Giriş
(6)

Bir insan ne zaman kibirli olur en çok?

efreet sultan
Ben araba sahibi olduğu zaman diye düşünüyorum. Özellikle bu piyasa şartlarında öne çıkan araba alanlarda büyük bir kibir gözlemliyorum ve bu insanlar kibirlerinin farkında bile değiller.Genel olarak insan değil de Türk halkı olarak da düşünebilirsiniz soruyu. Tanidiklarinizdan örnek de verebilirsin
Ben araba sahibi olduğu zaman diye düşünüyorum. Özellikle bu piyasa şartlarında öne çıkan araba alanlarda büyük bir kibir gözlemliyorum ve bu insanlar kibirlerinin farkında bile değiller.

Genel olarak insan değil de Türk halkı olarak da düşünebilirsiniz soruyu. Tanidiklarinizdan örnek de verebilirsiniz varsa kibirli insanlar.

Kafama takıldı gece gece bu konu.
0
efreet sultan
(19.01.18)
Markette, mağazada vs ürün elinde mağrur bir şekilde kasaya yanlarken çok kibirli oluyorum ben.

"Alabiliyorum bunları bak, param var benim."
0
femme vitale
(19.01.18)
Kendi işini kurup cebi üç beş kuruş para gören adamlar bir anda kibirli oluyor. Çok gülüyorum. Sonra ortamlarda üniversite okumak gereksiz yea falan diyorlar. Sanki yaptıkları işin akademik eğitimle bir alakası varmış gibi.
0
dissendium
(19.01.18)
Küçük insanların küçük istekleri gerçekleşince kibir olur normaldir. İnsanları çok gözünüzde büyütmeyin derim. Altı üstü insan yahu, 7 küsür milyar tane var ve kafadan 6 milyarı ya ahlaksız, ya gerizekalı ya da ikisi birden.
0
bos gezenin bos ustasi
(19.01.18)
Bir insan en çok kendinde başkasının hayatına karışma hakkını gördüğünde kibirli olur.
Türk halkında bolca görüyoruz ve ne yazık ki çoğalıyorlar.

Örnek:
Dini bütün (dinci değil) bi kadın var bi tanıdığın hısmı.Çevresinde sayılan sevilen biri.
Bi oğlu yurt dışında çalışıyor. Yabancı sevgilisi var. Evlenmelerini asla istemiyor çünkü gelinin domuz eti pişirdiği tencerede pişen yemeği yiyemez(miş)
Gelini var, (o oğlu alkol bağımlısı) gelinin evindeki süs eşyasının mutfağa mı salona mı konulacağına varan konularda fikir beyan ediyor ama yaptırım şeklinde.
Her bayram bayram kahvaltısı onun evinde oluyor. Gelin daha anasının evinde bayram kahvaltısı yapamadı. Çünkü ona göre öyle olması gerekiyor. Doğrusu o.

Bakıyorum oğlan da anası tavırlarında. Her şeyin en iyisini en doğrusunu o biliyor. Bi doktorla tartışmasına şahit oldum aklım şaştı.

Çok da dağıtmadan "balık baştan kokar" diyeyim siz anlayın...
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(19.01.18)
Kullandığın araç maddi durumun hakkında en çok bilgi veren şey. Maalesef türk insanı kullandığın araca göre de çok farklı muamele yapıyor, benzincide bile insanların tavırları çok değişiyor iyi bir araçla gidince. O yüzden o kibirin zamanla gelişmesi normal gibi geliyor.

Burası parası olanın cenneti yaşadığı, parası olmayanın süründüğü bir ülke.
0
roket adam
(19.01.18)
işi yüzünden o kadar kibirli olan var ki. hele network vs gibi klasik giyim mağazaların içine bak personeldeki hava yemin ediyorum kimsede yok.

Kadınlar için sanırım yazılım ve makyaj.
0
imelih
(19.01.18)
(4)

Tıpçılar veya anlayanlar kalp krizi sorusu

basubadelmevt
İyi akşamlar herkese,babannem vefat etti. 76 yaşındaydı.Olay şöyle oluyor:Şiddetli bir göğüs ağrısı ve mide bulantısıyla acilen hastaneye kaldırılıyor. 3-4 saat o göğüs ağrısına müdahale etmiyorlar.Yani bir dizi kan testi yapılıyor fakat ağrıyı dindirecek bir şey yapmıyorlar.Yanında rekafatçi var ai
İyi akşamlar herkese,babannem vefat etti. 76 yaşındaydı.Olay şöyle oluyor:Şiddetli bir göğüs ağrısı ve mide bulantısıyla acilen hastaneye kaldırılıyor. 3-4 saat o göğüs ağrısına müdahale etmiyorlar.

Yani bir dizi kan testi yapılıyor fakat ağrıyı dindirecek bir şey yapmıyorlar.Yanında rekafatçi var ailemizden.Sonra 4 saat sonra kardiyologla görüşme ve testlere göre şu an çok ciddi bir kalp krizi geçiriyor,daha iyi bir hastane sevk edelim denmesi.

Burda sormak istediğim bu tür bi şikayette ağrıyı ve paniği durdurmak için müdahale edilmemesi doğru mu?İlaçların test sonuçlarını etkileyebilceğinden mi kaçınılıyor?Bu kısmı tam anlamadım.

Sonra morfin yapılıyor, başka hastaneye sevk ediliyor.Bu sırada çok rahatlıyor.O hastaneye gidildiğinde ve sonuçlar görüldüğünde doktor çok umutsuz.Anjiyoya alabiliriz diyorlar.Diğer durumda ise 5-6 saat içinde kaybedilebilceğini söylüyorlar.Anjiyoya gircek olan doktor da açık kapı bırakmış.Coraspin kullanan tansiyon ve şeker hastası biriydi.


Bu konu hakkında sormak istediğim soru şu:sanırım yaşlılar kalp krizine daha dayanıklıymış,bu kadar saat bilincini kaybetmeden durması da buna işaret.Anjiyoya girecek doktorun olumsuz tavrı açılacak damarların geri dönülemez hasarlar aldığını düşündüğü için mi? Yani hastaneye bir şekilde yetiştirilmiş,damarlar kriz yüzünden tıkalı ve bu damarları açmak o kadar da kolay değil mi?Bu konularda baya cahilim. Coraspin kullanımdan dolayı mı dezavantaj oluşmuş olabilir?Bu arada yanlış anlaşılmasın,suçlamak için birilerini aramıyorum.Tecrübe ve bizim gözden kaçırdığımız noktalar olabilir mi diye soruyorum. Anjiyo sırasında kaybediliyor hasta.
0
basubadelmevt
(19.01.18)
Başınız sağolsun.

Ağrıya hemen müdahele etmediklerini biliyorum, nedenini bilmiyorum.
Kan tahlilinde bi değeri görmeleri gerekiyor ondan sonra kalp krizi eşhisi koyuyorlar.

Öyküsünde kalp krizi olan kardeşim de epey uzun süre ağrı çekti. Prosüdür gereği ambulans en yakın hastane diye ilçeye götürdü Aldığı konum İzmir - İlçe arasındaydı. İlçede tahliller için bekletildi, sonra İzmir'e getirildi, aynı yolu tekrar döndüler filan derken kriz sabah başlamıştı, gece yarısında anjiyo olabilmişti.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(19.01.18)
Anjiyo mümkün olan en kısa zamanda yapılır. İlk saat altın saattir. Zaman=Kalp kası yani tıkalı kalıp beslenemediği her geçen dakika daha fazla kalp kası ölüyor. Yapacak koşullar yoksa hızla sevk edilir. 4 saat beklemesi teorikte kabul edilemez bir şey. Türkiye'de pratikte ise en gelişmiş imkanlara sahip hastanelerde bile hasta yoğunluğundan beklemek zorunda kalabiliyorlar. Kalp krizi olduğunu anladıkları an tedavisine başlamışlardır. Morfinin verilmediği bazı istisnai durumlar var, sizinki de büyük bir kalp krizi olduğu için hemen verilmemiş olabilir ama o zaman da başka bir tür güçlü ağrı kesici veriliyor. Allah rahmet eylesin.
0
Lim5
(19.01.18)
Lim5, Bizim olayda kriz olduğu belli olduğu halde kan değerini görmeden hastayı İzmr'e göndermediler. Prosüdür böyleymiş. Kardeşimin yanında tesadüfen deneyimli bi hemşire vardı o gün.
Prosüdür gereği ambulans hasta sayısı yönünden uygun hastene aramış, önceden tedavi olduğu, kontrole gittiği hastaneye götürmemiş... Dip dibe iki hastane, birinde kendi doktoru var diğerine götürüyor. Orada da gece yarısına kadar bekletildi. Ağrı kesici de vermemişler, kardeşim istemiş sonradan. Belki 10 saat sonra anjiyo yapıldı.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(19.01.18)
Bunlardı duymak çok üzücü. Tanı koymak için kan testi görmek mutlaka şart değil. Tipik göğüs ağrısı, EKG bulguları ve kan değerlerinden 2'si gerekiyor. Enzimler yükselene ve laboratuvar sonuç verene kadar ciddi zaman geçiyor. Anjiyo ekibi hangi hastanede müsaitse oraya gönderiliyor. O kısımda sıkıntı yok.
0
Lim5
(19.01.18)
(11)

bizim burda lapa lapa kar yağıyor?

for day to break
burası orta anadolu'nun yüksek kesiminde bir yer. sizin oralar nasıl?
burası orta anadolu'nun yüksek kesiminde bir yer. sizin oralar nasıl?
0
for day to break
(18.01.18)
Yağmur + kar soğuğu
0
dissendium
(18.01.18)
Burası Ankara burda kar yok.
0
diss0640
(18.01.18)
Burası ankara fırtına var
0
freetakilir
(18.01.18)
meteorolojiyle amatör olarak ilgilenen ve tüm kışı forumlarda geçiren birisi olarak YILDIM. DİSKİNDİM. BUNALDIM. bugün efsanevi yağış aldık biz burada ama karayel geç girdiği, hava yeterince soğumadığı için hepsi yağmur olarak düştü. akşama doğru soğuma gerçekleşince biraz kar yağdı ama tabii ki tutmadı. yarın sabah -5, bu sefer kar yok. YETER.

şimdi 22-23 ocak itibariyle yeni bir soğuk vuracak gibi duruyor ama ben ümidimi kaybettim artık. şu an için bulunduğum yerde 23 ocak öğleni için verilen sıcaklık tahmini -12 derece. o gün geldiğinde 1-2 dereceye çıkmış olur herhalde. nefret ettim artık. yağmıyor. hiçbir şey yok. kuru soğuk yiyip duruyoruz.

ankara'dayım bu arada. gölbaşı. şehrin rakımı en yüksek yerlerinden olacak bir de güya. ulan yine sinirlendim. ne biçim gölbaşı bu. şubat oldu yerde bir kere kar gördük daha. salı için kar vermiş mgm ama inanmıyom artık. güvenmiyom.
0
der meister
(18.01.18)
bizim burda da merkezde kuru ayaz varmış ama biz dağ eteklerindeyiz. o yüzden bu 3. kar bizim.
0
🌸for day to break
(18.01.18)
Özendim.
Bizde (İzmir) bu gün gündüz vakti bi ara yağdı, arada kısa süreli mercimek büyüklüğünde dolu oldu. Şimdi sakin. Yıldızlar görülüyor.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.01.18)
Bursa. Sadece yağmur var.bu yıl kar yağmadı.
0
brnbrs
(18.01.18)
cennet böyle bir şey olmalı

hizliresim.com
0
🌸for day to break
(18.01.18)
İzmit soğuk, yağmurlu, puslu ve karsız :(
0
mutlusismankedi2015
(19.01.18)
Malatya'da sabah başladı çok şükür. Güzel yağıyor. Kayseri'de karliymis. Birazdan malatyadan Kayseri'ye doğru yola çıkacam, inşallah yolda kalmayız.
0
etna
(19.01.18)
ne mutlu sana...
0
everythingok
(19.01.18)
(10)

Kripto paralar : Tek soru

herhaltibiliyoring
ben bu konularla çok ilgili değilim ama uzaktan bakınca aklıma bir soru takılıyor. Paranın kontrolü devletlerin elindeyken, neden kontrol edemeyecekleri bir oluşuma izin versinler?Internette böyle başladı. Hey hey özgürüz istediğimizi yaparız derken, bi baktık,devletin insanları en kolay ve detaylı
ben bu konularla çok ilgili değilim ama uzaktan bakınca aklıma bir soru takılıyor. Paranın kontrolü devletlerin elindeyken, neden kontrol edemeyecekleri bir oluşuma izin versinler?


Internette böyle başladı. Hey hey özgürüz istediğimizi yaparız derken, bi baktık,
devletin insanları en kolay ve detaylı kontrol edebileceği ortam oldu.
Bu kripto paraları da devletler ya yasaklar, ya da kontol edebileceği hale getirir gibme geliyor.
0
herhaltibiliyoring
(18.01.18)
yasaklamak için ellerinden geleni yapıyolar ama kafaları henüz bunu yasaklayacak kadar basmıyor.
özet geçtim ama durum bu.
internet çağında böyle bişeyi yasaklayabilmeyi düşünmek de saçmalık. bi deliği kapatsın diğerinden yaparlar alışverişi.
0
rentts
(18.01.18)
hayır öyle değil. devlet bunu yasaklayamayacağı için yasaklamıyor.

kriptoparahaber.com
0
istanbul kanatlarimin altinda
(18.01.18)
Yasakalayamayo babo yaa.. öyle sihirli bişey işte bu bitcoin. Herkes zengin olcak, hec kimse batmayacak.
0
empedokles
(18.01.18)
Yasaklanamaz demek saçma kalıyor biraz. Örnek verilen yazıda "Bir ülkede bile yasaklanmasa, diğer her yerde yasaklansa yine de teknik olarak yasaklanmamış olur." denmiş.

Sadece şunu söyleyeyim; Güney Kore'de kripto paralara kısıtlama geleceği söylentisi bile BTC'nin 1 günde %30 değer kaybetmesine sebep oldu.
0
himmet dayi
(18.01.18)
@acemi bağa mı dedin kardeş? eğitim seviyesi falan. bunun konuyla ne alakası var bi kere :D neyse, senin seviyene inmediğimi mesajlarına cevap vemememden anlamışsındır zaten.

şu bitcoin işine girmemiş olanlar neden bitcoini kötülemeye bu kadar meraklı anlamıyorum. bir kuyruk acınız var galiba. hayır bu kadar kıskanacağınıza gelin beraber kazanalım, nedir yani :D

neyse. clickbait falan bakmadan ilk bulduğum siteyi attım. siteyi beğenmediyseniz kısaca şöyle söyleyeyim, kripto işleri bugün türkiye’de “yasaklansa” ben kaldığım yerden tüm işlemlerimi yapmaya devam edebilirim. ee bunun neresi yasaklama?

evet yasaklandığında ya da yasaklanacak söylentileri olduğunda paralarını çeken büyük kesim var, ondan dolayı düşüyor. ama sonra kat kat artıyor tekrar. örneğin ekim ayında çin gibi koca bir ülkede ico’lar yasaklandı. o zaman bitcoinin değeri 5 bin dolarlardan 4 bin dolarlara düştü. aha patladı’cılar dolmuştu gene. şimdi bitcoin oldu 11 bin dolar.

güney kore’de de gerçekten yasaklansa (ki yakındır) gene büyük düşüş olur. ama bir haftayı bulmaz toparlar. çünkü düşmesi pek çoğumuz için güzel bir şey, mis gibi düşükten alıyoruz. örneğin bu hafta yaşanan düşüşten baya bir kar elde ettim. iyi ki düştü.

siz de dün 10 lira koysaydınız şu an 12 liranız olmuştu. üstelik bunu görebilmek hiç zor değildi, “ama bilemezdik” falan demeyin yani. tüm kriptocular bunu yaptı ve kazandılar.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(18.01.18)
Yasakları düşünmek yerine blockchain teknolojisini öğrenmek daha çok işinize yarar.

Şuradan başlayabilirsiniz.

www.bkm.com.tr
0
knorbulyon
(18.01.18)
bitcoin'in karşılığını usd/tl/euro üzerinden hesapladığın sürece bal gibi yasaklarlar ya da yoluna taş koyarlar.
0
lazpalle
(18.01.18)
tr'değil de, benim asıl kastettiğim, amerika gibi parası güçlü ülkeler buna neden izin versin? illa ki müdahale edeceklerdir.
0
🌸herhaltibiliyoring
(18.01.18)
Ben de konuya uzaktan bakan biri olarak ardında devlet güvencesi bulunmayan sanal bir değere insanlar nasıl güveniyorlar diye düşünüyorum.

Deep web içindi bişeydi derken coinler havada uçuşmaya başladı. Birdenbire ve çok büyük ivmeyle. Şimdi herkes coin conuşuyor.

Kripto kabul eden firmalar hangileri mesela? Apple kabul etti bi dönem şimdi etmiyor diye biliyorum.
Nerede kullanılacak bu paralar ve ne kadar zaman kullanılabilecek? Al-sat tamam da ekonomik piyasada işlevi var mı, varsa olmaya devam edeceğinin garantisi var mı?

Sorularla gelmiş gibi oldum ama madalyonun diğer yüzü olduğunu da belirtmek istedim. (Bence birden çok yönü var. Dışarıdan bakınca bana görünen bu. Mesela "Bu kripto paraları da devletler ya yasaklar, ya da kontol edebileceği hale getirir gibme geliyor" dediğin kısma bi ilave: Veya "kullanır" Ben birazcık ekonomi bilgimle bile "c" seçeneği diyorum. Sadece "net hata noksan" ve milli piyangonun yakın geçmişine bakmak bile yeterli bunu düşünmek için)

İnsanlar yattığı yerden kripto para üretiyorlar. Gerçek anlamda. Makineye bağlanıyor kripto para üretiyor. Çinde yapılıyordu galiba. Garip geliyor bana bu durum. Ne yiyip ne içecez herkes yatarsa...

Hazır kripto konusunu bilenler toplanmışken;
"sen çok yanlış anlamışsın" derseniz anlamadığım yeri ana hatlarıyla öğrenmek isterim:)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.01.18)
@acemi

evet ben zaten konunun uzmanı olduğumu söylemedim ki. hatta hiç bilmiyorum diyebilirim. ama yasaklansa bile yasağın bir işe yaramayacağını bilmek için uzman olmaya gerek yok. (uzman arkadaşlar varsa daha ayrıntılı anlatırlar)

www.quora.com

al bakalım, ekşi duyuru’nun aşmış versiyonu olarak gördüğüm quora’da bu soru sorulmuş ve neden yasaklanamayacağı konunun uzmanları (olduklarını söyleyen) kişiler tarafından anlatılmış. eğitimliler yani sen ben gibi geyik muhabbeti yapmıyorlar ;)

özetle; hükümet ülkedeki alım-satım yaptığın siteleri ve bitcoinle alış veriş yapmayı tabiki yasaklayabilir. tabi bu youtube’un yasak olması gibi bişey olur. yani bitcoinin hem yurtiçindeki hem de yurtdışında dolaşımını engelleyemezler. kapatacakları bir şey yok çünkü. fiziksel demişsin ama değil işte. takibi yapılamıyor, işlemin lokasyonu yok. zaten bu yüzden deep web’te kullanılıyor. gerçi bitcoin çıktığından beri haberin varsa bunları bilmiyor olamazsın.

hangi ülkede olduğumun bir önemi yok, bulunduğum ülkede yasaklansa yasak olmayan ülkenin sitesini kullanırım. twitter da yasaktı bir dönemler, hepimiz gayet giriyorduk.

ayrıca quora’daki cevapta @hayat aklini’nin dediği konuya da değinmişler. bankerler, hatta muhtemelen hükümetler bile bu işten para kazanıyor.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(18.01.18)
(4)

anneme İzmir'de ev, bütçe 100.000 TL

legalize marijuana
deniz kenarı olmaz tabi ama yakın dahi olsa süper olur,2+1 olmaz tabi ama olsa süper olur.önerilerinizi bekliyorum, hangi semtlere bakmalı?
deniz kenarı olmaz tabi ama yakın dahi olsa süper olur,

2+1 olmaz tabi ama olsa süper olur.

önerilerinizi bekliyorum, hangi semtlere bakmalı?
0
legalize marijuana
(18.01.18)
tire-ödemiş-menemen
0
brakgn
(18.01.18)
izmir merkez olacaksa çiğli/egekent/menemen taraflarında 1+1 ya da 1+0 olabilir. onun dışında malesef gecekondular var.

çevre ilçeler de olursa torbalı/selçuk civarında da daireler bulunabilir.
0
drystedb efficacious
(18.01.18)
Eğer anneniz araba kullanmıyorsa o fiyata izmir merkeze bağlı bir yerden aldığı evde perişan olur.

Hiç gerçekci bir fiyat değil bahsettiğiniz. 120.000 civarına menemen taraflarına bakabilirsiniz belki.
0
denizgonen
(18.01.18)
Bütçenize uygun denize yakın bulmak zor.
Yine de;
Cumkuriyet mahallesine bi bakın. Karışık değildir, merkeze hastaneye uzak değildir. Komşuluklar eskiye benzer... Bi dolmuşla ksk çarşı, deniz sahil...
Çiğli, Evka5, Evka2, Yıldız mah... O aralarda olabilir. Bi vesaitle denize ulaşabileceği yerler buralar. Güney tarafında da olabilir. O bölgede bazı yerler yokuştur anneyi yorabilir, yokuş olmayan bölgeler de var...

Siz isterseniz bütçenize uyan bulduğunuz seçenekleri söyleyin, fikir verelim daha iyi olur. Çünkü öncelik bütçede:)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.01.18)
(12)

Filmleri seyrettikten sonra not almamla ilgili

Cursed Chico
Bir belge var. Oraya seyrettikçe yazıyorum filmi. Şurası etkiledi. şu oyuncu var. Konusu şu. SOnra da internetten yorumlara bakıp ilginç bilgi vs varsa onları da yazıyorum.İlerde hangi filmi seyrettiğimi unutursam dönüp bakayım diye, hangilerini seyretmişim. Ya da 1950 ispanyasını anlatan film seyr
Bir belge var. Oraya seyrettikçe yazıyorum filmi. Şurası etkiledi. şu oyuncu var. Konusu şu. SOnra da internetten yorumlara bakıp ilginç bilgi vs varsa onları da yazıyorum.

İlerde hangi filmi seyrettiğimi unutursam dönüp bakayım diye, hangilerini seyretmişim. Ya da 1950 ispanyasını anlatan film seyrettin mi dediklerinde belki ordan bakarım ama böyle duurmlar olmadı hiç.

Sadece yazarken üste çıkıp bakıyorum neleri seyretmişim. Bazılarını unutmuşum bile seyrettiğimi.

Biraz zor oluyor film seyrettikeç yazmak. Vakit alıyor.

Aynı şeyi kitap dizi için de yapıyorum ve tiyatro. Onlar o kadar sık bitmediği için daha rahat da. Fİlm en kolayı.


Buna benzer davranışlar yapan var mı? Bu yaptığım şey hakkında eleştrileriniz neler? Bİr tarafım çünkü çok saçma, boşver yapma diyor.
0
Cursed Chico
(18.01.18)
Çok iyi yapıyorsun, bence devam et. Kitap için yaparsan Goodreads de kullanabilirsin.
0
whoosie
(18.01.18)
Sizi mutlu ediyorsa bize laf dusmez.
0
a summer day
(18.01.18)
İzlediğim filmleri bir süre sonra hatırlayamadığım için 1 yıla yakındır küçük bir not defterine yazıyorum fakat son zamanlarda ona da yazmayı unutuyorum=) keşke daha önce aklıma gelseydi diye hayıflanıyorum, hiç saçma değil bence.
0
mslny
(18.01.18)
ayrıntıya girdiğinden dolayı her anı kaydetmek zor geliyor olmalı.
filmlerden pek değil ama sık olmasa da not olarak çeşitli tv programlarındaki konuşmacıların sözlerinden ve kitaplardan (araştırma inceleme tarih genel kültür türünden) bazı alıntılar yaparım.
0
1adam
(18.01.18)
bence sacma degil hic. iyi yapiyorsun. film icin yapmiyorum ama swarm uzerinden yaptigim check inlerin amaci bu oluyo bende.
0
kuehles blondes
(18.01.18)
kitap için: goodreads
film için: letterboxd
dizi için: trakt.tv
0
steve rogers
(18.01.18)
Ben de yapıyordum. Film, kitap, botanik vb. bi çok konuda yaptım. Not almak gibi oluyor, yazarken bi daha düşünüyorsun, değerlendirmeler yapıyorsun, dönüp bişi aramak kolay oluyor. Gittiği yere kadar devam et bence.

Ben bilgisayar patlayınca moralim bozulup bırakmıştım. Yedekleme yapmak şart.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.01.18)
iyi yapıyorsun tabiki de yazmak kaynak bırakmaktır. Bence dünyadaki herşey kayıt altında ve sürdürülebilir olmalı-keza olsaydı şimdi çok daha gelişmiş hayatlarımız olurdu, ya da çakılmış. ikisi de aynı şey.

Ama ben şahsi olarak yazmanın hissedilen duyguları yansıtmadığını düşünüyorum, yazmak köreltiyor. bilinçsizce 3.şahısa dönüştürüyor. Yazarken ne kadar dikkatli ve özenli davranırsan o kadar yabancılaşıyor. Ya da bende öyle oluyor.

his, düşünce çok hızlı akan şeyler. kendini kaptırınca(yoğunlaşınca) bütün enerjini emerek gerçek yaşamında hızına yetişemeyeceğin bir silsileyle gelişiyor ve devam ediyor. Ama yazıya dökmeye kalktığında fiziksel hareket kabiliyetin yüzünden engelleniyor o duyguların ve koptuğu anda geri dönülemiyor.

Beyin tuhaf bir organ. öyle kol-bacak gibi değil.

Mesela şimdi, telefon çaldı ve buraya ne yazdığımı ne yazacağımı unuttum. Önemini de yitirdi. Bir de aklıma geldi, birilerinin kitaplar hakkında kitaplardan alıntılarını yazması; okuyan açısından güzel birşey. çünkü betimlemeleri biraz da olsa hafifletip hap bilgi haline getirebiliyor. Ama kendi yaklaşımını yazması ''instagram'' gibi birşey, herkesin çirkin poposuna-fikrine maruz kalınıyor 2 satır kayda değer birşey okuyabilmek için. Yazmak ya da okumak çok yüceltiliyor. bu son söylediğimin konuyla bir ilgisi yok ama yine de belki birilerine faydası olur diye şunu da eklemek istiyorum; ''10 tane kitabı birer kere okuyacağınıza iyi bir kitabı 10 kere okuyun'' ben sanırım d.cündioğlundan duymuştum. Çok da anımsamıyorum.
0
mete kudur
(18.01.18)
Kim oynamis vs yazmak bence gereksiz de, filmle ilgili neler yazilmis bakmak ve kendin de yorum yapmak istiyorsan mubi'yi kullansana?
0
common of demons
(18.01.18)
Güzel bir sey. Ben bunu yillar once bir forum sitesinde yapıyordum oyle. Kiz bile dusmustu oyle ohom ohom.
0
i m sick tired
(18.01.18)
goodreads, imdb, icheckmovie kullanıyorum da kaydetmekiçin. bunlar bugün var yarın yoklar. o yüzden dökümanlara yazıyorum.

Özel şeyler odluğu için, ne bileyim filmdeki çocuğun ölmesi bana şunu hatırlattı gibi, online olarak paylaşmak istemiyorum. O kadar sanatsal ve düzgün de yazmıyorum. buraya yazdığım gi bi. anl am bozukluklarıyla dolu.


mesela arada filmde anlamadığım yerler oluyor, burda soruyorum. cevap gelince yazıyorum flan.(git: )
0
🌸Cursed Chico
(18.01.18)
kitapları ben de altını çizerek okuyorum ancak not alıp bunları bir word dosyasında saklamak benim de hayalim. eleştirilecek bir yanı yok çok iyi yapıyorsun devam et böyle :)
0
burya
(18.01.18)
(23)

Yeni dogacak kizimiza isim bulamadik. Bi el atin.

kolbasti oynayan koala
merhabalar,yeni dogacak kizimiz icin bi isim secemedik. bize yardimci olmak adina anketi doldurabilir misiniz?https://strawpoll.com/z67s3b2bedit: isimlerin anlamlariLoren: Lora ağacı. Onur ve zafer simgesi. Luna: Ay. Yeryüzünü aydınlatan.Mila: Sudan gelmek, sudan gelen.
merhabalar,

yeni dogacak kizimiz icin bi isim secemedik. bize yardimci olmak adina anketi doldurabilir misiniz?

strawpoll.com

edit: isimlerin anlamlari

Loren: Lora ağacı. Onur ve zafer simgesi.
Luna: Ay. Yeryüzünü aydınlatan.
Mila: Sudan gelmek, sudan gelen.
0
kolbasti oynayan koala
(18.01.18)
çocuk türk mü yabancı mı? eğer türk ise seçeneklerden hiç biri. bu eziyeti yapmayın yani. yabancı ise loren.
0
elorelia
(18.01.18)
Loren çok hoş duruyor, Allah sağlıklı ve mutlu bir ömür versin :)
0
algoritma uzmani
(18.01.18)
elorelia +1
0
Rudy Baylor
(18.01.18)
türk. ama türkiye'de degil.
0
🌸kolbasti oynayan koala
(18.01.18)
Luna. Türkiyeye gelirseniz ayla dersiniz olur biter.
0
sutlu nescafe
(18.01.18)
amcam yıllar önce aradı kızın ismini siz koyun dedi. kendisi fransada yaşıyor. biz melisa dedik. oda dediki: melisa burda kötü kadınların ismi dedi kızın ismini lisa yaptı. Fransada sıkıntı yaşamasada Türkiyede sıkıntı yaşayabiliyor.
0
mikahakkinen
(18.01.18)
Mila, bin (1000) değil mi? Epey oy almış ama bin anlamında bi isim çevresinde nasıl karşılanır bilemedim.

Seçeneklerden Loren güzel bence.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.01.18)
Mila yerine Mia daha iyi olur. madem bu tarz düşünüyorsunuz
0
burya
(18.01.18)
mile 1000 mila değil :p

diğerlerinin çağrıştırdıkları için yüksek hoşgörünüze sığınarak;

luna: ''ââ lââ luna'' diye şarkılı margarin var.

loren: schaub lorenz televizyonları var.

ee? diyecek olursanız da Türkiye'de bu tarz şakalaşmalar yaşayabilir.
0
onemoremile
(18.01.18)
nerde yasiyorsunuz?
yurtdisinda luna kedi/köpek ismi.
loren isim bile degil. sophia loren'in soyadi, lorenzo (erkek ismi) isminin kisaltilmisi. baska? ne demek loren? sirf kulaga hos geliyor diye herhangi bir kelimenin isim olarak konulmasi cok sacma.
bu ikisini cikarinca mila kaliyor.
0
pilav
(18.01.18)
mille bin evet ama her zaman değil :p
www.youtube.com

@pilav, Loren ismi yok evet ama olmayacak anlamına gelmez bence.

Yaşadığınız yerde kürt kökenli insanlar varsa Lorin ismiyle karıştırabilirler, onun dışında bi sıkıntı olmaz kanısındayım.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.01.18)
tamam pes :p
0
onemoremile
(18.01.18)
hollanda/eindhoven'dayiz.

Loren'in orijinali 'Lorene' ve rusca kokenli bir isim esasen. kelimenin kokeni ile de pek ilgilenmiyoruz. guzel bir telaffuzu olmasi, guzel bir anlam ifade etmesi ve soy ismimizle uyumlu, buyudugunde 'bula bula bu ismi mi buldunuz' demeyecegi bir isim secmeye calistik.

kedi kopek ismi olmasi, alaluna margarin olmasi da pek umurumuzda degil acikcasi. yarin 'pelin' adi altinda deterjan/margarin markasi ciksa da bu umursamazligimiz devam ederdi.

tepkileriniz icin cok tesekkurler. umarim saglikla kucagimiza aliriz da tek derdimiz ismi olur :)
0
🌸kolbasti oynayan koala
(18.01.18)
Ben insanların isminin ağırlığını taşıdığına ve etkisine inanırım, o yüzden kelimenin kökeni ile ilgilenmiyoruz demek bana çok bencilce geliyor. adım saçmasapan olsaydı anlamsız yahut sırf farklı diye konmuş olsaydı sanırım siz ne ettiniz derdim aileme. İsimlerden seçemedim, konu geçtiği için haddim değilken yorum yaptım şu an da ne gereği vardı diye pişman oldum ama silemem artık.
0
mslny
(18.01.18)
bir tür bir de yabancı ismi koyun bence.
istedigini kullansın.
0
herhaltibiliyoring
(18.01.18)
isimlerin hicbirini begenmedim.

yurtdisinda yasiyor diye full yabanci isme gerek yok bence. ama illa yabanci isim koyacaksaniz

nina, lena.

onun disinda gayet alev, simay, simge, yasmin... vb bir suru guzel turkce isimler de var.
oyle yani.

loren in bana hatirlattigi iki sey var, sophia loren in soyadi bir de quiche lorraine :D
luna - lunapark
mila - ufak tefek cinayetlerden mi duydunuz? :D
0
kuehles blondes
(18.01.18)
zeynep
0
mysql34
(18.01.18)
eliz koyabilirsiniz. hem yurtiçinde hem de yurtdışında sıkıntı çekmez.
0
boyalı kuş
(18.01.18)
Ben Taylor koyacağım ki Taylor Swift'e benzesin.
0
i was made for you
(18.01.18)
baska isimler uzerinde yogunlasırsanız onları işaretleyelim, ankete katılamadım bile :/
loren değil de lorin cok guzel cidden.
0
river song
(18.01.18)
Luna bence muthis bir isim cok severim
0
hacilaklak
(18.01.18)
Alina tavsiye ederim. Hem rusca bir isim telaffuzu koçay hemde türkçe isimlere benziyor
0
boran79
(19.01.18)
degerli insanlar hepinize cok tesekkur ederiz. bu uc ismin de kendine has anlamlari var. daha once de telaffuz ettigim gibi kokeninin turk olup olmamasi, turkiye'de zorluk cekip cekmemesi pek umurumuzda degil.

benim adimi benim babaannem halen duzgun soyleyemez. oyle alelade bir isim halbuki.
yegenimiz var 3 yasinda, ismi 'almıla' (evet ı ile). orijinal turkce bir isim. telaffuzu da kolay degil ama guzel, hos bir isim misal. fakat telaffuzu zor oldugu icin cogu insan zorlaniyor fakat ailesinin umurunda degil bu pek. bizde de durum boyle.
0
🌸kolbasti oynayan koala
(19.01.18)
(7)

Oda termostatı doğalgaz tüketiminde aşırı fark yaratır mı ?

joehigashi
2 kişiyiz ve çalışıyoruz. Yani gündüzleri haftanın 5 günü evde değiliz.Evde yokken kombiyi gündüz ya 30 derecede çalıştırdık ya kapattık akşamları ise 40-45 derece arası kullandık. onu da her akşam yakmadığımızı söyleyebilirim buna rağmen 220 tl fatura geldi yan komşumuz ise eşi ev hanımı olmasına
2 kişiyiz ve çalışıyoruz. Yani gündüzleri haftanın 5 günü evde değiliz.

Evde yokken kombiyi gündüz ya 30 derecede çalıştırdık ya kapattık akşamları ise 40-45 derece arası kullandık. onu da her akşam yakmadığımızı söyleyebilirim buna rağmen 220 tl fatura geldi yan komşumuz ise eşi ev hanımı olmasına yani gün içersinde kombiyi kullanmalarına rağmen 130 tl faturaları geldi.

Sorduk oda termostatı kullanıyorlarmış birde kombileri yoğuşmalı kombiymiş. Termostat olayı bu kadar fark ettirir mi işi ? Yoksa kombinin yoğuşmalı olması mı bu kadar fark ettiriyor ?

Az evvel baymak'ı aradım termostat için 400 tl fiyat çektiler ne yapsak bilemedik. değer mi acaba normal kombi + termostat ile tüketim açısından verim alır mıyız ?
0
joehigashi
(18.01.18)
Yogusmali fark ettiriyor bence.bizim komşuya 110 gelirken bana 190 geldi dediğin gibi doğru düzgün yakmadigimiz halde.
0
brnbrs
(18.01.18)
ankaradayim, yogusmali son model kombi var, gunduz iste olmama ragmen kismiyorum; gece-gunduz acik ama aksam evde tshirt sort ve corapsizim; en son 310 geldi :) en dusuk 35 olmasina ragmen surekli 55'de

edit: ev dubleks cati kati bu arada
0
kamyonsans
(18.01.18)
bana sorarsan sadece odalarınızı açık tutun.

ikinci olarka da gündüz evde değilseniz yakmayın öyle deneyin, böylece bence en az bi 100 tl fark edecek.

millet kombi yakıyor tamam ama heryerin peteklerini açmıyor ki.
0
Photographer
(18.01.18)
@Photographer

bize gelen tesisatçı kombi aç kapa yapmanın daha fazla tüketim yaptırdığını kullanmadığımız zaman düşük derecede açık kalması gerektiğini söylemişti bizde ona uyduk ama iyi olmadı galiba :/

Zaten yanan 3 oda 3 petek kullanmadığımız odaları yakmıyoruz.
0
🌸joehigashi
(18.01.18)
Yoğuşmalı bizim memlekette çok da gerekli değil diyen bi inceleme okumuştum, getirdiği gerekçeler mantıklıydı.

Termostat akıllı çözüm. (Şart değil ama termostatların saat ayarlı olanları var. şu saatler arasında şu derece biz eve gelmeden önce şu derece olsun diyebilirsiniz.)

Kapatıp açmak pahalıya gelir, bütün suyu soğutup tekrar ısıtıyorsunuz. Ev ve eşyalar da soğuyor. Evde yokken kısık ayarda evde olunca yüksek ayarda uyurken düşük ayarda gibi ayarlarsanız daha ekonomik olur.

Bir de başkalarıyla karşılaştırırken evin konumunu da göz önüne almak lazım. alt ve üsttekilerin ısınma durumları, dış cephe duvarlarının çokluğu vb. etkenler yakıt masrafını direkt etkiliyor.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.01.18)
temel farklardan biri yoğuşmalı olmasıdır.

komşunun evi güneye sizinki kuzeye bakıyorsa bu da fark yaratır.

komşunun alt ve üst katı cayır cayır yanıyor seninki ise boşsa o da fark yaratır.
0
hosein
(18.01.18)
Termostatın mantığı şu; ortam sıcaklığı ayarlanan dereceden yüksek ise kombinin sirkülasyon yapmasını engelliyor. Bu yüzden oda sıcaklığı düşmediği sürece kombi sıcak su basmıyor.

Isı düşerse devreyi açıyor, kombi devre açıldıktan sonra sıcak su ısısını yükseltiyor ve peteklere sıcak su basıyor.

Termostat olmadığında kombi kendi programı ile belirli periyotlarda suyu pompalıyor, dönüşüm yapan su doğal olarak soğuyor ve kombi ayarladığınız yanmaya başlıyor.

Yani termostat olmadığında kombi oda sıcaklığını değil içinde dolaşan su sıcaklığına göre açılıp kapanıyor. Hele ki kombi balkon gibi odadan daha soğuk bir ortamda ise sarfiyat artıyor ve ev gereksiz ısınıyor.

400 TL çok para, alın bir tane manuel termostat 50-60 TL aynı işi görür. Pahalı olan günlük haftalık dijital programları vardır, işe yarıyor ama o kadar paraya değmez.

Atıyorum sabah evden çıkarken termostatı 17-18 gibi ayarlar giderseniz. Akşam gelince de 22 gibi yaparsınız, mis.
0
John Bloor
(18.01.18)
(6)

Buddy eklemek

liberal
Merhaba,Birisinin entrylerini takip etmek adına badi ekleyecegim. Bu karşı tarafa gidiyor mu? Şu kişi seni badi ekledi diye.Ne gereği var bilmesine.
Merhaba,
Birisinin entrylerini takip etmek adına badi ekleyecegim. Bu karşı tarafa gidiyor mu? Şu kişi seni badi ekledi diye.
Ne gereği var bilmesine.
0
liberal
(18.01.18)
Gitmiyor.
0
cinsi kisi
(18.01.18)
Gitmiyor. Mobilden takip eden sayısının 1 arttığını görür sadece.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.01.18)
sağolasın eklediğin için.
0
orijinal nick bulamadim
(18.01.18)
teşekkürler,

@orijinal nick bulamadim, entrylerine baktım olabilir esasında.
0
🌸liberal
(18.01.18)
araya sıkıştırayım. peki bunun bu adam entry yazınca bana haber ver versiyonu yok mudur? badiye aldığım insanları takip etmeyi unutuyorum ben yahu :)
0
syozkn
(18.01.18)
haber verme yok. badi (mobilde takip) seçeneklerini kullanarak badilerin yazdıklarını okuyabilirsiniz.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.01.18)
(11)

günde 2 saat hangi konuda okuyayım?

nigeo
selamlar,günde 2 saat kadar boş vaktim var. ofisteyken bilgisayar başında 2 saat mal mal sözlüğe falan bakmak istemiyorum.her gün 2 saat okuya okuya kurcalaya kurcalaya bir konuda biraz bir şeyler öğreneyim istiyorum.kitap götürüm okuyamam.bir konuda online araştırma tarzı düşünebilirsiniz.çok konsa
selamlar,

günde 2 saat kadar boş vaktim var. ofisteyken bilgisayar başında 2 saat mal mal sözlüğe falan bakmak istemiyorum.

her gün 2 saat okuya okuya kurcalaya kurcalaya bir konuda biraz bir şeyler öğreneyim istiyorum.

kitap götürüm okuyamam.
bir konuda online araştırma tarzı düşünebilirsiniz.

çok konsantre kesintisiz 2 saat gibi de düşünmeyin ama totalde en az 2 saat okuyacak vaktim var bilgisayar başında her gün.

dil öğrenmek istesem ideal olurdu mesela.
her gün 2 saatlik çalışmaya biraz ilerlerdim bir dilde. ama istemiyorum.

konu adaylarım:
*beslenme
*anatomi. insan vücudu. temel tıp.
*bahis sektörü
*temel fizik

herhangi bir şey önerebilirsiniz.

ne konuda kendimi az da olsa geliştirebilirim sadece online okuma-araştırma ile?

ortalama 3-4 ay günde 2 saat vakit var.

Teşekkürler.


edit: türkiye tarihi, siyaseti vs istemiyorum arkadaşlar bu arada.

belki bir ülke ya da bölge seçip oranın tarihini sosyolojisini okuyabilirim.
0
nigeo
(17.01.18)
Norobolim? Noropsikoloji olur, norobiyoloji olur. Bu konularda bir şeyler bilmek hem kendinizi hem de çevrenizdeki insanları daha iyi tanımanıza, anlamanıza yardımci olur.
0
fraise
(17.01.18)
Antik Mısır tarihi, arkeoloji, botanik, ornitoloji, jeoloji...
0
dissendium
(17.01.18)
anatomi
0
duygusal pehlivan
(17.01.18)
durbikonusucaz
(17.01.18)
Kuantum fiziği.
2.dünya savaşı ve nazi almanyası tarihi.

Benimkiler bunlar.
0
brad pitt
(17.01.18)
Borsa
0
ovungec zeus
(17.01.18)
Coursera’da yanlış hatırlamıyorsam stanford üni’nin hazırladığı bir beslenme konulu kurs vardı. O ve Coursera’daki diğer her şey olabilir, ücretsiz.
0
sopiro
(17.01.18)
Bence youtubedan video izlemek ya da podcastleri takip etmek daha mantıklı.
Okuma olayı daha çok ön hazırlık istiyor.
0
kayranin kedisi
(17.01.18)
Borsa + 1
0
keep out
(17.01.18)
okumak değilde, belirli bi konuda tutorial izleyip kendini geliştirsen?

herşey olabilir bu, fotoğrafçılık, photoshop vs vs
0
Photographer
(17.01.18)
Nörobilim+1

Borsa denmiş ama; yeni teknolojik gelişmelerle birlikte borsa konusu tamamen boyut değiştirecek gibi görünüyor. Değiştirmiştir veya başlamıştır bile belki.
Bu durum olmasaydı bile borsa konusu "az da olsa geliştireyim" denecek bir konu değil.
www.ted.com
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.01.18)
(4)

Öğrenci için ingilizce film ve öğrenme yöntemi sorusu

hayat aklini konusacak bir filozof uret
Genç 10. sınıfta okuyor. İngilizce düzeyi 11. sınıf belki viraz daha ileri. İnternette ingilizce olarak yazıştığı arkadaşları, gruplar var. İngilizce yönünde ilerlemeyi düşünüyor. Yurt dışı eğitimi için sınava girmek istiyor. Sınav bu ay sonunda olacakmış. Öğretmeni 11. ve 12.sınıf testlerinden ve
Genç 10. sınıfta okuyor. İngilizce düzeyi 11. sınıf belki viraz daha ileri. İnternette ingilizce olarak yazıştığı arkadaşları, gruplar var.

İngilizce yönünde ilerlemeyi düşünüyor. Yurt dışı eğitimi için sınava girmek istiyor. Sınav bu ay sonunda olacakmış.

Öğretmeni 11. ve 12.sınıf testlerinden vermiş, 11'i çözerken gözlemledim cümleleri anlıyor, kelime eksiği var

Bi alıştırma kitabı vardı 11. sınıf içinmiş, deyimler, farklı alanlarda kullanımları vb. bilgiler vardı. O kitaba bir iki baktı, kapatıp yana koydu. Çekmedi veya zorlandı sanıyorum. "bunlar kolay" deyip 11. sınıf testlerinden çözmeye başladı.

Çizgi film izlerdi şimdi yeni yeni film izlemeye başladı. Açlık oyunlarını bitirmiş bir iki film daha söyledi hangileriydi unuttum. Filmleri türkçe izliyormuş. İngilizce olunca anlamadığını söyledi. Filmleri ingilizce dil ve ingilizce alt yazıyla izlemesni tavsiye ettim.

Basit ve anlaşılır dil kullanılan film tavsiyeniz olur mu? Marvel, fantastik, bilim kurgu ilgisini çekecek yapımlar.

Çalışma yöntemleri, siteler, sözlük... ingilizce öğrenmesine yardımcı olabilecek tavsiyelerinize talibiz.

Kelime pekiştirmek için tatoeba.org sitesini not almıştım. Önermeyi düşünüyorum, belki sizde daha güzel kaynaklar vardır diye önermeden sorayım dedim.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.01.18)
Yurtdışında okumak için sınav dediğiniz hangi sınav? 10. sınıf ise PSAT olabilir. Ya da coşup SAT alıyordur fakat ikisi de vocabulary konusunda zorlar bir öğrenciyi, öyle Türkçe kaynaklardan falan çalışarak çok fayda sağlayamaz, neticede kolay da bulmuş zaten.

O yaş grubu çocuklarda çılgın bir distopya hayranlığı oluyor: Açlık Oyunları serisi, Divergent serisi, Maze Runner serisi, ve ismini hatırlayamadığım bir sürü serinin kitapları ve filmleri var. Kitapları İngilizce okusun, filmleri de İngilizce sese İngilizce altyazıyla izlesin.

Ben contextten bağımsız kelime çalışmayı pek faydalı bir aktivite olarak görmüyorum, ama illa öyle çalışacaksa internette websitelerinde veya kitap olarak “en sık cıkan SAT/ TOEFL/ IELTS kelimeleri” gibi şeylere bakabilir. Benim ÇOK sevdiğim bir kitap var Vocabulary For The College Bound Student diye. Kelimelerin latince veya yunanca kökleri, ekleriyle vs anlatıyor. Sevmeyen veya o kökleri öğrenince aklı başından gitmeyen öğrencim olmadı şimdiye kadar.

Aklıma bunlar geliyor öğle arasında, sonra güncellerim artık.
0
sopiro
(17.01.18)
filmden ziyade dizi olarak arrow, the flash, supergirl gibi dizilerin dili müthiş kolay. ilgisini de çekiyor madem böyle marvel fantastik şeyler, bence gayet keyif alır. ingilizce altyazılı izlemesine bile gerek olmayabilir onları hatta.
0
vedderbaug
(17.01.18)
lost'un dili mesela çok basit. lost izleyebilir. konuşmalar gayet anlaşılır.
harry potter serisini izleyebilir.
0
dilemma of subscribtionability
(17.01.18)
@sopiro, teşekkür ederim öncelikle.
Gireceği sınav, liseler için öğrenci değişim programı sınavıymış. Kendi bulmuş.
www.wcepturkey.org
Sözlük önerini hemen iletiyorum. Öğrencilerden onay alan sözlük bulmak çok iyi oldu. Ben ingilizce-ingilizce önermiştim ama erken mi acaba diye emin de olamadıydım.
Filmleri de ileteceğim tabii:)

Kız kelimeleri google'a soruyor. tureng app. önerdim. uygun mu?

Artı olarak karşılaştığı kelimeleri cümle içinde kullanmasını söyledim. Farklı cümlelerde okumasının pekiştirmeye yardımcı olacağını düşünüyorum. Bu yöntem hatalı mı olur?

Mesela 1 sayfa test ( 10 soru kadar) çözerken 15 civarı yeni kelimeyle karşılaştı.
Kelimelerin yanlarına türkçesini yazdı. O kelimeler orda kalmasın hafızasına kaydolsun diye ek çalışma yapılmalı mı yoksa karşılaştıkça tekrar etme yöntemi mi daha iyi?

@vedderbaug, dizi izler misin diye sormuştum, "bilmiyorum ki, hiç izlemedim" dedi. İlgisini çekecek dizi olursa izleyebilir gibi. Önerdiklerini ileteceğim. Çok teşekkürler.
0
🌸hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.01.18)
(8)

spiral mi, doğum kontrol hapı mı?

beef
şimdi spiralin egzersizlerden sonra oynayabileceğine ve böyle bir durumda hamile kalabileceğinize dair şeyler okudum. doğum kontrol hapı da bu durumda kullanımı daha rahat bir şey ama haşimoto tiroidim var ve zaten ömür boyu her sabah kullandığım bir hormon hapı var. bir de üstüne doğum kontrol hapı
şimdi spiralin egzersizlerden sonra oynayabileceğine ve böyle bir durumda hamile kalabileceğinize dair şeyler okudum. doğum kontrol hapı da bu durumda kullanımı daha rahat bir şey ama haşimoto tiroidim var ve zaten ömür boyu her sabah kullandığım bir hormon hapı var. bir de üstüne doğum kontrol hapı kullanmam mantıksız mı olur? bir türlü karar veremiyorum. hangisi daha iyi sizce?

not: kondom artık seçeneklerden kalktı. zaten patlayıp duruyor meretler.
0
beef
(17.01.18)
Vazektomi.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(17.01.18)
Ek olarak: vazektominin geri dönüşü var ancak çocuk sahibi olmak istendiğinde verimi düşürüyor sanırım.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(17.01.18)
ria
0
yuvarlanantencereninkapagi
(17.01.18)
hiç doğum yapmamış kadınlara spiral takılmıyor diye biliyorum. bence en mantıklısı bi doktora danışmak.
0
elorelia
(17.01.18)
Spiral çok rahat ama doğum yapmamış kadınlara önermiyorlar. Bu kısmı bilmediğimiz için bir şey diyemiyorum.
0
yirmisantim
(17.01.18)
Spiral çok rahat +1
Hayat kalitesinı arttırıyor. Varlığını hissetmiyorsun, gebelik riski aklının ucuna bile gelmiyor. İlacı unuttum yok, ilacın yan etkilerinin endişesi yok.
Egsersiz yaptım, atladım zıpladım, ağaçlara tırmanıp düştüm, bisikletten düştüm... 15 sene kadar kullandım hiç bi sorun yaşamadım.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.01.18)
Türkiye'de doğum yapmamış kadınlara spiral pek önerilmiyor. Rahim içine yabancı bir cisim koyuyorsunuz, ortamı bozabilir. İleide gebe kalmak isterse risk almaya gerek yok. Bir hocamız elim kırılsa takmam demişti.

İmplant veya depo iğneleri düşünebilirsiniz doğum kontrol hapı yerine. NuvaRing de yeni bir seçenek.
0
Lim5
(17.01.18)
Ben uc aylik depo igne yaptiriyorum. Eger spiral icin bir cekinceniz var ve kontraseptif haplari da duzenli kullanma gibi bir sorununuz varsa depo igneleri deneyebilirsiniz.
0
lamira
(17.01.18)
(23)

sağlık hizmetlerinden memnun musunuz?

demirr
benim pek fazla hastane ve ilaçla işim olmadığı için sağlık sisteminin işleyişini tam olarak bilemiyorum fakat hastane binaları ve randevu sistemleriyle bir iyileşme olduğu aşikar. tabi ki aksayan yanları da vardır. özellikle büyük şehirlerde daha da hissedilir bu.hastane,randevu alma, muayene olma,
benim pek fazla hastane ve ilaçla işim olmadığı için sağlık sisteminin işleyişini tam olarak bilemiyorum fakat hastane binaları ve randevu sistemleriyle bir iyileşme olduğu aşikar. tabi ki aksayan yanları da vardır. özellikle büyük şehirlerde daha da hissedilir bu.

hastane,randevu alma, muayene olma,ilaç tedariği,masraflar gibi konularda sağlık sisteminden memnun musunuz? memnun değilseniz hangi aksaklıklar var?

nedir sağlık sisteminin aksayan yanları?
0
demirr
(16.01.18)
memnun değilim. sürekli özel hastanelere gidiyorum o yüzden. aşırı kalabalık. suriyeliler her yerde. doktorlardan yana bi şikayetim yok. bu konulardan dolayı.
0
sizofren06
(16.01.18)
yaşlılar memnun, randevusunu alma, aynı doktora görünebilme rutin ilaçlarını yazdırma yönünden hiç sıkıntı yok, ama bir şeyin çıktı ameliyat olacaksan o zaman durup yavaşça özele yöneliyorsun varsa birikimini kullanıyorsun yoksa kredi çekiyorsun.
0
eja
(16.01.18)
internetten ya da telefonla randevu alıyosun. sonra hastaneye gidip o randevuyu alabilmek için tekrar sıra alıyosun.
0
elorelia
(16.01.18)
hiç memnun değilim.

anlatılmaz yaşanır, her hangi bir zamanda ülkedeki herhangi bir hastenye git kendin gör.
0
Photographer
(16.01.18)
Hekim sayısı az, hasta sayısı fazla. Sistem optimum muayene süresine göre randevu vermiyor. Psikiyatri hekimini 10 dk arayka hasta görmeye zorluyor. Hekim hastalığın kendisini değil en yüksek olasılıkla ne olabileceğini bulmaya mecbur kalıyor. Muayene süresi biraz uzasa sıra bekleyen diğer hastaların sabırsız tepkisi ile karşılaşıyor. Doğru tanıyı alamayan hasta tekrar tekrar sisteme dahil oluyor hem kendi tedavi süreci aksıyor hem sistemde kısır döngü oluşuyor. Hastalar da sıkıntılı, verilen tedaviyi düzgün uygulayan kişi sayısı o kadar az ki, bunlar da başka bir şekilde tekrar hastaneye geliyorlar. Özel hastanelerde yoğunluk yok ama oradaki sağlık personelllerinin de bir standardı yok, hekim dahil.
0
curukturpkokusu
(16.01.18)
çok memnunum (!) sabah akşam hüloğluyorum.
0
burya
(16.01.18)
Hiç memnun değilim, o nedenle özele gidiyorum artık.

Geçen yaz ya insanlarlar övüyor, belki düzelmiştir diye evimin yakınındaki kadın doğum hastanesinin ek kliniğine gittim. Gitmez olaydım. Herkesin surat zaten bir karış. Hasta koltuğuna yatacağım bir baktım ıslak leke var, hemşireye rica ettim değiştirebilir misiniz diye "Yeni değiştirdik zaten" diye çemkirdi ve ben girdikten sonra değiştirilen bir örtü olmamıştı. Doktor sorması gereken şeyleri sormadı. Smear sonuçları da 40 gün sonra çıkıyormuş (deveyle falan yolluyorlar herhalde laboratuvara). Sonuçları göstermeye gittiğimde de hemşire ayakkabılarınızı çıkarmanıza gerek yok dedi, doktorun önüne yatınca bu defa doktor niye ayakkabılarını çıkarmıyorsun, çıkar da gel dedi (ki ayakkabı hiçbir engel teşkil etmiyor). Bu saçma tavırların üzerine de hayatta devlet hastanesine gitmem.

Bu olaydan 6 ay sonra özele gittim, doktor her şeyi detaylıca anlattı, hangi testi neden yaptığını, neler olabileceğini vs belirtti. Sonuç randevusunda şehir dışında olacağımı söylediğimde telefonla ararız istediğiniz saatte dedi ve telefonla bilgi verdi. Devlet hastanesindeki gibi insanı geren bir ortam ve ilgisizlik+hijyensizlik yoktu.
0
kayranin kedisi
(16.01.18)
en yakın zaman deneyimlerim:
ilaç yazdırmak ile yazdırmamak arasında sizin kârınıza olacak bir fark yok. kalkıp gidip randevu, yol, zaman, program vs, yine para veriyorsunuz, yan binadan alacağınız ilaca.

bir kere, "oha bu kadar iyi doktoru ilk defa görüyorum" dediğim biri vardı, onun dışındakiler ortalama.
iki tane de "bunun burada oturması insan sağlığı ve hayatı için tehlike" dediğim. Hele sonuncu, ruh hastalıkları hastanesinde, sanırım hastaydı.
Ben olumsuz etkisini yaşamadım ama konu hakkında bilgisi olmayana kalıcı hasar verebilecek biri orada oturuyorsa, sağlık sistemine toptan "berbat" demek isterim.

ayrıca saçmasapan kurallar, yaş sınırı ile ilaç vermiyor filan.

ek: online olarak randevu almak ve o zamanda randevuya girmek, memnun olduğum kısmı. ama bu zaten, zamanın gereği.
0
neynep
(16.01.18)
Ankara'nın göbeğinde, Ankara'nın en büyük ilk 3 devlet hastanesinde zatüre olduğumu bilemedikleri için neredeyse ölüyordum. Bu yüzden artık hep özele gidiyorum.
0
mayday
(16.01.18)
değişken genel olarak.

üniversite hastaneleri daha karmaşık ve sistemsiz. çapa'ya gidince ömrümden ömür gidiyor her seferinde ki burada aylarca kemoterapi aldım, ailecek bu iğrenç prosedürler nedeniyle psikolojimiz bozuldu. resmen bok bile hastadan daha kıymetli oralarda. mesela geçen ay bi muayene olacaktım, ücretli olsun çabuk olsun dedim. lan ücreti yatıracağım yerdeki veznede adam yok. belli bi zamanda bankaya kasalarındaki parayı yatırmaları gerekiyormuş. başka binaya geçtim. orada da aynı. son anda başka binanın veznesinden gideceğim polikliniğin parasını yatırabildim. neyse ki kendi ihtiyacımı giderecek durumdaydım o zaman ama daha kötü günlerimi anlatsam roman olur. doktorların da suçu yok. bana 2 kez aynı soruyu sorsa biri bi asabileşiyorum, insanlar napsın günde kaç kaçıkla uğraşıyorlar ki bazı insanların para veriyoruz sen bizim malımızsın tavrıyla doktorla iletişim kurduklarını inkar edemeyiz.

şuan küçük bir yerde memleketimde tatildeyim. annemi hastaneye götürdüm. randevum yoktu, hiç beklemedim. doktor harikulade bir şekilde dinledi. sonra elimizdeki tetkiklere baktı, sonra kendi ufak tefek şeyler istedi ve yine son olarak her şeyi detaylıca anlattı. maaile hayran kaldık doktora. böyle güzel şeyler de yaşayabiliyoruz ama nadir.
0
ruh i tibbiye
(16.01.18)
Sağlık sektörünün bizzat içinde bir insan olarak kimse bu sektördeki çok büyük bir çoğunluğun eline düşmesin diyorum.
0
ms brownstone
(16.01.18)
Hastahanede calisan (devlet, özel, vakif) ve etrafindakileri fazlasiyla hastaneye götüren biri olarak;

-Özel/devlet/vakif hastanesi ayrimi degil, DOKTOR ayrimi yapin.

-Durum ciddi ise en az 2 doktorun görüşünü alin.

Bunlarin disinda polikinlik hizmetlerinde internetten/telefondan randevu alma sistemi güzel. Aile olarak kullaniyoruz.

Muayene de tabiki sizinle ilgilenilen süre ve doktor sayisi az. Ve bu düzelmeyecek.

İlaç tedarigi konusunda asil sorun bence talep degil. O ilaclarin o hasta için gerek olmamasi ve/veya yanlis ilac kullanimi.

Masraflar konusunda ise saglik sistemi su an yari özel gibi bi sey zaten. Ödeyecegimiz para gittikce artacak.
0
bir3iki7
(16.01.18)
acemi ye katılıyorum. kan sırası beklemek baya depresif. ultrasona bi kaç ay sonrasına gün alınabiliyor.
0
barankovan
(16.01.18)
maalesef berbat. yirmi yaş dişi için 2019 haziran'a anca gün bulabildik. yakın zamanda bir çok kez devlet hastanelerine gitmek zorunda kaldım. çok kalabalık. her yer pislik içinde. doktorlar(belki de iş yoğunluğundan) oldukça ilgisiz. allah düşürmesin.
0
tantunisultansuleyman
(16.01.18)
Kuş kadar asgari ücret, kuş kadar emekli maaşı verilip sağlık hizmetinden katkı payı alınması.

-Katkı payları neden sürekli artıyor?
-Bazen sisteme girmeden ilacı direkt eczaneden almak daha ekonomik oluyor.
-Emekliye ve asgari ücretliye neden katkı payı var? Maaşlar geçinmesine yetecek kadar bile değil. 1400 maaş alıp 200 tl sini katkı payı ödeyen biliyorum. Eczaneye ödediği de var artı olarak. Muayeneye gitmek için yolu var, tahlil sonucu beklerken yemeği var...

Doktor başına düşen hasta sayısı çok çok fazla. Devlet hastanelerinde daha çok doktor olmalı.

Kalifiye sağlık persıoneli yetiştirilmeli.
Geçenlerde burada bi duyuruda tıp fakultesinde okuyup stajinda bir tek hasta muayene edemeyen bi arkadaş hasta muayene edip deneyim kazanma arayışındaydı, nasıl yapabilirim diye sormuştu.
Mantar gibi tıp fakültesi açıp içini boş bırakmamak lazım.

Tetkiklerde gün verme olayı olmamalı bir de. Bi alet kaç para? Onun kaç katı tutarlar nerelere harcanıyor. Yapılmayacak bişi değil bu. Neden yapılmıyor?

Bütün olarak;
Bir memlekette halkın mutluluk kaynağı olarak ezici çoğunlukta "sağlık" demesinin işaret ettiği konu; sağlık hizmetlerinin yolunda gittiği değil, o yönde yaygın endişe olduğunun göstergesi olsa gerek.
(Tabii insan sağlığına etki eden diğer etkenler beslenme, karnını doyuruyor olabilme vb. ile birlikte)
dergipark.gov.tr

Teknolojinin sağlık hizmetlerine girmesi konusunda fena değiliz. Daha ileri aşamaları beklemedeyiz.

"Devletin okulu varken dershaneye ne gerek var" sorusundan sonra şimdi "devletin hastanesi varken özel hastaneye ne gerek var" sorusunu sormalıyız.
Sağlık hizmetlerinde bana göre en büyük sıkıntılardan biri devletin hastanesi özel hastane ayrımı.
Devlet özel hastane ihtimamında hastane hizmete sunacak kadar aciz değildir mutlaka.

En önemlisini en arkaya sakladım.
İlaç konusunda da tedavi konusunda da skandal niteliğinde durumlar yaşanıyor. İnsanlar aralarında yardım toplayıp hasta tedavi etmeye çalışıyorlar.
Yalnış tedaviler yapılıyor, yanlış ve fazla ilaçlar veriliyor.

Sonuç:
Sağlık hizmetlerinden bütün olarak bakınca memnun değilim.
İyi ki insan gibi insan, doktor gibi doktor, herşeye rağmen özveriyle çalışan sağlık personellerimiz var. Azalmaya başladılar ama henüz varlar.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(16.01.18)
Hiç memnun değilim. İnsan çok, hekim az. Her hekim devlette çalışacak diye bir kural yok ama resmen devlette çalışmak için boyun eğmek gerekiyor her şeye. Muayene süresinin kısalığı, insanların tahammülsüzlüğü(Hekim kapısında beklemezse ölecek insan çok çok fazla.), hastanelerin yapılırken hiç bir şekilde gelişme göstermemesi gibi(En basitinden bina çok büyük yapılıyor ama nüfus çoğalınca veya gelişen teknoloji hastaneye girmek isteyince yer yok deniliyor. Ama cami yapılırken çok büyük yapılıyor.) bir çok madde sıralayabilirim. Aslında bazen aklıma geliyor hastanelerde işlerin düzenli yürümesi için her gelene bir insan(çoban) verilmesi. Çünkü bizim milletimiz ondan anlıyor ancak. İlla ki biri ona direktif verecek, ona neyi yapıp yapmaması gerektiğini söyleyecek.(Şuraya git, buraya gitme... İçeriyi görmeden kapıyı açma, hekimin kapısının önünde bekleme diyecek.)

Ben dişim için bir sıkıntı olduğunda özel arabamla 220 kilometre yol gidip diş hekimi arkadaşıma gözüküyorum. Hatta belki herkes okumuştur bir yerlerde. "Önceden MHRS yokken hastanelerde sıra bekliyorduk, şimdi aynı sırayı evlerimizde bekliyoruz." diye.
0
ceyhan prensi adana
(16.01.18)
Şehir İstanbul. Şikayetçi olduğum söylenemez. Randevu alma sistemi güzel, daha önce gittiğin bir hastaneyse barkod falan da uğraşmana gerek yok direkt doktorun odaya gidip ekrana bakabiliyorsun. Endoskopi yaptırdım uyuttular falan gayet güzeldi. Sonucuma bakan doktoru beğenmedim, başka doktora gittim dedim şu ilaçları istiyorum o da evet bunlar doğru dedi yazdı.

Geçen mesela burnumda üç dört senedir duran ufak bir kist için gittim, bir de üşenmedim GATA'ya gittim iyi doktor olsun diye, hıyar herif antibiyotik bir sıvı verdi, yani geçirmeyeceğini ben biliyorum o bilmiyor, kullandım geçmedi tabii. Bugün başka doktora gittim o da azot sıktı, geçer umarım. Yani dandik doktorlar var ama iyisi de var.

Ben bir de hep son randevuları alıyorum hastane bomboş oluyor. Neyse Amerika'dan iyi sonuç olarak buna şükür.
0
i was made for you
(16.01.18)
boynu tutulan doktora gitmese veya insanlar kendi sağlıkları konusunda azıcık fikir sahibi olup saçma sapan şehir efsaneleriyle kendilerini tedavi etmeye çalışırken daha da kötüleştirmeseler sağlık hizmetleri o kadar da kötü olmaz sanki. ben ise hep küçük şehirlerde gittiğim için hastanelere hep memnun kaldım ama büyük şehirlerde öyle olmadığını duyuyorsak doğrudur.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(16.01.18)
Teknolojinin kullanımında daha ileri aşamaları beklemedeyiz demiştim. Vaktim olmadığı için içerik yazamamıştım. cevabı okuyup tiklemişsin o nedenle yeni cevap olarak yazıyorum.

Öğrencilik yıllarından başlayarak meslek hayatı boyunca çalışanların mesleğiyle ilgili yapılan çalışmalara gelişmelere, yayınlara ücretsiz şekilde ulaşabiliyor olması hizmetin kalitesinde, başarısında çok büyük fark yaratır.

Bilgiyi ulaşılabilir kılmak lazım. Türkçe olarak. Çünkü şimdi bilgi çağındayız. Bilgi çığ gibi büyüyor. 1.5 senede iki katına çıkıyor ortalama olarak.
Devlet bilgiyi üretene telifini ödeyip, bilgiyi halkın kullanımına sunabilirse bizim önümüzde kimse duramaz.

Uluslararası düzeyde seminerler, kongreler, çalıştaylar vs olduğunda bas parayı bağla hastanelere. Alanıyla ilgili olan biteni öğrenmek için zaman ve para harcayıp gitmesin insanlar. Bağlanamıyorsan illa gidilmesi gerekiyorsa da sen gömder. Gitsin sonra gelip burada anlatsın.

Yayınların çevirisini yaptır. Gençler işsiz, istihtam olur, ve bedelini fazlasıyla geri alırsın.

Ben eminin ki "ben devlet olarak bilim üretmek, teknoloji geliştirmek istiyorum" dense bu gençler fazladan çalışırlar, ellerindeki işi bırakıp koşarlar. -özellikle 80 kuşağı başı çekecektir-

Kimse duramaz önümüzde kimse.

Hintlinin evinde fırın yok, (en üst kast) ders araç gereci ekmek gibi nimetten sayılıyor. Adamlar ilacın içeriğini çözümlüyorlar hükmet kararıyla.Sonucu görüyoruz. Amerikalı gidip Hindistan'da tedavi olmaya başladı.

Her şey mümkün, çok güzel işler yapabiliriz. Başımızı oraya çevirelim yeter ki.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.01.18)
Vallahi ben gram memnun değilim, yaşadıklarımı saysam şuradan yol olur. Ulan bir kere şu nasıl bir mantık; 2 ameliyat oldum biri devlet biri özelde (başkent'te) devlete daha fazla para verdim? O zaman niye sigortam var benim, neye prim yatırıyorum?

Acil durumda hastaneler sizi kabul etmemek için takla atıyor, acil durumda bir hastaneden bir hastaneye sevk gerekti diyelim, hastanelerden cevap gelmiyor, 112 tepkisiz kalıyor. Daha da sayarım. 2-3 kere bu durumla karşılaştım, araya 1500 adam sokarak hallettik tüm işleri. Böyle sistem mi olur ya?
0
dilligaf
(17.01.18)
"doktor az" denilmiş. ben de sayı vereyim. küçük bir İLÇEDE devlet hastanesinde göz doktoru olan babam günde 100-120 hasta bakıyor. sağlık sisteminin aksayan yanı bu.

ve gerçekten doktor için önemli değil. mesaisi devam ettiği sürece kalır, elinden geldiğince tedavi eder. işi bu. 10 hasta gelmiş, 500 hasta gelmiş, bir o kadar hasta yakınıyla uğraşmış falan o kadar da çok fark etmez. kafasını yastığa koyar unutur. ama hasta olarak sen bir sürü şey bekliyorken doktorun sana ayıracak 4-5 dakikası var.

ikinci bir konu da doktora güvenememek. bir kere gerçekten çok tecrübesiz ve bilgisiz doktorlar var. görmesem inanmazdım ama lisede en tembel arkadaşlarımdan biri Bulgaristan'da tıp okudu, şimdi doktor. kendisi bile şaşırıyor doktor olduğuna. dediğine göre hiçbir şey öğrenmemişler şimdi stajda falan görüyormuş yeni yeni. bir akrabam ve arkadaşları sırf puanları düşük diye yeni açılan bir özel üniversitenin tıp bölümünü yazdılar, kuş kadar puanla tıp okuyorlar. "ay hem de arkadaşlarımdan ayrılmamış oldum, ne güzel ^^" diyor.

güvensizliğimin ikinci sebebi de, seni doğru dürüst dinlemeden ilaç yazıp gönderiyor artık çoğu doktor. özellikle antibiyotiklerin ve antidepresanların bu kadar kolay yazılabiliyor olmasını aklım almıyor. oysa yan etkileri böyle güçlü olan ilaçlar ancak son çare olarak kullanılmalı. gerçi bu konuda hastada da suç var. çünkü hasta ilaç yazan doktoru seviyor. çoğu insan doktora uyduruktan bir şikayetle gidip muayene olduktan sonra "bir şeyin yok" lafını duymaktan hoşlanmıyor. istiyor ki illa bir rahatsızlığı olsun. illa tedavi edilsin. oysa doktorluk şöyle bir şey; sen kolunu kaldırdığında kalbinin köşesi acıyor diye doktora gidersen aslında doktor sana bakıp "kolunu kaldırma o zaman" demek ister. ama diyemez çünkü sonra olay çıkar "dohtor bağa bahmiyir" diye. yav önemli bir şeyin olsa doktor sana niye bakmasın?

son olarak; sağlığın özelleştirilmesi benim etik değerlerime çok ters. işin içine para girince doktor da hasta da çekilmez oluyor. daha fazla para almak için gereksiz tedavi uygulayan doktorlar ve "parasını verdik o kadar, elbette ki yapacak" modundaki hastalar yüzünden özele gidemeyen kesim asla düzgün sağlık hizmeti alamıyor.

tabi para demişken doktorlara belli sayılarda ilaç hedefleri koyup onları sattırmaya çalışan, karşılığında doktorlara "küçük süprizler" yapan ilaç firmalarını ve bu teklifleri kabul eden doktorları da unutmamak gerek.

hof ben bu sağlık sistemini cidden sevmiyorum ya.

gerçi bu kadar konuştum ama hakkını yemeyeyim, geçen sabah Haydarpaşa numune'deydim rutin kan ve idrar tahlil için. 20 dakikada bütün işlerimi halledip çıktım. şahaneydi.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(17.01.18)
bugün gözüme çarpan (!) bir haber konuyu özetliyor aslında. sosyal güvenlik kurumumuzun üzerinde çok büyük bir baskı var.

"İstanbul Küçükçekmece’deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 5 aylık süreçte gelen, yaşları 18’in altında 39’u Suriyeli 115 çocuğun hamile olduğu saptandı." haber detayı: www.hurriyet.com.tr

zaten yetersiz olan doktorlarımızın bakması gereken hastalara 3-4 milyon suriyeli daha eklenmiş durumda. üstelik bu hastalar ücretsiz bakıldığı için içlerinde (ab'den para alınıyor olması bir şeyi değiştirmez) canları sıkılınca dahi hastaneye gidenlerin olduğunu düşünüyorum ben. 65 yaş üstü vatandaşlarımıza ücretsiz ulaşım hakkı verildikten sonra ihtiyacı olanın da olmayanın da ulaşım araçlarını kullandıklarını biliyoruz. birkaç yıl içinde bu duruma müdahale edilmezse sağlık sistemi çok daha kötü olacaktır
0
burya
(17.01.18)
Ek olarak:
Bir arkadaşın eşi alzheimer. Yatalak ve tek bakıcısı arkadaşım.
Eşinin raporlu ilaçlarını yazdırmak için hastaneye gitmesi gerekiyor. Başka bi yolu bulunmalı bunun diyordu.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.01.18)
(19)

Kiz arkadasi nasil yapilir? Ciddi oneri bekliyorum.

300worms
33 yasinda maddi durumu cok iyi olan bir arkadasim var. Kendisi yazilim alaninda calisiyor ve isini cogu zaman evde yaptigi icin kiz arkadas bulamiyor. Kendisine ne onere bilirim?
33 yasinda maddi durumu cok iyi olan bir arkadasim var. Kendisi yazilim alaninda calisiyor ve isini cogu zaman evde yaptigi icin kiz arkadas bulamiyor. Kendisine ne onere bilirim?
0
300worms
(15.01.18)
eksiduyuru
0
yuzır
(15.01.18)
İnternetten faydalansın.
0
O beni prenses peri sanıyor
(15.01.18)
Ömrü internette geciyor zaten.
0
🌸300worms
(15.01.18)
33 yasinda ve oneriye ihtiyaci varsa, en iyisi uzak dursun bu islerden :)
0
kamyonsans
(15.01.18)
Bana mesaj atsın.
0
O beni prenses peri sanıyor
(15.01.18)
body building yapsın.
bir hobi edinsin o hobiye dair kursa gitsin.

birisi özgüven diğeri sosyallik.
0
biravekahve
(15.01.18)
Dans kursuna yazılsın.
Hobi edinsin.
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(15.01.18)
Bass gitar caliyor. Bas gitar kursuna giderse olur mu cevresi? Bende kendisine kurs gibi bir yere soyledim. Ama biraz elit insanlarin gittigi bir yer olmasi lazim?
0
🌸300worms
(15.01.18)
Bunun için sosyalleşmek şart.İşten arta kalan zamanlarda istanbuldaysa çeşitli atölyelere
ve kurslara katılabilir.MSA'nın bir sürü workshopu oluyor, italyan mutfağı vb..Hem bir kaç yemek öğrenir.Orda bir sürü kişi ile tanışabilir.Kurs olarak dans, fotoğrafçılık olabilir. İlgi alanı önemli tabi.
0
ırene adler
(15.01.18)
Bu atolye ve kurslar hangisidir. Senin bir deneyimin yada su kursa gitsin dedigin bir yer varsa yaz.
0
🌸300worms
(15.01.18)
tinder, gym, instagram, facebook grupları
0
nice tnetennba
(15.01.18)
herkes demiş zaten.
ilk önce özgüvenini arttırabilir,spor bu konuda iyi olur
sonrasında dans,gitar ,yemek ve diğer hobilerler ilgili kurslar,arkadaş çevresi edinmesine yardımcı olur.çevren olduktan sonra rahatça birilerini bulursun.
tinder,happn tarzı uygulamaları giyim kuşlamına,kendisine iyi baktıktan sonra
denemesi daha iyi olur.
0
red hot chili
(15.01.18)
Bu tip hobileri gelisterecek yerler 1. MSA 2.bogazici universitesinin ingilizce kursu baska takilabilecegi yer ismi bilen var mi?
0
🌸300worms
(15.01.18)
Bir gruba girsin haftasonu canli muzik ortamlarinda takilsin bas gitarist olarak.
0
nax
(15.01.18)
işin çoğunu evde değil kafelerde yapsın. bir iki yeri potansiyeline göre sürekli gittiği yer bellesin. devamı onun girişkenliğine bağlı.
0
bass solo take one
(15.01.18)
Turlara katilsin
0
sonhakan
(15.01.18)
Hobi kursları, etinlikler +1

Yalnız ilgi alanlarından bi kurs, etkinlik olsun ki sonradan sorun yaşamasınlar.
Atıyorum gezmeyi sevmiyorsa gezilere katılmasın. Oradan tanışacağı insan gezmeyi seviyor olacak çünkü.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(15.01.18)
xdadevelopersta veya githubta bulur zaten o fazla kasma :D
0
regardless of what they say
(15.01.18)
kız arkadaşı nasıl yapılır?

soruyu okuyunca beynim error verdi.
0
humat
(17.01.18)
(5)

Hastalık sorusu

taha1907
Merhabalar. 2-3 gündür göğüsümde bi ağrı vardı arada öksürtüyordu, dünden itibaren de boğaz ağrısı ve burun akıntısı olmaya başladı. Doktora gitme ihtimalim pek yok. Ne yapabilirim bunları geçirmek için:( cuma yurt dışına çıkacağım için önemli biraz
Merhabalar. 2-3 gündür göğüsümde bi ağrı vardı arada öksürtüyordu, dünden itibaren de boğaz ağrısı ve burun akıntısı olmaya başladı. Doktora gitme ihtimalim pek yok. Ne yapabilirim bunları geçirmek için:( cuma yurt dışına çıkacağım için önemli biraz
0
taha1907
(15.01.18)
zencefil dene istersen. sıcak şeyler iç. kekik tarzı filan. dışarı çıkarken boğazına mutlaka atkı dola.
0
silah taciri
(15.01.18)
Doktora gitme şansını biraz zorlasan iyi olur sanki. Bende de benzer bir durum vardı sonunda zatürre tedavisi aldım. Belki ilaç tedavisi vs gerekirse en azından cumaya kadar biraz rahatlamış olursun.
0
primetime
(15.01.18)
Bende de benzeri vardı. Dış kulak enfeksiyonu çıktı. Sonradan ilaçla düzeldi. Aile hekimine git hiç değilse. Hele uçuş sonrası basınç değişimi vs. yüzünden daha kötü olma riski çok yüksek.
0
dissendium
(15.01.18)
primetime , dissendium +1

Evde yapabileceklerin şunlar:
Sarımsak ve soğan ye. Özellikle sarımsağı es geçme ve iyice çiğneyip boğazına, ağzına iyice değmesini sağlayarak ye.

Bol sıvı tüket ki vücut mikroları daha çabuk atabilsin.

Adaçayı başta olmak üzere ıhlamur nane limon gibi antioksidan etkileri olan / ter atmana yardımcı olacak bitki çaylarından iç.

Terle. (bkz: limonlu aspirin )

Gün ışığından yararlan.

Öksürük söktürücü olarak siyah turp + bal iyidir. Sıvı alımı da yardımcı olacak zaten.

Geçmiş olsun.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(15.01.18)
adacayi antiseptik gargara olarak gun icinde yudum yudum icebilirsin, gece yatmadan dis fircalanacak, dil fircalanacak, tuzlu su ile gargara yapilacak, ekinezya cayi bir cesit antiviral veya bunu cay olarak icmek yerine icindeki etken maddesi hap olarak da satiliyor, fakat adini unuttum. asetilsistein alabilirsin. aksam yatmadan simsicak banyo yapip kat kat yorgan altinda terlemek, sabah ilik dus alip iyice kurulanip diari cikmak, cok sicage ve soguga maruz kalmamak, kendini cok yormamak, strese girmemek, bagisikligi desteklemek. besleyici gidalar tiketip, sekerden hazir urunlerden sigaradan hava kirliliginden uzak durmak.
0
mavicorap
(15.01.18)
(7)

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu - Güvenilirlik

hümanist tabutçu
Yıllardır kürlerini görüyorum internette. Kendisiyle ilgili bir deneyimi olan varsa anlatabilir mi? Çözemediğim bir sağlık problemim için denemeyi düşünüyordum. Ancak bu tarz şeylere hiç sıcak bakamıyorum.
Yıllardır kürlerini görüyorum internette. Kendisiyle ilgili bir deneyimi olan varsa anlatabilir mi? Çözemediğim bir sağlık problemim için denemeyi düşünüyordum. Ancak bu tarz şeylere hiç sıcak bakamıyorum.
0
hümanist tabutçu
(15.01.18)
eğer tıbbi bir şekilde teşhis koyulduysa, hatta konulmadıysa bile böyle şeylere bulaşmamak lazım. bildiğin prof. ama site açmış bitki satıyor. cv'sini bile koymamış.

kimya, tıp vs. eğitim almış ama "alın ot, yiyin" diyebilen birine güvenmem. tıbbi ilaçlarla ilgili bir çok bitkiden öğrenilebiliyor ama hangi madde ne yapıyor, ne ediyor bakılıyor, klinik testler yapılıyor, izin alınıyor vs. bir küre 10 çeşit bitki atınca elbet arasından biri bir işe yarar ama zarar riski de göze alınmaz.
0
passion rules the game
(15.01.18)
ben hepatit b için lavanta kürünü denemiştim. normakl olan alt değerim 1 hafta içinde 150 olmuştu ama benim kanaciğerimi hepatit b yara yapmış epey derecede. hasan özkan sağlıklı karaciğer için kürler iyi olabilir ama sağlıksızları daha fena edebilir demişti.
0
for day to break
(15.01.18)
Kendisinin doktorluğu tıp doktorluğu değil yalnız, bunu bilmekte fayda var. Keçiboynuzu kürüyle çocuk yaptırdığı söyleniyor, ne kadar doğru ne kadar yalan bilemiyoruz tabii ama günümüzün tıp teknolojisiyle çocuk sahibi olamayan insanları keçiboynuzu kürüyle çocuk sahibi yapması çok gerçekçi gelmiyor.
0
angelus
(15.01.18)
passion rules+1

Tamam bitkilerin içindeki kimyasallar yararlı, tedavi edici falan ama koca farmakoloji bilimi boşuna deneylerle, etken madde dozajıyla falan uğraşmıyor. Hiçbir şekilde güvenli ve güvenilir gelmiyor bana.
0
kobuzchu kiz
(15.01.18)
Açıkçası ben çok güveniyordum ama zamanında medyumluk şirketi açtığını öğrenince şok oldum. Kendi sattığı ürünleri aşırı pahalı 20 ml propolis 100 lira civarı, organik sertifikalı 20 ml 35 lira eğri çayır markası. Sattığı bitkiler aşırı pahalı ıhlamur bile :) söylediği kürlerin bazısı ise yarıyor orası doğru ama tıb ve ilaç sektörü tedaviyi bulsa niye üretmesin ilacı milyar dolarlık şirketler ama bir Umut inanmak istiyor insan alıyor maalesef...
0
Fritz-X
(15.01.18)
Saraçoğlu belki birçoğuna oranla daha güvenilir olabilir ama arkadaşların dediği gibi tıp doktoru değil, bitkilerin zarar riskleri varsa beslenme dışında kür olarak alındığında etkisi artabilir gibi gözardı edilmeyecek durumlar var.

Önerilerini uygulamayı düşünürseniz önce mutlaka başka kaynaklara da bakın.

Almanlar bu konuda hem epey ileride hem güvenilir geliyor bana. E-komisyounu raporlarına ulaşın. Bitki içerikleri, hangi konuda takviye olabilecekleri... hepsi var.
Başka güvenilir kaynaklara da bakın. iyice sorup soruşturmadan uygulamaya geçmeyin.
Takviye veya tedavi amaçlı bitki kullanacaksanız mutlaka doktorunuza sorun. Uygularken de drog olarak alabilirseniz daha iyi olur. Droglarda etken madde kontrollü ve yeterli oluyor. Başka etmenler girmiyor.

Bitkinin sabah veya akşam toplanmış olması bile içeriklerini değiştiriyor. Aynı bahçede yetişen iki kök ısırgan otunun içeriği birbirinden farklı oluyor.
Mutfaklarımız labrotuar ortamı gibi değil.
Aynı mutfakta bi yemeği iki kez aynı lezzette yapamıyoruz. Isı nem, kullanılan su, sıralama zamanlaması... bunların hepsi etken olabiliyor.
Bunlar benim bitkisel takviye gerektiği zaman kendim için öğrendiklerim.

Bana karaciğer için ve bağışıklık sistemimi güçlendirmek için gerekmişti. Karaciğer için eczaneden enginar hapı almıştım, faydasının olduğunu düşünüyorum. Tabii önce tıbbbi yardım aldım, sonra bitki takviyesine yöneldim. Esas işi tıp yaptı yani.
Karaciğeri bozan safradaki tıkanıklılıktı, doktor safrayı açtı sonrasında daha çabuk toparlaması için takviye amaçlı enginar hapı kullanmıştım. ve çok kötü durumda olan karaciğer kısa sürede de toparlandı. Yardımı olduğunu düşünüyorum.

Bağışıklık çok ayrı mevzu. Ona ayrıntılı çalışmak gerekiyor, bitki takviyesi tek başına fayda sağlamaz ama elbette olumlu etkileri olur.

Ben Saraçoğlu dahil medyatik olan bütün "şunu yiyin şunu için" diyen tayfadan uzak duruyorum. Başım çok rahat.
Çünkü farkında olmuyoruz ama olumsuz etkileri olumludan daha fazla oluyor.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(15.01.18)
zerre güvenmiyorum bu adama.
şahsen, bu adamın önerdiği herhangi bir şeyi katiyen yapmazdım.
0
pangea
(15.01.18)
(4)

Eve çiçek tavsiyesi

senolll
Merhaba,Bana şu özelliklerde evde bakabileceğim çiçek tavsiye eder misiniz? - Mümkün olduğunca renkli çiçekleri olsun, özellikle kışın da.- çok fazla güneşe ihtiyaç duymayan, (çünkü pek yok, bulutlu genelde) - çok ufacık çiçekli olmayanOda sıcaklığında böyle ne bakabilirim? Saksılarda satılan çiçekl
Merhaba,

Bana şu özelliklerde evde bakabileceğim çiçek tavsiye eder misiniz?

- Mümkün olduğunca renkli çiçekleri olsun, özellikle kışın da.
- çok fazla güneşe ihtiyaç duymayan, (çünkü pek yok, bulutlu genelde)
- çok ufacık çiçekli olmayan

Oda sıcaklığında böyle ne bakabilirim?
Saksılarda satılan çiçekler var ama saksıda yoksa tohum/soğan alıp da deneyebilirim belki. Nasıl yapılırım pek bilmiyorum ama.
Öneri çiçeğinizin bakımından da bahsederseniz sevinirim.

Teşekkürler
0
senolll
(15.01.18)
japon gulu olabilir.
0
mavicorap
(15.01.18)
hem kış kem yaz çiçek olsun istiyorsanız en az iki bitki yetiştirmeniz lazım.
bu mevsim için sümbül, sıklamen, yılbaşı çiçeği, kasım patları olabilir.
yaz ve iki bahar için de sardunya dikebilirsiniz. bunlar istediğiniz özelliklere ve koşullarınıza uyuyor. bakımları da kolaydır.

mum bitkisi öyle kolay çiçek vermez. çiçek verecek şekilde bakımı yeni başlayanlar için biraz karmaşıktır. ona şimdilik girmeyin.

japon gülü evde olmaz, dışarda da yerini çok seçer. yerini beğenirse güzel olur ama ona yer beğendirmek zor.

kaktüs ve sukulentlerin bakımları çok kolaydır, ışık istekleri azdır. görsellerine bakıp çiçeklerini beğendiğiniz çeşitlerinden dikebilirsiniz.

kararınızı verince hangilerini yetiştireceğinizi yazarsanız bakımı hakkında yardımcı olmaya çalışırım.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(15.01.18)
Edit: Kendimi kaptırıp çok çok uzun bir cevap yazmışım:) Kusura bakmayın.

Yazdıklarınızdan ikinci maddeyi biraz es geçerek sardunya yetiştirmenizi öneriyorum; hatta rica ediyorum:) Yılın büyük kısmı boyunca çiçekli kalan bitki arayışım benim de vardı ve sardunya bunu karşılıyor bence. Çok kötü bakılmadıgı sürece ve yerini de severse yaz-kış çiçeklerini görmek mümkün. Ancak ebette bu demek değil ki 12 ay boyunca istinasız her gün üzeri çiçekle dolu olur. Elbette arada dinlenmesi ve yeniden tomurcuk verebilmek için hazırlanması gereken kısa dönemler olacaktır.

İnsanların bazıları sardunyayı tüm kış dinlenmek üzere (farklı yöntemler deneyerek) kuytu bir yere almakta ve baharla birlikte tekrar eski yerine koymakta. Fakat ben buna gerek duymuyorum. Sardunyalarımın çoğu yaz-kış aynı yerde duruyor, ev içinde pencere pervazında. Yazın balkona çıkartmak çok daha iyi ancak benim buna imkanım yok. Bu açıdan yazın pencerede bırakmak yerine alabilirseniz balkona alırsınız (gelen direkt güneş camın da etkisiyle daha kavurucu olabilir!).

Şehir efsanesi gibi zannedilebilir ancak bitki gerçekten yerini sevdiyse verimli sonuç alınıyor. Zaman zaman da şaşırtabilirler sizi; kimi sardunya sürekli çiçekli kalırken, hemen dibindeki bir diğeri açmamakta inat ediyor benim mesela:) Ama o inatçı olan hariç diğerleri gayet yüz güldürüyor.

Saksıda kullandıgım toprak harcı olarak da bir ölçü bahçe toprağı, bir ölçü torf ve bir ölçü iri taneli dere kumu karışımı benim işimi görüyor. Şahsi kanaatim sardunyanın aşırı sulamadan hoşlanmadığı yönünde; ancak elbette taş gibi kupkuru da bırakmamalı (özellikle yazın aşırı sıcaklarda). Toprak harcı demişken, dışarıdan satın alacagınız bitkiyi - istisnalar olsa da - o satın alınan toprakta bırakmayıp bitkinin ihtiyacına göre hazırlanmış bir harçla değiştirin.

Gene deneyimlerime göre, güneşe az da olsa ihtiyacı var (tüm gün direkt güneş değil elbette!). Şartlarınız el vermiyorsa, hiç değilse yeterince ışık alabileceği bir yerde olsun ki yetersiz olursa çiçek açmaması olası. Ayrıca yeterince ışık alamadıgında (çoğu bitki gibi) yaprak sapları ve gövdesi upuzun ve ince bir gelişim gösterecektir.

Tavsiyem - alacak olursanız - sardunyanızı en iyi güneş alan pencereye koymanız; pencere pervazı geniş değilse pencereye en yakın noktada bir sehpada olabilir.

Bir diğer önerim ise şeker begonya diye tabir edilen begonya türü; fakat çiçekleri sardunyaya oranla biraz daha küçüktür ve renk çeşidi daha azdır. Direkt güneş ışığını sevmediğini deneyerek öğrendim:) Yeterince ışık alamadıgında da çiçeklenme pek olmuyor + uzun ince boya gidiyor. Yeterince aydınlık ancak nispeten direkt güneş ışığı gelmeyen bir noktada olabilir. Benim evimde salonu sevmeyen begonya mutfak camında oldukça uzun süredir çiçekli, yerini çok sevdi:) Sulama sıklıgına duruma göre karar verebilirsiniz. Aşırı sulama olmasın fakat çok kuru bırakmayın. (Sardunya kadar dayanıklı değil kuru kalmaya).

Bir başka önerim ise kaktüs ve sukulent gruplarına bakmanız. Çoğunlukla minik saksılarda daha az yer kapladıgı ve daha az istekleri oldugu için oldukça revaçtalar ve bu yüzden çok daha pahalı olabiliyorlar. Akraba sayılabilecek bu iki tür için aşağı yukarı en genel geçer 2 şey: su isteği azdır ve ışık isteği daha fazladır. Ayrıca büyümeleri daha yavaş. Yanılmıyorsam, bildiğim kadarıyla çiçekli kalma süreleri de daha kısa. Çok ama çok fazla türü oldugu için her bir türün çiçek yapısı vs farklı, kendiniz bakabilirsiniz googledan, beğendiğiniz türün isteklerini araştırın. Çiçeksiz halleri de güzel.

Soğandan yetiştirecekleriniz daha ziyade "mevsimlik" olacaktır. Bu türler genelde yılın sadece belli döneminde çiçek açarlar, bir sonraki döneme kadar soğan şeklinde muhafaza edilir. Ancak gene de deneyebilirsiniz. Tohumdan yetiştirme ise seçeceğiniz bitkiye bağlıdır ancak tohumdan yetişenlerin büyük diyebileceğimiz kısmı da "mevsimlik" olarak tabir edilir ve genelde baharda yeşerip, yazın çiçekli kalıp sonbaharda ömrünü tamamlayan bitkilerdir.

Son olarak Afrika menekşesi de düşünebilirsiniz. Sardunya kadar sık olmasa da çiçek açar ve açtıgında çiçekli kalma süresi uzun sayılabilir. Ancak çiçeklenme dönemi araları bazen uzun olabiliyor.

Seçeceğiniz bitkinin toprak isteği, sulama sıklıgı ve güneş ihtiyacını araştırmayı unutmayın, her bitkinin farklı olabiliyor. Sormak istedikleriniz olursa sorabilirsiniz, bilgim dahilinde memnuniyetle yanıtlarım:)
0
cymbelina
(15.01.18)
siklamen ariyorsunuz siz. soyle yanyana uc renk cok guzel durur. kirmizi, mor, pembe.
0
jimicik
(15.01.18)
(1)

ortak dizi izleme

keah
Selamlar duyuru ahalisi,Puhu tvdeki fi dizisini uzak mesafede ortak olarak izlemek istiyoruz. https://www.rabb.it/ e linki kopyalayınca yurt dısı olarak gözüktüğü için sanırım puhutv izlemeye izin vermiyor. https://letsgaze.com/#/ de ise youtube harici linkleri izletmiyor ortak.. nasıl yapılıyor bu,
Selamlar duyuru ahalisi,
Puhu tvdeki fi dizisini uzak mesafede ortak olarak izlemek istiyoruz. www.rabb.it e linki kopyalayınca yurt dısı olarak gözüktüğü için sanırım puhutv izlemeye izin vermiyor. letsgaze.com de ise youtube harici linkleri izletmiyor ortak.. nasıl yapılıyor bu, yok mu bir site izleyebileceğimiz?
0
keah
(14.01.18)
virtual private networking ile olabilir.
eksisozluk.com
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(14.01.18)
(10)

seks işçilerine neden hayat kadını deniyor?

selam
Bir süredir aklıma takılan bir soru, kelimelerin gücüne inanan biri olarak neden seks işçilerine hayat kadını dendiğini merak ediyorum. Mantıklı her tür açıklamaya muhtacım. Not: soru bir başka alt kategoriye ait olabilir tam uygun olanını bulamadım, bilen varsa düzenleyebilirim.Not: argo olanları d
Bir süredir aklıma takılan bir soru, kelimelerin gücüne inanan biri olarak neden seks işçilerine hayat kadını dendiğini merak ediyorum. Mantıklı her tür açıklamaya muhtacım.

Not: soru bir başka alt kategoriye ait olabilir tam uygun olanını bulamadım, bilen varsa düzenleyebilirim.

Not: argo olanları değil.
0
selam
(14.01.18)
orospuya neden seks işçisi deniliyor bende bunu merak ediyorum :d
0
ougkour
(14.01.18)
seks işçisine neden eskort deniyor ben de bunun peşindeyim.
0
killerbee
(14.01.18)
peki ya mektep ve öğretmen?
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(14.01.18)
@for day to break, mantıklı dediğin ama hayatlarını kazanmak için aklını kullanan insanlara "hayat matematisyeni" falan demiyoruz ki? gerçi yine de mantıklı dediğin.
0
🌸selam
(14.01.18)
(bkz: euphemism)
0
common of demons
(14.01.18)
Yeni bir hayat sağladığı için olabilir.
0
neymis
(14.01.18)
politik doğruculuk :D kibarlaştırmaya çalışıyorlar gerçekte ne olduğunu.
0
nice tnetennba
(14.01.18)
"Hayatin sillesini yemis" kadin olduguna vurgu yapmak icin muhtemmelen.
0
stavro
(14.01.18)
Hizmetçi, temizlikçi yerine yardımcı neden deniyorsa ondan. Kör, sağır demiyoruz da görme engelli, işitme engelli diyoruz...
Zaman olgulara bakışımızı değiştiriyor, yeni olgular getiriyor, değişiklik dilimize yansıyor.

Hayat kadını denmeden önce zaniye, kahpe, fahişe, orospu deniyordu. Hayat kadını deyişi o kadar eksi değil. 60'lar veya 70'lerdir diye düşünüyorum. Seks işçiliği de 80'lerde veya sonrasında 90'lar gibi kullanılmaya başlayan bi söylem. Seks işçisi söyleyimi halk arasında geçmiyor ve sadece belli bi kesim tarafından kullanılıyor.
(Seks işçiliği söylemi üretim ilişkilerini ele alan sol doktirinlere ait bi söylem/tanım gibi düşünülse de seks işçiliği solun özüne aykırı bir olgudur ve dolayısıyla sol söylem değildir.)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(14.01.18)
insana hayat veriyor. insana hayatını yaşatıyor. oh hayat varmış diyorsun.
0
nickini degistiren yazar
(14.01.18)
(6)

aksiyon filmi = silahlar, kurşunlar kurşunlar, daha çok kurşunlar mı oldu?

hayat aklini konusacak bir filozof uret
tv'de John Wick vardı. Hadi ben de izleyeyim Keanu varmış dedim. Silahlar, kurşunlar, kan vs almış başını gidiyor. Başka da bişi yok filmde. İlk kez bi ekşicilik yapıp yarısında çıkacaktım o da olmadı, film evimin salonunda oynuyor.(N'oldu yani şimdi adalet mi sağlandı?Ben de diyorum gençlerdeki bu
tv'de John Wick vardı. Hadi ben de izleyeyim Keanu varmış dedim. Silahlar, kurşunlar, kan vs almış başını gidiyor. Başka da bişi yok filmde.
İlk kez bi ekşicilik yapıp yarısında çıkacaktım o da olmadı, film evimin salonunda oynuyor.

(N'oldu yani şimdi adalet mi sağlandı?
Ben de diyorum gençlerdeki bu asalım keselimcilik neden bu kadar ivmelendi?)

O bitti şimdi Tetikçiler (Killer Elite) başladı. Başlar başlamaz silahlar kurşunlar kurşunlar...


Gelmişken kaliteli aksiyon filmi önerir misiniz?
mısır tabağı elimde, film hevesim kursağımda kalmayayım:)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.01.18)
Tropa de Elite
0
angelus
(13.01.18)
(bkz: aksiyon filminde aksiyondan şikayet etmek )

edit: altta birisi daha demiş ozaman ne varsa eskilerde var diyip terminator 2 ve aliens diyorum bende
0
lorensoth
(13.01.18)
aksiyon değildi ki bu, hep silah. ne heyecan var ne bişi. daha fimin başından sonunu anladım.
0
🌸hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.01.18)
izlemişsindir tahminim.

terminator 2
aliens
point break
the saint
to live and die in L.A.
0
EasyTiger
(13.01.18)
Evinizde izleyemezsiniz ama sinemada Liam Neeson’ın yeni filmi the Commuter var. O güzeldi. Keza onun başka filmleri de olabilir. Run All Night, mesela.

Komedi-aksiyon olurda Ryan Reynolds’ın Bilmemnenin bodyguard’ı diye bir filmi vardı. Neyin bodyguard’ı onu hatırlayamıyorum ama.
0
sopiro
(13.01.18)
Geç kaldım yanıtlamak için ama yine de yazayım, belki daha sonra izlersin.

The Bourne Identity

Heat

The Fugitive

Bir de Fransız gelsin; Dobermann
0
old possum
(14.01.18)
(4)

Köpeğim beni sahip bellememiş olabilir mi

Vse budet horosho
Merhaba. 3.5 aylık shar pei cinsi bir köpeğim var. Belki daha çok erkendir ama sanki beni hiçbi zaman sahip olarak görmeyecekmiş gibi hissediyorum. Eve kim gelirse gelsin benle aynı şekilde davranıyor, seslenince bakmıyor bana. İnsanların kucağına yatıyor vs. Başkasına falan bırakınca beni arasın öz
Merhaba. 3.5 aylık shar pei cinsi bir köpeğim var. Belki daha çok erkendir ama sanki beni hiçbi zaman sahip olarak görmeyecekmiş gibi hissediyorum. Eve kim gelirse gelsin benle aynı şekilde davranıyor, seslenince bakmıyor bana. İnsanların kucağına yatıyor vs. Başkasına falan bırakınca beni arasın özlesin istiyorum mesela ama hiç öyle bi durum yok :) Henüz erken mi acaba :)
0
Vse budet horosho
(13.01.18)
valla başkalarına yanaşıp sana trip atıyosa, erkenlikle alakası yok, direkt olarak seni sevmiyor.
0
killerbee
(13.01.18)
Sahip değil lider belleyecek. O senin tutumunla olacak bi durum, sen tutumunu lider pozisyonunda tutarsan o anlar.
Köpekler duygularını başkalarına gidince özlemek gibi değil de sen birine sarılınca, el şakası gibi durumlarda kıskanma rahatsız olma olarak ifade ediyorlar.
Başkalarının kucağına yatması normal. Başkasının onu sevmesine izin veriyor, sevilmek istiyor.

Basit cümleler kur, aynı davranış için hep aynı kelimeyi kullan.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.01.18)
Neden kopek okuluna yollamiyorsunuz?
Adini soylediginizde her seyi birakacak kopek dedigin.
Kopek egitimiyle ilgili videolara bakin, kopek okuluna yollayin. (Daha dogrusu beraber gidin iste) herkese salca olan bi kopek sahibi olursunuz sonra.
0
kuehles blondes
(13.01.18)
Videolar, veteriner tavsiyeleri vb. liderlik tutumu kazanımı, mutlu köpek mutlu köpek arkadaşlığı konusunda epey yardımcı olur.

Cesar Millan'ı tavsiye ederim.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.01.18)
(9)

Sözlükte Konya'ya neden bu kadar çok yükleniliyor?

pinkman1
Tamam Konya'da da yobazımız çok ama; daha önce Kayseri'yi Yozgat'ı Sivas'ı Erzurum'u görmeden neye göre bu kadar çok sallıyor insanlar? Bu şehirlerin hepsini gördüm ve Konya bence nüfus fazlasının verdiği etkiye nazaran bu diğer İç Anadolu şehirlerine göre Paris kalır. Sizin düşünceleriniz neler?
Tamam Konya'da da yobazımız çok ama; daha önce Kayseri'yi Yozgat'ı Sivas'ı Erzurum'u görmeden neye göre bu kadar çok sallıyor insanlar? Bu şehirlerin hepsini gördüm ve Konya bence nüfus fazlasının verdiği etkiye nazaran bu diğer İç Anadolu şehirlerine göre Paris kalır. Sizin düşünceleriniz neler?
0
pinkman1
(13.01.18)
İzmir-Konya iki farklı zihniyeti temsil ediyor. Konya'ya yüklenilmesi sembolik.
0
Depik
(13.01.18)
yozgat'a daha çok yükleniliyor.

kayseri'yi, sivas'ı, konya'yı işim gereği son zamanlarda sık sık ziyaret ediyorum. hatta ilçelerine de gittim. bir çok başka iç anadolu şehrinde de bulundum. şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki hiç bir ilimizin halkı yobaz diye aşağılanmayı hak etmiyor. bu şehirler, şehir olmasına rağmen kozmopolit bir yapıya sahip değiller. insanı geçim derdinde, kendisine veya sevdiklerine vakit ayıracak zaman yok, enerji de yok. böyle bir mücadeledeki insanın kendini geliştirebilmesi çok zor. üstüne üstlük çocukları için de farklı bir gelecek söz konusu değil. yani yobazlık denilen şey çoğunlukla garibanlıktan geliyor.

bu insanlar, yobaz ilan edilip toplumun daha iyi olanaklara sahip kesimleri tarafından aşağılanınca haklı olarak içinden çıktıkları mahalle, köy, aile, arkadaş çevresi ile daha sıkı ilişkiler kuruyorlar. kabul gördükleri topluluğa haliyle daha bağlı oluyorlar.

ben her zaman için iletişimden yanayım. yukarıda anlattığım mekanizma iletişimsizliğe sebep oluyor ve kutuplaşma buradan kaynaklanıyor. eğer millet olarak daha iyi bir geleceğimiz olacaksa bu toplumsal gelişimle mümkün olacaktır. yani bütün sosyo-ekonomik sınıfların eğitim ve refah seviyesinin beraber artması şart.
0
bellbane
(13.01.18)
Akademi'de Erzurumlu bir sürü tiple okudum, Feto'nun memleketi olduğu için torpillisi şerefsiz de çoktu oradan.

Konya'da da çok bulundum, hatta bahçem var Akşehir'de gider gelirim.

İddia ediyorum yobazlık, gericilik, şerefsizlik, cinsiyetçilik, kafatasçılık ne ararsan Erzurum bin kat beter Konya'dan.

Ama en çok Kayserililer'den nefret ederim o ayrı. Konya'yı övdüğümden değil, Konyalılar'ın bazıları fuhuşa, alkole bayılır sonra da müslümanım diye dolanırlar. Konya'nın genelevi meşhurdu zamanında bilen bilir. Cihanbeyli'ye falan gidin 1 hafta kalın anlarsınız. Üstü minare altı kerane diye boşa demezler.

Birkaç kupon il vardır Türkiye'de İç ve Doğu Anadolu'da gerisi rezalettir aslında. Klasik şark kurnazı köylü kasabalı avam kaynar.

Ben nereli miyim?
Adanalıyım.
0
bos gezenin bos ustasi
(13.01.18)
sadece sembolik olmasından dolayı.

yani mevlana, mevleviler, konya insanının dindar gözükmesi lakin en çok içki tüketiminin konya'da olması gibi tezat durumlar vesilesi ile.

hiç gitmedim bilmem ama konyadan 1000 kat daha kötü yerler olduğunu hepimiz de biliyoruz.
0
killerbee
(13.01.18)
Konya sembolik +1
0
doxanikee
(13.01.18)
Batuhanolabilir +1
Hayatında Konya'nın içinden geçmemiş bir alay vasıfsız, ağız dolusu küfürler sıralıyor çöplük benzeri bir mecrada.
Dikkate alıp okumaya bile değmez. Konya şehir merkezinin nüfusu 1.278.000 kişi. Söylenecek her şey adi bir genelleme olarak kalacaktır.
0
038576
(13.01.18)
Sacmalik. Kayseri, Yozgat falan da degil, Turkiye'nin yarisi hatta belki daha fazlasi ayni boyle. Aradan bir sehri secip yuklenmeleri cok sacma. Guneydogu'da tecavuze ugradi diye bu lekeyi temizlememiz lazim diyip oldurulen kiz cocuklarini az duymadik.
Ayrica Konya degil, Yozgat'a cok yukleniliyor.
Not: Kuzeyden guneye, dogudan batiya bircok yerinde bulundum ulkenin.
0
stavro
(13.01.18)
Konya'daki maçtaki ıslıklar, küfürler de unutulmuyor
0
red g
(13.01.18)
Batuhanolabilir - 1
"Sözlük zehirli iğrenç bir ortam" demek; bir şehirde yaşayan herkesi tek bişeyle itham etmeyle aynı şey.
Bu, orada varlığını sürdüren hâlâ yazmaya devam eden aklı başında çok yazarı görmezden gelmek olur. Başka şeyler de olur...

Sözlük, halihazırda Türkçe olarak muadili olmayan bir site. Memleketin içinde bulunduğu eğitim durumu, davranış biçimleri de göz önüne alınarak, özellikle şimdi daha çok katkı sağlanması gerektiğini düşünüyorum.


Cevabım:
Sözlüğü hâlâ okuyan biri olarak ben Konya'ya çok yüklenildiğini gözlemlemedim. Nasıl çok yükleniyorlar? Olmayan bişeyler mi yazıyorlar, İzmir'e yapıldığı gibi haksız ithamlar mı var...
Duyurun üzerine Konya başlığını şukela modunda okudum, konyalı bi arkadaş deneyimlerini yazmış. Olumlu bi betimleme yok.
Badilerime baktım, deneyimlerini yazmışlar, olumlu ve olumsuz betimlemeler var. olumlular insan davranışlarıyla ilgili değildi. (badilerden şahsen tanıdıklarım da var)

Erzurum başlığı da Konya başlığından pek farklı değil.
Yozgat ve Sivas daha farklı olumsuz içeriklere sahip...
İstanbul bambaşka olumsuz içeriklere sahip.
(Hepsine şukela modunda baktım)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.01.18)
(3)

Ararım seni her yerde

mandolina
Bugün radio slow time da dinledim.. Bildiğin muhabbet bağı ama yabancı soft ve etnik bir yorumdu.. iki saattir arıyorum.. bulamadım.. var mı bilen acaba?
Bugün radio slow time da dinledim.. Bildiğin muhabbet bağı ama yabancı soft ve etnik bir yorumdu.. iki saattir arıyorum.. bulamadım.. var mı bilen acaba?
0
mandolina
(12.01.18)
pamela spence yorumu olabilir mi?
www.youtube.com
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(12.01.18)
Değil malesef.. Yabancı sanki yunanca ya da rumca gibi bir yorumdu.. daha soft bir yorumdu..
0
🌸mandolina
(12.01.18)
Nilüfer de değil malesef, çok iyiydi bee.. Radio slow time ı telefonla aradım.. kimse yok radyoda, bant yayın yapıyorlarmış galiba..
0
🌸mandolina
(12.01.18)
(7)

Neden edebiyat şiir sanat sinema gelişmiyor?

Fritz-X
para kazanmak hırsı mı kaliteli eserlere engel mi oluyor. 100 sene önce eserlerin yanına yarışır eser yok şiir desen öyle sinema zaten yerlerde. Teknoloji bizi mahvediyor galiba.
para kazanmak hırsı mı kaliteli eserlere engel mi oluyor. 100 sene önce eserlerin yanına yarışır eser yok şiir desen öyle sinema zaten yerlerde. Teknoloji bizi mahvediyor galiba.
0
Fritz-X
(12.01.18)
"Çöpten bir nesil için teknoloji gelişir"

Sinema hakkında yorum yapacak kadar kendimi yeterli hissetmiyorum ama.

Sanatı tek değil bütün dalları ile ele almak gerekirse ortada popüler kültür dediğimiz gerçek olan bir çağ hastalığı var. Şu anda bu duyuruda kaç kişi ayda en az bir sergiye gidiyor? Ya da kim toplu söyleşilere düzenli olarak katılıyor? Kimse. Çünkü çoğumuz bunu yapmak yerine başka şeylerle ilgilenmeyi tercih ediyoruz. Kimi bilgisayar kimi arkadaşları ile starbucks muhabbeti say say bitmez.

Zaten ülke olarak sanata verdiğimiz destek küçük bir pirinç tanesi kadar olduğu için. Ülkede sanatçı zor yetişiyor. Ornegin fatih akın ödül alınca tüm gazeteler boy boy fotoğraf basıyor. Tamam da herif bu ülkede yaşamıyor ki? Gördüğü eğitim yaşadığı kültür her şey farklı.

Ahmet aslan var mesela. Adam kendi enstrümanını yaptı. Baktığın zaman çoğu kişi "allah'ın tuncelilisi" der. Ama bu adam da yurtdışında okudu ve hala öğrenci. Sence bu ülkede okumaya devam etse ne yapabilirdi?

Edebiyat komple çökmüş durumda zaten. Kimse şiir yazmiyor yazsa da yayımlamıyor. Çünkü kimse şair olacak kadar duygusal kalamıyor. Instagramda üç beş sayfa açılır en fazla orada yayımlanır onların sözleri. Üstünden on sene geçer ve hepsi unutulur.
0
kablelvuku
(12.01.18)
Şiir farklı bir konu. Sinema için konuşacak olursak eğer, ülkemizde gelişmiyor. Kore’de Fransa’da vs. güzel eserler var. Ülkemizde de (dünyada da aslında) kafa yormuyor kimse. Ülkemizde ise bu durum hat safhada. Yani ticaret. Millet ne izliyor? Şive komedisi, o halde şive komedisi yapıyorlar. Güzel filmler sinema salonlarında en kötü salonlarda bir hafta vizyonda kalıyor sadece (bkz: sarmaşık). Bu yüzden hatta onur ünlü sen aydınlatırsın geceyi filmini sinemaya vermedi. (Hoş o da bozdu sonradan). İyi adamla da (burak aksak, cem yılmaz vs) film sıçma çabası ile kötü şeyler ortaya koydu.

Yani iyi bir eser için kafa yormak gerekiyor. Millet de iyi film yapacam diye acından ölmemek için dandik eserler ortaya koyuyor
0
giovanne
(12.01.18)
Siirle ilgilenmem ama edebiyat ve sinemada gayet guzel isler cikiyor. Ha, ridley scott dijital kameraya gecti diye "off sinema oldu yeaa" diyorsan yapacak bir sey yok zaten.

Eger turkiye'den bahsediyorsan zaten turk sinemasinin esamesi okunmadi dunyada hic.

Buna benzer argumanlarla kendi meslegimde de karsilasiyorum (mimarlik-muhendislik sirketinde teknoloji uzmaniyim). Mesela okulda bir hocam elle cizmeye zorlardi herkesi, teknik cizimi elle yapmak tamamen manasiz ama adam "ruhsuz cizimler" filan diyor. Yahu yaptigimiz cizimin anlatmasi gereken su: "hela nerede olacak, tugla nereye orulecek, siva kac santim cekilecek".
0
fortisvita
(12.01.18)
ne gelişiyor ki onlar gelişsin? sanat da diğer alanlar kadar gelişiyor.

100 sene önce bilimden sanata, siyasetten şiire bir dalga geldi, yükseldi ve gitti. bilim patladı, teknoloji hopladı, sanat coştu falan.

bilim ve teknoloji o kadar da yerlerde değil, ama sanat hakikaten gelişmiyor.
0
babilbaligi
(12.01.18)
Sanatın bizde geişmemesinin, zenginlik dilimimizle, refah düzeyimizle direkt ilgisi var. Bir başka direkt ilgi yönetimin sanata bakış açısı.

Yapılan araştırmalar parasal ve gündelik sıkıntıları daha az olan insanların sanata, edebiyata ve bilime daha fazla vakit ayırabildiklerini gösteriyor. Ve tabii bu ilgilenme IQ düzeyine de etki ediyor.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(12.01.18)
Dünya genelinde kültürel bi yozlaşma var ve mekanikleşiyoruz. Her şeye kolay ulaşıyor kolay tüketiyor kolay sıkılıyoruz. Duygusallık azalıyor. Eğlence anlayışı değişiyor. Herşeyin suni olanı var. Hal böyle iken sanatın gelişmesi olası değil
0
photo85
(12.01.18)
fort +1 ama tolkien -1. Durduk yere Hollywood'u yermeye gerek yok, hâlâ taş gibi filmler çıkıyor oradan. Boktan film her yerde var. Edebiyatta da çok satmak kötü bir şey değil, peynir ekmek gibi satmayan Nobel ödüllü yazar yoktur (ödülü almadan önce de geçerli bu, aldıktan sonra zaten satar). Dostoyevski, Sartre, Camus, Hemingway vs. bunlar yeraltı edebiyatçısı falan değil aşırı popüler yazarlardı yaşadıkları vakitte de.

Yani geçmişe hasretle bakıp günümüzü beğenmemek ne kadar romantiklikse popüleri yermek de o kadar romantiklik.
0
i was made for you
(12.01.18)
(7)

İnternetteki/ekşideki insanlar neden her şeye nefret kusuyor?

cemlemikonusuyorsun
Soru başlıkta. Bir sanatçı başlığına giriyorum, beğenmediği için direk nefret kusmuş. Ya da onu sevenleri aşağılamış. Sadece sanatçı bazında değil de genel olarak bir nefret kusma ve aşağılama durumu var.Sizce trollüğüne mi yapılıyor yoksa insanlar ciddi mi? Bu denli kuvvetli bir nefretin sebebi ne
Soru başlıkta.

Bir sanatçı başlığına giriyorum, beğenmediği için direk nefret kusmuş. Ya da onu sevenleri aşağılamış. Sadece sanatçı bazında değil de genel olarak bir nefret kusma ve aşağılama durumu var.

Sizce trollüğüne mi yapılıyor yoksa insanlar ciddi mi? Bu denli kuvvetli bir nefretin sebebi ne olabilir? Siz ne düşünüyorsunuz merak ettim...
0
cemlemikonusuyorsun
(11.01.18)
0
femme vitale
(11.01.18)
cunku nefret sevgiden daha motive edicidir.
herkesin kızdıgı birsey var.
eksiye yazıp icini rahatlatıyor.
bana göre yalakalıktan iyidir.
zaten ne demişler, nefretin sahtesi olmaz.
0
herhaltibiliyoring
(11.01.18)
Sanatçı başlıklarında ben çok rastlamıyorum, farklı sanatçılara bakıyoruz demek ki. Mesela yabancı sanatçı başlıklarında hiç nefret yok. onlarda efsane, şahane, muhteşem vb. yorumlar oluyor.

Sözlükte ve internette beni en rahatsız eden şey güncel olaylardaki linç söylemleri. Üşenmesem "aklıbaşında değil" deyip engelleyeceğim.

Diğer başlıkları badilerden okuyorum, sorun yaşamıyorum.

Nefretin sebebi; trollüğüne yapan da vardır, birine bişeylere kızıp öfkesini kusan da vardır, herkes yapıyor ben de yapayım diyen de vardır, kişiliği, karakteri oturmamıştır, bozuktur, ruhsal dengesi bozuktur...
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(11.01.18)
Muhtemelen başka işleri ve dertleri olmayan boş beleş ve kompleksli insanlar. Laf ettiği kişinin karşında tek cümle dahi kuramayacakları da acı bir gerçek.
0
mslny
(11.01.18)
Bilgi yok, fikir var sadece. Bir de nick arkasına saklanıp konuşmak daha kolay oluyor.
0
1adam
(12.01.18)
İnternetteki ve ekşideki insanlar genellikle sosyal ortamlarda söz hakkı tanınmayan insanlar oluyor, başarılı insanların oturup saçma sapan konuları tartışacak çok vakti yok zira. O kişiler de söz hakkı tanınmışken yardırıyor. Yoksa kadına, erkeğe, insana, çocuğa, türke, kürde, metalciye, arabeskçiye, minibüsçüye vs bu kadar kin kusulan bir ortam yok gerçek hayatta, herkes kendi çapında hayatını yaşayıp yuvarlanıp gidiyor, kimse de kimsenin o kadar umrunda değil.
0
roket adam
(12.01.18)
iwasbornonamountainside
(12.01.18)
(7)

Hatay dan gelen Zeytin -Acı

söylemez
Zeytin neden acımsı tatta olur? Suda bekletiyorum ve o şekilde kavanozda saklıyorum. Başka var mı bilginiz veya önerebileceğiniz bir şey?Teşekkürler
Zeytin neden acımsı tatta olur? Suda bekletiyorum ve o şekilde kavanozda saklıyorum. Başka var mı bilginiz veya önerebileceğiniz bir şey?
Teşekkürler
0
söylemez
(11.01.18)
yeni hasattır muhtemelen. bundan 2 ay önce ben de öyle bir zeytine denk gelmiştim. nedenini sorduğumda daha yeni hasat olduğunu söylemişlerdi
0
silah taciri
(11.01.18)
kesik atarsaniz daha cabuk atar acisini.
0
jimicik
(11.01.18)
her gün suyunu değiştirmeyi deneyebilirsiniz, acısını öyle atıyor.
0
evde liyakat kalmamis
(11.01.18)
yapılmamıştır. ağaçtan koptuğu gibi gelmiş olabilir mi? annem her gün 5 litrelik su şişesini çevirip duruyor.
0
blue eyes white dragon
(11.01.18)
zeytin zaten acı olur. işlemle acısı alınıyor.
sizin zeytin ne halde ki?
0
herhaltibiliyoring
(11.01.18)
siyah zeytin mi, yeşil zeytin mi?

siyahsa yeni mi toplanmış, olgunlaştırılmış mı?
siyah ve tazeyse çizik yapabilirsin ama olgunlaşmışsa çizik zeytini ziyan eder yapmayın.
olgunlaşmışsa bekledikçe tatlanır, suyunu süzün kaya tuzu ilave edin kavanoza. her gün çevirerek tuzun bütün zeytinlere değmesini sağlayın. Dibine su saldıkça suyu suzun.
bi seçeneğiniz de suda bırakıp tuz ilave etmek. o şekilde yaparsanız suyunu değiştirmeniz lazım. bu şekilde yaparsanız biraz lezzet kaybınız olur.

siyah ve ağaçtan toplandığı gibi geldiyse zeytin hiç yıkanmadan biraz tuz ilave edilirek kavanoza konur, hergün çevirerek bekletilir. zeytinler acı suyunu atar. su biriktikçe süzülür.

yeşilse; işlenmemiş mi, kırık veya çizik mi? yeşile işlem yapılmamışsa çabuk olsun istiyorsanız kırın, yavaş olsun ve uzun süre dayansın istiyorsanız çizin. suya koyun ve suyu değiştirin. suyunu değiştirdikçe tatlanır. aralıkları uzun tutarsanız geç tatlanır, kısa tutarsanız daha çabuk tatlanır.

yeşil zeytinler olunca salamurada saklayabilirsiniz.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(11.01.18)
hataylı olduğum için söylemiyorum bizim zeytinler hep acı
0
regardless of what they say
(11.01.18)
(1)

4 ocak 2018 dedemin öldürülmesi başlığıyla ilgili

the last
selam arkadaşlar,https://www.haberler.com/yasli-adama-carpip-olume-terketti-3977002-haberi/adresindeki haberde şu ifade geçiyor:"Kırşehir'de evine ekmek aldıktan sonra karşıdan karşıya geçen yaşlı adama bir araç çarpıp kaçtı. Olaydan yarım saat sonra yaşlı adamı farkeden sürücü 155'i arayarak durumu
selam arkadaşlar,

www.haberler.com

adresindeki haberde şu ifade geçiyor:

"Kırşehir'de evine ekmek aldıktan sonra karşıdan karşıya geçen yaşlı adama bir araç çarpıp kaçtı. Olaydan yarım saat sonra yaşlı adamı farkeden sürücü 155'i arayarak durumu haber verdi."

155'i arayan numaradan bu çarpıp kaçan götveren herif tespit edilemez mi anlamadım?
0
the last
(11.01.18)
O başlık 2018 değil 2011 tarihliydi. 2012 tarihli başlığa taşınması gerekirken 2018 tarihli başlığa taşımışlar sanırım.
Bi "gazeteci" de haberi oradan burdan alıp yeniymiş gibi yazmış.

Ekşide yazıldıktan sonra şu haber yapılmıştı. Olayın aslı burada:
www.kirsehirhaberturk.com
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(11.01.18)
(19)

Küçük şeyler..

firemanjonny
Merhaba dostlar, -dikkat biraz uzun olabilir-Yaklaşık 2 senelik evliyiz. Birkaç gün evvel evde oturuyoruz karım çay yapmıştı sağolsun içtik. Fincanı koltuğun elimi de zaman zaman dayadığım yanına bırakmıştım. Çay bitti, aradan bir saat kadar geçti, fincanı bıraktığım yeri tamamen unutmuşum, güzel b
Merhaba dostlar,

-dikkat biraz uzun olabilir-

Yaklaşık 2 senelik evliyiz. Birkaç gün evvel evde oturuyoruz karım çay yapmıştı sağolsun içtik. Fincanı koltuğun elimi de zaman zaman dayadığım yanına bırakmıştım. Çay bitti, aradan bir saat kadar geçti, fincanı bıraktığım yeri tamamen unutmuşum, güzel bir dirsek darbesiyle şangır diye koltuğun arkasına düşürüverdim. İçinde yarım yudum kadar çay vardı döküldü haliyle birazı duvara da geldi.
Buraya kadar normal (bence) sonrasında olanlar:
- Ya napıyosun aşkım yaa off.
- Tamam ya pardon, ben halledicem şimdi hemen.
- Ya hallet halletme zaten çok dikkatsizsin, o oraya koyulmaz, daha önce de söyledim sana.
- Kaza yahu, iki dakkaya tertemiz yapıcam koltukta bişi yok.
- Ama sana dedim dimi, bak dikkatsizsin nolcak şimdi orası, kendi bıraktığın yerden düşürdün.
Tansiyon artmaktadır. Mutfağa gidilir ıslak mendil alınır. Çünkü saten boyalı duvar ve parke harici bi yere gelmemiştir, yüzeysel yani.
- Ya bi insana söylersin de yine mi yapar, çocuk olsan neyse ya.
- Bak, kasten yapmadım, oldu bi kere.
- Takımda eksildi şimdi, varya bu kadar olunur yani.
Kaynama noktası aşılmıştır. Artık gelsin bağırmalar.
- Ben türkçe konuşmuyor muyum! Kaza. Neymiş kaza.
- Kaza üstüne kaza, bıktım artık.
- SENİN ŞUAN CANIN SAĞOLSUN DEMEN GEREKMİYOR MU? CANA MI KIYDIK YA.
- BIKTIM ARTIK ANLADIN MI ETRAFINA Bİ BAKMIYOSUN.
- YA ZATEN BENİM DE HOŞUMA GİTMEYEN BİŞEY AMA SEN KÖRÜKLÜYOSUN DAHA ÇOK.
- BAK SANA SÖYLEDİKLERİMLE İLGİLİ, SENİN EVLE İLGİLENMEMENLE İLGİLİ ÜST KATIN KAPI KİLİDİNİ TAMİR DEDİM ONUDA ÖTELEDİN. EVİ ÖNEMSEMİYOSUN.
- ALLAHIM YARABBİM, YAHU BARDAK BU BARDAK. NE EVİ NE KİLİDİ. AYRICA BAKTIM KİLİT SAĞLAM.
- BENDE İLGİLENMEYECEĞİM ARTIK ÇÖKSÜN EV.
- DOKTORA GİDELİM Mİ İSTERSEN?
- TEMİZLERKEN ZATEN İNSANIN CANINA YETİYOR, SENDE BATIR HER AKŞAM.
- FESUPANNALLAH.
Bu arada çoktan temizlik yapılmış bitirilmiştir, hatta ıslak mendile çaydan çok toz gelmiştir.
- SEN BENİM SEVMEDİKLERİMİ ÇOK İYİ BİLİYORSUN AMA BU KONUDA KENDİNİ HİÇ KASMIYOSUN.
- YETER YA ÇOCUK GİBİ AZARLANMAZ. OTUZ YAŞINDA İNSANIZ BU NEDİR BÜYÜTÜLECEK BU KADAR.
- EVET OTUZ YAŞINDASIN AMA ÇOCUKTAN BEKLENECEK HAREKETLER YAPIYOSUN.
(İç ses: elim kırılsın inşallah.)
- BAK BENİMDE DİKKAT EDİP SENİN ETMEDİĞİN ŞEYLER VAR AMA BÖYLE BÖYLE DİLE GETİRMİYORUM.
- NEYMİŞ ONLAR ACABA.
Hemen 2 güçlü iyi verilir. Savunma olarak mazeret sıralanması izlenir.
- DEMEK Kİ SÖYLEMEK VAR, BİDE AZARLAR GİBİ SÖYLEMEK VAR.
- DİKKATSİZSİN İŞTE HEMDE GENELDE.
- ALLAH BU AKŞAM SANA BİR KOZ VERDİ DİYE SON GRAMINA KADAR KULLANIYORSUN.

Söylememe gerek var mı bilmem ama erkek olan benim . Bu böyle yarım saat kadar daha gitti.

Netice: 24 saat küs kalma. Gün içinde hiç mesaj yazmama (karşılıklı). Nota verme. Stratejik derinlik.

Soru: Şimdi ne yapmak lazım gelir, o mu haklı, sussam daha mı iyi olurdu yoksa daha mı beter. Tekrarında ne halt etmeli. Bir işe girse psiko ruh haline faydası olur mu?

edit: 10 yıllık sağlık sektörü deneyimi var (laboratuvar teksnisyeni) çalışmıyor, çocuk yok.
0
firemanjonny
(11.01.18)
Yakın zamanda boşanmış biri olarak okurken güldüm doğrusu. Erkeklerin en büyük sorunu bu kavgayı çay bardağı ile ilgili sanıp onun üzerine savunma yapmak. Dolmuş kadın bir şekilde, konu bardak değil, çok daha fazlası. Yapmadığınız tüm şeyler ve sallamadığınız tüm uyarılar. Hele çalışmıyorsa daha da fena tabii (çocuk var mı yok mu bilmiyorum). Nasıl normale döneceğiniz beni aşar, ben bekarlığa döndüm :)
0
whoosie
(11.01.18)
İşe girsin acil, bu hayat böyle geçmez. Mesele bardak çanak değil belli ki, sıkıntı başka bir taraftan.

Sen haklısın.
0
cay koy geliyorum
(11.01.18)
Siz dolmussunuz birbirinize karsi, cay bahane. Hatta Memet Ali Alabora'nin deyimiyle "Olay bir iki cay degil kardes, hala anlamadin mi". O evle ve evlilikle ilgili bir seyleri biriktirmis biriktirmis icinde, bazi seylere sinir olmus halihazirda bol bol. Simdi caydan cikarmis. Bugun o cay devrilmese, yarin tabak dusecek ve ona sinir olacak.

Eger evde temizlik yapiyorsa, disari cikmiyorsa zaten "Butun gun ben temizliyorum, sen gelip dikkatli davranmiyorsun" demesi cok normal. Ben iki haftada bir derinli temizlik yapsam, koltuga popomu koymaya kiyamiyorum. Bir "Evden ben ciksam da, hic kullanmasam, hic kirlenmese" kafasi oluyor. Benim oturmaya kiymadigim yere birisi "Oooh, evim ne rahat" deyip oturursa sniper ile avlarim; ki titiz bir insan sayilmam. Yani, o psikoloji ile empati yapabiliyorum. O yuzden, ev islerini paylasmiyorsaniz, onlari paylasabilirsiniz Boylece o da evin her santimini sahiplenmek zorunda hissetmez. Ayrica calismiyorsa butun gun evde sizi bekliyor demektir. Siz de hakli olarak yorgun gelip "Soyle bir dinleneyim" deyip onun istedigi kadar ilgi gosteremiyorsaniz, ona da dolmustur. Ozetle calismak iyi gelebilir. Belki de su an size hizmet ediyor gibi hissediyor ve nasil bir karsilik bekliyorsa onu alamadigi icin daha fazla hizmet edesi gelmiyor da olabilir.

Tabii boyle boyle siz de doluyorsunuzdur. Yarin bir gun kucuk bir seye patlayan siz de olabilirsiniz. "Iki saattir seni bekliyorum, hala hazirlanamadin mi" olur yakinda mesela. Haklilik, haksizlik durumu yok ortada. Bir tane dirdir etmedigi surece duyulmadigina inanan bir kadin ile kadinin deveyi pire yaptigina inanan bir adam var. Bana gore ikisi de hakli. Ikisinin de sesi duyulmuyor. Bu haklilikta da bir kazanan yok.

Bir de bu isler yatakta da onemlidir. Bilmiyorum nasilsiniz; yatak alev aliyor da olabilir, bu ara isler kesat da olabilir. Oraya da dikkat.

Bunun otesinde bir cift terapistine gidebilirsiniz. O bu tarz kucuk seylerin kar topu gibi toparlanmasina engel olabiliyor. Daha sakince cozebiliyor aradaki meselenin derinini.
0
aychovsky
(11.01.18)
Bu olayda haklı haksız yok çünkü önceki olayları bilmiyoruz çünkü siz çift olduğunuz için sürekli berabersiniz ve sürekli anı-olay biriktiriyorsuz.
Kısacası iki taraf da dolmuş. İmkan varsa çift terapistine gidin.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(11.01.18)
kadın tarafı bence yeteri kadar dolmuş onu çok iyi anlayabiliyorum. sorun çayı dökmen değil yani. erkek olarak dümdüz bakıyorsunuz olaylara hiç empati yapmıyorsunuz. bence kadın haklı ama bir yerde patladığı için haksızmış gibi gözüküyor. aile terapisti +1
0
sta
(11.01.18)
Naclzane tavslyem, çocuk yapmayın. Ben yaptım ondan biliyorum. Ağzıma da sıçsa eyvallah demek zorundayım.
0
insomnia
(11.01.18)
İçip sarhoş olun öyle konuşmayı deneyin. Bağırmadan tartışmayı becerir, empati kurarsanız sorunlar ve çözümler daha gerçekçi olacaktır. Erkek tarafı alttan almalı asıl sorunu öğrenmeli. Erkek kavga kazanamaz, barış antlaşması tek çözümdür. Denendi %100 çalışıyor.
0
hasmetizm 2046
(11.01.18)
Evet, konu çay değil.
Pratikte ne yapacaksınız? Akşam gelince "Gel kouşalım şimdi, konu çay değil, biliyorum" diyerek konuya başlayacaksınız.
Eşiniz çalışıyor mu? Çalışmıyorsa kendini evin hanımı ve sizin eşiniz olaraka görmek istiyordur, evin hizmetçisi olarak değil. Her ne kadar öyle düşünmeseniz bile düşünmeden yaptığınız bazı hareketleri o bu şekilde yorumlamış olabilir. Kavganın haklısı haksızı yok, işin acı gerçeği kazananı hiç olmaz.
0
SiyamkedisiZorro
(11.01.18)
Şimdi şunu yapmak lazım gelir:
Fincanı bi daha koltukta bırakma. Evet, bu kadar basit bu işin çözümü.

Bu bir alışkanlık, değiştirme şansın olan bişey.
Fincanı koltukta bırakmamak sende bişey eksiltmez. Ona senin kendini, onu, evinizi önemsediğini hissettirir.
Kadınlara çoğunlukla iş ağır gelmez. Elinde olduğu halde yapmadığın şeylerin olması ağır gelir.

Benim eşim de fincanı masanın sehpanın en kenarına köşesine koyar. koltuğun kenarına da koyardı onu şimdi yapamıyor kolçak müsait değil. 36 yıldır nedenini çözemedim bunun. O kadar saçma ki. Anlayamıyorum bi türlü. Bi keresinde kucağında çocuğumuz varken dirseğiyle çarptı, çocuk sıcak çayla haşlandı. Yaz günü. Minicik daha. Adam ondan bile akıllanmadı, çocuk 20 yaşında, onun fincanı hâlâ sehpanın köşesinde. İp cambazı gibi dolaşıyorum evde, eteğim, elim kolum çarpmasın diye. Çocuğu ayrı kolla, kendini ayrı kolla, eşyayı ayrı kolla. İçimizden biri davranışını değiştirmeye gerek duymadı diye yaşananlara bak.
Olmama olanağı varken tüm bunları yaşamaya ne gerek var?

Daha önemlisi saygını, güvenini yitirmeye başlıyorsun. Basit bi neden sonuç mantığı bu. Nasıl göremez diyorsun. "Demek ki önemsemiyor"a geçiyorsun oradan. Zamanla "ne kendine ne bana ne evimize ne yaşamımıza saygısı var"a kadar gidiyor bunun ucu. Kavgaların ana nedeni işte bu. çayfincanı gitmiş, duvar kirlenmiş değil. Önemsenmek, önemsemek, onu rahatsız eden veya yaşamınızı olumsuz etkileyen davranışlarını iyileştirme yönünde çaba harcamamak.

Sen ona rahatsız olduğun konuları söylemiyormuşsun. Onu da yapma. Söyle ki bilsin, görebilsin. Değiştirme yoluna gitmezse tekrar hatırlat. İçinde biriktirme. Sonra böyle hiç olmadık bi zamanda sonuç alamayacağın tarzda dile getirirmeye başlarsın.

Evlilik emek istiyor. Ne kadar emek o kadar sağlıklı sürdürülebilir ilişki. Tek taraflı değil, her zaman iki taraflı emek.


@insomnia, yanlış düşünüyorsun. çok yanlış hem de.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(11.01.18)
daha önce bu tip sakarlıklar yapmış mıydın? yaptıysan eğer ben de sinir olurdum açıkçası.
0
elorelia
(11.01.18)
hayırlısı olmuş, boşver.

www.google.com.tr
0
naksidil
(11.01.18)
herkes sağolsun, epey güzel yapıcı yorumlar var, sorulan olmuş böyle sakarlıkları nadiren yaparım sık değil. çocuk yok ama istiyoruz, yapma diyen olmuş ama yapıcam sapına kadar derby. İkili ilişkimiz çok güçlü, tutku oranı kararında hatta bana göre bazen fazla, temizliği o yapıyor ama yardım etmişliğim vardır, hatta bi keresinde dışarıdaydı evi temizledim sürpriz mahiyetinde, istisnasız her akşam sarılıp ya kitap okuruz ya film izleriz, ya meyve yeriz. Yani demem o ki yazdıklarım çok olumsuz bir profil çıkarmış ortaya aslında iyiyizdir yani.
0
🌸firemanjonny
(11.01.18)
sorun çay değil, erkeklerin anlayamadığı şey bu zaten. sen kadını üzmüşün, evle ilgilenmiyorsun demiş ya eminim sallıyorsundur bir şeyleri, bıktırmışsın, onun da artık sabrı kalmamış. konuşma arasına not ekleyip bi çay yüzünden sana yaptığına bak dememizi istiyorsun anladığım kadarıyla ama onu sallama bunu sallama hareketlerin yüzünden kadını bezdirdiğini düşünüyorum.
0
pamuk helvalar cebe
(11.01.18)
heheh. sanıyorsun ki bir senin karın böyle yapıyor, bir sen talihsizsin. ama öyle değil. kadınların huyu böyle abicim. boşansanız ve kendine başka eş bulsan o da böyle olacak.

şimdi bir fıkra var. kadın doktora gitmiş demiş ki, "biz kocamla anlaşamıyoruz. kocam eve geldiği an tartışmaya başlıyoruz, bütün gece kavga ediyoruz. oysa onu çok seviyorum. buna çok üzülüyorum, var mı bir çaresi?"

doktor demiş ki, "çaresi basit. sen kocan eve gelince eline bir bardak su al. ne zaman ki tartışacak gibi olsanız onu yudum yudum içmeye başla. kocan seni öyle görünce birden yumuşayacak, hiç tartışmayacaksınız"

bir hafta sonra kadın tekrar doktora gelmiş. "doktor bey harikasınız. elime bardağı alıp ağır ağır içiyorum ve kocamın siniri hemen geçiyor. çok teşekkür ederim. suların şifasından ruhu dinleniyor kocamın sanırım. bu nasıl oluyor?"

doktor : "suyun pek bir etkisi yok aslında. sadece senin susmana yardımcı oluyor."

böyle seksist bir fıkra yazmak istemezdim ama gerçek bu. kadınlar konuşur. ben de kadınım ve bir şeye azıcık da olsa bozulduysam susmam. inan bunun farkında olduğum için kendimi çok dizginlemeye çalışıyorum ama yok yani. rahatlama aracı mıdır nedir bu konuşmak bilmiyorum ama, kendimi tutamıyorum ağzımdan istemsizce çıkıyor o kelimeler.

erkeklerin sorunu ise bunu kabullenememek ve her şeye bir cevap vermek. sevgilim böyle bardak kırsa ben de eşin gibi söylenirim. tabi asla kavgaya dönmez. ben biraz söylenirim, sevgilim cevap vermez ve konu kapanır. sorun senin hala ne yapılacağını bilmiyor olman. eşini bir şekilde susturman lazım. bir yandan ortalığı temizlerken bir yandan konuyu değiştirebilirsin, o konuşurken ani bir öpücük verebilirsin, onun o sinirli haline bir süre bakıp gülebilirsin, (sen gülünce daha çok sinirlenecek, o anda "ya çok güzelsin ondan gülüyorum" falan demek çok taktiksel ve muhteşem bir cümledir) ya da hiçbir şey demeyebilirsin. benim favorim ani öpücük :)

sevgiler, mutluluklar. ayrılmanızı gerektirecek bir durum yok bence, böyle devam.

tavsiye olarak, biraz psikanaliz okuyun. önce sen oku, faydalı bulduklarını "ya geçen de şöyle bir şey okudum" diye eşine de anlat. cinsiyet çatışmaları hakkında çok güzel şeyler demişler. ben bir kadın olarak kadın bilinçaltının ne olduğunu, tabi bir de nasıl düzeltileceğini öyle öğrendim. hala beni tam düzeltemedik ama bakalım işte çalışıyoruz :D

ayrıca o bardağı da koltuğa koymayıver, az dikkat et yani çok zor değil :)
0
istanbul kanatlarimin altinda
(11.01.18)
ayyyynı bizim kavgalarımız ayyynı. biz de iki senedir evliyiz. ben kadın tarafiyim. olay aslında şu, kadının kafasından geçenleri söylüyorum:
- çok dikkatsiz, halbuki dikkat etse ev daha az dağılacak, eşyalar sağlam kalacak. söylememe rağmen dikkat etmiyor, bana ve temizliğe verdiğim emeğe saygısı yok, eşyalarımıza saygısı yok.
- geçen kilide bakmasını istedim ama sallamadi, dikkat et dediğimde de sallamiyor. benim lafımı dikkate almıyor ama sonucunda bardak kırılıyor takım bozuluyor olan bana oluyor.
- haklısın dikkat etmeliydim demek yerine kazaydı işte diyerek bir de beni susturmaya çalışıyor. halbuki ne var haklısın karicim dikkat edeceğim dese sirinlik yapsa?

şimdi bu noktada kim haklı bilemiyorum çünkü diğer olayları bilemiyoruz. ama şunu kesinlikle diyebilirim ki çalışmıyor olmak insanı takıntılı hale getiriyor. kendisi dolmuş baya bir, yani o da aslında "tamam kirildiysa kirildi napalim önemli degil" diyebilirdi ama hem sizin tavirlariniza karşı çok dolmuş hem de bir başka meşgalesi olmadığı için evin düzenine takılmış durumda. bir de maddi durumunuz yeni bir takım almak için çok iyi değil ise ondan da gerilmiş olabilir, kendimde olduğu için diyorum.

biz eşimle bu kavgaları şöyle aştık, ben "önemli değil olur öyle" demeyi öğrendim, eşim de daha dikkatli özenli bir insan olmayı öğrendi. karşılıklı alttan alıyoruz.
0
who cares wins
(11.01.18)
Cevaplarin bir kismi yapici, mantikli olmus ama lütfen firsatini buldugu icin gelip mizojenik yorumlarini baslik altina kusan insanlari dinlemeyin.
0
chitosan
(11.01.18)
Bir de kadinlari anlamak zor derler; suraya hemen hemen her kadin hatta birkac erkek dahi ayni seyi yazdiysa derdimiz belli demek ki.

Azicik akli olan adam donunda sallar bizi de iste aklinizi kullanmiyosunuz. :)

4 senelik sevgilimle 2 senedir kavgamiz, kuslugumuz olmamistir (tartismalar disinda tabii). Sirri ne biliyor musun? Womanizer falan degil, hatta ikinci sevgilisi falanim. Adam sadece akilli. Cozdu beni.

Bagiriyorum; ozur diliyor, o hakliysa susup bagirdigima utandiriyor. Kusunce zorla gelip sarilip opuyor. Yapma dedigim, sitem ettigim seyler icin CABALADIGINI gosteriyor. Bunlar yani, atla deve degil.

Ha bu demek degil ki erkekler kadinlari hep pohpohlasin. Ama bizim kendimizi ifade etme seklimiz bu maalesef. Cok sey konusuyoruz ama asil problemi aciklamiyoruz. Bunun da sebebi su, biraz psikopatca ama; "beni azicik onemsiyorsa kendi anlar". Her seyi biz soyleyince de kiymeti kalmiyor cunku.

Neyse umarim cozersiniz, bence su an kendini baya onemsiz hissediyor.
0
piremses
(12.01.18)
@primses,
"Biz böyleyiz maalesef" demek, karşındakinden seni olduğun gibi kabul etmesini bekleyip, onun değişmesini beklemek doğru değil. O konuda hatalısın.

Onlar da ayrıntılı düşünmeyi yapamıyorlar. Yapıları müsait değil.
Ne oluyor; yanlış anlıyor, anlayamıyor, zorlanıyor. Bir-iki derken "öehh" diyor ipin ucunu bırakıyor.

Konuşmak en güzeli. Konuşup iki taraf için de olurunu bulmak en doğrusu, en güzeli.

Adam denklem çözer gibi bizim bilinmeyenlerimizi aramak yerine daha güzel şeylere vakit, enerji harcayabilir. madem seviyoruz neden bunu esirgeyelim ki onlardan değil mi?
Bizim açımızdan bakınca da; onun sevgisini bize değer verdiğini, söylemediğimiz ama anlamasını beklediğimiz şeylerle sınamak, ölçümlemek bizim için de sağlıklı bi durum değil.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(12.01.18)
@hayat, benim bahsettigim kendini degistirmek degil ki. Alttan alinca karakterinden odun vermek olmuyor bu. Ha surekli teror de estirmiyoruz ama sorunlarin cogu duyuru sahibininki gibi oluyor. Ben karsimdaki degissin demem ama zaten bahsettigim gibi biriyle birlikte olurum. Onu demek istedim.

Bu spesifik olay uzerinden gidersek, aksiyon almasi gereken taraf kesinlikle erkek tarafi. Bulasigi etrafa birakmak karakter degil ki degismesini istemek kotu olsun.

Bin kere de soylenmisse ya bunu yapmayacak, ya da takmayan biriyle birlikte olacak.

Burada diyebilirsin ki "kadin neden buna takilmayi birakmiyor?". Bu karakter iste, asil o degisim istemek oluyor bana gore.
0
piremses
(13.01.18)
(14)

Biriktirmek ama bilgi ve görsel

yaren
SelamKendimde keşfettiğim bir durum bu, önemli bulduğum bilgileri her ne formatta olursa olsun (yazı ses resim video kitap vs) sahiplenmek ve biriktirip depolamak ihtiyacı. Buna resmen ihtiyaç duyuyorum ve eğer es geçersem yapmazsam çok rahatsız huzursuz hissediyorum. Mevzu sanırım kaybetme korkusu
Selam

Kendimde keşfettiğim bir durum bu, önemli bulduğum bilgileri her ne formatta olursa olsun (yazı ses resim video kitap vs) sahiplenmek ve biriktirip depolamak ihtiyacı. Buna resmen ihtiyaç duyuyorum ve eğer es geçersem yapmazsam çok rahatsız huzursuz hissediyorum.

Mevzu sanırım kaybetme korkusu ve güvensizlik hissi. Bu duygular bana her olumsuzluğu yaptırıyor, kilom da bunların marifeti mesela.

Yani şimdi bundan nasıl kurtulacağımı sormak abes, doktora psikoloğa gitmek lazım, vs vs vs. Biliyoz. Ama içimden atmak istedim, anlatmak boşaltmak istedim...

Eğer bu duyguları bir şekilde yenip tedavi eden varsa nasıl yaptığını öğrenmek isterim...
0
yaren
(11.01.18)
Kilo ile alakası nasıl? Kilo kaybetme korkusu mu? Ya da güzel yiyecekleri kaybetme mi? Kilo vermemek için yapılan anlamsız hareketler olmasın yaptıkların?
0
hasmetizm 2046
(11.01.18)
@hasmet

Kilo kaybetme korkusu değil. Tokluk hissini kaybetme korkusu. Tokluğun bana ne ifade ettiğini araştırdım, tok olunca güvende hissediyormuşum meğer. Halbuki ne alaka dimi?
0
🌸yaren
(11.01.18)
bunu bende yapıyorum depolama ihtiyacım daha sonra arayınca bulamıyorum o yüzden elimin altında olsun diyorum. Mesela çok güldüğüm bir karikatür, video vs.
0
deligine yuvarlanmis tavsan
(11.01.18)
hayat prensibim : gereksizse at. biriktirilen her şey bir zaman sonra "çöp" oluyor.
0
naksidil
(11.01.18)
En ilkel iç güdü değil mi zaten bu, buldun mu yemek? Yemekte sorun ayrıca, sorun yediklerinde, sağlıklı şeyler yiyerek de tokluk hissini sağlarsın. Spor yapıyor musun bilmiyorum ama sana disiplin sağlayacak yegane şey budur. İnsan hayatında her daim bi çeşit bağımlılığa yatkın oluyor. Seninki belli. Onu değiştirmen, birden fazla seçeneğe yayman lazım. Hayır bunlardan biri kanepeye yayılıp kitap okumak değil. Herhangi bir spor dalı ile uğraşıp sağlıklı beslenmek. Bilgi toplama işini spora sağlıklı beslenmeye yönlendirmek. Şekeri böreği ben de seviyorum ama haftada bi yiyorum. Sorunun öyle psikolokluk değil yani. Kıvılcıma ihtiyacın var sadece.
0
hasmetizm 2046
(11.01.18)
kirada otur ve arada bi bi sebepten taşın. her taşınmada topladıkların gözüne daha da anlamsız gelecektir. en azından bende durum böyle. artık değer verdiğim hiç bir eşyam yok neredeyse.

veri depolamada da online çözümler ve teknoloji yardımcı oluyor sagolsun. oyun mu depolıcam steam var ne gerek var gblarca dosyaya. müzik mi spotifyda ne ararsam var. film, dizi? netflixte istediğim zaman açıp izliyorum. kitap? al bi kindle içine yükle kitapları. mutlaka istisnalar çıkar ama bu düşüncenden kurtulmaya başlarsın kullandıkça.
0
bartman
(11.01.18)
Anksiyete
0
westblack
(11.01.18)
Tam da üzerinde düşünüp düşünüp bi türlü yapamadığım ama en sonunda başardığım bişeyi sormuşsun. Fırından yeni çıktı sayılır, taze taze:)

Buna hastalık gibi bakma öncelikle. Kaynağı ne olursa olsun pek önemli değil bizim için. Hayatımızda olmasını istemediğimiz bir davranışımız var onu istediğimiz şekle döndüreceğiz. (istiyor olmak kısmını es geçme, tanımda olması başarıyı etkiler)

Biliyoruz ki bi davranışı düzeltmek karar vermeyle başlıyor ve küçük adımlar bizi yormaz. bu da yöntemim.

Örnekliyorum şimdi:
Ben liseden mezun olalı tam tamına 40 yıl oldu. Ben 40 yıldır lise anılarımın olduğu bi kutuyu muhafaza ettim. İçinde neler neler vardı. Birkaçının fotoğrafını çekip lise grubunda paylaştım. Onlar da dahil hepsini attım.
Sıra kızların ilkokul anılarına geldi. ilk yazı defterleri, resimleri.. Alan alsın dedim, bir iki parça bişiler aldılar gerisini attım.
Dikiş dikiyorum biliyorsundur. Hobilerimden biri. Kızlar bişi alıyorlar giymiyorlar,atamıyorum, çünkü kumaşı yeni, "aa ben bundan bişi yaparım" küt dolaba.
Kumaş.. aldığım kumaşın haddi hesabı yok. Her çıkışımda illa kumaşçıya bi uğrardım. Kanka olmuştuk kumaşçılarla. Dikiş dikmeyi seviyorum diye kumaş biriktirmeye başladım. Koyacak yer bulamadım sonrasında. Şimdi sıra onlarda. Parti partı onları da çıkarıyorum hayatımdan. Dikeceğim zaman gidip kumaşı alıp dikerim.

Evrak, anı temizliğinin üzerinden bir süre geçtikten sonra attıklarımı düşündüm. Bak burası çok önemli. Geçen zamanda hiç birinin eksikliğini hissetmemiştim. Hiç birinin. 40 yıldır kaç ev değiştirdim, her eve kedi enciğini taşır gibi o kutuyu taşıdım, her temizlikte kapağını açmasam da o kutuyu da temizledim...
Attıktan sonra kaç temizlik yaptım birinde bile kutuyu aramadım, aklıma geldi tabii ama aramadım, yokluğu beni rahatsız etmedi. Düşününce "ah keşke" demedim.

Kıyafet. Bi yazı çok az kıyafetle geçirebildim. Geçtiğimiz yaz rahatsızlık nedeniyle bir süre kardeşimde kaldım bir süre başka bi yakınımda refakat ettim. Yanıma miminum kıyafet almıştım, gayet de diğerlerinin eksikliğini hissetmeden yaşadım.

Ben biriktirmeyi böyle böyle bıraktım. Biriktirdiklerimi atmaya başlayarak. Hayatımdan çıkararak. Görüyorsun çünkü, onların yokluğunda bi eksiklik hissetmeyeceğini anlıyorsun.

Sen de biriktirdiğin şeylere sonradan dönüp bakmıyorsundur, çoğunu kullanmıyorsundur. Zaman içinde attıklarından lazım olan olursa gider temin edersin.
Dijital olanları buluta atabilirsin istersen. Şimdiden söyleyeyim onlara da dönüp bakmayacaksın büyük olasılıkla.
Daha bulutlar yokken ben dosya dosya sıkıştırıp mail hesabına yolluyordum. Kütüphane gibi mail adreslerim vardı. Nostaljiler, mangalar, yazılar... naruto var mesela. ilk çıktığı zamanda arşivlemeye başladım. 17 yıldır oradalar. attım kaldı attım kaldı. dönüp kullandım mı? Hayır.
Bilgi o kadar çok ki. milyarlarca gb yetmez. Bizim erişebildiklerimize terabaytlar yetmez, bizim bunun hepsine değil çok küçük miktarına bile ne aklımız yeter ne de vaktimiz.

Kiloyla ilişkisi görüşünde haklı olabilirsin. Bu yönde yapılmış bi çalışma var. Biriktirmeyle ilgili değil de güvensizlik hissiyle ilgili. İkinci dünya savaşında anne karnında olan, yeni doğan bebeklerde sonradan obezite görülme durumuna bakmışlardı. Sonuçta anlamlı şekilde obezite yatkınlığı çıkmış. Okuyalı çok oldu ama aratırsan bulabilirsin sanırım.

Belki şu anda farkında değilsindir ama bu senin için o kadar güzel bişey ki. Bu, yaşam enerjisi çok yüksek birisin demektir. Yapman gereken tek şey güvensizliğe prim vermemek onun yerine elindekinin değerini kıymetini anlayıp lehine çevirmek olmalı.
Buradan görebildiğim kadarıyla kendinle ilgili az yol katetmedin. Yaptıkların yapacaklarının teminatı, bunu da rahatlıkla başabilirsin biliyorum:)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(11.01.18)
Istiflemek gibi mi? Hiçbi şeyi atamamak?
0
femme vitale
(11.01.18)
yazin telefonum kayboldu. arsivlemeye usendigim icin ici fotograf doluydu. gitti hepsi. kahrolurum saniyordum. meh dedim gecti. bir sey olmuyor yani. kendini yapmazsan huzursuz hissetmeye sartladigin icin oyle o.
0
jimicik
(11.01.18)
@femme vitale

O da var. Biraz kendimi gevşek bıraksam her şeyi biriktiririm. İsraf olmasın doğa kirlenmesin geri dönüştürülsün vs derken her şey kıymetli oluyor gözümde ama niyeyse bi ben kıymetli değilim.
0
🌸yaren
(11.01.18)
@yaziliceviri

Hastalıkların psikolojik sebepleri listesine bakıyorum, sebepsiz ve şiddetli ağrılarımın "sevgi şefkat dokunulma ihtiyacı" olduğu ortaya çıkıyor...

@hayat abla

Sağ ol ablacım, dediklerini yapayım. O kumaşlara içim gidiyo şu an ama neyse gözümü alıcam ordan, hissizleştircem kendimi :/ kaybetme korkum yüzünden sevgililerimden ayrılmış insanım, nasıl oluyo hiç bişeyi atamıyorum anlamadım.

Ha anladım. O kadar kayıptan bıkmışım artık kaybetmemek için her şeyi tutuyorum yeter ki benim olsun :(
0
🌸yaren
(11.01.18)
@yaren: okb (obsesif kompulsif bozukluk) olabilir. Istersen profesyonel yardım alabilirsin.
0
femme vitale
(11.01.18)
@femme vitale

Belki de öyledir, bi görüneyim.
0
🌸yaren
(11.01.18)
(13)

Anneniz olmasa babanız napar?

mutlusismankedi2015
Yaşayabilir mi teki başına? Çamaşır bulaşık yemek filan, idare edebilir mi kendini? Yoksa illa bir kadın mı arar?
Yaşayabilir mi teki başına? Çamaşır bulaşık yemek filan, idare edebilir mi kendini? Yoksa illa bir kadın mı arar?
0
mutlusismankedi2015
(10.01.18)
Yaşayamaz. Evi b.k götürür. Hemen olmasa da bir noktada başka biriyle evlenir ama babam da yaşlandıkça zor ve huysuz bir insan olmaya başladı, kim onunla evlenir, onu bilemiyorum. İyi bir baba ama bu yaştan sonraki haliyle iyi koca olmaz gibime geliyor. Annem “Erkeğin karısı varken bir gözü kördür, karısı ölünce iki gözü kör olur” der; her erkek bu tanıma girmiyor da, babam girer sanıyorum.
0
aychovsky
(10.01.18)
annemsiz çok iyi idare ediyor.
0
pinkpeony
(10.01.18)
Aychovsky +1

Ev işini beceremez. Benden bekler, ben de beceremem. Yeniden evlenmek ister ama o huysuzlukla bulabilir mi, bilmem.
0
femme vitale
(10.01.18)
Alayın atar yapar. O yapmazsa babaannem yapar. Yaşasın doğulu olmak ve eski gelenekler!1!!1
0
baldan kaymak
(10.01.18)
yaşıyor zaten
0
shotgunwoman
(10.01.18)
İş başa düşünce öğreniyorlar. Zaten makineler yıkıyor artık, eskisi gibi değil çamaşır bulaşık işleri. Yemek yapmak, evi temizemek zorlar biraz. Meram eden onu da öğreniyor.
Tabii yaş ilerlediyse biraz daha zor, fiziksel zorlanmaları olur, alışkanlıkları değiştirmek daha zor. Ama mesela 50+ - 70 yaşlarında olup yapabilenler var benim çevremde. Yalnız kaldıklarında hiç bişi bilmiyorlardı. Şimdi hepsini yapıyorlar.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(10.01.18)
Yaşar. Ama duygusal olarak biter. O yokken evde bile durmuyor.
0
cabiday
(10.01.18)
yaşar, 31 yaşında evlenmiş kendisi. ancak hayatı düzenli olamazdı kesinlikle. "her güçlü adamın arkasında güçlü bir kadın vardır." derler ya hani. o hesaptan.
0
rain when i die
(10.01.18)
annem öldü, babam yalnız.

idare etmesine gayet güzel ediyor. ütü dışında tüm işlerini de yapıyor. lakin maşallah diyeyim, kendisi 82 yaşında, sağlığı sıhhati yerinde ama "ben elden ayaktan düştüğümde bana kim bakacak" diye endişe içinde. kardeşim yok. bakacak kimse yok. gel bize, bizde kal desem (dedim de zaten) kendisi de istemiyor, istemez, rahatsız olur. biz gelir bakarız desek uzaktkan olmaz. huzurevi falan bakmış, devlet hep doluymuş, anca biri ölünce yer açılıyormuş. özeller ise çok pahalıymış.

sırf bu düşüncesi yüzünden kendi yaşlarında bir kadın buldu, evlendi. bir bakıma mantık evliliği. ama 70+ yaşındaki iki insanın o saatten sonra birbirine uyum sağlaması zor oldu, anlaşamadılar, ayrıldılar. şimdi yine tek başına idare ediyor. çok şükür güncel bir sıkıntısı yok. ama hala elden ayaktan düşersem kim bakacak bana diye dert ediyor.
0
kibritsuyu
(10.01.18)
yaşar.
babam; dışarıda veya kendi evinde mutlu, huzurlu bir insan.
0
seyduna6687
(10.01.18)
12 yaşına kadar en kötü köy şartlarında büyümüş bir adam benim babam. hayatımda tanıdığım en becerikli en çalışkan adam. ama elini hiçbir şeye sürmez evde. işi gücü geçtim yapar onları. ama annem ölürse o da kahrından ölür büyük ihtimal.
0
hemsta
(10.01.18)
En kizdigim erkek tipidir. Annem olmadiginda babam mum ediyor valla bizi. Temizlik bulasik yemek hepsini halleder. Babam annemden sonra bi kadini kahrini cekmez. Kimse de annemden baska babamin kahrini cekmez. Allah gostermesin de babam yasar tek basina da. Ben de her turlu ev isine yardim ederim perde asarim iyi yemek yaparim. Utuye karismam sacma geliyor esim utulemezse neden diye sormam. Bekarim 28 yasinda 173 boy 73 kilo. Gozlerimin rengini bilmiyorum.
0
allah yazdiysa bozsun
(11.01.18)
Annem vefat etti, ablamla babam aynı evde yaşıyor. Babam gayet güzel karnını doyurur. Annem sağken bile kendi pantolonlarını kendisi ütüleyen insandı. Bunun dışında hiçbir işe elini sürmezdi ama annemin hastalanmasıyla gördük ki elinden her iş geliyormuş. Annem varken yere zeytin düşse voleyle mutfağın öbür ucuna gönderen kişiydi kendisi.
85 yaşında bir insandan tümden bütün evi çekip çevirmesini bekleyemeyiz tabii. Tamamen tek başına yaşasa haftada 1-2 temizlikçi ile halleder işi. Ama sosyalleşme ayrı bir şey tabii.
0
SiyamkedisiZorro
(11.01.18)
(25)

çok sinirlendiğinizde..

MandMs
kendinize ve başkalarına zarar vermeden kendi halinizde; eşyaları kırıp dökme, fırlatıp atma veya sağa sola vurmak gibi huylarınız var mı? varsa normal mi?
kendinize ve başkalarına zarar vermeden kendi halinizde; eşyaları kırıp dökme, fırlatıp atma veya sağa sola vurmak gibi huylarınız var mı?
varsa normal mi?
0
MandMs
(10.01.18)
ben çok sinirlenince iki şey yapıyorum. çocukluktan kalma alışkanlık. biri dizimi yumrukluyorum. çünkü çocukken dizimde bir sorun vardı. dizimi yumrukladıkça canım yanardı.

bir de kolumu ısırıyorum.

en son bir önceki iş yerinde klavyeyi duvara vura vura kırmıştım, eski kız arkadaşımla kavga ederken arabaya yumruk atmıştım.

iyi geliyor gibi o an ne bileyim. sinirlenmeyeli baya oldu.
0
kablelvuku
(10.01.18)
Ben sinirlendiğimde kırıp dokmem ama sinirimi de tam olarak atamam. Içimde patlamış gibi hissederim.
0
femme vitale
(10.01.18)
Kesinlikle yok. Normal olduğunu da düşünmüyorum. Çok sinirlendiğimde çok yüksek sesle müzik dinlerim ben. Beni sakinleştiriyor.
0
windowsguvenlikduvari
(10.01.18)
çok sinirlenirsem evet. normal mi bilemem. başkasına veya kendimize fiziksel zarar vermediğimiz sürece eh.
0
elorelia
(10.01.18)
hocam bunlar hep şiddete meyletmek.. Ben çevremde bu şekilde davrananlardan uzak duruyorum. bugün eşya kıran yarın beni dövmeye kalkar.
0
lcha
(10.01.18)
Normal olup olmadığını bilemem ama eşyalarıma zarar veririm. Ama sinirlendiğim şeyler genelde kırdığım şeyler oluyor. Örneğin fare tutukluk yapıyorsa kırıyorum. Tıraş makinem sakalımı kesmeyip canımı yaktıysa parçalarım. Kulaklık Kulağımdan düşüp duruyor ya da dolanıp duruyorsa kopartırım. Bilgisayar saçmalıyorsa yumruk atarım. Saçlarım bir türlü düzen almıyor, sakalım tıraş olurken canımı yakıyorsa kendime vururum. Ama en başta tahammül gösteririm, durum hala devam ediyorsa sinirlenirim. Böyle işte.
0
m e b
(10.01.18)
Yok.
0
i m cool with that
(10.01.18)
kırasım geliyor ama kırmıyorum.
0
lonelyman
(10.01.18)
Sinirden gozlerim doluyor benim. Bagiriyorum bazen. Bisi vurup kirmiyorum ama iyi gelmiyor o. Eger arabadaysam bos yol bulup gaza basiyorum. Ani gaz/fren yapiyorum. O kadar, yarim saate geciyor zateb.
0
mor oje
(10.01.18)
ergenlik çağında birey için normal sayılabilir, ama yetişkin birey için normal değil bence.
0
evde liyakat kalmamis
(10.01.18)
amma manyaklar varmış duyuruda yahu tırstım
0
benaslindayohum
(10.01.18)
Yok bir gun hissedersem de psikologa gorunurum
0
Traveller
(10.01.18)
Yok.

Zaten sinirlenen biri değilim de sinirlenirsem kendime haksızlık ettiğimi düşündürecek en ekstrem hareketim gözlerimin dolması/ağlamak oluyor.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(10.01.18)
Uzun zamandir olmadi ama kendimi kaybedip yapmisligim var. Yatak yumrukluyordum, anlik sakinlesme sagliyordu.
0
voyager 1
(10.01.18)
Yok, yapmıyorum.
Ergenlikte bi kez yapmıştım. Babamın haksız bi ithamı olmuştu, o sözü hem ona hem kendime yakıştıramadım, bişey de diyemedim. Öfkelendim. Evin taraçasına çıkıp anneannemin saksı altı yaptğı metal bi tepsiyi dizimden yardım alıp ikiye katladım. Sonra yaptığımı çok anlamsız bulup gülmeye başladım. Tepsiye bakıp bakıp güldüm. O oldu bidaha sinirlenip bi eşyaya zarar vermedim.

Çok ve kolay sinirlenen biri değilim yine de olmuyor değil. Olduğunda müzik açıp satranç oynmak gibi sinirli halimi geçirecek kafa dağıtacak şeylere yöneliyorum. Normal duygu durumuna geçince de sinirlendiğim şeyle ilgili ne yapmam gerektiğine bakıyorum.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(10.01.18)
Duyuruda ne manyaklar varmis hakikaten. :O

Ben cok sinirlenirsem elimde olmadan gözlerim dolar, aglarim.

Bir de galiba stresli zamanlarimda dislerimi cok sıkıyorum. Disciye gece kalibi yaptirdik bu yüzden, aksamlari yatarken onu takiyorum. Onu kullanmaya basladiktan sonra farkettim, cenemdeki sürekli agrinin ve basagrisinin sebebi de dislerimi sıkmam galiba.
0
chitosan
(10.01.18)
Ben çok sinirlendiğimde genelde kitleniyorum tepki veremiyorum.
0
powerpufgirl
(10.01.18)
Kimseye zarar vermedim ama tartışma anında çok sinirlendiysem rahatsız edici derecede bağırmışlığım olmuştur. Telefonumu kırmışlığım da oldu. Sakinleşince ne gerek var , niye bu noktaya gelecek tartışmalara giriyorum diye kızarım kendime.
0
dyg*dyg
(10.01.18)
2-3 kez oldu.

Birinde lise hazirliktayken babamla kavga etmistik cok fena. Ben de o sinirle biseylere zarar vermek istedim ama etrafimda zarar verebilecegim bir obje yoktu. Sadece kendim vardim. Rotring uclu kalemle kendime faca attim resmen. Izi haal duruyor.

Bir kez de cok cok hoslandigim cocuk bana inat olsun diye gozumun icine baka baka baskasiyla flortlesti beraber gittigimiz partide. Sinirle partiyi terkettim sonra sokakta camli reklam panosuna 2 yumruk attim o sinirle. Cama bisey olmadi da parmaklarimin ustu kanadi ve acidi biraz.
0
kuehles blondes
(10.01.18)
Sinirlendiğimde dışarıdan anlaşılmıyor bile.
Eğer çok mantıksız, saçma veya tartışılamayacak bir durumsa, şu klasik gözleri yumup, dudakları kısarak "ya sabır" der gibi olan harekete benzer şekilde nefes alıp veririm biraz.
Kalkıp gidebileceğim bir durumsa "ben bir sakinleşip gelirim" diyerek gider bir iki dakika uzaklaşırım.
Çok yakın bir arkadaşım var, bazen öyle şeyler yapıyor ki oklava ile dövmek istiyorum, bir ona biraz sert çıkıyorum sanırım.

Onun dışında, dediğiniz gibi huylarım yok. Olan kişiyle de mesafemi korurum.
0
sopiro
(10.01.18)
işim gereği sürekli sinirleneceğim ortam oluşuyor, ama o sakin durup birden patlayan insanlar gibi değilim, zaten çabuk sinirlenirim, çabuk sönerim, çok sinirlenirsem imkanlar dahilindeyse(evdeysem vs.) kırıp dökecek bir şey ararım. telefon kırmışlığım da vardır. ama kırıp dökerken bile kontrolü kaybetmiş hissetmem. çok rahatlatıyor beni. biraz da pasif agresiflik var. kum torbası alma hayalim var eve de komşuları naparız bilmiyorum :/
0
olutaklidi
(10.01.18)
Normal değil, bu öfke kontrolü yok demektir ve bir gün duvara vurmak yetmeyebilir, ki yetmez.
0
mslny
(10.01.18)
hayir, yok. normal bulmuyorum...
0
e haliyle
(10.01.18)
Ben başkalarına zarar vermek istiyorum kendime ve etrafıma zarar vermem. Ama yapamıyorum bir şey tabii.
0
jazzabel
(10.01.18)
beni aşırı sinirlendiren ve bu yüzden zarar verdiğim tek şey teknolojik aletler. gerçi onu da hayatım boyunca bi kez yaptım. laptop'ın hard diskini kırmıştım kalsjdaskdf yıllar oluyor.

onun dışında çok sinirlenirsem tüm vücudum titremeye başlar ve ağlarım. sonra gülerim. yorganın altına girer geçmesini beklerim. kimseye bulaşmam.
0
nice tnetennba
(10.01.18)
(43)

"Okuldan ağrı eve gittim." gibi bir cümle duydunuz mu hiç?

m e b
Bu cümle size ne anlam ifade ediyor? Ben bunu çok kullanıyorum ama etrafımdakiler anlayamıyor. Samsunluyuz, bizim evde kullanılıyor. Türk Dil Kurumu web sitesinde de yazıyor oradaki "ağrı"nın ne anlama geldiği. Siz hiç duydunuz mu, kullandınız mı? Kullanıyorsanız nerelisiniz?
Bu cümle size ne anlam ifade ediyor? Ben bunu çok kullanıyorum ama etrafımdakiler anlayamıyor. Samsunluyuz, bizim evde kullanılıyor. Türk Dil Kurumu web sitesinde de yazıyor oradaki "ağrı"nın ne anlama geldiği. Siz hiç duydunuz mu, kullandınız mı? Kullanıyorsanız nerelisiniz?
0
m e b
(10.01.18)
hiç duymadım
0
pide
(10.01.18)
bir atölye dolusu samsunluyla çalıştım 4 sene. başlığı okuduğum saniye anladım samsun olduğunu. şivenizle ilgili kötü düşüncelerim var. burada dile getirirsem güzel olmaz. sevgiler.
0
shenergy
(10.01.18)
Ben hic kullanmam ama sanirim baslangic noktasini anlatmak icin kullaniliyor.

evden agri = evden cikip

anlamama nedenleri daha once duymamis olduklari icindir. cunku tamamen yoresel oldugunu dusunuyorum
0
my pink
(10.01.18)
ailem karadenizli. karadenizliler kullanır.
"-dan, yolundan" vb. anlamlarına geliyor.

"oradan ağrı (oradaki yoldan) yürü."
"ankaradan ağrı (ankara üzerinden) istanbul'a gittim" şeklinde kullanılıyor bildiğim kadarıyla.

ingilizce de through kelimesine denk geliyor gibi.
0
lesmiserables
(10.01.18)
@shenergy: Nedir o düşünceleriniz? Cidden merak ettim, alınmam da. Çünkü arkadaşlarım da eleştiriyor bu ağız farklılığını.
0
🌸m e b
(10.01.18)
çok duydum, hiç kullanmadım.
0
evde liyakat kalmamis
(10.01.18)
Hiç duymadım. Alakasız yerlerde kullanılan açık E'yi duyunca "aha Samsunlu" diyorum ama bunu bilmiyordum. :)
0
kobuzchu kiz
(10.01.18)
kendi aralarında hararetli konuşmaya başlayınca dediklerinden bi bok anlamıyorum. hele ki makina başında bi de işler iyice boka sardıysa yine full şiveye geçiyolardı, yine bişey anlamıyordum. ek olarak normal zamanda dahi çirkin bir ses yumağı olduğunu düşünüyorum.
0
shenergy
(10.01.18)
orduluyum anneannem kullanıyor bu kelimeyi, annem ve ben kullanmıyoruz. anlıyoruz tabi ama bize geçmemiş kelime.
0
kırkmerak
(10.01.18)
evde kullanıldığından ötürü farkında olmadan ben de kullanıyordum bu ifadeyi ama memleketi o taraftan olmayanlar doğal olarak anlamıyorlar. böyle geri dönüşler aldıkça ben de kullanmayı bırakmıştım uzun süredir, şimdi okuyunca bile bi garip geldi "ağrı" kelimesi..
0
asocial anchorman
(10.01.18)
kullanmam ama duydum pek tabii. Tokatlıyım. Daha neler neler duydum :D
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(10.01.18)
Akdenizliler de kullanır. "okuldan sonra, okuldan eve gittim" anlamına gelir.
0
silah taciri
(10.01.18)
ilk kez duyuyorum. orta karadeniz'de kullanılıyor olabilir ama trabzon ve rize'de böyle bir kullanım kesinlikle yok.
0
burya
(10.01.18)
anne tarafında (trakya) çok kullanılır. ben ağrı olarak değil de arı gibi düşünmüşümdür hep.
0
lazpalle
(10.01.18)
Orduluyum çok duydum.
0
eazy
(10.01.18)
ilk defa şu an gördüm. hiç duymadım.

okuldan sonra eve gittim, anlamına geliyor gibi tahmin ediyorum
0
dafuq
(10.01.18)
@shenergy: Ben de bir şey sandım. Yahu farklı ağızlardan bir şey anlamadığı için doğal olarak bundan hazzetmemek kadar normal ne olabilir? İlk kez duymuyorum bu eleştirileri.

@kobuzchu kiz: Evet, o bende hala var zannedersem. Dalga geçildiğim bir konu da o harf olmuştur. İlk zamanlar çok geriliyordum E harfiyle başlayan kelimeleri telaffuz ederken :)
0
🌸m e b
(10.01.18)
Orta Karadeniz’de (samsun-ordu) cok sık kullanılan bir ifade
0
nickfury
(10.01.18)
İç Anadolu luyum çok duydum
0
Bostan
(10.01.18)
samsunluyum, hic duymadim
0
ahoy kaptan
(10.01.18)
Tokatliyim, kullanıyoruz. Okuldan sonra direkt eve gittim, anlamında kullanıyoruz.
0
femme vitale
(10.01.18)
30 yaşındayım ve ağrı kelimesinin bu şekilde kullanıldığını ilk kez gördüm. şoktayım.

ne ifade ettiği kesinlikle anlaşılmıyor ama, bilmeyen hakikaten içerikten çıkaramaz anlamını.
0
treamorg
(10.01.18)
alanya'da kullanılıyor.
0
eksimeksi
(10.01.18)
enee, ilk defa duyuyorum ki genelde bilirim boyle farkli kullanimlari.

samsunlu arkadasimin yaninda kullanayim da tepkisine bakayim. :)
0
jimicik
(10.01.18)
Ömrü hayatımda ilk defa duydum deminden beri ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyorum. Türkçesi nedir?
0
Amaranta ursula
(10.01.18)
iç anadoluluyum, bu kelimeyi biliyorum.

okuldan doğruca, okuldan çıkıp eve gittim diyor.
0
wilhelmwasmuss
(10.01.18)
bu tür bir kullanımı olduğunu şimdi öğrendim, hiç kullanmadım.
0
pinkpeony
(10.01.18)
ilk defa duydum.
0
elma
(10.01.18)
@Amaranta ursula: O da Türkçe gerçi :)

-den sonra, yönünden, boyunca anlamını katıyor.
0
🌸m e b
(10.01.18)
Ailemde karadenizliler var ama hiç duymamıştım, sayenizde öğrendim :) Çok seviyorum yörelere ait farklı deyişleri.
0
fotrsapka
(10.01.18)
Tokatlılar olarak bir zirve ayarlayalım bu kadar çoksak. Bizim oralarda yaygındır. Şurdan ağrı çıkıp gelemedi diye serzenişte bulunurlar bolca
0
kompisko
(10.01.18)
Duymamıştım.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(10.01.18)
duydum, samsun'un köyünde kırsalında. hiç kullanmadım ama.
*samsunluyum*
0
cabiday
(10.01.18)
İlk kez duyuyorum.
0
ms brownstone
(10.01.18)
Çok kullanırım ama “ağrı” şeklinde değil “ayrı”şeklinde:

“Sahil yolundan ayrı eve gidelim.”
0
apolitikherif
(10.01.18)
hahah okur okumaz dedemin sesi yankılandı beynimde :) duydum ama hayatımda kullandığım bi deyiş değil. konuşma arasında duyarsam dikkatimi bile çekmeyebilir. samsuna karadenize falan ait olduğunu düşünmüyordum.

From Samsun...

bir örnek cümle de ben yazmak istedim.
Fıraktıdan ağrı bir çukur kazdım.
0
olutaklidi
(10.01.18)
Kayseri'de kullanılır
0
fazla silgisi olan var mi
(10.01.18)
Baba tarafım Sinoplu ve kalabalık aile. Sinop’ta olmasa da Sinop’un her yönünü kafam şişene kadar anlattılar ve dinledim ama böyle bir cümle duymadım. Anlamı “Okulun oralardan doğru” mu, “Okuldan sonra” mı?
0
aychovsky
(10.01.18)
@aychovsky: Yerine göre değişiyor kattığı anlam.

Mesela:
-Şuradan ağrı git. (Şu taraftan/taraf boyunca git)
-İşten ağrı arkadaşıma uğradım. (İşten sonra arkadaşıma uğradım.)
-Ahmet, benim annemden ağrı akrabam olur. (Ahmet, benim anne tarafımdan akrabam olur)
0
🌸m e b
(10.01.18)
duydum. samsunluyum.
0
nıç
(10.01.18)
duymamıştım, ama seviyorum böyle değişik yörelere ait kullanımları.
0
misterturist
(10.01.18)
"okuldan ağrı eve gittim" = okuldan sonra eve gittim, okulun tarafından eve gittim, okulun ordan eve gittim, okula uğrayıp eve gittim, okuldan direkt eve gittim... gelişine göre bu ayarda bi şey anlıyorum.

çok duydum, memleketteyken ben de kullanıyorum. "şurdan ağrı bi geçmiş olsun demedi" mesela. aynen dediğin gibi "-den sonra, yönünden, boyunca anlamını katıyor." ayrıca benim verdiğim örnekte "bahsedilen yerin yakın olduğunu" da söylemiş oluyor. "yakınlık, kolaylık" gibi bi yan anlamı da var yani.

not: tokatlıyım.

ha bu arada şive demişken, bizim çok meşhur "heri" lafını bilen bilir. çarşı pazar filminde onu yanlış kullandılar çok uyuz olmuştum (fark edenlere burdan selam olsun). bu tip "anlamı belirsiz" kelimeleri doğru kullanmak için sanırım bahsedilen yörenin havasını suyunu iyice bi almak da gerekiyor. o yüzden kulağa çirkin gelmesine şaşmadım. :)
0
cilgin korsan ces
(10.01.18)
Akdenizliyim, doğu anadolu ve iç anadolu'da yıllarım geçti, ilk kez duydum. :)
0
md11
(11.01.18)
(7)

sorunlu aileler ve çocukları..

mehmed resad
hani bazı aileler, anneler babalar vardır.çocuğuna vatan haini (uygun bi sıfat bulamadım tam?!) gibi davranır, ağzına sıçar, sevgi göstermez, araları iyi değildir, çocuk da ona bunun üzerine çok annecim babacım moduna girmez, giremez.fakat yine de çocuk okutulur, kıyafet bilmem ne alınır.. yani imka
hani bazı aileler, anneler babalar vardır.

çocuğuna vatan haini (uygun bi sıfat bulamadım tam?!) gibi davranır, ağzına sıçar, sevgi göstermez, araları iyi değildir, çocuk da ona bunun üzerine çok annecim babacım moduna girmez, giremez.

fakat yine de çocuk okutulur, kıyafet bilmem ne alınır.. yani imkanlar yine çocuk için seferber edilir. neden?! bir zorunluluk hissi mi, vicdan mı yoksa seviyor ama gösteremiyor durumu mu?
0
mehmed resad
(09.01.18)
Çünkü senden sorumlu. Sevmese bile sorumlu. Bakmak (buna eğitim de dahil) zorunda. ki bence sorun yanlış.

Soru şu olmalı "bakacak kadar sorumluluk duygusu olan ebeveyn niçin çocuğuna yeteri kadar sevgi veremez"
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(09.01.18)
üreme zorunluluğu. çocuk olmazsa olmaz mantığı. böyle olunca da çocukları zorla büyütüyorlar.
0
xvyz
(09.01.18)
çevre baskısı. ben iyi babayım, anneyim imajını çevreye vermek istiyorlar ya da vermek zorunda hissediyorlar en kolay ve mecburi yolu da bu tür harcamaları yapmak.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(09.01.18)
Aha benim ailem. Elalem ne der. Ele gune rezil olmayalim. Cocuklarina bakmiyor demesinler. Bizde ki cevabi.
0
durgunfoton
(09.01.18)
Dışarda hayat zor kendini savunmayı evde öğrensin diyen de var, elalem ne der diyen de, sevgi gösterilmez biz öyle gördük diyen de, üzerinde hiç düşünmeden çevresinden gördüğünü yapan da, eşine, kayınvalidesine, parasızlığa vb kızıp öfkesini gücü yettiğinden çıkaran da..
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(09.01.18)
Bazısının sevgi anlayışı biz şimdiki zamandan ötürü anlayamasak da inanın imkânlarını çocukları için seferber etmektir. Ben bazen aile büyüklerine sorarım ve aldığım cevap biz sevgi görmedik ki gösterelim, nasıl göstereceğimizi bilmiyoruz, bişey eksik etmiyoruz daha ne yapalım diyorlar. Yapamayacaklarını, insanların değişemeyeceğini bilmeme rağmen o zaman bilmiyordunuz ama şimdi biliyorsunuz diyorum.
0
mslny
(09.01.18)
Yaslaninca bana baksin, soyumu surdursun kafasi. Kendinde nefret ettigini cocukta gormece ayni zamanda kendini gordugu icin “bana imkan verilseydi olurdum” diye de imkan sunmak ve beklentiye girmek. Beklenti karsilanmayinca bari bi seye yarari olsun diye bu sefer torun beklemek, torundan da ayni seyleri istemek. Kisir donguye girmek, herkesin hayatina sicmak.

Diye dusunuyorum.
0
beriberi
(10.01.18)
(7)

TCDD bilet düzenbazlığı (rezalet başlığı açabilir misiniz?)

mr.goodcat
soru başlıkta. gelelim detaylara.istanbul-ankara yüksek hızlı trenini çoğunu biliyorsunuzdur. daha önce seyahat edenler de vardır. hatta her hafta düzenli seyahat edenler daha iyi bilirler. genelde bilet pek bulunmaz veya zor bulunur sürekli kontrol etmek gerekir vs. şimdi bugün fark ettiğim bir düz
soru başlıkta. gelelim detaylara.

istanbul-ankara yüksek hızlı trenini çoğunu biliyorsunuzdur. daha önce seyahat edenler de vardır. hatta her hafta düzenli seyahat edenler daha iyi bilirler. genelde bilet pek bulunmaz veya zor bulunur sürekli kontrol etmek gerekir vs. şimdi bugün fark ettiğim bir düzenbazlıktan bahsetmek istiyorum. TCDD'nin daha yüksek fiyatlı bilet satmak amacıyla tezgahladığını düşündüğüm bir şey.

örneğin;

14.01.2018 pazar günü için Eskişehir'den İstanbul'a bilet bakalım.

Eğer seferi ankara'dan istanbul'a olarak seçerseniz 14.05 treninde 57 kişilik yer gözüküyor. buyrun:

i.hizliresim.com

ancak aynı tren seferine eskişehir'den istanbula seçim yaptığınızda hiç yer gözükmüyor. buyrun:

i.hizliresim.com

ankaradan 14.05'de kalkan tren 15.44'de eskişehir'e gelip kalkıyor. yani aynı tren seferi. buyrun:

i.hizliresim.com

yani ben ankaradan istanbula giden bir trendeki boş koltuğa tüm sefer boyunca oturabiliyorum/bilet alabiliyorum ancak eskişehir-istanbul arası alamıyorum. böyle bir şey olabilir mi? birinin fiyatı 45 TL diğerinin fiyatı 70 TL.

Sanırım TCDD'nin bunu yapma amacı önceliği ankara'dan alımlara vererek daha fazla para kazanmak istemesi. ama benim fikrime göre bu bir dolandırıcılık. siz ne düşünüyorsunuz? yazar olsam sözlüğe direkt başlık olarak açardım ama malesef değilim. isteyen başlığını açıp konuyu dillendirebilir.
0
mr.goodcat
(09.01.18)
oha harbi harbi dolandiriciliktir sahtekarliktir bu.
hocam bende sunu farketmistim ama emin olamiyorum.
bazi vagonlarda yarisi yada ceyregi ayrilmis gibi oluyor, demek istedigim; tamami erkek yolcular ile doluyor mesela, ortadaki masadan vagonun sonuna kadar bosluksuz. hadi kafile falan dedim bir kac kez ama her seferinde goruyorum.
0
jedilance
(09.01.18)
oho bu bişey mi? doğu ekspresi biletlerinin hepsini yandaş turizm acentasına satıp, atıyorum 100 tl lik bileti acentanın 1500 tl ye satma olayı var.

sen 100 liraya alamıyorsun biletler satışa dahi çıkmıyor. yandaş acentaya veriliyor.
0
killerbee
(09.01.18)
bimer'e yazılabilir.
0
elorelia
(09.01.18)
Rezervasyonla Eskişehir kontenjanı dolmuştur. Bir rezervasyon iptal olmuş mesela. Şimdi baktım 1 kişilik boş yer var.

Bir demilyolcuya sordum;
"gişeler taşaron firmaya devredildiği için her şey mümkün artık. tur şirketlerine, ağaya paşaya rezerve ediyorlar, sen yer bulamıyorsun, rezervasyonu kaldırmıyorlar tren boş gidiyor. taşaronun trenin boş gitmesiyle bi derdi yok umursamıyor. son gün rezervasyonları kaldırabilirler bi baksınlar" dedi.

Kontenjan durumu eskiden beri var, kontenjan uygulaması fiyatla ilgili değil.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(09.01.18)
bence bu pek rezalet değil, eskişehir-istanbul yolcusu için ankara'dan eskişehire boş koltuk gelmesinin önüne geçmeye çalışıyor kurum, tamamen verim, maliyet hesabı.

Muhtemelen trendeki belirli sayıdaki koltuklar sadece ankara-eskişehir eskişehir-ankara için açılmıştır ve onlar da satılmıştır ayrıca ankara-istanbul yolcusu daha çok olduğu için o 57 kişinin çoğu da satılır muhtemelen, diğer türlü yapsa hem ankara-eskişehir boş koltuk gider hem de aradaki fark kadar zarar olur.
0
gezegen olan pluton
(09.01.18)
@gezegen olan pluton: yazmayayım dedim ama dayanamadım. bahsettiğin kurum devlet kurumu. eskişehir'deki adam nasıl gidecek istanbul'a? yarın şehir hastaneleri de sadece apandisit ameliyatlarına baksın kar oranı daha yüksek diye? açık kalp, kanser falan hiç bakılmasın değil mi? ne de olsa maliyet hesabı.
0
ya ben lan neyse
(10.01.18)
Trenlerin boş olduğu ileri bi tarihe baktım.
Kontenjanları 140 kişilik ayırmışlar. 15 lira aldığı İzmit istasyonuna da 140 kişilik kontenjan ayırmışlar. Yani kontenjanları mesafeye dolayısıyla ücrete bakmadan düzenlemişler.

Trenin kapasitesi 410 kişi.
3 istasyona kafadan 140*3 420 kişilik rezervasyon açmışlar. Kalkış istasyonuna trenin kapasitesi neyse o sayıyı giriyorlar sanırım. Baktığım tarih için Ankara'da 302 kişilik kontenjan vardı. Hattın toplam kontenjanı 722 oluyor bu durmda. İndisi bindisi ayarlıyorlar demek ki işlem oldukça.

Sonuç: Çok para alalım mantığı yok, hatalı sistem var.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(10.01.18)
(15)

Basit tiyatro senaryo

valarmurgulis
MerhabalarOkulda değerler eğitimiyle ilgili en fazla 10 dklık bir tiyatro yapmamız istendi. Ben de yapıyorsak güzel yapalım 10 yıl sonra da öğrencilerin akıllarında kalsın istiyorum. Şöyle yaratıcı güzel bi seneryo yazsak bunu nasıl yapacağımı ablatsanız yardımlaşsak buradan güzel olurdu. Yardım ede
Merhabalar
Okulda değerler eğitimiyle ilgili en fazla 10 dklık bir tiyatro yapmamız istendi. Ben de yapıyorsak güzel yapalım 10 yıl sonra da öğrencilerin akıllarında kalsın istiyorum. Şöyle yaratıcı güzel bi seneryo yazsak bunu nasıl yapacağımı ablatsanız yardımlaşsak buradan güzel olurdu. Yardım eder misiniz?
Not: öğrenciler 3. sınıflar
0
valarmurgulis
(09.01.18)
Eleştirel bir şey yapsanız okul yönetiminin ve velilerin tepkisi nasıl olur kestirebiliyor musunuz?
0
rahip janick
(09.01.18)
@rahip
Kestirme değil direk biliyorum.
Öyle bi şansımız yok. Kesinlikle sorun olur
0
🌸valarmurgulis
(09.01.18)
İçimden "yapılmasın daha iyi o zaman." demek geçiyor. Öylesi tiyatro kültürüne ters çünkü.

Biraz daha detay verirseniz, bir arkadaşımla bunun üzerine konuşup fikir beyan edebilirim belki.
0
rahip janick
(09.01.18)
@rahip

Değerler eğitimi deyince aklına ne geliyor bilmiyorum ama "sevgi, sorumluluk, saygı, konuşan insanın lafını bölmeyelim, temizlik, hayvanlara iyi davranalım" temalı şeyler. Eleştirel olunmasını gerektirecek şeyler değil yani.

Yetişkin tiyatrosu anlayışı ile çocuk tiyatrosu anlayışı da farklı takdir edersin ki :)

@valarmurgulis

Bir öğretmen olarak değerler eğitimini siz benden daha iyi açıklarsınız diye düşünüyorum.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(09.01.18)
@yavrucak

ahaha ya, çok geniş bir kavram bence, o yüzden detay istedim. Eğer senin örneklediğin şeylerse, doğru, eleştirel yaklaşılacak şeyler değil.

ben çocukken sahtekar bir şeyhi oynamıştım, o geldi aklıma.

edit: yarım bırakmışım. "bu da böyle bir anımdır" gibi bitmiş. Sanırım fazla ciddiye aldım ben olayı. :B

edit 2: gerçek bir cahilim.
0
rahip janick
(09.01.18)
Her dönemin kendine göre propagandası var ve çocuk tiyatro metinleri bunların en somut örnekleri oluyor senin de bahsettiğin üzere. Ama "değerler eğitimi" dediğimiz eğitim asgari insani değerleri kapsıyor :)
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(09.01.18)
Kısaca anlatayım. Okullarda değerler eğitimi veriliyor. Bu yıl da seçtiğimiz bir değer ile ilgili 5 10 dklık tiyatro yapacağız. Herhangi bir değer seçebileceğimiz gibi bir kaç değeri de karmanlayıp bi tiyatro yapabiliriz. Örnek olması açısından şöyle bir video buldum.youtu.be
0
🌸valarmurgulis
(09.01.18)
Değerlerden arkadaş bahsetmiş. Ekleyeceğim tek şey bir ülke de değerler eğitimi diye bir şey olması ülkenin ne kadar berbat durumda olduğunu gösteren bir detaydır.
0
🌸valarmurgulis
(09.01.18)
Bi ormanda geçsin. Ağaçlar konuşsun, hayvanlar konuşsun. Birlikte ve tek olabilmeyi görecekleri bi oyun güzel olur.
Orman kurgusunda sevgi, sorumluluk, saygı, konuşanı dinleyelim, temizlik, hayvanlara iyi davranalım... hepsi bir arada verilebilir.
Hem ağaçları da tanırlar ufaktan. Güzel oluyor. Biz yapmıştık, çocuklardan olumlu geri dönüşler aldık.
Bizim oyun süremiz daha uzundu, ormanın insan yaşamına etkilerini, katkılarını da vermiştik.

Nacizane bi tavsiyem olacak; konuşanın sözünü kesmemek yerine konuşanı dinleme söylemi sonucu olumlu yönde değiştiriyor.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(09.01.18)
@valarmurgulis

Bu dediğine itiraz edeceğim çünkü argümanının sebep-sonuç ilişkisi yanlış kurulmuş vaziyette. Zira değerler eğitimi her ülkenin eğitim sisteminde olan bir şey. Pedagojiyi benden da iyi bilmesi gereken kişi olarak çocuğa değerlerin öğretilebildiğini/ pekiştirilebildiğini ve bundan dolayı bunların müfredatta olduğunu daha iyi biliyorsundur muhakkak.
Yani bu ülkeye bağlı bir eğitim değil.

www.unesco.org

@rahip

Estağfurullah.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(09.01.18)
Ek olarak senaryo düşünüyorum, içime sinen bir şey gelirse aklıma paylaşacağım :)
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(09.01.18)
@yavrucak
değerler eğitimi olmalıdır tabi ama böyle hiç değerimiz yokmuş gibi değer verilmesi ne kadar kötü durumda olduğumuzu gösteriyor. ki gerçekten de o kadar kötü durumdayız.
0
🌸valarmurgulis
(09.01.18)
Tabii çocuklarla uğraşan sizsiniz, kolay gelsin :(

Son senelerde ailelerin çocuklarını eskiye nazaran çok daha bencil büyütmeye başladığının farkındayım, gözlemliyorum. Sizlere de kolay gelsin dediğim gibi.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(09.01.18)
Teşekkür ederim. Fikirleri hala bekliyorum.
0
🌸valarmurgulis
(09.01.18)
Boyle bir pasaj nasil olur sizce? Tabii ki direkt pasaj alinmayacak ama uyarlama yapilabilir. Gayet insani degerleri savunan bir bolum cunku.

"Sevginin ustunlugu", 1. korintliler, 13. bolum

incil.info
0
lamira
(09.01.18)
(12)

Ateistler cenaze namazına gidiyor musunuz

all girls dream
Yakının vefatında falan?
Yakının vefatında falan?
0
all girls dream
(08.01.18)
Geçen hafta yakin bir arkadaşımın dedesinin cenazesindeydim.

iki yıl önce de aynı arkadaşımın abisinin cenazesindeydim.

Dört yıl önce de aynı ark... Şaka şaka.

Evet yakinimsa gidiyorum. Çünkü benim için bir şey ifade etmiyor o namaza katılmak fakat arkadasim icin bir şey ifade ediyor olma ihtimali için bile değer.
0
rahip janick
(08.01.18)
kardeşim danimarkada mıyız heralde gidiyoruz soruya bak
0
docrivers
(08.01.18)
geçen bir cenazeye gittim, "ben ateistim, bu namazı durdurun" deyince eşşek sudan gelene kadar dayak yed... şaka şaka. gidiyoruz tabi ki. amaç "aman dur hele, bi namaz kılayım sevaba gireyim" değil sonuçta. cenazesi olanın yanında durmak olmak için gidiyorum. öylesi bir ortamda da çıkıntılık yapacak değilim.

ayrıca imkan varsa namaza katılmadan direkt taziye aşamasında ortama girmeyi tercih ediyorum.
0
antipodes
(08.01.18)
bu dini bir olaydan çok vefat eden kişiye uğurlama töreni. hangi inanca mensup olduğumuzun bir önemi yok.
0
mehmed resad
(08.01.18)
gidiyoruz, namaz kılıp dua okumuyoruz belki ama cenazelerde olay sadece bundan ibaret olmuyor zaten.
0
evde liyakat kalmamis
(08.01.18)
tabii ki gidiyoruz. namaz niyetine değil, uğurlama ve son görev niyetine gidiyorum ben. gitmemek ayıp olur ve kendimi de eksik hissederim. ama bu konu masaya yatırılsa başka şekilde bir uğurlama töreni olmasını isterdim.
0
tukenmez adam
(08.01.18)
gitmiyorum, gitsem de saf tutmuyorum. gitmeyi normal bulan bence cumaları da kaçırmasın, sevabı var.
0
doxanikee
(08.01.18)
Gittim ama namazı kılmadım, manasızca durdum geride
0
neysene
(08.01.18)
Neyse akliselim cevaplar geliyor çok.sukur
0
🌸all girls dream
(08.01.18)
evet, tabii ki gittim. gömülen yakın akrabam da ateistti bu arada. iki çocuğundan biri de ateistti. iki tanesi hariç tüm yeğenleri de ateistti.


hepsi dindar olsun yine giderim.

bizim umrumuzda değil bunlar. ölmüş bir kişi var, sevenleri toplanmış ve "hoşçakal" demeye çalışıyor. bundan ibaret.

ha, özellikle ölen kişi açısından baktığımda, bu ülkenin bunları düşünmenin lüks kaçmayacağı bir ülke olmasını dilerdim, o ayrı.
0
godoşu beklerken
(08.01.18)
Gidiyorum. Uğurlama, uğurlayanların yanında olma+1
Gittiğim kişi yakınımsa sonrasında tespih çekme faslına katkıda bulunurum, mevlidine, okumasına katılırım.

Anne ve babamın ardından dualarını da ettim, okumalarını yaptım - yaptırdım, dini anma töreni düzenledim (mevlid). Kendi ateist vefat eden annesi müslüman olan bi arkadaşım da aynını yaptı. Çünkü vefat edenlerin böyle bi talepleri, beklentileri vardı, biz de yerine getirdik.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(08.01.18)
Elbette gidiyorum. Namazda saf tutmuyorum belki ama cenazede bulunuyorum. Hristiyan ya da musevi arkadaşlarımız da geliyor müslüman cenazesine, biz de onlarınkine gidiyoruz.

Cenazeler, geride kalanlar içindir. Hepimiz, kendimizce uğurluyoruz geride kalanlar olarak gidenleri.

Bir ateist olarak eskiden, öldüğümde müslüman adetlerine göre gömülmeyi red ederdim. Ama dedim ya, cenazeler geride kalanlar içindir. Ben öldükten sonra, kim nasıl istiyorsa, nasıl rahat ediyorsa öyle gömebilir, uğurlayabilir beni. Hepsi şimdiden kabulüm.
0
sarap dumani
(08.01.18)
(5)

"Hayatı .... titizliğinde yaşamak". boşluğu dolduralım

ya ben lan neyse
örneğin: geçmişim tertemizdir, trafik cezam bile yoktur, hayatı ........ titizliğinde yaşarım.
örneğin: geçmişim tertemizdir, trafik cezam bile yoktur, hayatı ........ titizliğinde yaşarım.
0
ya ben lan neyse
(08.01.18)
Peygamber
0
simderun
(08.01.18)
Hayatı OKB titizliğinde yaşarım.
0
dissendium
(08.01.18)
Hayatı Nazife anne titizliğinde yaşarım
0
brad pitt
(08.01.18)
avukat titizliğinde yaşıyormuş.
karınca, arı da olabilir yerine göre.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(08.01.18)
kuyumcu tabii ki.
0
del piero10
(08.01.18)
(15)

beyin göçü

eriksatie
gecenlerde yabanci bir gazetede türkiye'den avrupa ve amerika/kanada'ya beyin göcünden bahsediyorlardi. cidden bu kadar cok mu sayi? etrafinizda son 1 senede tası taragi toplayip giden kac kisi var? ne is yapiyorlardi, nereye gittiler?söyle de bir tablo buldum meraklisi icin. https://buyukgoc.github
gecenlerde yabanci bir gazetede türkiye'den avrupa ve amerika/kanada'ya beyin göcünden bahsediyorlardi. cidden bu kadar cok mu sayi? etrafinizda son 1 senede tası taragi toplayip giden kac kisi var? ne is yapiyorlardi, nereye gittiler?

söyle de bir tablo buldum meraklisi icin.

buyukgoc.github.io
0
eriksatie
(08.01.18)
Abim İngiltere'ye gitti, proje yöneticiliği yapıyordu bir firmada
Arkadaşım çift yeni zelanda'ya gitti, erkek tarafı oyun tasarımcısıydı
eski eşimin çevresinden başka bir oyun tasarımcısı polonya'ya gitti, onun yazılım tayfasından birileri Hollanda'ya, bir yerlere daha gittiler.
0
whoosie
(08.01.18)
2016'da giden tanıdığım iki kişi var. Bir marketingçi baya uzak bi ülkeye gitti, Bosch'ta çalışan makina mühendisi bir arkadaşım da ALmanya'ya gitti.
0
roket adam
(08.01.18)
bence insanlar kendilerini nimetten sayiyorlar. benim degerlendirmeme gore bir oyun tasarimcisinin ya da proje yoneticisinin yurtdisina gitmesi beyin gocu kapsamina girmez.
0
neumann
(08.01.18)
benim cevremde kimse gitmedi, gidemedi. biz maliz herhalde. ayrica bence adam yurtdisina gidebilecek durumdaysa beyin gocu sayilir bence. sonucta hollanda beni degil de onu seciyorsa bu o ise yaradigi icindir. durumcu degil ki adam oyun tasarimcisi. ben gitsem beyin gocu olmaz mesela cunku niye, lise mezunuyum. uzman oldugum bi alan yok. beyin gocu icin once beyin lazim hehe
0
der meister
(08.01.18)
Neumann, insanlar oyun tasarimcisinin ya da proje yoneticisinin nimetten sayildigi yerlere gocuyor zaten. Nitelikli isgucunun isini daha iyi yapacagi yere gitmesi beyin gocudur.
0
dunal
(08.01.18)
Son 8 yılda 30'a yakın, geçen sene ise 4 kişi yurtdışına gitti.

Otomotiv sektörü.
0
anarche
(08.01.18)
yakın bir arkadaşım san fransiscoda şuan iş teklifi aldı gitti baya sağlam bir yazılımcıydı
0
docrivers
(08.01.18)
Neumann +1

Sizin için söylemiyorum ama "beyin göçü" kavramının kalifiye eleman ya da daha yaygın kullanımı ile "beyaz yakalı işçi göçü" ile karıştırıldığını düşünüyorum.

Bir de yüksek lisans/doktora'ya gidenlerin beyin göçü yaptıklarını iddia edenleri var ki onlar ayrı komik. Eğitim için gitmek ile tüm bu basamakları geçip gitmek arasında ciddi fark var.

Aziz sancar, Nuri Dağdeviren beyin göçü yapanlara örnektir.

Kritik bir bilim projesinde (aselsan, roketsan, bilgem gibi yerlerde) proje yöneticisi olan birinin gitmesi de beyin göçüne örnektir. Büyük ihtimal bu kişi phd'si filan olan biri zaten. Ama kapitalizm odaklı bir şirketin proje yöneticisi buna örnek teşkil etmez. Gerçi otomotiv, elektronik ve bilişim sektöründe de ciddi projeler var ve bu alanlarda da ciddi işler yapılıyor. Eğer o işten anlayan sayılı kişilerdenseniz bu da beyin göçüdür.

Benim çevremde pozitif bilim alanında doktoraya giden çok oldu ama kendilerini beyin göçüne gidenlerden saymiyorlar. ben de saymıyorum zira "beyin" olmak bir doktora eğitimi ile de olmuyor. Biz (ben ve çevrem) bunun farkındayız.

Kısacası gidenlerin beyin göçünü artırdığını düşünmüyorum.
0
kendi kendine yasayan yavrucak
(08.01.18)
Benim çevremde beyin göçü niteliğinde gidip şimdi geri dönen iki prof. var. Bir de mühendis geri döndü.

Gidenler de epeyce var ama @neumann'ın dediği gibi çoğu beyin göçü sayılmaz. Yazılım ağırlıklı, inşaat, telekomikikasyon vs. Bir çift de vicdani ret nedeniyle zorunlu göç etti.
Gidilen ülkeler; Amerika, Brezilya, Dubai, İngiltere, Fransa...
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(08.01.18)
Arkadaslar goc edenlerin iyi egitimli olmasi, beyaz yaka bir iste uzmanligi olmasi, doktorali veya yuksek lisansli olmasi tanim geregi beyin gocudur. Bunun pek tartisilacak yonu yok acikcasi.
0
dunal
(08.01.18)
Ortalamanın üzerinde eğitimi ve qualification'u olan kim giderse gitsin bu beyin göçüdür ki türkiye'de eğitim ortalaması yanlış hatırlamıyorsam orta son. A Haber ve akp tayfası tabii ki "lan gidenler zaten neydi ki, çok büyük bi kayıp sayılmaz" diyecekler :)
0
roket adam
(08.01.18)
ya bu beyin göçü var diyeni de tutup skmeli, Avrupa'ya çıksın bi baksın bakalım: Türklerin yüzde90ı , 95i dönerci kebapçı, boktan işlerde çalışan niteliksizler sürüsü. Bi zahmet nitelikli adamlar göç edip, iyi yerlere gelsin sağlam bir diaspora oluşsun, türk imajı düzelsin yurt dışında, beyin göçü bilmemne gak guk edilmesin. Sözlükte olsam "expatı dönerci olan sikik ülke" diye başlık açıcam yeminle
0
freedonia
(08.01.18)
2017 nin mart veya nisan ayında bir barda toplanan 21 kişilik arkadaş grubumdan şu anda göçen 8 kişi. bu gidenlerin hepsi hakikaten bu ülke için değerli insanlardı. kendi dallarında çok başarılı ve uluslararası çalışan insanlar. bankacı, mühendis, üst düzey yönetici, televizyoncu, antikacı gibi çok değişik mesleklere sahipler. almanyta, hollanda, ingiltere göçülenyerler. ben de plan dahilinde önümüzdeki 6 ay içinde göçmeyi planlıyorum.
0
trick style
(08.01.18)
iş gereği teknokent, ar-ge merkezi gibi yerlerdeyim.

kalanları saysam daha kolay.

p.s. @yavrucak: aziz sancar da giderken eğitim için gitmişti. nobeli alıp gitmedi.
0
babilbaligi
(08.01.18)
Genetik okuyan arkadaşım gitti. Burada iş bulamadı bir daha da dönmeyecek. Diğer tannıdıklarım yüksek lisansı yurtdışında yapıp orada kaldılar.
0
jazzabel
(08.01.18)
(9)

bana bir jinekolog bulalim

yuvarlanantencereninkapagi
tek derdi ilaç verip göndermek olmayan, gerçek soruna odaklanan; bekar bir kadın olarak gerilmeyecegim bir jinekolog arıyorum. bir buldurun lutfen.googleliyorum yüzlerce doktor çıkıyor. çoğunun asıl uzmanlık alanı gebelik- infertilite vs. benim özellikle aradığım vajinal enfeksiyonlar konusunda uzma
tek derdi ilaç verip göndermek olmayan, gerçek soruna odaklanan; bekar bir kadın olarak gerilmeyecegim bir jinekolog arıyorum. bir buldurun lutfen.

googleliyorum yüzlerce doktor çıkıyor. çoğunun asıl uzmanlık alanı gebelik- infertilite vs. benim özellikle aradığım vajinal enfeksiyonlar konusunda uzmanlaşmış bir hekim.
0
yuvarlanantencereninkapagi
(08.01.18)
Jinekolojide enfeksiyon yan dalı yok. Genel olarak her jinekolog enfeksiyonlara bakıyor.
0
Pleiades
(08.01.18)
İstanbul'da olduğunuzu varsayıyorum.

Uzmanlığını falan bilemiyorum, ama Bakırköy Uzmanlar Tıp Merkezi'ndeki bir doktor hayatımda tanıdığım en ilgili ve hatta minnoş -diyeceğim artık başka sıfat bulamıyorum- doktor oldu. Hasan Sezgin.

Kist sorunumla ilgili gitmiştim, bayağı kapsamlı bir muayane yapıp, hiç ekstra soru sormamış olmama rağmen oturup uzun uzun adet olma sürecinde vücutta neler olduğunu, kistlerin nasıl oluştuğunu ve nasıl yok olduğunu, ilgili daha bir sürü bir şeyi sanki karşısında "bebekler nasıl dünyaya gelir?" siye soran 5 yaşında çocuğa anlatır gibi sempatik bir şekilde -çizerek- anlatmıştı. Kist maalesef benim de uzmanlık alanımdı, ama adama "ben biliyorum ki" diyemedim, oturdum dinledim.

Ben işini bu kadar severek yapan bir doktor daha görmedim.

Dediğim gibi uzmanlığını bilmiyorum ama yaşlı ve tecrübeli bir doktor olduğunu söyleyebilirim.

Bu arada sigortam vardı, 5 ya da 10 liraya mı ne muayene oldum geçen sene.
0
marjory
(08.01.18)
Istanbuldasin herhalde,
Tuh erzurumda cok iyi bi jinekolog vardi.


Neyse, avusturya hastanesi, neptun hanim da cok iyi ama Adli Sadi Karaman muhtesem bi doktor :)
0
kuehles blondes
(08.01.18)
bulent hoca iyidir, zannedersem devlet istiyorsunuz, cunku ozel derseniz seceek cok fazla.
0
mavicorap
(08.01.18)
Gülsen Barcinli
0
chitosan
(08.01.18)
Surp pirgic ermeni hastanesi- agavni tezenli nergis.
Okmeydani egitim ve arastirma- arman kegam yeramyam.
0
zannedersem tek eksiginiz bendim
(08.01.18)
Enfeksiyonlarla ilgiliyse ayrıntılı tahlil edilebilecek bi yere gitmek daha iyi.
İzmir için bu konuda Tepecik Doğum Hastanesi doğru adrestir, başka şehirleri bilmiyorum.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(08.01.18)
izmir aslında yazmayı unutmuşum :(

özel ya da devlet ayrimim yok. tabiri caizse parayı basmayı bile düşünüyorum umrumda değil
0
🌸yuvarlanantencereninkapagi
(10.01.18)
İzmir içinse özelde Yiğit Özgenç (enfeksiyon uzmanlığı konusunda nasıldır bilmiyorum, doktor olarak gönül rahatlığıyla tavsiye ettiğim bi doktordur)
Tahlil için gerekirse uygun bir yere yönlendirir.

Özel olmasın derseniz Tepecik kadın hastalıkları ve doğum Hast. ayrıntılı bakı yönünden tektir.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(10.01.18)
(7)

Yürüyüş yaparken

fatih terim akti
Tempomuzu arttıracak, bizi bir an için yürüdüğümüz yerden uzaklaştıracak şarkı önerilerinize talibim.Not: Thrash metal hariç.
Tempomuzu arttıracak, bizi bir an için yürüdüğümüz yerden uzaklaştıracak şarkı önerilerinize talibim.

Not: Thrash metal hariç.
0
fatih terim akti
(07.01.18)
Amaranta ursula
(07.01.18)
jamiroquai kesinlikle tavsiye ederim.

bu arada thrash metal :)
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(07.01.18)
simderun
(07.01.18)
funkytown- lipps Inc
caravan palace - wonderland
michael jackson,janet jackson - scream
james brown - get up (i feel like being a) sex machine
abba - gimme! gimme! gimme! (a man after midnight)
the jacksons- can you feel it
foster the people - call it what you want
rage against the machine - calm like a bomb
kasabian - bumblebeee
house of pain - jump around
usher - omg
cyress hill - insane in the brain
kanye west - stronger
n.w.a. - 100 miles and runnin

farklı türlerden birkaçı
0
sporty
(07.01.18)
Survivor - Eye of The Tiger
www.youtube.com
Duran Duran - Come Undone
www.youtube.com
Bonomo - Noctuary
www.youtube.com
güzel bi suffle dans müziği
www.youtube.com
Juanes- A Dios Le Pido
www.youtube.com
Sting - Send Your Love
www.youtube.com
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(07.01.18)
Till i collapse
0
renegade
(08.01.18)
Kendrick Lamar- DAMN albümü efendim
0
entel dantel seyleri seven kiz
(08.01.18)
(10)

bir zanaat edinmek istiyorum

dahinnotha
Herkesin bir zanaata sahip olmasını gerektiğini düşünüyorum. zanaatın tanımını da kendimce şöyle tanımlıyorum "yeni hayata sıfırdan başlanacak olsa ben şunu yapabilirim diyebilmek". bahçevanlık, marangoz, oymacılık, aşçılık, vs vs. değer üretebilecek herhangi bir meslek. Bu konu üzerine uzun uzun ko
Herkesin bir zanaata sahip olmasını gerektiğini düşünüyorum. zanaatın tanımını da kendimce şöyle tanımlıyorum "yeni hayata sıfırdan başlanacak olsa ben şunu yapabilirim diyebilmek". bahçevanlık, marangoz, oymacılık, aşçılık, vs vs. değer üretebilecek herhangi bir meslek.

Bu konu üzerine uzun uzun konuşmak isterim, ama gerek duymuyorum şimdilik.

nasıl bir zanaat / iş edinebilirim kendime? zaten çalışıyorum, işimden memnumum ve bu alanda kariyer yapacağım. yani edineceğim zanaat şuan için hobiden öte gitmese de olur. ancak ben bunu, 15-20 sonra, belki, emekli olduktan sonra profesyonel olarak idame ettirmek de isterim.

ya da her şeyden sıkılıp, söz gelimi, kamboçya'ya gitsem ya da bilmediğim bir ülkeye, orada hayatımı devam ettirmek de isterim.

gibi.
0
dahinnotha
(07.01.18)
Eğer yapabilirseniz, çanak çömlek seramikle uğraşabilirsiniz.

Kendi çapınızda resim, heykel de yapabilirsiniz neye şekil vereceğiniz veya neyi boyayacağınız size kalmış ister pirinç tanesine resim yapın ister koca tuvale; ister ağaçtan oyun ister kilden yapın...

Deri işleyebilirsiniz. Dikebilirsiniz ve/veya üzerine şekiller yapabilirsiniz.

Yeme içme konusunda her insan bazı standartları yakalamalı zaten; yalnız genelde iş yemek yapmayla bitmiyor(hazırlık, bulaşık, bir takım alet edevat masrafı) ve üretilen şey hemen tüketildiği için seramik kadar kalıcı ve değerli hale gelemeyebilir.

Ne yaparsanız yapın. Üreteceğiniz şeye tutkuyla yaklaşmazsanız zanaatinizi ilerletemezsiniz, çirkin çöpten öteye gidemezsiniz. O yüzden önce yaptığınız işle bir gönül bağı kurun. Çünkü o işe yenilik getirmek genelde çok zaman, masraf ve emek isteyeceğinden ekonomik olmayabilir. Denemeler, yanılmalar masrafı artırır. İyi kalite malzeme pahalıdır... Yalnız değerini koruyan işler de kalitesini üzerinde harcanan emekle, zamanla, malzemenin kalitesiyle gösterir.
0
idexo
(07.01.18)
Tesisatçı olabilirsin. Ülkede musluk tamir etmeyi bilmeyen yüz binlerce insan var. Küçük bir yer açsan günde belki de yirmi kişi arayacak seni tamir için. Televizyon ve kombi gibi teknolojik ürünlerin tamirine girmiyorum bile. Kendine küçük bir ekip kurarsan profesyonel olarak hizmet bile verebilirsin.

Çiftçilik de güzel. Geçenlerde bir haber vardı. Toprak yerine suda marul yetiştiren bir çiftçi gelirini birkaç kat artırmıştı. Bağ bahçe varsa bir şeyler yetiştirmeyi öğren.
0
dissendium
(07.01.18)
bence kuaforluk. meslek ama aslinda zanaat. ki su anda her zamankine gore ogrenmek daha kolay, cunku cok sayida youtube kanali var bunu anlatan, sureyi uzun tuttugunuz icin bunu onerebiliyorum, zira her daim sacini kestirecek insan bulup pratik yapmak zor olabilir, ilk once kendi sacinizi, aile uyelerin sacini keserek basalyabilirsiniz. bir de tabi calismak icin yapay sac ve kafadan olusan setler var, onlari bulup alabilirsiniz.
en onemli tarafi, bence uzun sure onem yitirmeyecek bir beceri olmasi, yani dunyanin neresine giderseniz gidin isinize yarar.

bir digeri ise cok iyi derecede tavla ve satranc ogrenmek, daha dogrusu surekli teknik olarak oynamak, ileride dunyayi gezerken parasina oynayabilmek, bunun icin de zevk icin yapilan hamleler yerine kalabaligi heyecanlandiracak ama kazanimlarinizi riske atmayacak hareket kombinasyonlari ognremek olabilir.

hemen baslayabileceginiz yemek yapma becerisi. aslinda bu biraz da bahcivanlikla es gidiyor eger saglikli beslenmeye ilginiz varsa, misal gittiginiz ulkenin zonelarini ogrenip hangi bitkilerin hengi mevsimlerde en iyi oldugunu ogrenmek size cok sey kazandirabilir. boylece mevsiminde ve pazarda ucuza alabileceginiz bir sebze ile, turkiyedeki muadili icin olan bir yemek tarifini uygulayabilirsiniz.

butun bunlarda amaclardan biri de yaninizda cok esya tasimaniza gerek olmamasi. kuaforluk icin iyi bir makas seti, ascilik icin iyi bir bicak seti, digeri icin ise sadece zar tasisaniz yeri...
0
mavicorap
(07.01.18)
Ben scale model rc ucak yapmaya basladim scratch build. Cok da guzel oluyor, boyle kivrimli hatlari yapabildigin zaman cok zevk aliyorsun. Tavsiye ederim. Bir ara resim yapiyordum, o da cok zevkliydi. Bir muzik de aleti alip ogrenebilirsin bence.
Ben heykel ile ugrasmayi da cok istiyorum ama yerim yok, eger imkanin varsa ve ilgini cekiyorsa dusun bunu da. Elektronikle de ugrasabilirsin, bu da cok zevkli ama ilgini ceker mi bilmem.
Bu soylediklerim ileride gecimini saglayabilecegin seyler degil tabii.
0
stavro
(07.01.18)
ahşapla uğraşmayı çok seviyorum.

kırık dökük şeyleri tamir etmek elimden gelir, elim çekiç tutar. köyde büyüdüğüm için ustalık ve el becerisi gereken işlerden az biraz anlarım. ama tesisat ya da kuaförlük gibi işler bana tutku değil.

mesela dikişi severim. deri işlemek olabilir. bir ara düşünmüştüm onu. ama nedir ne değildir henüz araştırmadım. bilginiz var mı?

youtube'da DIY kategorisinde saatlerimi harcıyorum. pinterest'e de çok giriyorum. DIY bir şey beni çok cezbediyor. bilhassa ahşaptan yapılan küçük ev aletleri/oyuncaklar. mesela bir süredir müzik kutularına büyük bir ilgi duyuyorum. kafamda ufaktan projelendirdim.

tam olarak bana lazım olacak alet edevatların ucuz yollu bir listesini çıkarsam başlayacağım bir kaç haftaya temin etmeye. deneyeniniz var mı böyle bir şey yapmayı?

geçen yıllara dek bahçeyle uğraşıyordum. şimdi de balkonumda çiçekler yetiştiriyorum. tarımla uğraşacak imkanım yok şuan, çiçekten ve saksıda maydanoz yetiştirmekten fazla.

şehir hayatı, ufak evler, zamansızlık ve ekonomik kaygıları da düşünmek lazım.

ek olarak:
yukarıda yazdıklarıma binaen, hobi malzemeleri satan bir dükkan önerebilir misiniz bana (online ya da istanbul)? belki gidip etrafıma bakınca daha net bir şeyler canlanır zihnimde.
0
🌸dahinnotha
(07.01.18)
www.amazon.com

şuradan başlayın
0
idexo
(07.01.18)
@dahinnotha Guven sanat var kadikoy'de
0
mysql34
(07.01.18)
Aslinda ugrasmaya baslayinca ihtiyacin olan seyler sirasiyla kendini belli edecek zaten. Temel birkac malzemeyle basla, ugrastikca cesitli malzemelere ihtiyac duyarsin, neye ihtiyacin olacagi kendiliginden ortaya cikacak.
Ben de ahsapla ugrasmayi severim, zaten ucagi da ahsaptan yapiyorum. Ugrastikca cesitli malzemelere ihtiyac duydum ben de.

Aklima gelmisken, boyle ahsap gibiseylerle ugrasacaksan hobi matkabini siddetle tavsiye ederim. Ben aldim bir tane sundan: www.youtube.com
Bir suru aparat takilabiliyor cesitli amaclara gore. Zamanla aparatlarini arttirirsin. Ilk basta dogru durust kkullanamayacaksin ama kisa zamada elin alisacak.

Avrupa yakasindaysa Guven Sanat'in Besiktas'ta da subesi var. Internetten alisveris icin de hobi24.com falan var. Zaten hpbi sitelerinin hepsiburada, n11 gibib sitelerde magazalari var, aradigin seyi direkt bu sitelerden aratabilirsin.
0
stavro
(08.01.18)
Belediyelerin, meslek odalarının düzenlediği meslek edindirme kursları, kent kolejleri, halkeğitim merkezleri gibi bir bilenin anlattığı, sertifika da alabileceğiniz eğitimleri araştırın. Ben çok fazla içeriklerine, kapsamlarına hakim değilim. Bildiğim, uluslararası geçerliliği olan sertifikalar da alınabiliyor olması.

Büyük olasılıkla ileriki yıllarda zanaat sertifikasız yapılamayacak. Takip etmedim ama bazı kollar için sertifika şartı başlamış/ kısa vadede başlayacak bile olabilir.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(08.01.18)
deri saat kayışı yapmayı öğrenin. internet üzerinden satarsınız. çok sağlam para var. az satarsınız ama pahalıya satarsınız eğer ürünleriniz kaliteli olursa.
0
fyodor fyodorovic
(08.01.18)
(8)

klasik fizik vs kuantum fiziği

hayat aklini konusacak bir filozof uret
Baştan söyleyeyim fizik bilmiyorum, kuantum fiziğini hiç anlamıyorum. Yine de üzerinde düşünmeden edemiyorum. Az önce de belirsizlik ilkesini düşünürken buldum kendimi. Kuantum sırf bu ilke nedeniyle bana daha sevimli geliyor. Gerçekçi ve çılgın sanki. Yani mesela merdivenden inerken birden vazgeçip
Baştan söyleyeyim fizik bilmiyorum, kuantum fiziğini hiç anlamıyorum.
Yine de üzerinde düşünmeden edemiyorum. Az önce de belirsizlik ilkesini düşünürken buldum kendimi. Kuantum sırf bu ilke nedeniyle bana daha sevimli geliyor. Gerçekçi ve çılgın sanki.

Yani mesela merdivenden inerken birden vazgeçip duvara yapışabilirim veya geri dönebilirim veya iki inip bi çıkabilirim. Oturup dinlenebilirim veya trabzandan kayabilirim...

Örnek çılgınca oldu biliyorum. Anlatmak istediğim; bizi karar anına götüren zihinsel süreç her zaman deterministik olmuyor. O sapmaları kuantum mu açıklıyor acaba? ipek böceğinin kelebek haline dönüşmesi ya da tek yumurta ikizlerinde görülen davranış farkları, bütün karıncalar yollarında giderken birinin fasit dairede dönmeye başlaması..
Ne dersiniz?

İkinci sorum da şu:
Klasik ve kuantumun çeliştiği yerler var mı?
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(07.01.18)
o sapmalarla kuantumun pek alakası yok. yani daha majör etkilerle açıklanabilen şeyler. etkisi varsa 0.0000013 falandır yani. klasik fizik ve kuantum her yerde çelişiyor zaten. ama biri çok ufak ölçekte işe yarıyor diğeri büyük ölçekte iş görüyor. bunları genellemek istiyolar. tek teori, tek fizik, çok evren!!!!
0
ghilleinthemist
(07.01.18)
Takıldığım yerlerden biri de bu ölçek meselesi.
Diyelim o küçük ölçeği yavaş çekime alabilsek ve büyütebilsek ya da biz o küçük ölçekte olsak o zaman ne fiziği derdik. kuantumu mu klasik fizik kurallarını mı görürdük?
0
🌸hayat aklini konusacak bir filozof uret
(07.01.18)
Kararlarının kuantum mekaniği ile pek alakası yok.

Klasik fizik ve genel görelilikle kuantum fiziğinin çeliştiği noktalar var. Sorun da bu zaten. Kuantum fiziğinde yer çekimi denklemleri o küçük ölçeklerde çalışmıyor.

Belirsizlik prensibi karar vermekle alakalı değil pek. Olasılıklarla alakalı. Kuantum ölçeğindeki cisimlerin pozisyonları kesin kati bir lokasyonda bulunmaz. Süper pozisyonda bulunur yani olması olası olan yerlerde varlığı "gözlemlenince" netlik kazanır.

Yani kuantum düzeyinde deneylerin gözlemleri de deneyin sonucuna etki eder. Bir diğer açıklanamayan saçma sapanlık da bu.

Bakmıyorsan bir yere orada o parçacık yoktur. Baktığın zaman orada olur. Sen bakana kadar orada sadece olma olasılığı vardır. Ve evet bu gerçek, fantazi değil. Atom altı parçacıklar böyle davranıyor.
0
bos gezenin bos ustasi
(07.01.18)
verdiğin örnek tamamen yanlış. senin ebadında bir kütlenin böyle şeyler yapması mümkün değil.

hayır, o sapmaları plastisite açıklıyor. konunun kuantum ile doğrudan bir ilgisi yok.

bilmediğini söylemene gerek yok, anlaşılıyor zaten. kuantum mekaniği "öyle herşey olabilir" gibi bir teori değil. kol gibi formülleri, deli gibi hesapları var. aç oku öğren.

klasik fizik ile kuantum fiziğinin çeliştiği bir yer yok, kuantum mekaniğini büyük ölçeğe taşıdığın zaman zaten klasik mekanik oluyor. buradaki ölçek senin bulunduğun değil, incelediğin ölçek. senin hangi ölçekten baktığın önemli değil.
0
babilbaligi
(08.01.18)
Örneğin kuantum evreniyle uyumlu olmadığını biliyorum. Kuantum fiziğinin plastisite, epigenetikle ilişkisini sorguladığım için örnekte biraz da bilerek kendimi kullandım. Etrafımızda dolaşan sinekle örneklendirsem nispeten daha yaklaşık bi örnek olurdu sanıyorum.

Sapmaların endirekt etkilenmesi etkilenmediği anlamına gelmez değil mi? Benim sorudaki amacım, endirekt de olsa bu tür bir bağlantı hakkında çalışılmış olma olasılığı, çalışılmışsa çalışmadan haberi olan vardır belki umuduydu.

Çelişme konusunda alandan olduğunu düşündüğüm iki kişiden farklı cevaplar geldi?
Çelişme var mı yok mu?

Bilmediğimi yazdım çünkü doğru soru sormak bile bilgi gerektiriyor ya, bilmeden sorduğumu anlayıp yerine göre sorularımın saçma yanlarını görmezden gelin veya o öyle olmuyor diyebilin diye:)

Cevaplar için teşekkür ederim :)
0
🌸hayat aklini konusacak bir filozof uret
(08.01.18)
aslında yaptığın iş biraz saçma. ikisini de bilmediğin iki mekanik sistemin birbiri ile çelişip çelişmediğini anlamaya çalışıyorsun.

bir elektronun hareketine dair iki mekaniğin öngörüleri çelişiyor. bu açık. ama kuantum mekaniğini ölçeklediğin zaman doğrudan klasik mekanik sonuçları çıkıyor. teoride düzeltme gibi bir etkisi var.

kuantum evreni diye bir evren yok, çıkar onu aklından.

sinek falan o kadar büyük şeyler ki, kuantum mekaniği etkileri o kadar küçük oluyor ki ölçene nobel verirler, o derece.

sakin ol ve yavaşça öğrenmeye başla. önce klasik mekanik ne diyor, ne yapıyor, leibniz kim, newton ne demiş, operatör nedir, determinizm nereden geliyor, Lagrange kimdir, Lagrangian kime denir bir öğren.

sonra schrödinger, dirac falan derken yürü.

2000 sayfa okumadan ağzını açıp yorum yapma. sakin ol ve okumya devam et.

sonra sor ne soracaksan.
0
babilbaligi
(08.01.18)
Fizik ilgi alanım değil, bu nedenle öğrenmek istemiyorum. Öğrenmek isteseydim sorumu "ben şu fiziği nasıl öğrenebilirim bi el atıverin yol yordam gösterin" şeklinde sorardım.
Bizim öncelikle bu "disiplini bilmeden ağzını bile açma" yaklaşımından sıyrılmamız lazım. "bu konuda soru sorabilmen için senin de en az 2000 sayfa okumuş olman gerekiyor" yaklaşımın doğru değil.

Bir konuyu anlamaya çalışmak farklı bir bilene danışmak farklı şeyler. Bilene danışırken o konuyu tam olarak biliyor olmazsın, hakkında bi fikrin olur veya hiç bişey bilmiyor da olabilirsin. Bilen senin anlayacağın dilde anlatmaya çalışır. Tabii elinden geliyorsa.
Birine çok yabancı olan bir konuda bişeyler anlatabilmenin başarı ölçeği konuyu özümsemiş olmak ve anlatabilme becerisi ile doğru orantılıdır. (başka unsurlar da var)

Yaptığım işin standartlara uymadığını biliyorum. Başta da demiştim hatırlarsan, niyeyse düşünmeden edemiyorum. Merak ve merak ettiğin şeyi anlamaya çalışmak kötü bişey değil. Aksine iyi bişey. Zihni zinde tutar. Bağlantıları yeniler, çoğaltır...

Vakit ayırıp emek verip cevapladığın için çok teşekkür ederim.

Bu aşamada merak ettiğim iki şey daha var:
Kuantum evreni yerine ne demeliydim, ne deseydim uygun olurdu?
Kuantum fiziği nasıl örneklendirilebilir?
0
🌸hayat aklini konusacak bir filozof uret
(08.01.18)
@filozof:

merak etmek falan güzel. hatta şahane.

ama sen hiç bilmediğin iki konunun çelişip çelişmediğini anlamaya çalışıyorsun. bu hiç bilmediğin iki dil arasında çeviri nasıl yapacağını sormaya benziyor. bu iki dili öğrenmen lazım demekten başka çare yok maalesef. kafa ütülemekten vazgeçip cevap veriyorum. sorularına kısa cevaplar şunlar;

ölçek büyüdükçe çelişki yok.
atomaltı ölçek demeliydin.
elektron hareketleri ve daha küçük nesnelerle.
0
babilbaligi
(08.01.18)
(24)

canan karatay denen güzellik

doxanikee
bu hanımın gözünüzdeki imajı ne? nedir sizin için inandırıcılık seviyesi?edit: dümdüz yüzeysel fikrinizi soruyorum, herhangi bir mantıklı temele dayanmak zorunda değil.
bu hanımın gözünüzdeki imajı ne? nedir sizin için inandırıcılık seviyesi?

edit: dümdüz yüzeysel fikrinizi soruyorum, herhangi bir mantıklı temele dayanmak zorunda değil.
0
doxanikee
(07.01.18)
belli yaşın üstündeki insanları dikkate almamak lazım.
0
rhan
(07.01.18)
Kendinden emin yaşına göre oldukça aktif. zihni açık.
Hani senin de ekşi deki belirli kişiler hakkında yaptığın yorumlara baktım da hiç mi kimseyi sevmezsin anlamadım?

Her bir entryin: yaramaz adam, boş adam... devam edip gidiyor böyle. Bir doğru sen mi kaldın?
0
1adam
(07.01.18)
şimdi ben sıradan vatandaş olarak herhangi bir uzmanın seviyesini ölçecek durumda değilim elbette ama bana biraz boş yapıyormuş gibi geliyor açıkçası. sağlıkla ilgili neredeyse her alanda konuşması, agresif ve keskin çıkışlar yapması vs. hoşuma gitmiyor ve benim gözümde güvenilirliğini zedeliyor.

bak mesela islamcı bi dayıt var, ibrahim saraçoğlu muydu ismi, şu her şeye kür yapan bitkisel reyiz. bir sağlık sorunum olsa essahtan o adamın dediklerini denerim. belki işe yarar, belki yaramaz ama o adamın kötü niyetli veya agresif olduğunu düşünmüyorum. zaten adamcağız o otu karıştır, bunun suyunu iç vs. diyor yani gidip de zayıflama hapı satmıyor sana.

canan karatay öyle değil. taam belki o da bi şey satmıyo ama çok agresif ve ister istemez "bu ablanın derdi ne?" dedirtiyor. o yüzden ben şahsen canan karatay'ın söylediklerinin hiçbirini ciddiye almıyorum. "yalan yanlış konuşuyo" demiyorum. dediğim gibi, söylediği çoğu şeyin doğruluğunu teyit edecek veya kendisini yalancı olmakla suçlayacak birikimim yok ama tavrı bana itici ve temelsiz geliyor. güvenilir bulmuyorum.

"şarlatan" diyemem, o fazla ağır olur ama biraz fazla medyatik ve arıza geliyor bana. "hmm uzman böyle söylemiş bak" deyip de ciddiye almamı sağlayacak bir ağırlığı yok gözümde.
0
der meister
(07.01.18)
bir doktorun bu kadar net kesin konuşması doğru gelmiyor bana. o yüzden güvenilirliğini pek yüksek bulmuyorum. mesela bu sağlık konusunda bi site var aynı zamanda youtube'da da birkaç videosu var fitekran diye o adam da doktor bu tür konularda konuşurken her ihtimalden bahsediyor allah gibi net konuşmuyor bu kadın sanarsın hücrelere fısıldıyor.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(07.01.18)
az biraz dogruyu soyledigi icin halk tarafindan hep dogruyu soyledigi dusunulen, kendine kazanc icin halkin sagligini tehlikeye atan yasli bi kadin
0
beriberi
(07.01.18)
Kendini bilim adamı sanan bir adet doktor, başka bir şey değil.

scholar.google.com.tr

Buradan bakabilirsiniz mükemmel akademik geçmişine. Devlet hastanelerindeki herhangi bir doktorumuzdan daha üstün değil yani kendisi ama durmadan konuştuğu için darphane tabii.
0
i was made for you
(07.01.18)
kimi dedikleri doğru olabilir, işin uzmanı değiliz bilemeyiz. ama her 3 cümlesinin sonuna "bunu şu kitabımda yazdım, siz de okuyun" diye ticari kaygı sıkıştırdığı için amacının belli olduğunu düşünüyorum.
0
507
(07.01.18)
Dinlediğim, okuduğum biri değil. Orda burda fotoğraflarını gördüm, bir veya iki kez konuşmasına denk geldim, hakkında konuşulanlardan gözüme çarpanlar oldu.

Genel kanım der maister +1

Saraçoğlu eskiden arada bitkilerin içerikleri için danıştığım, güvenilir bulduğum biriydi. Şimdi o tür şeylere gerek kalmadığı için sitesine pek uğramıyorum.

Son yıllarda şunu yiyin şunu için diyenlerin tümüne karşı kapalıyım. Zira işin suyunu çıkardılar.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(07.01.18)
Ben çok inandırıcı bulmuyorum. Kendi meslek hayatında farkettiği durumları farklı yönden düşünmeden kesin doğrularmış gibi savunuyor. ve bunu yaparken çok dikkat çekerek abartarak yapıyor.
0
zimbirik
(07.01.18)
%99
0
gezegen olan pluton
(07.01.18)
Meyve dahi yedirmemesi hiç mantıklı gelmiyor. İnsanları asansöre bindirmiyor, merdivenlere de yönlendirmiyor, hepten binanın dış yüzünden dağcı gibi tırmandırıyor, en zora yönlendiriyor yani. Tuhafıma gidiyor. Binyıllardır ekmek yiyen bir topluma tak diye ekmeği kes demesi acaip. Bi orta yol bulabilmeli doktor sıfatıyla. İyi niyetine çok inanıyorum ama dan dun dayatması hiç mantıklı gelmiyor.
0
yaren
(07.01.18)
çoğu sözünü takip ediyorum. yanlış anlaşıldığını ve bunun temel noktasının televizyonlara çıkmak olduğunu düşünüyorum. tv'lere çıkan her doktor/araştırmacı/profesör.. ne olursa olsun popüler olduktan sapıtıyor ya da sapıtmış gibi gösteriliyor.

yani tv'lere çıkmasa kendine olan güvenim artar.

ticari kaygıları olan biri olduğunu düşünmüyorum. zaten zengin biri. kitapları 10 -
15 lira civarında satılıyor ve internetten bile bulunabilir. velhasıl kitap satmak adına popüler olacağını söylemenin doğru olduğunu düşünmüyorum.


televizyona ve haberlere çıkmasını kendi adına doğru bulmuyorum. toplumda olumsuz bir imaja sahip. çıktıkça daha fazla dalga geçiliyor.

kız arkadaşım onun önerileriyle beslenerek hayatını düzene soktu. ailesi de bu tarzda besleniyormuş. gerçi kız arkadaşımla yemek yemek ya da bir yere gitmek işkence oldu, ama o da canan karatay'ın sorunu değil. canan karatay'ın yemeyin dediği şeyler "bundan bir lokma yersen ölürsün" anlamına gelmiyor asla.

facebook'ta sağlıklı yaşıyoruz adında bir grup var. orada da canan karatay'ın diyetiyle (aslında bir diyet değil, yaşam tarzı) beslenenlerin geçirdikleri sağlık evrimine bir çok örnek var.
0
dahinnotha
(07.01.18)
@yaren

aslında söylenenlerin yanlış anlaşıldığını düşüyorum.
meyve yemeyin diyor ve ekliyor "biz meyve yemeyin derken, akşam yemeğinden sonra bir kilo yenilen meyvelerden bahsediyoruz. bizde alışkanlıktır, yemekten sonra, tatlı niyetine kilo kilo meyve ailecek. bunu yapmayın diyoruz."

ama toplumda şöyle algılanıyor "şeker en tatlı zehirdir. meyve şekerdir. meyve yerseniz ölürsünüz. bir dilim elma bile yemeyin." işte burası doğru değil -ki kendisi de bunu demiyor zaten-.

ekmeği de bin yıllık bir gelenek diye düşünmemek lazım. ben 10 ya da 15 yıl önce yapılan ekmek ile şuanki ekmek arasında hiç bir benzerlik olmadığını görebiliyorum. ekmeği geçtim, buğday ununda bile çok fazla katkı maddesi var. içindekiler kısmını okuyunca bunu görüyoruz: topaklanma engelleyici, beyazlatıcı... aslında mevzu, genetiği değiştirilmiş buğdaydan yapılan ve içine bir çok katkı maddesi koyulan undan yapılan bol katkılı ekmeği yememek.

yoksa yine kendisi doğal yolla üretilen gıdaların tüketilmesinde sakınca olmadığını ama doğal yoldan yapılmışını bulamadığımız için en iyisinin hiç tüketmemek olduğunu anlatıyor.
0
dahinnotha
(07.01.18)
Şeker konusunda abarttığını düşünsem de palm yağı ve mcpd konusunda tamamiyle wiki bilgisine sahip birisi. Neden diyecek olursanız:
Palm yağı dediği yağ ayçiçek mısır gibi tek bir yağ değildir. etli kısım ve çekirdekten toplamda 6 çeşit yağ ve fraksiyonları elde edilir. (Detaylıca anlatırım gerekirse) Bunların hepsini zehirmiş gibi, damarı tıkar vs gibi anlatması zırvalık resmen.
2-mcpd ve 3-mcpd ise sadece palm değil tüm yağlarla tuzun etkileşmesinden oluşur.

Bu saçmalamasından sonra firmalar palm-free diye millete itin önüne koysan üzerine sıçmayacağı yağlar yedirmeye başladı/başlayacak.

Not: yağ sektöründenim ve adı bilinen tüm firmaların hangi yağı kullandığını biliyorum (neredeyse)
0
ismira007
(07.01.18)
@ismira peki bu palmiye yaginin yagmur ormanlari alanlarina dogru gititkce yayilmasi, orangutanlarin yasam alanlarini elinden almasi, bolgedeki yerlileri yerinden etmesi gibi olaylari ne olacak?
saglik acisindan palmiye yaginin zararlari da zaten malum, dediginiz dogru, daha kotusu de gelebilir, fakat bu su andakinin kotu olmadigi anlamina gelmiyor.

dr. karatay seker hakkinda guzel konusuyor, bugday konusunda glutenden bagimsiz bazi hassasiyetleri olan bir insanim bugday ile ilgili bir belgesel vardi, yani sanki ikinci dunya savasindaki naziler gibi bahsedilmisti, tam korku filmi gibiydi. zaten ilgisi olanlar bugdayin nasil yayilmaci oldugundan, insanligin tarim devrimi ile nasil cekirgelestiginden haberdardirlar.
0
mavicorap
(07.01.18)
@mavicorap ben sadece palmin direkt olarak vücuda etkisini söyledim. Yağmur ormanları konusunda hemfikiriz.
Palm yağlarının sıcaklık ve katı yüzdesi grafiği:
i.hizliresim.com

Palm kernel yağlarına ait grafik:
i.hizliresim.com
0
ismira007
(07.01.18)
Palm yağıyla ilgili şöyle bir sıkıntı var: Normalde tüm yağlar ısındığında, yanma noktasını geçerse yağ asitleri mutasyona uğrar, vücuda girdiğinde de atık madde olarak serbest radikalleri açığa çıkarır, bunlar da hücrelere nüfuz ederek hücrelerde değişime neden olur. Bu değişim de bildiğimiz kanser. Dediğim gibi, bu tüm yağlar için geçerli; zeytinyağı tereyağı ayçiçekyağı pam yağı fındıkyağı fark etmiyor. Şimdi bu noktada paml yağının ayrıştığı nokta şu: Zeytinyağını ya da diğer yağları sıcak ya da soğuk kullanmak bizim elimizde, dikkatli kullanırsak, yani yakmazsak bize zarar vermez ama palm yağı için böyle bir durum yok. Palm yağının ilk hali oldukça katıdır, yani akışkanlığı çok düşük olduğu için kullanılabilirliği yoktur soğuk halde, o nedenle piyasaya sürülmeden önce uzun bir süre kaynatılarak akışkan hale getirilir, bu aşamada da yağ asitleri yanmış olur. Piyasaya da bu şekilde verilir ve kullanılır. Yanş yanmış halde, o nedenle yanmış yağın tüm zararları barındırır kullanım aşamasında, sıkıntısı bu.
0
angelus
(07.01.18)
Benim için bilimsel konularda konuşan birinin güvenilir olması için, söylediklerinin bilimle çelişmemesi gerekir. Canan Karatay'ın söylediği şeylerin büyük kısmı çelişiyor, artık konuşmalarını dinlemiyorum, belki arada çelişmeyen şeyler söylüyordur. Sansasyon olanlara açıp bakıyorum, onların arasında çelişmeyen yok gibi. Nihayetinde tabii ki güvenilir değil, toplum sağlığı açısından büyük risk.
0
evrim halkasi
(07.01.18)
şarlatan
0
haykorsamdunyaya
(07.01.18)
@angelus,
Palm yağının (kernel de aynı) yanma derecesini 230 olarak not almışım ben. ismira007'nin verdiği grafiğe bakınca erime noktası yanma derecesinin çok altında.
Benim not mu hatalı, yanlış anladığım bişi mi var acaba?
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(07.01.18)
Angelus,
Palm yağı ve diğer bütün rafine yağlar (zeytinyağı rafinesi hariç) rafinasyonun son basamağında deodorizasyon denilen işleme tabi tutulur. Bu işlemde sıcaklık 220-240 derece arasındadır ama 240 dereceyi geçmez sıcaklık. Çünkü 240 dereceden sonra yağda trans yspı oluşmaya başlar. Senin dediğin gibi akışkanlık sağlama gibi bir durum söz konusu değildir.
Evet 20 derecelerde işlem yapılmaz ama kritik 240 derece de aşılmaz. Ya da kase, paket margarinler haricinde nutella vs gibi markalara özel yağlara tuz koyulmaz bu nedenle de mcpd oluşmaz.
0
ismira007
(07.01.18)
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi palm yağının 200 derecenin üstünde rafinesi halinde kansorejen haline geldiğini açıklamıştı, Nutella'nın Türkiye genel müdürü bile palm yağını 200 değil 80 derecede ısıttıklarını açıkladı. Yani bu durumda palm yağınının ısıtılmasının 240 dereceyi geçmedikten sonra zararlı olmayacağını düşünmek pek doğru bir yaklaşım değil. Ha şimdi Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi yanlış biliyor derseniz ona da tamamım ben.
0
angelus
(08.01.18)
ben yazdığı kitapları çok mantıklı buluyorum. uygulayınca da çok güzel sonuç veriyor. ama medya önünde neyi nasıl söyleyeceğini ayarlayamıyor.

söylediklerini değil yazdıklarını dikkate alırsan inandırıcılık oranı %99.
0
babilbaligi
(08.01.18)
et yediğimde başım ağrıdığı için bu kadına pek inanmıyorum.
0
for day to break
(08.01.18)
(28)

Kız çocuğu için ikinci isim

sarjli matkap
Yeni doğacak kızımız için devrim ismini düşünüyoruz, kulağa hoş gelen bir ikinci ismi de olsun istiyor eşim ama bir türlü karar veremedik. Fonetiği hoş isim önerilerinizi rica ediyoruz.
Yeni doğacak kızımız için devrim ismini düşünüyoruz, kulağa hoş gelen bir ikinci ismi de olsun istiyor eşim ama bir türlü karar veremedik. Fonetiği hoş isim önerilerinizi rica ediyoruz.
0
sarjli matkap
(07.01.18)
devrim tek başına anlamlı ve güçlü bir isim. yanına ne gelseniz sönük bıraktıracaktır.
ama;

devrim deniz
devrim eylül
devrim ekim
0
neo
(07.01.18)
mira ya da miray
0
killerbee
(07.01.18)
Açılın iki isimli biri olarak ben geldim. Kesinlikle önermiyorum. Tek isimli olsun; sonra sorun oluyor. Negzel bir isim bulmuşsunuz öyle kalsın.

Unutmadan şimdiden Allah analı babalı büyütsün, hoşgeldin Devrim! Maşallah.
0
baldan kaymak
(07.01.18)
15 temmuz sehitleri devrim.

şaka bir yana çocuguma siyasi ideolojiyi yansitan bir isim vermezdim. ileride bu yüzden başına muhtemelen çok sıkıntılar gelicek. hangi tarafin ideolojisi olursa olsun

tahammulsuz bir milletiz 10 sene sonra cocuk buyuyunce belki bu durum çok daha vahim olacak.

zaten bir kıza devrim ismi gitmiyor. daha feminen, nazik, kulaga hoş gelen bir isim bakmanızı tavsiye ederim
0
egokalp
(07.01.18)
kız için devrim pek hoş değil.
ego kalp
+1
0
sutlu nescafe
(07.01.18)
Bence de çocuğa ideoloji yansıtan isme gerek yok , o doğru yolu bulacaktır zaten.
0
Erensq06
(07.01.18)
Genelde oğlanlara Devrim, kızlara Evrim konur. :d
Devrim çok çok iyi isim ama ne yazık ki bana da feminen gelmiyor.
İlla ki Devrim olacak, başka isim asla olmaz diyorsanız yanına başka ad eklemeyin. Ben 2 isimliyim, konu 2 isim tü kaka değil (ha tabii o da var ama)
Devrim çok "heybetli" bi isim. Arkadaşın da dediği gibi yanına gelen isim güzel de olsa tırt kalır.
0
thomaswantsmore
(07.01.18)
bence devrim ismi bir kadin, bir kiz cocugu ve bir bebek icin super bir isim, turkiye'yi son zamanlarda istila etmis cinsiyetci, apolitik veya dinci isimler okyanusunda umut veren minik bir damla, hatta damla veya mercan gibi bir isim de yanina yakisir, busralarin kubralarin, dogalarin adalarin yaninda piril piril parlar cocugunuz :)

umarim beraber musmutlu olursunuz, bu yorucu ve tatli heyecanin tadini cikarin, moral bozan insanlardan uzak durun.

iki isimli bir insan olarak kesinlikle halimden memnunum ve iki isimli olmak aile geleneginde de varsa tabi bir anlam ifade ediyor ama ikinci ismi yuk gorenler de var genelde bu kesim aileden anlam ifade ederek ikinci isme sahip olamamislar, o yuzden uc harf fazla yazmak zorlarina gidiyor, o uc harfi yazmayarak dunyayi kurtaracakken son anda engellenmis oluyorlar.
0
mavicorap
(07.01.18)
devrim su
devrim evrim

görüldüğü gibi devrim'e ikinci isim saçma.
0
rhan
(07.01.18)
AAHAHAHAAHAHAHAH devrim ne tür bir ideolojiyi yansıtıyormuş?

devrim güzel bir isim, devrim adında bir kadın da tanımıştım, gayet de hoş bence. ikinci isme gerek olduğunu düşünmüyorum fakat ille de öneri isterseniz, devrim ekim iyidir neo'nun dediği gibi.
0
rahip janick
(07.01.18)
İki isim tavsiye etmiyorum +1

Doğum yaptığımda hastane bilgisayarına kullanmadığım ismimi tam yazıp kullandığım ismimin baş harfini yazmışlardı, gelenler bulamadan geri dönmüşlerdi.
Onun dışında da sıkıntılar yaşadım. Onlar neyse de mesela doğum değil acil bi durumdan yatsaydım arayan beni bulamayacaktı.

Biz kararı verdik derseniz bi öneri de benden gelsin;
Özge Devrim
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(07.01.18)
Dayanamadım bişi daha dicem. :)
Devrim Ekim diyenler olmuş da bu isim direkt "ekim devrimi" lenin melin demek.
Çocuğa Savaş Kurtuluş ismini vermek gibi. :d
Bi insana böyle isim koyulmaz be yazıktır. :)
0
thomaswantsmore
(07.01.18)
egokalp'e tik verişinizden cesaret alarak yazıyorum. hocam hakikaten bir daha düşünün.
ilkokuldan üniversiteye varana kadar tüm insanlar farklı bakıcak.
tanışırken arkadaşları ondan bilmesede ailesi için farklı bakıcak.
olur ki bir erkek sevgili falan olmak ister, temkinli yaklaşır/belki yaklaşmaz.
yada olur kızınız bambaşka bir tabiata sahip olur, uysal, hanım hanımcık biri oluverir.
tüm bunlar üzerine kızını da benim adım niye böyle diye size gelebilir.
0
güneyli çocuk
(07.01.18)
tek isim taraftarlarına bakmayın, iki isim her zaman daha havalı ve güzel, tek handikapı ilerde algı değşir mi bilmem ama kadın evlenince erkeğin soyadını almasından kadınların isim soyadları dört sözcüklü devasa bir şeye dönüşebiliyor.
0
gezegen olan pluton
(07.01.18)
Güz hem anlam olarak hem de fonetik olarak ikinci ismin kolay söylenebilmesi açısından tamamlayıcı.

İlkini sevmezse ikinciyi kullanır diye düşünürsek gün de olabilir.
0
baba jo
(07.01.18)
üç isim sahibi olarak biri diyorum ki, iki isimli olmak iyidir. üç ismim olduğu için çok zorluk çektim / çekiyorum ama öte yandan her ismimin bana bir özellik kattığını düşünüyorum.

kendi adıma devrim ismini beğenmiyorum. kadına da yakıştırmıyorum. ancak yanına ikinci bir isim koymak için "deniz" güzel bence.

cevaplarda gördüm beğendim. özge devrim ve devrim güz de güzel tamamlamalar olmuş.
0
dahinnotha
(07.01.18)
ozgur
eylul
çağla
çağlar
0
alttaraf
(07.01.18)
arkadaşlar sakin belki karşı devrim asdgf

arkadaşın ideolojisini bilmeden çok yüklenmişsiniz. neyse devrim kendi haliyle güzel, iki isim böyle birbiriyle uyumlu olunca çok hoş durmuyor bence.

hani devrim ile uyumlu herhangi bir isim yerine ''hasibe devrim'' bile daha iyi, ananemin adı hem adsfg

bak benim ileride kızım olursa hasibe devrim koyabilirim aslında :D
0
air
(07.01.18)
Yahu sadece isim tavsiyesi istedim arkadaşlar, ideoloji falan yok ortada. Eşimin hoşuna gidiyor sadece Devrim ismi. Evet ben de biliyorum Türkiye gibi her haltı yargılayan bir ülkede sıkıntı yaşatabilecek bir isim ve bu yüzden yanına hem tamamlayıcı hem de gereksiz insanları savuşturucu bir ikinci isim düşünüyoruz.

İki isim konusunda da bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Arkadaşlarımın içinde apdurrahman erdem diye adam var ve hayatı boyunca tek yaşadığı sıkıntı üniversite kimliğinde isminin AbdurrahmanE. Yazması :)

Herkese görüşleri ve önerileri için çok teşekkür ederim.
0
🌸sarjli matkap
(07.01.18)
ekim!!

ekim devrimi olur harika olur
0
mehmed resad
(07.01.18)
iki ismim var, bunu çocuğa yapmanızı önermem.

adıyla büyüsün.
0
babilbaligi
(08.01.18)
temmuz
0
kablelvuku
(08.01.18)
İş yerinde bi Evrim bi de Devrim hanım var hep karıştırıyorum yaa.

Harley Davidson'ın Evolution-Revolution motorlarından ayırt edeyim dedim hepten karıştı. Evolution eski nesil motor ama adı evrim olan genç, revolution yeni nesil enjeksiyonlu ama devrim olan yaşça büyük. Bi gün devreler komple yanacak mail'e merhaba Harley hanım diye giricem o olacak.
0
onemoremile
(08.01.18)
devrim isimde erkek tanıdıklarım var kızda hiç duymamıştım .
iş hayatında sıkıntı yaşar Devrim bey şeklinde başlayan mailler alır .
0
devilone
(08.01.18)
İki isim cok zor bişey.
Öte yandan Devrim için yorum istememişsiniz ama, çocuğunuz ileride sizin ideolojinizi taşımak zorunda değil ki.
Güz güzelmiş.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(08.01.18)
bence devrim deniz çok uyuyor. Kesinlikle bir tarihi kişilik düşünmeksizin söylemesi hoş, armoni olarak uygun.
0
kismisolungac
(08.01.18)
ferya yada şenay
0
smokee
(08.01.18)
Bilge güzel isim.

Söylemeden geçemeyeceğim, eşimin bir adı da Eylem. Özellikle askerlikte çok çekmiş. Polise işi düştüğünde, devlet dairelerinde hep o ismi bir sorulur "neden" diye. Eylem diye bir kız arkadaşım da var, devlet lisesinde çekmediği kalmadı kızın, hiç istemediği halde buna (göbek adı olmayan) başka bir isimle hitap etti psikopat hocalarından biri. Çocuğunuzu istediğiniz gibi yetiştirin, ama zarar görebileceği bir ismi vermeyi bir kez daha düşünün.
0
SiyamkedisiZorro
(08.01.18)
(9)

yemek yapmaktan anlayanlara bir soru

mayeskuel
yemek yapmaya yeni basladim; ama bana alttaki gibi pratik bilgiler lazim.once sogan kavrulur sonra etyada tereyagindan once biraz zeytinyagi koyulur yoksa tereyagi yanargibi.
yemek yapmaya yeni basladim; ama bana alttaki gibi pratik bilgiler lazim.

once sogan kavrulur sonra et
yada tereyagindan once biraz zeytinyagi koyulur yoksa tereyagi yanar

gibi.
0
mayeskuel
(07.01.18)
Kaynamamis suya tuz atilmaz.
Once salca kavrulur sonra domates eklenir.
Tencere yemeklerinde sira: yag, sogan, salcadir.
0
nax
(07.01.18)
Once et. Cunku gec piser. Sonra sogan. Et varsa yag koymana gerek yok yemege ama tat katsin dersen tereyagi biraz olabilir.
Tereyagini, yemegin her seyini kavurup, suyunu koyduktan sonra en son koyuyorum ben.
0
mor oje
(07.01.18)
Soğan biber çok kısık ateşte kavrulur. Gür ateşte yanar.İyice sararıp kendilerinden geçine domat atılır. Atmayacaksan salça
0
for day to break
(07.01.18)
soğan biber salça bunlar hemen hemen baş malzemen.

ilk önce yağ sonra soğan soğan pembeleşince biber sonra salça 3-5dk kavur sonra yemeğin diğer malzemesi neyse o.

tuz en son atılır. baharatlarda da yapraklı baharatlar yemek bittikten sonra ufalayarak kekik olsun nane olsun.

tereyağ tadını alacaksan en son at ama farklı bir tavada karartıp.

ilk kullanacaksan tereyağ yanmasını istemiyorsan içine biraz sıvı yağ at.

eti yemeğe katacaksan farklı tencerede haşla/kavur. lazım oldukça yemeklere oda sıcaklığnda iken yemeğin olmasına bi10dk kala at. yemekle beraber kaynat. bu mesela patates yemeği (etli), türlü gibi şeyler için. bunları zaten kendin deneye deneye öğrenirsin benim taktiklerim bunlar.
0
qobel
(07.01.18)
reserved
0
glamdr1ng
(07.01.18)
ocağın seviyesini su kaynatmak haricinde hiçbir zaman yarının üzerine getirme. yanar.

et için yarım, pilav pişerken de çeyrek seviye yeterli oluyor mesela.
0
sttc
(07.01.18)
yemeğe tuzu en son atacaksın. yemek pişsin, sonra koy tuzu. yoksa tadı kötü oluyo.
haşlama yaparsan (makarna ya da benzeri başka yemekler vs) ya suyunu süzme (yani suyunu iyice çeksin, suyu ona göre ayarlayıp koy baştan) ya da haşlanınca suyunu biraz bi yere ayır, yemeğin yanında başka bir şey yaparsan -meze/sos gibi- normal su yerine bu suyu koy. vitamini gitmemiş olur.
0
thomaswantsmore
(07.01.18)
Tencere yemeklerinde tencereye koyma sırası en geç pişenden çabuk pişene şeklinde yapılır.
Soğan eskiden daha sert yapıdaydı o nedenle önce soğan konurdu. Şimdiki soğanlar gevşek yapıda ve sulu daha çabuk pişiyor yine de ben soğanı önce koyarım.
Soğan suyunu salar ve çeker, rengi değişmeye başlarken eti koyarsın.

Et; kıyma, kuzu eti, beyaz etse önceden pişirmeden konulur. Parça dana etiyse önceden pişirilirse sonuç daha garanti ve güzel olur.

Sebzelerden zor pişenler sert yapıda olup suyu az olanlardır.
Havuç ve biber konacaksa etten sonra bunlar atılır.

Ben türlü yaparmış gibi anlatayım, hem sıralamayı vereyim hem tarif olmuş olsun.
Havuç ve biberin ardı sıra;
taze fasulye/ taze börülce
patates
patlıcan
kabak

Her ilaveden sonra tencerenin kapağı kapatılıp bir iki çalkalanır veya malzeme kaşıkla döndürülür. bu arada sebzelerin etin soğanın aromaları birbirine geçer. Kaşıktansa tencereyi çalkalamak daha iyi, sebzeler zedelenmez.

Salça kullanılacaksa sebzelerden önce, domates kullanılacaksa ister sebzelerden önce ister en son konur. Damak zevkine, yemeğin türüne göre değişebilir.

Suyunu koymadan önce malzemelerin saldıkları suyu çekmesini beklersin. Gerekirse su ilave edersin. Yavaş ateşte pişen yemek fazla su ilavesi istemez.

Lezzet yemeğin yavaş ateşte pişmesiyle doğru orantılı artar. Sebze ekleme faslında orta ateş iyidir sonrasında kısık ateş iyidir. Bu aşamada tencereyi küçük ocağa alabilirsin.

Kışlıklardan karnabahar haşlanır sonra pişirilir.

Bakliyatlardan nohut ve fasulye bi gece önceden ıslatılır, sabaha haşlanır. haşlama suyu süzülür. Diğerlerinde ıslatmaya gerek tok, haşlayıp pişirirsin.

Sarı mercimeğim haşlama suyu süzülmez. yemeğini veya çorbasını suyuyla birlikte yaparsın. çorba yapmadan önce kevgir veya rondodan geçir. pişerken soğan koyarsan lezzetli olur. havuç ve patates de koyarlar ben sevmediğim için koymuyorum.

Haşlamalarda suyunu dökeceksen sıcak su koymaya çalış, dökmeyeceksen farketmez. Haşladığın malzemenin sadece suyunu kullanacaksan soğuk su kullan ki özü tadı suya geçsin.

Zeytinyağlı pişirilirken içine birazcık şeker atarsın. Lezzetli olur.

Sıcak aşa soğuk su katılmaz, suyu ılıtıp ilave edersin.

Etli yemeklerde tuzu en son inmesine yakın koy, tuz eti sıkar pişmesine engel olur veya geciktirir.

Yağların yanma dereceleri çabuktan geçe:
sızma zeytinyağı
tereyağı
düşük asitli sızma zeytinyağı
rafine zeytinyağı
rafine yağlar daha geç yanarlar.

Etli yemeklerde et yağlı değilse tereyağ kullanabilirsin, sıvı yağa oranla eti daha yumuşak yapar ama soğan kavrulana kadar yanmaması için kısık ateşte yapman lazım ve elini çabuk tutman lazım..
Ben yemeklerde tereyağ kullanmıyorum, hepsini zeytinyağıyla yapıyorum. Pilav ve makarnaya teryağ veya zeytinyağ koyuyorum. O anki canımın ne istemesine bağlı:)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(07.01.18)
Rezervasyon.
0
lana del rey
(09.01.18)
(34)

Aldatılıyorum, elimden bişey gelmiyor.

mira_
Merhaba,sevgili ekşiciler şuan yaşadığım durum hakkında fikirlerinize ihtiyacım var. aynı şirkette ama farklı şubelerde çalışan biriyle görüşüyorum. çok olmadı ilişkimiz başlayalı. geçen gece erkek arkadaşımla birlikteydik. bir keresinde telefon şifresini bana söylemişti. benimde aklımda kaldı.(kadı
Merhaba,
sevgili ekşiciler şuan yaşadığım durum hakkında fikirlerinize ihtiyacım var. aynı şirkette ama farklı şubelerde çalışan biriyle görüşüyorum. çok olmadı ilişkimiz başlayalı. geçen gece erkek arkadaşımla birlikteydik. bir keresinde telefon şifresini bana söylemişti. benimde aklımda kaldı.(kadınlar böyle şeyleri asla unutmazlar.) o uyurken aldım telefonu wc ye gittim. telefonu yanımdayken uçak moduna almış hiç bildirim felan gelmedi tabi o zamanlar. uçak modundan bir çıktım. bildirimler yağmur gibi yağıyor. mesaj önizlemesi açık olduğu için görüldü yapmadan gelen mesajlara baktım. birde ne göreyim aşkım diye mesaj atmış bir kız. numarayı kendi telefonuma bir yazdım Allahım birde ne göreyim eski kız arkadaşım.( ben bu kızın eşini tanıyordum, eşi benden rica etmişti.kardeşim eşim iş arıyor yardımcı olurmusun diye.ortalama 2 sene önce. bende yardımcı oldum kızı işe aldırdım felan.sonra kız yönetimizle tartışıp işi bırakmıştı.farklı bir firma adına gene bizde çalışmaya başlamıştı.neyse arada görüp selam veriyordum.konuştuğumuzda eşiyle boşanmak üzere olduklarını sölemişti. ki ben bu insanların evine girdim defalarca.yemeklerini yedim.bu sebeple bu yaşananlara çok üzülmüştüm.hep barışmalarını tavsiye ettim )her neyse şimdi şok geçirmiş şekilde napcağımı bilemez haldeyim. ayrıca çocuğun sadece mesajlarını okumadım. tüm sosyal medya şifrelerini kaydettiği bir dosya var onu indirdim telefonuma.çocuktan da acayip hoşlanıyorum. napcağımı bilemedim.ki sanıyorum ki sadece o evli kız yok hayatında.baya bir kişiyi beraber idare ediyor. ayrıl siktir et boşver demeyin. bunları söylemek çok basit gerçekten
0
mira_
(06.01.18)
Evli değilsin ayrıl gitsin işte daha ne. Zaten çok olmamış başlayalı.
0
kaderdeki bekir
(06.01.18)
böyle bir herifle ayrılmayıp da ne yapacaksın acaba? yani ilerde düzelir filan diye düşünüyorsan, düşünme, düzelmez.
0
keçeli-kalem
(06.01.18)
Hayır ne yapmayı planlıyorsun? Gidip ona "onları bırak sadece ben olayım hayatında" mı diyeceksin? O tamam dese bile güvenebilecek misin?

Elinden gelecek çok şey var ama ona olan ilgin seni biraz kör etmiş deyim yerindeyse. Aşık falan olduğunu söyleme çünkü aranızda olabilecek en fazla şey tutkudur. O da bi zaman sonra biter.

Ne yani sen şimdi akşam yatağında uyurken senin attığın mesajlara cevap vermediğinde, "aşkım telefon şarjda yazıcam ben sana" dediğinde, "ya telefon çekmiyordu buralarda" gibi bir sürü bahane sunup seni oyaladığında içine kuşku düşmeyecek mi?

Yok ben tamamım bu tavıra diyorsan da tebrik etmekten başka bir şey gelmez elimden. Ne open relationshipler varmış da haberimiz yokmuş.
0
kablelvuku
(06.01.18)
kendinize yazık etmeyin, ayrılın
0
haykorsamdunyaya
(06.01.18)
Ayrılman Laz'ım ama aşk laftan anlamaz.
Hayırlısı neyse o olsun sizin için.
0
Kusursuz dostlarin dort ayagi vardir
(06.01.18)
Ya kusura bakma fakat boyle insanlar oldugu surece biz erkek milletinin isine geliyor. O gibi erkekleri sizin gibiler yuceltiyor ve dogal olarak erkeklerin aldatma hakki doguyor. Bana gore aldatmak dunyada cinayetten bile buyuk bir suctur. Fakat iste bazi insanlar bunu o kadar basit goruyorlar ki, seviyorum olayina dayanip katlaniyor. Efendim devam edin bir cariye olmaya, ne guzel sizin gibi insanlarin var olmasi. Cocuga da helal olsun simdiden aslanim benim kac tanesini parmaginda oynatiyor.
0
goodenuff
(06.01.18)
"ayrıl siktir et boşver demeyin."

Madem öyle görmezden gelip devam edeceksin hayatına.
Yapman gerekeni yapamayacaksan orayı burayı kurcalamamalısın.
0
mutekebbir
(06.01.18)
Onun sana siktir çekmesini mi bekle diyelim ? @mrsnpr haklı heyecan arıyorsan kısa bir süre daha bunu yaşa. Ama benim anlamadığım senin kendine böyle bir durum karşısında vermediğin değeri onun vermesini bekleme. Uçak modunda ilişkilerini sürdürülebilir kılan adama ne diyeceksin ki ? Üzerine konuşulacak bir şey dahi değil çünkü sen söyleyeceği herhangi bir yalana da inanmayı tercih edersin bu da kendine yapacağın başka bir kötülük olur. Bırakmayı, son vermeyi öğrenmek gerek. Ya da kabullenip türlü paronoyalarla hayatına devam edersin. Sağlıklı seni seçmek senin ellerinde.
0
dyg*dyg
(06.01.18)
elinden bişey gelmiyor he mi?

ne demek ayrıl demeyin yahu. e biz demeyelim. sne boynuzları cilalamaya başla. valla başkası adına utanmak durumu.
0
elorelia
(06.01.18)
Siz bu kafayla zaten burnunuzun dikine gidersiniz. Siktir et demeyelim de ne diyelim yani. Aklı başında insanlar zamanını boşa harcamaz böyle insanlarla. Biz ne desek boş.
0
inawen
(06.01.18)
elimden bir şey gelmiyor değil onur,gurur kavramlarıyla pek bağım yok demek sizinki. yani inanılmaz garip karşılıklı sevgi olur her şeyi köşeye koyarsın onuru da gururu da karakteri de sizi aldatan biri var siz ayrılamam diyorsunuz o halde niye başlık açıyorsunuz gidin aldatılmanın keyfini sürün ne öneri bekliyorsunuz diğer kızları ekarte et bir tek senin olsun falan mı ?

kızların efendi adam yerine piç adam tercihinin vücut bulmuş hali olmuş sizin olayınız böyle bir şeyi kendinize yediriyorsanız bence devam edin herhangi bir şikayet hakkınız yok demeyi hiç sevmem fakat haketmiş oluyorsunuz üzgünüm mutlu ilişkiler dilerim size.
0
biravekahve
(06.01.18)
Ya bi ilişkiniz var mı yok mu anlayamadım. Çok hoşlanıyorum ile aldatılıyorum arasında fark var sanki. Çok karışık anlatmışsın, bi netleştir de ona göre sağlıklı düşünelim.

Ayrıca aldatıldığını göre göre bile bile, üstelik aldatılmaktan zerre kadar hoşlanmayan, çok rahatsız olan bir insanken bu iletişimi devam ettirmek kendine satgısızlıktır. Ne kadar âşık bile olsa, aldatılmaktan rahatsız olan bir insan mutlaka aldatanı hayatından çıkarmalıdır. Aldatılmaktan rahatsız olmuyorsa başka mesele. Ama kendine ters düşmemeli insan. Kendine saygısı olmalı.
0
yaren
(06.01.18)
Denk geldi yazayim hemen,ne diyelim mahmut mu diyelim.

Oncelikle bana gore burada asil terbiyesizlik cocugun telefonunu karistirmis olman,bununla kalmayip sifrelerini vs alman buyuk ayip ama konumuz bu degil.butun kadinlar boyledir falanda deme,senin gibiler var ama konumuz bu degil,takilmayalim.

Yaslar kac bilmiyorum ama bende hayatimin buyuk bolumunde birden fazla kizla beraber oldum,fazlasiyla secici olsamda bu sayi genelde beklenenden fazlaydi ve uzunca bir sure devam etti bu.durum boyle oluncada birisi gitmis,birisi kalmis falan umrumda olmuyordu,konu skor meseleside degil sadece o yaslarda tekrar olamayacagimi ve ileride buna vaktim bile olmayacagini biliyordum.bunu neden anlatiyorum cunku o arkadas senin anlattigina gore benim pozisyonumda,burdan yola cikip sana sunu soleyebilirim,prenses sen degilsin.digerleride degil.

Simdi iki secenegin var.ilki takil,eglen,umursama ikincisi mahmut.
0
duptıs
(06.01.18)
@duptıs

Telefonu karıştırmak şifreleri ele geçirmek yanlış da aynı anda bilmem kaç kişiyi idare etmek pek bi doğru gibi konuşmuşsun, al birini vur ötekine olmuş. İnsanın kendine ve sevgiye ve insana saygısı diye bir şey göremedim bu cevabında. Çok acaip.
0
yaren
(06.01.18)
Bu duyurudakilerde nedir bu özgüvensizlik, acıdan zevk alma isteği, mazoşistlik?

Bi kendinize gelin ya. Ne kadar saçma ilişkileriniz var böyle.

"ayrıl siktir et boşver demeyin." miş. bi de not düşmüşsün.

3 lü yapmayı teklif edin.
0
MaNOfTheYear
(06.01.18)
@yaren

Takilmayalim demistim ama takilmissin,ayip oldugu konusunda hemfikirsek gene takilmayabiliriz.

Yazdiklarimda di li gecmis zaman kipinde yasantimdan ornek verip neticesinin ne oldugunu soyledim,sevgiden,saygidan,dogrulugundan bahsetmedim.samimi bir itirafla bu tarza hakim oldugumu belirttim sadece.cok kisi bu yatirimini bozmamak adina bu itirafta bulunamiyor ben karamuratlik yapip gercegi soyledim.
0
duptıs
(06.01.18)
"Tum sosyal hesaplarinin sifrelerinin oldugu dosyayi indirdim." cumlesi hala kulaklarimda yankilaniyor. Beyler kadinlardan korkun bence:)
0
balpolen
(06.01.18)
o şüpheyle yasayabilecek misin?

gördüğün anda kan beynine gitmediyse sen baya sakin biriymissin.

ayrilmayi dusunmuyosan mucadele edip tek kadin olmaya calismayi planliyorsun demektir. dilerim basarirsin ama diyelim ki basardigini dusundugun gunler geldi, ilk soruma yanitin ne?
0
her giriste sifresini unutan adam
(06.01.18)
Eleman belli ki uçanı kaçanı s.kmek isteyen tiplerden. Böylelerinden aile babası olmaz. Ciddi düşünüyorsanız bırakın. Ben de sadece seks amaçlı düşünüyorum, işim bitince basarım tekmeyi diyorsanız da hiçbir şeye karışmayın, haberiniz yokmuş gibi devam edin.

Evli kadınlarla düşüp kalkan bir erkekten hiç bir cacık olmaz.



.
0
kartallar yuksek ucar
(06.01.18)
Zaten ayrıl da önemli olan sebebini söyleyip söylemeyeceğin. O düşünce biraz güç işte. Ayrılma demeyin ne demek anlamadım bu arada :D arkadaşların da tepkisini çekmiş.
0
freetakilir
(06.01.18)
Siz kadınlar seversiniz böyle tipleri... Öncelikle sakın bırakmayın peşini. Adam edersiniz bence emek sarf ederek. Tüm hayatınızı buna adayın. Sonunda perişan olmuş, elde avuçtaki her şeyinizi psikolojiniz ile birlikte kaybetmiş olacaksınız ama değer buna, aşk sevgi emek ister değil mi ? Her olumsuzluğunu görmezden gelin. Sürekli yanında olun, tepenize de çıksa sesinizi çıkarmayın. Döverse, söverse erkektir yapar diyerek yerinizi bilin ve susun. Diğer kadınlara rağmen sevin onu. Çocuk yapın ondan, onun da psikolojisini bozun. Buraya yazdığınız yetmez, kadınlar kulübüne de yazın, arkadaş ortamlarında ağlak şekillerde anlatın. Kendinizi alkole uyuşturucuya verin. Okulunuzu işinizi bırakın falan. Ayrıl siktir et salak mısın demiyorum bakın size, siz mutlu olmayı hak etmiyorsunuz çünkü. O pırıltı yok sizde. Aileniz, çevreniz, tecrübeleriniz sizi bu hayata layık kılabilecek seviyede değil. Madem öyle, bir şerefsizi piyasadan çekin. Bir insan evladı rahat etsin.
0
bahoa
(06.01.18)
@bahoa

+1 duyguların tercümanı olmuşsun.
0
biravekahve
(06.01.18)
Arkana bakmadan uzaklaş.
O değişmeyecek. Sen ondan olumsuz etkiler alacaksın.
Özsaygın zedelenecek.
Sonraki ilişkilerine yansıyan olumsuz davranışlar geliştireceksin, sonrasında sağlıklı bi ilişki kurmakta zorlanacaksın...

Çöplüğün içinde bi dilim pasta görüp "ama ama o pasta çok güzeel" der gibisin.
Acayip hoşlanacağın başka birini bul.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(06.01.18)
Troll değilsen, bu kişiyle evlenmeyi de düşünmüyorsan fuck buddy niyetine devam et ne olacak? Tabi iyi korun ondan bundan hastalık getirme ihtimali de var.

Evlenmek istiyorsan başka uygun birini bulmazsan zaten ne biçim bir hayata yöneldiğini kendin de biliyorsun ki 'ayrıl siktir et boşver demeyin' demişsin. Tasası senin yani. Kolay gelsin.

Troll'sen, sana benden 10 internet puanı.
0
idexo
(06.01.18)
Annen baban uzulmez mi bu hallere dustugune. Sen bundan degerlisin, hazir yolun da basindasin. Ayril tabii ki. He yok illa devam edicem diyosan 4s kuralini aklindan hic cikarma. Kendini kullandirma, fedakarlik yapma. Bari bittiginde iyi ki sunu bunu vermemisim o salaga demezsin.
0
beriberi
(06.01.18)
@acemi +1

Bence de uçak moduna alması önemli. Demek ki önemsiyor, demek ki seviyor. İlişkiniz daha yeni. Zamanla eski hayatına ait şeylerden sizi tanıdıkça vaz geçer. Bir anda eski hayatını unutmasını beklemeyin. Yavaş yavaş. Siz sabredin ve anlayış gösterin. Sevgi emek isteraghsdfahsfd
0
thracia
(06.01.18)
okurken sinirlerim harap oldu yeminle . ayrıl demeyelim de ne diyelim , devam et denmesini istiyorsan ne diye gelip buraya bunları yazdın . hiç kusura bakma ama adam az bile yapmış senin gibi bir kadına . bu ne özgüvensizlik. senin kendine hiç mi saygın yok be kadın , kendine hiç mi değer vermiyorsun , annen baban da mı sevmedi seni şimdiye kadar, nasıl bir insanın sana bunları yaşatmasına izin veriyorsun . senin gibi kadınlar yüzünden erkekler her kadına bunu yapabileceklerini düşünüyor iste. sen devam et , git sev kokla bağrına bas , bas ki öyle adamlar zehirlerini akıtmak için başka enayiler aramasın
0
apartman teyzesi
(07.01.18)
basit olanı yapıyorum, karakter sahibi bir insan gibi davran, vur tekmeyi.
0
Apocalypse
(07.01.18)
Arkadaşlar söylediklerinizi iyice okudum. Söylediklerinizde yazdıklarınızda çok haklıymışsınız. Ben buna tekmeyi bastım. İnkar etmedi tam aksine itiraf etti. Anı yaşamak istediğini kimseyle ciddi düşünmedğini felan söyledi. Demiştim ya şifrelerin olduğu dosyayı aldım diye. Bi şekilde tc kimliğinide öğrendim. E devletten baktım. Üzerime ev var demişti. Yokmuş. Araba var demişti yokmuş. 4 sene jamdarma özel harekatlık yaptım demişti. Yalan :). Sabahtan beri kendi kendime gülüyorum. Verilmii sadakam varmış adam şizofrenin önde gideniymiş
0
🌸mira_
(08.01.18)
"ayrıl siktir et boşver demeyin. bunları söylemek çok basit gerçekten"
Ne tur bir oneri bekliyorsunuz merak ettim? Devam et o zaman.
0
stavro
(08.01.18)
Sosyal medya hesaplarının şifresini aklında tutamıyor ama bir sürü kişiyi aynı anda idare ediyor öyle mi?

Basit olan genelde doğrudur zaten. Ayrılın, eğer birlikteyseniz.

Gerçekse başkası adına utanma durumu +1 diyorum.
0
windowsguvenlikduvari
(08.01.18)
Banane mal varlığından. Benim anlatmak istediğim ne kadar yalancı olduğu. Adam olsa ben onla kuru ekmek te yerim. Adam rahat rahat sallamış hiç ortaya çıkmıcak gibi
0
🌸mira_
(08.01.18)
Adam sizofren falan degil, nabza gore serbet verip yolunu buluyor sadece.
0
stavro
(08.01.18)
Hala ben buna tekmeyi bastim diyor :)) adam tarafindan hic bir zaman hayatina dahil edilmedigini anlamamis adama tekmeyi vurdum diyebiliyor.
0
apartman teyzesi
(09.01.18)
(14)

bu sorunun cevabı nedir? biraz acil

038576
sb https://i.hizliresim.com/Vr5kPZ.jpg
0
038576
(06.01.18)
Sanırım
.. sevdiğinden - daha- çok severim, olmalı
0
1adam
(06.01.18)
c
0
cedex
(06.01.18)
Bence b
0
Amaranta ursula
(06.01.18)
c
0
washe
(06.01.18)
b
0
logic
(06.01.18)
b
0
blacksky
(06.01.18)
B
0
nucleon
(06.01.18)
bence D
senin birinci olduğuna yerine birinci olduğuna demesi yeterli
0
yüzyıllık yalnızlık
(06.01.18)
B'de muğlaklık var. İki anlama da geliyor bu şekilde.
0
m e b
(06.01.18)
B

net bir anlam çıkmıyor. övüyor mu yoksa daha iyi tanıdığını mı söylüyor belli değil.
0
peace.on
(06.01.18)
A diyorum. Asla yerine kesinlikle gibi bir kelime gelmeliydi
0
licorne
(07.01.18)
a.
0
zgrydn
(07.01.18)
Önce a demiştim, değiştiriyorum, b.
iyi bilirim; iyi olarak değerlendirmek veya tanımak anlamlarında olabilir. Cümlede hangi anlamda kullanıldığı anlaşılmıyor.

Diğer seçeneklere gereksiz öğeler, hatalı kelimeler koymuşlar ama onlarda anlatım bozulmuyor. B de anlatım bozukluğu var.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(07.01.18)
cevabı merak edenler için:
"Doğru cevap: B
Bu seçenekte anlam belirsizliğinden kaynaklanan bozukluk söz konusu.
İki anlam var:
Ben Divan edebiyatı sanatçılarını şimdiki sanatçıları bildiğimden çok biliyorum.
Yani bilen özne benim.
Bilinen iki nesne var: Divan edebiyatı sanatçıları ve şimdiki sanatçılar.
Şimdiki sanatçılar az biliniyor, Divan edebiyatı sanatçıları daha çok biliniyor.

Ben Divan edebiyatı sanatçılarını şimdiki sanatçıların Divan edebiyatı sanatçılarını bildiğinden çok biliyorum.
Yani bilen özne ben ve şimdiki sanatçılar.
Bilinen nesne Divan edebiyatı sanatçıları.
Divan edebiyatı sanatçılarını ben de biliyorum, şimdiki sanatçılar da biliyor; ama benim bilgim daha çok."
0
🌸038576
(15.01.18)
(9)

cumhuriyet gazetesi

cilgin korsan ces
merhaba arkadaşlar, sanırım yine zorlu bi görev ile karşınızdayım. 10 Aralık 1929 (10 kanunuevvel 1929) gününe ait cumhuriyet gazetesini bulmam gerekiyor. ankara üniversitesinin arşivine baktım bulamadım, cumhuriyetin kendi arşivi de 1930'dan daha geri gitmiyor. bu yüzden daha derin bi arama yapmam
merhaba arkadaşlar, sanırım yine zorlu bi görev ile karşınızdayım.
10 Aralık 1929 (10 kanunuevvel 1929) gününe ait cumhuriyet gazetesini bulmam gerekiyor. ankara üniversitesinin arşivine baktım bulamadım, cumhuriyetin kendi arşivi de 1930'dan daha geri gitmiyor. bu yüzden daha derin bi arama yapmam gerekti. her türlü minik yardıma açığım ama tabii gazeteyi pdf olarak bulabilecek biri olursa cidden minnettar olacağım. üniversitelerin süreli yayın kataloglarına erişebilsem belki halledebilirim ama maalesef... aramızda bu sorunumu çözebilecek, gazeteyi bulabilecek bi babayiğit var mı acaba?
0
cilgin korsan ces
(05.01.18)
Milli Kütüphane'ye baktın mı?
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(07.01.18)
@hayat aklini konusacak bir filozof uret
bakmadım, online katalog falan bi şey bulamadım, üniversitelerin veya diğer kütüphanelerinkini de kullanmayı beceremedim.
0
🌸cilgin korsan ces
(10.01.18)
Milli Kütüphanede bütün süreli yayınların bulunması lazım. Online olmayabilir gidip bakman lazım. İstersen telefonla sor gitmeden önce, şu gazetenin şu tarihli yayınları var mı, kullanıma açık mı diye.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(10.01.18)
@hayat aklini konusacak bir filozof uret
online değilse hiç şansım yok. ankarada yaşamıyorum. istanbulda aynı şekilde önerebileceğin bi kütüphane var mı?
0
🌸cilgin korsan ces
(10.01.18)
İstanbul'da yaşıyorsan Şişli'de bulunan Cumhuriyet gazetesine git. Derdini anlat. Eminim yardımcı olacaklardır.
0
Khalkedon
(10.01.18)
@Khalkedon
ciddi misin olabilir mi öyle bir şey :))) denemeye değer o zaman. mail falan atsam dönüş yaparlar mı ki?
0
🌸cilgin korsan ces
(10.01.18)
Mail atma. Cumhuriyet gazetesini biraz bilen biri olarak söylüyorum, maillere bakılmaz. Hatta hiçbir gazetede bakılmaz. Cumhuriyet gazetesinde size yardımcı olacak insanlar vardır. Biraz ısrarcı olup, neden istediğinizi açıkça söylerseniz, yardımcı olurlar.
0
Khalkedon
(11.01.18)
Cumhuriyet gazetesi girişimin başarısız olursa İzmir'dek Milli Kütüphane'ye bakabilirim ama benim öğrenci kartım olmadığı için değişiklik olmadıysa ben oradan yararlanamıyorum. Senin için geç olmazsa en erken önümüzdeki hafta kızımın kartını kullanıp bakabiliriz.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(11.01.18)
@Khalkedon

Haklısınız. :) bizzat gidip görüşmem gerektiğine ben de ikna oldum.

@hayat aklini konusacak bir filozof uret

:))) Çok teşekkür ederim. Geç olmaz. Ama çok zahmetli olur sanırım sizin için. Yine de minnettar olurum bi uygun zamanda denerseniz. Ben gazeteden sonuç almaya çalışayım önce. Son çare sizden rica edeyim.
0
🌸cilgin korsan ces
(15.01.18)
(17)

filmleri izlenmesi gereken yönetmenler listesi

steve rogers
soru 1 - daha önce de buraya sormuştum. o listeyi toparladım ve şimdi tekrardan sormak istedim. (unutulan veya eklemeyi unuttuğum birileri kalmıştır diye)soru 2 - burada yer alan yönetmenlerin izlediğim filmlerinin sayısı, izlemediklerime göre çok daha az. listeye ek yönetmen ismi gibi, mutlaka şu f
soru 1 - daha önce de buraya sormuştum. o listeyi toparladım ve şimdi tekrardan sormak istedim. (unutulan veya eklemeyi unuttuğum birileri kalmıştır diye)

soru 2 - burada yer alan yönetmenlerin izlediğim filmlerinin sayısı, izlemediklerime göre çok daha az. listeye ek yönetmen ismi gibi, mutlaka şu filmini izle dediğiniz tüm film önerilerini de bekliyorum.
ben başlayayım. kubrick'in 2001: A Space Odyssey, wong kar-wai'nin ise in the mood for love filmini mutlaka izleyin.

soru 3 - isminin listede yer almayacağınızı düşündüğünüz, ama 1-2 filmi muazzam, herkes izlemeli dediğiniz yönetmelerin filmlerini de bekliyorum.
burada da açılışı Sidney Lumet'in 12 angry men filmiyle ben yapayım. (sidney lumet de listede yer alabilir belki de, ben sadece filmleri hakkında belirli bir bilgi seviyesine sahip olduğum yönetmenleri ekledim. eğer sidney lumet'in de bu listede yer alması gerektiğini düşünüyorsanız mutlaka söyleyin)

Federico Fellini
Michael Haneke
Orson Welles
Ingmar Bergman
Jean-Luc Godard
Akira Kurosawa
Hayao Miyazaki
Andrei Tarkovsky
Alfred Hitchcock
Stanley Kubrick
Michelangelo Antonioni
Krzysztof Kieslowski
Rainer Werner Fassbinder
Lars von Trier
Mike Leigh
Paolo Sorrentino
François Ozon
David Lynch
Giuseppe Tornatore
Roman Polanski
Ken Loach
Werner Herzog
Asghar Farhadi
Abbas Kiarostami
Nuri Bilge Ceylan
Terry Gilliam
Paul Thomas Anderson
Wes Anderson
David Fincher
Sergio Leone
Darren Aronofsky
Coen Brothers
Aki Kaurismäki
Pedro Almodóvar
Alejandro Jodorowsky
Robert Bresson
Theodoros Angelopoulos
Jim Jarmusch
Kar-Wai Wong
Christopher Nolan
Richard Linklater
Sergei M. Eisenstein
Jean-Pierre Melville
Quentin Tarantino
François Truffaut
Andrey Zvyagintsev
Woody Allen
Leos Carax
Martin Scorsese
Charles Chaplin
Emir Kusturica
Pablo Larraín
0
steve rogers
(05.01.18)
(bkz: andrey zvyagintsev)
vardır diye düşünmüştüm ama yokmuş, izninle kın kın kın...

loveless'tan iyi diğer filmleri, hepsini izle kesinlikle, leviathan favorim.

tek film olarak
(bkz: Le tout nouveau testament)
(bkz: raw)
0
Bruce
(05.01.18)
@bruce yakın dönemde loveless izlememe rağmen onu unutmuşum. ekliyorum.
0
🌸steve rogers
(05.01.18)
Scorsese?
0
EasyTiger
(05.01.18)
Dünyanın en mükemmel filmlerinden biri (git: www.imdb.com)

bir bakın derim
0
nymphe
(05.01.18)
Zeki Demirkubuz
Kader-Masumiyet-üçüncü sayfa

Reha Erdem
Hayat var-Kosmos

Ömer Kavur
Anayurt Oteli
0
wittgenstein
(05.01.18)
Ekleme :

Alfonso Cuarón.

(bkz: children of men )

(bkz: plan sekans )
0
AlsterWasser
(05.01.18)
ilk bakista: bahman ghobadi ve yorgos lanthimos...
0
e haliyle
(05.01.18)
Bunları bilerek eklememiş olabilirsin. Yine de yazıyorum.

Edit : michael mann
Heat
Collateral
Insider
Last of the mohicans

Ridley scott
Alien
Blade runner
Gladiator

James cameron

Billy wilder
The apartment
Sunset blvd.

Coppola
Godfather 1-2-3
Conversation

Elia kazan
On the waterfront
A streetcar named desire

John Frankenheimer
Birdman in Alcatraz

Bir de truffaut iki kere var listede
0
EasyTiger
(05.01.18)
(bkz: Yılmaz Güney) - Umut - Yol - Duvar özellikle Duvar
0
gochebe
(05.01.18)
Otto preminger - bunny lake is missing

Buster keaton - the general

Harmony korine - gummo

Lariso shepitko - voshojdenie

Metin erksan - susuz yaz, sevmek zamanı, yılanların öcü, müthiş bir tren, eski zaman elbiseleri

Edward yang - yi yi

Yang zimou - raise the red lantern

Kaneto shindo - kuroneko, onibaba, hadaka no shima

Carl theodor dreyer - ordet
0
lesmiserables
(05.01.18)
tarsem singh - the fall
0
soyut park
(06.01.18)
kim ki-duk
0
vacigok
(06.01.18)
Listede tüm sevdiğim yönetmenler varken Vittorio De Sica ile kim ki-Duk nasıl olmaz, mutlaka eklenmeli. Ve yenilerden çok beğendiğim Xavier Dolan. Film olarak da ilk aklıma gelen De Sica efsanesi "bisiklet hırsızları" ile günümüzden "gençliğin en iyisi".
0
mslny
(06.01.18)
(bkz: fatih akın) : gegen die wand, auf der anderen seite, im juli, solino, tschick, das experiment ve diğerleri.
0
l arrache coeur
(06.01.18)
öncelikle cevaplarda yazılanlardan metin erksan (susuz yaz ve sevmek zamanı'yla başlamanı öneririm) ve xavier dolan'a (mommy ve les amours imaginaires ile başlamanı öneririm) katıldığımı belirterek başlıyım cevabıma. "kendine has bir tarzı var"ı khbtv diye kısaltıcam ve önerilerimi hiç izlemediğini kabul ederek yapıcam tabiki birçoğunu izlemiş olabilirsin.

martin mcdonagh (3 uzun metraj, 3'ü de çok iyi. khbtv)
cameron crowe (yenileri zayıf ama kült olmuş işleri çok iyidir, jerry maguire bana göre tarihin en iyi rom-com'u)
edgar wright (khbtv)
nicolas winding refn (drive ve neon demon'la başla)
rob reiner (rom-com üstadı, flipped ve when harry met sally ile başla)
david fincher (pek anlatmaya gerek yok ama listende yoktu diye yazdım=pagyaly)
guy ritchie (pagyaly, ve tabiki khbtv)
alejandro gonzalez inarritu (birdmanciyiz, pagyaly)
m. night shyamalan (günümüzde taşak geçeni de mevcut epey ama izlemek gerek, ben seviyorum şahsen. khbtv)
danny boyle (pagyaly ama trainspotting ve shallow grave'in yeri ayrı)
yorgos lanthimos (tabiki khbtv)
jean pierre jeunet (khbtv, un long dimanche de fiançailles çok iyi ve underrateddir)
ozan açıktan (annemin yarası ve silsile sinemamız açısından çölde bir vaha)
denis villeneuve (arrival ve incendies'a hayranım onun dışında çok da sevdiğim bir yönetmen değil fakat günümüz sinemasında önemli bi yerde olduğu bi gerçek ve khbtv)
jean-marc vallee (big little lies işi efsaneydi özellikle, crazy, dallas buyers club, demolition da başarılı)
derek cianfrance (blue valentine ve the place beyond the pines özellikle çok özel işler, khbtv)
ben wheatley (free fire'la başla seversen down terrace-sightseers diye devam et, son derece khbtv)
0
semaforo de medianoche
(06.01.18)
Keşke alfabetik sıraya göre yapsaydın, daha şık olurdu. Benim de eklemek istediğim birkaç isim var;


Alex Proyas - Dark City, I Robot, The Crow, Knowing

Curtis Hanson -La Confidential, Wonder Boys, 8 Mile, In Her Shoes, Chasing Mavericks

Dominic Sena - California, Gone in Sixty Seconds, Swordfish, Whiteout

Kathyrn Bigelow - Point Break, Strange Days, The Hurt Locker, K-19, Detroit

Peter Weir - Gallipoli, The Year of Living Dangerously,Witness, The Mosquito Coast Dead Poets Society, Fearless, Truman Show, Master and Commander, The Way Back

Robert Zemeckis - Romancing the Stone, Back to the Future 1-2-3, Forrest Gump, Contact, Cast Away, Flight, The Walk

Ron Howard - Apollo 13, Ransom, A Beautiful Mind, Da Vinci Code, Frost&Nixon, Angels&Demons, Rush, In the Heart of the Sea, Inferno

Steven Spielberg nasıl olmaz!!!
0
iwasbornonamountainside
(10.01.18)
Ferzan Özpetek - Mine Vaganti
Yılmaz Güney'e + olarak - Arkadaş
Tunç Okan - Otobüs
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(10.01.18)
(3)

Solucanlı kompost tekniği aşamaları

efreet sultan
Abiler, ablalar, tecrübeli arkadaşlar. bu aşamaları basitçe madde madde anlatabilir misiniz? 1- sebze meyve, çay posası toprağa karıştırılır.2- solucanlar toprağa ilave edilir. 3- faydalı toprak elde edilir.gibisinden. sanıyorum 4-5 aşamalık bir şey bu işlem. ama bir türlü sırasını ve tam olarak nel
Abiler, ablalar, tecrübeli arkadaşlar. bu aşamaları basitçe madde madde anlatabilir misiniz?

1- sebze meyve, çay posası toprağa karıştırılır.
2- solucanlar toprağa ilave edilir.
3- faydalı toprak elde edilir.

gibisinden. sanıyorum 4-5 aşamalık bir şey bu işlem. ama bir türlü sırasını ve tam olarak neler olduğunu anlayamadım okuduğum yerlerden.
0
efreet sultan
(03.01.18)
Birden fazla yöntemi var.
Amaç onemli. Satış için üreteceksen farklı yöntem kullanılır, bahçe toprağı veya saksı toprağı için farklı yöntem kullanılır.

Sebze meyve artıklarını solucanları toprağa karıştırmadan elek gibi kompostu altına geçirecek bi yere koyarsın. Altına kompostun birikeceği malzeme koyarsın. Solucanlar yiyecekleri sindirir kompost olur.

Toprağa karıştırmanın sakıncalı yönleri de var. Tavsiye etmiyorum. Kemirgen çekebilir. Sebzeler çürümeye başlar, çürüme sırasında toprağın yapısına zarar verebilir.

Her tür solucandan iyi verim alınmıyor. Kolay (amatör) yöntem, at yetiştirilen yerlerden at gübresinin altında bulunan solucanları kullanmaktır. Onlar hızlı ve çok tüketiyorlar.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(03.01.18)
Standart, ufak çaplı, satışı olmayan bir kompost işlemi için soruyorum.

Aslında benim kafamı karıştıran şey solucanlar hangi aşamada devreye girdiği idi. Yazmissiniz ama doğru mu anladım emin değilim.

Ben şöyle anliyorum: Yemek artıklarını topladık biraraya. Bunları toprağa koyuyoruz. (Sanırım makinesi de varmış bu kompost işlemi için) Bir sure geçince solucanları ilave ediyoruz toprak ve yemek artiklarina. Solucanlar bir süre sonra bu yiyecekleri tuketerek çok verimli bir toprak, kompost haline getiriyor.

Böyle mi?
0
🌸efreet sultan
(03.01.18)
linklerde amatör- profesyonel olarak üretenlerin deneyimleri var, epey yardımcı olur:
www.agaclar.net
www.agaclar.net
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(04.01.18)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.