Giriş
(25)

Çocuk sahibi olmak

dissendium
Çocuk sahibi olmak hakkında düşünceleriniz neler?Ben günümüzde çocuk yapmanın çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Hem dünyada birçok sorun var (küresel ısınma, aşırı nüfus, su kıtlığı, besinlerin kalitesizliği, hava ve deniz kirliliği, savaşlar...) hem de ekonomik olarak büyük bir yük olduğunu düşünüyor
Çocuk sahibi olmak hakkında düşünceleriniz neler?

Ben günümüzde çocuk yapmanın çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Hem dünyada birçok sorun var (küresel ısınma, aşırı nüfus, su kıtlığı, besinlerin kalitesizliği, hava ve deniz kirliliği, savaşlar...) hem de ekonomik olarak büyük bir yük olduğunu düşünüyorum çocuk sahibi olmanın. Hele 3 çocuk sahibi olan insanlar bana bayağı ilginç geliyor. Ben 1 çocuğumun olmasını isterim. 2 çocuk bile bence fazla. Maliyet direkt iki katına çıkıyor. Siz kaç çocuk sahibi olmayı istiyorsunuz? 2 ve üstü sayıda çocuk düşünen kişilerin motivasyonları ne? Çocuk yapmak yerine evlat edinmeyi düşünür müydünüz?
0
dissendium
(19.06.21)
Bu hayatta en net olduğum konulardan biri çocuk sahibi olmamak

Evlat edinmek değil ama ekonomik olarak biraz rahat olsam çocuk ya da çocukların eğitim ve sosyal hayatına destek olmak isterim
0
freebird5406_2
(19.06.21)
Çocuk yapmak yerine evlat edinmeyi düşündük. Ama kedi sahiplenmek gibi kolay değil. Biz kritere uymadık mesela. Evimiz kira, benim kronik rahatsızlığım var, en az 5 yıldır evli değiliz. Direkt eleniyoruz. Kriterler uysa da 3 yıl çocuğa koruyucu aile oluyorsun daha sonra mahkeme kararıyla çocuğu evlat edinebiliyorsun. Evlat edinmek kolay olsaydı tüm varlığımızı, paramızı son kuruşuna kadar tüp bebek merkezine gömmezdik. Bizim çocuk sahibi olma motivasyonumuz kendimiz gibi bir insanın daha olmasıydı. Tabi bu özetin de özeti. Ben kendim gibi farkındalığı olan, duyarlı ve ahlaklı bir insan daha olsun istedim. dondurulmuş embriyolarımız var. İlerde maddi gücümüz ve sağlığımız elverirse bir embriyo çözdürebiliriz:)
0
suicides underground
(19.06.21)
Çocuk sahibi olmak istemiyorum. Hatta istememekten öte bu konuda çok netim. Dünyanın en büyük sorumluluğu ve insanların çok büyük bir kısmının bu kadar rahat bir şekilde bu sorumluluğun altına girmesi bana da çok ütopik geliyor.

Çocuklardan hiç hoşlanmıyorum açıkçası ve evlat edinmek de çok ütopik bir şey benim için bu yüzden. Mümkün değil başkasının çocuğuna dokunamam ya da hiçbir çocukla 1 gün bile geçiremem.
0
ms brownstone
(19.06.21)
çocukları severim ama çocuk sahibi olmayı pek düşünmüyorum, her açıdan büyük sorumluluklar gerektiren bir iş.

32 e
0
blue rebel motorcycle club
(19.06.21)
ben öyle bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum gibi argümanları sevmem ama çocuk bakmak dünyanın en sıkıcı şeyi gibi geliyor bana. komşunun çocuğunu, yeğenlerimi falan seviyorum. güzel bir bebek gördüğümde de dayanamayıp severim ama konu çocuk bakmaya gelince bana çok korkunç geliyor. bir kere sosyal hayatın sıfırın altına inecek. hele ki yaramaz bir çocuk insanı çok hızlı yaşlandırır. bu pahalılıkta hala 3-5 çocuk yapanları ben de anlamıyorum.
0
nothing in my way
(19.06.21)
youtu.be

Sirf 46 gun yuva yapmaya kasiyor, sonra kari koca besliyorlar. Hatta erkek olan disiyi besliyor.
Sonra bunun cogu ölüyor. 2 tanesi ucuyor.

Bunun bir de sahinli versiyonu var, o kadar vahsi kus dagin basina et tasiyor devamli.
Disi kaciyor, yavrularin hepsi ölüyor erkek yine bastan basliyor.

Dusun iste cocuk yapmak oyle manyak bir icgudu, istemesen bile genlerinde kodlu oldugu icin karsi koyamiyorsun.
0
divit
(19.06.21)
Cocuk dogurmanin bencil ve yanlis bir davranis oldugunu dusunuyorum. Ebeveynler kendi istek ve kaygilari dogrultusunda dunyaya bir hayat getiriyorlar. Ancak bu bebege yasamak istiyor musun diye soran yok.
Kendi istek ve arzularimiz disinda dogurulup bu dunyaya atiliyoruz...
0
nax
(19.06.21)
Ekonomik durumum iyi, duygularımı saklamam, sevgi göstermekten çekinmem, haksız olduğum kanıtlanırsa kabul ederim vs. vs. çok iyi bir baba olacağımı düşünüyorum ama bu dünyaya bir çocuk getirme planım yok.

Hem hedeflerim çok büyük, isteklerim çok fazla; çocuk yaparsam zaten az olan kişisel zamanım yok olacak çünkü hepsini ona ayıracağım; çocuğu boşlamayacağım.

Hem de ülkeye göre iyi bir durumdayım ama bu ülkeye çocuk mu getirilir. Mutsuz yaşayacağına hiç var olmasın daha iyi bence. Hadi yurtdışına gittim diyelim; insanların gelir artışının enflasyonun çok altında olduğu bir sistem sürüyor. 30 yıl sonra ne durumda olacak insanlık bilmiyoruz.

Kirlilik, su krizi, küresel ısınma, nüfus patlaması bunlar yaşanabilir alanları yok ediyor ve yakın gelecekte yüz milyonlarca mülteci olacak. Sistem değişmediği sürece çocuk yapmayı düşünmüyorum. Şu an ilişki durumumuz karışık olan son sevgilim de çocuk yapmaya karşıydı ama evlat edinmeye açıktı, eğer gerçekten kişisel olarak istediğim noktaya gelirsem o opsiyonu düşünebilirim.

Yine de gelecek hayallerimde çocuk yok. Kedi ve tavşan ağırlıklı planlar yapıyorum.
0
aguen
(19.06.21)
Valla ben istiyorum ya da istemiyorum şeklinde net bir şey diyemiyorum. Hayat bu insan değişiyor her şey değişiyor. Ancak çocuk yapma büyütme süreci oldukça meşakkatli. Öte yandan bir canlıya ahlaki ve insani şekil vermek çok zor, ağır ve önemli bir sorumluluk. Böyle bakınca ne gerek var diye düşünüyorum. Ama birgün anne olursam iyi bir anne olacağıma inanıyorum. Evlat edinme konusunda da olumlu düşünüyorum.
0
Amaranta ursula
(19.06.21)
Çok doğru düşünüyorsunuz. Çocuk sahibi olmak isteyenlerin en büyük argümanı "çocuk evin neşesi" klişesi. Çok büyük bir istismar bu, çocuğu eğlence aracı olarak görüyorlar. Diğerleri de sanki 200 IQ'lari varmış gibi genlerimi aktarmak istiyorum diyor. Bu kişiler bu konuyu düşünenler yine de. Diğerleri ise ne toplumu ne de kendi hayatini sorgulamayan kişiler. Koyun gibi oku, çalış, çocuk yap, tüket, emekli ol, öl mantığında kişiler.
0
howfaristhesky
(19.06.21)
Hayattaki kendi verebileceğim kararlar içerisinde ilk kırmızı çizgim heralde. Çocuk istemiyorum. 30 e.
0
the real brad pitt
(19.06.21)
Antinatalizm deniyo bu olaya, çocuk yapmanın doğru bir şey olmadığını savunan bi akım.

Ben şahsen çok olumlu bakıyorum çocuk olayına, hedef 5 çocuk. Henüz hiç yok gerçi, belki ilk 2'den sonra fikrim değişir, bilmiyorum :)

Sorumluluk almak hayatta en sevdiğim şey, öbür türlü sıkılıyorum. O dandik Twitter postlarından gibi olacak ama bi sürü ülke gezdim, her şeyi yedim içtim falan, baydı bi noktadan sonra. Yani kötü değil ama kesmiyor diyeyim. 50 yaşıma gelip 3. kedimle baş başa oturuyor olmak düşlediğim gelecek değil.

Niye 1-2 değil de 5? Çok çocuklu geniş ailelerde çocuğun daha geniş bir özgürlük alanına sahip olduğunu düşünüyorum. Önemli bir şey bu.
0
plutongezegendegilmi
(19.06.21)
Bir çocuk istiyorum, iki çocuk belki. Esim iki cocukmus ve iki cocuk konusunda mantıklı yorumları var.

Yalniz çocuğu yapmadan aşağıdakiler olacak;
-arabanin kredisi bitecek (39 ay)
-benim kalacagim ülke ya da sehir daha netlesecek (bir üst müdürüm 4 seneye falan emekli.amaclari beni onun pozisyonuna atamak ama büyük firmada olunca bir anda kendimi İsviçre, İrlanda'da falan bulabilirim).
-bu ikinci kisim olursa artik bir eve girisecegiz.

Bunlar olunca cocuk yapabiliriz diyoruz. Normal sartlarda herşey düzgün giderse çocuk 18 yasina geldiginde isteyecegi eğitim icin bi 20-30 bin euro para olabilir ama iki cocuk olursa biraz zorlu.

Neyse; genel düşüncelerimiz para durumumuzun iyi olmasi ve benim kariyerimin biraz daha belli olmasi. Öyle acayip çocuk yapalim olayimiz yok. Daha yasimiz var, bir 4-5 seneye bakariz.

3 cocuk bana göre de fazla :)
0
logisticsmanager
(19.06.21)
Çocukken bile diğer çocukları sevmeyen bir çocuktum. "Biyolojik saatin alarm verecek, sen de çocuk isteyeceksin" dediler yıllarca, kırkıma geliyorum ama hâlâ istemiyorum. Dünyanın sorunları, ülkenin ekonomisi falan gibi "mantıklı" gerekçelerim yok. Basitçe, çoğalma güdüsüne sahip değilim.

Evlat edinmek gibi bir niyetim de yok. Kedilerimden biri üç gün önce ameliyat oldu, ilaçları, iğneleri, kuma giremediği için parkeye işemesi derken ameliyattan bir gün sonra "Yok ben zaten çocuk falan bakamazmışım, bu ne ya, bıktım, yoruldum, yeter" diye homurdanıyordum evde, o bile fazla geldi. Çocuk isteyen arkadaşlarım, yakınlarım çocuk sahibi olduğunda onlar için mutlu oluyorum ama bir yandan da çok çekecekler ya yazık diye üzülüyorum içten içe.

Çok çocuk yapma motivasyonu çok karmaşık. Üremek ve soyunu devam ettirmek çok ilkel/temel bir insan güdüsü, bir kısmımız mantığı devreye sokup çocuk yapmazken ya da bir çocuk yapıp bütün sermayesini/enerjisini ona yöneltirken bir kısmımız da "bol bol çocuk yapayım da en az biri soyumu devam ettirsin" seviyesinde davranıyor (bunu bilinçli yapması gerekmiyor, güdü işte). (Mültecilerin kamplarda bile çocuk yapmaya devam etmesi, pandeminin ortasında insanların bile isteye çocuk yapması da buna dahil bence.)

Ya da inancı gereği doğum kontrolünden uzak duranlar var, eğitimi-parası-imkânı olmadığı için doğum kontrolüne erişemeyenler var. Çok fazla ve karmaşık sebep var bunun arkasında.
0
kobuzchu kiz
(19.06.21)
çok üstün zeaklı olursun ya da ne biliğim dünya için çok önemli şeyler başarırsın belki genlerin bir sonraki nesle aktarılması için yaparsın da arkadaş dünyayı tüketmekten başka bir şey yapmayanlar neden illa kendi egoist ihtiyaçlarını karşılamak için ürer. Neyse ki uzun vadede insanlar ya çocuk yapmayı seçmeyecek ya da imkanları buna el vermeyecek ya da bunun kombinasyonu olacak.
0
bartholomew87
(19.06.21)
Temeli sağlam bir aşk evliliği yapmak, sevgi, saygının olduğu huzurlu bir yuva kurmak çocuk yapma eyleminden çok daha zorlu geliyor bana. Şiddetli geçimsizlikten herkesin apar topar boşandığı, birbirine tahammülünün zayıfladığı bir dönemdeyiz. Belki kendi anne babamda sağlıklı evlilik göremediğim için inancım bu kadar zayıf olabilir. Sıcak bir yuvada, eğitimli, ekonomik olarak rahat ve ruh sağlığı yerinde anne baba ile büyüyen çocuklar özgüvenleri, hayata karşı pozitif bakış açıklarıyla kendilerini belli ediyorlar zaten hemen. Çocuk doğduğunda bir kil kütlesi gibi aslında, çevre ona bir heykeltıraş gibi şekil veriyor sunduğu iyi ve kötü yaşantılarla. Gerçekten doğru eşi bulduğuma inanırsam ki olasılık biraz düşük geliyor bana, ekonomik açıdan da sıkıntı yaşamadığım sürece 1 tane çocuk yapmak isterdim. Herkes anne baba olmak zorunda değil, olmamalı da zaten. Hele evliliğini kurtarmak için eve neşe gelsin diye çocuk hiç yapmamalı. Asgari düzeyde fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları bile karşılayamıyor çoğu ebeveyn, bencil ebeveynler bu gibi ebeveynler bana göre.
0
Josephine.
(19.06.21)
çocukları çok seven, çocuk hassasiyeti fazla olan biri değilim ama çocuk sahibi olmak istemenin bununla bir ilgisi pek yok gibi.
elbette çocuk isterim.
hatta duruma göre 2-3 tane de istenebilir ama şartlar çok önemli.
maddi ve manevi olarak kısıtlı imkanları bölüştüreceksem gerek yok.
onu ilkini yaptıktan sonra düşünmek lazım.

benim asıl kriterim gerçekten benden çocuk yapmak isteyen birinden, gerçekten çocuk dünyaya getirmek isteyeceğim biriyle bunu yapmak.
önemli olan bu.
0
blatta hiberna
(19.06.21)
biz yaptık büyütüyoruz maşallah sağlıklı sıhhatli büyüyor yapmak isteyen yapar istemeyen yapmaz zaten ama kısır döngü bu bilinçli insanlar az çocuk yapıp yada yapmayıp bilinçsizler üredikçe toplum git gide daha kötü yozlaşıyor
0
basond
(19.06.21)
Biraz dar bir perspektiften bakıyorsun. Mesela kendine çocugun tum masrafları devlet tarafından karşılansa çocuk dogurup doğurmayacağını sorabilirsin. En son danimarka tatilde hamilelik oranı daha yuksek oldugu icin tatile teşvik paketleri başlatmıştı. Ya da Almanya 25 yaşına kadar çocuğa gelir sağlıyor. Vallahi ben doğurmak istiyorum. Ama finlandiya'ya taşınacağım galiba doğurmak için. 3 yaşına kadar evde bakacağım çocuğuma deyince maaş ödüyor ebeveyne. Jeff evde ilgilenir, Aylık 200 euro da bu bakıcı maaşın dışında çocuk için veriyorlar. Bir de bütün bebek bakım malzemleri koli ile geliyor yaş ilerledikçe. Her çocuk başına para artıyor çocuk sayısı arttıkça. Bukadar maliyet dedin diye yazdım bunları (*-*)/ Ülkeye göre gideri bırak üzerine para alıyorsun.
0
velvetmorning
(19.06.21)
@velvetmorning, yahu Danimarka, Finlandiya gibi 5, 6 milyonluk ülkelerde 50 yaşındaki insanlar da çocuk yapar. Almanya zaten yaş ortalaması yüksek bir ülke. Tarihten silinmemek için mecbur teşvik etmesi gerekiyor. Ben bunları referans kabul etmiyorum maalesef. Bu tip ülkelerde doğmak zaten hayata 3 0 önde başlamak demek. Ben Türkiye'yi ve yakın coğrafyayı dikkate aldığımda dar bir perspektife sahip olduğumu düşünmüyorum. Bu arada erkeğim. Bunu doğum konusu için belirttim. Ama para da verseler yine 2'den fazla çocuk istemem.
0
🌸dissendium
(19.06.21)
Maddi durumlari cok iyi olanlar genelde cocuk yapiyor. Gozlemim bu yonde.
0
medusa
(19.06.21)
benden 16 yaş küçük kardeşimin yalnız bir çocukluk geçirmesinden dolayı diyorum ki: eğer çocuk sahibi olunacaksa en az 2 tane olmalı ve yakın yaşlarda olmalılar. tek çocuk her şeyden önce çocuk için sıkıntı. kardeşim mesela pandemi vardı okula gidemediler, dışarı çıkamadılar, çıksalar oyun oynayamadılar. kardeşi olsa bu kadar yalnız ve oyunsuz kalır mıydı? hayır. ebeveylerle buyuklerle bir yere kadar oluyor o ve gerisi olmuyor, olmaz. bu konuda aşırı netim. tek çocuğa karşıyım. eğer bir gün anne olursam o yola en az 2 çocuk için çıkmışımdır. ama çok büyük ihtimalle olmayacağım, çünkü 1) doğurmaktan ve hamilelikten ölesiye korkuyorum 2) klişe ya da her neyse bu dünyaya çocuk getirip üzülmesine, yorulmasına, haksızlığa uğramasına, çaresiz kalmasına vb hiçbir şekilde yaşayacağı olumsuz şeylere sebep olmak istemiyorum. ben her türlü yanında olurum ama illa ki büyüyecek ve hür bir birey olacak, bu ülkede veya bu ülkeden kaçıp herhangi bir yerde ne kadar hür olabilirse tabii. e bir de baba olacak kalibrede erkek tanımamam da etkili tabii. ama buna gelene dek zaten oluru yok.
0
levybroo
(19.06.21)
Ben çocuk istemiyorum, ama hormonlarım zaman zaman baskı yapıyor. :) Çocukları severim aslında. Fakat bakımını üstlenmek istemediğim için evlat edinmeyi de düşünmem.
0
auroraaurora
(19.06.21)
2 tarafın da ana baba sağ ise ve yakında oturuyorlarsa yapılabilir
2 taraf da çalışabilir bu durumda
ama anne 3 yaşa kadar izin alma imkanı olursa daha sağlıklı olur
0
bir soru sorcam
(19.06.21)
cocuk sahibi olmak istemiyorum. kimsenin dusunmedigi, umursamadigi kadar cok sorumluluk gerektiriyor.

ulkenin hali belli. dunyanin hali belli. dogaya verdigimiz zarar, siyasi sorunlar... bunlar zaten hayati mahveden seyler. boyle bir hayata bir cocuk getirirsem karsilasacagi sorunlarin ustesinden nasil gelirim bilmiyorum.

hem ben bu cocuga yeterli ilgiyi veremem, cok yogun bir is hayatim var. cocuklari da oyle cok sevmiyorum. basa cikamam.

zengin degilim, her istedigini yapamam. kaliteli bir hayat yasamasi icin gereken ihtiyaclarini asgari olcude bile karsilamam cok zor. saldim cayira mevlam kayira bir sekilde cocuk buyutmeyi dogru bulmuyorum.

saglikli, mutlu, ozguvenli, merhametli, egitimli, enerjik, ogrenen, eglenen, akilli, bilgili, saygili bir cocuk yetistirmek icin yapmak gereken cok sey var. bu cok seyi ben yapamam. zamanimi cocuga ayiramam. yeterli de olamam zaten.

evim, arabam, birikmis param yok. ben bu cocugun gelecegini nasil garantileyecegim? bana bir sey olursa bu cocuga ne olacak?

en basitinden saglikli beslenmesini saglayamam. kendim bile saglikli beslenmiyorum. yemek yapmayi sevmiyorum.

bu cocugun okulu var, lisesi var, universitesi var, erasmusu var, masteri var. var oglu var.

ben bu egitim sureci boyunca ona hicbir sekilde destek olamam. ha benim gibi tasarimci olacaksa olurum ama matematik, fizik, kimya, biyoloji... bunlardan anlamiyorum. destek olamam. ogretmen tutmak gerekir, para ayiramam.

bir suru hastalik var. hastalandiginda en iyi tedaviyi almasini saglayamam. para para para. oldu da kotu bir durum yasadi diyelim. bir uzvunu kaybetti veya yasitlarina gore daha sakin yasamasini gerektitecek bir kalp hastaligi cikti diyelim. ben ona bu durumda ihtiyaci oldugu psikolojik destegi saglayamam. benim zaten psikolojim bozuk.

evet bak benim psikolojim bozuk. nereden yaptim bu cocugu keske yapmasaydim derim. cocuga yazik ettim kendimden nefret ediyorum derim. berbat gunler geciririm. bu hallerimle cocugu korkuturum. onun da psikolojisi bozulur.

benden anne manne olmaz. yok yok istemem.
0
batlegolas
(20.06.21)
(1)

Melisa çiçeği kokulu parfüm ?

tekil3.şahıs
Melisa çiçeğinin kokusunu annem özellikle çok beğeniyor ve konusu geçtiğinde acaba bu çiçeğin kokusunu esans olarak kullanan bir parfüm var mıdır diye sormuştu.Ben biraz araştırdım ama şu parfümdür diye net bir parfüm adı göremedim.Acaba parfümlerle arası iyi bir arkadaş biliyorsa paylaşabilir mi ?
Melisa çiçeğinin kokusunu annem özellikle çok beğeniyor ve konusu geçtiğinde acaba bu çiçeğin kokusunu esans olarak kullanan bir parfüm var mıdır diye sormuştu.

Ben biraz araştırdım ama şu parfümdür diye net bir parfüm adı göremedim.

Acaba parfümlerle arası iyi bir arkadaş biliyorsa paylaşabilir mi ?
0
tekil3.şahıs
(18.06.21)
Ilk önce "night blooming jasmine" olan bütün parfumler;
www.fragrantica.com

Serge lutens à la nuit iyi denilmis.
Bu fragranticada en cok yorum olanlara bakarak bulmaya calisabilirsiniz.
Malesef çoğu parfümü Türkiye'de bulmak zor.
0
logisticsmanager
(18.06.21)
(4)

eu yasaları gizli çalışan

duyurukullanıcısı
şimdi bizde mesela şöyle kanun var. sen bir çalışanı sgklı göstermedin 3-4 yıl çalıştırdın. sonra bu çalışan seni dava etti 4 yıldır burada çalıştığını kanıtladı. firmaya 4 yıllık sgk borcu ve çalışanın kaydı yapılıyor. firmaya artı ceza vs vs.aynı şey eu firmaları içinde geçerli mi?adam mesela beni
şimdi bizde mesela şöyle kanun var. sen bir çalışanı sgklı göstermedin 3-4 yıl çalıştırdın. sonra bu çalışan seni dava etti 4 yıldır burada çalıştığını kanıtladı. firmaya 4 yıllık sgk borcu ve çalışanın kaydı yapılıyor. firmaya artı ceza vs vs.

aynı şey eu firmaları içinde geçerli mi?

adam mesela beni 3 yıl çalıştırmış ama eu firmasına kayıt ettirmemiş, el altından kendi hesabından para göndermiş kendi ülkesine çağırmış başka ülkelere göndermiş vs. fotolar, ödemeler, iş sözleşmeleri vs vs herşey var.

ben o ülkeye gidip bu beni kendi ülkesinde çalışan gibi kullandı buradaki firmada kaydımı istiyorum diyebiliyor muyuz?
0
duyurukullanıcısı
(18.06.21)
eu vatandaşı değilsen yapamazsın, senin hakkını senin devletin savunur.
0
Jux
(18.06.21)
Jux+1
Eu ulkesi senin hakkin icin uğrasmaz çünkü vatandas ya da resmi olarak orada bulunan biri degilsiniz.
Ama demek istediginiz eu firmasina calistim ama freelance tarzi. Simdi bu belgeler ile Türk mahkemesine gidip beni bu firmanın Türkiye ofisine aldirin mi demek istiyorsunuz? Bu durumda da olmaz çünkü o firmalar isim olarak öyle dursa da ayni sirket degiller. Misal benim çalıştığım firmanın Fransa'da 4 farkli firmasi var, hepsi ayri yasal yapilanmalar. Eu tarafinin yaptığı türk tarafini ilgilendirmez. Sizin yapabileceginiz sey heralde uluslararası mahkeme o da size maasiniz düzgün verilmediyse falan anca.
0
logisticsmanager
(18.06.21)
üsttekilere ek olarak,
freelance olarak mı çalıştın yoksa önce personel olarak bir iş sözleşmesi imzaladın mı?
O ülkeden mi çalıştın, yoksa uzaktan mı?
çalıştığın ülkeye ait bir çalışma iznin var mı ve vergilerini vs. bildirip yatırdın mı?

bunlar hakkında da bilgi versen belki bir fikrimiz olabilir.
0
cursor
(18.06.21)
Jux +1

Orada imzaladığın sözleşmeye ek olarak şirketin kurulu olduğu ülkeden oturum ve çalışma izni yoksa kayıt zorunluluğu yok.
0
Northern Mariner
(18.06.21)
(6)

Pfizer Biontech sorusu

Ranchoddas
COVID aşılarıyla ilgili kafamı kurcalayan bir şeyi size sormak istiyorum, çünkü ben kendim açıklığa kavuşturamadım.Pfizer-Biontech aşısının uzun vadede Prion disease gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açabileceğine dair, güçsüzce ve sallamazca yazılmış bir makale var. Ancak fact check sitelerinin
COVID aşılarıyla ilgili kafamı kurcalayan bir şeyi size sormak istiyorum, çünkü ben kendim açıklığa kavuşturamadım.

Pfizer-Biontech aşısının uzun vadede Prion disease gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açabileceğine dair, güçsüzce ve sallamazca yazılmış bir makale var. Ancak fact check sitelerinin tek söylediği bu makalenin ve iddiaların düzgün temellere dayandırılmadığı yönünde. Dayansa da dayanmasa da bu hala ürkütücü bir iddia ve iddiayı factlerle yanlışlayan veya böyle bir şey olmadığına dair ispat paylaşımı yapan bir article veya research bulamadım. Konuyla ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum veya varsa yanlışlayıcı bilgilerinizi okumayı incelemeyi çok isterim.
0
Ranchoddas
(17.06.21)
Şimdi ben sana pfizer biontech aşısı üçüncü bir kol çıkarıyor diyen güçsüzce ve sallamasyon bir yazı versem, bunu yanlışlayıcı bir yazı bulabilir misin? Söylediğin şey buna varıyor çünkü.
0
helena
(17.06.21)
İyi de aşı virüsün mrna’sını veriyor ve kopyalatıyor. Sonuçta rastgele bir şey değil bu. Virüsün genetik dizilimine göre üretilmiş bir mrna veriyorlar. Herhangi ekstra bir risk getirdiği kanısına nasıl varıyorlar? O zaman covid + olan kişiler de bu hastalıklara yakalanabilir.
0
zoghurt
(17.06.21)
Sorun icin tebrik ederim. Fact check siteleri en son guvenilecek siteler ve bir iddiaya sirf anlamiyoruz diye sallamasyon diyemeyiz. Bahsettigin makale Classen'in makalesi sanirim. Biontech asisina bakip bu asi norodejeneratif hastalik yaptigi bilinen su su protein formlarina sokabilir diye teorik bir analiz ortaya atiyor. Bunun sonraki adimi asinin bu proteinleri ortaya cikarip cikarmadiginin test edilmesi. Bu makeleyi alintilayanlara baktigimizda scholar.google.com ben de boyle bir calisma goremedim. Benim gordugum calismalar "boyle bir mekanizma ile suna yol acabilir" duzeyinde. Asi yeteri kadar test edilmedi derken zaten bunu kastediyoruz. Hicbir calisma yapilmasa 1-2 sene icinde bu tarz hastaliklarin cikip cikmayacagi belli olur sanirim.
0
dunal
(17.06.21)
mrna aşıları 30 senelik bir teknoloji. böyle birşeye neden olmuş olsa şimdiye çıkartılırdı. bu aşıların pıhtı yapabildiği nedenleriyle açıklandı ama sizin bahsettiğiniz olayın bir temele dayandırılamamış.
0
false pretension
(18.06.21)
Bu konuyla alakalı bilgim yok ama yaziyi yazan kisinin dediklerini cok fazla kafaya takmadan iki seye bakmak lazim;
-kendisi asi karsiti. Sadece bu asi değil, hepsine karsi
-yazdigi makale peer review olmayan, parasini verdigin sürece yayinlayabilecegin bir platformda

Kendisi bütün asilarin obezite, diyabet, autizme sebep oldugunu soyluyor.
Yani dediği doğru yanlis demiyorum ki zaten adam da demiyor, iddaa ortaya atmis, ayni asilar obeziteye sebep oluyor gibi.
0
logisticsmanager
(18.06.21)
Sorun su ki sirf biri "asi karsiti" diye soyledigi seyin ne olduguna bakmazsak bu ad hominem oluyor. Bu sizin kendi kararlarinizi almaniza yardimci olabilir ama gercegi bulmada yardimci olmaz.

Ilgili iddianin "prestijli" yayin mecralarinda ciddiye alinmadigini goruyoruz. Iddia zaten teorik bir fikir asamasinda. Ancak bunlarin hicbiri asi hakkindaki yetersiz test surecini ve bu tarz iddialari arastirmanin akademik kariyer icin cekici bir konu olmadigini anlamamiza engel degil.
0
dunal
(18.06.21)
(1)

Sokaklardaki pitbull'lar

vatanperver
Ya bu konu hayli canımı sıkmaya başladı. Korkuyorum napayım. Geçen gördüm, pitbull öyle tek başına dolaşıyordu çarşıda. Kahvedeki amcalar höyt hoşt falan dedi, köpek başka bir tarafa gitti. Mahalle aralarında da görüyorum, bazen tasmalı bazen tasmasız. Belki sahibi uzaktan izliyor, gezsin diye biraz
Ya bu konu hayli canımı sıkmaya başladı. Korkuyorum napayım. Geçen gördüm, pitbull öyle tek başına dolaşıyordu çarşıda. Kahvedeki amcalar höyt hoşt falan dedi, köpek başka bir tarafa gitti.

Mahalle aralarında da görüyorum, bazen tasmalı bazen tasmasız. Belki sahibi uzaktan izliyor, gezsin diye biraz bıraktı.

Bununla ilgili atılan bir adım var mı? Sokakta pitbull görünce takdir edersiniz ki polisi aramak yerine hızlıca oradan uzaklaşmayı tercih ediyorum. Kaldı ki polis gelene kadar hayvan da gitmiş olur.
0
vatanperver
(15.06.21)
Malesef bireysel birşey yapmak zor. Türkiye'de sokak köpeği ve köpek sahipliginin kontrol altına alınması lazim. Örnek verirsem;
Pitbul ve benzeri köpekler Fransa'da kategorili(pitbull 1. Kategori üretimi ya da üremesi yasak. Kisirlastirilmasi zorunlu ve ülkeye girişi yasak). Oldu da barinakta var ve sahiplenmek isterseniz onayli bir veterinerden vs psikolojik test belgesi almaniz lazim ek olarak sokakta agizliksiz ya da tasmasiz dolastirmak yasak.
Onun dışında normal köpek için de benzer kurallar var (misal köpeğim birini isirirsa valilige bildiriyorum, ardindan onaylı bir veteriner 24 saat içinde, sonraki bir hafta ve 15 gun icinde olmak üzere 3 kere görüşme yapıp köpeğin durumuna yönelik analiz yapiyor. Bu analize göre verilen sonuçta eğer köpek cok agresifse otenazi diger türlü egitmen ile egitim vs ve 1/2/3 senelik onay belgesi ile takip var.

Yani cok zor değil bunlari yapmak, sadece sistem isi, takip isi. Yeteri tepki olsa yapilir ama ne düzgün ki bununla ilgilenilsin.
0
logisticsmanager
(15.06.21)
(3)

Amerika ve avrupada evler nasıl?

ir mania
Amerikan filmlerinde hep müstakil evler görürüz. Bana buralarda yaşamak hep daha zor gibi gelir. Özellikle benim gibi tamirden anlamayan biriyseniz. Avrupada bizim gibi apartman hayatı var sanırım orda tamir işleri falan nasıl? Türkiyedekilerden daha mı konforlu konutlar?
Amerikan filmlerinde hep müstakil evler görürüz. Bana buralarda yaşamak hep daha zor gibi gelir. Özellikle benim gibi tamirden anlamayan biriyseniz. Avrupada bizim gibi apartman hayatı var sanırım orda tamir işleri falan nasıl? Türkiyedekilerden daha mı konforlu konutlar?
0
ir mania
(15.06.21)
avrupa'da eski bina türkiye'ye göre daha çok. 100-200 yıllık binalarda falan oturabiliyorsun -yerine göre çok daha eski. 100 yıl önce anadoluda beton bina yoktu zaten neredeyse.

tamir işleri de aynı ama türkiye'de daha hızlı ilerliyor her şey. bizim banyoyu yaptırmıştı ev sahibi 10 gün sürdü kalebodur tuvalet ve duşakabin. türkiye'de olsa 2-3 günden fazla sürmezdi diye düşünüyorum. mekan alamanya. başka ülkeleri bilemem.
0
bohr atom modeli
(15.06.21)
ABD'de buyuk birkac sehir disinda evler hep mustakil. 2 + 1 de olsa insanlar mustakil evde yasiyor. Dunyada yuzolcumu en genis ulkelerinden biri, araba fiyatlari da iyi. 1000 dolara bile araba bulabiliyorsun, 50 dolara depoyu doldurabiliyorsun, bu nedenle toplu ulasimin iyi oldugu yerlerde yasamak zorunda hissetmiyorlar. Ayrica yollar da inanilmaz genis. En buyuk metropoller disinda trafik yok.

Tamirci pahali, cunku insan gucu degerli. Annen baban sen kucukken tamir yaptiysa onlardan ogreniyorsun iste. Yemek yapmayi annen nasil ogretirse, musluk tamir etmeyi de ogretiyor.
0
howfaristhesky
(15.06.21)
Fransa: büyük sehirdeysen (paris-lyon-toulouse-bordeaux-rennes-marseille-grenoble-lille) yüzde 90 apartmanda yasarsin.
Daha ufak şehirlerde mustakil ev fazla ve büyük sehirlerdeki apartman parasina havuzlu villa var. Misal su an tatil yaptığım montpeiller yakinlarindaki sehirde havuzlu villa ile benim yaşadığım yerde 3+1 apartman dairesi ayni fiyat.

Genelde yüzde 95 insanlar emeklilige yakin ya da sonrasi buyuk sehirden uzaklasip daha ufak köylere, tatil yerlerine geçiyor. Hava daha temiz, mustakil ev/arazi alip ev yapmak ucuz/saginda solunda yerel üretici var (tavuk,ordek,dana, sebze meyve vs).

Apartman daireleri eski, ben su an 80 yillik dairedeyim. Ama deprem riski vs olmadığı icin kimsenin umrunda değil.
Konutlar; Türkiye'den daha ufak olmasi muhtemel. Çünkü burada büyük apartman dairesine para vermek yerine müstakile gecmeyi tercih ediyor insanlar. O yüzden 100-200 m2 apartman dairesi arayan insan zor.
Tamir; Türkiye'ye oranla daha pahalı çünkü her elini kolunu sallayan tamirci olamiyor. Elektrikçi yazıyorum 3 tane falan cikiyor. Ama bu sebeple bu isi yapan adamlar genelde düzgün oluyor ve hayatları da düzgün oluyor (esimin ailesinin evinin karşısında emekli boyaci var. Simdi de emeklilikte bmw jip almis taksiye cikiyor arada)

Ev sigortalarina ben tesisat ve elektrik olayini da ekliyorum ki kafam rahat olsun, sigorta karsilasin diye. Yoksa pahali. Şöyle diyeyim; haftasonu anahtari kapida unuttuk, cilingir geldi, patlatmak zorunda kaldi. Çilingir 200, yeni kılit 60-70, üstüne kdv 300 tuttu. 200 sigorta verdi, 100u ben odedim.

Yalniz devletin yeni olaylari var, iste yeni ev alip kiraya verirsen gelir vergisinden düşüyor vs diye. Yeni ev cok yok, zaten oyle projelere falan halk karsi çıkıyor eger yesil alanları ya da görüntüyü tehdit ederse.
Bir de tamir vs isleri uzun sürüyor evet çünkü yasalar sebebiyle adam full calisamiyor ya da yanina gidip ufak cocuk calistiramiyor. Ama Türkiye'de biliyoruz ki millet cocugu is öğrensin diye yaninda falan getiriyor.
0
logisticsmanager
(15.06.21)
(5)

İran ambargosunu delen firma nereye şikayet edilir?

potsdamer
firma amerikan firmasının türkiye'deki distrübitörü. benim tahminim,distrübitörü olduğu firmanın haberi olmadan 'biz sizin malları türkiye'de satıyoruz' diyerek irana kaçak şekilde satıyor.ancak teknolojik ürün olduğu için ambargo dahilinde.hatta teknik servis vs. de veriyolar gizli şekilde. şimdi b
firma amerikan firmasının türkiye'deki distrübitörü. benim tahminim,distrübitörü olduğu firmanın haberi olmadan 'biz sizin malları türkiye'de satıyoruz' diyerek irana kaçak şekilde satıyor.ancak teknolojik ürün olduğu için ambargo dahilinde.hatta teknik servis vs. de veriyolar gizli şekilde.
şimdi bu distrübitör firmayı amerikadaki asıl firmaya şikayet etsem bir şey çıkmama ihtimali var. usa devletine şikayet etmenin tam olarak yolu nedir?
ambargo ihlalleri için şikayet etmemiz gereken özel bir yer var mı?
0
potsdamer
(15.06.21)
wto, dünya ticaret örgütü
0
reanarchy
(15.06.21)
Şirketin ana merkezine şikayette bulunabilirsiniz. Bu bildirimleri ciddiye alırlar. Ancak sizin elinizde İran'la iş yaptıklarına dair bir belge veya başka bir kanıt (resim vs.) var mı? Yoksa eğer sadece iftira düzeyinde kalması sözkonusu olur. ABD'de bu işlere Department of Treasury bakar. Kara listeleri filan onlar çıkartır. Ama dediğim gibi elinizde en azından duyumdan öte bir şeyler olması lazım.
0
SiyamkedisiZorro
(15.06.21)
Amerikan teknoloji firmasında calisan ve senede iki kere bununla alakali zorunlu egitimler alan biri olarak;
-sirketin ana merkezi, özellikle ethics ya da hukuk birimi.
Kendi firmama baktim, direkt iletisim bilgisi var boyle bir şeyler icin.

Amerikan şirkeri icin Baya onemli. Yerel bir olay olsa cok umursamazlar ama ambargo delmek...
0
logisticsmanager
(15.06.21)
hocam
sizlik bir olay yoksa
bence hiç karısmayın

ticari bir pislik olarak yapacaksanız
karsı taraf da sizin bir işinizi bozabilir bunu unutmayın
amerikan firmasının distribütörü belli bir çevresi gücü vardır bize iftira atıyor diye bir dava açarlarsa ugrasırsınız onlar da sizin canınızı yakabilir

ortada kanıt yoksa
adamların iran firmasına kestigi fatura yoksa
beyanname yoksa
hic bir şey elde edemezsiniz
adam der ki ben x firmasına sattım Turkiye ici olarak o benden izinsiz iran a satmıs

bir de sektör önemli
0
kingcyrax
(15.06.21)
Büyük mesele değil bunlar. Hatta hiç mesele değil .
Çoğu zaman anlaşmalı bile olabilir bu işler. 80lerde İran'a ambargo uygularken silah satan yine ABD , geçenlerde İran'dan petrol alan da yine ABD.

Dünya da ambargoyu uygulayan ABD ise,Orta doğuya da sözde demokrasi getirme adına sivilleri katleden ABD ise her şeyi boş verip "ABD pragmatizmini" anlamaya bakın.

ABD gibi dünyada her türlü haksızlığı yapan bir devlete adalet için başvurmak gereksizdir.

ABD İran arası ilişkiye bakarsak İranlı komutan kasım süleymaniyi bile iranın kendisi ABD'ye arka planda onay vererek öldürtmüştür deseler hiç şaşırmam. Sonrasında kendi halkının gazını almak için ABD'ye karşı şekli şemali yıllardır belli, bir kaç tehdit içeren sert diplomatik açıklama, üstüne İrana bağlı bazı kuvvetler ırakta abd li yetkililerin bulunduğu yerlerin "bahçesine" yakındaki " boş araziye" , "kenara" "kıyıya" "köşeye" bir kaç roketli/bombalı saldırılar yapar konu kapanır.

ABD'nin diğer ülkelere karşı olan tutumunu tanımak için çok kitap okumaya gerek yok sanırım.
ABD - Türkiye ilişkisi:
i.hizliresim.com
Abd- Suudi
i.hizliresim.com
Abd- İran
i.hizliresim.com

Devletlerin anladığı ambargo vb. kararlar ile bizim anladığımız arasında farklılıklar olabilir.
0
Erva
(15.06.21)
(10)

Meraktan soruyorum, Biontech'in hiç mi potansiyel uzun vadeli zararı yok?

Ranchoddas
merhaba herkese, ben bunu meraktan soruyorum Biontech'in hiç mi potansiyel uzun vadeli zararı yok? veya bu olası zararlarla ilgili bir yazı etc. madem bu kadar faydalı bir şey, biz neden risklere dair bir şeyler imzalıyoruz? aşı karşıtı değilim, kendimce enine boyuna araştırıyorum aşı olmadan önce.
merhaba herkese, ben bunu meraktan soruyorum Biontech'in hiç mi potansiyel uzun vadeli zararı yok? veya bu olası zararlarla ilgili bir yazı etc. madem bu kadar faydalı bir şey, biz neden risklere dair bir şeyler imzalıyoruz? aşı karşıtı değilim, kendimce enine boyuna araştırıyorum aşı olmadan önce.
0
Ranchoddas
(14.06.21)
uzun vadesi bilinmiyor
0
jamswety
(14.06.21)
Ben Fransa'da böyle birşey imzalamadim, moderna oldum ama aynı şey yani.
Türkiye'de duydum böyle bir imza.
0
logisticsmanager
(14.06.21)
Covid'in bir ucunda ölüm olan uzun vadeli potansiyel zararlarını da araştırıp, ona göre değerlendir bence.
0
gmzo
(14.06.21)
@gmzo tabii ki her kısmını hesaplamak gerekir sadece inceliyorum.

benim merakım burada imzadan da öte sadece birçok insan aşı oluyor ve internette de Google sonuçlarını biraz yönlendirici buluyorum. biraz bilimsel bir şekilde uzun vadeli olası riskler ve bu risklerin neden düşük veya yüksek olabileceğini anlatan bir yazı, makale etc bir şey bakınıyordum. belki de hiçbir riski yoktur o yüzden bulamıyorumdur. sizlere sorayım dedim
0
🌸Ranchoddas
(14.06.21)
Uzun dönemli yan etkileri bir takım teknik gerekçelerle beklenmiyor. Şuradan bakabilirsiniz: immunizebc.ca

Şimdiye kadar yeni piyasaya sürülen aşıların yan etkileri en fazla 2 ay sürmüş. O nedenle iki aydan sonra bir etki görülmesi ekstrem olur. Diğer yandan mRNA aşılarının linkte açıklanan gerekçelerle yan etkilerinin daha kısa süreli olması da mümkün. Aşının ilk testleri başlayalı neredeyse 1 sene olacak, milyonlarca kişi aşı oldu, henüz basit etkiler haricinde görülen bir durum yok. Ancak COVID'in uzun dönemli yan etkileri artık az-çok biliniyor. Ciğerlerde kalıcı hasar bulunan durumlar var. Olasılıksal olarak aşının uzun dönemli yan etkilerinden çok daha tehlikeli görünüyor.

Tabii aradan 1 sene geçecek, herkes kendi hastalığını aşıya bağlayacak, ama hastalıkların sıklıklarında ya değişiklik görmeyeceğiz ya da değişiklikler COVID ile ilgili olacak. Durum anlaşılana kadar yayılan yanlış bilgiyi temizlemek 10 falan sürecek. Çünkü sözde-bilim malesef böyle bir şey.
0
evrim halkasi
(14.06.21)
Aşıların içindeki maddelere alerjisi olanların (ilaç alerjisi) sıkıntısı olabiliyor. Bu da çok nadir: milyonda 11 gibi bir rakam duydum. Bu da aşı vurulduktan 10-15 dakika içerisinde çıkıyor.

Türkiye'de anlam veremediğim bir şekilde, aşı karşıtlığı var. Sosyal medyadan, saçma sapan bir şekilde bu konu aylardır işleniyor ve insanlar "aşı değil de zehir vuruluyor" havasında. İlerleyen aylarda, en ufak bir rahatsızlığını aşıya bağlayacak kişi çok fazla. Bakanlık muhtemelen bu yüzden kağıtları imzalatıyor.


.
0
kartallar yuksek ucar
(14.06.21)
uzun vadeli zarar tam olarak ölçülebilen bir şey değil. Yani 1 milyar kişi aşı oldu ve 500 milyonunda bilmemne hastalığı ortaya çıktı gibi bir şey olmadığı sürece, çok küçük oranlarda ve bir sürü başka faktöre bağlı olarak bir şeyler çıkacak, bunun aşıyla mı yoksa başka şeylerle mi bağlantılı olduğu bilinemeyecek.

Bu arada ameliyat öncesi imzalanan sözleşmeleri gördünüz mü hiç? veya testleri bitmiş ama ciddi yan etkileri olabilen ilaç prospektüsü falan? bana denk gelmişti prospektüste bayağı korkutucu şeyler yazıyordu ve tüm testleri bitmiş onaylanmış şeydi. Biontech de ileride belki %0.01 insanda şunlar gelişebilir diye yazar ama henüz tespit edilen yok sanıyorum.

Bu arada Türkiye'de insanlar hastalıktan falan korkmuyorlar gördüğüm herkes kısır olmaktan korkuyor :D ne çocuk sevgisi arkadaş. Bence imzanın bir sebebi ileride çocuğu olmayınca aşıya dava açmak isteyecek insanları durdurmak.
0
nhk ni youkosu
(14.06.21)
Bizim ulke disindakiler imza atmiyor, onlarin yerine devlet topluca imzaladi.
Bizimkiler de imzalamistir ama bir de herkesten ayrica imza aliyorlar.

Firma dava istemiyor o riske girmiyor.
Tabi insanlar da killaniyor haliyle. Muhtemelen bi halt olmayacak ama yine de bir acaba oluyor kafada.

Daha once asidan degil de haptan yasanan bir olay var.
Turkiye disinda butun dunyanin ayvayi yedigi.
Turkiye'de bir veteriner hekim ulkeye sokmamis hapi.
0
divit
(14.06.21)
bir bilim insanı, uzun vadede zararlı olacak olsaydı şimdiye kadar zararları ortaya çıkardı gibilerinden bir şeyler söyledi. Sanırım bir youtube kanalındaydı.
0
mezarkabul
(14.06.21)
Aşı Türkiye'ye yeni geldi. Ben ikilemde kalıp hemen aşı olmak istemedim ama yaşadığım ülkede insanlar neredeyse 6 ay once aşı oldu. Yukarıda da söylendiği gibi gelişmiş ulkeler çoğunlukta olmak üzere 1 milyar insan aşı oldu
0
howfaristhesky
(14.06.21)
(6)

havuzlu sitenin havuzu için değermi tutmaya ve otelde havuz üyeliği

ShadowOfMoon
baktığım ilanlarda havuzlar o kadar iyi değil genelde (antalya konyaaltı vs)yine de hep denize gitmek zor olduğu için arada havuza gir çık iyi olabilir diye havuzlu sitelere bakıyorum. koskoca site küçük havuza nasıl sığar eder napar bilmiyorum.tecrübeleri olan var mıDiğer soru. bunun yerine ucuz bi
baktığım ilanlarda havuzlar o kadar iyi değil genelde (antalya konyaaltı vs)
yine de hep denize gitmek zor olduğu için arada havuza gir çık iyi olabilir diye havuzlu sitelere bakıyorum. koskoca site küçük havuza nasıl sığar eder napar bilmiyorum.

tecrübeleri olan var mı

Diğer soru. bunun yerine ucuz bir ev tutup sahile kıyısı olan bir otelde üyelik alsak havuz sauna spor salonu plaj, daha mı iyi olur? 750 liraya buldum mesela bir lüks otelde bu 3ünü. sınırsız.

sabah 9da laptopumla giderim otele. spor, havuz, deniz derken gün biter diye fantezilerim de oldu.
0
ShadowOfMoon
(13.06.21)
ben maddi yönünden bakarım, o havuzun giderleri aidatlara yansıyacak. bir havuz için fazla aidat vermek istemem.
site yöneticiliği yapıyoruz, gördüğüm şu ki sitede huzur önemli. sitenin sağladığı imkanlardan çok site sakinlerinin nasıl insanlar olduğu. bence öncelik sırasını buna verip biraz bilgi toplamalısınız.
0
MtKrt
(13.06.21)
havuz sauna spor salonu ve istediginizde ayrilabileceginiz bi uyelik secenegi daha guzel geldi.
0
ala09
(13.06.21)
Hayatımda hiç havuzlu sitede yaşayıp havuzuna giren birini görmedim.

Not: Gerçek bir bilgidir. Yani havuz için boşuna kiralamanı önermem :D
0
perfectum
(13.06.21)
Havuzlu sitedeki en büyük sorun sitedeki diger kisiler.
Eger su elit, malum partili müteahhitlerin olmadığı bir siteyse olabilir. Ama diğer türlü ortam güzel değil.
Ben böyle bir yerde yaşamadım ama İzmir'de çok arkadaşım havuzlu sitede yaşıyorlar ve kullaniyorlar da. Ama hepsi zengin insanlar ve yaşadıkları yerlerdeki insanlar da elit zengin tarzi kişiler.
0
logisticsmanager
(13.06.21)
bizim sitede açık ve kapalı havuz var, gayet keyifli bir şekilde özellikle açık havuza giriyoruz. ama evi tutmadan öncesinde bir gün mutlaka gidip bak, insanla giriyor mu, temiz mi, bakımı yapılıyor mu, geniş mi, keyifli mi, abuk subuk tipler var mı vs ona bak derim. zira mutlaka aidata yansıyor evet.
0
roket adam
(13.06.21)
İstanbul'da açık ve kapalı havuzu olan sitede oturuyorum. 2 açık havuz özellikle haftasonları tüm misafirleriyle site sakinlerinin aquaparkına dönüyor. Oturduğum 4 senede 3-4 defa ancak havuza girmişimdir. zaten kimse bone takmıyor, yüzerken bol bol diline saçlar dolanabiliyor.

Sahildeki otelin imkanlarından yararlanma fikri bana daha cazip geldi havuzdansa. plaj ve deniz her zaman daha iyidir.
0
Northern Mariner
(14.06.21)
(1)

Ms office nereden indirmeli

thad castle
Eskilerin pirate bay'cisi ben bir türlü MS Office indiremedim. En sonunda gider alırım diyordum yıllık 550 trymis :(Is bilgisayarı olduğundan kişisel laptopu pek sallamamistim. Şimdi isim düştü MS Office yüklemem gerekiyor. Ek olarak öğrenci emaili yok.Not: Formata aykırı bir soruysa kusura bakmayın
Eskilerin pirate bay'cisi ben bir türlü MS Office indiremedim. En sonunda gider alırım diyordum yıllık 550 trymis :(

Is bilgisayarı olduğundan kişisel laptopu pek sallamamistim. Şimdi isim düştü MS Office yüklemem gerekiyor. Ek olarak öğrenci emaili yok.

Not: Formata aykırı bir soruysa kusura bakmayın.
0
thad castle
(13.06.21)
Malum yerlerde hala var. Onun dışında cüzi rakamlar ödeyerek key satin alabilirsiniz. Gene olmazsa bence libreoffice çoğu isi yapmaya yariyor'
0
logisticsmanager
(13.06.21)
(6)

Amerika’da yatırım

p133mmx
Amerika’da yaşıyorum. Bankada bir miktar param var ve enflasyon karşısında değerini korusun istiyorum. Savings account faizi çok düşük. Hangi yatırımı önerirsiniz?
Amerika’da yaşıyorum. Bankada bir miktar param var ve enflasyon karşısında değerini korusun istiyorum. Savings account faizi çok düşük. Hangi yatırımı önerirsiniz?
0
p133mmx
(13.06.21)
Ekonomi okuyan bir arkadasim hisse senedi satin aliyor. Ancak ekonomide doktora yaptigi icin her olayi cok yakindan takip ediyor. Ayni sehirde yasasaydik onunla onu takip ederdim ama iki uc ayda bir ancak konusuyoruz. Bu duyuruyu ben de takipte kalayim.
0
howfaristhesky
(13.06.21)
ben de amerikadayim. konustugum amerikalilar yatirim fonlarina ya da borsaya yatirim yapiyor. paralarini yonlendiren finansal danismanlari oluyor.
0
oscar
(13.06.21)
Once bir broker'la hesap acacaksiniz hisse senedi alimi seklinde yatirim yapabileceginiz. Meslea TD Ameritrade.
Sonra mesela borsada halka acik bir sekilde islem goren spesifik bir sirketin hissesini satin alabilirsiniz (mesela apple, american airlines, tesla cart curt) veya tum borsayi endeksleyen fonlardan (index fund) satin alabilirsiniz. Bunu sunan en popular yatirim urunu etf'ler. (exchange-traded fund)
Spesifik sirket secip onlara yatirim yapmak riskli oldugu ve bilgi gerektirdigi icin index fund etf almaniz mantikli olur, yani ikinci yazdigim. Danismana ihityaciniz yok, zira danismanlar ciddi bir oran alir yatiriminizdan. gereksiz.
bu dedigim borsaya yatirim yapma isini paraya yakin gelecekte ihtiyaciniz yoksa yapin, zira kisa vadede dususe gecebilir, saving account'un aksine. daha yuksek risk daha yuksek reward.
0
hot potato
(13.06.21)
Bankaya gidiyorsun riskini seciyorsun adamlar ona gore sepet yapip senin icin parayi isletiyor. Bir randevu al, mevzuyu anlat gerisini hallederler.
0
cooperr
(13.06.21)
Reddit'e bir çok subreddit var bununla alakali. Bence buradan bilgi alacaginiza soruyu orada sorun cok daha fazla bilgi alabilirsiniz. Ben aynısının Fransız versiyonundan cok sey ogrendim.
0
logisticsmanager
(13.06.21)
Şu kitabı okumadan yatırım yapmayın

www.amazon.com
0
spankenstein
(14.06.21)
(7)

Pahalı yatak almaya gerek var mı?

sckxyss
Yatak konusunda seçici değilim, her türlü yatakta rahat yatabiliyorum. İyi uyuyorum, ağrı yasamiyorum. Bugün epey bir yatak denedik. 2500'e de var, 10 bine de. Satıcı elli tane özellik sayıyor da beni ne ilgilendirmeli pek bilmiyorum. Hangisinde rahat geldiyse onu al mi dersiniz, yoksa şu özellik ol
Yatak konusunda seçici değilim, her türlü yatakta rahat yatabiliyorum. İyi uyuyorum, ağrı yasamiyorum.
Bugün epey bir yatak denedik. 2500'e de var, 10 bine de. Satıcı elli tane özellik sayıyor da beni ne ilgilendirmeli pek bilmiyorum.
Hangisinde rahat geldiyse onu al mi dersiniz, yoksa şu özellik olan yatakları al/ alma kesinlikle diyeceğiniz bir şey var mı?
Teşekkürler.
0
sckxyss
(12.06.21)
www.yatasbedding.com.tr 1 ay önce aldım bunu. acayip memnunum. bence fiyatı da kalitesine göre epey uygun.
0
levybroo
(12.06.21)
Yıllar önce markasını bile bilmediğim ıcuz bi yatak almıştım. Askerde arazi yatmış adamım diyerekten. Daha sonra rahatsız geldi 2 yıl sonra orta kalite bi yatak aldım hayat varmış
0
1917
(12.06.21)
Evimde bir tane 1000 euroluk yatak var bir de 300 euroluk ikea misafir icin.
Ikea rahat evet ama aradaki fark cok belli.
Bir kere yataktaki yay sayisi farki var hâliyle 50 kg bir insan yatmasi ile 100kg insan yatmasi arasında fark var.
Ikinci olarak yatak iki tarafli, bu sayede kışın daha sicak tutan malzemelerden yapilan taraf varken yazin daha serin malzemeli taraf var.
Yatagin malzemeleri dogal, icinde polyester vs yok. Ikea yatakta yapay iplikler var.
Ikea yatagin yaylari yatarken ses cikariyor, pahalida yok.
Yatakta bazi fiyatlar fazla olabilir ama ucuz yatak ile pahali yatak arasında fark var. Pazarlama değil yani sirf.

Ben fiyat araliginizi belirleyin, eger paraniz yoksa yayli yatak almayin, daha ucuz teknolojinin iyi kalitesini alin. Gene para yoksa cift tarafli değil tek tarafli alin.

Çoğu yabanci firma websitesinde yatis seklinize, vucudunuza göre nasil yatak almaniz gerektiği testleri var, onlara bakabilirsiniz. Ben misal terleyen biriyim haliyle serin yatak seviyorum. Bu sebepten belli türler bana önerilmiyor.
0
logisticsmanager
(12.06.21)
Yaylı yaysız gibi değişkenler vardı, birisini almayın diyorlardı; unuttum açıkcası, ona bir bakın. Geçen sene iyi denebilecek bir yatak aldım. Uyku kalitem ciddi manada arttı.
0
ruhen hastayim ben
(12.06.21)
Bir ek daha; kalitesiz yatakta iki kisi yatarken bir kisi hareket ederse digeri cok hissedebiliyor. Su anki yatagimizda buna da dikkat ettik ben 100kg adamim esim 45 kg haliyle cok hissederdi önceki yataklarda. Şimdi iyiyiz :)
0
logisticsmanager
(12.06.21)
Yataş tesla almayın da ne alırsanız alın.
4 yıl önce aldık, ilk alışamadık herhalde falan dedik ama yok hiç rahat edemedik.
Annemle kardeşim bambi aldı ikisi de çok memnun.
Yakında değiştireceğiz gibi, bambi den almayı düşünüyoruz.
0
somethinginthewayshemoves
(13.06.21)
Ben bi kere yatasin en ucuzunu almistim 2 senede yaylari firlamisti.
Sonra satici kadina dedim, oeh o da alinir mi en les model falan dedi.

Sonra alakasiz markalardan yine ucuz aldim, ariza vermedigi surece hepsi ayni bence.
Pandemi ayagina 1 yildir ustunde oturuyorum yine de o kisim cokmedi mesela.

Asgari kaliteyi tuttur yeter bence
0
divit
(13.06.21)
(7)

Pegasus bagaj sorusu

ananiyimioguz
Ankaradan bir bilet aldik istanbul aktarmali hollanda ucusu.Bilet alirken bagaj secim ekraninda +20kg ise 200 küsür lira, +25 ise 300 küsür lira falan istiyordu. Bagaj da 10 kg falan oldugu icin ve 20kg alti bagaj secenegi de olmadigi icin mecburen bagaj yok secenegini isaretledik.Fakat simdi de 0kg
Ankaradan bir bilet aldik istanbul aktarmali hollanda ucusu.

Bilet alirken bagaj secim ekraninda +20kg ise 200 küsür lira, +25 ise 300 küsür lira falan istiyordu. Bagaj da 10 kg falan oldugu icin ve 20kg alti bagaj secenegi de olmadigi icin mecburen bagaj yok secenegini isaretledik.

Fakat simdi de 0kg bagaj gözüküyor.

Ne yapalim sorun olur mu?
0
ananiyimioguz
(12.06.21)
bagaj yok demek sadece belirlenen kriterlerde kabin bagajı alabilirsiniz demek. yani uçağa verebileceğiniz bir bagaj hakkınız yok demek.
0
giovanne
(12.06.21)
Bagaj yok demek kabin bagaji demek.
Eger kabin bagajina verilemeyecek bir bagajsa (kilo veya içindekiler) oraya gittiginiz zaman 10*kg masrafini odetirler.
Ya da ucustan önce bagaj hakki satin alabilirsiniz, böyle daha ucuz oluyor.
0
logisticsmanager
(12.06.21)
15 kg bagaj hakkınız mevcut. (standart olarak pegasus bunu veriyor) ekstra bagaj hakkı almak isterseniz pnr numaranızla pegasus uygulaması veya web sitesi üzerinden işlem yapabilirsiniz.
0
hayaletimsi
(12.06.21)
@hayaletimsi o yurt ici. Okursaniz hollanda'ya gidiyor yani bagaj hakki sifir.
www.flypgs.com
0
logisticsmanager
(12.06.21)
Yani o zaman 8-10kg lik almamiz gerekecek.

El bagaji ama? Banta birakmayacak.

Siteden ek bagaj hakkina bakiyorum, 20 kilo ustunden basliyor fiyatlar.

İlla onu mu almak gerekiyor acaba yoksa yanina alsa sorun olmaz mi
0
🌸ananiyimioguz
(12.06.21)
Öyle bir bagaj yok.
Bir adet bagaj satin alabilirsiniz, 20kgya kadar hakkınız var. Hollanda icin 15 euro demisler.
Üstüne olacak her kg 3 euro.
0
logisticsmanager
(12.06.21)
El bagajiysa 8kg falan sorun olmaz(bence). Ama içinde el bagajında olamayacak malzeme varsa sikinti olur.
Eger kabine alacaksaniz hic bagaj almakla uğraşmayın, sikinti olursa size orada odetirler 15 euro büyük ihtimal. Bagajin boyutlari da önemli sırf boyu degil.
0
logisticsmanager
(12.06.21)
(11)

O paraya yurtdışında sürünürsüncüler

phiphi
Selamlar, genel olarak ekşi’de 3 bin euro amsterdam vs 11 bin tl istanbul, 3bin euro münih vs x para izmir gibi saçmasapan troll başkıkları gördüğümde hep 3 bine -3,5 bine orada kötü yaşarsın ama 11 bin tl’ye istanbul’da kralsın gibi entryler görüyorum ve bana aşırı saçma geliyor kesinlikle katılmıy
Selamlar, genel olarak ekşi’de 3 bin euro amsterdam vs 11 bin tl istanbul, 3bin euro münih vs x para izmir gibi saçmasapan troll başkıkları gördüğümde hep 3 bine -3,5 bine orada kötü yaşarsın ama 11 bin tl’ye istanbul’da kralsın gibi entryler görüyorum ve bana aşırı saçma geliyor kesinlikle katılmıyorum.

Mesela şu başlık : eksisozluk.com

adam 3250 euro ile münih’te seyis gibi yaşarsın demiş. paraların net olsuğunu düşünürsek ya bu almanyada ortalama maaş 2.3 civarı bir şey değil mi zaten ? veya amsterdamda 3k ile yaşanmazcılar var. bunlar hayatında yurtdışı görmediği için veya yaşamadığı için sallıyor mu ben mi kaçırıyorum birşeyler ?

tek kişi kiraya 1200 euro verse yiyebileceği aylık para 800-900 euroyu geçmez gibi ya. hayır 4-5 aylık bi tecrübem oldu ordan da biliyorum fakir de yaşamadım da bu arkadaşlar mı fazla lüks yaşıyor ? ve hani aylık 800-1000 euroyu salt kendine ve ihtiyaçlarına harcadığı zaman dışarıda da yer içer, üst baş da alır, dolabı da sürekli dolu olur, gezer de.

Bu ekşidekiler biraz sıkıyor mu ? Bana 2300-2400 net ile avrupa’da yaşanmayacak şehir yok gibi geliyor. hele kiraya 700 falan verilen durumlarda 2’ye de yaşarsın gibi gayet iyi.
0
phiphi
(12.06.21)
Hem de çok sıkıyorlar. aylık 2500 euroya bile gayet güzel şekilde yaşanır.
0
omuriliksorunsali
(12.06.21)
*kşi denen aptal yuvasını herhangi bir konuda dikkate almak büyük hata. oraya ben de gidip şimdi amsterdam'da 5k'dan aşağısına maymun gibi yaşarsın yazarım, halbuki yakınından geçmedim şehrin. bunların alayı kolpacı, kompleksli tipler. arada düzgün tek tük bilgi veren çıkar ama onları da ara ki bulasın.

böyle bir durum olursa ben o şehirde yaşayan insanlara ulaşıp onlara durumu anlatıyorum, kendi masraflarını vs.s oruyorum elimizin altında internet var sonuçta, ekşi başlığında şov yapan tiplerin yazdığına güvenmek anlamsız. onlara kalsa ayda 20 bin euro da para değil.
0
der meister
(12.06.21)
Biraz degil baya salliyorlar hocam.

Begenmedikleri parayi oranin yerlisi bile anca kazanabiliyor.

Bu tarz seyleri yazanlar ya beyni yok fikri var türevi kisiler ya da baba parasi yiyip, neyin ne oldugundan habersiz ergenler.
0
Avoiding The Puddle
(12.06.21)
seyis gibi komikmiş :D

net 3200 euro alan bildiğin ortalamanın üzerindedir almanya'da bekarsa çünkü kazandığın paranın %40'ı falan gidiyor vergilerden.

sizin yaşam seviyenize bağlı ama 2000 eurodan fazla kazanıyorsanız çok rahat yaşarsınız her şehirde.
0
bohr atom modeli
(12.06.21)
Yukarıdakilerin hepsi +1
Muhtemelen kendileri yurtdışına çıkamadığı için kimse çıkamasın isteyen tipler bunlar
Der meister'in dediği gibi herhangi bir konuda ekşi'yi ciddiye almayı bırakalı çok oldu. Hele ki son yıllarda sırf atıp tutmak, gömmek için yazar olan tiplerden sonra
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(12.06.21)
özetle büyük ve pahalı metropollerde 2500 civarına çok rahat, daha küçük yerlerde 2000 civarına çok rahat, ucuz b sınıfı avrupa ülkelerinde 1500’e rahat yaşanır gibi.

en büyük sorun kira gibi.
0
🌸phiphi
(12.06.21)
Bir cogu da daha once o ulkeye turist olarak giden tayfa onlar. E adam turist olarak gitmis, sehrin merkezinde turistik yerlerinde takilmis, haliyle restoranindan, pubina, kafesine hep turist tarifesinden gormus fiyatlari, kira, ev desen merkezi yerlerin, sehrin gobegindeki yerin kirasini baz aliyordur bu saf:) Ruya gibi bir turistik gezi yapiyor, deli para harciyor adam sonra kalkiyor o paraya yasanmaz diyor. Yani adam 365 gun turist gibi, zenginler gibi sehrin merkezinde vs yasanacak diye dusunuyor bunu soylerken:)
0
neverletyougodown
(12.06.21)
İngiltere’de 4k£ maaş idare eder demişti biri bir defasında. Ne desen boş. Yok öyle bişey. Almanya özelinde 2350€ kazanıp 1150’sini direkt birikim hesabına atan tanıdığım var
0
avatar is back
(12.06.21)
Londra için bilgi vereyim, 3000 sterlin net ile zone 2 bölgede yaklaşık 2000'i ev+faturalar, 500'ünü yiyeceğe vererek, geri kalan para ile gezerek konforlu biçimde yaşayabilirsiniz. Bu bahsettiğim kira maliyeti de nispeten lüks sayılabilecek 1+1 bir ev için. Kişiye göre kısılabilir.

Ekşide 4000 liradan fazla maaş alanları linç edip aşağılıyorlar zaten çok sallamayın.
0
nehara
(12.06.21)
Bir kısım var; yurtdışı hakkında bilgisi sifir. Kıskanclik da var.

Bir kısım var; hayati zenginlik olarak görüyor ve yurtdışına cikacaksan illa luks hayat yasaman gerektiğini dusunuyorlar. Öyle yaşamayacaksan ne anlami var diyorlar. Hayatımda duyduğum en saçma sapan düşünce ama böyle. Bu insanlara göre yurtdışında altında bmw, villa falan yasamazsan yasamiyorsun.

Neyse yalniz bir şeyi hesaplamak önemli; ben Fransa'da orta büyüklükte bir şehirdeyim. Su anki hayati stockholmde yaşamam için 3500 Euro lazım. Yani o maaş şehirden şehire acayip değişiyor. Ama Türkiye'deki gibi çalışan 2bin müdür 10bin alıyoru bekleyenler daha cok bekler.
0
logisticsmanager
(12.06.21)
Asgari ücret alanlar bile Avrupa'da normal bir hayat sürebiliyor. Türk insanı için mesela paradan ziyade ırkçılığa maruz kalmamak olmalı.
0
Gabriel
(12.06.21)
(4)

Ergenler için traş makinesi

Filinta61
Vucut killarini (koltuk alti , etek trasi rahat kesebilecegi, şarjli, islak calisabilir, bi tarafini kesmeyecegi bir vucut tras makinesi onerebilir misiniz16 yas kullanacagi icin guvenlik en onemli esastir.
Vucut killarini (koltuk alti , etek trasi rahat kesebilecegi, şarjli, islak calisabilir, bi tarafini kesmeyecegi bir vucut tras makinesi onerebilir misiniz
16 yas kullanacagi icin guvenlik en onemli esastir.
0
Filinta61
(11.06.21)
Gilette styler olabilir. Pille çalışıyor, gücü zayıf.
0
Negy
(11.06.21)
Philips bodygroom 1000
0
Uncle Sam
(12.06.21)
Philips bodygroom+1
0
logisticsmanager
(12.06.21)
Erkekler vücutlarını traş edince çok itici duruyor. Satın alırken bunu göz önünde vulundur istersen. İmkanın varsa lazer epilasyon yaptır. O tüyler daha çıkmadan siyah siyah noktalar gözüküyor, uzamaya başlayınca da kötü duruyor.
0
rapisa
(12.06.21)
(9)

26 yaş için sinovac veya biontech?

caffeinecontent
Merhabalar herkese,umarım herkes iyidir. benim bi sorum olucak aşı hakkında. nişanlım gıda sektöründe müdür olduğu için aşı olma hakkı kazandı. kendisi 26 yaşında, sigara kullanmıyor, ve astımı var. Ben sinovac olması tarafındayım. Annem ve babam bu aşıyı oldular ve şu ana kadar hiçbir sorunla karşı
Merhabalar herkese,

umarım herkes iyidir. benim bi sorum olucak aşı hakkında. nişanlım gıda sektöründe müdür olduğu için aşı olma hakkı kazandı. kendisi 26 yaşında, sigara kullanmıyor, ve astımı var. Ben sinovac olması tarafındayım. Annem ve babam bu aşıyı oldular ve şu ana kadar hiçbir sorunla karşılaşmadık. Evet, koruyuculuğu bionteche göre düşük ama; mRna aşısı değil. Biontechin o yönü beni biraz korkutuyor açıkçası. Bu arada nişanlım 4 ayda önce covid geçirdi.

Bu yaş aralığında aşı olanlar hangisini tercih etti acaba?
0
caffeinecontent
(11.06.21)
Avrupa'dan yazıyorum; bu yas aralığında olan milyonlar mrna tercih etti. Ben 29 yasimdayim, mrna oldum (moderna)
0
logisticsmanager
(11.06.21)
Ulasabildiginiz her asi yas araligindan bagimsiz, olmaniz gerekn asidir. Mrna asisi olmasinin size tereddute dusurmesi icin, hurafeler haric, herhangi bir bilimsel sebep yok. Biontech'in koruyuculugu daha yuksek soylediginiz gibi.

Fakat covid olan hastalar, covidi atlattiktan ancak 6 ay sonra asi olabiliyorlar, bu da aklinizda olsun.
0
bosver nicki
(11.06.21)
@ logisticsmanager evet birkaç kişiye daha sordum yurtdışında olanlar sizin gibi söyledi. Aslında ben sonrası için korkuyorum. Sinovac geleneksel aşı olduğu için iç rahatlatıyor ama’ biontechte öyle bir rahatlık hissedemiyorum. Sizde herhangi bir yan etki oldu mu?
0
🌸caffeinecontent
(11.06.21)
@ bosvernicki evet normalde antikoru olduğu için beklememiz gerekiyor aslında. hatta iş arkadaşlarının ikisine aşı çıkmamış 6. aydan sonra çıkacakmış.
0
🌸caffeinecontent
(11.06.21)
Covit geçirdikten sonraki ilk 6 ay aşı çıkmıyordu değişti demekki.. bende covit geçirdim sonrasında tansiyon, MS gibi kronik hastalıkların olmasına rağmen biontech tercih ettim. Herhangi bir sıkıntı da yaşamadım. mRNA aşılar Hk birçok bilimsel makale var. Sırf bu sebepten kaygılanmaktan ziyade daha alerjik olabileceği vb durumlar için kaygılanırdım sanırım
0
primetime
(11.06.21)
Korkunuz bana sosyal medya korkusu gibi geliyor. Kimden duyduysam bunlari hep aynı şeyi diyorlar, daha bilimsel olarak destekli bir korkusu olan görmedim. Mrna bu sene ortaya çıkan birşey değil yani. Eğer reddit vs vs araştırip korkulariniza cevap bulabilirsiniz. Avrupa'da mrna sadece bir ilac alan kisiler kullanmasin diyorlar, başka da hatırlamıyorum. Ek olarak bizde Türkiye'deki gibi kağıt yok, bir kağıt imzaladik, onda sadece covid olduk mu covid olan birinin yanindamiydik vs sorulari var ama bütün olusabilecek sorunlari kabul ettim vs yok yani.
Eğer almanya kendi vatandaslarina da riskli asi yaptirip hepsini öldürecekse komik olur :)
Sifir yan etki oldu, esim biraz hasta gibi oldu ama bir aksam uyku sonrası geçti. Annem de biontech oldu gene grip oldu geçti.
0
logisticsmanager
(11.06.21)
@ logisticsmanager aslında sosyal medya ve yan etkilerdeğil aklımı karıştıran. Bunun etkisi ileride çıkar diye korkum var. Burdaki birkaç doktorla da görüştüm geleneksel aşıdan bi zarar geldiğini görmedik bugüne kadar tarzı yorumlar yaptılar. Evet, almanya’nın görüşü konusunda da haklısınız ama üzerinden zaman geçince etkisinin olmayacağını kim garantileyebiliyor ki?
0
🌸caffeinecontent
(12.06.21)
@ primetime evet hala öyle çıkmıyor. nişanlımın antikor testi pozitif çıkmıştı iş arkadaşlarının pcr. o yüzden onlar bekliyor. evet şu ana kadar sorun yok,bi önceki mesajda da belirttiğim gibi kafa karışıklı sonrasında benim için. onun dışında bende de i antibiyotiğe karşı alerji var sinovac’ten başka bi alternatifim olmadığı söylendi.
0
🌸caffeinecontent
(12.06.21)
Benim de ari sokmasina alerjim var, ben de biontech oldum, ilk 2 gun kol agrisi disinda bir sıkıntı yasamadim. Yas 33 bu arada. Belki faydasi dokunur.
0
balpolen
(12.06.21)
(1)

Pegasus havayolları 2. Bagaj hakkı satmıyor mu?

neysene
2 valiz kargo bölümünde 1 valiz kabinde gitmek istediğimiz zaman kargo valiz için 1 adetten fazlası için satın alınamıyor mu? Girişte para verip aldıramıyor muyuz? Yurtdışı uçuşu için soruyorum, ufak çaplı bir taşınma durumu var da...
2 valiz kargo bölümünde 1 valiz kabinde gitmek istediğimiz zaman kargo valiz için 1 adetten fazlası için satın alınamıyor mu? Girişte para verip aldıramıyor muyuz? Yurtdışı uçuşu için soruyorum, ufak çaplı bir taşınma durumu var da...
0
neysene
(11.06.21)
Bunu sorduğumda bana cevap olarak bagaj değil kg sattiklarini söyledi.
Yani iki ekstra bagaj 60 kg ile giderseniz 60kg parasini odersiniz.
0
logisticsmanager
(11.06.21)
(15)

Biontech mi, Sinovac' mı ?

vizivozo
Tercihiniz ne, niye ?
Tercihiniz ne, niye ?
0
vizivozo
(10.06.21)
pccopath
(10.06.21)
Ben açıkçası virüse yakalanmadan geçirdiğim 2 yıldan sonra 9 canımla aşı olmadan yola devam etmek istiyorum. Ama "olacaksın kardeşim" derlerse BioNTech aşısı olmayı düşünüyorum. ABD de bu aşıyı tercih ediyor. ABD tercih ediyorsa yeterince güvenilirdir diye düşünüyorum. Çin'e güvenim yok.

Benzerini sormuştum

eksiduyu.ru
0
dissendium
(10.06.21)
Daha önce konuşulmuştu ama o zaman bana sira gelmeyeceğini düşündüğümden rahattım. Hala da inanamıyorum, 5 tane kağıt maskeyi dağıtamayanlar, -70 de korunması gereken aşıyı nasıl uygulayabilecek diye.
0
🌸vizivozo
(10.06.21)
Biyontek çünkü aşıyı bulan Türk. Çin’in eli değen hiçbir şeye güvenmem.
0
zoghurt
(10.06.21)
biontech aşısı oldum.

nedenlerim şöyle:

1) biontech, şeffaf davranarak tüm verileri net bir şekilde paylaştı. sinovac uzun bir süre paylaşmadı. ülkelerin yayınladığı etkinlik sonuçlarından koruyuculuğunu öğrendik.

2) biontech aşısının ilk dozda bile %80 civarında koruma sağladığı biliniyor. ikinci dozuyla %90 ve üzeri koruma sağladığı görülüyor. sinovac bu rakamlara ulaşmıyor. (etkisiz anlamında söylemiyorum ama biontech'in sonuçları daha çok güven veriyor)

3) biontech, gelişmiş ülkelerin çoğunda uygulanıyor. sinovac, son durumu bilmemekle birlikte gelişmiş ülkelerin hiçbirinde uygulanmıyor. abd, avrupa ve israil'de uygulanan bir aşı maalesef daha çok güven veriyor.

4) yurt dışına seyahat söz konusu olduğunda biontech ile sorun yaşamayacağım. sinovac aşısında bu problem yaratabilir (tabii ileride bu değişebilir).

5) biontech aşısının zararlı veya sorunlu olduğuna dair hiçbir kanıt yok (sinovac'ta da yok elbette).
0
nathanieltroy
(10.06.21)
biontech; çünkü koruyuculuğu yüzde 95'lerde.
ilk doz bile oldukça yeterli koruyor. ikinci dozdan sonra da covidin varyantlarına da etkili imiş.
ayrıca biontek aşısının her aşaması şeffaf bir şekilde paylaşılıor.
neredeyse tüm gelişmiş ülkelerin ilk tercihi biontech
0
omonia
(10.06.21)
Tercihim Sinovac ancak gel gör ki piyasada yok. İş nedeniyle aşı sıram geldi ancak aşı randevusu alamadım. Son duyduğum haberde ise artık ülkeye sinıvac gelmeyeceği üretiminin burada yapılacağından bahsediliyordu, kalbim şu ab kırık biraz...

Biontech aşısını kendi adıma biraz riskli buluyorum malum etkilerinden ötürü. Gelecekteki etkileri de belirsiz ama şimdilik o önceliğim değil.

Avrupa vize olayını çok önemsemiyorum, onun eninde sonunda değişeceğini düşünüyorum, Çin zaten karşı hamle yaptı sanırım.
0
epitaf
(10.06.21)
tek cevap: israil hangi aşıyı tercih ettiyse gözüm kapalı olurum.
0
iddaaci
(10.06.21)
@iddaaci kesin 1960larda falan İsrail'li doktorlar da sigaranın sağlığa bir zararının olmadığını düşünüyorlardi :)
0
🌸vizivozo
(10.06.21)
Kesinlikle Sinovac.

İkisini de seçme hakkım vardı Sinovac oldum.
Ülke filan bilmem ben, aşıların çalışma şekline baktım.
Biontech aşısı hemen sonrasında yamulanlara baktım.
Şu aşamada aşı olmayı doğru bulmayan, ama "aaa aşı olmadınız mı ayıp size" tantanasından uzak olmak için Sinovac oldum.

En kötü ihtimalle hiç antikor oluşmaz dedim onun dışında bir zararım olmazdı.

Yani "ben acilen aşı olmalıyım, aşı olmazsam asla rahat edemem, ne vururlarsa vursun ne olursa olsun umurumda değil yeter ki aşı olayım" diyorsan Biontech ol.
Ama eğer "ayıp olmasın, soran olursa aşımızı olduk deriz, işe yararsa da yanımıza kar kalır" dersen Sinovac ol. (Tabi şu an yok sanırım, gelirse eğer)
0
infernalcadre
(10.06.21)
Türkiye'de üretilmedikten sonra hiç biri. Bir yılı aşan sürede sürekli medyada yaşamlarını yitirenlerin sayılarına bağlı olarak ve Ölüm korkusu nedeniyle aşıyı normal bir şeymiş gibi gösterir oldular. Koruyuculukta da ürün f/p yönünden sürekli teknoloji markalarının bişilim sitelerinde PC dergilerinde yarıştırılması gibi bir durum ortaya çıktı. AMD mi, Intel mi , Nvidia mı Ati mi ?... Linux mu Windows mu? Biontech mi Sinovac mı..?
Arka planda nasıl anlaşmalar söz konusu? O da ayrı mesele.
Markanın kendisi (bazen logosu) faydayla eş görülür hale gelmiş durumda.
Yok firmaya ait aşının koruyuculuğu, yüzde 95, yok firma yetkilileri türk..

Biraz bu tür etiketlerle dolu mağaramızdan dışarı çıkarsak hava alacağız ama nafile.

Bir de antikor denen bir durum var. Konu geniş ama özetle, uzmanlar bu zaten insanda yeterli düzeyde ise aşıya da gerek yok diyor.
Vücut bu şekilde kendi koruyabiliyor.
Her aşı olan da hayatını garantiye almış değil. Ölenler de var. ölenlerin nasıl öldüğünü otopsisini konuşan yok nedense. Sadece toplam sayıda bir birim olarak belirtiliyorlar.
Bu yönde bilgilerin içeriğinden neler olup bittiğinden, tamamen habersiz olarak markaya bağımlı şekilde tercih yapar duruma gelmiş durumdayız. Gerçek anlamda bilgi kaynaklı, bir tercih söz konusu değil ki insanlarda genel olarak. Algılarımızla ne kadar ikna olduysak haberlerden, tercihte o oluyor zaten.
Peki içerik bilgisi?
Sıfır!

- X aşısı tercihim ..
+ Neden ?
- ambalajı kolay açıldı. daha az acı verdi.
0
Erva
(10.06.21)
Biontech değil ama moderna vardi onu oldum.
Açıkçası milyonlarca Avrupalı, milyonlarca amerikali vs hep beraber öleceksek ölelim. Geriye asi karsitlari ve sürekli sosyal medyadan gördüğü iki seyi geveleyip "rma asisi tehlikeli" diyenler kalacak. Öyle dünyaya turp sikayim.
0
logisticsmanager
(10.06.21)
Biz sinovac tercih ettik çünkü aile büyüklerimizde yüksek tansiyon vardı. Biontech'in daha çok yan etkisi olduğunu duyduk
0
Eda Serin
(10.06.21)
ahaha logistics'in mantık süpermiş, biontech +1
0
makarnavodka
(10.06.21)
Sinovac olurdum imkan olursa, çünkü klasik ve bilinen bir yöntemle üretiliyor. Nakliyesi saklaması daha kolay.

Biontech'in -70 derece konusu bende şüpheli, o soğuk zincir bizde bir yerlerde kırılırsa kimse söylemez.
0
John Bloor
(10.06.21)
(6)

310-320k'ya sıfır araç önerisi

avianthem
aklımda honda jazz e-hev var ama burası türkiye. elimdeki aracı satıp araba bulamamak ihtimaline karşı bu paraya nasıl bir araba alınır?geniş olması, güvenli olması, az yakması ve sürüş destek ekipmanlarına sahip olması gerekiyor. tavsiyelerinizi alırım. teşekkürler.
aklımda honda jazz e-hev var ama burası türkiye. elimdeki aracı satıp araba bulamamak ihtimaline karşı bu paraya nasıl bir araba alınır?

geniş olması, güvenli olması, az yakması ve sürüş destek ekipmanlarına sahip olması gerekiyor.

tavsiyelerinizi alırım.

teşekkürler.
0
avianthem
(08.06.21)
o fiyata güvenli az yakan zor sıfır zor olur. 2. el istersen seçenek çok.
0
mikahakkinen
(08.06.21)
Hafif ticari olur dersen peugeot rifter şahane. Donanım olarak 400-500 bin liralık araçlarla aynı seviyede, yakıt tüketimi gayet iyi. Genişlik dersen söze gerek yok. Ben fluence'den sonra aldım, eşşeğe biniyomuşum daha önce.
0
cowboy
(08.06.21)
peugeot 2008
0
xrated
(08.06.21)
O paraya genis, güvenli, az yakan ve sürüş ekipmanli ben de bulamadim.
Jazz daha gelmediği icin 310bin diyor da geldiğinde asil fiyatı göreceğiz ben emin değilim.
340-350 civarina çıkarsanız kesinlikle hybrid corolla.

Türkiye'de olsa buna ek yaris cross derdim.

Bir de i20 hafif hybridli (mild hybrid deniyor galiba, suzukilerde vardi) versiyonu var gibi o paraya, bakmak lazim yakit tuketimine falan ama i20ler oldukça iyi araçlar gene.
0
logisticsmanager
(08.06.21)
0 citroen c4 derim (2021).
benzinli shine paket. (az yakması demişsin evet, ama aylık 200-250tl den fazla farkettirmez benzinli zaten. aradaki dizel/hybrid fiyat farkına değmez)

satış fiyatı 340k gözüküor. pazarlıkla 320lere düşeceklerine eminim.
0
tchuck
(08.06.21)
yeni C4, crossland, mokka nın full paketleri alınabilir.

Ferahlık ve bagaj olarak 1.5 skoda scala da güzel olur ama onun pek güvenlik ekipmanı yoktu diye hatırlıyorum.
0
ananiyimioguz
(08.06.21)
(16)

şu arabayı alsam nelerle karşılaşabilirim? arabadan anlayanlar toplaşın.

esmer
Selamlar arkadaşlar,ben arabalardan neredeyse hiç anlamam. 8 yaşında b segment bir tane aracım var, bir hayli konforsuz. cebimde de biraz nakit var. tamamen örnek sallamasyon bir ilan üzerinden sizlere sorularım var. bildiğiniz ve tecrübe ettiğiniz kadarıyla cevaplarsanız sevinirim. genel bir sohbet
Selamlar arkadaşlar,

ben arabalardan neredeyse hiç anlamam. 8 yaşında b segment bir tane aracım var, bir hayli konforsuz. cebimde de biraz nakit var. tamamen örnek sallamasyon bir ilan üzerinden sizlere sorularım var. bildiğiniz ve tecrübe ettiğiniz kadarıyla cevaplarsanız sevinirim. genel bir sohbet havasında da konuşabilirsiniz. malum ağzınızdan ne çıksa bana yeni bir bilgi olacaktır çünkü.

www.sahibinden.com

misal şu arabaya geçiş yaptım diyelim. e segment oluyor sanırım, benim arabamdan 3 yaş yaşlı olsa bile konfor konusunda çığır açmış bir durumda olduğunu düşünüyorum. (konfor konusuna takığım çünkü artık aracım bıktırdı)

300k km'deki şu arabayı alsam ne gibi sürprizler ile karşılaşırım? bmw için 300k hiçbir şey diyebilir miyiz? 11 yaşında olsa bile konforundan kaybetmiş sayılır mı? ne tür bakımları yaklaşmış olabilir? gerçekten hiç anlamam. motor mesela ciddi bir revizyona ihtiyaç duyar mı?

2020 model olsaydı sanayiye veya servise yolum düşse belki muazzam paralar harcamak zorunda kalabilirim, bunu tahmin etmek zor değil, 11 yaşındaki bmw için de öyle midir peki?

misal benim aracımın bana senelik maliyeti (sürpriz hasarlar patlamalar bozulmalar çatlamalar dahil) 13-15k. yakıtı vergisi otu boku püsürü aklınıza ne gelirse. oto yıkama bile dahil.

bu gibi 11 yaşında ama lüks segment araç kullananlar ortalama ne gibi bir maliyetle yüzleşiyorlar?

aklıma gelmeyen herhangi sürpriz bir maliyeti vs. bile söyleyebilirsiniz. open discussion.

not: tüm bu soruları, galericinin kazık atmadığını ve %100 doğru söylediğini varsayarak cevaplarsanız sevinirim. yani ortadan birleştirilmiş bir araç elbette ki bir anda kucağımda da kalabilir. bu gibi durumları es geçelim.
0
esmer
(08.06.21)
Kabaca bir yorum olacak ama amacınız konforsa dizel araç değil, benzinli araç daha iyi bir tercih olabilir diye düşünüyorum.
0
dissendium
(08.06.21)
buna da muazzam paralar harcarsınız. avrupa aracı sonuçta euro bazından geliyor parçaları. ama mesela şimdiki led farlar korkunç paralar bunun farı daha ucuz olabilir.

300bin km dizel araçlar için sorun olabilir çünkü bakım masrafları ve motor parçaları daha pahalı. benzinli motor yüksek km daha kabul edilir bir şey.

ilk sahibi olursa daha iyi olabilirdi servisleri zamanında yapılmış mı diye kontrol edebilirdiniz.
0
xrated
(08.06.21)
Ben farklı bir konuya değineceğim. İlan mersin'den verilmiş.
Nemiyle ünlü bir yerden araba almak ne derece doğru olur düşünmek lazım.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(08.06.21)
Dizel/Benzinli yorumuna pek katılmıyorum. BMW 5 serisinden bahsediyoruz. Dizel de olsa kabine ses pek gelmez bu sınıftaki bir araçta. Konforu etkileyecek kadar olmaz en azından.

Bu ilan üzerinden değerlendirecek olursak (ilanda yazılanların doğru olduğunu varsayıyorum) kazasız ve hasar kayıtsız olması çok büyük artı. 11 yaşında 300 bin km yapmış bir aracın hasarsız olması nadir bir durum.

Olumsuz taraflarına değinecek olursak 300 bin olması mekanik aksamda arıza riskini de artırıyor. Yani kesin olacak diye bir şey yok ama aracın bakımlarının ne kadar düzenli olduğuna da bakmak lazım. Bu yaşta ve bu kadar km yapmış her araçta benzer problemler olabilir tabii ama konu araç BMW olunca masraf direkt 3-4 katına çıkabiliyor. Şöyle bir örnek vereyim; bende eskiden Fiesta vardı, şarj dinamosu değişti 700 liraya. Ablamda da BMW 1 vardı, şarj dinamosunu 2.500 (ya da 3 bindi) değiştirdiler. Bu ve bunun gibi masraf çıkarma potansiyeli olan bir araç.

Motor hacmi itibariyle yakıt tüketimi de çok olan bir araç. Ablamdaki BMW 120d'ydi mesela. Epey çok yakıyordu.

Yıllık vergisi çok yüksek değil yaşı nedeniyle (2.306 lira görünüyor).
0
himmet dayi
(08.06.21)
@patron38,

amacım konforu iyileştirmek. yani b segment sahibi olanlar bilirler, yoldaki her kasisi böbreklerinizde hissetmeniz, rüzgar-motor-asfalt-gürültü ne varsa duymanız berbat bir his. 1 saat binip yorulursunuz. c segmentte de durum buna baya yakın. 2020 model b segment araç da alabilirim bunun yerine, ama nihayetinde b segment b segmenttir. 2 seneye kalmaz her yerinden trim sesi gelir, uzun yolda sesten yorulursunuz. defalarca tecrübe edilmiş şeyler bunlar. markadan bağımsız. önerileriniz d ve üzeriyse tabii ki dinlerim, ama b ve c için attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değmez. bu fikrim sabit.

ama d ve üzeri segmentlerde konfor karşılık buluyor. madem ki yatırım yapacağım, bu sınıflara çıkmam gerekiyor nacizane fikrim. bu segmentlerde de yaşı düşürmeden bunu yapamam, aldı yürüdü gitti fiyatlar malum. yaşı ve bazı kozmetik sorunları görmezden gelerek bu sınıfa çıkmanın kafamda muhasebesini yapıyorum.
0
🌸esmer
(08.06.21)
Bmw olası arıza durumunda daha yüksek. Ve tanıdğım bi bmw tamircisi : ilk sahibi bmw'ye biner, ikinci sahibine bmw biner demişti. Bmwler genelde usul usul kullanılan araçlar değil. Araçtan anlamıyorsan bu segmentte böyle bir araca yaklaşma derim sanayide öpebilirler. Amacın konforsa avensis bakabilirsin
0
1917
(08.06.21)
@himmet dayi,

sanıyorum sürprizlere açık bir şekilde algımı senelik 20-25k bandına taşımam gerekiyor gibi görünüyor. kaskosu vergisi sigortası yakıtı ufak hasarı vs.
0
🌸esmer
(08.06.21)
valla 300 bin km'deki bir bmw'yi almam için sanayide mutlaka amcam olması lazım, böyle bir maliyeti öngörmek çok zor. en kötü ihtimali düşünüp araç yama tutmazsa ne yapacağını bilmek lazım. ben aracını yetkili servise götürüp bırakan, ne derlerse yapan bi adamım, senin gibi araçtan anlamıyorum, o yüzden bu tarz bir araçta bizi sürekli servis servis gezdirirler. en basitinden sırf turbo değişimi olsa en az 15-20 bin atar. gerçekten samimi bir tanıdık olsa en azından bilirsin konuyu ama onda da adamın anlayamama riski her zaman var.

b-c segmentteki zaten her araç aynı yorumuna da katılmıyorum. arkadaşımda 2014 model golf var 1.2 motorlu, araç gerçekten sessiz ve konforlu bir araç. tabii ki bir bmw 5 serisi olamaz ama en azından problem riski daha düşük, çıkarırsa da ne yapacağın belli.
0
roket adam
(08.06.21)
bmw olmasına çok takılmışsınız arkadaşlar. hadi bmw olmasın, yaşını da daha da düşürelim ki ilk maliyetimiz düşük olsun. (aynı sınıfta başka marka bilmiyorum iyi mi :))))

bir yatırım yapacağım ve karşılığını konfor olarak almak istiyorum. elbet ilk başta ve devamlı (senelik) olarak bir karşılığı olacak, algımı sayenizde hazırlamaya çalışıyorum.

fakat konforu ve arızası da sınıftan bağımsız bir şekilde yaşla düşüyorsa orada bir dur demek lazım. hayatımda hiç d ve e segment araca binmedim o yüzden bilmiyorum. (evet passat, ford mondeoya bile binmedim mesela)
0
🌸esmer
(08.06.21)
b segmenti araçların konforsuz olmasının en büyük sebebi, araçların tekerlek aralıklarının kısa olması. Araç uzadıkça bu sorun azalır. TAbii üst sınıfta süspansiyon vb gibi mevzular da daha iyi.

Gelelim bu araca.
300bin kilometre yapmış bir dizel motor ufaktan alarm vermeye başlar. BMW bile olsa. Öncelikle bu aracın servis gideri çok yüksek olur. Sigortası cartı curtu da öyle.

Bir de hangi şehirde kullanacaksınız bilmiyorum ama arkadan itişli bir araç soğukta karda kışta üzer.

Parçalar pahalı olduğu için bazı yedek parçaları avrupa'dan beklemeniz gerekebilir çünkü stokta tutulmaz anlık sipariş edilir.

Şimdi şöyle de bir şey var, bmw ve mercedes gibi markalar ağırlıklı olarak biraz sonradan zenginleşen insanların ilk tercih ettiği araçlar oluyor. Haliyle hor kullanılmış olma ihtimali yüksek. Bu araçla sahibi olmasa bile oğlu yeğeni vs çıkıp "yanlamış" olması muhtemel:)

Ben olsam sizin yerinizde d segment araçlara bakarım. Konforsa kesinlikle benzin tercih ederim.

Daha hacim markaların amiral gemisi modellerini bir düşünürdüm. Zaten b segment bir araçtan sonra bunlardan hepsi size çok konforlu gelir.

İyi bakılmış bir passat (passatlarda da bmwlere benzer sorunlar olabilir bu arada)

Skoda superb (fiyat performans olarak bence bu sınıfın en iyisi)

toyota avensis

opel insignia

vw cc

honda accord

Volvo s60

ilk bakacağım araçlar olurdu.

SUV'lere çok bakmadım onlarda da biraz sarsıntı hissedebilirsiniz.
0
anten
(08.06.21)
Konfor olarak beklentini karşılayacak bir araç zaten BMW 5. Mondeo ve Passat ile kıyaslamak bile bence doğru değil. BMW 5 Premium sınıfta bir araç. Passat ve Mondeo yanından bile geçemez bana göre.

Yıl geçtikçe konforundan kaybetme pek olmaz tabii ama 2020 model bir BMW 5'e göre elbette daha düşük konfora sahip olacak. Bu konforunu kaybettiği için değil, araçlara her geçen yıl konfor anlamında yeni bir şeyler eklendiği için böyle. Atıyorum adaptif hız sabitleyici eklerler araca, uzun yolda gaza frene basmadan rahat rahat sürersin aracı.

BMW olmasına şu yüzden çok takılıyor cevaplayanlar, bir mondeonun ya da bir Passat'ın masrafı kadar masraf çıkarmaz BMW. Çıkardı mı çok daha fazla çıkarır. Konforunuz yerinde olur belki ama sürekli masraf çıkaran bir araç olur ise keyfiniz yerinde olmaz.

Açıkçası bu kadar konforlu ve premium bir aracın sıfır Hyundai i20 fiyatına olmasının sebebi de bu biraz. İnsanlar masrafından kaçınmak için tercih etmiyor böyle araçları. Haliyle fiyatı da düşüyor.
0
himmet dayi
(08.06.21)
ist.da ikamet ediyorum, şu an silifke'de tatilde olduğum için öylesine buradan link vermiştim.

yani parçaya ve sanayiye ulaşım had safhada olacak, o kısım zor değil.

hayatta çok fazla yatırım fırsatım olmadığı için bir kerede maksimum faydayı görmek istiyorum. öyle al/sat yapacak birisi değilim. alayım, günahıyla sevabıyla uzun yıllar bineceğim. konfor 1. konu. markalara/aracın yaşına hiç takılmam, takıntım yoktur. bmw'yi doğru dürüst tanımam bile, dediğim gibi passat'a dahi oturmamış fakir var karşınızda. amacım tecrübe dinlemek.

d'ye düşüp aracı gençleştirebilirim. bu da bir fikir. ara ara mondeo'ya göz kırpıyorum zaten. hani çıkmışken e mi olsa diyorum. neden mondeo? kabin içinin rakiplerine nazaran daha sessiz olduğunu farklı kaynaklardan okuyorum, yoksa bildiğimden değil.

dizel/benzin konfor farkını da not alıyorum, araştıracağım. (motor sesinin farklı olduğunu biliyorum, başka etken var mı diye araştıracağım)

şunun da farkındayım, her araba durduğu yerde maliyet. senelik 13-15k'yı göğüslüyoruz. 20-25k'ya kadar da yolu var. ondan biraz açılmak niyetindeyim.
0
🌸esmer
(08.06.21)
Ben araba alırken yurtdışında bunlari çok düşündüm, hep Türkiye'de denir "ya sifir onu alacagina 5-6 yillik bmw/mercedes al" falan diye.

Sonra arastirinca bunun kumar oldugunu gördüm.
Bir kere kaçıncı sahibi olacaksiniz belirsiz (ilani açamıyorum yurtdisi diye) ama bmw alanlar onu genelde "aman sorun cikarmaz, sagdan yavaş giderim" diye almiyor.
Ikinci olarak luks alman arabasi malesef sorunsuzluk olarak baya kötü. Istediginiz yere bakin kimse size lüks ikinci el alman arabasi alın onermez (yabanci forumlar, reddit vs). Bu arabalar uzun yillar kullanmak icin değil lüks/marka satmak icin yapiliyor. Bmwnin umrunda bile değil 300bin km binmeniz. Malesef belli süreden sonra sorunu da fazla ve pahalı.

300binde bmwyi ancak şöyle alirdim;
-kendim araba tamirinden anlarsam ve ufak tefek işleri kendim halledersem

-tanidik ve güvenilir tamirci varsa

-harcayacak param varsa

Anten'in önerilerine katiliyorum.

Ben olsam almam. 300binde dizel hele hic almam. Ama alirsaniz bize deneyimlerinizi birinci elden yazsaniz mutlu olurum :)
0
logisticsmanager
(08.06.21)
200k üstü km tanıdıktan olmadığı sürece alınmaz bayi falan hiç bulaşma.

aracın cidden canına okuyorlar çünkü.
0
duyurukullanıcısı
(08.06.21)
(git:www.sahibinden.com )

birde buna bak hocam. vosvoscu değilim ama bu arabaya aklım kayıyor arada.
11 yaşındaki 5.20den daha iyi bence.
0
scudman1
(08.06.21)
değerli fikirleriniz için tek tek teşekkür ederim dostlar, inanın her bir cümleniz kafamda 10 tane düşünceye yol açıyor.

sanırım başta örnek link olarak "bmw" vermem hatalı oldu. apaçi imajı dolayısıyla. baştan soruyu şöyle sorsaydım belki daha iyi olurdu.

"d ve e segment sınırlarında kalmak koşuluyla, 220-230 bin tl dolaylarında bir araç almak istiyorum. 1. ve en önemli kriterimiz kabin içi sessizlik ve konfor. araçların hepsi zaten geniş, çocukla bineceğim vs. gibi detayları atlıyorum.

hep şu ikilemde kalıyorum, 4-5 yaş daha yaşlı bir e segment mi yoksa 4-5 yaş daha genç bir d segment mi. buna f/p gözüyle bakanlar d diyecektir sanırım ama ben 1 gıdım daha fazla konfor varsa onu seçerim. niye diye sormayın öyle. :)

ne alırdınız ve neden?"

aslında 10-15 yaşında bir e segment araç bana muazzam yük çıkarır mı onu anlamaya çalışıyorum. 8-10 yaş arası d segment araçlar görece daha diri olacaktır tabii. bir çoğunuz bunu seçecektir.

illa alacağım diye bir şey yok. tamahkar bir insanım, boşver piyasa çok bozuk almıyorum dersem 10 sene daha bu takaya binebilirim. dert değil.

fakat alacaksam konfor konusunda ön bilgim olsun istiyorum.
0
🌸esmer
(08.06.21)
(2)

Yemek blogu için lens önerisi

logisticsmanager
SelamlarEsimin blogu icin lens bakıyoruz. Canon 5d mark II var. Bir de ufak canon lens var adini hatirlayamadim.Biz şu an şuna bakıyoruz ama fiyat geçen seneye göre euro olarak bile cok artmis;canon ef 100mm f2.8 l macro is usmBunun gibi onerebileceginiz, mümkünse daha ucuz lens var mi?Yakin cekim y
Selamlar
Esimin blogu icin lens bakıyoruz. Canon 5d mark II var. Bir de ufak canon lens var adini hatirlayamadim.
Biz şu an şuna bakıyoruz ama fiyat geçen seneye göre euro olarak bile cok artmis;
canon ef 100mm f2.8 l macro is usm

Bunun gibi onerebileceginiz, mümkünse daha ucuz lens var mi?
Yakin cekim yapabilmesi önemli.
Yoksa en sonunda bunu alacağız. Genelde cekim tripod ile yapiyor.
0
logisticsmanager
(08.06.21)
Yemek bloglarının kullandığı en önemli lens 50mm. 100mm lens ile ev içerisinde fotoğraf çekmekte inanılmaz zorlanırsınız, odak mesafesi bile ciddi problem yaşatır. 50mm lens fiyat açısından da her markada (Canon dahil) bulabileceğiniz en uygun fiyatlı lens olur.50 mm'niz varsa daha ara bir lens öneririm (Sigma 85 vs gibi) ama kesinlikle 100mm değil...
0
silverleaf
(08.06.21)
bizdeki lens 50'mmymis ama tripod üstüne koyup yakin cekmeye calisinca olmuyor tabi.
Reflex EF 50mm f/1,4 USM

bu 100 mm baya önerilmis bilemedim simdi, ben de anlamıyorum. Esime sordum evet malesef çok yükseğe çıkıp çekmem gerekecek ama herkes bunu oneriyor dedi.
Gene 85 vs icin öneriniz var mi?
Bu arada makinayi da yanlis yazmisim 6d mark ii'ymis.
Bize yakin çekim yapmamizi saglayacak bir lens lazim.
0
🌸logisticsmanager
(08.06.21)
(9)

amazon'a, ikea'ya, koçtaş'a metro'ya makine satabilir miyim?

duyurukullanıcısı
elimde icradan bir tane çöp kovası yapan makine kaldı. kendi çevremde sordum kimse meraklısı değil. tasarımı iskandinav tasarımı güzel, kullanışlı. tam ikea'lık.bir sunum hazırladım bunu büyük firmalara göndersem benden bu makineyi alırlar mı?enjeksiyon kalıbı. hammaddeyi koyuyorsun son ürünü alıyor
elimde icradan bir tane çöp kovası yapan makine kaldı. kendi çevremde sordum kimse meraklısı değil. tasarımı iskandinav tasarımı güzel, kullanışlı. tam ikea'lık.

bir sunum hazırladım bunu büyük firmalara göndersem benden bu makineyi alırlar mı?

enjeksiyon kalıbı. hammaddeyi koyuyorsun son ürünü alıyorsun. ağrısız sızısız.
0
duyurukullanıcısı
(07.06.21)
Direkt o firmalara değil de alt tedarikçilerine belki bir ihtimal. O da atıyorum adam kalıbı kendisi yapsa 20 bin Euro'ya mal edecektir, sen 10 bine satmak istersen o zaman çok düşük de olsa alma ihtimalleri var.
0
himmet dayi
(07.06.21)
Büyük ihtimal bu firmalar almaz. Alt tedarikçi alir. Bu firmalar üretici değil.
0
logisticsmanager
(07.06.21)
alt tedarikçilere göndersem anasını ağlatırlar sanayi'de hemen çakmasını yaptırırlar. olan bizim konsepte olur.

o sebeple biraz daha üst level bir yer arıyorum.

yoksa görüştüm bir kaç firma ile.
0
🌸duyurukullanıcısı
(07.06.21)
Kolayca çakması yaptırılacak bir şeyse zaten anında çakması yaptırılır, yani üst tedarikçiye satıp koruma diye bi durum olmaz. Madem böyle çok süper bir şey ben olsam kendim bunun üzerine bir iş kurup koçtaş, amazon vs'ye satmaya çalışırdım. Belli bi stok üretip götürmen yeterli zaten bir çoğuna.

Burada Ikea sadece farklı galiba, oranın böyle bir şey kabul edeceğini sanmam.
0
roket adam
(07.06.21)
@roket
1000 tane yaptırırsın 10.000euro falan bağlarsın sonra tüm istanbul'u, izmir'i ankara'yı züğürt ağa gibi dolaşırsın stoğu eritmek için.
ona harcıyacak zaten enerjim yok. tek tek kova satmak vs.
0
🌸duyurukullanıcısı
(07.06.21)
Yok yanlış anladın, sen 1 tane yaptır, koçtaş'a, metro'ya göster, adetli sipariş geldikçe yaptırt sat demek istemiştim. Kapı kapı gezmene gerek olmaz zaten koçtaş beğenirse 10000 taneyi alır direkt, satıldıkça da öder, gibi.
0
roket adam
(07.06.21)
@roket
daha önce koçtaş'a başka bir ürün için gittim. raf parası istiyorlar. o da 10kusd gibi bir şey. sonra bir de pay falan. yine iş uzun yani.
0
🌸duyurukullanıcısı
(07.06.21)
Kendin bir şirket kurup amazon, n11, trendyol, gittigidiyor vs. den satabilirsin.

Ben ürünün sarışıyla uğraşamam diyorsan amazon, hepsiburada ile görüşüp şartlarını sor. Amazonun ürün stok sayısı çok düşük, kendileri satmak için prosedürleri fazla diye düşünüyorum.
0
ofkeyle kalkanin yerine oturan yazar
(07.06.21)
almazlar çünkü ne koçtaş ne de metro ne de ika türkiye bir üretici değil. hiçbir işleyişleri üreticiliğe uygun değil. artı böyle dev firmalar hmmm ne güzel makineymiş, madem makina bulduk. hadi imalata girelim şeklinde kararlar vermezler.


en iyi ihtimal senin bu makineyi çalışır hale getirip üretim yapman. ancak icradan diyorsun makinanın sorunları olabilir, üretimi yavaş veya elektrik tüketimi yüksek olabilir vs. vs. cihazı çalıştırmadan ve ufak bir imalat yapmadan bunları bilemezsin.

bu ufak imalatı da gene metro-koçtaş vs satamazsın. daha ufak marketler belki internet satıcıları gibi yerlerde şansını deneyebilirsin.

koçtaş-metro neden satamazsın konusunda sen zaten yanıtı vermişsin. raf parası, aşırı uzun vadeler, bir sürü malı perte çıkarıp masrafını sana yıkmaları, aşırı dip fiyatlarla mal almaları gibi sorunlar var.

başka bir seçenek de bu makinayı uluslararası ikinci el makina pazarlarından birinde yurtdışına satmak olabilir.
0
orpheus
(07.06.21)
(5)

honda jazz e:hev (2021) hakkında ne düşünüyorsunuz?

avianthem
2021 model sıfır honda jazz e:hev almak istiyoruz elimizdeki iki aracı satıp.10 hava yastıklı, kör nokta uyarısından adaptif cruise control'üne, çarpışma engellemesinden şerit takip sistemine, kablosuz carplay'inden geniş iç hacmine, ergonomikliğinden pratikliğine epey beğendik aracı (ki honda'ya aş
2021 model sıfır honda jazz e:hev almak istiyoruz elimizdeki iki aracı satıp.

10 hava yastıklı, kör nokta uyarısından adaptif cruise control'üne, çarpışma engellemesinden şerit takip sistemine, kablosuz carplay'inden geniş iç hacmine, ergonomikliğinden pratikliğine epey beğendik aracı (ki honda'ya aşinayız). fiyatı biraz yüksek olsa da hibrit olduğundan çok da ekonomik (40 litrelik depoyla 900-1000km gittiği söyleniyor), bir şekilde kompanse eder uzun vadede diye umuyoruz.

bunları yazmamın sebebi reklam yapmak değil, "310 bin ona vereceğine 28 yaşında mercedes var onu al." ya da "o paraya polo var olmadı biraz daha ver golf al." vb. yorumlar gelmesin diye yazıyorum. 5 yıldır 2013 model honda civic hb kullanıyorum (satacağımız araçlardan biri), bugüne kadar çıkardığı tek sorun sağ ön farın ampulünün patlaması oldu. almanın dsg'siyle, turbosuyla, osuyla busuyla uğraşacak durumda değilim, ki b segmenti alman arabalar kuş yuvası kadar (diğer aracımız da 2016 model polo, dsg'sine bir şey olacak diye diken üstünde kullanıyoruz). çoluk var çocuk var, euro ncap'ten 5 yıldız almış güvenli ve sorunsuz (olacağına inandığımız) bir japon araç tam da aradığımız şey şu esnada.

asıl soracağım soru şu: son zamanlarda araçların showroom'larda kalmadığı, galerilerin bu araçları alıp fahiş fiyata sattığı yönünde. jazz'da da böyle bir sıkıntı yaşanır mı? temmuz-ağustos gibi alabileceğiz ve araçsız kalma lüksümüz yok kısa süreliğine de olsa. gördüğüm kadarıyla pek popüler bir araç değil, ki yeni model fiyatından dolayı jazz hayranlarının bile "yok artık." dediği bir model oldu. aracı en az 10 yıl kullanmayı düşündüğümüzden tek merak ettiğim konu bu.

bu konular hakkında bilgili biri aydınlatabilir mi? stok sıkıntısı yaşanır mı, yaşanırsa ne kadar sürer, süreç tam olarak nasıl işler vs. bilgi verebilirseniz çok sevinirim.

teşekkürler şimdiden.
0
avianthem
(06.06.21)
aracın kaporasını vermeden elinizdeki araçları satmayın derim. belki çok saçma geliyor ama ben yapmadım ve aylarca arabasız kaldım. sıkıntı çektim.
dünya çapında olan yarı iletken sıkıntısı nedeniyle arabaların üretiminde bile sıkıntılar olduğu/olabileceği söyleniyor. stok sıkıntısı yaşanma ihtimali var yani.
www.nytimes.com
0
sutlu nescafe
(06.06.21)
valla konuyu bilmiyorum ama başka şeyler yazmaya geldim. arıza kısmı diğer hondalar gibi sorunsuz olmayabilir sonuçta hibrit bir araç uzun vadede açacağı masrafları kestirmek zor oluyor malum 10 yıl kullanmayı düşünüyormuşsunuz. Yani bataryaların cortlayacağı neredeyse kesin 10 yılda aklınızda bulunsun diye söylüyorum
0
milletin efendisi olmaya gelen adam
(07.06.21)
malesef cip sorunu yakinda cozulmez bu sebepten bence de arabalari satip hemen aliriz gibi dusunmeyin, oyle olmayabilir. bu cip durumundan etkilenmeyen sektor yok. ford custom arac yaparsaniz 2022 tarihi veriyor misal.
bu arada oldukca guzel arac. eger sarj konusu sikinti degilse sizi rahatca goturur. kafaniz rahat olsun. yalniz tuketim olayini iyice bir arastirin, onun oyle tam soylenen kadar dusuk olmadigini falan okumustum. reddit'te whatcarshouldibuy'a sorarsaniz cok guzel cevaplar alabilirsiniz.
0
logisticsmanager
(07.06.21)
Honda Jazz'ın kullandığınız modeli, yaklaşık 20-30 yıldır geliştirilen oldukça eski, antika diyebileceğimiz teknolojilere sahip, bu teknolojiler zaman içerisinde iyileştirilmiş, sağlamlığı artırılmış, arıza oranları düşürülmüş.

Alacağınız model ise hem popüler değil, hem ilk jenerasyon, hem de takdir edersin ki marjinal değişiklikler içeriyor. Ben olsam riskli olacak bu yatırımı yapmazdım, araç bayiye gelmeden de kesinlikle aracımı falan satmazdım zira bu tarz az satılan araçlarda temin süresi çok uzun olabiliyor, tr'de çok az satacağı için stoğa geleceğini sanmam size özel sipariş yapacaklardır.
0
roket adam
(07.06.21)
Jazz her zaman b segmentinin polo ile birlikte en pahalı arabası oluyordu ama vergi oranları nedeniyle iyice uçtu fiyatı. Önerim, %50 vergi dilimine giren yani fiyatı 231.500'den düşük olan bir b hatchback bulmaya çalışın. Araya gereksiz 50.000 ötv ödememiş olursunuz. Liste fiyatı 231.500 olmasına gerek yok, liste fiyatı 290.000 olanlarda dahi indirim yakalayabilirsiniz.

Peugeot 208 olabilir, geniş isterseniz crossover olarak c3 aircross ya da seat arona olabilir.
0
signore
(07.06.21)
(13)

türkiye'de neden yabancı okullar var?

ardt
türkiye'de (aslında sanırım sadece istanbul'da) amerikan okulları var mı bilmiyorum ama bir sürü alman ve fransız liseleri var (en çok da fransız, sürüyle).bu okullar dini misyonerlik okulları mı? öyleyse, misyonerliği bırakmak zorunda kaldıktan sonra neden varlıklarına devam etmişler?bunların varol
türkiye'de (aslında sanırım sadece istanbul'da) amerikan okulları var mı bilmiyorum ama bir sürü alman ve fransız liseleri var (en çok da fransız, sürüyle).

bu okullar dini misyonerlik okulları mı? öyleyse, misyonerliği bırakmak zorunda kaldıktan sonra neden varlıklarına devam etmişler?

bunların varolma sebebi osmanlı'nın bir zamanlar sömürgemsi bir devlet olmasından mı kaynaklanıyor? öyleyse, bu okulların ülkemizde bulunması bizim için bir utanç kaynağı değil mi?

sorumsu bir cümle: herhalde almanya, fransa, ispanya gibi yerlerde başka ülkelerin okulları bulunmuyordur?
0
ardt
(06.06.21)
Pek çok ülkenin pek çok ülkede okulları var.

Evet misyonerlik amacı var ancak utanç kaynağı da değil.

Bu ülkenin en eski Amerikan okullarından biri Tarsus’ta.

Bunlar üşkenin zenginliği olarak görülmeli. Şunu da kabul etmek gerekiyor bu ülkede cidd bir entelektüel baskınlığı var kolej mezunlarının. Bu da kötü demek değil.

Türkiye’nin de başka ülkelerde okulları var aynı şekilde.

Ayrıca bizimkiler de misyoner okulları.
0
tessera
(06.06.21)
@tessera: "Pek çok ülkenin pek çok ülkede okulları var."

gelişmiş ülkelerin, gelişmiş ülkelerde okulları var mı?

milliyetçi bir insan değilim ama bir fransız lisesinde, fransa'nın kültürünü ve değerlerini, önemli kişiliklerini bizim türk çocuklara öğretmek bana oldukça saçma geliyor. sanki biz medeniyet görmemişiz de fransızlar bizi medeniyetle tanıştırıyormuş gibi geliyor.
0
🌸ardt
(06.06.21)
saçma geliyorsa gönderme çocuğunu o okula, öğrenmesin? ben almanca okudum okulu ss subayı olmadım.
0
nahtoderfahrung
(06.06.21)
tessera +1

Hollanda ve Almanya'da Amerikan okulları var örneğin. Google'da bulabilirsiniz detaylarını.
0
fotrsapka
(06.06.21)
Gelismis ulkelerde de var.
Los angeles'ta, berlin'de fransiz liseleri var.

Fransa'da yaşadığım şehirde Amerikan lisesi var.
Kısacası tahmininiz yanlış.
0
logisticsmanager
(06.06.21)
fisna.org Kuzey Amerika kıtasındaki Fransız okulları
www.internationalschoolparent.com Birleşik Krallık'taki Fransız liseleri
www.completefrance.com Fransa'daki uluslararası okullar
en.wikipedia.org/wiki/Category:British_international_schools_in_Germany Almanya'daki İngiliz okulları
vesaire vesaire.

Gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelerde okulları var evet, aşağılık kompleksi yapılacak bir mevzu değil.

Edit: Wiki linki tuhaf çıktı, alternatif olarak Almanya'daki uluslararası okullar linki:
www.expatica.com
0
kobuzchu kiz
(06.06.21)
Hemen hemen her yerde italyan fransız okulları var.

Mesela diplomatlar ve benzeri işlerdeki insanlar çocuklarını fransız okullarına yollar. Neden derseniz birkaç nedeni var. Birincisi bakalorya veriyorlar ki her yerde lise eğitimi geçerli olsun diye. İkincisi her ülkede o eğitim aynı seviyede ya da yakın seviyede. Ülke değiştirmek zorunda kaldıklarında çocuklarınon problem yaşamasını önlüyor. Tabi bi de uluslar arası ilişkiler dünyasında fransızca değerli bir dil, statü gibi biraz da.

Her ülkenin her yerde yok ama çoğu gelişmiş ülkenin çok fazla yerde var.
0
tessera
(06.06.21)
Fransizlar cok eski.
misyonerlik amacli acilmistir italyadan fransaya falan gecmistir.
Misyonerlik deyince osmanliyi batirmak icin degil kendi aralarindaki kavgadan da dolayi var. Papayla falan kavgalari barismalari vs.. cok degisik tarihleri vardir.
Bundan cikanlar turkcu falan olur fransizlardan nefret eder.
Mezunlardan cogu elci konsolos falan olurdu eskiden.

Amerika okullari sonradan acilmis, 1. Dunya savasi oncesi osmaliyi parcalamak icin.
Savastan sonra cogu kapatilmis.

Kalanlar amerikan aski pompalar. Ogrenciler amerikayi cok sever.

Aha bunlar yabanci o zaman dusmandir diye tek potaya koymamak lazim hepsinin amaci kulturu falan farkli.

Zaten kanunlari yonetmelikleri falan ayri, tarih dersini gidip yabanci dilde vermeleri yasak falan.
0
divit
(06.06.21)
Şu anda en iyi eğitimi bu okullar veriyor. Adam devşirme kısmı bence de var. Aileler genellikle de yurt dışına gidiş olanağı için çocuklarını gönderiyor.
Rahatsız olan göndermez.
Yerli ve milli okullarımız var ne de olsa.
0
pro9it9is9
(06.06.21)
Bu arada eski derken gercekten eski, istanbul'un fethinden daha once acmislar okulu.
0
divit
(06.06.21)
Türkiye'nin de yurt dışında okulları var. Hatta kurulduğu zaman cumhurbaskani ziyaret ediyor. Umarım Türkiye'ye de başka ülkelerin iyi okulları gelir, Türkiye de iyi okullar açar. Örneğin Japonya bir lise açıp iyi bir mühendislik dersi verebilir.
0
howfaristhesky
(06.06.21)
Yabanci okul mezunuyum.
Hic de o ulkenin degerlerini, onemli kisiliklerini, tarihini filan ogrenmedik.
Turk dili ve edebiyati dersimiz vardi, tarih ve cografya da turkceydi ve turk müfredatina goreydi. Milli guvenlik dersimiz de vardi, ordudan emekli birisi geliyordu hatta.

Alman dili ve edebiyati dersimiz vardi, okulun asil diliydi sonucta. orada tabi ki onlarin onemli yazarlarini, edebi donemlerini vs ogrendik, bunda yanlis bir sey gormuyorum.
Matematik, fizik gibi derslerde konular turk mufredatindan farkliydi, o yuzden yurtdisina hazirladiklari bir gercek. Turkiye’de okumayi isteyen öss’ye iyi hazirlayan, son senesinde raporla okula gitmeyecegi yerli ve milli bir okula gitmeli zaten, bu okullar bunun icin yanlis yerler ama mezunlarinin cogu da turkiye’nin en iyi universitelerine girmeyi basarabiliyorlar her seye ragmen.

Gelismis ulkelerin gelismis ulkelerde okullari var, evet.
0
kuehles blondes
(06.06.21)
Okullar kültür emperyalizminin önemli bir parçasıdır. Mesela ispanyollar da esmer, türkler de. Ama ispanyollar bundan gocunmuyor hatta avrupa'da oldukça yakışıklı / güzel bulunurken, türkler kendilerini sarışın ve renkli gözlü yapmak için deliriyor.

Acaba neden?

Batı ülkeleri birbirilerinin sınırları içinde okullar açıyorlar. Almanya fransa'da, fransa amerika'da. Ama bu daha çok kültürel bir dayanışmanın ve ekonomik işbirliklerinin bir parçası. Bir diğer amaç da o ülkede kendi çıkarlarına uyacak insanlar da yetiştirmek. ATıyorum abd'deki fransız şirketlerinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmek de bu okulların misyonu. Tabii yine kendi içlerinde ufak istihbarat faaliyetleri de yürütüyorlardır bu okulları paravan olarak kullanarak.

Ama dediğim gibi batı ülkelerinin birbirleri içinde okul açması daha çok kültürel dayanışmanın bir parçası.

Asıl mevzu, batı ülkelerinin gelişmekte olan ülkelerde açtıkları okullar. Özellikle 18-20 yüzyılda bu okulların bir çoğu misyonerlik ve emperyalist faaliyetler için kuruldu.

Bu tarz faaliyetlere yumuşak güç denir. Elbette kimse gelip de öğrencilere hadi ülkenizden nefret edin demiyor. Tam tersine, okulu kuran ülke kendi değerlerini sevdirmeye ve sempati toplama gayretinde oluyor. Kitle iletişim kuramlarında fikir ekme gibi bir teori vardır. Muazzam bir yöntemdir. Sempati toplayarak, telkinlerle ya da farklı tekniklerle insanların bir fikri benimsemesini sağlarsınız. Örneğin batı medeniyetinin üstünlüğünü orta okul çağında aldığınız çocuklar üniversiteye gelene kadar tatlı tatlı benimsetebilirsiniz. Burada bahsettiğim teknik ya da ekonomik üstünlük değil.

Mesela Osmanlı'nın son dönemlerinde, cumhuriyet döneminin neredeyse tamamında batılı insan tipi epey yüceltilmiştir. İnsanlar bir alman, fransız, ingiliz karşısında kendini daha yetersiz hissediyor. Güzellik algımız bile böyle şekillenmiş. Ülkenin yarısının sarışın renkli gözlü olmak istemesi tuhaf değil mi? Yukarıda bahsettiğim gibi, ispanyollar bizimle benzer fiziksel özelliklere sahip olmalarına rağmen bundan gocunmuyorlar. Çünkü bizim kadar kültürel emperyalizme maruz kalmadılar.

Bunda osmanlı entelektüellerinin ve ilk dönem cumhuriyet entelektüellerinin önemli bölümünün dönemin yabancı okullarında okumuş olmasının etkisi büyük bence. 1. dünya savaşı'ndan sonra ülkedeki tüm gazetecilerin, yazarların, bürokratların okudukları lisenin bağlı olduğu ülkenin mandasına girmeyi savunması tesadüf olmasa gerek.

Dediğim gibi kimse bu insanlara gidip de "bizim için çalışın" demiyor. Ama propaganda öyle güçlü bir silah ki, insanlar farkında olmadan kendilerine dayatılan düşünceyi büyük bir istekle kendi fikirleri gibi benimseyebiliyorlar.

Fransız okullarından mezun çok arkadaşım var. Birçoğu farkında olmadan fransızlara benzemeye çalışıyor. "parissienne" görünmeye çalışıyorlar. Tarif etmesi çok garip bir psikoloji bu. ama ne demek istediğimi anlatabildiğimi sanıyorum. Sürekli "ben fransız kültürüyle büyüdüm" imasında bulunuyor çünkü o kültürü daha üstün görüyor bilinçaltında. gibi gibi...

Ha türkiye de bunu yapıyor farklı ülkelerde okullar açarak elbette. JAponlar da... Ama batı medeniyeti daha yayılmacı bir politika izlediği için bu daha ilginç noktalara varabiliyor.

Bu arada "yeni kültürler tanımaktan ne çıkar" algısı da gelişmekte olan ülkelere öğretilen bir tavır. Elbette yeni kültürlere açık olmak çok değerli. Ama siz fransa'da
müfredatının türkler tarafından belirlendiği, türk kültürünün baskın olduğu bir okul açabilir misiniz bir düşünün:) Bir türk olarak okul açabilirsiniz. Ama türk kültürünün baskın olduğu bir okul fransa'da türkiye'deki fransız okullarından daha fazla baskı görür.

Şu bir gerçek ki, milliyetçiliğin ve patriotismin modası geçti anlayışı sadece nedense gelişmekte olan ülkelerde oldukça yaygın. Batı medeniyeti kendi sınırları içinde son derece patritotic, milliyetçi ve muhafazakar olabiliyor. Yabancı dil öğrenmek için bizim kadar gereksinim duymuyorlar mesela.
0
anten
(07.06.21)
(7)

İdeal sağlık sistemi diye bir şey var mı?

vatanperver
Birkaç ana problem var konuyla ilgili: 1) ücretsiz olmalı mı? bedava olunca suistimal edilebilir.2) doktor risk alabilmeli mi? başım ağrıyor diyene 1000 tane test yapmalı mı? belki adamda beyin kanseri var, milyonda bir ihtimal.3) tedavisi milyonlarca dolar olan hastalıklar ne olmalı? devlet vergile
Birkaç ana problem var konuyla ilgili:

1) ücretsiz olmalı mı? bedava olunca suistimal edilebilir.

2) doktor risk alabilmeli mi? başım ağrıyor diyene 1000 tane test yapmalı mı? belki adamda beyin kanseri var, milyonda bir ihtimal.

3) tedavisi milyonlarca dolar olan hastalıklar ne olmalı? devlet vergilerin önemli bir kısmını buna mı ayırmalı?

4) kendine bakmayana devlet bakmalı mı? örneğin diş bakımı yapılmazsa, pahalı bir tedavi olan diş implantı gerekebilir.

Dünyada bunları dengeli biçimde çözebilmiş bir ülke var mı?
0
vatanperver
(06.06.21)
Eğer bu sorduğun soruların başında vatandaş vergi veriyor ise hepsine ücretsiz olmalı.
Vermiyor ise hayır.
0
paramolacak
(06.06.21)
1) Vergi veriyorsan çoğu şey onun karşılığında ücretsiz olmalı. Ama çoğu Avrupa ülkesi tam da bu yüzden "aylarca sıra bekliyorsun" diyor. Türkiyedeki gibi devlet + özel hibrit çözümler daha iyi bence.

3) O hastalıklara para ayırdığı için diğer şeyler şaşıyorsa sıkıntı. Denge bulunmalı bence.

4) Kendine bakmak ne demek? Mesela ülkede alım gücü çok düşük, herkes işlenmiş et almak durumunda, bunun sonucunda yaşlılığında kanser olacak belki de. Bunu insan kendine mi yaptı yoksa devletin etkisi de var mı? Fakir bırakıldığı için mi zorunda kaldı?

Dümdüz dişini fırçalamadığı için dişi çürüdü gibi mantık yürütsek o bile doğru değil. Kimi genetik olarak daha yatkın oluyor, kimi hiç bakım yapmasa da çürümüyor. Zaten genel sağlık sistemleri iki tarafı da koruyan orta yolcu sistemler oluyor işte.

Bildiğim kadarıyla artık hasta olduktan sonra değil, tam tersi hasta olmaması için yapılan şeyler öne çıkarılıyor. (bkz: önleyici sağlık hizmetleri)
Mesela devlet sağlık sistemini geliştirmek yerine, stresi azaltıp insanları spora ve daha sağlıklı beslenmeye yönlendirse daha iyi sonuçlar alınacak belki de.
0
nhk ni youkosu
(06.06.21)
Hollanda fena degil.

Aile hekimi isini iyi oturtmuslar doktor ustune titriyor, evine mektup atiyor yarin ac gel tahlil yapicam diye.
Devamli takip ediyor senin hastaligini. Bizdeki gibi aile hekimi pesinde kosmuyorsun.
Ben kendi doktorumu 1 kere denk getirip muayene olamadim. Ne zaman gitsem cikmis oluyor, oradaki doktorlar da trip atiyor.

Sana para veriyorlar spor salonuna git diye, ya da salon devletin tam bilmiyorum. Bi sekilde sporu zorluyor ev kadinlarina falan. Boylece hastaligi onluyor.

Dis olayi zaten rutin sanirim, emin degilim de duzenli gidiyorlar diye biliyorum.

Ayni doktor 3 nesil aileye baktigi icin her seylerini biliyor.

Ama orada da uzman doktor olayi cok zor, cat diye gidemiyorsun bu yuzden hastaneler bos.
Gitsen de cozemiyorlar.


Sigortan yoksa hayvani masraf cikartiyorlar. Mecburen sigorta yaptiriyor herkes.

Yaslaninca patliyor sistem.
Bu yuzden olene kadar calisman lazim, mezarda emekli oluyorsun.
0
divit
(06.06.21)
İnsan en başta tedavi olmayı değil hasta olmamayı bilmeli. Hasta olanın sağlığa ihtiyacı vardır ve belli bir düzeyde bu harcama gerektirir. Genel olarak Devletin her hastaya ücretsiz bakması şu zamanda zor görünüyor. Öncelikle sağlık giderleri, ilaçlar ve ekipmanları tamamen yerli olmalı.

Hasta ve devlet arasında işleyişi sağlayan doktorla diğer ara kurumlara kadar yeniden yapılandırılmalı. Tamamen her şey ücretsiz olmasa da maliyet/fiyat düşürülebilir.

Osmanlı ve Selçuklu zmaanında parası olmayan hastaya ücretsiz yardımda bulunulur ve dönüşü için yol parası dahi verilirmiş. Bu bakımdan eskilerden ama asla değerini yitirmeyen geçmişimizde öğreneceğimiz çok şey var.

Senen 90lara gelindiğinde ise hastane ölen masraflar karşılanmadığı için rehin kalabiliyordu. Hasta ziyareti mi ? O da "ücretliydi"
Trafik kazasından sonra acı içinde kıvranan, konuşamaz haldeki yerdeki yaralıya müdahale için ambulansla gelen sağlık görevlisinin ilk sorusu "sigortan var mı? " ydı
Doğum yapan anneye, çocuğun öldü diyerek evine gönderilmesi çocuğun başka ailelere verilmesi. neredeyse her ameliyattan sonra hastanın vücudu içinde unutulan gazlı bez ve makaslar, gizli kamera görüntülerinde ispatlı olarak doktorun hastasından ameliyat için bıçak parası istemesi, daha neler neler.. akşam haberlerinin değişmezleriydi.
Kısacası insan odaklı tedavi anlayışına sahip doktor ve böyle doktorların yetişmesini sağlayan bir sağlık sistemi anlayışı/müfredatı gerekiyor. Tabi o da temelde manevi değerlerle sağlanabilecek bir şey.

Geçen sene salgın başında aşıların geliştirilmesi bile 2-3 seneye varabilirken açıklamalarda.
Bu pazarda(!) farklı ülkelerden, farklı rakipler ortaya çıkınca 1 senede bir çok ülkeden aşı haberleri gelmeye başladı.
Sağlık anlayışının içinde kapitalizm olduğu sürece insanlar sağlığına kavuşmaz.

3. Soruya cevap tedavi yüksek tutarlı hastalıklar için geçmiş kaynaklar sıkı bir araştırılmalı.
Ve dışarıdan tedavi değil kendi kültürümüze, toprağa ve doğal kaynaklara bağlı bir tedavi anlayışı geliştirilmeli.
O zaman hastaneleri arttırmak yerine tedavi olan insanları arttırmanın önemi daha çok anlaşılır.
0
Erva
(06.06.21)
1) ücretsiz değil zaten. öyle ya da böyle birileri ödüyor. olay kimin ödeyeceği. sigorta herkese zorunlu olursa türkiye'deki gibi, olan ücretli çalışan ya da geliri çok aşırı uçlarda olmayan orta sınıfa oluyor. gibi gibi

2)sevk zinciri bundan ötürü var. uzman doktora aylar sonra görünebilmek anlamına gelse de, doğrusu daha çok bu.

3)sma en güncel örnek. evlilikte eşlere test yapılabilecek bir hastalık. hepatit falan gibi zorunlu tutulabilir. diğerleri de vergiler arasında önemli kısım değildir, virgülden sonraki basamak falan olur anca.

4)kendine bakmayı kolaylaştırmak gerek.

dengeli çözebilen ülke... yok heralde.
0
heeresgruppe
(06.06.21)
Bunu tam çözebilen bir ülke yok bence. Ki zaten çok zor bir denklem. Ben kendi deneyimimden soyleyecegim;
1) ucretsiz saglik diye bir olay yok. Biri her sekilde ödüyor. Türkiye'de sağlık ücretsiz değil. Ek olarak sürekli devlet hastanesi kullanıp ilerlemeye kalkarsaniz Türkiye'de de deli bir sıra var. Isteyen denesin uzman doktor randevusu. Fransa'da da bu var, isleyis; aile hekimi kontrol edip sevk ediyor. Uzmanlarda sıra var. Suistimal edilebildigini sanmıyorum.

2-sevk zinciri. Onun dışında bu risk olayi cok kolay cozulebilecek bir şey degil. Gecen bir yerde gördüm, doktor parmağında birşey yok demis. Bu da inanmıyorum, eğer kirik cikarsa dava edebilir miyim diyordu. Maalesef zor yani bunlarla ugrasmak.

3- sma'dan bahsediyorsaniz test ile anlasilabilecek birşey ama test en son baktigimda ciddi pahaliydi (10bin lira diyordu özel). Bunu devlet karsilamaz ya da ucuzlatmazsa ödemeli. Ki Avrupa'da bazi ulkelerde ödüyorlar milyon euroluk tedaviyi (Fransa'da gene doktorlar onay verirse zolgensma ödeniyor.)

4-ucu acik. Türkiye gibi siyasal islam ülkelerine alkol sigara icen kendine bakmaz odemiyoruz derler. Kendine bakmak tabiki önemli ama onun için de sağlıklı ürünleri daha ucuz yapmalisin, insanlari spora teşvik etmelisin vs. Türkiye'de saglikli besin cok pahali, çoğu ekmek ve karbonhidrat ile besleniyor. Spor salonu pahali ama spor hobisi daha da pahalı. Yasadigim yerde herkes haftasonu doga yürüyüşü, daga tırmanış, göle gitmede falan. Etrafimda kilolu insan yok resmen.

Ama bunu tam çözebilen ülke yok.
0
logisticsmanager
(06.06.21)
Olay eğitimle de alakalı. Eğitimli insan daha az hasta oluyor. Öncelikle bilinçli oluyor. Çocuğu ağlamasın diye önüne cips, meyve suyu dayanıyor. Bu durum maddi gelirden alakasız, eğitimle ilgili. Ikinci olarak eğitimli kişi insan vücudunu tanıyor. Akcigerle karaciğeri çok yakın sanan çok insan var. Örneğin geçen hepatit aşısının covid'e iyi gelecegini sanan insanlar duydum. Çünkü hepatit karacigerdeymis, covid akciğere gidiyormuş, ikisi de ciğer olduğundan hepatit aşısı akciğere iyi gelirmiş. Durum eğitimsiz insanlarda bu şekilde. Sonra antibiyotik kullanımı gelişmiş ülkelerde çok az. Diğer ülkelerde aspirin gibi alıyorlar..
0
howfaristhesky
(06.06.21)
(6)

Baba için klasik saat önerisi

Bakkalmühendisi
Selam dostlar, başlıkta görüldüğü üzere babama doğum günü için saat alacağım fakat pek anlamıyorum. Tarz olarak klasik saatler sever kendileri önerileriniz varsa alırım. Bütçe ortalama 5000 ve biraz daha yukarı çıkabilirim. teşekkürler şimdiden
Selam dostlar, başlıkta görüldüğü üzere babama doğum günü için saat alacağım fakat pek anlamıyorum. Tarz olarak klasik saatler sever kendileri önerileriniz varsa alırım.
Bütçe ortalama 5000 ve biraz daha yukarı çıkabilirim. teşekkürler şimdiden
0
Bakkalmühendisi
(05.06.21)
Seiko 5
Orient Bambino
Tissot Heritage Visidate
Hamilton H32451581 vb.
Steinhart Ocean
0
Başkalaşım
(05.06.21)
5000+ bütçeye Seiko 5 olmaz. Olacaksa Seiko Presage olur. Arada dünya kalite farkı var. Seiko Presage ya da Orient Star derim ben. İsviçre dersen Victorinox olabilir.

Ek: Lütfen dünya para verdiğiniz saat don gömlek markası olmasın.
0
prole
(06.06.21)
Hamilton intra-matic
0
scholes
(06.06.21)
Seiko 5
0
komando kani var bende
(06.06.21)
yukari cikabilirsen kesinlikle vacheron constantin. tam peder saati uretiyor adamlar.
0
nibba
(06.06.21)
Prole +1
O bütçeye çok güzel seiko presage'lar var. Seiko 5 o bütçe varken çok sönük kalir.

Tissot da olabilir.
Ve evet; o paraya kesinlikle saat markasi alin, don gömlek üreten adamlardan değil.
0
logisticsmanager
(06.06.21)
(14)

Müzeler hakkında ne düşünüyorsunuz ?

phiphi
Akşam akşam internette gezinirken aklıma geldi, 2 sene önce italya'ya gitmiş ve roma, floransa , venedik, napoli , verona gibi şehirleri gezmiştik. Gezimiz roma'dan başladığı için önce 3-4 müzedir, tarihi eserdir vs gezdik ( isimlerini çok hatırlamıyorum ) ama beni sonra aşırı şekilde baymıştı. Mese
Akşam akşam internette gezinirken aklıma geldi, 2 sene önce italya'ya gitmiş ve roma, floransa , venedik, napoli , verona gibi şehirleri gezmiştik. Gezimiz roma'dan başladığı için önce 3-4 müzedir, tarihi eserdir vs gezdik ( isimlerini çok hatırlamıyorum ) ama beni sonra aşırı şekilde baymıştı. Mesela vatikan'ın müzesini gezdiğimde ekstra para verilip içeri girilen kısma girdim oradaki eserlere bakıyorum falan ama hiç ilgimi çekmiyor. Belki anlatan birisi olmadığı içindir tabi ama ilgimi çekmiyor yani elimde değil. Aziz petrus bazilikası, pantheon vs müthiş yapılar büyülü falan içine girince ' wow ' oldum ama eser bakımından söylüyorum.

Onun haricinde floransa'da dünyaca ünlü 2-3 müzeyi falan da gezdik mi gezmedik mi hayal meyal hatırlıyorum tamamen. Davut'un olduğu müzeye girmedik, dolayısıyla davutu'da görmedik mesela. Tamam bu belki abartıydı ama, internetten bakınca falan öyle yine çok ilgimi çekmiyor. Görsem öyle 1-2 dkmı ayırır bakarım geçerim gibime geliyor. Uffizi'deki o tablolar vs hiç ama hiç ilgimi çekmiyor mesela girip bakmadım bile.

Onun haricinde 3 ay londra'da bulundum, ki müzeler ingiltere'de ücretsiz olmasına rağmen british museum, national gallery ( önünden kaç kere geçtim hatırlamıyorum ) , london science museum falan hiç ilgimi çekmedi. Yani pandemi de vardı tabi orası ayrı randevu işiyle uğraşamam dedim ama, girip 30 dk dolaşsam patlarım sanırım sıkıntıdan. Greenwich'i gezmiştim mesela dünyanın 0 noktasındasın falan filan da yani ee ? Yine öyle yanımdakileri ayıp olmasın diye ilgileniyormuş gibi yaptım. Bunun haricinde açık havada gezmek, sokak turu veya doğal güzellikler vs daha çok ilgimi çekiyor.

Etrafımda çok samimi olduğum tüm arkadaşlarım da benimle aynı düşünüyor. Parise gidip louvre'u gezmeyen var mesela. Adamın ilgisini çekmiyor.

Sözün özü, sorun bende mi ya ? Harbiden kasıyorum kendimi ulan dur diyorum bişeyleri kaçırıyorum diye de yok yani olmuyor. Bana öyle geliyor ki gerçekten oraya gidenlerin %80i sanki paylaşmak, 1-2 story post çıksın diye gidiyor. Gerçekten ilgisini çeken kısım %10-15i geçmez gibi. Sizce, sizde durum nasıl ?
0
phiphi
(05.06.21)
İlgi meselesi bence. Hayatta en çok sevdiğim şeylerden biridir müze gezmek, antik şehir gezmek.
Ama ilgi alanlarimla alakalı biraz da. Tarih sevmiyorsan, geleceğe dönük insansan vs. Müze sevmemen de doğal.
Zorlamaya gerek yok yani doğa gezin onun yerine :)
0
Benyinegulerim
(05.06.21)
müze var müze var. mesela amsterdam'daki van gogh müzesi bana biraz bayık gelmişti, çünkü modern sanatla falan alakam yok. ama stuttgart'taki mercedes benz müzesi hayatımda gittiğim en güzel aktivitelerden biriydi, yarım günden fazla kalmışımdır içeride. ilgi meselesi yani. tüm müzeler hoşuna gidecek diye bir şey yok, sorun sende değil diye düşünüyorum.
0
roket adam
(05.06.21)
Ben de gittiğim şehirde en önemli 1 belki 2 müzeyi ve özel olarak ilgi duyduğum şeylere dair müzeler varsa onları geziyorum sadece. Mesela Paris’te büyük müzelerden sadece Louvre’a gitmiştim ama çok sevdiğim için Victor Hugo’nun evine de gitmiştim ve bu beni daha çok etkilemişti. Aynı şekilde Prag’da da Kafka Müzesi’nden çok etkilenmiştim. Bu tarz daha spesifik ve ilgi duyduğum şeylere dair bir yerleri gezmeyi daha çok seviyorum büyük müzelerden.

Bahsettiğiniz gibi şehirde park bahçe gezmeyi ya da şehrin sokaklarında yürümeyi daha çok seviyorum galiba ben de. Ama müzeye girince de sıkılmıyorum çünkü büyük ihtimalle ilgimi çekecek şeyler olduğunu bildiğim yerlere giriyorum sadece. Uffizi’yi çok beğenmiştim mesela sizin aksinize. “Müze gezmeliyim” kafasında değilim yani pek ama ilgimi çeken bir şeyler varsa da gayet keyif alıyorum.
0
ms brownstone
(05.06.21)
sanat ve mimarlık tarihi hatta siyasi tarih ile ilgili olmak gerek zevk almak için. hikayesini bildiğiniz olayların objelerini görmek, olayın geçtiği atmosferi solumak duvarlarına dokunmak müthiş bir şey benim için.

ama ilginiz yoksa daha eğlenceli aktivitelere yönelin gezdiğiniz şehirlerde. bilmediğiniz şeylerin müzedeki etiketini okumak çok açmaz. sizin için demiyorum çoğu kişiyi açmaz sıkılır yani.
0
xrated
(05.06.21)
Abi müze öyle random gezilen bir şey değil zaten. Bir konuya ilgin (ve bilgin) olur, o konuyla ilgili müzeye gidersin, hem bi kaç bişey daha öğrenirsin, hem de internetten öğrendiğin şeyleri kanlı canlı görmüş olursun, daha ilginç bir tecrübe olur.

Yani sanat tarihi sevmeyen adam Louvre'a gidip napsın, ne anlasın, ne ifade etsin gördüğü şeyler ona. Louvre hadi çok geniş ve popüler ama özellikle küçük ve odaklı müzeleri gezmenin hiçbir anlamı yok konuya özel bir ilgin yoksa.

Bi de TR'de orta eğitim bok gibi olduğu için Avrupa'da ne olup ne bitmiş kimsenin haberi yok. O yüzden normal yani arkadaşlarının da böyle düşünmesi, haklılar.
0
plutongezegendegilmi
(05.06.21)
Sindire sindire gezmek önemli. Ben bunu şuna benzetiyorum. Bir yerde 100 tane Ferrari, 1 tane Audi görsen Audi'ye burun kıvırırsın ama Ferrari'nin olmadığı bir yerde Audi iyi bir arabadır. Müze de aynı şekilde daha ünlü eserleri görünce geri kalanlar daha sönük kalabilir. Benim gezdiğim müzeler çok büyük ya da önemli değildi ama ilgili olduğum konuların eserlerini incelerken keyif almıştım.
0
dissendium
(05.06.21)
Son paragrafa katılıyorum. Öyle ki bazı müzelerde aptal aptal fotoğraf çeken insanlar yüzünden eserleri göremiyorsun. Zaten google’da milyonlarca fotoğrafını bulabileceğin bir eserin fotoğrafını neden çekerler anlamıyorum. Vatikan’da Pieta heykelini görebilmek için fotoğraf çeken japonlarla kavga etmem gerekmişti.

Heykel mezunuyum.Floransa’da master eğitimi aldım ve David heykelini canlı görmedim öyle söyliyim:) o kadar çok fotoğrafını gördüm, araştırmasını yaptım ki gerçeğini görmek istemedim.

Ayrıca taş toprak sergilenen müzeler var ya bir de onlar da hiç ilgimi çekmiyor. Bilmemkaç yılında bulunmuş bir mağara taşı, ee??

Ama mesela Koç Müzesi çok güzel:)
0
suicides underground
(05.06.21)
@roket adam o da şimdi aklıma geldi, amsterdamda da bir tane bile tarihi yeri gezmemiştik.. vondelpark'da kafayı çekmek daha cazipti mesela öyle de yaptık, ya da şehirde bisiklet turu. büyük keyifti bana göre. hatta ajax maçına gitmiştik o ara yine en keyif aldığım aktivitelerden biriydi. ne anne frank, ne van gogh yani düşünmedik bile.

yalnız o bmw müzesi, mercedes müzesi falan sanırım evet ilgi alakaya göre şeyler benim de çok çok fazla ilgimi çeker.
0
🌸phiphi
(05.06.21)
Ben çok severim müze gezmeyi. Floransa'ya gidip Davut'u görmemeyi düşünemem bile. Once in a life time experience resmen. Hatta böyle minnoş, ufak müzelere ayrıca bayılırım. Böyle dandik kasaba etnografya müzesi olsun mesela, birinin özel müzesi olsun direkt gitmek isterim. Garip nostaljik/romantik bir şeyler hissediyorum müze gezerken. Tanrısal olmayan bir tür huşu hissediyorum, bir tür huzur. Yaşadığımız zamanın öncesinde birilerinin aktüel olarak elinin değdiği bir şeylerle karşılaşmak çok özel bir deneyim bence. Neyse.

Açıkhava müzeleri, antik kentler falan apayrı bir mevzu zaten. Büyülü gibi geliyor bana öyle yerler.

Ama mesele kalabalık olmayan zamanları bulmakta sanırım. Yaşayan insanlar büyüyü bozuyor. Belki sende de öyle bir durum olabilir. Mesele sanatsevmezlik değil insansevmezliktir belki.

Yıllar önce bi şubat ayında Perge'yi ve Aspendos'u gezmiştim mesela, kimse yoktu neredeyse ve aklım gitmişti. Hala unutamıyorum, inanılmaz etkilenmiştim. Ama aynı yerlere atıyorum haziranda falan gitmiş olsaydım bu kadar etkilenir miydim, eminim etkilenmezdim.

Ek: Hayalim The London Dungeon'u ziyaret etmek <3
0
buff
(05.06.21)
Bilmiyorum bazıları ilgimi cekiyor ama genel olarak ilgimi çekmiyor. Esim sevdiği icin her muzeye gidiyoruz ki o da biliyor umursamadigimi ama onun için gittigimi.
Sosyal medyamız zaten yok. Ama onun icin giden coktur eminim.
0
logisticsmanager
(05.06.21)
Valla benim de hiç ilgimi çekmiyor. Ne bileyim gidip bir takım nesneleri görmek ya da o atmosferde bulunmak pek ilgi çekici gelmiyor bana. Yani atıyorum X kişisinin Y zamanında Z yaparken kullandığı şeyi görünce pek bişey değişmiyor benim için. Verdiğim tepki "iyiymiş" tarzında bir tepkiden fazlası olmuyor.

Gerçekten ilgi duyanların oranıyla ilgili bişey söyleyemem doğal olarak ancak story olayı vs dışında bişekil zorunluluk gibi bakan da var. Yani "hazır şuraya gittim bari şurayı da gezeyim" tarzı bir mantıkla gezen de çok.
0
j r r tolkien hayrani
(06.06.21)
@j r r tolkien bende o zorunluluktan var işte. sanki oraya gitmezsem gezimin verimliliği %100 değilde %50-60’da kalcak gibi. özellikle çok çok ünlüyse o müze vs.

o yüzden de sırf görmüş olmak için ilgimi çekmese de girmeye çalışıyorum ama nafile..
0
🌸phiphi
(06.06.21)
Gormus olmak icin gormemek isin anahtari. Ilginiz yoksa paranizi ilginiz olan bir seye harcarsiniz, daha verimli olur.

Mesea ben de ne kadar meshur olursa olsun, “yapmadan dönme!” listesinde olsa da yapmiyorum. Kime gore neye gore yani. Sadece bu gitmeme durumunun bilincli olmasi gerektigini dusunuyorum. Baskalari ne der gitmedigimi ogrenirse diye degil
0
kuehles blondes
(06.06.21)
Görmüş olmak için görmemek +1

Ben mimar/akademisyenim, sanat tarihi ve siyasi tarihe ilgim yüksek. Bununla birlikte doktora da müzeler üzerine. Dolayısıyla yurtdışı gezilerimin önemli bir kısmını müze gezileri ve kenti yaya olarak gezmek oluşturuyor. Eşimin de tarihe, özellikle yakın dönem tarihe ilgisi yüksek, o da bana ayak uyduruyor çoğunlukla ama sanat ilgisini çekmiyor. O yüzden bir noktada ayrılıp, birimiz sanat müzesine, birimiz askeri müzeye gidip sonra tekrar buluşuyoruz mesela :)

Bu noktada önceden bilgi birikimi yoksa araştırarak gitmek, sesli rehber edinmek veya müze rehberi ile gezmek çok fark yaratıyor. Yoksa hiçbir bilginizin olmadığı tabloya dümdüz bakmak elbette bir şey ifade etmez. Mesela Viyana'da çağdaş sanat müzesinde her hafta ücretsiz gerçekleştirilen rehberli tura katılmıştım, muhteşemdi. Ama herkesin "mutlaka görmelisiniz" dediği, Viyana'nın ünlü saraylarının hiçbirinin içine girmedim çünkü ilgimi çekmiyor.

Bununla birlikte müzeler çok çeşitli artık. Hem konu, hem de çalışma yöntemleri bakımından. Dolayısıyla herkese göre bir müze mutlaka oluyor. Doğa tarihi, sanat tarihi gibi konvansiyonel müzelerin yanı sıra müzik müzesi, ne bileyim bilgisayar oyunları müzesi, 90'lar müzesi bile var. Kimi müze uzaktan bakmalı, kimisi daha interaktif.

Dolayısıyla anahtar nokta kendi ilgi alanlarını bilmek ve önden araştırma yapmak. Buna rağmen ilginiz çeken bir şey yoksa o şehirde, o müzelere gitmeseniz de olur. Sizin seyahatiniz, başkalarının nasıl değerlendireceğinize karar vermesine izin vermeyin.
0
gmzo
(06.06.21)
(7)

herkes elektrikli arabaya geçince petrole ne olacak?

ahm1
2030'dan itibaren satılan her iki arabanın bir tanesinin elektrikli, 2040'tan itibaren ise tüm satılan arabaların elektrikli olacağı tahmin ediliyormuş.tabii ki eldeki benzinle çalışan araçların hurdaya çıkması da zaman alacak ama bu tahmine göre 2040'ta benzinle çalışan araçların sayısı bir hayli d
2030'dan itibaren satılan her iki arabanın bir tanesinin elektrikli, 2040'tan itibaren ise tüm satılan arabaların elektrikli olacağı tahmin ediliyormuş.

tabii ki eldeki benzinle çalışan araçların hurdaya çıkması da zaman alacak ama bu tahmine göre 2040'ta benzinle çalışan araçların sayısı bir hayli düşecek demektir.

1) o zaman eldeki petroller ne olacak? petrol rezervleri bulunanlar artık onları çıkartmayacak mı? petrolü bulunan ülkeler, petrol için farklı kullanım alanları mı bulur?

2) ek olarak, bu araçların çıkış noktası "petrol bir gün bitecek, elektrikli araç yapalım" idi değil mi? peki bu kadar elektrik ihtiyacı nasıl karşılanacak? herkes bitcoin'e laf ediyor ama bu araçlar muhtemelen çok daha fazla elektrik tüketecek. bu da gezegenimiz için olumsuz bir durum oluşturmayacak mı?
0
ahm1
(04.06.21)
Petrolün sadece otomobil için kullanıldığını düşünmüyorsunuzdur herhalde. Petrol kavgası petrol olduğu sürece bitmez
0
olaylar olaylar
(04.06.21)
1- Petrol, yalnızca yakıt için kullanılmıyor. Aynı zamanda ilaç, solventler, gübre, pestisit ve plastik gibi birçok kimyasal ürünler için ham madde.

tabi ki talep azalacak ancak petrole bağımlılık her zaman olacaktır.

2- fosil yakıtlar yandığında kirli hava ortaya çıkarıyor. elektrikte böyle bir sorun yok. ayrıca doğal enerji denen yöntem var. rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, çevreyi kirletmeden arabanıza yakıt sağlama oluşacak.
0
trajikomix
(04.06.21)
biliyoruz da, bence kullanımın büyük çoğunluğu otomobiller içindir. yüzde kaçı acaba? böyle bir istatistik olsa vardır. bence %60-70 vardır.
0
🌸ahm1
(04.06.21)
Oran bilmiyorum da petrolu esas yiyenler buyuk araclar. Gemi,ucak vs...
Hele ucaklarin tuketimi hayvani boyutlarda, cozumu de yok.

Bir de elektrik icin butun dunya komur kullaniyor, ilerde de bu degismeyecek. Elektrik uretimini petrole cevirirler.
0
divit
(04.06.21)
Bu sektörün icinde olan biri olarak sunu soyleyebilirim ki altyapı olarak da ciddi bir yatırım var ama evet; su an bütün dunya elektrikli arabaya donse yarin elektrik kalmaz. Toyota ceo'sunun açıklamalari var bu konuda.

Ama 20 sene falan uzun bir zaman. Su son iki senede olan gelişmeleri bile gördükçe olmaz demem hayatta.
Yesil enerji daha artarsa ya da nukleer enerji ki en temizi galiba nükleer enerji: petrol kadar kirletemez.
0
logisticsmanager
(04.06.21)
www.eia.gov

Asıl kullanım alanı neredeyse herşeyin üretimi için bir şekilde kullanılması. Bunun içinde ulaşım dışında yakıt olarak kullanılması ve poliüretan ve benzeri hammade olarak kullanılıp, değerlendirilmesi var.
0
heritage
(04.06.21)
Sorunuza şöyle cevap vereyim, elinizi cebinize sokun ve elinize geçen ilk eşyaya bakın, çıkan her neyse onun içinde, üretiminin herhangi bir aşamasında mutlaka bir petrol yan ürünü var.

Petrol dediğiniz şey çok zengin bir madde, rafinerilerde petrol bir çok işlemden geçirilerek sayısız yan ürün çıkartılıyor, marketten aldığınız poşet bile petrolden üretiliyor.
0
solo
(04.06.21)
(13)

Ticari araç almak?

chicha_v2
Malum araç fiyatları iyice sapıtmış durumda. 200 bin liranın altına da araç kalmayacak çok yakın zamanda. Pekiii ben vw polo alacağım fiyata vw caddy alsam (189 bin tl) ve hususi kullansam ne olur? Araçta 2 litre motor var, tipi de gayet güzel, fiyat desen leziz. Köprüden geçme vs. durumları vardı h
Malum araç fiyatları iyice sapıtmış durumda. 200 bin liranın altına da araç kalmayacak çok yakın zamanda.

Pekiii ben vw polo alacağım fiyata vw caddy alsam (189 bin tl) ve hususi kullansam ne olur? Araçta 2 litre motor var, tipi de gayet güzel, fiyat desen leziz.

Köprüden geçme vs. durumları vardı hatırladığım, bir de yılda bir muayeneye sokmak gerekiyordu sanırım. Bunların dışında boşver ticariyi, üzülürsün diyeceğiniz bir şey var mı ya?

Bir anda çok mantıklı geldi ama bir akıllı ben değilimdir herhalde. Enişte yaftasına falan tamamım, arkaya tuğra bile yapıştırırım dalgasına asfdg
0
chicha_v2
(02.06.21)
mtvde yüksek sanırım.
0
kljgslsdkjsd
(02.06.21)
1.2 polo icin 1200 lira vergi diyor.
2.0 caddy icin 6 bin lira vergi.

Kısacası yillik 4-5 bin lira ekstra masrafi olacak.
0
logisticsmanager
(02.06.21)
Muayeneyi 2 yılda bir değilde her sene yaparım diyorsan, karayolunda 110 ile değilde 88 km hızla giderim diyorsan, uzun yola çıktığımda, karayolları denetim istasyonlarına (kantar) girerim diyorsan gayet de alınabilir.
0
etna
(02.06.21)
Hocam ben peugeot rifter gt aldım. Özellikleri 400 bin liralık arabalarda bile yok. 2019 model 25 bin km'de 225'e mal oldu bana.
Dezavantajları sadece yılda bir muayene gerekiyor, bir de hız limiti otomobile göre 10 km düşük. Ruhsata hususi kullanım olarak geçerse kantara falan girmez. Camlı minivanlar birinci köprüden geçebiliyor. Caddy 2.0 motor olduğundan vergisi çok yüksek ama benim aldığım 1.5 motor olduğu için yıllık 1700 lira vergisi var. Şu ana kadar aldığım en mantıklı karar diyebilirim
0
cowboy
(02.06.21)
mtv yüksekliği ticari olduğu için değil, 2.0 motor olduğu için. 2.0 motor binek de alsan mtv aynı, binek/ticari farkı açısından bunu geçiyorum.

onun dışında ticari var, ticari var. yani bahsettiğin hangisi bilmiyorum ama caddy'nin arka tarafı camlı ve koltuk olanı da ruhsatta kapalı kasa kamyonet diye geçiyor, ama kullanım amacı hususi yazdığı için binekten bir farkı yok. yani köprüden de geçersin, muayenesi de binek gibi olur, kantara da girmezsin. sadece karoseri yapısı farklı bir binek olur.www.log.com.tr

ammaaaa arka tarafı camlı değil de kapalı ise, koltuk yoksa, işte onun yük taşıyan kamyonetten hiçbir farkı yok. köprü kısıtlamasına da, yük kısıtlamasına da, bineğe serbest olup kamyonete yasak olan ne varsa hepsine de takılırsın. www.donanimhaber.com
0
kibritsuyu
(02.06.21)
@kibritsuyu kullanım amacı hususi de yazsa muayene her sene şart.
0
cowboy
(02.06.21)
Camlı ve koltuklu alırım alırsam, evet 2 litre motora çok vergi çıkıyormuş ama Caddy şart değil @cowboy'un dediği gibi Peugeot veya Citroen de olur. Onların da motorları, şanzımanı vs. sorunsuz.
0
🌸chicha_v2
(02.06.21)
toyota proace city'ye de bak bence.
bu arada emin olmamakla birlikte caddynin ruhsatında hususi yazmayabilir. çünkü hususi yazarsa ötvsi 15ten 80e hatta 110a çıkıyor olabilir.
2014 yılında ötv indirimli caddy almayı düşündüğümde hususi araca çeviremez miyiz diye sormuştum. hayır ticari olarak geçiyor demişlerdi.
0
sutlu nescafe
(02.06.21)
hususi oldu mu, o araç 230 bini bulur.
0
mikahakkinen
(02.06.21)
Araç sınıfı ayrı, kullanım amacı ayrı. "Otomobil" ruhsatlı olursa ötv artar, fiyat artar. Diğer türlü araç sınıfı "kamyonet" kullanım amacı da ticari veya hususi olur. Kullanım amacı ötv'yi, mtv'yi etkilemez.
0
cowboy
(02.06.21)
Toyota proace
Peugeot Rifter
Citroen Berlingo
Opel Combo

Bu 4 araç aynı kalıbı kullanıyor. Kasa aynı, sadece ufak tasarım farkları var. İçi de dışı da aynı yani. Ama donanım olarak farklılıklar çok.
0
cowboy
(02.06.21)
şimdi konu karıştı. madem öyle teknik bilgiye gireyim.

otomobilin binek mi, ticari mi olduğu da, % kaç ötv'ye tabi olduğu da, gümrük tarife istatistik pozisyonu cetveli isimli bir tabloya göre belirlenir. bu tablotaki kodlarına göre binek mi, ticari mi, %kaç ötv uygulanacak ayrılır. ruhsatta yazana göre belirlenmez. daha doğrusu, ruhsata da buna göre yazarlar.

drive.google.com

listenin uygun kısmını size kestim. 87.03 kodundakiler binektir, ötv'si yüksektir. 87.04 kodundakiler ticaridir, ötv'si düşüktür, bütün o bineklere serbest olup ticarilere yasak olan kısıtlamalara, muayene şartına vs tabidir.

alacağınız caddy 87.03 ise herhangi bir binekten farkı yoktur, ötv yüksek olduğu için de o dediğiniz fiyata olmaz. 87.04 ise ötv düşük olur, uygun fiyata alırsınız, ama ticari olduğu için sıkıntı çekersiniz.
0
kibritsuyu
(02.06.21)
Abi tek farki hiz limiti ve her sene muayeneye girmesi. Bir de konfor olarak, surus zevki olarak binek arac gibi olmuyor. Bunlara tamamsan mantikli. Sadece 20kmh fark var deme. Ozellikle hiz limiti olayi cok can sikici.
0
Kirmizibavul
(02.06.21)
(16)

Seboreik dermatit

Filinta61
Sakalimin cene kisminda bundan var. Biyik kisminda da bundan var. Momecon diye birnilac var damlatiyorum arada bir. Bir haftavrahat ediyor. Sonra pul pul kepeklenme oluyor. Sonra tekrar tatli tatli kasinmaya basliyor. Boyle devam ediyor. Bundan kurtulan var mi. Kepeklenmeyi ve komple kurtulmayi basa
Sakalimin cene kisminda bundan var. Biyik kisminda da bundan var. Momecon diye birnilac var damlatiyorum arada bir. Bir haftavrahat ediyor. Sonra pul pul kepeklenme oluyor. Sonra tekrar tatli tatli kasinmaya basliyor. Boyle devam ediyor. Bundan kurtulan var mi. Kepeklenmeyi ve komple kurtulmayi basarabilrn var mi.
0
Filinta61
(01.06.21)
benim saçımda var, head and shoulder clinical strength ya da vichy nin dercos diye bir şampuanı var yeşil, bunlarla çok rahatım hangini bulabilirseniz onu deneyin.
0
benaslinda
(01.06.21)
Dostum sorun bagirsaklar. youtube da arastir cozersin
0
tezek
(01.06.21)
travazol krem!
0
levybroo
(01.06.21)
Sac; head and shoulders clinical strength.
Plase olarak t/gel neutrogina
Ikisinde de kepeklenme cok azaldi.

Krem; ds solution

Simdi biraz bakinca cicalfat ürünü redditte çok önerilmiş. Onu da alacagim.

Arada da biyolojik elma sirkesi sürüyorum yüzüme. Sac icin de yapabilirsiniz ama su ile yari yariya gibi yapmak lazim ph dengesini bozmamak icin.
0
logisticsmanager
(01.06.21)
o dediğin kortizonlu bir ilaçmış. Doktorlar çok rahatsız olursan kısa süre kullan diye o tür ilaçlar veriyor ama seboreik dermatit bitmeyen bir şey. Mevsim geçişlerinde artıyor, sonrasında azalıyor.

Ben başta o tür kremler kullanmıştım ama artık çok sallamıyorum şampuan vs. ile halletmeye çalışıyorum.

Neutrogena T/gel bende işe yarıyor mesela. Ama dönem dönem H&S Intensive treatment(clinical strenght), başka markalar vs. dolaşıyorum.
0
nhk ni youkosu
(01.06.21)
head and shoulder clinical strength haftada 3 kere şart
her duşta yüz temizleyici kullanmak şart
duştan sonra kızarık bölgelere bepanten sensiderm şart
bira, yağlı ve baharatlı yemekler, abur cubur vs yasak
dikkat etmezsen zamanla tüm yüzüne yayılır
0
hasmetizm
(01.06.21)
çözümün kremlerde, losyonlarda, şampuanlarda olmadığını, bağırsaklarda olduğunu ve candida diyetiyle buna dur dendiğini yazıyor pek çok insan yabancı kaynaklarda.
sözlükte de değinmiş bi çok kişi.

eksisozluk.com
0
la traviata
(01.06.21)
Bu konuda yıllarca doktorlara gittim, herkes farklı bir şey söyledi, özellikle bir dönem travozol gibi kortizonlu kremleri kullanarak kalıcı deri incelmesi yaratmışım suratımda, kızarıklık epey de yayıldı, rozasea denen bi cilt hastalığı da oluştu, çok çektim yani. Sonuç olarak yağlı, zararlı yiyeceklerden, alkolden, uykusuzluktan uzak durma + aşağıdaki kremler ile konuyu çözmeye yaklaştırdım.

Saç için: www.amazon.com.tr
Yüz için: www.amazon.com.tr

Ama dediğim gibi %100 bir tedavisi yok. İki gece ard arda içip, geç falan yatsam suratım yine kızarıyor, ama normal yaşadığım ve bu kremleri kullandığım sürece işim çözüldü diyebilirim.
0
roket adam
(01.06.21)
head and shoulder clinical strength Ve blue cap
Başka çözüm yok
Kalıcı çözüm hiç yok
0
otopsicocugu
(01.06.21)
Içki yok, bagirsaklar saglam, travozolu gogsumun ortasina ayda bir suruyorum. Orada da var mir miktar. Momeconu da ayda bir sakal bolgesine suruyorum.

Sampuani bir deneyeyim ama sac dokmesi hoş degilmis. Zaten az sac var.

Beslenme hazir degil, evde nispeten yagsiz besleniyirum. Baharat karabiber ve pul biberciyim.

Cevaolar icin tesekkurler.
0
🌸Filinta61
(01.06.21)
Head & Shoulders kullanıyorum ben de yıllardır ama saça çözüm oluyor sadece. Sakala çözüm olmuyor. Onun için m-furo merhem kullanıyorum ama sadece çok kızarınca yüzüm ve rahatsız edince kullanıyorum. Sık kullanılması önerilmiyor hiçbir yerde.
0
himmet dayi
(01.06.21)
Bu illetin tedavisi yok maalesef 20 senedir hayatımda kendileri. Arttığı zamanlarda baskılamak için dermovate pomad ve losyon kullanıyorum. Kortizon maalesef fakat bana tek iyi gelen bu ürün. Bir de ek olarak eskiden zetion sampuan kullanıyordum tek fayda gördüğüm şampuan idi kendileri fakat hammadde sıkıntısından su aralar üretilmiyor.
0
apocalipy
(01.06.21)
Süt ve süt ürünlerini kesince düzeliyor benim. Eşiminde aynı şekilde. Benim yüzümde var onun saçında var.
0
zimbirik
(01.06.21)
Takip için yazıyorum. Geçmiş olsun
0
kisa
(01.06.21)
selamlar,

5 senedir denemediğim hiçbir nane kalmadı. kreme şampuana verdiğim paraya acıyorum. bu duyuruyu görünce tekrar araştırmaya başladım. sabah ve akşam yemekten yarım saat önce 1 bardak suya 1 silme çay kaşığı sodyum bikarbonat/ingiliz karbonatı atıp eritip içme gibi bir öneri buldum. bunu deneyeceğim. bu duyuruya da gelişmeleri yazacağım.

www.youtube.com
0
hemsta
(01.06.21)
Ben 20 senedir çekiyorum bu illeti. Kullanmadığım kortizonlu ilaç, şampuan kalmadı. Kalıcı çözüm malesef yok, head and shoulders clinical strength benim saçı da sakalı da rahatlatıyor, ciddi bir saç dökülmesi de yok.
0
cowboy
(02.06.21)
(12)

Kurumsal Hayata Dair Bazi Sorular - Tecrube Paylasimi

yuzır
Merhabalar, soracagim soru belki cok naif olabilir bilmiyorum, fakat buradaki bu kadar insanin tecrubelerine dayanarak yorumlarini ve deneyimlerini ogrenmek istedim.Kurumsal hayatta yalakalik yapmadan bir yerlere gelmek mumkun degil mi? Surekli gorunur olmak mi gerekiyor bir sekilde? Surekli yaptigi
Merhabalar, soracagim soru belki cok naif olabilir bilmiyorum, fakat buradaki bu kadar insanin tecrubelerine dayanarak yorumlarini ve deneyimlerini ogrenmek istedim.

Kurumsal hayatta yalakalik yapmadan bir yerlere gelmek mumkun degil mi? Surekli gorunur olmak mi gerekiyor bir sekilde? Surekli yaptigimiz her seyi yoneticimizin gozune mi sokmaliyiz mesela? Sadece isimizi iyi yapiyorsak bu yeterli degil mi? Bu Turkiye’de de yurtdisinda da bu sekilde mi?

Ben karakter geregi boyle biri degilim ve eger genel bakis acisi bu ise yoneticilerin vs bu benim hicbir zaman isimi duzgun yaparak bir yere gelemeyecegimi gosteriyor. Cunku karakter olarak “o kisi” olamam gibi. Bir noktada yoneticilerin gorevi her calisaninin kisisel olarak kapasitesini bilmesi ve buna gore bir kariyer ve gelisim belirlemesi ve buna gore yonlendirmesi degil mi? Bunu yapan yonetici yok mu?

Bu durumda aslinda sorun kurumsal hayatta degil de bende mi oluyor? (Buradaki ben aslinda benim gibi olan elbet baska insanlar da vardir, onlari da temsilen) Ben kurumsal hayata uygun degil miyim? Birileri beni fark etsin ve yonetici yapsin gibi bir amacim yok ama sadece isimi iyi yaptigimin ben soylemeden de fark edilmesi gerekirmis gibi geliyor. Tanima ve farkinda olma aslinda. Sonucta bunun bir onemi yoksa, benim isimi iyi yapmamin hicbir karsiligi olmuyor aslinda. Belki daha cok enayi bile oluyorum. En azindan boyle hissettiriyor.

Umarim kendimi anlatabilmisimdir, gerekirse cevaplara gore ekleme yaparim, tesekkurler simdiden.

Edit: Bu arada global bir sirkette calisiyorum, orada durum boyle mesela, burada o yuzden sirket kulturunden ziyade, konu yoneticiyle mi ilgili, anlattigim diger turde de olan yoneticiler var mi, bunun orani nedir gibi sorularin cevabi da benim icin iyi olur.
0
yuzır
(31.05.21)
Eğer çok şanslı değilsen türkiyedeki çalışma kültürü insan kültürüyle doğru orantılı olarak tam anlattığın gibi
0
freebird5406_2
(31.05.21)
işini iyi yapmak her zaman yetmez, o işe fikir ya da yenilik katman beklenir. bunu da yöneticine sunman yalakalık değildir.

insanlar sosyal etkileşim için gereken psikolojik birkaç ipucunu yalakalık olarak anlıyor. her ne kadar profesyonel bir ortam da olsa insanla çalışıyoruz ve insan psikolojisi, sosyal iletişim becerisi gibi konular tüm bu sürecin ortasında. insanlarla iyi ilişkiler kurmak, insanların hoşuna gideceği şeyleri söylemek, onlara kendilerini iyi hissettirmek tüm bu iş hayatının olmazsa olmazı. olmayan şeyleri oldurmak, yalan söylemek, birilerinin kuyusunu kazmak doğal olarak yaşanan şeyler oluyor ama bunları yapmadan bir yere gelemeyeceğini düşünmek yersiz.

çalıştığın yerdeki düzen bunlara, kuyu kazmaya, yalancılığa izin veriyorsa evet, bunları yapmamak seni arka plana itebilir. ve evet, kurumsal görünen çoğu yer bu "vahşi" ortama izin veriyor. hatta tüm iç işleyişini, organizasyon şemasını bu rekabete göre, bile isteye düzenlemiş şirketler de var. eğer onların arasındaysan evet, sana uygun değil denebilir. ama bu durumda dahi bakış açını değiştirip işe birilerine yalakalık yapmak değil, sosyal ilişkileri, insanı yönetebilmek olarak bakarsan gelişme kaydedersin. aksine, herkesin kaypak olduğu ortamda senin dürüst bir şekilde bu iletişimi sağlaman sana avantaj bile olur.

birçok detay var bu bahsettiğim iletişim noktasında, buraya yazmak çok zaman alır. üzerine biraz düşünsen senin de aklına gelir bu arada, öyle gizli, sır şeyler değil. sadece bakış açını değiştirip farklı açılardan bakmaya çalış, sonra kendi örneklerin üzerinden değerlendir; eminim kendi kendine de fark edersin.
0
Jux
(31.05.21)
@jux merhaba bu dediginizi ben iyi detaylandiramamisim soruda, isini iyi yapip bunu aktaran kisiler degildi aslinda ilk bahsettigim grup, daha cok isini o kadar iyi yapmayan ama bunu iyi satan ve yalakaliklarla destekleyen kisilerdi, ornegin yanlis giden seylerin farkinda olup yonetici ile ters dusmemek icin soylememek vb gibi hareketler. Ya da safi haset de duyuyor olabilirim belki de.
0
🌸yuzır
(31.05.21)
Aynen dediğin gibi,
Yalaka olmadım, zaten işim olan, yapmam gereken şeyleri allayıp pullayıp yöneticime anlatmadım, anlatanlarada açık açık ee zaten bu işin hacım ne diye yaldızlıyorsun dedim, yöneticimde dahil olmak üzere bir çok arkadaşımın içinde bulunduğu durumlara göte göt dedim.

Yöneticimin de yöneticisi beni kenara çekip ''olum bak yöneticinde dahil en eskisi sensin, az daha parlat şu işleri senin önünü açalım dedi, hacım sen benim karakterimi biliyorsun ben yapamam 3 lira fazla alıcam, patron herkesin ortasında beni alkışlıcak diye değiştiremem karakterimi dedim, ayrıca yönetici olunca şakşakçı adamlarla daha yakından çalışmak zorunda kalıcam o nedenle de istediğiniz duruma gelmek istesemde gelmem dedim.

Şimdi çok rahatım, insanlar işimi yaptığımı biliyor, şakşakçı olmaduğımı vitrine önem vermediğimi biliyor, bu sayede hem gerçekten benim gibi düşünen insanlarla çalışıyorum hemde göte göt dediğim için kimse bana bulaşmıyor :)
0
paramolacak
(31.05.21)
o da yetmez. bazı alanlarda monopol olacaksın. iş öğretmeyeceksin, sana mecbur olacaklar. işin devamı için senin olman gerekecek vs. böyle kurgulanmış iş hayatı.

ben kendimi anlatayım. aşırı çalışkan, vızır vızır, speedy gonzales bir adamdım ilk yıllar. çalıştığım denetim sektöründe kendini göstermesen bile eğer çok çalışkansan çalıştığın görülür. sonra geçtiğim şirkette kendini de pazarlaman gerekiyordu ama benim bilgimle ilerleyecek işler olduğu için değerim biliniyordu. şimdi ise üst düzey yöneticiyim. nasıl geldim buraya? eski şirketimin küçük versiyonuna geçtim. global bir şirket yine ama minnak bir yer. eski global şirketlerdeki tecrübemi buraya çok iyi aktarıyorum. bunları yaparken yine görünür oluyorsun.

sana almak istersen tavsiyem, yine global kurumsal ama az çalışanlı yerleri dene. hiç zorlamasan da kaliteni göstermen çok kolay. küçük gölde büyük balık ol. bir sürü departmanla bitmek bilmeyen toplantılar yok. kafa rahat. kararları 2-3 kişi alıyor :)

böyle yerler kalifiye insanı kendine çekemiyor. kalifiye insan gelince de değeri biliniyor.
0
stewie
(31.05.21)
Birkaç kere yazıp sildim. Ben de uluslararası bir şirkette çalışıyorum. Sizi tenzih ederim ama bana gelen örneklerde büyük çoğunluk sosyal anlamda sorunlu kişilerdi. İçlerinden birkaçını aslında prensipte haklı buldum, ancak sorunu ortaya koyuş biçimleri çok kaba ve uzlaşmazdı. Her türlü kategorizasyon yanlıştır ama ben de bana baş vuran insanları gruplasam şöyle bir profil çıkartırdım:
1- Pasif Agresifler: Çoğunluğu haset içinde. Öne çıkan herkes ya torpilli, ya yalaka ya da onun fikirlerini çalıp (daha iyi satıp) yükseliyor. Sesleri genelde çıkmıyor, ama çıktığı zaman da gemileri yakıp gidiyorlar.
2- Sinsiler: Grup çalışmasına yanaşıyorlar ama çalışmadan anladıkları grup çalışsın ben nemalanayım. Arada fırsat çıkarsa grubun sessiz kişisinin emeğinin üzerine çökmek için fırsat kolluyorlar. Bunların düz eleman olanları ayrı dert, yönetici kisvesi altında çalışanının emeğine çökenler daha bir dert.
3- Çalışkan arılar: Bunlar nahifler hakikaten. Yöneticiden gelecek bir takdir, az bir prime dünyanın işini yaptırabilirsin. Sanıyorlar ki yöneticisi takdir ediyorsa herkes onların nasıl çalıştığını görüyor, yükselmek için önlerinin açık olduğunu düşünüyorlar.
4- Tembel tenekeler: Tanım anlatıyor durumu
5- Sunum perileri: Valla en takdir ettiklerim bunlar. Ellerindeki 1 liralık malı, 5 liralık mal gibi sunma becerisine sahipler. Alıcıları da çok. Hayat onlara güzel.

Ben uzun zaman 3 numaradaydım, ne zaman ki aslında yaptığım işin sadece bir üstüm tarafında tıkanıp onun üstü tarafından asla görülmediğini öğrendim o zaman içimdeki sunum perisi galeyana geldi. Ama içimden gelen bir şey değil bu sunum perisi hali, üzerinde çalışmam lazım. Size de tavsiye ederim. Yalakalık değil. Sadece düşündüğünü ifade ederken çok stratejik davranıyorlar. Resmen adam "fikrimi nasıl satarım" üzerinde düşünmüş. İtiraz ederken bile öyle bir sunuyor ki, "Tabii" diyorsun, "aslında ben de öyle düşünüyorum ama onun kadar iyi ifade edemediğimden farklıymış gibi duruyor düşüncem".
Size tavsiyem çok rigit olmayın. Sizden farklı davranan insanları da önyargısız anlamaya çalışın.
0
SiyamkedisiZorro
(31.05.21)
Isi iyi yapmak yeterli degil, kendini / isini pazarlayabilir durumda olman da gerek. "yalakalik" degil bu , insanlar "yuzir isini iyi yapar, sirkete faydalidir" seklinde dusunebilmeli.
0
fakyoras
(31.05.21)
Alanınızda çok iyiyseniz, teknik bilgi gerektiren bir işiniz varsa, özetle size muhtaçlarsa yükselebilirsiniz. Gözünüzü hırs bürümediyse, ananız babanız sizi düzgün yetiştirmişse vs. bunun bedelini ödersiniz. Bir ihtimal yıllar içinde kendinize sınırlar çizmeyi, hayır diyebilmeyi, bazen ağırlığınızı koyabilmeyi öğrenir, ortamın doğasını kabullenir ve emekliliği beklersiniz.

*Mevcut yöneticiler yükselebilmek için yalakalık yapmışlardır, yapmaya devam ediyorlardır, sizden de beklerler.
*İş ortamında, daha çok kamuda ekoller(?) vardır, gruplaşarak birbirlerini bir yerlere getirirler. *Yöneticiler ricacıların işini görürler, zamanı gelince isteme sırası onlara gelir. Yükselmeniz olası bir pozisyon varsa dahi önemli bir referansı araya sokmazsanız daha çok beklersiniz. (Kamu ve büyük şirketler)
*Aykırı sesleri sevmezler. Olası olumsuz sonuçları dile getiren tek kişi siz misiniz? Papağan gibi saçma sapan konuşanlar sandığınız kadar aptal degil.
*"Bu işleri de birileri yapacak" : Yozlaşmış yönetici atasözü. Birini kimbilir hangi sebeple kayıran her yönetici, hunharca yüklendiği kişiyle ilgili vicdanını rahatlatmaya, durumu normalleştirmeye çalışır.
*"Okşamayı bileceksin" Beni tiksindirse bile iş hayatımda bana kurulan en dürüst cümle bu olabilir. Devamı RTÜK'e takılacağı için sadece girizgahı yazdım. Bu cümleyi kuran aldı başını yürüdü, daha ne diyeyim.
*Sürekli sunum yapma derdinde olan tipleri gözlemleyin. Yakında yöneticiniz olabilirler.
0
zihua
(31.05.21)
Yoneticilik icin bir kere en onemli oncelik isini iyi yapmaman.

Isini iyi yapan birine terfi verirsen o isi yapacak birini bulman gerekir.
Bunu yapmak her sirket icin buyuk bir salakliktir.
Behzat c'yi vali yaparsan yerine behzat c bulman gerekir.


Birinci sarti sagladiysak ikincisine geliyorum.
Terfi icin yalakalik yetmez oyle olsa terfi cok kolay olurdu.
2 ay yalakalik yap kap terfiyi dimi.

Terfi icin ozellikle de yoneticilik icin kosulsuz biat gerekir, ust tarafin kararlarini sorguluyorsan terfi alamazsin.

Bunu da cok guzel test ederler, absurt bir karar alirlar senin ne derece itiraz ettigine bakarlar.
Mesela biz hep evden calisiyoruz korona var diye, alakasiz birgun bizi ofise cagirdilar.
Mudurumuz bunu asiri savundu.
Sonra virus cok artti diye patron vazgecti.

Mudur bunu da asiri sekilde savundu :)


Bu adam oyle salak falan degil, beynini kiraya vermis degil.
Rolunu oynuyor.


Daha da kriterler var da temeli bu.
Bunlara uymadan transferle olabilirsin belki.
0
divit
(31.05.21)
Herkes yalakalar yükseliyor sanıyor. Millet mal mı da boş adamı yükseltsin? Biz kimin ne yaptığını görüyoruz. Yalaka da olsa senin görmediğin veye görmek istemediğin bir yeteneği vs olabilir. Çalışmasında sorun olmadığı sürece de sorun yok ki.

İşini çok güzel yaptın diyelim bunun üzerine ikili ilişkiler de lazım. Yöneticinle aran iyi değilse seni yükseltip kendine niye rakip yaratsın? Sen çalışma arkadaşların tarafından sevilmezsen niye sevilmeyen adamı yükseltsin? Oyunlarda bile belli başlı seviyeler var. Atıyorum karizmaya +3 vermezsen şunu tavlayamazsın gibi. Sen sessiz sakin oturup sadece verilen işi yapıyorsan seni kim ne yapsın? Sevilmezsen fark edilmezsin.

@divit 'in verdiği behzat ç örneği yanlış. Sen behzat ç gibi bir yeteneği alıp yükseltmezsen de olmaz. Bu adam işinde iyi, çevresinde saygı uyandırıyor. Bunu vali yap milleti mum gibi yapar kendinden bir şeyler katar. Bir tane suçlu yakalayan adam emrindekiler aracılığıyla 100 kişi yakalar. Gidip de klimacıyı ihracat sorumlusu yap demiyoruz sonuçta.
0
Amory Lorch
(31.05.21)
Hayatta bir kaybedenler vardır, bir de kazananlar. Kazananlar bir yolunu her zaman bulur, kaybedenler de kazananları izler, yorum yapar, yalakaydı, onu yalıyordu, bununla iyi geçiniyordu der. Bu yol şirketten şirkete değişir. İş hayatındaki başarının %10-20'si teknik bilgiyse %80'i sosyal zekadır. Bu sosyal zekayı ve teknik bilgiyi nasıl harmanlayacağın, nasıl ilerleteceğin şirketten şirkete değişir.Bir de şu var, işini iyi yapmak takdir edilecek bir şey değil. İşini iyi yapmak zorundasın zaten, mecbursun buna.

Ben de global bir firmadayım, yöneticilerimin çoğuna sümüğümü atmam. Ama adamlar doğru zamanda doğru yerlerde bulunmuş ve doğru adımları atmışlar. Yalakalık değil, adam olması gerektiği gibi işini yapmış ve o senaryoyu oynamış. Eğer iyi bir çalışan olup yılda %10 zam almak istiyorsan aynen devam et, ama daha büyük oynayacaksan bu işi öğrenmek mecburiyetindesin. Hele ki firman yabancı yöneticilerin falan olduğu, gerçekten uluslararası bir ortamsa işin içine kültürel farklılıklar da geliyor, ve evet sosyal zekan yoksa bu ortamda fark edilme ihtimalin yüzde 0..
0
roket adam
(31.05.21)
Dünyanın en büyük fmcg firmalarindan birinde calistim; egitimde exposure dediler. Kisacasi evet, isini ne kadar iyi yaptığın önemli ama bunu kaç kişinin bildiği de çok önemli. Yalakalik değil ama sadece işini iyi yapmanin yettiğine inanmiyorum.

Misal su anda da büyük firmadayim, kendim cok yapmasam da Kendi yöneticilerim benim yerime yapıyor (misal rapor vs hazirlarsam üst yönetime benim mailimi forwar ederek yolluyorlar ya da direkt üst yönetime benim yollamami söylüyorlar vs vs. Bu sayede giriş seviye bir müdür olarak n+3 ile iletisimim var ya da benden bahsettikleri için emea ik direktörü ile tanıştım vs.)

Yalakalik ile isini düzgün yaptığını gösterme arasinda fark var bence. Misal benim bir calisan var. Bazi isleri var sirf o yapiyor ve yaptigi islerin ne kadar zaman aldigini falan kimse görmüyor. Bu aslında kötu çünkü çok fazla iş yükü yok gibi gözüküyor bazen.

Edit: yurtdisinda calisiyorum.
0
logisticsmanager
(31.05.21)
(6)

burada ne yazıyor?

levybroo
GönNo yazan yerdeki sayılar neler?edit: doğrusu hangisi bilsem ona göre tiklicem ama bilemiyoruz :D herkese benden tik.
GönNo yazan yerdeki sayılar neler?

edit: doğrusu hangisi bilsem ona göre tiklicem ama bilemiyoruz :D herkese benden tik.
0
levybroo
(28.05.21)
999720580598
0
logisticsmanager
(28.05.21)
999720560550
diye okudum.
0
mutekebbir
(28.05.21)
999720560598
0
juliette
(28.05.21)
@juli+1
..72056.. ya da ..72058.. olmalı tam belli değil ancak bana 6 gibi geliyor.
0
j r r tolkien hayrani
(28.05.21)
"imam hatipler kapatılsın" gibi okudum. emin değilim.
0
himmet dayi
(28.05.21)
999720500598
0
pro9it9is9
(28.05.21)
(7)

130 bin tl'ye kadar bekar adam arabası

roket adam
bir arkadaşım için araba bakıyoruz da, buraya da bir sorayım dedim.sınır 130 bin tlmümkünse otomatik, ama çok eski olacaksa manuel de olurarkadaşım tek, bagajının kendisinin vs büyük olması vs önemli değilmümkün olduğu kadar yeni ve max 60-80 bin kmde bir araç olması lazımağır kazası, hasar kaydı vs
bir arkadaşım için araba bakıyoruz da, buraya da bir sorayım dedim.

sınır 130 bin tl
mümkünse otomatik, ama çok eski olacaksa manuel de olur
arkadaşım tek, bagajının kendisinin vs büyük olması vs önemli değil
mümkün olduğu kadar yeni ve max 60-80 bin kmde bir araç olması lazım
ağır kazası, hasar kaydı vs olmasın
mümkünse çabuk satılabilsin (arkadaş yurtdışına gitmeyi düşünüyor 1-2 sene içinde)

aklınıza neler geliyor yıl / araç / paket olarak?
0
roket adam
(28.05.21)
2012-2013 model suzuki swift
0
temasettin
(28.05.21)
Suzuki swift+1
Ek olarak yaris
0
logisticsmanager
(28.05.21)
Çabuk satılabilir bir araç için toyota, honda, hyundai, renault, fiat, volkswagen ekseninde dolaşmak lazım.

Bu fiyata yaris, belki auris,
honda jazz, renault clio,
volkswagen polo (zor ama bir ihtimal)
skoda fabia bakılabilir.

Suzuki swift'i ben de pek beğeniyorum ama satışı zor olabilir.
0
anten
(28.05.21)
www.sahibinden.com var bende almak istersen118K da.
0
dallaque
(28.05.21)
abi otomatik şart mı egea alsın geçsin sıfır gibi binsin ne güzel. satılması da 15 dakika falan sürüyor.
0
tabii lan manyak mısın
(28.05.21)
Selamlar, aynı kaygılarla aldığım aracımı yurtdışına taşındığım için satıyorum. Aradığınızda ismimi verirseniz indirim yapılacaktır www.arabam.com
0
mesutcang
(29.05.21)
Nissan Micra aldı.
0
🌸roket adam
(05.06.21)
(22)

yurt disinda mutlu olamadigim icin vicdan azabi cekiyorum

bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
evet dostlar, üzgün veya mutsuz degilim ama mutlu da degilim. konuyu biraz acayim.disaridan bakinca herkesin cok yasamak isteyecegi bir sehirde ve muhitte yasayip, cogu insanin yapmayi dileyecegi bir isi yapiyorum ama hayata karsi inanilmaz nötrüm. sosyal medyada turk timeline'ina bakip insanlarin y
evet dostlar, üzgün veya mutsuz degilim ama mutlu da degilim. konuyu biraz acayim.

disaridan bakinca herkesin cok yasamak isteyecegi bir sehirde ve muhitte yasayip, cogu insanin yapmayi dileyecegi bir isi yapiyorum ama hayata karsi inanilmaz nötrüm. sosyal medyada turk timeline'ina bakip insanlarin yurt disi hayallerini, isteklerini görünce veya yurt disina cikmis insanlarin mutlulugunu gorunce kendime kendime "ulan sen neden mutlu degilsin, ne buyuk sorunun var hayatta" diyorum ve kendime kiziyorum.

zamaninda okuyup calistigim yere birkac yillik turkiye arasindan sonra sirketin istegiyle geri geldim. dilini biliyorum, egitimim bu ulkeden, ortami biliyorum, tanidiklarim var ama icimde hicbir ekstra sevinc yok. turkiyede nasil yasiyorduysam ayni duygularla yasiyorum. diger insanlar gibi ne guzel iyi bir ulkede yasiyoruz diyemiyorum.

insanlarin avrupada cekilmis herhangi bir sokagin fotografina verdikleri tepkileri gorunce sasirip, insanlar senin bu hayatina ne kadar ozlem duyuyor ama sen sifir neşe ile oturuyorsun diyorum kendi kendime ve yasadigim hayata karsi nankörlük yapiyormusum gibi hissediyorum.

es dostun bir kismini turkiyeden taniyorum, bir kismi da bu ulkenin insani ama hicbir türk'e bu konuyu acamadim. nedense biraz cekindim bu konuyu konusmayi. belki onlar da benle ayni duygulari paylasiyor ama emin olamiyorum.

birkac haftadir dikkat ediyorum. is sonrasi veya hafta sonlari yaptigim aktiviteler ve bulusmalar bir gorevmis gibi gelmeye basladi. inzivaya cekilip kendi kendime evde kafa dinlemeyi istemem sanki yasadigim hayata nankorluk gibi geliyor.

evet, kazanc olarak daha iyi durumda oluyorsun. her ne kadar turkiyeden gorundugu kadar olmasa da maddi olarak rahatliyorsun. evet, sehirler guzel ve planli. evet, insanlarin hepsi olmasa da cogu daha duzgun. evet, daha huzurlu vs. fakat bunlarin hicbiri beni daha neşeli kilmadi.

gecenlerde turkiyeden yeni gelmis (sanirim okumak icin) ve bana bir konuyu danismak isteyen iki gencle tanistirdilar. nasil mutlular, nasil yuzleri guluyor anlatamam. ben de onlaro oyle gorunce mutlu oldum ama modumun onlar kadar yuksek olamamasina kizip durdum sonrasinda.

bu soruyu acma nedenim de aslinda yurt disinda en azindan bir 5 yili devirmis arkadaslarin ne hissettigini ogrenmek. ben calisan sinifa mensup bi insan olarak yine calisan kesimden, orta sinif arkadaslarin duygularini merak ediyorum.
0
bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
(27.05.21)
10 seneye yakın okul+iş milano. şu an geri istanbul.
Şehir ülke insanı mutlu etmeye yeten şeyler olmadığı gibi mutsuzluk sebebi de değil aslında.

dünyanın en klasik sorusu bu, "sen hayatta ne yapmak istiyorsun? istediğin, sana iyi gelecek şey nedir?" cevabını ucundan yakala ve peşinden koş. her gün 7/24 mutlu olunamayacağını kabullen, kabullenmeyi kabullen ve içinde bulunduğun anda dur ve sana iyi geleni fark etmeye çalış.
her akşam yastığa kafayı koyduğumda kurduğum hayali milano'da gerçekleştiremeyeceğimi görüp istanbul'a döndüm. döndüğümün 3. senesi hayalin yarısı gerçekleşti. acelenin, telaşın, kendini yiyip bitirmenin gram faydası yok, akısına bırakıp sana iyi gelen şeyleri hatırla, hayal kur. kıstasın ayda ne kazandığın değil ayda kaliteli geçirebildiğin zaman olsun.

sıkma canını, yaşadığı yerden bağımsız insan aynı insan, senin de mutsuz olma memnun olmama hakkın var.
atalet-erteleme gelmeden sana ilham verecek beynini besleyecek bir şeyler bulmaya bak.

sevgiler
0
nwnd
(27.05.21)
kendini neden seninle benzer şartlarda olmayan insanlarla karşılaştırıyorsun ki...
0
heeresgruppe
(27.05.21)
Yurtdisina hic cikmadim ancak izin verirseniz cevaplamak istiyorum.

Bilgisayar muhendisiyim ve iyi bir devlet okulundan mezunum, su anda da yuksek lisansima devam ediyorum.

Etrafimdaki hemen hemen herkes yurtdisina tasindi ya da tasinma hayali kuruyor. Yurtdisi sihirli degnekmis gibi davraniyor insanlar. Giden insanlar da sanki orda en ufak bir zorluk cekmiyormus her sey muhtesemmis gibi anlatiyor ve davraniyor.

Yurtdisina gitmek bir nevi hayatin instagram versiyonu gibi. Nasil orda kimse kotu anini paylasmiyorsa gidenler de onu yapmiyor. Cok asiri minnettar olmaniz gereken dunya nimetiymis gibi davraniliyor disardan.


Ben her seyde oldugu gibi bunu da abartili buluyorum. Siz herhangi bir sahip oldugunuz sey yuzunden, millet buna gipta ediyor diye cok sukretmeliyim, %200 mutlu olmaliyim hissi yasamak zorunda degilsiniz.

Size ozenen insanlara da ozenen milyonlar var ona bakilirsa.

Olayin sehirden ziyade kendinizle ilgili oldugunu dusunmeniz gerekiyor. Kendinizi mutlu ve tatmin olmus hissedebileceginiz yollar arayin. Bu da illa spor ya da hobi ile ilgili olmak zorunda da degil. Belki bir ogrenciye burs verirsiniz belki alaninizdaki birilerine mentorluk saglarsiniz. Bambaska seyler de olabilir ama kendiniz aramali ve bulmalisiniz. Basakasinin onerdigi sizi tam anlamiyla tatmin etmez.
0
tessera
(27.05.21)
Yurtdisina geldigim icin mutluyum da bir yerden sonra geciyor yani ne yapacagim her gün Fransa'da yasadigima dua ederek kalkacak değilim. Belli yerden sonra rutin, normal hayat olmasi kadar normal birşey yok.

Yani ben de ilk geldiğimde oha ne güzel falan oldum ama artik alistim yani. Tamam maas guzel, yeme icme kaliteli, insanlar iyi ama polyanna gibi de dolasamayiz :) 5. Seneye giriyorum bir kac aya. Her Türkiye'ye gidince geri dönesim geliyor hemen o kadar daralıyorum.
0
logisticsmanager
(27.05.21)
Gecen bir yerde okumustum, "yurtidisina gidince arka fon degisiyor sadece, sen yine ayni sensin"

Not: 3 sene yurtdisinda yasadim.
0
brkylmz
(27.05.21)
4 yildir almanyadayim. bende hemen hemen benzer duygular icersindeyim. vicdan azabi cekmiyorum da buraya hicbizaman ait olamayacagimdan sanki bosuna burda zamanimi harciyormusum gibi geliyor. daha yeni izinden geldim türkiyeden. sanki hep orda rahat yasabilmek icin bu zamanimi feda ediyormusum gibi geliyor.

türkiyede az paraya calistigim üzüldügüm seyler olmamis gibi sebepsiz bir özlem duygusu oluyor.
galiba tipik bir almanci olma yolunda ilerliyorum.
0
vhs kaseti
(27.05.21)
Devlet okulundan koleje gecmis gibi oluyorsun, okul yine okul hergun derse giriyorsun.
Mutlu olmak zor bence.
0
divit
(27.05.21)
olay biraz nerde olduğun değil kimle/kimlerle olduğunda bence. ben de iki sene atinada çok mutsuz yaşadım, sonra ankaraya taşındım çok mutlu bir sene yaşadım.
0
sipsiyah
(27.05.21)
sikinti yasadigin hayatta veya kisiliginde degil, sikinti kendini baskasiyla karsilastirmanda. kendini degistirmene veya kafandan bir seyi silmene gerek yok. baglarini koparmana da gerek yok. kafana gore takil iste. evde durmak istiyorsan da evde dur, 'ben olsam hep gezerdim' diyen de ciksin gelsin kendisi gezsin. hem sanane baskasinin ne yaptigindan/yapacagindan, onlara ne senin ne yaptigindan?

ben de hic hazzetmiyorum turkiye'de yasayan cogu kisiyle konusmayi. resmen insani yurtdisinda yasadigi icin suclu hissettiriyolar. sanki hayat bi orda zor amk. biz burda yattigimiz yerden para kazaniyoruz sanki. evet refah duzeyi yuksek, zaten o yuzden geldik ama napayim yani benim sucum mu? kimle konussam 'oh lan kurtuldun valla, oh lan ne guzel istesen ferrari alirsin orada araba ucuz, oh valla ne guzel is hayati cok kolay' diye diye insani konusmaktan sogutuyolar. hic takmican.
0
icim urperiyor
(27.05.21)
20 seneyi devirdim.

Yurtdisi luks bir restaurant gibi. Dekor super, servis harika, tabak canak masa duzeni inanilmaz. Bir yemek soyluyorsun geliyor tabak harika hazirlanmis. Sonra bir catal aliyorsun tadi bombok.

Turkiye'de esnaf lokantasi, iceri korkarak girersin bazen saga sola dokunmak istemezsin. Onune bir yemek koyarlar goruntu olarak birseye benzemez, catallar bardaklar kirlidir vs. Sonra bir tadina bakarsin soka girersin.

Uzun sure disarida yasamayanin anlayabilecegi mevzular degil bunlar. Obur taraftan ne olursa olsun cikmak isteyenleri de anliyorum. Ama ciktikdan sonra iluzyon 3-5 sene icinde dagiliyor, bu da bir gercek.
0
cooperr
(27.05.21)
Maddi olarak rahatlamak, düzenli şehir evet güzel şeyler ve ilk akla gelenler de Türkiye’den kaçış furyası o kadar basit değil. Siz ne kadardır yurtdışındasınız bilmiyorum Göz göre göre her gün daha kötüye uyanmak çok yıpratıcı, gelecek kaygısı sadece maddi yönlü değil. Sorunların her zaman üstünün örtülmesi, hukuksuzluk, eskiden eğitimin, görgünün, yeteneğin getirdiği bütün avantajların yerini kaotik bir düzene bırakması... Boğulmak üzere hissediyor gençler o yüzden bu kadar büyük bir olay. Siz kendi düzeninizde bu hissiyata elbette uzaksınız o yüzden aşırı gelmesi çok doğal ama işte normal koşullarda değiliz. Aslında dediğiniz gibi sıradan bir Avrupa şehri fotoğrafına delirmek saçma.
Ha sizin haftasonu aktivitenizle bunun ne alakası olabilir? Orada durum kişisel bence. Evinizde oturun, dışarı çıkın kime ne? Bence bu mutsuzluk meselesini kendi şartlarınızda değerlendirin, cevabı yurtdışındaki çevreniz, yaşadıklarınız çerçevesinde arayın. Türkiye’nin olağanüstü şartları, bunalımı sizi yanlış yönlendirir.
0
not dark yet
(27.05.21)
8-9 aydir yurtdisindayim, oncesinde istanbul'da rahatim yerindeydi. Burda da rahatim yerinde. Farkettim ki icinde olmasam bile turkiye gundemi beni etkiliyor. Artik dolar arttiginda "napicaz yau" demiyorum belki ama yine uzuluyorum. Yasama kalitesi/gelir acisindan filan belki yurtdisi daha rahat ama kopamadim ben henuz turkiyeden. Kopabilecegimi de sanmiyorum. 5 haftalik tatilimin en az 2 haftasini turkiyede geciririm herhalde bundan sonra da.
0
fakyoras
(27.05.21)
ben olayin mantigini anlamadim.

yurtdisinda oldugun icin mi mutsuzsun? turkiye'de daha mi mutlu olacagini dusunuyorsun? yazdiklarindan anladigim kadariyla cevabin "hayir" - ayni hissediyorsun.

o zaman mutsuzlugunla yurtdisinda olmanin alakasi nedir onu cozemedim. hayattan tad alamiyorsun, belli ki bir cesit depresyondasin. nerede olursan ol bu problem cozulmedikce boyle hissedeceksin sonucta. butun meselenin yurtdisiyla alakasini anlamadim ozetle.

acaba "turkiye'de mutsuzum, yurtdisina gidersem mutlu olurum" diye dusunup gittin de hayal kirikligina mi ugradin? o zaman biraz daha anlasilir, ama problemin kaynagini degistirmiyor: bir cesit depresyon icindesin demek ki. bir profesyonelle gorusursen yardimci olur bence.
0
robokot
(27.05.21)
Bulundunuz yerde kök salamamissiniz.

Derdiniz, anlattiginiz kadariyla bu.

Insan iliskileri ictenlikli, samimi olacak. Oylesine kurulan arkadasliklarin tabii ki sosyallesmek adina bir onemi var. Ancak samimi olacaginiz, icerisindeyken cok rahat hissedeceginiz bir sosyal cevreye ihtiyaciniz var.

Avrupa´dayim, 5 yili da devirdim.

Surekli ilerlemek, kendimi gelistirmek amaciyla gelmistim, bir dakika bile "durmaktan" inanilmaz rahatsiz oluyordum. Sonunda istedigim ulkeye gelmistim, hicbir seyi geciktiremezdim. En kucuk sorunda da demoralize oluyordum. Kendimi bu yaris psikolojisinden cikartmam zamanimi aldi.

Burada her anim mutlu mesut gecmek zorunda degil. Karsilastirma yapmiyorum, surekli karsilastirma yapmaktan yoruldum. Benimle yakin tarihlerde baska sehirlere gocen arkadaslarimda da durum bu. Biz burada bir hayat kurduk. "Türkiye´de olsam simdi nasil olurdum?" sorusu sadece ve sadece yipratici.

Yasadigim ulkenin vatandasi da oldum. Burada bir hayat kurdum. Ve bu hayattaki sorunlar sadece benimle ilgili. Yasadigim yerin firsatlarindan, islerin ve hayatin kolayligindan memnunum. Bunlar minumum, bunlar standart. Insanca yasamanin minumum gereklilikleri saglaniyor diye ben niye neseleneyim?

Türkiye ormanindan cikinca, evet, ilk sene ben de cok neseli ve enerjiktim. Survivor modundan ciktiktan sonra normale dondum. Avrupa´dan anlasilacak sey cennet degil, sadece insani standartlari saglamis yer olmali.
0
buf-e kür
(27.05.21)
biraz beklentiyle alakalı bir problem var burada. ben 1 sene yaşadım daha önceden, giden, kalan ve dönen de çok arkadaşım var. yurtdışında yaşamak kendi evinde yaşamaya göre çok daha büyük ve sürprizlere açık bir challenge. zaten bu kadar çok göz önünde olmasının sebebi de bu, gidenlerin çoğu "acımadı ki" modunda "biz aşırı memnunuz, 1 liraya 10 kilo et alıyoruz" diyor ancak işin duygusal yönünde hissettikleri sakatlıkları anlatmıyorlar. dolayısıyla bir kere kesinlikle yalnız değilsin, sadece işin bu noktası konuşulmuyor. özellikle psikolojik açıdan gurbet gerçekten zor, bunun vizyonla falan da alakası yok. bunu amerikaya giden alman da yaşıyor, japonyadan avrupaya taşınan japon da. 40 milletten sadece biz bunu ayıplıyoruz, halbuki gavur homesickness diye terim bile üretmiş.

ikincisi, o uzak ülkede bir yabancı olarak kendi evini özlemen çok ama çok normal. kendine haksızlık etme kesinlikle. farklı çıkış yolları ararsın, denemeler yaparsın, ama işin sonunda ben trde 3 kuruş daha az kazanırım ama kendi çöplüğümde yaşarım dersen bu ayıplanacak bir şey değil, aksine çok normal bir şey. ben şahsen böyle düşünüyorum 1 senelik tecrübemin sonunda, ve o zamanlar kalma imkanım olduğu halde kalmadığım için de genel olarak çok memnunum, iyi ki de öyle yapmışım. her ne olursa olsun yabancılar şubesiyle uğraşmamak, kendimi anlatmak zorunda kalmamak, önyargılarla uğraşmamak, arkadaşlarına ve aileme yakın olmak, ailemden biri hasta olduğunda koşabilmek, kendi anadilimi konuşabilmek (ki 2 dili çok iyi seviyede biliyorum) bunların hepsi benim için paradan çok ama çok daha önemliydi, o yüzden mutluyum. zorlukları var evet, cool bir şey de değil, ama belki de bu iş sana göre değildir? yani öyle bi zaman gelir ki lan keşke istanbulda olsaydım da gidip çöplükte bira içseydim ama yanımda şu arkadaşım olsaydı dersin, işte o önemli bi detay. biraz makina olmak, duygusuz olmak lazım yani, fazla düşünmemek lazım.
0
roket adam
(27.05.21)
herkes farklı. Kimi insan arkadaş ilişkilerini veya ailesini özlüyor dönüyor mesela. Mutsuzsan dönmeyi de değerlendir tabii FAKAT tek söylemek istediğim bir şey var, lütfen mümkünse oranın vatandaşlığını almaya çalış (zaten 5+ yıldır oradasın sanırım), B planın ve garantin olarak dön Türkiye'ye. Çünkü burada işler iyi gitmiyor, belediyenin verdiği Gri pasaportlarla insan kaçakçılığı falan yapılıyor öyle düşün. Ben Türk pasaportunun hiçbir değeri kalmadığını ve ileride en ufak vize için bile çok zorlanacağımızı düşünüyorum. Gitmişken elin boş dönme.

Bu arada gördüğüm çoğu arkadaşım ilk 2-3 yıl içinde çok alışıp(başta zorlanıp) sonra "ya Türkiye'de bunu nasıl yapmışız çılgınlık" moduna giriyorlar. Good for them.
0
nhk ni youkosu
(27.05.21)
Merhaba,

Çok uzun süre sayılmaz ama bir yıl yurt dışında yaşayıp yaklaşık 4 ay önce geri döndüm. Kalıcı olmasam da bir yıl daha kalma imkanım vardı ama dönmeyi tercih ettim.

Benim gördüğüm kadarıyla sizin durumunuz o yurt dışına imrenip "kaçarcasına" Türkiye'den gidenler gibi değil. Yani sizin gitme motivasyonunuz muhtemelen o "Süper bir ülkeye geldik. Türkiye'den kurtulduk" diyenler kadar yüksek değilmiş. O nedenle böyle düşünmeniz oldukça normal geliyor bana. Sizinkisi iş için ülke değiştirmek gibi olmuş.

Ben de görece güzel bir ülke ve şehirde yaşadım. İşim buradakine göre oldukça hafifti. Büyük bir şehirdi ama doğası güzel, sessiz sakin bir yerdi. Ama inanın kendimi bu kadar güvensiz hissettiğim bir yer daha olmamıştı. Silahlı soygun ve ölümler çok yüksekti. Akşam hava kararmadan eve girmeye özen gösteriyordum. Markete giderken sürekli etrafı kolluyordum. Her şey mükemmel olmuyor maalesef. Bununla birlikte pandemi sebebiyle sosyal ortamım da olmadı. Ben de döndüm. Dönünce de "Biz, sen orada kalırsın artık diye düşünüyorduk." dediler hep. Öyle bir imaj var hep. Bu anlattıklarımı duysalar inanmazlar. :)
0
shatskikh
(27.05.21)
Bence genel olarak hissettiklerinizin yaşadığınız ülkeyle bir alakası yok. Biraz orta yaş bunalımına girip hayatı anlamlandırma noktasında zorluk çekiyorsunuz gibi gördüm yazınızdan.

Gelişmiş ülkeler sihirli bir şekilde sizin psikolojinizi düzeltecek, size hayat sevinci verecek diye bir şey yok bana göre. Size rahat ve mutlu bir hayat yaşamanıza yardımcı olacak şeyler veriyor sadece.

Türkiye'de zaten hayatın default zorluklarına ek olarak her geçen gün oldukça kötüye giden şeyler var. Insanlar önünü göremiyorlar. Düşünün orta sınıf görülen iyi eğitimli bir kişi, kıçı kırık ikinci el bir araba alabilmek için yıllarca çalışmak zorunda kalıyor. Fazla uzatmaya gerek yok ama buna benzer bir sürü olumsuzluk var siz de biliyorsunuz zaten. O yüzden insanların size imrenmeleri, daha mutlu olduğunuzu düşünmeleri normal.
0
synthetic a priori
(28.05.21)
Buna aslında kişilik ya da karakter diyoruz. Depresyonda olduğunu düşünmüyorum. Bir şeye nankörlük ettiğin de yok Neyden keyif alıyorsan ona devam.
0
velvetmorning
(28.05.21)
1 ay kadar falan once bir instagram reels izledim ve jeton tam manasiyla dustu: mutluluk depresyon gibi bir uc noktadir. her zaman mutlu olamazsin, aranan duygu tatmin olmaktir (being content)..

Bunun ustune epey bir dusundum cunku hayatindan genel olarak tatmin olan bir insan olarak bu deliler gibi mutlu olma kismi beni hep zorluyordu. Boyle bir baski var uzerimizde cunku ve bu bizi oldugumuzdan farkli olmak icin zorluyor. Yani evden ise isten eve rutiniyle gayet iyi gecinen bir insanim, kalabaliklarda olmak, arka planda istemedigim muziklere maruz kalmak (ki mutlulugun tanimini yapamam ama gercek bir mutsuzluk sebebidir benim icin), small talk dedikleri nane mutlu etmiyor beni ama cizilen portre o. bunun bir gereklilik olmadigini anladim o videoyla.
0
2oda1salon
(28.05.21)
Mutlu ya da mutsuz olmanın fonla değil insanın kendisi ile alakası var. Ama mutlu/mutsuz bir insanın tr'de mi mutlu/mutuz olması daha güzeldir yoksa insan hayatına değer verilen bir yerde mi diye sorarsan 2ncisini seçerim. Tr'nin kötü yanlarını kimi kesin her gün tadıyor, kimisi her gün tv'den izliyor, kimisi ise hayatında 1-2 defa yaşıyor. Fakat herkes etkileniyor. Bu gerçekliği denklemden çıkarırsan sen senle başbaşa kalıyorsun. Mutlu olmak oradan sonra sana kalmış durumda.
0
twelfth
(28.05.21)
Twelfth +1000

Soyledigi sey cok dogru. Kucuk cocuguyla yasayan bekar bir anne olarak, kendi can ve mal guvenligim icin ekstradan endiselenmek durumunda degilim. Turkiye'ye gelmemek icin en buyuk sebeplerimden birisidir bu. Erkeksiniz anlamayabilirsiniz bu durumu ama boyle bir rahatlik var.

Ekonomik olarak enflasyondu oynak fiyatlardi gecim icin endiselenmek durumunda degilim. 8. seneye giriyorum burada, tupgaz fiyatlari artmadi aksine geldigim zamankinden daha dusuk (buyuk bir rezerv bulunmustu geldigim sene onun etkisi oldu deniyor), bakliyat, sebze ve meyve yetisebilme bolluguna gore fiyati artar ve azalir. bu da 8 senedir hemen hemen ayni fiyatlarla olur. Bol zamaninda ne kadara dusecek, kit doneminde ne kadara yukselecek kafamda belli ve 8 senedir degismedi. 8 senedir degisen yeni sivi yag fiyati oldu. Oradaki artista tek yon sehir ici toplu tasima ucretine tekabul ediyor (2 lolipop parasi). Fiyatlarin artmamasina o kadar alismisim ki cok geldi bana.

bu tip artilar var

u
0
2oda1salon
(28.05.21)
(6)

bu araba nasıl sizce?

ayseee
https://www.sahibinden.com/ilan/vasita-otomobil-kia-hayat-plaza-dan-2019-kia-rio-1.4-cvvt-elegance-tekno-otomatik-923185984/detay
0
ayseee
(26.05.21)
Para kolay kazanılmıyor. Marka algısindan ötürü bu kadar parayı bu araca ben vermem. İki üç yaş daha düşük olur polo, jazz, corsa olabilir mesela.
0
fikox
(26.05.21)
Kia gayet donanımlı ve arıza vermeyen bir araçtır benim bütçem uysa alırdım
0
mirty
(26.05.21)
Su versiyonu Fransa'da bulsam almistim. Burada ya 1.2 var ya 1.0 turbolu.
Bir kere iyi araba, paraya göre iyi yani. Sana saçma sapan sensörler falan satmaz, mis gibi araba iste.

youtu.be

www.honestjohn.co.uk

Avrupa'da 7 yil garantisi olduğundan aslında süper ama Türkiye'de galiba hem servis hem garanti hem parca gibi olaylar biraz sıkıntı. Ikinci eli de ayni.
0
logisticsmanager
(26.05.21)
Kia mis gibi arabadır. bir arkadaş marka algısı demiş ama kia neredeyse hatasız kronik sorunları olmayan araçlar üretiyor. 2012 model kia ceed dizel otomatik arabamızı 8 sene kullandık. düzenli servisi dışında bir arıza çıkartmadı hiç. bu fiyata bu donanımda araçlar veriyorlar daha ne.
0
bigcaptain
(27.05.21)
Kia iyidir hyundai ile ortak yonu coktur.

Ama sunu da dusunmeden edemiyorum eger degismediyse bu ay neredeye ayni fiyata sifir hyundai i20 alinabiliyordu.
0
anten
(27.05.21)
Anten hakli gibi; kia-hyundai i20 ve rioda ic dizayn haric ayniydi (yeni i20 değil).
Ikisi de kaliteli ve 2019 ikinci el Rio yerine sıfır i20 daha mantikli ki arada 10-20 bin oynayacak gibi. Bence i20 düşünün.
0
logisticsmanager
(27.05.21)
(7)

Ekip yönetimi

kondansator
Ekip yönetimi, yöneticilik konuları doğuştan gelen bir yetenek midir? Bu konuda insan kendisini nasıl geliştirebilir sizce?
Ekip yönetimi, yöneticilik konuları doğuştan gelen bir yetenek midir? Bu konuda insan kendisini nasıl geliştirebilir sizce?
0
kondansator
(26.05.21)
Ayni sorulari sordum ilk müdür olunca. Ilk olarak kendi mudurlerimden cok akil aldim.
Ek olarak kitaplar okudum biraz. Su sıralar sevdiğim kitaplardan biri extreme ownership.
Bir de en önemlisi hatalarindan ders alip devam etmek. Hata kesinlikle olacak yani.

Doğuştan gelen liderlik vs olabilir ama her liderlik her yerde ise yarayacak diye bir olay yok. Misal askerdeki liderlik gibi ekip yönetmeye calisamazsin yani.
Bence kesinlikle insanin kendisini gelistirebilecegi bir olay.

Eğer çalıştığınız yerde falan mentor diyebileceginiz kisiler varsa daha kolay oluyor. Çok kez müdürüm şöyle birşey var sence nasil yaklasmaliyim/cevap vermeliyim diye gidiyorum.
0
logisticsmanager
(26.05.21)
Doğuştan değil de yaşam tecrübesi sonucu edinilen ciddi tecrübeler var ancak insan kendini geliştirebilir tabii. Gözlem yeteneğin iyiyse, özel sektörde ciddi vakit geçirdiysen, seninle ilgili olmasa bile olaylardan ders çıkarabildiysen ve sosyal zekanı geliştirebildiysen bence gayet de olur.
0
roket adam
(27.05.21)
Yöneticinin ilk 90 günü
Etkili insanların yedi aliskanligi
Bir de David Anderson nün kanban kitaplarını tavsiye ederim
0
seyyar satıcı
(27.05.21)
Liderlik eğitimleri var. Almanya’ya gidip aldım. Adamlar formüle etmiş olayı. Nasıl geri bildirim verilir, nasıl hayır denir, nasıl toplantı yönetilir, nasıl itirazlar cevaplanır, onlarca konu, madde madde. İnanılmaz etkisi oldu bende. Koçluk da aldım. O da kendimi tanımamda etkili oldu. Türkiye’den eğitim, koçluk alacaksanız Baltaş grubu tavsiye ederim. Solaunitas da olur. Yurtdışında Krauthammer.
0
stewie
(27.05.21)
yoneticilik dogustan gelmez; ama kisi lider karakterli olabilir. bunu egitimle torpuleyip is dunyasina aktaranlar cok daha basarili olur. 16personalities testi var internette ona bakabilirsiniz.
0
buenosdias
(27.05.21)
Bu arada udemyde koçluk eğitimleri var uyguna
0
seyyar satıcı
(27.05.21)
nasıl alfalar varsa liderlik vasfı sadsa olanlar da var

"insan kendisini nasıl geliştirebilir" dediğin kısım zaten
doğuştan dediğin insanlar bu işi 0-ergenlik-25 arası yapıp üstüne koyuyor

bizim gibiler sonradan yavaş yavaş

diğer konu
biyolojik: zeka, hafıza, fizik ne kadar iyiyse o kadar kolay olur
0
bir soru sorcam
(27.05.21)
(3)

Çalışanlara yönelik yüksek lisans

pasaklıpepee
selamlar bildiğiniz İstanbul dısında yasayan ve calısanlar için program hazırlayan okullar var mı? Çok arastırdım ama gördüğüm sadece Koc'ta modüler MBA var ayda 1 kez cuma-cumartesi ve pazar. bunun dısında uzaktan/online eğitimle ya da haftasonu derslerle devam eden programlar var mı? tesekkürler
selamlar

bildiğiniz İstanbul dısında yasayan ve calısanlar için program hazırlayan okullar var mı?

Çok arastırdım ama gördüğüm sadece Koc'ta modüler MBA var ayda 1 kez cuma-cumartesi ve pazar.

bunun dısında uzaktan/online eğitimle ya da haftasonu derslerle devam eden programlar var mı?

tesekkürler
0
pasaklıpepee
(26.05.21)
yurtdışında çok var online mba. 5k-6k euro civarı
0
duyurukullanıcısı
(26.05.21)
Calisanlar icinden kastiniz ikinci ogretim degil mi? Mesela (3) isaretlenmis bir ton program var surada:
www.metu.edu.tr

hangi alanda yuksek lisans yapmayi planladiginizi soylerseniz daha spesifik oneri yapan cikabilir.
0
hot potato
(26.05.21)
Ieu'de var, online mba. Dersler aksamlari oluyor, bilmiyorum sizin icin uygun mu saatleri.
0
logisticsmanager
(26.05.21)
(1)

Yılık Satış beyannamesi nedir?

juan pablo pino
Yurtdışından bir telif almak üzereyim. Almış olduğum bu telifi kullanarak sadece bin adet ürün satabileceğim. Telife sahip firma yıllık satış beyannamesi talep etti. Tam olarak ne demek istiyor çözemedim?
Yurtdışından bir telif almak üzereyim. Almış olduğum bu telifi kullanarak sadece bin adet ürün satabileceğim. Telife sahip firma yıllık satış beyannamesi talep etti. Tam olarak ne demek istiyor çözemedim?
0
juan pablo pino
(25.05.21)
Yanlis anlamadiysam sizden sales statement istiyorlar bu sayede hangi ay ne kadar sattiniz kac tane sattınız vs görecekler.
0
logisticsmanager
(25.05.21)
(5)

shaya grup starbucks temsilcisine nasıl ulaşılır?

denef
merhaba, şirketimizin ticari alanları için bu firmadan birisi ile görüşmek istiyorum ama tüm kanalları karşılıksız bırakıyorlar. santralden yanıt almak zor, alsam bile maile yönlendiriyorlar, maile yanıt yok, linkedin'den yazıyorum tek tek görmüyorlar bile. gerçekten buradaki insanlara nasıl ulaşılı
merhaba, şirketimizin ticari alanları için bu firmadan birisi ile görüşmek istiyorum ama tüm kanalları karşılıksız bırakıyorlar. santralden yanıt almak zor, alsam bile maile yönlendiriyorlar, maile yanıt yok, linkedin'den yazıyorum tek tek görmüyorlar bile. gerçekten buradaki insanlara nasıl ulaşılıyor ya? bunun dışında birçok büyük markayla iletişim kurdum ama burada bir bağlantı bulamıyorum. belki buradan yol gösteren, yardımcı olan, tanıdığı olan vardır diye yazıyorum. teşekkürler şimdiden.
0
denef
(24.05.21)
bir subeye gidin, sube mudurune konuyu anlatin bolge mudurunun telefonunu ya da mailini alin
0
oscar
(24.05.21)
Linkedin de olabilir. Her hafta biri beni ekliyor ya lojistik servisi ya da elektronik parca satmak icin
0
logisticsmanager
(24.05.21)
Şubelerinde genelde kahvemizi aldığımız yerde bölge sorumlularının kartvizitleri bulunuyor. Bu işlere bakan kişilere ulaşmanın en kolay yolu bu.
0
lcha
(24.05.21)
umraniye anel plazadaydi bunların yeri yakindaysaniz bir uğramayı deneyin
0
nahtoderfahrung
(24.05.21)
Şubelerdeki barda bölge sorumlularının kartvizitleri oluyor +1

Covid sebebiyle o bar eskisi gibi değil ama isterseniz verirler. Telefon numarası da var kartta.

Ben bu şekilde bambaşka bir mevzu için ulaşıp çözmüştüm.
0
infernal majesty
(24.05.21)
(11)

Para verip ev almak mı kredi çekip ev almak mı

condom kurşunu
Almak istediğiniz evin fiyatı kadar birikiminiz olduğunu düşünün, parayı verince elinizde pek bir para kalmayacak. Aile evinde yaşıyorsunuz şu an. Ev ailenizin kira değil. Özel bir şirkette ynetici olarak çalışıyorsunuz 5 haneli bir maaşınız var ama özel sektör neticede yönetim değişikliği şirket d
Almak istediğiniz evin fiyatı kadar birikiminiz olduğunu düşünün, parayı verince elinizde pek bir para kalmayacak. Aile evinde yaşıyorsunuz şu an. Ev ailenizin kira değil. Özel bir şirkette ynetici olarak çalışıyorsunuz 5 haneli bir maaşınız var ama özel sektör neticede yönetim değişikliği şirket dinamikleri sürekli değişebilir kesin bir durum yok yani maaş anlamında. Bu durumda biriyseniz ne yaparsınız?

Bu anlattığım kişi kardeşim oluyor. Ben paran varken al kafasındayım sonra kredi mdemek için yıllarca uğraşma diyorum ama yanlış yönlendirmek de istemşyorum. Siz ne diyorsunuz?
0
condom kurşunu
(24.05.21)
Şu an faizler çok yüksek. Elde para varken kredi çekmek çok mantıklı değil bence. Kredi çekip elindeki parayı faize yatırsa bile alacağı faiz evin kredi faizinden az olacak.
0
robin one persie
(24.05.21)
500 bin liralık evin kira getirisi maks 2000 olur diye düşünüyorum. hadi çok çok 2500 olsun. 32 günlük vadeli 7500-8000 arası. şu an ne dolar ne ev ne araba almak mantıklı geliyor bana. tabi o kadar param da yok yatırımım da bu yüzden kolay geliyor :D fakat faizler de düşeceğe benzemiyor.
0
golgi aygıtı
(24.05.21)
Yatırım olarak değil de alıp içinde oturma olarak düşünüyor aslında.
0
🌸condom kurşunu
(24.05.21)
Kredi ile ev almak demek, 10 yıllık vade ile alınırsa ev fiyatının 2 katından fazlasını bankaya ödemek demek. Şuan kredi faizleri çok yüksek.

Kardeşiniz ticaret ile uğraşsa ve sıcak parayı çevirerek, bu tutardan çok daha fazlasını bu kredi süresince kazanacak olsaydı, kredi çekmesi mantıklı olabilirdi. Amma velakin şuan için onun durumunda, kredi çekmenin mantıklı bir yönünü göremiyorum.
0
cursor
(24.05.21)
ben her zaman bir miktar kredi alınması taraftarıyım. kenarda bir miktar nakit bırakmak iyidir her zaman.

trde gerçek enflasyon çok yüksek ve daha bir süre yüksek seyredecek, ödeyeceğiniz taksitler ilerleyen yıllarda sonra komik rakamlara dönecektir.

ayrıca diyelim konut kredi faizleri 1-2 sene içinde düşerse yapılandırma yapma şansınız var.
0
nuisance
(24.05.21)
şu andaki faiz oranlarını göz önüne aldığımızda nakit tabi ki.
şu an krdi çekerseniz geri ödemesi neredeyse tam iki katı.
geçen seneki 0.64'lük faiz ornaı olsaydı düşünülürdü belki.

yine de bence paran varsa ver nakit parayı al evi.

ama bir ekspertiz raporu çıkartın almadan önce mutlaka.
0
teritori
(24.05.21)
Şimdi şöyle hesapladım:
500 binlik kredi çekersen, 1,39 civarından 1.034.000 tl ödemiş oluyorsun. Yani yaklaşık 550 bin tl ek faiz ödüyorsun.

Elindeki parayı, önümüzdeki 10 senede 550 bin tl'den yükseğe çıkarabileceğini düşünüyorsan evet kredi çekilebilir. Ticaret yaparsın, işyerin vardır, borsaya coine girersin vs vs bir sürü şey.

Ama öyle bir düşüncen, planın, becerin, tecrüben yoksa, boşu boşuna 550 bin tl ek faiz ödemene gerek yok. Yine de nuisans'ın dediği gibi bir miktar kredi almak mantıklı olabilir, tüm nakitini tek eve basmamış olursun.
0
roket adam
(24.05.21)
Bir miktar kredi+1

Kenarda kesinlikle biraz para kalsin, Türkiye'de ne olduğu belli değil.
0
logisticsmanager
(24.05.21)
Geçen seneki 0,64-0,74 olayında krediyle alabilirdin ev. Ama şu anda kredi çekerek ev almak saçma. En azından elinde kredisiz satın alma imkanın varken.. Biz 0,74’le denk getirdik ama keşke biraz daha fazla çekseymişiz.. Arabayı da yenileyebilirdik.
0
silah taciri
(24.05.21)
Bu faiz oranları ile kredi çekmek çok mantıklı gelmiyor. Ben olsam nakit alırdım. Giderin azalacağı için kısa vadede bir birikim oluşur.
0
mesutcang
(25.05.21)
Alsın en kötü işten çıkarsa kiraya verir aç kalmaz
0
photo85
(25.05.21)
(14)

Korona aşı tercihi

kondansator
Dahil olduğum meslek grubu sayesinde uzun zaman önce bana da aşı çıktı. Ancak hem güven sorunu hem de aşı hakkındaki spekülasyonlar karşısında aşı olmak istemedim. Şimdiki gidişat da elbet bir şekilde aşı olmak zorunda kalacağız gibi geliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Haziran gibi tüm yaş gru
Dahil olduğum meslek grubu sayesinde uzun zaman önce bana da aşı çıktı. Ancak hem güven sorunu hem de aşı hakkındaki spekülasyonlar karşısında aşı olmak istemedim. Şimdiki gidişat da elbet bir şekilde aşı olmak zorunda kalacağız gibi geliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Haziran gibi tüm yaş gruplarına sıra geleceği söyleniyor. Aşı olacak mısınız
0
kondansator
(23.05.21)
öncelikli gruptaydım. oldum. sıra yeni gelse yine olurdum.
0
sutlu nescafe
(23.05.21)
Elbette olacağım, dört gözle sıramın gelmesini bekliyorum. Aşı karşıtlarının söylemleri üzerine yorum yapmak istemiyorum çünkü sinirleniyorum, bu kadarını söyleyeyim.
0
kedimedi
(23.05.21)
olacağım tabi.

spekülasyon yapanlar aynı zamanda dünya düz diyorlar. napalım, ona da mı inanalım?
0
tantunisultansuleyman
(23.05.21)
Sıram gelmeden önce olmak için yurtdışında imkan araştırdım geçen hafta. Ne gelirse yaptıracağım. Aşı karşıtlarını destekliyorum, onlar olmazsa sıra bize çabuk gelir diye düşünüyorum + doğal seçilim doğanın kanunu malum. Son olarak bir de yaptığım iş gereği uluslararası seyahat etmem gerekiyor, ülkeler daha şimdiden aşı olmayanı almayacağız demeye başladı. Güzel bir fırsat yakalarsam ve aşı olmadım diye gidemezsem gerçekten rezalet olur.
0
roket adam
(23.05.21)
Olmayacağım.

30 yaş altı, sağlıklı bir insanım, covid de geçirdim. Bu noktada uzun vadeli etkisinin ne olduğunun bilinmediği deneysel bir aşıyı olmak çok mantıklı bir hareket değil.
0
plutongezegendegilmi
(23.05.21)
olacağım. abi en kötü nolacak ya? kısır mı kalacağız? neden korkuyoruz aşıdan bu kadar?
0
dog day afternoon
(23.05.21)
@roket adam +1 inşallah olmak istemeyenleri es geçip isteyen bizlere çabuk sıra gelmesini sağlarlar. Yani onların olmasını beklemezler.
Sıram gelirse ellerinde ne varsa olacağım. Aylardır sıramın gelmesini bekliyorum.
0
gullak
(23.05.21)
Spekülasyon ne bilmiyorum. Eğer asi bizi öldürecekse öldürsün. Annem babam oldu, arkadaslarim oldu. Hep beraber ölürüz iste. Esimin annesi asi karşıtı. Ilk bizi cipleyecekler dedi. Sonra bizi kontrol edecekler dedi. Simdi asi ile bizleri steril yapacaklarmis bir de bagisiklik sistemimiz yerle bir olacakmış sürekli hasta olacakmisiz. Nasil dünyaysa bütün dünya hasta olacak, kim fabrikada calisacak kim lojistigi halledecek hic dusunmemis bu big pharma. Herkes hasta. Bir de big pharma marsta yasiyor, bütün dünyada milyonlarca insani etkilerken kimse birşey yapamayacak. Bu arada bazen big pharma bazen bill gates diyor zor takip ediyoruz. Kendi annem ölüp böyle biriyle başbaşa kalacagima ölürüm ben de aman :)

Ki zaten komplo teorilerinin hiçbirini mantikli bulmuyorum ve genel düşüncelerim de bill burr ile ayni;
youtu.be

Yaklasik 3 dk önce esimle moderna olduk.
0
logisticsmanager
(23.05.21)
İki kere covid geçirmiş biri olarak -ki biri belirtisiz, biri hafif- %10 koruyucu tek bir aşı dahi olsa yaptırırım.
0
elorelia
(23.05.21)
Aşı olacağım yeter ki sıram gelsin
0
photo85
(23.05.21)
Oldum bile. AB kabul ettiği için biontech oldum. Kısırlık diyen büyük resim uzmanları olmasın bir zahmet.
0
zoghurt
(23.05.21)
2. dozu oldum, sıra gelse gene olurum. eğer toplum içinde yaşıyorsak aşı da olmak zorundayız. dağda yaşanacaksa olunmayabilinir.
0
mikahakkinen
(23.05.21)
Tabii ki olacağım, koşarak. Neyin spekülasyonu? Spekülasyon yapanlar biliminsanı mı? Tanıdığım bütün tıp doktorları tereddütsüz aşı oldu, internet trollerini mi dinleyeceğim.
0
kobuzchu kiz
(23.05.21)
ilk dozu oldum, ikinciyi bekliyorum. domuz gribini de olmuştum, hepatit de oldum. ikiyüz senelik bir tıbbi uygulamadan böyle kitlesel oranda korkulabiliyor olması beni dehşete düşürüyor. wright kardeşlerin ilk uçağı 1903, ilk aşı 1796, uçakta da yerin üç* misli radyasyon alıyorsunuz, biraz insafa gelin ya.
*:edit
0
engelbert humperdinck
(23.05.21)
(7)

Bu araclardan hangisini alirdiniz?

KidLazer
Citroen c4 cactus 2016 veya 2017 dizel otomatikOpel mokka 2017 dizel otomatikPeugeot 2008 2017 dizel otomatikAgirlikli sehir ici kullanilacak ama benzindeki sessizligi sevmiyorum:)Gonlum c4ten yana yorumlar da iyi. Passatlardaki gibi eski kronik sanziman hatasi vs bildiginiz ve suraya dikkat et dedi
Citroen c4 cactus 2016 veya 2017 dizel otomatik
Opel mokka 2017 dizel otomatik
Peugeot 2008 2017 dizel otomatik

Agirlikli sehir ici kullanilacak ama benzindeki sessizligi sevmiyorum:)
Gonlum c4ten yana yorumlar da iyi. Passatlardaki gibi eski kronik sanziman hatasi vs bildiginiz ve suraya dikkat et dediginiz bir nokta varsa super olur
0
KidLazer
(23.05.21)
hiç düşünmeden pejo alırdım. tipi çok hoşuma gidiyor, acayip bir karizması var.

ama o parayı verir miydim? sanmam.
0
respect
(23.05.21)
Farkli model onerilerine de acigim bu arada:)
0
🌸KidLazer
(23.05.21)
Farklı model Nissan Qashqai olabilir. Bunların arasından ya Citroen ya Opel.
0
dissendium
(23.05.21)
Peugeot. Kayinpederim kullaniyor ve ben de kullandim ve memnun kaldim o süreçte.

Cactus yanlış hatırlamıyorsam ekrandan klima ayarlanıyor. Sirf bu sebepten eleniyor bende. Ayni şekilde yeni 2008de eleniyor sirf bu sebepten.
0
logisticsmanager
(23.05.21)
pejo eski kasa ve etg şanzımanlı sanırım, öyleyse direkt elenir o şanzımandan ötürü. citroen’de eat 6 var sanırım, alınabilir. opel’de de klasik tork konvertörlü şanzıman var diye hatırlıyorum, bu durumda citroen alırdım ben olsam. motor şanzıman dışında hepsi birbirine benzer araçlar, estetik kaygılar dışında satın alma kararını etkileyecek bir fark yok bana göre, hangisini beğendiyseniz onu alabilirsiniz.
0
orient blue
(23.05.21)
C4 kullanıcısı olarak 2008 diyorum.
0
orpheus
(23.05.21)
opel kronik sıkıntıları olan araçlar yapıyor, şanzımanları da sıkıntılı. c4 güzel ama 2. eli sıkıntılı. mantık olarak 2008 duruyor ama ben seçersem c4 seçerim.
0
mikahakkinen
(23.05.21)
(6)

akım korumalı priz

nathanieltroy
merhaba. yeni bir televizyon sipariş ettim, biraz hassas ve pahalı bi cihaz olduğundan prizi de iyi olsun dedim. çok sık olmasa da elektrik gidiyor ara ara. dahası bazen sigorta atıyor evde birkaç elektronik cihaz aynı anda çalıştığında. o nedenle almak gerekir gibi düşündüm. peki aşağıdaki cihazlar
merhaba. yeni bir televizyon sipariş ettim, biraz hassas ve pahalı bi cihaz olduğundan prizi de iyi olsun dedim. çok sık olmasa da elektrik gidiyor ara ara. dahası bazen sigorta atıyor evde birkaç elektronik cihaz aynı anda çalıştığında. o nedenle almak gerekir gibi düşündüm.

peki aşağıdaki cihazların bir farkı var mı? hangisi tercih edilmeli?

www.amazon.com.tr

www.amazon.com.tr

www.amazon.com.tr
0
nathanieltroy
(22.05.21)
Bende ikincisinden var ve bu ürünleri satan bir şirkette calisiyorum ama teknik bilgim yok.

Bu ürünlerin sigorta atmasinda, elektrik gitmesinde size yardim edeceği bir durum yok. Onun için UPS almanız lazım, şöyle birşey;
www.amazon.com.tr

Daha teknik arkadaşlar net bilgi verir gibi.
0
logisticsmanager
(22.05.21)
bunlar neye yarıyor peki? normal prizden ne farkı var ki? ben de hiç anlamıyorum da :(
0
🌸nathanieltroy
(22.05.21)
Bunlarin farki elektrik kesintisinde bagli ürünlere güç vermeye devam ediyor. Bu sayede sallıyorum bilgisayarı, tvyi kapatacak zamaniniz oluyor ve elektrik kesintisinden etkilenmiyorlar.

Şöyle diyeyim; güney Afrika'da covid dönemi home office gecen amazon calisanlarina yüzlerce bundan sattik, şirket her çalışana vermiş çünkü sürekli elektrik kesiliyor. Böylece calisanlar kesintiden etkilenmiyor.

Akim korumanın olayi yildirim carpmasinda falan koruyor, dalgalanmalarda da koruyor. Ama elektrik kesilirse normal priz ile sizin verdikleriniz arasında fark yok.
0
logisticsmanager
(22.05.21)
Bunlarin icinde varistor oluyor, ani akim gelirse o yaniyor.
Sonra alet cop oluyor, mesela utu taksan bile yaniyor utuyu koruycam diye kendini feda ediyor.

Ayni varistorden tv icinde de var zaten. Yaninca acip degistiriyorlar.
0
divit
(22.05.21)
bunların sana teknik olarak hiç bir faydası yok. ancak apartmana yıldırım düşerse veya şebeke voltajı 250'leri geçerse gibi durumlarda enerjiyi kesiyor o kadar.

zaten elindeki televizyonun girişi switch mode giriş voltajına bakarsan muhtemelen 85-260 arası bir değerdir. prizin korumasına ihtiyacı yok yani. şebeke voltajı da 280-300 olmaz.

sigorta atması cihaların bağlı olduğu hattın yetersiz olmasıyla alakalı.
0
orpheus
(23.05.21)
Oled tv mi?
0
Mistyimage
(23.05.21)
(8)

Araç önerisi

tchuck
250bin tl civarında araç arıyorum.normalde sıfır bir araç alacaktım, bi ton mevzu çıktı alamadım.o yüzden elimdeki aracı da sattığım için, en azından daha düşük bir model araba alayım istedim.250bin civarı, yukarı aşağı oynayabilirim yani 30ar 40ar bin tl. ama 250 civarında olması daha iyi.araçtan n
250bin tl civarında araç arıyorum.
normalde sıfır bir araç alacaktım, bi ton mevzu çıktı alamadım.

o yüzden elimdeki aracı da sattığım için, en azından daha düşük bir model araba alayım istedim.

250bin civarı, yukarı aşağı oynayabilirim yani 30ar 40ar bin tl. ama 250 civarında olması daha iyi.

araçtan ne beklyiorum?
%95 şehir içinde sarıyer-beşiktaş arasında kullanılacağı için tasarruflu olması iyi olur.
seneye satacağım büyük ihtimalle, satabileceğim bir araç olsun isterim.

bir de teknolojik özelliği falan olsa iyi olur. peugeot 208'ler uyuyor gibi sanki biraz (hatta sıfırı da uyuyor gibi) ama onlar da bana çok fazla spor geliyor gözüme.

ne önerirsiniz bana?

not: arabalardan çok anlamam, çok da ilgilenmem.
0
tchuck
(22.05.21)
208 bize de biraz fazla spor görünümlü geldiği için biz Citroen C3 aldık ve çok memnunuz. Pahalı değil, içinde dolu teknoloji var, iç mekan sınıfına göre baya rahat, koltuklar çok konforlu, yakıt tüketimi başarılı.
0
chavezding
(22.05.21)
bir yıl sonra satılacaksa benim tercihim civic, megane gibi elden kolay çıkarılacak modellerden yana olur.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(22.05.21)
1 yıl sonra satacaksan sıfır araç almak mantıklı değil. B segmenti yerine 4-5 yaşlarında C segmenti araç öneririm. Golf, Leon, Megane gibi.
0
himmet dayi
(22.05.21)
egea cross al lounge paket sıfır, full dolu 200k. tabela tanıma sistemi koltuk ısıtmaya kadar var. tek eksisi otomatiği yok
0
xrated
(22.05.21)
corolla civic yaris jazz golf polo 2008 3008 1 sene sonra rahat satılır. corolla 0 alabilirsin. civic önermem. c3 alırsın satamazsın 2 sene satamadım ben. vw toyota honda dışına çıkma.
0
mikahakkinen
(22.05.21)
yaris'e baktım da biraz,

YARIS 1.5 Flame Multidrive S ile YARIS 1.5 Flame X-Pack Multidrive S arasında 60k fark var ama aralarındak ifarklar ne hiçbir tablo bulamadım sitede.
0
🌸tchuck
(22.05.21)
3 yılını doldurmamış 2. el VW Polo da iş görür, kolay satılır gibi gözüküyor.
0
aramizda egon kadar mesafe var
(22.05.21)
Iki yaris arasindaki fark vergi diliminden olabilir.
Belli bir vergi dilimine girince fiyat bir anda 290a firliyor.
Örnek seat leon. Giris fiyati 129, otv 64 bin. Seat leon dsg giris fiyati 142, otv 114 bin. Kısacası 13 bin liralik fark icin ekstra 80 bin oduyorsunuz, üstüne ek 11 bin lira da kdv farki var.
0
logisticsmanager
(22.05.21)
(14)

Askerlik veya Asteğmenlik

bigfella
Merhaba dostlar, şuan halihazirda İngilizce Öğretmenliği okuyorum, bizim bölümden mezun olmuş arkadaşım eğer asteğmen olursan dilden Ankara veya Çorlu'ya atanıyorsun gibi birşeyler söyledi. Normal 6 aylık askerlik yapmaktansa 1 yıl boyunca maaşlı asteğmen olmak mantıklı geliyor. 70-80 Bin TL birikti
Merhaba dostlar, şuan halihazirda İngilizce Öğretmenliği okuyorum, bizim bölümden mezun olmuş arkadaşım eğer asteğmen olursan dilden Ankara veya Çorlu'ya atanıyorsun gibi birşeyler söyledi.

Normal 6 aylık askerlik yapmaktansa 1 yıl boyunca maaşlı asteğmen olmak mantıklı geliyor. 70-80 Bin TL biriktirebilerim bu süreçte ve inanılmaz iyi olur böyle bişey olursa.

Bir yandan da KPSS atanması şusu busu var eğer askere gideceksem asteğmen olarak 1 yıl iptal olacak gibi.

Okulum bu yaz bitecek, asteğmen olma konusunda tecrübeli dostlar fikirleriniz nelerdir. Normal askerlikten zorlar mı?

Her türlü yanıta açığım
0
bigfella
(21.05.21)
Kısa dönem yaptım. Gördüğüm kadarıyla asteğmenliğin zor yönleri.

1. Sorumluluğun fazla olacak. Takım komutanı olursan 70, 80 kişiden sorumlu olacaksın. Takıma gerekli eğitimi vermen gerekecek.

2. Nöbetçi subay olunca bölüklerin içtima kontrolleri olur. Nöbetin süresince gerçekleşen olaylardan sorumlusun.

3. Sınıf eğitimi zorlu olabilir. Kısa dönem olursan spor bile yapmazsın belki ama sorunlu bir yere düşersen gerekenden fazla eğitim alabilirsin.

4. Bir yıl gerçekten uzun. Seninle aynı gün askerliğe başlayan bir kısa dönem eve gittiğinde senin daha 6 ayın olacak.

5. Şehir ve birlik büyük bir şans konusu.

Öğretmenlere çıkma şansı çok yüksek değil diye biliyorum bu arada.
0
dissendium
(21.05.21)
Asteğmenlik çıkmadı, 6 ay yaptım.

Artıları:

1) Maaş alıyorsun, giderlerin çok az.

2) Mesai bitiminde karargahtan çıkıp eve/lojmana gidiyorsun.

3) Er değilsin, normalde sümüğünü atmayacağın insanların dediklerini yapmak zorunda olma oranın ere nazaran çok daha düşük.

Eksileri:

1) 1 sene boyunca askersin.

Ben çıkmadığı için çok üzülmüştüm başta ama 2. Ayımdan itibaren şükrettim. Akşam olup evime de gitsem ertesi sabah gene o sıfatları görmek istemezdim.
0
materyalist imam
(21.05.21)
Cevaplar için teşekkürler

askerlik yapmış olan herkes yorum yapabilse yapabildiği kadar sevinirim.

Dilden dolayı NATO Karargahına atanma olabilirmiş arkadaşım öyle söylemişti onu belirtmeyi unutmuşum
0
🌸bigfella
(21.05.21)
hocam yazılanlar doğru ancak şöyle de bir şey var. hangi asteğmenlik? meslek kurası çekip er-erbaş görmeden askerliği tamamlayabilirsiniz. veya takım komutanı olup dağ bayır cirit atabilirsiniz.

ankara veya çorlu olayını bilmiyorum. avantajları ve dezavantajları yazılmış. bunlara ekstra bir şey eklenebileceğini zannetmiyorum. mesele sizin hayat tercihlerinizle alakalı bu saatten sonra.
0
jangbogo
(21.05.21)
Maddi durum kritik seviyedeyse asteğmenlik mantıklı, değilse gereksiz.
0
alfred
(21.05.21)
öğretmelikten asteğmenlik gelmesi çok çok düşük. eskiden bile mucizeydi, şimdi bu ekonomik ortamda büyük ikramiye çıkması gibi bir şey. askeriyede öncelik her zaman doktor ve mühendislerin.

ama ben yerinde olsam hiç bulaşmazdım, benim yakın arkadaşıma çıktı ama doğuda insan yüzü göremeden izinsiz askerlik yaptı 1 sene. iyi para aldı ama lanet etti her geçen güne. askeriye çok şans işi bir yer. ister er ol rahat yerde paşa gibi takılırsın, istersen yüzbaşı ol sıkıntılı yere denk gelirsin ömrünü yer.
0
ada meltemi
(21.05.21)
Kisa dönem Kıbrıs'ta askerdim, acemilik ankara mamak.

Bir kere her astegmenlik iyi degil. En azından konustuklarim ve gorduklerime göre.
Mamaktaki aksam 5te giderdi, her türlü olanak var. Haftasonu yok. Mutluydu.

Kibristaki; ufak sinir karakolunda harabe bir odada kalma, manyak bir yüzbaşının oyuncagi olma, hicbir olanagin olmamasi vs. Hic mutlu degildi.

Askerlikteki gibi sans isi. Misal kısa dönem arkadas gitti askeri markette yapti askerligi. Her haftasonu carsisi vardi. Biz sinir karakolu diye iki haftada bir giderdik, her şey rezillikti.
0
logisticsmanager
(21.05.21)
Maddi olarak dipteysen kesinlikle git
Eğer değilsen kesinlikle asteğmen olarak gitme
Ayrıca 1 yıl kayıp olacak ve asteğmenliğin sivilde işine yarayacak bir tarafıda olmayacak.
0
paramolacak
(21.05.21)
Hocam ben uni biter bitmez 21 yasinda aralikta askere gitmistim. Sene 2001. Gittim sinava girdim. Ankara topcu okulu cikti 4 ay acemi ogrenci oldum. Derslere girdim. 450 ogrenci icinden 100 uncu oldum. Kurada 3 tane olan asiri doguda bir yer cektim. Gittim orada 12 ay da orada izin filan kullnamadan yedek subaylik yaptim.

Simdi 40 yasindayim. Geriye baktigimda askerligimin her gunu o kadar guzel gecmis ki yildiz gibi parliyor zihnimde.

Hayatimin en keyifli zamanlari gecti. Siki dostluklar, turlu turlu zorluklar , 100 tane sana bagli asker ve sinirsiz bir arazi.

Yani bilmiyorum belki ben de asker olmak icin dogmus olanlardan olabilirim.

Kisa bir anektod yazarak sonlandirim.

Askere gittigim ilk gun yani bavulla polatliya gittim kapiyi caldim. Ilk gun elbise bot filan dagittilar , baglamayi filan analtiyorlar, inan olsun docentler, yonetmenler, ogretmenler, envai cesit adam zaril zaril aglayanlar mi dersin , ayilip bayilan mi dersin neler gordum saka gibiydi. Peki ben naptim bak ilk gece havluyu aldim gardas duslar nerde ya cok terledim bi suya girim diye hamammi ariyordum. Millet wc yeri soramiyordu.

Bir ay agri daginda cadirda yattim. Biraksalar bir ay daha kalirdim.

Neyse cok uzattim. Sin bir sey soyleyeyim.

Askerlik nereye nasil gittigin ile ilgili degil , komutaninin nasil biri oldugu ile ilgili cok iyi de gecebilir, sıkıcı da gecebilir.

Ben askerligim bittikten 1 hafta sonra donmustum.

Askerlik sonu cikisi bayrama denk geliyordu. Cikis islemlerini yapan bi tabur assubayi vardi. Astegmenleri inletiyor bayramdan once cikmak isteyenleri soyle boyle derken , bana dedi , dedim ben bayramda burda kalacam sivil olarak , bayraman sonra gidecem diye ,sasirmisti hic unutmam o surati.
0
Filinta61
(21.05.21)
Filinta dostum güzel zamanlar geçirmişsin gerçekten senin adına sevindim, yıllar çabuk geçiyor böyle anıların olması çok güzel birşey.

şuan durum farklı terörle mücadelede profesyonel birlikler kullanılıyor.
0
🌸bigfella
(21.05.21)
Şu dönemde astek olmak biraz zor. Makine, inşaat vb mühendislik değilse daha da düşük ihtimal. Ayrıca 70-80K biriktirmek imkansız. Zaten yaklaşık 10-11 ay maaş alıyorsun(piyadeysen daha da az sanırım). Arkadaşım şimdi son aylarında ve teğmen olunca maaşı bir tık artmış. Yine de 6K civarı bir maaş alıyor. Yani eline toplamda 80K geçmeyecek nasıl 80K biriktireceksin. Bide askerlik para harcanmayan bir yer değil. Ben sivilde harcadığımdan fazla harcıyordum. Ayrıca ev tutmak da gerekebilir. Özetle, başvurun ama umutlanmayın.
0
the coon
(21.05.21)
Öğretmenlerin asteğmen olması düşük ihtimal. Daha çok mühendis gibi işlerine yarayacak adamları alıyorlar.

Zor/kolay meselesine gelince, hep söylerim, askerliğin zor ya da kolay olması gittiğin birliğe, başındaki komutana göre değişir. Başındaki komutan kötüdür, ankarayı sana cehennem yapar, ama başındaki komutan iyidir şırnak'ı sana cennet yapar.

Bence şansını dene, 6 ay fazladan kalsan bir şey kaybetmezsin, ama 80 bin lira kazanırsın. 6 ayda kim kime 80 bin verir?
0
el conquerador
(22.05.21)
2018 de mühendis olduğum halde asteğmen olmak istemedim. er olarak 6 ay askerlik yaptım. Asteğmenlik tercih eden sınıf arkadaşlarım buna hak kazandılar.

Özellikle sektördeki işsizlik durumları ve er olunca keko uzman çavuşlarla/erlerle muhattap olmamak için keşke asteğmen olsaydım dedim. Birde 2. Terör bölgesinde, ilçe merkezi bir yerde 4 duvar içinde o süre boyunca çarşı izni vermediler. Verdikleri nizamiye işi nedeniyle 7 gün, her gün 12 saat mesai yaptık. Yedek üniformam olmadığı için yıkanırken ıslak giydiğim oldu. Mesai bitince asteğmenlerin o kapıdan çıkıp gitmesi içime dert olmuştu. Bir de aylık 500 lira gibi komik bir para almak. Benim bildiğim 5.5k alıyordu asteğmenler.

Acemi birliğinde asteğmenlere teori derslerleri de veriyorlar ve sınava sokuyorlar. İhtiyaç bildiren askeriyeler kontenjan da belirtiyorlar. O an nereler ihtiyaç bildirmişse sınavdaki %10 luk dilimdeyseniz tercih yapıyorsunuz ve oraya gidiyorsunuz. Değilseniz kura ile belirleniyor. Şansınıza yani.

Ama bildiğim kadarıyla öğretmenlere asteğmenlik zor çıkıyor.

Materyalist imam+1
The coon+1
0
filipis
(22.05.21)
Tamamen şans işi. 70-80k biriktirmek hayal, aklının bir köşesinde kalsın. Kuvvete göre öğretmen olarak gideceğin yerler değişir. Ama hangi kuvvet olursa olsun meslek kurası en iyisi. Takım komutanı olursan kuzey güney gibi ya çok seversin ya çok nefret edebilirsin.

Çalışacağını insanlar çok önemli. Asteğmen olmak bu dönemde zor meslek kurası daha da zor. Evli değilsen lojman yok. Mesai sonrası evine gidersin. Ere göre daha sosyal bir hayatın olur. Emir alacağın insan sayisi hem az hem alacağın emirler daha nitelikli olur
Pandemi sırası izin yok. Sorumlulukların olur. Birliğine göre ayda min 4-5 nöbetin olur. 24 saat ayakta olursun. Nöbetçi subay olursan yine birliğine göre sorumluluğun çok olabilir. Nöbetçi amiri varsa daha kolay. Bence süre fazla değil ha 6 ay ha 12 ay. Oraya çok takılma. Ben yaptığım zamanda bazen er olsaydım bazen de iyi ki olmamisim dediğim çok oldu. Hangisi ağır basar dersen atgm daha iyidir. Askerlerin olur. İnsan yönetmeyi, kriz ve stres yönetimini öğrenirsin. Er vs atgm ayrımı her yapana göre farklıdır. Kesin bir sonucu yoktur. Başından sonuna şanstır. Atgm olursan yaz bu sefer ona göre tavsiyeler vereyim.
0
mekaniker
(22.05.21)
(2)

İstanbul'daki En İyi Retina Doktorları

daddy
Herkese merhaba,Retina, göz içi cerrahisinde bildiğiniz en iyi doktorların isimlerini paylaşmanızı rica edebilir miyim acaba?Çok teşekkürler,*Mod'lardan rica etsem duyuru birkaç gün yukarıda kalabilir mi acaba?
Herkese merhaba,

Retina, göz içi cerrahisinde bildiğiniz en iyi doktorların isimlerini paylaşmanızı rica edebilir miyim acaba?

Çok teşekkürler,

*Mod'lardan rica etsem duyuru birkaç gün yukarıda kalabilir mi acaba?
0
daddy
(20.05.21)
Zamanında retinada olan bir sikintidan (sonunda birşey cikmadi) prof. Dr. Süleyman kaynak'a yonlendirmisti bütün doktor tanidiklar (ailem sağlık sektorundeydi).
Galiba sizin isteklerinize uyuyor.
0
logisticsmanager
(20.05.21)
Medicana Hastanesi Prof.Dr.Peykan Türkçüoğlu
0
arenas
(20.05.21)
(8)

fetö vs akp savaşında muhalifin rolü

roket adam
fetönün tc'nin başına gelen en büyük felaketlerden biri olduğunu düşünüyorum. bence pkk'dan bile daha tehlikeli bir grup. akp'nin, onlara sağladığı imkanlarla fetönün uzun vadeli planını çok hızlandırdığını ve olası bir darbeyi çok öne çektiğini, böylece sürecin bu örgütü başarısız olmaya mecbur bır
fetönün tc'nin başına gelen en büyük felaketlerden biri olduğunu düşünüyorum. bence pkk'dan bile daha tehlikeli bir grup. akp'nin, onlara sağladığı imkanlarla fetönün uzun vadeli planını çok hızlandırdığını ve olası bir darbeyi çok öne çektiğini, böylece sürecin bu örgütü başarısız olmaya mecbur bıraktığını düşünüyorum. bu şartlar altında bana kalırsa muhalefette chp tarafında olan biri olarak fetö'nün f'si ile alakalı şüphesi bile olan kimseyi adam yerine koymamam lazım. ama genel olarak cevheri güven gibi ne idüğü belirsiz arkadaşları, sırf akp'ye karşı bir şeyler söyledi / uydurdu diye meşhur ettiğimizi görüyorum sözlükte.

bu fikrime katılıyor musunuz? sizce bir kişi, fetöcü olup akpye karşı olduğunda onunla saf tutulması doğru mu (düşmanımın düşmanı dostumdur şeklinde)? yoksa bu arkadaşları direkt aforoz mu etmeli? eğer maruz görelim insanlar hata yapabilir derseniz, bu arkadaşların, gerçekten geçmişi bırakıp, evet abi biz hata etmişiz artık atatürkçü olacağız diyeceğini düşünüyor musunuz? deseler de, geçmişteki kuyruk acılarını bırakıp sizce gerçekten samimiyetle bu yola gelecekler mi?

ben samimiyetle ıslah olacaklarına inanmıyorum bu arkadaşların, o yüzden sabit somut kanıtı olan kişilerin (siyasiler de dahil gerekirse) vatandaşlıktan çıkarılıp bu coğrafyadan uzaklaştırılması gerektiğini düşünüyorum. düşüncem çok radikal geliyor, o yüzden bir de sizlerin fikrini alayım dedim.
0
roket adam
(18.05.21)
Fetocu, akpli, mhpli. Benim icin ayni torbadalar. Hiçbirine saygim ve sevgim yok. Onceden de yoktu, olmayacak da. AKP'ye ilk yillardan sonra oy verip kötü duruma düşen herkese de gülüp geçiyorum. Batan batsın, ölen olsun, hapse atilan atilsin diyorum zerre umrumda değil. Iclerinde bizi zerre düşünecek insanlar oldugunu dusunmedigim icin hayatlarinin ne halde olduğu da ilgilendirmiyor.

Bugün fetocu denilen kisiler onceden akpliydi zaten. Ayni havayi soludular.
0
logisticsmanager
(18.05.21)
AKP'ye karşı olan herkesin yanında olmak mantıklı değil. Zaten bu yüzden CHP'nin imajı bazen zarar görüyor. FETÖ'cüler her yerden temizlenmeli. Geçmişi bırakmaları söz konusu değil. Bu ülkenin sonradan Atatürkçü olmuş FETÖ'cülere ihtiyacı yok. TBMM'yi bombalayan teröristlerden Atatürkçü olmaları beklenemez. Yıllarca örgüt için faaliyet göstermek hata değildir, tercihtir.
0
dissendium
(18.05.21)
FETÖ kadroları muhalifler tarafından tanınan kadrolar değil. Bu kadroları en iyi, "beraber yürüdük biz bu yollarda" diyen kişiler tanıyor. O yüzden Akepenin temizlik harekatı her ne kadar "bazı kişiler FETÖcüdür, bazıları daha çok FETÖcüdür" şeklinde olsa da kimin ne olduğunu kendileri daha iyi bilir.

FETÖ, 15 Temmuzdan önce de terör örgütüydü, bugün de terör örgütü, yarın da öyle olacak. Kendisiyle beraber yürüyenler de farklı değil.

Memlekete yapılanlar ortada. GEMİDE filminin meşhur repliğiyle özetleyeyim. "Bütün bu bokları yedikten sonra, halkın karşısına geçip, kusura bakmayın abi yanlışlıkla oldu" diyemezsin
0
elestirman
(18.05.21)
Feto dedigimiz olusum CIA.Acikca CIA'nin kurdugu, liderini kendi evinde besledigi bir olusum.Turkiyenin basina cok corap orduler.Dusmanimin dusmani dostumdur dusturu burada gecmemeli. Hamlelerini dogru oynasalardi yada sanslari biraz yaver gitseydi ic savas cikacakti.
0
turkuaz
(18.05.21)
Benim için aralarında en ufak bir fark yok. Hiçbirini muhalif olarak görmüyorum. Güç ellerindeyken her şeyi göstere göstere yaptılar. En alttan en üste hepsi yargılanmalı.

Bunlara ve diğer AKP artıklarına kredi verenleri de yavaş yavaş takip etmeyi bırakıyorum. Mesela Ahmet Nesin bunlarla program yapıp durduğu için takip etmeyi bıraktım.

Ayrıca ağzından Atatürk'ü düşürmeyenlerin hatırı sayılır bir kısmı devlet mevlet bahanesiyle bu rejime ya açıktan ya da örtülü olarak destek veriyor. Belki de artık olaya Atatürkçüler-Atatürkçü olmayanlar ikiliğinden daha geniş bir perspektiften bakmanın zamanı gelmiştir.
0
bruce mclaren
(18.05.21)
Parmağa mı bakacaz, gösterdiği yere mi?

Söylediğin o kadar absürt ki, herif öyle veya böyle kaydı yapmış. Paralar nasıl sıfırlanıyor ortaya döktüler. Hoop fetöymüş mü diyeceğiz.

O zaman iktidarın fetö ile ilişkili olduğunu iddia ettiği herkesin argümanı iptal mi?

Kılışdar'a da fetöcü dediler?

Meral Akşener'e de dediler?
0
baal
(18.05.21)
olay fetöden çok, siyasal islam. bu yapılanmalar 1980 öncesinden başlar. şu anki durumunun bilemem ama sol cenah cumhuriyet gazetesi vb. yayınlar 90ların başından beri fetönün devlet için tehlike olduğunu her yerde haykırırdı. bunların böyle güçleneceğini herkes biliyordu. sırf akepe muhalifi diye fetöyü destekleyecek bir muhalif yok. bu hükümet tamamen yansıtma yapıyor. o fetöcü bu fetöcü diyen bence en tehlikelisidir.

@baal +1 gerçekten kafası çalışan okuyan muhalif biri fetöcü,siyasal islamcı kesime hiç bir zaman bunlar hata etmiş demez. bunlar aynı geminin farklı yolcuları.
0
mikahakkinen
(18.05.21)
Olaya saf tutma olarak değil içeriden birinin bilgi vermesi olarak bakmak mantıklı olan. baal +1
0
arnold schwarzeneger
(18.05.21)
(8)

hangi bitki çaylarını beğeniyorsunuz?

tabudeviren
sallama çaylar için soruyorum ama sallama çaylar haricinde alıp karışım yaptığınız, demlediğiniz çaylar da olur.
sallama çaylar için soruyorum ama sallama çaylar haricinde alıp karışım yaptığınız, demlediğiniz çaylar da olur.
0
tabudeviren
(17.05.21)
Chado ve Beta Tea Shop diyeyim öncelikle, buralardan keyfinize göre girişin.

Chado'nun özellikle Berry Punch ve Rooibos Vanilla'sı şahane. Tadı değil ama rengi şahane olduğundan Blue Butterfly Pea Tea de önereyim, çok keyifli ice tea oluyor.
Beta'nın Fusion Karışık Meyve Çayını aldım, tadı güzel ama bir Berry Punch değil.
Bir de beyaz çay çok seviyorum ama onu rasgele alıyorum, belli bir çay öneremedim.
Ha bir de Hayfene Baharat'ın kış çayı karışımı güzeldi ama yazın ıhlamur papatya falan iyi gitmiyor, içinden kuşburnu ayıklayıp siyah çaya katıyorum ice tea yaparken.
0
kobuzchu kiz
(17.05.21)
hibiskus, ıhlamur, adaçayı.
0
lesmiserables
(17.05.21)
Herby’nin tüm çaylarına bayılıyorum. Özellikle skinny tea.
0
ruhen hastayim ben
(17.05.21)
doğadan'ın bergamotlu yeşil çayı, doğuş'un tarçın karanfilli yeşil çayı, doğadan büyülü bohça serisinin kavunlu beyaz çayı ile mango/hindistan cevizli oolong çayları, lipton'un lavantalı papatyalı "time to relax" isimli çayı en sevdiklerimden ilk aklıma gelenler oldu.
0
nimberjack
(18.05.21)
herby +1 ama soruda sanki sallama olmasın demişsiniz. fit tea nin içeriği güzel geliyo kırmızı çaylar <3
0
ala09
(18.05.21)
Çaykur zümrüt yeşil çay. Normalde sallama yeşil çay içemezdim ama çaykurun zümrüt çayı demleniyor ve sallama çaylara göre çok daha hafif güzel oluyor.
0
jazzabel
(18.05.21)
Doğadan ayvalı ihlamur
0
logisticsmanager
(18.05.21)
doğadan ve lipton'u bıraktım, gerçekten kötülerdi bence.

şimdi french press'e taze nane veya maydanoz(saplarıyla) veya biberiye ya da papatya (çiçek çiçek haliyle kurutulmuş) koyup demliyorum. kupama koyduğum 1 dilim limon eşliğinde enfes oluyor.
0
noxell
(19.05.21)
(20)

Şükretmeyi sever misiniz?

matilda
Dinden bagimsiz olarak şükreder misiniz halinize hic? Ben hep sukrederim ve bu durumun ruhuma cok iyi geldigini ve mutlu olmama yardimci oldugunu fark ettim. Dindar degilim ama sukretmeyi bayagi seviyorum.Aslinda kotumser bi insanimdir ama bazen nispeten guzel bi hayatim oldugunu dusunnuyorum. Tabii
Dinden bagimsiz olarak şükreder misiniz halinize hic?
Ben hep sukrederim ve bu durumun ruhuma cok iyi geldigini ve mutlu olmama yardimci oldugunu fark ettim. Dindar degilim ama sukretmeyi bayagi seviyorum.
Aslinda kotumser bi insanimdir ama bazen nispeten guzel bi hayatim oldugunu dusunnuyorum. Tabii bu ekonomik sartlarla ne kadar iyi olabilirse..
0
matilda
(17.05.21)
Şükretmem ve minnet duymam. Daha iyi olabilirdi diye düşünürüm genelde.
0
Mossy
(17.05.21)
ben şükretmeyi sevmiyorum yarın başıma ne geleceği belli değil, bugün başıma birşey gelmediği için şükretmiyorum. şükretmek kendi yaşantınızı başkalarının kötü talihi ile avutmaktır ve bana göre hoş değil.
0
nahtoderfahrung
(17.05.21)
Sukretmem.daha iyisi isterim. Bu demek değil ki bulundugum konum beni mutsuz ediyor.
0
logisticsmanager
(17.05.21)
Kafamda oturtamadığım kavramlardan biri. İyi veya kötü içinde bulunduğum duruma hiçbir gücün etkisiyle değil tamamen hür irademle gelmişim. İyi olduğun için şükret, daha kötüsü olmadığı için şükret.. iyi ama niye?? Kaderimi bir güç tayin ediyorsa eğer, her şey iyi giderken şükretmem gerekiyorsa eğer kötü giderken de isyan etme hakkım olmalı o zaman. Bunu bi türlü anlayamıyorum.

Dolayısıyla şükretmiyorum. Hem anlayamadığım için hem de dindar olmayıp bunu yapmayı samimi bulmadığım için.
0
IncredibleMau
(17.05.21)
Dinden uzağım ve şükrediyorum.
Sağlıklı olduğum için, bir eksiğim olmadığı için.
0
yarey
(17.05.21)
İnançsızım ve şükrediyorum. Ben bana sahip olduğum için. Nolursa olsun mutlu hissettiriyor.
0
Corpsebridee
(17.05.21)
Alemin derdini gördükçe kendi derdime şükrediyorum.
0
allah yazdiysa bozsun
(17.05.21)
Şükretmem. Aksine başkalarının kötü haline bakarak kendi haline sevinmenin/şükretmenin hoş bir şey olmadığını düşünüyorum.

İnsanların, başkasının mutsuzluğuyla nasıl mutlu olduklarına şaşırıyorum hatta.
0
jacque
(17.05.21)
Şükür ediyorum fakat bir şey yanlışsa, eksikse ifade etmekten çekinmiyorum.
0
put it in your appropriate place
(17.05.21)
Sevmem.
0
j r r tolkien hayrani
(17.05.21)
Zaman zaman şükrederim, özellikle bazı konularda. İnançlı biri değilim, Allah'a etmiyorum bu şükrü. Şükür söz konusu olduğunda onu genelde tek tip yorumlama eğilimi gösteriyor toplumumuz ama herkesin şükürden anladığı elbette farklı olabilir. Ben bahsettiğim şükretme eylemini her anlamda kendi kazançlarıma ilişkin bir sevinç ifadesi ve kendime karşı duyduğum bir memnuniyet göstergesi olarak görüyorum mesela. Kendimi benden kötü durumda olanlarla asla karşılaştırmam ve bundan dolayı herhangi bir varlığa minnet duymam.
0
kedimedi
(17.05.21)
Bazen şükrederim.Ama genel olarak kendini kötüsüyle kıyaslayıp haline mutlu olmak saçma geliyor.
0
jjimyl
(17.05.21)
şükretmek ile sahip olduklarının kıymetini bilmek aynı şey değil. "buna da şükür" tabirinden nefret ediyorum, bizim gibi gelişmemiş toplumların gelişimi karşısındaki en büyük engellerden biridir bu. hiç şaşırtıcı değil ki dinlerle ilgili bir yaklaşım...

ben iyimser, elindekilerin kıymetini bilen, hatta sahip olduklarına kıymet verme konusunda biraz da safça bir bakışa sahip biri olarak şükür kavramına çok uzağım. çünkü sahip olduklarının kıymetini bilmek sadece sahip olduklarınla ilgili bir şey. şükür ise sahip olduklarının kıymetinin olamadıklarından daha fazla olduğu altmetnine sahip bir kavram.

sağlıklı insan psikolojisini temellerinden biri sahip olduklarının kıymetini bilmek bence. günümüzdeki diğerleriyle karşılaştırmalı özgüven problemlerinin temelinde insanların kapasitelerinin, sahip olduklarının farkında olmamalarıyla ilgisi var. kendinizi sevin goygoyunun altındaki de bu işte; neyi yapıp neyi yapamayacağının farkında olmak özgüvenli bir birey olmanın temel şartlarından biri. evet bende bunlar bunlar var, şunlar yok. olmasını sağlayabilir miyim? cevabı evetse onun için uğraşmaya devam ama bazı şeylerin olmasını sağlayamazsın. o durumda da elindekilere odaklanıp kendini onlar üzerinden motive edebiliyor olman lazım.
0
Jux
(17.05.21)
Bir çok şey için, günde bir çok kere şükrederim. Başta sağlık ve düşünme gücü oldu üzere sahip olduğum bir çok şey için. En güzeli de sabah uyanır uyanmaz bu güne de çıktığım için ve akşam yatarken sağ salim yatağa yatabildigim için şükrederim.
0
etna
(17.05.21)
şükretmek ya da şükran duymak çok sık kendime hatırlattığım bir şey.

bir sürü kadim gelenekte var ve bence insana çok iyi geliyor. şükür tam olarak ne bence oranın ayrımını tam yapamadığımız bize abes geliyor.
0
ruh i tibbiye
(17.05.21)
Sevmem, duyunca irrite olurum.
0
jazzabel
(17.05.21)
Hiç sevmem.
0
ms brownstone
(17.05.21)
Sevmem, neden sukrediyoruz?
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(17.05.21)
dinsizim, şükrediyorum. böyle söyleyince 'şükretmek' doğru kelime oluyor mu emin değilim ama.
'hayat güzel lan oh' durumunu hissediyorum yani. yaratıcıya inansam 'allaam çok şükür' derdim.
*hayatım süper falan değil bu arada.
0
asisamus
(17.05.21)
Şükrederim. Sağlıklı olduğum için, yeni bir güne uyandığım için. İç ferahlatan bir aktivite benim için. Ateistim. Bir yaratıcıya şükür gibi değil ama sabah vaktinin güzelliğin, deneyimlemeye, sağlıklı olma haline şükretmek benimki.
0
tül perde
(17.05.21)
(3)

Eğlence sektörü çalışanlarını neler bekliyor

condom kurşunu
Sinemalar 1.5 yıldır kapalı keza barlar vb de. Ki çoğu holdinglerin altında iştirak olarak hayatına devam eden kurumsal şirketler. İşten çıkarma yasağı bitince ne olacak bu insanlara?
Sinemalar 1.5 yıldır kapalı keza barlar vb de. Ki çoğu holdinglerin altında iştirak olarak hayatına devam eden kurumsal şirketler. İşten çıkarma yasağı bitince ne olacak bu insanlara?
0
condom kurşunu
(17.05.21)
sinemalar 1,5 yıldır kapalı değil ya geçen yazın sonunda ben tek başıma salonda film izlemiştim, işten çıkarma yasağı olmasa bile daha beterini yapıyorlar ücretsiz süresiz izin veriyolar para alamayınca kendin istifa ediyon. kötü niyetli olanlar çözümü uyguladılar abi.
0
nahtoderfahrung
(17.05.21)
Bugün restoran sektörü için;
m.bloomberght.com

300-500 bin kisi isten cikarma diyolar ki cogu zaten suresiz izin adlı garip sistemdedir.

Benim bir tanidigim bir kac ay maaslari ödemeye devam etti ama sonra herkesi yolladi, elde para kalmadi. Durumlar kötü.
0
logisticsmanager
(17.05.21)
İşten çıkarma yasağı olsun olmasın önümüzdeki 2-3 yıl ciddi ekonomik bunalım olacak. Bu da minimum süre tahminim. Yani bir aksilik olmazsa(türkiyede olduğumuz için bu aksiliğin olma olasılığına siz karar verin)
Üstelik bu, sadece eğlence sektörü için de değil pek çok alana sirayete edecek.

Ha ama eğlence sektörü dijitale kayabilir, oralarda üretim alanları artarsa biraz şans artabilir. Eğlencenin hizmet tarafındaysanız daha zor.

1. Risk hep olacak, bürün bu sıkılmalara rağmen kolay kolay eski hasılatları görmek zor olacak
2. İnsanlar bu hayata/olasılığa alıştı veya en azından bu durumla (indoor) tanıştı. Ucuz, konforlu ve kolay. Hemen bırakmayabilirler.
0
rewlack
(17.05.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.