Giriş
(36)

"Allah baba" ifadesi hakkında düşünceniz

m e l t e m
Sorum kısaca şu: Müslümanların, çocuklarına İslam'ı öğretirken "Allah" yerine "Allah baba" ifadesini kullanmasını dinen sakıncalı buluyor musunuz?Çocuklara "Allah baba" ifadesini öğretenler olduğunu ifade etmem üzerine tepki alınca -tepki her ne kadar yersiz de olsa- düşüncelerinizi merak ettim. Tep
Sorum kısaca şu: Müslümanların, çocuklarına İslam'ı öğretirken "Allah" yerine "Allah baba" ifadesini kullanmasını dinen sakıncalı buluyor musunuz?

Çocuklara "Allah baba" ifadesini öğretenler olduğunu ifade etmem üzerine tepki alınca -tepki her ne kadar yersiz de olsa- düşüncelerinizi merak ettim. Tepkiler şurada: www.eksiduyuru.com

Ben inançlı bir anneyle büyüdüm ve küçük bir çocukken annem mühim bir ameliyat için yurtdışına gidip beni teyzeme bıraktığında bana "Allah babaya dua et sağ salim döneyim" demişti. Allah her şeyin yaratıcısı olduğuna göre hepimizin babası sayılır diye düşünür, "baba" ifadesi sayesinde de masum bir güven duyardım. Yani kolaylık sağlıyordu bana bu ifade tanrı olgusunu anlamamda.

17 yaşımdan beri, yani 12 senedir ateistim. Kimliğimin din hanesi de boştur. Dolayısıyla benim "Allah için şu ifade kullanılırsa günah olur mu?" gibi sorularım, takıntılarım yok. Fakat dini felsefenin bir parçası gibi düşünürüm ve üzerine tartışmayı severim. Gördüğüm kadarıyla "Allah baba" ifadesini kullanmanın İslam'da günah sayıldığı açıklanıyor Nihat Hatipoğlu gibi kişilerce. Hoş, Nihat Hatipoğlu'nun ateizm hakkındaki açıklamaları sebebiyle ciddiye alınır bir tarafı olduğunu düşünmüyorum şahsen ama kendisini ciddiye alan milyonlar var ve bu da onu ister istemez önemli biri yapıyor. Tabi bir tek o yapmıyor olabilir bu yönde bir açıklamayı, ben güncel olarak onunkini gördüğüm için onun açıklaması üzerinden gitmek istiyorum.

Bu kişinin açıklaması şöyle: “Televizyon’da kaç kere şahit oldum. Biri Mevlana’yı anlatıyor. ‘Allah baba’ diyor. Ne Allah Babası yahu? Allah diyor ki; ‘De ki; Allah birdir, Sameddir, kimse onu doğurmadı, kimseden doğrulmadı.’ Allah ben buyum diyor, ama ötekisi Allah’ı anlatırken ‘Allah Baba’ diyor. Sen Hristiyan teolojisini bu ülkede anlatamazsın. Çünkü ‘Allah Baba’ kelimesi küfürdür. Bir müslüman bunu söylediğinde anında Allah ile bütün irtibatı kesilir. O kişi bunu ilahiyat adına yapıyor, din adına yapıyor. Onun için izlerken donakalıyorsunuz. Bunu konuşmak da konuşturmak da tehlikeli, bu işin vebal tarafı vardır. Onun için din adamı, İlahiyatçı Allah’ın dinine, merhamete, sevgiye, ittifaka ve şerefe çağırmalı. Ama hareket noktası Kur’an ve Hz Peygamber olmalıdır. Gerisi olduğu zaman fitneye yol açar.”

Ben bu açıklamada "Allah baba" ifadesinin neden "küfür" sayıldığının mantıklı bir gerekçesini doğrusu göremedim. Hristiyan inancıyla "Allah baba" ifadesi arasında bağlantı kurmuş Hatipoğlu, ama bir Müslüman anne-baba çocuğuyla konuşurken "Allah baba" ifadesini kullandığında ona kutsal teslisi/üçlemeyi öğretmeyi amaçlamıyor ki. Bir çocuk en çok anne ve babası tarafından sevilir, en çok onları sever, en çok onlara güvenir. Çocuk "Allah" yerine "Allah baba" ifadesini duyduğunda güvende hisseder diye düşünüyorum (en azından kendimden yola çıkarak).

Tanrıyı, Allah'ı "baba" diye anmanın tehlikesini ben gerçekten göremiyorum. Eğer ki Müslüman olsaydım çocuğuma Allah'ı öğretirken "Allah baba" diye öğretirdim diye düşünüyorum. Sonuçta çocuğun hayal gücü büyüktür, ve "Allah" sözcüğünü duyduğunda aklından geçecekleri önceden kestiremem, korkup korkmayacağını bilemem ve onu rahatlatmak isterim.

Siz "Allah baba" ifadesini Nihat Hatipoğlu ve başkaları gibi tehlikeli buluyor musunuz?

Teşekkürler.

İlave: Neden sakıncalı/tehlikeli bulduğunuzu da açıklarsanız sevinirim.
0
m e l t e m
(21.10.14)
bence tehlikeli. Nihat Hatipoğlu dedi diye değil ama.
0
fallthepieces
(21.10.14)
Çok yapmacık bir ifade bence, ama yine bana göre bir sorun teşkil etmemesi lazım. Sonuçta islam'a göre önemli olan niyet ve içinden geçenler ve sen orda baba kelimesini teslis amacıyla kullanmıyor da çocuğuna dini sevdirmek için kullanıyorsan sorun olmamalı. Bir ateist olarak görüşüm bu
0
nundu
(22.10.14)
Dini inancım yok diyebilirim, tanrı inancım var ama. Buna göre değerlendirirsem Allah baba kullanımında hiçbir sakınca görmüyorum. Hatta o kadar trivial bir mevzu ki bence üzerinde düşünülmemesi bile lazım. Nihat Hatipoğlu gibi bir takım heriflerin böyle saçmalıklarla uğraşması çok normal. Ramazanda saatler boyu x orucu bozar mı muhabbeti yapmanın ötesinde şeyler değil bunlar.
Dini doğru düzgün algılayabilen bir insan bu tarz aptalca ayrıntılara takılmaz.
0
buff
(22.10.14)
insanlara hele ki çocuklara bir şeyi öğretirken somutlaştırma yapmak gerekir. bu yüzden iyi bir somutlaştırma ifadesi, zaten belli bir yaştan sonra kimse allah baba ifadesini kullanmaz.

kullanılmasının dinen sakıncalı olup olmadığı meselesi zaten ilahiyatçıların işi. biz burada ancak bu şekilde yorumlarımızı sunabiliriz zaten.
0
wilhelmwasmuss
(22.10.14)
Televizyon hocalarini bir kenara birakirsak allah dogmamis dogrulmamistir yani tektir diyoruz. Allah kelimesi tek basina koruyucu kollayici anlamini taşıyor ki bence baba kelimesine gerek yok. Ki zaten dinde yeri yok diye düşünüyorum.
0
herseyi birakip gitmek istiyorum
(22.10.14)
Allah baba küfürdür...Hristiyanlar da Hz İsa için Allah'ın oğludur demişlerdi... Ama Allah kesinlikle reddediyor bu ifadeyi. Hristiyanlar maddi anlamda oğul ifadesini kullanmadıkları halde Allah reddediyor...
Allah doğmamış ve doğrulmamıştır. Ayetlerde kesinkes söylüyor. Bir takım kimselerin iyi niyetli olması bu ifadeyi haklı kılmaz...
0
inanmazsan inanma
(22.10.14)
@herseyi birakip gitmek istiyorum
Allah kelimesinin "koruyu kollayıcı" anlamına geldiğini Arapça bilmeyen küçük bir çocuk bilemez ama takdir edeceğiniz üzere.

Allah'ın doğmamış ve doğrulmamış oluşu ve tek oluşu ile "Allah baba" ifadesinin çeliştiğini söylüyorsunuz diye anlıyorum. Bunu açar mısınız?
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
@inanmazsan inanma
Allah'ın doğmamış ve doğrulmamış oluşu ve tek oluşu ile "Allah baba" ifadesinin çeliştiğini söylüyorsunuz diye anlıyorum. Bunu açar mısınız?
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
Kesinlikle tehlikeli çünkü biz müslümanların klavuzu Kuranı Kerimdir. Kuranı Kerim içinde Allahın sözleri yazar, araştırdığım kadarıyla o kitabın içerisinde Allah, ben sizin babanızım diye bir şey yazmamış aksine ben yarattıklarımdan hiçbirisine benzemem demiştir.
Baba tanımlaması ile yeri göğü uzayı evreni bildiğimiz ve bilmediğimiz alemlerin yaratıcısı ve devamlılığını sağlayan varlığın tanımlaması ile uzaktan yakından bir alakası yoktur.
Eğer güven istiyorsak yaratıcıyı gerçekten anlamalı tanımalı büyüklüğünü anlamak gerekir. Allahı tanıdıkça baba kavramı gerçekten küçülecektir.
0
alixkandemir
(22.10.14)
@alixkandemir
Söyledikleriniz tutarlı ve mantıklı. Bununla beraber, küçük bir çocukla (anaokulu çağında) konuştuğunuzu düşünün. Çocukla empati kurmak gerekiyor onun anlamasını sağlamak için. Bu ifade ettiklerinizi o yaşta bir çocuğun kavrayabileceğini sanmıyorum.
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
@m e l t e m
Allah doğmamış ve doğrulmamış vurgusu anne baba ve çocuğa vurgu yapar...
doğma ve doğrulma işlemlerinde bunlar rol alır...
0
inanmazsan inanma
(22.10.14)
Mesela ben annemden hep allah diye duydum inanan bir cevrem vardi. Kafamda allah diyince farkli farkli kavramlar canlanirdi ama zamanla yerine oturdu. Allah baba derseniz de cocuklarda yaratici ve insan arasindaki siniri cizememis gibi oluruz diye dusunuyorum. Cocuk insan gibi yari insan yari tanri görebilir. Bu soylediklerim kendi gorusum bir de islami acidan bakarsak bu zaten reddediliyor yani reddedilen bir seyi de yapmak zaten dogru degil.
0
herseyi birakip gitmek istiyorum
(22.10.14)
allah baba diyince kimsenin aklına "aa allah insan gibiymiş, bi de çocuğu varmış. niye tapıyoruz ki lan o zaman buna?!" gibi şeyler gelmez. tipik din dogması işte, "öyle denmez". niye denmez amk, insanlar burada baba figürü manasında, koruyup kollayan manasında kullanıyor; benzetme yani. kimsenin bunu derken allah'ı küçümsediği, insanlaştırdığı, basitleştirdiğini yok; korkmayın bu kadar anasını satayım.
0
baba jo
(22.10.14)
@cigerdelen
Benzetmenin sakıncasını psikolojik olarak açıklamanız faydalı oldu benim için. Babalı/Babasız büyüyen çocuk genellemelerinize dair ise -konudışı olduğundan- yorum getirmeyeceğim. Teşekkürler
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
Ya o diil de neden kimse dinin toplumsal ahlak boyutunun super yozlastigini tartismaz, dile getirmez ? Asil bu diil midir tartisilmasi gereken cok buyuk sorun ? Yada islamin en onemli konularindan biri olan kul hakki yeme mevzuunu konusmaz ? Bu arada soruna cevap verrim. Evet allah baba terimi cok cok sacma !
0
aeroflot
(22.10.14)
@cigerdelen, korkuyla alakası olduğunu kendin de belirtmiş oluyorsun:
"kimin zihninde, hayal dünyasında söylenen şeyin nasıl canlanacağını, hele ki bir çocuğun zihni olursa bu, kimse bilemez ki?"
birisi bunu yanlış anlar da şirk koşarsa, allah'ı yanlış konumlandırırsa korkusu değil mi bu?
bahsettiğim gibi, dinin dogmatik olmasıyla ilgili bu konu, biz şimdi öyle demiyoz da ya 100 yıl sonra biri derse diye endişelenmek gibi bir durumdan bahsediyorsun; 100 yıl sonraki zamana pat diye geçmiyor zaman, bu kullanımın ne amaçla yapıldığı gayet nesilden nesle aktarılabilecek basitlikte.
0
baba jo
(22.10.14)
@advocatusdiaboli
Güzel bir çağrışım/ilişkilendirme.
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
soruya soru ile karşılık vermiş gibi olmasın da.. Allah "neden" baba oluyor da "ana" olmuyor?
0
papitheclown
(22.10.14)
@cigerdelen
Din nasıl dogmatik değildir yahu? :)
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
Yaratıcıya veya dinlere inancım yok (bunu tek ve bilinen bir malum sözcükle açıklamamayı yeğledim, uzun hikaye). Dinibütün bir aileden geliyorum, akraba ve komşularım da çoğunlukla dinibütün idi. Ben Allah baba diye bir şey hiç duymadım, annemden, babamdan, halamdan, teyzemden, dayımdan, amcamdan, komşu kadın ve erkeklerden ve arkadaşlarım da duymamış idi. Tevellütüm (1971) eskidir belki, aslında bu her şeyin hızla değişmesinden kaynaklanıyordur, tevellütün hemen eskimesi toplumsal kurulumda çok da geçerli olacak bir şey (herhalde) değildir. Yani, önceden ailenin öğrettiği Allah'ın çocuklar için "uzak", "korkunç" vb. olduğunu bilemeyiz, belki bugünkü anlayışla böyle görüyoruzdur ve bu yanılgıdan dolayı da, önceden böyle(tehlikeli)ymiş de şimdi bunu değiştirmek için Allah baba demeyi tercih etmiş olduğumuzu sanabiliriz gibime geliyor. Demek istediğimi hakkıyla açıklamaya sözcükler yetemiyor.

Tehlike denen de, öyle gündelik tecrübeleri işaret etmiyordur muhtemelen. Burada Hatipoğlu denen zatın görüşüne dair bir yorum yapmıyorum. İşin felsefesi muhakkak hem Hatipoğlu'ndan, hem de sanılandan daha derinliklidir. Başka hususlardaki okumalarıma dayanarak, bu "tehlike"yi bir Hristiyan teologun Müslüman bir ilahiyatçıdan daha iyi anlayıp anlatacağı kanısındayım. Hümanizm, ateizm, insan hakları vb. hususlarda sivri zekalı batılı abilerin fikirlerini zikretsek buralarda kabul görmez. Belli bir kesim için bu kavramlar tarihsel ve coğrafi bağlamdan kopuk, evrensel ve tartışılmaz şeylerdir; aslında bir nevi tabudurlar. Sorduğunuz mesele de az çok buna benziyor, Allah yerine Allah baba demeyi eleştirmek de yobazlık görülebilir rahatlıkla.

Derinlik demiştim, ortalamanın azıcık üzerine çıkanlar nüfuz ettikleri derinliği ister istemez çok derin, en derin sanıyorlar. Allah baba ifadesinin tehlikesi var ise, bunu halka hak ettiği derinlikte anlatmak imkansız olduğu için yüzeysel açıklamalar yapılıyor olabilir. Hakkıyla anlatılması için her dinleyenin işin felsefesini (felsefe de çok bayağı manada kullanılıyor) idrak etmesi zor. Anlayabilecek yüz kişiye hitap edecek bir açıklamadansa milyonların, esası anlamadan ama anlatana güvenerek hareket edeceğinden hareketle işin esasına girmeden görüş aktarılıyor.

Şahsi görüşüm, çocuğum olsa ve ona Allah'tan bahsetmek istesem, baba demeden de gayet anlatabileceğimi ve korkunç bir yaratıcı olarak anlaşılmayacağını bilirim.
0
tedirginlik hucresi
(22.10.14)
Allah doğmamış doğrulmamış olduğunu söylüyor ve sen de bu iki insana özgü özelliği de içinde barındıran "baba" sıfatı neden Allah'a verilemesin diye soruyorsun halen. Nasılsa niyet önemli denilerek içinden çıkılacak konular değil bunlar. Allah'a, insana özgü sıfatlar yüklemek küfürdür. "Allah'ın unuttuğu yerde..." bu da yaygın bir deyim mesela ama küfürdür.

İslamiyet öncesinden alıntı yapanların amacını da hiç anlamış değilim zaten. Toplum davranışlarını etkileyen Türk gelenekleri var fakat mesele din olunca örf adet değil Kuran Hadis baz alınır.
0
tescillimarka
(22.10.14)
@papitheclown
Kuran'da Allah için eril zamir kullanıldığından erkek olduğu varsayılıyor.

Bir de genel olarak inanç sistemlerinde tanrının cinsiyetine dair şu bilgiler var: en.wikipedia.org
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
@cigerdelen
dogma: Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi.

Din Allah'ın kelamıyken, Allah'ın yarattığı "kul"un dini sorgulaması ne haddine ki?
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
@tedirginlik hucresi
Benim de bu duyuruyu açmaktaki amacım zaten konunun derinine inmekti. Söylediklerinizde haklısınız. Katkınız için teşekkür ederim.
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
derindusun.com
(buradaki hikaye)

bir gün arkadaşım aynen "allah baba" kavramını kullanmıştı ve kullanmamması gerektiğini söylemiştim. o da "allah baba"yı sevgisi, saygısından dediğini dile getirmişti. geç de olsa anladım ki insan ne derse desin, her şey gönlünde biter. kul ile allah arasına kimse giremez.
yani diyeceğim nihatmış, sağmış, solmuş kimse çıkıp da bu yanlış bu doğru diyemez. küfre düşmüş diyen varsa da siktirsin gitsin ötede oynasın.
0
cetoxim
(22.10.14)
diğer arkadaşları okumadım, ama çoğu dinde ve haliyle dilde de, tanrı erkektir, dişil'i vardır (god-goddess gibi ya da tanrı-tanrıça gibi) allah kelimesi el-ilah'tan gelir ki bunu zaten hepimiz biliyoruz -dimi? 0_o - ve insanlara da tanrı denildiğinde genelde akla yaşlı ve her şeye kadir, sakallı bir erkek gelir. zeus gibi, jüpiter gibi misal. bu başka dinlerde de var -anaerkilliğin hakim olduğu ya da nispeten kutsal olduğu bölgelerde durum biraz değişebilir, mesela orta asya türklerinde tanrıça umay'ın yeri büyüktü, çünkü kadın ve erkek orta asya türklerinde eşit konumdaydı. en azından tarih bilgilerinden falan hatırladığım bunlar, tamamen/kısmen yamuluyor da olabilirim. velhasılı kelam, bu ifade ataerkil bir toplumda yaşadığımız için kullanılıyor, aslında başka bir anlamı yok. bence isteyen istediği şekilde dini öğrensin ya da öğrenmesin, kimsenin kimseyi bu şekilde manipüle etmeye hakkı yok, kaldı ki inanç dediğimiz -dinden geçtim- tamamen mahrem bir şeydir fikrimce, kişinin -kendi istemediği sürece- kendi içinde kalması gereken bir kavramdır bence. yani inanıyorsam ya da inanmıyorsam, bunu ne için kime neye yaptığımın başkaları tarafından yargılanmaması lazım, da 1. dinlerden bahsediyoruz: ağzı olan konuşuyor. 2. türk toplumundan bahsediyoruz: kişisel alan diye bir şey yok, bildiğin sürü halinde yaşıyoruz, "bir yakınınız ateist olsa ne yapardınız?" sorusuna, müslümanlıkta böyle bir şey olmamasına rağmen "öldürürdüm." diyen insanlarla aynı ülkede yaşıyoruz, adam inandığı dinin tanrısına şirk koşuyor, farkında değil. yani sorunu takdir ediyorum, güzel bir soru, ama buna varana kadar başka bir sürü daha önemli problemimiz var. tabi gene de bu soruda bahsettiğin gibi ufak tefek farklı düşünce şekillerinden kaynaklanarak bir sürü saçma sapan kavga çıkıyor. "benim inancım senin inancından üstün!" tartışmaları yapıyor, anasını satıyim, sanki inançlarımıza takometre taktık, hangimizinki daha fazla diye ölçüyoruz, hayret bişi yaaaaa! >:(
0
pasp
(22.10.14)
@cetoxim
Benim söz ettiğim durum yetişkin birinin ortamda çocuk yokken "Allah baba" demesi değil yalnız.
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
@pasp
Maide 33 eğer kafirleri de kapsıyorsa ateist olmanın cezasının ölüm olduğu tartışılabilir. Fakat şu anda bu husus konudışı olduğundan bunu burada tartışmazsak sevinirim.
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
Allah'ı ifade ederken eril zamir olan "hüve" geçiyor Kuran'da. Dolayısıyla bir cinsiyet yüklenmiş oluyor.
0
🌸m e l t e m
(22.10.14)
yok ya, niye tartışayım? 0_o herhangi bir şey yazmadım ki zaten?
0
pasp
(22.10.14)
ne allah'a inaniyorum, ne de inanclarin cocuklara dogrudan asilanmasi gerektigini dusunuyorum -gerci bu tek tarafli alinacak bir karar olmazdi ya neyse. muhtemelen de cocugum olmayacak. bu yuzden oncelikle cevabimin varsayimsal olacagini belirteyim. ben de bu ifadeyi sakincali buluyorum ve kullanmazdim. yalniz bu ifadeden kacinma nedenim dini kaliplara uygun olup olmamasindan ya da kufre girip girmemesinden ziyade baba kelimesinin ataerkil yapiya, heteroseksuel algiya ve toplumdaki rollerimizin baskinlasmasina katki saglayabilecegi endisesi olurdu. neden cocugum her seye kadir bir 'sey'i beyaz, yasli bir erkek olarak algilasin ki? neden siyah bir kadin degil? neden mavi kum taneleri degil? neden bulutlar degil? ya da neden benim hayal bile edemeyecegim bir sey degil? baba sifati otoriteyi, en-iyi-ben-bilirim'i de kapsayabilir. devletle dinin ayni tornadan ciktiklarini ve devlet baba ifadesinin de yine boktanliklarin mazur gorulmesinde katkisi oldugunu dusunurum.

bu arada durumum vardi da tembellikten verilen cevaplari okumadim. birbirinin anasina bacisina soven olduysa cok ayip etmislerdir, buradan hepsini kiniyorum.
0
John Finn
(22.10.14)
@freekara endisemin nedenini acmam gerekirse baba denildiginde beyaz bir babadan dogan ortalama bir evladin zihninde boyle bir imge dogma ihtimalinin daha yuksek olacagini varsayiyorum. kaldi ki boyle bir imge dogsa da dogmasa da bu imgenin yalnizca somut figurden ibaret olmayacagini, baba kelimesi ne ifade ediyorsa onlari da beraberinde getirecegini dusunuyorum. bunun neticesi olarak da algida tanrisal ozelliklerin baba ve erkege, baba ve erkege dair ozelliklerin de tanriya aktarilabilecegi endisesini tasiyorum. elbette kendi zihnimin sinirlari cercevesinde.

tabii bu farazi cevap, inancsiz bir baba ve dini kaliplara cok da bagli olmayan musluman bir ana tarafindan turkiye'de yetistirilmis inancsiz bir erkegin, zihninde kurdugu "allah baba der miydim demez miydim" sorusuna yine zihninde verdigi bir cevaptan ibaret. dini hususlar pek empatisi yapilabilecek seyler de degil zannimca. ancak yine de dedigim gibi dini sebeplerden ziyade kendimce toplumsal olarak sakincali gordugum sebepleri belirtmek istedim.
0
John Finn
(22.10.14)
tartışmayın ; cevap için ise.

ateistplatform.org
0
hayvan gibi yazar
(22.10.14)
tehlikeli degil. dogru da degil.
her dogru olmayan sey tehlikeli degildir. masum bir hata.
0
sage
(22.10.14)
çocukken sezercik filmi izliyordum bir gün, çocuk dua ederken allah baba diyordu. çocuk halimle çok hoşuma gitmişti. allah baba demeye başlamıştım ben de kendi kendime. bir gün annemin yanında söylemiş bulundum da, allah baba demememi söylemişti. çok üzülmüştüm :(

neden diye sorduğumda "babalık insana özgü bir özellik, allah'a insan özelliği atfedilmemesi gerekir" gibi bir şey demişti. atfetmek dememiştir tabi 4-5 yaşındaki çocuğa da, özetle bu yani.

o zamanlar nihat hatipoğlu böyle dinlenen bi herif değildi. sadece o böyle düşünmüyor yani.

ama günah mıdır? değildir. dinen uygun olmayan her şey günah değil sonuçta. bu olsa olsa mekruh olur. (bence o bile olmaz)
0
mutevazi
(22.10.14)
islam dininin tanrısı zaten yazılan şu kurandaki ifadelere bakıldığında erkek bir tanrı. direkt olarak bir cinsiyet belirtilmese hatta cinsiyetsiz olduğu söylense dahi çok net belli oluyor bir erkek zihniyetine sahip olduğu.
o açıdan zaten küçücük çocukların beynini yıkayarak dikte ettikleri bir dinin erkek tanrısına allah baba demeleri gayet sıradan bir durum. sakıncalı olan çocuklara allahı herhangi bir şekilde gerçekmiş gibi anlatmak, ona baba demek ya da dememek değil.
0
ucan spagetticanavari
(22.10.14)
(12)

ya otobüste horluyorsam?

c1b2k3
ortalama 3 haftada bir 2 kere(gidiş dönüş 3 gün arayla) otobüs yolculuğu yapıyorum 5er saatlik. 5-6 sefer önce birisinin horlamasıyla bende bir ışık çaktı ya ben de horluyorsam??eski kız arkadaşım(bir süre beraber yaşadık), beraber kaldığım arkadaşlarım ve ailem evet ara ara horladığımı söylüyorlard
ortalama 3 haftada bir 2 kere(gidiş dönüş 3 gün arayla) otobüs yolculuğu yapıyorum 5er saatlik. 5-6 sefer önce birisinin horlamasıyla bende bir ışık çaktı ya ben de horluyorsam??

eski kız arkadaşım(bir süre beraber yaşadık), beraber kaldığım arkadaşlarım ve ailem evet ara ara horladığımı söylüyorlardı.

bende o ışık çaktığından beri lan ya horlarsam diye uyuyamamaya başladım resmen ki daha otobüs terminalden çıkmadan uyuyan bir insandım.

nasıl çözebilirim ben bu işi?

not: hep tek seyahat ederim. o yüzden kimseye de soramıyorum horladım mı falan diye :/

bi yardım edin bana.

teşekkürler.
0
c1b2k3
(19.10.14)
yeterince hayvan gibi horlarsan illa biri uyarır oradan anlarsın. bu kadar basit şeyleri dert etmeyin kendinize arkadaş.
0
wilhelmwasmuss
(20.10.14)
horla abi ne olacak? otobüs o kadar sessiz bir taşıt değil. arada kaynıyor horlamalar.
0
cari kacik
(20.10.14)
birinde arka koltuktaki taşak geçmişti benimle bütün gece horlamanı dinledik çok da güzel uyuyordun uyandırmaya kıyamadık diye. 15 saatlik yolculuğun 10 saati aralıksız uyumuştum. çok takma
0
dinsiz adam
(20.10.14)
Yanında oturan adama sor canım horladım mı diye, nolucak sanki.
0
buff
(20.10.14)
ortalama 30 kişi falan oluyor bu otobüste ama büyük otobüslerden.

bende hep arkalardan genelde yanım boş alıyorum bileti tabi. o yüzden de soracak kimse olmadı hiç :)
0
🌸c1b2k3
(20.10.14)
bundan sonra ses kaydını aç uyurken.
0
kuzey li
(20.10.14)
Telefonla sesini kaydet, bos zamanında tak kulakligi dinle. saçma oldu biraz ama başka sey aklıma gelmedi

Horlasan kendi sesine uyanırdın diye düşünüyorum.
0
kaymaktutmayansicaksut
(20.10.14)
@buff'un dediği gibi sorarsan adam hakkında yanlış düşünebilir.

Iphone'da bir uygulama vardı. Uyurken kayıt yapıyor ve horlamaları falan kaydediyor. Belki onunla bulabilirsiniz. Evde deneyin bir gün.
0
otonom
(20.10.14)
Bosver takma kafaya yahu. Horlayan tek sen degilsindir. O gece yorgunluguyla kimse senin horlamana tinmaz bile. Osurani da sicani da aglayani da uykusunda konusani da oluyor.

Horlamak gayet normal bi sey.

Ama bence cok horlasan kendi sesine uyanirdin. Arada nefes alirken ince ince horluyor olabilirsin.
0
rayde
(20.10.14)
@otonom o uygulamanın ne olduğunu hatırlarsanız çok iyi olur
0
🌸c1b2k3
(20.10.14)
abi otobüste ne horlamalar gördüm yahu. arkadaşların dediği gibi biri gelip dürtmediyse yandan geçen arabadakileri korkutacak kadar horlayan tiplerden değilsindir zaten. takma kafana.
0
tescillimarka
(20.10.14)
bence horlamadan bir şey olmaz da, horlamayı engelleyen şu burun bantları var ya hani, onlardan kullanabilirsiniz uzun yolculuklarda.
0
m e l t e m
(20.10.14)
(10)

Ankara hakkında ne düşünüyorsunuz?

greatviolinist
Mesela ben 20 yıl Ankara' da yaşadım. Lan bi şehrin dejenere olmuş kültürü bu kadar mı kötü olur(sözüm meclisten dışarı tabi..) Aslında Ankara'nın öz kültürü iyi olmasına rağmen pavyon kültürünün o kadar etkisi altındadır ki; "ankara'nın bağları" denen naneden; en entel düğünlerden derneklerden tutu
Mesela ben 20 yıl Ankara' da yaşadım. Lan bi şehrin dejenere olmuş kültürü bu kadar mı kötü olur(sözüm meclisten dışarı tabi..) Aslında Ankara'nın öz kültürü iyi olmasına rağmen pavyon kültürünün o kadar etkisi altındadır ki; "ankara'nın bağları" denen naneden; en entel düğünlerden derneklerden tutun, en entel semtlerin en ücra köşelerine kadar da gitseniz kaçamazsınız...

O değil çok düğüne gidiyorum.Çankırı caddesi müdavimleri hemen o düğünlerde fantastik danslarıyla kendini hemencecik belli eder.

Abi Ülkenin en iyi orkestrası o şehirde olmasına rağmen bilen eden çok nadir bir kısımdır(bilkent senfoni ork. bahsediyorum)..

İnsanların arasında uçurum vardır Ankara' da. Kimse kimseye bulaşmak istemez. İstanbul'u o açıdan daha çok severim. Bi adres sorunca yirmi kişi yardımcı olmaya çalışıyor. Halk çok halk istanbul'da.

Anadolu'nun bir çok yerine gittim Ankara Yozgat ve Kırıkkale hariç daha stabil anlayışları olduğunu düşünüyorum.

Ankara'nın uyuz olduğum diğer yanı ise semtlerin sınırları çekilmese de insanlar birbirinden çok ayrı. Mesela Keçiören tipi bellidir. Mesela Ulus' a takılan bellidir. Bahçeli' ye takılan bellidir.

Kızılay bölge bölgedir. Eğer Kürdistan kurulursa; (şahsi fikrimdir) karanfil sakarya civarı direk oraya bağlı özerk bir bölge ilan edilir; Nahcivan gibi..

Mesela Çiğdem mahallesi vardır çok sakin ve chp kökenli bir bölgedir. Oy oranı akp açısından az olduğu için o bölgeye otobüs dolmuş bulmak ölümdür.

Ankara'nın vatandaşı çok çabuk kabullenir her şeyi. Arada bir ayaklanır haklı olarak insanlar çok sert müdahale yer.

Ankara'nın gece hayatı güzeldir. Ama 5. gitmenizden sonra farklı insanlar görmezsiniz.. Hep aynı insanlar hep aynı hep aynı...

Ankara'nın yağmurlu havalarda ara sokakları güzeldir ama. Bi de geceye doğru karanfildeki işportacıları çok severim. Ankara Ankaralıktan çıkar onu severim..

Siz ne düşünüyosunuz Ankara hakkında...
0
greatviolinist
(19.10.14)
7 sene yaşayıp 4 sene önce ayrıldım. O günden sonra da hiç gitmedim. Özellikle gitmeme durumu yok, sadece denk gelmedi. Ama sonbaharı şarabını kapıp Seğmenler'e çıkmalık. Ankara'ya dair en çok özlediğim şey de budur herhalde.
0
vesna
(19.10.14)
seviyoz.
0
elorelia
(19.10.14)
Valla istanbul'la karşılaştırdığın kısmın zıttını düşünüyorum. Hatta ankara'da aştide beklerken bir kere istanbul'dan gelen bir kadın birşeyler sordu. Anlattım falan. Kadın istanbul'da böyle yardım edeni bulamayız falan dedi övdü gitti. Bunun haricinde kıyaslamalarda ankara'nın daha samimi oldugunu söylüyorlardı ama... İstanbul'da tedirginlik oluyor mesela birine bir işim düşmesi konusunda.

semt semt insan tipleri değişiyor evet. Ama bu heryerde böyledir sanıyordum.

Güvenlik sıkıntı geliyordu bana hele bazı ilçelerde 9'dan sonra çıkma yani. Ama dışarıdan bakanlara bahsedince ankara kadar güvenli yer var mı ya? diyorlar. halbuki bunu söyleyenlerin şehrinde yaşıyorum çok daha güvenli yerler.

Karanfilin falan özerkliğini alacak bir grup yok. Zaten gençlerin akın ettiği birkaç ana yer varken bir grubun oradaki kalabalığın çoğunluğunu oluşturması pek mümkün değil ankara'da. Ama ilçe ya da mahalle bazında kümelenmeler yüksek (orada oturan aileler bazında)

Ankara'da cidden harika orkestra, opera ve fuarlar oluyor. Her sene mutlaka efsane olmuş bir caz ya da blues sanatçısı getirirler mesela. Ama ilgilenenin haberi oldugundan dışarıdan bakan adam burada hiç kültürel bir şey yok diyor.

Gece hayatı hakkında konuşmak istemem ama karanfil, güven park, ulus gibi yerlerdeki işportacıları hiç sevmem. Ayrıca şu telefon borsası gibi yerlerdeki tezgah sahiplerini. Pahalıymış desen bıçaklıcak adamlar.

20 yıldır oradaydım. 3 yıldır başka şehirdeyim
0
taqster
(19.10.14)
askerliğimi yapmıştım bi aralar bence çük gibi memleket.
hiç unutmam yeni gelmişim metroyla kızılaya geçtim merdivenlerden yukarı çıkıyorum bir sürü insanla birlikte herkesin yüzü mahkeme duvarı gibiydi ve topuk sesinden başka bir ses yoktu. tek kelime bile çıkmıyordu.

ek: ayrıca istanbulla karşılaştırdıgın kısma pek katılmıyorum. istanbulda akşam saat 10dan sonra birine saati sorsan ya seni sikecekmiş gibi ya da sen onu sikecekmişsin gibi tepki veriyor.
0
nun
(19.10.14)
pek iyi seyler dusundugum soylenemez. Ankaraya ailem ve arkadaslarim icin katlaniyorum. Uzun zaman gitmeyince bi ozlem oluyor ama 2 gun sonra geciyor. Ama maalesef ki kütügümü de inkar edemem.
0
kedidir o kedi
(19.10.14)
Cevabi otobüsten yazıyorum simdi tam ankaradan ayrilirken :), 24 senedir ankaradaydim, 1 sene istanbul, 2 senedir de izmirdeyim. Ankaranin insanları bana hep daha samimi geliyor sebebi belki de dışarıdan daha çok kişilerin birbirinin evlerinde toplanması dolayısıyla organizasyonların daha çok muhabbet odaklı dönmesi olabilir. Çoğu müzik grubu da ankaradan çıkmadır arastirirsaniz rahatlıkla görürsünüz. Sozlukte de en fazla entari ankara hakkindaydi en son baktığımda. Son olarak tüm ankara severlere gelsin; vega - ankara
0
mirty
(19.10.14)
istanbul'da yaşadığını düşünmüyorum. halk çok halk istanbul'da he mi ? öyle değil işte hocam öyle değil.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(19.10.14)
böyle bir yer:

wikimapia.org&lat=39.936773&lon=32.849180&z=18&m=b
0
ron dennis
(19.10.14)
7 yıl yaşadım. ilk 2 yılı nefret ettim. egeliyim. o soğuk ve o kıraç topraklar. aman allahım.. sonra 7 yıl sonunda ayrılırken ağladım. ayrılalı 14 yıl oldu. arada sırada özlüyorum. ankara'ya alışınca seviyorsunuz ama ayrılınca da onsuz olabiliyor. tuhaf bir şehir.
0
papitheclown
(19.10.14)
semtlerin kültürel özelliklerinin farklılık arz etmesi kötü bir şey değil ki. bu semt kültürü özelliği, kentleri kent yapan özelliklerden biridir. aynı semtte at hırsızı tipli adamlarla, apaçilerin, entellektüellerin, eli yüzü düzgün sakin vatandaşın garip ve kaotik bir iç içeliği olsa daha mı iyi olacak?

otobüs seferlerinin belli yerlerde sıkıntılı olması tamamen melih gökçek etkisi.

adres sorma meselesine gelince, çok abartı bir genelleme olmuş. ben doğma büyüme ankaralıyım, adres sorunca insanlar herhangi bir şehirdeki insanlar kadar yardımcı oluyor, cins tipler her şehirde çıkar.

kim ne derse desin, türkiye genelini dolaştığınızda ankara'nın bu ülkedeki sınırlı sayıdaki yaşanabilir şehirlerden olduğu açık.

biz de düz mantıkla diyelim ki, ulen istanbul'da belediye otobüsünde her an molotof yiyebilirsin. eee şimdi genelleme yapıp, istanbul kötüdür mü diyelim. yorumların biraz abartı geldi bana.
0
wilhelmwasmuss
(19.10.14)
(7)

istanbul'dan çorlu'ya en ucuz nasıl gidilir?

pescador
otobos 17-18 lira en az. ayda iki kez 1 veya 2 günlüğüne gitmek istiyorum çorluspor'un maçları için. şu durumda mümkün değil ayda 100 küsür lira yol masrafı yapamam.tren daha ucuzdu mesela ama YHT geyiği yüzünden onu da kaldırdılar sanırım, di mi? şöyle 9-10 liraya falan gidip gelemez miyiz bi şekil
otobos 17-18 lira en az. ayda iki kez 1 veya 2 günlüğüne gitmek istiyorum çorluspor'un maçları için. şu durumda mümkün değil ayda 100 küsür lira yol masrafı yapamam.

tren daha ucuzdu mesela ama YHT geyiği yüzünden onu da kaldırdılar sanırım, di mi? şöyle 9-10 liraya falan gidip gelemez miyiz bi şekilde? istanbul içinde nereden yola çıkacağım hiç önemli değil, acıbadem'deyim ama tuzla veya beylikdüzü'ne geçmek falan 1.5 liraya mal olur bana, sorun değil o kısmı.
0
pescador
(17.10.14)
blablacar.com.tr tarzı sitelere bi göz at. buzlu küvette uyanırsan sorumluluk kabul etmem ama.
0
northernsky
(17.10.14)
yolyola ve blablacar'a bak birileri denk gelir belki. olmadı otostop.
0
tolga asp
(17.10.14)
gidiş geliş toplamda 20 lira tutar. 5 lira yenibosna to silivri, 5 lira silivri to çorlu taksileri. tabi bu üç sene önceki fiyattı şimdi ne oldu o taksiler hiç bilmiyorum
0
Solem
(17.10.14)
ben geçenlerde çerkezköy'den çorlu'ya 7 liraya gittim minibüsle, istanbul'dan 17-18 abartı bir rakam değil.

sağlam bahis kuponları verirsen, tavuğumu senden esirgemem çerkezköy-çorlu arası yol paranı ben karşılarım hehe:))
0
wilhelmwasmuss
(17.10.14)
Biletleri firmanın internet sitesinden alabilirsin, daha uygun olur.
0
charlesbukowskiineksi
(17.10.14)
en ucuz şeklini, metrobüs ile tüyap - 303 silivri - doblo'larla çorlu şeklinde yapıyorum ben. akbili beleş varsayıyoruz, silivri 4.5 TL(öğrenciye tabi), çorlu'ya da 10 TL (hatta yine öğrenciye 8). özetle minimum 12.5 TL'ye gidebilirsin, bu da gidiş dönüş 25 TL'ye tekabül eder. gayet makul bence.
0
oxygene
(26.10.14)
adam level atlamtmış, saygılar.
0
charlesbukowskiineksi
(26.10.14)
(3)

Osmanlıca

raskolnikov2
Nasıl öğrenebilirim?Harfleri biliyorum ama bitişme durumlarında işler karışıyor. Geçen sene kaldım bu sene de alttan alıyorum. Ders işlediğimiz alıştırma kitabında her harfin alıştırma kelimeleri var.Be harfi bayram, bayrak, bulut vs. Diye gidiyor. Bu kelimeleri tam okuyamıyorum.
Nasıl öğrenebilirim?

Harfleri biliyorum ama bitişme durumlarında işler karışıyor. Geçen sene kaldım bu sene de alttan alıyorum. Ders işlediğimiz alıştırma kitabında her harfin alıştırma kelimeleri var.

Be harfi bayram, bayrak, bulut vs. Diye gidiyor. Bu kelimeleri tam okuyamıyorum.
0
raskolnikov2
(12.10.14)
murat bardakçı'yı antipatik bulurlar ama osmanlıca nasıl öğrenilir konusunda en doğrusunu o söyler; kıçını terletip dizini kırıp öğreneceksin.

bildiğin gibi osmanlıcada bilhassa türkçe kökenli olmayan kelimelerde ünlü sesler yazılmaz. kelimedeki ünsüz sesleri tek tek yaz. ortaya bir kalıp çıkar. aradaki boşlukları mantığına göre doldur. örneğin zafer kelimesi (z-f-r) diye görünür üç harf ile. sen metnin devamına da bakıp bu kelime olsa olsa zaferdir diyeceksin. bütün kelimeler böyle. bi de tabi, o alıştırmalarda ünlü seslerin ve diğerlerinin kelime başı ortası ve sonunda nasıl bitiştiğini kelimelere baka baka görmen gerekiyor kitapta muhakkak harflerin kelime başı, sonu ve ortası kullanımları verilir ilk ünitede, baş sayfalarda.

gerekirse 1 sene ilkokul 1 çocuğu gibi heceleye heceleye oku kelimeleri. ben bile hala tanıdık kelime gelmezse öyle yapıyorum.
0
wilhelmwasmuss
(12.10.14)
Hayrat vakfı milli eğitim bakanlığı işbirliğiyle ücretsiz olarak öğretiyor. Her ilde var kursları
0
goodyes
(12.10.14)
bir kitap vardı, yazarını hatırlamıyorum (ödünç verdim birine)
osmanlıca rehberi kitabın adı. kendi kendine kitaptan öğrenebilirsin. çok kolay.
0
innerbliss
(12.10.14)
(8)

Nohut Pilavcılar neden İstanbul dışında yaygın değil?

dergus
Ben şu an Konya'dayım mesela. Burada hiç ama hiç yok. Damak tadı farkı desem, her yerde çiğ köfteci var. İstanbul'un en meşhur olaylarından biri olan nohut pilav neden diğer şehirlere yayılmıyor arkadaşlar?
Ben şu an Konya'dayım mesela. Burada hiç ama hiç yok. Damak tadı farkı desem, her yerde çiğ köfteci var. İstanbul'un en meşhur olaylarından biri olan nohut pilav neden diğer şehirlere yayılmıyor arkadaşlar?
0
dergus
(06.10.14)
ilginç. ben de pek hatırlamıyorum
0
silver apple
(06.10.14)
Pilav Anadolu'da spesifik bir özelliği olmayan herhangi bir besinken İstanbul'da çok fantastik bir tatmış gibi algılanıyor sanırım, ondan olabilir.
0
angelus
(06.10.14)
demek ki ilginç olan geri kalan 80 ilin insanları değil, istanbul sakinleri.

çiğ köfte ulusal bir lezzetken, nohut pilav, böyle bir algıya ulaşamadı. nohut-pilav da güzel bir şey ama, yine de, pilav ve nohut işte arkadaş. niye durduk yere nohut pilav atıştırmak isteyelim ki. bence ilginç olan istanbul'da böyle yaygın olması. doğru soru:''bu olay niye istanbul'da bu kadar yaygın acaba?'' olabilir.

hatta dizilerde falan çıkıyordu, böyle offf nohut-pilav yumulalım hemen diyen karakterler. ne değişik adamlar yav bunlar, alla alla diyodum. herkesin olaya bakışı farklı demek ki. nohut pilav yemişliğim de var ama bende öyle bir çiğköfte bağımlılığı benzeri bir his oluşturmadı hiç. insanların çoğu benim gibi olabilir.
0
wilhelmwasmuss
(06.10.14)
pilav unkapanında ünlüdür. unkapanı da istanbulda. olay bundan ibaret.

aynı şekilde bakarsanız 10 yıl evvel midye dolmayı belli şehirler hariç diğer yerlerde zor bulurduk fakat su an baya yaygınlaştı gibi.

zamanla pilav da gelir.
0
kosun lan mevzu var
(06.10.14)
diger sehirleri bilemiyorum da en azindan ankara'da da istanbul'daki kadar yaygin diyebilirim. hatta canim cekti lan.
0
sendelemeden
(06.10.14)
@willhelmwasmuss +999
0
bluebey
(06.10.14)
Ankara ve İzmir'de de gâyet ünlüdür.
Hatta İzmir'de sadece nohutla kalmaz iş. Tavuk, ciğer, kavurma gibi ekstralarla birlikte satılır.
0
Dunedan
(06.10.14)
olm yemeyin lan onlardan. imalathanelerini gördüm diye yazdım kaç kere. köpeği koysan oraya siktir git der. yemeyin.

soruya cevap vereyim, kalabalık şehirlerde hızlı servis ve doyuruculuğu var diye.
0
ykyt
(06.10.14)
(2)

şu gün savaş çıksa

pescador
mevcut durumumuzla ilgili olarak sormuyorum bu soruyu, o yüzden "çıkmaz yea" demeyin. çıktığını varsayıyoruz. suriye ultimatom vermiş mesela. bombaladık onları diyelim, resmen savaş ilan ettiler. biz de "gel amk piçi gel" dedik, strateji dehası kısa adam çıktı televizyona uzunla birlikte dedi ki bey
mevcut durumumuzla ilgili olarak sormuyorum bu soruyu, o yüzden "çıkmaz yea" demeyin. çıktığını varsayıyoruz. suriye ultimatom vermiş mesela. bombaladık onları diyelim, resmen savaş ilan ettiler. biz de "gel amk piçi gel" dedik, strateji dehası kısa adam çıktı televizyona uzunla birlikte dedi ki beyler savaşa giriyoz.

bu durumda memleketteki asker hareketliliği nasıl olur? ne bileyim 18-40 yaş arası tüm erkekler askere mi çağrılır mesela? ya da mevcut orduyla girilir, savaşın gidişatına göre askerliğini yapmış olanlar ya da diğer gençler mi çağrılır grup grup? nasıl oluyo bu işler kanunu kitabı var mı?
0
pescador
(03.10.14)
Evet once mevcut asker, sonra gerekirse askerligini yapmis 45 yasa kadar herkes diye biliyorum ben.
0
icim urperiyor
(03.10.14)
o işler öyle kolay değil. dediğin gibi topyekün bir savaş çıksa bile sefer görev emri olayına göre, ihtiyaç duyulursa askerlikle işi bitmiş insanlarda ihtiyaten çağırılır ama, sıra oraya gelene kadar ooo. zaten herkesi suriye tarafına cepheye nakledecek halleri yok.

ayrıca ben hakkari'de hudut birliğinde yaptım, sanıyorum benim gibilerin muafiyeti var.

neyse al mevzuat bu, ben üşenip okumadım istersen oku sorunun cevabı burda www.mevzuat.gov.tr
0
wilhelmwasmuss
(03.10.14)
(40)

kimin bilgi birikimine sahip olmak istersiniz?

m e b
Yine anket gibi oldu ama benim bunu sormamdaki amaç farklı. Diyelim ki ünlü, başarılı bir şahsiyetin kayıtsız şartsız tüm bilgi birikimine, "kendini geliştirmekle kazanılan özellikler"ine (mesela yabancı dil vs.) sahip olacaksınız. Bu kim olurdu?Ya da atıyorum bu şahıs Dostoyevski gibi edebi yönü ço
Yine anket gibi oldu ama benim bunu sormamdaki amaç farklı. Diyelim ki ünlü, başarılı bir şahsiyetin kayıtsız şartsız tüm bilgi birikimine, "kendini geliştirmekle kazanılan özellikler"ine (mesela yabancı dil vs.) sahip olacaksınız. Bu kim olurdu?
Ya da atıyorum bu şahıs Dostoyevski gibi edebi yönü çok iyi olan biri de olabilir.
0
m e b
(07.09.14)
gordon ramsey
0
vedat chili peppers
(07.09.14)
Tesla
0
jamalbsf
(07.09.14)
Ulus Baker
0
hayal bilgisi
(07.09.14)
buzdagi
(07.09.14)
Kesin bir cevap veremem ama kesinlikle bir edebiyatci olmayacagini soylerim hic dusunmeden.
0
delifaruk
(07.09.14)
Bilgi birikimimden memnunum. Eskilere ozenmiyorum.
0
f_d
(07.09.14)
aa hayret kimse ilber ortaylı dememiş :)
0
juninho77
(07.09.14)
Ahmet serif izgoren.
0
brnbrs
(07.09.14)
basarılı bir playboy olmus herhangi bir erkek. evet.
0
fransızkalanadam
(07.09.14)
Çok kişi var sanırım ama şu an aklıma ilk gelen 2 isim var, Mîna Urgan ve İlber Ortaylı
0
mutlusismankedi2015
(07.09.14)
isaac asimov
0
rayde
(07.09.14)
steven wilson, roger waters, jean-christophe grangé, steven moffat.
0
sagopa kajmer mahlas kafkef
(07.09.14)
Peki o şahsın yerine geçiyor muyuz yoksa kuru kuru bilgiler bize mi geçiyor? Kişinin yerine geçiyorsak tabii ki Bill Gates. Hem yarattığı şeyler tüm dünya tarafından kullanılıyor, kullanılacak hem de aşırı zengin.
0
i was made for you
(07.09.14)
1-emre kongar
2-aydın boysan
3-ilber ortaylı
0
boulevard of broken dreams
(07.09.14)
nikola tesla
0
fallthepieces
(07.09.14)
fuat köprülü
0
wilhelmwasmuss
(07.09.14)
louis c.k.
0
zvonimir
(07.09.14)
ciguli
0
compadrito
(07.09.14)
rem koolhaas
0
goldentitan
(07.09.14)
-ilber ortaylı
-nikola tesla
-muazzez ilmiye çığ
-zahi hawass
-albert einstein
-karl marks
-the doctor

www.youtube.com
0
in pyjamas
(07.09.14)
Noam Chomsky
0
shejia
(07.09.14)
İlber Ortaylı. İlberalizm!
0
secilmis uye
(07.09.14)
Google!
0
fernandoenes
(07.09.14)
@i was made for you: sadece bilgisini olacak, bedenini veya konumunu değil :)
0
🌸m e b
(07.09.14)
atatürk
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(07.09.14)
david foster wallace.
0
baldur2
(07.09.14)
@proletarier aller lander vereinigt euch: neden atatürk?
0
🌸m e b
(07.09.14)
iskender savaşır
0
Demet
(07.09.14)
freud efenim freud. nasıl kimse demez.
0
oddyseus
(07.09.14)
o kişinin bilgi ve birikimine sahip olduğumda,
mevcut hastalık ve korkularına da sahip olacağım düşüncesi ile 'hiç kimse' diyorum.

(eklediğin bedeni ve konumu değil cevabını görmemiştim)
bedeni zihinden ayıramıyorum,
bu da benim bilgi birikimim,
ona ne olacak peki,
ya bilgilerimiz çakışırsa,
veya onun bilgi birikimi benim bedene overload olursa ve beni kanser ederse
o bilgi ile hayatımda tutmak ve yol vermek istediğim şeyler de değişeceği için zaten ben ben olmayacağım ki
neden böyle sorular soruyorsun
ühü
0
sadegazoz
(07.09.14)
@sadegazoz: öyle irdeleyince çok acayip oldu tabii :))
0
🌸m e b
(07.09.14)
Başkasının bilgi birikimine ihtiyacım yok şu anki bilgi birikimim ve düşünce yapımı 14 sene öncesindeki halime aktarabiliyorsak o yeter de artar bile bana..
0
EkimBebesi
(07.09.14)
kendimin.
0
WrAiTh
(07.09.14)
Şu halimize bakın; daha imla hatalarımızın önüne geçebilmiş insanlar değiliz.
O bilgi birikimle ne yapmak istediğimiz önemli.
0
sadegazoz
(07.09.14)
neden atatürk çünkü pek çok sayılan kişi burada hep tek alanda bilgili kişiler, karl marx misal adamdır adamın hasıdır ama yaptığı hareketler yanlış, yaptığı düzenlemeler yanlış değil. neyse demek istediğimi anla yani bu adam misal ekonomist diğeri başka vs. atatürk çok daha kapsamlı bir adam gerçekten o yüzden onunkine sahip olmak isterdim. kitaplar atatürkü put gibi anlatıyor ama şöyle tarafsız bir kitap olsa da okusak atatürkü insan gibi anlatan neler başarmış neler biliyormuş öğrensek gerçi böyle bir şeyi tam olarak asla öğrenemeyiz çünkü adam kendini geliştirmiş sonra da savaşa girmiş kendini pazarlayacak hiçbir şey yapmamış ki doğru düzgün. yani belki yeni bir ülke kurmakla devrimlerle uğraşmak yerine mevcut imparatorluğu sürdürseydi şu an tam bir ortadoğu ülkesi ama çok da zengin ve refah içinde olan bir ülke olabilirdik. Diyeceksin ki sen nereden biliyorsun çoğunlukla oradan buradan parça parça ufak bilgiler ve onları birleştirme biraz da varsayım ve tahmin.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(07.09.14)
@bigl0rd: sence o kadar basite mi indirgenmeli durum?
bence daha fazlası yapılabilir.
0
🌸m e b
(07.09.14)
Madem kişinin yerine geçmiyoruz sadece bilgi geçiyor, o zaman sevdiğim bir müzisyenin bildiklerini bilmek isterdim. Eric Clapton, John Mayer, Stevie Ray Vaughan vs. vs. O zaman onlar gibi şarkı yazabilirdim herhâlde. Karl Marx gibi bir şeye derman olmayan adamın bilgisini ne yapayım.
0
i was made for you
(07.09.14)
ada lovelace, marie curie, albert einstein, stephen hawking, nikola tesla, robert oppenheimer -ama kesinlikle yerinde olmak istemezdim :/ - , ebu musa cabir bin hayyan -bak düşün ne kadar geriye gittim.. gerçi onun ürettiği bilgileri şimdi zaten biliyoruz da, bazen "oha nasıl düşünmüş ki bunu?" dediğim olmuyor değil.. ben salağım, evat-, niels bohr, john william strut rayleigh,werner heisenberg, erwin schrödinger ...daha bu böyle gider. evet bir kısmı quantum mekanikçisi ve onların bilgi birikimine sahip olmak isterdim. (bir kısmı değil tabi)

ha bi de, sadece bilgi birikimlerini değil de zekalarını ve sebatlarını da alsak oluyor mu? :/ zira şu anda çok ihtiyacım var da :( *ağlayarak uzaklaşır*
0
pasp
(07.09.14)
warren buffett.

para lazım. :)
0
lemmiwinks
(12.09.14)
Nikola Tesla
Hedy Lamarr
Marie Curie
0
aychovsky
(12.09.14)
(12)

Sevip de soyleyememenin..

ferdinand griffonn
..bahanesi nedir ? Neden soylemiyonuz ?(Kisisel bir soru degildir; ben soyledim cok sukur, mutluyum. Siz de soyleyin)
..bahanesi nedir ? Neden soylemiyonuz ?

(Kisisel bir soru degildir; ben soyledim cok sukur, mutluyum. Siz de soyleyin)
0
ferdinand griffonn
(04.09.14)
soyleyince noldugunu gorduk de ondan. sicildi agzimiza, rezil olduk, hor gorulduk, dalga gecildik, evlerimize atesler salindi. oyunu oynamadan olmuyor be canim. yuzde 99.9 olmuyor diyelim ama 0.1i beklerken de yalniz kalmanin alemi yok.
0
babamasoliimbananickaldirsin
(04.09.14)
reddedilmek hayallerine de ket vuruyor insanın. sebebi bu riski kabullenememektir.
0
bass solo take one
(04.09.14)
@yesilimtrak

Neden ablacim? Nedenmis disi kardesler soylemesin? =) bize de yazik degil mi?
0
🌸ferdinand griffonn
(04.09.14)
cunku badakız.
0
xenophobe
(04.09.14)
kadınlar da iki reddedilince "söylemiycem işte bir daha bana ne :(:(" moduna giriyor hemen. erkeğin reddetme hakkı bulunmuyor mu? ayrımcılık resmen. özgüvenimi yok etti, korkuyorum falan deyin açık açık. erkeklere laf etmek çok anlamsız.
0
trinitrotoluen
(04.09.14)
bugüne kadar hiç açılmadım dolayısıylada reddedilmedim. ama acılsamda bir bok olmayacağı ortada hiç sinyal veren biri olmadı bile. hep baskası kapıyor kızı, sanki bazen bir matrixin içindeyimde diğer figuranlar daha kolay bir hayat yasayıp istediklerimi elde ediyormus gibi geliyor. tam anlatabildim mibilmiyorum.
0
fransızkalanadam
(04.09.14)
karşıdakinin evli olması.
(bkz: indefinite leave to remain )
0
vesika
(04.09.14)
babam memurdu, tayin senesiydi.
ayrı düşeceğimiz, bir daha görüşemeyeceğimiz için söylemedim.

"bu olay 9 yıl önce, cep telefonu ve internetin bu kadar yaygın olmadığı zamanda yaşanmıştır.

.
0
livaneli kadir
(04.09.14)
üşengeçlik

şu anda sevdiğim biri yok gerçi ama, ancak çok yoğun duygular hissettiğim kişilere sevdiğimi söylememe rağmen, büyük bir istikrarla reddedildim. insanda robot değil haliyle, bir süre sonra o heyecan, istek falan da kalmıyor. amann nasıl olsa hep aynı olay, aynı klişe karşılıklar alınacak falan diye arada üşengeçlikten sevdiğimi söylemediklerim oldu.

evet cevabım üşengeçlik. yine üşenirsem yine söylemem pişman değilim.
0
wilhelmwasmuss
(04.09.14)
Psikopatoloji
0
hkku
(04.09.14)
birkaç kez söyledim reddedildim. artık kasmıyorum.
ama bana teklif eden kızları hep kabul etmişimdir, sevdiğini söylemeyen kızlar ayıp ediyor, bilmiş olsunlar.

bir 3. dünya ülkesi vatandaşı olarak 4. dünya ülkesinden bir kız bulup saçma sapan evlenmeyi planlıyorum. türk kızından ucuza geliyor.
0
siradisi00
(04.09.14)
sevdiğimizle kaldık, ondandır. kadın-erkek fark etmiyor bu durumda.
aslında sevdiğimizle kalsak iyi, babamasoliimbananickaldirsin in dediği gibi : rezil olduk, gururumuz incitildi, umursanmadık, hor görüldük. tuhaf yani. ben her zaman duyguların saklanmaması söylenmesi taraftarıydım ama öyle biri çıktı ki karşıma, lanet ettim.
0
bucuuu610
(28.09.14)
(6)

IŞİD'in amerikalı gazetecilerin kafasını kesmesi?

pescador
hem foley hem de sotloff'u öldürdü bunlar, değil mi? ABD'nin ülke içindeki BAĞZI kesimleri siklemediğini ancak uluslararası arenada vatandaşına çok büyük önem verdiğini biliyoruz. IŞİD'in ABD veya başka birileri tarafından desteklenen, pışpışlanan bir grup olduğu da belli. benim aklıma şu soru geldi
hem foley hem de sotloff'u öldürdü bunlar, değil mi? ABD'nin ülke içindeki BAĞZI kesimleri siklemediğini ancak uluslararası arenada vatandaşına çok büyük önem verdiğini biliyoruz. IŞİD'in ABD veya başka birileri tarafından desteklenen, pışpışlanan bir grup olduğu da belli.

benim aklıma şu soru geldi, bir tane kaptanı kaçırıldı diye orduyu harekete geçirip operasyon yapan ABD iki gazetecisinin kafasının kesilmesine nasıl ve neden göz yumdu? bu abiler amariga'nın çıkarları için kurban edilmiş, görmezden gelinmiş insanlar mı? yoksa IŞİD gerçekten ABD'yi iplemeyen, kafasına eseni yapabilen bir örgüt mü? ya da ABD'yle arası iyi olmayanlar tarafından mı destekleniyor örneğin?
0
pescador
(03.09.14)
1) IŞİD, kafasına göre hareket eden çılgın bi grup değil. Adamlar dikey örgütlenmiş, belirli bi strateji ışığında hareket ediyorlar.

2) ABD ve Türkiye eskiden dolaylı veya doğrudan ışid'i desteklediler evet. Ve şimdi besle kargayı oysun gözünü durumu var yaşanıyor biraz. El kaide'de de aynısı olmuştu. Bkz: 11 eylül

Öldürülen 2 gazeteci de en az 1 yıldır rehin durumdalar. Başka ABD vatandaşları da var ellerinde. Bu yüzden kurtarma operasyonu yapmıyor olabilirler.

Öte yandan, Obama artık eskisi gibi ortadoğuya girin, yakın yıkın emri veremiyor. Önce kendi halkını ikna etmesi lazım. Amerikan kamoyunun da sıtkı sıyrıldı ortadoğudan. Asker göndermek istemiyorlar. Bence haklılar.
0
pardonan
(03.09.14)
abd, ışid'in kürt bölgesinin hakimi olacak kadar büyümesini istemiyor ama bağdat ve kürt bölgesi arasındaki güç dengesinin çok fazla bozulmaması için ışid'in belli oranda varlığına da göz yummaktan rahatsız olmuyordur.

ışid'in biti haddinden fazla kanlanınca, abd hava saldırıları ve k.ırak ordusuna destek gibi etkinliklere başladı, bu da tabi ışid'in kendi çapında blietzkrieg'ini bozdu. onlarda işte buldukları amerikalıyı keserek amerikaya geri adım attırmaya çalışıyorlar.

ben amerikanın öyle bir iki vatandaşı öldü diye, ışid'e gözünü karartıp saldıracak bir devlet olduğunu sanmıyorum. tamam vatandaşı umursamama konusunda bir türkiye değiller ama, bir tek vatandaşım için dünyayı yakarımcı israil tavrına sahip olmadığına da adım gibi eminim.

ışid abd'yi iplemese, her öldürdükleri esire, ırakla işbirliği yapmayın diye konuşturma yaptırmaz.

ışid'in varlığı hemen herkesin işine bir miktar geldiği için çoğu ülke tarafından belli oranlarda desteklendiğini düşünüyorum.
0
wilhelmwasmuss
(03.09.14)
tabii hızlı büyümelerinin etkisi olarak ise bu sene içerisinde olmasa da geçtiğimiz senelerde çoğu körfez ülkelerinden aldıkları finansal yardımı da unutmamak gerekiyor. şimdiyse petrol olsun, haraç olsun, gayet iyi finansal durumları. sınır da kerhane kapısı gibi olunca gelişmeleri kolay şu saatten sonra.

amerika üzerinde baya baskı da oluştu tabii ikinci gazeteciden sonra. her basın toplantısında diş işleri sözcüsüne sorulup duruyor ışid'e savaş açılacak mı diye. savunma bakanı hagel türkiye'ye gelecekti koalisyon görüşmesi için. ne oldu bilemiyorum. bir yanda amerika'dan koalisyon teklifi, diğer yandan rehineler. akp hükümetinin muhteşem dış politikası sonucu elimiz kolumuz bağlı bir durumdayız anlayacağın.

amerika ise koalisyon olur olmaz ama bir şekilde girer bence. en son emirli'deki türkmenleri soykırımdan kurtaran kuvvetlere amerika'nın destek verdiği söyleniyordu zaten. suriye'de de keşif uçuşlarına başlamışlardı diye biliyorum. doğru zamanı mı bekliyorlar nedir, bilemiyorum o kadarını.
0
soso
(03.09.14)
Amariga âni cevaplar vermez. Barak başgan "Henüz bir stratejimiz yok." dedi. Tek başına bu cümle bile yeterince ürkütücü.
0
compadrito
(03.09.14)
obama'nın en büyük projesi obamacare ve ülke icinde ona para bulabilmek icin dış operasyonları kısıtlıyor. bu hali ile tekrar askeri operasyona girisse, kendi kendisi ile ters düser. kaldı ki, muhtemelen bir daha başarısız olacak bir ortadoğu operasyonu iceride kendisini zayif gösterecek. cumhuriyetci parti, şu an ölmüş eşek, ama tea party movement var ve onlar cok sert yükleniyorlar. demokratlar obamadan sonra da başarıyı garantilemek icin riske girmek istemiyorlar.

kaldi ki dış politikada her zaman netice mühimdir. isid bugün var yarin yok, ama uzun vadede isid'in orada olmasi kime yarıyor. bunun cevabini sormak lazim. abd, cok da zararlı degil isid'in yaptiklarindan. orasi açık.
0
atmaca.ged
(03.09.14)
compadrito
(05.09.14)
(16)

ekşi sözlük yazarlarının çoğunluğu aptal mı ?

bay meraklı
hep troll besliyorlar. en popüler başlıklar da hep bariz troll başlıkları. bunun nedeni aptal olmaları mı yoksa başka bir nedeni var mı? troll başlığı olduğunu anlayamıyorlar mı? yoksa anlasalar bile trolleri beslemekten mi hoşlanıyorlar ?bu troll sorusu değil. cidden merak ediyorum.
hep troll besliyorlar. en popüler başlıklar da hep bariz troll başlıkları. bunun nedeni aptal olmaları mı yoksa başka bir nedeni var mı?
troll başlığı olduğunu anlayamıyorlar mı? yoksa anlasalar bile trolleri beslemekten mi hoşlanıyorlar ?

bu troll sorusu değil. cidden merak ediyorum.
0
bay meraklı
(29.08.14)
e yani var biraz.
0
ufukcel
(29.08.14)
Cevabı ne yapacaksın ? Ben de bunu merak ettim.

Cevab veriyorum: eved.
0
jimmy
(29.08.14)
Tahrik olup cevap vermek istiyorlar.

Trollüğün mantığı sazan.avi, işte bunlar da o sazanlar.
0
air
(29.08.14)
bir delinin(troll) kuyuya attığı taşı, çıkarmaya çalışan 40 kişi, her yerde vardır, doğaldır.

trolleri, bu adamların başlıklarına yazmayarak değil, bu adamların cirit atmasına izin vermeyerek engellersin. tabi engellemek isteyen bir kuyu sahibi var mı? orası muamma.
0
wilhelmwasmuss
(29.08.14)
burada da bir sürü var. evet aptal sanırım. tanıdığım aklı başında yazarların, yıllardır badim olan adamların hiç trollere kandığını görmedim.
0
i ve been mistreated
(29.08.14)
Aslında çok akıllı adamlar, yalnızlar bence biraz.
0
Solem
(30.08.14)
Hirs yapiyorlar bence. Tutamiyorlar kendilerini
0
bruceandwayne
(30.08.14)
air güzel acıklamıs işte. savan avı işte.
0
all girls dream
(30.08.14)
Dünün en beğenilen entrylerine bak bir hafta üstüste anlarsın.
0
tescillimarka
(30.08.14)
Eksi ben 2008de yazmaya basladigimda da boyleydi. O zamanlar zenci, nbdi, dengizik gibi troller vardi ve kimisi cok komik oluyordu :) yine trolleri beslemeyin diyenler vardi. Yanlis hatirlamiyorsam onetim uyari bile yapmisti trol besleyenleri konu alan.
0
i ve been mistreated
(30.08.14)
troll yuvasıymış da, kırk akıllı olarak ekşiiciler hata ediyormuş da...


he, chp'li olmayan, dindar olan, ateistlere sorular soran, solcuları eleştiren, sağcı herkes troll zaten.


bu zihniyettekiler de aptallıklarını kanıtlıyor zaten.
0
m e b
(30.08.14)
soru ve nick uyumu :))
0
cok iyi yol
(30.08.14)
ben şahsen aptal olduğumu hissediyorum zaman zaman
0
eksi sozluk e bir daha geldim
(30.08.14)
yarı yarıya. ama aptalların elinin ayarı olmadığından aptal yarı aşırı baskın çıkıyor.

şimdi en beğenilen 10 entryme baktım en uzunu 3 satır. okumayı da sevmiyorlar. kime ne laf soktun kime ne ayar bkzı verdin onun derdinde okuyucular. her birimiz de bi immanuel tolstoyoski, bi nazmiye demirel, bi vulpius olamayacağımıza göre :(
0
namus ninjası
(30.08.14)
önde giden aptallardan biriyim ben mesela:)
0
yalnux
(30.08.14)
insanin aptallik anlayisina gore degisir. kimisine gore kisinin yalnizca eksisozluk'te bulunuyor olmasi dahi aptal olarak nitelenmesi icin yeterlidir.

anlamiyor da olabilirler, ne kadar zekice cevap verdiklerini gostermek, begenilmek istiyor da olabilirler, troll'leri verdikleri zekice cevaplarla yeneceklerini dusunuyor da olabilirler.
0
John Finn
(30.08.14)
(9)

beyler tez işinden çok korkuyorum lan :(

xenophobe
beyler diye girdim ama size, size hepinize. 4. seneye geldik, tez de var şimdi. ya ben etrafımda gördüklerimden, duyduklarımdan tez işinden çok korkar oldum. daha konumu bile bilmiyorum ama sanki asla yapamayacakmışım gibi. o akademik düzeyde değilim ki abi ben. alttan 5-6 tane dersi olan 2.30 ortal
beyler diye girdim ama size, size hepinize. 4. seneye geldik, tez de var şimdi. ya ben etrafımda gördüklerimden, duyduklarımdan tez işinden çok korkar oldum. daha konumu bile bilmiyorum ama sanki asla yapamayacakmışım gibi. o akademik düzeyde değilim ki abi ben. alttan 5-6 tane dersi olan 2.30 ortalamalı bir adamım. daha normal derslere bile yetkin değilim bu ortalama ve alttanlarla, tezi nasıl yapayım?

benim durumumda olan insanlar nasıl yaptı bu tezleri? parayla mı yaptırdınız hep?

korkmakta haklı mıyım yoksa bi şekilde hallediliyor mu?
0
xenophobe
(28.08.14)
bir şekilde hallediliyor ama süreç biraz sancılı oluyor bölüme konuya hocaya göre değişir elbette. benim tez hocam çok düzenliydi her hafta aynı saatte görüşürdük öyle olunca haftalık ilerleme kaydettirdi bize ve çok erken denilebilecek bir sürede bitirmiştik.
0
cdiyez
(28.08.14)
derslerin falan durumu nasıldı peki? benim gibi 2.50 ve altında olan, nispeten dersleri kötü, akademik düzeyi yetersiz diyebileceğimiz arkadaşlar nasıl halletti onu merak ediyorum.
0
🌸xenophobe
(28.08.14)
korkcak bi şey yok bre. konunu belirlemek senin sorunun. bence üzerine çalışılmış bir konu bul. böylece sana yol göesterebilir, kaynaklara erişimin kolaylaşır. sonrası sadece onu yorumlamaya kalıyor...
0
her giriste sifresini unutan adam
(28.08.14)
lisans tezinden korkulur mu yahu. bir ayda yapıp bitirmiştim ben benimkini.
0
devilred
(28.08.14)
mezuniyet tezi, korkulacak bir şey değil.

tez konum olan yazarın, sağolsun her eseri farklı bir kütüphanede olduğu için biraz malzemeleri toparlamak uğraştırdı, bir de onları belli bir mantığa göre düzenleyip yazmak. (yazma işi de sıkıcılığından yoksa başka zorluğundan değil) tüm bunlara rağmen 1 ay içinde bitti bütün iş.

bir şekilde halledilir, önemli olan hocanın eline bitmiş, bastırılmış bir şey vermek. zaten akademik değeri olmayan şeyler, hocaların da bu yüzden, ı ıhh olmamış bu kabul etmiyorum diyeceğini sanmıyorum sen bir şekilde iyi kötü hazırladıktan sonra.
0
wilhelmwasmuss
(28.08.14)
korkmalik bi sey yok, parayla yazdirmak kadar da sacma bi sey yok kanimca.. okul boyunca yaptigim en faydali is bitirme calismasiydi bence.. 2.08 ile ve 6 senede mezun olmus bi insan olarak bunu soyluyorum ben..

elbet bolumune ve hocasina bagli olarak degisiklik gosterir ama zorlansan da ugrastirsa da kendin yapmalisin bence.. konu olarak da gercekten ilgini ceken bi alan secmelisin tabi..
0
buzzlightyear
(28.08.14)
ya bi an 4. sene ve tez deyince aklım doktoraya gitti nasıl yani yuh dedim.
lisans aklıma gelmedi yani düşün. o kadar tırt.
geçenlerde lisans tezimi açıp baktım da piyyyyy ne akademik düzeyi bırak ya.
aranın iyi olduğu hocayı seç yeter gerisi gelir.
0
lily briscoe
(28.08.14)
korkacak bir şey yok hocam.

ben de dersleri kötü, hocaların tanımadığı, düşük ortalamalı asosyal bir tip olarak geçen dönem bitirme projesine başladım. normalde proje olduğu için 4 kişilik gruplar oluyor ama 2 kişi hiç gelmedi bile, biz 2 kişi devam ettik. Diğer arkadaşın da annesi vefat edince tek başıma kaldığım haftalar baya oldu. her hafta toplantıya çağıran ve biraz da bizi zorlayan hocaların olması da avantajımıza oldu.

kesinlikle kendin yapmalısın. benim de gözümde çok büyüse de 4 senede okulda ne öğrendiysem daha fazlasnı bu bitirme projesinde öğrendim ve resmen özgüvenim geldi mezun olurken.
0
raikkonen
(28.08.14)
lisans isen tez falan değil zaten o yaptığın şey. lisedeki dönem ödevinin kaynakçası düzgün olanı. korkmana gerek yok yani.
0
alperz
(28.08.14)
(5)

Saz ve Kanun

aradaki uzaklik
Bu iki enstrüman, Saz ve Kanun, Türk enstrümanı mı? Yoksa kökü diğer kültürlere filan mı dayanıyor?
Bu iki enstrüman, Saz ve Kanun, Türk enstrümanı mı? Yoksa kökü diğer kültürlere filan mı dayanıyor?
0
aradaki uzaklik
(28.08.14)
kolay taşınıyorsa türk, masifse daha yerleşik bir kültüre ait olma ihtimali var. (sallıyorum ama destekli)
0
namus ninjası
(28.08.14)
kanun kesin değil. sazdan kastın bağlama ise evet ona türk enstrümanı diyebiliriz ama daha geniş bakacak olursak onun da kökeni bu coğrafyadaki eskü kültürlere dayanıyor.
0
calzoncillos
(28.08.14)
@namusninjası, ne alaka abi, yani kim bulmuş bu enstrümanları diyorum, nerede doğmuş, kim ilk icat etmiş, o manada :)
0
🌸aradaki uzaklik
(28.08.14)
sazın ilk şekilleri eski dönemlerden beri türklerde mevcut ama kanunu farabi icat etmiş diye bilinir. ha farabi türk mü? valla bize göre türk, iranlılara göre fars.
0
wilhelmwasmuss
(28.08.14)
göçer kavimlerden karmaşık müzik aletleri çıkmasını bekleyemeyiz. kanun çok teferruatlı bir saz. bağlama da bir o kadar basit. onu da geçtim, gerçekten çok eski müzik aletleri var, genelde kemiklerden yapılmış flüt falan bilhassa. defalarca farklı kültürlerde icat edilmiş olabilirler.
0
namus ninjası
(28.08.14)
(6)

Volkan niye saldırdı? Melo niye sarı kart yedi

oddyseus
Maçın sadece penaltılar kısmını izledim. Anlamadığım şey Melo penaltı kullanıyo, Volkan koşup üstüne atlıyo. Sebebi ne bunun abi hareket falan mı çekti kullandığı sırada, tükürdü mü? laf mı attı? niye penaltı kaçıran birinin üstüne zıplar bir kaleci yoksa. Ahaaaa bak nasıl atamadın bana dercesine ar
Maçın sadece penaltılar kısmını izledim. Anlamadığım şey Melo penaltı kullanıyo, Volkan koşup üstüne atlıyo. Sebebi ne bunun abi hareket falan mı çekti kullandığı sırada, tükürdü mü? laf mı attı? niye penaltı kaçıran birinin üstüne zıplar bir kaleci yoksa. Ahaaaa bak nasıl atamadın bana dercesine artislik zıplayışı mıyıd? Neden kırmızı kart almadı ve neden melo sarı aldı? Hatta niye ilk meloya gösterdi bu hakem?
0
oddyseus
(26.08.14)
* volkan o.ç. olduğu için

* fenerbahçe şike yaparak avrupa'dan 2 yıl men edilmesine rağmen türkiye'de neden bir yaptırıma uğramadıysa aynı nedenle hakem sadece volkan'a kırmızı kart vermesi gerekirken gidiyor ilk melo'ya sarı kart veriyor, sonra lütuf edip volkan bey'e de bir sarı kart veriyor.
0
bira sisesi kapagi
(26.08.14)
laf atma, tükürme vs. tahrik edici bir durum yok.

artislik, çirkeflik, aşırı konsantrasyon, volkandaki profesyonellikten yirmi bin fersah uzak sporculuk anlayışı birleşince ortaya böyle bir durum çıktı.

kart meselesi de, hakemin iradesizliği + kenan evren kafasına sahip olması; ortada olay mı var, kim suçlu, kim suçsuz ayırmaya gerek yok, bir onlardan bir bunlardan mantığı.
0
wilhelmwasmuss
(26.08.14)
1) dogru mu bilmiyorum ama, penalti kullanirken melo pitbull taklidi yaparak dislerini gostermis.

2) volkan ziplarken tam melo'nun arkasindan gecip gitmeyi planlamis ama, melo bi adim geriye gelince volkan carpmis oldu.

3) ilk melo'ya sari kart gostermesinin sebebi de 2. madde, baska bi durum yok.

4) volkan'a sari gostermesinin sebebi de, bu olanlardan sonra melo'nun uzerine yurumesi.
0
she was my baby
(26.08.14)
aga ters açıdan izleyince, melo o hareketi yapmasa hiç temas olmayacakmış gibi geldi bana. volkan mal zaten de melo da burada bir şeyler yapmış.
0
baldur2
(26.08.14)
hahah volkan denen yaratığın onca barbarlığından sonra hala melo'ya bok atıyorsunuz ne deyim size. yok bir adım ileri atlamış falandı filandı. lan bildiğin adam mağara adamlığı yaptı işte. gitti adamın üzerine zıpladı. it herif.
0
widee
(26.08.14)
ghsfhfghfh aynen volkan uçuyomuş havada melo onun önüne geçmiş ve çarpışmışlar. zaten maç sonu köpekleri belediye zehirlesin yoksa ben yapcam demeci de bunun kanıtı.

böyle bişeyi iddaa edenlerin kafa olarak volkandan farkı yok. allah kurtarsın.

@oddyseus

al bu da volkan ın niye saldırdığıyla ilgili sana bi fikir uyandıracak bi entry

eksisozluk.com
0
merkezefendi
(26.08.14)
(11)

Yazık Değil Mi - 47 Uçakla Prova Yapmak

yatagants
Şuan ankara semalarında 45 adet jet uçağı, 1 adet askeri özel jet, 1 adet kargo uçağı ile bilumum helikopter 30 ağustos provası yapıyorlar.Nerden bakılırsa bakılsın bir uçak için en az 4-5 bin dolar maliyeti var bu işin.Yazık değil mi? bu paralar bizim cebimizden çıkıyor? Neyin güç gösterisi bu?
Şuan ankara semalarında 45 adet jet uçağı, 1 adet askeri özel jet, 1 adet kargo uçağı ile bilumum helikopter 30 ağustos provası yapıyorlar.



Nerden bakılırsa bakılsın bir uçak için en az 4-5 bin dolar maliyeti var bu işin.


Yazık değil mi? bu paralar bizim cebimizden çıkıyor? Neyin güç gösterisi bu?
0
yatagants
(26.08.14)
iç ve dış tehditlere karşı caydırıcılık geyiği.
0
zgrydn
(26.08.14)
haklısın.. ne zaman yerdeki israfı hallederiz sonra havaya geçelim

ülkemizin şuanki cumhurbaşkanının yaklaşık 30 koruması ve konvoyunda minimum 12 araç olduğunu, milletvekillerimizin tamamının özel şoförü hatta bakanların özel kalemlerinin bile özel aracı ve şoförü olduüunu biliyor musun

uçaklara gelince, 30 ağustos zafer bayramıdır ve kutlanmalıdır.. giderek azalan 23 nisan, 29 ekim ve 19 mayıs günlerimiz mevcut..

bunlar prova yapmasa ve direk uçuşa geçse, bir kaza olsa.. daha mı iyi olur
0
monreve
(26.08.14)
@monreve evet biliyorum. Bu provaları eleştirdim diye hemen akpli damgası koymayı ço iyi biliyorsunuz.

Onlarda israf. Bak hatta o durumun daha önce başlığını açmışım;

eksisozluk.com

"artık oha dediğim hallerdir. dün cepa balkonda otururken, yolda birden bire trafik kesildi 10 dakika boyunca hiç araç geçmedi. daha sonrasında ise önde 8 motorluk kortej arkasından sayabildiğim kadarıyla 32 araçlık başbakan koruma konvoyu geçti. işin en ilginç yanı ise konvoyun hemen üstünden bir helikopterinde takip etmesiydi.

sonra vay efendim hizmet yapıyorum. senin her gittiğin bir kilometrenin masrafı ile bir aile bir ay doyar be adam.
"
0
🌸yatagants
(26.08.14)
ben asla akpli damgası vurmadım.. vurmam da.. sadece bir noktaya dikkat çektim.
hem akpliysen bana ne.
0
monreve
(26.08.14)
yapacaklar tabi, caydiricilik geyigi demiş bir tanesi de. te allam ne günlere kaldık. bunlar bakkal falan sanıyorlar ülkeyi iyice.
0
fallthepieces
(26.08.14)
beni maliyetlerinden ve soğuk savaş dönemi gövde gösterileri zamanından kalma caydırıcılık opsiyonlarından daha çok yaptıkları gürültü ilgilendiriyor şu anda. akm'nin dibinde olan çalışma yerimde pencereden bakınca kolumu uzatsam tutacakmışım kadar yakından geçiyor şu an o uçaklar ve kulak zarım s*kildi resmen. başıma ağrılar girdi.

komutan, bürokrat, vekil eşleri bakıp da ağlasın diye hem cebimizden para çıkıyor hem de beynimiz deliniyor kaç gündür. her bayram aynı terane.
0
in pyjamas
(26.08.14)
30 Ağustos anması için ne yapılsa azdır. olsa da 147 uçak uçsa.
0
eksi sozluk e bir daha geldim
(26.08.14)
Eski evim ucaklarin rotasinin altindaydi. Bir hafta onceden sabah 9'da ucaklar ucmaya baslarlardi. Cidden rahatsiz edici bir durum olabiliyor gurultuye katlanmak istemeyenler icin. Ama su da var 30 Agustos belki bu ulkedeki en onemli gun. Bir ulkenin zafer - bagimsizlik bayraminin kutlamasi icin hicbir masraftan kacinilmamali. Bizde ise uzucu kisim sadece o hipodroma giden kucuk bir kesime hitap ediyor bu bayram, geri kalanlar icin sadece tatil. Keske halkin buyuk bir kisminin katilimi ile coskulu bir sekilde kutlanabilse.
0
Haldamir
(26.08.14)
her durum için maliyet hesabı yapılmaz. maliyet hesabı yapılmayacak durumlardan biri de, ulusal kutlama günleridir bence.

buradan yazık değil mi hassasiyetini devletten, bireye indirgersek, doğum günü kutlaması için o kadar pasta, içecek harcanıyor, bunlar hep cebimizden gidiyor diye düşünmeye benziyor.

kaldı ki bu tür uçaklı,helikopterli organizasyonlar zaten başkentte olur sadece, hadi olsa olsa istanbul'da, izmir'de olsun. çok küçük ve sembolik kalıyor zaten.

o uçaklar için yapılan harcamanın devlet bütçesindeki yükü, bir vatandaşın doğum günü kutlamasının o kişinin bütçesi üzerindeki yükü kadar bile değildir, oran olarak.

manevi boyutu, maddi boyutundan önemli olan durumlarda, bu tip hassasiyetler gereksiz.
0
wilhelmwasmuss
(26.08.14)
it's show business. halkın gururunu okşamalısın
0
neseranni
(26.08.14)
sanmiyorum ki oraya harcanan para harcanmasa ulkenin kalkinmasina harcansin.
varsin ucsunlar
0
jedilance
(26.08.14)
(5)

Kaynakça Oluşturma ile İlgili

hadji
Bazı makalelerde bir kitaba veya makaleye atıf yaparken, ilgili kısımda o yazar da başkasına atıf yaptığından, footnote kısmında bu şekilde yazıyoruz; "Şu şu makale, şu şu makalede atıf yapılmıştır/alınmışır", şeklinde. Peki kaynakça kısmına her iki makaleyi de mi yazacağız, yoksa sadece bizim o mak
Bazı makalelerde bir kitaba veya makaleye atıf yaparken, ilgili kısımda o yazar da başkasına atıf yaptığından, footnote kısmında bu şekilde yazıyoruz; "Şu şu makale, şu şu makalede atıf yapılmıştır/alınmışır", şeklinde. Peki kaynakça kısmına her iki makaleyi de mi yazacağız, yoksa sadece bizim o makaleyi gördüğümüz yeri mi?
0
hadji
(14.08.14)
kaynakçada sadece doğrudan yararlanılan kaynak yazılmaz mı, ben öyle biliyorum.
0
wilhelmwasmuss
(14.08.14)
sadece dogrudan olan yazilir kaynakcada. obur turlu isin icinden cikilmaz zaten.
0
halanne
(15.08.14)
Cevap veremiyorum ama benim aklima da su takildi, APA mi kullaniyorsunuz?
0
duma duma dum
(15.08.14)
@duma duma dum

Apa nedir bilmiyorum, bir sistem mi? Oscola sistemi kullanıyorum.
0
🌸hadji
(15.08.14)
APA genellikle sosyal bilimlerde kullanilan bir akademik makale yazma formati. (Williams, 2004) vs gibi kurallar butunu baska bir deyisle. Ben yanlis anlamisim, cok pardon. @hadji
0
duma duma dum
(15.08.14)
(7)

yaşlı insan egosu

daglien
selamlar. çalıştığım iş dolayısiyle her yaştan insanın dertlerine ortak olabilme şansına sahibim. bir gsm operatörünün müşteri temsilcisiyim. hergün yeni bir kişilik çıkıyor karşıma, hmm eyvallah diyorum lakin çözemediğim ve mantığıma sığmayan ve üzüldüğüm zamanlar da oluyor. çalıştığım yerde de esk
selamlar. çalıştığım iş dolayısiyle her yaştan insanın dertlerine ortak olabilme şansına sahibim. bir gsm operatörünün müşteri temsilcisiyim. hergün yeni bir kişilik çıkıyor karşıma, hmm eyvallah diyorum lakin çözemediğim ve mantığıma sığmayan ve üzüldüğüm zamanlar da oluyor. çalıştığım yerde de eski bir çalışanımdır. diğer çalışma arkadaşlarım bilemedikleri ya da emin olamadıkları konularda gelir danışır. yönlendiririm felan eyvallah. lakin hala benim dahi çözemediğim insan profilleri çıkıyor. örneğin bugün 65 yaşında olduğunu söyleyen bir kadın geldi. işlemlerini yapabilmek için bir kaç soru sormam gerekiyor kendisine ki gerçekten o kişimi yoksa fake birimi diye, şirket politikası..

neyse ben sordukça teyzem asileşiyor, türlü türlü asileşmeler ki bunları yazmayacağım zira konu bu değil. hep merak ettim çağrı esnasında bu 65 yaşındaki abla neden böyle yapıyor? neden dolayı mutsuz? mutsuz olsa bile 65 yaşında bir insanın 14 yaşında bir çocuk gibi ilgi bekleyip, trip atması doğal birşeymi diye düşünüyorum. normalde kendisinden daha yüksek yaşlarda kişiler ya da daha alt yaşlarda kişilerde geliyor ve hiçbir kişisel duygusunu belirtmeden yapılacak işlem için bizleri yönlendiriyor ve işlemlerini yapıyoruz gidiyor, teşekkür ediyor. lakin bazen böyle yaşını basa basa söyleyip de ilkokul çocuğu gibi davranışlar sergileyen insan profilleri de oluyor. bu kişilere çağrı esnasında üzülüyorum, neden böyle yaptığına dair.. muhakkak birşeyler olmuşta, kişi bu kadar düşmüş diyorum..

baya bi dağıldı konu ama.. dur baştan okuyayım bakayım, anlatabilmişmiyim derdimi ben :)

neyse güzel gitmişim, devam.. :)

soru şu; yaş ilerledikçe insanlar zamanında tatmin edemedikleri egolarını bastırabilmek için utanılacak şeyler yapabiliorlarmı? bu insanlar gerçekten çokmu fazla? bu insalara nasıl davranılmalı? hadi bizi siktiret. müşteri temsilcisi olarak kimseye haddini bildirmek gibi bi hakkımız yok ama, en azından birazcık da olsa farkındalık sağlamaları açısından onların psikolojilerini anlayabilmek istiorum.

edit:
soru 2: diyalog esnasında kendime bilinçaltımda şu soruyu soruoyrum hep; acaba o yaşta bende öylemi olacağım? cevap şu şekilde belirleşiyor: öyle olabilirsin de olmayabilrisinde, bu yaşamın seni götüreceği yöne bağlı. ama öyle olursam ben sıkar giderim bu dünyadan. zira kime hak ki, böyle acımasızca saldırma hakkını kendinde bulmak. ya da benmi çok minörüm aga? bu hayatta biraz majör mü bakmak lazım olaylara? birde işyerimde sürekli insanlar atılıyor, bi ben kaldım. herkes atılırken bana övgüler geliyor. böyle devam et deniliyor. eyvallah diyorum gene ama nasıl devam edeyim? diyorum kendi kendime. neysem oyum işte diyorum içimden. herkes içinde ne ise zaten öyle devam ediyor hayatına.. çok işte çalıştım, çok gördüm lakin şunu gördüm; kişiliğin neyse, gelişmişlik seviyen ne ise oradan devam etmeli insan. senden daha iyileri de vardır, daha kötüleri de. ama sen ne isen o sundur! başka şekile girmek istediğinde maymun oluyorsun. ben ise bu yaştan sonra maymun olabilecek yeryüzündeki en son insanlardanım..
0
daglien
(02.08.14)
bok gibi bir ömrü yiyip bitirdiğinin, uzatmaları oynadığının, bu saatten sonra hayatında büyük olumlu bir değişiklik olmayacağının farkındalığında olan insanlarda var bu asabiyet.
0
redsvienas
(02.08.14)
erikson amcanın kimlik gelişimi kuramında 60 yaş ve üstü benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk evresi diye geçiyor.

yani teyze muhtemelen, düşündü, geçmişini sorguladı, başarısız bir insan olarak ömrünü geçirdiği fikrini benimsedi ve mutsuzluğa, umutsuzluğa kapıldı. böyle hareketler yapmaya başladı.
0
wilhelmwasmuss
(02.08.14)
umutsuzlukla ilgisi yok, huysuzlukla ilgisi var. bi sürü genç insan da var huysuz olan. bi sürü umutsuz insan da var, sağa sola çemkirmeyen, umutsuzluğu ile içinde hesaplaşan. biraz dağınık oldu da anladınız siz onu.
0
nereye bu gidis
(02.08.14)
o insanların özeline giriyosun çünkü. eski kadınlar o kadar açık edemez kendini. şimdi bile tc kimlik numarasını paylaşmaya çekinen insanlar var onların gözü baya bi korkmuş durumda kişisel bilgileri verme konusunda.

baştan açıklamanı düzgün yaparsan içleri rahat eder. onun güvenliği için yaptığını anlat uzun uzun. herkes anlatsa bi daha sorun etmeyecekler zaten de..

bi de sizin onlara para gözüyle baktığınızı falan düşünüyolar. insan olarak gördüğünü, ona yardımcı olmak istediğini de göster. sana karşı değil yani tepkisi, savunma psikolojisi gibi bişey.

ve evet malesef biz de zamanla huysuz teyze olcaz :) anlamadığımız yeni yeni kurallar, aletler çıkacak. yeni nesil de dalga geçecek.
0
seksen9
(02.08.14)
çoğzel soru!

cevâbımıza, şu çağrı merkezi görevlisine selam ve saygı yollayarak başlayalım:

www.youtube.com

bir deyim var 'huysuz ihtiyar' diye. var da, 'peki o ihtiyar neden huysuz?' sorusunu soran, 'ulan ben de mi öyle olacam yoksa?' sorusunu soran, sorgulayıcı bir zihin var.

ardından, 'ulan ben büyüyünce böyle olmiyim bea! hiç hoş diil!' de diyo. çok başarılı.

özet cevap: hayat zor. ihtiyar, bu zorluğa isyan ediyo aslında.

biraz daha az özet cevap:

www.youtube.com

zaman akıp gidiyo ve bi zamannar, erkeklerin burnunun direğini sızlatan qız gidiyo ve o yaşlı kadın geliyo yerine.

bi zamannar o kadın da bunnar gibiydi:

cdn.ananda.org

sonra bu hâle geldi:

northernstar-online.com

nası oldu bütün bunnar, ne ara oldu, farkına bile varmıyo. tazeliğin, güzelliğin, çekiciliğin yitip gittiği yetmiyomuş gibi, üstüne bi de (varsa), ana baba ölümü, yakınların ölümü, arkadaşların ölümü, Allah etmesin evlat ölümü, ülkenin dertleri, şehrin dertleri, mahallenin dertleri, mahalle baskısı, komşuların dertleri, iflaslar, ödenememiş borçlar, yenmiş kazıklar, gasp olunmuş haklar, gerçekleştirilememiş arzular, atanamamış öğretmen çocuk, belki iyi gitmemiş bir evlilik, belki satmış evlat, belki ciğeri beş para etmeyen insanlar arasında yaşamaya mahkûm olmak, karşılıklı kinler, karşılıklı hasetler, karşılıklı gıcıklaşmalar, sinir harpleri, genel olarak parasızlık, belki yatalak bir hastaya bakmak zorunda olmak, belki engelli, şizofren bir aile bireyi ve benzeri hâllerin bir tanesi yetmiyomuş gibi, bir kaç tanesi, sağlı sollu, birbirine ardına sille tokat girişiyo o kadına. (bkz: sosyal depresyon)

hadi bütün bunnar oldu. onnar da yetmiyomuş gibi, gözler görmez, dizler tutmaz, kuşlar, kelebekler uçmaz oluyo. bütün kemikleri ağrır hâle geliyo.

hadi bütün bunnar oldu. onnar da yetmiyomuş gibi yeni yetmeler türüyo her yerde. başka bi dil konuşan, başka şeylere meraklı, bambaşka bi dünyada yaşayan, sana böcekmişsin gibi bakan, kendini evrenin merkezi sanan, gürültücü, yaygaracı, şımarık, düşüncesiz, bencil, saygısız ve zâlim bissürü yeni yetme.

o yaşa gelebilen bir insanın üzerinde o kadar çok katmanlı yük var ki!

o acımasızca saldırı size karşı diil aslında. hayâta karşı...

yannız size iy bi haberim var: bu soruyu sorabilen bir zihin, Allah ömür verir de o yaşa gelirse, öyle olmamayı başarabilir. arada nadiren de olsa, öyle olmayan yaşlı insanlar da görüyosunuz. onlar gibi olabilmeniz mümkün.
0
compadrito
(02.08.14)
Ben de yer yer müşterilerle temasa geçen bir insan olarak belirteyim: bazıları yalnızca ilgi beklediği için, çocuğuyla sevgilisiyle kavga etttiği için vesaire konulardan dolayı bile seninle konuşmak isteyebiliyor. Dolayısıyla işin kolay değil.

Babası kanser olan bi müşterim vardı, geçen pazar akşamı aradı 20 dakika konuştu uzun uzun anlattı, en sonunda da neyse ödemeleri geciktirmeyiz onun için aradım, bilginize dedi, düşün yani.
0
roket adam
(02.08.14)
yaşlandıkça ego bütünleşmesi oluyor insanlarda diye duymuştum, psikolojik olarak.

Bir psikolog açıklasın artık ego butunlesmesi nedir diye bir zahmet.

ya da gerek yok ben buldum makalesini :tibbimakalecevir.blogspot.co.uk
0
anonymice
(02.08.14)
(21)

Çocuğunuz tembel olsa ve tembeller sınıfına verilse

ya ben lan neyse
selamlar,diyelim ki çocuğunuz ortaokula geçti ve kayıt olduğu yeni okulunda düzeye göre oluşturulmuş sınıf uygulaması var.a sınıfı not bazında en iyiler, b daha az iyiler... sizinki de veliler arasında tembeller sınıfı diye bilinen e sınıfına düştü. yönetimin ayrım yapma gibi bir amacı yok ama daha
selamlar,

diyelim ki çocuğunuz ortaokula geçti ve kayıt olduğu yeni okulunda düzeye göre oluşturulmuş sınıf uygulaması var.

a sınıfı not bazında en iyiler, b daha az iyiler... sizinki de veliler arasında tembeller sınıfı diye bilinen e sınıfına düştü. yönetimin ayrım yapma gibi bir amacı yok ama daha verimli bir sistem olduğu düşünülmüş.

düzeye göre sınıf uygulaması öğrenciler açısından daha iyi, daha başarı getiren bir sistem diye kabul mü edersiniz, yoksa duruma itiraz mı edersiniz.

ben de düzeye göre sınıf uygulamasının öğrenci eğitimi açısından daha iyi olduğunu düşünenlerdenim.

öğretmenim ve görüşlerinizi merak ettim.

sağ olunuz.

not: tembelden kastım okul başarısı düşük olan öğrenci. başlık sığmadığı için tembeller demek durumunda kaldım. sınıflar sadece ders başarısına göre ayrılmış. haylazlar, akıllılar; fakirler, zenginler... şeklinde değil.
0
ya ben lan neyse
(31.07.14)
tembelse tembeller sınıfına gitsin, üst sınıfa gidip zorlanıp daha da zorlanmasından iyidir.
0
trajikomix
(31.07.14)
yas kac? önemli olan o yastakilerin mental olgunluklari.

eger bunu ufak yasta anlamayan cocuga yaparsaniz, ve bunun caliskanlar degil zekiler sinifi oldugunu söylerseniz alt sinifi yaraalarsiniz. cocuk kendini daima eksik ve ezik görecektir. daha iyisi icin cabalamayacak motivasyonu kalmayacaktir.

eger belli bir yasin üstünde ve olgunlukta ise, bunun konu akisi ve islenme hiziyla baglantili oldugunu dersin sabote edilmekten ziyade onlarin seviyesine göre islenecegini anlayacagindan buna uyum saglayacak eger kendisine göre yavas gelirse üst sinifa cikmak icin cabalayacaktir.

kati ve sabit bir sistem olmamasi gerekir bu siniflandirmanin. ve mümkün oldugunca esnek olmalidir ki ben bu sinifa aidim imaji yaratmasin. degisim (yükselmek oldugu kadar düsmek de) mümkün olsun. aksi durumda karsiyim bu fikre. öyle bir ortamda okumasini da istemem cocugumun.
0
wiillii
(31.07.14)
homojen sınıf uygulamasının faydalı olduğunu düşünmüyorum. bilakis, çocuğun, yeri gelince zorlanması, yeri gelince kolaylanmasının, gelişimine katkı sağlayacağını düşünüyorum fakat homojen sınıf muhabbetinin, çokça uygulanan ve kabul görmüş bi sistem olması ve milleti ikna etmemin mümkün olmaması sebebiyle, itiraz etmemin bi fayda sağlamayacağını düşünürüm.
0
nereye bu gidis
(31.07.14)
trajikomik +1

seviyesi e olan bir çocuğu a sınıfına koyarsanız muhtemelen kendini öldürmek ister zaten.
0
jamiro
(31.07.14)
matematik bölümünü bu yıl bırakan biri olarak yüzde yüz düzeye göre oluşturulmuş sınıfları savunuyorum. bu başarılı öğrencileri motive eden bir şey. tembel olanları da uyaran bir durum. çocuğum tembeller sınıfındaysa sistemde sorun aramam, çocuğumda sorun ararım. kaldı ki birinin tembel olması bir problem değil. bakınız albert einstein.
0
hohoya
(31.07.14)
e düzeyindeki çocuğu a düzeyine alın demem elbet. çocuk çok zorlanıp bir yerden sonra yetersiz hissedebilir kendini. ama e düzeyinde de diğer sınıfların yanında yetersiz hissetmesi mümkün.
sistem olarak homojen yapının sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. sınıflar karıştırılmalı. e düzeyindeki öğrenci b'deki öğrenciyi görüp hırslanmalı, a düzeyindeki öğrenci d'yi görüp ilişki kurmalı. kabaca değindim sadece ama açıklama artırılabilir.
0
uzunuzunilgi
(31.07.14)
dersane mi lan bu, neti yükselince iyi sınıfa geçip düşünce kötü sınıfa geçsin. Çocuğumu aldırırım o okuldan. Çünkü bu sitemle kaybeden sizsiniz. Hani bir söz var ya zengin daha zenginleşiyor, fakir daha fakirleşiyor diye. İşte bunun eğitime uygulanışı bu. Bu sistemi savunun ama ne zaman? çocuğunuz zeki, çalışkansa. Çocuğun arkadaş ortamı da şekilleniyor, O tembellerin içinde sorunlu, mal, serseri tipler hem daha fazladır
0
freedonia
(31.07.14)
ben üniversiteye hazırlanırken, dershaned "tembeller sınıfı" denen sınıflardan birine düşmüştüm. dershanenin ilk günü seviye belirleme sınavı yapmışlardı ve ben de bir nedenden dolayı girmemiştim sınava sonuç da öyle olmuştu. yıl boyunca da o sınıfta okudum öyle çıkma düşme gibi bir şey yoktu. bilmiyorum öğretmen gözüyle belki mantıklı görülen bir sistemdir ama öğrenci gözüyle söyleyeyim gerçekten berbat bir sistem. sınıfta kimsenin doğru düzgün dersle alakası yoktu, ben de normalde çalışkan sayılabilecek bir öğrenciydim ve diğerlerinin ciddiyetsizliği benim motivasyonumu ciddi derecede etkilemişti. öğretmenlerin tavrı bile bu tür sınıflara karşı farklıydı, "nasılsa bir şey öğrenecekleri yok dersimi anlatayım da gideyim" modundalardı. bir kere de ingilizce kursuna gitmiştim onda da böyleydi. konuşmam tekliyor diye beni intermediate sınıfına koymuşlardı, bazen hoca yerine ben ders anlatıyordum :(

ben kendi çocuğum olsa asla ama asla böyle sistemi olan bir okula vermem. wiillii nin dediği gibi sabit sistem olursa gerçekten çok kötü ama yükselme düşme olayı olacaksa yani çocuğu motive edebilecek bir sistem söz konusuysa o zaman belki düşünülebilir.
0
dust in the wind
(31.07.14)
İyi değil. Tembeller sınıfına alınanların tek ortak özelliği notlarının düşük olması ama notlarının düşük olmasının pek çok sebebi olabilir.

Benim için ideal düzen: kümeler halinde ayarlanmış sıralar, 1 çok başarılı 2 başarılı, 2 başarısız öğrencinin birlikte oturması; sürekli grup çalışmalarının yapılması.
0
en lüzumlusundan feyizli bir abiniz
(31.07.14)
Tüm okul hayatmda hep basarili oldum.ogretmenler hep benimle ilgilenirlerdi.tembelleri sallamazlardi.onlar daha da tembel oldular.ben de aldim yürüdüm.sınıflar heterojen olmali.herkese esit ilgi gosterilmeli.ortalama basari cok yukselecektir.
0
rnks
(31.07.14)
öğretmen olarak görüşüm; homojen sınıf uygulaması doğrudur ancak iyi uygulanması kaydıyla.

tecrid edilmişlik hissi olmasın diye, akademik olarak iyi ile düşük grubu aynı sınıfa sokmak, her iki öğrenci grubu içinde kötü sonuçlar doğuruyor. düşük grup, iyi grubun öğrenme hızına yetişemeyince öğrenilmiş çaresizlik yaşıyor. iyi grubun ise düşük grup sebebiyle, hızı yavaşlıyor ve sıkılıyorlar.

ama homojen sınıf oluşturunca da, kötü gruba sürgün yeri gözüyle bakıp, iyi gruba da pozitif ayrımcılık ile yaklaşılırsa elbette en az yukarıdaki kadar kötü bir sonuç çıkıyor. önem kazanan şey öğretmenin sınıf yönetimi becerisi. girdiği her gruba karşı özel bir öğretim süreci tasarımı yaparsa, objektifliği kaçırmazsa, her gruba kendi potansiyelleri doğrultusunda başarı duygusunu tattırırsa, homojen sınıf uygulaması çok iyi sonuçlar verir. bunları yapmak düzeye göre oluşturulmuş sınıflarda daha kolay.
0
wilhelmwasmuss
(31.07.14)
her çocuğun anlama ve öğrenmesi farklıdır.(zihinsel olarak bir geriliği olmadığını farzedersek)
Öğretmen de sınıftaki herkesin anlayabileceği şekilde birebir eğitim veremeyeceğine göre, yani herkes anlasın diye bir konuyu 30 farklı şekilde anlatamayacağına göre böyle bir sistem bana faydalı görünüyor.
çocuğum tembeller sınıfına verilse derim ki: çocuğum çalışkanların yanında görmezden gelineceğine ve konulardan geri kalacağına, anlayabileceği sistemde öğretim görüyor. yani iyi bir şey.
kendi zamanımdan hatırlıyorum, ben de çok çalışkan bir çocuk değildim. aptal da değildim, üniversiteyi dersaneye gitmeden ve çalışmadan kazandım. demek ki kafa çalışıyormuş ama farklı çalışıyormuş. neyse, öğretmen birşeyi anlatırdı sınıfın çalışkanları hemen anladık derdi, ben anlamasam da anlamadım diyemezdim mesela. veya desek bile öğretmen aynı şeyleri ezberden söylerdi, bir daha da sormazdı anladınız mı diye. bir de derdi ki "anlayanlar nasıl anlıyor?"
işte bu yüzden bu fikre sıcak bakarım.
0
innerbliss
(31.07.14)
ben dersane en tembellerin sınıfına verimiştim.. ordan hiç yükselemedim.. dersanedeki arkadaşlarımdan utanırdım. kötüydü.. bir kaç yükseltme sınavına girdim başaramadım.. sonra sınavlarda sallamaya başladım.. "uğraşmıyorum" havası vermeye başladım.. ters tepmişti. "alakam yok bolm okul mokul yoksa çıkarım" havalarındaydım.. arada gizli saklı ders çalıştım. dersane ve okul diye bir şey kalmadı.. hepsinde "cool" öğrenci oldum.. sikimde değildi afedersin hiç biri.. devamsızlık tavan yaptı. dersaneden kaçmaya başladım.. çünkü bu olmalıydım. ya gerizekalıydım ya cool..

lgs idi sanırım bizim zamanımızda sınavın adı. ona girdim.. tek amacım aileme "gerizekalı" olmadığımı gösterebilmekti.. 840 puan çıkarmıştım.. fen lisesi kazanacak puandı.

ailem tercih yaparken fen lisesinde yapamaz bu çocuk ezilir onca çalışkan öğrenci arasında dedi.. yine daha düşük zekaya indirdiler.. anadolu lisesine gittim..

eğer serseri değilse tembellere atmayın.. it kopukları ayırın yeter. ben yalnızca zekama güvenilmediği için it kopuklarla dersaneye gittim.. atari salonu öğrendim.. sigara içtim.. içki içtim. nargile içtim.. tütünle kova, şişe yaptım.. kavga ettim. karı kıza laf attım.. hayvanlara, okul-devlet malına zarar verdim.. hepsini ortaokulda dersane arkadaşlarımla beraber yaptım

yazık etmeyin kafası basmıyorsada çok çalışsın, sınıfta kalsın.. dersleri düşsün.. serserilerle okutmak zorunda bırakmayın..
0
ibomiu
(31.07.14)
Ben tamamen öğrenci gözüyle söyleyeyim. Homojen sınıf okuma yazma dort işlem bilip birinci sınıf okumak gibi. Herkes kendi seviyesinde eğitim alırsa daha zevkli. Sonuçta birine x diğerine 2x bilgi verip eşitsizlik yapmadiktan sonra, herkes toplamda aynı 5x'te bulustuktan sonra önemli değil. 11 kuru olan dershaneye gittim. Sonra bu birinci kur üçe bölündü. Bu kadar verimli geçen bir başka dönemimi hatırlamıyorum. Bir alt kurdaki arkadaşım bizim kurdaki hızdan rahatsız oluyordu. Alt kura aptal değil de az çalışkan muamelesi yapılırsa öğrencilerden kimse şikayetçi olmaz. Aileler hep benim çocuğum en iyisi diyeceği için o sıkıntılı olabilir.
0
Lim5
(31.07.14)
Size soyle bir animi anlatayim, siz karar verin. Ben hep basarili bir ogrenciydim. Sinavlarda 100 uzerinden 90 alti aldigim not nadirdi. Calisarak da degil ama ogretmenlerim iyiydi ve ben dersi dinlerdim. Ama 8. Sinifa kadar nasil olmussa elime hic test degmemisti. Umrumuzda degildi ailecek heralde. Neyse 8. Sinifta lgs diye bir seyin varligi dank etti, ikinci donem babam dedi dershaneye git de bari deneme cozersin. Gittik dershaneye bana bi seviye tespit sinavi yaptilar. 45 net cikardim. En kotu sinifa attilar. Dershane mudur babamin tanidigiydi, babam gitti konustu. Dedi ki benim kizi en yuksek sinifa alin. Ikna etmis adami bir sekilde. Ben gittim sinifa ordaki ogrenciler hoca daha tahtaya soruyu yazarken cevabi soyluyorlardi. Ben miy miy yaziyordum dusunuyordum cozuyordum. Neyse teste alisinca denemelerim yukseldi biraz ama hala o siniftakilerin seviyesine cikamamistim. Konulari cok iyi biliyorum ama olmuyor. Hocalar tam tekmil hazirliyor bizi yine de. Testi nasil hizli cozerim knu ogrendim falan. Babam cok emindi sinavda iyi yapacagimdan. Bense neyse notlarim iyi heralde super liseye giderim diyordum.
Sonra sinavlara girdim ve derece yaptim. Babam beni tanimasa muhtemelen kotu sinifta goygoycu ogrencilere kapilip sallamazdim dersleri. O dereceyi de yapamazdim.
Cocugunuzun seviyesini en iyi siz bilirsiniz.
0
ay nov kung fu
(31.07.14)
bi de şunu dinleyin.

ilkokul 1'de erzurum'daydık, doğru düzgün okumayı sökene kadar 1. sınıf bitmişti, keraat cetvelini hiç görmedik, okumadan, fişlerden, ali ata bak'lardan başka bir şey görmedik.

ilkokul 2'de babam sağolsun :) tekirdağ şarköy'e geldik. herkes çarpım tablosunu biliyor, dört işlem yapıyor. yılın başında sınıfı tembeller çalışkanlar diye ayırdı hoca, en tembeller en arkadaydı. ben bi bok bilmediğimden bıdık boyumla en en arkaya gönderilmiştim. çok hırslı bir çocuktum hep, çalıştım, çabaladım, her hafta yapılan bütün sınıflar arası seviye belirleme testlerinde eksiksiz her defasında tam yaptım, bir kaç haftada en ön sıraya geldim, dönem ortasında da 3. sınıfa geçirdiler beni.

tembel tenekelere gelişimleri için, hırslanmaları için şans verilmemeli mi? ve hatta yanlışlıkla zeka küpü bir çocuğu en en arkaya, e sınıfına gönderebilirsiniz. sonra geri dönüşü var mı? bu şekilde, çocuğu hayatı boyu tembelliğe terketmiş olmuyor musunuz?
0
[silinmiş]
(31.07.14)
Biz dersanedeyken kendimizi böyle avutuyorduk: "F1'in en kötü öğrencisi olacağımıza F2'nin en iyisi olalım daha iyi" diye. Şimdi öyle düşünmüyorum, öğrenci istisnai durumlar haricinde çevresiyle benzer tempoda gider bence. Ama eğer üst sınıfa geçme gibi bir imkan varsa bu çok önemli br motivasyon bence.

Mesela bizim okulda lise 3'ten 4'e geçerken beni üst sınıfa aldılar. Üst sınıftan 2 kişiyi düşürdüler lise 3'teki ygs ortalamamıza göre. Ben bunun faydasını gördüm çok, şu anda iyi bir üniversitede okuyorsam önemli bir nedeni budur.
0
aguilas negras
(31.07.14)
itiraz etmem, okulu direkt başlarına yıkarım. kimse kusura bakmasın, kıytırık eğitim sistemine sahip bir ülkeyiz, ama öğrenci kötü öyle mi?
0
rock n roll
(31.07.14)
ilkokulda bizede böyle bir uygulamadan bahsetmişlerdi derslerim pek iyi olmadığı için baya üzülmüştüm neyseki vazgeçtiler sonra
0
lcnkr
(31.07.14)
öğretmen olsaydım ve öğrencim derslerde başarısızsa bunun nedenlerini araştırırdım. ailevi bir sorunu mu var, beni mi sevmiyor, arkadaşlarıyla mı sorun yaşıyor, ben öğretmen olarak yetersiz miyim, kendimi geliştirmek için daha fazla mı çalışmalıyım, farklı teknikler mi kullanmalıyım diye. bu sistemle sorunları halının altına süpürmüş oluyorsunuz. çocukları bu şekilde yaftalatmayın kimseye, kendiniz de yapmayın. çocuğumu 9 ay binbir güçlükle karnımda taşıyacağım, bütün düzenim altüst olacak, sancılar içinde doğuracağım. nefes alıyo mu almıyo mu diye uykularım kaçacak, sürekli onu kontrol edeceğim. gözünün içine bakacağım. sonra kendini yetiştirmekten imtina eden, kolaycı bazı işgüzar öğretmenler çocuğumu başka sınıfa verecek. veliler falancanın çocuğu tembel diyecek belki gerizekalı diyecek. okulu birbirine katarım, polis çağırırlar. bunu kabul eden velilere de yazıklar olsun. birileri kendi çapında proje üretecek kurban olarak da benim çocuğumu seçecekler.
0
rock n roll
(31.07.14)
okuldan ne anladığımıza bağlı. dersane de bu tür ayrıştırmaları bir yere kadar anlayabiliyorum da, okul demek çocuğun çevresiyle sosyal etkileşimi de demektir. zengini, fakiri, çalışkanı, tembeli, zeki ama çalışmayanı, ortalama zeka ve çalışmayla iyi başarı göstereni kısacası hayatta ne tür insan varsa hepsiyle karşılaşıp tanıması demektir.

düzeye göre sınıf uygulamasıyla çocukları çalışkan-tembel(zeki-aptal) diye ayrıştırıp özgüven sorunu yaratırken, bir yandan da o çocukların diğerleriyle kaynaşma fırsatını elinden almış oluyorsunuz.
Bir de bu tür bir uygulama kaynaştırma öğrencilerini-hala bu sistem var mı bilmiyorum- de dışlayacak ve toplum bireylerini ayrıştırmayı daha en küçük yaştan başlatacaktır.


dışarıdan bakan biri olarak bu sistemin sadece öğretmenleri kolaycılığa sürükleyeceğine inanıyorum. çünkü -elbette vardır ama- ben hiç öğrencinin seviyesine göre ders planı hazırlayıp, uygulayabilecek öğretmen görmedim daha; en fazla yapacakları şey tembeller sınıfıyla ilgilenmeyip-zaten çöp onlar-, çalışkanların üstüne düşmek olacaktır.


Benim notlarım her zaman iyiydi, iyi bir liseyi dereceyle bitirdim. Buna rağmen ben bile özellikle ea seçtiğimde bu muameleye maruz kaldım çünkü ancak aptallar, fen yapamayanlar ea seçerdi onlara göre. Bunu sınıfta yüzümüze açıkça söyleyen öğretmen bile oldu "ben aptallara dersi anlatıp çıkarım daha da uğraşmam diye. En aptal fen öğrencileri bile gelip bizimle dalga geçerdi. Pek çok arkadaşım okuldaki bu muamele yüzünden demotive oldu.
Kendi adıma hayata ve derslere dair en çok şeyi öğrendiğim anlar ise sınıftaki tembel ve hatta serseri tiplerle küme çalışması yaptığım zamanlar oldu.
Bu sebeplerle ben çocuğumun sadece konu ezberleyip en iyi sınıfta olmasını yeğleyeceğime, karma bir sınıfta okumasını isterim.
0
kalimotxo
(01.08.14)
(5)

istemeden, kendiliğinden benzeri sözcük

denlar
arıyorum. aynı anlamda olacak tabi ki.
arıyorum. aynı anlamda olacak tabi ki.
0
denlar
(29.07.14)
spontane.
0
devilred
(29.07.14)
Spontane.
0
pandispanya
(29.07.14)
res'en

yanında promosyon olarak da, gayriihtiyari kelimesini veriyorum
0
wilhelmwasmuss
(29.07.14)
gayri ihtiyari
0
eylul
(29.07.14)
kimse de dememiş ki aga "istemeden" ve "kendiliğinden" farklı şeyler..

kendiliğinden -> re'sen, doğası gereği
istemeden -> gayriihtiyari, yanlışlıkla, sehven
0
nawar
(29.07.14)
(14)

Neden siir seviyorsunuz?

delifaruk
Siir sevenlere soruyorum. Aciklamasini yapabilecek var mi? Iyi hissettiriyor, ruhuma iyi geliyor gibi yuzeysel cevap istemezum.Yani adamin tekinin bir kadina nasil asik oldugunu ya da birini nasil ozledigini ya da bilmemneyi suslu-puslu kafiyeli metaforlu anlatmasi neden hosuna gider insanin?Edit: S
Siir sevenlere soruyorum. Aciklamasini yapabilecek var mi?
Iyi hissettiriyor, ruhuma iyi geliyor gibi yuzeysel cevap istemezum.
Yani adamin tekinin bir kadina nasil asik oldugunu ya da birini nasil ozledigini ya da bilmemneyi suslu-puslu kafiyeli metaforlu anlatmasi neden hosuna gider insanin?

Edit: Siiri ovmenize gerek yok. Siire lafim yok. Soru soruyorum.

Edit2: Siirden hoslanmiyorum.
Ama bir istisna, bu hosuma gidiyor:

Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgâr kanatlılar!
Atları rüzgâr kanat...
Atları rüzgâr...
Atları...
At...

Ama niye hosuma gittigini aciklayamiyorum:)
0
delifaruk
(26.07.14)
Film izlemek, müzik dinlemek neden hoşumuza gidiyosa? Estetik var içinde. Farklı bi yoldan hisleri aktarıyor karşı tarafa. Hem Nazım sadece Piraye'ye yazmamış şiirlerini, binbir türlü mesaj dolu şiir yazmış. Sonra Cem Babamız onları şarkı yapmış, biz ikisini de görmedik ama okuyup dinleyerek haz alıyoruz, ders alıyoruz, iyi hissediyoruz. Fazla bi nedeni yok.

En basitinden Bkz: Çok Yorgunum şiiri ve şarkısı
0
bana da mi lolo
(26.07.14)
Düz yazıdan daha dokunaklı bir anlatımı var. Ki güzel yazılmış düzyazı da sevilir, şiirde de buna ek olarak kafiyeler, kalıplar - kendim için konuşayım - metaforlar var.
0
charlesbukowskiineksi
(26.07.14)
Birkaç gün daha düşün, belki kafanda birşeyler şekillenir. "bilmemne" ifadesini açarak başlayabilirsin.
0
labanon
(26.07.14)
şiir zor yoldur. her kişi de yazamaz. iş kafiyede de değil. hele ki şiir aşka yahut karşı cinse yazılan bir şey değil.
günlerce üzerinde konuşup bir türlü ifade edemeyebileceklerini bir kaç satırda anlatıverir. bazense tek satırla geçiştirilemeyecek derinlikteki durumları kişinin içine işleyebilmek için, gayet güzel uzatır. bir ritmi vardır. kalp atışı gibi hissedersin iyi şiiri ;)

bak bu iyidir mesela.

ağzına sıçarlar senin, annenle baban.
niyetleri bu olmayabilir, ama sıçarlar.
hatalarıyla doldururlar seni, fazladan
birkaç da sana has ilave yaparlar.
ama onların da ağzına sıçılmıştır vaktiyle,
eski usul şapkalı paltolu aptallar tarafından,
vakitlerinin yarısını saçma bir ciddiyetle,
öbür yarısını da gırtlak gırtlağa harcayan.
insanın insana verdiği yokluktur ancak.
ve bu kıyı sahanlığı gibi derinleşir gitgide.
elinden geldiğince kurtul çabucak,
ve sakın ha çocuk yapayım deme.

p. larkin
0
satafatli
(26.07.14)
@labanon
"Bilmemne" ifadesinin nesini anlamadin?
0
🌸delifaruk
(26.07.14)
Sevemiyorum, çok uğraştım. Kazık kadar oldum, en çocuk kaldığım, bir türlü büyüyemediğim konu bu oldu. Biri şiir okumaya başlayınca, o şiir okuma ses tonunu duyduğum anda bir gülme tutuyor. 22-23 yaşındayken babam, benimle bir arkadaşımı şiir algımız gelişsin diye bir dinletiye götürdü ki Garip akımının şiirleri vardı (normalde okumayı severim bu akımı, bir de Cahit Külebi'yi ve Nazım Hikmet'i; ötesi fena). Dinletinin adı da "Bana Garip Geldi" idi. Sunucu kadın bir şiir okuduktan sonra "Bana Garip Geldi'ye hoş geldiniz" dedi. O sırada arkadaşım "Bana da bir garip geldi" deyince zaten gülmemek için zor tutuyordum; bütün dinleti boyunca gülmemek için dudak ısırdım. Her şiir yoğunluğunda daha da katlandı gülme isteğim. Çok yapay geliyor o şiir okuma sesi. Hele de arkadan Yedi Karanfil gibi duygusal duygusal şarkıları dayayınca resmen kendimi sıkıyorum. İyi ki o gece birileri Orhan Veli'nin Kitabe-i Seng-i Mezar şiirini eğlenceli okumaya kalktı ve insanlar ona tebessüm ettiler, bazıları bıyık altından gülmeye başladı da, ben de gülme gazımı yavaş yavaş orada bırakır gibi yaptım. Dinletiden çıktığımda kıpkırmızıydı yüzüm kendimi sıkmaktan.

Şiirler şarkı olunca o zaman içindeki duyguyu anlayabiliyorum ama birisi şiir sesiyle "Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı. Bir dakika araba yerinde durakladı" (ki Han Duvarları'nın anlattığı öyküyü çok severim), "Senin dudakların pembe, ellerin beyaz. Al tut ellerimi bebek, tut biraz" deyince gülme tutuyor beni. Bir arkadaşım da tiyatroda aynı. Sahnede canlı canlı birini rol yapar görünce, gülme tutuyor ve konsantre olamıyor.

Metaforların hastasıyım ama sadece düz yazıda.
0
aychovsky
(26.07.14)
@aychovsky
Sorma, yazili hali hadi neyse de siir sesi bana da cok yampacik geliyor.
0
🌸delifaruk
(26.07.14)
anlamlı çünkü

ve ahenkli

bu kadarı da yeterli:(
0
neseranni
(26.07.14)
bir misafirliğe gitsem
bana tertemiz bir yatak yapsalar
her şeyi, adımı bile unutup
uyusam


*******

sana bu satırları
bir sonbahar gecesinin
felç olmuş köşesinden yazıyorum.
beş yüz mumluk ampüllerin karanlığında
saatlerdir, boş olan kadehlere
şarkılarını dolduruyorum.
tabağımdaki her zeytin tanesine
simsiyah bakışlarını koyuyorum.
ve, kaldırıp kadehimi
bu rezilcesine yaşamaların şerefine içiyorum...
burada yaşanır aşkların en madarası
ve en şahanesi.
burada saçların her teline bir galon içilir
gözlerin her rengine bir şarkı seçilir,
sen bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin
bu sekiz köşeli meyhane seni bilir
burası agora meyhanesi
burası arzularını yitirmiş insanların dünyası
şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı
boşalan ellerimde kahreden bir hafiflik
bu akşam umutlarımı meze yapıp içiyorsam
elimde değil,
bu da bir nevi namuslu serserilik.
dışarıda hafiften bir yağmur var.
bu gece benim gecem
kadehlerde alaim-i semaların raks ettiği,
gönlümde bütün dertlerin hora teptiği gece bu
camlara vuran her damlada
seni hatırlıyorum
ve sana susuzluğumu...
birazdan plaklarda şarkılar susar,
kadehler boşalır,
umutlar tükenir,
mezeler biter
biraz sonra,
bir mavi ay doğar bu sarhoş şehrin üstünde
birazdan bu yağmur da diner.
sen bakma benim delice efkârlandığıma,
mendilimdeki kızıl lekeye de boşver
yarın gelir çamaşırcı kadın
her şeyden habersiz onu da yıkar,
sen mes'ut ol yeter ki,
ben olmasam ne çıkar.
dedim ya
burası agora meyhanesi
bir tek iyiliğin bütün kötülüklere
meydan okuduğu yer
burası agora meyhanesi
burası kan tüküren mes'ut insanların dünyası...
0
compadrito
(26.07.14)
@compadrito
cevap olarak siir mi veriyorsun:)
0
🌸delifaruk
(27.07.14)
şiir, edebiyatın bir sahası. edebiyatta insanların estetik ihtiyaçlarına hitap eder. bizde de bir zevk uyandırdığı için seviyoruz. güzel sanatlar zaten böyle bir şeydir. zevk uyandırırsa seversin.
0
wilhelmwasmuss
(27.07.14)
çok net çünkü. haşırt diye söylüyor. net olmak lazım hayatta.
0
hohoya
(27.07.14)
(bkz: ne gidicem lan eve yatarım ben ofiste/@compadrito)

bunnar tabii ki şiir diil ama, bu da bi ihtiyaç
0
compadrito
(27.07.14)
şiiri asla dinleyemem. dinlemem rahatsız olurum nedense. o ses tonu hoşuma gitmez. hiçbir ses tonu gitmez gerçi. şiir benim için sessizce okunur. kendi kendine yorumlanır.
bir gün hocamız çok sevdiğim bir şiirin anlamını açıklamıştı o haya kırıklığımı anlatamam, ben çok farklı bir şey düşünüyordum halbuki o şiiri her okuyuşumda. ahmet haşim'in bir sözü var aklıma hep o gelir bu konuda.
"bir şiirden anlam çıkarmaya çalışmak, bülbülü eti için kesmeye benzer."
işte tam da böyle benim için. her okuyan kendi anlamını çıkarır şiirden. bu sadece şiire has bir şey. diğerleri bunun kadar karşılayamaz bu tanımı.

senin yaşadığın duyguları, hissettiklerini birisi yaşamış ve dillendirmiş. bu çok iyi hissettirir. bunu yaşayan tek kişi olmadığını düşünürsün, anlaşıldığını hissedersin biraz da.
az önce dediğim gibi açık uçludur şiir. o yüzden kendine uyarlayarak bir anlam da çıkarabilirsin.
metaforlara gelince, hani bazen hep gözünün önünde olan bir şeyin, bir başkası gelip çok farklı bir ayrıntısını yakalar da gözlerin açılır, şimdiye kadar benim aklıma nasıl gelmedi dersin ya işte bu da o etkiyi bırakıyor insanda biraz. o yaratıcılık, tasvirler, benzetmeler insanı kendinden alabilir.
son olarak kelimeleri kullanma. güzel konuşan, kelimelerle oyun oynayan insanlardan herkes etkilenir. e şairler de bunu yapmıyor mu? alttan alta o kelime zenginliği, yaratıcılık, düşünce boyutları... bizleri etkiliyor.

liste uzar gider böyle. dediğim gibi dinletileri ben de hiç sevmem. evet nazım hikmet'i çok severim hem de entellik olsun diye değil sahi severim.

Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!

Akar suyun sesi dindi.
Gölgeler gölgelendi
renkler silindi.
Siyah örtüler indi
mavi gözlerine,
sarktı salkımsöğütler
sarı saçlarının
üzerine!

Ağlama salkımsöğüt,
ağlama,
Kara suyun aynasında el bağlama!
el bağlama!
ağlama!
0
uzunuzunilgi
(27.07.14)
(1)

Anadolu Mitolojisi

Vicy89
Selamlar herkese :)Anadolu ve Türk Mitolojilerini okumak istiyorum. Hitit, Göktürk vb.Nasıl başlamalıyım sizce? Önerebileceğiniz bir kaynak var mıdır? Online kaynak olursa daha da mükemmel olur :)
Selamlar herkese :)

Anadolu ve Türk Mitolojilerini okumak istiyorum. Hitit, Göktürk vb.

Nasıl başlamalıyım sizce? Önerebileceğiniz bir kaynak var mıdır? Online kaynak olursa daha da mükemmel olur :)
0
Vicy89
(09.05.14)
bahattin ögel- türk mitolojisi.

mevzu türk mitolojisiyse, bu işlerin anayasasıdır.
0
wilhelmwasmuss
(09.05.14)
(1)

türk kültüründe ozanlık ve dervişlik geleneği

dahinnotha
selamlar,halk ozanları, dervişler, evliyalar, eline sazını alıp gezenler, bektaşiler, abdal'lar vs gibi kavramlar bende hep alevilik kültürü ile bir aklıma geliyor. bunlar nelerdir özetle ifade edecek var mı? bu kültüre ilgi duyuyorum. alevi derneklerine, cem evlerine falan gitmek varsa sohbetlerine
selamlar,

halk ozanları, dervişler, evliyalar, eline sazını alıp gezenler, bektaşiler, abdal'lar vs gibi kavramlar bende hep alevilik kültürü ile bir aklıma geliyor. bunlar nelerdir özetle ifade edecek var mı? bu kültüre ilgi duyuyorum. alevi derneklerine, cem evlerine falan gitmek varsa sohbetlerine katılmak istiyorum. ama öncelikle ufak bi araştırma yapayım dedim. bu konu hakkında kitap ya da film tarzı bir öneriniz var mıydı?
0
dahinnotha
(23.02.14)
besim atalay - bektaşilik ve edebiyatı
fuat köprülü - türk edebiyatında ilk mutasavvıflar
herhangi bir akademik, dini-tasavvufi halk edebiyatı kitabı.

merakının edebi kısmını gidermeye yetecektir.
0
wilhelmwasmuss
(23.02.14)
(37)

der meister'den ne olur ileride? Noolacak bu çocuğun sonu?

compadrito
der maister (şaka la şaka!) der meister nickli vakayı takdimimdir.Bu adamın incelenmesi, desteklenmesi ve ziyan olmaması lâzım. Noolur bu çocuktan ileride?Görüşleri alalım...
der maister (şaka la şaka!) der meister nickli vakayı takdimimdir.

Bu adamın incelenmesi, desteklenmesi ve ziyan olmaması lâzım. Noolur bu çocuktan ileride?

Görüşleri alalım...
0
compadrito
(16.02.14)
Bence çok can yakar, tam bir pompa makinesi.
0
armagan
(16.02.14)
vücuduna paralel bir penisi var, bomba seks yapar.

edit: kendi daha önce bildirdiği için şeyettim.
0
pain of liberation
(16.02.14)
almancası varsa buraya, almanyaya alalım, bir şeyler olur, en kötü devlet bakar.
0
fayfim
(16.02.14)
eski sevgilime benziyor. tabi küçüklüğü gibi. insanlar biraz konuşmasından rahatsız olabilir ama gayet sevişilesi bi çocuk. çok tatlı yenir ki.
0
disardayim
(16.02.14)
@disardayim; glori burada olsaydı sevişmek isterdi, tam ona göre ha. ama tabi glori artık olmadığı için der meister kardeşimiz asla sevişemeyebilir onunla.
0
pain of liberation
(16.02.14)
der meister'di sanırım geçen sene zilyon tane soru sorup delirtmişti beni, yine de sakinliğimi koruyup cevap vermiştim hepsine.

gıcık müdürüm afedersin.

fena halde yamuluyor da olabilirim.

kendi isteği ile memur olur bu çocuktan. dokuz-beş
0
[silinmiş]
(16.02.14)
@pain of. neden böyle bir şeyi bana söyledin bilmiyorum ama görürsem glori'ye iletirim :D
0
disardayim
(16.02.14)
Ben seviyorum bu elemanı. Zaten kıvrak zekası var, sırtı yere gelmez bence kendiliğinden.
0
aychovsky
(16.02.14)
ben de ümitliyim. niye sevmiyolar çocuğu anlamıyorum.
0
supergirl
(16.02.14)
@supergirl

meyvalı ağacı taşlarlar

@fayfim italyanca kasıyo, ingilizcesi fena diil, ama zekâsı fena!
0
🌸compadrito
(16.02.14)
metalist macini cevirtmisti bi kere...futbol ulemasi olur...tabi firsat bulursa...

yaniliyor da olabilirim...
0
pisuvardandumancikartanadam
(16.02.14)
duman çıkartan abi, ne o? bi annatasana! bi tercüme etsene o dediğini... ben fitboldan annamıyom.
0
🌸compadrito
(16.02.14)
@compadrito bi mac vardi dk 60 gibiydi olimpiyakos metalist maciydi...yunanlilar galip 2-0 son 30 dk...yanilmiyorsam bu arkadasti macin metalist lehine donecegini soylemisti...ve donmustu...
0
pisuvardandumancikartanadam
(16.02.14)
Hmm teşekkür ederim tercüme içün. Allah etmiye, bu çocuk şimdi Erman Toroğlu filan kimin bişey mi olacak yani???
0
🌸compadrito
(16.02.14)
feminist olmamdan mütevellit çok kızıyor bana, ama daha küçük kızmıyorum ona. türkiye'nin geleceği der meister :)
0
rock n roll
(16.02.14)
erman hocayi hakaret Kabul eder gary lineker olacak...
0
pisuvardandumancikartanadam
(16.02.14)
her konuda bir fikri var ve evde deney yapan deli çocuklara benziyor. cocodancerla sevgili olmalarını istiyorum.
0
madeleine elster
(16.02.14)
Zevk icin kardesinin kolunu kiran adam degil mi bu ya :) bikac yil onceydi tabi bu.
0
kedidir o kedi
(20.02.14)
o değil de bazen bir entry görüyorum sözlük'te, "aha!" diyorum, "tam benim düşündüklerimi yazmış". sonra bir bakıyorum, bu veledin adı çıkıyor yazar olarak. üç-beş kere oldu bu olay en az. diyeceğim o ki ya bu çocuk çok olgun düşünüyor ya da ben hala ergenim düşünce bakımından.

bazen fazla geveze olduğunu düşünsem de iyi çocuktur, bilgili çocuktur. ileride harcanır muhtemelen :(
0
devilred
(20.02.14)
@devilred - sen gene iyisin! ya ben? bazen, ''ulan ben nasıl akıl edemedim bu itnenin akıl ettiği şeyi?'' diye kızıyorum kendime! devlet korumasına alınmalı ve özel olarak eğitilmeli. ben de harcanmasın diye sordum bu soruyu zaten.

@kedidir - büyüdü abisi! kırk yaşında oldu o şimdi!
0
🌸compadrito
(20.02.14)
guitarissimo okuyor buraları, kol kırmalı şeyler yazmayalım lütfen, "manyağa çattık" deyip evden atacak adam.

o duyuruyu buldum. ekşicilerin/duyurucuların bazı şeyleri fazla ciddiye alıp gereksiz yere kasıntı cevaplar vermesi nedeniyle, tepki olarak açılmış bir duyuruydu. gördüğüm kadarıyla amacına ulaşmış. cevaplar zaten şahaneydi, üstüne bir de beni kol kıran olarak hatırlayanlar var. tabii ki kolunu falan kırmadım kardeşimin. buradaki linç kültürünü biliyorum, kol kırsam gelip buraya mı yazarım? ha büyük eşeklik, hıyarlık yapmışım yine de o duyuruyu açarak ama olsun, hep yaptığım şey.

ben burdaki herkes benden nefret ediyo sanıyodum ya, sağolun. ama compadrito abim kusuruma bakmasın, hala benimle efsanevi dalga geçtiğini düşünüyorum. yok gerçekten müthiş bir cevhersem, şu kardeşinize bi' yol gösterin de italya'ya veya almanya'ya bi yerleşsin. orda alır yürürüm ben kendim, enginlere sığmam taşarım. burda hiçbi şey gelmiyo içimden. artık evleniyo muyuz burs mu buluyoruz napıyoruz bi şey yapalım bence.
0
der meister
(20.02.14)
@der meister

disaridayim senin için gayet sevişilesi çocuk, yenir ki bu! dedi,

fayfim abin, almanya'ya alalım dedi,

bi soru sorduk, herbişeyin tamam oldu! değerlendir fırsatları... ungratefulluğun lüzûmu yok, sen bize hâlâ efsanevi dalga geçiyo diyon, ayıboluyo!
0
🌸compadrito
(20.02.14)
seviyorum ya, tatlı çocuk.
pek saçmaladığını falan görmedim, insan gibi mantıklı mantıklı yazıp çiziyor.
ama çok itip kakıyorlar.

ben, "su yolunu bulur" diyorum.
o potansiyele sahip bence.
0
blatta hiberna
(20.02.14)
@der meister

blatta kedicanı duyurudaki en entelektüel yazarlardan birisi. sağlam hayat görüşü var. sadece kediden annamaz. malın iyisinden de annar. görevi aldın olm! akacan ve yolunu bulacan!
0
🌸compadrito
(20.02.14)
türkiye ligi ve türkiye ligindeki takımlar hakkında konuşmasın bence. yanlış anlaşılıyor, bu yüzden de avrupa takımları ile ilgili görüşlerine önyargılı bakılıyor.
0
wazzap
(01.03.15)
bu adamı tee uludağ sözlükten bilirim.

kendisi için ideal kariyer şudur; bunu alamanya filan gibi işsiz vatandaşına çalışmadan hayatını idame ettirecek para veren bir ülkeye atacan. bu zaten asosyaldir, alır mayışını evde işte, polonya bölgesel amatör lig 3.grup 8.sıra takımının detaylı analizini yapar, arada fm de sırayla 14687. isimsiz cisimsiz takımla geceleri heder eder, mutlu mutlu yaşar gider.

bu heriften bu olur, bu adamdan bilim adamı yaratmaya çalışıp dengesini bozmamak lazım.

bilgisayarda yazmalı çizmeli rapor hazırlamalı bir iş lazım buna, aksiyonlu saha işleri bu adamın ölüm fermanı olur.

penisi ve seks hayatı hakkında bir fikrim ya da tahminim yok, olmasını da istemem zaten ya banane.

özetle, severim ben bunu iyidir. artist gıcık bi tip değil.
0
wilhelmwasmuss
(01.03.15)
Belirli işleri iyi yapıyor. Aç kalmayacaktır.
0
humblebirth
(01.03.15)
bu çocuk ileride olur, kafa sağlam.
0
basond
(17.11.16)
Der meister'dan güzel yemek sepeti olur.
0
basubadelmevt
(17.11.16)
muhasebeci.
0
alkolsuz icecek
(04.08.17)
oha

@alkolsuz içecek naptın sen ya/:
0
elorelia
(04.08.17)
niye hortlattınız yav bu başlığı. der meister ile görüşmek isteyen sıraya girecek.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(04.08.17)
Kendisi samimiyetten uzak birisi. Benim gibi kilo da almış. Yıllardır hep beğeni kaygısıyla iş yaptığından çoğu şeyi kolpadır.
0
qazedcsrfvtyhngujmkol
(30.10.17)
sadece duyurudan taniyorum, takip ediyorum. yolunu bulur bence.
0
robokot
(30.10.17)
@qazedcsrfvtyhngujmkol, acınası bir eziksin, fazlası değil. yardımcı olmak için insan gibi defalarca kez söyledik sana psikolojik destek al diye. ne tür bir ruh hastasıysan artık, cevabı beğenmeyince hakkımda duyuru arayıp cevap yazmışsın. lol.
0
der meister
(30.10.17)
mahallemizin bebesine laf ettirtmem gardaş hayır mı??!!!
0
regardless of what they say
(30.10.17)
sevdiğimiz bir kardeşimiz.
Fakat on yıl boyunca kendisinden haber almasak da on yıl sonra pat diye karşımıza çıksa, şu anda ne planlıyorsa onlardan alakasız bir yerde olacağını düşünüyorum. (kötü manada değil, farklı manasında.) Neden böyle düşündüğüme dair bir dayanağım yok.
0
sopiro
(30.10.17)
(8)

1985 ve sonrasında çekilen savaş filmlerini yazar mısınız?

biz siz onlar bensiz daha mutlular
Mümkünse siyah beyaz olmasın. hayat güzeldir, er ryan'ı kurtarmak, pearl harbor dışında olsun.
Mümkünse siyah beyaz olmasın. hayat güzeldir, er ryan'ı kurtarmak, pearl harbor dışında olsun.
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(17.01.14)
emfuzi
(17.01.14)
wilhelmwasmuss
(17.01.14)
der untergang
english patient
0
hain kostokk
(17.01.14)
enemy at the gates , black hawk down, Stalingrad (93 yapımı olan), war horse, kingdom of heaven, english patient, cold mountain.
pianist i de sayabiliriz.
benim izlediklerim şu an akılma gelenler bunlar.

edit: iwo jima'yı görünce aklıma geldi Tae Guk Gi de müthiş bir film.
0
battal gemalmaz
(17.01.14)
Valkyrie
0
halitkin
(17.01.14)
sanal hayvan
(17.01.14)
stalingrad, 85 öncesi olsa da das boot, kore sinemasından 2 başyapıt : www.imdb.com www.imdb.com
0
erenu
(17.01.14)
film tavsiyeleriniz için teşekkür ediyorum arkadaşlar.. bu kadar yeterli =)
0
🌸biz siz onlar bensiz daha mutlular
(17.01.14)
(5)

askerdeyken kredi kartı borcu ödeme

bugax
Merhaba,Benim bir miktar kredi kartı borcum var ve her ay bunun asgarisini ödüyorum ve 2 ay sonra askere gideceğim. Sorum : askere giderken yanıma kredi kartımı alabiliyor muyum ? Alabiliyorsam, askerdeyken asgari ücreti ödüyememe gibi bir durum söz konusu olabilir mi ? Sanırım acemi birliğinde 1 ay
Merhaba,Benim bir miktar kredi kartı borcum var ve her ay bunun asgarisini ödüyorum ve 2 ay sonra askere gideceğim. Sorum : askere giderken yanıma kredi kartımı alabiliyor muyum ? Alabiliyorsam, askerdeyken asgari ücreti ödüyememe gibi bir durum söz konusu olabilir mi ? Sanırım acemi birliğinde 1 ay dışarı çıkamıyorsun ve sonrasında atm olmayan ücra bir yere düşme olasılığı falan olabiliyor mudur ki ?
0
bugax
(16.09.13)
askere giderken yanınıza kredi kartı alabilirsiniz. kimse bir şey diyemez. alın zaten.

ödeyememe gibi bir durum ancak paranız yoksa olur, en kötü birine söylersiniz o atm'den yükler?

atm olmayan yer kalmadı pek askeriyede. hele ki acemi birliklerinde atm olmayan bir yer duymadım ben. sıkıntı yaşayacağınızı zannetmiyorum. ustalıkta da, çarşıya çıktığınızda rahatça ödersiniz zaten.
0
beyazfil
(16.09.13)
alabiliyorsun. kışlalarda atm oluyor ama para yatırma ünitesi olmayabiliyor hepsinde.
0
japon askeri
(16.09.13)
alabilirsin tabi, kim niye engel olsun senin kredi kartını yanına almana. kışlalarda atm var da, para yatırma olayı olmayabiliyor. gerçi çok alakasız bir yerde yapmazsan askerliği çarşı izninde halledersin zaten. benim usta birliğinde çarşı izni olayı yoktu ve sadece 1 adet ziraat bank atm si vardı kışlada, onda da para yatırma olayı yoktu. artık hesap numaramı falan filanı verip, evi arayıp siz yatırırsınız artık demiştim.
0
wilhelmwasmuss
(16.09.13)
atm yoksa birlik içinde postane olur acemilik de toplayıp işi olanı götürürler, usta da çarşın olacak zaten haftasonu şehirdeki atm den halledersin.
0
r_u_h
(16.09.13)
acemilikte yemin töreninden sonra ailen falan gelirse evci izni verirler. ailen gelmezse de 1 günlük çarşı izni verirler. o arada halledebilirsin belki. en azından bizde öyleydi.

biraz da komutanlarına bağlı, kafa adamsa izin alabilirsin 1 saatliğine gibisinden.
0
bilgisayar muhendisi adayi
(16.09.13)
(3)

avrupa basketbol şampiyonası yabancı sorusu?

rudeboy
beyler bu nedir ya her takımda bir zenci var? hatta isveçte abi kardeş 2 tane var.bunlar kazım kazım gibi vatandaşlar mı yoksa özel bi kuralla mı oynatılıyorlar?
beyler bu nedir ya her takımda bir zenci var? hatta isveçte abi kardeş 2 tane var.

bunlar kazım kazım gibi vatandaşlar mı yoksa özel bi kuralla mı oynatılıyorlar?
0
rudeboy
(06.09.13)
isveç dediğin ülke zaten oldukça fazla yabancı kökenli vatandaş barındırıyor. oynayanlar ülke vatandaşı olmak zorunda bildiğim kadarıyla.
0
arkadakiadam
(06.09.13)
pasaportu o ülkeye aitse zaten oynar ama her takımın bir devşirme hakkı var gibi bir eşy vardı eskiden. hala öyle sanırsam.
0
sparkle kiddle
(06.09.13)
sparkle kiddle+ 1. oynadığı ülkenin pasaportu varsa zaten oynar + 1 devşirme hakkı devam ediyor.
0
wilhelmwasmuss
(06.09.13)
(2)

Adını Bilemediğim Yerli Bir Oyuncu?

fuzzy olmak istemistim
Korku filmlerinde ilk ölen gözlüklü şişman tanımına uygun bir oyuncu vardı. Siması tanıdık ama nerde oynadığını ve tabi ismini bilmiyorum. Önerileri alayım? Belki tutturursunuz :)
Korku filmlerinde ilk ölen gözlüklü şişman tanımına uygun bir oyuncu vardı. Siması tanıdık ama nerde oynadığını ve tabi ismini bilmiyorum. Önerileri alayım? Belki tutturursunuz :)
0
fuzzy olmak istemistim
(27.08.13)
yok o değil. daha genç. 24-25 falan gibi gösterebilecek biri
0
🌸fuzzy olmak istemistim
(27.08.13)
Caner kadayıfçı? (altı mantı dizisindeki şişman) 90 doğumluymuş da hem.
0
wilhelmwasmuss
(27.08.13)
(9)

siyaset para işi midir ?

error522
normal miktarda zeka, vicdan, akıl gibi özelliklerin varolduğunu düşünürsek paranın eksikliği hissedilir mi? olmazsa olmaz mıdır?not: bir mhatma gandhi, bir atatürk, bir nelson mandela olunmadığı kesin.
normal miktarda zeka, vicdan, akıl gibi özelliklerin varolduğunu düşünürsek paranın eksikliği hissedilir mi? olmazsa olmaz mıdır?

not: bir mhatma gandhi, bir atatürk, bir nelson mandela olunmadığı kesin.
0
error522
(10.08.13)
siyaset çevre işidir, o çevrelere girmek için de belli bir tanınırlık gerekir, o tanınırlık da para bağlantılı şeylerle elde edilir.
0
whoosie
(10.08.13)
ya paran olacak ya parası olan tanıdığın.
0
tescillimarka
(10.08.13)
Siyaset para işidir. Ya kendi paran olacak. Ya da senden medet umup sana destek verenlerin parası olacak
0
dafuq
(10.08.13)
kemal kılıçdaroğlu çok mu zengin? adam yılların hesap uzmanı çıktı 2-3 yolsuzluk belgesi yayınladı şimdi genel başkan.

parayla olacak olsaydı cem uzan olurdu beyler.
0
ayn-i cemin bülbülü
(10.08.13)
asıl parayla olduğunun en büyük kanıtıdır cem uzan. sıfır siyaset geçmişiyle %6 oy aldı adam para dağıtarak, daha ne olsun?
0
tescillimarka
(10.08.13)
paran olması gerekmez önemli olan seni belirli çevrelerin başbakan olarak seçmesi. birçok koşul var, en önemlilerinden biri abd'ye davet edilmek.
0
orijinal nick bulamadim
(10.08.13)
siyaset gerçek anlamda bir meslek değil, yani herkes siyasetçiyim diyebilir kendine, şunu şunu yaparsan olursun diye bir somut veri yok. e bu durumda sana siyasetçi diyebilmeleri için, bir şekilde kendini tanıtman lazım. tanırım neyle olur parayla, en dandik kırsal bir şehirde, bir partiden milletvekili aday adayı olabilmen için bile, partiye belli miktar hava parası yatırman gerekiyor,(en tırt partiler dahil) oradan pay biç. ki ulusal çapta bir siyasetten söz edersek tonla paran olsa bile yetersiz kalır tek başına. ben en ufak örneklerden yola çıkmıştım, orada bile, çöpe atmayı göze alabileceğin ciddi bir meblağın olmalı.

akıl, vicdan, zeka filan bunlar çok muğlak ve öznel ifadeler. sadece onlarla hiçbir halt olmaz.
0
wilhelmwasmuss
(10.08.13)
tamam da olmazsa olmaz değil onu anlatıyorum öyle olsaydı cem uzan iktidar olurdu.
0
ayn-i cemin bülbülü
(10.08.13)
Cem Uzan iyi bir örnek değil zira zaten Motorola'yla falan mahkemelikti, üstüne siyasete girip azıcık başarı kazandığında Tayyip tırsıp defterini dürdü hemen. Meymenetsiz bir insan Uzan ama yurt dışına kaçmak zorunda kalmasa şimdi anamuhalefet falan bile olabilirdi. Ki bu başarıları da paraylaydı.
0
whoosie
(10.08.13)
(6)

genel sağlık sigortası

facebook
az önce eve kağıt geldi, genel sağlık sigortası primleri ödenmemiş galiba, 2500 tl gibi borç çıkarmışlar..bu tam olarak nedir? yaklaşık 1,5 yıldır bi yerde çalışıyorum, onların mı ödemesi gerekiyor, benim mi ?
az önce eve kağıt geldi, genel sağlık sigortası primleri ödenmemiş galiba, 2500 tl gibi borç çıkarmışlar..

bu tam olarak nedir? yaklaşık 1,5 yıldır bi yerde çalışıyorum, onların mı ödemesi gerekiyor, benim mi ?
0
facebook
(06.08.13)
çalıştığınız yerde sigortanız yatmıyor mu ki? Çok ilginç bir durum
0
fuzzy olmak istemistim
(06.08.13)
yatıyor, hatta aldığım maaş üzerinden yatıyor..

işe başladıktan sonra SGKya gidip işe başladım diye form mu doldurmak gerekiyordu acaba
0
🌸facebook
(06.08.13)
ilgili kuruma gidip durumunu anlat. çalıştığına dair bi belge falan götür. silerler muhtemelen. oluyor sürekli bu aksaklıklar.
0
elorelia
(06.08.13)
işe girerken ben hiç bişey bildirmedim borcum yok. Bir hata olmuş, gittiğinizde düzeltirler.
0
fuzzy olmak istemistim
(06.08.13)
duyuruya yancı olmak gibi oluyor ama, bende sgk ya gidecem de aynı mevzudan ötürü, bi de bu gss yasası çıktığından sonra askerde olduğum süre var, şimdi benim sigortalı çalıştığımdan haberi olmayan devletin askere gittiğimden de haberi yoktur, bunun için askerlikle ilgili bir evrak mevrak götürmem gerekiyor mu, eve de uzak sgk şeysi, mal mal gitmeyeyim boş yere.
0
wilhelmwasmuss
(06.08.13)
SGK'ya gittim,

Bu yasa 2012 Ocakta çıkmış bende işe 2012 şubatta başladım, dolayısıyla bu 1 ay işsiz olduğum için sağlık sigortası için asgari ücretin 3te 1ini yatırmam gerekirmiş, şubatta işe başladıktan sonra sgk'ya gidip gelir testi yaptırmadığım için bu parayı her ay kesmiş bana. ocak 2012'ye ait 130 TL ödeyeceğim

Böyle bir şeyle karşılaşanlar SGK'ya gidip durumu düzeltebilirler.
0
🌸facebook
(06.08.13)
(13)

ağlayanın malı gülene yar olmaz

roket adam
bu söz hakkında ne düşünüyorsunuz? Sürekli olarak bu düşünce ile büyütüldüm hayatım boyunca ama şu sıralar saçma olduğunu düşünmeye başladım. iki olay anlatayım:-geçenlerde telefoncudayım, sıra bekliyorum telefonumu yaptırmak için. bi teyze ile amca geldi, evdeki tüm telefonları toplamışlar satmak i
bu söz hakkında ne düşünüyorsunuz? Sürekli olarak bu düşünce ile büyütüldüm hayatım boyunca ama şu sıralar saçma olduğunu düşünmeye başladım. iki olay anlatayım:

-geçenlerde telefoncudayım, sıra bekliyorum telefonumu yaptırmak için. bi teyze ile amca geldi, evdeki tüm telefonları toplamışlar satmak istiyorlar, belli ki para lazım. iphone 4'e 350 veririm dedi telefoncu, içim acıdı. hesabımda para vardı, 150 lira fazlasını çekip verebilirdim direkt, ama belli ki paraya ihtiyaçları var, yukarıdaki sözü düşünüp vazgeçtim.

-bugün biri 1000 liraya ip5 satıyordu. paraya ihtiyacım var acil demiş. direkt alabilirdim, telefona da ihtiyacım var, ama yine aynı şeyi düşündüm, vazgeçtim. ucuza alacaktım çünkü adamın da içine sinmeyecekti o satış. sonra sıkıntı falan filan.

ne düşünüyorsunuz bu konuda? icralık mal almak falan da aynı şekilde mesela. bu dini bir hassasiyetten ziyade insana bakış açımdan kaynaklanıyor daha çok öyle diym bi de.
0
roket adam
(02.07.13)
ben almam şahsen. doğru buldugum bir deyiş.
0
all girls dream
(02.07.13)
Saçma. Böyle bir "erdemlilik" olmaz ki. Erdem olacaksa bu davranış "bana yar olmaz sonra" şeklinde olmamalı. Eylemin sonucu hayırlı olmazdan çok eylemin kendisini tartmak gerek. Demeye çalıştığımı whoosie demiş aslında, ben diyemedim galiba.
0
adoramer3ku
(02.07.13)
O sözle büyütülmeniz tam olarak uyguladığınız anlamda değil. Yani haram yemeyin, başkasının hakkını gasp etmeyin, düşene vurmayın falan diye düşünmeniz asıl olan.
Belli inançlarınız olduğunu düşünüyorum, bu yüzden teorik olarak özellikle ilkini gerçekleştirseydiniz ekstra dua alırdınız. Sonuçta elinden alan siz değilsiniz, hayat şartları, siz yardımcı olmaya çalışıyorsunuz.
0
whoosie
(02.07.13)
adam kendi istegi ile ucuza mecburen de olsa satiyorsa alinabilir belki ama,

mesela icradan dolayi satilan seyleri kesinlikle almam.
0
she was my baby
(02.07.13)
icrlık mal konusunda aynı fikirdeyim ama o amca ve teyzenin olayınca senin düşüncen saçma. telefoncunun 350 verdiğine 500 verebileceksen aksine alman büyük bir iyilik olur. ha o telefonun piyasa değeri 700 mü mesela? ve sen de verebilecek misin? o halde 700 verip almalısın. ama ibne telefoncuya vermesinden iyidir her halükarda.
0
sen git ben geliyorum
(02.07.13)
gidip birine zulum ede ede elinden malini almak ya da fazla fazla parasini almak bence de yanlis, ozel hayatimda ve is hayatimda boyle seylerden uzak duruyorum. hatta bir adim ileri giderek diyebilirim ki is hayatimda benim verdigim "hak yeme" kararinin altimda calisan yaklasik 40 kisiyi de etkileyecegini dusunerek iyice uzak duruyorum, kimsenin hakki kimseye gecmesin.

ancak olayin bambaska bir boyutu var. bu konuya whoosie de deginmis, she was my baby de deginmis.

eger karsinizdaki razi ise neden olmasin?

mesela paraya ihtiyaci olan biri acil bir sekilde telefonunu satacak. o telefonu siz almazsaniz baska birisi alacak. neden baskasi alacagina siz almayasiniz? siz almasaniz bile o telefon 350'ye satilacaksa bence almanizda vicdanen bir problem olmamasi gerekiyor.

bir ornek de is hayatindan vereyim.

taksi isletiyorsunuz ve baska bir taksici acil ihtiyacindan plakasini satiyor. surekli olarak bu islerle ugrasan aracilara gidecek ve harac mezat satacak plakayi. mesela 1 milyon yerine 800 bine satacak.

daha sonra 800 bine alan adam da, bu plakadan kazandigi parayi tekel olusturup sizin elinizdeki plakalari satin almak icin kullanacak.

kapitalizmin iyi bir sey oldugunu savunmuyorum ama sistem boyle islerken, sizin bunu tersine cevirmeye calismaniz, size zarar verir.

eger 350'ye satilacak bir iphone varsa ve hatta sizin de telefona ihtiyaciniz varsa, o telefon size helaldir.

bunun hak yemek oldugunu dusunmuyorum.
0
co2s2
(02.07.13)
hiç icralık mal filan almışlığım yok tabi ama mantıken insanların borçlarını kapatabilmeleri için o icralık malların satılması gerekir en kısa sürede. hukukçu bir sürü insan var tabi sözlükte, duyuruda ama o hacze konu mal, satılmadıkça o borç ödenmiş sayılmaz diye biliyorum. aslında ısrarla hacizli mal almamak borçlunun sıkıntısını daha da artırır.

biz duygusal milletiz tabi ama bu icra mevzusunda da, 1000 tl lik telefon mevzusunda da o malın ucuz da olsa satılması o insanı rahatsız etmez aksine rahatlatır, piyasasını filan da hiç bilmem ama o adam 1000 liraya satmak istiyorsa demek ki o paraya çok acil ihtiyacı var demektir.

ağlayanın malı gülene hayır getirmez atasözü aslında daha farklı durumları anlatır. zorla şerle, hile ile hurda ile malına çöreklenmek gibi.
0
wilhelmwasmuss
(02.07.13)
iphone 4'e 350 lira önerilmesiyle birinin iphone 5'ini kendi rızasıyla 1000 liraya satması arasında fark var. o amcayla teyze değerini bilmiyor, eğer sen gitsen 500 e alacak adam amcayı yaşlı diye kandırmaya çalışıyorsa haklısın. ama telefoncu onu 500'e satabilecekse kar yapmak zorunda sonuçta.(telefon fiyatlarını bilmiyorum)

diğer durumdaysa adam kend rızasıyla, çabuk satabilmek için 1000 lira demiş, kendisi bunu kabul etmiş zaten, bu durumda gönül rahatlığıyla alabilirsin. ben de aynı şekilde gitarımı falan satmıştım, hiç de içim acımadı ucuza gitti diye, öyle olması gerekiyordu çünkü.
0
r_u_h
(02.07.13)
yurtta oda arkadaşım parasızlıktan telefonunu satıyordu benim almaya içim elvermedi (kendi telefonum da yarı arızalıydı o ara) sonra çocuk çok daha ucuza telefoncuya sattı. şimdi olsa yine aynısını yaparım gibi ama alsam daha faydam dokunurdu.
burdaki tüm cevaplarda da bi iyi niyet var bu arada negzel :)
-
yerinde olsam en azından teyzenin pazarlığına yardım ederdim
0
102030
(02.07.13)
doğru olduğunu düşünüyorum ve kendim de almıyorum.
0
kakao
(02.07.13)
kişiden kişiye değişir tabi ama ben şahsen bu sözü benimsiyorum.
çünkü bu durumlarda ben mesela o ip5 i alsaydım her kullanışımda içimde binbir kurt dolaşacaktı sıkılacaktım ve hatta muhtemelen aldığım fiyata geri satardım.
ben almasam bir başkası zaten alacak evet ama kişilik karakter meselesi,nasıl yetiştiğinin etkisi vb etkenler..
0
uzunuzunilgi
(02.07.13)
Ayagini yorganina gore uzat deyimini hepimiz biliyoruz,sen cebinde kontur almaya para yok gidip iphone aliyorsun sonra da sikintiya dusuyorsun.millete hava atacagim diye bu tarz cok fazla ornek var etrafimda,bir çok defa cebinde çok pahalı telefonu olup da bana gelip telefonundan birisini ayarayabilir miyim konturum kalmadı gibi olaylar yaşadım mutlaka sizde de vardır bu ornekler

allah bize aklimizi kullanalim diye vermis...
0
kaiserr76
(02.07.13)
İki farklı ihtimal olabilir böyle bir durumda:
A) kişi sattığı malın ederini bilmiyordur, bu durumda öne sürdüğü fiyatı kabul edersen bu kandırmaya/dolandırmaya girer hoş olmaz
B) kişi değerini bildiği halde malı ihtiyacına binaen o paraya satıyordur, bu halde verebiliyorsanız gerçek ederini yahut istenenden fazlasını vermek iyidir elbette, fakat sizin de imkanınız kısıtlı ise alan da veren de razı olduğundan sıkıntı olmadığını düşünüyorum

Bazı arkadaşlar icra kısmına değinmiş olayın, kendi açılarından bakmışlar olaya. İşin içinden biri olarak ben de görüş aktarayım. İcradan satışa sunulmuş bir mal yeni kanunlarda en fazla iki kere satışa çıkar aynı talimatla. Her ikisinde de malın %50 değerinden açılır artırma ve alıcılar arasından en yüksek miktarı verene satılır. "Düşenin malı yar olmaz" mantığındaki kişiler bu artırmaya girmediklerinde işin çakalları misalen 50.000 değerinde bir aracı 25.000e alır, borçlunun borcundan sadece 25.000 eksilir ve esasen borçluya extra bir 25.000 lira zarar yüklenmiş olur. Artırmaya girmeyen bu kişiler katılımlarını esirgemeyip bu yaptıklarının borçluya yardım etmek olduğunu anlasalar ve artırmaya dahil olsalar aynı araç belki 45.000-50.000 seviyesine satılacak ve borçlu da borcundan malını değerinde satarak kurtulmuş olacaktır. Halkımızın bilinçlenmesi dileğiyle.

Not: İcraya "düşenlerin" çoğunluğu sizin satın aldığınızda ödediğiniz bedeli keyfiyeten ödememe nedeniyle düşmektedirler.
0
crostata
(02.07.13)
(1)

kyk kredi geri ödemesi vergi dairesine aktarılanlar !!!!

mr.goodcat
var mı aranızda? 2 kez ödemeyi 1er gün geciktirdim diye kalan tüm borcum vergi dairesine aktarılmış. şimdi ne halt yemem gerekiyor? kalan borcun tümünü mü ödeyeceğim yoksa yine aynı taksitler devam edecek mi?
var mı aranızda? 2 kez ödemeyi 1er gün geciktirdim diye kalan tüm borcum vergi dairesine aktarılmış. şimdi ne halt yemem gerekiyor?

kalan borcun tümünü mü ödeyeceğim yoksa yine aynı taksitler devam edecek mi?
0
mr.goodcat
(19.06.13)
farkı yok, ödeme planı aynen devam eder, sadece banka yerine vergi dairesine gideceksin.
0
wilhelmwasmuss
(19.06.13)
(8)

üniversitede kalma geçme notu

iyi arkadas
bizimki 60, 59,5'la geçebilir miyim?
bizimki 60, 59,5'la geçebilir miyim?
0
iyi arkadas
(18.06.13)
hocasına bağlı. hocan bi oynama yapmazsa kalırsın.
0
zgrydn
(18.06.13)
tıp okuyorum ben. komite sistemi var. dersten kalma yok.
0
🌸iyi arkadas
(18.06.13)
tıp okuyup öyle kalan arkadaşım var.
0
odanesi
(18.06.13)
@odanesi hangi fakülte?
0
🌸iyi arkadas
(18.06.13)
59.8 le kalıp, yaz okuluna kalmışlığım var. çok kıl bi hoca değilse söylediğinde genelde oynama yaparlar.
0
wilhelmwasmuss
(18.06.13)
arkadaşlar, hoca yok, tek bi sınava tabi tutuluyoruz her ay. bütün dersler dahil olacak şekilde.
0
🌸iyi arkadas
(18.06.13)
??
0
🌸iyi arkadas
(18.06.13)
dersten kalma yok diyosun. 59,5 ile gecebilir miyim diyorsun?
komiteysen bence kalmıssındır.
0
all girls dream
(18.06.13)
(22)

TDK sözlük vs. nişanyan sözlük vs. vikisözlük vs. imla kılavuzu

ermanen
hangisi en güvenilir? (imla yönünden daha çok)TDK sözlük ile vikisözlük aynı imlayı verirken, nişanyan sözlük bazı kelimelerde çelişiyor.Mesela, TDK sözlük ve vikisözlük "motamot" derken, nişanyan sözlük "motamo" demiş. (ekşi sözlük ikisini de kabul etmiş sanırım)hangisi doğru şimdi? yoksa ikisi de
hangisi en güvenilir? (imla yönünden daha çok)

TDK sözlük ile vikisözlük aynı imlayı verirken, nişanyan sözlük bazı kelimelerde çelişiyor.

Mesela, TDK sözlük ve vikisözlük "motamot" derken, nişanyan sözlük "motamo" demiş. (ekşi sözlük ikisini de kabul etmiş sanırım)

hangisi doğru şimdi? yoksa ikisi de mi doğru? boşluklu (mot a mot) ve tireli (mot-a-mot) yazımı da mı doğru mesela ?

Başka bir örnek olarak TDK ve vikisözlük "lümpen" derken, nişanyan sözlük "lumpen" demiş. yine ikisi de mi doğru?

örnekler çoğalabilir. ne düşünüyorsunuz? en güvenilir kaynak hangisi? en iyi diyebileceğimiz bir imla kılavuzu var mı?

ek soru: yabancı kelimeler türkçeye yabancı dildeki okunuşu şeklinde geçer diye veya benzeri bir kural var mı? (bunu fransızca için düşündüm daha çok)

ek soru2: "ana yazım kılavuzu"nda ne olarak geçiyor bu tartıştığımız kelimeler? online versiyonu var mı bu kılavuzun?

edit: bu sorunun aciliyeti yok ama insanlar için en güvenilir türkçe kaynağı bilgilendirmek için üste alınmasını rica ettim. sonuçta türkçe açısından faydalı bir soru bence.

sadece 2-3 saatliğine rica ettim.

SON SOZ: Konu yeterince acikliga kavustu. cevaplar icin tesekkurler.
0
ermanen
(18.06.13)
Yabanci kokenlilerde, kelimeyi aratir, gazetelerde falan nasil kullaniliyorsa onu kullanirdim.
Bazen sozlukte hic kullanilmayan bir sekli de olabiliyor. Mesela bir ingilizce sozlukte "ing-train, tur-tiren" gormustum. tabiki "tiren"i hayatimda duymadigim icin gulup gecmistim. Ama bunlarin arasinda en guveniliri tdk'dir.
0
el desaparecido
(18.06.13)
mot à mot

doğrusu bu. tereddüde düştüğünüzde, hakem ihtiyacı hissettiğinizde gugıla müracaat etmenizi öneririm.

Fransızcada, kelimenin son sessiz harfi t veya s ise, bunların ardından sesli harf gelmediği zaman okunmaz.

Yani mot yazılır mo okunur. Ama liaison=ulama kuralı gereğince, mot'un ardından a geldiğinde, "mo a" demek güç olacağından, mota diye ulanarak okunur.

Bu durumda mota mo olur deyimin tamamı.

Türkçede motamot diyenler var. Aslını bilmedikleri için öyle diyorlar. Biraz özenti bir laf. Motamo tercüme demek yerine, kelimesi kelimesine tercüme, kelime kelime tercüme demek daha doğru olur. Ama ille de havamızı atacağız ya, onun için, Fransızca katalım ara sıcak olarak diyoruz ama motamot diyince de, o hava fısss diye sönüyo.

TDK sözlük ile Nişanyan sözlüğü karşılaştırırken, bir de Ekşi'den bahsetmek, biraz tuhaf olmuş. Ekşi yazarlığının ne gibi bir söz hakkı olabilir ki? Söz hakkı tabii ki var da, ne derece geçerlidir o söz? Ekşi bir sözlük müdür?

Başka örneğe gelelim:

Lumpen Almanca bir kelimedir. Almanca, lump (başıboş gezen serseri) kelimesinden türemiştir. Lumpen yazılır ve yazıldığı gibi okunur. Lumpeni lümpen diye okumak gene bilgisizlik sonucu meydana gelir. Almanca kelimeyi Fransızca özentiyle okumak suretiyle kelime lumpenleştirilmektedir. E o zaman Bundesliga'ya neden bündesliga demiyonuz mesela? Ona da bündesliga diyin. Daha çok havanız olsun.

Bi ara (bkz: aslanlı yol)u okuyabilirseniz, kime daha çok güveneceğiniz ortaya çıkar.

Yabancı kelimeler Türkçeye yabancı dildeki okunuşu ile geçer şeklinde bir kural yok herhalde.

Öyle olsaydı, komputer yerine kompiyutır derlerdi bir zamanlar. Hani bilgisayar kelimesi yokken ve elektronik beyin demeyi tercih etmeyenlerin bulunduğu zamanlar.

Ya da forvet demezlerdi de forward denirdi. Korner demezlerdi de, kornır derlerdi.

Ama motamo ve lumpen kelimeleri bu kadar halka malolmuş kelimeler değil. Yoldan rastgele çevirdiğiniz bin kişiden 980'i filan kornerin ne demek olduğunu bilir.

Ama bunlardan, herhalde ancak 50'si filan lumpeni ve/veya motamoyu bilir.

Peki bi zamanlar Vaşington yazıyoduk da, neden Washington'a döndük. Madem Washington'a döndük, neden London'a da dönmüyoruz? (Konumuzla pek bi alâkası olmayabilir de, şu an öylesine aklıma geldi.)
0
compadrito
(19.06.13)
nişanyan daha kişisel bir çalışma iken tdk çok daha yaygın kabul görmüş bir çalışma.

öte yandan bazen tdk'ya aykırı olsa bile sevdiğim bir yazar/şair nasıl kullanmışsa öyle kullanırım.
0
paspasanahtarinustunde
(19.06.13)
irbat
(19.06.13)
adı üstünde tdk en güvenilir kaynaktır. arada bi s.çar ama gene de en geçerlisi o. sonuçta bir sözlük veya ansiklopedi de tdk'yı kaynak olarak yazıyor. nişanyan hariç tabi.

soruya soruyla cevap: abicim bu sorunun önceliği aciliyeti ne ki turuncu şeride hak kazanmış???
0
nicki martin
(19.06.13)
@compadrito

güzel açıklamışsın da, tdk neden "motamot" ve "lümpen" diye sözlüğe koymuş o zaman? halkın çoğu da böyle kullanıyor dediğin gibi. (ayrıca resmi kaynaklarda ve makalelerde de "motamot" ve "lümpen" şeklinde geçtiğini gördüm)

demek ki bu konu hala havada ve kesin bir kural yok.

bu arada ekşi sözlük'ü referans olarak koydum. tdk ve nişanyan ile karşılaştırma açısından değil. ama yine de ekşi sözlük de yine fikir verebiliyor böyle durumlarda.

edit: ayrıca "mot à mot" nasıl türkçe de doğru olabilir ki? o fransızca yazılışı. türkçe yazılışından bahsediyoruz burda. türkçede "accent grave" yok ki.

ayrıca fransızca okunmasından bahsetmişsin yine. biz türkçeye nasıl geçtiğini ve nasıl geçtiyse öyle okunduğunu tartışıyoruz.

sana göre doğru olanı hangi kaynağa göre söylüyorsun?

edit2: "aslanlı yol"da da ne dediğini özet geçersen sevinirim.
0
🌸ermanen
(19.06.13)
elbetteki tdk, bunu tartışmak bile abes.

tdk'nın resmi bağlayıcılığı var.

herhangi bir kelimede tdk'nın kabul ettiği yazım, mantıksız da geliyor olsa, onu doğru kabul etmek gerekir. ha bence şöyle olması daha mantıklı diyenlere de, tdk'nın avukatlığını yapacak değiliz, orası da ayrı mevzu tabii ki:)
0
wilhelmwasmuss
(19.06.13)
tdk ve vikisözlük'ü geçeceksin. birisi başbakan'In konuşmalarına göre tanım değiştirebilen, dilin organik yapısıyla bağı olmayan, cunta tarafından kurulmuş güdük bir bürokratik kurum. vikisözlük maalesef yeterince kapsamlı ve denetimli değil.

bu durumda dil algısına sahip, dili kullanan ve yaşatan, dilbilim donanımı yüksek kişiler tarafından yapılmış çalışmaları önemseyeceğiz. kıyaslayacağız, aklımıza yatanı benimseyeceğiz. dil, kışla yönetmeliği değildir, farklı görüş ve kullanımları barındırır.

ben şahsen nijat özön'ün imla kılavuzu'nu ve necmiye alpay'ın türkçe sorunları kılavuzu'nu(aslında bir imla kılavuzudur) benimserim.

nişanyan sözlük aslen bir etimoloji sözcüğü. tek kişi tarafından yapıldığı için hataları var, güncelleniyor. ama sevan nişanyan türkçe üzerine en çok kafa yoran ve analitik yorumlar geliştiren 2-3 kişiden birisi, tamamen güvenilir.
0
dehri
(20.06.13)
simdi cevabi bilmem ama tdk'ya tepki olarak dogan dil dernegi diye bir dernek var haberdar degilsiniz sanirim. ahanda onun yazim kilavuzu:
www.dildernegi.org.tr

ben olsam tdk'nin ve dil dernegi'nin yazim kilavuzlarina bakar ona gore karar verirdim. eger farklilik varsa digerlerine bakardim.
0
f_d
(20.06.13)
@ermanen üstadım,

TDK'nın lümpen ve motamot diyor olması onların ayıbı. Zaten bu kadar ayıp da onlara yeter. Bir ülkenin resmî "dil kurumu"yum diye gek gek gerineceksin, burdan bizim köye kadar bütçen olacak, sonra da kalkıp lümpen ve motamot diyeceksin. Hiç bir yoruma ve zaman kaybına değmez.

Peki, Ekşi'yi de referans kabul edelim. Ama o zaman bu yazdıklarımız ziyan olmasın, bizden sonrakiler şeker de yiyebilsinler. Bi başlığın altına iliştiriverelim bunnarı.

"Bu durumda mota mo olur deyimin tamamı." diye yazmışım ama siz bana aksan grav diyosunuz. Bi daha yazayım: mota mo. Doğrusu bu.

Ama bunu kullanmaya gerek yok. Söylemeye çalıştığım şey tam olarak bu... "Sızma zeytinyaa" demek varken, ekstravörcinalıvoyl demeye çalışmak gibi bi şey motamo demek.
"Motamo tercüme" lâfını kullanmayalım. "Kelimesi kelimesine tercüme", "kelime kelime çeviri" diyelim. Hava atmaya hiç ihtiyacımız olmasın.

Anadolu kültürüyle yetiştik. Biraz "Engin ol gönlüm, engin ol" diyelim kendimize... (Hem kibir, çok büyük günah!)

Motamot diyip gülünç duruma düşme riskimiz de olmasın.

"Bana göre doğru olan" diye bi şey yok. Doğru bi tane var o da bana göre değil, doğru olduğu için doğru.

Kaynak da www.nisanyansozluk.com

Motamo doğru iken, birisi karşıma geçip "motamot çeviri" derse, o kişiyle bütün diplomatik ilişkilerimi kesecek miyim? Tabii ki hayır. Sadece, "Hmm, motamo demeyi bilmiyor ve havalı olmaya çalışıyor" diyip geçeceğim.

Sıhhi tesisatçı rögar yerine loğar diyince, yemeden içmeden kesilmiyorum yani.

(ayrıca resmi kaynaklarda ve makalelerde de "motamot" ve "lümpen" şeklinde geçtiğini gördüm) yazmışsınız da, ben de resmi kaynaklarda, "muhattap" yazıldığını gördüm. Bir resmi yazıda da, "köy" yerine "göt" yazıldığını gördüm. (Dalga geçmiyorum, aynıyle vâki). Sonuç: "Resmî" kelimesi ile "doğru" kelimesi eşanlamlı değil.

Bu fikir alışverişimizden sonra, muhtemelen siz bana, "Beni ikna edemedin compadrito, ben motamot demeyi sürdüreceğim" diyeceksiniz. Ben de "iyi günlerde kullanın üstadım" diyeceğim. Kimi limon küfünü sever, kimi cam göbeeni. Bu yazdığımı okuyan en az bir kişi, ne diyor olduğumu anlayıp, sözümü dinlese, o bile kâfi benim için.

Aslanlı Yol, Sevan ustanın hayat hikâyesi. Nesini anlatabilirim ki? Alıp okumak lâzım.

@dehri

Adamsın, adamın hasısın.
0
compadrito
(20.06.13)
@compadrito

çok güzel açıklıyorsun, çok güzel noktalara da değindin ve söz dokundurmayı da ihmal etmedin :)

ben soruyu başımın dikine gitmek için açmadım. eğer öğrenmek istemesem bu kadar ayrıntılı sorup bir çok kişiden cevap almak için de üste taşınmasını rica etmezdim. seni de zaten davet ettim bu tartışmaya.

başkalarının da doğru kaynakları öğrenmesi için referans olmasını istedim duyurunun. ama kelimelere çok takıldık. ana konu havada kaldı. tdk demek ki bazı kelimelerde sınıfta kalıyor. tdk'yı da savunmuyorum zaten.

size göre en doğru kaynağı sordum sadece. evet dil değişir, esas türkçe kelimeleri kullanmak daha iyidir, evet odur, budur vs. ayrıca tartışılır bunlar. konular geniş ve türkçe dilinde tartışmalı yerler de var sonuçta.

teşekkürler cevaplar için.
0
🌸ermanen
(20.06.13)
Yok üstadım, söz dokundurmak bizim haddimiz değil, ıstağfirullah! Yanlış anlaşıldıysam, benim kabahatimdir, özür dilerim.

Ana konu havada kalmasın. TDK kılavuzluk görevi yapabilir ama söylediği şeyler, taşa kazınmış değil. Kör parmağım gözüne hataları var.

Zaten dil yaşayan bi organizma. Bundan 10 yıl önce "sıkıntı" diye bi laf var mıydı? Vardı da, bu anlamda kullanılıyo muydu? cosmicstring hocamız gibi beni de rahatsız ediyo bu yeni anlamda kullanılması. Ama biz cebimizi de yırtsak, yaygınlaşmasının önüne geçebilir miyiz? Hayır. Almış başını gitmiş...

Biz burada, istediğimiz kadar, doğrusu şudur, yanlışı budur diyelim, şurda topu topu kaç kişiyiz ki? Dili milyonlar kullanıyor, ağzı olan konuşuyor, engel olmak mümkün değil, akarsu gibi. Feci şekilde azınlıktayız yani.

Genel olarak şunu söyleyebiliriz: İnsanlar TDK'nın her dediğine "he" demesinler.

Korner - corner
Forvet - forward

Filan gibi örneklerde olduğu gibi, yabancı kelime bi süreliğine girecek dilimize, doğru ya da yanlış bir süre kullanılacak ve bir süre sonra da çekip gidecek, modası geçecek.

Yabancı kelimeler Türkçe'ye yabancı dildeki okunuşu şeklinde geçer diye veya benzeri bir kural var mı?

diye soruyosunuz, "Öyle bir kural olsa, bi önemi var mı?" diye sorayım ben de...

"Türkçe'ye" yazılmaz, Türkçeye yazılır, İngilizce'de yazılmaz İngilizcede yazılır diye bi kural var mesela. Kaç kişi biliyor? Kaç kişi uyuyor?

dahi anlamındaki de'yi, da'yı kaç kişi ayırabiliyor? Ayırabilenlerden kaç kişi önemsiyor bu kuralı?

Viyadük gibi yabancı bir kelimenin -i halinin viyadüğü değil viyadükü olması gerektiğine dair bir kural var. Ama "resmi" karayolları tabelası "viyadüğü" yazıyor. Bu kuralın varlığından kaç kişinin haberi var?

Toparlayacak olursak, lumpen ve lümpen'in ikisi birden doğru olamaz. Kelimenin bir doğrusu olur. Ama yanlış kullanımı yaygınlaşmıştır, ona yapacak bir şey yok.

Motamo da öyle,

Kaynak olarak da kargadan başka kuş tanımam...
0
compadrito
(20.06.13)
Dil Derneği'nin klavuzundan şaşmam. Kimseyi de şaşırmasın...

www.dildernegi.org.tr

götünden kelime uyduran, dönemine göre kelimenin anlamını değiştiren tdk'yı zaten hiç kullanmazdım.
0
one minute
(20.06.13)
cevapları okumadım, değinmiş olan varsa affola.

kitap yayıncılığında editörler genellikle epsilon yayınlarının ana yazım kılavuzu'nu ve ali püsküllüoğlu'nun türkçe sözlüğünü kullanırlar.

tdk'ya ise bir taraflarıyla gülerler sadece.
0
inawen
(20.06.13)
""Türkçe'ye" yazılmaz, Türkçeye yazılır, İngilizce'de yazılmaz İngilizcede yazılır diye bi kural var mesela. Kaç kişi biliyor? Kaç kişi uyuyor?"
yoo; çekimler ayrılır yapımlar ayrılmaz
0
fenasi kerim
(21.06.13)
Yukarıda tek bir bkz. ile ifade edilmiş, daha ayrıntılı olarak anlatayım. Günümüz TDK'sı güvenilir sayılmıyor. Bunda TDK'nın çelişkili ve dil mantığına aykırı uygulamalarının etkileri büyük. Tabii bunun da temelinde 1980 darbesiyle birlikte asıl TDK'nın dağıtılıp yerine bir kukla kurum konulması yatıyor. Dolayısıyla bugün ciddi yayınevlerindeki editörler, redaktörler, yazarlar, akademisyenler, reklamcılar 1980 darbesinden önceki son TDK başkanı olan Ömer Asım Aksoy başkanlığındaki bir kurul tarafından hazırlanmış olan Ana Yazım Kılavuzuna itibar ediyorlar. Hatta AKP hükümetine kadar ÖSYM bile TDK'nın değil, Ana Yazım Kılavuzuna göre üniversite sınavlarını hazırlamaktaydı.

TDK'nın çelişkili uygulamaları Ana Yazım Kılavuzunun giriş bölümünde ayrıntılarıyla çürütülüyor. Sözgelimi ayrı yazalan bi(r)leşik sözcük diye bir şey uydurdular. Ayrı yazılan sözcük diye bir şey olmaz. Bir sözcük bileşik de olsa, iki ayrı sözcüğün birleşmesinden de oluşsa tek parça olarak yazılır. Adı üstünde sözcük, ayrı yazılmaz bu.

Bu saçmalıkları yüzünden Adamsendecilik sözcüğünü TDK'da Adam sendecilik diye görürsünüz. Halbuki oradaki de, dahi anlamındaki de'dir. İlla ayrı yazılacaksa Adam sen de cilik diye yazılması gerekir ki bunun da saçmalık olacağını bildiklerinden ne yardan geçebiliyorlar ne de serden. Aynı biçimde şapka olarak bilinen düzeltme iminin yazımında vb. TDK'nın çelişkili ve dil mantığına aykırı uygulamaları var.

ek soru 2: Ana Yazım Kılavuzunun internet vesiyonu yok. Ama zaten çok pratik biçimde basılmış bir cep kitabı. Her yere götürülebilir.

Ayrıca yazım kılavuzlarıyla ilgili de şurada faydalı olacağını düşündüğüm bir yazı mevcut: yazarodasi.blogspot.com

Bir de Ekşi Sözlük yazarlığının nasıl bir söz hakkı olabilir ki diyenler unutmamalı ki Ekşi Sözlük'teki bütün başlıklar Hacivat denilen ve hemen hepsi üniversitede hoca, editör, yayıncı vb. olan kişiler tarafından dil kurallarına göre denetleniyor. TDK'nın resmi bir bağlayıcılığı falan da yoktur, bilip bilmeden konuşmayın.

TDK'yı esas kabul edenler büyük çoğunlukla genç kuşaktan kimseler olsa gerek. AKP iktidarı döneminde üniversite, y.lisans vb. okuyan gençler TDK'yı da esas alıyorlar. Bilinçli bir tutum değil bu.

Bir başka yanıtım da mot à mot ile ilgili. Bir sözcüğün kaynak dildeki yazılışı doğru kabul edilemez. Sözcüğün geçtiği dilde nasıl yazılıyorsa o hali doğrudur. Sözcüğün etimolojisiyle bir sözcüğün bir dildeki hali farklı şeylerdir. Bunları karıştırmamak gerek. O zaman televizyonu da television yazsın insanlar... Veya tişört yerine t-shirt yazsınlar. (Gerçi çoğu insan bu hataya düşüyor ama neyse)
0
microfiction
(21.06.13)
@ermanen

Hay aklınızla binbeşyüz yaşayın! Ne iyi etmişsiniz de sormuşsunuz bu soruyu... Bissürü şey öğrendim.

@microfiction

Teşekkürler aydınlatıcı bilgiler için üstadım.

"Bir de Ekşi Sözlük yazarlığının nasıl bir söz hakkı olabilir ki diyenler unutmamalı ki Ekşi Sözlük'teki bütün başlıklar Hacivat denilen ve hemen hepsi üniversitede hoca, editör, yayıncı vb. olan kişiler tarafından dil kurallarına göre denetleniyor. TDK'nın resmi bir bağlayıcılığı falan da yoktur, bilip bilmeden konuşmayın."

yazmışsınız. Benim söylemeye çalıştığım şey, Ekşi'de bir konuda yazılmış bir görüş, nasıl referans görüş olabilir? Ekşi'de yazana bakarak nasıl yönümüzü bulabiliriz? Mesela (bkz: motamot çevirinin azizliği) diye bir başlık var.

Ondan soğnacığıma, Ekşi'ye motamo diye de sorsanız, motamot diye de sorsanız, mot à mot diye de sorsanız, sizi (bkz: mot a mot) başlığına yönlendiriyor.

Mesela, bu başlıktaki girilerden biri şöyle (aynen kopi peyst):

"kimilerinin "notanot" diye telaffuz ettikleri fr menşeili tabir"

gördüğünüz gibi yazarımız "menşeli" yazmayı bile bilmiyor.

Nerde bu devlet? Nerde bu hacivatlar?

Bir başka yazarımız, aynen şunu girmiş bu başlığa:

(bkz: literally)

Halbuki (bkz: literal) olarak girmiş olmalıydı. Hacivatlar bunu da atlamış.

Öte yandan,

"Ekşi Sözlük'teki bütün başlıklar Hacivat denilen ve hemen hepsi üniversitede hoca, editör, yayıncı vb. olan kişiler tarafından dil kurallarına göre denetleniyor." diyosunuz da,

ben arada sırada girilerimde,

ammaaaa waaa laaqıynnn, yazıyorum. Bi gün bile olsun bi Hacivat da, "ne diyon sen aga?" demedi.

Bazen de "mına koyim" yazıyorum. Bi Hacivat da çıkıp "Huoopp, bilâder!!! Akıllı ol! Alırım paçanı aşşaaa!" demedi.

Beri yandan, an itibarıyle Ekşi'deki giri sayısı 18,855,740 olmuş. Bu hacivatlar kaç kişi ki, 20 milyon giriye kalite kontrolü yapceklee? Bu sebepten, Ekşi bir referans kabul edilebilir mi?

"Wikipedia'nın ve Vikipedi'nin bile ev ödevlerinde referans kaynak kabul edilmediği bir ortamda, Ekşi nasıl referans olabilir?" diye sormak istemiştim sadece... "Bile" dememin sebebi, Wiki/Viki'nin geyik bi ortam olmamasındandır. İmece usûlü ile yazıldıkları malum ama ciddi olmaları bekleniyo galiba. "Yazarlarının ehil olup olmadığı bilinmediği için ve kaynaklarının sahih olup olmadığı bilinmediği için referans kabul edilmiyor pek çok hacı hoca tayfası tarafından. Aynı noktadan hareketle ve üstelik bi de geyiği bol olan Ekşi de referans kabul edilmez heralde" demek istedim. Yoksa Ekşi candır, bi de kutsal bilgi kaynağıdır.

"TDK'nın resmi bir bağlayıcılığı falan da yoktur, bilip bilmeden konuşmayın." sözünüzü bana mı söylediniz, bundan çok emin olamadım.

Zaten resmî bağlayıcılığı olmaması gerek heralde di mi? Yazım kurallarını çiğnersek, naapacak TDK? Gelip aazımıza biber mi sürecek?

Bi de, biraz hızlı okuyosunuz galiba. Ya da ayfondan filan okuyosunuz.

"mot à mot

doğrusu bu."

diye yazmışım. Biraz aşağıda da,

"Bu durumda mota mo olur deyimin tamamı." yazmışım.

Sonra bu güzel sorunun sahibi ermanen üstadım, "ayrıca "mot à mot" nasıl türkçe de doğru olabilir ki?" diye sormuş bir ilave soruyla ve ona cevap vermişim ama o da gözünüzden kaçmış herhalde.

Ama belli ki, sizden öğreneceğim çok şey var. Teşekkürler katkılarınız için.
0
compadrito
(22.06.13)
Böyle konularda Dil Derneği tek doğru kaynaktır.
0
amateur
(22.06.13)
@compadrito tdk'nın resmî bağlayıcılığı yok sözünü size söylemedim.

ikincisi, siz hacivat mevhumunu tamamen yanlış anlamışsınız. ekşi sözlük'te entryler/giriler dil kurallarına göre denetlenmiyor. sadece başlıklar gerektiği zaman bu denetime tabi. sözgelimi bir başlık "hristiyan" biçiminde açılmışsa "hıristiyan" biçiminde düzeltiliyor. ya da provakatör diye açılmışsa provokatör başlığına yönlendiriliyor. tabii burada bağlama da bakılıyor. bir sözcüğün bilinçli olarak, özellikle yanlış yazımı, yanlış yazılmış bir yerden aktarımı vb. olabilir. bunlara dokunulmuyor. onun dışında entrylerin yazımına karışılmıyor.
0
microfiction
(22.06.13)
@microfiction

Teşekkürler açıklama için. Ama tatminkâr olmadı. Çünkü,

"Bir de Ekşi Sözlük yazarlığının nasıl bir söz hakkı olabilir ki diyenler unutmamalı ki Ekşi Sözlük'teki bütün başlıklar Hacivat denilen ve hemen hepsi üniversitede hoca, editör, yayıncı vb. olan kişiler tarafından dil kurallarına göre denetleniyor."

yazdıktan sonra,


"sadece başlıklar gerektiği zaman bu denetime tabi. sözgelimi bir başlık "hristiyan" biçiminde açılmışsa "hıristiyan" biçiminde düzeltiliyor. ya da provakatör diye açılmışsa provokatör başlığına yönlendiriliyor. tabii burada bağlama da bakılıyor. bir sözcüğün bilinçli olarak, özellikle yanlış yazımı, yanlış yazılmış bir yerden aktarımı vb. olabilir. bunlara dokunulmuyor. onun dışında entrylerin yazımına karışılmıyor"

yazdınız.

Ben de diyorum ki, hacivat mefhumunu anladım ama mevzu ile bi alâkası olmadığını göstermek için o örnekleri verdim. Yani hacivatların Ekşi'de açılan başlıkları düzenleyici bir işlevleri var. Giri, sözlük formatına aykırı olmadıkça, göte girme ihtimali olmadıkça, içerik de selbez, uçuş da selbez, atış da selbez... Öte yandan, Ekşi'de yazar olmak için gereken başka bi ehliyet yok. Beri yandan, kaynaklar sahih değil. Bazen de götümüzden uydurup yazıyoz.

Bu durumda, Ekşi nasıl referans olabilir?

Ama ermanen üstadımız, "Ekşi gene de bir fikir verebiliyor" mealinde bir şey yazdı ki haklıdır, herhangi bir güvenilirliği ve geçerliliği olmayan giriler arasında, doğru bilgi verenler de var. Ama seçmeyi bilirseniz...

Bu yüzden, bu soruya gelen cevaplardan öğrendiğim, Adam, Epsilon, Dil Derneği, Ana Yazım Kılavuzu gibi kaynaklarla pek mukayese edilemez Ekşi...

Fikir verir, evet. Ama belirleyici olamaz.
0
compadrito
(22.06.13)
burada kastettiğim şey zaten sözlükteki tanımlar, içerik yönünden değil, imla yönünden sözlüğün kullanımı. dolayısıyla başlıklar da doğru imla konusunda yardımcı olacaktır. entrylerin içerikleriyse dediğiniz gibi fikir verecektir. zaten burada bile görüyoruz bu kullanım biçimini. entrylerde ayrıca başka kaynaklarda kolayca erişemeyeceğimiz biçimde yazım kılavuzları arasındaki çelişkiler, bu çelişkiler üstüne tartışmalar, farklı görüşler de yer alıyor. insanlar birbirinin hatalarını düzeltiyor, doğruya ulaşılıyor. sözgelimi ben mevhum yazmışım, siz mefhum olduğunu düzeltiyorsunuz vb. internet de böyle bir şey zaten. internet okuryazarı olan kişi doğru biçimde okuyabiliyor. ama dediğinizi anlıyorum, doğruda doğruya bir yazım kılavuzu değil zaten sözlük.
0
microfiction
(22.06.13)
Dile cidden kafa yoracaksanız çeşitli imla kılavuzlarrına sahip olmanız gerekiyor zaten. Benim ana referansım Dil Derneği'nin kılavuzudur. Nijat Özön ve TDK'da elimin altında.

Genel durum şudur; Her kurumun kendi imla kuralları ve klavuzu vardır. Mesela ayrıntı yayınlarındaki kitapların dil bütünlüğüyle Remzi Kitabevi yayınlarından çıkan kitapların dil bütünlüğü arasında fark vardır.

Yayınevleri x kılavuzu tercih eder ve o kılavuzda eksik gördükleri madde ve kuralları bir metin halinde çevirmenlerine, editörlerine yollarlar.

Yani şu kılavuz doğrudur demek pek doğru değil. Her kılavuzun eksikleri var. Ben TDK'yı referans almam.
0
one minute
(16.09.14)
(3)

resimde ne yazıyor? (arapça, yunanca, ermenice)

gang leader of wasseypur
bu resmin daha büyüğüne erişmek istiyorum ama nasıl aratacağımı bilemedim ne yazıyor orada plağın ismi olarak?http://www.agos.com.tr/upload/images/Foto%20%234.jpg
bu resmin daha büyüğüne erişmek istiyorum ama nasıl aratacağımı bilemedim ne yazıyor orada plağın ismi olarak?
www.agos.com.tr
0
gang leader of wasseypur
(15.06.13)
Google görsel arama kısmına resmi sürükleyip bırakınca arama yapıp farklı boyutlarını ve benzerlerini bulabiliyor
0
uepuey
(15.06.13)
türk müzikleri - arap müzikleri müzik yerine ezgi filan da olabilir. ona benzer anlamı olan bir kelime işte.

haa pardon plağın ismi olarak demişsin. en azından arapça olan kısmında plağın ismi yazmıyor.
0
wilhelmwasmuss
(15.06.13)
Yunancası Ellenikoi Diskoi - tahminimce "Yunanca plaklar" veya "Yunan plakları" demek...

En altta ise, "Bulgarski Plagi" yazıyo. (ikinci kelimeden emin değilim ama ingilizce "records", plaklar demek olduğu için emin de olabilirim)
0
compadrito
(15.06.13)
(5)

muhabbet etmemek

FreSh
bir insanla oturup da hiçbirşey konuşmamak muhabbet etmemek beni sıkmıyor. bu başka insanları sıkar mı?
bir insanla oturup da hiçbirşey konuşmamak muhabbet etmemek beni sıkmıyor. bu başka insanları sıkar mı?
0
FreSh
(28.05.13)
sıkabilir, insanına bağlı
0
patricia kitten
(28.05.13)
evet kişiye bağlı.bazı insanlar konuşmayı çok sever,bazıları da konuşmayı sevmez.
0
rock n roll
(28.05.13)
Bazen sessizlik iyidir..
0
anonymice
(28.05.13)
a-ha! yalnız değilim, biliyodum! ya valla karşımdaki sıkılıyo diye gerim gerim geriliyorum. muhabbet açayım desem de hiç beceremiyorum zaten. bekliyorum ki karşımdaki konuşsun ben dinleyeyim. çok çabalıyorsa destek vermeye çalışıyorum da işte mal mal durumlar oluşuyor.
0
bxgx
(28.05.13)
bu anormal bir şey değil ki, konuşmadan duramayan, 2 dk. ortamda ses çıkmayınca muhakkak konuşan insanlar da var, bu da bir gerçek ama ben sıkılmam,

bu durum hemen her gün de yaşadığım bir şey, dersimin olmadığı bir saat, benimle birlikte, 2-3 öğretmen arkadaşın da o saatleri boş oluyor, birbirimizle de muhabbetimiz yok, herhangi bir problemimizde yok, genelde o 1 saat konuşma olmuyor ya da çok az oluyor muhabbet olmuyor işte kısaca, ben kendime bir meşgale buluyorum onlar buluyor, falan filan. hiçbirimizin de bundan rahatsız olduğu filan yok.

ama konuşmazsa ölecek hastalığına sahip insanlar da var hayatta.
0
wilhelmwasmuss
(28.05.13)
(1)

Kafiye sorusu - şiir miir

ya ben lan neyse
selamlar,şimdi dostlarım diyelim bir dörtlük var.1. a. bu dörtlüğün ilk 3 mısrasında ses benzerliği var. böyle olunca kafiye sayılıyor mu? b. sayılıyorsa ne deniliyor? örneğin "1. ve 3. mısralar aralarında kafiyeli." mi deniliyor?2. peki 4 tanesinin 2 tanesinde benzerlik olursa kafiye sayılıyor mu?3
selamlar,

şimdi dostlarım diyelim bir dörtlük var.

1. a. bu dörtlüğün ilk 3 mısrasında ses benzerliği var. böyle olunca kafiye sayılıyor mu?

b. sayılıyorsa ne deniliyor? örneğin "1. ve 3. mısralar aralarında kafiyeli." mi deniliyor?

2. peki 4 tanesinin 2 tanesinde benzerlik olursa kafiye sayılıyor mu?

3. Bir de şiirlerde noktalama işaretleri konuluyor mu? Yani noktalama kuralları şiirlerde de geçerli mi?

4. ek halindeki rediflerde eklerin görevlerinin aynı olması redif olması için yeterli mi? mesela -ım ve -un ekleri var. ikisi de diyelim ki iyelik eki. görevler aynı ama sesler farklı. Bunlar redif sayılıyor mu?

arkadaşlar cevaplar benim için önemli. hangi soruya cevap verdiyseniz seçeneğini de cevaba eklerseniz müteşekkir olurum.

sağolunuz, varolunuz.
0
ya ben lan neyse
(21.05.13)
1. ilk 3 dizedeki ses benzerliği yani - aaab bir kafiye örgüsü çeşididir adı da düz uyaktır.

2. bir dörtlükte iki dizenin uyaklı olması o dörtlükte uyak var demek için yeterlidir.

4. redifte görev benzerliği yeterlidir, küçük ses farklılıkları olabilir. lar , ler, ım , im vs gibi.
0
wilhelmwasmuss
(21.05.13)
(4)

Arapçası olan bi bakabilir mi?? (ciddi soru)

mormormorius
Demin patlıcan yemeği yaparken fark ettim. Burada Allah mı yazıyor?https://fbcdn-sphotos-f-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/303356_563797390307116_1493602583_n.jpg
Demin patlıcan yemeği yaparken fark ettim. Burada Allah mı yazıyor?

fbcdn-sphotos-f-a.akamaihd.net
0
mormormorius
(02.04.13)
0
giderbey
(02.04.13)
Hayır.
0
microfiction
(02.04.13)
yazmıyor, benziyor olması yazması anlamına gelmez
0
facebook
(02.04.13)
bir benzerlik söz konusu ama patlıcanın besin değerlerinde bir değişiklik olacağını sanmıyorum:)
0
wilhelmwasmuss
(02.04.13)
(6)

kısa dönemde çavuşluk kalktı mı

all girls dream
nedir son durum?
nedir son durum?
0
all girls dream
(28.02.13)
eskiden kısa dönemlerin hepsi dağıtımdan sonra çavuş oluyordu. şimdi sadece bir kısmı çavuş oluyor. diğerleri onbaşı.
329'dan itibaren bu şekilde.
0
el magico
(28.02.13)
nasıl cavus olunuyor peki
0
🌸all girls dream
(28.02.13)
acemilikte başarı bilmemnesi kazananlar oluyor sanırım. tam emin değilim.
0
el magico
(28.02.13)
birliğin bölüğün ihtiyaç durumuna ve komutanın keyfine göre.
0
feodal moruk
(28.02.13)
Biz bitime 10-15 gün kala çavuş olmuştuk.Hiç olmayanlar da oluyor. Başarıyla falan ilgisi yok. İhtiyaçla ilgisi olabiliyor, biraz da keyfiyet var arkadaşın dediği gibi.
0
Godless
(28.02.13)
tamamen keyfi şeyler, ben 343.dönemdim, kısa dönemler olarak hepimiz dümdüz er'dik dağıtıma gittiğimiz birlikte.
0
wilhelmwasmuss
(28.02.13)
(5)

hayalgücü kelimesine bir ek daha getirirsem

dahinnotha
nasıl olur?`hayalgücü olan` diyeceğim. hayalgücülü, hayalgüçlü... keza, olmayan;hayalgücüsüz, hayalgüçsüz falan. nasıl denir?
nasıl olur?

hayalgücü olan diyeceğim.
hayalgücülü, hayalgüçlü...

keza, olmayan;
hayalgücüsüz, hayalgüçsüz

falan. nasıl denir?
0
dahinnotha
(18.02.13)
hayalgücü yüksek?
Hayaligüçlü olur en yakın ve mantıklı. Ama kullanılmıyor dilde o şekilde.
0
dampire
(18.02.13)
hayalgücü yüksek yada düşük bence en ideal kullanımı
0
berginyonbaenre
(18.02.13)
hayal gücü ayrı yazılıyor. isim tamlaması gibi yani.

bence ek ile sıfatlaştırılamıyor bu tümce.

"hayal gücü kuvvetli" olur mesela
0
ermanen
(18.02.13)
hayalgücü, isim tamlaması biçiminde kurulmuş bir birleşik kelime olduğu için ne kadar uğraşsan da boşuna, bir yapım eki getiremezsin.

''hayalgücü olan'' diyebilsin insanlar diye zamanında düşünülmüş ve hayalgücü yüksek ya da hayalgücüne sahip ifadeleri ortaya çıkmış zaten:) zorlamanın anlamı yok.
0
wilhelmwasmuss
(18.02.13)
hayalgücü zayıf
hayalgücü yüksek
hayalgücü olan

denebilir.
0
9kuyruklukedi
(18.02.13)
(4)

cumartesi günü iddaa kuponum

memories
beyler biraz maçlara bakıp analiz yattım aklıma en çok yatan maçlar bunlar nasıl sizce ?276 PSV EİNDHOVER - ULTRECH VAR ORAN:1.70277 Roma - Juventus ms2 oran :1.95172 Mainz - Schalke ms1 oran : 2.00
beyler biraz maçlara bakıp analiz yattım aklıma en çok yatan maçlar bunlar nasıl sizce ?

276 PSV EİNDHOVER - ULTRECH VAR ORAN:1.70

277 Roma - Juventus ms2 oran :1.95

172 Mainz - Schalke ms1 oran : 2.00
0
memories
(16.02.13)
cumartesi maçlarına bakmadım daha ama benim stratejime göre bu kupon mantıklı değil. 1,95 oranlı(ki normalde bu 2 küsür oran dünyada ve 2 küsür oranlı maçlar tahmini çok zor maçlardır.) ve deplasman takımına verilmiş. deplasman her zaman tehlikelidir. 1,95 oransa amaç, aynı oranlı herhangi bir iç saha takımı galibiyeti daha mantıklı bir tercih olur. ne biliyim bu riski alacağıma bu oranla, birazcık araştırmayla bi 4-6 gol maçı bulurum, sanırım 4-6 golde de benzer oranda para kazanılabilir. avrupa dönüşü olayı var juvenin. avrupa dönüşü her zaman sakattır. rakip roma sonuçta zonguldak kömürspor değil.

mainz'a ben güvenmiyorum. 2-3 hafta önce mi ne, augsburgla oynadı bunlar, maçı izledim, kepaze bi formları vardı. güvenimi kaybettim, schalke,schalkedir sonuçta, yenilmese kim sürpriz diyebilir?

ha juvede, mainz de yenerse şaşırtıcı olmaz ama risk-tercih şeysinde bana karlı gelmedi.
0
wilhelmwasmuss
(16.02.13)
güzel maçlar. büyük ihtimalle gelir.
0
random
(16.02.13)
Bende alt düşünüyorum o maç için birde bjk maçı içinde alt düşünüyorum herkes üst diyor
0
🌸memories
(16.02.13)
beşiktaş üst bence. bu hafta orta sahada oğuzhan da yok. ferdi tek başına. yol geçen hanı olur. mutlaka gol veya goller yer beşiktaş. zaten atma konusunda pek sıkıntısı yok.
0
random
(16.02.13)
(1)

nhl

baldur
nhl için tahmin veren türkçe ve ingilizce bildiğiniz siteler var mı?
nhl için tahmin veren türkçe ve ingilizce bildiğiniz siteler var mı?
0
baldur
(28.01.13)
vitibet'te olması lazımdı.
0
wilhelmwasmuss
(28.01.13)
(5)

B12 eksikligi

herkimse
b12 im 198 çıkmış. daha doktora gosteremedim ama cok mu düşük oluyor bu? iğne falan mi verir doktor?
b12 im 198 çıkmış. daha doktora gosteremedim ama cok mu düşük oluyor bu? iğne falan mi verir doktor?
0
herkimse
(27.01.13)
geçen gün yaptırdığım B12 testinin sonuç kağıdına baktım, referans değerler 211-911 imiş. sizinki alt sınırın biraz altında. iğne değil de hap olarak b12 takviyesi verebilir. bir de azıcık kırmızı et yeseniz düzelir gibi geliyor bana :) o kadar kötü durumda değilsiniz yani.
0
boo ya moon
(27.01.13)
b12 ideal değerleri test yaptırdığın yere göre değişiyor. benimki de referans değerlerin altındaydı ama 100 küsür ile 200 küsür aralığındaydı referans değerler. zaten o değerler tahlil kağıdında yazıyordur oradan anlarsın işte, hemen dodex denilen iğneyi veriyor genelde doktorlar.
0
wilhelmwasmuss
(27.01.13)
ilaç da verirler ama dana - kuzu ciğer en doğal ve zengin b12 kaynağıdır.
0
joepiscopo
(27.01.13)
normal değerleri 126-805 görünüyor benim yaptırdığım testte. benimse 300 çıktığında doktor alt sınırdan yukarıda olsa da 400'e çekmek gerekir diyerek bi kaç aylık b12 kürü önermişti. iğne verebilir. ya da dil altı tabletleri var solgar'ın hızlı emilen. onu da önerebilir.
0
merena
(27.01.13)
Beslenme ve metabolizma uzmanı Prof. Dr. Ahmet Aydın daha dün bir söyleşisinde bu konuya değindi. Ben de sonuç kağıdımda yazan 200 küsur değeri normal kabul edip bir kenara atmıştım ama Prof. Aydın 500'ün altı sonucu B12 açısından düşük kabul ediyor. Ve bu anlamda takviyenin oral yoldan haplarla değil de iğne yoluyla hızlandırılması gerektiğini ifade ediyor.
0
erdoyil
(28.01.13)
(7)

Dışardan yemek mi yoksa kendin mi yapmak?

marty turco
Dışardan yemek söylemek mi yoksa kendi başına yemek yapmak mı daha hesaplı?Dışardan yemek dediğim pizza, hamburger vs. fast food tarzı şeyler.Sanki bana evde yemek yapmak daha hesaplı gibime geliyor.
Dışardan yemek söylemek mi yoksa kendi başına yemek yapmak mı daha hesaplı?
Dışardan yemek dediğim pizza, hamburger vs. fast food tarzı şeyler.
Sanki bana evde yemek yapmak daha hesaplı gibime geliyor.
0
marty turco
(26.01.13)
elbette evde yapmak daha hesaplı.
kendine hizmet-servis-kar ücreti ödemiyorsun.
0
goldentitan
(26.01.13)
evdeki hesap çarşı'ya uymaz... ne anlama geliyor? kır iki yumurta demek oluyor... afiyet olsun.
0
neseli ispanak
(26.01.13)
nereden alışveriş yapacağını biliyorsan tabii ki evde yapmak daha hesaplı.
0
olabilir ya da olmayabilir
(26.01.13)
3 çeşit 5 tl yiyorum..ev yemekleri yapan esnaf lokantası tarzı bir yerde.Evde yapmaktan daha ucuza geliyor
0
pierre bezukhov
(26.01.13)
inanma bunlara martym kır iki yumurta çok pişman olursun...
0
neseli ispanak
(27.01.13)
evde yapmak elbette, tartışmaya bile açılmayacak kadar net. ha tabi 28 çeşit abidik gubidik malzeme içeren yemekleri yaparım dersen ayrı. ki pizza, hamburger diyen adamsın yapmazsın öyle enteresan yemekler.
0
wilhelmwasmuss
(27.01.13)
evde yapacağın sağlıklı yemeklerle kısa vadede basur, ishal ve benzeri hastalıklardan, uzun vadede ise mide ve bağırsak kanserinden korunacağı gerçeğini de hesaba katarsak daha ucuz evet.
0
roket adam
(27.01.13)
(10)

yazarların dil bilgisi

yetkili birine benzeyen abi
çok ünlü yazarların ve şairlerin eski basım kitaplarını okurken dikkatimi çeken nokta var: hazırlayan yerine hazırlıyan, yapmaya yerine yapmağa gibi kelimeler kullanıyorlar. yazım yanlışları var çoğu yerde. o kadar çok denk geldim ki çoğu da türk edebiyatının önemli isimleri. bu yazarlar neden böyle
çok ünlü yazarların ve şairlerin eski basım kitaplarını okurken dikkatimi çeken nokta var: hazırlayan yerine hazırlıyan, yapmaya yerine yapmağa gibi kelimeler kullanıyorlar. yazım yanlışları var çoğu yerde. o kadar çok denk geldim ki çoğu da türk edebiyatının önemli isimleri. bu yazarlar neden böyle yazmış? eskiden böyle miydi? bu kadar eğitimli yazarın bunları fark etmemesi normal mi?
0
yetkili birine benzeyen abi
(11.01.13)
eskiden öyleymiş.

yapmağa gittim, görmeğe geldim gibi kelimelere de rastlayabilirsiniz.

günümüzde bile koskoca yazarların doğru dilbilgisi kullandığını mı sanıyorsunuz. birini twitter'dan falan takip edin ve görün yazdıklarını. bütün o yazılan kitapları editörler, redaktörler toparlıyor.
0
kibritsuyu
(11.01.13)
kitabi sadece yazar yazmiyor, editör ve eskiden dizgici de müdahil. yazim yanlislarinin büyük bir sebebi onlar.
0
atmacaged
(11.01.13)
latin alfabesine geçtikten sonra uyum sürecinin sonuçları bunlar, eski gazetelerde de bolca var.
0
hocam fazla egon var mi
(11.01.13)
@hocam fazla egon var mı eskideki doğru ile şimdiki doğru farklı şeyler mi?
0
🌸yetkili birine benzeyen abi
(11.01.13)
aynen öyle.
0
hocam fazla egon var mi
(11.01.13)
çok ünlü yazarlar zaten farklı kullanıyor dili.
tezer özlü, bilge karasu, oruç aruoba mesela şey'i ayrı yazmazlar. buna hata değil, kendi tercihleri deriz, bilmediklerinden değil tdk'ın kurallarını kabullenmediklerinden böyle yazar bu adamlar/kadınlar.

ama bahsettiğiniz tamamen dilin değişimyle ilgili, eski dilbilgisi kuralları öyleymiş. tdk malum, her sene yazım değişimi oluyor bizde zaten. otuz kırk yıl önceyl farklı olması çok normal.
0
mutevazi
(11.01.13)
O "yapmağa" kelimesi bana aslında mantıklı geliyor, neden mi? Çünkü yapmak-a şeklinde ek alınca "k"nin yumuşayarak "ğ"ye dönüşmesi gerekir, ama artık "y" kullanılıyor, o ayrı mevzu. Bir de dilin kuralları habire değişiyor ülkemizde.
0
poyrass
(11.01.13)
türk dil kurumunun mahareti bu. onlarda hata yok. adam kelimelerle resim çiziyor. hiç bilmemesi mümkün mü? mesela eskiden için demezlerdi içün derlerdi. onun için yerine on'çün derlerdi. yapmağa falan gibi kelimelerin sonunda "ğayn" denilen arapça harf bulunur orjinalde. ancak günümüzde dil kurumunun türkçeden yabancı kelimeleri ve kuralları atma çabasının sonucu olarak ünlü uyumları falan gibi pek çok kurala istinaden yapmağa olmuş yapmaya. Sence o adamların hele hele klasik türk edebiyatı romancılarının dil bilgisine hakim olmamaları mümkün mü? mantıklı mı bu?
0
kallesnikof
(11.01.13)
yazım kurallarının her yıl illa ki bir yerlerinin değişmesinden kaynaklı o. eski kitapların, dergilerin gazetelerin alayında var. adamın döneminde gayet normal olan kullanım şimdi kural değiştiği için yanlış geliyor tabi size.

bir dilin yazım kuralları, kelimelerin imlası nasıl her yıl değişir anlamış değilim. arabamı bu yıl geçtikçe yeni versiyonu çıkıyor hiç anlamadım zaten.
0
wilhelmwasmuss
(11.01.13)
@kallesnikof mantıklı değil işte. o yüzden soruyorum ya zaten. yurtdışında eğitim almış, türkiye'de hoca olmuş, edebiyatın büyük isimleri böyle basit hatalar yapamaz. biri ikisi değil belki 10 yazarda gördüm.
0
🌸yetkili birine benzeyen abi
(11.01.13)
(4)

Askerlik şubesi, ingilizce dil belgesi?

nucleon
Merhaba, Yarın askerlik şubesine gidip sevkimi alacağım. Ayrıca dil belgesi vs de verilebiliyormuş. Benim 90+ kpds ingilizce puanım var ve kısa dönem askerlik yapmak istiyorum. Bu belgeyi şubeye vereyim mi?
Merhaba,

Yarın askerlik şubesine gidip sevkimi alacağım. Ayrıca dil belgesi vs de verilebiliyormuş.

Benim 90+ kpds ingilizce puanım var ve kısa dönem askerlik yapmak istiyorum.

Bu belgeyi şubeye vereyim mi?
0
nucleon
(19.11.12)
bana kalırsa hiç gereği yok, tsk'ye sunulan bu tarz ekstra bilgi, belgeler yarar sağlamaz. ordu akademik başarınızla filan ilgilenmez. o halde ne gereği var.
0
wilhelmwasmuss
(19.11.12)
ben verdim, etkisi oldu mu bilmiyorum ama fena yerde yapmadım askerliği, hatta türkiye şartlarını düşününce hayli iyi bir yerdi. lafı dikkate alınır mı onu da bilmem ama sınav günü kayıttaki komutan "ooo iyiymiş işe yarar bu" gibisinden konuştu. hele dil bölümü çıkışlıysan belki olur bir şeyler. yalnız kısa dönem olayını pek etkileyeceğini sanmıyorum.
0
sanat guresi
(19.11.12)
Kisa dönem cikmayabiliyormus dediler bana ama
0
🌸nucleon
(19.11.12)
hocam işte artık tsk'nın ihtiyacı neyse o. ihtiyaçları varsa alırlar, yoksa almazlar. senin yapabileceğin pek bir şey kalmıyor. bunda da sınav puanı vs.den ziyade formasyonun önemli bittabi.

ha, kısa dönem yaptım ben. belgeyi vermeseydim uzun dönem yapar mıydım? sanmıyorum.
0
sanat guresi
(19.11.12)
(6)

askerlik

hasanli
Yurtdisinda dogmus, ama 5 sene once turk vatandasi olmus bir eleman askere gittigi zaman orda ismini, soyismini soyledikten sonra memletini neresi demeli? diyelim adam rusya, moskova dogumlu simdi adam ali veli rusya emret komutanimmi diyecek?
Yurtdisinda dogmus, ama 5 sene once turk vatandasi olmus bir eleman askere gittigi zaman orda ismini, soyismini soyledikten sonra memletini neresi demeli? diyelim adam rusya, moskova dogumlu simdi adam ali veli rusya emret komutanimmi diyecek?
0
hasanli
(08.09.12)
ben nüfüsa kayıtlı olduğum yeri söylüyordum.bende doğduktan sonra 9 sene bulgaristan da yaşadım 14 yaşımda türk vatandaşı oldum.
0
myumyun
(08.09.12)
nüfusa kayıtlı olduğun yeri söylemek zorundasın. kafana göre biyeri söyleyemiyorsun:)
0
bilmemkacincinick
(08.09.12)
nüfus kaydın nerede ise orası.
0
trakyali gulyabani
(08.09.12)
nufusa kayit oldugum yer bakirkoy. Istanbulmu diyecegim yani?
0
🌸hasanli
(08.09.12)
ali veli istanbul emret komutanım
0
trakyali gulyabani
(08.09.12)
amma ciddiye alınmış bu olay, kafana göre bi yeri söyler tekmilini ver, her işi bırakıp senin tekmilinde nereyi söylediğini kimse umursamaz. çok gözünde büyütüyo millet bu askerlik ritüellerini.
0
wilhelmwasmuss
(08.09.12)
(1)

dışişleri bakanının tam adı?

katukatu
http://fotocdncube.gazetevatan.com/fotogaleri/act/22865_1026_07062012_6.jpgh. e. diye bir şey yazıyor, unvan mıdır ad mıdır, neyse?
fotocdncube.gazetevatan.com
h. e. diye bir şey yazıyor, unvan mıdır ad mıdır, neyse?
0
katukatu
(30.07.12)
his excellency'nin kısaltması
0
wilhelmwasmuss
(30.07.12)
(8)

insanlarla göz teması kuramıyorum

proculianus
konuşurken insanların gözlerine bakamıyorum, kim olursa olsun.ya ağzına burnuna saçına falan bakıyorum ya da daha kötüsü etrafa bakıyorum. ayıp oluyor haliyle. rahatsız oluyorum gözlerine bakarken. daha doğrusu ben onların gözlerine bakınca onların da bana baktığını görüyorum ve onların benim gözler
konuşurken insanların gözlerine bakamıyorum, kim olursa olsun.
ya ağzına burnuna saçına falan bakıyorum ya da daha kötüsü etrafa bakıyorum. ayıp oluyor haliyle. rahatsız oluyorum gözlerine bakarken. daha doğrusu ben onların gözlerine bakınca onların da bana baktığını görüyorum ve onların benim gözlerime bakmalarından rahatsız oluyorum.
nasıl geçer bu?
0
proculianus
(23.06.12)
utangaçlık daha çok.
0
🌸proculianus
(23.06.12)
benimki tanımadığım insanlarla olan bir durum değil sadece. baya bildiğin en yakın arkadaşlarımla konuşurken bile gözlerine bakamıyorum.
0
🌸proculianus
(23.06.12)
aynı şey bende de var. bilmiyorum neden yaptığımı. herhalde iğrenç bir yüzüm var utanıyorum sanırım. zaten çok ciddi ters bakan biriyim. daha fazla ürkütmemek adına da yapıyor olabilirim. seninki de öyle bir şey mi ? yüzün sert mi ? defol git siktir git der gibi mi bakıyorsun ?
0
uykusuz her gece
(23.06.12)
yok ya sert bir yüzüm yok. :)
biri yüzüme bakınca acaba ne düşünüyor diye düşünüyorum. kötü şeyler düşündüğü geliyor aklıma ve rahatsız oluyorum. ne bileyim çirkin olduğumu ya da suratımda bir sivilce varsa ona baktığını gibi. hani biri suratınıza dikkatli bakınca acaba yüzümde bir şey mi var, dişimde maydanoz mu kalmış falan diye tedirgin olursunuz ya benim rahatsızlık böyle bir şey işte.
0
🌸proculianus
(23.06.12)
bende de var o ya. adamın ağzına bakıyorum konuşurken o da ayıp olmasın diye. göz göze gelemiyorum en fazla birkaç saniye sürüyor sonra kafamı çeviriyorum. çözüm bulursan bana bi sesleniver.
0
bohr atom modeli
(23.06.12)
kaşlarının ortasına bak derler genelde.
0
uykusuz her gece
(23.06.12)
yav bu ne arkadaş, amerikan filmlerindeki grup terapi şeysine döndü iyice bu duyuru, sırayla 3-4 tane herifi dertlerimizi anlatıyoruz, çözüm önerileri de ender gelişen osusan atakları gibi geliyo sadece.
0
wilhelmwasmuss
(23.06.12)
perloneth
(23.06.12)
(6)

savcı mı döver, emniyet müdürü mü + bonus soru

kibritsuyu
behzat ç'den kafaya takılanlar. savcı hanım behzat'ın üstü. hatta 3. sınıf emniyet müdürü olan tahsin'in de üstü.peki savcılık makamı bütün emniyet teşkilatının üstünde midir? yani il emniyet müdürünün de üstünde midir? nasıldır hiyerarşi?bonus: son zamanlarda daha önce hiç görmediğim veya dikkat et
behzat ç'den kafaya takılanlar. savcı hanım behzat'ın üstü. hatta 3. sınıf emniyet müdürü olan tahsin'in de üstü.

peki savcılık makamı bütün emniyet teşkilatının üstünde midir? yani il emniyet müdürünün de üstünde midir? nasıldır hiyerarşi?

bonus: son zamanlarda daha önce hiç görmediğim veya dikkat etmediğim bir polis rütbesi görüyorum. askerdeki onbaşı rütbesinin omuzdaki apolete takılmışı gibi bir şey. ne bu?
0
kibritsuyu
(20.06.12)
Savcı cumhuriyetin sadrazamıdır. Herkesi döver. Emniyet müdürüne abi çektirir.
0
nedendir bilinmez
(20.06.12)
savcı alayının amiridir dostum.
0
benbuhayatın
(20.06.12)
şöyle bir şey duymuştum. bir savcının kızı karda yolda kalan otobüsten inip babasını arıyor napıcam diye. baba git en yakın karakola otur. kız bi emniyet müdürlüğüne gidiyor, adını babasına veriyor, baba o emniyet müdürlüğünü arayınca emniyet müdürlüğünden kız bir makam aracıyla eve gönderiliyor. dolayısıyla savcı diyorum. bunu kocasının savcı olmasıyla övünen bi kadın anlatmıştı heheh.
0
merena
(20.06.12)
savcı > kolluk kuvveti , savcı > jandarma+polizei yani ''savcı win''
0
wilhelmwasmuss
(20.06.12)
ilk soruların cevaplanmış ben de son sorunu söyleyeyim bari, başpolis oluyor o rütbe yeni çıktı sayılır 1 sene oluyor. kom. yar. olmadığı zamanlarda grup amirliği fln yapıyorlar.
0
xenophobe
(20.06.12)
Şimdi kardeşim sana bu konuyu detaylı şekilde anlatacağım

Savcı-Emniyet Müdürü-Emniyet Genel Müdürü, Vali, Kaymakam kıyaslaması yapacagım yani biraz daha genişlettim.Herkesin görev alanı farklıdır fakat mevki ve saygınlık bakımdan sıralama yapacağım

Bunlardan en büyüğü Emniyet Genel Müdürüdür.Ülke içindeki tüm güvenlikten sorumludur.Emniyet Genel Müdürü genellikle daha önceden Vali olarak görev yapmış kişilerden seçilir.Merkez teşkilatında yer alır.Gerektiğinde 81 il valiliğe emir talimat ve genelge yazısı gönderebilir.İl Valileri Emniyet Genel Müdürünün emirlerini uygulamamla sorumludur.

2- İkinci sırada Vali vardır.İl protokol listesinde 1. sırada yer alır ve İl de devleti temsil eden en büyük kurumdur.

3- Üçüncü sırada İl Emniyet Müdürü vardır.Savcıdan daha önce sıralamaya almamın nedeni örnek verecek olursam İstanbul Emniyet Müdürlüğü mü daha prestijlidir yoksa herhangi bir cumhuriyet bassavcısı olmak mı kıyaslamak bile hata olur

4- Dördüncü sırada Kaymakam yer alır, Besinci sırada Savcı Yer alır.

Savcı-Emniyet Müdürü kıyaslamasında savcı sadece İlçe Emniyet Müdüründen üstündür diyebilirim
0
monacoroom1
(06.10.21)
(4)

fm ile ilgili yardım

enerji muhendisi
hiç bir oyuncu sınırlaması olmayan istediğim ülkeden istediğim kadar transfer yapabildiğim ve oynatabildiğim.mümkünse 3. 4. liglere kadar inen hangi ülke var?italya ab vatandaşı olmayanlara limit koyuyoringilterede malum çalışma izni
hiç bir oyuncu sınırlaması olmayan

istediğim ülkeden istediğim kadar transfer yapabildiğim ve oynatabildiğim.

mümkünse 3. 4. liglere kadar inen hangi ülke var?

italya ab vatandaşı olmayanlara limit koyuyor
ingilterede malum çalışma izni
0
enerji muhendisi
(20.06.12)
almanyaya baktınız mı? portekiz ya da?
0
ron dennis
(20.06.12)
hollanda
0
eyke
(20.06.12)
belçika
0
wilhelmwasmuss
(20.06.12)
editör'den ayarlayabilirsiniz istediğiniz ligi
0
tizi reftar olanin payine dagmen dolasir
(20.06.12)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.