Giriş
(4)

Elimde bir miktar para var altın ile değerlendirmek istiyorum ama nasıl ?

Dartagnan
Merhabalar. Elimde çok yüklü olmayan cüz-i miktar bir para var. Aydan aya ekleyip bunu artırarak yatırım yapmak istiyorum. Daha stabil ve garanti diyerek altın ile değerlendirmeyi düşünüyorum. Fakat kafamda soru işaretleri var.1-Altın güvenli liman mıdır? Döviz daha çok getirir mi yoksa altında son
Merhabalar. Elimde çok yüklü olmayan cüz-i miktar bir para var. Aydan aya ekleyip bunu artırarak yatırım yapmak istiyorum. Daha stabil ve garanti diyerek altın ile değerlendirmeyi düşünüyorum. Fakat kafamda soru işaretleri var.

1-Altın güvenli liman mıdır? Döviz daha çok getirir mi yoksa altında son karar kılmalı mıyım?

2-Altın hesapları denilen bir şey var bankalarda. Fiziksel almaktansa bu daha güvenli geliyor fakat fiziksel mi yoksa bu mu daha avantajlı bilemedim.

3-Altın hesabı için garanti ve ziraat bankasında hesaplarım var buradan açmak uygun mudur? Nasıl prosedür izlenmeli?

Bilgisi olanlar sorularıma yanıt verebilir mi acaba? Şimdiden teşekkürler.
0
Dartagnan
(05.10.21)
1) eğer uzun vadeli yatırım düşünüyorsan altın güvenli limandır denilebilir. fakat 3-5 ay sonra paraya sıkışıp bozdurmak istersen muhtemelen zarar edersin al sat farkından ötürü. uzun vadeli yatırım olarak düşünüp kısa vadede ihtiyaç duymamak kilit nokta.

2) banka komisyonları ve alış/satış fiyatları arasındaki makasa bakmakta fayda var öncelikle. al sat yaptıkça bankaya daha çok para kazandırırsın. uzun vadeli yatırımsa yine kazanabilirsin ama kısa vadede kaybetme ihtimalin çok yüksek.

3) bankaların uygulamalarından veya sitelerinden anlık olarak altın alış ve satış fiyatlarını karşılaştırabilirsin. aradaki fark ne kadar düşükse o kadar iyi olacak senin için. tabii serbest piyasadaki fiyatlar ile bankanın fiyatları arasında da fark mümkün olduğunca az olmalı. hesap işletim ücreti, vade oranı vs gibi şeylere de bakmak lazım. tüm bankaları karşılaştırıp en karlısı hangisiyse ona karar verebilirsin.
0
reanarchy
(05.10.21)
1) Artık güvenli liman diye bir kavram yok. 2011 - 2020 arasındaki altının $/ons fiyatına bakarsanız 2011'de 1900 dolardan altın alan bir kişi tam 9 sene boyunca kara geçmeyi beklemiş durumda.

Şu an için 1 ons altın 1750$. 2 sene sonra bu 2250$ da olabilir, 1200$ da olabilir. Bunu bilemiyoruz.

Bu dediklerimden "altın almayın" anlamı çıkmasın. Sadece güvenli liman tabirine itiraz etmiştim.
0
pispinti
(05.10.21)
tüm yatırımların farklı riskleri var.
yani altın güvenli limandır diye bir inanış tam olarak doğru sayılmaz.

Gram altından bahsedelim.
tr.investing.com

Grafikte son 1 yıla baktığımızda geçen sene bugünlerde 480 civarında olan altın bugün 502 TL civarında. Yani artış %10 bile değil neredeyse. 1 senedir parasını altında tutan biri bugün itibariyle 1 yıllık enflasyonun gerisinde kalıyor. (%19 açıklandı enflasyon). Bu elbette uzun vadede değişebilir. Ama altın bile her zaman kazandırmıyor ya da yeterince kazandırmıyor.

Yatırım konusunda uzmanlar birçok insana yatırım sepeti yapmayı önerir. Yani elinizde yatırım için ayırdığınız parayı kendi risk algınıza göre çeşitli yatırım enstrümanlarına dağıtmayı tavsiye ederler. buna katılan da var katılmayan da. Ama sizin de gözden geçirmenizi öneririm.

Yatırım fonları, hisse senetleri, altın gibi kıymetli madenler, döviz, emtia gibi farklı enstrümanları, risk oranına göre incelenebilir. Değerlendirilebilir.
0
anten
(05.10.21)
Tüm detaylı cevaplarınız için teşekkürler.
0
🌸Dartagnan
(08.10.21)
(12)

araç alma hakkında

my leave requests
merhabalar, 200 bine kadar bir araba bakıyorum ikinci el. daha önce hiç taşıt kredisi kullanmadım. henüz araç da beğenmiş bulmuş değilim. sıralama nasıl olmalı önce bankaya gidip limit mi sorgulatmam gerekir yoksa arabayı beğenip ondan sonra mı bankaya gitmek gerekir?bir de bonus soru: siz olsanız 9
merhabalar, 200 bine kadar bir araba bakıyorum ikinci el. daha önce hiç taşıt kredisi kullanmadım. henüz araç da beğenmiş bulmuş değilim. sıralama nasıl olmalı önce bankaya gidip limit mi sorgulatmam gerekir yoksa arabayı beğenip ondan sonra mı bankaya gitmek gerekir?

bir de bonus soru: siz olsanız 97 model grand cherokee mi yoksa daha 5-6 yaşlarında bir araç mı alırdınız? neden?
0
my leave requests
(05.10.21)
2. el araçta taşıt kredisi olmaz. ihtiyaç kredisi olur. taşıt kredisi bayiden alacağın yeni arabada olur sadece. sıfır araç için önce bayiye gidip oradan baktırabilirsin onay gelip gelmediğine. ama 2. el için önce bankaya gidip ihtiyaç kredisi almalısın.

dönem dönem bankaların 2. el araç kredisi adı altında ihtiyaç kredisi kampanyaları da olabiliyor.
0
reanarchy
(05.10.21)
Ek bilgi: Artık ihtiyaç kredileri maksimum 24 ay.
0
hayaletimsi
(05.10.21)
enuygun, hangikredi gibi sitelerde 2.el taşıt kredisi diye gösteriyor ama bankaya gidince ihtiyaç kredisi mi veriyorlar bilmiyorum. Ben de kredi ile normalde alacağımdan daha üst bir şey almayı planlıyorum.

bu arada:
"Bireysel amaçlı kredinizin araç bedeli 120.000 TL ve altında olan araçlar için azami vade 48 ay, 120.000,01 TL – 300.000 TL aralığında olan araçlar için azami vade 36 ay, 300.000,01 TL – 750.000 TL aralığında olan araçlar için azami vade 24 ay ve 750.000 TL üzeri olan araçlar için ise azami vade 12 aydır."

edit: garanti bankası hesaplama kısmında "ikinci el araç" da seçtiriyor.
0
nhk ni youkosu
(05.10.21)
2. el aracta tasit kredisi olur, once almak istedigin arabaya karar ver sonra araci bulunca ruhsatin fotografiyla bankaya gideceksin banka kredini onayladiginda satisi yapiyorsun kredi cektigin tutar saticinin hesabina yatiyor kalani sen oduyorsun.
0
tahtakafa
(05.10.21)
5-6 yaşını geçmiş arabayı kolay kolay almayın. Hadi amx 7-8 olsun.

97 cheeroke mi ? Aman allah korusun ustam sil onu aklından unut onu.
0
garavel
(05.10.21)
97 cherokee alırsan benzin ve tamir masrafı için de 1 araba parası kredi çekmen gerekebilir.
0
mg3929
(05.10.21)
Belirli bir yaşa kadar 2. el araca kredi çıkıyor +1

Bankacınıza başvurursan kredi notundan ne kadara kadar kredi çıkabileceğini görür, o limite göre bir araç ararsınız siz de.

Aracı bulup şifahen anlaştıktan sonra aracın ruhsat fotokopisi ile bankaya başvurur krediyi onaylatırsın.

Satış yapılırken bankadan aldığın evrakları notere vereceksin, araca rehin konulacak.

Noterden sonra kredi harici peşin parayı adama nakit verirsin, kredi tutarı için de şubeye gidersiniz ya adama nakit verirler ya da isterse hesabına aktarırlar.

97 cherokee alacaksan iki tane al, biri tamirdeyken diğerine binersin :)
0
John Bloor
(05.10.21)
Bankalar 5 yaşında araca kadar taşıt kredisi veriyor. (Garanti ve albaraka 7-8 yıla kadar olabilir demişti)

Önce tabi ki bankaya gidip kredi talebinde bulunacaksın. Onaylanırsa banka bu parayı senin için tutuyor olacak. Satış işleminden sonra bakaya gideceksiniz, parayı alıcıya aktaracalar.

25 yıllık bir araç almak, üstelik Avrupa'da hurda olacak bir aracı almak riskli. Üreten adam bine belki. Bu kadar gider dememiş, buna göre üretmemistir. Bu yüzden bir sürü sorunu vardır, bir bu kadar daha çıkaracaktır.
0
baal
(05.10.21)
Eğer tamir islerinde cok iyiyseniz, aracin parcalarini falan kendiniz degistirecekseniz eski araba neden olmasin.
Ama diğer türlü eski araba büyük risk.
Bu soruları soruyorsaniz zaten bunlari yaptığınızı sanmayarak max 5-6 derim.
0
logisticsmanager
(05.10.21)
2. taşıt kredisi kullanabilirsiniz, aracın yaşı önemli olacak ve kullanacağınız kredi limiti 0'a göre biraz farklı olacaktır, bunları araştırırsınız zaten.

hemen tepki gelmiş ama sorduğunuz aracı alıp almamak tamamen zevk meselesi. ekonomik olarak kaygınız yoksa ve bu arabayı kullanmak hoşunuza gidecekse alınabilir bir araba. aldığınız gibi eski sahibi çok iyi bakmamışsa ki baksa bile bu konu tartışılır, muhtemelen 10-15 bin lira harcama yapmanız gerekecek. onun dışında 5200 motor ve benzinli/lpgli bir araçtan söz ediyoruz. muhtemelen motor birkaç kez revize görmüştür. yakıt konusunda 100 km'de 25-30 litre civarı lpg yakmak sizi ekonomik olarak yormazsa tabii ki bu araba alınabilir.

şahsi fikrim ise; bu arabanın masraflarını karşılayabilecek kadar zengin olmadığım için galerinin kapısında görsem karşı kaldırıma geçer bir daha o sokaktan geçmezdim. ayrıca sadece işe gidip gelmek için bile kullansam yakacağım yakıt yüzünden istifa edip kara geçerdim.

yerden yüksek ve güçlü araba seviyorsanız hyundai ix35'lere bakın. 1.6 benzinlileri 2.0 dizelinden daha fazla yaktığı için 2.0 dizelleri önerebilirim.
0
golgi aygıtı
(05.10.21)
2. el için kredi veren bankalar da var.
İhtiyaç kredisi kullandıranlar da var.

İkisinin avantajı dezavantajı var. Mesela taşıt kredisinde bildiğim kadarıyla vade daha uzun. İhtiyaçta daha az. Ama taşıt kredisinde aracı buluyorsun, başvuru sırasında ruhsata bakıyorlar ona göre ne oranda ne faizle kredi alabileceğin belli oluyor.

İhtiyaç kredisinde para elinde oluyor, istediğin aracı gidip aracı alabiliyorsun. Ben ihtiyaçla almıştım mesela rahattı.

tabii faizler vadeler vs de önemli

Araç konusunda konu tamamen tercihle alakalı. Aracın model yaşı yükseldikçe sorun çıkarma ihtimali artacaktır.

ama 97 cherokee ile 5-6 yaşında binek bi otomobili kıyaslamak doğru değil. Biri tamamen keyif için alınacak bir araç. Diğeri ihtiyaçtan. Yani bir cherokee tüm sorun çıkarma ihtimaline rağmen uğraşmak isteyen, arabasıyla sürekli oynayacak orasını burasını söküp takacak bir kullanıcı için gayet alınası bir araç olabilir. Ama normal kullanıcı için eziyete dönüşür.
0
anten
(05.10.21)
200 bine 2020, 2021 o km İ20 falan bulursunuz. 99 model araba almayın.
0
neymis
(05.10.21)
(7)

Araba vs

data
Merhabalar Ben araç aldım kendime ama çok kullanmıyorum sanki boşuna mı aldım der gibiyim?! İşe servisle gidip geliyorum, haftasonu işe gideceksem kendi aracımla gidiyorum. Onun dışında haftasonu dışarı çıktığımda kullanmak istiyorum, İstanbul trafiğinde de haftasonu araç kullanmak çok büyük eziyet
Merhabalar

Ben araç aldım kendime ama çok kullanmıyorum sanki boşuna mı aldım der gibiyim?!

İşe servisle gidip geliyorum, haftasonu işe gideceksem kendi aracımla gidiyorum.
Onun dışında haftasonu dışarı çıktığımda kullanmak istiyorum, İstanbul trafiğinde de haftasonu araç kullanmak çok büyük eziyet ve de yolda vakit kaybediyorum.

Sevgilim yok, arkadaşlarım da uzakta.
Hafta içi akşam eve geldiğimde aynı semtte bir kahve içmeye çıkayım diyip de aracımı öyle kullanıyorum.

Usta şoför değilim, acemiyim belirteyim bu arada.

Her gün servisle işe gidip gelenler, siz de benim gibi aracı boşuna aldım gibi düşünüyor musunuz?

Teşekkürler, iyi akşamlar
0
data
(04.10.21)
türkiye'de maalesef araba bir yatırım aracı. hiçbir şey olmazsa 1 sene sonra sattığınızda kar edersiniz/paranızı korursunuz. ayrıca acemiymişsiniz haftada 2-3 gün bile kullansanız bu acemiliğinizi atmaya yeter. bence sırf acemilik atmanız için bile güzel bir seçim olmuş. hafta sonu istanbul içi geziler için benim taktiğim sabah 8'de evden çıkıp öğleden sonra 2 gibi dönmek. genelde gaz kesmeden gidip gaz kesmeden dönüyorum bu saatlerde.
0
golgi aygıtı
(04.10.21)
durduğu yerde değerlendiği için “boşa aldım.” demezdim asla.
0
avianthem
(04.10.21)
Ben de senin durumundayım ve boşa aldığımı düşünmüyorum kesinlikle.

Eşim de ben de evden çalışıyoruz. İstanbul'da merkezi yerde oturuyoruz yürüyerek veya toplu taşıma ile her işimizi halledebiliyoruz.

Ama bir ihtiyaç olunca veya hafta sonu bir yerlere kaçmak için bile olsa kapıda arabanın olduğunu bilmek rahatlatıyor. Bir de yatırım ve değer kazanma mevzusu var arkadaşlar bahsetmiş zaten o sebepten de araba boşa masraf değil maalesef. Onca giderine rağmen mantıklı bir yatırım haline geliyor.
0
chicha_v2
(05.10.21)
Ortalama bi sürücü ol ve sat, uzun suredir araba kullaniyorum zorunluluktan imkanim olsa satar ve yatirim yaparım.
0
m orak
(05.10.21)
Ben de sizin gibiyim ama lüks de olsa ihtiyaç aslında. Bütçeni zorlamıyorsa satmamak daha iyi ne zaman lazım olcagı belli olmuyor. Haftaiçi hiç kullanmıyorum sadece haftasonu ve tatillerde kullanıyorum ama biyere gitmem gerekti çat gidebiliyosun uzak o guzel birşey.
0
solenkol
(05.10.21)
ailen yanındaysa onları bi yerlere götürebilirsin. yoksa hafta sonları için yakınlardan başlayarak gezi planları yapabilirsin. cumartesi-pazar sabahları trafik yoğun olmuyor.
0
xrated
(05.10.21)
Araba bir yatırım aracı mı? Öyle olsa sizce yatırımcılar borsa & fon diye uğraşacağına kaçırır mı bu fırsatı? Alır 100'er 100'er bir sene sonra satar.

Enflasyona bağlı fiyat artışlarını kâr zannedecek kadar finansal okuryazarlığı zayıf bir ülkeyiz.

Şöyle anlatayım. B sınıfı 2010 model bir araç mesela. Geçen sene temmuz ayında 80000 idi. Şu anda aynı aracın satış fiyatı 100000. Arada 20000 fark var.

Ama geçen sene temmuzda dolar 6,98.

Yani aracın temmuz 2020 fiyatı: 11,460 dolar
Aynı aracın ekim 2021 fiyatı: 11,286 dolar

Gördüğünüz gibi TL olarak fiyatı artmış olsa bile, dolar bazında değer kaybetmiş. Çünkü araba eskiyen ve zamanla değeri kaybolan bir şey. Kaldı ki bir otomobilin vergi, muayene, sigorta, kasko, bakım, otopark gibi giderleri de var. Bunlar çoğu zaman hesaba katılmıyor.

Fiyat artışının sebebi enflasyon. Yani geçen seneki 1 TL'nin bu sene 1 TL'den daha az şey alabilmesi.

O yüzden aman diyeyim buna bir yatırım gözüyle bakmadan önce iki kere düşünmek lazım:)

Gelelim meseleye. Araba & ulaşım bir ihtiyaçtır.

Ben de haftaiçi çok kullanmıyorum. Haftasonları araçla çıkıyorum. Trafiğe kalmamak için de tüm gezme tozma işlerimi erken saatlerde bitiriyorum.

İnanın taksi ya da toplu taşıma ile ulaşım genelde daha fazla vakit kaybettiriyor. Haftasonu taksi bulmak en az 15-20 dakika. aynı trafikte bekliyorsunuz vs.

Ciddi bir masraf yükü yoksa, bütçeye uygun bir otomobil temel ihtiyaç. Az da kullansan kullandığın alanlarda zaten ikame edilmesi zor. En basitinden bir alışverişe gittiğinde "bunları eve nasıl götüreceğim" derdinin olmaması bile faydasını göstermeye yetiyor.

Ya da acil bir yere ulaşman gerekti, mesela bir yakının hastalandı...

Bütçeni zorlamıyorsa, masrafı çok değilse otomobil dursun evin önünde.

İlla kullanmak istiyorsanız haftasonları yaşadığınız yere yakın rotalara çıkın arada.
0
anten
(05.10.21)
(16)

Pahalı ama öyle gözükmeyen araç

ırene adler
>>> Bir senaryo düşünelim. Orta halli kendi halinde takılan bir insan, bir anda zenginleşiyor. İyi bir araba sürmek istiyor fakat bu zenginleşme durumunu eş-dost farketmesin istiyor. Mercedes, BMW ve bu arabaların daha üstündeki markaları eliyor direkt bu yüzden. Öyle bir araç olacak ki iyi bir araç
>>> Bir senaryo düşünelim. Orta halli kendi halinde takılan bir insan, bir anda zenginleşiyor. İyi bir araba sürmek istiyor fakat bu zenginleşme durumunu eş-dost farketmesin istiyor. Mercedes, BMW ve bu arabaların daha üstündeki markaları eliyor direkt bu yüzden. Öyle bir araç olacak ki iyi bir araç kullanıyorum hissini sonuna kadar verecek ama zenginleşmeyi de belli etmeyecek. Mesela bu durumdaki biri için orta halli bir markadan bir araç seçip, en üst donanımlı halini almak mantıklı olur mu? Neler olabilir? Kompakt SUV tarzı şeylere de sıcak bakıyor. Büyük SUV yine çok dikkat çeker ve zaten istemiyor. Öneriler nelerdir? Volkswagen T-ROC mesela, en donanımlı haliyle nasıl olur? Volvo XC40 en üst donanımlı hali de uygun olabilir gibi.

Peugeot 508 ne dersiniz?
0
ırene adler
(04.10.21)
Subaru.
0
Zaman Tamircisi
(04.10.21)
Benim de ilk aklıma gelen Subarı XV oldu.

T-ROC güzel ama ben Tiguan'ı tercih ederdim. Tiguan da zengin arabası değil Tuareg mesela zengin arabası. O olmaz.
0
himmet dayi
(04.10.21)
Superb
0
cilekli pasta
(04.10.21)
Volvo
0
primetime
(04.10.21)
Fakiri zengin zengini fakir gösteren passat ya da onun platform kardeşi superb olabilir. Kodiaq derdim ama o da çok heybetli. T-roc b segmenti olduğu için o kadar zengin adama gitmez.

Son olarak Citroën C5 aircross da marka algısından dolayı tercih edilebilir.
0
signore
(04.10.21)
Skoda Kodiak
0
trajikomix
(04.10.21)
Passat’ı passat yapan şey, 90’larda hem Avrupa’da hem tr’de özellikle fabrikatörlerin, iş insanlarının en çok yöneldiği model olmasıydı. Çok klasik ve sıradan görünümünün yanında oldukça lüks donanımları da ekleyebiliyordunuz. Mesela 90’larda süspansiyonlardan koltuklara kadar opsiyon yapılabilen modeldi. Boş paketi düz vatandaş arabasıyken dolu paketi alındığında mercedes e class muadili olabiliyordu.

Günümüzde opsiyonlar bu kadar geniş mi bilmiyorum ama passat direkt senin dediğin amaçla popülerleşen bir modeldi. Önüne atlayanın borç istediği, işçi haklarının zirve yaptığı, sürekli zam istenen dönemlerde bunlardan kaçışın yollarındaydı.

Bunların haricinde mazda 6, alfa romeo’lar düşünülebilir ama bir passat,superb lüksü alınmayabilir.

Ha bir de bunun zirvesi var lexus. Özellikle 1-2 eski kasaları çok eski ve kötü araçmış izlenimi verirken premium hissini dibine kadar yaşatıyor. 2019-2020 kasalarına da baktım onlar da standart görünüyormuş gerçi. Oysa eş değerleri bmw mercedeslerin üst segmentleri
0
avatar is back
(04.10.21)
infinitiler bir seçenek ama hyundai'nin genesis diye bir modeli var. dehşet bi araç.
0
killerbee
(05.10.21)
Superb
0
owaki
(05.10.21)
508 GT Line.

Passat'tan daha keyifli bir araç kesinlikle. 508'i olana çok zengin demem fakir hiç demem. Kararında bir araba o bakımdan da.
0
chicha_v2
(05.10.21)
araba alıcak kişinin hali hazırda arabası var mı onu satıp mı alıcak, varsa ederi ne kadar bunlar önemli yoksa veya hali hazırda epey eski bir arabaya biniyorsa her türlü fark edilir parayı bulma durumu. yani şu an araba satmadan 0 araba alabilen birine her türlü hayırdır piyango mu tutturdun denir yani araba fiyatlarından haberi yok mu kimsenin? bir de suvlar falan yazılmış gıcır gıcır suvu arkadaşının altında görüp de hayırdır demiycek adamın kafasını penetre edeyim.

eğer satmadan veya ucuz araba satıp araba alınıcaksa mutlaka hatchbacke yönelmek lazım daha gösterişsiz olması için (o kadar da düşmem denirse skoda'yla dikkat çekeceğine efendi gibi bmwsini mersosunu alsın takılsın rahat rahat). fena olmayan bir fiyata gidecek arabası varsa da suv değil sedana yönelmesi lazım, toyota ideal bir marka olabilir her durumda (tüm dünyada orta sınıf arabası olarak geçer) veya yazılan diğer sedan arabalar ama passat hariç. passat ülkemizde adı çıkmış bir araba daha fazla dikkat çeker diğerlerinden.
0
semaforo de medianoche
(05.10.21)
Ben olsam pick-up alırdım. Ford veya Mitsubishi. Sonra da arkasını kapatırım.
0
beni sen öldürme
(05.10.21)
xc40 alıp zenginleşmemiş diye gözükmek için araba piyasasından epey bi uzak olmak lazım ama subaru'ların bu kadar pahalı oldugunu anca arabalar ile ilgili birisi anlar, bu yüzden ben de subaru diyorum.

t-roc ile xc40 aynı kıyaslamak da biraz yanlış.
0
liberal
(05.10.21)
Subaru forester ya da xv.

Veyahut mazda’nın suv modelleri
0
goklerdengelenkarar
(05.10.21)
Türk insanı için SUV ya da SUV görünümlü araçlar="Oooooo jip almış köşeyi dönmüş" demek. İstersen 2000 model toyota rav4 al yine böyle.

O yüzden SUV'yi direkt elerdim.

BMW, MERCEDES, AUDI, VOLVO direkt "aha bu parayı bulmuş" dedirtecek markalar.

Bu konuda uzak doğulular genelde başarılıdır. Bütçeyi bilmiyorum ama lexus mesela az dikkat çeken ama inanılmaz lüks bir otomobildir.

Genelde orta sınıf markaların amiral gemisi saydığı araçlara ya da bu markaların üst sınıf için ürettiği markalara yönelirdim. Mesela Lexus Toyota'nın üst sınıf için ürettiği bir marka.

Citroen'in DS Motors'u var. Ama bunlar da SUV genelde ve dikkat çeker:) Sedan da getiriyorlar gerçi.

Infiniti de güzel bir seçenek ama bu araçlar da aşırı lüks durabilir.

Ben olsam Skoda Superb'e bir bakardım. Araç oldukça iyi. Hatta bazı yönleriyle passat'tan bile başarılı yeni modelleri... Ama tüm bunlara rağmen mutevazı da bir hali var. Üstelik soran olursa "skoda ya..." der geçersin:)

Bir diğer seçenek mazda 6... Kırmızısını almadığınız sürece dikkat çekmez:) Ama kırmızısı da BMW 3'le yanyana dursa daha albenili araç.

Insignia da fena bir alternatif olmayabilir.

Lüks bir pick up da alınabilir. ama işte ülkemizde 4X4 hissi veren her araç zengin arabasıdır. İstersen hyundai tucson al... Ona bile "ooooo" der akrabalar.

En ilginç önerim Renault Talisman olur. Aşırı düz bir araç ama hiç fena değil. Öndeki Renault logosu kafadan tüm servetinden bir 0 eksiltiyor.
0
anten
(05.10.21)
anten +1 güzel özetlemiş
0
038576
(07.10.21)
(4)

Gerçekçi mahalle/köy/şehir hayatı/kültürü içeren filmler diziler

fuck is a four letter word
Selamlar,Böyle arkadaşlarla, komşularla, esnafla muhabbetler içeren, sade filmler, diziler tavsiye eder misiniz? Karakterlerin çok bi olayı olmasa da olur. Sizden, bizden insanların hayatı olsun. Misal; Güney Kore'de geçen bir film olsun. Oradaki insanlar neler konuşur, nerede takılır, ne yer içer o
Selamlar,

Böyle arkadaşlarla, komşularla, esnafla muhabbetler içeren, sade filmler, diziler tavsiye eder misiniz? Karakterlerin çok bi olayı olmasa da olur. Sizden, bizden insanların hayatı olsun. Misal; Güney Kore'de geçen bir film olsun. Oradaki insanlar neler konuşur, nerede takılır, ne yer içer onu göreyim.

Teşekkürler.
0
fuck is a four letter word
(28.09.21)
sadece önerileri alayım diye geldim. Böyle bir film gelmedi aklıma.
Ama illa öneri yapmam gerekiyorsa

Rita diye bir dizi var. Norveç'li bir öğretmenin hayatı.
0
anten
(28.09.21)
dardenne kardeşler'in filmlerini deneyebilirsin.
0
tepedeki psychedelic adam
(28.09.21)
train de vie geldi aklima hosunuza gidebilir cok guzel filmdir.
0
in vino veritas
(28.09.21)
marius et jeannette

youtu.be
0
old possum
(28.09.21)
(3)

evde vucut gelistirme

baldur2
sadece dumbbell var. guclenme veya conditioning degil hedefim. az da olsa olan kaslari korumak ve gelistirmek. bunun icin takip youtube'da bulabilecegim takip ettiginiz bir program var mi?
sadece dumbbell var. guclenme veya conditioning degil hedefim. az da olsa olan kaslari korumak ve gelistirmek. bunun icin takip youtube'da bulabilecegim takip ettiginiz bir program var mi?
0
baldur2
(27.09.21)
abi çok var. hele pandemiyle evde dumbbell serisi yapmayan youtuber/sporcu kalmadı gibi bişey.

ama illa örnek lazımsa 'ağırsağlam dumbbell' yaz youtube'a. videolardan bazıları piyasayı altüst eden zincir marketlerden birinin reklamı ama olsundu.
0
onemoremile
(27.09.21)
evde dumbell yaz bir sürü çıkıyor. ben ege fitness kanalını tavsiye ederim. daha makara.
0
xrated
(27.09.21)
Hakan Boylan instagram.
0
anten
(27.09.21)
(3)

Köyüme dönüp tarım/hayvancılık yapmak istiyorum diyelim?

asaf
Devlet ne gibi destekler veriyor? Ne gibi handikapları var? Şöyle 8-10 dönüm ekip işletsek, aracı komisyoncu gibi kan emicilere emeğimizi yedirmeden ayakta kalma imkanı var mı?
Devlet ne gibi destekler veriyor? Ne gibi handikapları var? Şöyle 8-10 dönüm ekip işletsek, aracı komisyoncu gibi kan emicilere emeğimizi yedirmeden ayakta kalma imkanı var mı?
0
asaf
(23.09.21)
tarım hayvancılığın bittiğinden, tarladaki ürünün değersizleştiğinden, yem masraflarının vs yüksekliğinden şikayet ediyor memleketteki tüm tarım hayvancılık işi yapanlar.

haliyle pek mantıklı değil.
0
reanarchy
(23.09.21)
tıbbi ve aromatik bitkileri araştırın.

lavanta için milli emlaktan arazi isteyebiliyorsunuz köydekilerden. yıllık olarak rayiç bedelin binde biri kira ödüyorsunuz, en cazip tekliflerden biri bu kiralamada.

ben de konuyu araştırıyorum. birkaç site:

www.lavanta.site
www.saflavanta.com

son ürün satışı için:

www.lavandemor.com
0
prodeq
(23.09.21)
Türkiye'de tarım maalesef büyük şirketlerin tekelinde. Bunu aşmanın bir yolu var yazının sonunda söyleyeceğim. Teşvikler falan bir yere kadar sizi kurtarır. Önemli olan işi ve süreçleri öğrenmek.

İlk konuya gelelim.
Şöyle örnek vereyim. Şimdi çiğköfteci bayisi açmaya çok hevesleniyor birçok insan. Kendi işimin patronu olayım diye. Düşük sermayeyle kurulan bir iş çünkü.

Ama senin çiköfteni alacağın yer belli. Bunun dışında bir yerden alamıyorsun.
Alacağın fiyat belli.
Satacağın fiyat belli.
Dükkanının minimum metrekaresi belli.
İstediğin gibi ürün ekleyemiyorsun, fiyat belirleyemiyorsun.
Sen aslında firmanın satış temsilciğini yapıyorsun, maaş yerine sana satıştan pay ödüyorlar.

Sen de oley kendi işimi kurdum diye seviniyorsun:)

Çiftçilik de bu halde biraz.
Tohumu alacağın gübreyi alacağın yer belli.
Satacağın yer belli.
Satacağın fiyat belli.
Sen sadece işin angaryasını yapıyorsun:)
Tohum firmasından aldığın ürünü yetiştirip, meyve/sebze toptancısı firmaya götürüyorsun. İşin angaryası sana yükleniyor yani.

Ben kimseye muhtaç olmadan kendi tohumumu ekeyim dersen, bu da oldukça zorlu prosedürlere takılıyor.

Neredeyse her ürünün fiyatını belirleyen büyük bir firma var.

Bunu aşmanın en kolay yolu kooperatifleşme. Tarımda başarı öykülerinin hemen hepsi kooperatiflerle geliyor. İyi kooperatifler çiftçiye de bölgeye de kazandırıyor. Aracıyı ortadan kaldırıyor. Birlikten kuvet doğar demişler.

Tek başınaysan bunlarla başa çıkman zor çünkü.

Bir de seçtiğin ürün, ekim yaptığın bölge de başarı ya da başarısızlığını belirler.

Bölgedeki insan kalitesi ya da kalitesizliği yatırımına etki edecek.

Bir de yeni nesil tarım uygulamalarıyla fark yaratabilirsin. Nedir o? Topraksız tarım uygulamaları. Raflı sistemler vs.

Ama tarımda tecrübe ve bilgi çok önemli. Çünkü yatırımı yapıyorsun ve geri dönüş alamazsan toparlama şansın yok. Türkiye'de bu alanda yetkin firmalar olduğu gibi bu işten anlamayan hevesli insanların parasını alıp saçma sapan sistemler kuran firmalar da var.

Mesela bir arkadaşım topraksız tarım işine girdi. Çilek yetiştiriyor. Ciddi de paralar kazandı 2. üretim tesisini açtı. Ama aileden çiftçi olduğu için süreçleri iyi biliyor. Tarımı biliyor.

Aynı yatırımı deneyen bir sürü insan var mesela, beyaz yakalı adam heves ediyor çilek üretim tesisi kuruyor. İşi bilmediği için herkesten kazık yiyip batıyor.

İşin püf noktaları var çünkü. Atıyorum o ürünün o sistemle kar etmesi için minimum 10 dönüm alana kurulması lazım. Bu adam diyor ki 5 dönümle başlayayım, büyütürüm. Ama 5 dönümün getirisi, maliyeti karşılamıyor mesela. Bu hesabı iyi yapmadığı için düze çıkamıyor.


Ben olsam önce bu işi bilen birileriyle ortaklaşa girerdim bu işlere. En azından çevre edinirim biraz. Süreçleri öğrenirim. Hiçbir iş göründüğü kadar kolay değil.

Özellikle toprak işleri internetten araştırmayla olmuyor maalesef. İnternette o yazıları yazan, ürünleri tanıtanlar hevesli insanlara ürün / hizmet satmak için her şeyi çok kolay yapılır gibi anlatıyorlar ama deneyen arkadaşlarımdan biliyorum ciddi planlama ve tecrübe isteyen bir iş tarım.

siz köyüme döneceğim dediğinize göre zaten çevreniz var diye anlıyorum. ama dikkatli olun, köye döndüğünüzde oradaki insanlara bir anda rakip oluyorsunuz. Sonuçta o bölgede de bir pasta var ve her yeni oyuncu pazardan pay alınca diğerlerinin pastası küçülüyor. Bu da hoş karşılanmıyor haliyle. Özellikle daha verimli yöntemler kurar diğerlerinin işini geçerseniz.
0
anten
(23.09.21)
(4)

istanbul'a çok uzak olmayan yaşamalık yunan semti

roket adam
uzaktan çalışabileceğimizi hesaba katalım, vize sorunumuz da yok. fiyatları pahalı olmayan, denizi güzel ve istanbula max arabayla 8 saat mesafede bir yunan şehri / semti / adası önerseniz neresi olurdu? özellikle yakınlık çok önemli desek.
uzaktan çalışabileceğimizi hesaba katalım, vize sorunumuz da yok. fiyatları pahalı olmayan, denizi güzel ve istanbula max arabayla 8 saat mesafede bir yunan şehri / semti / adası önerseniz neresi olurdu? özellikle yakınlık çok önemli desek.
0
roket adam
(04.09.21)
Kira fiyatlarını bilmem. Ama Dedeağaç be İskeçe olabilir.
0
Mistyimage
(04.09.21)
dedeağaç ya da kavala. Ama Kavala yunanistan'ın en milliyetçi yerlerinden biridir. Akdeniz gerilimleri sebebiyle bir türkiye kökenli biri olarak rahat hissetmeyebilirsiniz

Dedeağaç daha turistiktir. Daha rahattır.
0
anten
(04.09.21)
Hiç düşünmem thassos adasına çökerim
Adadan hiç çıkmadan temiz 10 sene yaşardım
0
otopsicocugu
(04.09.21)
Otopsicocugu ile aynı fikirdeyim :) thassos ta yaşarım.
0
you shall not pass
(05.09.21)
(9)

motosiklete başlamak

black mamba
malum araba fiyatları pahalı. yamaha ys125 29.000 lira sıfırı. hız yapmam, kurallara uyarım. yine de motosiklet tehlikeli mi? bazen youtube'ta izliyorum arabalar direkt üzerine sürüyorlar. bundan dolayı korkuyorum.
malum araba fiyatları pahalı. yamaha ys125 29.000 lira sıfırı. hız yapmam, kurallara uyarım. yine de motosiklet tehlikeli mi? bazen youtube'ta izliyorum arabalar direkt üzerine sürüyorlar. bundan dolayı korkuyorum.
0
black mamba
(31.08.21)
normalde heves kırıcı biri değilim ben de arada acaba motosiklet alsam mı diye düşünüyorum kaza videosu izleyince hevesim kaçıyor, ehliyetten sonra istediğin kadar hondanın ücretli verdiği eğitimleri al dikkatsiz bir otomobil sürücüsü karşısında şansın olmuyor
0
freebird5406_2
(31.08.21)
Tehlike kısmına girmeyeceğim ama 125'lik bir motor almayı düşünüyorsan ikinci el bak bence. Bir süre sonra 250'lik ya da daha üstüne geçmek isteyeceksin. Boşuna değer kaybı ile satma.
0
himmet dayi
(31.08.21)
Motor ne kadar küçük ve mesafe ne kadar kısa olursa olsun tam koruma giyerseniz tehlikeyi en aza indirirsiniz. Full face kask, ceket, eldiven, pantolon, bot. Bir arkadaşım geçen yaz kaza yaptı, tam koruma kullanmasaydı en iyi ihtimalle sakat kalacağı kazayı çok az yara bereyle ve bir gece hastanede gözlem altında tutularak atlattı.

O yüzden bütçenize bütün bu ekipmanı da ekleyin (artık iyice pahalılaştı bunlar), öyle hesap yapın.
0
kobuzchu kiz
(31.08.21)
Pcx 125 al vitesle ugrasirken kaza yapmazsin
0
divit
(31.08.21)
2 sene önce lüks değildi ama motosiklet artık lüks.

Otomatk motosikletle başlayın trafiği farklıdır. Nmax 155 abs öneririm. Ama önce eğitim. 5K tl ekipmana ayırın. 700 tl ye kask almayın mesela 2.000 tl ayırın hatta daha çok. Gibi. Bu iş 40’ı bulur.

Kapalı garajım var derdim yok benim ama sizin garajınız yoksa takip sistemi de alacaksınız. Düşünürsünüz bunlara göre.

Bir de şöyle bir risk var araba almamıştım o zaman motosiklet ruha işliyor. Ben araba aldım aile kuracağım halen motosikletimden vazgeçemiyorum. Kız arkadaşıma da ekipman alıp dünya turuna motosikletle çıkmayı düşünüyoruz. Oradan anlayın siz de. Bu bir tür hobiden ve ulaşımdan farklı bir araca bürünüyor bir süre sonra anlayacağınız.
0
baldan kaymak
(31.08.21)
o motorun sifiri 7bin liraydi 2016 da, ben de bindim guzel motordur ama 30k cokmuş,

alirken arabadan ucuz olabilir ama bakimi, ekipmani, sigortasi, kaskosu, mtv si arabadan çok da ucuz degildir haberiniz olsun, tek ucuz yani az yakmasi
0
egokalp
(31.08.21)
araba sürenin, diğer araba sürene de tahammülü yok. yani kimsenin kimseye saygısı yok aslında. o yüzden bisikletli gruplarda ve motosikletli gruplarda sanki biz ayrıcalıklı insanmışız duyarını fazla sergiliyoruz (belki de kararında, aslında olay saygı) ondan yani bu kısımda devamlı eğitim almanız, eğitim videoları izlemeniz. eğer alırsanız şunu unutmayın, trafiğe her çıktığınızda ilk defa araba ehliyeti almış sığır sürüsü ile çıkıyorsunuz. onun dışında arkadaşların bahsettiği gibi ekipman alın, giyin. sadece kask takarak racing kullanan eleman, bir şey oldu mu herkesi bokluyor. böyle yapmayalım lütfen.
0
evimin paspasi
(31.08.21)
ortadan ikiye bölünmeyi engelleyen ekipman varsa tehlikeli değil
0
aokp
(31.08.21)
Eğer daha önce binmediyseniz vitessiz bir modelle başlayın. Gaz-Fren o kadar:) Scooter falan daha iyi olabilir.

Maalesef motorları trafikte takmıyor araç sürücüleri. Hatta çoğu araç sürücüsü motorun trafikte gidebildiğini bile bilmiyor. "Burası senin yolun değil" falan diye bağıran çok adam gördüm:D

Siz kurallara uysanız bile, canınızı sıkacak çok şey oluyor. Hatta kurallara uyduğunuz için daha dikkatlı ve hız limitlerinde gittiğinizde "bas gaza" diye üstüne süren, sıkıştırarak geçmeye çalışan çok oluyor.

Mesela şehir içinde 50'yle giden arabanın arkasında sakin sakin giden adam, 50'yle giden motorun arkasında deliye dönüyor. Geçmeye çalışıyor. Dibine dibine giriyor vs.

Eğer kısa-orta mesafelerde kullanacaksanız, düşük hızlarla gidecekseniz makul bir tercih olabilir.

Ama scooter bile alsanız alabileceğiniz en iyi koruyucu donanımı alın. Hatta örneği atıyorum. 20 bin liranız varsa, en az %40'ını koruyucu giysi ve kask için harcayın. Kalan bütçeyle motoru alın.

Bizde genelde önce motoru alıyorlar. Sonra 2-3 bin kalıyor elinde onunla da dandik bir kask, eldiven dizlik vs alıyor geçiyor.
0
anten
(01.09.21)
(3)

Android Tablet icin en iyi fotoraf düzenleme uygulamasi

samiabi19
S6 lite kulaniyorum. Biliyorum foto ve video uygulamalarında ipad vazgecilmez, ama benim şuan elimde bu var
S6 lite kulaniyorum. Biliyorum foto ve video uygulamalarında ipad vazgecilmez, ama benim şuan elimde bu var
0
samiabi19
(30.08.21)
Birkaç tane Photoshop var farklı amaçlar için, tabii ki en iyileri onlar. Telefonda ben Pixlr kullanıyorum Autodesk'in. Belki daha iyileri vardır ama bunun kullanması kolay, özellikleri çok vs.
0
aguen
(31.08.21)
Basic şeyler için snapseed ve pixlr ikilisi kesiyor beni.

Ton ayarlaması, basit heal brush işlemi, kolaj falan.
0
hedep
(31.08.21)
snapseed en iyisidir.
0
anten
(31.08.21)
(13)

araç alma zamanlaması

kiyiya vuran dildolar
araç almak istiyorum ancak acil bir ihtiyacım bulunmuyor. kolaylık olsun, biraz gezeyim ve belki bir şeylere gerekirse bulunsun diye.aklımdaki soru şu: araç fiyatlarının şu an fiyatları malumunuz. hem çip yetmezliğinin çözülmesi hem de seçimden sonra ekonominin olası toparlanma göstermesini falan dü
araç almak istiyorum ancak acil bir ihtiyacım bulunmuyor. kolaylık olsun, biraz gezeyim ve belki bir şeylere gerekirse bulunsun diye.

aklımdaki soru şu: araç fiyatlarının şu an fiyatları malumunuz. hem çip yetmezliğinin çözülmesi hem de seçimden sonra ekonominin olası toparlanma göstermesini falan düşünürsek araç almayı seçim sonrasına ertelemek maddi yaklaşımdan mantıklı mıdır?

bir de bonus soru, araç kredisi çekerken ne kadar peşinatı elde bulundurmak mantıklıdır? tabii bu kişiden kişiye çok değişecek bir şey ama, genel bir oluru varsa diye soruyorum.
0
kiyiya vuran dildolar
(30.08.21)
Son 5+ yıldır Türkiye'de hiçbir şeyin fiyatının düştüğünü görmedim. Şu anki mantığım bir şey alacaksan almadığın her gün zarardasın. Ancak aracı alınca bakım, sigorta, vergi vb masrafları da göz önünde bulundurmak lazım.
0
sumuklurakun
(31.08.21)
araç almayı 2 defa erteledim. 340a bulduğum 430 oldu şu an mesela.

ertelenmememl ihtiyaç varsa.
0
KaraSakall
(31.08.21)
Sumuklurakun'a katılıyorum. Araç ihtiyacın varsa hemen al gitsin. Peşinat da sana kalmış, ben zamanında 134 bin liralık araç için 88 bin tl kredi çekmiştim :) Araba fiyatları zaten sürekli arttığı için iyi faiz oranı bulursan zaten faizi bir iki senede çıkarıyorsun.
0
roket adam
(31.08.21)
her şeyin fiyatının arttığını ben de gözlemliyorum evet de işte bahsettiğim durum biraz daha farklı bir şey. ona rağmen de mi fiyatı artar? sanki liranın hafif bir değer kazanması ve çip krizinin çözülmesiyle 1-2 yılda fiyatlarda düşüş görülebilir gibi geliyor bana hala.
0
🌸kiyiya vuran dildolar
(31.08.21)
Çip krizinin fiyatlara major bir etkisi yok. Otv indirimi, tlnin deger kazanmasi gibi konulara da bel baglamaz, 3 yil beklemezdim ben olsam.
0
pofudukayi
(31.08.21)
erteledikçe artar. 2. el 1.el düşerken artıyor. çok saçma sapan bir ekonomimiz ve piyasamız var. kasım aralık genelde indirim oldurdu ancak son ötv indiriminden sonra bir daha indirim geleceğini sanmam.
0
mikahakkinen
(31.08.21)
Fiyatların geriye gideceğini sanmıyorum, ancak olursa arada ötv indirimi olur ya da bir süre aynı seviyede kalır.

Kredi de dediğiniz gibi kişisel bir konu. Ben mümkün mertebe az kredi kullanmaktan yanayım. Yani 100.000 peşinatım varsa 300 binlik bir araç almak yerine 150, 200 bandında ikinci el kovalarım.
0
anten
(31.08.21)
@sumuklurakun +1

memlekette neyin fiyatı düşmüş?
0
co2s2
(31.08.21)
arkadaşlar ya pek anlaşamıyoruz ya da ben piyasaya dair gerçekten hiçbir şey bilmiyorum. şimdi 2-3 yıl içerisinde dolar tutar da 5 lira seviyesine gerilerse mesela, araç fiyatları şu ankinden gene de daha mı fazla olacak yani? hiçbir şeyin değişmediği koşullar altında fiyatların sürekli arttığı konusunda mutabıkız. benim bahsettiğim senaryoda doların 5 lira olması gibi faktörler var.
0
🌸kiyiya vuran dildolar
(31.08.21)
Piyasaya dair gerçekten hiç bir şey bilmiyorsunuz hocam. Doların yarın 5'e düşmesi mümkün değil. Düşmesi için ya bizim birden acayip bir ihracat ülkesi olmamız lazım, ya da dış güçlerin bizi ciddi pompalaması lazım. Zaten mevcut iktidar ab ve abd tarafından yeterince destekleniyor, paso para pompalanıyor. E diğer ihtimal de 1-2-3 senede olacak bir şey değil. O yüzden tüm planlarını doların katlanacağına yaparsan daha kazançlı çıkarsın. Şu anda keynes'in kendisi gökten inse bile dolar 5'e inmez.
0
roket adam
(31.08.21)
Dolar düşse bile Türkiye'nin kendi içerisindeki enflasyon gerçeği de var. Şu anki araç fiyat artışını döviz artışından arındırın eğer araç fiyat artışı enflasyonun altındaysa dediğiniz gibi bekleyin.

Araç yurtdışından tamamen dövizle gelse bile bunu nakleden, satan, bakımını yapanlar hep TL ile çalışıyor ve enflasyondan doğrudan etkileniyor.

Ama hem enflasyon hem döviz düşecek diyorsanız dediğiniz gibi zararda olursunuz.
0
sumuklurakun
(31.08.21)
evet, genel olarak ekonomik havanın önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde şu ana kıyasla daha olumlu olacağını düşünüyorum. tabii bu biraz da kumar gibi bizim ülkede.

fikir paylaşımlarınız için teşekkür ederim.
0
🌸kiyiya vuran dildolar
(31.08.21)
en iyi senaryo doların 6'lara düştüğü ve yeni hükümetin halkı sevindirmek için ötv'ye düzenleme yaptığı bir durum olur, ki bu durumda bile insanımıza güveniyor musunuz? Şubeler ve galericiler var olan arabaları saklayıp üç beş ay satmaz bekler, daha yüksekten satarlar. (arz azlığı + bir grup insanın sürekli araba alması veya değiştirmesi).

geçen haftalarda matrah düzenlendi, kim o fiyattan alabildi? Veya ucuzlatan yerler bile elden biraz daha para alıp ek paket vs. bişeyler satmayı zorunlu tutuyorlarmış herhalde. İnsanımız iyi niyetli değil ki bir şeyler iyiye gitsin.

fakat benim tek bir çekincem var, ben ve çevremdeki çoğu arkadaşım (sen de bizim gibisin sanırım) normalde hiç ilgisi ihtiyacı olmamasına rağmen araba almak istiyor artık. Lale çılgınlığının sonuna mı geldik diye düşünmüyor değilim ama yok Türk halkı illa bi evlenir doğurur ikinci üçüncü arabayı alır, kimi yılda bir araba değiştiriyormuş falan bitmez bu sektör.

www.technopat.net
0
nhk ni youkosu
(31.08.21)
(13)

Dubaide yaşamak?

izninizolursatahtinizatalibim
Merhabalar,Aramızdan belki bir kişi bile yardımcı olabilir umuduyla yazıyorum.Her şeyi arkada bırakıp sıfırdan bir başlangıç için rotamı Dubai (ya da Katar) tarafına çevirdim.Orada yaşayan, bilgi sahibi olan arkadaşlar varsa yardıma açığım.Bir de anket olsun madem, faydası olur belki fikirlerinizin.
Merhabalar,
Aramızdan belki bir kişi bile yardımcı olabilir umuduyla yazıyorum.
Her şeyi arkada bırakıp sıfırdan bir başlangıç için rotamı Dubai (ya da Katar) tarafına çevirdim.
Orada yaşayan, bilgi sahibi olan arkadaşlar varsa yardıma açığım.
Bir de anket olsun madem, faydası olur belki fikirlerinizin.
25 yaşında, kadınım.
İstanbulda tek yaşıyorum.
Ortalama 8-12 arası değişen gelirim var ancak yetmiyor, yetiremiyorum.
İngilizce, fransızca biliyorum.
Bu macera bana faydalı olur mu? En kötü ingilizcemi geliştirip arapça öğrenip dönerim diyorum ancak çok mu hayalperest yaklaşıyorum?
Hiçbir birikimim yok bu arada. Ordan burdan biraz toprlayıp gideceğim.
0
izninizolursatahtinizatalibim
(30.08.21)
Meslek bilgisi olmadan ne desek bos. Insaat ve tasarim sektoru o taraflarda iyi ama kadin olunca is biraz degisebilir.
0
nax
(30.08.21)
Ah onu yazmamışım ama spesifik bi beklentim yok o konuda. Okuduğum bölümden çok ayrı olarak uluslarası satış yapıyorum şu an.
0
🌸izninizolursatahtinizatalibim
(30.08.21)
İş başvuruları yapın ama sizin meslekte zor. İnşaat sektörü iyi orada
0
roe
(30.08.21)
Öncelikle fake kokusu geliyor.

Tek yaşamanıza rağmen 8-12 arası değişen aylık gelir sizi geçindirmiyorsa, maddi açıdan rahatlama ümidiyle gitmeyin. Sizin parayı kullanma sorununuz vardır. Ucuz yerler değil bahsettiğiniz yerler, refah seviyesi de Avrupa ülkeleri gibi değil. Herhangi bir mesleği yaparak Avrupa’da yakalayacağınız standartları orada yakalayamazsınız.

Hayat tecrübesi olsun diye gidiyorsanız gidin tabi.

Bu arada, bu gelir düzeyine sahip bir arkadaşım-akrabam hatta kardeşim yurtdışı tecrübesi için benden 1 kuruş istese vermem. Akıllı davranıp kendi harcamalarını öngörerek birikim yapması gerekir gitmeyi göze alan kişinin.
0
megalomaniac
(30.08.21)
Dubai'de yasaman icin bi sirketin sponsor olmasi lazim (yani once is bulman ve sirketin sana oturum cikarmasi lazim)

Spesifik bir is tanimin yoksa da is bulman zor. Dubaideki herkes halihazirda ingilizce konusuyor zaten. Ingilizce bilmen seni one cikarmiyor yani. Arapca ogrenmen imkansiz gibi bir sey. Belki hintce ogrenebilirsin.
0
brkylmz
(30.08.21)
Bi Gidene Soralım podcast'inde iki ülkede yaşamış kişilerin konuk old. bölümlere bakın.
0
kaset
(30.08.21)
Sizin 8-12 gibi bir gelirle iş amacıyla yer değişimi değil daha çok harcama alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekiyor.
Dubai ya da Katar ise bir çözüm değil anlamsız bir hayal sadece.
0
Erva
(30.08.21)
Kuzenim
çalışmaya gitmişti. Yıl 2004. Arkadaşının babasının şirketinde müdür pozisyonu. Çok rahat ve maddi anlamda iyi olmasına rağmen 6 ay zor kaldı döndü. Çok da isteyerek gitmişti. İklimi sevmemiş. Kapı kolunu bile tutamıyorsun sıcaktan demişti. İyi düşünün..
0
aptallarin pin kodu
(30.08.21)
Kuzenim (kadın, mimar) yıllarca Dubai'de yaşadı, pandeminin ortasında döndü buraya, yine iş bulursa yine gidecek. Ben de 2020'nin başında 10 gün kadar yanına gitmiştim.

Adı öyle olmasa da ciddi bir kast sisteminin içine giriyorsunuz. Emirlik vatandaşları çılgın zenginlikleriyle üstte, beyaz yakalı Avrupalılar ortada, mavi yakalı Hintler, Pakiler... en altta. O kadar çok ucuz işgücü var ki, her otelin, etkinlik alanının, avm'nin, her benzinliğin, hatta yol kenarı tesislerinin tuvaletinde sürekli bekleyen personel var, tuvalet kullanıldıkça arkadan girip temizlik yapıyorlar. Yani gideyim de iş bulurum diye gidilmez. İyi bir mesleğiniz varsa güzel para kazanırsınız ama biriktirmek için ciddi ciddi kemer sıkmazsanız çok güzel de para harcarsınız, her şey pahalı, her yer pahalı.

Örnek olarak, kuzenimin yaşadığı epey lüks bir bölgedeki binanın otoparkına dışarıdan giriş (yanlış hatırlamıyorsam) saati 80 dirhemdi. Benim zorumla (eski çarşı varmış diye) emirliğin daha varoş bir yerlerine gittik, otopark günlük 15 dirhemdi. Fakat kuzenim ve onun ayarındaki çalışanlar bu bölgelere girmeyi çok sevmiyorlar, daha güvensiz hissediyorlar.

Bir yandan da Dubai'de emniyet çok sıkı çalışıyor, her yer sivil polis kaynıyormuş, çok caydırıcı cezalar var ve bunun sonucunda İstanbul'dakinden çok daha rahat yaşayabiliyorsunuz. Telefonları ortalıkta, cüzdanları anahtarları havlunun üstündeki çantada bırakıp arkana bile bakmadan denize girebilecek kadar rahat, İstanbul'dan gidince şok olmuştum. (Ha bir de hayatımda görmediğim kadar tanga bikini gördüğüm için şok olmuştum.)

Yani bence iyi bir iş bulursanız gidilir, güzel de yaşanır. Ama İstanbulda 8-12 bin lirayla geçinemiyorsanız orada hiç geçinemezsiniz.
0
kobuzchu kiz
(30.08.21)
bir vasfın yoksa, birikimin de yoksa sadece dil ile gidersen batılı birileri ile çalışmak için çok şanslı olman lazım. batılılarla çalışmazsan araplarla çalışırsın, onların da kadına bakış açıları belli. ben olsam hiç macera aramam.

ha dersen ki bir vasfın var, profesyonel olarak çalışıyorsun, o zaman amenna. bence en önemli konu ne iş yapacağın. onun dışında dubai istanbul gibi değil, ufacık bir yer zaten, yapılabilecek şeyler inanılmaz kısıtlı, belirtildiği gibi bir kast sistemi var, oraya gidenlerin de genel olarak tek amacı para biriktirip dönmek oluyor. dubai, katar yerine abd, avrupa, hatta avusturalya hedeflemeni öneririm. israil harici orta doğu hiç iç açıcı değil yalnız bir kadın için.
0
roket adam
(31.08.21)
Yurtdışında geçerliliği olan bir mesleğiniz varsa kısa süreli para biriktirmek için gidilir. Katar'da beIN'de bir arkadaşım çalıştı. Çok beceri gerektirmeyen bir pozisyonu olmasına rağmen ayda 4 bin doları kenara rahat koyuyordu. Ben Avrupa'da yaşadığım ülkede arkadaşımdan daha kalifiye bir işi yapmama rağmen ancak 1,5-2 ayda kenara o kadar koyabiliyorum.

Katar'ın vize süreci epey uzun ve zorlu bu arada. Oradan buradan biraz para toplayayım gidip bir bakayım diyerek gidemezsiniz.
0
yürümeyin
(31.08.21)
Öncelikle kolay kolay gidemezsiniz; Dubai yakın zamanda freelance vizesi vb. çıkardı ama bunların hem çeşitli şartları var, hem de Dubai'de yaşamanın maliyetinin yüksekliği göze alındığında "Hadi bir gideyim de şansımı deneyeyim" denilecek bir şey değil.

UAE kazanç ortalamaları meslekten mesleğe çok farkediyor; ne yazık ki pazarlama ve satış genel olarak iyi kazandıran meslekler değiller. Sabit maaşları düşük oluyor ve prim bazlı çalışıyorlar. Çok spesifik bir alanda pazarlama yapıyorsanız belki bir ihtimal şansınız yaver gidebilir.

Son olarak Dubai'nin inanılmaz canlı bir iş piyasası yok; yani iş bulmak o kadar kolay değil.
0
salihdt
(31.08.21)
Sektöre göre değişkenlik gösterir bu sorunun cevabı. Daha geçenlerde Dubai'den bir arkadaşımla konuştuk bunu. Benim şirketimin de dubai ofisi var az bucuk kontak halindeyiz insanlarla.

Dubai bölgenin en vizyoner şehirlerinden biri.

Şeyhin hedefi dubai'yi 2030'da dünyanın en yaşanılası şehri yapmak.

Giden tanıdıklarımın hepsi çok mutlu.

Elbette kendine göre zorlukları var, ama kazanç ve ortam olarak memnuniyet yüksek. 2 senedir orada çalışan arkadaşımın aldığı araç Türkiye'de 925.000 TL.
Dolarla almasına rağmen TL karşılığı bir hyundai elantra...

Yani şöyle kıyaslayın. Türkiye'de kalsaydı ancak bir hyundai elantra alabilirdi, orada v6 motorlu spor otomobille geziyor hem de cebinden çıkan para aynı.

Şehir genel olarak güvenli, özellikle beyaz yaka çalışanlar için. En çok dikkat ettikleri konu da güvenlik. Yani yalnız bir kadın olarak rahatsızlık duymazsınız.

İki dil bilmeniz size büyük avantaj olur orada.

Renkli bir hayat var. Kimse kimseye karışmıyor.

Kariyer anlamında da uluslararası bir ortamda çalıştıktan sonra türkiye'ye dönmek bir avantaj sağlayabilir.



Bunlar güzel tarafları... Gelelim resmin diğer yüzüne.

Bir kast sistemi var adı konmamış olsa da. Yani emirlik vatandaşı olanlar maddi ve manevi olarak inanılmaz yukardalar. Onların arasına girmeniz zaten çok mümkün değil. Çok dert edilecek bir konu mu bilmiyorum tabii bu:) ama atıyorum trafikte bir sorun yaşadınız mesela böyle birinin arabasına çarptınız, işiniz daha zor.

Bu sistem içinde ABD ve Batı Avrupa vatandaşları da biraz daha avantajlı. Özellikle kurumsal hayatta. Araplar önemli pozisyonlar için avrupa & amerikalıları tercih ediyor. Haliyle onlar da kendi iş kültürlerine yakın ülkelerden insanlara öncelik veriyor. Bir ingiliz yönetici türk ve ingiliz arasında kalırsa türk'ü ancak çok ucuza çalıştırabileceğini düşünürse işe alır. Ya da türkçe bilmesi avantajsa...

Madem maaştan konu açtık, burada kazanç iş alanına göre değişiyor. Ama maalesef pasaporta göre de değişiyor. Bir arkadaşım şunu anlatmıştı: Maaş teklifi almış maille. Tanıdığı insanlar bu ücretin o pozisyon için az olduğunu söyleyince IK'ya bu ücret az diye mail atmış. IK müdürü (kendisi tabii ki ABD'li:) arkadaşımın Türkiye'deki maaşının dolar karşılığını önüne koymuş. "Sana şu anda ülkende kazandığının üzerinde bir maaş öneriyorum zaten" diyerek konuyu kapatmış. Yani maalesef kast sisteminden dolaylı da olsa Türkler de biraz mağdur oluyor.

Bir de genelde bizde yurt dışında çalışmak, o ülkenin vatandaşlığını ya da en azından oturma ve çalışma hakkını elde etme amacıyla değerlendiriliyor. Böyle düşününce dubai'de geçireceğiniz yılların size maddi kazanç dışında bir getirisi olmayacak.

Tanışacağınız Avrupa ve Amerikalıların çoğu orada geçici bulunuyor. Ve bu ilişkilerine de yansıyor. Yani orada network sağlarım, sonra oradan başka ülkeye geçerim diye düşünüyorsanız genelde ilk tercih edilen adaylar Türkler olmuyor bu tarz transferlerde. Ancak o işte çooooook iyi performansızı olacak, ya da dil gibi ikame edilmesi zor bir avantajınız olacak falan. Avrupa'da da türkçe bilen adam arayışında olan çok şirket olmaz. Olsa bile zaten artık ab vatandaşlığı olan milyon tane türk var. Yine onlara yönelirler.

Son olarak iş bulmak koaly değil.
Çalıştığınız şirketin dubai bağlantısı varsa, dönem dönem tüm ülkelere iş ilanları gönderirler. Bunları takip edin. Yöneticilerinize ya da IK'ya sorun.
En kolay bu şekilde iş bulunuyor.

1-2 sene türkiye'dekinden daha fazla kazanayım, biraz da birikim yapayım. Gitmişken de şöyle dolce vita bir hayat yaşayayım yeter diyorsanız düşünülebilir.

Bu arada dev sıcak. Yani öyle böyle değil. Nisan'dan ekim'e kadar suratınızda bir fön makinesiyle gezdiğinizi hayal edin. Hayatınız klimalı evden klimalı otoparka, oradan da klimalı otomobille klimal ofise ve arada da klimalı avmlere şeklinde geçecek. Akşamları serinleyince dışarı atabilirsiniz kendinizi ancak.
0
anten
(31.08.21)
(4)

otomobil finansmanı

Pertev nail
merhaba,daha önce arabası olmamış, ehliyeti olan ve aylık kenara ortalama 5-6 bin lira atabilen biri binilebilir düzeyde bir araba alabilir mi? alabilirse ne alabilir?teşekkürler. not: peşinat yok. en fazla 15-20 bin.
merhaba,

daha önce arabası olmamış, ehliyeti olan ve aylık kenara ortalama 5-6 bin lira atabilen biri binilebilir düzeyde bir araba alabilir mi? alabilirse ne alabilir?

teşekkürler.

not: peşinat yok. en fazla 15-20 bin.
0
Pertev nail
(26.08.21)
Kredi notunuza göre istediğiniz orta segmentte çoğu arabayı alabilirsiniz. İhtiyaç veya araç kredisi çekebilirsiniz.
0
lancelot du lac
(26.08.21)
Başlangıç icin b sinifi biraz eski model sorunsuz kasalardan 100binlik bir sey almasi mantikli olur. Alabilir de.
0
stavro
(26.08.21)
Otomatik takintisi yoksa secenek cok.

Yok ben manuel istemem diyorsa gecmis olsun, o paralara duzgun bir otomatik imkansiz.
0
divit
(26.08.21)
2010 model b sınıfı bir araç alabilirm 100 bin gibi bir bütçe dahilinde.

Honda jazz,
toyota yaris,
hyundai i20,

gibi araçlar araitırmaya başlangıç için iyi olabilir.
0
anten
(27.08.21)
(6)

mikrofonla sokakta konuşmak

bronz böcek
bir mikrofon tesisatı ayarladım. sokağa çıktım rastgele konuşmaya başladım. trafiğe kapalı bir cadde olabilir, kaldırımın kenarı olabilir. bunun yasal olarak bir engeli var mı?
bir mikrofon tesisatı ayarladım. sokağa çıktım rastgele konuşmaya başladım. trafiğe kapalı bir cadde olabilir, kaldırımın kenarı olabilir. bunun yasal olarak bir engeli var mı?
0
bronz böcek
(26.08.21)
rastgele konuşmaya başladım derken rastgele insanlarla mı konuşacaksın? ne üzerine konuşacaksın? ne yapacağını anlat ki yasal çerçevedeki durumuna dair yorum yapılabilsin. bu kadar az bilgiyle bir yorum yapılamaz
0
hümanist tabutçu
(26.08.21)
sokaklar kamuya açık alandır. foto çekmek dahil her şeyi yapabilirsiniz.
0
psychosocialll
(26.08.21)
kendi kendime. herhangi bir şey olabilir. bence dünya silindir şeklindedir, bi kilo fasulye 20 lira mı olur, okullarda tüm dersler ormanda yapılsın, benim saçım şampuan kullanmasam da temiz etc.
0
🌸bronz böcek
(26.08.21)
Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu ile ilgili görünüyor.
Rastgele konuşma içerisinde kamuya aykırı şeyler de olursa zaten sorun çıkacaktır.
0
Erva
(26.08.21)
insanlardan muvakatname almanız lazım eğer yayınlamak istiyorsanız.
0
anten
(26.08.21)
Gürültü yönetmeliği bunun önünde bir engel olabilir. Özellikle akşam saatlerinde gürültü sınırı düşük, o sınırı aşabilir sizin çıkardığınız ses.
0
pispinti
(26.08.21)
(1)

Otomobil Yedek Anahtarı

Zaman Tamircisi
Polo aracım var, bunun yedek anahtarı kayıp yeni bi anahtar yaptırmak istiyorum, aşağı yukarı kaça yapıyorlar yedek anahtarı? Teşekkür ederim.
Polo aracım var, bunun yedek anahtarı kayıp yeni bi anahtar yaptırmak istiyorum, aşağı yukarı kaça yapıyorlar yedek anahtarı? Teşekkür ederim.
0
Zaman Tamircisi
(25.08.21)
Yeni yaptirdim farklı bir marka ama 1500 TL civarı minimum. Markadan markaya değişir. 300 500 iner çıkar.
0
anten
(25.08.21)
(10)

kargolar aşağı çağırıyor sürekli

ShadowOfMoon
bugün 2 kez, daha önce de çok kez yaşadım. bugünküler mng ve trendyol expressarayıp "kargo getiriyorum aşağı iner misiniz" diyor.ben de "kapıyı açıyorum 2. kat" deyip kapıma gelmesini kabaca söylüyorum ve getiriyor mecbur. Deminki ise karantinada mısınız tarzı bir şey dedi. uzatmak istemedim kısa ke
bugün 2 kez, daha önce de çok kez yaşadım. bugünküler mng ve trendyol express

arayıp "kargo getiriyorum aşağı iner misiniz" diyor.

ben de "kapıyı açıyorum 2. kat" deyip kapıma gelmesini kabaca söylüyorum ve getiriyor mecbur. Deminki ise karantinada mısınız tarzı bir şey dedi. uzatmak istemedim kısa kestim.

yukarı çıkarmaları mı gerekmiyor artık ne değişti?

asansör yok ama 2. kat ve asansör olup olmadığını bildiklerini sanmıyorum gelmeden binaya ve kargolar küçük şeyler
0
ShadowOfMoon
(25.08.21)
iş yükleri çok fazla arttığı için hem zaman kazanmak hem de daha az yorulmak için çıkmak istemiyorlar muhtemelen. ayrıca artık birçok kargo firması da kendi çalışanlarına değil birçok yerde taşeron, doblosu olan işsiz güçsüz adamlara yaptırıyor teslimat işlerini. haliyle bu adamların da pek umrunda olmuyor.
0
reanarchy
(25.08.21)
Oturduğunuz yere ya da asansör olup olmamasına göre değişiyor olabilir. Geçen yaz sadece bir kere oldu, o da gece dokuz falandı, asansöre bıraksam alabilir misiniz diye rica etti. Mng idi, acelesi vardı biraz.
0
epitaf
(25.08.21)
kargocu bir keresinde tutturdu aşağıdaki lokantaya bırakayım diye, dedim ben evdeyim neden oraya bırakıyorsunuz ısrarla lokantaya bırakayım deyip duruyor, usta tamam diyor bırakayım buraya dedi. ben de sinirlendim evdeyim ben ustayı tanımıyorum, getirin diye getirdi sonra. hizmetse eve hizmet tabii ki eve getirecek. kargocudan kargocuya çok değişiyor, ikea’dan bir şey alırsanız aşağıdaki dış kapıda bırakıp kapıya bıraktık diye haber verip gidiyorlar.
0
my name is ferdinand
(25.08.21)
Normal kuralların 3 kat diye geçiyordu sanırım, iş yükü ve yokrgunluk sebepli diyebiliyorlar böyle bazen, binalarda asansör olup olmadığını gayet iyi biliyorlardır :)
0
atom karincanin torunu
(25.08.21)
yoğunluk ve paket ağırlığına göre değişir sanırım. ben giriş katta oturduğum için hiç sorun yaşamadım :) ama pandeminin başından beri hala üst kattaki elemanların kargolarının geldiğini zile basıp haber verip girişe koyuyoruz deyip gidiyorlar.bi tek yemek, su ve tüp olanlar üst katlara çıkıyor.
0
e mice
(25.08.21)
türkiye'de hiçbir şey doğru düzgün yapılmıyor. eskiden de böyleydi gerçi. esnaftan kurtulalım dedik online alışverişe yöneldik onda da böyle sıkıntılar oluyor. hem yorulmamak için hem de kısa sürede daha fazla kargo teslim etmek için. utanmasalar da kapıdan fırlatıp kaçacaklar.
0
black mamba
(25.08.21)
Valla bize 4 kat çıkarıyor herkes. Kimse de asagi gelin demedi simdiye kadar.
0
chavezding
(25.08.21)
@chavezding +1 bizde de 3 kat. evin yakınında her türlü alışveriş imkanım var, aşağı gelecek olsam gidip dükkanlardan alırım, niye 2 gün kargoda sürünsün.
0
trajikomix
(25.08.21)
Bizde hizmet sektorune karsi garip bir tutum var. "Parasiyla degil mi essekler gibi yapacaksin" gibi bir tutum icindeyiz.

Oncelikle kargo konusu teknik olarak cetrefilli bir konu. Yani kargo hizmetini satin alan kim? Mesela kargoyu firma oduyorsa aslinda urunu musteriye ulastirmak icin hizmeti firma satin almis oluyor. Bu durumda bizim kargo firmasiyla bir alisverisimiz yok. Haliyle kargo sirketi ve urunu satan firma arasinda bir alisveris var. Bu durumda ben sikayet etsem bile aslinda kargonun musterisi degilim.

Kargo ucretini ben odediysem kargo firmasiyla dogrudan alisverise girdim. Bu durumda da kargonun belli kriterleri var. Bunlar belirtiliyor hangi paketlerin kac kat cikqrtilacagi genelde yazilidir sitelerinde.

Bazi durumlarda kargo calisani cikmama hakkina sahip. Mesela ben dambil soylemistim 70 kilo simdi bunu adama tasitmak harbi eziyet.

Ha bu arada hizmet sektoruyle ilgili soyle bir tuyo vereyim, genelde bu adamlarin size nasil hizmet verdigi sizin tavrinizla alakali oluyor. Genelde bolgenize bakan adamlar aynidir ve gayet iyi biliyordur binalarda asansor var mi yok mu?

Sonucta karsimizdakiler de insan muhtemelen bu tavriniza birkac kez denk geldiyse, gicik olup cikartmamaya da baslamis olabilir. Bir noktadan sonra "qdreste yoktunuz subeden teslim alabilirsiniz" e de donebilir:)

Empati her seyin anahtari gibi duruyor
0
anten
(25.08.21)
şimdi yeni tip kargoculuk var mng 'yi bilmiyorum ama hepsiburada ve trendyol o şekilde.

ticari panelvan alıp bunlarla sözleşme imzalayıp kargocu oluyorsun ve paket başına ödeme alıyorsun. bunlar da en hızlı şekilde max. paket sayısına ulaşmak için muhtemelen vakit kaybı yaşamadan işi çözme peşindeler.

yedirebildiklerini aşağı çağırıp yoldan verip devam ediyorlardır.
0
jugador
(26.08.21)
(7)

zenginlik sorusu

black mamba
https://youtu.be/TqtQ0Q_TMUw?t=3691- şu videoda arkada görülen evler nerededir semt olarak?2- bu kızın babası ne iş yapıyor olabilir? şirket sahibi ya da bir şirkette ceo falandır diye düşünüyorum.3- bu kadar para kazanan bir adam para yönetmeyi vs. biliyordur. araba satışını tamamen kıza bırakması
youtu.be

1- şu videoda arkada görülen evler nerededir semt olarak?

2- bu kızın babası ne iş yapıyor olabilir? şirket sahibi ya da bir şirkette ceo falandır diye düşünüyorum.

3- bu kadar para kazanan bir adam para yönetmeyi vs. biliyordur. araba satışını tamamen kıza bırakması çok ilginç değil mi? sonuçta 1.5 milyonda yapılacak pazarlık belki 50-100 bin bandında olacak. bu kadar pahalı bir arabayı satma konusunda babanın kendisinin ön planda olmasını beklerdim. ilginç geldi. alan çocuklar 100 bin fazlasına satarlar 1-2 ay sonra çünkü.

4- bir de çocukların 4 milyon liradan fazla değerde arabaları var. bu kadar büyük bir parayı çok göz önünde kullanmak tehlikeli değil mi bu ülkede? ben olsam bu kadar görünür bir şekilde kullanmazdım sanırım bu parayı.
0
black mamba
(23.08.21)
ahahah biraz önce bu video karşıma çıktı izledim.

Semti bilmiyorum ama babası ceo vs. maaşlı biri değildir bence. Maaşla 1.5m biriktiremezsin gibi geliyor bana.(sırf kızının arabası bu, evleri, kendi arabaları falan da vardır hepsi maaşla alınacak şey değil) İnşaatçı, şirket sahibi falan toplu paralar kazanan bir iş lazım bence.

Bir de benim son zamanlarda fark ettiğim şey, biz fakiriz, ülkenin bir kısmı için milyon liralar "elde edilebilir" paralar. Ne bileyim benim ailemin anadoludaki 2 evini satsak anca 1 milyon eder-belki etmez herhalde, millet 1.5 milyona kızına araba alıyor falan. Görünür olması da çok sıkıntı değil yani herkes çevrede bir şekilde görüyor gibi. Bu çocukların işi-arabaları da çevredeki esnafa göre az belki de.

Bu zenginlik mevzuu aklımı kurcalıyor çünkü geçenlerde bir arkadaşım kriptoparalardan kazandığı 25 bin lirayı çekerken gerilmişti çünkü 4 maaşı falan, devlet bir şey der mi diye korkuyor. Ama başka bildiğim biri yüz bin liralar çekip yatırıyor hiç korkmadan falan orantı çok bozuk. Bu al-satçı çocuklar da bir satıştan 10-20-30 bin kazanıyor belki, hatta böyle milyonluk arabada çok daha fazlasını kazanıyorlardır. Düz insan ayda 5-6-8 bin lira için çalışıyor mesela.
0
nhk ni youkosu
(23.08.21)
Muhtemelen girisimcidir babasi, kendi isyeri ya da birkac nesildir devam eden bir isletmeleri vardir.

Kiz biraz saf duruyor yalniz muhtemelen babanin servetini eritir.

Kiza araba isini biraz pissin gozu acilsin diye birakmistir.
0
anten
(23.08.21)
İstanbul’da son 10 yılda öyle bir arsa ve inşaat rantı oldu ki serveti milyonların üzerinde olan binlerce insan vardır muhtemelen. Belirtildiği gibi bunlar onlar için çok büyük paralar değil. Artı parayı sokağa da atmıyor, araba sonuçta.
0
roket adam
(24.08.21)
sülalemde böyle aileler çok var :d rahatça cevaplayabilirim. öncelikle baba figürü; ticaret, esnaf, galerici ya da müteahhittir. %90 bu gruptandır. aileye xc90 alınmıştır, baba bir süre sürdükten sonra kızın da yaşının gelmesiyle al bir süre sen kullan diye vermiştir, yerine de touareg vs almıştır. benim kuzende de var 19 yaşından beri range rover sportla geziyor kızcağız boyu da zor yetişiyor :D

videoyu izlemedim, muhtemelen satıp ya yerine yarı fiyatı ucuzuna bişey alıp kalanı da özel okula verecek ya da yurtdışına eğitime gidiyordur. ayrıca özellikle şu son 2 senede falan tl çok değer kaybetti. gülebilirsin ama bugünün 1,5 milyonu 10 sene öncenin 150bin tl'si gibi bişey nerdeyse. çok ulaşılabilir bir rakam artık.

edit : üstteki mesaja cevaben ekleyeyim, türkiye'de milyoner sayısı şu an 300binleri geçmiş durumda. 2015'te ise tam 100bin miş.
0
avatar is back
(24.08.21)
2 ihtimal var

1) Bu kiz ya da babasi zengin degildir, sadece 10-20 sene once araba(suv,cip tarzi) aldiysa zaten buna ulasmistir.

Etrafimda arabaya iyi para ayiran ama benden daha az kazanan herkesin su an milyonluk arabasi var.
Sebebi tamamen 4 senedir devamli artan otv ve dolar kuru.
Mercedes a,b,c aldi diye dalga gectigimiz elemanlar simdi bizle dalga geciyor.
A serisi 550 bin tl oldu donup yuzune bakmazdik.

2) kiz zengindir ama babasi ceo falan degildir.

Bu 2 elemani da bastan izlersen egea,leon falan kovaliyorlardi. Al sat yaparak bi anda milyonluk oldular.

Maasli islerde calisan herkes fakir iste, oto sanayiye git kaportaci 10 dakikada yapacagi bin liralik isi reddediyor.
Yeminle daha bu hafta basima geldi ondan biliyorum.
Adama 1000 tl para uzatiyorsun almiyor begenmiyor. onu 10 dakikada kazanmaya deger gormuyor.
Boyle bir zenginlik icinde su an esnaf tayfasi.
Mahalle bakkali berberi falan milyonluk adam hepsi.

Ozetle maasin varsa fakirsin kardesim. Bu paralar hayal geliyor ama adam o arabayi 1 senede al satla kazaniyor kizi da 10bin kazik yese umrunda olmaz.

Ha boyle adamlarin kizlari da uyanik olur kazik yemez, 5 lira istesen vermez.
Bunlar hep genetik bilimi.
0
divit
(24.08.21)
kız oraya tek başına gelmedi.
babasının şoförü ya da en kötü babasının şirketinde resmi/gayri resmi yüksek miktarda para getir götür işlerine bakan kahya ile geldi. bu kahyalar tüm büyük şirketlerde bulunur. noterden, tapuya oradan belediyeye her yerde şirketin resmi/gayri resmi işlerini takip ederler, prosedürü iyi kötü bilirler. bizim kahya daha yeni mercedes jip satıp porsche aldı patrona. adamın araç alım satımı gibi riskli ne idüğü belirsiz bir sürü adamla kızını muhatap edeceğini hiç sanmıyorum. yüksek ihtimal o kızın da youtube kanalı var.
0
dadasalon
(24.08.21)
Evlerin istanbul'da olmama ihtimali yüksek.
İstnbul'daysa ben de öğrenmek isterim.
0
liberal
(24.08.21)
(5)

olası istanbul depreminde kocaeli

Stoneface
hala tehlike altında mı? sizce bu bölge gölcük depremine kıyasla ne kadar etkilenecek?
hala tehlike altında mı? sizce bu bölge gölcük depremine kıyasla ne kadar etkilenecek?
0
Stoneface
(23.08.21)
bir önceki istanbul depremi diye anılıyor ama istanbul depremi değil aslında, gölcük depremiydi. aynı tehlike hala geçerli.
0
roket adam
(23.08.21)
Ben dogma buyume golcukluyum. Ailem hala orda. Golcukte zaten artik uc kattan fazla izin alinip yapilabilen bina yok ki. Eskiden on on bes katli siteler filan vardi. Hic bir sey kalmadi. Bence o acidan golcuk ve yenikoy ilceleri filan oldukca oldukca güvenli sayilir. Guvenilir olmayan bina zaten iki katliysa bile yikilip gitmisti.
0
a perfect lie
(23.08.21)
Kocaeli İstanbul'a nazaran daha az zarar görecek ve tüm İstanbul hereke ve Karamürsel taraflarından başlayarak akın edecek.
0
cakmayazar
(23.08.21)
Ayak bastiginiz her yer tehlike altında. Çünkü deprem tam bir bilinmezlik. Ama ben sahsen daha once büyük deprem yasamisligi olan bir bolgeye oldukca temkinli yaklasirim.
0
stavro
(23.08.21)
1999 depreminde eskişehir'de bile zarar gören binalar oldu. Varın siz hesap edin.
0
anten
(23.08.21)
(8)

Euroyu faize yatırmak nasıl oluyor?

su eve bi peynir alamadin diyen fare
Merhabalar arkadaşlar Elimde fiziksel olarak 10000 Euro'm var.Türk Lirasinda olsaydi param faize yatitrirdim, ancak euronun yükseleceğini düşünerekten Euro da tutuyorum.Şimdi sizlere şunu sormak istiyorum.Bu 10.000 euroyu tıpkı TL de olduğu gibi Euro için de faize yatırabilir miyim? Yani vadeli Euro
Merhabalar arkadaşlar
Elimde fiziksel olarak 10000 Euro'm var.
Türk Lirasinda olsaydi param faize yatitrirdim, ancak euronun yükseleceğini düşünerekten Euro da tutuyorum.
Şimdi sizlere şunu sormak istiyorum.
Bu 10.000 euroyu tıpkı TL de olduğu gibi Euro için de faize yatırabilir miyim?
Yani vadeli Euro hesabı gibi düşünün. Her ay duzenli gelir almak istesem. Atıyorum TL için 10.000 liraya aylık 500 lira faiz verirken Euro için de 10.000 Euro için 500 Euro faiz verir mi?

Ya da benzer konuyla ilgili yatırım konusunda öneriniz var mı? Yardımcı olursanız sevinirim.
0
su eve bi peynir alamadin diyen fare
(23.08.21)
vermez. yıllık 1 euro falan alırsın.
0
malheiros
(23.08.21)
işbankası 0.02 faiz veriyormuş. aylık 12 cent falan.
garanti ise en az 25bin euro istiyor.
500 euro faiz verecek olsa...

edit: basit bir hesap yaptım da... 10000euro karşılığı tl'yi kredi olarak garantiden çekip, euroya çevirip iş bankasına yatırsam, dediğin gibi 500euro faiz verse, 500'ü tlye çevirip garantiye olan kredi borcumu ödesem 1000 lira elimde kalıyor. 36 ayda 36bin liram olur. euro değer kazanırsa o da ekstrası.
hesaplar yanlış olabilir sözelciyim:)
0
sutlu nescafe
(23.08.21)
Dovize faiz veren bankalar diye aratin daha yuksek faizler bulabilirsiniz.

Ya da bankayla birebir gorusun 10000 euro icin bi qyricalik yaparlar mi bilemem ama belki yardimci olurlar.

Euroya degerlendirmenin bir diger yolu yabanci fon ya da hisse senetlerine yatirim yapmak ama bu mesakkatli bi surec araci kurumlarla gorusebilirsiniz
0
anten
(23.08.21)
Vermez. Verecek olsa herkes döviz zengini olurdu.
Euroyu faizde tutmanin tek yarari değer kaybetmemesi olur. Avrupa'da bile faiz ile para kazanılmıyor eurodan.

Anten+1
Etf alirsaniz o şekilde hem euro tutarken hem para kazanma ihtimali olur.
0
logisticsmanager
(23.08.21)
binance'e at. kripto dolar al. busd mesela. %5-10 arasında faiz veriyor.
0
xrated
(23.08.21)
eurobond alirsaniz en yuksek getiriyi elde edersiniz
0
turkuaz
(23.08.21)
Normalde veriyordu son 1 senedir iptal ettiler.
Euro da deger kaybettigi icin faizi olmak zorunda ama bankalar isine gelirse tavrinda su an.

Eurobond var ya da doviz endeksli fonlar var, onda da %10 vergi aliyor kardan.
Zarara ortak olmuyor tabi.
0
divit
(23.08.21)
eurobond ile yüzde 3 alınabilir
0
superb
(23.08.21)
(2)

kodunu bildiğim bir rengin kontrastını nasıl bulabilirim?

tekkisilikbirordu
merhaba,#4b0649 kodlu rengin kontrast tonlarını nasıl bulabilirim?telekkürler
merhaba,

#4b0649 kodlu rengin kontrast tonlarını nasıl bulabilirim?

telekkürler
0
tekkisilikbirordu
(22.08.21)
convertingcolors.com

HSL yazan yer (ton-doygunluk-parlaklık)
0
nahtoderfahrung
(22.08.21)
Color.adobe.com
0
anten
(23.08.21)
(14)

Oyun oynamayı zaman kaybı olarak görmeye başlamak

logisticsmanager
Yılların oyuncusu olarak son bir kaç yıldır artık oyun oynarken ya da oynadıktan sonra kendimi kötü hissediyorum. Son bir kaç aydır bu zirve yaptı.Misal noel tatiline 1 hafta 10 gün aile ziyareti yapınca orada oynarken rahatım, kendime ödül gibi oluyor. O zaman harbiden yarın yokmuş gibi oyun oynaya
Yılların oyuncusu olarak son bir kaç yıldır artık oyun oynarken ya da oynadıktan sonra kendimi kötü hissediyorum. Son bir kaç aydır bu zirve yaptı.

Misal noel tatiline 1 hafta 10 gün aile ziyareti yapınca orada oynarken rahatım, kendime ödül gibi oluyor. O zaman harbiden yarın yokmuş gibi oyun oynayabiliyorum. Sonuçta ne yarın is var ne yapmam gereken birşey. Ne iş ne Fransızca çalışmak hiçbiri umrumda olmuyor.

Ama şu an kafamda işle ilgili birkaç şey var, onun dışında sene sonunda Fransız vatandaşlığı icin dil sınavına girme planim var haliyle biraz fransizca bakmam lazim. Bir de kitap okumayi azaltmistim çok.

Bunlari düşününce sanki zaman, hayat akarken ben saatlerce bir oyun oynayıp çok da birşey ogrenmiyor/hayatima değer katamiyorum gibi geliyor. (Öyle online, fps falan da oynamıyorum. Factorio, divinity 2, fallout new vegas falan)

Zaten sirf haftasonlari oynuyorum ve onla da haftasonumu öldürüyorum gibi geliyor. Esim de oynadığı icin aile içinde bir sorunu yok (o hatta oyun podcastleri falan dinliyor)
Bu hafta sonu hiç oyun oynamadım ve iyiyim. Chris hadfield'in romanini okuyorum ve ne gece geç yattim ne sabah geç kalktim. Saat daha 3, bolca zaman var.

Doğru yolda mıyız? Napsak harbiden şu işi ayda yılda bir gibi mi düşünsek? Olması gereken bu mu? (Herkes aynı olamaz tabiki, işi oyun olan ya da sabit bir hayatı olup düşünmesi gereken şeyler olmayan kişiler çok da güzel oynayabilir)

Galiba hayattaki stres ve kafamda olan düşünceler arttikca oyuna harcadığım her dakika gözüme batıyor.
0
logisticsmanager
(22.08.21)
ben de birkaç yıl önce aynı fikre kapıldım ve oyun oynamayı bıraktım. zevk almıyorum artık. sarmıyor yani.
0
roket adam
(22.08.21)
Günde 10 saatimi oyuna harcayan bir insandım. Hayatımı heba ettim desem yeridir. 33 yaşındayım, evliyim, çocuğum var, güzel bir işim var. Haftada bir veya iki kere girerim bir el lol oynarım. Arada girer diablo oynarım. Bazen arkadaşlar age of'a counter'a çağırır. Sonuç olarak oyuna ayırdığı vakit güzel eğlenceli ama bir eşim ve bir çocuğum var. İş saatlerinden arta kalan zamanı onlara ayırmak onlarla ilgilenip vakit geçirmek çok daha değerli.

Oyun saatlerine sınır koy haftada bir iki saat idealdir. görüştüğün kişi sayısını arttir, daha sosyal aktivitelere yönel.
0
burty
(22.08.21)
Şöyle düşün oyuna harcayacağın saatleri Fransızca öğrenmeye ayırsaydın. Şimdi Fransızca biliyor olurdun.
0
komando kani var bende
(22.08.21)
Katılmıyorum. Oyun bağımlılığı bir gerçek ama abartılmadığı sürece sinemadan televizyondan çok bir farkı yok. Hatta kitaplara daha yakın buluyorum.

Sosyal yanı var, çok küçük de olsa kültürel yanı var ama en önemlisi stres atıyorsunuz eğleniyorsunuz.

Son model oyun bilgisayarım, xbox, quest 2 vs. hepsinde günlük oyun oynarım. Ama işime de gidiyorum, 2 yabancı dil var 3.yü de öğreniyorum, piyano tenis kursuna da gidiyorum sosyal hayatım da var. Yani hayatımı yemiyor.

Eğlenmiyorsanız bırakın, ama uzanıp müzik dinlemekle ya da instagramda feed scroll etmekle aynı derecede zaman kaybı bence.
0
aguen
(22.08.21)
Oyun bira gercek hayattan kacis. Ben stresli olunca daha cok oynarim.

Ama asil sorun yeni oyunlar.

10 yil onceki oyunlarla bugunkuler cok farkli. Eskiden bi film gibi hikaye izlerdik. Simdi tamamen sizi baglamak ve para harcatmak ustune her sey. Bu da eski oyunculara tat vermiyor
0
anten
(22.08.21)
geçenlerde ben de gençliğimi mi verdim diyordum ama aslında kesinlikle aguen + 1, kültür tüketimidir. yine tüketimdir tabii ama şeydir yani evet dizi makulse oyun niçin olmasın. tabii nitelikli iyi oyunlardan söz ediyorum. kitap gibidir doğru.
0
snape i başından beri tanırım
(22.08.21)
Video oyunları ödül mekanizmalarıyla, kitap ya da dizilere değil, sosyal medyaya daha yakın. Konu üzerine okumak isterseniz anahtar kelime "dopamin".
Haliniz benim oyunlardan bıktığım zamanlardaki halime benziyor. Bence ara verin ve rahatlamak için başka şeylere yönelin.
Ayrıca, nicki logisticsmanager olan birinin Factorio oynaması... Ek iş olarak mı yapıyorsunuz?:D
0
ganbatte
(22.08.21)
Çok büyük bir endüstri olduğu için abartıldıkça abartılıyor. Twitch tayfa başta olmak üzere o kadar çok ekmek yiyeni var ki uyananların sesi çok kısık kalıyor. Arkadaşım F1 simülatörü için 20k harcadı mesela. Kardeşim oyuncu sandalyesi istiyor vs. Sanki herkesin evinde bir konsol olması gerekiyormuş gibi bir hava yaratıldı özellikle son birkaç senede.Vakit kaybından başka bir şey değil. Üstelik bende stres almak yerine stres yapıyor. Fark etmeden berbat bir postürde saatler geçirmek de cabası. Ortaokulda ve lisede çok oyun oynayıp geleceğimle de oynamıştım. Elit bir üniversiteye gidebilecekken Gazi’ye gidince yaptığım hatayı anladım. Arkadaşlarla ayda yılda pes atmak falan neyse de diğer türlü cidden vakit kaybı. Bacanak PS4 Pro verdi bir kez PES oynayıp kapattım. Napıyorum ben yav diye irkildim oyun sıradında djsjsj Yorumum aşırı taraflı ama nefretimi kusmama vesile olduğunuz için teşekkürler.
0
le jeune turc
(22.08.21)
oyundan oyuna değişir bence. Wow ya da LoL gibi bağımlılık riski yüksek, anlık tatmin yaratıp kedine çeken ve sonuçta asla bitmeyecek döngüye sokan oyunlar bence insana pek bir şey katmıyor ve zaman kaybı denebilir. Sosyal medyaya da benzetilebilir bu açıdan

Ama bi Assassin's Creed serisi, Witcher, Arkham serisi vs belli bi sonu olan, en büyüğünde bile max 100 saatte bitirebileceğin oyunlar hem kültürel katkısı var hem de gerçekten farklı bir dünyaya kaçış olduğu için kitap okuma deneyimine daha yakın olduğunu düşünüyorum. Ki gerçekten sanatsal olan indie oyunlara falan değenmedim onlar ayrı bir boyut.

Keyif alıyor ve saatini kontrol edebiliyorsan sıkıntı yok bence. Yani o sürede dil öğrenebilirsin tabii ama hiç mi kendine zaman ayırmıyorsun ki? Sosyal medyaya ayırdığın zaman, kitap okuduğun zaman, dizi izlediğin zaman vs hepsi kendine ayırdığın zamandır ve beynini boşaltmana yarar. Gerekli olan bunları düzene sokmak.
0
nundu
(22.08.21)
Cevap vereyim;
- Fransızca zaten biliyorum ki sinavlari da gecerim ama bir ay oturup yazma ve gramer bakmam lazım. Iş hayatında kullandığım şeyler teams falan ama sınavda elle yazi yazdiracaklar falan aliskin değilim. Ama tabiki oyuna harcadığım zamanla cok cok daha iyi Fransızca yapabilirdim.

-genellikle hayatim ile ilgili konu olmus; sabah 7:15 uyanip 8:30'a kadar esneme, köpeğimle oynama/uzanma, kitap okuma, kahve icme hazirlanma ve 8:30'da ise gitmek icin cikmak. Normalden 6 gibi evdeyim, 6-7 arasi köpeği disari çıkartıyorum. 7.30 gibi spora gidiyorum, 9a dogru evdeyim. Yemek yedim falan derken 10'da bosum. Genelde 10-11 arasi boş vaktim var, 11'de köpeği bir 20 dk daha çıkarıyorum. Sonrasi klasik yatmaya gecme.
Olay aslında son 1 aydir haftasonlari resmen güne 5-6 saat bilgisayar basindaydim. Bu hafta sonu bir müzeye gittik falan vallaha ne güzel geldi. Üstüne kutu oyunu oynadik aktivite oldu. Ki oyun yerine baya kitap okudum ve kendimi kötü hissetmedim. Yani aslında cok calisan biriyim haliyle genelde haftaici spora görmediğim günler 2-3 saat dışında günde 1 saat boşluğum var. Haliyle haftasonuna kalıyor dil öğrenme, kitap okuma, gezme vs.

-oyunlar bana göre sanat. Hepsi değil ama bazilari. Misal divinity 2 roman gibi yani. Zaten yeni oyun takip eden biri degilim cok. Oynadığım en yeni oyun death stranding. Onun dışında strateji vs cok oynuyorum. Online "knight online hayat offline" dediğim yillardan beri oynamam :/

-@ganbette; ya ben galiba üretim manyagiyim :) gecen de production line oyununu aldim otomobil fabrikasi kurmak için. Bir dönem de transportation tycoon oynardım. Ruhuma işlemiş fabrika, lojistik =d


Bu haftasonum heralde son aylardaki en güzeliydi. Ya ütü bile yaptım haftalar sonra =d

Anladığım oyunu çok oynamak ne kadar benim gibi haftasonu oynansa bile kötü. Bence ara verip nadasa birakmak lazim. Ben bir 2 ay sonra tekrar gelirim oyuna.
0
🌸logisticsmanager
(23.08.21)
kafa dağıtmak için 1-2 saat oynayıp çıkamıyor musun? o 1-2 saatlik oyunun verdiği kafa dağıtma/haz hissini başka ne verir ki?
0
floydian
(23.08.21)
@floydian; vallaha fallout new vegas ya da divinity 2 oturunca insanın oynadıkça oynayasi geliyor :/ bilmiyorum 1 saat oyun oynayip kapatmayi en son lgs'ye hazırlanirken yaptim =d
0
🌸logisticsmanager
(23.08.21)
Üniversite sonuna doğru bende de bu tarz bir his oluştu. Baya bir uzaklaştım oyunlarla. Yine de uzun zaman sonra oynamadıysam canım çekiyor. O hafta bütün hevesimi alıyor, eğleniyor ve bırakıyorum. Lol, Forza, COD Warzone, Middle Earth Shadow of War falan oynuyorum ama hepsinde de oluyor bir süre sonra sanki boşa zaman öldürüyormuşum hissi.

Telefonumdan bütün oyunları sildim falan. Sonra dedim ki ulan sanki oyun oynamadığın zamanları çok mu dolu geçiriyorsun? Yoo sosyal medyada falan takılıyorum boş boş. O yüzden böyle düşünüp tekrar yüklüyorum. Bir süre sonra baştakı hisler tekrar oluşuyor yine siliyorum. Böyle saçma bir kısır döngüye girdim.

Mesela bazı kitapların da insana bir şey kattığını düşünmüyorum, okumuyorum. Muhakkak hepsi katar ama saçma sapan hikayeler zaman kaybı gibi geliyor. Böyle daha teknik, tarihi, psikolojik şeyler anlamlı geliyor.

Ben de sürekli şuna harcadığım zamanda dil çalışırdım, sektörümle ilgili şu alanı öğrenirdim falan diyorum. Ama benim beyin şöyle alışmış; yumurta kapıya gelince elle tutulur bir şeyler yapıyor :)
0
ananiyimioguz
(23.08.21)
hahah ben de en son divinity 2 bitirdim. o tarz güzel sanatlı hikayeli oyun bitirince şey de oluyor mesela, bir süre artık kısa süreli basit oyunlar dışında oyun aramıyorum. ancak sindiriyorum. ama mesela divinity'yi bitirirken de artık keyiften değil bitsin diye hırs yaptığımdan son questler için sağlıksız biçimde saatler geçirdim yani. kesip atmalı mı diyosun? üzdü.
0
snape i başından beri tanırım
(25.08.21)
(10)

Mimarlık okumak çok mu kötü tercih

trgydl
Mimar sinan veya yıldıza yerleşecek bir öğrenci adayı var. Ama morali bozuk sosyal medyada okuduklarından ötürü. Yok iş bulamazsın yok bölüm çok zor vs gibi. Ne derece doğru? Olumlu yanları ne
Mimar sinan veya yıldıza yerleşecek bir öğrenci adayı var. Ama morali bozuk sosyal medyada okuduklarından ötürü. Yok iş bulamazsın yok bölüm çok zor vs gibi. Ne derece doğru? Olumlu yanları ne
0
trgydl
(21.08.21)
İnşaat mühendisiyim. Hç bulaşmasın. İtüden mezunu bile düşük ücretlere çalışacak gibi duruyor
0
neysene
(21.08.21)
birkaç gün önce de benzer bir duyuruya yazdım; artık tıp ve iyi okulların iyi mühendislikleri dışındaki bölümler işsizlik/asgari ücret/asgarinin bir tık üstüne mahkum.

ne okuyacaksa iyi okulda okuması ve okurken de kendini geliştirebildiği kadar geliştirmiş olması lazım. okul bitmeden iyi seviyede yabancı dil, program bilgisi vs. lazım. çünkü her alanda inanılmaz mezun sayısı ve inanılmaz bir rekabet var.
0
candide
(21.08.21)
sakın, 2005 çıkışlı mimarım, bir dönem iyiydi ama artık autocad 3dmax aşırı yaygınlaştı. yeni mezunlar bu programları kullanan birer operatör haline geldi. eğer zengin çevresi yoksa zenginlerle arkadaşlık etmeyi kendini pazarlamayı bilmiyorsa sadece tasarım seviyorsa hiç bulaşmasın, gerçekten hiç bulaşmasın sürünür. en son duyduğum 3 bin lira maaş veriyolardı yeni mezunlara. durum çok çok kötü ve ilerde de düzelecek gibi değil aşırı çok mezun var. sen yapmazsan başkası yapar.
0
sipsiyah
(21.08.21)
İyi maaşlı pozisyonlar var elbette ama piyasada aşırı miktarda mimarlık mezunu var. Öne çıkmak çok zor. Bu konuda tutkulu ise yapılmayacak bir şey değil ama amacı iyi para kazanacağı bir meslek bulmak ise çok daha kolay meslekler var tercih edilebilecek.
0
chavezding
(21.08.21)
Cevaplaması zor bir soru.
Türkiye'de moda, mimarlık, reklamcılık, medya vb gibi kreatif mesleklerde iyi yerlere gelmek için çevre, maddi güç ve kişisel olarak çok donanımlı bir insan olmak gerekiyor. En azından bunlardan ikisine sahip olmak çok fark yaratıyor.

Bunun iki yolu var. Ya aileden gelir ki bu kolayı. Ya da birey kendi kendine bu varlığı inşa eder adım adım. Önce çevresini oluşturur, sonra maddi olarak güçlenir, bunları yaparken de kendini geliştirir. Ama bu elbette çok meşakkatli bir süreç.

Gelelim sektör gerçeklerine. Mimar değilim, ama yukarda saydığım sektörlerden birindeyim. Haliyle epey mimar tanıdığım da var. Bazıları orta halli ailelerden geliyorlar. Onlardan duyduklarım aslında kendi sektörümdeki hikayelere de benziyor.

Öncelikle ülkemizdeki arz talep durumlarındaki dengesizlik burada da geçerli. Sektör dar, ama mimar sayısı fazla. Her yıl yeni mezunlar da ekleniyor buna.
Haliyle işverenler için mimar bulmak oldukça kolay. Türkiye'deki binalara şöyle bir baktığınız zaman da mimarın ne kadar nitelikli olduğuyla kimsenin ilgilenmediği belli oluyor. Önemli olan inşaat şirketindeki mimar pozisyonu işi ortalama şekilde götürecek biriyle dolu olsun. Bu durum ücretlere de yansıyor. Eğer yeni mezunun maddi gücü yoksa, pazarlık şansı da olmuyor. Oldukça düşük ücretlere evet demek zorunda kalıyor. Çünkü tecrübeye de ihtiyacı var.

Tabii ücretlerdeki sorun, işe girdikten sonra iş yüküne de yansıyor. Uykusuz geceler, stresli sunumlar, bitmek bilmeyen revizyonlar... Milyonluk bütçeleriyle hata kaldırmayacak projeler... Aşırı stres yaşıyorlar.

Günün sonunda inşaat sektöründe çalışıyor her mimar. Haliyle ne kadar sanat tarihi soslu bir eğitim ve meslek hayatı olsa da, günün sonunda inşaat sektörünün tüm sertliği işin her evresine sirayet ediyor. O şantiyeye gidiliyor yani:)

Sektörde tecrübe kazandı, patronlardan bıktı. Kendi ofisini açmak istedi. Bunu yapan çok insan var. Butik ofisler açanlar var. Ama burada da bir çevre gerekiyor iş sürekliliği için.

Türkiye'de şartlar böyle. Eğer eğitim hayatını yurtdışında sürdürebilir ve yabancı bir şirkete adım atabilirse çok daha farklı bir kariyer planı yapabilir.

Bu arada ben duyduğum en kötü şartları sıraladım. Elbette bunları yaşamayan insanlar da var. Ya da farklı kariyer rotaları da var. İç mimarlık yapabilir vs.

Bu arada hangi mesleği seçerse seçsin, genel olarak buna yakın şeyler yaşayacak. Eminim yazılımcılar da bunu söyler.
Pazarlamacılar da...

O yüzden sevdiği bir işi seçsin ki, en azından bu yaşayacaklarını tolere etmesi daha kolay olur.
0
anten
(21.08.21)
Düşük maaşla başlansa da sonradan geliri yükseltecek pozisyona gelmek kişinin kendi elinde. Yurtdışı kapısı da var, Mimar Sinan mimarlık mezunu olup Almanya'da Dubai'de İngiltere'de çalışan da var, Hollanda'da Delft'te doktora yapan da (bizzat arkadaşlarım hepsi, kulaktan dolma değil). Ülkenin genel şartları gibi çalışma şartları da zorlaştı elbette ama her zamanki gibi kişiye bakıyor kendini geliştirmek. Bölümü okuması çok zor, orası doğru.
0
gmzo
(22.08.21)
yukarıda yazılanlara katılıyorum çok mezun var, maddi imkanlar (masraflı bölüm) ve çevre önemli. tabii ki sevdiğin işi yapmak da önemli ve mimarlık insana çok şey katan bir bölüm ama bölüme girmeden sevip sevmeyeceğini anlayabileceğini düşünmüyorum. 1-2 sene deneyip sonra sevmezse geçiş yapmayı düşünebilir eğer ÇOK istiyorsa. ailesini çok zora sokmayacaksa. ama risk almaya değer mi? işsizlik yıpratıcı ve bölüm de zor. eğer varsa öyle bölümler, sektörde talebin daha yüksek olduğu bölümleri tercih etmesi daha mantıklı olur.

ya da tam tersi daha mantıklı bir bölüme gidip mimarlık bölümünden ders almayı deneyebilir sevip sevmeyeceğini anlaması için. her durumda bu bölümü okumaya kesin karar vermeden bu mesleğin ve ona alternatif mesleğin sektör ve çalışma şartlarını iyice araştırsın.

edit: bu arada ben daha iş hayatına atılamadım. "işsizlik zor" lafına takılmayın. sektör şartlarının zor ve rekabetin fazla olduğunu biliyorum yalnızca, yıldız ya da mimar sinandan mezun olanlar işsiz kalmıyordur belki de onu bilmiyorum.
0
curious mind
(22.08.21)
itü son sınıftayım, seçmesin. tünelin ucunda ışık yok. sektör zaten batık. inşaat altın dönemi de bitti. ayrıca mimarlık 3.dünya ülkelerine göre bir meslek değil.
0
xrated
(22.08.21)
soruyla alakali degil ama ulkedeki mimarlarin bu durumda oldugunu bilmiyordum. cidden uzuldum
0
oscar
(22.08.21)
okuması zor, çalışması daha zor. özel bir alanda uzmanlaşmazsanız (atıyorum restorasyon) piyasadaki mimar enflasyonundan dolayı maddi getirisi de düşük olacak. ancak çevreniz ve maddi gücünüz var ise, ortaokuldan beri mimar olma hayali kuruyorsanız vs. girin okuyun.
0
zgrydn
(22.08.21)
(7)

açıköğretim iktisat istanbul üni mi anadolu mu

aydonno
iü mezunuyum oraya kayıt yapacaktım ama anadolu üni daha eski & yaygın açıköğretimde, acaba daha iyi midir diye düşünüyorum. tavsiye verebilecek olan var mı? teşekkürler şimdiden
iü mezunuyum oraya kayıt yapacaktım ama anadolu üni daha eski & yaygın açıköğretimde, acaba daha iyi midir diye düşünüyorum. tavsiye verebilecek olan var mı? teşekkürler şimdiden
0
aydonno
(21.08.21)
Anadolu
0
sta
(21.08.21)
www.anadolu.edu.tr

yalnız anadoluya şimdi baktım iktisat yokmuş. ilgilenen olursa ev idaresi ve yaşlı bakımı gibi fantastik bölümler var ama.
0
🌸aydonno
(21.08.21)
olmaz olur mu?
www.anadolu.edu.tr
0
sutlu nescafe
(21.08.21)
çok teşekkürler yanlış bakmışım. anadoluda ingilizce iktisat da varmış iü'de türkçe olmalı. anadoluya +1 puan. sophie's choice.
0
🌸aydonno
(21.08.21)
Kesinlikle Anadolu.
Şu an hem anadolu da hem de i.ü. (Auzef) okuyorum.Ders materyalleri,canlı dersler,video dersler,öğretim üyesi kalitesi,sınav soruları,mobil uygulama açısından Anadolu lehine dağlar kadar fark var.
0
arenas
(21.08.21)
Qnadplu universitesi bu sistemi turkiyeye getiren okul. Yillarin tecrubesi var haliyle materyaller daha iyi
0
anten
(21.08.21)
İü sınavları çok kazık. Açıköğretim diplomasında iü etiketini önemsemiyorsanız anadolu+1
0
neysene
(21.08.21)
(6)

Youtuber'ların izleyenlere ne gibi etkisi var?

Gururbey
Arkadaşlar merhaba. Doktora tezimde etki araştırması yapıyorum. Youtuber'ların z kuşağı üzerindeki etkisini ölçmek adına bir ölçek geliştiriyorum. Benim merak ettiğim sorular var. Sizin merak ettiğiniz soruları da duymak ve ankete eklemek isterim. Sizce içerik üretenlerin izleyenlerde hangi konulard
Arkadaşlar merhaba. Doktora tezimde etki araştırması yapıyorum. Youtuber'ların z kuşağı üzerindeki etkisini ölçmek adına bir ölçek geliştiriyorum. Benim merak ettiğim sorular var. Sizin merak ettiğiniz soruları da duymak ve ankete eklemek isterim. Sizce içerik üretenlerin izleyenlerde hangi konularda etkisi oluyordur? mesala siz bir izleyici olarak düzenli youtube içeriği oluşturan kişilerden etkilenip hayatınıza etki edecek bir durum oldu mu?
0
Gururbey
(21.08.21)
tanıttıkları bir ürün veya hizmeti sahiden alıyorlar mı? almak için bir çabaları oluyor mu? çalışmak/para biriktirmek/aileyi darlamak gibi...
0
sutlu nescafe
(21.08.21)
Ben youtube dan gitar çalmayı öğrendim, marty schwartz ve justinguitar videoları sayesinde, müzik teorisi başlangıç konusunda öğrenme açısından bana çok katkıları oldu, kurslar çok pahalı ve müzik konusunda kısır bir şehirde yaşıyordum, hayatıma müzik girdi

Z kuşağı değilim tabi
0
freebird5406_2
(21.08.21)
Ben z kuşağı değilim, amatör olta balıkçılığına merak salmıştım. Youtuberlar olmasa bu işi en başında bırakırdım.

Geçen telefonumun ekranı kırıldı. Tamir için 500 lira para istediler. 230 liraya ekranı kendim aldım ve youtubedan izleyerek kendim tamir ettim.

Aklıma ankete ekleyecek bir soru gelmedi.
0
burty
(21.08.21)
İçerik üretinlerin takipçi sayısına etki söz konusu sanırım Z kuşağı üzerinde ki bu kuşak için içerik ya da bilgiden çok o ana hitap eden anlık ihtiyaç ve alışkanlıkların yanı sıra görsellik daha ön planda. Tarih gibi temel bilgiye sahip olmadıklarından youtuber abi ya da ablalar tarafından yönlendirilmeleri de kolay oluyor. Konular arası muhakemede de sınıfta kalma söz konusu. Gelenekten çok trend hususlar kendileri için daha önemli.

Bölgesel ya da dünya gündemi yorumları ile gelecekte yapılması planan ama tüm dünyaya etki edecek hususları anlatanlar sayesinde hayatta olan bitenlere tv haberlerine biraz daha mesafe ekledim diyebilirim .

Algı.. algı.. tam bir algı mühendisliği söz konusu hemen her alanda .
En büyük düşman ise karşıda savaştığımız değil dost görünüp bizce benimsediklerimiz olabiliyor.
0
Erva
(21.08.21)
Cok etkisi var. Yotuberlarin tv sunucularindan programcilarindan farki yok aslinda.

Tanittiklari urunler etkili oluyor.
Hayat tarzlari etkiliyor.
Ya da bir konuda detayli icerik uretenler var, spor, beslenme, hobi, seyahat vb. Bunlar da insanlarin aliskanliklarini etkiler
0
anten
(21.08.21)
youtube'la 2006-2007 civarlarında tanıştım. ne öğrendiysem youtube'dan öğrendim diyebilirim açıkçası. kaynak yapmak, tamirat tadilat, her türlü DIY olayı, örgü örmek; örnekleri sayamam bile.

varlığından haberim olmayan şeyleri bile öğrendim. genel olarak ufuk açmaya yarıyor işte youtube.
0
chezidek
(21.08.21)
(5)

Web design kursu

plutongezegendegilmi
SA. Halihazırda CSS / HTML / JS biliyorum, ama web sitesi çizemiyorum. O yüzden bana "tasarım" temellerini web/ui üzerinden anlatacak bir kurs arıyorum. CSS falan anlatmasına gerek yok, ama Figma vs kullanarak tool kullanımını da biraz gösteren bir şey olursa harika olur.Udemy'de epey kurs var evet
SA. Halihazırda CSS / HTML / JS biliyorum, ama web sitesi çizemiyorum. O yüzden bana "tasarım" temellerini web/ui üzerinden anlatacak bir kurs arıyorum. CSS falan anlatmasına gerek yok, ama Figma vs kullanarak tool kullanımını da biraz gösteren bir şey olursa harika olur.

Udemy'de epey kurs var evet ama deneyip özellikle beğendiğiniz olduysa onları merak ediyorum. Konuyu hiç bilmediğim için hangisi iyidir hangisi kötüdür hiçbir fikrim yok.
0
plutongezegendegilmi
(21.08.21)
AS.
www.youtube.com
bunlarla figma bilgini yeterli kivama getirirsin, ardindan dribbble'dan vs. begendigin tasarimlari bire bir figma'da olusturmaya calis, o sirada zaten gerekli teknikleri, figma plugin'lerini vs kesfetmis olursun.

soruna direkt yanit verdim ama aslen anten +1
0
hjarteblod
(21.08.21)
Arayüzü tasarlamak ile arayüzü kodlamak çok başka işler aslında. Türkiye'de her ikisini de aynı insana yaptırıyorlar maliyet ucuz olsun diye ama bambaşka iki iş kolu bunlar yurt dışında.

Öncelikle temel tasarım öğrenmeniz lazım. Tipografi, renk teorisi, layout vs.
Sonra bol bol pratik yapmanız lazım.
Web için temel tasarımın yanında User Experience da bilmek iyi olur.

Ama ikisi çok ayrı disiplinler açıkcası ne kadar verimli olur bilemedim.
0
anten
(21.08.21)
Ayrı disiplinler olduklarını biliyorum, web developer'ım aslen. Ama gelecekte komple freelancer'lığa geçmeyi ve en azından mvp olabilecek seviyede tasarım yapabilmeyi istiyorum. Hani mükemmel olmaz ama iş görecek şeyler çıksın, renkler spacing düzgün olsun vs. gibilerinden.
0
🌸plutongezegendegilmi
(21.08.21)
artık tasarım sadece logo yapmak, program bilmek, şekilli site yapmak değil. uc, usability falan çok önemli. hobi olarak yap ama profesyonel olarak düşünme
0
buenosdias
(21.08.21)
Eger boyle bir niyetiniz varsa bir tasarimciyla ortak calisin. Hem tasarlayip hem kodlamak zaman kaybi ve is yuku. Tasarimciniz tasarlasin siz kodlayin mis gibi freelancerlik
0
anten
(23.08.21)
(4)

Bu nedir?

basubadelmevt
Deprem,sel,yangın gibi felaketlerde ölmekten çok korkarım. Evi nispeten güvenli bir yere taşıdım. Karşı tarafa geçicem mesela, yağmur varsa, bir anda sel olabilir diye geçmem, ertelerim.Bunun haricinde silah ve bıçakla yaralanmaktan da aşırı korkarım. Kavga varsa direkt uzarım. Kendim kavgaya girece
Deprem,sel,yangın gibi felaketlerde ölmekten çok korkarım. Evi nispeten güvenli bir yere taşıdım. Karşı tarafa geçicem mesela, yağmur varsa, bir anda sel olabilir diye geçmem, ertelerim.

Bunun haricinde silah ve bıçakla yaralanmaktan da aşırı korkarım. Kavga varsa direkt uzarım. Kendim kavgaya gireceksem, haksız olsam bile özürler dileyerek karşı tarafı yatıştırırım.

Trafik kazasında ölmekten de çok korkarım. Gidiş-geliş yollarda sürekli tetikteyimdir. Ayrıca bazı otobanlarda aşırı tedirgin olurum. Her zaman düşüğe yakın hızda giderim. Ama freni patlayan kamyon, hız yapan bir spor araç vs denk gelmekten çok tedirgin olurum. Arabada kendim de kullansam başkası da kullansa sürekli gerginimdir.

Ciddi bir hastalığa yakalanmaktan korkarım. En ufak bir belirtide doktorlara koşarım. Teşhise güvenmezsem aynı branştan bir çok doktor gezerim. Gözle muayeneden çok biyopsi, Mr, ultrason gibi işlemlerin yapılmasını isterim, ciddi bir hastalığım varsa bir an önce belli olsun gibi. Ağrı eşiğim aşırı düşüktür, sıkıntılı bir ağrı yaşatacak hastalıklardan baya tırsarım.


Ölümle ilgili her gün en az bir kere düşünürüm. Ama şu durumlardan korkmam. Dünyaya meteor çarpması saniyeler içinde ölmek (bu en cok istediklerimden), kalp krizi geçirip direkt gitmek. Uykumda belirsiz bir sebepten ölmek. Bir anda düşüp, bilincimin kapanıp beyin kanamasından ölmek vb.


Bu durumda ben ölümden çok mu korkuyorum? Yoksa kötü durumda kalmaktan, travmadan mı korkuyorum? Normal bir psikolojide insan belki benim bu düşündüklerimi sürekli düşünmez. Önlemini alır ama hayatına bakar gibi. Ama ben de böyle olmuyor. Küçüklükten beri böyleyim. Bu nedir?
0
basubadelmevt
(21.08.21)
freebird5406_2
(21.08.21)
Acı çekmekten korkuyorsun. Seni nasıl büyüttüler bilmiyorum ama görünen o ki her şeyden çok korkutulmuşsun. Sürekli baskı uygulanmış sana ve bu baskıyı hep can korkusuyla uygulamışlar.
0
1bir1bir1
(21.08.21)
Bu durum sizin hayat kalitenizi olumsuz etkiler bir noktadan sonra. Şu an belki tek başınıza idare ediyorsunuz. Ama yarın öbür gün iş ortamında, ya da hayatınızda biri olduğunda bu durumlar, bu evhamlar soruna dönüşebilir.

Üstelik bu kadar evham yapacak durumlar da değiller. tedbirli olmak iyidir. Benzer durumları çevremdeki insanlara göre daha tedbirli olmayı ben de yaşıyorum.

Ama yine de bunun yaşam kalitenizi kötü etkileyeceğini düşünerek bir an önce bir psikiyatrla görüşmeniz iyi olur.
0
anten
(21.08.21)
Bir tahmin;

Ailen müslüman ve dindarlar, seni de dindar bir müslüman olacak şekilde yetiştirmek istediler ve en minik yaşından itibaren islamiyeti öğretmeye çalıştılar (buraya kadar hiçbir problem yok) fakat bunu hep korku diliyle ve hatta belki de sık sık canını acıtarak yaptılar (sorun burası).
0
1bir1bir1
(21.08.21)
(15)

Behzat ç. mi ezel mi izleyeyim?

aslil
Merhaba. İkisini de izlemedim. Hangisine baslayayim sizce?
Merhaba. İkisini de izlemedim. Hangisine baslayayim sizce?
0
aslil
(20.08.21)
ezel favorim. ama sonra behzat ç.'yi de izle.
0
jelly bear
(20.08.21)
ezel'i izleyebilmeyi çok istedim, olmadı.
aşırı poz ve zorlama geldi ama o kadar çok seviliyor ki, sorun bende olabilir.
behzat ç'yi seversiniz, sevmezsiniz bilemem ama o en azından izlenebiliyor, daha doğal.
0
blatta hiberna
(20.08.21)
ezel izlemedim. behzat benim için tektir.
0
mikahakkinen
(20.08.21)
ikisini de izledim ve çok sevdim ama ezel biraz daha öndedir benim için. belki de tadında bittiği için. behzet ç'yi sündürdüler de sündürdüler, suyubu çıkardılar. hele blu tv sezonunda iyice rezil ettiler. ayrıca bir olaydan ötürü erdal beşikçioğlu'na da saygımı kaybedince hepten bitti dizi benim için.

ezel ile başka bence sonra behzat'a geç bence. ilk sezonları güzel.
0
not sure if serious
(20.08.21)
İkisini de izle, Ama ezeli baştan sonra pür dikkat izlemelisin çünkü her bölümde devamlılık var. Dikkati dağılan biriysen uzun ve sıkıcı gelebilir.

Behzat Ç her bölümde farklı bir konuyu işlemesi ile çok daha zevkli bana göre, kendi ana hikayesinin yanında tabi.
0
John Bloor
(20.08.21)
Behzat Ç çok uzuyor bayıyor bir yerden sonra.

Kurtlar vadisi ilk 97 bölüm diyorum çekiliyorum. :D

Üçünü de izle
0
anten
(20.08.21)
Biri genel olarak bağımsız polisiye bölümler, diğeri baştan sona hikaye, belli bir olay örtüsünde gidiyor. Bence ezel'e başla, arada da Behzat aç, bak.
0
prole
(20.08.21)
Ezel'i izlemedim. Behzat Ç. ilk 1-2 sezondan sonra iyice Kurtlar Vadisi'ne dönüyor. Hatta hem ağlak hem Kurtlar Vadisi. Bir yerden sonra "lan benim hayatım zaten yeterince zor bir de bunu izleyemem" dedim ve bıraktım.
0
yürümeyin
(20.08.21)
Behzat c bence. Pisman etmez. Hem guldurur hem heyecanlandirir
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(20.08.21)
ikisi de kötü ve tahammül edilemez bir zaman kaybı açıkçası. ezel'e yukarıda ikinci cevapta yazılan yerinde sebepten ve daha sayfalarca yazılabilecek saçmalıklar ve sebeplerden ötürü tahammül edebilmek pek mümkün değil. o diziye 10 bölümden fazla tahammül edebilmek mucizevi geliyor bana. birçok türk dizisi saçmalığı mevcut çünkü.

ikinci sezonun fecaatliğine değinmek bile istemiyorum. niyeyse sonradan izleyip bu diziyi sevenler arasında ikinci sezona dair pek bir eleştiri göremiyorum ancak yayınlandığı zamanlar ilk sezonu çok sevenler tarafından bile yerden yere vurulmuştu ikinci sezonu. zaten o yüzden devamı gelmedi, baydı, millet izlemeyi bıraktı, reytingler dibe düştü, gayet haklı olarak.

behzat ç kasıntı olmamaya ve biraz daha doğal olmaya çalışmasıyla ezel'den biraz daha önde benim için ancak onun da çoğu bölümü flash tv dizileri ya da gerçek kesit tadında sıfır bütçeyle çekilmiş izlenimi uyandıran özelliklere sahip. figüranlar falan çok kötüdür behzat ç'de mesela, baya bir dikkat dağıtıp diziden koparacak kadar hem de, yemin ediyorum arka sokaklarda bu kadar kötü figüranlar oynamamıştır. bazı bölümlerden kalitesizlik damlar, sanki el kamerasıyla çekilmiş, ses desen ses değil görüntü desen görüntü değil vs. bir de polisiye ve çoğunlukla her bölüm farklı konu konsepti dolayısıyla ve filler bölümlerin bolluğu sebebiyle sıkma ihtimali yüksek. buna da 1,5 sezondan fazla tahammül edememiştim diye hatırlıyorum.

"Kurtlar vadisi ilk 97 bölüm diyorum çekiliyorum" diyen arkadaşa katılmadan edemiyorum o yüzden.
0
kim bilir
(20.08.21)
Behzat ç'de her bölüm başka hikaye denmiş. Bu yoruma dayanarak rastgele bölüm izlemeyin kendi hikayesi var.
0
owaki
(20.08.21)
Ezel'de Kenan İmirzalıoğlu yerine oyunculuk yapma yeteneği biri olsa belki iyi bir dizi olabilirmiş ama bu haliyle 10 bölümden fazla dayanılmaz. Çok itici bir dizi, bi iki şans verdim ama ı ıh saramadı.

Behzat'a babam izlerken bakıyodum arada ama o da çok ağlak geliyor ya izlenir mi bilemedim.
0
nundu
(20.08.21)
behzat ç.
0
trajikomix
(20.08.21)
Türkiye’de Behzat ç. Ve şahsiyet seçenekleri varsa diğerleri ikinci plana düşer.
0
iddaaci
(20.08.21)
Ezel izle. Daha güzel ve heyecanlı. Behzat ç arka sokaklar modunda bi dizi aslında.
Şahsiyet rocks
0
zimbirik
(20.08.21)
(7)

Japonya olimpiyatlardan kar elde etti mi?

dogu karelyadaki dere agzi
SB.
SB.
0
dogu karelyadaki dere agzi
(20.08.21)
japonya'nın bu işten bir geliri yok ki kar etsin? olay tamamen reklam.
0
co2s2
(20.08.21)
gelir elde etme diye bir şey yok bu tür organizasyonlarda. amaç tanıtım sadece. aksine komple zarar.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(20.08.21)
Seyirciler olsaydi bir miktar gelir elde edebirdi ama malum sadece prestij icin yapiliyor bu organizasyonlar. Amac kar elde etmek degil. Hatta yunanistan atina 2004 icin oldukca kriz yasadi
0
exlibris
(20.08.21)
Bu tür organizasyonlarda kar elde edilmiyor bildiğim kadarıyla hatta bazı yerlerde bu tesisler atıl kalıp bakımları da yapılmazsa tamamen israfa dönüşüyor. Yine de Japonlar atıl durumda bırakmazlar diye tahmin ediyorum. Bu tür organizasyonlar için (Dünya Kupası, Avrupa şampiyonası vs) varsa yeni tesisler yapmak yerine mevcut tesislerin durumlarında iyileştirme yapılması daha uygun ve tahminimce daha az masraflı olur.
0
bartholomew87
(20.08.21)
Aslında dünya kupası, olimpiyat gibi organizasyonların şehirlere ciddi maddi zarar verdiği, hatta çevreye de zarar verdiği üzerine çok eleştiri var.
0
anten
(20.08.21)
kar etme imkanı yok zaten. gelirin yüzde 75i iocye gidiyor. tv gelirleri vs.
0
mikahakkinen
(20.08.21)
Yunanistan olimpiyatla birlikte batti. Tamamen zarar.
0
divit
(20.08.21)
(3)

Denize düşen telefondaki fotoğraflar

ismim ibrahim
Samsung marka telefonu denize düşürdüm. Yerine idareten başka marka aldım. Samsungdaki fotoğraflara cloud drive vs gibi bir yerden erişmem mümkün müdür acaba ?
Samsung marka telefonu denize düşürdüm. Yerine idareten başka marka aldım. Samsungdaki fotoğraflara cloud drive vs gibi bir yerden erişmem mümkün müdür acaba ?
0
ismim ibrahim
(20.08.21)
google fotoğraflar varsa erişebilirsiniz diye düşünüyorum.
www.google.com
telefonda kullandığınız gmail varsa şuradan giriş yapıp bir deneyin.
0
elorelia
(20.08.21)
aynı gmail hesabıyla yeni telefonda hesap açtığınızda eski dosyalarınız yüklenecektir. Tabii fotoğrafları otomatik olarak google drive'a yüklemeyi aktif ettiyseniz.
0
anten
(20.08.21)
Google drive yedeklememiş maalesef. Samsung Cloudda var yedek. Onun için de sanırım Samsung telefon almak gerekecek. Teşekkürler
0
🌸ismim ibrahim
(20.08.21)
(2)

Nota ilerleten bilgisayar programı veya uygulama?

muhayyer divan
Merhaba,Bir müzisyenin sahnede veya bilgisayar başında enstrüman çalarken çalmayı sık sık kesip notanın devamına bakmak için ekranla uğraşmaması adına, nota programlarının seslendirmesi esnasındaki gibi notayı ilerletecek ama hem ses çıkarmayacak hem de satır satır değil de birkaç satır birden göste
Merhaba,

Bir müzisyenin sahnede veya bilgisayar başında enstrüman çalarken çalmayı sık sık kesip notanın devamına bakmak için ekranla uğraşmaması adına, nota programlarının seslendirmesi esnasındaki gibi notayı ilerletecek ama hem ses çıkarmayacak hem de satır satır değil de birkaç satır birden gösterecek bir program ve/veya uygulama

Var mı? Varsa nedir ne değildir? Anlatabildim mi acaba?
0
muhayyer divan
(20.08.21)
Guitar pro o isi gorur saniyorum
0
gibicibicis
(20.08.21)
musescore. Web uygulaması da var bilgisayar da, telefon da... Yüzbinlerce şarkılık bir nota arşivi de var.

Steinberg dorico da iyidir.
0
anten
(20.08.21)
(25)

Yaris mi Polo mu?

anneboleyn
Ben arabadan anlamadığım için tipine bakınca Yaris'i çok beğeniyorum, Polo'yu beğenmiyorum eski model gibi geliyor ama çok öneriliyor. İstanbul'da şehiriçi kullanımda sizce hangisi daha çok memnun eder? 2021 modeller için soruyorum, ikisi de otomatik vites olacak şekilde.
Ben arabadan anlamadığım için tipine bakınca Yaris'i çok beğeniyorum, Polo'yu beğenmiyorum eski model gibi geliyor ama çok öneriliyor. İstanbul'da şehiriçi kullanımda sizce hangisi daha çok memnun eder? 2021 modeller için soruyorum, ikisi de otomatik vites olacak şekilde.
0
anneboleyn
(19.08.21)
polo bi tık daha konforlu ama bence gerek yok
0
jelly bear
(19.08.21)
Almam arabası daha konforlu olur, japon arabası daha dayanıklı olur. Alman parçalar pahalı, japon parçalar ucuz olur. Ama her ikisi de sıfır olacağı için çok da irdeleme birbirine çok benzeyen iki rahat araba.
0
burty
(19.08.21)
2021 model yaris beğenip polo beğenmemek değişikmiş ama zevkler tabi. ikisi de küçük arabalar okey ama yaris oyuncak gibi geliyor tasarımı bir tık, polo daha oturaklı sanki.

fiyat olarak hangisi avantajlıysa ona yönelin sadece tipine bakarak alacaksanız.
0
ayin yazari
(19.08.21)
Bence de yaris in tipi daha sirin ama arabada almanlarin farki hissediliyor. Daha yuksek fiyatina ragmen ben poloyu tercih ederdim.
0
balpolen
(19.08.21)
tok ses takıntın yoksa yaris bence
0
passion rules the game
(19.08.21)
Yeni polonun bir kere bagaji daha büyük (hatta klasinda lider bile olabilir) ve arka koltuklari da fena değil oturma pozisyonu olarak.
Ama yaris toyota. Kalite olarak her türlü alman arabasindan daha iyi. Hele bir de hybrid olsa tadindan yenmez. Yeni olan bana göre oldukça güzel dizayn edilmiş.

Açıkçası bagaj falan cok lazım değilse yaris güzel.
0
logisticsmanager
(19.08.21)
otomatik vites dediniz ve Toyota kazandı.

güncel durumu bilmiyorum ama son yıllarda vw otomatik viteslerde (DSG) çok sıkıntı yaşattı insanlara.
0
fever
(19.08.21)
Avrupa'da Yılın Otomobili Toyota Yaris oldu: www.ntv.com.tr

tok kapı sesi takıntınız yok ise, toyota dertsiz sıkıntısız bir araçtır. Özellikle arabadan anlamam diyorsanız bence cevabınız Yaris olmalı.
0
yeninesiltupcu
(19.08.21)
Bir Toyota modeli için bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim ama yeni Yaris cidden çok güzel olmuş.

Ben de önümüzdeki sene hybrid'ini almayı düşünüyorum.

Polo'nun ön tasarımı üretim aşamasında hesap hatası yapmışlar gibi geliyor. Sanki yanlışlıkla kaput birkaç santim daha aşağı iniyor gibi.

Bir de, ülkeye göre değişir ama Yaris'te standart olarak gelen şeyler için Polo'da ekstra ücret ödemek gerekiyor.
0
yürümeyin
(19.08.21)
polo daha konforlu kesinlikle ama toyota donanım olarak vw grubunu aynı fiyat çerçevesinde geride bırakır.

birde benzinli otomatikte dsg ye göre toyota daha sorunsuz olabilir. dsg de sonuçta düzgün kullanırsanız sıkıntı olmaz. çevremde sorunsuz 3 dsg li araç var.

iç hacim olarak polo sınıfının en ufaklarından. gerek bagajı gerek diz mesafesi fln.

en önemlisi 2. elde polo açık ara ağır basar.

bi öneri polo yerine daha donaımlı ve daha ucuz vw yapımı fabia veya ibizada düşünebilirsiniz.

edit: polo, fabia, golf, octavia kullandım, hala octavia ve fabia var. yaris ve auris test sürüşü yaptım.
0
morcivert
(19.08.21)
Polo yu bilmiyorum ama yaris cok geniş bir araç. Ben toyotayi tercih ederdim
0
exlibris
(19.08.21)
Bu arada otomatik yeni gördüm o zaman bir +1 daha toyota.
Yalniz polo 351 litre bagaja sahip toyota 286lt.
Sinifin lideri 355 ile ibiza sonra toyota. Yaris baya baya düşük bagaj konusunda.
Gene cm olarak bakarsak polo yaristen uzun ve geniş.
Ama yaris bu kasada her türlü polodan güzel gözüküyor.
0
logisticsmanager
(19.08.21)
2 tane sıfır araç. sorun vs olmaz. toyota daha uzun seneler sorun yapmaz.

herkes konfor demiş ama toyota'nın son araçları yani 2021 modellerinde konfor konusuna bi el atmışlar. daha iyi. ben polodan nefret ediyorum. yaris alırdım heralde.

bir de polo 95 beygir, yaris 125 beygir
0
avatar is back
(20.08.21)
yaris çok küçük geliyor bana, bagajı neredeyse %25 daha ufak. içi de poloya göre daha demode görünüyor. genel olarak polo daha kaliteli geliyor malzeme olarak da. ikinci el olarak da polo satması alması çok daha kolay bir araç. o yüzden ben her halükarda polo alırdım bu karşılaştırmada. beygir olarak da yaris daha iyi gibi görünüyor ama cvt şanzıman zaten daha yüksek beygir gücünü yediği için performansa yansımıyor bu bg'nin yüksek olması, civic'de de mesela 182 beygirlik bir civic cvt yüzünden 150 beygirlik leon ile birebir benzer performans verebiliyor ancak.

yaris herkesin çok tatlı dediği ama kimsenin almak istemediği bir araç benim çevremde. incelemelere bakılırsa da en çok içine ses almasından şikayet edilmiş www.whatcar.com
0
roket adam
(20.08.21)
yaris yılın otomobili seçildi bu segmentte. Bence net.
Bu arada yeni kasası epey havalı duruyor.
Performansı da iyi duruyor izlediğmi videolarda.

Bu arada boyutuna takılmayın, yarislerin iç hacmi oldukça ferah. Arkada şaft tüneli vb olmadığı için cayır cayır.

Boyut olarak polo daha uzun olabilir ama toyota mühendisleri öyle ince çalışmışlarki aracın içi oldukça geniş hissettiriyor.

Bagaj b sınıfında hep sorun. Ama zaten ne taşıyorsun ki?
0
anten
(20.08.21)
Yaris veya dolu paket Corsa da düşünebilirsiniz.

Yaris vs Polo da , Yaris rulez
0
kleider
(20.08.21)
tamamen subjektif bir yorum. polo. sebebi daha sağlam. benim için en önemli kıstas.
0
mikahakkinen
(20.08.21)
Yaris iyidir, ben de senin gibi Polo sevmiyorum alacak olsam Yaris alırdım.

Eşimin kardeşinde var eski kasa Yaris var, hiç öyle dışarıdan gözüktüğü gibi değil. Arkada otururken bile diz mesafesi, baş-tavan aralığı tatmin edici düzeyde (184 boyum). Kullanırken de keyifli. Şehir içi dönüşler falan çok güzel, manevra kabiliyeti yüksek. Hybrit alırsan yakıt tüketimi de bayağı düşüyor şehir içi, cüzdan olarak da epey rahat edersin.
0
chicha_v2
(20.08.21)
Kesinlikle yaris.
0
piotr
(20.08.21)
yaris +1
0
duster
(20.08.21)
yaris daha güncel bir model. polo makyajlanacak.
0
nuisance
(20.08.21)
çok teşekkür ederim cevaplar için. ekstra soru ekleyeyim, citroen c3 mü yaris mi :)
0
🌸anneboleyn
(20.08.21)
Fransız arabaları ile Toyota çok farklı alanlarda, Fransız arabalarında özellik çoktur ama çok arıza yapar, en azından riski çoktur. Öte yandan Toyota'da böyle bir durum olasılığı çok daha düşüktür, üzmez.
0
yeninesiltupcu
(20.08.21)
Yine Yaris ahahah.

Hafta ortası Fiat, Opel, Citroen gezdik ben de ailenin testçisi olarak ilk arka koltuğa oturdum ve Citroen C4'te bile kafam tavanı sıyırıyordu, C3'e hiç bakmadık o yüzden.
0
chicha_v2
(20.08.21)
Ben de yine Yaris diyorum. Tercih edeceğim tek Citroen C1 olurdu muhtemelen. C1'i de Toyota ve PSA beraber üretti :)
0
yürümeyin
(20.08.21)
(22)

bu durumda yurtdışında yaşar mıydınız?

buenosdias
istanbul'da yaşıyorum. 9000 tl maaşla istediğimi yapabiliyorum. kalan 3'de 1'ini de kenara birikim olarak atabiliyorum. portekiz'e gitme durumum var. maaş 1000 euro olacak. yine istediğimi yapabilirim. 500 euro kiraya gidecek. fakat birikim yapamayacağım. siz olsaydanız gider miydiniz?
istanbul'da yaşıyorum.

9000 tl maaşla istediğimi yapabiliyorum. kalan 3'de 1'ini de kenara birikim olarak atabiliyorum.
portekiz'e gitme durumum var. maaş 1000 euro olacak. yine istediğimi yapabilirim. 500 euro kiraya gidecek. fakat birikim yapamayacağım.

siz olsaydanız gider miydiniz?
0
buenosdias
(18.08.21)
Vatandaşlık için şans olacaksa gidebilirdim. Orada birikim yapmayı sağlayacak başka bir iş de bulunabilir belki ileride. Düzen varsa çok da gerek yok ama sırf gezip görmek için de gidilebilir bir süre.
0
dissendium
(18.08.21)
"maaş 1000 euro olacak. yine istediğimi yapabilirim. 500 euro kiraya gidecek" demişsiniz. Gerçekten yapabilecek misiniz istediklerinizi? Çok düşük değil mi Portekiz'de yaşamak için o maaş?
0
pispinti
(18.08.21)
beyaz yakali oldugunuzu varsayiyorum, 1000 eur avrupa icin baya baya baya dusuk bir maas. dogu avrupa ulkelerinde bile daha fazla aliyorlar.
0
do you remember me
(18.08.21)
Bir süre tecrübe kazandıktan sonra daha iyi gelirli bir iş için yatırım + yurtdışı deneyimi, eu çalışma izni fırsatı olacağı için ben ben kabul ederdim.

Hatta şuan bunun için kasıyorum fakat henüz yakalayamadım.
0
kismisolungac
(18.08.21)
TR'de 9000 alan Portekiz'de daha cok aliyor olmali. 1000 cok dusuk.
0
cleric
(18.08.21)
Portekiz'de maaşlar düşük ama 1000 euro net Portekiz standartlarına göre bile düşük.

Yurtdışındaki ilk iş için gelir-kira oranının 3'te 1'den düşük olmaması iyidir.

Yine de gittikten 1 yıl sonra maaşınızı %20-50 arttırabileceğiniz bir mesleğiniz varsa ve kenarda 3-4 bin euronuz varsa gidilebilir bence.

Okul için gidip part time çalışarak bu parayı kazanacaksanız yine gidilir.
0
yürümeyin
(18.08.21)
Eğer 500 euro tek başına daire kiralayıp ödeyeceğim kiraysa, ev arkadaşı vs gibi alternatiflerle kira ödememi düşürebiliyorsam deneyim için bile girerdim ben.

İleride gelirimi arttıramiyorsam dahi 2 - 3 sene hem hayat deneyimi hem de sırf yurtdisinda çalışmış olmaktan kaynaklı tr dönüşü açılacak yeni kapılar olur. Yurtdisinda okuyanı geçtim Erasmusla 6 ay gideni bile baya seviyor bizim işverenler, yurtdisi is deneyimi çok kapı açar diye düşünüyorum.
0
materyalist imam
(18.08.21)
1000 euro biraz düşük değil mi? ayda 500 euro ile her istediğinizi yapmak mümkün olmayabilir. en basitinden cep telefonu faturanızı, eve internet faturanızı düşündünüz mü?
0
co2s2
(18.08.21)
vatandaşlık ve veya "kalıcı" oturumu alma süreme bağlı evet.
0
jimjim
(18.08.21)
teşekkürler arkadaşlar. maaş türkiye'ye göre az görünebilir ama değil.
-portekizde asgari ücret 776 euro. çoğu insan bu paraları alıyor.
-intermediate portekizcem var.
-minimalist biriyim. lükse düşkün değilim. 500 euro bana yeter.
0
🌸buenosdias
(18.08.21)
asgari ücretten yüksekse -ki yazdığınıza göre yüksek- ben yaşardım hocam. giderdim yani. gerekirse bir öğrenci gibi yurtta falan yaşardım daha ekonomik olması açısından. önemli olan ilk aşamada kalıcı olarak gidebilmek. gittikten sonra hayatınız boyunca 1000 euro almayacaksınız zaten. orayı daha iyi öğrenecek daha iyi iş fırsatları bulacaksınız. oradaki şirketler de size karşı olumlu bir ön yargıya sahip olacaklar orada zaten bulunduğunuz için.
0
ilgeru
(18.08.21)
Siz İstanbul’da 9,000 den birikim yapabiliyorsanız, Portekiz’de de tutumlu olursunuz, ki Avrupa’nın en uygun ülkesi. Böyle Bi şansım olsa kaçırmazdım
0
euteamo
(18.08.21)
Avrupaya bir basamak olarak yeterli düzeyde bir fırsat bence. Gidip oralara alıştıktan sonra daha rahat bir iş kovalayabilirsin.
0
zimbirik
(18.08.21)
Hocam o paraları alan çoğu insanın hiç yoktan ya aileden kalan bir göz evi ya da yarısını ödediği mortgage'ı var. Kenarda duran 3-5 kuruş parası var. Maaşın düşük ama ekonominin göreceli olarak stabil olduğu ülkelerde varlık birikimi yaptıran kazanılan paranın miktarından ziyade orada geçirilen zaman.

Siz onlardan farklı olarak hem sıfırdan ev kuracaksınız, hem geçiminizi sağlayacaksınız hem de varlık birikimi yapacaksınız.

Bunu bilerek gidecekseniz bence Portekiz Türkiye'den fersah fersah iyidir.
0
yürümeyin
(18.08.21)
Yas, beklenti, deneyim onemli bu kararda.
Ben olsam gitmezdim, gitmek istiyorsam diger Avrupa ulkelerini ya da diger firsatlari degerlendirirdim.
Maddi kaygim yoksa, ani yasiyorsam, ileriye donuk planlar yapmayi tercih etmiyorsam giderdim ama.
0
yaraticinick
(18.08.21)
avrupa ülkelerinin ekonomik açıdan iyi olmasının sebebi alım gücünün yüksek olmasıdır. yani şuna dikkat çekmek istiyorum türkiye aslında avrupa ülkelerinden daha ucuz bir ülke ama maaşlar çok daha düşük olduğundan alım gücü daha düşük. burada 300 liraya 1 haftalık market alışverişi yapıyosan orada 60 euroya falan yapıcaksın (yani 600 lira) ancak normal avrupa ülkelerinde maaşlar en azından 2000 euro civarı olacağı için daha pahalı alışveriş yapmana rağmen alım gücün yükselmiş olucak. fakat sen portekiz'de gidip türkiye'de aldığın maaşı alıcaksın neredeyse ve üstüne euro harcıycaksın bu baya düşürüyor senin alım gücünü. basamak olarak kullanabileceğin bir işse bir süre çekilebilir bu ama çok öyle bir durum yoksa pek girilicek risk değil sanki.
0
semaforo de medianoche
(18.08.21)
her türlü yurtdışı.
0
mikahakkinen
(18.08.21)
bin euro çok düşük, istanbulda kalırdım.
0
rose parks
(18.08.21)
1000 Euro portekiz gibi bir ülke için bile çok yüksek bir ücret değil. Maaşın yarısını sadece kiraya vereceksiniz. Ki portekiz'de ortalama yaşam maliyeti aylık 1500 eurolarda dolaşıyor.

Gidecekseniz maaşı zorlayın derim.

portekiz'in kişi başı yıllık ortalama geliri 23bin dolar civarında. Siz 12-13bin dolar civarında neredeyse yarısı kadar bir kazançla gitmekten bahsediyorsunuz.

Sırf avrupa diye, ekonomisi çok da şahane olmayan bir ülkede iptidai şartlarda yaşamak ister misiniz?
0
anten
(18.08.21)
istanbulda kurulu düzen iyi maaş varsa risk almam.
turistik giderim anca
0
jamswety
(18.08.21)
vatandaş olacaksam kalırdım yoksa istanbul devam
0
basond
(18.08.21)
merhaba,
es durumundan portekizli oldugum icin her yil bir kac hafta gidiyorduk, pandemi sebebiyle uzaktan calisildigi icin son 2 yilda bunu bir kac aylik surelere cikardik. Bu yuzden Portekiz'deki genel yasam standartlari hakkinda iyi kotu bilgi sahibi oldugumu dusunuyorum.

Oncelikle Portekiz'de cogu insan asgari ucretle calisip o paralari almiyor. Median income 1800€ civari.

Yasam giderlerinizde en cok payi kira alacak. Lizbon'da yasamayi planliyorsaniz 500'e kiralik ev bulmak neredeyse imkansiz, belki oda bulabilirsiniz. Kucuk yerlerde dogal olarak sansiniz artacaktir. Geriye kalan 500 ile de malesef rahat bir hayat yasamaniz cok zor.

Mesleginiz nedir yazmamissiniz ama ileride daha iyi maas ile is bulabileceginizi dusunuyorsaniz ve birikiminiz varsa bir ihtimal gozunuzu karartip gidebilirsiniz.

Portekiz'de nitelikli meslek sahibi olanlar hatta olmayanlar dahi Avrupa'da refahin daha yuksek oldugu ulkelere goc etti, etmeye de devam ediyor. Bu yasam sartlari konusunda iyi bir gosterge olabilir.
0
whisky
(19.08.21)
(11)

istanbul'da deprem bölgeleri

kaputt
selamlar, annem ve babamin kadiköy'de yasadigi ev cürük cikti ve tasinmalari gerekiyor. is yerleri kadiköy'de oldugu icin cok uzaga gidemeyecekler. kadiköy'de yeni saglam binalarin fiyatlari ucuk. cevre ilcelere bakiyorum; maltepe, kartal, pendik tarafinda daha uyguna yeni bina bulsam da bu bölgeler
selamlar, annem ve babamin kadiköy'de yasadigi ev cürük cikti ve tasinmalari gerekiyor. is yerleri kadiköy'de oldugu icin cok uzaga gidemeyecekler. kadiköy'de yeni saglam binalarin fiyatlari ucuk. cevre ilcelere bakiyorum; maltepe, kartal, pendik tarafinda daha uyguna yeni bina bulsam da bu bölgeler de adalara denize daha yakin ve hepten deprem bölgesine gitmek gibi oluyor.
biz nereye baksak mantikli sizce? her sekil bakacagimiz apt maks 10 senelik olacak. ama bölge de önemli sonucta. fikirlerinize acigim. tesekkürler
0
kaputt
(17.08.21)
deprem bölgesi diyorsunuz ama yeni evlerin deprem yönetmeliği ile birlikte , zemin de göz önünde bulundurularak daha sağlam yapıldığı kabul ediliyor, en azından çoğu insan böyle diyor.
0
co2s2
(17.08.21)
iste fay adalar'dan gecince, kartal maltepe zemini ne kadar saglam ona emin olamiyorum. yani direkt deniz kenari bakmiyorum da, maltepe kartal e5 tarafinin zemini nasildir?
0
🌸kaputt
(17.08.21)
sahilden kuzeye doğru ne kadar uzaklaşıırsanız zemin o kadar sağlamlaşıyor (genel olarak)
o yüzden anadolu'da sağlam diyebileceğimiz yerler; şile, beykoz, çekmeköy ile üsküdar ve ümraniyenin kuzeyi. sahil komple tehlikeli.
0
candide
(17.08.21)
candide+1

anadolu yakası beykoz,anadolu kavağı, çekmeköy
avrupa yakası sarıyer sırtları, arnavutköy

elbette buralarda yeni binalar olmalı.
0
rewlack
(17.08.21)
ataşehir'e bakın.
0
anten
(17.08.21)
Merkezden çok uzaklaşmamak isteniyorsa, maltepe, bostancı, kozyatağı, sahrayıcedid, acıbadem bölgelerinde e5’e yakın ama e5 altı olan yerlere bakılabilir. Acıbadem de e5 üzeri de güzel ama yine pahalı.
0
jazzabel
(17.08.21)
doğu ataşehirde evler eski de olsa zemin sağlam diye biliyorum. yeni yapılarda var ayrıca orada yine.
0
bigcaptain
(17.08.21)
direk uzaklikla bag kurmak yanlis olabiliyor. mesela 99 depreminde gitti taa avcilar yikildi.

yonetmeliklere uygun yapilan bina bulundugu bolgeye, deprem riskine ve zemin sartlarina gore yapilir. oyle yapiliyorsa zaten adalarda bile olsa problem olmaz. o yuzden fay hattindan uzaklasmaya calismanin cok anlami yok. deprem icin cok ufak mesafeler bahsedilen mesafeler.
0
robokot
(17.08.21)
istanbul büyükşehir belediyesi'nin çıkardığı bilmemkaç sayfalık bir deprem raporu var. bölge bölge her yerin zemin sağlamlığı paylaşılmış. bu rapor iyi bir başlangıç olabilir.

ben mevcut evime taşınırken bu işlerden anlayan bir iki kişiye sormuştum. inşaatı yapan firmanın düzgün ve sağlam inşaatlar yaptığını, gönül rahatlığıyla oturabileceğimi söylemişti. hatta özel olarak da bu site özelinde, zeminin kaya olduğunu iletmişti. bizim mahalle ibb'nin raporunda bulunduğumuz ilçenin en sağlam bölgesi olmasına rağmen, diğer ilçelere göre daha kötü durumda. bizim site ise mahallenin kayalık bölgesine yapılmış , daha sağlam.

yani raporda ilçe ilçe, mahalle mahalle bakın ama firmaları ve inşaatları da ayrıca sorgulayın.
0
co2s2
(17.08.21)
bakkalköy civarı yeni evler oluyor, biz de arada kaldık… 2005 sonrası binalar yönetmeliğe uygun, yani yerden bağımsız olarak 2005 sonrasına bakabilirsiniz fakat sahrayıcedid’de 30 yıllık bina = bakkalköy’de havuzlu site maalesef
0
stratejisizsiniz
(18.08.21)
@robokot avcılar sahilde zaten? :D
0
candide
(18.08.21)
(7)

Aracı Sürtmedim ama Çizilmiş. Nasıl?

jangbogo
Merhaba duyurucular. Arabayı sürtmedim bir yere eminim. max 1 cm uzunluğunda 4-5 tane alt alta çizik var. Başkası bana sürtmüş gibi de gözükmüyor. Bu nasıl olabilir? Taş vs. mi sıçrıyor? Hiç taşlık bir yola da girmedim ama asfaltta da sıçrıyor olabilir tabi. Senaryolarınızı bekliyorum.
Merhaba duyurucular.

Arabayı sürtmedim bir yere eminim. max 1 cm uzunluğunda 4-5 tane alt alta çizik var. Başkası bana sürtmüş gibi de gözükmüyor. Bu nasıl olabilir? Taş vs. mi sıçrıyor? Hiç taşlık bir yola da girmedim ama asfaltta da sıçrıyor olabilir tabi. Senaryolarınızı bekliyorum.
0
jangbogo
(16.08.21)
foto olsa daha rahat anlaşılır. ağaç dalına falan sürtmüş olunabilir.
0
mikahakkinen
(16.08.21)
Bizim arabada benzer bişey oldu. Otoparkta küçük çocuklar bisiklet sürtmüş kameradan gördük. Bisikletleri çok küçük olduğu için baya bi alt kısımlar çizikti. Böyle bir şey olabilir mi?
0
suicides underground
(16.08.21)
Bisiklet olabilir, kartoncuların el arabası olabilir, çocuklar çizmiş olabilir, çok hafifçe başka bir araç sürtmüş olabilir.
0
John Bloor
(16.08.21)
araç sürtmüş olabilir, dar bir yerden geçerken ağaç ya da çalı dalları olabilir.
Bisiklet sürtmüştür. Kağıt toplayanlar sürtmüştür. Olur öyle yani. Ufak rotuşla düzelir.
0
anten
(16.08.21)
alt komşunun çocuğu, resim yapmış (!) bizim arabaya. eğer aracınız müstakil kapalı garajda değilse başına her şey gelmiş olabilir.
0
halanne
(16.08.21)
araç dışarıda durunca mutlaka çiziliyor malesef korumak imkansız
0
lcha
(16.08.21)
çizilmesinin doğal olduğunu biliyorum. zaten endişelenmedim de. sadece bir merak aldı beni :) araba yol üzerinde değil yani kuytu bir yerde. çocuklar bisiklet ile giremez mesela. ağaç dalı çizmesi mantıklı geldi, sanki bir ara girdim böyle bir ağaçlı yere.
0
🌸jangbogo
(16.08.21)
(10)

Yazılımcıya 6-7 bin TL maaş

Muzcu
Az değil mi? Tecrübesiz biri için bu teklif ama yine de az bence.
Az değil mi? Tecrübesiz biri için bu teklif ama yine de az bence.
0
Muzcu
(11.08.21)
ortalama. daha az veren de var.
0
jelly bear
(11.08.21)
çalışanların yarısının asgari ücret aldığı ülkede normal.
0
rose parks
(11.08.21)
dediğin gibi tecrübesiz ise az değil. bir de işveren açısındna bak. uzun süre 3-6 ay bu çalışan ciddi bir iş yapamayacak sadece masraf. üstüne bu tip tecrübesizlerin 1 sene sonra ben bu işten sıkıldım ya da başka iş buldum diyerek ayrılma olasılığı çok daha yüksek.
0
orpheus
(11.08.21)
Tecrübesiz biri için az değil. Hatta bundan az veren çok fazla yer vardır. Türkiye'de maaşlar alım gücü üzerinden hesaplanmıyor maalesef. A

yrıca @Rose Parks'ın dediği gibi ülkenin yarısı asgari ücret ile 3000 arası kazanıyor. O yüzden 3500-4500 arası çalışan yazılımcı da artık çok fazla. Sektörde yığılma oldu çünkü.
0
nawar
(11.08.21)
okul haricinde mesleği hakkında kendini geliştirmeyen biri için fazla,
öbür türlüsü için az bile olabilir.
0
nahtoderfahrung
(11.08.21)
Ne iş yaptığına, ne bildiğine bağlı.

Tecrübesiz tamam ama aynı zamanda hiçbir şey bilmiyorsa ben işe bile alma taraftarı olmam, o açıdan fazla bile, fazla riski çünkü. Tecrübesiz ama kendini geliştirmişse az.

Ankara piyasa "ortalaması" yeni başlayan için bahsettiğin civarda bu arada.
0
plutongezegendegilmi
(11.08.21)
Sorunuz çok yetersiz. Eger Junior bir yazılımcı için bahsediyorsanız bu maaş normal.

Senior için çok az
0
limonlu eksi
(11.08.21)
Hİç bir şey bilmeyen biri için iyi bile denebilir. Tecrübesiz ama teorik bile olsa iş yapacak kadar bir şeyler biliyorsan o zaman normal.
0
roket adam
(11.08.21)
Maalesef sektör yavaş yavaş yazılıcı arzına doymaya başlıyor. Haliyle fiyatlar düşmeye başlıyor. Eğer çok net bir alanda tecrübeniz yoksa (gsm vs), genel geçer işlere yoğunlaşıyorsanız bu fiyatlar normal olmaya başlayacak.
0
anten
(11.08.21)
Maaşlar düşmüyor, aksine şu an artıyor bayağı; büyüme dönemindeyiz sektör olarak.

Temel programlama becerisi olan herhangi biri için o miktarlar çok az kesinlikle. Yetenekli yeteneksiz üniversiteden mezun olan herkesi varsayılan olarak asgari ücretin biraz üstüne alıyorlar o doğru; ama 2019 mezunuyum (2018+1), arkadaş grubumdaki maaşlar cidden bu rakamların çok üstünde.

Zaten savunma sanayii doğrudan çoğu üniversite mezunlarını topluyor, onların güncel maaşı aylık ortalama 9-10 bine geliyor ikramiye vs. katınca. Buna rağmen insanlar sürü halinde aselsan'ı havelsan'ı falan terk ediyor beğenmedikleri için.
0
aguen
(11.08.21)
(10)

Mesai saati hakkında

madurumdamadurum
Bir yerle anlaştım beni 9.30 / 20.00 olarak çalıştırmak istiyor ve haftada sadece bir gün iznim var. Asgari ücret vereceklerini söylediler ve sanırım fazla mesai ücreti adı altında bir şey konuşulmadı ve vereceklerini de sanmıyorum. Bir kağıt imzaladım ve fazla mesai yapmayı kabul ettiğime dair bir
Bir yerle anlaştım beni 9.30 / 20.00 olarak çalıştırmak istiyor ve haftada sadece bir gün iznim var. Asgari ücret vereceklerini söylediler ve sanırım fazla mesai ücreti adı altında bir şey konuşulmadı ve vereceklerini de sanmıyorum. Bir kağıt imzaladım ve fazla mesai yapmayı kabul ettiğime dair bir kağıttı bu ismi Muvafakatname idi. Yasalarca bu çalışma saati normal mi molalarla birlikte tabi bu geçerli.
Teşekkür ederim.
0
madurumdamadurum
(11.08.21)
Eğer günde 3 saat mola yoksa bu çalışma saatleri kanuna uygun değil.
0
pispinti
(11.08.21)
3 saat mola yok min 45 dk dendi ama 1 saat max
0
🌸madurumdamadurum
(11.08.21)
Haftalık maksimum çalışma süresi 45 saat, molalar dahil değil. Yani günde 1 saat molan varsa haftada 9,5 * 6'dan 57 saat çalışmış oluyorsun. Neyi imzaladığın önemli değil, sözleşmeler kanundan üstün olmadığı için kanunla çelişen sözleşme geçersiz olur.
0
plutongezegendegilmi
(11.08.21)
Mola ve yemek süresini çık haftada en fazla 45 saat çalıştırabilirler. Üstü için fazla mesai ücreti ödemeleri şart. Bunun dışında cumartesi de gelmeni istiyorlar. O gün zaten komple fazla mesai sayılır. Bu da senin saatlik ücretin üzerinden %50 fazlası olarak hesaplanır. Mevzuatta böyle yazmakta. O imzaladıkları kagıtın da bir hükmü yok. Bu yazdıklarıma göre hesabını yap bedavadan kölelik yapma. Fazla mesai kalıyorsan onun parasını eşek gibi vermek zorundalar Onun dışında çart çurt yaparlarsa alo 170 i arayıp şikayet et.
0
limonlu eksi
(11.08.21)
birkac istisnai durum haric ne imzalattiklarinin onemi yok. haftalik calisma suresi 45 saattir, ondan sonrasi fazla mesai. verdigin bilgiler isiginda haftada 63 saat isyerinde geciriyorsun. pispinti'nin dedigi gibi gunde 3 saat mola yoksa kanuna uygun degil. molalarin 1 saat oldugunu varsayalim; haftalik 57 saat calisiyor olacaksiniz. yani 12 saat fazla mesai yapacaksiniz. fakat fazla mesainin yillik bir siniri var o da, 270 saat. yani bu sekilde en fazla 22,5 hafta calistirabilirler. sonrasi kanuna aykiri direk. ayrica bunu asgari ucretle yapamazlar, fazla mesainin ucreti normal saatlik ucretin 1,5 katidir.
0
redlinetheturk
(11.08.21)
Sözleşmeye dikkat et muhtemelen "mesai ücreti maaşın içindedir" gibi bir madde yazarlar.
0
anten
(11.08.21)
@anten; asgari ücret alan adamin mesaisi nasil maasin icinde olacak? Asgari ücret zaten 45 saat çalışacak kisinin alacagi ücret degil mi?

Neyse hem yasal değil hem de kölelik. Bilinen bir yerse söyleyin de herkese muhatap olmamalarini söyleyelim.
0
logisticsmanager
(11.08.21)
gece eve de gitme bi döşek versinler orda uyu böyle çalışma saati mi olur. yani keşke başka bi iş bulabilseniz. yasalara bir hayli aykırı görünüyor yukarıdaki arkadaşlar da demiş
0
photo85
(11.08.21)
mecbur kalmasam girmeyecektim Tespoda kasiyer olarak başlayacağım.
0
🌸madurumdamadurum
(11.08.21)
7,5+ saat çalışmak için kullanman gereken kesintisiz izin süresi minimum 1 saat, 45 dakika değil. Firmalar da bu süre için zaten direkt 1 saat izin belirliyorlar o yüzden. Yasada minimum ve maksimum neyse onu uygulama yolunda Türkiye'de işletmeler hep. Minimum yani asgari ücret o yüzden ülkenin %49'unun maaşı.

Mecbur kaldığım için diyorsun biliyorum ama boş ver şartları çok kötüymüş. Bu tür işlerde çalışmayı herkes reddetse şartlar iyileşir aslında ama... A101'e falan başvur. Şartları da maaşı da daha iyi.

@plutongezegendegilmi +1

@logisticsmanager evet. Asgari ücretin içinde fazla mesai ücreti bulunamaz. O yüzden genelde maaşı 3000 ile 3250 arası yapıp, o şekilde @anten'in dediğini yazarlar. Ücreti de bordro'da asgari ücret + mesai gösterirler. Bazıları onu çakallığı(!) da düşünmeyip düz bu ücretten verebiliyor.
0
nawar
(11.08.21)
(15)

doblo ile tatile gidilir mi

biseysorcaktim
10 gün sonra tatile gideceğim. ailemde klimalı doblo ve eski model klimasız clio var, ödünç alabilirim. clio güzel ve seri bir araç ancak eski ve özellikle klimasız olması sebebiyle tatilde kullanmak istemiyorum. doblo ise hantal, büyük ve seri değil. ancak rahat, konforlu ve bagajı büyük. 4 kişi ol
10 gün sonra tatile gideceğim. ailemde klimalı doblo ve eski model klimasız clio var, ödünç alabilirim. clio güzel ve seri bir araç ancak eski ve özellikle klimasız olması sebebiyle tatilde kullanmak istemiyorum.

doblo ise hantal, büyük ve seri değil. ancak rahat, konforlu ve bagajı büyük. 4 kişi olacağız. tek yön 600 km yol can sıkıcı olur mu doblo ile?

---
araba kiralamayı düşünüyorum ancak elimizde olan arabaya günlük 300-400 istiyorlar. üst segment araçlar ise daha pahalı. o parayı vermektense bir sürü şey yaparız.

sizce üst segment bir araç mı kiralayalım yoksa elimizdekini mi kullanalım?
0
biseysorcaktim
(11.08.21)
gidilir tabii nesi var doblonun mis gibi geniş araç
0
jelly bear
(11.08.21)
Klima var, geniş araç daha ne olsun. Sadece çok sürat kaldırmaz o araç 600 km ağır ağır keyif yapa yapa gidilir.
0
anten
(11.08.21)
doblo'yu seçerdim.
0
lazpalle
(11.08.21)
klimasız adım atma aman diyim. uzun yolda klimamız bozulmuştu bir keresinde camları azcık bile açsak kulaklarımız sesten patlıyordu.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(11.08.21)
tatilde insan çok yayılıyor. Doblonun bagajı hayat kurtarır. Kesinlikle doblo
0
westblack
(11.08.21)
tatile giderken seri aracı ne yapacaksınız zaten? doblo varsa iyidir.
0
duyurukullanıcısı
(11.08.21)
Doblo süper bence. Seri olmasını ne yapacaksın ki? Bagajı da var kocaman, yavaş yavaş gidersin
0
roket adam
(11.08.21)
klimasız araç ile sakın tatile çıkmayın.

doblo ile bir kaç kez tatile gittim, 4 kişi olarak da gittim. sıkıntı yaşamadık. bagajı geniş, içi ferah, az yakar.. çok seri olmasına gerek yok bence.
0
co2s2
(11.08.21)
Doblo ile on numara gidilir, klimasız ferrari olsa çekilmez bu havada.

Yalnız ticari araç ise hız limitlerine dikkat edin, ruhsatta ne yazdığına bakın.
0
John Bloor
(11.08.21)
uzun yolda yapacağınız hız zaten 120-130. doblo'nun da konforu fena değil. bence doblo akar.
0
golgi aygıtı
(11.08.21)
clio klimalı olsa bile dobloyla git. rahatlığı farkedeceksin
0
adventchant
(11.08.21)
dort kisi kucuk arabayla tatil zor diyeyim. biz maks uc kisi gidiyoruz. onda da arka koltukta hep esya oluyor.
0
supergirl
(11.08.21)
Doblo'yu seçerim.
0
hayirsiz
(11.08.21)
öyle bi anlatmışsın ki doblo vs mercedes gle anlatıyorsun sandım. diğer taraftaki altı üstü clio. kliması bile yok. kliması olsa bile ben yine dobloya binerdim
0
avatar is back
(11.08.21)
Doblo candır,hız limitlerine dikkat.
0
arenas
(11.08.21)
(10)

Hangi Bölüm Tercih Edilmeli?

infernalcadre
a)Sınıf Öğretmenliğib)Özel Öğretim ÖğretmenliğiKPSS atamsı, KPSS zorluğu vs.
a)Sınıf Öğretmenliği

b)Özel Öğretim Öğretmenliği

KPSS atamsı, KPSS zorluğu vs.
0
infernalcadre
(11.08.21)
tabii ki özel eğitim.
0
rose parks
(11.08.21)
kesinlikle özel eğitim. atanmaları da tayinleri de diğer branşlara göre çok çok kolay. 2. öğretim olsa benim de okuyasım var hatta.
0
dedim ben sana
(11.08.21)
özel eğitim.
atanamazsan da önemli değil. dışarıda daha kolay iş bulursun.
0
ananotherlife
(11.08.21)
Özel eğitimin sabrı ve şartları çok daha ağır olabilir, ona göre düşün. Önce mutlaka özel eğitim öğretmenlerinin konuştuğu forumlara bak incele oku bol bol. Lütfen hayatının hatasını yapma, iyice incele.
0
1bir1bir1
(11.08.21)
Normalde özel eğitim gibi gözüküyor ama meslek hakkında da bilgi sahibi olmak lazım. Özel eğitim öğretmenliği herkesin yapabileceği bir iş değil. Pişman olmamak için araştırmanız gerekiyor.
0
dissendium
(11.08.21)
özel eğitim ücreti hem fazla, hem daha önü açık.
0
mikahakkinen
(11.08.21)
Sınıf öğretmenleri bile yeri geliyor birinci sınıf çocuklarıyla zorluklar yaşıyor. Özel eğitim gerçekten zor bir meslek. Üç kuruş için stres sahibi olmaya değmez.

Yazdığım şey yanlış anlaşılmış, dönüp baktığımda hak verdim. Demek istediğim şey sırf para için seçilmemesi gereken bir meslek olduğuydu. Gerçekten bu iş için uygun olduğunu düşünenlerin tercih etmesi gereken bir meslek, öyle kolay atanıyor daha çok para getiriyor diye değil. Bu nedenle üç kuruş demiştim. Çünkü hakikaten onca emeğin, fedakarlığın yanında ne olsa üç kuruş kalır.
0
ruhen hastayim ben
(11.08.21)
zihinsel engelli, ya da genel olarak engelli bireylerin de vicdanlı öğretmenlere ya da eğitmenlere ihtiyacı var. bu mesleğe karşı üç kuruş para için değmez diye düşünenler beş kuruş para da olsa seçmese daha iyi olur zaten. öğretmenlik böyle bir şey olmamalı.
0
das ende der welt
(11.08.21)
özel eğitim psikolojik olarak zorlu olabilir. Bunu da göz önünde bulundurun.
0
anten
(11.08.21)
hangisinin daha kolay ataması var ise onu seçeyim kafasındaysanız lütfen bu iki öğretmenlik bölümünü seçme arzunuzu tekrar bir gözden geçirin. bu amaçla bu soruyu sormanız bile özel eğitim öğretmenliğini seçmemeniz için aslında bir veri oluşturuyor kusura bakmayın. elbette size de hak verdiğim noktalar var muhakkak, gelecekte işsiz kalmak istemiyorsunuz pek çok üniversite mezunu gibi. ancak sınıf her ne kadar özel eğitim gibi olmasa da özel eğitim bütün bunların dışında mesleki ilgi alaka ve yüksek özveri isteyen bir branş. evet ataması daha çok ve daha kolay ancak salt bu amaçla seçerseniz hem size hem sizden bir şeyler öğrenmek isteyen çocuklara haksızlık etmiş olursunuz. kendinizi iyi tanıdığınızı düşünüyorsanız; iki mesleği de yapan birleriyle görüşün detaylı konuşun veya çalışma ortamında görün mümkünse. öyle karar vermeniz daha kolay olur.
0
pardus
(11.08.21)
(5)

yağ yakma antrenmanı

kondansator
şimdiye kadar kilo vereyim diye uğraşırken hep koşu bandı, eliptik bisiklet vb tepindim durdum. şimdi araştırdığımda ise, millet yağ yakma süreci için kuvvet antrenmanları önermiş. ağırlık çalışmak yağ yakma sürecinde süreci destekler mi acaba?
şimdiye kadar kilo vereyim diye uğraşırken hep koşu bandı, eliptik bisiklet vb tepindim durdum. şimdi araştırdığımda ise, millet yağ yakma süreci için kuvvet antrenmanları önermiş. ağırlık çalışmak yağ yakma sürecinde süreci destekler mi acaba?
0
kondansator
(11.08.21)
Yağ yakma antrenmani diye bir olay yok. Güç antrenmani ile kas yaparsin + kalori takibi yapip kalori açığı yaparsan kilo verirken kas yapmış olursun.
Bunun yaninda proteini yüksek tutmak da cok çok önemli.
Kaynak;
examine.com
0
logisticsmanager
(11.08.21)
Sadece compound hareketleri yaparak 6 haftada 4kg verdim aynı zamanda kas yaptım. 2-3 ay içinde 10 kg daha düşerim tahminimce, çünkü ağırlık giderek artıyor,sonra normal yağsız halime dönmüş olurum zaten. Vücudun tüm kaslarını yorup besin ihtiyacına sokmak elbette yağ yakiminda işe yarıyor. Geriye sağlıklı beslenmeyi yaşam biçimine döndürmek kalıyor. Kısa süreli beklentiler yerine zevk alınan bir spor ve beslenme modu ile süreçten keyif alarak sağlıklı ve fit olmak mümkün.
0
hasmetizm 2046
(11.08.21)
kas kütlesi arttıkça vücut daha hızlı yağ yakıyor diyorlar. Benim su anki antrenörüm tam da böyle bir çalışma şablonu verdi.
0
anten
(11.08.21)
Kas kütleni arttırmalısın,

yalnızca boş kardiyo yaparsan, protein alımına, kas çalışmana önem vermezsen kaslarını da kaybedersin kilo verirken.

Bu nedenle kas çalışması ve kardiyo yerine hiit antrenmanlar gerekli. Hiit antrenmanlar kısa sürede metabolizma hızını arttırıp gün içinde spordan sonra da yüksek yağ yakımını destekliyor.

Kilo verdikten sonra sağlıklı kalmak için kardiyoya devam edersin.
0
zimbirik
(11.08.21)
Hiit antrenmanı veya Tabata'yla yağ yakarsın. Hatta tabatayla akşam yattığın yerde yağ yakmaya devam edersin.

Ancak Youtube'da şurada burada gösterilen hiit ya da tabata antrenmanlarının hiçbiri doğru değildir. Fikir vermesi açısından işe yarar.

Bu iki antrenman çeşidi, kalbinizi kısa sürelerde belirli atımlara yükseltip ardından belirli atıma düşürüp bunu birkaç kez tekrar etme üzerine kurulmuştur. Her insan farklı yoğunlukta hareketle ve farklı sürelerde bu atıma ulaşır. Hatta insanın günü gününe, anı anına uymaz. Yani bunu bir şablona oturtamazsın.

Göğüsten ölçen, maksimum minimum atım alarmları bulunan bir nabız ölçer edinerek çok kısa sürelerde Hiit veya Tabatayla istediğin yağ yakımını kısa sürelerde sağlayabilirsin.
0
Mirket
(11.08.21)
(4)

Bana bir fitness programı hazırlayacak babayiğit var mı aramızda?

lafıolmaz
Merhabalar,Uzun süredir ektomorf vücudumu geliştirmek istiyorum. Kol ve bacaklarımın zayıflığı görüntümü bozuyor biraz. Evimin karşısına spor salonu açılır açılmaz kaydoldum. Fakat tek antrenör var ve akşamları orada oluyor. Üç kez rutinimi bozup program yazdırmak için salona gittim. Beşer saniyeyle
Merhabalar,

Uzun süredir ektomorf vücudumu geliştirmek istiyorum. Kol ve bacaklarımın zayıflığı görüntümü bozuyor biraz. Evimin karşısına spor salonu açılır açılmaz kaydoldum. Fakat tek antrenör var ve akşamları orada oluyor. Üç kez rutinimi bozup program yazdırmak için salona gittim. Beşer saniyeyle birkaç makineyi nasıl kullanacağımı öğretti, bench press yap falan dedi ve kayboldu. İlgisiz biri olsa da spora devam etmek istiyorum, zaten biraz hacim kazansam, yağ yaksam yeter.

Boy: 1.77
Kilo: 69
Omuz: 110
Göğüs: 96.5
Bel: 84.5
Kol: 28.5

Daha önce fitness tecrübem olmadı. 6 yıl futbol oynadım amatörde ama çok güçsüzüm, göbeğimde biraz yağlanma var. Boş barla bench press yaparken 3. sette barı üzerime düşürecektim, o kadar zayıfım yani :D Başlayalı sadece bir hafta oldu. Tecrübeli arkadaşlardan biri beni gelecek yaza fit girebileceğim bir programa yönlendirebilirse çok sevineceğim. Hoca yok zaten, youtube'dan izleye izleye uygulamayı planlıyorum. :)

Not: haftada dört gün gitmeyi planlıyorum.
0
lafıolmaz
(10.08.21)
instagram'da hakan boylan var bir ona bak istersen fena değil önerileri, antrenman programı da yazıyor.
0
anten
(10.08.21)
hocam stronglifts 5x5'e baktın mı hiç?

hem çok basit, hem de kısa zamanda güçlenmeni sağlayacak bir program. ama fit yapmaz büyük ihtimal. powerlifting bir yerde. ben de sıfırdan başladım, yemeğime dikkat ederek şu an 60 kilo squat, 85 kilo deadliftteyim. bu aralar azıcık saldım, 10 gündür gitmiyorum ama çabuk toparlanıyor.

stronglifts.com
0
chezidek
(10.08.21)
Ömrünüzde hiç fitness/bodybuilding yapmadıysanız size bilfiil yardımcı olacak kimse olmadan bench press, squat ve deadlift yapmanızı önermem. Başlangıç için makineleri kullanın derim. Makineler mobilitenizi hazırlamaya yardımcı olacaktır. Biraz güçlendikten sonra serbest ağorlıklara geçmek daha mantıklı. Ayrıca ilk aşamada boş barla değil de mobilite sonrası daha düşük kilo dummbell larla çalışabilşrsiniz. Bir 200 cm bar 18.5-20 kg. Bir nevi elinize 10+10 kg dummbell almış gibi oluyorsunuz. Halbuki sizin kilonuz 5+5 kg dummbelldır.

Programdan önce aletleri deneyerek mobilite ve asgari güç elde edin. Programı ilerleyen zamanlarda kendiniz dahi yazarsınız. Önemli olan her serbest ağırlıktaki hareketi yapabilecek duruma gelin.
0
neysene
(10.08.21)
bir ay boyunca hocanın gösterdiği makinelerdeki hareketleri yap. vücudun anca alışır ve hamlıgı atarsın. sonra program yazılır
bu arada yaşını söyle ve haftada kaç gün gidebileceğini söyle belki yardımcı olmak isteyen olur ve buna göre program önerirler.
eğer zayıfsan sporun yanında düzgün beslenmelisin. o da ayrıca araştıracağın bir konu.
herkese bol şans.
0
dafuq
(10.08.21)
(7)

askerlikten 1 sene yırtmak için aöf mü yl mi?

avatar is back
en alakasız yl'de olur aöf'te olur hangisi kolaysa onu yapmak istiyorum. hayatımda açıköğretimle alakalı bişey duymadım çevremde okuyan yok. askerlik tecili için işe yarar mı? yoksa random bi üniye git yl yap mı dersiniz? (başlasam da seneye haziranda bırakacam zaten umrumda değil). ales 89, puana g
en alakasız yl'de olur aöf'te olur hangisi kolaysa onu yapmak istiyorum. hayatımda açıköğretimle alakalı bişey duymadım çevremde okuyan yok. askerlik tecili için işe yarar mı?

yoksa random bi üniye git yl yap mı dersiniz? (başlasam da seneye haziranda bırakacam zaten umrumda değil).

ales 89, puana güveniyorum ama kabul edilmem kolay olur mu?
0
avatar is back
(10.08.21)
Tezsiz yüksek lisans bölümlerine ALES puanı olmadan da başvurulabiliyor bazı üniversitelerde. O da denenebilir ama ücretli.
0
dissendium
(10.08.21)
@dissendium, tezsiz diye askerlik tecilinde problem olmaz değil mi?
0
🌸avatar is back
(10.08.21)
lisans mezunu isen ki seçeneklerden biri yl olduğuna göre öylesin aöf kurtarmaz. tek seçenek yl zaten. bir üst öğrenim gerekiyor.
0
hadsafhada
(10.08.21)
yl dediğine göre 4+ yıllık bir üniversite bitirmişsin demektir.
üniversite bitirdiğin için üniversite okuyarak
askeriğini tecil ettiremezsin diye biliyorum
diğer seçeneği değerlendir derim; YL yapmak
0
meko
(10.08.21)
Sorun olmaz ama süresi daha kısa.

lee.itu.edu.tr

İTÜ 1 yıl demiş.
0
dissendium
(10.08.21)
İkinci 4 senelik üniversite tecil yapmıyor. Mezun olduğunun hep bir üstüne geçmen lazım. Mesela yl hakkın biterse artık yl tecil etmiyor. Doktora yapman lazım. Özel bir sebebiniz yoksa bence hiç uğraşmayın bu tip şeylerle. Yurtdışına çıkıp dövizli askerlik yapmayacaksanız askerlik tamamlamış beklentisi olan iyi işleri kaçırıyor olacaksınız.
0
neysene
(10.08.21)
TEcil için okuduğunun üstünde bir seviyede devam etmen lazım. Yani 4 sene bitirdiysen yuksek lisans
0
anten
(10.08.21)
(1)

Profesyonel Aşçılık Eğitimi ve Mevcut İş

muslugubozukhayrat
Selamlar, Bu yıl içinde piyasadaki mevcut okullardan birinden profesyonel eğitim almak istiyorum. Ama normalde yaptığım iş bambaşka tabii. Benim gördüğüm bu okullarda bir hafta içi bir de hafta sonu ekibi var. Mevcut işimi bırakmadan (maddi kaygılardan ötürü) hafta sonu grubuna dahil olsam bir süre
Selamlar,

Bu yıl içinde piyasadaki mevcut okullardan birinden profesyonel eğitim almak istiyorum. Ama normalde yaptığım iş bambaşka tabii. Benim gördüğüm bu okullarda bir hafta içi bir de hafta sonu ekibi var. Mevcut işimi bırakmadan (maddi kaygılardan ötürü) hafta sonu grubuna dahil olsam bir süre sonra aşırı bir yorgunluk olur mu sizce?

Yani dersler nasıl geçiyor, aşırı yoğun mu bunu öğrenmeye çalışıyorum. İşini bırakmadan bu okullara devam eden var mı? Ya da msa, usla gibi okullarda eğitim görmüş insanlar da yardımcı olabilir.

Teşekkürler
0
muslugubozukhayrat
(10.08.21)
Bunu yapan tanıdıklarım var.

Kurslar öyle laylaylom hobi maksatlı olmadığı için oldukça ciddi ve yorucu olabiliyor. Bir de öğrendiklerinizi uygulamanız da gerekiyor, arkadaşım evde gece yarılarına kadar yemek yapıyordu kurstan arta kalan zamanlarda. Çünkü sınavları falan da ciddi zorlu geçiyormuş.

Adı üstünde profesyonel aşçılık yani adamlar bu işi meslek olarak yapacak insan yetiştirme derdindeler. O yüzden iyi düşünün.

Mutfak işleri bayaa ast üst ilişkisinin olduğu yerler, fiziksel olarak da çok yorucu bunları da göz önünde bulundurun.

Bir de kurs sonrası bu işi meslek olarak yapma niyetiniz varsa, staj yapmanız gerekiyor belli sertifikalar için. O stajlarda da mutfağın en alt kademesinden başlıyorsunuz
0
anten
(10.08.21)
(4)

Finans Yatırımı Hakkında Görüş

burka
MerhabalarBir konuda düşüncenizi merak ettim. Orta-uzun vadeli bir yatırımcıyım. Al-sat yapmam, büyük trendlere girip yüksek kazanç arayışında değilim. Çok basit bir yatırım felsefem var, çok büyük bir sır da değil zaten. Düzenli alım yapmak, tasarruf ederek tutumlu olmak ve sabırlıca buna devam etm
Merhabalar

Bir konuda düşüncenizi merak ettim. Orta-uzun vadeli bir yatırımcıyım. Al-sat yapmam, büyük trendlere girip yüksek kazanç arayışında değilim. Çok basit bir yatırım felsefem var, çok büyük bir sır da değil zaten. Düzenli alım yapmak, tasarruf ederek tutumlu olmak ve sabırlıca buna devam etmek. Soruma gelirsek:

ETF tercihleri üzerinde duruyorum ve kendimce pek çok araştırma yaptım. Profesyonel yatırımcılar ile de irtibat halindeyim. Onların da tavsiyelerini dinliyorum. Öte yandan geldiğim nokta şu oldu; pek çok alternatif varken aslında hali hazırda kendini kanıtlamış 10-15 tane çok bilindik ETF ortada duruyor. Bunlar istikrarlı şekilde de büyüyorlar, bünyelerindeki şirketler de zaten dünya çapında bilinen markalar. Bu durumda basitçe bu seçimlere yatırım yapmak, düzenli alım yapmak yeterli olmuyor mu? Bunu size soruyorum çünkü ben sonuçlar apaçık ortada iken kendimden şüpheye düştüm :) Sadece alıp birkaç sene dokunmayarak dahi güzel getiri sağlanabiliyor, bunu ben amatör halimle görüyorsam neden başka insanlar görmüyor. Yanıldığım bir nokta mı var acaba?
0
burka
(09.08.21)
Lafi dolandirmadan soyle ozetlenebilir sanirim: Bahsettigin sirketlerin bagli bulundugu borsalara (endekslere) gore bahsettigin ETFler daha cok getiri veriyor gibi gozukuyorsa, aradaki fark kadar ekstra risk vardir. Yabanci, likit, regule edilen borsalarin genel trendinden daha fazla getiri elde etmenin o borsalarin endeks etflerini direk almaya kiyasla esit veya daha az riskli bir yolu yok. Marketten daha cok kazanabilirsin evet, ama daha cok kaybedebilirsin de. Ne kadar diverse bir portfolyo varsa, o kadar az risk, o kadar az potansiyel getiri.

Genel tavsiye hep soyle denir: ne kadar gencsen o kadar risk alma opsiyonun var. "emeklilige" yaklastikca riski azaltirsin, unicorn sirketlerden endeks eftlerine, yas ilerledikce yavas yavas tahvillere vs. vs. cunku gencken gideni yerine koymaya vakit var, ama yaslilikta yok.
0
robokot
(09.08.21)
"Bu seçimlerden" diye kastettiğiniz 3-5 popüler ETF ise yanılmıyorsunuz. Bunun "VWRL/VWCE and chill" diye geyiğini bile yapıyorlar :)
0
bruce mclaren
(09.08.21)
İki sebebi var:

-Bizim insanımız her şeyi çooook iyi bildiği için kendi kafasına göre hisse alıyor satıyor vs. Bu da genelde kulaktan dolma bilgilerle. Şirketlerin bilançolarına ve hisse fiyatlarına bakınca aşırı ilginç bir borsa yatırımcımız var diyorum bazen. Ki ben de uzman bir yatırım danışmanı değilim, ama eğitim aldım. ben bile korkuyorum bir hisse alırken satarken. İnsanlar leblebi alır gibi "kağıt" alıyor.

-Çoğu insan fonlardan habersiz. Ne olduklarını, ne işe yaradıklarını bilmiyor. Repo sanan bile var.
0
anten
(09.08.21)
@robokot
Burada risk sanırım insanların getiri beklentisi olmalı değil mi? Yani genç birisinin (25-40 yaş diyelim) hedefi parasını birkaç katına çıkartmak mı? Çünkü bu bana o kadar gerçekçi ve kolay görünmüyor. Ayrıca yerine koyma potansiyeli var ama herhalde gene sonuçta vardığımız nokta seçimler oluyor galiba. Öte yandan 5 yıllık yatırım sürecinde parasını 2'e katlama imkanı sunan enstrümanlar olduğunu düşünüyorum. Burada yapılması gereken düzenli alım ve elde tutmak. İnsanların zorlandığı kısım bu gibi geliyor bana.

@bruce mclaren
Evet bahsettiğim popüler, Top 10 diyebileceğimiz ETF'ler. Örneğin SPY, QQQ vb. Adı bile zaten açıkça diyor NASDAQ borsada işlem gören top 100 şirket vb. Şirketlere bakıyorum ürünlerini bizzat kullandığım, gözüm kapalı ne iş yaptıklarını sayabileceğim firmalar. Öyleyse işin içine insan doğası ve daha fazlasını istemek mi giriyor sizce, nedir? :)
0
🌸burka
(09.08.21)
(2)

Kickbox kadınlar için?

nefertarii
Anadolu yakasında veya avrupa yakası merkezi yerlerde kadınlara da kickbox dersi veren iyi bir yer var mıdır? Yani şu an pilates / cardio yapıyorum; kas kütlem çok iyi değil hem savunma amaçlı hem de deşarj olmak için öğrenmek istiyorum.Genel olarak hem eğitmen hem de sporun kendisiyle ilgili öneril
Anadolu yakasında veya avrupa yakası merkezi yerlerde kadınlara da kickbox dersi veren iyi bir yer var mıdır? Yani şu an pilates / cardio yapıyorum; kas kütlem çok iyi değil hem savunma amaçlı hem de deşarj olmak için öğrenmek istiyorum.

Genel olarak hem eğitmen hem de sporun kendisiyle ilgili önerileriniz var mıdır?
0
nefertarii
(09.08.21)
@gainlifefitnes

üsküdar merkezde
0
ala09
(09.08.21)
savunma amaçlı kick boks çok beklediğinizi vermeyebilir. Ama iyi kardiyo sağlar.
Kas kütleniz zayıfsa biraz ağırlık antrenmanı da eklemeniz iyi olabilir.
0
anten
(09.08.21)
(11)

sizce orta direk hangi sınırdan başlar

syozkn
ayda 100 bin kazanmıyorsan fakirsinciler de gelmesin ama bir beyin fırtınası yapalım istiyorum.tek olarak da düşünebilirsiniz. çift olarak da. tek başıma 100 bin TL kazanıyorsam orta direğimdir veya çiftler toplam 500 bin kazanıyorsa orta direk bir ailedirler gibi bir yaklaşım istiyorum. iyi bir yaş
ayda 100 bin kazanmıyorsan fakirsinciler de gelmesin ama bir beyin fırtınası yapalım istiyorum.


tek olarak da düşünebilirsiniz. çift olarak da. tek başıma 100 bin TL kazanıyorsam orta direğimdir veya çiftler toplam 500 bin kazanıyorsa orta direk bir ailedirler gibi bir yaklaşım istiyorum.

iyi bir yaşamdan da bahsetmiyorum, kötü bir yaşamdan da. orta direk'in kafamdaki karşılığı geçinmekte zorluk yaşamayan ama geleceğe de öyle aman aman yatırım yapamayan kişiye denir. eskiden memur skalası bu sınıftaydı ama hala emin değilim açıkçası.

hatta şöyle yapalım: çünkü şehir kira açısından baya büyük bir değişken yaratıyor. bunlara/buna aileden tam da yaşadıkları şehirde oturabilecekleri bir adet ev kalmış ve burada yaşıyorlar. istanbul olması şart değil ama büyük şehirlerden birinde diyelim.

hadi bakalım nedir orta direk buyurun.
0
syozkn
(07.08.21)
tek başına yaşayıp 10-15 arası kazanan birisi orta direktir bence. kendimden yola çıkıyorum :D
0
amour fou
(07.08.21)
bence marketten istediğin şeyi alıp yiyebilmek, ayda bir kaç kere dışarıdan yemek söyleyebilmek orta direklik.
0
Acil kan
(07.08.21)
Valla kavram böyle çok keskin bir kavram olmadığı için öncelikle kavram konusunda herkeste bir kafa karışıklığı var gibi. Herkesin orta direk kavramını farklı çünkü.

Benim düşünceme göre memur, emekli ya da bişekil orta düzey geliri olan, yani asgari ücretten fazla alan ancak öyle aldığı ücretin kendisine çok da büyük nimetler sağlamadığı kişidir orta direk. Daha çok toplumdaki en düşük maaş skalasına göre belirleniyor gibi. O yüzden tüm ihtiyaçlarını karşılaması vs gibi bir olay yok, sadece biraz daha yaşanılır şekilde hayatta kalan ancak yine de oldukça şeyden feda etmek zorunda kalan kişidir orta direk. Yani o toplumdaki ortalama insandır orta direk. Bu yüzden memurlar/memur maaşları vs hala oluşturuyor o sınıfı bence.

Illa rakam verecek olursak da 5-6 bin civarı derim.
0
j r r tolkien hayrani
(07.08.21)
Kira hariç
tek 10 bin
hane 18-20

Orta direktir
0
otopsicocugu
(07.08.21)
E bana nick bırakmamışsınız ve jrr tolkien doğru yerden bakıyor. Orta direk eskiden de alt sınırın bir üstünde yaşayan ama sabit geliri olan demekti, Özal’ın lafıydı diye hatırlıyorum. Şimdi de aynı şekilde yaşayan memur sınıfıdır. Hem sayıca toplumda büyük yer işgal eder, hem toplumu ayakta tutan tam da ortadaki direktir. Ekonomi çarkı o orta direkle döner, o yüzden eskiden esnaf, memur zammını sıkı takip ederdi ki memur zam alsın da biraz para harcasın. Çünkü ne kadar harcama o kadar esnaf kazanacak. Şimdi ise ekşide milletin elinden gelse memura maaş vermeyecekler. Halbuki toplumu ayakta tutan orta direk odur işte. Ve aynı düzeyde maaş alan çalışanlar, 5-6 bin yani.

10-15 bin orta direk olsa olsa paralel evrende olur. Türkiye’de halkın bir çoğu bu maaşı alabilmek için uğraşıyor.
0
epitaf
(07.08.21)
Yoksulluk sınırının üstünde bir gelirin varsa orta direksin işte.
0
anten
(07.08.21)
ortalama öğretmen maaşı *2 yaptığında şöyle görüyorum, karı koca hane başına 11-12 bin tl falan giriyor. işte bu rakam bence tam orta direğin karşılığıdır.
0
roket adam
(07.08.21)
"geçinmekte zorluk yaşamayan ama geleceğe de öyle aman aman yatırım yapamayan kişi"

senin tanımından yola çıkarsak, ev kiralarının 2000-3000 olduğu şehirde geliri 6000-9000 civarında olanlar orta direktir derim. kısaca ortalama kiranın 3 katı alıyorsa orta direktir.

insanın kendi evinin olması çok büyük bir rahatlık bu arada. o maslow'un üçgeninin ilk basamağına yerleşmek için gezmek gibi. "he burası katların en genişi la, şuraya yatağı koyarım, çalışma masası da şurda olur, oh iyi la" huehue.
0
chezidek
(07.08.21)
tek yaşıyorum, 10 bin alıyorum. minimal ve tamahkar yaşadığım için yarısını kenara atıyorum. ama daha iyi ev, araba, kurslar, kıyafet, hobiler, alkol alışkanlığım falan olsaydı bu maaş ucu ucuna yeterdi gibime geliyor. ama ortadireklik sadece yaşamak değil. ev alacak kadar kenara para atmak lazım. o yüzden ben tek kişi için min. 12bin 2 kişi için 25 bin diyorum.
0
buenosdias
(07.08.21)
Orta direk bir ülkenin memur, kıdemsiz kurumsal çalışan ve küçük esnaf ortalamasıdır. Kişisel olarak bakıp, bana anca bu yeter diyerek tanım yapmak biraz subjektif olur.

hesabı ailede kişi başına düşen gelir gibi hesaplıyoruz . Tek veya çift veya aile gibi ayrı senaryolarda tutarlar yazmanın daha net hali bu olur sanırım. Bir aileden çalışabilecek durumda olanların her birine ortalama 5 bin TL düşüyorsa yani çiftlerde 10 bin TL , çalışmaya başlamış, veya çalışma çağına gelmiş ama henüz evden ayrılmamış çocuk varsa çocuk sayısına bağlı olarak (2+x)*5k TL gibi bir rakam denebilir.

Bunun üstü hemen zengin değil tabi, orta direğe yakın ara seviyeler ama Türkiye ortalaması 5 bin tldir bence orta direğin başlangıcı.
0
eksisozlukokuryazari
(07.08.21)
5
0
oekuklu
(07.08.21)
(6)

Helikopterler yangın söndürmede uçaklardan ne kadar farklı?

ya ben lan neyse
yangını körükleyebildiğini duymuştum haber kanallarından birinde. söndürme kabiliyeti açısından uçaklarla kıyaslandığında bir oran vermek mümkün mü? 3 helikopter ortalama 1 uçak kadar etkili gibi.
yangını körükleyebildiğini duymuştum haber kanallarından birinde. söndürme kabiliyeti açısından uçaklarla kıyaslandığında bir oran vermek mümkün mü? 3 helikopter ortalama 1 uçak kadar etkili gibi.
0
ya ben lan neyse
(05.08.21)
5 helikopter 1 uçağa bedel diye sallıyorum. Helikopter in tek avantajı manevra kabiliyeti. Onun dışında pek bi avantajı olduğunu düşünmüyorum.
0
olaylar olaylar
(05.08.21)
Yanlış bilmiyorsam uçak daha hızlı ve daha çok su alabiliyor.
0
orient blue
(05.08.21)
Helikopter 2,5 ton ucak 5 ton aliyor. Modele gore degisiyor ikisini de ufak aldim.

Helikopter yangini harliyor fan gibi ruzgar yapiyor.
Tam ustune dokemiyor sicaktan yaklasamiyor.

Ucak alevin tam ustune hali gibi birakiyor. Devamli git gel yapabiliyor suya inebiliyor.

Helikopter kova dolsun diye bekliyor.

Helikopterin tek avantaji golden havuzdan falan doldurabilmesi ortamda deniz yoksa avantaj.
Onun disinda yanginda ise yaramaz bir alet.
Zaten anlatmaya gerek yok goruyoruz.
0
divit
(05.08.21)
Helikopterin en büyük avantajı OGM'nin ormanların içinde yangın için oluşturduğu yapay göletlerden su alabilmesi.

"Helikopterimiz var uçağa gerek yok" demek saçma, ama 40-50 tane helikopter görev yaparken yok görmek de saçma.

Sanırım helikopter sayımız yeterli, ama uçağımız yeterli değil, onu da herhalde "yangın olursa kiralarız" diye düşündü işgüzarlar.

Lan alın 10 tane uçak dursun, koskoca devlet için çerez parası bu!
0
John Bloor
(06.08.21)
İkisinin kullanım amaçları farklı internetten edindiğimiz bilgilere göre. Mantık yürüterek de bazı şeyleri tahmin edebiliyoruz.

Ama yangınlarda ikisini de ortak kullanmak gerekiyor gördüğümüz kadarıyla. Yani biri var diye öbürüne ihtiyaç yok gibi düşünmemeli.

Mesela helikopter havuzdan, gölden bile su çekebiliyor. Uçağın illa ki geniş göllere ya da denize inmesi lazım. Galiba belli göllere inebilen uçaklar da var küçük gövdeli olanlar.

Uçak çok geniş bir alana hızlıca su bırakabiliyor.

Muhtemelen uçağın sortisinin ardından helikopterlerle tek tük yanmaya devam eden yerlere noktasal olarak su ya da söndürücü kimyasal bırakılıyor koordineli bir şekilde.

Çünkü helikopter geniş alana su bırakamadığı için büyük bir yangına yetişmekte zorlanıyor. Uçak da noktasal atış yapamadığı için büyük alanı söndürüyor ama sağında solunda yanmaya devam eden yerler için karadan ya da helikopterle havadan müdahale lazım.
0
anten
(06.08.21)
3 helikopter 1 ucak denilemez cunku her aracin alacagi su orani farkli. ayni zamanda ucaklar suyu helikopterlerden cok daha fazla bir hizla biraktigindan ayni hacimdeki suyla bile yangin uzerinde daha etkili.
0
rm
(06.08.21)
(12)

Dürümcünün "sade tavuk" isteyince tavuğu biraz fazla koyması gerekmez mi?

ya ben lan neyse
hatay dürüm için "sadece tavuk" isteyince marul, patates, mayonez vs. konulmuyor içine.tavuğu gerçekten çok az.şimdi ben hep böyle söyleyince adamı maliyetten kurtarıyorum. 10 liralık dürümün maliyeti 5 liraysa belki 1 lirası bu konulmayanlar. 3 lira tavuk, 1 lira da ekmeği olsun.ama adam hep aynı m
hatay dürüm için "sadece tavuk" isteyince marul, patates, mayonez vs. konulmuyor içine.

tavuğu gerçekten çok az.

şimdi ben hep böyle söyleyince adamı maliyetten kurtarıyorum. 10 liralık dürümün maliyeti 5 liraysa belki 1 lirası bu konulmayanlar. 3 lira tavuk, 1 lira da ekmeği olsun.

ama adam hep aynı miktarda tavuk koyuyor. bu yüzden çok zaman duble isteyip 1 lavaşa sardırıyordum çünkü sade tavuk olunca tavuk yok gibi.

o 1 lirayı da tavuğa ekleyip tavuğu yüzde 33 artırması gerekmez mi? ben gıcıklık yapmak istesem tam dürüm söyler, tavuk harici içeriği çöpe atar adamın karını kısarım. mcdonals'ta yanlış bilmiyorsam peynir vs istemeyince fiyat düşüyor.

bir ara 3 yıl içinde sanırım yüzlerce yedim. belki 1000'i bulmuştur. sırf 1000 lira havadan kazandı adam.

etik açıdan nasıl değerlendirirsiniz? sonuçta param kadar ürün istiyorum. sade tavuk isteyene neden daha pahalıya gelmiş oluyor?

edit: ben yanlış mı biliyorum, mcdonals'ta böyle değil mi? lokantalarda da az kuru, az çorba falan oluyor. mesela yarım porsiyon köfte istiyorsun 10 değil, 5 köfte geliyor. yoğurtlu diyorsun, 2 lira bindiriyor. subway'de malzeme seçtikçe fiyat artıyor...

ben de "sade" diyeyim 1 lira almasın ne var? 1 kere değil ki. 1000 kere yemişim. o 1 lirayı da "ekstra tavuk" için vereyim.
0
ya ben lan neyse
(05.08.21)
Sen tercihte bulunuyorsun, bu sana kıyak geçileceği anlamına gelmez.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(05.08.21)
kime düşünmez bunu. ki öyle bi fiyatlandırma olamaz. adana söyledin diyelim yanındaki domates biberi istemeyip daha fazla adana alabilir misin? hayır. saçma yani bu isteğin. birim fiyatları aynı değil bi kere. aynı olsa bile adam vermek zorunda değil.

adamın hiç umrunda olmaz içeriğini atman. sen uğraşırsın yok yere. adam onu sattıktan sonra ye/yeme hiç ilgilenmez. bu durumda tabağını yarım bırakanlar da mı adamın karını kısıyor :)

değişik bir düşünce. ölücülük oluyor bu :)
0
jelly bear
(05.08.21)
Bunun etik olayıyla falan pek ilgisi yok. Olay sen ve adam arasındaki anlaşmaya bağlı. Bu kadar çok yiyorsan ve durumdan da memnun değilsen gidip adama "diğer malzemeleri koymayıp tavuğu biraz fazla koy" de.

Sen bişey demeyip almaya devam ettiğin müddetçe adam senin olaydan memnun olduğunu varsayar. Yani bişekilde şartlarda anlaşmışsınız gibi oluyor. Memnun değilsen söyleyeceksin.
0
j r r tolkien hayrani
(05.08.21)
knk şuan ülke bataklık içindeyken kimseden eli açıklık bekleme, bazı dürümcüler utanmasalar tavuk dürüme tavuk bile koymayacaklar. tavuk dünyasından yemek sipariş ediyorsun 50 gram tavuk koyup patates kızartmasını abanıyorlar.
0
nahtoderfahrung
(05.08.21)
Mesela ben ise gidiyorum. Idare edecegim toplanti iptal oluyor, bunun uzerine patron bana "bugun cok calismadin, aylik maasindan 50 lira kesiyorum" diyor. Boyle bir sey.

"mcdonals'ta yanlış bilmiyorsam peynir vs istemeyince fiyat düşüyor"
Yanlis. Fiyat dusmuyor. Peynir ekstra. Fazladan bir kofte konmasini istemekten farki yok.
0
hot potato
(05.08.21)
mcdonals'ta böyle değil mi? hahaha :)

O dedigin sadece "kucuk" sehirlerde devamli musterisi oldugun "kucuk" esnaf ile olur belki, adam kiyagina eti biraz fazla koyabilir. Onun disinda mumkunu yok.
0
cooperr
(05.08.21)
Bu hesapla yanında çok sevdiğimiz turşu veya ketçap veya mayonez veya ekstra ekmek olursa ona da para istemeleri lazım. Buna ok misin?
0
etna
(05.08.21)
bence bir sıkıntı yok. yani standart bir ürün var. bunu alsan da almasan da menüde var. araba alırken ben cam istemiyorum sadece bazı parçaları alıyorum demek gibi aslında. sen almak istemesen de onlar standart bir şekilde satılmak için planlanmış. diğer taraftan marulun maliyeti çok arttıracağını düşünmüyorum. 1 lira bile değildir.
0
black mamba
(05.08.21)
Kilo ile satıyor musunuz deyip alabilirsin
0
bir soru sorcam
(05.08.21)
konumuz ürün-fiyat standardizasyonu

bahsettiğin şey ilk olarak çok mantıklı gelsede esasında öyle değil. örneğin XXL beden bir t-shirt düşün fiyatı 50 lira. aynısının XS olanı da 50 lira. sence ikisi de aynı miktarda kumaş ve baskı ile mi yapılıyor? peki fiyatı neden aynı? aynı durum ayakkabılarda da aynı çoğunlukla. ancak tekstildeki gibi keskin değil her zaman. 45 numara ayakkabı ile 37,5 numara ayakkabı aynı miktarda deri vs. malzemeden mi yapılıyor? peki fiyatı neden aynı? (tek beden kalan veya serisonu ürün dışında hepsinin ilk satış fiyatı aynı kabul edilir)

burada söz konusu olan şey ürün fiyat standardizasyonu. aslında farklı beden veya farklı numara varyasyonları olan ürünün giydirilmiş satış fiyatı ürünün ortalama fiyatına tekabul eder. burada ana kıyas ortalama maliyettir.

bu arada mc donalds örneğiniz tamamen yanlış. bu gibi fastfood ürünlerinde her zaman paket menü tekli menüden daha avantajlıdır. yani siz peynir istemezseniz daha ucuz ödemezsiniz. fiyat standarttır. ben mesela genelde et ekmek peynir şeklinde yerim burgeri ve sos,turşu,kıvırcık malzemelerini istemem. ama aynı fiyatı öderim. ancak ekstra peynir isterseniz ekstra para ödersiniz. çünkü standart dışıdır. örneğin big mac menü 31,99 lira fiyatı var diyelim. içerisinde big mac+patates+içecek mevcut ve toplam fiyat 31,99. peki ya sadece big mac hamburgeri kaç para? 29,99 lira. bunun yanına ekstra patates ve içeceği ayrı ayrı alırsanız toplam ödenecek tutar bir üstte yazdığım big mac menü fiyatından daha pahalıya gelecektir. işte tüm bunlar bir ürün fiyat standardizasyonu demektir. ana belirleyici etken ortalama malliyettir.

dönercinin uyguladığı da bu durumlar ile tamamen aynıdır. küçükken, yıllar önce bana da mantıksız gibi gelirdi hep bu durumlar. ancak sonradan kavrayabildim işin özünü.
0
pardus
(05.08.21)
@gabe +1

Ürün tavuk dürüm. Maruluyla, domatesiyle, patatesiyle... Siz bu ürünü almışsınız zaten. Ki dürümcü de ürün çeşitliliğini, stoklarını listelenmiş ürünlerine göre ayarlamış.

Siz liste dışı bir ürün istemiş olursunuz tavuğu arttırmak istediğiniz anda. Mesela 1.5 tavuk dürüm listelenmiştir, ona göre onu seçip 1.5 tavuk dürüm parası vererek tavuk hariç hiçbir şey olmasın diyebilirsiniz. Adam da yüzde 50 daha fazla tavuk koyar.

Diğer türlü sizin talebinizdeki gibi taleple gelse herkes adamın stoklarında çürüyen marul, patates, domates gibi ürünler adama sürekli eksi yazar.

Doğrusu adamın yaptığı. Düşüncesizlik dendiğinde sizin yaptığınızın da düşüncesizlik olabileceğini bilin :)
0
armagan abanuz
(06.08.21)
ben bu "havadan kazandı" olayını anlamıyorum:) Genel olarak bizim ticarete ve alışverişe bakış açımız biraz tuhaf.


Şimdi Matematik olarak da adam haklı. Diyelim ki dürümün içinde 100 gram tavuk, 20 gram da domates olsun.

Tavuk kg fiyatı 30 TL. 100 gramı 3 TL
Domatesin kg fiyatı 6 TL. 20 gramı 0,12

20gram domates gitti. Adam 0,12 TL malzeme çıkartmış oldu.
Diyorsun ki, 20 gram tavuk eklesin. 0,6 TL.

yani adam domatesi çıkarttığı zaman 5 kat daha değerli bir malzeme koysun diyorsun:)


Hadi matematiği kabul etmedin. Adam ben esnaf olsam şunu derim.
Kardeş ben zaten sadece tavuğun parasını alıyorum. diğer garnitür ikram fiyata dahil değil. Yine haklı.
0
anten
(06.08.21)
(7)

pickup - kamyonet hayranlığı olanlara sorumdur

roket adam
hafta sonu bir yerde kampa gittik, orada yol biraz bozuk olduğu için kendi aracımı bırakıp arkadaşın tata kamyoneti ile gitme planı yaptık. yalnız arkadaş böyle bir konforsuzluk, böyle bir çile olamaz. hayvan gibi araç, sağı solu belli değil, içeri çok ses alıyor, süspansiyonlar sert, hayvan gibi ya
hafta sonu bir yerde kampa gittik, orada yol biraz bozuk olduğu için kendi aracımı bırakıp arkadaşın tata kamyoneti ile gitme planı yaptık. yalnız arkadaş böyle bir konforsuzluk, böyle bir çile olamaz. hayvan gibi araç, sağı solu belli değil, içeri çok ses alıyor, süspansiyonlar sert, hayvan gibi yakıyor, vs vs. her halükarda bu pick-up'lar şehir içinde kullanım için tam çileymiş gibi geldi bana.

tamam standart bir sedan konforu sunsun demiyorum ama evden bakkala giderken kamyon kullanıyor olma hissi hiç hoşuma gitmedi. peki şehir içinde kullananlar nasıl idare ediyor? bir hevesle alıp pişman olan çok mu, yoksa benim binmediğim bazı modeller konfor bakımından sedanı aratmıyor mu? böyleyse çile çünkü.

ikinci sorum da abd'nin pickup hayranlığı üzerine. vergiler düşük, benzin ucuz. neden spor arabalar yerine kamyonetlere yöneliyor bu insanlar merak ediyorum.
0
roket adam
(05.08.21)
Amarok, L200, Hilux vs neredeyse sedan konforunda diyorlar. Almaya niyetlendim ama param yetmedi maalesef. YouTube incelemelerinden duyduğum kadarıyla söylüyorum. ABD'de pick-uplar muhtemelen spor arabadan daha ucuzdur bir de adamlarda avcılık vs gibi hobiler olunca pick-up daha mantıklı oluyor onlar için
0
beni sen öldürme
(05.08.21)
tata ya boşuna traktör demiyolar. navara kullandım baya binek araç gibi.
0
hobarey
(05.08.21)
güncel modeller daha konforlu tabi, gördüğüm sıkıntı ağırlık merkezi öne doğru olduğu için sarsılma daha fazla oluyor bozuk yerlerde, konforsuzluk burada ortaya çıkıyor.

Amerikada bizde neden doblo tipi araçlar çoksa o yüzden yöneliyorlar diye düşünebilirsin. Hiluxu almak doblo almak kadar kolay olsaydı vergisi ekstrem olmasaydı burada da bunlar tercih edilirdi bence daha çok.
0
atom karincanin torunu
(05.08.21)
amariga çok büyük memleket, yerine göre arabasız yaşayamadığın ve en yakın süpermarketin 3-5km ötede olabildiği bir yer. e her yer de öyle gıcır gıcır asfalt değil. hem yük taşıma kapasitesi hem de aygır gibi güçlü olması açısından kamyon gibi arabalar tercih ediliyordur. en azından benim görüşüm bu şekilde. yani adam o araçla bazen ufak bir şey için saatlerce yol gitmek zorunda kalabiliyor, bokun püsürün taşın toprağın içine giriyor, kırsalda yaşıyorsa alışverişe bir kez gittiğinde 2-3 alışveriş arabası dolduruyor vs. hal böyle olunca spor araba almanın çok manası yok, alsa nereye gidecek ki? pickup olunca her yere gidersin, gerekiyorsa dünyayı da sırtında taşırsın. kaldı ki amerikanlar muhtemelen isterlerse hem kamyonet hem spor araba alabiliyorlardır, bizdeki gibi 4 bin lira maaş 200 bin lira araba durumu yok ki.
0
der meister
(05.08.21)
Hayranlığım yok, ancak fikir belirtebilirim.

Tata alanlar, iş için gerekliliğinden alıyorlar, Mercedes, Amarok vs. alanlar, keyif için tercih ediyorlar. Bunlar gerçekten konforlu olabiliyor.

Tata'nın pickup'ından beklenti, biraz daha kötü olsa traktör gerekecek yerlere gidebilmesi olsa gerek. Traktör ile karşılaştırırsanız daha konforlu ve hızlı diyebilirsiniz.
0
burfak
(05.08.21)
Şimdi bindiğiniz aracın tata olması zaten başlı başına bir konforsuzluk:)
Ama bozuk yolda en sağlam land rover bile yorar insanı.

Yine de vw amarok, toyota hilux, dodge ram gibi araçlar oldukça rahat konforlu. Amerikalılar da bunları genelde asfalt yolda kullanıyorlar.

ABD'lilerin pickup hayranlığından ziyade büyük araç hayranlığı var. Adamların sedanları da büyük. Ama ülkede ciddi bir nüfus olduğu için, bu çiftçiler de her yola gelen bu araçlarla birçok işlerini halledebildikleri için oldukça popüler.
0
anten
(05.08.21)
Yanlış mı anladım, kendi aracın o yola girememiş bile ama girebilen aracın konforsuzluğundan şikayet ediyorsun? Sizin modeli bilmem ama ön koltuklar epey konforlu bu arada. Sana arkası kalmış herhalde. Şehirde dar yerler ya da park sorunu varsa esas sorun o.
0
osssy
(05.08.21)
(13)

Bilgisayar mühendisliği ama işte aması var

liberal
Bilgisayar mühendisliği okuyacak bir genç var ama aslında sıralamada epey düşük yani bilgisayar mühendisliğini çok aşagı sıralarda bir okulda okuacak muhtemelen kültür veya daha düşük bir okulda.sıralamalarda bu 250.000 olan kişi bilgisayar mühendisliği okuyup mezun olduktan sonra zorlanır mı, zira
Bilgisayar mühendisliği okuyacak bir genç var ama aslında sıralamada epey düşük yani bilgisayar mühendisliğini çok aşagı sıralarda bir okulda okuacak muhtemelen kültür veya daha düşük bir okulda.

sıralamalarda bu 250.000 olan kişi bilgisayar mühendisliği okuyup mezun olduktan sonra zorlanır mı, zira muhendislikte daha sonra sürekli yeni programlar çıkıyor hepsini öğrenmek ve pratik olmak gerekir diye düşünüyorum.

yoksa yanılıyor muyum?

bilgisayar mühendisliğinden mezun olur gider bu kızımız sonra bir yazılım firmasında veya bir şirkette standart yapılması gereken işleri yapar gibi de düşünebilir miyiz.

Benim tanıdıgım bilgisayarcı arkadaşlarımın hepsi cevval ve aşırı zeki oldukları için, bu kız için acaba end veya işletme daha mı uygun olur diye düşünmeden edemedim.

sizce bilgisayar yazsın mı yoksa end. mühendisligi falan mı yazsın.
0
liberal
(05.08.21)
Valla ilk yüze girip mezun olduktan sonra zorlanan da var benim birebir tanıdığım. O biraz bölümü ne kadar sevdiği ve üniversitede ne kadar ders kastığıyla ilgili. Yoksa okuması çok zor bir bölüm değil, kolay bile denebilir hatta.

Piyasada iyi durumda olmak için sürekli kendini geliştirmek ve işi sevmek gerekiyor evet. Ama her bilgisayar mühendisliği mezunu kod yazmıyor. Analizi var, testi var, kod yazması gerekmeyen alanlar da var yani. Onlar o kadar demanding değil. O işleri de yapabilir sonuçta.
0
plutongezegendegilmi
(05.08.21)
@plutongezegendegilmi, kesinlikle haklısınız, bahçeşehir mezunu arkadaşım vardı çok ta çalışkandı ama ben kod yazmayı sevmiyorum diyordu iş analisti olmuştu.

yine de kafam karışık.
0
🌸liberal
(05.08.21)
Abi ben moruk oldugum icin siralama algim biraz bozuk ama 250binde sayisalci o bolumu nasil bitirecek?
O bolumun hakki 50binler falan maksimum.

Bu bolum her okulda zor. En dandik vakifa da gitsin yine ayni dersler var. Ilk 2 senesi matematikle geciyor neredeyse.
0
divit
(05.08.21)
eğer yazılımcı olacaksan diye diyorum, maliyeden tut , üni okumayanlara kadar başarılı ve iyi kazanan bir çok yazılımcı arkadaşım var.

okulun bu konuy ile alakalı ek bir puan kazandıracağını düşünmüyorum bilgisayar mühendisliği okuyarak.

yazılımcılıkta direkt olarak yaptığın işe ve vereceğin referansa bakıyolar gerisi tırı vırı. bu da kendini ne kadar geliştirebildiğine ve popüler ama henüz tam bilinmeyen yeni yazılım dillerini bilmene bağlı. ha bir de türkiye'den bahsediyoruz bilgisayar mühendisliğinde sana neyi ne kadar öğretebilir?

okuyacaksan daha kolay iş bulabileceğin daha garanti bir bölüm varsa onu okumanı öneririm.(hangi bölüm nasıl iş bulur nasıl olur o konuda hiç bir fikrim yok.)

arkadaş adına sormuşsun ama ben sen sormuşsun gibi yanıtladım, daha kahvemi içmedim idare et.
0
killerbee
(05.08.21)
Her bilgisayar mühendisi / yazılımcı orijinal işler yapmıyor. Edebiyat mezunu olup düz kod yazan çalıştığı firmanın işini görüp iyi para kazanan da var. Bankacılık, savunma gibi dikkat gerektiren sektörlerde ciddi kafa patlatan da var. Hani maksat para kazanmaksa yolunu bulursa ODTÜ mezunu da Sütçü İmam mezunu da para kazanabilir.
Ama 2 sene araştırma görevlisi olarak lab. dersi vermiş bir bilgisayar mühendisi olarak 100binin aşağısına mühendis olmayı cidden tavsiye etmiyorum. Kenarlar birer birim artınca alan ne olacak diye formül yazacağız çocuklar paralelkenarın alanını hesaplayamıyordu. İçten içe cinnet geçiriyordum derslerde.. Matematik bilmeyen bu yönde düşünemeyen adamın mühendislik okuması zulüm. Boşuna derslerde zorlanıp meslekten soğuyorlar.
Siz o genç arkadaşımıza tekrar hazırlanmasını tavsiye edin. Bir yıl daha hazırlanıp lise matematiğini halledip öyle tercih yapsın. Lise matematiğini bilmeyen insan bölümde çok zorlanır boşuna 4 sene zulum çeker okuldan soğur.
Bölûmü de kesinlikle İngilizce okusun. Kaynaklar İngilizce olduğu için Türkçe okumak bana mantıklı gelmiyor şahsi fikrim.
0
cilekli pasta
(05.08.21)
Bilgisayar mühendisliği okusun. Benim çevremde çok fazla başarı sıralaması düşük okullardan mezun olup bilgisayar mühendisi var, iyi yerlere geldiler. Bilgisayar mühendisliği okuldan çok öğrencinin kendisini geliştirmesi ile alakalı. Çoğu bilgisayar mühendisi öğrenciyken çalışmaya başlıyor. globalaihub var, bu oluşumdakilerin mezun oldukları okullar bu yazdıklarımı destekliyor. Ek olarak 2 senelik bilgisayar programcılığı okuyup, kendisini geliştirenler bile inanılmaz iyi yerlerde işe giriyorlar, şaşırıyoruz. Bilgisayar mühendisliği, kişinin kendi çalışma azmiyle iyi yerlere gelebileceği bir alan.

Özel üniversitelerdeki endüstri mühendisliği ve işletme eğitimleri çok yetersiz. Devlet okullarındaki öğrenciler özellerdeki öğrencileri yer diyebileceğim bir durum var. Ben nerdeyse hiç endüstri mühendisliğini özelde okuyup iyi bir iş bulan görmedim. bu iki bölüm için aşırı fazla hırslı, girişimci olmak gerekiyor. piyasa kurtlar sofrası gibi.
0
GoodMorningTeacher
(05.08.21)
okumasın ama bilgisayar mühendisliğinden faha kötü bir şey varsa işletme yazıp iibf çukuruna düşmektir. iyi bir üniversiteden mezun olmadıkça yeni mezun mühendisler asla iş bulamıyor lcw'de işe girmek zorunda kalıyorlar. ya da 1-2 senesini kpss'ye verecek ve merkezi atamadan mühendis atanacak bir kuruma. başka çaresi yok pek.

radyoloji, hemşirelik vs düşünsün. tm puanı içinse pdr düşünün.

asla ama asla iibf yazmayın.
0
Hallegadola
(05.08.21)
bizim sektörde ODTÜ İTÜ Boğaziçi vb belli başlı üniversiteler dışında kimse umursamaz nereden mezun olduğunu. bu marka üniversiteler de ilk iş için önemli bir faktör, iş hayatına sadece 1-0 önde başlatır diyelim, sonrası hangi projede ne yaptığındır. ben meslek lisesi çıkışlıyım, dgs'ye hazırlanmadan girip Beykent unide bilg. muh okudum, bana toplamda 3 yıl kazandırmıştı bu hamle, sonra master da yaptım aynı üniversitede, bugün olsa yine aynı yolu izlerdim. 8 yıldır iyi yerlerde, iyi projelerde çalıştım, şu sıralar bir teklifi kabul ettim, bir ay sonra da yurtdışına taşınıyorum, hele yurtdışında kimse umursamaz hangi üniversite...
0
rca
(05.08.21)
zaten bu soruyu sorma amacım buydu.

bundan 20 yıl önce işletmeyi zar zor kazanan sıralama yapanlar şimdi mühendis olma derdinde, ben de dört bes sene sonra pek te bişey ogrenmeden bilgisayar mühendisi olacagına şimdiden gitsin işletme okusun muhasebeci olsun çıksın kafasındayım.

@divit kesinlikle haklısın bence de okumaması lazım.

açıkçası en kötü bir şekilde bilgisayar mühendisliğini bitirse bir sene mba yapsa işletme mezunu ile birebir olacak çünkü işletmede ne ögretiyorlar ki.

yata yata işletme bitirecegine belki biraz kasar da bilgisayarcı olur, ortalama bir işte çalışır en kötü erp'de danışman olur.

Bu yüzden bilgisayar yazmasını istiyorlar. Bu şekilde düşünenler de yanlış mı.

@rca işte sorun burada acaba okulu hakkıyla okuyabilecek mi?
0
🌸liberal
(05.08.21)
nasıl 250bininci olduğu önemli. çok çalıştığı halde anca bu kadar puan alabilen biriyse sakın gidip okumasın. hiç çalışmayıp yan gelip yatan, bir konu, ders vs için masaya bi oturup 7-8 saatini veremeyen biriyse de gidip okumasın. çok kötü sıralama ile girip iyi mezun çıkan var ama liseden beri gözü açık uyanık fırlama tipler oluyor onlar. adam tak tak hedeflerine koşuyor falan.
0
avatar is back
(05.08.21)
@liberasi hakkıyla okumayacaksa ne olduğunun hiç bir önemi yok. mühendis kendinin öğretmeni olmak zorunda, üniversiteden alacağı bilgi ona sadece yol gösterecek, o yoldan kendisi yürümek zorunda. yata yata mezun olursa mezun olduğunda iş başı yapması çok zor, teknik becerilerini bitirme projesiyle göstermesi gerekir. benim karşıma yeni mezun geldiğinde baktığım şey ne projeler yaptığı oluyor, İTÜ veya amcaoğlu üniversitesi mezunu olması bakacağım son kriterlerden doğrusu, öte yandan IT alanında tanıdığım tüm inovatif insanlar, iyi mühendisler genellikle bir üniversiteden mezun değiller gibi bir gerçek de var. o tutku yoksa teknik olmayan alanlara yönelmesi belki de daha mantıklı olur.
0
rca
(05.08.21)
Ben bilgisayar mühendisliği bölümüne 2k ile girdim. Şuan bankacılık sektöründeyim, kod yazmayı sevmiyorum ve dataya yöneldim. İş bulma sıkıntım olmuyor. Maddi sıkıntım olmuyor. İşimi sevmiyorum ama yapıyorum. Bankacılık sektöründe 2 şirket gördüm ikisinde de ilk 30k dan insanlar vardı. Yani bunu çok bile söylüyorum diywbilirim.

Özellikle sınavda çok kötü yapmadıysa
200k sıralama yapmış insanın algısı ile 20k sıralamadaki insanın algısı bir değil. Yarışamaz. Okulundaki herkes o derecelerde olacağı için ona göre eğitim göreceği için mezun olabilir çalışıp. Ama köklü şirketlere giremez. Yeni mezunken iş arama dönemi uzayabilir.

Hani ekşide bi geyik var ya yeni mezun mühendisin 3k 4k maaşı beğenmemesi diye, işte bu başlığa konu olur. Bu maaşları beğenmek durumunda kalır.

İşini çok severse, okulda ve sonrasında kendisine hem sosyal hem akademik anlamda güzel yatırımlar yaparsa iyi noktalara gelebilir. Ama onun için de network lazım.

Mülakat şansını yakalamak için ya tanıdık lazım ya da iyi bi üniden mezun olman lazım.

Yani ölmez açlıktan. Ama rahat bi hayat süremez. Çook uğraşırsa ve şansı yaver giderse 20k derece yapan ortalama bi bilgisayarcının elde ettiği şansları elde edebilir.
0
zimbirik
(05.08.21)
Dürüst olmak gerekirse para kazanma becerisi okuduğun okulla çok alakalı değil.
Yani hiç bilgisayar mühendisliği bile okumadan, "coding bootcamp" gibi 6 aylık kurslar bitirip, wordpress temaları yaparak milyon dolarlar kazanan insanlar da var:)

Bizzat tanıdığım bir arkadaşım uzaktan öğretim 2 yıllık bilgisayar programcılığı bitirdi. Kendi yazılım şirketini kurdu, oldukça da güzel kazanıyor.

Bence şunu tartışmak lazım: Türkiye'de bir bilgisayar mühendisi ne iş yapar? Türkiye'nin ciddi bir bilgisayar endüstrisi var mıdır? Genelde ülkemizdeki bilgisayar mühendisleri yazılım alanında çalışıyor. Ama ülkedeki yazılım endüstrisi de ne seviyede bir düşünmek lazım. Biz genel anlamda ciddi yazılım ithal ediyoruz. Çoğu sektörel yazılım yurtdışından ithal. Birkaç muhasebe uygulaması, erp, e-ticaret altyapıları vb. üreten şirket dışında ciddi bir yazılım şirketimiz yok. Oyun firmaları var tabii, ama o apayrı bir alan ve ilgi.

Haliyle yazılım alanında çalışan mühendislerimiz, genellikle bankaların, e-ticaret sitelerinin, büyük lojistik firmalarının vs internal sistemleriyle uğraşıyorlar. Bu da ne denli tatmin edici bir iştir?


Şimdi bir de şu var. Dünyada yazılım artık biraz mavi yaka işi olarak kabul görmeye başladı. Elbette bir boeing'in otomatik pilot yazılımı ciddi bir mühendislik altyapısı gerektiriyor. Buraya çok ciddi okullardan mezun insanların alınması normal.

Ama orta ölçek bir işletmeye e-ticaret sitesi ve uygulaması yapmak artık kendi kendini yetiştirmiş ortalama bir insanın da yapabildiği bir şey.

Yani kültür üniversitesinden mezun biri iyi bir mühendis olur mu bu tartışılır, ama iyi para kazanabilir mi konusu tamamen kişiye bağlı.

Eğer bu arkadaşımız yazılım konusuna ilgiliyse, çok iyi fırsatlar yakalayabilir.

Learntocodewith.me gibi yerlere bir baksın bakalım öyle karar versin:)
0
anten
(05.08.21)
(7)

iphone se 2020'yi nasıl bilirsiniz?

2027
Selam, 6 yıllık emektar android telefonum sahalara veda etmek üzere. ilk telefonumdu. kucuk ekran olması önemliydi ve su an kucuk ekran(5 inch ve altı) telefonlara baktığımda en uygun seçeneğin iphone se olduğunu goruyorum.1) Android olabilir 5 inch ve altı telefon öneriniz var mı? iphone se iyi mi
Selam,
6 yıllık emektar android telefonum sahalara veda etmek üzere. ilk telefonumdu. kucuk ekran olması önemliydi ve su an kucuk ekran(5 inch ve altı) telefonlara baktığımda en uygun seçeneğin iphone se olduğunu goruyorum.

1) Android olabilir 5 inch ve altı telefon öneriniz var mı? iphone se iyi midir?
2) Internetten alınır mı? Tavsiye eder misiniz? 150-200 tl civarı daha uygun.
3) Internetten alma derseniz nereden almamı önerirsiniz? Garanti vs cok fark ediyor mu? Şehir Ankara bu arada.
4) Simkartım nano değil. o değişiklik işlemini nerede/nasıl yapacağız?
5) Su aksesuarı da al mutlaka dediğiniz bir sey var mı?

Cok Teşekkürler.
0
2027
(04.08.21)
se kullanıyorum, şarjı hızlı bitmesi dışında on numara. Ben amazon'dan almıştım. Yeni kartı 5 dakikada servis sağlayıcınızdan çıkarırsınız, yeni kart olunca bankacılık applerini falan güncellemek gerekebiliyor. Baseus'un 2 metrelik kumaş kaplı şarj kablosunu aldım, mutluyum.
0
whoosie
(04.08.21)
Hem iphone 11 hem samsung aserisi kullanan biri olarak söylüyorum.

Hiç gerek yok. Yeni nesil bir samsung a52, a72 gayet işini görür. iOS dünyasında android'de yaşadığın esnekeliği yaşayamıyorsun.

Her şey bir olay her şey bir sorun:) Kulaklığı dert, bilgisayara bağlaması dert, dosya aktarması dert, şarjı dert, bilgisayardan şarj etmesi dert. Bir şey oldu mesela servisi dert... Randevu alıyorsun vs vs...

O kadar komik apple'ın marketing için yaptığı uygulamalar var ki. Mesela icloud'a uzun süre android'den ulaşmak mümkün değildi. Neden? Çünkü android güvenli değil diye hesabını android cihazdan açamıyorsun. Şimdi de kısıtlı erişim veriyor.

Ben kullanıcı olarak bunlardan çok sıkıldım açıkcası bu kadar yüksek fiyatla bir cihaz aldıktan sonra böyle saçmalıklar uğraşmak istemiyorum:)
0
anten
(04.08.21)
Eger cok oyun app vs ile isiniz oluyorsa se isinizi gormeyebilir cunku sarji pek uzun gitmiyor, onun disinda ben de cok memnunum. iphone 6s’ten se’ye gecis yaptim 1 senedir gayet iyiyiz.

5 icin sunu soyleyeyim sadece; kulaklik girisi diger kulakliklar gibi olmadigi icin (sarj girisinden yapiliyor) kulaklik almaniz lazim eger kullaniyorsaniz. Androiddeki kulaklik calismaz.
0
gibicibicis
(04.08.21)
iphone se 2020 al. pişman olmayacaksın.
0
makarnavodka
(04.08.21)
Kendi telefonum pixel 4a, is telefonu se 2020.
Ikisinden de memnunum.
Ikisinin de pili hızlı bitiyor ama iphone cok daha hızlı.
Iphone ekran dayanikliligi daha iyi.

Ben öneririm ama pil konusu sıkıntı o kesin.
0
logisticsmanager
(04.08.21)
Uzun yıllar android kullanan biri olarak küçük telefon tercih ettiğimden dolayı 1 sene önce ilk iphone cihazım olan se 2020 yi aldım. Söylenildiği gibi pil dışında çok çok güzel bir telefon. Tavsiye ederim.
0
Depik
(04.08.21)
eşime küçük telefon istediği için se aldık, çok memnun, pille ilgili bir sıkıntı da yaşamıyor.
0
ozgur bir kusun hatirati
(04.08.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.