi. ama yok yani vezneye parasını verip bile tedavi olamadım, ufak bi şey olduğu için üstünde durmamıştım da diş ağrısını çeken bilir o kadar süre randevu bekleyip üstüne işlem yaptıramazsam deliririm şimdi bile zor duruyorum. sistemde kaydın olmaması ne demek yani ya sigortalısındır ya da değilsindir parasını verip işlem yaptırırsın, o olay ne ola ki? tekrar yaşamamak için kontrol edebileceğim bi şey var mı işte e-devletten şunun statüsüne, şu var mı yok mu diye bak gibi?
0
der meister
(14.07.26)
ikinci soru için: sgkya gidip bir işlem yaptırmak gerekiyordu sanırım. ama üzerinde 15 yıl geçti neredeyse sistem değişmiş olabilir.

e-devletten sorgulama yaptığınızda (çalışma hayatım - sağlık tedavi) sağlık güvencesi hak sahipliği bölümünde "müstehaktır, provizyon alabilir" yazıyorsa sorun olmaması lazım bence.
0
inheritance
(14.07.26)
gss borçlularının yararlandığı cumhurbaşkanlığı kararnamesinden bağkur borçluları da yararlanıyor diye biliyorum. öyle olunca hastanede katılım payı ödeyerek tahlil-tetkik ve tedavilerde ücret ödenmiyor. ancak dişte bazı durumlarda sgklılarda ekstra ücret ödeyebiliyor. kaplama, protez, implant gibi işlemlerde herkes ekstra ücret ödüyor.
0
my fault
(14.07.26)
@inheritance, provizyon alamaz yazıyor hocam. parasıyla da olsa hizmet alabileceksem razıyım ben açıkçası, tabii çok maliyetli olmadığı sürece. bu provizyon meselesi de mesela ne anlama geliyor bilmiyorum. sigortası yok mu, hastane sınırlarına girdiği anda vurup indirin mi...

@sivri sinek, hocam açıkçası donuma kadar isteseler de gideceğim kaçarı yok, başka bi şey olsa bekletirim de diş fena. ama tabii uygun maliyetli olsa daha iyi olurdu.
0
🌸der meister
(14.07.26)
Röntgen, muayene, işlem her kalem ücretlendiği için aynı fiyata özelde yaptırabilirsiniz diye düşünüyorum
0
housedaki topal doktor
(14.07.26)
Sorularınıza sağlık bakanlığı soru hattı cevap verir muhtemelen. Hem de sistemden kontrol edip; faydalanıp faydalanamayacağınız haklarınızı sıralama yaparlar.
0
oligomer
(16.07.26)
cevap veren herkese teşekkürlerimle bir güncelleme paylaşayım, belki birilerinin işine yarar: gittiğimde hasta kayıtta 26 lira ödeme çıktı... röntgen çekildi, sonra dişim çekildi. bu süreçte başka ödeme yapmadım. sadece doktorun yazdığı ilaçları sigorta karşılamadı. bir ağız gargarası, bir ağrı kesici anti-enflamatuar, bir tane de antibiyotik için toplamda 400 lira civarı ödeme yaptım.
0
🌸der meister
(01.08.26)
(33)

Zengin olur olmaz alacağınız o ilk ürün ne?

egerbiryolcu
Diyelim miras kaldıPiyango vurduFenomen oldunuz vs vs vsO gün geldi ve artık para harcamaktan cekinmeyeceginiz bir durumdasiniz. Ne alırdınız koşa koşa (ürün, deneyim, hizmet, egitim... Kategoriler sınırsız)
Diyelim miras kaldı
Piyango vurdu
Fenomen oldunuz vs vs vs

O gün geldi ve artık para harcamaktan cekinmeyeceginiz bir durumdasiniz. Ne alırdınız koşa koşa (ürün, deneyim, hizmet, egitim... Kategoriler sınırsız)
0
egerbiryolcu
(10.07.26)
İlk olarak kendime bir İtalya tatili hediye ederdim. Maddi bir şey aklıma gelmedi.
+2
ekimoloji
(10.07.26)
en baştan başlayarak dünyanın en zenginlerini temizleyip yüreklere korku salacak bir PMC.

o kadar uzun boylu değil dersen havuzlu bir villa. ama suyu kapitalist kanından kıpkırmızı olsun. ona da yok diyorsan tamam normal su. kendi havuzumuzda biz yüzelim bari onlar yüzmesin.
-3
der meister
(10.07.26)
Valla miktar tam olarak belli olmadigi icin yorum yapmak zor ama oyunbozanlik etmeyip cevap veririsem; ilk olarak isten istifa ederdim. Sonrasinda alacagim ilk sey uzun zamandir gozume kestirdigim bir ada olurdu.
+1
j r r tolkien hayrani
(10.07.26)
Geçen sene de sorulmuştu benzer bir şey, konuşma ben konuşuyorum daha bitirmedim'un verdiği cevaba hatırladıkça gülüyorum ama cevaba katılıyorum aynı zamanda.Kendime ada alıp çevresini 10m yüksekliğinde jiletli telle güçlendirilmiş duvarla çevirirdim. İnsanlardan uzak yaşardım.
+1
alice in potatoland
(10.07.26)
Böyle bir ürün yok, ama böyle bir kategori var. Benim mobilya ve eşyalarda malzeme takıntım var. Plastik, mdf, laminant, alüminyum gibi malzemeleri sevmiyorum. Evdeki eşyaları doğru düzgün bir ahşap, mermer, bronz gibi gerçek değeri olan ve özel üretim şeylerle değiştirmeye başlardım. Düşününce cidden taklit şeylerle yaşıyoruz.
+7
akhenaten
(10.07.26)
Şimdi bir yorumda bulanacağım hepiniz bana düşman olacaksınız. Mahallede muhallebi yemiştim ben.
-7
gobekliraki
(10.07.26)
M5
-2
mikahakkinen
(10.07.26)
100 milyon tl mi kaldı
1 milyar tl mi ? arada baya fark var.
100 e zaten bir ev bir araba yarıdan fazlası gitti.
0
jamswety
(10.07.26)
Ekibiyle birlikte yat
+1
gabe h coud
(10.07.26)
aloha snackbar 3
(10.07.26)
Pay to win oyunlarında sınırsız para harcamak gerçekten keşke sabancı olsaydım dediğim tek an oyunlara para harcamak isteyip de harcayamadığım zamanlar
0
Hallegadola
(10.07.26)
Cruise ile dünya turu, yaklaşık 1 sene sürenlerden
+1
su olsam ates olsam
(10.07.26)
Valla en büyük hayalim yaşamak için çalışmak zorunda olmadığım bir hayat olduğu için muhtemelen pasif gelir getirecek işlere yatırırım bir kısmını önce, sonra da herhalde ilk iş güzel bir yemek yerim.
+5
Amaranta ursula
(11.07.26)
Evi boyatırım artık herhalde...
+4
dilemma of subscribtionability
(11.07.26)
vizyonsuz birisi olduğum için alacağım ilk şey bmw m5 touring olurdu.
0
false pretension
(11.07.26)
911
0
cooperr
(11.07.26)
1. İlk önce sakin bir yerde, konforlu bir otele gidip bu durumu sindirir, sakin kafayla düşünürken eksiseyler.com rehberi okurdum.

2. İşimi, düzenimi kurduktan sonra (iş dediğime bakmayın, para için çalışmayacağım) sakin, güzel bir ev inşaa ettirirdim. Bir tane zeytin koruluğunda yer alan ahşap bir klübe, ayrıca farklı bir yerde, yüksek bir tepede etrafa hakim gene ahşap bir gözlem evi. Tercihen ulaşımı zor olmayan, birbirlerine yakın yerler olmasını isterdim. Uzun seyahatler gerektirmesin, en fazla birkaç saat içinde ulaşabileyim. Bisiklet ile gideceksem de gün içinde varayım.

3. Bisikletin teknik yapısına, parçalarına hakim olabileceğim, bakım ve onarımını gözü kapalı yapabileceğim eğitimler almak isterdim. Gerekirse adım adım ilerleyerek sektörde öncü markaların çalışmalarına katılır, profesyonel bisiklet yarışlarının teknisyenliğini yapacak düzeye çıkmak isterdim. Adamlar da beni "Gel lan öğretelim" diye kabul etmeyeceğine göre parasını vermem gerekirdi haliyle.

4. Gene bu eğitim sonrasında niş bir bisiklet atölyesi açardım. Sektördeki vizyoner adamları toplayıp düzenli olarak onlarla görüşürdüm. Profesyonel yarışçıları, farklı disiplinlerdeki bisikletçileri davet eder, ağırlardım. Karşılığında da deneyimlerini bizimle, gelen insanlarla, özellikle de çocuklarla paylaşmalarını isterdim. Atölye 7/24 açık olurdu. Tüm bisikletçilerin tamir ve onarımlarını ücretsiz karşılardım. İyi teknisyenleri istihdam ederdim. Özellikle genç ve çocukların ihtiyacı olan ekipmanları ücretsiz temin eder, bisiklet bakımlarını ücretsiz yaptırırdım.

5. Yeme & içme kültürümü genişletmek için çok vakit ayırırdım. Sadece gurme lezzetler, michellin yıldızlı mekanlar değil de yiyeceklerin yaşam, tarih, sosyal ilişkiler, tarım vb. ile ilişkilerini de öğrenebileceğim şekilde vakit ayırırdım. Bu iş paradan ziyade zaman gerektiriyor aslında. O da doğrudan para gerektirdiğinden tüm vaktimi zengin olunca ayırabilirdim herhalde. Tabi o süreç hop oraya zıp buraya şeklinde değil de yavaş hareket ederek yapmayı tercih edeceğim şekilde olurdu. Mesela İspanya bask bölgesinde zamansız bir motorsiklet turu gibi. Ne kadar sürerse sürsün, amaç o bölgenin yeme & içme kültürü merkezli bir yolculuk.

6. Arada takılabileceğim, canım isterse denize açılabileceğim bir iskele isterdim. Gözden uzak, sakin bir yerde olsun. Kendi bayrağı filan olsun iskelemin.

Böyle şeyler işte, istekler.
+2
burka
(11.07.26)
Güzel bir ada. (Ağaçlandırıp, hayvanlar ve insanlar için yaşanabilir, düzgün bir eko sistem oluşturmak için.)

Vahşi yaşam parkı. (Vahşi hayvanlara ziyaretçilere kapalı bir yaşam alanı oluşturabilmek için.)

Dünyadaki bütün hayvanat bahçeleri. (Hayvanları kurtarıp doğal ortamlarına kavuşturmak için.)

Yüksek güvenlikli bir ralli aracı ve bir pist. (İstediğim gibi araba kullanıp çılgın atmak için.)

Dünyanın çeşitli yerlerinde oteller. En üst katlarını kendime ayırmak ve kalanında da dönüşümlü olarak alt gelir grubundan insanları ağırlamak için (Endonezya Bali, İtalya, Almanya, Türkiye vs)

Blok evren teorisi, zamanda yolculuk, paralel evrenler, boyutlar arası geçiş, ölümsüzlük, dünyanın arındırılması, yapay zeka, uzaydaki farklı canlı formları vb konularda araştırma yapan bilim adamlarına fon oluştururdum. (Bilimsel gelişmeleri hızlandırmak ve hemen haberdar olmak için.)

Türkiye'de bir sürü özel okul açardım. Özellikle ilkokul ve lise seviyesinde. Çocukları doğru bilgilerle eğitmek, onları karanlığa mahkum etmemek, dünya insanı olabilmelerini sağlamak için.)
+3
anaphylacticshock
(11.07.26)
eşya yok aklımda ama deneyim alırdım sanırım.
bazı eski müzik gruplarının "gelin bizimle bir hafta geçirin" temalı özel etkinlikleri oluyor. geçen birine baktım; 5000 euro fiyat biçmiş. öyle bişey yapardım herhal..
benim için çok para da buymuş işte, mehhh...
0
lil siztah
(11.07.26)
Ben de Cruise ile dünya turu isterdim.
Çevremde kimse bunun kısasına bile para vermek istemediği için muhtemelen ücretini de karşılar yanıma birini alırdım.
Zaten bitti para.
0
mutekebbir
(11.07.26)
ben tasit seviyorum helikopter, luks araba+su kadar euroya vatandaslik veririz diyen ulkelerden ev almak hirvatistan, yunanistan gibi. biraz gezip en son populer bolgede butik otel isletmek olur capri, yunan adasi, fransiz rivierasi vb olabilir taylanda da hayir demezdim
0
ala09
(11.07.26)
Bir büyük şehirde, Balkonu şehir ve deniz manzaralı, altında özel otoparkı olan bir daire,
Aşçılık, sekreterlik ve şöförlük becerilerine sahip bir oda hizmetçişi,
Şehrin kırsalında, kendi suyunu ve elektriğini üretebilen, kendine yeterli, iyi tecrit edilmiş, arkasında zaman içinde orman yapabileceğim yeterli arazisi olan bir çiftlik,
Çiftliği çekip çevirebilecek yatılı yardımcı aile,
Bundan sonrası için bankada yeterli para.
0
Mirket
(11.07.26)
Ben adamin cevresine duvar örmekten vazgectim. Neden kendi manzarami kötülestireyim. Adayi Akdeniz'den almicam. Kendi tropik ada takimimi alicam. Botla gelen olmaz böylece :D
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.07.26)
cartier tank
0
black holes in the sky
(11.07.26)
2026 model bir beneteau oceanis 51.1
0
orpheus
(11.07.26)
Zenginlik hayalim Lambo Urus ama M2 için imzaları attım bugün. Bi süre idare eder beni.
0
Take it away honey
(11.07.26)
ne kadar paradan bahsediyoruz?

"bana" kadarsa, önünde minik bir iskelesi olan bir yalı alırım Ege'nin bir yerinde. mümkünse selimiye - Orhaniye taraflarında ya da Bozburun taraflarında. tabii tekne de alırım önüne.

eğer biraz daha rahat harcayabiliyorsam, birine sözüm var range rover almam lazım.
0
co2s2
(11.07.26)
Benim çocukluktan beri zengin olsam alırım hayalim Tuzla’da bulunan Koç’un adası. Koç satmazsa başka ada bulurum artık parayı bulsam gerisi kolay :)
0
cilekli pasta
(11.07.26)
ilk is Copacabana sahilinde bir ev alıp oraya yerleşmek olurdu. zengin olmayacak olsam da para biriktiriyorum. erkene alırdım en azından.
0
monseur thenardier
(11.07.26)
gotik bir şato!
0
anon1m
(11.07.26)
Datça'da Bizim Ev isminde bir butik taş otel var ya; Urla vb. bir ege beldesinden, kapısı koya açılan bir taş ev alırdım. Sadece yatak odası ve en temel eşyaları alır tüm detaylı mobilya alışverişi için globale açılırdım. Kâh online kâh dünyayı gezerek zamana yayarak sevdiğim hissettiğim bana anlamlı gelen şeylerle evimi döşerdim.
Fotoğraf albümüm ve magnetlerim de gelirdi bu eve.

Sonra ihtiyacım kadar yardımcıyı sağlam bir İK şirketiyle seçer işe alırdım.
Temizlik, yemek, şoför, kişisel asistan.
Kendi bedenime daha çok ilgi gösterir, sağlığımı koruyacak bir yaşam inşa eder, anlamlı projeler üretmek için çalışırdım.

Tek şey ilk şey olmadı belki ama hepsi bütün diye birlikte yazmak istedim.
0
mavipenguen
(12.07.26)
Bence dünyada en kaliteli iki araba markadı var, bu ikisinden birer tane (marka yazmiyorum, biliyorum herkes bir tarafiyla gulecek onlar mı kaliteli diye) alıp kenara atıp, sonra başka bir araç (kalite degil de saygi gören bir marka model) ile dunyada girilmemiş sokak birakmayana kadar gezmek isterim ama bu sorunuzun cevabı mı bilemedim.
0
covered
(12.07.26)
Ev
0
hlt1985
(12.07.26)
(34)

Dövmeniz var mı? Olmayanlar yaptırmayı düşünüyor mu?

ekimoloji
Önceleri dönem dönem yaptırma isteği gelirdi hatta epey dövme modeli araştırdım ancak sonradan sebepsiz vazgeçtim şu an vücudu kirletmek karalamak gibi geliyor, hiç beğenmiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?
Önceleri dönem dönem yaptırma isteği gelirdi hatta epey dövme modeli araştırdım ancak sonradan sebepsiz vazgeçtim şu an vücudu kirletmek karalamak gibi geliyor, hiç beğenmiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?
+2
ekimoloji
(08.07.26)
Bence bayağı estetik, hoş bir şey ama şu an yaptırsam eski denizcilere benzerim. Bu yaştan ve kilodan sonra çok büyük ihtimalle yaptırmam.
0
sekizdokuzon
(08.07.26)
Başkasında beğeniyorum kendim yaptırmam.
+1
kizil karga
(08.07.26)
2 dövmem var, 3.yü de yaptırıcam sonbaharda.
Az ve öz dövmeyi şık buluyorum. Siz kirletmek olarak görüyorsanız yaptırmayın bence de, neticede ömür boyu kalacak. Ben de mesela büyük ya da renkli dövmeyi beğenmem, kimisi de minimali ciddiye almaz vs.
0
mor oje
(08.07.26)
Tişörtün bile yazılısını, resimlisini sevmez iken üstüme başıma niye resim yaptırayım, yazı yazdırayım.
0
Mirket
(08.07.26)
yok ve yaptırmayı ciddi olarak hiç düşünmedim.
bazılarına bazı dövmeler çok yakışıyor ama büyük risk bence.
+1
lil siztah
(08.07.26)
Dövmem yok.

Aslında isterdim küçük bir dövme sadece bir tane ama benim için bir anlamının olması lazım herhangi bir şey olmaz. Şu şekil güzelmiş yaptırayım gibi değil yani. Bir de kullanılan boyalar vs. önemli benim için. Hayvansal içermemeli ve hayvanlar üzerinde test edilmemiş olması lazım. Bu şartlara sahip boya, malzeme vs. bulmak çok kolay değil ne yazık ki.
0
rock n roll
(08.07.26)
Hiç düşünmüyorum .
Karşı tarafın dikkatini çekmenin yolu (kimi zaman psikolojik sorunlu olunduğunu gösteren ) bedenimizin bir tarafındaki yapay şekiller değil doğru sözler ve onları destekleyen fiilerimizdir .
-5
diyecevaplandı
(08.07.26)
Yok. Yaptırmam. En sevmediğim şey.
-6
arbre
(08.07.26)
Başkasında beğeniyorum kendim yaptırmam +1
0
grimavi
(08.07.26)
yok ve dusunmuyorum.
0
cooperr
(08.07.26)
6 dövmem var biri hariç hiç birinden pişman değilim.
Pişman olduğumu da önümüzdeki haftalarda kapatmayı düşünüyorum.
Kilo verince yaptırmak istediğim bir dövme daha var. Herhalde o son olur.
0
mutekebbir
(08.07.26)
No way.
-1
Purple life
(08.07.26)
Kalıcı yapmak istemiyorum ama kaliteli bir geçici dövme bulursam denemk istiyorum. Bazı figürler kadınlara çok yakışıyor bence.
0
egerbiryolcu
(08.07.26)
Bir ara ciddi ciddi düşünmüştüm ama nerede yaptırsamı araştırana kadar öyle kaldı.
+1
put it in your appropriate place
(08.07.26)
Aynen bende de öyle oldu.
0
🌸ekimoloji
(08.07.26)
İnsan aynı nehirde bile iki defa yıkanamazken, ömür boyu üzerimde bir şeklin kalma fikrini sevmiyorum. Ara ara geçici olanlardan ayak bileğime yaptırasım geliyor ama geçici olan için bile herhangi bir girişimim olmadı.
0
Amaranta ursula
(08.07.26)
Bugün sevdiğimden yarın sıkılırım. Bu kadar kalıcı bir şeyi yaptırmam ama başkasında güzel oluyor.
0
kisa
(08.07.26)
Bazı kişilerde çok havalıı duruyor. Özellikle tanıdığım birinde çok estetik görünüyor bana.

Cesaretim olsa bende the last of us’da ki ellie’nin dövmesini küçük ölçekte yaptırırım. O dövmenin anlamlı olması çok çekiyor özellikle beni.
0
substituent
(08.07.26)
Bende yok, olsun isterim de üşeniyorum iyi bir dövme sanatçısı bulup gidip yaptırmaya ve sonraki yara bakımı sürecine.

İyi bir sanatçıya yaptırılmış ve üzerinde düşünülmüş dövmeler bence hoş duruyor. Bu kadar büyük anlamlar yüklemeye gerek olan bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Dediğim gibi üşenme aşamasını geçersem yaptırmak istiyorum bir ara
0
nundu
(08.07.26)
genelde,
illegal hayatların,
çetelerin vs.
birbirini tanıması için bilirdim..
-5
designer
(08.07.26)
Ben de var 12 yıl önce deli zamanlarda omzuma yaptırdığım. Şimdi boka bakar gibi bakıyorum. Elimde olsa omzumu söker atarım o derece pişmanlık.
0
hexagon
(08.07.26)
yok. düşünmüyorum. karşı olduğumdan değil. bana fazla ciddi ve riskli bir şeymiş gibi geliyor vücudunda hep kalacak olması, uzun vadede sevmeme ihtimali, kilo alır veya verirsen ya da yaşlandıkça çirkin görünme ihtimali vs. benlik şey değil. bakımıyla filan da uğraşamam zaten yaptırdığımın ertesi günü ölürüm muhtemelen.
0
der meister
(08.07.26)
yok düşünmüyorum da.
0
gurur
(08.07.26)
baskasinda cool, kendimde no. kasli erkeklerde kaplama ozellikle cok begeniyorum ama cok nadir bi olay bu. bu konuda takintilimsiyim kotu dovme cok korkunc geliyo hele kaymalar, renklerin bozulmasi. kendime yaptiramayacagim&bi donem yaptirmayi dusunduklerim de su an cok kotu geliyor. hele tarih marih saga sola koseye not alir gibi dovmeler ne alakaaa:/
-1
ala09
(09.07.26)
2 tane minimal var 5 yildir falan cok memnunum

Yaptirmadan once cok tedirgin olmustum, icimi giciklar kasiyip cikarasim gelir fln diye dusunmustum

Aksesuar kullanmiyorum, benim icin aksesuar yerine geciyo
+1
üğpoıuy
(09.07.26)
Yaptırsam en fazla 1 ay sonra sıkılıp neden bunu yaptırdım diyeceğime adım kadar eminim. O yüzden yaptırmadım.

Ya da şöyle diyelim: neredeyse 15 yıldır içime sinecek bir dövme arıyorum ve nereye yaptıracağıma karar vermeye çalışıyorum.
0
biseysorcaktim
(09.07.26)
1 tane büyük sayılabilecek dövmem var. iki kolumu da kaplatmak isterdim ama malum şartlar.
0
ruhlardan esinlenen karga
(09.07.26)
Hiç bir kudret yaptıramaz.
0
gabe h coud
(09.07.26)
(bkz: kendi osuruğunun insana güzel kokması)

Maalesef böyle bir durum var. İnsanlar dövmelerinin çok cool olduğunu falan düşünüyor ama dışardan görülen bambaşka. Öyle dövmeler görüyorum ki; detone olduğunun farkında olmadan çok güzel söylediğini düşünerek şarkı söyleyen insanları gördüğümde hissedilen duyguya benzer duygular uyandırıyor bende. Ama tabi ki o dövmeyi yaptıran kişi ben olsaydım, etraftaki dallamaların ne düşündüğü zerre umurumda da olmazdı, o da ayrı konu.
-6
thracia
(09.07.26)
bir tane var. 23-24 yaşında yaptırmıştım. çok da görünen bir yerde. Aşırı pişmanım. Sildirme işlemi çok acılı olmasa çoktan sildirmiştim. yaptırmayı düşünenler 30u geçmeden yaptırmasın bence. şimdiki aklımla asla yaptırmazdım ya da çok daha minimal bir şey yaptırırdım. Şu anki ben mesela hiç dövme insanı değilim yani ne alaka yaptırmışım bilmiyorum. o kadar saçma ve ergence geliyor ki şu an. yukarıda bir yandan o yaşlara dair hatıra gibi düşünülebilir denilmiş ama giyim zevki gibi bir şey bu. yaşa, döneme göre değişebilir. evet hatıra ama çıkaramıyorsun üzerinden
0
dfn4
(09.07.26)
başkasında güzel yapılmış dövmeler ilgimi çekiyor. ben de yok. ha çocuğum yaptırmak isterse engel olmam.
0
galahad reloaded
(09.07.26)
20lerimde yaptırmayı çok istedim bi ara. ama sonra bi heves yaptırıp pişman olmak istemedim. 30uma geldim. bu sene daha net olarak yaptırmak istiyorum diyorum. ama kol arkası gibi önden görünmeyen bir yer olmasını tercih ediyorum.

yazı vs asla istemiyorum. ama bir yandan da sıkılır mıyım düşüncesi var. o yüzden gerçekten beğendiğim, benim için anlamı olan bir şey olmasını istiyorum. henüz karar vermedim ama ciddi düşüncesindeyim
0
chanandler bong
(09.07.26)
Yok ve yaptırmayı düşünmüyorum
0
gadlemler
(09.07.26)
Hiç yaptırmadım ve düşünmüyorum. Vücuduma gereksiz ve anlamsız acı çektirmek olur gibi geliyor. Ben sıkılgan insanım, yaptırdığım şeyden kolay da sıkılabilirim zor da sıkılabilirim ama mutlaka sıkılırım ve kurtulmak isterim. O zaman sildirmek için ayrıca saçma sapan bir işlem uygulanacak filan, hiç uğraşamam. Hem ya o zaman sildirecek param olmazsa? Sırf bu sebeple hiçbir şekilde estetik de yaptırmadım yaptırmıyorum. Kaş burun dudak vs hiç uğraşamam. Varsın kimse beğenmesin.
-2
yaren
(10.07.26)
(5)

bizim gruptaki durumu etkileme durumumuz var mı?

kibritsuyu
arkadaşlar kafamı buna yoracak kadar enerjim yok, o yüzden yekten sorayım.bizim yarınki maç ile gruptaki herhangi bir şeyi değiştirme durumumuz var mı? tamam biz elendik, dördüncü olduğumuz kesin. alacağımız herhangi bir sonu. gruptaki diğer takımların sıralamasını falan etkileyecek mi? bizim maç şö
arkadaşlar kafamı buna yoracak kadar enerjim yok, o yüzden yekten sorayım.

bizim yarınki maç ile gruptaki herhangi bir şeyi değiştirme durumumuz var mı? tamam biz elendik, dördüncü olduğumuz kesin. alacağımız herhangi bir sonu. gruptaki diğer takımların sıralamasını falan etkileyecek mi? bizim maç şöyle biterse paraguay üçüncü çıkar, böyle biterse ikinci çıkar falan gibi bir değişiklik olur mu?

yani gördüğüm kadarıyla aynı grubun üçüncü maçları aynı saatte oynanıyor, diğerinin sonucuna göre takımlar yerini garantileyip yatmasın diye.

lakin bizim grupta sonuç çoktan belli mi, bizim maçın sonucuyla hala bir şeyler değişebilir mi kafam basmadı.
0
kibritsuyu
(25.06.26)
hayır. son maçların aynı saatte oynanması standart uygulama, fikstürde önceden öyle belirleniyor. bizim grup özelinde hiçbir şeyi etkileme şansımız yok. biz sonuncuyuz, abd birinci... yani biz elendik ama berabere kalırsak amerikanlar lider olamayıp üçüncü bitirir gibi bir senaryo söz konusu değil.
0
der meister
(25.06.26)
turkiye'nin sonuncu ve amerika'nin birinci olmasi garanti.
0
baldur2
(25.06.26)
ama diğer maçın sonucu kendilerini etkiliyor di mi? yenen ikinci olacak, beraberlik durumunda (ikili averaj da eşit olacağı için) genel averajlarına mı bakılacak?
0
🌸kibritsuyu
(25.06.26)
evet kanka
0
baldur2
(25.06.26)
Grup içinde genel averaj, 2 takım arasında 2li averaja bakılıyor. 2 li averaja bakılmasa biz abdyi yener avusturalyada paraguayu yener biz 3.cü olabilirdik. Bizim maça abd 1. Biz 4. Olarak çıkıyoruz. Maç tamamen formalite. Beraberlik durumunda avusturalya 2. Olur. Paraguay almanya avusturalya muhtemel iranla eşleşicek. Paraguay yenerse değişir.
0
mikahakkinen
(26.06.26)
(6)

Petrol çıkan ülkelerde kontrol tamamen hükümetlerde mi? şirketlerde mi?

mikahakkinen
İranda Musaddık petrolü milli sermaye kontrolüne almak isteyince dışarıdan darbeyle şahı getirdiler. Peki körfez ülkelerinde bae, kuveyt, umman vb. ülkelerde kontrol ülkelerde mi? İranla aralarındaki fark ne?
İranda Musaddık petrolü milli sermaye kontrolüne almak isteyince dışarıdan darbeyle şahı getirdiler. Peki körfez ülkelerinde bae, kuveyt, umman vb. ülkelerde kontrol ülkelerde mi? İranla aralarındaki fark ne?
0
mikahakkinen
(22.06.26)
Petrolü çıkaran şirket yatırım yapıyor ve oradaki çıkan her varilden pay alıyor. Benim şahit olduğum dönemde arama maliyeti petrol arama şirketindeydi ama çıkarsa adamlara pay vermek zorundaydık. Petrol arama maliyetleri 500 milyon dolardan başlıyor. Ben yaparım dersen milli olur çıkan, bulamazsan maliyet sana kalır. Petrol arama şirketi bulamazsa ona kaçar bu para. Çoğunda da bulamaz. Hem petrol arama şirketi gelsin çıkartsın hem de anlaştığım payını vermeyeyim tüm çıkan millileştirilsin dersen sonuçları ağır olabilir.

100 kuyu kazsa 10 tanesinde başarılı olsa petrol arama şirketinin maliyeti 100 kuyu. Devlet bütün maliyeti faiziyle ve cezasıyla karşılıyorum derse, bunu da sözleşmeye yazdırabilirse sorun çıkmayabilir. swh.
0
gabe h coud
(22.06.26)
körfez ülkelerinde kontrol kağıt üzerinde tamamen devlette ama devlet dediğimiz şey zaten bir avuç şıhtan şeyhten oluşuyor ve "ayrıcalıklı nüfus" (yani dışarıdan "köle" olarak getirmedikleri insanlar ve çoğunlukla yabancı firmalarda iyi paralara çalışan expatlar vs. harici) çok fazla değil. bu lavuklar da zaten batı kuçusu olduğu için bundan pay almaları, bunları işlemeleri, devletin firmalarda küçük de olsa hissedar olmaları, petrol piyasasına yön verilmesi kolay oluyor.

iran'la aralarındaki fark her ne kadar klişeleşmiş olsa da iran'ın gerçekten tarihi, geçmişi, arkasında kocaman bir coğrafya bulunan bir medeniyet olması. körfez ülkeleri ise sınırları dahi batılılar tarafından çizilmiş, liderleri yine daima batı güdümünde bulunan, petrol çıkarması dışında hiçbir ehemmiyeti olmayan tırt yerler. üzerlerinde hakimiyet sağlamak hem çok kolay hem de sömürenler için acayip kârlı. tepedekileri ve 3-4 milyon vatandaşı mamalıyorsun, bitti gitti.

iran'da aynı üstünlüğü sağlamak çok daha kompleks operasyonlar gerektirir, ben 3-5 kişiyi mamalayayım da kaynaklarına çökeyim diyemezsin. ha dersin de işte darbe olur, devrim olur vs. aynı ölçüde rahat hareket edemezsin.

benzer durumlar ırak ve libya gibi yerlerde de yaşandı, oraları işte cehenneme çevirip savaşlarla bombalarla dümdüz ettiler de öylelikle çökebildiler. iran'a onu yapmayı da beceremediler henüz ama niyetleri oydu. hala o.
+3
der meister
(22.06.26)
ülkeni acik pazar haline getirirsen,
senden iyisi yok.
0
designer
(22.06.26)
görünürde kendileri kontrol eder,
ama yanlarinda bir ingiliz danismanlari vardir,
mevduatlarida sahiplerinin bankalarindadir.
+1
designer
(23.06.26)
suudi arabistan'da her kuyu aramco'nundur. bu şirketin kontrolü de devlette yani kraliyet ailesindedir. üst yönetimin hepsi ya lisansı ya da lisanüstü ya da mba'sını amerika'da yapmıştır. bunların bi alt kademesi de ekseriyeti amerikan'dır. yani amerika etkisiyle devlettedir diyebiliriz.
diğer yandan da opec mevzusu var. temelde devlette gözükse de satacağı fiyatı opec yani amerikan baskısıyla belirler. bazen suudiler'in nazı geçer bazen amerika sopa gösterir.
0
mutlu yillar sana
(23.06.26)
devlet, iki ana öğeden oluşur,
* asker,
* hazine,

bunlara hakim değilsen,
sen devlet degilsindir.
0
designer
(23.06.26)
(10)

insanlar neden istanbul'da bu maaşlara çalışmayı seçiyor?

runaway
gördüğüm kadarıyla çoğu kişi kira ödeyebilecek bir maaş bile alamıyor. belki şehrin %50 sine yakını 50k altı alıyordur. bu koşullarda neden daha ucuz şehirlere gitmeyi seçmiyorlar?
gördüğüm kadarıyla çoğu kişi kira ödeyebilecek bir maaş bile alamıyor. belki şehrin %50 sine yakını 50k altı alıyordur.

bu koşullarda neden daha ucuz şehirlere gitmeyi seçmiyorlar?
-1
runaway
(22.06.26)
iş bulabilmek önemli,
bütün etkinliklerin merkezi istanbul,
hısım, akraba ,ana,baba hepsi oradadir,
tercih.
-1
designer
(22.06.26)
"bütün etkinliklerin merkezi istanbul"

28k maaşla kaç etkinliğe katılıyor hesaplayamadım
+2
🌸runaway
(22.06.26)
gecen sebnem ferah konseri vardi,
vatandaş konser yerinin yakinindaki parkta idi sanki
0
designer
(22.06.26)
"Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim"

insanlar istanbul'da bir şeyler yapabildiği için değil, yapma ihtimalleri olduğu için yaşıyorlar.
+5
art cat chocolate
(22.06.26)
yapabilme ihtimali +1.

her şey orada. başka yerde iş bulmak zor, hele kendi memleketin veya bolca tanıdığın yoksa her şey daha zor. istanbul'da hiç değilse işim olur, imkanım olur, belki köşeyi dönerim umudu var.

aşırı yığılmadan dolayı başka yerde imkan olsa bile bazıları istanbul'u isteyebiliyor. yaşadığı yerde iyi kazansa bile sıkılıyor veya kariyerinin yerinde sayacağını düşünüyor. paranın önemini reddetmiyorum ama kişi halihazırda aç gezmiyorsa her şey de değil. istanbul'da zor geçinmeyi yozgat'ta kral olmaya tercih edecek çok kişi var. küçük şehir gençsen ayrı, yakının yoksa ilerleyen yaşta ayrı dert çünkü. istanbul gibi yerlerde 10 milyon sürünür ama kimse kendini yalnız hissetmez, büyük şehrin enerjisi ve temposu farklı olur.

ben bunları eskiden istanbul'da yaşamış, istanbul'da yaşama fikrinden nefret eden, büyük konuşmayayım ama hiçbir koşulda orada yaşamayı ve çalışmayı düşünmeyen birisi olarak söylüyorum bu arada. günübirlik gezerken bile boğuyor.

amma çoğu insan için istanbul tercihten ziyade zorunluluk yani. orada sefil gibi bile olsa bir şeyin ucundan tutup bir yola girebilirsin. öyle bi ihtimal var. diğer yerlerde daha ucuz da olsa yine kira vermen gerekir ama para kazanmak aynı ölçüde kolay değil. hadi paran olsa sosyal imkanlar falan uzar gider.
0
der meister
(22.06.26)
stockholm sendromu, celladina asik olmak.
newyork, londra, paris, toronto vs butun belli basli metropollerde ayni mevzu var.
+1
cooperr
(22.06.26)
Çünkü iş bulabiliyorlar. Kuzenim aynı durumda yani bir mesleği yok fakat tüm haklarını alarak çalışabiliyor. Hiçbir işe bağımlı değil çünkü o işten çıksa yenisini çok rahat bulabiliyor.

Ben kendi memleketimde günde 18 saat, %50 asgari ücrete çalıştığımı bilirim. Sigorta vs tabi ki yok. Bu şartlarda kim küçük yerde iş koşturur ki? O rezil işten çıksan yenisini bulamayabilirsin öyle düşün. Sigorta yapan yerler premium sayılıyor küçük yerlerde.
0
artıküyeolmakistiyorum
(22.06.26)
büyüme ihtimali var diye herhalde. bugün 50 yarın 100. sivas'ta olsa hep 50. yolun sonunda istanbul'da ömrü 50 ile geçecek de olsa o ihtimal diri tutuyor olabilir :)
+1
gabe h coud
(22.06.26)
İstanbul yarı narsist yarı toksik ama bağımlı olduğumuz biraz da alttan alta sevdiğimiz ve bu yüzden bırakamadığımız evlilik gibi. Çocuk da varsa öyle düşünün. Böyle ilişkilerde bırakıp gitmek zordur. Memnuniyet yer yer düşer ama o ilişki de birşekilde devam eder.
+1
mahmuttt
(22.06.26)
İş olanakları zaten söylenmiş, onu geçeyim o yüzden.

Bir kesim ise zihnen küçük şehir hayatına adapte olamıyor. İstanbul'da maddi olanaksızlık nedeniyle imkanlar kısıtlanabilir, ancak kimse kimseyi tanımaz, bilmez. kalabalıktaki herhangi birisinizdir. Birçok insan bu durumu kötüler, ama birçok insan da bunu seviyor. Küçük şehre taşınmak isteyen birçok insan genelde bu tarz şeylerden şikayet ettiği için aksini sevenlerin zevkleri daha az dillendiriliyor ama böyle bir şey var.

Taşrada zengin olacağına şehirde ay sonunu zor getirmeyi gözü kapalı tercih edecek çok insan var, ama bu mevcut durumdan şikayetçi olmanın önünde engel değil. sadece "küçük şehre taşınmak" bir çözüm olarak görülmüyor. Küçük şehre gidince sorunları çözülmüş olmayacak bu insanların.
0
akhenaten
(22.06.26)
(22)

Evlenirken kadının soy ismimi değiştirmeyeceğim demesi

put it in your appropriate place
Özellikle erkeklere sorum; tepkiniz ne olurdu?Erkek kişisi olarak; şahsen problem oluşturmaz benim için.Edit: Henüz böyle bir duruma denk gelmedim.
Özellikle erkeklere sorum; tepkiniz ne olurdu?

Erkek kişisi olarak; şahsen problem oluşturmaz benim için.

Edit: Henüz böyle bir duruma denk gelmedim.
0
put it in your appropriate place
(11.06.26)
Umruumda değil. Bana sorsa almasın derim hatta. Niye başkasının soy adını alırısın ki. Ki zaten kadın olsam asla kabul etmezdim.

Tabii burada çocuğun soy adı ne olacak problemi çıkıyor ama onuda çocuk olunca düşünürüz, her detayı düşünerek ilerleyemeyiz sonuçta :)
+1
substituent
(11.06.26)
Yeterince zengin olmadığımı düşünürüm.
-8
arbre
(11.06.26)
Genel geçer olan, genel kabul görmüş bir uygulama var. Bu uygulamanın niye karşısındayız. Konaklamak için gittiğimiz otelde resepsiyon görevlisinin evlenme cüzdanı isteme ihtimaline değecek bir gerekçesi var mı diye sorarım.
Saçma sapan konularda duyguları mantığının önüne geçen biriyle evlilik yoluna en baştan girmem zaten. O aşamaya gelmez.
-6
Mirket
(11.06.26)
teoride müstakbel eşimin kendi soyadını korumak istemesinde hiçbir sakınca görmüyorum. özellikle herhangi bir alanda isim yapmış insanlar için baş ağrıtıcı olabiliyor bu değişiklikler. ha farazi konuşurken böyle makul yaklaşmak ve anlayış göstermek kolay tabii ama diğer taraftan benim soyadımı almak istememesine de bozulurdum gibi geliyor bana... ikisi birlikte olsa hiç problem değil ama benimki olacak seninki olmasın diye diretirse üzülürüm. öyle tuhaf veya uyumsuz olacak bir soyadım da yok. aile kuruyoruz, yeni bir yola giriyoruz sonuçta benden gelen bir şeyi almak istememesi üzerdi. bilmiyorum umarım yaşamam öyle bi durum zor soru açıkçası jdfjdj bi taraftan o kadar üzerinde durulmaması gereken bi şeymiş gibi geliyo diğer taraftan büyük olay.
0
der meister
(11.06.26)
çift soyad bu kadın evlidir mesajı verir, yüzük takmak gibi bir şey
yılışık tipleri ne kadar önler bilmiyorum ama sonuçta bir tedbirdir

evrak işlerinden dolayı resmiyette değişmese bile kendi doldurduğu formlarda, evraklarda, işyerinde, mailinde vs. kullanması önemli olur
-3
mantık
(11.06.26)
Ortadoğuda yaşadığının farkına varamayacak kadar kapalı bir çevrede yaşamış, örnekten bir yerlere varamayacak, örneğe takılıp kalacak kadar da yetersizlere değildi lafım ama olsun.

Bazan hayret ediyor olsam da, varsınız, biliyorum.
-1
Mirket
(11.06.26)
edmond abi+1 zaten soyadini alacak kisi kadinsa erkeklere niye soruluyo size ne oglum siz mi cekiyosunuz derdini evraklari siz mi yenileyecek bosanirsa siz mi ugrasacaksiniz
+3
ala09
(11.06.26)
benim hanima veremedik soyadini, cocuk benim soyadimda.
hatta en son yuzugu de cikartti, ben hala takiyorum.

bana bu hareketler trajikomik geliyor ve umursamiyorum zira kendisine bastan soyledim, sen soyadini almasan da, yuzugu de cikartsan, hatta epilasyona bulasmayip kollarini bacaklarini da killandirsan, goguslerini de aldirsan, ne yaparsan yap erkek olamayacaksin cunku ta$$aklar bende. :D
-8
cooperr
(11.06.26)
kadinlar kocalarinin soyadini almayip napiyorlar? babalarinin soyadini tasimaya devam ediyorlar.

bunun feminist bir sey olmadigini göremeyecek kadar elektra kompleksli feminist gecinen tiplerin yaptigi bir sey.
-1
Purple life
(11.06.26)
Benim bu konuda bilgim sıfırdı, biz evlenirken o dönem otomatik oluyormuş ve özel olarak söylemek gerekiyormuş. Belge bir geldi benim soyadlı, bu ne lan olduk.
Türk evlilik cüzdanında benim soyad, Fransızda kendi soyadı var. Türkiye ile bir olayımız olmadığı için bir etkisi olmadı ve zerre umrumda da olmadı.
Açıkçası eşim heralde böyle bir şeyi kabul etmezdi ve kendi kızıma da bunu kabul ettirmeye çalışan biriyle evlenme derdim, çünkü erkek tarafı için kolay hiçbir şey değişmiyor ama bunun bir kadın tarafı için etkisini anlamayacak/önemsemeyecek biri yeterli seviyeye erismemistir ve başka konularda da bu seviyede fikirlere sahip çıkabilir, riske gerek yok. Etrafımda soyadını almamış birçok kişi var ve bir kere şikayet ettiklerini de duymadım "hayatımız çok zor yaa" diye.
0
logisticsmanager
(12.06.26)
Umrumda bile olmazdı. Hatta ben, eşimin kizlik soyadını kendisine daha çok yakıştırıyorum. Kendisi ise aksine sevmediği için hiç mevzusu olmadı, benim soy ismime gecis yaptı.
0
wilhelmwasmuss
(12.06.26)
aa ben! esimin soyadini almadim evlenince. feminizmden ote, zilyon tane evrak kurek isiyle ugrasmak istemedim. ayrica kendimi 25+ sene ayse diye tanittiktan sonra bir anda sirf evlendim diye fatma diye tanitmak zorunda olmak cok abes geldi. 8-9 yildir evliyiz, hic gundeme gelmedi bu konu. yuz yuze herhangi bir konuda evlilik cuzdani soran da olmadi simdiye kadar, dusununce evlilik cuzdani nerde duruyor onu bile bilmiyorum. bu gecen zamanda da tonla burokratik isimiz oldu, kimse bisey demedi.

is yerimdeki mailde cift soyadi yaziyor diye bana yurumekten vazgececek olan insan, evli oldugumu ogrenince yine vazgecer yani, boyle koruma triplerine girmeye gerek yok.

insanin sirf cani istemiyor diye bunlarla ugrasmama luksu olmali, oyle yok yayinlari olan akademisyenmis, yok 8 ulkede oturumu varis gibi bahanelere gerek yok.
+4
taurina
(12.06.26)
Bu konuyu geleneksel olarak yani bu hep böyle oldu ezelden beri. Hep, her zaman kadın evlenince eşinin soyadını aldı bu durumda eşim de benim soyadımi almalı düşüncesiyle direten erkekler oluyor. Bu erkekler sormuyor ve sorgulamıyor.

Eşim neden benim soyadımi alıyor? Buna neden böyle bir karar verilmiş? Tersi de mümkün olamaz mıydı ya da başka bir alternatif yok muydu ya da istenilseydi bulunamaz mıydı? gibi. Bu konuyu ya hiç düşünme ve sorgulama gereği duymamış ki zaten bu tip " benim soyadımi alacak evleneceğim kadın" erkekleri hiçbir şeyi sorgulamaz. Düşünmek onlar için korkutucu bir eylemdir çünkü. Ayrıca bu durumun kendilerine toplumda sağladığı avantajlar da olduğu için zaten direkt kabul sebebi onlar için.

Bir de ikinci grup erkek var. Bunlar da erkeğin her zaman toplumda ön planda, yönlendiren, denetleyen, dominant olduğuna inanan ve bu durumda tabi ki kadının evlendikten sonra eşinin soyadını alması gerektiğini düşünen erkekler.

Bu tip erkekler; bir kadının kendi kararını vermesinden çok rahatsız olurlar. Hatta bu onların erkekliğine yapılmış bir saldırıdır. O sebeple, o kadınla ilgili çeşitli senaryolar üretirler. Erkeklerin yaşadığı bu duruma " kırılgan erkeklik" deniyor.

Bu her iki erkek modeli de çok kötüdür.

Özgüveni yüksek, kendiyle ve kadınlar ile ilgili sorunları olmayan, kompleksleri olmayan erkekler de var. Bu iki grup erkek bu erkeklerden de çok rahatsız olur.
0
rock n roll
(12.06.26)
benim eşim bu konuyu bir sefer açtı, ben de 'beni bağlayan bir durum yok, senin orjinal soy ismin tasarrufu sana ait' dedim.

ha şöyle bir sıkıntı çıktı, 2 isim 1 soy ismi default olarak vardı, şimdi 2 isim 2 soyisim oldu. Arjantinli forvet oyuncusu gibi geziyor ortalıkta. resmi belgeler şunlar bunlar işlerinde ya da kartvizit bastırdığında satır yetmiyor.
0
galahad reloaded
(12.06.26)
akademisyen değilim, ünlü bir sima değilim. babamdan gelen soyadı bırakmam bir sorun teşkil etmiyor.

eşimin soyadını memnuniyetle taşıyorum, eski soyadımı bıraktım. eşim ve oğlumla aynı soyadına sahip olmak beni mutlu ediyor.
+5
Hallegadola
(12.06.26)
evlenmezdim.

evlilik bağlılık gerektiriyor. soyadı gibi basit bir konuda bile bağlılığı olmayan biri evliliği ev arkadaşlığı olarak görüyordur.

erkek evlendiğinde bir sürü şeyden ,kendi hayatından bir sürü alternatif opsiyondan vazgeçiyor.
kadın da vazgeçiyor olmalı.

günümüzde nedense kadın bir şeylerden vazgeçtiğinde "eril bilmem ne, kadın özgürdür kadın şudur kadın budur" diye ciyaklamalar duyuyorsunuz. da evlilik böyle b ir şey değil. kadın da, erkek de kendinden bir şylerden vazgeçip yeni bir "benlik" oluşturacaklar. bundan keyif almıyorlarsa evlenmesinler.
-2
tchuck
(12.06.26)
Bağlılık falan diyenler olmuş, soyadindan vazgeçmek gibi basit bir konuda bile diyenler olmuş, e o zaman erkek kendi soyadindan vazgeçsin kadının soyadını alsın. Neden almıyor?

Ayrıca erkek tam olarak nelerden vazgeçiyor, erkeğin hayatında ne değişiyor?

Kadından kendi soyadını almasını istiyor. Evlendikten sonra kadının, belki de hayatı boyunca hiç görmediği bir yer artık kadının kütüğü oluyor. Erkek bu süreçte ne yaşıyor mesela?
0
rock n roll
(12.06.26)
Kadının soyadının değişmesinden daha garip olan bir durum var aslında. Kadının evlenince nüfus kütüğünün erkeğin nüfusa kayıtlı olduğu ile geçmesi. Şahsen ben anne babamin memlektine en son bir asır önce gittim. 1 adet bile arkadaşım dostum herhangi bir sosyal bağım yok. Evlenince esimin nüfus kütük kaydı da o ile geçiyor. Çok absurd. Bu tabii günlük hayatta görünür olmadığı için bir tepki oluşturmuyor ama soyadı olayından çok daha saçma. Kadının memleketi değişiyor.
+3
wilhelmwasmuss
(12.06.26)
cocuga babanin soyadi verilir. bunu tartisan da ne bileyim.
0
baldur2
(12.06.26)
ayrica 2 isim 2 soy isim kadar cringe cok az sey vardir.

melahat ipek dogan hacisomanoglu

bu ne lan? sanki 3 kisiden bahsediliyor.
+1
baldur2
(12.06.26)
erkeklerin buna alınıp takılacağını sanmıyorum ya rahat varlıklar onlar. mesela ben de soyadını almayacağım kendi soyadımı seviyorum ve brezilyalı futbolcu değilim ne kadar kısa o kadar iyi. resmi işlerde karışıklık yaratacak ve ne gerek var + evli olduğunu cümle aleme duyurma gibi geliyor bana. bahsettim kendisine sallamadı bile mesela.
+1
neira
(12.06.26)
Çift soyad kullanıyorum. Cringe değil cool olduğunu düşünüyorum. Zorunuza gitmesin. Tşkler.
+1
yenibirgüzelnick
(12.06.26)
(5)

"Kanka sen kafayı kırmışsın" anları

sekizdokuzon
Yıllar önce gittiğim bir psikolog bana mürekkep testi yapmıştı (esas adını google lamaya üşendim). Testten hemen sonra "Mutlaka düzgün bir terapi alman lazım" demişti acıyarak. Yine yirmili yaşların başlarında ya da ortalarında gittiğim başka bir psikiyatrist "Hiçbir savunma mekanizman yok, haftada
Yıllar önce gittiğim bir psikolog bana mürekkep testi yapmıştı (esas adını google lamaya üşendim). Testten hemen sonra "Mutlaka düzgün bir terapi alman lazım" demişti acıyarak. Yine yirmili yaşların başlarında ya da ortalarında gittiğim başka bir psikiyatrist "Hiçbir savunma mekanizman yok, haftada üç görüşelim" demişti. Oralardan buralara iyi gelmişiz yine. Şu an aklınızı tamamen kaybetmiş, hayattan umudunuzu kesmiş durumdaysanız pes etmeyin demek için de anlattım bunları.

Sizin böyle başkasından duyduğunuz ve psikolojik sağlığınızla ilgili hiç olumlu şeyler cagristirmayan şeyler nelerdi?

Teşekkürler.
-2
sekizdokuzon
(11.06.26)
okb sebebiyle bilişsel davranışçı terapi görürken, -ki psikoloğum o zamanın tr'deki sayılı uzmanları arasındaydı- "senin geçmişine inmek durumunda kalıcaz galiba, bu böyle olmuyor" minvalinde konuşmuştu :) sonra şehir değişikliği sebebiyle bırakmak durumunda kalmıştım..
kör topal idare ettik sanırım ya :))
0
lil siztah
(11.06.26)
psikiyatrist bana da rorschach testi yapmisti ve sizofren oldugumu dusundu.
0
banach
(11.06.26)
Sayılır mı bilmem ama psikolojiden mezun olmak üzere olan ve bu alandaki fikirlerine önem verdiğim bir arkadaşım geçenlerde bana “Subklinik narsisizm” teşhisi koydu.
Üzücü bir andı.
0
mutekebbir
(11.06.26)
terapistim ilk gittiğimde "bu yaşa kadar nasıl intihar etmedin" minvalinde bir şey demişti, hatta alanında tanınan ve benim de tavsiye üzerine gittiğim birisi olmasına rağmen şaşırmıştım yani hasta adama böyle şey mi denir, çakma psikoloğa mı geldik gibisinden. benim en ilginç bulduğum değerlendirme buydu.

herhangi birinin psikolojik durumum hakkında söylediğini zaten ciddiye almam, ne niyetle söylediğini veya beni ne kadar iyi tanıdığını bilmiyorum çünkü. tek istisnası çok yakın arkadaşlarım, senelerdir tanıdıklarım, ailem vs. olur belki ama onlar da zaten hiç bu konularda dikkate değer bir şey söylemediler. keskin şeyler daha doğrusu.
0
der meister
(11.06.26)
böyle laflar duymadım. gittiğim psikologlar da böyle kaba konuşmadılar.

ben kendim kafayı kırdığımın yeterince farkındaydım. bir zamanlar bir sürü ilaç denediğim oldu. major depresyon, bir şeyler yaptım ve üstüne panik ataklar falan... ama düzeldim. artık iyiyim. normalim yani. 4-5 yıl önceydi.

çok zor zamanlardı ama geçti. atlattım. doğru psikolog ve psikiyatr eşliğinde, düzenli tedaviyle çözülemeyecek bir sorun yok.
0
art cat chocolate
(11.06.26)
(4)

Dunya Kupası yayını

duster
TRT maclara sifre koyacak mi?
TRT maclara sifre koyacak mi?
0
duster
(11.06.26)
Yayın anlaşması gereği uyduya şifre koyacaktır muhtemelen. Ancak TRT'nin sitesini falan takip edin, alternatif izleme yollarını paylaşıyorlar (şifre kırma, farklı uydu frekansı vs.).

Ek olarak beinconnect, tv+ gibi dijital platformlardan izlenebilir. trt'nin kendi dijital platformu tabii'den de trt ücretsiz izlenebiliyor.
0
himmet dayi
(11.06.26)
Avrupa frekansı kapanır. Asya frekansı açık olur.
0
jackyr
(11.06.26)
evet. türkiye alanı için frekans ayarlanması gerekiyor
0
abelardo
(11.06.26)
kaynak yapayım müsaadenizle. ben şifre girdiği için euro 2020 zamanı ayar yapmıştım. bu sene şampiyonlar ligi maçlarını da izledim. bissürü trt oldu televizyonda kimisi şifreli kimisi açık şimdi. şu an çalışan kanalda yine dünya kupası izlenebilecek mi yoksa tekrar mı değişiyor frekans?
0
der meister
(11.06.26)
(13)

Anket- yazci misiniz, kisci mi

üğpoıuy
Yazi sevmeyen vatann hayini var mi diye meraktımBaharlar konuya dahil degil
Yazi sevmeyen vatann hayini var mi diye meraktım

Baharlar konuya dahil degil
📊 Yaz mi kis mi

Bu anket sona erdi. 59 oy kullanıldı.

0
üğpoıuy
(05.06.26)
İlkbahar.

Kış mevsimini hiç sevmem. Kar severim ama kayıp düşme fobim var. Yağmur sevmem. Yaz ayını da aşırı sıcak oluyor diye sevmiyorum. İlla yaz mı kış mı dersen ona da yaz derim.
0
rock n roll
(05.06.26)
Sonbahar.

Eskiden yazcıydım.
Artık yazlar bana fazla coşkulu, fazla taşkın geliyor. Tatilcilerin akını hiç çekilmiyor.

Kışın da kardan buzdan hiç hoşlanmıyorum.

Sanırım artık sonbaharları seviyorum. İstersen evinde otur, çayını iç ve camdan dışarıyı izle, istersen yazı yaz, istersen çık yağmurda dolaş.
Kat kat lahana gibi giyinmene de gerek yok. İnce bir ceket yeter. Üşümezsin de pişmezsin de.

İlkbahar da güzel mevsim ama son yıllarda favorim sonbahar.
-1
anaphylacticshock
(05.06.26)
her mevsimin kendine has güzelliği var ama küçükken kışçıydım, büyüdükçe baharcı oldum.

yaz benim için cıvık cıvık, fakir olduğum için özel bir anlam da taşımayan, boğucu ve fazla sıcak bir mevsim.

kışın artık kar yağmıyor, pek tadı kalmadı.

baharın hem ilki hem sonu güzeldir. dünya gözüme daha sakin ama aynı ölçüde canlı geliyor bana. hele ilkbaharda işte çiçekler böcekler renklerin yeşile dönmesi ama havanın da boğmaması vs. tatlı zamanlar. yazın sonuna doğru ligler başlar, bebeler okula döner, onun da bir hoşluğu var.
-1
der meister
(05.06.26)
Sayfiye yerinde yaşasam yaz derdim, ama İstanbul'un yazı hiç çekilmiyor. O nedenle oyumu bahardan yana kullanıyorum. Hem son hem ilk. Kışı ise hiç sevmiyorum. Sabah 05:45'te uyanıyorum. Havanın aydınlanması 8'i buluyor. Emeği geçenleri Allah davul etsin.
-2
auroraaurora
(05.06.26)
Bahar cevaplarini ekleyen fetöcüdür btw
+2
🌸üğpoıuy
(05.06.26)
Yapış yapış yazdan nefret ediyorum. Bahar, sonbahar neşesinin ve ardından kış melankolisinin köpeğiyim
+1
mor oje
(05.06.26)
baharları bir kenara bırakıyorsak kesinlikle kışçıyım. çünkü hareketli biriyim, hep sıcağım. yaz gerçekten çekilmez oluyor. manisa’da doğdum büyüdüm, oldukça sıcak geçer yazları. bu ayarda bir sıcak benim için yeryüzündeki çile :D kışın bazen hakikaten sinir bozucu soğuklar oluyor ama kesinlikle bunu saçma bir sıcağa yeğlerim.
+1
lüzumsuz adam
(05.06.26)
İlk yaz ile son kış
İkisi de olur
+1
kisa
(05.06.26)
ölümüne kışçıyık :'(
+4
lil siztah
(05.06.26)
sonbahar.

don't you love new york in fall? it makes me wanna buy school supplies
-2
Purple life
(05.06.26)
Ben yazcıyım ama hayatımda ilk kez geçen yaz artık ben bile isyanlardaydım.
Şimdiden belli ki bu yaz da çok sert geçecek ama ben yazı sevmekten vazgeçemiyorum şikayetlerime rağmen.
+1
mutekebbir
(06.06.26)
bahar seçtim ama artık kalmadı.
yaz - kış yaşıyoruz ve aylar da kaydı. bu durumda eylül ideal oluyor.
-1
late viper
(06.06.26)
ne sıcağı severim ne de yağmur, çamur, kar severim.
14-20 derece arası yağmursuz hava en güzeli.
-2
my fault
(07.06.26)
(11)

Uyum nasıl?

denizkenarısandalye
29k, 36eBen k, duygusal olarak başlarda mesafeli ama ilişkiye açık biriyim. Bağ kurmayı ait hissetmeyi severim. Duygularımı konuşmayı yakınlık kurunca becerebilirim. E, uzun yıllar yalnız yaşayan kendine yeten, duygusal alanlarda donuk, bunu espriyle ve kaygısız görünmekle kapatan biri. Merhametli v
29k, 36e

Ben k, duygusal olarak başlarda mesafeli ama ilişkiye açık biriyim. Bağ kurmayı ait hissetmeyi severim. Duygularımı konuşmayı yakınlık kurunca becerebilirim.

E, uzun yıllar yalnız yaşayan kendine yeten, duygusal alanlarda donuk, bunu espriyle ve kaygısız görünmekle kapatan biri. Merhametli ve iyi niyetiyle sevilen sosyal ama bağları derinleştirmede zorlanan biri. Ciddi ilişki geçmişi neredeyse yok.

Emek vermeye değer mi gibi sormuyorum aslında. Karanlık görünüyor bana yıpratıcı olur. Ama yine de sorayım :) ihtimali var mıdır? Varsa ne yolla olabilir
-1
denizkenarısandalye
(04.06.26)
yaş itibariyle haaarika. belirttiğin kişilik özellikleri yan yana getirilip uyum check edilecek şeyler değil. yaşam tarzınız sosyal ortamlarınız nasıl ailelerden geldiğiniz daha belirleyici. tarot açsan da olurmuş yani :)
0
beyfendi
(04.06.26)
bana gayet makul göründü ama biraz çaba sarf edip pışpışlayan, yönlendiren taraf olmanız gerekebilir. dediğiniz gibiyse karşı tarafın uzun soluklu sağlıklı ilişkiye engel teşkil edecek bir durumu yok. merhametli, iyi niyetli, durumu okuyup ona göre aksiyon alabilen birisi ilişkinin gerektireceği çeşitli davranışları da zamanla geliştirebilir.

bu işler bu kadar basit değil tabii ama yani böyle okuyunca bana çok uygun geldi. empati sahibi iyi kalpli insanın tecrübesi olmasa da olur önemli olan öğrenip uyum sağlayabilmek. gönül işi bu neticede tamam deneyim fayda sağlayabilir ama çok da kritik bir kriter olmamalı bence. adam da belki hiç senin gibi bağ kurmak isteyen biriyle karşılaşmadı mesela bilemezsin.
0
der meister
(04.06.26)
Bir ten uyumuna bakar.

Ciddi cevap vereyim; her ilişki parmak izi kadar kendine özgü, şu an öngördüklerinle süreç içinde yaşadıklarını harmanlayıp olur mu olmaz mı ya sen karar vereceksin.
0
sekizdokuzon
(04.06.26)
E sadece sevişmek istiyor. Senin dert ettiğin şeyler E nin umurunda değil
0
benaslindayohum
(04.06.26)
Yanlış anlatmışım sanki biraz. Duygusal alanlarda donuk derken hakikaten erişemiyorum bazen. Bağ kurmaya da niyeti yok yani. İsteği derinlerde var mıdır bilmem. “Kaçıngan” gibi düşünelim. Ben yanında çok duygusal kalıyorum o özgür kalıyor. Bunca zaman ilişki kurmamış/kuramamış olmanın eksikliğinin sorun olup olmadığının üzerine bile düşünmemiş olabilir. Bilmediğin bişeyin yokluğunu fark edemezsin ya öyle.

Bu ikilinin sohbet+eğlenme tarzının mizahın ve ten uyumunun harika olduğunu varsayalım. Bunları E diyor. Bağ kurmayan da E.
0
🌸denizkenarısandalye
(04.06.26)
Duygusal olmak dezavantaj değil. Onun hiç bilmediği bir alanda sen daha donanımlı, daha teçhizatlısın. Uğraşmaya değer buluyorsan eğip bük istediğin kıvama getir.
0
sekizdokuzon
(04.06.26)
su akar yatağını bulur. duygulara matematik problemi gibi yaklaşmamalı.
-2
gobekliraki
(04.06.26)
E toksik mi? K ya iyi geliyor mu? K E ileyken nasıl hissediyor?
0
kumandanim
(04.06.26)
E sadece kiz düsürmeye calisiyor.
Bu numaralari yiyen var mi hala dkdkdk

Sadettin saran i düsün. Adam röportaklarinda hep yalnizim ask istiyorum falan diyor mesajlara gelince iyi ii dogdun kocam götlüm dkkffk
Komedi
-2
Purple life
(04.06.26)
Adamı törpüleme görevi, insan hale getirme görevi neden sana verildi. Başkası yapsın, öyle sana gelsin. Sen mağazada kazak da katlıyorsundur.
0
gabe h coud
(04.06.26)
Emek vermelisin
0
gadlemler
(05.06.26)
(6)

Sevgili ile Minsk'e gidilir mi?

bunikkullanimdabaskabitanesectim
merhaba.kız arkadaşımla ikimiz de sovyet dönemi mimarilerine hayranız. bir süredir minks'e gitme niyetimiz vardı. ancak biraz araştırınca emin olamadım. uzun süredir diktatörlükle yönetiliyor malum. pasaport kontrolünde epey sorguluyorlarmış vs gibi yorumlar da görünce biraz çekindim. turistik gele
merhaba.
kız arkadaşımla ikimiz de sovyet dönemi mimarilerine hayranız. bir süredir minks'e gitme niyetimiz vardı. ancak biraz araştırınca emin olamadım. uzun süredir diktatörlükle yönetiliyor malum. pasaport kontrolünde epey sorguluyorlarmış vs gibi yorumlar da görünce biraz çekindim.
turistik gelen çiftlere karşı acaba nasıl bir tavır oluyordur havalimanı kontrol aşamasında?

boşver misnki şuraya git dediğiniz öneriler de alabilirim. Rusya'ya gitmeye çekinip Belarus'a gidelim demiştik ama burası daha da sıkıntılı gibi görünüyor. Rusya'ya mı gitsek?

iyi bayramlar.
0
bunikkullanimdabaskabitanesectim
(27.05.26)
belarus'a çok gittim. hiçbir problem yaşamazsınız. baya gelişmemiş durumdalar ve her şey çok ucuz. kozmetik hem kaliteli hem uygun mesela aklınızda olsun.

ben gitmişken baranoviç ve brest'e de gitmiştim. brest keyifli bir şehirdi. türkiye'yi seviyorlar. o konuda önyargı da yok.
0
summerjam0306
(27.05.26)
minsk'e sakallı esmer türk erkeği halimle gittim hiçbir sorun yaşamadım. avrupa'nın çoğu yerinden çok daha güvenlidir.
0
der meister
(27.05.26)
Kız arkadaşım Azeri Belarus vatandaşı ama orada maaşlar düşük diyor şu an ailesiyle Rusya’da yaşıyor
0
genki
(27.05.26)
3. dünya savasi bitene kadar gitmezdim.
-1
Purple life
(27.05.26)
Belarus'a gidilmez, savaşın dolaylı olarak aktif tarafı olan ülkede her türlü sürpriz yaşanabilir. Neden Rusya Belarus ikilisine takıldınız ki? Gürcistan var, Ermenistan var, Polonya var Sırbistan var...
+1
mikro patlama
(28.05.26)
kredi kartı kullanılmıyo, vpn şart falan rusya çekilmez turist olarak
0
ala09
(29.05.26)
(11)

Ideal kahvalti aliskanliginiz nedir?

Sour
Ideal dedim cunku yaptiginiz degil yapilmasini dogru buldugunuzu merak ediyorum. Secenek ekleyebilirsiniz.
Ideal dedim cunku yaptiginiz degil yapilmasini dogru buldugunuzu merak ediyorum. Secenek ekleyebilirsiniz.
📊 Ideal kahvalti aliskanligi nasil olmali?

Bu anket sona erdi. 50 oy kullanıldı.

+1
Sour
(27.05.26)
Sabah kalkar kalkmaz iştahım hiç olmaz. En azından 1 ya da 2 saat geçmesi lazım. Ne çok az ne de çok yerim.

Bazen hiç açlık hissetmediğim de oluyor o zaman direkt öğlen yemeği de yiyebiliyorum bazen direkt akşam yemeği şeklinde de olabiliyor.
0
rock n roll
(27.05.26)
Atlanması da, hafifi de, dolu dolusu da zamane uydurmaları.
Yüzyıllardır '3 öğün yemek' diyen ataların bir bildiği vardır.
Kahvaltı da diğerleri gibi normal bir öğündür.

Tahlil için kan vermeyeceksem kahvaltısız evden çıkmam.
-3
Mirket
(27.05.26)
protein ağırlıklı, tuzlu bir kahvaltının en iyisi olduğunu düşünüyorum.
0
black holes in the sky
(27.05.26)
Bayram seyran, aile ile özel vakit geçirmek harici normal günde hiç kahvaltı yapmam.
0
gabe h coud
(27.05.26)
Yumurta ve zeytinyağı dökülmüş peynir zeytin domates yeşillik.
0
kizil karga
(27.05.26)
Her sabah kahvenin içeriğinden bağımsız çünkü hangisi olursa olsun iki kupa kahve içmeden bir şeyler yemek aklıma gelmez. Bu da en az 3-4 saat yapıyor. Çünkü o kahveleri içerken adeta keyifle, zaman zaman orgazm hissiyle doluyorum. Şimdi bir de kahve içerken bir tane de teanin atıyorum aman yarabbi. Deneyiniz.
-1
artıküyeolmakistiyorum
(27.05.26)
kahvaltının nasıl yapılması veya yapılıp yapılmaması gerektiğine dair güçlü bir fikrim yok açıkçası. sağlık konusunda beslenme düzeni, uyku, stres, fiziksel aktivite, besin kalitesi çok önemli. kahvaltının konsept olarak kendisi bunların yanında bence ihmal edilebilir düzeyde önemsiz sayılır.

benim kişisel olarak kahvaltı alışkanlığım yok, sadece pazar kahvaltısı gibi özel yeri olan ve "etkinlik" olarak gördüğüm kahvaltıları severim. tok uyanıyorum zaten gün başlangıcı telaşesinde aklıma da pek gelmiyor. 8'de uyandım diyelim zehir gibi şekersiz filtre kahveyle cuvaret içince 12'ye kadar acıkmam ben. genelde öğlen ve akşam yemeyi tercih ediyorum.

ha ama ben rafine şeker bağımlısı, sigara ve alkolü sıkça tüketen, sağlıklı yaşama tepki olarak doğmuş biriyim mesela. yiyince de öküz gibi yerim. haliyle kahvaltıyı atlamanın bir faydasını görmedim. ama zaten dediğim gibi sağlık için filan yapmıyorum benim nezdimde gereksiz, anlamsız bir öğün. yeni uyandım zaten niye yiyeyim diyorum. acıkan, canı çeken, isteyen de yesin ben izin veriyorum nfjdkdkd
-1
der meister
(27.05.26)
Kalktiktan sonra hemen degil, 1-2 saat sonra yumurtali sebzeli bir kahvalti. Fresh ve doyurucu oluyor
-2
mor oje
(27.05.26)
Kişiden kişiye değişen bir şey. Yıllardır kahvaltı yapmadım (özel bir gün vs dışında).
Bu işin doğrusu bu diyemem, gerçekten umrumda olan bir konu değil ve hayatıma etkisi sıfır. ama kahvaltı yapılmalı diye kafa ütülenmesi güldürüyor.
+1
logisticsmanager
(27.05.26)
evden calisiyorum ve son 6 yildir ayni kahvaltiyi yapiyorum.

7.30ta basliyorum mesaiye.
10:00 - 11:00 gibi kahvalti/ogle yemegi yiyorum, ve istikrarli olarak 2 yumurta, 1 dilim tam tahilli ekmek, peynir, zeytin, domates, salatalik, humus, fistik ezmesi ve recel yiyorum. bazen domates salatalik yerine roka yedigim oluyor. yumurta da nasil denk gelirse, bazen peynirli, soganli, biberli, ispanakli filan. o saate kadar acikmamis oluyorum, kahvaltiyi da daha cok gunun geri kalaninda acikmamak icin yapiyorum,

aksam 6-7 gibi de aksam yemegi, bazen corba salata, bazen tenere yemegi, bazen pizza makarna, bazen zeytinyagli biseyler, bazen kofte/tavuk pilav fln ne denk gelirse. genelde acikmamis oluyorum, oylesine yiyorum. ama spor yapacaksam daha erken yiyip yapmaya calisiyorum, ozellikle kardiyoda nefes nefese kalmamami sagliyor. fiziksel olarak aclik hissetmesem de spor performansim kotu oluyor yemeyince.

arada nadiren meyve yedigim oluyor, bi de kahvaltidan 1-2 saat sonra kahve iciyorum. aksam yemegi sonrasi bisey yemiyourm.

uzun yillardir hep ayni kilodaydim, bence sagligim yerinde, beyin sisi vs gibi durumlarim olmuyor, yemek yediken sonra surda bir kestireyim gibi dertlerim de olmuyor. son 1 senede 3 kilo aldim ama, hep o fistik ezmesiyle recelin sucu bence.
0
taurina
(28.05.26)
Uzun zamandır muz+ kahve+ varsa ceviz veya hurma şeklinde yapıyorum. Hızlı, pratik, pek de kötü bir beslenme şekli olduğunu düşünmüyorum. Tok tutuyor ve zahmetsiz

Bildiğimiz, sağlam bir kahvaltı masasına bir tek aile evine gittiğimde oturuyorum. Onun dışında aramam
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(28.05.26)
(10)

Eski sevgiliye yazma

messina123
1 sene önce ayrıldık. Kızı ben bıraktım. Aklımdan çıkmıyor son zamanlarda. İçimde pişmanlık var. Yeniden nasıl yazmalıyım?
1 sene önce ayrıldık. Kızı ben bıraktım. Aklımdan çıkmıyor son zamanlarda. İçimde pişmanlık var. Yeniden nasıl yazmalıyım?
-1
messina123
(24.05.26)
yazmamalısın
+6
der meister
(24.05.26)
Neden ama :(
0
🌸messina123
(24.05.26)
Yaz içinde kalmadın ama %60 olumsuz olur bence. Onun güncel durumu etkisi ve sen yazınca götünün kalkmasıyla da alakalı durum
0
Geceler
(24.05.26)
Bir sene önce ayrılmanıza sebep olan şey dış etkense (taşınma, iş yoğunluğu vb.) ve bu sorun çözüldüyse şansınızı deneyin. Aksi takdirde düşük bir ihtimalle kabul etse ve tekrar başlasanız bile aynı sebepten geri ayrılacaksınız.
0
akhenaten
(24.05.26)
1 senedir senin yazmanı bekliyordur. vakit kaybetmeden yaz
+7
my fault
(24.05.26)
konuyu sağlıklı bir biçimde değerlendirmeye yarayacak hiçbir veri yok. bu sebeple, 1 sene gibi uzun bir zaman sonra yazılmaz, diyip geçeceğim.
+1
lil siztah
(24.05.26)
küfür yemek için yazabilirsin, sinkaflı kelimelere hazırlıklı ol
+1
rhan
(24.05.26)
Yaz tabi ama rencide edilme ihtimalini de göz önüne al.
0
gadlemler
(25.05.26)
yokluğa düştüğün için yazıyorsun, onu özlediğin için değil. bence yazma. ex'ten next olmaz.
0
madridista19021902
(25.05.26)
Kiz ucuz kurtulmus diyenler cikacaktir.

Siz yazmayın, yine basa dönersiniz uzulur karsinizdaki
0
baldan kaymak
(25.05.26)
(3)

arkadaşı etkinliğe davet etmek için hangisini tercih edersiniz.

beyinter
şu ikisinden hangisini seçersiniz
şu ikisinden hangisini seçersiniz
📊 davet şekli

Bu anket sona erdi. 17 oy kullanıldı.

0
beyinter
(24.05.26)
Gelmesini daha cok istiyorsan ilki tabii ki.
0
baldur2
(24.05.26)
ben olsam

"hadi şuna gidelim" derim.

"gidelim mi? hadi gidelim gidelimm"

de diyebilirim.
+1
art cat chocolate
(24.05.26)
bağlam da çok önemli tabii ki ama bu kadarcık bilgiyle ben "bana eşlik etmek ister misin" seçeneğini tercih ettim. "bana eşlik edersen sevinirim" emrivaki yapıyor gibi ve agresif geldi. ben bu tarz ifadeyi sadece birini tehdit edersem veya başka şansı olmadığını ima etmek maksadıyla kullanırım herhalde jdfjd
+1
der meister
(24.05.26)
(10)

30+ ve birikimi olmayan, motivasyonu da olmayan bekarlar?

bir fincan kahve ile film izlemek
SelamlarBir süredir depresif moddayım, gelecek kaygıları nedense bu aralar tavan yaptı bende, üstüne her Allah’ın günü düşünür oldum.Kendimi tanımlayacak olursam; yaş 33 e, hayata tutunma becerilerinden yoksun biriyim, bu yüzden çoğu zaman kendimi ucube, topluma, aileye uyumsuz gibi hissedebiliyorum
Selamlar
Bir süredir depresif moddayım, gelecek kaygıları nedense bu aralar tavan yaptı bende, üstüne her Allah’ın günü düşünür oldum.

Kendimi tanımlayacak olursam; yaş 33 e, hayata tutunma becerilerinden yoksun biriyim, bu yüzden çoğu zaman kendimi ucube, topluma, aileye uyumsuz gibi hissedebiliyorum. Anksiyete, panik atak sahibiyim

MEB’de öğretmenim, kenarda birikim yok denecek kadar az. Evlilik motivasyonu yok, motivasyon olmayınca parayı hobilere, kitaplara, kahveye harcamayı tercih ettim. tamir, alet edevat işlerinden anlamam, hala ehliyetim bile yok anksiyetemden dolayı, arabalara merakım da yok, ev desen zaten tek maaşla hayal. aile de haklı olarak sıkıştırıyor ehliyetini al, birikim yap, düzen kur diye. Galiba bu hayatta sadece kitap okumaktan, kendimle vakit geçirmekten keyif alıyorum maalesef.

Eskiden çok kafaya takmam ya diye kendime itiraf edemesem de artık bir gelecek endişesi geldi empoze edilen şeylerden dolayı.
Galiba yolun sonu elden ayaktan düşünce huzurevi gibi duruyor, onun için bile kenarda deli gibi para lazım.

Böyle kendi kendime düşünüp Karalar bağlayacağına bari buraya yazayım dedim. Ne olacak böyle, var mı benim gibi olan? Yaşanır mı bu şekilde? Sizin gelecek için planınız var mı?

Teşekkürler
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(24.05.26)
Benim durumum iyi. 34 yaşımdan sonra katlanarak gitti. Şu anda 41’im. Moralini bozacak bir yaşta değilsin. Tek yapman gereken başlamak.
+1
gabe h coud
(24.05.26)
birikim yapmak ve artış trendini izlemek de hobi gibi bişi. biraz kurcalayın hoşunuza gider muhtemelen.
+1
gurur
(24.05.26)
görüyor ve arttırıyorum.
6 aydır çalışmıyorum.
ekimde 35 olacağım.
haftaya son ödemelerimi yaptıktan sonra 6 yıllık romanya kariyerimde cebimde kalan 1500 lei + 1400 dolar + 2019 suzuki vitara olacak (15000 euro cash verene satarım).
aralık 2022 ve temmuz 2024'te 2 kere buradaki paramı sıfırlamıştım.
ama o günlerde işim vardı ve fazla mesailer vesaire ile durumu topladım.
her allahın günü mesai yapar gibi iş arıyorum bu aralar.
ama fırsatllar içinde fırsatsızım gibi geliyor (imkanlar imkansız, küçük emrah styla).
inşallah günü kurtarmama yetecek bir iş bulurum kısa zamanda sıfırı bulmadan.
evlilik, aile, ne bileyim ev alma hayalim pek yok.
0
rain when i die
(24.05.26)
abi yanlış anlama kendi mücadelene saygım sonsuz. her insanın farklı hedefi, hayali, beklentileri, sorunları var... ama türkiye'de meb'de öğretmen olmak az şey değil. ben duyuruyu açtığımda işsiz güçsüz, yıkık biri görürüm sanmıştım. sen eğitimcisin, devlet memurusun. dediğim gibi seni tatmin etmeyebilir o tamamen kişisel bi konu ama kendini öyle işsiz güçsüz adam gibi tanımlamana da gerek yok.

ben ay başı 32'ye dönüyorum. 18 yaşımdan beri yaptığım bir iş var. çok vakit almıyor, asgari ücret düzeyinde gelir sağlıyor. üniversitede çok dolaştım ama lisansı bitirmedim. yaptığım iş de "bi yere gidecek" türden değil. öyle mal gibi yaşadım yani 10 sene kah aç kaldım kah özgürlüğümü değerlendirdim ettim vs. ama geldiğim noktada hiçbir şeyim yok. sevdiğim, bilgisayarda yapabildiğim, çok vaktimi almayan bir işle öyle takıldım yani.

temmuzda askerlik mevzuu çözülecek. şimdi işe girmek istesem bile giremiyorum, askerliğini yapmamış diyorlar. muaf olacağım. en azından o kesinleşmiş olur. gerçi işe girmek dediysem eğer şanslıysam fabrikada, burger king'de filan çalışırım. lise mezunuyum, tahsilim yok.

ülkede senin gibi hatta senden çok daha kötü durumda milyonlar var. hadi bende zaten bi şey yok ama "çok kalifiye" olduğu için süpermarkette işe giremeyen adam tanıyorum mesela. çocuğa günde 8-9 saat bim kasiyerliği yapıp ayda 30 bin lira kazanmayı bile çok görüyorlar.

ne yapacağımı bilmiyorum. artık çok da önemsemiyorum. benim muhakkak kendimi eleştirmem gereken noktalar vardır ama bu ekonomik sistem içerisinde barınamadığım için ben kendimi suçlamıyorum. 3-5 tane adamın 20-30 milyar dolarlık serveti var, biz böyle yaşıyoruz. milyarlarca insan sabah gidiyor, akşam geliyor, kimisi gece de çalışıyor... hangisi zengin oldu, hangisi ne elde etti?

hayatımın geri kalanını kapitalist sistemi ve mevcut düzeni yok etmeye adadım şahsen. alacakları bir canım var. şu yaşadığımız şey soytarılıktan başka bir şey değil. bir tane fabrika var bakıyorsun. bin tane işçisi var. adamların hayatı skiliyor, hepsinin maddi problemi var, ay sonunu zor getiriyorlar... fabrikanın sahibi yatıyla son model arabasıyla geziyor.

artık hiç kendimi paralamıyorum yani o açıdan. çoluk çocuk eş meş yok, zaten istemiyorum da. ben hazır olayım. sınıf savaşı olursa orada yaparız şovumuzu. ölüyorsak da şerefimizle ölürüz. böyle yaşamaktan iyidir.

koskoca dünyada iyi eğitim almış milyonlarca, hatta belki sayısı milyarı bulan gençler "hatalı" veya "yanlış" olamaz abi. yok öyle bir dünya. ben kendi adıma bize dayattıkları bu soytarılığı kabul etmiyorum. çalışmadan kazanayım, zengin olayım filan da demiyorum. ama şu an dünyadaki kaynaklarla herkesin başının üstünde bir çatısı, önünde yiyecek yemeği olabilmeli. sorun "fakirlik" değil tam tersine "zenginlik". biz zenginleri doyuramıyoruz, tek problem bu.

o yüzden artık kendime yüklenip de öyle depresyona filan girmiyorum. imkanım ölçüsünde kendime dikkat etmeye çalışıyorum. herkesin aç olduğu yerde sorun bireysel değil sistemseldir. bunların ümüğünü sıkacağımız gün bileklerimiz güçlü olacaksa da kendimize dikkat etmemiz lazım işte. o gün gelir, gelmez... önemli değil. karınca misali, yolunda ölürüz, ne diyeyim.
+5
der meister
(24.05.26)
der meister; ağzına sağlık, çok güzel noktalara değindin.

Bu aralar bu mevzulara çok kafayı takınca önüme youtube’da aşti’de yaşayan evsizlerin videoları düşüyor, ulus’ta izbe otellerde hayatlarını geçirmeye çalışan yaşlılar, kabul edilebilir bir şey değil. İnsanlık onuruna aykırı.
Böyle bir çarkın içinde umutsuzluğa kapılmadan , geleceğe bakabilmek gerçekten zor.

Ne diyeyim, seni Rus dili edebiyatı okuduğun zamanlardan hatırlıyorum, umarım gönlünce olur her şey.
+2
🌸bir fincan kahve ile film izlemek
(24.05.26)
sağol abi, eksik olma. bilmukabele. ben okumadım etmedim diye beni kimse iplemiyor ama ben yine de doğru bildiğimi imkanım ölçüsünde söyleyeceğim. kendin söyledin. bak etrafına. hangi genç, hangi yaşlı, hangi orta yaşlı mutlu ki? bir ülkede, bir coğrafyada, onu geçtim koca bir dünyada kim iyi yaşıyor bugün? nasıl, neden? bezos milyarlarca dolara düğün yapıyor, amazon işçisi devlet desteği olmadan yaşayamıyor veya çalışırken şişeye işemek zorunda kalıyor tuvalete gidemediği için.

yaşadığımız dünya bu. en bşata dediğim gibi, altını çizerek söylüyorum, ben bunları sorumluluğu kendimden uzaklaştırmak için söylemiyorum. kendi hayatımda bu noktaya gelmiş olmamın muhakkak sebepleri vardır, bu kişisel ve tamamen ayrı bir konu.

ama herkesin mutsuz olduğu, herkesin gelecekten kaygı duyduğu, bir avuç insanın cenneti yaşarken milyarların anksiyete hastası olduğu bir yerde problem "bireysel" değildir. hadi ben aptalım. hepiniz mi aptalsınız? türkiye'de, avrupa'da, başka yerlerde... bütün bir nesil mi aptal? 2000 sonrası doğanların yüzde 80'i gerizekalı mı mesela? böyle bir şey olabilir mi?

amaçları böyle bizi bireysel olarak kırmak, herkesi yetersiz ve aptal olduğuna ikna etmek, daha da köleleştirmek. şerefsiz itler diyor ki kahve içmeyin, dışardan yemeyin... ulan her gün 200 liralık kahve içsem senede 73 bin lira yapar. 20 senede 1.5 milyona yaklaşıyor. bugün nerede o paraya ev alabilirsin? düzgün araba bile zor.

boomer'ları da bizi mahkum ettikleri bu sistemi de ezip geçmeden dünyaya huzur yok. ben artık buna inanıyorum. eskiden bana da çok havai, uçarı, anlamsız filan gelirdi bu konular. ama gerçekten ekmek kavgası hiçbir şeye benzemiyormuş :)

işin trajik tarafı biz 100 kişi 99 tane ekmek için savaşmıyoruz. bi tane itin evladı gelip 99 ekmeği alıyor ve bize yeterince çalışmadığımızı söylüyor. ondan sonra vay uyumsuz vay kafayı yedi bilmem ne... bu zamanda akıl sağlığını koruyan adama şaşarım ben asıl. savaşa, ayrılığa, dövüşe, hepsine para var ama 20'sinden 70'ine kadar 50 sene çalışmış adama emekliliğinde yuva sağlayacak para yok, öyle mi?
+3
der meister
(24.05.26)
@der meister

bugun butun gun bir arkadasin evinde fiziksel islere yardim ettim, hosuma gidiyor.
kucuk bir ev, bodrum katin kucucuk camlari var, onlari buyutmek icin bir eleman tutmus, adam 3 gunden beri 3 cami buyutmek icin tek basina it gibi calisiyor, gunde 12 saat. en sonunda bugun bitirdi.

simdi bu adam ukraynadan savastan kacmis.
adamin daha onceki isi masabasiymis. evrak takibi falan yapiyormus devlette.
simdi elinde beton kesme makinasi butun gun beton kesiyor, tozdan herifin sadece gozleri gozukuyor.

bu adam burada maasli bir ise girebilirdi, ingilizcesi az, buyuk ihtimal asgari ucret alirdi, eline net ayda $2000 gecerdi. starbucks'da kafe doldurur, gunde $20 tip alinca havalara ucabilirdi.

onun yerine geldi uc tane cami buyuttu, 3 gunde aldigi para $6000. bunu her hafta bir kere yapsa $24000 yapiyor. bu benim maasimin cok uzerinde ki ben 25 senedir burdayim ve ortalamanin ustunde maas aliyorum.

ezcumle demek istedigim "18 yaşımdan beri yaptığım bir iş var. çok vakit almıyor, asgari ücret düzeyinde gelir sağlıyor. " bu kafayi acmadan "fabrikanın sahibi yatıyla son model arabasıyla geziyor." diye oykunmenin bir mantigi yok.

totonuzu kaldirip disari cikip kovalamaniz lazim.
bak adamin ulkesi yakilmis yikilmis.
yasadigi yerde dili yok disi yok.
it gibi agir is yapiyor, karsiligini da aliyor.

turkiye'de gordugum en buyuk sikinti herkesin evinin arka sokaginda yagli balli is bakmasi. oyle bir is belki isvicre'de falan vardir, o da belllkiii.

30lu yaslar birsey degil, insanin en verimli cagi. evde oturup kapitalizme savas acma hayalleriyle bu gunlerinizi gecirmeyin (derim). 3. dunya ulkesinde para kazanmak istiyorsan yirtici olacaksin, isiracaksin. para kazanmak ile diploma arasinda pek bir baglanti kalmadi artik ayrica, o bag 90'lar itibariyle koptu gitti. o yuzden lise mezunu olmak bir mazeret degil, tersine avantaj. kaybedecek birseyin yok cunku.
0
cooperr
(25.05.26)
ben insanca yaşamak için niye bir şeyleri kovalamak ya da ıstırmak zorunda olayım? şu söylediğin sana mantıklı geliyor mu? ben insanım. insanca koşullar için niye birilerinin tepesine basmak, birileriyle mücadele etmek zorunda olayım?

kimse yağlı ballı iş filan bakmıyor burada. sen türkiye'de bile yaşamıyorsun coopeerr abi. millet burada intihar ediyor, burada üniversite mezunları aç geziyor. ilkokul mezunu patronların peşinde köle oluyor da iş bile bulamıyor.

senin kendi hayatına, tecrübene saygım var ama bu boomer algısını bırakalım lütfen. türkiye'de kimsenin senin zannettiğin gibi bir hayat istediği yok.

hepsini geçtim, velev ki öyle olsun, sorun nedir? yağın balın içinde yaşayan adam bunu bizden daha çok mu hak ediyor sana göre? ben kendi yazdığımda da söyledim. beni boşver. ben kendim için söylemiyorum.

ulan bütün ülke mi gerizekalı?
0
der meister
(25.05.26)
yaw dunya genelinde sikinti var. ben orayi da biliyorum cunku gidip geliyorum. disariyi da biliyorum cunkiu zaten disarda yasiyoruz.

herkes diploma sahibi oldu, piyasa sikisti. burda yeni mezun muhendisin 15 sene once aldigi maas ile bugun aldigi maas arasinda hicbir fark yok. bu arada asgari ucret iki katina cikti, ev fiyatlari 2-3 katina cikti. ama maaslarda fark yok cunku deli gibi mezun var, herkes issiz geziyor.

senin hayalini kurdugun hayati yasayan artik kucuk bir azinlik kaldi, onlar da zaten 50 yasinin ustunde falan, son seneleri adamlarin, deneyimleri oldugu icin sirketler adamlari idare ediyor. onlar da oldukten sonra o islerin hepsi kaybolup gidecek.

isirmak zorundasin evet.
magara adamiyiz yaw. aciktin, miden gurulduyor.
ya avlanacaksin ya da oleceksin.
veganligin sirasi degil bence..

bak ben 7.5 seneyi universitede yaktim. 15 senedir calisiyorum.
ama para yetmedigi icin ikici olarak emlak sektorune bulastim, bos zamanlarimda al sat yapmaya falan calisiyorum. cunku maas yetmiyor.
eger emlagi tutturabilirsem muhendisligi birakmayi dusunuyorum cunku attigim tas urkuttugum kusa yetmiyor ki CV saglam, issiz kalmam ki zaten her ay bir firma bize gel diye ariyor.

ko-va-la-ya-cak-sin.
gunumuzde baska caresi yok.
0
cooperr
(25.05.26)
hahaha günümüzde başka çaresi yokmuş. bunu milyarlar kazanıp sıçmaya yatıyla giden milyarderler mi söylüyor? ben mağara adamı değilim. mağarada yaşamıyorum. binlerce yıllık evrimimiz bunun için değildi.

ben başkasının kafasına basarak zengin ve iyi koşullarda yaşama fikrini reddediyorum. sen bu fikirle rahatsan sana da kolaylıklar dilerim. yarın bir gün bir gariban sana tebelleş olur, o zaman görürüz. sen parçası olduğun toplumu rakibin, düşmanın olarak görüyorsan sen bilirsin.

ben fakir kalabilirim ama seninle aynı zihniyette olmayacağım, yere batsın.
0
der meister
(25.05.26)
(14)

Aile bireylerinizden biri kendine uygun olmayan bir ilişki yaşadığında

ekimoloji
Müdahale eder misiniz yoksa ters teper diye karışmaz mısınız? Uygun olmamak derken her bakımdan. Aileler ve yaşam tarzı uyuşmuyor karşı taraf yaşça büyük, evlenip ayrılmış üç çocuklu…
Müdahale eder misiniz yoksa ters teper diye karışmaz mısınız? Uygun olmamak derken her bakımdan. Aileler ve yaşam tarzı uyuşmuyor karşı taraf yaşça büyük, evlenip ayrılmış üç çocuklu…
0
ekimoloji
(17.05.26)
normalde sorarsa fikrimi söylerim, ama müdahale etmem. ancak aile denilince, sorumluluğu beni de ilgilendiren aile büyüklerinin ayılıp bayılmaları falan işin içine girecekse, ikna odası konuşması yaparım (bunda iyiyimdir).
ancak ilişki yaşayacak kadar yetişkinse ve beni dinlemiyorsa yapacak bişey kalmaz. kenara çekilip, ne zaman patlayacak bakalım diye bekler; en az zararla kurtulmasını temenni ederim.
+1
lil siztah
(17.05.26)
aile bireyi dediğiniz kim? kardeşse ederim. en yakın kuzenimse de yine ederim. ötesine etmem. müdehaleden kastım ikna turu tabii ki, yoksa yetişkin insan. günün sonunda kararını kabullenmek zorunda kalınabilir. bizim aramızda böyle bir sessiz anlaşma var. birbirimizden düşüncülerimizi saklamayız ama olmazsa da yine de desteğimizi kesmeyiz.
+1
awlmi
(17.05.26)
Aile diyorum zaten, kardeştir… kuzen o kadar yakın olmadığı için günün sonunda sanane-banane denilebilir.
0
🌸ekimoloji
(17.05.26)
Yanlış kararlar veren insanların özelliği, takdir edersiniz ki yanlış kararlar alabilmeleri. Onun için müdahale ettiğinizde "aa gerçekten de haklısın ben çok salak bir insanım" deme ihtimali daha da inat etme ihtimalinden daha düşük.

Şimdi bu iki kişi arasındaki ilişki yanlış bir karardır demiyorum, ancak siz böyle düşünüyorsunuz neticede. Bu açıdan evet, ters teper çekincenizde bence haklısınız. Ben bu tip durumlarda yeri geldikçe, fikrimi söyleyip "tabi senin bileceği iş" temasına yöneliyorum. Çünkü gerçekten de kendi bileceği iş. İş inada bindirilmezse insanlar yanlış kararlardan daha rahat geri adım atabiliyor.

Başka bir etkili yöntem de bunun yanlış olduğunu düşündüğünüzü, uyarınızı yaptığınızı ve bunun sıkıntılarından doğacak dertlerin ilerde size ulaşmamasını istediğinizi belli etmek olabiliyor. Bu haltı yersen sonucuna kendin katlanırsın diyorsunuz yani.
+4
akhenaten
(17.05.26)
basta bana sormadiysa bi sey tepki vermem ciddiye binince yorumumu yapar ongordugum sorunlari yasarsa bana gelemeyecegimi belirtirim. ters teper diye bi sey yok yapmak isteyen yapiyor zaten sen soyledin diye inatla evlenecek degil kimse. oyle dese bile oyle bi sey gercek olmaz o bahaneye siginabilir sadece
0
ala09
(18.05.26)
Kastettiğim yasak ve yanlış olanın daha çekici gelmesi durumu. Örneklerini çevremde çokça gördüm. Kimse kimseye inat olsun diye evlenmiyor zaten.
0
🌸ekimoloji
(18.05.26)
aile üyesi olduğu için sorumluluk hisseder ve fikrimi sebepleriyle açıklarım. buna rağmen çok uç durumlar söz konusu değilse nihai kararlarına saygı duyarım. kardeşim de olsa 25-30 yaşında birini zincirleyecek veya istediğimi yaptıracak değilim. ben kendi söyleyeceğimi söyler, gerisi için şans dilerim. ilişkisi mutlu giderse ne ala. yok olmazsa da gelip bana bir şey söylemeye hakkı olmaz, biz zamanında söyledik hepsini derim. bazı şeyler tecrübeyle öğreniliyor, farazi konuşuyorum şimdi 25 yaşında oğlan 40 yaşında üç çocuklu kadınla evlenmeye kalkarsa ve "yapma" dememize rağmen bu yola girerse ne yapalım yani yaşayıp kendisi görsün. anam babam da olsa yetişkin bir insanın bu denli ciddi kararlarından en başta kendisi sorumludur ben fikir beyan eder, destekler veya karşı çıkabilirim yapacağım maksimum odur. karşı taraftan da bunu beklerim, bu yaşa gelmişim aile üyelerim bir ilişkimi onaylamayabilirler ama bu yaştan sonra anamın kardeşimin lafına göre hayatımı dizayn edecek halim yok.
+1
der meister
(18.05.26)
kardeş var kardeş var. kardeş dediğiniz şey kendi parasını kazanan, aile evinin dışında yaşayan da olabilir, 18 yaşında evde yaşayan maddi özgürlüğü olmayan birisi de.

kazık kadar adamsa/kadınsa bırakın seçimleriyle yaşasın.

edit : bu arada bu 'kendine uygun olmayan' tanımı, kardeşinizin tanımı mı? yoksa siz mi o kişiyi kardeşinize uygun görmüyorsunuz? siz karar makamımı oluyorsunuz bu durumda?
+1
galahad reloaded
(18.05.26)
Söylerim olabilecek problemleri ama her hikâye aynı bitmiyor. Güzel de olabilir.
-5
arbre
(18.05.26)
Aile bireylerinden değil de 70 yş üstü bir akraba sürekli escortlara gidiyor. Kıbrıs gazisi diye sesimi çıkarmıyorum. Kolay değil, Yunan'ı dize getirmişler. Ayda 3-5 posta yapmışsın çok mu?
-7
runaway
(18.05.26)
o durumdaki insana kolay laf anlatamazsiniz. sizin tepkiniz aradaki bag, idrak duzeyi ve sabir esigi ile ilglili. cok sevdigim ve asla kotu olmasini istemedigim biri icin mucadele ederim. ama surekli hata yapan, kulagini disariya kapamis sekilde davranan bir kardesse 1, 2 uyarip birakirim. bazi insanlar kicinin ustune dusup kendi kalkmali.
0
buenosdias
(18.05.26)
bence aranızdaki yakınlığa göre değişir. ben mesela kardeşlerimle aramda onların işine karışacak kadar yakınlık yok. genelde herkes kendi aleminde. ben evlenirken onlara bir şey sormadım. onlar da bana sormayacaktır o yüzden karışmam muhtemelen. fikrim sorulursa uygun bulmadığımı söylerim ama gel vazgeç diye ikna konuşması yapmam. kuzenimle ilgili böyle bir durum yaşamıştım, kuzenimin sevgilisinin bi davası vardı, bana da davayla ilgili bi şeyler sormuştu, sevgilisinin suçsuz olduğunu düşünüyordu. ben de avukat olduğum için açıkça söyledim, sen şu anda sadece kendini kandırıyorsun, elbette koskoca kızsın, senin kararlarıı yargılamak bana düşmez ama bu adamın suçlu olduğu açık ve bu tehlikeli bir ilişki diye. kardeşim olsa da muhtemelen aynı şekilde yaklaşırım.
0
Sadece soruyorum
(18.05.26)
benzer bir durumda annemin benimle konuşması çok işe yaramıştı. bi kendine bak bi ona, kendine bu ilişkiyi nasıl layık görürsün tarzı bi konuşmaydı. herkeste işe yarar mı bilmem ama bazen göz açabiliyor. ama bunu yaparken "kararın ne olursa olsun yanındayım, doğru karar vermeni kendim için değil senin için istiyorum" tutumunuzu hissetmeli
0
mezzosprite
(18.05.26)
minnak minnak çıtlattırdım
0
gadlemler
(18.05.26)
(39)

Bu Aldatma Mıdır?

carnalflower
Sevgilim bir keresinde eski erkek arkadaşını evinde misafir etmişti. O gün bana whatsapp'tan pek fazla ilgi göstermemesinden yola çıkarak duruma ayıkmıştım ve sonrasında çok ciddi tartıştık, ayrılma noktasına geldik. Kapıma kadar gelip yalvardı, aralarında bir şey gerçekleşmediğini söyledi ve bir da
Sevgilim bir keresinde eski erkek arkadaşını evinde misafir etmişti. O gün bana whatsapp'tan pek fazla ilgi göstermemesinden yola çıkarak duruma ayıkmıştım ve sonrasında çok ciddi tartıştık, ayrılma noktasına geldik. Kapıma kadar gelip yalvardı, aralarında bir şey gerçekleşmediğini söyledi ve bir daha görüşmeyeceğini belirtti. Ben de affettim.

3-4 ay hiç görüşmediler ama demek ki arka planda yazışmaya devam ediyorlardı, nitekim bugünlerde tekrar benden habersiz evinde misafir etmiş adamı (bazı sorular ile köşeye sıkıştırarak itiraf ettirdim). Kız arkadaşım yeni taşınmıştı ve evin birçok işini bizzat ben yapmıştım, benim yapamadığım bir-iki tadilat işi vardı, eve gittiğimde bu kalan tadilat işlerini eski erkek arkadaşıyla birlikte yapıp tamamlamış olduğunu gördüm. Sonrasında ortalığı yıkıp, çıkıp geldim. 1 haftadır görüşmüyorum.

Kendisi ısrarla bir cinsel münasebet yaşanmadığı müddetçe bunun aldatmaya girmediğini, sadece arkadaşı olarak gördüğünü ve yardım aldığını söyledi. Hayatında önemli birisiymiş, uzun süre sevgili olarak kalmışlar ve öylece hayatından atamazmış.

Fikriniz nedir? Terk etmek ile doğru mu yaptım?
İşin ilginci bu şekilde güvenimi boşa çıkartmasına rağmen hala ısrarla beni çok sevdiğini sayıklıyor ve barışmak için yalvarıyor. Buradan tekrar güven sağlayıcı bir geri dönüş nasıl olacak ki?
📊 Aldatma mıdır?

Bu anket sona erdi. 144 oy kullanıldı.

-3
carnalflower
(11.05.26)
bu nasıl mide?
+7
summerjam0306
(11.05.26)
sadece yüzeysel sevismek icin bulussalar daha az aldatma olurdu.
+18
Purple life
(11.05.26)
Cinsiyetler tam tersi şekilde gerçekleşmiş, o zamanki mallıkla ben de affetmiştim. Sonradan çok pişman oldum bir daha yapmasa da aylarca salak yerine koymuştu beni. Tavsiyem siz ayrıldıysanız hiç barışmayın.
+1
ekimoloji
(11.05.26)
Evet evet kesin çay ziyafeti için gorusuyorlardir
0
artıküyeolmakistiyorum
(11.05.26)
Sevişmedilerse sıkıntı var. Yüzde yüz seviştiler.
+7
Cezcez
(11.05.26)
sevgiliniz cok esliligi tercih ediyor.
+3
banach
(11.05.26)
abi boynuzlar burdan gozukuyor ki aramizda 10.000km var.
+8
cooperr
(11.05.26)
aldatmadır. iyi yapmışsın.

senden ESKİ SEVGİLİ gibi çok kritik bir unsuru, onunla görüştüğünü, onu evinde ağırladığını gizliyor abi en başta. bundan büyük aldatma mı olur? gizliyor, yalan söylüyor, kandırıyor, aldatıyor yani aldatma illa sevişmeyle olmaz ki. şöyle düşün bugün bunu yapan yarın sevişecek olsa şaşırır mısın? o da ilişkide olduğun kişiye karşı bir yalan, ihanet, gizleme değil midir neticede?

gerçekten eski sevgilinle arkadaş kalmayı becerdin diyelim, şu anki sevgilin de bunu ciddi sorun olarak görmüyor olsun, e o zaman böyle bi şeyi gizleme gereği duymaman lazım. ben bi arkadaşım evime gelip tadilat işinde yardımcı olacaksa bunu sevgilimden gizlemem, bunun için ekstra çaba sarf etmem.

arkana bile bakma. belli ki eskiyi unutmamış. hatta bi de böyle erkek gururuna çok dokunacak yerden vurmuş bana sorarsan. taşınıyor, gidip tadilat işini eski sevgilisine yaptırıyor. ohooo. bundan daha terbiyesiz aldatma biçimi azdır. istediği kadar yalvarsın yallah de geç, herkes kendi yoluna.
+4
der meister
(11.05.26)
Cinsel münasebet olması gerekmiyor
Aldatmış net şekilde
+1
basond
(12.05.26)
sizi cepte tutmak istiyor, yara bandı olmuşsunuz, diğerine hala aşık. cinsel bi şey olmasa bile aldatma ama cinsel bi şey de olmuştur kesin. çok üzgünüm. ne derse desin dönmeyin artık, bunu hak etmiyorsunuz
0
mezzosprite
(12.05.26)
sevişmişlerdir.
+1
gurur
(12.05.26)
eski erkek arkadaşının ev tadilatı yapması, tartışmasız aldatma. ayrıca fiziksel birşeylerin yaşanmamış olma ihtimali, şuan evime meteor düşme ihtimali ile aynı. ilk olay olduğunda da buraya yazmıştın hatırlıyorum. o zaman söylediğimi tekrarlıyorum. AYRIL! arkana bile bakma, diğer türlü çok pişman olursun. ben de çok affettim ve inan dönüp baktığımda kendimi çok küçültmüşüm diyorum. bunu yapma sakın!
+3
korkut
(12.05.26)
bu aldatmadır.
senden gizlice eski sevgilisi ile birden çok defa kendi evinde bulusmuş
ayrıca çok çok büyük ihtimalle seviştiler. sana yalan söylüyor
yani duble aldatma.
ayrılıp ayrılmamak sana kalmış ama seviştiklerini bil yani.
hala bu aldatmak mıdır diye sorman gerçekten ilginç.
+2
abelardo
(12.05.26)
her yerden engelle. bu aldatmadır, aynı zamanda böyle bir insanı hayatında önemli bir yere koyarsan mutlaka ağzına sıçacaktır bir ya da birkaç noktada.

dogru olanı aslında biliyorsun ama muhtemelen bilmek hoşuna gitmiyor. ikna edici ters argüman arıyorsun. üzgünüm, bok gibi bir durum ama durum bu. yanına bile yaklaştırma
0
monicapp
(12.05.26)
galahad reloaded
(12.05.26)
sevgilisi yolda gördüğü eski sevgilisine selam verdi diye ayrılanlar var.
eski sevgilisi mesaj attı diye (bakın burada kendi bir şey yapmıyor bile) ayrılanlar var.

genelde ilişkilere çok karışmak istemem, herkesin her ilişkinin kendi şartları var, dinamikleri var ama sizinki çok uç bir örnek. ayrılma noktasına gelip affetmiş olmanıza rağmen tekrar yapıyorsa, bundan sonra da tekrar yapacak ve sizin için de "nasıl olsa iki ağlasam affeder beni" diye düşünecek.

kendinize iki gram saygınız varsa, engelleyin her yerden.
0
co2s2
(12.05.26)
sadece sevişseler daha az aldatma olurdu +1
+1
Hallegadola
(12.05.26)
sevişmekten daha onemlısı bırbırlerını hala sevıyorlar, düşünün sevdıgınız bırı ıcın ancak bırseyler yapar ve yapmaya devam edersınız, evıne gıdıp tadılat, yardım vs yaparsınız. sankı onlar bırbırlerının hayatlarından hala cıkmamıslar. diyelım kı bır ara bır boşluk olmus o ara kız, sizi tanımıs, diğer yandan araları tekrar yukselıp ıletısım sürmüş. size de gıt demıyor cunku sızden de yararlandıgı konular var buyuk ıhtımal.
0
deepness
(12.05.26)
Kız erkeğe köpek olmuş, erkek de kızı kullanıyor.

Kız da sizi kullanıyor. Aldatma +1.
+1
drako
(12.05.26)
bunun bi tık üstü düğünlerine çağırırdı sizi gibi.
+4
chanandler bong
(12.05.26)
kardeş bitti mi biter. eski sevgiliyle buluşma yeri ev mi? hadi kafede buluşur, danışır da ev varsa ne olursa olsun olmaz.
0
mikahakkinen
(12.05.26)
kardesim cok safsin ama uzulme dogru olani yaptin arkana bakma hic.
0
tahtakafa
(12.05.26)
Bana kalırsa, iki seferinde de sizden gizlemesi; ilkinde yalvaracak hale gelmesine rağmen ikinci kez bu işi tekrarlaması falan direkt size saygısızlığını gösteriyor. Aldatma kısmını bilemem ama bu bana ayrılmak için yeter sebeptir.
+5
lil siztah
(12.05.26)
Cinsel bir şeyler yaşamasalar bile ilişkileri devam ediyor. Hayatından çıkaramadığı bağları var demek ki. Hayatınızın aşkı size böyle bir şey yaşatmaz arkanıza bakmadan kaçın
0
denizkenarısandalye
(12.05.26)
formul çok basit senden saklıyorsa-yalan söylüyorsa aldatmaktır. ikinci defa yapması ise bir seçim. bütün oyuncaklar onun olsun istiyor.
0
orpheus
(12.05.26)
Bunun üzerine güvenmeniz çok zor olacağı için huzursuz olacağınız ilişkiye devam etmemekle doğru karar vermişsiniz.
0
Proserpina
(12.05.26)
devam etseniz konya ovası kadar genişmişsiniz derdiki.

alageyik derdik hatta :)
+1
jülsezar
(12.05.26)
öncelikle hiçbir erkek karşılığında bir sevişme ihtimali olmadan eski kız arkadaşının evine gidip de tadilat falan yapmaz. yaptıysa ya öpüşmüşlerdir ya da zaten kız arkadaşının dediği "onunla çok uzun süre birlikteydik öylece silip atamam" demesi zaten = onu hala unutamadım demek olduğu için fiziksel olarak hiçbir şey yaşanmama ihtimali %000000.01 olduğu halde yine de aldatmadır. sana söylemeden evine eski sevgilisi geliyor bundan ötesi var mı? ondan öyle bir ayrılmalısın ki senin bu dünyada olup olmadığını, yaşadığınız her şeyin halüsinasyon olup olmadığını ciddi şekilde sorgulamalı.
+1
matilda
(12.05.26)
kadının belirttiği gibiyse ve cinsel bir şey yaşanmadıysa bile bu bir aldatmadır.
yaşandıysa zaten ortada bir soru yok.

önemli biri, hayatımdan silip atamam. hadi ok buna anladık da evine tadilata çağırmak ne alaka?

hanım kişi sevgilisiz yapamıyor. muhtemelen eski sevgili de tekrar bir araya gelmek istemiyor ya da ayrılmalarına sebep olan sorun hala mevcut ve o kişiyle olmayacak. o yüzden sizi geri istiyor ama arada bir ondan faydalanmak ve gönlünü eğlendirmek istiyor (cinsel münasebet olmasa dahi. burada cinsel birliktelik önemli kriter mi emin değilim)
+2
biseysorcaktim
(12.05.26)
bir şeyler yaşanmış ya da yaşanmamış, yalan söylüyor ve ilişki içinde olduğu kişiyi kandırıyor. aldatma illa fiziksel olmak zorunda değil, gizleyerek aldatıyor ve partnerine saygı duymuyor, onu öncelikli görmüyor. üstelik bahsi geçen kişi de eski sevgili yani. şaka gibi ya. bunu nasıl doğru bulabilir insanlar ben de bunu anlamıyorum ajsjdj. bunu yapan tekrar tekrar yapacaktır, başka konularda da çıkarları için yalan söyleyip sonra bunu açıklamalarla mantıklı göstermeye çalışacaktır vs.
0
deartheodosia
(12.05.26)
+birlikte olmuşlarsa da sen bunu öğrenince bunu da “mantıklı” şekilde açıklamaya çalışır, şöyle oldu böyle oldu niyetim bu değildi ama oluverdi, anlayamadım vs. eğer bir şans daha verirsen gelecekteki aldatılmaları hak etmiş olursun, bu tercihi sen yapmış olursun.
0
deartheodosia
(12.05.26)
su bulanmış, aldattı ya da aldatmadı bilinemez artık bu. ayrılmakla iyi etmişsin ama ayrılmadan burnunu sürtsen biraz fena olmazmış. yapamadığın o tadilat işleri neyse üstüne düş biraz öğren onları da. açık vermemek lazım.
-1
beyfendi
(12.05.26)
İlk yapılan yanlışa kaza, ikincisine hata, üçüncüsüne ise tercih denir."
Fyodor Dostoyevski
Seçim senin..
0
Zulm
(12.05.26)
"güvenin birazı olmaz. bu sadece ızdırap getirir" diye bir laf vardı. senin durumun bu.
+1
orpheus
(12.05.26)
ankete şu an itibariyle 113 kişi katılmış, 2'si hayır demiş. eğer bu 2 kişiden birisi duyuru sahibinin kız arkadaşı, diğeri de eski erkek arkadaş değilse, ben de bir şey bilmiyorum.
+5
co2s2
(13.05.26)
hocam sana kotu bir haberim var sen sadece ikisini biliyorsun ama o cocuk defalarca o eve gitti.
+5
koela
(13.05.26)
@koela +1milyon
0
co2s2
(13.05.26)
aldatmasından daha çok hastalık kapmaktan kork bence cinsel hastalıklar son zamanlarda çok arttı en yakın bir zamanda test yaptırsan iyi olur
+1
alester
(13.05.26)
Aldatma sayilmaz belki ama dunyadaki son kadin ve erkek degilsiniz.
0
thesomberlain
(17.05.26)
(14)

İş/okul hariç ne sıklıkla dışarı çıkıyorsunuz?

nundu
Hafta içi işe/okula gitmek hariç dışarı çıkma sıklığınız ne? İş çıkışı eve geçmeden yapılan ve zaruri market alışverişi hariç etkinlikler de dahil listeye.Ben spora da bir süreliğine ara verince, ayda bir iki civarına düştü sanırım. Zaten oldum olası evden çıkmayı seven biri değilim, işten eve gelin
Hafta içi işe/okula gitmek hariç dışarı çıkma sıklığınız ne? İş çıkışı eve geçmeden yapılan ve zaruri market alışverişi hariç etkinlikler de dahil listeye.

Ben spora da bir süreliğine ara verince, ayda bir iki civarına düştü sanırım. Zaten oldum olası evden çıkmayı seven biri değilim, işten eve gelince ya da hafta sonları dışarı çıkmak için kendime bir sebep bulamıyorum. Bu cuma tatildi işte, perşembe akşam eve girdim yarın işe giderken çıkacağım ve çok normal benim için bu hiç garipsemiyorum. Diğer insanlarda nasıl durumlar onu merak ettim.

Not: evliyim ama iş gereği şu an tek yaşıyorum. Eşimle bir arada olduğumuzda daha sık dışarı çıkıyoruz ama tek kaldığım dönemde dediğim gibi ayda bir iki falan
0
nundu
(03.05.26)
Temel ihtiyaçlarımı bozuk parayla karşılayabildiğim bir ülkede yaşasam eve uyumak, çalışmak dışında girmezdim.
0
sekizdokuzon
(03.05.26)
Ben sanırım evcimen bi insan değilim. Bir etkinlik vs olmasa da illa dışarıya en kötü yürüyüşe çıkıyorum. Bir adet köpeğimin olması da buna neden olabilir :-)
0
euteamo
(03.05.26)
Ayda ortalama 15 gün diyebilirim. İş çıkışı ya da işten önce spor. Dinlenme gününde yemek yemek için ya da alışveriş (giyim) için çıkarım. İlişkim yok 1,5 yıldır. İlişkim olsa daha çok çıkarım.
-5
arbre
(03.05.26)
ufak tefek bir şeyler alınacaksa markete gidip alıyorum. evin karşısında park var bazen çıkıp yarım saat bir saat çay içiyorum, bir şeyler okuyorum. arkadaşlarım bir yere çağırırsa çıkıyorum ama bu ara oldukça az, ben bu ara pek kimseyi bir yere davet etmiyorum. birkaç aydır nadiren. geçen sene evde durduğum az olurdu.
0
black holes in the sky
(03.05.26)
Hafta sonu çıkıyorum ama hafta içi işte hem zihinsel hem fiziksel olarak o kadar çok yoruluyorum ki bi an önce eve kendimi atmak istiyorum. Çok çok nadir işten arkadaşlar çıkışta bir şeyler içelim derse ve hava güzelse anca o zaman ortama uymak için kendimi zorlayıp katılıyorum.
0
truf
(03.05.26)
Haftada 2.

Spora gittigimi saymadim cünkü sosyallesme olmuyor o benim icin. Görev gibi yapip geri geliyorum genelde. Cok nadir arkadasimla gidiyorum.
-1
Purple life
(03.05.26)
hafta içi mesai ile geçtiğinde, hafta sonu evden çıkmayı hiç anlamıyorum. mecbur değilsem çıkmam. bu sebeple hafta içi etkinlikler daha işime gelir. ben de ayda iki falan diyebilirim.
0
lil siztah
(03.05.26)
çocuğu kütüphaneye parka falan götürmek için çıkıyorum haftada 4-5 kere
0
mezzosprite
(03.05.26)
geçici ve ekstra bi durum ama şu ara market dışında hiç çıkmıyorum. yemin ederim kombiyi tamire gelecekler diye heyecanlanıyorum o kadar yalnız ve aksiyonsuz kaldım bu ara. bi daha toplu taşımada şurada burada laf atıp sohbet etmeye çalışan ehtiyarlara kızmayacağım aramızda 30-35 yaş olmasına rağmen şimdiden çok iyi anlıyorum onları.
+1
der meister
(03.05.26)
Hafta içi akşamları 2-3 gün eve yakın stüdyoda yogaya gidiyorum. Onun dışında çok istediğim bir etkinlik olmadığı müddetçe evden işe, işten eve düzenini bozmuyorum. Gece hayatım hemen hiç yok. Canım çok isterse öğle yemeğinde alkol alıyorum. 22:00'den önce evimde olup uyku moduna geçmek istiyorum.
Hafta sonu ise hiking veya gündüz olmak kaydıyla sinema/tiyatroya gidiyorum.
Sonrasında 'iyileşmem' 3 gün sürdüğü için çok nadir kalabalık insan gruplarıyla bir şeylere dahil oluyorum.
0
auroraaurora
(04.05.26)
Ayda birden azdır ortalamaya vurunca.
0
peki madem
(04.05.26)
haftada en az 3 gün dışarıdayım.

çalıştığım günlerde de en az 3 gün dışarıda oluyordum.
0
rain when i die
(04.05.26)
Güneşli bir günse dışarıdayım. İstanbul yılın 220-240 günü güneşli. Yılın 10-11 ayı İstanbul'dayım. Kalan 1-2 ayda full dışarıdayım. İş dışında + tatil zamanı bütün gün eve girmem.

Gece çıkmasından bahsediliyorsa haftada en az 3-4. Güneşli bir günün akşamında 4-5.
0
gabe h coud
(04.05.26)
tamamen havaya bağlı yağmurlu ve soğuksa zorunlu işlerimi bile erteliyorum veya iptal ediyorum ama hava güzelse bağlasan bile durmam
0
alester
(04.05.26)
(16)

Kendinizle barisik misiniz?

banach
Kendinizi yargilamayi birakabildiniz mi? Eksikleriniz, basarisizliklariniz ya da kusurlariniz, bunlarla nasil basa cikiyorsunuz? Bakis aciniz nedir, paylasin da ilham olsun.
Kendinizi yargilamayi birakabildiniz mi? Eksikleriniz, basarisizliklariniz ya da kusurlariniz, bunlarla nasil basa cikiyorsunuz? Bakis aciniz nedir, paylasin da ilham olsun.
0
banach
(02.05.26)
Kendimle barışığım.

Eksiklerim, başarısızlıklarım ve kusurlarım tabi ki var. Bunlar olacak ki gelişim de olsun.

Eksikler, başarısızlıklar ve kusurlar da zaten hayatın bir parçası.
0
rock n roll
(02.05.26)
Gerçeklerle barışığım
+3
artıküyeolmakistiyorum
(02.05.26)
Genel olarak gecmisi pek düsünmüyorum.
Ileriyi düsünürken, sunu nasil daha iyi yapayim ileride derken gecmis hatalari, pismanliklari düsünmüyorum.

Gece yatmadan kafan yastikta gecen seneyi de düsünebilirsin önümüzdeki 5-10 seneyi de.
0
Purple life
(02.05.26)
No. Herkesten daha acimasizim kendime 🤝
+6
üğpoıuy
(02.05.26)
Ne kadar gerçekçi olursam o kadar kendime şevkatli yaklaşabiliyorum. Hata mı yaptım kusurum mu var hayat böyle bir yer herkesin hatası kusuru var. Bir de diğerlerinin o kusurlu hallerine rağmen kendilerine çok yüklenmediklerini görünce daha çok sahip çıkıyorum kendime
0
denizkenarısandalye
(02.05.26)
Kendime karşı çok acımasız olduğumu biliyorum, kendim hakkımdaki fikirlerimin bu yüzden çok objektif olmadığını anlıyor ve kendimi algılama şeklime çok takılmadan yaşamaya devam etmeye çalışıyorum diyelim. Kendini sevmek, olduğu gibi kabul etmek falan bu ömürde yapabileceğim şeyler değil, boşa yormuyorum kendimi o noktada.
+3
sekizdokuzon
(02.05.26)
Gençken oldukça şişkoydum, tüm sorunlarımın kaynağının kilo olduğunu sanıyordum o yüzden de nefret ediyordum kendimden. Her şey tamam da bir o problemmiş gibiydi. Sonra çok kilo verdim ama mutsuzluğum geçmedi.

Zaman içerisinde farkettim ki bütün insanların problemleri var ben dahil, ve bir büyük problemi aşınca geri kalan tıkır tıkır çözülüyor gibi bir durum yok. Senin idealin 2 + 2 = 4 ve oraya giden mutlak bir plan var gibi bir şey değil insan olmak. Karşılaştığın sıkıntı her ne olursa olsun sen elinden geleni yaptığın sürece kendine kızmanı gerektiren bir durum yok, herkes benzer sorunlarla karşı karşıya.

Evrim nedir bunu anlayıp içselleştirebilirsen hayatın boyunca kendini gerçekte karşılığı olmayan bir beklentiyle yargıladığını da anlayacaksın.
+1
redlinetheturk
(02.05.26)
Evet. Her zaman. Hayatım boyunca.
+1
gabe h coud
(02.05.26)
Sınırlarımı genişletmeye çalıştım hep. Mevcut kapasitemin biraz ötesini hedef alarak ilerlemeye çalıştım. Bunu yaparken yapabildiğimi ve haddimi bilmeye de çalıştım. Zira sınırlarımı genişletirken nihayetinde belirli bir tavanım olduğunun farkındayım. Başkalarını referans yapmadım, benim gelebileceğim nokta burası demeye çalıştım. Hem haddimi bildim hem özgüvenimi. Kolay değil elbette, hatta zordur; ama imkânsız değil.

Bu süreç, on üç ila on yedi senemi aldı. Kendimi değiştirmem gerektiğini 2007'de idrak ettim; yaşıyorum bu hayatı 2023 senesinde demeye başladım.

2017 civarında bir gezi şirketiyle yurt dışı turuna katılmıştım. Bir ara yabancı kızlarla İngilizce konuşmaya çalıştım. İçlerinden biri, "İngilizce konuştuğuna emin misin, hiçbir şey anlamadık" dedi; diğerleri kahkayı bastı. Dönüşümde İngilizce konuşma pratiğine ağırlık verdim. Üzülmesine üzüldüm tabii ama eksik tarafı gördüm ve güçlendirdim.

Bunun yanı sıra kalıplaşmış toplumsal normları referans almadım. Erkek olduğum için arabalara ilgi duymak zorunda değilim; Araba kullanmayı hiçbir zaman önceliklendirmedim, çünkü ihtiyaç duymadım. İhtiyaç duysaydım ya da bu eksiklik bir üst seviyeye geçişimin önünde engel oluştursaydı, öğrenirdim. Kavgacı bir karakter olamadım mesela. Hümanistliğimden dolayı değil, karakterim kavgacı değil. Doğuşten gelen bir şey.


Fark ettiğim şu: hayatımı hep ne istemediğim ve neyin önümü kapattığı üzerinden kurguladım. "Böyle olmasını istemiyorum" deyip tersini yaptım; "bu durum beni kısıtlıyor, o halde aşmam lazım" diyerek ilerlemeye devam ettim. Bugün bulunduğum noktanın arkasında bu iki temel refleks yatıyor.
+3
put it in your appropriate place
(03.05.26)
kendinle barisik olmak sikintili bir durum bence, gelismeyi durduruyor, sikintilarindan kacarak uzaklasamazsin.

ben de sikintilarimdan hep kacardim, ta ki ortaokul 2 gibi spora baslayana kadar.
basladigimin ilk haftasi biraktim zaten, asiri zorlandim, 2-3 gun evden cikmadim oturdum agladim.

sonra dedim ki kendime olm, hayatin boyunca karsina cikan her problemde kacamazsin, yuzlesmen gereken durumlar olacak ve bunu ne kadar erken kabul etsen o kadar iyi.

ustune gitmeye karar verdim, geri dondum. sonrasi 4-5 sene mucadele. yarislar vs.
baya birsey ogrendim, 400-500km kostugumuz seneler oldu. deli gibi agirlik antrenmani vs. ellerimiz patladi sardik devam ettik. derimi baya kalinlastirdi spor.
simdi geriye donup bakinca iyiki devam etmisim diyorum, iyiki birakmadim.

sonra universite, bazi derslerden hocalar yuzunden kacanlar olurdu, dersleri gidip baska okullarda alip saydirdilar. ben direk kayit yaptirip giriyordum. cok iyi notlar alamadik belki ama hicbir dersten kalmadim. spor bana sorunlarimla kafadan bodoslama yuzlesmeyi ogretti.

is hayatinda da ayni sekilde devam ediyorum, haksizliga tahammulum yok. hakliysam istifayi verir cikarim. cunku aklimda her zaman ben neler atlattim, bunlar cocuk oyuncagi dusuncesi var. cok daha zorlarini gorunce insan kolay sikintilari rahat geciyor.

spor onemli, cocuklari spora yonlendirin. beyinle yapilan o "artik birak kocum cok zorladin" mucadelesi cok onemli.
+2
cooperr
(03.05.26)
gerceklerle barisigim+1 bence bu kendine yapabilecegin en iyi, ust-insan seviyesine gecmenin ilk ve son adimi. gercegi kabullenip oyle mucadele etmek, yeri geldiginde acizligini kabullenip teslim olabilmek, her seyin vazgecilebilir oldugu ozgurlugune kavusmak, kimsenin degil senin kendini kurtarabecegini bilmek vs. kendinle barismanin da otesinde garip bi ustunluk sagliyor kisiye. dusunuldugu gibi ilerlemeyi de durdurmaz o yol zaten tadini aldiysan hep bi adim otesine surukler, dogasi geregi
+2
ala09
(03.05.26)
Kendi kendimin içindeyim yani kendimle de barışık olmayacaksam kiminle barışık olabilirim ki? Güçlü yönlerimi, zayıf yönlerimi bilirim. Aldığım doğru kararları ve yanlış kararları tahlil ederim. Becerdiklerimle gururlanır, beceremediklerime üzülürüm ama günün sonunda geçmişte olup değiştiremeyeceğim şeyler ve kişisel özelliklerimle savaşmam. Daha çalışkan olsam şurda olurdum diye hayatı kendime zehir edeceğime, kendimi üzmeyecek kadar çalışarak gelebileceğim en iyi yere gelmenin yolunu arar ve bulurum. Memnun olacağım bir sonuç elde edersem zaten sorun yok, edemezsem sağlık olsun diyip sonraki karşılaşmalara bakarız. Kendisiyle savaşan, hep daha iyi olmalıyım diyen insanlar toplumun gelişmesi (o da kime göre neye göre) açısından belki iyi olabilir ama hem kendilerine hem çevrelerine yük yani, hayatımda çok hırslı ve kendisiyle kavgalı insan istemem
+1
nundu
(03.05.26)
kendinle barışık olmak bence kendini yargılamamak değil de bunu ölçülü ve olabildiği kadar objektif yapabilmek... çünkü işin ucunda hiçbir şeyden kendini sorumlu tutmayan dangalak bir narsiste dönüşme ihtimali de var. kendime gereksiz yüklenmek, kendimi hırpalamak istemem ama diğer uca savrulmayı da istemem açıkçası.

kendimle barışık mıyım? değilim. bu sözünü ettiğim denge mekanizmasını son birkaç senede biraz daha iyi bir noktaya taşıdığımı, geliştirdiğimi düşünüyorum ama yine de "benlik" konusunda kafam karışık. aynaya bakınca "vay senin hayatını zkeyim itovlit şerefsiz böcek1!!" filan demiyorum ama kendimle aram çok da iyi sayılmaz, meraba meraba. yine de yoğun duygusal muhasebe ve içgörümün hatrına kendimle barışıklık düzeyime 6/10 verebilirim herhalde.
+2
der meister
(03.05.26)
hiç bırakmam. sürekli kendimi eleştiririm, başkalarına bakıp "ben de böyle yapıyorum, dışarıdan hoş görünmüyor" diyerek değiştirmeye çalışırım.
+1
neira
(03.05.26)
insan korku ve ümit arasında gidip gelir
eksikleri düşünmeyi bırakıp iyi bir şeyler yapmak için eyleme geçmek
0
mantık
(03.05.26)
kendimin taa.....
+1
duyurukullanıcısı
(03.05.26)
(10)

Eve gitmekten korktunuz mu hiç?

momento
İş yerinde olmadığım zamanlarda kendime nasıl katlanacağımı bilmiyorum. Belki de bu yüzden mesai bitince eve gitmek içimde tuhaf bir korku yaratıyor. Çünkü insan bazen en çok kalabalıkların içinde değil, dört duvar arasında kendi sesiyle yalnız kaldığında korkuyor. En zoru da, kaçtığın şeyin dışarıd
İş yerinde olmadığım zamanlarda kendime nasıl katlanacağımı bilmiyorum. Belki de bu yüzden mesai bitince eve gitmek içimde tuhaf bir korku yaratıyor. Çünkü insan bazen en çok kalabalıkların içinde değil, dört duvar arasında kendi sesiyle yalnız kaldığında korkuyor. En zoru da, kaçtığın şeyin dışarıdaki dünya değil de kendi zihnin olduğunun farkına varmak.
0
momento
(02.05.26)
Kendini sevmiyor musun,bence sevmelisin. Sana senden fazla yararı da zararı da olabilecek insan sayısı oldukça az. Kendi kendine bu kötülüğü yapma,iyi geçin.
0
denizciman
(02.05.26)
bir kere korktum ev arkadaşımın intihar girişiminde bulunduğunu haber etmişlerdi. onun dışında eve gitmek hayatımda en sevdiğim şeylerden biri.
0
redlinetheturk
(02.05.26)
evettt tam olarak bunu yaşadım bi dönem. eve girince düşeceğim boşluklardan, gireceğim bunalımlardan aşırı korkuyordum, uyumaya giriyordum eve. ama geçti, geçer sizinki de, yardım alabilirsiniz
0
mezzosprite
(02.05.26)
her gün eve gitmeyi dört gözle bekliyorum
+1
king lizard
(02.05.26)
Ben de terapi öneriyorum, normal bir sıkılmaktan çekinme gibi değil bence durumunuz, daha derin.


Ben evin boş olduğunu duyduğum an işten bile erken çıkıp eve koşarım, evde yalnız zaman geçirmek kadar sevdiğim az şey var.
Sadece evde kimse yokken duş almaktan korkuyorum bunun da temelinde küçükken izlenen korku filmleri, depreme duşta ve yalnız yakalanma korkusu gibi şeyler var.
0
mutekebbir
(02.05.26)
ev değil o. zihninde 4 duvar olarak yer etmiş bir zindan. bir çok sebebi olabilir, orda yaşayıp biriken şeylerden yada seni oraya götüren sebeplerden yada tamamen senin standardlarının altında olmasından dolayı öyle hissediyorsun. değişim şart. sabah akşam aç karna sarı site'ye girmelisin:)
0
buenosdias
(02.05.26)
Komşu gürültüsü sorunun varsa geçmiş olsun sonsuza dek eve gitmek istemeyeceksin.
-2
artıküyeolmakistiyorum
(02.05.26)
Tek başına yaşadığım için eve gitmeyi iple çekiyorum. Ama ailemle ve ev arkadaşıyla yaşadığım dönemlerde benim de gitmek istemediğim oluyordu.
0
peki madem
(03.05.26)
yaşamayan anlamıyor ya. kaçış tabii ki sonuna kadar. ve evle hiç alakası yok. büyük bir zorlanma dönemi, dışarda idare edebiliyorsun ama dört duvar arasında tek başına kalınca zihninden geçenlere katlanamıyorsun. beni kurtaran antidepresan + spor + mindfulness oldu
0
mezzosprite
(03.05.26)
kötü hissettiğim ve alkolün problem olmaya başladığı bir dönemde yaşamıştım bunu. eve gitmek istemiyordum çünkü çok sıkılıyordum ve içiyordum. normalde de öyle aktif yaşayan, farklı hobileri uğraşları olan biri değildim ama o dönem çok basit şeylerden bile uzaklaşmıştım.

o durum ortadan kalkınca geçti benim için problem. ha onun kendisi de başlı başına bir sorun ama bu konuda aşama kaydedebilirsen evde bulunma fikri daha az ürkütücü gelebilir belki. hatta daha iyisi "evden kaçmak" değil ama "faal bulunmak" motivasyonuyla dışarıda bir şeyler yapmak olabilir... istanbul'dayken ismek kursları bu açıdan iyi geliyordu bana akşamları. o tarz kurs olur çevre varsa birileriyle buluşmak görüşmek olur vs.
0
der meister
(03.05.26)
(17)

orta sinif misiniz?

Purple life
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?
sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?

orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
-4
Purple life
(01.05.26)
En aşağı 3*asgari ücret alan orta sınıftır. Şahsi fikrim
-1
artıküyeolmakistiyorum
(01.05.26)
Bana kalırsa asgari ücretin 6-7 katı orta sınıf...Ben orta altım.
0
gadlemler
(01.05.26)
Orta sınıf deyince hemen akla para gelmesin. Tatil deyince aklına sadece çoluk çocuğu alıp köye götürmek gelen zengin, orta sınıf değildir. 'Haftada bir ailecek dışarda yemek yiyen, yılda bir tatile giden, sinemaya, tiyatrpya gitme kültürü olan, Dünya ve ülke siyaset ve ekonomisinden az buçuk haberdar ve fikir sahibi olan, çocuklarının istikbali konusunda kaygı duyan ve bu yaşamını destekleyecek nispette gelir sahibi olan' diye tanımlardım ben olsam.
+2
Mirket
(01.05.26)
ne kadar kazandigin kadar toplam degerinin ne oldugu da onemli.
bence orta direk 500 bin dolar mal mulk ve kesintisiz 6-7 asgari ucretten basliyor.
obur turlu gelirin yuksek bile olsa daha ev alamamis adam orta direk degildir bence.

eskinin orta diregi cogunlukla fakir klasmanina dustu artik. ben de kendimi orta direk falan olarak gormuyorum, dogru durust mali mulku arsasi, ufak da olsa pasif geliri olmayan adamdan orta direk falan olmaz.
-1
cooperr
(01.05.26)
Üst sınıfım. Yılda 10 milyon liranın üzerinde ücret gelirim var. Menkul kıymetlerden de en az bu kadar kazanıyorum. Kira / Airbnb gelirim de var. 3 araba, Biri 20 m tl’lik 3 yazlık, 30 m tl’lik ev, 80 m tl’lik hisse senedi.
-18
gabe h coud
(01.05.26)
Bu çok göreli bir şey. takdir edersiniz ki Amerika’da ve Türkiye’de orta sınıf çok farklı olur. Türkiye’de ekstra farklı.

Çalışan kesimden,
Asgari ücret alan %40
70k+ %5-10
100k+ %1-2

Kalanlar da asgari ücret ve 70k+ arası işte. Bunlar 2025 verisi ama yüzdelik dilimler çok değişmemiştir.

Türkiye’de çok dengisiz olduğu için ney bir şey söylemek zor. İstanbulda dededen kalma evi olup asgari ücretle çalışan birisi 50-60k maaş alan biriyle aynı skalada olur herhalde?

Birde Türkiye’de tek yaşayan çok yok. Kişileri teker teker düşündüğümüzde orta sınıf altı, ama aile şeklinde düşündüğümüzde orta sınıf hayatı oluyor.
0
substituent
(01.05.26)
Eskiden bu ayrım daha basitti, örneğin karı koca öğretmen olan bir aileye orta sınıf diyebiliyorduk. Maalesef artık gelir adaletsizliği ile sınıflar arası dilimler çok açıldı. Aileden ev bark, otomobil vs kalmadı ise kira ödüyorsa iki memur artık zor geçinen kısımda. Ben kendimi eskiden orta sınıfta olarak konumlandırırdım, şimdi lüks villa, lüks otomobil, yazlık sahibi, asgari ücretin 5-6 katı gelir sahibi ve bir iki yerden kira geliri olan kimselerin kendilerini orta sınıf saydığına şahit olup şaşırıyorum bazen. Bankada miras vs yolu ile 20 milyonu olan adam aylık 1 milyona yakın gelir sahibi olabiliyor ki bu rakamı rüyasında gören hiç bir zaman tek seferde eline alamayacak milyonlar var ülkede.
0
creepy
(01.05.26)
görünürde orta sınıfız, ekonomik olarak alt orta.
0
mikahakkinen
(01.05.26)
orta sınıf kapitalizm soytarılığıdır.

ben orta sınıf değilim. işçi sınıfıyım. maaş alanım. iki ay maaş alamazsa sokağa düşecek olanım. emeğini, iş gücünü satarak para kazanan vatandaşım. ne kadar insan bunun farkına varır, o kadar hızlı aşama kaydederiz.
+6
der meister
(01.05.26)
sınıfın ortası olmaz. ya işçi ya da sermayedarsındır.

bir de mevsimlik işçi (prekarya) olabilirsin, o zaman zaten geçmiş olsun.
0
klassno
(01.05.26)
@thetrue, gelirinin vergisi 450k ama yillik hane geliri toplam 400k.

Kanadada vergileri baya yüksekmis :)
-1
🌸Purple life
(01.05.26)
Kanada'da vergiler yüksek gerçekten. Tecrübeli bir mühendis ayda 10 000 USD yi pek geçemez. Yukarıdaki arkadaş gerçekten iyi sallıyor. Kanada gibi Hintli ve Bangladesli göçmen merkezi olan bir yerde yaşamak psikolojiyi fena zorluyor olsa gerek
+2
runaway
(02.05.26)
kanadalı arkadaşın demek istediği: insanların en temel yaşam ihtiyaçları üzerinden para kazanıyorum, onlar bütün bir ay çalışıp kira ödeyecekler ki benim çocuklarım çalışmasın. eğer o da gerçekse tabii.

umarım çanına ot tıkarlar ve sen de çocukların da madende çalışırsınız allahın beleşçi parazitleri.

yattığın yerden para kazanıp "millet iş beğenmiyor" diyeceksin, sende o ışığı görüyorum. o ışığını söndürecekler, sana şimdiden söyleyeyim. o yüzden kendine iş bak.
gelecek 20 yılda kendine iyi iş bul bence. çünkü senin gibi insanların başkalarının parasıyla yaşamasının önüne geçecekler. o zaman ağlama.
+4
der meister
(02.05.26)
Gelirim yaşadığım şehre göre orta sınıf ama aileden zengin olmadığım için bunun bir önemi yok fakirim.
-1
kestane gürgen palamut
(02.05.26)
bildigin isci sinifiyim ben de. zengin sevmem, gotu kalkmis zengini hic sevmem.
-1
banach
(02.05.26)
Sadece parayı söyleyerek orta ve üst sınıf olduğunu iddia edenler ne yaşıyor. Erzurum'da, Kars'ta 500 tane ineği olan insan da mı orta sınıf. Hey Allah'ım ya. Ben orta sınıf değilim, mühendis olmama rağmen işçi sınıfıyım ama çoğu konuda kendini orta, üst sınıf görenlere tek atarım. Bu modası geçmiş, anlamsız bir sınıflandırma.
-5
arbre
(02.05.26)
Bundan bi 10-12 yıl öncesine kadar sınıfsal olarak değil tabii ama kendimi ruhsal olarak daha orta sınıf hissederdim, istediğim müzikallere gidebilen, kaygısı olmadan dışarıda istediği yere oturup yemek yiyip içki içebilen, sosyal hayatta daha aktif, etkinliklere çok rahat bilet alabilen biriydim, alışveriş yaparken etikete bakmaya gerek duymazdım (normal mağazalara giderdim tabii lüks değil).

Zamanla artık menüye bakmadan yemek siparişi veremediğim, etkinlikleri ayda bire kadar düşürmek zorunda kaldığım, alışveriş yaparken günlerce düşündüğüm günlere geldim.
Sınıfsal olarak işçi sınıfı, ruhsal olarak fakir.
Hayatımın hiçbir döneminde şu anki kadar fakir hissettiğimi hatırlamıyorum ve bu her geçen gün yinelenmeye devam eden bir his.
+3
mutekebbir
(02.05.26)
(8)

Anneler gününde ne alacaksınız?

ekimoloji
Sb
Sb
-1
ekimoloji
(01.05.26)
Annem çiçek ve orkide çok seviyor. Çok da güzel bakar uzun yaşatır. İnşallah bulabilirsem orkide veya evde bulunmayan farklı bir çicek almak istiyorum. (Çicekciden değil marketleri takip edicem hem uygun oluyor hem de güzel çesitler geliyor özel günlerde)
0
egerbiryolcu
(01.05.26)
Sarılacağım.

Senelerdir bir şey almıyorum.
0
put it in your appropriate place
(01.05.26)
Anamın telefonu bozulduydu telefon alacağım
0
kullaniciadimvar
(01.05.26)
Hafta içi Altın radikal bir artış göstermezse bilezik planlıyorum. Bakalım.
0
ezkaza
(01.05.26)
masaj kuponu.
10'lu blok. dizlerine ve ayaklarina masaj yaptirtmayi cok seviyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.05.26)
biz anamıza hamur yoğurma makinesi aldık. canım kız kardeşim annemin istediklerini, favorilerini, kafasında neyin olduğunu çok iyi bilir. onun liderliğinde hareket ettik. bana sorsan aklıma hiçbir şey gelmez.

anneler günü'nde anneye "ev eşyası" alma fikrini ben pek sevmiyorum açıkçası ama annem böyle şeyler söylediğimde "oğlum sen de çok derin düşünüyon" deyip kızıyor. o yüzden ses etmedim. hamur işidir çiğ köftedir vs. sever ve sıkça tüketiriz. erken almış olduk ama kendisi de çok memnun oldu, şimdiden kullandı. ailecek memnunuz o açıdan.

bi de ben gün yaklaşınca fiyatı köklerler diye düşünmüştüm ama tam aksine yüzde 20 civarı ucuzladı. biraz da o yüzden erken aldık.
-1
der meister
(02.05.26)
Emekli maaşı olmadığı için Para veriyorum artık, hiçbir ihtiyacı kalmadı orkideye de doydu.
0
kestane gürgen palamut
(02.05.26)
Cicek disi seyler yazin da biz de faydalanalim :) cicek bir hafta sonra cöp olur. Kalici hediyeler lazim.
-1
Purple life
(02.05.26)
(6)

Devletin, milletin iradesi dışında hareket etmesini nasıl okuyorsunuz ?

izmirduyuru
Öncelikle mevzu önemli, lütfen silinmesin; siyasi değildir. Son yasayla beraber dağı taşı siyanürle altın arayışına açtılar ve basında bu ciddi gelişmeler yer almıyor. Şimdi şunu sormak istiyorum: Cumhuriyet; egemenliğin halka ait olduğu, halkın kendi seçtiği vekiller aracılığıyla meclis çatısı altı
Öncelikle mevzu önemli, lütfen silinmesin; siyasi değildir. Son yasayla beraber dağı taşı siyanürle altın arayışına açtılar ve basında bu ciddi gelişmeler yer almıyor. Şimdi şunu sormak istiyorum: Cumhuriyet; egemenliğin halka ait olduğu, halkın kendi seçtiği vekiller aracılığıyla meclis çatısı altında kararlar alarak kendi kendini yönettiği bir idare biçimidir. (Yanlış biliyorsam düzeltiniz.)

Halkın özellikle zehirli madenciliğe %80, %90 oranında karşı olduğu bu uygulamaları Meclis kimin adına alıyor ve yürürlüğe koyabiliyor? küçük bir ihale değil ki bir kaç kişi faydalanacak olsun, bütün memlekette maden ihaleleri daha önce hiç görülmediği kadar veriliyor, Bu konu bir noktadan sonra ülkenin üzerinde kapkara bir buluta dönüşüyor. Bu kararı kim veriyor? Vatandaşın razı gelmediği şeyi vekil nasıl onaylıyor?

Evet, bu konu ile alakalı yorumlarınızı duymak isterim

x.com
0
izmirduyuru
(29.04.26)
kapitalizm. kapitalizm. kapitalizm.

bu tür soruların cevabı asla değişmeyecek. bazen bana da "sus amk takmışsın bi kapitalizm" diyorlar ama bokun içinde yüzüyorsak ve herkes sürekli bok kokusundan şikayetçiyse önce bu bok meselesini çözmeden, her şeyi ona bağlamadan nasıl ilerlenir yani bilmiyorum.

atatürk'ün yaptığı devrim çok kıymetliydi ama tamamına varmadı. kapitalizmin ve sağcıların kaçınılmaz sonucu olarak ülke kısa sürede tekrar toprak sahiplerinin, işletmecilerin eline düşüp onların elinde şekillendi. siyaset de tabii ki buna göre dizayn edildi.

2026 türkiyesinde "hepsi aynı hemşehrim" diyerek akp'nin verdiği zararı küçümsemek veya mevcut düzeni meşrulaştırmak istemiyorum ama uzun vadede çalışma prensipleri akp de gelse chp de gelse gerçekten değişmiyor: kapitali elinde tutan, imkânlarını garibanı ezmek için kullanıyor. birinin daha "cömert" ezmesi uzun vadeli gidişatı veya temel prensipleri değiştirmez.

ülkenin her bir yanının zengin şirketlere peşkeş çekilmesi, ülkenin polisinin sadece MAAŞ ALAMADIĞI için sesini çıkaran madenciyi veya öğrencileri coplaması vs. hep aynı hastalığın semptomları.

kısacası bunların hepsi kan emici liberallerin palavrası. bizi başka bir dünya olmadığına, içinde yaşadığımızın en özgür ve ilerici ve adaletli olduğuna inandırdılar. geldiğimiz noktada ise süper güç çocuklara tecavüz edip milyonlarca insanı bombalarken kendi vatandaşı insülin alamadığı için ölüyor, hemen her yerde bir avuç zengin koca ülkeleri kendisi için çalıştırıyor. onların yere düşse almayacakları para için biz ömür veriyoruz, 40-45 yaşında başımızı sokacağımız evimiz varsa şanslı sayılıyoruz.

sosyalizm insanlara saçma, ütopik geliyor ama milyonlarca insanın geceli gündüzlü çalışıp ay sonunu getirememesi veya jeff bezos sıçmaya özel yatıyla giderken amazon çalışanlarının tuvalete bile gidemeyip şişelere işemek zorunda kalması "normal" sayılıyor.

kısacası devletin milletin iradesi dışında hareket etmesini çok "normal" okuyorum. plan tam olarak istendiği ve dizayn edildiği şekilde çalışıyor. insanlar o politik değil, bu politik değil vs. demeye devam ettiği; emeğiyle, alın teriyle kazandığı para için patrona müteşekkir olduğu sürece de hiçbir şey değişmez zaten.
0
der meister
(29.04.26)
Çok karmaşıklaştırmaya gerek yok aslında. Millet oy veriyor. Teoride kendini en iyi temsil edene veriyor. Eğer milletin %90'ının karşı olduğu bir icraat yaparsa bir dahaki seçimde karşı olanlar oy vermez. Aslında bu kadar basit. Seçilen bir vekil ya da parti bir sonraki seçimde tekrar seçilebileceği bir politikas güder. "Millet ne istiyorsa o" diye motamot bir politika olması mümkün değil. O zaman her kararı referanduma götürmek gerekir.
+1
himmet dayi
(29.04.26)
Amerika'da zamanında bir araştırma yapılmıştı. Hangi parti başta olursa olsun, zenginlerin hemen hemen tüm istekleri yasalaşırken, halkın taleplerinin çok kısıtlı bir kısmı yerine geliyordu.

Bu tüm demokrasilerde böyle. Sebebi de gelip gelip insanın açgözlülüğüne, makam, güç ve para arzusuna dayanıyor.

Eğitim şart. Bir toplum birey bazında manevi disiplinini ne kadar yüksek tutabilirse insanlıkla ilgili konularda o kadar ilerleyebilir. İş dönüp dolaşıp bireysel karakter kalitesine dayanıyor. Ben, toplum olarak hali hazırda helak olduğumuzu ama bunun henüz farkında olmadığımızı düşünüyorum.
+2
yadigar
(29.04.26)
bugünlerde 1940'ların meclis tutanaklarını okuyorum. meclis'in çatısının yapılması tartışılırken, bir vekil kalkıp, "fazla para harcatmam! ayağında çarığı olmayan köylünün ineğini satarak ödediği verginin hesabını veremeyiz!" diye bağırıyor; diğer vekiller de bunu destekliyor. şimdi olanı, bunun tam tersi gibi düşünün işte..
+2
lil siztah
(29.04.26)
şu anki iktidar, refah partisinden ayrılırken milli görüş gömleğini çıkarıyoruz dediler. patronlarla görüştüler, patronların şüpheleri vardı giderildi, arada patronlara çatsalarda her daim sermaye ne derse onu yaptılar. sermayenin maşası oldular, cepleri doldu. halkın milletin iradesini geç kendi savundukları her şeyi gömlek gibi çıkarıp değiştirebileceklerini düşünen zihin yapısı halkını ve milletini düşünmez. demirel o zaman bu dönemin devamı olan özal hükümetine "borçlanarak yol yapmayın, yap-işlet-devret ile yabancılara yaptırmayın" demişti. demirel bile bence devletçi olmamasına rağmen bu grubu bunu söylemiştir. aklı çalışan insanlar doğruyu görür cebini ve koltuğunu sevenler parayı görür. ülkenin milletin çıkarı falan düşünülmez.
0
mikahakkinen
(29.04.26)
Videodaki şahıs (belki kendince) erken seçim çalışmalarını, doğa böcek çicek diyerek madencilik sahaları hususunda başlatmış .
Videonun sonunda da erken seçimden bahsediyor. Parti derdi olmayan veya tercih konusunda kararsız kalmış , doğayı seven seçmen grubunu konsolide etme çabasını görüyorum.

Bu hususta ne kadar samimi bilmiyorum ama özellikle uluslararası alanda nadir toprak elementleri hususunda azami bir yarış oldukça belirgin bir hal almışken bu gibi sosyal medyadaki paylaşımlar, ancak konunun temelinden habersiz kitleyi manüple eder.

Devletler toplumların beklentisi dışında evet hareket edebiliyor.
Genel manada statü farklılığı (yöneten ve yönetilen gibi) aradaki bilgi, tecrübe farklılığını da gösterir.
Ayda bir alınan maaşla kendi hayatına bakan çoğu kişi, devlet bazında uzun süreli kalkınma planlarının, diğer uluslararası projelerinin mahiyetini veya getirisini anlamayabilir.

Şartlarına riayet edildiğinde ise maden çıkarma işlemleri çevreye neden zarar versin?
Yazılacak çok şey var ama Türkiye'de altın çıkarma konusunda özellikle bir araştırma yapmak isteyen Türkiye'de Alman vakıfları ve Bergama Dosyası kitabına da kesinlikle göz atmalıdır.
(Kendim okuyalı 20 yıl kadar olmuştur)

Doğa , hayvan , kadın hakları , maden çıkarma ve diğer insanı ve insan bedenini de ilgilendiren projeler büyütülüp sıradışı tartışma konusu olduğunda arkaplanda olanları asla es geçmemek lazım.
-3
diyecevaplandı
(29.04.26)
(4)

online ehliyet sınavı sorusu - neden yanlış olduğunu açıklar mısınız?

der meister
hiç teorik bilgim yok, sıfır bilgiyle çıkmış sorulara biraz bakayım işte sağduyuyla olsun "sıradan vatandaş" olarak izleyerek gördüklerimle olsun ne kadar yapabilirim diye. merak etmeyin yani trafiğe filan çıkmıyorum :)https://imgur.com/5PRJTWM1 şeridi ortalamış sarhoş gidiyor, 2 de geliş yönüne açı
hiç teorik bilgim yok, sıfır bilgiyle çıkmış sorulara biraz bakayım işte sağduyuyla olsun "sıradan vatandaş" olarak izleyerek gördüklerimle olsun ne kadar yapabilirim diye. merak etmeyin yani trafiğe filan çıkmıyorum :)

imgur.com

1 şeridi ortalamış sarhoş gidiyor, 2 de geliş yönüne açılmış diye ben böyle düşündüm direkt... çizgilerin kurallarını dediğim gibi bilmiyorum ama 2'ye kadar açılabiliyorsak 3'ün şeridi daha sağda mantıken onda sakınca olmaması lazım diye düşündüm. 3'ün günahı ne burda orta şeritten gidiyo adam. sağa geçmemiş olması mı dicem ama video değil fotoğraf bu, sürece dair fikrim yok o onu da bilemedim.

kısacası bu yolda şimdi nerden nereye geçilebiliyo?
0
der meister
(21.04.26)
Kesikli çizgi varsa sollayabilir, düz çizgi varsa sollayamaz, kural bu. Ama soru tuhaf bence
+2
runaway
(21.04.26)
bu görseli nereden buldunuz bilmiyorum ama bir hata olduğunu düşünüp gogılda aradım ve bunu buldum.
youtu.be

sizin işaretlediğiniz zaten doğru görselde işaretlenen cevap yanlış
+4
Rondak
(21.04.26)
aa ben bir sitede gördüm bunu. çok fazla test var, çıkmış sorular diyordu üstelik. bunda yoktu ama diğerlerinde doğru ve yanlış tüm cevapları açıkladığı için hoşuma gitti, denemenin ötesinde bi yandan da öğreniyorum ondan tutmuştum. teşekkür ederim cevaplar için mantığı doğru kurmuşum o zaman en azından
0
🌸der meister
(21.04.26)
Sağdaki tabela, sağ 2 şeridin gidiş, en sol şeridin dönüş için kullanılacağını söylüyor. Dolayısı ile 3 numaralı araç kesik çizgi olmasına rağmen zaten karşıdan araç geldiği için çıkmamalı dolayısı ile hatalı. 1 Numaralı araç da kendi 2 şeridi dışına çıktığı için hatalı. Dolayısı ile 1 ve 3 hatalı, cevap B olmalı.
-2
vampir akrep
(21.04.26)
(6)

Pasaport Polisine atar gider yapmak

put it in your appropriate place
Yönetici konumda biri anlattı; kendisine Almanya'ya girişte pasaport polisi birkaç soru sormuş. Öfkelenip yüksek ses tonuyla; En sonunda hadi yav ver lan pasaportu tamam bas lan artık damga, ver şu pasaportu, diye atar gider yapmış.İçimde sallama kral ya dedim durdum. Yüzüne karşı ifade edemedim tab
Yönetici konumda biri anlattı; kendisine Almanya'ya girişte pasaport polisi birkaç soru sormuş. Öfkelenip yüksek ses tonuyla; En sonunda hadi yav ver lan pasaportu tamam bas lan artık damga, ver şu pasaportu, diye atar gider yapmış.

İçimde sallama kral ya dedim durdum. Yüzüne karşı ifade edemedim tabii.

Pasaport Polisine atar gider yapmanın ne sonuçları olur? Tabii deport edilme ile nezarethanede muazzam şartlar konaklamanın ötesini soruyorum.
0
put it in your appropriate place
(18.04.26)
Atma ziya deseydiniz.
+1
Kahvedesu
(18.04.26)
Kara listeye aliyorlar, o ulkeye atiyorum 5 yil falan bir daha giremezsin. Ulke farketmeksizin her pasaport kontrolunde sikinti yasiyorsun sonra. Zamaninda bir tanesi pasaportu damgaladiktan sonra bildigin pasaportu bana firlatmisti. Aklima geldikce duvarlari yumruklayasim geliyor. Evrendeki en ayricalikli, kimsenin sana hesap soramadigi tek is muhtemelen.
+1
freedonia
(18.04.26)
biraz ballandırarak anlatmış olabilir ama hikaye bana çok inanılmaz gelmedi açıkçası. neticede devlet memuru pasaport polisi. münakaşaya giren, zorluk çıkaran, ters cevap veren olur. memur da kendince olumsuz değerlendirdiği bir iletişim sonucunda kafasına göre "sktir git seni ülkeye almıyorum" demez her zaman.

yani yönetici sıkça yurtdışına seyahat eden, herkesle her yerde takışmaya müsait, o an memurla da münakaşa yaşamış biri olabilir. bir kere vize çıkmışsa, pasaport doluysa zaten giriş yapmak o kadar zor değil. memur tipine bakıp beğenmedim diyerek girişini engellemez.

o yüzden kendi çapında atar gider yapmış olabilir bence bu çok gerçek dışı bir ihtimal değil ama biraz abartarak "vurdum kapıyı girdim odasına" şeklinde anlatmış olabilir diye düşünüyorum.

biz tabii türküz bizim için evropa'ya girmek büyük mesele ama bunun biraz fazla abartıldığını düşünüyorum. alman memur sabahtan akşama yüzlerce, belki binlerce insana damga basıyordur. allah değil hoş. uyuz olduğu, tartıştığı, diyaloğa girdiği ama olumlu anlamda damgaladığı insanlar vardır. öyle kafasına göre "ben bu lavuğun tipini sevmedim" deyip çata çuta giriş iznini reddedeceklerini pek sanmam.
-4
der meister
(18.04.26)
Serin hikaye.
Bir kere pasaport polisi çok da rahat şekilde kişiyi reddedebilir. Kişi orada bağırıp agresif takılıyorsa.
Almanya bilemem ama Fransa'da "outrage à agent de la force publique" var kısacası devlet memuruna atar gider yaparsan, böyle agresif olursan para cezası var 15k€ bir de hapis riski de var ama o kadar olacağını sanmam.
Havalimanlarında dolaşırken özellikle yazıyor agresif olursanız 15 bin Euro cezası var falan diye hatta ki bu sadece memurlara değil orada çalışanlara da.
Şu ana kadar çok gezdim, daha pasaport sırasında kendi ülkesi bile olsa agresif birine denk gelmedim. Herkes kuzu gibi genelde.
+4
logisticsmanager
(18.04.26)
Hahdbsnsn
Anlat anlat heyecanlı oluyor deseydin dlkfmfmfmf
0
basond
(19.04.26)
www.youtube.com

ünlü değilsen şırıngayla kan alırlar
0
plastic_angel
(19.04.26)
(6)

Hafta sonu temizliğini hangi gün yapıyorsunuz?

Lubb
Türkiyede yaşayıp hafta içi çalışan ve hafta sonu 2 gün izni olanlara soruyorum?Gün içi zaman dilimi belirtmek isterseniz ya da sebepleriniz varsa okumak isterim. en stratejik olanı bulmaya çalışıyorum. mesela bazen cumartesi yapasım gelmiyor ama pazarı buna ayırmak istermiyorum vs. hiçbir tercih m
Türkiyede yaşayıp hafta içi çalışan ve hafta sonu 2 gün izni olanlara soruyorum?

Gün içi zaman dilimi belirtmek isterseniz ya da sebepleriniz varsa okumak isterim. en stratejik olanı bulmaya çalışıyorum. mesela bazen cumartesi yapasım gelmiyor ama pazarı buna ayırmak istermiyorum vs. hiçbir tercih memnun etmiyor da.
📊 Hafta sonu temizliğini hangi gün yapıyorsunuz?

Bu anket sona erdi. 21 oy kullanıldı.

0
Lubb
(18.04.26)
açıkçası öyle temiz, planlı birisi değilim ama benim için ideal aralık cumartesi günü 12-15 arasıdır. biraz öne gelebilir, ileriye gidebilir. çünkü erken değildir, geç değildir, o saatlerde genelde kaçırılacak pek bir şey yoktur (en azından benim için) ve cumartesi günü saat 15-16 gibi boşa çıkınca günü kaybetmiş hissetmem, hâlâ yeterince zaman vardır.

pazar günleri hiçbir şey yapmak istemiyorum. gerçi ben herhangi bir gün de hiçbir şey yapmak istemiyorum ama ne bileyim pazar gerçekten tam anlamıyla vitesi boşa aldığım bir gün olmalı gibi hissediyorum özel durumlar haricinde. ya sevdiğim şeyleri planlayayım ya da plansız, boş boş geçireyim. pazar günü benim olsun.

bi de sorumlulukları cumartesi aradan çıkarınca pazar günü daha tatlı geliyor insana. hem ev temiz hem bütün haftanın işini bitirmişsin. nefis.
+2
der meister
(18.04.26)
Tek yaşadığım için genel olarak canım istediği günde yapıyorum ama asla pazar günü yapmam. Ya cumartesi ya da hafta içi bir akşam, cumartesi erken saatlerde bitirmeye çalışırım eğer yapacaksam.
0
öylesinebiri
(18.04.26)
Hafta içi akşamlara yayıyorum temizlik işini.
Balkonum ve odamı düzenli tutup sık sık temizlemeye çalışıyorum kütüphanemi çok ihmal ettim bir ara kendimi boşa çıkarıp tüm gün onunla ilgileneceğim.
İzin günümü temizliğe ayırmak istemediğim için akşamları parça parça yapmak bana daha mantıklı geliyor. Bir de evde olacaksam bile temiz ortamda keyif yapmayı severim ben bu yüzden temizliği akşamdan bitirmeye çalışırım.
+1
mutekebbir
(18.04.26)
haftaici yapamiyorsam cmtsi. alisveris da ayni sekilde.

pazar günleri tamamen bosum. sadece hobilerim ve ben.
0
Purple life
(18.04.26)
Cumartesi sosyal hayat, Pazar temizlik ve dinlenme günü. Temizlik bende biriktirilip yapılan bir şey değil, sürekli faaliyet olduğu için, Pazar gününü doldurmuyor. Bir, birbuçuk saatlik dokunuş yetiyor.
0
Mirket
(18.04.26)
ben kocam ne zaman evde yoksa o zaman temizlik yapıyorum. kedi alerjisi olduğu için o evdeyken temizlik yaptığımda burnu filan tıkanıyor. o ne zaman işi varsa veya arkadaşlarıyla buluşacaksa ben o zaman temizlik yapıyorum. evin hizmetçi kölesi gibi bir şeyim.
0
Sadece soruyorum
(20.04.26)
(12)

Kumar bağımlısı arkadaşın borç istemesi

hexagon
İstediği borç küçük bir miktardı. Verip vermemekte çok arada kaldım. Küçük miktarlarda herkesten borç istediğini ve toplu bir şekilde sanal kumara yatırdığını biliyorum . Hatta bi ortak arkadaşımızdan sürekli borç istiyormuş. Ortak arkadaşımız “ bu para çocuğumun okul parası bunu elden vermem lazım”
İstediği borç küçük bir miktardı. Verip vermemekte çok arada kaldım. Küçük miktarlarda herkesten borç istediğini ve toplu bir şekilde sanal kumara yatırdığını biliyorum . Hatta bi ortak arkadaşımızdan sürekli borç istiyormuş. Ortak arkadaşımız “ bu para çocuğumun okul parası bunu elden vermem lazım” dediği halde “gönder ben sana geri göndereceğim” deyip ortak arkadaşımız gönderdikten 2 dakika sonra “ben dünyanın en şerefsiz adamıyım” diyerek parayı kumarda kaybettiğini itiraf etmiş. Nihayetinde vermedim ve kötü ben oldum. Ne için istediğini sordum ve harçlık olarak istediğini ayın 15’inde vereceğini söyledi. Ben de evinin, çocuğunun bir ihtiyacı varsa buluşup gidelim market alışverişini birlikte yapalım sigarana kadar alayım dedim ama yine de hesabına para yatırmadığım için kötü ben oldum. Vicdanım rahatsız. Gerçekten ihtiyacı vardı belki ama doğru mu yaptım bilmiyorum. Kumar ve borsada 3 milyona yakın kaybı var. 25 yıllık arkadaşım. Bu süreci nasıl yöneteceğimi açıkcası bilmiyorum. Daha önce defalarca borç verdim geri ödedi lakin şu an durum değişti olarak bakıyorum. Kurtulmaya çalışıyor ama kendi de çok zor olduğunu itiraf etti kaç kere. Arkadaşlığımız bitmeye yakın bir yandan da yardımcı olmak istiyorum. Tavsiyelere açığım.
0
hexagon
(18.04.26)
biliyorum zor durum ama simdi versen bir sure sonra yine isteyecek. ayni ikilemi tekrar yasayacaksin.

eger cok cuzi ve senin icin onemli olmayan bir meblag ise bir kerelik kendi vicdanini rahat tutmak adina verebilirsin. kumar olayi da biliniyormus zaten onu da eritip tekrar soracak sana. o zaman gonul rahatligiyla hayir diyebilirsin.
+2
antikadimag
(18.04.26)
üst bas almak, pazar alisverisi yapmak, kira ödemek yerine elindeki parayi kumarda yiyip sonra acim abi, kirami ödeyemiyorum abi ayagi cekene zerre acimam. belki gercekten ihtiyaci vardiysa piyasaya 3 milyon lira kumar borcu takacagina o ihtiyaclarina kullansaydi o borc paralari. hem insanlarin gözüne bu kadar batmaz hem artik ihtiyaci da kalmazdi bir seye.
vicdan yapacak bir sey yok. kendi coluk cocugunun rizkini kumarda yiyen adam kendi bilir de sen niye kendi emegini, kendi rizkini kumarda yedirtesin millete? kumarda yemek icin gözden cikarsaydim o parayi, ben kumar oynardim, en azindan olur da tutarsa kazanc da benim olurdu, dersin.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.04.26)
İyi yapmışsın. Vicdanın rahat olsun.

Kendini boş yere açıklamaya çalışma. O, en sonunda hatasını anlayıp iletişim kurmaya çalışacaktır seninle.

25 yıllık dostluk böyle bir şeyle yıkılmaz. Yıkmak istiyorsa da kendi bilir.

Senin yaptığında ve tavrında hiçbir yanlış yok.
+3
anaphylacticshock
(18.04.26)
O kişi artık o eski arkadaşın değil. Isırıldı ve o da zombiye dönüştü. Bir zamanlar arkadaşın olmasının pratikte bir anlamı yok. Sadece üzülünür buna. Senin için de bir risk unsuru olmaktan öteye gidemez o.

Öyle bir hale geliyorlar ki (seninki de öyle) Onur, gurur, namus, şeref falan onları aşmış oluyorlar. Sen sana yardım eden arkadaşının çocuğunun okul parasına sebep olsan kendine neler yaparsın bir düşün. Adamsa gayet rahat “vay benim Allah belamı versin, vay ben şerefsizim” deyip geçebiliyor. Kaybın acısını kendi kazanma duygusunun eksikliği olarak yaşıyor o, adamın emanet parası için değil.

Sen ona kimsenin yapmayacağı bir babalık yapmışsın, evinin ihtiyacını karşılamayı teklif etmişsin. Yine kötü olmuşsun. Normal. Çünkü herif erzak parasını, elektrik faturasını falan düşünecek durumda değil. Poşetleri doldurup evine götürsen, markete iade edip parayı alıp kumara yatırmaya çalışır o.

Bitmeyecek bu istemeler. Ağlayacak, sızlayacak, yalvaracak, her türlü senaryoyu yazacak, kendisini öldüreceklerini, çocuklarını öldüreceklerini söyleyecek, yalandan kendini kaçırtacak, tehdit altındayım silah altındayım vs anlatacak. Başına bela olmaktan başka hiçbir şey yapmayacak.

Çocuğu var diye karısının aklının başında olduğunu düşünüp karısına da para verme sakın. O da beraber oynar ama dışarıya karşı kocadan şikayet eder, lanet okur.

Çok çok istiyorsan, kendisinin acımadığı çocuklarına acıyorsan, Migros sanal markete gir sipariş ver. Faturalarını iste mobil şubeden kendin öde. Ama eline 5 kuruş verme. Bunları yaparsan da sen Para kaynağı olarak görülmeye devam edeceksin ve senden sürekli ama sürekli, hiçbir siktir edilmekten etkilenmeden, her türlü saçma sapan senaryoyla istemeye devam edecek. Sinirin dayanırsa insanlığını yap.

Kurtulmaya çalışma mevzusu hikaye. Tamamen “tamam şu içinde bulduğun akut hal geçsin istiyorum şimdi, yoksa ben de kurtulucam farkındayım durumumun” mesajı vermek için.
+5
lazor
(18.04.26)
seni rahatsız eden şey bence böyle bir hikâyenin parçası olmak. hani seni hiç ilgilendirmeyen, hiç suçunun olmadığı bir şeye şahit olur ama kafanı çevirip gidebilecekken kendini çok kötü hissedersin ya biraz onun gibi. bence yaptığında en ufak yanlış olmadığının kendin de farkındasın, sadece böyle yıkıcı ve çaresiz bir durumla karşılaştığın için rahatsız oldun.

karşıdaki kişinin kumar konusunda büyük problemi olduğunu ve sürekli sağdan soldan borç istediğini biliyorsun. üstelik ihtiyaçlarını giderme konusunda teklifte bulunmuşsun, hatta sigarasına kadar... daha ne abi? bak kumarbazdır at çöpe, beş para etmez kafasında birisi değilim benim gözümde hastalıktır bu desteği de yardımı da hak eder ama bunun yolu asla o kişiye para vermek değil. bu uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden birine destek olmak için öroyin yüklemesi yapmak gibi bi şey olur çünkü. sen yapabileceğin en doğru şeyi yapmışsın. gerçekten ihtiyacı olsaydı başka bir cevapta söylendiği gibi bu teklifini kabul ederdi zaten.

kumar bağımlısına vereceğin para kumara gider. hem geri alamazsın hem de o insana yardımın dokunmuş olmaz. arkadaşa ve bu durumdan etkilenmek zorunda kalan yakın çevresine kolaylıklar dilerim ama senlik bir şey yok, en doğrusunu yapmışsın. faydam olsun dersen terapi, hayat tarzı değişikliği vb. şeylere yönlendirmeye çalış derim kumarbaz adam para verilerek kurtarılmaz çünkü. "bıraktım ama çok borcum var yiyecek ekmek bulamıyorum" der o başka ama sen buna yönelik teklif yapmışsın ve reddetmiş, öyle bir durum olmadığı da aşikar zaten.
+3
der meister
(18.04.26)
kumara gideceğini bildiğim parayı vermem. arkadaşlığımız bu sebepten bitecekse bitmesi gerekiyormuş derim
+1
mezzosprite
(18.04.26)
psikiatrist'e götürün ilaç falan bi düzene girsin
0
duyurukullanıcısı
(18.04.26)
vermemekle dogrusunu yapmissin. böyle devam.
+2
Purple life
(18.04.26)
Öyle duygu sömürüsü yaparlar ki kendini sorgularsin, intihar etmekle tehdit edenler vs neler neler. Her seferinde parayla fatura ödeyeceklerini eve yemek götüreceklerini anlatırlar.

Hepsi yalan

Sikinde bile değilsiniz

Asla vermeyib
+3
topkapiaksaray
(18.04.26)
Herkese çok teşekkür ederim. Çok kıymetli bilgiler, tavsiyeler. Umarım bir an önce düzelir ve normal hayatına döner.
+2
🌸hexagon
(18.04.26)
Şu aşamada çocuğunun okul parasından olan adama yardımcı olmak daha mantıklı gibi.
0
elorelia
(18.04.26)
bundan birkaç yıl önce bizim ev kiramızın 10 bin ya da 12 bin tl olduğu zamanlarda eşimin kumar bağımlısı bir arkadaşı 9 bin tl borç istedi. bu borcu istemeden birkaç hafta önce de eşimin bi eşya taşıma işine yardım etmişti. eşim de çocuk bize o kadar yardım etti diyerek parayı 1-2 hafta içinde geri alıp kiramızı ödemek üzere verdi. sonra da üstüne 1 bardak soğuk su içtik fhgjhfg çocukla şimdi bazen karşılaşıyor ve bildiğin hiç bir şey olmamış gibi davranıyor. hiç bize borcu olduğunu falan düşünmüyor, öyle mahçubiyet falan duymuyor asla. şaka gibi yani.
+1
Sadece soruyorum
(20.04.26)
(2)

Cuma gecesi aşk acısı

1bir
Bir yıldan fazla oldu görmeyeli. Hala her sabah gözümü açıyorum ona günaydın diyorum içimden farkında bile olmadan, tüm gün hayat koşuşturması sırasında zihnimin arkasında hep o var, başımı yastığa koyduğumda iyi geceler dediğim o. Öyle özlüyorum ki, öyle çok seviyorum ki. Ayrılığın ilk ayları sapık
Bir yıldan fazla oldu görmeyeli. Hala her sabah gözümü açıyorum ona günaydın diyorum içimden farkında bile olmadan, tüm gün hayat koşuşturması sırasında zihnimin arkasında hep o var, başımı yastığa koyduğumda iyi geceler dediğim o. Öyle özlüyorum ki, öyle çok seviyorum ki. Ayrılığın ilk ayları sapık gibi yazdım, yalvardım. Çok şükür artık onu taciz etmiyorum ama bu özlem, geçecek mi?
0
1bir
(18.04.26)
beş sene oldu, hala bazen rüyamda görürsem sabahına berbat uyanırım ama etkisi çabuk geçer.

ben yapı olarak da çok takıntılı bir adamım, ondan sonra hayatıma biri de girmedi. biraz onun etkisi diye düşünüyorum. HİSLİ insanlar için bir sene uzun zaman sayılmaz. kendi hayatına odaklan, daha güzel yaşamaya çalış. geçer diye düşünüyorum. bi de geçmekten kasıt ne o da önemli. hafızanı sildirecek değilsin. "geçmişte güzel anı" olarak kalması iyidir, o bile bazen acı verebilir ama ideali budur diye düşünüyorum ben. yoksa zaten hiçbir zaman o kişi hiç olmamış gibi yaşamazsın. ha tekrar hayatına biri girer, aşık olursun vs. o zaman eskiyi düşünüp üzülmek tuhaf olur.

insan beyni gönül işlerinde bence biraz basit çalışıyor. nasıl desem yani yeni birini göstermezsen, "aaa bak burda ne varmış!" demezsen, hele ki biraz da takıntıya meyilliysen veya tırt yaşıyorsan eskinin hayaline ve hayaletine tutunman kaçınılmaz. biraz da savunma mekanizması zaten.

kendine zarar verme, şu an yaşadığın hayatı etkilemesine izin vermemeye çalış. onun dışında üzül yani bazen aklına gelir, bazen efkarlanırsın vs. bunlar normal. gün saymakla, "acaba şu an yaptığım normal mi?" diye düşünmekle de çözülecek şeyler değiller. ama elbet bir gün geçer. önemli olan geçtiğinde, gittiğinde sen kendi hayatında neredesin, iyi misin bence odaklanman gereken nokta o.

aşk adamlar çok üzülür ama görüyorum yani aha bak sen varsın, ben varım, şimdi burada sorsak 10 kişiden en az 3-4 tanesinin benzer hikayesi vardır. e ne oldu, öldük mü, perişan mı olduk, yoo. hayat devam ediyor. yaşamak için geçmesini bekleme. arada gelip vurur. bi şey olmaz.
+1
der meister
(18.04.26)
Bir sene uzun olmuş biraz, oralardan çıkmaya çalışman lazım. Durumunu romantize etme, belli ki bir takıntı geliştirmişsin. Hatırlamak, özlemek tamam ama aklın orada kalması tehlikeli sular. Acını küçümsemiyorum ama sana yazık.
+2
sekizdokuzon
(18.04.26)
(3)

Dünya Kupası neden protesto edilmiyor?

makbur
arkadaşlar benim aklım almıyor. adamlar hiçbir sebep yokken bildiğin keyfi olarak bir ülkeyi dümdüz etti. sadece kız çocuklarının olduğu bir okulu -bu sapıkların ayini bile olabilir- yerle bir etti. 1000'e yakın hastane okul, insanların en temel ihtiyaçları yolları köprüleri paramparça ettiler. binl
arkadaşlar benim aklım almıyor. adamlar hiçbir sebep yokken bildiğin keyfi olarak bir ülkeyi dümdüz etti. sadece kız çocuklarının olduğu bir okulu -bu sapıkların ayini bile olabilir- yerle bir etti. 1000'e yakın hastane okul, insanların en temel ihtiyaçları yolları köprüleri paramparça ettiler. binlerce sivil katledildi.

ya hadi ülkelerin cakaları yetmiyor, bir tane mi karakterli sporcu yok "kardeşim ben gitmiyorum bu dünya kupasına" diyebilecek? eskiden sanki böyle adamlar vardı.. yani çıkardı en azından..

insan olarak bu dünya kupasına heyecanım 0. ve buların hiçbir yerde konuşulmaması, sanki bu savaşın hiç gerçekleşmiyormuş gibi insanların yavşakça heyecanlanmalarından da utanıyorum.

spor savaşı engelleyemeyecekse, savaşı engellemeye ön ayak olamayacaksa niye var ki? bu turnuvanın abd'de oynanması ve herkesin de ağızlarının suyu aka aka izlemesi resmen "biz bu savaşı onaylıyoruz kardeşim" mesajıdır.. çok yazık.
+2
makbur
(17.04.26)
hele hele şu cevabın iğrençliğine, yozluğuna bak. artılamışlar bir de.

sen niye boykot edilmiyor diyorsun ama maalesef bu yukarıdaki cevaptaki gibi düşünen rezil zihniyet hala çok güçlü.

hiç orta doğu neden bu halde diye sormayın, "aaağbi 50 sene yaşıycam zaten ya büyük balık küçük balığı yer" deyin. yarın büyük balık gelip sizi yerse de ağlamayacaksınız ama tamam mı? ulan insan şunları yazarken hiç mi utanmaz, siz ne cahil ne köle ruhlu adamlarsınız be, mağarada mı yetiştiniz hiç mi sevgi görmediniz? dünyanın içinden geçtiler, çocuklara tecavüz edip kestikleri yedikleri ortaya çıktı hiçbir şey denmedi, yüzlerce ülkede sürekli darbeler ve savaşlar ama hala bu pislikten filistinliyi lübnanlıyı iranlıyı sorumlu tutan bir zihniyet. bu aptallığın kaçıncı seviyesi, hasta mısınız oğlum siz?

soruya cevaben: küresel çapta bi şey olmasa da boykot edenler var elbette. olacaktır. ama "sıradan insan" için böyle etkinlikler önemlidir, dört senede yapılan ve çok takip edilen bir organizasyon, en başta milyarlar bundan vazgeçecek kadar ilkeli duruş sergileyebilecek olsa zaten bu savaşlar da yaşanmazdı.

ulan akşam akşam öyle sinirim zıpladı ki ben hakikaten böyle bi şey görmedim, yazmak istediğim şeyi de toparlayamıyorum. 2026 yılındayız hala "aaağbi orta doğu bok çukuru yeaaa birbirlerini yesinler" diyor herif utanmadan. şempanzeler bunlardan akıllıdır.
+7
der meister
(17.04.26)
maalesef bircok insan icin might is right. rusya ukrayna'ya saldirdi diye turnuvalardan cikarildi israil cirit atiyor her yerde.
+2
antikadimag
(17.04.26)
Hallegadola
(17.04.26)
(22)

Aktivist biriyle ilişki yaşar mısınız?

64654942
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatm
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatmış biri mesela. Çevresindekilere sendikal tepki verme, hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim. Az çok anladınız sanıyorum.

Böyle biri ciddi ve uzun vadeli bir ilişki açısından size fazla mı gelir? Biraz fazla hareketli ya da belki saldırgan mı bulursunuz? Yoksa diğer şeyler yolundaysa çok da problem etmez misiniz?
-1
64654942
(13.04.26)
Her şeye atlayan birini sevmem.
-18
arbre
(13.04.26)
Kendisine saygı ve hayranlık duyarım. Başka, daha medeni bir ülkede olsak ilişki de yaşarım.

Ama bizim ülkemizde noo....

Kendisine, ailesine, çocuklarına zararları dokunabiliyor böyle bir şeyin.

Babam sağ-sol olaylarında alevi-sünni olaylarında yeterince savaş vermiş. Annemle boşanmışlar. Olan ilişkisine ve mental sağlığına oldu. Elde var sıfır.

Bizim ülkemizde "bırak sen mi kurtarıcan dünyayı" modunda takılmak lazım eğer düzenli bir hayat kurmak istiyorsan. Gerçi onu da herkes yapamıyor işte içi içini yiyor haksızlıklara karşı.
+1
ananiyimioguz
(13.04.26)
Bana fazla geliyor ya. Önyargısız şekilde söylüyorum. Bir konuda idealleri olan insanlarla vakit geçirmeyi, sohbet etmeyi, hayatına tanık olmayı seviyorum ama ben bu kadar aktif biri değilim. Kendim bu tempoyu ve ateşi kaldıramıyorum. Haliyle ilişki anlamında da böyle birini taşıyamazdım heralde. Yolu bahtı açık olsun deyip geçtiklerim oldu. İyi insanlardı.

Problem etme anlamında, ben problem etmezdim de, problem oluyor ister istemez. Böyle insanların beklentileri oluyor, normaldir heralde.
+4
akhenaten
(13.04.26)
bana çok çekici gelir. doğrunun peşinden giden ve korkmayan biri. bayılırım. bunu yazarken hangi doğruyu savunduğu önemli mi diye sordum kendime, tabi benim doğrularıma uyması lazım. bana uymayan bir doğrunun aktivistine (aynı olgunlukla davranıyorsa) saygı duyarım ama o çekici gelmez.
+1
mezzosprite
(13.04.26)
Geziye katılmış biri yükselmem için ekstra sebep olur. İmamoğlu protestoları zaten…
Apolitik, ruhsuz biri olmasındansa şöyle haksızlığa gelemeyen, elini taşın altına koymaktan gocunmayan biri olması yeğdir.
+1
ekimoloji
(13.04.26)
Diğer şeyler yolundaysa hanesine + puan yazar.
0
gabe h coud
(13.04.26)
Hayir.
-5
Purple life
(13.04.26)
Çok yorar.
+1
kizil karga
(13.04.26)
Imamoglu protestolarinda gozaltina alinmasi direkt ilgimi kaybetmeme yol acardi. Sadece gezi falan olsa problem olmazdi.
-11
ghilleinthemist
(13.04.26)
"hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim."

Baskı yapmıyorsa güzel. bu ülkede başımıza gelenlerin sebebi karşı tarafın örgütlü olup bizim örgütsüz olmamız değil mi zaten?

Bu derece hareketli arkadaşlar biliyorum. Hatta ilgisi olan da oldu ancak "Böyle insanların beklentileri oluyor" denmiş daha önce de. Evet haksızlıklara gelemeyen bir insanım ama böyle hareketli biriyle olur mu diye bir düşünüyor insan. Sonuçta ben de bu kadar mental ve fiziksel efor harcamak konusunda kendime güvenemem.

Yine de iyi ve tutarlı bir insansa düşünülebilir. Ne derece beklentileri oluyor, yetişememe kaygısı baş gösteriyor mu? Belli bir süreç içerisinde anlaşılır zaten
+1
nerthus_
(13.04.26)
temeline marksizmi ve sosyalizmi almamış aktivizm bana boş geliyor. herhangi bir konuda ses çıkarıp mücadele edene saygım sonsuz, aktivizmi "her şeye burnunu sokmak" olarak gören köle zihniyetinden her türlü iyidir o ayrı bir şey ama ben kendi hayatımda o kadar harala güreleye gelemem kapitalizmi, mevcut düzeni hedef alamayan bir mücadele için. komünist kızla olur, onunla ilişki yaşamakla kalmam onu çok severim ve öperim ama gerçekçi olursak öyle yüreği olan kadın bana bakmaz zaten.
-2
der meister
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı?
+4
sekizdokuzon
(13.04.26)
Şule Aydın gibi akilli bir tipse olur, bombalar altinda sevisiriz.
ama depresyon hirkasi giyip, polise molotof atip iceri giriyorsa tesekkur eder kacarim.
solculuk parayi bulana kadardir turkiye'de..
-3
cooperr
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı? +1

Saygı duyarım duymasına ama karşılıklı yapamayız. Bu yönden aktif birisi olamadım.
+1
put it in your appropriate place
(13.04.26)
Sendikal faaliyette bulunan birine, diğer kriterlerden bağımsız olarak, amasız fakatsız müthiş saygı duyarım. İşveren olarak söylüyorum bunu ayrıca.

Marksist olduğunu varsayıyorum bu kişinin, öyleyse ciddi bir artı puan.
0
sailor
(13.04.26)
En güzel aşk, en güzel ilişki aktivist insanla yaşanır. Öyle bir insan asla unutulmaz.
0
rock n roll
(13.04.26)
bircogu otistik oluyor, sabah aksam sosyal ve politik meselelerden bahsedip saglam kafa aciyorlar. bu cevabimdaki otistik kelimesinden bile kurtlaniyorlar. hic isim olmaz.
-9
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.04.26)
yaşamazdım çünkü onun enerjisine yetişemezdim. fikir olarak okey iyi hoş ama ben evden çıkmayan biri olduğum için muhtemelen o da beni istemezdi. bi de ben öyle birkaç insan biliyorum, kendi hayatlarını tamamen bi kenara bırakarak yaşıyolar. bu da benim açımdan biraz yorucu olurdu. örneğin benim gündemim hafta sonu sevdiğim waffle cıya gitmek, onun gündemi ise eyleme gitmek olurdu ve anlaşamazdık.
+1
Sadece soruyorum
(14.04.26)
Aktivist kişi beni ne yapsın +1
0
peki madem
(14.04.26)
Aktivist insan iyidir, ilişkide insanı geliştirir, benim hoşuma gider.
0
blue rebel motorcycle club
(14.04.26)
Kendisine saygı duysam da, şahsen uzun süreli birliktelik için tercih etmem. Çünkü aktivist arkadaşlarımdan bile bir süre sonra sıkılıyorum. Hayata bakis acilari cok rigid. Her konuyu politik bağlamda değerlendiriyorlar. Her şeye muhalif ve agresif yaklaşıyorlar. Örneğin, onunla sırf kafa dağıtmak için basit bir Amerikan komedi filmi seyredemezsin. İkili ilişkilerde de davası her zaman senden daha önemli olacaktır.
+1
tekdir ile uslanmayan kiz
(14.04.26)
Hayır asla yaşamam. Katlanamıyorum. Sürekli bir yakınma ve isyan oluyor bunlarda..
-4
runaway
(15.04.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.