Giriş
(5)

Gömlek üzerine bazı sorular

dahinnotha
*kısa kollu gömleği neden erkeklerde garip buluyorlar? ben başlığı çok gülerek okudum, katılmıyorum da. sık sık giyerim kısakollu gömlek. (bkz: kısa kollu gömlek giyen erkek)*fitness yaparken neden gömlek giymiyoruz? ben başta giyiyordum, sonra kollarım biraz şişti ve beni engeller hale geldiği için
*kısa kollu gömleği neden erkeklerde garip buluyorlar? ben başlığı çok gülerek okudum, katılmıyorum da. sık sık giyerim kısakollu gömlek. (bkz: kısa kollu gömlek giyen erkek)

*fitness yaparken neden gömlek giymiyoruz? ben başta giyiyordum, sonra kollarım biraz şişti ve beni engeller hale geldiği için giymekten vazgeçtim. halbuki kolları daha geniş olup esneyebilen bir gömleğim olsa tercih ederdim (atlet > gömlek > tişört şeklinde rahatlık). varsa böyle bildiğiniz bir marka, önerebilirsiniz.

*benim giydiğim gömlekler hep pamuklu ve doğal. kumaşı yumuşak, tiril tiril, sıcakladığımda önünü açıyorum, sporda terlersem soyunma odasında çıkarmak kolay oluyor, vücuduma yapışmıyor. gece yatarken bile giydiğim oluyor. sabah uyandığımda üzerime alıyorum sabahlık gibi... türlü türlü kullanıyorum. bence tişört'ten daha az nazlı ve kullanışlı. teknik olarak zaten tişörtten farkı önünün açılabilir olması.

*tişört kumaşından gömlek olmaz mı, olursa nasıl olur?

gömlek ayrıca tişörte göre daha yakışıyor, özellikle de omuzu dar ya da vücudu cılız erkekler için.

görüşleriniz nelerdir?
0
dahinnotha
(07.01.22)
başlıktaki yorumları okumadım ama şahsi görüşüm şu, kısa kollu gömlek otobüs şoförü imajı oluşturuyor bende. hepsi değil tabii. keten gömleklerde kısa kol güzel duruyor. bahsettiğim şey klasik gömleğin kısa kollusu.
0
mustafakesekci
(07.01.22)
Kadın & Erkek giyiminde bazı giysiler var, fit hatta biraz kaslı bir vücut istiyor. Erkekler için kısa kollu gömlek bunlardan biri . Eğer geniş omuzlar, sıkı kollar varsa, kısa kollu gömlek gayet iyi duruyor.

Ama kollar zayıf ve cılızsa çok iyi olmuyor. Sebebi kolları geniş biri giyince gömleğin kol kısmı o bölgeyi iyi sarıyor. Zayıf biri giyince dikkat edin kolda boşluk kalıyor. Aynı şekilde kilolu biri giyince de kollar boğum boğum oluyor.

Bizde de düzenli egzersiz alışkanlığı çok yaygın olmadığından genelde bir cılızlık ya da fazla kilo var.

yine aynı şekilde gömlek yakalı olduğu için, omuzları dar biri giydiğinde omuz çizgisiyle boyun arasındaki mesafenin kısalığı daha belirginleşiyor. Dikkat edin aynı sorun omuzları dar biri lacoste gibi yakalı bir tişört giyince de yaşanıyor.

yani fit değiliz genel olarak:) Çoğu insanda durmuyor kısa kollu gömlek. Yoksa yakışana yakışıyor.

Ekşi duyuru moda servisi iyi günler diler
0
anten
(07.01.22)
kisa kollu gomlek sadece clubbing ortamlarinda akar. yani yakasi falan boyle biraz cafcafli olacak, ayrica vertical cizgili kisa kollu gomlekler muthis oluyor.

kotu olan kisa kollu gomlekler berbat duz renklere (kahverengi, sari, khaki yesili gibi) sahip, regular fit olan, kollari da taaa bileklere kadar uzanan tarzdaki olanlar. kisa kollu gomlek ama kollari bileklere kadar uzaniyor. igrenc yani.

diger turlu kisa kollu gomlekte bir absurdluk veya iticilik goremiyorum. tam yaz aksami giysisi.
0
baldur2
(07.01.22)
Kosa kollu olup da kötü görünen gömlekler bildiğimiz kumaş pantolon üstüne giyilen gömlekler.

Gidip efil efil hawaii gömleğini de uzun kollu giyecek diiliz sonuçta.

Ama siz de abartmışsınız biraz, sizde sırf inat olsun diye kısa kollu gömlek takıntısı oluşmuş galiba :) gece yatarken de giyilmez yani, düğmesi falan rahatsız eder en başta :)
0
savidan
(07.01.22)
sporda gömlek nasıl tişörtten rahat olabilir? full likralı gömlekler var penye tarzı. ama gömlek olduğu için düğmeliler. düğmeli bir kıyafet sporda rahat olamaz diye düşünüyorum.

ayrıca yakışıklı ve vücüdun iyi değilse kısa kollu gömlek çok kötü durur.
0
paintov
(07.01.22)
(7)

Hastanelerde yer yok deniliyor? Ne yapacağız?

kırmızıayakkabılıgargamel
Merbaba, Babamız hasta, 55 yaşında, şeker, tansiyon, kalp hastası. Covid pozitif ve ciğerlerine inmiş hastalık, enfeksiyonu da var. 112 özel bir hastaneye götürmüş oksijen seviyesini yükseltmek için ama orada covid servisi yok diye eve göndermişler.Hastane başka bir yere götürmemiş bu arada çünkü ye
Merbaba,

Babamız hasta, 55 yaşında, şeker, tansiyon, kalp hastası. Covid pozitif ve ciğerlerine inmiş hastalık, enfeksiyonu da var. 112 özel bir hastaneye götürmüş oksijen seviyesini yükseltmek için ama orada covid servisi yok diye eve göndermişler.

Hastane başka bir yere götürmemiş bu arada çünkü yer yokmuş diğer hastanelerde. Bu durumda ne yapabiliriz acaba? Yer yoksa nasıl hareket edilebilir? Özelde tedavi ettirme durumumuz yok ne yazık ki.
0
kırmızıayakkabılıgargamel
(07.01.22)
çok geçmiş olsuın bana çok saçma geldi

bildiklerim şunlar.

112 götüreceği hastaneyi kendisi seçmiyor, 112 merkezinden geliyor talimat. gerisi konusunda bilgim yok ama eğer kötüleşirse 50 defa da olsa 112yi arayıp çağırın

yer olup olmaması bizim sorunumuz değil 2 seneden beri hani covid için türlü türlü hastaneler, solunum cihazları bilmemneler yapılıyordu ne oldu?

ulan geçen sene istanbulda yer yok diye taaa kaç şehir öteye hasta götürdüklerini duymuştum kaç defa.
normalde olması gereken şu, özel hastanenin covid servisi yoksa bile sevk etmek için tüm hastaneleri tek tek arayıp yerini ayarlayıp sevk etmesi lazımdı ama bu 112nin özel hastaneye götürme saçmalığının sebebi bazı malum şahsımcıkların özel hastane sahibi olması ve sağlık üzerine mevki makam sahibi olması.
0
killerbee
(07.01.22)
Çok geçmiş olsun. Uzman değilim, önce bunu belirteyim. 112 ekibi oksijen seviyesini düşük bulduysa evde beklerek zaman kaybetmeyin. Covid polikliniği olan hastaneye kendiniz gidin ambulans götürmüyorsa. Yatirmazlarsa medikalden oksimetre ve solunum cihazı almayı araştırın.
0
?
(07.01.22)
112'nin özel hastaneye götürdüğünü ilk defa duydum 112 genelde en yakındaki araştırma hastanesine ya da devlet hastanesine gider.

Eğitim araştırma hastanelerinin çoğunda covid servisi var. Mutlaka aciline götürün. Şehri bilmiyorum ama her şehirde vardır mutlaka 1 tane.
0
anten
(07.01.22)
anten yakın zamanda yaralanmalı trafik kazası dolayısıyla ambulansla acile gittik.

hangi hastaneye gideceğiz diye sorduğumda hastaneyi biz seçmiyoruz112 merkezi bize bildiriyor onu bekliyoruz dedi ve bir özel hastaneye götürdü bizi.
0
killerbee
(07.01.22)
Çok ama çok geçmiş olsun.
Babam kalp krizi geçirdiğinde 112 özele yönlendirdi. 112 özele yönlendirsin sizi yine. Tek kuruş para vermedik biz, siz de vermezsiniz. Üstelik bizde stent falan takıldı yani.
Israrla arayın, normal hastanelerde yoksa özele götürüyor. Özel para almaya kalkarsa da kuruş para vermeyin. 112 yönlendirdi bizi para mara yok diyin. Bir de sizden onay almadan devletin karşılamadığı bir şeyi yapamazlar ama çakallık yapıp yapmaya kalkışırlar size kağıt imzalatmaya kalkarlarsa imzalamayın. Tek kuruş vermeyeceğinizi açıkça belirtin.
0
matilda
(07.01.22)
Pandemi hastanesi acil servisi. Nazar değmesin hastane doluluk oranı yüksek değil, bundan sonra da yükselmez umarım.
0
art pepper
(07.01.22)
Arkadaşlar herkese teşekkür ederim, Çam ve Sakura’ya götürdük yatıracaklar şimdi, tüm hastalara acil şifalar diliyorum :(
0
🌸kırmızıayakkabılıgargamel
(07.01.22)
(2)

websitesi ya da dergi onerisi

martini girl
turkiye gundem ve haberlerinden asiri baydigim icin biraz daha dunyada olup bitenlerle ilgilenmek istiyorum. soyle icinde farkli makaleleri de olan sadece siyaset degil, kultur/sanat ne bileyim guzel bir kitap onerisi ya da kafa acici yazilar da barindiran site oneriniz var mi? bu arada time, econom
turkiye gundem ve haberlerinden asiri baydigim icin biraz daha dunyada olup bitenlerle ilgilenmek istiyorum. soyle icinde farkli makaleleri de olan sadece siyaset degil, kultur/sanat ne bileyim guzel bir kitap onerisi ya da kafa acici yazilar da barindiran site oneriniz var mi? bu arada time, economist gibi dergileri her hafta diledigim gibi okuyabiliyorum bunlar disinda ne olabilir?
0
martini girl
(06.01.22)
Reddit? Subredditler çeşit çeşit, science var, art var, books var, scifi var, upliftingnews var...
0
kobuzchu kiz
(07.01.22)
Wired, monocle, rolling stone, dazed magazine, foreign affairs, mashable, wallpaper magazine, the verge, the next web aklıma gelenler:)
0
anten
(07.01.22)
(7)

protein diyeti ama tatlı

duyurukullanıcısı
protein ağırlıklı sıfır karbonhidratlı beslenmeye başladım ama canım öyle tatlı çekiyor ki bazen boğazdan mideye catlayacakmış gibi hissediyorum.kuruyemiş falan diyorum ama olmuyorne yapmalı?
protein ağırlıklı sıfır karbonhidratlı beslenmeye başladım ama canım öyle tatlı çekiyor ki bazen boğazdan mideye catlayacakmış gibi hissediyorum.

kuruyemiş falan diyorum ama olmuyor

ne yapmalı?
0
duyurukullanıcısı
(06.01.22)
günde 1 tane yeşil elma, 1-2 tane kuru kaysı olabilir.
0
himmet dayi
(06.01.22)
Hocam tatlı yememeniz sağlık sorunları nedeniyle değilse bence yarım porsiyon yiyin. Diyetin sürdürülebilir olması açısından. Çünkü kuru kayısıyı yiyince tatmin olmayacaksınız üzerine bir de tatlı yiyeceksiniz. Gereksiz.
0
ruhen hastayim ben
(06.01.22)
paranız varsa stevialı eritritollü tatlılar alın. maltitollüler işe yaramıyor. aroha'nın stevialı fındık kremaları var nutella tadında. ya da stevia alın evde kendiniz badem unlu, hindistan unlu kek falan yapın. badem de pahalı olduğu için çok yapmayın ufacık bi şey yapıp yiyin mesela. ketojenik diyet tatlılarını araştırın.

bir iki hafta sonra canınız çekmeyecek bu kadar zaten. ağzınıza bi süre karbonhisratı bol meyve falan sürmeyin. çilek böğürtlen belki. şu anda vücut adapte olmaya çalışıyor.

iyi şanslar :)
0
durme
(06.01.22)
alperz +1, kalori az gelince olabiliyor bu. bir de ilk gunlerde normal, yapacak pek bir sey yok maalesef, irade gostermek gerekiyor. onun disinda intermittent fasting deneyebilirsiniz yapmiyorsaniz, o da kan sekerine "hop hemsehrim nereye" deme ozelligi olan bir stil olmasindan kelli karbonhidrat krizlerini cozmede ise yarayabiliyor.

gercek su ki karb tuketimi daha cok istemeye yol aciyor ama ben kendi adima tamamen kesmek yerine azaltip ara ara kacamak yapmayi kendi adima daha basarili buldum. bir ayda 10 kilo verip sonra geri alacagima bu sekilde daha surdurulebilir bir duzen oturtup daha yavas ama istikrarli ilerliyorum, ara sira olculu sekilde tuketince ve genel olarak if + protein agirlikli beslenince cok sarsmiyor, sakin sakin devam ediyorum.

"ben kilo vermek icin yapmiyorum ki" diyorsaniz daha bile iyi zaten, cok endiselenmeniz gereken bir durum degil.
0
der meister
(06.01.22)
Protein bar yenir ya 8-9 gram şeker oluyor. Züber, fellas vs.
0
signore
(06.01.22)
diyetisyen kontrolüyle mi başladınız buna? çünkü sıfır karbonhidrat da biraz iddialı. Benim tanıdığım beslenme uzmanlarının çoğu ufak miktarda da olsa karbonhidrat da almak gerek diyor.

Bu arada robot olmadığımız için öyle katı beslenme kuralları çalışmayacak asla. Aksine bir anda aşırı tatlı yemeye başlayabilirsiniz diyeti sallamadan. O yüzden her istediğinizde değil ama haftasonu mesela 1 öğünde yemekten alıkoymayın kendinizi.

Yoksa bu diyet sürmez.
0
anten
(07.01.22)
Gkfkkfkfk sıfır karbonhidrat dediğinizde bana bi gülme geliyor abi kusura bakmayın. Sen dışarıdan sıfır şeker alayım hiç karbonhidrat tüketmeyeyim dediğinde vücudun şeker dönüştürülebilir aminoasitleri yıkıp onu kullanıyor durduk yere kas kaybediyorsun yapmayın böyle. Karbonhidrat senin düşmanın değil düşmanın olan dandik karbonhidrat seçimi olabilir en fazla. Kendinizi bu kadsr kısıtladığınızda böyle etkileri oluyor, yapmayın.
0
Zaman Tamircisi
(07.01.22)
(13)

"şükür" böyle birşey mi?

füt
insanların, kendisinden daha kötü durumda bir insanı gördüğünde mutlu olması, "şükretmesi" midir?elbetteki değildir. buna eminim.insanların kendisinden daha kötü durumda bir insanı gördüğünde mutlu olması'na ne denir?edit: benim bildiğim, insan şükretmek için "öteki" nin varlığına ihtiyaç duymaz. ya
insanların, kendisinden daha kötü durumda bir insanı gördüğünde mutlu olması, "şükretmesi" midir?elbetteki değildir. buna eminim.

insanların kendisinden daha kötü durumda bir insanı gördüğünde mutlu olması'na ne denir?

edit: benim bildiğim, insan şükretmek için "öteki" nin varlığına ihtiyaç duymaz. yani bir kıyas söz konusu değildir. varlığa da şükreder, yeri gelir yokluğa da şükreder..
0
füt
(06.01.22)
Konu daha geniş izah gerektiriyor ama kısaca söylemek gerekirse
eskiler:
bir şeyin şükrü kendi cinsindendir.
Örneğin insanın maddi durumu iyi olduğunda sadece çok şükür demesi değil ayrıca o maddi imkanla durumu zayıf olanları gözetmesi ve yardım etmesidir.. der
0
Erva
(06.01.22)
sahip olduklarımızın kıymetini onları kaybedince anladığımız gibi, sahip olmayanları gördüğümüzde de anlıyoruz. şükretmeyi kıymet bilmek gibi düşünebilirsiniz.
0
harmanyeri
(06.01.22)
birisinin şükür etmek için daha kötü durumdaki birini "görmesi" gerekmez diye düşünüyorum. az biraz canlandırmayla veya geçmiş deneyimlere dayanarak da şükredilebilir.

aradığınız şey bir kelime veya tanım sanırım. şükretmek az çok karşılıyor bunu sanki. zira şükretmek minnet duymak gibi bir şey. çok kötü durumdaki biri görülüp de, "yatıp kalkıp haline şükret" dendiğinde aslında "bu halde olmamanın sebebi sensin, her ne yaptıysan buna minnet duy, kendine teşekkür et" anlamına geliyor. bence. yani bu bir mutluluk değil sizin dediğiniz gibi, ama bir "rahatlama", "iyi ki" deme durumu. mutlu olana göd derdim ben olsam.
0
posthuman
(06.01.22)
bahsettigin sey icin turkce'de direk bir kelime yok sanirim. almanca'da meshur "Schadenfreude" sozcugu dedigin seyi karsiliyor.

en.wikipedia.org
0
robokot
(06.01.22)
katarsis denir.
aristoteles-poetika falan bakabilirsiniz.
0
rewlack
(06.01.22)
edit: benim bildiğim, insan şükretmek için "öteki" nin varlığına ihtiyaç duymaz. yani bir kıyas söz konusu değildir. varlığa da şükreder, yeri gelir yokluğa da şükreder..
0
🌸füt
(06.01.22)
esasında şükür Allah'a yapılır, düşünmek; tefekkür etmek amaçlı
haline kalpten razı olmak, hoşnut olmak hayatın için

alıntı: Erva
"örneğin insanın maddi durumu iyi olduğunda sadece çok şükür demesi değil ayrıca o maddi imkanla durumu zayıf olanları gözetmesi ve yardım etmesidir.. der"

daha fazlası için emek vermek, insanlara yardım etmek bağlantılı emirler

kötü durumda bir insan görünce kendim için mutlu olmam
o kişi ahirette burdaki dezavantajların dikkate alındığı bir adalete tabi olur diye inanırım
kendim için de aynı şekilde, ahiretteki karşılığı mutlu eder
0
bir soru sorcam
(06.01.22)
şükretmek, başına gelen şeyin iyi mi kötü mü olduğunun ölçülmesiyle başlayan bir şey. bir şeyi ölçebilmek için de birden fazla kere var olması gerekiyor, o yüzden ötekinin varlığı olmadan şükretme eylemini gerçekleştiremeezsin.
0
nahtoderfahrung
(06.01.22)
başkasının ya da kendi kötü haline bakarak şükretmekten ziyade sahip oldukları için mutlu ve müteşekkir olmak bence şükür. zorlayarak yapılacak şey değil, insan mutlu olacak ki içinden şükretmek gelsin.

bendeki tanım böyle.
0
durme
(06.01.22)
Şimdi hatırlamıyorum nerde gördüm ama bir istatistik koymuştu bir sayfa:

-Eğer bu metni okuyabiliyorsan, dünyada okuma bilmeyen 1 milyar insandan daha şanslısın.
-Bugün sağlıklı uyandıysan ve 1 hastalığın yoksa, bu hafta bir hastalık yüzünden ölecek milyonlarca insandan şanslısın.
-Eğer iyi kötü bir sağlık güvencen varsa, hasta olsan bile doktor bulamayan milyonlardan şanslısın.
-Şu an bir savaş, kıtlık, susuzluk, esir düşme gibi riskin yoksa, özgürce gezebiliyorsan 500 milyon insandan şanslın
-İstediğin siyasi görüşü destekleyebiliyor, özgürce ibadet edebiliyor, istediğin tarzda yaşayabiliyorsan, dünyadaki 3 milyar insandan daha şanslısın.
-Buzdolabında yemeğin, dolabında giysilerin, ve başını sokabileceğin sıcak bir evin varsa dünyanın %75'inden daha zenginsin.
-Bankada biraz nakitin, yatırımın bile olsa dünyanın en varlıklı %8'lik dilimindesin.

O yüzden bu elindekiler için şükret, değerini bil ve bu imkanları olmayan insanlarla imkanlarını paylaş gibi bir metin. İstatistikler ne kadar doğru bilemem.

Bence kimse kendinden kötü durumda olanları görünce mutlu olmuyor. Yoktur böyle bir insan. Ama kendinden kötü durumda insanları görünce elindekinin değerini anlıyordur.

Şöyle düşünüyorum, daha büyük ev istiyorsun mesela, daha iyi araba istiyorsun. Alamayınca üzülüyorsun. Arkadaşların yurt dışına çıkıyor sen üzülüyorsun bu sene bütçen olmadığı için. Ya da herkes iphone 13 alıyor sen ortalama bi android kullanıyorsun memnun değilsin bundan içten içe.

Ama mesela evine internet bile bağlatamayan çocuğu görünce, diyorsun ki "yahu öyle böyle benim internet erişimim var". Ya bu da olmasaydı?

Arkadaşın yeni lüks bir araç almış. Senin 2. el mütevazı bir araban var. Özeniyorsun, ama başkasına bakmana bile gerek yok. 2 sene önce soğukta 45 dakika otobüs beklediğin günleri düşünüyorsun, şükürler olsun diyorsun. En azından sağa sola gidebilmeni sağlayan bir aracın var.

babam mesela vefat etmeden önce ömrünün son 1 senesini kısmi felçli geçirdi. Balkona kadar gitmek, orada 1 saat oturmak bile büyük olaydı onun için. Bu tarz durumları düşününce, bırak tatile gitmeyi şöyle sahilde bir oturmak, çay kahve içmek bile ne kadar değerli olabiliyor fark ediyorsun.

Şükretmek sanıldığı gibi aza tamah etmek değil. Elindekinin kıymetini değerini bilmek. Bir karikatür görmüştüm, senin normalin, başkasının hayali olabilir diye.
Yolda ortalama arabada giden bir adam, yandaki lüks 4x4'e bakıyor hayran hayran.
Hemen yanda da tekerlekli sandalyede bir adam o mütevazı arabadaki adamın arabasını kullanabildiğini hayal ediyor kafasında düşünce balonunda. Tam olarak bu durum.

Elindekinin kıymetini bilmek önemli. Elbette daha iyisi için mücadele etmeli insan. Hayal kurmalı. Ama son yıllarda o kadar materyalist bir yaşama geçtik ki, hayallerimize kavuşamayınca elimizdekinden bile nefret ediyoruz.

Çocuklarda çok olur bu, eğer değer bilmeyi öğrenmediyse görürsünüz. Oyuncak ister atıyorum. Evde var ya bir sürü oyuncağın dersin. Onları beğenmez. Öbürünü almadığın için gider onları da kırar falan...
0
anten
(07.01.22)
evet, sizin bildiğiniz doğru.
"ben x'ten iyi durumdayım" diye şükredilmez.
şükür şartlara bağlı olmayan, içten gelen, bireysel bir şeydir.
yani olan hâle, dış koşullardan bağımsız olarak şükredilir.

sabah uyanırsın, bugün de uyandım diye şükredersin.
"başkası uyanamadı, aman ben uyandım çok şükür" dendiğinde o şükür olmuyor.
0
blatta hiberna
(07.01.22)
Şükür kelimesi benim islamiyetle öğrendiğim bir kavram. Allah diyor ki "şükredin ki size nimetimi artırayım". Demek ki şükür denen şey çoğaltıcı, artırıcı bir şey. Bu sebeple de içinden geçirerek veya telaffuz ederek yapılan bir şey olmadığını düşünüyorum.

Bir şeyi ne artırır diye düşününce de ilk aklıma gelen, o şeyi temiz kullanmak, iyi bakmak, onu sağlam/sağlıklı kılmak için gerekenleri yapmak gibi şeyler geliyor. Bildiğin "kıymet bilmek" hatta Doğan Cüceloğlu'nun tanımladığı haliyle "sevmek" yani.

Onun için bana göre şükretmenin Türkçesi kıymet bilmektir, sevmektir. Her konuya da uyarlanabilir diye düşünüyorum.
0
muhayyer divan
(14.07.22)
şükrettiklerimiz, kendi hakkımızda razı olduklarımızdır. etrafta hiç insan olmadan da şükretmek mümkün ise; diğerlerine bakınca yaşadığımız, ancak ve ancak o insanlarda kendi geçmişimizden yansımalar görüp bunları geride bırakmış olma konusunda kendimizi takdir etmektir.
bilinçli ve farkındalığı olan birey, egodan ve materyalden her ne kadar uzaklaşsa da bazen diğerlerinin bu aşamaya gelememiş olmasını hor görebilir. yeterince berrak görebilirse, aniden bu durumun da egosunun başkalarının üzerinden rayonel ilişkilendirmelerde bulunduğunu fark eder ve halen arınmadığını ayrımsar.
0
Etanglement
(14.07.22)
(9)

arabada online iş görüşmesi

bol kepce
çalışan bir bireyim, görüşme yapabileceğim müsait bir alan yok mevcut iş yerimde. mecburen arabamda yapacağım görüşmeyi. garip karşılanır mı?
çalışan bir bireyim, görüşme yapabileceğim müsait bir alan yok mevcut iş yerimde. mecburen arabamda yapacağım görüşmeyi. garip karşılanır mı?
0
bol kepce
(06.01.22)
Arka koltuğa otursan, sol kapıdan sağ kapıta bir örtü gibi bişeyi sıkıştırıp arkaya gersen fon için. Arabada olduğun anlaşılmasa, yapamaz mısın?

Hani karşı taraf "ulan görüşme saatini bile ayarlayamamış, arabada yakalanmış zamana, demek ki sorumlu ve dakik değil" diye düşünür mü acaba?
0
John Bloor
(06.01.22)
Ben çok girdim öyle görüşmeye. Çoğu yer takılmıyordu ama bozulan şirketler de vardı. Buna bozulacak şirkete ben girmem zaten.
0
Gradient_tabanlı_mor
(06.01.22)
ik cıyım, çok kişiyle arabada mülakat yaptım, sahada çalışan adam benimle görüşmek için izin mi alsın?

bence çok normal.
0
benaslinda
(06.01.22)
araba hareket halinde değilse garip karşılanmıyor genellikle. görüşmeden önce çok dikkat dağıtıcı bir açıda olmadığınızdan ve ekranın sürekli hareket etmediğinden emin olun sadece.
0
evde liyakat kalmamis
(06.01.22)
Ben de cok girdim arabada, buna takilan sirkete girme zaten.
0
divit
(06.01.22)
Karşılanmaz ben yaptım, gayet anlaşılabilir bir yöntem. Hatta iş yerindekilerin dikkatini çekmesin diye yakındaki AVM'nin otoparkına gitmiştim:)
0
anten
(06.01.22)
öncesinde haber verirsen daha iyi olur
0
bir soru sorcam
(06.01.22)
görüştüm. gayet anlayışla karşıladılar, hiç öyle ters bi durum yaşanmadı.
cevap veren herkese teşekkürler.
0
🌸bol kepce
(06.01.22)
az önce biri görüşmeye arabadan katıldı. Sürekli karşılaşıyoruz. Sorun edilecek bir durum değil
0
PoscheN
(06.01.22)
(6)

R harfini söyleyemememek ve Dil Terapisi

alaimisema
Selamlar herkese. Yeğenim 5 yaşında. R harfini söyleyemiyor. Biz buna takılmadık. Daha ufak düzelir ya da düzelmese ne olacak ki dedik fakat kendisi kafaya takmaya başladı. Kendi isminde R geçtiği için adını sorana söylemiyor falan. Bunun gibi bir durum yaşayan oldu mu hiç? Dil terapistleri işe yarı
Selamlar herkese. Yeğenim 5 yaşında. R harfini söyleyemiyor. Biz buna takılmadık. Daha ufak düzelir ya da düzelmese ne olacak ki dedik fakat kendisi kafaya takmaya başladı. Kendi isminde R geçtiği için adını sorana söylemiyor falan. Bunun gibi bir durum yaşayan oldu mu hiç? Dil terapistleri işe yarıyor mu bu konuda?

İzmir içinde önerebileceğiniz var mı?
0
alaimisema
(06.01.22)
çok önerebileceğim bir şey yok. lakin kendimden biliyorum, iki çeşit r söyleyememe durumu var. r harfini y olarak telaffuz ediyorsa, hani "ayabanın tekeylekleyi" falan diyorsa bu çocuk dili. özel bir terapiye bile gerek yok, zamanla düzelecektir. ben de ilkokul 2 veya 3'e kadar y olarak telaffuz ettim, sonra düzeldi. oğlum da öyle. 5 yaşındayken hala ayabanın tekeyleği diyordu, o da şimdi düzeldi.

ama ğ veya v gibi telaffuz ediyorsa bu pek düzelmiyor, beyazıt öztürk gibi, aziz yıldırım gibi. küçük yaşta dil terapisi ile biraz yol alınabilir belki.

"baybayoş mu şenin adın guci guci" falan yapmasın kimse yeter şimdilik.
0
kibritsuyu
(06.01.22)
evet, düzeltilebilir.
36 yıldır r'leri tam söyleyemeyen biriyim. arada çıkıyor o ses, arada belli kelimelerde çıkmıyor, çıkamıyor.
dil terapisti arkadaşım basit teknikler vermişti ve bi kaç ay içinde düzeltilebileceğini söylemişti (benim vakamdan bahsetti, her vaka öyle olmaz sanırım); ben de olayın biraz diş-çene yapımdan olduğunu, artık alıştığımı, r'leri iskoçlar/seda sayan gibi bastırma gereği duymadığımı söylemiştim. hala özellikle soyismimi söylerken yanlış anlaşıldığım olur.
0
barankovan
(06.01.22)
Dil ve konuşma terapisi bölümü olan üniversiteler var, bunların uygulama merkezleri de oluyor diye biliyorum. Mesela Anadolu Üniversitesinde vardı. dilkom.anadolu.edu.tr

İzmir'de Bakırçay Üniversitesinde ve Tınaztepe Üniversitesinde bölüm varmış, uygulama merkezleri var mı diye sorabilirsiniz belki.
0
kobuzchu kiz
(06.01.22)
Bende de ufaktan var. Aziz yıldırım örneğindeki gibi çok belirgin olmasa da bazı kelimelerde ğ-v arası çıkıyor bazen. Ama çoğu insan fark edilmiyor diyor. Çocukken daha belirgindi zamanla azaldı. Hiç bu konuyla ilgili bi çalışma denemedim. Belki düzelirdi ama ihtiyaç duymadım. Tabii çocukken taktıysa ona anlatamazsınız. Yaşı da küçük ama arkadaşları falan bişey dediyse takılmıştır.

Çevresinde en azından yetişkinleri uyarmak lazım bu konuyla ilgili şaka, yorum, sevgi gösterisi bile kafaya takmasına neden olur. Ayğan mı iççen sen bakim falan gibi "sevimlilik" deneyen olursa dert büyür:)
0
anten
(06.01.22)
Büyük kızım kibritsuyu'nun dediği gibi r'leri "y" olarak söylüyordu, 5 yaş gibi kendiliğinden düzeldi. Küçük r'leri "ğ" olarak telaffuz ediyordu 5 yaşında hiçbir gelişme görmeyince konuşma terapistine götürmeye başladık. Tesadüftür onun da adının baş harfi R. Bu terapiler sırasında ev ödevleri veriyorlar. Yani haftada bir götürüp düzelmesini beklemiyorsunuz. Ebeveynleri olarak çocuğu düzenli çalıştırdık(hatta biz anaokulu öğretmenini de konuya dahil etmiştik) Böyle böyle belli dil kası egzersizleri ile dili açıyorsunuz. Fiziki bir sorunu yoksa (dil altındaki perdenin çok önde olması gibi) bu iş çözülüyor. Bizimki 6 ayda çözüldü çok şükür.
Bir de o sıralar aşağıdaki üründen almıştık. İstanbul'da olsanız benimkini size vereyim diyeceğim. Ama aklınızda olsun.
duyumarket.com.tr
Edit: gramer filan.
0
SiyamkedisiZorro
(06.01.22)
dil terapistleri işe yarar ve çocuğa r'leri bastıra bastıra konuşma çalışmaları yaptırarak r'leri daha belirgin hale getirmeye çalışabilirsiniz gidene kadar.

benim zamanında ortodonti tedavisi yüzünden s'lerim tıslamaya başlamıştı, konuşma terapisti çözdü olayı. r harfi de çözülür bence. yapısal olarak farklılık varsa dahi çalışmalarla fark edilmeyecek seviyeye bence getirilir.


ve diksiyon derslerinde de r çalışırken r tekerlemeleri üzerinden gidilir. çocuğa r'li tekerleme öğretin yine dil terapistine gidene kadar.
0
durme
(06.01.22)
(4)

AB'ye seyahat: Başka ülkeden gitmek daha mı kolay?

anten
Şubat başı bir Avrupa ülkesine seyahatim var. Bileti epey önce almıştım bu varyantlar yayılmadan.Şimdi kısıtlamalar geliyor. Gideceğim ülkenin de kısıtlamaya gitmesinden korkuyorum. Bazı ülkeler daha rahat hala, malta gibi mesela. Atıyorum ben maltaya gitsem, maltadan asıl gideceğim ülkeye geçerken
Şubat başı bir Avrupa ülkesine seyahatim var. Bileti epey önce almıştım bu varyantlar yayılmadan.

Şimdi kısıtlamalar geliyor. Gideceğim ülkenin de kısıtlamaya gitmesinden korkuyorum.

Bazı ülkeler daha rahat hala, malta gibi mesela. Atıyorum ben maltaya gitsem, maltadan asıl gideceğim ülkeye geçerken sorun yaşar mıyım?
0
anten
(05.01.22)
O ülke Türkiye varandaşlarının girişi kısıtlanmıştır derse istersen uzaydan in. Yine almazlar. Nereden geldiğin değil, pasaportunun nereye ait olduğu önemli.
0
himmet dayi
(05.01.22)
Üsttekine ek olarak o avrupa ülkesinde en az 10 gün kalma şartı da getirebiliyorlar.
0
kaset
(05.01.22)
@kaset, birkaç kişiden daha duydum atıyorum malta'da 10 gün kaldıysan o ülkeden istediğin ab ülkesine geçebiliyorsun pasaporttan ziyade geldiğin ülke önemliymiş.

Hatta bizim sınırlar açılınca, başka ülkelerden türkiye'ye gelen çok olmuş avrupa'ya geçmek için.
0
🌸anten
(05.01.22)
Geldiğiniz ülke önemli +1

A ülkesi 10 gün karantina uyguluyor diyelim. B ülkesine uygulamıyorsa, B’de 10 gün geçirdikten sonra A’ya gidilebiliyor.
0
gayda
(06.01.22)
(4)

Anadolu yakası spor salonu

canercuxy
selamlar,anadolu yakasında, ataşehir, üsküdar civarlarında bir spor salonu var mıdır önerebileceğiniz?
selamlar,

anadolu yakasında, ataşehir, üsküdar civarlarında bir spor salonu var mıdır önerebileceğiniz?
0
canercuxy
(05.01.22)
Eğer beğenirseniz macfit' üye olun 3 ilçede de yeri var:) istediğinize gidersiniz.

Salonlar fena değil, biraz kalabalık oluyor ama ben sabahları gittiğimden boş bulmak mümkün oluyor. Fiyatlar makuldu en son bıraktığımda. Şu avantajdı iş çıkışı gidiyorum mesela levent'e bakıyorum. Aaa kalabalıkmış dur altunizade'ye gideyim diye şak orada devam ediyorum.
0
anten
(05.01.22)
andromeda içerisinde myclub var. spor salonundan anladığımı söyleyemem ama ben seyrek giderim ve gittiğimde de sabah saatlerinde kullanırım. hep sakin ve rahat gördüm + havuzu var. sanırım otopark da veriyorlar.
0
kisa
(05.01.22)
ataşehir için :

clubshape.com
0
t joe
(05.01.22)
Buka Glute Lab.
0
ruhen hastayim ben
(05.01.22)
(4)

spora başlangıçta protein tozu

kondansator
spor salonunda 15-20 dk koşu bandında takılıyorum. aletlerde de 3x11 set olarak 4-5 alet de zaman geçiriyorum. pt nin başlangıç programı olarak geldi. malum, amaç kilo vermek, öyle abana abana ağırlık kaldırma sürecim de yok. gün içinde ihtiyaç kadar protein alamıyorum, bu süreci protein tozu ile de
spor salonunda 15-20 dk koşu bandında takılıyorum. aletlerde de 3x11 set olarak 4-5 alet de zaman geçiriyorum. pt nin başlangıç programı olarak geldi. malum, amaç kilo vermek, öyle abana abana ağırlık kaldırma sürecim de yok. gün içinde ihtiyaç kadar protein alamıyorum, bu süreci protein tozu ile desteklesem bir fayda sağlar mı sizce?
0
kondansator
(05.01.22)
antrenör daha iyi yanıtlar bunu antrenman şablonunu o biliyor. Ama başlarda antrenman sonrası yarım ölçek alıyordum ben.
0
anten
(05.01.22)
Faydadan kasıt 20 gram protein almış olacaksın işte.
0
Zaman Tamircisi
(05.01.22)
Baslangic seviyesinde yeme duzenini degistirip protein almak daha iyi. Artik yemekle alinamayan seviyeye gelince protein tozu kullanmak lazim. Ama baslangic seviyesinde gerekli proteini normal bir yeme duzeniyle almak mumkun
0
ghilleinthemist
(05.01.22)
mümkün mertebe herşeyi gıdalardan almaya çalışmalısın, gıdalardan alamadığın miktarı da supplementler ile desteklemelisin.

günlük protein ihtiyacın 160 gr ise ancak sen 120 gr alabiliyorsan geri kalanını supplementlerden alabilirsin. aynı şey karb içinde geçerli.

ancak bunlar kadar önemli olan bir başka şeyde kalori, ihtiyacın olan kaloriyi de tutturman lazım.

kilo vermeyi düşünüyorsan hali hazırda zaten kalori açığı yaratmalısın, antremanın ihtiyacı olan 2000 kalori ise sen 1800 (rakamları salladım tabii) kalori almalısın ki geri kalanını mevcutda depoladığın yağdan kullansın.

bunların hesabını yapan siteler, yazılımlar mobil appler var.
0
selam
(05.01.22)
(8)

850li numaraların tamamını engellemek

melancholia
Herhangi bir sey kaybettirir mi?
Herhangi bir sey kaybettirir mi?
0
melancholia
(05.01.22)
Bankalar, telekom şirketleri 850'li numaralardan iletişime geçiyorlar, bazı kargo firmaları da öyle. Bitaksi için de lazım.
0
kobuzchu kiz
(05.01.22)
Beni kasko firması aramıştı engellediğim için bakamamıştım, kasko trafik sigortası bittikten sonra tesadüfen öğrendim bittiğini.
0
Zaman Tamircisi
(05.01.22)
sisecam 850'den arayip is gorusmesi yapmaya calisiyor.
Bi kere de baska bir firmada daha denk geldim. Adamlarin ik numarasi boyle.

Mesgule attikca israrla aradilar :)
0
divit
(05.01.22)
Tabii ki. En basitinden, getir'den bir şey soyledin siparişle ilgili sıkıntı oldu adamlar ulasamayacak sana. Bunun bankasi var bilmemnesi var..
0
stavro
(05.01.22)
@sivrisinek benim zamanim ve maliyetim ne olacak?
Bir de bu tarz yalan yanlış bilgiler verip dolandirici oldugu cok net olan numaralar nasil sistemde bariniyor ve devlet buna bir cozum bulamıyor.
0
🌸melancholia
(05.01.22)
Beni danışmanlık aldığımız firma 850'li numaradan aradı.
0
pispinti
(05.01.22)
En basitinden banka sizi bir güvenlik konusuyla ilgili aradığında ulaşamaz. Kartınızdan habersiz bir harcama olduğunda teyit içni banka sizi arıyor mesela ulaşamaz o durumda.
0
anten
(05.01.22)
bir engelleme programı ile 0850 ile başlayan her numarayı engelle diye ayarlarsınız.

Sonra da bankanız, sigortanız vs alakanız olan kurumların numarasını programa girerek güvenli diye kaydedersiniz.
0
John Bloor
(05.01.22)
(8)

Youtube'ta önerdiginiz

Ley
programlar, belgeseller var mı?tamir videosu da olur, ilginc dediginiz, eglenceli veya bilgilendirici, izlemeye deger bulduklarinizi yazarsaniz sevinirim..aynı şeyleri izlemekten bıktım. Duyurucular ne izliyor acaba?Tesekkürler.Ben düsündüm, suna karar verdim (inci kefali, tedx), diger izlediklerim
programlar, belgeseller var mı?

tamir videosu da olur, ilginc dediginiz, eglenceli veya bilgilendirici, izlemeye deger bulduklarinizi yazarsaniz sevinirim..
aynı şeyleri izlemekten bıktım.
Duyurucular ne izliyor acaba?

Tesekkürler.


Ben düsündüm, suna karar verdim (inci kefali, tedx), diger izlediklerim politik seyler.
www.youtube.com
0
Ley
(05.01.22)
phone repair guru.
0
aeroknight
(05.01.22)
ben afrika ile ilgili çekilmiş belgeselleri çok izliyordum bir ara.

Vice'ın eski videoları, Unreported World, RT Documentary benim sevdiğim kanallar.

Liberya'daki iç savaşa ilgili olan;

www.youtube.com

Moritanya'da kız çocuklarını evlilik için zorla şişmanlatan aileler;

www.youtube.com

edit: Tanzanya'daki Cadı Avı;

www.youtube.com
0
rahip janick
(05.01.22)
elorelia
(05.01.22)
Journey to the microcosmos, yüksek kaliteli mikroskop altında çekilmiş videolar yayınlıyorlar. Baya güzel.
0
akhenaten
(05.01.22)
Otomobil restorasyon videoları izliyordum bir ara. Cok fazla var. Artik sıkıldım izlemiyorum ama ilgini ceker belki.
0
stavro
(05.01.22)
100 yıllık eşyaları buluyor ve yeniliyor, özellikle mekanik tornavida ve ütü muhteşem.

www.youtube.com
0
anten
(05.01.22)
since1907
(05.01.22)
melancholia
(05.01.22)
(3)

Hangi arabayı alalım?

zgor
Otomatik vites, turbo motor ve hesaplıca bir şehir içi arabası arıyoruz. Sizce en iyi opsiyon nedir arkadaşlar? Kesin yakın zamanda araştırmış birileri vardır aramızda bunu.Şu anda sıfır araba bakıyoruz, Honda City ideal gibi görünüyor sadece motoru turbo değil. Test sürüşü yaptım biraz rahatsız ett
Otomatik vites, turbo motor ve hesaplıca bir şehir içi arabası arıyoruz. Sizce en iyi opsiyon nedir arkadaşlar? Kesin yakın zamanda araştırmış birileri vardır aramızda bunu.

Şu anda sıfır araba bakıyoruz, Honda City ideal gibi görünüyor sadece motoru turbo değil. Test sürüşü yaptım biraz rahatsız etti hızlanma (accelaration) konusu. Şehir içinde dur kalk yaparken ya da yokuş çıkarken mutlu etmez gibi geldi.

Şmididen teşekkürler!
0
zgor
(04.01.22)
turbo motor, düşük motor hacmindeki araçlara (1.0 gibi) gereken gücün sağlanması için kullanılır. Ya da yüksek performanslı araçlarda ama bu konumuzun dışı:)

Yani bir araç turbolu değilse büyük ihtimalle 1.3-1.5 atmosferik motoru vardır. Muhtemelen baktığınız araç 1,5 motorlu versiyonu.

turbo motorun olayı şu: 3 silindirli bir aracın ürettiği gücü, 1 silindirle üretmesini sağlıyor motorun. Bu da güçten ziyade yakıt tüketimine katkı sağlıyor. Daha az yakıtla aynı gücü üretmek amaç.

Honda city'nin 1.0 Turbolu versiyonu da var mesela. O yüzden turbo var yok çok takılmamak lazım.
0
anten
(04.01.22)
Seat İbiza 2018 ve üzeri tek geçerim.
0
shredd
(04.01.22)
Bu saatten sonra makul fiyata el arabası bile gelmez. İbiza ya da fabia işini görür.
0
robin one persie
(05.01.22)
(8)

Aracın Motorunun Değişmesinin Değerine Etkisi

taipan
Merhabalar duyuru ahalisi.2019 model bir aracım var. Arabadan kaynaklanan bir sebepten dolayı motor arızası verdi. Yetkili servise götürdüm ama arıza büyükmüş. servis garanti kapsamına motoru değiştirdi. Aracım 47 bin Km'de. Şimdi süreç beni biraz rahatsız ettiği için elden çıkarmak istiyorum. Aracı
Merhabalar duyuru ahalisi.2019 model bir aracım var. Arabadan kaynaklanan bir sebepten dolayı motor arızası verdi. Yetkili servise götürdüm ama arıza büyükmüş. servis garanti kapsamına motoru değiştirdi. Aracım 47 bin Km'de. Şimdi süreç beni biraz rahatsız ettiği için elden çıkarmak istiyorum. Aracın piyasası normalde 900k şuan. Araçta bir kaza, boya ve değişen yok. Tramer yok. Kilometresi de sıfırlanmadı. Sizce bu motor değişimi aracın değerini ne ölçüde etkiler? siz olsanız mesela bu araca şüpheyle yaklaşır mısınız?
0
taipan
(04.01.22)
Sizi rahatsız ettiyse, başkalarını da eder. Ben şahsen motordan kuşkulanmam ama motor değişimi esnasında servisin bozduğu başka yerler çıkabilir ondan huylanırım. Başıma geldi çünkü...
0
malheiros
(04.01.22)
markası nedir merak ettim. aracın motoru değişmesi sıkıntılı bir durum değil ancak yeni araçta böyle bir sıkıntı düşündürücü.
0
mikahakkinen
(04.01.22)
Alıcı olsam, olumlu yaklaşırdım. Oh ne güzel sıfır motorlu araç diye :)

Bir arkadaşımın aldıktan 1buçuk yıl sonra başına geldi. Opel motoru değiştirdi. Sonrasında 3 yıl hiç sıkıntısız bindi, sanırım hala da kullanıyor.
0
kaptankedi
(04.01.22)
2019 model bir araçta olması dikkat çeker.

2000 model bir aracın motorunun yenilenmesi kimsede soru işareti uyandırmaz. Ama 3 senelik bir araçta "ne oldu ki acaba" derim.
0
anten
(04.01.22)
Yetkili serviste garanti kapsamında değişmiş, bir sikinti yaratmaz diye düşünüyorum alici acisindan.
0
stavro
(04.01.22)
ben olsam aracı kullanmaya devam ederim açıkçası, şu saniyede aracı elden çıkarırsan ucuza satmak zorunda kalırsın bu sebepten ötürü. ama 7-8 yaşına gelince nispeten bunların çok etkisi olmaz.
0
roket adam
(05.01.22)
@mikahakkinen BMW
0
🌸taipan
(05.01.22)
bmw yeni kasalarında bu arızalar çok oluyor gibi geldi bana. arkadaşımın 2018 318i aracı 40bini geçik motor arızası vermişti. ben preminyum araçta bunu şüphe ile karşılarım. bmw güzel araç ama üzüyor.
0
mikahakkinen
(05.01.22)
(4)

Düşük GPA ile Avrupa'da Yüksek Lisans

Bluesque
Merhaba,Hollanda sorusunu görünce ben de danışayım dedim :)Yaklaşık 15 yıl kadar önce TR'deki iyi okullardan birinde (İktisat) okudum, ancak bölüme ilgim az olduğu için rezalet bir not ortalaması (2.40 altı) ve upuzun bir transkript ile uzun sürede mezun oldum.Yıllar sonra başka bir iyi okulda iş de
Merhaba,

Hollanda sorusunu görünce ben de danışayım dedim :)

Yaklaşık 15 yıl kadar önce TR'deki iyi okullardan birinde (İktisat) okudum, ancak bölüme ilgim az olduğu için rezalet bir not ortalaması (2.40 altı) ve upuzun bir transkript ile uzun sürede mezun oldum.

Yıllar sonra başka bir iyi okulda iş deneyimimin de etkisiyle tezsiz Executive master yaptım. Bu alandaki ortalamam da 3'ün biraz üzerinde, aslında bu alanı daha çok sevdim (Bilişim Sistemleri) ancak çeşitli nedenlerle programı dondurmak zorunda kaldığım için bitirme sürem 3.5 yıl.

Şimdi soru şu: Bir süredir Dijital Pazarlama alanında çalışıyorum, zamanında sevmeyerek aldığım eğitimin yerine severek, istediğim alanda derinleşmek için, devamında da belki yurtdışında iş bulma sürecini kolaylaştıracak bir yerde master yapmayı düşünüyorum. (Baktığım programlar Dijital Pazarlama/ Pazarlama Analitiği/ Marketing) Burs olsa daha iyi olurdu tabii ancak olmasa da kaynaklarımı zorlayabilirim iyi bir seçenek için. Ancak İrlanda ve Hollanda için baktığımda genelde çok katı GPA kriterleri ile karşılaşıyorum (3 hatta 3.4 üstü) İngiltere'ye bütçem yetmez gibi gözüküyor. (Eğitim dilinin İngilizce olması şart olduğu için, sonra da bu ülkelerde çalışabileceğimi düşündüğüm için bunları seçtim, ancak başka öneri de olur) Kalburüstü bir okulda, düşük GPA ancak iş deneyiminin artısıyla eğitim alma şansım hiç mi yok sizce? Bu umudu kesmeli miyim? Ne önerirsiniz? (Aylarca TOEFL GMAT çalış, iyi skorlarlar bu kapılar açılabilir derseniz buna da açığım.)

Teşekkürler
0
Bluesque
(04.01.22)
selam,

1 - "Burs olsa daha iyi olurdu tabii" - burs isini "olmaz" kabul et.

2 - "çok katı GPA kriterleri ile karşılaşıyorum (3 üstü)" - eger bir okul master icin 3 alti GPA istiyorsa zaten ortalamanin altinda egitim veriyordur. Kalburustu, isim yapmis okullar 3.5 ve ustu ister genelde.

3- "Kalburüstü bir okulda eğitim alma şansım hiç mi yok sizce? Bu umudu kesmeli miyim?" Var diyemem, yok da diyemem. Avrupa sistem nasil bilmiyorum ama kuzey amerika'da senin gibi seneler once kotu GPA ile mezun olup yuksek yapmak isteyenler icin "mature student" olayi var mesela. Gidip birkac ders alip kendini kanitliyorsun, eskiden zipirdim simdi aklim basima geldi seklinde iceri girmeye calisiyorsun, ama bu isin ogrenci vizesi kismi ne sekilde halledilir bilmiyorum, buna vize vermeyebilirler. Bir baska ihtimal de tezli yapmaya karar verip hocayi kafalamak. Hocalarin senin GPA'ini override yapma yetkisi vardir, ortalamasi dusuk ama ben bu adami istiyorum diyip aldirabilir. FAKAT, kalburustu bir okulda hangi hoca boyle bir riske girer? Cok cok dusuk ihtimal..
0
cooperr
(04.01.22)
burs işi imkansıza yakın gibi. ama kabul alırsınız ya. 3 üstü isteyen okullara başvurmazsınız olur biter. altındaki okullar da sizin işinizi görür. aylarca toefl gmat çalışıp çok iyi skor alırsanız gpa'in açığını kapatabilirsiniz bu arada. gayet mümkün. o durumda 3lük okullara başvursanız da olabilir. www.thegradcafe.com buraya düşündüğünüz okullara nasıl profiller girmiş diye bir bakın. her şey gpa değil.
0
erenderk
(04.01.22)
Okuldan okula değişiklik gösterir bu durum. Burada öncelikle ne amaçla yüksek lisans niyetiniz var ona göre karar verin.

ben akademik kariyer hedefliyorum ya da iyi okullardan mezun olayım dev şirketlerde çalışayım derseniz evet iyi bir okula kabul almak önemli. Bu not ortalamasıyla olmaz değil, ama çok zor. Eğer okuduğunuz alanla ilgili çok başarılı bir kariyeriniz varsa onun bir etkisi olabilir. Uluslararası bir firmada çalışmak vs. gibi.

Ama derdiniz ab'de çalışma izni alayım da nasıl olursa olsun ise, ortalama okullar da işinizi görür. Genelde devlet okulları bu konuda daha katıdır. Ama özel üniversiteler ödemeyi aldığı sürece devlet okulları kadar katı olmaz.

Bir diğer kriter iş tecrübesi. Eğer alanınızla alakalı iyi bir iş tecrübeniz varsa, ikna edici bir niyet mektubuyla birlikte not ortalaması kadar etkili olabiliyor. İsveç, finlandiya gibi ülkelerin üniversiteleri daha açık fikirli olabiliyor bu konularda.
0
anten
(04.01.22)
2,76 GPA ile top 30 içinde bulunan bir okulda yüksek lisans yapıyorum, 3,5 da isteseler 3 de isteseler başvurmaktan çekinmeyin, cambridge vs. hariç para istemiyorlar zaten başvuru için.
0
valkin rockefeller
(05.01.22)
(3)

50 yaş üstü mavi yakalı almanya'ya göç edebilir mi?

izole
yeni alman hükümeti bu işleri biraz daha kolaylaştıracak diye haberler çıkıyor. mesela şöyle: https://tr.euronews.com/2021/11/25/almanya-vatandasl-k-almay-ve-kalifiye-eleman-gocunu-kolaylast-r-yor51 yaşında meslek lisesi mezunu bir mavi yakalının almanya^da yeni bir hayat kurma ihtimali nedir sizce.
yeni alman hükümeti bu işleri biraz daha kolaylaştıracak diye haberler çıkıyor. mesela şöyle: tr.euronews.com

51 yaşında meslek lisesi mezunu bir mavi yakalının almanya^da yeni bir hayat kurma ihtimali nedir sizce. çevrenizde bunu bşaramış olan var mı?
0
izole
(03.01.22)
imkansız değil ama nasıl ve neden tercih edilecek?
almanyanın göçmen almakta tek ve en önemli motivasyonu oradaki emeklilerin maaşlarını göçmenlerin vergilerinden çıkartarak ödetmek.

meslek bilgisi ve deneyimini bolca "belgeli" şekilde çıkartıp, akredite etmeli.
bir de mesela akıcı (B2 gibi) almancası falan varsa imkansız değil işte.. ama iyi ustayım, yetenekliyim ama okulum yok, dilim yok çalışacağım süre kısıtlı ee? bu açılardan zorlaşıyor.
bir de mavi yaka ama nasıl? su altı kaynak ustası da mavi yaka, düz güvenlik görevlisi de mavi yaka.

mesleğiyle gitmeyecekse yani hemen iş bulmak şart değilse işler tabiki daha kolay.
evlenebilir,
iş kurabilir (ankara antlaşması veya freelancer vizesi) bunlar için biraz avukatlara biraz da işe para lazım tabiki.
dil okuluna gidip kalabilir vs.
0
rewlack
(03.01.22)
Eğer serbest iş kurabileceği bir mesleği varsa (oto tamir, motor ustası, aşçılık vb), bu konuda ustalığını gösteren bir belgesi varsa iş kurabilir. Böylece birçok bariyeri aşmış olur. Ama bunda en önemli kriter maddiyat çünkü iş kurmak dükkan açmak vb ciddi maliyetler.

Bir de dil çok önemli.
0
anten
(04.01.22)
İstenince yapılmayacak şey yok bence. Yaşın ise hiçbir önemi yok.
Şu haber işinize yarar belki;

haberglobal.com.tr
0
olimpia
(04.01.22)
(8)

Mad men'i sevmis birine dizi onerir misiniz?

stavro
Nasıl bir sey istediğimi tarif edemedigim icin begendigim diziyi ornek verdim. Mad men iyiydi. Baska dizi izlemedim. Cinayet dizisi falan izlemek istemem. Mad men'i begenen birine ne onerirdiniz? Bu tarzi sevdim cunku. Karakteri de sevdim. Gercek hayatta karsiligi olan seyleri izlemeyi seviyorum san
Nasıl bir sey istediğimi tarif edemedigim icin begendigim diziyi ornek verdim. Mad men iyiydi. Baska dizi izlemedim. Cinayet dizisi falan izlemek istemem.
Mad men'i begenen birine ne onerirdiniz? Bu tarzi sevdim cunku. Karakteri de sevdim. Gercek hayatta karsiligi olan seyleri izlemeyi seviyorum sanirim mad men'deki gibi. Bu yüzden seri katil dizisi falan sarmiyor beni.
0
stavro
(03.01.22)
six feet under olabilir.
0
blatta hiberna
(03.01.22)
Tabi ki The Sopranos.
0
lüzumsuz adam
(03.01.22)
Better call Saul
Bu arkadaş benim kafadan kesin sever bu diziyi. Bu duyurudan açmak istiyordum
0
olaylar olaylar
(03.01.22)
Vinyl iptal edilsede
0
eja
(03.01.22)
mad man'i izlemedim. pek benzemiyor olsa da boardwalk empire diyorum.
0
nothing in my way
(03.01.22)
man men benim de çok sevdiğim bi dizidir. kesinlikle ilk tercihin the wire olsun derim. daha sonra six feet under, boardwalk empire, the sopranos'tan birini kafana göre seçebilirsin. hepsi mükemmel ötesi diziler.
0
lazylibra
(03.01.22)
Zor :) Sopranos ve six feet under mutlaka izlenir mad men üstüne.
0
anten
(04.01.22)
Succession
0
oldtimer
(04.01.22)
(16)

Aynı maaşa müdürlük veren şirkete geçme

condom kurşunu
Bence geçilir neticede title alıyorsunuz, yan haklarınjz genişliyor ama var mıdır kaçırdığım bir olumsuz taraf aynı maaşa başka şirkete müdür olarak geçmeyle ilgili
Bence geçilir neticede title alıyorsunuz, yan haklarınjz genişliyor ama var mıdır kaçırdığım bir olumsuz taraf aynı maaşa başka şirkete müdür olarak geçmeyle ilgili
0
condom kurşunu
(03.01.22)
Aynı maaşa daha çok sorumluluk mu?

Daha çok maaşa daha düşük pozisyona gidilebilir de aynı maaşa niye müdür olayım? Maaş artışı istesen terfi yollu artışın önü kapalı. Ben olsam gitmezdim.
0
himmet dayi
(03.01.22)
aynı maaşa fazla sorumluluk almam ben.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(03.01.22)
genişleyen yan hakları açmanız lazım. mesela müdür için araç mı veriyorlar? telefon+hat vs mi var? bunlar da mühim. ama 3-5 kuruşluk yan hak için ben de aynı maaşa daha fazla sorumluluk almak istemem.
0
mustafakesekci
(03.01.22)
Yan haklar; araba, genişletilmiş öss. telefon falan zaten şu an da var.

Neticede burayı beğenmezseniz bir sonraki şirkete yine müdür geçebilme durumunuz var.
0
🌸condom kurşunu
(03.01.22)
sıçrama tahtası olarak kullanacaksan evet, geçilir. ben yaptım.
0
gabe h coud
(03.01.22)
Aynı maaşa daha çok sorumluluk mu?????!!!! +1

1.5 sene once ayni maasla daha az sorumlulugu olan bir ise gectim ki yaptigim en iyi tercihti.
0
hot potato
(03.01.22)
İlk kez @gabe'e de katıldım şu soruyla :)

Az sorumluluk çok maaşın sonu aynı işyerinden emekli olmak. Başka iş bulamaz hale getirir.
0
dreamnesiac
(03.01.22)
Patron şirketi değil tabii ama daha ufak çaplı bir yere proje müdürü olarak iş bulsam koşa koşa giderim. Burda sıra usulü ilerliyorken biz ufak yerlerden çok müdür geldi tepemize. 2 sene sonra ver elini daha büyük firma.
Benim aklıma yatıyor, hatta bulabilsem istediğim bir durum.
0
cilekli pasta
(03.01.22)
Müdür, orta-üst düzey yöneticilik şirketlerin en dertli işidir. Çünkü aradasınız. Üst yönetici, ya da patron sizden bir şey bekler.

Muhtemelen sektörlerimiz aynı değil ama ben de uzun süredir yönetici pozisyonunda çalışıyorum. Öncelikle mesleğiniz ne olursa olsun, yöneticilik o işten bağımsız ayrı bir iş. Mimar, mühendis, tasarımcı, yazılımcı fark etmez. Siz artık idareci olacaksınız. İdarecilik de aslında mesleğinizden ayrı bir iş. Artık iş yapmak yerine, süreçleri idare edeceksiniz. İnsan yönetimi, proje ilerleyişi, görev dağılımı, kaynak yönetimi, zaman yönetimi gibi süreçleriniz olacak ve artık çok daha az kendi mesleğinizi yapacaksınız. Buna hazır olun. Mental olarak da, bilgi olarak da.

Ama yöneticilik zor bir süreç. Üstleriniz sizden bir şey bekler. Astlarınız sizden bir şey bekler. Astın da üstün de canı sıkıldığında çözüm için çaldığı kapı siz olacaksınız. Ve aksayan her iş ilk sizden sorulacak. O yüzden aynı maaşa böyle bir işe girişmeden iyi düşünmek lazım.

Title dediğiniz şey beyaz yakalıların birbirini gütmesi için bulunmuş bir sistem. Üstelik bu şekilde para vermeyeyim title vereyim gibi vaatlerle suistimal ediliyor. Günün sonunda artan masraflarınızı title'ınız ya da yan haklarınız ödemiyor.

Son olarak senior seviyede bir çalışan her zaman daha kolay iş bulur. Yönetici pozisyon ise daha zor. Yazılım örneğinden gidelim. Orta ölçek bir e-ticaret sitesi her zaman yazılımcıyla ihtiyaç duyabilir çünkü iş hacmine göre her daim 10-20 yazılımcının çalışması gerekecektir. Ama bu şirketin sadece 1 ya da 2 tane yöneticiye ihtiyacı olacak. Yılda belki 7-8 yazılımcı ilanı verecek ama 2 senede 1-2 tane yönetici arayacak.


O yüzden yine maaşınızın yüksek olması gerekiyor çünkü olası bir işsizlik durumunda bu fazla para sizi koruyacak. Bir de sr'ken her zaman yöneticiliğe adım atma şansınız var. Ama Yönetici seviyeden tekrar alt pozisyona inmek sizin de istemeyeceğiniz bir şey.
0
anten
(03.01.22)
anten +111

Bu çok kişisel bir tercih aslında ama ben de aynı maaşa daha fazla sorumluluk almazdım.
0
mysticriver
(03.01.22)
Gecilir bence.
Uzman olunca da ayni sorumlulugu kilitliyorlar ustune bir de is yapiyorsun. Mudur olunca en azindan isi sen yapmiyorsun.

Ama ayni maasa su an is degistirmek sacma. Zam konularini konus yoksa daha dusuge gecmis olursun.
0
divit
(03.01.22)
aynı maaşa daha çok sorumluluk almak pek mantıklı gelmedi bana. sorumluluk almayı, fazladan çalışmayı sevseniz de mantıklı değil. zira müdür yaparak daha çok sorumluluk yüklediği bir çalışanına, başka bir şirketteki alt seviye personel ile aynı maaşı veren bir yer olması düşündürürdü beni. bunun aynı paraya daha fazla sorumluluk almaktan kaçmayla alakası yok, onların daha fazla sorumluluğa az para vermek istemesi düşündürücü.
0
posthuman
(03.01.22)
O zaman biraz değiştiryeim soruyu. % kaç artışla geçmek mantıklıdır? Extradan araç var onu da göz önünde tutarak.
0
🌸condom kurşunu
(05.01.22)
araç + %15'e hiç düşünmem geçerim
0
mustafakesekci
(05.01.22)
+ %Enflasyon. Böylece aynı maaşa geçmiş olursun:)
0
dreamnesiac
(05.01.22)
Bugün haber geldi %55 zam alıyoruz. Ekim'de ara zam da yapmıştık, bu üstüne. Diğer şirketler de benzer zamlar yapar bu sene.

Bu sene için geçilmez, ciddi kaybın olur.
0
gabe h coud
(05.01.22)
(2)

Kopuk çapraz bağla yapılabilecek sporlar?

ld ibid
sağ dizimin çapraz bağları kopuk. ameliyat konusunda da kararsızım, bir yıl daha bekleyeceğim. günlük rutinim pek değişmedi. merak ettiğim, bu dizle hangi sporları yapabilirim, hangi sporları yapamam veya hangi sporu muhakkak yapmalıyım? daha önce fitness yaptım, bu ara bazı savunma sporlarına mera
sağ dizimin çapraz bağları kopuk. ameliyat konusunda da kararsızım, bir yıl daha bekleyeceğim. günlük rutinim pek değişmedi. merak ettiğim, bu dizle hangi sporları yapabilirim, hangi sporları yapamam veya hangi sporu muhakkak yapmalıyım? daha önce fitness yaptım, bu ara bazı savunma sporlarına merak duyuyorum. onlar hiç olmaz gibi. tavsiyeleriniz?
0
ld ibid
(02.01.22)
Bunu en iyi doktor yanıtlar. Hasar derecesini bilmeden kimse yorum yapamaz. Yanlış yönlendirmiş olurlar. Bazı durumlarda uzun yürüyüşler bile sıkıntı olabiliyor çünkü.
0
anten
(03.01.22)
Sorunun ucu biraz açık gibi. Örnek vermek gerekirse bilardo, dart, okçuluk, satranç vb gibi spor önerileri gelebilir. Yani bunlar aradığın türden sporlar değil sanırım. Masa tenisi de olabilir. Yazarken aklıma geldi. Kürek olabilir belki.
0
hlt1985
(03.01.22)
(7)

sendikaya üye olsam hayatımda ne değişir?

floydian
beyaz yaka çalışan biri olarak sendikaya üye olsam(hangisine tabii o ayrı soru) bana ne potansiyel faydası olur? siz üye misiniz?
beyaz yaka çalışan biri olarak sendikaya üye olsam(hangisine tabii o ayrı soru) bana ne potansiyel faydası olur?

siz üye misiniz?
0
floydian
(29.12.21)
bende hep merak etmişimdir, mavi yaka için faydalı olmalı geçenlerde metal-sen bulunduğum bölgeyi gösteri, müzik, slogan vs haftalarca boğdu işçiler haklarını alıp hallettiler sonunda ama beyaz yaka da hiç karşılaşmadım.
0
babafingo
(29.12.21)
Hicbir sey degismez, sadece aidat adi altinda cebinden ekstra para cikar. Turkiyede dogru duzgun sendikalasma diye bisey yok, var olan sendikalar hep iktidara yanlamis vaziyette.
0
j r r tolkien hayrani
(29.12.21)
İlgili sendikanın çalıştığınız şirkette yaptırım gücü olmaz ise, yani şirketinizde örgütlenememiş ise @jrrth +1

sendikanın örgütlenebildiği iş yerlerinde işçilerin haklarını koruduğuna çoğu kez şahit oldum. Tabii bu sendikasına göre de değişiyor. Hükumete yakın sendikalardan pek bir halt olmuyor ama işini hakkıyla yapanlar da yok değil.

Örneğin önceki çalıştığım şirkette insan kaynakları, pandemi nedeniyle yaşanan üretim duruşlarını (tüm gün üretim kapatma gibi) çalışanların yıllık izinlerinden düşmek istedi. Normalde pandemiye özel olarak bu hakkı tanıdı hükumet işverenlere. Ancak iş yerindeki sendika duruma itiraz etti, çalışanlar örgütlendi ve ik'nın kararını protesto edip kararın geri çekilmesini sağladılar. beyaz yakalar sendikaya üye olmadığı için beyaz yakaların yıllık izinlerinden düşüldü iş yerindeki kapanmalar :)
0
himmet dayi
(29.12.21)
Çok bir şey değişmiyor.
Çalışanların düşündüğü en temel şey olan,
-maaşım biraz daha yüksek olsun arzusunu hukiki yollardan yerine getirmeye çalışan kurumlardır.
Yine ayrıca avukatları aracılığı ile çalışanın haklarını korumayı sağlamaya çalışırlar. Ama sanki bundan pek bahsetmiyolar.

İşinize uygun olan sendika kolunu edevletten seçerek yine hükümet yetkililerinin muhatap alacağı sendikaya üye olmak gerekiyor ki toplu iş sözleşmelerinde bir manası olsun.
Her ay üyelik aidatı kesilir.
(Bazıları toplu iş sözleşmesine kadar hiç aidat almayadabilir ya da standart alacağı aidat daha aşağı da olabilir)
İstediğiniz an da istifa edebilirsiniz.

Toplu iş sözleşmelerine yakın zamanda yetkili olacak sendikaya üye olmak yararlı olacaktır.

Ayrıntısı uzun.
0
Erva
(29.12.21)
Bir kişinin katılmasıyla çok bir şey değişmez ama katılım artıp sendika güçlendikçe tis hakkı olmasa bile işyerinde işverene karşı somit bir güç oluşur. Örgütlenmek iyidir çünkü sadece siz örgütlenince kısa vadede bir getirisi olmasa bile örgütlenme olmazsa sürekli götürüsü, örgütlenme olursa ise komple getirisi olur. O yüzden bu mesele biraz sınıf bilinci ile alakalı. Kısa vadeli çıkarlar yerine nesnel değişimin hangi dinamiklerle geldiği, doğru strateji ve ilişkilerin nerede olduğunu bilip ona göre davranma işi. Tabi ki değişim hem sizin hem de sendika için karar alma süreçleri ve organlara aktif katılımla başlar. Salt üye olup aidat verip hiçbir şeye karışmamak konformizm ve anti demokratik bir bürokrasi üretirken organlarda ve süreçlerde görev almak dinamik, etkili ve demokratik bir sendika sağlar. Bkz. Mensevik parti üyeliği vs. Bolşevik parti üyeliği.
0
prole
(29.12.21)
en güzel örneğini geçen sene özel okul öğretmenleri birlik sendikası'nda örgütlenerek gösterdi. doğa koleji gibi yerlerden haklarını aldılar.
0
patronaj1
(29.12.21)
Maalesef ülkemizde işçi denince akla sadece mavi yakalı geliyor. İşçi hakları da onların haklarıymış gibi düşünülüyor. Çünkü bizde "işçi" kelimesi acıtasyon ve romantizm için kullanılır.

Aynı fabrikada çalışan torna ustası sendikalı, ama finans çalışanı değil. Çünkü finans çalışanı kendini işçiden saymıyor. O yüzden usta akşam 5 dediğin anda şak diye işini bırakıyor. Finanscı sabaha kadar fatura kesiyor.

Çünkü beyaz yakalı çalışanlar "kariyer... başarı hikayeleri... azim... fedakarlık... işe kendini adamak..." gibi ik masallarıyla çok güzel uyutuluyor.

Oysa bir iş yerinde işveren dışında ücret karşılığı çalışan herkes işçidir. İsterse sıfatın genel müdür olsun. O da işçi.

Ama işte bu algı yüzünden, hatta kendine işçi olmayı yakıştıramadığı için, sendikaya üye olan beyaz yaka sayısı az.

Bu yüzden maalesef beyaz yaka çalışanlar için sendikalar bir avantaj sunamıyor. Diğer arkadaşların da belirttiği gibi, sendikanın gücü iş yerindeki üye sayısı arttıkça artar.

Oysa maalesef en çok sömürülen işçiler beyaz yakalı işçiler. (Bak beyaz yakalı işçiler deyince bile yadırgıyorsun :)

Mesela AB ülkelerinde hemen her iş kolunun sendikası vardır.

Ayrıca beyaz yaka iş kültüründe maalesef "rekabet" teşvik edildiği için, yurdumun beyaz yakalısı da bu tuzağa düştüğü için birbirlerinin kuyusunu da kazarlar.
0
anten
(29.12.21)
(13)

Babamın pazar çılgınlığı, bu normal mi?

hadi ya la
Kendisi 64 yaşında, annemle birlikte iki kişi yaşıyorlar evde. Köyde yoksulluk içinde büyümüş, meslek sahibi olunca durumu düzelmiş biri.Kendimi bildim bileli her gün iş çıkışı şehrin farklı yerlerinde kurulan pazarlara gidiyor. Kilolarca ihtiyaç olmayan sebze meyve ile geliyor eve. Geçen gün 10 pak
Kendisi 64 yaşında, annemle birlikte iki kişi yaşıyorlar evde. Köyde yoksulluk içinde büyümüş, meslek sahibi olunca durumu düzelmiş biri.

Kendimi bildim bileli her gün iş çıkışı şehrin farklı yerlerinde kurulan pazarlara gidiyor. Kilolarca ihtiyaç olmayan sebze meyve ile geliyor eve. Geçen gün 10 paket peynir almış, bembeyaz sünger gibi 10 kilo domates ve onlarca poşet ihtiyaç olmayan sebzeyle gelmiş. Neredeyse her gün böyle

Annem de her seferinde yakınıyor, anlatamıyorum bu adama diye bana dert yanıyor. Bütün balkonlar, dipfriz, buzdolabı, kiler ağzına kadar gıdayla dolu. Her hafta kilolarca sebze meyve çürüdüğü için çöpe gidiyor. Anneme kullan işte yemekte yeriz diyor ama bunun mantıklı bir açıklaması yok.

Bu normal olabilir mi, ne yapabiliriz?
0
hadi ya la
(27.12.21)
Oniomania, bir hastalıktır. Psikiatrik destek almanız lazım.
0
Mirket
(27.12.21)
çarşı pazar işi hobisi olmuş. ihtiyaçtan fazla almak tabi ki normal değil.
0
lazpalle
(27.12.21)
Bence de alisveris hastaligi var. Bunu kiyafet kozmetik falan ilgisi olmadigi icin gida alisverisiyle yansitiyor.
0
hot potato
(27.12.21)
aa aynı benim babam. benim gözlemime göre 1. can sıkıntısı ve hobi olarak yapıyorlar bunu
2. bol alışveriş yapıp eve gelince saygı görecekmiş diye düşünüyorlar

ülkemizdeki 60 yaş üzeri erkekler normal değil bence, düzelmez.
0
dafuq
(27.12.21)
bu artık ülkemizde yaşamanın ve mutsuzluğun bir sonucu. sürekli tasarruf etme kar etme kafa yapısıyla bozulan algı. bir sürü emekli ve travmatik kişide görülen hareketler.
0
mikahakkinen
(27.12.21)
Maalesef hayatın bir döneminde yoksulluk ya da yokluk yaşamış insanlarda yaşanan bir durum.

Şimdi imkanım varken alayım, ilerde bir aksilik olur alamam düşüncesiyle alıyor.

Bir dönem ben de yaşadım benzerini oradan biliyorum.

Bir de diğer arkadaşların dediği gibi, yaş ilerledikçe ben işe yaramıyorum algısı oluşuyor büyüklerde. O yüzden "bak yemek getirdim" gibi şeylerle işe yarar hissetmeye çalışıyor. Anladığım kadarıyla aranız kötü değil. Bazı konulara dahil edin. Fikrini alın falan. Önemli hissetsin.

Konuşmayı deneyin baktınız olmuyor bir destek iyi olabilir. Uygun bir dille anlatırsınız.
0
anten
(27.12.21)
Bi gün satın alıyorsa bi gün gıdayı işlemekle geçirmeye ikna edin. Kurutsun, kavanoz yapsın, reçel yapsın vs. Böylece hem yemekler bozulmaz, hem daha az alışveriş yapar, hem de işe yarar hissetmeye devam eder. Fazla şeyleri de komşulara, ihtiyaç sahiplerine falan dağıtırsınız.
0
plutongezegendegilmi
(27.12.21)
Bunun üstüne gitmek lazım, benim önerim pazar tezgahı kiralayıp. Bir süre halden bolca alsın satsın. Belki rahatlar içi. Alma duygusu körelebilir.
0
ykyt
(27.12.21)
En guzel yorumu dafuq yapmis. Yoksulluktan degil.

"bol alışveriş yapıp eve gelince saygı görecekmiş diye düşünüyorlar"

Suradan super peynir buldum muhabbeti gibi iste. Peynir kimsenin umrunda degil.
Adam bir sekilde "ise yariyorum hala olmedim" davranisi gosteriyor.

Duzelmez ben duzelen gormedim.
Pazari birakinca da baska seye saracak. Atiyorum saatci bulacak hergun onu darlayacak.
Haftada 2 kere evdeki saatleri tamir ettirecek.
0
divit
(27.12.21)
babam da sürekli çay bardağı alıyor. alışveriş hastalığı işte sosyalleşmek için çarşı pazar geziyor. yapıyor böyl şeyler babalar.
0
Hallegadola
(27.12.21)
normal değil. azaltmasını sağlayabilirsiniz. baba bana 1 kilo kars kaşarı alır mısın gibi? hedef verin. dedem de sezonluk ürün seçer şu sıralar şehir dışından pekmez getirtiyor. herkese getiriyor.ama atılmıyor.
0
gatherer
(27.12.21)
@plutongezegendegilmi + 1 —burada önerilen satın aldıklarını işlemek uğraşı, bir yakınımız için işe yaramıştı. bir sürü domates aldıysa; gel otur bunun salçasını yap o zaman diyeceksiniz. hem meşgul olmuş oluyor, hem daha işe yarar hissediyor, hem de mutfaktaki dengeyi (her yerin dolup taşması) az buçuk kavrayınca daha dengeli alışveriş yapmaya başlıyorlar.
0
kaptankedi
(27.12.21)
hobi bahçesi en güzel çözüm.

arkadaşımın babası 2 dönüm bahçe arazisi aldı. sıfırdan herşeyiyle 2 katlı ev ve sebze bahçesi, kümesler vs. hepsini kendisi yaptı tek başına, yardım almadan. bir yerden sonra kendini amorti de eder. salkım domates satar, ot satar (reyhan, semizotu vs) keklik, tavşan satar, organik yumurta satar.
0
gabe h coud
(27.12.21)
(2)

Instagram takipçisi nasıl alınıyor?

spackinq
Ücreti nedir? Var mı öyle bir şey?Halı hazırda 600 takipçi var. Müzik sayfası olacak.
Ücreti nedir? Var mı öyle bir şey?
Halı hazırda 600 takipçi var. Müzik sayfası olacak.
0
spackinq
(26.12.21)
intagram'ı bilemem ama Twitter için almıştım zamanında. Takipçiler öyle şakkadanak gelmiyor, birkaç hafta bekliyorsun yavaş yavaş geliyor. Bir süre sonra da yine yavaş yavaş yok oluyor feyk profiller.
0
msb
(26.12.21)
Hiç o taraklara girmeyin. Instagram anlıyor genelde. Anladığında da hesabınız banlanır.

anlamasa bile, sizi takibe alanlar fake olduğu için etkileşimde bulunmuyor. Yani bir içerik yayınladığınızda 600 follower'ın 50'si beğenecek atıyorum. 5000 followerınız olunca yine 50-60 beğeni gelince bu sefer sayfanın etkileşim oranı düşük görünecek. İnstagram sizin içeriklerinizin tırt olduğunu düşünmeye başlayacak ve daha az öne çıkaracak.

İçeriğiniz iyiyse, doğru tekniklerle zaten 1-2 ay içinde 1000li rakamlara ulaşırsınız kolayca.
0
anten
(27.12.21)
(6)

bursayı bilenler bakabilir misiniz? (anksiyete krizi içerir)

kakamelsokoban
Selam sevgili duyurucular. eşimin işi dolayısıyla 2 3 aya bursaya taşınma durumumuz var. uzun zamandır bunu konuşuyorduk, bir anda netleşmeye başladı işler ancak biz pek araştırma yapmamıştık. önümüzdeki süreci iyi değerlendirmemiz lazım.şöyle bir üstünkörü yaptığımız araştırmayla oturmak için en iy
Selam sevgili duyurucular. eşimin işi dolayısıyla 2 3 aya bursaya taşınma durumumuz var. uzun zamandır bunu konuşuyorduk, bir anda netleşmeye başladı işler ancak biz pek araştırma yapmamıştık. önümüzdeki süreci iyi değerlendirmemiz lazım.

şöyle bir üstünkörü yaptığımız araştırmayla oturmak için en iyi yerlerin nilüfer ve mudanya olduğunu söylediler. 4 yaşında bir kızımız var iyi anaokulu, ilkokul vs imkanları bulunan, çok kalabalık ve gürültülü olmayan (istanbuldan biraz da o yüzden kaçıyoruz çünkü) bir yer bulmak istiyoruz.

lakin bir yandan da inanılmaz bir deprem korkum var benim. biz bursaya gidiyoruz heyoo diye müjdeyi verdiğim herkes naptın sen bütün şehrin altından fay hattı geçiyor güle oynaya ölüme gidiyorsun vs diyerek anksiyete krizlerimi azdırdı resmen! haritalar falan attılar nilüferin altı komple fay hatta bursa tamamen deprem bölgesiymiş. google'a yazdığımda da zeminin tamamen alüvyal toprak olduğu, binaların %65i civarının depreme dayanıksız olduğu falan yazıyor.

durum böyle olunca önceliğimiz sağlam zemin ve sağlam ev oldu haliyle. hem sağlam hem de iyi okullara yakın nereleri önerirsiniz? bir de tutacağımız evin sağlam olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? mesela maks 5 yıllık bina olursa kafamız rahat olur mu?

maks 3000-3500 kirayla en fazla 3 katlı hatta mümkünse 1-2 katlı ve bahçeli ev bulabilir miyiz? müstakil olarak değil de az katlı apartman dairesi. lüks vs değil de güvenlik peşindeyiz daha çok. ikinci olarak da iyi okullara yakınlık.

bir de önerebileceğiniz kreş ve anaokulu varsa süper olur, muhiti belirledikten sonra okul araştırmasına da gireceğiz çünkü.

bilgi verenlere şimdiden teşekkürler
0
kakamelsokoban
(21.12.21)
Ailem bursada oturuyor (bursalı değiliz) o yüzden yanlarına giderken mudanyadan çok geçtim özellikle sahile yakın bir çok yeni bina var. 2019 sonrası (yapı denetim sistemi katılaştı, beton numunelere aselsan üretimi takip çipleri koyma zorunluluğu, yapı denetim-müteahhit müşteri ilişkisi kaldırıldı) yapılan binalar daha bir projeye uygun yapılsa da 5 senelik binalarda da problem çıkacağını sanmıyorum. Yönetmelikte güvenlik katsayısı gayet yüksek şekilde üretime izin veriliyor. Ama burası türkiye, canın garantisi yok diyelim. Bir de izmirdeki deprem gibi kötü duvar ve sıva işçilikleri nedeniyle depremde üzerinize sıva düşmeyeceğini bilemeyiz tabii ki

Fay hattına yakındır evet fakat bu deprem merkez üssünün nerede olduğuna göre değişir.

Nilüferi görmüşlüğüm var fakat pek gezme imkanım olmadı. Dediğim gibi mudanya sahil gayet lüks konutların yapıldığı yerler. Emek metroya doğru bu yapılar devam ediyor.
0
Unde bach canim
(21.12.21)
hocam öncelikle bu iş şans işi.
,
yani tabi bina yeni olsun, deprem gözetilerek yapılsın ama 12 binalık sitede, 4 tanesi un gibi olurken, 4 tanesi 90 derece öne yatmış, 4 tanesinde hiç zarar yok camları bile kırılmamış. yani tamamen o binanın oturduğu zeminin yapısından dolayı. bu dediğim olayı gölcük depremi helikopter görüntüleri diye yazarsanız bulabilirsiniz.

google haritalardan bi bakın, setbaşı denilen bi semt var, se başı'nın sonunda yukarıda dümdüz bir cadde var ve bu cadde böyle polis okuluna kadar dediğiniz gibi müstakil evlerle dolu. lokasyon uyar mı uymaz mı hiç fikrim yok.

ama tabi öyle villa tipi bursa içinde haliyle çok zordur bütçeye göre.
0
killerbee
(21.12.21)
eğer evden çalışacaksanız mudanya bir ihtimal olabilir derim. aksi halde düşünmeyin bile. çünkü trafiği berbattır. bütün şehir bir gidiş bir geliş 2 yolda günü geçiriyor. sokaklar dar, park imkanı azdır. ve hafta sonu tüm bursa mudanya'ya akar. çıldırırsınız. gerçek manada çıldırırsınız.

ayrıca gemlik üzerinden geçen fay hatta körfezden mudanya'nın çok yakınından geçiyor. verdiğiniz fiyat aralığında en iyi ve en yeni evleri Özlüce bölgesinde bulabilirsiniz. Burası Bursa'nın Ataşehiri denilebilir. Gerçi burasının zemini büyük oranda bataklık ama uzmanların da dediği gibi deprem değil konut öldürür, jetgroud kazıkla yapılan temele sahip bir binada endişeniz minimum seviyeye düşebilir. Ayrıca bölgede çocuğunuz için çok iyi kreşler ve okullar da mevcut. Metroya yakın bir ev tutarsanız arabanıza gerek bile kalmaz. Ha eğer deprem korkunuz çok ağır basarsa Bursa'da en iyi zemin Çekirge semtinde olduğu söylenir. Burası 70 ve 80'li yılların en lüks semtiydi Bursa'nın. Hala oturan kalitesi diğer yerlere göre bir nebze de daha iyidir. Oraya bakabilirsiniz.
0
duster
(21.12.21)
Daha önce benzer durumda bir süre Bursa'da yaşamış biri olarak Özlüce ve Balat bölgesine bakmanızı öneririm, evlerin çoğunluğu yeni ve merkezi güzel yerler.
0
mysql34
(21.12.21)
Deprem konusu o kadar tesadüf ki... Haklısınız korkmakta ama bence bunun için bir destek alın derim yoksa yaşanmaz öyle.

İki örnek vereyim, 17 ağustos marmara depreminde eskişehir'de bir bina yıkılmış. Ne alaka değil mi? ama olmuş.

Bir diğer arkadaşımsa en çok etkilenen bölgelerden birinde sağlam bir evde kurtardı kendini.

Sanıyorum şehrin bir tarafının zemini daha iyi. o fiyatlara belki mudanya dolaylarında ev bulursunuz.
0
anten
(21.12.21)
Üçevler veya çamlica bolgelerine bakin. Hem sakin hem de az katli binalar, villa tipi konutlar vardir. Ozluce yeni yerlesim elbet binalar saglamdir ama ova ve zemin bataklik. Dedigim bolgeler ise yuksek bolgeler. Ozel okul bakimindan oldukca zengin bir ildir bursa.
0
rockinside
(21.12.21)
(5)

Dolar mı borsa mı?

spackinq
Dolardan kazandığım 25.000 TL var. Bu parayı borsa'ya adım atsam mı yoksa beklemeye devam mı etsem emin olamadım. Bugün ilk kez uzun vadeli bir yatırım için Borsaya adım attım. 160 TL ile 10 tane iyi firmalardan kağıt aldım. Şu an yaklaşık +%21 ile 5 TL yakın para kazanmış vaziyetteyim. :)(((Uzun va
Dolardan kazandığım 25.000 TL var.
Bu parayı borsa'ya adım atsam mı yoksa beklemeye devam mı etsem emin olamadım.

Bugün ilk kez uzun vadeli bir yatırım için Borsaya adım attım. 160 TL ile 10 tane iyi firmalardan kağıt aldım. Şu an yaklaşık +%21 ile 5 TL yakın para kazanmış vaziyetteyim. :)
(((Uzun vadede)))) sizce bu 25 bin TL'yi borsada mı değerlendirmeliyim yoksa dolardan devam mı etmeliyim.

Ve borsa ile ilgili(öğrenmek amaçlı) beğendiniz tavsiye ettiğiniz videoları, kişileri ve siteleri paylaşırsanız çok sevinirim.

Teşekkürler
0
spackinq
(20.12.21)
borsadan geliyorum dolara devam et
0
sizofren06
(20.12.21)
borsadan geliyorum borsaya devam et.

şaka bir yana esas mesele maliyet. nereden maliyetlendiğin.
doları 6-8-10-13-15 liralardan maliyetlenmiş kişilerin kazançları ve endişeleri bambaşkadır.

keza borsa için örnek olarak tüpraş'ı ele alırsak 70-80-100-125-190 liralardan maliyetlenmiş kişiler için de aynı durum geçerli.

en doğrusu 10 lira veya 10 milyon farketmez paranı bölmelisin. düşen marketlerden misal borsadan ve kriptodan alımlar yap. ne alıp almayacağın tabi ki sana kalmış. riskini her daim böl. paranın çoğunluğu en az risk gördüğün yerde kalsın.

kişi olarak serkan çelik'i takip ediyorum ben. kendisi alttan mal alıp sabretmesini bilir. arada illa ki tutturamadıkları da olur bunu da kendisi söyler. %100 tutturan adam yalan söylüyordur zaten veya gerçekten çoook uzun vadecidir maliyetlerini uzun vadede düşürür.
0
lazpalle
(20.12.21)
Geçen gün dolar bazında BİST-100 grafiğini sormuştum. Sağ olsun arkadaşlar da göndermişti. Bu duyuruya ekliyorum. BİST-100'ün dolar bazında 2013'ten beri düşüş trendinde olması neden dolar yerine borsaya yatırım yapılmaması gerektiğini özetler nitelikte.

tr.tradingview.com
0
himmet dayi
(20.12.21)
Borsa kazancini usd bazli degerlendir oyle karar ver. Dolar ÷50 artmisken ÷21 borsadan kazanmissan zarardasin. Dolar ÷10 artmissa ve sen borsadan ÷21 kazanmissan kardasin.
0
hayley williams ile evlenecek genc
(20.12.21)
Aslında teknik olarak dolardan para kazanıyor muyuz?

Yoksa miktarımızın alım gücünü mü koruyoruz?

Şöyle izah edeyim sorumu, 100 dolar aldık 1 sene önce. 7,68'den. 768 TL verdik.
Bugün o 100 doları sattığımda elime yaklaşık 1700 TL geçiyor. Görünüşte %100'ün üstünde bir kâr var.

Ama 100 dolarım hala 100 dolar:) Yani ben market alışverişimi aylık olarak sanal marketten tamamlarım. Bu sayede ay ay ne kadar masrafım olduğunu görebiliyorum. Geçen sene bu aylarda temel ihtiyaç masrafım 1000 TL civarıyken, bu ay 1700 TL'ye yaklaştı. Yani 100 doların alım gücü çok değişmedi, ama TL'nin alım gücü azaldığı için aynı ürünü almak için daha çok TL'ye ihtiyacım var.

Eskiden 1 ürün için 10 TL getirmem gerekiyordu. Ama şimdi satıcı diyor ki, senin 10 TL artık 10 tl gücünde değil, sen bana 20 getir. Atıyorum bu örnekleri tabii. Ama kabaca mantık bu. Haliyle dövizle kâr ettim algısını ben yanlış buluyorum. Alım gücünü korudum diyorum kendim. Ama bu benim kişisel görüşümdür, bir yatırım tavsiyesi ya da finansal tavsiye niteliği yoktur:)

Gelelim Borsa'ya. Borsa'da TL bazında yatırımdasınız. Yani dolar karşısında yatırımınızı korumak ve kâr edebilmek için doların artışından daha fazla değerlenen şirket bulmak gerek. Dolar bir yılda %100 civarında arttı. Bist'te böyle değerlenen kaç şirket var? Elbette var, benim dolar bazında kar ettiğim hisselerim oldu 1 sene içinde. yani 100 dolarım varken atıyorum 120-130 dolara gelen hisselerim oldu. Ama yerinde sayanlar hatta 100 dolarken 80 dolara düşenler de oldu. Eğer borsa'ya yeni girdim diyorsanız iyi düşünün bu adımları atmadan.

Ben bu yüzden fonları vs. takibimde tutuyorum. Ama orada da farklı riskler söz konusu. Ha birazdan meta, bnb, btc diyenler gelir:) Onlara da karışmam hiç.

Dediğim gibi bunlar benim kişisel sorularım ve kişisel görüşlerim. Yatırım tavsiyesi değil yani. Elinizdeki nakit size ait. Alabileceğiniz riskleri de düşünün mutlaka. Sırf getirisi yüksek diye riske edemeyeceği hareketlere kalkışan sonra üzülen çok insan var.
0
anten
(20.12.21)
(2)

Elon Musk'ın Tesla hisselerini satması ?

senbensennedenbenlen
Yabancı fonların düşmesine sebep olur mu?Örneğin: IPJ
Yabancı fonların düşmesine sebep olur mu?

Örneğin: IPJ
0
senbensennedenbenlen
(17.12.21)
O fon sadece tesla'dan oluşmuyor.
Buradan tüm fon içeriğini görebilirsiniz. Tesla hisselerinin oranlarını falan.

www.kap.org.tr
0
anten
(17.12.21)
Tesla hisseleri zaten dustu. Icinde tesla bulunduran fonlar da ayni anda dustu, arada zaman farki yok.
0
hot potato
(17.12.21)
(5)

avrupa'ya taşınırken min ne kadar hazırda para tutmak gerekir?

baldan kaymak
örn 10 bin eur yeter mi? ortalama bi avrupa ülkesi için düşünebilirsiniz.Tahminen 1 yıla gitmeyi düşünüyorum. Şu kadar paranız yoksa kalkışmayın tutarını soruyorum. Teşekkürler
örn 10 bin eur yeter mi? ortalama bi avrupa ülkesi için düşünebilirsiniz.

Tahminen 1 yıla gitmeyi düşünüyorum. Şu kadar paranız yoksa kalkışmayın tutarını soruyorum. Teşekkürler
0
baldan kaymak
(17.12.21)
vasıflı mı gidiyorsunuz? gittiğinizde iş hazır olacak mı yoksa "kervan yolda düzülür bir kapağı atalım da" mantığıyla mı soruyorsunuz? bunlara göre değişir miktar bence.
0
marlonbranda
(17.12.21)
arkadaş 10 bin eur ile gitti, işi ters gitti, hepsini harcayıp geri döndü.

minimumu yok bu işin. çok fazla değişken var.
0
gabe h coud
(17.12.21)
Ulkesine ve yasam standartlariniza gore cokca degismek uzere, baska hic bir gelir olmadan, 10 kisiyle ayni odada ranza, her gun bir baget, 10 gr peynir durumunda 300-400, 3-4 kisi paylasimli ev, lidldan etikete bakarak alisveris durumunda aylik 700-800, tek basima kalayim durumunda minimum 1000-1200€ sabit gider olur. Disarida yedin ictigin ve beklenmedik harcamalar haric tabi her durumda. Acil bi yere gitmen gerekir taksiye binersin 30€ yazar, oturma izni almaya gidersin su belgeyi al der, 150€luk sigorta yaptir, 50€ belgedir, buna 20€ harc pulu yapistir der vs... Buna gore hesaplayabilirsin.
0
mirafiori
(17.12.21)
Ülkeye, iş durumuna vs göre değişir.

bir iş bulursan ilk birkaç aylık masraflarını idare edebilirsin.

ülkeye göre 2-3 ay, belki 4-5 ay idare edebilir.
Ama iş güç ayarlamadan böyle bir maceraya atılmak risk. İyi düşünerek alın o riski.
0
anten
(17.12.21)
3.5 ile gittim ama normalde esimin ailesinin evinde kalacaktik zaten. Daha yola cikmadan is buldum, vardiktan 3 gun sonra görüşme, 10 gun sonra işe başladım.

Sonra o isi sevmedim tekrar geri döndüm. 4 ay sonra buldum.

10 bin euro eger cok pahalı bir şehirde olmazsaniz ve cvsi saglam biriyseniz yeter. Bu ne kadar hızlı is bulacak bir cv ve is grubunda olmaniza bağlı.
0
logisticsmanager
(18.12.21)
(6)

Dolarla yatırım

not sure if serious
16bin dolarla ne yapılır? Vadelide getirisi aylık 80 cent gibi bir şey.Oturmasın çalışsın pezevenk keh keh
16bin dolarla ne yapılır? Vadelide getirisi aylık 80 cent gibi bir şey.

Oturmasın çalışsın pezevenk keh keh
0
not sure if serious
(16.12.21)
valla bence bankadan al nakit olarak tut.
0
neira
(16.12.21)
dolarla yatırım zor hikaye. altın alabilirsiniz. coin alabilirsiniz.
0
co2s2
(16.12.21)
kripto dolar alıp stake yapın. yüzde 10 faiz veriyorlar.
0
xrated
(16.12.21)
Avalanche aginda USDC.e cevirip oh.finance sitesinden stake edebilirsiniz, yillik tahmini yuzde 15 getirisi olur.
0
tahtakafa
(16.12.21)
amerikan borsasına girebilirsin.
0
false pretension
(16.12.21)
Yabancı borsaların alım satım komisyonları az değil, Türkiye'deki aracı kurumlardan işlem yaparken. Onu iyi araştırın. Yabancı borsalara yatırım yapan fonlar var bir de.
0
anten
(16.12.21)
(7)

Yabancı ülkede yaşayacak kadar İngilizce Seviyesi

put it in your appropriate place
Eğer fırsatını bulursam niyetim yurtdışında çalışmak. Tabii kolay değil ama yine de denemeye değer.Şimdi merak ettiğim yabancı ülkedeki insanların İngilizce seviyesi nasıl? Oraya gittiğimde, yeri geldiğinde normal muhabbet, yeri geldiğinde goy goy yapacak seviyede olmak istiyorum. İşte yeri geldiğin
Eğer fırsatını bulursam niyetim yurtdışında çalışmak. Tabii kolay değil ama yine de denemeye değer.

Şimdi merak ettiğim yabancı ülkedeki insanların İngilizce seviyesi nasıl? Oraya gittiğimde, yeri geldiğinde normal muhabbet, yeri geldiğinde goy goy yapacak seviyede olmak istiyorum. İşte yeri geldiğinde board game ortamı olduğunda kuralları anlayabilirim.

Yds'e çalışıyorum ilkbahardakine ama girer miyim bilmiyorum. İngilizce haber siteleri, zaman zaman kitap ve The Economist gibi dergileri okuyorum. İngilizce altyazı filmler, diziler izliyorum ama bazen vaktimi boşa harcıyormuşum gibi geliyor.

Ne yapabilirim İngilizce'yi geliştirmek için?
0
put it in your appropriate place
(15.12.21)
Öncelikle

1 - Kimse kusursuz bir İngilizce beklemiyor
2 - Aksan umursanmıyor

Yaptığınız meslek özelinde anlamanız gereken şeyleri anlayabiliyor ve gereken seviyede iletişim kurabiliyorsanız yeterli. Tabi burada bir skala var; örneğin daha teknik bir iş yapıyorsanız ve iletişiminiz birkaç kişiyle sınırlıysa işiniz daha kolay olur ama mesela sunum yapmanızı, insanlarla sık sık tooplantıya girmenizi gerektiren bir işiniz varsa yine yukarıdaki iki husus geçerli olacak şekilde görece daha iyi bir İngilizce avantaj sağlar.
0
salihdt
(15.12.21)
abi ana dili İngilizce olmayan ülkede çalışacaksan kimse süper dil beklemez, diğerleri de çok iyi olmuyor çünkü. iş görecek kadarı yeter ama o da işin ne olduğuna bağlı. bazı durum vardır sadece mail atarsın, bazı iş var sürekli telefon görüşmesi ve hatta sunum vs. yapman beklenir, o açıdan net konuşmak zor. yds gibi sadece kağıt üstünde soru üzerinden becerin ölçen sınavları çok dikkate alma derim ama yüksek olması tabii ki olumlu.

istisnalar dışında İngilizce bilmek yurtdışında iş sağlamaz ama. önemli olan işi yapıp üstüne yurtdışına çıkacak donanıma sahip olmak. benim ingilizcem oldukça iyi, mülakatta filan teklemeden gavur gibi konuşurum, her konuda kavga ederim, biraz rusçam da var ama kariyer.net'te cv'me kimse açıp bakmıyor bile :) çünkü yaptığım bir iş yok, sadece dil biliyorum. atıyorum petrol mühendisi olup üstüne ing rus bilsem belki kazandığım parayı koyacak yerim olmaz ama şu an bir işe yaramıyor, kız bile düşmüyor çünkü 30 yaşında yırtık pantulla gezen adamı kim ne yapsın?

kısacası İngilizceden çok işe odaklan derim, yurtdışına çıkarırsa iş çıkarır. dil ekstrası olur. kimse iyi İngilizce biliyor diye gidemiyor, başka sebepler lazım.
0
der meister
(15.12.21)
İzlemek dinlemek bir yere kadar. Konuşmadığın sürece hiçbir yere varmaz. "Anlıyorum ama konuşamıyorum" seviyesinde kalırsın.

Gittiğin ülkeye göre de değişir ihtiyaç duyduğun ingilizce. Mesela italya ispanya gibi ülkelerde zaten onların da berbat ingilizcesi. ama bizim gibi beden dili çok kullanırlar bir şekilde derdini anlatırsın.

Çalıştığın sektörle de alakalı. Atıyorum grafik tasarımcısındır ya da yazılımcısındır. Orada iş kendini anlatır, ingilizce seviyenin anlamı olmaz. Ama marketing işindesindir orada çok önemlidir dil seviyen.

Cambly dene bence.
0
anten
(15.12.21)
Bence cevaplardaki genellemeler biraz anlamsiz. Butun 'yabanci ulke'ler ayni degil. Ukrayna'da yeterli olabilecek ingilizceyle Hollanda'daki seviye cok farkli. Beyaz yaka/masa basi is istiyorsan gelismis ulkelerde ingilizce seviyesi beklentisi daha yuksek, ana dilleri ingilizce olmasa bile. Hizmet sektorunde de yerel dil on plana cikacaktir.
"Kimse kusursuz bir İngilizce beklemiyor" sadece yazilim vs gibi cok talep goren bir mesleginiz varsa gecerli olabilir. Hem ulkenin dilini bilmeyip ustune bir de ingilizce vasatsa ihtimalleri epey daraltiyorsunuz demektir.
0
hot potato
(15.12.21)
@der meister, hak veriyorum bu konuda. Yabancı dil dışında yeti lazım iş içim.

@Sour, yds aslında dil tazminatı için çalışıyorum. En azından çalışmaya çalışıyorum. Hazır böyle bir çalışma yaparken genele yaymak istiyorum.

@anten Son derece haklısınız. Pratik yapıyorum ara ara. Bir dönem sürekli yapıyordum ama şimdi maddi yönden sıkıntılı olunca yapamıyorum sürekli.
0
🌸put it in your appropriate place
(15.12.21)
The Economist okuyup fazla sozluge falan gerek kalmadan anliyorsan ingilizcen anadili ingilizce olan ulkeler dahil hepsi icin yeterlidir. Akici konusma ve duydugunu anlama zamanla kazanilan birsey, tamamen icine gomulmeden halletmesi cok zor.

Goygoy kismina gelince, zor. Adamlarin kulturune asiri hakim olman lazim. Seksenlerde izledikleri bilmemne dizisinden ya da o zamanlardaki bir unluden konu aciliyor, 10dk espiriler donuyor mal gibi bakiyorsun, mevzuya uzaksin. Benim adamlara "tarkan'in ilk ciktigindaki halleri neydi oyle, levent yuksel'in ilk kasedi superdi" gibi bir muhabbet acip katilmalarini beklemem gibi birsey.

Yurtdisinda yasaman icin gerekli seylerden "biri" ingilizce. Ama oncelik kesinlikle degil. Ben tarzanca ile inanilmaz noktalara gelen insanlari gordum, gormeye de devam ediyorum.
0
cooperr
(15.12.21)
@cooperr The Economist'i okurken bir hayli bakıyorum sözlüğe.
0
🌸put it in your appropriate place
(15.12.21)
(8)

İnternetten alabileceğim en kaliteli zeytinyağı?

hadi ya la
Bir Egeli olarak hayatım boyunca zeytinyağına para vermedim, akrabalarım köyden fıçı fıçı yağ gönderiyorlardı.Fakat bu dönem Hatay'da yaşıyorum, burada da çok kaliteli yağlar var fakat güvendiğim/tanıdığım biri yok.Üç harfli marketlerden aldığım zeytinyağlarına muhtacım, ucuz da değil.Önerebileceğin
Bir Egeli olarak hayatım boyunca zeytinyağına para vermedim, akrabalarım köyden fıçı fıçı yağ gönderiyorlardı.

Fakat bu dönem Hatay'da yaşıyorum, burada da çok kaliteli yağlar var fakat güvendiğim/tanıdığım biri yok.

Üç harfli marketlerden aldığım zeytinyağlarına muhtacım, ucuz da değil.

Önerebileceğiniz yerler var mı? Teşekkürler.
0
hadi ya la
(15.12.21)
ekşi'de bununla alakalı başlık var. benim bildiklerim boztepe ve nova vera.
0
lazpalle
(15.12.21)
pispinti
(15.12.21)
(bkz: nova vera)
başka arayışa gerek yok pek.

edit: gerçi fiyatlarını fahiş biçimde arttırdı , başka arayışa gerek olabilir.
0
newsman
(15.12.21)
Egeliyseniz bu kounda en özenli firmalardan biri kristal'dir.
Tanıdığınız zeytincilere sorabilirsiniz. Kristal en iyi market yağlarından biri.

Zeytin iskelesi ve Özgün de güzeldir.
0
anten
(15.12.21)
zetay var bizim kullandigimiz.
0
dem10
(15.12.21)
Nermin hanım çiftliği ve Özem kullandık biz, güzeller onlar da. Bir de şu var ki herkesin damak tadı farklı, kime göre neye göre güzel? Asitlik oranı falan herkesin zevki başka. En iyisi ödüllü olanları almak ama gerçekten bize sattıkları ile ödül için yolladıkları aynı mı bilemeyiz. Bu ülkede yaşamak çok yorucu yav.
0
adriana lima poposu yaglayicisi
(15.12.21)
Nova Vera çok iyi ama son zamlardan sonra bütçede gedik açar mı bilemedim.
0
kaptankedi
(15.12.21)
orfion zeytinyağı aldım, beğendim güzel.
ama hatay'da da çok güzel yağlar var. özellikle samandağ'da..
0
tabudeviren
(15.12.21)
(9)

ilk araba manuel mi otomatik mi önerirsiniz

ShadowOfMoon
ehliyet sınavda manuel kullandım. onun dışında tecrübem yok. başka hiç arabam yok tecrübemşimdi ilk arabamı alayım diyorum. öğrenene kadar çarpma vs olabilir. otonom sisteme geçene kadar 1-2 ay geçer. yani alışana kadaryaş 30.6 ay 1 yıl öğrendikten sonra otomatik alayım diyorum. rahatlık açısından.ş
ehliyet sınavda manuel kullandım. onun dışında tecrübem yok. başka hiç arabam yok tecrübem

şimdi ilk arabamı alayım diyorum. öğrenene kadar çarpma vs olabilir.

otonom sisteme geçene kadar 1-2 ay geçer. yani alışana kadar

yaş 30.

6 ay 1 yıl öğrendikten sonra otomatik alayım diyorum. rahatlık açısından.

şimdi manuel alıp beyne katkı mı sağlayayım öğrensin vs vakit geçsin. yoksa otomatik alıp bulaşmayayım mı. beynin de manuel vites öğrenmeye ihtiyacı var mı bilmiyorum, yeni hobi başlarım bunun yerine.

acil durum olursa manuel sürebilirim diye düşünüyorum ehliyet sınavındaki gibi. yani uzun uzun aylar kullanmama gerek yok gibi. beynin alışkanlığı olmasa da olur sanki.

onun dışında ne önerirsiniz tavsiye olarak. lpg olmasın ve 2005 üstü olsun ve 1.2 motor üstü olsun istiyorum. arada uzun yol yapabilirm 700 km çünkü.

vites olarak otomatik yarı otomatik iyi gibi ama manuel konusunda kararsızım. ben de bulaşmak istemiyorum bir yandan.
elektrikli ayna olsun, dijital gösterge olsun gibi şeyler önemli mi sizce?
ve turbo olması.
0
ShadowOfMoon
(15.12.21)
otomatik al boşver
0
argent dawn
(15.12.21)
yıllardır manuel kullanan birisi olarak, otomatik öneririm. hele trafik yoğun bir yerdeyseniz otomatik alın geçin düşünmeden. evet manuel vitesin faydaları var ama o kadar da mühim değil. siz otomatik ile başlayın, arada manuel araç denk gelir bir yakınınızda biraz sürersiniz. nihayetinde araç kullanmayı öğrenmek kolay kısmı, trafiğe adapte olmak ise zor olan. siz zor olanı zaten aradan çıkarmış olacaksınız.
0
posthuman
(15.12.21)
otomatik
0
erenderk
(15.12.21)
Otomatik al. Manuel amelelik
0
birmilyonunvarmi
(15.12.21)
Normalde otomatik derim fakat olaya başka açıdan bakacağım, manueller daha ucuz ve az istendiği için bulma ihtimalin daha yüksek. Şu piyasada umduğun arabayı değil bulduğunu alacaksın tahminen.
0
nhk ni youkosu
(15.12.21)
dünya otomatiğe döndü. otomatik al. 700 km yol yapacaksan 1.2tsi bak yada 1.4 motor üzeri al.
0
mikahakkinen
(15.12.21)
Eğer fiyat kaygınız yoksa direkt otomatik. Ama aynı aracın manuel modeli nereden baksan 10 hatta 20 bin fark ediyor 2. elde bazen.

Manuel kullanmanın artıları ve eksileri
+Ucuz araç bulursun
+Bakım maliyeti biraz daha uygun
+Araç kiralaman gerektiğinde daha uygun seçeneklerin olur. Bu yaz karavan kiralayayım dedim mesela tamamı manuel. 2 Tane otomatik buldum, fiyat 2 katı:)
+Bir işe girersin, araç kullanman gerekir genelde şirket araçları manuel olduğu için rahat kullanırsın.
+Her aracı kullanabilecek pratiğin olur. En basitinden arkadaşın "abi benim aracı bi çeksene şuradan" derse rahat kullanabilirsin.
-Yorucu
-Yeni otomatiklerle kıyaslayınca yakıt tasarrufu sıkıntılı. Sen araç kadar verimli geçiş yapamazsın.
-Özellikle başlarda yokuş çıkmak, yokuşta park etmek vs zulüm. Özellikle kalkış desteği falan yoksa, çok yorulursun trafikte.
-Şehir içi trafiğinde bıktırır insanı.


Otomatik / yarı otomatik artıları ve eksileri
+Kullanımı kolay. Otomatik araçla 2-3 gün pratikle otobana çıkacak kadar rahat kullanan arkadaşlarım var.
+Özellikle yeni araçlar vites geçişlerini çok doğru anda yaptığı için yakıtı verimli kullanıyor.
+Aracı gaz/fren düzleminde kullanıyorsun.
+Manevralar çok rahatlıyor.
-Pahalı. Yaygınlaşmasına rağmen hala fiyat farkı var.
-Otomatikle trafiğe çıkmaya başladığında, manuel araç kullanmakta zorlanabilirsin. Daha önce pratiğin yoksa durum daha da zorlayıcı olur.
-Hiç manuel kullanmamış sürücüler bazen gaz ve freni 2 ayakla idare etmeye çalışıyor. Bu da "gaz fren karıştı" gibi kaza haberlerine sebep oluyor.
-Bakımı maliyetli. Bazı markaların otomatik şanzımanları oldukça hassas. Özellikle Türkiye şartlarında kolay arızalanıyor.
0
anten
(15.12.21)
Sahibinden filtresine otomatik yazip fiyati da uygun bir sey girersen araba gelmiyor karsina.

Otomatik hurda olmayan bir araba 250'den basliyor.
0
divit
(15.12.21)
Bütçe kisitli ve dusuk model alacaksan manuel al direkt.
Ama yeni ve dusuk km araba alacaksan otomatik al gec ugrasma.
0
stavro
(15.12.21)
(9)

Sıkıntılı ayrıldığınız işyerine arkadaşınız başvurursa?

meraklitursucu
Sıkıntılı zamanlardan sonra ayrıldınız, uzun mesailer, düşük maaş, karışık iş ortamı,iş hayatını çekilmez hale getiren müdür ve iş arkadaşları yüzünden. Bunları tek tek anlattığınız arkadaşınız bu şirket ilan açınca başvuruyor. İş başka diye mi düşünürsünüz, yoksa arkadaşınız anlattıklarınızı önemse
Sıkıntılı zamanlardan sonra ayrıldınız, uzun mesailer, düşük maaş, karışık iş ortamı,iş hayatını çekilmez hale getiren müdür ve iş arkadaşları yüzünden. Bunları tek tek anlattığınız arkadaşınız bu şirket ilan açınca başvuruyor. İş başka diye mi düşünürsünüz, yoksa arkadaşınız anlattıklarınızı önemsemiyor diye mi?
0
meraklitursucu
(14.12.21)
İş mi değiştiriyor, ilk işi mi ? , uzun süredir işsiz mi ?

İlk işi veyahut uzun süredir işsiz ise gayet normal.
0
ceketimi alip cikcam
(14.12.21)
Şansını denemek istiyor diye düşünürüm, iyi niyetle de olsa başkasının hayatı üzerinde bu kadar kontrolcü olmak doğru mu diye düşünürüm :) belki 1 ay çalışıp ayrılacak belki çalışırken başka ilanlara da başvuracak, neticede 5 yıllık kontrat yapıp bağlamıyorlarsa başlamasında sakınca yok
0
freebird5406_2
(14.12.21)
Çok yaşadım. O sıkıntıları birinci elden yaşamayınca çok önemsemiyorlar, her yerde var gibi düşünüyorlar ve şirketin başka özellikleri ilgilerini çekiyor.
0
perferil
(14.12.21)
Ahahha... Kardeşim sektörde iyi bilinen ünlü bir firmaya başvurdu ve işi aldı. Önceki işyerinde çalışan arkadaşı gitme b*k gibi iş ortamı demiş ama bizimki yine de gitti. Bir haftanın sonuna doğru nasıl yeni işyerin diye sordum. Bana orayı öven herkese her sabah işe giderken küfrediyorum diyor:D
Sen uyardın mı? Uyardın. Bırak yaşayarak öğrensin.
0
ganbatte
(14.12.21)
Alınganlık yapacak bir şey yok bence. Arkadaşınız anlattığınız şeyleri önemsemiştir mutlaka. Ama o farklı bir insan, siz farklı. Size çok büyük bir sorun olarak gelen bazı konular ona göre halledilebilir küçük problemler olarak görülebilir. O yüzden kırılmayın derim ben.
0
pispinti
(14.12.21)
İzmir'de herkesin övdüğü yerde çalıştım. Içi rezil; bağıran müdür, azarlamali sabah toplantısı, toplantiya 15 saniye geç girsen toplantidan kovan müdür vs vs. Haliyle turnoverlari daglari asti.

Bunu anlattığım çoğu kişi belki buradan daha kötü yerde çalışıyor. En azindan parasi iyi, mesai yok vs. Yani bazi yerler harbiden hem maddi hem manevi kötü. O sebepten bilemeyiz ama buraya birçok genç gitmeye çalışıyor ve ben benim zamanimda nasıl olduğunu hep anlattim, gene denemek isteyen kendi tercihi diyorum.

Içine girmeden de çok anlasilmayabiliyor.
0
logisticsmanager
(14.12.21)
herkesin iş deneyimi farklı oluyor. Senin daraldığın konuları belki adam umursamayacaktır.

Salla o kadar da üstüne düşülecek bir durum değil.
0
anten
(14.12.21)
uzun suredir issizse soyle onemsemiyordur, zaten elimde bir sey yok bir girip bakayim olmazsa cikarim diyordur.

kisa sureli is arayisi vardir acilen. kotuyse bile bir sure katlanirim diyordur.

yok her sey yolundayken duzenini bozup gidiyorsa evet seni kaile almiyordur.
0
Kittie
(14.12.21)
Herkesin hayatı kendisine... İşssizdir, kötü de olsa bir işe maddi veya manevi sıkıntılardan dolayı ihtiyacı olabilir.

Farklı bir departmanda işler sizin zannettiğiniz kadar sıkıntılı olmayabilir.
Hassasiyetleriniz farklıdır, sizin problem saydığınız şeyler onun için önemli olmayabilir.

Ben de kendimce sebeplerden memuriyetten dönülmez bir şekilde istifa ettim, 5 yıldır işsizim. Başkası için altın gibi bir iş fırsatı ama...
0
balik kraker
(14.12.21)
(5)

Kredi çekme hk.

egokalp
100k kredi çekmek istiyorum. ama 100k ya 24 ay vade oluyor en fazla.50k bir bankadan 50k başka bankadan 36 ay vade ile çekebilmemin önünde bir engel var mı?
100k kredi çekmek istiyorum. ama 100k ya 24 ay vade oluyor en fazla.

50k bir bankadan 50k başka bankadan 36 ay vade ile çekebilmemin önünde bir engel var mı?
0
egokalp
(14.12.21)
Hiçbir engel yok, çekebilirsin.
0
sckxyss
(14.12.21)
evet engel yok. Kredi masrafı biraz fazla çıkabilir direk 100k çekmen ile karşılaştırırsak. Onu da inceler karar verirsin zaten.
0
nuevo
(14.12.21)
aynı gün içinde kullan ikisinide, hiç bir problem olmaz.
0
Sichelangelo
(14.12.21)
Aynı gün ya da başka gün fark etmez. Senin findeks raporunda zaten kredi kullanım limitin bellidir. 100 binden fazla limitin varsa ayrı bankalardan istediğin zaman çekersin. Masraf da oransal olanlar için değişmez. Sadece kredi kullanım ücreti diye aldıkları 300-500 lirayı iki defa ödersin. Hayat sigortası vs. oransal çıkıyor. Dolayısıyla 100 bini tek seferde çekmek ile 2 farklı bankadan çekmek arasında fark olmaz bu açıdan.
0
himmet dayi
(14.12.21)
Findeks limitin sınırlıdır fark etmez. Sistem sana 50k kredi limiti veriyorsa o bütün bankalardan total çekebileceğin kredi limitidir.

Ama şunu deneyebilirsin, banka müdürleri belli noktalara kadar insiyatif alabiliyor. Tanıdığın bir bankacı vs varsa, kefille vs daha uygun şartlarda kredi kullandırabilir sana. Bir görüş derim.
0
anten
(14.12.21)
(4)

Tablet önerisi

but that was just a dream
Esasen ipad almak gibi bir niyetim var. Iphone ve mac kullanıcısıyım. Tablet ile yapacağım tek iş makale okumak ve üzerinde not alıp vurgular yapabilmek. Arada bir zoom toplantıları ve derslere de katılabilirim. Ipad fiyatları da yüksek olunca acaba diğer markalara mı yönelsem diye düşündüm. Şu aşağ
Esasen ipad almak gibi bir niyetim var. Iphone ve mac kullanıcısıyım. Tablet ile yapacağım tek iş makale okumak ve üzerinde not alıp vurgular yapabilmek. Arada bir zoom toplantıları ve derslere de katılabilirim. Ipad fiyatları da yüksek olunca acaba diğer markalara mı yönelsem diye düşündüm. Şu aşağıdakiler güzel görünüyor. Önerisi olan var mıdır acaba?

www.mediamarkt.com.tr

www.mediamarkt.com.tr

www.mediamarkt.com.tr
0
but that was just a dream
(13.12.21)
kalem de alacaksanız ipad alin. Not almak için aşırı kullanışlı. Aldığınız notlar anında mac'e geçiyor vs. pil ömürleri de çok iyi düzeyde.
0
valkin rockefeller
(13.12.21)
Başka marka almayın, iPad alın.
0
kaptankedi
(13.12.21)
zaten iphone mac kullanıcısıysanız ben olsam android bir cihaz alırdım. Tamamen farklı 2 ekosistem de elinizin altında olsun. Benim tabletim ipad, telefonum android mesela. İkisinin de kendine göre avantajlarından yararlanıyorum bu sayede.

En basiti google play store'da bazı appler apple app store'a göre daha ucuz olabiliyor. Apple daha fazla komisyon alıyor çünkü. Hatta uygulama içi satın almada bile bu farkı gördüğüm uygulamalar oldu.

Ya da mesela bir dergi uygulamasına ipad'imden bölgemde yok diye üye olamadım. Android'den ise rahatça üye oldum. Sonra o hesabı kullanarak ipad'imde de açabildim gibi.

Android alacaksanız sadece markaların amiral gemisi modellerini seçin diyebilirim. Çoğu insan ipad mi alsam yoksa android mi derken gidip 500 liralık android tableti alıyor. Sonra bu takıldı, hiçbir şey açmadı diye şikayet ediyor.
0
anten
(13.12.21)
@anten

Mesela? Öneriniz var mı hangi tableti almalıyım?
0
🌸but that was just a dream
(13.12.21)
(5)

Eskisehir'e yerlesilir mi?

Acil kan
Ekmegini internet uzerinden kazanan ve İstanbul'daki okuduğu okulu bitirmek uzere olan ben baska bir sehre yerlesmek istiyorum. Hem aileme yakinligi (ankara) hem de baskalarindan duydugum övgüler nedeniyle eskisehir'e nedense kanim cok kayniyor. Sizce sessizlik sakinlik dinginlik kesmekeslikten uzak
Ekmegini internet uzerinden kazanan ve İstanbul'daki okuduğu okulu bitirmek uzere olan ben baska bir sehre yerlesmek istiyorum. Hem aileme yakinligi (ankara) hem de baskalarindan duydugum övgüler nedeniyle eskisehir'e nedense kanim cok kayniyor. Sizce sessizlik sakinlik dinginlik kesmekeslikten uzaklik arayan biri icin uygun bir yer midir? Nerelerinde yasanabilir? Nereleri nezih nereleri yasamak icin guzeldir?
0
Acil kan
(12.12.21)
Eskişehir’de yaşamadım ama cok gidip geldim. Evet yaşanır.

Lojistik olarak da İstanbul ve Ankara’ya gidip gelmesi cok kolay. Bir ısınız olursa hızlıca halledersiniz.

Bir yandan da küçük şehir, gidip birkaç gün vakit geçirmenizi öneririm.
0
kaptankedi
(12.12.21)
Mis gibi yaşanır.

Sümer mahallesi güzeldir yaşamak için. Ben Vişnelik taraflarını da severim. Gökmeydan-şeker mahallesi tarafları da güzel, yaşanabilir yerler. Uluönder mahallesinde (eczacılık kapısı karşısını kastediyorum) güzel evler bulabilirsiniz. Öğrenci nüfusu da biraz daha fazladır. Marketlere ulaşım çok kolay. Batıkent de tercih edilebilir ama merkeze biraz uzak kalıyor. Kiraların son durumunu da bilmiyorum.

Taşının derim :)
0
chihirovekohaku
(12.12.21)
Ben isim gucum yokken bulundugum yerden istifa edip sirf eskisehirde yasamak icin tasinip geldim. Buyuk sehir imkanlari olup buyuk sehir tantanasi hic olmayan, ortadogu goclerinden diger sehirlere gore daha az etkilenmis, insani diger gordugum pek cok sehire gore daha kulturlu ve nazik, ayrica cok ekonomik bir yer. Tek dezavantaji soguk olabilir. Kimisine de sıkıcı gelebilir, o yuzden bence aylik ev kiralayip gelip bir deneyin. Bahar-yaz gibi bunu yaparsaniz cok daha guzel olur, onumuz malum kış o yuzden gezme imkani kisitli olabilir. Gelmisken bisiklet kiralayin, tum sehir merkezinde ulasim araci olarak bisiklet kullanabilirsiniz.

Ben sumerde oturuyorum ve bence en guzel semti. İmkaniniz varsa karabayir gibi cok daha luks yerler var, veya vadisehir-ihlamurkent gibi sehrin tepesinde nezih ama biraz uzak yerler de var. Batikent civarini pek bilmiyorum ama eskisehirin sıkca tercih edilen nispeten luks yerlerinden. Buyukdere ve baglar taraflari ogrenci agirlikli biraz kalabalik yerlerdir. Genel olarak odunpazari ilcesi yasanilasi yerleri cok olan bir yer. Porsuk nehri yakinlari olursa daha huzurlu olur.
0
gibicibicis
(12.12.21)
sessizlik sakinlik dinginlik kesmekeslikten uzak değil. neredeyse 1m lik şehir. 20 yıl öncesinin muhabbetiydi o. geçen gün atatürk lisesinin önünde ışıkta tam 45 dk bir metre ilerleyemedik. her sabah caddeler kilit. merkezde yaz akşamları sesten cam açamazsın. fiber neredeyse yok. her yer kağıt toplayıcı motor dolu. geçen ay arkadaş merkeze uzak çamlıca'da 2 bine ev tuttu. ısınmak sorun. su sayaçları ön ödemeli kışın su bitiyor, yollara düşüyorsun. birkaç yıldır sık sık elektrik gidiyor, hastaneye randevu bulamıyorsun, insanları soğuk...
0
ya ben lan neyse
(12.12.21)
Giderlerin (kira vb) %25 hatta %30 oranında azalabilir. Güzel bir şehir. Ankara'ya da istanbul'a da ulaşımı kolay. Trenle 1-2 saat içinde gider gelirsin. Hatta haftasonları sabah erken çık istanbul'da gez toz akşama dön:)Standart bir istanbullu'nun trafikte harcadığı vakitle kafa kafaya gelir.

Evet eskişehir'de de trafik var, kalabalık var. Ama Eskişehir'in merkezinde 1,5 saat sürer bir uçtan bir uca yürümen max. Ben orda yaşarken çoğu işimi yürüyerek hallediyordum. Kadıköy kadar hatta ondan küçük bir alandan bahsediyoruz. En kötü bisiklet alırsın bir tane.
0
anten
(13.12.21)
(4)

Evde spor odası

parcaliham
selamlar,evin bir boş odasını spor için kullanmayı düşünüyorum. walkingpad almayı düşündüm ancak emin olamadım. house of cards'ta kürek çekme aleti vardı, onu düşündüm, emin olamadım. siz değerli gym geçmişi olan dostlardan öneriler almak istedim. bütçe sınırı yoktur.
selamlar,

evin bir boş odasını spor için kullanmayı düşünüyorum. walkingpad almayı düşündüm ancak emin olamadım. house of cards'ta kürek çekme aleti vardı, onu düşündüm, emin olamadım. siz değerli gym geçmişi olan dostlardan öneriler almak istedim. bütçe sınırı yoktur.
0
parcaliham
(09.12.21)
Madem bütçe sınırın yok ,gerekli tutma aparatlarını ve sehpa aldıktan sonra yürüyüş vs.hariç bu alet ile salonda yapamayacağın hiç bir hareket olmaz çokta yer kaplamaz illa yürüyüşte yapmak istiyorum dersen alırsın bir uzay yürüyüş aleti mis.

minik bir dipnot vereyim etrafım da bu tarz olaya kim girdiyse maksimum 40 gün sonra yüzüne bakmıyor bu bilgiyi de al artık ne yaparsan yap :) sevgiler

www.hepsiburada.com
0
soulmate
(09.12.21)
Kaliteli eliptik bisiklet dışında kardiyo ekipmanı alma. En saglikli ve en iyi yag yakimi eliptik bisikletle mümkün.

Odan zeminine kalin mat tarzı orta yumuşak kaplama malzeme var hem ses hemde yer haraketlerinde işe yarar.

Erkek ise açılı bench press sehpası ile bench istasyonu ( barfiksli ve squat için ayarlılardan ) alırsan mükemmel olur.

Tabi bütçe sıkıntısı yok oldugundan düzgün bir gym istasyonu makine ile çalısırsın.

Ufak tefek ısınma dambılı ile halter plakaları.

Madem uçtuķ. Odan geniş ise sauna tek geçerim yorucu antremandan sonra gir saunaya at terini pasını al soguk duşu zımba gibi olursun.
0
zanutsas
(09.12.21)
tüm vücut çalıştıracak bir istasyon al.
Sadece kürek vs. bir işe yaramaz.
0
anten
(09.12.21)
marla is in my head
(09.12.21)
(3)

Uzaktan çalışarak ve ek gelir için en uygun yazılımcılık dalı nedir?

sormayageldim
Aslen istatistik mezunuyum veri bilimiyle ilgileniyorum fakat bu sektör dipsiz kuyu gibi. işveren ne istediğini bilmiyor, iş almak isteyen de ne bildiğini bilmiyor. cins cins zibilyon tane unvan var. remote ve ufak işler de gözüme çarpmıyor. hep büyük proje ve ekip işi gibi görünüyor.şöyle bi uzakta
Aslen istatistik mezunuyum veri bilimiyle ilgileniyorum fakat bu sektör dipsiz kuyu gibi. işveren ne istediğini bilmiyor, iş almak isteyen de ne bildiğini bilmiyor. cins cins zibilyon tane unvan var. remote ve ufak işler de gözüme çarpmıyor. hep büyük proje ve ekip işi gibi görünüyor.

şöyle bi uzaktan bakınca bu sektörde para kazananlar sadece kurs, eğitim satan tayfa. neyse.

ilerleme kaydedemiyorum. tamamen farklı sektör de olabilir android programlama gibi.

hali hazırda yazılım ile alakasız fakat bilişim sektöründe tam zamanlı işim var. bolca da zamanım var. önerilerinizi bekliyorum.
0
sormayageldim
(06.12.21)
Bu biraz şans ve projeye denk gelmekle alakalı. Bir de çevre.

Genelde web işleri, özellikle front end ufak seviyeli iş imkanları için bol fırsat sunuyor. Ama kazanç da ona göre düşük.

Sektörde tanıdığınız firmalar varsa, özellikle küçük ölçekli firmalar ya da start-uplar, onların her daim destek elemana ihtiyacı olur. Küçük işler için destek verebileceğinizi söyleyin.
0
anten
(06.12.21)
bunun icin upwork'u kurcalayabilirsin. dunya genelinde cok sayida is oraya dusuyor. bizim turklerin bir komunitesi de var hatta oraya da bakip kendine bir yol haritasi cikarabilirsin. bildigim kadariyla icerideki seviyeyi koruyabilmek adina ucretli bir hizmetleri var.

www.birlikteihracat.com
0
duyulmasi gerektigi kadar
(06.12.21)
native client app, frontend, tasarım, template bunlar freelance işler için daha uygun.

backend, veritabanı, data science, dwh bunlar genelde komple bir şirkete outsource edilir bireysel çok zor.
0
nuisance
(06.12.21)
(8)

ağaçlar kesilmesin diye kağıt tasarrufu yapmak

heathen
İşte e-fatura mesela bu sebepten çıktı ağaçlar yok olmasın falan. E zaten kesilmiş ağaçtan o kağıdı yapmışsın zalım. Ben atmden avuç içi kadar bilgilendirme makbuzunu almasam da faturam için e-fatura istesem de o ağaç zaten kesilmiş. Bir yerlerde de halen ağaçlar kesiliyor kağıt yapılıyor. Bu söylem
İşte e-fatura mesela bu sebepten çıktı ağaçlar yok olmasın falan. E zaten kesilmiş ağaçtan o kağıdı yapmışsın zalım. Ben atmden avuç içi kadar bilgilendirme makbuzunu almasam da faturam için e-fatura istesem de o ağaç zaten kesilmiş. Bir yerlerde de halen ağaçlar kesiliyor kağıt yapılıyor. Bu söylemdeki amaç ne?
0
heathen
(05.12.21)
Kendi masraflarını kısmak. Posta kağıt vs. Ağaç umurlarinda değil
0
kisa
(05.12.21)
bu isler oyle bi dakkada olacak isler degil. soyle dusunun, kimse almasa bir sure sonra kagidin oyle bir kullanim alani hic olmayacak. evet agaclar yine kagit icin kesilecek ama boyle gereksiz bir kullanim alani icin degil en azindan.
0
yoggi
(06.12.21)
yoggi nin dediği gibi bir iki yıl ile ağaçlara direkt fayda edecek bir olay değil bu. Belgeler için her zaman kağıt kullanmamak belli bir oranda tasarruf sağlıyor. Böylece kağıda ihtiyaç azalıyor. Bu döngü sürdürülebilirse eğer arz-talep dolayısıyla belge kağıtları için gerekli olan kullanım oranı azalıyor. Uzun vadede de kağıt atığının ortadan kalkması ve hammadde olan ağaçların kesilmesini önlemek beklenen sonuçlar.
0
jjimyl
(06.12.21)
yuvarlak hesapla 80.000.000 milyon kagit fatura göndermek icin 80.000 agac kesmek lazim ise bunun 70.000.000 u e-fatura kullandıgından kalan 10.000.000 kisiye fatura göndermek icin 10.000 agac kesmek gerekir.

buradan sonra baska bir sorun bas gösterir. o da bu 70.000.000 e-faturanın tutulması icin harcanacak bilgi islem kaynakları. bu cihazların sogutması. bunun sera gazına etkisi ve bunun nasil azaltılacabileceği. bunu icin yenilebilir enerji gibi bir noktaya dogru gidip. farklı green-IT cozumlerıne bakılır, vs.

özetle: talebin azalmasının arzın üstüne dogru etkisi vardır.
0
helenart
(06.12.21)
cunku kaynaklar talebe gore belirleniyor?

mesela herkes bilgilendirme makbuzu aliyor olsa, banka hesaplar "hmm ayda 100bin top makbuz gidiyor, ona gore siparis verelim", siparis verdikleri sirket "hmm ayda 20 milyon top siparis aliyoruz, ona gore siparis verelim", onlarin tedarikcileri "hmm ayda 100 milyon birim kagit urunu siparisi aliyoruz, ona gore kagit icin hammadde alalim", hammaddeyi ureten "hmm x hammadde siparisi aliyoruz, ona gore agac keselim" -> sonunda oraya variyor.

------
insanlar genel olarak kullanimi azaltma egiliminde olduklari zaman dogal olarak daha az kullanim zincirin ilk halkasina yansiyor once, onlar daha az siparis vermeye basliyorlar, bu daha az siparis dalgasi zincir boyunca gidiyor ve sonunda daha az agac kesilmesine sebep oluyor.

yani insanlarin sabit olarak kestigi bir agac miktari yok, her sey ne kadar kullanildigina bakilarak uretiliyor, "kullanilmasa da cebimden ureteyim kenarda dursun" gibi bir sey uzun vadede yok. az kullanilirsa az uretilir, az kaynak kullanilir.

yani bugun almadigin makbuzun kesilmis agaca faydasi yok, evet. ama talebi azaltacak bir hareketin parcasiysan, yarin kesilecek agaca bir faydasi var.
0
robokot
(06.12.21)
asıl sebebi maliyet. Kağıt ucuz bir şey değil:) Baskı maliyetleri yüksek.

Ha ayrıca şöyle bir gerçek de var, dijitalleşme çevreye o kadar da faydalı olmayabilir.

Dijital dökümantasyon, onların saklanması için gereken server yükü, data transferleri vs. ciddi karbon salınımına neden oluyor. Hatta ingiltere bir dernek şu araştırmayı yayınlamıştı: Bir ofis çalışanının yıl içinde attığı lüzumsuz "thank you" mailleri, 1 londra-lisbon uçuşu kadar karbon salınımına neden oluyor diye.

O yüzden kağıt kullanmıyoruz dijitalleşiyoruz demek ne kadar çevreci tartışmalı.
0
anten
(06.12.21)
Kağıt tasarrufu ağaç sevgisinden değil bence, kağıt ve baskı gerçekten maliyetli, bunu üstüne bir de posta masrafı ekleniyor bir çok yerde.

Araştırmadım ama bence kağıt için kesilen ağaç miktarı, endüstri için kesilen ağaç miktarı yanında devede kulak gibidir.

Hala hazırda yakmak için bile ağaç kesiliyor ülkede, köylülerin ormandan 2 ya da 3 ton kesilmiş ağaç alma hakkı vardı ucuza, yakın zamana kadar, hala güncel mi bu emin değilim ama günceldir.

Evde ofiste şöyle bir bakın etrafa, içinde orman ürünü olmayan çok az eşya vardır.
0
John Bloor
(06.12.21)
E-fatura bu yuzden cikmadi.

2 amaci vardi.

1) danismanlik sirketleri milyon dolar para kazansin
2) tum faturalar devletin kasasinda dursun.

ikisini de karsiladi.
0
divit
(06.12.21)
(20)

duze cikacagimiza inanmak

in vino veritas
ya cok da uzun zaman surmeyecek ve ulkede isler yoluna girecek gibi geliyor bana. tabii bunu dusundurecek hicbir sey yok bildiginiz gibi, ulkede su an hicbir sey iyiye gitmiyor gibi gorunuyor ama nedense o iyimser inanc da gitmiyor icimden. bi noktada isler duzelmeye baslayacak cunku dibin dibi arti
ya cok da uzun zaman surmeyecek ve ulkede isler yoluna girecek gibi geliyor bana. tabii bunu dusundurecek hicbir sey yok bildiginiz gibi, ulkede su an hicbir sey iyiye gitmiyor gibi gorunuyor ama nedense o iyimser inanc da gitmiyor icimden. bi noktada isler duzelmeye baslayacak cunku dibin dibi artik buralar olmali sanki?

sizde durumlar nasil? ne dusunuyor/hissediyorsunuz?

bonus soru: oldu da gercekten refah seviyesi yukselmeye baslayan bir ulkeye donustuk, su an yapamadiginiz neyi yapmayi istersiniz?
0
in vino veritas
(05.12.21)
dibin dibine coook uzagiz. dunyadaki bazi ulkeleri hayal et. turkiye tarihinde dibin dibine yakiniz evet, ama genel resimde olabilecek diplere kiyasla dipte degiliz henuz.
0
robokot
(05.12.21)
youtu.be

bu bölüm iyiydi konuyla ilgili, girişteki geyik kısmını geçip 2.50 den başlayabilirsin
0
freebird5406_2
(05.12.21)
Ben kısa vadede karamsar, uzun vadede iyimser bi insanım.

Mesela yarın, haftaya ya da önümüzdeki ay herhangi bir şeyin düzeleceğini düşünmüyorum, ve hiçbir zaman "önümüzdeki ay daha iyi olacak" demeyecek olmama rağmen, 2-3 yıl sonrası için umutluyum :)

Mantık yürütürsem de ölürse biraz toparlarız, yoksa önümüz kavga dövüş gibi görünüyor diyorum.

Valla ortam düzelirse ev alıcam. Ara sıra bakıyorum, market saçma sapan bir noktada. Babamın X dolara aldığı evi şu an 3X dolara alamıyorum, akıl mantık alır gibi değil.
0
plutongezegendegilmi
(05.12.21)
94 ve 2001 krizlerini, eski özal-ecevit-çiller vs kötü yönetimleri hatırlamayanlar için eyvah bittik korkusu normal. türkiyenin ilk defa içinden geçtiği-yaşadığı bir durum değil bu. o günlerden bu günlere gelindiğine göre. şu noktadan da ileriye gidilir.

bizim toparlanmamız zateni suniydi. bilimde, teknolojide imalatta, eğitimde dev adımlar atmadık. dünyadaki parasal rahatlamanın bir de cepten yemenin tadını çıkardık diyelim.

sistemler kendi dengelerini bulur. dolar yükselir ithalat mecburen düşer ihracat bir miktar artar. zengin gene zengin olmaya devam eder. orta halli kesim her sene telefon değiştiremez, yeni çıkan playstationu alamaz ama hayatta kalır. ülkenin %30 belki 40'ını oluşturan dar gelirli kesim zaten yaşamıyordu onlara da nefes alacakları bir asgari ücret biçilir. eski kaldıkları yerden dost yoğurt ve yurt konserve ile hayatlarına devam ederler.
0
orpheus
(05.12.21)
@robokot, evet ama kendi sartlari icinde degerlendirmek lazim diye dusunuyorum ulkeleri ve milletleri. turkiye'nin (osmanli zamanini da hesaba katarsak) turk tarihi icinde her bakimdan bu kadar fakirlestirilmis ve sayginligini yitirmis oldugu donem herhalde kurtulus savasi zamaniydi ve o cirpinis ve mucadele yepyeni cagdas bir ulkeyi dogurdu kullerinden. afrikada bir kabilenin yillarca suregelmis fakirligi ve hayat standartlariyla kiyaslanamaz sanki bizim yasadigimiz durum. yoksa dunya uzerinde tabii ki cok kotu durumda ulkeler var ama sartlar farkli. ya da bana oyle geliyor ne bileyim. ben de size soruyorum iste :)
0
🌸in vino veritas
(05.12.21)
@orpheus, benim de sanirim o umutlu olma sebebim bilinc altimda duran 94 ve 2001 krizlerinin atlatildigi ve suni de olsa toparlanma yasadigimiz donemin varligi dusuncesi. ama aslinda dediginiz gibi suni bir toparlanmaydi o krizlerin sonrasi. dunyada da dolar boldu, kullanabilenler guney kore filan oldu, kullanamayan da iste muteahhit cenneti oldu beton denizine donustu. simdi piyasadan cekilen dolarlarin sancisini yasiyoruz malum. dolayisiyla o krizlerin sonrasinda olumlu, ise yarar adimlar atilmadigi icin suni iyilesme doneminin de gectigini dusunursek daha iyiye gidemeyecegizi mi dusunmek gerekiyor yoksa yine bir sekilde atlatiriz, hep atlattik dusuncesine mi siginmak gerekiyor? ya da bu iyimserlik mi oluyor onu kestiremiyorum.
0
🌸in vino veritas
(06.12.21)
Düzeleceğiz . sürekli zarar sorun dert üzerine hayat sürmez.
0
Erva
(06.12.21)
2005 - 2014 arası mb'de üst düzey çalışmış biri geçen gün "2013'te ki kişi başı gelire ulaşmamız yaklaşık 6 sene sürer. bugün seçim olsa işinin ehli bir kadro gelse 2028'e kadar anca toparlar" demişti. var oradan hesap et.

ben burada da uzun zamanlar en umutlulardandım ama artık benim de kalmadı umudum falan
0
avatar is back
(06.12.21)
2023’ten sonra uzun bir süre döviz yükselmeyecek, TL ve döviz bazında gelirimiz artacak. Borsa bir kaç sene sürecek ralli yapacak. O zamana kadar daha zor günler bizi bekliyor.
0
gabe h coud
(06.12.21)
@in vino veritas: kabilelerden bahsetmiyorum da, gorece ortadan / yuksekten / umut vadetmekten ne kadar dusulebileceginden bahsediyordum aslinda. Aklima gelen bazi ornek ulkeler: iran, lubnan, tunus, libya, arjantin, suriye, kore savasi sonrasi kuzey kore vs. beterin beteri var, dibin dusmesi her zaman mumkun.
0
robokot
(06.12.21)
@gabe h coud Bu hangi iktisadi teoriye ya da basitçe neye dayanıyor merak ettim?

Soruya cevaben zaman göreceli, uzun vadenin ve orta vadenin tanımı da değişen şeyler. Ben gerekli yapısal adımlar atılırsa uzun vadede olumluya dönebileceğini düşünenlerdenim.
0
dreamnesiac
(06.12.21)
Dün Habertürk kanalında 3:30 dakika uzunluğunda kaliteli bi ekonomi programı izledim ve ülkede işlerin daha kötüye gideceğini anladım. İzlerseniz siz de anlarsınız. Er ya da geç gerçeklerle yüzleşmek gerek. Bunlar güzel günlerimiz.
0
dakota
(06.12.21)
Türkiye bu insan topluluğuyla buradaki hiçbir kullanıcının ömrü boyunca düze çıkamaz. İçinde bulunduğumuz durum basit bir ekonomik kriz ya da denge şaşmasından çok daha öte, türk toplumunun ilerlemek adına yaşaması gereken bir "orta çağ". Ekonomik sıkıntılar bunun sadece mevcut yansıması.

Bu ülke dolar 2 lirayken de yaşanacak bir yer değildi. Bu insanlar tarımsal üretim yükselişteyken de ülkeye beşeri bir katkı sağlamıyordu.

Tabii biraz da bakış açısıyla alakalı, nereyi düzlük nereyi bataklık dışı kabul ediyoruz? Beklenti ne? Benim bahsettiğim düzlük "muasır medeniyetler seviyesi", ama yok biz yine kendi en düz halimizi arıyoruz dersen, buna çıkılabilir ama o da dönemsel olacaktır. Her 20-25 senede 1 kendini resetliyor bu ülke, böyle bir çıkışa güvenemiyorsun da.
0
Bruce
(06.12.21)
Peki bu iyimserligin ulke ve ekonomi hakkinda olduguna ve baska bir sey hakkinda olmadigina emin miyiz?
0
dunal
(06.12.21)
twitter.com
Su olaylar bı bitsin
0
abuzer
(06.12.21)
Almanya ile aramızda 10 sene varsa, bir pakistan ile aramızda 250 yıl fark var diyebilirim. En ölü halimiz bile gerçekten kötü değil, son dönemdeki bu öldük bittik muhabbetleri yurtdışına çıkmak gerçekten zorlaştığı için çok konuşuluyor, yoksa bir abd'deki gencin de yaşadığı çok büyük problemler var, y kuşağı babasından daha fakir olan tek kuşak, bütün dünya çok büyük krizlerden geçiyor, ama her şeyi 3-5 tane fonlu influencer'dan öğrenmeye çalıştığımız için bunları görmüyoruz.. Bu 10 yıllık fark maddi olarak belki kolay kapanmaz ama yönetim, idare, kültür vs olarak kapanabilir. Nufusumuz çok, yapacak da çok iş var. Ben de bir çok arkadaşla aynı şekilde düşünüyorum ve kötümser değilim, gerçekten memleketini seven birkaç iyi adama bakıyor bir noktada kalkınmamız.

Ama genel olarak toplumsal kalkınmadan ziyade bireysel kalkınmaya daha çok önem veriyorum ben, yani kendim ve çevremdekiler olarak biz kalkınırsak çemişligezek köyündeki amca beni pek ilgilendirmiyor. Bireysel / ailesel kalkınma durumuma bakılırsa da almanya standartlarından daha iyi durumda yaşıyoruz, o yüzden birkaç konu hariç (otomobil mesela) genel olarak kafaya takacak bir durum yok. Beni bu muasır medeniyet seviyesinde yaşatacak işi gücü bulduktan sonra gerisi beni çok ilgilendirmiyor.
0
roket adam
(06.12.21)
Ben 2015 seçimleri sonrası bu ülkeden bir şey olmaz diyip ayrılmaya karar vermiştim. O günden beri daha da dibe gidiyor ama dibi görmedi.

Ha bu ülke öyle iran/afganistan olmaz ama malesef çok garip tipleri yetistirdiler son 10-15 yılda. Yani o olmasa da bu ülke ne olur bilemiyorum.

Ha ama hayatta o istediğimiz seviyeye gelecegimizi düşünmüyorum. Çünkü olay tepede değil halkta. Halkın genelinin seviyesi beni darliyor. Ki halk böyle olmasa bu halde olmazdik.

Ekonomik olarak düzelir ama genel halk seviyesi olarak benim umudum yok. 21. Yuzyilda hala otobus beklerken sira olmayi, emniyet şeridi kullanmamayi, yere çöp atmamayi vs öğretmek ile uğraşıyoruz. Daha bunları öğrenecek toplumu daha modernlestirme var ve toplumun bunu istediginden de emin değilim zaten.
0
logisticsmanager
(06.12.21)
devlet, iktidar ve millet'i ayırman lazım türkiye konusu için.

şu an aslında krizde olan iktidar ve onun yönettiği kurumlar mesela merkez bankası. bu bizi etkiliyor mu? evet ama milleti ayrı bir keseye koyarsan o da kendince savunmasını geliştiriyor.

şu an insanların zaten %60'dan fazlası parasını tl'den çekmiş durumda. iktidar tl ile iş yaptığına göre milletin varlığının sadece %40'ını kullanıyor. o sebeple iktidar krizde.

yeni bir yönetim geldiğinde insanlar tekrar tl'ye dönerse işler değişebilir ama biz almanya olur muyuz? bence çok zor. 80 yıl belki ama çok çok zor.

çünkü almanya'nın 1940'larda yaşadığı şeyleri türkiye daha yeni yaşıyor. olgunlaşma dönemine girecekde oradan büyüyecek de para kazanıcak da vs.

uzun iş.
0
bebekbebesi
(06.12.21)
Aslında türkiye'deki temel sorun imparatorluk sendromu. Biz henüz 100 yıl önce bir imparatorlukken, şu an değiliz. Tabii ki bu büyüklük sendromu toplumsal bilinçaltında bir travma. AYnısı polonyalılar'da da var mesela.


O yüzden kendimizi hala Almanya, ABD ile falan kıyaslıyoruz. Esas mutsuzluğumuzun sebebi o. Yani aylık geliri 30000 tl olan bir ailenin, kendini sabancılarla kıyaslaması gibi bir durum var ortada.

AB ya da ABD bugünlere kolay gelmedi. NEsiller boyu süren bir çalışma, sermaye birikimi, bilgi birikiminin eseri Western Block. Bugün almanya'da 2 maaşla mercedes alabiliyorsa bir alman, bu en az 3-4 nesilin eseri. Çünkü AB'nin ve ABD'nin temelinde girişimcilik kültürü var. Üretim var.

Kısa bir tarihi özete bakalım. Mesela Henry Ford, ford'u 28000 dolara kurmuş 12 oartakla. Bugünün parasıyla 800000 dolar ediyor. Yani adam başı 60bine kurulmuş ortalama. Amerika'da bir mühendisin bir senede kazanabileceği bir miktar. Yani ahım şahım bir miktar değil.

Batıda:
1. kuşak cebindeki ufak birikimle üretim tesisi kuruyor. Girişimcilik yapıyor.
2. kuşak arabaları yurt dışına satıyor. Başka ülkenin sermayesini kendi ülkesine ekliyor.
3. Kuşakta, o gelen para kredilere, hibelere dönüşüyor. Yeni işletmeler açılıyor. Daha önce kurulan ve büyüyen şirketler eğitime yatırım yapıyor.
4. Kuşak daha eğitimli, daha paralı geliyor. 2 maaşla araba alıyor.


Türkiye'de.
1. Kuşak cebindeki sermayeyi toprağa, konuta bağladı. Bu dönemde türkiye'de sermaye sahipleri genelde toprak ağalarıydı.
2. Kuşak alman'ın, amerikalının ürettiği arabayı alabilmek için tarlasını, evini sattı. Yani aslında sermayesini dışarıya vermiş oldu.
3. Kuşak elinde satacak bir şeyi kalmayınca, almanın ürettiği arabayı alabilmek için, almanın verdiği krediyi kullandı. Yani aslında bir kuşak önce kendi verdiği sermayeyi, şimdi kredi olarak alıyor.
4. Kuşak borçlu doğdu. Ne sermayesi var, ne satabilecek bir şeyi. Krediyle kredi ödüyor. Üstelik akıllanmıyor. Dedesi gibi hala üretim yerine taşa toprağa yatırım yapıyor.

Bugün hangi vatandaşa 2 milyon verseniz alacağı ilk şey ev / arsa olur. Sonra da araba! İş kurmak, üretmek çoğunun aklına bile gelmez.

Hadi risk almak istemiyor. Ya da ekonomiye güvenmiyor iş kurmuyor ama bak almanya'da kazanan adam da kazandığıyla almanya'da ya da türkiye'de bir yatırım yapayım demiyor. Gidiyor yine ev arsa kovalıyor. Yani mevzu zihniyet aslında.

Abd'de bugün de cebinde 60bin doları olan biri iş kurmayı, yeni kurulan bir işe ortak olmayı düşünebilir. Türkiye'de ise daha azdır bu sayı. Gider hemen araba alır onla:D İlla kendi iş kurmasına da gerek yok, yatırım fonlarında değerlendir başkasına sermaye olsun sen de kazan ama o da yok.

Mevcut sistemde serbest teşebbüsten bu kadar korkan bir ekonominin zaten büyümesi mucize.

Biz bazı gerçekleri kabul etmek zorundayız. Türkiye ekonomisi güçsüz bir ülke değil. Birçok kişi de yazmış yukarda, en bitik halimiz bile birçok ülkeden iyi diye. Ama ekonomisi çok güçlü bir ülke de değil. Olabilir mi? Olabilir ama çok çalışılması gerek.

Bizim son yıllarda yaşadığımız refah ve büyüme sürdürülebilir değildi zaten. Bugünlerin geleceği çok belliydi. KRedilerle, bize ait olmayan paralarla büyüdük sandık ama şiştik sadece. Ülkede bir "sıcak para" bolluğu yaşandı. Ama o para kalıcı bir yatırıma dönüşmedi. Sadece tüketildi. Haliyle para yıllar içinde kendi kaynağına geri dönünce bizim hacmimiz yine küçüldü.

Biz g20 ülkeleri içinde gelişen ülkeler sınıfındayız. Ama kendimizi gelişmiş olanlarla kıyaslıyoruz. Oysa g20 içinde bizim muadillerimiz Arjantin, Rusya, Endonezya, Hindistan, Çin, Meksika, Brezilya vb. Bu ülkelerin sorunları birbirine benzer. Kimisinin ekonomisi güçlü, sanayisi güçlü, insani yaşam endeksi zayıf. Kiminin sanayisi orta, ekonomisi güçlü, insai yaşam endeksi sıfır. Kiminin her şeyi ortalama. Biz her şeyi ortalama olan bir ülke gibiyiz bunlarla kıyaslayınca.

Tabii eğer kendimize hedef olarak Almanya, ABD, İtalya, Birleşik Krallık falan koyuyor ve o yüzden kıyaslıyorsak, aramızda öyle 10 yıl falan yok. Bu 300-400 yıllık bir hikaye.
0
anten
(06.12.21)
bi geyik var ya "make turkey eh iste again" diye bence turkiye ancak eh iste olur orta vadede. ama uzun vadede sinifin kafasi calisip haylazlik yapan ogrencisi gibi, resmen varlik icinde yokluk cekiyoruz. uzun vadede cok daha iyi hale gelebiliriz belki ama ben gorebilecegimi zannetmiyorum. turkiye bir cok konuda cok ustun ve cok potansiyelli bir ulke ama yillarca sacma sapan konulara enerjisini harcadi malesef. yani en basit ornegi ben cocukken 90'larin ilk yarisinda hatirliyorum surekli alevi-sunni konusu tartisilirdi saatlerce gunlerce aylarca. sonra baska seyler, ondan sonra yine baska seyler...

orta vadede ise boktan trendin sonunda oldugumuza adim gibi eminim, orta vadede tekrar eh iste durumuna gelecegiz hicbir suphem yok ve butun plan/programim bu yonde. tabi ki yanilabilirim.

bir de hala dipte degiliz diyen arkadaslara; icinde yasayinca insan anlamiyor, tarihi okuyunca yillarca suren seyleri sanki aksamdan sabaha olmus gibi dusunuyoruz ama icinde olunca o is oyle olmuyor malesef. biz de su anki boktan surecin icinde oldugumuz icin bize cok uzun geliyor ama tarihsel olarak olmasi gereken sureleri yasiyoruz; o yuzden olaylara cok daha genis cerceveden bakmak lazim diye dusunuyorum.
0
bay b
(06.12.21)
(1)

Bariyerli ispark otoparkları kapanıyor mu

vatanperver
Saat geç olduğunda ne oluyor? 7/24 açık mı bunlar? Yoksa görevli bariyeri kaldırıp evine mi gidiyor?
Saat geç olduğunda ne oluyor? 7/24 açık mı bunlar? Yoksa görevli bariyeri kaldırıp evine mi gidiyor?
0
vatanperver
(05.12.21)
Bazıları 24 saat açık bazılarının ise kapanış saati var. Girişlerindeki tabelada yazar genelde. Ama siz yine de görevliye sorun mutlaka:)
0
anten
(06.12.21)
(3)

Kodlama ile ilgili en temel Türkçe kaynak önerisi

ya ben lan neyse
varsa çok makbule geçer. teşekkürler.
varsa çok makbule geçer. teşekkürler.
0
ya ben lan neyse
(05.12.21)
btkakademi'de var bir seyler.
0
yoggi
(06.12.21)
www.patika.dev
Ayrıca size tavsiyem. İngilizce olmadan yazılım dünyasında ilerlemeniz çok zor
0
limonlu eksi
(06.12.21)
Turkcell geleceği yazanlar sayfasına bir bakabilirsiniz.

Udemy'de giriş seviyesi kurslara da bakabilirsiniz. Ama kursu iyi seçin. Demo derslere bakın.
0
anten
(06.12.21)
(2)

Aktrislerin ücretleri hk.

ir mania
Öpüşme ve sevişme sahnelerinde ayrıca ücret alıyorlar mı? Bence almıyorlardir ama belli de olmaz. Yani bir oyuncunun film ve dizi ücretleri nasıl belirlenir ne zaman odenir? Dizilerde bölüm başı heralde dizi tutarsa zam yapılıyor mu? Filmlerde de filmin başında belirleniyordur ama atıyorum zorlu geç
Öpüşme ve sevişme sahnelerinde ayrıca ücret alıyorlar mı? Bence almıyorlardir ama belli de olmaz. Yani bir oyuncunun film ve dizi ücretleri nasıl belirlenir ne zaman odenir? Dizilerde bölüm başı heralde dizi tutarsa zam yapılıyor mu? Filmlerde de filmin başında belirleniyordur ama atıyorum zorlu geçti çekimler ücret artirimi yapılıyor mu veya film çok tuttu diyelim pirim veriliyor mu?
0
ir mania
(05.12.21)
Hangi aktrisler?

Sadece intim sahnelerin zor olacağı algısı bi yanılgı, gergin bi duyguyu oynadığı bi sahne çok daha yıpratıcı olabilir.(daha “değerli” olabilir)
Genelde kaşe üzerinden belirlenir. Her yapımın, yapımcının ve oyuncunun/yüzün kaşesi aşağı yukarı bellidir baştan. Ona göre pazarlık olur. Filmin çok tutması veya batması film gişesi üzerinden bir sürpriz yaratmaz oyuncuya hukuki olarak. Çok ülke gezerse film, reklam olur işte oyuncunun kaşesi yükselir yani sonraki projelerine yansır.
Yurt dışında telif meselesi var, bizde daha gelmedi yakında gelecek. Her proje yeni yerlere satıldıkça yani bi kanalda,ülkede, festivalde gösterildikçe oyunculara ücret ödenecek, henüz bu sistem çalışmıyor bizde.
Dizi tutarsa zam yapılıyor, oyuncu parlarsa zam yapılıyor ama bunlar yine eşit şekilde dağılmıyor. Başrol bi şekilde (skandalla, yapımdaki oyunculuğuyla??, reklamlarda görünmesiyle vs) yapımcıya beklenenden çok daha fazla para kazandırırsa kendi de daha fazla kazanır. Esas kızın 3. Dereceden akrabası neden zam alsın?

Neyse özetle oyuncular totalde yani işlerin geneline ortalama açıdan baktığımızda çok az kazanıyor, yasal haklarını alamıyor. Sigortaları çoğunlukla yok yani yok derken zaten yok, kendi freelancer sgksı yapmak zorunda ama o primi de yapımcılar vermiyor kendi maaşlarından ödüyorlar. Ama çekilen bir bölümün ücretinin yaklaşık 6 ay sonra yattığını düşünürsek çok saçma sapan bir zorluğu var. Kazandıran bir isimse -bunun için oyuncu olmasına gerek elbette yok- işler başka tabii.
0
rewlack
(05.12.21)
Oyuncuların menajerleri eskisi gibi değil uyandılar mevzulara. O yüzden telifler vs eskisi gibi kolay atlanamıyor. Yine de yapımcı tek tek telifle uğraşmak yerine adama diyor ki al sana sezonluk 1 milyon daha da uğraştırma başka para yok sana. Ücretler ise tamamen oyuncuya, menajerine ve oyuncunun şöhretine bağlı.

Genelde oyuncular sezonun başından bir "bölüm ücreti" üzerine anlaşır. O fiyat sezon boyunca fikstir. Oynadığı her bölüm için o ücreti alır. Bazı oyuncular haftalık çalışma saati ya da çalışma günü sınırı koyar. Bu bahsettiklerim tabii esas oyuncular için geçerli. Yoksa yan karakterin çalışma saatini falan kimse takmaz.

Bizdeki fiyatlandırma bölüm başıdır genelde. Adam der ki bölüm başına X lira alacaksın. Sonra isterse her gün 10 saat çalıştırır, isterse 1 saat. Oysa bazı ülkelerde saat ücreti sistemi vardır. Adam sete girdiği andan itibaren saat ücreti çalışmaya başlar. Setten çıkana kadar orada durduğu her dakika için ödeme alır çünkü çalışıyor görünür. Bu özellikle küçük oyuncular için büyük avantajdır. Ama bizde bunun yerine bölüm başı sistemi kullanılır. Bu da biraz sömürüdür. Çünkü adama atıyorum bölüm başı X lira verirler, ondan sonra ne çalışma günü ne çalışma saati bellidir. Küçük oyuncuların çok söz hakkı olmadığı için de ses çıkaramzlar. Bi de bazı yapımcılar şunu da yapar, atıyorum adamın o hafta çekilen sahnesini yönetmen kullanmadı çıkardı diziden. Yapımcı ücreti ödemez ya da yarım öder vs. Oysa saat ücreti olsa, adamın bölümü yayınlanmazsa da adam çalıştığı kadar ücretini sıkıntı olmadan alır.

Bizde dizi film endüstrisi büyümesine rağmen bir türlü profesyonel bir seviyeye ulaşmadı. İşler hala eski usul hatır gönülle, "sözüm senettirle" yürütülmeye çalışılıyor. O yüzden ABD ya da Avrupa'daki gibi oyuncu / yönetmen / senarist sendikaları falan yok, olanlar da zayıf.

Set işçilerinin sendikaları bile daha güçlü hatta bence. Eskiden setlerin saat sınırı yoktu. Yönetmenin canının istediği saatte başlardı, yönetmenin istediği saatte biterdi. Hatta hiç ara verilmeden 2 gün devam eden setler oluyordu. Sabah 8'de gidiyorsun sete. Özellikle set işçileri, kamera asistanları vs için çok zor. Ağır işçilik çünkü sette çalışmak. 24 saat durmadan ışık taşı, ışık sök ışık kur, kamera taşı kamera kur, dekoru kur dekoru sök. Uykusuzluktan kazalar yaralanmalar olunca sınırlama geldi sendikadan.
0
anten
(06.12.21)
(8)

Koşuya başlama

kediperili
3 hafta oldu koşuyorum haftada 4 kez. Önceleri yürüyüş yapardım. Koşu geçmişi yok yaş 32 kadın kilo sorunu da yok . Ilk hafta gayet güzeldi 2. Hafta müthiş diz ağrıları başladı. 2 haftadır koşuyorum ama ağır tempolu dizim ve ağrılar musade etmiyor. Günlük işlerimde de ağrı bazen çok yoğun artıyor. Y
3 hafta oldu koşuyorum haftada 4 kez. Önceleri yürüyüş yapardım. Koşu geçmişi yok yaş 32 kadın kilo sorunu da yok . Ilk hafta gayet güzeldi 2. Hafta müthiş diz ağrıları başladı. 2 haftadır koşuyorum ama ağır tempolu dizim ve ağrılar musade etmiyor. Günlük işlerimde de ağrı bazen çok yoğun artıyor. Yürümek basamak çıkmak izdirap olmaya başladı. Benim çok bilmiş etrafım koş koştukça açılacak geçecek diyorlar. Geçecek mi ? Ne yapayım ben.? Koşmak istiyorum geçecek mi? Tavsiye ?
0
kediperili
(01.12.21)
koştukça açılacak olan kas ağrıları eğer diz ağrısı varsa başka problem vardır, koştuğun yer sert olabilir, ayakkabıların uygun olmayabilir, dizinde başka bir problem olabilir ben olsam zorlamazdım

koşu adımların da yanlış olabilir, youtubeda çok iyi koşu kanalları var, tekniği de anlatıyorlar
0
freebird5406_2
(01.12.21)
yürüyüş yapmadan koşmaya geçmeyin. uygun ayakkabı bulun. eğer hala ddeavm ettiyse zorlamayın sonra dönüşü hoş olmayabilir o ağrıların..
0
denizmaniaherif
(01.12.21)
eklem agrisinin/sakatliginin sakasi olmaz. kostukca acilir kadar da sacma bir sey daha once hayatimda duymadim. oncelikle duzgun bir ayakkabiniz olup olmadigindan emin olun daha sonra da biraz dinlenin ve agrilar gecene kadar asla kosmayin. agrilar icinse bazi agri kesici hap ve kremler var onlari kullanabilirsiniz simdi ismini vermek dogru olmaz.
0
bay b
(01.12.21)
koştukça açılmayacak. Yan bağlarınıza zarar veriyor olabilirsiniz. bunun birden fazla nedeni vardır.

-ayakkabı
-yere basma şekliniz
-dizinizi açtığınız açı
-koştuğunuz zemin

bir süre koşmayı bırakın ve ağrılarınız bitsin(hamlıktan dolayı olan kas ağrısı bu kadar uzun sürmez). gerekiyorsa ayağınıza uygun tabanlık yaptırın. footbalance bu işin bir numarasıdır.
0
kırmızıgözlüağaçkurbağasıyeşili
(01.12.21)
kolaydan zora doğru şunları tavsiye edebilirim;

- ağrı demek hasar demek. hasar tespiti yapıp öncelikle ağrılarınızı dindirmenin yolunu bulun.
- koşmaya geri döndüğünüzde ısınma hareketlerini doğru yaptığınıza emin olun. üşenmeden bu hareketleri her koşu öncesi tekrarlayın. havalar zaten soğuk, siz de ısınmadan hareket etmeyin. mesela ben bu havalarda calf kaslarını iyi esnetmezsem hep sorun yaşıyorum.
- koşu hızınızı ve mesafenizi bir anda artırmayın. nabız hesabı yapmak zor olabilir ama ilk birkaç hafta kendinizi çok yormayın.
- koştuğunuz zemini bir değerlendirin. eğer imkanınız varsa koşmaya daha müsait bir zeminde koşmayı deneyin.
- mümkünse ayak ölçümü yapan bir yerde (spor/koşu ağırlıklı çalışan mağazalarda olabiliyor) yere nasıl bastığınızı öğrenin. eğer içe-dışa basma sorununuz varsa ona göre ayakkabı alın.

bu son yazdığım bence en önemlisi; doğru ayakkabı, doğru ayakkabı, doğru ayakkabı.
0
semyasa
(01.12.21)
Bence normal ama koştukça geçmez, ısınınca sanki geçmiş gibi ağrıları diner ama soğuyunca tekrar ağrımaya başlar. Ağrılarınız geçene kadar yürüyüş de yapmayın. Bu 1-1.5 ay sürebilir. Ağrılar geçince de yürüyüşler ve sonra hafif tempo koşu ile devam edin. Tekrar ağrımaya başlarsa doktora gideceksiniz.
0
malheiros
(01.12.21)
şurada biraz yazmıştım: www.eksiduyuru.com
0
kaptankedi
(01.12.21)
Maalesef bu spor markaları son birkaç yıldır herkese "koş koş koş" diye gazlıyor. yok 5k yok 20k yok 40k herkes kendini zorluyor. Kaslar açılır falan diye sakın zorlamayın. Çevremde de bir anda gaza gelip yarı maraton falan koşmaya kalkan "koşucu" arkadaşlarım var.

Koşmak vücuta katkısı olduğu kadar, negatif etkileri de olabilecek bir antrenman.
www.insider.com

Birçok sebebi olabilir.
Eğer spor geçmişiniz yoksa, bacak kaslarınız zayıf olduğu için kaslar zorlanabilir hatta yırtılabilir.

Eklemlere fazla yük bindiği için eklem sorunu olabilir.

Kilo sorunu yok demişsiniz ama, kas kütleniz yeterli değilse, normal kiloda bile olsanız koşarken attığınız adımların yükü bacaklara fazla gelebilir.

Isınmadan koşuyorsanız, ya da bacak kaslarınız yeterli esneklikte değilse yine zorlanmış olabilir.

Ayakkabınız koşmaya uygun değildir o etkili olabilir.

Zemin sorunludur onun etkisi olabilir.

Geciktirmeden bir doktora görünün. Sonra da kaslarınızı güçlendirecek antrenmanlarla destekleyin koşu antrenmanlarını. Bunu da mümkünse profesyonel bir antrenörle yapın.

32 yaş, spor geçmişi yoksa bu tarz ağır antrenmanlara girişmek için dikkat edilmesi gereken bir yaş. Haftada 4 kez koşmak kilometreyi bilmiyorum ama ağır gelmiş olabilir.
0
anten
(01.12.21)
(10)

MacBook cahilliği

hede hodo
Cahillik diyorum. Şu yüzden.Bundan 3 4 ay önce ucuz yakalayıp MacBook Air almıştım. Almamdaki amaç da Excel kullanırım, dizi film izlerim vs şeklindeydi.Şimdi geldim eve. Açtım PC yi :) inanılmaz güzel. Bayıldım.Ama çalıştırınca kala kaldım. Şimdi bazı sorularım var.1- office paralı gözüküyor. Numbe
Cahillik diyorum. Şu yüzden.
Bundan 3 4 ay önce ucuz yakalayıp MacBook Air almıştım. Almamdaki amaç da Excel kullanırım, dizi film izlerim vs şeklindeydi.
Şimdi geldim eve. Açtım PC yi :) inanılmaz güzel. Bayıldım.
Ama çalıştırınca kala kaldım. Şimdi bazı sorularım var.
1- office paralı gözüküyor. Numbers kullansam aynı Excel tadını alabilir miyim? Siz kullanıyor musunuz?
2-mause olayı. Alışmanız vaktinizi aldı mı? Sanki karışık gibi.
3-bayıla bayıla hangi oyunu oyunu oynuyorsunuz? Steam’den mi indiriyorsunuz?
4-genel tavsiyeleriniz nedir?
0
hede hodo
(30.11.21)
1 bilmiyorum
2 herşeye 2 günde alışırsın tamamen, tabi bilmediğin şeyleri googlelamak zorunda kalacaksın bir müddet.
3 cs go dan tut da war thunders'a kadar bir sürü oyun seçeneği var, steam indirip oradaki mac oyunlarına göz atabilirsin, pc oyunlarının yüzde 70 i mac de çalışıyor.
4 genel tavsiyem

video için vlc indir

winzip winrar için keka indir.

adblocker indir

5 senedir mac kullanıyorum, virüs programı kurma ihtiyacım olmadı, ha demo programlarda arattığımda mulaka ufak şeyler çıkıyor da windows gibi değil yani.

mac daha çok bir iş makinası , kepçe, traktör gibi, kontağı çeviriyorsun çalışıyor. 3 sene sonra da çalışıyor 5 sene sonra da.
0
killerbee
(30.11.21)
1. excel aşmış bir program. yerini tutmaz. ama numbers'ın olayı excel'de yapabildiğin en kritik şeyleri daha kolay şekilde yapmak. işini görür.
2. almadı. os'den dolayı çok iyi mouse tecrübesi sunuyor
3. oynamıyorum.
4. youtube'dan macbook videoları izle. insanlar neler yapmış, neler yapılabilir öğren.
0
buenosdias
(30.11.21)
1- excel kullanmaktan kastınız nedir? sadece basit tablolar yapmaksa, numbers bazı şeyleri daha kolay yapıyor ama kompleks işleri bilmiyorum , o kadar kullanmadım. ama genel olarak da kullanan görmedim .. yine de internetten bire iki video izleyin, bir iki yazı okuyun, belki de ihtiyaçlarınızı fazla fazla karşılıyordur.

2- karışık değil, 1-2 gün içerisinde alışacağınızı düşünüyorum. ama 1-2-3-4 parmakla hangi hareketlerde neler yapabildiğinizi öğrenin. daha kolay hale geliyor.

3- oyun oynamıyorum.

4- birden fazla masaüstü nasıl kullanılır, öğrenin. mümkün olduğu sürece macos'un kendi programlarını kullanıın. iphone'unuz da varsa bu kadar kolay bir entegrasyonun ne kadar işe yaradığına şaşıracaksınız. hatta telefonda ya da laptopta ekrana bakıp ben bunu ne zaman buraya yazdım falan diyeceksiniz. bu anlamda belki de numbers ve pages kullanmanız telefonda da devam etmeniz anlamında çok pratik olabilir.
0
co2s2
(30.11.21)
crackli office kullanıyorum ben. onun harici uğraşmak istemiyorsan online google docs kullanabilirsin ücretsiz.

touchpad efsane. asla kablosuz mouse kullanmıyorum. alışınca her şeyi çok hızlı yapıyorsun. tavsiyem mouse hızını fulle ve gesture'lara alış. 2-3-4 parmak olayları.
0
jelly bear
(30.11.21)
1 Office windows'da da paralıydı siz farkında değildiniz sanırım. Win'de nasıl para vermediyseniz mac'de de vermeme opsiyonunuz var.

2 Track pad alışmaya çalışın bence zira mac'in olayı o. Ben yıllarca macbook kullandıktan sonra bu sene mac mini aldım ve listeye ilk eklediğim şey magic trackpad oldu zira o olmadan alet mac gibi değil tam.

3 Oyun mevzusu kısıtlı biraz online araştırmanız gerekiyor macos destekli oyunlar diye, ben zaten genellikle indie oyun sevdiğimden ve konsolcu olduğumdan çok bozmuyor beni.

4 genel tavsiyem windows alışkanlıklarınızı sürdürmeye çalışmayın, chrome kurup canını sıkmayın aletin mesela :D azıcık macos ekosistemine alışmaya çalışın.
0
hedep
(30.11.21)
1-Office ürünleri artık üyelik moduyla çalışıyor. Aylık 40-50 TL galiba. Google Office ürünleri de işinizi görür. Birçok ücretsiz ofis alternatifi var. Ama bazen özellikle excel'in makro vs konularında dert oluyor.

2-Herhangi bir mouse da kullanabilirsiniz. Mac mouse'unu ben sevmiyorum.

3-Steam'de mac oyunları var. Çoğu oyun artık hybrid. Air'de oyun oynanır ama çok üstün bir beklentiniz olmasın.

4-Tekrar pc'ye geç:) Şaka şaka, mac'in küçük tüyolarını ve kendine özgü avantajlarını iyi öğrenin, çoklu masaüstü gibi.
0
anten
(30.11.21)
1- ben de office 365 falan indirmedim. numbers, pages, keynote falan isimi goruyor. en cok powerpoint muadili keynote kullaniyorum gerci.

2- trackpad cok muthis bi sey. en cok eli acarak desktop gosterme, tam sayfa pencereler arasi gecis, browserda geri gitme, 4 tane parmagi asagi kaydirarak ayni uygulamanin diger pencerelerini gosterme, 4 tane parmagi yukari kaydirarak acik butun pencereleri gorme gibi gesture'lari kullaniyorum.

3- steam'de bi seyler var ama indirip oynamadim hic.

4- safari'yi severim bi kac extension icin brave yuklemek zorunda kaldim. karisik gorusler var, biraz da pil omrunu azaltti gibi hissediyorum ama emin olamadim.

command+space ile acilan spotlight da cok iyi bir uygulama, her seyi yapiyor. hesap makinesinden tut birim cevirmeye, bilgisayarda dosya aramaktan google aramasi yapmaya her sey var.

1clipboard: windows muadili ditto, kopya pasta yaptigin seyleri ezberliyor.

spectacle: pencereleri tam ekran yapar, saga sola kaydirir, ekrani boler falan.

iterm: terminal kullaniyorsan bu en iyisi. oh my zsh ile beraber.

karabiner-elements: fn ile ctrl'nin yerini degistirmek icin kullaniyorum. caps lock'a da ctrl'yi atadim. normalde klavye ayarlarindan fn'yi ctrl gibi kullan ayari var ama bu sefer de fn kayboluyor. kullandigim bir programda F5-F6-F7 lazim oldugu icin karabiner'le degistirmek zorunda kaldim.
0
chezidek
(30.11.21)
1- office her ortamda paralı trial olanını kullanabilirsiniz. ben genelde google docs kullandığım için local ortamda word/excel ihtiyacı çekmiyorum. google'da docs diye aratırsanız tüm office ihtiyaçlarınızı oradan karşılayabilirsiniz. illa office istiyorsanız 4'e link bıraktım.

2- toplamda 40-50 saat kullanım süresini gördüğünüzde mouse pad'e alışacaksınız.

3-bir ara windows yokken football manager oynardım. civ 5 oynadığım da oldu. windows yüklü pc aldıktan sonra mac'te oyun oynamayı bıraktım. steamde oyun filtrelerken mac os seçeneğini seçince çok fazla oyun olduğunu göreceksiniz.

4- gerekli uygulamalar için önerebileceğim site:
www.macbed.com

safari çok güzel ama ben windows pc'de firefox kullandığım için firefox kullanıyorum.
macte arama yaparken cmd+space kullanmaya alışın, çok pratik.
şarj olayına dikkat edin, boşu boşuna batarya ömrünü yemeyin. masada kullanırken kablosunu takın.
0
golgi aygıtı
(30.11.21)
1- office için herkes söylemiş zaten, malum ortamlardan windozda yaptığınız gibi edinip kullanabilirsiniz. numbers bir yere kadar işinizi görür. görmezse, ücretsiz alternatif olarak çok çok iyi. eğer sofistike hesap tablosu işleriniz varsa malum ortamlardan edinip kırmak gibi şeyler uğraşmak yerine libre office'e şans verin. excel dosyalarıyla da uyumlu çalışır.

eğer çok karışık bir iş değilse genelde numbers ya da google spreadsheets kullanıyorum. tabloyu kullandığım insan da Mac kullanıyorsa, Numbers'ta yapıp iCloud üzerinden paylaşabiliyorum.

powerpoint alternatifi olan keynote ise birkaç gömlek daha iyi olabilir. sunum işiniz varsa çok seveceğinizi düşünüyorum.

2- trackpad alışması zaman alabilen ama mouse'tan çok daha pratik bir araç. bir parça kendinize zaman verin.

3- steam oyunları yeterli geliyor.

4- macOS tips&tricks gibi yazı ve videolara az da olsa vakit ayırın. kısa yolları vesaire öğrenin, hayatınız çok kolaylaşır ve başka işletim sistemlerinde hamallık yapıyormuşum dersiniz.

tarayıcı olarak safari kullanın, pil ömrünü baltalamaz. adblocker olarak better kullanıyorum memnunum. alternatif tarayıcı olarak firefox çok iyi. adblocker olarak ublock:origin.

iPhone ya da iPad kullanıyorsanız bilgisayarla nasıl entegre çalıştığını öğrenin. mesele telefonunuz çaldığında, bilgisayardan cevaplayabilirsiniz. ya da telefonda kopyaladığınız bir şeyi, bilgisayarda yapıştırabilirsiniz. telefondan bir şeyleri airdrop ile bilgisayara hızlıca gönderebilirsiniz.
0
kaptankedi
(30.11.21)
Welcome to the Apple eco system

1- hayret nasil kimse soylememis. Google docs varken ben baska hicbir seye ihtiyac duymuyorum. senkronize oluyor olmasi da bir arti, yarin oburgun parali yapsalar gene alirim sanki. Microsoft 365 hesabim da var sirkette lanet olsun boyle bir agirlik yok (isim agirlikli excelde)

2- trackpade alisirsiniz ama mouse da kullanabilirsiniz yani. ben kullaniyorum arada hala.

3- oyun oynamiyorum hic, bilmiyorum.

4- genel tavsiyem, aklina bir sey takilirsa burada sor. burada hatiri sayilir bir miktarda apple kullanicisi var.


eger iPhone'ununuz varsa continuity denen seye bayilacaksiniz. birinde kopyalayip otekinde yapistirabilmek, telefonu bilgisayardan cevaplamak vb harika seyler. yoksa da yakinda alirsiniz zaten.
0
yoggi
(30.11.21)
(4)

Hareketli iş hayatında kilo vermeden nasıl kas yapıcaz?

rebecca
Gün içinde 10-12 bin adım atıyorum hafta 3-4 gün de fitness a gidiyorum ama beslenme dengesini bi türlü kuramadım hala kilo veriyorum spor boşa gidiyormuş gibi hissediyorum. Beslenme nasıl olmalı karb protein dengesi nasıl sağlanır?
Gün içinde 10-12 bin adım atıyorum hafta 3-4 gün de fitness a gidiyorum ama beslenme dengesini bi türlü kuramadım hala kilo veriyorum spor boşa gidiyormuş gibi hissediyorum. Beslenme nasıl olmalı karb protein dengesi nasıl sağlanır?
0
rebecca
(30.11.21)
Bütçenize uygun bir diyetisyenin yardımı olur. En azından bir süre yeme rutini oturana kadar.
0
anten
(30.11.21)
1.5-2gr/kg protein alırsanız kafaniz rahat olur. Karbonhidrat kısmında çok az alan var fazla alan var. Ben karbonhidratsiz yapamam spor performansi direkt düşer. Ama bana göre en önemli olan protein alımı.
0
logisticsmanager
(30.11.21)
protein alımını artırıp, spor yapmadığınız günlerde karb'ları çok azaltmak işinize yarar.

bir de IF ile aralıklı beslenme düzeniyle birleştirirseniz tadından yenmez.

spor olmayan günlerde - 16/8 low-carb (~100gr) - bol protein - ve sağlıklı yağ (zeytinyağı, tereyağı, ghee)

spor olan günlerde - 16/8 moderate-carb - bol protein - ve sağlıklı yağ (zeytinyağı, tereyağı, ghee)

myfitnesspal gibi bir uygulama kullanarak makroları saymanızı öneririm, başka türlü ya eksik kalacak ya da fazla olacak.

az eksik ya da az fazla olsa üzülmezsiniz ama çok eksik kalırsa kas yıkımı olabilir, ve çok fazla olursa yağlanabilirsiniz.
0
kaptankedi
(30.11.21)
Hocam cok yiyeceksin olay bu. Hem is saatinde eberji harciyor hem de spor yapıyorsun, senin fazla gidaya ihtiyacin var. Karbonhidrat gomeceksin. Yoksa o sporu yapacak eberjiyi de bulamazsin zaten.
He zamanla baktin kilo artiyor gittikce, bir yerde durursun. Kilo vermek zor değil. Eskisi gibi az yemeye başlarsın bu kadar basit.
0
stavro
(30.11.21)
(12)

Gurbetçiler neden Türkiye'den ev alıyorlar.

liberal
Tamam 2020 Temmuzdan sonra evler dolar bazında bile artış gösterdi ama 5-10 senelik döneme bakarsanız döviz bozdurup ev alanlardan artıda olan kişi çok azdır, kaldı ki kiralar doviz bazında eridi gitti.Gurbetçiler oldukları ülkede gayet iyi bir şekilde o bölgeyi bilmekte ve tanımakta, neden misal be
Tamam 2020 Temmuzdan sonra evler dolar bazında bile artış gösterdi ama 5-10 senelik döneme bakarsanız döviz bozdurup ev alanlardan artıda olan kişi çok azdır, kaldı ki kiralar doviz bazında eridi gitti.

Gurbetçiler oldukları ülkede gayet iyi bir şekilde o bölgeyi bilmekte ve tanımakta, neden misal berlin'den hamburg'tan paris'ten ev almak yerine türkiye'den ev alıyorlar?

Bir de bu yabancı ülkelerde kira çarpanı genelde kaç?
0
liberal
(29.11.21)
Çoğu yazlık bölgeden ev alıyorlar. Yazın zaten deniz, kum için başka ülkeye gideyim diye düşünmüyorlar ki, Türkiye'deler genelde. E bu durumda niye almasınlar ki?

Ayrıca bir kısmı da emekli olunca Türkiye'ye dönüş yapıyor.
0
fraise
(29.11.21)
gurbetçilerin çoğunun emeklilik planı trye dönmek çünkü. yazın da buraya geliyorlar. bizim bi akraba evi boş tutuyor sadece kendi gelip oturuyor arada.
0
roket adam
(29.11.21)
Oturduğum apartmanın yarısı ingiltere, almanya ve dubaide yaşayan türklere ait. Evlerin fiyatları 2milyon üstü. Karşı apartmanın tamamı bir ingiltere'de yaşayan bir türk vatandaşa aitmiş. Amaç her zaman bir kapımız olsun. Bu civarlarda oturmak için beyaz yaka 10 yıl kendini bankaya köle ederken bu adamlar yılda 15 gün bu evleri açıp ve toplamda 10-15bin tl yakın (merkezi ısıtma) aidat ödüyorlar.
0
godspell
(29.11.21)
İki sebebi var:
-Biz rant ekonomisini biliyoruz, alternatifini değil.
-Türkiye'ye dönerim mantığı.

Rant deyince herkes negatif algılayaiblir ama rant bir malın (araba, otobüs vs) ya da mülkün (arazi, dükkan, ev) çok az eforla sağladığı getiridir. Rent'in fransızcası işte. Yani kira.

Mesela Avrupa ülkelerinde ve ABD'de de özellikle yatırımcı ve girişimci bir kültür var. Adam birikiminin bir kısmını hemen yatırıma dönüştürmek istiyor. Dükkan açıyor, iş kuruyor, üretim tesisi açıyor, kendi girişimci olamayacaksa bile iş kuran birine ortak oluyor. Ona sermaye sağlıyor. Hiçbirini denemiyorsa bile, yatırım fonlarına ya da hisselere koyuyor nakitini ki, o birikim girişimciye sermaye olsun, girişimci kazansın. Yatırımcısına da kazandırsın.

Biz bunu sevmiyoruz. Eline 500bin geçen ev alayım kiraya vereyim diye geziyor. Bu da aslında ekonomik büyüme için çok verimli mi tartışılır. Ülke sermayesinin büyük bölümü gayrimenkulde.

Halbuki gurbetçiler kazandıkları dövizi eve değil, türkiye'deki yatırım fonlarına koysa, halka arz olan şirketlere bağlasa ülkeye bir miktar sermaye akışı sağlanır.

Bu söylediğim tabii Türkiye'de ev alayım kira getirsin, sonra da ben döner otururum diyen Gurbetçiler için geçerli.

Yoksa adam yazlık ev almak istiyordur ona bişey diyemem. Sonuçta sahil şeridi güzel bir ülke, bir de ucuz. Aynı dili konuşuyorsun. Bütün AB ülkeleri yazın zaten akdenize iniyor. Sen kendi ülkene gidiyorsun.
0
anten
(29.11.21)
Mesela Kanada'daki arkadaşlarım 30 yıl mortgage ödemek yerine biraz para biriktirip Türkiye'de ev alacak galiba. Ev almak imkansız falan diyorlardı. Türkler uzun vadeyi sevmiyor, daha az sürede 100 bin euro/dolar biriktirsen atıyorum, Türkiye'de güzelce bir ev alırsın. Orada 700 bin euroya düzgün bir ev alamıyordur belki de.

Ayrıca evet çoğu emeklilikte Türkiye'ye dönmeyi düşünüyor. Orada kalacak kişi yatırımını oraya yapar.
0
nhk ni youkosu
(29.11.21)
Berlin'den, Paris'ten nasıl ev alsınlar, o kadar zengin değiller ki. Berlin'de evler 500 bin euro. Bir Alman, bir Fransız için bile oralarda ev almak çok kolay değil. Ev alma konusunda da bir vizyonsuzluk var. Yatırım konusunda @anten +1. Bir de Türkiye'de kanunlar çok zayıf. Bir şekilde zengin olmuş biri onlarca ev toplayabiliyor.
0
dissendium
(29.11.21)
Edmond honda +1

Şimdi ben misal ayda sicak su ve isitma, apartman/site aidati ile 831 euro veriyorum. Düz kira 740 civari. Piyasayi ve oturduğum evin icinin yeni yapilmasi ile tahmini 250 bin euro derim ev icin. Bu da 28-29 yillik kira geliri demek. Ki ben 600-700 bin kisilik yerdeyim. Lyon/paris/bordeaux/toulouse/Strasbourg gibi yerler daha fenadir. Haliyle türk birinin Avrupa'da kira geliri yerine Türkiye'ye yollamasi mantıksız değil. Sonuçta çoğu geri geliyor emekli olunca ya da 6 ay gelip 6 ay ulkesine dönüyor gene.

Gecen spor salonunda türk eleman ile denk geldim, ailesi Kuşadası'na yerleselim demis mutluydu. Ayni yerde yasiyoruz, 300bin ev desek 3-3.5 milyon liraya Kuşadası'nda güzel yer bulurlar.

Bir de çoğunun herhangi bir yatırım bilgisi yok (anten+1). Ben misal ayda 300 euro en az world etf yatirimi yapiyorum, buna ek olarak takip ediyorum, hayat sigortası fonu actirdim vs. Ama misal arkadasinin ailesinin oturduğu yer, sahibi Almanya'da yasayan kayserili. Demisler buradan ev al, adam evi almis ama 7-8 sene olmus evi gormemis bile. Gecen gelmişler ya evi görelim istedik hiç gormemistik diye. Yani insanların çoğunun bildiği tek sey ev almak kiraya vermek.

Bu arada Avrupa'da herkes büyük metropolde yasamiyor. Yaşadığım yerde 300bin euroya 3+1 apartman dairesi var, sirketin fabrikasinin olduğu şehirde 300 bin euroya havuzlu villa var. Yani her insan da 25-30 yıl kredi ödemiyor. Istanbul'da da su an ev fiyatlari öyle 10-15 yil ile karsilanabilecek seviyede değil.

Ha ben misal; Türkiye'de izmir civarinda yazlik alirim, annemleri oraya yollarim. Yazin gelir 3-4 hafta kalir dönerim. Ama hayatta Türkiye'ye temelli dönüş yapacagimi sanmam (büyük konusmamak lazım) çünkü genel Türkiye ile temelde ayriyim. Ama Avrupa'da hala kahvehaneye giden, hayatında oranin bayramini kutlamamis, alisverisini hala türk marketinden yapan adamin Türkiye'ye yatirim yapmasi kadar normal bir olay yok. Adam zaten orali olmamis parasi ve olanaklari icin orada. Ilk firsatta azicik emekli maasini Avrupa'dan aldi mi hemen kacar Türkiye. Benim kayinpeder depresyon sebebiyle malulen emekli 700-800 euro net. Su an Fransa'da kira zor verirdi bu paraya ama Türkiye'ye normal yasar. Bu mantik iste.
0
logisticsmanager
(29.11.21)
@logisticsmanager, bu soruyu sorma nedenim fransa'da paris'te yaşayan kuzenimin türkye'de ev alması ve buna da alalı kaç ay oldu şu kadar arttı diye sevinmesi.

paris'te veya fransa'da kira çarpanı oranı senin gözlemlerine göre kaç?

120.000 - 130.000 euro alınan bir oda/daire'nin 700-800 euro getirmesi mümkün mü sence?
0
🌸liberal
(29.11.21)
@liberal; imkansiz. Bir kere ya o paraya daire bulunmaz ya da o kirayi alamaz. Paris'
Biraz paris'e rastgele baktim, 130bin olan dairenin tahmini vergi öncesi kira geliri masraflari çıkartsak 400-450€, bu da 27-28 yıl yapıyor. Ki dediğim gibi daha vergisi var.

Ha arrti diye sevinmesinin mantığı ancak ve ancak Euro karşısında artması ile olabilir. Ki izmir'den biliyorum deprem sonrasi fiyati katlanan yerler var ama Euro karşısında değer kaybeden yer de. Haliyle kendi aldığı yere göre değişir.
Sorduğun sorunun cevabı su linkte var;
www.immobilier-danger.com

Misal bakarsan Paris çok uzun yillar sonra getiri verirken misal turistik beziers şehri resmen 10-12 yil sonra getiri veriyor.
0
logisticsmanager
(29.11.21)
bu arada Avrupa'da ev sahibi olmak mantıklı bişey değil sanırım, orada yaşayanlar anlatır da, örneğin birden fazla evin olsa(alabilsen) ve kiraya versen neredeyse kiranın tamamı vergiye gidecek diyordu bir arkadaşım. Oturacağın ev mantıklı ama ikinci ev devlet tarafından engellenen(vergiyle) bir şey sanırım.
0
nhk ni youkosu
(29.11.21)
Abd'yi bilemem ama Avrupa'da ev alıp da değerini katlamak diye bir mantık yok. Avrupa'da aldığın ev her daim aşağı yukarı benzer değerlerdedir. Türkiye'de Allah'ın unuttuğu yere apartman dikerler ucuza satarlar alırsın 10 sene sonra şehir büyür ayağına gelir apartmanın, değeri de katlanır ona göre.
0
bana kedicik derdi
(30.11.21)
biz isviçre'de yaşarken kesin dönüş yapmak için almıştık ama adam gurbetçi diye ülkeyle bağlarını koparmak zorunda değil ki. yatırım bilgisiyle filan da alakası olabilir arkadaşların dediği gibi ama onunla sınırlı değil kesinlikle. mesela istanbul'da yaşayan birçok kişinin memleketinde, ya da şehirde yaşayan birçok kişinin köyünde evi var, neden? gidersek kalırız diyorlar, duygusal bağı koparmak istemiyorlar. bir de mesela türkiye'ye gelince otelde veya aile evinde kalmaktansa açıyorlar kapılarını, rahat rahat kalıyorlar evlerinde. ben bile bazen düşünüyorum memlekete gittiğimizde apartta filan mı kalsak diye. hani 3-5 gün bir şey değil de, 3 hafta filan kalmaya niyetlendiğimizde çok rahat edemeyebiliyoruz anne-baba evinde. tek başına aile ziyaretine gitmek gibi değil aile olarak gitmek.
0
gmzo
(30.11.21)
(4)

Araba Almak İsteyene Öneriler ve Araba Tavsiyesi

birşeylersoracağım
Araba almak istiyoruz(ikinci el) fakat zamanı mı değil mi, şimdi almayıp sonra alınca ne olur bilemiyoruz. Ben düşeceğini de hiç sanmıyorum. Ne yapmak lazım? Alınır mı?Maks 160 bine aşağıdaki özellikleri olan ne alınır?-Otomatik-Benzin ya da Benzin+LPGAmaç: İhtiyaç
Araba almak istiyoruz(ikinci el) fakat zamanı mı değil mi, şimdi almayıp sonra alınca ne olur bilemiyoruz. Ben düşeceğini de hiç sanmıyorum. Ne yapmak lazım? Alınır mı?

Maks 160 bine aşağıdaki özellikleri olan ne alınır?

-Otomatik
-Benzin ya da Benzin+LPG

Amaç: İhtiyaç
0
birşeylersoracağım
(26.11.21)
Ufukta hiç iyi ihtimaller yok, bir an önce alın ne alacaksanız.

Araç üretimi olsa ve fabrikaların bayilerin elinde stok şişse "ulan ÖTV indirimi olur mu acaba" deriz, ama zaten üretim sıkıntısı olduğu için de fiyatlar yüksek.
0
John Bloor
(26.11.21)
Alıp-satmalık mı ihtiyaç mı? İhtiyaç ise aklıma gelenler: mitsubishi colt, mitsubishi attrage.
0
prole
(26.11.21)
Sıfır araç bulmak zaten zor tedarik yüzünden.
Herkes ikinci ele yöneldi, kur falan da derken fiyatlar uçtu.

Ben kendimden örnek vereyim geçen sene alayım mı diye düşünürken baktığım arabanın fiyatı 1 haftada bile oynadı. Hatta cumartesi beğendiğim araba pazartesi alacağım diye aradığımda 5-6 bin daha artmıştı. İyi kötü bir tane aldım. Onun da fiyatı ilan sitelerinde 1 yılda %50 civarı arttı.

Bu fiyatlara yeni araç bulmak biraz zor olabilir. Ama 2012 ve öncesi b sınıfı otomatik ve yarı otomatik araçlara bakın. Yarı otomatik de kullanım olarak otomatikten çok farklı değil. En azından daha uygun fiyat olarak otomatikle kıyaslanınca.

O yaş aralığında küçük araçlara bakın. Bunlar genelde getirsin götürsün niyetiyle alındığı için ve genelde yeni evli aileler tercih ettiği için daha insancıl kullanılıyor. Yani golf, seat vs bakarsanız muhtemelen ömrünün bir bölümünde asfaltta iz bırakmıştır o araçlar:D

Aklıma gelen modeller, hyundai i10, hyundai i20, toyota yaris, honda jazz, mitsubishi colt, ford fiesta, opel corsa, renault clio eski kasalar belki.
0
anten
(26.11.21)
Skoda Fabia
0
pispinti
(26.11.21)
(11)

telefonda hakarete uğramanın cezai yaptırımı

tabudeviren
ses kaydını aldım. buradan bir şey çıkar mı, nasıl bir yol izlemek lazım? daha önce deneyen varsa tecrübelerini alabilirim.alacağı cezanın büyük küçük olması önemli değil.
ses kaydını aldım. buradan bir şey çıkar mı, nasıl bir yol izlemek lazım? daha önce deneyen varsa tecrübelerini alabilirim.
alacağı cezanın büyük küçük olması önemli değil.
0
tabudeviren
(26.11.21)
İzinsiz ses kaydı delil olmaz, bi şey çıkmaz yani.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(26.11.21)
Şimdi, hakaret suç, o konuda şüphe yok. Cezası da TCK da yazıyor. En kötü alt sınırdan ceza alır, o da HAGB ile ertelenir. (Daha önce sabıkası yoksa)

AMA

Bu delili nasıl elde ettin ve bu delil hukuka uygun mu?

"Sistematik ve planlı bir şekilde delil üretmek amacıyla gizlice/habersizce kaydedilen, bu nedenle hukuka aykırı bir şekilde elde edildiği kabul edilen ses, görüntü veya video kayıtları bir vakıanın ispatı için hukuk veya ceza mahkemelerinde delil olarak kullanılamaz."

Ayrıca;
TCK 133 der ki; "Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
0
infernalcadre
(26.11.21)
@infernalcadre

iyi de ben başkasının konuşmasını kaydetmiyorum ki, iki kişinin telefon konuşması. kaydı almadan nasıl kanıtlayacağım?
0
🌸tabudeviren
(26.11.21)
O ses kaydını delil olarak kullanamazsın.
0
zoghurt
(26.11.21)
Ben zaten yazdıklarımda başkasının konuşmasını kaydediyorsun demedim ki.

Daha anlaşılır yazalım hemen;

"Tabudeviren ile hakaret eden arasındaki aleni olmayan konuşmaları, hakaret edenin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden tabudeviren, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Bruce dediği gibi yap o zaman.

Bak aklıma ne geldi. Madem ki sen bu yola baş koydun, görüşme olurken hoparlörü açtığını ve yanında bulunan iki kişinin de bu hakaretleri duyduğunu söyle. İki kişiyide bulursun sanırım. Ama dikkat et yanında olmadıkları anlaşılırsa yalan tanıklık ile suçlanabilirler
0
infernalcadre
(26.11.21)
Bu yuzden cagri merkezleri gorusmemiz kalite standartlari geregi kaydediliyor diyor.

Radar cezasinda bile radar uyarisi ariyor devlet, diger turlu adama tuzak kurmus oluyorsun.
0
divit
(26.11.21)
üstüne ses kaydını izinsiz yaptığın için başın ağrıyabilir.
0
anten
(26.11.21)
ses kaydını tanıdığınız bir iki kişiye dinletin, onlar da konuşma anında hoparlörden dinlediklerini söyleyerek şahitlik yapsınlar. Ses kaydı aldım deme ve asla ses kaydını delil olarak gösterme.
0
alaimisema
(26.11.21)
Kayıtların geçerli sayılabilmesi için kanıt yerine geçecek cümleden önce görüşmeyi kaydediyor olduğuna dair açık bilgilendirme yaptığını da kanıtlaman gerekiyor.

Ancak bu şu durumda geçerli değil, örneğin sen hoparlörde telefonla konuşuyorsundur o sırada da ev arkadaşın ailesiyle görüntülü görüşüyordur, ev arkadaşının ailesiyle görüntülü görüşmesini kaydediyordur ve senin uğradığın hakaret de bu kayda yansımıştır. Bu durumda farklı işliyor süreç.
0
akhenaten
(26.11.21)
Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama Yargıtay böyle bir durumdaki ses kaydını “suçun ispatlanmasının başka bir yolu olmaması” GİBİ bir sebeple delil olarak kabul etmişti. Araştırıp öyle bir örnek karar bulursan işine yarar.

Öte yandan, ne yazık ki alıp hapse atmıyorlar sinirimizi bozanı.
0
lazor
(26.11.21)
@lazor

şöyle bir sayfa buldum.

avukatcerenyanik.com

mesele hapis cezası alması değil. uğraştırmak. bu sırada küçük bir ceza alsa, herhangi bir şekilde siciline işlense bile yeterli.
0
🌸tabudeviren
(26.11.21)
(7)

Dune filmi 8. sınıf seviyesine uygun mu

abuzer
Film hakkında en ufak fikrim yok. Levent tatilde seviyesinde kitap okuyan 13-14 yaşında öğrencileri götürmek için uygun bir film mi
Film hakkında en ufak fikrim yok. Levent tatilde seviyesinde kitap okuyan 13-14 yaşında öğrencileri götürmek için uygun bir film mi
0
abuzer
(25.11.21)
Film 13 yaş üstüne uygun görünüyor imdb'de. Türkiye'de nedir bilmiyorum yaş sınırı. Ama önemli kült bir edebi eserin güzel bir sinema uyarlarması.

Film o yaş grubuna biraz ağır gelebilir sadece sıkılabilirler. Özel bir ilgileri yoksa bu tarz eserlere.

Ben daha çok 13-14 yaşında levent tatilde seviyesinde okuyan öğrencilere takıldım. 13-14 yaş artık bayaa bayaa dünya klasiklerinin falan okunması gereken yaşlar.
0
anten
(25.11.21)
cinsellik açısından uygunsuz bir sahne yok.
filmin de +13 yaş sınırı varmış, fakat 13-14 yaş için gerilim sahneleri bence fazla, ben olsam götürmezdim.

not: bir yakınınızı değil de öğrencileriniz için soruyorsunuz diye düşünerek o sorumluluğu almazdım diye söyledim. yoksa kendi iradesiyle daha yoğun film ve kitapları tüketen 13 yaşında çocuklar vardır tabii ki.
0
akil kupuru
(25.11.21)
Onlar akşama kadar neler izliyorlardır ya Dune çıtır çerez gelir.
0
guzel gunler gorecegiz
(25.11.21)
bence eglenceli degil o yas icin
0
ala09
(25.11.21)
Bana da sıkılırlar gibi geliyor.
0
kobuzchu kiz
(25.11.21)
çok sıkıcı bir film
0
dafuq
(25.11.21)
Sıkılırlar +1, ekşide bile yüzlerce kişi izlediğini anlamamış bir çok noktayı kaçırmış film içinde, onlar mümkün değil anlamazlar.
0
atom karincanin torunu
(25.11.21)
(4)

Deneme sürecinde istifa etmek hk.

Cenk Daniels
Normal karşılanır mı? Henüz 3 hafta doldu. Tam aslında alışma sürecindeyim fakat olmayacak yani sevemedim işi. Bunu yöneticime,ik ya nasıl anlatabilirim? Gerekçe olarak ne söylemem uygun olur istifa hakkında?Yeni iş falan da bulmadım, sadece burada çalışmak istemiyorum.
Normal karşılanır mı? Henüz 3 hafta doldu. Tam aslında alışma sürecindeyim fakat olmayacak yani sevemedim işi. Bunu yöneticime,ik ya nasıl anlatabilirim? Gerekçe olarak ne söylemem uygun olur istifa hakkında?

Yeni iş falan da bulmadım, sadece burada çalışmak istemiyorum.
0
Cenk Daniels
(25.11.21)
dostum stres yapma. al eline bir a4, yaz istifa dilekçeni ve götür yöneticine imzalat ve IK'ya ver. sadece onların değil, senin de deneme sürecin bu.
0
vampir akrep
(25.11.21)
buraya yazdıklarını söyle işte.
"sevemedim, burada çalışmak istemiyorum. sizinle sıkıntım yok. bu iş bana uygun değil"
0
barankovan
(25.11.21)
Normal karşılanır. Hatta sormayabilirler bile. Hayırdır falan derler en fazla. Burada kendimi geliştiremeyeceğimi düşündüm diyebilirsin. Bence hemen karar verme.
0
dissendium
(25.11.21)
Adı üstünde deneme süresi. İş sözleşmesi iki taraflıdır. Sizin de onları deneme hakkınız var. Kimseye verilecek hesabınız yok yani:) Alışamadım, beklediğim gibi çıkmadı diyerek gidebilirsiniz.

Ha işinizde iyiyseniz kalmanızı isterler, neden gidiyorsunuz diye deşmek isterler. Oralarda da yuvarlak konuşur geçiştirirsiniz. Ama bu kur oynaklığı varken Bir süre birçok şirket eleman alımlarını askıya alabilir. Kritik olmadığı sürece.

O yüzden çok çok sıkıntı yoksa idare edin iş bulana kadar
0
anten
(25.11.21)
(3)

Doların sadece kârını satmak vs komple al sat yapmak

ceann deas
Elimizde x miktar dolar var diyelim kur arttı +2 kar geldi. Bu +2 yi tl ye çevirip düştüğünde dolar almak mı kârlı yoksa x+2 yi komple mi al sat yapmalı?
Elimizde x miktar dolar var diyelim kur arttı +2 kar geldi. Bu +2 yi tl ye çevirip düştüğünde dolar almak mı kârlı yoksa x+2 yi komple mi al sat yapmalı?
0
ceann deas
(24.11.21)
Doların düşeceğinden eminsen hepsini tepede satıp dipten almak en kârlısı. Ama bunu bilen biri zaten forex'te dolar milyoneri olabilir çok rahatlıkla.
0
himmet dayi
(24.11.21)
Peki bu durum saçma olmuyor mu ben doları x'e almışım x+2 olduğunda satıp x+1'e indiğinde satsam zarar etmez miyim Sonuçta başta elimde x den aldığım dolar vardı ben onu x+1 den tekrar aldım daha az dolar almaz mıyım?
0
🌸ceann deas
(24.11.21)
Ben kişisel olarak bu döviz alım satımından kâr mantığını çok anlamıyorum. Yani anlıyorum da çektiğin çileye değiyor mu? İnsanlardaki bu heyecan niye.

Çok bakkal hesabı bir örnek vereceğim
Atıyorum 2 sene önce kasım 2019'da 20bin dolar aldım.
114000 TL ediyor o günün kuruyla.

Kasım 2021'de
20 bin dolar=250bin yaklaşık.

Şimdi kime sorsak "offf ikiye katladım" der. Ama alım gücüm değişti mi?

Benim hala 20.000 dolarım var. 21000 dolar yapamadım onu.

Şöyle diyeyim kasım 2019'da
hyundai i10 yaklaşık 100bin tlymiş. Hadi donanımıyla falan 110bin diyelim. Yani yaklaşık 20bin dolar.

Kasım 2021'de hyundai i20 250 bin Tl yaklaşık. Yani aşağı yukarı 20.000 dolar.

Ee hani kar? Alım gücümün artması gerekmiyor muydu?:)

Atıyorum 20.000 dolarımla bir amerikan şirketinin hissesini alsam ve bu 2 senede 50bin dolar olsa servetimi artırdım diyebilirim. Çünkü alım gücüm arttı.

Ama TL-Dolar kıyasında neyin karına seviniyoruz tam anlayamıyorum:)

Şunu başaranı da anlarım. Atıyorum kasım 2019'da 5,47'den dolar aldı 20000 dolar. Sonra dolar 6 oldu sattı. Dolar 5,40'a düşünce tekrar aldı. Bu sefer 20500 dolar alabildi. Böyle böyle dolarını artırabilen olduysa helal olsun derim. Ama ciddi irade, sıkı bir analiz becerisi ister.

Sıradan vatandaş için kolay değil bu işler al sat al sat gibi geliyor.
0
anten
(24.11.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.