Giriş
(1)

Elektronik müzik yapanlar - dj'ler sesleri nerelerden buluyorlar?

veritaslibertas
sb.aklıma takıldı,https://youtu.be/VLqvah_xogg?t=250böyle arkadaki vokal sesleri, konuşmaları falan bir yerlerden başka şarkılardan mı alıyorlar yoksa bunların satıldığı platformlar mı var? nasıl yapıyorlar?
sb.
aklıma takıldı,
youtu.be
böyle arkadaki vokal sesleri, konuşmaları falan bir yerlerden başka şarkılardan mı alıyorlar yoksa bunların satıldığı platformlar mı var? nasıl yapıyorlar?
0
veritaslibertas
(28.07.21)
Loopmasters.com, w.a. productions gibi platformlar var.

Buralardan temin etmek mümkün. Birçok producer kendi stüdyosunda vokaller çağırıp canlı olarak da kayıt yapıyor. Ama bu imkan yoksa hazır sampleları satın alıyor.

Zaten bu "aaa bu şarkı o şarkıdan arakmış" gibi geyiklerin bir kısmı bunun yüzünden yaşanıyor. İki dj aynı yerden aynı ürünü alıp kullanabiliyor zaman zaman.
0
anten
(28.07.21)
(13)

ustalar neden calisan bulamiyor

bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
turkiye'de, abd'de vs. ustalar (özellikle otomobil ustaları) yetistirecek eleman bulamiyoruz, calisan bulamiyoruz derler. kazanci sorunca da kazancimiz iyi falan derler hep. bu işlere neden eleman bulamiyorlar dünyada?
turkiye'de, abd'de vs. ustalar (özellikle otomobil ustaları) yetistirecek eleman bulamiyoruz, calisan bulamiyoruz derler. kazanci sorunca da kazancimiz iyi falan derler hep. bu işlere neden eleman bulamiyorlar dünyada?
0
bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
(27.07.21)
insanların büyük bir çoğunluğu masa başında yorulmadan para kazanacakları bir iş istediği için olabilir mi?
0
candide
(27.07.21)
az para veriyordur
0
vanqusih
(27.07.21)
Cevap çok net, asgari ücrete bankada çalışmak, üniversite okumak, 3 bin liraya plazada çalışmak bizim millete daha çekici geliyor.

Olay tamamen bu, traktör pulluğu tamir eden bütün gün kir pas içinde çalışan arkadaşım aylık net 50 bin kemiksiz kazanıyor, evleri arabaları falan saymıyorum. ( hemde büyükşehirde bile değil)

Ben büyükşehirde takılcan kadıköy'de yaşıcam, network peşinde koşçam diyen yazılımcı kardeşi 20 bin kazanıyor ve ay sonunu denk getiremiyor.
0
paramolacak
(27.07.21)
eskiden çırak verme kültürü vardı bu bitti. 2.cisi fazla para kazanmadıkları için az para verip koşulsuz saygı bekliyorlar. herkes masa başı iş istiyor. kasiyerlik yaparım inşaatta çalışacağıma diyor insanlar.

bir örnek babam elektrik teknikeri. iş yeri var ancak sigorta ödeyecek ve haftalık olarak elemana verebilecek kadar kazanamıyor. eğer bu tarz ustalar asgari ücret verse çalışan bulunur ancak küçük çaplı ustalar için bu zor. emeğin karşılığı yok ülkemizde.
0
mikahakkinen
(27.07.21)
Insanlar para kazanamıyor asıl olay bu. Patron kazanır, eleman kazanmaz. Öncelikle o ay çok müşteri gelmeyebilir, başka yerde aylık kazancını bilirsin. Sadece kir içinde olmak değil, güven içinde olacağını da bilirsin. AVM'de mağazada çalışmak temizdir ama oto sanayide çalışmak güvenli olmayabilir.
0
howfaristhesky
(27.07.21)
Gösterişsiz iş o yüzden. Çok kazandıklarını sanmıyorum. Masrafları çıkarınca ellerinde 8-10 bin tl kalıyorsa çok iyi. Bu parayı memur oturarak alıyor
0
Gabriel
(27.07.21)
kayınço zamanında sanayide forklift tamircisine girmişti.
6 ay sonra kaçarak uzaklaştı.
maaş zaten asgarinin bir tık üstü.
mesai 10 saat cumartesi dahil.
akşam yada haftasonu acil servise gidersen (bazen şehir dışı) extra mesai yok.
yemekler piyasadaki en ucuz iğrenç yemekler.
garsonluk yaparım , evde boş otururum daha iyi demişti.
0
aslindasorunumpsikolojik
(27.07.21)
1- ekstrem örnekler dışında rezil çalışma şartları ve maaşlar. Evet Ford'un bilmem ne egitimlerini alıp hybrid araçları falan bilen eden adam kazanır da otosanayide arabanin yağını değiştiren oyle kazanamaz. Herkes de usta olamaz. Buna ek olarak holdingte bile ne mobingler ne haksizliklar varken bu tarz islerin durumunu düşünemiyorum. Ne mesai ne tatil ne yemekler vs. Maas asgariden bile yatabilir.

2-pis iş. Öyle dışarıdan şey gözükse de zor iş. Ailemde var ford tamircisi emekli belinde sorun var yıllarca vücut gücü ile çalışan bir meslekte olmaktan. Belli yerden sonra calismasi da zor ama masabasi adam icin cok ciddi bir sorun değil bu.

3- Türkiye'de özellikle egitimsiz, kafasi pek basmayan tipler bu işlere gidiyor ama böyle olmamasi lazım. O da ulkedeki egitim sistemi sacmaligindan. Haliyle kimse cocugunu falan göndermek istemiyor oralara.

4-gosterissiz evet. Prestiji falan yok yani.

Ekstrem örneklere gerek yok. Benim çalıştığım sektörde de ekstrem örnekler var ama geneli o maaşlar değil.
Bir de vücutla yapilan bir meslek olduğu için herhangi bir rahatsizlikta kariyerin bitebilir.
0
logisticsmanager
(27.07.21)
Akrabamın sanayide yeri var. Otomatik şanzıman tamir ediyor. Çalışma saati diye bir şey yok. Türkiye'nin her yerinden müşteri geliyor. İyi de kazanıyor. Müşterinin memnun olması için işin hızlı yapılması lazım. İşi yapan kişi için de hızlı olmak önemli çünkü diğer müşterilere sıra gelmeli. Bu da günde 10, 12 saat çalışmak demek. Herkesin yapabileceği bir şey değil.
0
dissendium
(27.07.21)
Ağır çalışma şartları/düşük maaşa dayanmak zor. Ancak sebat edip işi kapanlar iyi paralar kazanıyorlar. Araba tamircisi bir arkadaşım var. kalfa ikenden beri tanıyorum. Yetiştikten sonra çalıştığı yerden ayrıldı ve kendi yerini açtı. İlk başlarda benden maddi destek alırken 3-4 sene içerisinde tüm borçlarını kapattı. Sonraki 5 senede ise benim bildiğim 2 ev, 2 arsa ve işyerine giderken kullandığı bir normal, evde duran 1 lüks araba sahibi oldu.
0
faithless
(27.07.21)
herşeyde olduğu gibi bir işin kazancını arz talep belirler. bu tarz ustalık diyebileceğimiz işler çok kazandırmaz genelde. çünkü öğrenmesi zor değildir. ustaların büyük bölümü onbinlerce lira kazansa daha fazla insan girer ve yine piyasa düşer. öğrenmesi zor değil çünkü. 2 yıl günde 8-10 saat bu işe ayırsan kurdu olursun. genelde nasıl oluyor? 10 yaşında ustanın yanına veriliyor çocuk. 18-20 yaşına gelince belki usta oluyor. ancak bu 8-10 yıllık sürecin yarısından fazlasında yerleri süpürüyor, ustanın basit işlerini yapıyor. %20'sinde bir şeyler öğreniyordur. o yüzden formal, düzenli bir eğitimle 2 yılda usta çıkar bir insan. birçok ustalık için geçerli bu. yani 4 yılda mühendis yetişiyor, 2 yılda tekniker. usta da buna oranla daha az kısa sürede yetişir.

çok kazanan vardır ama azınlıktadır. yani mühendislerin kazancı 5 bin -30 bin arasındadır ve %80'i 8-10 bin arasında kazanıyordur. ustaların kazancı 5 bin - 50 bin arasındadır ama %80'i 5 bin kazanıyordur. bir de her mühendis mühendislik yapmıyor. türkiye'deki işler belli. mühendisim diyenlerin kaçı gerçekten mühendislik gerektiren işlerde çalışıyor? ondan bir mühendisin maaşını kazanmıyor birçok insan. bir de ustanın yeri kendisiyse işletme sahibi oluyor. bu da avantaj. 20 bin lira kazanan maaşlı bir çalışan işinde çok iyi olması gerekirken bir işletmeci için alt sınır daha fazla olabilir.

sözlükte, beyaz yakalılar arasında şöyle bir algı olabiliyor. "keşke okul okuyacağıma küçükken meslek öğrenseydim" şeklinde yakınmalar oluyor. büyük bir yanılgı bence. ayrıca olmak isterseniz 2-3 yıl idare edecek kadar nakitiniz varsa olursunuz. hiçbir ustalık eğitimi günde 8-10 saat pratik yapmak kaydıyla 2 yıldan fazla sürmez.
0
black mamba
(27.07.21)
Tamamen prestij meselesi.

Yani ben kendi ailemden de biliyorum, fazla para kazansa da beden gücüyle iş yapan insana kimse saygı duymuyor TR'de. İnsanlar da bunu istemiyor. Sokak ropörtajı da vardı böyle çocuğun biri güzel güzel anlatıyordu, AVM'de garsonluk yapmak sanayiden iyi, parası çok daha az ama kıza "sanayide çalışıyorum" diyince cevap atmıyordu, o yüzden AVM'ye geçtim falan diye.
0
plutongezegendegilmi
(27.07.21)
ABD ve türkiye çok farklı sebeplere sahip.
Öncelikle dünyanın her yerinde beden işçiliği genellikle en alt seviye iş kolları olarak görülüyor. Bizdekine benzer yorumlar ABD'de de geçerli:www.quora.com

Türkiye'deki sebeplere gelelim. Çok basit bir iktisat prensibi: Bir yerde ne bolsa o ucuz olur. Türkiye'de vasıfsız işçi / genç nüfus bol. Haliyle işçi maliyetleri düşük. Yani sanayide çalışan bir adam o işin karşılığı olan parayı aldığını düşünmüyor. İlk fırsatta da başka işe geçiyor. Yani sanayide orta ölçek bir dükkanın sahibi ayda cebine 40 bin koyuyor olabilir. ama yanında çalışanlara verdiği maaş 4-5 bini geçmez. O da kıdemliyse.

Gelişmiş ülkelerde ise durum farklı. Aslında benzer bir konu burada da geçerli. Avrupa ve ABD'de teknoloji ve sanayi üretimi bolluğu var. haliyle otomobil ucuz. Bu sayede insanlar bizdeki gibi eski araçlar kullanmıyor. Almanya'da ortalama araç yaşı 8, Türkiye'de 12 mesela. Haliyle daha az tamire ve tamirciye ihtiyaç duyuluyor. Bir de adamın gelir seviyesi yüksek zaten direkt servisine gidiyor.
Bizdeki gibi serviste araç yaptırmak bir zenginlik alameti değil.

bir diğer sebep gelişmiş ülkelerde otomobil ustası sanayide değil okulda yetişir. Motor okullarında eğitim alır, iş hayatına atılır.

Son olarak gelişmiş ülkelerde bu tarz işler genelde göçmenlerin yaptığı işler. Haliyle öyle aşırı popüler bir iş olmaması normal.
0
anten
(28.07.21)
(8)

Haber sitesi yaptırmak istiyorum

olaylar olaylar
En uygun şekilde nasıl çözerim, domain hosting vs bilgim yok.
En uygun şekilde nasıl çözerim, domain hosting vs bilgim yok.
0
olaylar olaylar
(27.07.21)
Nasıl bir haber sitesi yaptıracaksınız? Benzer bir örnek, kafanızdaki model vs. gibi daha çok bilgi verirseniz daha spesifik cevaplar verebiliriz.
0
plutongezegendegilmi
(27.07.21)
Şöyle bi site bahsettiğim
www.siradisihaberler.com
0
🌸olaylar olaylar
(27.07.21)
Haberadam temasi bu. (Yolladiginiz linkteki "uye girisi"ne tiklarsaniz demo sitenin logosu geliyor zaten (kaldirmayi unutmuslar)

Google'a haberadam yazip sitelerinden satin alabilirsiniz. Kurulumunu vs de yapiyorlar. (Wordpress temasi bu)

Haaaa tavsiye eder miyim? Uzun vadeli dusunuyorsaniz malesef hayir. Ama bi deneyeyim diyorsaniz cok da pahali degil zaten alip deneyin.
0
brkylmz
(27.07.21)
@brkylmz tavsiye edebileceğiniz başka bir tema var mı peki?
0
🌸olaylar olaylar
(27.07.21)
Normalde yabanci firmalarin haber temalarini tavsiye ederim. Hem kodlamalarindaki derli topluluk olsun, hem 3. Parti pluginlerle uyumlari olsun bizim yerli temalardan fersah fersah ilerideler. Ve de surekli guncelleme aliyorlar.

Ama gel gelelim turkiyedeki habercilik anlayisiyla da yurtdisindaki web haberciligi cok baska yerlerde. Simdi ben size yabanci bi tema onersem bu ne ya cok sade dersiniz. Bizim cizgi roman gibi sitelerden sonra duz yazi gibi kalirlar :)

Eger sade ama islevsel olsun derseniz "jannah" temasina goz atabilirsiniz.

(Bir de desktop versiyonlari onemsemeyin, ziyaretcilerin neredeyse %70-90 arasi mobilden geliyor.mobil versiyonlara bakin hep)
0
brkylmz
(27.07.21)
Daha yeni kendime yabancı bir haber sitesi kurdum. Jannah temasını kullandım, oldukça hızlı ve hoşuma gitti. Tavsiye ederim ben de bu temayı.
0
gak
(27.07.21)
@gak hocam ben de baktım da karar veremedim, bizdeki gibi kaydırmalı manşet olayı yok sanırım
0
🌸olaylar olaylar
(27.07.21)
Wordpress başlangıç için iyi olabilir. Themeforest üzerinden iyi bir tema alabilirsiniz. Jannah iyidir mesela bahsedilmiş.

Avada da aynı şekilde. Farklı pluginlerle de destekleyebilirsiniz.
0
anten
(28.07.21)
(8)

ingilizlerin müzikteki başarısı

nothing in my way
bu adamlar sanatın her dalında başarılılar aslında ama müzikteki başarıları ayrı. müzik dünyası bunların yüzü suyu hürmetine dönüyor neredeyse. o kadar çok başarılı şarkıcı, grup var ki saymakla bitmiyor adamlarda. koskoca abd bile yarışamıyor neredeyse bunlarla. nasıl bu kadar yaratıcı olabiliyorla
bu adamlar sanatın her dalında başarılılar aslında ama müzikteki başarıları ayrı. müzik dünyası bunların yüzü suyu hürmetine dönüyor neredeyse. o kadar çok başarılı şarkıcı, grup var ki saymakla bitmiyor adamlarda. koskoca abd bile yarışamıyor neredeyse bunlarla. nasıl bu kadar yaratıcı olabiliyorlar bu alanda, ülkenin havasından mıdır suyundan mıdır?
0
nothing in my way
(27.07.21)
biraz fazla abartmıyor muyuz, her ülkenin çok iyi sanatçıları müzisyenleri var.
0
nahtoderfahrung
(27.07.21)
biraz haklısın çok efsane gruplar var ama bunları bizim tanıyor olmamızın nedeni adamların hakim kültür olması. kimse oturup bilmediği bir dilin gruplarını kolay kolay dinlemiyor.
0
bohr atom modeli
(27.07.21)
Müzik konusunda başarılarını ben de şaşkınlıkla karşılıyorum. Adamların underrated grupları, şarkıcıları bile efsane bence.
0
Fusha
(27.07.21)
daha önce bende benzer bir çıkarımda bulunmuştum, bence bunun nedeni adamların coğrafi koşulları nedeni ve yaşam biçimleri, sürekli dışarıda gezmek yerine bir yerde toplanıp muhabbet etmeleri ve bir süre sonra muhabbetden sıkılıp hadi bir şey yapalım'a dönmesi.

2,3 kişi bir araya geldiğinde playstation ile pes oynamak yerine başka şeyler yapıyorlar. kapalı alanlarda pratik yapıp daha iyi hale geliyorlar. oyunculuk, yazarlık vb. konularda iyiler.
0
selam
(27.07.21)
bu, rock müziğin abd ve britanya kökenli olmasından kaynaklanıyor. bir de ister istemez özgür bir ortam lazım. her anlamda özgür fikirden bahsediyorum; drug'ından tut da, seksüel yönelimlere, felsefeden gir de otoriteyi redde kadar. ses endüstrisinde de ingilizler gerek enstrüman, gerek teçhizat anlamında 'budur' diyebileceğimiz markaları çıkarmış hep. sese ayrı bir önem vermişler; müziği duymaktan müziği üretmeye kadar.

evet dediğin doğru: müziğin kabesi ingiltere, hatta daha da spesifikleştiriyorum manchester, leeds ve londra üçgenidir. hani iskoçya'yı, irlanda'yı, hatta galler'i geçiyorum, avustralyalı müzisyenlerde bile, -kültür ve tarihleri paralel olduğu için- harika işler söz konusu.

bir de abd çok kozmopolit bir ülkeyken, ingilistere nereden baksan bir ada ülkesi. kendine has tonlarının olması daha bir öngörülebilir. ne bileyim abd black keys'i çıkarabilirken, iskoçya franz ferdinand'ı, ingiltere foals'u çıkarıyor. daha bir punk havası çok rahatlıkla sezilebiliyor. ve daha kapalı olduklarını anlayabiliyorsun bir şekilde. o yüzden bir grup kulağa iyi geldiğinde abd'li olunca şaşırabilyorsun. daha pop olmasını bekliyorsun çünkü yeni dünya'nın sound'unun.

ne diyelim, tanrı kraliçeyi korusun...
0
mermize
(27.07.21)
İngiliz müziği çok iyi diye değil, ingiliz müziğine ve kültürüne her yerde maruz kaldığımız için onu iyi kabul ediyoruz.

Her ülkenin muhteşem müzikleri var. Mesela isveç'te, italya'da... Hatta isveç bence çok çok daha yukarıda olabilir müzikal zenginlik olarak. Sadece max martin ismi bile yeterli. Ama onlara bu kadar maruz kalmıyoruz hatta haberimiz bile yok çoğundan.
0
anten
(27.07.21)
bohr atom modeli +1

İngilizce dışında şarkı söyleyip bir pink floyd, led zeppelin, queen, beatles kadar popüler olan grup yok. İşin garibi bu dilin hakim dil haline gelmesinde İngilizlerden çok ABD'lilerin etkisinin olması.

İlker Canikligil'in ekşi sözlük ziyaretinde "Türkiye'de neden doğru dürüst bilimkurgu filmi/dizisi çekilemiyor?" gibi bir soruya verdiği şu cevap bence bu konuyla da doğrudan olmasa da biraz ilişkili: "Bilimkurguyu ancak o anda dünyayı domine eden kültür üretebilir."
0
himmet dayi
(27.07.21)
müzikte çok iyi oldukları gerçek fakat abartıldığı da bir gerçek.

Bana kalırsa @anten'e de katılarak, isveç'in çok daha iyi olduğunu düşünüyorum

Stockholm'deyken canlı müzik var diye bir bara gitmiştim "Black magic fools" adlı grup sahne aldı. etkinlik ücretsiz ve kendi halinde müzik yapıyorlar ama inanın benim diyen gruplardan çok daha kaliteli işler yapıyorlar. Dan Swanö, M.Aketfeldt falan saymıyorum bile
0
rapon
(27.07.21)
(5)

Football manager gibi detaylı bir oyunda bir sezonu nasıl geçiyorsunuz ?

joehigashi
Eski championship manager oyuncularındanım. Malum bi taktik ekranımız vardı bir transferimiz birde ekstradan teknik ekip ayarlardık ve basit antrenman ayarları ile işi tamamlardık. Sonrasında oyun akıp giderdiEpic games'den fm 2020'yi kurmuştum bir kaç ay önce fakat detayların içersinde resmen boğul
Eski championship manager oyuncularındanım. Malum bi taktik ekranımız vardı bir transferimiz birde ekstradan teknik ekip ayarlardık ve basit antrenman ayarları ile işi tamamlardık. Sonrasında oyun akıp giderdi

Epic games'den fm 2020'yi kurmuştum bir kaç ay önce fakat detayların içersinde resmen boğuldum antrenman bir detay teknik ekip transferi başka detay, scout analizleri apayrı bir detay her şey de çok ciddi incelikler var. Her bölümde saatlerce oyalanmalık ayrıntılar var.

Bu oyunda boşver hiç uğraşmaya değmez dediğiniz ya da önem verilmesi gereken detaylar nelerdir ? En keyifli ve hızlı şekilde nasıl ilerlerim ?
0
joehigashi
(26.07.21)
Ben kadro kurup, ekibimi yenileyip
İyi bir asistan manager bulup
transfer sezonundan transfer sezonuna on holiday oluyorum :)
benim içim managerlikten çok, kadro/taktik/antreman kurup sonucu görme oyunu yani.
Maç maç gitmiyorum (CL finali falan değilse)

cm 95 italia'da da hep space'e basardım :)
0
summatinyourteeth
(26.07.21)
Transferleri bi program sayesinde sansa birakmayi kesmistim. Orda hangi antrenmanda koc kac yildiz onuda veriyordu. Ne lazim sut5 olacak hoca. Tak aratiyorum. Teklif et. Sabah sende. Futbolcularda var oyle. Max puan gosterior. Gizli yetenekler var onlar cok onemli oldugunu ogrendim. Mesala adam cok iyi ronaldovari. Ama gizli de devamlilik 3/20. 20 macta 3-5 macta esiyor gerisinde bos. 20/20 aldim tsigalko cikti :) demem o ki isimler bwlli olsun koc/oyuncu biyerden sonra maci asistana birakin gecin mesala. Basin toplantisina ciragi yollardim. Ama alt yapidan turk cikmasi icin 3gun gir cik yaptigimi bilirim :)
0
hunharca ben
(26.07.21)
genelde sezon başı çok iş olur. Sezon başı iyi ayarlarsanız, yardımcı antrenörlere görevleri doğru verirseniz maçlar başladıktan 2-3 hafta sonra rahat edersiniz.
0
anten
(26.07.21)
Bu oyunu oynayan çok insan gördüm
Çoğunluk 1-2 gecede sezon bitiriyor ama ciddiye alanlar haftada 15 günde tek maç oynayabiliyor. Ben de en son oynadığımda günde en fazla 1 maç yapıyor, kalan zamanı detaylara harcıyordum.
0
haysiyetsiz nane
(26.07.21)
tamamen size bağlı. denildiği gibi sadece detaylar için saatlerce vakit harcayanlar da var, maç hariç tatil diyenler de. Ben sezon başı iyi bir teknik ekip kurup antrenmanı asistan menajere bırakıyorum. Scout analizlerine de çok takılmaya gerek yok. Yalnızca kendi izlettiğin oyunculara bakarsın. Zamanla daha rahat alışırsın fakat 2020 ile beraber artık futbolun taktiksel kısmından uzak olanlar için zor bir oyun olmaya başladı. Daha basit bir oyun için bkz.FM 2016
0
biravekahve
(26.07.21)
(5)

istanbul araba kiralama

oscar
Istanbul da yaklasik 25 gunluk arac kiralamam lazim. Uygun fiyatli tavsiye edeceginiz bir yerler var mi ?
Istanbul da yaklasik 25 gunluk arac kiralamam lazim. Uygun fiyatli tavsiye edeceginiz bir yerler var mi ?
0
oscar
(26.07.21)
Bildiklerim içinde Avec nispeten uygun fiyat verir.
Aylık fiyatını da sorun daha uygun fiyat verebilirler 30 günde indirim oluyor
0
lappuntamento
(26.07.21)
yolcu360'dan deneyin şansınızı. farklı firmaları görmüş olursunuz. ve madem uzun süreli olacak , bir kaç tanesini doğrudan arayıp sorun. çok kurumsal olmayan kiralama ofisleri, uzun dönem için internette yazmayan fiyatlarla araç verebiliyorlar, farklı düzenlemeler yapabiliyorlar. ama yaz dönemli olduğu için işiniz biraz zor.
0
co2s2
(26.07.21)
garenta fena olmayabilir fiyatları
0
anten
(26.07.21)
ben garentadan kiralamistim 15-20 gunluk.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(26.07.21)
windycar memnun kaldım hep
0
karsiyakaliyiz
(26.07.21)
(3)

Arabistan ziyareti konusu

sanguine
Annemi Mekke ve Medine'ye götürmek gibi bir düşüncem var ziyaret amaçlı. Umre hac falan değil. Bildiğiniz turistik olarak, hiçbir tur şirketi ile anlaşmadan kendim kalacağım yerleri ayarlayarak yapabiliyor muyum bunu, aracı zorunluluğu var mı
Annemi Mekke ve Medine'ye götürmek gibi bir düşüncem var ziyaret amaçlı. Umre hac falan değil. Bildiğiniz turistik olarak, hiçbir tur şirketi ile anlaşmadan kendim kalacağım yerleri ayarlayarak yapabiliyor muyum bunu, aracı zorunluluğu var mı
0
sanguine
(25.07.21)
hac zamani bireysel vize alamazsin zaten. teknik olarak, hac haric kalan vakit umre vakti zaten.

kadinlarin belli bir yasa kadar gelmesi icin kurallar vardi. detayini hatirlamiyorum.

vize alabilirsen, olur bence. yalniz oyle tek basina gidilecek gezilecek yerler degil gibi geliyor bana. (bulundum arabistanda)
0
camussar
(26.07.21)
bildiğim kadarıyla arabistan dini bir niyet ya da iş gibi belgelenebilir bir davet yoksa turist kabul etmiyor.

Ancak aile ziyareti,
eğitim,
resmi bir davet vb durumlarda vize alınabiliyor.

www.flypgs.com
0
anten
(26.07.21)
Turist vizesi yok maalesef. Davet mektubu şansınız yoksa umre turlarına katılabilirsiniz Mekke ve Medine. Onlar zaten gezilebilecek her noktayı gezdiriyor. İbadetlerinizi ister toplu ister bireysel yapabilirsiniz öyle sürü ile gezme zorunluluğu yok ve daha güvenli şahsi fikrim.
Biraz da pis memleket malum hastalık riski vs var. Diyanet hemen sahip çıkıyor uçağına kadar ayarlayıp transfer ediyor aracısız gitmeyin derim.
2 kere diyanet ile umreye gittim yorumum bu bağlamdadır.
0
cilekli pasta
(26.07.21)
(13)

Türkiye'de Suda Boğulmalar

biseysorcaktim
Her yaz bir sürü boğulma haberleri geliyor. Çok fazla insan kaybediyoruz serinlemek veya yüzmek için girdiği deniz, göl gibi sularda boğulan.Bu boğulmaların asıl sebebi insanımızın fiziksel olarak yeterli olmaması mı yoksa deniz ve göllerimizin yapısı mı? mesela karadeniz'in bir çok yerinde yüzmek t
Her yaz bir sürü boğulma haberleri geliyor. Çok fazla insan kaybediyoruz serinlemek veya yüzmek için girdiği deniz, göl gibi sularda boğulan.

Bu boğulmaların asıl sebebi insanımızın fiziksel olarak yeterli olmaması mı yoksa deniz ve göllerimizin yapısı mı? mesela karadeniz'in bir çok yerinde yüzmek tehlikeli ve sürekli boğulmalar yaşanıyor.
0
biseysorcaktim
(25.07.21)
bogulmalarin oldugu yerlerde insanlarin serinlemek icin girdikleri yerler genelde yuzmeye elverisli yerler degil. gizli girdaplar var insani suyun icine ceken ve su ustune cikmana izin vermeyen. veya kurtulamayacagin akintilar var.
0
robokot
(25.07.21)
Tanıdığım gayet iyi yüzen biri boğularak hayatını kaybetti. Birden derinleşen su ve gizli girdaplar veya güçlü akıntı diye biliyorum.
0
suicides underground
(25.07.21)
robokot +1

mesela şile bunların en bilinenlerindendir.
küçükken birkaç kere gittiğimizde annem beni denize sokmamıştı, kendi de orada denize girmezdi.
geçen gün yine şile'de birileri hayatını kaybetti.
dikkat etmek lazım ama sanırım insanlar kendilerine güvenip yine de giriyorlar.
0
blatta hiberna
(25.07.21)
baraj gölüne girip boğulanlar suyun dibini deniz gibi kum zannediyor.

oysa göllerin dibi genellikle balçık olur, bataklık olur. suya girip ayağını yere basan adam ayağı kaptırır. çıkarmak için refleks olarak öbür ayağını basıp destek almak isteyince onu da kaptırır. suyun dışından biri ellerinden tutup çekmezse çıkmak için debelendikçe batar boğulur. o yüzden ne kadar iyi yüzücü de olsan, göle girip yüzmek tehlikelidir.
0
kibritsuyu
(25.07.21)
İyi yüzme bilmiyoruz. Kaçımız teknik biliyo ya da kaçımız uzmanından öğrenmiş ? Mahalleden çocuklardan iki kulaç atmayı görmüşüz bi bir. İki-yüzmeye uygun olmayan sularda yüzülmesi
0
photo85
(25.07.21)
suyun icine dogmus biri olarak, bilmedigim yerde acilmam, atlamam. gölde yüzmem.
yüzme bilmeden tatile gelenleride ki özgüven sat komandolarinda yok. kendilerine cok guveniyorlar. sebeplerden biri cahillik.
0
durgunfoton
(25.07.21)
Yüzme alanı olan yerler kontrollü şekilde belirlenmiyor. Veya kontrol edilmiyor.
Yeşilköy kayalıklar yüzme alanı değil, Sinop’un sarp yamaçları yüzme alanı değil. İnsanlar baraj gölünde yüzmeye çalışıyor bknz baraj gölü. Ne denetim ne bişey.
Ve en başta yazacağımı sonda yazayım; 3 tarafı denizle çevrili ülkede yüzme dersi ilkokulda zorunlu değil. Neden?
0
rewlack
(25.07.21)
17 insanı kurtarmış , 3'te cesetle karşılaşmış biri olarak söyleyebileceğim girdikleri denizi tanımıyorlar ama en önemlisi ''panik''.

Karadeniz'in özelinde konuşmak gerekirse meşhur bilinen çeken akıntısı ve yerel dilde löngöz dedikleri kıyıya yakın yerlerde sulatında oluşmuş kayalığın 1,5 2 metre boru şekline denir kabaca.

İkisinde de paniklerseniz ölürsünüz. Kurtulmanın çok basit olduğu ama ölümünde bir o kadar keskin olduğu şeyler. Çeken akıntıdan sağa veya sola yüzerek kurtulunabilir, löngöze takılan diğer dalganın gelişi esnasında aksi yöne bacağını hareket ettirse kurtulur ama bilmiyorsanız ve paniklerseniz gittiniz.

Vücudunuza ve yüzüşünüze güveniyorsunuz ve birilerini kurtarmak istiyorsanız; misalen 100 metre açıkta çırpınıyor vatandaş, suya girdiniz bacaklarınızı çırpmadan ulaşmaya çalışın, yaklaşınca dalın ve mutlaka arkasına çıkın (yüzyüzede size sarılıp aşağıya bastırıyor kendini çıkarmak için) kolunuzu koltuk altından geçirin, bağırıp sakinleştirin ve gelirken kullanmadığınız bacaklarınızı kullanarak kıyıya dönmeye çalışın. Ne yaparsa yapsın , sizi tutmasına engel olun.
0
synax
(25.07.21)
www.sondakika.com

şu haberi okuyun anlarsınız neden boğulduklarını. boğuluyorlar çünkü abuk subuk yerlerde suya giriyorlar. ya karadenizde ya da baraj gölünde ya da derede boğuluyorlar. ege gibi durgun suda boğulmak zor. ama karadenizde veya gölette veya derede boğulmak kolay.

yüzme biliyor olduklarını sanıp bilmediklerine de eminim.
0
dafuq
(25.07.21)
Ben insanın boğulma sebebini insanın evrimsel olarak yüzmeye uygun olmamasına bağlıyorum. Birçok memeli yüzmeyi öğrenmeden yüzebiliyor. Ama insan bir şekilde yüzmeyi öğrenmek zorunda. Yüzme büyük ölçüde kas gücüne dayanıyor. Dalgalı denize olimpiyata katılmış yüzücüyü de soksan bir süre sonra yorulur. Dalgalı denizi de küçümsememek lazım. Her dalgada insanın üstüne kilolarca ağırlıkta su gelebilir. Bu da insanı yorar. Direncini kırar. Boğulmalarda insanlar dalgalar yüzünden yön algısını kaybedebiliyormuş. Çok uzatmaya gerek yok. Boğulmak için çok sebep var.
0
dissendium
(25.07.21)
Yüzmeyi bilmiyor olduklarından boğuluyorlar. Bir kaç kulaç atmayı, köpekleme su üzerinde kalabilmeyi yüzmek sanıyorlar.

büyük dalgalı deniz nerede olsa ayağınızı yerden kesip sizi sarsar ve dalganın dönüşü ile açığa doğru bir miktar kayarsınız. Yüzme bilmediği halde yürüyerek bel- göğüs hizasına gide kişinin ayağı dalganın etkisi ile yerden kesilebiliyor ve bu şekilde boğulma yaşanabiliyor.

geniş bir yay şeklinde olan kumsallarda bazı koşullar oluştuğunda bazı bölgelerde açığa doğru akıntı oluşur. Dibe doğru değil, açığa doğru bir akıntı bu. Rip akıntısı denir. Sinopta bu nedenle de boğulma vakaları oluyor. Sinop kayalık, dağlık bir yer değil, kmlerce uzanan yay şeklinde olan bir plajında bu rip akıntısı oluşuyor. bu akıntıda olan kişi sağa ya da sola yüzerek bu akıntıdan çıkması gerektiğini bilmiyor. ya da o kadar yavaş yüzüyor ki akıntıdan çıkabildiğinde kıyıdan çok uzaklaşmış oluyor. boğuluyor.

Ayağının altından kum kayar, su seni dibe çeker gibi hurafelerin yaşandığını hiç görmedim. dalgalı denizde sığ yerlerde tabi ki kum zeminde yer değiştirir bi miktar. Ya da su tabi ki biraz çalkalanır. Yüzme bilen insanı boğabilecek şeyler değil bunlar.

Göl durumunu bilmiyorum.
0
zimbirik
(26.07.21)
Yüzmeyi iyi bilmediğimiz için oluyor bunlar.
Tatillerde en dalgalı denize bile girip açılanlar, hep, ülkelerinde girilecek sıcak denizi olmayan turistler.
0
vizivozo
(26.07.21)
Birkaç sebebi var.
-İnsanların yüzülmemesi gereken yerlerde yüzmesi. Turistik yerlerde bile dubaları takmıyor kimse.
-Maalesef bizde küçük yaşlarda spor eğitimi zayıf. Yüzme de en zayıfı.
-Çoğu insan temel yüzme tekniklerini bilmiyor haliyle. Atletik stillerden bahsetmiyorum doğru nefes alma vs. gibi...
-tüm teknik ve deneyime rağmen herkes bunu yaşayabilir. Yüzme birincisi adamı getir o da dikkat etmezse Allah korusun ama o da yaşayabilir.
-Ailemde denizci çok. Bayaa okyanus aşan tankerlerde çalışan insanlar. Tamamı aynı şeyi söyler, denizin/suyun şakası olmaz. Deniz teknik, deneyim dinlemez. Risk almamak gerek.
0
anten
(26.07.21)
(6)

Sizce aşçılık okunur mu?

rizeligodard
Merhaba. 25 yaşından sonra aşçılık okuyup mutfakta kariyer yapılır mı?Sektörden birileri var mıdır buralarda? Düşüncelerinizi merak ediyorum.Özellikle msa, usla tarzı okullar hakkında ne düşünüyorsunuz?Kerüz silkeleme mi yoksa kariyer fırsatı sunarlar mı?
Merhaba. 25 yaşından sonra aşçılık okuyup mutfakta kariyer yapılır mı?
Sektörden birileri var mıdır buralarda? Düşüncelerinizi merak ediyorum.
Özellikle msa, usla tarzı okullar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kerüz silkeleme mi yoksa kariyer fırsatı sunarlar mı?
0
rizeligodard
(25.07.21)
Okursun okumasına fakat otellerde vs aşçılık yapmak istiyorsan oldukça fiziksel ve psikolojik olarak zorlayıcı bir meslek gibi görünüyordu izlediğim programlarda.

Hobi olarak yine yap bak ona bişi demem.
0
Techsavvy
(25.07.21)
Evet yapılır.
Fakat şunu göz önünde bulundurmanda fayda var, aşçılık geleneksel ofiste çalışmak vs. gibi işlerden farklı bir hayat demek. Bu hayat senin için kabul edilebilirse bu yolu seçmek gerek öbür türlü hayal kırıklığı olacaktır.
0
cay koy geliyorum
(25.07.21)
eski flörtüm turizm mezunuydu, açıktan da aşçılık okuyordu. otel mutfağında çalışıyordu. üstte denildiği gibi hem fiziksel hem psikolojik olarak yoruluyordu. he çok sevdiğiniz bir işse yapılır tabii ama o kadar da istemiyorsanız onun yerine mezun olduğunuz alanla ilgili bir kursa gidersiniz, yabancı dil öğrenirsiniz, program falan öğrenirsiniz vs. bence daha faydalı olabilir.
0
rose parks
(25.07.21)
Kendimi bildim bileli mutfakla gerçekten ilgilenirim,uzun süre en büyük hobim oldu. Bunu şundan belirttim, 6 ay kadar aşçı olarak çalışma fırsatım oldu profesyonel bir yerde. Ben çok sevdiğim için yine mutlu olmama rağmen gerçekten çok zorlayıcıydı. Bu derece sürekli oradan oraya koşturmanız gereken başka ne iş vardır bilemiyorum. Psikolojik olarak da zorlayıcı gayet çünkü devamlı baskı altında çalışıyorsunuz. Yani o bahsettiğin okullar kariyer fırsatı sunar da "mutfakta kariyer yapılır mı" diye sorduğun için bu noktaları da anlattım biraz. Yapılır ama çok çok zorlu bir yol olur.
0
evandro roncatto
(25.07.21)
kariyer planınız nedir? iş bulayım karnım doysun diyorsanız sıkıntı yok ama televizyona aldanıp büyük şef olucam çok müthiş olucam dehşey para kazanıcam diye düşünüyorsanız bunların biraz tv dünyasının süslemesi olduğunu bilin. hem okul dışında da mutfak okulu ve sektör tecrübesi şart hem de sosyetik cicili bicili yurtdışı okulları falan lazım. sektörden değilim ama bu cicili bicili okullardan mezun birini ve haricen kurslara çok para dökmüş başka birini tanıyorum. yaş geç değil. mutluluklar diliyorum
0
photo85
(25.07.21)
Oluyor, bunu başaran insanlar tanıyorum.

Ama 25 yaşından sonra mutfak kariyerinin en altından başlamak zor gelebilir. Çünkü mutfak, özellikle otel falan gibi yerlerde, oldukça stresli hatta askerlik gibi emir komuta zinciri olan bir çalışma sahası. Siz de sektöre yeni giren biri olarak ne kadar eğitim alırsanız alın, en alt seviyeden başlayacaksınız muhtemelen. İşi gerçekten sevmeyen birinin bu süreçleri kaldırması kolay olmayabilir.

Orda çalışanların çoğu 17-18 yaşlarında çıraklıktan başlıyor işe. Sonradan eğitimlerini de tamamlıyorlar bir yandan. Meslek lisesi yeme-içme çıkışlı çocuklar var, staj falan deniyorlar buralarda.

Ha derseniz ki benim cebimde birikimim var, çevrem var, kendi mekanımı açmak istiyorum o ayrı bir konu.

Bu arada birçok sektöre kıyasla yurtdışı kariyer imkanı oldukça yüksektir. Ama tabii günde 8-10 saat muhtemelen güneş görmeyen sıkışık ve kalabalık bir mutfakta telaşla koşturacaksınız:)

MAsterchef yanıltmasın. Mehmet Şef'in yıllar önce bir mesleğini anlattı belgeselimsi bir video var. Daha o kadar ünlü değilken çekilmiş. İşin stresini görebilirsiniz. Bir otel mutfağının bir günü:

www.youtube.com
0
anten
(26.07.21)
(13)

sigarayı nasıl bıraktınız?

Techsavvy
''önce kafada bitireceksin'' diyenler sizi anlıyor ve bağrıma basıyorum :)ama cidden, hadi psikolojik bitirdik, fizikseli napıcaz?
''önce kafada bitireceksin'' diyenler sizi anlıyor ve bağrıma basıyorum :)

ama cidden, hadi psikolojik bitirdik, fizikseli napıcaz?
0
Techsavvy
(25.07.21)
sigarayı bıraktıktan sonra coşagelen sigara içme arzusunu puro ile çözdüm ben. bu aralar çevremde çok fazla sigara içiliyor, yine artıyor istek, hemen alıyorum büfeden ince purolardan, puroyla bastırıyorum sigara isteğini.

30 gün dayanın sonra fiziken canınız istemiyor zaten.
0
trajikomix
(25.07.21)
2013'te bıraktım 7 sene içmedim, pandemiden önce saçma bi sebepten 6 ay kadar içtim ve 1 senedir içmiyorum tekrardan, kafada bitireceksin lafı ne kadar sinir bozucu olsa da doğru.
ilk 6 ay deneme süresi bunun, sigara içerken zevk aldığın şeyleri yaparken elin sigaraya gidecek mi, veya 1 taneden bir şey olmaz diyip o 1 taneyi içecek kadar iradesiz misin aşağı yukarı 6 ayda belli oluyor. fiziksel etkisi de ağzım boş kalmasın diye kullandığın yiyecekler kalorili olursa biraz sıkıntı oluyor göbek çevresinde.

sigarayı bırakma yolculuğunda etrafındaki insanların ne kadar anlayışlı oldukları ise çooook önemli, ben herkese bana sakın sigara uzatmayın kalbinizi kırarım diye tek tek uyardım. bir kaç kendi çapında mizahşörler çıkıyor ama sonradan yola geliyorlar :)
0
nahtoderfahrung
(25.07.21)
kafada bitireceksin +1

bir diğer tüyo ise azaltarak bitirmek, bunun uzun bir süreç olduğunu bilmek. sigara hemen bırakılmıyor. bazen günde bir tane içtiğin, sonra tekrar abarttığın dönemler olacak. 7 yıl ağır içmiş biri olarak ben şahsen 2 ayda bırakabildim. ama bıraktığım gün şaşırarak "aa, ben bugün sigara içmedim" dedim.

motivasyona ihtiyaç duyduğun zamanlarda çevrendekilerin kanser öykülerini de dinleyebilirsin.

iyi şanslar.
0
lesmiserables
(25.07.21)
kafada bitirip ne kadar boş olduğunu kendine tembihlemen gerekiyor, allen carr yöntemi fena sayılmaz.

sonraki süreçte en ama en önemli şey kesinlikle sakın ola 1 tekden bir şey olmaz diyip o teki içmeyin. asla yani, içerseniz geçmiş olsun.

bırakalı 2,5 sene oldu. bir tek dahi içmedim. ilk zamanlar rüyalarımda içiyordum sonra kabusla uyanıyordum. şimdi abartısız aklıma bile gelmiyor içilen ortamda bulunamıyorum. arada türkiye’de değilken legal olan yerlerde tütünlü marijuana içtim ama hiçbir etki yapmadı bünyemde sonrasında sigara isteğine dair. bu da ek bilgi dursun..
0
phiphi
(25.07.21)
Ben yerini kahve ve çayla doldurdum şaka maka. Bir de spor yapıp beslenmenize dikkat ediyorsanız direkt siliyorsunuz. Aynısı alkol için de geçerli. En azından bende öyle oldu.
0
ruhen hastayim ben
(25.07.21)
Bir günlük diye başladım. İkinci gün 2 günlük dedim. 3. gün 1 hafta dayanırsam 15x7 cepte diye devam ettim. Sözlükte sigarayı bırakmak başlığını okudum bir yandan. Bunu da geçtim. Buna da taktım falan diye motive oldum. Kriz anlarında şınav çektim, koşarak merdiven inip çıktım falan fişman.
0
baal
(25.07.21)
Spora başladım. İkisi bir arada olmadı. Bıraktım. Bir daha aramadım bile. 1.5 sene oldu.
0
zoghurt
(25.07.21)
Kafada bitirme muhabbeti aslında şöyle bence, sigara, uyuşturucu, kumar vs. herhangi bir şeye bağımlı olan insanlar genelde yaşamlarındaki gerçek olaylardan ve olumsuz gidişattan kaçmak isteyen, gerçeğin verdiği acının yerine bağlı olduğu nesne veya durumu koyup buna zamanını ve enerjisini harcayarak gerçekle ilişkisini bir süreliğine kesmeyi amaçlayan kişiler oluyor. Ben de öyleydim. En doğrusu psikolojik destek alarak bırakmak bence, çünkü sigarayı bırakayım derken sigaranın boşluğunu yeme-içme ile doldurup 6-7 kilo aldım.
0
tamam sakinim
(25.07.21)
Askerde içmeye başladım. Paket almayıp otlanıyordum etrafımdaki sigara içen arkadaşlardan. Bu dönem dönem devam etti. Bazen uzun süreli içmediğim oluyordu. Sonra tekrar yancılık yapıyordum arkadaşlara. Paket aldığımda da öyle çok içmedim. Sanırım geçtiğimiz sene tövbe etmiştim ama işyerindeki arkadaşların hepsi sigara içtiği için benim de canım çekti ve tövbeyi bozdum :) bir süre içtikten sonra kendime kızdım ve tekrar içmemeye başladım. 3 gün önce misafirliğe gittim ve orada yine sigara içiliyordu ve ben tekrar içmeye başladım :) dün eve döndüm ve canım sigara istemiyor. Anladım ki etrafımda sigara içenler oldukça benim de canım çekiyor. Bence etrafında sigara içenler varsa uzak dur oradan.
0
silah taciri
(25.07.21)
benim için bu sorunun net cevabı spor yaparak, koşu ve ağırlık çalışma yapıyorum, ikisinde de güçlü nefesler alıp vermek lazım, spor nerdeyse bağımlısı olduğum bir alan, sigara da keyif verici bir madde olmuştur benim için hep ama birini bırakmak zorunda hissettiğimden dolayı sigarayı bıraktım hep.
0
blue rebel motorcycle club
(25.07.21)
Bende fiziksel istek daha kısa sürüyor bu süreyi azaltmak için bol sıvı alıyordum
0
zidan
(26.07.21)
13 sene icip 2014'te elektronik sigaraya basladigim anda, gercekten o anda biraktim. 5 sene boyunca tek tuk ictiklerimi saymazsan bagimli olarak hic icmedim.

sonra elektronigin nikotinini de sifirladim, bir sure sonra onu da tamamen biraktim.

bu 5 sene sonra ani bir kararla sigaraya basladim. 6 ay icip tekrar elektronikle biraktim. sonra bir 6 ay daha birakip tekrar icmeye basladim, su an bir aydir icmiyorum :D

hayat kalitesini dusuren en tehlikeli bagimliliklardan biri bu sigara. artik icmem herhalde. birakma stresi ve sucluluk duygusu yetiyor zaten.
0
chezidek
(26.07.21)
başka bir meşgale bulacaksın. Egzersiz vs. Ancak öyle.
0
anten
(26.07.21)
(12)

statüsüz bol para mı maaşlı prestijli meslek mi?

montakristokondu
ilk seçenek; dijital sektörlere usd ile freelance işler yaparak tr şartlarında değişken yüksek maaş fakat toplumsal statüsüzlük ve sosyal çevre yok.ikinci seçenek; tr standartlarında orta-üst sabit maaş, devlette ömürlük prestijli memurluk.paranın satın alamayacağı bazı şeyleri düşünüyorum ikinci se
ilk seçenek; dijital sektörlere usd ile freelance işler yaparak tr şartlarında değişken yüksek maaş fakat toplumsal statüsüzlük ve sosyal çevre yok.

ikinci seçenek; tr standartlarında orta-üst sabit maaş, devlette ömürlük prestijli memurluk.

paranın satın alamayacağı bazı şeyleri düşünüyorum ikinci seçenek ağır basıyor fakat ilk seçeneğin verdiği özgürlük de acayip bi şey.

siz bu ikilemde kalsanız nasıl bir tercih yapardınız?
özet: hali hazırda ilki devam ediyor ikinci tercih aşamasında.
0
montakristokondu
(25.07.21)
sürdürülebilir olacaksa ilk seçenek. 3-5 yıl sonrası için umutsuzluk varsa ikincisi.
0
sanal uyku
(25.07.21)
Para her şeyi satın alıyor. Artık kadınlar sanayideki ustayla takılıyor. Paraya bak derim.
0
integrative
(25.07.21)
süreklilik varsa ilk. yoksa da ilk. sonra ikincisine geçerim iş biterse.
0
jelly bear
(25.07.21)
ikinci secenege istedigin an transfer olabilirsin gibi, titrsiz de olmayacaksin ki isleri freelance yapman seni statusuz yapmaz, cevren az olur evet de 3-5 sene calis dunyaligini yap bence. tr ekonomisinde orta maasla araba falan alinamiyor.
0
pardonazbirbaksanız
(25.07.21)
1. secenek. anca o biterse ikincisine gecilir +1

ayrica mesele statuyse, paran varsa ve tabi o parayi kendine de harciyorsan zaten statu sahibi gozukursun ki.
0
Kittie
(25.07.21)
prestijli memur diye bir şey olduğunu düşünmüyorum

bizim akrabalar full memur hepsi en top devlet yerlerinde müdür vs çalışıyor, düz insan biz dahil kimselere bir faydaları yok.
0
duyurukullanıcısı
(25.07.21)
Prestijli memurluk ne ki?
Su an heralde "vay anasini" diyecegim memur tipi meslekler;
Nato, avrupa birligi gibi şeylerde calismak.
Buyukelcilik vs gibi yurtdisi işlerde üst seviyelerde calismak
Savunma bakanligi vs gibi gizlilik vz gerektiren yerler

Onun dışında bilmem ne dairesinde başkan olsa bile banane derim.
0
logisticsmanager
(25.07.21)
Hocam para nerdeyse oraya yanla,

Ayrıca prestijli memurluk diye bişey yoktur, memurluk düzlüktür, ha bürokratlık diyorsan o ayrı ama onuda sana zaten yedirmezler. Kamuda bilginin, birikimin kalifiye olmanın bir önemi yoktur, Elon Musk bile ben T.C. ye hizmet edeceğim bu işleri bıraktım desin alırlar nüfus müdürlüğüne atarlar bütün gün fotokopi çektirirler adama.
0
paramolacak
(25.07.21)
prestijli memurluk diye bir şey yok. prestij diye bir şey yok. para hocam gerisi teferruat. "prestijli" meslek sahibi biri olarak yazıyorum.
0
benevolent sun
(25.07.21)
prestij ve statü dediğin cebindeki paraya bakıyor maalesef bizde.
ama sizin seçenekleriniz arasında bir fark var: her ikisi de paralı iş. biri riskli öteki garanti. dolayısıyla garantili ve paralı olanı seçerim. (seçme nedenim prestij değil ömürlük maaş ve emeklilik garantisi olur) ayrıca ikinciyi de bi şekilde yaparsınız arada Not: 657ye aykırı ise ben karışmam :)
0
photo85
(25.07.21)
Statüsü havalı meslek dediğiniz şey çoğu zaman insanlara az maaşla çok iş ittirme üzerine kurulu beyaz yaka işleri oluyor:)
0
anten
(26.07.21)
kariyer memuruyum yani yarının prestijli memur adayıyım. dünyaya yeniden gelsem asla bu yola girmezdim. parana bak hayatını yaşa. memur olup her türlü insanla konuşma zorunluluğuna girme. yorucu ve yıpratıcı. uzmanlığımı alıp başka işlere yönelmeyi düşünüyorum. kemal sunalın düttürü dünya filminde kızına söylediği "oku kızım oku da memur ol" sözüyle büyüyen memur çocuğuyum. olduk tamam ee noldu.
0
Hallegadola
(26.07.21)
(3)

otomatik vites araç önerisi

xiii
şehir içi120-150 bin lira civarımax 3 kişi biner.ne önerirsiniz?
şehir içi
120-150 bin lira civarı
max 3 kişi biner.

ne önerirsiniz?
0
xiii
(25.07.21)
Honda jazz. Dıştan çok tipsiz bir araba ama içi dolu oluyor. 6 litre altı yakıyor.
0
musmus
(25.07.21)
honda jazz ya da toyota yaris. İkisi de fiyat performans aracıdır.
Bir de bakmayın 2 araç da küçük görünür ama japon mühendisliği araçların içi epey geniş ve ferah.
0
anten
(25.07.21)
mazda 2
0
beyteper canavari
(27.07.21)
(16)

35 yaşındaki eşek kadar herif sinema tv okur mu?

yuyu
Halim vaktim yerinde. Üni sınavına girdim. Bölüme puanım tutuyor. Kariyer is sahibi olmak için değil, hayatıma renk katsın diye okumayı düşünüyorum. Böyle girgirina Okurken de bi öğrencinin hakkini yemek istemiyorum. Boşver hic bulaşma bisey öğrenmezsin ustelik çoluk çocukla kafan götürmez mi diyors
Halim vaktim yerinde. Üni sınavına girdim. Bölüme puanım tutuyor. Kariyer is sahibi olmak için değil, hayatıma renk katsın diye okumayı düşünüyorum. Böyle girgirina Okurken de bi öğrencinin hakkini yemek istemiyorum. Boşver hic bulaşma bisey öğrenmezsin ustelik çoluk çocukla kafan götürmez mi diyorsunuz yoksa harika bi is mi yapmis olurum?

Iyi film eleştirisi yapabiliyorum. Senaryo yazmisligim var. Epey meraklıyımdır.

Cevaplar için şimdiden teşekkür ederim.
0
yuyu
(25.07.21)
Gir oku, bir öğrencinin hakkını ye ki rtvf okuyup hayatı kararmasin. Cunku sektörde mektepli orani %30 falan...
0
duster
(25.07.21)
Çok güzel ve keyifli olur ama çoğu 17-18 yaşında çocukların arasında yapamazsın. Kat kat önlerinde olacağın için manası olmaz pek çok şeyin. Bunun yerine güzel bir yüksek lisans daha mantıklı olabilir
0
avatar is back
(25.07.21)
Duster +1 Bi gencin hayatının kararmasına mani ol ve oku, sektörde kimse diplomaya bakmıyor.
0
euteamo
(25.07.21)
Kanka 30 yaşındayım. Hayatımda bir sürü saçma sapan hatam oldu. Ama sinema TV okumak gibi 4 yıl süren bir hatam olmadı. Allah aşkına işine gücüne bak. Yazıktır günahtır. 4 yıl california solucanı yetiştirme okusan daha iyi
0
allah yazdiysa bozsun
(25.07.21)
Emin ol seninle okuyan öğrenciler bile bu işsizin ne işi var burada diyecek. ona göre. Bizde de vardı yaşça büyükler
0
olaylar olaylar
(25.07.21)
amacın ne yapmak? film çekmekse sinema okumana gerek yok.
0
black mamba
(25.07.21)
Okur okumasına, yaşında da asla bişey yok. Gider uzun süren tıp gibi bölümler bile okur. Ancak sinema tv (pek çok başka bölümde de olduğu gibi) tr de okunmaz. Hele şimdi hiiç okunmaz.
Akademiden bildiriyorum.
Düzenli şekilde güzel kurslara gidin veya yurt dışında okuyun çoğu yerde bedava.
0
rewlack
(25.07.21)
Okunur tabi neden okunmasın.
Mesela ben üniversiteye başladığımda epey yaşlıca ,ünlü bir öğrenci arkadaşımız rts den mezun oluyordu. İsmi Kemal Sunal'dı.
0
arenas
(25.07.21)
eğer teknik ve meslek öğreneceksen yüksek lisans olmaz. film kritiği yapacağım, işin sosyolojisiyle daha ilgiliyim filan dersen ancak. bunun dışında 35 yaşında lisans okumakla ilgili tüm olumsuz yorum ve ihtimalleri çöpe atabilirsin, halin vaktin de yerindeymiş. diğer yandan halin vaktin de yerindeyse iyi bi yer olması için araştırmaya zaman harcamanı öneririm... yurt dışındaki film okullarına da bakabilirsin. belki yüksek lisans düzeyinde teknik, iş öğretecek yerler de çıkar hatta. yine yurt dışında üniversite derecesi vermese bile eğitim veren kurumlara bakabilirsin. bir de okulunu okusan da okumasan da dışarıdaki atölyeler (film, fotoğraf) okuldan daha çok katkı sağlayabilir her anlamda.
0
snape i başından beri tanırım
(25.07.21)
eğer bitiremeyip cayarsan milletin hakkını yemiş olursun

o elemanda senden daha çok çalışsaydı
0
duyurukullanıcısı
(25.07.21)
halin vaktin yerindeyse okul okumak sıkıntı değil. Ama niye okuduğun önemli. Meslek için değil diyorsan anladığım kadarıyla tamamen işi sanatsal kaygılarla okuyacaksın. yani film kritiği sosyolojisi falan.

O zaman biraz sıkıcı gelebilir sadece. Çünkü bu bölümün amacı sinema sektörüne çalışan yetiştirmek olduğu için çok fazla teknik ders de olacak. Bu kısımlar ilgini çekmiyorsa sıkar.

Onun yerine online yabancı okullara bakın derim.
0
anten
(25.07.21)
Ben 34 yaşında Fransızca öğretmenliğine başladım böyle. Dil öğrenmek istedim, şehrimde de adam akıllı dil kursu yoktu, neden olmasın dedim girdim. Sınıfta 50 yaşında bir abla da var :) sınıf arkadaşlarımızda bize bayılıyor.
Yaşla ilgili sorun yaşamazsın, renk katsın diyorsan gayet okunur.
0
somethinginthewayshemoves
(25.07.21)
Sacma, cunku zaten ders icerikleri zaten cok rahat bos zamaninda makale, kitap okuyup ogrenebilecegin seyler. Universitenin amaci sosyal iliskiler kurmak, diger ogrencilerle ve hocalarla vakit gecirerek onlardan bir sey ogrenmek, etkinlikler vs.
Sen bunu yapmayacaksan, butun derslere gitmeyeceksen, fakultenin tozunu yutmayacaksan falan ne anlami var?
0
hot potato
(25.07.21)
oku zevkine. fuları da taktın mı.....üf.
0
Techsavvy
(25.07.21)
bekarsan ve yakışıklı isen epey eğlenceli olur çoluk çocuk gözüyle bakma kızlar hayran olur kesin :)
sinema tv okuyup iş bulabilen sayısı zaten az olduğu için kimsenin hakkını da yememiş olursun bence. okusa da işsiz kalacağı yüksek ihtimal. kaldı ki sen de zaten sınavı hak ederek kazanacaksın. (özelde okuyacağını düşünmedim. para vermeye değmez zaten.)
keyifle okuyunuz. hayırlı olsun mutlu olunuz
ülkede diploma enflasyonu var. şahsen benim duvarımda çerçeve asacak yer kalmadı ama iş manasında gram katkısı yok artık.. zevk alarak okuyan bir öğrenci olursa akademisyen de keyif alır diye düşünüyorum
0
photo85
(25.07.21)
Süper olur, istediğini yap
0
Mossy
(25.07.21)
(3)

Masa başı işte popo ağrısına çözüm nedir?

pronefroz
Oturma yastığı vs mi? Oturma kemiklerim künt tarzda ağrıyor her nöbetten sonra.
Oturma yastığı vs mi? Oturma kemiklerim künt tarzda ağrıyor her nöbetten sonra.
0
pronefroz
(24.07.21)
yastık iyi çözüm.

bir de belli aralıklarla 40 dakikada bir falan kalkıp 10 dakika yürümek iyi gelir.

Otururken yapabileceğiniz egzersizler de var. youtube'da fizyoterapistlerin önerdiği bazı videolar vardır.
0
anten
(24.07.21)
aynı derdi çekiyordum ben de. sürekli otur otur, kuyruk sokumumda aşırı ağrı yapıyordu.

çözüm şu tarz bir oturma simidi:
www.hepsiburada.com
0
norules
(24.07.21)
oturma simidi +1
0
hlot
(24.07.21)
(3)

ipad'de yazı yazmak

vasatov
ipad'de word vb. kullanabilmek için office uygulaması satın almıştım. o kadar saçma sorunlar çıkardı ki üyeliği iptal ettim. isteğim basit. word'de olduğu gibi metin yazabilmek ve düzenleyebilmek. düzenlemek derken harf büyüklüğü falan atla deve değil. dümdüz çalışan basit bir uygulama olabilir yani
ipad'de word vb. kullanabilmek için office uygulaması satın almıştım. o kadar saçma sorunlar çıkardı ki üyeliği iptal ettim.

isteğim basit. word'de olduğu gibi metin yazabilmek ve düzenleyebilmek. düzenlemek derken harf büyüklüğü falan atla deve değil. dümdüz çalışan basit bir uygulama olabilir yani. ben bilmiyorum ama belki ücretsiz olan bile vardır.

ipad'de ne kullanabilirim sizce?
0
vasatov
(24.07.21)
Apple'in kendi "Pages" uygulamasi var o olmuyor mu?
0
robokot
(24.07.21)
google docs gayet iyi
0
anten
(24.07.21)
google docs+1
0
yoggi
(24.07.21)
(13)

Şöyle hazır bir villa almak mı yoksa arsa alıp yaptırmak mı?

msb
830 bin diyor, hadi olsun 800 bin.Ayvalıkta beğendiğim yerlerde bu metrekarelerde konut imarlı arsa fiyatları 350 bin civarı.Yani zevkinize tam olarak hitap etmeyen bir yapıya 450 bin lira ödüyorsunuz.Aşağı yukarı bu metrekarede betonarme bir yapının maliyeti ne olur?Arsa satın alıp rutsatı projesi
830 bin diyor, hadi olsun 800 bin.

Ayvalıkta beğendiğim yerlerde bu metrekarelerde konut imarlı arsa fiyatları 350 bin civarı.

Yani zevkinize tam olarak hitap etmeyen bir yapıya 450 bin lira ödüyorsunuz.

Aşağı yukarı bu metrekarede betonarme bir yapının maliyeti ne olur?

Arsa satın alıp rutsatı projesi işçiliği vb uğraşmaya değer mi yoksa direkt böyle bi şey al geç mi sizce?

www.sahibinden.com
0
msb
(23.07.21)
rentts
(23.07.21)
Arsa 350 bin lira ise evet aynı paraya gelir öyle bir villa. İnşaatı müteahhit yapacak ama ceremesi yine olacak. Bu işlerden bunalan biri değilseniz kendiniz yapmanız daha iyi olur. Ama yapılana kadar, belki 4-5 ay yapım süreci olacak.
0
neysene
(23.07.21)
Bence değmez. Sokağımda bir tane ev yapılıyor. Kıştan beri bitmedi. 6 ay olacak neredeyse. Ev yaptıracağın zaman sık sık takip etmen lazım. Ben al geç derim.
0
dissendium
(23.07.21)
150 metrekareymiş ev. En kralını 300 bin liraya yaptırırsınız. Ben arsa aldım böyle, bir senedir falan araştırıyorum, genelde metrekare başına 1000-1500 lira arası teklif veriyor inşaatçılar.

Not: rakam kaba inşaat için. İçini nasıl yaptırdığınız ve eşyalar konusunda bir sınır yok tabi :)

Uğraşmaya değip değmeyeceği size bağlı. Yani bence ev önemli bir şey, hayatımın geri kalanını geçireceğim bir yer diye bakıyorum, o yüzden mutfağından bahçesine her karışının düşünülmüş ve belli bir amaca göre tasarlanmış olması önemli. Ama çoğu insan gibi "içine girip otursam yeter, bi de güzel görünsün" diyorsanız değmez muhtemelen.
0
plutongezegendegilmi
(23.07.21)
daha pahalıya mâl olup olmaması tamamen size bağlı bence.
kendi yaptıracağınız evde kullanacağınız malzeme bence daha kaliteli olacaktır.
bu da belki toplamda fiyatı biraz daha yükseltir ama "evin ederi" açısından bence daha ucuza mâl olur.

bunu daha önce mimar bir arkadaşımla konuşmuştum, o da aynı şeyi söylemişti.
evi inşaatçılara bırakırsanız dedikleri gibi aylarca uzar, bitmez.
en iyisi bir mimarla çalışmak.

edit:
eve sonradan baktım, çok kötü bence.
bu evin aynısı kesinlikle çok daha ucuza gelir.
800 bini gözden çıkartırsanız, çok daha güzel ve kaliteli bir ev yaparsınız.
0
blatta hiberna
(23.07.21)
Attığın linkteki kadar çirkin çok az “villa (!)” gördüm. Dediğin gibi 450bini bu beton yığınına vereceksin.

150m2 2 katlı bir evi 200-250 kağıda yaptırabilirsin. Doğru dürüst bir mimar ve inşaat şirketi bulman lazım.

www.instagram.com 450bine şuradaki evi + peyzajı + çok sağlam iç dizayn yaparsınız. Attığım küçük ya da sana hitap etmiyor olabilir ama 450 civarına yapamayacağın güzel ev yok gibi. Linkteki gibi evlere milyon lira vermeye cidden gerek var mı bilmiyorum
0
avatar is back
(23.07.21)
Bu arada attığım evin çirkinliği konusunda size kesinlikle katılıyorum. 20 yıldır mesleğim olduğu için tasarımla iç içeyim, link'teki "mimari" dünyalar bana çok uzak ama inşaat konusunda da tecrübesiz ve ağzı yanmış biri olarak korkuluyum açıkçası. Tek istediğim istanbul'un güney taraflarında yaşanabilir bir ev. Genel olarak yapılar maliyetten bağımsız olarak işlev ve estetik anlamında çok yetersiz.
0
🌸msb
(23.07.21)
late viper
(23.07.21)
Arkadaşlar maliyetleri çok ucuz sanıyorlar galiba inşaat işinden anlamiyorsaniz bu işe girmeyin geçen seneden beri maliyetler çok degisti piyasa sizi üzer. Kabaca M2 si 3000 lira olarak hesaplayabilirsin ama
0
opitseri
(23.07.21)
eğer inşaat konusunda geniş çevren yoksa, almak her zaman ucuza gelir.

mantıken, arsayı alacaksın, proje çizilecek ya da hazır projeyse temin edip yine para vereceksin, ruhsatı inşaat izni bilmemnesi var bürokratik işler hep zaman.

temel kazılack atılack sonra kat çıkılcak edilcek, oldu olmadı, sıvası boyası kapı pencere fayans, parke derken 2 katını da geçer 3 katını da.

zaman ve yorgunluk da cabası
0
killerbee
(24.07.21)
Ilandaki villa yada mustakil ev için yazıyorum oldukça eski sonradan kat ilave edilmiş, yapım teknigi 80 lerden kalma. Saplama kirişler tam facia.

En temiz ve karlısı sizin begeneceginiz yaşam gereksinimlerinize göre olan yeni yapılmış evdir.

Yazlık evin en önemli gereksinimi öncelikle bahçe aksamları oturmak için veranda yada terastır.

Ikinci önemli husus ısı yalıtımı illa soguktan degil sıcaktan dahi korur tabi evin kuzey guney denklemi önemli. Uygun cehpeye agaçlar dogal olarak 3-5 derece saha serin tutar.

Yazlik yerlerde ev tadilatı icin usta bulamazsınız bulsaniz bile cok paraya mal olur yeni ev candır.

Ev yaptırırken dikkat edilecek hususlar ihtiyac neyse ona göre plan olusturun. Evde 5 kisi 2 hafta kalacaksa ayrı 2 ay kalacaksa ayrı ev planı gerekiyor.

Genelde bu işleri kalfa diye tabir edilen adamlar yapar siz kafanızdaki planı söylersiniz size maliyet çıkarır başka yerlerden de teklif alıp varsa yapılan işlere göre yazılı anlaşma kesin şart.

Hangi marka malzeme kalem kalem yazılmalı anahtar teslim demek herseyi bitmiş demektir belediye harcı tapu harcı vs vs iskan harcı.

Para ödeme takvimine göre 2-3 parça son ödeme ise anahtarı teslim almadan asla verilmemeli.

Isten anlamiyorsanız bilen biri daima olsun.

Zor iş ev yaptırmak biz kalfa ile cok tartistik parayı ödemeyiz diyince pasa pasa eksiklikleri yerine getirdi cünkü elimizde yazıli anlasma vardı
0
zanutsas
(24.07.21)
Türkiye gibi sektörel standartdizasyonların zayıf olduğu ülkelerde kendi evini yaptırmak çok yorucu bir süreç.

Maliyetine girmiyorum bile.

bir de inşaattan anlamadığınızı anladığı anda her müteahhit sizi kandırmanın yolunu arayacak. Kalitesiz malzeme kullanacak, projede fark etmediğiniz maliyeti düşürecek ama uzun vadede size tadilat olarak dönecek değişiklikler yapacak vs...

Adam a malzemesi yerine b malzemesi kullanacağım çünkü bu daha iyi dese aksini iddia edebilecek misiniz?

Bu arada honka türkiye, woodlife gibi şirketlere de bir bakabilirsiniz. En azından defalarca uygulanmış projelerden birini satın alır ihtiyacınıza uygun çözümlere çevirirsiniz.
0
anten
(24.07.21)
Çok aydınlatıcı yanıtlar geldi, hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim (kalp)
0
🌸msb
(24.07.21)
(1)

gelir belgesiz ev kredisi çekiliyor mu?

niyeti bozuk http nesnesi
soru başlıkta.
soru başlıkta.
0
niyeti bozuk http nesnesi
(23.07.21)
Çok zor. Hatta imkansız gibi bir şey.
0
anten
(23.07.21)
(4)

Tesla araçları Türkiye'de satılmıyor mu?

anarsika
Satılmıyorsa neden? Asrın lideri, saygıdeğer cumhurbaşkanımızla bir görüşme yapmıştı hatta üretim için o da yalan oldu demek ki.
Satılmıyorsa neden? Asrın lideri, saygıdeğer cumhurbaşkanımızla bir görüşme yapmıştı hatta üretim için o da yalan oldu demek ki.
0
anarsika
(23.07.21)
Türkiye için muhtemelen bir pazar araştırması yaptılar ve Türkiye'ye satış/servis ağı kurmak fizibıl gelmedi. Zaten vergiler nedeniyle milyonlar mertebesinde oluyor aracın fiyatı. Birkaç tane araç satmak için yasal birçok yükümlülük altına girmeyi istememişlerdir.

Elon Musk ve CB arasındaki görüşme Tesla'nın üretim hattı için değildi zaten. Öyle bir şey hiç gündeme gelmedi bildiğim kadarıyla.
0
himmet dayi
(23.07.21)
Sahibinden’e gir km’ye göre sırala. İthalat yapıp getiren galeriler var.
0
zoghurt
(23.07.21)
Bir de şöyle bir şey var. Bu arabalar ABD’de üretildiği için vergi dezavantajı oluyor. Almanya fabrikası yeterince üretmeye başlarsa daha değişik bir durum ortaya çıkabilir. Çin fabrikası zaten yıl başına teslimatlara başladı. İç pazara ancak yeter.
0
zoghurt
(23.07.21)
Türkiye'de henüz elektrikli araçlar ilgi görmüyor. Birkaç sebebi var:

-Lojistik. İnsanlar henüz şarj istasyonlarının sayısına güvenemiyor. Zaten yeterince çok sayıda şarj istasyonu da yok. Çoğu konutun da otoparkında böyle düzenlemeler yok. İstanbul'un en yeni ve pahalı konutları olan Ataşehir taraflarında bile çoğu residence otoparkında teslayı şarj edemezsin. Bir aracın şarjı saatler sürüyor. Haliyle aracı şarj edebileceğin en iyi yer evinin otoparkı. Ama yapamıyorsun. Yani aracı evinin yakınında bir istasyona bırakacaksın. 6-7 saat sonra gelip alacaksın. Çok mantıklı değil şu anda.

Amerika ve avrupa'da müstakil evinin otoparkına koyarsın şarj ekipmanlarını sıkıntı yaşamazsın.

-Menzil. Bir tesla fabrika verilerine göre 640 km yol gidebiliyor dolu bataryayla. Hadi yanılma payıyla, kullanımla falan 600 km diyelim. Bizde insanlar aldıkları otomobille her yere gitmek ister. Mesela bir tesla'yla istanbul'dan bodrum'a gidemiyorsun şu anda. Gidiyorsun da, İzmir'de mola veriyorsun, şarj istasyonu buluyorsun. araç 10-12 saat şarjda kalıyor, sonra yola devam ediyorsun.

-Yani elektrikli araçlar şu an şehir içi kullanıma uygun sadece. Ama türkiye'deki şehirleşmeyle avrupa ve amerika'nınki bir değil. Araç kullanma ve ulaşım alışkanlıkları da öyle. Berlin'de Paris'te New York'ta yaşayan adam elektrikli araç alır. Çünkü aracı şehir içinde kullanır. Akşam evin otoparkında şarj eder. Uzun mesafeleri zaten aracıyla gitmez. Şehir dışına, ülke dışına çıkacaksa biner trene gider. Paris'te yaşayan adam 2 saatte trenle manş denizinin altından londra'ya ulaşıyor mesela. Berlin'den 6 saatte trenle hollanda'dasın. Tren saatleri de çok sık. ABD'de aynı şeyi uçakla yapabiliyorsun. Hemen her yere çat diye uçak bulman mümkün. Bu adamlar otomobili genelde şehir içinde kullanıyor zaten. Çok çok ihtiyacı varsa gittiği yerde araç kiralıyor.

Bizde ulaşım karayoluna bağlı. Tren ağı zayıf, havayolu da istanbul-ankara-izmir dışında çok yeterli değil. Kaldı ki havaalanlarına ulaşım da kolay değil.

Bir avrupa metropolünde metroyla, trenle, otobüsle havaalanına en fazla 20 dakikada ulaşıyorsun şehir merkezinden. Türkiye'de büyük şehirlerde havaalanına gitmek bile en iyi koşullarda 60 dakika:) Yani havayolu da çok efektif değil.

Haliyle araba çok önemli. her yere arabayla gidiyoruz. Ee kimse şehirden çıkartamayacağı bir araca milyonlar vermek istemez. Zengin bile olsa vermek istemez. Tek tük istanbul'da görüyorum özellikle etiler taraflarında.
Ama onlar da muhtemelen bir heves oyuncak gibi alınan araçlar. Eminim onların da farklı araçları vardır tesla sırf zevk içindir.
0
anten
(23.07.21)
(3)

Iskandinav iş kültürü nasıl (İsveç) ?

samiabi19
kutlu geceler,bir kac gün sonra iş görüşmem var almanyada bir Isveç şirketinde. İskandinav iş kültürü uyguluyoruz diyor. Ne anlamına geliyor bu ? Almanyada yaşadım icin alman iş kültürünü biliyorum, japon ve çin iş kültürü de tüm ulus da bilinmekte, fakat iskandinav iş kültünü denilince aklıma birşe
kutlu geceler,
bir kac gün sonra iş görüşmem var almanyada bir Isveç şirketinde. İskandinav iş kültürü uyguluyoruz diyor. Ne anlamına geliyor bu ? Almanyada yaşadım icin alman iş kültürünü biliyorum, japon ve çin iş kültürü de tüm ulus da bilinmekte, fakat iskandinav iş kültünü denilince aklıma birşey bile gelmiyor.
0
samiabi19
(14.07.21)
Iskandinavlarla calistim. Genelde rahatlardir is yasam dengeleri iyidir. Mesela benim calistigim adamlar 6 dedin mi ofisi falan terk ediyordu.

Ama biraz fazla bagnaz gelebilirler bircok konuda bize gore. Yani esnek dusunce pratik zeka sifir. Her sey cok kitabi yapiliyor. Almanlari 2'yle carp oyle diyeyim.

Almanlara bile fazla gelmisti isveclilerin asiri kasmasi her seyi orqdan hesap et:)

Bir de iskandinavlarda sjw tavri zirvede. Yani almanlar falan bile "ah su isvecliler" diyecek raddeye gelmisti. Bir satis toplantisinda bu urunun ana kitlesi ev hanimlari dedi birisi. 15 dakika niye housewives dememeliyiz housewife demek cok yanlis, bunu kabul edemeyiz diye herkesi bayiltana kadar konustular.
Yani bayaa dikkatli olman gerekebilir cabuk aliniyorlar:)
0
anten
(14.07.21)
google'a scandinavian work culture yazinca bir grup sonuc cikiyor liste seklinde. oradan yola cikabilirsiniz. ustune bir de mulakat sonunda sorabileceginiz bir soru olabilir bu, ben arastirdim ama sizden kisaca dinlemek isterim gibisinden. hem de ilgili oldugunuz ve o kulturu begendiginiz izlenimini falan verir.
0
hot potato
(14.07.21)
Epey uzunca bir süredir Norveç şirketinde çalışıyorum. Benzer yada aynıdır diye tahmin ediyorum.

- Öğlen 15-15:30’dan sonra kimse kalmıyor ofiste. Eğer yetişmesi gereken işleri varsa akşam tekrar evden online olup hallediyorlar.
- Misal ertesi gün öğlene kadar işin var, çalıştığın ekibe ben yarın öğlene kadar yokum diye yazıyorsun hepsi o, mazeret izni vs gibi bir sistem yok yani.
- Overtime çalıştığımız saatleri sisteme ekliyoruz. Bunu ayda 1-2 gün ek izin gibi yada ofisten erken çıkmak için kullanabiliyoruz.
0
Northern Mariner
(14.07.21)
(2)

İnstagram hikayelerini gizli izleme uygulaması varmış

Geceler
Adı ne uygulamanın? kullanan, bilen var mı?
Adı ne uygulamanın? kullanan, bilen var mı?
0
Geceler
(13.07.21)
Postegro var android uygulama. Gizli hesaplar da dahil günde 3 profile anonim girebiliyorsunuz. Ios için webden giriliyor.
0
cilekli pasta
(14.07.21)
Vardir muhtemelen ama bu tarz uygulamalar tehlikeli. Instagram hesabinizi bu uygulamaya bagladiginuz icin asiri bir guvenlik acigi birakiyorsunuz.

Hesabinizi sifrenizi kolayca ele gecirebilirler. Bu instagrami hacklenenler genelde eski sevgililerini stalklamak icin boyle uygulamalar yukleyenler ya da kullananlar.
0
anten
(14.07.21)
(19)

1+1 evde 2 kişi yaşanır mı?

ms brownstone
Bana kalırsa çok güzel yaşanır ama tecrübesi olanların fikirlerini merak ediyorum. Kadıköy emlakçı piyasasından yıldım 1 haftada çünkü ya dönüş yapmıyorlar ya teklif verdiğimiz evi 300 bin lira daha artırıp yeni ilan koyuyorlar ya da oyalıyorlar. Evlerin de hiçbiri tam olarak içime sinmemişti ta ki
Bana kalırsa çok güzel yaşanır ama tecrübesi olanların fikirlerini merak ediyorum.

Kadıköy emlakçı piyasasından yıldım 1 haftada çünkü ya dönüş yapmıyorlar ya teklif verdiğimiz evi 300 bin lira daha artırıp yeni ilan koyuyorlar ya da oyalıyorlar. Evlerin de hiçbiri tam olarak içime sinmemişti ta ki son baktığımız eve kadar. Konumu mükemmel ve müteahhit aynı zamanda mimar olduğu için evin içini gerçekten çok güzel düşünerek yapmışlar. Ev 1+1 ama her yere gömme dolap vs yapılmış. Bu yüzden küçük ya da basık değil kesinlikle. Yatak başlığı, dolaplar, salon ve mutfaktaki gizli çekmeceler vs. o kadar iyi düşünülmüş ki çamaşır makinesi, yatak, koltuk ve dekoratif birkaç şey dışında eşya derdiyle uğraşmamız gerekmeyecek pek. Mutfakta da buzdolabı dahil her şey hazır.

Bina zaten sıfır ve ilk oturan biz olacağız alırsak. Bir de çok büyük bir terası var ama terasın girişi aynı katta farklı bir yerden. Evin içinden geçiş yok ama ben bunun sorun olacağını düşünmüyorum pek. Sadece bizim kullanımımız için zaten teras. Evi aldıktan sonra küçük bir oda ya da mutfak gibi bir şey yaptırıp çok güzel kullanabiliriz diye düşündük. Sadece park yeri yok ama onu da bir otoparkla anlaşarak çözmeyi düşünüyoruz çünkü zaten muhiten dolayı otoparklı bina düşüncemiz olmadı hiç.

Erkek arkadaşımla ikimiz yaşayacağız sadece evde. Her şey yolunda giderse de sadece 6 ay falan İstanbul’da yaşadığımız bir hayatımız olacak. Misafir vs çok çok nadir gelir. Onun ailesi zaten İstanbul’da. Benimkiler Bursa’dalar ama kardeşimle şu an yaşadığımız evde kalabilirler geldikçe ya da sadece annemle babamın olması çok sorun olmaz bence 1+1’de. Evden çalışma gibi bir durum ikimiz için de yok. Yani ayrıca bir çalışma odasına da ihtiyacımız yok bence tıpkı misafir odası gibi.

Şimdi şartlar böyleyken ben 1+1 olmasına rağmen bu evi kaçırmak istemiyorum çünkü evin içi gerçekten harika. 1 haftadan fazladır ev geziyoruz ve hiçbirini tam olarak beğenmemiştim. İlk kez bir evi bu kadar beğendim ve baktıklarımız içinde başkası tutarsa içimde kalacak tek ev burası olacak. Çok az eşyayla ferah bir ev şu an tek istediğim. Bunun dışında oturma odası, çalışma odası vs hiçbirini istemiyorum zaten. Yani bence 1+1 olmasının hiçbir sakıncası yok ama gelecek fikirleri merak ediyorum.

2 kişi 1+1 evde rahat yaşar mı dersiniz? 0 binada, her şeyi yapılı ve çok küçük olmayan 1+1’in misafiri de evde işi de çok çok az olan bizim için eksileri olur mu? Olursa ne olur?

Bu arada evi satın alıyoruz. Kiralık değil. Çocuk kesinlikle düşünmüyoruz ve hayvan sahiplenmek de İstanbul’da düzenli bir hayatımız olmayacağı için imkansız en azından birkaç sene. Bunları da düşünerek yazarsanız sevinirim.
0
ms brownstone
(13.07.21)
Tek yaşıyorum 1+1 bana bile yetmiyordu. Yatak odası ve salon var. Misafir gelse, eş dost gelse nerede yatacak? Salon dışında vakit geçirecek bir yer yok. Bir daha 1+1 evde yaşamam.
0
himmet dayi
(13.07.21)
yetersiz kalir. iki sene sabredersiniz onu da maximum soyluyorum oturabilirsiniz sonra sigamazsiniz. satin almak soz konusu oldugu icin daha sonra baska yere kiralik cikabilirsiniz bunu kiraya verip hani oyle ihtimallere okeyseniz veya satip uzerine ekleyip baska eve yine. terasa girisi evden olmamasi dezavantaj ama siz cok begendiginiz icin sorundegilsorundegil diyorsunuz :) ev bulmak cok stresli ve istanbulda verdigin paraya bakiyosun eve bakiyosun gercekten almasi, tutmasi cok zor biliyorum. o yuzden icinize sindiyse simdi yatirim mantigiyla alip bir sureligine yasayabilirsiniz
0
ala09
(13.07.21)
Parasını tamamen siz ödeyecekseniz belli ki içinize sinmiş, alın.

Kendi 1+1 deneyimimden yola çıkarsam; evde biri daha olduğunda asla kafa dinleyebilecek bir alan kalmıyor, evdeki en ufak bir dağınıklık bile göze batıyor ama yaşanır mı yaşanır. Benim kaldığım 1+1'lerde çocuklular bile vardı, benim asla tahammül edemeyeceğim bir şey. Özel alan ihtiyacınıza bağlı biraz.
0
marla is in my head
(13.07.21)
benim için önemli olan yüklükvari bir şey. Eğer depolama alanı mevcutsa 1+1 miss gibi olur
0
lcha
(13.07.21)
1+1 80 metrekarede mis gibi yaşadık. Mutfak ayrıysa süper oluyor. Bence yaşanıyor gayet de.
0
adwokat
(13.07.21)
ben 1+1 evde tek basima yasarken guzel geliyordu, sonra 3+1 eve ciktim kardesimle, evin 2 odasi benim (yatak odasi + ofis) salonumuz kocaman, mutfagimiz ayri. Bir daha 1+1 eve donmek zor geliyor simdi dusununce.

sadece 6 ay yasanacaksa bence idare edilebilir. ikiniz de yasayabileceginizi dusunuyorsaniz icinize sindiyse neden almayasiniz.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(13.07.21)
Bence geleceği yok. Şuana göre karar verilerek ev alınmaz.
1 hafta ev yatırımı yapmak için çok kısa bir süre. 1 ay verin kendinize en az. emlakçılarda olup henüz ilanda olmayan bir sürü ev vardır görmediğiniz.

Ütü yapacak olsanız, çamaşır kurutacak olsanız hep sizin kullanım alanlarınızı işgal edecek. Yalnız kalmak isteyebilirsiniz.

Misafiriniz gelmiyor olabilir. Gelse de salonda kalır ok. Ama bi kere gelseler ikinciye gelmek istemezler. ziyaretlerini kısa kesmek isterler.

Bir de mesela hiç mi hobiniz yok eşya depolamanız gereken vs. Hobinizle vs ilgilenmeniz gerekse sürekli kur kaldır yapmanız gerekecek.

bizim odanın birinde mesela spor eşyaları var. Yerde matla duruyor. köşede bisiklet falan var. böyle bir oda çok işe yarar oluyor.
0
zimbirik
(13.07.21)
evde salon gibi ortak bir yaşam alanı olmaması bir noktadan sonra bunaltıcı olabilir.
0
anten
(13.07.21)
İçinize sinmiş. Ben kaçırmayın derim.
0
auroraaurora
(13.07.21)
Ben olayın farklı bır boyutuna dikkat çekmek istiyorum.

Dah önce erkek arkadaşınızla beraber yaşadınız mı bilmiyorum ama erkek arkadaşla yaşamay başlamak yeterince zor. Küçük ortam iyice bunaltıcı olacaktır.

Kesinlikle düşünme derim. Kiralık ve ferah bir ev daha iyi gelecektir.
0
mobydick
(13.07.21)
teras konusuna emin olun ve tapudan kontrol edin.daha sonra terasın ortak alan olduğu ortaya çıkarsa hem alan olarak hem de evin fiyatından ciddi zarar edersiniz.

teras olduğuna göre bu ev çatı katı. yeni bina olduğu için izolasyon fena değildir ama gene de yazın sıcak olacak, ekstra klima-elektrik maliyeti sabit bir gider. ayrıca kadıköy bölgesi özellikle teras katları bazen martı terörü yüzünden çekilmez olabiliyor. uykusuz geceler çok süpriz olmasın.

1+1 toplam m2 belirtmemişsiniz. 50m2 dedikleri ama ortak alanları düşünce 22m2 kalan evlerden mi yoksa 1+1 ama net kullanım alanı 80-85m2 olan evlerden mi buna göre çok değişir.

pratikte bir yatak odası + bir yaşam alanınız olacak. bu yaşam alanında yemek, ufak tefek işler için çalışma masası, oturma alanı vs gibi ihtiyaçları organize edecek alan varsa bence yeterli.
0
orpheus
(13.07.21)
mutfak salondan ayriysa olur bence sizin zaten epeyce icinize sinmis gibi gorunuyor, terasin kesin sadece sizin olduguna da eminseniz iyi bence. ben alirdim.
0
in vino veritas
(13.07.21)
1+1 var 1+1 var, geniş ferahsa neden olmasın. Şuan 1+1 evde yaşıyorum 70m2, balkonu var salonu geniş, 1üçlü 1ikili 1 tekli koltuk var. Açılır kapanır koltuk alırsınız misafir için.Bence misafir çok düşünülmemeli, 1 çiftlik yatıracak yeriniz olsun yeter. Ha bende 2 tane de şişme yatak var gerekirse yere onları da açıyorum. 8 kişilik yemek masası sığıyor hala ferah, ayrı mutfağım var o da avantaj yemek vs yerken mutfakta masa olması. Girişte antre var. Ben tek yaşıyorum ama bence dolaplar vs yeterli ise 1 çift yaşar.



Önceki evim ufak amerikan mutfaktı 1+1 yine, balkonu da yoktu, eve girince direkt salona adım atıyordun :D :D . Böyleyse mümkün değil tabi.

Eksileri çamaşır kuruturken salona vs bi yere koymanız gerekiyor, yazın balkon olur. Elektrik süpürgesidir ütü masasıdır yatak odasında bir yer bulmanız lazım sürekli.
0
ceketimi alip cikcam
(13.07.21)
1+1 35 m2de yillarca yasadim (%50 tek basima %50 sevgiliyle). Basta sorun yoktu ama anne ve sevgili zoru ile alinan esyalardan ev tiklim tiklim doldu uzerime geldi zamanla.

Turk insaninin icgudusel olarak evleri esya doldurma aliskanligi var. Bu olaya dikkat ederseniz yasanir.
0
cleric
(13.07.21)
Tek başıma beni darlamıştı. Bir de açık mutfak belası var. Şimdi kapalı mutfak 2+1’de tek yaşıyorum. Mis. Bir daha çok kötü bir şey olmadığı sürece 1+1’e adım atmam.
0
zoghurt
(13.07.21)
Ufak, gereksiz eşyayla dolu olmayan, kullanışlı evlere bayılıyorum. 3 yıldır ev arkadaşlığı konseptinde 2 kişi yaşıyoruz. Şu anki haliyle salon iptal mecburen ama mutfak bir tık büyük mesela. Bence hele ki çift olduktan sonra neden olmasın.
0
reactionic
(13.07.21)
al gec abi ya, fiesta begenmeyenler simdi clio alamiyor.

Sigmazsin evet ama al gitsin.
0
divit
(13.07.21)
Bana kalsa imkansız, ben tek kişi bile yaşayamam. Ayrıca anlattıklarınıza bakılırsa çok fazla belirsizlik var. Örneğin 'her şey yolunda giderse sadece 6 ay yaşayacağız', bu çok ucu açık bir kavram. Ayrıca sanıyorum ikinizin de işleri %100 kesin değil ve evli de değilsiniz. Bu durumda evi satın almanız ilerde ayrılık veya maddi durum sıkışıklığında ikinizin de başını çok ağrıtır. 1 hafta da bu kadar önemli bir yatırım için erken tabi. Bulabiliyorsanız bir dönemlik veya maksimum 6 aylık kiralık bakarsanız daha iyi olur.
0
iwasbornonamountainside
(13.07.21)
Gömme dolaplar çok pratik gerçekten. Biz iki kişi 3+1'den pratik ve geniş 2+1'e geçtik, tarif ettiğiniz gibi yüklükler var, mutfağı daha güzel, güzel bir bahçemiz var, vs. Dolayısıyla kesinlikle değdi. Evin bakımı daha kolay, daha kullanışlı. Biz memnunuz.

Kırk yılda bir gelecek misafire göre ev seçilmez. Senenin yarısında kullanacağım bir ev için, kullanışlı tarif ettiğiniz gibi bir 1+1'de iki kişi yaşarım.
0
gmzo
(13.07.21)
(5)

2. el araçta hasar kaydı kriteri

mkrk
selamlar,ikinci el araç alırken hasar kaydının yada ağır hasar kaydının olması konusunda çok titiz misiniz? hasar kaydı kırmızı çizgimiz prensibine sahip olmayanı dövüyorlardı bir ara sanırım şimdi fiyatlardan dolayı millet daha fazla esnek hasar kaydı konusunda.sonuç olarak hasar kayıtlı arabaya çö
selamlar,

ikinci el araç alırken hasar kaydının yada ağır hasar kaydının olması konusunda çok titiz misiniz? hasar kaydı kırmızı çizgimiz prensibine sahip olmayanı dövüyorlardı bir ara sanırım şimdi fiyatlardan dolayı millet daha fazla esnek hasar kaydı konusunda.

sonuç olarak hasar kayıtlı arabaya çöp gözüyle bakanlardan mısınız?

mini anket: onlinepoll.me
0
mkrk
(12.07.21)
Hasar kaydı olan araba alınmaz diye bir şey yok. Fakat bazı araçlar ağır hasarlı olmasına rağmen ekspertizde anlaşılmıyor ya da bi şekilde plakaya işlemeden yaptırılıyor. Doğal olarak fiyatı da normalmiş gibi yazılıyor. Hadi fiyatı geçtim ağır hasarlı araçtan bi hayır gelmez diye düşünüyorum. Çok iyi yapılsa da güven vermiyor.
0
olaylar olaylar
(12.07.21)
Aracın tavan, kaput ve ön çamurluklarında işlem yoksa hasar kaydı abartılı olmadığı sürece dikkate almam. Ağır hasar kaydı varsa ilanı kapatırım direkt.
0
himmet dayi
(12.07.21)
Araba almadan önce çok takıyordum hasar kaydına boyasına falan. Araba aldım, park halindeyken bi amca çarptı çamurluk ve tampon boyandı 1000 lira tramer çıktı. Üstüne yolda giderken cama taş geldi çatladı, kaskodan değişecek. Tramerde gözükür mü bilmiyorum ama 4000 lira civarı o çıkacak.

Üstüne üstlük araba büyükşehirde kullanıldığı için çizik vs. illa ki oluyor. Artık takmamaya başladım. Araba alacak olsam ağır hasarı yoksa değerlendiririm. Öyle boyaya falan çok takan insan sıfır araba almalı. Ki onun bile garantisi yok.
0
thewhitewolf
(12.07.21)
Boya olayına çok takılmıyorum. Boya illa ki olur.

Hasar da bir yere kadar kabul edilir. Zaten hasardan, değişen kısımdan aracın başına ne geldiğini az çok tahmin edersin.

Ama ağır hasarlı araç bir kumar. Ya da arabada 10 parça değişen varsa, 15 tane tramer kaydı varsa o araçtan uzak durmaya çalışırım:)

Bir de tabii önden hasarlara biraz dikkatli yaklaşmak lazım. Aracın havayastıkları açılmış olabilir, sonrasında sistem iyi yapılmış mı? sensörler doğru bağlanmış mı vs kritik konular bunlar.

Doğru diyorsunuz, gönül istiyor ki hiç uğraşmayalım bunlarla ama fiyatlar yükseldikçe standartlar biraz daha düşüyor herkeste
0
anten
(12.07.21)
servisinde yapılanları çok büyük şeyler değilse o kadar önemsemiyorum ama hasar kaydı olmayıp 5 parça boyalı olan arabaya da sıcak bakmıyorum çünkü nerede nasıl toplandı, sorun neydi bilemiyorsunuz tramere yansımayan kazaları.
0
marla is in my head
(13.07.21)
(7)

millet bu kuryelerle napıyor?

bugungityaringel
ne zaman yemeksepetinde yemekler nasıl diye fikir edinmek için bir yerin yorumlarına baksam nerdeyse 2-3 yorumdan biri kuryeyle ilgili oluyor. yok şu kuryeniz iyi ama öbürünün muhabbeti kötü, ay kuryeniz çok kibar çok süper bayıldım, yok kuryeniz güler yüzlü değildi o yüzden puan kırdım, yok kuryeni
ne zaman yemeksepetinde yemekler nasıl diye fikir edinmek için bir yerin yorumlarına baksam nerdeyse 2-3 yorumdan biri kuryeyle ilgili oluyor. yok şu kuryeniz iyi ama öbürünün muhabbeti kötü, ay kuryeniz çok kibar çok süper bayıldım, yok kuryeniz güler yüzlü değildi o yüzden puan kırdım, yok kuryeniz çok yakışıklı hep o gelsin, yok şu kuryeniz şöyle güler yüzlü şöyle cana yakın şöyle konuşması iyi hep buradan sipariş vericem.

yahu nedir bu kurye merakı böyle? kurye'yi mi sipariş veriyosun yemeği mi. ben alıp geçiyorum, nakit siparişse de parayı veriyor paketi alıyor kapıyı kapayıp geçiyorum. hiç muhabbet falan etmiyorum dikkat etmiyorum kuryeye filan. zaten adamların aceleleri vardır niye muhabbete tutayım bir de.

niye bu kadar çok kurye yorumu oluyor? napıyorsunuz bu kuryelerle biri bana açıklasın lütfen?
0
bugungityaringel
(12.07.21)
tamamen boş iş. sipariş verenlerin yarısı da yemekten de anlamadğı için yorum bile yapamıyor. aynı şey hepsiburada için de geçerli. ürüne 50 yorum gelmiş çoğu "kargo zamanında geldi kargo güzeldi" vs oluyor. olm yazsana ürün hakkında düşüncelerini incelemeni ama yok. illa bişeyler paylaşmak istemeyen ama yorum yazabilecek iki fikir savunabilecek kapasitesi olmayanların hareketi bu işte naparsın
0
avatar is back
(12.07.21)
Türkiye'de hizmet sektöründen beklentiler çok acayip seviyelerde. Geçenlerde yaşadığım 2000 daireli sitede şöyle bir tartışma döndü. Güvenlik görevlileri kurye geldiği zaman daireyi haber vermek için arıyor. TAbii 2000 dairenin ve çoğu genç beyaz yakalının yaşadığı bir sitede bir günde kaç kurye geliyor, güvenlik 10 dakikada kaç daire telefon açıyor bir düşünün.

Güvenlik aradığında telefonu neden "iyi akşamlar efendim, siparişiniz var mıydı bir kuye geldi" diye selamlayarak açmıyormuş. Genelde çünkü kapıda aynı anda 3-4 motor beklediğinden adam hızlıca "getir siparişiniz var mıydı, yemeksepeti geldi siparişiniz var mıydı" diye sorup kapatıyor.

Bu kurye mevzusunda da böyle. Kurye merdiven çıkarken ofladı, parayı alırken suratı asıktı, ben para veriyorum karşımda güleryüz isterim falan diye millet şikayet etmeye bayılıyor.
0
anten
(12.07.21)
Kuryeciler yazmasını söylüyor. Banada bir kaç kere söyledi oradan biliyorum. 10 yıldır yemek söylerim bir kere bile yorum yazmadım, uğraşamam.
0
respect
(12.07.21)
cunku turk milleti hep zincirin son halkasini muhatabi saniyor. kasiyerlik, garsonluk, baristalik yaptim. o kadar sacma info'lar aldim ki inanamazsin. mesela reyonda etiket yok adam gelip bana soruyor reyonda niye etiket yok diye. yahu kasiyerim ben. beni muhatabi saniyor oysa ki reyon gorevlisine sormasi lazim. daha bunun gibi pek cok sey
0
nibba
(12.07.21)
Kuryeler yaz diyor, hatta adini soyluyor. 50 kere tembih edip gidiyor.
Ben de ayni yerden soylemiyorum yilisik adam sevmedigim icin :)
0
divit
(12.07.21)
kuryeler söylüyor +1 özellikle de isim veriyor, ben ahmetim, özellikle belirtir misiniz diye. asla yapmadım, yapmam da.
0
kojonotsuki
(12.07.21)
kuryelerin söylediğini öğrenince aydınlandım resmen. hiç tahmin etmemiştim bana hiç söyleyen olmadı henüz çünkü, hemen alıp geçtiğim için söylemeye fırsatları olmuyor muhtemelen.
0
🌸bugungityaringel
(14.07.21)
(7)

Hangi Araç ?

delidir yakalayin
iki araç arasında kaldım gençler. Skoda Fabia 1.2 tsi dsg style - 2016 - 50 bin kmToyota Yaris 1.33 Style Skypack - 2015 - 52 bin kmher iki araç da kazasız boyasız.
iki araç arasında kaldım gençler.

Skoda Fabia 1.2 tsi dsg style - 2016 - 50 bin km

Toyota Yaris 1.33 Style Skypack - 2015 - 52 bin km

her iki araç da kazasız boyasız.
0
delidir yakalayin
(12.07.21)
Ben kesinlikle Yaris'i tercih ederdim.
0
Tutkun
(12.07.21)
önce eksiler: dsg 2014 sonrası sıkıntı verebilir. yaris sürüş zevki ve konforu düşüktür. fabia zor satılır.
artılar: yaris sanayi yüzü göstermez,kolay satılır. fabia daha performanslıdır. daha güvenlidir.
0
mikahakkinen
(12.07.21)
evimizde 2012 skoda yeti ve 2009 hyundai i20 var. skodadan inip hyundaiye binince kalite farkını net farkediyorum. fabia ile yaris arasında da benzer bir fark vardır diye düşünüyorum. ben olsam fabia seçerdim.
0
bigcaptain
(12.07.21)
2015 fabia sahibiyim. 43500 km’deyim. 8000 km’de almıştım. Gerek sürüşten, gerekse verdiği güvenden çok memnunum.
Yakın zamanda ise abim corolla hybrid aldı. Sınıf olarak farklı olsa bile, sürüş tarzı olarak aynı hissiyatı verebilir diye düşünüyorum. Abime; “sen emekli araba almışsın” dedim. Yani sürüş dinamiklerine bakarak bu farklı anlayabiliyorsunuz. Birini arkadan dürtmek gerekiyor, diğerini ise tutmaya çalışıyorsunuz :)
0
hede hodo
(12.07.21)
İkisi de iyi araçlar tam fiyatının hakkını verirler.

Sadece Fabia'nın dsg'den yana sıkıntı yaşatma ihtimali var. Yaris o anlamda daha az sorun çıkartacak bir araç tabii iyi bakıldıysa, servisi, yağı suyu eksik edilmediyse.

Donanım ve konfor olarak ikisi de yakındır birbirine sonuçta b sınıfı küçük araçlar. Her türlü kasisten geçerken b sınıfı araçta olduğunuzu hatırlarsınız.

Fiyatları yakınsa ben Yaris'i seçerdim.

performans konusunda ikisi de birbirine yakındır. Sonuçta bunlar b sınıfı araçlar. Şöyle hızlanayım böyle kaçayım diye bir beklentiniz yoktur diye tahmin ediyorum.

Bu sınıfta bir aracın sunabileceği konfor ve donanım aşağı yukarı bellidir. O yüzden bunlara takılmaktan ziyade, dayanıklılık önemli kriterim olurdu.

Ha şöyle bir şey var, iki aracın da içinde yolculuk ettim. Yaris nasıl oluyor bilmiyorum ama sanıyorum motor yerleşimiyle alakalı, bir şekilde daha geniş ve ferah hissettiriyor içine oturunca. Özellikle arkada şaft tüneli falan da yok bunlarda o da arkayı daha ferah yapıyor.

performans olarak iki araç yakın demiştim ama tabii ki tsi motor turbo beslemeli olduğu için, belli alanlarda ufak farklılıklar gösterecektir. Tabii şu da var, o turbo beslemenin de motor ömrünü aşırı kısalttığına ve sorun çıkarttığına dair çok kullanıcı yorumu var.

Yaris atmosferik yanılmıyorsam, haliyle daha sakin bir sürüş karakteristiği isteyecektir. Ama motorun sorun çıkarma ihtimali de azalacaktır (bakın yok demiyorum, aracın kronik bir sorunu vardır kötü bakılmıştır vs:)

Özetle ihtiyaçlarınızı ve önceliklerinizi iyi düşünün.
0
anten
(12.07.21)
tercihimi fabia'dan yana kullandım. yardımcı olan herkese teşekkürler.
0
🌸delidir yakalayin
(14.07.21)
yaris atmosferik motor gitmiyor. delirtir adamı. iyiki fabia da karar kılmışsınız.
0
xrated
(14.07.21)
(10)

istanbul avrupa boğaz hattında ev arıyorum. ne yapmalı?

hsktr
ilk işime giriyorum. maaşı primlerle beraber 4500-6000 diyelim. yakın arkadaşlarım 5 kişi beşiktaşta bir ev gezecekler, sen de gel dediler. evin kirası 6000 bana 1200 düşüyor haliyle. ev güzel ama kararsız kaldım ilk kez çıkacağım için. 5 kişi yaşamak efsane zor olur mu dubleks evde? arkadaşlarım iş
ilk işime giriyorum. maaşı primlerle beraber 4500-6000 diyelim. yakın arkadaşlarım 5 kişi beşiktaşta bir ev gezecekler, sen de gel dediler. evin kirası 6000 bana 1200 düşüyor haliyle. ev güzel ama kararsız kaldım ilk kez çıkacağım için. 5 kişi yaşamak efsane zor olur mu dubleks evde? arkadaşlarım iş hayatında oldukları için daha lüks bir yaşam istiyorlar.

bunların dışında kira vermek-ev satın almak arasında da kararsızım. tabii ki ev alırsam çok küçük ve boğaz hattında olamayacak ev. ama altımda araba olduğu için çok da sorun olmaz belki. kira vereceğine ev al, hem de yatırım olmuş olur der misiniz? hangisi mantıklı?

aslında asıl sormak istediğim bu maaşa 1200 lira(beşiktaş) vermek kazıklanmak mıdır? 1200 lirayla kotarmanın bedeli olarak can ciğer de olsa 4 arkadaşınızla kalmak tolere edilemez midir? (ev dubleks,4+1)
0
hsktr
(11.07.21)
5 kisi besiktasta gezecekler deyince eve 6. sandim seni :) 4+1 4 kisi biraz hayat tarziniza ve ozgurluk anlayisiniza bagli. bence ev buyukse cok sorun olacagini dusunmuyorum calisan kesim ogrenci kesimden iyidir yani gerekirse cikabilecegin denemeye deger bi seneyim olarak dusunuyorum. ps: hic ev arkadasiyla vs yasamadim
0
ala09
(11.07.21)
He ekleyelim. 1200 cooook normal kisi basi olarak daha dusugune bulamazsin bence. bulursan da cabucak bunalirsin kira/maas oranin gayet ideal ustelik merkezde oturacaksin
0
ala09
(11.07.21)
Çalışan kişi için dubleks bile olsa 5 kişi çok fazla, iş yerinde iyice yorulunca kafa dinlemek istiyor insan, öğrenci evi tarzı sakinliği seviyorsanız zor. 1200 iyi bir fiyat Beşiktaş için, nelerden vazgeçibilirsiniz ona göre düşünmek gerek.

İstanbul'da araba beni çok yoruyor. Marmaray hattında Anadolu Yakası, Üsküdar İcadiye, Bostancı İdealtepe ya da Sarıyer tarafları düşüneilirsiniz 1 arti bir. Ancak 4500 ile değil de 6000 bin ile mümkün olur.
0
kaset
(11.07.21)
Daha lüks bir yaşam istiyorlarsa neden beş kişi birlikte yaşıyorlar o da garip. Bir kişi bile çalışan insanı zorlar ama şu durumda beş kişiden iyidir. Hem evde dört oda varken beşinci nerede uyuyacak?
0
ruhen hastayim ben
(11.07.21)
Sırf beşiktaş diye 5 kişi aynı evde asker koğuşu hayatı yaşayacağıma esenler’de yalnız yaşarım..
0
dadasalon
(11.07.21)
neresi olursa olsun 3 kişiden fazla aynı evde yaşanmaz. hatta bazı durumdalarda 3 kişi bile fazla. kararınızı dikkatli verin derim.
0
dertliyim dostlar
(11.07.21)
5 kişi bir arada çok zor. Öğrenci evi değil bu çalışırken çok yorucu olur.

Ben olsam biraz daha uygun fiyatlı bir semtte, daha az insanla yaşarım. Hemen 10 dakikalık bir motor yolculuğu uzaklıktaki üsküdar, salacak, fıstıkağacı, bağlarbaşı gibi yerlere bakarım mesela. Ya da altunizade metrobüse yakın yerlere bakarım. Buralarda daha uygun ve daha yaşanılası evler bulmak kolay. Bu arada hakikaten anadolu yakasının birçok semti, çok daha yaşanılasıdır.
0
anten
(12.07.21)
5 kişi mi? yuh.
0
burya
(12.07.21)
sims oynarken bile 5 kişiyi idare edemiyordum gerçeğini hayal edemedim. Tuvalet, temizlik, yemek işleri çok sıkıntılı. bir mal sahibi olabilme ihtimaliniz varsa o tarafa yönelmeniz daha mantıklı bence.
0
Hallegadola
(12.07.21)
4 artı 1 evde topluca lüks yaşam isteyen insanlar da 4500 TL ile boğaz hattında ev de tutarlı görünmüyor. Ama Arkadaşlarla bir süre idare edilebilir kafa netleşene kadar. Acele etmeyin. Kazandığınızın yarısını falan eve yatırmaya kalkmayın. Para eriyor.
0
not dark yet
(12.07.21)
(8)

Temettü geliriyle geçinen var mı?

Cenk Daniels
Yaptığı yatırımlarla yıllık 100k civarı temettü geliri olan ve hayatını bu şekilde geçindiren var mı? Veya çevrenizde tanıdığınız?Teşekkürler.
Yaptığı yatırımlarla yıllık 100k civarı temettü geliri olan ve hayatını bu şekilde geçindiren var mı? Veya çevrenizde tanıdığınız?

Teşekkürler.
0
Cenk Daniels
(11.07.21)
bu temettü olayından ballandırarak bahsedenler oluyor da, ben de hiç duymadım buna parasını bağlamış olanı. ben tl cinsinden hiçbir gelir için ''uzun vadeli'' bağlamam paramı. akıllı yatırımcının da böyle davrandığını sanmam.
0
juninho77
(11.07.21)
amerikada falan olur onlarin borsalarindan (onlarda bile sadece borsadan yapan nadirdir). turkiye'de olmaz. tl ile yatirim yapilmaz zaten.
0
robokot
(11.07.21)
türkiye'de temettü, deneyimli borsa yatırımcıları tarafından bir garanti olarak görülüyor. mesela ben bu dönemde bir beyaz eşya hissesi aldım. fk'sı 5.77.gelecek bilançoda karını arttıracağına eminim. gelecek 2.bilançoda da aynı şekilde.bu fiyatla fk'sı 3.5 4 civarına gelecek diye bir beklentim var. piyasa bunu fiyatlamasa bile en kötü temettümü alırım diye düşündüğüm için daha rahat alım yapabiliyorum.büyüyen firmalara ucuz fiyattan alım yaptığında temettü mantıklı olabilir ama tüpraş 20 yıldır temettü veriyor bütün parayı ona basıp emekli olayım mantığı yanlış tabi.
0
potsdamer
(11.07.21)
Yıllık 100K temettü için o kadar para gömen adam 100k ile geçinemez +1
0
himmet dayi
(11.07.21)
Yanlış hesaplamiyorsal yıllık 100k temettü için 1.5-2 milyon lirayi borsada tutmak lazim (yanlissa düzeltin)

Evet bu parayı borsada tutabilen adamin zaten kenarda daha milyonlari vardir. Aylik 9bin lira da böyle birine yetmez. Ya bugün İstanbul'da düzgün bir dairenin kirasi 4-5 bin lira 9 bin lira milyonlari olan adam için para değil.
0
logisticsmanager
(11.07.21)
Şöyle, genelde benim gözlemlediğim kadarıyla temettü geliri uzun vadede inşa edilen bir süreç.

Mesela kendim şöyle bir hesap yapmıştım. Hisse adı vermeyeceğim, ama 2015 yılında ev satmıştım 240 bine. Ben o miktarın ufak bir bölümünü hisseye koymuştum.

Ama eğer 200bin lirasını koysaydım, 49000 hisse alıyordum yaklaşık.
Bugün o 200bine alacağım hisseler yaklaşık 900bin civarında oluyor.
Bu yıl alacağım temettü ise 89bin tl.
Tabii o evin gelirini başka yerlere harcamasaydım:)

hatta 2015'ten bu yana o şirketten düzenli alacağım temettüler de yılda ortalama 30000 civarına geliyor. Bazı yıllar çok bazı yıllar az.

Demem o ki, ben bu yatırımı yapsaymışım şu anda yıla göre 30 ile 80 bin arasında bir gelir elde ediyor olacaktım ki benim çapımda bir yatırımcı için fena sayılmayacak bir ek gelir sağlayacaktı. Mesela son iki yılki temettülerle ikinci el b sınıfı bir otomobil alabilirdim, kredi çekmeden borca girmeden, ana paramı bozmadan.

Yine de bu seneki tatil masraflarımı yine temettülerimden karşılıyorum çok da kötü değil:)

Ama tabii bu bahsettiğim firma son 5-6 yılda çok hızlı büyüme gösterdi. Hisse fiyatını neredeyse 7'ye katladı.

Yani o temettü gelirini alanlar muhtemelen vaktiyle hisse ucuzken almış, şirket büyüyüp kar dağıttıkca da kazanan adamlar.

Mesela bu sene hisse başı 60 lira temettü veren şirketler var. Ama hisse fiyatı 1000 liranın üstünde. Benim yılda 60000 almam için elimde 1000 hisse olması yani şu anda 1milyon tl'lik yaklaşık hisse almam lazım. Ama ben uyanıklık edip 2014'te
hisse fiyatı 70 lirayken bu hisseyi alsaydım, 70bin'e 1000 hisse alacaktım. Sadece son 3 yılda 160bin liraya yakın temettü geliri alacaktım. Ana param ise 1milyonun üzerinde olacaktı.

Tabii ki o yıllarda finansal okuryazarlığımın zayıf olması, ya hisse senedi mi alsam deyince çevremde herkesin "aman şöyle batarsın böyle batarsın" demesi yüzünden gittim ev aldım hisse alacağıma:D

Türkiye'de uzun süreli borsa yatırımı çok yapılmıyor. Genelde haftalık, aylık vurkaçlar peşinde insanlar.

Bu arada 70 liraya alsaydım o hisseyi diyorum ya, ben de o hissenin fiyatı 140 TL olduğu gün "bu hisse çok şişti, ben bundan çekeyim paramı" der satardım:) Kendimi biliyorum.
0
anten
(12.07.21)
Parayı mevduatta tutmak daha mantıklı olur borsadaki oranlarla.
0
arnold schwarzeneger
(12.07.21)
yillik 100k ciddi bir temettu geliri, bunun icin sahip olunmasi gereken hisse bedeli olducka yuksek. lakin bu temettu emekliligi ya da temettu geliri konusunu tamamen bosa cikarmaz. bu konu ciddi anlamda uzun soluklu bir konu ve ilk seneleri sadece lot biriktirmekle geciyor. burdaki en onemli olay gelen temettuler ile ufak tefek demeden tekrar geri alim yapmak, 10 yillik surelerde bir cok hissenin dolari-altini alt ettigini gorebilirsiniz youtube'da oldukca video var. butun parayi temettu isine yatirmak bence de dogru degil ama dedigim gibi 10 yillik vadeler turkiye'de borsa ile ilgilenen %99'luk kesim icin imkansiz vadeler.
0
bay b
(12.07.21)
(9)

Araba alma duyurusu vol 2

alisamadim
Merhaba daha önce bu konuda başlık açmıştım ancak seçenekleri daha da azalttım.B segment, 0 km, otomatik vites bir araba almaya karar verdim.Aklımdaki seçenekler:Seat ibiza, opel corsa, skoda fabia.Siz olsanız hangisini seçersiniz? Veya belirlediğim özelliklerde başka bir öneriniz olur mu?
Merhaba daha önce bu konuda başlık açmıştım ancak seçenekleri daha da azalttım.

B segment, 0 km, otomatik vites bir araba almaya karar verdim.


Aklımdaki seçenekler:

Seat ibiza, opel corsa, skoda fabia.

Siz olsanız hangisini seçersiniz? Veya belirlediğim özelliklerde başka bir öneriniz olur mu?
0
alisamadim
(08.07.21)
Ibiza alırdım. Geniş iç hacimli ve tasarımı daha iyi.
0
himmet dayi
(08.07.21)
fiyatını bilmemekle birlikte scala da düşünülebilir belki.
0
sutlu nescafe
(08.07.21)
Corsa-fabia-ibiza sıralamam böyle olurdu. Fabia-ibiza benzer arabalar fabia iç kalite olarak bi tık daha iyi hissettirmişti
0
1917
(08.07.21)
kafa bulandırmak istemem ama toyota yaris seçerdim.
Bu sınıfta yılın otomobili seçildi.
Hatta mümkünse hybrid olanı alırdım.
0
anten
(08.07.21)
Tipi ve şanzımanına nedeniyle opel corsa
0
freebird5406_2
(08.07.21)
Bütçen yok mu? Eğer yoksa Peugeot 208 derim, GT Line donanımla.
0
mada
(08.07.21)
Araba almadan önce mutlaka reabilityindex ve iihs vehicle ratings'e bakmanızı öneriririm.
0
siz tek ben hepiniz
(08.07.21)
www.ntv.com.tr

Seat kesinlikle alma. Seat trim sesi diye google da arat.

2020 ve 2021 Corsa nin on takımı problemli. Avrupa 'da araçlar geri çağrılıyor.
0
yuyu
(09.07.21)
bu üç seçeneğin en önemli farkı şanzımanları. vw grubu olan seat ve skoda dsg şanzıman kullanıyor. opel ise eat8 tork konvertörlü şanzıman kullanıyor. eat 8 çok daha iyi bir şanzıman. benim belirleyici kriterim bu olurdu.

hatırlatma: opel corsa ve peugeot 208 aynı araba. tasarımı hangisini beğeneriseniz onu alabilirsiniz.
0
jaaaccckkk
(09.07.21)
(10)

marketlerdeki dondurmalar

duyurukullanıcısı
carte d'or'lar kötü. yedikten sonra saçma bir tat kalıyor ağızda.başka ne alınabilir?
carte d'or'lar kötü. yedikten sonra saçma bir tat kalıyor ağızda.

başka ne alınabilir?
0
duyurukullanıcısı
(08.07.21)
Kötünün iyisi Golf Maraşım. Ama en güzeli çevrenizde pastane, dondurmacı varsa oralardan almak.
0
fotrsapka
(08.07.21)
ben de golf marasim demeye geldim. mukemmel degil ama algidalardan daha iyi gibi. paraya kiyarim diyorsan movenpick var ama cok pahali o da
0
exlibris
(08.07.21)
illa hazır olmayacaksa -ki zaten hazır olmasın- mado'nun dondurması çok çok iyi.
0
etna
(08.07.21)
Kechy alıyoruz biz gayet güzel.
0
nucleon
(08.07.21)
bence de maraş dondurmaları seçilebilir. diğerleri komple şurup.
0
prole
(08.07.21)
Alpedo fena değil bence.
0
kendi helvasını kavuran zombi
(08.07.21)
alpedo dondurmaları nefis. maraş imiş. gerçekten iyi.
0
alicandan
(08.07.21)
Aoç
0
1917
(08.07.21)
Mahallede mutlaka bir dondurmacı vardır. Hiçbir hazır dondurmacı, hakiki bir dondurmanın yerini tutamaz.
0
anten
(08.07.21)
Mado, marfedo, alpedo. Sanırım en çok keçi sütü madoda ama ben en çok marfedo seviyorum.
0
mezarkabul
(09.07.21)
(4)

karavan aldık,istediğimiz yere çekebiliyor muyuz laps?

hsktr
diyelim karavanımız var. işimiz de beşiktaş'ta. nereye park edeceğiz? yasağı çok mu bu park etme eyleminin? eminim öyledir...
diyelim karavanımız var. işimiz de beşiktaş'ta. nereye park edeceğiz? yasağı çok mu bu park etme eyleminin? eminim öyledir...
0
hsktr
(08.07.21)
İçinde yaşamak, kamp yapmak için karavan parklarını kullanmanız ya da kırsalda (yani kimseyle muhatap olmadan) konaklamanız lazım.

Sadece aracı park etmek, karavan olarak kullanmadan park etmek için park yasağı olmayan yerlere park edebilirsiniz.

Ama park yasağı yok diye karavanı park edip, kamp kurulumu yapıp Beşiktaş'ta park edemezsiniz.

Hatırladıklarım bunlar.
0
John Bloor
(08.07.21)
TR'de karavan konusunda yasa ve uygulama arasinda ciddi farklar var.

Karavanda yasama kavrami toplum ve devlet tarafindan hos bulunmadigi icin yasal olarak bulunabilecegin yerlerde kolluk gucleri tarafindan rahatsiz edilmen cok olasi.
0
cleric
(08.07.21)
cleric'in dediği evet

stealth camper denilen dışarıdan sıradan bir minübüse benzeyen tipte karanvanlar tercih ediliyor şehirde sıkça park halinde kalınacaksa içinde.

Alkovenli falan motokaravan görünce yerlisi de deliriyor, kolluk da saçmalayabiliyor.
0
hedep
(08.07.21)
Maalesef karavan kampları dışında rahat kamp yapamazsınız.
0
anten
(08.07.21)
(3)

bir rengin başka renkteki dengini bulma

tabudeviren
mesela photoshop'ta bir koyu mavi rengi çok beğendim.aynı koyulastirma derecesini kırmızıya, sarıya vb. uyguladigimda hangi renge geleceğini nasıl bulabilirim?sadece photoshop değil online yollar da olur.
mesela photoshop'ta bir koyu mavi rengi çok beğendim.
aynı koyulastirma derecesini kırmızıya, sarıya vb. uyguladigimda hangi renge geleceğini nasıl bulabilirim?

sadece photoshop değil online yollar da olur.
0
tabudeviren
(07.07.21)
bu sekilde color palette'ler var olur mu?

learnui.design
0
exlibris
(07.07.21)
birbuket
(07.07.21)
color.adobe.com
0
anten
(08.07.21)
(14)

Bacağa dövme sorusu

chillbabe
Bacağımın üst kısmına şöyle bir boyutta dövme yaptırmak istedim ama sizce nasıl olur? Mini etek ve hatta genel olarak etek giyerken boyutuyla ilgili sürekli sorun yaşarmışım gibi geldi. Yani yok dövmenin şu kadarı göründü, kötü duruyor vs. gibi sorunlar. Deneyip tecrübelerini paylaşacak olan var mı?
Bacağımın üst kısmına şöyle bir boyutta dövme yaptırmak istedim ama sizce nasıl olur? Mini etek ve hatta genel olarak etek giyerken boyutuyla ilgili sürekli sorun yaşarmışım gibi geldi. Yani yok dövmenin şu kadarı göründü, kötü duruyor vs. gibi sorunlar. Deneyip tecrübelerini paylaşacak olan var mı?
0
chillbabe
(01.07.21)
Bence güzel durur, ama aklınızda bu gibi sorular varsa yaptırmayın lütfen. Geri dönülmez bir yol sonuç olarak.
0
paramolacak
(01.07.21)
Kesinlikle çok kötü ve estetikten de uzak.

Kaval kemiği ve üst bacak tattoo için inanılmaz uygunsuz iki alan ve oradaki resimler oldukça eğreti görünecektir.

Basen her zaman daha etkilidir bel altı tattoo'ları için.
0
Avoiding The Puddle
(01.07.21)
Dövme kavramına nasıl baktığında da alakalı. O dövmenin üstüne yeri gelicek kot pantolon da giyeceksin. Taşıdığına memnun olmalısın bence. Sadece bir aksesuar, mini etek kombini gibi görüyorsan neden olmasın, yaptır gitsin.
0
lüzumsuz adam
(01.07.21)
Pişman olma, sıkılma ihtimalin %99. Bence yaptırma.
0
mg3929
(01.07.21)
bu kadar büyük dövmelerin noluy bana bakın ben çok mayjinalim diye bağırmakla aynı şey olduğunu düşünüyorum. bana kesinlikle estetik gelmiyor. bilek hizalarında daha küçük bir dövme hem daha estetik durur hemde giyinirken dövmeyi göz önünde bulundurmak zorunda kalmazsınız.
0
srjkvon
(01.07.21)
Denemedim tecrübem yok ama bana hiç estetik gelmiyor uzun vadede pişmanlık yaratır
0
kestane gürgen palamut
(01.07.21)
Yabma +1
0
WithWorth
(01.07.21)
Desenli bir çorap al. Çorabı esnet biraz.

yaş ilerledikçe, bacak ister istemez kalınlaştıkça o dövme de öyle görünecek bacakta.
0
anten
(01.07.21)
Bencede dövmenin yarısı gözüküp yarısı gözükmeyince içinize sinmeyecek çünkü zaten şimdi bunu düşünüyorsunuz dövmeyi yaptırınca bu düşüncenizi hatırlarsınız. Ayrıca alt taraftada dövme varsa diz kapağındaki boşluk sırıtıyor. Uyumsuz
0
rapisa
(02.07.21)
bir erkek olarak benim hoşuma gitmiyor bu boyutta büyük dövmeler kadında. bacak güzelliğini kapatıyor bence. yapma +1
0
phiphi
(02.07.21)
Görseldeki dövmeyi hiç beğenmedim ama sadece boyutu ele alacağız sanırım.

Çizim iyiyse, estetik duruyorsa ben büyük dövme beğeniyorum. Üst bacakta da beğeniyorum. Özellikle bir kısmı görünmeyen dövme daha çok hoşuma gidiyor.

Kafanızda belli bir şey oturana kadar yaptırmayın ama.
0
jazzabel
(02.07.21)
bir kısmı görünmeyen dövmeler daha güzel duruyor +1. bir dövme sanatçısı şey demişti normalde ne tarz giyindiğinizi düşünüp ona göre karar verin, mesela genelde v yaka giyen biriyle bisiklet yaka giyen biri boyun bölgesine dövme yaptıracaksa tasarım bunu düşünerek yapılmalı. veya asla giymem dediğin bir dekolte tipi varsa işte vb. tamamen kişinin tarzıyla alakalı.

fotoğraftaki kızın dövmelerinin aynı tarzda olması da bir artı bence. çoğu insan kişinin genel görünüşüne bakıyor çünkü tek dövmeye odaklanmak yerine, o yüzden bu kadar detaylı düşünmeye gerek yok aslında ama tabi ki kafanda ne istediğini netleştirmeden kesinlikle yaptırma.
0
william morris
(02.07.21)
izmirde görüyorum bazen kızlarda, bence yakışıyor, ama gördüklerim hep kaliteli işler ve güzel modellerdi. yarım görünse de sorun değil, güzelliği orada zaten. modeli ve dövmeciyi doğru seçmek en önemlisi.
0
hasmetizm 2046
(02.07.21)
sırtının neredeyse yarısı dövmeli biri olarak, dövmenin aksesuar olarak düşünülerek yaptırılması ilerde pişmanlığa neden olur diye düşünüyorum.
ya da sıkılırsınız.

dövmeyi insan kendisi için yaptırmalı, biri görsün diye değil.
"yaptırmalı" derken, bu işin raconu anlamında demiyorum.
öyle bir içsel düşünceniz yoksa, sizin için bir anlamı yoksa, sadece "şunu yaptırırsam eteklerle güzel durur" gibi bir düşünceyle yaptıracaksanız iki gün sonra sıkılırsınız.
geçici dövme falan yaptırabilirsiniz belki, o da bir seçenek.

sorunuza gelecek olursak, ben dövmenin şekline, yapıldığı kişiye/vücuda ve yerine göre değiştiğini düşünüyorum.
bazı insanın kolunda çok güzel duran, başkasının bacağında kötü olur.
birinin bacağındaki çok seksidir, ama aynı bacağa başka dövme yakışmayabilir.
birinin kolu dövme kaplıdır, çok kötüdür, başkasının kolu başka bir dövmeyle kaplıdır, ona yakışır vb.
çok değişken bir şey.
0
blatta hiberna
(02.07.21)
(6)

Eve yorum yapalım

mg3929
https://www.sahibinden.com/ilan/emlak-konut-satilik-feneryolunda-firsat-daire-919743874/detayTadilatını kendimiz yapacağız. Konumu beğendim. 3. Kat olmasını beğendim. Eski bina olması, deprem vs açısından da maalesef şu an kirada da eski evde oturuyorum ve yeni ev kirasını karşılayabilecek durumda d
www.sahibinden.com

Tadilatını kendimiz yapacağız. Konumu beğendim. 3. Kat olmasını beğendim. Eski bina olması, deprem vs açısından da maalesef şu an kirada da eski evde oturuyorum ve yeni ev kirasını karşılayabilecek durumda değilim cepten yemediğim sürece.
0
mg3929
(01.07.21)
yeri guzel, kentsel donusume niye giremiyormus sordun mu?
0
divit
(01.07.21)
Aşırı küçük değil mi
0
Kahir ekseriyet
(01.07.21)
Deprem gümbür gümbür geliyorken 30 yıllık eve yarım milyon vermek akıl işi değil bana göre.

2+1 olması kötü. Onu da geçtim, bu evin sadece mutfağı 10 bin lira tutar. Kapılar çok eski. Kapılar da 3, 4 bin tutar. Yerler kabarmış. Bir gün onların da değişmesi gerekecek. Bir sürü masraf çıkacak.

Bazı pencereler ahşap. Kışın çok fena soğuk geçirir. Pencere masrafı da çıkar.
0
dissendium
(01.07.21)
Ahşap kaplama mutfağıyla, tahta camlarıyla göçtü göçecek bir ev. Satan derdinden kurtulmak için satıyordur.. Kentsel dönüşüme girer de bize de bir kümes verirler diye alınır ancak. Onda da net 60 m2 dönüşüme girdikten sonra 20 m2 olur 1+0 verirler bi tane. Tam tadilatını yapacağım dersin dönüşüme girecek depreme dayanıksız diye mühürlerler, boşa para harcadığınla kalırsın.

550 bin tl verilecek bir ev kesinlikle değil. Bütçen yetersizse takıntısından uzaklaşmanı öneririm, bir raporluk işi var.
0
roket adam
(01.07.21)
Karot raporu alınsa derhal yıkım kararı çıkar.
0
suicides underground
(01.07.21)
Sadece 2 fotoğrafa bakınca görünen 50bin lira tadilat masrafı var evin bence. O da minimum ihtiyaçlarla. Biraz daha estetik olsun dersen bir de görünmeyen tesisat vs sorunları çıkarsa 100 bin lirayı yaklaşacaktır tadilat kısmı diye tahmin ediyorum.

Bir de o kadar masrafın üstüne sürecin sonunda ne elde edeceğini bilmediğin bir kentsel dönüşüm olayına girme ihtimali var.

ki bu yaşta, bu kondüsyonda bir binanın kentsel dönüşüme girmemiş olması da düşündürücü. Ya inşaat firmaları karlı bulmuyor, ya da iskan vb sorunları var.

Kira konusunda neredesiniz bilmiyorum ama feneryolundan çok daha uyguna çok daha yeni evler bulmak mümkün anadolu yakasında
0
anten
(02.07.21)
(4)

50 cc motor

anyelios
merhaba b ehliyetiyle kullanabileceğim 50 cclik motor f/p olarak öneriniz var mıdır?
merhaba b ehliyetiyle kullanabileceğim 50 cclik motor f/p olarak öneriniz var mıdır?
0
anyelios
(01.07.21)
peugeot kisbee
0
anten
(01.07.21)
Stmax Mega50 tavsiye ederim.
0
creepy
(01.07.21)
sym orbit 50 ya da pejo kisbee. diğerleri çin malı kullan at model motorlar.
0
yuyu
(02.07.21)
merhaba

3 sene sym orbit kullandım 50 cc

sonra a2 ehliyet alıp 250cc motora geçtim
0
Harnold
(02.07.21)
(8)

150 bin tl, 2. el, dizel, otomatik araba tavsiyesi?

Trafalgar
kaç yılından itibaren bakmalıyım?hangi araca bakmalıyım?150 bin ikinci el mantıklı mı?siz olsanız hangi arabayı alırdınız?
kaç yılından itibaren bakmalıyım?
hangi araca bakmalıyım?
150 bin ikinci el mantıklı mı?
siz olsanız hangi arabayı alırdınız?
0
Trafalgar
(01.07.21)
2014 Polo
0
himmet dayi
(01.07.21)
skoda rapid
0
alt4y
(01.07.21)
yaris
0
sir gawain
(01.07.21)
golf
0
ehti
(01.07.21)
2011'den itibaren bakabilirsiniz.

Çok ilginç bir araç önereceğim bu fiyata, skoda yeti:)

Onun dışında İyi bir b sınıf otomobil almanız mümkün bu fiyatlara.
Vag grubu (seat, volkswagen vb) modelleri ilk akla gelenler oluyor. Ama DSG şanzıman sorunu bir yaştan sonra çok uğraştırıabilir. O yüzden iyi inceleyin bunlardan birini alacaksanız.

Hyundai i30 eğer temizse alınabilir bu bütçeyle.

Toyota auris bulabilirsiniz.

Kia C'eed alınabilir.

Suvler bulabilirsiniz bu fiyata.

3008, kia soul, aslında captiva cok güzel ama türkiye'den çekildiler elinizde kalır büyük ihtimal.
0
anten
(01.07.21)
2015 üzeri renault grubu üzmez.

150 bin civarı düz, benzinliler var.
İ20 161 bin mesela.

sifiraracal.com
0
neymis
(01.07.21)
2015-2016 model Nissan Micra. Dizeli var mı hatırlamıyorum ama tüp takılabiliyordu az yakması mühimse.
0
roket adam
(01.07.21)
c segmenti isterseniz 2013-2016 arası c4. 2015'ten sonra olanlar tam otomatik öncekiler yarı otomatik, mümkünse tam otomatiklerden olsun.
0
signore
(01.07.21)
(12)

Sıkılaşmak için?

nefertarii
Ne önerirsiniz? Ya da mümkün değil mi anlamadım… alt vücut için soruyorum; kalça, baldır-bacak vs. Spor yapıyorum (6 aydır) bu arada ama kas olmuyor ya da hiç sıkılaşmıyor oralar, ne önerirsiniz ya cidden çok sinir bozucu.
Ne önerirsiniz? Ya da mümkün değil mi anlamadım… alt vücut için soruyorum; kalça, baldır-bacak vs. Spor yapıyorum (6 aydır) bu arada ama kas olmuyor ya da hiç sıkılaşmıyor oralar, ne önerirsiniz ya cidden çok sinir bozucu.
0
nefertarii
(01.07.21)
E aletli pilates?
Bir de ağırlık.
0
kiproklk
(01.07.21)
Aletli pilates yapıyorum zaten… arada hiit ile karışık yapıyoruz da. ya şaka gibi gevşek bildiğiniz alt taraflar, sarkık da değil…
0
🌸nefertarii
(01.07.21)
Nasıl bir spor yapıyorsunuz bilmiyorum ama mutlaka ağırlık ve direnç bandı kullanın. Direnç bandı için kumaş olanları tavsiye ederim kesinlikle, daha uzun ömürlü oluyorlar. Ben oma fitnesstan almıştım hala sımsıkı ve kopma olmadı. Dambıl veya halter de almanızı öneririm. Bütçenize göre uygun olanı seçebilirsiniz. Ama ağırlıkların değiştirilebiliyor olmasına dikkat edin, o çok önemli.

Son olarak tüm vücudunuzu çalıştırmaya özen gösterin diyebilirim, tecrübelerime dayanarak.
0
ruhen hastayim ben
(01.07.21)
sıkılışma dediğiniz şey o bölgedeki yağın azalıp kasın artması demektir.
bunun da en etkili hatta belki de tek yolu direnç antrenmanıdır.
bunu ağırlıksız sadece vücut ağırlığıyla, ekstra ağırlıkla ya da direnç bandıyla yapmak ise sizin vücut özelliklerinize göre karar vermenize kalır.
0
bay b
(01.07.21)
kuvvetlenen, hacmi artan kas kütlesinin üzeri yağ ise ne kadar spor yapılırsa yapılsın o yağlar yine de lömbür lömbür sallanacak ve sıkı olmayacaktır.
0
d e j i n
(01.07.21)
protein ağırlıklı beslenme
meyve sebze ihmal etmemek
zeytinyağını ihmal etmemek: hem gerektiği hem de mineral-vitaminlerim yağ formunda depolananları için
bol su
az soda

3 set karşılığı: düşük ağırlıkla ya da cardio ile kilo vermeye yönelik çalışma

3 set zorlanacağın ağırlık
0
bir soru sorcam
(01.07.21)
@Dejin nasıl yani anlamadım?
0
🌸nefertarii
(01.07.21)
sıkılaşma için direnç ve ağırlık gerekir, kardiyo, hiit gibi nabız yükselten antremanlar yağ yakımını hızlandırmaya yarar. yağlı iseniz bunları da yapmalısınız ama çok yağlı değilseniz kilonuz ideale yakınsa sadece sıkılaşmak istiyorsanız kesinlikle direnç ve ağırlık eklenmeli. sadece hiit yaparsanız yağ gidebilir ama altında kas yoksa istediğiniz görüntü zor, sadece ağırlık çalışırsanız da zor. total bir çalışma lazım. bunun için de beslenmeye dikkat etmek, yağ yakmak, kas çalışmak.

bana kalırsa esneme de ilave edilmeli. çünkü güçlenen kas kısalıyor, güçlü oluyor evet ama esneklik ve mobility azalıyor. ama bir yandan da güçlü kas daha iyi esniyor. kası güçlendirir güçlendirmez esnekliğini de desteklemek gerekiyor. benim gittiğim yerde hocamız hiit(tam hiit denemez ısınmak için yaptıklarımız), direnç, esneme, ağırlık hepsini birlikte yaptırıyor. ağırlığımız kendi vücudumuz.

ben de aletli pilates yaptığımda beklediğim sıkılaşmayı gözlemlememiştim
0
ofelia
(01.07.21)
Önce kas kütlenizi artırmanız, sonra yağ yakmanız lazım.

Bu da ancak sağlıklı beslenme ve tüm vücudu çalıştıran bir egzersiz yaklaşımıyla olur. Vücudun tamamını çalıştırmadan sadece belli bölgelere yoğunlaşmak sakatlık riskini artırır.

Yazıldığı gibi ağırlık ve direnç bandı önemli.

Ama bunları mutlaka ya bir kişisel antrenörle, ya da fitify, freeletics gibi ağırlık antrenmanları içeren antrenman uygulamalarıyla düzenli kullanmanız lazım.

Kendi kafanıza göre giriştiğiniz antrenmanlar sakatlanmanıza ya da sonuç alamamanıza neden olabilir. Antrenör yoksa bile en azından uygulamaları kullanın. En azından neyi ne sıklıkta tekrarlamanız gerektiği konusunda sizi yönlendiren bir sistem olur.

Bu arada 6 ay çok erken, özellikle herhangi bir antrenman geçmişi yoksa oldukça erken sonuç görmek için.

İnstagramda 3 ayda sıkılaştım diyenlere aldırmayın. Onların çoğu ciddi kas kütlesi olan yıllardır düzenli antrenman uygulayan insanlar. Kardiyo ile fazla yağları yakınca, altta kalan kas kütlesi görünür oluyor. Yeni kas üretmiyorlar yani.

Ciddi kaslı ama yağ oranı fazla bir insanın 6 ay antrenmanla alacağı sonuç farklı.

Kas kütlesi zayıf, yağ kütlesi fazla bir insanın 6 ay antrenmanla alacağı sonuç farklı.

Bunu bir yaşam tarzı şeklinde düşünmeniz ve uzun vadeli beklentiler geliştirmeniz motivasyon için önemli.

Bir sürü teori var ama, bir insan yılda 8-12 kg arası kas kütlesi kazanabilir ortalamaya vurunca. Bu bünyeye göre az ya da fazla olabilir.

Ama bundan daha hızlı yağ yakabilir. Yani sen düzenli antrenmanla yağ yakabilirsin. Ama o yaktğın yağın yerine koyacağın kas kütlesini inşa etmen daha uzun sürecek. Bu süreçte de belki zayıflayacaksın, ama henüz istediğin oranda kasın olmadığı için o bölge yine şu ankinden farklı görünmeyecek sadece küçülecek.

Bizim öyle çok fazla antrenman egzersiz alışkanlığımız yok ülkece. Genelde en önemli gelişim yaşlarımızda spordan uzak büyüyoruz. Ancak yetişkinlikte ara ara egzersize merak sarıyoruz. Haliyle öyle beklediğimiz sonuçları almamız kolay olmuyor.
0
anten
(01.07.21)
kas üstü yağların lömbürdemesini şöyle örneklendireyim. sumocular çılgın gibi kasa sahip. seni beni alır havada dört beş tur çevirir sonra kürdan muamelesi yapıp dişlerini karıştırır lakin pofuduk insanlar.
halk arasında söylendiği gibi yağın kasa dönüşmesi gibi bir şey yok. kas tabakası ayrı yağ tabakası ayrı.
kasların çok kuvvetli olabilir ama üzerinde çok yağ tabakası olabilir. sadece kasların kuvvetlendi diye sıkı olamazsın maalesef. kalori açığı ile yağ yakımı da şart.
0
d e j i n
(02.07.21)
@dejin anladım; ama her kilo için geçerli mi bu? Mesela ben 1.68 boy 59 kiloyum. Akıllı tartıda son veriler yağ:26 kas:41.6 kg proteinim alt sınıra yakın düşük.

Çok sumoluk bir durumum yok bence :) ama şu direnç bandıyla tüm vücudu deneyeceğim.
0
🌸nefertarii
(02.07.21)
Her kilo için geçerli. şişman değil, normal boy kilo oranında ama yağlı olunabilir. eğer sıklet bazında bir yarışmaya katılmayacaksanız tartı kullanmayın mümkünse.
çok kötümser bir hava yaratacağım ama o elektronik tartılar çöp. tükettiğin su miktarı dahi ölçümü değiştiriyor. doğru bir yağ ölçümü alman mümkün değil.
tüm öğrencilerime söylediğim gibi tartıyı sebze meyve tartmak için kullanın. kendi bedenin için ayna ve mezura yeter de artar.
ayna karşısında haftada bir, iki haftada bir filan aynı açıdan fotoğraf çek mutlaka.
tartıda artış, bedende ise incelme görmek çok şaşırtıcı bir şey değil.
0
d e j i n
(07.07.21)
(3)

renault clio - periyodik bakım zamanlaması sorusu

robin crusoe
merhaba arabacılar2020 haziran trafiğe çıkışlı renault clio sahibiyim. ilk periyodik bakım zamanı 10 bin km ya da 1 yıl hangisi önce dolarsa. şimdi vaziyet şu; 1 yılı doldurmaya 1 hafta var. kilometre de 8200'de. ay başında bu araba üç haftada yaklaşık 2500 km yapacağı bir yolculuğa çıkıyor.en son y
merhaba arabacılar

2020 haziran trafiğe çıkışlı renault clio sahibiyim.
ilk periyodik bakım zamanı 10 bin km ya da 1 yıl hangisi önce dolarsa.

şimdi vaziyet şu; 1 yılı doldurmaya 1 hafta var. kilometre de 8200'de.
ay başında bu araba üç haftada yaklaşık 2500 km yapacağı bir yolculuğa çıkıyor.
en son yaz lastiklerini taktırmaya götürdüğümde sordum, servis elemanı "bi şey olmaz abi ya sen 2500 km yap gel öyle sokalım bakıma" dedi. fakat ben 1 yıldır arabanın kaputunu bile 3 kere açmamışımdır. evet araba genç ve iyi bakıldı ama böyle uzun bir yola da bu bakımı yaptırmadan çıkmak içime sinmiyor.

sizce ne yapayım?
a - periyodik bakımı yaptır öyle çık yola.
b - yeni araba bi şey olmaz git gel sonra bakarsın.
c - bakım olmasa da uzun yol öncesi bi kontrole girse iyi olur. (bu seçeneğe kendi kendime şöyle cevap veriyorum, e kontrole götürmüşken bakıma bırakırım zaten?)

lazımsa ek bilgi:
araç 1.0 tce xtronic benzinli.
0
robin crusoe
(30.06.21)
b.

periyodik bakım abartılmış bir balondur. 10 bin km'de bir yapılması yetkili servislerin para kazanabilmesi için uydurulmuş düşük bir sayı. Endişe edecek bir şey yok. Yolu yapıp gelin, sonra bakıma girer.
0
himmet dayi
(30.06.21)
Aynı araçtan bende de var. Nisan 2020 çıkışlı. Bana 20.000 km. ya da 1 yıl bilgisi verilmişti.
0
ultranil07
(30.06.21)
Aracın hiç yağı değişti mi?
Sıfır araç olduğu için aslında tam bu kilometrelerde yağını değiştirmek lazım.

3 hafta 2500 km yola çıkmadan önce ben olsam bakıma sokardım.
periyodik bakım dediğin şey zaten maksimum 1-2 saat sürer.

Aracın bir sorunu ya da sorun çıkarma ihtimali olan bir yeri varsa onu da önden bilirsin.

Ee zaten öyle ya da böyle bakıma girecek araç. En azından yolda kafan rahat olur.
0
anten
(01.07.21)
(12)

birikim yapabiliyor musunuz?

tuborg yesili
Türkiyedeki bu ekonomik çerçevede birikim yapma durumunuz nedir?Paylaşmak isterseniz yaş ve birikim miktarınız nedir?
Türkiyedeki bu ekonomik çerçevede birikim yapma durumunuz nedir?
Paylaşmak isterseniz yaş ve birikim miktarınız nedir?
0
tuborg yesili
(30.06.21)
31 yaşındayım, evli eş çalışmıyor, istanbuldayım, aylık maaşımın %30 civarını ev kredisine ödüyorum. Onun dışında bir birikim yapmıyorum şu an için. Geçen yıl bu rakam %60 civarı oldu pandemi dolayısıyla pek harcama yapmadık ama bu yıl tabii harcamalar arttı.
0
roket adam
(30.06.21)
istanbul, 32, erkek, bekar, kira yok, araba var, birikim yok.

birikim yapmak istesem yapar mıyım emin değilim ama bir hedefim de yok açıkçası. maaşı komple harcıyorum. Nereye harcadığımı da bilmiyorum sağa sola gidiyor bir şekilde.
0
bunetantana
(30.06.21)
ankara, evli. maaşımın yüzde 45 i ev ve araba kredisi taksidine gidiyor. çok olmasa da ayrı bir birikimim de var. eskiden çok daha iyi birikim yapabiliyordum. şimdi harcama kısmı birikime pek izin vermiyor. 2013 sonrası ilk defa işe başlayıp birikim yapmaya çalışanlara kolaylıklar diliyorum.
0
wallets wide shut
(30.06.21)
Tam %50'si ev ve araç kredilerine gidiyor. Zorluyor bu sene için.
0
baal
(30.06.21)
Erkek Bekar kişisi. Kira yok, Yaş 32.

1900 Euro var. Her ay 100 euro alıyorum. Köşede duruyor. Gerçi euro'yu yurtdışı gezilerinde yemek için birikiyorum. Türk lirası ise 5 haneli sınırda.

Bir 5 haneli kısım, borsada var. Değerlenir diye bekledim ama olamadı.
0
put it in your appropriate place
(30.06.21)
eve giren gelirin
%40a yakın ev kredisi,
%45i giderler.

%15 civarı birikim yapabiliyoruz şimdilik, ama her geçen gün giderler yüzde olarak artıyor. konut kredisinin tek iyi yani sabit olduğu için yıllar geçtikçe oranı azalacak olması.
0
nuisance
(30.06.21)
evet. dert biriktiriyorum. acayip bir birikim oluştu şimdiye kadar. birikim deyince de aklıma ilk olarak dert geldi zaten, yanıtlarda paradan bahsedenleri gördüm. gelen gidiyor valla o kısımda. "merhaba, güle güle" bir ilişkim var parayla.
0
dnzbrs
(30.06.21)
Birikim hic yok. Hem yapamiyorum oyle mukemmel bi maasim yok hem de neden yapmam gereksin diye dusunuyorum. Çocuk sahibi olmayi zaten düşünmüyorum. Yani aman evladim iyi yasasin gibi bi tasam olmayacak. Suanda olani rahat yasamak icin gonlumce harciyorum. Yil icinde birikenle tatil yapiyorum. Araba var. Ev kira. Borc yok. Ne kadar yasayabilecegimi bilmedigim bi ev icin de on yillik borca girip disimi sikmak istemedim.
Belki ciddi bir saglik sorunum olursa diye biriktirebilirdim ama ne bileyim direnmem yasadigim kadari ile ölürüm. Borcsuz harcsiz. Iyi bence.
0
a perfect lie
(30.06.21)
antalya, 27 yaşındayım. maaşımın neredeyse %40-45'i kiraya gidiyor (kiralar pandemi döneminde inanılmaz yükseldi ve zam oranım %8-%10 arası kaldı). ev, araba yok. az az altın alabiliyorum kenara birikim için.
0
mrtkp1234
(30.06.21)
Kabaca yüzde 50 birikim yapabiliyorum. Altın ve usd biriktiriyorum. Evim yok, arabam yok.
0
kumandanim
(30.06.21)
Yaşam tarzını değiştirmeden çok zor.
Türkiye'de özellikle beyaz yaka çalışanlarda aşırı ve gereksiz bir tüketim alışkanlığı var. Ben 28 yaşına kadar ekonomik olarak çok zorlandım. Maaşım artsa da yetmiyordu. Sonra bir şeyleri değiştirdim hayatımda.

Şöyle düşünmek lazım, kaynaklarımız sınırlı. O zaman her istediğimize yetmeyecek. Bir şeyleri önceliklendirip bir şeyden vazgeçmek gerek.

Bizde şöyle bir alışkanlık var bende de vardı, taksitlerini ödemeye maaşım yeten her şeyi alabilirim diye düşünüyordum. Taksitle alışverişe bayılıyoruz milletçe. Ama öyle değil o, ürüne maaşın yetiyorsa almak lazım.

Şöyle örnek vereyim. 3-4 sene önce olsa iphone 11'i 3500 tl taksitle alırdım maaşım yetiyor diye. Şimdi gidp 3500 nakit verip samsung a51 alıyorum. Çünkü telefonda ihtiyacımı görmesi önemli. Yaptığım tek şey mesajlaşmak, sosyal medyada gezmek arada foto çekmek. bunun dışında bir şey yapan var mı telefonunda genelde? Çok az. Aradaki farkı sanki telefon almışım gibi, kenara atıyorum yatırım yapıyorum vs.

Bir de bütçe yapmak çok önemli. ben yapmaya başladığımdan beri ciddi para alışkanlıklarım rayına oturdu. Bütçe dediğim de basit bir kitapta okuduğum bir yöntem. 50-30-20 diye bir teknik uyguluyorum.
Gelirimin %50'si zorunlu harcamalar.
%30'u lüksler
%20'si de birikim & yatırım.

Böyle olunca fazla harcamaları görüp azaltıyorum. Mesela giyime ve dışarda yemek olayına çok harcadığımı gördüm bunu azalttım.

Ee bu sayede yapmak istediğim şeylere param kaldı. Ya da ya biriktiremiyorum ki dediğim miktarları biritkirmeye başladım.

Mesela daha fazla tatil yapabiliyorum. Haftasonları, long weekendler vs... Arkadaşlarım miras mı kaldı falan diyor. Ee yani işte sen telefona 10bin veriyorsun ben 3000 veriyorum 7000'le geziyorum. Ya da bir çantaya 3000 lira vermiyorum.

Mesela deterjan gibi düzenli aldığım ve bozulmayacak ürünleri de toptan alıyorum ki ucuza gelsin.

böyle birkaç ufak dikkat noktasıyla 50 oradan, 100 buradan derken bir bakmışsın bir ayda 300-500 para artırmışsın. Ayda 500 yılda 7200 yapar.

Aynısı harcamalar için de geçerli. 3-5 derken harcadığımız şeyler yıl içinde 5-10 binlere ulaşıyor. Ee basitce <benim bu hayattaki önceliklerim neler sorusunu sorarak gereksiz olanları durdurmak, birikim için bize fırsat verebilir diye düşünüyorum.
0
anten
(30.06.21)
31 yaşındayım, evliyim, eşim de ben de mühendisiz, İstanbul'da kirada oturuyoruz, araba yoktu bu ay alacağız.

5 yıldır falan çalışıyorum ancak 5 haneli rakamlara geldi birikimim.

Yani pandemi bize yaradı yalan yok ama birikim yapmak stresli bir şey. Paramız erimesin diye sürekli yatırım aracı kovalıyorum. Sepet yapa yapa nerede ne vardı bilmiyorum artık.

Kripto paralarda al-satlarla güzel para kazandım ama bir günde %20 falan düşünce hoş olmuyor tabi. Orası o kadar riskliyken borsaya biraz para koydum pişman oldum. Fon aldım kimi çok güzel çıktı, kiminin zararı ne zaman çıkar bilmiyorum. Dolar euro altın da vardı şimdi araba alacağız diye sattık hepsini.
0
chicha_v2
(30.06.21)
(2)

Gemi Mühendisinin Çalışabileceği Ülkeler

emroy
Merhaba İTÜ Gemi Makineleri Mühendisliği mezunu, tercihen Kanada ya da İskandinav ülkeleri olmak üzere, yurt dışında çalışabilir mi? Bunun için nasıl davet alabilir? Yardım ederseniz çok sevinirim.
Merhaba İTÜ Gemi Makineleri Mühendisliği mezunu, tercihen Kanada ya da İskandinav ülkeleri olmak üzere, yurt dışında çalışabilir mi?

Bunun için nasıl davet alabilir?

Yardım ederseniz çok sevinirim.
0
emroy
(28.06.21)
aynı okuldan mezun bir arkadaşım var. Ama o direkt denizci oldu. Yurtdışındaki firmalarda çalışıyor. Denizadamlığı belgesi ile uluslararası iş bulmak daha kolay çünkü genelde onların statüsü normal çalışandan biraz daha farklı oluyor.

Ama mühendislik yapacağım derseniz, o konu biraz daha çetrefilli olacaktır. Herhangi bir dalda yurtdışında iş bulmaktan farkı yok sürecin. Öncelikle staj bulmaya çalışın yeni mezunsanız. Ya da çalışmak istediğiniz ülkede yüksek lisansa gidin ve o arada iş bağlantıları kurun.

İş tecrübesi olmayan birinin yurtdışında bir şirkette iş bulması çok kolay değil.

Bu arada ben olsam biraz daha skalamı geniş tutarım. Güney kore ve japonya dünyanın en büyük gemi üreticileri. Japonya zor ama Kore biraz daha expat dostu bir ülke sayılır. Güney Kore'deki üretici firmalara staj başvurusunda bulunmayı da deneyin.

Bu arada daha niş ama ilginç fırsatlarla dolu bir sektör olarak yat inşasını da bir düşünün. İtalya ve Almanya'da bu alanda uzmanlaşmış, dünya standartlarında markalaşmış firmalar var. Buralarda bir tecrübe de iyi olabilir.
0
anten
(28.06.21)
Gemi makine mi gemi inşaa ve gemi makineleri mi?
Eğer gemi makineyse zaten genellikle seyir mühendisi olarak çalışmayacak mısınız? Dolayısıyla uluslararası şirketlerle daha yakından ilişkiniz olur. İlk stajlarınızı direkt içmeler tersanelerinde değil yurtdışında arayın.
Yok gemi inşaa ve gemi makineleri mühendisiyseniz bir süre eğitim alarak yine yukarıdaki süreçle çarkçı başı falan derken yükselirsiniz. Ofis işi bakıyorsanız dizayn ofisler gibi staj staj staj diyorum.
Bol bol çizim programı çalışın auto cad, solid gibi.. bi zamanlar rhino modaydı şimdi yerimi başka şeyler almıştır. Her şeyini öğrenin, staj da bulursanız (erasmus stajı da bakın mezun olduktan sonra bi süre daha kullanılabiliyor bu hak) sonrası gelir.
0
rewlack
(28.06.21)
(7)

Microsoft Office alternatifi

fitillidaniyal
Microsoft Office kullanamayacağım bir durumdayım (farklı sebeplerden ötürü Linux kullanmam gerekiyor ve bilgisayarımda bir sıkıntı olduğu için dualboot yapmama izin vermiyor - klasik Toshiba sıkıntıları). Aynı zamanda da çevirmen olarak çalışıyorum ve sağlam bir word tarzı bir şey lazım. Ne kullanab
Microsoft Office kullanamayacağım bir durumdayım (farklı sebeplerden ötürü Linux kullanmam gerekiyor ve bilgisayarımda bir sıkıntı olduğu için dualboot yapmama izin vermiyor - klasik Toshiba sıkıntıları).

Aynı zamanda da çevirmen olarak çalışıyorum ve sağlam bir word tarzı bir şey lazım. Ne kullanabilirim?
0
fitillidaniyal
(28.06.21)
Libre Office
0
helena
(28.06.21)
Ofise 365 dedikleri Online Wordü de kullanabilirsiniz, Microsoft o da ama tarayıcıda açılıyor
0
kullanıcıadımbuolsun
(28.06.21)
libre, open, wps, free, polaris hepsini denedim bana en iyi textmaker geldi.
0
diffarentiationation
(28.06.21)
IT uzmanı olarak linux kullanmayı çok istedim fakat her defasında Office programlarındaki uyumsuzluk nedeniyle vazgeçmez zorunda kaldım.

Excel makro ve rapor hazırladığımdan ve raporları gönderdiğim kişilerin sorunsuz bir şekilde açmaları gerektiği için linux kullanmadım.

Yukarıdaki cevaplardan sadece online tarayıcı üzerinde çalışanları kullanabileceğini düşünüyorum. farklı program alternatifleri versiyon uyumsuzluklar ona neden olabilir.
0
kaiserr76
(28.06.21)
Google docs yazılmış ama kesinlikle en iyi alternatif. Hem de aşırı pratik.
0
anten
(28.06.21)
openoffice
0
naksidil
(28.06.21)
Openoffice kullandım, tavsiye ederim. Google docs'u bilmem ama office 365'in online versiyonu acayip ağır. (Gerçi çalıştığım dosyalarda veri boyutu ve veri ilişkisi de büyük) O yüzden 365'i asıl kurulum dosyalarını pc ye indirerek kullanıyorum. Şu an için online sistemlere mesafeliyim. Bu benim pc nin sistemle de ilgili olabilir ama çevrimdışı modda böyle bir takılma yok.
0
nihayet
(28.06.21)
(3)

İyi bir iş/ sosyal network kurmak doğuştan gelen bir beceri midir?

psmstc
Yoksa yıllar içinde deneme yanılmayla öğrenilebilir mi?
Yoksa yıllar içinde deneme yanılmayla öğrenilebilir mi?
0
psmstc
(23.06.21)
Doğuştan gelen bir yetenek değil de, yetiştirilme tarzıyla alakalı olabilir. Tamamen ebeveynlerden ya da gelime çağındaki sosyal çevresinden gördükleriyle kişiliği oluşuyor insanların. genetik özellikler de söz konusu tabii ama genetik özelliklerin de çıkması için tetiklenmesi gerekiyor vs. (konunun uzmanı değilim).
0
himmet dayi
(23.06.21)
ağızın laf yapması elbette bir beceri, mesela çok sade,halktan bir tipin olur insanlar hemen seninle iletişim kurar o da bir beceri.

önemli olan pratikdir. adam avantajlıdır
20 üzerinden 7 doğuştan geliyordur 5 koymuştur 12lvl ile devam ediyordur

sende yoktur doğuştan 2 geliyordur üzerine 15 koyarsın 17 ile devam edersin.

oturup ben bu adamla nasıl, ne konuşayım lafa nereden gireyim diye çok plan yapmışımdır. tutmasa bile bir sonraki adamlara yatırımdır.

uğraşmak lazım. vazgeçersen 2lvl ile hayatına devam edersin
0
duyurukullanıcısı
(23.06.21)
sosyal beceriler zaman içinde geliştirilebilir. Ama himmet dayının da belirttiği gibi yetiştirilme tarzı ve yetiştiğin çevrenin etkileri büyüktür ve bunu kırmak kolay değil.

Tabii ki belli teknikleri var bunun. Mesela etkili konuşma, beden dili oldukça fayda sağlar sosyalleşmede. Ama tabii bunları içselleştirmek mesele. Mesela böyle kurslara gidip robot gibi davranıp garip durumlara düşen çok insan var.

Bir de biz sosyalleşmeyi çok akışa bırakarak olağan gelişen bir şey sanıyoruz ama, bu konuda başarılı insanların çoğu bu konularda kafa yoruyor. Mesela önemli bir görüşme öncesi, diyelim ki iş bağlayacak, görüşeceği insanı ders çalışır gibi çalışan insanlar da tanıyorum. Bunlar da başarılı bir network kurmak için kullanılan ufak hileler sanırım.
0
anten
(24.06.21)
(22)

Alman disiplini

dissendium
Alman disiplini gerçek mi yoksa biraz abartılıyor mu? Bir videoda izlemiştim, Celâl Şengör'e bir Alman profesör sabah saat 7 için randevu vermiş. O da ben 12'de uyanıyorum, 7'ye randevu mu verilir diyordu. Gerçek hayatta Almanlar gerçekten çalışmasa bile erken saatte uyanan, zamana dikkat eden insan
Alman disiplini gerçek mi yoksa biraz abartılıyor mu? Bir videoda izlemiştim, Celâl Şengör'e bir Alman profesör sabah saat 7 için randevu vermiş. O da ben 12'de uyanıyorum, 7'ye randevu mu verilir diyordu. Gerçek hayatta Almanlar gerçekten çalışmasa bile erken saatte uyanan, zamana dikkat eden insanlar mı?

Almanya'da yaşayan bir tanıdığım var teyzemin tarafında. Çocukları olduğunda çocuğun uyku saati geldiğinde çocuk ağlasa da çocuğu uyutuyorlardı. Türkiye'de çocuk ağlayınca tamam, uyuma deyip pes ediyorlar. Bu örnek abartılı mı yoksa tüm Almanya'ya yayılmış bir olay mı?
0
dissendium
(23.06.21)
Abartı şeyler bunlar. Nice disiplinsiz alman arkadaslarim oldu, nice almanla calisiyorum hic de öyle makine gibi değiller.
Dakikligi bilemem de öyle herkes 7de uyanıyor falan saçma.
0
logisticsmanager
(23.06.21)
Ortaokul ve lisede anadolu lisesinde Alman hocalarla okudum, net bir şekilde bu konularda karakterime yön verdi. Buraya bile yayılıyor yani :) Tabii ki Alman disiplini olsun diye diye yapmıyorlar, normalleri öyle, bizim gibi sallapati yaşamak diye bir konsept yok. Çünkü her şeyin belli bir günü ve saati var, x şey için yarın alırım diyemiyorsun çünkü kapalı oluyor kesin vs. Ama tabii ki tüm ülkenin her bireyi aynı değil. Yoksa delisi divanesi de çok, niye olmasın.
0
whoosie
(23.06.21)
Adamlar ilkokuldan üniversiteye önemli şahsiyetler olarak Kant, hegel, marx, scheler, huserrl, nietzche filan okuyorlar ya da onları okumuş öğretmenler tarafından yetiştiriliyorlar. Biraz farkları olsun.
0
iddaaci
(23.06.21)
genelleme yapmak gerekirse, almanlar kesinlikle daha sistemli calisiyorlar, isleri belirli bir plana gore ilerliyor ve zamaninda da tamamlaniyor. esneklige, son dakika degisimlilerine acik degiller haliyle. planinin disina cikmak, is taniminda degisiklerin olmasi tolere edebilecekleri seyler degil. bu sadece is icin gecerli degil, sosyal yasantilari da oyle, spontane hadi suraya gidelim gibi durumlar onlara ters geliyor. bulusulup biryerlere gidilicekse cok onceden planlanmis olmasi gerekiyor.
0
Labyrinthe
(23.06.21)
Üniversitedeyken Alman öğrencilerle birlikte okumuştum. Öğlene kadar uyuyup dersi kaçıranı da var projeyi iki hafta önceden bitirip hazır bekleyeni de var. Mesela biri her gününü saati saatine planlar, sabah altıda uyanırdı. Onun yakın arkadaşı kervan yolda düzülür kafasındaydı.
Genelleme yapmak cok zor. Mesela ben Alman olmama rağmen ortaokuldan beri her sabah altıda kalkar, günlük programa göre hareket ederim. Bence milletle pek alakası yok.
0
Anthony McCarten
(23.06.21)
Böyle şeyler genele nispet edilir. İlla zıt örnekler vardır. Benim gözlemimde genel anlamda dakikler. Düsseldorf’ta sabah 6’da tramwaylar dolu oluyordu hep insanlar işlerine gidiyordu erkenden.
0
but that was just a dream
(23.06.21)
@iddaaci, dediğiniz şeyle bağlantı kuramadım maalesef.
0
🌸dissendium
(23.06.21)
avusturya liseliyim.

bir öğretmenimizin eşi vefat ettiğinde kadın "yasımı kendi boş zamanımda tutabilirim." diyerek ertesi gün okula gelip derse girmişti.
bunun gibi çok örnek hatırlarım lise yıllarımdan.

genel olarak "iş zamanında iş yapılır, boş zamanda boş zamanda ne yapmak istiyorsan o yapılır" kafasındalar.
0
blatta hiberna
(23.06.21)
Almanya'da Erasmus'ta okulda surada burada iki Alman tanidim, onlar soyledi o zaman 85 milyon Alman'in hepsi boyle diyen tipler turemis. Bunlarin Alman versiyonu iki Turk gorunce tum Turkler barbar diyen tipler.

Gercek su, Almanya'da disiplin kulturu var. Kultur var kisaca. Cogunluk bu kulture uyum saglar. Arada 15 milyon farkli insan da secebilirsin, kalan 70 milyon bu acigi kapatir.
0
howfaristhesky
(23.06.21)
cocugu bilmem ama is hayati su sekilde:

mesai girisi: 7:15 olan isler var. 7:15'te gelirsen personeli bulursun.

bir is gorusmesine gittim. berlin'de potsdam diye bir bölge var. berlin merkeze uzak. görüsme 8'deydi. ben 7:50'de vardim. görüsmeciler 2. tur kahveye dönüyordu.

son örnek: asi merkezi 7:12'ye randevu verdi. 7'de gittim. sira vardi ve islemler baslamisti. öyle bir iki degil calisan. ~70-80 kisilik bir ekip var asi merkezinde.

diyecegim o ki is ve saat konusunda hassaslar.
0
helenart
(23.06.21)
Ben size Almanlarda neyin farkli oldugunu soyleyeyim.Elbette Alamanlarda da kaytaran, tembellik yapan, vergi kaciran, kurallara uymayan, toplumsal normlara ters hareket eden kisiler var.Ancak bu gibi davranislarda bulunan kisiler yaptiklarini arkadas grubunda anlattiginda herkes ayiplar.Kimse helal olsun demez.Toplumsal ahlak cok guclu.Bu toplumsal ahlak insanlari dogru ve duzgun olana yonlendiriyor.Bizde ise tam tersi.Ne kadar kaytarirsan, kurallari ihlal edersen o kadar itibar gorursun.Herkes seni takdir eder.
0
turkuaz
(23.06.21)
Almanya'da doktora yapiyorum en caliskan ögrenciler Tr'den gelenler. digerleri saat 17 olunca kaciyorlar. Alman caliskanligi yalan.
Sabah erken kalkiyorlar ama saat 8'de zaten heryer kapaniyo, erken uyuyorlar.
sert bi disiplin degil de, yapilacak isleri programlayip yapiyorlar, ama aklina sert yogun bi is programi gelmesin.

edit: zuhahaha
0
durgunfoton
(23.06.21)
Almanlara spesifik bir disiplin değil bu bana göre. Kuzey ve batı Avrupa'da cehalet az olduğu için insanlar olması gerektiği gibi yetiştiriliyor. Olması gereken bu yani.
Ha Almanlar o bölgenin bayrak sallayanı olduğu için adları çıkmış tabii disiplinli diye.
2. Dünya savaşı ile anilmalarinin da bunda büyük etkisi var işte Nazilerin gümbür gümbür yürümesi gibi :)
0
yarey
(23.06.21)
Alman ekolunde mukemmelliyetcilik kesinlikle var, herseyin perfect olmasi lazim. Liyakat cok onemlidir. Almanlar disiplinde herhalde dunyada ilk uce girer. Oyle olmasa o kadar dunyaca unlu markayi sansa cikartamazlardi.
0
cooperr
(23.06.21)
21. yüzyılda ajanda kullanıp 3 ay sonra yapacağı (çok da önemli olmayan) şeyi yazan Hollandalı gördüm ama Alman görmedim. Belki de Hollandalı disiplinini konuşmalıyız?
0
1195
(23.06.21)
Almanya bizim gibi jenerasyonlar arasi devasa farklar var.

Su an disiplin falan yok aldiklari projeleri bitiremiyorlar, berlin havalimani insaatina bakabilirsin.
Asiyi bile vuramadilar kendi urettikleri halde beceremiyorlar.

Iyi zamanlar gevsek insanlar getirir muhabbeti iste.
Projeye turk muhendis almasinlar fabrikalari bile acamazlar.
Biontech gocmenlerden olusmasa 100 yil gecse o asiyi bir alman bulamazdi
0
divit
(23.06.21)
Türkiye ya da diğer orta sınıf ülkelerden giden doktora öğrencileri ABD'de de daha iyi çünkü o ülkenin kendi vatandaşının iş bulmak için ugrasmasina bizimki kadar gerek yok. Lisan bitirdi diye ayda en az 3000 dolar maaşla işe basliyorlar. Bizim lisans bitiren mühendisimiz 1000 dolar maaş alamıyor. Yüksek lisans yapayım doktora yapayım da maaşım 8000'e çıksın en azından 1000 dolar olsun diye uğraşıyor. Bu nedenle Batı'da ortalama biri Türkiye'de ise en iyiler yurt dışında doktora yapıyor. Onların en iyileri dünyanın en büyük sirketlerinde.

Bu nedenle doktora öğrencisi karşılaştırması yapmak yanlış. Hala iki üç Almanla Almanya'yı karsilastiriyorsunuz.
0
howfaristhesky
(23.06.21)
yanlış bulunsa da doktora öğrencisi olarak da yazacağım :D
Tanıdığım tüm arkadaşlarımın ajandaları var, çok yükleri yok ama kesinlikle programlarına uyuyorlar.
bir proje sundular, 10 yılda bitirdik, başarılıyız vs. diye, şok geçirdim. Türkiye'de 3 öğrenci ile 4 yılda yapılır. ama 1 ay çok yapılabilir, 1 ay gevşek yapılabilir, bunlarsa aynı sabit hızla ilerliyorlar. Kendi araştırma merkezimde hiç 10 yıllık proje görmedim, belki askeriyede vardır bizde.
0
Ley
(23.06.21)
Kaç zamandır %90 Almanlardan oluşan bir ortamda çalışıyorum. X jenerasyonundan Z jenerasyonuna kadar her tür her insan var. Ben övülen disiplinlerinden çok gereksiz prosedür ve bürokrasi ile isleri zora sürmelerinden başka bir maharetlerini görmedim.
0
PopeHope
(23.06.21)
Hem Almanya'da, hem Türkiye'de çeşitli projeler için Almanlarla birlikte çalıştım. Almanlar zamanı verimli kullanıyor. Bir de sorumluluk bilinci yüksek. Arada elbette gevşekler var. Ama genel oranda sayıları bizdekinden fazla. Fark bu. Şöyle özetleyeyim gözlemlerimi:

-Ofisten genelde Türk ekipleri en son çıkar. Daha çok çalıştığımız için değil. Gün içinde geyiğe çok sarıp işi yetiştiremediğimiz için. Almanlar iş saatinde iş yapıyor. Bizde 10'a kadar çay sigara eşliğinde güne hazırlanma. 11'e kadar statüs görünümlü sohbet muhabbet. 45 dk iş. 1145'ten itibaren yemek için hazırlanma. Uzun bir öğle yemeği, yemek dönüşü bir sigara. Türkiye'de gerçek mesai 1buçukta başlar. Böyle uluslararası projelerde genelde İtalyanlarla Türkler çok iyi anlaşır:)

-Buna ben akıllı çalışmak diyorum. Genelde yukardaki örnekteki gibi durumlarda Türk ekibi şöyle bir tribe girer... "biz geceye kadar mesai yaptık". Yahu mevzu mesai yapıp kendini yıpratmak değil ki. Akıllı ol günü verimli kullan sen de 6'da çık.

-Paralarını da tasarruflu kullanıyorlar. Genelde savurganlıktan hoşlanmazlar. Bizde her ofis çalışanının mesela bir temizlikçisi vardır. Maaşı kaç olursa olsun. Almanlar'da bu oran çok düşüktür. Dışarda yemek konusu da öyle. Çoğu insan yemeğini evden getirir.

-Ben bir toplantıya hazırlanırken şirketin genel müdür yardımcısının elinde paspasla yerleri sildiğini gördüm. Türkiye'de bu pozisyonda bir adam gidip kendi suyunu bile almaz mesela. "AYşe hanım 1 çay 1 su rica edelim...". Hatta Türkiye'de şunu görmüşlüğüm var yediği yemeğin çöpünü odası kokmasın diye kapının önüne bırakıyor adam. KApının önü 100 kişinin çalıştığı ofis. Çöpe atmıyor adam "title"ı yüzünden. Almanlar bunlara çok takılmıyor gördüğüm kadarıyla.

-
0
anten
(23.06.21)
Uzun süre Almanlar ile çalışmış birisi olarak gerçek olduğunu söyleyebilirim.
0
depresif çocuk
(23.06.21)
Alman yöneticileri olan biri olarak iş anlamında konuşabilirim. Disiplinden ziyade sistemli çalışıyorlar bence de. Belirledikleri sistem dışına çıkman, inisiyatif alman, sonuçları olumlu olacak olsa bile onlar için anlamsız. Zaten sistem kendini götürüyor niye ekstra bir şey yapman gereksin ki modundalar.

Alman politikası ile Türkiye'de iş yapmaya çalışmak çok zor, buradaki pazarın farklı olduğunu anlamak bile onlar için zor; sebepleriyle anlatıyorsun ama öyle bir sebebin olacağını bile kavramakta zorlanıyorlar. Açıklıyorsun, olsun yine de normaldeki gibi yapalım diyorlar. Ve işin tuhafı, sistemin dışına çıkıp sıra dışı başarı göstersen bile sonuca odaklanmayıp bi dahakine böyle olmasın diyorlar.

Jenerasyon arası fark olduğuna katılıyorum ama. Eskileri aynı zamanda despot, gençler biraz daha sistem dışına çıkmaya meyilli; en azından seni anlamaya çalışıyorlar.
0
Jux
(23.06.21)
(1)

ingilizce ve türkçe arasındaki ortak deyimlerin kaynağı nedir?

sosyal yalniz
deyimlerin yanı sıra horoz/cock (argo) gibi birçok kelime de benzer bağlamlarda kullanılıyor. tüm bu ortak kullanımların kaynağı nedir?https://eksisozluk.com/ingilizcesi-turkcesinin-tipkisi-olan-deyimler--1546480
deyimlerin yanı sıra horoz/cock (argo) gibi birçok kelime de benzer bağlamlarda kullanılıyor. tüm bu ortak kullanımların kaynağı nedir?

eksisozluk.com
0
sosyal yalniz
(23.06.21)
Bir kısmı kültürel etkileşim. Yani yüzyıllar süren bir etkileşimden bahsediyorum.


Kelimeler nasıl taşınıyorsa, deyişler de taşınıyor.
Mesela 1700'lerde Osmanlı'da kullanılan bir deyim, zamanla buradan göçen ailelerle başka ülkelere kolayca taşınabilir. Direkt Türkçe'den ingilizce'ye de geçmemiştir. Türkler almanlar'a, almanlar fransızlara, fransızlar ingilizlere aktarmıştır. İnsanlar sürekli hareket halinde. 1800'lerde Anadolu'dan Amerika'ya binlerce ermeni, rum ve az sayıda da olsa Türk aile göç etmiş mesela. Onlar da bir şeyler taşıyor yanlarında. Bu etkileşim her ülkeden her ülkeye, her kültürden farklı kültürlere yaşanıyor. Tam tersi de geçerli. İngiltere'de kullanılan bir deyim oradan oraya Türkçe'ye girebiliyor.

Argo konusuna gelirsek, belli simgeler dünyanın her yerinde aynı. Horoz dünyanın her yerinde maskülenliğin simgesi. Haliyle çok zor değil argoda aynı kavrama atıfta bulunması.
0
anten
(23.06.21)
(10)

satın alma hastalığı

duyurukullanıcısı
nasıl kurtulucaz gereksiz şeyleri almaktan?
nasıl kurtulucaz gereksiz şeyleri almaktan?
0
duyurukullanıcısı
(22.06.21)
Kredi borcuna girerek bir şey satın alın, ıvır zıvıra paranız kalmasın.
0
anthemis nobilis
(22.06.21)
Bir şeyi almak üzere iken kendinize bu şeye ihtiyacım var mı? Almasam sıkıntı olur mu eksikliğini hisseder mi şeklinde kendinize sorular sorun. Bu şekilde alış veriş yapmaktan vazgeçiyorum.
0
creedwar
(22.06.21)
Netflixdeki minimalizmi izleyin:) fikir verebilir
0
suicides underground
(22.06.21)
Sizi yoldan çıkaran sitelere girmeyin, hatta engel koyun. Uygulamaları silin. AVM, çarşı, pazar gezmeyin. Aldığınız herşey için birşey elden çıkarma ya da bir yere yardım etme gibi bir karşılık belirleyin.
0
zihua
(22.06.21)
kredi kartı kullanarak alisveris yapiyorsaniz. gozunuzun gormeyecegi bir yere kaldirin veya ondan kurtuldum, yok mentalitesine alistirin kendinizi. arastirma okumustum, kredi karti devamli almayı tetikliyormus.
0
evimin paspasi
(22.06.21)
online alışveriş yapıyorsan reklam engelleyici kullanmak, kredi kartlarını kaydeden sitelerden kartları silmek ve uygulamalardan uzaklaşmak kesinlikle faydalı oluyor.
0
roket adam
(22.06.21)
Kendimizi değerli hissettiğimizde alinan başka şeylerle kendimize değer katma çabası sona eriyor. Hiçbir zaman alışveriş yapma hastalığım olmadı. X marka telefon bende olmayınca değersiz hissetmedim. Çalıştığım yer itibariyle gayet lüks yaşam biçimi ve harcaması olan kişilerle etrafım çevrili ama markalar kendi markamın önüne geçmedi, hor da görülmedim bundan dolayı:) Alışveriş yapmadan duramamak sadece bir sonuç oysa neden bambaşka, temelde bu çözülmeli bence.
0
PopeHope
(23.06.21)
sahip oldugun her seyin bir listesini yapacaksin ama her seyin, kiyafet ev esyalari vs vs.
sonra gereksiz olanlari ayirip ya satacaksin ya da ihtiyac sahiplerine vereceksin.
almaktan kurtulmak icin oncelikle sahip olma kavraminin zihnindeki karsiligina mudahale etmen lazim bence.
0
bay b
(23.06.21)
bağımlılık halindeyse kesinlikle terapi işe yarar. ama değilse bence finans tasarruf ve minimalizm hakkında kitaplar çok güzel birer rehber olur. kişisel gelişim şeylerinden hoşlanmam ama size somut tavsiyeler veren davranış değişikliğine motive eden kitaplardan yardım alabilirsiniz.
ayrıca tasarruf etmek insanı mutlu ediyor ve bildiğim öğrendiğim kadarıyla insanın mutlu olmasını sağlayan şeylerin genelde tecrübeler olduğu yapılan çalışmalarda ortaya çıkmış. yani bütçenizi yapın tatile gidin ya da bir müzik aletine ya da sevdiğiniz bir sproun lisansını almaya çalışın ya da öğrenmek istediğiniz bir dilin kursuna gidin. bence hem kendinize yatırım yapmış olursunuz hem de harcama alışkanlığınız boyut değiştirir. bir kumaş parçasına ya da statü sembollerine değil de yapıcı değişikliklere odaklanın.
0
windymimas
(23.06.21)
kredi kartlarına limit koyun. İnternet alışverişine mutlaka engel koyun.

Ama bakış açınız değişmeli. Niye satın alıyorsunuz sürekli bunu düşünün.
0
anten
(23.06.21)
(2)

dergilik uygulaması

adwokat
telefondan okuyorum takip ediyorum falan çok hoş. ama bilgisayar üzerinden okunmuyor anladığım kadarıyla? çözümü var mı bunun?edit: biraz araştırınca noxplayer çözüm olabilir diye düşündüm. Farklı fikirler yeşillendirebilir.
telefondan okuyorum takip ediyorum falan çok hoş. ama bilgisayar üzerinden okunmuyor anladığım kadarıyla? çözümü var mı bunun?

edit: biraz araştırınca noxplayer çözüm olabilir diye düşündüm. Farklı fikirler yeşillendirebilir.
0
adwokat
(22.06.21)
Dergilik çok kötü bir uygulama.
REadly tavsiye ederim yerli dergiler de var.
0
anten
(22.06.21)
Dergilik beleş. Takip ettiğim dergilerin hepsi var. Süper bence.
0
🌸adwokat
(22.06.21)
(9)

Yüksek lisans fikir

dissendium
Merhabalar. Makine mühendisliği mezunuyum. Kendi bölümüm dışında aşağıdaki bölümlerde yüksek lisans yapma şansım var. Sizce hangisi ya da hangileri kariyer olarak daha iyidir? Bölüm ya da bölümler hakkında bilgisi olanlar fikirlerini paylaşırsa sevinirim. Teşekkür ederim.Elektro-Optik Sistem Mühendi
Merhabalar. Makine mühendisliği mezunuyum. Kendi bölümüm dışında aşağıdaki bölümlerde yüksek lisans yapma şansım var. Sizce hangisi ya da hangileri kariyer olarak daha iyidir? Bölüm ya da bölümler hakkında bilgisi olanlar fikirlerini paylaşırsa sevinirim. Teşekkür ederim.

Elektro-Optik Sistem Mühendisliği

Biyomedikal Mühendisliği

Havacılık Bilim ve Teknolojileri

Enerji Sistemleri Mühendisliği

Otomotiv Mühendisliği

Deniz Ulaştırma Mühendisliği

Tümü tezli yüksek lisans.
0
dissendium
(22.06.21)
Kariyer olarak derken iş hayatında bir noktaya gelme açısından kendi bölümünüz daha iyi olur. Türkiye'de yüksek lisansa yüklenen anlam çok fazla. Üstteki alan dışı bölümler 3 yılınızı alacaktır. Sonuç olarak da bir şey vermeyecektir.

Tavsiyem akademi düşünmüyorsan hiç bu işlere girme. Gireceksen de tezsiz falan yap geç. Özellikle iyi üniversitelerin tezsizine pas parayı.
0
dekart
(22.06.21)
Akademik kariyer planı yoksa önce kendinize uygun olduğunu düşündüğünüz alanda iş bulun.
O alanda gelecek görüyorsanız eğer kariyer fırsatları kovalarken avantajlı duruma geçmek için o alana uygun bölümü tercih edersiniz.

Akademik kariyer planı varsa eğitimini aldığınız alana en yakın olanları seçmek daha mantıklı.
otomotiv, enerji sistemleri müh gibi.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(22.06.21)
@dekart, bu bölümler alan dışı değil baktığım üniversitede. Bilimsel hazırlık yok. 2 yıl sürer bir sorun olmazsa.

Tezsiz yüksek lisansa anlam veremedim. Ortalama üniversitelerde bile 10 bin lirayı buluyor. Zaten bölüm çok yok. Nasıl bir faydası olacak?

@emcekare olmadi einstein olsun bari, akademik kariyerle doğrudan ilgisi olduğunu düşünmüyorum günümüzde. Yüksek lisans yapan mühendislerin büyük bir kısmının akademiyle bir ilgisi yok ama yapmışlar yine de. Otomotiv mühendisliğine olumlu bakıyorum ben de.
0
🌸dissendium
(22.06.21)
Bence kendine asıl sorman gereken sorular şunlar:

1) Bu bölümlerde ders verecek öğretim üyelerinin araştırmacı profilleri nasıl? 1 atıf almış profesörün olduğu bir ülkede yaşıyoruz; bu adamdan zerre bir şey öğrenemezsin. Genelde bu çöplük profesörler, doçentler de Boğaziçi, ODTÜ, İtü, Koç, Sabancı haricindeki üniversitelerdeler. Yani, bu saydığım üniversitelerin dışında bir üniversiteden bahsediyorsan, çok daha iyi araştırman ve didiklemen lazım

2) Hangi bölümün dersleri ilgini çekiyor? Kendine karşı dürüst ol ve gerçekten ilgini çekiyor mu çekmiyor mu onu düşün. 6 bölümün dersleri de ilgini çekiyor olamaz. İlgini çekmeyen bir bölümde yüksek lisans yapmak, tamamen ahmaklık olur. İstediği kadar iş imkanı fazla olsun, sen o alanda UZMANLAŞMAK üzerine okul okuyacaksın
0
hümanist tabutçu
(22.06.21)
Akademik bir hedef yoksa, mühendislik yerine alternatif bir alanı seçerdim. Marketing, işletme gibi. YA da iyi bir MBA. ÖYle ya da böyle mühendis olarak kariyerinizi bir noktadan sonra yönetici pozisyonda sürdüreceksiniz ve bu alanlarda bir eğitim rekabette çok avantajdır.

Yöneticilik ayrı bir disiplin ve yönetici olduktan sonra artık mühendislik bilginiz yetmeyecek başarı için
0
anten
(22.06.21)
emcekare +1

Yazdığın yüksek lisanslar güzel görünmekle birlikte, çok genel oldukları için sana fazladan bir yetkinlik kazandırmazlar gibi duruyor. Yüksek lisans yapmamış bir yeni mezuna göre avantajın olur ama bu işin ideali önce özel sektörde deneyim kazanmak. Örnek olarak otomotiv mühendisliği YL'sı yapmak yerine Daimler'de işe girebilsen, daha sonra üzerine çalıştığın iş hoşuna giderse onunla ilgili teknik bir alanda YL yapsan çok daha verimli olur.

Eğer iyi bir universiteden mezun oluyorsan, kariyerin için iş deneyimi kazanmanı tavsiye ederim.
0
archmage mahmut
(22.06.21)
yükseklisans hem zamanını alacak, hem de endüstride deneyim elde etmeni erteleyecek. üstelik yüksek lisansın var diye verecekleri maaş farkına değmeyecek. daha kötüsü sırf yüksek lisansın var diye farklı alanlara yönelmeyi göze alamayıp seçeneklerini sınırlandıracak.

önerim ilgin olan alanda işe başlayıp deneyim kazanman. çalışırken de kitap, döküman, eğitimler ile kendini geliştirebilirsin.

yüksek lisans yapmış makinesi mühendisi olarak yazdım.
0
sttc
(22.06.21)
Hem akademik hem de iş dünyasında belli bir süre çalışana kadar yüksek lisansın çok önemli olduğunu düşünürdüm ama gerçekten laf olsun diye yapıldığı sürece kişiye diploma haricinde bir katkısı olmuyor. Çok klişe bir cevap olacak ama zamanınızı harcadığınız her diploma ya da mesleki yeterlilik/sertifika mutlaka "Uzun vadede ben bunu yapabilirim." diyeceğiniz bir şey olmalı.
0
PopeHope
(23.06.21)
Mesela şöyle düşün.

Yukarıda saydığın branşlar için aklında bir tez konusu var mı, bu tezi yapabileceğin şahsi imkanların var mı, seni süpervize edecek konu ile ilgili uzman hoca var mı?

Bir de oldu ki derslerde kastılar falan. İş hayatından koparsın.
0
dekart
(23.06.21)
(10)

amerika'ya gitmeye karar verememek

durbikonusucaz
merhaba herkesegeçtiğimiz günlerde amerika'dan bir iş teklifi aldım ama kabul edip etmeme konusunda kararsızım. işin kendisi, maddiyat sorun değil ama böyle büyük bir adım atmaya hazır mıyım bilmiyorum. hazır olduğunu nasıl anlar insan onu da bilmiyorum.türkiye'de maks bir yıllık eğitim sonucunda am
merhaba herkese

geçtiğimiz günlerde amerika'dan bir iş teklifi aldım ama kabul edip etmeme konusunda kararsızım. işin kendisi, maddiyat sorun değil ama böyle büyük bir adım atmaya hazır mıyım bilmiyorum. hazır olduğunu nasıl anlar insan onu da bilmiyorum.

türkiye'de maks bir yıllık eğitim sonucunda amerika'ya gideceğim eğer kabul edersem. pek sosyal biri sayılmam bu beni biraz korkutuyor. burada kemik 6, toplam 10 arkadaşım vardır. onların bi anda binlerce km uzakta olcağını düşünemiyorum.

çekincelerim genel şeyler. insanlar nasıldır, alışabilir miyim, orada çalışmak iş yapmak nasıldır ya bilemiyorum. kafamda her şey var hiçbir şey yok.

siz ne dersiniz. genel her şey diyebilirsiniz. iyi kötü bir şeyler duymaya ihtiyacım var çokça

eyalet virginia
0
durbikonusucaz
(21.06.21)
ben olsam düşünmeden kabul ederim. Kalıcı olarak gitmeyebilirsiniz. Her türlü yurtdışı tecrübesi ufuk açıcı olacaktır.

bir kaç sene usa'da çalışıp dönseniz bile türkiye'de çok daha fazla iş imkanlarınız olur.
0
hayaletimsi
(21.06.21)
alisirsin. en kotu ihtimalle ingilizcen gelisir, geri donecek olsan bile.

asiri sosyal olman sart degil, 2-3 tane dise dokunur arkadasin olsa yeter ki onlari da zaman icinde bulursun.

arkadas edinmenin vs en onemli sarti gittigin ulkedeki insanlarla ortak payda olusturmak. yani onlarin okudugu gazeteleri okumali, sevdigi sporlari yapmali, yedikleri restoranlarda yemeli, izledigi televizyonlari izlemelisin ki hem senin konusacak seyin olsun hem de onlarin konustuklari seyleri anlayabil. bu kulturel kesif biraz zaman alacaktir ki bu da normal.
0
hot potato
(21.06.21)
reddit'te ilgili sub-reddit'lere sorun bence bunu bir de. özellikle virginia sub'indaki yerliler de güzel yol gösterir diye düşünüyorum, insanlar nasıl, sosyalleşme imkanları nelerdir vs gibi. göçle ilgili sub'lara da bakın. çoook büyük bir fırsat, umarım hayırlısı olur.
0
asırlardır yandaş bir süredir çağdaş
(21.06.21)
Ailem burada deseniz anlarım da arkadaşların uzağında kalacağınız fikri bana biraz anlamsız geldi. Kaldı ki çok yakın arkadaşlıklarım var ve hepsini ailem kadar da severim ama burada sizin hayatınız söz konusu.

Ben olsam kesinlikle giderdim. İşin kendisi ve maddiyat sorun olmadığı için bunu rahatlıkla söylüyorum.

Her ne kadar gelişmiş bir Avrupa ülkesi gibi olmasa da ABD'nin demokrasisi çok gelişmiş bir demokrasi ve insanlar haklarının farkında. Dolayısıyla Türkiye'deki gibi kanunsuz bir çalışma ortamı olacağını sanmıyorum.

İnsanları tektipleştirmek doğru olmaz. Zaten bilindiği üzere multikültürel seviyesi en yüksek ülkelerden biri. Dolayısıyla her çeşit insan var. Genel olarak insanlar sıcak kanlı. Hiç tanımadığınız insanlar bile sizi görünce selam verir. Biriyle tanışma, arkadaş edinme konusunda da başlarda biraz problem yaşayabilirsiniz ama insanlar başkaları ile tanışmaya oldukça açık. Önemli olan sizin ne kadar dışa dönük bir insan olduğunuz. Pek sosyal biri değilim demişsiniz gerçi ama bunu kırarsanız çok rahat edersiniz.

Bana en çok farklı gelen anlayış, bizim şimdi pandemi ile alıştığımız o sosyal mesafe var ya, ABD'de bu zaten yerleşik haldeydi. Şöyle bir durum yaşadım. Bir self-servis restoranda ketçap, mayonez, tuz, biber vb. şeyler yanda duran bir tezgahın üstünde yer alıyor ve kendiniz alıyorsunuz her şeyi (Starbucks'ın şeker, peçete masası gibi ama daha çok şey var). Bu masanın boyutunu 2 kişinin yan yana yemek yiyebileceği boyutta düşünün. Bir hanımefendi sandviçini almış oradan hardalını falan alıyordu. Biraz ağır hareket ediyor. Ben de yanında olan boşluktan kolumu uzatıp bir şeyler alayım dedim. Kadın bir anda hopladı ve özür dilemeye başladı. Ben de aşırı şaşırdım ve ben ondan özür diledim (sosyal alanına tecavüz etmiş oldum aslında). Bu gibi örneklere şahit oldum. Sıra beklerken falan bizde arkamızdaki kişinin nefesi ensemizde buğulanma yapıyor mesela. ABD'de bu kadar iç içe değil insanlar. Ama örneğin bir gece kulübüne giderseniz orada da tam tersi. Herkes iç içe dans ediyor. Yani özetle herkes yerini biliyor. Yakınlaşmak gereken ortamda da yakınlaşmaktan çekinmiyor insanlar. Tabii şimdi pandemi nedeniyle bu yakınlaşma işleri de bitmiş olabilir tamamen. Onu bilemeyiz.

Benim en zorlandığım şeylerden biri de günlük konuşma diline alışana kadar insanlarla anlaşmak oldu. İlk gittiğim hafta, hatta ilk akşam bilindik bir yerden yiyeyim diye McDonald's'a gittim. İstediğim menüyü söyledim (big mac MEAL demeniz lazım, menu deyince yanlış anlaşılıyor). Kasadaki arkadaş oldukça hızlı bir şekilde "for here to go?" dedi ve bana baktı. Analamadım dedim. Tekrar etti. Yine anlamadım dedim, yine tekrar etti. Sonra "özür dilerim ben yabancıyım da, ne demek istediğinizi anlamadım." dedim "Burada mı yiyeceksin?" dedi. Yani benim aslında "one big mac meal for here please." demem gerekiyormuş :) Bu gibi bazı günlük konuşma söylemleri mevcut. Bunlara alışana kadar zorluk yaşadım açıkçası.

Virginia eyaletini hiç bilmiyorum. O konuda bir yorumum yok maalesef. Ancak uzun lafın kısası mutlaka değerlendirin.
0
himmet dayi
(21.06.21)
Reddit +1. Orada size net cevap verecek bir sürü insan vardir.
Amerika Avrupa'ya oranla daha kolay arkadas bulunabilen ve insanlarin yabancilarla daha çok konuştuğu bir yer.

Isin sartlari ne bilmiyorum ama Amerika Avrupa'ya oranla is sartlarinda daha kötü. Şöyle diyeyim; calistigim sirketin Amerika'daki customer service calisaninin tuvalete gidis saatleri olculuyordu ve mesai yapmadigi için "neden yapmiyorsun calisma arkadaslarin yapiyor" gibi yorumlar aliyordu.
Benim çalıştığım yerde ise müdürüme aksam ver ben yapayim o hesaplamayi dedigimde "ya bak gec oldu ugrasmak istedigine emin misin" diyor ya da "sen tatil planladin mi? Biraz tatile cik cok calistin" falan diyor. Kısacası Amerika'daki kültür biraz farkli ve çalıştığın yere göre de degisebilir. Ama Türkiye'den çok daha kötü olacagini sanmam ki en en en kötü ihtimal 3-4 sene orada çalışan adam Türkiye'de daha iyi bir kariyere isterse gelebilir. Yurtdışında çalışmak Türkiye'deki cvlerde ise yariyor.
0
logisticsmanager
(21.06.21)
Iki sikinti var:

1 - Atlantik kiyisini bilirim, north carolina ve guneyinde bayagi dolandim. Buyuk ihtimal redneck mekani. Bu abiler pek gocmen/yabanci seven tipler degildir. Zaten cok sosyal degilim demissin, sosyallesmek burada iyici zor gelebilir.

2 - Bir de maas falan onemli, o konuda bir bilgi vermemissin. Pahali yerler degil ama maas cok dusukse mantiksizlasabilir.

Avantajlar:

Yukarida NYC, asagiya inince Miami, KeyWest, Bahamalar vs.
Turkiye'ye nispeten yakinlik, tek ucakla ulasabilme imkani.
0
cooperr
(21.06.21)
Selamlar,

Valla yurtdışına gitmek neresi olursa olsun bir kere ufuk açıcı. Afganistan'a da gitsen, Amerika'ya da gitsen hep bize insan olarak yararı var.

Sosyal anlamda çekincen olduğunu düşünüyorum ve arkadaşlarını kaybetme korkun da var. Açıkçası o korkuyu aşmanı tavsiye ederim çünkü bir süre sonra gözden uzak olan gönülden de uzak oluyor ve o arkadşların seni unutuyor. Unutmayanlar ise gerçek dostların oluyor. Böylece süper bir eleme yapmış oluyorsun doğal seleksiyon sayesinde :)

Bak yurtdışında yaşamanın 2 yararını şimdiden sıraladık. Bu arada ekonomik tarafları zaten araştırdın ve orada problem yok diye anlıyorum o yüzden o konulara hiç girmiyorum.

Tabi olumlu yönlerden biri de dili geliştirmek olacaktır.Okulda veya kurta öğrendiğimiz gibi olmadığını göreceksin. Ayrıca buraya dönersen burada da yurtdışında çalışmış biri olarak ayrıcalıklı olacaksın. İşverenler her zaman yurtdışı görmüş adama farklı yaklaşıyor.

Olumsuz yönlerinden biri de asla gerçek arkadaş bulamayacaksın ve orada çok çok yalnız olacaksın. Yalnızlığın dibine vuracaksın hatta ve çok korkacaksın. Sonra yavaş yavaş alışıp yalnızlığın güzelliğinin farkına varacaksın. Bu adeta bir kabuktan çıkmak gibi, farklı bir boyuta geççmek gibi bir şey. Çünkü biliyorsun ki gerçekten aslında yurtdışına gitmesen bile yalnızsın, bunun farkına varınca karakter olarak daha da güçleneceksin.

Dünya'nın pek çok yerinde ırkçılık var ve buna maruz kalacaksın farkında olarak veya olmayarak. Buna isyan edeceksin, ama elinden hiç bir şey gelmeyeceksin. Ardından kabullenip biraz daha olgunlaşacaksın.

TL;DR kesinlikle git ve deneyimle. Sonra ister dön ister kal ama muhakkak gidip bunu yaşa.
0
Nocturne
(22.06.21)
pisman olacaksan yapip pisman ol. icinde ukte kalmasin.
0
baldur2
(22.06.21)
Yapmayin, bos yere gittim demeyin. Gitmeyi gercekten cok isteyen kisiler var. Onlara engel olmayin.

Ben ABD'de yasiyorum, sizin gibi dusunen kisiler mutlu degiller. Bir adam annesiyle gelmis, biri evden cikmiyor falan.
0
howfaristhesky
(22.06.21)
Yani bunlar güzel fırsatlar. Ama dediğin gibi içine kapanık bir bünyeysen bu sana fırsat gibi gelmeyebilir. İki açıdan bakalım.

-Sektörü bilmiyorum ama, ABD birçok sektör için iyi tecrübedir. Orada kalmasan bile Türkiye'ye döndüğünde çok kapı açar sana. bir de konfor alanının dışına çıkmak, bilmediğin bir ülkede yaşam kurmak, hiçbir okulun öğretemeyeceği bilgiler verir insana. Dil konusunda çok büyük ilerleme kaydedersin. Yeni insanlar tanırsın, yeni fırsatlar elde edersin. Aileden uzak olmak istememeyi anlayabilirim ama arkadaşlardan uzaklaşma endişeni anlamadım. Eminim o arkadaşlarının çoğu böyel bir fırsatta arkasına bile bakmadan gidecektir. Zaten bir süre sonra çoğu evlenecek, kendi yoluna gidecek, taşınacak, ülke değiştirenler olacak. Hiçbir arkadaş grubu sonsuza kadar bir arada kalamıyor:) Aradaki bağlar kopmasa bile insanlar eski halleriyle kalmıyor. Ben bile çoğu "kemik" arkadaş grubumla iletişimde olmama rağmen hayat görüşüm, önceliklerim değişti hissediyorum. Daha az ortak şey buluyorum onlarla. Zaten çoğu zaman buluştuğumuzda artık vaktimizin büyük bölümü eski günleri konuşmakla geçiyor. Çünkü yeni hallerimizle çok ortak yönümüz kalmadı. Bence insan her 5 senede bir arkadaş çevresini komple revize etmeli. Dostluk ayrı bir durum tabii.


-Öte yandan her yurt dışı tecrübesi herkes için aynı olmuyor. Yeni bir şirkete gittiğinde bile kendini kabul ettirmen biraz efor istiyor. Bir de bunu yabancı bir ülkede dışardan gelmiş biri olarak yapmak daha da eforlu bir süreç. Dediğin gibi sosyalleşmek senin için bir eziyetse, bu süreç bir kabusa dönebilir. Yani o ülkede hayatın evden işe, işten eve, minimum sosyallikle geçecekse, vaktinin çoğunu online olarak türkiye'deki arkadaşlarınla görüşerek geçireceksen çok da verimli bir iş değişikliği olmaz.

Ben olsam, gözümü karartır giderim. Çünkü aklının bir köşesinde "acaba gitse miydim" sorusu kalacak. En azından git ve "iyi ki gitmişim" ya da "en azından gittik denedik bize göre değilmiş anladık" de. Ama gitmeden bunu bilemeyeceksin.

Bir de yine ben olsam sosyal kabuğumu biraz kırmaya çalışırım. Yani Türkiye'de bile kalsan dediğim gibi hayat sadece aynı çevreyle geçmez. Çok kısır kalırsın. Zaten o sosyal çevreyi de koruyamayacaksın sonsuza kadar. Sana sevgi kelebeği ol, o ortamdan bu ortama koş demiyorum. Ama "sosyal biri sayılmam" insanın hayatını çok kısıtlayan bir cümle.
0
anten
(22.06.21)
(5)

Wordpress

Nocturne
Selamlar,Arkadşaım için statik bir site yapacağım. Sadece şirket bilgilerini yer aldığı bir site yeterli. Wordpress'ten yürüyeyim diyorum ancak bayağı oldu bakmayalı.Wordpress.org'dan mı başlamalı? Yoksa hosting aldığım yerden cpanel aracılığı ile mi içeriği yapayım? Teşekkür ederim,
Selamlar,

Arkadşaım için statik bir site yapacağım. Sadece şirket bilgilerini yer aldığı bir site yeterli. Wordpress'ten yürüyeyim diyorum ancak bayağı oldu bakmayalı.

Wordpress.org'dan mı başlamalı? Yoksa hosting aldığım yerden cpanel aracılığı ile mi içeriği yapayım?

Teşekkür ederim,
0
Nocturne
(21.06.21)
single page bir şey olacaksa bence wp gerek yok. single page html temalar var onlardan bir tane al, gerekli düzenlemeleri yapıp direkt salla hostinge.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(21.06.21)
@duyulması gerektiği kadar: Örnek bir link vereiblir misin? Tabi zahmet olmazsa.
0
🌸Nocturne
(21.06.21)
themegrill.com

Bence sadece şirket bilgisi falansa bu bol fotolu temalardan uzak durup resume temaları iş görür.

Cpanel'de de hazır temalar oluyor onlardan kur geç derim.
0
liberal
(22.06.21)
themeforest.net

mesela bunun gibi bir şey yapılabilir.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(22.06.21)
Bence kolay kullanım açısından wordress iyi olur.

wordress.org'a gerek yok.

bir şirketten wordress hosting al. Themeforest.net üzerinden düzgün bir kurumsal tema al o hostinge at.

themeforest.net

bu tarz kurumsal şirket temaları iş görür. Statik de olsa biraz modern tasarım diline uysun.

Çünkü bir noktadan sonra arkadaşın sürekli değişiklik isteyecek, her seferinde seni arayacak sana da eziyet olacak.

Gösterirsin neyi nasıl kurcalayabileceğini. İstediği zaman fotoğrafları, metinleri değiştirebilir.
0
anten
(22.06.21)
(6)

İndirim olduğunu bildiğiniz bir şeyin indirimini kaçırınca

condom kurşunu
Siz de deli gibi sinirleniyor musunuz?
Siz de deli gibi sinirleniyor musunuz?
0
condom kurşunu
(21.06.21)
Hayır tekrar indirime giriyor zaten
0
freebird5406_2
(21.06.21)
Çok istediğim bir şeyse üç gün falan aklımdan çıkmıyor. Biraz psikopatım bu konuda :) Eşim de kızıyor niye bu kadar dert ediyorsun diye ama elimde değil.
0
hrvl
(21.06.21)
hayır. akakce'ye ekliyorum. tekrar indirim olunca bildirim geliyor zaten.
0
himmet dayi
(21.06.21)
of hiç sorma. türkiye'deyiz bu enflasyonla hep aynı güzellikte indirim yakalamak mümkün değil özellikle elektronik eşyalarda.
0
not dark yet
(21.06.21)
Hayır, çünkü çoğu ürünü almaya karar verdiğimde takibe alıyorum. Takibe alınca da görüyorum ki, çoğu zaman şişirip sonra indiriyorlar.
0
anten
(21.06.21)
yani o an acilen lazim bi seyse evet ama genelde indirime giren seyler ayni olur. kahveyi indirimsiz fiyattan asla almam mesela cunku biliyorum bugun olmasa yarin girecek
0
yoggi
(21.06.21)
(2)

eşofman bacak arası aşınması

diffarentiationation
Bunun için terziler bir şey yapabilir mi? Yeni aldım ve 2 giymeye aşınmaya başladı.
Bunun için terziler bir şey yapabilir mi? Yeni aldım ve 2 giymeye aşınmaya başladı.
0
diffarentiationation
(21.06.21)
Araya yama yapıyorlar
0
dre mithatoğlu
(21.06.21)
yaparlar terziler. sağlam da dikiyorlar.

Ama vücut sinyal veriyor olabilir:) o aşınma genelde fazla kilodan oluyor.
0
anten
(21.06.21)
(9)

Yurt dışına göç edenler

sumuklurakun
Göç etmiş veya etmiş olanı yakından tanıyan varsa, bürokratik işler haricinde en çok sorun yaşadıkları konular neler oldu ?.
Göç etmiş veya etmiş olanı yakından tanıyan varsa, bürokratik işler haricinde en çok sorun yaşadıkları konular neler oldu ?.
0
sumuklurakun
(20.06.21)
Arkadaş edinmek. Yerel dili bilmiyorsaniz malesef yerel arkadaş edinmek Avrupa'da baya zor. Genelde diğer yabancilarla takilmaya çalışıyorum.

Kültüre alismak ve asimile olmak. Kimine göre zor, bana göre kolay. Hastasiyim yemek sonrasi biraz tom de savoie, biraz comte ile salata yemenin ya da ağır yemek üstüne dijestif alkol almanin ya da her ama her insana merhaba/iyi aksamlar demenin. Bunlara uymak istemeyen ve kendi kültürünü başka ülkede yasamak isteyen kisi genelde sorun yaşıyor.

Dil. Fransizca, conjugationlara s.kayim.
0
logisticsmanager
(21.06.21)
agzinla kus tutsan seni attiklari torba "gocmen" torbasi, kariyer kovalayacaksan 5-0 geriden basliyorsun, vs..
0
cooperr
(21.06.21)
yalnizlik,
gizli irkcilik,

bazilarinin kendilerini kaybedip turkiye'de ulasimi zor/yasak olan kumar-bahis-alkol-uyusturucu gibi bagimliliklara bulasmasi.
0
baldur2
(21.06.21)
çalışma izni uzun süre çıkmadı çalıştığım şirkete danışman olan şirketin mallığı yüzünden. tamamen bürokrasi.

yerel dili bilmiyorum. herkes ingilizce biliyor neredeyse (damacana getiren sucu bile). öğrenmeyi de düşünmüyorum. ara sıra "ulan keşke bilsem de kolay gelsin falan diyebilsem" diyorum.

bunun dışında dünyanın en yalnız insanıyım. bu da beni işkolik yaptı. o kadar ki tatil yapmayı unuttum. mart 2020'den beri hiç izin kullanmadan çalışıyorum.

29
e
bir doğu avrupa ülkesi
mühendis
0
rain when i die
(21.06.21)
annenin babanin yaslanmasi ve uzakta olmasi biraz moral bozucu.

onun haricinde herhangi bir burokrasi sorunu yasamadim. turkiye'den daha rahat ve anlasilir her sey. bazilari is bulmakta zorlaniyor ama benim sansim yerinde gitti sanirim, turkiye'dekinden daha ust seviye bir isle basladim.

arkadas grubumdan asiri memnunum. gozlemledigim kadariyla bekar olmanin ciddi avantaji var cevre yaparken.
0
hot potato
(21.06.21)
Ev bulmak. Gerçi ben de biraz ağırdan aldım ama hayatımın en uzun ayıydı.
0
bruce mclaren
(21.06.21)
ülkenin ingilizce dışındaki, kendi dili.
arkadaşlık olayları ve sosyal hayata entegrasyon.
orta doğulu damgası/ayrımcılığı/ırkçılığıyla uğraşmak.

artıları bunları tolere ediyor tabii. bir de tr.nin şu anki güncel durumunu düşündükçe zor gelmiyor.
0
rewlack
(21.06.21)
Aileye, dostlara özlem. Aslında normalde sorun olmaz, uçağa atlayıp git gör, onlar gelsin. Ama covid sebepli yasaklar vs. derken araya istemsiz bir mesafe girdi. Dünya daha iyi durumda olsaydı bu da olmazdı sanırım.
0
quaker
(21.06.21)
Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte adaptasyon.

Mesela almanya milyonluk göçmen nüfusuna rağmen hala yabancılara oldukça kapalıdır. O ülkenin anadilini iyi konuşamıyorsanız, ingilizce ile ancak expatlar ile arkadaşlık edebiliyorsunuz.

Almanya'da reklam ajansında, ülkenin geri kalanına göre daha liberal ve çok uluslu bir ortamda çalışmasına rağmen, ajans içinde bile 1-2 kez ırkçılıkla karşılaşmış bir arkadaşım var. Hatta birinde iş IK departmanına yansıdı, adam özür diledi falan.

Ee tabii ki geç bir yaşta gidince, ülke ne kadar sıcak kanlı da olsa, göçmen dostu da olsa, bazı alışkanlıkları değiştirmek de zor oluyor.

Bir de benim gördüğüm ailesiyle ilişkileri iyi olan, hatta nötr bile olan insanlar özellikle anne babanın hastalıkları, yaşa bağlı sıkıntıları arttıkça uzakta çok acı çekiyorlar. Zor oluyor o süreçler.
0
anten
(21.06.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.