Giriş
(10)

AI 21. yüzyılın en büyük icadı diyebilir miyiz?

thawne
her kullanışımda biraz daha hayran kalıyorum.
her kullanışımda biraz daha hayran kalıyorum.
-1
thawne
(17 saat)
AI'da şöyle bir sıkıntı var. Şu an bayağı zararına çalışıyor hepsi. Amaçları rakiplerini yok edip sonra fiyat artırmak. Yani 3-5 yıla zaten büyük ihtimalle bizim ödeyeceğimiz tutarların üstünde kalacak çoğu AI. (lokal opsiyonlar hariç)

Ben crispr diyorum.
+1
aguen
(17 saat)
ne için kullanıyorsunuz?
excel formul yazdırma harici benim işime yaramıyorda, sorduğum 3 teknik sorunun 2 tanesi net yanlış oluyor, kitap spoilersız özetlettiriyorum sesli kitapta kaçırdığım yerlerde spoiler verio, kitapta olmayan kişilerden bahsediyor. ben kullanacak bir şey bulamıyorum ya
+1
eja
(17 saat)
Cep telefonu.
Açıkçası yapay zekanın hayatıma net etkisi kesinlikle cep telefonu kadar değil.
+2
logisticsmanager
(17 saat)
Aslinda AI in yaptigi sey su an icin internet search. Senin icin random sitelerden bilgi getiriyor.

Ama evet bir esik asildi, bu ilk adimdi.

Ilk ampulun yanmasi gibi bisi bu
0
duyurukullanıcısı
(16 saat)
Şimdilik diyemeyiz. Cep telefonu veya tablet bence daha etkili.
0
runaway
(16 saat)
akıllı telefon +1
0
jelly bear
(16 saat)
akilli telefon resmen uzuv gibi. her seyi yapabiliyorsun.
0
baldur2
(15 saat)
İşimin %90ını Ai yapıyor. Yazılımcıyım.
Artık geri dönülmez noktadayız yazılımcılar olarak. Bugün Ai yasaklansa çoğu kişi kod mod yazamaz köreldi.
0
kaptan maydanoz
(13 saat)
kesinlikle ai 21. yüzyılın en büyük buluşu sayılır bence. bunun sonu yok ve bizim kullanabildiğimiz basitleştirilmiş versiyonları dahi harikalar yaratıyor. bunun ticari değeri olan veya spesifik alanlarda eğitilmiş versiyonları ile hayal gücümüz zorlanabilir ileride.
0
emfuzi
(13 saat)
kesinlikle evet. su anda insanlarin cogu ai'a karsi muhafazakar bir savunmaya sahip. ancak ben bu kadar yuksek verimlilik arttiran bir alet gormedim. inanilmaz yani chatgpt ile basit bilgiye ulasimin o kadar hizli ve isabetli ki sasiriyorum hala boyle bir hizmet olmasina.

yani saniyeler icinde herhangi bir konuda butun insanlarin tartismalarini ve bilgilerini sana damitiyor. cok detay islere girersen fail ediyor elbette ama su hali bile muazzam. ve bu productivity artisinin sonuclari ve gidecegi yer hala net degil. saka maka 3 sene once cikti bu urun ortaya ve gecirdigi degisim inanilmaz. ileride bakildiginda insanligin donum noktalarindan biri olarak gorulecek.
0
antikadimag
(7 saat)
(13)

içinde uyumaya en uygun araba

runaway
nedir sizce? (karavan dışındakiler)
nedir sizce? (karavan dışındakiler)
+1
runaway
(18 saat)
ilk sırada camlı cityvan araçlar gelir, camlara perde atarsın. ikinci sırada station wagon bir araç olabilir. arka koltuklar düz yatarsa ön sağ koltuktan bagaja kadar uzunca bir uyku alanın olur. bütçen yüksekse tabi D sınıfı bir SUV araç da aynı stationwagon kadar alan sağlar. bu arada uyuyacak kişinin boy ve kilo durumu ve kalınacak süre de önemli.
ufak tekfek bir insan b sınıfı bir aracın arka koltuğunda ayak kısmına bir çanta koyarak 2-3 gün kalabilir ama sonrası yorucu olur.

bu iş amerikada epey yaygın insanlar bir anda evsiz-işsiz kalınca mecbur ellerindeki araçlarda konaklamaya başlıyor. ama burada araç kadar bulunduğun alandaki tuvalet-market-duş imkanları da önemli olacak.

youtubeda car camping diye aratırsan bir sürü aracın inceleme videoların ulaşırsın.
en düşük bütçe ile alınacak tek kişilik camping aracı dersen benim seçimim dacia lodgy olurdu.
+1
orpheus
(18 saat)
Tesla :)

buyruun. shop.tesla.com
+4
gabe h coud
(18 saat)
1. nesil veya 2. nesil bir honda crv.
+2
shadowfollower
(17 saat)
tesla uyuduk 2 kişi baya iyiydi. 1 kişi daha da iyi olur. yaz kış mis gibi uyunur. tüm camlar kapalı şekilde bi de.
0
jelly bear
(16 saat)
0
unabomber
(16 saat)
açık ara chrysler grand voyager.
canım oturgaçlı götürgeçim.
tam olarak bu amaçla aldık.
tam bir uzun yol ve gezi arabası.
acayip bir iç mekan ferahlığı, bir sürü depolama alanı, koltuklar çok konforlu.
7 kişilik ve öndeki iki koltuk hariç tamamen dümdüz koltuklar yere girerek katlanıyor.
vs vs
sahipleri için bir aşk olan arabalardan.
ben kendi arabamı ayrı bir ev gibi görüyorum mesela.
+1
mavicorap
(16 saat)
Arka koltukları yatırıp bagajın koskocaman olduğu arabalar için araca göre yatak/minder çözümleri satan websiteleri vardı.
Onlara bakarken hangi arabada bu alanın ne kadar geniş veya uzun olduğu, hangisinde lastiklerin yatağın ortasını ne kadar daralttığı, hangisinde zeminin dümdüz olup olmadığı gibi detayları görmüştüm.

Araba değil de araba yatakları sitelerine bakarak daha iyi bir fikir edinilebilir demeye geldim.
0
michael_knight
(14 saat)
arka koltukları 180 derece yatabilen tüm suv modellerinde şişme yatak ile çok güzel uyunur. iki kişi bile rahat uyunur. cam tavan yazın çok kötü olur, sabah erken kalkman gerekebilir araba güneşteyse. baharda ve kışın güzel olur.

ayrıca arka koltuklara göre olan şişme yataklar var, bunlarda da tek kişi uyuyabilir.
0
emfuzi
(13 saat)
Dacia jogger.
www.topgear.com
0
logisticsmanager
(12 saat)
Cam tavan için güneşlik

shop.tesla.com
0
gabe h coud
(12 saat)
ford galaxy. arka koltuklari ve bagaj kapagini yatiriyorsun, bostan gibi yatak oluyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12 saat)
iki ders arasında boşluğum çok ise arabada arka koltuklarda uyuyorum genelde. boy 185 kilo 80.

araba: clio :D
0
thawne
(12 saat)
En uygun binek otomobil sınıfı araçlar maalesef Türkiye'de az bulunan MPV sınıfı araçlar. Ford Galaxy, Ford Smax, Seat Alhambra, VW Touran, Kia Carnival aklıma gelen eski modeller. Ben bu işin meraklısı bir kişi olarak geçmişte Skoda Superb, Ford Kuga ve Subaru XV 'de uyudum, en rahatları Kuga idi, arka bagaj ve koltuklar düz oluyordu ve 1.83 ben sığıyordum. Açılır cam tavanla en keyif aldığım o oldu. Çalıştığım şirketin Kia Carnival 'ı vardı, gördüğüm en rahat düzen ondaydı, koltuklar kolayca sökülüp çıkarılabiliyordu. Ticari araç düşünürseniz, Transporter veya Transit kamp vs için bence mükemmel ama uzun yolda yoruyorlar. Bir arkadaşım hobi amaçlı Doblo alıp tavanına çadır yaptırdı o da gayet memnun. Benim şu sıralar gönlümde Ford Tourneo Courier veya Hyundai Staria var, ikisi de fiyat performans gibi görünüyor bu iş için ama deneyemedim henüz.
+1
creepy
(10 saat)
(3)

Asya borsalarına yatırımı nereden yapıyorsunuz?

öylesinebiri
Sb
Sb
0
öylesinebiri
(11.03.26)
Direkt yatirimim yok. Etf emerging markets var.
Direkt hisse alimi asya‘dan oluyor mu emin degilim. Cin‘de zaten vatandaslar haric direkt hisse alamiyor. Adr diye bir sey alabiliyorsun.
+2
Purple life
(11.03.26)
Amundi etf emerging markets.
Yatırımın sadece yüzde 5-10u orada, daha fazlasına güvenim yok.
+1
logisticsmanager
(11.03.26)
Amerikan ETF'i olarak alinabilirler

etfdb.com
etfdb.com
+1
synesthesia
(11.03.26)
(10)

Sizce dış görünüşe önem vermek özgüven göstergesi midir?

Kahvedesu
Ofiste bir var. O hariç herkes sportif geliyor patron dahil. Kız takım elbiseyle geliyor. En son o çıkıyor falan, bunun konuyla ilgisi yok ama ek bilgi olarak yazmış oldum.
Ofiste bir var. O hariç herkes sportif geliyor patron dahil. Kız takım elbiseyle geliyor. En son o çıkıyor falan, bunun konuyla ilgisi yok ama ek bilgi olarak yazmış oldum.
0
Kahvedesu
(08.03.26)
Yerine göre giyinmemek bu. Dış görünüşe önem vermek değil. Yaz tatiline de takım elbiseyle gitsin. EQ yetmezliği teşhisini koydum.
0
gabe h coud
(08.03.26)
Kendini öyle rahat hissediyordur belki. Eski çalıştığı kurum daha resmidir, oradan kalma bir alışkanlık da olabilir.
+4
meraklitursucu
(08.03.26)
Herhâlde. Işıltılı yaşamak üstün bir zevktir.
-7
arbre
(08.03.26)
Daha çok giyimi temizlik, bakımla birlikte düşünürüm. Sonuçta böyle bir kimsenin yanınızdan geçtiği an kullandığı kokuları hissetmemek imkansız sanırım.

Giyim, o kimsenin yaptığı işe önem vermesiyle ilgili de olabilir. İşten mesai sonu en son çıkan kişinin hayatıyla ilgili başka belirli prensipleri vardır muhakkak.
Malum ortalıkta işinde o kadar gevşek ve erken arazi olanlar çok yaygın.

İşine önem verenin işinde olabildiğince hata yapmaması, işi hakkında belli birikiminin olması ve gelişime açık olması , sorunların üstesinden gelebilmeli ve çevresinden de az çok taktir alması gerek. Bu arada alınan takdirler "kadın olma" veya hiyerarşide üstte bulunma sebebiyle olmamalı.

Öz güven daha çok yapılan bir işte kişinin mahir olma hissini taşımasıyla ilgili bir şey.
0
diyecevaplandı
(08.03.26)
Değildir.
Açıkçası bizim iş yerine biri takım elbise ile gelse bankaya şortla çalışmaya gitmiş gibi gözükür ortamda. Kimse de "voouw özgüvene bak" demez.
+1
logisticsmanager
(08.03.26)
duzgun giyinmek iyidir. pijamayla tisortle kotla ise gelen vs gomlek duzgun kanvas pantolonla ise gelen arasinda kesinlikle fark var.
0
antikadimag
(08.03.26)
sik olmayi seviyor. o sekilde daha iyi hissediyor olabilir.

ben de ojeliyken öyle hissediyorum. is görüsmelerine hep ojeli giderim.
0
Purple life
(08.03.26)
Değil ama özenli şık giyinince kişi daha iyi hissedip mutlu olabiliyor. Ben konteynerde yaşayıp konteynerde çalışırken yaşadığım yer ve ofis arasında 10 adım mesafe olmasına rağmen her gün özenerek giyinir işe giderdim. Arkdaşlar arasında benim gibi olanlar da vardı ama çoğunluk pijama ile gelirdi. Sahaya çıkmadığı sürece giyinmezdi.
+1
Amaranta ursula
(08.03.26)
öyle giyinmeye alışmıştır ve kolayına gidiyordur, dolabında o tarz kıyafetler çoğunluktadır. işi çok ciddiye alıyordur, evinde berbat bir ortam vardır çıkmak istemiyordur vs… çokşey olabilir
+1
deartheodosia
(08.03.26)
Instagram’da Corporate Girl akımı var. Ofis yaşamı bunaltıcı ama insanlar iyi giyinerek ve rutin oluşturarak kendilerini iyi hissediyorlar öyle anlıyorum.
0
kaset
(09.03.26)
(8)

Üniversite öğrencisi için yurtdışı tatili ya da work and travel tarzı girişimler?

mimikikili
Buna bütçe ayırmak zor mu? Masraflı mı? Kolay mı?Katılım nasıl? Mesela sınıfınızda kaç kişi gitti?Gitmek görmek üni. öğrencilerine göre faydalı mı? Yoksa boşa çaba mı? Okul biteli çok oldu. Şimdiki öğrenciler ne düşünüyor? Katılım yüksek mi merak ettim.
Buna bütçe ayırmak zor mu? Masraflı mı? Kolay mı?
Katılım nasıl? Mesela sınıfınızda kaç kişi gitti?
Gitmek görmek üni. öğrencilerine göre faydalı mı? Yoksa boşa çaba mı?
Okul biteli çok oldu. Şimdiki öğrenciler ne düşünüyor? Katılım yüksek mi merak ettim.
📊 Soru
0
mimikikili
(08.03.26)
Interrail, work & travel, Erasmus... Başka hiçbir işe yaramasa bile sırf eğlencesi ve hayat tecrübesi için bile yapılabilecek şeyler. Interrail için çok büyük bir bütçeye gerek yok, zaten keyifli kısmı da hostellerde, trenlerde gecelemek, olabildiğince ucuza getirmeye çalışmaktan geliyor. Erasmus zaten destekli bildiğim kadarıyla; muhtemelen cepten bir miktar para çıkıyordur yine ama astronomik olmasa gerek. Work & Travel'ın bütün olayı birkaç ay tabiri caizse eşek gibi çalışıp sonrasında tatili bedavaya getirmek.
+2
salihdt
(08.03.26)
Bu arada belki birileri faydalanır diye söylüyorum, www.workaway.info'ya bir bakabilirsiniz. Vize istemeyen bir ülkeye giderseniz tek masrafınız genelde ulaşım masrafı oluyor. Barınma her zaman, yeme-içme ise çoğu zaman karşılanıyor. Yine genelde yaş, eğitim vs. gibi bir sınırlama yok.
0
Sour
(08.03.26)
Hayatımdaki pişmanlıklarımdan ilk üçe girer. Bu tarz girişimlere katılmamak.
0
put it in your appropriate place
(08.03.26)
Vallaha erasmus yaptım ve iyi ki yapmışım. Yurtdışından arkadaşlarım oldu, hikayelerim oldu. Keşke work and travel da yapmış olsaydim, insana farklı şeyler katıyor. Açıkçası çevremde bunlara katılma fırsatını çeşitli sebeplerden bulamamış insanlar var ve genelde pişmanlar.
0
logisticsmanager
(08.03.26)
30 yasinda calisan ögrenciyim, master oldugu icin tam ögrenci sayilmam.
ama kendi bachelor dönemimde gördüklerim.

1. work and travel zengin isi bir sey. ajansa verdigin para cok fazla. ayrica orada ne is yapacagin sans isi. ajans sana oradan sonrasinda yardim etmiyor. abd'ye gidip mcdonalds'ta calismanin insana ne gibi bir faydasi olur bilemedim. onun yerine 2-3 haftaligina gezmeye git.
gözü acik insanin hali baska. amerika tam anlamiyla bir firsatlar ülkesi. work and travella gidip sirket kurup zengin olan da vardir ama beyaz yaka calisan another brick in the wall olacaksan gereksiz bana kalirsa.
2. erasmus cok iyi. hem avrupa birliginin verdigi katki payi var. aylik 300-400€ geliyordu gittigin ülkeye göre. erasmus egitime de katki saglar hem farkli bir sey görmüs olunur.
ayrica benim gittigim ünide dil kursu da vardi ücretsiz kredili. her milletten insan vardi. cok güzeldi.
ben yapmadim ama arkadaslarimdan staj falan bulan oldu. cok iyi firsatlar bunlar. bizim okuldan bir cocuk italya'da yapmisti. orada pizzacilarda calismis. mezun olunca italyan restorani acmisti. italya'ya hic gitmedim ama o dönem gitmis olan arkadaslar masa örtüsü menü vs her sey ayni italya diyordu.
0
Purple life
(08.03.26)
Öğrenciyim, geçen sene erasmusa gittim. 3.47 ortalama ile makine müh de hibe çıkmadı.

Gitmekten vazgeçecekken ailemin çalıştığı yerde bana burs veren oldu. Böylelikle gitme fırsatı elde ettim.

Gittiğim yer nordik ülkesiydi, her şey muhteşemdi, ama bir yerden de çok zordu.

Keşke gitmeseydim diyorum çünkü aileye çok yük oldu maddi açıdan.
Tramvay bileti 60tl, 1.15saat için. Bir yere gidecekken oyalanmadan tek biletle gidip gelmeye çalışıyordum. Biletim bittiyse çoğu zaman yürüyordum. O kadar yürüyordum ki ayaklarım bir yerden sonra tutmuyordu. Bu durumlarda minimum 50dk yürümüşümdür.

Okulun/yurdun yemekhanesi yoktu. Okulun var ama çok pahalı bir kere gitmedim. Salam kaşar sandviç yapıp okula götürüyordum. Yurtta da makarna, ya da dondurulmuş döner alıp yanında pilavla yiyordum.
Yurdun mutfağında hiçbir alet yoktu. İkea dan 1 tane tabak, kase, 1er tane çatal kaşık, 3lü plastik bıçaktan almıştım. 2 tane de bardak. Tüm yaşamım böyle geçti.

Maddi problemi bırakırsak, hayatımın en iyi dönemi olarak tanımlarım. Olduğum şehirden tek bir kere çıkabildim, ama k7 haftası gibi öğrenciler için müzelerin ücretsiz olduğu zamanlarda gezmedik yer bırakmadım.

Bizim okulda katılım orta sayılabiliri 70 kişilik bölümde 9 kişi gitti sanırım. Bu tarz istatistikler okulların uluslararası ofisinde yayınlanıyor, bakabilirsiniz.
En çok erasmusa gönderen ytü sanırım.

Bana toplam maliyeti 220k try gibi bir şey oldu.

Bana bir şey kattı mı konusunda; akademik olarak bir getirisi olmadı ama deneyim açısından muazzamdı. Bence her üniversite öğrencisi (yurt dışı olmak zorunda değil) ailesinden, konfor alanından uzak bir yerde tek başına kalmalı 🙂 insana çok şey katıyor.
Daha bunun çamaşırı, temizliği derken hayatta kalma içgüdülerini arttırıyor :)
0
substituent
(08.03.26)
Work and travelde aracı firmalarla j1 alıyorsun. bunun maliyeti 1000-2000 usd arası. Gidiş dönüş masrafı derken bedavaya çalışmış oluyorsun. Amaç paraysa parasal karşılığı yok. Yoğun çalıştırdıkları için gezemiyorsun. Kampta falan çalışıyorsan güzel bir ortam olabilir onun dışında sosyallik açısından da bekleneni pek vermez.
0
runaway
(08.03.26)
logistictmanager +1. Erasmusa gittim, muhtesem bir deneyimdi. Hem cok eglendim, hem ufkum acildi, hem dunyanin dort bir yanindan cesit cesit insan tanidim, hem dilini bilmedigim bir ulkede bir suru sorun cozmem gerekti (yurduydu, konaklamasiydi, telefonuydu, ders secmesiydi, vizesiydi, oturum izniydi vs), hem de farkli universtelerin akademik beklentilerini ve farkli fakultelerin ortaya cikardigi insanlari yakindan inceledim. 4. sinifta gittigim icin gittigim universtenin master dersterinden almam gerekmisti. Turkiye'deki lisansta 14 haftada anlattiklari bir konuyu, tum dersi yani, karsi universtede bir dersin alt konusu olarak 2 saatte anlatmislardi da sok olmsutum. O zamanlar kafamdaki "bunlar cok zordur, ben bunlari yapamam kesin" algisini cok guzel kirdi.

Work and travel pahaliydi, odeyemem diye gitmemistim, keske zorlayip gitseymisim.

Yurt disi tatili ayni sey degil ama, bunlarla bir tutulmamali bence. Calismaya basladiktan 1-2 sene sonra 2-3 haftaligina interrail yapilabilir, ama ogrenciyken zorlamaya gerek yok bence. O da ayri eglenceli ama 3-4 aylik programlarin etkisi 2-3 haftalik gezilerden cok daha buyuk. Zorlanacaksa Erasmus ya da Work and Travel zorlanmali.

Bence bir universite ogrencisi imkani varsa kesinlikle boyle seyler yapmali, hic olmazsa en azindan aileden uzak okumali.
0
taurina
(10.03.26)
(7)

Ragbi bizde niye tutmadı?

yurtsuz john
Tam bizim millete uygun spor değil mi? Taktik maktik yok bam bam bam. Rambo Okanlar falan. Tribün bestelerimiz desen 'Ölmeye ölmeye ölmeye geldik...' Al sana tam ölmelik spor. Full maskülen. Futbol gibi 40'ar dakika 2 devre zaten. Niye olmadı?
Tam bizim millete uygun spor değil mi?

Taktik maktik yok bam bam bam. Rambo Okanlar falan. Tribün bestelerimiz desen 'Ölmeye ölmeye ölmeye geldik...'
Al sana tam ölmelik spor. Full maskülen. Futbol gibi 40'ar dakika 2 devre zaten.

Niye olmadı?
+1
yurtsuz john
(07.03.26)
Biz de futbol da tutmadı aslında. Tutan şey fener cimbom fanatizmi. Benim takım şampiyon oldu, en büyük fener.... muhabbeti. Bizim memlekette tutan tek spor 80 lere kadar güreşti. Sonra karekete kursları falan açıldı. O da bitti.
Bizde estetik, zeka ve tutku yok. Sadece iddia kumar biz kazandık, nasıl koyduk kültürü var.
Spor değil linç kafası.
-3
mimikikili
(07.03.26)
rugby’i bilmiyorum ama amerikan futbolu aslında sırf taktik oyunu. oyuncular bile kollarında yazan yüzlerce taktikten seçip oyun kuruyorlar. neden tutmuyor sorusuna ise yanıtım çok fazla kural olması. kuralları anlatana kadar insanlar çok sıkılıyor. tam anlamadıkları için de her oyun durduğunda daha da bunalıyorlar. oyunun çok durması da bir etken diyebiliriz.
0
eileengray
(07.03.26)
üniversitelerde korumalı futbol takımları var, pro takımlar da var. ara ara gidiyoruz. totalde futbolda 3 5 kez stada gitmişimdir, korumalı da her sene en az 3 5 maça giderim.
0
klassno
(07.03.26)
Rugby is a hooligans’ game played by gentlemen, and football (soccer) is a gentlemen’s game played by hooligans. :)
-1
Purple life
(07.03.26)
Bizim ülkede futbol tutmadı demek dünyanın en cahilce yorumu. Kızlı erkekli sokaklarda çocukların futbol maçı yaptığı ülkede futbol tutmadı fanatizm tuttu demek :d Tamam kardeşim en marjinal sensin.

Ragbi gibi sporlar çok uydurma. O yüzden tutmadı
+2
messina123
(08.03.26)
Geniş yeşil alanlar lazım, bunlar şehirlerde yok. Amerikan futbolu kadar olmasa da belli bir ekipman lazım; en azından dişlik falan, fazladan para demek. Bir de fiziksel temas sorun olur; küçük yaşlarda aileler çocuklarının o spora yönelmesini istemezler, büyük yaşlarda da kan çıkar.
+1
salihdt
(08.03.26)
Ragbinin ünlü memleketlerinden birinde olarak bir kere tehlikeli spor. Futbolda sağın solun kırılır, ragbide beyin sarsıntısı.
Buna ek olarak çocuklarımız futbol için bile zor besleniyorken ragbici zor çıkar. Ülkede proteine erişim zor, spor salonuna erişim zor. O yüzden zaten fakir ülkelerden bu tarz sporlar çıkmaz.
Bir de taktik yok demişsiniz de biraz abartmak heralde çünkü çok ciddi var :)
0
logisticsmanager
(08.03.26)
(6)

Yurt dışından dönerken etiketli ürün sayısı

The colors of my sea perfect color me
MerhabalarBir valiz dolusu etiketi üstünde kıyafetle dönebilir miyiz? Yoksa etiketlerini koparmak mı gerek? Eş dosta hediye ya da istedikleri ürünleri alacağız ama etiketi koparmak mı gerek?Teşekkürler
Merhabalar
Bir valiz dolusu etiketi üstünde kıyafetle dönebilir miyiz? Yoksa etiketlerini koparmak mı gerek? Eş dosta hediye ya da istedikleri ürünleri alacağız ama etiketi koparmak mı gerek?
Teşekkürler
0
The colors of my sea perfect color me
(06.03.26)
Abi kimse bakmaz buna. Dönebilirsin uğraşmadan.
0
logisticsmanager
(06.03.26)
ben hiç denk gelmedim ama random gümrük kontrolüne denk gelirseniz sorgulayabilirler. en kötü ihtimalle vergisini isterler siz de orda bırakırsınız değmeyeceği için. ama en büyük ihtimalle hiçbir şey olmaz logisticsmanager'ın dediği gibi
0
mezzosprite
(06.03.26)
yurt disindan komisyon karsiligi siparislerimi getiren bir tanidik hicbir sekilde kutulari dahil etmiyor. yakalanirsa kendi esyasiymis gibi olsun diye sanirim. kiyafette sikinti olacagini dusunmuyorum ama elektronik aletler icin bu yolu izlemekte fayda var bence.
0
arakaali
(06.03.26)
Kimse bakmaz +1
Ama etiket/ambalaj çıkarın yine de. İhtimal sıfır olur.
0
orient blue
(06.03.26)
25 senedir gidip geliyorum, bir kere bavulum acilmadi.
2-3 kere makinaya soktular acmadan gec dediler.
bisey olmaz +1
0
cooperr
(06.03.26)
etiketsiz olsa garanti olur. cok umursamiyorlar tekstili ama kurallara uyan biri "bunlarin degeri 430euroyu gecmis" diye islem yapabilir, bunu bilemezsiniz. illa etiket olsun isterseniz etiketleri kesebilirsiniz ve el cantaniza koyabilirsiniz. hedye ederken de posete filan koyarsiniz. ekledigim linkte gumruk muafiyetleri listesi var.

ticaret.gov.tr
0
kuehles blondes
(07.03.26)
(12)

Parfüme en çok kaç TL verirsiniz?

arbre
5 bin TL verir misiniz? Bence çok değil ama gereksiz görüp başka şeyler mi alırsınız?
5 bin TL verir misiniz? Bence çok değil ama gereksiz görüp başka şeyler mi alırsınız?
-3
arbre
(05.03.26)
En son 8788 lira verdim bu ocakta
Parfüm koleksiyonu yapıyorum biraz (çok değil tabi binlerce olanlar var. Ben de 20-25 tane var heralde).
Kafamda max 200 olur herhalde 75-100ml için.
Geçen çok beğendiklerim hep çok pahali :/
Guerlain honey tobacco 335€ malesef.
Parfüm benim için hobi, o yüzden gereksiz görmem.
0
logisticsmanager
(05.03.26)
50 ml’si $350 bir parfüm almıştım. Pahalı olma sebebi artık regülasyonlar sonucu çoğu markette kullanılması yasak olan doğal malzemeleri içeriyor olması. Gerçek civet, misk, ambergris, oud gibi. Normal parfümlerde bu notalar gerçek değil, kimyasal taklitleri.

Ama günlük kullanmak için pahalı. Günlük parfümüm değil. Genelde decant alıp notaları tanımaya çalışıyorum. Onlar bile gidiyor uzun bir süre.
-1
antikadimag
(05.03.26)
Eskiden maaşımın hatırı sayılır bir kısmını parfüm için harcadığım olmuştu. Bugünün şartlarında 5 bine niche bir parfüm alınamıyor zaten. Alırsanız niche için beymen, designer parfümler için sephora’dan başka yerden önermem çünkü çoğu yer sahte satıyor.

Neyseki ben birkaç yıl önce arkadaşımın önerisi ile muadil parfüm satan creamia perfume markasını tanıdım ve orijinallik takıntımın gereksiz olduğunu fark ettim. Varsın şişe farklı olsun, içindeki parfümün orijinalinden farksız olduğunu bilerek istediğim kadar sıkabilmek gibisi yok. Keşke daha fazla çeşit çıkarsalar da onları da kullansam.
0
gradacion
(05.03.26)
250 usd
0
eileengray
(05.03.26)
ne kadar kazandığıma göre değişir, şu an kazandığımla vermem. bu arada o parfümlerin nasıl yapıldığını ve aşağı yukarı maliyetlerini biliyorum. kabaca söylemek gerekirse 250usd vediğiniz parfümün, parfüm olarak maliyeti 25usd'yi geçmez. verdiğiniz bedeller ambalaj ve reklama gidiyor.
-1
late viper
(06.03.26)
Tamamen bütçe meselesi, eskiden öyle bir para veremezdim, şimdi verebiliyorum. Güncel kullandığım parfümün freeshop fiyatı 140eur, Türkiye fiyatı 11k.

Benim psikolojik sınırım 250eur, daha üstünü parfüme vermem.
0
kimlanbu
(06.03.26)
5bin vermem, 4 bin de vermem, psikolojik sınırım 2 bin civarı heralde ama onu da vermem gibime geliyor.
+1
kumandanim
(06.03.26)
5 bin verilir ama üstü zor.
Benim kullandığım 3 bin bütçeme uygun olan sevdiğim koku bu.
Çok beğendiğim parfüm maalesef 50 ml 18 bin, asla vermem.
0
mutekebbir
(06.03.26)
eskiden orjinal parfüm alırdım ama saçma olduğuna kanaat getirdim, çakmacılar birebir aynı kokuyu tutturuyorlar. Orjinaline vereceğim paranın yüzde 25'siyle 3 tane çakma alıp eve, işe, arabaya koyuyorum birer tane, kalıcılığı az olması da umrumda olmuyor bu sayede.

Soruya cevap olarak maks 1000 diyorum.
-1
bobinhoo
(06.03.26)
kaç ml?
30 ml ise vermem.
90 ise verebilirim.
-1
elorelia
(06.03.26)
öncelikle "gereksiz görüp başka şeyler mi alırsınız?" ne demek? "parfüme vermek gereksiz, o zaman bu 5 bin'le krem alayım, ona değer" gibi mi? 5 bin'im batıyor ve illa harcayacaksam, parfüme değer bence. çünkü sevdiğim kokuların bende uyandırdığı hisler çok hoş. sevdiğim ağır bir koku var; o sıralar kullanacak bi yerlere gitmiyorsam, bazen gece yatmadan önce sıkıp öyle uyuyorum, çok iyi geliyor.

benim psikolojik sınırım 5 bin lira civarı ama bu paraya iyi parfüm kaldı mı, emin değilim. free shop'ların fiyat olarak bir avantajı kalmadığından beri her geçişte parfüm almayı bıraktım açıkçası. zaten olanlar da min. 2 sene idare eder.
bir kimya mühendisi yakınımız parfüm işine girdi; bilinen parfümlerin kopyalarını yapıp satıyor. onun sayesinde hiç bilmediğim kokuları denemeye başladım. onda denediğim bir kokuyu çok beğendim; dedim bunun orijinalini alayım. Geçen yıl 60'lık orijinali 7 bin küsürdü; çok geldi ama değer dedim. sonra ilk yurtdışına çıkışta gider ve gelirken free shop'ta deneyeyim dedim; orijinal parfümün, mühendisin çakmasının yarısı kadar kalıcı olmadığını görünce almadım. mühendisten devam yani.
0
lil siztah
(06.03.26)
parfüm kadar balon bişey yok.
en iyisine 300 liradan fazla verilmez.

hepsinin yapılışı belli, kokuları ilk 15-20 dk ayrışıyor sonra bazı aromalar daha uçucu olduğu için sadece amber, baharatlı kokular dayanıyor.
zaten 5. dakikada burnun kokuya alıştığı için sen aynı koktuğunu düşünüyorsun.
-3
duyuruuser
(06.03.26)
(3)

VFS Kapıda Vize alan var mı (Fransa)

aguen
merhaba duyuru,vfs sitesinde böyle bir seçenek gördüm de. ekstra ücret istiyor ama sanırım başvuru bulmak daha kolay olur diye düşünüyorum?https://www.vfsglobal.com/visa-at-your-doorstep/Kullanan var mı?Ek olarak şimdi normal vize başvurusu yapsam nisan ortası seyahate yetişir mi sizce?Masraf vs. ön
merhaba duyuru,

vfs sitesinde böyle bir seçenek gördüm de. ekstra ücret istiyor ama sanırım başvuru bulmak daha kolay olur diye düşünüyorum?

www.vfsglobal.com

Kullanan var mı?

Ek olarak şimdi normal vize başvurusu yapsam nisan ortası seyahate yetişir mi sizce?

Masraf vs. önemli değil, başvurudan da kesin onay çıkar eminim sadece yetişsin istiyorum.
0
aguen
(04.03.26)
2025 yılı fransa için 28 nisanda belgeleri teslim etmişiz, 13 mayısta pasaportlar kargoya verilmiş.
0
elorelia
(04.03.26)
Abi olmuyor bu. Ben de denedim annem için ;önce sen kendine randevu buluyorsun sonra evden isteyebiliyorsun.
Kısacası randevu bulamıyorum ekstra para odeyeyim olmuyor.
+1
logisticsmanager
(04.03.26)
@logisticsmanager aynen dediğiniz gibi saçmasapan işmiş arayıp da sordum
0
🌸aguen
(04.03.26)
(5)

Flörtlerinizde fail hikayeleriniz alınır

gabe h coud
Birine fit diyeceğime "çok sıkısın" demiştim. Kafa gitmiş, chicken translate gibi bir şey olmuş. Ne sıkı, nerem sıkı falan diye terslemişti. Sıkısın ne abi. Aşka doğru yelken açarken bir anda alabora olmuştum :))Aklıma geldikçe yazarım.Güno bu arada. Gününüz güzel geçsin.
Birine fit diyeceğime "çok sıkısın" demiştim. Kafa gitmiş, chicken translate gibi bir şey olmuş. Ne sıkı, nerem sıkı falan diye terslemişti. Sıkısın ne abi. Aşka doğru yelken açarken bir anda alabora olmuştum :))

Aklıma geldikçe yazarım.

Güno bu arada. Gününüz güzel geçsin.
-5
gabe h coud
(04.03.26)
Lise yılları. Bir kız var çok beğenirdim ve sonunda çıkmaya baslamisiz. Ama kız kilo almış yani.
Arkadaşa yazayim derken karşımda oturan kıza "bu kız da kilo almış oğlum" yazmıştım.
+2
logisticsmanager
(04.03.26)
20'li ve en hızlı zamanlarımda internetten tanıştığım bir kızla buluşmaya gittim. Fotoğraflarındakinden en az 10 yaş daha yaşlı görünüyordu, dilimin kemiği olmadığından "fotoğraflardaki kardeşin miydi" demiştim ahahgkasjdhfgj
+1
kimlanbu
(04.03.26)
Biriyle flörtleşip devam etmemiştik. Benim orada kalacağım kesin değildi falan... Aradan baya zaman geçtikten sonra tekrar karşılaştık, oturduk bir yere güzel geçti. Çaldırayım da kaydedersin dedi. Çaldıramadı, engellemişim swh. Bozuldu haliyle. Tuhaf bir durumdu o an, içimden bir yandan kendime püh suratına diyorum, bir yandan utandım, bir yandan ne desem bilemedim... Olmadı tabi.
+1
akhenaten
(04.03.26)
X flörtle gittiğim yeri y flörtle gitmişim gibi y'ye anlatmışlığım birden fazladır. Geçen şurada içtiğimiz kahve... diye başlayan cümlenin boş gözlerle bakışma sonrası ulan bu değil miydi yoksa aydınlanması büyük fail.
B12 ve nörolojik sıkıntılarım vardı kınamayın...
+1
Bruce
(04.03.26)
Direkt flörtümle aramızda geçen bir şey değil ama garip bir hikayemle karşınızdayım.

Bir tane kızla flört halindeyim üniversitenin ilk senesi. Üçüncü kez görüşüyoruz sanırım. Öğleden sonra taksimde buluşup ikişer bira içtik, sohbet muhabbet derken sağlı sollu şakalarımla sersemlettim kızı. İlk defa o gün öpüştük. Güzel yani pozitif gidiyor her şey.

Akşam dağıldık, ben de bir tane arkadaşımla buluştum ama bunun yanında başka bir arkadaşı daha var tanımadığım. Neyse tanıştık o arkadaşla da merhaba merhaba. Naber naptın muhabbetleri sırasında hani bir buluşmadan geldiğimi bildiği için, kızla nasıl gidiyor, kız ne yapıyor, nerede okuyor muhabbetlerine girildi.
Verdim ben de yüzeysel, temel bilgileri ve serice konuyu geçelim istiyorum doğal olarak. Arkadaşım ama yani ben başka bir muhabbete geçmek için her hamle yapacağımda yeni bir soru soruyor. Her şeyi bilmek istiyor manyak mıdır nedir. Olum napıcaksın ya bir tane insan işte, bırak normal boş muhabbetimize geri dönelim dimi? Yok.

Bu sırada ben daha 2. soruda bunun yanındaki arkadaşında bir gariplik sezdim. Vücut dili kademeli olarak değişiyor. Adam ağzımdan çıkan her bir kelimede konuya daha dikkat kesiliyor. Bu duruma da ayrıca uyuz oldum. Ne alaka diyorum kendi kendime ama neticede tanımam etmem, üstünde durmadım.
En sonunda bu eleman konuya dahil oldu. Hem de yani zart diye lafın arasına girdi ve kızın adını sordu. Şu an hikayeyi hatırlayınca tekrar şaşırdım o noktaya kadar nasıl isim telafuz edilmemiş acaba. Söyledim kızın ismini. Herifin şekli şemali bir garip oldu. Bir hal geldi buna uçan adam sabri gibi. Ben dedi bi telefon görüşmesi falan filan bir şeyler geveledi, uzaklaştı bizden.
Ben de boşluktan faydalanıp, arkadaşıma sallıyorum "olum sen nüfus memuru musun ne her boku soruyorsun" falan ama bir yandan da diğer elemanı kesiyorum. Arkadaşıma dedim ki "bu çocuk" dedim, "ne iş lan böyle garip garip bana?". O da anlam veremedi.
Haha hihi derken çocuk bi 3-5 dakika sonra geldi.

Terleyen bıyıklarının arasından aşırı ciddi bir sesle "siz x ile nerede tanıştınız?" diye sordu. "Hayırdır neden?" dedim. Herif "o benim eski sevgilim" dedi lan.
Masaya o an çok derin bir sessizlik çöktü. Bu mahçubiyeti yaşayan bilir arkadaşlar. Müthiş boktan bir durumun ortasında bulduk 20sine merdiven dayamış 3 kişi kendimizi. Birbirimize ve yere baktık bir süre.
En sonunda sessizliği yırtan o soru geldi. "Ne zamandır görüşüyorsunuz?" dedi. Takdir edersiniz ki bu soruya cevap vermek, ersoy'un tabiriyle mayın tarlasında vals yapmak demektir.
Haliyle ben misilleme yaparak, "siz ne zaman ayrıldınız" diye sordum.
"1 hafta önce" dedi.
Hassiktir dedim ya. Tüh dedim yani.

Çok meraklı arkadaşım, mateme bulanmış yıkılmış arkadaşını aldı ve gittiler. Ben de kızla bir daha görüşmedim.
Hikayem bu kadar teşekkürler.
+2
cay koy geliyorum
(04.03.26)
(4)

Dataserver çökmesi

arbre
Şirkette kullandığım programın dataserver'ı çöktü. Şirket IBM. Sistem yok ve bir hafta olmayacak. Bu rezalet nasıl olabiliyor? Milyar dolarlık şirket nasıl birkaç saatte yedekleme yapamıyor? Şirketler bunlara nasıl güveniyor? Bir de bu problem için ceza ödüyorlar mı?
Şirkette kullandığım programın dataserver'ı çöktü. Şirket IBM. Sistem yok ve bir hafta olmayacak. Bu rezalet nasıl olabiliyor? Milyar dolarlık şirket nasıl birkaç saatte yedekleme yapamıyor? Şirketler bunlara nasıl güveniyor? Bir de bu problem için ceza ödüyorlar mı?
-4
arbre
(03.03.26)
Dataserver nedir arbre, database olmasın o? Şirket IBM derken kullanılan ürün IBM'indir, IBM neden tırto bir şirketin database yedeğinden sorumlu olsun ki, IT departmanı bunun için var.

Ceo ile konuştum diyordun git söyle adama back-up almayan IT elemanını kovsun.
+4
aceburne
(03.03.26)
Şirketinin ibm cloud mu yoksa lokal mi kullandığını bilmiyoruz.
Cloud olduğunu sanmam. Büyük ihtimal fizikseldir ve bu noktada ibm'in genelde bir derdi yok. Özelikle spesifik bir kontratiniz yoksa. Backup falan da şirketin olayı, ibm değil. Fiziksel şeylerde sorun varsa o da şirketin derdi.
Kısacası cloudda değilsen herşey şirketin derdi, ibm değil. Ibm'le özel kontrat vs yoksa ki bunları bilecek bir rolde değilsin.
0
logisticsmanager
(03.03.26)
logisticsmanager, cloud yahu, yerel değil. IBM ürünü.
-3
🌸arbre
(03.03.26)
SLA yoksa yapacak pek bir sey yok. kontratta yazmasi gerekiyor benzer seylerin.

ibm cloud'i kullanmadim ama ibm'in on prem serverlarini kullanmistim turkiye'de buyuk bir bankada calisirken. RTO , RPO falan fena degildi ama tabi bunlar hep sirketle olan sozlesmeye bagli.
0
fakyoras
(03.03.26)
(4)

Akıldan çıkarma

arbre
Soğuma sonrası (kırıcı bir sürü olay) duygularda azalma var. Stalk bırakılmış. İletişim kesilmiş. Ama hâlâ akılda. Bir sonraki aşama ne?
Soğuma sonrası (kırıcı bir sürü olay) duygularda azalma var. Stalk bırakılmış. İletişim kesilmiş. Ama hâlâ akılda. Bir sonraki aşama ne?
-12
arbre
(02.03.26)
Efendimiz Umut Sarıkaya demiş zamanında;
karikaturistan.wordpress.com
+6
logisticsmanager
(02.03.26)
Hafıza zayıflaması yani hatıralarını gittikçe daha az hatırlanması, böylece duyguların gittikçe daha da körelmesi, hissizleşme.

Verilen değer eksiltilirse bu iş daha kolay ve çabuk olur.
+1
muhayyer divan
(02.03.26)
muhayyer divan, bir şey olmuyor, hâlâ aklımda ama nefret ediyorum
-4
🌸arbre
(02.03.26)
Demek ki sende daha yavaş işliyor süreç. Demek ki dikkatini ondan çevirmeye daha fazla gayret etmelisin. Dediğim gibi, ona verdiğin değeri azaltmak işini kolaylaştırır. Ama bazı insan saplantılı sever, bazen egonun o sevgiden bir edinimi vardır bunu kaybetmemek için her şeyi sineye çekmeye yatkındır. Bunu yaşıyor da olabilirsin. Sor kendine "bu acıyı çekerek acaba ne fayda sağlıyorum" bu soruyu sorarken rahatsız olma lütfen, bu soruyu kendini suçlamak veya kendine ceza vermek için sormuyorsun, kendini anlamak için soruyorsun. Bir kase salatanın içinde ne malzeme var diye bakmak gibi düşün. Acı biber var veya yok diye kızmak için değil de neler var neler yok diye tespit etmek için bakıyorsun. Onun için kendinle kavga etmeden, kendine kendini açık yüreklilikle açarak bak kendine. Böyle bir ikincil kazanım varsa ortaya çıksın ki onun işaret ettiği sıkıntıyı giderebilesin.
0
muhayyer divan
(02.03.26)
(5)

banka borcu yapılandırmama hk .

devilone
selamlar arkadaşlar bir yakınımın garanti bankasında 12 aylık çektiği ayda 30.000 TL kredisi vardı . yine aynı bankada avans hesap ve küçük limitli bir kredi kartı kullanıyordu . kredisi 10 ay düzenli ödendi 11. taksitinde işyeri kapandı ve ödemesi gecikti yarısını ödeyebildi . sonraki 2 ay parça pa
selamlar arkadaşlar
bir yakınımın garanti bankasında 12 aylık çektiği ayda 30.000 TL kredisi vardı . yine aynı bankada avans hesap ve küçük limitli bir kredi kartı kullanıyordu .
kredisi 10 ay düzenli ödendi 11. taksitinde işyeri kapandı ve ödemesi gecikti yarısını ödeyebildi . sonraki 2 ay parça parça ödemeler yapıldı . hesaba ödeme yattığı an banka otomatik olarak kredi ya da kredi kartına çekti .
işsiz kaldığı için yapılandırma talep etti banka toplam borcun yarısını hemen havale istedi yapamadı .
hesap hareketlerinde AP Sorunlu kredi hesabı açılışı satırı görüyoruz . toplam borç ve faizi artık göremiyoruz .
bir avukat aradı ve Telefonda bir kredi kartı numarası vererek ödeyebilirsiniz dedi . rakam olarak da toplam borcun 2 katından fazlasını söyledi . bu ne çılgın rakam diye kabul etmeyince her gün faiz işliyor dedi yapılandırma yapılmayacağını söyledi . kendi hesaplarımıza göre 100-150 bin arası bir borcu varken 400 bin tl istiyorlar .
benim bildiğim kadarıyla bankalar kredi verirken sigorta yapıyor ve bu sigorta maddeleri arasında işsizlik durumu da dahil oluyor . yanlış mı biliyorum ?
sonuçta kendi istifa etmedi işyeri kapandı ve işsiz kaldı . yapılandırma yapılmalı bu durumda .
Yakınım banka şubesine gitti konuştu ama onlar da bir şey yapamayız müşteri hizmetleri ile görüşün dediler . müşteri hizmetlerini arayınca 21656044444 numarasını aramamızı söylüyor. Bu numarayı aradığımızda telesekreter 216 229 5600 numarasını aramamızı söylüyor. Bu numarayı 40 defa aradık yarısında hiç çalmıyor çaldığında da kimse açmıyor.


çok uzatmayayım aynı avukat Cuma günü aradı ve evde misiniz icraya geliyoruz dedi .
icrayı durdurmak için hemen bir kredi kartı bulun numarasını verin çekelim dedi .
birinden yüksek limitli kart istememiz mümkün değil yapılandırma istemekte ısrar ediyoruz
edevlet üzerinden cimere durumu özetleyerek bddk şikayeti oluşturduk .
nasıl ilerlemeliyiz ? benzer durumu yaşayan oldu mu ?
0
devilone
(02.03.26)
Abi kredilerde olan sigorta hayat sigortası çünkü ölürsen kredin kapanabilsin diye.
Issizlik sigortası opsiyonel ve otomatik değil. Kişi kendi yapmadiysa yok ki zaten sistemden büyük ihtimal bakabilir sigortası olup olmadığına. Sadece hayat çıkarsa o zaman işsizlik yoktur.

Onun dışında geri kalanı bilmiyorum.
0
logisticsmanager
(02.03.26)
vatandaş uyaba girin bir bakın icra dosyası açılmış mı, açılmış ise ne durumda? orda borç miktarı yazar ona uygun bir borç mu istiyorlar?
+1
drako
(02.03.26)
Öncelikle icra tebligatı gelmesi lazım, tebligat gelmeden icra süreci başlayamaz. Ödeme emri geldi mi

Kredi kartı vs çözüm önerisi profesyonel gelmedi. Büroda çalışan avukat olmayan biri olma ihtimali yüksek.

Ev icralarında artık pek bişey alamıyorlar ancak banka Tapu vs bir yerde mal varlığı var mı? eksisozluk.com

Sizi korkutmak için her yolu denemişler. Eğer mal varlığınız yoksa ya herro ya merro diyip resti çekerdim
+3
fistikthecat
(02.03.26)
ödemelerin ilk aksadığı tarihten itibaren 90 gün geçti mi ? 90+10 gün gibi bir süreçten sonra icra işlemleri başlıyor. bu tip zorda olan dosyaları bilen ve üzerinden dolandırıcılık yapanlar da mevcut. bu güne kadar hiçbir avukatın kredi kartından böyle bir para çektiğini duymadım. en azından bankanın müşteri hizmetleri vs. arayarak sizin dosyanıza bakan hukuk bürosu-avukat kim bunu öğrenin ya da uyap vatandaş portalına girerek varsa icra dosyanızı takip edin.

bu şekilde yoldayız geliyoruz acil kredi kartı no verin gibi durumlar genellikle riskli.
+1
orpheus
(02.03.26)
@fistikthecat tebligat gelmedi , borçlunun evi arabası bankada parası hiçbir şeyi yok .maaşlı çalışandı işyeri kapanınca maaşı da yok artık iş arıyor şu an .

@orpheus evet ödemeler son 90 öncesinde aksadı ama geç ve az az olarak ödeme yapıldı tamamen yapmadı diyemeyiz. her ay 5000 tl gibi faiz işlediğini gördük hesabına ve 20.000 tl ödeme yapıldı . kredi taksiti 30.000 TL ödenmesi gerekiyordu .

uyap vatandaş portalına girip baktık 23.02.2026 tarihinde icra dosyası açılmış .

çevremde banka borçlarını geciktiren çok arkadaşım var , geç ve eksik de olsa faizleri de kabul ederek ödemeye devam ediyorlar ya da yapılandırma yapıyor bankaları .
bu yakınıma neden bu şekilde ısrarcı davranıyor garanti bankası hiç anlamadım .
başka bir bankaya ya da kuruma da borcu yok tek borcu bu. daha önce de bir borç durumu olmadı yıllardır 2 bankanın kredi kartı kullanıyor ve düzenli ödüyordu .
nasıl bir yol izleyelim nasıl çözelim bu sorunu ?
0
🌸devilone
(03.03.26)
(2)

THY y.dışından ülkeye olan uçuşlarda kabin bagajı

bay b
malum istanbul havalimanında online check-in, bagajı kendin bırak vs derken kimsenin baktığı yok millet neredeyse uçak altına verecek bagajı verebiliyor. peki tersi durumlarda vaziyet nedir? tabi uçulan ülke/alana göre değişecektir ama güncel durum ya da sık gidenler aksi bir durumla karşılaşıyor mu
malum istanbul havalimanında online check-in, bagajı kendin bırak vs derken kimsenin baktığı yok millet neredeyse uçak altına verecek bagajı verebiliyor. peki tersi durumlarda vaziyet nedir? tabi uçulan ülke/alana göre değişecektir ama güncel durum ya da sık gidenler aksi bir durumla karşılaşıyor mu?
0
bay b
(02.03.26)
Bu sene kullandim, kabin bagaji tartildi.
Sırt çantasına da göz ile baktılar birinde, diğerinde sormadilar. Ama çantam oldukça normal haldeydi zaten, dolu falan değildi.
0
logisticsmanager
(02.03.26)
Her ay 3-5 kere veya daha fazla yurtdışına uçarım. Thy neredeyse hiçbir zaman kabin bagajı kontrolü yapmıyor. Millet 2 kabin bagajı+sırt çantasıyla biniyor uçağa. Elinde 3-5 tane çuval kadar poşetle binen de çok görüyorum.

Pegasus göz ucuyla kontrol yapıyor, bazen denk getirirse 70eur civarı ücreti mutlaka alıyor.

Ucuz yollu şirketlerde ise neredeyse hiç şansınız yok, çok sıkı kontrol ediyorlar. (transavia, wizzair, rynair vs)
+2
kimlanbu
(02.03.26)
(10)

Ekonomisi iyi giden ülke var mı?

michael_knight
Son birkaç yıldır “ülke ekonomisi fena gitmiyor, daha iyisi mümkün ama şu anda da iyiye doğru gidiyor” diye düşünen ülkeler var mı?
Son birkaç yıldır “ülke ekonomisi fena gitmiyor, daha iyisi mümkün ama şu anda da iyiye doğru gidiyor” diye düşünen ülkeler var mı?
+1
michael_knight
(26.02.26)
Polonya
+1
Bruce
(26.02.26)
vietnam'in ve filipinler'in ekonomisi büyüyor. güneydogu asya'nin en hizli büyüyen ekonomisine sahipler su an.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Arjantin
0
michael harddd
(26.02.26)
Ekonomi geniş bir kavram, hangi göstergeden bahsettiğine bağlı olarak değişir. Ülkelerin GDP'si veya büyüme oranı çoğu zaman artıyor, ama enflasyon farklı ülkelerde farklı seviyelerde. Mesela Türkiye ve Arjantin’de enflasyon çok yüksek, Çin’de ise düşük gözüküyor:
tradingeconomics.com
tradingeconomics.com

avrupa'da gdp büyümesi en yüksek irlanda gözüküyor. sonra türkiye ve polonya takip ediyor:
www.euronews.com

Çoğu ülkedeki ortalama halk ekonomi iyiye gidiyor demez heralde :) Farklı alanlardaki veya genel alım gücü, yaşam maliyeti vs. de bir gösterge. devlet ekonomi iyiye gidiyor diyebilir ama halk için durum farklı genelde.

Ghana ve Guyana'da mesela yakın zamanda petrol bulunmuştu ve iyi yönde ekonomik patlamaya neden oldu. Tabii ülkedeki herkesin (veya ortalama halkın çoğunluğunun) ekonomik yönden iyi duruma gelmesi diye birşey olmuyor.
+1
ermanen
(26.02.26)
Makroekonomi ile mikro ekonomi farklı biraz.
Misal İtalya'nın ekonomisi bazı şeylerde iyiye gidiyor ama sonra biraz mikro bakarsan o iyileşmeleri göremiyorsun, aynı şekilde İspanya'da öyle.

Misal irlanda denmiş. Çok iyi ülke ama çok çok pahalı yer, sebebi de uluslararası şirketlerin merkezi, ev fiyatları falan çok pahalı. Yani direktörsen iyi de ne bileyim normal çalışansan o kadar da değil.

Ben son yıllarda biraz ekonomi bakmaya başladığım için daha çok anladım; arka planını okumak gerekiyor çünkü iyi haber iyi olmuyor kötü haber kötü olmuyor.
Misal bak geçen merak edip Danimarka'ya baktım çünkü fransa için sürekli "baak Danimarka'ya hiçbir koruyuculuk yok ama işsizlik çok az" diyenler oluyordu. Bir araştırdım; evet az ama çoğu sektörde iş de yok. Reddit vs okuduklarim çoğu noktada yeni mezun vs iş olmadığını söylüyor, ciddi bir iş bulma sıkıntısı varmış. E ulan diyorum hani bunlar çok iyi gidiyordu, yapay zekaya sordum o da benzer dedi. Sonra İsviçre baktım, sağlık sigortasının yükselmesi ve ev fiyatları/kira şikayeti var sonra misal cenevre bölgesinde ciddi işsizlik var.

Misal Fransa'nın kuzeyine sorsan Fransa bitmiş derler.
Toulouse cevresi, lyon cevresi, nantes bölgesi falan dersen ekonomik olarak hiç sıkıntı yok derler. Yani makrodan mikroya indiğin zaman görüntü çok değişiyor. Ekonomi harbiden çok enteresan.
+1
logisticsmanager
(27.02.26)
@ermanen teknik bir gösterge değil de halkın genelinde bir iyimser olma hâli olarak sormak istemiştim.
Polonya sanırım buna iyi örnek, Vietnam’dan pek haberim yok ama olabilir
0
🌸michael_knight
(27.02.26)
Türkiye.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.02.26)
@michael_knight

O kismada degindim biraz. Bence cogu ulkede halka sorsan ekonomi iyiye gidiyor demez. Yapilan anketlerde boyle cikiyor bildigim kadariyla.

Housing crisis ve ev/kira artisi butun avrupa'da hala var gibi. Polonya'da da var ve orda da belli seyler icin fiyat artisi fazlaymis. yiyecek ve alkol dahil. alkol fiyati artiyorsa ordakileri mutlu edemezsin :)
0
ermanen
(27.02.26)
Polonya +1

2014 yılının son çeyreğinde taşınmıştım. Türk Lirası zloty'ye oranla 4 kat daha değerliydi.
Şimdi Zloty, Türk lirasından 12 kat daha değerli!
0
elektr10
(27.02.26)
Polonya icin veri buldum:
www.polskieradio.pl

2026 yili, Ocak 8-20 arasinda. 938 kisiye ekonomik durum sorulmus.

%37 iyi demis
%26 kotu
%37 nötral

Polonya cogu avrupa ulkesine gore iyi olabilir ama cogunluk iyi dememis sonucta. Gerci gecen seneye gore ekonomi iyiye gidiyor olabilir ama her konuda diyemeyiz
0
ermanen
(27.02.26)
(15)

Dünya'nın sonu nasıl gelsin?

ermanen
dünya'nın veya insanlığın sonu. anketini de ekledim. zaman ile yok olması dışında.
dünya'nın veya insanlığın sonu. anketini de ekledim. zaman ile yok olması dışında.
📊 dünya'nın veya insanlığın sonu nasıl gelsin?

Bu anket sona erdi. 56 oy kullanıldı.

0
ermanen
(26.02.26)
Gerçek manada kıyamet koptuğunda üstteki seçenekler hafif kalacak .
-11
diyecevaplandı
(26.02.26)
goktasi abi, en temizi.
bir anda siyah ekran..
+6
cooperr
(26.02.26)
Bir şey olsunda hemen şimdi olsun hiç farketmez. Valla çok sıkıcı oldu yaşamak
0
artıküyeolmakistiyorum
(26.02.26)
yakın bir mesafedeki (30 ışık yılı) süpernovaya oy verdim. ışık hızında ölürüz. göktaşının gelişini gözlemlemek, beklemek stres yaratır.
+3
eileengray
(26.02.26)
Uzaylı saldırısı. O kadar oyun oynadım. Tecrübeliyim. Savaşmadan ölmek yok. Çocuk parkı mı burası.
0
arbre
(26.02.26)
Nükleer savaş olsun isterim ben de madem yok olacağız buharlaşmadan saniyeler önce bombanın patlamasını seyretmek istiyorum.
-1
Hallegadola
(26.02.26)
İçinde en romantik seçenek göktaşı çarpması.
0
rakicandir
(26.02.26)
göktaşıyla nükleer arasında kaldım ama oyumu göktaşından yana kullandım.

süpernova hakikaten acayip bir şey ama farkında bile olmadan fiup diye anlık koskoca gezegenin poşete dönmesi fikri hoşuma gitmedi. ayıp gibi yani biraz. eğer tümüyle yok olacaksak ben çok kısa süreli de olsa kaosunu yaşamak, o psikolojiyi tecrübe etmek isterim. bu açıdan nükleer daha uzun soluklu ve acılı olabilir çünkü bildiğim kadarıyla mevcut tüm bombalar aynı anda atılsa bile hepimizin buharlaşması mümkün değil. bazılarımız çok acı çeker, sürünür.

göktaşı hem yok oluş öncesinde biraz sindirme fırsatı verir hem de vurunca çok kısa sürede siler atar. kafayı "deneyim" ile bozmuş beyaz yakalılar var ya hani adama burada üç saat sıra bekle sonra 1000 liranı alıp sana tokat atacağım diyorsun da bayılıyorlar... ben de onların manevi versiyonuyum. yiğit özgür karikatüründeki gibi, dayımlar filan komple tükeneceksek bile "deneyim" istiyorum, göreyim ve kendi içimde bir süreç yaşayayım istiyorum. dünyayı dışarıdan gözlemleyebilecek olsam süpernova olurdu ama BİLİNÇSİZ VATANDAŞ sıfatıyla göktaşı kardeşimin yanındayım.
+1
der meister
(26.02.26)
Nükleer diyen arkadaşlara Nevil Shute'un Kumsalda romanını önermeye geldim. Tam öyle bir olayın romanı.
+1
kobuzchu kiz
(26.02.26)
mümkünse uykumuzda ama şıklardan süpernova bir anda olsun bitsin pandemiyi zaten yaşadık yok savaşı, yok istilası daha da uğraşamayız, kimsenin mecali kalmadı bence hayatı o kadar sevecek kadar
0
darthvader
(26.02.26)
diyecevaplandı +1

Arkadaşlar hiç öyle büyük prodüksiyonlara gerek yok, firavunun kişisel kıyameti bir ufak sinekten kopmuştu. Gerisi sizin kendi tahayyülünüze bırakıyorum.
-5
love and trust
(26.02.26)
hiç biri. bu dünyanın acısını ve derdini biz insanoğlu fazlasıyla çektik. dünyanın çok hızlı bir şekilde gelsin, göz açıp kapayıncaya kadar geçen süre içinde her şey bitsin. birde dünyanın sonunun derdini çekmeyelim.
0
scudman1
(26.02.26)
Göktaşı. Çünkü en hızlı sonuca giden o.
0
etna
(26.02.26)
Uzaylı görsek iyi olurdu bence ya.
0
logisticsmanager
(27.02.26)
Bir anda gidelim toptan.
0
kumandanim
(27.02.26)
(9)

parfum yeniliyor musunuz?

nibba
ya ben bir kere slklp disari cikiliyor eve gelene kadar o duruyor saniyordum. sanirim insanlar parfum yeniliyor??? var mi boyle bir sey? ozellikle erkekler cevaplarsa sevinirim.
ya ben bir kere slklp disari cikiliyor eve gelene kadar o duruyor saniyordum. sanirim insanlar parfum yeniliyor??? var mi boyle bir sey? ozellikle erkekler cevaplarsa sevinirim.
📊 parfum yeniliyor musunuz?
evet %10 (5)
hayir %90 (45)
-1
nibba
(26.02.26)
Abi kalıcılığı en dandik parfüm bile tüm gün kalıyor vücutta ama koku körlüğü oluştuğu için insanlar 2 saatte bir pıs pıs sıkıyor, çok gereksiz hareketler bunlar o parfümün kuruduktan sonra açığa çıkan notaları da çok güzel, çoğu kişi fark edemiyor onu.
+2
kizil karga
(26.02.26)
devamlı parfüm sıkıp kapalı mekanda duran insanlar gerçekten çok ağır duruyor. bence parfüm dışarı çıkmadan önce sıkılıp biraz dağılması beklenmeli. yoksa gerçekten koku çok yoğun. özellikle erkek parfümleri daha da yoğun.

tabi kaliteli parfüm ise. dandik parfümler hemen uçup gider zaten.
+3
nuevo
(26.02.26)
genelde kadınlar yapıyor, ben yakıştırıyorum açıkcası.
0
ruhlardan esinlenen karga
(26.02.26)
uzun zamandır aynı parfümü sıkıyordum. bi süre sonra asla kokusunu almamaya başladım. bilinen de bi parfüm ama bu ne tırt mı filan diye kendimi sorgularken bir gün farklı bi parfüm sıktım. ertesi gün saçımda kokuyordu hala. arkadaşın koku körlüğü diye bahsettiği olay muhtemelen. değiştire değiştire kullanmak lazım.

eşim (e) sabah sıkıp akşam işten geliyor. hala parfüm kokusunu alıyorum onun mesela.
-1
elorelia
(26.02.26)
Orijinal parfüm kullanıyorum yenileme ihtiyacım olmuyor çünkü;
1- parfümde kokunun oturması için uçarak 5-10 dk tam yerleşmesi gerekiyor zaten. Sürekli yenileme ile gerçek kokunun yerleşmesi de bozuluyor aslında.

2- burun zaten alıştığı için kişinin sürekli buram buram kokusunu almaması gerekiyor kalıcı olan parfümler akşama kadar kalıyor.

Hatta bir keresinde kıyafetle çok kapalı olacak bir yere parfüm sıkılmaması gerektiğini bu uçarak tam kokunun yerleşmesine engel olduğunu okumuştum hep boynumun yan tarafına sıkarım bu nedenle. Bu açılış kısmı parfümden parfüme değişiyor çok ağır başlangıcı olan parfümler var mesela sonradan koku yumuşuyor. Ben sevmiyorum ama 5 dk sonra tam koku değişmiş oluyor aslında.
+2
titanic kemancısı
(26.02.26)
K.

Yapmiyorum öyle bir sey.
+1
Purple life
(26.02.26)
bir kere sıkılıp çıkılır evden cebimizde parfüm mü taşıyacağız. Kadınlara özgür bir durum o bile nadir.
ha benim arabada var parfüm unutursam evden çıkarken sıkıyorum.
0
jamswety
(26.02.26)
Misal sabah işe gittim, iş çıkışı da bir yere gidilecek ==> evet.
Yoksa gün içinde hayır.
0
logisticsmanager
(27.02.26)
yanımda taşımam ama eve uğramışsam bi fıs daha sıkarım
0
paintov
(27.02.26)
(12)

İlişkide Kişisel Zaman Yaratma Durumu

lapetitemort
Siz bunu nasıl başarıyorsunuz? Özellikle evli çiftlere veya birlikte yaşayan ciddi ilişkili çiftlere soruyorum.Dengeyi kurmakta zorlandığım bir konu bu. Uzun süre evli çiftler gibi sürekli dip dibe yaşayınca bazen sıkıntı basıyor. Şöyle bir kaçıp nefes alsam diyorum. Ne bileyim, özel bir şey yapmama
Siz bunu nasıl başarıyorsunuz? Özellikle evli çiftlere veya birlikte yaşayan ciddi ilişkili çiftlere soruyorum.

Dengeyi kurmakta zorlandığım bir konu bu. Uzun süre evli çiftler gibi sürekli dip dibe yaşayınca bazen sıkıntı basıyor. Şöyle bir kaçıp nefes alsam diyorum. Ne bileyim, özel bir şey yapmama da gerek yok. Evde çay koyup oyun oynamak istiyorum en basitinden. Sorun şu ki, onun yanında sıkılsam da, bu kişisel zamanı yaratmanın hemen ardından, 2-3 saat sonra bu kararımdan pişman oluyorum. Keşke yanında olsam diyorum. O da aynı şekilde hissediyor ve yine geceyi birlikte geçiriyoruz. Çünkü aksi durumlarda sanki aramızda bir huzursuzluk, ayrılık varmış gibi hissettiriyor.

Öte yandan sürekli onunla olmak, zamanı dolu geçirme ve sürekli bir etkinlik yapma baskısı oluşturuyor.

Nasıl çözeceğiz bunu?
+1
lapetitemort
(23.02.26)
Benim arkadasimda var bu. Psikoterapi sonucunda anksiyete oldugunu düsünmüsler.

Sebebini anlamak, üzerine gitmek bence sorunu cözmeye yardimci olabilir. Onun disinda sana sunu yap demek yine ayni şekilde hissetmene sebep olabilir.

Bizdeki denge haftasonu 2 günden biri birlikte gecirilen digeri tek gecirilen gün.

Ortak arkadaslarla bir sey yapsak da cift olarak yapsak da birlikte gecirilen gün oluyor. Diger gün serbest zaman. Istiyorsan tüm gün oyun oyna istiyorsan Arkadaslarinla ailenle bulus ya da tüm gün uyu.

Rutine bindirip cmtsi birlikte olan gün pazar bos gün diye ayirman sizi rahatlatabilir. Ayni sekilde haftaici aksamlari da bölebilirsiniz.

Tek olarak zaman gecirmek hem insanin kendi kisisel gelisimi hem de iliskiyi dinamik tutmak acisindan önemli bence. Baskasindan duydugunu, kendi izlediğin bir seyi vs de anlatabiliyor olman lazim karsindakine. Yoksa hiç konuşmadan sadece rutin isleri yapan bir cift olabiliyor insan.

Bu benim görüsüm. Dis fircalama dahil her seyi ayni anda yapip ayni anda yataga giren ciftler var. Bana bayginlik gelir.
+1
Purple life
(23.02.26)
biz bunu özellikle şu gün şu saat kişisel zaman olacak diye bölmedik. ben sıkıldığımda kişisel zamanımdayım diyip iletişimi kesiyorum ghfgf eğer ben kişisel zamanımdayken gelip bir şeyler anlatmaya başlarsa ben şu an kişisel zamanımdayım diyorum o da geri gidiyo sghfhg
+1
Sadece soruyorum
(23.02.26)
Sadece soruyorum +1

me time diyoruz. biraz kisisel zaman diyoruz dagiliyoruz. ortak alanlar disinda calisma odam oldugu icin, esime ait spesifik alan olmadigi icin hissedersem ara sira soruyorum me time'a ihtiyacin var mi diye. evet derse calisma odama cekilip oyun oynuyorum.
+1
aguen
(23.02.26)
7 senelik evliyiz eşimle. çok iç içeyiz zaten biz sürekli dip dibeyiz. ama mesela ben haftada birkaç kez ben oyun oynayayım diyorum oyun oynuyorum tek başıma ya da arkadaşlarımla. sonra bazen o da geliyor (çalışma odası tarzı odamız var) o da kendi halinde takılıyor benle muhatap olmadan (internet kafe gibi oluyor :D)
ben çok kitap okurum hadi ben kitap okuyacağım deyince o da yapacak bir şey buluyor ya video açar ya kulaklığıyla tvye bağlanır tv izler ya da o da kitap okur.

ya da arkadaşlarımızla vakit geçireceksek söyleriz ve geçiririz. ama kendi kendimize vakit geçirirken kimse diğerini bölmeye çalışmıyor bazen çenesi düşüyor nadiren "suscan mı" diyorum, susuyor :D
0
matilda
(23.02.26)
yeni evli misiniz?
bir iki seneye oturur bence. ilk zamanlar hep birlikte bir şeyler yapma hevesi oluyor da sonradan herkes kendi alanını buluyor.
tabi kişisel alanı da abartmamak lazım. bir iki saat yeter. daha fazlasına ihtiyacın varsa evlilik zedelenir kişisel kanaatim.
0
kaptan maydanoz
(23.02.26)
birlikte yaşayıp, bütün gün yatıp keyif yapabilen çiftler var, aktivite baskısı yaşadıklarını da sanmıyorum. çok zor bir şey olmasa gerek. ben evliyken rahat rahat takılır , evin içinde isteyen istediğini yapar, isteyen arkadaşlarıyla sözleşir buluşurdu. ama iyi bir fikir değilmiş bugün net olarak anlıyorum. gezilecekse beraber, pineklenecekse beraber takılmak daha sağlıklı geliyor artık.
0
loch ness
(23.02.26)
Konudan bağımsız. Me time nedir ya haha Türkçesi yok mu bunun?
-1
Kahvedesu
(23.02.26)
Benim hanım akşamları yemekten sonra gidiyor oyun oynuyor, ben de genelde film falan izliyorum.
Aksam yemeğinde beraberiz, bir şeyler izliyoruz. Haftasonu da beraber vakit geçiriyoruz ama oldukça serbestiz kendi zamanimizda. Zaten sürekli aynı evdeyiz yani ve bir dakika bile birbirimizden sıkıldığımız olmuyor çünkü herkes istediğini yapıyor (oyun oynamak, spor yapmak, bir şeyler özlemek vs).

Bence bu konuyu salıp biraz canınızın istediğini yaparsanız ve beraber olsanız da kendi zamanınız olursa daha iyi olur.
0
logisticsmanager
(23.02.26)
7 yıllık evli 3 yaş çocuğumuz var, genelde haftada iki gün ben kaçıyorum arkadaşlarla, iki günde hanım. Özel bir anlaşmamız yok ama kabaca böyle, hatta çok evde kalınca karşı taraf diğerini çıkması için motive eder bu konuda ben baya şanslı olduğumu düşünüyorum. Genelde spor günleri sonrasıni uzatıyoruz.
0
mirty
(23.02.26)
ozel bisey yapmak isteyen onu yapmaya karar verip digerine soyluyor iste ben 2-3 saat bununla ugrasicam diye, digeri de basinin caresine bakiyor o arada. kendi arkadaslariyla gorusmek de bu kategoride.

genelde bu ozel seyler gunde 2-3 saati gecmiyor, onun disinda cogunlukla birlikte takiliyoruz (market alis verisi, yemek hazirlamasi, evi temizlemesi, camasiri, gezmesi vs) bizde gerginlige sebep olan sey birinin "ben 2 saat suna bakicam" diyip 5 saat sonra gelmesi oluyordu :D zaman yonetimi onemli, 5 saatse en bastan 5 saat demek lazim.
0
taurina
(24.02.26)
biz ikimiz de beraber evden calisiyoruz dolayısı ile 7 / 24 beraberiz. haftada bir gun solo day yapiyoruz, ikimiz de ayri ayri bir yerlere gidiyoruz.
0
oscar
(24.02.26)
3,5 yıllık evlilik, 4,5 yıllık birliktelik;

biz tanıştığımız andan beri aynı evde yaşıyoruz. çoğu şeyi birlikte yapıyoruz. bu da aşırı didişmelere sebep oluyordu.

zamanla mesela yemek yeniliyor, çay kahve içiliyor, dizi film izleniyor normalde diyelim,

artık yemek faslından veya çay faslıyla birlikte birisi başka bir işe yöneldiyse diğeri de başka sevdiği bişeyi buluyor. kimse kimseyi sıkıştırmıyor.

ben bilgisayara geçiyorum diyorum mesela akşam 9 gibi, kalan işlerimi yapıyorum, video editliyorum, internette takılıyorum, oyunumu oynuyorum. eşim bişeyler getiriyor. ben ona kahve yapıp götürüyorum vs... sadece napıyosun kaç saat sıkılmıyor musun diye beni darlıyor bilgisayarı kurcalıyor sdfjsg ama azalttı baya neyse ki kaç yıl oldu güven artık be kadın :3

neyse zaten bir iki gün böyle takıl diğer gün hadi kalk yürüş yapalım diyosun, sarılıp bişey izlemek istiyorsun. erkenden yatıp uyumak istiyorsun. özlüyorsun yani. özlemeye de zaman açmak lazım.

ben başka bişey ile uğraşırken eşim dizisini izliyor, kitap okuyor, resim yapıyor falan... kimse kimseyi bişeye zorlamıyor. herkesin kendi alanları var. bunun için ek bir çaba sarf etmedik, kendiliğinden oldu.

aslında ilişkinin başında da böyleydi, birisi kendi sevdiği şeylerle uğraşsa, hop kardeşim nereye gidiyorsun demedi kimse ama... yine de ilk tanışıklıktan mı bilmiyorum hep dip dibeydik. bu da didişmeleri artırıyordu.

şuan baya azaldı eşimin aylık döngülerine denk gelmezsem bir şey olmuyor sdjfsdgj
+1
ananiyimioguz
(24.02.26)
(1)

Hangi yatırım aracı?

HellKeePer
1 milyon 600. 3-4 hafta sonra kullanılacak.nasıl değerlendirirsiniz?
1 milyon 600.
3-4 hafta sonra kullanılacak.

nasıl değerlendirirsiniz?
0
HellKeePer
(22.02.26)
Faiz ya da ppf.
Buna degerlendirmek denmez, yüksek enflasyon da paranın değeri düşüşünü azaltmaya çalışmak. 3-4 hafta içinde başka neye koyarsaniz risk almış olursunuz.
+1
logisticsmanager
(22.02.26)
(7)

Cin, Ningbo'da 4500 Euro yeterli mi, yasam nasildir?

Sour
Cin'den bir is teklifi aldim. 4500 euro net. Ayrilacagim ulke Fransa. Buradaki maasim 2500 euro. Fransa'daki is yuku ve stres cok cok fazla, Cin'deki is yuku daha az. Fakat Fransa'da yilda 40 gun ucretli izin, Cin'de ise 3 hafta. Tahmini olarak Cin'deki yasam masraflari Fransa'dakinden dusuk. Bu bo
Cin'den bir is teklifi aldim. 4500 euro net. Ayrilacagim ulke Fransa. Buradaki maasim 2500 euro. Fransa'daki is yuku ve stres cok cok fazla, Cin'deki is yuku daha az. Fakat Fransa'da yilda 40 gun ucretli izin, Cin'de ise 3 hafta. Tahmini olarak Cin'deki yasam masraflari Fransa'dakinden dusuk. Bu bolgeyi bilen var mi? Cin'de yasayan, calisan var mi? Nasilsiniz?
0
Sour
(17.02.26)
bu şirket çinli şirketimi yabancı sermaye mi. iş yükü az olabilir ama çalışma kültürü bok gibi olabilir, bir sürü asyalı arkadaşım var çoğu asya çalışma kültüründen illallah edip avrupaya kaçıyor. kendim de koreli ve japon şirketlerinde çalıştım bana göre değil, çin de çok farklı değildir muhtemelen.
+2
nahtoderfahrung
(17.02.26)
daha önce çinli bir ekip ile çalıştın mı bilmiyorum ama çinlilerle çalışmak çok zor. algıları-düşünme biçimleri tamamen farklı. eğer bir ekip lideri-yönetici olacaksan kabul edilebilir. daha orta seviye bir pozisyonsa başında bir çinli olacaksa çok canın sıkılabilir. çünkü senden bir çalışan olmanı değil köle olmanı bekleyecekler.
+2
orpheus
(17.02.26)
@nahtoderfahrung yabanci sermayeli bir sirket. ingiliz sirketi. bunu hic dusunmemistim acikcasi. nasil bir calisma kulturu var asyali sirketlerin?
0
🌸Sour
(17.02.26)
İzlemenizi tavsiye ederim.

www.netflix.com
0
galahad reloaded
(17.02.26)
genel olarak senden sürekli bedava overtime yapma beklentisi var, aşırı ırkçılar avrupadaki ırkçılık yanında hiç bir şey kalır, kadınsan ekstra zor, cinsiyetçilik tavan, benim çalıştığım koreli şirketteki müdür kadın almamak için elinden geleni yapıyordu, alınmış olanları da insan yerine koymuyordu. izinlerini ne kadar rahat kullanabileceğine de bak, çin yasalarına göre çalışacaksın orda avrupa değil.
+1
nahtoderfahrung
(17.02.26)
Abi Fransa'da ki maaşın azmis, iş neydi? Çünkü illa ayrilasin yoksa burada da daha iyisi olabilir belki.
Malesef nereye gidersen git hem sana daha çok maaş verip hem Aynı tatil olamaz. 40 gün demek 8 hafta demek, ben hayatta şu an 7 hafta tatilimi bırakıp 2-3 haftaya dönmem. Hayatta paradan önemli şeyler de var ama senin maaş Bir tık düşük o kesin.
Bir de denilen de doğru; Çin'de çalışacağını yeri iyi arastir sonra kendini 9 9 6da bulma.
+1
logisticsmanager
(17.02.26)
büyük uluslararası bir şirketse ben denerdim. öyle bir şirket zaten expat kaynıyor olacaktır. shanghai'a yakın bir şehir; bence ilerisi için (başka bir yerde yöneticilik vb.) çok bir deneyim olur.
+1
eileengray
(17.02.26)
(1)

Whoop bileklik

kojonotsuki
Spor bilekliği olan whooplardan bir tane almak istiyorum. türkiyede resmi satışı yok gördüğüm kadarıyla. satanlar da iyi bir kar koyup satıyor.yurtdışından bunu getirmenin en iyi yolu nedir? fransaya gidecek arkadaştan isteyeceğim. ama anladığım mağazalarda satılmıyor, onlinedan alınıyor. hotele kar
Spor bilekliği olan whooplardan bir tane almak istiyorum. türkiyede resmi satışı yok gördüğüm kadarıyla. satanlar da iyi bir kar koyup satıyor.

yurtdışından bunu getirmenin en iyi yolu nedir? fransaya gidecek arkadaştan isteyeceğim. ama anladığım mağazalarda satılmıyor, onlinedan alınıyor. hotele kargo işleri de sıkıntı, onu da gözüm yemedi.
0
kojonotsuki
(16.02.26)
illa otele kargo etmeye gerek yok. Çoğu firmanin ya böyle box hizmeti oluyor ya da yakınlardaki yerlere birakiyorlar (misal tekel, market vs). Oradan kodla falan aliyorsunuz.
Bu arada üyelik istiyor bildiğim whoop biliyorsunuzdur tabi de gene de yazayim dedim.
0
logisticsmanager
(16.02.26)
(15)

x te ne kadar vakit harcıyorsunuz.

iwillsee
x te fazla takılmanın özellikle bizim ülkenin gündemini takip etmenin ciddi bir depresyon hissi yüklediğini farkettim. evet bazen faydalı içerikler de oluyor ve olayları takip edebiliyorsunuz ama gün geçtikçe timeline ın birbirini her konuda tahrik edecek bir yer olduğunu gözlemliyorum. x bağımlısı
x te fazla takılmanın özellikle bizim ülkenin gündemini takip etmenin ciddi bir depresyon hissi yüklediğini farkettim. evet bazen faydalı içerikler de oluyor ve olayları takip edebiliyorsunuz ama gün geçtikçe timeline ın birbirini her konuda tahrik edecek bir yer olduğunu gözlemliyorum. x bağımlısı oldum dediğiniz bir dönem yaşadınız mı?
+2
iwillsee
(15.02.26)
şu an öyleyim. her gün minimum 6 saat
0
summerjam0306
(15.02.26)
Ben de öyleyim maalesef. Elimde günün sonunda yalnızca sinirimin bozulduğuyla kalıyorum, başka bir şey elde edebildiğim de yok.
+1
pembe nohut
(15.02.26)
0.
Bundan bir 6 önce çok harciyordum ve fark ettim ki beni gereksiz depresif yapıyor. X'i komple saldım. Günlük haber veren, bilgi akışı olan her şeyi saldım. Günde bir iki Fransız gazete ve Bloomberght bakıp geçiyorum, hayatım daha iyi.
Bu sadece Türkiye değil her ülke için geçerli. Sosyal medya çok güzel bir yer ama aynı zamanda da çok kötü.
+1
logisticsmanager
(15.02.26)
7 senedir girmiyorum, hayatımda verdiğim en doğru karar oldu.
+1
sekizdokuzon
(15.02.26)
Sıfır dk.
0
gabe h coud
(15.02.26)
çok ya. ekşi ile birlikte çok fazla. azaltmam lazım. instagram sıfır ama.
0
jelly bear
(15.02.26)
Ben instagramı kapatali x ve YouTube'a sardım ama x te nedense benim içim ana haber bültenleri kadar kararmiyor abartısız dört bes haber üst üste ölüm haberi verildi geçen gün mesela. Ama benim timeline da bir garip çerezlik içerikler de çok çikiyor karşıma.
0
egerbiryolcu
(15.02.26)
Sıfır, hesabım yok, bu sebeple linkleri bile açamıyorum. Söylediğiniz sebeple ve yozlaşma da eklenince, sözlüğe de bakmıyorum artık.
0
lil siztah
(15.02.26)
Sıfır.
Sadece instagram ama muhtemelen onu da kapatacağım, az kaldı. Tamamen asosyal/antisosyal bir hayata doğru gidiyoruz, hadi hayırlısı.
0
rakicandir
(16.02.26)
kullandıgım ve sevdiğim yegane yer. kullanmasını bilene.
0
koela
(16.02.26)
Uygulamayi sildim. Paralı ahlaksız trolleri gözümüze sokan, 7/24 bu vatanın evlatlarıni birbirine düşürmek için kudurmuş köpek gibi saldıran bu trolleri viski içerek izleyen yabancılara hizmet etmek salaklık.
+1
topkapiaksaray
(16.02.26)
alengirli konuları arattırdığım için mail adreslerimden çıkış yaptım. şimdi link falan olmadan giremiyorum. büyük rahatlıkmış. sosyoloji derslerinde sosyal medya ile ilgili edindiğim ilginç bilgilerden biri de şuydu; ya zamanla seninle aynı görüşte insanlar çevreliyor etrafını bu da seni köreltip bağnaz hale getiriyor. ya da çatışma yaratacak korelosyanlarla psikolojini yerle bir ediyor. medya okuryazarlığı çok zor kontrol edilebilen bir şey.
0
ground
(16.02.26)
bir sürü akademisyen konferans, paper, syllabus paylaşıyor, onları takip ediyorum.
0
eileengray
(17.02.26)
0. hic olmadim twitter'da.
0
antikadimag
(17.02.26)
Günlük 16 dakika limitim var, bazen azcık geçtiğim oluyor. Limit koymasam daha fazla takılırım muhtemelen.
0
kumandanim
(17.02.26)
(3)

DHL eComerce MNG kargo ile aynı mı?

michael harddd
DHL eComerce şubesi bulamadım yakınlarda. MNG kargo ile aynı mı bu?
DHL eComerce şubesi bulamadım yakınlarda. MNG kargo ile aynı mı bu?
0
michael harddd
(15.02.26)
mngyi satin aldilar evet.
0
aguen
(15.02.26)
Reklam bile yapmışlar abi senin durum için;
youtu.be
0
logisticsmanager
(15.02.26)
Evet.
0
kizil karga
(15.02.26)
(3)

Özelden sonra devlette kırmızı reçeteli ilaç yazdırmak?

anatomik
Birkaç ay önce özelde Medikinet yazdırmıştım ve bitti. Şimdi tekrar özele para vermek istemiyorum.Devlet hastanesine gitsem, özelde yazdırmıştım bunu tekrar yazdırmak istiyorum desem sorgulamadan yazar mı, sıkıntı çıkarır mı? Ya da zaten özelde reçete edilen ilacı görüyor mu sistemde?Bir de geçen ha
Birkaç ay önce özelde Medikinet yazdırmıştım ve bitti. Şimdi tekrar özele para vermek istemiyorum.
Devlet hastanesine gitsem, özelde yazdırmıştım bunu tekrar yazdırmak istiyorum desem sorgulamadan yazar mı, sıkıntı çıkarır mı? Ya da zaten özelde reçete edilen ilacı görüyor mu sistemde?

Bir de geçen hafta yine psikiyatriye gittim Cipralex yazdırdım ama eczaneden almayı unuttum, reçetenin günü doldu. Şimdi gidince bana "bağımlı gibi aranıyor" gözüyle bakıp Medikinet konusunda fikri etkilenir mi?

Bazı durumlarda yaşı da sorun edebiliyorlar aslında biraz da o yüzden soruyorum.
Yaş 33
0
anatomik
(15.02.26)
Geçen bir arkadaş vardı burada. Özelde yazdırmış, devlete gitmiş yenilemek için. Devlet doktoru da kendi fikirleri gereği bu ilacı yazmadığını ve başka ilaç yazdığını söylemişti ve arkadaş da adama kıl olmuştu istediğim ilacı nasıl yazmaz şikayet edebilir miyim falan diyordu. Burada biraz yargılanmıştı.
Kısacası doktor özellikle bu konuda bir otomat değil, farklı düşünüp "ben bu ilacı yazmıyorum" derse gerilmeyin. Doktor size istediğiniz ilacı yazmak zorunda değil.
+2
logisticsmanager
(15.02.26)
tamamen şans.. bazen devlette bal gibi iletişimi olan hem de yetenekli doktorlar geliyor bazen de aşırı iğrenç uslublu ve tıbbi bilgisi yetersiz şahıslar denk geliyor. ne düşerse bahtına.denemekten zarar gelmez.
-1
iwillsee
(15.02.26)
Metilfenidat, drug abuse (suistimal dersem alınmamanız için bu terimi kullandım) potansiyeli olan bir ilaç olduğu için uygun görmezse yazmayabilir.
0
unalub
(16.02.26)
(2)

Ashwagandha bulmak

strawberry first
Merhaba,Vücuttaki inflamasyon ve kortizol seviyesini düşürmek için ashwagandha almak istiyorum. Withanolide oranı %5 veya daha yüksek olursa iyi olur.Trendyol ve hb'da ashwagandha yazdığımda ya bulmuyor ya da saçma bir iki ürün gösteriyor. Marka +anahtar kelime yazarsam o zaman pek çok buluyor ama s
Merhaba,
Vücuttaki inflamasyon ve kortizol seviyesini düşürmek için ashwagandha almak istiyorum. Withanolide oranı %5 veya daha yüksek olursa iyi olur.
Trendyol ve hb'da ashwagandha yazdığımda ya bulmuyor ya da saçma bir iki ürün gösteriyor. Marka +anahtar kelime yazarsam o zaman pek çok buluyor ama sadece o markanın ürünleri oluyor. Anlamadım neden?

Yazdığım özellikte ürünü bulmama yardımcı olur musunuz?

Ashwagandha tablet Form, withanolide oranı %5+

Not :chatgpt'nin bulduğu markalar yurtdışı, verdiği linkler bozuk, kırık, saçma

Teşekkürler.
0
strawberry first
(15.02.26)
Anladığım ksm-66 istiyorsun. Malesef Türkiye'de çok sıkıntı gibi, ben de kuzenime yurtdışından getirdim çünkü fiyatlar 100€-127€ falan Türkiye'de ama Avrupa'da 20€ falan.
Ksm-66 birkaç tane buldum google'de iyi mi değil mi bilemem ama fiyatlari Avrupa'nın 4-5 katı hep.
0
logisticsmanager
(15.02.26)
Ben aşağıdakini alıyorum. Türkiye'de satışı olan başka bulamadım.

www.trendyol.com
0
auroraaurora
(16.02.26)
(10)

4 mevsim lastik seçmece

konetsu
ölçüler: 185/60 R15. kitapçıkta 84H olarak belirtilmiş ama XL serisi 88V almayı düşünüyorum. 2026 üretim olacak. bi kere değiştireyim bir daha uğraştırmasın, yaz kış uzun yıllar gitsin istiyorum.şimdilik çok km yapmıyorum ama gelecekte şartlar değişir mi düzenli uzun yol yapmamı gerektiren bir durum
ölçüler: 185/60 R15. kitapçıkta 84H olarak belirtilmiş ama XL serisi 88V almayı düşünüyorum. 2026 üretim olacak.

bi kere değiştireyim bir daha uğraştırmasın, yaz kış uzun yıllar gitsin istiyorum.
şimdilik çok km yapmıyorum ama gelecekte şartlar değişir mi düzenli uzun yol yapmamı gerektiren bir durum olur mu bilemem, iş vs... 4,5 ay oldu aracı alalı şimdilik ayda 300-500km filan kullanımım. her gün kullanıyorum ama kısa mesafe. arada bir 100-150km şehir dışı yapabilirim.

mevcut lastiklerin diş derinliği iyi görünüyor çatlak vs. yok ama petlas'ın alt markası milestone bana çok güven vermedi :D modeli maxxgrip. ne zaman takıldı kaç km yol yaptı bilmiyorum ve bunlar kış lastiğiymiş, eski sahibi bu lastikleri 4 mevsim sanıp yaz kış kullanmış. değiştirip hem yaşını kmsini bileyim hem de 4 mevsim olsun diyorum.

bütçe sınırı belirtmiyorum değerse michelin de alırım zorlayıp ama bi yandan da 235k'lık arabaya 25-30k'lık lastik takmak komik olur gibi bilemedim :D yine iyi olsun ama en pahalısına da gerek yok sanki?

"Michelin CrossClimate 2" mesela güzel görünüyor ama "Lassa Multiways 2" veya "Bridgestone Weather Control A005 Evo" gibi daha uygun fiyatlı alternatiflerle kıyaslayınca aradaki farka değer mi emin olamadım. internetteki fiyatlara bakarsak sette 10000tl'den fazla fark ediyor.

çok ucuza kaçmayı düşünmüyorum, temel olarak arasında kaldığım lastikler bunlar. yani uygun fiyatlı alacaksam en azından yine bi lassa/bridgestone olsun diyorum. zaten ortak bu iki marka... çok fark yoktur herhalde aralarında?

bu lastiklerden veya farklı bir 4 mevsim lastik kullanan var mı? deneyiminiz nasıl? siz hangi lastiği seçerdiniz bu şartlarda?
0
konetsu
(15.02.26)
ülkemizin kış şartlarını göz önüne alınca hem kış hem yaz kullanabileceğin bi lastik yok. 4 mevsim diye alırsın, kışın güven vermez, yazın yol sesi kafa bırakmaz. eğer kış lastiğini ayrı yaz lastiğini ayrı alamıyorsan iyi bi yaz lastiği alıp kışın özellikle yollarda kar olduğu günlerde farklı ulaşım araçlarıyla işini halletmeyi denemelisin.
+3
antihero
(15.02.26)
@antihero bu yeni nesil 4 mevsim lastikler yoğun kar lastiği özelliğini sağladığını söylüyor 3pmsf sembolü bulunuyor. buz lastiği olmadığı belirtiliyor ama standart kış lastikleri de buzda kullanıma uygun değil. doğuda kışların çok ağır geçtiği bölgelerde de değilim yeterli olacağını düşünüyorum. bazı kış lastikleri sadece m+s oluyor 3pmsf olmuyor onlar kışa çok uygun değil ama bunlar testler sonucu uygun görülmüş?

bu arada dediğim gibi üstündekiler kış lastiği ve bunlarla yazın da yolculuk yaptım, aracı tanıdıktan aldım daha almadan önce de içinde yolculuk yaptım öyle rahatsızlık veren bi ses yoktu. eski sahibi bu kış lastikleriyle yazın 600kmlik uzun yol filan da yaptı defalarca kez.

mesela bridgestone 4 mevsim lastik 71db demiş i.imgur.com
yine bridgestone yaz lastiği 70db i.imgur.com
185/60r15 ölçülerinde ikisi de...
0
🌸konetsu
(15.02.26)
Alpler bölgesinde Fransa'da kar da yağan yerde bir iki sene 4 mevsim Continental kullandım, dağda bir köye taşınana kadar hiç sorun yaşamadım. Orada da yaşamadım da risk almak istemedim.
3pmsf Avrupa'da kış lastiği zorunlu yerlerde yasal zorunluluğu karşılayan bir lastik, bu sebepten Türkiye'de doğuda falan değilseniz çok kafaya takmaya gerek yok. 4 mevsimde kaliteli almak lazım testlere vs bakıp. Çünkü onun ucuzu iyi olamaz.
0
logisticsmanager
(15.02.26)
bi kere şurda bi hata var, hadi ses yapmadı ya da o ses sizi rahatsız etmedi. kış için lazım olan dişler sıcak asfaltta eriyecek, epriyecek. bi sonraki kış da aynı verimde olmayacak. çok lastikçi arkadaşım var, ben de açmayı düşündüm, pandemi patladı. ben hiç bi zaman dört mevsim lastik almam ama tercih meselesi tabi.
+1
antihero
(15.02.26)
logisticsmanager ben de iyisi olsun diyorum işte. sadece iyiyle en iyi arasındaki fark bu fiyat farkına da değecek seviyede mi onu bilemiyorum. en ucuza petlasa şuna buna adını daha önce duymadığım markalara yönelmiyorum.
incelemeler ne kadar geçerli bilemiyorum, sponsorluklar vs. derken... bir de türkiyedeki bridgestonelar yerli üretim sanırım lassa ile birlikte üretiliyor? bu da kalite farkı yaratabilir mi, türkiye şartlarına göre hamurda değişim var mı bu performansı etkiler mi vs. bilmiyorum. koca duyuruda bu 3 lastikten kullanan yokmuş sanırım :D

@antihero o yüzden kullanımımdan bahsettim. genelde kısa mesafe, az km yapıyorum. araç da 1.5 94hp öyle çok yüksek hızlara çıkacak lastiği ısıtacak bi performansı yok. genel şehir içi 50km altı hızlarda kullanılıyor.

ama eski sahibi kış lastiği ile temmuz ağustos gibi yüzlerce kmlik uzun yol da yaptı birkaç kez ve görünürde bi erime yok. ben de şaşırdım ama dişler düzgün duruyor...
onun da normal kullanımı şehir içi kısa mesafeydi, eviyle işi arası 2-2.5km filandı.

---
özetle şuanki lastikler yaşı/kmsi tam bilinmediğinden (tahmini 5 yıl 30000km civarıdır) markası güven vermediğinden ve kış lastiği olduğundan bahara doğru değiştirmek istiyorum.

her yıl 2 kez lastik değiştiremem, yaz-kış ayrı lastik bir seçenek değil.

kışın aracı kullanmamak bir seçenek değil. yollar çok karlıyken veya buzlanma olup tuzlama vs. yapılırsa kullanmayabilirim ama bu yıl mesela hiç öyle yola çıkmayayım dedirten bi durum olmadı. 1 gün kullanmadım sadece onda da aracın üstündeki karları temizlemek çok zaman alacaktı, yoksa yollar açıktı.

4mevsim/kış lastiğinde temel olay hava sıcaklığı, kar olmasa bile soğuk havaya uygun hamur olmalı. yaz lastiği kar yoksa kışın da kullanılır diye bi durum yok. o yüzden 4 mevsim kararım kesin sadece model seçiminde biraz arada kaldım. karsız ama hava sıcaklığının düşük olduğu günler karlı günlerden çok daha fazla oluyor. bu şartlarda sıkıntı çıkarmayacak yazın da kullanılabilecek bir lastik lazım bana sadece.
0
🌸konetsu
(15.02.26)
Benim yaz lastiğim michelin.
Şunu diyebilirim; en çok fark ettiğim şey ne kadar uzun süre gittiği. Bu konuda çok ünlü michelin.
Lassa bilmiyorum.

Bu arada tyre reviews güvenebilirsin.
Ama ben açıkçası çok pahalı bir şey almanı tavsiye etmem. Türkiye yolları malum, ona uygun olduğunu sanmıyorum çok bir de bir şey olursa deli para.
Tyrereview'sta yagmurdan kuruya, kardan buza her şeye bakiyor. Ben olsam ona bakarim; hangi hava koşullarında kullanacaksam onda ortalama en iyi bir şeylere bakarim.
0
logisticsmanager
(16.02.26)
ornek verdigin Michelin serisi bir "all weather" lastik.
karsilastirma yaptigin Lassa ve Bridgestone lastikler ise "all season".

all weather lastiklerin kis performansi fark edilebilir sekilde all seasonlardan yuksek olur. ama yazin daha cabuk asinir, gurultude yapabilir.

235tl degerindeki araca ben olsam lastik olarak cok para harcamam.
0
cooperr
(16.02.26)
@cooperr michelin kendi de all season diyor. i.imgur.com
eğer karda, sert kış koşullarında kullanıma uygunluk diyorsan da belirttiğim 3 lastik de 3pmsf logolu ürünler yani senin dediğin all weather lastik standardında. hatta testlerde kışın ıslak zeminde fren performansında bridgestone daha iyi sonuç vermiş, daha iyi olduğu tek alan bu olmuş, gerisinde michelin önde gibi ama aynı kategorideki ürünler.

senin dediğin gibi isimlendirmede ayrım olsa defender all season cross climate all weather yazardı ama 3pmsf olan da olmayan da all season diye geçiyor.

araç uygun fiyatlı michelin pahalı olunca işte bi yandan komik geliyor :D aracın 10%'undan fazla ediyor lastikler. ama lastiğin kullanım ömrü boyunca aracı satacağımı da sanmıyorum yine ben kullanacağım sonuçta, hani para etmeyen araca taktım sattım zarar ettim olayı da yaşanmaz.

uzun vadeli kullanırım diyorum bu aracı. yükseklik ayarlı sürücü koltuğu, android teyp vs. aldım keyfi. masraftan çok kaçmadan ilerliyorum :P eski sahibi biraz öyle ucuz arabaya masraf etmemeyi tercih etmiş gibi, filtreler filan markasızdı yağı antifrizi bilmiyorum usta ne koyduysa geçmiştir herhalde(enazından antifriz vardı suyla kullanmamış :D) ama ben antifrizi yağı castrol filtreyi mann-filter vs. aldım mesela.

bana ucuz araç sorunlu olur algısının bi sebebi de genelde kaliteli ürünle düzenli bakım yapılmamasından gibi geliyor. aracı alırken tasarruf etmişim zaten, milyonluk araba olsa edeceğim masrafı buna etmeyip daha da maliyet düşürmeye gerek var mı? sırf marka farkından dengi arabalar 500-600k piyasada, zaten 250-300k artıdayım iyi lastiği hak etti mi acaba diyorum :P

dediğin gibi olsa tek 3pmsf logolu olan michelin olsa düşünmez farkı öder alırdım. şuan tam denk olmasa da kıyaslanır seviyede alternatifler olması karar vermeyi zorlaştıran.

bi yandan michelin daha mantıklı geliyor, hem ben amatör sürücü olduğumdan hem de modern araçlardaki gibi çarpışma önleyici otomatik fren, şerit takip, esp vs. olmadığından bari yol tutuşunu mümkün olduğunca maksimize edeyim diyorum. abs ve ebd var araçta.
0
🌸konetsu
(16.02.26)
www.kaltire.com

michelin all weather yaw, ben hava kosullari nedeniyle civili kullandigim icin bana yetmiyor malesef. agir kis lastigi olsun deseydin Nokian al derdim ama hem pahali hem de gerek yok.

lastikte cok ucuza kacmamak lazim ama dedigim gibi 250k lik bir araca gidip 30-40k'lik lastik takmam, asiri olur. ortalama bisey alir gecerim. yagina suyuna bakip devam edeceksin. antifriz onemli. arac japonsa kolay kolay bozulmaz.
0
cooperr
(16.02.26)
@cooper michelin'in resmi sitesinden ekran görüntüsü attım abi :D url görünsün diye özellikle öyle kestim. www.michelinman.com
ve dediğin gibi zorlu kış şartlarına uygun olan all weather oluyorsa üçü de all weather diyeceğin ürünlerden. hepsi 3pmsf
hatta 3pmsf olmayan all season lastiklere bazı yerlerde 3-season diyorlar. senin dediğin ayrım da bu standarda bağlı muhtemelen bu şekilde all weather diye isimlendirenlerde.

araç (bkz: geely mk), çinli ama japon sayılır. toyota klonu.

hakkında yazdım sözlükte de, türkiyede bi tanınmama ön yargı durumu var ama benim izlenimim bunu haketmediği yönünde. sorunsuz bir araç, tanıdıktan. eski sahibi evine gidip kaldığım daha önce aracında yolcu olarak bulunduğum yakınım.
geçmişini biliyorum aracın, 5 yıl periyodik bakımı ve yoldan seken bir şeyden delinen radyatörü dışında masraf çıkarmamış. ondan önceki sahibiyle de görüştüm o da 3-4 yıl kullanmış ve sadece bakım yapıldı hiç tamir görmedi diyor. bi sıkıntı çıksa da çoğu parçasında toyota uyumlu. yani piyasası düşük evet ama ucuz araba diye kötü değil. mekaniği aynı fiyatlardaki araçlardan daha sağlam ve donanımlı.
elektrik tesisatına bi baktırmam lazım onun dışında sorun çıkardığı bi durum olmadı. muhtemelen tek sıkıntı da şase kablolarına güçlendirme gerektirmesi. bikaç sensör sorunu var. günlük kullanımı engelleyen bi problemi yok.
0
🌸konetsu
(16.02.26)
(8)

40TB'lık veriyi nerede indirebilirim?

duyurukullanıcısı
bir database var, indirmem lazım yaklaşık 40TB civarıbunu nereden indirebilirim? data center'a falan mı gitmem lazım?
bir database var, indirmem lazım yaklaşık 40TB civarı

bunu nereden indirebilirim? data center'a falan mı gitmem lazım?
0
duyurukullanıcısı
(15.02.26)
1 gbit bağlantıyla yaklaşık 4 günde iner. gerek yok bence özel bir yere gitmeye.

2 saatte inmesi için 50 gbit bağlantı lazım ki buna izin verecek bir yer bulabileceğinizi sanmıyorum.
0
orient blue
(15.02.26)
işte 2saate falan nerede indirebilirim?
0
🌸duyurukullanıcısı
(15.02.26)
Millet kütüphanesini deneyebilirsiniz.
-1
dafdak
(15.02.26)
Abi bunu iki saate kendine indirebileceğin yer Amerika'da falan olur. Sen Türkiye'desin.
Data centerda server kurup bu databasei indirebilir sonra da oradan kendine indirebilirsin (bu noktada bazı programlar ile internet kesilmesi vs sorun yaratmamali)

Ama bu iş her türlü tuzlu olur. Elinde fiziksel alan varsa 1000 dolar vs gibi olur heralde. Yoksa 2bin civarına çıkar.

Bazı datacenterlar ücret karşılığı senin için bu işi yaparlar. Önce server kiralarsin, verileri servera indirirsin sonra remote hands servisine parayı ödeyerek fiziksel drivera aldirirsin.
Beleşe bu iş olmaz.
Edit: miller kütüphanesi eksiye göre gerçekten hızlı 200 mbit falan (Türkiye standartlarına göre yani). Bu şekilde 18 gün falan sürer inmesi çünkü veri 40 tb. Normal halka sunulan internet ile dünyanın yüzde 99unda iki saate değil bir güne bile inmez.
+1
logisticsmanager
(15.02.26)
Database i indireceğin yer 2 saatte indirebilecegin kadar hız sunacak mi? 40gbps upload hızı sunması lazim. Seninde de 40gbps download hızı olan bi bağlantı bulman lazım.
+1
hububrad
(15.02.26)
hadi indirme hızını buldun 40 tb ı nerede depolamayı düşünüyorsun?
0
jamswety
(15.02.26)
tv çalışanı biri varsa tanıdık, arşivden indirtir. 2 saate biter.
-2
klassno
(16.02.26)
adaş senin işini anca fbi çözer.
0
duyuruuser
(16.02.26)
(10)

Sevgililer Gününü kutladınız mı?

darthvader
Kutluyor musunuz yada sevgili/eş/partneriniz kutlamayı talep ediyor mu veya nasıl kutlamak istiyorsunuz ?
Kutluyor musunuz yada sevgili/eş/partneriniz kutlamayı talep ediyor mu veya nasıl kutlamak istiyorsunuz ?
-2
darthvader
(14.02.26)
Kutlayanla henüz sevgili olmadım
-2
artıküyeolmakistiyorum
(14.02.26)
Maalesef. Sevgilim olsa çok güzel kutlardım ama.
-6
arbre
(14.02.26)
Kutlamıyoruz hayatımda hiç kutlamadım, dayatılan günlerden hoşlanmıyorum.
0
ekimoloji
(14.02.26)
Kutlamak değil de çiçek alırım.
+1
gabe h coud
(14.02.26)
Kutlamiyoruz. Max daha güzel yemek pisirme, haftasonuna geliyorsa yürüyüd falan olabilir.

Gecen sene konsere gittik ama tesadüf tamamen.
0
Purple life
(15.02.26)
Kutlamıyoruz hatta unutmuşuz sabah hatırladık.
0
logisticsmanager
(15.02.26)
sevgilim varsa mutlaka hediyeler çiçekler alır, güzel bir yemek organize ederim. Sevgilim yoksa kendim gibi sapları bulur onlarla güzel bir yemek organize eder ,"neler yaşadık, neleri atlattık breh" gecesi düzenlerim.
0
loch ness
(15.02.26)
14 şubat gecesi sorarsanız alacağınız cevaplar yukarıdaki gibi olur. Güzel bir yemeğe gittik. Çokça eğlendik. Eşim fiyatını öğrenip ne gerek vardı dedi ama hiç umurumda değil. Seneye evde kutlarız diyor yine yemeğe çıkaracağım
0
aguen
(15.02.26)
29 yıllık hayatımda ikinci defa sevgililer günü kutladım. (ilkini hatırlamıyorum bile 9 yıl falan olmuştur) pahalı lüks mekan ve hediyelerle değil. dışarı çıktık, normal bir yerde yemek yedik, sohbet muhabbet, gülüşmeler ve fotoğraflar. gayet tatlıydı.
0
art cat chocolate
(15.02.26)
ben en son sevgilimle ilk 14 şubat'ta öpüştüydüm. "böyle çok klişe gibi oldu" deyip ilişkimizin başlangıcını 15 şubat saymıştık biz. milleti söğüşlemek üzerine kurulu kapitalist icadı tekrarına düşmek istemiyorum ama benim için tamamen anlamsız bir gün. hayatın olağan akışında insan bazen savrulabiliyor, tek bi avantajı "aa benim sevgilim var bugün onunla güzel bi gün geçireyim" düşüncesini sağlamak olabilir, o da eğer kan emici işletmelere para verip domalmayacaksak kıymetli. seven adama her gün sevgililer günü, sevgimiz ya da aşkımız toplumsal normlara yahut para babalarının propagandalarına uyum sağlayacaksa affedersin sokayım öyle sevgiye.
0
der meister
(15.02.26)
(20)

Starbucks isminiz

eileengray
Yurt dışında kahve alırken veya önemsiz etkileşimlerde kolaylık açısından farklı bir isim kullanıyor musunuz? Evet ise, isminiz nedir? Yoksa harf harf yazdırıyor musunuz?
Yurt dışında kahve alırken veya önemsiz etkileşimlerde kolaylık açısından farklı bir isim kullanıyor musunuz? Evet ise, isminiz nedir? Yoksa harf harf yazdırıyor musunuz?
0
eileengray
(14.02.26)
Kolay anlamıyorlar; harf harf de yazdırmıyorum. Bir kaç kez, normalde benim benzetmeyeceğim bi İngiliz ismine benzettiler(belirtmek istemiyorum); böylece kahramanlık yapmama gerek kalmadan starbaks ismim konulmuş oldu:) şimdi onu kullanıyorum, sorun olmuyor.
+1
lil siztah
(14.02.26)
John
+1
grimavi
(14.02.26)
Bill
+2
gabe h coud
(14.02.26)
Adam.

Turkcedeki anlami yuzunden bu ismi kullaniyorum. Adam iste herhangi bir adam. Just a guy gibi.
+2
antikadimag
(14.02.26)
hayir, isim kisa harf harf yazdiriyorum
+1
cooperr
(14.02.26)
yıllar önce amerikan bir kadın adımı söyleyemeyince hangi ismi istersen onu kullan demiştim. tony diyeyim demişti.

o gün bu gündür yabancılara kendimi tony diye tanıtıyorum.
+2
yurtsuz john
(14.02.26)
Bason diyorum (beysın)
Genelde mason(meysın) yazıyorlar
+1
basond
(14.02.26)
Jackson
-2
arbre
(14.02.26)
Ben- beny diyorum
+1
darthvader
(14.02.26)
adım ingizlice gibi telaffuz edilebiliyor sadece telaffuzu ingilizce olarak orijinal ismimi kullanıyorum. Deniz-- Dönis gibi
+1
kuzey li
(14.02.26)
Bu soru ile fark ediyorum ki yurtdışında hiç starbucksa gitmemisim. Düşündüm hatırlayamadım. Yaşasın yerel biralar!
Ama adımın İngilizcesi var onu söylerdim herhalde.
+1
a perfect lie
(14.02.26)
ben de dedemin ismini kullanıyorum: sami yerine sam/sammy olarak. adımı da hafif andırıyor.
+1
🌸eileengray
(15.02.26)
John (yalan da değil, ismimde var).
+1
logisticsmanager
(15.02.26)
Alex diye yazdırıyorum, eskiden gerçek ismimi yazdırmaya çalışırdım ama hep sıkıntı çıkardı, artık Alex diyorum, çok rahat. Alex De Souza'nın Alex'i bu arada.
+1
blue rebel motorcycle club
(15.02.26)
marco :)
+1
summerjam0306
(15.02.26)
Adımın son harfi sert süreksiz bir harfle bittiği için genelde söylerken onu anlamıyorlar ve sadece ilk 4 harfli halini yazıyorlar.
0
Amaranta ursula
(15.02.26)
ilk hecesini söylüyorum. bi anlamı yok ama yabancılar anlıyor ve söylediklerinde ben de anlıyorum.
0
iwillsee
(15.02.26)
Dick
0
plastic_angel
(15.02.26)
Kevin diyip geciyorum ben.
+1
oscar
(16.02.26)
Alex.
Yanlış yazıldığını görmedim :)
Sadece bomboş bir Starbucks'ta sırada bekleyen diğer tek müşterinin de adı Alex'miş. "Adın Alex mi?" diye sorunca bir anlık kafa karışıklığı olmuştu.
+1
burfak
(16.02.26)
(3)

Acqua Di Gio hiç kalıcı değil bence. Sizce?

twelfth
sb
sb
0
twelfth
(13.02.26)
Değil zaten. Normal bir kalıcılığı var yani. Bir de kışın kullanırsanız zaten iyice olmaz.
www.fragrantica.com
yaz parfümü zaten genelde olmaz. Adg'nin başka versiyonları var bu sebepten daha kalıcı vs misal parfüm hali.
0
logisticsmanager
(13.02.26)
yazlik parfumler kalici olmaz agir sentetik karistirilmadigi surece. narenciye odakli kokular hizli ucuyor.
0
antikadimag
(14.02.26)
Yaz parfümüne göre kalıcılığı çok iyi bence. Uzun süre kullandığım bir parfümdü
0
runaway
(14.02.26)
(5)

maça biletsiz gitsek

OgutucuRecep
bilet bulamıyoruz arkadaş :)gitsek maç başladıktan 10-15 dk sonra içeri falan sokmazlar mı ya:)deneyen eden var mı? fenerbahçe için diyorum.
bilet bulamıyoruz arkadaş :)
gitsek maç başladıktan 10-15 dk sonra içeri falan sokmazlar mı ya:)
deneyen eden var mı? fenerbahçe için diyorum.
0
OgutucuRecep
(12.02.26)
sokmazlar
0
cay koy geliyorum
(12.02.26)
Sokmazlar.
0
logisticsmanager
(12.02.26)
O senin dediğin olay doksanlı yıllarda oluyordu çocukken çok girdik ama artık öyle bir şey yok tabii fişlenmeden maça giremezsin.
0
kizil karga
(12.02.26)
hocam cocuk musun :)
+6
koela
(12.02.26)
bileti olan bile zor giriyor askfasfj (fotodakine benzemiyosun muhabbeti)
0
brkylmz
(12.02.26)
(23)

Ciddi anlamda sıkıştım, yardıma ihtiyacım var

sekizdokuzon
Altı aydır İstanbul'da farklı iki evde kirada oturdum. Oturduğum yerler merkezi sayilabildigi için evlerin ederinin çok üstünde kira verdim, bu da beni ekonomik olarak inanılmaz yordu. Kendimi acındırmak istemiyorum ama cidden aç yattığım zamanlar oldu. Ayrı eve çıkmamdaki en büyük motivasyonum aile
Altı aydır İstanbul'da farklı iki evde kirada oturdum. Oturduğum yerler merkezi sayilabildigi için evlerin ederinin çok üstünde kira verdim, bu da beni ekonomik olarak inanılmaz yordu. Kendimi acındırmak istemiyorum ama cidden aç yattığım zamanlar oldu. Ayrı eve çıkmamdaki en büyük motivasyonum aile evinden ayrılmaktı. Ailem de İstanbul'da yaşıyor ve hayatımın büyük çoğunluğu onların yanında saksı çiçeği gibi geçti. Sakinlesebilecegim, çalışabileceğim, düşünebilecegim bir alanım yok orada.

Kaldığım eve bu kadar absurd bir kira vermek her geçen gün daha fazla rahatsız etmeye başladı, bunun yanında babam ekonomik sıkıntılar yaşamaya başladı. İşsiz olduğum zamanlarda bana her zaman destek olduğu için onu yüz üstü bırakmak istemiyorum ama ailemin yanına da dönmek istemiyorum.

Ev sahibiyle konuştum, ay sonuna kadar evi bosaltacagim. Bu ayın kirasını babama yolladım. Ama peki ben ne yapacağım şimdi diye kara kara düşünüyorum bir haftadır? Aile evine dönersem her şey yine yavaşlayacak, yine atalet çökecek üstüme, elimi eteğimi her şeyden çekmeye başlayacagim bunu biliyorum.

İki gün önce internette bir kiralık daire ilanı gördüm. Seydikemer'de 2+1 eşyalı bir daire, aylık kirası 12 bin. Emlakçıya ulaştım, depozito konusunda da yardımcı oluruz dediler. Ben uzaktan çalışıyorum, şehir değiştirmem işime çok büyük bir olumsuz etki yapmıyor. Şu an ödediğim kiranın üçte birini ödeyip hem daha sakin sessiz bir ortamda azıcık sakinleşirim, hem borçlarım için para biriktirip hem de aileme maddi olarak destek olurum diye düşündüm.

Fethiye'de yaşayan bir arkadaşım var, ona ulaştım. Ama o kısaca "Burası Yozgat gibi bir yer, tek başına bir kadın olarak rahat edemezsin. Zaten Seydikemer merkeze çok uzak, dağ başında inanılmaz izole bir yer. Daha çok bunalirsin." dedi.

Şimdi bu noktada cidden her türlü yardıma çok ihtiyacımız var. Özellikle o bölgeyi bilen ve kısa süreli de olsa kalinip kalinmayacagi hakkında bilgi verebilecek birileri varsa çok memnun olurum. Onun dışında ekonomik ve psikolojik olarak çok yoruldum, daha az kira vermek, merkezden daha uzak olmak, dolayısıyla daha az para harcayıp günlerimi çalışarak, dinlenerek geçirmek hayal mi?

Karar verme mekanizmalarim aşırı stres yükünden çalışmaz hale geldi. O yüzden her şeyi çevremdeki insanlara sormak zorunda olduğum bir zamandayim. İnanılmaz sıkışmış, hatta felç olmuş gibi hissediyorum. Sizce en azından haftaici daireyi görmeye gidip o civarda iki üç gün kalıp ortami bir göreyim mi? Yoksa tüm bu olanlar deli saçması mı?

Teşekkürler.
-2
sekizdokuzon
(09.02.26)
bence sana daha iyi gelir izole olması. zaten kısa süreli bir plan dediğin kadarıyla. 2-3 gün kal tabi imkanın varsa, en azından yaşayanların profili görmüş olursun. bence dediği kadar "yozgat" bir yer değildir. sen asıl kışları nasıl geçiyor, sık sık elektrik gidiyor mu vs. diye sor; uzaktan çalıştığın için önemli bunlar. hatta telefon çekiyor mu o da önemli. öyle yerlerde en büyük sorun ısınma oluyor bir de.
ezcümle kafanı boşaltmak, kendinle adam akıllı baş başa kalmak için güzel bir fırsat.
+2
gobekliraki
(09.02.26)
Arkadaşa katılıyorum bence de izole bir yer size daha iyi gelecek. Ama dediği detaylar önemli konfor kısmı çözülürse sessiz sakin bir yerde toparlayabilirsiniz. Alternatif olarak da madem yer önemli değil başka şehirlere bakabilirsiniz benzer ücretlerde belki daha merkezi yerler bulunabilir acele etmeden biraz daha araştırırsanız iyi olur.
Gidip görmek zaman geçirmek de gayet mantıklı olabilir taşınma kolay alınabilecek bir karar değil iyi düşünmek her şeyi ölçmek lazım.
+1
mutekebbir
(09.02.26)
Benim taşınmam.bir bavul, bir laptop. Bir de cidden ortamdan hoşlanmazsam yaz başı dönebilirim, bu ayrıntıyı ev sahibiyle konuşurum. Ailem yazları köye gidiyor, aile evinde geçirebilirim yazı. Gerisi yine Allah kerim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
ciddi cevap,
www.sahibinden.com

Fethiye yerine ordu ya git. büyükşehir, imkanları oldukça fazla, görece fiyatlar makul. kendi havalimanı var, ulaşım rahat. Attığım ev sahile çok yakın ve sahili gerçekten çok çok iyidir. yazın etrafın plajlarla dolu, kesinlikle izole değil.

Düşüncen, iyi niyetin çok güzel. mecbur kalırsan tabi eve dönersin ama son çare olmalı senin dediğin gibi. düşük kiralı bir yere geçerek olacağın destek babana fayda sağlıyorsa bu yolu zorlamadan güzel.

aşırı izole bir yerin iyi geleceğini sanmıyorum.
+3
kisa
(09.02.26)
Aşırı izole bir yerin iyi gelecegini sanmıyorum+1
Yani kitap yazmak için dağda ev bulan yazar değilsin, o kadar da kendini kapatmaya gerek yok.
+3
logisticsmanager
(09.02.26)
Aslında yeni bir iş kurmak istiyorum. Yoğun şekilde çalışmam gerekiyor, kitap olmasa da matematik sorusu yazacağım, içerik oluşturacağım. O açıdan uyaranların minimuma inmesi yararima olur. Bir de benim introvertligin seviyesinden bahsedeyim: dört aydır Taksim meydanınin dibinde oturuyorum, sanırım sadece bir kez gidip bir yerde bir şeyler içtim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Ben konunun maddi yönüne takıldım.
Bir defa aile evinden taşındınız, masraf. Ev değiştirdiniz, masraf. Taşınmayı düşündüğünüz ev dayalı döşeli değilse ya nakliyeye ya ev düzmeye para harcayacaksınız. Yine masraf. Üstelik gideceğiniz yerde de kalıcı olmaya niyetiniz yok.
Ben olsam belimi doğrultana kadar aile evine dönerim. Dünyanın sonu değil. Yaza da gideceklermiş zaten. Bir süre sıkın bence dişinizi. Kuyruğunu kıstırıp döndü diye düşünmelerinden endişelenmenize de gerek yok. Ne de olsa maddi destek olmuşsunuz ailenize.
+3
auroraaurora
(09.02.26)
@cosmicstring: annemlerin köyü bayağı köy köy. Bir de ben beni aileme bağlayan yerlerde çok bulunmak istemiyorum. Kendime çok başka bir hayat çizmek istiyorum. İşin psikolojik altyapısı biraz karışık, hiç girmeyeyim. Aileden ayrılmak, kendi hayatını kurmak benim için olmazsa olmaz maalesef.

@aurora: eşyalı evlerde kaldım şimdiye kadar, kiralamayı düşündüğüm evlerin de eşyalı olmasını tercih ediyorum. Gerçekten bavulu al, yaşamaya başla tarzında bir yer değilse kiralamam. Dediğin gibi o taşınma, nakliye, yeni eşya işine girersem çıkamam. İçime sinen, ihtiyaçlarıma tatmin edici oranda karşılık gelen bir yer bulana kadar bu şekilde evim sırtımda gezeceğim. Aile evine dönmek sıfır noktasına dönmek gibi, altı aydır çektiğim çilenin, verdiğim mücadelenin hiç olmasi gibi bir şey benim için. Amma da dramatize ettin, bayil bir de dediğinizi duyar gibiyim ama benim içim böyle söylüyor hatta bağırıyor. Onu terapiyle, aylık gezilerle, yemeyle icmeyle, alkolle susturabilecek gibi değilim.
0
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
fethiye'de internet altyapisini ciddi sorgulamanizi tavsiye ederim.
ama yukarda kisa'nin dedigi gibi, ordu'yu gercekten dusunun. cok sevdigim bir arkadasim pandemi doneminde atladi gitti, sahil tarafinda ev, hayati 180 derece degisti, harika seyler oldu, uzun hikaye, istanbul'a geri donmedi ve yurtdisina tasindi. bu demek degil ki ordu'ya gidince bu olacak sadece ordu ne olursa olsun buyuk il, ama masrafi az, istanbul'dan sonra hem rahatlatir ama bogmaz.
+2
kassiopeia
(09.02.26)
Seydikemer'i görmedim ama o civarları biraz tanıyorum, taşınmayı düşündüğünüz yer Fethiye merkezde değilse ki değil anladığım kadarıyla, araçsız yaşamak pek mümkün değil.

Uzaktan çalışmak için iyi bir internet bağlantısına ihtiyacınız vardır muhakkak ama dağ başı diye tabir edilen bir yerde iyi bağlantıya sahip olmak çok zor.

Yıllarını şehirde geçirmiş bir kişi olarak, 'kadın başınalık' diye bir endişem olmadı benim hiç bir zaman, ya da olmamıştı diyeyim ama şu an küçük bir ilçede yaşıyorum, dağ başı da değil hatta turistik sayılabilecek bir yer ama bir sefer öyle bir zihniyetle karşılaştım ki, tek başıma olmadığım için şükrettim.

Özetle sırf kirasına bakarak karar vermeyin, o kira bedeli düşükse bir sebebi var, arkadaşınızı dinleyin, yaşam maliyetinin İstanbul'a göre daha düşük olduğu başka küçük şehirlere bakabilirsiniz.

Kısa+1
+2
(09.02.26)
Çok acele karar veriyor gibisin. Bu telaşın nedeni para değilse bence biraz sakinleş ve sora sora, araştırarak ilerle. Muğla'da toplu taşıma diye birşeye ben rastlamadım, arabasız zor olur, belediyeciliğin daha iyi çalıştığı yerlere bak. Yazın bir de Muğla çekilmez olur, açarsın klimayı o da masraf. Bursa, Balıkesir, Çanakkale daha iyi alternatifler.

Eğer şuanda çok sıkışmış gibi olmanın nedeni paraysa ve sigara içmiyorsan gelip bende birkaç hafta kalıp kafayı toparlayabilirsin.
+1
tiredofwaiting
(09.02.26)
çözüm ev arkadaşı bulmak. 2-3 kişi masraf bölüşeceksiniz. tek başına olmanın rahatlığını tabi vermez ama aile evine kıyasla on kat özgür olursun.
+3
orpheus
(09.02.26)
karsiyaka güzeldir.

www.sahibinden.com
0
designer
(09.02.26)
Yakın zamana kadar çok ciddi bir şekilde Divriği'ye taşınma kararım vardı. Farkında olman gereken bir şey taşınacağın herhangi bir büyükşehir imkan sağlaması açısından erişim sıkıntısı yaşayacağın (sağlık, temel ihtiyaçlar, sosyal aktiviteler vb.) seni çok ama çok geriye götürecek.
Kafamın içinde "şokta çalışırım en kötü" diyordum fakat kimse oraya gittiğiniz için size herhangi bir işi altın tepside sunmayacak (şokta çalışmak dahil).
Bu noktada masraflardan kaçmak için daha az masraf yapacağın bir yere taşınmak vereceğin en yanlış karar, eski bir matematik öğretmeni (aynı branşta olduğumuzu hatırlatarak) söylüyorum.

İstanbul'da yaşamak istemiyorsan İzmir'de tutunabilirsin her türlü. İzmir'de de hem bir dershanede çalışıp hem de düşük kiralar verebileceğin bölgeler var (örneğin Buca). Bir senede özel derslere abandın mı bir şekilde düze çıkacağına inanıyorum.

Mahrumiyet bölgesine gidince büyükşehir'de elinde olabilecek a,b,c,d planlarından sadece a ve b olacak, her şey ters gittiğinde hiçbir şey kazanamadığın bir senaryo da önünde olacak.
0
rakicandir
(09.02.26)
Arkadaşlar şu şekil bir sinir krizi geçirdim; www.instagram.com

Beni tekrar sağduyuya davet ettiğiniz ve yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim.
+2
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Herkes mekan yazmış. Ben de dahil oluyorum ve el arttırıyorum; Sakarya'ya gel.
Hem büyükşehir hem de küçük,
kiralar oraya göre uygun (eşyalı 15-20 bandına rahat edebileceğin yer bulursun),
İstanbul'a yakın, geri dönmek istersen 1 saate herşeyi bırakıp dönersin,
İstanbul'a uzak, hayatına müdahale etmek isterlerse, gelemezler :)
Serdivan ilçesinde hayat hareketli, istersen ortam yaparsın, sıkılmazsın
Aynı Sakarya'da hayat yok, bol bol kafanı dinlersin.
Destek istersen DM.
Başarılar...
0
pccopath
(09.02.26)
ya kardeşim kusura bakma da biz mutlumuyuz dandik mahallerde yaşamaya bütçemize göre ev tutuyoruz. kusura bakma iyimser yaklaşamayacağım ama bütçene göre ev tutmalısın ailenden ayrı yaşamak istiyorsun ama daha ev ekonomisi yönetemiyorsun, bu arada seydikemerde de bulundum bi git de gör bakalım nasıl bir yermiş seydikemer. ne internet altyapısı bulabileceksin ne de şehire gidecek araba. tamam hayat çok kötü demiyorum ama biraz realist olun be kardeşim. bu biraz sitem dolu gibi oldu ama öyle değil. gerçekten ayağını yorganına göre uzatmalısın seydikemer gibi hayallere de dalmamalısın türkiye de nerede büyükşehirden çıkarsan internet yok gibi bir şey bunu unutmamalısın.
+2
belkider
(09.02.26)
İstanbul'a parası yetmediği için anlık aklını kaybedene niye bağırıyorsun? Hanginiz çekip gitme hayalleri kurmuyorsunuz? İstemiyorum kardeşim ömrümün sonuna kadar bktan mahallelerde yaşamak, suç mu? Gerekirse ömrümün sonuna kadar da alternatifini ararım. Ayrıca yıl 2016 değil, internet burada ne kadar çekiyorsa iyi kötü her yerde bir şekilde çekiyor, tiktoktaki Anadolu irfanina denk gelmedin sanırım. Ben sanmıyorum ki Seydikemerdeki altyapı İstanbul Sultangazi'deki altyapının on yıl gerisinde olsun. İlçe AKP'de, hızla gelişiyor, memur çekiyor. O kadarını araştırdık. Her haltı da bilin.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Urla'da internete erişebilmek için 3 ay bekledm, bunu da araya adam sokarak yapabildim. İnternet x,y,z'de bir şekilde çekiyor diye düşünüyorsan söyleyeyim yanılıyorsun.
Örnek : Buraya taşınmak isteyen instagirllerin %70'i internetsizlikten yakınıp gerisingeri dönüyor.
+1
rakicandir
(09.02.26)
İzmir'e taşınmayı ben de pek düşünmüyorum. İnternet, altyapı sıkıntısı ciddi boyutlarda. İnstalik bir işim yok, pencereden baktığımda bakımsız çatı bina görmek istemiyorum. Bu yeterli.
0
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
bence en problemsiz internet saglayicisi türksat,
genelde 2 yil sözlesmesi oluyor,
tasindigin yerde hizmet verebiliyorsa,
türksata bildiriyorsun
ve sözlesmen devam ediyor,
kentsel donusum vb.nedenle bazen sokak iptal olabiliyor,

önceden bilgi sahibi olmak için;

www.kablonet.com
0
designer
(09.02.26)
Muğlada toplu taşıma var
mesela aynı güzergahta olan köyceğiz, ortaca, dalaman, fethiye hattının 20 dakikada bir minibüsü var (kışın hiç yolcu yoksa seferler birleşebiliyor ama yazın her sefer kalkıyor)
yatağan, milas, bodrum da yine aynı güzergahın ilçeleri yine sık sık minibüsü var

marmarisin daha sık, marmaris güzergahından gidilen datça biraz daha az ulaşılabilir durumda ama çoğu otobüs firmasının (ulusoy vs.) muğla seferleri marmaris ya da datça çıkışlı/varışlı oluyor.

burada bodrumu ayrı bir şehir (havalalanı var), fethiyeyi ayrı bir şehir (dalaman h.alanı), muğla merkez ve marmarisi de ayrı bir şehir gibi düşürseniz, ulaşım ve toplu ulaşım mantığı buna göre işliyor.

ula (akyakanın olduğu ilçe bu) zaten merkez ilçe gibi kalıyor. diğerlerine göre.

işte tüm bu ulaşım mantığının dışında kalan 2 yer var biri seydikemer biri kavaklıdere.

seydikemer o kadar alakasız yani.
+2
subcomponent
(10.02.26)
bundan 15 sene once yasadigim sehir beni asiri darlamisti. hersey gozume batiyordu, herkesle atisiyordum gun icinde vs. okul bitti sacma sapan islerde calisiyordum, bir nevi motokurye isi gibi birseydi, aracla ilac dagitiyordum. birsuru yere basvurdum cevap yok.

bir sabah kalktim, ev sahibine haber verdim ben 48 saat icinde cikiyorum diye. arabaya ne sigdirabiliyorsam sigdirdim, kalanlari ya dagittim ya da cope attim.
yola ciktim. ilk gun 18 saat hic durmadan gittim. sonra bir 12 saat daha gittim. sonra bir 12 saat daha. 3650km yol yaptim, daha onceden yasadigim sehrin cegregi buyuklugunde bir yerde durdum, tanidik birkac arkadas vardi bir sure onlarin yaninda kaldim. bu sure zarfinda is baktim, buldum. sonra kendi evime ciktim vs.

hala o tasindigim sehirdeyim, 15 sene oldu burasi da hafif darlamaya basladi. ama simdi coluk cocuk var, tasinmasi kolay degil malesef ama ayarlayabilirsem kacacaz.

ozetle: tek tabancaysan dunya senin, fazla zaman kaybetmeden uza derim. degisiklik iyi gelecektir. metropoller artik yasanilacak yer olmaktan cikti, tutunabilmek icin cok iyi maaslar lazim, eger tek basina kira odemekte zorlaniyorsan o sehirde yasamanin manasi yok. isin de remote ise zaten durdugun kabahat.
istanbul kacmiyor, hazirlik yapip donersin ilerde. ama hazirliksiz buyuk sehir bence gereksiz stres.

bol sans.
+1
cooperr
(10.02.26)
(17)

Özel bir yeteneğiniz var mı?

alice in potatoland
Öğrenilmiş ya da doğuştan gelen? Ben mesela ayağımın topuğunu burnuma ve kulağıma değdirebiliyorum. Doğumdan sonra zorlaşır dediler ama hala değdirebiliyorum. Galiba eşimin özel yeteneği banyo tuvalet temizlenince ilk kullanan olması. Bir insan tuvaletini nasıl temizleneli üç dk geçmemiş ortamı kirl
Öğrenilmiş ya da doğuştan gelen?
Ben mesela ayağımın topuğunu burnuma ve kulağıma değdirebiliyorum. Doğumdan sonra zorlaşır dediler ama hala değdirebiliyorum. Galiba eşimin özel yeteneği banyo tuvalet temizlenince ilk kullanan olması. Bir insan tuvaletini nasıl temizleneli üç dk geçmemiş ortamı kirletecek şekilde ayarlar yoksa? Yetenek işte.
+1
alice in potatoland
(08.02.26)
boğazıma su-yemek kaçtığında öksürme refleksini kontrol edebiliyorum.
0
orpheus
(08.02.26)
Sunu yapabiliyorum;
youtu.be

Ek olarak (bu ne kadar yaygın bilmiyorum) kendi kendimi gegirtebiliyorum;
youtu.be
Ki ağızdan bile nefes almama gerek yok, burundan da oluyor.
+1
logisticsmanager
(08.02.26)
gördüğüm herhangi bir şeyi birebir çizebiliyorum
0
yurtsuz john
(08.02.26)
bir hedefe ağızdan bir şey (mesela buz) fırlatma. küçükken tatil köyünde birinci olup aileme masaj kazandırmıştım. bu komik olan.

bir de spontan dikkat. ne nerede, kim neyi nereye koymuş anında bilirim. görsel her şeyi beynime geri access edebilecek şekilde kaydediyorum.
0
eileengray
(08.02.26)
Dışarda bana çok fazla yer yön adres sorulur sayılır mı
+1
grimavi
(08.02.26)
Burnum çok iyi kötü koku alır. Birşeyde bir yamuk varsa tespit etmem saniyelerimi alır.
0
tiredofwaiting
(08.02.26)
ögrenilmis gizli yetenegim: Geoguessr'im.
önüme konlan herhangi bir fotografin hangi ulkeden oldugunu saniyeler icinde, tam yerini ise birkac dk icinde bulabilirim. cok zorlayici fotolar cikiyor ama bulunuyor yani.
bu yetenegimden burada da faydalanan insanlar oldu 😁
+8
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.02.26)
Kulağımı ve burnumu oynatabiliyorum. Acıya normal insandan daha fazla dayanıklıyım.
0
gabe h coud
(08.02.26)
hafizam asiri guclu. atiyorum bilmemne sifresini giriyoruz ya karisik sifreler, birkac dakika sonra tekrar girmem gerektiginde hafizamda kalmis oluyor. ozellikle ezberlemiyorum. okudugum seyleri unutmam.

nerede ne olayi kimle yasadigimi cok net hatirliyorum. genelde karsimdaki insanlarla konusurken sasiriyorlar. hatta cogu sosyal durumda tuhaf hissetmesinler diye bazi seyleri hatirlamamis gibi yapmak zorunda kaliyorum.
+2
antikadimag
(08.02.26)
Duyduğum melodiyi bire bir doğru notalarla çalabiliyorum (müzisyen değilim).
Belleğim çok iyidir, özellikle görsel bellek ve yüz tanıma.
Belleğim yüzünden evin Google'ı diyorlar bana. Sürekli herkesin arkasını topluyorum.
0
pro9it9is9
(08.02.26)
Ayağımın topuğunu burnuma ve kulağıma değdirebiliyorum +1
Amuda kalkıp, Spagat açabiliyorum. Astavakrasana, tittibhasana, chin stand, super soldier, Atlas gibi yoga asanalarını yapabiliyorum.

Acıya dayanıklılık +1
Hem fiziksel hem psikolojik :p
0
kullanicadi
(08.02.26)
Gördüğümü duyduğumu kokladığımı okuduğumu asla unutmam hiçbir şey gözümden kaçmaz.
Bir ortamda kim kime aşık hemen anlarım.
Filmlerin dizilerin sonunu her zaman anlarım kim kalleş kim değil anında çözerim
0
Hallegadola
(08.02.26)
Soğuğa dayanıklılık. Herkesin montlu olduğu ortamlarda tişörtle gezerim. Çok zor hasta olurum. Bunu yetenek olarak görüyorum çünkü bu aşamaya kendimi kendim getirdim.
+2
dawsonscreek
(08.02.26)
damak tadım olabilir belki, yemeğin içinde hangi baharatlar var tek tek sayabilirim anlayıp, tabi bu bir yetenekse :D
0
darthvader
(09.02.26)
bazen rüyalarımı kontrol edebiliyorum.
0
antihero
(09.02.26)
İçimde biri var, hem saatin kaç olduğunu her zaman çok iyi biliyor hem de zamansız yaşıyor, zamandan kopuk. Bazen uykumun arasında bile saatin kaç olduğunu elifi elifine biliyorum.
-2
muhayyer divan
(09.02.26)
resim yapabiliyorum, her şeyi birebir çizerim ve portreleri çok iyi benzetirim :d bir rengin içinde hangi renkler var kolayca görüp aynı rengi oluşturabiliyorum resim yaparken. müzik kulağım da var ayrıca. mutlak kulak değilim ama notalarını bilmeden bir melodiyi piyanoda çıkarabiliyorum. saten gsl ve gsf mezunuyum.

çok hızlı şekile çok fazla tatlıyı yiyebiliyorum. :d

en yaramaz ve saldırgan kediyi bile uysallaştırabiliyorum. sadece bana uysal oluyorlar tabii :d
0
art cat chocolate
(09.02.26)
(4)

Paletin faydası var mı

arbre
Havuz için palet almak istiyorum. Paletin gelişim açısından bir faydası var mı yoksa tamamen daha kısa sürede daha çok mesafe gitmek ve keyif için mi?Bir de burnuma su kaçınca sinir oluyorum. Burun kapatıcı kullanıp ağızdan nefes alıp versem teknik olarak uygun olur mu?
Havuz için palet almak istiyorum. Paletin gelişim açısından bir faydası var mı yoksa tamamen daha kısa sürede daha çok mesafe gitmek ve keyif için mi?

Bir de burnuma su kaçınca sinir oluyorum. Burun kapatıcı kullanıp ağızdan nefes alıp versem teknik olarak uygun olur mu?
-7
arbre
(08.02.26)
Yok. Palet senin daha az eforla daha çok şey yapmanı sağlayan bir şey.
0
logisticsmanager
(08.02.26)
love and trust, nefesi burundan değil, ağızdan versem olur mu onu merak ediyorum.
-3
🌸arbre
(08.02.26)
Havuz paleti yani kesilmiş paletler teknik geliştirebilmek içindir, senlik değil. Burnuna su kaçmaması için suya girdiğinde burnundan nefes vermelisin. Burun tıkacı bu noktada işe yaramaz. Suyun içinde ağızdan nefes veremezsin aksine su yutarsın. Önce normal yüzmeni geliştirmelisin, onun da kestirme yolu yok. Yüzdükçe alışırsın.
0
bloodymoon
(08.02.26)
Arkadaşlar havuz paleti daha hızlı yüzmek, mesafeyi daha hızlı kat etmek için değil, bacak çalışmak içindir. Bacaklara ağırlık bağlayıp koşmak gibi. El paleti de öyle. İlk turda vay eforsuz ne de güzel gidiyom dersin, ikinci turda bacakların yanmaya başlar. Evet hızlı gider, çabuk mesafe kat edersin ama adamın anasını ağlatır. Yeni başlıyorsan senlik bir şey değil.
+2
kibritsuyu
(08.02.26)
(5)

kopegin kakasını doğadan toplamak

duyurukullanıcısı
yol ok, kaldırım ok, insanların gezdiği yerler ok.tatluş doğada, çimlerde gezinirken yaptığı kakaları da alıyor musunuz?insanın girmeyeceği zaten sokak kedi ve köpeğinin gezdiği yerler.
yol ok, kaldırım ok, insanların gezdiği yerler ok.

tatluş doğada, çimlerde gezinirken yaptığı kakaları da alıyor musunuz?

insanın girmeyeceği zaten sokak kedi ve köpeğinin gezdiği yerler.
0
duyurukullanıcısı
(08.02.26)
ben alıyorum, ben nasıl oralara girdiysem başka biri de köpeğini gezdirmek için ya da başka bir sebeple girebilir. kendi ayakkabıma bulaşsa memnun olmayacağım için her durumda alıyorum.
+4
pide
(08.02.26)
doğa bir ormansa alınmaybilir.

ama park bahçeyse, çim de olsa alınmalı. çünkü senin gibi 20 kişi orda köpeğini gezdirip almasa, sen 1 hafta sonra orda köpeğini gezdiremezsin, tuvalete döner orası.
+2
tchuck
(08.02.26)
Ben doğal olan şeyleri doğada bırakmak, hatta özellikle doğaya atmak taraftarıyım.

İnsanların dolaştığı yer değil de dağ bayır orman ise kakayı almayı bırak, organik atıklarımı (meyve çekirdeği, elmanın kabuğu, koçanı vs) kendi halinde çürüyüp doğaya karışmak üzere toprağa atıyorum.

Ama kavrulmuş ayçekirdeği kabuğunu değil. Onun artık doğal tarafı kalmamış.
0
kibritsuyu
(08.02.26)
Hayır. Doğal bir yerde yaşıyorum ve birinin evinin kenarı vs değilse almıyorum ki kimse almıyor. Zaten oradan inek de at keçi her hayvan geçiyor.
-1
logisticsmanager
(08.02.26)
Park düzenlemesi yapılmış, şehir içi çimlerden toplamak gerekir.
0
pro9it9is9
(08.02.26)
(5)

Vfs global randevusuz vize başvurusu - İstanbul

bcdhms
merhaba,Çekya için aylardır randevu saati bulmaya çalışıyordum, bir acenteye de para verdim ama şubat ayı içine yer bulamadılar. (17 mart için bilet almıştım)evraklarımı hazırladım, sabah çok erken saatte gidip sıraya girsem, gelmeyen birisinin yerine girmeyi denesem şansım olur mu?nette okuduğuma g
merhaba,

Çekya için aylardır randevu saati bulmaya çalışıyordum, bir acenteye de para verdim ama şubat ayı içine yer bulamadılar. (17 mart için bilet almıştım)

evraklarımı hazırladım, sabah çok erken saatte gidip sıraya girsem, gelmeyen birisinin yerine girmeyi denesem şansım olur mu?

nette okuduğuma göre walk-in hizmeti turistik vizeler için kaldırılmış, yine de boşluk olması durumunda içeri alırlar mı? yakın zamanda böyle bir şey deneyen oldu mu?

veya vfs'ye gittiğinizde bu şekilde evraklarını teslim edebilenler gördünüz mü?

en ufak bilgi çok makbule geçecek :(

teşekkürler,
0
bcdhms
(07.02.26)
Abi bu iş böyle olabilecek bir şey olsaydı zaten bu kadar insan randevudan şikayet etmezdi, herkes sabah kapıya sıra olurdu.
Güvenlik içeri almaz.
+2
logisticsmanager
(08.02.26)
idata için söylüyorum değil dışardan birini almayı, kendi randevunuza bile 10 dakika öncesine kadar giriş izni vermiyolar. girişte de size yolladıkları pnr kodunun son 3 hanesini istiyorlar.
+1
yüzyıllık yalnızlık
(08.02.26)
vfs yi sali pazari gibi dusunun. randevulu hali bile rezalet
+1
ala09
(08.02.26)
Gideceğiniz ülkede oturumu bulunan birinden resmi davetiye alırsanız ancak o zaman walk-in ile vize başvurusu yapabilirsiniz. Turistik vize başvurularında uygulanan bir yöntem değil walk-in.

Bu konuda yapabileceğiniz pek bir şey yok eğer resmi 'Alie Arkadaş Ziyareti' davetiyesi alamıyorsanız. Ama önerim Instagram'da ucuz uçak bileti diye bir hesabın kanalına katılmanız. Onlar VFS ya da diğer aracı kurumların randevu sistemi açıldığında paylaşım yapıyorlar. Hemen girip randevu oluşturabilirsiniz. Ama bırakın Mart 17'deki bileti, Nisan ayına kadar randevu var mıdır o bile meçhul.
0
himmet dayi
(08.02.26)
yunanistan daha hızlı veriyor diye biliyorum. çekya yerine yunanistan'a bakma şansınız yok mu? başvurunuzda niyet mektubu yazıp hem mart ayındaki çekya planınızı söyleyin hem de yazın yunanistana tekrar girerek tatil yapmak istediğinizi belirtin, en azından belki 3 ay falan çıkar (15 gün, 1 ay gibi de verebiliyolar çünkü). para ödediğiniz kurum belki yunanistanı da takip ediyordur. tatilinizden önce çıkarsa bi hafta sonu hemen gir çık yaparsınız yunanistan'a, yapabiliyosanız.
0
nathanieltroy
(08.02.26)
(4)

Yine bir araç sorusu (direk işlemli ama açıklaması var)

hadi ya la
Kaporta için sanayide işlem yaptırmak gerekiyor ama tam ihtiyacıma uygun bir araç gibi geldi. Tam bütçeme ve ihtiyacıma göre. Fiyatı piyasadan 100.000 TL kadar ucuz. Araç değerlemede "670.300 - 692.100 TL" gözüküyor, bu araç 560.000 TL.Kaza fotoğrafları:https://ibb.co/4g5rtwB1https://ibb.co/WWGWv2mj
Kaporta için sanayide işlem yaptırmak gerekiyor ama tam ihtiyacıma uygun bir araç gibi geldi. Tam bütçeme ve ihtiyacıma göre. Fiyatı piyasadan 100.000 TL kadar ucuz. Araç değerlemede "670.300 - 692.100 TL" gözüküyor, bu araç 560.000 TL.

Kaza fotoğrafları:
ibb.co
ibb.co

İlan: www.sahibinden.com

Direk kısmının işlemli olması çok büyük sorun, biliyorum. Ama önden motora/kaputa gelen bir hasar yok, nasıl olmuş bilmiyorum ama tam A sütununa bir şey çarpmış. Yüz yüze görüşmeye gittiğimde soracağım.

* Satıcıyla şahsen tanışmasak da kendisine güvenim oluştu. Kendisi devlet tiyatrosu oyuncusu, bir süredir sahnede izlediğim, bildiğim bir isim. Mesajlaşırkenki üslubu da çok nazikti. Öyle insanı kandıracak ya da gizli kapaklı iş yapacak bir profili yok

Aracı alacak gibiyim,
Ne dersiniz?
0
hadi ya la
(07.02.26)
paudi
(07.02.26)
Aracın fiyatı yeterince uygun değil. Alınmaz bi araba değil ama bu fiyat fazla.
0
antihero
(07.02.26)
Abi şu soruları yıllardır görürüm, belli bir fiyat üstünde herkesin güveneceği araba değilse al diyen görmedim. Normal yani kim sana nasıl bu arabayı al çok iyi diyecek.
Sen bizi dinleme yani, aynı arabayi ikinci sorusun. Al ve kendi kararın olsun. Elinde patlarsa da öğrenmiş olursun.
Örnek verirsem sana arkadaş BMW aldı ikinci el, çok mutluydu ki bana sorsa alma derdim. Ama daha birkaç yıllık arabada bile birkaç arıza çıktı şimdi satıp toyota falan alacak uğraşamam böyle sorunlarla kol gibi masrafiyla diyor. Denedi, olmadi. Sende de öyle yani, kararı kendin al.
+1
logisticsmanager
(07.02.26)
@antihero +1 bu araç 400 falan olsa al denir. 600 falan daha düşük km olanlar var. km düşük böyle bir hasarı olsa al derim ama bu fiyata alma. aslında masrafı çok sıkıntı yaratacak bir sorun değil ama türkiyede bu hasar büyük sorun.
0
mikahakkinen
(07.02.26)
(13)

Bu kızla buluşsam mı

arbre
Annemin arkadaşının kızını bir süre önce Instagram'da takip etmiştim. O da beni takip etti. Annesi ikimizi sevgili olarak düşünmüş ama ben arkadaş olarak konuşmak istiyorum. İkimiz de mühendisiz ve arkadaş olabileceğimizi düşünüyorum. Ama bazı çekincelerim var.1. Kız ve annesi sevgililik beklentisin
Annemin arkadaşının kızını bir süre önce Instagram'da takip etmiştim. O da beni takip etti. Annesi ikimizi sevgili olarak düşünmüş ama ben arkadaş olarak konuşmak istiyorum. İkimiz de mühendisiz ve arkadaş olabileceğimizi düşünüyorum. Ama bazı çekincelerim var.

1. Kız ve annesi sevgililik beklentisine girmiş ama ben başka bir kıza aşığım uzun süredir. Bu kızla ilişki düşünmüyorum. Buluşmanın first date değil, arkadaşça olmasını istiyorum ama bu kızın kafasında beni istemedi düşüncesi oluşturmamalı.

2. Beni istemedi olarak düşünürse benimle bir daha buluşmayacağını düşünüyorum.

Bu konuyu nasıl çözebilirim?

Belli bir yaştan sonra kızla erkek arkadaş olamıyor mu?
-25
arbre
(07.02.26)
Bir başkasına âşıkken kadınlarla arkadaşlık kurma kafası nereden geliyor onu anlamıyorum sevgili arbre. Yanlış yapıyorsun, hayat da bunu sana böyle böyle gösteriyor aslında ama okuman yok. Oku lütfen. Delikanlı olun azcık. Her kadın sevgiye ilgiye tok olmaz, her kadın her şeyi arkadaşça düşünmez, rica ediyorum biraz gerçekçi ol.
+3
muhayyer divan
(07.02.26)
muhayyer divan, noluyor kız, ne bu sinir. Aşığım dedim, sevgilim ya da eşim demedim. Kendi kendime ömür boyu aşk acısı çekmem de çok mantıklı değil.
-13
🌸arbre
(07.02.26)
Buluş abi ne kaybedeceksin bilakis belki yeni bir birlikteliğe yelken açacaksın, ha baktınız olmadı zaten kafanda başka biri varmış o kanaldan devam edersin.
0
kizil karga
(07.02.26)
Âşık olsan gözün arkadaş falan aramaz arbreeeeeeee iki kişinin bindiği tır değildir.
+3
muhayyer divan
(07.02.26)
Abi aşık olduğun kız geçen kavgalik olduğunuz ve senin intikam alma soruları sorduğun kiz değil mi?
Vallaha bu kız ile herhangi bir şekilde evlenirsen bizleri çağır çeyrek takalım çünkü bu olayın oluru yok neredeyse iki sene olacak kiz sana bir kere bile evet demedi.
Ne yap bilemem de senin şu kiza takılmayı birakman lazım, aşk tek kişi yaşanmıyor.
Bak bu kiz da mühendis işte tam senlik, bence git gör.
+2
logisticsmanager
(07.02.26)
ortam bu kadar yanlış anlaşılmaya müsaitken neden arkadaş olmaya zorluyorsunuz çok manasız.
+4
iwillsee
(07.02.26)
logisticsmanager, intikam almayacaktım, sadece aynı saygısızlıkla karşılık vermeyi düşündüm ama aramız iyi olunca uzatmadım. Ben de farkındayım o noktaya gelemediğimizin. Ben de takılmayı bırakmak istiyorum zaman zaman ama olmuyor. 1 yılda unutamadığımı şu an hiç unutamam. Mühendis kıza duygum 0. Tamamen ev iş arasında yaşadığım için aktivite için konuşmayı düşündüm.
-7
🌸arbre
(07.02.26)
kizi ve annesinin sevgililik beklentisi var ise ve siz başkasına asıksanız neden bu kızla buluşup kizin ileri de mutlaka üzüleceği bir durum yaratıyorsunuz. bu olay sonunda anneniz ve arkadasinin da araları bozulacak zaten.

asik oldugunuz kızın size yuz vermeyip siz de ilgiyi baska yerden rakip kendi özgüveninizi tazelemek istiyorsunuz gibi. yapmayın
+8
oscar
(07.02.26)
oscar, ilgi istemiyorum, tamamen arada buluşup bir şeyler yapmak için. Kahve içmek, konsere gitmek, gezmek...
-7
🌸arbre
(07.02.26)
kızla siz görücü usulü eşlenmişsiniz artık. tanımadığın ama ailenin tanıdığı kızı eklemeyeceksin, hele "aktivite" için hiç eklemeyeceksin. yanlışsın, yanlış yapmışsın. şimdi kızla buluşup, ciddi ciddi bi ilk görüşme yapman lazım. bundan sonrasında o gçrüşmeyi yapar da olumlu ilerlemezsen annen bir arkadaş kaybedecek, bolca dedikodulara konu olacak.

bir de cevaplara yazdıklarınızdan anlıyoruz ki, özrü kabahatinden büyük derler ya, o hesaptasınız. kızla flört, etkinlik buluşma ama ciddiyet? yok. bir yaştan sonra eşraf kızıyla bunlar olmaz. iş arkadaşınla olur, dans kursundan, seramikten filan olur.

geçmiş olsun.
+2
klassno
(08.02.26)
Ya böyle kendini şartlama. Belki bu kız daha çok hoşuna gidecek muhabbeti saracak. Aşk platonik mi kaldı olm lisede miyiz? Takıl kızla yumul
+1
Hallegadola
(08.02.26)
Hallegadola, yok gitmez o açıdan beğenseydim 10 kere buluşurdum, sadece arkadaş olarak görüyorum
-3
🌸arbre
(08.02.26)
halihazırda birine aşıkken , sizden hoşlanan yada bu anlamda beklentisi olan biriyle görüşmeye gitmeniz bence mantıklı değil, hem siz kendinizi kötü hissedeceksiniz hem de karşı tarafın niyeti zaten belli ve o o açıdan yaklaştıkça siz yine arkadaşça davranmaya çalışarak denge korumak zorunda kalıp hem yorulup hem de kendinizi tuhaf pozisyona sokacaksınız. ayrıca niyeti bu denli netse karşı tarafın sizin gitmeniz bile ona umut vermek olacak ki burada kız zaten üzülecek ve sebebi olacaksınız.
+1
darthvader
(09.02.26)
(7)

15000 Km Bakımı Hakkında

lapetitemort
Sıfır aldığım aracın 2. yılı doldu, 13000 km civarında kullandım. Yetkili servis için randevu aldım ama bu sefer biraz fazla maliyet çıkardı. En önemli maliyet kalemi de buji değişimi.Sorum şu: Ben bu bakımı yaptırmak zorunda mıyım? Yani gerekli mi? Bir de esas maliyeti arttıran şu bujiyi değiştirme
Sıfır aldığım aracın 2. yılı doldu, 13000 km civarında kullandım. Yetkili servis için randevu aldım ama bu sefer biraz fazla maliyet çıkardı. En önemli maliyet kalemi de buji değişimi.

Sorum şu: Ben bu bakımı yaptırmak zorunda mıyım? Yani gerekli mi? Bir de esas maliyeti arttıran şu bujiyi değiştirmek için erken mi? Buji değişimini yapmamak gibi bir şey saçma mı olur?
0
lapetitemort
(06.02.26)
araba ne? ilk defa mı bakıma götürdün? ilk defa götürdüysen garantisini bozmuş olabilirsin.
garantiye takmıyorsan yetkili serviste yaptırmak zorunda değilsin. buji değişimi için yönerge servis kitapçığında yazar ona bak ne kadar sürede bir değişmesi gerekiyormuş ya da internetten araştır.
0
jelly bear
(06.02.26)
Buji için çok erken
0
HellKeePer
(06.02.26)
Abi çoğu arabanın internet sitesinde hangi bakımda ne yapılacağı yazıyor.
Eğer sen arabanın bakım listesinde yazan şeyi serviste istemiyorum dersen o zaman garantiden çıkar.
Zaten yetkili servisin yapacağı bakım şekline güvenin yoksa yetkili servise de gitmeye gerek yok.
0
logisticsmanager
(06.02.26)
13binde buji degismez. performansli araclarda bile 40bin'de bir degistiriyorsun.
baska servise gotur.
0
cooperr
(06.02.26)
buji degisimi normal degil 13 binde. neden oldugunu sor, yaptirmak zorunda degilsin ama garanti sureclerini nasil etkiler bilemiyorum.

yani 10binde buji degismesi gerekiyorsa neden garantiden degismiyor anlamak cok guc. sacmalik dupeduz.
0
antikadimag
(06.02.26)
Abi araba marka modeli yaz, görelim. Ikinci yil demissin, bazi arabalarda 15 bin/1 yil muhabbeti var haliyle 2 yil 30 bin oluyor. Acaba diyorum planda mi yazıyor.
Yoksa antikadimag dediği gibi; bujide normal varsa garantiden degismeliydi. Buji değişmeli diye bakim planında yaziyorsa (ki beni de sasirtir) o zaman garanti sorunu olur.
0
logisticsmanager
(07.02.26)
1 yıl 10000 hangisi önce gelirse yada 1 yıl 15000 km hangisi önce gelirse şeklinde ilerler bakımlar 2. Yılda ilk kez götürüyorsan garantiden düşer yüksek ihtimal.

13.000 de buji anormal geldi bana.
Başka yere git buji sebebini sor.
Araba marka model de yaz merak ettim
0
basond
(07.02.26)
(10)

torpil mi referans mı ?

delidir yakalayin
şimdiki işyerimden mutsuzum. yeni bir iş bakınırken hoşuma giden bir iş ilanı ile karşılaştım ve başvurdum. sonra firmaya baktım ki eskiden çalıştığım bir yöneticim şirkette bayağı yüksek bir pozisyonda hatta yönetim kurulu üyesi. beraber çalıştığımız dönemde kendisi ile aramız çok iyiydi. sizce l
şimdiki işyerimden mutsuzum. yeni bir iş bakınırken hoşuma giden bir iş ilanı ile karşılaştım ve başvurdum. sonra firmaya baktım ki eskiden çalıştığım bir yöneticim şirkette bayağı yüksek bir pozisyonda hatta yönetim kurulu üyesi. beraber çalıştığımız dönemde kendisi ile aramız çok iyiydi. sizce linkedin den mesaj göndermeli miyim ? böyle böyle iş ilanına başvurdum uygun görürseniz ik ya iletebilir misiniz şeklinde ? şimdiye kadar hiç torpil - referans ile iş sahibi olmamış, bulmamış birisi olarak bana biraz garip geliyor. amacım da zaten beni işe sok değil, görüşme şansı elde etmek.
0
delidir yakalayin
(06.02.26)
torpil degil ancak yardımcı olur. o da olmak isterse torpil diye düşünme. benim calıstıgım yere hep insanlar referansla geliyor eski iş arkadaslarını getiriyorlar vs.
0
koela
(06.02.26)
torpille alakası yok. bence aramalısın
+1
messina123
(06.02.26)
Haketmeyen adamın haketmedigi pozisyona verilmesine torpil denir. İlgi kişi size referans olacak sadece
0
limonlu eksi
(06.02.26)
Topril değil referans.
Bizim şirkette direkt buna sistem var ve şirket sana para karşılığı olan puan veriyor eğer referans olduğun kişi işe alınırsa. Çünkü şirket için de daha iyi win-win.
0
logisticsmanager
(06.02.26)
referans tabi ki
0
dfn4
(06.02.26)
ne alaka torpille zaten seninle görüşecekler bir süreç yürüteceksin IK ileçç sadece görüşmek için mesaj atcaksan torpil olmaz.. direk işi alım yaptırırsa o zaman torpil olur
0
eja
(06.02.26)
normal durumda bunun adı referans. yönetim kurulu'ndan gelen kişiye ik da çok kolaylaştırıcı yaklaşır büyük bi falso yoksa, oradan torpilli bi referans denilebilir. işe uygun olan biriyseniz -siz kendinizi değerlendirin- referans, değilseniz torpil sayabilirsiniz. benden daha iyisi vardır vs garip düşüncelere düşmeyin. :)
0
klassno
(06.02.26)
Bunu yazma: "böyle böyle iş ilanına başvurdum uygun görürseniz ik ya iletebilir misiniz şeklinde ? "
Hal hatır sor, sizin şirkette bi pozisyon varmış ilgimi çekti sizce nasıl de?

Yardımcı olacaksa; şirketi över, olur umarım, sen başvur ben hallederim der.
Yardımcı olmayacaksa; ik ilgileniyor, benim haberim yok, sen yine de başvur, aslında bizim şirket de bu ara o kadar iyi değil der.
+1
nickini vermek istemeyen uye
(06.02.26)
Referanssız torpilsiz işe girmek çok zamanını alır. Bu kadar naif olma
0
michael harddd
(06.02.26)
durum güncellemesi gireyim.

kendisine hal hatır soran ve böyle bir pozisyon var, uygun görürseniz ik'ya iletirmisiniz şeklinde mesaj attım. kendisi de ik'ya ilettiğini ve bana referans olduğunu belirtti. sabahına da ik görüşme için aradı. demekki bu işler böyle ilerliyormuş :) görüş bildirenlere çok teşekkürler.
+1
🌸delidir yakalayin
(25.02.26)
(10)

İntikam alır mısınız

arbre
Biri size saygısızlık yaptı. Fırsat bulunca karşılık verir misiniz? Bu herhangi biri değil. Değer verdiğiniz ya da aranızın iyi olduğu biri.
Biri size saygısızlık yaptı. Fırsat bulunca karşılık verir misiniz? Bu herhangi biri değil. Değer verdiğiniz ya da aranızın iyi olduğu biri.
-7
arbre
(28.01.26)
Ercüment Çözer miyiz abi biz her saygısızlıkta intikam alacak olsaydık işimiz var, hele ki değer verdiğimiz biriyse, alır karşıma konuşurum bak sen böyle böyle yaptın ama bu benim ağırıma gitti diye, verdiği karşılığa göre ben de tavrımı belirlerim ama intikam almak falan büyük konular, birinden intikam alma hissi oluşması için gerçekten buna değecek bir şeyler yaşanması lazım diğer türlü hayatı uçlarda yaşayan bi ruh hastası gibi oluruz.
+2
kizil karga
(28.01.26)
almam ya, elime fırsat geçse dahi kıyamam.
ama şu amcanın öz kardeşine yaptığı muameleyi yapmak isterim:


eksisozluk.com

burda bir ben... diye başlayan bir nick vardı, sürekli sorularıma musallat olur ve kalitesizliğinden dem vururdu alay ederdi. kendisi neydi acaba görmek isterdim. bir tek ona yapmak isterdim bu muameleyi.

şeker portakalındaki zeze gibi olabilseydik keşke:
-Biliyor musun, insanları öldürüyorum Portuga.
-Bunu nasıl yapıyorsun Zeze?
-Onları unutarak.
-3
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(28.01.26)
Sana bir arkadaşımdan bahsetmiştim sanki ondan intikam almak için çok plan yaptım ama hayat benim intikamımı güzel bir şekilde aldı ve gerek kalmadı ama hala bir şeyler yapsam mı diye düşünüyorum.

''"nehrin kenarında yeterince beklersen düşmanlarının cesetlerinin yüzerek önünden geçtiğini görürsün"''
0
Kahvedesu
(28.01.26)
Alırım, canı yeterince acıdığında da şu zaman sen bunu yaptığında ben de böyle hissetmiştim derim. İçimde dert olup ömrümü yiyeceğime onunkini yesin.
+2
antihero
(28.01.26)
Dizilerdeki gibi öyle entrikalar büyük intikamlar değil de kızdığım bir şey olduysa yeri gelince mutlaka lafımı sokar hatırlatırım.
0
mutekebbir
(28.01.26)
Yok. Böyle şeylere zamanım yok.
Abi kizdan intikam falan almaya çalışma.
+1
logisticsmanager
(29.01.26)
eskiden çok takar alırdım, son 1-2 senedir o kadar uzatmıyorum kafamda.
0
summerjam0306
(29.01.26)
Deve gibiyim, içime dert olur, misliyle acısını çıkarmadan rahat edemem.
0
kimlanbu
(29.01.26)
intikam almam benim genelde küsme huyum var
0
Sadece soruyorum
(29.01.26)
Intikam almak ya da sonrasında karşılık vermek değil de yaptığı saygısızlık ya da başka bir şeyin yanlış olduğunu o anda söylemek gerek
0
pembediken
(29.01.26)
(19)

Üniversiteye geri dönseniz hangi özelliğinizi değiştirirdiniz?

zen1th
Ben bilgisayar okurdum kesinlikle
Ben bilgisayar okurdum kesinlikle
0
zen1th
(27.01.26)
İstanbul dışında okurdum.
Ekşi sözlük gibi yerlere girmezdim.
Daha az ilişki yaşar, daha çok ders çalışırdım.

Ama bunların tamamı boş laf bakınca. O zaman öyleydi şimdi böyle neticede.
+1
sekizdokuzon
(27.01.26)
ben bilgisayar okudum, ama bilgisayarla alakalı bir iş yapmadım, yapmıyorum. şu andaki sektörümle alakalı bir şey okurdum.
0
co2s2
(27.01.26)
Rusça yerine bir avrupa dili öğrenirdim ama bize yol gösteren yoktu o dönem.
Onun dışında bir şey değiştirmem çünkü hanımla tanıştım, kendisiyle tanışmama riskini alamam. Kelebek etkisi olmasın.
0
logisticsmanager
(27.01.26)
Sosyal yönümü daha erken olgunlaştırmak amacıyla insan içine çıkardım bilen bilir Görükle'yi, orada yaşıyordum okurken. Hatta kaldığım yer Görükle'nin de dışında kalıyordu. :D Öğrenci ortamlarına girmekten bahsetmiyorum aslında insan içine çıkamk derken. Haftasonu, dönem arası, yaz dönemi gibi tatillerde muhakkak alanımla ilgili işerde çalışırdım.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(27.01.26)
Uzun ilişki istemezdim, 1 tane uzun ilişki yerine 5 kısa ilişki daha iyi olurdu, sosyalliğimi geliştirirdim
-7
arbre
(27.01.26)
Derslere daha çok asılırdım ve iş hayatına o zamandan ufak ufak adım atmak iyi olurmuş. Daha fazla skill edinmeye çalışırdım tabi o zamanlarda öngörülü olamıyor insan.
0
pembediken
(27.01.26)
Bölümümü değiştirirdim öncelikle. 4 senede bitirmeye de çabalamazdım, bir yandan değişik işlerde çalışırdım, okul gerekirse biraz uzardı. Ders çalışmaktan ilgi alanlarımı geç keşfedebildim, kendimi çok sonradan buldum. 18 yaşın ömür boyu yapılacak mesleği seçmek için çok erken olduğunu düşünüyorum.
0
kullanicadi
(27.01.26)
Branşımla ilgili CVmde bana artı değer katacak bütün kurslara giderdim.
İkinci bir dil kovalardım.
Finansal okuryazarlığımı o yıllarda geliştirirdim.
0
Mirket
(27.01.26)
Gurbette değil memleketimde okumak isterdim. Dini vecibelerimi yerine getirmek isterdim. Okuduğum bölümü de belki değiştirmek isterdim ondan tam emin değilim. Arkadaş ortamımı kesinlikle değiştirmek isterdim.
0
Topalordek
(28.01.26)
Sosyal bilimler yerine teknik bir bölüm hatta burun kıvırdığım mühendislik bölümlerinden birini okurdum.
0
Amaranta ursula
(28.01.26)
anksiyetemi, depresyonumu, beni, kendimi...
0
anon1m
(28.01.26)
Üniden mezun olmadan iyi bir yayın yapma şansım vardı, üşenmiştim. Onu yapardım. Onun dışında bi keşkem yok. Uzun bi süre yanlış bölüm seçtiğimi düşündüm ki hâlâ daha bana daha uygun bölümler olduğunu biliyorum ama hayatımın şu ana kadarki kısmından şikayetim yok pek. Riske atmak da istemem
0
nundu
(28.01.26)
Laboratuvarlar ve sınavlar dışında okula uğramamış birisi olarak okula daha çok gider, insanlarla daha çok kaynaşmaya çalışırdım. Okul dışı etkinliklere de katılmaya çalışırdım. Koskoca şehrin sosyal imkanlarını kullanmadan sap gibi okul okuyup mezun olduk.

Dövüş sporlarına daha üniversitedeyken başlardım. Mezun olduktan sonra can sıkıntısından başladık ama gençlerin reflekslerini, yaşıtlarımın deneyim seviyesini görünce geç kalmış hissettiğim oluyor.
0
aloha snackbar 3
(28.01.26)
Başka bir üniversite seçerdim.
0
peki madem
(28.01.26)
yirmi yıldan fazladır kesintisiz üniversite okuyorum. meslek seçimime ailem karışmadı; ama önlisanstan sonra maddi destek de sağlamadıklarından, oldukça zorlu yıllar geçirdim. bununla birlikte mesleğimle alakalı okunabilecek tüm okullarda ve seviyelerde okuma şansı buldum diyebilirim. bu sebeple kendi adıma çok pişmanlığım yok.
gençlere en temel önerim; zaman yönetimini baştan öğrenip, okula ve notlara olduğu kadar, sosyal hayata, klüplere, etkinliklere de yeterli vakit ayırıp, her alanda donanımlı bir insan olmaya çabalamaları olurdu. benim bunlar için ne halim, ne vaktim, ne de beş kuruş param vardı ne yazık ki. bu sebeple full ineklemekten başka şansım yoktu.
şimdiki gençler çok daha şanslı. mesela aileler artık yüksek lisansı, lisansın devamı gibi görüp, finanse ediyor. bu türlü, sosyalleşme imkanı olan bir öğrencilik hayatı çok tatlı olurdu bence. bakıyorum, lisans öğrencileri, skuba gibi -bana çalışan halimle pahalı gelen- sporları yapabiliyorlar. böyle finansman imkanlarım olsa 20 değil, 30 yıl öğrenci olurdum :D
0
lil siztah
(28.01.26)
En az bir dil daha öğrenirdim, hatta mümkünse daha çok. Şu anki kariyerimde bir kaç dil daha konuşsam çok çok güzel olurdu.
0
kumandanim
(28.01.26)
"şimdiki aklınla o zamana döneceksin" türü, mevcut becerimiz ve tecrübemiz dâhilinde bir değişiklikse bu önüme bakıp kazandığım ilk bölümü bitirirdim. severek, isteyerek gitmiştim aslında ama çok çabuk vazgeçtim. aslında devamında olanlardan da pişman olmadım, hikâyenin ta en sonunda pişman oldum. şimdi dönüp bakınca en başta fantezi aramamak en iyisi olabilirmiş diyorum. orada sefillik olarak gördüğüm şey bütün hayatım oldu. şimdi imkânım olsa o sefilliği paşa paşa 4-5 sene çeker, önüme bakardım.

şıp diye cinden dilek dilemeli bir özellik değiştirebiliyorsak anksiyetemi yok etmek isterdim. böyle söyleyince insanlara şımarıklık gibi geliyor. gerçekte HİÇBİR ŞEY YOKKEN nasıl perişan olduğumu, yaşadığım bazı şeylerin de etkisiyle nasıl yıprandığımı ben bilirim. o yaşlarda bu kadar ürkek, gergin, mutsuz olmak yerine çok basit şeylere odaklanabilseydim hayatım bambaşka olurdu şüphem yok. hatta anksiyetesiz yaşamak, üç üniversite bitirmekten çok daha iyi olurdu sanırım ama bu ömür boyu uğraşacağım bir şey o yüzden tümüyle elimde veya şimdiki aklımla yapabileceğim bir iş sınıfına koymuyorum.

bir önceki duruma ve hatta daha geçmişe gidersek sanırım "çalışmayı öğrenme" kavramını oturtabilmeyi çok isterdim ek olarak. hayatım boyunca hiçbir şeyi çalışarak elde etmedim desem yeridir. altın tepside de sunulmadı. müthiş keyif verdiği, ben uğraşmakla sevdiğim için saldırdım ve bu bana liseyi kitap açmadan yüksek not ortalamasıyla bitirme/alanımda iyi üniversitelere girme şansı verdi. öyle 500 üzerinden 490'lık puanlardan bahsetmiyorum asla ama ben kendi alanımda canım sıkılınca istanbul üniversitesi, ertesi sene ankara üniversitesi filan yazıp tutturuyordum yani. ama sevmediğin şeye katlanma, anlamadığın şeyin üstüne düşme, sistemli olarak emek verme, 30 gün boyunca 1 verip en sonunda 30 alma... bu mefhumları hiç geliştiremedim. genel bilişsel kapasite olarak şikayetim yok ama bazı açılardan çok aptal hissediyorum kendimi yalan yok.

öyle olunca GLOBALLEŞEN DÜNYAMIZDA tutunamadık zaten. gerçekten kendimi övmek için söylemiyorum üç tane adamın işini tek başıma yapardım ama cv hazırlamaya üşendiğim için başvurmazdım çünkü ustası olduğum, sevdiğim, bildiğim bi şey değildi. bu herif aptal değil de nedir? yav olum düz yolda herkes sürer, sen en ufak virajda şarampole yuvarlanıyon? bir değil iki değil insan hiç mi ders çıkarmaz, hiç mi öğrenmez? einstein ne demiş, bir şeyi bir kez yapmak hatadır ama aynı şeyi ikinci kez yapmak ise ulan bu der meister ne mal herif demiş.

onu çözebilmek isterdim. bu yaştan sonra da yapabileceğime inancım yok beyin muşmulaya döndü zaten becerebildiğimizi de beceremez olduk pii.
0
der meister
(28.01.26)
Daha fazla sosyal olurdum. Daha fazla film dizi izlerdim. Daha fazla kitap okurdum. İngilizeye abarnırdım. Kendime hayat ve yaşam anlayışı geliştirebilseydim.

Keşke evde mal mal boş takılmasaydım.
0
put it in your appropriate place
(28.01.26)
ya istanbul'da okur (yıldız teknik makina) ya da 8-10 senede bitireceğimi bile bile yurt dışında (viyana teknikte herhangi bir bölüm) okurdum ve en başından yurt dışına kapağı atardım.

veya taa 2010 - 2011'den beri green card başvurusu yapardım.
0
rain when i die
(28.01.26)
(7)

aile yılı ve 5.5 saat doktor beklemek

Mirabel
Bugün hastaneye gittim göz kontrolüne. Devlet hastanesi ama prof olduğu için paralı tabii ki. Randevum 13:40taydı. 13te işlerimi hallettim beklemeye başladım. 3 oldu hala çağıran yok. Benden sonra gelenleri alıyorlar. Neymiş çocuklar öncelikliymiş, arkasından 65 yaş üstü varmış. İptal etmek istedim.
Bugün hastaneye gittim göz kontrolüne. Devlet hastanesi ama prof olduğu için paralı tabii ki. Randevum 13:40taydı. 13te işlerimi hallettim beklemeye başladım. 3 oldu hala çağıran yok. Benden sonra gelenleri alıyorlar. Neymiş çocuklar öncelikliymiş, arkasından 65 yaş üstü varmış. İptal etmek istedim. Girişiniz ve ölçümünüz yapıldı olmaz dediler. O zaman bana başka randevu verin 1 ay sonra gel deyin yeter ki beni burda boş boş bekletmeyin dedim.
Sekreter zar zor sen git 5te gel dedi. İşe gittim 5te geri geldim ancak 18.30da aldılar. Tüm bekar/genç/orta yaş bekliyor. Sondan 2 önce girdim. Hoca hastaları bitirmeden gitmezmiş.

Aşırı gıcık oldum. Aciliyeti olan tabii ki her koşulda benden önce girmeli. Ama neden çocuklu, 65 yaş üstü girecek diye ben 5.5 saat boş boş hastaneden beklemeliyim ki? 1-2 kişi olur anlarım. O zaman randevu almanın ne anlamı var? Tüm işlerim aksadı.
Bu aile yılı nedeniyle mi böyle? Neye dayanarak böyle bir uygulama yapılıyor?
Çok mu bencil düşünüyorum? Şikayet edeyim mi?
+5
Mirabel
(26.01.26)
hayatımda hiç böyle bir şey yaşamadım. Sık sık kendim ve ailem için gittiğim dönemler oldu bu yıl da gittim. randevulu olarak en fazla bekleme sürem yarım saat oldu. Hatta bazen randevudan önce gidip kayıt açtırarak erken girdiğim de oldu. 65 yaş önceliği doğrudur ama bu kadar 13.40 randevusuna 3 de dahi girememek tuhaf olmuş. paralı dediğiniz sanırım üniversite hastanesi onunla ilintili olabilir. bazen şöyle durumlar oluyor ilgili doktor ameliyata gidiyor ya da yatan hastalarını geziyor bu bir istisna.
+3
biravekahve
(26.01.26)
Bire bir aynısını yaşadım. Üniversite hastanesi. Klasik Türkiye sistem eksikliği. Birilerinin işini yapmaması.
-4
arbre
(26.01.26)
devlet hastanesi dediğiniz üniversite hastanesiyle süreç gerçekten farklı. özel hastane gibi muameleye beklemeyin. hocalar da keyfinden geç almıyor. ben de geçen 13.30a randevu almıştım 3e doğru girebildim.

doktorun sabahki hastaları bitmemiş. ve arada sonuç gösterenler oluyor bunlar randevusuz tabii. bi de doktor her hastaya bilgi vermeye çalışınca sorusunu cevaplamaya çalışınca hastalar bitmiyor. bence de aşırı sinir bozucu ama durum bu. ben çareyi devlete gitmemekte buluyorum. özele gidiyorum kafam rahat oluyor. onun dışında normal devlet hastanelerine gidince randevun varsa çok sıra beklenmiyor.
+4
jelly bear
(26.01.26)
Yok çok salak sistemmiş. Bencillik göremedim.
0
logisticsmanager
(26.01.26)
Aile yılı ile konunun alakasını anlamadım. 65 yaş üstünün öncelikli olması konusu da bir 30 yıldır falan var olan bir uygulama. Yeni bir şey değil.
+1
Mirket
(27.01.26)
hastaneye giderken a4 kağıt ve tükenmez kalem götürüyorsunuz, şikayetinizi yazıp evrak kayıt kısmına dilekçe formatında veriyorsunuz. evrağın sayısını ve barkotunu aldıktan sonra (ki evrağı barkot yapıştırıp size verecektirler) beklemeye başlıyorsunuz. 30 gün içinde cevap gelmezse savcıları göreve sokuyorsunuz. cimer'den copy paste yapmaya alışıklar çünkü. m*murlar somut bir delil olmadıpı taktirde cezalandırılmayacaklarını bildikleri için sülaleleri rahattır, hatta amirleri de onlara arka çıkıyordurlar ama bu şikayetler birikirse doktoru da sekreteri de öttürürler. Sağlık bakanlığı HBYS'lere milyonla para ödüyor, herkesin randevu saati belirli. Kamu görevi yapan adamlar kendilerini dokunulmaz sanmasın, hepsini adam etmesi 1 tane savcıya bakar.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.01.26)
Aile yılı 2025'deydi. 2026'da kaldığımız yerden devam. aileyili.gov.tr
+1
tiredofwaiting
(27.01.26)
(6)

QQQM almıştım 300 bin liralık, altın ve gümüş uçarken yerinde sayıp durdu. Gümüş ne olur bilmem ama altın devam eder. Satıp altına mı geçsem?

santimantal
Amerikan borsasından anlamıyorum.Bir finans uzmanını tavsiyesine uyarak aldım.Şimdi bakıyorum:- QQQM son bir yılda dolar bazında %20 artmış.- Altın %120Bilmiyorum, belki yapay zekâ devrimi 2026'da bu ETF'teki hisseleri daha da yükseltebilir.Ne dersiniz? Satsam mı, satmasam mı , yoksa kısmen mi satsa
Amerikan borsasından anlamıyorum.
Bir finans uzmanını tavsiyesine uyarak aldım.
Şimdi bakıyorum:
- QQQM son bir yılda dolar bazında %20 artmış.
- Altın %120
Bilmiyorum, belki yapay zekâ devrimi 2026'da bu ETF'teki hisseleri daha da yükseltebilir.

Ne dersiniz? Satsam mı, satmasam mı , yoksa kısmen mi satsam? Gerekçesiyle yazarsanız sevinirim. :)
Bu akşam kararımı vermem lazım.
0
santimantal
(26.01.26)
Sepet yap.

Şu an dünyanın başında bir tane deli var. Sözü sözüne uymuyor ve ağzından çıkan her söz dünya siyasetini ve ekonomisini şekillendiriyor. Yarın ne yapacağını, ne diyeceğini yakın çevresi dışında kimse bilmiyor. Böyle bir ortamda bir tek ata oynamak büyük kumar olur bence. Sepet önerim ondandır.
Yarın 'Çinle anlaştık, Dünyayı aramızda paylaştık.' dese de şaşırmam, Çin, 'Yeter ulan yaptıkların.' deyip, Basra körfezine bir uçak gemisi yollasa da şaşırmam. Çivisi çıktı artık her şeyin.
0
Mirket
(26.01.26)
vallahi aynı dertten muzdaripiz. bir miktar qqqm aldım öylece duruyo. tunç hoca altın gümüş aşırı alım bölgesinde dediği için almadık faizde kaldık nerdeyse 700k öylece tl de kaldı. altın gümüş almıştım da onları çok az almıştım ne yazık ki.
0
Sadece soruyorum
(26.01.26)
@Sadece-soruyorum,
TL'de asla kalmamak lazım. Faiz, dolar bazlı varlıklara göre hem çok daha az kazandırıyor hem de diğer şeyler yükselirken insanın psikolojisi bozuluyor.
Ben TL'de kalmaktan, faiz yüzünden çok para kaybettim. Kaybedince kumarda kaybedenler gibi telafi etme ümidiyle BİST'e girdiğim oldu ve orada daha fazla kaybettim. En baştan altına yatırım yapsaydım hem sağlığımı kaybetmeyecektim hem de paramın değerini korumuş olacaktım. Artık elime geçen ve lazım olmayan her parayı gram altına çeviriyorum düşük yüksek demeden. Kafam da rahat. Ben elimde TL olsa şimdi bile altına geçerdim. Eninde sonunda TL'nin devalüe olacağını düşünüyorum. Hani diyorlar ya: Sen doları bırakmazsan o seni bırakacak, diye. Yüksekten atın alınca zarar olacaksa bile dolar adil değerine gelince zaten yine kâra geçilmiş olur. Bir de Trump ABD'nin başında oldukça dünyada gerginlik bitmez, bu da altını yükseltir.
Not: Yatırım önerisi değildir. :)
+1
🌸santimantal
(26.01.26)
Abi böyle şunu övdüler ona gireyim bunu övdüler ona gireyim şu yükseldi ona gireyim riskli bir olay.
En mantıklı yatırım aracı uzunca sürece devam edeceğin araçtır. Bu altınsa altın yap, bu yurtdışı borsasıysa onu yap. Ama devam et yani.
Bak msci world aldım, 2021 başı. 3 ay sonra düştü. Gene aldım. Bir kere kendime "acaba çekip başka şeye mi yatirsam" sorusu geldi ve o noktada psikolojiyi anladım. Ve o zamandan beri bir saniye bile çıkmayı düşünmedim.
Yazdıklarınızdan okuduğum siz o an ne yükseliyorsa ona girmeye çalışıyorsunuz, bu biraz piyasayi zamanlamak. Bunu sürekli başarılı yapabiliyor olsanız zaten bize sormaz broker olurdunuz. Koskoca Buffett bile yapamıyor.
Benim size tavsiyem herhangi bir şeyi satmayın ama yatırım yapın. Mirket zaten sepet demiş, ruh sağlığı için bile daha iyi yani.
Bir de gümüş vs diyorsun yükselirken almak iyidir de kar realize edebilecegine bu kadar da emin olmamalı insan. Sadece bir günlük bir habere bakar gümüşün tepetaklak olması.
Ben olsam bir yatırım türü seçerim (yüzde 20 bist 30, yüzde 35 yabancı borsa, yüzde 15 döviz, yüzde 30 altın vs neyse) ve buna uyarım ve sürekli ne yükselmiş ne alcalmis pesinde kosmam.
Kendi fikirlerim tabi.
0
logisticsmanager
(27.01.26)
trend neredeyse para orada kazanılır.
Bunun hangi yatırım aracı olduğu farketmez
Trump gidene, Fed faiz indimleri bitene kadar emtia super döngüsü devam etmesi bekleniyor.
Bununla birlikte yeterli bilgi varsa diğer yatarım araçlarındada fırsatlarda kısa vadeli trade edilir.
Berk dinçtürkü takibi tavsiye ederim.
0
Rao
(27.01.26)
ya karmaşık yatırım sepetlerine gerek yok. köydeki ilkokul terk amcan gibi varını yoğunu altına gömeceksin. analizlere bakıp içini mi rahatlatmak istiyorsun. gir bak altının grafiğine. abi yatırımdan anlamıyorsan altına basacaksın işte niye kafanızı bulandırıyorsunuz. 80 yıldır bunu yapıyor anadolu insanı. bi tek siz beyaz yaka öğrenemediniz.
+2
plastic_angel
(27.01.26)
(7)

Ego problemi

arbre
Instagram'da gördüğüm kadarıyla kızlar çok güzel, çok havalı, hepsinin burnu havada. Ama paylaşımlara bakıyorsun hepsi ağlıyor. Yani bugün liseliler bile öpüşüp el ele geziyor ama manken gibi kızların flörtleşeceği erkek bile yok. Bu durum çok ironik değil mi? Egoları bir erkekle konuşmayı kabul etm
Instagram'da gördüğüm kadarıyla kızlar çok güzel, çok havalı, hepsinin burnu havada. Ama paylaşımlara bakıyorsun hepsi ağlıyor. Yani bugün liseliler bile öpüşüp el ele geziyor ama manken gibi kızların flörtleşeceği erkek bile yok. Bu durum çok ironik değil mi? Egoları bir erkekle konuşmayı kabul etmiyor, ama evlenemiyorum yazmış. Kadınlar daha az egolu olmayı akıl edemiyor mu? Ego ilişkilerin önündeki en büyük engel değil mi şu an?
-21
arbre
(26.01.26)
Abi sen şundan 1 sene önce insanların mesleklerine göre kendinden düşük seviye gördüğünü söylerken kadınları ego sahibi oldukları için evlenemiyorlar yazman biraz garip degil mi?
Bence sosyal medyaya çok fazla bakıyorsun. Sosyal medyada belki böyle yazmaları kendilerine bir sürü adamın yazmasını sağlıyordur ve egoları pohpohlaniyordur falan egleniyorlardir bilemeyiz.
+8
logisticsmanager
(26.01.26)
onlar ego'lu değil, paralı adam avındalar. gel seni evinden bmw ile alayım, boğazda yemek yiyelim dedin mi? muhtemelen dememişindir. ama diyenler çook.
-2
michael harddd
(26.01.26)
Yanına yakıştıracağı birini henüz bulamadı diye ne yapsın? Çıtayı mı düşürsün? Ne yapsa uygun olur sence? Beklentin ne?
+1
Mirket
(26.01.26)
Hepimizin kendimizin dışındakilere gösterdiğimiz bir yüzümüz var. Yani iç dünyamız ile herhangi biriyle iletişim kurduğumuz halimiz asla aynı değil, olamaz da. Buna sosyal maske diyorlar sanırım. Hepimizin birer sosyal maskesi var yani. Birine baktığında gördüğün şey ile, onun gösterdiği şey de farklı olabilir. Sosyal medyalar insanların kendilerini ortaya koyarken epey özen gösterdikleri, plan yaptıkları yerler. Dolayısıyla bir yapaylık var.

Kadınların sosyal medyada neden bu kadar egolu göründüğünü hiç merak ettin mi? Sosyal medyada erkeklerin de aslında ne kadar egolu olduklarını hiç fark ettin mi? Kadınların görüntülerinin büyük bir savunma mekanizması olduğunu ama erkeklerin görüntülerinin aslında bilinçaltlarını dışa vurduğunu biliyor musun?

Sen kendini dışarıya bu kadar egolu göstersen bunu neden yaparsın?
0
muhayyer divan
(26.01.26)
Bu durum seni niye ilgilendiriyor ki?

Kızlar egosu yüzünden flört edemiyorsa bu onların problemi, senin değil.

Ha sen eğer, " manken gibi kızlar flörtleşecek erkek bulamıyor, halbuki kriterlerini düşürseler burada ben de varım, bizi de görsünler, farketsinler" demeye çalışıyorsan o zaman aynı fikir senin için de geçerli. Madem öyle sen de kriterlerini düşür, manken gibi kızlara değil daha sıradan kızlara bak.
+15
thracia
(26.01.26)
@thracia +1

"çok güzel" ve "çok havalı" olmasına rağmen "flörtleşeceği erkek bile yoksa" ve "evlenemiyorsa" bu onların problemi. isterse kriterlerini biraz düşürür ve 100 tane aday karşısına çıkar.

peki sen kritelerini düşürsen veya kriteleri tamamen ortadan kaldırsan karşına 100 kişi çıkar mı?
0
tabudeviren
(26.01.26)
Herkes sınıfının üstüne oynuyor yavrum şunu bi anla. Ağlayan da yine üst segmente ağlıyor, senlik bizlik bi durum yok yani
0
olaylar olaylar
(26.01.26)
(5)

bağış edilen evin vergisi

logisticsmanager
Arkadaşlar şimdi ailede bir ev vardı, bunu anneme bağış edildi. Tapuda bir şeyler ödemiş annem neyse onlar da bir belge yazmış x vergi dairesine işte bu ev bağış edildi bunlar da tc'leri diye. 1 ay içinde işte ödenmesi gerekiyormuş. Tabi bunu tapu islemlerini yapan kişi demis, tapu dairesi hiçbir sü
Arkadaşlar şimdi ailede bir ev vardı, bunu anneme bağış edildi. Tapuda bir şeyler ödemiş annem neyse onlar da bir belge yazmış x vergi dairesine işte bu ev bağış edildi bunlar da tc'leri diye. 1 ay içinde işte ödenmesi gerekiyormuş. Tabi bunu tapu islemlerini yapan kişi demis, tapu dairesi hiçbir süre vermemiş.
Ama bu vergi dairesinde annem ne vergisi ödemesi gerektiği konusunda 0 bilgiye sahip ve üstüne vergi dairesi websitesi randevu sistemi ortaçağdan kalma.
Ben sanki veraset ve intikaldir diye düşünüyorum ama bilen var mı?
-1
logisticsmanager
(26.01.26)
gib dijital vergi dairesi sitesinde çıkmıyor mu borçları kısmında
0
eja
(26.01.26)
@eja; hayır. Ben de ona baktım ama yok çıkmıyor. Bu tapucu demiş ki bu işte tapu bağışı sonrası ödenen bir şey ama "ney" o hala belirsiz.
Vergi dairesi telefonlara da maillera da cevap vermiyor. Randevusuz işlem de yapmıyor zaten.
0
🌸logisticsmanager
(26.01.26)
Tapu müdürlüğünün yazdığı yazı sizde mi yoksa vergi dairesine mi gitmiş?

Bu bana borç gibi gelmedi. Borçlarda görünmeyenilir. Dijital vergi dairesine girip, menüde “tapu ödemeleri” gibi bir şey yazacak onu bulup bir de ona bakın bakalım.

Dijital verdi dairesi dediğim; kırmızı tonlarda rengi olan site değil, daha mavi yeşil tonlarda. İki ayrı site var alakasız çalışıyorlar nedense.

Bir de tapu işlemlerinde annen için kimin cep numarası verildiyse onun smslerini de kontrol edin. Belki bir referans numarası gelir, o zaman da bankanın mobil uygulamasından bile ödenir.

Bağış işlemi tamamlandı değil mi? Tapu annenin üzerinde şimdi.
0
lazor
(26.01.26)
Evet, dediğiniz gibi veraset ve intikal vergisi gibi bir harç. İşlem bağış olduğu için bağış yapan kişinin vergi borcu yoktur gibi bir yazı almanız gerekir vergi dairesinden. Bir daha tapuda bu taşınmaza yönelik yapacak olduğunuz herhangi bir satış, ipotek gibi işlemlerde bu belge olmadan yapmazlar. Zamanaşımı gibi bir durum Tapu açısından yok ama vergi dairesinde borca faiz vs olur mu bilmiyorum. Taşınmazın olduğu vergi dairesine o yazı ile giderlerse zaten sonucunu vergi dairesi otomatik olarak tapuya bildirir.
0
hayalhayal
(26.01.26)
Arkadaşlar işlemi bugün yaptık ve vergi dairesinin bile net bilgisi yoktu birbirine sorarak buldular;
Bağış ile edinilen malın veraset ve intikal belgesinin son günü bağıştan 1 ay sonra. Miras ile olanda 4 ay.
Normal veraset dolduruluyor ama bizde birden fazla kardeş bir kardeşe pay verdiği için 4 tane beyanneme doldurduk.
Edevletten rayiç kabul edilmedi, belediyeden rayiç aldık ve her beyanneme için bir adet damgalı kaşeli istediler.
0
🌸logisticsmanager
(30.01.26)
(16)

Aklıma takldı, kız isteme olayı

gobekliraki
Amacım tartışma yaratmak değil. Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu haf
Amacım tartışma yaratmak değil.

Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu hafta çayınızı kahvenizi içip kızınızı bizin oğlana istemeye gelmek isteriz" dese, kafa göz girerim heralde. Mal mı bu yani sonuçta.

Adet, örf falan demeyin. Kız isteme belli işte yıllar önce konuşma hakkı dahi olmayan kızları birileri gelip istemiş, paraları varsa da baba vermiş/satmış.

Şimdi bakıyorum en sözüm ona vizyoner kadınlar bile aşırı hevesli oluyor o günde. Yahu bunun alt metnine niye kimse itiraz etmiyor?
0
gobekliraki
(24.01.26)
Kültürel bir olay.
Yurtdışında da eskiden olan bir olaydı, kıza teklif etmeden babasına ben teklif edeceğim diyip babadan olur almak.
Biz zamaninda goygoy diye hanımın Fransız ailesi geldiğinde yapmıştık.
Ben şahsen çok kültürel şeyleri umursamayan biri olarak adet olarak bulunmasında bir yanlışlık göremedim. Erkeğim tabi ben belki kadın arkadaşlar böyle düşünüyordur bilemiyorum.
+3
logisticsmanager
(24.01.26)
Zaten aklıma yatmayan kadınların buna karşı çıkmaması. Biz erkeklere hava hoş.
+1
🌸gobekliraki
(24.01.26)
Haklısın, mal değiliz, mehir de kalkmalı.
+1
Kahvedesu
(24.01.26)
Boş iş ama gelenek işte. Yoksa o kadına belki 500 kişi girdi. Daha halen istiyorlar babasından
-8
runaway
(24.01.26)
Sadece isim olarak var zaten, öyle kalmış adı, dil kullanımında sizin gibi tepkiler oluyor ve bir süre sonra bu ifadenin kullanımı kayboluyor. Kör, topal vs yerine belki hatırlarsınız 90'larda özürlü deniyordu. Sonra engelli denmeye başladı falan. Körler kendilerinden körler olarak bahsediyor hala bilerek ve isteyerek de neyse konu dağılmasın.
Kız isteme merasimi de evlilik sürecine giden yolda erkeklerin geçmesi gereken adımlardan biri. Bu da bir nevi bir eğlence, düğün var, kına var, işte bu da var. Zaten bu ara lafı geçen peder-baba ayrımındaki gibi aileler birbirine bu olaydan kız isteme diye bahsetmezler benim bildiğim. Üçüncü şahıslar için kullanan kullanır.
Mesela bayan ifadesine takanlar niye takıyor, belli bir sebepleri var, prensiplerine uygun değil çeşitli sebeplerden. Bu kişilerin yanında bir de bu tarz tabirleri takmayan büyükçe bir kitle var. Neyse çok boş yapmaya başladım. Hanımlar biliyordur sanırım sebebini.
0
mbond
(24.01.26)
Yaş ilerledikçe mi bilmem böyle şeyleri daha bir kurcalar olduk tabi.
Eskilerdeki kız isteme olayı dediğiniz gibi, görücü usulü evliliklerin ilk adımı ancak zamanla anlamı değişen bir etkinlik halini aldı bence. Çünkü şimdilerde evlilik teklifi ardından, mustakbel gelin ve damadın her iki tarafın ailesiyle tanışmasından sonra yapılıyor. Ailenin de rızasını alma nezaketi olduğunu düşünüyorum. Bence hala uygulanabilir bir gelenek. Zehirli zıkkımlı kahveler hariç. O ne ya?!
+2
beetlejuice
(24.01.26)
aileler tanisir, sonra baska kiz istemelere vesile olur falan.
kooparatiflesmenin baska bir yolu .
0
designer
(25.01.26)
kültürel +1 ve kültürel olan yanı -çoğunlukla- bahsettiğiniz gibi ismi. şahit olduklarımda merasim içinde isteme kısmı "çocuklar görüşmüşler anlaşmışlar, biz de bla bla..." diye gidiyor. herkes her şeyi kabul etti, toplum mekanizması çalışmaya başlıyor, marş dinamosu gibi. böyle ufak tefek şeylerin kontrollü ve bilinçli şekilde devam etmesi iyidir.
0
klassno
(25.01.26)
Çünkü bunun alt metnini kimse senin gibi okumuyor.

Öncelikle kız isteme denen şey erkeğin ve ailesinin kızın ailesini muhatap alması, adam yerine koyması olayıdır. Kızın ağaç kovuğundan çıkmadığını kabul etmeleridir. Burada işler çatallaşıyor evet, önemli bir kısım aileler kızın ailesine para yedirmeden kızı "alamıyor"lar, onların bileceği iş. O kültürde kızlar maddî güç üzerinden değer görüyorlar, erkeğe para harcattığı zaman değerli olacağına inanıyor (bu inanca kısmen katılıyorum) ama kızın ailesine bilmem ne kadar masraf etmek kıza ve ailesine verilen değeri gösteriyor ayağı epey zararlı evet, buna da katılıyorum. Çünkü hayatı para odağında yaşıyorlar, zor zamanlarda darlıkta hastalıkta birbirine sırtını rahatlıkla dönebilecek insanlar bunlar, ya kendi reklamlarını bu şekilde yaptıklarının farkında değiller ya da bu onlara hiçbir anlam ifade etmiyor.

Çatalın diğer yönünde kız istemede ailenin aileyle tanışması, muhatap olması, "sorumluluk hissediyoruz" anlamına geliyor. Kızı ve ailesini mutlu edecek bir şey bu, bir yandan da erkeğin kız ve tarafı karşısında arkasız olmadığını göstermeleri anlamında da dengeleyici ve iyi bir şey. Bu bakış açısında odak noktası para değil psikolojik yaşantı. Tabii bilinçsizler ama bu yaklaşım psikolojilere hizmet eder. Bu yaklaşımda kız mal değildir, ötekinde de mal değildir, iki yaklaşımda da kız değer "alması" gereken taraftır. Çünkü erkek ve ailesi adı üstünde erk sahibi olduğundan kıza ve ailesine güven vermek, kendilerini ispat etmek zorundalar. Dolayısıyla kız mal değil, kendisine ve ailesine sevgiler kadar saygılar da sunulmak suretiyle evliliğe rızaları olup olmadığı gözetilen, değerli bir varlıktır.

Bakış açısını "mal"a çevirirsen birileri gibi insanlıktan çıkarsın. Kadına mal muamelesi edenler karılarını kendi gözleri önünde başka erkeğin altına sürerler, para kazanırlar bundan. Yaşamış örneğiyle bizzat konuştum kendisinden öğrendim bunu. Mal böyle bir şey. Ama kadına değer vermenin yolları çeşitli. Biri parayla yapıyor biri kendini iyi güzel doğru vs göstermeyle yapıyor falan fıstık. Sen karar ver kız isteme gerçekten kızı mal yerine koymak mıdır.
+1
muhayyer divan
(25.01.26)
Kadının hayata dair görüşlerinden bağımsız belli bir yaştaki insanlar ailelerle o tartışmayı yapmaya gerek görmüyor, zira 50 yaşındaki babana ya da 75 yaşındaki ananene feminizmin yılmaz savunucusu olmanın ne sana, ne onlara, ne de feminizme bir faydası var. Bir ateistin kurban bayramında büyüklerinin elini öpüp kesilen kurban için "Allah kabul etsin" demesi gibi bir nevi; amcanla din kavramı üzerine uzun bir fikir teatisi yapacak değilsin ya...
+5
salihdt
(25.01.26)
www.sozcu.com.tr

Kadınlar konformist canlılardır, birey olamaz, sürü psikolojisiyle hareket ederler. Schopenhauer kadınları "filister" tabir etmiştir. Filister, zihinsel ihtiyaçları olmayan insandır. Aristo, kadını eksik erkek olarak tanımlarken hazreti muhammed kadınların aklen ve dinen eksik olduklarını söylemiştir. Freud kadınların erkeksi davranışlara özenmesini penis haseti ile açıklar.

Roma'da evlilik yaşı 12, rüşt yaşı 25'ti. 25 yaşından önce bir kişi erkek bile olsa babasının izni olmadan evlenemezdi. 18 yaş altının evlenmesinin yasaklanmasının, evlenecekse de ailesinin iznine tabi tutulmasının, hatta mahkeme kararı gerektirmesinin sebebi 18 yaş altı kişinin kendi başına karar verebilme vasfının olmadığı inancıdır. İsviçre'den ithal edilen, fransızca'dan tercüme edilen, tercüme edilirken de kıymetlinin "süt kardeş diye bir şey mi olur, yok yoğurt kardeş" demesi üzerine türk vatandaşına süt kardeşi ile evlenebilmesinin önünü açan tc medeni kanununda bile aile reisi kavramı ancak 2003 yılında kaldırılmıştır. sosyal sigortalar kanununda erkeklere sağlayıcı, kadına korunması gereken kişi rolü verildiğinin emareleri görülür. askere alma kanununda bile yetişkin erkeklerden birey değillermiş de hala ailelerinin tasarrufu altındaymış gibi bahsedildiği görülür.

Arapça'da "el" ile başlayan isimler bilinen bir şeye işaret eder. Örneğin ateş anlamına gelen nar kelimesi kullanıldığında alelade bir ateş kastedildiği anlaşılırken el nar denildiğinde cehennem ateşinin kasıt edildiği anlaşılır. Allah'ın herşeyin mutlak hakimi olduğu anlamına gelen el kayyum ismi de böyledir.

Nisa suresi 34. ayette "el ricalu kavvamune alen nisa" denilerek erkeklerin kadınlar üzerinde yönetici olduğu söylenmiş ve buna allah'ın öyle istemiş olduğu sebep gösterilmiştir. Diğer bir sebep olarak da erkeklerin mallarını infak etmeleri olduğu söylenilmiştir. İslami terminolojide muta olan, halk arasında nafaka olarak bilinen şeyin de infak ile aynı kökten geldiğini söylemekte fayda var. Binaenaleyh aile kelimesi de bakmakla yükümlü olunan kişiler anlamındaki iyalden türetilmiştir. Roma'daysa birbirine benzer şeyler anlamına gelen familya kelimesi kullanılır. familya, bitkiler; hayvanlar, çocuklar, köleler ve karılardan teşekkül eder. Roma hukukunda patria potestas, pater familiasın bu kişileri sadece yaşatma değil aynı zamanda öldürme hakkını da ihtiva eder. İlginç bir şekilde el ayetül kürsi'de allah'ın yaşatan anlamındaki el hayy ismi ile el kayyum ismi birlikte kullanılmıştır. İslam'da yönetici babanın rızası olmadan yapılan evlilik batıl olur. Baba hayatta değilse veli amcadır, kardeştir hatta erkek çocuktur.

Bekarken babasının velayeti altında olan birinin evlendikten sonra kocasının velayetine girmesi bir tesadüf değil. Ayrıca soyadı kanunu madde 4 ve takip eden maddelerdeki aile reisi ve vesayet tabirleri ile baba cihetinden kan hasımları da kadın-erkek eşittircilere girsin.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.01.26)
dahada vahimi mehir saçmalığı resmen kendilerini satıyorlar. hatta mehiri baştan alanlar bile var.
bir arkadaşım vardı twitterda instagramda hep kadın hakları vb paylaşımlar yapıyordu en son düğününde aldığı mehir miktarıyla millete hava atıyordu.
+1
my fault
(25.01.26)
İşin garip yanı erkekler bunu pek istemiyor. Kadınlar zorluyor. Merasim istiyorlar, çekim istiyorlar, arkaya fon istiyorlar, farklı bir şey olsun diye bir milyon saçma işlere giriyorlar, haftalarca aylarca bu isteme görüntülerini yayınlıyorlar.
0
ground
(25.01.26)
kadınların arkadaşları çok bully'liyor böyle durumlarda. ailesi de kendisi de böyle bir şeyi gerek görmeyen bi kız arkadaşım resmen "oldu bittiye mi getiriyorlar", "aklına o mu (erkek) soktu", "öyle şey olur mu saçmalama" gibi cümlelerle uzun bi süre atak yedi.

bu evlilik aşaması bi güç oyununa dönüyor ve kim kimin ailesine bir şey yaptırabilirse kendisine artı sayıp çevresine havasını atıyor. kız isteme de nedense kıza + yazan bi süreç. ben de tam tersi olduğunu düşünürdüm ama tam öyle işlemiyor.
+1
gitdaddy
(25.01.26)
kadın erkek eşitliği hikaye. kadınlar kendi işlerine gelen konularda eşitiz der, işlerine gelmeyen konularda "ama ben kadınım, sen erkeksin" der. kız isteme dahil her şeye bu şekilde bakmanı tavsiye ederim.
-1
abelardo
(25.01.26)
Hocam bunun çok uzun sosyolojik tarihsel bağlamını yazasım var ama üşeniyorum.

İşin özü, çok da takmayın ya böyle şeylere.

Bir de türkiye'de şöyle bir şey var. Bu tip konuları en yadırgayan insanlar en önde koşturuyorlar.

İtalya'da sanat tarihi okumuş, o küratörlük senin bu organizasyon benim diye gezen aşırı bağımsız bir kadın tanıdığım var idi. En son 2 düğün isterim biri şehirde biri memlekette diye gayet pastoral kaprisler sunuyordu çevresine. Takı sepetinin süslemesi için 1 gün trip attı arkadaşlarına. İstemede ne giyeceğini 1 haftada zor seçti.
Bu arkadaş "bu devirde ne istemesi ya" diyengillerdendi her duyduğunda:)
0
anten
(25.01.26)
(6)

AB pasaportu fırsat mıydı yoksa etkisi olmaz mıydı?

alice in potatoland
Babası ya da annesi Almanya'da, Fransa'da vb. senelerce yaşamış, çalışmış olup vatandaşlık almadan Türkiye'ye dönen kişilerin çocukları var mı burada? Hatta belki kendisi de orada doğmuştur ama çocukken ailesiyle dönmüştür Türkiye'ye. Ne düşünüyorsunuz?
Babası ya da annesi Almanya'da, Fransa'da vb. senelerce yaşamış, çalışmış olup vatandaşlık almadan Türkiye'ye dönen kişilerin çocukları var mı burada? Hatta belki kendisi de orada doğmuştur ama çocukken ailesiyle dönmüştür Türkiye'ye. Ne düşünüyorsunuz?
-1
alice in potatoland
(24.01.26)
Ne açıdan sorulduğuna bağlı. Para yoksa gezemezsin, meslek yoksa iş bulamazsın. Avrupa'da para yapmak zor. Türk = müslümandır mantığı ile sosyal ortamlarda kabul görmesi de zor. İyi bir meslek, tam bir asimilasyon, aileden zenginlik olursa o zaman işe yarar.
0
michael harddd
(24.01.26)
elimizde bir numune var evet.
benim peder 70lerde berlin'de okumus liseden sonra, phd yaparken bir yandan calisiyormus.
buna alman hukumeti "gel vatandaslik verelim" diye kagit yolluyor.
bu da "siz kimsiniz lan biz vatansiz miyiz, alin o teklifi bir yerinize sokun diye" nazik bir cevap yazip, sonra da tasi taragi toplayip donuyor.
sonrasi acikli tabii..
+2
cooperr
(24.01.26)
Ben varım, güncel durumda düşününce kızıyorum tabii ki, 79 da dönmüşler. Üstelik Almanya'da muayenehanesi varken. Onlar döndükleri zamanda evlerini arabasını alıp sınıf atlamışlar kendilerine göre. Bazen söyleniyorum. Ama onların zamanına göre düşününce dönmüş olmaları anormal gelmiyor. 2. 3. sınıf vatandaş muamelesi görmek istememişler. Olmuşla ölmüşe çare yok..
0
mirty
(24.01.26)
Benim yakın arkadaşlar 15 yaşına kadar Almanya'da yaşamış ki orada doğmuş. Babası cocuklar alman olmasın diye geri dönmüş. O konuda bir tık kırıklar. Arkadaş burada ama kız üniversitede almanca okudu, şimdi de gitti 2-3 yıldır Almanya'da çünkü kız burayı hiç sevmemiş haliyle ne kadar yapsan da isteyeni durduramazsin.
Kuzenim de hem kanada hem Amerika'dan vatandaş olabilirdi (liseyi ve üniversiteyi Kanada'da master ve doktora Amerika'da yaptı), o dönemler Türkiye çok iyiydi (2008 yılları) gerek görmediği için almamış hiç. Şimdi tabi keşke alaydim diyor çünkü bir doçent olarak yurtdışı konferans bile gitmek isterken eziyet çekiyor.
0
logisticsmanager
(24.01.26)
Bunların birinin Allah’ın belası torunu iş yerimde herkesin başına bela bir toplum zararlısı.

“Ya aslında Almanya’da böyle bir leşi barındırmazlardı, zaten belli ki bu malın soyundan geldiği malı da barındırmamışlar” diye kendimi teselli etmeye çalışıyorum.
0
lazor
(25.01.26)
@harddd, Haklısın ilk gidenler arasında tam asılmilasyon sağlayabilecek insan sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi.
0
🌸alice in potatoland
(26.01.26)
(11)

Hibrit Çalışanlar

darthvader
Haftanın hangi günleri, evden hangi günler ofisten çalışıyorsunuz? gün seçme veya değiştirme opsiyonunuz var mı, güncel durumunuzdan memnun musunuz? Evden çalıştığınız günlerde dışardaki işlerinizi hallediyor musunuz yada mobil misiniz yoksa evde full çalışmacayla mı geçiyor ?
Haftanın hangi günleri, evden hangi günler ofisten çalışıyorsunuz? gün seçme veya değiştirme opsiyonunuz var mı, güncel durumunuzdan memnun musunuz? Evden çalıştığınız günlerde dışardaki işlerinizi hallediyor musunuz yada mobil misiniz yoksa evde full çalışmacayla mı geçiyor ?
0
darthvader
(23.01.26)
Bizim için çok saçma bi düzene geçildi yaz aylarında.

Sadece ist da ikamet edenlere zorunlu diye söylendi.
Ekibimde farklı şehirden çalışan var ama gelmesi zorunlu değil.
Haftanın 4 günü zorunlu deniyor ama benim departmanım 7-24 birilerinin pc ye ulaşımının olması gerekeceği bi departman olması sebepli en azından evde olan birileri olsun diyerek (şehir dışındaki kişi hariç) 3 kişiden biri her hafta evde kalıyo oluyor.

Yani 2 hafta ofis 1 hafta ev düzeni. (Ekipteki kişi sayısı sebepli)

En saçma şeylerden diğer bir olay da işe gidenle gitmeyen arasında hiçbir maddi farkın olmaması. (Yemek kartı ve ek fatura yardımı aynı kaldı)

Bu arada gitmesen de kimse çeteleni tutmuyo ama bi düzen kurulunca çok düzeni bozamıyorsun.

Ofise gitmekten memnunum aslında senelerce evden çalışmıştım ama bu saçma düzen can sıkıcı oluyor.

Evden çalışırken non stop çalışmıyorum yemek temizlik. Dışarda işim varsa onları halletme vs de yapıyorum. Ama bunu işten kaytarmak gibi değil daha imkan olması sebepli yapıyo oluyorum

Edit: ekip içinde ofise gidenler olarak kendi kafamıza göre nasıl istersek öyle günleri ayarlayabiliyoruz. Maksat ofise birileri gidebiliyo olsun.
0
chanandler bong
(23.01.26)
3 gün ofis 2 gün ev bizde şu an. Herkesin geldiği ortak bir gün var onun dışıdaki iki günü biz seçebiliyoruz. İş yoğunluğuma göre dışarıdaki işlerimi hallediyorum bazen ya da hava almaya çıkıyorum. 3 gün fazla bence 2 gün yeterdi çünkü ofiste çok muhabbet oluyor orada da konsantre çalışmak mümkün olmuyor.
0
peki madem
(23.01.26)
O gün çok işim varsa ofise gidiyorum, çok işim yoksa evden çalışıyorum. Kafama göre.
0
Bruce
(23.01.26)
Carsamba ve persembe fiks evden calisiyorum. Diger 3 gun ofisteyim.
0
soulforge d
(23.01.26)
2 gün ofis 3 gün ev bizim.
Gün seçmek yok hep sabit günler gidiyoruz.
Çok nadiren dışarıda işlerimi hallederim genelde evden çalışıyorsam evden çıkmam.
0
yenibirgüzelnick
(23.01.26)
Bir hafta tamamen evden. Diğer hafta üç gun ofis. Günler belli ve sabit. Tüm ekip olarak aynı düzen.
İş yoğun. Sürekli arama toplantı olur. O nedenle beş dakika bile başından ayrılamazsiniz. İşe başlama saatini, öğle arasını beş on dakika bile esnetmemeniz isteniyor.
0
a perfect lie
(23.01.26)
Resmide iki gün ev üç gün ofis ama biz çok yoğun oldugumuz için müdürümüz rahat ve gelen baskilara da "tamam o zaman normal çalışma saatlerini yapabileceksek daha çok gelelim" diyor ama şirket buna bir çözüm bulamadığı için şimdilik bir şey demiyorlar.

Oldukça rahatız biz, genelde aynı gün geliyoruz ki birbirimizi görelim.
Gene saat olarak rahatiz çünkü önemli olan şey işin yapılıyor olmasi yoksa 30 dk 1 saat mesai sırasında işin var vs kimse umursamiyor. Ne bileyim doktor randevusu vs varsa yani.
0
logisticsmanager
(23.01.26)
3 ofis 2 ev bizim. Günleri dilediğimiz gibi seçebiliyoruz.
Evden çalıştığım günlerde duruma bağlı olarak dışarıdaki işlerimi hallediyorum. Bazen bilgisayarımı alıp bir yere kahve içmeye çıkıyorum çalışmama oradan devam ediyorum.
Şu an için memnunum.
0
purplee
(23.01.26)
carsamba ve cuma gunleri evden calisiyorum. sabit, degistirme sansim yok, herkes boyle calisiyor. ben memnunum. o gunlerde pek calismiyorum acikcasi, fakat cok da rahat degilim. aniden toplanti gerekebiliyor. bir kere disarida yakalandim, dedim oglen yemegi icin disari ciktim simdi, bir saat sonra goruselim, problem olmadi.
0
Sour
(23.01.26)
Haftada 2 gün ofis günümüz o gün gitmek zorundayız. Haricen yurtdışından paydaşlar gelirse gidiyoruz. İşim ile evim arası 13 kilometre zul gelmiyor ama sahaya gitmem gerekirse eve 100 km ve 60 km olmak üzere iki sahada projem var. Saha bazen ayda bir bazen haftada 3 gün oluyor şaftım kayıyor gözler kan çanağı geziniyorum.
0
cilekli pasta
(23.01.26)
3 gün ofis 2 gün ev. Günleri kendin seçiyorsun ama yüzyüze olmanın daha iyi olacağı günlerde ofiste olmanı yeğliyorlar. Ancak çok karışan da yok açıkcası.
Evde olsun ofiste olsun pek işler sıkı değil. Bu durum bende ciddi huzursuzluk yaratıyor aslında ama elden birşey gelmiyor şimdilik. Yani bir işim varsa gün içinde yapıyorum çok uzun değilse.

Türkiyeden bildiğim 3 farklı örnek var. Epey ilginç oldukları için onları da paylaşayım;
1 - Ayda 4 gün ofiste çalışıyorlardı ayda 6 gün oldu. Teknoloji şirketi. Günleri kendin seçiyorsun.
2 - Haftada 3 gün ofiste çalışıyorlardı, 2 güne düştü. Yaz tatillerinde de genelde tamamen evdeler. Asıl işi donanım olan teknoloji şirketi.
3 - Çeyrekte (yani 3 ayda) 22 gün mü ne ofiste çalışan bir şirket var. Epey büyük bir banka.
0
mbond
(24.01.26)
(4)

thy kabin bagajı+ kişisel eşya

logisticsmanager
Şimdi yarın uçuş var, baya oldu thy uçmayalı. Eskiden zaten bu yeni bagaj olayları yoktu, rahattı.Bir tane 8 kg var o tamam, normal kabin bagajı. Ben bir de sırt çantası alacaktım (içinde sadece parfüm, tras seti falan. Bir kitap bir de şarj cihazı vs olur. Pc falan filan yok yani. Normal uçuş sıras
Şimdi yarın uçuş var, baya oldu thy uçmayalı. Eskiden zaten bu yeni bagaj olayları yoktu, rahattı.
Bir tane 8 kg var o tamam, normal kabin bagajı. Ben bir de sırt çantası alacaktım (içinde sadece parfüm, tras seti falan. Bir kitap bir de şarj cihazı vs olur. Pc falan filan yok yani. Normal uçuş sırasında ihtiyacım olacak şeyler). Baktım THY sınırı diyorki 40*30*15 benim çanta 31*23*45. Kg olarak 4 kgyu geçmiyor ki limit o.
Ne kadar önemsiyorlar? Yurtdışı Fransa Türkiye uçuşu.
0
logisticsmanager
(22.01.26)
Thy çok takmıyor da parfümü kabin bagajına mı koyacaksınız?
0
Kahvedesu
(22.01.26)
Evet, her şey 100ml altında zaten.
0
🌸logisticsmanager
(22.01.26)
bi bilgisayar çantası içinde kıyafet dahi vardı, artı kabin bagajını birlikte aldım. aşağı verilen bagaj hariç.
0
summerjam0306
(22.01.26)
Kabin bagajı+içi dolu sırt çantam ile thy’de hiçbir sorun yaşamadım. Ek bagajda almıyorum bu sebeple.
0
ezkaza
(23.01.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.