Giriş
(4)

Kız arkadaşınızın yanında hiç rezil oldunuz mu?

ya ben lan neyse
burundan sümük akması olur, dayak yemek olur, saçma bir laf etmek olur... oldu mu?
burundan sümük akması olur, dayak yemek olur, saçma bir laf etmek olur... oldu mu?
0
ya ben lan neyse
(28.01.20)
oturduğum sandalye kırılmıştı, evet.
0
gadasiz
(28.01.20)
ben bu duyuruda yıllar içerisinde neler neler paylaştım, bak ona rağmen benim bile açıkça yazmaktan utanacağım kadar saçma bir şey yaşadım. aslında çok komik ama cidden paylaşmak istemiyorum, çok ağır bir travma olmuştu benim için. öyle erken boşalma falan gelmesin akla. zaten asıl komik olan şey yaşanan olay değil, sonrasındaki tavrımdı. kızın boynuna sarılıp salya sümük ağlamıştım valla. o zamanlar inanılmaz etkilemişti ama şimdi hatırladıkça gülüyorum.

onun dışında daha normal ölçülerde de "rezil" olduğum oldu. bu konuda zaten hassas biriyim, sosyal anksiyete falan çok yüksek, sakınan göze çöp batar hesabı, neyden korkuyorsam daha kötüsü başıma geliyor. ama yaş 25 oldu artık, ergen halime kıyasla azıcık daha iyiyim. neblim elimde olmayan bi' sebepten sümüğümü gördü diye benden soğuyacaksa zaten soğusun bana ne, o stresle hayat mı yaşanır.
0
der meister
(28.01.20)
ona bir şeyler satmak isteyen ufak bir çocuğa sokakta (tekin tipi olmayan) sert çıkmıştım, çocuk ıslık çalınca bir anda yaşı büyük ekip toplanmaya başlamıştı, aha dayağı yedik derken beni kolumdan tutup kaçırmıştı, bir apartmana saklandık. baya utanmıştım.
0
aziz dostum jack
(28.01.20)
Eksi 10-15 küsür derecede "2 saat sonra görüşürüz" öpücüğü vermek üzere yabıştım dudağına çok afedersin. Derken ağzım yüzüm sümük oldu. Benim miydi onun muydu bilmiyorum.
0
IncredibleMau
(28.01.20)
(10)

Suc ve ceza hangi cevirisi?

ala09
Selamlar, tekrar okumak istedim ama ara ara vay efendim bu rusca ceviriler kotudur diyen yazilara denk geliyorum eli kalem tutanlar tarafindan yapilan. Ben iletisimden mazlum beyhan cevirisini okumustum daha once. Sizin oneriniz var midir?Cok tesekkurler
Selamlar, tekrar okumak istedim ama ara ara vay efendim bu rusca ceviriler kotudur diyen yazilara denk geliyorum eli kalem tutanlar tarafindan yapilan. Ben iletisimden mazlum beyhan cevirisini okumustum daha once. Sizin oneriniz var midir?
Cok tesekkurler
0
ala09
(24.01.20)
iş bankası çevirisi çok başarılı.
0
avianthem
(24.01.20)
'Rusça çeviriler çok kötü yeea' diyen herbokologlara kulak asmayın. Bana göre de Almanca çeviriler çok kötü mesela. Ee napacaz okuyacak edebiyat eseri kalmadı böyle böyle. Tabi ki hiçbir çeviri orjinali kadar başarılı olmaz.

Ayrıca hiç düşünmeden İş Bankası derim.
0
anatomik
(24.01.20)
Birkaç güvendiğim insan Ergin Altay tavsiye etmişti, iyi ki de etmişler. Açıkçası İş Bankası çevirisini okumadım ama İletişim'i kesinlikle başarılı buldum.
0
alessea
(24.01.20)
Mazlum Bey'in cevirisi fena degil.
Mehmet Özgül'un cevirileri oldukca kotu. Onlari almayin.
0
ebabil curnatasi
(24.01.20)
Ergin Altay Rusçanın dil yapısından ileri geldiği gerekçesiyle bence akıcı bir dil kullanmıyor. Mazlum Beyhan iyidir.
0
karacigerim vur kadehlere
(24.01.20)
İletişim’den mazlum beyhan’ın diğer dostoyevski çevirilerinden biri olan budala’yı okuyorum. Çeviriyi değerlendirebilecek Rusça bilgim yok fakat ben çeviride rahatsız olacak bir şey görmedim. Fakat editör sıçmış. Yani öyle böyle değil. Ne...ne bağlacının kullanımındaki hatalar, dahi anlamındaki de’nin yanlış kullanılması vs. Tonla yanlış var. Eğer bunlara aldırış etmiyorsanız sorun yaşamazsınız. Ben sinir ola ola okumaya devam diyorum şu an.
0
levpontryagin
(24.01.20)
is bankasininkini okuyorum su anda. kitap zaten kocaman ve konu da agir bir konu. ceviri bu kadar akici olmasa mumkun degil gitmez. ben de mazlum beyhan cevirisini tavsiye ederim.
0
in vino veritas
(24.01.20)
Ben İletişim'den okumuştum, okurken hiç, Rusça bilmesem de, "ya burada bi olmamışlık var" hissi oluşmadı bende.
0
angelus
(24.01.20)
rusca ceviriler kotudur diyenlerden biri de benim. peki neden diyorum?

piyasada cok fazla uyduruk ceviri var. kitaplar ile koseyi donmek isteyen haydutlar saibeli cevirileri cok ucuza satiyorlar. insani kitap okumaktan tiksindiriyor. ogrencilere çeviri yaptiriyorlar, ceviriden ceviri yapiyorlar, saibeli isler ceviriyorlar.

o yuzden rusca ceviri okurken su kisileri okuyacaksiniz:

hasan ali ediz
nihal yalaza taluy
ergin altay
leyla soykut
mazlum beyhan

bunlarin cevirisi kötü olmaz.
0
tabudeviren
(24.01.20)
mazlum beyhan çevirisini okudum iş bankası yayınlarından, bayıldım. bizde pek çok klasiğin antin kuntin çevirisi var, anneme kaç kere dedim, "anne allah aşkına ucuz diye böyle saçmasapan şeyler alma, ben param olunca en iyilerini alıcam, onlardan başkasını okuma" diye. "yok yea abartıyosun" falan dedi. ezilenler'i okuyor şu an (yine iş bankası yayınları çevirisi, nihal yalaza taluy'un), dün "gerçekten çok fark ediyormuş oğlum, ne güzel çevirmiş kadın" dedi bana hahaha.

velhasıl tabudeviren +1 derim, konu klasikler olunca verilen bu isimlerden şaşmam. tabii diğer çevirmenlere karşı da önyargılı olmamak lazım, muhakkak kaliteli çevirmenler vardır ve olacaktır ama klasikler benim hassas noktam. klasik çevirisi çok iyi olmalı. rus bir yazarın üç sene önce yazdığı romanda kusursuz, muhteşem çeviri beklemem tamam ama klasikler özel eserler. klasikleri rezil edip de insanları klasikten, okumaktan soğutmak bence suç sayılmalı.

çeviri kalitesi anlamak için o ülkenin dilini bilmeye gerek yok bu arada, türkçeyi az çok biliyor olmak yeterli... öte yandan ben rus dili-edebiyatı öğrencisi olarak elimden geldiği ölçüde kitapların rusçalarını da okumaya, bir yandan türkçe çeviriyi takip etmeye gayret ediyorum. "üçü dışındakiler kötü" demiyorum ama mazlum beyhan, nihal yalaza taluy ve ergin altay üçlüsünü gözüm kapalı okurum. üzerlerine tanımam.

beğenmediğim isimler yok değil ama ben de bu alanın içinde sayılırım, o yüzden maalesef isim veremiyorum. yarın bi' gün yüksek lisans yahut doktora yapacak olurum, karşıma çıkar falan, neme lazım hehe.
0
der meister
(24.01.20)
(16)

Terk eden kadının mesaj atması

esoxlucius
Merhaba arkadaşlar. 3 yıl süren bir ilişkinin ardından (ilişki içinde birkaç kez ben ayrılıp barıştım) bir buçuk ay önce kız arkadaşım benden ayrıldı.Ayrılırkende yeni birileriyle görüştüğünü vs ima etmişti. Ayrılıktan bir buçuk ay sonra kısaca şöyle bir mesaj aldım:Seni sevebilmek ve sana alışabilm
Merhaba arkadaşlar. 3 yıl süren bir ilişkinin ardından (ilişki içinde birkaç kez ben ayrılıp barıştım) bir buçuk ay önce kız arkadaşım benden ayrıldı.Ayrılırkende yeni birileriyle görüştüğünü vs ima etmişti. Ayrılıktan bir buçuk ay sonra kısaca şöyle bir mesaj aldım:

Seni sevebilmek ve sana alışabilmek için çok çabalamıştım.Tam birşeyler oldu herşey yolunda derken ne kadar da hevesimiz kursağımızda kaldı.Zamanında sevmek için çabaladığın adamı bir zaman geliyo ki unutmak ve özlememek için çabalıyorsun.Nazım'ın da dediği gibi sensiz de yaşıyorum ama seninle bir başkaydı yaşamak.Bazılarına göre ''Nazım okuyorum'' demenin farklı bir anlamı vardır,sen de biliyorsundur belki.

Arkadaşlar bu kadın ne yapmaya çalışıyor sizce? Bu mesaj geri dönmek istediğini mi gösterir yoksa beni yedeklemeye çalıştığını mı?
0
esoxlucius
(19.01.20)
"taam kes" yazardım ben olsam.
0
edgenabby
(19.01.20)
cringe.

3 yıl sürmüş ilişki, "seni sevebilmek ve sana alışabilmek için çok çabalamıştım" diyor, öyle mi? başka birisi olduğunu ima ederek seni dehlemiş, sonra da her ne olduysa birden seni özlediği aklına gelmiş?

3 aylık ilişki olsa neyse diyeceğim de 3 yıl birlikte olduğun insana "seni sevebilmek ve sana alışabilmek için çok çabalamıştım" demek zaten bence doğrudan ayrılmayı gerektirecek ölçüde büyük bir hakaret ve saygısızlıktır. kusura bakma ama daha iyisi yok, boşta kalmayayım diye seninle oynamış resmen. başka bir ihtimal doğunca da muhtemelen can sıkıntısının, yeni şeyler yaşama isteğinin etkisiyle seni çarçabuk sepetlemiş. sonra bakmış ki karşı tarafta aradığını bulamıyor veya yeni bir düzen oturtmak zor geliyor, boşluğa düşer düşmez yine sana sarılmış.

nazım kısmıyla da ağır saçmalamış zaten, amirim izin ver yumruğumla öldüreyim. senden de çok özür diliyorum, sonuçta bir ilişki yaşamışsın, bunu asla sana ve ilişkinize saygısızlık etmek için söylemiyorum ama şu duyurunu okuyan birinin öfke, tiksinti ve nefret duymaması bence gerçekten zor ya.

arkana bakma derim, hiç düşünme bile. bak "ben onursuz ve gurursuz bir adamım, hayatımın sonuna kadar onun iti olurum, yeter ki yanımda dursun" desen ona da saygı duyulur ama böyle insanların gözü dışarıdadır ve "daha iyisini" buldukları an kaçarlar. böyle insanlar senin yanında durmaz, böyle insanlara sırtını dayayamazsın. "yanımda olsun da ne olursa olsun" diyemezsin, çünkü olmaz.

ulan çok gaza geldim, senin yerinde olsam "ben de seni özledim, lütfen geri dön" falan deyip bir hafta sonra "hadi sie" diye basarım tekmeyi. hani çok beğendiğin gönderiyi beğenmek, beğeniyi geri almak, sonra tekrar beğenmek gibi.
0
der meister
(19.01.20)
yeni görüştüğü kişiyle olmamış, şimdi boşta kalmış sana yem atıyor. muhtemelen kendi ilk adımı atmak istemiyor, senin atman için heveslendiriyor.
0
hayley williams ile evlenecek genc
(19.01.20)
Ünlü düşünür jhony sins'in dediği gibi diye lafa girmek lazım.
Sonra akışına bırak bence.
0
neymis
(19.01.20)
engelle sürekli aynı şeyleri mi yaşıyacaksın. olmadı yaşlanacak baş lazım diyor.
0
mikahakkinen
(19.01.20)
Yeni ufuklara yelken açınca aradığını bulamamış demek ki. Aman geri dönme, yarın yine aynısını yapacaktır
0
gazozailacatmauzmani
(19.01.20)
herkes yazmış der meister+1 diyorum 3 yıl beraber olup seni sevmeye çalıştım ne demek?
0
basond
(19.01.20)
neden kadin linclenmis anlamadim. duyuruyu acan da birkac kez terk edip barismis, kadin da aynisini yapmak istemis iste.
0
xvyz
(19.01.20)
Başkanlarının genel geçer kanılarını dinleyip zamanında ilişkide yalpalamış bir kimse olarak verilen gazları umursamayıp ne hissediyorsan ona göre dönüş yapmanı öneririm ben. Eğer sende de özlem varsa, dönüştürebileceğin bir şeyler olduğunu düşünüp denemek istiyorsan, amaç ve beklenti gözetmeksizin dene. Ne kaybedeceksin ? Kaybedecek bir şeyin varsa da hiç bulaşma.
0
halen
(19.01.20)
Bu kadınların genel tavrı. Erkekler kadar duygusal işlemiyor ilişki olayları onlarda bana göre. Biraz bakınıyorlar çevrelerine senden daha iyi birini bulamazlarsa ya da umdukları kişiden karşılık göremedilerse eskiye geri dönmeye çalışıyorlar.

Benim tavsiyem de diğerleri gibi. Tekrar gel yapalım desen de patlak verir bir yerde. O yüzden hiç gerek yok. Bir kere zaten başka biriyle görüştüğünü ima edip senden ayrıldıysa ve sen bu kızı tekrar kabul edersen onun gözünde değerin tamamen düşer. Sonuç olarak da sana ezik biri olarak bakmaya başlar.
0
synthetic a priori
(19.01.20)
nazımlı kısımdan bir şey anlamadım ama "ilişki içinde birkaç kez ben ayrılıp barıştım" yazdığına göre bir kere de ondan dolayı ayrılıp barışmış oluver derim.
0
tabudeviren
(19.01.20)
Birini sevmek için çaba harcamazsın, seversin. İlgisiz, sevgisiz kalmış, seni bir yoklamak için mesaj atmış, geçiniz.
0
elikası
(20.01.20)
Diger adamdan yuz bulamadigi icin u donusu yapmis. Saf degilseniz kesinlikle karsilik vermeyin.
0
postmodern rh
(20.01.20)
"Seni sevebilmek için çabaladım" demek çok ayıp. Düpedüz hakaret. Der Meister+1
Edit: Ayıp olan ayrılıp barışmak değil, sevmeye çabalamış olmak. Ne bu yaa, lütuf mu bu şimdi?
0
SiyamkedisiZorro
(20.01.20)
organize işler'deki müslüm hıyarı misali, sevebilmek, alışabilmek, sevmek için çabalamak gibi şeyleri kullanması güzel olmamış da, çok tekrar etmesi tabii, hiç hoş olmamış.
0
onemoremile
(20.01.20)
Geri donmek istedigini, ayni zaman da senin de hastir ordan diyip yoluna devam etmen gerektigini gosterir.
0
stavro
(20.01.20)
(11)

İnsanlardaki "ya daha güzelini / yakışıklısını bulursam" düşüncesi?

avatar is back
son yıllarda çok duymaya başlıyorum bu cümleyi. adam ya da kadın cinsiyet hiç fark etmiyor bu düşünceyi çok fazla önemsiyorlar. Bazı arkadaşlarımla konuşurken bile "ya işte çok iyi bir insan, işi de iyi, çok sakin biri çok seviyorum o da beni seviyor.. ama ya daha güzelini/yakışıklısını bulursam? be
son yıllarda çok duymaya başlıyorum bu cümleyi. adam ya da kadın cinsiyet hiç fark etmiyor bu düşünceyi çok fazla önemsiyorlar. Bazı arkadaşlarımla konuşurken bile "ya işte çok iyi bir insan, işi de iyi, çok sakin biri çok seviyorum o da beni seviyor.. ama ya daha güzelini/yakışıklısını bulursam? belki bundan daha mutlu olacağım biri karşıma çıkar?" diye söylenip duruyorlar.

ciddi ciddi bu yüzden zaten hali hazırda çok güzel ilişkisi olup baltalayanlar bile var. bunun altındaki sebep nedir?

aç gözlülük mü bu yaptıkları? değer bilmemezlik mi? salaklık mı? cidden merak ettiğimden soruyorum.
0
avatar is back
(18.01.20)
davranışsal iktisatta bolca tartışılmıştı bu konu :)

başlıca sebebi artık alternatiflere erişimin çok kolay olması. sosyal medya, tinder ıvır zıvır
0
passion rules the game
(18.01.20)
efsanevi bir atasözü söylüyorum:

- gelin ata binmiş, "ya nasip" demiş.

bunu kadınlarda daha çok görüyorum. evlenme aşamasında bile.
"acaba hak ettiğimden düşük birine mi gidiyorum"
0
tabudeviren
(18.01.20)
bu konuda bir fıkra vardı. taa yıllar önce dersanede matematik hocamız anlatmıştı. şimdi google'ladım kopyalayıp yapıştıyıroum:

Kadınların gidip kendilerine erkek seçebilecekleri bir erkek mağazası açılmıştır. Mağaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkça, erkeklerin nitelikleri de yükselmektedir. Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir: Herhangi bir katın kapısından içeri giren kadın, o kattan alışveriş etmek zorundadır ve eğer bir üst kata çıkmak isterse, tekrar aşağı katlara inemez. Bir gün bir grup kız arkadaş, kendilerine erkek seçmek için mağazaya gider.

1. Katın kapısında şunlar yazılıdır: 'Bu kattaki erkeklerin çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler.' Kızlar yazılanları okur ve şöyle derler: 'Eh, hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım.'
2. Katın kapısında şunlar yazılıdır: 'Buradaki erkeklerin iyi bir işleri var, çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar.' Kızlar: 'Hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var?'
3. Katın kapısında şunlar yazılıdır: 'Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var, çocukları severler, son derece yakışıklıdırlar ve ev işlerine de yardım ederler.' Kızlar: 'Aman Tanrım, çok etkileyici ama yukarıda başka katlar da var.'
4. Katın kapısında şunlar yazılıdır: 'Buradaki erkeklerin işleri çok iyi, çocukları çok severler, gayet yakışıklı olup, ev işlerine yardım ederler ve ayrıca son derece romantiktirler.' Kızlar çığlık atmaya başlarlar: 'İnanılmaz, bir üst katta bizi neyin beklediğini bir düşünün!'
Ve bir kat daha çıkarlar...
5. Katın kapısında şunlar yazmaktadır: 'Bu kat boştur ve sadece, kadınları memnun etmenin mümkün olmadığını kanıtlamak için konulmuştur.'
0
tabudeviren
(18.01.20)
Bunu söyleyen sevmiyodur, kesinlikle.
Sevilmekten hoşlanıyodur, egoisttir. Sevmesini de bilmiyodur. Uzak kalmak lazımdır.
0
zahlebinin
(18.01.20)
Sevginin ne olduğunu ne kadar değerli bir şey olduğunu bilmeyen, kavrayamayan insanlar bunlar genelde. Sevgiliyi eşya gibi görüyor. Bir yeni modeli çakmaya yakın kararsızlık yaşarsın ya, ulan acaba bekleyip azıcık üstüne para koyup en yeni modeli mi alayım dersin. Bunlar için sevgili de böyle. Maalesef bu insanların da alınlarında böyle insanlar olduğu yazmıyor.
0
levpontryagin
(18.01.20)
Bence çeşitli değişkenleri var ama ömür denen şeyi hiç düşünmedikleri ortada. Bir de maalesef saygı anlayışımız yerlerde olduğu için kadir kıymet bilme hissi de oluşmuyor. Yanlış bir düşünce tabii. Ama insanlar gençliğin verdiği toylukla böyle davranabiliyorlar. Ya da zihinlerinin olgunlaşmamasından.
0
muhayyer divan
(18.01.20)
kendi mutsuzluklarını garantiliyorlar, kendileri için çok da iyi oluyor. zeka olarak da pek parlak olmadıklarını düşünüyorum.
0
xvyz
(18.01.20)
levpontryagin +1

oha ya, bence çok güzel yazmış. o kişi onun için özel değil demek ki, değiştirebileceği, sevdiği bir oyuncak.

"eh işte bunu bulabildim. ben daha iyisini bulana kadar en iyisi bu" diyorlar herhalde.
0
ahm1
(18.01.20)
sevgiyi, birlikteliği de tüketim unsuru haline getirmiş instagramcı ve tiktokçu tiplerin düşüncesidir bu olsa olsa.

insan yeni tanışıp ilişki düşündüğü biri hakkında bunu söylese belki anlarım da güya sevdiği, ilişki içerisinde bulunduğu birine karşı böyle hesaplar yapan birinin samimiyetine ve sevgisine güvenmem şahsen. hiç sevmediğini, hiç sevilmediğini düşünürüm.
0
der meister
(18.01.20)
desdenova34
(18.01.20)
insan birini çok severse daha iyisini bulur muyum acaba diye düşünmez ki gözü ondan başkasını görmez bence bu düşünce yeterince sevmemekten kaynaklanıyor.
0
iwillsee
(20.01.20)
(8)

20-25 Yaşında Emeklilik Planı Yapmak

rahip janick
Bu coğrafyaya özgü bir durum mu yoksa başka ülkelerde de var mı?Ben batıdaki gençlerin çalışmaya başlar başlamaz "aman hemen ev alayım" gibi bir kaygı güttüklerini düşünmüyorum. Ailelerinin onlara "hadi ev kredisi çek" dediğini de düşünmüyorum. Bizde böyle bir kaygı olmasının sebebi de emekli maaşın
Bu coğrafyaya özgü bir durum mu yoksa başka ülkelerde de var mı?

Ben batıdaki gençlerin çalışmaya başlar başlamaz "aman hemen ev alayım" gibi bir kaygı güttüklerini düşünmüyorum. Ailelerinin onlara "hadi ev kredisi çek" dediğini de düşünmüyorum.

Bizde böyle bir kaygı olmasının sebebi de emekli maaşının ev kirasını, faturaları ödeyip geçinmeye yetmemesi sanırım. Okuldan mezun olur olmaz çoğu genç emekliliğe yatırım yapıyor. Genç yaşta da evlenmiş olsalar 50 yaşındaki anne-babaları gibi yaşıyorlar hayatlarını.

Uzaktan bakınca rahatsız ediyor beni. Siz ne düşünüyorsunuz?
0
rahip janick
(14.01.20)
gelecek kaygısı bizde daha somut bir realite de ondan. sistem bireylerin lehine işlemiyor.
0
zgrydn
(14.01.20)
İnsan bu yaşlarını bir daha yaşamayacak. Sürekli gelecek planlaması yaparak gençliği tedirgin ve parasız geçirmek mantıklı değil. Şahsen ben 40 sonrası emeklilik planı yapmayı düşünüyorum.
0
kanlakarisikyagmur
(14.01.20)
abd'de var aslında. gençlere herkesin tavsiyesi sigorta durumunu göz önünde bulundurmak ve emeklilik için birikim yapmak şeklinde oluyor. aptal amerikanların öcü gibi korktuğu sosyal devlet anlayışı sayesinde avrupalılar daha rahat. çok çok tuhaf durumlar olmadığı sürece gençliklerini, orta yaş dönemlerini iş sahibi ve nispeten iyi standartlara sahip insanlar olarak geçirebileceklerini, başlarına bir şey gelirse devletin destek çıkacağını biliyorlar. hal böyle olunca 60 yaş sonrasını düşünmek için pek sebep olmuyor; adam zaten kazandığı paradan %10'cuk arttırsa bile geleceğini de büyük oranda garantilemiş oluyor.

iyi yaşamak, iyi kazanmak önemli elbette ama emeklilik konusunda çekincenin olmaması için en başta sosyal devlet anlayışı lazım. vatandaşa müşteri ya da yolunacak kaz gözüyle bakmayan, "bana para vermiyorsan allah senin belanı versin" demeyen ama tabii buna karşılık vatandaşın da sistemi suistimal etmediği bir devlet anlayışı. bunun olduğu yerlerde insanların kafası rahat. parası var, biliyor. olacağını da biliyor. bir aksilik oldu da parası kalmadı diyelim, o zaman devletin kol kanat gereceğini biliyor. emeklilik kimse için kolay bir süreç değildir sanırım ama en azından 27 yaşında emeklilik tasarlayacak kadar ciddi bir durum oluşmuyor avrupalılarda.

avrupa dediğim de batı avrupa ama, belki yer yer orta avrupa. gerisinin de bizden çok farkı yok, siyasal islamcılar ülkeyi batırmasaydı türkiye atıyorum slovakya'dan, hırvatistan'dan falan bin kat daha cazip bir ülke olabilirdi.
0
der meister
(14.01.20)
net ozeti @zgrydn yapmis. gelecek kaygisi.
ustelik bizim isimiz ana babalarimizdan cok daha zor. Benim annem 42 yasinda emekli olmustu. Simdi emeklilik yasi 56. Sanki 56 yasinda biri is bulabiliyormus gibi?

birisi almanya'da da boyle falan demis. alakasi yok. Alman emeklisi, hem de cok ortalama adamlarin her yil Kemer'e gelecek ve tatil yapacak parasi var. Geliyorlar, konusuyoruz, anlatiyorlar, oradan biliyorum. Ama benim anne babamin oyle bir parasi yok.

turkiye emeklilik acisindan OECD'nin en kotusu. Bu da link: bit.ly
bos lafa degil, rakamlara bakin. Boktan bir ulkedeyiz biz.
0
ebabil curnatasi
(14.01.20)
emeklilik benim kulağıma ölüm gibi geliyor. insanlar sürekli emeklilik hayatı düşünmesi çok acayip bence. genelde esnaf serbest meslek sahibi olanlar değil de işçi memur bu hayaller peşinde gibi geliyor bana.
0
nedendir bilinmez
(14.01.20)
Almanyada benim tanidiklarim emeklilikte yuksek maas almak icin firsatlarini degerlendirmeye calisiyorlar.Isverenin matching contribution'i varsa ona uye olmak vb. Onlar icin emekli maasini yuksek tutmak onemli.Paralari Euro, dolar karsisinda deger kaybediyor son yillarda ama kimsenin umurunda degil.Is bulma dertleri yok.Her seyi zaten devlet dusunuyor onlar icin.Sosyal guvenlik haklari cok ust duzeyde
0
turkuaz
(14.01.20)
"Ben batıdaki gençlerin çalışmaya başlar başlamaz "aman hemen ev alayım" gibi bir kaygı güttüklerini düşünmüyorum." - senin karsilastiklarin oyle olmus olabilir gercekte islerligi oldugunu dusunmuyorum bu inancin. Beyaz amerikalilar kanadalilar falan 20'li yaslarinda ev sahibi olur cogunlukla. Ve birikip yapma / yatirip yapmaya baslama kulturu de Turkiye'dekinden cok daha yaygin.
0
hot potato
(16.01.20)
bu kuzey amerika'da ata sporu. ilk profesyonel isinden itibaren insanlar para biriktirmeye basliyor. altin kural 1 milyon dolar biriktirebilmek, insan omru sanirim ortalama 85 yil ustunden hesaplaniyor zira burda 90'i gormek ozellikle kadinlarda normal. neyse, mantik soyle 65 yasinda emekli oluyorsun gelirin sifirlaniyor, sana o 1 milyon dolardan ufak ufak odeme yapiyorlar ki hayatina asagi yukari ayni kalitede devam ediyorsun. senede 50-60 bin cekiyorsun oradan, tabii bir suru kurali var. detaylara gerek yok.

bizim ise zaten omur ortalamamiz dusuk, tek dedem haric yaslilarin hicbiri 80'i goremedi. dolayisiyla 70li yaslarda oluyorsak o kadar para bitiktirmemize zaten gerek yok. bir de 65'i bulunca ertesi gun uyanacagimizin garantisi yok. malesef hayati boyunca para biriktirip, emekliligimde soyle tekne alacam boyle balik tutacam tarzi hayal kurup emekli olunca birkac sene icinde tahtali koyu boylayan cok tanidigim oldu.

ben emekliligi dusunmuyorum, para biriktirdigim falan yok (zaten biriktirmek istesem de biriktiremem gelen gidiyor) bana para 30-55 arasinda lazim ki hayatin tadini cikartabiliyim. eger yurumekte zorlaniyorsam bankada 1 milyon dolarim olsa ne olur? kafasinda takiliyorum. zaten emekli olana kadar para problemini cozemediysem demek ki kismet degilmis, ben dusuk profilli bir adamim o yuzden o sekilde geberip gidecem demektir.
0
cooperr
(16.01.20)
(12)

Çapkınlık maliyeti ve evlilik

problem34
Özellikle erkekler için çapkınlık ve günü birlik ilişkilerin maliyeti yüksek oluyor değil mi ? Bu tür ilişkilerde erkek hiç bir maliyeti kadına paylaşamazken ama ciddi ilişkilerde kadınlarda ortak oluyor .Doğal olarak toplum evlenmek istiyor ..Buna rağmen neden evlilik oranları düsüyor ? Erkek için
Özellikle erkekler için çapkınlık ve günü birlik ilişkilerin maliyeti yüksek oluyor değil mi ? Bu tür ilişkilerde erkek hiç bir maliyeti kadına paylaşamazken ama ciddi ilişkilerde kadınlarda ortak oluyor .Doğal olarak toplum evlenmek istiyor ..Buna rağmen neden evlilik oranları düsüyor ? Erkek için çapkınlığın maliyeti yüksek değil mi ?

Örnek verirsek erkek haftada 1 kızla bulussa harcama 500 -600 TL
Fakat evlense bunun maliyeti baya düşüyor? Neden böyle ? Neden insanlar evlenmiyor ?
0
problem34
(13.01.20)
Çapkınlıkta para harcarken sürekli ereksiyon halindesin, evlenince girdiğin borçtan dolayı erektil disfonksiyon yaşıyorsun.
0
Hakan1980
(13.01.20)
ikisinin de kendine göre avantajları var, sadece parasal yönden bakarsan haklısın ama bazen diğer faktörler para kısmını gölgeleyebiliyor. evliliği çat diye kafana estiği zaman bitiremezsin, belli bir bedeli olur, bu bile yeterli bir sebep.
0
makinelere tapan adam
(13.01.20)
olaya hiç çapkınlık maliyeti açısından bakmamıştım. bundan sonra çapkınlık yaptığımda hesapalama yapıcam ve kendime üst sınır belirleyeceğim. evlilikle bağını henüz çözemedim. konuya çok uzağım sanırım.
0
scudman1
(13.01.20)
Ben acikliyim.

Capkinlik maliyetli evet ve evlilik degil. Ama evlilikle kiyas yaparsaniz:

100k bir dugun ortalama maliyeti.

Bununla ortalama 100 kez bulusabilirsiniz.

Buradan hareketle dusunurseniz olayin vehameti ortada. Kimse 30k bulamiyor ki askere gitmesin..
0
baldan kaymak
(13.01.20)
Evliliğin zıttı niye çapkınlık oluyor ki? Düzenli ilişkisi olup hem evlenmek istemeyen hem de duygusal ve cinsel ihtiyacını karşılayan erkekler de evliliklerin düşmesinin sebebi olabiliyor.
0
Bruce
(13.01.20)
Eğer konuyu seks sayısı birim maliyetine indiriecek kadar terbiyesizleşirsem;

Evlilikteki seks sayısı başına düşen birim fiyat bekarlıktaki seks sayısı başına düşen birim fiyattan çok fazla.
0
John Bloor
(14.01.20)
insanlar genelde "seks başına ücret"ten fazlasını düşünecek kadar kompleks canlılar çünkü.
0
der meister
(14.01.20)
john bloor efsane bir yorumla konuyu netleştirmiş :D +1

bruce +1
0
dafuq
(14.01.20)
sadece cinsel ihtiyaç gidermek için evlenen insanlar hayal kırıklığına uğrar, her iki yılda bir başkasıyla evlenmesi lazım :)
0
ravenudon
(14.01.20)
Sebebi maliyet değil, Türkiye'deki çarpık ilişki kültürü. Bizim millet Avrupalı zaten değil, Ortadoğulu olmasıyla da barışık değil; hem Avrupalılar gibi 30 yaşına kadar evlenmeyelim sevgililerimiz olsun istiyor hem evlilik dışı cinsellik geniş bir çevrede tabu. Erkekler yokluk içinde bu vermedi belki bu verir diye en leş kızın peşinde bile köpek oluyor. Sonuç: Yeryüzünün en kibirli, egoist, antipatik kız milleti. Bunları çekeceğime 31 çekerim diyen erkekler türemeye başladı.
0
rldofiui
(15.01.20)
ne maliyeti hacı.. 3 farklı şehirde 3 tane sevişme kankam var. hiçbirine gitmiyom hepsini sırayla evime çağırayırum. tek maliyet pre =D evlenene kdar sevgilin olmasın sadece sevişme kankan olsun.
0
(.)
(15.01.20)
evlenince çocuk da yapabilirsin ama. onun maliyet avantajlarını neden hesaplamıyosun. bi de evlenince kadın yemek yapıp ütünü yapıyor. bunları da maliyetten düş.
0
xvyz
(15.01.20)
(11)

büyükler için de olabilecek çocuk kitapları

tabudeviren
nelerdir?
nelerdir?
0
tabudeviren
(13.01.20)
freebird5406_2
(13.01.20)
Robert Dahl- Matilda, Charlie' nin Çikolata Fabrikası
Grimm masalları bir de.
0
Amaranta ursula
(13.01.20)
Küçük prens ve şeker portakali diyerek klasikleri kapiyim.
0
hindistan cevizi
(13.01.20)
Bitmeyecek öykü bu tanıma uyanlar arasında en sevdiğim.
0
Bruce
(13.01.20)
alice harikalar diyarında.
0
meyal
(13.01.20)
Momo?

Harry P. serisi de sayilir bence.
0
buf-e kür
(13.01.20)
momo +1, başta "yeaaa çocuk kitabı gibi okumasam mı" diye düşünüyordum. bitirdiğimde bir LİDIL BİÇ gibi ağladım ayıdan hallice yetişkin birisi olarak. niye bilmem çok fazla duygulandım ben okurken.
0
der meister
(13.01.20)
Küçük Kara balık.
Sineklerin tanrısı.
0
deer hunter
(13.01.20)
Bir Şeftali Bin Şeftali
Yerdeniz Büyücüsü
0
burka
(13.01.20)
pal sokağı çocukları
0
mesa
(13.01.20)
Martı
0
zahlebinin
(13.01.20)
(15)

bana şöyle karlı, kuzeyde geçen bir film önerir misiniz?

der meister
bu soğuk ve sıkıcı ankara akşamında izleyeyim diyorum. karlı dedim ama coğrafyanın soğuk ve filmin kasvetli olması yeterli aslında, doğa filmi istemiyorum. aksine şehirde geçse daha güzel olur. madde madde toparlayacak olursam,* avrupa ya da rusya'da çekilmiş/geçen,* kış mevsiminde, serin-soğuk-karl
bu soğuk ve sıkıcı ankara akşamında izleyeyim diyorum. karlı dedim ama coğrafyanın soğuk ve filmin kasvetli olması yeterli aslında, doğa filmi istemiyorum. aksine şehirde geçse daha güzel olur. madde madde toparlayacak olursam,

* avrupa ya da rusya'da çekilmiş/geçen,
* kış mevsiminde, serin-soğuk-karlı olduğu belli olan bir memlekette geçen,
* mümkünse son 20 yıl içinde çekilmiş,
* ağırlıklı olarak dağda bayırda değil de şehirde geçen,
* hüzünlü, duygusal, yer yer sayko yönü olan

bir film arıyorum. "bunlar ne biçim kriterler hayvan oğlu hayvan" derseniz kraftidioten, jagten, ondskan, klass, plemya'nın yanı sıra andrey zvyagintsev'in tüm filmlerini bu kategoride değerlendirebilirim sanırım, bunlardan birini dahi izlediyseniz ve "aha aynı onun gibi, çok severim" dediğiniz film varsa paylaşın lütfen.
0
der meister
(12.01.20)
The Grey
0
lisw
(12.01.20)
the grey bildiğim kadarıyla avrupa ya da rusya'da geçmiyor.
0
🌸der meister
(12.01.20)
Ama şehir olayı yok greyde. Full orman.

Netflixte hold the dark var. Azıcık kasabalı ama film genel olarak süper kötü yani.
0
lisw
(12.01.20)
Hmm nerede geçtiğini tam olarak bilmiyorum galiba demek ki. Özür dilerim.
0
lisw
(12.01.20)
force majeure
0
brkylmz
(12.01.20)
The Snowman
0
heritage
(12.01.20)
Force majeure demeye geldim soylenmis, Kosmos diyorum, Rusya'da degil ama rus etkisi olan Kars'da geçiyor, biraz dag bayir var yalniz...
0
(12.01.20)
the shipping news. bir kısmı amerika’da geçmekle birlikte büyük bölümü kuzey avrupa’da geçiyordu sanırım. karlı sahneleri bol.
0
miranda
(12.01.20)
Kosmos, Reha Erdem.

-Kis mevsimi, Kars (yeterince Rus esintili bir sehir?), son 20 yil, sayko yon. Cok severim dedigim bir film degil ama.
0
buf-e kür
(12.01.20)
stalker
0
esraiesra
(12.01.20)
Şehir değil ama Leviathan
In order of disapperence
0
kaset
(12.01.20)
Dizi olur ise: Ófærð / Trapped
İzlanda'da geçiyor.
www.imdb.com
0
yanginmerdiveni
(12.01.20)
funny games'i izlemişsindir illa ki de, '97 versiyonu; evde geçiyor olması dışında bütün beklentileri karşılıyor sanki.

da bilmiyorum, prog. rock grubu isteyene pink floyd önermek gibi bir şey yaptığımı hissediyorum.
0
bilinmez bir yazar
(12.01.20)
Son 20 yıl demişsin ama yine de yazayım dedim.

Fargo

Dr. Jivago

Groundhog Day

On Dangerous Ground

The Shining

Marketa Lazarová

My Winnipeg
0
old possum
(12.01.20)
film neymiş, the long dark oyna üşümek neymiş gör.
0
ya ben lan neyse
(12.01.20)
(5)

iddaa sorusu

alvarez
handikap olayını tam çözemedim. şu görseldeki oranları açıklayacak birileri var mı?bilale anlatır gibi lütfen.https://i.hizliresim.com/kMNzRq.png
handikap olayını tam çözemedim. şu görseldeki oranları açıklayacak birileri var mı?

bilale anlatır gibi lütfen.


i.hizliresim.com
0
alvarez
(12.01.20)
Parantez içindeki sayılar teorik olarak hangi takımın kaç sayı ile önde başladığını gösteriyor. Örneğin 0-21,5 handikaplı maç gerçek skor olarak 100-80 biterse deplasman takımı iddaada kzanmış sayılır. Maçın 1 bitmesi için ev sahibi takım en az 22 sayı farklı kazanmalı.
0
himmet dayi
(12.01.20)
hms 1 i seçersem 21.5 üstü hms 2 yi seçersem 21.5 altı farkmı oluyor yani?
0
🌸alvarez
(12.01.20)
abi en üstteki sütuna göre maça deplasman takımı 21.5 sayı önde başlamış sayılıyor. sen bahsini buna göre yapacaksın, öyle hesap et. alt-üst diye düşünme. HMS 1 oynadıysan, bahsinin tutması için ev sahibinin en az 22 sayı farkla kazanması lazım (çünkü deplasman takımının 21.5 sayı avantajı vardı). HMS 2 oynadıysan, deplasman takımının 22 sayı fark yememesi lazım; çünkü maça zaten 21.5 sayı önde başlamışlardı, 22'den daha az fark yedikleri veya kazandıkları sürece kazanmış sayılıyorlar.

bir alttaki sütunun oranları da deplasman takımının 22.5 sayı önde başladığı senaryoya göre verilmiş. onun altındaki de 23.5 sayıya göre verilmiş. bu şekilde gidiyor. bu maçta handikap deplasman takımına verilmiş, yani handikaplı seçeneklerde deplasman takımı önde başlamış sayılıyor.

yani en üstteki sütun için durum şöyle,

HMS 1 oynarsan bahsinin tutması için ev sahibinin en az 22 sayı farkla kazanması gerekir.
HMS 2 oynarsan bahsinin tutması için deplasman takımının 21 sayıdan fazla fark yememesi gerekir.

iddaa'yı yöneten adamlar 10000 IQ'ya sahip olduğu için saçmasapan oranlar vermişler, sanırım o yüzden kafan karıştı. daha fazla farkla kazanmasına verilen oran daha düşük çünkü jsfjsj saçmalık.
0
der meister
(12.01.20)
@dermeister bilgi için teşekkürler.

ama yine benim dediğime çıkmıyor mu?

yani ben hms 1' seçtiğimde yazan rakam neyse o sayının üstünde farkla yenmesi ve hms 2'yi seçtiğimde yazan sayıdan daha az farkla yenmesi gerekmiyor mu?
0
🌸alvarez
(12.01.20)
ben ilk okuduğumda başka türlü anlamıştım yazdığını ama bu sefer doğru anladıysam evet, aynen dediğin şekilde oluyor. maça handikapsız başlayan takım kazanmak için o sayı farkını aşmalı, maça handikaplı başlayan takım ise kazanmak için o sayı farkının altında kalmalı.

çok kafan karışırsa direkt düz mantıkla parçaları yerine koy. diyelim valencia-malaga maçı var. HMS 1-2 oranları var, parantez içine de (0:7,5) yazmışlar. bu şu demek: maç valencia 0-7.5 malaga skoruyla başlıyor. bahsini ona göre al. eh haliyle HMS 1 dediysen valencia'nın kazanması için 8 fark atması lazım, HMS 2 dediysen malaga'nın kazanması için maksimum 7 sayı fark yemiş olması ya da kazanması lazım. olay bundan ibaret.

birbirine yakın güçteki takımların maçlarında iki tarafa da handikap açılabiliyor, ona dikkat etmek lazım ama.
0
der meister
(12.01.20)
(3)

romanlar hakkında spoiler yemeden bi' şeyler okuyabileceğim site

der meister
var mıdır? öncdesinde, bir nevi ön hazırlık gibi. bu romanda yazar şunu şunu anlatmıştır, şu dönemde geçmektedir, şu açıdan kıymetli bir eserdir tarzı bilgiler olsun. spoiler vermesin, hikayeyi fazla anlatmasın. kitaba ne okuyacağımı, nasıl okumam gerektiğini bilerek başlayayım yani, derdim biraz o.
var mıdır? öncdesinde, bir nevi ön hazırlık gibi. bu romanda yazar şunu şunu anlatmıştır, şu dönemde geçmektedir, şu açıdan kıymetli bir eserdir tarzı bilgiler olsun. spoiler vermesin, hikayeyi fazla anlatmasın. kitaba ne okuyacağımı, nasıl okumam gerektiğini bilerek başlayayım yani, derdim biraz o.

bu amaca yönelik bir site, katalog vs. var mı? goodreads'teki yorumlar uygun olur mu örneğin?
0
der meister
(11.01.20)
Goodreads'de yorumlarda spoiler kısımları gizlenebiliyor ama yorum yazanın uğraşıp yapması lazım. Fantastik ve bilimkurgu için Kayıp Rıhtım'ın incelemeleri var, spoiler varsa belirtiyorlar o kısımları. Benim blog var azıcık?
Edit: Yok valla ben klasik incelemiyorum, bilimkurgu klasiği var birkaç tane.
0
kobuzchu kiz
(11.01.20)
senin blog da olur kobuzchu kız ama bana böyle x romanını arattığımda onun hakkındaki değerlendirmeleri çıkaracak bir platform lazım. "aratınca çıkmaz ama biz de az klasik incelemedik" dersen ne ala :)
0
🌸der meister
(11.01.20)
İsteğinizi ne kadar karşılar bilemem ama 1000kitap var. İncelemeler ve alıntılar bulunuyor genel olarak.
0
rusalka
(11.01.20)
(2)

Aynı anda iki dil öğrenme?

bbhkeydefe
Duolingo'da iki dil birden çalışmayı düşünüyorum. merak ettiğim şu: aynı anda iki dili birden öğrenmeye çalışmak öğrenmeyi zorlaştırır mı? Günlük hayatında birden fazla dil kullanan insanlar için bir dildeki kelimeyi ve gramatik yapıyı başka bir dildekiyle karıştırmak çok olağan elbette ancak uzun v
Duolingo'da iki dil birden çalışmayı düşünüyorum. merak ettiğim şu: aynı anda iki dili birden öğrenmeye çalışmak öğrenmeyi zorlaştırır mı? Günlük hayatında birden fazla dil kullanan insanlar için bir dildeki kelimeyi ve gramatik yapıyı başka bir dildekiyle karıştırmak çok olağan elbette ancak uzun vadede öğrenmeye etkisi nasıl oluyor onu bilemiyorum. bireysel deneyimi olan varsa ve paylaşırsa sevinirim. bu konuda yapılan çalışma falan varsa onları da paylaşabilirsiniz.
0
bbhkeydefe
(09.01.20)
gramer altyapisi ve calismasi olmadan duolingo denen luzumsuz sitede sadece kendinizi oyalarsiniz, dil ogrenmezsiniz. o yuzden duolingo'da isterseniz 9 dil ogrenin, fark etmez.
0
der meister
(09.01.20)
Bence de hicbir faydasi olmaz. Duolingo'nun yetersiz olmasini gectim, bir tek dili bile duzgun ogrenmek senelerce konsantre ve duzenli calisma gerektiriyor. Iki tanesini ayni anda ogrenme ihtimalin sifira yakin.
0
hot potato
(15.01.20)
(8)

Geçen hayatınızı "yaşadım" kabul ediyor musunuz?

outis2
yoksa yaşamak bu değil diyenlerden misiniz?sizin için yaşamanın ölçütü ne?nefes almak mı? istediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mı?2-3 haftalık yurtdışı tatili için yıl boyunca çalışıp para biriktirmek mi?
yoksa yaşamak bu değil diyenlerden misiniz?
sizin için yaşamanın ölçütü ne?
nefes almak mı? istediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mı?
2-3 haftalık yurtdışı tatili için yıl boyunca çalışıp para biriktirmek mi?
0
outis2
(09.01.20)
Diyorum, elime geçen fırsatı bunu diyebilmek için kullanıyorum. Beni mutlu eden ufak tefek şeyleri yapabiliyor olmak, bunlara zaman ayırabilmek bile yeterli benim için.
0
Bruce
(09.01.20)
benim için yaşamanın ölçütü değişmek. seneler sonra hala aynı kişi olursam, hiçbir şey yaşamamış, hiçbir fikrimi test etmemiş, korkularımı aşmaya çalışmamışsam, bir hikayem yoksa yaşamıyorum demektir. bu göreceli olarak kontrol edebildiğim bir şey.
frekansların tuttuğu insanlarla karşılaşmak ve hayatın öyle anlamlanması var bir de. böyle insanlar varsa hayatımızda yine yaşıyoruz demektir ama bu 'başarılacak' bir şey değil bence, zorla olmaz. o yüzden ilk kısım asıl önemli.

başka bir deyişle önce kendinde sonra da etrafında gördüğü problemlere yararlı çözüm arayışındaysa bir insan yaşıyor demektir. bu da aynen bir organizmanın etrafına adapte olması ve tepkiler vermesi gibi somut bir ölçüt.
0
curious mind
(09.01.20)
Yaşamayi manevi olgunluğa ulaşmak, tekamülde ilerlemek olarak görüyorum. Ote yandan modern dunyanin sunduğu imkanlara sahip olmak ve kaliteli yaşamak istiyorum. Hem ruhun hem modern dünyanin gerekliliklerini karşılamak zor. Bir süredir ikisinde de geri gittiğimi hissediyorum.

Velhasıl, bir kac gün önce bunu düşündüm ve "şimdi ölsem hayatımı boşa geçmiş saymam, bir çok deneyim edindim ama bundan sonrası için daha fazla çaba sarfetmem gerek yoksa hayatımın bundan sonrası belirlediğim yaşam ölçütlerini karşılamayacak."
0
biseysorcaktim
(09.01.20)
kucuk yastan itibaren azar azar para biriktirdim, arab aldim, ev aldim vb. daha sonra yilda 3-4 yurtdisi, 5-6 yurtici tatiller basladi, istedigimi alip yiyebiliyorum vb. ancak bu hayatta ne yaparsam yapayim "keyif" alamiyorum artik... ne en iyi yemek, ne cok iyi bir tatil, ne de muhtesem bir seks.
0
sweetoffice
(09.01.20)
@kasabanın en güzel kız ve @curious mind +1

Şahsen benim arzuladığım hayat, geçen yıllara dönüp baktığımda yaşamaya değer bir hayat görmek istiyorum. Lise yıllarım heba oldu. Üniversitede de çok kayda değer şeyler yapmadım ama değişimin başladığı ve altyapısının olduğu bir dönem oldu. Zaman zaman eksiklik hissettiğim oluyor ama bunu kabul etmeye çalışıyorum.

Birkaç ay önce kuzenim eşi 2016 senesine ait bir fotoğraf yolladı. Baba tarafındaki tüm kuzenlerimle evden kaçış oyunundan sonra çektirdiğimiz bir fotoğraftı.

3 senenin nasıl geçtiğini anlamadığım söylediğimde kuzenim eşi, demek ki güzel geçmiş dedi. Bunun üzerine geçen 3 seneyi düşündüm. Yaşamaya değer bir 3 sene geçirdiğimi düşündüm.

Üniversitedeyken arkadaşlara diyordum sinemaya gideyim diye ama gidemedik. Neden sinemaya gitmek için başkalarına ihtiyacım var ki diye düşündüm. Hep tek gittim. Final dönemi bitiyordu, son sınav sonrası ilk yemeği yiyordum - özellikle Burger King - sonrasında sinemaya gidiyordum. Bugün düşününce iyi ki de gitmişim diyorum.

15 - 23 yaş aralığında harcadığım boş zamana çok üzülüyorum ama yine de o zamanlar da hayatımın bir parçası. Çalışmaya başladıktan sonra karakterimin geliştiğini, olgun biri olduğumu ve halen bunun üzerine koyduğumu görüyorum. 2014 senesinde anksiyete tanısı koyuldu. Kendi içimde yaşadığım endişelere, krizlere rağmen çalışmaya başladıktan (2013 Aralık) yaşamaya değer bir hayat görüyorum.

@kasabanın en güzel kız

Farklı deneyimler yaşamak, okumak, gezmek, dil öğrenmek güzel çaba fakat biraz seçici olmak lazım. Her şeyi yapacağım diye, güzelleri gözden kaçabilme durumu da var.

@curious mind

Keşke çevremizde frekansların tuttuğu insanları olsa. Sanırım hayatımda eksikliğini hissettiğim frekansların tuttuğu insanlar. Tek başıma yetibiliyorum çok şükür fakat yine de çevremde anlaşabileceğim insanlar olsa dediğim oluyor.
0
put it in your appropriate place
(09.01.20)
yasamak ne demek bilmiyorum.
0
Leonardo~Da~Vinci
(09.01.20)
Yaşamanın ölçütü benim için yeni biriyle ilk tanışmandan seks yapana kadar ki süreç. Onu dışında yaşadım saymıyorum.
0
Hakan1980
(09.01.20)
tabii ki yaşadım sayıyorum. şöyle düşün: şu ana kadar yaşadığın hayatı beğenmemeni, daha fazlasını istemeni sağlayan şey bile esasında senin şu ana dek yaşamış olduğun hayat. bugün "umarım akşama yiyecek bir şey bulabilirim" değil de "et neden bu kadar pahalı? keşke daha sık et tüketebilsem" diye hayal kurabiliyorsan bu bile aslında bir şeyler yaşamanın, bir noktaya gelmenin, bir çeşit gelişimin ve değişimin sonucu. o açıdan ben tabii ki geçen hayatımı yaşadım kabul ediyorum. çok daha iyi ve renkli olabilir miydi? kesinlikle. objektif bakarsan, hayatımı "tırt" bile sayabilirsin ama ne çıkar? bence insan yaşadığı hayata bakıp da "ulan boş yaşamışım" diyebiliyorsa, zaten çıkarması gereken dersi çıkarmıştır. çünkü öteki türlü yaşamanın sınırı yok. çok çılgın, akıllara zarar bir hayat yaşarsın ama yine eksik hissedersin. bu somut olarak ölçülebilecek bir şey değil. o yüzden nasıl hissettiğine, nasıl değerlendirdiğine, kendi içinde nasıl sindirdiğine bağlı sadece. ben o yüzden "renkli" ve "özenilesi" bir hayat yaşamadığımı bilmek ve kabul etmekle birlikte kendi hayatımla kesinlikle barışığım, onu yaşadığım için mutluyum.
0
der meister
(09.01.20)
(7)

genel yetenek sorusu

surprise
23546, 9253, x, 8632, 4565, 3245yukarıda verilen sayılar ikili eşleşme olarak ortak özelliklere sahiptir.buna göre, x sayısı ne olmalıdır?a)8421 b)9321 c)9123 d)9122 e)9082not: orjinal metini de ekliyorum.edit: Cevap D imiş. Rakamların toplamı 14 olmasindan dolayi. Kardeşim bir bankanin müdürlük sın
23546, 9253, x, 8632, 4565, 3245

yukarıda verilen sayılar ikili eşleşme olarak ortak özelliklere sahiptir.

buna göre, x sayısı ne olmalıdır?

a)8421 b)9321 c)9123 d)9122 e)9082

not: orjinal metini de ekliyorum.

edit: Cevap D imiş. Rakamların toplamı 14 olmasindan dolayi. Kardeşim bir bankanin müdürlük sınavına hazırlanıyor ve elindeki bir soru kitapçığından bu soru.
0
surprise
(05.01.20)
D mi cevap?

Bu soru tarzını bilmiyorum sadece mantık yürüttüm. Sayıların rakamlarını topla 2 tane 20, 2 tane 19 var, kalan da 14 (3245). Şıklardan da D şıkkının rakamlar toplamı 14. Aranan şey böyle bir şeyse cevap d.
0
mesa
(05.01.20)
soruda tam olarak ne sorulduğunu bile anlamadım ama D yaptım ben de. rakamları toplayınca 20, 19, x, 19, 20, 14 diye gidiyor. cevabın rakamları toplamı 14 olan bir sayı olması lazım diye düşündüm.
0
der meister
(05.01.20)
İlk ve üçüncü sayı 2ye bölünüyor, son 2 sayı 5e bölünüyor diğer sayı ise 19a bölünüyor. Şıklarda 19a tam bölünen tek sayı E şıkkı. Böyle bir ortaklık da kuruluyor aralarında ama aşırı işlem gerektiren bir çözümü var bu şekilde. Saçma geldi, bilemedim.
0
Alyoşa
(06.01.20)
sıçam ya ben de D buldum, hiçbir ayrıcalığım yok şu dünyada moralim bozuldu.
0
ssiradanbirigibi
(06.01.20)
@Alyoşa e şıkkı da ikiye bölünüyor. cevap d şıkkıdır da uğraşsak başka bir şeyler de uydururuz illa ki bu sayılara.
0
mesa
(06.01.20)
hayatımda gördüğün en saçma mantık sorusu bu olabilir. Resmen adamın teki şöyle bir şey yapayım demiş, önce cevabı kurgulayıp soruyu da kendisi cevabı bildiği için anlaşılırlığını hiç düşünmeden sormuş. en azından sıralı ikililer arasında mı bi benzerlik var onu yazar insan. hayır soruyu sorandan başkası daha farklı bi benzerlik bulsa ve cevabı da şıklarda olsa soruyu soran bile adama yanlış çözmüşsün cevap bu olacak diyemez.

yani demek istediğim @mesa ve @der meister de doğru, @alyoşa da doğru. soru aşırı derecede saçma.
0
icerden cikan adam
(06.01.20)
Ösym böyle ikircikli sorular sormaz, sorsa da sonradan itiraz edilir ve soru iptal olur.
0
Alyoşa
(06.01.20)
(20)

işsizlik ve intihar

problem34
Son zamanlarda işsizlik kaynaklı intihar vakaları görüyorum.Ne bileyim bunlar hiç mi simit satayım vb düsüncesi içine girmiyor ? Neden direkt canına kıyıyolar ? Bu kadar intihar kolay mı ? Türkiyede cidden açlık var mı ? Belediye vb kurumlar yardım etmiyor mu ?
Son zamanlarda işsizlik kaynaklı intihar vakaları görüyorum.Ne bileyim bunlar hiç mi simit satayım vb düsüncesi içine girmiyor ? Neden direkt canına kıyıyolar ? Bu kadar intihar kolay mı ? Türkiyede cidden açlık var mı ? Belediye vb kurumlar yardım etmiyor mu ?
0
problem34
(05.01.20)
hiç simit satmayı denedin mi?
0
rentts
(05.01.20)
Onlar simit satmayı düşünüyordur da, işveren bu bizle kaç gun simit satabilir ki, sonuçta üniversite mezunu, yarın bir gün bırakır gider, istediğimiz gibi de ezemeyiz diyip işe almıyordur.


Memurlar.net sayfasında isyan eden kişileri görebilirsiniz. İyi puan alıyorsunuz mülakatta eleniyorsunuz. Özele gidiyorsun "sen bizi bırakıp gidersin" diyorlar.

İnsanlar çaresiz kaldığı için intihar ediyor. Ben hiç kimsenin masa başı iş olmadığı için intihar ettiğini düşünmüyorum.

Ve evet, yardım eden kimse yok. Aç olan kişilerin sayısı oldukça fazla.
0
geçerkenugradım
(05.01.20)
İntihar etmek için sadece aç olmak gerekmiyor. Aslında kimse kolay kolay açlıktan intihar etmez zaten, bazı şeyleri gururuna yediremediği için eder. Yoksa git sokakta bir lira iste milletten karnını doyurursun yine yada lokantaları gez karnım aç param yok de illa ki yemek verir sana birileri. Hayattan beklentisi kalmamıştır, bugüne kadar istediği hiçbir şey olmamıştır, toplum baskısından yılmıştır, aile baskısından yılmıştır, arkadaşı kalmamıştır vs. bin tane ana sebep var aslında. İşsizlik bataklığına girdiğinde bunların birçoğu default olarak geliyor zaten. her gün babandan 20-30 lira harçlık beklemek koyar insana bir süre sonra. Arkadaşların bir yere gider paran olmadığı için gidemezsin, gitmek istesen bile giyecek doğru düzgün kıyafetin olmayabilir, gururuna dokunduğu için türlü türlü bahaneler uydurursun, bir süre sonra ister istemez asosyal olursun, ondan sonra da intihar fikri kafanda ciddi yer etmeye başlar.
0
mesa
(05.01.20)
@rents sokakta kağıt dağıttım.Simitte satarım.

@geçergünugradım ve @mesa sanırım haklısınız ama intihar sırf iş bulamıyorum diye olmamalı .İnsanı iş bulamamak girişimci yapmalı !
0
🌸problem34
(05.01.20)
bir işsiz olarak söyleyebilirim ki etmiyor. işsiz gençleri anlayamıyorum bende. ama 30+ işsizlik ağır geliyor insana. kimseden para isteyemiyorsun birde insanın gururu kırılıyor yani. ama 30 yaş altı hele 22 23 yaşında gencecik çocukların yapabileceği bir sürü iş var. bir çoğu üniversite mezunu olduğu için "iş" 'i kendine yakıştıramadığı için çalışmayıp bunalıma giriyor. tanıdığım bir sürü minibüs şöförü seyyar satıcı vb var üniversite mezunu. biraz onur kırıcı olsa da hayatın gerçeği çalışıp para kazanmak. ama gençler biraz şey... şey işte... yani bir sürü bar günlük 100 150 liraya işçi arıyor, tanıdığım 2 bar sahibi çalışacak adam bulamıyor her hafta birini işe alıyorlar, önümüzdeki hafta "bu iş zor" diyerek insanlar işten çıkıyor. sebebi de kendilerinin üniversite mezunu olması diyor arkadaşım. ama türkiyede ciddi manada açlık var. bunu tartışmak yersiz olur. ülkede çalışsan bile açsın şu an. asgari ücret açlık sınırının "biraz" üstünde, yoksulluk sınırının ise epey altında. dolayısıyla büyük bir kesim aç, ama genel olarak çok büyük bir kesim yoksul diyebiliriz.
0
Tears of Devil
(05.01.20)
işsiz insan nasıl girişimci olsun peki? örnek verin mesela. cebinde para yok girişimci olacaksın?

kuzenim ankara antlaşmasıyla ingiltereye gitti. tüm birikimi gitti. ailesi de üç evini sattı.
0
geçerkenugradım
(05.01.20)
O zaman genç işsiz %25'in tamamı çıksın simit satsın, pazarda limon satsın, kağıt toplasın. Hatta bunların büyük bir bölümü de 4 yıl okumuş olsun. Okumamış kitle de siyasi bağlantıları ile bağladıkları işlerle altlarına Range çeksinler. Böyle mantık olur mu yav? Aynen islam devriminden sonraki İran ve Amerikan işgalinden sonraki Irak'taki gibi senaryolar. Kasım Süleymani inşaat işçisiyken komutan yapılmış. Irak'ta tanıştığım işadamı vardı, mütahhitlik yapıyordu, Saddam döneminde bakkal işletiyormuş, sonra koskoca mütahhit yapmışlar adamı. Hocam işte bu ziniyet gençleri intihara demesek bile karamsarlığa sürüklüyor. Devletin görevi elbette her gence iş bulmak, her açı doyurmak değildir; fakat piyasayı canlandırıcı ve her bireyin kendi ayakların üzerinde durabilceği ortamı desteklemektir. Bizim iç politika ayrı, dış politika ayrı... Aha Suriye bitecek mi diye düşünürken Libya başladı. Böyle yönetilmez...
0
malheiros
(05.01.20)
Hocam şimdi dünyada bin bir çeşit insan var. Milyon tane farklı karakterde insan var, milyon tane farklı yaşanmışlığı olan insan var. "Bak ben simit sattım bla bla yaptım herkes yapsın" diye bir genelleme yapamazsın. Kahve muhabbeti olur yani bu. İnsan psikolojisi bu kadar basit bir şey değil.
0
mesa
(05.01.20)
sokakta simit falan satamazsın.
çorap bile satamazsın.
bir sefer kadıköy de midye satan bir çocugu 15-20 kişinin dövdügünu gördum. iki uc kişi olsa ayırırsın bu oyle degil bildigin çete gibiler. tezgahı kafasına vura vura kırdılar.
0
kulustur
(05.01.20)
İnsan psikolojisi bu kadar basit bir şey değil.

nerede yaşıyorsunuz bilmiyorum ama dünyanın birçok ülkesinde açlık var.

olayın belediyenin yardım edip etmemesiyle alakası yok. bu soru için bir uzmanın cevap vermesi gerekir. bunlar da, ekonomist, toplumbilimci, ruh bilimci ve ruh doktoru.

olay gerçekten simitlik bir durum değil çünkü. bireysel bir ihtihar ancak uzmanlar bunu farklı ve gerçekçi boyuttan açıklar. burda da o yok.
0
market_arabasıyla_terör_estiren_trafik_canava
(05.01.20)
Olaya sadece sokakta bir şey satmak yönünden girip gideceğim. Her köşe tutulmuş siz tek başınıza bir şey yapmak isteseniz dayak, tehdit vs ile yaptırmıyorlar . Sandığınız kadar kolay değil.
0
damla sakızlı dondurma
(05.01.20)
aynen damla sakızlının dediği gibi geçen tvde zabıta simitçinin simitlerini götürdü. adam 750 liram gitti diyordu.

bir de çiftçilere destek vereceğiz dediler. tarım kredisi desteği verenler 50 bini 150 bin olarak ödüyormuş.bunun linkini bulamadım. fox haberde izlemiştim 2 gün önce.
0
geçerkenugradım
(05.01.20)
Sokakta mafya ve çeteler var kolay değil o işler. Anında tepene çökerler senin.
0
komando kani var bende
(05.01.20)
Simitçi çok acil işim çıktı, tezgaha bakar mısın desin sana yalvara yakara. Sen de kabul etmiş ol, o 10 dakika sana 10 yıl gibi gelir, tanıdık biri görse rezil olucam düşüncesiyle kurdeşen dökersin
0
neverletyougodown
(05.01.20)
sen nerede yaşıyorsun l.a'da falan mı?
0
anarsika
(05.01.20)
İnsanlar durumlarının düzelme imkanı olmadığını düşündükleri için hayatlarına son veriyorlar.

Ayrıca, sanki simit satmak çok kolaymış gibi yazmışsınız. Küçük girişimcinin Türkiye'de devlete veya devletin gayriresmi aygıtlarına (mafya vb.) haraç vermeden serbestçe iş yapması mümkün değil. Simit ve limon satmayı geçtim dilenemezsiniz bile. En iyi ihtimalle vergi gelirinin dörtte üçü dolaylı vergilerden sağlanmıyormuş, kimse vergi kaçırmıyormuş gibi tepenize çöküp "sen devletine nasıl vergi ödemezsin" diye tepene çökerler.

İşsizlikten fırsat yaratıp girişimci olmak için mülkiyet haklarına saygılı bir hukuk devletinde yaşamak lazım.
0
bruce mclaren
(05.01.20)
@angina instagramdan satış yap,büyük şehirde iş ara hayat güzel !
0
🌸problem34
(05.01.20)
insanlar onca sene dirsek çürüttükten sonra günde 10 saat karın tokluğuna çalışmak istemiyorlar, hele ki diğer insanların nasıl yaşadığını çok daha rahat bir şekilde görebildikleri böyle bir devirde. bunun adı da "şımarıklık" oluyor, "nankörlük" oluyor. bu zihniyetteki adamların yatacak yeri yok. yattığı yerden para kazanmak isteyen birinin intihar ettiğini zaten görmezsiniz. o fakir diye beğenmediğiniz, iş beğenmediğini söylediğiniz insanların çoğu türlü türlü aşağılamalara, terbiyesizliğe maruz kalarak sırf karnını doyurabilmek için türlü türlü işte çalışıyor genelde. onca sene eğitim aldıktan, belli bir alanda kendilerini geliştirdikten sonra insanca simit satabilmekten fazlasını yapmak istemeleri tuhaf mı?

bugün 4 bin lira maaş alan şanslı sayıyor kendini. bu parayla ne yapabiliyorsun sen mesela? ömür boyu çalış. ev mi alacaksın? araba mı? sabah akşam peynir ekmek yersen belki 45-50 sene sonra yaparsın işte. insanların psikolojisi bozuluyor. kimse yatmak ya da saraylar sahibi olmak derdinde değil. sadece şunu soruyor insanlar: başkaları refah içinde yüzerken ben niye bunca uğraşıma rağmen hep mücadele etmek zorunda kalıyorum? etsem ne olacak, ömrümü sırf aç kalmamak için çabalamakla mı geçireceğim?

buna diğer sorunları da ekle, dağ gibi büyüyor işte. psikolojin bozuluyor. çalışkan, mücadeleci, yırtık insanlar yerine göre günde 16 saat çalışır, gardırobun içinde uyur, tuvalette yatar vs... onlara helal olsun tamam ama bu "norm" değildir. insanlık onuruna, gururuna yakışan bir şey değildir. insanların bunu normalleştirmesi, insanlardan bunun beklenmesi şerefsizliktir. hele ki okula gitmiş, eğitim almış, 22-23 yaşına kadar dirsek çürütmüş insanların yarına çıkıp çıkamayacağını düşünmek zorunda kalması devletin ve düzenin ayıbıdır. hiçbir kimse insanca yaşayabilmek için "katma değer üretmek" zorunda olmamalı; komünizmi mabadından anlayan arkadaşlar gibi "doktorla işçinin maaşı aynı olsun" falan demiyorum ama insanlar iş bulabilmeli ve günde 8 saat çalışan her insan belli standartlara kavuşabilmelidir. oyuncak değil bu, insan. haftada 40-45 saat çalışan insanlar bir parça et yiyemiyorsa, yırtık ayakkabısını yaptıramıyorsa bunun sorumlusu o insanlar değildir. devletin görevi de bu insanlara sahip çıkmak, insanlara iş ve yaşam konusunda destek olmaktır.

robot değiliz hiçbirimiz. sen yıllarca uğraşıp bir ev yapsan, ben de seninle dalga geçer gibi gelip dinamitle patlatsam "neyse yenisini yaparım" deyip gidecek misin? hiç üzülmeyecek misin? bu ülkenin başına ne geldiyse bu garibanlığı normal bulan, hak arayana "nankör" diyen, vasatlığı ve varoşluğu yücelten anlayıştan geldi. bunu üniversite mezunu olup da iş bulamadığı için intihar eden insanlar yerine gidip patronlara anlatsanıza. onlara sorsanıza bakalım çalışanları tembel miymiş?

ulan benim annem 50 yaşında sabah akşam, gece gündüz demeden çalışıyor. bir ara temizliğe giderdi, ben masaj yapmasam ertesi gün yerinden kalkamıyordu kadın. şu kadıncağız 200 lira fazla istese "tembel" olacak, "nankör" olacak; iyi yaşayamadığı, çocuklarına gelecek sağlayamadığı için psikolojisi bozulup da intihar etse "niye simit satmamış" olacak öyle mi?

şu kapitalizmi, patronları, girişimcileri sevdiğiniz kadar sadece insanca yaşamayı arzulayan ve bunun için halihazırda haftanın 40-45 saatinden vazgeçmeyi göze almış insanları sevseniz ya lan, çok mu zor?
0
der meister
(05.01.20)
Soru saka gibi
Der meister +1
0
hindistan cevizi
(05.01.20)
@der mister o kadar güzel ve net yazmış ki ekleyecek bir şey bulamadım cevap olarak.
0
nifak tohumu
(05.01.20)
(25)

bana ingiliz dizisi önerir misiniz?

der meister
bu aralar canım o taraflardan bi' şeyler izlemek istiyor çok. sık sık the it crowd ve black books'u özlediğimi fark edip hüzünleniyorum. komedi olması şart değil ama bu iki diziyi çok sevmiştim, o yüzden bu tarzda bi' şeyler olması artı puan olur. şöyle bölümleri 20-40 dk arası, bitirmesi yıllar sür
bu aralar canım o taraflardan bi' şeyler izlemek istiyor çok. sık sık the it crowd ve black books'u özlediğimi fark edip hüzünleniyorum. komedi olması şart değil ama bu iki diziyi çok sevmiştim, o yüzden bu tarzda bi' şeyler olması artı puan olur. şöyle bölümleri 20-40 dk arası, bitirmesi yıllar sürmeyecek ama bölüm sayısı çok az da olmayan, buram buram cheeky cunt kokan esaslı bir ingiliz dizisi önerir misiniz?

peep show ve peaky blinders var aklımda, onları tavsiye eder misiniz mesela? bunun dışında "dizi yok ama film var" derseniz onlar da olur ama öncelik dizi tabii.

teşekkürler.
0
der meister
(03.01.20)
coupling
0
freebird5406_2
(03.01.20)
Dizi
Fleabag
Film
İ am Daniel Blake
0
Amaranta ursula
(03.01.20)
misfits
0
whoosie
(03.01.20)
Broadchurch
Coupling
0
kisa
(03.01.20)
Peep show'u şiddetle tavsiye ederim. İzlediğin hiçbir komedi dizisine benzemez, gerçekten efsane. Hem netflix'te vardı en son. Rahat rahat izlersin.

onun dışında şöyle sağlam tertemiz bir ingiliz polisiyesi izleyeyim dersen Luther'i tavsiye ederim.
0
philiptraum
(03.01.20)
peaky blinders tavsiye ederim.

onun dışında 2 gün önce dracula başladı. sherlock yapımcısından ona başladım. sevdim gibi ama bakalım.
0
ozdek
(03.01.20)
misfits +1

gerçek bir cheeky cunt dizisi.
0
cay koy geliyorum
(03.01.20)
fleabag cok populer. guncelden kopmamis olursun hem.
0
hot potato
(03.01.20)
Black Mirror sevdiysen Years and Years.
0
epistemic_regress
(03.01.20)
spaced
0
nothing in my way
(03.01.20)
Peep show +100
0
ravenclaw
(03.01.20)
Taboo. Tom Hardy oynuyor 18.yy ingilteresi.
0
burockbudarock
(03.01.20)
@epistemic_regress, yok mirror değil books benim sevdiğim ama black mirror da tarz itibariyle çogacayip bir şeye benziyor, onu da izlemek istiyorum.
0
🌸der meister
(03.01.20)
after life
0
archmage mahmut
(03.01.20)
office uk
gavin and stacy
0
try again fail again fail better
(03.01.20)
Peaky blinders
The crown
Wanderlust(özellikle favorim)
0
astrid
(03.01.20)
Skins
0
heritage
(03.01.20)
downton abbey
0
redskull
(03.01.20)
Spaced +1
0
kendi dugunune gitmeyen kamber
(03.01.20)
Peep Show kadar underrated baska bir dizi var midir bilmiyorum. Bence sans verin.
0
pike
(03.01.20)
Coupling eskidir how i met your mother gibidir

Peaky blinders guzeldir
0
basond
(03.01.20)
netflixte sex education'ı sevmiştim ben. Hem aşırı güzel manzaraları olan bi yerde geçiyor. British havasını alırsın sırf o evlerin olduğu mahalle sahnelerinden bile. Mizahı, karakterleri de iyiydi. Tatlış bi dizi işte.
0
nundu
(03.01.20)
nhk ni youkosu
(03.01.20)
skins ve misfits ergen dizileridir, yaş 20 üzeriyse sarmayabilir. couplings hatırladığım kadarıyla o kadar da iyi değildi. himym daha iyi mesela. peaky blinders'a fragmanında bayılmıştım fakat izlemeye başlayınca yarım saat tahammül edememiştim.

the it crowd ve black books seven insan için peep show biçilmiş kaftan. fleabag'e yeni başladım ben de, güzel duruyor fakat kulvar farklı sanki bahsettiğin ikisinden. peep show tek geçer hepsini. sex education'ı da keyifle izlemiştim. inbetweeners var bir de ki baya kalitelidir. dizinin ardından 3 filmlik serisi çekildi, son filmlerde cazibesi hafiften kaybolmuş olsa da keyifle izlettirir kendini.

idris elba'nın yazdığı ve oynadığı turn up charlie var. tek bir kategoriye sokmak mümkün değil fakat baya iyidir.

yukarıda saydıklarım ağırlıklı olarak komedi dizileri. drama olarak this is england var ki tadından yenmez. 2007'de film olarak çıkıyor, ardından 2010'dan itibaren this is england '86, '88, '90 şeklinde 3 sezonluk dizisi yayınlanıyor. defalarca izlemişimdir.

suç kategorisinde top boy var netflixte fakat dikkat et, iki ayrı yapım mevcut, ben izlemeye başladığımda son yayınlananı izlemiş, ilk seriyi, dolayısıyla başını kaçırmıştım ve fark ettiğimde baya pişmanlık hissetmiştim.

saydıklarımın hiç birisi pişman etmez.
0
kahverengi mont
(04.01.20)
Luther/idris elba
0
suser maaslarini yapan mutemet
(04.01.20)
(5)

Yurtdışına tatile gidecek olsanız nereye giderdiniz

buenas
Yılbaşından sonra vizesiz gidebileceğim Bi yere tatile gitmeyi düşünüyorum. Siz olsanız nereye gidersiniz?
Yılbaşından sonra vizesiz gidebileceğim Bi yere tatile gitmeyi düşünüyorum. Siz olsanız nereye gidersiniz?
0
buenas
(31.12.19)
Balkanlar.
0
but that was just a dream
(31.12.19)
benim canım bu ara sırbistan istiyor. imkânım olsa sırbistan, daha çok imkânım olsa genel bi' balkan turu düşünürdüm.
0
der meister
(31.12.19)
Turkiye'ye giderdim, canim bolca guzel kebap ve meze cekiyor.
0
crown
(31.12.19)
İspanya ( kız arkadasımdan dolayı ) bir diğeri ise Tayland.. Üzerine tanımam..
0
sislerrr
(31.12.19)
para varsa maldivler


para yoksa balkanlar
0
market_arabasıyla_terör_estiren_trafik_canava
(31.12.19)
(12)

yılbaşını çok abartmıyor muyuz sizcede?

baldan kaymak
sonuçta bu da bir ayın bitişi.kasım sonu yada mart sonundan farksız. sadece makul şekilde soruyorum sizce de abartmıyor muyuz? fikirlerinizi merak ettim.
sonuçta bu da bir ayın bitişi.

kasım sonu yada mart sonundan farksız. sadece makul şekilde soruyorum sizce de abartmıyor muyuz? fikirlerinizi merak ettim.
0
baldan kaymak
(31.12.19)
İnsanlar mutlu ve güzel vakitler geçirmek için böyle günleri bahane ediyor sadece, çok da abartı değil.
0
angelus
(31.12.19)
abartmıyoruz. maksat yeşillik olsun. eğlenmeye bahane işte ne güzel.
0
fezagezgini
(31.12.19)
angelus +1, sembolik önemi olan ve insanların sevdikleriyle bir araya gelip güzel vakit geçirmeye çalıştığı bir gün sadece. abartılı olan kısmı nedir, anlamıyorum. kutlayanlar da aralık ayının bitmesinin özel bir anlamı olmadığını biliyor, merak etmeyin.
0
der meister
(31.12.19)
geçen bir arkadaşın çocuğu oldu böyle sevinçli falan
dedim çok abartıyorsun sonuçta dünyadaki 7,53 milyar olaydan biri,
bir küfretti aboovvv
0
dedim dedim de kime dedim
(31.12.19)
ya insanları rahat bırakında eglensinler. bir bahane.
0
sizofren06
(31.12.19)
@angelus +250
@sizofren06 +250
0
datnet
(31.12.19)
Burada olay herkesin başına aynısının gelmesi. Mesela herkes depremi hissettiği ve kimlik fark etmeksizin etkilendiği için herkes depremi konuştu. Oysaki trafik kazasında ölme riskimiz daha yüksek. Ama herkes trafikte değil, konuşulmuyor.
Örneğim kötüyse af diliyorum. Özetleyeyim:
Büyük olmasının sebebi herkesin aynı anda bir şeyi, (bir yılı bitirmek) başarması. Tek başımıza olduğumuz bir gezegende yaşasak umursamayız mesela. Ama iki kişi olsak, muhtemelen bir şeyleri farklı yaparız. Bu da böyle, gezegende birçok ulus bunu anlamlı ya da anlamsız olarak büyüttüğünde doğal olarak herkes yapmış olmak istiyor. Sonra dünyaca kutlanıyor. Amaç moda, amaç iletişim, amaç ''biz de sizin kadar insanız'' demek. Moda bunu sağlar.
0
Etanglement
(31.12.19)
abartan biz miyiz sadece? bi avrupa ülkelerini gör. abartılsın neden kafana takıyorsun ki.
0
mikahakkinen
(31.12.19)
Sizofren ve Angelus +1 demeye geldim. Kutlamak istemeyen kutlamaz da kutlayanlara karsi sürekli bir eleştiri içinde olmak da doğru değil. İnsanların hayatlarında o kadar kötü şey varken bırakalım da böyle günlerde bahaneleri de varken eğlenip mutlu olsunlar.
0
fraise
(31.12.19)
Kimsenin abarttığı yok ? Tatil günlerinde ne yapıyorsa farklı bir şey yapmıyor insanlar. İnstagramda herkes sahte takılıyor aydınlanmasını yasayan üniversite 2. Sinif öğrencisi tespiti bunlar.
0
twq
(31.12.19)
Abartıyoruz tabi ki, abartmaya özel gün arıyoruz, şimdiden 2020 resmi tatili hesaplayan arkadaşım bile var herif bırak 2020 ye girmeyi şimdiden yılı bitirdi.
0
paramolacak
(31.12.19)
bence bu sene çok sönük, sen birde 2000'i hatırla, yada ne bileyim 1997'yi hatırla, çok değil 5 sene öncesini hatırla.

bu yıl başı için ise hissettiğim yeni bir ayı bitirdiğim ve bir yıla girdiğimin, biraz daha yaşlandığımı anladığım biraz daha mutsuz, sinirli biraz daha ruhsuz bir gün mesela, işten kaçmak için bir bahane etrafıma soruyorum onlarda benzer durumda, işte aslında yılbaşı kutlanılması demek bu hissiyattan kurtulmak biraz olsun ortama ısınmak demek aslında. dolayısı ile bence abartmıyoruz, abartamıyoruz, o seviyeye gelemedik, gelemeyeceğiz. başka şeyleri abartacağız ama.
0
selam
(31.12.19)
(21)

Kuryelere yazık değil mi?

kaptan maydanoz
Getir, banabi, glova gibi uygulamaları kullanırken eğer hava kötüyse kendimi çok kötü hissediyorum tembellik edip markete gitmiyoruz adamı ayağımıza çağırıyoruz karda kışta diye. Mesela akşam eve biraz market alışverişi yapmak istedim ama yılbaşı günü kuryeyi çağırıyoruz yazık diye vicdan yapıyorum.
Getir, banabi, glova gibi uygulamaları kullanırken eğer hava kötüyse kendimi çok kötü hissediyorum tembellik edip markete gitmiyoruz adamı ayağımıza çağırıyoruz karda kışta diye.
Mesela akşam eve biraz market alışverişi yapmak istedim ama yılbaşı günü kuryeyi çağırıyoruz yazık diye vicdan yapıyorum.

Kötü havada sipariş gelince çok üzülüyorlar mıdır :/
0
kaptan maydanoz
(31.12.19)
O bende de var. Evet onun görevi hangi şartta olursa olsun bana o ürünü getirmek için maaş alıyor ama ister istemez vicdan yapıyorum ben. O durumlarda da fazlasıyla bahşiş veririm.
0
IcedFlames
(31.12.19)
Hava kotu bile olsa acil ihtiyaclar icin siparis verilebilir bunun icin maas aliyor sonucta ama bahsisi de mutlaka verilmeli diye dusunuyorum.
0
msb
(31.12.19)
Ben kuryelerin kötü hava şartlarında çalıştıkları için çok üzüldüklerini düşünmüyorum, kötü hava şartlarında biraz gecikme olunca kendilerine ayı gibi davranan müşterilerle karşılaşınca üzülüyorlardır muhtemelen. Birkaç gün önce böyle bir durumda hava şartları nedeniyle trafik vardı ondan geçiktik özür dilerim deyince ne önemi var hocam canın sağ olsun dedim adam mutluluktan boynuma sarılacaktı nerdeyse, artık nasıl tiplerle karşılaşıyorlar da nasıl muameleye maruz kalıp bu hale geliyorlar sen düşün, yağmurdur soğuktur çok etkilemiyordur bence anlayışsızlık kırıcı oluyor.
0
angelus
(31.12.19)
Onların işi bu ve bunu bilerek o işi kabul ediyorlar. Ona göre giyiniyorlar, hazırlık yapıyorlar. Bence kendinize dert etmeyin, fazla duygusal bakıyorsunuz olaya :)
Ayrıca kurye piyasası var, bunlar nazlı ve iyi paralara çalışan adamlar. Öyle asgari ücrete çalışanını bulmak mümkün değildir. En azından İstanbul'da durum bu.
Bir de hayatta kolay iş yok.
Hepimiz gerçekten çok zor şartlarda para kazanıyoruz.
Ya insanların, yöneticilerin, patronun ağız kokusunu çekiyoruz akşama kadar ya da hava koşulları ile, trafikle mücadele ediyoruz.
Ne bileyim hepimizin hayatında çeşitli zorluklar var.
Onların yaptığı işin zor tarafı da bu.
Başka birşey yok.
0
yesil basli govel santor
(31.12.19)
İşte bu yüzden kötü havalarda ve tatil günlerinde sipariş getiren olursa bahşişi kapıyor. Hem kendi vicdanımızı hem de onların moralini bir nebze de olsun düzeltiyor.
0
kimlanbu
(31.12.19)
şöyle düşün o app olmasa ve sen olmasan adam işsiz kalacak.
0
dedim dedim de kime dedim
(31.12.19)
Hiç bahşiş vermeyen bir tek ben miyim? Gerçi öğrenci olduğum için söz konusu olamaz ama ben de teşekkür edip hızlıca alıyorum paketi mahçup hissettiğim için. Mesleğini icra etmesinden ziyade herkesin bahşiş verme kültürü olması ve bir tek benim bahşiş vermiyor olma suçluluk duygusu mahcubiyete neden oluyor
0
siyah giyen adam
(31.12.19)
glovo'nun hava kötüyken aldığı ekstra bir ücret var, o işime geliyor.
o yüzden genelde yemeksepeti'nden ya da restoranın kendisinden değil de, glovo'dan sipariş veriyorum hava kötüyken.

diğer yandan, çok duygusal bakmamak lazım muhtemelen.
insan üzülmeden edemiyor tabii, ama bu durumda her kış 2-3 ay çalışmamaları falan lazım.
onların çalışmaması restoranlara ve glovo tarzı uygulamalara da yansır.

hatta diğer yönden düşününce, asıl bu havalarda işe yarıyor bu uygulamalar.
hava güzelken herkes çıkıp alışverişini yapar istese.
ama bu havada "ya isteyeyim gitsin" demek daha kolay oluyor.
0
blatta hiberna
(31.12.19)
140 journos bu konuda belgesel çekmişti
youtu.be
0
freebird5406_2
(31.12.19)
zor şartlarda çalışıyorlar ama bu da onların ekmek teknesi
ben mutlaka bahşiş veriyorum
0
superb
(31.12.19)
asansörsüz eski bina dolu semtte damacana kuryesi değilse o kadar da yazık değil arkadaşlar.

birincisi, adamın bir yeteneği özelliği olsa yapabileceği daha iyi bir iş bulur onu yapar. Siz paket siparişten vazgeçtiğinizde bu arkadaşlar uzun vadede işsiz kalır. merak edenler için yazayım çöpü yere atmazsak çöpçüler işsiz kalır diyen dayı ile akrabalığım yok.

ikincisi, aslında o kadar da eziyetli bir iş yapmıyorlar. Sipariş için sıraları var, 100 siparişi yüklenip sabahtan akşama paket gezdirmiyorlar, verilen 2-3 paketi yarım saat içinde teslim edip dönüyorlar. Pazarcı esnafı, ispark biletçisi, türlü seyyar satıcı, polis/asker ve belediye temizlikçileri çok daha fazla bu soğuğa yağmura maruz kalıyorlar, onlara kıyasla oldukça iyi durumdalar.

son olarak şunu yazayım, kaşar paketçiler bu soğuk işini avantaja çevirip daha çok bahşiş toplayacakları taktikler geliştiriyorlar ve iyi semtte iyi iş yapan bir paketçi çok güzel paralar kazanabiliyor.

üzülecek bir şey yok yani, rahat olun.
0
kambek
(31.12.19)
Adamın işi bu ve bu iş karşılığında maaşını alıyor. Bu şartları kabul ederek giriyor işe. O yüzden bahşiş vermeye karşıyım.
0
ruhen hastayim ben
(31.12.19)
aşağı yukarı her kurye çıktığı iş başına ekstra para alıyor; sadece kuru maaş değil yani.
0
redlinetheturk
(31.12.19)
dün yürüyerek getirdi bir kurye,15 dakikalık yol. Yağmur da vardı, bir de kurye kadındı. baya üzüldüm, bahşiş versen dert, vermesen dert...bilsem sipariş vermezdim.
0
passion rules the game
(31.12.19)
Bende arada vicdan yapıyorum ama uygulamayı kullanmasan kurye çalışmayacak. Adam işsiz kalacak veya işletme çalışmayacak. Onun yerine bahşiş olmasa bile geç getirdi diye kızmamak lazım diye düşünüyorum. Teşekkür etseniz güzel bir davranış.
0
Topalordek
(31.12.19)
Mutlaka bahşiş veririm kuryeye, normal zamanda 3-5 bozukluk ne varsa, ama yağmurlu ve zor hava şartlarında 10 liraya kadar çıkarım.

1 lira bile olsa bahşiş verin, her gittiği sipariş 1 lira verse seve seve yapar işini.
0
John Bloor
(31.12.19)
yağış olduğu zamanlar çok acil bir ihtiyaç değilse eğer sipariş vermiyorum. çok lazımsa yağmurun dinmesini bekliyorum ondan sonra veriyorum.
0
outis2
(31.12.19)
böyle durumlarda ben de üzülüyorum ama bahşiş veriyorum. "bahşiş vermiyorum" diyene saygım var, kimsenin cebindeki parayı yönetecek değilim ama "işini yapana bahşiş vermek saçma" zihniyetini anlamıyorum. arkadaşlar, dünya o kadar adil ve güzel bir yer değil maalesef. maaş veriyorlar da az veriyorlar işte. adam belki günde 10 saat trafiğin içinde sürekli baskı altında motor kullanıyor, günde üç tane hata yapsa belki 10 saatini boşuna çalışmış olacak. gün içinde hem trafikte hem de gittikleri yerlerde bir sürü aptal saptal tiple karşılaşıyorlar, sürekli azar işitiyorlar. klasik tabirle "herkes 1 lira verse" bu insanlar maruz kaldıkları terbiyesizliğe karşı en azından daha fazla kazanç elde etmiş, hiç değilse "bunca boka püsüre katlanıyoruz ama hiç değilse elimize güzel para geçiyor" demiş olurlar.

"eee madenciler de zor şartlarda çalışıyor, onlara da bahşiş verelim!1!!" diyorlar böyle deyince... dünyadaki her şeyi, tüm kötü koşulları tek başınıza bir anda değiştiremeyebilirsiniz. bu yüzden yapabileceklerinizden geri durmak zorunda mısınız? evet siz devrim yapmayacaksınız, evet sizin bahşişleriniz dünya kuryelerinin hayatını güzelleştirmeyecek ama tek bir insan için dahi adım atmış olmak, atmamaya kıyasla daha güzel değil mi?

o yüzden ben kendi gtünde donu olmayan bir öğrenci olmama rağmen son 20 liramla 15 liralık sipariş veriyorsam dahi 1-2 lira bahşiş vermeye çalışıyorum, "siparişin üstüne 2 lira daha ekleyemeyeceksen sipariş verecek paran yoktur, dışarıdan söyleme o zaman" diye düşünüyorum. "ayranı yok içmeye, atla gider sçmaya" durumu biraz ama olsun, hiç gocunmuyorum şahsen, kendi adıma doğru olanı yaptığıma inanıyorum.

neyse, çok gaza geldim, bu konu üzerine manifesto yazmanın lüzumu yok, uzatmayayım. kısacası o kuryeler siz sipariş vermeseniz başka yere gidecekler, maalesef yapılacak fazla bir şey yok. angelus'un da değindiği üzere kendilerine iyi davranarak, saygı göstererek, küçük de bir bahşiş vererek sanırım imkân ölçüsünde en iyisini yapmış oluruz.

"bunlar vicdan rahatlatmaya yönelik ucuz hareketler" diyen varsa da kalksın devrimini yapsın o zaman, arkasından yürümeyen şerefsizdir.
0
der meister
(31.12.19)
yazık değil. sadece sen onlara insan gibi davran aşağılama. adamın işi o. bahşiş konusundada biraz cimriyimdir :)
0
sizofren06
(31.12.19)
kötü hissetmenize gerek yok çünkü bu onların işi. bazı şirketler sipariş başına prim de veriyor merak etmeyin. eğer içiniz rahat etmeyecekse bahşiş verebilirsiniz.
0
false pretension
(31.12.19)
Dilenciye para vermem ama her gelen kuryeye 5 lira fix bahşiş verir ayağına sağlık derim. ben de kendimi kötü hissediyorum bazen. ne yapalım hayat böyle işte.
0
panamera
(31.12.19)
(8)

Yılbaşı gecesi özel bir şey yapmama adeti olanlar

damladamla
Bunu söyleyince niye şaşırıyor insanlar
Bunu söyleyince niye şaşırıyor insanlar
0
damladamla
(30.12.19)
Valla son 5 senedir saat 12 yı bile bulmadan uyuyorum, ne dışarıya çıkıyorum ne yılbaşı ağacı ne de hediye. Millet aylak olduğu için seviyor böyle şeyleri, 365 gün özel gün koysunlar sektirmezler alışveriş yaparlar sağa sola giderler öyle bi yığın var
0
paramolacak
(30.12.19)
ya kim şaşırıyor allah aşkına? ben şu "yılbaşı gecesi hiçbir şey yapmıyorum" veya "partilerden nefret ederim" insanlarını anlamıyorum. inan şu yaşıma kadar kimseye "ooo gece hayatı sevilmez mi ya" veya "ne demek yılbaşını kutlamıyorum?!" dendiğine şahit olmadım, kaldı ki belli bir yaşa kadar geceleri ne dışarı çıktım ne de yılbaşı kutladım. yanlış anlamayın, kusura bakmayın ama bu tavır bana biraz komik geliyor. hiçbir şey yapmak, kimseye herhangi bir şey ispatlamak zorunda değilsiniz. belki kendinizi özel hissetmek istiyorsunuz, bilmiyorum ama üzgünüm: inanın yılbaşı gecesi hiçbir şey yapmamak yahut parti sevmemek vs. son derece sıradan ve aklı başında insanların hiçbir önem atfetmeyeceği normal şeyler. bunun üzerinden kimlik geliştirmeye çalışmak anlamsız.

kişisel algılamayın bu arada, genel konuşuyorum aslında. çünkü bu tarz davranışları çok sık görüyorum. şey tribi var mesela, "partilemek mi?!?! evde kitap okumayı tercih ederim..." ya ne alaka birader, bunlar birbirinin zıttı şeyler değil ki? parti sevmeyebilirsin. tarzın değildir, gitmezsin, eyvallah. kime neyi ispatlamaya çalışıyorsun ki yani? ben biraz bu tavra benzettim duyuruyu, ondan şeettim.

yılbaşı gecesi bir şey yapmamak gayet normal. "özel bir şey" yapanların da büyük bölümü yeni yılı kutlamak bahanesiyle sevdikleri insanlarla bir araya gelip keyifli bir akşam geçirmeye çalışıyorlar işte, abartacak bir şey yok. ha yapmışsın, ha yapmamışsın. ikisi de normal.
0
der meister
(30.12.19)
ben mesela,

ozel anlamlar yuklemiyorum, bu gece nasil geciyorsa ve ne yapiyorsam yarin da aynisi ya da benzeri olacak

ha izlerken beyin gerektirmeyen iki program izlerim bir de iki mandalina soyarim o kadar
0
exlibris
(30.12.19)
yılbaşında 80'lik ninem patlamış mısır yiyip oryantal oynarken 25'lik gençlerin depresyon stayla takılmalarını ben de anlamıyorum kusura bakmayın.
0
heidi'nin dedesi
(30.12.19)
Der meister+1 kelimesi kelimesine
0
astrid
(30.12.19)
Ben senelerdir dışarı çıkmam yılbaşında. Neden ? Bütün mekanlar ağzına kadar dolu, konforlu bir yılbaşı gerçirmek için uygun değiller, hepsi olduğundan daha pahalı.

Esas sıkıntı normalde içen içmeyen herkes dışarda, yılbaşı diye a** g*** dağıtan çok fazla kişi oluyor ve kavgaya karışmasan bile kavga geliyor seni buluyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde çok fazla olay oluyor. Trafik, mekanlar, sokaklar her yer içmeyi bilmeyen sarhoş dolu.

O yüzden böyle günlerde dışarı çıkmamayı tercih ediyorum. Bu yılbaşı da planım yoktu, arkadaş davet etti sağolsun. Çoluğu çocuğu kapıp 3 aile birlikte kutlayacağız. 2 şişe viski 2 kasa bira, 1 şişe de rakı var. Sarhoş olacaksam da güvenli bir ortamda sarhoş olacağım.

Davet olmasaydı evde aile ile birlikte yemek yiyip bir film izler yatardım muhtemelen.

Çevremde de yadırgayan insan görmedim. Yaş aralığı 18-25 arasıdır, öğrenci tayfası belki yadırgar ama işinde gücünde birisi dinlenmek için fırsat olarak bile görür, vurur kafayı yatar.
0
kimlanbu
(31.12.19)
şaşırmış gibi yapıp kendilerini özel göstermeye çalışıyorlar olabilir.
0
Sonsuzluk ve Bir Gün
(31.12.19)
benim bu..her geçen sene anlamsızlaştı.

aslında gülmek eğlenmek güzel bir şey de..

daha 1, 2 ay öncesinden "yılbaşında ne yapacaksın? yıl başında ne yapıyoruz? yılbaşında böyle yapıcam, şöyle yapıcam" insanlarınından gına gelmesi nedeniyle --->

kein Plan.
0
AlsterWasser
(31.12.19)
(12)

2019 yılı nasıl geçti?

rock n roll
Selam herkese. Geride bırakmak üzere olduğumuz yıl nasıl geçti sizler için? Bu arada yeni yılda neler yapmak istiyorsunuz, hedefleriniz neler? Belki ben de feyz alırım sizlerden. Yeni yılınızı şimdiden kutluyorum.
Selam herkese. Geride bırakmak üzere olduğumuz yıl nasıl geçti sizler için? Bu arada yeni yılda neler yapmak istiyorsunuz, hedefleriniz neler? Belki ben de feyz alırım sizlerden. Yeni yılınızı şimdiden kutluyorum.
0
rock n roll
(30.12.19)
2019'un ilk yarısı bombaydı, ikinci yarısı içimden geçti. 2020'den beklentiler tavan. iyi seneler.
0
datnet
(30.12.19)
2019'a bana yazan bir kızla birlikte girmiştim, ilk date'imiz idi. Başlarda aşktan gözüm kör iken bayağı iyi geçti ama sonrasında pişman oldum maalesef. Arkadaş kalmaya çalıştım ama sürekli sorunlar çıkardı bitmek zorunda kaldı.

Birkaç ay sonra hayatımın aşkını buldum diyordum, karşılıklı cümlelerimizi tamamlıyorduk vs. 2 gün önce bitti maalesef. Yine de bayağı medeni ayrıldık, kendimle gurur duyuyorum. Karar verdikten sonra birkaç saat oturup konuştuk, bir süre yürüyüp karşılıklı teşekkürleştik ve vedalaştık. Yine de ilk kez biri benden ayrıldı hayatımda ve resmen ölümlülüğün farkına varan insan gibi oldum daha yeni çıkıyorum şoktan.

Onun dışında birkaç ay saçma bir işte çalıştıktan sonra artık şans diyeceğim sanırım ama mükemmel bir işe başladım. Kariyer planlarım en az bir 10 senelik ilerlemiş oldu birkaç ayda. Umarım herkes böyle şanslar yakalar.

Yeni yılda tek yapmak istediğim sosyal kaygımı yenebilmek. Yavaştan yavaştan başladım ama kendime inanıyorum 2020'de bunu aşacağım.

Mutlu yıllar herkese!
0
aguen
(30.12.19)
Şubat ortalarında okul bitti. Biraz boşluğa düştüm. Bir süre iş aradım. Sonra istediğim gibi bir iş denk gelmediğinden ales çalışayım bari dedim. Bu arada 6 ay kadar düzenli spor da yaptım. Yüksek lisansa başladım tam derslere giderken mantıklı bir teklif geldi. Onun koşturmacaları başladı ve dersler ilk dönem kaldı. Şimdi şimdi rutine bindirdim sayılır. İkinci dönem devam ederim diye düşünüyorum. Tıpkı diğer yıllar gibi inişli, çıkışlı, üzüntülü, sevinçli bir yıl oldu. Hayatımın yeni evrelerini görme fırsatım oldu.

Yeni yılda eğer bileğimdeki sakatlık geçerse tekrar düzenli spor yapmak istiyorum. İş konusunda gelişmek istiyorum. Belki askere giderim. Çok uzun vadeli plan yapmak bana göre değil. Teşekkürler senin de yeni yılın kutlu olsun.
0
mekaniker
(30.12.19)
2016-2018 çok kötüydü, 2019'da toparlandım, genel olarak güzel geçti. İş açısından oldukça iyiydi. Araba kullanmayı bile öğrendim. Aşkı bulmaya yaklaşmıştım ama olmadı, 2020'de o da olur umarım, bir eksik o kaldı :) ha bir de bol gezeceğim.
Senin de yeni yılın kutlu olsun ^^
0
pati
(30.12.19)
hayatımın arka fonunu oluşturan gelecek kaygısı, geçim sıkıntısı ve sağlık sorunları gibi faktörlere rağmen benim açımdan fena geçmedi bu yıl. ilk yarısı daha keyifli ve güzeldi. ikinci yarısında ekonomik olarak ciddi anlamda zorlanmaya başladım. en yakın arkadaşımın şehirden ayrılmasıyla birlikte çok daha yalnız hisseder oldum. yine de fena değildi açıkçası, uzun vadede gülümseyerek ve güzel hatırlayacağım şeylerin sayısı kötülere kıyasla daha fazla.

2019 zaten pek bi' şey beklediğim bir yıl değildi işin açığı. hazırlığı da sayarsak 5 yıllık üniversite macerasını yarıladım sayılır. tam ortada, fazlasıyla sıradan, ne yeni başlamış olmanın büyüsünü ne de sona yaklaşmanın endişesini taşıyan bir yıldı benim açımdan. sıradan, düz, rutin... ne dersen. şikayetçiyim diyemem. yalnız yeni yıla giriş açısından hayatımın en kötü yılı 2019 olacak. muhafazakar ailede büyüdüm, bizde böyle şeyler kutlanmazdı. ona rağmen o dönemlerde yaşadıklarım ve hissettiklerim bile daha civcivliydi. yarın gece ciddi anlamda HİÇBİR ŞEY yap(a)mayacağım. en azından içerim diyordum, param yok. arkadaşım yok. yani var aslında ama onlarla bir şey yapmak istemiyorum, zaten onların da böyle bir isteği olduğunu zannetmiyorum. öylece odamda oturacağım, dizi-film izlerim belki. herhalde kuruyemiş ve kola bile almayacağım. öyle yapayalnız, bomboş... hiç böyle olmamıştı. hemen her yıl ya ailem ya arkadaşlarım olurdu yanımda. sevgilim ya da. bu sefer kimse yok. tuhaf geliyor biraz.

***

yeni yılda sağlığıma kavuşmak, 75-100 arası kitap okuyabilmek, okul performansımı ciddi ölçüde etkilemeyecek ve bana biraz olsun insanca yaşama hakkı tanıyacak bir iş bulabilmek, erasmus sınavını kazanarak 2021'i mümkünse letonya'da karşılayabilmek istiyorum. büyük beklentilerim yok, daha ziyade uzun vadede işleri yoluna koyabilmek adına küçük adımlar attığım bir yıl olmasını bekliyor/temenni ediyorum.

herkesin yeni yılını ENİŞTEN dileklerimle kutlarım.
0
der meister
(30.12.19)
iş sağlık aşk. her anlamda berbat geçti. 2020den umutluyum :)
0
dafuq
(30.12.19)
2019 her anlamda hayatımın en kötü yılıydı.

Büyük bir sağlık sorunu yaşadım, uzun süreli ilişkim çok kötü bir şekilde bitti, kendimden beklemediğim şeyler yaptım, severek yaptığım işten nefret edecek duruma geldim, bıraktım. Çok zorlandım ama çok şey de öğrendim aynı zamanda.

Bu yıl yeterince mutsuz olduğuma karar vermiş olacak ki gider ayak hiç beklemediğim şirinlikler yaptı bana :) mutlu, heyecanlı ve umutlu giriyorum 2020'ye, her alanda ilerlemenin yılı olur umarım benim için ^^

Mutlu yıllar herkese :)
0
anneboleyn
(30.12.19)
güzel başladı, ama çok kötü bitti. her geçen yılla ben daha da tükeniyorum.
0
denizgonen
(30.12.19)
Dönüm noktaları ile kırılma anlarının bir hayli fazla olduğu ve haliyle önem taşıdığı, iyisiyle kötüsüyle, inişli çıkışlı, ilkleri yaşadığım, mutlulukları tattığım dönemler gibi, en karanlık, en depresif ruh hali içerisine girdiğim dönemler de oldu.

- Yamaç Paraşütü yaptım.
- Yaşça bana yakın olan bir bayanı sosyal etkinliğe çağırdım. İlk defa yaşça bana yakın olan karşı cinsle organize ettiğim kültür sanat gerçekleştirdim.
- Ekim ve kasım ayı hayatımın en rutinli dönemi oldu. Haftada 3-4 gün spor, 2 gün ingilizce speaking. 8 Haftasonun 6'sinde sinema ve tiyatro.

- Ağustos ayında depresif, bunalımlı ve epey karanlık geçti.
0
put it in your appropriate place
(30.12.19)
İnişli çıkışlı.
Yılın başında yeni bir iş yerinde çalışmaya başladım. Çok rahattı çalışma ortamı. Evi de taşıdım. Çok sevdiğim bir muhitte yaşıyorum. Ancak verilen sözler tutulmadığı için işten ayrılma kararı aldım. Global bir şirkete %60 maaş artışı ile geçtim. Şu an aşırı mutsuzum. İş bakıyorum ama bu seviyede bir şirkette bu seviyede maaş bulmak çok zor.
0
himmet dayi
(31.12.19)
İlk yarısı güzeldi. Eylül-Ekimden sonrası çok kötü ve yıpratıcı. Kötü bitiyor. İlkler, dönüm noktaları vs, hayatımın en önemli senesi olabilir.
0
aquarium
(31.12.19)
çocukluğumun en büyük travmalarından birine dair atlattım ve geçmişte bıraktım sandığım hiçbir şeyi atlatamadığımın çok acı bir şekilde farkına vardım. bu farkındalıkla hayatıma devam ediyorum ve geçmişte o durumla başa çıkışımın üzerine kurduğum her şeyi yeniden öğreniyorum. bu açıdan çok zorlayıcı oldu, ergenlikte bıraktım sandığım bazı huylarım falan geri geldi çünkü. millet 2020'ye giriyor, ben 2002'ye sanki, o kadar geriye gittim. neyse önce afalladım ama yavaş yavaş toparlıyorum bence.

mutluluğu, sağlığı, parayı huzuru geçiyorum, bunlar zaten olmazsa olmaz. 2020'de kendime daha şefkatli davranmayı planlıyorum, kontrol edemediğim şeyleri oluruna bırakmayı öğrensem daha ne isterim bu hayattan. yeni yılınız kutlu olsun sevgili duyuru.
0
evde liyakat kalmamis
(31.12.19)
(11)

bu erkekler niye böyle?

oldubitti
ben bu erkekleri anlamıyorum. adamın biri yazıyor ben cevap veriyorum geri yazmıyor. 3 gün arazi oluyor sonra tekrar hortluyor hop baştan aynı masal. artık umursamadım bıraktım. birine ben yazıyorum iyi hoş muhabbet ama bu da mesajı cevapsız bırakıyor. hayır yani ben yazmayınca o da yazmasa takmıyor
ben bu erkekleri anlamıyorum. adamın biri yazıyor ben cevap veriyorum geri yazmıyor. 3 gün arazi oluyor sonra tekrar hortluyor hop baştan aynı masal. artık umursamadım bıraktım. birine ben yazıyorum iyi hoş muhabbet ama bu da mesajı cevapsız bırakıyor. hayır yani ben yazmayınca o da yazmasa takmıyor diyeceğim. adam kendi yazınca bile cevabımdan sonra devam ettirmiyor konuşmayı. hadi dedim olur. belki mesaj yazmayı sevmiyor ama adam buluşma işine de mırın kırın ediyor. yok başım öyle, yok kıçım şöyle.

niye böyle yapıyor bunlar, dertleri ne anlamıyorum. hoşlanmadıysan, görüşmek istemiyorsan söyle işte. daha ne mesaj atıyorsun? bir de kadınlara laf ederler yok taktik kasıyorlar yok bilmem ne. art arda böyle vakalar canımı sıktı. artık başımı ağrıttı bu işler.
0
oldubitti
(30.12.19)
yas 13 falan mi? yoksa hala "erkekler", "kadinlar" diye genelleme yapmak pek normal degil. begenmemisler demek ki seni, o kadar dusunmeye degecek bir sey degil, baskasiyla konus sen de.
0
der meister
(30.12.19)
erkeklerin %21.77 si skor peşinde koşar. o ara başka gol atıyordur yazmamıştır.
0
potsdamer
(30.12.19)
yeterince güzel değilsin. daha güzeller ile ilgilenirken seni yedekte tutuyorlar.
0
dafuq
(30.12.19)
benzeri kelimeleri kadınlar içinde kullanabiliriz. bana da bazen böyleleri denk geliyor. bazıları öylesine, amaçsızlar sanırım.
0
scudman1
(30.12.19)
o zaman sen de açık oyna, böylece ellerinden bu imkanı almış olursun. beni istiyor musun diye sor, hayır derse o zaman ne istiyorsun ne diye sor, evet derse o zaman gel beni al böyle vakit kaybetmeyelim dersin, so simpıl.
0
bezgin adam
(30.12.19)
kadınlar daha çok yapıyor bunu. hatta ne 3 günü, hiç yazmıyor:)
0
nothing in my way
(30.12.19)
muhtemelen yedeklerdesin. yoklukta gideri var derler ya. yokluk icin el altında saklıyor denir buna.
dert etme hepimiz bazen birilerinin yedekleriyizdir.
0
prizmatik
(30.12.19)
youtu.be

Matthew Hussey'in ve diğer arkadaşların da dediği gibi, bazi erkekler programlarındaki boşlukları dolduruyor. Ilgi hala duruyor mu acaba diye bi yoklayıp ego tatmini yapıyorlar. Istedikleri ilgiyi göstermeyin, zaten bir daha yazmazlar.
0
Olive
(30.12.19)
sizin gibileri kaldı mı ya :) lütfen yılmayın devam edin.
0
zencipanda
(30.12.19)
erkek olarak cevap vereyim, yukaridakilerin cogu hakli, biraz bos muhabbet, biraz yedekleme, biraz ya duserse mantigi.. bunu cok iyi anliyorumda, aynisinin kadin versiyonu şu an başimda, onun icin bir baslik aciyorum simdi ve cevaplarinizi bekliyorum, başligini biraz calabilir miyim?:)
0
alttaraf
(30.12.19)
Yedekte bir sürü kadını tutuyordur, sizinle konuşmadığı süreçte onlarla konuşuyordur, başka ne olacak. Var böyle insanlar.
0
stoa
(30.12.19)
(18)

İkili ilişkilerde ilk adımın kadından gelmesi

Cookie
Beyler sorum size; ikili ilişkilerde ilk adımın kadından gelmesi eksi puan mıdır?Çok fazla etkilendiğim bir adama hoşlandığımı irite etmeden nasıl belli edebilirim? Ya da etmeyeyim mi?
Beyler sorum size; ikili ilişkilerde ilk adımın kadından gelmesi eksi puan mıdır?Çok fazla etkilendiğim bir adama hoşlandığımı irite etmeden nasıl belli edebilirim? Ya da etmeyeyim mi?
0
Cookie
(30.12.19)
x'te kızlar teklif ediyormuş kalıbından bir ütopya gibi bahsedildiğine göre bunun son derece iyi bir şey olduğu yönünde genelleme yapabiliriz gibime geliyor.

kaldı ki cinsiyet farketmeksizin ilk adımı atabilmek saygıyı hak edecek bir davranış.
0
onemoremile
(30.12.19)
Direk gidip söyle üzerinde çok da kafa yormaya değmez.
0
uzunincemalbrodayim
(30.12.19)
Bu karşındaki kişinin seni beğenip beğenmemesiyle alakalı aslında. Önce ya da sonra söylemen olayı pek etkilemeyecektir. Eğer karşılığı varsa oh be dedirtir, yoksa al başına belayı dedirtir.
0
filipis
(30.12.19)
Bizim millet biraz gariptir. Kız için ölür biteriz, “ah keşke” deriz. Kızdan ilk adım gelirse “yollu bu yollu” deriz..

Not: bir erkek...
0
silah taciri
(30.12.19)
Bir kadın olarak bunu özgüvenli buluyorum. Arkadaş araya sokmak ne kadar ezikçe geliyorsa bu da o kadar hoş geliyor. Bir kadın ya da bir erkek bana gelip beğendiğini söylese çok hoşuma gider.
0
tessera
(30.12.19)
karşındaki erkek malsa eksi puandır.

ben bayılırım. çok hoşuma gider.

hiç de öyle yollu falan demem. böyle bir toplumda ilk adımı atabilen kadın cesur ve gerçek bir kadındır.
0
tabudeviren
(30.12.19)
yahu niye eksi puan olsun. merhaba dersiniz ve olaylar gelişir.
0
calucifer
(30.12.19)
eksi puandır evet bir şey istiyorsan asla söyleme karşıdaki telepati yoluyla anlasın.

anlamıyorsa zaten o erkek seni taşıyamaz.
0
inekadam
(30.12.19)
benim için artı puandır. diğer kadınlar gibi kıvırmadan, millete uymadan içinden geldiği gibi hareket ettiğini düşünürüm
0
gazozailacatmauzmani
(30.12.19)
maalesef öyledir. kaçan kovalanıyor. bir de erkek havalanınca çok pis bir psikolojiye bürünür.
0
Jesus Christ
(30.12.19)
benim gözümde eksi puandır. kadın çok hoşlanıyorsa erkeğin adım atmasına en fazla önayak olmalı. erkek zaten çok rahat anlar. kadın olsam ve amacım erkeğe adım atmak olsa en fazla bir tiyatroya ya da bir etkinliğe davet ederim.
0
hep mutlu olmak istedim
(30.12.19)
Ben tanışmak istediğimi belirten bir mesaj atmıştım, numarasını bulup.yazmasaydım, hep bi keşke kalırdı içimde.hoşlanıyorsanız belli edin, konuşmaya çalışın.herşeyin erkekten beklenmesine karşıyım.
0
astrid
(30.12.19)
ben fazla çekingen ve sayko bir adam olduğum için sanırım sadece bir ya da iki kez "hoşlanıyorum" diyebildim hayatım boyunca. diğer tüm durumlarda karşı taraf açıldı. bunu hiç garipsemedim, nahoş bulmadım. aksine çok takdir edip mutlu oldum, benim şahsi fikrim ve yaşam görüşümce bu hiç anormal bir durum değil; hatta bu tarz "delikanlı" kadınları daha çekici buluyorum.

ha başkası vardır işte "yollu" der, gtü kalkar, bi' şeyler olur... öyleleri de var. adamına bağlı işte. ben kendim adına konuşuyorum sadece. "senden hoşlanıyorum" cümlesi yüzünden gtü kalkacak, karşı tarafa yollu diyecek bir tiple birlikte olmamak ne kaybettirir insana, onu da düşünmek lazım. bence yardır gitsin. şu sözüne saygı duyamayacak, bu yüzden gtü başı ayrı oynayacak biriyse en azından vakit kaybetmemiş olursun. hoşlandığını söyleyemediğin biriyle ne yaşamayı bekliyorsun ki? git belli et, cesaretin varsa açık açık konuş.
0
der meister
(30.12.19)
astrid Telefon numarası var, evet çok fazla etkilendim, fiziksel ve de ruhsal bir etkileşim oldu hayatımda ilk kez. Günlerdir düşünüyorum. Peşinden koş diyor bir tarafım, diğer taraftan da biri olup olmadığını bilmiyorum. Eğer öyleyse; bana olan saygısını yitirmesini istemem.
0
🌸Cookie
(30.12.19)
Eksi puan mı bilmem ama bana göre doğru bir taktik değil çünkü (genelleyerek söylüyorum) kadınlar istemiyorsa reddederken erkekler reddetmez ve bu noktada kadın zaten baştan duyguyla teklif ettiği için kalkansız kalır. Geleneksel olarak erkeklerin teklif etmesi bu sebeple anlamlı. Her adete sırf adet olduğu için karşı olmamak lazım. Önayak olursun, sinyal verirsin, olmuyorsa zaten olmayacak iştir gidip açıkça teklif etmezsin.
0
osssy
(30.12.19)
@cookie denemeden asla bilemezsin.ayrıca niye saygısını yitirsin ki, cesaretli olman saygı duyulacak birşey bence.
0
astrid
(30.12.19)
burada işin kötüsü, erkek tarafı aslında ilgilenmese bile nasılsa kısmet ayağıma gelmiş biraz skor yaparım sonra kaçarım diye düşünebilir.
0
prizmatik
(30.12.19)
Sorunuz erkeklere, ancak bu cevap bir bayandan olsun:) Biraz evvel bir paylaşımda bulundum, yaşasın acemilik diye. Dünya döner mi bizim için de? dedim. Bazı arkadaşlar siz döndürün, dedi. Beraber döndürelim şu dünyayı, ne dersiniz? Şu kelebekler hala uçuşuyorken. Dilek tutmalardan, dile dökmelere geçelim. Dön be dünya :)
0
İnanç
(01.01.20)
(10)

İnstada neden bütün bilindik hesaplar bizim arabayı övüyor

condom kurşunu
Yani bi olumsuz yorum bi fabrika nerde vs gibi yprum görmedim alayı şöyle müthiş böyle müthiş havasında. Hepsi cebini doldurmuş herhalde. Akepe çalışıyor maşallah
Yani bi olumsuz yorum bi fabrika nerde vs gibi yprum görmedim alayı şöyle müthiş böyle müthiş havasında. Hepsi cebini doldurmuş herhalde. Akepe çalışıyor maşallah
0
condom kurşunu
(27.12.19)
tasarımı iyi çünkü. konsepti italyan firma yapmış. anladığım kadarıyla ortada ne fabrika var ne türk malı bi ürün var. yani şuan eleştirecek bişey yok. ortada bişey yok çünkü.
0
sttc
(27.12.19)
şu an olumsuz yorum yapanı fena fişlerler bende mesela burda yerin dibine soktum ama firma sayfasından övdüm de övdüm
0
dedim dedim de kime dedim
(27.12.19)
olumsuz yorum yapan linç yer şu an. ya da para almışlardır.
0
jelly bear
(27.12.19)
milyon takipçili "sözde" mizah sayfalarının çoğunu takip ediyorum arkadaşlar arada bi' şeyler gönderdiği için. genel kalite inanılmaz düşük. reklamlar falan akıllara zarar. şu "how can i get to taksim" videosuyla meşhur olan dayı var ya mesela... "o dayının hayat hikayesini paylaştık!11!" diye başka sayfanın reklamını yapıyorlar veya "x ile y ünlüsü birbirine girdi, videosu hesabımızda" diyorlar vs... gördükçe kusasım geliyor, gerçekten 6 yaş seviyesi yani, fazlası değil. haliyle pek bir şey beklememek lazım. kitlenin iq'su tek haneli falan siyasi görüşünden bağımsız olarak. böyle bomboş içerikler üreten, tek derdi kendisi gibi aptallar sayesinde para götürmek olan yerlerin tepkilerine şaşırmamak lazım. konya'da uzay üssümüz var desen onu da paylaşırlar. amacı etkileşim yaratmak çünkü, inansın ya da inanmasın, türk bayrağıyla paylaşıp prim yapabiliyorsa yapacaktır.
0
der meister
(27.12.19)
twitter da aynı. fenomenlere basmışlar virali.
0
nrmnm
(27.12.19)
reklam. herkes ekmeğinde.
0
anarsika
(28.12.19)
Yanlış hesapları takip ediyor olabilir misiniz?

twitter.com

twitter.com
0
Mirket
(28.12.19)
su anda gozuken pininfarina elindeki birkac konsepti hafif degisiklikler yaparak bize gecirmis. bunun birkac sene onceki saab fiyaskosuna donusmesi olasi ama bir sans vermek lazim. gommek icin erken, benim de 500bin takipcili bir hesabim olsaydi ilk etapta gommeye calismazdim..
0
cooperr
(28.12.19)
ulkemize ciddi hir katki yapma ihtimali olan bir girişime şu aşamada gömmeye calişmak karaktersizlik olur, o yüzden. Herkes biliyor aslinda henuz bir fabrika olmadigini vs. İyi bir şeyler yapılmaya çalışılıyor, bunlara takos olmak, kötülemek yanlıştır. İnşallah tamamına erer bu proje.
0
The_Lollok
(28.12.19)
Reklam kokan hareketler. Altta yorumlar efsane yalnız.

Herifin birisi "italyanlar ne araba yapıyor beee" yazmış sabah sabah sesli güldürdü :)) Haliyle hemen cevap gelmiş "bmw'yi de o firma tasarlıyor bla bla.."

Sonra bir manyak da bu herife cevap vermiş, "e geriye ne kaldı, türk malı dedikleri sen mi oluyorsun o zaman" diye :))

Tasarım güzel ama iyi niyetlerine hiçbir zaman inanmadım. ilerleyen günler gösterir nasıl bir pislik çıkacağını.
0
kimlanbu
(28.12.19)
(8)

erken uyandım ve hava karanlık

market_arabasıyla_terör_estiren_trafik_canava
şey gibi afedersiniz. bu ne biçim bir durum yaa. imsanlar gece yarısı işe gidiyor Istanbul'da yaşayanlar bu durumda demi? kış saati uygulamasıyla mı alakalı bu durum? ayy fenalık geldi sabah sabah.
şey gibi afedersiniz. bu ne biçim bir durum yaa. imsanlar gece yarısı işe gidiyor Istanbul'da yaşayanlar bu durumda demi? kış saati uygulamasıyla mı alakalı bu durum? ayy fenalık geldi sabah sabah.
0
market_arabasıyla_terör_estiren_trafik_canava
(27.12.19)
sen yenisin galiba.
haftalardır böyle ki hatta en uzun geceyi geride bıraktık :)
0
foolrules
(27.12.19)
ne haftası ya? yıllardır böyle. gece gidip, gece dönenlerdeniz.

şey gibi afedersiniz'e gerek yok, hoş birşey değil doğru.
0
baldan kaymak
(27.12.19)
@baldan kaymak

bu sezon için demiştim haftalardır diye :) yoksa senin de dediğin gibi yıllardır böyle. ama sadece ekim-mart arası gece uyanıyoruz.
0
foolrules
(27.12.19)
ilk defa mı bu saatte kalktın? yıllardır böyle, insanlar o yüzden isyan ediyor. yaz/kış saati uygulaması varken böyle değildi, 7 gibi aydınlanıyordu hava.
0
sir gawain
(27.12.19)
2016 yilindan beri boyle, her sene bu sacma uygulama kalkar diye umuyorum ama degismiyor, ben zaten erken kalkan biriyim, 5-6 gibi uyanıyorum 9a kadar aydinlanma bekledigim gunler oluyor, bir tek doguda rahat ettim, Kars'ta mesela vakitlice aydinlaniyodu hava, orada mi yasasam napsam.
0
(27.12.19)
Yaz saati uygulaması varken de boyleydi, kisin bir donem karanlıkta çıkıyordu evden milyonlarca kisi.
0
stavro
(27.12.19)
freebird5406_2
(27.12.19)
sen daha gecen gun 6 bin lira maasim var nasil birikim yapayim diye duyuru acmamis miydin, ilk kez mi sabah 7'de uyaniyorsun?
0
der meister
(27.12.19)
(9)

ev sahibiniz kefil istedi mi?

dafuq
kefil olmadan ev kiralayan kimler var? nasıl başardınız?
kefil olmadan ev kiralayan kimler var? nasıl başardınız?
0
dafuq
(21.12.19)
hiç yaşamadım şimdiye kadar böyle bir şey, hatta kefil istendiğini ilk defa sizden duyuyorum desem yeridir.

Biz de kendi kiracilarimizdan hiç istemedik bu arada.
0
fraise
(21.12.19)
istemişlerdi 5 yıl önce
0
ikcı
(21.12.19)
banka teminatı isteyen oldu ama kefil hayır.
0
gas gas
(21.12.19)
ilk kez eve cikacagim zaman kefil istemisti ev sahibi, bir arkadasimi ablam diye kefil gostermistim. ondan sonra 2 kez daha ev kiraladim kefil soran olmadi.
0
in vino veritas
(21.12.19)
Kirada 2 evimiz var, kefil falan istemedik. Bizim evlerin rayiç bedeli düşük çünkü. Memur değilsiniz diye istiyor olabilirler. Ev sahibi olmanın en büyük sorunu kira takıp kaçılması. Her 5 kiracının 3 ünden bu zararı görüyor ev sahipleri.
Birde yüksek rayiç bedelli evler önüne gelene verilmez, verilirse de bir teminat istenir.

Depozitoyu artırırsanız bence ikna olabilirler. Atıyorum 2 kira depozito yerine 4 kira depozito ev sahibine “parasal sıkıntım yok” mesajı verecektir.
0
enis buyutucu
(21.12.19)
Bizimki istedi kefili beğenmedi fazladan senet aldı böyle de ayrı bir cinsti. 1 yıl sonra çıktık evden senetleride aldık. Birde emlakçı memur kefil istedi ama o ara öğrenci idik.
0
Topalordek
(21.12.19)
ankara'da yaşıyorum ve öğrenciyim demem yeterli olur sanırım jsfjsfjs. benim amcam memur, bu tip durumlarda direkt onu arıyorum, sağolsun her seferinde yardımcı oldu. tam detayına vakıf değilim ama kallavi de bi memur, beni görünce "ya yalnız kefil lazım :S :S" deyip yarım ağızla konuşan emlakçılar amcam gelince indirim falan yapıyo, big_dick_officer06 sağolsun o konuda sorun yaşamıyorum hiç.
0
der meister
(21.12.19)
2 kira depozito verdim bir de kefil isteseydi bari.
0
catch the arrow
(21.12.19)
1 defa aile disindan İstediler
Digerlerinde esim kefil oldu
0
basond
(21.12.19)
(7)

Pazartesi sendromu geldi mi

hafifmesrepgay
Sıkılanlar yazsa ya :)
Sıkılanlar yazsa ya :)
0
hafifmesrepgay
(15.12.19)
Geçtiğimiz hafta izinliydim. Bugün sabahtan beri sendromluyum. Yarın nasıl çalışacağımı düşünüyorum. :(
0
siyah noktali film
(15.12.19)
benim pazartesi günü dersim yok, salı sendromu yaşıyorum o yüzden. gerçi yarın iş var, halletmem gereken diğer şeyler var ama olsun onlara canım çok sıkılmıyor, sığır gibi yatmaktan iyidir kafam dağılır.
0
der meister
(15.12.19)
geldi yine sendromum :/
0
dafuq
(15.12.19)
Haftanın 7 günü çalışınca pazartesi sendromu kalmıyor. ♡
0
chihirovekohaku
(15.12.19)
delireceğim. (._.)
0
velvetmorning
(15.12.19)
Pöf!
0
cemallamec
(15.12.19)
haftanın 7 günü çalışınca sendrom kalmıyor tavsiye ederim...
0
basond
(15.12.19)
(14)

market poşetlerinin ücretsiz olması alışkanlıklarınızı nasıl değiştirdi ?

aslindasorunumpsikolojik
ayda harcadığım poşet adedi hiç azalmadı bende.kırtasiye toptancısından kiloyla poşet aldım. markete giderken poşeti evden götürüyorum. çöpü plastik poşete koyup atıyorum.sizin poşet tüketiminiz azaldımı mesela ?
ayda harcadığım poşet adedi hiç azalmadı bende.
kırtasiye toptancısından kiloyla poşet aldım. markete giderken poşeti evden götürüyorum. çöpü plastik poşete koyup atıyorum.
sizin poşet tüketiminiz azaldımı mesela ?
0
aslindasorunumpsikolojik
(15.12.19)
azaldı. sebze poşetleri haricinde ayda 1 ücretli poşet alıyorumdur en fazla. market için bez poşetler var onlar güzel.
0
jelly bear
(15.12.19)
çok iyiymiş ya. onun yerine daha büyük ve dayanıklı poşetlerden alsanız ve onu kullansanız olmuyor mu?
son 1 senede 3 tane dayanıklı poşet, 3-4 tane de daha dayanıksız olan normal poşet aldım sadece. ama bu dayanıksız dediğim poşetler ömür boyu garantili ve parçalanırsa değiştiriyorlar.
0
ozdek
(15.12.19)
Bariz azaldı. Ani market ziyaretleri haricinde bez poşetlerimi alıyorum yanıma.
0
mekaniker
(15.12.19)
markete giderken yanıma 2 tane bez torba alıyorum.. çok nadir parayla poşet alıyorum.. o da dışarıdan eve dönerken işte..

ama çöp atma alışkanlıklarım kesinlikle değişti.. jumbo boy çöp kovası aldım.. jumbo boy çöp torbası alıyorum marketten.. içinde 10-15 adet oluyor.. kova da torba da büyük olunca haftada bir çöp atar oldum.. bekar olunca öyle çok fazla kokacak akacak çöpüm olmuyor tabi..
0
strobist
(15.12.19)
kesinlikle azaldı, 3-5 şey ise genelde elimde götürüyorum mesafe çok yoksa
0
gezegen olan pluton
(15.12.19)
azaldı ama ekmek reyonundaki ince şeffaf poşetlerden çalıp onlara dolduruyorum.
0
heidi'nin dedesi
(15.12.19)
Eskiden de çevre kaygısıyla mümkün olduğu kadar az poşet alırdım ve aldığım her poşeti evde 1 günlük çöp poşeti olarak değerlendirirdim. Şimdi de aynı şeyi yapıyorum. Poşet kullanımımda eskiye nazaran hiç bir değişiklik olmadı.
Eskiden beleş diye market poşetine 3er 5er boş poşet tıkıştıran teyzelerin bu kadar poşeti ne yaptıklarını da şimdi evden torba getirenlerin çöp poşeti sorununu nasıl çözdüklerini de hep merak etmişimdir.
0
Mirket
(15.12.19)
Zaten zorda kalmadıkça poşet almamaya çalışıyordum birkaç senedir. Ya sırt çantama atıyordum aldıklarımı ya da yanımda bez çanta oluyordu. Çok bir şey değişmedi diyebilirim bu yüzden kendi açımdan.
0
ms brownstone
(15.12.19)
eskiden parayla çöp poşeti alırdım, artık marketten parayla aldığım poşetleri kullanıyorum. yani öyle aşırı bir azalma veya artma olmadı.

bez torba kullanıyorum unutmadığım zamanlar, her unuttuğumda bez torba ala ala evde 6 tane bez torba oldu.

poşet tüketimini azaltamamamdaki ikinci sebep ise evden direkt olarak markete pek gitmemem.

yani dışardayken markete uğrayıp sonra eve geliyorum. evden direkt gitmiyorum pek.
0
hem şişko hem deli
(15.12.19)
Yaşadığım ülkede zaten uzun süredir poşetler paralı, ilk taşıdığımda çok yadırgamıştım parayla poşet almayı ve unutuyordum poşetleri tekrar kullanmak üzere çantama atmayı, ama her markete gidince 10p 20p vermekten ciğerim soldu, sağlam büyük bez poşetleri çantalarıma katlayıp attım, işten eve dönerken alışverişimi yaptığımda çantamda yer yoksa bile poşetim oluyor yanımda mutlaka.

Ama genelde insanları büyük alışveriş yapmadıkları sürece aldıklarını çantalarına tıkmış ya da elinde taşırken görüyorum, bence poşetlerin paralı olması gerçekten etkiliyor poşet kullanımını.

Bir diğer dikkatimi çeken nokta ise, mesela bimde a101de falan hala bedava olduğu zamanlardaki gibi kalitesiz, eve gidene kadar yırtılan poşetler parayla satılıyor, halbuki burda parayla satılan poşetler baya büyük ve sağlam, aylarca kullansan bana mısın demiyor. Amaç gerçekten çevreyi düşünmekse o poşetlerin gerçekten tekrar tekrar kullanılabilir olması gerekiyor ki gerçekten işe yarasın, yoksa 25 kr verip ikinci kez kullanamayacak bi poşet alacaksam, bu üzüm yemek değil bağcıyı dövmek oluyor benim gözümde. Çevre falan hikaye Türkiye'de, kullandığınız poşetten bile devletin bütçe açığını kapatmaya çalışıyorlar vergisidir şusudur busudur. Hoş değil.
0
bir nick var benden iceri
(15.12.19)
azaldı. toplu alışverişe giderken evden bez poşet götürüyoruz. eskiden toplu alışverişten 20 poşetle gelirdik eve.
0
trajikomix
(15.12.19)
okuldan dönüyorsam aldıklarımı çantama atıyorum ama onun dışında poşet almaya devam ediyorum. ayın 30 günü markete gidip her seferinde bir poşet alsam 7.5 lira edecek, hadi ikişer tane alayım 15 lira olsun, her allahın günü markete giriyorsam ayda 15 lira param da vardır sonuçta.

"ama çevre..." diyecek olanlar için: ben elimden geldiğince hassasım bu konuda, uygulamayı da destekliyorum ama mevcut düzende para basan firmaları ve fabrikaları görmezden gelip suçu sıradan vatandaşa yıkma dingilliğinden de tiksiniyorum. ben 100 sene her gün aralıksız sokaklara sçıp çöp atsam tek bir tane fabrikanın bir saatte doğaya verdiği zararı veremem. ben az tüketiyorum, olabildiğince az talep oluşturmaya çalışıyorum. skindirik bir poşeti almamaktan daha faydalı bence bu doğa için, kaldı ki o poşetleri de gidip sokağa atmıyorum ben.

poşet almayanlara "niye almıyorsunuz" diyecek değilim de 25 kuruşa poşet almayıp da yanında bez torba taşıyor diye kendini gezegenin kurtarıcısı zanneden insanları anlamıyorum. burnuna kadar tüketime batmışsın poşet almasan ne olur, gezegeni kurtarmak o kadar kolaysa bundan sonra ben de poşet almayarak kurtarayım madem.
0
der meister
(15.12.19)
benim için değişiklik yok. senelerdir evdeki alışveriş çantamda file durur. fileyle yapıyorum zaten alışverişi. doğaya katkısı vb bilmem, şekli hoşuma gidiyor. bir ara kese kağıdıyla yapıyordum şekli güzel diye.
0
Tears of Devil
(15.12.19)
Sanal market hariç, bugüne kadar hiç poşet satın almadım. En çok bunlara yaradı herhalde, istememe gibi bir seçenek yok.

Markete gidince sepeti kendi aracıma kadar götürünce gerek kalmıyor.
Bazen sadece abur cubur alınca, kasiyer tezgah altından manav poşeti çıkarıp veriyor.
0
lemon cake
(16.12.19)
(5)

ahmet davutoğlu-ali babacan

problem34
Bu ikisi yüzde kaç alır ? İkisi de ayrı parti kurdu.İşin ilginci Her akpye genel başkan olan iktidarı kaybedinde muhalif oluyor .Ahmet davutoğlu-Abdullah gül -Yakında binali yıldırım da muhalif olursa şaşırmam :))
Bu ikisi yüzde kaç alır ? İkisi de ayrı parti kurdu.İşin ilginci Her akpye genel başkan olan iktidarı kaybedinde muhalif oluyor .Ahmet davutoğlu-Abdullah gül -Yakında binali yıldırım da muhalif olursa şaşırmam :))
0
problem34
(13.12.19)
bunlar cok buyuk oy potansiyeline sahip olamazlar ilk etapta, sadece biraz oy calarlar, % 3-5 gibi bir oylari olur, kemik kitle reis neredeyse oraya yanasir, reis onemli
0
exlibris
(13.12.19)
iki parti toplamda %5'i görürse bile şaşarım, %2-3 arası bekliyorum. ha sen kimsin dersen düz vatandaşım. sözlükteki yorumlara bakıyorum da insanlar çok pozitif yahu, "halk siyasal islam'ın ne olduğunu gördü, bir daha buna geçit vermezler" falan diyor hahaha yahu ne alakası var, bizim millet cebindeki para azalınca aklınca erdoğan'a mesaj vermek için tepki gösterdi işte alt tarafı, babacan amerika'dan birazcık para getirsin de hepsi yine siyasal islamcı olur. türkiye'de sanki böyle bir bilinç varmış gibi "siyasal islam'ın ne olduğunu gördüler" yazılması komik geliyor bana. adamlar hala dış güçler zart zurt diyor, mevcut durumu siyasal islam'a bağlayabilecek zekası olan zaten en başından beri bunlara oy vermiyordu ki.
0
der meister
(13.12.19)
Ani bir etki olmasa da tabi ki etkili olacaklarını düşünüyorum. Özellikle Babacan'da büyük potansiyel görüyorum ben. Davutoğlu da ittifakla falan kendini bi şekilde meclise atmayı başaracaktır ama bence.

Halkımız şu an iyi durumda değil ekonomik olarak. "Hep ampule bastık, bu seçim de bu partiye basalım." diyebilirler. Bizim halkımız aslında bu tarz yenilikleri sever. Sadece günümüzde şu ana kadar bunu ifade edebilecekleri parti yoktu pek. Hatta AKP-MHP arası geçiş yapan oyların çoğunu alır gibi bu iki yeni parti. Bir miktar İyi Parti'den de alırlar. Çünkü aslında programlarını okursak daha İslamcı düşündüğümüz Davutoğlu'nun programı bile İyi Parti'den çok farklı değil.
0
nundu
(13.12.19)
İkisi toplamda %5 alsa ben de çok şaşırırım, toplamda alacakları %3 bile olmaz. Onun da tamamını AKP'den değil, İYİP, SP hatta kemik CHP seçmeni olmayan seçmenden bile bir tık alırlar.

AKP'den oy çalarız, Erdoğanı deviririz diye umutlananlar hangi halkın arasında yaşıyorlar ya hu?
0
John Bloor
(14.12.19)
bunlar akp tabanından oy çekecekler akp'de oy kaptırmamak için bunlarla çalışmak zorunda kalacak. mhp gibi.
%5-6 çekerler ki önemli baya.
0
dedim dedim de kime dedim
(14.12.19)
(16)

Kitap okuyamıyorum! bütün okumayanlar bu başlıkta toplansa ya

ikcı
okuyamama nedenlerim;1. Telefon2. Hayatıma son 1 ayda dahil olmuş lanet instagram.3. Odaklanamama Yani her gün düzenli kitap okumak istiyorum. Zamanım bol. Zamanım olmasa da her gün, 30 dakika ayırarak hiçbir şey kaybetmem.Ne yapayım?Hadi çözümleri madde madde buraya yazalım, herkes yararlansın.Sela
okuyamama nedenlerim;

1. Telefon
2. Hayatıma son 1 ayda dahil olmuş lanet instagram.
3. Odaklanamama

Yani her gün düzenli kitap okumak istiyorum. Zamanım bol. Zamanım olmasa da her gün, 30 dakika ayırarak hiçbir şey kaybetmem.

Ne yapayım?

Hadi çözümleri madde madde buraya yazalım, herkes yararlansın.

Selamlar
0
ikcı
(12.12.19)
1.Kalın olmayan, sevdiğin türde bi kitap seç.
2.Her gün muhtemelen akşam 10:30-11:30 arası boşsun. Veya başka bir saat varsa sen seç.
3.Saat kur. Kitap okuma saatin gelince telefonunu uzak bi yere bırak, çalarsa duyarsın nasılsa. Birisi seni aramadığı sürece telefona bakma.
4.Bunu her gün yap.
0
megalomaniac
(12.12.19)
aynen ben de senin gibiyim. nerede eski ben, nerede şimdiki ben :)

çözüm olarak şöyle öneri verebilirim: her gün en az on sayfa (veya ne kadar istiyorsan) okumaya zorla kendini. böylece hiç okumadığın gün kalmaz ve kitabı bitirmiş olursun.
0
tabudeviren
(12.12.19)
Çözüm 1: daha önce okuduğunuz keyif verici bir seri varsa onunla giriş yapmak. zira bu yeni düzen ve etraftaki uyaranların fazlalığı vakit ayırsak bile uzun vadede bizi odaklanmakta güçlük çeken ve dikkat&ilgi süreleri daha kısa insanlar haline getirdi. ısınma için beyine ufak bir yükle başlamak adına bu iyi bir yöntem. Seri olmak zorunda değil tek bir kitap da olabilir.

Çözüm 2: öykü ya da deneme okuyarak başlamak. böylece tatmini yükseltmek, çünkü böyle olunca tamamlama hissi daha çabuk geliyor. aynı zamanda sürdürülebilir oluyor yoğun da olsanız.
0
kullanıcıadımbuolsun
(12.12.19)
belli sure boyunca telefonu kurcalamaniza engel olan app'leri tavsiye ederim. 15 dakikayla baslayip yavas yavas artirabilirsiniz. benim dikkat araligim (bkz: attention span) 3 dakikaya dusmustu, odaklanma app'i sayesinde 50 dakikaya kadar cikarttim.

cocukken surekli kitap okuyan biri olarak su an yilda 3 kitap bitirirsem sukrediyorum. cok uzucu. en buyuk nedeni telefon bence de.
0
kasabanın en güzel kızı
(12.12.19)
Okumayı sevdiğin türde kitaplarla ilgilenmen lazım. okurken eziyete katlanıyormuş gibi hissediyorsan telefonunu elinden bırakamayacaksın. araştırma kitapları veya uzun soluklu romanlar yerine, merak uyandırıcı, görece kısa 4-5 adet klasikle başlamak işe yarayabilir.
0
In a silent way
(12.12.19)
Aynı durumdayım. Eskiden gayet iyi okurken 1 senedir hiç içimden gelmiyor. Geçen denedim odaklanamadım. ama benim asıl merak ettiğim, instagram nasıl bu kadar vaktinizi alabiliyor? Hani son postlara baksan en fazla 10 dakika falan sürüyor. Şimdi instagram hareketlerime baktım, salı 1 saat 39 dakika, çarşamba 1 saat 13 dakika geçirmişim. Siz ne yapıyorsunuz içeride la? Bilmediğimiz ortamlar falan mı var :DD
0
eazy
(12.12.19)
aynı sorundan mustaribim ne yazık ki. ben bir de maç hastasıyım, şimdi avrupa maçları bizim saçma saatimiz yüzünden gece 1'de ancak bitiyor, öyle "akşam oturup okuyayım" da diyemiyorum, çok lazımmış gibi aklım hep avrupa'nın farklı bir köşesindeki maçta oluyor, kendimi veremiyorum.

ben kendi adıma üstesinden gelmeyi başaramadım. yalnızca hiçbir şekilde dış etken tarafından rahatsız edilemeyeceğim, gerçekten "bomboş" kalabileceğim zamanlarda kitap okuyabiliyorum. uzun süreli tatil, sabahın körü veya beni ilgilendiren hiçbir maçın olmadığı sayılı günler... anca o zaman. o yüzden ben bazen normalden biraz daha erken kalkmaya çalışıyorum veya okuyacak vakit bulduğumda normalde okuyacağımdan daha fazla okumaya çalışıyorum.

bu şekilde mevcut tempomdan hiç memnun olmasam bile ayda 300-400 sayfayı bulabiliyorum; çünkü ay boyunca kitabı elime 3-4 kez alıyorum ama alınca da bayağı okumuş oluyorum. onun dışında okul, iş-güç, hayatta kalma savaşı ve onun getirdiği stres vs. derken düzenli olarak kitap okumak zaten çoğu kişi için çok zor. çelik gibi irade lazım.

bende bi' de anlama takıntısı var, her bir cümleyi kaplumbağa hızında okuyup tam anlamıyla sindiremezsem rahat edemiyorum. tamamen odaklanmadan asla başlamam. öyle olunca daha da zorlaşıyor, yani diğer insanlar gibi toplu taşımada yahut kafası atınca pat diye kitap okuyabilen biri değilim ne yazık ki, çok özeniyorum. o yüzden ayda 1-2 kez kitaba davranıyorum ama elime alınca da bırakmıyorum, kendi adıma böyle çözdüm. yılın 8-9 ayı ayda birer kitap, nispeten rahat edebildiğim ve boşa çıktığım üç ayda da aylık ortalama 3-4 kitap... senede 20-25 oluyor. çok mu? asla. ama olsun, hiç yoktan iyi :/
0
der meister
(12.12.19)
tuvalete kitap birakin, her gittiginiz de bir iki sayfa okuya okuya sadece orada bir kitap bitirirsiniz.
bir kitap klubune katilin, sadece kitap okuma aliskanligi kazandirmiyor, ayni kitaptan farkli insanlarin ne kadar farkli noktalara dikkati ettigini farkediyorsunuz. bir de belli bir sure oldugu icin ister istemez kitaplar bitiyor, cok etkili bir yontem, fakat disiplinsiz bir grup olmasin, onlar sinir bozucu oluyor.

kolay okunan bir kitap ile baslayin, misal ben bu aralar kukla'yi okuyorum, zaten hicbir zorlugu olmayan uzun tanimlamalara girmeyen, dizi gibi kitap.

bir de gaza geldiginiz zamani iyi degerlendirin, bos oldugunuz bir gun guzel bir kitapciya girin, uzun uzun kitaplari inceleyin, iclerinden ilginc olan, hemen okuyasiniz gelen bir tanesini hemen o an alin, yakindaki bir kafeye bara gidip cayinizi biranizi alip okumaya baslayin, uzun zamandir gecirdiginiz en iyi zaman oldugunu farkedeceksiniz. hatta ustune parkta yuruyus, o sirada kitapta okuduklarinizi dusunmek sindirmek, sonra dayanamayip bir banka oturup biraz daah okumak, sonra usuyup yine bir kafeye bara oturmak vs derken, sanki bir kitap la randevuya cikmis gibi oluyorsunuz, acayip guzel bir his.
0
mavicorap
(12.12.19)
cozum mudur bilmiyorum, ama bence ne yapsaniz okumayacaksiniz. tecrubem o ki: okuyan kucuk yastan baslayarak okuyor, okumayan da okumuyor.

benim onerim: telefonda faydali seylere bakmaya calisin, daha iyi instragram hesaplari takip edin. bilgiye baska sekilde ulasin.
0
ebabil curnatasi
(12.12.19)
Bahis koy, kesin okumak istiyorsan.

1. Bana 100 lira ver.
2. Eğer 30 gün boyunca her gün yarım saat kitap okumazsan, okumadığın gün, senin 100 lirayı tuvalete atıp sifon çekeyim. Sana videosunu göndereyim.

Ne dersin?

Not: Bu yöntem, okuma ihtimalini 3 kat artıracak.
0
herşeyi soran adam
(12.12.19)
Bu şekilde spor ve kilo vermek isteyen 2 kişiyi takip ediyorum.
Eğer başka yardım isteyen varsa, bana yazan ilk 3 kişiye daha yardımcı olacağım.
0
herşeyi soran adam
(12.12.19)
ben anksiyete nedeniyle birkaç sene kitap okuyamamıştım, psikoloğumun tavsiyesi üzerine çok sevdiğim, akıcı kitapları tekrar okumaya başlayarak okuma alışkanlığımı geri kazandım.
0
cedric tweedledee
(12.12.19)
ebabil +1
0
msb
(12.12.19)
Sesl kitap dinliyorum ben. Bende de aynı sıkıntılar vardı.
0
epistemic_regress
(12.12.19)
sesli kitap dene derim işe yarıyor.
0
ipmus90
(12.12.19)
cok sevdiginiz ve daha onceden elinizden birakamadiginiz bir yazarin bir kitabini ya da eskiden bu sekilde okudugunuz bir kitabi alip okuyun. kendinizi cok kaptirarak bir kitap/yazar ile basladiginizda tekrar, en azindan bende, kesinlikle ise yariyor. o havaya girince tekrar okuyabilmeye odaklaniyorsunuz.
0
kassiopeia
(12.12.19)
(8)

Bu insanlar korkmuyor mu?

bir peynir kutusu kibrit
https://www.youtube.com/watch?v=LugNFyF5Eb0Abi bunun gibi onlarca var. Bu insanlar korkmuyor mu? Gece ayısı, kurdu, çakalı her bir haltı var. Yanlarına silah mı alıyorlar? Bir de tek kişi yani yaralansa veya bayılsa falan kim kurtaracak bu herifi?
www.youtube.com

Abi bunun gibi onlarca var. Bu insanlar korkmuyor mu? Gece ayısı, kurdu, çakalı her bir haltı var. Yanlarına silah mı alıyorlar? Bir de tek kişi yani yaralansa veya bayılsa falan kim kurtaracak bu herifi?
0
bir peynir kutusu kibrit
(10.12.19)
9.1 milyon izlenme için risk almış. Belki yanında da silah falan vardır.
0
prole
(10.12.19)
Karda tek başına doğada kamp yapanları mı diyorsun yoksa 1.5 saatlik videoyu izlememiz mi lazım?
0
Tochinoshin
(10.12.19)
@Tochinoshin Karda tek başına doğada kamp yapanları diyorum
0
🌸bir peynir kutusu kibrit
(10.12.19)
ayılar kış uykusunda, kurtlar da ateşten kaçar.
0
tchuck
(10.12.19)
ya bu isleri yapan adamlar tecrubeli oluyor zaten. bu ise ilgisi olan, belki yillarini vermis, ciddi tecrubesi ve egitimi olan kisiler. azicik adrenalin de seviyorsa yaparlar. bunlar senin benim icin korkutucu, yapan icin degil.

izlenme icin risk aldigina da katilmiyorum. en fazla "ben bunu zaten yapiyorum, bari youtube icerigine donustureyim" demistir. izlenme icin yapilacak is degil bu, olup gidersin.
0
der meister
(10.12.19)
adam çadırın içine soba bile kurmuş niye korksun ki :) cep telefonu veya telsizi vardır muhtemelen
0
burya
(10.12.19)
videoya kitlendim. teşekkürler.
cevap: medeniyetten çok uzak bir yerde olduğunu düşünmüyorum.
0
işimdeyim gücümdeyim
(10.12.19)
Bu videonun medeniyetten uzak bir yerde çekildiğini ben de sanmıyorum, ama gerçekten dağa çıkıp kış kampları yapan ve kurt sürüleriyle bile karşılaşan insanlar var.

Tecrübe varsa, önlemlerinizi alırsanız ve doğanın kurallarına göre oynarsanız kolay kolay sıkıntı çıkmaz.
0
John Bloor
(11.12.19)
(5)

kışın yürüyüş için nasıl giyinmeli?

der meister
hem sakat hem şişko olduğum için tempoyu zaten fazla arttıramıyorum, düz yürüyüş temposu olarak düşünelim. bazen gaza gelirsem hızlandığım oluyor.20 gün kadar önce bayağı coştum, 2 saat yürüdüm, sonra bir hafta boyunca yataktan kalkamadım. ne yapmam gerektiğini anlamıyorum. kalın giyinmesem çok üşüy
hem sakat hem şişko olduğum için tempoyu zaten fazla arttıramıyorum, düz yürüyüş temposu olarak düşünelim. bazen gaza gelirsem hızlandığım oluyor.

20 gün kadar önce bayağı coştum, 2 saat yürüdüm, sonra bir hafta boyunca yataktan kalkamadım. ne yapmam gerektiğini anlamıyorum. kalın giyinmesem çok üşüyorum. kalın giyinsem terliyorum. ortasını bulmak çok zor, 10 dakika yürüsem terliyorum zaten.

bu işin püf noktası nedir? nereyi ne kadar örtmeli, ne kadar açık tutmalı, hangi malzemeden yapılmış kıyafet giymeli?

akşam 2 derece mesela, ben çıkıp 1.5 saat boyunca deli dana gibi yürüyeceğim. nasıl bir şey giymem lazım ertesi gün düşüp ölmemek için?
0
der meister
(08.12.19)
Valla soğuğu nerenden aldığını bilmen gerek bu konuda. Ben misal ayaklarım, kafam ve yanlarımdan soğuk alıyorum daha çok. Bu yüzden üstüme kalın giymeye çalışıyorum. Henüz 2 çoraba geçmedim ama eksileri bulunca botun içine 2 çorap giyerim. Bere sezonunu çoktan açtım. İçlik giymeyi düşünmüyorum niyeyse fazla rahatsız edici geliyor ısrarla diretiyorum. Geçen sene giymemistim ne güzel. Bu sene Ankara feci soğuk olacak diyor herkes bu kez cidden winter iş coming. Çok çok üşürsem içlik giyerim mecbur. Ha birde boynunu sıcak tut. Atkı olsun muhakkak.
0
Amaranta ursula
(08.12.19)
hmm hasta olduğum günü düşünürsek savunmasız olan tek bölge kafamdı. bere, atkı vs. hiçbir şey yoktu. pek kalın da giyinmemiştim işin açığı, tişört üstüne SERSERİ ÇEKETİ vardı, önü açık olduğu için oradan da içeri girmiş olabilir. ama ben o gün kafamı gözümü kapatsam da hasta olurdum galiba ya. anlamadım çok saçma geldi.

bakıyorum diyorlar ki terlemeyin. e spor için çıktım ben ne demek terlemeyin, nefes alırken terliyorum zaten nasıl terlemicem. böyle kışın her terlediğimizde hasta olacaksak işimiz var.
0
🌸der meister
(08.12.19)
Pamuklu kıyafetleri at bir kere kenara. Terini dışarı atacak sentetik şeyler giymen lazım. İlk katman olarak git termal içlik al. (pamuklu değil tabi ki. spor için uygun olanlardan) O senin ikinci bir derin gibi olacak, teri hemen vücudundan uzaklaştırıp kuru kalmanı sağlayacak. Üstüne yine sentetik uzun kollu bir şey giy. En dışa da rüzgar geçirmeyen ve çok kalın olmayan bir ceket al. Spor mağazalarının koşu için olan bölümlerinde bulabilirsin uygun kıyafetleri. Fazla para vermek istemiyorsan Decathlon'dan da alabilirsin bu dediklerimmi. Teri vücudundan uzaklaştırman en önemli şey burda. Teri tutacak pamuklu hiçbir şey olmasın üstünde. Yazın giydiğin sıradan t-shirt ve serseri cekediyle soğukta antrenman yaparsan ölürsün.
Ek olarak, alnından da çok fazla soğuk çarpar. Onu engellemek için kafa bandı da al.
0
synesthesia
(08.12.19)
En içe termal içlik. Bu teri dışarı atar üzerine pamuklu bir şey onun üzerine de havaya göre mont yağmurluk vs.
0
kisa
(08.12.19)
Sırtına havlu sok.
0
Hakan1980
(08.12.19)
(3)

Passolig sorusu

nothing in my way
Arkadaşla kasımpaşa-beşiktaş maçına gitmek istiyoruz. Arkadaşta gs, bende bjk logolu kart var. Misafir bileti zaten bitmiş. Misafir bilet dışında bilet alamıyorum bjk kart olduğu için. Arkadaş maratondan kendi ve benim adıma bilet alsa ben de onla birlikte girebilir miyim?
Arkadaşla kasımpaşa-beşiktaş maçına gitmek istiyoruz. Arkadaşta gs, bende bjk logolu kart var. Misafir bileti zaten bitmiş. Misafir bilet dışında bilet alamıyorum bjk kart olduğu için. Arkadaş maratondan kendi ve benim adıma bilet alsa ben de onla birlikte girebilir miyim?
0
nothing in my way
(06.12.19)
· Kasımpaşa A.Ş. biletleri, Beşiktaş A.Ş. logolu Passolig Kartlar hariç, diğer tüm Passolig kartlar ile satın alınabilir.

yani beşiktaş passolig kartlarına misafir tribün harici bilet satışı ve devri mümkün değil.
0
eeb
(06.12.19)
maalesef hocam, passolig garabetine hoşgeldin.

"Beşiktaş A.Ş. logolu kartlar sadece rakip tribünden bilet satın alabileceklerdir."

deplasman tribününde bilet transferini de engellemişler bu maç için. sen ya başka birinin kartını alıp kasımpaşa tarafına gireceksin ya da bi' şekilde ikiniz de deplasman tribününden bilet almış kişilerin kartlarını alacaksınız, aklıma başka yol gelmiyor. şu ana kadar başkasının kartıyla stada girmeye çalışıp geri çevrilen birini görmedim, fotoğrafa falan bakmıyorlar bile ama yine de garantisi yok.
0
der meister
(06.12.19)
bjk logolu kartı olan kimse kasımpaşa tribününe giremez o maçta
0
hadsafhada
(06.12.19)
(15)

nereye ne kadar kira veriyorsunuz?

dafuq
hadi bir veri tabanı olusturalımhangi semtte oturuyorsunuzkaç kişi kalıyorsunuzne kadar kira veriyorsunuz
hadi bir veri tabanı olusturalım

hangi semtte oturuyorsunuz
kaç kişi kalıyorsunuz
ne kadar kira veriyorsunuz
0
dafuq
(28.11.19)
suadiye marmaray'ın yakınında oturuyoruz 3+1 evde. 2100 kira veriyorum. 700 faturalar.

2800'ü bölüşüyoruz.
0
picassoishere
(28.11.19)
üsküdar
tek
1300
0
datnet
(28.11.19)
3000
galatasaray
tek
0
scudman1
(28.11.19)
Acibadem 2.500 2 kisi
0
you
(28.11.19)
Fulya 1750 tek
0
mg3929
(28.11.19)
Sahibinden.com
0
prole
(28.11.19)
Küçükçekmece
Marmaray ve Metrobüse 3 dakika
2+1
900
iki kişi
0
paramolacak
(28.11.19)
Bornova
3
1700
0
lüzumsuz adam
(28.11.19)
kadıköy tek 1700 2+1
0
nahtoderfahrung
(28.11.19)
cebeci/ankara, eşyalı 3+1, 1000 lira
0
der meister
(28.11.19)
Eskisehir 3+1 1100
0
nax
(28.11.19)
Erenköy 2+1 2.400 2 kişi.
0
violetdawning
(28.11.19)
Çekmeköy 3+1 dublex 1000 TL 2 kişi.
0
delikedidilimiyedi
(28.11.19)
Kadıköy Yeldeğirmeni 1400 tek
0
isilisilisil
(28.11.19)
suadiye marmaray'a yakın oturuyorum. 2+1 ev 2750 tl kira. tek kişi.
0
levpontryagin
(28.11.19)
(9)

anal fissur için kullanıp memnun kaldığınız merhem

yuvarlanantencereninkapagi
var mı? tamam yaşam tarzı değişikliği falan ama şimdilik acil çözüm lazım. ağlayarak kaka yapıyorum :'(
var mı? tamam yaşam tarzı değişikliği falan ama şimdilik acil çözüm lazım. ağlayarak kaka yapıyorum :'(
0
yuvarlanantencereninkapagi
(24.11.19)
Yaşam tarzını bilmem ama bana çok yarayan 2 şeyi paylaşayım.

1- bol bol su içki gaita olabildiğince yumuşak olsun.

2- İstanbul'daysan İBB kepekli halk ekmek tüket. Bunu bir hafta denersen sorunlarının büyük ölçüde azalacağına inanıyorum.
0
nickaramaktanbiktimben de bunickisectim
(24.11.19)
zamanında proctolog çok yardımcı olmuştu bana. o kadar ki, oturduğum yerde "sçıcam lan ben durduramazsınız!1!!! aslanlar gibi de yapıcam işte!1!" diye gaza geliyordum. özgüven gelmişti adeta. proctolog ağlatmazdı, proctolog üzmezdi. çok şükür geçti.
0
der meister
(24.11.19)
Botox tedavisini araştırın. Ben ameliyat olma aşamasında iken bu tedaviyi oldum. (3 kez tekrarlamak gerekti) ve bunun sonunda kurtuldum. Merhem olarak da madecassol iyi gelebilir
0
faithless
(24.11.19)
Fissürü ne yazık ki hiçbir ilaç iyi edemiyor.

imza: yaklaşık bir yıldır süren kanamalı bir fissür dertlisi.
0
Avoiding The Puddle
(24.11.19)
hazır bu duyuru altında toplanmışken dernek falan mı kursak :(

anestol pomad +1
procto gylvenol fitil. kesinlikle kreminden daha iyi.
tıpkı hemoroidde olduğu gibi sıcak suda oturma da iyi gelir, rahatlatır.
doktora danışmak kaydıyla daflon.
0
solitude ov the lonliest star
(25.11.19)
2014 yılında operasyon geçirdim. siz de operasyon geçirip kurtulun, ömür boyu çekeceğinize 2 hafta çekip kurtulursunuz. bu arada sıcak suya oturma banyosu kremden daha çok işe yarıyor.
0
kanlakarisikyagmur
(25.11.19)
Bir genel cerrah olarak cevap vereyim.
Anrecta krem ve anestol pomad kullanın. Anrectayı günde 3 kez, anestol pomadı günde 2 kez bezelye büyüklüğünde makatın mümkün olduğunca içine doğru sürün, birlikte kullanabilirsiniz
Anrectanın baş ağrısı yan etkisi olmakta, olursa 2*1'e düşün yine olursa kesin
Mutlaka ılık suya oturma banyosu yapın.
Ayrıca anal fissür kronik olabilir, o ameliyat gerektirir. Bu nedenle kremlerle ağrı geçse bile doktora başvurun.
Geçmiş olsun
0
mey17
(25.11.19)
Bu arada yazmayı unutmuşum, ağrısını dindirmek için (kaslardaki kasılmadan ötürü) cataflam kullanabilirsin, en azından ağrını rahatlatır.

Onun dışında dokuda oluşan bir zedelenmeyi merhemle iyi etmek imkansız. Genel cerrahlar bile bunu önerebiliyorsa biz yanmışız.
0
Avoiding The Puddle
(25.11.19)
@Avoiding The Puddle, Anrecta kremin amacı direk zedelenmeyi iyi etmek değildir. Makat bölgesinde dışkıyı tutmaya yarayan kasları gevşetir. Böylece hasta dışkılamayı daha rahat yapar. O bölgedeki kaslar gevşeyince yaranın iyileşmesi hızlanır. Ha zedelenme geçmeyebilir. Geçmezse zaten ameliyat gerekir.
Bilip bilmeden konuşmamak lazım
0
mey17
(27.11.19)
(5)

Deodorant doğru telafuzu

body electric
Bu fransızcadan türkçeye geçen kelimelerin doğru telaffuzu konusunda kafam karışık.Yıllar önce tiyatro hocam fransızcadan geçen kelimelerin sonundaki t söylenmez demişti; fakat TDK deodorantın sonundaki t yi de dahil ediyor telaffuza. Nedir bunun doğrusu;)*Bu agresif tavrın sebebini anlamadım, düşün
Bu fransızcadan türkçeye geçen kelimelerin doğru telaffuzu konusunda kafam karışık.

Yıllar önce tiyatro hocam fransızcadan geçen kelimelerin sonundaki t söylenmez demişti; fakat TDK deodorantın sonundaki t yi de dahil ediyor telaffuza.

Nedir bunun doğrusu;)

*Bu agresif tavrın sebebini anlamadım, düşüncenizi sordum sadece ama çoğu kişi hocama saldırmış, belki ben yanlış anladım o zaman bilemiyorum, yalnızca netleşmek adına soruyorum kafama takıldığı için, gelen cecaplar her ne kadar bilgilendirici olsa da neden saldırmadan düz cevap veremediğinizi çözemedim. İlginç..
0
body electric
(24.11.19)
Fransizca okunusunda sondaki "n" bile belli belirsiz cikiyor. Ama yazilisinda sonda "t" oldugu icin ve Turkce cogu zaman yazildigi gibi okundugu icin t'yi seslendirerek okumusuz, dile o sekilde girmis.

Ayni durum "restaurant" icin de gecerli. Farkli olarak tdk bunu Fransizc okunusu ile, "restoran" olarak, almis ama gundelik hayatta hala cok insan "restorant" diye okuyor ve yaziyor.

Yabanci dilden gecince genel bir kural olmuyor, halk dile nasil aldiysa oyle devam ediyor gibi. Ben sahsen ikisini de t'siz okuyorum.

Edit: ayni Restaurant gibi Fransizlar gibi okuyarak aldigimiz baska bir kelime de aklima geldi: "fond de teint". T'yi okumayarak fondoten olarak almisiz.
0
crown
(24.11.19)
"restaurant" alakasiz bir ornek zira o kelime "restoran" adapte edilmis. Hal boyleyken sonuna t koymak cahillik. Deodorant ise deodorant.
0
hot potato
(24.11.19)
deodoran.

*ayrıca türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil değildir.
0
jimjim
(24.11.19)
kelime turkceye gectigi sekilde okunur, hocaniz sacmalamis. fransizcanin kendi telaffuz kurallari ayri, turkceninkiler ayri. kelime dile gecerken zaten genelde daha rahat okunabilecegi sekilde alinir. "deklare etmek" gibi ifadelerin dile girmesinin nedeni de bu - bizim icin telaffuz etmesi zor degil, turkceye adapte edilebiliyor. he hos mu orasi tartisilir ama sonuc itibariyle turkler "deklarasyon" diyebiliyor. rus bunu kendi diline adapte ediyor, o da "deklaratsiya" seklinde aliyor. yani yabanci dilden gecmis bir kelime cogunlukla "gecebildigi" icin geciyor zaten. turkcede deodorant ise oyle okunur. her kelimeyi kokenine gore okuyacaksak o zaman "dikleer etmek" diyelim deklare yerine. televizyon yerine de "televijın" diyelim. oyle sacmalik mi olur.
0
der meister
(24.11.19)
turkcenin yazildigi gibi okunmamasi baska bir olay ayrica. cikarilacak seslerin niteligini belirleyen isaretlerin bulunmamasi, ayni yazilan harflerin farkli sesler verebilmesi vs. ile ilgili. kelime sonundaki koskoca t'yi okumamanin bununla alakasi yok.
0
der meister
(24.11.19)
(21)

ateist arkadaşım hristiyan oldu

dakota
bi arkadaşım var 10 yıldır tanırım. iyi çocuktur. ben de ateistim. o da ateistti. 2 yıl önce erasmus değişim programı ile Polonya'ya gitti yüksek lisans için. yüksek lisansını da yaktı ve geri dönmedi. Ben burda Tanrıyı buldum dedi bana birkaç kez. ben de şaka yapıyor sandım. dün ciddi olup olmadığı
bi arkadaşım var 10 yıldır tanırım. iyi çocuktur. ben de ateistim. o da ateistti. 2 yıl önce erasmus değişim programı ile Polonya'ya gitti yüksek lisans için. yüksek lisansını da yaktı ve geri dönmedi. Ben burda Tanrıyı buldum dedi bana birkaç kez. ben de şaka yapıyor sandım. dün ciddi olup olmadığını sorunca ciddiyim dedi. Ben olayı şuna bağlıyorum; cahil, hukukun üstünlüğü olmayan, siyasal islamcı, üniter, insan haklarının hiçe sayıldığı ülkemizden, bunların tam tersi olan Avrupa'ya gidince ve biraz medeniyet görünce onların medeniliği ile birlikte dinlerini de kabul etti. Şu an Polonya'da değil zaten. Hollanda'da çalışıyor.Geri dönmeyeceğini ve İsa'nın onun bütün hastalıklarını iyileştirdiği gibi saçma şeyler söylemeye başladı. Siz bu konuda neler düşünüyosunuz?
0
dakota
(21.11.19)
Pek ateist değilmiş gibime geldi. Seni yemiş.
0
ozdek
(21.11.19)
şizofreni olabilir
0
Goldstein
(21.11.19)
Ne dusunelim, kendi tercihi. Baskasina zarari yok, istedigine inansin.
0
stavro
(21.11.19)
Umarım bu işten bi çıkarı olmuştur olmadıysa vay haline.
0
olaylar olaylar
(21.11.19)
İltica başvurusu falan yaptıysa şayet, belki ileride mahkemede delil olarak kullanmak için eski tarihli konuşmalar (şu an aranızda geçen) kayıtta dursun diye şimdiden böyle muhabbetlere girmiş olabilir. Sorunca gösterir ben ta Kasım 2019'dan beri bu yoldayım zaten falan diye.

Ateist bir adamın Allah'ı Polonya'da bulabileceğini sanmıyorum.
0
fxinturevi
(21.11.19)
bu arada polonya epey tutucu, pek düşündüğünüz gibi değil. ne bileyim bir şekilde misyonerlere filan denk gelmiştir, olabilir.
0
tepedeki psychedelic adam
(21.11.19)
Allah yolunu açık etsin.
0
late viper
(21.11.19)
Ortama ayak uydurma meselesi gibi düşünüyorum.
Buralarda ise daha çok çeşitli sosyal alanlarda mealist takılanların, bir zaman sonra deizme ya da ateizme kaymasıyla ilgili haberler söz konusu.
Medeniyeti ise orta çağ karanlığındaki avrupaya Endülüs emevilerin öğretti. Kilise göz açtırmıyordu o zaman hiç kimseye. Yani Endülüs emevilerinden yıkıldıktan Sonra Avrupa (sözde) medeniyette öncü oldu. Rönesans ve reformun en önemli etkeni Endülüs emevileridir.
0
Erva
(21.11.19)
Ortama ayak uydurma +1

Yok öyle "şuraya gittim ışığı gördüm" muhabbeti. Arkadaşın biraz kolpa.
0
aksi kanitlanmadikca cocuktur
(21.11.19)
Bence Polonya’da zor günler geçirirken bir misyonerle yolları kesişti. O kadar çok var ki Avrupa’da hristiyanlığı yaymaya çalışan, insanları dine çağıran kiliseye davet eden anlayışlı, ılımlı, güleryüzlü, sakin insanlar. Otobüs durağında denk gelmiştim ben, evime de geldiler birkaç kere. Kötü hissettiği bir ana denk gelmiştir, sıcaklık hissetmiştir ve gitmiştir. Aile gibi benimsemiştir.
0
megalomaniac
(21.11.19)
Ortama ayak uydurmuş biraz. Sonuçta kimseye zararı yoksa kimseye kötülük etmiyorsa çalmıyorsa yalan söylemiyorsa doğru isler yapıyorsa hayırlı olsun.
0
monkey
(22.11.19)
bi şey düşünmüyorum, adam pekala "aa mantıklı lan" deyip inanmış olabilir.

ben de ateistim ama ortodoksların kültürüne, kilise ortamına, öğretilerine vs. bayılıyorum. inanılmaz çekici geliyor, hoşuma gidiyor. türkiye'de müslüman ve dindar tek bir arkadaşım yok mesela ama slav arkadaşlarımın/tanıdıklarımın önemli bir bölümü dindar sayılmasa bile en azından inancı konusunda gayet net insanlar. içimde bir yaratıcının varlığına dair en ufak bir inanç olsaydı kesinlikle hristiyan olurdum. ben kültür olarak seviyorum ama gerçekliğine inanmıyorum, o yüzden hâlâ ateistim. arkadaş belki fikrini değiştirmiştir, insan her zaman aynı kalmıyor. allah yolunu açık etsin ne diyek.
0
der meister
(22.11.19)
Bunda sorgulanacak bir şey göremiyorum. Ateisttir diye sorgulamıyor anlamına gelmezdi, kaldı ki arayış içindeymiş. Belki şöyle belki böyle ama bir şekilde şu anki seçimi bu. Özgür iradesi var, kendisi için en iyi seçimi yine kendi yapabilecek yaşta. Bence bunun üzerine kafa yormak anlamsız.
0
muhayyer divan
(22.11.19)
Multecilige basvurur yakinda.
0
baldur2
(22.11.19)
hayırlı olsun. başkasının inancı bize müdahale noktasına gelmediği sürece bizi ilgilendirmez.

inancını paylaşmıyorum, inancına saygı duyuyorum.
0
babilbaligi
(22.11.19)
kendi tercihiyse diyecek bir şey yok ama boşluktayken dine hızla dalış yapanlarda ayarı tutturamama, kafayı kıracak kadar ileri gitme olaylarına denk geldim. ara ara yoklayıp keyfinin yerinde olup olmadığını anlayın. inancından dolayı eleştirmeyin (hangi din olursa olsun), alaycı konuşmayın.

eğer yeni hayat tarzı dışında garip gelen bir şeyler sezerseniz ve sizin yanında olma şansınız yoksa yakınlarına durumu haber edebilirsiniz. dinle kafası yıkanıp kukla gibi kullanmasınlar adamı. dediğim gibi bir anda hızlı giriş yapanlar her şeyi yapmaya teşne olabiliyorlar.

eğer her şey yolundaysa @megalomaniac+1
0
brkylmz
(22.11.19)
Gerçek bir ateist değilmiş evvela bunu söyleyeyim. İçinde hep bir tanrı inancı taşıyormuş. Kendi adıma konuşayım bu saatten sonra hiçbir din beni kendine çekemez. Arkadaşın için konuşursak yarın ben hristiyanlığı da bıraktım diyeceğine adım gibi eminim. Ha yine müslüman oldum da diyebilir yani = )
0
sifirdokuzucuolanvarmi
(22.11.19)
Bizdeki ateistlerin ekserisi bi islama karşılar zaten. Ona saldırdıkları kadar hiçbir dine ve öğretilerine saldırmazlar. Öyle işine gelmiştir. Çok var böyle.
0
mekaniker
(22.11.19)
"neler düşünüyosunuz?"

düşüncemizi söyleyelim de sonra şe'olmasın.

ateist olmaktan iyidir. inşallah islama döner. 20 yıldır insanlar hırsızları, rantçıları, zalimleri, haksızlıkları, iltimasçıları, ve darbecileri görüp bunları islama mal etti. halbuki bunlar Kuran'da açıkça yasaklandığı halde. "savaştayız (bok savaştasınız) o yüzden bize bize mübah, biz cemaatiz Allah bizimle, biz yapmasak kafirler yapıp önümüze geçer" gibi dayanaksız argümanlarla dini manipule edip insanları dinden soğuttular. belki bunun etkisidir.
0
ya ben lan neyse
(22.11.19)
@mekaniker, kardeş, o ateistler bu ülkede islam dini yüzünden baskılandıkları için olabilir mi acaba? kaldı ki hiçbir avrupa ülkesinde dinin sosyal yaşam üzerindeki etkisi bu kadar büyük değil. burada bağnazlar hükümette söz sahibi. avrupa'da birkaç ülke dışında bağnazı anca sokakta görürsün, "deli" deyip geçersin. orada tarikatlar bakanlıklara sokulmaz, ülkedeki her şey dine göre ayarlanmaz, insanlar nasıl yaşamak ve davranmak istedikleri konusunda büyük ölçüde özgürdür. ayrıca hristiyanların çoğu dini kendi kültürlerine adapte etmiştir; ruslar kendi dillerinde veya eski slavca kullanarak dua edebilir, inancını kendi kültürüne eklemleyebilir. ayrıca modern dünyada hiçbir dinin temsilcileri islam'ınkiler kadar agresif ve kısıtlayıcı değildir; çoğu yerde dindar cemaatler kendi içine kapanıp kendi işine bakarken burada devleti ele geçirmeye çalışır, onu yapamıyorsa otobüsteki kadına sataşır.

şunların arasındaki farkı anlayamıyor musunuz gerçekten?
0
der meister
(22.11.19)
@der meister beni destekler nitelikte konuşmuşsun zaten ama yine de havaya üflemek isterim. Baskı altında yaşadığın için üzgünüm. Umarım senin için özgürce yaşanılacak günler yakındır.

Anlayamadığım çok şey var haklısın. Kendimi ilerletme konusunda çaba gösteriyorum. Fakat bunların içerisinde kendini nasıl bu kadar bilgisiz bırakabilmiş olman da var. Kusura bakma dostum bunun çabasını senin göstermen gerek. Ülkede yaşanan kirliliğin müsebbibi olarak dini gösteremezsin. Yanlı gözle bakmayı bir kenara bırakmaya karar verirsen sana dünyada zenginliğin ve refahın, masumiyeti doğrulamayacağına dair okumalarda bulunman için yardımcı olabilirim.
0
mekaniker
(22.11.19)
(7)

İşsizlik döneminde Workaway?

deveyidiken
Herkese merhaba,Yaklaşık 9 aydır işsizim ve artık iş bulmaya olan inancım da epey azaldı. Yani nereye başvurursam başvurayım, cevap alamıyorum. Tanıdıkları devreye sokuyoruz, bu sefer daha da torpillisi karşıma çıkıyor ve bir şekilde o iş de olmuyor.Velhasıl, işsizlik bu kadar içimi kemirirken kenar
Herkese merhaba,

Yaklaşık 9 aydır işsizim ve artık iş bulmaya olan inancım da epey azaldı. Yani nereye başvurursam başvurayım, cevap alamıyorum. Tanıdıkları devreye sokuyoruz, bu sefer daha da torpillisi karşıma çıkıyor ve bir şekilde o iş de olmuyor.

Velhasıl, işsizlik bu kadar içimi kemirirken kenara attığım bir miktar parayla Workaway yapmayı düşünüyorum. Budapeşte ve Bükreş'teki birkaç hostelden görüşme daveti aldım Skype aracılığı ile. Hatta bazısı harçlık boyutunda para da verebileceklerini belirttiler ama tam detayına henüz inemedim görüşme gerçekleşmediği için.

Sorum şu ki, işsizlik döneminde Workaway yapmak ne kadar mantıklı olur? Ben şahsen hiçbir şey yapmamaktansa en azından dil pratiği yapar, birkaç yeni insan tanırım gözüyle olumlu bakıyorum ama yanlış mı düşünüyorum bilemedim tabii.
0
deveyidiken
(20.11.19)
maddi açıdan masraf oluşturmayacaksa (veya en azından tolere edebileceğiniz bir masraf olacaksa) bence evde oturmaktan her türlü iyidir. workaway süper bir olay. açıkçası işveren olsam bu tarz girişimleri önemserdim şahsen.

ha workaway için çokça masraf yapacaksanız, sırf bükreş veya budapeşte'yi göreceğim diye sabahtan akşama kadar hostelde çalışıp üstüne para verecekseniz (kalacak yer ve yemeği karşılarlar muhtemelen ama siz de gece gündüz hostelde kalmayacaksınız sonuçta, dışarıda attığınız her adım masraf olacak) bence anlamsız olur.

para varsa güzel, yoksa kötü.
0
der meister
(20.11.19)
@ der meister

Konuştuğum yerler iki öğün yemek, içecek vs veriyor. Yani konaklama, yeme-içme masraflarım neredeyse 0 olacak. Ayrıca canım başka bir şey isterse, gidip ona masraf yapacağım ki o da çok aman aman bir maliyet oluşturmaz diye düşünüyorum bu ülkelerde.

Ayrıca ortalama olarak 4-5 saat çalışacağım günde, sonra tüm gün bana kalacak gibi gözüküyor.

Bu arada çok güzel bir noktaya değindiniz. Bugüne kadar UEFA ve Euroleague için gönüllü işlerde çalıştım, ayrıca yine gönüllü pozisyonunda editör olarak çalışmıştım ama gittiğim bazı işverenler, "Hmm sen böyle gönüllü çalışmışsın ama biz daha ciddi işler yapıyoruz" dedi açık açık.

Yani normalde bunların işe alımda artı katması gerek ama maalesef Türkiye'de bunu önemseyen çok az yere denk geldim, onlar da bir şekilde olmadı.
0
🌸deveyidiken
(20.11.19)
ozellikle ingilizceni gelistirebilecegin bir yere/ortama git bence. ustune baska bir seyler de ogrenebilecegin hatta cvne normal ismis gibi yazabilecegin bir sey olursa daha da iyi (ne kadar var boyle bir sey bilmiyorum tabi)
0
hot potato
(20.11.19)
@ hot potato

Hostel'de çalışmak kendi alanımdan çok farklı bir şey olsa da, evet yazabilirim diye düşünüyorum özgeçmişime.

Bunun dışında, bu şehirler turist çeken yerler.İngilizce pratik konusunda katkısı olacağından kuşkum yok.
0
🌸deveyidiken
(20.11.19)
İngilizce pratikin yanı sıra burda ya da orada sıkı çalışıp dil geliştirmeye bakın
0
kaset
(21.11.19)
Ikisine de gitmedim, ama duyduklarimdan yola cikarak eger para kazanilmayacaksa asya ulkelerini oneririm. Tayland, vietnam vs. avrupaya kiyasla daha ucuzdur ve cok ciddi bir avrupali genc turist akini var.
0
icim urperiyor
(21.11.19)
@ icim urperiyor

Aslında bunu ben de düşündüm ama uçak biletleri çok pahalı Asya'ya. Her ne kadar hayat ucuz olsa da bazı ülkelerde, uçak bileti çok ciddi bütçe istiyor.

Mesela Budapeşte'ye gitmek istersem, trenle Sofya'ya, oradan da Wizzair'la Budapeşte'ye giderim diye planlıyorum ki böyle yapınca gidiş-dönüş 350-400 tl'ye geliyor. (istanbul'dan Budapeşte'ye direkt gidersem 800 tl civarında bir para çıkacak cebimden.
0
🌸deveyidiken
(21.11.19)
(8)

Nasılsınız?

Tersidüzükilec
Nasıl gidiyor? Çalışanlar, iş arayanlar, arayıpta bulamayanlar, hedef belirleyip ulaşanlar-ulaşamayanlar. Nasılsınız ya hu ? Sıkıldınız mı bu durumlardan?
Nasıl gidiyor? Çalışanlar, iş arayanlar, arayıpta bulamayanlar, hedef belirleyip ulaşanlar-ulaşamayanlar. Nasılsınız ya hu ? Sıkıldınız mı bu durumlardan?
0
Tersidüzükilec
(20.11.19)
Normalim, sen nasılsın?
0
Amaranta ursula
(20.11.19)
Canım sıkkın. Değişmiyor. Koşu bandında kostugumu hissediyorum. Yoruluyorum terliyorum ama aynı noktadayim. İnancımı da kaybettim. Olmayacak. Değişmiyor. Ne yapsam değişmiyor. Gerçi artık birşey yapmayı da bıraktım. Koyverdim. Saat kaç olmuş hala evdeyim ofise gitmedim. Daha duş alıp cikicam. Aman öyle işte.
0
allah yazdiysa bozsun
(20.11.19)
calismaktan sikilmak realist bir durum degil bana gore, eger calismaktan sikildigini dusunen varsa isini sevmiyordur, cunku para kazanmak icin calismak gerekiyor.
ben iyiyim, bugun diger gunlere gore biraz daha rahat bir gunum is yerinde, o yuzden kalan islerimi toparliyorum.
sen nasilsin?
0
interview with the vampire
(20.11.19)
yorgunum.
0
datnet
(20.11.19)
@amarantaursula, @interviewwiththewampire
Kötüden hallice :<
0
🌸Tersidüzükilec
(20.11.19)
İşi bulduk bulmasına da daha ilk maaşı almadan epey masraf yapmam gerekti. Yüksek lisansa başlamıştım. İş sebebiyle derslere uğrayamadım. Burnu yere düşse eğilip almayacak profesörlere dert anlatmaya çalışıyorum. Artık kurtarabildiğimi kurtarır diğerlerini bırakırım.

Kafamda, ileri vadede gerçekleşmesini istediğim hedefler var. Onların arasından seçim yapmam gerekiyor.

Tüm bu işlerin arasında acayip aşık olasım var. Hadi bakalım :)
0
mekaniker
(20.11.19)
Ortalamaya vurduğumuzda iyi diyebilirim. İşim çok rutin, günün çoğu zamanı iş yerinde boş geçiyor ben de bir şeylerle doldurmaya çalışıyorum, açıköğretim derslerine çalışıyorum. Sigarayı azalttım, epey azalttım yani günde 2 paketten 7-8 taneye düşürdüm, güzel bir şeymiş. Hayatıma biri girdi yeni sevgililik dönemi yaşıyoruz. Güzel yani.
0
ckgoneforawhile
(21.11.19)
ben çok bunaldım. kötüyüm diyemem. gelecek kaygısı çok ciddi yük oluşturuyor sadece.

yaşı almış yürümüş öğrenciyim. üzerimdeki baskı yüzünden derslerimi anca verebiliyorum (o da bölümü çok sevdiğim için, fazla uğraşmam gerekmediğinden, hevesli olduğumdan... ciddi efor sarf etmem gerekse küp şeker gibi dağılırım) ve başka hiçbir şey yapamıyorum. eskiden ara sıra üç kuruş getiren bir yan işim vardı, o da bitti sayılır, artık gelmiyor hiçbir şey. bi' yerden aramışlardı, eskiden çalıştığım yer sayılır aslında. dediler biz seni yine istiyoruz, şöyle olacak böyle olacak. aşırı mutlu oldum. hem çok sevdiğim, hem fazla vakit almayan hem de benim gibi öğrenci hayatı yaşayan biri için düzgün ve düzenli gelir sağlayacak bir işti. bugün, yarın, bekle, şu ara çok yoğunuz şu dönem bitsin vs. diye diye uzadıkça uzadı. kovalamıyorum artık. aradım sordum, hep "dur" dediler. aylar oldu. aptal gibi bekledim, ümit ettim. rahat rahat hem okuyup hem çalışacağım, düze çıkacağım, okulumu da aslanlar gibi bitireceğim diye düşünürken şimdi bombok ortada kaldım.

yani babam sağolsun çok yardımcı oluyor, ben 100 lira istersem 150 lira gönderiyor ama çok üzülüyorum. aha erasmus imkanı doğdu, ne halt olacağı belli değil, 6 ay sonra nerede yaşayacağımı bile kestiremiyorum. her şeyi bi kenara bırakıp şöyle yırtık, cevval bir adam olup "ne iş olsa yaparım abi" kıvamında önüme gelene dalsam, gidip garsonluk ya da başka bi iş yapsam, hem bel fıtığım var (bazen düz yolda yürüyemediğim oluyor) hem de mevcut sebepler dolayısıyla anksiyetem çok zorluyor. zaten üç kuruşluk beynim var, yoğun iş temposu & okul falan derken hepten dağılıp paramparça olmaktan korkuyorum.

ailem de aynısını söylüyor, "olm zaten malsın biz para gönderiyoz işte sktir git okuluna, mezun ol, sonra gerilirsin. şu an gerilme" diyor ama duramıyorum gerilmeden. yanlış anlaşılmasın ay çok kötü hayatım var derdim başımdan aşkın demiyorum asla. yaşamayı seviyorum. sahip olduğum şeyler benim için çok kıymetli. bu yaşta baba parasıyla hala okuyor olabilmek çok büyük lüks. ama geriliyorum işte. birazcık daha rahat, daha az gergin olabilseydim, ne bileyim geleceğe dair umudum olabilseydi istiyorum.

böyle kafamda saç kalmadan 2-3 sene daha zorlayacağım, anamın babamın iliğini kemiğini sömüreceğim. sonra günde 10 saat mesaiyle hadımköy'de 2500 liraya falan iş bulursam şanslı sayacağım kendimi. bundan şikayet edince de nankör diyecekler, tembel diyecekler. çok üzülüyorum. yaşamayı sevmesem intihar ederdim ama seviyorum işte pi.
0
der meister
(21.11.19)
(3)

youtube'a giremiyorum?

ykyt
evin internetinden youtube açılmamaya başladı, 2 laptop 2 telefon ile denedim olmuyor. opera vpn ile giriliyor. ama vpn siz girilmiyor. chrome 'u fabrika ayarlarına döndürdüm ama işe yaramadı. opera, firefox ve chrome'da denedim. dns kullanmıyorum. turknet internet. neden olabilir ki?
evin internetinden youtube açılmamaya başladı, 2 laptop 2 telefon ile denedim olmuyor. opera vpn ile giriliyor. ama vpn siz girilmiyor. chrome 'u fabrika ayarlarına döndürdüm ama işe yaramadı. opera, firefox ve chrome'da denedim. dns kullanmıyorum. turknet internet. neden olabilir ki?
0
ykyt
(19.11.19)
Sözlükte de bir sürü insan giremediğini yazmıştı. Yurt dışında bir sorun yok, sorunsuz giriliyor ama Türkiye özelinde erişim sorunu ya da belki kısıtlaması var demek ki.
0
crown
(19.11.19)
türkiye için genel bir sorun söz konusu sanırım. ben de giremiyorum, arada sapıtıyor. arkadaşlarımda da durum farklı değilmiş. bende bu akşam diğer siteler de öyle çoğunlukla... başta cevap vermiyor sayfa. sonra hiçbir şey olmamış gibi jet hızında yükleniyor. sizde de öyle mi acaba? ben de türknet kullanıyorum, yine onlardan kaynaklı bir tuhaflık mı, merak ettim. internet stabil değil bu akşam. sıkıntı var.
0
der meister
(19.11.19)
C:\Windows\System32\drivers\etc içindeki host dosyasını açıp içindekileri silin, ben böyle çözdüm.
edit: çözemedim,düzelmedi.
0
birfincankahvedahaisteyenadam
(19.11.19)
(7)

Nature makalesinde grameri yanlış cümle olur mu? Olmazsa bu nedir?

lab cat
Gerçekten merak ettim. Şu cümle nature makalesinden alıntı:"Predicting the response and identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy is a major goal in cancer research."Şimdi burada, "response'u tahmin etmek ve kemoterapi tesirini artıran additional hedefleri belirle
Gerçekten merak ettim. Şu cümle nature makalesinden alıntı:

"Predicting the response and identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy is a major goal in cancer research."

Şimdi burada, "response'u tahmin etmek ve kemoterapi tesirini artıran additional hedefleri belirlemek, kanser araştırmalarının ana hedefidir" mi diyor? eğer öyle diyorsa neden "is" kullanmış? "are" kullanması gerekmiyor mu?
Yoksa şunu mu demek istemiş: "response'u tahmin etmek ve additional targetleri belirlemek kemoterapinin tesirini artırır ve bu kanser araştırmalarında ana hedeftir"
Böyle dediğini zannetmiyorum ama dediği buysa da bu sefer "that" kullanımı biraz garip değil mi?
Her açıdan bu cümleyi gerçekten çok kötü buldum ve nasıl bir makale özetinin giriş cümlesi olmuş anlayamadım. Beni aydınlatacak iyi ingilizceli arkadaşları bekliyorum.
0
lab cat
(19.11.19)
bir hata göremedim. kemoterapinin etkisini artıracak ek hedefleri tespit etmek ana amaçtır diyor.
0
kelepir
(19.11.19)
@kelepir, ... and ... IS A major goal diyor. Yani swimming and running is a sports demek gibi değil mi? ... and ... are major goals olması gerekmiyor mu? neden is kullanmış ben anlamadım.
0
🌸lab cat
(19.11.19)
şöyle düşün... what is a major goal in cancer research?

predicting the response and identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy. "what" sorusuna cevap olarak tek bir şey söyleyebilirsin, haliyle "is" kullanmasında sıkıntı yok.

"that" kullanımı garip değil, identifying ile başlayan kısmı bağlıyor o. "kemoterapinin etkinliğini arttıracak ek hedefleri tespit etmek" = identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy, bu kısmı bağlayan "that" o.

üzgünüm ama bir şey yok cümlede.
0
der meister
(19.11.19)
predicting (...)- tahmin etmek
and- ve
identifying (...) - belirlemek
is a major goal in cancer research - kanser araştırmalarında temel bir hedeftir.

are da olabilir ama o zaman bunlar ayrı ayrı, "are major goals" olurlar. demek ki ayrı ayrı değiller, "predicting and identifying" tek bir şey. "evi silmek süpürmek zor bir iş" der gibi türkçe.

ikinci söylediğinizi demek istememiş ve bu cümle her açıdan son derece düzgün.
0
inekadam
(19.11.19)
"Şimdi burada, "response'u tahmin etmek ve kemoterapi verimliliğini artıran additional hedefleri belirlemek, kanser araştırmalarının ana hedefidir" mi diyor? eğer öyle diyorsa neden "is" kullanmış? "are" kullanması gerekmiyor mu?"

cevap: "Predicting the response and identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy are two major goals in cancer research." diyebilirdi ve o zaman are olurdu ancak mevcut kurguda is olur.

"Yoksa şunu mu demek istemiş: "response'u tahmin etmek ve additional targetleri belirlemek kemoterapinin verimliliğini artırır ve bu kanser araştırmalarında ana hedeftir"
Böyle dediğini zannetmiyorum ama dediği buysa da bu sefer "that" kullanımı biraz garip değil mi?"

cevap: "response'u tahmin etmek ve kemoterapinin verimliligini arttiracak ek hedefleri belirlemek" buradaki ozne. that'in neresinin garip oldugunu anlamadim da cumlede herhangi bir kotuluk yok, bence oldugu gibi benimse.
0
hot potato
(19.11.19)
bence is kullanmadan önce multiple eylemi that ile tek bir clause haline getiriyor o yüzden is.

_________________________

ama senin dediğin plural kullanımını that'den hemen sonra gelen will'de görebiliriz aslında, will yerine geniş zaman kullanmış olsaydı mesela, improves değil improve diyecekti.
0
aziz dostum jack
(19.11.19)
(Predicting the response) AND (identifying additional targets that will improve the efficacy of chemotherapy) (is) (a major goal) (in cancer research).

öğelerine ayırdım, gayet doğru.
0
babilbaligi
(20.11.19)
(11)

yılbaşında kiev ?

oyeaby
romalı gardaşlarım,bir sap arkadaşımla beraber 28 aralık - 1 ocak tarihleri arasında kiev'de olacağız. vallahi abaza falan değiliz. yeni yerler gezmek görmek yeni deneyimler peşindeyiz. vizesiz de olunca ülkeden kısa süreliğine de olsa kaçalım dedik. bir de boşandı arkadaş eşinden biraz da kafası d
romalı gardaşlarım,

bir sap arkadaşımla beraber 28 aralık - 1 ocak tarihleri arasında kiev'de olacağız. vallahi abaza falan değiliz. yeni yerler gezmek görmek yeni deneyimler peşindeyiz. vizesiz de olunca ülkeden kısa süreliğine de olsa kaçalım dedik. bir de boşandı arkadaş eşinden biraz da kafası dağılsın. falan filan derken kiev'e gidecez işte. aldık biletleri.

abaza değiliz dedik diye takılmalık fırsat olursa da takılmayız demiyoruz.

bu şartlar altında, neler yapalım nerelere gidelim. kalacak yer de ayarlamadık. önereceğiniz yerler aktiviteler mekanlar nelerdir. şurası süper aga kesin gidin, şu süper deneyim kesin yapın diyeceğiniz şeyler var mı ?

bir de g*tümüz ne kadar donar buna ne kadar hazırlıklı olalım ?
0
oyeaby
(19.11.19)
erotik masaja gidin. ya da otele çağırın. güzel kafa dağıtıyor, ciddiyim.
0
kamile necaset
(19.11.19)
Kiev planı kesin değilse Belgrad'a kırın rotayı yılbaşı için.
0
fxinturevi
(19.11.19)
saci sakali kesip kiyafete ozen gosterin, konaklama ve donus bileti ciktilarinizi yaniniza alin gumrukten gecerken. hevesiniz kursaginizda kalmasin sonra :)

son donemde cok killik yapiyorlar.
0
brkylmz
(19.11.19)
erotik masaja gitmeyin bağımlılık yapar, tekrar söylüyorum sakın gitmeyin.
0
kanlakarisikyagmur
(19.11.19)
bence ilk önce kendinize dürüst olun ya da arkadaşınıza =) zamparalık yapmicaksanız ne işiniz var kışın ortasında kiev'de. götünüz donar. 2 sap bi de, adam eşinden boşanmış, zor zaptedersin arkadaşını =)

gündüzleri kültür turu yapıp gece takılırsınız işte. ısınmak için de alkol türevlerini abartmayın.
0
kveldulv
(19.11.19)
Gotunuz donar biraz da Sibirya falan degil orasi rahat ol.
Erotik masaj gidin +1
Saci sakali kesmenize falan gerek yok, efsane bunlar.
0
stavro
(19.11.19)
@kveldulv
tabii ki imkanlar dahilinde zamparalık yapacağız :) ama abaza değiliz sırf zamparalık olsun diye değil az açılalım bi iki yer görelim diye düşündük velhasıl :)
0
🌸oyeaby
(19.11.19)
@stavro
efsane demiş ama günde kaç kişinin geri gönderildiğinden haberi yok muhtemelen. ben bildiğim/gördüğüm bir veri üzerinden söyledim söyleyeceğimi. arkadaşın da bir bildiği var ki konuşuyor heralde. saçı sakalı kesin derken özen gösterin anlamında söylediğimi belirtmeme gerek yok sanırım.
0
brkylmz
(19.11.19)
Sikinti yasayanlari ben de gordum, o ayri konu. Bunun sac sakalla ilgisi yok, efsane dedigim bu. Adam seni gonderecekse Leonardo Dicaprio'nun Titanic'teki hali olsan da gonderir zaten. Sac sakali toparlamanla ilgisi yok. Ben isid terk halimle girip cikiyorum Ukrayna ve diger ulkelere mesela. Benim gibisi dolu.
0
stavro
(19.11.19)
benim her kiev sorusuna cevabımdır: anavatan anıtı (rodina mat) ve peçersk lavra. tarih & savaş merakınız yoksa ilki sıkabilir ama çok güzel bir müzesi var, her gittiğimde uğrarım. peçersk lavra inanılmaz güzel bir yer, imkanınız olursa kulelere falan da çıkın, dinyeper manzarası enfes. arsenalna metro durağı civarında zaten saydıklarım, o bölgeyi karış karış gezin derim, bissürü müze & anıt var, çok şirin bir yer.

podil'e uğrayabilirsiniz, orası da sevimli mekan. andriyivski yokuşu mu ne vardı, adını unuttum devasa bir katedral var o taraflarda yine, st. sophia idi galiba.

g*tünüzün ne kadar donacağı şans işi. son dört ya da beş kışın hepsinde ukrayna'da 10-30 gün arasında bulundum. -24 de gördüm 8-10 derece de gördüm. bazen şubat ayının istanbul'u gibi olabiliyor nadiren olsa da... tam yılbaşında kısa süreli sağlam bir soğuk hava dalgası yemedikleri sürece -5 ile 5 derece arasında falan olur sanırım. içlik, gömlek üstüne kazak gibi ufak tefek eklemelerle gayet rahat üstesinden gelirsiniz. ama hava durumunu takip etmek lazım, ihtimal oldukça düşük olmakla birlikte -20 görürseniz de şaşırmayın.
0
der meister
(19.11.19)
Eğlence, kop kop mekanı önerecek olan var mı ? Damsız giriliyor mu mesela varsa güzel mekan ? Pahalı mıdır ucuz mudur ortalama mıdır nedir durum bilgi verebilecek var mı
0
🌸oyeaby
(19.11.19)
(1)

TVde bugun spor

ekyil
televizyonda yayinlanacak spor karsilasmalarini nereden gorebilirim?sporx'in linkini kullaniyordum ancak malesef hepsini gostermiyor.mesela dun Turkiye'nin karsilasmasinin TRT 1'de oldugu yoktu.https://www.sporx.com/tvdebugun/?date=2019-11-17liveonsat kullaniyorum ancak onda da turk kanallarini bulm
televizyonda yayinlanacak spor karsilasmalarini nereden gorebilirim?
sporx'in linkini kullaniyordum ancak malesef hepsini gostermiyor.
mesela dun Turkiye'nin karsilasmasinin TRT 1'de oldugu yoktu.
www.sporx.com

liveonsat kullaniyorum ancak onda da turk kanallarini bulmak zor oluyor.
var mi aradigim gibi bir site?
0
ekyil
(18.11.19)
türk televizyonlarında yayınlanacak maçlar için soruyorsanız,

sporekrani.com

burada youtube, laola1.tv gibi platformlardan yapılan resmi yayınlar da paylaşılıyor.
0
der meister
(18.11.19)
(4)

Sıfırdan Almanca Öğrenmek

MustafaCan
MerhabaAlmanca öğrenmek istiyorum hiçbir bilgim yok. İngilizcem var fakat sıfırdan kendi imkanlarımla almanca öğrenmek istiyorum.Nasıl bir yol ve kaynak önerirsiniz ?
Merhaba

Almanca öğrenmek istiyorum hiçbir bilgim yok. İngilizcem var fakat sıfırdan kendi imkanlarımla almanca öğrenmek istiyorum.

Nasıl bir yol ve kaynak önerirsiniz ?
0
MustafaCan
(18.11.19)
bir almanca kursuna başlamanı öneririm. özellikle grammerde belli konular öğretmensiz zor oluyor. kurs seçerken de asıl işi almanca kursu olan bir yer öneririm. her dili öğretiyoruz kurslarında belli bir seviyeden sonra sınıf bulman zor olabilir.
0
helenart
(18.11.19)
Öncelikle İngilizceye ne kadar hakimsiniz onu kendinize sorun.

Bir dili öğrenecek kadar yabancı dile hakimseniz, kendiniz Almanca öğrenebilirsiniz.
Değilseniz, biraz evde özne (özellikle çoğullar), yardımcı fiil (bin, ist, sind, hat) vb. temel öğelere bakın evde. dative and accusative ya da ayrılabilen fiillere (türkçesini bilmiyorum "trennbare verben" diyorlar almanca) girmeye gerek yok kesinlikle.

yavaş yavaş cümlecikler kurmaya başladıktan sonra (geliyorum, gidiyorum, istiyorum) sonra iki fiilli cümleler kurun. "Bu yaz almanya'ya gitmek istiyorum" gibi. "Akşam annemi aramam gerekiyor" ve "akşam annemi arayacağım". birisinde anrufen, diğerine rufe (...) an gibi komplike cümlelere başlayın.

Şimdi okuyunca zor ve/veya karmaşık gelebilir ama yapmaya başlayınca zevkli oluyor. Özellikle çoğu insanın çok zor dediği bir dilde böyle bağlaçlarla falan cümleler kurmaya başlayınca daha da hevesleniyor insan.

Ben almanya'dayken Münih havalimanına gidiyordum. uçağa ucu ucuna yetişeceğim, neyse ki sadece sırt çantam vardı. trene bindiğimde ters yöne gittiğimi fark ettim. bir sonraki durakta indim ve oradaki çalışana almanca "İngilizce biliyor musunuz" diye sordum. almanca bildiğim halde güvenemedim kendime. 5 saniye sonra baya ben adama sonraki tren saat kaçta gelecek, kaç numara, burada havalimanına kaç dakikada giderim, yetişebilir miyim falan diyordum o da anlatıyordu. tren geldi. trene binince fark ettim, o can havli ile almancayı söktüm 2 dakikada.

Çok uzun yazdım, bi de hikaye ekledim kusura bakmayın ama A2 seviyesine gelince B civarı gibi bi' Almanya'ya gidin derim. Hoş, euro artık çok yüksek ama şansınız varsa 3-6 ay güzel tecrübe olur.
0
fxinturevi
(18.11.19)
fono türkçe biraz ezber mantıkla yol aldırabilir
0
seyyar satıcı
(18.11.19)
ingilizceniz varmis, youtube'daki learn german with jenny kanalindan yardirin derim. mis.
0
der meister
(18.11.19)
(9)

Dizileri İngilizce altyazıyla izliyorum ama cümle kuramıyorum

jeanvaljean21
South Park'ı, ne bileyim belgeselleri falan İngilizce altyazıyla izliyorum (%80 falan da anlıyorum) ama "Bu videoda şunu gördüm ki Japonya'da üzerinde İngilizce açıklama olan etiket bulmak imkansız" gibi görece basit bir cümleyi kuramıyorum. Kelime eksikliği desen değil, cümledeki bütün kelimelerin
South Park'ı, ne bileyim belgeselleri falan İngilizce altyazıyla izliyorum (%80 falan da anlıyorum) ama "Bu videoda şunu gördüm ki Japonya'da üzerinde İngilizce açıklama olan etiket bulmak imkansız" gibi görece basit bir cümleyi kuramıyorum. Kelime eksikliği desen değil, cümledeki bütün kelimelerin karşılığını biliyorum ama cümle kuramıyorum kilitleniyorum. Sebep ne olabilir? Gramerim epey kötü ondan mı acaba?
0
jeanvaljean21
(18.11.19)
türkçe olarak düşünüyorsanız ondan olabilir.
0
bagcivan
(18.11.19)
Etkili Pratik İngilizce, Burak Öztürk youtube kanalına bskın @bagcivan in dediği konuyu anlatıyor. Dil öğrenmek tek yönlü bir eylem değil, gramer çalışmanız, yazmanız vs de lazım aynı zamanda.
0
kaset
(18.11.19)
Yeterince okumuyorsun.
0
hot potato
(18.11.19)
kelimeleri değil phrase'leri ezberlemelisin.

örn: "impossible to find" phrase'i senin kurmaya çalıştığın cümlenin temeli.
0
sinek kral
(18.11.19)
bilirkişi değilim ama bence de pratik. konuşamıyorsan konuşma pratiği, yazamıyorsan yazma pratiği yapmalısın.
0
black mamba
(18.11.19)
dilbilgisi sikintisi gibi..
0
cooperr
(18.11.19)
Yeterince okumuyorsun bence de olumlu bir eleştiri.

Bunun haricinde cümleyi parça parça kurmaya çalış ilk başlarda. Şöyle ki;

"Bu videoda şunu gördüm ki Japonya'da üzerinde İngilizce açıklama olan etiket bulmak imkansız" cümlesini ele alalım ve parçalayalım. Mot-a-mot çevirmeyeceğim ama fikir verir diye düşünüyorum .

"impossible/difficult/hard to find" - bulmak zor.
in Japan - Japonya'da.
What I have understood from this video is ... - Bu videodan anladığım şu ki...
sign/label in English language. = İngilizce dilinde tabela/etiket/açıklama/duyuru vs.


Cümlenin 1'inci bölümü: "what I have understood from this video" (videodan anladığım) - is (şu ki)...
2'nci bölümü: in Japan, it is really hard to find (come across) a traffic sign/signboard/label in English language/announcement/explanation etc.

Türkçedeki öğelerine ayırma işini yapıp küçük cümlelerden başlarsanız, bence bir yerden sonra daha akıcı şekilde çevirebilirsiniz. Biraz zaman alır, kafaya takmayın. İşin sonunda dönüp baktığınızda o fark yaratmadığını düşündüğünüz şeyler, üst level için büyük bir sıçrama oluyor.
0
fxinturevi
(18.11.19)
gramer eksigi +1, @fxinturevi zaten cok guzel aciklamis. cumleyi parcalara ayirabilmen, minik minik parcalari birlestirebilmen gerekiyor. sonucta kimse cumleyi tek seferde cikarmiyor agzindan, parca parca geliyor. muhtemelen gramer altyapin zayif oldugundan, 3-4 farkli kelime grubunu dogru sirayla bir araya getiremediginden oturu zorlaniyorsun. "cumle kurarken neyi bilmem gerekecek?" sorusunun cevabi icin bol bol okuyup olabildigince farkli cumle cesitleri gormeni, "bildigim seyleri dogru sirayla nasil kullanacagim?" sorusunun cevabi icin de gramer calismani tavsiye ederim. basbayagi kitap basina oturup cumlenin ogeleri nedir, hangisi nereye gelir, baglaclar nasil kullanilir vs. gibi konulara bakmak gerek.
0
der meister
(18.11.19)
anadilini nasil ogrendiysen o sekilde yabanci dil ogrenmeyi dene.
Dinleyerek.
Dizileri ingilizce dinle, makale, kitap vs oku.
Subject + verb + object ve turkce dusunme.
0
janderzel zartanyan
(18.11.19)
(6)

gençliğinde çok zayıf olup daha sonra kilo alan biri

Transa
daha kolay mı kilo verir yoksa kilo aldıktan sonra herkes için zorluğu aynı mıdır?
daha kolay mı kilo verir yoksa kilo aldıktan sonra herkes için zorluğu aynı mıdır?
0
Transa
(16.11.19)
Yaş ilerledikçe, metabolizma yavaşlıyor haliyle dikkat etmezsen kilo almaya başlıyorsun. Hele birde ofis de çalışıyorsan geçmiş olsun kilo almak gayet kolay hareketsiz yaşam sabah simit poğaça vs.

19-20 yaşında kilo almak için aktardan karışım alıyordum şaka gibi, şimdi boks ve vg yaparak düzen kurdum.

Metobolizma ve yeme alışkanlığın hareket spor tarzın kilo almanı yada zayıflamanı belirler. Vücut tipleri de etkili bu konuda
0
Fritz-X
(16.11.19)
kilo aldıktan sonra vermesi çok efor gerektiriyor. 60lı kilolardan 80li kilolara çıktım, aktif sporcu ve gençtim. sakatlandım 20 kg aldım veremiyorum.
0
mikahakkinen
(16.11.19)
@fritz-x

vücut tipleri diye bir şey olmadığı biliniyor, not düşeyim. (ecto, meso bunlardan bahsediyorsan)
0
🌸Transa
(16.11.19)
Gençken zayıf olan ilerde kolay kilo verir.
0
heidi'nin dedesi
(16.11.19)
Hiçbir zaman aşırı kilolu olmadım ama bir örnek olması açısından söylüyorum. 190+ boyum var 24 25 yaşına kadar 75 kiloyu geçmedim aşırı zayıftım. Sonra 95 96 kilolara çıktım aynı yemek yeme ve hayat düzenine rağmen. Ve aynı yeme ve hayat düzeniyle bir yılda 20 kiloya yakın kilo kaybettim yine aynı kilolara düştüm. Neden aldı veya neden verdim hiçbir fikrim yok düzen tümüyle aynı.
0
Deathcomenearme
(16.11.19)
19 yasima kadar at gibiydim, takip eden 6 yilda 40 kiloya yakin aldim.

o zamanki yasam tarzimi surdurerek kilo vermem imkansiz. karbi azaltip bol sebzeli, proteinli, abur cubursuz ve nispeten bol hareketli bir yasam tarzi tutturdugum zaman kilo verebiliyorum yalnizca. eh o kadar ugrasinca veriyorsun.

bence zayif yasayip sonradan kilo almak cok kotu. adapte olmak cok zor cunku. ben 16 yasinda ayni sekilde yasiyordum ama tig gibiydim. alistigim duzeni birakmam lazim simdi, cunku o duzen 25 yasinda saglikli yasamak icin uygun degil. bu zihinsel degisim sureci cok yoruyor beni. ayi gibi yiyip icebilmeyi ozluyorum. simdi acikmiyorum mesela, az yiyorum ve mutlu da oluyorum ama catlayana kadar yemeye alismisim ornegin, yadirgiyorum o yuzden cabuk doymayi.

bence kilo vermek zor is. en basta almamak en iyisi. matematiksel olarak da boyle bu... ben su an gunde 2000 kalori alsam ayda sadece 1.5 kilo falan verebilirim. halbuki ideal kilomda olsam gunde 2350 civari yerim, ayni kalirim.

o yuzden kotu yani kilo vermeye calismak.
0
der meister
(16.11.19)
(6)

insanların dışarıda yeme merakı neden?

diffarentiationation
onun yerine toplanıp eve gidip yemek yapmak sadece bana mı daha mantıklı, eğlenceli geliyor?
onun yerine toplanıp eve gidip yemek yapmak sadece bana mı daha mantıklı, eğlenceli geliyor?
0
diffarentiationation
(15.11.19)
uğraşmak istemiyorlar ya da ev müsait olmuyor. bi de herkese yemek beğendirmek zor.
0
jelly bear
(15.11.19)
kaç öğün yemeğini kendin yapıyorsun, merak ettim. ben yemekle uğraşmayı seven, rahatlatıcı bulan birisi olarak istisnasız her allahın günü mutfağa girmekten nefret ediyorum. çok şükür bir öğünü okulda halledebiliyorum, bazen gaza gelip direkt tek öğün yiyorum vs. böylelikle olabildiğince az girmeye çalışıyorum mutfağa. başka ihtiyaç olsa da yemek bu... herkes günde en az bir kez yiyor. her günün 1-2 saatini yemek hazırlamak & malzeme almak için harcamak acayip bunaltıcı geliyor bana. kaldı ki dünyanın en boş adamlarından biriyim, gerçekten işi gücü olan insanlara nasıl koyuyordur kim bilir.

imkânım olsa sanırım 10 öğünümden 9'unu dışarıda yerim... hafta sonu kahvaltısı ya da özellikle denemek/yapmak, kendi kendime pişirmek istediğim bir şey yoksa hiç girmem mutfağa. boş iş çünkü. uğraş allah uğraş... niye? en temel yaşamsal fonksiyonları yerine getirebilmek için. ohooo. hiç hoş değil.

ya bütün malzemeler hazır olsa bile düşünsene akşam 6'da işten eve gelmişsin (türkiye şartlarında pek az insan bu kadar şanslı). üstüne yemek hazırlayacaksın. hazırlaması, pişirmesi, yemesi, bulaşığını yıkaması vs. derken temiz bir saat gidecek. zaten kendine ayırabileceğin 4-5 saatin anca var, onun da en az birini öyle bomboş yemek peşinde koşturarak geçireceksin. bir değil iki değil neredeyse her gün böyle... nesi keyifli ki bunun?
0
der meister
(15.11.19)
Disarida yiyince benim kafam dagiliyor biraz. Arada ondan tercih ediyorum.
Ozellikle arkadasla girmektense tek yemege cikmayi daha cok severim. Desarj yani benim icin
0
Flipsflops
(16.11.19)
kırk yılda bir yemek yapıyorsan tabi eğlenceli ama her gün işten çıkıp evde yapıyorsan arada bir nefes almak gerekiyor. evlenmeden önce makarna harici yemek yapmayan insandım, o da mecbur kalınca. ama şu an her gün işten çıkıp eve gidip yemek yapıyoruz eşimle. aynı yemeği ikinci gün yiyemediğimizden her gün mutfaktayız. üstelik yemek yapma sürecinde en sıkıntılı durum ise hangi yemeği yapacağını bulmak. bu yüzden arada dışarıda yemek veya dışarıdan söylemek iyi geliyor.
eskiden hemen her gün dışarıda yer evde yemek yemezdim. o da sıkıcıydı ama.
0
elorelia
(16.11.19)
Ne yesem diye düşünmek, yorgunken ona zaman ayırmak ve her gün her gün uğraşmak bıktırıcı. Seçım şansı varsa arada değişiklik iyi oluyor.
0
sopiro
(16.11.19)
yalnız yaşıyorum.. 10dakikalık bir yeme eylemi için "yarım saat yemek hazırlama + yarım saat bulaşık temizlik" gibi şeylerle uğraşmak o kadar zoruma gidiyor ki.. bu nedenle akşamları genellikle tost yapıyorum.. hiç bulaşık çıkarmadığı için de tostuma buradan teşekkür ederim :)
0
strobist
(16.11.19)
(6)

hangi rus öyküsünde kar kış kıyamet teması vardı? gorki'nin miydi?

bcdhms
selam,hatırlayamadım bir türlü, şansımı deniyorumkış vakti at arabasıyla uzun sürecek bir yolculuğa çıkan iki adam vardı, yollarını kaybediyorlarda tipiden, artık ümitleri tükeniyordu bir yerden sonra filan..roman değildi, kısa sayılabilecek bir öyküydü diye hatırlıyorum. gorki olabilir, çehov olabi
selam,

hatırlayamadım bir türlü, şansımı deniyorum

kış vakti at arabasıyla uzun sürecek bir yolculuğa çıkan iki adam vardı, yollarını kaybediyorlarda tipiden, artık ümitleri tükeniyordu bir yerden sonra filan..

roman değildi, kısa sayılabilecek bir öyküydü diye hatırlıyorum. gorki olabilir, çehov olabilir gibi. neydi ki?
0
bcdhms
(15.11.19)
rus olduğuna emin miyiz? jack london olabilir mi?
0
aziz dostum jack
(15.11.19)
aklıma tolsto dayının "efendi ile uşak"ı geldi, o olabilir mi?
0
der meister
(15.11.19)
hmm, şimdi öyle deyince kesin rus diyemedim :)
adı neydi peki?
0
🌸bcdhms
(15.11.19)
evet efendi ile uşak idi. şahane!
@der meister, teşekkür ederim.
0
🌸bcdhms
(15.11.19)
"Genç bir doktorun anıları"

Rusyada geçiyor, kar kış tipi felakette at arabasıyla gidiyorlar, bir yerden sonra yol kayboluyor, öylece kalıyorlar, kurt sesleri yaklaşırken doktor silahını eline alıyor ve beklyior.... devamını oku
0
masseter
(15.11.19)
Efendi ve usak diycektim ben de. Benden once demisler:)
0
hindistan cevizi
(15.11.19)
(11)

rusça çok zor abi, öyle böyle zor değil baya zor

aziz dostum jack
tamam anladık zor da bu ne abi -> https://eksisozluk.com/entry/97679764 (debe entry'si)adam 2011 rus dili ve edebiyatı mezunu, yani nereden baksan yaklaşık 4+9 = 13 yıldır tek işi gücü rusça ve hala dil kursuna gidiyorum diyor.tamam anladık rusça zor da, 13 yıldır hala bir dili öğrenemediysen oturup
tamam anladık zor da bu ne abi -> eksisozluk.com (debe entry'si)

adam 2011 rus dili ve edebiyatı mezunu, yani nereden baksan yaklaşık 4+9 = 13 yıldır tek işi gücü rusça ve hala dil kursuna gidiyorum diyor.

tamam anladık rusça zor da, 13 yıldır hala bir dili öğrenemediysen oturup ben ne yapıyorum diye kendini sorgulaman gerekmiyor mu?
0
aziz dostum jack
(13.11.19)
haklisin. boyle tipler yuzunden zamaninda rus dili ve edebiyati okumaktan korkmustum. 23 yasinda basladim, keske daha erken cesaret edebilseymisim diyorum.

rusca cok zor, bazi okullarda egitim kotu eyvallah ona itirazim yok da dort senede ogrenilmez, ise yaramaz vs. hepsi hikaye. biraz ilgi duyup uzerine dusen adam bizim okulda (devlet universitesi) hazirlikla birlikte bes senede catir catir rusca ogrenir, is bulur.
0
der meister
(13.11.19)
Bizim insanımız dil öğrenme işini inanılmaz abartıyor. Geçen yine ekşi'de bir ingilizce öğretmeni "ingilizce öğretmeniyiz diye altyazısız film izleyebilmemizi falan beklemiyosunuz heralde" gibi bir entry yazmıştı sjskss. Kendimi övmek için söylemiyorum herkesin yine Rusça gibi abarttığı Almanca'da 8 ay gibi bir sürede b2 sertifikası almıştım. Ben çok zeki olduğumdan değil, hevesle çalıştığımdan. Bunca 5-10 dil bilen adam uzaylı değil. Her şey bir emeğin karşışığında geliyor. Emek sarfedersen olur.
0
bugunku antremanda goz dolduran futbolcu
(13.11.19)
İlk rusyaya gittikten 14 ay sonra derdimi anlatabiliyordum çok rahat.

Eşim rus ve 10 seneyi geçti evde de işte de 10 küsür saat rusça konuşuyorum ama hala eksiklerim var. Bir de 3. Yaşında kızım türkçede alışsın diye Türkçe konuşmaya başladım evde.

10 seneyi geçti eşim hala alışveriş listesini el yazısı ile yazdığı zaman kızıyorum mesela.
0
ihanet kac kisilik
(13.11.19)
Adamın hangi seviyede öğrenmeye çalıştığını biliyor muyuz. Günlük konuşmaları yapamıyorum falan dememiş. Kursa gidiyorum demiş.

Adam belki edebi çeviri yapacak seviyede öğrenmek istiyor, belki ticari sözleşme hazırlayacak/inceleyecek seviyede öğrenmek istiyor.

Anadilim Türkçe. Dil bilgim de iyidir. Önüme ticari sözleşme koysan %70ini anlamam anadilimde olmasına rağmen .

Hangi seviyede öğrenmek istediğini bilmeden böyle boş yorum yapmamak lazım. Ben sadece günlük muhabbet etsem bana yeter diye düşünüyorum 1 yılda istediğim seviyeye gelirim. Başkası nükleer santral projesinin şartnamesini Rusça yazmak ister 13 sene yetmeyebilir.
0
levpontryagin
(13.11.19)
@levpontryagin haklısın tabii ama yazdığı önceki cümleyle birlikte değerlendiriyorum konuyu,

"mobil uygulamalar ve youtube aracılığıyla istediğin kadar disiplinli ve azimli bir çalışma rutini geliştir bir kaç ayda rusça olarak kitap okuyacak, belgesel ve film izleyip anlayacak dereceye gelmen mümkün değildir. iyi yiyorlar burada milleti."

dedikten sonra bunu eklemiş. haliyle iki kitap okuyayım, sokakta konuşayım diyen adamlara bakın ben 13 yıldır öğrenemedim, geçin bu işleri nah öğrenirsiniz demek gibi oluyor.

birkaç ay diyenler olmuş o kadar da değil filan dese tamam diyeceğim de "1 ayda öğrenirsin diyenlere karşı tez olarak 13 yıldır öğrenemedim" demek tam saçma.
0
🌸aziz dostum jack
(13.11.19)
13 yıldır öğrenemedim dememiş adam bence yazının herhangi bir yerinde.

“ imza: 2011 rus dili ve edebiyatı mezunu. şu an hala rusça kursuna giden bir insan.” diye ekleme yapmış sadece.

Hala öğreniyorum demiş.
0
levpontryagin
(13.11.19)
@pontryagin, ben rusça kursuna da gittim rus dili ve edebiyatı bölümünde de okudum. nükleer santral projesinin şartnamesini okumayı bölümde öğrenmediysen kursta hiç öğrenmezsin. herhangi bir dil için bu kadar kapsamlı bir kurs olduğunu zannetmiyorum. rusça kursuna gidersin, çok iyi düzeyde rusça öğrenirsin, sonra oturup terminoloji çalışırsın. bunun için ayrı kursa gidilmez. dört sene bölümde okumuş, üstüne 9 sene daha geçirmiş bir adamın rusça kursuna gidiyor olması neresinden bakarsan bak çok tuhaf bir şey.

rusça çok zor, tonla istisnası var, her zaman hata yapıyorsun bunlara hiç itirazım yok ama ben bu "okulda öğrenilmiyor" kitlesinin kötü niyetli olduğunu düşünüyorum. rusçayı iyi bilmek, rusça iş yapabilmek için kusursuz olmana gerek yok. bizim bölümde rus arkadaşlar var, bazen bizim doğru söylediğimizi onlar yanlış söylüyor. dil cümle kurmaktan ibaret değil, bir sürü detayı var. virgül koyulacak yere virgül koymuyor mesela. bunlar tabii ki oluyor ama "rusça öğrenilmez" demek de saçmalık.

dediğim gibi her iki şeyi de tecrübe ettim ve dil-edebiyat bölümünde öğretilmeyen bir şeyin kursta öğretilmesine ihtimal vermiyorum. ha adam rusya'da yaşıyordur, yazarlık kursuna falan gidiyordur (gerçi o zaman rusça kursu demezdi) haklısın derim.

bunun gibi tipler yüzünden dil öğrencilerine "potansiyel işsiz" ya da "boş adam" gözüyle bakılıyor, sanki diğer bölümlerden mezun olan herkes süper işlere giriyormuş gibi... ben ergenliğimde bunun gibi arkadaşlara çok yazdım ekşi'den. hepsi moral bozdu, heves kırdı. sadece iyi ki bunları dinlemenin yanlış olduğunu fark edip rusça okumaya karar vermişim diyorum.

bu konuda hayli SALTY bir duyurucuyum, o yüzden müsaadenizle ben giydireceğim. 13 senede rusça öğrenemeyen adam rusça öğrenmek istemiyordur kardeşim, gerisi hikaye. dediğim gibi kusursuz olmak zorunda değilsin. rus bile hata yapıyor konuşurken. ama bölümü okuyup, üstüne 9 sene geçirip rusça konuşamıyorsan ya bize söylemediğin bi şey vardır ya da rusçadan nefret ediyorsundur. başka ihtimal göremiyorum.

dil zor tamam da almancanın 1-2 tık ötesi işte, sadece oturtması fazla zaman alıyor. bence arapça, çince, japonca gibi diller rusçaya kıyasla çok çok daha zor. hint-avrupa dillerinden birini iyi seviyede bilen birisi kendi kendine çalışsa bile 4-5 sene içinde akıcı rusça konuşur. hadi akıcı konuşamasın, rahat anlar ve iyi yazar; akıcı konuşması da 1-2 sene daha alsın... zorsa böyle zor. 10-12 senede öğrenilmeyecek kadar değil.

bir sürü türk rusça hocam oldu, bir sürü rusça bilen türk gördüm. 6-7 yıllık geçmişi olanlar dahi akıcı konuşabiliyordu. hemen hiçbiri rusya'ya bile gitmemiş insanlardı. eee bunlar dahi mi şimdi?
0
der meister
(13.11.19)
Der meister dediklerinin %90ına katılmakla beraber katılmadığım bir iki nokta var. Sadece şunu vurgulamak istiyorum.

adam Rusça öğrenemedim diye bir şey dememiş. Ya da ben öyle bir şey anlamadım yazdıklarından en azından. 2011de mezun oldum hala Rusça kursuna gidiyorum demiş. Belki adam 2011den sonra hiç kullanmadı, pazarda tezgah açmıştı, 7 yıl sonra dur lan Rusça ile ilgili iş yapayım dedi pratik ihtiyacı Vardı yeniden kursa başladı.


Bir de o nükleer santral şartnamesi örneğini kendim için kolaya kaçıp verdim. Onun yerine uluslararası ticaret, hukuk vs. Ne istersen koy. Ben inşaat lisans, yüksek lisans, doktorası yaptım. Bana nükleer santral şartnamesi hazırla desen ölü taklidi yaparım. Hazır şartname getir bunu analiz et desen yapamam. O şartnameyi kendi anadilimde hazırlayamam. Sırf teknik terimler için konuşmuyorum. Teknik terimler evrensel. Bir şekilde bulur yazarım. Ama o şartnamede yanlış kuracağım bir cümle şirkete bambaşka sorumluluklar yükleyebilir. Burada hukuk, inşaat bilginin yanında dilin de düzgün kullanımı önemli. Sırf bunun için kurslara gidiyor insanlar.
0
levpontryagin
(13.11.19)
Yuh 13 yildir ogrenemiyorsan kafan basmiyordur, dil zor falan degildir.
Aynen katiliyorum. 13 yilda bir dili ogrenememek icin ya ogrenemyi istememek lazim ya da gerizekali olmak.
Adamin ne seviyede oldugunu bilmiyorum da hala kursa gitmeye gerek duyacak seviyedeysen sende bir sikinti vardir. Hicbir dil kursu seni bulbul gibi sakitmaz, bir yerden sonrasini sen kazanirsin dilin, kurs bir yere kadardır. 13 yilda hala kurs seviyesindeysen sende sorun vardir.
0
stavro
(13.11.19)
insanimiz kulturel olarak asiri ice donuk oldugu icin dil ogrenmeye direncli. dilini ogrendigin toplumun kulturunu benimsemeden, ona ozenmeden dil dogru duzgun ogrenilmez ama bizim ortalama insanimiz diger kulturlere ocu gibi bakiyor.

hal boyleyken de gercekten dil ogrenme tecrubesi olan orani cok az oldugu icin "cince ogrenin" "korece ogrenin" diye sacma tavsiyeler goruyoruz orada burada.
0
hot potato
(13.11.19)
Bilemedim. Dil kursu, ama tam olarak ne? Diksiyon kursu ya da yeniden seviyeyi "tazelemek" icin c2 kursu olabilir?

Rus Dili ve Edebiyati mezunu biri, sanirim b2 ile c1 arasinda bir seviyede mezun oluyor.

Maalesef en iyi üniversitelerden mezun olsa bile, her dil mezunu cok iyi derecede dil bilmiyor. Almanca bolumu mezunlarinin konsolosluga yazdiklari dilekceleri ben duzelttim parayla, oradan biliyorum. Saniyorum Almanca daha kolay bir dil olarak goruluyor, Rusca ile karsilastirilinca. Ingiliz Dili ve Edebiyati mezunlarina ya da ogretmenlik mezunlarina bakin. Onlarin da durumu cok parlak degil?

Bir dilin ogrencisi olmayi kendine gorev bilmek, kendini surekli gelistirmek ayri. Sonucta ilerleyecek cok nokta var dil egitiminde. Ama hala kalkip b1, b2 kurslari aliyorsa, evet, bir ogrenme sorunu vardir. Ozensizce bolumu okumus ve kotu bir universiteden oylesine mezuniyet belgesi almis olmasi da mumkun.
0
buf-e kür
(13.11.19)
(15)

22 yaşında üniversiteye başlamak hakkında

leiah
Arkadaşlar hepinize merhaba,Bu soruyu artık içinden çıkılamayacak bir hal aldığı için sormaya karar verdim. Ben şu anda 20 yaşında üniversite 1. Sınıf öğrencisiyim. Bölümüm iiibf fakültesinde bir bölüm. Bu bölüme gelişim biraz zor oldu, istemeyerek geldim. Şöyle ki, 12. sınıfta istediğim bölüm gelme
Arkadaşlar hepinize merhaba,
Bu soruyu artık içinden çıkılamayacak bir hal aldığı için sormaya karar verdim. Ben şu anda 20 yaşında üniversite 1. Sınıf öğrencisiyim. Bölümüm iiibf fakültesinde bir bölüm. Bu bölüme gelişim biraz zor oldu, istemeyerek geldim. Şöyle ki, 12. sınıfta istediğim bölüm gelmeyince yeniden hazırlanmak istedim fakat bu süreçte kendi suçum olarak gördüğüm bir kaza geçirdim ve 2 yıl boyunca nerdeyse yarı yatalak durumda kaldım. bu nedenle 2 sene boyunca üni sınavlarına da giremedim, haliyle herhangi bir bölüme de yerleşemedim. Bu sene artık hayata atılmak, ailemi daha fazla yıpratmamak için şehir dışında bir yer yazdım ve geldim.
Şimdi hem istemediğim bir şehirde hem istemedigim bir bölümde hem de hasta halimle okuyorum. O kadar mutsuz ve umutsuzum ki... yeniden hazırlanmak istediğim işi yapmak ıstiyorum. Fakat en iyi ihtimalle seneye kazanabilirim (obp kırıldığı ve sınava çok az bir zaman kaldığı için) ... Fakat bu dusuncelerimi aileme de açamıyorum... üstelik kazansam bile kendimden 4 yaş küçüklerle okuyacak olmam, 25 yaşında mezun olacak olmam...
Artık intihar edecek noktaya geldiğimi söyleyebilirim. Kendimin sebep olduğu bir kaza sonucu bunları yaşamak, belki de istediğim bölüme hic gidemeyecek olmak, ailemi ve kendimi yıprattigim yıllar...

Bir şeyler söyleyin. Gerçekleri ve yapmam gerekeni söyleyin nolur...
0
leiah
(12.11.19)
öncelikle geçmiş olsun. çok klişe bir şey söyleyecek olsam da, hiçbir şey senden ve hem bedensel hem psikolojik sağlığından önemli değil.
üstelik 22 geç bir yaş da değil. ki bu arada mezun olacağın yaş olan 25 yaş da gayet normal, standart bir yaş.
türkiyede her şey bir yarış gibi algılanıyor malesef. ha 23 yaşında mezun olmuşsun ya 25 yaşında. istemediğin bir şehirde istemediğin bir bölüm okuyup zorla mezun olacağına, istediğin bir bölümü okuman hedeflerin için de daha doğru bir karar olur bence.

bir de kendinden 4 yaş küçüklerle okumak konusunda şüphelerin olmasın bence. üniversite en nihayetinde, lisede değilsin. benim üniversitede çok fazla benden 4-5 yaş büyük yakın arkadaşım vardı.
0
dunga
(12.11.19)
25 yaşında mezun olmanın nesi kötü ? 26-27 ? nedir yani bu korkaklık durumu onu anlamıyorum. Ailene açmama konusuda saçma , ebeveyn olduğunu düşün , şanssız bir kaza geçiriyor çocuğun , ona bağlı olarak düzgün olmayan bir psikolojiyle yanlış tercih yapıyor ve iyice mutsuz oluyor hatta o kadar ki intiharı düşünecek raddeye geliyor , dönüp senden yardım istiyor yada mutsuzum diyor , sırtını mı döneceksin?

Bu korkaklığı , tedirginliği anlayamıyorum ben , sen daha vereceğin kararın arkasında durmayı değil , gelen tepkileri şimdiden kafanda kurup yolunu direkt değiştirmeyi tercih etmişsin ama iç rahatlığı için burada paylaşmışsın , hatta o kadar reddedilmeyi kabul etmişsin ki herşeyden vazgeçip intihar edeyim demişsin.

Al eline kalemi kağıdı otur hesabını kitabını yap , hormonlarınla değil aklınla kararını ver ve harekete geç.
0
hanim kos goethe geldi
(12.11.19)
Ben ikinci üniversiteme 21 yaşımda başladım. Okulu bırakmayı aileme kabul ettirmesi çok zor oldu ama oldu bi şekilde. Kendimden küçük tribine hiçbir zaman girmedim. Çünkü ben ilk ünimde 18-19ken çoğunlukla kendimden büyükler ile takılmıştım. Doğal olarak onlar da benle takılmıştı ve çok da güzel insanlardı. Bu yüzden bu düşünce bana çok saçma geliyor. Zaten yeni bölümüne geç girmiş hazırlık okumuş insanlar da olacak. Şimdiki sınıfında senden büyük hiç mi insan yok?

Eğer bırakırsan geriye dönüp baktığında bu bikac senen gözüne görünmeyecek bile bana inan. Sadece eline yeni bir fırsat geçmiş olacak ve bunu çok iyi değerlendirmeni öneririm. Bölüm bırakan tonla insan var tonla yani. Eğer gerçekten istediğin bir bölümse ve öyle mutlu olacağına inanıyorsan kesinlikle yapmalısın. Çünkü istemediğin bir hayat içinde yaşanmıyor.
0
noisette
(12.11.19)
Teşekkür ederim fakat bir türlü

kazaya sebep olup kendimi bu duruma getirmek...
bir türlü bu pişmanlık duygusunu aşamıyorum.
0
🌸leiah
(12.11.19)
ben de ikinciye 22 yaşımda başladım 26 da mezun oldum. kaza geçirmedim ama maddi yönden başımıza felaketler silsilesi geldi. çok çok zor zamanlardı. kendimi suçlayıp durdum ama bunun kimseye bir faydası yok. mutsuzsan son bir değişiklik daha yapılabilir bu senin hayatın. önemli olan bir sonraki okuluna başladığında, çalışma hayatına daha fazla geç kalmamak için staj, part time ne varsa kovalamak. gerisi hallolur. düşürme kendini.

insan kendini bunlar sadece benim başıma geliyor sanıyor ama o kadar fazla insan bizim gibi şeyler yaşamış ki. hayat devam ediyor. başka yollar açılıyor.
0
anarsika
(12.11.19)
öncelikle kaza için çok geçmiş olsun bunu bir tarafa koyuyorum.
ama bahsettiğin x yaşında y'ye başlamak meselesi bu çağdan o kadar uzak bir mesele ki artık.. eğer gerçekten eğitim almak, hayatında eğitim yoluyla bir şeyler başarmak istiyorsan zaten yaşına değil amaçlarına odaklanman gerekir. (bu arada 22 yaşında bu krize girmek kırmak istemiyorum ama gerçekten abartılı bir durum) eğer iş, evlilik, çocuk silsilesinde geri kaldım meselesiyse iki yıllık bölümler var, hemen bitirip bir yerden hayata atılmak da mümkün. yok eğer 4 yaş küçüklerle okuma stresi bile sende intihar düşüncelerine yol açıyorsa burada söylenen hiçbir şey seni tatmin etmeyecektir, çünkü bakış açının gerçekten olgunlaşmaya ihtiyacı var.
ha bak sana gerçek trajediyi söyleyeyim bir şekilde doğru zamanda bitirip işsiz kalan milyonlarca genç. onlar hakikaten bir mücadele içerisinde. bu yazdıklarım seni kızdırabilir belki ama kendine bir hedef koyup ikna olmadan aileni de ikna edemezsin zaten. o yüzden umarım biraz sakinleşip, kapalı düşünce yapından uzaklaşarak farklı hayatların deneyimlerin farkına varırsın.(mesela amerika'da üniversite parası biriktirenler, ingilizce öğrenmek için ara verenler, lise sonrası dünyayı gezip sonra okula bakanlar...)
sağlığının bir an önce düzelmesini diliyorum, çok geçmiş olsun, onu baştan da söylemiştim zaten.
0
not dark yet
(12.11.19)
her seye gec kalmis hissediyorum bir-çok hayalime . bu kaza yuzunden
0
🌸leiah
(12.11.19)
Hocam ben 18'de girdim de yine de 27'de mezun olabildim :D Hatta sizin geçerli bir sebebiniz de var, kaza geçirmişsiniz falan, benimki safi itlik serserilik. Kötü hissedecek bir durum yok yani bana sorarsanız, tekrar hazırlanın girin istediğiniz bölüme.
0
plutongezegendegilmi
(12.11.19)
4 sene iktisat okudum.
4üncü senemin sonunda bitirmeden 6 sene daha konservatuvar okudum.

hiçbişey için geç değildir bu hayatta. yaşın önemi yok. sevdiğiniz şeyi yapın.
0
la traviata
(12.11.19)
hşşş intihar falan yok, ne intiharı? geçmiş olsun. kaza oldu, geçmişte kaldı. kendini suçlama bu yüzden. önüne bak. 25 yaşında üniversite okumayı çok kolay sananların, o yaşta üçüncü üniversiteye başlayıp "ne var ki ben de okuyorum" diyecek kadar olaydan bihaber kişilerin aksine ben 25 yaşında ilk üniversitemi okuyorum. en iyi ihtimalle 28 yaşında mezun olacağım. ingilizce bilmek dışında hiçbir meziyetim yok diyebilirim, bölümü bitirince de bi' şey olamazsam işim yaş. niye devam ediyorum? çünkü biliyorum ki iki ihtimal var: ya 28'inci yaşımı göreceğim ya da öleceğim. ölürsem sorun yok... ölmezsem, o yaşa eriştiğimde şu anki bölümümü bitirmiş biri olmayı istiyorum.

o nedenle hiç çekinme derim. zaman her türlü geçecek, buna yapabileceğin hiçbir şey yok ama kendi yolunu değiştirmek her zaman senin elinde. ailenden destek alamayabilirsin, alsan bile kendini çok kötü hissedebilirsin ama inan 23 yaşında "niye okudum ki?" diyeceğin bir bölümden mezun olmak, 25 yaşında mezun olmaktan daha iyi değil. üstelik direkt okul sonrasını düşünme. daha okurken bi' şeyler yapma şansın var. hayat mezun olduğunda başlayacak diye bir kaide yok yani.

ben çok geriliyorum, her gün üzülüyorum ama biliyorum ki okumasam durumum çok daha kötü olurdu. şimdi "yaşım ilerledi, hala okuyorum, daha mezun olmama yıllar var" diyorum. okumasam "zaman geçiyor ve elimde hiçbir şey yok" diyecektim. şimdi en azından umudum var. eğer bu kadar rahatsızsan zaten önünde sonunda o bölümden ayrılırsın... yol yakınken yap bunu. güllük gülistanlık olmuyor, 30 yaş altı artık çok genç sayılsa da insanların "hmm bu yaşta hala bi baltaya sap olamamış" tavrına alışmak, çok ağır gelecek kaygısı yaşamak durumunda kalabilirsin ama tüm bunlar hiç istemediğin bir alanda sıkışıp kalmaktan her halükarda daha iyi. uzun vadede avantaja çevirme, geleceğini şekillendirme şansın var. risk almayıp olduğun yerde kalırsan muhtemelen eline hiçbir şey geçmeyecek.

ben kendimden 5 yaş küçüklerle okuyorum ama emekli asker sınıf arkadaşım da var :) böyle şeylere takılma, üniversite orası. her türden ve yaştan insan olacaktır. hem zaten nikahına almayacaksın ki ya kaç yaşında olduklarıyla niye ilgileniyorsun ki, yapacağın şey iki geyik, bırak sınıf arkadaşların kaç yaşında olursa olsun.
0
der meister
(12.11.19)
22 yaşımda okula girdim bir sebepten 31 yaşımda çıktım şimdi 33 üm yüksek kasıyorum.
0
guitarissimo
(12.11.19)
Zorlandınız mi sınıfta okurken
0
🌸leiah
(12.11.19)
arkadaşım 36 yaşında, hala okuyor, etrafındaki insanların yaşı küçük olsa bile kafası büyük oluyor.
0
selam
(12.11.19)
Bir kadın tanıyorum. 20'sinde evlendi, liseden 2 yıl sonra. 3 yıl evli kaldı. Boşandı. Bir süre tedavi gördü, nöropsikiyatri hastanesinde yattı. Sonra sınava girdi, 25'inde üniversiteyi kazandı. Erasmus'la 6 ay yurt dışına gitti. Okulu bitirdi, bir süre öğretmenlik yaptı. Ardından en çok istediği işe girdi ve şu anda dünyayı geziyor.
Söyleyeceklerim bu kadar.
0
benyazarsamolur
(12.11.19)
lisansi bitirmek icin 30'a kadar zaman var bence, 22 cok genc. sikinti yok.
30'dan sonra yuksek falan yapilabilir, orasi baska.
0
cooperr
(12.11.19)
(14)

sigarayi birakiyorum

borisyellnikoff
1.gun olmadi daha. bu gelgiti sikintiya 1 ay dayanamadigim icin kendimi bildim bileli sigara ile bogusuyorum. kafamda donup dolasiyor. bi sey diyin ya. cok zorlaniyorum..
1.gun olmadi daha.

bu gelgiti sikintiya 1 ay dayanamadigim icin kendimi bildim bileli sigara ile bogusuyorum. kafamda donup dolasiyor. bi sey diyin ya. cok zorlaniyorum..
0
borisyellnikoff
(12.11.19)
Ilacin ismi champix olabilir mi? Devlet odemiyormus ve 370 lira. Bilginize...
0
la.luna
(12.11.19)
En zor anlardasın ya. 3 gün sabret sorası azalıyor. Ben de 2 kez bıraktım uzun süreli, yılbaşında yine bırakıcam. Çok mutsuz hissediyor olmalısın, çok normal. Yapman gereken tek şey üzerine gitmek. Yaparsın yaparsın.
0
noisette
(12.11.19)
bir anda biraktim, 21 ocakta, 1 sene olucak yakında. bir tane bile içmedim ( işin sırrı bu ) aklına içmek her geldiğinde bıraktığın için ne kadar özgür ve hafif olduğunu hissedip doğru bişey yaptığını düşün.
0
garavel
(12.11.19)
wellbutrin de ana amaci sigara birakma olmasina ragmen asiri etkili.

bir de fiziksel bagimlilik 3 günmüs, onu atlatinca rahatlayacaginizi düsünün biraz daha direnin. sakiz filan cigneyin. 3 günden sonra her sey kafada zaten yeterince istekliyseniz yaparsiniz.
agzinizin, elinizin, üstünüzün kokusunu filan düsünün, disaridan nasil igrenc algilandiginizi vs vs.. kötü seylere odaklanin.
0
kaputt
(12.11.19)
1. ayımı doldurdum. nikotin sakızı çok yardımcı oldu tavsiye ederim ama bir de onu bırakmak gerek :))) sakıza da bağımlı olanlar varmış diye duydum.
0
ninotevtidze
(12.11.19)
gercekten cildircak gibi hissediyorum. dovecem yani anami babami o durumdayim
0
🌸borisyellnikoff
(12.11.19)
sigarayi birakmak cok kolay. icmiyosun artik. oh mis gibi temiz temiz.
0
alperz
(12.11.19)
Dur karşim, sakin. İşin büyük kısmını halletmişsin. Nedir o büyük kısım? tabii ki bırakmaya karar vermek. Şimdi telefonunu sessize al, aşağıdaki videoyu aç ve sonuna kadar izle. Sana sigarayı bırakma konusunda inanamayacağın kadar yardımcı olabilir. Ben bu video ile bıraktım ve herhalde 6-7 sene kadar oldu. Bu videonun sigarayı bırakmasına yardımcı olduğu bir sürü arkadaşım oldu.

Temel sorun şu; insanlar sigarayı bırakırken, sigarayı seviyorum ama sağlığım için bundan vaz geçmem gerekiyor motivasyonu ile bırakmaya çalışıyor. Sevdiğin bir şeyden vaz geçmek için büyük bir irade savaşı veriliyor. Bütün buna gerek yok. Çünkü sigarayı aslında sevmediğini, kendini nasıl kandırdığını fark ettiğinde bırakmak çok daha kolay oluyor. Bir dene, hiç bir şey kaybetmezsin. Gel sonra burda tekrar konuşalım.

www.youtube.com
0
thracia
(12.11.19)
3-4 ay icmeyisimin sonunda bir iki hafta önce tekrar başladım. yarın ya da üç dört güne bırakicam ben de. takipteyim duyuruyu
0
yuvarlanantencereninkapagi
(12.11.19)
ya sigarayi birakinca sizde de asiri yorgunluk oluyor mu? benim vucudum hastaymisim gibi agriyor ya tovbe tovbe.........
0
🌸borisyellnikoff
(12.11.19)
abi şöyle söyliyim sana iyi gelecekse ananı babanı yine döv ama sigaraya dokunma. 3-4 gün sonra ciddi ölçüde azalacak istek. ben 2.5 yıl içtikten sonra yılbaşında (aslında tam yılbaşında değil, 5 ocak gibi) bıraktım, 11 aydır ateş ediyom. görebileceğin en iradesiz, en dangalak adamım. 25 yaşındayım, "gelirken niye tatlı bi şey almadın" diye anama kızıp duvar yumruklamışlığım var, o kadar mal bi herifim. sigarayı bıraktım. vallahi yaparsın, yeter ki ilk 3-4 günü atlat.

ama geri başlamamak için de zihniyeti değiştirmek lazım. çünkü açık konuşmak gerekirse bi yerden sonra YAKIŞIKLI_SAVAŞÇI_06 motivasyonu kayboluyor. en başta "sigarayla mücadele ediyorum" diye kendini gaza getirip içmediğin her sigara için gurur duyuyorsun. bi ay sonra mesela canın sigara çekerse mutluluk sebebin yok. zaten bırakmışsın, sana moral veren ekstra bi şey olmuyo... ama sigaran yok. işte geri başlayanlar genelde böyle anlarda düşüyor.

ben allen carr'ın sigarayı bırakma videosunu izlemiş ve gerçekten çok faydasını görmüştüm. özetle şunu diyor: bu zıkkımın sana hiçbir faydası yok. içince rahatlıyorsun, çünkü kendini sigara bağımlısı yaptın. sigara içmiyor olsan rahatlamak için buna ihtiyacın olmayacak. mevcut algının tek sebebi sigara içiyor olman. çok basit geliyor kulağa ama ben bunu duyunca "aa harbi lan" deyip bıraktıydım. her allahın günü pis kokacağıma, bi saat sigara içmeyince daralacağıma, nefessiz kalıp tonla para dökeceğime 3-4 gün meymun gibi yaşadım ama sonrasında her şey zamanla yoluna girdi.

unutma ki şu an çok ama çok sıkıntılı bir süreçten geçiyorsun, bundan daha kötüsü olmayacak. bundan sonra sadece daha iyiye gidiyor. ama işte bi yandan da "çok saçma bi şey yav niye sigara içiyom ki" demeye bak, yoksa sırf bırakmış olmak için bırakınca bi' süre sonra geri dönüyo insan. bırakmanın yanı sıra sigara içmeyi lüzumsuz görecek, sigara istemeyecek bir kafa yapısına kavuşmak lazım. yani iradeyi devreden çıkarmak, "sigara istiyorum ama içmicem" yerine "bi insan niye sigara ister ki" diyecek seviyeye gelmek lazım. yavaş yavaş hepsi oluyor. sabret.
0
der meister
(12.11.19)
bi sey diyim mi hala icmiyorum ve eskisi kadar sert gelmiyor ya ataklari. bunsuz da sarhoş olabildim.. of oluyor sanrim. ha hala canim cekiyor ama eskisi kadar aşırı degil.
0
🌸borisyellnikoff
(18.11.19)
Açılın, 3. yılı bitirip 4. yıla giren biri konuşuyor!

eksisozluk.com

Sadece bırakabileceğine inan gerisi çok kolay. Bu ilacı kullanırsan zaten çok rahat bırakırsın ama entryde de yazdığım gibi her önüne gelen kullanmasın bu ilacı, doktor kontrolü şart çünkü ciddi yan etkileri var.
0
banagazozalnuri
(18.11.19)
ilaçsız şartsız koşulsuz bırakıyorum ya.
0
🌸borisyellnikoff
(18.11.19)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.