Giriş
(12)

Sıkılaşmak için?

nefertarii
Ne önerirsiniz? Ya da mümkün değil mi anlamadım… alt vücut için soruyorum; kalça, baldır-bacak vs. Spor yapıyorum (6 aydır) bu arada ama kas olmuyor ya da hiç sıkılaşmıyor oralar, ne önerirsiniz ya cidden çok sinir bozucu.
Ne önerirsiniz? Ya da mümkün değil mi anlamadım… alt vücut için soruyorum; kalça, baldır-bacak vs. Spor yapıyorum (6 aydır) bu arada ama kas olmuyor ya da hiç sıkılaşmıyor oralar, ne önerirsiniz ya cidden çok sinir bozucu.
0
nefertarii
(01.07.21)
E aletli pilates?
Bir de ağırlık.
0
kiproklk
(01.07.21)
Aletli pilates yapıyorum zaten… arada hiit ile karışık yapıyoruz da. ya şaka gibi gevşek bildiğiniz alt taraflar, sarkık da değil…
0
🌸nefertarii
(01.07.21)
Nasıl bir spor yapıyorsunuz bilmiyorum ama mutlaka ağırlık ve direnç bandı kullanın. Direnç bandı için kumaş olanları tavsiye ederim kesinlikle, daha uzun ömürlü oluyorlar. Ben oma fitnesstan almıştım hala sımsıkı ve kopma olmadı. Dambıl veya halter de almanızı öneririm. Bütçenize göre uygun olanı seçebilirsiniz. Ama ağırlıkların değiştirilebiliyor olmasına dikkat edin, o çok önemli.

Son olarak tüm vücudunuzu çalıştırmaya özen gösterin diyebilirim, tecrübelerime dayanarak.
0
ruhen hastayim ben
(01.07.21)
sıkılışma dediğiniz şey o bölgedeki yağın azalıp kasın artması demektir.
bunun da en etkili hatta belki de tek yolu direnç antrenmanıdır.
bunu ağırlıksız sadece vücut ağırlığıyla, ekstra ağırlıkla ya da direnç bandıyla yapmak ise sizin vücut özelliklerinize göre karar vermenize kalır.
0
bay b
(01.07.21)
kuvvetlenen, hacmi artan kas kütlesinin üzeri yağ ise ne kadar spor yapılırsa yapılsın o yağlar yine de lömbür lömbür sallanacak ve sıkı olmayacaktır.
0
d e j i n
(01.07.21)
protein ağırlıklı beslenme
meyve sebze ihmal etmemek
zeytinyağını ihmal etmemek: hem gerektiği hem de mineral-vitaminlerim yağ formunda depolananları için
bol su
az soda

3 set karşılığı: düşük ağırlıkla ya da cardio ile kilo vermeye yönelik çalışma

3 set zorlanacağın ağırlık
0
bir soru sorcam
(01.07.21)
@Dejin nasıl yani anlamadım?
0
🌸nefertarii
(01.07.21)
sıkılaşma için direnç ve ağırlık gerekir, kardiyo, hiit gibi nabız yükselten antremanlar yağ yakımını hızlandırmaya yarar. yağlı iseniz bunları da yapmalısınız ama çok yağlı değilseniz kilonuz ideale yakınsa sadece sıkılaşmak istiyorsanız kesinlikle direnç ve ağırlık eklenmeli. sadece hiit yaparsanız yağ gidebilir ama altında kas yoksa istediğiniz görüntü zor, sadece ağırlık çalışırsanız da zor. total bir çalışma lazım. bunun için de beslenmeye dikkat etmek, yağ yakmak, kas çalışmak.

bana kalırsa esneme de ilave edilmeli. çünkü güçlenen kas kısalıyor, güçlü oluyor evet ama esneklik ve mobility azalıyor. ama bir yandan da güçlü kas daha iyi esniyor. kası güçlendirir güçlendirmez esnekliğini de desteklemek gerekiyor. benim gittiğim yerde hocamız hiit(tam hiit denemez ısınmak için yaptıklarımız), direnç, esneme, ağırlık hepsini birlikte yaptırıyor. ağırlığımız kendi vücudumuz.

ben de aletli pilates yaptığımda beklediğim sıkılaşmayı gözlemlememiştim
0
ofelia
(01.07.21)
Önce kas kütlenizi artırmanız, sonra yağ yakmanız lazım.

Bu da ancak sağlıklı beslenme ve tüm vücudu çalıştıran bir egzersiz yaklaşımıyla olur. Vücudun tamamını çalıştırmadan sadece belli bölgelere yoğunlaşmak sakatlık riskini artırır.

Yazıldığı gibi ağırlık ve direnç bandı önemli.

Ama bunları mutlaka ya bir kişisel antrenörle, ya da fitify, freeletics gibi ağırlık antrenmanları içeren antrenman uygulamalarıyla düzenli kullanmanız lazım.

Kendi kafanıza göre giriştiğiniz antrenmanlar sakatlanmanıza ya da sonuç alamamanıza neden olabilir. Antrenör yoksa bile en azından uygulamaları kullanın. En azından neyi ne sıklıkta tekrarlamanız gerektiği konusunda sizi yönlendiren bir sistem olur.

Bu arada 6 ay çok erken, özellikle herhangi bir antrenman geçmişi yoksa oldukça erken sonuç görmek için.

İnstagramda 3 ayda sıkılaştım diyenlere aldırmayın. Onların çoğu ciddi kas kütlesi olan yıllardır düzenli antrenman uygulayan insanlar. Kardiyo ile fazla yağları yakınca, altta kalan kas kütlesi görünür oluyor. Yeni kas üretmiyorlar yani.

Ciddi kaslı ama yağ oranı fazla bir insanın 6 ay antrenmanla alacağı sonuç farklı.

Kas kütlesi zayıf, yağ kütlesi fazla bir insanın 6 ay antrenmanla alacağı sonuç farklı.

Bunu bir yaşam tarzı şeklinde düşünmeniz ve uzun vadeli beklentiler geliştirmeniz motivasyon için önemli.

Bir sürü teori var ama, bir insan yılda 8-12 kg arası kas kütlesi kazanabilir ortalamaya vurunca. Bu bünyeye göre az ya da fazla olabilir.

Ama bundan daha hızlı yağ yakabilir. Yani sen düzenli antrenmanla yağ yakabilirsin. Ama o yaktğın yağın yerine koyacağın kas kütlesini inşa etmen daha uzun sürecek. Bu süreçte de belki zayıflayacaksın, ama henüz istediğin oranda kasın olmadığı için o bölge yine şu ankinden farklı görünmeyecek sadece küçülecek.

Bizim öyle çok fazla antrenman egzersiz alışkanlığımız yok ülkece. Genelde en önemli gelişim yaşlarımızda spordan uzak büyüyoruz. Ancak yetişkinlikte ara ara egzersize merak sarıyoruz. Haliyle öyle beklediğimiz sonuçları almamız kolay olmuyor.
0
anten
(01.07.21)
kas üstü yağların lömbürdemesini şöyle örneklendireyim. sumocular çılgın gibi kasa sahip. seni beni alır havada dört beş tur çevirir sonra kürdan muamelesi yapıp dişlerini karıştırır lakin pofuduk insanlar.
halk arasında söylendiği gibi yağın kasa dönüşmesi gibi bir şey yok. kas tabakası ayrı yağ tabakası ayrı.
kasların çok kuvvetli olabilir ama üzerinde çok yağ tabakası olabilir. sadece kasların kuvvetlendi diye sıkı olamazsın maalesef. kalori açığı ile yağ yakımı da şart.
0
d e j i n
(02.07.21)
@dejin anladım; ama her kilo için geçerli mi bu? Mesela ben 1.68 boy 59 kiloyum. Akıllı tartıda son veriler yağ:26 kas:41.6 kg proteinim alt sınıra yakın düşük.

Çok sumoluk bir durumum yok bence :) ama şu direnç bandıyla tüm vücudu deneyeceğim.
0
🌸nefertarii
(02.07.21)
Her kilo için geçerli. şişman değil, normal boy kilo oranında ama yağlı olunabilir. eğer sıklet bazında bir yarışmaya katılmayacaksanız tartı kullanmayın mümkünse.
çok kötümser bir hava yaratacağım ama o elektronik tartılar çöp. tükettiğin su miktarı dahi ölçümü değiştiriyor. doğru bir yağ ölçümü alman mümkün değil.
tüm öğrencilerime söylediğim gibi tartıyı sebze meyve tartmak için kullanın. kendi bedenin için ayna ve mezura yeter de artar.
ayna karşısında haftada bir, iki haftada bir filan aynı açıdan fotoğraf çek mutlaka.
tartıda artış, bedende ise incelme görmek çok şaşırtıcı bir şey değil.
0
d e j i n
(07.07.21)
(3)

renault clio - periyodik bakım zamanlaması sorusu

robin crusoe
merhaba arabacılar2020 haziran trafiğe çıkışlı renault clio sahibiyim. ilk periyodik bakım zamanı 10 bin km ya da 1 yıl hangisi önce dolarsa. şimdi vaziyet şu; 1 yılı doldurmaya 1 hafta var. kilometre de 8200'de. ay başında bu araba üç haftada yaklaşık 2500 km yapacağı bir yolculuğa çıkıyor.en son y
merhaba arabacılar

2020 haziran trafiğe çıkışlı renault clio sahibiyim.
ilk periyodik bakım zamanı 10 bin km ya da 1 yıl hangisi önce dolarsa.

şimdi vaziyet şu; 1 yılı doldurmaya 1 hafta var. kilometre de 8200'de.
ay başında bu araba üç haftada yaklaşık 2500 km yapacağı bir yolculuğa çıkıyor.
en son yaz lastiklerini taktırmaya götürdüğümde sordum, servis elemanı "bi şey olmaz abi ya sen 2500 km yap gel öyle sokalım bakıma" dedi. fakat ben 1 yıldır arabanın kaputunu bile 3 kere açmamışımdır. evet araba genç ve iyi bakıldı ama böyle uzun bir yola da bu bakımı yaptırmadan çıkmak içime sinmiyor.

sizce ne yapayım?
a - periyodik bakımı yaptır öyle çık yola.
b - yeni araba bi şey olmaz git gel sonra bakarsın.
c - bakım olmasa da uzun yol öncesi bi kontrole girse iyi olur. (bu seçeneğe kendi kendime şöyle cevap veriyorum, e kontrole götürmüşken bakıma bırakırım zaten?)

lazımsa ek bilgi:
araç 1.0 tce xtronic benzinli.
0
robin crusoe
(30.06.21)
b.

periyodik bakım abartılmış bir balondur. 10 bin km'de bir yapılması yetkili servislerin para kazanabilmesi için uydurulmuş düşük bir sayı. Endişe edecek bir şey yok. Yolu yapıp gelin, sonra bakıma girer.
0
himmet dayi
(30.06.21)
Aynı araçtan bende de var. Nisan 2020 çıkışlı. Bana 20.000 km. ya da 1 yıl bilgisi verilmişti.
0
ultranil07
(30.06.21)
Aracın hiç yağı değişti mi?
Sıfır araç olduğu için aslında tam bu kilometrelerde yağını değiştirmek lazım.

3 hafta 2500 km yola çıkmadan önce ben olsam bakıma sokardım.
periyodik bakım dediğin şey zaten maksimum 1-2 saat sürer.

Aracın bir sorunu ya da sorun çıkarma ihtimali olan bir yeri varsa onu da önden bilirsin.

Ee zaten öyle ya da böyle bakıma girecek araç. En azından yolda kafan rahat olur.
0
anten
(01.07.21)
(12)

birikim yapabiliyor musunuz?

tuborg yesili
Türkiyedeki bu ekonomik çerçevede birikim yapma durumunuz nedir?Paylaşmak isterseniz yaş ve birikim miktarınız nedir?
Türkiyedeki bu ekonomik çerçevede birikim yapma durumunuz nedir?
Paylaşmak isterseniz yaş ve birikim miktarınız nedir?
0
tuborg yesili
(30.06.21)
31 yaşındayım, evli eş çalışmıyor, istanbuldayım, aylık maaşımın %30 civarını ev kredisine ödüyorum. Onun dışında bir birikim yapmıyorum şu an için. Geçen yıl bu rakam %60 civarı oldu pandemi dolayısıyla pek harcama yapmadık ama bu yıl tabii harcamalar arttı.
0
roket adam
(30.06.21)
istanbul, 32, erkek, bekar, kira yok, araba var, birikim yok.

birikim yapmak istesem yapar mıyım emin değilim ama bir hedefim de yok açıkçası. maaşı komple harcıyorum. Nereye harcadığımı da bilmiyorum sağa sola gidiyor bir şekilde.
0
bunetantana
(30.06.21)
ankara, evli. maaşımın yüzde 45 i ev ve araba kredisi taksidine gidiyor. çok olmasa da ayrı bir birikimim de var. eskiden çok daha iyi birikim yapabiliyordum. şimdi harcama kısmı birikime pek izin vermiyor. 2013 sonrası ilk defa işe başlayıp birikim yapmaya çalışanlara kolaylıklar diliyorum.
0
wallets wide shut
(30.06.21)
Tam %50'si ev ve araç kredilerine gidiyor. Zorluyor bu sene için.
0
baal
(30.06.21)
Erkek Bekar kişisi. Kira yok, Yaş 32.

1900 Euro var. Her ay 100 euro alıyorum. Köşede duruyor. Gerçi euro'yu yurtdışı gezilerinde yemek için birikiyorum. Türk lirası ise 5 haneli sınırda.

Bir 5 haneli kısım, borsada var. Değerlenir diye bekledim ama olamadı.
0
put it in your appropriate place
(30.06.21)
eve giren gelirin
%40a yakın ev kredisi,
%45i giderler.

%15 civarı birikim yapabiliyoruz şimdilik, ama her geçen gün giderler yüzde olarak artıyor. konut kredisinin tek iyi yani sabit olduğu için yıllar geçtikçe oranı azalacak olması.
0
nuisance
(30.06.21)
evet. dert biriktiriyorum. acayip bir birikim oluştu şimdiye kadar. birikim deyince de aklıma ilk olarak dert geldi zaten, yanıtlarda paradan bahsedenleri gördüm. gelen gidiyor valla o kısımda. "merhaba, güle güle" bir ilişkim var parayla.
0
dnzbrs
(30.06.21)
Birikim hic yok. Hem yapamiyorum oyle mukemmel bi maasim yok hem de neden yapmam gereksin diye dusunuyorum. Çocuk sahibi olmayi zaten düşünmüyorum. Yani aman evladim iyi yasasin gibi bi tasam olmayacak. Suanda olani rahat yasamak icin gonlumce harciyorum. Yil icinde birikenle tatil yapiyorum. Araba var. Ev kira. Borc yok. Ne kadar yasayabilecegimi bilmedigim bi ev icin de on yillik borca girip disimi sikmak istemedim.
Belki ciddi bir saglik sorunum olursa diye biriktirebilirdim ama ne bileyim direnmem yasadigim kadari ile ölürüm. Borcsuz harcsiz. Iyi bence.
0
a perfect lie
(30.06.21)
antalya, 27 yaşındayım. maaşımın neredeyse %40-45'i kiraya gidiyor (kiralar pandemi döneminde inanılmaz yükseldi ve zam oranım %8-%10 arası kaldı). ev, araba yok. az az altın alabiliyorum kenara birikim için.
0
mrtkp1234
(30.06.21)
Kabaca yüzde 50 birikim yapabiliyorum. Altın ve usd biriktiriyorum. Evim yok, arabam yok.
0
kumandanim
(30.06.21)
Yaşam tarzını değiştirmeden çok zor.
Türkiye'de özellikle beyaz yaka çalışanlarda aşırı ve gereksiz bir tüketim alışkanlığı var. Ben 28 yaşına kadar ekonomik olarak çok zorlandım. Maaşım artsa da yetmiyordu. Sonra bir şeyleri değiştirdim hayatımda.

Şöyle düşünmek lazım, kaynaklarımız sınırlı. O zaman her istediğimize yetmeyecek. Bir şeyleri önceliklendirip bir şeyden vazgeçmek gerek.

Bizde şöyle bir alışkanlık var bende de vardı, taksitlerini ödemeye maaşım yeten her şeyi alabilirim diye düşünüyordum. Taksitle alışverişe bayılıyoruz milletçe. Ama öyle değil o, ürüne maaşın yetiyorsa almak lazım.

Şöyle örnek vereyim. 3-4 sene önce olsa iphone 11'i 3500 tl taksitle alırdım maaşım yetiyor diye. Şimdi gidp 3500 nakit verip samsung a51 alıyorum. Çünkü telefonda ihtiyacımı görmesi önemli. Yaptığım tek şey mesajlaşmak, sosyal medyada gezmek arada foto çekmek. bunun dışında bir şey yapan var mı telefonunda genelde? Çok az. Aradaki farkı sanki telefon almışım gibi, kenara atıyorum yatırım yapıyorum vs.

Bir de bütçe yapmak çok önemli. ben yapmaya başladığımdan beri ciddi para alışkanlıklarım rayına oturdu. Bütçe dediğim de basit bir kitapta okuduğum bir yöntem. 50-30-20 diye bir teknik uyguluyorum.
Gelirimin %50'si zorunlu harcamalar.
%30'u lüksler
%20'si de birikim & yatırım.

Böyle olunca fazla harcamaları görüp azaltıyorum. Mesela giyime ve dışarda yemek olayına çok harcadığımı gördüm bunu azalttım.

Ee bu sayede yapmak istediğim şeylere param kaldı. Ya da ya biriktiremiyorum ki dediğim miktarları biritkirmeye başladım.

Mesela daha fazla tatil yapabiliyorum. Haftasonları, long weekendler vs... Arkadaşlarım miras mı kaldı falan diyor. Ee yani işte sen telefona 10bin veriyorsun ben 3000 veriyorum 7000'le geziyorum. Ya da bir çantaya 3000 lira vermiyorum.

Mesela deterjan gibi düzenli aldığım ve bozulmayacak ürünleri de toptan alıyorum ki ucuza gelsin.

böyle birkaç ufak dikkat noktasıyla 50 oradan, 100 buradan derken bir bakmışsın bir ayda 300-500 para artırmışsın. Ayda 500 yılda 7200 yapar.

Aynısı harcamalar için de geçerli. 3-5 derken harcadığımız şeyler yıl içinde 5-10 binlere ulaşıyor. Ee basitce <benim bu hayattaki önceliklerim neler sorusunu sorarak gereksiz olanları durdurmak, birikim için bize fırsat verebilir diye düşünüyorum.
0
anten
(30.06.21)
31 yaşındayım, evliyim, eşim de ben de mühendisiz, İstanbul'da kirada oturuyoruz, araba yoktu bu ay alacağız.

5 yıldır falan çalışıyorum ancak 5 haneli rakamlara geldi birikimim.

Yani pandemi bize yaradı yalan yok ama birikim yapmak stresli bir şey. Paramız erimesin diye sürekli yatırım aracı kovalıyorum. Sepet yapa yapa nerede ne vardı bilmiyorum artık.

Kripto paralarda al-satlarla güzel para kazandım ama bir günde %20 falan düşünce hoş olmuyor tabi. Orası o kadar riskliyken borsaya biraz para koydum pişman oldum. Fon aldım kimi çok güzel çıktı, kiminin zararı ne zaman çıkar bilmiyorum. Dolar euro altın da vardı şimdi araba alacağız diye sattık hepsini.
0
chicha_v2
(30.06.21)
(2)

Gemi Mühendisinin Çalışabileceği Ülkeler

emroy
Merhaba İTÜ Gemi Makineleri Mühendisliği mezunu, tercihen Kanada ya da İskandinav ülkeleri olmak üzere, yurt dışında çalışabilir mi? Bunun için nasıl davet alabilir? Yardım ederseniz çok sevinirim.
Merhaba İTÜ Gemi Makineleri Mühendisliği mezunu, tercihen Kanada ya da İskandinav ülkeleri olmak üzere, yurt dışında çalışabilir mi?

Bunun için nasıl davet alabilir?

Yardım ederseniz çok sevinirim.
0
emroy
(28.06.21)
aynı okuldan mezun bir arkadaşım var. Ama o direkt denizci oldu. Yurtdışındaki firmalarda çalışıyor. Denizadamlığı belgesi ile uluslararası iş bulmak daha kolay çünkü genelde onların statüsü normal çalışandan biraz daha farklı oluyor.

Ama mühendislik yapacağım derseniz, o konu biraz daha çetrefilli olacaktır. Herhangi bir dalda yurtdışında iş bulmaktan farkı yok sürecin. Öncelikle staj bulmaya çalışın yeni mezunsanız. Ya da çalışmak istediğiniz ülkede yüksek lisansa gidin ve o arada iş bağlantıları kurun.

İş tecrübesi olmayan birinin yurtdışında bir şirkette iş bulması çok kolay değil.

Bu arada ben olsam biraz daha skalamı geniş tutarım. Güney kore ve japonya dünyanın en büyük gemi üreticileri. Japonya zor ama Kore biraz daha expat dostu bir ülke sayılır. Güney Kore'deki üretici firmalara staj başvurusunda bulunmayı da deneyin.

Bu arada daha niş ama ilginç fırsatlarla dolu bir sektör olarak yat inşasını da bir düşünün. İtalya ve Almanya'da bu alanda uzmanlaşmış, dünya standartlarında markalaşmış firmalar var. Buralarda bir tecrübe de iyi olabilir.
0
anten
(28.06.21)
Gemi makine mi gemi inşaa ve gemi makineleri mi?
Eğer gemi makineyse zaten genellikle seyir mühendisi olarak çalışmayacak mısınız? Dolayısıyla uluslararası şirketlerle daha yakından ilişkiniz olur. İlk stajlarınızı direkt içmeler tersanelerinde değil yurtdışında arayın.
Yok gemi inşaa ve gemi makineleri mühendisiyseniz bir süre eğitim alarak yine yukarıdaki süreçle çarkçı başı falan derken yükselirsiniz. Ofis işi bakıyorsanız dizayn ofisler gibi staj staj staj diyorum.
Bol bol çizim programı çalışın auto cad, solid gibi.. bi zamanlar rhino modaydı şimdi yerimi başka şeyler almıştır. Her şeyini öğrenin, staj da bulursanız (erasmus stajı da bakın mezun olduktan sonra bi süre daha kullanılabiliyor bu hak) sonrası gelir.
0
rewlack
(28.06.21)
(7)

Microsoft Office alternatifi

fitillidaniyal
Microsoft Office kullanamayacağım bir durumdayım (farklı sebeplerden ötürü Linux kullanmam gerekiyor ve bilgisayarımda bir sıkıntı olduğu için dualboot yapmama izin vermiyor - klasik Toshiba sıkıntıları). Aynı zamanda da çevirmen olarak çalışıyorum ve sağlam bir word tarzı bir şey lazım. Ne kullanab
Microsoft Office kullanamayacağım bir durumdayım (farklı sebeplerden ötürü Linux kullanmam gerekiyor ve bilgisayarımda bir sıkıntı olduğu için dualboot yapmama izin vermiyor - klasik Toshiba sıkıntıları).

Aynı zamanda da çevirmen olarak çalışıyorum ve sağlam bir word tarzı bir şey lazım. Ne kullanabilirim?
0
fitillidaniyal
(28.06.21)
Libre Office
0
helena
(28.06.21)
Ofise 365 dedikleri Online Wordü de kullanabilirsiniz, Microsoft o da ama tarayıcıda açılıyor
0
kullanıcıadımbuolsun
(28.06.21)
libre, open, wps, free, polaris hepsini denedim bana en iyi textmaker geldi.
0
diffarentiationation
(28.06.21)
IT uzmanı olarak linux kullanmayı çok istedim fakat her defasında Office programlarındaki uyumsuzluk nedeniyle vazgeçmez zorunda kaldım.

Excel makro ve rapor hazırladığımdan ve raporları gönderdiğim kişilerin sorunsuz bir şekilde açmaları gerektiği için linux kullanmadım.

Yukarıdaki cevaplardan sadece online tarayıcı üzerinde çalışanları kullanabileceğini düşünüyorum. farklı program alternatifleri versiyon uyumsuzluklar ona neden olabilir.
0
kaiserr76
(28.06.21)
Google docs yazılmış ama kesinlikle en iyi alternatif. Hem de aşırı pratik.
0
anten
(28.06.21)
openoffice
0
naksidil
(28.06.21)
Openoffice kullandım, tavsiye ederim. Google docs'u bilmem ama office 365'in online versiyonu acayip ağır. (Gerçi çalıştığım dosyalarda veri boyutu ve veri ilişkisi de büyük) O yüzden 365'i asıl kurulum dosyalarını pc ye indirerek kullanıyorum. Şu an için online sistemlere mesafeliyim. Bu benim pc nin sistemle de ilgili olabilir ama çevrimdışı modda böyle bir takılma yok.
0
nihayet
(28.06.21)
(3)

İyi bir iş/ sosyal network kurmak doğuştan gelen bir beceri midir?

psmstc
Yoksa yıllar içinde deneme yanılmayla öğrenilebilir mi?
Yoksa yıllar içinde deneme yanılmayla öğrenilebilir mi?
0
psmstc
(23.06.21)
Doğuştan gelen bir yetenek değil de, yetiştirilme tarzıyla alakalı olabilir. Tamamen ebeveynlerden ya da gelime çağındaki sosyal çevresinden gördükleriyle kişiliği oluşuyor insanların. genetik özellikler de söz konusu tabii ama genetik özelliklerin de çıkması için tetiklenmesi gerekiyor vs. (konunun uzmanı değilim).
0
himmet dayi
(23.06.21)
ağızın laf yapması elbette bir beceri, mesela çok sade,halktan bir tipin olur insanlar hemen seninle iletişim kurar o da bir beceri.

önemli olan pratikdir. adam avantajlıdır
20 üzerinden 7 doğuştan geliyordur 5 koymuştur 12lvl ile devam ediyordur

sende yoktur doğuştan 2 geliyordur üzerine 15 koyarsın 17 ile devam edersin.

oturup ben bu adamla nasıl, ne konuşayım lafa nereden gireyim diye çok plan yapmışımdır. tutmasa bile bir sonraki adamlara yatırımdır.

uğraşmak lazım. vazgeçersen 2lvl ile hayatına devam edersin
0
duyurukullanıcısı
(23.06.21)
sosyal beceriler zaman içinde geliştirilebilir. Ama himmet dayının da belirttiği gibi yetiştirilme tarzı ve yetiştiğin çevrenin etkileri büyüktür ve bunu kırmak kolay değil.

Tabii ki belli teknikleri var bunun. Mesela etkili konuşma, beden dili oldukça fayda sağlar sosyalleşmede. Ama tabii bunları içselleştirmek mesele. Mesela böyle kurslara gidip robot gibi davranıp garip durumlara düşen çok insan var.

Bir de biz sosyalleşmeyi çok akışa bırakarak olağan gelişen bir şey sanıyoruz ama, bu konuda başarılı insanların çoğu bu konularda kafa yoruyor. Mesela önemli bir görüşme öncesi, diyelim ki iş bağlayacak, görüşeceği insanı ders çalışır gibi çalışan insanlar da tanıyorum. Bunlar da başarılı bir network kurmak için kullanılan ufak hileler sanırım.
0
anten
(24.06.21)
(22)

Alman disiplini

dissendium
Alman disiplini gerçek mi yoksa biraz abartılıyor mu? Bir videoda izlemiştim, Celâl Şengör'e bir Alman profesör sabah saat 7 için randevu vermiş. O da ben 12'de uyanıyorum, 7'ye randevu mu verilir diyordu. Gerçek hayatta Almanlar gerçekten çalışmasa bile erken saatte uyanan, zamana dikkat eden insan
Alman disiplini gerçek mi yoksa biraz abartılıyor mu? Bir videoda izlemiştim, Celâl Şengör'e bir Alman profesör sabah saat 7 için randevu vermiş. O da ben 12'de uyanıyorum, 7'ye randevu mu verilir diyordu. Gerçek hayatta Almanlar gerçekten çalışmasa bile erken saatte uyanan, zamana dikkat eden insanlar mı?

Almanya'da yaşayan bir tanıdığım var teyzemin tarafında. Çocukları olduğunda çocuğun uyku saati geldiğinde çocuk ağlasa da çocuğu uyutuyorlardı. Türkiye'de çocuk ağlayınca tamam, uyuma deyip pes ediyorlar. Bu örnek abartılı mı yoksa tüm Almanya'ya yayılmış bir olay mı?
0
dissendium
(23.06.21)
Abartı şeyler bunlar. Nice disiplinsiz alman arkadaslarim oldu, nice almanla calisiyorum hic de öyle makine gibi değiller.
Dakikligi bilemem de öyle herkes 7de uyanıyor falan saçma.
0
logisticsmanager
(23.06.21)
Ortaokul ve lisede anadolu lisesinde Alman hocalarla okudum, net bir şekilde bu konularda karakterime yön verdi. Buraya bile yayılıyor yani :) Tabii ki Alman disiplini olsun diye diye yapmıyorlar, normalleri öyle, bizim gibi sallapati yaşamak diye bir konsept yok. Çünkü her şeyin belli bir günü ve saati var, x şey için yarın alırım diyemiyorsun çünkü kapalı oluyor kesin vs. Ama tabii ki tüm ülkenin her bireyi aynı değil. Yoksa delisi divanesi de çok, niye olmasın.
0
whoosie
(23.06.21)
Adamlar ilkokuldan üniversiteye önemli şahsiyetler olarak Kant, hegel, marx, scheler, huserrl, nietzche filan okuyorlar ya da onları okumuş öğretmenler tarafından yetiştiriliyorlar. Biraz farkları olsun.
0
iddaaci
(23.06.21)
genelleme yapmak gerekirse, almanlar kesinlikle daha sistemli calisiyorlar, isleri belirli bir plana gore ilerliyor ve zamaninda da tamamlaniyor. esneklige, son dakika degisimlilerine acik degiller haliyle. planinin disina cikmak, is taniminda degisiklerin olmasi tolere edebilecekleri seyler degil. bu sadece is icin gecerli degil, sosyal yasantilari da oyle, spontane hadi suraya gidelim gibi durumlar onlara ters geliyor. bulusulup biryerlere gidilicekse cok onceden planlanmis olmasi gerekiyor.
0
Labyrinthe
(23.06.21)
Üniversitedeyken Alman öğrencilerle birlikte okumuştum. Öğlene kadar uyuyup dersi kaçıranı da var projeyi iki hafta önceden bitirip hazır bekleyeni de var. Mesela biri her gününü saati saatine planlar, sabah altıda uyanırdı. Onun yakın arkadaşı kervan yolda düzülür kafasındaydı.
Genelleme yapmak cok zor. Mesela ben Alman olmama rağmen ortaokuldan beri her sabah altıda kalkar, günlük programa göre hareket ederim. Bence milletle pek alakası yok.
0
Anthony McCarten
(23.06.21)
Böyle şeyler genele nispet edilir. İlla zıt örnekler vardır. Benim gözlemimde genel anlamda dakikler. Düsseldorf’ta sabah 6’da tramwaylar dolu oluyordu hep insanlar işlerine gidiyordu erkenden.
0
but that was just a dream
(23.06.21)
@iddaaci, dediğiniz şeyle bağlantı kuramadım maalesef.
0
🌸dissendium
(23.06.21)
avusturya liseliyim.

bir öğretmenimizin eşi vefat ettiğinde kadın "yasımı kendi boş zamanımda tutabilirim." diyerek ertesi gün okula gelip derse girmişti.
bunun gibi çok örnek hatırlarım lise yıllarımdan.

genel olarak "iş zamanında iş yapılır, boş zamanda boş zamanda ne yapmak istiyorsan o yapılır" kafasındalar.
0
blatta hiberna
(23.06.21)
Almanya'da Erasmus'ta okulda surada burada iki Alman tanidim, onlar soyledi o zaman 85 milyon Alman'in hepsi boyle diyen tipler turemis. Bunlarin Alman versiyonu iki Turk gorunce tum Turkler barbar diyen tipler.

Gercek su, Almanya'da disiplin kulturu var. Kultur var kisaca. Cogunluk bu kulture uyum saglar. Arada 15 milyon farkli insan da secebilirsin, kalan 70 milyon bu acigi kapatir.
0
howfaristhesky
(23.06.21)
cocugu bilmem ama is hayati su sekilde:

mesai girisi: 7:15 olan isler var. 7:15'te gelirsen personeli bulursun.

bir is gorusmesine gittim. berlin'de potsdam diye bir bölge var. berlin merkeze uzak. görüsme 8'deydi. ben 7:50'de vardim. görüsmeciler 2. tur kahveye dönüyordu.

son örnek: asi merkezi 7:12'ye randevu verdi. 7'de gittim. sira vardi ve islemler baslamisti. öyle bir iki degil calisan. ~70-80 kisilik bir ekip var asi merkezinde.

diyecegim o ki is ve saat konusunda hassaslar.
0
helenart
(23.06.21)
Ben size Almanlarda neyin farkli oldugunu soyleyeyim.Elbette Alamanlarda da kaytaran, tembellik yapan, vergi kaciran, kurallara uymayan, toplumsal normlara ters hareket eden kisiler var.Ancak bu gibi davranislarda bulunan kisiler yaptiklarini arkadas grubunda anlattiginda herkes ayiplar.Kimse helal olsun demez.Toplumsal ahlak cok guclu.Bu toplumsal ahlak insanlari dogru ve duzgun olana yonlendiriyor.Bizde ise tam tersi.Ne kadar kaytarirsan, kurallari ihlal edersen o kadar itibar gorursun.Herkes seni takdir eder.
0
turkuaz
(23.06.21)
Almanya'da doktora yapiyorum en caliskan ögrenciler Tr'den gelenler. digerleri saat 17 olunca kaciyorlar. Alman caliskanligi yalan.
Sabah erken kalkiyorlar ama saat 8'de zaten heryer kapaniyo, erken uyuyorlar.
sert bi disiplin degil de, yapilacak isleri programlayip yapiyorlar, ama aklina sert yogun bi is programi gelmesin.

edit: zuhahaha
0
durgunfoton
(23.06.21)
Almanlara spesifik bir disiplin değil bu bana göre. Kuzey ve batı Avrupa'da cehalet az olduğu için insanlar olması gerektiği gibi yetiştiriliyor. Olması gereken bu yani.
Ha Almanlar o bölgenin bayrak sallayanı olduğu için adları çıkmış tabii disiplinli diye.
2. Dünya savaşı ile anilmalarinin da bunda büyük etkisi var işte Nazilerin gümbür gümbür yürümesi gibi :)
0
yarey
(23.06.21)
Alman ekolunde mukemmelliyetcilik kesinlikle var, herseyin perfect olmasi lazim. Liyakat cok onemlidir. Almanlar disiplinde herhalde dunyada ilk uce girer. Oyle olmasa o kadar dunyaca unlu markayi sansa cikartamazlardi.
0
cooperr
(23.06.21)
21. yüzyılda ajanda kullanıp 3 ay sonra yapacağı (çok da önemli olmayan) şeyi yazan Hollandalı gördüm ama Alman görmedim. Belki de Hollandalı disiplinini konuşmalıyız?
0
1195
(23.06.21)
Almanya bizim gibi jenerasyonlar arasi devasa farklar var.

Su an disiplin falan yok aldiklari projeleri bitiremiyorlar, berlin havalimani insaatina bakabilirsin.
Asiyi bile vuramadilar kendi urettikleri halde beceremiyorlar.

Iyi zamanlar gevsek insanlar getirir muhabbeti iste.
Projeye turk muhendis almasinlar fabrikalari bile acamazlar.
Biontech gocmenlerden olusmasa 100 yil gecse o asiyi bir alman bulamazdi
0
divit
(23.06.21)
Türkiye ya da diğer orta sınıf ülkelerden giden doktora öğrencileri ABD'de de daha iyi çünkü o ülkenin kendi vatandaşının iş bulmak için ugrasmasina bizimki kadar gerek yok. Lisan bitirdi diye ayda en az 3000 dolar maaşla işe basliyorlar. Bizim lisans bitiren mühendisimiz 1000 dolar maaş alamıyor. Yüksek lisans yapayım doktora yapayım da maaşım 8000'e çıksın en azından 1000 dolar olsun diye uğraşıyor. Bu nedenle Batı'da ortalama biri Türkiye'de ise en iyiler yurt dışında doktora yapıyor. Onların en iyileri dünyanın en büyük sirketlerinde.

Bu nedenle doktora öğrencisi karşılaştırması yapmak yanlış. Hala iki üç Almanla Almanya'yı karsilastiriyorsunuz.
0
howfaristhesky
(23.06.21)
yanlış bulunsa da doktora öğrencisi olarak da yazacağım :D
Tanıdığım tüm arkadaşlarımın ajandaları var, çok yükleri yok ama kesinlikle programlarına uyuyorlar.
bir proje sundular, 10 yılda bitirdik, başarılıyız vs. diye, şok geçirdim. Türkiye'de 3 öğrenci ile 4 yılda yapılır. ama 1 ay çok yapılabilir, 1 ay gevşek yapılabilir, bunlarsa aynı sabit hızla ilerliyorlar. Kendi araştırma merkezimde hiç 10 yıllık proje görmedim, belki askeriyede vardır bizde.
0
Ley
(23.06.21)
Kaç zamandır %90 Almanlardan oluşan bir ortamda çalışıyorum. X jenerasyonundan Z jenerasyonuna kadar her tür her insan var. Ben övülen disiplinlerinden çok gereksiz prosedür ve bürokrasi ile isleri zora sürmelerinden başka bir maharetlerini görmedim.
0
PopeHope
(23.06.21)
Hem Almanya'da, hem Türkiye'de çeşitli projeler için Almanlarla birlikte çalıştım. Almanlar zamanı verimli kullanıyor. Bir de sorumluluk bilinci yüksek. Arada elbette gevşekler var. Ama genel oranda sayıları bizdekinden fazla. Fark bu. Şöyle özetleyeyim gözlemlerimi:

-Ofisten genelde Türk ekipleri en son çıkar. Daha çok çalıştığımız için değil. Gün içinde geyiğe çok sarıp işi yetiştiremediğimiz için. Almanlar iş saatinde iş yapıyor. Bizde 10'a kadar çay sigara eşliğinde güne hazırlanma. 11'e kadar statüs görünümlü sohbet muhabbet. 45 dk iş. 1145'ten itibaren yemek için hazırlanma. Uzun bir öğle yemeği, yemek dönüşü bir sigara. Türkiye'de gerçek mesai 1buçukta başlar. Böyle uluslararası projelerde genelde İtalyanlarla Türkler çok iyi anlaşır:)

-Buna ben akıllı çalışmak diyorum. Genelde yukardaki örnekteki gibi durumlarda Türk ekibi şöyle bir tribe girer... "biz geceye kadar mesai yaptık". Yahu mevzu mesai yapıp kendini yıpratmak değil ki. Akıllı ol günü verimli kullan sen de 6'da çık.

-Paralarını da tasarruflu kullanıyorlar. Genelde savurganlıktan hoşlanmazlar. Bizde her ofis çalışanının mesela bir temizlikçisi vardır. Maaşı kaç olursa olsun. Almanlar'da bu oran çok düşüktür. Dışarda yemek konusu da öyle. Çoğu insan yemeğini evden getirir.

-Ben bir toplantıya hazırlanırken şirketin genel müdür yardımcısının elinde paspasla yerleri sildiğini gördüm. Türkiye'de bu pozisyonda bir adam gidip kendi suyunu bile almaz mesela. "AYşe hanım 1 çay 1 su rica edelim...". Hatta Türkiye'de şunu görmüşlüğüm var yediği yemeğin çöpünü odası kokmasın diye kapının önüne bırakıyor adam. KApının önü 100 kişinin çalıştığı ofis. Çöpe atmıyor adam "title"ı yüzünden. Almanlar bunlara çok takılmıyor gördüğüm kadarıyla.

-
0
anten
(23.06.21)
Uzun süre Almanlar ile çalışmış birisi olarak gerçek olduğunu söyleyebilirim.
0
depresif çocuk
(23.06.21)
Alman yöneticileri olan biri olarak iş anlamında konuşabilirim. Disiplinden ziyade sistemli çalışıyorlar bence de. Belirledikleri sistem dışına çıkman, inisiyatif alman, sonuçları olumlu olacak olsa bile onlar için anlamsız. Zaten sistem kendini götürüyor niye ekstra bir şey yapman gereksin ki modundalar.

Alman politikası ile Türkiye'de iş yapmaya çalışmak çok zor, buradaki pazarın farklı olduğunu anlamak bile onlar için zor; sebepleriyle anlatıyorsun ama öyle bir sebebin olacağını bile kavramakta zorlanıyorlar. Açıklıyorsun, olsun yine de normaldeki gibi yapalım diyorlar. Ve işin tuhafı, sistemin dışına çıkıp sıra dışı başarı göstersen bile sonuca odaklanmayıp bi dahakine böyle olmasın diyorlar.

Jenerasyon arası fark olduğuna katılıyorum ama. Eskileri aynı zamanda despot, gençler biraz daha sistem dışına çıkmaya meyilli; en azından seni anlamaya çalışıyorlar.
0
Jux
(23.06.21)
(1)

ingilizce ve türkçe arasındaki ortak deyimlerin kaynağı nedir?

sosyal yalniz
deyimlerin yanı sıra horoz/cock (argo) gibi birçok kelime de benzer bağlamlarda kullanılıyor. tüm bu ortak kullanımların kaynağı nedir?https://eksisozluk.com/ingilizcesi-turkcesinin-tipkisi-olan-deyimler--1546480
deyimlerin yanı sıra horoz/cock (argo) gibi birçok kelime de benzer bağlamlarda kullanılıyor. tüm bu ortak kullanımların kaynağı nedir?

eksisozluk.com
0
sosyal yalniz
(23.06.21)
Bir kısmı kültürel etkileşim. Yani yüzyıllar süren bir etkileşimden bahsediyorum.


Kelimeler nasıl taşınıyorsa, deyişler de taşınıyor.
Mesela 1700'lerde Osmanlı'da kullanılan bir deyim, zamanla buradan göçen ailelerle başka ülkelere kolayca taşınabilir. Direkt Türkçe'den ingilizce'ye de geçmemiştir. Türkler almanlar'a, almanlar fransızlara, fransızlar ingilizlere aktarmıştır. İnsanlar sürekli hareket halinde. 1800'lerde Anadolu'dan Amerika'ya binlerce ermeni, rum ve az sayıda da olsa Türk aile göç etmiş mesela. Onlar da bir şeyler taşıyor yanlarında. Bu etkileşim her ülkeden her ülkeye, her kültürden farklı kültürlere yaşanıyor. Tam tersi de geçerli. İngiltere'de kullanılan bir deyim oradan oraya Türkçe'ye girebiliyor.

Argo konusuna gelirsek, belli simgeler dünyanın her yerinde aynı. Horoz dünyanın her yerinde maskülenliğin simgesi. Haliyle çok zor değil argoda aynı kavrama atıfta bulunması.
0
anten
(23.06.21)
(10)

satın alma hastalığı

duyurukullanıcısı
nasıl kurtulucaz gereksiz şeyleri almaktan?
nasıl kurtulucaz gereksiz şeyleri almaktan?
0
duyurukullanıcısı
(22.06.21)
Kredi borcuna girerek bir şey satın alın, ıvır zıvıra paranız kalmasın.
0
anthemis nobilis
(22.06.21)
Bir şeyi almak üzere iken kendinize bu şeye ihtiyacım var mı? Almasam sıkıntı olur mu eksikliğini hisseder mi şeklinde kendinize sorular sorun. Bu şekilde alış veriş yapmaktan vazgeçiyorum.
0
creedwar
(22.06.21)
Netflixdeki minimalizmi izleyin:) fikir verebilir
0
suicides underground
(22.06.21)
Sizi yoldan çıkaran sitelere girmeyin, hatta engel koyun. Uygulamaları silin. AVM, çarşı, pazar gezmeyin. Aldığınız herşey için birşey elden çıkarma ya da bir yere yardım etme gibi bir karşılık belirleyin.
0
zihua
(22.06.21)
kredi kartı kullanarak alisveris yapiyorsaniz. gozunuzun gormeyecegi bir yere kaldirin veya ondan kurtuldum, yok mentalitesine alistirin kendinizi. arastirma okumustum, kredi karti devamli almayı tetikliyormus.
0
evimin paspasi
(22.06.21)
online alışveriş yapıyorsan reklam engelleyici kullanmak, kredi kartlarını kaydeden sitelerden kartları silmek ve uygulamalardan uzaklaşmak kesinlikle faydalı oluyor.
0
roket adam
(22.06.21)
Kendimizi değerli hissettiğimizde alinan başka şeylerle kendimize değer katma çabası sona eriyor. Hiçbir zaman alışveriş yapma hastalığım olmadı. X marka telefon bende olmayınca değersiz hissetmedim. Çalıştığım yer itibariyle gayet lüks yaşam biçimi ve harcaması olan kişilerle etrafım çevrili ama markalar kendi markamın önüne geçmedi, hor da görülmedim bundan dolayı:) Alışveriş yapmadan duramamak sadece bir sonuç oysa neden bambaşka, temelde bu çözülmeli bence.
0
PopeHope
(23.06.21)
sahip oldugun her seyin bir listesini yapacaksin ama her seyin, kiyafet ev esyalari vs vs.
sonra gereksiz olanlari ayirip ya satacaksin ya da ihtiyac sahiplerine vereceksin.
almaktan kurtulmak icin oncelikle sahip olma kavraminin zihnindeki karsiligina mudahale etmen lazim bence.
0
bay b
(23.06.21)
bağımlılık halindeyse kesinlikle terapi işe yarar. ama değilse bence finans tasarruf ve minimalizm hakkında kitaplar çok güzel birer rehber olur. kişisel gelişim şeylerinden hoşlanmam ama size somut tavsiyeler veren davranış değişikliğine motive eden kitaplardan yardım alabilirsiniz.
ayrıca tasarruf etmek insanı mutlu ediyor ve bildiğim öğrendiğim kadarıyla insanın mutlu olmasını sağlayan şeylerin genelde tecrübeler olduğu yapılan çalışmalarda ortaya çıkmış. yani bütçenizi yapın tatile gidin ya da bir müzik aletine ya da sevdiğiniz bir sproun lisansını almaya çalışın ya da öğrenmek istediğiniz bir dilin kursuna gidin. bence hem kendinize yatırım yapmış olursunuz hem de harcama alışkanlığınız boyut değiştirir. bir kumaş parçasına ya da statü sembollerine değil de yapıcı değişikliklere odaklanın.
0
windymimas
(23.06.21)
kredi kartlarına limit koyun. İnternet alışverişine mutlaka engel koyun.

Ama bakış açınız değişmeli. Niye satın alıyorsunuz sürekli bunu düşünün.
0
anten
(23.06.21)
(2)

dergilik uygulaması

adwokat
telefondan okuyorum takip ediyorum falan çok hoş. ama bilgisayar üzerinden okunmuyor anladığım kadarıyla? çözümü var mı bunun?edit: biraz araştırınca noxplayer çözüm olabilir diye düşündüm. Farklı fikirler yeşillendirebilir.
telefondan okuyorum takip ediyorum falan çok hoş. ama bilgisayar üzerinden okunmuyor anladığım kadarıyla? çözümü var mı bunun?

edit: biraz araştırınca noxplayer çözüm olabilir diye düşündüm. Farklı fikirler yeşillendirebilir.
0
adwokat
(22.06.21)
Dergilik çok kötü bir uygulama.
REadly tavsiye ederim yerli dergiler de var.
0
anten
(22.06.21)
Dergilik beleş. Takip ettiğim dergilerin hepsi var. Süper bence.
0
🌸adwokat
(22.06.21)
(9)

Yüksek lisans fikir

dissendium
Merhabalar. Makine mühendisliği mezunuyum. Kendi bölümüm dışında aşağıdaki bölümlerde yüksek lisans yapma şansım var. Sizce hangisi ya da hangileri kariyer olarak daha iyidir? Bölüm ya da bölümler hakkında bilgisi olanlar fikirlerini paylaşırsa sevinirim. Teşekkür ederim.Elektro-Optik Sistem Mühendi
Merhabalar. Makine mühendisliği mezunuyum. Kendi bölümüm dışında aşağıdaki bölümlerde yüksek lisans yapma şansım var. Sizce hangisi ya da hangileri kariyer olarak daha iyidir? Bölüm ya da bölümler hakkında bilgisi olanlar fikirlerini paylaşırsa sevinirim. Teşekkür ederim.

Elektro-Optik Sistem Mühendisliği

Biyomedikal Mühendisliği

Havacılık Bilim ve Teknolojileri

Enerji Sistemleri Mühendisliği

Otomotiv Mühendisliği

Deniz Ulaştırma Mühendisliği

Tümü tezli yüksek lisans.
0
dissendium
(22.06.21)
Kariyer olarak derken iş hayatında bir noktaya gelme açısından kendi bölümünüz daha iyi olur. Türkiye'de yüksek lisansa yüklenen anlam çok fazla. Üstteki alan dışı bölümler 3 yılınızı alacaktır. Sonuç olarak da bir şey vermeyecektir.

Tavsiyem akademi düşünmüyorsan hiç bu işlere girme. Gireceksen de tezsiz falan yap geç. Özellikle iyi üniversitelerin tezsizine pas parayı.
0
dekart
(22.06.21)
Akademik kariyer planı yoksa önce kendinize uygun olduğunu düşündüğünüz alanda iş bulun.
O alanda gelecek görüyorsanız eğer kariyer fırsatları kovalarken avantajlı duruma geçmek için o alana uygun bölümü tercih edersiniz.

Akademik kariyer planı varsa eğitimini aldığınız alana en yakın olanları seçmek daha mantıklı.
otomotiv, enerji sistemleri müh gibi.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(22.06.21)
@dekart, bu bölümler alan dışı değil baktığım üniversitede. Bilimsel hazırlık yok. 2 yıl sürer bir sorun olmazsa.

Tezsiz yüksek lisansa anlam veremedim. Ortalama üniversitelerde bile 10 bin lirayı buluyor. Zaten bölüm çok yok. Nasıl bir faydası olacak?

@emcekare olmadi einstein olsun bari, akademik kariyerle doğrudan ilgisi olduğunu düşünmüyorum günümüzde. Yüksek lisans yapan mühendislerin büyük bir kısmının akademiyle bir ilgisi yok ama yapmışlar yine de. Otomotiv mühendisliğine olumlu bakıyorum ben de.
0
🌸dissendium
(22.06.21)
Bence kendine asıl sorman gereken sorular şunlar:

1) Bu bölümlerde ders verecek öğretim üyelerinin araştırmacı profilleri nasıl? 1 atıf almış profesörün olduğu bir ülkede yaşıyoruz; bu adamdan zerre bir şey öğrenemezsin. Genelde bu çöplük profesörler, doçentler de Boğaziçi, ODTÜ, İtü, Koç, Sabancı haricindeki üniversitelerdeler. Yani, bu saydığım üniversitelerin dışında bir üniversiteden bahsediyorsan, çok daha iyi araştırman ve didiklemen lazım

2) Hangi bölümün dersleri ilgini çekiyor? Kendine karşı dürüst ol ve gerçekten ilgini çekiyor mu çekmiyor mu onu düşün. 6 bölümün dersleri de ilgini çekiyor olamaz. İlgini çekmeyen bir bölümde yüksek lisans yapmak, tamamen ahmaklık olur. İstediği kadar iş imkanı fazla olsun, sen o alanda UZMANLAŞMAK üzerine okul okuyacaksın
0
hümanist tabutçu
(22.06.21)
Akademik bir hedef yoksa, mühendislik yerine alternatif bir alanı seçerdim. Marketing, işletme gibi. YA da iyi bir MBA. ÖYle ya da böyle mühendis olarak kariyerinizi bir noktadan sonra yönetici pozisyonda sürdüreceksiniz ve bu alanlarda bir eğitim rekabette çok avantajdır.

Yöneticilik ayrı bir disiplin ve yönetici olduktan sonra artık mühendislik bilginiz yetmeyecek başarı için
0
anten
(22.06.21)
emcekare +1

Yazdığın yüksek lisanslar güzel görünmekle birlikte, çok genel oldukları için sana fazladan bir yetkinlik kazandırmazlar gibi duruyor. Yüksek lisans yapmamış bir yeni mezuna göre avantajın olur ama bu işin ideali önce özel sektörde deneyim kazanmak. Örnek olarak otomotiv mühendisliği YL'sı yapmak yerine Daimler'de işe girebilsen, daha sonra üzerine çalıştığın iş hoşuna giderse onunla ilgili teknik bir alanda YL yapsan çok daha verimli olur.

Eğer iyi bir universiteden mezun oluyorsan, kariyerin için iş deneyimi kazanmanı tavsiye ederim.
0
archmage mahmut
(22.06.21)
yükseklisans hem zamanını alacak, hem de endüstride deneyim elde etmeni erteleyecek. üstelik yüksek lisansın var diye verecekleri maaş farkına değmeyecek. daha kötüsü sırf yüksek lisansın var diye farklı alanlara yönelmeyi göze alamayıp seçeneklerini sınırlandıracak.

önerim ilgin olan alanda işe başlayıp deneyim kazanman. çalışırken de kitap, döküman, eğitimler ile kendini geliştirebilirsin.

yüksek lisans yapmış makinesi mühendisi olarak yazdım.
0
sttc
(22.06.21)
Hem akademik hem de iş dünyasında belli bir süre çalışana kadar yüksek lisansın çok önemli olduğunu düşünürdüm ama gerçekten laf olsun diye yapıldığı sürece kişiye diploma haricinde bir katkısı olmuyor. Çok klişe bir cevap olacak ama zamanınızı harcadığınız her diploma ya da mesleki yeterlilik/sertifika mutlaka "Uzun vadede ben bunu yapabilirim." diyeceğiniz bir şey olmalı.
0
PopeHope
(23.06.21)
Mesela şöyle düşün.

Yukarıda saydığın branşlar için aklında bir tez konusu var mı, bu tezi yapabileceğin şahsi imkanların var mı, seni süpervize edecek konu ile ilgili uzman hoca var mı?

Bir de oldu ki derslerde kastılar falan. İş hayatından koparsın.
0
dekart
(23.06.21)
(10)

amerika'ya gitmeye karar verememek

durbikonusucaz
merhaba herkesegeçtiğimiz günlerde amerika'dan bir iş teklifi aldım ama kabul edip etmeme konusunda kararsızım. işin kendisi, maddiyat sorun değil ama böyle büyük bir adım atmaya hazır mıyım bilmiyorum. hazır olduğunu nasıl anlar insan onu da bilmiyorum.türkiye'de maks bir yıllık eğitim sonucunda am
merhaba herkese

geçtiğimiz günlerde amerika'dan bir iş teklifi aldım ama kabul edip etmeme konusunda kararsızım. işin kendisi, maddiyat sorun değil ama böyle büyük bir adım atmaya hazır mıyım bilmiyorum. hazır olduğunu nasıl anlar insan onu da bilmiyorum.

türkiye'de maks bir yıllık eğitim sonucunda amerika'ya gideceğim eğer kabul edersem. pek sosyal biri sayılmam bu beni biraz korkutuyor. burada kemik 6, toplam 10 arkadaşım vardır. onların bi anda binlerce km uzakta olcağını düşünemiyorum.

çekincelerim genel şeyler. insanlar nasıldır, alışabilir miyim, orada çalışmak iş yapmak nasıldır ya bilemiyorum. kafamda her şey var hiçbir şey yok.

siz ne dersiniz. genel her şey diyebilirsiniz. iyi kötü bir şeyler duymaya ihtiyacım var çokça

eyalet virginia
0
durbikonusucaz
(21.06.21)
ben olsam düşünmeden kabul ederim. Kalıcı olarak gitmeyebilirsiniz. Her türlü yurtdışı tecrübesi ufuk açıcı olacaktır.

bir kaç sene usa'da çalışıp dönseniz bile türkiye'de çok daha fazla iş imkanlarınız olur.
0
hayaletimsi
(21.06.21)
alisirsin. en kotu ihtimalle ingilizcen gelisir, geri donecek olsan bile.

asiri sosyal olman sart degil, 2-3 tane dise dokunur arkadasin olsa yeter ki onlari da zaman icinde bulursun.

arkadas edinmenin vs en onemli sarti gittigin ulkedeki insanlarla ortak payda olusturmak. yani onlarin okudugu gazeteleri okumali, sevdigi sporlari yapmali, yedikleri restoranlarda yemeli, izledigi televizyonlari izlemelisin ki hem senin konusacak seyin olsun hem de onlarin konustuklari seyleri anlayabil. bu kulturel kesif biraz zaman alacaktir ki bu da normal.
0
hot potato
(21.06.21)
reddit'te ilgili sub-reddit'lere sorun bence bunu bir de. özellikle virginia sub'indaki yerliler de güzel yol gösterir diye düşünüyorum, insanlar nasıl, sosyalleşme imkanları nelerdir vs gibi. göçle ilgili sub'lara da bakın. çoook büyük bir fırsat, umarım hayırlısı olur.
0
asırlardır yandaş bir süredir çağdaş
(21.06.21)
Ailem burada deseniz anlarım da arkadaşların uzağında kalacağınız fikri bana biraz anlamsız geldi. Kaldı ki çok yakın arkadaşlıklarım var ve hepsini ailem kadar da severim ama burada sizin hayatınız söz konusu.

Ben olsam kesinlikle giderdim. İşin kendisi ve maddiyat sorun olmadığı için bunu rahatlıkla söylüyorum.

Her ne kadar gelişmiş bir Avrupa ülkesi gibi olmasa da ABD'nin demokrasisi çok gelişmiş bir demokrasi ve insanlar haklarının farkında. Dolayısıyla Türkiye'deki gibi kanunsuz bir çalışma ortamı olacağını sanmıyorum.

İnsanları tektipleştirmek doğru olmaz. Zaten bilindiği üzere multikültürel seviyesi en yüksek ülkelerden biri. Dolayısıyla her çeşit insan var. Genel olarak insanlar sıcak kanlı. Hiç tanımadığınız insanlar bile sizi görünce selam verir. Biriyle tanışma, arkadaş edinme konusunda da başlarda biraz problem yaşayabilirsiniz ama insanlar başkaları ile tanışmaya oldukça açık. Önemli olan sizin ne kadar dışa dönük bir insan olduğunuz. Pek sosyal biri değilim demişsiniz gerçi ama bunu kırarsanız çok rahat edersiniz.

Bana en çok farklı gelen anlayış, bizim şimdi pandemi ile alıştığımız o sosyal mesafe var ya, ABD'de bu zaten yerleşik haldeydi. Şöyle bir durum yaşadım. Bir self-servis restoranda ketçap, mayonez, tuz, biber vb. şeyler yanda duran bir tezgahın üstünde yer alıyor ve kendiniz alıyorsunuz her şeyi (Starbucks'ın şeker, peçete masası gibi ama daha çok şey var). Bu masanın boyutunu 2 kişinin yan yana yemek yiyebileceği boyutta düşünün. Bir hanımefendi sandviçini almış oradan hardalını falan alıyordu. Biraz ağır hareket ediyor. Ben de yanında olan boşluktan kolumu uzatıp bir şeyler alayım dedim. Kadın bir anda hopladı ve özür dilemeye başladı. Ben de aşırı şaşırdım ve ben ondan özür diledim (sosyal alanına tecavüz etmiş oldum aslında). Bu gibi örneklere şahit oldum. Sıra beklerken falan bizde arkamızdaki kişinin nefesi ensemizde buğulanma yapıyor mesela. ABD'de bu kadar iç içe değil insanlar. Ama örneğin bir gece kulübüne giderseniz orada da tam tersi. Herkes iç içe dans ediyor. Yani özetle herkes yerini biliyor. Yakınlaşmak gereken ortamda da yakınlaşmaktan çekinmiyor insanlar. Tabii şimdi pandemi nedeniyle bu yakınlaşma işleri de bitmiş olabilir tamamen. Onu bilemeyiz.

Benim en zorlandığım şeylerden biri de günlük konuşma diline alışana kadar insanlarla anlaşmak oldu. İlk gittiğim hafta, hatta ilk akşam bilindik bir yerden yiyeyim diye McDonald's'a gittim. İstediğim menüyü söyledim (big mac MEAL demeniz lazım, menu deyince yanlış anlaşılıyor). Kasadaki arkadaş oldukça hızlı bir şekilde "for here to go?" dedi ve bana baktı. Analamadım dedim. Tekrar etti. Yine anlamadım dedim, yine tekrar etti. Sonra "özür dilerim ben yabancıyım da, ne demek istediğinizi anlamadım." dedim "Burada mı yiyeceksin?" dedi. Yani benim aslında "one big mac meal for here please." demem gerekiyormuş :) Bu gibi bazı günlük konuşma söylemleri mevcut. Bunlara alışana kadar zorluk yaşadım açıkçası.

Virginia eyaletini hiç bilmiyorum. O konuda bir yorumum yok maalesef. Ancak uzun lafın kısası mutlaka değerlendirin.
0
himmet dayi
(21.06.21)
Reddit +1. Orada size net cevap verecek bir sürü insan vardir.
Amerika Avrupa'ya oranla daha kolay arkadas bulunabilen ve insanlarin yabancilarla daha çok konuştuğu bir yer.

Isin sartlari ne bilmiyorum ama Amerika Avrupa'ya oranla is sartlarinda daha kötü. Şöyle diyeyim; calistigim sirketin Amerika'daki customer service calisaninin tuvalete gidis saatleri olculuyordu ve mesai yapmadigi için "neden yapmiyorsun calisma arkadaslarin yapiyor" gibi yorumlar aliyordu.
Benim çalıştığım yerde ise müdürüme aksam ver ben yapayim o hesaplamayi dedigimde "ya bak gec oldu ugrasmak istedigine emin misin" diyor ya da "sen tatil planladin mi? Biraz tatile cik cok calistin" falan diyor. Kısacası Amerika'daki kültür biraz farkli ve çalıştığın yere göre de degisebilir. Ama Türkiye'den çok daha kötü olacagini sanmam ki en en en kötü ihtimal 3-4 sene orada çalışan adam Türkiye'de daha iyi bir kariyere isterse gelebilir. Yurtdışında çalışmak Türkiye'deki cvlerde ise yariyor.
0
logisticsmanager
(21.06.21)
Iki sikinti var:

1 - Atlantik kiyisini bilirim, north carolina ve guneyinde bayagi dolandim. Buyuk ihtimal redneck mekani. Bu abiler pek gocmen/yabanci seven tipler degildir. Zaten cok sosyal degilim demissin, sosyallesmek burada iyici zor gelebilir.

2 - Bir de maas falan onemli, o konuda bir bilgi vermemissin. Pahali yerler degil ama maas cok dusukse mantiksizlasabilir.

Avantajlar:

Yukarida NYC, asagiya inince Miami, KeyWest, Bahamalar vs.
Turkiye'ye nispeten yakinlik, tek ucakla ulasabilme imkani.
0
cooperr
(21.06.21)
Selamlar,

Valla yurtdışına gitmek neresi olursa olsun bir kere ufuk açıcı. Afganistan'a da gitsen, Amerika'ya da gitsen hep bize insan olarak yararı var.

Sosyal anlamda çekincen olduğunu düşünüyorum ve arkadaşlarını kaybetme korkun da var. Açıkçası o korkuyu aşmanı tavsiye ederim çünkü bir süre sonra gözden uzak olan gönülden de uzak oluyor ve o arkadşların seni unutuyor. Unutmayanlar ise gerçek dostların oluyor. Böylece süper bir eleme yapmış oluyorsun doğal seleksiyon sayesinde :)

Bak yurtdışında yaşamanın 2 yararını şimdiden sıraladık. Bu arada ekonomik tarafları zaten araştırdın ve orada problem yok diye anlıyorum o yüzden o konulara hiç girmiyorum.

Tabi olumlu yönlerden biri de dili geliştirmek olacaktır.Okulda veya kurta öğrendiğimiz gibi olmadığını göreceksin. Ayrıca buraya dönersen burada da yurtdışında çalışmış biri olarak ayrıcalıklı olacaksın. İşverenler her zaman yurtdışı görmüş adama farklı yaklaşıyor.

Olumsuz yönlerinden biri de asla gerçek arkadaş bulamayacaksın ve orada çok çok yalnız olacaksın. Yalnızlığın dibine vuracaksın hatta ve çok korkacaksın. Sonra yavaş yavaş alışıp yalnızlığın güzelliğinin farkına varacaksın. Bu adeta bir kabuktan çıkmak gibi, farklı bir boyuta geççmek gibi bir şey. Çünkü biliyorsun ki gerçekten aslında yurtdışına gitmesen bile yalnızsın, bunun farkına varınca karakter olarak daha da güçleneceksin.

Dünya'nın pek çok yerinde ırkçılık var ve buna maruz kalacaksın farkında olarak veya olmayarak. Buna isyan edeceksin, ama elinden hiç bir şey gelmeyeceksin. Ardından kabullenip biraz daha olgunlaşacaksın.

TL;DR kesinlikle git ve deneyimle. Sonra ister dön ister kal ama muhakkak gidip bunu yaşa.
0
Nocturne
(22.06.21)
pisman olacaksan yapip pisman ol. icinde ukte kalmasin.
0
baldur2
(22.06.21)
Yapmayin, bos yere gittim demeyin. Gitmeyi gercekten cok isteyen kisiler var. Onlara engel olmayin.

Ben ABD'de yasiyorum, sizin gibi dusunen kisiler mutlu degiller. Bir adam annesiyle gelmis, biri evden cikmiyor falan.
0
howfaristhesky
(22.06.21)
Yani bunlar güzel fırsatlar. Ama dediğin gibi içine kapanık bir bünyeysen bu sana fırsat gibi gelmeyebilir. İki açıdan bakalım.

-Sektörü bilmiyorum ama, ABD birçok sektör için iyi tecrübedir. Orada kalmasan bile Türkiye'ye döndüğünde çok kapı açar sana. bir de konfor alanının dışına çıkmak, bilmediğin bir ülkede yaşam kurmak, hiçbir okulun öğretemeyeceği bilgiler verir insana. Dil konusunda çok büyük ilerleme kaydedersin. Yeni insanlar tanırsın, yeni fırsatlar elde edersin. Aileden uzak olmak istememeyi anlayabilirim ama arkadaşlardan uzaklaşma endişeni anlamadım. Eminim o arkadaşlarının çoğu böyel bir fırsatta arkasına bile bakmadan gidecektir. Zaten bir süre sonra çoğu evlenecek, kendi yoluna gidecek, taşınacak, ülke değiştirenler olacak. Hiçbir arkadaş grubu sonsuza kadar bir arada kalamıyor:) Aradaki bağlar kopmasa bile insanlar eski halleriyle kalmıyor. Ben bile çoğu "kemik" arkadaş grubumla iletişimde olmama rağmen hayat görüşüm, önceliklerim değişti hissediyorum. Daha az ortak şey buluyorum onlarla. Zaten çoğu zaman buluştuğumuzda artık vaktimizin büyük bölümü eski günleri konuşmakla geçiyor. Çünkü yeni hallerimizle çok ortak yönümüz kalmadı. Bence insan her 5 senede bir arkadaş çevresini komple revize etmeli. Dostluk ayrı bir durum tabii.


-Öte yandan her yurt dışı tecrübesi herkes için aynı olmuyor. Yeni bir şirkete gittiğinde bile kendini kabul ettirmen biraz efor istiyor. Bir de bunu yabancı bir ülkede dışardan gelmiş biri olarak yapmak daha da eforlu bir süreç. Dediğin gibi sosyalleşmek senin için bir eziyetse, bu süreç bir kabusa dönebilir. Yani o ülkede hayatın evden işe, işten eve, minimum sosyallikle geçecekse, vaktinin çoğunu online olarak türkiye'deki arkadaşlarınla görüşerek geçireceksen çok da verimli bir iş değişikliği olmaz.

Ben olsam, gözümü karartır giderim. Çünkü aklının bir köşesinde "acaba gitse miydim" sorusu kalacak. En azından git ve "iyi ki gitmişim" ya da "en azından gittik denedik bize göre değilmiş anladık" de. Ama gitmeden bunu bilemeyeceksin.

Bir de yine ben olsam sosyal kabuğumu biraz kırmaya çalışırım. Yani Türkiye'de bile kalsan dediğim gibi hayat sadece aynı çevreyle geçmez. Çok kısır kalırsın. Zaten o sosyal çevreyi de koruyamayacaksın sonsuza kadar. Sana sevgi kelebeği ol, o ortamdan bu ortama koş demiyorum. Ama "sosyal biri sayılmam" insanın hayatını çok kısıtlayan bir cümle.
0
anten
(22.06.21)
(5)

Wordpress

Nocturne
Selamlar,Arkadşaım için statik bir site yapacağım. Sadece şirket bilgilerini yer aldığı bir site yeterli. Wordpress'ten yürüyeyim diyorum ancak bayağı oldu bakmayalı.Wordpress.org'dan mı başlamalı? Yoksa hosting aldığım yerden cpanel aracılığı ile mi içeriği yapayım? Teşekkür ederim,
Selamlar,

Arkadşaım için statik bir site yapacağım. Sadece şirket bilgilerini yer aldığı bir site yeterli. Wordpress'ten yürüyeyim diyorum ancak bayağı oldu bakmayalı.

Wordpress.org'dan mı başlamalı? Yoksa hosting aldığım yerden cpanel aracılığı ile mi içeriği yapayım?

Teşekkür ederim,
0
Nocturne
(21.06.21)
single page bir şey olacaksa bence wp gerek yok. single page html temalar var onlardan bir tane al, gerekli düzenlemeleri yapıp direkt salla hostinge.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(21.06.21)
@duyulması gerektiği kadar: Örnek bir link vereiblir misin? Tabi zahmet olmazsa.
0
🌸Nocturne
(21.06.21)
themegrill.com

Bence sadece şirket bilgisi falansa bu bol fotolu temalardan uzak durup resume temaları iş görür.

Cpanel'de de hazır temalar oluyor onlardan kur geç derim.
0
liberal
(22.06.21)
themeforest.net

mesela bunun gibi bir şey yapılabilir.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(22.06.21)
Bence kolay kullanım açısından wordress iyi olur.

wordress.org'a gerek yok.

bir şirketten wordress hosting al. Themeforest.net üzerinden düzgün bir kurumsal tema al o hostinge at.

themeforest.net

bu tarz kurumsal şirket temaları iş görür. Statik de olsa biraz modern tasarım diline uysun.

Çünkü bir noktadan sonra arkadaşın sürekli değişiklik isteyecek, her seferinde seni arayacak sana da eziyet olacak.

Gösterirsin neyi nasıl kurcalayabileceğini. İstediği zaman fotoğrafları, metinleri değiştirebilir.
0
anten
(22.06.21)
(6)

İndirim olduğunu bildiğiniz bir şeyin indirimini kaçırınca

condom kurşunu
Siz de deli gibi sinirleniyor musunuz?
Siz de deli gibi sinirleniyor musunuz?
0
condom kurşunu
(21.06.21)
Hayır tekrar indirime giriyor zaten
0
freebird5406_2
(21.06.21)
Çok istediğim bir şeyse üç gün falan aklımdan çıkmıyor. Biraz psikopatım bu konuda :) Eşim de kızıyor niye bu kadar dert ediyorsun diye ama elimde değil.
0
hrvl
(21.06.21)
hayır. akakce'ye ekliyorum. tekrar indirim olunca bildirim geliyor zaten.
0
himmet dayi
(21.06.21)
of hiç sorma. türkiye'deyiz bu enflasyonla hep aynı güzellikte indirim yakalamak mümkün değil özellikle elektronik eşyalarda.
0
not dark yet
(21.06.21)
Hayır, çünkü çoğu ürünü almaya karar verdiğimde takibe alıyorum. Takibe alınca da görüyorum ki, çoğu zaman şişirip sonra indiriyorlar.
0
anten
(21.06.21)
yani o an acilen lazim bi seyse evet ama genelde indirime giren seyler ayni olur. kahveyi indirimsiz fiyattan asla almam mesela cunku biliyorum bugun olmasa yarin girecek
0
yoggi
(21.06.21)
(2)

eşofman bacak arası aşınması

diffarentiationation
Bunun için terziler bir şey yapabilir mi? Yeni aldım ve 2 giymeye aşınmaya başladı.
Bunun için terziler bir şey yapabilir mi? Yeni aldım ve 2 giymeye aşınmaya başladı.
0
diffarentiationation
(21.06.21)
Araya yama yapıyorlar
0
dre mithatoğlu
(21.06.21)
yaparlar terziler. sağlam da dikiyorlar.

Ama vücut sinyal veriyor olabilir:) o aşınma genelde fazla kilodan oluyor.
0
anten
(21.06.21)
(9)

Yurt dışına göç edenler

sumuklurakun
Göç etmiş veya etmiş olanı yakından tanıyan varsa, bürokratik işler haricinde en çok sorun yaşadıkları konular neler oldu ?.
Göç etmiş veya etmiş olanı yakından tanıyan varsa, bürokratik işler haricinde en çok sorun yaşadıkları konular neler oldu ?.
0
sumuklurakun
(20.06.21)
Arkadaş edinmek. Yerel dili bilmiyorsaniz malesef yerel arkadaş edinmek Avrupa'da baya zor. Genelde diğer yabancilarla takilmaya çalışıyorum.

Kültüre alismak ve asimile olmak. Kimine göre zor, bana göre kolay. Hastasiyim yemek sonrasi biraz tom de savoie, biraz comte ile salata yemenin ya da ağır yemek üstüne dijestif alkol almanin ya da her ama her insana merhaba/iyi aksamlar demenin. Bunlara uymak istemeyen ve kendi kültürünü başka ülkede yasamak isteyen kisi genelde sorun yaşıyor.

Dil. Fransizca, conjugationlara s.kayim.
0
logisticsmanager
(21.06.21)
agzinla kus tutsan seni attiklari torba "gocmen" torbasi, kariyer kovalayacaksan 5-0 geriden basliyorsun, vs..
0
cooperr
(21.06.21)
yalnizlik,
gizli irkcilik,

bazilarinin kendilerini kaybedip turkiye'de ulasimi zor/yasak olan kumar-bahis-alkol-uyusturucu gibi bagimliliklara bulasmasi.
0
baldur2
(21.06.21)
çalışma izni uzun süre çıkmadı çalıştığım şirkete danışman olan şirketin mallığı yüzünden. tamamen bürokrasi.

yerel dili bilmiyorum. herkes ingilizce biliyor neredeyse (damacana getiren sucu bile). öğrenmeyi de düşünmüyorum. ara sıra "ulan keşke bilsem de kolay gelsin falan diyebilsem" diyorum.

bunun dışında dünyanın en yalnız insanıyım. bu da beni işkolik yaptı. o kadar ki tatil yapmayı unuttum. mart 2020'den beri hiç izin kullanmadan çalışıyorum.

29
e
bir doğu avrupa ülkesi
mühendis
0
rain when i die
(21.06.21)
annenin babanin yaslanmasi ve uzakta olmasi biraz moral bozucu.

onun haricinde herhangi bir burokrasi sorunu yasamadim. turkiye'den daha rahat ve anlasilir her sey. bazilari is bulmakta zorlaniyor ama benim sansim yerinde gitti sanirim, turkiye'dekinden daha ust seviye bir isle basladim.

arkadas grubumdan asiri memnunum. gozlemledigim kadariyla bekar olmanin ciddi avantaji var cevre yaparken.
0
hot potato
(21.06.21)
Ev bulmak. Gerçi ben de biraz ağırdan aldım ama hayatımın en uzun ayıydı.
0
bruce mclaren
(21.06.21)
ülkenin ingilizce dışındaki, kendi dili.
arkadaşlık olayları ve sosyal hayata entegrasyon.
orta doğulu damgası/ayrımcılığı/ırkçılığıyla uğraşmak.

artıları bunları tolere ediyor tabii. bir de tr.nin şu anki güncel durumunu düşündükçe zor gelmiyor.
0
rewlack
(21.06.21)
Aileye, dostlara özlem. Aslında normalde sorun olmaz, uçağa atlayıp git gör, onlar gelsin. Ama covid sebepli yasaklar vs. derken araya istemsiz bir mesafe girdi. Dünya daha iyi durumda olsaydı bu da olmazdı sanırım.
0
quaker
(21.06.21)
Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte adaptasyon.

Mesela almanya milyonluk göçmen nüfusuna rağmen hala yabancılara oldukça kapalıdır. O ülkenin anadilini iyi konuşamıyorsanız, ingilizce ile ancak expatlar ile arkadaşlık edebiliyorsunuz.

Almanya'da reklam ajansında, ülkenin geri kalanına göre daha liberal ve çok uluslu bir ortamda çalışmasına rağmen, ajans içinde bile 1-2 kez ırkçılıkla karşılaşmış bir arkadaşım var. Hatta birinde iş IK departmanına yansıdı, adam özür diledi falan.

Ee tabii ki geç bir yaşta gidince, ülke ne kadar sıcak kanlı da olsa, göçmen dostu da olsa, bazı alışkanlıkları değiştirmek de zor oluyor.

Bir de benim gördüğüm ailesiyle ilişkileri iyi olan, hatta nötr bile olan insanlar özellikle anne babanın hastalıkları, yaşa bağlı sıkıntıları arttıkça uzakta çok acı çekiyorlar. Zor oluyor o süreçler.
0
anten
(21.06.21)
(3)

Araç içinde demir sopa bulundurmak

senbensennedenbenlen
Yasal olarak suç mudur? çevirmede polisler sıkıntı çıkarıyor mu
Yasal olarak suç mudur? çevirmede polisler sıkıntı çıkarıyor mu
0
senbensennedenbenlen
(20.06.21)
bi keresinde çevirmede benim bagajda buldular.

-bu ne dedi?
-hediye etti arkadaşım beyzbol sopası dedim,

alıp araziye savurdular bana da devam et dediler :D
0
al basmadan donu var
(20.06.21)
İşte bu yüzden "levye" var.

Ama benden bir abi/kardeş tavsiyesi; asla aracınızda böyle bir şey taşımayın, bu silah size cesaret ve gaz verebilir, gereksiz yere araçtan inip kavgaya karışmanıza neden olabilir.

Trafikte kimseyle kavga etmeyin, asla araçtan inmeyin, ana bacı küfreder gibi korna çalmayın, psikopatca araç kullanan herkesten uzak durun ve yol verin.

En fazla 30 saniye gideceğiniz yere geç gidersiniz, ama diğer türlü Allah korusun mezara veya hapise girmek çok kolay bu ülkede.

Unutmayın, bu topraklar düellonun değil, kalleşce pusu atmanın adet olduğu topraklar.
0
John Bloor
(21.06.21)
Bu ne diye sorabilirler.

Ama bence gerek yok. Biz millet olarak trafikteki konuları çok kişiselleştiriyoruz. Gurur yapıyoruz.

O yüzden kavgamız gürültümüz eksik olmuyor. Bırak abi geçmek isteyen geçsin.
En fazla küfredebilir. El kol yapar. Ne olacak yani?
İndin dövdün adamı ne geçecek eline?
Ben trafikte çok tartıştım 20'li yaşlarımda.
Bir şey geçmedi elime sinir yapmak dışında.
Şimdiki aklım olsa, hiç görmezden gelir yoluma devam ederdim.

Kimin ne olduğu belli değil. John Bloor güzel özetlemiş.
Adamla yolda didişirsin, elinde sopayla arabadan inersin. Tırsar, kaçar.
Sen akşam evine gidersin olayı bile hatırlamadan. Bi bakmışsın gururuna yedirememiş, takip etmiş arkadaşlarıyla gelmiş, kapıda sana saldırıyor.

Bir de bizim memlekette tabirimi bağışla ama kiminki daha büyük tartışması bitmez. Sen sopayla inersin, adam torpidodan silah çıkarır öyle kalırsın.
Ülkede o kadar çok silahla gezen insan var ki.

Kavga ettin diyelim. Allah korusun adam düştü, yaralandı daha fena bir şey oldu. Google'da "trafikte kavga ettiği adam öldü" diye yığınla haber var. İtişirken adam düşüyor, kafasını vuruyor durduk yere sıkıntı. O yüzden uzak durmak lazım mümkün mertebe.

Sigarayı bırakırken derler ya sana sigarayı hatırlatacak eşyaları yanında tutma. Çakmak, küllük kibrit vb diye. Görünce gaza geliyorsun. İşte yolda da bence kavgaya cesaretlendirecek şeyleri taşıma. Sopan olunca gaza gelirsin. Olmayınca muhtelemelen bi küfür savurup devam edersin.

Yolda sıkıştıran eden, selektöre abanan olunca yol veriyorum gidiyor. Zaten normal günde şehir içinde ortalama hız 30 km trafikten. 2 dk önce yana yakıla yol isteyen adamla biraz sonra köprü yolunda yan yana bekliyorsun zaten.
0
anten
(21.06.21)
(7)

Yarın sanayiye gideceğim. Tavsiyeler?

goodman
Gren disk ve balatalarını değiştirmek istiyorum. Parçaları alıp öyle mi gideyim. Bir de tabeleda araba markasının logosu olan yeri mi tercih edeyim?
Gren disk ve balatalarını değiştirmek istiyorum. Parçaları alıp öyle mi gideyim. Bir de tabeleda araba markasının logosu olan yeri mi tercih edeyim?
0
goodman
(20.06.21)
"tabeleda araba markasının logosu olan yeri mi tercih edeyim?" sorusu parçacının da ustanın da seni kandıracağını düşündürttü bana. bence siz aracınızı servise götürün.
0
trajikomix
(20.06.21)
Parçaları kendin al. Sanayi içinde mutlaka parçacı vardır. Googledan bulursun. Parçalarda ucuza kaçma. Yapılacak işlem zor değil iki üç yere girip fiyat sor. Yapılırken başında durursun. Sorun olmaz.
0
Depik
(20.06.21)
Bi tanıdığın yoksa, parça fiyatlarını üç aşağı beş yukarı bilmiyorsan nere gittiğinin bir önemi yok.
0
neymis
(20.06.21)
İki soruna bakınca; muhtemelen her türlü kazık yiyeceksin. Servise git +1

Servis de pahalı ama en azından çıkma veya sahte parça itelemezler.
0
lancelot du lac
(20.06.21)
kendi araba markanızının fanatiklerinin olduğu forumlar olur. orada şehrinizdeki iyi servisler yazar. onlardan birine gidin hatta forumda yazmışlardır selamımı söyleyin vs diye isimlerini o selamı da söyleyin. parçaları hiç anlamıyorsanız onlar alsın.
0
prodeq
(21.06.21)
Fren için motorcuya gitme, fren için frenciye git. Her sanayide 3-5 tane frenci olur, hem işçilik yaparlar hem parça satarlar.

Diskler çok aşınmadıysa bir iki mm torna yapılabilir, olmayacak gibiyse frenci tehlikeye atmaz korkmayın. Çok aşındıysa diskleri yenileyebilirsiniz, disk satmaz frenciler genelde, onu dışardan alırsınız.

Ama balata için frencinin sattığı ürünü tercih etmek mantıklı olabilir, çünkü frenciler sattığı balata için "ötmeme" garantisi veriyor çoğu zaman. Balata öterse söküp değiştiriyorlar bunu bir sorun.
0
John Bloor
(21.06.21)
Abi fren önemli parça. Çoğu parçada sorun yolda bırakır.
Frende sorun hastanelik eder.
O yüzden böyle önemli parçaları mutlaka serviste değiştirin.

Hatta bence çoğu parçayı serviste değiştirin. O kadar ufak detaylar gözden kaçıyor ki dışarda. Ben de bunu serviste öğrendim.

Şöyle bir örnek vereyim, mesela bir yağ filtresi der geçersin. Sanayideki adam der ki "abi bu markaya he bu filtreden takıyoruz". Servise gidersin, bırak markayı, aynı modelin hatta aynı kasanın 2015 modeliyle 2016 modelinde bile ufak farklar yüzünden kullanılan filtre tiplerinin farklı olduğunu öğrenirsin.

200-300 lira cebimde kalacak diye uzun vadede aracımızda daha büyük sorunlara ve masraflara yol açacak şeyler yaşanabiliyor.
0
anten
(21.06.21)
(5)

Kitap okumayı çok seven 7 yaşındaki kız çocuğuna doğum günü hediyesi

put it in your appropriate place
Kitap okumayı çok seven 7 yaşındaki kız çocuğuna doğum günü hediyesi alacağım ama arzuladığım hem basit hem kullanışlı olmasını istiyorum.Kız öyle seviyor ki okumayı hem kendi evinde hem babaannesinin evinde kütüphanesi var kızın.Ne alabilirim sizce böyle bir kıza?
Kitap okumayı çok seven 7 yaşındaki kız çocuğuna doğum günü hediyesi alacağım ama arzuladığım hem basit hem kullanışlı olmasını istiyorum.

Kız öyle seviyor ki okumayı hem kendi evinde hem babaannesinin evinde kütüphanesi var kızın.

Ne alabilirim sizce böyle bir kıza?
0
put it in your appropriate place
(20.06.21)
Kindle
0
but that was just a dream
(20.06.21)
@but that was just a dream yok yav kindle aşar biraz.

@cambalkon bakalım bi.
0
🌸put it in your appropriate place
(20.06.21)
Ben olsam ilgisini çeken bir konuda Tübitak, Yapı Kredi, İş bankası vs gibi kaliteli bir yayınevinin o yaş çocuklarına özel kaliteli, ciltli, bol resimli bir kitap seti alırdım.
0
purrp
(20.06.21)
Merhaba, eğer mizaha ilgisi varsa Pıtırcık (Le Petit Nicolas) serisi var. Bir tane alın beğenirse devam gelir bence.

(bkz: René Goscinny)
0
buck rogers
(21.06.21)
Edebiyatı kuvvetli çizgi öyküler o yaş için güzel olabilir.

Tenten, asteriks, red kit vb seriler hem çok iyi yazarların elinden çıkma hem de keyifle okunur.
0
anten
(21.06.21)
(10)

İlk Çağ'ın, Orta Çağ'dan daha ileride olması

Avoiding The Puddle
Tarihsel kronoloji olarak değil elbette, toplumsal, felsefi ve bilimsel olarak. Bunda da Antik Yunan'ın ve Roma İmparatorluğu'nun etkisi çok büyük şüphesiz.Bu durum bir tek bana mı tuhaf geliyor ?Sonrasında gelen Orta Çağ'da savaş, kan ve feodalite dışında hiçbir şey yok...
Tarihsel kronoloji olarak değil elbette, toplumsal, felsefi ve bilimsel olarak. Bunda da Antik Yunan'ın ve Roma İmparatorluğu'nun etkisi çok büyük şüphesiz.

Bu durum bir tek bana mı tuhaf geliyor ?

Sonrasında gelen Orta Çağ'da savaş, kan ve feodalite dışında hiçbir şey yok...
0
Avoiding The Puddle
(20.06.21)
daha genel düşünülüyor ilerleme bence. evet ilk çağda ufak yunan şehir devletleri ve romanın merkezi ve belli başlı bazı şehirleri daha ileride gibi görünsede dünyanın kalan diğer kısımlarında ve imparatorluğun da bizzat genelinde gene kölelik vb. yaygın aynı şekilde karanlık zamanlardı. orta çağda en azından rönesans ve reformla daha genele yayıldığını düşünüyorum.
0
fff02561
(20.06.21)
Batı'ya göre düşündüğünüz için öyle, doğu toplumları orta çağ'da oldukça ileri seviyedeydiler. Ayrıca orta çağı bir geçiş dönemi olarak görmek gerekiyor, doğum sancısı gibi. Rönesansın reformun başlaması için orta çağ'da yaşananların yaşanması elzemdi.
0
rose parks
(20.06.21)
ff25 Hocam yalnız Rönesans, Orta Çağ'ın bitimine denk geliyor (yaygın kanıya göre), ki bana sorarsan Fransız Devrimi'ne kadar Orta Çağ bir şekilde devam etti, keşifler devrinde bile.
0
🌸Avoiding The Puddle
(20.06.21)
Bunlar milli egitim bakanligi hayat bilgisi kitaplarinda yazildigi gibi keskin ayrimlar degil ki. ilk cag orta cag falan, o tarih anlatimini yazan kisilerin basitlestirmek icin kullandigi araclar. baska tarih yaklasimlari da baska donemler uydurabilir, bunlar da herhangi bir cografyaya veya topluma gore degisebilir.

Meslea surada bunun ornekleri var, ki bunlarin disinda onlarcasi vardir: en.wikipedia.org
0
hot potato
(20.06.21)
rose argümanında haklısın fakat ben başlıktaki önermeyi sadece batı medeniyetiyle sınırlamadım. Yakın dönemlerdeki Mezopotamya ve Antik Mısır da astronomi ve diğer bazı bilimlerde çok ilerlemişlerdi, ki Antik Mısır'ın dünya kültürüne etkisi Helen dönemi ile zirveye çıkmıştır.
0
🌸Avoiding The Puddle
(20.06.21)
“Although evidence is sparse, it can even be argued (as Marx and Engels, incidentally, did argue, for example in The German Ideology), that the result was a destruction of productive forces, a regression from the development of Roman antiquity. At any rate, long after the ‘crisis’, indeed after the better part of a millennium, the level of material life remained very low; and economic growth, when it did occur, for a long time was based not so much on the improvement of productivity as on the ‘extra-economic’ logic of a war economy, the logic of coercive appropriation and pillage.” (Wood E. M., 2003, p. 131)

Yani bu ilerlemeci teknolojik determinist sayısalcılara çok inanmamak lazım. İlgili kitap Ellen Meiksins Wood'un "Kapitalizm demokrasiye karşı" kitabı. İçindeki bir iki makale bu konuyla ilgili.
0
prole
(20.06.21)
Aslında tuhaf değil. Bunu çeşitlendirmek mümkün. Resim sanatı olarak da Orta Çağ bugünden daha ileride sayılır. Bugün Mona Lisa düzeyinde resim çıkıyor mu? Bunu mimarlık için de düşünebilirsin, müzik için de düşünebilirsin. Bunun sebebi bazı konuların zaman zaman yükselişe geçip bazen etkisini yitirmesi.
0
dissendium
(20.06.21)
Orta Çağ'ın "geri" olduğuna dair temelsiz bir inanç var, ama aslında böyle bir şey yok.

Bu inancın temel sebebi, rönesans yazarlarının Roma'yı (ve Antik Yunan'ı) idealize etmesi. İşte senato vardı demokrasiydi şuydu buydu, o yüzden iyi, Orta Çağ'da da kilise hakimdi, o yüzden "karanlık" dönemlerdi, biz de "aydınlanmayı" getiriyoruz gibilerinden bir propoganda var. Bu muhabbetin çıkış noktası bu yani.

Misal insanların orta çağ'da dünyanın düz olduğuna inandığı çok yaygın bir aydınlanmacı yalanı. Böyle bir şey yok, ama propoganda.

Ayrıca "orta çağ" terimi de buradan geliyor, yani "Roma'nın çöküşünden bizim gelişimize kadar olan dönem" gibi.

"İleriliği" nasıl ölçeceğimiz zor bi soru, o yüzden onu geçiyorum. Ama "savaş, kan ve feodalite" dışında bir şey yok demişsin, ona ilişkin bi kaç örnek vereceğim:

En basitinden, 11. yüzyılda Avrupa'da bugün adına "üniversite" dediğimiz şey icat ediliyor. Bu kurum günümüze ulaşmamış olsa da, insanlığın en büyük icatlarından birisi. Ve orta çağ'ın bir ürünü :)

Thomas Aquinas ve Dante Alighieri gibi filozoflar var.

Mimari açıdan mesela Köln katedrali var, içinde köle dövüştürmek için inşa edilen kolezyumdan çok daha etkileyici bir yapı bence. Zaten orta çağ'da da kölelik yok, serflik var, daha iyi bir sistem yine Roma dönemine göre.

Yani günümüzde ortalama ömür daha uzundur falan tabi, teknoloji sürekli gelişiyor da, Orta Çağ'ın "çok korkunç bir dönem" olduğunu düşünmek için nasıl bir sebebimiz var bilmiyorum ben.
0
plutongezegendegilmi
(20.06.21)
İnsanlık tarihi doğrusal olarak sürekli gelişen bir tarihe sahip değil. Hegel'e ve Marx'a göre inişleri çıkışları çöküşleri olabiliyor.

Ancak Orta Çağ hem düşünce hem de bilim, teknolojik olarak İlk Çağın ilerisindedir. Birçok düşünür Orta Çağı över. Yani kan gölünden ibaret değil.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(20.06.21)
Bu batı eksenli tarih düşüncesi için böyle.

Dönem dönem dünyanın denge ve bilgi merkezleri değişimiş.
İlk çağ'da aslında sadece antik yunan'da değil, doğu akdeniz bölgesinde ciddi bir hareketlilik var. Mısır, Fenike, Sümerlerin yaşadığı bölgeler bu dönemde oldukça hareketli. Keza doğuda Çin öyle.

Ne zaman ki orta çağ geliyor, Avrupa, doğu roma biraz geriliyor. Burada Roma'nın çöküşü ve ortaya çıkan siyasi ve kültürel boşluğun da etkisi var.

Ama bu çöküş Avrupa için böyle. Doğuda özellike islamiyet'in ilk dönemlerinde dinin birleştirici ve bir ülkü birliği sağlayıcı gücü sayesinde büyük bir kültürel zenginlik oluşuyor. İslam deyince bugünün. bakış açısıyla düşünmeyin. Sadece islam coğrafyasında da değil, hindistan, doğu asya uçuyor gidiyor. Bu arada ilk dönem islam kültürü çok daha açık ve bilimsel gelişmeye daha meraklı. Eğer biraz incelerseniz, bu dönem yaşanan fikir zenginliğine hayret edebilirsiniz. Bugün bile söylediğinizde linç edilebileceğiniz yorumları yapan alimler, sorgulayan felsefe geliştiren insanlar var.

Düşünün platon'a "eflatun" denmiş ve benimsenmiş bu coğrafyada.

O antik yunan'ın, mısırın bütün eserleri arapça, farsça, türkçe, hintçe gibi doğu dillerine çeviriliyor. Avrupa karanlıktayken aydınlanma hareketi doğuda devam ediyor. Hindistan'da, İran'da, orta doğu'da özellikle matematik, mimari, mühendislik, felsefe ve sağlık alanında çok ciddi gelişmeler yaşanıyor.

Özellikle matematik ve geometri... Yani bu ikisi mısır ve antik yunan'da temellendi. Sonra bir anda 1000 yıllık boşluktan rönesans'a zıplanmadı. Antik yunan ve mısırlıların matematikle ilgili temelleri, doğu dünyasına ulaştı.

Doğuda özellike Hindistan ve İran dolaylarında modern matematiğin doğmasını sağlayacak gelişmeler yaşandı. Bugün kullandığımız birçok kavram bu tarafta bulundu. Algoritma aslında oldukça doğulu bir kelimedir mesela. (el-goritm)

Orta çağ avrupası kiliseyle boğuşurken doğu gerçekten ilk çağın mirasının üzerine çok tuğla koydu.

Sonra güç dengeleri yine değişti. Batı ticaretle, göçlerle, savaşlarla, doğudaki bilgi akışından yavaş yavaş etkilendi. İlk çağda gelişen düşünceleri, daha da gelişmiş olarak yeniden elde etti. Şimdi de batı bu mirasın üstüne inşa etmeye devam ediyor.

Bakalım dengeler değişecek mi?
0
anten
(21.06.21)
(4)

full vucut dumbell hareketleri

camussar
dumbell seti aldim, var mi bildiginiz resimli liste? googleda milyon tane sey cikiyor, bilemedim. tesekkurler
dumbell seti aldim, var mi bildiginiz resimli liste? googleda milyon tane sey cikiyor, bilemedim. tesekkurler
0
camussar
(19.06.21)
bilinçsiz yapmayın sakatlanırsınız.

Youtube'da beginner dumbbell full body workout videolarına bakın.

Ya da fitify gibi appleri indirin. Dumbbell egzersizlerini inceleyin.
0
anten
(19.06.21)
musclewiki'den istediğiniz kas grubu için çeşit çeşit harekete ulaşabilirsiniz.
0
vuru
(19.06.21)
piotr
(20.06.21)
@vuru musclewiki supermis. tam aradigim sey.tesekkurler
0
🌸camussar
(20.06.21)
(4)

Telif hakkı

nifak tohumu
Selamlar, Konuyu nasıl araştıracağımı bilmediğim için bir başlangıç noktası arıyorum. Bir müzik eserinin kaç saniyelik kısmını kullanırsam telif hakkından dolayı hazırladığım video ya da multimedya ögesi patlamaz? Muhtemelen farklı koşulları vardır. Bilenlerden yardım bekliyorum.Örneğin bir uygulama
Selamlar, Konuyu nasıl araştıracağımı bilmediğim için bir başlangıç noktası arıyorum. Bir müzik eserinin kaç saniyelik kısmını kullanırsam telif hakkından dolayı hazırladığım video ya da multimedya ögesi patlamaz? Muhtemelen farklı koşulları vardır. Bilenlerden yardım bekliyorum.
Örneğin bir uygulama yaptık uygulama içinde bir videoda meşhur bir parça çalıyor. Fakat 15 saniye falan. Totoyu kaptırır mıyız?
0
nifak tohumu
(19.06.21)
Transformational fair use

adil kullanımın özel bir kuralı. farklı kararlar var, google books da kitapların bir ksımını veren google ceza almamıştı.
0
fistikthecat
(19.06.21)
Nerede yayınlanacağı da önemli, telifin kime ait olduğu önemli. Fair use pek fair değil ve belirtildiği gibi kullanılsa da ensenize biniyorlar genellikle.

15 Saniye çılgın bir süre. Spesifik olarak o parçaya ihtiyaç yoksa benzer özelliklerde royalty free bir şey kullanmanızı şiddetle öneririm.
0
hedep
(19.06.21)
x saniye diye net bir kural yok.
ben fair use kapsamında kullanıyorum desen de bu genelde umursanmaz.
0
Efoody
(19.06.21)
elinde kullanım lisansının olmadığı her eser sorun çıkarabilir.
Stock müzik kullanmayı tavsiye ederim.

Audio jungle, pond5 gibi firmalardan. ŞArkının adını yazarsanız bazen ona benzeyen şarkılar da çıkar bu sitelerde
0
anten
(19.06.21)
(7)

hpv aşısı

levybroo
aşı işine girmişken bunu da aradan çıkarmak lazım. şimdi ben bi devlet hastanesine gidip hpv aşısı olmak istiyorum deyip çat diye olabiliyor muyum bunu? doz takibini de ben yapıyorumdur heralde? bilgisi olan var mı?
aşı işine girmişken bunu da aradan çıkarmak lazım. şimdi ben bi devlet hastanesine gidip hpv aşısı olmak istiyorum deyip çat diye olabiliyor muyum bunu? doz takibini de ben yapıyorumdur heralde? bilgisi olan var mı?
0
levybroo
(15.06.21)
freebird5406_2
(15.06.21)
Aşıyı özel olarak sizin almanız gerekiyor. Her eczanede de bulunmuyor. Ücretini ödeyip getirtmeniz lazım. Ben yaptırdığımda 3’lüsü vardı. Her doz 400 tl’ye yakın bir şeydi. Şimdi sanırım 9’lusu var. Onu bir araştırın. Son çıkanı olmanız daha iyi.
0
ruhen hastayim ben
(15.06.21)
Hpv aşısı piyasada gardasil var sadece. Gardasilin 4 tipe karşı koruyucu ve 9 tipe karşı koruyucu olanı var. 9lu tr’de ruhsatlı olmasına rağmen piyasada satışı yok. Boşuna aramayın, inanın ben yeterince araştırdım :D
4lüsü zaten gayet iyi koruyor yaklaşık %80 hastalık yapan o 4 tip zaten. Tanesi 690 küsür, zam geldi epey. Her sene artıyor ama tr’de yurtdışına göre bile ucuz. 3 doz olucaksınız. 0,2,6 aylar şeklinde ve eczaneden satın almanız lazım. Soğuk dolaplarda saklıyorlar, ona göre bir gün önceden arayın istetsinler depodan. Eczacı kendi yapabilir yapıyorsa eğer, zaten zor bir olay değil kas içi aşılar. Onun dışında önceden hastaneden randevu alıp aşıyla hastaneye gidiliyor diye biliyorum.
not: sağlıkçıyım. Vizyonunuzu tebrik ederim, ben de geçen ay oldum :)
0
helena
(15.06.21)
canım ülkem yine kudretini gösterdi. hadi parasını yine biz verelim de daha etkili olan aşının olmaması çok saçma ya. vasatland...
0
🌸levybroo
(15.06.21)
Gardasil 9 turkiye’de yok, yurtdisinda 100-130€ arasinda fiyati.
Gardasil’in ilk jenerasyonu var turkiye’de, o da pahali. Bu arada covid asisi olduktan sonra biraz bekleyin, 2-4 hafta sonra olun en erken. (ABde iki farkli asi arasinda en az 2 hafta biraktiriyorlar)
0
kuehles blondes
(15.06.21)
bu aşıyı yanılmıyorsam belli bir yaşa kadar yapılıyor. Doktordan bilgi alın derim önden.
0
anten
(16.06.21)
aşı için konuşuyorum, aşının mantığı gereği zaten hpv virüsüne yakalanmak istemeyenlere, yani koruma amaçlı yapılıyor. ama hali hazırda virüslü birine de yapılır mı bilmiyorum. heralde yapılıyordur sonuçta bir sürü virüs tipi varmış, birine yakalananı da en azından diğerlerinden korur heralde. internetten araştırabilirsiniz, ben de okuduğum kadarını biliyorum, uzman değilim kesinlikle. Twitter'da biri bahsedince gördüm, öyle bilinçlendim biraz. 12 13 yaşında çocuklardan 45 yaşına kadar (bazı yerlerde kadınlarda yaş sınırı yok vs yazıyor, o kısmı bilemiyorum artık) herkesin aşı olması gerektiği tavsiye ediliyor. kadınlarda rahim ağzı kanseri ve bazı genital hastalıkları, erkeklerde anal kanser ve yine bazı genital hastalıkları önlüyormuş. üstelik sadece cinsel yolla değil, tensel temas ve tuvalet vb ortak kullanım alanlarından bulaşması da düşük ihtimalse de mümkünmüş. aşı olup her ihtimali mümkün mertebe azaltmak lazım. keşke herkese ücretsiz uygulansa ama şu an için paralıymış.

ek: bizce en belirgin belirtisi diye bir şey yok, zaten ben kendi adıma sağlıkçı değilim. bu duyuru aşı ile ilgili. hastalık belirtileri için en doğru bilgiyi sağlıkçılardan ve sanırım internetten alabilirsiniz.
0
🌸levybroo
(16.06.21)
(3)

Kitap okumayı sevmek istiyorum

bare gud dømmer meg
Son yıllarda kitap okuma olayını iyice bırakmış durumdayım. Hoş bu zamana kadar öyle sıkı bir okur olmadım ama genel olarak araştırmayı çok seven, ilginç yazılar,forum,sözlük,makale,blog vs. okurum. Araştırmacı olmanın ve buralarda vakit geçirmenin en az kitap kadar faydalı olduğunu düşünüyorum. Şim
Son yıllarda kitap okuma olayını iyice bırakmış durumdayım. Hoş bu zamana kadar öyle sıkı bir okur olmadım ama genel olarak araştırmayı çok seven, ilginç yazılar,forum,sözlük,makale,blog vs. okurum. Araştırmacı olmanın ve buralarda vakit geçirmenin en az kitap kadar faydalı olduğunu düşünüyorum. Şimdi sizlere birkaç sorum var.

1) bahsettiğim şeyleri yapmak kitap kadar faydalı veya kitaptan daha yararlı olabilir mi?

2) içimi daraltıp,bunaltmayacak ve kişisel gelişimime faydalı olabilecek kitap önerileri bekliyorum. Depresyonda olan birinin okuyabileceği şeyler olabilir ve sürükleyici şeyler olabilir vs. Yani okumayı sevdirecek bana bir şeyler katacak ieyler olabilir.

3) anlam gücümü de artırmak istiyorum. Aleste paragraf soruları ve matematik mantık sorularını çözmek için fayda sağlayacak şeyler
0
bare gud dømmer meg
(14.06.21)
anladığım kadarıyla hiç klasik okumamışsınız.

fareler ve insanlar
ölü canlar
hacı murat
germinal
sefiller

tavsiye ederim.

iç daraltıp bunaltma konusunda garanti veremem, çünkü gerçekten ağır eserler. ama sürükleyicilik vs konusunda muazzam eserler.

kişisel gelişiminize katkı yönünden de; açıkçası bana göre insan karakterleri klasikleri okuyanlar ve okumayanlar olarak ikiye ayrıldığı için, rahatlıkla söyleyebilirim ki klasikler kişisel gelişiminizi bambaşka bir boyuta taşır.

sevgiler.
0
lisw
(14.06.21)
1-forum sözlük blog vb ile kitabın içeriği bir olamaz. Bunları ben de seviyorum. Ama çoğu subjektif ve çerezlik geyik muhabbetinden hallice içerikler. Özellikle türkçe olanlar. Atıyorum kapsamlı bir sanat tarihi kitabıyla, ekşi şeylerdeki içerikler bir olabilir mi

2-Bunalıyorsanız zaten ilgi duymadığınız bir şey okuyorsunuz demektir. Ben ilgi duyduğum bir konuda bir kitap ya da içerik okurken sayfalarca sıkılmadan ilerleyebiliyorum. Birçok insan da böyledir.

3-Anlam gücü için felsefe okumalısınız.
0
anten
(14.06.21)
(bkz: storytel)
0
mezarkabul
(15.06.21)
(6)

meslek edinilebilecek hobi önerin

abelardo
30lu yaşların ortasındayım. maddi durumum iyi ama bok gibi hayatım var.işimi sevmiyorum. sosyal çevrem azaldı.kendimi işime versem ve kariyerimde çok yükselsem de mutlu olacağımı sanmıyorum çünkü istediğim hayat bu değil. yani mesleğimde yükselmiş kişilere bakınca keşke ben de bunlar gibi olsam diye
30lu yaşların ortasındayım. maddi durumum iyi ama bok gibi hayatım var.
işimi sevmiyorum. sosyal çevrem azaldı.
kendimi işime versem ve kariyerimde çok yükselsem de mutlu olacağımı sanmıyorum çünkü istediğim hayat bu değil. yani mesleğimde yükselmiş kişilere bakınca keşke ben de bunlar gibi olsam diye heves etmiyorum.
düşündüm ve beni mutlu edebilecek şey bir hobim olması ve bunu işe dönüştürmek. mesela bir dans hocası olsam ve eğitim veren bir yer açsam veya bir sporcu olsam mutlu olurdum. bu saatten sonra ne olabilir mesela?
0
abelardo
(13.06.21)
yapıcı bir tavsiyede bulunamayacığım ama şu uyarıda bulunabilirim sadece, spor gibi fiziksel sağlığın azami önemi haiz olmadığı başka alanlara bakmalısınız. 35 yaş fiziksel aktiviteye bağlı bir alanda para kazanmak için fazla riskli bence.
0
benevolent sun
(13.06.21)
Scuba diving, para ve zaman varsa kısa sürede eğitmen olabilecek seviyeye gelirsiniz
0
ceketimi alip cikcam
(13.06.21)
muzik bambaska bir kariyer ya. tanimayan kalmiyor.

bir yere kahve icmeye gidiyorsun, kahveyi getiren kiz, aaaa xx grubu degil misiniz ben sizi taniyorum vs diyor. hem zevkli hem sosyallik olayi cok. tabii sevene. pandemi ucunca yine eski gunlere doner. cuma cumartesi bir yerde canli muzik yaparsiniz.
0
dio
(13.06.21)
Scuba diving +1

Ancak ben hobi olarak başladım, profesyonel de oldum. Yazları çalıştım. Ama meslek olarak yapmak istemiyorum, beden+zihin yorabilen bir iş.
0
hayaletimsi
(13.06.21)
bu biraz şans işi her hobi kolaylıkla para kazanılabilen bir işe dönebilir, ya da hobi olarak kalmaya devam edebilir. Ama denemeden bilemezsiniz.

Şans, network biraz da beceri.

Mesela müzikte illaki albüm yapmak zorunda değilsiniz. müzik kütüphanelerine reklam, film, tv programı, youtube içerikleri ile kullanılabilecek formatlarda iyi kalitede eserler üretip çok para kazanan var. Audiojungle, pond5 gibi platformlar iyi kullananlar için bir servet sağlayabiliyor. Tabii öte yandan burada şansını deneyip kazanamayan da çok var.

Mesela sevdiği bir konuda blog yazıp, instagram sayfası oluşturarak (tamamen kişisel ilgi için başladı para sonradan geldi) para kazanan birkaç kişi tanıyorum. ama bunlar zaten konuyla çok ilgililerdi, haliyle onların bu emeğinin bir ödülü oldu para. Ama içlerinden bir tanesi türkiye'nin en büyük şirketlerindne birinde çalıştığı işi bıraktı, bloguna yoğunlaşmak için. Öyle kazanıyor yani.

Yanında ilk stajını yaptığım müdürüm şimdi fotoğrafçı olmuş. Cafe, otel gibi yerlerin mekan fotoğraflarını çekiyor. Güzel de çekiyor.

Bir iş arkadaşım yine ilgilendiği bir konuyla alakalı instagram içerikleri yayınlarken fenomene dönüştü. O da işi bıraktı. Şu an trendyol başta olmak üzere birçok markayla işbirliği yapıyor. Senelerdir çalıştığı işte alamadığı arabayı bu işbirlikleriyle birkaç ayda aldı.

Daha ufak ölçeklerden gidelim, arkadaşımın annesi yemek yapmayı epey seviyor. bahçeli bir evi vardı. burayı ufak bir restorana çevirdi.

instagramda birini gördüm, mum yapıyor. 3-4 ülkede anlaştığı dükkanlara toptan sipariş gönderiyormuş. Tamamen internet üstünden bulmuş onları da.

Yani o kadar çok böyle insan var ki. Hobisinden para kazanan. Ama şöyle bir durum var gözlediğim, bu insanlar zaten bu işleri severek yıllardır para kazanmadan yapıyorlardı. Fotoğraf çekiyordu, yemek yapıyordu, yazı yazıyordu. Para o emeklerinin bir ödülü gibi oldu.

Yoksa piyasada dur bu işte para var diye giren çok insan var. Ama birçoğu başarısız oluyor. Ha onların da aralarında alıp yürüyenler var ama elinin altında uğraştığın ve iyi yaptığın para da edebileceğini düşündüğün bir şey varsa değerlendirmekten zarar gelmez.

Ama ben olsam düzenli bir gelir oluşturmadan işimi bırakmam.

Bir de bir şeyleri paraya dönüştürmek de bir beceri. Kimi var dünyanın en iyi mallarını koy önüne satamaz, kimi var samanı bile öyle bir paketler öyle bir özendirir ki millet kapısında kuyruk olur. Bu da bir beceri.
0
anten
(14.06.21)
Scuba diving isi palavra degil, zamaninda gunde iki paket sigara icin bir arkadas kariyeriyle alakasiz bir sekilde 30undan sonra scuba diving isine girdi, simdi hem hocalik yapiyo hem de gemi temizleme isleri falan kovaliyor.

Bir baska arkadasim 38-39 yasinda rope access isine girdi, ip ustunde bakim onarim falan yapiyorlar, ruzgar gulleri cart curt. Yukseklik korkunun olmamasi lazim tabii.
0
cooperr
(14.06.21)
(8)

aile hekimden aşı olmak

anti-kahraman
merhaba,aile hekimi hemen evimin yanında. bionntech aşısı için randevu alıcam da sağlık ocaklarında bu aşının lojistiği için yeterli imkanlar var mıdır acaba? Yoksa doğrudan gidip üniversite hastenesinde mi olsam.
merhaba,

aile hekimi hemen evimin yanında. bionntech aşısı için randevu alıcam da sağlık ocaklarında bu aşının lojistiği için yeterli imkanlar var mıdır acaba? Yoksa doğrudan gidip üniversite hastenesinde mi olsam.
0
anti-kahraman
(10.06.21)
biontech için sağlık ocağından randevu vermiyorlar zaten. Sinovac yapılıyor sağlık ocaklarında. Biontech için her şekilde hastaneye yönlendirir.
0
anten
(10.06.21)
@anten yanlış bilgi. biontech için sağlık ocakları açıldı. ancak sağlık ocağının büyük olması lazım şimdi aldım ben randevu eşime.
0
mikahakkinen
(10.06.21)
-80 derece denilen ultra soğuk saklamadan çıktıktan sonra -25/-15 arası 2 hafta, buzdolabında 2/8 derece arası 1 ay, sodyum klorür ile seyreltildikten sonra ise oda sıcaklığında 6 saat saklanması öneriliyor. herkes sanki -80 derece değilse bozulur çöp olur gibi bir fikir edinmiş. Bu şartların da sağlanamayacağını düşünüyorsanız orası ayrı tabi. Hastanede olun.
0
zoghurt
(10.06.21)
@zoghurt hastane şu an o kadar yoğun ki aşıları çıkarıp 6lı bekletiyorlar. senin dediğin gibi bir duruma o kargaşa da yorgun sağlık personeli ne kadar dikkat eder? randevu verilen sağlık ocaklarındaki ebelerin hemşireler daha az yoğun belki daha fazla dikkat ederler. soru sorun çok. kaos var.
0
mikahakkinen
(10.06.21)
Formula 1 efsanesi, usta pilot mikahakkinen +1

Sağlık ocaklarında da oluyor artıp Biontech.
0
himmet dayi
(10.06.21)
@ mikahakkinen
Her şey digital işliyor, ben aşı kartını doktora aşının qr kodunu göstermeden bile imzalatamazken korkmak bana saçma geliyor. Tek işi bu olan kişiler bilmiyor ama halkımız maşallah her konuda uzman.
0
zoghurt
(10.06.21)
@zoghurt ben subjektif yorum yaptım. ben taşrada büyük bir ilçe de yaşıyorum. her yer aynı olmayabilir onu diyorum.
0
mikahakkinen
(10.06.21)
benim anladığım tek sıkıntı 6 kişi gelmeden açmıyorlar aşıyı.
yani fazla bekleme ihtimaliniz var, bir hekim de gelen kişi eksik olursa ertesi güne erteliyoruz demişti twitterda.
0
passion rules the game
(10.06.21)
(16)

yarım gram altın

hooiken
merhaba,arkadaşımın düğününde yarım gram altın takmayı/keseye atmayı düşünüyorum. ayıp olur mu sizce?piyasa çok yüksek malum. düğün için gidince konaklamasıydı, ulaşımıydı derken 500+ bir harcama yapamıyorum. siz olsanız yarım gramı sorun eder miydiniz?
merhaba,

arkadaşımın düğününde yarım gram altın takmayı/keseye atmayı düşünüyorum. ayıp olur mu sizce?

piyasa çok yüksek malum. düğün için gidince konaklamasıydı, ulaşımıydı derken 500+ bir harcama yapamıyorum.

siz olsanız yarım gramı sorun eder miydiniz?
0
hooiken
(10.06.21)
Sorun etmiştik, evet.

En azından gram takın
0
MiraTaurus
(10.06.21)
keseye atılcaksa bir şey olmaz. ama taktığını görse bozulabilir. gerçi o stresten anlayamaz 1 gram sanar en kötü :)
0
xrated
(10.06.21)
çok yakın arkadaşınız değilse ayıp olmaz bence.
açıkçası ben çoğu arkadaşımı sadece o gün birlikte olalım diye çağırmıştım, hiçbir şey takmasalar da sorun etmezdim ama buna rağmen gelmeyen arkadaşlarım oldu. yarım gramı da sorun etmezdim.
0
marla is in my head
(10.06.21)
Arkadaşınızın yakınlığına göre değişir, siz evliyseniz eğer, onun size taktığı takıya göre değişir. Ama kesinlikle keseye atayım gram sansın gibi düşünmeyin. Yarım gramın yarısını bile taksanız üzerine isminizi yazın. Yarın öbür gün arkadaşınız da size takı takacağında ne takması gerektiğini bilmeli bence. Sorun etme kısmında, benim gram veya çeyrek taktığım biri gelip bana yarım gram taksa sorun ederdim. Ama ilk evlenen bensem sorun etmem. Yarın onun düğününde ben de ona yarım gram takarım.
0
hrvl
(10.06.21)
evlilik tarihlerimiz arasında 1 ay olacak.

o temmuz başı, ben temmuz sonu evleniyorum. yani, benim taktığıma göre şekillenir onun takacağı da.
0
🌸hooiken
(10.06.21)
çoook mu yakınsınız? çok yakın değilseniz gitmeyim bile bence. çok yakınsanız da takacağınız takıyı sorun etmemesi lazım bir zahmet.
0
elorelia
(10.06.21)
Bunları sorun edecek insanların düğününe gitmeyin bence ya, ben etmezdim.
0
bay b
(10.06.21)
Çok yakın arkadaş değilse dert değil.

Şehir dışında anlaşılan düğün. Yol+ konaklama derken masraf çok kimse için kendinizi zora sokmanıza gerek yok. Düğünde takı olayı, herkesin gücü yettiğince evlenen çifte destek olması amacıyla toplanır. Bunda bozulacak bir şey yok.

Bozulan sorun edenle de iletişimi kesin bence:)

Hele bi de sırf zevki için şehir dışına sürüklüyorsa insanları hiç kasmayın. Tüm çevresi istanbul'da olup bodrum'da düğün yapan arkadaşım vardı mesela. Giden herkes kafadan 2bin lira masrafa girdi. Şimdi bu adam bir de çeyrek mi yarım mı muhabbetine girseydi lafı yerdi :)
0
anten
(10.06.21)
Altın için düğüm yapan biri ise gitmeyebilirsiniz. Ama beraber bakit geçirmek, yemek, içmek, eğlenmek için yapılan bi düğünse rahat rahat gidin yarım gramınızla
0
zimbirik
(10.06.21)
Benim de var ayni sıkıntıdan. 2 tanesine çeyrek altın aldım yakınlar diye. Bir tanesine de 200 lira asıp geçeceğim. Öyle düşündüm.
0
westblack
(10.06.21)
yakışık değil ama tl takın

altını bozdurması saklaması komisyonu dert

ekonomik istikrar yok, taktığınız aynı değerde geri gelmeyecek

artık kimse aynısını takayım derdinde de değil çünkü fiyatlar 4x artsa bile
spekülasyondan arındırsak 2x artması lazımdı deyip daha düşüğünü takıyorlar
0
bir soru sorcam
(10.06.21)
valla yakın arkadaşımsa gider ve takardım da, yakın değilse "ben gelmeyeyim, o parayla altın göndereyim sana" gibi çıkarcı bir teklif yapabilirdim. Covid zamanı güzel bahane hem. Bir arkadaşım ortada covid de yokken yaptı bunu, Erzurumda mı ne düğün vardı birkaç yıl önce, gidip çeyrek takacağına gitmeyip yarım taktı.
0
nhk ni youkosu
(10.06.21)
Cevabınıza göre, bence sorun edilmez. Herkes durumu ölçüsünde takabilir, hatta yoksa takmayadabilir. Yanında olmanız yeterli diye düşünüyorum. Sizin takacağınıza göre o da size takacaktır.
0
hrvl
(10.06.21)
Bizim dugunde 1 tane yarim gram takilmisti. Takan kim bilmiyoruz ama takmak zorunda kaldigi icin cok uzulmustuk zira kimsenin gelenekler icin zor duruma dusmesini istemeyiz.
0
cleric
(10.06.21)
iş yerinden arkadaşıma takmıştım. iyi arkadaşımdı çok samimi değildik yılda birkaç defa görüşürdük.. türk lirası takacaktım ama yarım gram o zaman takmayı düşündüğüm türk lirasından %20 daha fazlaydı.. tl yerine altın takayım en azından değerini kaybetmez demiştim.
0
jepa
(10.06.21)
Düğünler yakınsa zaten isminizi cıkarıp kendi ismini takıp aynen iade eder sıkıntı olmaz :) Normalde bozulabilirdi ama şimdi zaten birbirinize aynı ayarda takma sosyal zorunluluğunuz var, tam da taksan sana aynısını vermeli.
Açıkçası evlenen çok yakınım değilse ben de yarım grama sığınıp torbaya isimsiz atıp kaçıyorum, yapacak bir şey yok para yetişmiyor bazen. Çok yakınsa, Allah'a sığınıp çeyrek.
0
Sulfoxaflor
(11.06.21)
(11)

Çok büyük miras kalanlar

Filinta61
Var mi aranizda , ya da etrafinizda. Ve bununla baş etme durumları nasildi. Iyiye mi gitti kotüye mi?
Var mi aranizda , ya da etrafinizda. Ve bununla baş etme durumları nasildi. Iyiye mi gitti kotüye mi?
0
Filinta61
(10.06.21)
Ahahahha kötüye gitti.

Üç tane akrabama çok büyük miraslar kaldı.

Birisi şizofreniydi elindekini avucundakini ya o yedi ya da bi şekilde elinden aldılar.

Diğeri paranın ne kadar çabuk biteceğini düşünmeden harcadı sattı sattı yedi. Şimdi nereyi satsam diyor. En son bodrum açıklarındaki adalarını satmaya çalışıyorlardı.

Bir diğeri de kumar oynadı. Özel uçaklarla kumarhaneler bunu almaya gelip özel hizmetlerle oynatıyordu.


He bi tane daha var. O da en son küba dan kadın getirtiyordu bacağında puro sarsın diye.


Çok büyük mirası iyi değerlendiren görmedim. Daha az ölçekli iyi mirasları katlayanlar gördüm ama.
0
tessera
(10.06.21)
bizim iş yerinde birine babasından 8 ev, 2 dükkan filan kaldı. şu an oturduğu ev de müteahhite verilecek. ankaranın muhtelif yerlerinde arsaları da var.


geçen veraset için tapuya gitti. tapu dairesinin içindeyken alıcı buldular arsalarına. ha çok ortaklıydı, büyük para gelmedi ama şans işte. para parayı çekiyor sanırım.

gayet de iyi idare ediyor adam. evlerini kiraya verdi. bir ikisini sattı.
0
elorelia
(10.06.21)
Benim dediğim miraslar elorelia nın dediklerinin birkaç on katıdır belki daha fazladır.

@elorelia nin dedigi boyutta olanlar iyi idare edilebiliyor.
0
tessera
(10.06.21)
etrafımdaki insalarda genelde sonu iyi gitmiyor.

işin iyi gitme ihtimali, kalacak mirasın kazanıldığı işyerinde çalışan çocuklarda yükseliyor. yani aile şirketinde çalışıyorsa, paranın değerini biliyorlar.
0
co2s2
(10.06.21)
Define bulan ailesi vefat edince tüm para çocuklara kaldı. Bu çocuklar kalan para ile mekanlar aldılar, işler kurdular. Küçük bi şehrin sayılı zenginlerinden oldular.
0
zimbirik
(10.06.21)
open.spotify.com

Immanuel Tolstoyevski'nin güzel bir podcasti var bu konuda.
0
phonex
(10.06.21)
geçenlerde bir paylaşım gördüm:
"1000 lira yönetmeden 10bini, 10bini yönetmeden 100bini yönetemezsin" diyordu.

Gerçekten de bir anda büyük meblağlar elde eden insanlar bunu savurganca değerlendiriyor çok iyi bir finansal bilinci yoksa.

Hani şakası yapılır ya hayal kurarken bile ruhum fakir diye. İşte vizyonu dar insanlar miraslarını da böyle değerlendiriyor.
0
anten
(10.06.21)
Teyzemin eşine inanılmaz büyük miras kaldı. Boğaz’da yalılar, Almanya’da evler falan.. aşırı dindar biri olduğu için verasete gitmedi, mirası kabul etmedi. Ben kendim kazanır kendi kazandığımla geçinirim fazlasına ihtiyacım yok bizi bozar dedi. Boyacılık yapıyor. Evlerinde hala odun sobası yanıyor. Kuzenlerim bu duruma deliriyor tabi:(
0
suicides underground
(10.06.21)
bana 9-10 milyon tutarında dükkanlar kaldı.
ayda 25-30 bin civarında kira getiriyor.
sadece kirasını yiyip hiçbir şekilde satmayı düşünmüyorum..
bu iyimidir kötümüdür siz değerlendirin.
0
aslindasorunumpsikolojik
(10.06.21)
@aslindasorunumpsikolojik : "parayı yemek" çok hoş görünüyor ama gayrimenkulün kirası yıllar geçtikçe enflasyon karşısında eriyecek. daha doğrusu eski/yaşlı mülkün kirası , yeni mülklere göre daha düşük olacak. bu yüzden mevcut mülklere tadilat yapmak ve hatta yeni mülk almak (ya da eldekileri satıp daha yeni mülkler almak) gerekir bence.
0
co2s2
(10.06.21)
@co2s2 cevabını okuyunca aklıma geldi. 2-3 hafta evvel burada bir arkadaşın kentsel dönüşümü için sorduğu bir soruyu cevaplamıştık. müteahhite verecek parası olmadığından eski m2'den 30m2 daha ufalacağından bahsediyordu. bende kendisine kısaca -ev sahibi olmanın yeterli olmadığını, ev sahibi iseniz bile evinizin bir ömrü olduğundan kenara kira atar gibi bir miktar para atılması gerektiğinden, bu miktarı hem tadilat hem de ilerde bina ömrünü tamamladığında kentsel dönüşümü için kullanılabileceğinden- bahsetmiştim.

@aslindasorunumpsikolojik adlı yazar, ilerde kenara para atmazsa dükkanının m2 ufaltabilir, binanın ömrü onu gömecek kadarsa benden sonrakilerin sorunu olsun banane diyerek kiraları bugün yiyebilir. :)
0
phonex
(10.06.21)
(4)

türkiye'de yaşayan biri mutlaka şu kitabi okumali dediğiniz kitaplar?

kayanyıldız
aradığım konu başlıkları örneklemem gerekirse;1-türkiye'nin yakın tarihi2-türkiye'de kadın olmak ve hakları3-avrupa ve türkiye4-mutlaka bilinmesi gereken olaylardan bahseden kitaplar vs.hem bilgi sahibi olmak hem de bilinçlenmek istiyorum. yukarda bahsettiğim konu başları kesin başlıklar değil başka
aradığım konu başlıkları örneklemem gerekirse;
1-türkiye'nin yakın tarihi
2-türkiye'de kadın olmak ve hakları
3-avrupa ve türkiye
4-mutlaka bilinmesi gereken olaylardan bahseden kitaplar vs.

hem bilgi sahibi olmak hem de bilinçlenmek istiyorum. yukarda bahsettiğim konu başları kesin başlıklar değil başka tarzda ama güvendiğiniz kitaplar varsa lütfen yazın.
0
kayanyıldız
(10.06.21)
türkiye'de geri kalmışlığın tarihi
68in kadınları
içimizdeki şeytan
kuyucaklı yusuf
yer altında dünya var
0
rewlack
(10.06.21)
nutuk okuyun. türkiye nasıl kuruldu, ne şartlarla kuruldu? bu soruların cevapları nutuk'ta. ilk ağızdan öğrenirsiniz.
0
co2s2
(10.06.21)
türkiye'nin yakın tarihi için kesinlikle nutuk ilk okunması gereken eser.
Erol mütercimler bu vatan böyle kurtuldu.

Türkiye'de kadın olmak ve hakları konulu çok iyi eserler var mı bilmiyorum.
Biraz popülist işleniyor bu konu maalesef.

Avrupa ve türkiye'yi bilmiyorum ama Henry Kissinger-Dünya Düzeni mutlaka okunmalı. Güncel dünya siyasetini algılamak adına.
0
anten
(10.06.21)
Tek taraflı okumamak adına karşı fikirde/görüşte kitaplar okunmalı bence.
Mesela bulabilirseniz Yürüyenler ve Sürünenler gibi, Batılılaşma İhaneti gibi.
0
epitaf
(10.06.21)
(6)

Birkaç üretim sorusu

dissendium
Diyelim bir tane kimya şirketi kurduk. Sıvı el sabunu üretmek istiyoruz. Bu aşamada müşteri nasıl bulunur? Olayın genel mantığı nedir? Bununla ilgili kaynak da paylaşabilirsiniz.Bir de Migros'un bazı ürünlerinde Migros yazıyor ama Migros üretici değil. Bir tane firmaya ürettirmiş. Bu firmaları Migro
Diyelim bir tane kimya şirketi kurduk. Sıvı el sabunu üretmek istiyoruz. Bu aşamada müşteri nasıl bulunur? Olayın genel mantığı nedir? Bununla ilgili kaynak da paylaşabilirsiniz.

Bir de Migros'un bazı ürünlerinde Migros yazıyor ama Migros üretici değil. Bir tane firmaya ürettirmiş. Bu firmaları Migros nasıl buluyor? İhale mi açılıyor? Bir de ürünün nasıl olacağını Migros mu belirliyor yoksa şirketin bu tip durumlar için ürün kataloğu var ve Migros bu katalogdan ürün seçimi mi yapıyor?

Son olarak işletme, ticaret gibi alanlarda bilgimi artırmak istiyorum. Kaynak tavsiyesi alabilirim. Bilgi veren olursa teşekkür ederim.
0
dissendium
(10.06.21)
zaten mantık olarak önce müşteri bulup sonra sabunu üretmen lazım.

yoksa standart olarak migros'a en uygun fiyatı vermen lazım ki adamlar alsın.

ne alınır ne satılır bu işler nasıl olur sadece piyasaya girerek öğrenebilirsin. özellikle türkiye'de bütün işler ikili ilişkiler arasında döner.

www.hepsiburada.com

Siveno Defne Yağlı Doğal Sıvı Sabun 5 lt 97tl miş.

sen bu ürüne 25tl diyebiliyor musun? piyasa ona bakar.
0
duyurukullanıcısı
(10.06.21)
problem sabun üretmek değil, problem sabunu satacak yer bulmak. şöyle diyeyim, eğer sabun satacak bir yer bulursanız, sabunu sizin için üretecek yeri bulmak yarım gününüzü alır.
0
co2s2
(10.06.21)
Piyasada çoğu şey fason üretiliyor. Yani aldığınız F. Castell KAlem ya da arabanızdaki paspas, Zara'dan aldığınız Mayo... Bunlar Ferhatpaşa, Bursa, Okmeydanı gibi yerlerde üretiliyor.
Ürünün neye benzeyeceğini, nasıl kokacağını, hangi mamülden imal edilip ne miktarda ambalajlanacağını belirlemek kolay.
Migros Fbrikası diye bir şey yok zaten :j yani ben görmedim.
0
Etanglement
(10.06.21)
@Etanglement, zaten fason üretimden bahsediyorum. Migros fabrikası diye bir şey yok.
0
🌸dissendium
(10.06.21)
Ihale falan açılmıyor alakası yok. Fason üretim. Senin markan logon her seyin hazir. Esenyurtta da uretici. Gidiyorsun konusuyorsun adam diyor en az 500 seri ya da en az 1000 litre aylik vs vs. Anlaşırsin o uretir sloganini logonu neyse hazirlar paletler verir. Gerisi sana kalmis ister koy evine kullan ister bakkal bakkal gez satmaya çaliş
0
optimistbakunin
(10.06.21)
Türkiye'de çoğu girişimin sorunu budur.

Herkes önce ürünü üretiyor, restoranı açıyor, siteyi kuruyor. tüm enerjisini ve bütçesini buraya harcayıp satış ve pazarlamayı atlıyor.

Türkiye'de ve tabii dünyada da, ticaret büyük oranda ikili ilişkiler üstünden döner. Ürünün ne kadar iyi olursa olsun, onu çok iyi pazarlayacak biri olmalısınız ya da ekibiniz olmalı.

Senin ürettiğin sabunu toptancılara, temizlik şirketlerine, otellere, marketlere, birinin satması lazım. Bu sen olursun, ortağın olur, maaşla tuttuğun bir satış elemanı olur ama biri olmalı. Bu saydığım adamların hepsinin zaten hali hazırda aldığı ürünler var, niye seni alsınlar mesela?

özellikle otel, restoran gibi yerlere ürün vermek her zaman avantajlıdır. Çünkü sürekli sipariş gelir. Ama adam hiç tanımadığı birinden ürün alır mı? Şunu bilmek ister, sipariş verdiği gün 1000 tane ürünü ertesi gün kapsında bulmak ister vb. O yüzden güven ve ikili ilişkiler çok önemlidir.

Fason üretim için büyük markaların tedarik işleriyle uğraşan departmanlarına, satın almacılarına vb. ulaşmanız lazım. Onlara numuneler verebilirsiniz. Ama migros gibi büyük zincirlere fason üretim yapmak epey sermaye ve tecrübe ister.

Düşünün Migros'un her ilde şubesi var. Kendi markasıyla bir sabun ürettiğinde bunu her mağazasına koymak isteyecek. Tek seferde milyonlarca paket siparişi hazır edebilmenizi isteyecek.

Tabii bir de böyle markaların üretim standartları da yüksek olur. Mesela siz fason üretim de yapsanız tesisinizin çevre dostu olup olmadığı, çalışanlarınızın iş güvenliği vb konuları denetlemek siteyebilirler.

Farklı bir sektör ama Zara Türkiye'deki tüm fason üreticileri için çok yüksek standartlar koyuyor. FAbrikanın atık yönetiminden, işçilerin çalışma koşullarına kadar standartlara uygunluk istiyor.

İnternetten satış yapmak da bir opsiyon. ama orada da rekabet muazzan büyüklükte. Haliyle epey reklam harcaması yapmanız gerekir.

ticarette bilgiyi artırmanın en net yolu ticaret yapmak:) Hiçbir teorik eğitim pratikte karşınıza çıkacak şeyleri kapsayamıyor. Ama kosgeb'in online eğitimleri başlangıç için oldukça faydalı olur yeni iş kuracak biri için.
0
anten
(10.06.21)
(6)

Eczacıbaşı işe alım

levybroo
eczacıbaşı kardeşimi* aramış ve görüşelim falan bi şeyler demişler galiba o kısmı bilmiyorum da İngilizce sınavı olacakmış. nasıl bi sınav oluyor bu bilen var mı? içeriği nedir, zor mu vs? *mühendis
eczacıbaşı kardeşimi* aramış ve görüşelim falan bi şeyler demişler galiba o kısmı bilmiyorum da İngilizce sınavı olacakmış. nasıl bi sınav oluyor bu bilen var mı? içeriği nedir, zor mu vs?

*mühendis
0
levybroo
(09.06.21)
Zordu. Hatta yaptikca zorlasan sinavdan vardi.

Sonra 50 tane daha sinav oluyor, kisilik envanteri bile 500 soruydu. Birkac ay gorusuyorlar bu surece isyan etmeyeni aliyorlar.

Ben bi kere hata yapip o yola girdim, simdi arayan eczacibasi olursa direkt kapatiyorum.

Cv'nin yuklendigi yeri bile begenmiyorlar kendi sistmeninde cv olusturmani istiyorlar.
Milyon tane firmayla gorustum orasi kadar ayar eden firma gormedim.
0
divit
(09.06.21)
Ise alim sureci cok asamamali bir firma, sabir dilerim
0
pofudukayi
(09.06.21)
İlgilendiğim iş ilanı istanbul içindi ama öğrencilik yaptığım şehir için teklifte bulunmuşlardı. Anlaşmıştık, gayet güzel bir görüşmeydi ki ufak ama önemli bir detay yüzünden iş olmamıştı. Kurumsal bir firma ama ihtiyaçlarını tam olarak karşılıyorsan uzatmazlar.
0
silah taciri
(09.06.21)
Ben orada çalışıyorum bence sınav gayet kolaydı. 3 bölümden oluşuyordu, gramer, okuma ve dinleme olarak ayrılmıştı bölümler. Giderek zorlaşıyor kendi içinde ama en zoru bile çok zor değil.
Mühendisse grup şirketlerinden birisi için aramışlardır, hangisi?
0
irene
(09.06.21)
Bence piyasadaki en mıymırık ik departmanına sahip şirketlerden biri. Sabırlar diliyorum:)

İngilizce sınavı başlangıç.
Kendilerini nasıl bir konumda görüyorlar bilmiyorum ama toefl vs. gösteren insanı bile sınavlarına sokmaya niyetleniyorlar.

Sonra bir sürü mülakat sınav vs.

bana biraz komik ve bilinçli geliyor bu aşamalar. Muhtemelen şirkete giren insanlar üstünde "bak ne kadar zor burada çalışmak kıymetini bil" hissi bırakmak da istiyorlar.
0
anten
(09.06.21)
2014-2017 arası çalışmıştım Eczacıbaşı’nda. Dil sınavı bulatsdı o zaman, şu an değişti mi bilmiyorum. Bulats diye aratıp örnek sınavlara bakabilirsiniz, hatta bulats sınavını satın alabiliyorsunuz sanırım deneme yapmak için.
0
teutonic-terror
(09.06.21)
(5)

Müsilaja neden çözüm bulunmuyor

zimbirik
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cevre-ve-sehircilik-bakanligindan-7-ile-musilaj-genelgesi-1842520Şunu gördüm problemi yok etmeye çalışmak yerine etkilerini silmeye çalışıyorlar. Kırık kol için ağrı kesici içmek gibi geliyor. CHP müsilaj için komisyon kuralım diyor, AKP reddediyor. Şimdi baktım A
www.cumhuriyet.com.tr

Şunu gördüm problemi yok etmeye çalışmak yerine etkilerini silmeye çalışıyorlar. Kırık kol için ağrı kesici içmek gibi geliyor.

CHP müsilaj için komisyon kuralım diyor, AKP reddediyor. Şimdi baktım AKP Başkan vekili bülent turan görüşeceğiz komisyon kurulmasını demiş.

Zaten kovidden dolayı bi çok sektör durma noktasına geldi. Marmara çevresindeki turizm noktaları bu yazı da boş geçirecek gibi.

Uzmanlar deniz altındaki yaşamın çok kötü etkilendiğini söylüyor. Ama kirlilik kaynakları ortadan kaldırılırsa ya da sınırlandırılırsa denizin kendi dengesine ulaşabileceğini de belirtiyorlar.

Bir önceki müsilaj probleminde deniz altının temizlenmesi 2 seneyi bulmuş. Bizdeki bu rehavet beni çok korkutuyor. Silkelenip radikal çözümler ortaya koymuyor olmamız çok endişe verici.

Siz ne düşünüyorsunuz?
0
zimbirik
(08.06.21)
çünkü ucunda rant, siyaset, nüfus, ekonomik büyümeyi ve üretimi önceleyen kapitalist sistem var, buradan bir çok konuda eleştiri çıkar

bilim insanlarının söylediği şu an fabrikaların arıtmadan denize saldığı atık suların durdurulmasından 5-6 sene sonra müsilajın etkisinin azalacağı 10 seneye de temizleneceği

ileri arıtma sistemlerinin yapımının ve işletmesinin pahalı olması da var

son zamanlarda bu konu ile ilgili güzel yazılar yazıldı, videolar çekildi youtube da var
0
freebird5406_2
(08.06.21)
marmara denizi kaçınılmaz sona yaklaşmış gibi anlıyorum ben okuduğum ve izlediklerimden. sen 80 milyonluk ülkenin tüm sanayisini ve nüfusunu tek bir iç denizin etrafına topla, fabrikaları doğru düzgün denetleme, rant uğruna on yıllar boyunca doğayı yok et, şimdi de denizin üstündeki salyayı fileyle toplamaya çalış.

sorun müsilaj değil, uzmanlar böyle söylüyor. müsilaj marmara denizi'nin bittiğinin bir emaresi sadece. müsilaj toplansa da o deniz temizlenmeyecek. hatta bir uzman marmara denizi'nin 80'lerin sonunda yok olduğunu, o günden beri çürüyerek bugüne geldiğini söylüyordu.

bu saatten sonra alınacak aksiyonu bizim gibi bir ekonomi yapamaz. tutup izmit'i komple başka yere taşımak gerekiyor mesela. değil izmit'i, izmit'teki tek bir fabrikayı kaldırıp başka yere taşıyamazlar. o yüzden hepimize geçmiş olsun.
0
sir gawain
(08.06.21)
Sadece Kocaeli'de 13 adet organize sanayi bölgesi var, binlerce fabrika&üretim tesisi organize sanayi bölgeleri dışında yer alıyor.

Yalova,Tekirdağ, Tuzla ve İstanbul bölgelerini de buna dahil etmek gerekli, Osb dışında kalan firmaların neredeyse tamaında bir ön arıtma tesisi dahi yok.

Uygunsuz deşarj yapmanın cezası, çıkan atıkları geri dönüşüme & atık bertaraf tesislerine göndermenin yanında ucuz kalıyor, siyasette işin içine girince bu cezalar bile kesilmiyor.

Osb'lerde ise çoğunlukla biyolojik arıtma, çöktürme ve çamur bertaraf işlemleri yapılıyor, ileri kimyasal arıtma yapan tesis sayısı çok az, bunların temel sebebi de yatırım ve işletme maliyetlerinin çok yüksek olmasıdır.


Ev ve ticarethane kullanımını da buna dahil etmen gerekir o da 25 milyondan fazla nüfusun oluşturduğu kimyasal ve atıksulardan oluşuyor.
0
sealth
(08.06.21)
twitter.com

mesela bagfaş ile ilgili bandırmalıların uzun yıllardır şikayeti varmış
0
freebird5406_2
(08.06.21)
Bu öyle kolay bir iş değil.
Konu sadece istanbul'dan ibaret düşünüyoruz.

marmara denizi'ne dökülen 10'un üzerinde akarsu var. tekirdağ'dan kocaeli'ne,
bursa'dan çanakkale'ye devasa bir alan söz konusu.

bunların tamamınının atıkları, kanalizasyonları, sanayi suları oluk oluk marmara'ya gidiyor. Yıllardır.

8-10 şehri, Türkiye'nin nüfus yoğunluğu en yüksek bölgesini toptan bir dönüşüme sokmanız lazım. En ufak atölyesinden devasa fabrikasına her sanayi kuruluşunun tüm atık sistemini elden geçirmeniz lazım. Evleri bile. Lavaboya döktüğümüz çamaşır suları, çamaşır makinesinden giden deterjanlar, mutfaktan döktüğümüz yağlar vs vs...

Kanalizasyon sistemlerini arıtmadan geçirmeniz lazım.

Bunlar hem korkunç maliyetler, bir anda yapmak için. hem de ciddi bir organizasyon ve denetim mekanizması gerektiriyor.
0
anten
(08.06.21)
(3)

Araç içi süpürge

tchuck
koltukları, bi de zemindeki kumu falan temizlemek için araç içi süpürge arıyorum da;https://www.trendyol.com/kiwi/kvc-4015-sarjli-el-supurgesi-p-38215385bunu da çok övmüşlerama şunlar da var; (fiyat farkı da var)https://www.hepsiburada.com/70mai-pv01-sarjli-arac-el-supurgesi-p-HBV00000WMZXFhttps://w
koltukları, bi de zemindeki kumu falan temizlemek için araç içi süpürge arıyorum da;

www.trendyol.com

bunu da çok övmüşler

ama şunlar da var; (fiyat farkı da var)
www.hepsiburada.com
www.hepsiburada.com
www.hepsiburada.com

verilen farka değer bir şey var mıdır?
ne önerirsiniz?
0
tchuck
(08.06.21)
bunlar maalesef çok performanslı olmuyor ya. Ben epey farklı markalar denedim, iyi performans alamadım.

Şunu gördüm umutluyum. O borusunu çıkarıp araçta da kullanabiliyorsun:

www.hepsiburada.com
0
anten
(08.06.21)
jamiro
(08.06.21)
Xiaomi öneririm.
0
chavezding
(08.06.21)
(16)

şu arabayı alsam nelerle karşılaşabilirim? arabadan anlayanlar toplaşın.

esmer
Selamlar arkadaşlar,ben arabalardan neredeyse hiç anlamam. 8 yaşında b segment bir tane aracım var, bir hayli konforsuz. cebimde de biraz nakit var. tamamen örnek sallamasyon bir ilan üzerinden sizlere sorularım var. bildiğiniz ve tecrübe ettiğiniz kadarıyla cevaplarsanız sevinirim. genel bir sohbet
Selamlar arkadaşlar,

ben arabalardan neredeyse hiç anlamam. 8 yaşında b segment bir tane aracım var, bir hayli konforsuz. cebimde de biraz nakit var. tamamen örnek sallamasyon bir ilan üzerinden sizlere sorularım var. bildiğiniz ve tecrübe ettiğiniz kadarıyla cevaplarsanız sevinirim. genel bir sohbet havasında da konuşabilirsiniz. malum ağzınızdan ne çıksa bana yeni bir bilgi olacaktır çünkü.

www.sahibinden.com

misal şu arabaya geçiş yaptım diyelim. e segment oluyor sanırım, benim arabamdan 3 yaş yaşlı olsa bile konfor konusunda çığır açmış bir durumda olduğunu düşünüyorum. (konfor konusuna takığım çünkü artık aracım bıktırdı)

300k km'deki şu arabayı alsam ne gibi sürprizler ile karşılaşırım? bmw için 300k hiçbir şey diyebilir miyiz? 11 yaşında olsa bile konforundan kaybetmiş sayılır mı? ne tür bakımları yaklaşmış olabilir? gerçekten hiç anlamam. motor mesela ciddi bir revizyona ihtiyaç duyar mı?

2020 model olsaydı sanayiye veya servise yolum düşse belki muazzam paralar harcamak zorunda kalabilirim, bunu tahmin etmek zor değil, 11 yaşındaki bmw için de öyle midir peki?

misal benim aracımın bana senelik maliyeti (sürpriz hasarlar patlamalar bozulmalar çatlamalar dahil) 13-15k. yakıtı vergisi otu boku püsürü aklınıza ne gelirse. oto yıkama bile dahil.

bu gibi 11 yaşında ama lüks segment araç kullananlar ortalama ne gibi bir maliyetle yüzleşiyorlar?

aklıma gelmeyen herhangi sürpriz bir maliyeti vs. bile söyleyebilirsiniz. open discussion.

not: tüm bu soruları, galericinin kazık atmadığını ve %100 doğru söylediğini varsayarak cevaplarsanız sevinirim. yani ortadan birleştirilmiş bir araç elbette ki bir anda kucağımda da kalabilir. bu gibi durumları es geçelim.
0
esmer
(08.06.21)
Kabaca bir yorum olacak ama amacınız konforsa dizel araç değil, benzinli araç daha iyi bir tercih olabilir diye düşünüyorum.
0
dissendium
(08.06.21)
buna da muazzam paralar harcarsınız. avrupa aracı sonuçta euro bazından geliyor parçaları. ama mesela şimdiki led farlar korkunç paralar bunun farı daha ucuz olabilir.

300bin km dizel araçlar için sorun olabilir çünkü bakım masrafları ve motor parçaları daha pahalı. benzinli motor yüksek km daha kabul edilir bir şey.

ilk sahibi olursa daha iyi olabilirdi servisleri zamanında yapılmış mı diye kontrol edebilirdiniz.
0
xrated
(08.06.21)
Ben farklı bir konuya değineceğim. İlan mersin'den verilmiş.
Nemiyle ünlü bir yerden araba almak ne derece doğru olur düşünmek lazım.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(08.06.21)
Dizel/Benzinli yorumuna pek katılmıyorum. BMW 5 serisinden bahsediyoruz. Dizel de olsa kabine ses pek gelmez bu sınıftaki bir araçta. Konforu etkileyecek kadar olmaz en azından.

Bu ilan üzerinden değerlendirecek olursak (ilanda yazılanların doğru olduğunu varsayıyorum) kazasız ve hasar kayıtsız olması çok büyük artı. 11 yaşında 300 bin km yapmış bir aracın hasarsız olması nadir bir durum.

Olumsuz taraflarına değinecek olursak 300 bin olması mekanik aksamda arıza riskini de artırıyor. Yani kesin olacak diye bir şey yok ama aracın bakımlarının ne kadar düzenli olduğuna da bakmak lazım. Bu yaşta ve bu kadar km yapmış her araçta benzer problemler olabilir tabii ama konu araç BMW olunca masraf direkt 3-4 katına çıkabiliyor. Şöyle bir örnek vereyim; bende eskiden Fiesta vardı, şarj dinamosu değişti 700 liraya. Ablamda da BMW 1 vardı, şarj dinamosunu 2.500 (ya da 3 bindi) değiştirdiler. Bu ve bunun gibi masraf çıkarma potansiyeli olan bir araç.

Motor hacmi itibariyle yakıt tüketimi de çok olan bir araç. Ablamdaki BMW 120d'ydi mesela. Epey çok yakıyordu.

Yıllık vergisi çok yüksek değil yaşı nedeniyle (2.306 lira görünüyor).
0
himmet dayi
(08.06.21)
@patron38,

amacım konforu iyileştirmek. yani b segment sahibi olanlar bilirler, yoldaki her kasisi böbreklerinizde hissetmeniz, rüzgar-motor-asfalt-gürültü ne varsa duymanız berbat bir his. 1 saat binip yorulursunuz. c segmentte de durum buna baya yakın. 2020 model b segment araç da alabilirim bunun yerine, ama nihayetinde b segment b segmenttir. 2 seneye kalmaz her yerinden trim sesi gelir, uzun yolda sesten yorulursunuz. defalarca tecrübe edilmiş şeyler bunlar. markadan bağımsız. önerileriniz d ve üzeriyse tabii ki dinlerim, ama b ve c için attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değmez. bu fikrim sabit.

ama d ve üzeri segmentlerde konfor karşılık buluyor. madem ki yatırım yapacağım, bu sınıflara çıkmam gerekiyor nacizane fikrim. bu segmentlerde de yaşı düşürmeden bunu yapamam, aldı yürüdü gitti fiyatlar malum. yaşı ve bazı kozmetik sorunları görmezden gelerek bu sınıfa çıkmanın kafamda muhasebesini yapıyorum.
0
🌸esmer
(08.06.21)
Bmw olası arıza durumunda daha yüksek. Ve tanıdğım bi bmw tamircisi : ilk sahibi bmw'ye biner, ikinci sahibine bmw biner demişti. Bmwler genelde usul usul kullanılan araçlar değil. Araçtan anlamıyorsan bu segmentte böyle bir araca yaklaşma derim sanayide öpebilirler. Amacın konforsa avensis bakabilirsin
0
1917
(08.06.21)
@himmet dayi,

sanıyorum sürprizlere açık bir şekilde algımı senelik 20-25k bandına taşımam gerekiyor gibi görünüyor. kaskosu vergisi sigortası yakıtı ufak hasarı vs.
0
🌸esmer
(08.06.21)
valla 300 bin km'deki bir bmw'yi almam için sanayide mutlaka amcam olması lazım, böyle bir maliyeti öngörmek çok zor. en kötü ihtimali düşünüp araç yama tutmazsa ne yapacağını bilmek lazım. ben aracını yetkili servise götürüp bırakan, ne derlerse yapan bi adamım, senin gibi araçtan anlamıyorum, o yüzden bu tarz bir araçta bizi sürekli servis servis gezdirirler. en basitinden sırf turbo değişimi olsa en az 15-20 bin atar. gerçekten samimi bir tanıdık olsa en azından bilirsin konuyu ama onda da adamın anlayamama riski her zaman var.

b-c segmentteki zaten her araç aynı yorumuna da katılmıyorum. arkadaşımda 2014 model golf var 1.2 motorlu, araç gerçekten sessiz ve konforlu bir araç. tabii ki bir bmw 5 serisi olamaz ama en azından problem riski daha düşük, çıkarırsa da ne yapacağın belli.
0
roket adam
(08.06.21)
bmw olmasına çok takılmışsınız arkadaşlar. hadi bmw olmasın, yaşını da daha da düşürelim ki ilk maliyetimiz düşük olsun. (aynı sınıfta başka marka bilmiyorum iyi mi :))))

bir yatırım yapacağım ve karşılığını konfor olarak almak istiyorum. elbet ilk başta ve devamlı (senelik) olarak bir karşılığı olacak, algımı sayenizde hazırlamaya çalışıyorum.

fakat konforu ve arızası da sınıftan bağımsız bir şekilde yaşla düşüyorsa orada bir dur demek lazım. hayatımda hiç d ve e segment araca binmedim o yüzden bilmiyorum. (evet passat, ford mondeoya bile binmedim mesela)
0
🌸esmer
(08.06.21)
b segmenti araçların konforsuz olmasının en büyük sebebi, araçların tekerlek aralıklarının kısa olması. Araç uzadıkça bu sorun azalır. TAbii üst sınıfta süspansiyon vb gibi mevzular da daha iyi.

Gelelim bu araca.
300bin kilometre yapmış bir dizel motor ufaktan alarm vermeye başlar. BMW bile olsa. Öncelikle bu aracın servis gideri çok yüksek olur. Sigortası cartı curtu da öyle.

Bir de hangi şehirde kullanacaksınız bilmiyorum ama arkadan itişli bir araç soğukta karda kışta üzer.

Parçalar pahalı olduğu için bazı yedek parçaları avrupa'dan beklemeniz gerekebilir çünkü stokta tutulmaz anlık sipariş edilir.

Şimdi şöyle de bir şey var, bmw ve mercedes gibi markalar ağırlıklı olarak biraz sonradan zenginleşen insanların ilk tercih ettiği araçlar oluyor. Haliyle hor kullanılmış olma ihtimali yüksek. Bu araçla sahibi olmasa bile oğlu yeğeni vs çıkıp "yanlamış" olması muhtemel:)

Ben olsam sizin yerinizde d segment araçlara bakarım. Konforsa kesinlikle benzin tercih ederim.

Daha hacim markaların amiral gemisi modellerini bir düşünürdüm. Zaten b segment bir araçtan sonra bunlardan hepsi size çok konforlu gelir.

İyi bakılmış bir passat (passatlarda da bmwlere benzer sorunlar olabilir bu arada)

Skoda superb (fiyat performans olarak bence bu sınıfın en iyisi)

toyota avensis

opel insignia

vw cc

honda accord

Volvo s60

ilk bakacağım araçlar olurdu.

SUV'lere çok bakmadım onlarda da biraz sarsıntı hissedebilirsiniz.
0
anten
(08.06.21)
Konfor olarak beklentini karşılayacak bir araç zaten BMW 5. Mondeo ve Passat ile kıyaslamak bile bence doğru değil. BMW 5 Premium sınıfta bir araç. Passat ve Mondeo yanından bile geçemez bana göre.

Yıl geçtikçe konforundan kaybetme pek olmaz tabii ama 2020 model bir BMW 5'e göre elbette daha düşük konfora sahip olacak. Bu konforunu kaybettiği için değil, araçlara her geçen yıl konfor anlamında yeni bir şeyler eklendiği için böyle. Atıyorum adaptif hız sabitleyici eklerler araca, uzun yolda gaza frene basmadan rahat rahat sürersin aracı.

BMW olmasına şu yüzden çok takılıyor cevaplayanlar, bir mondeonun ya da bir Passat'ın masrafı kadar masraf çıkarmaz BMW. Çıkardı mı çok daha fazla çıkarır. Konforunuz yerinde olur belki ama sürekli masraf çıkaran bir araç olur ise keyfiniz yerinde olmaz.

Açıkçası bu kadar konforlu ve premium bir aracın sıfır Hyundai i20 fiyatına olmasının sebebi de bu biraz. İnsanlar masrafından kaçınmak için tercih etmiyor böyle araçları. Haliyle fiyatı da düşüyor.
0
himmet dayi
(08.06.21)
ist.da ikamet ediyorum, şu an silifke'de tatilde olduğum için öylesine buradan link vermiştim.

yani parçaya ve sanayiye ulaşım had safhada olacak, o kısım zor değil.

hayatta çok fazla yatırım fırsatım olmadığı için bir kerede maksimum faydayı görmek istiyorum. öyle al/sat yapacak birisi değilim. alayım, günahıyla sevabıyla uzun yıllar bineceğim. konfor 1. konu. markalara/aracın yaşına hiç takılmam, takıntım yoktur. bmw'yi doğru dürüst tanımam bile, dediğim gibi passat'a dahi oturmamış fakir var karşınızda. amacım tecrübe dinlemek.

d'ye düşüp aracı gençleştirebilirim. bu da bir fikir. ara ara mondeo'ya göz kırpıyorum zaten. hani çıkmışken e mi olsa diyorum. neden mondeo? kabin içinin rakiplerine nazaran daha sessiz olduğunu farklı kaynaklardan okuyorum, yoksa bildiğimden değil.

dizel/benzin konfor farkını da not alıyorum, araştıracağım. (motor sesinin farklı olduğunu biliyorum, başka etken var mı diye araştıracağım)

şunun da farkındayım, her araba durduğu yerde maliyet. senelik 13-15k'yı göğüslüyoruz. 20-25k'ya kadar da yolu var. ondan biraz açılmak niyetindeyim.
0
🌸esmer
(08.06.21)
Ben araba alırken yurtdışında bunlari çok düşündüm, hep Türkiye'de denir "ya sifir onu alacagina 5-6 yillik bmw/mercedes al" falan diye.

Sonra arastirinca bunun kumar oldugunu gördüm.
Bir kere kaçıncı sahibi olacaksiniz belirsiz (ilani açamıyorum yurtdisi diye) ama bmw alanlar onu genelde "aman sorun cikarmaz, sagdan yavaş giderim" diye almiyor.
Ikinci olarak luks alman arabasi malesef sorunsuzluk olarak baya kötü. Istediginiz yere bakin kimse size lüks ikinci el alman arabasi alın onermez (yabanci forumlar, reddit vs). Bu arabalar uzun yillar kullanmak icin değil lüks/marka satmak icin yapiliyor. Bmwnin umrunda bile değil 300bin km binmeniz. Malesef belli süreden sonra sorunu da fazla ve pahalı.

300binde bmwyi ancak şöyle alirdim;
-kendim araba tamirinden anlarsam ve ufak tefek işleri kendim halledersem

-tanidik ve güvenilir tamirci varsa

-harcayacak param varsa

Anten'in önerilerine katiliyorum.

Ben olsam almam. 300binde dizel hele hic almam. Ama alirsaniz bize deneyimlerinizi birinci elden yazsaniz mutlu olurum :)
0
logisticsmanager
(08.06.21)
200k üstü km tanıdıktan olmadığı sürece alınmaz bayi falan hiç bulaşma.

aracın cidden canına okuyorlar çünkü.
0
duyurukullanıcısı
(08.06.21)
(git:www.sahibinden.com )

birde buna bak hocam. vosvoscu değilim ama bu arabaya aklım kayıyor arada.
11 yaşındaki 5.20den daha iyi bence.
0
scudman1
(08.06.21)
değerli fikirleriniz için tek tek teşekkür ederim dostlar, inanın her bir cümleniz kafamda 10 tane düşünceye yol açıyor.

sanırım başta örnek link olarak "bmw" vermem hatalı oldu. apaçi imajı dolayısıyla. baştan soruyu şöyle sorsaydım belki daha iyi olurdu.

"d ve e segment sınırlarında kalmak koşuluyla, 220-230 bin tl dolaylarında bir araç almak istiyorum. 1. ve en önemli kriterimiz kabin içi sessizlik ve konfor. araçların hepsi zaten geniş, çocukla bineceğim vs. gibi detayları atlıyorum.

hep şu ikilemde kalıyorum, 4-5 yaş daha yaşlı bir e segment mi yoksa 4-5 yaş daha genç bir d segment mi. buna f/p gözüyle bakanlar d diyecektir sanırım ama ben 1 gıdım daha fazla konfor varsa onu seçerim. niye diye sormayın öyle. :)

ne alırdınız ve neden?"

aslında 10-15 yaşında bir e segment araç bana muazzam yük çıkarır mı onu anlamaya çalışıyorum. 8-10 yaş arası d segment araçlar görece daha diri olacaktır tabii. bir çoğunuz bunu seçecektir.

illa alacağım diye bir şey yok. tamahkar bir insanım, boşver piyasa çok bozuk almıyorum dersem 10 sene daha bu takaya binebilirim. dert değil.

fakat alacaksam konfor konusunda ön bilgim olsun istiyorum.
0
🌸esmer
(08.06.21)
(5)

Yabancı Misafiri Götürmelik Doğulu Restoran

niyeti bozuk http nesnesi
Selam,Kanada’dan gelen arkadaşı götürmelik, bol lezzetli ve çeşitli genelde güneydoğu/doğu yemekleri veren bir yer arıyorum. İçki olabilir, olmayabilir farketmez. Kadıköy ya da Üsküdar civarında olması gerekiyor.
Selam,
Kanada’dan gelen arkadaşı götürmelik, bol lezzetli ve çeşitli genelde güneydoğu/doğu yemekleri veren bir yer arıyorum. İçki olabilir, olmayabilir farketmez. Kadıköy ya da Üsküdar civarında olması gerekiyor.
0
niyeti bozuk http nesnesi
(07.06.21)
Çiya
0
fotrsapka
(07.06.21)
açık ara çiya:)
0
anten
(07.06.21)
Çiya demeye gelmiştim. Çanak’a da götürün ama mutlaka
0
suicides underground
(07.06.21)
Tavaci recep usta, bostancida.
Kisi basi fix fiyat menu, mezesinden tut findik lahmacununa her sey geliyir
Garsonlar da ilgiliydi. Icki yok sanirim. Yabanci arkadaslarimi oraya goturuyorum, iyi oluyor
0
kuehles blondes
(07.06.21)
Dedecan Atasehir/ alkolsuz
0
balpolen
(07.06.21)
(2)

Buralarda çok tavsiye edilen bi telefon vardı neydi o?

msb
Marka Samsung'du ama modeli hatırlatamıyorum. Acele telefon almamız lazım, çok pahalı bi şeye gerek yok, 4000 bantlarında alternatif tavsiye de alabilirim ama o Samsung f/p anlamında epey övülmüştü diye hatırlıyorum.
Marka Samsung'du ama modeli hatırlatamıyorum. Acele telefon almamız lazım, çok pahalı bi şeye gerek yok, 4000 bantlarında alternatif tavsiye de alabilirim ama o Samsung f/p anlamında epey övülmüştü diye hatırlıyorum.
0
msb
(07.06.21)
A52
0
freebird5406_2
(07.06.21)
a52, a51 ya da m31 olabilir.
0
anten
(07.06.21)
(6)

elektrikli motorsiklet

syozkn
iş yerim evime oldukça yakın bir yere taşındı. arabam var ama her gün koca arabayı götür getir yapmak istemiyorum. dedim ki şu elektrikli motor tarzı şeylerden alayım. taş çatlasın 5-10 dk sürecek zaten ulaşmam, ana yollara da çıkmayacağım zaten. ara yollardan ulaşabiliyorum. hafif bir yokuş tırmanı
iş yerim evime oldukça yakın bir yere taşındı. arabam var ama her gün koca arabayı götür getir yapmak istemiyorum. dedim ki şu elektrikli motor tarzı şeylerden alayım. taş çatlasın 5-10 dk sürecek zaten ulaşmam, ana yollara da çıkmayacağım zaten. ara yollardan ulaşabiliyorum. hafif bir yokuş tırmanışı var sadece ama çok dik değil.


bu işin bir fiyat performans ürünü var mıdır? hangi markalara bakmalıyım? hangi özelliklerine dikkat etmeliyim. motorsiklet ehliyetim yok bu arada. ehliyetsiz veya araç ehliyeti ile kullanabileceğim bir cihaz olmalı.
0
syozkn
(07.06.21)
Valla benzer bir senaryoda ben e-scooter kullanıyorum xiaomi scooter pro, acayip memnunum. Eğer çok dik bir yokuş değilse kesinlikle tavsiye ederim, hafif yokuşları rahatlıkla çıkabiliyor, pili de 40-50 km gidiyor. Evde de saklanabildiği için park derdinden de kurtulmuş olursun.
0
roket adam
(07.06.21)
bende elektrikli motosiklet de scooter da var gerçi hepsi scooter da, bence de bildiğimiz martı tipi scooter daha iyi olur. park derdi falan olmaz.
0
passion rules the game
(07.06.21)
50cc lik benzinli scooterları araç ehliyetiyle kullanabilirsiniz. Bütçenizi bilmemekle beraber vespa biraz pahalı ama baya şık.
0
skyangel
(07.06.21)
b sınıfı ehliyetle kullanılabilen motor derseniz birçok motor markasında var böyle araçlar. Tabii belli yollara köprüye falan çıkamıyorsunuz onla:) ama evden işe işten eve ara sokaklarda çok işe yarar.

Martı tarzı scootlerlar çok rahat olmakla beraber, türkiye'de şöyle bir sorun var. Kaldırımdan gitsen yayaya çarpma riskin var, yola çıksan arabaların seni ezmesi riski var.

O yüzden düşük motorlu araba ehliyetiyle kullanılabilen bir scooter almak daha mantıklı kaskını takar en azından trafiğin bir parçası olursun.

Vespa falan lüzumsuz pahalı işler:) kuba vb. gibi markaların hem çok şık hem de uygun motorları oluyor.
0
anten
(07.06.21)
Stmax'ın şu tip Elektrikli ve 50cc benzinli motosikletlerimi tavsiye ederim. bikestore.com.tr
0
creepy
(07.06.21)
Sym orbit 50 al. Ehliyet istemiyor.
0
yuyu
(08.06.21)
(7)

Sıkılaşmak için kullandığınız app’ler-youtube kanalları

esinikaybetmiscorap.
Merhabalar,Hergün beni sıkmadan bi 15 dklık egzersizler yapmak istiyorum. Bubun için tavsiye edebileceğiniz youtube kanalları-ücretsiz appler var mıdır?30 days fit diye bir uygulama vardı güzeldi aslında ama ücretlendirmişler sanırım. O tarz istiyorum teşekkürler
Merhabalar,

Hergün beni sıkmadan bi 15 dklık egzersizler yapmak istiyorum. Bubun için tavsiye edebileceğiniz youtube kanalları-ücretsiz appler var mıdır?

30 days fit diye bir uygulama vardı güzeldi aslında ama ücretlendirmişler sanırım. O tarz istiyorum teşekkürler
0
esinikaybetmiscorap.
(07.06.21)
fiton diye bir app indirdim 1 hafta önce, ücretsiz içeriği gayet müthiş.
0
whoosie
(07.06.21)
nike trainingte bir şeyler yapıyorum ben.
0
yeteramadenedimherseyi
(07.06.21)
Ben uygulamalara bağlı kalmıyorum ama Pamela Reif’ın pam adında bir uygulaması var. Bazen orada verilen günlük workout’ları yapıyorum değişiklik oluyor.
0
ruhen hastayim ben
(07.06.21)
Active by popsugar (full ücretsiz)
fitbit coach
freeletics
bodybuilding.com
fitify

bunlar epey iyi appler.

Youtube'da home exercise yazarsan yığınla kanal çıkar zaten.
0
anten
(07.06.21)
bu aralar pamela reif videolarindan yapiyorum ben de. gayet guzel hareket ettiriyor, calsitiriyor vucudu.
0
in vino veritas
(07.06.21)
editleyemiycem cevabimi bir de chloe var ama pamela'ya gore biraz daha agir onun videolari. once pamela ile bi seviyeye gelip sonra chloe'ye gecmek lazim yoksa zorlayabilir aliskin olmayan vucudu.
0
in vino veritas
(07.06.21)
youtube-heather robertson kesinlikle öneririm.
eğer kondisyonunuz iyiyse direkt 12 haftalık serisine başlayabilirsiniz.
-yeni başlıyorsanız öncelikle low impact cardio ile başlayın daha sonra hiit cardio-tabataya geçersiniz
ağırlık egzersizleri bile oldukça akıcı geçiyor. müzik tercihleri de çok başarılı 2 yıldır hiç bırakmadım =)

www.youtube.com
0
windymimas
(07.06.21)
(11)

sadece dedelerin bindiği çirkin ama kaliteli araba

owaki
sadece dedelerin bindiği, çirkin ama kaliteli, 2021de de devam eden araba ne olabilir?
sadece dedelerin bindiği, çirkin ama kaliteli, 2021de de devam eden araba ne olabilir?
0
owaki
(06.06.21)
lada niva yeni modelleri olabilir. şahsi fikrim bence gayet güzel araba tip olarak.
0
xaloc
(06.06.21)
Toyota Corolla
0
etna
(06.06.21)
bunlar pek tipsiz değil ama fiat egea, toyota corolla, parası varsa passat...

ama tüm bunların arasından sıyrılan bir aday var o da dacia sandero.
0
anten
(07.06.21)
20-30 yıllık volvo ve saablar bence bu kategoriye girer. Saablar devam etmiyor ama olsun. Mesela benim amcam saab'tan başka arabaya binmez.
0
temasettin
(07.06.21)
Eski kasa mondeo.
0
cowboy
(07.06.21)
Mercedes 190 e

pek çirkin sayılmaz
0
kanlakarisikyagmur
(07.06.21)
Corolla +1
0
roket adam
(07.06.21)
yeni modellerden soruyorsanız bence yeni renault tailant olabilir.
0
alp9900
(07.06.21)
w124
850
626
9000
bunlar birer ornek
0
dio
(07.06.21)
soru kendi icinde celiskili, 2021'de devam eden diyince kitleniyor.
Artik uretimden kalkmis olan deseydin, eski volvolar, saablar, citroenler bu klasmanda araclar uretirlerdi.

Volvolar japonlara benzemeye basladi, saab malesef uretimden kalkti, citroen ise ne yapmak istiyor anlamis degilim, bir kere araclarin ismi dandik, cactus diye arac mi olur amk.
0
cooperr
(07.06.21)
Of babam inatla satmıyor arabayı Honda civic 2002 model.
0
Arkabi08
(07.06.21)
(1)

İtalya'dan ev satın almak?

expansion pack
Merhaba.Sorum net, parasını verip İtalya'dan ev alabiliyor muyuz?Maksadım vize, oturum izni, vatandaşlık vb değil.Beğendiğim bir şehirden bir Türk vatandaşı olarak ev alabiliyor muyum? Vizem olduğu zaman, belirtilen sürede gidip orada yaşayabiliyor muyum?Daha da ayrıntılı bilgisi olan varsa, vergi s
Merhaba.

Sorum net, parasını verip İtalya'dan ev alabiliyor muyuz?

Maksadım vize, oturum izni, vatandaşlık vb değil.
Beğendiğim bir şehirden bir Türk vatandaşı olarak ev alabiliyor muyum? Vizem olduğu zaman, belirtilen sürede gidip orada yaşayabiliyor muyum?

Daha da ayrıntılı bilgisi olan varsa, vergi sistemi, aidat sistemi, tapu sistemi vb bilgi verirse çok sevinirim.

İyi akşamlar.
0
expansion pack
(06.06.21)
buradan inceleyin isterseniz.

wise.com
0
anten
(06.06.21)
(6)

Karavan cekmek icin arac onerisi tecrübeli olan var mı?

mirty
Selamlar,Malum bu ülkenin şartlarında tatil için en uygun ortam karavan gibi gelmeye başladı. Cekme karavan alalım diyoruz 750 kg altı, iki kişiyiz zaten. Mevcut arabamız dizel otomatik auris ancak, hafif araziye girme niyetimizde var. Arabayı satabilirsek eğer 150 bine kadar bütçemiz var. Elimden m
Selamlar,

Malum bu ülkenin şartlarında tatil için en uygun ortam karavan gibi gelmeye başladı. Cekme karavan alalım diyoruz 750 kg altı, iki kişiyiz zaten. Mevcut arabamız dizel otomatik auris ancak, hafif araziye girme niyetimizde var. Arabayı satabilirsek eğer 150 bine kadar bütçemiz var. Elimden mekanik iş gelir dolayısıyla eski arabadan korkum yok ancak turbolu araçlara girmek istemiyorum, eşimde kullanacağı için otomatik vites zorunluluğumuz var. Cherokee 4.0 country'ler aradığım kıstasa uyuyor gibi. Önerisi olan varsa alırım.
0
mirty
(06.06.21)
Dacia dusterların torkunun fiyat performans olarak karavan çekmeye çok uygun olduğunu söylüyorlardı
0
freebird5406_2
(06.06.21)
Otomatiği yok ya da bulamadım
0
🌸mirty
(06.06.21)
Valla ben bu haltı yedim. Hiç te tavsiye etmem. O Cherokee falan hikaye, masrafı bitmiyor ve yakıt büyük dert bu bir. İkincisi bu çekme işi hiç mantıklı değil ya bir cukura giriyorsun atıyor, ya motora sıkıntı veriyor falan. Ücüncüsü bir süre sonra bok püsür temizlemek, su deposu temizlemek vs zor geliyor, bir de kaliteli değil bu cekme karavanların dış kısmı, mutlaka çürüyor. Eğer tek derdin para ise paranı biriktir güzelce tatilini yap, ha illa karavancı olucam diyorsan da (benimde hala aklımı celiyor ama dilim yandı bir kere) al bir eski Fiat Ducato, bunları canavar gibi karavana ceviriyolar, videoları falan var, öyle birşey öneririm.
0
primetime
(06.06.21)
Motokaravan kiralamayı düşünmez misiniz?
0
auroraaurora
(06.06.21)
çekme karavan epey ızdırap. Bakmayın öyle instagram paylaşımlarına. 0 saniyelik fotoğraf için çekilen çileye anlam veremiyorum:)

Motokaravan daha akıllı bir tercih olabilir. Ben olsam önce düzgün bir firmadan motokaravan kiralar denerdim.

Birçok firma fiat practico vs araçları muhteşem karavanlara çeviriyor.

Otomatik diyorsanız otomatik bir pick up alıp, onu da döndürebilirsiniz. Isuzu, nissan vs. Pickuplar için de çok iyi karavan dönüşümleri var. 1+0 stüdyo daire kadar karavan yapıyorlar duşuyla mutfağıyla... Birkaç firma var bunlardan teklif alın hangi araçları dönüştürdüklerini sorun.
0
anten
(06.06.21)
@auroraaurora aslında ilk etapta denemek için kiralamayi düşündük ancak hep sahibinden var, yani profesyonel bir firma bulsak olabilir. Biz Ankara'dayız bu arada haliyle çok yaygın değil.
0
🌸mirty
(07.06.21)
(6)

2. el araba ve masraf soruları

wanderernotlost
2. el araba almayı planlıyorum. Bütçe 120.000 civarı (maalesef), otomatik, 2012 ve sonrası. Sorularım şunlar :)- önerilen ya da uzak dur denilen marka/model var mı?- özellikle dikkat et denilen bir konu var mı?- bu özelliklerde 2. el bir arabanın yıllık ortalama masrafı ne olur? Sigorta, kasko, muay
2. el araba almayı planlıyorum. Bütçe 120.000 civarı (maalesef), otomatik, 2012 ve sonrası. Sorularım şunlar :)

- önerilen ya da uzak dur denilen marka/model var mı?
- özellikle dikkat et denilen bir konu var mı?
- bu özelliklerde 2. el bir arabanın yıllık ortalama masrafı ne olur? Sigorta, kasko, muayene vs. Hiçbir fikrim olmadığı için aşağı yukarı bir şey tahmin edemiyorum. Yıllık 1000 mi 10.000 mi nedir mesela :)
0
wanderernotlost
(06.06.21)
Citroen c3 1.6 otomatik alınabilir o bütçeye. Bakımlı bir araç bulursanız çok masraflı olmaz sizin için üstündeki motor dönemin mini cooperlarındaki ile aynı motor.
0
goodman
(06.06.21)
Kilometre çok yüksek olmasın. O yılların bazı otomatikleri yarı otomatik ve vites geçişlerinde çok silkeliyor, ben o şekilde bi otomatiktense manuel tercih ederim. Yıllık 5-6 bin tl gider sanırım.
0
Kahir ekseriyet
(06.06.21)
120 bin civarı 2012 sonrası otomatik araç arıyorsanız seçenekleriniz epey dar olabilir. Bence 2010'lara kadar inip havuzu genişletebilirsiniz.

1-Ben olsam 5 yaş üstü küçük hacimli turbolu motorlardan uzak dururum. bu yaşta
dsg şanzımandan uzak dururum. Şirket aracı olarak kullanılma ihtimali olan polo, clio gibi araçlara da epey temkinli yaklaşırım. Şirket araçları hor kullanılır epey çünkü.

2-mutlaka çok iyi ekspertiz yaptırın. Zor ama imkansız değil mümkünse ilk sahibinden bir araç bulmaya çalışırım. En azından aracın bakım hikayesini takip etmek daha kolay olur. Bu yaşta bir aracın sağında solunda boya olma ihtimali epey yüksek. Çok ciddi (tavan komple boyalıysa mesela) bir boya yoksa çok takılmazdım. Ama değişen parçalara iyi bakın. Ön parçalarda değişim varsa hava yastığı vs mutlaka bir kontrol ettirin.

Otomatik / yarı otomatikse aldığınız gibi bir kalibrasyona sokun ne olur ne olmaz.

-Bu marka modele, km'ye göre değişir. Rutin servis bakımları arada parça değişimleri falan 6-7 tutar bence.
0
anten
(06.06.21)
Cevaplara teşekkürler! Motor hacmi olarak ne almak lazım minimum ne dersiniz?
0
🌸wanderernotlost
(07.06.21)
O fiyat aralığında alabileceğin en yeni - en iyi araba Nissan Micra. Kilometre olarak düşük otomatik bulabilirsin. Daha yeni aldık bir arkadaşıma. Sigorta - kasko 3 bin civarı çıktı yıllık, ilk aldığında lastik değiştirdi (1500 falan tuttu), fren balatası diskleri vs değişti (2100 tuttu o da), onun dışında yıllık bakım 500-600 tl falan tutuyormuş. Bunların hepsi kred kartına taksit oluyor.
0
roket adam
(07.06.21)
10 yasini gecmis arac alacaksan japon diyorum, en risksizi. honda/toyota. Bunlara para yetmiyorsa mazda/kia/hyundai. Alman'dan kesinlikle uzak dururum ben olsam.

2012 sinirinin mantigi ne? Bence gereksiz. Ben olsam aracin yasindan ziyade kazasi var mi, bakimli mi, km'si cok yuksek mi ona bakarim.

Otomatik her zaman manuelden daha riskli. Manuelde en fazla baski balata gidiktir, otomatik komple dagilmis olabilir.
0
cooperr
(07.06.21)
(13)

türkiye'de neden yabancı okullar var?

ardt
türkiye'de (aslında sanırım sadece istanbul'da) amerikan okulları var mı bilmiyorum ama bir sürü alman ve fransız liseleri var (en çok da fransız, sürüyle).bu okullar dini misyonerlik okulları mı? öyleyse, misyonerliği bırakmak zorunda kaldıktan sonra neden varlıklarına devam etmişler?bunların varol
türkiye'de (aslında sanırım sadece istanbul'da) amerikan okulları var mı bilmiyorum ama bir sürü alman ve fransız liseleri var (en çok da fransız, sürüyle).

bu okullar dini misyonerlik okulları mı? öyleyse, misyonerliği bırakmak zorunda kaldıktan sonra neden varlıklarına devam etmişler?

bunların varolma sebebi osmanlı'nın bir zamanlar sömürgemsi bir devlet olmasından mı kaynaklanıyor? öyleyse, bu okulların ülkemizde bulunması bizim için bir utanç kaynağı değil mi?

sorumsu bir cümle: herhalde almanya, fransa, ispanya gibi yerlerde başka ülkelerin okulları bulunmuyordur?
0
ardt
(06.06.21)
Pek çok ülkenin pek çok ülkede okulları var.

Evet misyonerlik amacı var ancak utanç kaynağı da değil.

Bu ülkenin en eski Amerikan okullarından biri Tarsus’ta.

Bunlar üşkenin zenginliği olarak görülmeli. Şunu da kabul etmek gerekiyor bu ülkede cidd bir entelektüel baskınlığı var kolej mezunlarının. Bu da kötü demek değil.

Türkiye’nin de başka ülkelerde okulları var aynı şekilde.

Ayrıca bizimkiler de misyoner okulları.
0
tessera
(06.06.21)
@tessera: "Pek çok ülkenin pek çok ülkede okulları var."

gelişmiş ülkelerin, gelişmiş ülkelerde okulları var mı?

milliyetçi bir insan değilim ama bir fransız lisesinde, fransa'nın kültürünü ve değerlerini, önemli kişiliklerini bizim türk çocuklara öğretmek bana oldukça saçma geliyor. sanki biz medeniyet görmemişiz de fransızlar bizi medeniyetle tanıştırıyormuş gibi geliyor.
0
🌸ardt
(06.06.21)
saçma geliyorsa gönderme çocuğunu o okula, öğrenmesin? ben almanca okudum okulu ss subayı olmadım.
0
nahtoderfahrung
(06.06.21)
tessera +1

Hollanda ve Almanya'da Amerikan okulları var örneğin. Google'da bulabilirsiniz detaylarını.
0
fotrsapka
(06.06.21)
Gelismis ulkelerde de var.
Los angeles'ta, berlin'de fransiz liseleri var.

Fransa'da yaşadığım şehirde Amerikan lisesi var.
Kısacası tahmininiz yanlış.
0
logisticsmanager
(06.06.21)
fisna.org Kuzey Amerika kıtasındaki Fransız okulları
www.internationalschoolparent.com Birleşik Krallık'taki Fransız liseleri
www.completefrance.com Fransa'daki uluslararası okullar
en.wikipedia.org/wiki/Category:British_international_schools_in_Germany Almanya'daki İngiliz okulları
vesaire vesaire.

Gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelerde okulları var evet, aşağılık kompleksi yapılacak bir mevzu değil.

Edit: Wiki linki tuhaf çıktı, alternatif olarak Almanya'daki uluslararası okullar linki:
www.expatica.com
0
kobuzchu kiz
(06.06.21)
Hemen hemen her yerde italyan fransız okulları var.

Mesela diplomatlar ve benzeri işlerdeki insanlar çocuklarını fransız okullarına yollar. Neden derseniz birkaç nedeni var. Birincisi bakalorya veriyorlar ki her yerde lise eğitimi geçerli olsun diye. İkincisi her ülkede o eğitim aynı seviyede ya da yakın seviyede. Ülke değiştirmek zorunda kaldıklarında çocuklarınon problem yaşamasını önlüyor. Tabi bi de uluslar arası ilişkiler dünyasında fransızca değerli bir dil, statü gibi biraz da.

Her ülkenin her yerde yok ama çoğu gelişmiş ülkenin çok fazla yerde var.
0
tessera
(06.06.21)
Fransizlar cok eski.
misyonerlik amacli acilmistir italyadan fransaya falan gecmistir.
Misyonerlik deyince osmanliyi batirmak icin degil kendi aralarindaki kavgadan da dolayi var. Papayla falan kavgalari barismalari vs.. cok degisik tarihleri vardir.
Bundan cikanlar turkcu falan olur fransizlardan nefret eder.
Mezunlardan cogu elci konsolos falan olurdu eskiden.

Amerika okullari sonradan acilmis, 1. Dunya savasi oncesi osmaliyi parcalamak icin.
Savastan sonra cogu kapatilmis.

Kalanlar amerikan aski pompalar. Ogrenciler amerikayi cok sever.

Aha bunlar yabanci o zaman dusmandir diye tek potaya koymamak lazim hepsinin amaci kulturu falan farkli.

Zaten kanunlari yonetmelikleri falan ayri, tarih dersini gidip yabanci dilde vermeleri yasak falan.
0
divit
(06.06.21)
Şu anda en iyi eğitimi bu okullar veriyor. Adam devşirme kısmı bence de var. Aileler genellikle de yurt dışına gidiş olanağı için çocuklarını gönderiyor.
Rahatsız olan göndermez.
Yerli ve milli okullarımız var ne de olsa.
0
pro9it9is9
(06.06.21)
Bu arada eski derken gercekten eski, istanbul'un fethinden daha once acmislar okulu.
0
divit
(06.06.21)
Türkiye'nin de yurt dışında okulları var. Hatta kurulduğu zaman cumhurbaskani ziyaret ediyor. Umarım Türkiye'ye de başka ülkelerin iyi okulları gelir, Türkiye de iyi okullar açar. Örneğin Japonya bir lise açıp iyi bir mühendislik dersi verebilir.
0
howfaristhesky
(06.06.21)
Yabanci okul mezunuyum.
Hic de o ulkenin degerlerini, onemli kisiliklerini, tarihini filan ogrenmedik.
Turk dili ve edebiyati dersimiz vardi, tarih ve cografya da turkceydi ve turk müfredatina goreydi. Milli guvenlik dersimiz de vardi, ordudan emekli birisi geliyordu hatta.

Alman dili ve edebiyati dersimiz vardi, okulun asil diliydi sonucta. orada tabi ki onlarin onemli yazarlarini, edebi donemlerini vs ogrendik, bunda yanlis bir sey gormuyorum.
Matematik, fizik gibi derslerde konular turk mufredatindan farkliydi, o yuzden yurtdisina hazirladiklari bir gercek. Turkiye’de okumayi isteyen öss’ye iyi hazirlayan, son senesinde raporla okula gitmeyecegi yerli ve milli bir okula gitmeli zaten, bu okullar bunun icin yanlis yerler ama mezunlarinin cogu da turkiye’nin en iyi universitelerine girmeyi basarabiliyorlar her seye ragmen.

Gelismis ulkelerin gelismis ulkelerde okullari var, evet.
0
kuehles blondes
(06.06.21)
Okullar kültür emperyalizminin önemli bir parçasıdır. Mesela ispanyollar da esmer, türkler de. Ama ispanyollar bundan gocunmuyor hatta avrupa'da oldukça yakışıklı / güzel bulunurken, türkler kendilerini sarışın ve renkli gözlü yapmak için deliriyor.

Acaba neden?

Batı ülkeleri birbirilerinin sınırları içinde okullar açıyorlar. Almanya fransa'da, fransa amerika'da. Ama bu daha çok kültürel bir dayanışmanın ve ekonomik işbirliklerinin bir parçası. Bir diğer amaç da o ülkede kendi çıkarlarına uyacak insanlar da yetiştirmek. ATıyorum abd'deki fransız şirketlerinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmek de bu okulların misyonu. Tabii yine kendi içlerinde ufak istihbarat faaliyetleri de yürütüyorlardır bu okulları paravan olarak kullanarak.

Ama dediğim gibi batı ülkelerinin birbirleri içinde okul açması daha çok kültürel dayanışmanın bir parçası.

Asıl mevzu, batı ülkelerinin gelişmekte olan ülkelerde açtıkları okullar. Özellikle 18-20 yüzyılda bu okulların bir çoğu misyonerlik ve emperyalist faaliyetler için kuruldu.

Bu tarz faaliyetlere yumuşak güç denir. Elbette kimse gelip de öğrencilere hadi ülkenizden nefret edin demiyor. Tam tersine, okulu kuran ülke kendi değerlerini sevdirmeye ve sempati toplama gayretinde oluyor. Kitle iletişim kuramlarında fikir ekme gibi bir teori vardır. Muazzam bir yöntemdir. Sempati toplayarak, telkinlerle ya da farklı tekniklerle insanların bir fikri benimsemesini sağlarsınız. Örneğin batı medeniyetinin üstünlüğünü orta okul çağında aldığınız çocuklar üniversiteye gelene kadar tatlı tatlı benimsetebilirsiniz. Burada bahsettiğim teknik ya da ekonomik üstünlük değil.

Mesela Osmanlı'nın son dönemlerinde, cumhuriyet döneminin neredeyse tamamında batılı insan tipi epey yüceltilmiştir. İnsanlar bir alman, fransız, ingiliz karşısında kendini daha yetersiz hissediyor. Güzellik algımız bile böyle şekillenmiş. Ülkenin yarısının sarışın renkli gözlü olmak istemesi tuhaf değil mi? Yukarıda bahsettiğim gibi, ispanyollar bizimle benzer fiziksel özelliklere sahip olmalarına rağmen bundan gocunmuyorlar. Çünkü bizim kadar kültürel emperyalizme maruz kalmadılar.

Bunda osmanlı entelektüellerinin ve ilk dönem cumhuriyet entelektüellerinin önemli bölümünün dönemin yabancı okullarında okumuş olmasının etkisi büyük bence. 1. dünya savaşı'ndan sonra ülkedeki tüm gazetecilerin, yazarların, bürokratların okudukları lisenin bağlı olduğu ülkenin mandasına girmeyi savunması tesadüf olmasa gerek.

Dediğim gibi kimse bu insanlara gidip de "bizim için çalışın" demiyor. Ama propaganda öyle güçlü bir silah ki, insanlar farkında olmadan kendilerine dayatılan düşünceyi büyük bir istekle kendi fikirleri gibi benimseyebiliyorlar.

Fransız okullarından mezun çok arkadaşım var. Birçoğu farkında olmadan fransızlara benzemeye çalışıyor. "parissienne" görünmeye çalışıyorlar. Tarif etmesi çok garip bir psikoloji bu. ama ne demek istediğimi anlatabildiğimi sanıyorum. Sürekli "ben fransız kültürüyle büyüdüm" imasında bulunuyor çünkü o kültürü daha üstün görüyor bilinçaltında. gibi gibi...

Ha türkiye de bunu yapıyor farklı ülkelerde okullar açarak elbette. JAponlar da... Ama batı medeniyeti daha yayılmacı bir politika izlediği için bu daha ilginç noktalara varabiliyor.

Bu arada "yeni kültürler tanımaktan ne çıkar" algısı da gelişmekte olan ülkelere öğretilen bir tavır. Elbette yeni kültürlere açık olmak çok değerli. Ama siz fransa'da
müfredatının türkler tarafından belirlendiği, türk kültürünün baskın olduğu bir okul açabilir misiniz bir düşünün:) Bir türk olarak okul açabilirsiniz. Ama türk kültürünün baskın olduğu bir okul fransa'da türkiye'deki fransız okullarından daha fazla baskı görür.

Şu bir gerçek ki, milliyetçiliğin ve patriotismin modası geçti anlayışı sadece nedense gelişmekte olan ülkelerde oldukça yaygın. Batı medeniyeti kendi sınırları içinde son derece patritotic, milliyetçi ve muhafazakar olabiliyor. Yabancı dil öğrenmek için bizim kadar gereksinim duymuyorlar mesela.
0
anten
(07.06.21)
(3)

Korona geçiren kişiyi ziyaret?

Cherea
Merhaba.Eşimin annesi hastaneden dün çıktı. İyileşmiş. Eşim ziyaretine gitmek istiyor. En erken ne zaman gidebiliriz, virüsün bulasiciligi ne zaman geçer?
Merhaba.

Eşimin annesi hastaneden dün çıktı. İyileşmiş. Eşim ziyaretine gitmek istiyor. En erken ne zaman gidebiliriz, virüsün bulasiciligi ne zaman geçer?
0
Cherea
(04.06.21)
Ben hastaneden çıktıktan sonra 14 gün evde de karantina da kalmıştım, her gün aramıştı doktorum durum nasıl diye. Şimdi durum nasıl bilemem tabi 1 sene oldu ben geçireli
0
paramolacak
(04.06.21)
bence acele etmeyin.
0
anten
(04.06.21)
Hasta olanlar için karantina süresi 10 gün diye biliyorum. Test pozitif çıktıktan 10 gün sonra karantina bitiyor. Bence annesi iyileştiyse bi kaç gün sonra girebilirsiniz.

Hastalığın devam etmesi bile bulaşıcılığın devam ettiği anlamına da gelmiyor. Hastaneden taburcu olduysa ben olsam 1 hafta sonra giderdim. Anne sonuçta bu. 10 dk çift maske ile yanına uğranır hasta bile olsa.
0
zimbirik
(04.06.21)
(25)

Yalnız tatile çıkmak

les yeux blanches
Aşağıda bir yazar yazınca aklıma geldi benimde.Erkek veya kadın bağımsız olarak, tek başına tatile gidilir mi?İnsanın canı sıkılmaz mı bir süre sonra?Mesela ben yalnızlığı seven biriyim ama tatile gidersem sıkılırmışım gibi geliyor nedense.Sizin düşünceleriniz neler?
Aşağıda bir yazar yazınca aklıma geldi benimde.
Erkek veya kadın bağımsız olarak, tek başına tatile gidilir mi?
İnsanın canı sıkılmaz mı bir süre sonra?
Mesela ben yalnızlığı seven biriyim ama tatile gidersem sıkılırmışım gibi geliyor nedense.

Sizin düşünceleriniz neler?
0
les yeux blanches
(03.06.21)
Kişiden kişiye değişen bir şey. Genel bir yorum yapılmaz ki böyle bir konuda.

Ben gitmem tek başıma. 2. gün sıkılırım. Ama tek başına çok eğleneceğini bildiğim arkadaşlarım da var.
0
himmet dayi
(03.06.21)
cok gittim tek basima yurt disi seyahatine. cok guzeldir cok severim, hic sıkıldığım olmadi yalniz basima yaptigim tatillerde.
0
in vino veritas
(03.06.21)
ne bekleyerek gittiğin önemli.
sabah istediğin saatte kalk, istediğin zaman yemek ye, istediğin zaman plaja git. iki kulaç at gel tak kulaklığını, soğuk biranı içerken denizi izle, insanları izle. sonra yat kestir biraz, kalk yüz iyice yorul gel bi bira daha çekerek kitap oku. güneş güzel mi batıyor, bekle batana kadar. ya da git yemek ye, akşama bir daha in plaja, bu sefer farklı playlist, mehtaba karşı düşüncelere dal.

kendinden sıkılmayan insan için tek başına tatil nimettir. ben her sene tek yapmam. bazen zaman olur 2 kere çıkarım, birinde yalnız birinde arkadaş-sevgili ile. ikisinin de yeri ayrı.
0
Jux
(03.06.21)
Yalnızlığı seven, yalnız yaşayan biri olarak tatile yalnız gitmezdim. Tatil işi bana çok angarya geliyor. Ancak sevdiğim biri varsa katlanabilirim.
0
ruhen hastayim ben
(03.06.21)
Yurtdisina gitmistim tek basima 15 gunlugune, guzeldi baya. Yurtici olsa sıkılırdım sanirim.
0
fakyoras
(03.06.21)
@jux
İşte o rutin insanı sıkmaz mı bir kaç gün sonra?
15 günlük tatile çıksam acaba konuşacak birilerini arar mıyım diye düşünüyorum.
Gerçi sıkılırsa insan geri döner.
Ulen zaman var maddi imkan var gidecek insanım yok, acaip bir çıkmaz
0
🌸les yeux blanches
(03.06.21)
@les yeux blanches, hayatında ilk defa mı 15 gün yalnız kalacaksın? tatilde değilken tecrübe etmediysen böyle bir durumu, tatilde de etme. çünkü yalnız kalmaya ihtiyaç duyan insan kalır, bu vakte kadar kalmadıysan demek ki yalnız kalmamak adına bir şeyler yapma ihtiyacı duyuyorsun. ki normal bir şey bu aslında, sadece tercih meselesi.
illa deneyimlemek istiyorsan 15 gün gitme 5 gün git.
0
Jux
(04.06.21)
hayattan keyif alan biriyseniz, tek başına da güzel olur. ben de acabalarla yaşardım bir zamanlar ama bazen insana iyi geliyor.
0
evimin paspasi
(04.06.21)
@jux
Aksine yalnızlığı çok severim, 12 yıldır yalnız yaşıyorum ve kimseye ihtiyaç duymuyorum ama sanki tatilde farklı olurmuş gibime geliyor.
Mesela buradayken eve yemek söylüyorum evde yiyorum, dışarı fazla çıkmıyorum sosyal aktivitelere fln
Ama iş tatil olunca dışarı çık herkes topluluk halindeyken sen ezikler gibi tek başına yemek ye, iç.
Plajda da öyle herkes en az 2 kişi ama sen tek başına.
Ne biliyim tuhaf geliyor.
0
🌸les yeux blanches
(04.06.21)
ayrica tatillerde de insanlarla tanisilabiliyor. yani sadece karsi cinsten bahsetmiyorum. bir keresinde venedik'te banka oturmus haritayi inceliyor, gidecegim yerleri isaretliyordum. yanima 50li yaslarda bir teyze oturdu amerikaliymis bir universitede profesormus. guzel bir sohbet etmistik sonrasinda da bir muzeye girip beraber gezmis cikista vedalasmistik. oyle anlik arkadasliklar bile kurulabiliyor yani. tum ihtimallere, surprizlere acik bir durum.
0
in vino veritas
(04.06.21)
Hocam erkek olmama rağmen yanıma tanışmak için hemcinsim gelse kıllanırım, yol veririm hemen. Burası Türkiye
0
🌸les yeux blanches
(04.06.21)
Ben severim tek başıma bir yerlere gitmeyi. Birilerine göre plan yapmak pek sevdiğim bişey değil, esasen plan yapmak sevdiğim bişey değil. Başkalarıyla gidince muhakkak bir planları oluyor, o plana katılsan bir dert katılmasan bir dert. Ben plan yapmadığım için istediğim gibi geçirebiliyorum ki o da çok hoşuma gidiyor.
0
j r r tolkien hayrani
(04.06.21)
Evet beklenti çok önemli. Bir keresinde bir kız arkadaşımla tatile çıkacağız diye karar vermiştim, kız son anda ekmişti, ben de tek giderim demiştim, çok fena moral bozucu olmuştu. Ama tek başıma iş seyahatlerine falan çıkıyorum tek takılıyorum insanlarla tanışıyor(dum) o zamanlar keyifli oluyor.
0
roket adam
(04.06.21)
yalnız tatillerimden her zaman daha mutlu döndüm. hatta artık başkasıyla tatil yapmak eziyet gibi geliyor. bence muhteşem bişey.
0
dedim ben sana
(04.06.21)
12 yildir yalniz yasiyorsun ama simdiye kadar tatile hep birileriyle mi gittin? Ama simdi gidecek kimse yok, kimseyle denk getiremedin?

Yalnizligindan sikayetciysen yalniz tatil de izdirap gelir. Bence tatil dedigin kalabalik, sen sakrak bir seydir. Herkesin tatil anlayisi farkli olabilir.

Biz guneyde tatil yaparken yabanci kizin biri bizim gruna dahil olmustu. Yani insan tek basina tatile de ciksa bir gruba dahil olmak istiyor ama bunu ayni milletten bir gruba yapsaniz pek hos karsilanmayabilir, yabancilara yaparsaniz daha rahat olur muhtemelen.
0
hlot
(04.06.21)
harika.
0
baldur2
(04.06.21)
gidilir
sıkılmaz
0
bay b
(04.06.21)
Tek başına plajda veya restoranda olmaya ezik gibi demişsiniz ya, kendinize bir sorun bakalım böyle düşünen siz misiniz yoksa çoğunluk mu? o kdar ıvır zıvır gereksiz kodlamayla dolduruluyoruz ki çocukluğumuzdan itibaren, bunlardan biri olabilir. Siz de çoğunluk gibi düşünüyorsanız gitmeyin, iç buhranlar yaşarsınız burnunuzdan gelir. Cevabınız çoğunluğun bunu eziklik gördüğü yönündeyse kendinize yeni bir soru sorun, çoğunluğun ne düşündüğü umurumda mı, ne kadar umurumda, umurumda olmalı mı? Cevabınız evetse gitmeyin o yalnız tatile zaten. Cevabınız hayırsa dedim ben sana +1. Arkadaşlarla gitmeyi de severim ama tek başıma denizde olmanın, özgürce plan yapabilmenin, müze-sokak-cafe vb. gezmenin verdiği huzur bana çok iyi geliyor. resetlenmiş pırıl pırıl dönüyorum evime.
0
Phoebe
(04.06.21)
Cok sevdigin birisiyle birlikte bir sey yapmak ne kadar keyifliyse tek basina yapmak da bir o kadar oyle. Ne 1 eksik ne 1 fazla. Ayni oranda. Bu ikisi cocuklarim gibi, birbirinden ayiramam.

Yalniz yemek = asker arkadaslariyla yemek

yalniz motosiklet turu = kafa dengi grup turu

Yalniz tatil = degerli bir insanla tatil.

Esit hepsi. Esit ve farkli. Biri armutsa digeri buyuk armut degil, elma anca.
0
onemoremile
(04.06.21)
Sanırım hiç tek başıma tatile gitmedim ama gittiğim tatillerde, gezilerde en çok aklımda yer eden, beni en etkilemiş anlar hep tek başıma olduğum zamanlar, insan sanki daha bir tadına varıyor her şeyin o nedenle bana tek başına tatil fikri hep çok hoş gelmiştir.

Zamanını yanındakilerle paylaşmak da çok zevkli, hele de frekansının tuttuğu insanlarla birlikteysen ama tek başına değilken yanındakilerin zevk ve isteklerine göre hareket ediyorsun, aynı şekilde onlar da seninkilere uyuyor, aklındaki ideal olandan biraz uzaklaşabiliyorsun zaman zaman.

Can sıkıntısı benim aklıma bile gelmez, nesi sıkıcı olabilir ki, değişik bir yerdesin, ya dinleniyorsun, ya merak ettiğin yerleri görüyorsun, zaten en anlayamadığım kişiler herhangi bir yer için burası 3 günde biter, ben orada 2 günde sıkılırım diyen kişilerdir, 40 yıllık İstanbulluyum, burada sevdiğim yerlerden 40 yıldır sıkılmadım, 3 günde yeni tanıdığım şehirden mi sıkılacağım..
0
(04.06.21)
gidilir tabi. ama bundan önce tek başına bir şeyler yapmakla ya da yalnızlıkla ilgili sorunları çözmüş olmak gerekebilir. Sıkılmak ayrı mesele, birileri ile gidince de insan sıkılabilir. Kötü hissetmek asıl problem. Kendini ezik gibi hissetmek, buruk hissetmek gibi şeyler olacaksa öyle gidilmez tabi. Onun dışında gayet güzel olay.
0
aquarium
(04.06.21)
yeni insanlarla rahatça tanışabileceğin, yerine göre tek takılabileceğin bir yere gidebilirsin.

Türkiye'de bu dediğim zor. Bir erkek olarak herhangi bir arkadaş grubuna ya da ortama dahil olman zor olur. Mekanlara girip çıkarken seni alırlar almazlar vs.

Bir kadın olarak bunu yapsan yine zor. O daha da garip karşılanabilir. Tek başına rahat edememe ihtimalin çok yüksek.

Güvenilir bir avrupa ülkesinde çok daha rahat oluyor böyle şeyler.
yemek yediğin mekanda insanlarla sohbet edersin, seni severlerse "hadi biz şuraya buraya gidiyoruz gel" diye davet ederler falan.
0
anten
(04.06.21)
Ben hep tek başıma giderim mesela. Birisi ile tatile gitmek, sürekli beraber olmak da bana angarya geliyor. Kendim gidince istediğim zaman istediğimi yapıyorum.
0
peki madem
(04.06.21)
Normalde yalnız takılmayı sevdiğinizi söylemişsiniz ama yalnız tatile gidecek cesareti de toplayamıyorsunuz ilginç.

Aktiviteli bir tatil planı yapabilirsiniz. mesela bir gün sahil 1 gün dalı, 1 gün sahil 2 gün rüzgar förfü, 1 gün sahil 1 gün gezilecek yerleri gezme gibi.

Sıcak davranıp tanışan insanlardan da kıllanmayın. Bu çok normal. Ben çok fazla yapamıyorum ama yapabilenlere çok özeniyorum. Aramızdan birileri bu şekilde sosyal olmasa evde tek başına oturan insan sayısı çoook artardı. O yüzden tanışma , sohbet tekliflerini geri çevirmeyin.
0
zimbirik
(04.06.21)
Yurtdışı gezilerine yalnız gittim müthiş. Şimdilik bekarım. Bekar olduğum sürece her daim tek gideceğim.

Yurtiçi bir şey diyemem.
0
put it in your appropriate place
(04.06.21)
(4)

Amortisör değişmeli mi?

ikikerekac
2010 model 120 bin araba. Konfor artsın diye değiştirilir mi? Şikayetin yoksa değiştirme diyen de var. Ömürlük parça mı bu? 60-70 bin diyenler genelde amortisör üreticileri imiş. Bizi kandırıyorlarmış.
2010 model 120 bin araba. Konfor artsın diye değiştirilir mi? Şikayetin yoksa değiştirme diyen de var. Ömürlük parça mı bu? 60-70 bin diyenler genelde amortisör üreticileri imiş. Bizi kandırıyorlarmış.
0
ikikerekac
(03.06.21)
ömürlük parça değil, eskir ve değiştirilir. ömrü de kullanıldığı bölgeye göre değişir, eğer yollar çok bozuksa daha çabuk eskir, düzgün yollarda kullanıldıysa da normalden daha uzun ömürlü olur. tam olarak bir km vermek doğru olmaz, ama hep düzgün yollarda kullanılmış bir otomobilinki 120 bini görebilir.
0
gkhncnzdgn
(03.06.21)
2011 model 140binde arabam.Genelde istanbulda kullandım,çok nadir asfalt dışına çıkmışımfır.Ön amortisörlerim hiç değişmedi.Arkalardan birinde yağ sızıntısı görüldü,90bin km deyken,çift olarak değişti.Konfor olarak bi iyileşme hissetmedim.
0
arenas
(03.06.21)
Yağ kaçağı olursa (patlarsa) vs değiştiriliyor. Düzenli bir aralığı yok. Kaçak olup olmadığını rot-balans ayarı yapan düzgün bir yerde baktırabilirsin. Mümkünse o parçayı değiştirecek yer olmasın, yoksa bile var diyebiliyorlar.

Konfor artsın diye değiştirilebilir. Gazlı amortisörler daha sert, spor kullanıma uygun oluyor (aynı model araçta hem gazlı hem yağlı denedim bu şekilde hissettim, tamamen benim görüşüm). Yağlı olanlar da daha konforlu ancak biraz savurma artabiliyor.
0
sumuklurakun
(03.06.21)
körükleri falan yırtılmış olabilir. yağ kaçağı vs. Servise götür onlar bakar söyler zaten
0
anten
(03.06.21)
(21)

Evin önüne araba koyulmasın diye taş koymak

vatanperver
Bir tanıdığımın evi tek katlı, çok geniş bir bahçesi var, üstelik köşede, yani iki sokağa da cephesi var. Etrafta da hep çok katlı apartmanlar var. Bu kişi, evinin önünde bir yere taş koyuyor kendi arabasını koymak için. Tamamına değil, bir araba sığacak kadar bir yere.Dedim ki: "Burası belediyenin
Bir tanıdığımın evi tek katlı, çok geniş bir bahçesi var, üstelik köşede, yani iki sokağa da cephesi var. Etrafta da hep çok katlı apartmanlar var. Bu kişi, evinin önünde bir yere taş koyuyor kendi arabasını koymak için. Tamamına değil, bir araba sığacak kadar bir yere.

Dedim ki: "Burası belediyenin sokağı, senin hakkın var mı kendi araban için özel yer ayırmaya?"

O da dedi ki: "Bu evin çoook geniş cephesi var, benim de bir tanecik arabam var. Şu yanımızdaki apartmanların hepsinin benden az cephesi var, arabalarını bizim evin önüne de koyuyorlar, ben kendime bir arabalık yer ayırdım"

Sizce onun yaptığı doğru mu yanlış mı?
0
vatanperver
(03.06.21)
Herkesin yaptığı yanlış aslen, evi kocamansa içeri park yeri yapması herkes için en iyisidir bence.
Eğer kendine yer ayırmak istiyorsa belediyeye parasını ödeyerek bütünüyle ayırabiliyor galiba.

@kibritsuyu nun bakış açısı en doğrusu oldu bence :)
0
atom karincanin torunu
(03.06.21)
Kesinlikle doğru. adam yayılmamış ki yani oraya tek araçlık yer var izin versinler de o kadar cephesi olan evin sahibi bi araç koysun
0
biseysorucam
(03.06.21)
yer ayırmak yanlış ama bir esnafın dükkan önünü boş tutmasından daha az yanlış
0
sttc
(03.06.21)
Bana adam haklı gibi geliyor.

Her binanın önü o binaya ait gibi düşün, senin bi binada 200 kişi oturman senin problemin, adamın değil. Zaten bu yüzden apartman yapılıyorsa otoparkının da yapılması gerekiyor. Orada oturanlara bahane bulduğumdan değil de, "ucuza" ev bulmanın böyle maliyetleri de var işte, katlanmak lazım. Misal ben araba kullanmak istediğim için şehrin göbeğinde oturmuyorum, hem kalabalık yere taşınıp hem de yer bulamamaktan şikayet etmek anlamsız olur.

Bir de adam en kötü bahçesine garaj yapar arabayı oraya çeker, senin apartmanda bi eleman çocuğuna araba alır, sen yine park yeri bulamazsın. Adamla tartışmak sorunu da çözmez yani, o yüzden çok darlamamak lazım bence.
0
plutongezegendegilmi
(03.06.21)
binaların tıkış tıkış olduğu geniş bir sokakta oturuyorum. yan binada hala insan içinde yaşamayı öğrenememiş köy zihtiyetli 1 kişi 2 tane duba almış(bildiğiniz yol çalışmalarında koyulanlardan) her sabah çıkarken arabasına yer ayırıyo. bir gün o dubaları çöp kovasında paramparça olmuş bir şekilde bulacak. böyle saçma sapan bir şey olmaz. madem bahçesi var kendine 1 arabalık otopark yapsın o zaman. köyde mi yaşıyoruz ya.
0
golgi aygıtı
(03.06.21)
eğer tek arabalık yer kapatıyorsa bence haklı. zira bahçesine otopark yapsa zaten şu anda kapattığı yerin boş kalması gerekecek ki otoparkına girsin-çıksın. e madem birşey farketmeycek, park ettiği araç ile sokakta trafiği de engellemiyorsa aracını dışarıda bırakmasında bir mahsur yok.
0
semyasa
(03.06.21)
Soru bir etik sorusu mu, kanun sorusu mu?

Kanunen yapamaz, belediye gelir o tasa ceza keser.

Etik olarak da dogru degil, kamunun hakkini kendine ayiriyor.
Bizim ulkedeki herkesin olayi yorumlarken kendisine yontmasi cok iyidir.
Ee hadi kendi bahcene garaj yap desen 1 saat aglar.
0
divit
(03.06.21)
Ulkede fundamental sikintilar var.Bina yonetmelikleri de boktan, buyuk binalara yeterli garaj yapilmiyor. Cephe hesabiyla olmaz o is, nufus hesabi yapilip ona gore park yeri ayarlanmasi lazim. Tabii kanunlar islemeyince orman kanunlari gecerli olmaya basliyor, gucu gucu yetene stili.

Senin gon$u birisi gelip kafasini kirana kadar devam eder. Sonra birisi onu ortadan kaldirir o alana kendisi coker, sonra baskasi gelir onu yok eder vs. Kisir dongu.

Yasadigim ulkede kendi evinin tam onune bile 72 saatten uzun sure kaldirmadan arac koyamiyorsun, sikayet edilirse cekiyorlar. Eger tas falan koyarsan herhalde SWAT gelip seni ters kelepce alir goturur buranin zaptiyesi sen misin len diye...
0
cooperr
(03.06.21)
Adam tek başına o kadar cephe için vergi vermiş bırakın da bir araçlık yer ayırsın.
0
zoghurt
(03.06.21)
Ülkece gelemedigimiz medeniyet seviyelerinden biri de bu :) adamlar evinin önünü kendine ait bir yer saniyorlar, neymis cephe genismis. Yahu isterse araba degil tek bir tas koymak istesin ev sahibi, bunu kendine özel rezerve edemez. Oraya dileyen diledigi sekilde farkli sokaktan, farkli mahalleden, hatta farkli sehirden olsa dahi araba koyar. kimin hangi kosulla araba koyacagina ev/mekan sahibi degil belediye karar verir. Cünkü evin önü ev sahibine degil belediye'ye aittir. Diger türlüsü köy kafasidir.
0
bosver nicki
(03.06.21)
Bana göre yanlış değil.
0
nucleon
(03.06.21)
Bence haklı ama kanunen haksız.

Evine garaj yaptirsin demisler. Apartman garaj yaptirsin asıl. Her yer apartman. Hic birinin garajı yok.
0
westblack
(03.06.21)
medeniyetsizlik veya köy kafası değil bu. adam çıkıp "burası benim evimin önü, evimin önüne park edemezsin kardeşim" deseydi, o zaman adama medeniyetsiz köylü derdik. adamın tavrı bu şekilde olsa adama kesinlikle haksız derdim.

adam kanunen haksız, lakin isteği mantıklı. sadece kendi arabasını park edebilecek tek arabalık bir yer istiyor. burası benim evimin önü, başkası park edemez demiyor. herkes park etsin, ama bana da bir arabalık yeri bıraksın diyor. etraf çok kalabalık, kimsenin otoparkı yok, bana yer kalmıyor diyor.

bahçesine otopark yapsın denmiş. bahçeye otopark yaparsa, otoparkın giriş yolunun önünde yine en az 1, belki 2 arabalık yer boş bırakılmak zorunda kalacak. üstelik o çevre apartmanlardan malın biri gelip illa o otoparkın önüne arabasını bırakacak, adam her gün girip çıkarken elalemin peşinde koşturup araba çektirmeye çalışacak.

böyle şeylere ifrit olurum ama kanunen haksız olsa bile ben adamın tavrından dolayı hak verdim kendisine.
0
kibritsuyu
(03.06.21)
Yaptığı yanlış tabii ki. Evinin önü bile olsa yer ayırma diye bir olay yok, belediyenin sokağı. Eğer arabasını çok seviyorsa geniş bahçesinden biraz feragat edip aracını içeri alacak.

Sırf bu tarz insanlarla uğraşmamak için yıllardır otoparklı siteye aidat ödüyorum, otopark kavgasına millet birbirini vuruyor bu ülkede.
0
roket adam
(03.06.21)
Bence haklı. Koskoca müstakil evi var, bir tane arabasını diğer araçlar yüzünden kendi evinin önüne park edemiyor. Bahçesine garaj yapsa onun bile garaj çıkışına park edecek tipler var. Duba - damacana koymak kesin çözüm ne yazık ki.
0
Tutkun
(03.06.21)
Kanunen haksız olsa da ben problem etmezdim. Kendi oturduğu aparmanın önünde duba ile yer ayıran komşu gördü bu gözler.

Zaten adam bahçe içine otopark yapsa otopark kapısı boş kalacak aynı şey.
0
zimbirik
(03.06.21)
yanlış. belediyeye şikayet edin. evin cephesinin önü halkın alanı.
0
mikahakkinen
(03.06.21)
bizim apartmanın kendisine ait otoparkı var, bu otopark hane sayısına yada araç sayısına yetmiyor bir kaç kişi sokağa park etmek zorunda kalıyor buna rağmen her gün otoparkta yabancı araç var, sağda solda işi olan cart diye aracını bizim otopark'a sokuyor. her gün bir kavga gürültü. üstelik belediyenin ve özel işletme olarak kapalı otomarkda var 5 lira vermiyim diye bunu yapıyorlar. 12 metre karalik toprak alan vardı, onu da otopark yaptılar adamlar hem içine hemde önüne park ediyorlar, kimse girip çıkamıyor.

bu araç ve park yeri konusu çok büyük bir sıkıntı istanbulda.

yukarıda demişler, kanuni olarak suçlu olsada insani olarak adam haklı.
0
selam
(03.06.21)
kanunen hiçbir hakkı yok. Ben olsam direkt ararım belediyeyi şikayet ederim.

Türkiye'de niye işlerin düzgün yürümediğinin özetidir bu ve bu durumda adama hak verenlerin bakış açısı.

Dünyanın çoğu yerinde otoparksız apartmanlar vardır ve insanlar sokağa bırakır arabalarını. Boş bulduğu yere park eder, duruma göre bazen 2-3 sokak öteye çeker.
Ancak bizde niyeyse gurur meselesine döner bu "evimin önüne park ettirmem" tavrı.


türkiye'de de kanun belli, yönetmelik belli. illa sokakta yer ayırtmak istiyorsa kendine gider belediyeye işgaliye parasını öder, tabelasını çakar arabasını koyar.

Para ödemem diyorsa, o geniş bahçesinin bir köşesine arabası için park alanı yapar.

Onun dışında sokaktaki boş yer bulanındır.
0
anten
(03.06.21)
belediyeye şikayet edip halkın alanı olduğunu talep etmek, işin kanuni yolu, ancak mantıklı yolu değil.

teyzemin apartmanının bahçe duvarını yıkıp, yanyana 3 arabanın park edeceği ufak bir otopark yaptılar. sorun şu ki, 8 daireli ufak bir apartman ve sadece 1 kişinin arabası var. şimdi bu adam otopark yapılmadan önce kendi arabası için apartmanın önündeki tek kişilik yere duba koysa, kamu malı, halka ait, yasal değil derdik. adam apartmanın bahçesini açtırttı, apartman bahçesine üç arabalık otopark yaptırttı. şimdi bahçeye kendi aracını park edebiliyor, ek olarak otoparkın önü olduğu için halkın alanından 3 arabalık yere de (otoparka girilip çıkılabilsin diye) dubaları dizebiliyor, hem de yasal olarak. ne oldu? adam tek arabalık halkın alanını yasal olmayan şekilde işgal edecekti, tek istediği arabasını koymaktı. ama şimdi kendi arabasını bahçeye koyduğu halde üç arabalık halkın alanını "otopark önü" sıfatıyla yasal olarak işgal edebiliyor.

yani yasal olmayan şey her zaman doğru ve mantıklı olduğu anlamına gelmiyor. adam "misafirlerim de kullanır" diye evin tek cephesindeki bahçeyi komple 10 araçlık otopark yapar, otoparkın önü diye de gayet yasal olarak oraya kimseyi koydurmaz, o zaman görürsünüz belediyeyi kamuyu.
0
kibritsuyu
(03.06.21)
Sonucunda cikan sey icin yapacak bisey yok ama normali o tasin konmamasi. Kanun eksik aslinda.
Ustte bahsedilen 72 saat kurali mantikli.

Bizim burada yatay cephesi 1 sokak boyu olan bir sirket var, hatta 3 sokagin tam ortasinda kaliyor, kendi esek kadar otoparki da var.

Adamlar kendi otoparkini bos tutmak icin en az 20 tane isyeri minibusunu sokaga diziyor duba niyetine.
Duba niyetine kullandiklari arac gidecek olursa yerine ic otoparktan bir arac cikip yeri koruyor.

Ben bunu sikayet de ettim ama ise yaramadi cunku herif duba degil 200binlik arac koyuyor :)

Bu kavgalarin en sonunda genelde ispark ya da kadikoy park geliyor butun sokagi parali hale getirip sorunu kendince cozuyor.
0
divit
(03.06.21)
(3)

İş tavsiyeniz olur mu?

psmstc
Kıymetli dostlarım, bendeniz rehber öğretmenlik okumuş bir kardeşinizim. Bu yıl işten çıkarıldım. Bulunduğum yerde bir özel okul daha var. Fakat buraya yıl içinde başvurup, kurum sahibi dengesiz bir intiba verdiği için vazgeçmiştim. Bir taraftan özel sektörde tutunabilecek kapasitede bir adam değili
Kıymetli dostlarım, bendeniz rehber öğretmenlik okumuş bir kardeşinizim. Bu yıl işten çıkarıldım. Bulunduğum yerde bir özel okul daha var. Fakat buraya yıl içinde başvurup, kurum sahibi dengesiz bir intiba verdiği için vazgeçmiştim. Bir taraftan özel sektörde tutunabilecek kapasitede bir adam değilim. Bunu farkediyorum. Yüksek lisansı bitirmek üzereyim, kpssye çalışabilirim. Bu vazgeçtiğim özel okula tekrar başvurabilirim. (Kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum) Araştırma görevliliği için ales, yds çalışabilirim. İçimden geçen özelde dikiş tutturabilmekti fakat tutturamadım. Boş durmak hiç istemiyorum. Ne tavsiye ederdiniz?
0
psmstc
(02.06.21)
Valla yüksek lisansı bitirmek üzereysen bende araştırma görevliliğinden vazgeç. Hem genel olarak zorlu bir süreç, hem kadrolar çok yok ve torpil dönüyor hem de çoğu kadro sanırım yüksek lisans yapıyor olma şartı ile açılıyor. Elbette çok istiyorsan yardır ancak öyle açıkta kalmamak için belirlenecek bir alternatif değil bence.

Bunun dışında sadece devlet kadrolarına yoğunlaşmak da iyi değil. Misal bildiğim kadarıyla KPSS belli sürelerde oluyor. Amacın KPSS olursa sınav süresine kadar işsiz mi kalacaksın? Eğer öyleyse çok mantıklı bir seçim değil çünkü KPSS de yerleşmek de sanırım biraz zor. Nihai amacını KPSS olarak belirleyebilirsin tabii ancak bence sınav süresine kadar falan da özelde çalış.
0
j r r tolkien hayrani
(02.06.21)
Bence özel okulda şansınızı deneyin. Olursa orası. Olmazsa bakalım.
0
mobydick
(02.06.21)
boş durup kuruntu yapmaktansa, o okulda şansını bir dene. Kurum sahibiyle işe alım dışında ne kadar muhatap olacaksın ki zaten?

Baktın olmuyor, salarsın:)

Ama ben başka bir şey söyleyeceğim. ne olursa olsun sosyal medyada aktif olmanı öneririm. Mesleğin buna epey uygun, sosyal medyada alanınla ilgili paylaşımlar yaptığın bir kanalın hesabın vs olursa, atıyorum çocuklara etkili çalışma tavsiyeleri verdiğin, velilere önerilerde bulunduğun vs, bir süre sonra buradan yürürsen marka değerin inanılmaz yükselir. Özel sektörde elin güçlenir. Hatta çok iyi giderse şansına, bi bakarsın özel sektöre de ihtiyacın kalmaz.
0
anten
(02.06.21)
(8)

Matebook

mekaniker
Huawei matebook d16 16gb ram modelini nasıl bilirsiniz? Ofis ve günlük kullanım için alacağım. Görünümü ve malzeme kalitesi hoşuma gitti. En az 5-6 sene kullanmak istiyorum. Tüm stoklar tükenmiş ama sadece 1 tane mağazada bulabildim. Fiyatı 8500 tl. Huawei ne zaman geleceği ile ilgili birşey söyleye
Huawei matebook d16 16gb ram modelini nasıl bilirsiniz? Ofis ve günlük kullanım için alacağım. Görünümü ve malzeme kalitesi hoşuma gitti. En az 5-6 sene kullanmak istiyorum. Tüm stoklar tükenmiş ama sadece 1 tane mağazada bulabildim. Fiyatı 8500 tl. Huawei ne zaman geleceği ile ilgili birşey söyleyemiyor. Gelse bile kur yüzünden bu fiyata zor. Bu fiyata bu bilgisayar ne dersiniz?
0
mekaniker
(02.06.21)
ofis ve günlük kullanım için o fiyatlara M1 Macbook Air önerdik burada 100 kişiye.

101. de sen ol. 13.3" ekran problem yaratmayacaksa direkt M1 Air.
0
himmet dayi
(02.06.21)
Çok öyle benzersiz özellikleri olan bir bilgisayar olmadığı için
tasarım ve performans olarak asus ve lenovo'da da benzerlerini bulabilirsiniz.
Hatta d15'ler falan da fena değil çok aşırı performans farkı yok gibi duruyor özelliklere bakınca.

Himmet dayı m1 air önermiş ama, pc'ye alışmış bir insanın mac'e alışması zor olabilir. 10 yıldır macbook pro, macbook air vs kullanıyorum iş için, işim bittiği anda kapatıp pc'yi alıyorum kucağıma.
0
anten
(02.06.21)
Ekran büyüklüğü benim için önemli. Min 15.6 olmalı.
0
🌸mekaniker
(02.06.21)
@anten

katılmıyorum. uzun yıllar PC de kullanıyorum, son 7 yıldır mac de kullanıyorum. PC'ye alışmış birinin mac'e alışması taş çatlasa 2 hafta.

Ecnebilerin bir lafı var "Once you go mac, you never go back." diye. Sende niye işe yaramamış bilemiyorum ama çevremde windows'tan mac'e geçip de memnun olmayan kimse yok.
0
himmet dayi
(02.06.21)
MacBook iyi güzel de 13” ekran çok tatsız. Apple işlemcili 16” olsa alınırdı. Acelesi yoksa onu bekleyin.
0
zoghurt
(02.06.21)
ofisten kastın ms office mi ek uygulamalarla da işin olacak mı mesela? matebook d16 güzel alet açıkçası. bi araştırmak lazım kronik sorunu var mı (yüksek işlem gücünde fan sesi vs gibi). bir problemi yoksa 16gb ram ile falan alınabilecek en ideal fp bilgisayarlardan biri neredeyse. kasa tasarımı ise çok şık.

m1 macbook air 10bin civarı ve 8gb ram vs var. başta sorduğum ekstra uygulama kullanacaksan, henüz m1 ile entegre olmamış uygulamada çok. ben macbook pro 13,3 m1 işlemcili alacakken kuracağım 2-3 uygulama yok diye vazgeçmiştim. en az 5-6 sene de götürecek bir pc değil macbook air 8gb ram. ha sadece word + excel + google chrome (haberler youtube vs) içinse idealdir.

13,3 çok küçük ayrıca. ofis içinde kullanacaksan taşınabilirliği ile öne çıkan bilgisayara yönelmenin mantığı olmaz. büyük ekran mantıklı olanıdır
0
avatar is back
(02.06.21)
@zoghurt

16" macbook'un 8.500 liraya satılacağını hiç sanmıyorum. Intel işlemcili 16" MBP'ler bile 25 bin liradan başlıyor.

13" iş görmezse mac almaya gerek yok.
0
himmet dayi
(02.06.21)
illa 15.6" gerekiyorsa Matebook iyidir. Ben 13" olanını kullanıyordum (matebook 13), mobilde mac os'e geçmek için macbook aldım yoksa memnundum.

Fakat matebook13 şarj edilirken baya ısınıyor ve fan çalıştırıyordu, tek sıkıntım oydu. Sizinkinde yani daha büyük kasada o sorun olmayabilir, yine de aklınızda bulunsun. Klavyesi, parmak izi okuyucusu vs. güzeldi. İncelik hafiflik olarak da pek rakibi yok gibi (dell xps'ler daha pahalı ve sanıyorum plastik. Huawei daha şık ve metal)

edit: bu kamerası klavyede olanlardanmış. Eğer sık sık görüntülü görüşme yapıyorsan o karşı tarafı irite edebilir. Çok saçma alt açıdan çekiyor bunlar.
0
nhk ni youkosu
(02.06.21)
(17)

Kırmızı ışıkta sağa dönüş

plutongezegendegilmi
Bazı kavşaklarda sağa dönmek için ayrıca bir ışık oluyor ya, onun olmadığı kavşaklardan bahsediyorum. Size kırmızı yanıyor, ama kavşağın diğer ışıkları sizin gideceğiniz yönü boş bırakıyor, yani dönmek aslında güvenli. Döner misiniz, yoksa size yeşil yanmasını bekler misiniz?Bonus soru: saat gece 2.
Bazı kavşaklarda sağa dönmek için ayrıca bir ışık oluyor ya, onun olmadığı kavşaklardan bahsediyorum.

Size kırmızı yanıyor, ama kavşağın diğer ışıkları sizin gideceğiniz yönü boş bırakıyor, yani dönmek aslında güvenli. Döner misiniz, yoksa size yeşil yanmasını bekler misiniz?

Bonus soru: saat gece 2. Yol bomboş, ama kırmızı yanıyor. Işıkta bekler misiniz?

Not: kamera falan olmadığını, ceza yemeyeceğinizi varsayın.
0
plutongezegendegilmi
(02.06.21)
bonus soru: kimsenin görmeyeceği bir ortamda hırsızlık yapar mısın. cevaplar aynı kapıya çıkıyor.

yolu sen bomboş görebilirsin. öyle düşünebilirsin. ama madem öyle, normalde de ışık olmasın. sürücüler karar versin hep boş olup olmadığına. ya da kırmızı yansın ama kırmızı dur değil de, yola bak boşsa geç demek olsun. sence ne kadar mantıklı bunlar?

polis yokken emniyet kemeri takmamak gibi bir şey bu. nereden kimin geleceğini bilemezsin.

ben yeşilde geçerken bile yavaşlayıp bakıyorum manyağın teki gelir kırmızıda durmaz da atlar yola diye.
0
reanarchy
(02.06.21)
tam hatirlayamadim ama bununla ilgili bir konsept vardi.

davranislarini ceza almak mi belirler yoksa etik kavramlara olan inancin mi diye. bazi insanlar ceza yoksa yapabildiklarini yaparlar, bazilari da ceza olmasa bile etik olmadigini dusundukleri seyleri yapmazlar.

ben ikinci gruptayim. bos yolda kirmizida da beklerim, kimse gormuyorsa da hirsizlik yapmam.
0
do you remember me
(02.06.21)
Ben eskiden isikli bir kavsak ustunde oturuyordum.
Gunduzleri bi olay olmazdi.
Aksam 12 gibi bir taraf kirmizi yanip soner diger taraf sari yanardi.

Geceleri yasayan biri olarak en buyuk keyfim kaza izlemekti.
Birisi kirmiziyi digeri de sariyi sallamaz baaam diye girerlerdi. Haftada bir kesin kaza olurdu. Cekirdegimi alir balkona yerlesirdim.

Bu yuzden birak beklemeyi, ustune seri selektor yapiyorum girerken.
0
divit
(02.06.21)
Orada bir yaya olmadığından, bisikletli, motorlu biri olmadığından emin olamazsın. Bom boş yolda bu nedenle sinyal de verilir, ışıkta da beklenir.
0
zimbirik
(02.06.21)
@reanarchy, verdiğin örnek çok alakasız ya, hırsızlıkta birine zarar veriyorsun, burada vermiyorsun. Yani soru da yolun "bomboş" olması zaten, varsayımlar değil. Yol boş, kesin bu, diğer varsayımlar sorunun kapsamı içerisinde değil.

Ayrıca zaten küçük yerleşim yerlerinde (köy vs.) ışık olmaz, sürücüler karar verir. Araç yoğunluğuyla ilgili bir durum trafik ışığı, gece 2'de de araç yoğunluğu gündüz gibi değil. Kontrollü geçiş konsepti de o yüzden var zaten vs. vs.

Emniyet kemerinin zorunlu olmasının da korkunç bir "nanny state" örneği olduğunu düşünüyorum zaten. TR gibi devletçi toplumlarda insanlar bunu tartışmanın gerekliliğini anlamıyor gerçi, ona yapacak bir şey yok.
0
🌸plutongezegendegilmi
(02.06.21)
Aslında bu konspet için bizim ülkemizde olmayan ama bazı ülkelerde olan (örneğin ABD) bir durum var. Sağa dönüş serbest ise kırmızı da olsa geçebiliyorsun. Aklıma gelmişken söylemek istedim.

Soruya gelecek olursak ben her iki durumda da ışık yanıyorsa geçmem. Hız sınırını ihlal ediyorum özellikle uzun yolda ama emniyet kemeri ve trafik lambalarını hiç ihlal etmem. Konu ceza yeme de değil. Hırsızlık ile kıyaslamak çok doğru değil belki ama ceza yemekten korktuğu için kurallara uymak bence tehlikeli bir düşünce.
0
himmet dayi
(02.06.21)
Yolun boş olduğu bilgisi sana vahiyle gelmiyor. Gözün ile görüyorsun ve boş olduğunu düşünüyorsun. Ama siyah giymiş bir yaya gece çok kolay bi şekilde kamufle olur.
Zaten bomboş olduğundan kesin olarak emin olduğun noktada problem var.
0
zimbirik
(02.06.21)
Bekliyorum mutlaka. Bu tarz davranışlar alışkanlık yapıyor, sonra kırmızıda geçmeye falan başlıyorum. Hatta yeşilde bile bekliyorum diğer arkadaşların dediği gibi, kendimi atmıyorum ileri. Yol boş gibi görünse de bazen ışıkları kapalı gelen birileri mutlaka oluyor. Adam gece ışıklar kapalı geziyor yani, ya da kör bir motor geliyor. Canımı sokakta bulmadım :)
0
roket adam
(02.06.21)
Ben dönüyorum. Amerika’da mesela en sağ şerit kavşaklarda bu durumda dönecekler içindir ve dönersin yasak değil. Mantıklı olan da bu zaten. Yayaya yol verip dönmek.
0
zoghurt
(02.06.21)
tr'de kendim donmuyorum. netice de kirmiyi oraya koyanin bir bildigi olsa gerek. almanya'da sana kirmizi yanarken bu hareketi yapmak zaten akla zarar. ayrica hobi olarak pahali olur bence.
0
helenart
(02.06.21)
valla bunu etik vs olarak demiyorum.
rahmetli dedem cok iyi otobus kullanirdi cok buyuk bi otobus firmasinin da sahibiydi.

araba kullanmayi ondan ogrendim. kulagima kupe cumlelerinden birisi de sudur, kirmizi isik yaniyorsa sana yol bos dahi olsa gecme, aliskanlik yapar bir dahaki seferde o aliskanlik kazaya doner.

ayni sekilde yesil dahi yansa bakmadan kollamadan gecme, yuklu kamyon asla duramaz.
0
turbo sadık
(02.06.21)
buna kafayı çok takmış bir elemanın sanayi toplumu ve geleceği diye bir manifestosu var.

manifesto-manifesto.blogspot.com

127. maddede trafik konusundan bahsediyor.

dizisi de var Manhunt Unabomber diye.

hatta dizide özellikle gece vakti etrafta hiç araç yokken kırmızı ışıkta bekleme geyiği yapılıyor bol bol.
0
onemoremile
(02.06.21)
Beklenir. Gece böyle durumlar daha tehlikeli oluyor.

Çünkü birisi yeşil yanıyor yol da boş diye son hızla o kavşaktan geçebilir. Yazanlar olmuş zaten geceleri böyle çok kaza olur diye.

Sabah işe giderken bazı kavşaklarda geceden kalma cam kırıkları, tampon parçları görebilirsin istanbul'da:)
0
anten
(02.06.21)
zaten ışıklarda sağa dönüş için özel bir ışık yoksa kontrollü bir şekilde sağa dönmek kurala aykırı değildir. sürücü kursu kitaplarında da yazar. 10 yıldır da dönerim ceza vs yemedim. hırsızlıkla alakasını anlamadım lol.
0
mattiadestro
(02.06.21)
Yasadigim yerde kirmizida cogunlukla saga donuluyor.

Bazi istisnalar var, o zaman da isigin ustune uyari koyuyorlar donemezsin diye. Calistigim isyerine yakin bunlardan bir tane var kamerasiz. Genelde ara sokaktan 3 serit ve uzeri caddeye donuslerde bu oluyor riskli diye.

Donulmez tabelasi varsa %90 uyuyorum. Cok acelem varsa, etrafimda kimse yoksa ve yol bossa donerim. Zamanim varsa, yol bombos olsa bile donmuyorum bekliyorum.
0
cooperr
(02.06.21)
Gece 2 olsa geçerim.

Fazla felsefeye gerek yok.
0
mobydick
(02.06.21)
Bekliyorum
0
photo85
(03.06.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.