Giriş
(6)

Müstakbel kiracıdan findeks raporu istemek

condom kurşunu
İstesek gelenlerden sonra bize bir rapor verse ben bunun findeks üzernden mi alındığını nerden teyit edicem gelen raporda qr kodu falan mı oluyor? Paintte yapıp vermesin elimize raporu
İstesek gelenlerden sonra bize bir rapor verse ben bunun findeks üzernden mi alındığını nerden teyit edicem gelen raporda qr kodu falan mı oluyor? Paintte yapıp vermesin elimize raporu
0
condom kurşunu
(06.05.21)
Ya da kredibilitesini başka nerden teyit edebilirim tanıdık bankacı falan mı lazım?
0
🌸condom kurşunu
(06.05.21)
Raporun gerçekliği bir yana, hiç borcu olmayan, kredi kullanmamış, milyonlarca lirası olan birinin findeks skoru çok düşük hatta sıfır çıkabilir, bilginiz olsun diye yazıyorum. Öte yandan ev sahibinin skoru görmek istemesini biraz anlayabiliyorum ama findeks raporunda kişinin ne kadar borcu var, hangi bankayla çalışıyor, kaç tane kredi kartı var, limitleri ne kadar, taksitli harcaması ne kadar vesaire birçok bilgi bulunuyor, bunları göstermemek isteyebilir insanlar doğal olarak.

Tanıdık bankacı bulursanız böyle bir şey teklif etmeyin, suçtur.
0
orient blue
(06.05.21)
@orient blue'nun da anlattığı gibi findeks kötünün iyisi bir sistem. kredi kullanmamış, kredi kartı olmayan vs birinin notu çok düşük çıkabiliyor. bankacılık ürünlerini kullandıkça size not verdiği için banka ile işi olmayan birisinin nasıl notu olsun?

kaldı ki, findeks'in ölçtüğü şey, kişinin kullandığı bankacılık ürünlerinin ödemelerine sadık olup olmadığı. orospu çocuğu olup olmadığına bakmıyor. kiracınız hakkında fikir vermeyebilir.
0
co2s2
(06.05.21)
bu evi 4 yıl önce kiraladığım dönemde, 15 yıldır freelance çalıştığım için gelir gösteremiyordum ve kredi notum nispeten düşüktü.
sonra başka sebeplerle şahıs şirketi falan kurdum da iyice yükseldi.
ama bu süreçte de dünyanın en iyi kiracılarından biri oldum.

hayallerimdeki evi bulsam, sırf ev sahibi böyle bir şey istedi diye evi kiralamaktan vazgeçerim.
hadi kefil mefil bir yere kadar tamam da, artık bu özel hayat ihlâline giriyor.
sonuçta zaten iki ay kira ödemese icraya verip kapının önüne koydurma hakkı size ait.
0
blatta hiberna
(06.05.21)
findekse çok guvenmemek lazım borç takan adam her türlü takar gene
0
all girls dream
(06.05.21)
Kredi kartı, kredi kullanmayan ama çok parası olan insanlar tanıyorum. Findeks skoru benden düşük:)
0
anten
(06.05.21)
(5)

Site, rezidansta oturmak ve havuz

santiago
Havuz ve spor salonları ile ilgili bişey sormak istiyorum.Site ya da rezidansların bazılarında açık/kapalı havuz, gym var. Açık havuzlar sadece yazın kullanılabileceği için fazla beni çekmiyor. Deniz var zaten. Ya da yazın bir sürü havuz var.Kapalı havuzların hijyeni ya da sakinliği nasıl oluyor aca
Havuz ve spor salonları ile ilgili bişey sormak istiyorum.
Site ya da rezidansların bazılarında açık/kapalı havuz, gym var.

Açık havuzlar sadece yazın kullanılabileceği için fazla beni çekmiyor. Deniz var zaten. Ya da yazın bir sürü havuz var.
Kapalı havuzların hijyeni ya da sakinliği nasıl oluyor acaba, neyi sormalıyım seçerken?
Bu kapalı havuzlar her daim kullanılabiliyorsa çok kalabalık olabilir diye düşünüyorum. Tabi kendi evinin bahçesindeki havuz gibi olamaz biliyorum ama kız arkadaşım bana geldiğinde onunla beraber havuza girdiğimde tek tük insan olsa çok iyi olmaz mı herkes böyle ister. Bu imkan pek olmuyor mu buralarda? Ya da olanları nasıl belirleriz?

Not: pandemiden dolayı kapalı havuzlar kapalıysa pandemi öncesi duruma göre düşünelim.
0
santiago
(06.05.21)
kapalı havuz ve açık havuzun saatleri var, o saatlerde herkes girebiliyor.
muhafazakar semtlerde havuz ve spor salonlarında kadın erkek ayrı saatlerde giriyor.
kalabalığı tamamen siteden siteye değişir, en temizi birkaç gün arada uğrayıp bakmak ya da güvenlik görevlilerine sormak olur.
açık havuz bence keyif için çok güzel, güneşlenmek falan istersen tatil atmosferi yaratıyor ben çok seviyorum açıkçası.
havuzun hijyeni için de birkaç ayda bir gelip test yapıyorlar diye biliyorum, son test raporlarını havuz panosuna asıyorlar bizde. açıkta asılmadıysa yönetime gidip sormanı öneririm, test raporu yoksa da o havuza girilmez. bi de kuralları uygulayan biri olmasında fayda var (bonesiz girilmesin vs gibi)

bunların kullanımında en önemli konu kitle ve semt. kız arkadaşınla medeni düzgün insanlar gibi girmek istiyorsan havuzlara arada bi uğrayıp sadece çocuklar mı var, barzo tipler var mı, yoksa sizin gibi insanlar ya da bikinili kızlar var mı görmen lazım. ümraniye'de baktığımız sitelerde mesela pahalı olsa bile haşemayla giren araplar vardı (edit: örnek suryapı exen ve antasya), şimdi onun yanında sen bikiniyle girince ayı gibi bakıyorlar, ben rahatsız oluyorum şahsen. ataşehirdeyim burası nispeten çok daha iyi ümraniyeye göre. ailem gop'ta yaşıyor, orada da kadın erkek ayrı mesela, cumartesileri karma ama takdir edersin ki haftasonları da sadece erkekler giriyor.
0
roket adam
(06.05.21)
o havuzlar bence küçük oluyor genelde ve derinliği az oluyor.
0
jelly bear
(06.05.21)
ümraniye'deki sitede eşiyle ve kız arkadaşıyla havuza giren bir sürü insan var. hiçbiri de haşemalı araplardan değil.

site havuzları genelde yoğun olmaz. özellikle hafta içi akşam ve pazar günü öğleden sonra kimseyi göremezsiniz.
0
tantunisultansuleyman
(06.05.21)
Yani garip bir soru olmuş ama umuma açık bir havuzda kimsenin kız arkadaşınızı ve sizi dikizleyip rahatsız zannetmiyorum.

Ama asıl sorun şu, kız arkadaşınız sitede ikamet etmiyorsa çoğu site müsaade etmez misafirlerin havuzu kullanmasına. Ya da ekstra para ödemeniz gerekir. Ama özellikle pandeminin devam edeceği öngörülen bu yaz ve muhtemelen önümüzdeki yaz misafirleri havuza sokmazlar. En azından benim oturduğum sitede ve civardaki diğer sitelerde durum böyle.
0
anten
(06.05.21)
Benim oturduğum sitede kapalı ve açık havuz var. Malesef gelen misafirlerden artık aquapark gibi olduğu için ikamet edenler turnikeden kartla geçiyorlar. Hanedeki insan sayısına göre kart veriliyor.
0
Northern Mariner
(07.05.21)
(16)

devlet yönetmenin neden ideolojik olması

ilkot
öncelikle duyuruyu açmama neden olan başlık:(bkz: https://eksisozluk.com/mansur-yavasin-deniz-gezmis-tweeti-atmamasi--6506769?a=popular)devletler neden şirketler gibi yönetilemiyor? ben bilmiyorum bizim CEO hangi ideolojiyi seviyor hangisini sevmiyor ve umurumda da değil zaten. ortada yapılması gere
öncelikle duyuruyu açmama neden olan başlık:

(bkz: https://eksisozluk.com/mansur-yavasin-deniz-gezmis-tweeti-atmamasi--6506769?a=popular)

devletler neden şirketler gibi yönetilemiyor? ben bilmiyorum bizim CEO hangi ideolojiyi seviyor hangisini sevmiyor ve umurumda da değil zaten. ortada yapılması gereken bir iş var ve ceo/patron/müdür/yönetici bu işi yapıyor.
şirketlerin amacı para kazanmaksa devletlerin amacı da halkına hizmetse neden burda bir ideolojiye sahip olması zorunlu gibi davranılıyor? bildiğiniz denenmiş örnekler var mı?

ya mesela bir parti çıksa dese ki ya bizim sağ/sol işlerine kafamız basmıyor ama bir devleti yönetecek yeteneklerimiz var, yeminle oyum size.

ben çok sıkıldım yok o sağcıymış yok bu solcuymuş, bıyığını yukarı burmuş, başına kasket takmış. işe yarasa kabul edeceğim bu da bunun bir yan etkisi diye ama göremiyorum.

örnek özelinde yinelemek gerekirse mansur yavaş'ın deniz gezmiş hakkında tweet atmaması yüzünden bak gördün mü anmıyor benim cumhurbaşkanım olamaz denebiliyor. bu bana son derece saçma geliyor deniz gezmişin trajik ölümü bizim bugünümüzü neden etkiliyor? bu nasıl bir fayda sağlıyor?

herkesin sadece işini yaptığı bir düzen çok mu ütopik?
0
ilkot
(06.05.21)
çünkü yönetenlerin görevde kalmak, göreve ve imtiyazlarına devam edebilmek gibi amaçları bir anda öncelikleri oluveriyor.

halk da yönetici seçerken ideolojilerden sıyrılıp salt yöneticilik vasfına göre seçim yapabilecek kadar kalifiye değil.

böyle bir kısırdöngü.

hak ettiği şekilde yönetilir milletler, ne eksik ne de fazla.
0
baharat
(06.05.21)
Düşüncen en basitinden yanlış. Devlet dediğin kurum halka hizmet amacıyla var olan bir kurum değil aksine insanları yöneten, yaşamı şekillendiren bir güç. Bunun da ötesinde şirket ve devlet ayrımını çok iyi yapamamışsın bence ancak hadi dediğin gibi şirketin amacı para kazanmak ve devletin amacı da insanlara hizmet etmek olsun.

O zaman ilk soru, kim niye gidip başkalarına hizmet etmek için gönüllü olsun? Yani şirkette üst seviyedeki adam diğerlerinden fazla kazandığı için daha da çabalıyorken senin mantığınla halka hizmet etmek için var olan bir kurumda kim neden gidip en üst düzeyde hizmet etmeye çalışsın? Senin onlara karşılığında bişey vermen gerekir ki onlar da bu göreve seçilmek için canla başla çalışsın. Yoksa aklı başında hangi kişi gidip "size en çok ben hizmet edeceğim, size hizmet etmek benim en büyük önceliğim" şeklinde düşünür? Illa bişeyler alacaklar ki yalandan böyle sözler söylesinler.

Bu da işte yönetme gücü ve tabii ki ücret demek. Yani devlet halka hizmet etmek için yok. Yönetmek için var. Sen gidip bir tarafı yönetmek istiyorsan da onlardanmis gibi yaparsın ki kendine destekçi bulasın. Onlardanmis gibi yapmak için de onların istediklerini bişekilde yerine getirmeye çalışırsın.

Yani kısaca ideolojisiz bir devlet imkansız.
0
j r r tolkien hayrani
(06.05.21)
kitlesel olarak öne çıkarılabilecek en kolay şey ideoloji. şu anda sokaktaki 100 kişiye sorsan, özellikle cahil kesim önce namazında niyazında olsun der, yönetim tecrübesi, becerisi çok önemli değil. Kılıçdaroğlu alevi diye oy vermeyecek inanılmaz büyük bir kitle var yani mesela. o yüzden bu söylediğin düzen biz profesyoneller için çok mantıklı evet ama toplumun %95'i için anlamsız.
0
roket adam
(06.05.21)
Bunu Türkiye'de yapmak isteyip de yapamayan Cem uzan ya da Liberal demokrat partiydi zannımca. Halkta pek karşılık bulmadı onlar da. Bence sorun yöneticilerde değil halkta. Siyasetçi bu halkın kimyasına göre şekillendiriyor kendini. Bkz İmamoğlu. CHP bu işi çözdü mesela biraz geç de olsa. Halk eğitim seviyesi yüksek dini değerlerle devleti ayıran bir yapıda olsa ona göre bir siyasetçi ancak karşılık bulurdu
0
olaylar olaylar
(06.05.21)
bence ideoloji tanımın yanlış. burada istediğin şey de bir ideoloji değil mi? liberal ekonominin ağır bastığı bir devlet de bir ideoloji. bir başkası da hayır devleti şirket gibi yönetmemeliyiz derse bu da bir ideolojidir.

sanırım ekonomik kararlar dışındaki şeyleri ideoloji tanımına sokuyorsun. ama devlet yönetmek ekonomiden fazlasıdır. her alanı içine alır. "herkes istediği gibi yaşasın, önemli olan ekonominin büyümesi" diyorsan bu da bir ideolojidir yukarıda dediğim gibi.

ancak miliyetçilik gibi kavramların genç nesilde bir karşılığı yok. o yüzden ideolojiler de değişiyor. 50 yıl öncesinin ideolojileri bugün pek de bir şey ifade etmiyor.
0
black mamba
(06.05.21)
@j r r tolkien hayrani
öncelikle cevabını okuyunca serbest çağrışım şu geldi aklıma:
www.youtube.com

anayasada yazan da bu şekilde;
V. Devletin temel amaç ve görevleri

Madde 5 – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

bunu özetlersek millete hizmet etmektir diyemez miyiz?

ilk soruya cevap olarak bir şirket ceo'su gibi daha fazla kazansın diyebilirim. söylediklerimden bedavaya çalışsın, bana hizmet etsin kendi taş kemirsin gibi bir anlam çıkmaması lazım. hizmetinin karşılığını alsın ama bunu bir ideolojiden bağımsız yapsın demeye çalıştım.

edit:link
0
🌸ilkot
(06.05.21)
Bir devletin ortaya çıkma sebepleri veya devlet kökeni teorileri diye araştırabilirsin.
Öncelikle bir devlet için temel ve onu oluşturan bir sebepler olur.
Tamamen firma/şirket gibi ekonomiye dayalı bir devlet temenni ederken bile asker ya da genel anlamıyla güvenlik güçlerinin o devlet konumu, rekabet halinde veya düşman olduğu diğer devletler bir devletin salt alış veriş amaçlı kurulamayacağını gösterir gibi.

Bir de devlet varken bile firmalarda çalışanlar her türlü haklarını istemek ve almak noktasında sorun yaşarken Tamamen x devlet (ltd.şti.)de bu çalışanların halini düşünmek başka bir sorun gibi geliyor.
Sendika/adliye/sosyal haklar konusu bile hayal bile hiç olmayacak varsayımlar gibi geliyor insana.
Öyle değil mi ?
Sonuçta herkes devlet şti. i(çin) var.
Çin'de zaten bu noktada komünizme dayanan ama kapitalizmin estiği bir yer. Sonuçta 1.5 milyar insan var. Herkes tamamen olmasa da bu haliyle potansiyel "işçi" konumunda.
Batıda ürünlerini satmanın yanı sıra bazı hakları koruma adına kampanyalara katılan veya diğer sosyal aktiviteleri olan ünlü markaların Çin'deki çalışanlarının halleri de ayrı konu
0
Erva
(06.05.21)
Çok yazılmış, okumadan göz attığım kadarıyla cevap vereceğim: belediye başkanlığı devlet yönetmek değildir. Sağcı ya da solcu olmadan "idare" edilebilir. Ama genel olarak her şey ideolojiktir. Burada sorgulanan Mansur Yavaş ya da bir başkasının sağcıları anarken solcuları anmaması ama oyu solculardan almasıdır.
0
prole
(06.05.21)
@ilkot
O programda da ne delirtmisler kadini :D

Simdi sana bir soru, esnaftan harac alan kisiler bunu hangi amacla yapiyor ve millete ne diye aktariyor? Amac belli ancak amaclarini aktarma bicimi su klise 'koruma' adi altinda vs olabilir. Esnaf gidip dese ki 'hayir arkadasim ben sana harac vermeyeegim' ne olur? Adamlar bu sefer sana birsekilde zarar verecek.

Devletlerin olayi da bu hemen hemen. Hicbir devlet ozellikle gunumuzde gidip 'ben seni yonetiyorum, senin ne yaptigina ne yapacagina ben karar veriyorum. Sen yine de gelip bana para vereceksin' demez. Klasik 'seni korumak, sana hizmet etmek icin' varim der. Bunun icin de senden para talep eder. Sen o parayi odemeye itiraz et bakalim ne oluyor? Ee yukaridaki ornektekinden farki ne?


Sirket ve devlet olayinda olay yine ayni noktaya geliyor. Sen gidip bu adama para versen bile yine de o isi cekici kilman gerekir. Yani bu adam gidip ozel sektorde ya da baska bir iste devlet yoneticiliginden aldigi paranin esdeger ucretini hatta daha da fazlasini alabilecekken neden yoneticiligi secsin? Buradan bakinca diger yerlerde calissa 'millete hizmet etmesine' gerek kalmayacak, ee adam enayi mi ki gidip hizmet etsin? Degil. Isin ucunda yonetme olayinin oldugunu biliyor ve o yonetme karsiligi resmi olarak aldigi ucret gorece az bile olsa dolayli olarak bunu deli gibi arttirma olasiligi var eger amaci paraysa. Para olmasa bile digerlerini yonetiyor adam, koskoca ulkeler bir avuc kisinin kararlari ile hareket ediyor. Adam da gidip yonetilmek yerine yonetmek istiyor.

Eee sen yonetiyorsan eger oyle ya da boyle birilerinin seni dinlemesi ve sana itaat etmesi gerekir. Baskalarinin seni secmesi icin de onlarin istedigini onlara verirsin. Bu yuzden de yonetme olayindan ideolojiyi cikaramazsin.
0
j r r tolkien hayrani
(06.05.21)
geri kalmış toplumlarda siyaset ve sosyal yaşam içiçedir. buna bir de toplumunda birçok farklı yaşam tarzı ve etnik kökeni barındıran türkiye'yi düşündüğümüzde bu topraklarda ideolojisiz siyaset eşyanın tabiatına aykırı. bak norveç'te var mesela dediğine yakın bir yönetim şekli. orda sandığa gitme oranı %30 bile değil adamların tek derdi gelen gelsin de düzgünce yönetsin.
0
makarnavodka
(06.05.21)
devleti yöneten kişinin alması gereken kararlar var. kimisi çevreci kararlar alacaktır, kimisi çevre umurunda olmadan inşaatçı kararlar alacaktır. kimisi komşu ülkelerle savaşa girmek isteyecektir, kimisi barışçı olacaktır. kişiler ya da partiler seçimlere girerken yapılan kampanyalarda bütün bunları ayrıntılı anlatmaya çalışsalar da, yapılan seçim kampanyalarının reklam olduğunu, başa geçince yine kendi kafalarına göre iş yapacaklarını düşünebiliriz.

bu sebeple, genel olarak kendimizle aynı düşünce yapısına sahip insanları başa getirmek isteriz. (çok kabaca, aynı düşünce yapısı = aynı ideoloji)

deniz gezmiş örneği üzerinden gidersek, 60'ların sonundaki olaylarda deniz gezmiş'in tarafında olan birisini mi devletin başında görmek istersiniz? deniz gezmiş'e düşman birisini mi devletin başında görmek istersiniz?

bir tanıdığım anlattı. 60'ların ikinci yarısında istanbul üniversitesi'nde okuyor. o zamanlar 5 vakit namazında ve milliyetçi birisi. olaylar sırasında sağcıların yanında sloganlar atıyor, kavgalara giriyor. olaylar devam ettikçe, karşı tarafın (deniz gezmiş'in olduğu tarafın) sloganlarını dinliyor ve diyor ki "bu adamlar hem kendilerinin, hem benim, hem de herkesin iyiliğine olacak şeyler söylüyorlar. bizim taraf ise sadece "allah sizin belanızı versin, sizi öldüreceğiz" sığlığında şeyler söylüyorlar. ben neden bu taraftayım? neden karşı tarafta değilim?" bunun üzerine taraf değiştiriyor ve solcu oluyor. solcularla birlikte olaylara karışıyor, hatta bayrampaşa'da 6 ay tutuklu kalıyor. (deniz gezmiş'le birlikte) yani deniz geçmiş'i sadece olaylardan tanımıyor. aynı koğuşta uzun süre birlikte kaldıkları için gayet iyi tanıyor ve hala çok seviyor.

şimdi bu anlattığım adam, deniz gezmiş'i seven adamı, deniz gezmiş'i sevmeyen adamdan daha çok sever. devlet yönetimine deniz gezmiş'i seven adamın gelmesini ister çünkü alacağı kararların, kendi düşünce yapısına daha uygun olacağını düşünüyordur.
0
co2s2
(06.05.21)
@makarna
Siyaset dediğin direkt hayatın kendisidir. Her toplumda siyaset ve sosyal yaşamin iç içe olması normaldir. Geri kalmış toplumlarla falan alakası yok.

Onu da geçtim Norveçte katılımin %30 olduğuna dair kaynak var mı? çünkü benim baktığım resmi kaynakları neredeyse %80 olduğunu söylüyor. Bu da kaynak

www.ssb.no

Yaklaşık 3 milyon kişi oy kullanmış. Zaten seçmen sayısı 4 milyon falan sanırım.

Zaten ortada siyasi parti varsa ideoloji de vardır. Sen gidip bir partiye oy veriyorsan istersen katılım %10 olsun yine bir ideolojiye oy veriyorsun.
0
j r r tolkien hayrani
(06.05.21)
@tolkien, içiçe derken aşırı derecede içiçe anlamında söylemek istemiştim. benim gözlemlediğim kadarıyla avrupa'da siyaset genel olarak türkiye'deki kadar takip edilmiyor, konuşulmuyor. norveç'teki katılım oranında sen haklı olabilirsin hocam ben norveçli bir arkadaşımın yalancısıyım. 3-4 yıl önce öyle söylemişti.
0
makarnavodka
(06.05.21)
@tolkien +1, devletin amacı hizmet etmek değil.

Ama zaten çok basit bir denklem var:

- CEO'nun amacı şirkete kâr ettirip shareholder'ları mutlu etmek.

- Siyasetçilerin amacı da kendini seçen/seçtirenlere hizmet edip onları mutlu etmek. Bunu yapmazsa seçilemez zaten.

Yani ideoloji teker teker ayrıntıya girmeden kime güzellik yapacağını kolayca söylemenin bir yolu. Çıkıp "ben muhafazakar demokratım" dediğimde epey büyükçe bir kitleye "ben size hizmet edeceğim" mesajı verebiliyorum otomatikman. Bu sayede oturup "asgari ücreti ortalama ücret yapıcam" ya da "çevre koruma kanunu her hafta değiştiricem ki kolayca bina dikebileceksiniz" dememe gerek kalmıyor.

Kaldı ki hizmet etmek sadece maddi şeyler üzerinden de olmuyor, kişilere kendini iyi hissettirebilmek de bir "hizmet" türü. İnsanların çoğu, Marx'ın zannettiğinin aksine, bu tarz şeylere eline geçen paradan daha çok önem verebiliyor.

"deniz gezmiş tiviti atmadı" anlamsız bir söylem değil o yüzden. O arkadaşın demek ki devletten sahiplenen erkek tutuşu bekliyor yoldan köprüden falan önce. Sen de mesela "sadece işini yapsın" diyerek bir özgürlük alanı bekliyor olabilirsin.
0
plutongezegendegilmi
(06.05.21)
Sanma ki şirketlerin ideolojileri olmaz.
Mesela çalışanlarına daha çok özerklik tanıyan şirketler var, daha tepeden yönetilen şirketler var.

İş bankası ile red bull'un ceolarının yönetim modelleri benzer mi sence?

Yani fikir ayrılıklarının olması kaçınılmaz. Burada sorun farklı fikir ayrılıklarını kabul edebilmek. Türkiye'de sorun bu. Herkes bizim gibi düşünsün istiyoruz.
0
anten
(06.05.21)
otomatik piyano'yu okuyalim, vonnegut cevabini yillar önce vermis.

okuyamam daha cok para kazanmam lazim diyorsan, sirketler karlılık temelinde kurulmustur ve karlılıga hizmet eden verimliliği artirmaya calisir. insan ama hic de verimli bir canli degildir, rasyonel hic degildir, pipisinin kukusunun keyfine yaşamayi calismaya ve üretmeye tercih eder. bu sebepten

a- sirket gibi yönetirim, "ben bir bakima ülkemi pazarlamakla mükellefim" diyenlerin ülkeyi getirdigi yeri görüyorsun.
b- hadi muhtesem bir yönetim sistemi kurdun, verimli olmayan engellileri yaşlilari ve cocuklari ne yapacaksin, sirkete kar getirmiyor diye öldürecek misin?
c-daha uzun yazacaktim ama gerek yok. olmaz o iş.
0
spivak
(07.05.21)
(4)

Dijital piyanodan kayıt almak

vonkhar
Merhaba.Kayıt konusunda pek bilgi sahibi değilim. Piyanomun kendi kayıt özelliği mevcut, ancak bunu midi olarak kaydediyor. Tek yapmak istediğim çaldığım parçaları ortam sesi olmadan kaliteli bir şekilde kayıt altına alabilmek. Bunu en basit olarak nasıl gerçekleştiririm?VST plug-in'ler indirdim anc
Merhaba.

Kayıt konusunda pek bilgi sahibi değilim. Piyanomun kendi kayıt özelliği mevcut, ancak bunu midi olarak kaydediyor. Tek yapmak istediğim çaldığım parçaları ortam sesi olmadan kaliteli bir şekilde kayıt altına alabilmek. Bunu en basit olarak nasıl gerçekleştiririm?

VST plug-in'ler indirdim ancak bunu hangi daw üzerinde, nasıl kullanabiliyorum hiçbir fikrim yok.

Bu kadar karışık ve zor olmamalı diye düşünüyorum. Önerebileceğiniz bir yöntem var mıdır?
0
vonkhar
(02.05.21)
Ekşi duyuru'da bunu ben dahil yapan bir kaç kişi var... (Örnek: alperz)
Birazdan o da cevaplar muhtemelen görüp.

Kayıpsız bir şekilde, ortam sesi olmadan ve çok kaliteli kayıt almak istiyorsanız tabii ki sahip olmanız gereken şeyler var.

1- Çok iyi bir ses kartı
2- Usb ile veya özel midi kablosu ile bağlanabilen bir dijital piyano.
3- Daw programları (pc'de genelde cubase, mac'te de logic pro kullanılıyor. ama alternatifleri de var malum)
4- Çok iyi bir piyano plugini..


Daw programınız içinde kontakt da yüklerseniz eğer ve çevrenizde bu işi yapan müzisyenler varsa sizle kütüphanelerini paylaşırlar muhtemelen. Ya da birilerine 3-5 bişiler verirsiniz ve gelip her şeyi kurarlar size.

4 Numarada söylediklerim için size şu anki en iyi piyano pluginlerinin karşılaştırmalı fotolarını paylaşıyorum aşağıdaki linkte.
bunların hepsi çok pahalı. Full bir şekilde bulmaya çalışabilir veya satın alabilirsiniz dilerseniz. Ya da yok bu kadar profesyonel piyanolara ihtiyacım yok derseniz, daw programınızda varsa standart piyanoları kullanırsınız.

www.resimyukle.org


Tabii piyanonuzu bağladıktan sonra piyanonuzun sesini ve kayıt özelliklerini falan kullanmıyorsunuz artık. Tüm ayarları daw'dan yapıyorsunuz.

Misal, bu benim Babyface Pro ses kartı, yamaha ydp 142 ve logic ile yaptığım kayıt (piyano olarak standart logic piyanosu kullanmıştım burada)

www.youtube.com
0
la traviata
(02.05.21)
analog olarak; kulaklık çıkışından, bilgisayarın mikrofon girişine bir kablo bularak bağlantı yaptıktan sonra audacity vb bir program kullanarak kayıt yapabilirsiniz.
0
faithless
(02.05.21)
Bilgisayarın mikrofon girişine takılabileceği gibi, ses kartınızın enstrüman (jak) girişi varsa oraya da bağlayabilirsiniz tabii faithless'in dediği gibi. Ortam sesini yine almazsınız. daw'larla falan da uğraşmazsınız.

Ama bu durumda piyanonuzun ses kalitesi kadar ses alabilirsiniz. Bir steinway'e çeviremezsiniz piyanoyu. Ortam sesi almiyim, bu piyanonun ses kalitesi yeter derseniz elbette en kolay çözüm bu.

Bir diğer çözüm de, odanın kapılarını kapatıp, en sessiz anlarda çok iyi bir ses kayıt cihazı ile (zoom h4n atıyorum) belli bir mesafeden kayıt almak da çözüm olabilir. bir koro kaydında akustik piyanoyu böyle kayıt almıştık.
0
la traviata
(02.05.21)
Line in kayittan bahsediyordunuz aslinda. Ama line in kayit iyi sonuc vermeyrbilir.

La traviata yazmis zaten gerekenleri.

Ortalama giris seviyesi bir ses garti bile isjnizi gorur. Usb audio interface diye aratirsani karsiniza birkac secenek cikar.

Bazi ses kartlariyla ucretsiz daw geljr. Mesela bana ableyon lite geldi gayet is goruyor.
0
anten
(02.05.21)
(8)

Hukuk//Ev satıldıktan sonra kaç günde boşaltılmalı?

latte nevermore
SelamlarŞile'de bir müstakil yazlığımız vardı. Yazlığı geçen hafta çarşamba -kapanmadan bir gün önce- sattık. Sattığımız adam evi derhal boşaltmamızı bayramda orada vakit geçirmek istediğini belirtti. Ancak ev 3 katlı ve içinde tahmin edebileceğiniz gibi bir sürü eşya var. Perşembe günü tam kapanma
Selamlar

Şile'de bir müstakil yazlığımız vardı. Yazlığı geçen hafta çarşamba -kapanmadan bir gün önce- sattık. Sattığımız adam evi derhal boşaltmamızı bayramda orada vakit geçirmek istediğini belirtti. Ancak ev 3 katlı ve içinde tahmin edebileceğiniz gibi bir sürü eşya var. Perşembe günü tam kapanma oldu ve evi bayrama kadar boşaltma gibi bir imkanımız yok. Sattığımız kişi, ölçü alma bahanesiyle eve girmiş ve evi kullanmış. Neden böyle bir şey yaptınız diye arayıp sorguladık bu sefer de ev benim hemen çıkın yoksa 3000 kira verin diyor. Bu adama karşı yapabileceklerimiz nelerdir? bizim evin eski sahibi olarak süremiz nedir? Emlakçı birey bey de onun tarafını tutup 2021'de yeni bir yasa çıktığını ve derhal boşaltmamız gerektiğini söylüyor. yardımcı olabilir misiniz?
0
latte nevermore
(01.05.21)
merhaba alım satım bittikten sonra adamın hakkı bu bence. acaba konuşarak halledilebilir mi?
0
iddaaci
(01.05.21)
Evi satarken şu kadar gün sonra teslim edeceğim gibi bir taahhütname falan imzalamadıysanız evet evi derhal boşaltmanız gerekiyordu. Ev gerçekten de sattığınız kişinin şu anda, onun aksine siz anahtarla içeri giremezsiniz. Eğer kendi aranızda çözebiliyorsanız çözün, çözemiyorsanız kirayı verin, bir ders olarak kenara yazın derim bunu.
0
roket adam
(01.05.21)
adam net haklı. zaruret halinden falan yürüyebilirsiniz belki tam kapanmaya denk geldiği için ama adam haklı yani.

bu arada harbiden sizin eve anahtarla girmeniz konut dokunulmazlığının ihlali olur mesela. verin bir ay kira.
0
kljgslsdkjsd
(01.05.21)
ev satılırken kapanma sonrası boşaltılacağı söylendi bize haber vermeden eşyaları kullandığı için onda hiç suç yok mu? kapanma olmasa uygun şekilde 10-15 gün içinde boşaltırdık ama karşıdaki kişi de anlayıştan çok yoksun. teşekkürler cevaplar için en azından elimizi çabuk tutmamız gerektiğini biliyoruz.
0
🌸latte nevermore
(01.05.21)
kapanma sonrası boşaltılacağı demişsiniz eğer yazılı kanıtınız ya da en azından şahitiniz falan varsa gidin konut dokunulmazlığı ve mala zarar vermeden suç duyurusunda bulunun ama muhtemelen öyle bir kanıtınız yok.

karşı taraf kötü biri o belli de siz de çok hazırlıksız yakalanmışsınız.
0
kljgslsdkjsd
(01.05.21)
Yazili bir anlasma olmdigi surece ev adamin su anda ve bosaltmaniz lazim. Keske kagida dokseydiniz bu durumu.

Ha adam da uyuzmus tabii yani biraz halden anlamasi lazim.
0
anten
(01.05.21)
Eğer şu anda orada değilseniz bir şekilde izin alarak vs gitmenin yolunu bulun. Bayrama daha 10 günden fazla var, 10 gün evde eşyaları teker teker kolilersiniz bence. Bayram zamanı ya da 1-2 gün öncesinde filan bir nakliye ayarlayıp eşyaları çıkartırsınız. Ev sahibine de bayrama boşlatmış olurum şu anda topluyorum diyip 10 gün izin istersiniz. İzin mevzularını bilmiyorum ama taşınma vs gibi durumlar için bir şekilde izin alınabilmesi lazım, bilen birisine danışabilirsiniz. Tabii şu anda bir yerde çalışıyor musunuz vs onları bilmeden söyledim ama onun da bir çaresi bulunabilir belki.
0
gak
(01.05.21)
Adam haklı, bir ay boyunca kullanmış oluyorsunuz evi. Eğer o kadar önemliyse kapanma sonrası satmanız gerekiyordu. Hem paramı alayım hem evi 1 ay depo niyetine bekleteyim diyemezsiniz. Yok eğer sözleştiyseniz yazılı olması lazımdı. Konut dokunulmazlığı ona işliyor, şu an eşyaları çöpe atıp size vermese hukuki olarak yine haklı olacak.
0
KaraSakall
(02.05.21)
(15)

Yurt dışı hakikaten çok mu iyi?

ir mania
Bu cahil gurbetçi sallıyor mu yoksa gerçek mi?https://youtu.be/15Kn3eHZWdUBir de almanya almanya demiş de amerika ingiltere fransa falan almanyadan daha iyidir bence. Siz ne diyorsunuz.
Bu cahil gurbetçi sallıyor mu yoksa gerçek mi?

youtu.be

Bir de almanya almanya demiş de amerika ingiltere fransa falan almanyadan daha iyidir bence. Siz ne diyorsunuz.
0
ir mania
(01.05.21)
Amerika, İngiltere, Fransa falan Almanya’dan daha iyi değil. Endüstriye dayalı bir işte çalışıyorsan güzel kazanıyorsun Almanya’da. Adam da diyor aslında, Almanya çok iyi değil, Türkiye çok kötü.
0
Deathrow
(01.05.21)
bu ulkeler iyi ama turkiye cok kotu daha dogru bir tanim. ozellikle son 5 senede turkiye inanilmaz fakirlesti. bu tip ulkelerde herhangi bir iste calisip, karsilayamacagin temel ihtiyac yok. araba, bilgisayar, laptop, marka kiyafetler (en azindan lee, adidas, levi's diyelim) devamli et, findik, fistik yersin, yilda da yurtdisi tatilini yaparsin.

ben avustralya'dayim, fakir gormedim burada. fakir diye bir sey yok aq.
0
baldur2
(01.05.21)
Ben ekonomiden ziyade sosyal yaşamı soruyorum. Ama anladigim kadarıyla her ülkenin benzer sorunları var. O nedenle Turkiyedeki yönetimi ve insanları beğenmeyip yurt dışına gitmek mantıksız diye yorumladım.
0
🌸ir mania
(01.05.21)
o ülkeler şuanki konumlarına 10-20 yılda gelmedi, zenginlikleri tesadüf değil. türkiye'nin o ülkelerle aynı klasmana girmesi imkansız, önümüzdeki 100 senede dahi imkansız. bunun başlıca sebebi müslümanlık. avrupalılar dini bırakalı çok oluyor, her şeyi açıkca ve özgürce tartışırken sen hala aşı orucu bozar mı diyorsan ve ramazan programlarında 10 senedir ayrı soruları soruyorsan ilerleme katetmen imkansız. insanların '' ya ben burada ne yaşarım '' diyebildiği bir tane müslüman ülke var mı ? bae, katar çok ekstra yüksek paralar verdikleri için istisna, ki oraya dahi gidenler aldıkları paranın yarısına avrupa'ya okeydir bence.

yani türkiye'deki yaşamı beğenmeyen birisi için yurtdışına gitmek mantıksız değil, göç hep vardı hep de var olacak. bir tane hayatımız var neticede.

@baldur2 +1 bu arada.
0
garavel
(01.05.21)
Almanya bu saydiklariniz icinde sosyal devlet olmanin hakkini veren tek ulkedir. Zengin sinifi kiyaslayarak degil, en dusuk gelir grubunu kiyaslayarak anlarsiniz bunu. Yoksa zengin her yerde iyi yasar.

Bu su demek, paran olmasa bile en temel standartlari saglayabilme imkani saglarsin almanyada. Zengin fakir ayrimi daha az hissedilir. Yani en basitindrn et urunleri tuketebilmek icin illa ortalama ustu gelirjn olmasi gerekmez. En problemli gocmen mahallelerinde bile temel ihtiyaclarini karsilarsin.

Fransa ve ingiltere'de iyi bir isiniz ve gelirini varsa iyi yasarsiniz. Ama alt siniflarda durum cok oyle degildir. Fransa ve ingiltere'de yokluk icinde yasayan insanlar da var. Zengin fakir ayrimi daha belirgin. Karnı tok insan kolay kolay isyan etmez mesela. Almanya o kadar yogun gocmen nufusa ragmen, fransa ve ingikteredeki getto isyanlarina bener durumlara o kadar maruz kalmiyor.

Abd bunlar icinde en fenasi. Ekonomik sistem geregi devlet her seyden cekildigi icin, size hizmet ve guvence sunan bir yapi bulamazsiniz. Elbette adalet vb sistemleri guclu bu ayri bir konu. Ama abd'de paraniz oldugu surece sisteme dahil olabilirsiniz. Parasiz kaldiginiz anda mesela bir sene issiz kaldiniz ve kenarda birikkminiz yok evinizi bile alirlar altinizdan. Survivor of the fittest durumu gecerli biraz ABD'de. Obama Turkiye'deki sgk sistemine benzer bir model onerdi herkes saglik hizmetinden yararlanabilsin diye. Ulke ayaga kalkti komunizm mi geliyor diyerek.

Mesela Turk toplumu eskisi kadar olmasa bile hala epey yardimseverdir. Devletin sosyal imkanlari bircok anlamda daha iyidir ABD ile kiyaslandiginda. Simdi diyeceksiniz ki olur mu oyle sey. Tamam Abd guclu ve zengin bir ulke. Ama bu zenginligi ulkenin belli bir kesimi yasiyor. Onu guclu yapan niteliklerinj dunyanin bircok ulkesinde insan transfer ederek sagliyor. Mesela abd'nin egitim sistemi bile epey sorunludur.

Kanada mesela daha insani bir ulkedir. Almnya gibi daha sosyal devlwt nitelikleri tasir.
0
anten
(01.05.21)
garavel+1

türkiye aşırı fakirleşti ayrıca.
saydıkların -ekonomik olarak ve herkes için almanyadan daha iyi değildir. en azından şimdilik. uk belki ileride daha iyi olur veya şu anda optimum yaşam stadartlarına sahip denebilir ama maksimum diyemeyiz, optimum deriz.

not: adama neden cahil dedin anlamadım. cahil, cehaletinin farkında olmayan ve öğrenmeye direnene denir. bu adam mütavazı, kendi sosyal pozisyonun farkında ve öğrenmeye kapalı bi şmaj çizmiyor.
0
rewlack
(01.05.21)
Eğer ki sosyal hayat anlamında soruyorsanız, bu 4 5 ülke içinde Türkiye'den giden birinin mutlu hissetme şansı zor. Çünkü bize gore daha mesafeliler.

Ekonomiden bagimsiz olarak biz akdeniz ikliminde daha mutlu oluruz. Ispanya, italya, politik sorunlari bi kenara birakirsak yunanistan vb...

Bizdeki mahalle ve aile hayatindan cok da farkli degildir bu ulkelerdeki yasanti. Yunanistanda bir sokakta gezin, turkiyede herhangi bir mahalleden farki yoktur.

Almanyada birine gecerken ugradim diyemezsiniz, italya ya da yunanistanda cat kapi gittiginizde sizi buyur ederler.
0
anten
(01.05.21)
Gelelim dine. Turkiye'nin eksiklerini dine baglamak oldukca eksik. Avrupa'nin gelisimini de dinden uzaklasmaya baglamak da oyle.

Ne olursa olsun, son yillarda biraz daha dinin baskinligi hissedilse de Türkiye'den daha fanatik seviyede dindar Avrupa ülkeleri var. Ama ekonomik olarak daha güçlüler.

Mesela İtalya ya da Yunanistan'da devlet kanalında pazar vaazları canlı yayınlanırsa şaşırmazsınız. Türkiye'de cuma hutbesinin trt'de yayınlandığını göremezsiniz.

Ya da bakmayın orta sınıfın agnostik takıldıgına, Avrupa ve ABD'nin ust siniflarinda fanatik derecede dindar insanlar vardir ve ABD de dini gruplar ulke politiklarina bile yon verecek kadar gucludur.

Yani bir ulkenin yasanabilir olup olmamasi dindarlikla alakali degil, insanlarin dini yorumlama bicimiyle alakqlidir.insanlarin ahlaki bakis acilariyla ilgilidir.
0
anten
(01.05.21)
Türkiye kuralları esnetebilenlere göre iyi. Aileden malı mülkü olanlara iyi. Bir şekilde korunup kollananlara iyi.

İdealist ve amaçlı insana göre ABD ve batı Avrupa iyi. Hak hukuk arıyorsan yine oralar daha iyi.

Türkiye'de herkes kolaya kaçmaya çalışıyor. İdealistlik yok. İnsan ilişkilerinde mesafe yok ama bu iyi bir şey değil.

Daha ilk muhabbette Türk kadın ne kadar kazanıyorsun, ne kadar harcıyorsun vb tarzda salt maddiyata dayalı bir muhabbet yapıyor. Kadınalr halen daha çalışmadan ev hanımı olarak yaşam sürdürecek bir eş bulma fantazisinde. Kısaca herkes birbirinin sırtından geçinmek istiyor. Biri evlenmiş mesela ona halen ana babası destek oluyor. Zaten bunlar olmasa halk sokağa dökülür. O yüzden dini ve milli değerleri sürekli diri tutmak istiyorlar
0
Andrew
(01.05.21)
Gelelim finale. Turkiye ile bu umsaydigimiz ulkeler ayni sinifta sayilmaz.

Abd almanya ingiltere fransa sanayilesmis, hatta post sanayi donemine gecmis ulkeler. Yani orasi sampiyonlar ligi 1. Torba gibi dusunun. Biz Avrupa ligindeyiz bazi konularda da 2. 3. Torbadan sampiyonlar ligine dahil oluyoruz.

Son yillarda politik ve ekonomik olarak ulkede sorunlar yasansa da, turkiye o kadar da gucsuz ve zayif bir ulke degildir. Guclu bir mirasi da vardir.
0
anten
(01.05.21)
Benim gozumde Tr bu ulkelerin hepsinden daha iyi, ama biz kendi ellerimizle kendimizi mahvediyoruz.
Almanya'ya ilk geldigimde bizim bunlardan bi eksigimiz yok ama biz neden boyle refah seviyesinde degiliz diye cok dusundum.
En basitinden bireysel olarak cevre bilincleri cok yuksek. Gercekten milliyetciler, Hukuk guclu oldugu icin ters bisey yapamiyorlar, bi keresinde polisi cagiracagim dedigimde alman geri vites yapti, Tr olsa benim biseyim Xci, istediğini çağır falan der. vs. vs.
0
wishmaythşngs
(01.05.21)
almanya hem çalışmak için, hem yaşamak için gerçekten çok iyi bir ülke. sadece oranın sosyal kodlarına ayak uydurmak zor, yani sosyal yaşam, insanlarla içice olmak, türk tipi duygusallık falan bunları bir kenara bırakıp makina gibi yaşarsan gerçekten yaptığın işten bağımsız olarak refah içerisinde yaşayabiliyorsun. stabil bir ekonomi var, gelecek kaygın olmuyor, 20 yaşında işe girip aynı işten 60 yaşında emekli olabiliyorsun. o yüzden evet, almanya gerçekten iyi. bir çalışan için ekonomik açıdan almanya ile yarışabilecek tek yer abd, ancak onda bile almanya'daki "ne iş yaparsan yap insan gibi yaşarsın" olayı yok, ABD'de sefil olma şansın varken almanya'da bir şekilde yaşayabiliyorsun. bir çok anlamda müthiş bir sistem yani kısacası.

fransa, ingiltere falan bunların almanya ve alman sistemi uzaktan yakından ile alakası yok. almanya'da üretim zenginliği var, sömürge zenginliği, finans zenginliği değil. sistem işçinin çalışması ve üretmezine dayalı olduğu için insanı el üstünde tutuyor.

tr'ye gelirsek, tr de güçlü ve zengin bir ülke. resource değil resource allocation problemi var. sistemin içine edilmiş durumda. dolayısıyla bir grup insan almanya'daki standart insandan çok ama çok daha zengin olacak. ama o grubun dışında kalanlar balkan ülkelerindeki gibi çok fakir bir hayat yaşayacaklar. yine kariyerin ve hayatına göre burada kalmayı da tercih edebilirsin, bu da mantıksız bir seçim olmaz.
0
roket adam
(01.05.21)
Fransa falan amma gömülmüş ha. Meğer ne kötü hayat yasiyormusuz :)

Otobus icin siraya giremeyen insanlardan sonra buralara gelince oha burasi super diyor tabi insan.

Sosyal hayat icin diyorsaniz bir kere bunun ülke ile değil yasanilan sehir ile alakası daha cok var. Güney fransa insani ile kuzey fransa insani alakasiz. Kuzeyden güneye dogru İtalya sinirina yaklasinca "oha insanlar ne kadar iyi" demiştik çünkü yoldan gecerken millet selam falan veriyordu kuzeye oranla degisim.

Fransa'da maaş belki daha düşük ama sosyal haklar daha iyi. Fransa'da işsizlik maaşı, emeklilik ve tatil daha iyi Almanya'ya oranla.

Neyse yani hayat maddi ve sosyal olarak daha güzel burada. Sosyalden kastim en azından döner kavsak kullanmayi bilmek bile ekstra özellik yani...
0
logisticsmanager
(01.05.21)
Ingiltere, Fransa ve Amerika Almanya´dan iyi mi? Hangi kriterler soz konusu?

Bilemiyorum salliyor mu? Saatinin buyuklugunden, adamin konusmasina odaklanamadim. Atlaya atlaya ilerlettim. Vergi konusunda hakli sayilir. Ancak verilen o denli verginin hepsi, gercekten birilerinin cebine gitmeden geri donuyor mu? Hep degil. Neyse ki dolandiricilik, Türkiye´deki gibi, bir meziyet olarak sayilmiyor. Foyasi cikan politikaci istifa etmek durumunda birakiliyor hala. Arabalarin o kadar ucuz olmasinin sebebi, o sanayiden deli dehset para kazanilmasi ve lobicilik sebebiyle devletin bu sanayiye olan duzenli destegi. Bu sebeple de eski sanayi sehirlerinde berbat bir bisiklet yolu duzeni var. Ayni zamanda kamusal ulasim araclari agi kotu. Ucuz bir ozel arac alip onunla ulasimini saglamak, sehir ici otobus bileti alip ise gitmekten cok daha ucuza denk geliyor mesela. Kotu derken, Türkiye´ye gore tabii ki iyi.

"Yurt disi" hakiketen ruya gibi mi? Bilemiyorum. Almanya iyi, bayagi iyi, ciddi iyi, her seyi iyi mi? Hayir, tabii ki degil. Cok iyi olmasinin sebebi, karsilastirma noktamin Türkiye olmasi da olabilir.
0
buf-e kür
(01.05.21)
yurt disi cok iyi degil, turkiye cok cok kotu.
0
oscar
(01.05.21)
(7)

250.000 tl araç tavsiyesi

aslil
Merhaba. Bu bütçeye Otomatik aile arabasi ne tavsiye edersiniz.
Merhaba. Bu bütçeye Otomatik aile arabasi ne tavsiye edersiniz.
0
aslil
(01.05.21)
Ben skoda scala tavsiye ederim.
0
pispinti
(01.05.21)
2017 2018 qashqai derim
0
member of illuminati
(01.05.21)
2.el düşünürseniz,

Yüksek olmayan araçlar olarak,

Seat Alhambra ve Citroen C4 Picasso aile araçlarına örnektir.

Yine 2.el olarak yüksek bir araç bakıyorsanız, o fiyatlarda

Tiguan, Kadjar veya Puma güzel örnekler olabilir.

Sıfır bir araç düşünrseniz de,

Scala ve Kamiq aklıma gelenler arasında.

Sedan bir araç sevmediğim için onlardan bir örnek veremeyeceğim çünkü şehir içinde uzun aracın kullanışlı olmadığını düşünüyorum. Bir de bagaj açılırken arka cam da hacaya kalkmadığı için yükleme genişliği çok dar oluyor bu araçların. Tamam bagaj geniş oluyor ama ağzı dar oluyor dediğim gibi. Sedan olup da arka camı da kaldıran bazı patentler var vag grubunda ama yenilerde var diye biliyorum, fiyatları yüksek olabilir.
0
ananiyimioguz
(01.05.21)
2018/2017 model Octavia bakılabilir.
0
roket adam
(01.05.21)
2021 toyota corolla. Hem sifir hem de toyota.
0
anten
(01.05.21)
skoda scala da alabilirsiniz, focus da alabilirsiniz, superb de alabilisiniz. hepsi farklı klasmanda/sınıfta arabalar. ihtiyacınız nedir bunu belirtseniz daha yardımcı olunur.
250'ye şu alınır mesela;
www.sahibinden.com

benim bakım vs. yemediği için alamadım.
0
trajikomix
(01.05.21)
aile derken? karı koca da kendine aile diyor 3 cocuklu da..
bence 1 cocuğa kadar 2-3 yaşında temiz bir Golf mantıklı olur. illa sıfır deniyorsa scala ,kamiq, corolla civic bulunabilirliğine göre
0
nuisance
(01.05.21)
(6)

Kollarımı Nasıl İnceltebilirim

martini girl
Aslında 38 bedenim ve boyum da uzun ama aldığım kilolar hep kollarıma gidiyor. Acayip rahatsızım bu konudan. Haftada 4 gün yoga yapıyorum, arada da kol hareketleri ama kollarımda hiçbir değişiklik olmuyor. Ben böyle inat görmedim. Var mı bana atabileceğiniz hareketler ya da herhangi başka bir öneri?
Aslında 38 bedenim ve boyum da uzun ama aldığım kilolar hep kollarıma gidiyor. Acayip rahatsızım bu konudan. Haftada 4 gün yoga yapıyorum, arada da kol hareketleri ama kollarımda hiçbir değişiklik olmuyor. Ben böyle inat görmedim. Var mı bana atabileceğiniz hareketler ya da herhangi başka bir öneri?
0
martini girl
(01.05.21)
Kol hareketleri yapıyor musunuz? Theraband mucizesi ile egzersizler,

www.youtube.com
0
evimin paspasi
(01.05.21)
Bölgesel zayıflama diye bir şey yok maalesef. Genetik kaderimizdir. Kilo vermekten başka çare yok.
0
neysene
(01.05.21)
aletli pilates
pt ile çalışmak
yüzmek vs
tek başınıza yapabileceğiniz bişey olduğunu sanmıyorum

*imza:tombik kollar
0
rewlack
(01.05.21)
bu programı yap

chloeting.com
0
istanbul kanatlarimin altinda
(01.05.21)
Spor hocam derdi ki bir armutu kucultunce daha kucuk bir armut elde edersin, daha kucuk bir muz degil. Yani bazi seyler genetik.

Tahminimce kollariniz biraz yagli ve sarkik bu sizi rahatsiz ediyor.

Bu durumlarda yanlis egzersizden yanlis beklentilere girmemek lazim.

Sizin yag yakici ve kas kutlwnizi artirici antrenmanlara da ihtiyaciniz var. Yoga bu anlamda yeterli olmaz.

Ama su da var, bolgesel calisma diye bir sey de yanlis. Yani sporu hayat tarizinizin bi parcasi yapmaniz sart
0
anten
(01.05.21)
Yüzme çok iyi olacaktır. Hem tüm vücuttan yağ yaktıran iyi bir cardio ve sıkılaştırıcı, hem de kollarını aktif olarak kullanıyorsun.
0
ozgurluk savascisi
(01.05.21)
(8)

Fotoğrafçılıktan para kazanmak için yol gösterir misiniz

pikap
Sözlüğe yazdım burada da sormak istedim. Çünkü benim için vakit çok kıymetli. Ne kadar çabuk öğrenirsem o kadar iyi.Ciddi anlamda bu işten para kazanmak için en az kaç sene gider, nereden başlanır, ne kadar para harcanır vs konularda yol gostermek isteyen olursa tavsiyelerini, deneyimlerini paylaşab
Sözlüğe yazdım burada da sormak istedim. Çünkü benim için vakit çok kıymetli. Ne kadar çabuk öğrenirsem o kadar iyi.

Ciddi anlamda bu işten para kazanmak için en az kaç sene gider, nereden başlanır, ne kadar para harcanır vs konularda yol gostermek isteyen olursa tavsiyelerini, deneyimlerini paylaşabilir.

Kısaca kendimden bahsedeyim. Ben artık ciddi anlamda kendime farklı bir yol çizmeyi düşünen 30 yaşlarında, kendi mesleğininin azizliğine ugramış ve bir türlü hayatını bir düzene sokamamış ve bu düzensizlikten artık nefes alacak hali kalmamış biriyim.

Dediğim gibi farklı bir yol çizmek istiyorum. Bu saatten sonra ne yapılır aklıma bir tek fotoğraf geldi. Çünkü hem ilgiliyim hem çok seviyorum. Baktığımızda bir sürü alt dalı var bu fotoğrafçılığın. Düğün, doğum, ürün, yemek, belgesel fotoğrafçılığı ilk aklıma gelenler. Neden bir tanesine karar verip onda geliştirmeyeyim ki kendimi. Tabii ki eminim kolay değildir ama neden olmasın. Amatörce çektiklerimi herkes beğenirdi fakat yalan yok henüz ne adamakıllı temel fotoğraf bilgim var ne adobe photosop bilgim ne baska bi uzmanlik. Profesyonel fotoğrafçılara fotoğraflarımı yorumlatınca aslında birçok hatamın, bilgi eksikliğimin farkına vardım. Ama gelişmek öğrenmek için ne gerekiyorsa elimden geleni yaparım. 5 senem mi gidecek gitsin. Boşa gitse bile sevdigim bi konubi ilgi alanı olduğu için en azından kendimi geliştirdim derim. 10 yilim kpss saçmalığıyla boşa gitti mesela. Elde ne var sifir. Artik kendi meslegime dair ne inancim ne hevesim kaldi. Şimdi oturdum bu hayali kurdum. Ciddi emek vermek istiyorum. Nereden başlanacak nasıl olacak tam bilmesem de adım atmaya hazırım.


Tavsiyesi olanlar (kurs, eğitim veya başka hangi konuda olursa olur) varsa çok memnun olurum.
0
pikap
(01.05.21)
Öncelikle şunu söyleyeyim, artık profesyonel fotoğraf makineleri çok yaygınlaştı. Eline makine olan ahmet photography diye sayfa açıp düğün dernek fotoğrafı işine girdi. Orda fark yaratıp öne çıkmanız için çok ciddi makine/ekipman yatırımı da gerekiyor. Doğum fotoğrafçılığında rekabwt biraz daha düşük olabilir zira erkekler çok tercih edilmiyor bu noktada. Kadınsanız bir adım öne çıkarabilir sizi. İyi bir reklam ve çevre gerek.
Hangi dal olursa olsun çok iyi fotoğraf bilgisi ve photoshop becerisi gerekecek yalnız. Bu ikisinin eğitimi için zaman ve kaynak ayırmanız şart. Online eğitimlerle olacak işler değil pek.
0
cowboy
(01.05.21)
Artık imza işleri ön plana çıktı. Nasıl bir font'u gördünüzde şu kişinin veya şirketin diyorsanız, çekilen tarzda fotolar bir kişi tarafından görüldüğünde ...'nın demesi gibi olursa bir hatta iki sıfır öndesiniz. Aydın Büyükbaş mıydı, yanılmıyorsam bu adam bükülebilir fotolar çekiyor drone ile. Adam baya ilerletti, firmalardan teklif geliyor. Belirli konular hakkında seriler yapabilirseniz, bu da dikkatleri çeker. Bol bol yarışmalar kovalayın. Bazen firmaların bile fotografcılık yarışmaları oluyor. Stock işlere de girebilirsiniz.
0
evimin paspasi
(01.05.21)
yazın ben de düğün fotoğrafı çekmek istiyorum. eskiden zordu. çok kaynak yoktu ve makineler pahalıydı. son model makine almana gerek yok. 2500 liraya 5d mark ii alıp çekebilirsin. lightroom kullanmayı öğren. preset kavramını araştır. kurstan ziyade kendin araştırıp öğrenmen daha faydalı olabilir. her alanda geçerli bence bu. aslında doğru insanları takip edip bakış açısı kazanmak çok önemli.

düğün fotoğrafı için 1 ayda kurdu olursun. zaten fotoğrafçıların %90'ı bırak fotoğrafı görsel sanatların temelini bilmiyor. ilker canikligil'in sanat eğitimi ile ilgili bir videosu vardı. orada bahsettiği temel tasarım eğitimini her fotoğrafçı almalı ama millet 2 düğün çekeyim yoluma bakayım derdinde. gerçi insanlar da pek bir şey aramıyor. o yüzden 1 ayda düğün fotoğrafı çekecek noktaya gelirsin. ben bu yüzden uzun vadede çok para kazandırmayacağını düşünüyorum. çünkü 10 yıl önce işini görecek en ucuz makina 5 bin liraydı belki ama o makina şu an 2000-3000 lira. ya da 10 yıl önce video kameralarla bile iyi görüntüler çekilemiyordu şu an iphone 12 ile film çekebilirsin bir noktada. bir de insanlar youtube'tan dolayı da daha çok alıştı bu işlere. işsizlik de tavan zaten. o yüzden daha fazla fotoğrafçı arz edilecek piyasaya ve uzun vadede çok kazandıracağını düşünmüyorum ama şu an bile iyi kazanılıyor sanırım. 1 düğün albümünü 1000 liradan aşağı yapan yok. 10 yıl sonrası için fotoğrafçılık da çok kazandırmayacak bence. o yüzden 10 yıl sonrası için bence fotoğrafçılık dışında da hedefler belirle. ama bir süre daha kazandırır sanırım. hem hobin olur.

haftalık bir program belirle bence. 3 gün 2 saat fotoğraf eğitime ayır mesela. yavaş yavaş geliştir kendini. behance, 500px, deviantart falan takip et.
0
black mamba
(01.05.21)
Evde her gün denemeler yapmanızı tavsiye ederim. Ürün fotoğrafçılığı, e-ticaret siteleri yükselişte olduğu için tutuluyor. Ancak az para veriyorlar. Buralarda kendinizi geliştirip, sosyal medya için konsept ürün fotoğrafları çekebilirsiniz.

Artık her şey e-ticaret ve sosyal medya, öleceğini düşünmüyorum. Herkes Shopier, Etsy hesabı açıyor, buralarda öne çıkmak için ilgi çekici fotoğraf gerekli.

Bunun için önerilerim:

Light box alın ya da yapın
Işık alın
İyi bir makine alın
Farklı dekorasyon malzemeleri alabilirsiniz, ücretsiz de bulabilirsiniz. Örneğin Tahta bir platform, duvar kağıtları, kuru çiçek, mücevher kutusu gibi...
Sevdiğiniz çok teferruatlı olmayan, basit konsept fotoğrafları taklit edin, en az 6 ay bu şekilde ilerleyin. Benzerini çekebiliyor musunuz görün. Öğrenmenin en iyi yolu taklittir.

www.pinterest.co.uk
Dekorasyon, kıyafet vb markaların Instagram hesaplarını takip edin. Buradaki konsept çalışmaları takip edin. Örn:
www.instagram.com
www.instagram.com
www.instagram.com
www.instagram.com
www.instagram.com

Bahsettiğim fotoğrafları çekerek portfolyonuzu oluşturun. Instagram hesabı açarak kendinizi tanıtabilirsiniz. Sosyal medyayi, buradaki ölçüleri öğrenmiş olursunuz.

Evdeki ürünlerle, arkadaşlarınızdan, eskicilerden aldığınız ürünlerle fotoğraf çekebilirsiniz. Arkadaşlarınız modellik yapabilir. Yüzlerinin görünmesine gerek yok.

Kursa gitmek yerine Youtube'dan öğrenebilirsiniz. Dediğim gibi her gün evde olabildiğince vaktinizi ayırın. Lİghtroom ve Photoshopta uzmanlaşın. Bunu kendiniz yapabilirsiniz.

Fotoğraf forumları aktif mi bilmiyorum, Facebook grupları olabilir, burada çektiğiniz fotoğrafları yorumlatabilirsiniz.

Diğer bahsettiğiniz dallar için yine denemeler yapıp sevip sevmediğinize bakmanızı öneririm. Bir yerden başlamak en iyi çözüm. Mehmet Ateş'in yemek fotoğrafları Youtube kanalını tavsiye ederim. Dersler veriyor. www.youtube.com

Minomano, Etsy, Pinterest gibi fotoğrafları da ürün fotoğrafı için tavsiye ederim.

Bilgeiş'ten ücretsiz fotoğraf kursuna katılabilirsiniz.

Kendinizi geliştirdikten sonra stock işine girebilirsiniz. Ayrıca mockup'lar çekip ücretsiz satabilirsiniz, böylece kendinizi tanıtırsınız. Dribble, Behance'a düzenli bakın. Bunları hepsi zamanınızı alacak ve her gün düzenli çalışmanız gerekecek.
0
kaset
(01.05.21)
Arkadaşlar hepinize çok tesekkur ederim degerli bilgileriniz tavsiyeleriniz için.
0
🌸pikap
(01.05.21)
merhaba
kimse yazmamış ama belirli bir alanda uzmanlaşmanızı öneririm.
dizi cenneti ülkemiz için headshot çekimler veya oyuncu fotoğrafçılığı, videographerlığı sizi alır götürür uzun süre.
piyasa şu an tekelde resmen. tekelde derken baya baya tek kişiden bahsediyorum. biraz biraz benzeyenler yine de ekmek yiyor. ama bu alanda özgün yolunuzu bulursanız alır yürürsünüz.
0
rewlack
(01.05.21)
Fotoğrafçılıkta hala para var. Ama daha ne kadar sure olur bilemem. Onu da sizin orijinalliginiz belirler.

Dugun fotografi bile cekerken orijinal Bir format sizi ayristirir.

Bu arada airbnb uerinden falan da turistlere fotograf turu yaptiranlar var. Ama bunlar gunluk gecici isler.

Moda fotografciligi turkiye gibi tekstilin on planda oldugu bir ulkede cok para kazandiriyor.

Su orneklere bakabilirsiniz





expertphotography.com

akillibutce.com

blog.sellfy.com
0
anten
(01.05.21)
Bu arada sektoru az bucuk bilen biri olarak, belli kategorlierde yogunlasmak cok onemli.

Mesela her kategorinin fotograf dinamiklri farkli.

Gida fotografciligi cok nis bir alan. Iyi bir food stylist ile ortak olursaniz cok para kazanirsiniz.

Ayni sekilde moda fotografi oyle.

Otomotiv az ama iyi paralarla is getiren bir alan.

Mekan fotografciligi eger guzel isik yapabilirseniz turkiyede a sayida ismin yogunlastigi bir alan.
0
anten
(01.05.21)
(4)

Yetkili servis bakım/sanayide bakım

kablelvuku
Geçen sene bir Fiesta 2011 satın aldım. Aldıktan sonra rutin yağ vs bakımı için sanayiye götürmüştüm 470 veya 570 gibi bir rakam tutmuştu emin değilim. Aracın bir önceki sahibi de aldığı yakıta kadar fişleri faturaları saklayan bir değişik abimizdi. Arabada bakımlar için tuttuğu klasörde hep yetkili
Geçen sene bir Fiesta 2011 satın aldım. Aldıktan sonra rutin yağ vs bakımı için sanayiye götürmüştüm 470 veya 570 gibi bir rakam tutmuştu emin değilim. Aracın bir önceki sahibi de aldığı yakıta kadar fişleri faturaları saklayan bir değişik abimizdi. Arabada bakımlar için tuttuğu klasörde hep yetkili serviste bakımları yaptırdığını gördüm. Rakamlar da 500 700 arası idi.

Hal böyle olunca sanayide uğraşmaktansa yetkili servise mi gitsem diye düşündüm. Fordun kendi sitesinde bakım paketi hesaplama diye bir şey var ve orada çıkan rakam 3150 umuyorum ki bu rakam başka bir şeydir.

Güncel olarak rutin bir yağ bakımı teknik serviste ne karara yapılıyor bilen var mı’? Veya “eskiden yetkili bayiide mi yaptırırdık götür Murat ustaya neyine yetmiyor” mudur durum?
0
kablelvuku
(28.04.21)
daha önceki sahibi hep yetkili serviste yaptırdıysa bakımlarını plakayı söyleyince sistemden göreceklerdir, size de bu bakımda neler yapılacağını ve ne kadar tutacağını söylerler. En garanti yol ford servisini aramak.
0
sixth
(28.04.21)
Yetkili servise gidip sormanı öneririm, hemen fiyat verirler zaten. Arada 100-150 lira fark varsa yetkiliden devam ettir, hem satarken avantaj olur hem de kafan rahat olur. Biri 500 diğeri 3150 diyorsa da diğerinin neden pahal olduğunu sor derim, bir sebebi vardır yani sadece yetkili diye 6 kat fiyat farkı olmaz. Muhtemelen eskiyen bir parça vardır o falan dahildir.
0
roket adam
(28.04.21)
yetkili servisteki bakımı küçümsememek lazım. sadece aracın bir iki filtresini ve yağını değiştirmiyorlar rutin bir bakımda. (emin olun işin bu kısmını yapmak için sanayiye bile gitmenize gerek yok, kendiniz bile yaparsınız.) teorik olarak aracın envai yerine (50 nokta kontrolü falan şeklinde reklamını yaparlar) gözle de olsa bakıyorlar, kontrol ediyorlar. bilgisayara bağlarlar, bir şey varsa çıkar. aracın yaşına ve km'sine göre, arıza çıkması muhtemel yerleri bildikleri için oralara daha dikkatli bakarlar. bir de araçtan malzeme çalmayacaklarına emin olursunuz. son olarak da, eğer araç yıllardır hep yetkili ford servislerine gidiyorsa, bazı arızalarda iyi niyet garantisi adı altında daha düşük fiyatlar çıkartabiliyorlar.

ama tabii bunların hiç biri, sanayine düzgün bir ustanın yapamayacağı işler değil. tavsiye üzerine gideceğiniz, sanayide bir ford ustası, sürekli aynı yere gitmeniz kaydı ile işinizi görür.

tabii fiyata da bakmak lazım.
0
co2s2
(28.04.21)
Sanayide iyi ve güvenilir usta bulmak gerçekten çok çok zor.

Yetkili servise verdiğiniz para gerçekten değiyor.
Ben her rutin kontrole gittiğimde gerçekten arabanın tüm detaylarına bakıyorlar. Bir de yetkili servisteki ustalar genelde genel merkezden gelen prosedürlere göre çözüm bulur. Zaten fabrika'da bilinen sorunlara, markanın izlediği prosedürle çözüm arar.

3-5 demeden mümkün mertebe yetkili serviste yaptırın işlemleri. En azından ciddi bakımları
0
anten
(28.04.21)
(7)

Otobüste, uçakta karşı cinsle tanışmak

santiago
Daha da genişletebiliriz, metroda tanışmak, otobüs durağında tanışmak vs Özellikle erkeklerin kızla tanışmasından bahsediyorum. Bu şekilde başlayan birçok ilişki var. Kısa süreli ilişki veya uzun. Bi müddet kesişme sonrası yeşil ışık alınırsa tanışma vs. Kadınların birçoğundan şunu duydum. Yakışıklı
Daha da genişletebiliriz, metroda tanışmak, otobüs durağında tanışmak vs Özellikle erkeklerin kızla tanışmasından bahsediyorum. Bu şekilde başlayan birçok ilişki var. Kısa süreli ilişki veya uzun. Bi müddet kesişme sonrası yeşil ışık alınırsa tanışma vs.

Kadınların birçoğundan şunu duydum. Yakışıklı partnerlarını ilk görmede beğenmişler ama başlangıçta tipsiz bulduğu sevgililerini zamanla sevmişler. İş arkadaşı, okul arkadaşı falan gibi.. tabi sevdikten sonra gözüne güzel gelmiş olabilir ama sevgili olma aşamasını konuşuyoruz.

Dolayısıyla bu uçakta yan koltuğunda oturan güzel kızla tanışma ya da şehirlerarası otobüste mola yerinde hoşuna giden kızla tanışma, otobüste durağında tanışma falan gibi anlatılan hikayeler aslında görünüm olarak çekici insanların hikayesi değil mi?

Tipin gayet kötü ama karakterin, başarıların ya da statün(konum, para) iyi olsa bile böyle kısacık zaman diliminde karşı tarafa bunları sunamazsın. Hatta böyle metroda kesişmeler sadece tip ile ilgili değil mi?

(hatta gerçekten böyleyse bunun yetenek ve başarı olarak sunulması garip değil mi)
0
santiago
(27.04.21)
Yetenek ve başarı kısmı gidip konuşma kısmı. Çok yakışıklı olsan bile bahsettiğin şekilde seni kesen bir kadının gelip seninle konuşması çok nadir. İlgisini çekmek yetmiyor, bir şekile sohbet başlatman lazım. Ki bu konuda kadınlar örnek anlatsın, konuşana kadar her şeyi mükemmel görünüp konuştuktan sonra batıran insan da az değil. Yetenek ve başarı kısmı burayla ilgili.
0
Jux
(27.04.21)
Bu tarz tanismalar dis gorunus (tip, giyim kusam) arti ozguvenin meyvesidir. Max 14 yasinda bunu cozmen lazimdi zaten bro.
0
neverletyougodown
(27.04.21)
Konu yakisiklilik / guzellik degil ozguven, enerji ve karizma meselesi.

Kimi insanlar var kapidan girdigi anda tum dikkatleri ceker, kimi insan var bir saat takildigi mekanda"aaa sen burda miydin" diye karsilanir.

Yani cok yakisikli ya da guzel olup inanilmaz silik insanlar da var.

Tam tersi tipsiz olup herkesin tanismak icin siraya girdigi insanlar da var.

Yani bu biraz ozguvensiz insanlarin avuntusu gibi geliyor bana.

Tabii ozguven ve karizma ile yilisiklik ve simariklik arasinda da bir cizgi var
0
anten
(27.04.21)
Dediğiniz doğru kimse beğenmediği insana yanaşmıyor.
0
Hallegadola
(27.04.21)
Olayı aslında şu:

- Yakışıklı isen yürü. Cold open direkt.
- Yakışıklı değilsin ama şeytan tüyü var, özgüven var, ilginç kişilik var, zeka var, alfa dedikleri faktör var. 1-2 cümle kadar yürü, olmazsa unut. Yürümezlik etme.
- Yakışıklı değilsin, saydıklarım da yok ama paran var: Ya Hakan Sabancı olmalısın ya da paranın olduğunu aleni şekilde kadının gözüne sokmadan tesadüfen belli etmelisin. Buradan da yürüyenler var.
- Yakışıklı değilsin, saydıklarım yok, paran da yok. Kadınlar seni düşününce ıslanmayacak, dediğin tarzda bir ilişki kuracaksın ve başkalarını düşünerek ıslanan kadının 2nci seçeneği olarak mutlu olacaksın.

Sonuncuyu yani zamanla tanıyarak kazanılan sevgiyi güzel bulanlar var. Ben onlardan değilim. En güzeli, 1 ya da 2 ile başlayıp kasıklardan beyne doğru derinleşen sevgi.
0
twelfth
(28.04.21)
@beretta beretta milletin kacirdigi o zaten. Brad Pitt degilim niye teklif edeyim kafasindaki bireyler kaybediyor bu oyunu tip olarak daha dusuk leveldaki cesaretli, atilgan bireylere. Tamam sen Brad Pitt degilsin e karsidaki de Angelina Jolie degil zaten:) Bunu kaciriyorlar. Bu isin yuzde 55,60i ozguven zaten, kalani dis gorunus
0
speedy
(28.04.21)
yakışıklı olmadığı için üzülen erkek kardeşlerime;

turkiyede yakısıklı erkek yok bir etrafınıza göz atarsanız. bunlar biraz genetik işi o yuzden genelliyorum boy ortalamasından vs. yani o yuzden zekanızla övünüyo gibi görünüyoruz ama aslında muhteşem zekanızdan da değil de elde tutulur belki bi bakışta anlaşılmayacak soyut şeyleri övüyoruz. yok çok merhametliliğinden vay efendim aşırı zeki oluşundan, zeki ama çalışmıyor oluşunuzdan, ya ihtimalli ya da klasik özelliklerden tutulur basit şeyler buluyoruz. bu yüzden çok seçiciymişiz gibi düşünmeyin. tutunacak bi şey kanıtlayın yeter. statü ve parayı ilk seferde ispatlamaya gerek yok zaten ama onlar biraz belli eder insanda kendini azzcıh da olsa
0
ala09
(29.04.21)
(10)

Clio marka arabayı kimler kullanıyor?

rukayka
Sorma sebebim şu: Trafikte rastladığım Clio marka araçların genelinde bir acelecilik var. Nedir bu Clioların acelesi? İzleyin bana hak vereceksiniz...
Sorma sebebim şu: Trafikte rastladığım Clio marka araçların genelinde bir acelecilik var. Nedir bu Clioların acelesi? İzleyin bana hak vereceksiniz...
0
rukayka
(26.04.21)
mesaili çalışan işçinin memurun alabileceği en uygun fiyatlı araç.

adam işine gücüne mesaisine yetişmeye çalışıyordur.

şirket araçlarını hariç tutuyorum bu genellemeden.
0
kibritsuyu
(26.04.21)
2020 yılının en çok satılan hb arabası. Azcık birikmişi olan, araba almak isteyen aldı bu sene.
0
hayaletimsi
(26.04.21)
bende clio var. normal bir şoförüm bence ama her zaman şunu söylerim: "clio ve egea'lardan kaçacaksın." size hak veriyorum yani, özellikle ikisinin de beyazları :)

babamda da egea var işin kötüsü.
0
infernal majesty
(26.04.21)
şirket arabası da çok fazla.
0
sanal uyku
(26.04.21)
Şirket aracıdır +1

Şirket araçları genelde hor ve hızlı kullanılır.

Clio marka değil bu arada, model. Markası Renault.
0
himmet dayi
(26.04.21)
genel olarak az yakar çok kaçarlar ayrıca. haliyle vızt vızt aralardan geçip gitme acelesine giriyorlar.
0
trajikomix
(26.04.21)
çok büyük bir kısmı şirket,filo aracıdır.Geçen aya kadar bizim tüm şirket ve şantiye araçları beyaz clio symbol ve clio hatchback'ti, şu an hepsi beyaz fiat egea oldu.
0
sealth
(26.04.21)
Babam kullanıyor kanka. Kendi halinde adamdır. Kimseye bir zararı yok.
0
materyalist imam
(26.04.21)
1997 clio kullanıyorum, kaybedecek hiçbir şeyim yok :p
0
harfitarif
(26.04.21)
Bunları şirketler genelde toplu kiralar. Beyaz renklilerin plakalarına bakın çoğunun plakasında kiralama ya da leasing firması logosu görürsünüz.

Bu araçları da çok km yapacakları için, parçası ucuz vb diye satış mümessillerine, sahada bayi ya da müşteri dolaşacak elemanlarına verirler.

Bu arkadaşların da gün içinde uğraması gereken bir sürü adres olduğu için sürekli acele etmek durumunda kalırlar.
0
anten
(27.04.21)
(8)

Erkek parfüm öneri

gustavodias
Arkadaşlar merhaba, Yıllar sonra nereden geldiğini bilmediğim bir şişe Armani Black Code parfümümü bitirmiş bulunuyorum. Sorun şu ki benim bu parfümü tekrar alacak param yok muadilini arıyorum, Mudailini veya bak kardesim bu parfüm de güzel dediğiniz bir parfüm var mıdır?
Arkadaşlar merhaba,
Yıllar sonra nereden geldiğini bilmediğim bir şişe Armani Black Code parfümümü bitirmiş bulunuyorum. Sorun şu ki benim bu parfümü tekrar alacak param yok muadilini arıyorum, Mudailini veya bak kardesim bu parfüm de güzel dediğiniz bir parfüm var mıdır?
0
gustavodias
(26.04.21)
jamswety
(26.04.21)
Kaç paraniz var?
Paranizin cok olmadigini varsayarsak 4 mevsim kullanılabilir birşey ariyorsunuz diyebilir miyiz?
0
logisticsmanager
(26.04.21)
(bkz: encre noire )
0
baldur2
(26.04.21)
@baldur2 blind buy icin riskli parfüm ya. Sport versiyonu daha herkesin sevecegi havada. Ama evet ucuz ve oldukça güzel parfüm bana göre de.
Bütçe verirseniz daha net onerilebilir.
0
logisticsmanager
(26.04.21)
bütçem 200-300 tl arkadaslar
0
🌸gustavodias
(26.04.21)
Simdi armani code bu kadar sevdiyseniz zaten 360 liraya 125 ml var, o size baya yeter.
Onun dışında risksiz parfum;
Hugo boss bottled
Acqua di gio edt
Azzaro chrome acqua
Lanvin l'homme

Bir kaç tane daha baktım ama fiyatlar uçmuş Türkiye'de. Buralarda ucuz parfüm diye geçenler 650-700 lira.
0
logisticsmanager
(26.04.21)
Zara'ya bak:)
0
anten
(27.04.21)
(4)

2014 Renault Symbol’den sonra hangi araba?

hadi ya la
Babamda 2014 model manuel dizel Symbol var.Araç daha fazla eskimeden yenileme niyetimiz var. Kendisi 60 yaşında, otomobil piyasasından anlamayan bir memur. Yıllardır sadece Renault kullanıyor, 30 yıldır aynı ustaya gidiyor. Muhtemelen bu sebepten başka marka istemez.Önceden 2007 model Clio vardı, ay
Babamda 2014 model manuel dizel Symbol var.
Araç daha fazla eskimeden yenileme niyetimiz var. Kendisi 60 yaşında, otomobil piyasasından anlamayan bir memur. Yıllardır sadece Renault kullanıyor, 30 yıldır aynı ustaya gidiyor. Muhtemelen bu sebepten başka marka istemez.

Önceden 2007 model Clio vardı, aynı nedenle satıp Symbol aldık dört yıl önce.
Peki sıradaki araç hangisi olmalı? Sorun çıkarmaması önemli. Diğer niyetimiz ise aracın elimizde eskiyip fazla değer kaybetmemesi ve nispeten daha güncel bir araca sahip olmamız.

Mantıklı sebepler olursa farklı markalara da açığız tabii, babam bu konuda sabit fikirli olduğundan biraz ikna etmem gerekecek :)

Teşekkürler.
0
hadi ya la
(26.04.21)
megane 1.3 tce gayet iyi. para varsa 1.5 dci da olabilir tabi.
0
jelly bear
(26.04.21)
clio 5 babanızın beğeneceği araba. 200K otomatik vites 1.0 turbo versiyonu
0
hayaletimsi
(26.04.21)
Fluence önerebilirsin, acayip büyük bi araç, babaların hoşuna gidecek türden.
0
roket adam
(26.04.21)
Toyota Corolla sedan da olabilir. Bir daha ustaya gitmesine gerek kalmaz :)

Şaka bir yana dayanıklılık beklentisi varsa Toyota ya da Hondalara bir bakın derim.
0
anten
(27.04.21)
(17)

bölümü bırakıyorum ve fikirlerinizi dinlemek istiyorum

kimilolo
3 yıldır marmara işletme okuyorum. sıfatım öğrenci ama boş gezenin bile kalfası olamayacak biriyim. günlerim kitap okumakla geçiyor. ev arkadaşlarım netflix e yeni bölümün düşmesini beklerken ben su gibi kitap okuyorum. şahane vakit geçiriyorum onların yerinde olmak istemezdim ama hayat böyle geçme
3 yıldır marmara işletme okuyorum. sıfatım öğrenci ama boş gezenin bile kalfası olamayacak biriyim. günlerim kitap okumakla geçiyor. ev arkadaşlarım netflix e yeni bölümün düşmesini beklerken ben su gibi kitap okuyorum. şahane vakit geçiriyorum onların yerinde olmak istemezdim ama hayat böyle geçmez ki...

zaten bu kitaplar yüzünden bölüme ilgim kalmadı. kitap okumak varken niye ders çalışayım diyorum. kaldı ki işletmeyi bitirsem ne olacak?

işin en kötü tarafı üniversite sınavına tekrar girsem okuyacak bölüm bulamıyorum. miras kalacak olsa türk edebiyatı ya da sanat tarihi keyif bölümlerinden birini okurdum.

kitaplar mı beni batırdı yoksa onlar sayesinde mi hayata tutunuyorum bilmiyorum.

3 ay sonra mezun olduğumu düşünüp hayal kuruyorum: facia!
mezun olmayıp okumaya devam etsem daha büyük rezillik.

bölümü okumaya değer bulmuyorum. bölüm hocaları bile ben bu dersi niye anlatıyorum ki hiçbir işinize yaramaycak edasıyla derse geliyor. erkek olsam su elektrik ustası olur yolumu bulurdum mesela. bu haldeyken elimden bi iş te gelmiyor.

bölümü bitirmek için 2 sene sıkı çalışmam gerek. işte o heves yok. kendimi kandırıp masaya oturamıyorum. bu konuda lütfen tavsiyede bulunmayın. bu konu çok konuşuldu ve çözülemedi.

işin en tuhaf tarafı halimden gayette memnunum. öyle salak bi ruh haliyle geziyorum.

neyse duyuru halkı bi yol gösterin bakalım. dinleyeyim sizleri...
0
kimilolo
(21.04.21)
maddi olarak nasıl geçiniyorsunuz? aileniz çok mu zengin? kurulu bir işleri mi var başına geçebileceğiniz?
0
elorelia
(21.04.21)
ben okuduğum okulu sevmiyordum ve senin gibi bölüme ilgisizdim. aile eş,dost baskısıyla o kadar sene okumuşsun bırakılır mı felan diye diye 10 senemi yediler. sonuç olarak da mezun da olamadım. özetle o bölüme karşı içinde istek yoksa okuyamayacak gibiysen bırak olmayınca olmuyor çünkü. ha ama hiç birşeye isteğim yok diyorsan o kötü işte çünkü diploma olmadan hiç bir iş yapamıyorsun hiç bir kapı açılmıyor sana. kendine yol çizmen gerekiyor ki ben zamanında herşeyi akışına bıraktığıma aşırı pişmanım. öğrencilik zamanı insan anlamıyor ama bu iş silsile halinde bütün hayatını etkiliyor. benim gibi yolunu çizmekte çok fazla zaman kaybedersen hayatını düzene oturtamıyorsun. 35 yaşında düşük gelirli, hala meslek değiştirmeyi düşünen bir insan olmak hiç hoş birşey değil mesela.
0
genc irisi
(21.04.21)
daha iyi bir bölüm okumayacaksan ya da iyi bir iş/kariyer planın yoksa bitir derim. iş ilanlarında 4 yıllık diploma işe yarar.
0
jelly bear
(21.04.21)
Bir meslek öğrenmeye bakın. Güzel 2 yıllık bölümler var. Onlara bir bakın belki beğeneceğin çıkar.
0
indifferent
(21.04.21)
Tamamen yanlış kafadasin. Bu moddan acil çıkman lazım . Kendine yazık edersin. Okusam nolcak deme sen diploma al başka bı kapı açılır sonra ah edersin ama geriye donemezsin.
Dersler basit çalışınca geçilmeyecek bişey yok.en kötü ilgi alanın olan bu konuda yüksek lisans yaparsın ama lisans önemli,
Daha sonra başkalarının eline bakmamak için bu basit isi once bitirmen lazım
0
cakmayazar
(21.04.21)
hepimiz o yollardan geçtik, ama emin ol işletme yerine mühendislik ya da hukuk vs okusan da durum çok farklı olmayacak emin ol. ülkede eğitimin hali malum, zaten ülkede üniden mezun olanların %99 u sadece diploma alıyor, işle ilgili herşeyi işte öğreniyor. Diploma sadece bir araç, kişinin kendisinde bitiyor iş.

Mesela işletme mezunu olup kendisini yetiştirip kalıp fabrikası açan makina üretip satan birini tanıyorum. Keza makina mühendisi ve hukuk mezunu olup insan kaynakları ve satış bölümünde çalışan insanlar var. Ne iş yapacağın, hayatta ne yapacağın tamamen senin isteklerine kişiliğine bağlı olarak şekillenecek.

Her ne kadar o diploma sadece bir kağıt parçası olsa da gerekli bir kağıt parçası. 3 sene geçmiş bitmiş azcık daha dişini sık o diplomayı mutlaka al. Türk edebiyatı ya da sanat tarihi de okusan o hocalar gene slayttan ders notu okuyup geçecek, mevcuttan çok farklı olmayacak emin ol. Ama ne olursa olsun elinde mutlaka bir diploma olsun, yoksa ileride çok pişman olursun. Bu bir süreç, bir an önce geçsin gitsin gözüyle bakacaksın.

Alternatif olarak üniyi bıraktın ve lise mezunu olarak kaldın diyelim, o zaman ne yapacaksın ne planın var? En iyi ihtimalle a101-bim de çalışırsın ben sana söyleyeyim.
Neyle karşılaşacağını bil ona göre ver kararını, karambole acele karar verme .

Ben de senin gibiydim, erciyes işletme mezunuyum, okulla alakam yoktu, 4 sene boyunca toplasan 30 saat derse girmemişimdir, bir şekilde okul bitti diplomayı aldım. Şimdi halim vaktim yerinde özel sektörde 15 bin civarı bir maaşla çalışıyorum. Benimle aynı bölümden okul birincisi olan kız kpss ile düz memur kadrosuna yerleşti, 5 bin civarı maaşla takılıyor. Diyeceğim o ki üniversite ve diploma iş hayatına ilk girişte önemli ama sonrası tamamen senin elinde.
0
zikardo
(21.04.21)
Öncelikle tam şu an elinde hangi kitap var çok merak ettim:)
Söylediklerini ve benzer hisleri zaman zaman paylaşmakla birlikte acil olarak bu kafadan uzaklaş. Kariyeri, işi gücü, alıştığımız toplum normlarını bir kenara bırakıyorum hiç onlar değil derdim. Herkes alıştığımız sa girmek durumunda değil.

Ama ben senin gerçek dünyadan kaçış peşinde olduğunu hissettim. Bence önce bununla ilgilen, niye böyle bir kaçıştasın.

İkincisi, bazen dönemsel hislerimiz hayatımızı etkileyecek kararlar vermemize sebep verebilir. Türkiye'de lise mezunuysan artık hiçbir vasfın yok. Hatta üniversiteler bile sayılmıyor neredeyse. Ama kalburüstü bir okuldasın ve 3 sene okumuşsun. 1 sene daha sık dişini. Çünkü ilerde kafan değişirse o diploma sana yardım eder. ama o diploma olmazsa ve şu anki fikirlerin değişirse pişmanlık hissedersin.

Bence okulu bitir bir şekilde. Sonra istersen otur evinde doya doya okuyabileceğin bir hayat kur, istersen git çalış herkesin yaptığı gibi. Ama o seçme özgürlüğünü eline al. O özgürlüğü de sana diploma verecek.

Ha bu arada, gençsin ve istersen tekrar girip edebiyat ya da sanat tarihi okuyabilirsin. Miras kalmasına gerek yok, doğru çevreyi edinebilirsen bu şekilde para kazanmanı sağlayacak galeriler, organizasyonlar, müzeler vb. dolu İstanbul'da.
Hatta şu an bile oralara başvurabilirsin. İşletme diplomanla. Ama dediğim gibi, yine diploma isteyecekler.

Yani ne yap et okulu bitirmeye zorla kendini:)
0
anten
(21.04.21)
Sadece üniversite mezunu görünmeniz bile ilerideki hayatınız için bir artı. 3 yıl az değil, bırakırsanız onca emeğiniz çöpe gitmiş olacak. Daha önce ilk yılımda bölümümü bırakmıştım ben, çok emek vermediğim için koymamıştı. Sonra edebiyat seven bir insan olarak ingiliz edebiyatı okumaya başladım. Keyifli bir bölüm gibi gözükmesine rağmen doğru düzgün çalışmadım. Okumam gereken kitaplar yerine gittim başka kitaplar okudum bazen. Çünkü mesele bölümün içeriği değil aslında. Bir şey görev haline geldiği anda sıkıcılaşmaya başlıyor. Ders için Virginia Woolf okuman gerekiyor bile olsa, o an sırf görev olduğu için canın istemiyor. Üçüncü yılımda ben de fazla zorlanmıştım ve bıraksam mı acaba diye düşünmüştüm. Ama sonra bütün emeğimin ve acılarımın çöpe gideceğini ve ne olursa olsun üniversite mezunu olmam gerektiğini hatırladım. Dişimi sıktım, şurda iki ayım kaldı sadece. Zaman geçiyor, dişinizi sıkın ve bitirin bence.
0
isabella was a ginger
(21.04.21)
yazdığınız gibi edebiyat ya da sanat tarihi okusaydınız bırakın derdim ama işletme mezunlarının başvurabileceği pek çok yer, pozisyon, alan vs. var yani kapsamı geniş. pek çok bölüm gibi dar bir alana sıkışmış değil. o yüzden bitirin. en kötü kpss çalışıp çok olmayan puanlarla memur olursunuz. o da en kötü ihtimal yani. ayrıca istemezseniz de başka şeylere yönelirsiniz ama üstte yazıldığı gibi elinizde lisans diploması olsun. bir de ne yaparsanız yapın yabancı dilinizi çok seviyeye getirin, hiçbir zaman aç kalmazsınız.
0
rose parks
(21.04.21)
Çok zorlandığınız, bitmek bilmeyen bir finalinizi ya da çok uğraştığınız bir ödevinizi düşünün. Okula gitmek için bindiğiniz vasıtaları, okulda geçirdiğiniz vakitleri düşününün. Çöpe atmaya değer mi sizce? Az evvel kendi bölümümden örnek verdim çünkü bırakıp keyifli bir bölüm bile seçseniz yine aynı şekilde zorlanacaksınız. Türk edebiyatı ve sanat tarihi bölümlerinde aşırı sıkıcı dersler var. Zevkli olanlarda bile zorlanacaksınız. Ve sıfırdan başlamış olacaksınız. Bir 4 sene daha. Üniversite mezunu olmazsanız çekeceğiniz sıkıntıları saymıyorum bile. Bence kesinlikle bu konuyu tekrar düşünün. Gerçekten pişman olursunuz.
0
isabella was a ginger
(21.04.21)
Birkaç yıl önce bazı öğrencilerim aynı soru ile yanıma geldiklerinde, kesinlikle okulu bitirmelerini tavsiye ederdim. Şimdi söyleyeceğim şu: okulu bırakın, yurtdışında bir iş bulun.

Eğitimsiz bir şekilde nasıl bulurum demeyin bence. Lisanstan bir arkadaşım vardı, yıllarını verdi, okudu etti, yurtdışına gitti mezun olduktan sonra. isveç'te bir restorantta çalışıyor, şu anda arkadaş grubumuzdaki en mutlu kişi diyebilirim :)

Yanlış mı düşünüyorum bilmiyorum ama bana kalırsa üniversite okumayanların yurtdışına gitmesi daha kolay. Üniversite okursan alanındaki en iyilerden olmalısın ki yurtdışına gidebilesin, ama vasıfsız eleman için öyle bir kriter yok.
0
Peerless
(21.04.21)
Ben kaydını dondur demeye geldim. Karar vermeden hiçbir şey yapma. Ne okulu bırak ne okulu bitir. Kendine bir hayat planı oluştur. Önceliğin yurt dışı olsun. Çünkü üniversite mezunu etiketini aldığın an geri dönüş olmayacak. İşletme mezunları ordusuna katılacaksın ve kendini bir yarışın içinde bulacaksın.
0
dissendium
(21.04.21)
cipralex in gelmiş senin
0
jamswety
(21.04.21)
Okulunu bitir normal ortalamayla, kitabını hep okursun. Lise mezunun vasfı yok bu ülkede.

Sonra yeniden Türk edebiyatı mıdır takı tasarımı mıdır ayrı bir bölüm okursun. Ama Marmara işletme fena değil, bitince iyi kötü iş yapar o diploma, sonra çok üzülürsün.

Ayrıca herkes netflixten dizi izliyor ben kitap okuyorum, beni anlamıyorlar, onlar Netflix bağımlısı mal sürüsü ben kültür ataşesi kitap kurduyum demeniz bana hayata bakış açınızın değişim olduğu izlenimini verdi. O insanlar senden daha dolu bilgili akıllı insanlar olabilirler; onların netflix izlemesi, senin kitap okuman bir kıstas olamaz. Bu aşırı kitap okumanın da insanı izole ettiği şeklinde bir duyuru ya da ekşi sözlük başlığı vardı ona bakabilirsiniz.
0
Hallegadola
(21.04.21)
Kitap okumanin iyi bir isletmeci olmakla cok ilgisi var. Bol bol kitap okumaya devam edin.Sadece roman edebi kitaplari degil ekonomi ile ilgili kitaplari da okuyun.
Kitap okumak gercek hayatin alternatifi degil.Kendimizi tamamlayan bir aktivite
0
turkuaz
(21.04.21)
iyi de bu kafayla türk edebiyatı ya da sanat tarihi okuyor olsan onu da bitiremezsin ki. dis dunyadan biraz kopuk gibisin, terapi yardimci olabilir diye dusunuyorum.

"erkek olsam su elektrik ustası olur yolumu bulurdum mesela"
mesela bunun ne kadar ugrastirici ve fedakarlik gerektiren bir sey oldugunun farkinda degilsin. bu tip seyler eksik kalmis. terapi + dis dunyaya karisip tecrube edinmen lazim.
0
hot potato
(21.04.21)
Para nasıl kazanıyorsun, nereden kazanmayı düşünüyorsun
0
KaraSakall
(22.04.21)
(10)

şirketteki "evden çalışma mesaisi" çılgınlığından çıldırmak üzereyim :(

la lykia
nispeten kurumsal denebilecek bir şirkette çalışıyorum ve memnunum aslında. bu zamana kadar birkaç olay dışında ayrılmayı düşündürecek kadar çok ciddi bir sıkıntım olmadı. aslında bu zamana kadar nispeten daha insanca bir çalışma ortamı vardı ama son 6 ayda şirket her geçen gün saçmalamaya başladı.
nispeten kurumsal denebilecek bir şirkette çalışıyorum ve memnunum aslında. bu zamana kadar birkaç olay dışında ayrılmayı düşündürecek kadar çok ciddi bir sıkıntım olmadı.

aslında bu zamana kadar nispeten daha insanca bir çalışma ortamı vardı ama son 6 ayda şirket her geçen gün saçmalamaya başladı. "madem evdeler, 7/24 çalışsınlar, evden de asla çıkmasınlar" salgını bizim şirkete de sirayet etti.

bişini en düzgün şekilde yapmaya gayret eden, yeri geldi mi mesai de yapan, hafta sonları da çalışan biriyim. işimi seviyorum, ortamdan memnunum düşüncesi ile kariyer de hedeflediğim için çok çalışmaktan hiç şikayet etmedim ama ben bile artık isyan noktasına geldim.

son birkaç aydır özellikle yöneticilere bir haller oldu. herkes 7/24 çalışıyor vaziyette, kimse de şikayet etmiyor. hadi özel hayatı geçtim, kimsenin evinde işi gücü yok mu anlamıyorum. görüntülü görüşmeler ancak 7'de bitiyor, akşamları sabaha yetişecek işler isteniyor. bu insanlar ne zaman yemek yapıyor, evdeki diğer işlerini hallediyor?

öğle yemeği zaten kalmadı. gün içinde 15 dakika tuvalete gidince telefonu açmadığımız süre bile dikkat çekip espri ile karışık laf konusu oluyor.

08:00 - 18:00 çalışıyoruz. şu anda evden çalışanların mesai saatleri içinde evinden çıkması izne tabii. ofisteyken olan 1 saatlik öğle arası da yalan oldu. ofisten çalışanlar zaten servis ile gidip geliyor, ofis şehir merkezine uzak. yani kimsenin markete, eczaneye vs gitmesine imkan yok.

geceleri, haftasonları mail trafiğini anlatmıyorum bile zaten.

benim anlamadığım bizim şirket örneğin böyle bir şirket pek değildi. tamam yoğunuz ama 7/24 çalışacak kadar değiliz. bazı insanlara ya kendinize gelin pandeminin ortasındayız, neden tek derdiniz 5 günlük işi 5 saatte bitirmekmiş gibi davranıyorsunuz diye sorasım geliyor.

herkesin ekonomik kaygıları var, geçim sıkıntısı, işi kaybetme korkusu var, onu da çok iyi anlıyorum çünkü benim de var. ailemin işleri çok bozuldu, 1 senedir neredeyse aileme ben baktım. işimi kaybetmemek benim için de çok önemli ama bu kadarı da insanlıktan çıkmak değil mi?

derdim de keyif değil hiçbir şekilde. tek derdim evde aileme karşı yemektir, temizliktir, doğru düzgün yardımcı olamamak. insanlara soruyorum, bekarlar dışarıdan söylüyor, çocuklu ailelerde anneanne, babaanne varsa, yakındalarsa, haftada 1-2 onlardan destek alınıyor. yakında değillerse çocuklu anneler de bu şekilde çıldırmış durumda zaten. çocuk yoksa öğünler geçiştiriliyor...

çok uzun oldu ama sözün özü salgında özellikle evden çalışanlar için, mesai saatleri haricinde yapmamız gereken işlerin olduğu gerçeğine bozulan yöneticilere artık dayanamıyorum.

benzer hisleri, durumları yaşayan var mı, nasıl başa çıkıyorsunuz, idare ediyorsunuz?
sizin şirkette bu durumlar nasıl gidiyor?
0
la lykia
(20.04.21)
"...yeri geldi mi mesai de yapan, hafta sonları da çalışan biriyim."

üzgünüm, kendin alıştırmışsın. Patron-müdür tayfası olaya senin baktığın gibi bakmıyor.

"benim anlamadığım bizim şirket örneğin böyle bir şirket pek değildi."

Çalıştığın yere etten kemikten bir insan muamelesi yapmamanı öneririm. Hayır öyleydi, sen yeni anlıyorsun. Yapman gerektiği kadarını yapıp hakkını talep et, bu kadar.
0
temasettin
(20.04.21)
ilginç bir şekilde uzaktan çalışmaya geçildiğinden beri kafam hiç olmadığı kadar rahat. şirkete giderken sürekli mesai yapmam gerekiyordu, yöneticiler de dediğiniz gibi işkolik. ekibin zaten eve gitme huyu yok, ortalama çıkış saati 8 civarıydı.

uzaktan çalışmayla beraber zamanı yönetebilir hale geldim. işe odaklanacağım zaman mesajlaşmayı kapatıyorum, 30-40 dk açmadığım oluyor. yeni mesaj geldiyse cevap vermek için ara ara açıp sonra yine kapatıyorum.

9-10 saatlik mesaim 4-5 saat net çalışmaya düştü. hafta sonu yazılanlara yine çok acil değilse hafta içi cevap veriyorum. öğle araları yazılanlara cevap vermiyorum mesela, 1 saat boyunca. o saatlerde kahvaltıyı hazırlıyorum genelde.

siz de bu yaklaşımı deneyebilirsiniz. kendi saatlerinizi kabul ettirin. şirket alev almadıysa sizden kaynaklı bir durumdan dolayı, cevap vermeyin. mobil bildirim varsa kapatın, ara ara kendiniz bakın mesela. işleri aksatmadığınız sürece sorun olacağını düşünmüyorum.
0
nehara
(20.04.21)
Aynııı durumdayız hele yöneticiler hiç çıkmıyor bir de skype olduğu için sürekli online olma durumu söz konusu, o yöneticilerin hepsinin evinde yardımcısı var o yüzden yok yemekmiş felan anlaması çok zor ama ben bazen diyorum yemek yapıcam temizlik yapıcam geç açarım açamıcam diye belli ediyorum yoksa canımızı alıcaklar
0
esinikaybetmiscorap.
(20.04.21)
yani tabii ki kabili kıyas değil ama ben öğretmenim ve haftalık 20 saat derse girerken şu an zorla etüt metüt diye öğrencilere resmen bedava özel ders verme ayağına tamı tamına 30 saat derse giriyorum.

kaldırabilecek noktayı çoktan geçtim. günde 6 saat non stop konuşup, ilkokul öğrencilerini kameranı aç, mikrofonunu kapat demek kadar yorucu bir şey yok. artık cidden okuldan sonra konuşasım hatta nefes alasım gelmiyor. cumartesi pazarları, nasılsa evde olduğumuz için sürekli toplantı geliyor. en son cuma günü bilgisayarı akşam 8'de kapattım ertesi gün sabah 9'da sınav gözetmeniydim.

delirmemek elde değil cidden.
0
wild honey suckle
(20.04.21)
Sizi çok iyi anlıyorum. Eşim böyle çalışıyor. Şimdi bir de ramazanda ne de olsa sahura kalkıyorlar diye sahur mesaisi çıktı. Yöneticiler sürekli online bu adamlar ne yiyor ne içiyor çoluk çocukları ne yapıyor merak ediyorum.
Marketler 6da kapanıyor mesela. Ben evden çıkamıyorum, eşimin de mesaisi bitmediği için alışveriş yapamıyoruz. Saçma sapan bir hal aldı. Gece 1de aramayı gayet normal görüyorlar mesela. Uyuyorken biri arayıp bir şey soruyor falan. Daha ne kadar dayanıcaz bilmiyorum iyice abarttılar. Sektör yazılım.
0
suicides underground
(20.04.21)
**kimse şikayet etmiyor**
**mesai yaparım, haftasonu da çalışırım**
**geçim sıkıntısı, iş kaybetme korkusu**

işte bu üçünü birleştirince böyle bir sıkıntı yaşanması çok doğal. "benim bir özel hayatım, bakmam gereken bir ailem var, kusura bakmayın bu iş burada yetişmez" deyip ara ara net bir çizgi çekmediğin sürece bunu yaşamaya devam edeceksin. iş hiç bir zaman bitmez, biten bir şey değil, sadece akşam değil gece de çalışsan iş zaten bitmeyecek. çizgi çizmek zorundasınız, espriyle karışık falan değil net bir çizgi.
0
roket adam
(20.04.21)
Maalesef bizde de benzer bir durum var. Bir de uluslararası bir şirket olduğumuz için saat farkı konusu ekleniyor. Normalde 08:00-18:00 gibi olan mesai 19,20 lere kadar sarkıyor. Toplantı yapmaktan iş yapamaz hale geldiğimi görüyorum. Pandemi öncesi de organize biriydim ama pandemi benim organize ettiğim pek çok şeyi altüst etti. Normalde haftada bir gelen temizlikçiyi bir süre (korkudan) çağıramayınca kadıncağız haliyle başkasını buldu (benim hatam). Şimdi bana ancak iki haftada bir geliyor. O geldiği günler ofiste çalışıyorum, çocukları dedenin yanına gönderiyorum. Akşam yemeği çocukların ve benim öğle yemeğimiz oluyor. Ama akşama sarkan toplantı varsa fena, akşamın 9'unda ben salondaki masada toplantı yaparken eşim-çocuklarım masanın öbür ucunda yemek yiyorlar. Rezalet.
Bu arada şirkette sürü sepet "midfullness, resilience" eğitimleri veriliyor. "Kendinizi depresif hissetmeniz normal. Biraz yavaşlayın vs" deyip akabinde gerçek hayat koşullarıyla başbaşa kalıyoruz.
Ben haftamı planlarken araya yemek, kendi kendime çalışmak gibi toplantılar koymaya başladım. Bu arada arayan olursa da reddedip sonra geri arıyorum. Ama globalin akşam toplantılarına maalesef bir çözüm bulamadım.
0
SiyamkedisiZorro
(20.04.21)
işlerin bu noktaya gelmesine biraz da sen izin vermişsin. tepkini göstermeliydin. ben de mesai yaparım, içimden geliyorsa veya o işin yetişmesi benim sorumluluğumdaysa sabaha kadar da bilgisayar başında oturduğum olur. ama bunu ben öyle istediğim için yaparım ve kimse de bana neden mesai saatleri dışında çalışmıyorsun/maile cevap vermiyorsun gibi şeyler soramaz.

ama bizim şirkette de bazıları tam olarak senin temponda 7/24 online çalışıp/çalıştırılıp sonra gelip ağlıyorlar.

ben iki seçenek görüyorum, ya sizler de içten içe işkoliksiniz. 7/24 çalışmaktan gerçekten hoşlanıyorsunuz. ya da sesinizi çıkartıp hakkınız savunmuyorsunuz.

mesai saatleri dışında ve hele ki haftasonları çalışmayacaksın. içinden geliyorsa mesai saatleri dışında da çalışsan bile, mail atmayacaksın. online olmayacaksın. kimseye mesai saatleri dışında çalıştığını çaktırmayacaksın. mesai saatleri dışında telefonları açmayacaksın. öğle aralarında ulaşılabilir olmayacaksın, aradık ulaşamadık derlerse de "öğle arasında alışveriş yapayım dedim/yemek yapıyordum/biraz hava almaya çıkmıştım" vs gibi, hatta "öğle arasına çıkmıştım" kadar bile basit cevaplar verip işe geri döneceksin.

demek istediğim, madem onlar mesai saatleri dışında çalışmanızı sizlerin kafasında bu derece normalleştirdiler, sen de mesai saatleri dışında çalışmamayı normalleştireceksin. zira, olması gereken ve normal olan da asıl bu. şu an öyle bir alıştırmışlar ki sizi, bunu göremiyorsun.

bu yüzden seni işten çıkaracaklarını mı düşünüyorsun? anladığım kadarıyla beyaz yaka kalifiye bir elemansın. işi bilen yetişmiş elemanı çıkarmak o kadar kolay değil. şirkete bir sürü masraf.

"derdim de keyif değil hiçbir şekilde. tek derdim evde aileme karşı yemektir, temizliktir, doğru düzgün yardımcı olamamak."
bunu asla ofiste kimseye bu şekilde aktarma. senin hiçbir sorumluluğun olmasa da, tek derdin mesai saatleri dışında yatıp çizgifilm izlemek olsa da bu da senin hakkın ve konuyu saptırmadan mesai saatleri dışında çalışmak zorunda olmamandan yürü. hem kendine keyif için zamanlar yaratmaz ve böylesine kaygıyla çalışırsan çok yakın zamanda ruh sağlığından olursun. kendi kendine şunu sor, şirketin senin bozulan psikolojini düzeltmek için psikolog masraflarını ödeyecek mi? hadi diyelim ödedi, psikolog seni sağlığına kavuşturabilecek mi?
0
istanbul kanatlarimin altinda
(20.04.21)
işler yavaşladı ve karlılık çok düştü. yönetim kurulu ciddi şekilde küçülmeye karar vermek istedi. küçülmemize gerek yok diyebilmek için daha çok çalışıyoruz.

yepyeni mecralara açılmaya çalışıyoruz çünkü işbirliği yaptığımız bazı kurumlar dayanamadı, bazı alanlardan da umudumuz kalmadı. Bu nedenle de daha çok çalışıyoruz.

Tek bir kişi bile maaşını ikramiyesini eksik almadı, tek bir kişi ücretsiz izne çıkarılmadı. Yıl sonu, yöneticiler hem zamdan hem ikramiyelerinden feragat ettiler, yönetim kurulu ne huzur hakkı ne kar payı ne ikramiye aldı, buna karşılık şirket herkes uzaktan çalışabilsin diye teknoloji yatırımına gitti.Yani herkes bir şekilde taşın altına elini koydu. Direnebilmeye devam etmek için daha çok çalışıyoruz.

Hafta içi saatler herkes için hayli uzadı. Hafta sonu ise sadece yöneticiler çalışıyor.
0
latchet
(20.04.21)
Beyaz yakalılılar sendikalaşmayı hep es geçti çünkü kendini "işçi"den saymadı.

Şimdi acısı çıkıyor. Benim çalıştığım sektörde sendikalı "işçi" saati doldu mu şalteri kapatıp gidiyor. O havalı beyaz yakalılar yani biz uyumadığımız her saat çalışıyoruz.
0
anten
(20.04.21)
(2)

Yatırım işleri cahilinden iki soru

denizzz
“Ayda 100-150 lira da olsa hisse alın ya da coin alın, 8-10 sene beklerseniz çok karlı çıkarsınız” falan diyorlar, iki sorum olacak:1- Hisse senedi almak için açılan yatırım hesabından zaten aylık bir komisyon-kesinti olmuyor mu? bir de hisseler sık sık dibe vurmuyor mu? yani uzun vadede karlı olunm
“Ayda 100-150 lira da olsa hisse alın ya da coin alın, 8-10 sene beklerseniz çok karlı çıkarsınız” falan diyorlar, iki sorum olacak:

1- Hisse senedi almak için açılan yatırım hesabından zaten aylık bir komisyon-kesinti olmuyor mu? bir de hisseler sık sık dibe vurmuyor mu? yani uzun vadede karlı olunma olasılığı ne kadar yüksek?

2- Coin moin işleri bildiğim kadarıyla bankalar üzerinden yürümüyor. Dolayısıyla muhataplarımız ne kadar güvenilir?
0
denizzz
(12.04.21)
Eforsuz para kazanmak zor. Yatırım da efor isteyen, kendinizi yetiştirmeniz gereken bir alan.

1-Komisyonlar ve kesintiler çalıştığınız aracı kuruma göre değişebilir. Hisse senedi yatırımının riskleri var elbette. Borsa istanbul'da mesela 5 yıllık periyotta enflasyonun üstünde değerlenen hisse senetleri de var, günden güne eriyen şirketler de. Burada da yatırım yapmayı planladığınız şirketin verilerini, haberlerini inceleyip öngörüde bulunmak lazım. Zaten yaptığınız yatırımın mantığı budur. Bu şirketin zaman içinde değer kazanacağını öngörerek, o şirkete para yatırırsınız. Piyasa koşullarına göre değerlenir ya da değerlenmez. Bu her zaman riskler barındıran bir süreçtir. Orada da sizin takibiniz, finansal okuryazarlığınız, temel ekonomi bilginiz önem kazanıyor.

2-Coin çok ayrı bir piyasa. Şu an Türkiye'de SPK kontrolünde değil. Haliyle muhattap konusu dediğiniz gibi sıkıntılı.

Yani ben olsam, bu piyasalar konusunda mekanizmaların nasıl çalıştığını bilmeden o risklere girmezdim.

bankanızın fon ve yatırım sepetleriyle ilgili de bilgi alabilirsiniz aslında.
0
anten
(12.04.21)
BIMAS 70 kuruşmuş 2005 yılında. Şimdi 70 lira. Her sene ve bazen senede 2 defa dağıttığı temettülerden bahsetmiyorum bile.
0
Mirket
(12.04.21)
(5)

avukat mı daha etkili ekşi sözlükte ifşa etmek mi?

aeroknight
borcunu ödemeyen birisini şirketiyle birlikte ekşi sözlükte ifşa etsem mi daha yıkıcı olur? avukatla görüşüp yıllarca bekleyip kendimi harap etsem mi?
borcunu ödemeyen birisini şirketiyle birlikte ekşi sözlükte ifşa etsem mi daha yıkıcı olur? avukatla görüşüp yıllarca bekleyip kendimi harap etsem mi?
0
aeroknight
(11.04.21)
Ticari itibarını sevmek lazım. Severken mağdur olmayın.
0
neymis
(11.04.21)
ikisi de yıkıcı olmaz. genel olarak gördüğüm borçlular arsız ve kaşarlanmış insanlar oluyor.
0
trajikomix
(11.04.21)
Eksi sozlugun, sikayet edecegin kisi cok kurumsal bi firma mensubu degilse fayda edecegini sanmiyorum.
0
e mice
(11.04.21)
Ticari itibarini zedeledigi icin sizi dava edebilir.
0
anten
(12.04.21)
başka yollar da mümkün.

biz zamanında bir ev kiraladık ve bir şekilde parasını adamın bireysel hesabına yatırdık. aslında bizim salaklığımız. daha sonra adam evin ve paranın üstüne yattığını açık açık söyledi çünkü elimizden bir şey gelmeyeceğini sanıyordu. biz çünkü o dönemler 20 lerinin başında üniversiteli tipleriz. ben de sen misin gençlerin zar zor kenara ayırdığı parti birikimlerinin üstüne yatan dedim :D facebook profili açıktı, oradan bir sürü arkadaşını, akrabasını falan bulup onlara durumu açıklayan bir mesaj attım.

kısa bir süre içinde beni babası aradı. muhtemelen yaşlı başlı adam. herkese karşı çok mahcup olduklarını falan anlattı. adama çok üzüldüm. ama öyle çocuk yetiştirmeseymiş o da. sonra paramızı babası ödedi.

hukuksal açıdan suç olabilir ama yaptığım. bilmiyorum.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(12.04.21)
(3)

Ankara grafik tasarım (Photoshop) kursu

jacque
Bilge Adam harici önerebileceğiniz bir yer var mıdır? Online da olur zaten şu an Bilge Adam da online yapıyor.Not: YouTube'dan öğren demeyin lütfen...
Bilge Adam harici önerebileceğiniz bir yer var mıdır? Online da olur zaten şu an Bilge Adam da online yapıyor.

Not: YouTube'dan öğren demeyin lütfen...
0
jacque
(07.04.21)
(bkz: udemy)
0
archmage mahmut
(07.04.21)
abi grafik tasarımı yabancı kaynaklardan öğrenmek bence daha iyi. Udemy'de çok çok iyi kaynaklar var.

Ya da para verecekseniz linkedinlearning üzerinde grafik tasarım kursları var
0
anten
(07.04.21)
yüz yüze
www.bbkagp.com
0
ankara06
(07.04.21)
(9)

sigortasız araç kullanmak

Barki
aracımın trafik sigortası ve muayenesinin süreleri bitti, bir süredir böyle kullanıyorum. bikaç haftaya elime para gelince ikisini de yaptıracağım ama merak ettiğim konu şu. muayenesiz yakalanınca ilk yakalanmada arabayı bağlamadıklarını biliyorum. fakat sigortasız yakalanınca durum nasıl oluyor? il
aracımın trafik sigortası ve muayenesinin süreleri bitti, bir süredir böyle kullanıyorum. bikaç haftaya elime para gelince ikisini de yaptıracağım ama merak ettiğim konu şu. muayenesiz yakalanınca ilk yakalanmada arabayı bağlamadıklarını biliyorum. fakat sigortasız yakalanınca durum nasıl oluyor? ilkinde bağlarlar mı arabayı direkt?
0
Barki
(07.04.21)
Google:

Trafik sigortası olmadan trafikte seyir halinde olan bir araç trafik ekiplerince tespit edildiği durumda, araç çekici yardımıyla otoparka çekilerek trafikten menedilmektedir. Araç sahibi aracın trafik sigortasını yaptırana kadar otoparkta bekletilir. Trafik sigortasının yenilenmesi durumunda yeni poliçeye gecikme cezası uygulanır. Araç sahibi gecikme cezası ile aracın otoparkta kaldığı gün sayısı kadar otopark ve çekici ücreti ödeyerek aracını alabilir.
0
Abdurrahman
(07.04.21)
evet sigortasız direkt bağlamaları lazım kağıt üzerinde, ama yakalanır yakalanmaz durumu buraya yazdığın gibi anlatırsan yakalayana göreli olarak yüzde 50 bağlamama ihtimali olur.
0
ensar
(07.04.21)
+ olarak şöyle bir durumda var.

ayrıca sigortasız araç kullanarak ALLAH korusun bir de kazaya karışırsan başın baya ağrır çünkü trafik sigortası karşı tarafın hasarları için yapılan bir sigortadır, kasko senin içindir.

hele ki yaya olan bir kazaya ya da karayollarına ait bir nesneye zarar verirsen çok uğraşırsın o arabayı sigorta yaptırmadan kullanma,

bir de sigorta süresi geçtiği için sigorta yaptırdığında cezalı ödeyeceksin (gün hesaplanarak)
0
xdenizx
(07.04.21)
muayene yoksa direkt bağlanır inanmayın öyle efsanlere
0
anten
(07.04.21)
xdenizx +1

sigorta yaptırana kadar kontağı çevirmeyin.
0
hayaletimsi
(07.04.21)
sigortasiz yakalanirsaniz ya hemen yaptirin ya da baglayacagiz diyorlar. policeyi gorunce gonderiyorlar yoksa direkt cekiyorlar araci.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(07.04.21)
daha önce sigorta eksik olduğu halde egsoz çevirmesine girip hiçbir şey sorulmadan çıkmışlığım oldu ama garantisi yok.

bugün eve gelirken trafik polisi durdurup ehliyet istedi. o kontrol ederken iki kuryenin motorlarına el konulup çekiciye yüklendiğini izledim. muayene mi yoksa sigorta mı eksikti bilmiyorum ama risk almaya değmez.
0
sinek kral
(07.04.21)
arabayı bağlasınlar dert değil, bir kazada birine zarar vermeyi geçtim bir araca zarar verirseniz bile herşeyi cebinizden öderseniz bunun ucu açık bir kumar.
zamanında ben denedim oradan biliyorum.
yapmayın. trafik sigortasız balkondan bile arabanıza bakmayın!
0
erty_ksk
(07.04.21)
daha önce ikisi olmadan da yakalandım. muayene için süre veriyolar, o süre içinde yaptırman lazım. o süre içinde tekrar yakalanırsan bana zaten ceza yazıldı diyip önceki evrakı gösterebiliyorsun. ama sigorta olmadan trafiğe geri bırakmıyorlar. o an yaptırıp devam etmiştim ben.
0
Olric
(08.04.21)
(2)

Bu araba alınır mı? (linea)

mcgrain
Merhaba ilk arabam olacağı için 2-3 sene sorunsuz kullanıp daha sonra sıfır araba almak istiyorum.Araba arayış sürecim 5 aydır sürüyor, arabadan anlayan akrabalarım sağolsun her arabaya bir şey buldular. Porsche Cayman bulsam yok şunun şurası böyle alınmaz diyecek pimpirikli tipler :D83.500 TL son i
Merhaba ilk arabam olacağı için 2-3 sene sorunsuz kullanıp daha sonra sıfır araba almak istiyorum.
Araba arayış sürecim 5 aydır sürüyor, arabadan anlayan akrabalarım sağolsun her arabaya bir şey buldular. Porsche Cayman bulsam yok şunun şurası böyle alınmaz diyecek pimpirikli tipler :D
83.500 TL son istiyor. Küçük hacimli dizel araba sorun çıkarır mı ?

www.sahibinden.com
0
mcgrain
(07.04.21)
aynı motoru kullanan aracı kullandım, beygirleri de hemen hemen aynı. eğer çok kaçsın, gaza bastığımda basıp gideyim, hemen atılsın gibi dertleriniz varsa canınızı sıkar. vites geçişleri orta kalitededir ve hızını alınca da akar gider orası ayrı. performansa değil yakıt tasarrufuna, parça ucuzluğuna, sorunsuzluğa bakacaksanız evet bu araba sizi üzmez.

araba temiz görünüyor. siz de ayrıca ekspere sokarsınız zaten varsa ekstra bir şeyi görürsünüz. şu an piyasada arabalar satılmıyor. hele bu tarz alt segmentler hiç satılmıyor. 80 düz yaptırın usta ve eksper gördükten sonra ekstra bir durumu yoksa da alın gitsin.

ekstra olarak bu civarda symbol de önerebilirim. ama kafanızı bulandıracaksa hiç açıp bakmayın zira bu araba bence gayet yeterli.
0
golgi aygıtı
(07.04.21)
Ben almazdım. En azından ilk tercihim olmazdı. Bu araç 50, 60bin olsa alınabilir derdim.

Ama aynı fiyata çok daha konforlu birkaç yıl daha eski ama daha kaliteli hissettirecek otomobiller bulmak mümkün.

Hyundai, honda, toyota, skoda, volkswagen, seat, kia, citroen vb gibi markaların giriş seviyesi 2010-2011 modellerine bakardım.

Elbette her aracın artısı eksisi vardır. Ama linea'ya gelmeden önce epey bir düşünürdüm diğer alternatiflerimi.

Bu arada linea'nın taksi çıkması olma ihtimali her zaman var dikkat etmek lazım.
0
anten
(07.04.21)
(7)

citroen c3'ü nasıl bilirsiniz

housedaki topal doktor
merhabalar, belki hatırlayan vardır bir süredir 2. el araba bakıyorum. 90k civarı birikmiş param vardı, üstünü krediyle 110-120'ye tamamlamayı düşünüyordum. Ama Citroen'de kampanya varmış faizsiz 80k kredi veriyorlar. Böyle olunca da en azından 0 almış olurum diye düşünüyorum. Hem c3 feel paket hem
merhabalar, belki hatırlayan vardır bir süredir 2. el araba bakıyorum. 90k civarı birikmiş param vardı, üstünü krediyle 110-120'ye tamamlamayı düşünüyordum. Ama Citroen'de kampanya varmış faizsiz 80k kredi veriyorlar. Böyle olunca da en azından 0 almış olurum diye düşünüyorum.

Hem c3 feel paket hem de bu planım hakkındaki fikirlerinizi merak ediyorum. Bir de 2020 c3'lerde indirim varmış ama perşembe sona ermiş websitelerinden kaldırmışlar. Ben desem ki bu hafta alacağım bana perşembe günkü indirimli fiyattan satsanız kabul ederler mi?
0
housedaki topal doktor
(03.04.21)
faizsiz 80k krediyi shine otomatik için veriyorlar sanırım, ama feel düz vites için de başka bir şey yapabilirler.

bunu nereden biliyorum derseniz geçen ay citroen çanakkale'den bahsettiğiniz araç için teklif almıştım. 147.000tl feel düz vites metalik renk 2021 model. 50k 24 ay 0.89 faiz.

borca girmek istemediğim için aracımı yenilemedim. fakat izlenimlerim çok olumluydu, hoşuma gitmeyen tek yön yolcu ön koltuğun derinlik ayarının olmamasıydı. koltuk biraz dik kalmış. onun dışında dediğim gibi clio'dan falan çook daha dolu ve şık bir araba. zaten kasa değiştirecek olmasa bu fiyata vermezlerdi.
0
drystedb efficacious
(03.04.21)
Uzun süredir giriş yapmıyorum, öylesine girip gördüm.

Bence Citroen C3'in iki farklı modeli var şu anda. Bir tanesi 2021 model 6.000 km'de otomatik, diğeri de 2007 Model 283.000 km'de manuel. İkisindende memnun olduğumu söylemeliyim.

Sorunuza gelirsek: Bayi ile konuşursanız daha iyi yanıt alırsınız, yardımcı olacaklarını düşünmekteyim.
0
baldan kaymak
(03.04.21)
merhaba

2020 aralık ayında c3 aircross 1.2 puretech shine-otomatik modelini sıfır olarak satın aldım. öncesinde de c3'ü uzun süre araştırmıştım. benzer araçlar olduğu için tecrübelerimden bahsedeyim istedim.

aracım şu an 3400 kilometrede. henüz çok fazla yol yapmadım, ancak genel olarak memnun olduğumu söyleyebilirim. bir önceki aracım olan 2012 model 1.6 benzinli opel astra ile kıyasladığımda çok daha rahat ve atik bir araç olduğunu hissediyorum. özellikle sport modunda hızlanması, gaz tepkileri vs inanılmaz tatmin edici geliyor.

içerisinde kullanılan malzeme kalitesi çok yüksek değil. ucuz plastik kullanılmış gibi geldi, ancak sağlamlık açısından bir problem yaşayacağımı sanmıyorum. yine eski aracım ile kıyasladığımda daha basit bir malzeme kullanıldığını tahmin ediyorum.

çok ciddi bir problem değil, ancak benim için aracın en büyük sorunu, klimanın dijital olarak kontrol ediliyor olması. henüz alışamamış olduğumdan olabilir, ancak araç kullanırken dokunmatik ekrandan klimayı ayarlamak gerçekten çok zor geliyor. ancak, klima kontrolleri dışında dijital ekranı gayet kullanışlı buldum. bir de yine çok ciddiye alınmayacak bir problem olsa da, klima ızgaralarının mıknatıslı telefon tutuculara uygun olmadığını da söyleyeyim :)

aracı hep istanbul içerisinde kullandım, hiç uzun yola çıkmadım. yakıt tüketimim şu an 9lt/100km seviyesinde. 1.2 motorlu bir araç için yüksek mi düşük mü pek bir fikrim yok. c3'ten daha ağır bir araç olduğu için, c3 için yakıt tüketimi değerinin daha düşük olacağını düşünüyorum.

c3 ile de bir kere test sürüşüne çıkmıştım. kullanım açısında pek bir fark olduğunu düşünmüyorum. aircross biraz daha büyük olduğu için bayide iken son anda fikir değiştirip c3'ten vazgeçtim. ancak beklentileriniz benimkiler ile benzer yöndeyse, c3 de gayet tatmin edici bir araç bence.
0
doubletapper
(03.04.21)
Almıştım , şehiriçi için bence kullanışlı araç , 6 bin km kullandım şikayetim olmadı
0
kleider
(04.04.21)
faizsiz diyorlar ama satış fiyatını 5-10 k arttırıyorlar
0
KaraSakall
(04.04.21)
Bir arkadaşımda vardı güzel bir araç gibi duruyor. Siz en boş paketine bakıyorsunuz sanıyorum. Aslında hazır nakit de varmış elinizde, geçen ay toyota'da kampanya vardı, 180bine toyota corolla alabilirmişsiniz.

Şu an sıfır araç olarak fiyatı en uygun araçlardan biri c3.
Diğer duyurunuzda hyundai i20 de sormuşsunuz. O da kötü bir alternatif değil aynı sınıfta iki araç olarak değerlendirdiğimizde.

Hatta ben i20'yi seçerdim. Neden? Çünkü fiyatı uygun. Otomatik almak istesem bile uygu c3'ten.
Konfor olarak C3'le aynı noktalarda.
Tahminimce hyundai yedek parça ve servis konusunda çok daha uygundur.
Servisi olmasa bile sanayide çok fazla hyundai ustası bulabilirsiniz.
Bunu söylemeyi hiç sevmem ama ikinci elde hyundai satmak daha kolaydır c3 satmaktan.

İkisi de atmosferik motor seçeneğini de sunuyor. Yani bana göre daha tercih edilebilir, uzun ömürlü ve bakım maliyeti daha düşük olduğu için.

Dediğim gibi ikisi çok çok yakın araçlar aslında. Ama derdiniz ayağımı yerden kessin, az biraz da konfor sunsun ise aynı işlevi biraz daha uyguna yaptığı için i20'yi seçerdim sırf diğer duyurunuzda da sordunuz diye yazıyorum. i20 daha fazla donanım sunuyor gibi şöyle kabaca baktım. Yani çok ufak detaylar belki ama i20'nin sunduğu aynada ısıtma bile kışın eksikliği hissedilen bir şey.
0
anten
(04.04.21)
Tüm cevaplar için teşekkür ederim

@anten ikisinin de boş donanımları hemen hemen aynı. C3'de 1-2 ek özellik var. Sanırım kredi kampanyalarına göre fiyatlarını kıyaslayıp en ucuzunu alacağım.
0
🌸housedaki topal doktor
(04.04.21)
(3)

Proje Yönetimi Eğitimi almak istiyorum

banusa
Bunun için hazır online eğitimdeyken bir sertifika kursuna başlamak istiyorum. Yalnız internetten epeyce araştırmama rağmen karar veremedim. Fiyatlar, eğitim saatleri vs. çok farklı programlar var. Benim bu konuda bir eğitimi seçerken nelere dikkat etmem lazım, sertifikasyon noktasında nelere dikkat
Bunun için hazır online eğitimdeyken bir sertifika kursuna başlamak istiyorum. Yalnız internetten epeyce araştırmama rağmen karar veremedim. Fiyatlar, eğitim saatleri vs. çok farklı programlar var. Benim bu konuda bir eğitimi seçerken nelere dikkat etmem lazım, sertifikasyon noktasında nelere dikkat etmem lazım (uluslararası geçerlilik falan gibi mesela)? Ya da daha iyisi direkt şuranın verdiği eğitim çok iyidir, verdikleri sertifika da geçerlidir, işine yarar memnun kalırsın öneriniz var mı?
0
banusa
(01.04.21)
Kursa değil ama seminere katılmıştım. Bence süresi önemli, eğitimci önemli. Sürenin yeterli olması lazım. Kısa süren kurslar yeterince verimli olmuyor. Eğitimciyi de araştırmak lazım. Gerçekten iyi yerlerde okumuş, iyi yerlerde çalışmış kişilerden eğitim almak lazım. Bir de eğitim veren yerin referanslarına bakmak iyi olabilir. Bazı eğitim veren şirketler X şirketine eğitim veriyoruz/verdik gibi referanslar yazıyorlar.
0
dissendium
(01.04.21)
10 yıl proje yönetimi bölümünde çalıştım. İş ilanlarının çok büyük bölümünde "Tercihen PMP sertifika sahibi." yazar. En geçerlisi budur. Biraz pahalı sanırım. Bir de Agile & Scrum falan var ama onlar hakkında pek bilgim yok.
0
himmet dayi
(01.04.21)
Google ve Coursera'nınki oldukça iyidir diye düşünüyorum.

www.coursera.org
0
anten
(01.04.21)
(10)

Araba kullanmayı öğrenmek

hknty
Araba kullanmayı hiç bilmeyen biri kaç günde trafiğe tek başına çıkabilecek noktaya gelir? Araç yok pratik için moov'dan araç kiralayıp pratik yapmayı da düşünüyorum biriyle. Kaç saat olmalı mesela? Kurslar yeterli değil sanırım.
Araba kullanmayı hiç bilmeyen biri kaç günde trafiğe tek başına çıkabilecek noktaya gelir? Araç yok pratik için moov'dan araç kiralayıp pratik yapmayı da düşünüyorum biriyle. Kaç saat olmalı mesela? Kurslar yeterli değil sanırım.
0
hknty
(01.04.21)
kurslar yeterli fazladan ödeme yaparsanız. moov falan çok pahalıya gelir. kimse size şu kadar günde tek başınıza çıkarsınız diyemez. yıllarca tek başına çıkamayan insanlar var. bu size bağlı.
0
uuth
(01.04.21)
Kurs hocaları sinirli gibi. Öyle duyuyorum hep. Biri azarlamaya kalkarsa ben de ters tepki veririm. O yüzden çok muhatap olmamak için bir yakınımdan öğrenmek istiyorum. Bir de moov saatlik 70 liraya kiralanıyor. Kurs daha fazladır sanırım.

Kursa da belge almak için giderim sanırım. Youtubetan direksiyon dersi izledim. Teoride öğrendim bir şeyler gibi. :d
0
🌸hknty
(01.04.21)
geceleri trafik boşken çık sür. zor olan araçtan ziyade trafiğe alışmak. bu şekilde problem yaşamadan kullanmaya başlarsın trafikte de.
0
ghostinthemech
(01.04.21)
tanıdıktan değil de hocadan ders almanı öneririm. kendi aracıyla ders veren hocalar da var. kaç dersin yeteceği de sana bağlı. ben biraz kazmayım, kurstan 22 saat ders alıp direksiyon sınavını geçtim ama trafiğe çıkabilecek gibi değildim, özel ders aldım 7*2 saat. sonra kullandıkça kendime güvenim geldi.
0
pati
(01.04.21)
tamamen kişiye göre değişiyor. Kardeşim ilk defa ehliyet kursunda araba kullandı. Ehliyetini aldı. Sonra yıllarca araba kullanmadı hiç. Ehliyeti aldıktan 5 yıl sonra falan araba aldık. 1 gün mahallede pratik yaptı.

Ertesi gün yanında benimle trafiğe çıktı. 1. ayın sonunda birlikte dönüşümlü kullanarak uzun yol yaptık.

Tamamen kişisel bir şey olduğunu düşünüyorum mevzunun.
0
anten
(01.04.21)
1- trafik dışında pratiği öğrenme: 30 dakika (manuel vites ise hadi 1-2 saat diyelim)
2- sakin trafikte: 2 saat (2-3 gün üst üste)
3- kalabalık trafiğe balıklama dalış: günde 2 saat (1 hafta boyunca her gün)

artık hazırsın.

trafikte heyecanlandığın yerde yak dörtlüleri hiç sorun değil. başlarda ayna kullanmayı bilmeyeceksin. sen buna özen göster, aynaları unutma. şerit değiştirirken de akan trafiğin ritmini bozmamaya özen göster, çok yavaşlama. dediğim gibi baktın stres oluyorsun bir noktada, yak dörtlüleri.
0
juninho77
(01.04.21)
Araba kiralamaktansa sürücü kurslarından hoca bulup özel ders alman çok daha mantıklı. Sana bir hoca önerebilirim ama İstanbul'daysan. Yoksa araba kiralamak sana çok pahalıya patlayabilir gerek yok.
0
1bir1bir1
(01.04.21)
@1bir1bir1 moov saatlik 70 lira. Kurs 100 liradan az değildir. Kiralamak daha uygun değil mi? Aslında derdim düzgün birinden öğrenmek. Hoca nasıl bir tip bilemem. Saçma sapan pazarlamaya kalkar ters tepki veririm.
0
🌸hknty
(01.04.21)
En ideali referanslı bor hoca bulmak olur.Para verdiğiniz hocanin size bağırması gibi bir durum olamaz. Onun da önünde pedallar oluyor. Tanıdıktan öğrenmekten farkı, hem daha sakin ve öğretmeyi bilen biri, hem de size her şeyin tekniğini söyleyecek ve bu hep aklınızda kalacak. Ben ehliyet aldıktan sonra 5 saat ders almıştım ve yetmişti. Hoca park etmeyi, aynayı kontrol etmeyi, trafigi takip etmeyi vb. Birçok noktanın hepsini bir teknikle anlattı, bende de refleks olarak oturdu bunlar. Tanıdıklar bunu katamazdı ve katamadı da zaten.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(02.04.21)
Kiralık arabayla alıştırmaya çıkılmaz. Acemilik hali, çarparsınız vs başınıza iş çıkar. Kurs arabasında kafanız rahat eder bu açıdan
0
housedaki topal doktor
(02.04.21)
(4)

Araba Tavsiyesi

ayakkokususeveninsan
MerhabalarAraba almayı düşünüyorum. 100bin lira gibi bir bütçe ayırdım. Malum fiyatlar uçuk vaziyette bütçeme uygun hangi marka ve model araçlara bakmalıyım?Edit: Segment olayından bile anlamıyorum. Ayağımı yerden kessin sorun çıkartmasın :)
Merhabalar
Araba almayı düşünüyorum. 100bin lira gibi bir bütçe ayırdım. Malum fiyatlar uçuk vaziyette bütçeme uygun hangi marka ve model araçlara bakmalıyım?

Edit: Segment olayından bile anlamıyorum. Ayağımı yerden kessin sorun çıkartmasın :)
0
ayakkokususeveninsan
(01.04.21)
Hangi segmentte istiyorsunuz? Arabadan oncelikli beklentileriniz neler?
0
invictae
(01.04.21)
Nasıl bir beklentiniz var onu yazmanız lazım.

100.000'e 2010 civarı b sınıfı araç bulabilirsiniz.
Ya da yaşı çok daha büyük mesela 2000 model falan 4x4 de bulabilirsiniz.
Pickup da bulmak mümkün.
Ya da 2005 model c sınıfı araçlar bulabilirsiniz.

Ayağımı yerden kessin, sorun çıkarmasın derseniz 2010-2011 model honda jazz, toyota yaris, hyundai i20 falan bakardım ben olsam. Bu fiyata temiz iyi bir uzakdoğu aracı almayı tercih ederdim. motor ömrü ve dayanıklılık kriterlerine göre değerlendirince.
0
anten
(01.04.21)
Sen 2008-2010 arası mazda 3 araıyorsun
0
otopsicocugu
(01.04.21)
Hyundai i20
0
sylr
(01.04.21)
(6)

operatör değişimi - kuryenin kimlik fotokopisi istemesi

violetsky
dün başka bir operatöre geçmek için başvuru yaptım. bugün simcardı anneme teslim etmişler ve bana sms atıp kimlik fotokopimi istemiş kurye. evde olsaydım ve kendim teslim alsaydım yine kimliğimin fotoğrafını çekecekler miydi? göndereyim mi fotokopiyi?
dün başka bir operatöre geçmek için başvuru yaptım. bugün simcardı anneme teslim etmişler ve bana sms atıp kimlik fotokopimi istemiş kurye.

evde olsaydım ve kendim teslim alsaydım yine kimliğimin fotoğrafını çekecekler miydi? göndereyim mi fotokopiyi?
0
violetsky
(26.03.21)
Üstüne ne için verdiğinizi yazıp, deforme edip öyle verin
bayilere de böyle verin zaten
boylu boyunca çaprazlama xxx numara taşıma işlemi içindir yaz ve at.
0
John Bloor
(26.03.21)
yanlış ifade etmişim. kimliğin fotoğrafınj istiyor.
0
🌸violetsky
(26.03.21)
evet kimlik fotokopisi gerekiyor hat taşıma işlemlerinde.
0
jelly bear
(26.03.21)
ben en son bu işlemi yaptığımda tabletle kimliğin fotoğrafını çektiler bayide ve gözümün önünde sisteme yüklediler. Bir app arayüzü üstünden. Fotokopiyi bilemedim.
0
anten
(26.03.21)
Kimliğin fotoğrafını çekip, telefonda bir uygulamayla üzerine telefon numarası yazılıp öyle yollanabilir.

Bişey olacağından değil de işe kimliğimiz başkasının eline geçmesin amaç bu.
0
John Bloor
(26.03.21)
Ya da kimliğin başka birinin eline geçerse hali hazırda telefon numaranı da bilmesi yararlı olur.
0
conta
(26.03.21)
(2)

sanat ve tasarım aktüelini nerden takip ediyorsunuz?

isveperver
örneğin sosyal medya tasarım trendlerine nerden bakıyorsunuz? takip ettiğiniz farklı alanlarda spesifik insanlar var mı? sormamın sebebi, bazı tasarım alanlarında bariz geri kalmış olmam. son dönemlerde kurumsal ağırlıklı işlere bakmaktan sosyal medyanın görsel diline uzak kaldığımı fark ettim. çoğu
örneğin sosyal medya tasarım trendlerine nerden bakıyorsunuz? takip ettiğiniz farklı alanlarda spesifik insanlar var mı? sormamın sebebi, bazı tasarım alanlarında bariz geri kalmış olmam. son dönemlerde kurumsal ağırlıklı işlere bakmaktan sosyal medyanın görsel diline uzak kaldığımı fark ettim. çoğunlukla behance'e bakıyorum.
0
isveperver
(23.03.21)
youtube'a 2020 xxx trends yazarak bakabilirsin
0
buenosdias
(23.03.21)
Dribbbble iyi bir kaynak. Aramak istediğin temayı yaz örneklere bak:)

dribbble.com
0
anten
(23.03.21)
(10)

tarla statüsündeki aşırı merkezi araziler / istanbul

roket adam
selamlar emlak simsarları, istanbul e5 hattında tam otoyolun dibinde kalan bir sürü tarla statüsünde arsa görüyorum. (mesela taşınmaz no 21854543 ve yanındakiler gibi) bunlar unutulacak gibi değil, rahatlıkla milyon dolarlar edecek araziler. bunların sahibi kim, etrafındaki her yer dopdoluyken neden
selamlar emlak simsarları, istanbul e5 hattında tam otoyolun dibinde kalan bir sürü tarla statüsünde arsa görüyorum. (mesela taşınmaz no 21854543 ve yanındakiler gibi) bunlar unutulacak gibi değil, rahatlıkla milyon dolarlar edecek araziler. bunların sahibi kim, etrafındaki her yer dopdoluyken neden bunlar boş duruyor ve nasıl oluyor da tarla statüsünde kalıyorlar merak ediyorum.

yani tabii ki bunlar yasal şeyler onu anlıyorum da rant lobisi buraları nasıl es geçmiş? Bahsettiğim parsellerden biri e5 optimum avm hizasında kalıyor mesela, rahatlıkla bir avm daha yapılabilecek bir arazi.
0
roket adam
(23.03.21)
Daha başlığı okurken hangi arazi olduğunu tahmin ettim:)

Tarım arazilerini koruma gibi kanunlar bazı arazileri arsa statüsüne çevirmeye mani olabiliyor.

Arsanın sahibi de bunu istemiyor olabilir.

Dediğiniz gibi o bölgeleri kovalayan çok insan vardır.
0
anten
(23.03.21)
bunlar paraya acil ihtiyacı olmayan ve ilerde ihtiyaç durumuna göre yatırımlık veya çocuklarıma kalsın mantığıyla edinilmiş yerler olabilir. veya rantçılar da almıştır da bugünü değil de geleceği düşünmüş olabilirler. ya da henüz değerlendirmek için doğru an gelmemiştir.
0
reanarchy
(23.03.21)
miras anlaşmazlığı olabilir.
0
kapi
(23.03.21)
Mesela fsm köprüsünde avrupadan anadoluya geçtikten hemen sonra, kavacık kavşağının ilerisinde yolun sol tarafı bomboş. Bunlar iş bankası arazileri diye biliyorum. Bunun dışında üstteki yazanların hepsi ihtimaller dahilinde
0
mg3929
(23.03.21)
birilerinin dedeleri zamanında almış oluyor ama şimdi miras kavgası olmuş oluyor
0
co2s2
(23.03.21)
Bir vakfa ait olabilir, şu an satmaya, inşaat yapmaya ihtiyacı olmayabilir.

Dere kenarı olabilir, 10 metre yaklaşma sınırı var imar için dereye.

Hazine arazisi olabilir, uzun yıllardır birisi üzerinde tarım yaptığı için tarla olarak kullanımına devam ediliyordur.

Yani tarla olarak kullanılmasa ağaçlandırılıp her yerde gördüğümüz otoyol kenarı peyzaj alanı olacak bir yerdir.

Tarla olarak kullanılmazsa hemen gökdelen dikilecek bir yer değildir belki.
0
John Bloor
(23.03.21)
:D
bahsedilen arazide lahana ekiliyor. yani kıymetli bi sebze de değil, lahana abi lahana. yıllardır bakıp bakıp deli bir sahibi olduğunu düşünüyorum.
ama yukarıdaki cevaplara da katılıyorum.
0
rewlack
(23.03.21)
bu bölgede fetöcülerin çok ciddi yatırımı vardı zamanında, örnek mahallesi dumankaya vs tarafından baya parsellenmiş durumda, belki arsa sahipleri içeride ya da yurtdışında da olabilir diye düşünüyorum.

aşırı merak ediyorum bu parsellerin tapu sahibinin tespit edilebileceği bir yöntem var mı sizce? tikleri sonra atacağım
0
🌸roket adam
(23.03.21)
Baktım da bahsedilen yerde 11-12 tane parsel var bağımsız, ama hepsi tarla vasfında. Dere yakınında olduğu için zamanında vasfını değiştirmemiş olabilirler.

5-6 seneye kadar dere yaklaşma sınırı 100 metreydi yanlış hatırlamıyorsam, 10 metreye düştü yakın tarihte.

Şu an yapılaşma yapılabilir dereye 10 metre uzak kalınarak, ama tarla vasfını değiştirebilirler mi emin değilim.

Ha bir de 12 parsel, sahiplerinden mutlaka ölenler vardır, hatta ölenlerin mirascılarından da ölenler vardır.

Yani torun, hatta torun çocukları bile olabilir hissedarlardan. Bu da belki de yüzlerce hissedar demek, bunalrın hepsini bir araya getirip de işlem yapmak ciddi zulüm.

Rant olsa bir araya getirilir ama şu an rant yok, tarla çünkü.
0
John Bloor
(23.03.21)
Bizim isyerinin yaninda nerdeyse stad kadar genis 5 katli bina var.
Kiracisi cikti adam bir daha kiraya vermedi 3-4 senedir kendi kendine yikilmaya basladi.
Kiraya verse belki milyon lira alir her ay.

Nasil senin 30 senedir bos duran dededen kalma evin varsa. Onlar icin de cok onemli degil.
Bizim burada bi herif butun apartmani bos tutuyor. Mahallenin yarisi onunmus zaten.
Satsa evler 2 milyondan gidiyor, kiraya verse her ay 30x3= 90bin tl alacak
0
divit
(23.03.21)
(10)

Gelecekte iyi kazandıracak meslekler

bahriyeli
Bu konudaki tahminleriniz neler? Üniversite tercihi yapacak bir yakınım var. Ona yardımcı olmak istiyorum.
Bu konudaki tahminleriniz neler? Üniversite tercihi yapacak bir yakınım var. Ona yardımcı olmak istiyorum.
0
bahriyeli
(21.03.21)
Plastik cerrahlık
0
diffarentiationation
(21.03.21)
Lisans düzeyinde eğitim olarak soruyorum. Tıp, hukuk, yazılım müh. vb. gibi.

Bana kalırsa üniversite okumak günümüzde çok da gerekli değil ama yine de diplomanın faydaları yok değil
0
🌸bahriyeli
(21.03.21)
normal araçların elektrikli araçlara dönüşümünü yapanlar iyi kazanacak.
0
malheiros
(21.03.21)
boğaziçi kütüphanecilik oku
esenyurt bilgisayar mühendisliği okuma.

okul + meslek dersen
yazılım, elektronik, tıp geleceğin iyi meslekleri
0
summatinyourteeth
(22.03.21)
Bugüne kadar "iyi kazandırıyor" diye meslek seçip de başarılı olana denk gelmedim.
İnsan sevmediği, yeteneğinin olmadığı meslekte kazanamaz.

Çevremde sırf para için yazılıma yönelmiş insanlar var. Üniversiteye kadar bilgisayarın b'siyle ilgilenmemiş adam 4 senede yazılımcı olamıyor. Sıkılıp bunalıyorlar yapamıyorlar.

Sözlükte "bana asgari ücret verdiler" diye ağlayan mühendislerin çoğu bu kafada adamlar. Sırf para var diye yazmış inşaat mühendisliğini, kendini bir gram geliştirmemiş ilgi duymadığı için. Sonra tabii ki kazanamıyor.

O yüzden yakınınız ilgisine alakasına uygun bir mesleği seçsin.
0
anten
(22.03.21)
Tr'de iyi kazandıracaktan ziyade garanti kazandıracak alanlar var onlar da sağlık, ve mühendislik sektörleri bence. Tıp hemşirelik garanti meslekler, mühendislik için de bilgisayar mühendisliği bence garantili bir alan ve maaşı da iyi. ayrıca ileride yurtdışı olanağı da olan bi alan
0
onkiloversemtamamım
(22.03.21)
yazılım üzerine her şey iyi kazandırmaya devam edecek. bundan da önce yabancı dil aşırı önemli olmaya devam edecek.
0
roket adam
(22.03.21)
TIP ya da IT.

Bunlar olmuyorsa herkesin okumadigi birseyi okusun. Cunku nerede cokluk orada..

Bir de herkes okumak zorunda degil, alaninda ilk 5 okuldan birine gidemeyecekse okumasa da olur, gitsin bir ustalik ogrensin cok daha iyi yasar.
0
cooperr
(22.03.21)
Ek olarak şunu da söyleyeyim, her sektörde işini iyi yapan, kendini dünya standartlarında yetiştiren adam çok iyi kazanır.

Çoğu öğrenci mesela ziraat mühendisliğine, su ürünleri mühendisliğine burun kıvırır. Ama tarım mesela yeni dönemde yükselen bir alan. Topraksız tarım vb uygulamaları popülerleşiyor. Hollanda yana yakıla ziraat işlerinde çalışacak mühendisler arıyor mesela.

Türkiye'de herkes yazılım yazılım diye bağırıyor ama Türkiye'de yazılım endüstrisi ne kadar büyük? Bir de bir endüstri yeni oluşurken her daim eleman açığı olur. bunun için de gençler bu mesleğe yönlendirilir. Yazılım da böyle. Ama pazar elbet bi yerde doyacak. Çilek üretip aşırı para kazanan insanlar da var.

Bir zamanlar inşaat mühendisliği böyleydi. 2000'lerin başında inşaat sektörü büyürken inşaat mühendisi az olduğu için rekabetçi maaşlar verildi. Sonra pazar doydukça, mühendis fazlası ortaya çıktıkça ücretler düştü.

Yani yine aynı şeyi söyleyeceğim, yeteneği neyse, kendini nerede mutlu görüyorsa o meslekte daha verimli olur.
0
anten
(22.03.21)
(5)

Singapur’dan Tr’ye ne getirip satabiliriz?

runagain
Singapur’da yaşayan ve çalışan bir tanıdık çıktı. Oradan ne getirip satabiliriz?İlk aklıma gelen, elektronik...Var mı fikirleriniz, tavsiyeleriniz?Teşekkürler
Singapur’da yaşayan ve çalışan bir tanıdık çıktı.
Oradan ne getirip satabiliriz?
İlk aklıma gelen, elektronik...
Var mı fikirleriniz, tavsiyeleriniz?
Teşekkürler
0
runagain
(16.03.21)
tr'den singapur düşünseniz daha iyi

tr'de alım gücü yok gibi bir şey artık hele ki dövizle.
0
duyurukullanıcısı
(16.03.21)
Tr’den Singapur’a seçeceğini de ekleyelim o halde :)
Her türlü fikre açığım.
0
🌸runagain
(16.03.21)
Ben 4 sene önce bilgisayar 3 sene önce kamera almıştım kameram buradaki fiyatın nerdeyse yarı parasınaydı. Hayat çok ucuz değil olara yine gitsem tüm paramla elektronik alır gelirim ama hala aynı avantaj var mı bilmiyorum.
0
cilekli pasta
(16.03.21)
Tr'den singapur'a tekstil götürürdüm ben olsam:)
0
anten
(16.03.21)
ahh Singapur ne guzeldin :) benimde aklimda kalan elektronik urunler ucuzdu, onun disinda spesifik bir sey bulmak lazim yoksa zaten pahali bir sehir
0
sweetoffice
(16.03.21)
(12)

en geçerli ikinci dil hangisi?

saykotek
ingilizceden sonra çocuğa hangi dili öğretmek mantıklı? çinceyi geçelim, ispanyolca mı almanca mı fransızca mı?
ingilizceden sonra çocuğa hangi dili öğretmek mantıklı? çinceyi geçelim, ispanyolca mı almanca mı fransızca mı?
0
saykotek
(14.03.21)
Rusça
0
otopsicocugu
(14.03.21)
rusça? iki kutuplu dünya falan
0
karahan01
(14.03.21)
Yaygınlığına göre İspanyolca.
Almanca Amerika'da işe yaramıyor. Fransızca Kanada'da sınırlı bir bölgede kullanılıyor.
0
pro9it9is9
(14.03.21)
İspanyolca bence. İspanyolca bildikten sonra Portekizce ve İtalyanca çok kolay öğreniliyor.
0
prole
(14.03.21)
Acilin doktora ogrencisi geldi. Nerede is yapacaginiza bagli. Avrupa'da Almanca gecerli ama ABD'de yasiyorum burada Ispanyolca bilmeniz cok yararli olur. Sizinle benzer kalifiye biri Ispanyolca biliyorsa one cikar. Araplarin oldugu bir pazardaysaniz Arapca ama iyi Ingilizce de biliyorlar. Kanada pazari ve oturum icin Fransizca, Avustralya pazari icin Cince onemli, ama Cinliler de Ingilizce biliyor. Turkiye'de elbette Rusca ve Arapca, Ingilizceden sonra onemli olabilir. Ama Dogu Avrupa'da Rusca konusmaya kallarsaniz sizden uzaklasirlar cunku tarihi nedenlerle Slavlar Ruslari sevmiyor.
0
howfaristhesky
(14.03.21)
Iş hayatında işine yaraması açısından Çince mantıklı olabilir. Onun dışında her dilin kendine göre farklı kulvarlarda artısı vardır. Beklentinizin ne olduğuna bağlı değişir.
0
havadakarada
(14.03.21)
Almanca. is acisindan bakarsak hicbir becerisi olmasa bile sirf Almanca bildigi icin calisabilecegi isler bulabilir.
0
yoggi
(14.03.21)
İkinci dil özel bir ilgisi yoksa kişinin bence boşa zaman kaybı. Onun yerine İngilizcesini mükemmelleştirmeye baksın. Bugünlerde herkes İngilizce bildiğini iddia eder ancak gerçekten İngilizceyi tam anlamıyla bilen insan hala az ve kıymetli.
0
OttoVonLilienthal
(14.03.21)
Çok iyi derecede ingilizce bilmesi yeterli. İkinci dil olarak python falan öğretirdim ben olsam. Internet döneminde ikinci dilin hobi dışında acayip bi avantajı kalmadı kapalıçarşıda falan çalışmayacaksan, üst düzey beyaz yaka full ingilizce anlaşabiliyor.

Çok iyi derecede ingilizce ve almanca biliyorum, almancam c1 sertifikalı.
0
roket adam
(14.03.21)
Türkiye'de kalacaksa arapça, yurtdışına gidecekse Latince. Olmadı İspanyolca.
0
habarbey
(15.03.21)
Cocuk turkiye'de devam edecekse rusca +1 neden cunku digerlerine bilen cok insan var aradan siyrilmak onemli.

Cocugun eger baska bir ulkede okuma ve yasama olasiligi varsa ilerde o zaman o gidecegi ulkede isine yarayacak bir dil. Mesela Almanya olasiligi varsa tabiiki almanca..Gidecegi ulkenin dilini bilmesi cok cok onemli.
0
cooperr
(15.03.21)
Cocuklari bu konuda bu kadar projelestirmemek lazim.

Emin olun sizin yapan baska ailelerde var. Yani ikinci dil ogrenince diger cocuklarin onune gecmiyor:)

Gwlelim sorunun cevabina. En gecerli dil diye bir sey yok. Ihtiyaca gore dil var. Yani cok gecerli diye almanca ogrenebilir ama almanca bilen sayisi da epey fazla.

Bir de cocugun ilerde hangi alanda calisacagini simdiden bilemezsiniz ki?

Mesela felemenkce ogrensin diyecegim. Ne alaka diyeceksiniz. Ama hollandada tarim teknolojileri alaninda akliniza bile gelmeyecek bir kariyer yapabilir.
Turkiyede kac kisi felemenkce biliyor mesela? Direkt herk3sin onune gecebilir.
0
anten
(15.03.21)
(2)

yurtdışı piyasalarda kayboldum

261den aldıgımı sanıyordum ama değil görünüyor 241 falan gösteriyor...olay ne? neden böyle?
261den aldıgımı sanıyordum ama değil görünüyor 241 falan gösteriyor...
olay ne? neden böyle?
0
(11.03.21)
Sizin dun de benzer bir duyurunuz vardi acaba tam ogrenmeden girmeseniz mi bu islere?

Nerden ne aldiniz bilmiyorum ama komisyon bedellerinie bakiyor musunuz
0
anten
(11.03.21)
ise ilk once paper trading ile basla istersen. google play/app store'da milyon tane ucretsiz, uyelik istemeyen uygulama var. boyle hangi islemi yaptigini bilmeden is yapmak anca para kaybettirir.
0
rm
(12.03.21)
(8)

Laptopa su döktüm ne yapabilirim?

Mehmet Ersoz
pirince koyun diyorlar ama nasıl yapmalı. macbook air. klavyede 2 tuş bozuldu şimdiden. klavyenin üst tarafını temizledim ama içinde halen su var galiba.
pirince koyun diyorlar ama nasıl yapmalı. macbook air.

klavyede 2 tuş bozuldu şimdiden. klavyenin üst tarafını temizledim ama içinde halen su var galiba.
0
Mehmet Ersoz
(11.03.21)
Su temasında direkt bilgisayarı kapatıp kuruyuncaya kadar açmamak gerekiyor.

Ayrıca kuruduktan sonra ipa ile temizlense kalıntılar için daha iyi olur.

2 tuş bozuldu diyorsanız baya çalıştı su temasından sonra :)
0
hedep
(11.03.21)
evet şu anda kullanıyorum hatta. ana bilgisayarım ve kullanmak zorundayım.
0
🌸Mehmet Ersoz
(11.03.21)
hocam ters çevirip kapatıp kullanmayı bırakmanız gerekirdi. kalıcı sorunlar oluşturabilir o su.
0
jelly bear
(11.03.21)
orta vadede sorun çıkarması muhtemel yapacak pek bir şey yok.
Sakın kalorifer üstüne koymayın. ya da saç kurutma makinesi falan tutmayın.
0
anten
(11.03.21)
ben tuş takımını (klavyeyi) komple değiştirmek zorunda kalmıştım. elimde geldiği için kendim hallettim. eğer eliniz bu işlere yatkınsa ve cihazın garantisi yoksa kendi kendinize klavye değişimi yapabilirsiniz.
0
draconas
(11.03.21)
yakın dönemde güvendiğin bi bilgisayarcıya götür. içini alkolle temizlesin.
0
glamdr1ng
(11.03.21)
hocam artık çok geç. en az 2 gün çalıştırmayacaktın cihazı. şuan çalışması çalışacağı anlamına da gelmiyor. içine giren ve hala duran su miktarına göre bir saat sonra da, 1 ay sonra da tık diye gidebilir. en azından bilgisayarcıya götürün açıp içini bir temizlesin. bu sayede oksidasyonu belki engellemiş olursunuz.
0
delidir yakalayin
(11.03.21)
eğer yapabilirim diyorsan kasasını aç, anakartı ayır, izopropil alkol ile temizle. geri tak.
0
false pretension
(11.03.21)
(7)

Koşu sonrası diz kapağı ağrısı neden olur?

makarnacanavari
Sb. Teşekkürler.
Sb.

Teşekkürler.
0
makarnacanavari
(10.03.21)
Zemin kötü olabilir mesela beton.
0
ykyt
(10.03.21)
kotu ayakkabı, kotu zemin, ısınmamak, zayıf bacak kasları, yaş, kilo fazlası, yanlış antrenman gibi birçok sebebi olabilir.
0
anten
(10.03.21)
www.eksiduyuru.com

Kondromalazi patella
0
kanlakarisikyagmur
(10.03.21)
Kilo fazlam yok, zemin bazen beton bazen de sünger zemin oluyor. Parkur o şekilde. Isınmamak problem değil çünkü önce birkaç tur hızlı yürüyorum. Ayakkabı koşu ayakkabısı olmasa da gayet rahat. Dümdüz koşuyorum yani, bunu nasıl yanlış yapabilirim bilmiyorum. Bileniniz varsa açıklayabilir mi?
0
🌸makarnacanavari
(10.03.21)
Spor geçmişinizi bilmiyorum. Ama spor endüstrisi o kadar büyük ki, herkese "spor yap spor yap aş kendini" diye dayatıyorlar. Milyonlarca insan da kendini profesyonel sporcu sanıp bünyesine ağır gelecek şekilde spor yapıyor.

Dediğim gibi spor geçmişinizi bilmiyorum. Düzenli egzersiz yapmak önemli. Ama biz profesyonel sporcu değiliz. Türkiye'de de spor eğitimi diye bir şey yok. Yani isveç'teki gibi 6 yaşında okulda düzenli atletik faaliyetlerde bulunmuyoruz.
Hımbıl büyüyüp 25 yaşından itibaren kendi paramızı da kazanınca hobi arıyoruz. En popüleri de koşmak / fitness vb.

ama işte koşmak zaten bünyeye ağır bir spor. Bir de küçüklükten alışmamış bünyelerde sakatlık riski daha da artıyor.

İlla ki yanlış yapmanıza gerek yok yani.
www.insider.com

Bacaklarınız güçlü değildir, ya da yeterince güçlü değildir normal kiloda bile olsanız koştuğunuzda oluşan stresi kaldıramayabilir vs vs.
0
anten
(10.03.21)
"Ayakkabı koşu ayakkabısı olmasa da gayet rahat" yanlış bir düşünce. ayakkabının rahatlığı değil, yastıklaması önemli olan. o yastıklama sayesinde dizlere binen yük azalıyor.
ikinci olarak ayakkabı sorun değilse, yanlış basıyor olabilirsiniz. içeri ya da dışarı basma durumunda sorun oluyor olabilir. bunun için kişiye özel tabanlık yapıyorlar (bkz: footbalance)
0
kırmızıgözlüağaçkurbağasıyeşili
(10.03.21)
Yahu ben böyle haldur huldur koşmuyorum. İlk defa da koşuyor değilim. Çocuktan dolayı 2 sene epey hareketsiz kalmıştım. Ekstradan yaptığım egzersizlerm de var yani badozlama dalmadım olaya ama emin olamadım. Herhalde verdiğim aradan kaynaklanan bir durum diye bakacağım. Koca koca dağları çıktım zamanında ne bileyim, düz parkurda koşmak mı zor gelecek? :) ha öyle ağrı büyük bir ağrı da değil tabi.

Bu arada toplumun dayatması hiç umrumda değil. Ben hareketi özledim sadece. Eskiden beri yürümek, koşmak, tırmanmak, hoplamak zıplamak en sevdiğim şeylerdi. Paslanmış da olabilirim.

Hepinize çok teşekkürler. Biraz ağırdan almam en mantıklısı gibi. Linkleri de inceleyeceğim. Tekrar teşekkürler.
0
🌸makarnacanavari
(10.03.21)
(5)

Duyarsızlaştım mı yoksa içimde bir psikopat mı var?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Az önce Ekşi'de başlığı açılan kaza yapıp intihar eden adamın videosunu izledim de. İzleyince bir süredir farkında olduğum korkunç bir gerçekten emin oldum: Galiba ben duyarsızlaşıyorum. Adamın pompalı ile kafasını nasıl dağıttığını izliyorum ama artık etkilenmiyorum. Başlıkta köt
Merhaba arkadaşlar,

Az önce Ekşi'de başlığı açılan kaza yapıp intihar eden adamın videosunu izledim de. İzleyince bir süredir farkında olduğum korkunç bir gerçekten emin oldum: Galiba ben duyarsızlaşıyorum. Adamın pompalı ile kafasını nasıl dağıttığını izliyorum ama artık etkilenmiyorum. Başlıkta kötü etkilendiğini, dehşete düştüğünü söyleyen bir sürü insan var. İzleyince tuhaf bir ürpermeden ve şaşkınlıktan başka bir şey hissetmedim. Önceden olsa çok daha farklı hissedeceğimden eminim ama artık öyle hissetmiyorum. Bunun gibi daha birçok vurulma görüntüsünü falan kanım donmadan izleyebiliyorum. Mesela Youtube'da Police Activity diye bir kanal var. Tüm gün rahatsızlık hissetmeden izleyebilirim buradaki videoları.

Tabi izleyince çok etkilendiğim ve unutamadığım, dehşete düştüğüm bazı görüntüler oluyor. Tabi bahsettiğim şey görüntüler uçuk olmadıkça artık pek bir şey hissetmemem. Böyle durumlarda acaba içimde bir psikopat mı var diye düşünmeden edemiyorum. Sizde de böyle şeyler oluyor mu? Ne düşünüyorsunuz? Teşekkür ederim.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(09.03.21)
benide etkilemiyor ve aynı şeyi düşündüğüm oluyor. ancak çok saçma bir görüntüye gözlerim dolabiliyor. film/dizi/reklam gibi...
0
sutlu nescafe
(09.03.21)
medium is the message derler.
Bu tamamen olayı izlediğin mecrayla ilgili.

Filmler, oyunlar dizilerde o kadar çok görüyoruz ki böyle şeyleri ekranda görmeye tepki vermeyecek raddedeyiz.

Bu olayı ekranda izlediğiniz için böyle.

Allah korusun böyle bir olaya gerçekte şahit olmak şok edici olabilir.

Fast & Furius izlerken gayet normal geliyor. Ama sokakta ufak bir kaza bile görünce şaşkınlıkla kalıyoruz.
0
anten
(09.03.21)
Zamanla gelişen bir şey bu, ben de eskiden olsa çok etkilenecegim şeylerden artık minimum etkileniyorum, bu da benim kendime sorduğum bir soru. Ama deneyim ve tecrübelerle alakalı bence. Özellikle babam öldüğünden beri çok duyarsizlastim
0
sanguine
(09.03.21)
Yakın çekim bile değil nokta kadar görüntüden eli ayağı titreyenler varmış. Zamanında çok gore izlerdim yakın çekim olsa yine etkilemezdi gerçi.
0
heathen
(09.03.21)
Küçüklüğümden beri içinde canilik barındırmadığı sürece hiçbir ölümden etkilenmiyorum. O da korku oluyor yine acıma duygusu değil. Babannem ananem dedem hep yakınımda öldüler. Işid videoları, bomba patlamaları kanserli hastaların nodül ameliyatları vs. hiçbir şey etkilemiyor beni.

Yakınıma taziye rolü verirken üzülmüş rolü yapıyorum. Sanırım çekirdek ailem dışında kimseye üzülemiyorum.

Ama diğer yandan baktın mı hayır desem karşımdaki kişi üzülür mü bana küsüp sitem eder mi diye de düşünen biriyim.
0
Unde bach canim
(09.03.21)
(5)

Trafik sigortası

mekaniker
Aracımın sigortası bitti. Online olarak yaptırmayı düşünüyorum. Deneyimlerinizi merak ediyorum. Şu site iyidir derseniz o da güzel. Teşekkürler.
Aracımın sigortası bitti. Online olarak yaptırmayı düşünüyorum. Deneyimlerinizi merak ediyorum. Şu site iyidir derseniz o da güzel. Teşekkürler.
0
mekaniker
(09.03.21)
sigortam.net'ten yaptırdım 10 dakika falan sürdü.
0
anten
(09.03.21)
sigortayı bilmem de kasko önemli.
0
mikahakkinen
(09.03.21)
iyi bir acenteye denk gelirsen daha ucuza halledersin.
sigortam.net de olur ama sigorta isinden iyi anlaman lazım. conku sana ucuzmus gibi sattıkları policeler kırpıla kırpıla kusa donmus policeler oluyor.

karsı tarafın hasarını ne oranda ve ne limitlerde odedigine dikkat et. cünkü üstünü sen tamamlamak zorundasın.
0
orpheus
(09.03.21)
Sigortam.net
Koalay.com

Trafikte en ucuzu yapıştırın. Kaskoda ise teminatları karşılaştırmak önemli. Detaylara dikkat.
0
robin one persie
(09.03.21)
sigortam.net

trafik sigortasında en ucuzunu yaptır. hatta kampanya var. 30 tl yakıt olarak geri alabilirsin ;

www.sigortam.net
0
delidir yakalayin
(09.03.21)
(9)

araç yatırımında değer kaybını engellemek

roket adam
son 3-4 yıldır trde vergi artışlarından ötürü eldeki kullanılan aracın bile fiyatı çok arttı ancak bundan sonra öyle olacağını düşünmüyorum. özellikle premium segmentte aracın değer kaybı yaşlandıkça / km yaptıkça çok daha yüksek oluyor.2018'de aracımı sıfır almıştım, şu anda 51 bin km'de. fazlasıyl
son 3-4 yıldır trde vergi artışlarından ötürü eldeki kullanılan aracın bile fiyatı çok arttı ancak bundan sonra öyle olacağını düşünmüyorum. özellikle premium segmentte aracın değer kaybı yaşlandıkça / km yaptıkça çok daha yüksek oluyor.

2018'de aracımı sıfır almıştım, şu anda 51 bin km'de. fazlasıyla memnunum, hiç bir şikayetim yok, ama bu saatten sonra değeri düşecek diye düşünüyorum. sizce maddi açıdan bakıldığında aşağıdakilerden hangisini yapmak mantıklı?

1) şimdi eldeki aracı satıp, üstüne çok borçlanmadan 0 km 2008, corolla gibi bir araç alabiliyorum (örnek olarak). yani premium segment değil ama normal markaların birinden araç alıp arabayı sıfırlayabilirim.
2) üstüne 100-150 bin tl civarı krediye girip aracı 0'ı ile değiştirebilirim. ancak çok da borçlanmak istemiyorum artık. bi de araba birebir aynı yani sadece kasası farklı diye o kadar para vermek mantıksız geliyor (araç audi a3 1.5, tüm bakımları yetkili serviste yapılıyor)
3) bu haliyle aracı bırakıp 5-6 sene kullanmaya devam ederim. ancak 5-6 sene sonra araç değiştirmek istediğimde çok daha fazla para ödemem gerekir.

çevremdekiler genellikle 2. seçeceği seçiyorlar ama 3-4 senede bir araç değiştirmek gerçekten israf gibi geliyor bana. özellikle 0 araç tercih eden arkadaşlara soruyorum, siz ne düşünüyorsunuz?
0
roket adam
(09.03.21)
3 tabii ki. uzun yıllar kullanırsan daha fazla kar edersin.
0
jelly bear
(09.03.21)
Sadece senin markana modeline özel bir fiyat artışı olmuş olsa sat başka al belki mantıklı olabilir, ama tüm piyasa artmış durumda şu an.

Satıp yenisini alana kadar çekeceğin sıkıntılar ya da sen alana kadar piyasanın iyice artmasıyla oluşacak zarar da olabilir.

Araban daha sıfır sayılır, uzun yıllar kazasız belasız bin inşaallah. Hani zaten premiumsa daha ne diye değiştireyim?
0
John Bloor
(09.03.21)
3 ya da 1 ama 2 değil.

Ha arac premiumsa ben satar corolla alirdim, premiumun masrafindan cikardim (sigorta, servis vs). Sonra o corollayi 7-8 yil kullanirdim.
2008 bindim; açıkçası dokunmatik ekrandan klima ayarlama uzun donemde sikinti cikartacak bir olay. Bu dokunmatige cok bağımlı arabadan uzak durmak lazım uzun donem kullanacaksak.
Corolla bence uzun dönem kullanacaksaniz hybrid motoruysa iyi secim olur.
0
logisticsmanager
(09.03.21)
Arac bir yatirim degil, deger kaybini engelemek de teknik olarak mumkun degil.

Arac dedigin devamli degeri dusen bir makina, bazi istisnalar haric tabii. Belli bir yasa gelince degeri sifirlanacak gibi dusunmek lazim.

Sen ne kadar kayiba tahammul edebilirsin bunu bilmen lazim. Araci sifir almissin, eger seni su ana kadar gordugun kayip strese sokuyorsa, boyunu gecen derinlikte yuzmeye calisiyorsun demektir, o zaman arac secimin hatali.

Bence 1 ve 2 direk hamallik. Bu sekilde 2 senede bir yeni arabaya binersin ama hayatin boyunca o arabanin kolesi olursun eger cok paran yoksa va arada farki aninda cikartip masaya koyamiyorsan. Bu secenekler icin ya cok paranin olmasi lazim ya da ana para kaynaginin araba olmasi lazim, baska turlu gereksiz para kaybindan baska birsey degil..

Dolayisiyla verdigin secenekler arasinda en mantiklisi 3.
0
cooperr
(09.03.21)
Hem değer kaybını önlemek hem de araç değiştirmek istiyorsanız, bence en mantıklı olan %50 ÖTV ye sınırdan girmiş araçlara bakmak. Mesela seat arona, sınırdan %50 ÖTV dilimine giriyor. İlerleyen yıllarda eğer seat ekstra bir indirim yapmazsa bu modelde döviz artışına bağlı olarak %80 ötv dilimine girecektir.
0
ciagra
(09.03.21)
iktisatçılar kan ağlıyor şu anda:)

Şaka bir yana araç bir yatırım değil yukarda da dendiği gibi.
Bir otomobili alıp yıllarca kullanmayı tercih ederim açıkcası.
O yüzden japon markaları rules:)

Sıfır araç bayide imzayı attığın anda değer kaybetmeye başlar.
O yüzden temiz ikinci eller kovalamak daha mantıklı olabilir.
0
anten
(09.03.21)
@ciagra +1
0
co2s2
(09.03.21)
EV'ler yaygınlaşana kadar o araba idare eder
o zamana yakın gelişmemiş illerden alıcı çıkar

araç keyfinden vazgeçme
0
bir soru sorcam
(09.03.21)
Mümkün değil ve tek yolu vergi artışı +1. O yol da artık ileride şansına nasıl denk gelirse öyle yansır. Bu yüzden 1 diyorum ki ben zaten aynısından yeni aldım. Bana kalırsa zaten bir eski evi bir de eski arabayı aldıkları fiyata aldıklarını düşünenler bence önümüzdeki senelerde kötü sürprizlerle karşılaşacak. Seninki yeni araç sayılır, istersen seni epey götürür. Düşündüğün fiyata elden çıkarıp sıfır aracı şu an görünen fiyattan alabileceksen değişiklik düşünülebilir, zamanlaması makul, ama bunun için bence elini biraz çabuk tutman lazım.
0
osssy
(09.03.21)
(9)

ev parası olarak duran dövizi korumak

buenosdias
merhaba 40 bin eurom var. ev bakıyorum. ama bulması ayları bulabilir. malum trde döviz bir artıp bir düştüğü için bikaç ay sonra büyük kayıp yaşamaktan korkuyorum. ne tavsiye edersiniz şimdi bozdurayım mı? yoksa risk budur diye bekleyip ev bulunca bozdurmadan direkt ödemeyi euroyla mı yapayım?
merhaba 40 bin eurom var. ev bakıyorum. ama bulması ayları bulabilir. malum trde döviz bir artıp bir düştüğü için bikaç ay sonra büyük kayıp yaşamaktan korkuyorum. ne tavsiye edersiniz şimdi bozdurayım mı? yoksa risk budur diye bekleyip ev bulunca bozdurmadan direkt ödemeyi euroyla mı yapayım?
0
buenosdias
(09.03.21)
Al-tın al.
0
1bir1bir1
(09.03.21)
"malum trde döviz bir artıp bir düştüğü için" soylemini garipsedim. Turk lirasi islem gordugu zamanlarin yuzde 20sinde yukselisteyse yuzde 80inde dususte. Bu orani attim, daha kotu olabilir.

Yatirim tavsiyesi degildir lol.
0
hot potato
(09.03.21)
duragan durumdaki doviz zaten otomatik olarak korunuyor caldirmadigin ya da birine kaptirmadigin surece :)
0
cooperr
(09.03.21)
bozdurma bankaya yatır. her türlü artar.
0
xrated
(09.03.21)
r evolution ++
0
neoluyokardesimnebutantantana
(09.03.21)
@r evolution +1

bu soruyla işe girince, devamında al-sat yapmak var. döviz çıkınca satıp, düşünce alabilecek misiniz?
0
co2s2
(09.03.21)
Avro cinsinden %1-2 faiz veriyor bankalar, ki bu miktara daha fazla da olabilir, bence faize yatır kafan rahat olur. evi de iki sene sonra alacam dersin o para bankada artar.
0
hosein
(09.03.21)
Türkiye'de maalesef temel düzeyde finansal okuryazarlık epey zayıf.
40.000 euro bankada durduğu sürece öyle kalacaktır. Belki TL bazında değeri değişir.

Ama euro da her para birimi gibi enflasyondan etkileniyor. Ama az ama çok. Bunu da unutmazdım ben olsam.

Bir yatırım danışmanıyla ya da bankayla görüşmek faydalı olabilir
0
anten
(09.03.21)
bir sorun olmaz.
0
silver apple
(09.03.21)
(12)

spor yapmaktan nefret ediyorum ama spor yapmam lazım

matilda
Spor yapmayı nasıl sevebilirim? 1 ay gittim ve hiç sevmedim. Düzenli de gittim aslında yani haftada 2 kere gittim ama hiç sevmedim, hiç eğlenceli gelmedi. Çok sıkıcı geldi. Koşu bandında gözlerimi kapatıp en sevdiğim şarkıları açıp koşuyodum bitmiyodu yine de. Sporu eğlenceli hale getirmek için ne y
Spor yapmayı nasıl sevebilirim? 1 ay gittim ve hiç sevmedim. Düzenli de gittim aslında yani haftada 2 kere gittim ama hiç sevmedim, hiç eğlenceli gelmedi. Çok sıkıcı geldi. Koşu bandında gözlerimi kapatıp en sevdiğim şarkıları açıp koşuyodum bitmiyodu yine de.
Sporu eğlenceli hale getirmek için ne yapabilirim ya? Spor da yapmam lazım forma girmek için.
0
matilda
(08.03.21)
Oyuna çevirmek el cevap. Herkesin zevk aldığı oyun da farklıdır. Basket, kort-masa tenisi, yüzme.. . Neler neler.

Bir de hedef olmalı. Hedef olunca sıkılınacak vakit bulamıyor insan.

Yüzmede bile bir süre sonra git-gel hapishane voltası gibi hissetiriyor. Su geçirmeyen kulaklık ararken buluyosun kendini. Ama hedef olunca başka. Samsung kıtalar arası boğaziçi yüzme yarışı el misal.
0
onemoremile
(08.03.21)
aynı sorundan müzdariptim sonra kendime nasketbol drill'leri buldum.
muazzam bir tempo ile yaptığım bi parkurum var. eğer varsa basketbla ilgin iletebilirim.

edit: dursun burada, belki başkaları da merak eder.
www.youtube.com
0
teritori
(08.03.21)
Lokasyon uygunsa bisiklet denenebilir. Veya squash ya da tenis benzeri şeyler. Bazı mahallelerde koşu yürüyüş grupları var, herkes birbirini gazlıyor falan, öyle bir buddy edinebilirsiniz.
0
whoosie
(08.03.21)
@whoosie aslında bisikletim ve fulle yakın ekipmanım var kask, eldiven vs. ama normal sporun yerini tutar mı bilemiyorum.
0
🌸matilda
(08.03.21)
spor salonu bence de sıkıcı.
ya cross fit gibi bir şey yapın ya da yüzün, kürek çekin, bisiklete binin, arkadaş çevreniz uygunsa basketbol ya da tenis oynayın.
yani spor yapmış olmak için o aletten o alete değil de, sevdiğiniz aktif bir spor bulup onu yapın.
0
blatta hiberna
(08.03.21)
Spor uzmanı değilim tabii ama açık havada mutlulukla yapılan bir spor (belki bir yerlere biraz da ağırlık çalışması eklerseniz) can sıkıla sıkıla ihmal edilerek yapılan spordan daha iyidir bence.
0
whoosie
(08.03.21)
Spor salonu sıkıcı olaiblir. Onun yerine daha rekabetçi sporlar denenebilir, tenis squash vb gibi.

Ya da freeletics, fitbit coach, active by popsugar gibi appler var. Bunlar hem daha kısa süreli hem de daha eğlenceli evden de yapılabilecek şeyler.
0
anten
(08.03.21)
oyun oynamayı seviyorsan nintendo switch + ring fit adventure al, 2 aydır kullanıyoruz memnunuz. aşırı eğlenceli, RPG şeklinde yapmışlar asla sıkmıyor. spor salonundan tek eksiği ağırlık oluyor. onu da zamanla kendimiz ekstra ağırlık vs alarak halledeceğiz.
0
nolmus yani
(08.03.21)
Farklı bir sppr branşına yönelin, şart mı fitness?
Tenis oynayın, basket oynayın...
0
Unde bach canim
(08.03.21)
Couch to 5K programını önermişti aynı soruyu sorduğumda biri burda.
0
kaset
(08.03.21)
Açık havada yap. Hafif tempo kardiyo ile başla. Zamanla açılırsın. Salonda da istasyon çalışması yapılabilir.
0
arnold schwarzeneger
(08.03.21)
GYM sevmiyor olabilirsin başka spor veya egzersizleri dene
3 kere gym'e kaydoldum hepsinde de 1 ay sonra bıraktım
evde egzersiz programlarından çalışıyorum haftada 2 kez açık hava koşu yapıyorum.
beni sardığı için hiç sıkılmıyorum.
sevebileceğin bir sporla uğraş.
0
ishak77
(09.03.21)
(8)

nasıl araba kiralıyorsunuz?

sir gawain
araba kullanmayı yeni öğrendim ve deneyim kazanmak için bir aylığına araç kiralamak istiyorum. bana araç kiralama sürecini salağa anlatır gibi adım adım anlatabilir misiniz? nelere dikkat etmem gerekir?kafama takılan -muhtemelen cevabı çok basit- sorular da var.misal benzin işi nasıl oluyor? aracı n
araba kullanmayı yeni öğrendim ve deneyim kazanmak için bir aylığına araç kiralamak istiyorum. bana araç kiralama sürecini salağa anlatır gibi adım adım anlatabilir misiniz? nelere dikkat etmem gerekir?

kafama takılan -muhtemelen cevabı çok basit- sorular da var.

misal benzin işi nasıl oluyor? aracı ne kadar benzinle aldıysam o kadar benzinle mi teslime etmeliyim? daha az/fazla benzinle teslim edersem ne oluyor?

kendi hatamla aracı sürtersem/çarparsam sigorta var mı? kaza durumunda araç kiralama şirketini arıyorum, onlar mı ilgileniyor?

son olarak, tavsiye edebileceğiniz şirket varsa onları da yazabilirsiniz (istanbul için).
0
sir gawain
(07.03.21)
5 yıldan kısa ehliyete arac kiralamazlar.

ilk kural asla merdiven altı bir yerden kiralama yapmamak, senet, kredi kartına 5000 bloke gibi seyleri duydugun anda oradan çık. kurumsalların kredi kartlarına vs kampanyaları oluyor. garenta, hertz, avis vs...

araç boş depo alınır boş depo verilir.

aracı teslim alırken iyice kontrol edilir ve bir durum varsa orada kayda geçirilir.
aracı kiralarken kiralama sigortası yaptırılır. surtme vb. gibi durumlarda bu masrafları sigorta öder. ancak uzun vadede aracın serviste kaldığı süre kadar kiralam bedelini senden tahsil edebilirler.

bir seçenek de kısa sureli kiralamalar icin drive yoyo, moov gibi serisler.
0
orpheus
(07.03.21)
orpheus;

ehliyet 15 yıllık. unuttum tekrar öğrendim.
0
🌸sir gawain
(07.03.21)
Depo boş alınıp boş verilir gibi bir kaide yok. Geçen hafta Enterprise'dan kiraladığım aracı dolu depoyla verip öyle teslim aldılar.
0
ultranil07
(07.03.21)
benzin ne kadarla aldıysan arabayı öyle bırakırsın. daha azla teslim edersen parasını ödersin ya da doldurup gel derler.

kasko var fakat kaza raporu tutturman gerekiyor. polise rapor tutturman gerekir. ek olarak mini hasar sigortası yaptırabiliyorsun 1500e kadar olan hasarları raporsuz atlatabiliyorsun. ama bu far, cam falan kapsamıyor.

enterprise, avis, garenta, budget gibi kurumsal firmalardan kiralayabilirsin

min 1 yıl ehliyet ve 21 yaş üstü olunca araç kiralayabilirsin kurumsal firmalardan.
0
jelly bear
(07.03.21)
Öncelikle eğer bulunduğunuz şehirde varsa saatlik kiralama yapan MOOV ve Tiktak'tan birkaç saatlik kiralamanızı öneririm.
Aylık araç kiralama sürecini bilmiyorum ama birkaç günlük, haftalık kiralama süreci şöyle:
(Bu arada kesinlikle büyük şirketlerden kiralıyoruz, küçük şirketlerden, senetlerden kesinlikle uzak duruyoruz)
-İnternetten ayırtırsınız aracı, kredi kartıyla ödersiniz (direkt gittiğiniz yerde ayırtmak ve almak da mümkün ama ne gerek var)
- Ehliyetinizin fotokopisini çekerler, kimi şirketler FINDEKS puanınıza bakmak ister ve sizden SMS'le onay ister bunun için
- Aracı kiralayacak kişinin kredi kartını isterler, karta bir miktar bloke koyalar 1000-2000 TL civarında
- Aracı alırken size "mini hasar" "kapsamlı hasar" "ikinci bir şoför" gibi ek hizmetler satmak isterler, çok acemiyseniz bence kapsamlı bir hasar sigortası ve ikinci şoför de alın (ikinci şoförün ehliyet bilgisi belki de kişinin kendisi gerekir, ona emin değilim)
- Aracı teslim alırken her yerine dikkatlice bakarsınız hasar, çizik, göçük var mı diye, varsa söylersiniz yazsınlar belgeye.
- Ardından araca biner gidersiniz
- Aldığınızda araçta ne kadar benzin varsa dönüşte de o kadar olmalı (çoğu şirket dolu benzin ile teslim edip aynı şekilde bekler, boş depoyla verenler de var, her şekilde aldığınız benzin kadar benzinle döneceksiniz)
- Kiralama bitip aracı geri getirdiğinizde benzine bakarlar, hasar var mı diye bakarlar, bir sorun yoksa anahtarı verir ve hayatınıza dönersiniz
- Bir süre sonra kredi kartındaki bloke kaldırılır
- Aylar sonra trafik cezası gelebilir, köprü-otoban parası gelebilir. Gelince ödersiniz.

İyi sürüşler,

- Moov by Garenta
- Tiktak
- Garenta
- Avis
- Hertz
- Europcar
- Sixt
- Budget
- Rentalcars.com
0
michael_knight
(07.03.21)
öncelikle 5 yıl değil 1 yıldan az ehliyete araç verilmez. 1 yıl ve üzeri ehliyete de belirli segmentlerde araçlar veriliyor.

-aracı alırken sigorta çeşitleri var. garentanın sitesine girip araç kiralayacak gibi ilerlerseniz görürsünüz. clio, megane gibi parçası ucuz bir araç alacaksanız orda günlük 40-45 liralık bir sigorta vardı 1500 liraya kadar sözlü beyanla problem çözülür. örneğin aracın tamponunu sürttünüz bir karışlık bir çizik olsun, clio'da buna boya attırmak uygun fiyatlıdır zaten. eğer siz sigorta aldıysanız sözlü beyanla problemsiz bir şekilde kiralamanızı tamamlarsınız. ama örneğin gidip tamponu bıraktınız bir yerde. o zaman yapılacak şey şu, araç kirasını birkaç gün uzatıp (internetten veya telefonla uzatırsınız hatta hiç gitmezseniz otomatik uzat) aracı sanayide yaptırıp geri götürmek. gidip o şekilde aracı teslim ederseniz muhtemelen sanayide cebinizden çıkacak tutarın 10-20 katını sizden tahsil ederler.

**ayrıca burayı yıldızlamak istedim. kiralık araçların kaskosu olmuyor. olsa bile araç 3 günde toparlansa bile 15 günlük sanayi yatışı çıkarıp aracın kiraya çıkmadığı günlerin masrafını x2 kat olacak şekilde sizden tahsil ediyorlar. kurumsal firmalar böyle. mahalle arası firmalarda zaten arabanın parasını almadan yakanızı bırakmazlar.

-yakıt konusna gelince, firmadan firmaya hatta şubeden şubeye göre değişir ama bunu size söylerler zaten. boş alıp boş verirsiniz, dolu alıp dolu verirsiniz ya da aldığınız seviyede bırakırsınız. eğer yakıtın altında verirseniz sizden işlem ücreti adı altında bi 30-40 lira alıp bir de aradaki yakıt farkının ücretini alırlar.

-firmada yetkilinin yanında aracı teslim alırken etrafını gezip altlı-üstlü video çekerim ben. gezerken gördüğüm tüm yerleri çalışana bildirip sisteme geçmesini söylerim. o da zaten benim bir adım önümde burası şöyle şurda şu var diye söyler ama gözünden çok şey kaçıyor arkadaşların :) ayrıca bu söyledikleriniz sistemden döküm olarak çıkarılıp imzalanıyor. kağıdı imzalamadan kontrol edin. ben 3 yıldır garenta'yı kullanıyorum. sistemleri kötü ama 3-4 farklı şubesini de kullandım sorun yaşamadım. şimdilik devam.
0
golgi aygıtı
(07.03.21)
Öncelikle iyi bir firmadan kiralayın paraya kıyıp.

Garenta'yı tavsiye ederim. Hem uygun hem de ilgililer.
Daha fazla bütçe varsa Avis.

Kira firmaları eskiden full depo veriyordu, full depo istiyordu. Ama insanlar suistimal ediyormuş. O yüzden boş depo alırsın arabayı. En yakın benzinciye götürecek kadar vardır içinde.

Ne olur ne olmaz diye full paket kasko alın.

Ben aylık kiralama yaptım. Garenta fena fiyat vermiyor.

Bu arada internetten kiralayın, daha ucuza gelir.

Ama aracı teslim almaya giderken internetten ödeme yaptığınız kredi kartını isterler. Bir de kartın sizin adınıza olması lazım.

Bir de her firmada var mı bilmiyorum ama findeks puanına bakıyorlar.
0
anten
(08.03.21)
@orpheus'a ek olarak:

- küçük şehirlerde depo boş alınır boş verilir, büyük şehirlerde dolu alınır dolu verilir.

- eğer kaza vs. gibi durum olursa hemen kaza raporu düzenle ve en yakın karakola imzalat. atıyorum aracı park yerinden çıkartırken bile olsa bunu yap. normalde 500 TL'lik masrafı 3bine kitlerler sana.

- moov - tiktak vs. gibi saatlik kiralamalar da var eğer üç büyük şehirden birindeyseniz.
0
hosein
(08.03.21)
(5)

Fox News muhabiri Israil Savunma bakaninin karsisinda ne bicim oturuyor?

speedy
Adam Savunma bakani ustelik Netenyahu'dan koltugu devralacak yakin zamanda bir de. Amerikan rahatligi mi guc gosterisi, bilincli bir sey mi sizce?Kaynak: https://www.foxnews.com/world/israel-strike-plan-iranian-nuclear-sites-defense-minister-interview
Adam Savunma bakani ustelik Netenyahu'dan koltugu devralacak yakin zamanda bir de. Amerikan rahatligi mi guc gosterisi, bilincli bir sey mi sizce?

Kaynak: www.foxnews.com
0
speedy
(05.03.21)
bunlar kültürel konular. Biz çok takılırız ama bazı kültürler umursamaz.
Mesela hiç "baban geldi lan toplan" diyen amerikan babası görme ihtimaliniz, bu cümleyi kuracak türk baba görme ihtimalinden daha düşük.
0
anten
(05.03.21)
yahu ben de çok değişik bir şey sandım. şimdiki kuşağa "babanın (ya da büyüklerin) karşısında bacak bacak üstüne atılmaz" lafı nasıl saçma geliyorsa bu başlıktaki durumu garip karşılamak da aynı şekilde saçma bence.
0
ardt
(05.03.21)
Kesinlikle normal degil. Biden'in en son aradigi liderlerden biri Netenyahu idi. Bidenlar Gantzci. Trump-Fox avanesi Netenyahucu. Bunlar Gantz'i buldular akillarinca karsisinda artislik yapiyorlar. Israil ici guc cekismeleri Amerika'da da yasaniyor haliylee
0
neverletyougodown
(05.03.21)
Bürokrasi hastalığına tutulmuşsunuz hiç sorun yok bence. Dediğimi rahmetli çok güzel açıklamış.

youtu.be
0
Hallegadola
(05.03.21)
ben bir sorun göremiyorum. bacak bacak üstüne atma olayına bu kadar takıntılı insanlar kaldı mı hala? hele bir amerikalıdan bu konuda özen beklemek saçma.
0
dafuq
(05.03.21)
(4)

Oyun Tavsiyesi Sorusu / Kaostan Huzur Bulmak ( Fortnite Gibi Birşeyler )

burka
MerhabaYer yer Fortnite oynuyorum ve sağolsun oyunun build özelliği yüzünden bina mı yapıyoruz yoksa kapışıyor muyuz belli değil. Ben de zaten hedef alması başarılı biri değilim ama gene de o koşuşturma hoşuma gidiyor. Öte yandan oyunun haritası, esprili tarzı ve mekaniklerini de seviyorum. En çok s
Merhaba

Yer yer Fortnite oynuyorum ve sağolsun oyunun build özelliği yüzünden bina mı yapıyoruz yoksa kapışıyor muyuz belli değil. Ben de zaten hedef alması başarılı biri değilim ama gene de o koşuşturma hoşuma gidiyor. Öte yandan oyunun haritası, esprili tarzı ve mekaniklerini de seviyorum. En çok sevdiğim şey ise güzel bir tepeye konuşlanıp elalem birbiriyle çatışırken onları seyretmek. Denk getirirsem 1-2 kurşun sıkmak. Oyunun arka plan sesleri, rüzgar hışırtısı resmen huzur veriyor ama diğer oyuncuları da seyretmeyi seviyorum.

Şimdi, böyle başka oyunlar da var mı ? Mesela birkaç sene önce Trove oynardım. Orada da balık tutar, deniz kıyısında filan otururdum ama ona çoktandır bakmadım. Yeni dönemlerde de neler var pek araştırmadım. Tavsiyeleriniz nedir beyler bayanlar ?
0
burka
(05.03.21)
hurtworld
0
anten
(05.03.21)
son zamanlarda moda Valheim
0
nahtoderfahrung
(05.03.21)
Sea of Thieves oneririm. Yeri geldi mi gayet sakin bir oyun, grafikleri cok guzel, denizde takil, balik tut, define kaz. Yeri geldi mi cok kaotik oluyor.

Diger oyunculara dikkat et, mesafeni koru cunku %95i saldirip seni batirmaya calisacak. O yuzden cok gelgitli bi oyun, bi an bi adada sakin sakin balik tutarken, yani basinda gemi gorup pat diye aksiyonun icine girebiliyorsun.
0
Haldamir
(05.03.21)
Yanıtlar için teşekkürler

@anten Biraz baktım, Rust benzeri bir oyun demişler ama ikisini de detaylı araştıracağım.

@nahtoderfahrung Valheim grafikleri hoşuma gitti, oldukça yüksek yorumlar almış beğenilmiş. Buna da bakacağım.

@Haldamir Bunu bir deneyeceğim, zaten bilindik bir oyun ve korsan, deniz teması her zaman hoşuma gitmiştir. Elalem gemi basarken ben de balığımı tutarım, mis :)
0
🌸burka
(06.03.21)
(11)

Fikirtepe'de neden ev almamaliyim

mhmtt
ev almamak gibi bir secenek yok. ev alinacak, zorunlu gibi dusunun bunu sorgulamayin pls.Fikirtepe residance yapiliyor bir suru, istanbulun merkezi, 5-10 yila bu insaatlar biter yasam oturur gibi. fiyatlarda abarti degil. istanbulda ev alinacak en mantikli yer gibi. ne diyusunuz?
ev almamak gibi bir secenek yok. ev alinacak, zorunlu gibi dusunun bunu sorgulamayin pls.

Fikirtepe residance yapiliyor bir suru, istanbulun merkezi, 5-10 yila bu insaatlar biter yasam oturur gibi. fiyatlarda abarti degil. istanbulda ev alinacak en mantikli yer gibi. ne diyusunuz?
0
mhmtt
(05.03.21)
Neden almayasiniz ki? Bence gayet güzel.
0
allah yazdiysa bozsun
(05.03.21)
Bıçaklanmak istemiyorsan Fikirtepe'den ev almamalısın.
0
rahibeler terasa
(05.03.21)
Ev ararken baktım o tarafa (baktığım siteler istanbul 216, kentplus, concorde vs) sonra Ataşehir'de karar kıldım. Nedenlerini şöyle sıralayayım:

İnanılmaz bir trafik ve gürültü kaynağı olacak bir bölge, bir sürü blok ufacık bir alanda sıkışmış durumda.
Henüz daha sitelerin hiç birinin yönetimi oturmuş durumda değil, ödeme disiplini olmadığı için acayip aidat paraları ödeniyor.
Site sakinleri kentsel dönüşümden ev sahibi olan toprak sahiplerinden de oluşuyor, onlar aidat ödemek istemiyorlar sıkıntı yaratıyorlar, oturuyorlarsa da site yaşamına alışkın değiller.
Binalar dipdibe, sadece e5'e bakan cepheler biraz daha ferah, onda da gürültü sıkıntısı var yine.
Bazı binalarda halen kat irtifakı tapusu veriliyor, gerçek tapular çıkmış durumda değil. Koca koca binalar şantiye elektriği kullanıyor.

Konforlu bir bölge değil yani maalesef. Bi 10 seneye falan her şey yerli yerine oturur ama trafik ve gürültü çok büyük problem oluyor şimdiden, binalar çok dip dibe maalesef. Rezidans sevmeme rağmen bu dipdibelik ve kalabalık yüzünden rezidans konforundan uzak bir yer yani, o yüzden o bölgede fiyatların bu saatten sonra aşırı artacağını düşünmüyorum. (bkz: #113786465)
0
roket adam
(05.03.21)
Fikirtepe ghetto oldu. Bir dönem Brooklyn Park’da oturma gafletinde bulunduk aman diyim.
0
suicides underground
(05.03.21)
Fikirtepedeki rezidanslardan ev almadan önce yorumlara bak. Ben kentplusta kiralamayı düşünüyordum, biraz araştırdım pek iç açıcı değil. Ekşide kentplus başlıklarına bakabilirsin
0
mg3929
(05.03.21)
etraf güvensiz.
ooo residans falan diyip daire alan genellikle -görece- düşük gelirli kesim. yani bu noktada da residansta yaşamanızın bir anlamı kalmıyor.
trafik berbat ama 5-10 seneye o bölge daha berbat olacak.
gürültü, hava kirliliği, her türlü toplu taşımaya (ve bu toplu taşıma araçlarıyla taşınan her türlü insana) açık bir yer.
kentin karanlık yüzü olarak kaldı fikirtepe yani bir subcultre gibi, güvenliğin huzurun daha az oluduğu tekinsiz imajını koruyor.
bizde kentsel dönüşüm sadece inşaat yapmaktan ibaret olduğu, sosyal bir dönüşüm sunulmadığı için fikirtepe varoştu hala varoş. sadece gökdelenli bir varoş mahalle oldu.
yeni yapılan binaların (deprem açısından demiyorum) ince işçiliği, tesisatı vs de şüpheli.
aynı bütçeye anadolu yakası sahil hattından veya ataşehirde en azından yukarıda sayılanları bir kaçının olumlu olacağı seçenekler mevcut.
0
rewlack
(05.03.21)
Daha geçenlerde tv'de gördüm koskoca residans ama imarı yok, su-elektrik-asansör çalışmıyor.
5-10 sene diyorsunuz ama kendi kendine oturmayacak bu yaşam. O zaman kadar ben kiracı olsam oturmam - yani ev sahibinin onca aidatı aylık masraf gibi düşünmesi lazım. İlave masraf illa ki çıkacak. Kendiniz otursanız komşularınız eski gecekondu sahipleri olacak.

Roket adam ne dediyse+1
0
SiyamkedisiZorro
(05.03.21)
Ben gittim dolaştım, pırlanta'dan deniz gören daireler alınır.

O paraya o evler alınır mı bilemem ama illa alınacaksa elbette alınır.

e5 yanı teknik yapı o civar değil de pırlanta hem içeri çok ta girmeden güzel daireleri var, banyoları küçük.
0
liberal
(05.03.21)
çok ayakaltı bir yer. uzun vadede trafik, kalabalık ve gürültü yorar.
0
mj23
(05.03.21)
Birkaç sene sonra trafikten vb eve girip çıkmak dert oluyor.
Benzer bir bölgede oturuyorum bak akşam köprüden çıkıp eve yaklaşıyorum son 2-3 km 20 dakika sürüyor:)

Çünkü bu bölgelere yol, altyapı sokak genişletme vb yapılmadan eski nüfusunu katlayacak büyüklükte binalar yapılıyor. O yüzden korkunç bir kaos oluşuyor birkaç sene sonra yaşam oturunca.

Çok daha iyi seçenekler var bence anadolu yakası'nda.

Bir de bu bölgelerin demografik yapısı öyle kolay değişmiyor.

Araban yoksa dert sıkıntı. Gece geç saatte rahat gidip gelemezsin. Huzursuz olursun.

Araban olsa bile eşin, dostun, çoluğun çocuğun, kız arkadaşların vb için rahat gidip gelecekleri bir ev olmuyor. Ben ataşehir'deyim. Oturduğum yer güzel mesela. Ama çevresi sıkıntı. Ana caddeler pırıl pırıl, 3-4 sokak aşağı iniyorsun dert.

Ki Ataşehir artık epey oturmuş bir lokasyon.

Bir de tam anlamıyla bitmemiş projelerden ev almak Türkiye'de hep dert. Çok çok iyi güvenilir bir inşaat şirketi olması lazım (ki onlar 1-2 tane Türkiye'de).

Daha geçen ay karda kışta bir sitenin gazı kesildi. iskan miskan yuzunden.
0
anten
(05.03.21)
gecenlerde tv de gördüm diyen +1. baya kışın ortasında kombi falan çalışmamış. Fikirtepe'de bir siteden bahsediyorlardı.
0
camene87
(19.03.21)
(3)

Outdoor, spor alisverisi

fearisthemindkiller
Istanbul'da bildiginiz bir outlet magazasi var mi outlet ya da spor kiyafet, malzeme vs almak icin? Ya da web sitesi ? Neresi uygun? Ve ikinci el gym ekipmani almak istiyorum, nerden alabilirim?Avrupa yakasinda mumkunse.
Istanbul'da bildiginiz bir outlet magazasi var mi outlet ya da spor kiyafet, malzeme vs almak icin? Ya da web sitesi ? Neresi uygun? Ve ikinci el gym ekipmani almak istiyorum, nerden alabilirim?

Avrupa yakasinda mumkunse.
0
fearisthemindkiller
(04.03.21)
Göztepe Optimum.
0
himmet dayi
(04.03.21)
göztepe optimum spx
0
anten
(04.03.21)
Karaköy iskele yakınlarında var birkaç
0
Mirket
(04.03.21)
(7)

Konuşma Sanatı

nicky nick
Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinden iyi bir bölüm mezunuyum. Çevrem tarafından da zeki olarak atfedilen bir insanım. Bu konuda sıkıntı yok. Fakat samimi arkadaş ortamı haricinde bir ortamda bulunduğumda (yeni tanışılan insanların ortamı, iş toplantısı vb.) sanki beynim duruyor. Konuşmak i
Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinden iyi bir bölüm mezunuyum. Çevrem tarafından da zeki olarak atfedilen bir insanım. Bu konuda sıkıntı yok. Fakat samimi arkadaş ortamı haricinde bir ortamda bulunduğumda (yeni tanışılan insanların ortamı, iş toplantısı vb.) sanki beynim duruyor. Konuşmak istediğim çok şey olsa bile beynimde toplayamıyorum, üzerime bi mallık çöküyor ve konuşmaya başladığımda konu dağılıyor. Konuşurken beynimde ben ne diyorum, dışarıdan konuşurken nasıl görünüyorum diye sorgulamaktan konuşacağım şeyleri bağlayamıyorum. Konuşurken 10 saniye sonra söyleyeceğim şeyleri düşünürken anlık konuşmadaki düzgün kelimeleri seçemiyorum. Bazen de karşı taraftaki kişi veya kişilerin benim konuşmamdan sıkıldığını ya da ses tonumdan irrite olduklarını düşünüyorum, vücut dilleri böyle gösteriyor. İş toplantılarında sırası geldiğinde konuşan ve sonra susup hiçbir etkin rol almayan, konuştukları dikkate de çok alınmayan birisi gibi hissediyorum.
Bazı insanlara bakıyorum, konuşurken kendilerini çok güzel dinletiyorlar, doğru kelimeleri seçiyorlar, sanki konuşmaya başlamadan önce ne konuşacağını ezberlemiş de onları söylüyor gibi duruyorlar. Bunu nasıl yapıyorlar? Özgüven ile mi alakalı? Kitap okuma alışkanlığı olmadığını bildiğim insanların arasında bile var böyle tipler.
Bir ilaç olsa da gün boyu 2-3 duble rakı kafasını sağlasa, o zaman her şey çözülür gibi hissediyorum, seviyesinde alkollüyken bu sorunları çok fazla yaşamıyorum. Ama öyle bir ilaç yok tabii ki.
Bunu aşmak için ne yapmak gerekir? Psikolog mu? Udemy'dan veya başka ortamlardan hitabet dersi mi? Özgüven geliştirme çalışmaları mı? Ne yapmalıyım?

Teşekkürler.

P.S. Düzenli kitap okuyan bir insanım, kitap okumuyorsun o yüzden olabilir diye yorum yapacaklar için önden söyleyeyim.
0
nicky nick
(04.03.21)
Konuşma, kendini dinletme tıpkı bir resim veya müzik yeteneği gibidir bana göre. Bu dediklerinizin hiçbirine sahip olmayıp hatta eğitimsiz insanlar bile bazen öyle bir konuşuyor ki hayretler içerisinde dinliyorsunuz. Siz kendinizi fark etmemiş olabilirsiniz, sebebi tak şudur demem çok zor o yüzden önce bi gerçek nedene odaklanmak gerektiğini düşünüyorum. Kişinin fiziksel şekli bile konuşma şekline yansıyor icabında.
0
olaylar olaylar
(04.03.21)
dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemi var gibi geldi bana.
psikolog değilim.
0
rewlack
(04.03.21)
Ozguven eksikligi. Bastan bir on kabul yaratmissiniz kendinizle ilgili. Bunu degistirmeniz gerekiyor. Bunu da cok basit sekilde bu hikayeyi tam tersi olarak dusuneceksiniz. Bugune kadar hep iyi bir konusmaci oldugunuzu, herkesin sizi istekle dinledigini ve sozu gecer biri oldugunuz on kabulunu yerlestireceksiniz icinize..

Neville Goddard ogretilerini takip ediyorum uzun bir suredir. kendimizle ilgili (ve aslinda hayatimizdaki her kisi ile ilgili.. ama o konuya girmeyelim simdi) her tur on kabulumuz degistirilebilir, kotu anilar dahil. Bu degisikligi yaptiginizda farki gormeye baslarsiniz.
0
2oda1salon
(04.03.21)
@rewlack +1
Bende de oluyor bu son zamanlarda. Kendimi rahat hissetmedigim zamanlarda boyle. Toplantilarda, gorusmelerde bisey soruldugunda veya soz aldigimda ne soyledim diye kendim de anlamiyorum bazen. Konusmaya baslayinca kafamdakiler birden ucuyor sanki. Dikkat daginikligi en buyuk sebep sanirim.
0
Kirmizibavul
(04.03.21)
Mesleğim gereği çok fazla sunum yapıyorum.
Konuşma ve hitabet aslında epey meşakkatli bir zanaat.
Üstelik konuşma sadece konuşma değil, sizin karakterinizin bir yansıması.
Yani nasıl bir karakterinizi varsa (baskın, içedönük, lider ruhlu, dışa dönük, asabi, yumuşak başlı vb.) konuşmanız da öyle şekillenir.

Sadece kitap okumakla, zekayla alakalı değil.

Ama en temelde özgüven ve beden dili çok önemlidir kendini dinletme konusunda. Ses kontrolü, beden dili hatta belki giyim kuşam bile etkili bu konuda.

Elbette beden dilini kontrol etmeye çalışmak dışardan çok eğreti durabilir. Bunu doğal yapmak da bir beceri.

Bol bol ayna karşısında pratik yapmak, kendini konuşurken videoya çekmek, sonra izlemek vb. faydalı olabilir.

Bir de iyi konuşmanın sırrı komplike olmak değil, basit olmakta. Kısa ama öz cümleler kurmak lazım.

Bir analiz vardı Trump'ın başarısını analiz ediyorlardı konuşmaları üzerinden. Bütün rakiplerinin konuşmalarındaki kelime dağarcıkları lise son, üniversite vb. seviyesindeyken,

Trump'ın kelime seçimleri ilkokul 4 seviyesinde. bu tabii ki metin yazarlarının özellikle yaptığı bir şey.

Basit her zaman iyidir.

Basit konuşmak sizi de rahatladır.
0
anten
(04.03.21)
ben de meslek gereği sürekli sunum ve konuşma yapıyorum, bunlar içinde 300-500 kişilik gruplara konuşmak da var. bir üstteki arkadaşın belirttiği gibi bu bir süreç, yani a'dan z'ye birden müthiş bir sonuç yakalayamazsın. benim tahminim bu heyecandan kaynaklanıyor, sahne kilitlenmesi yaşıyorsun. bunu yenmek için de daha sık yapmak lazım, üstüne gideceksin yani. işin buna elvermiyorsa mesela istanbulda toastmasters diye bir grup var, ara ara buluşup insanlar birbirlerine 10 dklık konuşmalar yapıyorlar. kendi konuşmalarını videoya çekmek de bir yöntem. evde konuşup videoya çek, izle, kötü olan yanlarını iyileştir. bu tarz aktiviteler kendine güvenini artıracaktır, kendine güvenin artınca o "işte konuşamıyorum etkin rol alamıyorum" etkisini de yenersin. yani kendine güvenini artırmak için sürekli pratik yapman lazım.

ha bu arada evet bu karakterle de alakalı, bazı insanlar doğuştan böyle oluyor. benim ailemin yetiştirme tarzından dolayı ben hazır girdim resmen bu konuya, yani zaten herkes baskın karakterdi ve herkes bir şeyler anlatıyordu, bizde hiç sessiz insan yoktur. ama sonradan da edinilebileceğini düşünüyorum.
0
roket adam
(04.03.21)
sebepleri şunlar:
1. özgüven eksikliği: konusurken insanların sıkıldıgını ve dikkate alınmadıgını düşünüyorsun. bu düşünce seni iyice baskı altına alıyor ve daha kötü konusmaya başlıyorsun. içinden çıkılmaz bir döngü haline geliyor.
2. yetenek/çalışma/tecrübe: çok zeki, bilgili, yakışıklı, kitap okuyan birisi olabilirsin. bunlar daha iyi yüzmeni sağlamayacağı gibi daha iyi konuşmanı da sağlamaz. konuşmak apayrı bir olay. bu konuda hiç bir çaba sarfetmemişsin belli ki. insanlar daha iyi konuşmak için kendini geliştiriyor. bu konuya özel kitaplar, videolar, kurslar var. beden dili eğitimi vs çalısıyor insanlar.
ayrıca ailende veya yakın çevrende iyi hatipler var ise bunları gözlemleme şansın olur. belli ki senin yok. bazı şeyler aileden öğreniliyor.
0
dafuq
(04.03.21)
(5)

şu arabada ne yamuk çıkabilir?

duyurukullanıcısı
https://www.sahibinden.com/ilan/vasita-otomobil-jaguar-jaguar-x-type-2.0d-sorunsuz-884744813/detayadamlar ne güzel resimler koymuşlar vs.
www.sahibinden.com

adamlar ne güzel resimler koymuşlar vs.
0
duyurukullanıcısı
(02.03.21)
Aha bir zamanlar hayalimdeki araba. 6-7 sene once 40bin tl civarindaydi bunlar, simdi 100bin olmus vay be.

Hic bindin mi bu arabaya? Disardan "bana kalirsa" gelmis gecmis en guzel arabalardan ancak ic tasarimi (haliyle) cok eski kaldi artik. Binince anliyorsun ne demek istedigimi. Binene kadar hayalimdeki arabaydi diyeyim sen anla. Simdi bulundugum ulkede 1 maasimla cok rahat alabiliyorum bunlardan, bir cilginlik yapip alsam mi diyorum bazen ama ic tasarimi hos degil :(

Jaguar oldugu icin masrafli biraz, artik 15 yasinda oldugu icin duzenli olarak ustaya goturmek gerekir.
0
fakyoras
(02.03.21)
motor - mekanik olarak o zamanki dizel ford mondeo'larda ne yamuk çıkabilirse odur, altyapısı ve motorları aynı diye hatırlıyorum.
geri kalanı jaguar olduğu için, parça maliyeti yaygın markalardan fazla olabilir.
0
gkhncnzdgn
(02.03.21)
Yamuk çıkmasından daha öte bu araçla sanayiye girdiğinde araçtan anlayan usta bulamazsın, servise giderim deme bir sadece silgeç, ayna, müşür ayarı için servise gidilmez. Yedek parçası zor bulunur bulsan bile hem pahalıdır hem de geç gelir. Vakti ve parası olan yani patron diye tabir ettiğimiz adamlar için ideal bir araç orası ayrı.
0
kanlakarisikyagmur
(02.03.21)
İkinci el bakarken ben de bu araçlara çok yükselmiştim.

Ama sonra diğer jaguar muadillerine baktım km, yıl, vb.
muadilleri 130-140 binlerdeyken bu niye ucuz?

Yani 100.000 liraya 2008 model b sınıfı araç satarlarken d sınıfı bir aracın aynı fiyatta olması garip değil mi?

Hadi diyelim piyasası yok...

Hadi vergi dilimi yüksek...

Sonuçta 4x4'ler de ucuza gidiyor.


Bu sefer de bu araçla uğraşmak dert. Zaten benzinden ağlatır.

fotoğraflara bakmayın ne çakallıklar oluyor.

Ben bi fotoğraftan görüp beğendiğim arabayı ustaya gösterdim ilandan. Adam 2 yerde müdahale var dedi. Sordum varmış:)

Dizel diye baktığım araç Ruhsatta benzin işli. motor dizel. Yinee aynı usta direkt kaç şase birleştirme yapılmış olabilir demişti.
0
anten
(02.03.21)
bu devirde paras sikintisi olmayan koleksiyoner falan degilsen 15-20 yasini gecmis premium arac alinmaz, pek marka fark etmiyor. Bildigim kadariyla x-type jaguar'in en problemli araclaridan biri, zaten altyapi da ford. Buyuk ihtimal bu kmye tek motor ile gelmemistir.
0
cooperr
(02.03.21)
(5)

takip edilesi yazılım, bilgisayar guruları

nlgyrn
programlama, bilgisayar bilimi, yazılım, bilişim, teknoloji vs alanında takip ettiğiniz podcast, youtube kanalları var mı? ama öyle işin tıklanmasında olan gençlerden ziyade işinin ehli profesörler mesela
programlama, bilgisayar bilimi, yazılım, bilişim, teknoloji vs alanında takip ettiğiniz podcast, youtube kanalları var mı? ama öyle işin tıklanmasında olan gençlerden ziyade işinin ehli profesörler mesela
0
nlgyrn
(01.03.21)
podcast değil de haber sitesi arıyorsan bu işin tillahı hacker news

news.ycombinator.com
0
nahtoderfahrung
(01.03.21)
Sanırım sadece iPhonedo'yu takip ediyorum. Faruk beyciğim yeni apple ya da android ürünlerinin bir kısmını inceliyor. Oldukça geyik. Tüm videolarını izlemişimdir.
0
himmet dayi
(01.03.21)
ben takip ettiklerimi yazayım:

nesne yönelimli programlama hakkında çok bilgili, genel olarak proje yönetimi konusunda da ilginç fikirleri var:
www.yegor256.com
www.youtube.com

bu arkadaş kafka ve go konusunda uzman. eğer olur da bu teknolojilere yolunuz düşerse bakın:
rmoff.net

netflix teknoloji bloğu, akıl almaz bir çapta iş yapıyorlar ve büyük problemleri çözüyorlar genelde. bir de hikayeleştirip anlattıkları için okumayı seviyorum.
netflixtechblog.com

benzer şekilde slack teknoloji bloğu:
slack.engineering


teknoloji olarak linus tech tips meşhurdur oldukça, hemen her güncel teknoloji konusunda videoları var
www.youtube.com

benim gibi eski bilgisayar parçalarına ilgi duyuyorsanız, bunları inceleyen bir kanal LGR:
www.youtube.com

bunlar dışında takip ettiğim iki iyi programlama kanalı:
www.youtube.com
www.youtube.com
0
nehara
(01.03.21)
youtube yalınkod
0
anten
(01.03.21)
türklerden sadece (bkz: mehmet ince)'yi takip ediyorum.
0
roket adam
(02.03.21)
(8)

Hangi Piyano?

yanqoue
Seçenekleri 3'e indirdim.Yamaha YDP144 - 10500 TLKawai KDP 110 - 7750 TLKawai CN29 - 10500 TL
Seçenekleri 3'e indirdim.

Yamaha YDP144 - 10500 TL
Kawai KDP 110 - 7750 TL
Kawai CN29 - 10500 TL
0
yanqoue
(01.03.21)
yeni öğrenmek isteyen biri için bu piyano ve fiyatlar çok uçuk. harcayacak çok param var hevesim de asla geçmez diyorsanız basın parayı yamaha'ya.
0
uuth
(01.03.21)
ben roland rp102 aldım, başlangıç için çok güzel alet. tavsiye ederim.
0
clones
(01.03.21)
kawaii es110 daha uygun, daha pratik
0
anten
(01.03.21)
ben de cevabı kısaltayım: ucuz olan.
0
filteria
(01.03.21)
Kawai kdp 110 güzel bir piyano.
0
chihirovekohaku
(01.03.21)
Kawaii kdp 110.

Zamaninda kdp110 ile cn25 arasinda kalmistim ama fiyat olarak 500 lira fark ediyordu sadece :D bu fiyat farkina degmez. Kpd110 alin gitsin, bu kadar kafa yordugunuza degmez aralarindaki farklar.

Yamaha iyidir ama parayi basacaksaniz clavinova 400+ serisine basin, YDP basit giris modeli, Kawaii'den cok farkli olmayacak ses ve tusesi sizin icin.
0
taurina
(02.03.21)
casio celviano ap 450 var bende. 6 yil falan oldu gayet memnunum. alirken bayagi arastirmistim. pazarlik yapin alirken, etiket fiyatini vermeyin. karakoy yokusunda bir yerden almistim.
0
camussar
(02.03.21)
Kawai'deki durumu bilmiyorum ama Yamaha'nın servisi berbat. Ürünü sattıktan sonra arkasında duran yok. Uzak dur derim.
0
lancelot du lac
(02.03.21)
(7)

açık parfümler

cursor
Döviz ile birlikte parfüm vb fiyatları da pek tabiki uçup gitmiş.Açık parfüm konusunda erkek kokularında önerebileceğiniz markalar veya siteler var mı? Var mıdır bunların bir farkı?
Döviz ile birlikte parfüm vb fiyatları da pek tabiki uçup gitmiş.

Açık parfüm konusunda erkek kokularında önerebileceğiniz markalar veya siteler var mı? Var mıdır bunların bir farkı?
0
cursor
(28.02.21)
Oriflame'e bakın derim 36 liraya 100 ml parfüm almış eşim bana. Gayet de başarılı. En son D&P den parfüm almıştım, sıkınca boyumu tahriş ediyordu.
0
Arthur Dayne
(28.02.21)
Açık alacağınıza gratis gibi yerlerde uygun fiyatlı bir parfüm almak daha mantıklı bence
0
all girls dream
(28.02.21)
david walker ı tavsiye ederim, baya kalıcı.
alırsan açık parfüm diye fazla sıkma sakın.
0
gaza gelen
(28.02.21)
sakın sakın.
kullanmayın da gerekirse karbonat sürün geçin.

zara'ya bakın? nispeten iyidir.
eyüp sabri tuncer'ın falan atelier dükkanlarında güzel parfümler de oluyor. en kötü 70 derece kolonya serisinde ocean falan kokularına bakın. hem hijyenik olur hem de kolonyaya göre kokusu çok kalıcı.

avon ve oriflame'e de bakabilirsiniz. int.ten bulursunuz.
0
rewlack
(28.02.21)
Farmasi Shooters kullanıyor kardeşim yazdan beri. 76 liraya getirttim en son 100 ml. Eski parfümü 1 million idi birebir aynısı.
0
cilekli pasta
(28.02.21)
Bir kaç ay önce benzer arayış içindeyken buradan tutaste yi keşfettim. Fiyat performans olarak çok başarılı buldum. Pek açık parfüm tercih etmemiş biri olarak açık parfümerilerden bildiğimiz keskin alkol kokulu karışımlarla alakası yok bazı kokuları orijinallerinden daha kalıcı. Zaranın da güzel klonları var ama kalıcı değil malesef. Orijinal designer parfümlere yüzlerce, niche parfümlere binlerce lira verince sıkmaya da imtina ediyor insan. Donanımhaberde de yüzlerce sayfalık bir başlığı var oradan da göz atabilirsiniz. Öncelikle daha önce bildiğiniz kullandığınız bir parfümü denemenizi tavsiye ederim. Performansından memnun kalırsanız iş zaten fiyat avantajından dolayı kör alımlar yapmaya farklı bir meraka dönüşüyor.
0
glavina
(28.02.21)
Açık parfümdense, Zara'nın parfümlerini öneririm.
Hem daha kaliteli, hem de kokuları iyi. Bir de uygun fiyatları.
Açık parfümden pahalı biraz ama iyidir.

seyler.eksisozluk.com
0
anten
(01.03.21)
(6)

Arsamın piyasa değerini nasıl öğrenirim?

deepest
Merhaba,yıllar önce gelişmekte olan bir bölgede arsa yatırımı yapmıştım, şimdi eğer satarsam ne kadar eder bunu öğrenmek istiyorum. nasıl anlayabilirim? çevredeki emlakçılara bir kere sorma gafletinde bulundum ama her fırsatta arayıp müşteri olduğunu satmak isteyip istemediğimi soruyorlar. emlakçı k
Merhaba,
yıllar önce gelişmekte olan bir bölgede arsa yatırımı yapmıştım, şimdi eğer satarsam ne kadar eder bunu öğrenmek istiyorum. nasıl anlayabilirim? çevredeki emlakçılara bir kere sorma gafletinde bulundum ama her fırsatta arayıp müşteri olduğunu satmak isteyip istemediğimi soruyorlar. emlakçı kanalı dışında nasıl öğrenebilirim piyasa değerini?

teşekkürler.
0
deepest
(25.02.21)
Emlakçılar ucuza kendileri almak için olduğundan daha düşük fiyat verebilir. Sürekli aramaları da bundan mütevellit olabilir.

İlan sitelerinden de kontrol etmek gerekli. Popüler ilan sitelerinde illaki benzer özelliklerde yerler vardır ya da yakın özellikleteki yerlere göre emsal belirlenebilir.
0
Evocati
(25.02.21)
Ben olsaydım, civardaki satılık araziler için tek tek arayıp fiyat teklifi alırdım. Ortalama bir metrekare fiyatı tespit ederdim.
0
anten
(25.02.21)
Siz emlakçıya benim arsam ne kadar eder diye sormayacaksınız, kendi arsanızı tarif edip -şu muhitte şu metrekareye arsa bakıyorum ya da m2’si ne kadar- satın alacakmış gibi soracaksınız
0
Unde bach canim
(25.02.21)
Arsa mı tarla mı?
Tarla ise sahibindene bakıp yuzde 5 veya 10 düşük seçebilirsin.

Arsa ise imar kaç kartlı bakıp muteahhit kaç daire veriyor ve orada daireler kaç tl ona göre hesaplama yapabilirsiniz.
0
liberal
(25.02.21)
emlak sitelerine bakın. emlakçıları alıcı gibi arayın. etrafta başka satılık arsa varsa onları arayın
0
co2s2
(25.02.21)
Özel değerleme yaptırabilirsiniz, gayrimenkul değerleme şirketlerine. Aynı zamanda arsanın imar durumu, yapılaşma durumu vs ile de ilgili bilgiler edinebilirsiniz bu raporla.
0
physcos physcos
(25.02.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.