Giriş
(5)

Doktorun takviye edici gıda reklamı yapması

Caletti
Instagram'da bir doktor; hiçbir klinik veriye dayanmadan toplumun tamamını "hasta" ve "yetersiz" ilan etmekte, paylaşımlarında " Kitaplar %50 der ama bence toplumun %100'ünde b12 eksik, Magnezyum bence%100 eksik"" demir kadınlarda %100 eksik" " sabah 1 akşam 1 x vitamini" gibi akıl dışı ve bilimsel
Instagram'da bir doktor; hiçbir klinik veriye dayanmadan toplumun tamamını "hasta" ve "yetersiz" ilan etmekte, paylaşımlarında " Kitaplar %50 der ama bence toplumun %100'ünde b12 eksik, Magnezyum bence%100 eksik"" demir kadınlarda %100 eksik" " sabah 1 akşam 1 x vitamini" gibi akıl dışı ve bilimsellikten uzak iddialarla halkın sağlık algısını kasten bozuyor

Takipçilerini doğrudan veya dolaylı olarak kendi ilişkili şirketinin(ticaret sicilden teyit ettim) ürettiği ürünlere yöndendiriyor. Hatta 2 ayda bir kampanya paylaşıyor diyor ki "satıcıyla konuştum, az kalan stoğu zamsız paylaşacakx Şubat'ta bu fiyatı bulamazsınız', " kampanya olmasa paylaşmam" veya '2 alana 1 bedava' gibi ifadelerle kendi ürünlerine yönlendiriyor.

Kendi hikayelerine yapılan kurgu olduğu belli olan yorumları paylaşıyor. Yorum da şu : "Hocam vitaminler bitti, 1 ay ara verdim, ecza depolarında yok, ruhum çöktü, ". Saçma sapan fake yorumları paylaşıp toplumda panik ve ihtiyaç algısı yaratıyor.
Üretilen ürünlerinde iddia edilen değerlere sahip olmadığını düşünüyorum. Bu herifi nasıl nereye şikayet ederim.? Annem kendisine inanmış sürekli kapmanya var bana vitamin al diyor. Baktım profiline adam bildiğin yolunda.
0
Caletti
(9 saat)
reklam kismini bilmem ama soylediklerinde haklilik payi var. akil disi ve bilimsellikten uzak degil. magnezyum takviyesi almayanlarin magnezyum orani olmasi gerekenden dusuk oluyor. b12 biraz daha hassas, dogru oranda kullanmak onemli ama o da genelde eksik oluyor insanlarda.
-3
banach
(9 saat)
Ticaret Bakanlığı ve Türk tabipler birliğine ayrı ayrı şikayet edilebilir.
Şurada bu konuyla ilgili bir madde vardır diye düşünüyorum ama şahsın tıp doktoru olduğundan emin miyiz? Örneğin Su ürünleri fakultesi doktoralı da olabilir?

www.ttb.org.tr
0
Mirket
(9 saat)
Sosyal medya doktoru olup bilgi paylaşmak dışında marka ismi veren, link veren, kampanya paylaşanların hepsi boş insandır.
Daha bir tane bu işi yapıp ciddi olan bilim insanına denk gelmedim. Fitness dünyasında da böyledir.
Ha Türkiye'de şikayet etseniz ne olur bilmiyorum, sonuçta kendi özel hastaneleri olan sağlık bakanının olduğu bir ülke. Balık baştan kokar.
0
logisticsmanager
(8 saat)
@mirket dahiliye uzmanı tıp doktoru
@banch 2 3 yıldır tüm sosyal medyada magnezyum inanılmaz şekilde övülüyor. Bu kadar övülmesi garip geliyor. Nedense 5 - 10 yıl öncesinde hiç magnezyum bilmezdik. Bence pr çalışması.
0
🌸Caletti
(8 saat)
Hocam linkini verin topluca sikayet edelim, elbette yaptigi sey bilimsel olarak dayanaksizken, tip etigine de aykiri. Gercekten boyle bir sey olsa bile, etik olarak kendisinin bunu yapmamasi gerekiyor.

Ustelik bu isin bencesi, sencesi de yok, bir sey iddia ediyorsaniz bilimsel veri ile destekleyeceksiniz, dediginiz gibi magnezyum mevzusu son donemlerde cok populer ve insanlarda bayiliyor boyle, ucuz, zahmetsiz kisa yoldan akil satanlara. Kisa yoldan zengin olma pesindekiler gibi, iste sunu icin acayip olacaksiniz, bunu icin ucacaksiniz diyenlerin hicbirisinin elinde dogru duzgun hicbir verileri yok, insanlarda bir boka yaramamasina ragmen, sirf toplum icinde bir soz soyleyebilmek adina, onaylanmak adina bunlari gereksiz hype'liyorlar. Neyse sinirlendim yine yersiz.
0
bosver nicki
(7 saat)
(2)

B2B alanında çalışan var mı?

Kahvedesu
Göreviniz ne tam olarak?
Göreviniz ne tam olarak?
0
Kahvedesu
(10 saat)
B2b çalışan derken anladığım sektör olarak soruyoruz.
Enerji alanında elektronik ürünler üreten (bunun dışında havacılık, otomotiv vs her şey var) bir firmada bir ürün grubunun emea bölgesi tedarik ağı sorumlusuyum. Hammadde stoğunda müşteriye faturalanmasi benim sorumlulugumda ama operasyonel olarak işi ben yapmıyorum, benim görevim bunlarin doğru çalıştığını saglamak ve optimizasyon yapmak. Bir de sürekli üst yönetime prezenteşyin yapıp açıklama yapmak.
0
logisticsmanager
(9 saat)
Yazılım sektöründe b2b işimiz. Pazarlamadan sorumlu ortağım. Hedef kitlemiz çok zeki. Diğer B2b sektörlerden bu yönüyle hem zor hem çok kolay. Zor sende iyi olmalısın kandıramazsın, kolay karşıda hödük olma ihtimali az
-1
yeahbutso
(6 saat)
(6)

Savaş ekonomin ne? Altın mı aldın?

luluki
Faize mi geçtin? Euro, dolar? Stok mu yaptın?
Faize mi geçtin? Euro, dolar? Stok mu yaptın?
0
luluki
(15.01.26)
faturalarımı, kredilerimi ödedim.
+6
summerjam0306
(15.01.26)
Her ne olursa olsun altın almak gerekli .
Devletler de böyle yapar.
Bakmayın siz insanları borsa, kripto para vs bitcoine yönlendirenlerin de bizden kazandıkları ile aslında altın aldıklarını bilmek gerek .
Elde fiziki hiç bir şey olmadan sadece ekrandaki veya kağıt üstündeki rakamlara bakıp belge ve uygulamalara değer atfetmekle iş bitmiyor.
Altın, borsada işlem görsün veya görmesin her daim değerlidir. Dünya'da piyasa ve ekonomiyi yönlendirenler hatta savaşlara sebep olanlar altının esas kazanç nedeni olduğunu gerçeğini asla göz ardı edemezler.
0
diyecevaplandı
(15.01.26)
sepet riski dağıtma.
1-doviz + doviz fonu
2-cash ihtiyacı için vadeli
3-altın fonu

direk fiziksel savaşa girersekte fiziki altın.
+1
eja
(15.01.26)
köydeki eve 12li su aldım koydum.
+3
mikahakkinen
(15.01.26)
Silikon vadisinden 1 ay önce çıkıp amerikan savunma sanayisine girdim. Bayağı kardayım.

Ama tabii kumar (borsa) yatırımım bu. Reelde 60% altındayım.


edit: bence OP iran/gronland diye sordu ben oyle cevapladim en azindan.
0
aguen
(15.01.26)
Hiçbir şey.
Açıkçası yarın savaş çıksa gerçekten son derdim yatırımlarım altın mi amerikan borsası mi falan olur. Yani o noktaya gelince zaten bunun bence öyle çok bir önemi yok.
Heralde savaş çıkacağını düşünsem ilk yapacağım şey belli stoklar falan yapmak olur. Bunu yapmiyorsam demekki savaş çıkacağını düşünmüyorum.
0
logisticsmanager
(15.01.26)
(3)

bist30 vs.

kulustur
Arkadaşlar borsa kıpırdandı.Biraz spek hareketler ama risk alınabilir.BIST30 alınır mı ne dersiniz yada başka bir yatırım aracı ne olabilir ?İyi geceler.
Arkadaşlar borsa kıpırdandı.
Biraz spek hareketler ama risk alınabilir.
BIST30 alınır mı ne dersiniz yada başka bir yatırım aracı ne olabilir ?

İyi geceler.
-2
kulustur
(14.01.26)
(bkz: january effect)

Birçok aracı kurum 2026 raporları yayınladı. Onlara bakmanızı tavsiye ederim.
0
cay koy geliyorum
(14.01.26)
Benim annem için yaptığım sepette var. Ben fon aldım ona, hsbc HBU bist 30 endeksi fonu. Yönetim ücreti %1.
Onun dışında geri kalanı döviz, altin, yabancı hisse senedi fonları (hsbc HOY, akbank AFV, yapı kredi YTD, garanti TMG) var.
Kısacası bist 30 yükselmiş mi vs hiç bakmıyorum. Ayda 1 kere bakıyorum ne yapmış diye ama sebebi annemin bir paraya ihtiyacı olmamasi. Belki mükemmel değil ama benim kendim kafamın rahat ettiği bir sepet oldu.
Siz yukselirken gireyim düşerken çıkayım yapacaksaniz traderlik olur. Reddit yatırıma bakabilirsiniz herkes her gün nereye yatirsak nereden çıksak falan konuşuyor.
0
logisticsmanager
(14.01.26)
kıpırdadı diyince sanki bir hareket yeni başlamış gibi olmuş fakat borsanın bir sonraki direncine yaklaşık dolar bazında %3-4 lük bir alanı kaldı yalnızca. onay veren 11.500 direncini kıralı da nereden bakarsanız iki hafta olacak. ödül/risk oranı azalmış durumda bence şuan.
0
biravekahve
(14.01.26)
(19)

maaşların çıldırmış olması

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
5 yıl önce 500 dolara çalışan vatandaş şimdi 800'ü beğenmiyor. dolardaki enflasyon mu yüksek, ülke mi seviye atladı, neler oluyor böyle?
5 yıl önce 500 dolara çalışan vatandaş şimdi 800'ü beğenmiyor. dolardaki enflasyon mu yüksek, ülke mi seviye atladı, neler oluyor böyle?
-26
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(11.01.26)
Dolar da deger kaybetti tabii de o zaman atiyorum 300 dolardi asgari ucret, simdi 650 dolar olmus yeni zamla birlikte. Bir meslegin piyasadaki ederine gore de piyasa asgari ucret uzerinden sekillenecek. Zaten Istanbul falansa hersey pahali, bahsettiginiz paralara kimse calismaz. Tabii isin ne olduguna gore degisebilir yorumum.
+2
mbond
(11.01.26)
pandemi öncesiydi,
siyaseti finanse eden beton sanayine
cok ucuz krediler verildi,
nas vs derken
konut ,oto, vs patladi gitti.
+1
designer
(11.01.26)
zaten maaşların bu şekilde arttırılması enflasyonu arttırıyor. özellikle asgari ücrete yapılan zam doğrudan fiyatlara yansıyor. Normali 300 dolar asgari ücrettir. Maaşları arttırmaz, kamu harcamalarını kısarsın ve enflasyon kademeli olarak düşer. Bu yapılsa akp iktidarda kalamayacağı için bu enflasyon bitmeyecek. Bu durumun bir örneğin arjantin'di. Onlar toparlamaya başladı
-2
michael harddd
(11.01.26)
5 yıllık dönemde dolar/tl değişimi ile iç piyasadaki fiyatlar seviyesinin değişimi birbirine paralel olmadığı için. Yani dolar bazında ortalama gelir arttı evet, fakat tüketici fiyatları bundan daha yüksek bir artış gösterdiği için gelirlerdeki artış, alım gücüne yansımadı.

Örneğin: 5 yıllık süreçte dolar kabaca x6 yükselmiş. 7 küsür lira seviyelerinden, 43 civarına gelmiş.
Buna karşılık 5 sene önce 200gr ekmek 1.50 liraya satılırken, bugün 15 liraya satılıyor. x10 yükselmiş.

Tam 5 sene önce 500 dolarınızla gidip fırından yaklaşık 2350 tane ekmek alabilirdiniz.
Bugün 800 dolarla gitseniz 2290 tane falan alabiliyorsunuz.
Dolar bazında %60 daha fazla kazanç var hesapta ortada ama 5 sene önce aldığınız kadar bile ekmek alamıyorsunuz. Süt ürünlerine, ete falan baksak çok daha rezalet tablolar çıkacak mutlaka. Bu yüzden beğenmiyor insanlar işte o 800 doları.
+5
cay koy geliyorum
(11.01.26)
dolar kurunun baskılandığını çoluk çocuk bile bilirken millet 800 doları beğenmiyor demek anlamsız. milletin maaşının yarısı kiraya gidiyorsa hatta bazı durumlarda kiraya bile yetmiyorsa bu ülke seviye mi atladı diyemezsin.

enflasyonun esas sebebi maaşın falan artması değil, net şekilde 25 yıllık iktidarında tc tarihinin toplamından daha fazla vergi toplayan iktidarın senin benim paramı o veya bu şekilde çarçur etmesidir.
+6
lazpalle
(11.01.26)
2018'de ortalama iyi bir eve 350 usd kira veriyordum. şu an 1000 usd veriyorum. 2-3 ay sonra nisanda 1300-1400 usd olacak.

akla gelen tüm temel ihtiyaç maddelerinde dolar bazında 2-3x artış var. etin kilosu 22 usd.
+2
orpheus
(11.01.26)
40 bin lira maasin begenilecek nesi var ki?
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.01.26)
5 sene once 500 dolara doldurdugun sepeti simdi 800 dolarla dolduramiyorsun da ondan.
+4
Sour
(11.01.26)
sen ne olsun istiyon? senin cebine daha fazla girecek diye çalışanların açlık sınırında mı yaşasın?
+4
kiyiya vuran dildolar
(11.01.26)
Nebati'den sonra, kapalı devre bir sistem kuruldu. Dolar bazında çok gibi gözükse de, bu sadece yurt dışında veya dolar/altın alırken işe yarıyor. Bunun dışında içerdeki fiyatlar, ona göre pahalı. Dışarıda 100 $ bir ürünün, içeride 250-300 $ olması, yurt dışı alış verişinin yasaklanması, altın alımına baskılar vs. hep bu sistemin eseri.

Değiştiremeyeceğiniz şeyi kabul edip, ona göre önlem alacaksınız. Bol bol yurt dışı gezisi, yurt dışından alışveriş, ucuz fiyattan altın/gümüş vs.

.
0
kartallar yuksek ucar
(11.01.26)
2017 yılında İzmir'de 950 lira kira veriyordum. Maaşım yeni mezun iki bin liraydı. Kısacası 4 desek euro lira kuruna 500€ maaş alıyordum, 237€ kiraya gidiyordu.

Şu an benzer yerin kirasi 25-30 arası. 25 desen 500€ 30 desen 600€ yapar. Kısacası euro kuruna göre ikiye katlamış belki de geçmiş.
Bu mantıkla yeni mezunun de 1000€ maaş alması gerekirdi ama izmir'de yeni mezuna 50 bin lira maaş veren şirket yok.
Gördüğün üzere döviz kuruna göre daha fazla maaş alıyor almak daha zengin olduğunu göstermiyor. Zaten bir sürü insan anlatmış. Bunun içine daha diğer kurdan fazla artmış şeyleri katmadik bile.
0
logisticsmanager
(11.01.26)
son 2-3 yildir uygulanan ekonomi politasi sonucu turk lirasi dolar karsisinda cok degerli. o yuzden durum boyle.

en basitinden calisan maaslari ve diger giderler tl bazli oldugu icin ithal urunler yabanci pazarda atiyorum 10 dolarsa burada 20 dolara satiliyor. rakami farazi soyledim bu arada.

mesela enflasyon yillik %40 seviyesinde diyelim su an. ama TL/USD son 1 yilda %20 artti. ve bu durum son 2.5 yildir boyle.
+1
nuevo
(11.01.26)
destekledigin parti ulkenin icinden gecti, olan o.
0
banach
(11.01.26)
Sen hic markete gitmiyorsun galiba.
0
baldur2
(11.01.26)
aslında hesap çok basit.
4 kişilik bir ailesiniz.
8 lahmacun, tanesi 200 tl'den 1600 tl
4 ayran tanesi 80 tl'den 320 tl
2 porsiyon ortaya kebap herkes yarımşar aldı, tanesi 600 tl'den 1200 tl.
4 sinema bileti aldınız 300'den 1200. mısır yemeyiverin.
toplu ulaşımla gidip geldiniz, 350 tl diyelim.
4 kişi bir akşam bir şeyler yapmanın toplam maliyeti 5000 lira diyelim düz. 115 dolar diyelim yine düz. bunu ayda 2 kere yapsanız 230-240 dolar gibi bişey yapıyor. istanbul'da en düşük ev kirası 400 dolar. en kötü muhitte yaşarsınız. bak daha çocuğun okul harçlığı, fatura, mutfak masrafı vs. hiçbir şey saymadım. şu an ayda 2 kere dışarı çıkmak ve kira 650 dolar yapıyor.

alım gücü denen şeyden dolayı beğenilmiyor.
+1
cisimcik golgi
(11.01.26)
1000 dolar ile ev geçindirme tsblonuzu mersk ettim.
0
baldan kaymak
(12.01.26)
ev kirası 30 bin, okul taksitleri 40 bin bandına dayanmış; doğalgaz 5 bin tl gelirken... e maaşta bir zahmet artsın be. soru çok troll. sen başka bir ülkede mi yaşıyorsun koronada benzin 3 tlye düşmüştü şimdi 60 tl. sen ne diyorsun kardeş?
0
mikahakkinen
(12.01.26)
200 liraya lahmacun mu olur, 5 bin lira doğal gaz mı ödenir, pavyona mı gidiyorsunuz birader. özel okula giden işçi çocuğu mu olur?
-3
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(12.01.26)
eksi 24 almışsın gelip burda insanlara cevap veriyorsun. biz de sana cevap vererek salaklık ediyoruz.
0
mikahakkinen
(12.01.26)
(10)

Son zamanlarda ne izlediniz?

sacrilegious
İzleyecek sürükleyici bi şeyler bulmakta çok zorlanıyorum. Sanki tüm iyi içerikleri tükettim gibi geliyor. Son zamanlarda izleyip beğendiğiniz ne var? Tek kriterim imdb:6.8 ve üstü olması…Teşekkürler
İzleyecek sürükleyici bi şeyler bulmakta çok zorlanıyorum. Sanki tüm iyi içerikleri tükettim gibi geliyor. Son zamanlarda izleyip beğendiğiniz ne var? Tek kriterim imdb:6.8 ve üstü olması…

Teşekkürler
0
sacrilegious
(11.01.26)
Görece niş bir öneri ile geliyorum, man seeking woman. Absürt komedi seviyorsanız baya keyifli bir dizi.
+1
cay koy geliyorum
(11.01.26)
1. imdb kriterini hayatindan cikar. oldugum bittigim bi kac film imdb 7 alti.
2. the lost bus / son yillarda izledigim en surukleyici filmdi.
+1
buenosdias
(11.01.26)
Slow horses
0
mikahakkinen
(11.01.26)
biz cilgin gibi fallout izliyoruz.
oyununu da oynuyorduk zaten, dizisi su an bizim icin ultra güzel.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.01.26)
Joe pickett
Twisted metal
Rosehaven (bu çok tatlı dizi)
All creatures great and small (bunu 50 kere izlesem doyamam olağanüstü bir dizi insani rahatlatıyor)
0
logisticsmanager
(11.01.26)
Pluribus son bölüm kaldı biter bu akşam.
Yemek yaparken The Marvelous Mrs. Maisel ve The X Files (akşam tercih etmiyorum zira korkuyorum:/
Battlestar Galactica izliyordum ancak şu an üyeliğim olan platformlarda yok diye ara verdim.

Yukarıdakilerine ek olarak size Oliver Kitteridge, The White Lotus, Lillyhammer öneririm.
0
Amaranta ursula
(11.01.26)
Changeling... Gerçek bi hikaye imiş.
0
antihero
(11.01.26)
Az önce run away bitirdim. Güzeldi.
0
ground
(11.01.26)
the pitt

çok iyi dizi.
0
elorelia
(12.01.26)
timeless
forever
the americans
0
biravekahve
(12.01.26)
(1)

Hangi diziye önce başlamalıyım?

mikahakkinen
listemdekilertask, mare of eastown, bosch, the night of, borgen, the empress, the beast in meen son izlediklerim(son 6 ay)netslow horses, dept q, trapped, forbrydelsenönerilerinize açığım. teşekkür ederim.
listemdekiler
task, mare of eastown, bosch, the night of, borgen, the empress, the beast in me

en son izlediklerim(son 6 ay)net
slow horses, dept q, trapped, forbrydelsen

önerilerinize açığım. teşekkür ederim.
0
mikahakkinen
(10.01.26)
Bosch çok güzel dizi ama baya uzun, bosch legacy falan derken.
Normal boschu iki kere izledim hanim da başlamak istedi diye sonradan.
+1
logisticsmanager
(10.01.26)
(6)

Fransa’dan iste

lil siztah
Böyle bir sistem var mı bildiğiniz? Geçen bahardan beri peşinde olduğum bir çanta var. Yurtdışına en fazla bir haftalığına çıktığımdan, kargo sürelerine güvenip alamadım bir türlü. Şimdi stoğu yalnızca bir Fransız sitesinde görünüyor. Bunu satın alıp bana getirecek bir site falan var mıdır?
Böyle bir sistem var mı bildiğiniz? Geçen bahardan beri peşinde olduğum bir çanta var. Yurtdışına en fazla bir haftalığına çıktığımdan, kargo sürelerine güvenip alamadım bir türlü. Şimdi stoğu yalnızca bir Fransız sitesinde görünüyor. Bunu satın alıp bana getirecek bir site falan var mıdır?
-1
lil siztah
(08.01.26)
Tam anlayamadim. Kargo suresine guvenemedim demissiniz ama satin alip size getirecek olan da kargo degil mi? Yani iki asamali bir kargo olmuyor mu bu durumda?
+2
Sour
(08.01.26)
@sour, demek istediğim şuydu: yurtdışına max. bir haftalığına çıktığımdan, otele söyleyemedim; kargo gecikir vs. diye, o sebeple kendim alamadım.
Amerika’dan bu şekilde ürün getiren siteleri defalarca kullandım, böyle bişey istiyorum özetle.
-1
🌸lil siztah
(08.01.26)
eu içerisinde diğer ülkelere de kargo kolay olur. yaşayan biri varsa onun adresine sipariş edip ondan tamin etmek daha kolay bi yöntem bence.
0
deartheodosia
(08.01.26)
Fransa'da point relais sistemi hatta çoğunun kutu sistemi var. Aldığınız zaman adrese yollamak yerine adrese yakın bir dükkana vs ya da bu kutuların olduğu yerlere bırakıyorlar, size gelen kodla alıyorsunuz. 5 gün kadar tutuyor olmaları lazım. Bu şekilde rahatca geleceğiniz günden 1 hafta önce falan sipariş edip garantiye alabilirsiniz.
0
logisticsmanager
(08.01.26)
@dear, yurtdışında çok arkadaşım yok; bir de onlara gidecek de, ben o ülkeye gidip alıcam da.. zor.

@logistic, Fransa’ya gidecek olsam, alacağım yerin mağazaları da var ama yakın zamanda gitmeyi düşünmüyorum.
Bana gönderecek şirket tarzı bişey arıyorum.
-2
🌸lil siztah
(09.01.26)
anladim, fransa'dayken otelinize kargolamaktan bahsetmissiniz.
0
Sour
(10.01.26)
(9)

AI'dan sonra hangi işler sıfırlanacak, ne kadar sürede?

gabe h coud
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??Halı şirketi AI'ın kendisini
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??

Halı şirketi AI'ın kendisinin yada AI'ın bir günde binlerce farklı özgün tasarım yapabileceğinin farkında değil mi, bunu mu anlamalıyız?
0
gabe h coud
(06.01.26)
sağlık sektörü ve mavi yaka işler dışında AI pek çok alanı etkileyecek. AI'in etkilememiş haliyle bile artık diplomalar pek iş yapmıyor. Kimse fazla ileriyi düşünmüyor
0
michael harddd
(06.01.26)
Evet seri üretim tasarımcıların çoğunun işi zorda. Diğer taraftan daha niş, lükse yönelik çalışan tasarımcı ve sanatçılar için çok bir tehlike yok gibi.

Bugün de fabrikalarda halı üretilebilirken, el dokuması özel halılar var hala sonuçta ve bunlar dünya para. Kimse lüks kaygılarla aldığı bir şeyin ai tarafından üretilmesini istemez heralde.

Tamamen teknik üzerine kurulu işlerin hepsi tehlikede aslında. Bir işin matematiksel ve mantıksal altyapısı ne kadar belirginse AI o kadar zarar veriyor gibi. Örneğin programcıların çalışma stili büyük ölçüde değişti.

Diğer taraftan insan faktörü de tekrar kendini gösteriyor. AI'ın yapabileceği şeyi AI yapıyor evet, ama bir de AI'ı iyi kullanabilen insanların yapabildiği daha komplike şeyler de ortaya çıkıyor. Neticede AI bir kişi değil, bir araç. Bir şeyi sadece AI'ın yapması ve insan kontrolünde AI yardımıyla yapılması arasındaki fark ilerleyen süreçte daha belirgin olacak sanırım.
+1
akhenaten
(06.01.26)
Kendi sektörümden örnek verirsem (üretim, tedarik zinciri) kesinlikle etkisini göremedim. Ki şirket Microsoft ile yatıp kalkan (şu an aktif elimde olan uygulamalar yer gök copilot, palantir, power bi) data center işinde bir şirket ama yapay zekadan öte benim gördüğüm etki hep offshoring. Rakip firmalar da offshore yapıyor hep operasyonu.
Redditte tedarik zinciri subinda konuşuyoruz, daha kimseden ciddi bir şey bulamadim. Ha bak forwarder/broker işlerine etkisi var çünkü dokümantasyon vs çok var orada. Misal oralarda bildiğin dokümantasyon ile sorumlu ekipler olur bunları kesin etkiler.
Bana göre ai belli bir kuralları takip eden (yazilim, hukuk, cevirmenlik, dokümantasyon ) işlerde ciddi etki yapabilir. Misal ben tedarik zincirinde etkisini global trade uzmanlarinda bekliyorum çünkü onların işi çoğu zaman belli kurallar içinde oluyor ve birçok zaman onlara sormak zorunda kalıyoruz ama bunu yapay zeka belli bir noktaya kadar bence yapabilir. Onun dışında dediğim gibi yapay zekanın etkisini ben şahsen göremedim ama offshore ve it yatırımı (machine learning ile çalışan planlama uygulamalari ki bunlar bilmem kaç yıldan beri var ama çok az şirket kullaniyor) daha çok etkiliyor. Ha tabi şu da var; teknoloji geldiği için daha az kişi gerekti ama teknoloji geldiği için önceden yapamadigimiz bazi işleri yapabilir hala geldiğimizi için orada iş oluştu derken etkisi o kadar ciddi olamadı. Bundan 1 yıl önce "onu yapamayiz çünkü şu yok" derken şu an yeni sistem ile yapabilir hala geldik ve iş oluştu orada.
Ben hep aynı şeyi derim; erp 40-50 yıldır var, hala erp kullanmayan şirketler var, hala boş ERP kullanıp hiçbir planlama yapmayan şirketler var. Ai bunlara gelene kadar 50 sene geçer. Ai ancak ve ancak acayip ucuz olursa gelir yoksa öyle SAP vs gibi maliyetleri ve kompleksligi olursa misal tedarik zincirine net etkisi olmaz çünkü sen ai olsan ne olur senin tedarikcilerin daha erp bile kullanmiyorsa. Al misal su an bir tedarikcim var, adam sistemlerinde sıkıntı olduğu için ne zaman sipariş cikaracagini bilmiyor. Ne yapacak ai buna...

Bir de ai gördüğüm işi direkt elinden almıyor ama misal bundan iki sene önce Safety stock hesaplamak için bir sürü data indirip excelde bakmak gerekirken şu an planlama uygulaması otomatik "bence bunu yap" diyor, bu işin sorumlusu onayliyor ya da onaylamiyor. Ama bu kesinlikle yeni bir şey degil, çok daha teknolojik bir sirkette calisirken bunu ben 2017de görmüştüm. Düşün 100 bin kişilik 20 milyar dolarlık şirkete bu uygulama 7 sene sonra geldi, kim bilir daha ufak şirketler bilmem kaç yıl sonra ancak gelecek.
+2
logisticsmanager
(06.01.26)
Umduğumdan daha hızlı ilerliyor.pandemide dijitalde rekabet şansım azaldığı için ticareti tamamen bırakıp sadece nakliye ve gümrük ağırlıklı çalışmaya başlamıştım.

Şimdilik nakliyenin manuel tarafına gelmedi ama evrak ve dispatch aşamasında hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.buradan yola çıkıp dış ticaret ,gümrük işlemleri,yol izinleri,sürüş kontrollerinin kısa bir zamanda tamamen dijitalleşeceğini düşünüyorum.depolama tarafında karanlık depolar hızlı bir yükselişte.otonom transport özellikle çinde hareketlenmeye başladı.çok zaman almadan bunları çevremizde görmeye başlarız.

Şunu hayal etmek zor değil.smart bir araç istanbulda bir fabrikadan yükleme yaptı.kapakları kapandı.bütün bürokrasiyi cloud üzerinde hazırladın.ihracat işlemini başlattın.bu cloudtan gümrük neyin gittiğini görür,maliye evrağını para trafiğini görür.araç yola çıkar.ara gümrüklere,yol kontrollerine,tonaj kontrolüne,saat sınırlamalarına takılabileceği hiç bir engel yok.çok kontrol etmek istiyorsan border da hepsini x rayden geçirirsin.varış yerin almanya.almanya ya geldiğinde otoban kontrol noktalarında zaten hazır sistem var.aracın geliş yaptığı görülür.alıcı sisteme bilgilerini yüklemiştir.check edilir.araç direk alıcı deposuna gider.

Şimdi kurtlar vadisi stayla sayalım,çoğunluk depocular ,öldü,gümrük komisyoncuları,öldü,dış ticaret evrak elemanları,öldü.çoğunluk gümrükçüler,öldü.komşi tonaj var diyen pomak dayı,öldü.takograf diyen trafikçi,öldü.kantarcılar,öldü.ben öldüm.tır şöförleri,öldü.zoll de bekleyen komisyoncular,memurlar,yolda yemek satanlar,dinlenme tesisinde kapıyı tıklatan ablalar

Evdeki süpürgeye slam haritayı yüklediklerinde bu işi uyanıp nayır nolamaz demeliydik,çok geç kaldık.
+1
duptıs
(06.01.26)
Suan tum sektorlerde catir catir insan kiyimi yapiliyor zaten. Cogu pozisyonda insana ihtiyac kalmadi. Daha dramatik kovmalarin olmama nedeni carkin donmesinin saglanmasi. Sen birden toplu kiyim yaparsan kimse maas almazsa kimsenin oarasi olmaz, urun/hizmet satacak adam bulamazsin.
+1
ceann deas
(06.01.26)
"last mile" uygulamalar henuz yazilip yayginlasmadi. mevcut AI modelleri cogu isin otomasyonu icin yeterli, sadece birilerinin gelip teknolojiyi o işin ihtiyaçlarına özelleştirmesi ve çözümü satması lazım. adım adım da yapılıyor zaten.
+1
robokot
(06.01.26)
Ben e-ticaret ve yazılım sektöründeyim. Alt orta seviyede bir çok meslek maalesef hızlı bir şekilde bitecek, örneğin artık junior grafikere ihtiyaç olmuyor, ilginç bir şekilde bu değişim çok hızlı oldu, 6 ay önce bazı karışık görsel işleri için hala insana ihtiyaç var diyorduk Gemini'nin yeni modeliyle bir anda her iş halledilir oldu. Küçük işletmelerde yapılan iş koluna sadece tek kişi bakıyorsa yine birinin yapılacak işi Ai'ye yüklemesi, takip etmesi, hataları düzeltmesi ve onaylaması gerektiğinden o kişi işsiz kalmıyor. Danışmanlık yaptığım firmalarda birden fazla grafiker varsa mutlaka birileri işsiz kalıyor.

Yazılımda çok karmaşık olmayan basit projeler için insana neredeyse ihtiyaç kalmadı. Büyük projeler için hala derleyip toplayacak insana ihtiyaç var ama bütün firmalarda ekipler küçülüyor ne yazık ki. Şu an tek sorun Ai'nin güvenilmez olması, örneğin muhasebe kolunda bir yasaya göre bir işlem yapmasını söylüyorsun ama çok hatalı firmayı tahtaya astıracak çıktılar üretiyor. Para vs. hesaplarında da aşırı güvenilmez durumda halen. Ama o kadar hızlı gelişiyor ki çapraz kontroller ve bir kaç Ai şirketi çıktılarını kıyaslayarak doğruya ulaşan ara yazılımlar ile bu halüsinasyon ve hatalar çok yakında minimuma indirilebilir.
+1
creepy
(06.01.26)
Hali orneginde, gecmisten gelen buyuk bir kulturel birikim var. Desenler, teknikler, renkler, semboller, donemler vs. Bu bir sanat. Hangi ciddi okul bunu ai modelleri gelisti diye birden iptal edip birakir? Hangi muzisyen muzik yapmayi birakti?
+1
osssy
(06.01.26)
Ben insaat muhendisiyim. Son birkac sene agirlikli olarak masa basi calisiyorum. Su an buyuk bir uluslararasi sirketin ufak bir yurt disi ofisinde calisiyorum. Muteahhitlerin kucuk-orta olcekli isleri icin tasarim yapiyoruz.

Kullandigimiz hesap altliklari vs. hepsi oldukca ilkel seviyede. ai bizim yaptigimiz isi yapamaz mi, anasini bile s... ama insaat muhendisliginde simdilik esas mevzu "ownership" denen nane. yani proje sorumlulugu kime ait olacak. ote yandan buyuk projeler-hesaplar icin benim kariyer omrumu hesaba katarsak, hadi diyelim son 10 senede tekrarli islerin otomasyon hizinda ciddi bir artis var.

valla yapay zeka eninde sonunda butun islerin kokune kibrit suyu ekebilir ama ben o gunu gorur muyu bilemem. ote yandan sunu da dusun, teknoloji gelistikce sehirler, yapi malzemeleri, muhendislik projelerinin dogasi da degisecek, gelisecek. mesela ayda yeni yerlesim birimleri kuruldugunu dusun. uzayda tbm kullanimi, bilmemne gezegeninin kaya kutlelerinin siniflandirilmasi, yercekimi dunyanin 1/5' i olan gezegenlerde betonarme tasarim gibi yeni literatur dallari ortaya cikacak, yani mevcut meslek dallarinin dogasinin gelismesi, yeni meslek dallarinin ortaya cikmasi gibi mevzular da mumkun.
+1
trixi
(06.01.26)
(21)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
80-90larda da 3. dunya ulkesiydik, hala oyleyiz. eskiden kemalist/laik olmaya zorlanan bir ulkeydik, simdi dinci olmaya zorlanan bir ulkeyiz. ortasini henuz tutturamadik. :D

pop muzik - tarkan ilk ciktiginda bu ne lan dendigini net hatirliyorum, zira millet trt'de turk sanat muzigi falan dinliyordu cogunlukla. pop olarak kayahan ve nilufer vardi, bunlarin kasetleri cikinca yok satardi, kaset bozulana kadar dinlerdik. "kil oldum abi" baya ters bir sarkiydi o donem icin. sonra sezen aksu/onno tunc madeninden birsuru adam cikti, o madeni tepe tepe kullandik diyebiliriz. 3-5 sarki var demek dogru degil, baya iyi bir donemdi.

ekonomi - berbatti, enflasyon %100 uzerindeydi, surekli yeni para basilirdi. trilyonlar katrilyonlar.

bankalar - saglam bankalarda sikinti yok. ama 1 koyup 3 almaya calisan tayfa dandik bankalarin vaad ettigi uber failere kapilip batti.

kontrgerilla - susurluk ile belgelendi. devlet isine gelmeyi temizlerdi.

terorizm - kotuydu, kalabaliklara pek girmezdik. doguda surekli operasyon olurdu. her ay biryerlerde patlama olurdu. kapali carsiya falan korkarak gittigimizi net hatirliyorum.

siyasiler - yolsuzluk vardi ama bugunki gibi apacik yapilmazdi. ozal'in oglu baya zenginlesti, suleyman'in da kardesi koseyi dondu. ciller de nemalanmistir. birbirlerini aklayarak devam ettiler. ecevit ve erdal inonu disinda yemeyen oldugunu sanmiyorum.

rusvet asiri yaygindi ve dogaldi, polis cevirince para verip gecerdin.

istanbul'da altyapi berbatti. dogalgaz hatlarinin dosendigi donemler, heryer cukur ve camurdu. camur ve pislik icinde bir 10 sene gecirdik diyebiliriz, arabalar cukura falan dusuyordu.

artilar:
+ siyasilerle girgir gecilirdi, hakaret edilmezdi ama dalga gecilirdi. kimse bisey demezdi.
+ siyasi liderler bir tik daha kalifiyeydi, yabanci dil falan bilirlerdi, diplomalari vardi, diploma tartismasi falan cikmazdi.
+ kalabalik yoktu, sokakta park yeri kolaylikla bulabilirdin mesela. yazlik mekanlar tenhaydi. butun sahiller kusatilmamisti, gidip havluyu acip 5 kurus vermeden denize girebiliyordun.
+1
cooperr
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
0
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(7)

özgür demirtaş'ın olayı ne?

biseysorcaktim
dikkat çekmeye çalışan liseli gibi davranıyor.artık pek saygı duyulan biri değil sanırım.eskiden de saygı duyulmuyordu demeyin, 2020 civarında youtube'da temel ekonomi videoları paylaşıyordu. herkes için ekonomi gibiydi o videolar. kimisi "thank you captain obvious" şeklinde dalga geçiyordu bugünkü
dikkat çekmeye çalışan liseli gibi davranıyor.
artık pek saygı duyulan biri değil sanırım.
eskiden de saygı duyulmuyordu demeyin, 2020 civarında youtube'da temel ekonomi videoları paylaşıyordu. herkes için ekonomi gibiydi o videolar. kimisi "thank you captain obvious" şeklinde dalga geçiyordu bugünkü kadar aptalca konuşmuyordu bence.

venezuela ve bir kaç ülke için abd mandası olsunlar, ekonomik açıdan daha iyi olur tüm dünya kazanır demiş. abd'nin yaptıklarını bilerek ya da bilmeyerek onaylayan bir şey bu.
kaldı ki bunu sıradan vatandaş söylese ya da bir venezuela vatandaşı söylese hadi neyse.

bilimsel ve iktisadi açıdan haklı da olabilir bu arada, bilmiyorum. belki makul argumanları vardır.

ama durduk yere neden mandalığı savunup onu meşru göstermeye çalışıyorsun ki?

kaldı ki aptallık noktasında bu ilk vukuatı değil. 2020'deki videoları bir yana -ki belki şimdi izlesem beğenmem bilmiyorum- sonraki tavırları başka bir yana. üstelik bir kaç sene önce "sosyal medya benlik değil, bir şey diyorum yanlış anlıyorlar artık bağımı kopardım" demişken.

ne yapıyor, amacı olayı ne? gerçekten özgürce düşüncelerini mi ifade ediyor, yoksa bir şekilde linç de olsa etkileşim almanın faydası mı var. bu yazdığı ile dalga geçileceğini hatta linçleneceğini düşünmemiş miydi
0
biseysorcaktim
(04.01.26)
Bence hem dikkat çekmek istiyor hem de ben sürüden değilim, bambaşka bir düşünce yapım var şeklinde hissediyor.
Böyle başarılı, ünlü ve etkili olunca insanın etrafında saçmalamamasını söyleyen kimse kalmıyor veya dinlemiyor herhalde.
0
michael_knight
(04.01.26)
şaklaban. ilgi arıyor. hep böyleydi. bi şey bildiğini sanıyor.
+1
jelly bear
(04.01.26)
gündemden ekonomiden ziyade ilk amacı her zaman sosyal medyada daha çok popülerlik,reklam ,tıklanma almaktı.
+2
essoist
(05.01.26)
taktiği işe yarıyor ki, kendisinden çok daha yetkin prof'lar cok daha az kazanıyor aynı işlere
0
monicapp
(05.01.26)
Necmettin Batırel'in şakkadanak videosundaki mimikleriyle kitlelere yayıldı, o dönemki enflasyonist ortamda kitlelerin duymak istediğini söylediği için popüler oldu. Her bir anda popüler olan tip gibi kafayı yedi. Sırtını bir kitleye dayayıp, karşı taraftan da nefret etkileşimi toplayarak ününü koruma derdinde.

Benzeri tıp alanında Oytun Erbaş'ta da var. Pandemi öncesinde tus eğitmenliği yapan, tusta her sene dereceye girdiği için popüler olan, iyi kötü bilimsel bir kariyer kovalayan biriyken, pandemiyle popülerliğin tadına varınca kafayı kırdı ve bilimsel yayınları da predatör dergilerde yayımlatarak hem akademide hem televizyonda etik dışı ve salakça yollara kaydı
+1
nundu
(05.01.26)
Tıpta oytun erbaş neyse ekonomide kendisi o. Yavaş yavaş kafayı yediler, önünü alamadık.
Geçenlerde de yabancı hesabın yazısını Türkçe yazıp yakalandiydi. Işte bunu seven binlerce insan var, adam tam bir sosyal medya ekonomisti, nabza göre şerbet. Bugün Trumpci olur yarin putinci. Ne kaba koyarsan onun şeklini alıyor.
0
logisticsmanager
(05.01.26)
kabaca abd cevresindeki ulkeler abd'nin eyaleti olsun seklinde sacma bir aciklama yapti. ardindan oyle demek istemedim, su soyle degil, bu boyle degil falan seklinde aciklamalar yapti. bu tarz konularda hep kurban psikolojisine girip yanlis anlasildim diyor, aslinda daha da kotusu siz salaksiniz, anlamiyorsunuz demeye getiriyor.

amaci belli, gundeme gelmek. sonucta o da bir insan. fakat bu kadar egitimli, varlikli, gormus gecirmis bir insanin sosyal medyayla bu kadar kafayi siyirmis olmasi bana garip geliyor. sen koskoca prof'sun abi, en iyi unilerde okuyup calismissin, varlikli da bir insansin, gidip de her hiyarim var diyene tuzlukla kosmak nedir? bildigin 3 takipcisi olan anonim hesabi retweet edip cevap veriyor, onu rezil etmeye calisiyor, kavgaya girisiyor. takintili bir insan. elestiriye hic dayanamiyor, cik da ben bilmiyormusum, hata etmisim de konu kapansin.
+1
Sour
(05.01.26)
(4)

venezuela savasi ile birlikte

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
pazartesi günü borsada ne gibi düsüsler ve artislar beklememiz gerekiyor? paranizi kaciracaginiz bir sektör olacak mi?madurolarin kacirilmasiyla birlikte savasta geri dönüs yok gibi :(
pazartesi günü borsada ne gibi düsüsler ve artislar beklememiz gerekiyor? paranizi kaciracaginiz bir sektör olacak mi?
madurolarin kacirilmasiyla birlikte savasta geri dönüs yok gibi :(
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.01.26)
turkiye icin altina kaciyordum.
abd karisirsa nereye kacilir bilmiyorum.
+1
WithWorth
(03.01.26)
Ben bizim borsayı çok etkileyeceğini düşünmüyorum, bu operasyon uzun zamandır bekleniyordu ve görünen o ki çok hızlı şekilde tamamlandı. Venezuela zaten çok uzun zamandır içler acısı halde. ABD'ye cevap verecek hali hiç yok. ABD kendine yakın bir yönetim atayacak ve işine bakacak.

Yatırım noktasında 2025 yılında altın ve gümüş alıyordum; 2026 için altın ve bitcoin olarak devam edeceğim. Yine de çoook seçici olmak şartıyla borsada alım yapılabilir.
0
Lethe
(03.01.26)
savas falan yok yaw, adami terayagindan kil ceker gibi aldilar.
ulke resmen herifi teslim etti.
+2
cooperr
(03.01.26)
Ne covid ne ukrayna savaşı ne İsrail ne bu. Hiçbir olayda yatırımlarima dokunmuyorum, aynı şekilde yatırmaya devam ediyorum.
Marketi zamanlama gibi bir uğraşı yapacak kadar iyi olsam çalışmak yerine trader olurdum.
-1
logisticsmanager
(03.01.26)
(11)

2026 yatırımları

Çuvaldızı
Dostlar,Elimizde 3 milyon nakit var.Kresi kullanıp, borçlanıp 4.5 milyona 1+1 alabilirim.Getirisi kira olarak aylık 22 bin falan.Para elimde durdukça eriyor.Fakat ev almak mantıklı gelmiyor, suriyeliler basıp gitmeye başladı, istanbul'a göç azaldı, zaten işsizlik var ve daha önemlisi doğum hızı düşü
Dostlar,

Elimizde 3 milyon nakit var.
Kresi kullanıp, borçlanıp 4.5 milyona 1+1 alabilirim.

Getirisi kira olarak aylık 22 bin falan.

Para elimde durdukça eriyor.

Fakat ev almak mantıklı gelmiyor, suriyeliler basıp gitmeye başladı, istanbul'a göç azaldı, zaten işsizlik var ve daha önemlisi doğum hızı düşüyor.

Tavsiye edebileceğiniz bir yatırım var mı ?

Arsa daha mantıklı geliyor.

Mutlu yıllar.
+1
Çuvaldızı
(01.01.26)
3 milyonun aylık faizi ortalama 80-100 bin civarı desek aylık 22 bin için kredi ödeyip üstüne kiracı ve geriteceği potansiyel dertlerle uğraşmak mantıklı değil. bunun da bir yatırım tavsiyesi olmadığının altını çizmek isterim.
-2
in vino veritas
(01.01.26)
Evin kira getirisi 22 bin lira ama en nihayetinde bir evin oluyor ve fiyatı düşmüyor aksine enflasyona rağmen artıyor, bununla birlikte 3 milyonun aylık faizi 80-100 bin lira ama 1 sene sonra 3 milyonun reel enflasyonun etkisiyle 2 milyon oluyor, faize para yatırmak boktan ekonomiye sahip ülkelerde para kazanmak için değil paranın değerini korumak için kullanılan bir araçtır ama çok boktan ekonomilerde açıklanan enflasyonla reel enflasyon farklı olduğu için paranın değerini de koruyamaz bilakis değer kaybedersin, faizden para kazandığını düşünmek "biliyorsunuz ben ekonomistim" seviyesinde bir ekonomi bilgisi gerektirir.

Cevabımı küçük bir örnekle pekiştireyim de bu faiz olayı Türkiye'de nasıl çalışıyor daha net anlaşılsın. Senin 3 milyonun var, ben sana diyorum ki paranı bana ver bende dursun ben de sana her ay 2000 lira vereyim ama paranı bana verdiğin için benim ona yer sağlama koruma giderleri tozunu alma masraflarım olacak o nedenle ben senin 3 milyonundan her ay 5000 lira alacağım diyorum, sen de "ooo her ay 2000 lira demek güzel para" deyip kabul ediyorsun, Türkiye'nin ekonomisinde faiz olayı böyle işliyor.
+3
kizil karga
(01.01.26)
Ne kirası yav. O parayı betona gömen yatırımın y'sinden anlamıyordur. Bir de kredi demişsin. Koy faize gitsin. Faizle de altın al. Win win.
-9
arbre
(01.01.26)
Doğum oranı düşmesi ve tersine göç ile konut ihtiyacının azalacağı argümanını ortaya koyduktan sonra arsa yatırımının nasıl gelir getirebileceğini düşünüyorsunuz? Çelişkili değil mi? Onu anlamadım ben. Açıklar mısınız?
+1
Mirket
(01.01.26)
Ev eskiyor, arsa hiç olmazsa kullanılana kadar masrafsız ve eve göre daha çok değerleniyor ama en az 10-15 sene beklemek gerek.
0
🌸Çuvaldızı
(01.01.26)
oturacağınız konut alma şansınız varsa onu yapın. 1+1 ev için ise kira anlamında değil, konum anlamında bakın. konumun değerlenecek potansiyeli varsa girilir tabii. ev almış olmak için almayın yani, iyice gezin.

diğer tarafta 2026 için tahvil tarafı sanki daha iyi getiri verecek faize göre. ev almazsanız bir sepet yapın. kıymetli maden, tahvil (borçlanma araçları fonu da olur). biraz belki borsa olabilir, ucuz kaldı toparlayacak gibi biraz ama siyasi risk her zaman var. örneğin Thy hissesi bence baya ucuz kaldı, yatırım tavsiyesi değil.
+1
awlmi
(01.01.26)
Benim arkadaş emlakçı. Uzunca dönem yapilabilecek tek mantıklı işin 1+1 almak olduğunu söylerdi ki aldırdigi bazi kişiler çok mutlu oldu yatırımdan.
Ama son zamanlarda söylediği satislar durmusken kiralamalar da durmuş durumda, özellikle izmir'de. Yani bugün kiralık ev sahibi olan herkes ekonomik durumun iyi olduğu, herkesin kirasını odeyebildigi zamanlari düşünüyor.
Yalnız onunla Eylül'de bunu konuştuğum zaman 2.5-3 için 20 kira diyordu. Sizinki buna oranla çok düşük oluyor ve bence çok mantıklı olmuyor ki bir de kredi masrafı var.
Bence 15 yıl altında geri dönüş bulabilirseniz belki olabilir.
Bu arada emlak bir yatirimdir, faiz yatırım değildir. Faiz enflasyon karşısında bile zor korur hatta korumaz. Emlak misal ben beğenmem çünkü uğraşmak lazım (yok evde bir sıkıntı var, yok kiracı ödedi mi odeyecek mi issiz mi kaldi, yıllık kira beyani, apartmanda olacak demirbaş masraflarina katilma boyama vs gibi) ama bu bir yatırım biçimi olduğunu değiştirmez. Dünyanın hiçbir yerinde faize yatırmak gibi bir öneri verilmez(eger paraya kısa sürede ihtiyaç yoksa) Türkiye'de şu an yüksek faiz olduğu için böyle. Onda da zaten gerçek hayatta olan enflasyonu karşılamıyor.

Bu arada hisse vs yerine ben illa borsaya girilecekse fon öneririm ve benim sevdiğim basit fonlardan biri hsbc bist 30 fonu hbu. Içinde olanlara buradan bakabilirsiniz;
www.hsbcportfoy.com.tr

Ben misal annemin parasinin bir kısmını mac'te tutarken o kısmı komple buna geçtim. Geri kalanı da döviz, altın, ppf, yabancı yatırım fonlari diye sepet halde.
+1
logisticsmanager
(02.01.26)
Uzun vadede arsa evden daha mantıklı bir yatırım aracı bana göre, ama acil nakite ihtiyaç yoksa onun dışında ev arsadan sonra geliyor bana göre.
0
olaylar olaylar
(02.01.26)
bence emlak ve altin hicbir zaman kotu yatirimlar olmadi, olmayacak.
benim icin iyi bir mulk parasini 10 senede cikartir.
4.5 milyon verdigin ev yatirimi 17 senede oduyor 22bin lira kira baz alirsak, o yuzden bence cok mantikli degil. 37-38bin kira alacagin bir yer bulman lazim, o da turkiye sartlarinda buyuk ihtimal zor.
dukkan bakilabilir, getirisi tahminim daha cok olur.
0
cooperr
(02.01.26)
Bahsi gecen kira ve aylik taksit orani cok iyi gelmedi bana. Bir de ev asla deger kaybetmez algisi yanlis. Istanbul'da tam tarihleri hatirlamasam da atiyorum 2015 yilinda 100 bin euroya ev alan adam 2019 yilinda o veya bu sebepten satmak istedi ve ancak 50 bin euroya satabildi. Pendik taraflarindan bahsediyorum, 0,69 faiz olayinin hemen oncesinde fiyatlar boyleydi. TL olarak baksan dusmemisti belki ama gercek degeri bariz dusmustu. Ayni sey altin icin de gecerli, 80'lerde bir ara ons 2000 dolarlara yaklasmis, sonra 2004 yilina kadar pek de yukselmemis. Asil cosmalar ondan sonra, gene zaman zaman dususler oldu. Su an da zirvede ama tabii bilemeyiz, belki de zirve daha yukarlardadir.

Neyse yari saka yari ciddi Bill Gates de tarla falan aliyor diyorlar. O da dusunulebilir. Icinde su kaynagi olan bir tarla ne guzel olurdu ama muhtemelen gidip isleyemeyeceksiniz. Bir de dunyada kitlik vs olursa, memleketiniz olmayan bir koyden alinan tarlaya cokerler gibi geliyor, yani devlet otoritesi sarsilirsa falan.
+1
mbond
(02.01.26)
Gayrimenkul vergi şartları değişti. Hesabınızı buna göre yapın.
0
anten
(02.01.26)
(12)

Şu an okuduğunuz nedir?

alice in potatoland
Tavsiye eder misiniz?Yabancı dilde okuyorsanız da olur. Bir süredir okumak için bir şeyler seçmekte sıkıntı yaşıyorum.
Tavsiye eder misiniz?
Yabancı dilde okuyorsanız da olur.
Bir süredir okumak için bir şeyler seçmekte sıkıntı yaşıyorum.
0
alice in potatoland
(01.01.26)
Yüzyıllık Yalnızlık, yarım bıraktım ama tasvirler güzeldi, devam edeceğim, şu an Gogol, Palto okuyorum ama o da yarım, ehhh, iş güç okunmuyor
0
arbre
(01.01.26)
akademik metinler harici şu fictionları okuyorum/yeni bitirdim:
- Miranda July, All Fours
- Isabella Hammad, the Parisian
- Jenny Erpenbeck, Kairos
- Donna Tartt, the Secret History

kitapları genelde paralel okurum, böyle bir huyum var.
+2
eileengray
(01.01.26)
Ankara mon amour'a bir bakın. Şöyle bir şey olsa dediğiniz bir konu varsa yazın, belki ona göre de öneriler gelir.
+1
cosmicstring
(01.01.26)
yoko ogawa - the memory police
0
sir gawain
(01.01.26)
milchfrau in ottakring.
son 3-4 senedir okudugum en güzel kitap. günlük seklinde yazilmis. bir tür otobiyografi. 1925 viyanasinda basliyor.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(01.01.26)
Abigail e başladım. Magda szabo ile yeni tanıştım ve baya çok sevdim. Son zamanlarda beğenemediğim kitaplar okumuştum. Çok iyi geldi.
0
a perfect lie
(01.01.26)
Kuzey Ormanları - Daniel Mason
Güzel bir kitap, tavsiye ederim.
0
rock n roll
(01.01.26)
Hasan Ali Toptaş-Ölü Zaman Gezginleri ve Jack London-Martin Eden.
Baya iyiler, tavsiye ederim.
0
umutt
(01.01.26)
Bob mortimer ikinci kitabı, the hotel avocado.
Bob mortimer hayranı için kesinlikle, onun dışında önermem.
Bir de marcus aurelius meditations okuyorum, onu tavsiye ederim.
0
logisticsmanager
(01.01.26)
suyu arayan adam - Şevket Süreyya Aydemir okudum. tek adam kadar olmasa da güzeldi.
yeni dünya - Sabahattin Ali okuyorum. kısa hikayeler. bazıları fazla travmatik olsa da oldukça akıcı.
0
unalub
(02.01.26)
tarihimizle yuzlesmek - emre kongar
0
baldur2
(02.01.26)
şu an psikanalizin kara kitabı'nı okuyorum. bitince alice zeniter-kaybetme sanatı ya da stephen king-22/11/63'e başlayacağım. böyle bir karmaşa içindeyim.
0
suyin
(02.01.26)
(6)

İş mi tatil mi

arbre
31 Aralık tatil için plan yapmıştım ama birikmiş işlerim var. Bu planları 1 hafta sonra da yapabilirim ama yeni yıl heyecanı olmadan. Hangisini seçerdiniz? Sağ olun.
31 Aralık tatil için plan yapmıştım ama birikmiş işlerim var. Bu planları 1 hafta sonra da yapabilirim ama yeni yıl heyecanı olmadan. Hangisini seçerdiniz? Sağ olun.
-7
arbre
(30.12.25)
tatil. heyecan varsa o hep gelmez, gelmişken keyfine bak. bu dünyanın işi bitmiyor.
+2
klassno
(30.12.25)
Maaşlı çalışansam tatil, kendi işimse iş.

Herkes kendi işinin peşine düşmeli. İşverence size tatil imkanı verilmişse yok ben istemiyorum demenin bir manası yok bence.
0
akhenaten
(30.12.25)
Abi ben hayatımda planli tatili oteletecek kadar önemli iş çok az gördüm. Doktor falan olsa neyse. Ya da misal fabrikada yangin çıksa vs anlarım yani ama iş bitmez. Bak bu sene son 3 ay geceyarısına kadar çalıştım, is hiç bitmedi sabah gene yeni şeyler vardı.
O yüzden tatile git.
0
logisticsmanager
(30.12.25)
Tatil. Psikolojine katkı olsun, kendine jest yap, hayat kısa :)
0
cccbehzatccc
(30.12.25)
İptal ettirdim maalesef kafamda iş varken rahat olamayacağımı düşündüm, sağlık olsun
-7
🌸arbre
(30.12.25)
maaşlı iş ise tatil, kendi işimse iş +1
0
benibulmanlazim
(31.12.25)
(5)

Erden Timur

kizil karga
Neden içeri alındı suçu ne tam olarak, teröre finansman sağlıyormuş sanırım bunun açıklaması nedir acaba?
Neden içeri alındı suçu ne tam olarak, teröre finansman sağlıyormuş sanırım bunun açıklaması nedir acaba?
0
kizil karga
(30.12.25)
Siyah sipali aklama iddiası
0
artıküyeolmakistiyorum
(30.12.25)
mal varlıgına cokmek için ya da aldıgı ihalelere.
+1
koela
(30.12.25)
Suçlu suçsuz konusunu bir kenara bırakırsak ortalık coştu bahis vs diye ama dosyası bahisten ayrıldı ve kara para aklama diye ayrı dosyaya gitti ve bu dosyanın da (internetten okuduğum) yönetildiği şubenin adı o. Yoksa terör ile alakası yok.
m.haberturk.com
"Erden Timur hakkındaki soruşturma Spor Suçları Soruşturma Bürosu'ndan Terörizmin Finansman ve Aklama Bürosu'na gönderildi.

Timur'un verdiği ifadeler sonrası tüm dosya incelendiğinde savcılık dosyanın bahis soruşturmasından ayrılmasına karar verdi.

Buradaki işlemlerden sonra da şüpheli tutuklanması talebiyle Sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Erden Timur “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçundan tutuklamaya sevk edildi."

Ha şunu unutmamak lazım; ülkede sürekli birileri içeri giriyor sonra salınıyorlar. Ne olup ne bitecegini kimse bilemez.
0
logisticsmanager
(30.12.25)
Koyu gs ve erden timur u severdim

Kendisi hukukçu; ne diye elden o denli borç alır kripto falan aktarırsın?

Galatasaray bir kenara, alakası yok zaten malbahçelilerin uydurması bağdaşıklık; terör söz konusu ise babamın oğlu gelse tanımam.

edit - kızıl kuş: savcılık, Galatasaray başkanına ve timur'a sorsun bu sorunuzu muhatabı ben değilim ki, hukuki anlamda da hukukçu görüşü gerekir.
-1
baldan kaymak
(30.12.25)
Baldan kaymak erden timur bir ara 30 milyon euro vermişti başkana, bu para nereden geldi de kulübe verdi sence, sattığı dairelerin parası mıydı onlar?
-1
🌸kizil karga
(30.12.25)
(7)

Avrupa'da kredi kartı kullanımı nasıl?

michael_knight
Kart limitinin yükselmesi, kredibiletinizin artması için Türkiye'de ne kadar fazla kredi kartı kullanıp zamanında öderseniz o kadar iyi diye biliyorum.Geçen gün bir YouTube videosunda ABD'de kartın limitinin tamamını her ay kullanmanın skoru kötü etkilediğini, kişiyi muhtaç gibi gösterdiğini söyledi
Kart limitinin yükselmesi, kredibiletinizin artması için Türkiye'de ne kadar fazla kredi kartı kullanıp zamanında öderseniz o kadar iyi diye biliyorum.
Geçen gün bir YouTube videosunda ABD'de kartın limitinin tamamını her ay kullanmanın skoru kötü etkilediğini, kişiyi muhtaç gibi gösterdiğini söyledi birisi.

Limitin %10-%20'si arası bir miktarı kullanıp zamanında ödemenin en iyisi olduğunu söyledi.

1- ABD için bu doğru mu?
2- Avrupa'da durum nasıl?
3- Avrupa'da yaşarken Avrupa'daki bir bankadan kredi kartı almamamın veya kullanmamamın olumsuz bir etkisi olur mu?
0
michael_knight
(28.12.25)
Fransa'da kredi kartı pek yok, debit kart var. Bunun da iki şekli var; Débit Immédiat (benim tercihim, direkt hesaptan düşüyor harcama).
Débit différé (ayda bir kere hesaptan kesiliyor para).
Bazı bankalarda belli bir noktaya eksiye düşme hakkı var ama çok düzenli yapıp ödemezsen kara listeye alıyorlar.
Türkiye'deki gibi kredi kartı varsa da görmek çok çok zor. Misal annemin geliri 40 bin kredi kartı 450 bin. Bu imkansız burada, millet Güler. Gelirin neyse onu harciyorsun, para ihtiyacın varsa da kredi çekersin. Ha sistemler var misal benim bankada başladı ayda 300€yu 3e falan bolebiliyorsun. Ama onun dışında genel olarak yok.
Avrupa çok geniş, ülke ülke bakmak lazım, tek bankacılık sistemi yok. Ama dediğim gibi Türkiye'deki gibi sistem bulmanız zor bence.
+3
logisticsmanager
(28.12.25)
Almanya'da kredi kartı yaygın değil, bankadan almak için de uğraşmak gerekiyor koşullarını bilmiyorum bile. Taksitli ödeme sunan bankalar/aracı kurumlar var (paypal,klarna vs), onlardan da sürekli küçük miktarlarda taksitli alışveriş yaparsan kredi notun düşüyor.
0
nahtoderfahrung
(28.12.25)
İngiltere'de limitin %50'si diye biliyordum ama %25'ini geçtiğim için kredi skorum bayağı düştü. Sonra ödeyince geri yükseldi. Daha sonra bir kere daha %25'ini geçmem gerekmişti yine düştü, sonra yine yükseldi :D Gerçekten etkiliyor. Ama bu sebeple limit artırımı gelirse direkt yapıyorum o kötü etkilemiyor çünkü daha az yüzdesini kullanmış oluyorum. (ama maaşımın üstüne geçmedi henüz. Geçebiliyor mu kaç x oluyor emin değilim.)

Bunların yanında sık adres değiştirmek, hatta vadesiz banka hesabı açmak bile kredi puanını etkiliyor. "son 6 ayda hesap açmışsın" diye düşürebiliyorlar. Bu neden kötü hala anlayamadım.

Klarna vb. bölme uygulamaları credit check yapıp kredi olarak göründüğü için etkiliyormuş. Taksit olayına hiç girmedim o yüzden. Amazon kendisi faizsiz 5 taksit yapıyor bazen, UK'de olanlara ona tavsiye ediyorum. (ama herkese çıkmıyor, belli süre prime olup belli bi hacmi olanlara veriyor sanırım)

edit: bu arada en başta kredi puanımı oluşturmak ve yükseltmek için faturalı telefon hattı almıştım. Her ay düzenli ödemek etkiliyor. Sonra düşük limitli kredi kartı aldım her ay azıcık harcama yapıp ödedim. Böylece ülkede kaydım ve skorum oluştu.
0
nhk ni youkosu
(28.12.25)
Letonya’dan bildiriyorum. Kredi kartı vermiyorlar kimseye. 30 yıllık mortgage veriyor ama kredi kartı vermiyor
-2
suicides underground
(28.12.25)
kredi skoru yasadiginiz ülkeye göre önem gösterebilen bir sey, bunu siz bilirsiniz.
benim yasadigim yerde kimse önemsemiyor ama mevcut mesela. benim kredi skorum esimin skoruna göre daha düsük cünkü üstümde mortgage var. gecenlerde burada sormustum, umursamamam söylenmisti.
free card bakabilirsiniz. hem aylik kart ücreti yok hem de avrupa'da her yerde kullanabiliyorsunuz. sifir komisyon ile türkiye, meksika, arjantin gibi her ülkede direkt o ülkenin kuruyla ödeme yapiyorum. cok rahat. www.free.at
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(29.12.25)
mantik asagi yukari butun ulkelerde ayni, zira firmalar ayni. Banka isimlerinin pek onemi yok, sana krediyi acan banka degil, VISA yada AMEX yada Mastercard.
benim turkiye'de yurtdisina gore gordugum fark kredi kartina taksit yapilmasi.

kredi karti limitleri insanin senelik burut gelirine gore belirlenir. senelik geliri $100k olan birinin cebinde $25k lik 3-4 kart olmasi sasirtici degildir. kapitalist duzen boyle. bildigin kadariyla ne amerika'da ne de avrupa'da kominist bir duzen yok :D

+ Limitin %10-%20'si arası bir miktarı kullanıp zamanında ödemek en iyi - bunu kim diyorsa sallamis. tersine, surekli limite yakin gidince kuzey amerika'da daha hizli limit artisi oluyor. eger karti az kullanilsan kolay kolay limit artmaz.

+ Avrupa'da yaşarken Avrupa'daki bir bankadan kredi kartı almamamın veya kullanmamamın olumsuz bir etkisi olur mu- niye olsun?
0
cooperr
(29.12.25)
Krediyi veren banka, MasterCard/visa teknoloji sağlıyor.
Türkiye/kuzey Amerika/İngiltere'deki kredi kartı çoğu Avrupa ülkesinde yok. Aylık ne harcıyorsan ödemeni istiyor sistem. Öyle minimum ödemek, borç yapmak falan yok cunku debit kart. Borç yapmak isteyen de kredi çekebilir.
+1
logisticsmanager
(29.12.25)
(2)

Yıl değerlendirmesi

darthvader
Bu yıl en çok sevindiğiniz - bunu iyi ki yapmışım yada başıma geldi dediğiniz ve en üzüldüğünüz/beklemediğiniz olay / durum- bunu hiç beklemezdim vs gibi nedir?
Bu yıl en çok sevindiğiniz - bunu iyi ki yapmışım yada başıma geldi dediğiniz ve en üzüldüğünüz/beklemediğiniz olay / durum- bunu hiç beklemezdim vs gibi nedir?
0
darthvader
(28.12.25)
Bunu ben yapıyorum yıllık.
Bu sene çok çalıştım, gerek uyku olsun gerek çalışma dışında özel hayata ayırdığım zaman olsun. Gerçekten yıl sadece çalışarak akıp geçti ve bir sene yaşlandım. Bunu yapmasaydim iyiydi. Bir de babanın vefatiyla falan daha duygusal, hayatın değerini anlayan biri olmuştum ve hanımla keşke daha çok zaman gecirseydim dedim. O tabi sadece son 1-2 ay çok kötüydün çalışma saatleri olarak diyor ama bana göre sanki yılın yarısını çalışarak geçirdim...

En sevindigimse şirkete full remote olabilir miyim dedim onlar da daha net bir şey olmasa da "vallaha bizim için nerede çalıştığının önemi yok ya" dedi, yani daha net olmadı ama bunun kapisi aralandı. Böyle olursa hayatımı 6-7 farklı şekilde daha iyi hale getirecek bir şehre tasinacagiz. Bu gerçekten daydream yaptirtiyor şimdilik.
0
logisticsmanager
(28.12.25)
hiç mutlu olduğum bir gün olmadı. 340 gün ağır depresyonda geçti.
0
ashleybon
(28.12.25)
(4)

NBC neden LinkedIn kullanmıyor

arbre
Sb
Sb
-5
arbre
(27.12.25)
neden kullansın ki, iş mi arayacak, kendi reklamını mı kasıcak yani bi maksadı yok?
+7
deartheodosia
(27.12.25)
Cannes Film Festivali'nde Tarantino'nun elinden ödül alarak adını dünyaya duyurmuş birinin linkedine ihtiyacı yok.
+2
yurtsuz john
(27.12.25)
Yani bunlar çok basit bakış açıları. Hesap oluşturursa bağlantılarını görmüş oluruz. Çalıştığı insanları tanırız. Paylaşımlarını görürüz. LinkedIn iş arama özelliği olan ama iş aramak zorunda olmadığınız bir yer. İnternet sayfası olarak kullanılabilir.
-5
🌸arbre
(27.12.25)
Benim bildiğim linkedini olan tek yönetmen james cameron o da başka işleri için, yönetmenliği için değil.

Kısacası linkedin sinema dünyasında kimsenin umrunda olmayan bir yer, nbc ne yapacak sen bağlantılarını gör, çalıştığı insanlari tanı diye?
Merak ediyorsan imdb'den çektiği filmlerde çalıştığı insanlara bak. Zaten nbc linkedin açsa kimi ekleyecek aktörlerin vs linkedini yok. Ya LinkedIn olmayan milyar dolarlık şirket yöneticileri var, nbc'ye gelene kadar.
+9
logisticsmanager
(27.12.25)
(8)

toprak mulkiyeti neden var? olmasa ne olur?

antikadimag
uzun suredir ekonomik sistemler uzerinde dusunuyorum. serbest piyasada insanlarin bir sey uretmesi ve bu urettiklerine deger bicmesi ve bunlarin satilip alinmasi, bunlara sahip olunmasi cok makul. eyvallah. ancak kimsenin uretmedigi bir sey olan topragin yani arazinin parsellenerek alinip satilmasi
uzun suredir ekonomik sistemler uzerinde dusunuyorum. serbest piyasada insanlarin bir sey uretmesi ve bu urettiklerine deger bicmesi ve bunlarin satilip alinmasi, bunlara sahip olunmasi cok makul. eyvallah.

ancak kimsenin uretmedigi bir sey olan topragin yani arazinin parsellenerek alinip satilmasi mantiga uymuyor. bunu kimse uretmedigi icin birinin mulkiyetinde olmasi su an gordugumuz sosyal adaletsizligin en buyuk nedenlerinden biri gibi geliyor.

cunku piyasadaki her sey bir sekilde deger kaybederek tekrar yikima ugruyor. evler, arabalar eskiyor ve yikiliyor. aldigimiz alet edevat entropiye yenik dusuyor. ancak topraga sahip oldugunuz zaman bu hicbir sekilde deger kaybina ugramadan yuzyillarca geliyor.

topragin devlet mulkiyetinde olmasi ne gibi problemler dogurur? hadi madeni bile birinin gidip cikarmasi gerekiyor. bir deger yaratimi var. ama toprak sahipliginin tek dayanagi zamaninda birisinin buralar benim diyip bunu kilic zoruyla mesrulastirabilmis olmasi.

sadece insanoglu tarafindan yaratilan seylerin mulkiyet kapsamina girmesi gerektigi gibi bir dusuncem var. topragin mulkiyet kapsamina girmedigi bir duzende ne gibi problemler olabilir?

(bu sistemde yine evlere sahip olunabilir, ama evin altindaki arazi devletin olacak. eve sahip olunabilir cunku sonucta birisi kaynak harcayarak o evi insa etmek zorunda.)
0
antikadimag
(26.12.25)
Ama yürüttüğün mantık kişi ve kurumları kapsıyor da niye devletleri kapsamıyor. Madem öyle, Devletler de toprağa sahip olamasın, bu vatan benim diyemesin. Sonuçta zamanında kılıçla alınmış olması kabul edilemez ya.
0
Mirket
(26.12.25)
toprağı pasif bir kaynak olarak konumlandırmazsak ve aslında değerini (use value) üzerine işlenen emekten aldığını düşünürsek mülkiyet (ve ifraz gibi araçları) bir bakıma değer arttıran bir teşvik mekanizması oluyor. ben açıkçası toprağın da “üretilen” bir meta olduğunu düşünüyorum; en azından kavramsal olarak. bu yüzden özelleşmesi ya da ifraz yoluyla metalaşması bu ekonomik sistem içinde normal geliyor bana. aktör sayısı arttıkça rekabet ve takas değeri de artıyor. özellikle de sınırlı olduğu için.

bu arada özel mülkiyet osmanlı’ya aslında çok geç gelen bir sistem. internette güzel makaleler var (hatta bir tanesi bu yüzden sınıf bilincinin gelişmediğini söylüyor). bir de seveceğinizi düşündüğüm bu ara okuduğum bir kitap var: alyssa battistoni, free gifts: capitalism and the politics of nature. kapitalizmin doğaya bir kaynak olarak paha biçip biçmediğini tartışıyor.
+2
eileengray
(26.12.25)
Ben de son zamanlarda çok bakıyorum ekonomik fikirlere. Misal toprak vergisi getirmenin ev vergisinden daha iyi olacağını savunanlar var aynı sizin dediğiniz gibi çünkü toprak kullanılmadığı sürece bir işlevi olmuyor. Ve misal Fransa'da endüstriyellesme için devletin topraklari hazırlaması vs çalışması var (ama zor is yani).
Merak edip baktım cin'de misal toprak sahibi olunmuyormus. Bu sebepten heralde devlet istediğini yapabiliyor yani. Sadece üst kullanım hakkı aliniyormus, bu sebepten heralde insanlar çocuklarına aktara aktara gelecek nesilleri zengin ederken toprak sahibi olmayanlarin fakir olması olayı olusmuyordur.
0
logisticsmanager
(26.12.25)
@mirket; dogru, diyemesin. onlari da kapsiyor. nihayetinde butun insanlari ortak paydada bulusturan federatif bir dunya devletini dusunerek yazmistim. burada kastettigim herhangi bir devlet degil, "the devlet".

@eileengray; kitap tavsiyesi icin tesekkurler. toprak elbette uzerine islenen emekten katma deger aliyor. ancak base olarak da korkunc bir degerinin oldugunu kabul etmek gerek. yani hic uretilmeyen bir degeri de var ve benim meselem bu degerin unjustified bir guc asimetrisi yaratmasiyla. toprak uzerinde yapilacak islemler sonucu deger kazanir ve bu degerin karsiligi ozel tesebbuslere verilir. drenaj, arazi tesviyesi gibi seyler yine yapilabilir ve karsiliginda para kazanilabilir (cunku katma deger var) ancak devlet kontrolunde. ayni devletin yol, kopru yaptirmasi gibi.

nihayetinde toprak uzerindeki tasarrufun x kisisinde olmasini justify edemiyorum. paylasilmis bir mulkiyet geregi devletin tasarrufunda olabilir topragin nasil kullanilacagi. yani devlet der ki, su araziye iskan verecegim. bunun icin arazi isleri, bina insaati gibi gerekler var ve bunlari yapan sirketlere odeme yapacagim.

mevcut sistemde tesvik yarattigina katiliyorum. ancak bunun ne kadar hayati oldugunu kestiremiyorum. bir tarafa bu tesvigi, diger tarafa yarattigi guc asimetrisini koydugum zaman bence problem tarafi agir basiyor. sonucta toprak ifrazi tesvigi olmasa da, serbest piyasanin tesvikleri hala gecerli. bu ekstra tesvigi torpuleyerek karsiliginda muazzam bir guc asimetrisini kirmis oluruz gibi geliyor.

@logistics; bu konuyu baska bir tanjanta goturecek ama onlarda da guc simetrisi toprak mulkiyeti degil parti uyeligi ekseninde oluyor, hatta cok daha kisitli bir kesimde guc toplandigi icin daha buyuk problemler yaratiyor. kapitalizm en azindan bu gucu daha genis bir sinifa yayiyor ve sistem isledigi surece sinif gecislerine acik kapi birakiyor. sanirim benim derdim ayni chomsky'nin dedigi gibi politik veya ekonomik butun guc asimetrilerinin justify edilmesi gerektigi yonunde. bu yapilmadigi noktada somuru olusuyor.
0
🌸antikadimag
(26.12.25)
toprak mülkiyeti devletteyse monarşi, hiç kimsedeyse anarşi olur. evrensel bir devlet de "imperial"dir, o da olmasın zaten. kötü bir hayal. :(
0
klassno
(26.12.25)
bütün araziler devletin olsa iyice zıvanadan çıkıp en güzel konumları kendi projelerine yandaşlarına paslarlar sanki. bu da önemli bir eşitsizlik riski. insanların ailesinden kalan toprakları kendi insiyatifi ile değerlendirmesi serbest piyasa ekonomisi içinde daha sağlıklı geliyor bana. isteyen eker, isteyen satar, isteyen ev diker, isteyen boş tutar vs.

güç asimetrisi tarafında da bana bu konu biraz sanki toplumu en altta eşitlemeye çalışmaya zorlamak gibi geliyor. egzajere ederek söylersem toplumu fakirlikte eşitlemek gibi. bazı insanlar da dedelerinden kalan araziyi doğru değerlendirip zenginleşebilir. sadece şanslı oldukları için belki evet ama bunda problem görmüyorum ben. bu serbest piyasanın da işleyişine katkı sunar. çünkü gelir bireylere akar, birey bir şekilde istihdama döndürecek şekilde değerlendirir. az veya çok.

not: köydeki fındık bahçesinden başka bir arazi kalmıyor aileden :)
0
awlmi
(26.12.25)
devletin [D]evlet olması da bir güç asimetrisi yaratmaz mı? bunun sonu leviathan olur. devletin bu kadar otorite ve güç sahibi olması her zaman halkın iyiliğini ve çıkarını garantilemiyor.
devonandexeterinstitution.org

belki gerçekten de @awlmi'nin de bahsettiği gibi "miras" kavramı üzerinden düşünmek gerekir. yine osmanlı örneği vereceğim ama mülkiyet kavramı yokken askeri zumre mensuplarının mirasının büyük bir bölümü devlete dönüyordu. bir bakıma devletin bu üst sınıfı dengeleme mekanizması olarak okunabilir. gerçi bunu da bypass etme yolu bulundu. bu üst sınıfın mirasının bir alt soya aktarılabilmesi için vakıflar kuruldu. böylece miras bu şahısların (ve çocuklarının) vakıflarına geçiyordu ve devlete dönmüyordu. vakıflar böyle böyle önemli bir aktör haline geldi. sırf philanthropic değil yani.
0
eileengray
(26.12.25)
@eileengray; evet maalesef hatta daha kotu bir asimetri yaratiyor. sosyalist devletlerin islememe sebebi de bu bence. parti/devlet o kadar gucleniyor ki, geri kalanlar uzerinde korkunc bir tahakkum kuruyor. kapitalizmde sinif esitsizliginden ve elitlerden sikayet ediyoruz ama bunlar en azindan daha dispersed bir sinif, konsantre degil. partide hepi topu ayni toplanti odasina sigacak 10-20 kiside korkunc bir guc toplaniyor. bkz akp. erdogan, stalin, hitler, putin ekiplerinin kurdugu sistemler.

bu noktada guc asimetrisini kirmada kapitalist ve demokratik sistemler monarsiye, sosyalizme gore net daha iyi. ancak hala ideal degiller ve bircok problem var. bir sonraki asama ne olmaliyi dusunuyorum cunku bu sistem de islemiyor. sistemde ilerleme var, kole gibi calistirilmiyoruz, topraga bagli degiliz. ama hala finansal bir can pazari yasiyoruz. yarinlarimizdan endise duyuyoruz. bilirsin amerika'da yuzbinlerce dolar kazanan insanlar bile can havliyle yasiyor. cunku akarken kesesini doldurup yarin huzura kavusacagi, zamanini satmak zorunda olmayacagi bir noktaya ulasmaya calisiyor.

halbuki insan akliyla ve ahlakiyla bundan cok daha guzel ve duzenli bir sistem kurabilir. ancak ozgurluk sosuyla bize gucu gucu yetene sistemi dayatiliyor. bu guc artik kilicla degil, banka hesaplariyla, tapu senetleriyle olusturuldugu icin ortacaga gore daha civiliz, daha az kan goruyoruz. ama hala en onemli sermaye olan insan aklini ve yaraticiligini carcur ediyoruz gibime geliyor. neyse.
+1
🌸antikadimag
(26.12.25)
(2)

Acil otomobil alacak birine yardım

msb
Çok geniş bir bütçesi yok, yıl sonu kampanyalarından faydalanmak istiyor.0 faiz kredili falan bi kampanya var mı bildiğiniz?
Çok geniş bir bütçesi yok, yıl sonu kampanyalarından faydalanmak istiyor.

0 faiz kredili falan bi kampanya var mı bildiğiniz?
0
msb
(25.12.25)
www.arabam.com

Burada yazıyor çoğu.
Bir de 0 faiz kredili falan ayda 100 bin lira ödeyebilecekse 500-600 bin liralık var. Öyle ayda 30 bin liralık kredi falan yok yani.
0
logisticsmanager
(25.12.25)
togg hariç iyi bir kredi kampanyası yok.
0
awlmi
(26.12.25)
(10)

Bir aktör vardı

tekdir ile uslanmayan kiz
80'lerde Amerikalı erkek bir oyuncu vardi. Maltese ya da Shih tsu'ya benzer gözleri ve öne doğru gelen saçları vardı. Hatta köpeğe benzeyen ünlüler diye aratınca hep o çıkardı ama şimdi bulamıyorum. Genelde ailevi filmlerde oynardı. Gözleri mavi gibi hatırlıyorum. Isminde Sam ya da Neil olabilir ama
80'lerde Amerikalı erkek bir oyuncu vardi. Maltese ya da Shih tsu'ya benzer gözleri ve öne doğru gelen saçları vardı. Hatta köpeğe benzeyen ünlüler diye aratınca hep o çıkardı ama şimdi bulamıyorum. Genelde ailevi filmlerde oynardı. Gözleri mavi gibi hatırlıyorum. Isminde Sam ya da Neil olabilir ama olmayabilir de. Adamın yüzü gözümün önünde ama ismini hatırlamıyorum.
0
tekdir ile uslanmayan kiz
(24.12.25)
(bkz: Daniel Stern) olabilir mi?
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(24.12.25)
Yok maalesef o değil. 2000'lerden sonra görmedim o adamı hiç, ölmüş de olabilir.
0
🌸tekdir ile uslanmayan kiz
(24.12.25)
Richard Gere mi?
0
nothing in my way
(24.12.25)
William h macy değil heralde çünkü ona benzeyen köpek vs diye çıkan haberler var :)
0
logisticsmanager
(24.12.25)
jeff daniels diye sallıyorum
www.imdb.com
0
exlibris
(24.12.25)
Hicbiri degil. Saclari ortadan ikiye ayrik, one dogru geliyordu. Zaten o yuzden o tarz cins benzeyen ifadesi vardi.
0
🌸tekdir ile uslanmayan kiz
(24.12.25)
www.boredpanda.com

bu linke bakabilir misin? buradakilerden biri olabilir
0
exlibris
(24.12.25)
maalesef bunlarin cogu yeni.
0
🌸tekdir ile uslanmayan kiz
(24.12.25)
Kaşları yanlardan asagi doğruydu. Televizyon filmlerinde oynardi. Pazar sabahi seyrettigimiz Amerikan taşrası filmlerinde.
0
🌸tekdir ile uslanmayan kiz
(24.12.25)
Sonunda buldum. Beau Bridges.
Jeff Bridges'in kardesiymis ayni zamanda bilmiyordum.
0
🌸tekdir ile uslanmayan kiz
(24.12.25)
(2)

Spor soruları

arbre
Merhaba. Spor yaptıkça şunu fark ettim. Bir gün çok uzun ve aslında planladığım çalışmalardan fazlasını yapabilirim. Diyelim bir hareket çalışıyoruz. 10x3 yapıyoruz. Bunu yapmak en fazla 5 dakika sürüyor. Ben de şunu düşündüm. X hareketi bitince Y hareketine geçeyim. O zaman X kasları dinlenir. Sonr
Merhaba. Spor yaptıkça şunu fark ettim. Bir gün çok uzun ve aslında planladığım çalışmalardan fazlasını yapabilirim. Diyelim bir hareket çalışıyoruz. 10x3 yapıyoruz. Bunu yapmak en fazla 5 dakika sürüyor. Ben de şunu düşündüm. X hareketi bitince Y hareketine geçeyim. O zaman X kasları dinlenir. Sonra bir daha X hareketi yapayım. Bu sefer 10x3 yerine 10x3x2 yapmış olacağım. Daha iyi değil mi kas gelişimi için?
-4
arbre
(24.12.25)
Abi tekerleği bulmuşsun.
(bkz: süper set)

Kas gelişimine daha iyi olup olmadığı siyah/beyaz kadar belirgin değil. O yüzden yap ama "bu kesinlikle daha iyi" diye düşünerek yapma.
+3
logisticsmanager
(24.12.25)
Hocam buna zaten süper set deniyor uygulanan bir yöntem.

Sporda tek bir formül yok.

Bazı formüller daha yorucu ama kısa vadede hızlı sonuç sağlıyor. Ama sakatlanma riski yüksek.

Bazı formüller daha uzun vadeli, yavaş gelişim ama oturmuş bir gelişim.

Biraz metabolizmanıza, yaşam tarzınıza göre şekillenecek bu süreç.

Bir pt ile çalışın.

Mesela bazı insanların haftada 3 gün gidebilecek vakti var. Onların spor planı farklı.

Bazı insanlar haftada 7 gün gidebiliyor, onların spor planı farklı.
+1
anten
(25.12.25)
(9)

Eski sevgiliyi görmek

darthvader
Yolda eski sevgilimi gördüm sanırım ama tam emin olamadım yani tanıyamadım açıkçası ve çok yakınımdan geçti gitti. Selam vermek isterdim aslında ama çoktan geçmişti o kişi. siz böyle bir durum yaşadınız mı / yaşadınızsa ne yaptınız?
Yolda eski sevgilimi gördüm sanırım ama tam emin olamadım yani tanıyamadım açıkçası ve çok yakınımdan geçti gitti. Selam vermek isterdim aslında ama çoktan geçmişti o kişi. siz böyle bir durum yaşadınız mı / yaşadınızsa ne yaptınız?
0
darthvader
(23.12.25)
evlenmeden önceydi selam vermiştim. biraz garip hisettiriyor ama selam verilir ya (aldatma kandırma vb. olduysa verilmez tabi)
0
redlinetheturk
(23.12.25)
selam vermezdim
0
jelly bear
(23.12.25)
Ben de merak ediyordum bu hissi. Karşılaştım geçen. O an ve sonrası biraz gergin oluyor. Aklına iyi şeyler geliyor ama etkisi geçince kötü şeyler aklına geliyor ve ayrılmanın daha doğru olduğunu bir kez daha fark ediyorsun ve umursamıyorsun. Sonraki gün zaten aklına gelmiyor. Aslında çok absürt bir şey. Her yerini gördüğün insanın yüzüne bakmıyorsun. Uzaylılar gelse anlam veremez.
-2
arbre
(23.12.25)
Bir tanesini ayrıldıktan birkaç ay sonra tam da yanımdaki arkadaşıma kendisinden bahsederken Taksim'de görmüştüm. Selamlaşmıştık, tuhaf olmuştu. Balık - akrep birlikteliklerindeki manyakliklardan biri.
-2
sekizdokuzon
(23.12.25)
Yaşadım. Mal gibi suratına baktım ve adını söyledim ama bir yandan da hızlıca ilerledim. muhtemelen o değilse deli sandı beni kadın oysa da neden böyle yaptığımı düşündü. her türlü rezillik.

gerçi eski sevgilim değil eski flörtümdü ama farketmez.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(23.12.25)
Bir tane eski sevgilimle (ki belli süre beraber yaşadık vs) arada linkedinden konuştuğumuz oldu. Işte yeni işte, doğum gününde falan. Genelde o atiyor, o attığı için ben de yapıyorum ayıp olmasın diye.
Onun dışında hiçbir eski sevgilim ile muhabbetim yok. Yolda görsem tabiki selam veririm, kimseyle kötü ayrılmadım.
0
logisticsmanager
(24.12.25)
aynısını yıllar önce yaşadım. koşuya çıkmıştım ve gözlüğüm de yoktu. o mu değil mi emin olamamıştım ve bisikletinin ziliyle selam vermeye çalıştı ama ben duymazdan geldim ve koşmaya devam ettim.

bence hiç gerek yok iyi de ayrılsanız kötü de. biten bitmiş zaten tekrar bazı duyguları harekete geçirmenin anlamı yok. hee tabii bariz bir şekilde sizi tanımıştır ve size merhaba demiştir o zaman tabii ki selam verirsiniz. o şekilde görmezden gelmek olmaz.
0
elektr10
(24.12.25)
Umarım karşılaşmam ya, ben tekrar görüşmek isterim.
0
ashleybon
(24.12.25)
6-7 sene önce karşılaşmıştım, ben vapur beklerken vapurdan iniyordu beşiktaş'ta. tam önümden geçti, seslendim, sarıldık ettik ayak üstü konuştuk oradan bir şeyler içelim dedik, birer bira içip 1 saat kadar muhabbet ettik, sonra ayrıldık. kötü bir ayrılık yoksa makul durumlar bunlar.
+1
oldtimer
(24.12.25)
(7)

şu an bütün avrupa tatilde değil mi?

dedim dedim de kime dedim
almanya-italya taraflarına bir mail atıp yarın falan dönüş beklemek mantıklı değil değil mi?5'ine kadar eu kapalı dedi alman bir arkadaşım.
almanya-italya taraflarına bir mail atıp yarın falan dönüş beklemek mantıklı değil değil mi?

5'ine kadar eu kapalı dedi alman bir arkadaşım.
0
dedim dedim de kime dedim
(23.12.25)
Okullar neredeyse her yerde 2 hafta tatildir buyuk ihtimalle. Ancak is tatili belirtildigi gibi ulkeye gore degisir. Hollanda mesela 25-26 Aralik ve 1 Ocak tatil sadece.
0
mbond
(23.12.25)
"Butun Avrupa" diye bir sey yok, hepsi ayri ulkeler. Irlanda resmi olarak sadece 25-26 Aralik ve 1 Ocak tatil. Ancak izinlerini yazin kullanmak yerine bekleyenler bu tarihleri baglayip izne cikiyorlar. Ama iznini baska zamanlarda kullananlar da calisiyor.

Bazi sirketler de zorla tatilleri baglatiyor, herkese zorunlu izin kullandirtiyorlar.
+1
sertac akin
(23.12.25)
Merhaba İtalya'da bir organizasyon için uzaktan çalışıyorum. tatil tarihleri 25-26 aralık ve 1-6 ocak. Ama tabii çoğu kişi ufak ufak izin almaya başladı. dönüş olmaması normal olur, özellikle birden çok kişiyi içeren karar gerektiriyorsa.
0
ansya
(23.12.25)
Resmi olarak gneelde 25-26 ve 1 ocak tatildir ama gayriresmi olarak 15inden filan itibaren önemli ise baslanmaz, 22sinden itibaren maillere cevap beklenmez cünkü cogu kisi izindedir. (Uluslararasi calisiyorum, avusturyadayim, izindeyim)
+1
kuehles blondes
(23.12.25)
evet hepsi tatilde artık. herkes zaten birleştiriyor bu tatilini ve alman arkadaşın doğru demiş.
0
elektr10
(23.12.25)
Kesinlikle değil.
Şu an bizim Avrupa'da bulunan kişilerin yüzde 80i tatilde. Geriye yüzde 20 var yani. Kime email atsam ocak başı dönülüyor.
Bu sebepten cevap bekleme.
0
logisticsmanager
(23.12.25)
5ine kadar kimse dönmez evet :) Resmi olarak 24 yarım gün, 25,26 tatil. Geri kalan günler tam araya denk geldiği için nerdeyse herkes bu günleri de alıp tatili 2 haftaya bağlıyor ya da mecburi yıllık izninden kullanmak zorunda bırakılıyorsun. En azından Almanyada mantık bu.
0
truf
(23.12.25)
(12)

Genelde idareciler veya üstler ekipleriyle neden tamamen samimi olmazlar. Özellikle herkes birarada iken hep bir mesafeyi korurlar? çalışma ortamında tam samimi neden olunmaz? ego mu incinir? yoksa başka neden mi?

mahmuttt
Soru başlıkta thanks…
Soru başlıkta

thanks…
-3
mahmuttt
(22.12.25)
1 - fazla samimi olurlarsa istedikleri işi istedikleri gibi yaptıramazlar çalışanlara. (kötü yönetici için "yöneticilik" oynayamaz da diyebiliriz.
2- normal samimiyet ile iş ayrımını genelde yapamıyor insanlar. fazla samimiyetten laubalilik çıkıyor genelde. normal zamanda samimi ama iş konusuna gelince ciddiyet bu durumda çok sağlanamayabiliyor. (yönetici değilim)
+3
chanandler bong
(22.12.25)
Samimiyet, zamanla gevşekliği, suistimal ve ihmalleri beraberinde getirir. Kişi, sürekli gördüğü, konuştuğu emir aldığı üstünün huyunu suyunu, zaafiyetlerini ve "açıklarını' bilir. İleride yaşanacak bir gerilimde çalışan bunu üstüne karşı silah olarak kullanabilir. Zaten günlük hayatta yaşanan şeyler. Bulunulan ortam değil bir cadde üstündeki işyeri , çok elit görünen plaza, holding ortamı da olsa durum böyledir.
Çöpçü, amele ile director veya Ceo arasında biyolojik/psikolojik bir fark yok ne de olsa.
İnsan her yerde aynı insan sonuçta.

Kurtlar vadisinden :
Altta sürekli rahatsızlık olmalı ki üsttekilerin kıymeti bilinsin...
Buradan hareketle bir de üsttekiler entrika, trajedi çok severler.
Buradan beslenirler.
(işin uzmanları öyle diyor)
+2
diyecevaplandı
(22.12.25)
Bayağı bilinen bir şirkette üst düzey bir yönetici vardı. Herkesle enseye şaplak modu neredeyse. Adamın arkasından demediklerini bırakmıyorlardı. Üst düzey yönetici de olsan insansın, samimiyete, direktlige ihtiyacın oluyor ama zannedersem herkesle çok da içli dışlı olmamakta fayda var. Kimin içinden ne çıkacağı, seni nereden ne şekilde vuracağını bilemezsin.
+2
sekizdokuzon
(22.12.25)
yukarıdakilere ilaveten bir de x'le çok samimi, bana karşı taraf tutar diye düşünme ihtimalin var.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(22.12.25)
çok nadir insan yerini ve haddini ve yapmamasaı gereken şeyleri biliyor. kendinden değil karşı taraftan çekindiği için yöneticiler samimi olmuyor, başına gelecekleri biliyorlar çunki.
0
eja
(22.12.25)
bence samimiyet kotu bir durum, bunu ast perspektifinden soyluyorum. samimiyet iyi degil, ekstra isler yuklenebilir, isle ozel hayat birbirine gecebilir.

ingilizceniz varsa suna bir bakabilirsiniz: www.youtube.com demek istedigi bu ozgurluk degil, hatta tam tersi ozgurlugun onunde bir engel, cunku gercek ast-ust iliskisini belirsizlestiriyor.
+1
Sour
(22.12.25)
niye samimi olsunlar? bir de "tamamen samimi" gibi katmerli bir samimiyet beklentisi is ortami icin sacma.
+2
ghilleinthemist
(22.12.25)
Ben kendimi yönetici olarak görmesem de iş yerindeki konumum gereği yönetici pozisyonundayım, bundan dolayı değil de karakterim gereği iş yerinde kimseyle çok samimi olmuyorum, aram herkesle iyidir ama dışarıda program yapmam, iş arkadaşlığını işte bırakırım, bence böyle olması gerekiyor.
Geçenlerde iş dışı bir program yapılması gerekti mesela gittim ama çok kısa kaldım hemen ayrıldım.
O çizgi kaydığında bir daha toparlamanın zor olacağının farkındayım.
0
mutekebbir
(22.12.25)
Bizde çalışma saatleri uzun, insanların hayatlarının uyanık kısımları neredeyse tamamen iş yerinde geçiyor ve iş ve özel hayat sınırları bulanıklaşıyor.
Bu sebeple biraz samimi veya sıcak davrandığında işe dahil veya iş harici bir çok şeyde sınırlar esnetiliyor.
Bir de bizim toplumda samimi arkadaşlıklar haricinde insan ilişkileri iki türden birine ait oluyor. Ya sen birinin üstündesindir, ya da o senin üstündedir.
Yönetici, çalışanın üstünde olduğunu göstermeyince, çalışan yöneticinin üstünde olduğunu zannediyor.
0
burfak
(22.12.25)
Bu birazda kültürel bir durum, ben bizim yurtdışı ofislerin bahar partilerinde, noelde, fuarda vb yaptıklarının onda birini (bakın çeyreği bile demiyorum) buradaki ekiple yapsam ki ekip beni sever sayar, yine de ertesi güne iş yaptıramam, elli tane vukuat yaşarım.

Kültürel normları da göz önünde bulundurarak denge kurmak en doğrusu.
+2
Phoebe
(22.12.25)
Bu bence çalışma ortamına bağlı.
Misal ben mevcut iş yerimde müdürlerle hep yakındım. Müdürün eşini, çocuklarını tanırım, o benim eşimi tanır. Birbirimizin özel hayat sorunlarını biliriz çünkü işi etkiliyor sonuçta benim babam vefat edince ya da onun babası hastaysa vs.
Ama bu yıllar içinde gelişen bir şey. Ne ilk ne ikinci yıldan oldu. 7 yıldır beraberiz ve o aradaki saygı hep olduğu için. Bu arada bunu sadece bizde değil, bizim gibi uzun zamandır çalışan müdür ve calisanlarda da görüyorum. Bunlar hep kişiye bağlı yani.
Ben şahsen hindistan, macaristan, fas'ta çalışanları olan biriyim ve hayatlarını sorarım, genel olarak kendilerine benden aşağı gibi davranmam. Hepimiz iş yapıyoruz sonuçta, savaşta cepheyi savunmuyoruz.

Ama özellikle Türkiye'de yatay büyüme olmadığı ve hayat şartları sadece dikey kariyer ile geliştiği için bir sürü müdür olmamasi, bu yetenekleri sahip olmadığı halde para için oraya gelenler var. Böyle olunca da çok kötü yöneticiler çıkıyor ortaya.
0
logisticsmanager
(22.12.25)
Samimiyet seçtiğiniz insanlarla kurduğunuz bir yakınlıktır. İş yerinde seçmediğiniz, önünüze gelen insanla çalışırsınız.

Samimiyet fedakarlığı, anlayışı, yeri gelince yanlışları görmezden gelmeyi, hatır gönülü içerir. İş yerinde ise asıl olan görev ve pozisyonunuzun gerektirdiği işi yapmanızdır.

Samimiyet keyfidir, iş profesyoneldir.

Samimiyet sizin özel hayatınızdır. Kanınız kaynar konuşursunuz, tepeniz atar bozuşursunuz. İş yeri özel hayat değildir, birlikte çalıştığınız insanı sevmeniz gerekmez. Orası sizin özel alanınız değildir.

Arkadaşlık başka, iş başkadır. Şüphesiz bunun çokça sebebi vardır.
+1
akhenaten
(22.12.25)
(14)

Hangi jiletle tras oluyorsunuz

optimistbakunin
Sakal biyik trasi icin hangi jileti kullaniyorsunuz? Ben tek kullan at ucuz jiletleri kullaniyorum fakat sevmiyorum kesmiyor gibi hissettiriyor. Siz jileti kac sefer kullaniyorsunuz ne marka kullaniyorsunuz
Sakal biyik trasi icin hangi jileti kullaniyorsunuz? Ben tek kullan at ucuz jiletleri kullaniyorum fakat sevmiyorum kesmiyor gibi hissettiriyor. Siz jileti kac sefer kullaniyorsunuz ne marka kullaniyorsunuz
0
optimistbakunin
(21.12.25)
Edwin Jagger çift taraflı, jiletleri de bir yada max iki kere kullanıyorum.
Bic marka jiletim var ama onu seyahat vs için aldım sadece. Memnunum.
Gillette vs kullanmayali yıllar oldu bir kere normal jilete başlayınca farki görüyor insan. 11 yıl olmuş.
0
logisticsmanager
(21.12.25)
@logistics ahahha abi simdi marketten gidip alacagim bir sey yok mu tr icin
0
🌸optimistbakunin
(21.12.25)
3 bıçaklı Gillette al geç
0
arbre
(21.12.25)
Abi o zaman gillette yani zaten marketlerde çok bir marka yok malesef :)
Ama bic ben sevdim aklında olsun. Fiyatı da daha uygun gibi.
0
logisticsmanager
(21.12.25)
Gillette sensor 3 fiyat performans
0
mephistoo
(21.12.25)
jiletim yok. hiç kullanmadım. elde ne varsa onu kullandım. 3 bıçaklı, random markalı tek bir jilet 3-6 ay arası götürebilir. sürekli kullanımda 2 hafta götürür.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.12.25)
Tek bıçaklı permatiğin önündeki plastik koruyucuyu kırıp kullanıyorum.

İki üç bıçaklıları kullanamıyorum.
0
yurtsuz john
(21.12.25)
BIC Hybrid 3 Flex'i kullanıyorum. İş görüyor.
0
put it in your appropriate place
(21.12.25)
güzel bir yaprak jiletle bol köpükle geleneksel traş en güzeli ama o da çok zaman alıyor.
genelde gillette sensör veya mach3 olanını kullanıyorum. öyle 5 bıçaklı sağa sola hareketli olanları sevmiyorum.
eskiden bir jileti 7-8 kere kullanırdım hala keserdi şimdi 3 ten sonra kesmemeye başlıyor. o yüzden gratiste, migrosta indirim yakaladımmı stokluyorum.
0
my fault
(21.12.25)
Evde Ali Bıyıklı ustura ve yarım jilet kullanıyorum.

Seyahatlerde Rossmann'da satılan Isana 3 bıçaklı kullan at tıraş bıçağı kullanıyorum.
0
yadigar
(21.12.25)
Bazen Gilette Sensör bazen de Philips One Blade. One Blade jilet kadar yakından almadığı için ciltte yarattığı tahriş daha az oluyor, üst üste birkaç gün jiletle tıraş olup yüzümün haşlandığını hissedersem One Blade'e geçiyorum. One Blade'in bıçağını bugüne dek hiç değiştirmedim, Sensör'ün başlıklarını ise üstündeki kayganlaştırıcı şerit düşene kadar kullanıyorum.
+1
huçi kuçi
(21.12.25)
3 bıçaklı Gillette
ayda bir degistiriyorum ucunu.
0
cooperr
(21.12.25)
sensor3/blue3 bu ikisinin kartuşu aynı zaten. hangisinin birim fiyatı ucuza gelirse onu alıp geçiyorum.
eksisozluk.com mach3'e filan da tercih ederim.

safety razor da denedim ama bunlar daha iyi geliyor. kişiden kişiye cildine göre değişiyor işte, normalde mach3 daha pahalı üst model ama benim cildimi mahvediyor.
0
konetsu
(22.12.25)
Gillette Fusion 5
0
liberal
(22.12.25)
(7)

Polo vs. Clio Esprit Alpine

umutt
Sıfır alınacak, İstanbul içi günlük kullanılacak, yılda max 10 kez uzun yolculuk yapılacak. Eleye eleye bu ikisine düşebildik ama son kararı henüz veremedik. Artık körlükte oluştu, siz hangisini neden tercih ederdiniz?
Sıfır alınacak, İstanbul içi günlük kullanılacak, yılda max 10 kez uzun yolculuk yapılacak. Eleye eleye bu ikisine düşebildik ama son kararı henüz veremedik. Artık körlükte oluştu, siz hangisini neden tercih ederdiniz?
0
umutt
(20.12.25)
Clio çünkü Türkiye'de üretiliyor, türk ekonomisine katkısı var.
Servisi vs her türlü daha ucuz.
Hiçbir derdi vs yok arabanın benim bildiğim.
+1
logisticsmanager
(20.12.25)
ben 2016-2021 arasinda 90bin km kadar polo kullandim. clio da cok kiraladim. bence kalite, konfor olarak polo daha iyi. ufak tefek masraf cikarmisti ama oyle buyuk bir sikintisi olmadi. yine olsa yine polo alirim. hatta uzun yol olmayacak olsa yeni elektrikli id. polo’dan alirdim. turkiye’ye ne zaman gelir bilmiyorum ama.
+1
lemmiwinks
(20.12.25)
clio 5 3 senedir kullanıyorum.
artıları çok seri, parça ucuz, clio 5'te trim sesi çözülmüş, türkiyede al satı en kolay b segment.
eksileri içeri ses alıyor, arka kapı daha 20 binde gacır gucur ötüyor, malzeme kalitesi düşük.
polo malzeme kalitesi ve güvenlik olarak clionun önündedir. polo da tek düşündürecek şey otomatik şanzıman.
öncelik masrafsızlık ve ekonomiyse clio. öncelik sürüş zevki, güvenlik ve kaliteyse polo. eğer ikisi aynı fiyatsa polo ancak arada 200 bin fark varsa clio.
+1
mikahakkinen
(20.12.25)
10 uzun yol az değil yav. clio uzun yolda yorar epey. polo da farklı değil. o da yorar.

ikisi arasında polo az bişey daha konforlu. ama artık üretimi bitiyor.

clio bakımı daha ucuz, parçası daha ucuz. ustası bol. ikisi arası clio.

ama uzun yol bu kadar olacaksa sedan daha iyi olabilir.
+1
gurur
(21.12.25)
gurur +1.

yilda 10 uzun yol ciddi bir miktar. bu kadar uzun yol yapilacaksa bu siniftan bir arac cok tercih etmem. clio benzeri araclar metropollerde, sehirlerde bir mahalleden digerine gitmek icin iyidir, ancak uzun yola cok gelmezler. hafiftirler, wheelbase kisadir vs.
0
antikadimag
(21.12.25)
Otomatik vites clio. Piyasada çeyrek altın gibidir.
+1
antihero
(21.12.25)
İkisi de kendi arabam değil ama düzenli olarak 2004 polo ve 2015 clio kullanıyorum, ikisi de benzinli otomatik. Polo daha tok hissettiriyor o kadar yıl farkına rağmen. 2017 Polo kullandım inanılmaz iyiydi. Halen 2017’de çıkan aynı kasa üretiliyor zaten. Yeni kasa Clio kullanmadım ama böyle bir ikilemde tereddütsüz Polo seçerdim.
0
duguit
(21.12.25)
(10)

Fransadaki bilinç hk

die fetten jahre sind vorbei
Ozellikle bi ulke belirttim, cunku en cok fransa gozume geliyor bu konuda. En ufak bi negatif durumda halk cok ciddi tepki koyuyor, eylem yapiyor, hakkini savunuyor.Bu durumun devletin kasten izin vermesi kaynakli oldugunu dusunuyor musunuz ? Biz cok demokratik bir devletiz, halk sesini cikartabiliy
Ozellikle bi ulke belirttim, cunku en cok fransa gozume geliyor bu konuda. En ufak bi negatif durumda halk cok ciddi tepki koyuyor, eylem yapiyor, hakkini savunuyor.

Bu durumun devletin kasten izin vermesi kaynakli oldugunu dusunuyor musunuz ? Biz cok demokratik bir devletiz, halk sesini cikartabiliyor mu demek istiyorlar yoksa hicbir baglantisi yok mu size gore

Turkiyede neredeyse her gun ya yeni bi vergi ya da vergiye zam geliyor, ama halen ses yok kimseden.
+1
die fetten jahre sind vorbei
(20.12.25)
bu bir kültürel olgu. adamlar giyotinle blue blood dogramis.
avusturya da bakarsan cok demokratik falan ama o kadar konformist, o kadar kolektif bilincten uzak, o kadar tavsan boku gibi ne kokan ne bulasan insanlar ki en ciddi olay karsisinda protesto iki gün sürüyor, onda da gitar calip evlere dagiliyorlar. toplumsal refleksleri resmen kekeme.
nazilere direnis bile 6.5 saatte düsmüs afjskdg.
fransa'ya imrenerek bakiyorum.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20.12.25)
giyotin terbiyesi almış bir toplum.

stkların, demokratik kitle örgütlerinin sayısı çok. ilerici birikimin getirdiği kazanımlar var. sol güçlü.

ifade hürriyeti geniş. charlie hebdo adlı mizah dergisi siyasetçileri afedersiniz iti g*tüne sokuyor.
0
yurtsuz john
(20.12.25)
fransadaki kültür bunu gerektiriyor. fransa milli marşının sözlerini oku anlarsın.
bizim milli marşımız vatan için canını vermek konuluyken, fransa milli marşı bambaşka. milli marş sözleri o ülkenin kültürü ve en önem verdiği şeyler hakkında çok bilgi veriyor.
+2
abelardo
(20.12.25)
Kültürel.
Güçlü bir solu var. Sonuçta ülkenin yüzde 30-40'ini sosyalizm, komünizm vs partileri oluşturuyor.
Bir de bizdeki gibi şükretmek, her şey devletimiz için vs gibi mantıklar yok. Sürekli şikayet ediyorlar. Açıkçası beni bazen yoruyor negatiflik ve pessimistlik ama kültürleri bu. Benim bazen "ee ne var bunda" dediğim olaylara kaos çıkabiliyor, o kadar Fransız olmadım.

Bir de sendika kültürü var. Misal ben beyaz yaka müdür olarak metalürji sendikasına üyeyim zorunlu olarak. Bu sebepten işçi örgütlenmesi var.
0
logisticsmanager
(20.12.25)
Fransızlar demokratik haklarını giyotine baş vermeyi göze alarak almışlardır, kıymetini biliyorlar.

Türklere demokratik hakları bir muktedir tarafından altın tepside sunulmuştur.

Farklı olması gayet normal.
+1
Mirket
(20.12.25)
her toplumun farklı tepkileri var.
almanlar mesela devlete karşı çok da karşı gelmezler bize sağlam bir lider olsun arkasından her türlü gideriz kafasındalar.
fransız kültüründe de halkın sokağa dökülmesi rahatlaması gerekir. devlet sert tepki verirse hükümet için düşme sebebidir. hükümet bunlara karşı gelmeyerek tahammüllü olduğunu gösterir. ülkelere göre farklı gelenekler vardır. mesela chiractan beri her cumhurbaşkanı karısını aldatmıştır veya ayrılmıştır.

biz de ise kraldan çok kralcı olmak kabül gördüğü için kimse ses çıkarmaz. toplumun bilinçli kesimi gezi parkı gibi olaylarda ortaya çıksa da sonrasında terörist yaftası yediği için artık tepki göstermez. çünkü ülkemizde halkçı olan kesim orta direk ve üstüdür. halk ise sağcı ve bağnazdır. böyle toplumlarda tepki bir işe yaramaz.
0
mikahakkinen
(20.12.25)
Mika'nin aldatma lafını görünce şunu koymazsam olmazdı kültür farkı için;
youtu.be
+1
logisticsmanager
(20.12.25)
@logisticsmanager süper :)
0
mikahakkinen
(20.12.25)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim; olaydan bagimsiz Avusturya‘yi bu kadar iyi anlatabilen bi insan görmedim 😂😂
+1
c1b2k3
(21.12.25)
fransa kulturu boyle. toplum felsefesi mevzulari fransa'da baslamistir (montesquieu, rousseau, durkheim, comte vs.) ve bugun bile toplumla ilgili yazan cizen dusunenlerin ciddi bir kismi fransa'dandir. piketty gibi bir toplumsal esitsizlikle ilgilenen ekonomist de fransiz mesela.
0
antikadimag
(21.12.25)
(2)

Türkiye için son 10 yılda değer değişimi

dunyatuhaf
Siz olsanız nasıl hesaplardınız arkadaş mesela , 2015 de 100 tl olan her hangi bir şeyin bu gün satıp fiyatı ne olmalı .Ben tl enflasyonuna baktım , Sonra konut endeksine baktım ( 32 kat diyor mesela )Altın çok şaşırtıcı olmuş , ( 2015 de 100 tl şimdi 6000 tl yani 60 kat artmış.Veya 100 tl ye ev ald
Siz olsanız nasıl hesaplardınız arkadaş mesela ,
2015 de 100 tl olan her hangi bir şeyin bu gün satıp fiyatı ne olmalı .

Ben tl enflasyonuna baktım ,
Sonra konut endeksine baktım ( 32 kat diyor mesela )
Altın çok şaşırtıcı olmuş , ( 2015 de 100 tl şimdi 6000 tl yani 60 kat artmış.
Veya 100 tl ye ev aldık veya mülk kiraya verdik yarısı amorti etti diyelim .
Ben mesela bir kaç ürüne baktım sabit değerli , 5 tl 225 tl ye çıkmış 45 kat artmış .
Hadi altın son sene çok ciddi arttı diyelim ,etrafında son sene veya son 10 sene için altından karlı bir yatırım yapan görmedim ,
Yani 10 sene önce altın almak hepsinden karlı şuan .
Sizce gayrimenkuldeki 2015 deki 100 birim be olmuştur .
Teşekkürler.
+1
dunyatuhaf
(19.12.25)
Bu soruyu 2012-2022 diye sorsan altın hepsinden karlı cikmayacakti. Hatta son 2025 komple atarsan altın dolar bazında 15-20 yıldır yerinde sayiyor.
goldprice.org

Ben ciddi yatırım yapıp son 1 senede olanlara bakıp aksiyon alan etrafımda görmedi. 2019'dan beri sadece msci world yatırım yapıyorum.
curvo.eu
www.justetf.com
Altının son 5 senede msci world, ki oldukça kalabalık risk dağılımı yapılmış bir etf, son 1 sene geçiyor. Max bakarsan zaten msci world katlamış altını.

Ben döviz olarak hesaplarım çünkü hiçbir şeyi altınla alip satmiyoruz ama çoğu seyimizi dövizle alıp dövizle satıyoruz.
+2
logisticsmanager
(19.12.25)
Evet altı hesabını o yüzden 2025 sonrası için önemsemedim , bana tahmin edilebilir gibi gelmedi .
0
🌸dunyatuhaf
(19.12.25)
(3)

kedinin çekirdekli zeytin yemesi

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
ölümüne sebep olur mu? endişelenmeli miyim?
ölümüne sebep olur mu? endişelenmeli miyim?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(17.12.25)
Bağırsak tıkanmasına sebep olabiliyor. Veteriner aciline uğramak iyi olabilir.
+1
truf
(17.12.25)
Büyük köpek olsa neyse de kedinin bağırsakları çekirdekten küçüktür sıkıntı olma ihtimali var.
+1
logisticsmanager
(17.12.25)
yoğurt ve yaş mama yedirip kumunu kontrol edebilirsin , 25 yıldır kedi besleyen biri olarak zeytin çekirdeği beni korkutmaz . ip yemesi bağırsaklarda büyük sıkıntı yaratıyor ipten korkarım ben.
+2
devilone
(17.12.25)
(4)

Kış lastiği

etna
İşim gereği uzun yol yapıyorum. Ayda 4000 km.205 55 16 ölçülerinde kış lastiğini önerirsiniz? Araç 2023 Opel Astra dizel Continental 5000 lira, Michelin 5500 lira gibi. değer mi yoksa bu fiyat farkına değmez mi diğer markalarla?
İşim gereği uzun yol yapıyorum. Ayda 4000 km.
205 55 16 ölçülerinde kış lastiğini önerirsiniz? Araç 2023 Opel Astra dizel
Continental 5000 lira, Michelin 5500 lira gibi. değer mi yoksa bu fiyat farkına değmez mi diğer markalarla?
0
etna
(15.12.25)
kis lastiginde 1 numara NOKIAN
ondan sonra digerleri.

nerden biliyorsun diyeceksin, sabah kalktigimda hava -20c, ise giderken de yol buz kapliydi. araba ustunde nokian takili.
0
cooperr
(15.12.25)
bridgestone blizzak al güzel.
0
jelly bear
(15.12.25)
blizzak +
0
designer
(15.12.25)
www.tyrereviews.com

Bende üçüncüsü var, dağdayim. Şu ana kadar bir sorun yaşamadım, genelde kışın birkaç gün kalan 20 cm falan kar oluyor.
Kış lastiği her işte en iyisi demek olmuyor, bazısı buzda daha iyi, bazısı karda, bazısı yağmurda. Bu sebepten kullanacaginiz koşullara bakmak lazım.
0
logisticsmanager
(15.12.25)
(6)

instagram'dan flört

duyurukullanıcısı
inanılmaz bilmiyorum instagramıhatun kişisinin 7k takipçisi var. biraz konuşalım istiyorum ama cevap atmıyor.mesajı mı görüpde mi atmıyor? spam'a mı düşüyorum? yoksa beni ignore etti hiçbir mesajım ona gitmiyor mu?eski postlarının altına emoji falan da atıyorum görsün diye ama karşılık vermiyor.net
inanılmaz bilmiyorum instagramı

hatun kişisinin 7k takipçisi var. biraz konuşalım istiyorum ama cevap atmıyor.

mesajı mı görüpde mi atmıyor? spam'a mı düşüyorum? yoksa beni ignore etti hiçbir mesajım ona gitmiyor mu?

eski postlarının altına emoji falan da atıyorum görsün diye ama karşılık vermiyor.

net bir şekilde mesajımı görebildiğini nasıl anlayabilirim?

meta verified falan olsam fark eder mi?
-3
duyurukullanıcısı
(14.12.25)
Yol yakınken bırak peşini, senin gibi binlercesi yazıyordur, rekabet yüksek sosyal medyada, daha organik çözümlere yönel.
+4
devorgilla the gunslinger
(14.12.25)
Sen mesaj attığında ona gider ve görür ama eğer istemezse sen onun mesajı gördüğünün farkına varmazsın. Bana mesaj atan, konuşmak istemediğim insanlara ben de aynısını yapıyorum. Mesaja görüldü atıp cevap vermeme pozisyonuna düşmemek için daha güvenli bir yöntem.
0
fobfilm
(14.12.25)
yeterince ısrarlı yazarsan elbet görür ve değerlendirmeye alır. burada senin kim olduğun da önemli.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.12.25)
Hikâyeye bir şey yazacaksın. Ama yürümek değil, güzel bir espri, doğal bir konuşma. Cevap verirse verir. Benim 10 bin takipçili influencer bana anlık atacak kadar tanıyordu ama bir gün kızdırınca engelledi. O egoyu aşmak zor.
-4
arbre
(14.12.25)
Abi bundan birkaç ay/hafta önce sorduğun sorudaki aynı kişiyse olmuyor yani sal bence çünkü sürekli aynı şeyleri soruyorsun ve seni iplemeyen kişi degistiremezsin. aynı kişiyse ve sürekli mesaj atıp umursanmiyorsan dalga konusu olmussundur.
Okudukça resmen şu twitch yayıncilariyla yemek yemek için 10 bin dolar veren adamlar aklıma geldi, bu kadar ezdirme.
+4
logisticsmanager
(14.12.25)
50k+ takipçili kendisi de epey dikkat çekici olan bir arkadaşım var. mesajları görüyor çünkü ig onlar için önemli bir platform oradan besleniyor. ama hem çok mesaj geliyor hem de başına birilerini sardırmak istemiyor. genellikle daha önce tanımadıkları insana cevap yazınca ve bir yerde diyalog kopunca stalkerlık-tehdit, takip, ısrar başlamış.
0
orpheus
(14.12.25)
(9)

Araba soruları

arbre
Hangi seçenekler iyi?1. Otomatik dizel2. Otomatik benzin3. Manuel dizel4. Manuel benzinTeşekkür.
Hangi seçenekler iyi?

1. Otomatik dizel
2. Otomatik benzin
3. Manuel dizel
4. Manuel benzin

Teşekkür.
-1
arbre
(14.12.25)
Otomatik benzin.
+4
kizil karga
(14.12.25)
Benzin kesinlikle dizelden daha iyidir. Otomatik ve manuel ise tercihtir.
+1
prole
(14.12.25)
prole, ama şimdi bakıyorum, 460 bine manuel dizel Toyota bulabilirken aynı paraya Peugeot ya da Opel otomatik benzinli bulabiliyorum. Bu noktada karşılaştırma Toyota ve Opel karşılaştırmasına dönmüyor mu?
-1
🌸arbre
(14.12.25)
Dönmüyor çünkü bir araba markasını her modeli, modelinin her yılı, her yılın her motoru iyidir diye bir şey yok.
Her markanın alınmaması gereken ürünleri var.toyota'nin 2.2 dizel d-cat misal sıkıntı

Senin fiyat aralığında otomatik dizel risk yani. Ama sen sürekli soruyorsun aylardır ve bence canının istediğini al, bu şekilde mutlu da olursan mutsuz da olursan seçimi sen yapmış olursun.
+1
logisticsmanager
(14.12.25)
logisticsmanager, bana en mantıklısı otomatik benzinli geliyor
-1
🌸arbre
(14.12.25)
Abi eğer olay riskse en mantıklısı manuel benzinli.
Sonraki mantıklı otomatik benzinli ya da manuel dizel.

Bence sen git al ne istiyorsan. Biraz şans işi yani, bütün paranı harcama çünkü masraf her türlü çıkacak.
0
logisticsmanager
(14.12.25)
en az sorun ve en düşük masraf için manual/benzin. hatta atmosferik benzinli, turbo da olmayacak.
lpg varsa yakıt tüketiminde de maliyeti düşürüyor benzinli. ama bütçem olsa sorunsuz cvt şanzımanlı japon bi otomatik vs. düşünürdüm. muhtemelen corolla vs.

sistem ne kadar basitse o kadar ucuz ve sorunsuz oluyor işte. manual otomatikten basit, cvt diğer otomatiklerden basit, benzinli dizelden basit, atmosferik turbodan basit sistem vs...
+1
konetsu
(14.12.25)
motora bağlı.

manuel kalmadı zaten.

sorunsuz olan hangisiyse o.

genelde benzin daha sorunsuzdur.
0
gurur
(14.12.25)
anladığım kadarıyla eski araç bakıyorsunuz. örneğinizden yola çıkarak anladım. eğer 150 bin km altında araç alacaksanız manuel dizel iyidir. ama 150 bin km üstü alıyorsanız benzin manuel daha iyidir. japon ve kore'lerde benzin + manuel çoğuzaman üzmez. illa otomatik lazımsa otomatiği de iyidir.
0
cisimcik golgi
(15.12.25)
(3)

13 ve 5 yas erkek cocuk - yurtdisindan hediye

el cevap
Merhaba,Yurtdisindan 13 ve 5 yasindaki iki cocuga [ikisi de erkek cocugu] hediye almam lazim. Turkiye'de cok olmayan - kaldiysa oyle bir sey - ne alinabilir? Oyle inanilmaz pahali seyler alamam. 30-40 dolar limitli cam sakizi coban armagani. 13 yas artik oyuncak devrinin de bittigi bir yas galiba. C
Merhaba,

Yurtdisindan 13 ve 5 yasindaki iki cocuga [ikisi de erkek cocugu] hediye almam lazim. Turkiye'de cok olmayan - kaldiysa oyle bir sey - ne alinabilir? Oyle inanilmaz pahali seyler alamam. 30-40 dolar limitli cam sakizi coban armagani. 13 yas artik oyuncak devrinin de bittigi bir yas galiba.

Cok tesekkurler
0
el cevap
(13.12.25)
Küçüğe Bluey veya NinjaGo temalı Lego seti, büyüğe JBL Go serisinden mini bir bluetooh hoparlör bence harika olur.
+1
zaman ilac degil insanlar unutkan
(13.12.25)
Abi mümkünse çocuğa sor.
Ben yeğene sürekli alıyorum ve Türkiye'de olmuyor olsa da hayvani şekilde pahalı oluyor. Misal en son labubu istedi, bulduk aldık. Hayvan gibi sevindi. Ben labubu diye bir şeyin varlığından haberdar değildim. Istediklerini sor, ona göre al. Daha mutlu olurlar.
+2
logisticsmanager
(13.12.25)
48'li monami.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.12.25)
(18)

Domuz yemeyen inançsız var mı?

michael_knight
İnanç dışında bir sebepten domuz yemeyen insanlar da var mı? Normalde domuz yiyen toplumların kültüründe yetişmiş kişiler için soruyorum. Ve tabi veganlık gibi tüm etleri reddetme değil de sadece domuz.
İnanç dışında bir sebepten domuz yemeyen insanlar da var mı?
Normalde domuz yiyen toplumların kültüründe yetişmiş kişiler için soruyorum.
Ve tabi veganlık gibi tüm etleri reddetme değil de sadece domuz.
0
michael_knight
(11.12.25)
dünyada adım atmadığım bir kıta kalmadı. at eti bile yedim ama pembe domuz yemedim. acayip iğreniyorum pembe domuzdan. bu benim inancımla alakalı bişey değil.
0
Fodera
(11.12.25)
Olmaz mi? Tadini sevmeyen tanidim, saglikli bulmayan tanidim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.12.25)
Var tabi niye olmasın.

Domuz pis bir hayvan eti de kokuyor çoğu yemekte. Hele kızartmalarda falan yağlı da genel olarak herkese hitap etmeyebilir.
0
chicha_v2
(11.12.25)
Koku iğrenç geliyor bana
0
basond
(11.12.25)
Kokusu igrenç geldigi için yemeyen hristiyan tanıdıklarım vardı. Sıgır eti yiyorlardı sadece. bana sorarsan ne gerek var tecrübe varken
0
limonlu eksi
(11.12.25)
ben yemem. tadını sevmiyorum ve tenya konusu tedirgin ediyor.
0
gabe h coud
(11.12.25)
koyun kuzu ve domuz yemezler bir çok (müslüman ve yahudi olmayan) insanlar. çünkü farklı bir kokusu var, biraz ağır ve yağlı hepsi de. et diye sadece sığır, dana eti yiyorlar.
+1
ground
(11.12.25)
20 yıllık ateistim, çok yurtdışında bulundum ve bir çok kez domuz eti denedim-yedim ama bana hiç lezzetli gelmedi, kırmızı et varken domuz eti yemek bana göre absürt bir durum.
0
say something loving
(11.12.25)
Ben denk gelmedim.
Bu arada domuz etinin hastası olmasam bile domuz şarküterisi, sosisleri vs efsane ürünler. Yoksa hayatımda kimsenin dana biftek ile domuz eti karşılaştırdığını görmedim, fiyat olarak bile aynı yerde değiller. Bana göre domuzun efsane olduğu yer şarküteri. Misal bir jambon de bayonne, porchetta, speck delle alpi.
0
logisticsmanager
(11.12.25)
logisticse katılıyorum. italya'da parma ham yerim, almanya'da sosis yerim, hamburger içinde bacon yerim ama gidip de az pişmiş domuz eti ya da steak tarzı bir ürünü dana eti varken yemem.
0
awlmi
(11.12.25)
Şarküteri domuzu benim için de bir numara +1. istanbul’dakilere eataly’nin mortadellasını öneririm. tiftik pulled pork (özellikle bbqda) ya da japon mutfağında ramenlerde kullanılan chashuyu da seviyorum.

rosto için vs. domuz eti sevmem. baby back ribs de çok sevmem. gerçi ben kurban etini de yemem.

edit: aslında normal bir et türü, "yiyecek kadar düşmek" vb yorumlar bu konunun nasıl bir social construct olduğunu çok iyi ele veriyor. bunun soru olması bile inançsızlar arasında nasıl bir tabu olduğunu gösteriyor. kimse keçi eti için yemese bile böyle yorumlarda bulunmaz. "inançsızların" domuz eti için de aynı nötrlükte olması gerekmez mi?
0
eileengray
(11.12.25)
kuzu yemeyen inançlıda var.
0
duyuruuser
(11.12.25)
"yetismek"ten kasit nedir bilmiyorum ama 20'li yaslarimdan beri yurt disinda yasiyorum. su an 40'a yaklasiyorum. ateistim. domuz eti yemiyorum. sadece sevmiyorum. tadini sevmeme veya saglik nedeniyle yemeyen cok insan vardir diye dusunuyorum. alkol de kullanmiyorum mesela. ustelik alkol kullanmadigimi soyledigimde turkler hemen sizi bir sinifa sokuyor, yobaz, akp'li, bilmem ne. halbuki ben saglikli olmadigi icin icmiyorum. halbuki konustugumuzda inancli olduklarini ama alkol kullandiklarini soyluyorlar. bu daha tuhaf bir durum degil mi? :) ateist olmanin sartlarindan biri alkol (veya domuz) tuketmek degil ama musluman olmanin kurallarindan biri bunlari tuketmemek.
0
Sour
(11.12.25)
inanç hassasiyetim yok ben de de domuz + alkol tüketmiyorum. domuz 1 kere yedim mideme çok ağır geldi sindirmekte epey zorlandığımı hatırlıyorum, o yüzden dana varken neden domuz yiyeyim +1 diyorum. bu arada koyun etini de sindiremem bu yüzden koyun da yemiyorum. alkol de mideme iyi gelmiyor alkol de alamıyorum :)
0
Sadece soruyorum
(11.12.25)
Hocam domuz etine türkiye'de çok acayip bir önem yükleniyor. Hem muhafazakar kesimde, hem daha modern beyaz yakalı tayfada çok acayip bir konu türkiye'de bu.

muhafazakarlar yalandan bile bu kadar korkmuyor.
kendini modern görenler de domuz yemeyi çok önemsiyor, özellikle beyaz yakada bununla övünenler falan var çok komik.

İşin özü batı ülkelerinde de domuz eti tüketmeyen bir kitle var.

Çünkü domuz düşük kalite bir et. Elbette şarküteri anlamında iyi ürünler yapılıyor. Ama Premium et yemeklerinin çoğu sığır etinden yapılır.

Domuz eti biraz daha fast food, orta- orta alt sınıfın, mavi yakalının sevdiği bir lezzet. Ha elbette tüketen var, elbette lüks restoranlarda da servis ediliyor.

Ama şey gibi düşünün, et döner vs tavuk döner. Tavuk döner daha ucuz, daha öğrenci işi, daha zayıf bir lezzet.
+1
anten
(11.12.25)
Çiftlik domuzu değil ama yaban domuzu özellikle pistikten sonra sığır etine baya benziyormus.

Tr'nin yarısına bence dışarda kebap döner hamburger yiyorum diye bunu yedirmislerdir :) hele büyükbaş krizi vs varken affetmemistir Yurdum anadolu irfanina sahip esnafı :))

Kişisel olarak kültürel bir alışkanlık, koku, damak tadı, önyargı vs sebeplerle yemem. (Çünkü hakikatten les gibi kokuyor piserken çiftlik domuzu)
0
makbur
(11.12.25)
duz domuz eti bizim damak tadimiza ters, ayrica kalite olarak da dandik bir et.
bir islemden gecirilmesi lazim yiyebilmemiz icin, ya tutsulenecek, ya marine edilecek, vs.

dini bir kaygim sifir derecesinde ama tadi ters geldigi icin jambon/sosis karisimlari haricinde almam/yemem.
0
cooperr
(11.12.25)
var, ben. o kadar dusmedik cok sukur.
0
banach
(12.12.25)
(4)

Direnç bandı

arbre
Direnç bandının faydası oluyor mu? 25 kg alsam 25 kg dumbbell etkisi yaratır mı iki kol için? Sağ olun.
Direnç bandının faydası oluyor mu? 25 kg alsam 25 kg dumbbell etkisi yaratır mı iki kol için? Sağ olun.
0
arbre
(10.12.25)
ben aldım ama kullanamadım, 2-3 farklı boy ve sertliği var ben rastgele almıştım tavsiyem decathlon'dan alın ve alırken deneyin veya sorun. gym etkisi yaratmıyor tabi ama vücuda bir etkisi var elbette.
0
herseysoyledigimgibioldu
(10.12.25)
Olur ama 25kg dumbbell etkisi ne demek once onu tanimlamaniz lazim.

Direnc bantlarindaki kilogram bilgisinin direkt agirliga bu sekilde donusturulebildigini dusunmuyorum olsa bile en azindan kullanicinin bunu basarabilmesi tecrubeye dayanir ki o tecrube nasil elde edilir soru isareti, Yani direnc bandini ne kadar gererseniz verecegi direnc degiseceginden maksimum 25 se kopar diye korkacagindan hakli olarak cok once durursun o direncten, dolayisiyla hic bir zaman 25 kg olmaz sana verecegi ters etki.

Ergonomisi geregi de bir dumbbell ile yapacaginiz herseyi yapamazsiniz. Ancak bu demek degil ki tu kaka misal ozellikle cekislerde , sirt icin yardimci olur vs. 0 1 den buyuktur yapabildiginiz yapmaniz da muhimdir. Ama direnc bandi=dumbbell olmadigi asikar.
0
wallcan
(10.12.25)
Birkaç kez kullanıp kenara attığım bir ürün oldu, dambılın yerini asla tutmuyor
0
thor44
(10.12.25)
Yaratmaz.
Dumbell=25 kg
Bant= streci 25 kg ama misal strece yeni basladigi zaman 25 kg değil, 0. Ve misal bilimsel olarak hangi noktada 25 kg direnç olduğunu nasıl bileceksin?

Hareket başlangıcında bant 0 kg, dumbel hala 25 kg. Kısacası bant ile full range of motion olmaz.

Tatilde, seyahatte tabiki onun dışında yerini dolduramaz.
Bu kadar kol calismaya kafa yormak yerine gerçek bir ev antrenmani yapsan senin için daha iyi olacak yani. Nereye kadar kol omuz çalışacaksın, dünyanın en ufak kas gruplari.
0
logisticsmanager
(10.12.25)
(22)

Eski Partner İle Fotoğraflar

Aydan Dustum
Dün bir konuşmada geçti sizlerin de fikrini merak ettim. Eski partnerinizin fotoğraflarını saklar mısınız? Eşinizin galerisinde sizle tanışmadan önce onlarca yüzlerce eski sevgilisi ile fotoğraflarını görseniz ne tepki verirsiniz? Ben başka bir ilişkiye yelken açtı isem geçmişe dair ne var ne yok te
Dün bir konuşmada geçti sizlerin de fikrini merak ettim. Eski partnerinizin fotoğraflarını saklar mısınız? Eşinizin galerisinde sizle tanışmadan önce onlarca yüzlerce eski sevgilisi ile fotoğraflarını görseniz ne tepki verirsiniz? Ben başka bir ilişkiye yelken açtı isem geçmişe dair ne var ne yok temizlerim şahsen. Ya sizler?
-1
Aydan Dustum
(09.12.25)
Unuttuğu işin hala fotolar duruyorsa sorun yapmam biraz dalga geçip silerim.
Bilinçli şekilde tutuyorsa benimle olan fotolarını silerim. sonraki kadına sorun olmasın shflsjsj.
+3
Gradient_tabanlı_mor
(09.12.25)
Kskdkd geçen sene eski fotolarimda bir tane gördüm kalmış ki uzaktan tarihi bir yerin fotosunda yani, direkt profil falan değil. Tabiki saklamıyorum, gereksiz yer kaplamasina gerek yok fotolarin zaten eğer kişinin dönüp baktığı yoksa ki o zaman daha sıkıntı.
0
logisticsmanager
(09.12.25)
saklarım. onlar benim kendi fotoğraflarım. benim eşimin benden önce sevgilisi olamaz ama oldu diyelim, o zaman bir şey diyemem. hatta birlikte bakarım.
-12
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.12.25)
Biri hayatımıza girince geçmişi öyle yokmuş gibi silinmiyor elbette ama kalmasına da ne gerek var?
+1
Amaranta ursula
(09.12.25)
Yıllar önce bir flörtum olmuştu. Bana sevgili olduğu kızların tüm fotolgraflarını sırayla göstermişti. İlk defa böyle bir şeye şahit olunca çok gatipsemistim. Ama sonra düşününce geçmişe takıntılı biri değildi belki sadece yasadigi her şey bir hatıra olarak görüp öyle saklama gereği duyuyordu diye düşündüm. En çok merak ettiğim evlendikten sonra sildi mi acaba:)
+1
egerbiryolcu
(09.12.25)
Fotoğraflar Google photosda duruyor, ne saklayayım diye çabam oldu ne de sileyim diye.
Mutfak robotu değil ki tezgahta yer kaplasın da bana engel olsun.
+1
kisa
(09.12.25)
Saklamam.
Sakladığını görürsem hiçbir şey söylemeden ilişkiyi bitiririm.
0
rock n roll
(09.12.25)
kisa +1

tek tek bir de onu mu ayıklayacağız google photosdan ?
0
jülsezar
(09.12.25)
Telefona kızarım. Onun da sürekli bakmayacağı bir yerde kalabilir.
-1
arbre
(09.12.25)
Saklıyorum, şu an hayatımda biri yok; varken eskilerinki hdd’de duruyordu. Geçen gün niyeyse aklıma düştü; saklamanın çok anlamsız olduğuna karar verdim. Elimin boş olduğu bir zaman sileceğim.
Eşim varsa, tozunu bile bırakmam şahsen.
0
lil siztah
(09.12.25)
silmem ama samimi fotoğrafları, videoları gizlerim ve sonradan dönüp bakmam.
+1
gabe h coud
(09.12.25)
ben bir süre saklıyorum, ara sıra fotoğraf denk geldiğinde eski partnere ne kadar da hissizleştiğimi görüp seviniyorum. bu bana unutabilme, ilerleyebilme kabiliyetimi kanıtlıyor.
0
loch ness
(09.12.25)
Gecmisteki bi iliskinin izlerinden bu kadar korkmak garip. Silmem, yeni partnerim de bunu sorun ederse garip bulurum. Sonucta o seyler fotograf silinse de silinmese de yasandi, gecmiste o iliski yasanmamis gibi yapmiyoruz. Fotograflari tutmakla o doneme ozlem duymayi insanlar belki ayni saniyor ya da o iliskiyi unutulmasi gereken bir hata/pismanlik olarak goruyorlar ama dogru degil bence bu bakis.
+1
ghilleinthemist
(09.12.25)
telefonda saklanmaz ya da durup durup bakılmaz. arşiv yapacaksa yapılır ama o fotoğraflarla hayat devam etmemeli.
0
Başka
(09.12.25)
Yedek arşivlerde kalan unutulmuş fotoğrafları sorun etmem. Elinin altında galeride duran fotoğrafları sorun ederim.

Eşimle tanışma, flört, nişanlılık vs. derken hala nasıl galerisinde durabiliyor zaten o da ayrı konu swh.
0
akhenaten
(09.12.25)
Silerim, geçmişe dair hiçbir şey tutmam
+1
kestane gürgen palamut
(09.12.25)
20 li yaşlarımın başında sorun ederdim bunu. Azıcık kıskançtım. Düşündüm de şimdi umrumda olmaz böyle bir şey. Sürekli açıp açıp özlemle bakmıyorsa, benimle olan ilişkisi hakkında kafamda soru işareti yoksa gerisi önemli değil. Kaç yaşında insanlarız elbette herkesin yaşanmışlıkları olacak
+1
kullanicadi
(09.12.25)
Saklamam. Bitmiş bitmiştir ne yapacağım benim için artık elin herifi olmuş adamların fotoğrafını.
0
suicides underground
(09.12.25)
muhtemelen galerimde 10000 fotosu falan duruyordur silmeye üşenirim ama benim huylandigim şey numarasını silmemek olur foto çok uzun iş.
+1
ala09
(10.12.25)
evlenene kadar arkadas kontenjanindan sakladigim basilmis fotolar vardi, evlenince hepsini yokettim.
0
cooperr
(10.12.25)
2020'den öncesindeki flört veya sevgililerin fotoğrafları yok. diğerlerinin var. ciddi bir ilişkide bulunmadıkça silmem.
0
rain when i die
(10.12.25)
silerim, silinmesini beklerim. insan eski sevgilisi ile olan fotoğrafları niye saklar ki? anlamsız.
+1
elorelia
(10.12.25)
(9)

Dyson 3 yılda öldü. Normal mi?

Gradient_tabanlı_mor
Dyson dikey süpürge almıştım 3.5 sene önce. Geçen sene bozuldu dönmüyordu yaptırdım servise. Şimdi yine bozulmuş şarjı 5dk gidiyor çekmiyor filan. Ya 3.5 sene bozulmak için erken değil mi yoksa biz mi Dyson diye fazla beklentideyiz? Bu kez yaptırmayacağım başka bir marka alacağım.
Dyson dikey süpürge almıştım 3.5 sene önce.
Geçen sene bozuldu dönmüyordu yaptırdım servise.
Şimdi yine bozulmuş şarjı 5dk gidiyor çekmiyor filan.

Ya 3.5 sene bozulmak için erken değil mi yoksa biz mi Dyson diye fazla beklentideyiz?

Bu kez yaptırmayacağım başka bir marka alacağım.
0
Gradient_tabanlı_mor
(09.12.25)
Açıkçası Dyson benim yurtdışı araştırmalarımda çok dayanıklı olmadığı bilgisi varken Türkiye'de çok seviliyor.
Ben de zamanında araştırdığım zaman miele almistim ama Türkiye'de onun servisi kötü diye biliyorum.
Açıkçası pil konusu herkesin sikayet ettiği konu.
0
logisticsmanager
(09.12.25)
iyi bile dayanmış.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.12.25)
bir temizleme rutini var o dikey süpürgelerin onu yaptınız mı? 6 ayda 1 temizlemek gerekiyor baya yıkamalı vs ama motoru yıkamamanız gerekiyor tabii. bununla ilgili videolar var aslında ondan olmuş olabilir.
0
elektr10
(09.12.25)
Batarya ömrü muabbeti çözülene kadar robot süpürgelerde, şarjlılarda ölü yatırım. Orta sınıfı kerizleme ayağına dyson, airfry, buhar makinesi, hava makinesi vb. Gibi şeyleri süper diye pazarlıyorlar, 2 seneye pert. Dyson saç düzleştiriciye 25bin tl veren arkadaşım var. Çocuğa yatak karyola aldım 23 bin tl tuttu. Kesinlikle keriz.avi.
0
mikahakkinen
(09.12.25)
Normalde böyle üstdüzey bir alet için çok normal değil tabi neden benim kıçı kırık Xiaominin beşinci yılında anca bataryası zıbarmaya başladı ama ben tembel bir insan olduğum için haftada bir veya iki defa süpürtüyorum onla alakası olsa gerek.
0
krank milli
(09.12.25)
orjinal pil 4-5 sene dayaniyor, sonra degismesi lazim. yan sanayi pil alirsan 2 sene kadar gidiyor.

evde 2 tane pilli var, biri 10 yasini digeri 5 yasini gecti, hala ilk gunku gibi cekiyorlar. ikisi de henuz servise gitmedi, ikisinin de pilini yan sanayi ile degistirdim.

motor bozuklugu biraz sansizlik olmus gibi.
0
cooperr
(10.12.25)
Bosch ve einhell marka dikey süpürgelerde batarya dışarda. Matkaplarda vb aletlerlerde de bu bataryalar kullanıldığından çok mantıklı. Yedek de bulundurabiliyorsun, ömrü bitince kolayca yenisini de alabiliyorsun. Bi değerlendirin derim.
+1
antihero
(10.12.25)
aynısını yaşadım. benim süpürge daha eski. orijinal bataryayla değiltirdikten bir süre sonra aynı şekilde kendini kapatmaya başladı. 5 dk'da bitmesi bataryanın ölmesinden değil, ince tozlar yüzünden motorun hava alamayıp aşırı ısınmasından ve kendini kapatmasından oluyor. eskiden pc kasasından toz atmakta kullandığım bir el kompresörüm var, dysonun konik filtresini çıkarıp onunla içine dışına hava verdim, hayvan gibi toz çıktı içinden. filtreyi de yıkayıp kurutup taktım. 1.5 senedir sorun yok.
+1
engelbert humperdinck
(10.12.25)
Bizim evde 4 senelik bir makine var, parça değiştirmekten Theseus'un gemisine döndü.
Açıkçası yoğun kullanılıyor, ama şarjı ile ilgili bir sorun yaşamadık. Bir de motoru ile ilgili.

Çabuk durma konusunda ben de makine içi tozlar kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Tanıdıklarımızın başına geldi. Özellikle bazı modeller (toz algılamalı filan olanlar) fazlaca hassas ve nazlı.
0
burfak
(02.01.26)
(8)

Bacak kılları

arbre
Erkekler bacak kıllarınızı kısaltıyor musunuz? Özellikle spor yapanlara soruyorum. Fitness, yüzme.Hayatımda ilk defa tüy dökücü kullandım kol ve göğüs için. Çok beğendim. Hem kısa sürüyor, makineyle uğraşmıyorum, daha düzenli uzuyor.Bacak için de denesem mi? Bacak kıllarımı seviyorum bu arada. Rahat
Erkekler bacak kıllarınızı kısaltıyor musunuz? Özellikle spor yapanlara soruyorum. Fitness, yüzme.

Hayatımda ilk defa tüy dökücü kullandım kol ve göğüs için. Çok beğendim. Hem kısa sürüyor, makineyle uğraşmıyorum, daha düzenli uzuyor.

Bacak için de denesem mi? Bacak kıllarımı seviyorum bu arada. Rahatsız değilim. Çıplak hissedebilirim ama havuz için iyi olacak ve yaz için.
-1
arbre
(09.12.25)
hayır kısaltmıyorum. kol ve göğüsü de kısaltmıyorum.
0
jelly bear
(09.12.25)
3 ayda 1 makina ile alıyorum.
0
HellKeePer
(09.12.25)
Yarışmaya girmiyorsanız lütfen kesmeyin be dostlar. O ilk çıkma aşaması kadar kötü bi şey yok.
0
nickini vermek istemeyen uye
(09.12.25)
Galiba 2010'dan beri sürekli spor salonundayim, spor için kil kesene denk gelmedim. Estetik kaygilardan yapan olur sadece
yakında Amerika'da olimpiyatlara katılmıyorsan vücut kılının senin sporcu olmanla alakası sıfır. Bahane aramaya gerek yok bu konuda. Kadınlar beğenir diye yapacaksan o kendi kararın.
+4
logisticsmanager
(09.12.25)
Hayir. Sakal, kulak vs. haric hicbir kilimi kesmiyorum, almiyorum.
0
Sour
(09.12.25)
profesyonel sporcular tüy dökücü kremle bazı kas gruplarındaki tüyleri eksiltiyorlar. zaten çok kaslı olunca da tüyler az çıkıyor.
0
duyuruuser
(09.12.25)
sadece yazın alıyorum
0
Murat1407
(12.12.25)
hayır kısaltmıyorum. kol ve göğüsü de kısaltmıyorum.
profesyonel yüzücü vs değilse; kol, bacak, göğüs kıllarını alan erkeklere karşı önyargım var.
0
abelardo
(12.12.25)
(4)

set sayısı ve tekrar

wop
örnek üzerinden gidelim.leg press yapıyoruz diyelim. 100kg 8 tekrar 3 set.bunu bir süre yapıyorum.zorlanmamaya başlayınca 10 tekrar 3 set yapmaya çalıyorum.sonra 12 tekrar 3 set yapmaya çalıyorum. o da tamam olunca 10 kg arttırıp 8 tekrar 3 setten baştan başlıyorum.ancak bir grup arkadaş 4 ya da 6 t
örnek üzerinden gidelim.
leg press yapıyoruz diyelim.
100kg 8 tekrar 3 set.
bunu bir süre yapıyorum.
zorlanmamaya başlayınca 10 tekrar 3 set yapmaya çalıyorum.
sonra 12 tekrar 3 set yapmaya çalıyorum.
o da tamam olunca 10 kg arttırıp 8 tekrar 3 setten baştan başlıyorum.
ancak bir grup arkadaş 4 ya da 6 tekrar 3 ya da 4 set yapıp kolay gelmeye başlayınca ağırlık arttırmayı öneriyor.
ancak 4 tekrar ya da 6 tekrar yaptığım bir ağırlığın beni nasıl zorlayıp gelişmeye zorlayacağını bir türlü oturtamadım.
bu işin doğrusu yanlışı nedir?
0
wop
(08.12.25)
Her seferinde 3 set 12 tekrar yapıp, üçüncü sette de 12 tekrarı yapabiliyorsan bir sonraki antrenmanda ağırlık artırırsan,
Ağırlığı arttırdığında üçüncü sette 8 tekrarın altına düşersen de ağırlık eksiltirsen,
ve her antrenmanda 1 kilo dahi olsa ağırlık arttırmayı amaç edinirsen
sanki daha bir iyi olacak gibi.
0
Mirket
(08.12.25)
Bu konuda benim de kafam çok karışıktı, sonra Kaleci hocamla yaptığım bir konuşmada şunu söylemişti mesajı aynen kopyalıyorum:

"Doğru seçilen bir ağırlıkla tek tekrarla da kas kazanabilirsin, kas kazanımı 1 ila sonsuz tekrar aralığında gerçekleşebilir önemli olan doğru ağırlık seçimi ile tükeniş çevresine yaklaşmak ama ben her zaman düşük tekrar aralığında çalışıp tükenişe gitmeyi doğru kabul ediyorum çünkü tekrar aralığı yükseldikçe tükenişe mi gidiyorum yoksa yoruluyor muyum anlamak güçleşiyor, ha ben anlarım ama sen anlar mısın aradaki farkı o kadar tecrüben var mı bilmiyorum, o nedenle sen yeni seçtiğin ağırlıkta 6 tekrarın altına düşme, düşüyorsan ağırlığı biraz düşür, düşmüyorsan eğer 6. tekrar senin tükeniş tekrarındır zaten gelişim o noktada başlar çünkü kasların gelişim için mekanik gerilimi tükeniş tekrarında alır ve hücre uydularını devreye sokup anabolik süreci başlatır, o noktaya gelene kadar yapılan tekrarlar zaten hazırlık aşamasıdır, önemli olan o son 1-2 tekrardır, ha 5 tekrarda gelişim olmaz mı, tabii ki olur ama her hareketi 5 tekrarlı yaparsan o zaman da antrenman hacmi çok düşmeye başlar onu da çok düşürmemek lazım 6 tekrar alt sınır için ideal, üst limitte de 8 tekrar iyidir, ha 10 tekrarda gelişim olmaz mı, tabii ki olur ama 6-8 aralığında gelişim almak varken tekrar sayılarını yükseltip kendini gereksiz yorman da kerizlik olur, keriz antrenmanı yapmana gerek yok, ne dedim yukarıda zaten önemli olan tükenişteki son birkaç tekrardır, seçtiğin ağırlık sana 6-7 tekrarda tükenişe gidecek bir mekanik gerilim veriyorsa kazanç başlamış demektir, bunu neden 10 ya da daha üstü tekrarda yapmak isteyesin ki bunun bir mantığı yok, ayrıca yine dediğim gibi 1 tekrarla da kazanç sağlarsın ama onu bi 10 sene sonra yaparsın şimdi 6-8 aralığında çalışıp tükenişe git, 8. tekrar rahat çıktığında ağırlık yükselt, hepsi bu."

Ben bu mesajın çıktısını alıp salona asmak istedim ama izin vermediler.

Set sayısıyla ilgili de şuraya yönlendirme yapmak isterim: www.eksiduyuru.com
0
kizil karga
(08.12.25)
Abi bu işin doğrusu yanlışı yok. Bilimsel vücut geliştirme işine girmezsek yani.
Ha ama bu tarz tek bir bölgeye yüklenen hareketlerde (sonuçta bir squat gibi compound değil) 8-12 tekrar ideal genelde. 4-6 leg press için benim kendi görüşüme göre saçma olur. Ki ben bütün spor hayatını 1-5 tekrar arası geçiren biriyim.

Yaptığın harekette güçlendiğini bilmenin birkaç yolu var;
Kg artirmak
Tekrar artirmak ya da set artirmak
Daha kısa sürede yapmak

Bir de geçen arnold dinliyordum; bir kişi az tekrarla takilirmis biri çok tekrarla ikisi de hayvan gibiydi bu kadar kafa yormaya gerek yok sana ne uygunsa onu yap diyor. Koskoca arnold yani.
0
logisticsmanager
(09.12.25)
ben de senin gibi yapıyorum
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(09.12.25)
(8)

Neye/ kime/ nasıl/ hayır dersiniz?

egerbiryolcu
Günlük hayatınızda iş yaşamınızda eş dost akraba aile ortamlarında hangi durumlarda hayır diyorsunuz, ısrarcı insanlara tutumunuz nasıl, hayır deyince karşıdaki kişinin tutumu ne oluyor somut örnekler var mı hayatinizdan?Mesela;Arkadaşınız şunu yemeye gidelim dedi siz hayır ben sevmiyorum şuraya gid
Günlük hayatınızda iş yaşamınızda eş dost akraba aile ortamlarında hangi durumlarda hayır diyorsunuz, ısrarcı insanlara tutumunuz nasıl, hayır deyince karşıdaki kişinin tutumu ne oluyor somut örnekler var mı hayatinizdan?

Mesela;
Arkadaşınız şunu yemeye gidelim dedi siz hayır ben sevmiyorum şuraya gidelim.
İş yerinde müdür işiniz olmayan bir şey yaptırdı. Hayır dediniz. Bu benim görevim değil.
Toplu taşımada otururken kadının biri geldi ben ters oturamiyorum midem bulaniyor yer degiselim mi/ hayır dediniz.
Çok emek verdiğiniz bir ödevi yakın arkadaşıniz rica etti seneye kendi odevi diye kullanmak için. Ben çok emek verdim. Hazira konulsun istemem dediniz.

Bunun gibi somut şeyler. Çok basit bir şey de olabilir çok büyük bir şey de. Fark etmiyor.
0
egerbiryolcu
(08.12.25)
iş yerinde yasal olmayan durumlara hayır derim. rüşvet, kayıt dışı işler, vergiden kaçmak gibi. onun dışında işim değil diye hayır hiç demedim.

uzun bir sıra varsa önüme geçmek isteyen birine hayır derim. market değil de konser sırası gibi ya da devlet dairesi sırası gibi. herkesin zamanı önemli, benden sonrakilerin hakkına girmem. (trafik kuyruğu hariç. orada ciddi bir boşluk varken önüne geçilmesine kızmam, diğer insanların hayatında bir değişiklik yaratmadıysa)

yakın arkadaşlarımla emek verdiğim bir şeyi paylaşırım, istemese bile paylaşmaya açık olduğumu belirtirim.

dedikoduya hayır derim. bir başkasını bana çekiştireni kibarca uzaklaştırırım.
+1
gabe h coud
(08.12.25)
Merhametli ve ters tarafım var. Hangisine denk gelirse. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
-1
arbre
(08.12.25)
İşte de özel hayatımda da eskiye nazaran çok daha rahat hayır diyorum. İçime sinmeden, kendimden ödün vererek dediğim her evet iç huzurumu kaçırıyor. Varsın uyumsuz, geçimsiz, bencil desinler. Ben kendimden memnunsam ötesine pek fazla kafa yormuyorum. Bu demek değil ki nezaketi, yardımseverliği elden bırakacağım. Ama bu tercihi kendim yapmak istiyorum. Başkalarını hoşnut etmeye çalışmıyorum ve bol keseden 'iyi niyet' dağıtmıyorum. Zaten daha çok saygı gördüğümü fark ediyorum her şeye evet demedikçe.
+1
auroraaurora
(08.12.25)
hafta içi akşam buluşmalar bana uygun değil. buna hep hayır derim.

o ödev olayına da hayır demiştim zamanında.

iş konusunda... benim işim olmayan 3-5 iş geldi yaptım, baktım daha da geliyor yöneticimle konuştum o da bu işleri kabul etme dedi. artık kabul etmiyorum. yardımcı olayım deyip birkaç kez yapınca işler üstüne kalıyor.

sevgilimle hep evde buluşmuşsak son zamanlarda, yine eve çağırırsa hayır derim.

annemin benden istediği bir şey bana uymuyorsa ona da hayır derim.

birisi bir filmin veya şarkının güzel olduğunu söyleyip ısrar ediyorsa, ben sevmemişsem bence değil derim.
+1
art cat chocolate
(08.12.25)
iş hayatında çılgın fikirlere genel yaklaşımım;
youtu.be

Ne zaman bir satışçı falan böyle fantastik lojistik fikirleri ile geldiğinde "olmaz canım çünkü şu bu" ya da birinin fantastik bir SAP fikri olduğunda "olmaz çünkü şu bu" demenin hastasıyım. iş hayatında anladığım gate keeping yapmazsan millet kafayi yiyor.

Onun dışında günlük hayatımda böyle biri değilim.
0
logisticsmanager
(08.12.25)
borç isteyen herkese hayır derim. kefil olmamı isteyenlere, arabamı isteyenlere, sinsi sinsi sohbete başlayıp bir şey satmaya çalışan herkese, son anda çağrıldığım her yere ya da sana geliyoruz yoldayız vs diyenlere hayır diyorum. bir de kendince bir şeyler anlatırken ikide bir bana dönüp "değil mi" diye onay isteyenlere de hayır derim.
0
ground
(08.12.25)
eskiden 20 30 yaş arasında hayır demekte zorlanan, bana fark etmez diyen bir insandım. insanları kırmamaya çalışıyordum. ancak bunun beni yorduğunu ve strese soktuğunu fark ettim. en sevdiğim insanlara, aileme, dostlarıma da gayet hayır diyorum. iyi insan olmasam da olur, bana bir katkısı olmadı.
ısrarcı insanlara ne kadar ısrar ederlerse etsin, hayır derim devam ederse geçiştirir ve kaçınırım. iş arkadaşım ve arkadaşlarımla da net olarak sınırlarımı belirlerim. bazen gerçekten gereksiz bir sertlik olsa da hayır derim.
+1
mikahakkinen
(08.12.25)
- bir arkadas bana yalandan referans ol dedi, 10 sene once beraber calismisiz, ben onun ekip lideriy misim falan gibi bir hikaye salladi, red - eleman bana kustu hahaha.
- hanim yilbasinda tatile gidelim dedi, para yok dedim, red.
- patron "cam mukavemeti" uzerine ders al dedi, isim olmaz ugrasamam dedim, red.
0
cooperr
(08.12.25)
(10)

Erkek parfüm önerisi

arbre
Merhaba. Dior Sauvage Edt kullanıyorum. Çok beğenmiyorum. Yakın zamanda biteceği için yeni parfüm araştırmaya başladım. Edp istiyorum. 5 6 bin TL max.https://www.boyner.com.tr/erkek-parfum-x-g3730-c4001?srsltid=AfmBOor9n20F0ShU-Gv0cHEavGzQ0TTXw05mkEDMr3I6gWIJNoSXbeMCBu linkten önerir misiniz? Sağ ol
Merhaba. Dior Sauvage Edt kullanıyorum. Çok beğenmiyorum. Yakın zamanda biteceği için yeni parfüm araştırmaya başladım. Edp istiyorum. 5 6 bin TL max.

www.boyner.com.tr

Bu linkten önerir misiniz? Sağ olun.
-4
arbre
(08.12.25)
çok fazla çeşit olduğu için linkte bulamadım ama belki vardır: hermes terre d'hermes.

ben de sauvage kullanıyorum ama arada hermes ile değiştiriyorum değişiklik olsun diye. özellikle kışın çok iyi gidiyor.
+1
elektr10
(08.12.25)
Genelde olmaz ama o fiyata alabileceğin niş parfüm önereyim: Bois Imperial.
0
kizil karga
(08.12.25)
www.boyner.com.tr

Yıllardır değiştirmediğim tek parfümüm
-1
IcedFlames
(08.12.25)
Versace Eros çok iyi ama kalıcılığı az.
Armani Code da iyidir.
Valentino Uomo’yu denemediysen bunu tavsiye ederim.
+1
VIPCH
(08.12.25)
Boss bottled absolu veya elixir
Jpg le male elixir
-1
olaylar olaylar
(08.12.25)
vip 212
0
Başka
(08.12.25)
sauvage elixir denesene.
0
archmeister8
(08.12.25)
Sauvage beğenmiyorum bana çarpıcı bir koku gerekiyor
-3
🌸arbre
(08.12.25)
bütçeyi aşıyor ama bu aşırı iyi

www.boyner.com.tr

sevgilimin kokusuydu... güzel baya. artık astımım var :')
0
art cat chocolate
(08.12.25)
Abi çarpıcı koku nedir? Senin bu soruyu birkaç kere sorduğunu hatırlıyorum ve açıkçası kafandaki olay kadınların dönüp bakacağı falan kokuysa o işler reklam işi.
Illa bu tarz bakacağım dersen aha fragrantica listesi;
www.fragrantica.com

Bir de dediğim gibi çarpıcı koku ne demek onu anlamak lazım. Böyle 5 kmden koklanmak mi yoksa duş alsan da cikmamasi mi yoksa perfume filmi gibi herkesin orgy yaptiracak bir şey mi kafanda beliriyor.
+1
logisticsmanager
(08.12.25)
(28)

Eksi oy özelliğinin kötüye kullanılması

arbre
Merhaba, compumaster sağ olsun uzun süre uğraşıp siteyi düzeltti ama bazı vasıfsız kullanıcılar gelişim gösterememeye devam ederek bu özellikleri de kötüye kullanıyorlar. Sağlık soruları gibi hassas konularda bile eksilenmek can sıkıyor. Bu tip kullanıcılar eğitilemediği için engelleme özelliği geti
Merhaba, compumaster sağ olsun uzun süre uğraşıp siteyi düzeltti ama bazı vasıfsız kullanıcılar gelişim gösterememeye devam ederek bu özellikleri de kötüye kullanıyorlar. Sağlık soruları gibi hassas konularda bile eksilenmek can sıkıyor. Bu tip kullanıcılar eğitilemediği için engelleme özelliği getirilmişti. Bu konuda ne yapılabilir? Sürekli eksileyenleri görebilir miyiz özellik olarak? En azından engelleyebiliriz tespit edip. Ya da bu özellik tamamen kaldırılabilir mi? Normal bir soruda 10 eksi oy akıl işi değil.
-34
arbre
(05.12.25)
Dogru diyorsun ama hayatta her şeyi böyle ciddiye alırsan mutlu olamazsın. Mutlu ol ya. Bosver. Buraya bu kadar anlam yükleme. Sana verilen eksiler bana gelsin. Bana verin eksileri dostlar.
+4
dedeminhirkasi
(05.12.25)
seni sevmiyorlar kısaca. açtığın baslıkları değil. geçen de bunu biri yazmıstı. herkes herkesi sevmek zorunda değil. eksi de artı da vermek bir seçenek. ömrün boyunca her eksi vereni engelleyemezsin. boş ver takma kafana.
-2
Başka
(05.12.25)
Abi bu olay niye kafaya takılıyor bu kadar anlamadım, eksilenince sonuçta hayatta bir şey değişmiyor.
Ve sana açık konuşayım; sen böyle yazdıkça benim bile trolluk yapıp eksi basasim gelmedi değil yani gördüğün üzere sen şikayet ettikçe o basanlar daha da egleniyordur.
Sal abi.
+5
logisticsmanager
(05.12.25)
hepinizi eksiledim
-2
nahtoderfahrung
(05.12.25)
@logistics +5

Compu geldi insanı insana kırdırdı. Kim bilir arkada daha neler yapıyordur. :))
+2
Rondak
(05.12.25)
Başka, ben de bunu anlatıyorum zaten. Kötüye kullanıyorlar. Benim de sevmediğim bir sürü tip var ama her sorularına cevaplarına eksi verecek kadar bitik değilim. Engelleyip geçiyorum ya da okumuyorum.
-18
🌸arbre
(05.12.25)
evet, eskisilenince hayatta bir sey degismiyor ama boyle cikarci ve kotu insanlarin oldugunu bilmek, her firsatta yuze vurulmasi, duyuru sahibinin de dedigi gibi insanlarin saglik sorunlarina, en hassas konularina bile saldiranlarin oldugu bilmek insani dolayli yoldan etkilemiyor mu? ben bu kismini daha cok onemsiyorum. yoksa burada eksi almissin, ucurulmussun vs. onemli degil (en azindan benim icin).
-4
Sour
(05.12.25)
Asıl sorun ilgili ilgisiz eksilenmek değil, başkasının onayını bu kadar umursamak, bu kadar ihtiyaç duyup kafaya takmak bence.

Sorunu sor, ya da cevabını ver geç. Neden illa bir takdir beklentisine giriliyor ki? Sokakta yanından geçtiğin insanlar gelip burada da yazıyor. Şahsen şöyle bir etrafıma bakıyorum da, gördüğüm insanlarla aynı fikirde olmak, onlar tarafından takdir edilmek beni daha çok rahatsız ederdi.
+7
thracia
(05.12.25)
@thracia, basliklar format geregi soru olarak aciliyor, dolayisiyla cogunlukla bir yargi barindirmiyor ki takdir veya onaylama konusu olsun. yani birinin herhangi bir soru sormasi (mesela baslik sahibinin de dedigi gibi saglik sorusu sormasi), onun neden takdir veya onaylanma beklediginin gostergesi olsun ki? sadece sunu nasil yapayim, bunu nasil bulurum gibi soru sormus. problem bu sorunun neden tekdir ile sonuclandigi zaten...
+2
Sour
(05.12.25)
500 eksi alsan ne olur? sana ne zararı var? eksi oy kullanmak suç mu?
burayı ve genel olarak sosyal medyayı çok kafana takma.
+1
jelly bear
(05.12.25)
sorudan bağımsız jelly dedikten sonra farkettim, en fazla eksi rekoru kaç ve kimde acaba :)
+1
IcedFlames
(05.12.25)
Şunu savunan da çıktı şaka resmen
-17
🌸arbre
(05.12.25)
Sonuç olarak bence ben haklıyım ve bu saçmalığa bir son verilmeli, compumaster ilgilenirse sevinirim, bu sitenin toksikliği yok edilmeli
-17
🌸arbre
(05.12.25)
Kadınlar konusundaki sertliğin ve kadınlar meselesine sadece seks üzerinden bakman sebep oldu bunlara. Belki de haklılardır.
+9
luluki
(05.12.25)
bir de şunu fark ettim. hayatında kitap okumamış, okumak nedir bilmeyen, bazı cahil arkadaşlar uzun yazı görünce ne yazdığına bile bakmadan doğrudan eksiyi basıyorlar.

"komşum istifçi mi" diye bir soru var. adam madde madde, paragraf paragraf oldukça düzgün bir dille meseleyi yazmış, uzun bir soru olmuş, uzun olacağına dair baştan uyarısını da yapmış. ama soru -10 küsur oy almış. niye lan niye? istifçi komşu gelip okumadıysa buna kim niye eksi verir be?

geçen gün de eski model bmw'mizi satıp yerine sıfır ne alalım diyen arkadaşa oldukça uzun ve detaylı bir cevap yazılmıştı. üstelik soruyu soran da detaylı cevap için teşekkür etmişti. o da -10 küsur oy. niye abi niye yani? okumazsan okuma, okumayı sevmemek senin cahilliğin. adam emek vermiş yazmış. niye elalemin yazısını eksiliyorsun ki? okuma, kaydır geç anasını satayım. bu nasıl bir çekememezlik?

"hiyyyy uzun yazıııı bööö öcüüüü git git kışt" mı diyorsunuz neler hissediyorsunuz gerçekten anlamak mümkün değil.
+3
kibritsuyu
(05.12.25)
kibritsuyu, abi sen dur, sen bir gün senin için önemli bir soru soracaksın, sağlık olur, eşin olur, çocuğun olur, gelip 10 tane eksi verecekler, o zaman daha iyi anlayacaksın problemin boyutunu.
-8
🌸arbre
(05.12.25)
ben burada herkese elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. herhangi bir nedenden ötürü beni sevmeyen, yazdıklarımdan, davranışlarımdan rahatsız olan kişilerin gelip alakasız şekilde sorularıma ve cevaplarıma verdiği, vereceği eksi oylar zerre kadar umurumda değil. artı oy almak hoşuma gider, eksi oy almak umurumda olmaz. bana eksi verip "nasıl da yamulttum ama kibritsuyu'nu ehehe" diye zevk alacak olan varsa buyursun eğlensin bana ne.
+10
kibritsuyu
(05.12.25)
cosmicstring, abi Allah'ını seversen bu soru 20 eksi verilecek soru mu, neden kendime bakayım, sorun bende ya da soru soranda değil, sorun virüs gibi eksi verende, bu ülke niye böyle ya
-3
🌸arbre
(05.12.25)
cosmicstring, abi böyle bir saçmalık olabilir mi, seni istemiyoruz ne demek, onlar kim beni istemeyecek ve bu özelliği bunun için kullanacak, bak mesela bu virüsler senin soruna 5 artı oy vermiş, ben bu akıl hastalığını anlatmaya çalışıyorum sabahtan beri, akıllarınca taraf belli ediyorlar, benim de istemediğim bir sürü tip var, onlar gitsin o zaman, haha, ne kadar normal bir şeymiş gibi yazıyorsunuz
-4
🌸arbre
(05.12.25)
cosmicstring, hayır, yanlış bir uygulama kabul edilmez, ben bu soruyu bu soruna dikkat çekmek için açtım, şikâyetçi olan başkaları da varmış, o zaman kaldırılsın ya da kimlerin eksi verdiği gözüksün, Youtube bile kaldırdı eksi oyu, gereksiz bir uygulama, sadece artı kalsın
+1
🌸arbre
(05.12.25)
compu saatte max. 5 eksi oy limiti koymus yaa.
kursunum bitti biri el atsin, tsk :D
+4
cooperr
(05.12.25)
seni engelleyenlere ya da senin engelledigin kisilere suku ya da eksi oy vermen mümkün degil cünkü zaten görüntüleyemiyorsun. sana takik kisiler olabilir ama engelledigini söylüyorsan arbre, zaten o kisiler senin eksi oy almanin sorumlusu degildir. sorun baskadir. saglikla ilgili soruya eksi atmak cok saglikli bir kafa yapisi olmasa da sorunun kökeninin farkli olabilecegi kanaatindeyim. su an iyi bir profil ciziyor olabilirsin ama bes ay önceki, iki sene önceki, bes sene önceki profilini düsün buradaki, belki o zamanlardan rahatsiz olmus birileri vardir.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.12.25)
Bu hayatta bir b.k olamamış eziklerin kendilerini tatmin etme biçimi. Bakıyorum çok düzgün bir cevap adam eksilemiş, neden? Elinde böyle bir güç var. Kendini bir b.k sanması lazım.
-1
Kahvedesu
(05.12.25)
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim, arkadaşlar neden aynı şeyleri konuşuyoruz, ben bütün dünyanın sevmediği bir insan olabilirim, bu durum benim bir soruma bile eksi oy verilmesini haklı kılmaz, bunun adı kötüye kullanımdır, neden anlaşılmıyor acaba. Ben neden bana eksi oy veriyorlar, merak ediyorum demedim ki. Eksi oy verenlerin takıntılı, normal insanlar olmadığını bilerek bu durumun ortadan kaldırılmasını istiyorum. Beni engelleyenlerin ya da benim engellediklerimin bana eksi oy veremeyeceğinin de bilincindeyim, 2. sorun bu zaten. Eksi oy veriyorsan her soruma ya engelle, ya da kim olduğu gözüksün, ben engelleyeyim. Eksiler benim umurumda değil. Ben bu toksikliğe küçük hesaplara karşı çıkıyorum anlatabiliyor muyum. Burası eskiden doktorların, akademisyenlerin, mühendislerin takıldığı bir siteydi ya. Çocuk parkına döndü iyice.
-1
🌸arbre
(05.12.25)
Sorulara oylama olanağı olmasına neden gerek duyulmuş bilmiyorum. Bir cevaba ya katılırsınız ya da yanlış bulursunuz ona göre oylarsınız. Sorular için böyle bir durum yok. Olsa olsa bu örnekte olduğu gibi taciz maksatlı kullanılıyor. Sizin eksiler belki çok sayıda hesabı olan bir kişiden geliyor da olabilir.
0
mikro patlama
(05.12.25)
arbre kardeşim. Geçen gün bir sıcak el sorunca da yazdım, tekrar yazayım.

Buna nasıl engel olunabilir de ortadan kaldırılabilir? Oylamanın hangi niyetle yapıldığını kime göre, neye göre tespit edip engel olunsun? Verilen oyun kime, neye, niye verildiğini tespit etmenin yolu yok. Sevmediğin adamın normal sorusuna niye eksi verdin diye ceza versem, o da çıkıp bu soru bana eski sevgilimi hatırlattı kötü hissettim eksiledim dese ne diyebiliriz ki.

O yüzden bunu engellemenin bir yolu yok.
+5
kibritsuyu
(06.12.25)
kibritsuyu, abi yapma Allah'ını seversen, düne kadar oy özelliği mi vardı, sizlik bir şey yok zaten, sağ ol, düşünmen yeter, bu compu'luk bir iş, o da eksi oy özelliğini kaldırmak, kimseye bir faydası yok, yaparsa yapar, yapmazsa yapmaz, ben problemi fazlasıyla anlattım
0
🌸arbre
(06.12.25)
Bence gelmesi mantıksızdı çünkü bir işe yaramıyor. En basitinden cevapları puana göre listelemiyoruz ya da istatistiklerimizde yok görebildiğim kadarıyla. Soru soran olarak cevaplara tik atıyorum ayrıca +1 demem mi gerekiyor bilmiyorum. Bende sadece kafa karışıklığı yaratıyor.
+2
peki madem
(06.12.25)
(1)

Leboncoin

dunyatuhaf
Leboncoin den alışveriş yapan var mı ? Satıcı davranışı ile ilgili bişey sormak istiyorum .Bazı ürünler var almak istediğim benim için uygun fiyatlı ama satıcı dönüş yapmıyor, acaba platforma yüksek komisyon ödememek için düşük fiyat yazıyor olabilirler mi ?
Leboncoin den alışveriş yapan var mı ?
Satıcı davranışı ile ilgili bişey sormak istiyorum .
Bazı ürünler var almak istediğim benim için uygun fiyatlı ama satıcı dönüş yapmıyor, acaba platforma yüksek komisyon ödememek için düşük fiyat yazıyor olabilirler mi ?
-1
dunyatuhaf
(05.12.25)
Abi leboncoin redditte bile meşhur Fransız sub'i var;
www.reddit.com
Lemauvaiscoin

Ben alışveriş yaptım; kar küreği aldım, lastik sattım vs. Her şeye platforma ödemek zorunda değilsin ki komisyonu da çok değil. Ama bazen insanlar bakmıyor olabiliyor ya da uğraşmıyordur. Ben birkaç kere ulaştım, satıldı bile demeden iptal ettiler ilanı falan.
0
logisticsmanager
(05.12.25)
(1)

Ucuza GamePass abonelik dönemi bitti mi?

ulukayin
Son gelen zamla birlikte GamePass olayının hiçbir mantıklı ve makul bir olayı kalmadığı için üyeliğimi gözlerim dolarak sonlandırdım. Ara ara yıllık-2 yıllık-3 yıllık abonelik yaptırınca çok makul fiyatlara geldiği dönemler oluyordu. Şimdilerde sizce böyle bir olay denk gelir mi? Bir de aylık bin li
Son gelen zamla birlikte GamePass olayının hiçbir mantıklı ve makul bir olayı kalmadığı için üyeliğimi gözlerim dolarak sonlandırdım. Ara ara yıllık-2 yıllık-3 yıllık abonelik yaptırınca çok makul fiyatlara geldiği dönemler oluyordu. Şimdilerde sizce böyle bir olay denk gelir mi? Bir de aylık bin liraya yakın abonelik ücreti yerine şuradan abonelik al, paket al daha ucuza gelir dediğiniz yol, yöntem var mı?
0
ulukayin
(03.12.25)
Abi gamepass zaten kar yapan bir yer değildi.
Amaç olabildiği kadar insanı çekip alıştırmak ve zamanla fiyatı yükseltmek, segmentlere ayırmak ve datalarini kullanmakti.
Kısacası gamepass'in ucuzlamasi mümkün değil, sadece daha pahalıya çıkabilir.
0
logisticsmanager
(03.12.25)
(6)

Luksemburgda yasam ve fazlasi

wallcan
Dear Luxembourgers, sorularla geldim eger cevap lutfederseniz.bir is teklifi aldim, promotion diyelim hatta tekliften ote. kabul etmemem zor, yuksek ihtimalle yeniyilda luksemburg a tasinacagim. Suan Vilnius ta yasiyorum. Aslinda keyfim cok yerinde. Mortgage imi oduyorum, oglan anaokuluna gidiyor fa
Dear Luxembourgers, sorularla geldim eger cevap lutfederseniz.
bir is teklifi aldim, promotion diyelim hatta tekliften ote. kabul etmemem zor, yuksek ihtimalle yeniyilda luksemburg a tasinacagim. Suan Vilnius ta yasiyorum. Aslinda keyfim cok yerinde. Mortgage imi oduyorum, oglan anaokuluna gidiyor falan duzen kurulu bayagi o yuzden bir parca huzursuzluk var lan hata mi yapacagiz diye. Esim de litvan tabii.

Yasam nasil? Hava kotu, trafik cok, kiralar pahali bilgisi internette heryerde , pek cok acidan dogru olduguna da vakifim ve genel pahalilik zaten biliniyor evet de genel olarak yasam nasil? Mutlu musunuz? Hangi sehir de yasamali?ve cok farkeder mi yani bel-air mi strassen mi? Kabul edersem tasinma suresince beni en cok sasirtacak sey ne olur? Fransizca ve almanca miz hic yok, yipranir miyiz cesitli kosullarda?
0
wallcan
(02.12.25)
hocam burada lüksemburg'da yaşayan bir duyuru sakini yoktur ama bir arkadaşım 5 yıl para biriktirdi ve geri döndü. o da polonya'da çalışıyordu ve yaşıyordu sonra tekrar polonya'ya geri döndü.

söylediği şey "çok sıkıcı bir yer, yapacak hiçbir şey yok ve böylece otomatikman para biriktiriyorsun" oldu. eşi de polonyalıydı ve memleketlerine geri döndüler kısaca.
0
elektr10
(02.12.25)
lüksemburglu arkadasim var, isterseniz sorarim bu sorulari.
sözlükten levolka lüksemburg'da yasiyor covid dönemlerinden beri, o da yardimci olabilir.

"Kabul edersem tasinma suresince beni en cok sasirtacak sey ne olur?"
nacizane, aile desteginin kesilmesi diye düsünüyorum. esiniz litvanyali ise, iyi kötü aile destegi görüyorsunuzdur. cocuk hastaysa, kresten erken alinmasi gerekiyorsa, bir yere birakip kari koca disarida yemege gitmek istiyorsaniz vs. bu destek kesilecek.
anneanneyi arayip, bugün ben ise gitmeliyim, cocuk ateslendi sen bakar misin, diyemeyeceksiniz.
eger bu tip bir destek aliyorduysaniz esinizin ailesinden, sanirim en cok zorlanacaginiz sey bu olacaktir.
diger her seye alisir insan para varsa.
gördügüm kadariyla "lahmacun yok" diye aglayan biri de degilsiniz.

"Fransizca ve almanca miz hic yok, yipranir miyiz cesitli kosullarda?"
dilini bilmediginiz ülkede her sekilde yipranirsiniz ama ögrenilmeyecek diller degiller. ben olsam heat map acardim karsima, tasinacagim sehirdeki en yaygin dili bulup onu ögrenirdim. almanca ise almanca ögrenirdim, luxemburgisch ise onu ögrenirdim.
suradaki gibi: luxtoday.lu
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.12.25)
Sondan başlayayım, bir kere herkes ingilizce biliyor dil konusunda herhangi bir sıkıntınız olmaz.

Yüksek kira ve hayat şartlarından ötürü çalışanların bir çoğu çevre ülkelerden geliyorlar günü birlik gidip geliyorlar. Tek başına vs olur ama aile ile pek olacak bir şey değil bu bence.

Litvanya'da yaşayan birisi için Lüksemburg'un havası çok fark etmez açıkçası.

Eğer hayatınızı burada idame ettirebilecek geliriniz varsa, Lüksemburg bence yabancı birinin avrupada çocuk yetistirebilecegi en doğru ülke, nedenlerini anlatayim..

Lüksemburg'ta 2 okul tipi var: devletin okulu ve international school. Çocuğunu devletin okuluna vermeye kimsenin maçası yetmiyor çünkü devlet okulundaki Ortaöğretimden mezun olabilmeniz için İngilizce, Almanca, Fransızca ve Lüksemburgça yetkinliginizin olmasi lazim. (Yabancıların çoğu çocuğu bu yük altına sokmak istemiyor)

Haliyle burada çalışan expatlar vs hepsi çocuğunu international school'a gönderiyor. Ülkedeki yabancı sayısı zaten yerliden nerdeyse fazla. Özetle ülkede herkes yabancı; ırkçılık ayrımcılık vs yok. Bütün dünya çocukları bir arada gibi bir nevi :)

mesela biz tarih dersinde Hunlar Osmanlı vs görüyorduk, bunlar İnternational school'da insanın evrimi homo sapiens ler vs görüyorlar :))

İtalyan rus fransız belcikali Dutch Meksika vs her milletten insan var ve sizin gibi ayrı ülkelerden çiftler çok fazla. Ortam baya uluslararası yani.

Kişisel olarak tavsiyem, Türkler burada da Çoklar, geneli iyi ama aralarda fetocular var onlara yine de dikkat edin ve fazla samimi olmamaya çalışın.
+1
makbur
(02.12.25)
merkezde kiralar yüksek olsa da, biraz dışarılarda fiyatlar daha iyi. bu yaz yakın bir arkadaşım taşındı. birçok konuda refah var. küçük bir yer zaten, şehir içinde toplu taşıma ücretsiz. Kışlar sert geçiyor ama bahar ve yazları güzel. marketlerde bile 4 dil konuşan kasiyerler olabiliyor, ingilizce, almanca ve fransızca sıklıkla kullanılıyor. Fırsatınız varsa hiç kaçırmayın derim.
0
vampir akrep
(02.12.25)
Michael_knight Lüksemburg yaşıyor olması lazım.
Onun dışında reddit Lüksemburg bu konu için ideal yer.
0
logisticsmanager
(02.12.25)
"Fransizca ve almanca miz hic yok, yipranir miyiz cesitli kosullarda?"

Abi tahminimce litvanyacan da yok sonucta. Ingilizce Luksemburg'da Litvanya'da oldugundan daha efektiftir diye dusunuyorum. Cocuk zaten ogrenir butun dilleri. Vilnius hakkinda hicbir bilgim yok ama Luksemburg enternasyonel bir yer dolayisiyla arkadas edinmen cevre yapman falan daha rahat olur tahminim.

"Hangi sehir de yasamali?ve cok farkeder mi yani bel-air mi strassen mi?" belair diyorum, merkezi yer daha az izole hissettirir.

Esinin Vilnius'ta isi gucu var mi onu gormedim duyuruda. Yani orada calisiyorsa ama Luksemburg'da is bulamayacaksa o bir faktor olabilir.
0
hot potato
(02.12.25)
(13)

Yapay zeka işleri bitiriyomuş, işsiz kalacakmışız

xephyr
Selamlar, Bizim beyaz yakaları böyle bi stres bastı. Yazılımcılar filan eskisi kadar ordan oraya zıplayamıyor. Neyse böyle bir görüş var, genel olarak 2025-2035 arası birçok kişinin işsiz kalacağı öngörüsü işte.Hp, amazon, google gibi şirketler de baya işten çıkarma yaptılar. Piyasa destekliyor bu s
Selamlar,

Bizim beyaz yakaları böyle bi stres bastı. Yazılımcılar filan eskisi kadar ordan oraya zıplayamıyor. Neyse böyle bir görüş var, genel olarak 2025-2035 arası birçok kişinin işsiz kalacağı öngörüsü işte.

Hp, amazon, google gibi şirketler de baya işten çıkarma yaptılar. Piyasa destekliyor bu söylemleri yani.

Lakin anlamadığım şey şu, nüfus belli, bu adamların işsiz kalması aslında tüketim tarafının kısılması demek. Herkes verimlilik için kelle kopartıyor ama o adam artık amazondan alışveriş yapmayacak. Hp laptop almayacak. Youtube premium almayacak vs.

Bu durumda kısır bir döngüye giriyor gibi oluyoruz. Tüketim yoksa bu sefer üretimin anlamı kalmayacak. O yapay zeka sunucuları yapacak iş bulamayacak.

Dünyayı yöneten aileler ne düşünüyor acep bu gidişatta? Herkesi asker yapıp, kuru fasulyeyi dayayıp, kavga mı ettirecekler? Ya da 3 kuruş işsizlik maaşı ile texas arazilerinde ırgatlık mı yapacaz?

Teşekkürler.
+1
xephyr
(30.11.25)
www.weforum.org

www.ebsco.com


Bu iki kavramı iyice anlarsan sorduğun soru da netleşir senin için. 70’lerde tek maaşlı fabrika işçisinin ev araba aldığı dünyadan buraya geldiğimiz gibi, ev arabanın sadece lease edildiği ve şirketler için yaşayacağımız bir evrene gidiyoruz. Ars forums vs zamanında 2000’lerde bunları çok konuşurdu
+3
avatar is back
(30.11.25)
Şahsi görüşüm ve şirketin de yaptığı yatırımları kullanmaktan öğrendiklerim (copilot entegre, palantir, kinaxis vs bir sürü şey);
Şimdi benim yeni bir ürün grubum var. Bu ürün grubunda eskiden reorder point denilen bir lanet ile yaklaşık 3000 tane komponent yönetiliyor, MRP yok. Her hafta raporla shortage hesaplanıyor.
Kinaxis ile bu tamamen ortadan kalkiyor, machine learning ile son iki senede ortalama bu komponentler ne kadar kullanilmis vs yeni forecast var mi derken bana resmen gelecek iki sene tahmini ne kullanacagimi çıkarıyor.
Önceden bunu supply chain manager yapiyormus. Satin almaci da takip ediyormus. Su an bu görev tamamen gitti.
Yapay zeka; bunu daha çok palantirde görüyorum. Bana "su itemler x zamandir satılmıyor, karlari da düşük. Bunlari öldür diyor product managera misal.

Yani benim şu an gördüğüm tedarik zincirinde bizim işimizi daha iyi yapmamizi sagliyor.
Yalnız normal islerde ben sıkıntıyı yapay zekada değil offshoreda görüyorum. Bizde bütün operasyon işleri hindistan'a gitti. Benim misal direkt satın alma, sourcing, indirekt satın alma, lojistik hepsi hindistan. Kısacası daha yapay zeka gelmeden bu kısım tamamen yok oldu.

Açıkçası ben tedarik zincirinde şu son 1 senede gördüğüm sorunlardan sonra 10 senede yerimin yapay zeka ile dolmasina şaşarım çünkü benim sirketim full yapay zeka olsa da tedarikciler, forwarderlar değil. Çok afedersin 10 kişilik Japonya'daki tedarikçiyi gel yapay zeka ile yönet yani ya da Fas'ta İngilizce maillera Fransızca yazan amcayi yönet.

Benim gördüğüm etki belli bir çerçeve içinde hareket eden ya da işi okumak, analiz etmek olan sektörlerde falan sıkıntı olabilir. Misal yazılım çok normal sıkıntı olmasi, sonuçta ortada işin alfabesi var. Milyon kaynak var.
Gene diğer sorun misal consulting. Bu consultinglerde işi analiz etmek, araştırma yapmak olan juniorlar olurdu. Onlarin yarisina gerek kalmıyor.

Onun dışında bugün bir tane kartonun eksikliği sebebiyle 6 tane kişiden değişim onayi isteği oldu üretim durmaması için. Bunun için bile 6 tane kişinin onayı istenen yerde sektörleri komple yapay zeka dönüştürmenin riskini alacak babayiğit yok şimdilik. Misal yapay zeka hatası sebebiyle kontrat yanlış çıktı ya da yapay zeka hatası sebebiyle 1 yerine 1 milyon alındı vs. Bunlarin riski kimde sorusunun cevaplanmasina daha var.
Ben açıkçası offshore'dan daha çok korkuyorum. Çünkü hindistan'da zehir gibi insanlar var, çok iyi çalışıyorlar ve elini sallasan binlercesini buluyorsun bir anda.
+1
logisticsmanager
(30.11.25)
Doğru, Türkiye'nin önde gelen yazılım şirketlerinden birindeydim. Geçtiğimiz haftalarda işten çıkardılar. Zannımca her 6 ayda bir en düşük performans gösterenleri çıkartıp yavaş yavaş eleman sayısında küçülmeye gidilecek. Artık herkese AI ile iş yaptırıyorlar ve gerçekten muhteşem sonuç çıkardığını ve verimliliğimizi %70'ye yakın arttırdığına bizzat şahidim. Artık sadece en iyilerin kalabileceği bir döneme girdik. Bir sonrakinde de en iyilerin en iyileri kalacak ve böylece az sayıda maksimum verime ulaşana kadar devam edeceğini düşünüyorum.
0
duyurunun bug'ı
(30.11.25)
Buna ek olarak çoğu firmanın geleceği düşündüğünü düşünmüyorum. Çoğu şu an productivity yükseltip revenue peşinde. Zuckerberg, musk falan 20 sene sonra ne olacağını umursamiyor. O sonraki jenerasyon sorunu onlara göre.
Gene de dediğim gibi herkesin işsiz kaldığı senaryoyu utopik görüyorum. Şahsi görüşüm tabi.
-2
logisticsmanager
(30.11.25)
Bu kadar uzun vadeli öngörülerde bulunmak kolay değil.

Ama bahsettiğiniz senaryo doğru.

yine de iktisatta en temel konulardan biri şu:
Bir ülkede ne bolsa o ucuzdur. Avrupa'da, ABD'de, Çin'de teknoloji bol, o yüzden teknoloji ucuz. Bazı ülkelerde insan bol, o yüzden insan emeği ucuz. Yani burada ekonomik tercihler devreye girecek. Bazı alanlarda ai daha ucuz olunca ona gidilecek, bazı yerlerde insan daha ucuz olduğu için o devam edecek.

Hindistan'da otomatik kapının tamiri daha pahalıya geliyor diye, vardiyayla kapıyı açıp kapatsın diye insan çalıştırıyorlar mesela. Otomatik kapı yine ama insan açıyor.

Şimdi biraz daha derine inelim.

Çok uluslu bir şirkette pazarlama alanında çalışıyorum.

Bu konuda çok ciddi yatırımlar yapan bir şirket.
Ve bu yıl şirketin global inovasyondan sorumlu yöneticisi şirketin geliştirdiği ai projesini anlatmak için geldi. Proje muhteşem. Birçok departmanın, bakın kişinin demiyorum departmanlardan bahsediyorum, işinin önemli bir bölümünü dakikalar içinde yapabiliyor. 2-3 gün süren bir işi 2-3 saate indirebiliyor. Ama tabii ki bu işlerin %40'ını yapabiliyor. Ama bu şu demek, o departmanda çalışan 10 kişiden 4'üne gerek yok gibi.

Öte yandan adam çok kritik bir şey söyledi, ai şu anda fikir üretemiyor, şimdilik. Yani hayal gücü yok. Senin ona çizdiğin sınırlar içinde analiz yapıyor, senin ona çizdiğin yol haritasını uyguluyor vs vs. Otomasyon konularında muhteşem bu arada.

İşte burada diyor ki, fikir üreten insanlar bu işten şimdilik en az etkilenenler olacak beyaz yaka dünyasında. Tabii ki rol değiştirerek. Fikir üreticisi değil, fikir küratörü olacaksınız. Yani terzi değil, gardrop için en ideal parçayı seçen küratörler. Bu ai'ın yapamayacağı bir şey. Ai'a nasıl fikir aradığını öğrettiğinde senin için denemeler yapabilir. Ama en doğrusunu yine sen seçiyor olacaksın.

Yazılımcılardaki durum da bu. AI sana sıfırdan bir proje geliştiremez. Ama sen bir projenin mimarisini oluşturursan ne yapacağını biliyorsan parça parça o projeyi inşa edebilirsin. Ama ai'ın sana üreteceği parçalar yine lego blokları olacak. O lego bloklarını kullanarak sen inşa edeceksin yine.

O yüzden istihdam azalacak bu da doğru. Otomasyona dayalı işler, robotikle de birleştiğinde daha az insana ihtiyaç duyulacak. Fabrikalar vs.

Şu da var, 21. yüzyıl fikri mülkiyet ve patent yüzyılı. Bu devrin ekonomik değeri bu. Üretim gücü değil. Patentin varsa, ürünü nerede ürettiğinin kimin ürettiğinin önemi yok. iPhone'u sen tasarladıysan ister çin'de ürettirirsin, ister abd'de. Üreticinin önemi azaldı artık. Ama o patent sende olduğu sürece para eden şey de o.

Avrupa, ABD, Japonya, Güney Kore zaten bunu uyguluyor yaklaşık 60 yıldır.
Gelişmiş ülkelere bakın, çoğunun patent gücü üretim gücünün üstündedir.
Çin de son anda bu treni yakaladı.

Bu ülkeler ve bölgeler dışında kalan bütün ülkeler, bu ülkelerde geliştirilen fikirleri ucuz iş gücüyle üreterek para kazanmaya çalışıyor. Montaj sanayisi, ucuz işçilikli tekstil atölyeleri, ucuz hizmet sektörü (tasarım hizmetleri vs. de dahil)...

Şimdi ipin ucunun koptuğu yer de burası.
Patenti bulan adam eskiden kendi ülkesinde üretemiyordu, çünkü pahalı ve maliyetliydi.
O yüzden gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde ucuza malediyordu.

Şimdi ai ve robotik teknolojileri sayesinde belki bu üretimi de çoooook daha ucuza halledecek. Ai orijinal fikir bulamıyor demiştik ya, ama var olan fikirleri çok iyi uygulayabiliyor, üretim yapabiliyor, otomasyon yönetebiliyor.

Şimdi olası senaryolara bakalım: Avrupa için
Yani hani "nüfusu yaşlanıyor, nüfusu azalıyor avrupa batacak" diyorduk ya mesela, tam tersi azalan nüfus işlerine geliyor artık. Az sayıda nitelikli nüfus, o nitelikli nüfusun altyapı işlerini görecek ai ve robotik teknolojileri, onlar için üretim yapacak, onlar için sokakları temizleyecek, onlar için asfalt dökecek, çöp toplayacak vs. (Çin'de tamamen robotlar kullanarak yol inşaatı falan yapıyorlar artık). Yani bu işler için tuttuğu göçmen nüfusu da yavaştan ülkelerine gönderecek. Zaten mecbur gidecekler çünkü iş bulamayacaklar. Ha avrupa'nın bir handikapı şu, ağır sanayiye çok yaslandı ama teknoloji devrimini kaçırıyor. Onlar da çin ya da abd'ye bağımlılar şu anda ai konusunda.

ABD:
Nüfusun nitelikli kısmı refah içinde yaşarken, niteliksiz nüfusu ya göç edecek ya da bu varlıklı kesimin güdümünde çalışacak hayatını idame ettirecek. Avrupa'yla benzer senaryolar. Zaten artık mülk sahipliği giderek zorlaşıyor. Leasing sistemi, kiralama seçenekleri gündemde. Beyaz eşya firmaları bile spotify gibi abonelik sistemine geçiyor bazı bölgelerde. Servet sahibi değilsen, evini, arabanı, eşyalarını, kullandığın tüm hizmetleri kiralayacaksın, belki hatta şirketler sana iş yaptırmak için maaş yerine bu ödemeyi yapacaklar sadece. Bir de eline cüzi bir miktar kalıyor olacak. Dediğim gibi ai yüzünden işlerin tamamı kaybolmayacak ama işsizlik oranları artacak. Sistemin içinde kalmak isteyenler sermayeleri yoksa şirketlerin dayattığı koşullara razı olacak, uyumsuzlar da dışarıda kalacak. Şu anda da böyle zaten. Sadece daha görünür olacak bu netlik.

Japonya&Kore:
Bunlar zaten patent manyağı memleketler. Inovasyon konusunda çok ciddi seviyelerdeler. Kore hyundai sayesinde boston dynamics gibi bir devi satın aldı. yakın zamanda bu konuda çok ciddi atılımlar yapacaklar. Benzer senaryolar bunlarda da geçerli. Zaten dışa kapalı toplumlar çok göçmenleri yok nüfus nitelikli buralar şu ankinden çok farklı olmaz.

Çin
Ucuz iş gücüyken dünyanın bir diğer inovasyon merkezi olma yolunda ilerliyor. Çılgınlar gibi teknoloji geliştiriyorlar, patentler alıyorlar. Robotikte ve ai konusunda çok hızlı ilerliyorlar. Özellikle ai konusunda batılılara göre daha az regülasyonla uğraştıkları için etik metik yok bam bam geçiyorlar. Çin'de zaten nitelikli biriysen önün açık sistemde. Nitelikli değilsen bir şirketin bünyesinde ucuz işçisin. Hayatı fabrikalarda geçen insanlar var. Fabrikada yaşıyor, orada konaklıyor, orada yemek yiyor, orada çalışıyor. AI sebebiyle bu tip yapılar daha fazlalaşacaktır.

Geri kalan ülkeler:
Bu treni yakalayamayan ülkeleri zorluklar bekliyor gibi bir durum var. Mesela Türkiye tarım ülkesi diyoruz değil mi? Ama tarım ve hayvancılık ağırlıklı olarak insan gücüne dayalı. Çünkü insan emeği türkiye'de daha ucuz. Türkiye'de teknoloji yoğun bir çiftlik kurmak istediğinizde hem kurulum maliyeti yüksek, hem beşeri sermaye dediğimiz arge zayıf yani bunu da dışardan alacaksınız onun da maliyeti yüksek, hem de yatırımın geri dönüşü uzun.

Ama hollanda'da teknoloji ucuz. O yüzden adam insansız tarım yapıyor neredeyse.

Şimdi Türkiye bu aşamada rekabet ediyor. Maliyetler yakın birbirine. Ama bir noktada insanın kapasitesi sınırlı. Robotik teknolojileri hem daha da ucuzladığında, hem de verimliliği arttığında aradaki fark açılacak.

Mesela türkiye'de marul yetiştiriciliği nasıl yapılıyor? Topraktan.
Hollanda'da nasıl yapılıyor? fabrikada.

Senin 1 dönüm arazin var. 1 ton atıyorum mahsül alıyorsun. Tanesi marulun 10 cent diyelim.

Hollandalının da 1 dönüm arazisi var. Ama adam dikey topraksız tarım sistemi kurmuş. 10 kat çıkmış. Yani 1 dönümden 10 ton ürün alıyor. İlk fark burada.

Sen tarımda doğa koşullarına bağlısın.
Adam kapalı yerde yaptığı için otomasyonu yani yapay zekayı bağlamış iklimi kontrol ediyor. Hastalık var mı yok mu bin tane kamerayla ürünleri izliyor.

Sen insan işçiliği kullanıyorsun.
Adam tarım için uygun robotlarla çalışıyor. Saksıları robotlar ekiyor, saksıları robotlar suluyor, yetişen ürünleri robotlar topluyor, kasalıyor paketliyor.

Youtube'da belgeselleri var. 10 ton ürün veren marul çiftliğini 2 kardeş idare ediyor robotlarla. Bugün o da 10 sen de 10 cente üretiyorsun.

Ama yarın onun teknolojisi gelişince onun maliyeti 8 cente inecek belki. Üstelik sen 1 dönümde 1 ton üretmeye devam ederken, o belki 1 dönümde 20 ton üretmeye başlayacak. İşte o zaman fark açılacak. Onlar daha zenginleşirken sen yerinde sayacaksın.

Yani gelişmiş ülkeler ai'dan nasıl etkilenir bilmiyorum ama az gelişmişler özellikle ucuz iş gücüne yatırım yapanlar bazı riskleri görmeliler.
+7
anten
(30.11.25)
@logisticsmanager'e bir yere kadar katılıyorum ama biz hep şöyle düşünüyoruz; yapay zeka yanlış yaparsa sorumlusu "kim" (hangi insan)? burada kaçırdığımız olay şu; biliyorsunuz geçmişte yapay zekanın dil modeli geliştirip kendi aralarında bir bağ kurduğundan falan bahsedilmişti. yani şunu demeye çalışıyorum yapay zekayı da yapay zeka denetleyecek. mesela şu an yapılan "müzik devrimi" bu müziklerin iyi ya da kötü olduğuna kim karar verecek. yine yapay zeka verecek :)
+1
Rondak
(01.12.25)
Ben demek istediğinizi anladım ancak kurduğunuz mantık düşündüğünüz sonucu doğurmuyor aslında. Amazonun kendi personeli tarafından yapılan alışveriş amazonun yıllık hasılatının herhangi bir bindesine bile tekabül ediyor mu ki? Diyelim bu konuda hassasiyet gösteren insanlar bu şirketleri boykot ettiler, bu işten çıkarmalar artınca, şirketler çeşitlenince ve hatta genele yayılınca ne olacak? Hangi biri boykot edilecek?

Sizi amazon işten çıkardı ve siz de amazon kullanmamaya başladınız X şirketinden alışveriş yapmaya başladınız diyelim, kullandığınız X şirketi de kendisi için karlı olan bu yola eninde sonunda girdiğinde ne olacak?

Kafanızı kurcalayan nokta sadece bu temel üstüne kuruluysa sorunuzun cevabı net aslında. İşten çıkarmalar bu şirletleri zora sokmayacak.
0
akhenaten
(01.12.25)
@akhenaten; sanirim arkadas bu tarz isten cikartmalar sonucu coken orta sinifin keyfi harcamalara pay ayiramayacagini, ve dolayisiyla isten cikarma yapan firmalarin dolayli olarak mal ve hizmetlerini satin alacak insanlari bulamayacagini soyluyor. boykottan bahsetmiyor yani, orta sinifin cokusunden bahsediyor.

dedigi elbette olacak. late stage capitalisme kafa ustu cakiliyoruz hayirlisi olsun. ai gibi, otomasyon gibi verimlilik arttirici sistemlerin sefasini surecegimiz yeni bir dunya duzenine elbette gecilecek, ancak o vakte kadar yani muhtemelen onumuzdeki 10-20 sene bizi cok sikintili donemler bekliyor. sinif gecislerinin askiya alindigi, cok kisitli bir elit sinifin kendi varoluslarini milyarlarin sefaleti pahasina devam ettirmeye calisacagi bir doneme giriyoruz.

benim tahminlerim su sekilde.

1) varlik sahibi insanlar su ana kadar hep yaptiklari sekilde kendi guclerini daha da arttirmaya calisacaklar, ve dunya uzerinde siyaset ve medya mevkilerine yakinliklarindan dolayi bunda ilk once basarili da olacaklar. (bence su anda bu asamadayiz. amerika'da yoksul muhafazakar kesimin kendi elleriyle trump'i secmesi, ve trump'in onlarin ulasabilecegi egitim ve saglik hizmetlerini budamasi, kendilerini hukumet islerinden kovmasi dunyanin en komik fikrasi olabilir)
2) ancak durum oyle bir noktaya gelecek ki insanlarin ezici cogunlugunun hayattan bir beklentisi kalmayacak. kaybedecek seyi kalmayan insanlar ciddi bir sosyal calkanti yaratacak.
3) ic savaslar, veya dupeduz savaslar sonucunda toplumlar uzerinde biriken gerilim bosalacak. bu bosalma sonucunda bir 100 sene daha gidecek yeni bir toplumsal duzen olusacak. bu duzende insanlar verimliligin tavan yaptigi bir gerceklikte, daha guzel bir dunyada yasayacaklar. gelismis ulkelerde cokmekte olan nufus ciddi bir bolluk yaratacak kisi basina dusen varliklarin artmasindan dolayi.

velhasil uzun vadede ne olacagini kestirmek guc, ancak ayni gectigimiz 10 senede yasadigimiz gibi kisa vadede onumuzdeki yillar da hep bir oncekinden daha kotu olacak maalesef.
+1
antikadimag
(01.12.25)
yazılımcılar işsiz kalınca tüm işliler işsiz mi kalıyor? onun için mi aşağıdakini yazdın?

Lakin anlamadığım şey şu, nüfus belli, bu adamların işsiz kalması aslında tüketim tarafının kısılması demek.

yazılımcılar işsiz kalınca yazılımcıların işsiz kalmaları öncesi ve sonrasında buldukları işten elde ettikleri gelir ile arasındaki fark kadar ekonomide (kısır bir bakış açısıyla) eksilme olur. kira yiyen yine kira yiyecek. pazarda don satan yine kafasına geçirmeye devam edecek. dönüşüm her zaman vardı, her zaman olacak. bu taksiciler ne yesinden farkı yok dediğinizin. ne yerlerse yesinler. who cares. yazılımcıların toplam işgücündeki oranı nedir? aşağıya yuvarlarsak sıfır.
0
gabe h coud
(01.12.25)
@antikadimag demek istediğimi özetlemiş. yazılımcı, beyaz yaka birer örnekti aslında. konu orta sınıfta işlerini kaybedecek kişilerin harcamalarını kısacağı, verimliliği arttıran firmaların ise mal/hizmetini satacak müşteri bulamaması. kısır bir döngü olacak sanki.
0
🌸xephyr
(01.12.25)
yazilim bundan 50 yil once sirketlerin ar-ge departmanlarinda deneysel calisan, daha cok bilim alanina yakin bir isti. o nedenle sirketlerde elle sayilacak kadar az sayida yazilimci calisirdi. daha sonra yazilim problemlerine kitlesel cozumler bulundukca herkesin yapabilecegi ve ogrenebilecegi bir alan oldu. bu sayede sirketlerde cok buyuk oranda yazilimci calismaya, yazilimci talebi artmaya, ve bu is populer olmaya basladi. simdi yazilim yine eski haline donuste, yani daha cok bilim ve arastirma alanina kayacak gibi gozukuyor. hala cozulmemis yazilim problemleri var, yapay zeka ile dogrudan cozulemeyecek problemler de olacak. yazilimcilar bu dar alanda yapay zeka yardimi ile bu tarz problemlere cozum arayacaklar. bu nedenle de sirketlerde daha az yazilimci ihtiyaci olacak, bircok sirket icin gereksiz olacak. yani iyi olanlar kalacak, digerleri baska alanlara yonelecek.

ama veri bilimi, devops gibi alanlar yapay zeka ile gelisim yasar, yani yine iyi yazilimcilar bu alanlarda verimli olurlar.

insanlik tarihinde de ekonomik donusumler hep var, hala bunun icindeyiz. hatta su anda dunyada hem bundan 100 yil oncesini yasayan hem de 100 yil sonrasini yasayan bolgeler var. bunlara bakarak cikarim yapabiliriz. ornegin teknolojik gelisimin tamamlanmamis oldugu yerlerde is gucu, emek on planda. ornegin tarim ile gecinen bir toplulukta iyi kazma kullanan, agir kaldiran degerli. makina tamir edebilmek, demir uzerinde calismak yuksek nitelik. simdi bu toplumlarda yonetim, strateji, planlama gibi isler yok denecek kadar az.

modern toplumlarda ise kaba kuvvet yerine, yoneticiler ve stratejistler degerli ve yogun calisan kesimi olusturuyor. yuksek degerli isler ise daha cok sanat ve eglence ile yer degistiriyor. gunumzde bakin ekonomik olarak rahat, yasamak icin kosturmak zorunda olmayan kesimim deger verdigi seyler guzel bir tablo, nadir bir saat, iyi tasarim bir yat.

yani tahmin ettiginiz uzak gelecekte, beslenme, saglik, barinma gibi temel seyler herkes icin rahat ulasilabiir olursa, insanlar temel olarak rahat bir hayat yasar, bol zamanlari olur, bu sayede farkli isler populer olur. ornegin bundan 30 yil once eglence sektorunde youtuber olmak gibi bir is yoktu, simdi insanlarin daha cok bos zamani oludugu icin bu bos zaman youtube uzerinden eglence ile doldurulma ihtiyaci dogudu, artik bu tarz eglence isleri artti. spor gibi alanlar da populer olur, cunku kisisel zaman artinca insanlarin spor takip etmeye, spor uzerinden eglenceye, ve ek olarak spor yapmaya daha cok zamani olur. tarim toplumunda spor alaninda "personal trainer" ihtiyaci yok, ama yeni modern hayatta bu isi yapan cok.

kisaca babalarimizin, dedelerimizin bos beles isler dedigi isler ilerde populer profesyonel isler olur. ekonomi bu isler uzerinden doner, direkt kaba isleri ise makinalar yapar, yapay zeka planlar.
+2
emrahday
(01.12.25)
Bu şekilde uzun vadeli öngörülerde bulunmak zor çünkü modellemeyi etkileyen parametreler değişebilir ve genellikle mevcut koşulları düşünerek bir öngörü oluşturmaya çalışıyoruz.

Öncelikle yapay zekada henüz zannedildiği gibi bir gelişme yok. Hala daha eski algoritmalar kullanılıyor. Son birkaç senedir bu algoritmaları çalıştıran işlemciler geliştirildi, elimizdeki veri arttı ve bu veriyi işlemeyi daha verimli hale getiren bazı düzeltmeler yapıldı. Yani ortada bir yenilik yok, sadece daha hızlıyız. Bundan 30 yıl önce de benzer çıktıları alırdık ama cevabı almamız belki 1 gün sürerdi.

Yeni algoritmalar ortaya çıkmadan yapabileceklerimiz bu kadar. Mevcut durumda devrimsel gelişmeler yaşanmayacak, sadece veriyi daha iyi kullanacağız ve sistemler biraz daha hızlanacak. Yapay zekayı eğitip kendi sektörüne, kendi işine adapte edenlerin maliyetleri düşebilir.

Yapay zekadan asıl beklenen fikir üretme, daha önce hiç yaşanmamış deneyimlerle karşılaştığında yorum getirebilme, çözüm üretebilme, gerektiğinde çözüm sunabilme, kendi kendine öğrenme gibi konulara şimdiki durumla ulaşılamaz. Yarın yeni bir algoritma geliştirilirse, yeni durumun sınırlarına bakarak yeniden yorum yaparız.

Hal böyleyken nasıl bir ekonomik düzene geçeceğimizi kestirmek zor.
0
iustitia omnibus
(01.12.25)
Cevaplara hızlıca göz gezdirdim. Allahtan : "Yapay zeka işimizi almayacak, işimizi kolaylaştıracak" diyen arkadaşlar gelmemiş. Muhtemelen kendileri issiz kaldı. O yüzden gelip burda yazmaya utanıyorlar. Sürecin nasıl olacagı belli işini kaybeden arkadaşlar beden gücü gerektiren işlere yönecek. Tabi o tarafta da yıgılma olunca ne olacagı muamma
0
limonlu eksi
(01.12.25)
(8)

siz de yapay zeka ile tartısıyormusunuz?

abelardo
bak şimdi çok kızdım lavuga ya. buraya gelip içimi dökeyim bari hhahahaabuk subuk konusuyor. niye öyle dedin diyorum, yoo öyle demedim diyor.
bak şimdi çok kızdım lavuga ya. buraya gelip içimi dökeyim bari hhahaha
abuk subuk konusuyor. niye öyle dedin diyorum, yoo öyle demedim diyor.
-4
abelardo
(29.11.25)
Görsellerde çok büyük rezilliklere imza attığı için tartışıyoruz.
En çok kızdığım daha önce yapabildiği şeyi yapamaması, delirtiyor beni.
0
mutekebbir
(29.11.25)
Bence ayrıl
0
benim bir gizli bildiğim var
(29.11.25)
Köpeğim biraz hasta. Veterinerden daha sıkı, şunu yapma bunu yapma vs. Gestapo gibi vallaha. Bir de saçmalıyor misal ilacı 6 saatte bir veriyorsun, saçma bir şekilde üçüncü ile dördüncü doz arasında 3 saat kalacak ya da benim gece 2de 3te uyanmam gerekecek şekilde plan yapabiliyor.
Bir de yeni chatta sorduğum soruya farklı önceki chatte sorduğum soruya farklı cevap verebiliyor. böyle olunca geriliyoruz...
0
logisticsmanager
(29.11.25)
Bazen laubalilik yapınca haddini bildiriyorum, seviyeli moda geri dönüyor.
0
Amaranta ursula
(29.11.25)
Bugüne kadar sorduğum hiçbir soruya yanlış, çelişkili, saçma cevap vermedi.

Çeşitli platformlarda okuduklarım beni şaşırtıyor açıkcası.
0
Mirket
(29.11.25)
ChatGPT son zamanlarda hacking ile ilgili ne sorsam etik guguk deyip sıyrılmaya çalışıyor. Perplexity'ye geçtim rahatladım.
(bkz: perplexity)
0
rakicandir
(30.11.25)
evet, çünkü chat gpt benim kullanım alanıma göre tam bir gerizekalı gibi davranıyor. hatta geçenlerde aboneliğim yenilendiği gün öyle bir manyaklık yaptı ki, bir sürü saydırıp paramı iade alacağım dedim; çok haklısın, ben de yardımcı olurum dedi :D
0
lil siztah
(30.11.25)
ana avrat sövüyorum bazen. o kadar aptallık ediyor ki, göz göre göre yapma dediğim şeyi yapıyor sonra sövünce de haklısın iyi bir noktaya parmak bastın diyor.
+1
neira
(30.11.25)
(14)

Gerçekçi bi dizi arıyorum. Hayatta olan biteni anlatan.

luluki
Mesela how i met, breaking bad tarzı şeyler kurmaca. Normal hayatta böyle şeyler yok.Behzat gibi. İşinde gücünde adamlar, cinayet oluyor, gidip buluyorlar. Sıradışı şeyler yok. Hayatın kendisi. Eskilerden ikinci bahar gibi.Aşk olur, polisiye olur, komşuluk olur.
Mesela how i met, breaking bad tarzı şeyler kurmaca. Normal hayatta böyle şeyler yok.
Behzat gibi. İşinde gücünde adamlar, cinayet oluyor, gidip buluyorlar. Sıradışı şeyler yok. Hayatın kendisi. Eskilerden ikinci bahar gibi.
Aşk olur, polisiye olur, komşuluk olur.
0
luluki
(29.11.25)
İlk aklıma gelen ‘this is us’ oldu.
+2
pop art
(29.11.25)
this is us +1
virgin river küçük bir kasabada herkesin birbirini tanıdığı bir yerde geçiyor ama ufaktan pembe dizi gibi de.
shrinking olabilir belki ama o da psikologlara realist gelmiyordur :D
ted lasso'nun eh yok artık dedirten tarafları var ama insan ilişkilerini gerçekçi yansıttığını düşünüyorum dizinin.
0
black holes in the sky
(29.11.25)
When They See Us
0
Amaranta ursula
(29.11.25)
Line of duty
0
mikahakkinen
(29.11.25)
the bear
0
eileengray
(29.11.25)
mymister
0
Rondak
(29.11.25)
Üvey Baba
+4
yurtsuz john
(29.11.25)
eskilerden baba evi süper baba

bazı yerleri kurmaca ama gerçek hayata çok da uzak değil ekmek teknesi

ikinci bahar'ı söylemişsiniz zaten
0
exlibris
(29.11.25)
Sopranos
The Wire
Better Call Saul

Üçünü de izledim. Hepsi birbirinden gerçekçi diziler. Bu dizilerde olan olayların son derece benzerlerini kimi zaman bizzat yaşadım, kimi zaman sözüne itibar ettiğim insanlardan dinledim. Üç dizideki karakterlere son derece benzeyen insanlarla tanıştım, iş yaptım.
0
10551037
(29.11.25)
çernobil
+1
hold the door
(29.11.25)
Northern exposure.
0
logisticsmanager
(29.11.25)
Narcos. Evet narcos serileri. Gayet de gerçek yaşamla aynı şeyler. Dizinin tadı da buradan geliyor.
0
ground
(30.11.25)
Six feet under
0
egerbiryolcu
(30.11.25)
1) borgen - danimarkali politikacilarin hayatlari, mutevazi bir yasam.
2) downton abbey - ingiliz soylularinin hayatlari, gundelik yasamlari, sorunlari.
3) ricky gervais'in after life'i - karisini kaybeden bir adamin gundelik hayati.
4) skam - norvecli ergenlerin hayatlari, cok az aksiyon var ama partiledikleri icin, aykiri bir sey yok.
0
Sour
(02.12.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.