Giriş
(5)

Türkce kitap önerisi

catgroove
Almanya'da dogup büyüyen bir Türk arkadasim Türk edebiyatindan henüz bir kitap okumadigini söyledi (Alman edebiyatini yalayip yutmus birisi ama Türkcesi yüzde yüz akici degil, Türkce okumayi denemis ama biraz zorlanmis). Ona Türk edebiyatindan dili mümkün oldugunca yalin ve cok kalin olmayan bir kit
Almanya'da dogup büyüyen bir Türk arkadasim Türk edebiyatindan henüz bir kitap okumadigini söyledi (Alman edebiyatini yalayip yutmus birisi ama Türkcesi yüzde yüz akici degil, Türkce okumayi denemis ama biraz zorlanmis). Ona Türk edebiyatindan dili mümkün oldugunca yalin ve cok kalin olmayan bir kitap hediye etmek istiyorum. Önerilerinizi bekliyorum.
0
catgroove
(28.08.22)
Mina Urgan - Bir dinozorun anıları

Dili açık, sade, esprili ve içerisinde türk edebiyatçılarına dair çok güzel anekdotlar var. Bu kitabı okuduktan sonra okuyabileceği başka yazarlar için de kapı açacaktır.

Ben bayıla bayıla okumuştum.
0
akhenaten
(28.08.22)
Sevgi Soysal - Tante Rosa
Adalet Ağaoğlu - Bir Düğün Gecesi
0
black holes in the sky
(28.08.22)
Yusuf Atılgan
Sait Faik
0
encokbenisevinnolur
(28.08.22)
Yaşar Kemal'in herhangi bir ince kitabı. İnce memed değil ama.
Ağrı Dağı Efsanesi olabilir.
0
Amaranta ursula
(28.08.22)
Orhan Pamuk - Kar ve Sessiz Ev
0
auroraaurora
(29.08.22)
(14)

Dinsiz arkadaşlar çocuğunuzu sünnet ettirir misiniz?

egokalp
sadece dinsiz arkadaşlar, lütfen nedeniyle birlikte cevap verin.
sadece dinsiz arkadaşlar, lütfen nedeniyle birlikte cevap verin.
0
egokalp
(27.08.22)
Ettirmem çünkü bu bilerek geri dönülemez olarak gereksiz yere bir organı sakatlama

Yeni nesil daha bilinçli, kültürel olarak akranları tarafından zorbalığa uğramaz dalga geçilmez

Aklı cinselliğe ermeye başlayınca da sünnet ettirmediğim için bana dua eder :)
0
freebird5406_2
(27.08.22)
ettirmeyeceğim kesinlikle. bizden çok büyük hisler çalındı sünnet yüzünden. hepimiz kusurluyuz
0
tchuck
(27.08.22)
ettirmeyeceğim. ancak sünnete harcanacak paranın on katını falan çocuk psikologuna harcamak gerekebileceğinin de farkındayım. akranlarıyla arasında mesela beden eğitimi dersi için soyunma sırasında olay kesin malum yere gelir. bizimki "ben sünnet olmadım" dediği anda dalga geçilebilir, dışlanabilir. her şey olabilir.

ettirmeyecekler de bunları bilerek ettirmesin derim.
0
alperz
(27.08.22)
hayır. çünkü dini bi ritüel.
0
buenosdias
(27.08.22)
@alperz,
33 yaşındayım hayatımdaki hiçbir soyunma odasında bir taraflarımı gösterdiğimi hatırlamıyorum.
0
tchuck
(27.08.22)
evet, hijyen açısından.
0
candide
(27.08.22)
Ettirmem, hijyen açısından da çok daha kolay yöntemler var. Dünyanın çoğu sünnet olmuyor, bu yüzden çok büyük bir derde girdiklerini sanmıyorum.

Glansın estetiği açısından da o sünnet derisi etkili. Sünnetli penisteki glans kupkuru kalıyor.

Tüm bunlar haricinde de sünnet dini bir uygulama, bu açıdan gerek görmüyorum.
0
akhenaten
(27.08.22)
Hayir, cunku benim cocugum da olsa baska bir insanin vucut butunlugune inanmadigim bir din oyle soyluyor diye zarar vermem.
0
portland maine
(27.08.22)
ne yazık ki 2 yaşında ettirdim. Türkiye'de yaşadığımız gerçeğini düşününce oğlumun psikolojik şiddete uğramasını istemedim
0
maimai
(27.08.22)
tchuck, göstermekten bahsetmiyorum. kaldı ki saçma sapan ortamlarda dandik liselerde falan kimin bilmemnesi daha büyük yarışları oluyor. neyse, giyinip soyunurken konu bir şekilde sünnete gelir. her türlü gelir. kaçışın yok. gelmese bile gelme ihtimali var.

bu memlekette gençler toplu halde porno izleyip mastürbasyon bile yaptı.
0
alperz
(27.08.22)
çevremde inanç seviyesi düşük yahut ateist/deist olan fakat çocuklarını sünnet ettiren arkadaşlarım var. Samimiyet derecesine göre bu durumu soruyorum kendilerine. Neden yaptırdınız ya da yaptırmamayı düşünmediniz mi diye.
Bazı çocuklarda sünnet derisi zor hareket ediyor, delik yeterli olmuyor ve hatta sünnet derisini açıp kapatarak bu durumun daha makul hale getirilmesi öneriliyor. Bu acıdan sorundan kurtulma mantıklı sayılabilecek bir sebep. Temizlik de makul sayılabilecek bir sebep fakat sıklıkla duyduğum arkadaşları arasında dışlanabilir sorun yaşayabilir kısmı çok makul gelmiyor. Özellikle sosyokültürel seviyesi benzer ve bir seviyenin üzerinde olan ortamlarda böyle bir sorun olacağını düşünmüyorum. Belirli bir yaşın üzerindeyim ve çocukluğumda arkadaşlarımın cinsel organlarını birbirine gösterdiğini biliyorum fakat ben bunun yakınından bile geçmedim. Kesinlikle bir çocuğum olsun istemem fakat olsaydı da özel alanına vücuduna saygı duymasını ve çevresindekilerin de onun vücuduna saygı duymasını sağlamasını daha önde tutardım.
Kendi adıma benden çalınan hiçbir haz için hakkımı helal etmiyorum. (:
Tek artısı sünnetli penisin sünnetsizden daha estetik olması sanırım.
0
sparkle kiddle
(27.08.22)
Bana fark etmez. Güvendiğim bir doktorun yönlendirmesine göre hareket ederim sanırım.
0
jazzabel
(27.08.22)
ettirmedim ettirmem. ileride kendi karar verir.
0
elestirman
(27.08.22)
Sağlık sebebiyle yapılması gerekmediği sürece ettirmem. Buna açıklama bile beklememek lazım. İslam sebebiyle dilimizi ısırarak söylüyoruz ama bu aleni bir istismar. Kendi vücudu hakkında söz sahibi olamayacak yaştaki birinin vücuduna geri dönülemez bir müdahalede bulunmanın kabul edilebilir bir yanı yok. Kaldı ki mevcut bir sağlık sorunu yokken bunu yapmanın tek sebebi dini dayatma. Neden yapayım?
0
nawar
(27.08.22)
(7)

Evlenen kadının adının eşinin soyadı ile aynı olması problemi

candanag
Serbest çağrışım ile aklıma takılan bu konu hakkında bildiğim kadarıyla medeni kanun doğrudan bir açıklama yapmıyor? İçtihatlar ya da uygulama hakkında bilgisi olan var mıdır? Örnek olay: er kişi Ahmet Irmak ile kadın Irmak Demir'in evliliği durumunda kadının yeni ad soyadı ne olur? Kesin olması ger
Serbest çağrışım ile aklıma takılan bu konu hakkında bildiğim kadarıyla medeni kanun doğrudan bir açıklama yapmıyor? İçtihatlar ya da uygulama hakkında bilgisi olan var mıdır?
Örnek olay: er kişi Ahmet Irmak ile kadın Irmak Demir'in evliliği durumunda kadının yeni ad soyadı ne olur? Kesin olması gereken duruma dair olası devlet vs. İşleri nasıl çözüme kavuşturuluyor? Ya da hiç prb olmuyor mu? Veya doğrudan c şıkkı ile hiç değişiklik yapılmiyor mu?
a. Irmak Irmak
b. Irmak Demir Irmak
c. Irmak Demir

* Kadının çift isimli olup isimlerinden birinin erkeğin soyadı olması olasılıklarini ise yazmaya üşendim o da ayrı bir konu.
0
candanag
(26.08.22)
Neden sorun olacağını düşündüğünüzü anlamadım.

Kadın bir tercih belirtmezse "Irmak Irmak" olur.
Kadının tercihine göre "Irmak Demir Irmak" veya "Irmak Demir" de olabilir. (Irmak Demir olarak devam etmesi için mahkemeye gitmesi gerekiyormuş ama basit bir mahkeme sanırım)

İsim ve soyisminin aynı olmasının bu konuda bir etkisi yok. Her evlenen kadın için bu üç seçenek de mevcut.
0
michael_knight
(26.08.22)
adi soyadi ayni olan birden fazla insan taniyorum.
0
alperz
(26.08.22)
hepsi olabilir, kadının isteğine bağlı. ortada karmaşa yok ki.

kuzenimin adı yağmur, soyadı yağmur.

aynı soyadla birisiyle evlense yağmur yağmur yağmur bile olabilir:)
0
candide
(26.08.22)
Kadın soyadını değiştirmek zorunda diye biliyorum. Yani c şıkkı olamaz.

En azından yurtdışındaki evliliğini burada kayıta geçirirken arkadaşıma böyle demişler. Evlendiği ve eşinin vatandaşı olduğu ülkede eski soyadını kullanıyor ama burada iki soyadı kullanması gerekiyormuş. Yanlışsam düzeltin.
0
peki madem
(26.08.22)
Evlendiği sırada soyadını Irmak ya da Demir Irmak olarak seçebiliyor. Kocasından gelen Irmak soyadını düşürmek daha zor, dava açması gerekiyor diye biliyorum

Benim favorim; soyadı aynı olan iki kişinin evlenmesi ve kadının soyadını tutması. Daha sonra Irmak Irmak & Irmak avukatlık ofisi açmaları.
0
archmage mahmut
(26.08.22)
duran duran'a sormak lazım üstad.
0
guvenlik doktoru
(26.08.22)
Ad ve soyadın aynı olmasının önünde bir engel yok, çift soyadı kullanmanın önünde de bir engel yok.

Erkekler doğrudan kadının soyadını alamıyor ama evlendikten sonra mahkeme yoluyla soyadı değişikliği yaparak kadının soyadının alındığı örnekler de var.

Tercih sizin
0
akhenaten
(26.08.22)
(4)

şu laptop alınır mı?

arveles gibiyim
https://www.amazon.com.tr/Lenovo-IdeaPad-Bilgisayar-i7-11370H-82K100CMTX/dp/B09LMN9BVP/ref=sr_1_14?__mk_tr_TR=%C3%85M%C3%85%C5%BD%C3%95%C3%91&crid=1NWRPJW1Z7QW9&keywords=laptop&qid=1661497567&sprefix=laptop%2Caps%2C121&sr=8-14hem oyun hem de nette gezmek için..
www.amazon.com.tr


hem oyun hem de nette gezmek için..
0
arveles gibiyim
(26.08.22)
Alınır, ama şöyle.

GTX 1650 kartlar son demlerini yaşıyor, ama bunu hali hazırdaki oyunlar için düşünmeyin. Hele ki oyundan kastınız multiplayer fps oyunlarsa hiç sorun yaşamazsınız. Sadece red dead redemption 2 ve cyberpunk gibi oyunları ultra ayarlarda oynayamazsınız ama yine de sizi tatmin edecek kadar verim alırsınız. Gelecekte çıkacak ve popüler olacak orta segment oyunları da rahatlıkla oynayabilirsiniz ancak gelecekte çıkacak red dead redeption 2 ayarında ağır grafik yükü olan oyunlarda sorun yaşamaya başlarsınız. Kararınızı buna göre vermeniz iyi olur.

Günlük kullanım içinse fazla fazla yeterli, düşünmeye gerek yok.

Ayrıca ürünün pdfinde yazdığına göre ekranı da 120hz IPS panel. Bu fiyata göre gayet iyi bilgisayar.
0
akhenaten
(26.08.22)
Hocam ikinci el düşünürsen garantili acer nitro 5 var hatta alınık satılık kısmına da koydum. Uygun fiyata bırakırım. Özellikler neredeyse ayni.
0
praisebe
(26.08.22)
Ideapadlerin çok kötü plastik bir kasası var, benim laptop wifi sorunu vardı, iade etmiştim, o problemi çözmüşlerdir sanırım
0
mephistoo
(26.08.22)
Özelliklerine göre fiyatı çok iyi. Alınır
0
crimson man
(26.08.22)
(4)

Duyuruda psikolog/psikiyatrist var mı? Kısa bir soru…

Gradient_tabanlı_mor
Çok merak ediyorum herkes size olumsuz şeylerini anlatıp anlatıp gidince her gün eve mutsuz dönmemeyi nasıl başarıyorsunuz? Yoksa bir süre sonra alışıyor ve insanların size hıçkırarak ağlayıp anlattığı şeyleri dinlerken içinizden akşam ne yesem diye mi geçiriyorsunuz?
Çok merak ediyorum herkes size olumsuz şeylerini anlatıp anlatıp gidince her gün eve mutsuz dönmemeyi nasıl başarıyorsunuz? Yoksa bir süre sonra alışıyor ve insanların size hıçkırarak ağlayıp anlattığı şeyleri dinlerken içinizden akşam ne yesem diye mi geçiriyorsunuz?
0
Gradient_tabanlı_mor
(26.08.22)
Ben değilim ama bir dönem psikiyatrist bir flörtüm olmuştu, aynı soruyu ben de sordum.

İçinden ne geçirdiğini ben merak etmemiştim ama öyle çok da etkilenmeden kalamayabiliyorlarmış. Tabi bu bir travma seyesinde olmuyor. İstemsizce fazla empati kurabiliniyormuş özellikle benzer hikayeler varsa. Bu durumda genelde tedaviye devam etmenin uygun olmadığı bildirilip başka bir doktora yönlendiriliyor hasta.

Diğer taraftan çok fazla olumsuz davranış biçimiyle muhatap olunduğu için yer yer kendileri de başka psikiyatristlere uğruyorlar.

Tabi bu her gün, her an baskı altında oldukları anlamına da gelmiyor. Hastalara hasta gözüyle bakıldığı için onların içinde oldukları duruma daha teknik anlamda yaklaşılıyor, psikiyatrist sizinle dertleşen bir arkadaş değil, sizi dinleyip, durumunuzu saptayıp bu durumu ortadan kaldırmak ya da kontrol altına almak üzere belli başlı teknikleri uygulayan bir profesyonel.

Psikiyatristler meslekleri dolayısıyla bir şeylerle baş etmekte daha profesyonel ben aslında icra memurlarının ve avukatların olaylarla nasıl baş ettiklerini daha çok merak ediyorum.
0
akhenaten
(26.08.22)
profesyonellik. ya da alışmak olabilir. benim öyle bir yöntem yok. dünyada milyonlarca sorun var. hangi birine üzülelim.
0
mikahakkinen
(26.08.22)
Psikoloji eğitimi de almış fakat avukatlık yapan ve çoğu insanin bir psikologa dahi bahsetmekten kacinacagi seyleri dinleyen bir kimse olarak ben kısaca bu durumu özetleyeyim, karşımızdaki kişiyi dinlemiyoruz meseleyi çözüm odaklı dinliyoruz yani tamamen kişiden yerden ve mekandan bağımsız yalnızca sorunun esasına odaklanıyoruz. Böylece empatinin önüne geçiyoruz.
0
apocalipy
(26.08.22)
psikiyatrispor

yıllar önce oliver sacks'ın şimdi adını hatırlamadığım bir kitabını okumuştum. öğrenciyken, beyin cerrahlarının falan nasıl haldır huldur ameliyatlar yapıp, perişan hastalar görüp, sonrasında da öğle yemeğine nereye gideceklerini nasıl kayıtsızca konuşabildiklerini hayretle karşıladığını, sonrasında kendisinin de tıpkı o cerrahlar gibi olduğunu anlatıyordu. özetle, sorunuzun cevabı aslında basit: alışıyorsunuz.

ruh sağlığı çalışanı olmayan birinin duyunca etkilenebileceği bir öykü her gün onlarca defa karşınıza çıkınca, mecburen, duygularınızı pas geçip bilişleriniz içinde dolanıp çıkıyor. elbette ki bazı şeyler hissediyoruz ama, en azından bende, kalıcı bir his -genellikle- olmuyor. yaşadığımız hisler ayrıca tanı ve tedavide de çok önemli, ki buna karşı aktarım deniyor, hissettiğiniz şeyler büyük olasılıkla kişinin başkalarına da sıkça hissettirdiği şeyler çünkü. bunu fark edip, gerektiği yerde uygun ruhsal müdahale aracı olarak kullanıp, sıradaki öyküye geçiyoruz. ama bu hissedilen şeylerin tedaviyi objektif biçimde yürütmeyi engelleyebileceği düşünülürse, akhenaten'in dediği gibi, farklı bir ruh sağlığı çalışanına yönlendirmek uygun olur. bu durumlar çok sık olmamakla birlikte danışandan çok terapistin bizzat kendisiyle ilgili de olabilir.
0
gibicibicis
(26.08.22)
(11)

Babanın ölmesi ve acıya çok çabuk alışıp üzülmemek

yazdonumu
MerhabaToparlayıp nasıl soracağım bilmiyorum ama birilerine sormazsam rahatlayamayacağım.Maalesef pazartesi sabahı babamı kaybettim. İçim yandı, kabullenemedim. Çok ağladım. Babasını kaybetmiş arkadaşlarımı aradım. Onlar anlar beni dedim. Ağlaya ağlaya konuştum. Babamın kardeşleri geldi,komşularımız
Merhaba
Toparlayıp nasıl soracağım bilmiyorum ama birilerine sormazsam rahatlayamayacağım.
Maalesef pazartesi sabahı babamı kaybettim. İçim yandı, kabullenemedim. Çok ağladım. Babasını kaybetmiş arkadaşlarımı aradım. Onlar anlar beni dedim. Ağlaya ağlaya konuştum. Babamın kardeşleri geldi,komşularımız geldi sarıldık birbirimizi gördükçe ağladık. Yediğim yemek boğazıma dizildi. Ağlaya ağlaya yedim. Suçluluk hissettim. Salı günüydü cenazesi.o arabayla evin önüne gelince içimi söktüler sandım. Kardeşlerime sarıldım. Bir şey yapalım geri getirelim dedim. Gömmeyelim belki geri gelir dedim.bir şey yapamadık. Takıldık cenaze arabasının ardına mezarlığa gittik. Ölü görmekten korkarım ama babamdan korkmadım. Gittim öptüm alnını buz gibiydi. Elini öptüm buz gibiydi. Ağzıma sabunlu su kaçtı tiksindim sudan tükürdüm ama tadı geçmedi. Neden bilmiyorum elini oynatmaya çalıştım ama kefenden mi katılaştığından mı bilmem oynatamadım. Mezara gittik sonra. Kefenden tutup koyarlarken ardından saçının, sırtının belli olduğu bir silüet vardı.görünce kötü oldum. O hali gitmedi gözümden dün. Gömdüler. Vedalaşırken çöktüm başına. Toprağını sevdim. Bir avuç aldım toprağından. Döndük. Çok ağladım. Uyudum ama gece uyandım. Sabaha kadar ağladım. Gözlerim şişti artık ağlamaktan. Çok yalvardım geri gelsin diye.sabaha kadar ağladım. Sabaha karşı uyumuşum. Öğlen uyandım. Acım azalmıştı ağlamıyordum. Yediğim şeyin tadını alarak yediğimi farkettim. Kendime kızdım. Herkes hala acı duyarken ben acı duymadığım ve bu durumdan suçluluk hissetmediğim için kötü biriyim diye düşündüm. Ama kötü biri olmaktan da rahatsızlık duymadım.Sonra öğlen mezarına gittik. Su döktük. Dua ettik. Ağladık. Eve döndüm. Babasını kaybetmiş arkadaşlarımla konuşurken ilk iki günkü kadar olmasa da ağlayarak konuştum. Akrabalarla eskileri konuşup güldük. Durdum. Dedim evet kötü biriyim ben. Akşam yemek yerken ağlamadığımı farkettim. Üzülmüyorum gibi geldi. Kendimden utandım biraz. Bütün akşam dolandım durdum. Gece oldu yatağa girdim. Babamın fotolarına baktım. Ne acı ne sevgi hissettim bakarken. Onu düşünüp acımı yoklayayım dedim. Sanki 2 gündür içi kor olan ben ile şuan ki ben yer değiştirmiş gibiydi. Acının hafiflemesini anlarım da bitmesi saçma geldi. Ben ki acıklı film izlerken ağlarım tutamam kendimi. Birini kırsam dert ederim vicdan yaparım hep. Babam hastaydı zaten. Sağken ara ara aklıma düşer kalbim küp küp ata ata kapısına gidip kapıyı dinle nefes alıyor mu diye kontrol ederdim. Öyle melek gibi biriyim demiyorum ama duygusuz da değilimdir. 2 günde ben nasıl sildim böyle büyük acıyı? Kalbim yerinde duruyor mu diye kontrol edeyim dedim. Babamı düşündüm. 2 günlük o acıdan eser yok. Aklıma geldiğinde ağlayasım gelmiyor. Fotoğrafına bakıp bakıp öptüm ağladım 2 gün. Bugün bakıyorum ne acı ne sevgi. His yok gibi. Saatlerdir ben ne biçim insanım diye düşünüyorum. İnsan babasının acısını 2 günde atlatır mı diyorum. Dün "bir gün gelirde anmadığım gün olursa babam çocuklarım benim unuttu diye üzülür. Ben ya unutur da onu üzersem" diye düşünüp ağlıyordum. Dünün ardından bugün bu kadar kayıtsız olmak, umursamaz hissetmek beni şaşırttı. Düşündüm. Acaba ben babamı sandığım kadar sevmiyor muyum dedim. Yıllar önce kalp krizi geçirdiği ve hastalık süreci geldi aklıma. Günlerce ağlamıştım. Eve geldiğinde günlerce nefesini kontrol etmiştim,kalbini dinlemiştim.çünkü ölecek diye ödüm kopuyordu. Hayır seviyormuşum dedim. Önceki iki günü hatırladım. Acım gerçekti dedim. Peki ben bugün neden fotoğraflarına bakınca ne sevgi ne acı hissetmiyorum. Neden her şey normale dönsün diye deli gibi bekliyorum. Ne oldu bir anda duygularımı mı yitirdim. Kalpsizleştim mi? Yoksa zaten sevgisiz kötü biriydim de o mu kabak gibi ortaya çıktı. Düşünmekten uyuyamıyorum. Ben nasıl üzülmem ,nasıl içim acımaz diye düşünmekten alamıyorum kendimi.hatta fotoğrafına bakıp üzülmedim diye suçluluk bile hissetmiyorum. sevgi yada acı hissetmemekten dolayı suçluluk hissetmiyorum.son zamanlarda depresyonda olup kendimi kapadım herkese,kimseyle konuşmadım çıkmadım odamdan. Çok dert etmiş babacığım. Çok üzülmüş halime. 2 gündür çok kızdım kendime. Hem onu üzdüğüm hem de onun son zamanlarından onunla vakit geçirme şanşını yok yere harcadığım için kendimi çok kötü hissettim çok vicdan yaptım. Ama bugün şak diye kesildi acılar sevgiler vicdan azapları. Ama ben kalbimi söken acı geri gelsin istiyorum. Fotoğraflarını görünce ağlamak istiyorum. Limon kolanyası kokusu alınca babamı hatırlayıp gözüm dolsun istiyorum. Ben acımı geri istiyorum. Ben sevgimi geri istiyorum. Ben o çaresizliği geri istiyorum. Ben o vicdan azabını, yeterince üzülmedim diye hissetdiğim suçluluğu geri istiyorum. Haberini aldığımda gök çöktü üstüme. Enkaz altında kaldım. Göğsüme ağırlık bindi ben o ağırlığı geri istiyorum. O enkazın tozu kaçtı ciğerlerime. Ben o keskin nefesi geri istiyorum. Ben bu kadar kötü biri olamam. Ayrıca babam da böyle kötü bir evladı hak eden bir insan değildi. Yarın mezarına gidip orada kayıtsız kalmaktan, toprağına elimi sürdüğümde acı hissetmemekten korkuyorum. Ben ne yapayım şimdi. Düşünmekten kendimi alamıyorum. Ben ruhumu mu kaybettim iki günde. Merhametimi, sevgimi mi kaybettim. Anılardan konuşurken gülüp eğlenmesem duygularımı kaybettim diyeceğim neşeyi kaybetmemişim.belli ki bencilliği de kaybetmemişim. Ben içimdeki sevgiyi, acıyı, vicdanı nasıl kaybettim 2 günde. Eskiden aç kedi görsem içim acırdı. Bugün laf olsun diye attım önüne yemek kedinin. Yeğenimi hastanede ilk gördüğümde gözlerim doldu, aşı olurken canı yandı ağladı diye gözümden yaş geldi, bugün içim bile kaynamadı. Ne oldu artık ben değiştim,hem de 2 günde değiştim de sevgi,merhamet,acı,suçluluk gibi güzel duyguları kaybedip neşe,bencillik, umursamazlık gibi kötü duyguları mı sakladım kendime. Hayatım boyunca kimseye bir kötülüğüm ,bir yüküm olmadan yaşadım. Ne oldu da birden iyi bütünq yanlarımı yitirip kötü olanları bıraktım içimde. Düşünmekten uyuyayamıyorum
0
yazdonumu
(25.08.22)
başınız sağ olsun. yazıyı paragraflara bölerseniz okuması daha kolay olur.

geçen sene eşim (kadın) babasını kaybetti düğünümüzden 1 ay önce. o da benzer şeyleri yaşadı ben de ucundan köşesinden yaşadım ama ateş düştüğü yeri yakıyor tabii ki.

artık eskisi gibi üzülmemeye başladığında kötü hissettiğini, ağlamak istediğini söylüyordu. annesi hiç ağlayamadı kadıncağız mesela dondu kaldı adeta konuşamadı bile doğru düzgün. en kötüsü de bu yani hiç ağlayamamak. siz yine dolu dolu ağlamışsınız. içinizi dökmüşsünüz.

iyi ki unutuyoruz, iyi ki daha az hatırlıyoruz. tüm acılarımızı ilk anki haliyle hatırlasak asla yaşayamazdık. yaşadığınız süreç normal. çok klasik olacak ama zaman gerçekten her şeyin ilacı. babanızı hatırlatacak efkarlı şarkılar açın onun fotoğraflarına bakarken. belki ağlamanıza faydası olur.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(25.08.22)
tüm yazını okumadım ama sevgi acı suçluluk ve merhamet gibi güzel duyguları kaybedip kaybetmediğinizi yazmışsınız;
merhamet ve suçluluk duyguları sonradan öğrenilen hisler. iyi mi kötü mü olduğunu sen değil öğreticiler karar verdi. dönüp bunca zaman neden acıyorum ya da neden merhamet gösteriyorum diye sordun mu? bu sorular seni nereye götürdü? bence kendine bu soruları sor.
0
Frederick Co
(25.08.22)
Başınız sağolsun, öncelikle yaşadıklarınızın normal olduğunu bilin lütfen. Sizinle anlattığınız bu aynı şeyi yaşayan birçok insan var.

Zihnimiz her zaman, her koşulda kendisini korumaya meyilli. Bunu yapmak adına bazen anlam veremediğimiz davranışlar gösteriyoruz. Kendi bilincimiz, kendi iç sesimizle vücudumuzun tepkileri bazen birbirini tutmayabiliyor. Bunun sebebi babanızı sevmiyor olmanız değil, kötü bir insan olmanız değil. Babanızı sevip sevmemeniz onun için ne kadar ağladığınızla da ilgili değil.

Çok büyük bir acı yaşadınız, birçok şeyi sorguluyor olmanız çok doğal.

Lütfen bu yazdığınızı silmeyin, silecek olursanız bile bu yazıyı telefonuzun notlar bölümüne kopyalayın. Bundan bir yıl sonra tekrar açıp okuyun, ne kadar üzüntü içerisinde olduğunuzu daha iyi anlayacaksınız. Kendinize haksızlık etmeyin, sevginin ölçütü bu saydıklarınız değil.
0
akhenaten
(25.08.22)
öncelikle başınız sağolsun. acınızın hafiflemesi bir nimet. Bunun için suçluluk hissetmeniz değil şükretmeniz lazım. babanızı defnederkenki acınızı anlatmışsınız, günlerce, haftalarca, aylarca bu acıyı bu derecede yaşadığınızı bir düşünün. nasıl dayanabilir insan buna? hayatını nasıl devam ettirebilir? acınızın hafiflemesi çok doğal, önemli olan unutmamanız, hatırasını yaşatabilmeniz ve -inancınızı bilemiyorum tabi- günahlarının affı için bol bol dua etmeniz gerek bundan sonra. Allah mekanını cennet etsin, günahlarını affetsin, cennette sizleri komşu eylesin.
0
mustafakesekci
(25.08.22)
Başınız sağolsun. Kendinize çok yüklenmişsiniz. Hayat devam ediyor maalesef, hergün ilk günki acıyı hissederek hayatınıza nasıl devam edebilirsiniz ki? Babanız da hergün kahrolmanızı istemezdi. Hassas, duygusal bir insan olmasanız oturup böyle ince ince düşünmezdiniz bence. Kendinize fazla yüklenmeyin, sağlığınızdan olursunız. Mekanı cennet olsun rahmetlinin.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(25.08.22)
Mezarına gittik bugün. Ağlamadım. Üzüntü hissetmedim. Üzülmediğim için suçluluk hissetmedim. Üzülmediğim için utanmadım. Mezarına gidince geri gelir hisler sandım olmadı. Bari suçluluk hissetsem dedim. Hastayken yaşıyor mu diye nefesini kontrol etmişliğim olmasa sevmemişim diyecem. Eveli gün uyanınca ağlamamış olsam sevmemşim diyeceğim. Canım yeğenimi sabah görünce içimde sevgi hissetsem bimtek babama karşı kayıtsızım diyecem. eveli gece çok ağladım. Uyuyamadım ağlamaktan. Hala şişliği inmedi gözümün. Çok ağladım ondan ağlayamıyorum derim de kalpte acı yok, suçluluk yok,sevgi yok, hiçbir his yok dşye onu da diyemiyorum. Bilyorum bunun psikolojide var mı bir tanısı-tanımı. Geceden beri yas süreçlerini, ego savunma mekanizmalarını vs okuyorum. Yok hiç bir başlığa koyamıyorum dururumu. Bundan sonra hep böyle sevgisiz bir canavar mı olacağım. İnsan babasının ölümüne 3. Gün azıcık bile olsa acı hissetmezse, fotoğrafına bakınca içinde bir his belirmezse hala insan diyebilir miyiz ona. Acıyla baş etmek bu durumla baş etmekten kolaymış. Ne yapacağım bilemiyorum
0
🌸yazdonumu
(25.08.22)
kendinize bu kadar yuklenmeyin. o kadar buyuk acı duydunuz ki şimdi bunye kendini dinlenmeye aldı. iki gun sonra gene ilk gunku halinize donebilirsiniz. sonra gene hissiz sonra gene acıdan kavrulur hale gelirsiniz. bu boyle bir süreç. konusmak isterseniz bana yazabilirsiniz. sabır diliyorum.
0
suyin
(25.08.22)
kötü olmanın tanımı nedir sizde bilmiyorum ama o iş öyle değil. ölenle ölünmez denir ve bu böyledir. Gün gelir bir şey olur aklınıza gelir ağlarsınız, gün gelir bişi olur keşke burada olsaydı derdisiniz. acısı geçer ama anırlar geçmez. 5 sene oldu babam vefat edeli, bu gün ben bile kendime hayret ediyorum nasıl oldu da tüm cenaze işlerini hallettim, her şeyi ayarladım vs. diye. Babamla yapmayı sevdiğimiz şeyler vardı birisi balık tutmak diğeri de konserlere gitmek (rockcı metalci bi babam vardı) 5 senedir konserlere gidemiyorum, bu sene ilk defa kız arkadaşımla gogol konserine gittim, nerede ise ağlayacaktım zor tuttum kendimi. gün oluyor peder bundan anlardı diyorum, gün oluyor babamın arkadaşlarını görüyorum halimi hatırımı soruyorlar aklıma geliyor gözlerim doluyor. diğer günler de iş güç hayat mücadelesi ile geçiyor.

hayat böyle bir şey, acı içinde günlerce ağlayacaksın, yemeden içmeden kesileceksin romantizm'ine gerek yok, behyninin taa en ücra köşelerinde bunların bilgileri var zaten, hem ne olacak öyle olunca, haftalarca günlerce ağlayıp yataktan çıkmadıkça? giden gelecek mi? sadece kendine zarar vermekten başka ne olacaktı?

baban istermiydi senin her gün ağlayıp, yataktan çıkmamanı, yemeden içmeden kesilmeni açlıktan 15 kilo vermeni? sağlığını, zihnini bozmanı?

hadi istediğin gibi olsun, bütün gün ağlayıp dur, aç kal, tadın tuzun olmasın, canın sıkkın olsun, sonra aileden birinin başına bişi geldiğinde sana ihtiyaçları olduğunda işe yaramaz, kendine bile faydası olmayan biri olarak mı duracaksın karşılarında?

normal olan bu zaten, bir yerden sonra hayat devam ediyor, edicek, etmeli. bu seni kötü yapmaz, dirayetli yapar. dirayetli olmak önemlidir. zor zamanlarda dirayetli olmayacaksın da ne zaman olacaksın? eğlenirken mi?

dirayetini koru.
0
selam
(25.08.22)
Başınız sağolsun. Benzeri bir durumu da ben annemi kaybedince yaşadım. Geçen yılın başlarında öldü annem. Uzun süredir yatalaktı, hafiften demans da başlamıştı. Bu yüzden "eh bari kurtulmuş olur" moduna çoktan geçmiştik. Yıllar önce annemin anneannemle yaşadığını daha kısa süre ben yaşamıştım, anneannemden de antrenmanlıydık, o yüzden bu hissi biliyordum. Lakin ne yalan söyleyeyim daha alışkın olacağımı düşünürken beklediğimden çok daha fazla ağladım-sizin kadar olmasa da. Neyse hayat yavaş yavaş geldi yerine. Annem rahmetli biraz fazla evhamlı, yaşımız 40'ı geçmesine rağmen hayatımıza karışan biriydi. Bu yüzden sonrasında bu yüzden bir rahatlık bile hissettim. Ve tahmin edin...evet bu rahatlıktan rahatsız oldum. Hayırsız bir evlatmışım gibi geldi. Hayatım normale bir parça dönmüş gibi ama kardeşim benim annemden fazla fazla bahsettiğimi fark ettiğini söyledi. Dışarıdan değilse de bilinç altımdan devam ediyormuş demek. Bu aralar teyzem ağır hasta, yakında haberini alacakmışız gibi geliyor. O yüzden ister istemez o zamanki tecrübemi hatırlamaya başlıyorum, özellikle teyzemin son verdiği kilolar sonrası kısa saçlı ve gözlüksüz halinin direkt annemi andırmasından beri. Elbette ki hayatımız devam ediyor. Bazen olması gerektiğini düşündüğümüzden farklı düşünebiliyoruz, lakin bu bizim suçumuz değil. Elbette ki ömrümüzün sonuna kadar acımızı aynı yoğunlukta yaşamayacağız. Doğal bir şey, hiç üzülmeye, suçluluk hissetmeye gerek yok. Dışarıdan söylemesi kolay ama kendim de benzeri duyguları yaşadığım için belki biraz daha uygun geliyor bana bunları söylemek.
0
d max
(25.08.22)
Başınız sağolsun. Normal bu duygu değişimleri.
0
komando kani var bende
(25.08.22)
Normalde tek tek cevap yazardım herkese ama şuan buna halim yok hiç. Kısaca herkese teşekkür ederim
0
🌸yazdonumu
(31.08.22)
(10)

Garsona rezil olmuş muyumdur?

signore
Dün iș çıkışı bir şeyler yiyip içelim dedik kız arkadaşımla. Ortak bir şeyler aldık ortada 2 tabak olarak fast food yemekler, 2 tabak da önümüzde boş, oradan alıp yiyoruz, yanında da bira içiyoruz bar tarzı bir yer ama genelde yemek de yeniyor yani.Kız arkadaşım erken bıraktı ben tek başıma devam ed
Dün iș çıkışı bir şeyler yiyip içelim dedik kız arkadaşımla. Ortak bir şeyler aldık ortada 2 tabak olarak fast food yemekler, 2 tabak da önümüzde boş, oradan alıp yiyoruz, yanında da bira içiyoruz bar tarzı bir yer ama genelde yemek de yeniyor yani.

Kız arkadaşım erken bıraktı ben tek başıma devam ediyorum. Çok az yemek kalmışken telefonum çaldı bir arkadaş aradı lafa tuttu yiyemedim. Ortadaki tabakların birinde 2 tane kajun, diğerindeyse 2 tane parmak patates kalmış. O zaman sayıları bilmiyorum. 10 dk falan telefonla konuştuğum için kaldı onlar ama yiyeceğim yani kapatınca. Neyse garson geldi baktım hamle yaptı, devam ediyorum dedim ama sadece patates tabağına hamle yapmış adam. Kajunlar büyüktü ama patatesler klasik 2 parmak patates kalmış. Ben de bi yandan telefonla konuşmanın gerginliği vs. devam ediyorum falan dedim sonra baktım 2 tane kalkış elimle alıp patatesleri kajunların yanına attım. Telefonu kapatınca da gömdüm bunları.

Şimdi benim asıl derdim kajunlardı. Adam hamle yapınca tüm tabakları alacak sandım. Patateslerin de 2 tane olduğunu bilmiyordum. Temel olarak kajunları ve 2'den fazla olduğunu düşündüğüm patatesleri korumak için düştüğüm durum: 2 patates için "devam ediyorum" demek. Rezil oldum hissine kapıldım da yaptığım yanlış bir şey mi? Tabak tamamen boş olmadığı sürece sormadan alması yanlış değil mi?
0
signore
(24.08.22)
yok agacım, oyna devam.
0
teritori
(24.08.22)
Rezil olmak ve karışıklık yaşamak çok farklı şeyler. Rezil olmamışsınız, ufak bir karışıklık olmuş. 1dk sonra garsonun sizle ilgili hiçbir şeyi hatırladığını sanmıyorum. Rezillik için çıta çook daha yüksekte. Düşünmeyin bu kadar.
0
akhenaten
(24.08.22)
bunun tanımı Allah başka dert vermesin rezil olması

10 dk tel konuşurken arkadaşın ne yapıyodu bence bu daha önemli bir nokta
0
bir soru sorcam
(24.08.22)
Rezil olunacak bir durum yok da 10 dakika boyunca konuştuğunuz için garson bıraktığınızı düşünmüş olabilir.
Ben telefon meselesine takıldım. Çok önemli bir konuysa tamam ancak sıradan bir sohbetse yedikten sonra da tekrar konuşulabilirdi.
Garson napsın, o da hızlı çalışmak zorunda.
0
pro9it9is9
(24.08.22)
Yaptığın hareketler Kimsenin zannettiğin kadar umrunda değil emin ol
0
mevsimler
(24.08.22)
boş boş oturup, kalabalık içinde masayı lüzumsuzca işgal etmediğiniz sürece, istediğiniz kadar telefonda konuşup önünüzdeki yemeği istediğiniz kadar uzun sürede yiyebilirsiniz.

vücut dilinizden bitirdiğinizi sanmış sadece.
normalde zaten içinde bir parça bile yiyecek olan bir tabağı alırken sorması ya da kaş gözle iletişim kurması gerekir.
kalabalık bir günse hemen alması gerektiğini düşünmüş olabilir.

burada mesele garsonun mutfağa tabak yetiştirmesinden ziyade, müşterinin önünde bitmiş yemeğin tabağını tutmamak gerekmesiyle ilgili.

sorun yok yani, rahat olun.
0
blatta hiberna
(24.08.22)
bunu bu kadar kafaya takıyorsan yolun açık olsun.
0
mikahakkinen
(24.08.22)
Abi bu kafaya takılır mı ya salla gitsin
0
uvcray
(24.08.22)
garsonun tavrından çok bu olayı senin neden bu kadar önemsediğin-gündelik hayatında da başka insanların sana karşı bakışını, düşüncelerine bu kadar önem verip vermediğini araştırmalısın.
0
orpheus
(24.08.22)
orpheus +1 garsonun düşüncesinin hiçbir önemi yok ama bu paylaştığınız olay sizin bakış açınızla alakalı bize ipucu veriyor.
0
montreal
(25.08.22)
(16)

Hangi erkek ismi?

Unde bach canim
Erkek bebek için alttaki isimlerden hangisi ya da hangileri sizce? Eleyerek bu kadara indirdik. En azından söylenmeyenleri de eleriz. Biraz da karizmatik olsun tabii.ArdaErenMeteMelihKağanDoğukanEmreTeomanUrazGüneyGöktuğGökhanBarlasBonus editi:EfeEgeSarpHakanEmir
Erkek bebek için alttaki isimlerden hangisi ya da hangileri sizce? Eleyerek bu kadara indirdik. En azından söylenmeyenleri de eleriz. Biraz da karizmatik olsun tabii.

Arda
Eren
Mete
Melih
Kağan
Doğukan
Emre
Teoman
Uraz
Güney
Göktuğ
Gökhan
Barlas

Bonus editi:
Efe
Ege
Sarp
Hakan
Emir
0
Unde bach canim
(23.08.22)
aralarında en güzeli göktuğ ama karakterler açısından ö ve ğ harfleri sebebi ile ileride sıkıntı yaşar.

ben teoman'ı seçerdim.
0
teritori
(23.08.22)
Uyum için soyadını bilmek lazım. Böyle olmaz. Burada sadece Arda iyi.
0
dissendium
(23.08.22)
Arda ve Mete
0
fotrsapka
(23.08.22)
Arda, göktuğ ve gökhan güzel bence.

İsimlerin yabancı dillerdeki kullanımı konusunu düşünüyorsanız ben kendi adıma orijinal görünmeyi seviyorum. Zaten günümüzde aranan şey de bu. Benim hoşuma gidiyor.

Bence öyle bir zorluğu da yok, insanlar nasıl telaffuz ediliyor diye soruyor bir muhabbet oluşuyor ya da telaffuz edemiyorlar yine eğlenceli oluyor. Nasıl derler, cool bir şey :) Çok ırgalayan bir durum yok. Resmi işlemler de öyle ya da böyle halloluyor.
0
akhenaten
(23.08.22)
Bir sonraki nesil tamamen sınırları aşmış olacak.
Ve maalesef desek de İngilizce tüm Dünyada geçerli tek dil.
Öncelikle Türkçe karakter bulunan isimleri eleyin.
Sonra bir İngiliz bulup isimleri telaffuz ettirin. Komik sesler çıkıyor mu diye bakın.
İsimleri Translatede tüm dillerde aratın. Herhangi bir dilde, Eşek, manyak, salak vb bir anlama gelebilme ihtimalini ve herhangi bir dilde kadın adı olma ihtimalini eleyin.
0
Mirket
(23.08.22)
Arda,emre.
0
brnbrs
(23.08.22)
Emre
0
portland maine
(23.08.22)
Ilerde yurtdisi ihtimalini dusunmek lazim +1

Eren
0
cooperr
(23.08.22)
Bence direkt alfred falan koyun. Malum kendimizi Batılılara şirin göstermek ve yamamak zorundayız. Hiç ay İngilizcesi nasıl okunur diye takla atmaya gerek yok. Dümdüz alfred
0
mevsimler
(23.08.22)
Mete güzel
0
curious mind
(23.08.22)
ege mete sarp
0
ala09
(23.08.22)
Ege
Eren
Kaan (g’siz)
Güney
0
mor oje
(23.08.22)
Ay elin Hintlisi Japonu vs yurtdışına gidiyor da abuk subuk isimlerle yaşayabiliyorsa burada yazan isimler de yurtdışı için gayet kullanılabilir isimlerdir. Çocuğa güneş ismini koyduk. Daha doğmadan iki Amerikalı ile tanıştı ve gayet normal karşılandı ismi.

Bu listede Kağan ismi Türkiye’de de karıştırılabileceği için elenmeli bence.

Onun dışında uraz bana kötü bir isim gibi geliyor.

Teoman fazla Teoman. Nasıl tarif etsem bilemedim ama eledim.

Ben kısa isimler severim. O yüzden bu listede Efe iyi bir seçenek gibi duruyor.

Hayırlı olsun şimdiden
0
elorelia
(23.08.22)
emre
0
benibulmanlazim
(23.08.22)
Öğretmenim. Sonu -tuğ ile bitip de yaramaz olmayan bir öğrencim olmadı. Ben isimlerin ağırlığına da inanırım bu arada.

Kendi tecrübelerime dayanarak selim, can, kerem isimlerini önerebilirim.
0
duma duma dum
(23.08.22)
barlas koymayında ne koyuyorsanız koyun. barlası görünce midem bulandı malum kişi yüzünden.
0
nuisance
(23.08.22)
(16)

Küçük şehir fobisi

hadi ya la
Sizde de var mı bu?Bazen haritayı açıp özellikle Türkiye'deki küçük şehirlere, ilçelere bakıyorum. Street view ile sokaklarını geziyorum, dükkanlara, okullara, yollara bakıyorum ve tüylerim diken diken oluyor. Özellikle Türkiye ama, Portekiz'in köyüne baktığımda bu olmuyor. Çok ilginç, sanki küçüklü
Sizde de var mı bu?

Bazen haritayı açıp özellikle Türkiye'deki küçük şehirlere, ilçelere bakıyorum. Street view ile sokaklarını geziyorum, dükkanlara, okullara, yollara bakıyorum ve tüylerim diken diken oluyor. Özellikle Türkiye ama, Portekiz'in köyüne baktığımda bu olmuyor. Çok ilginç, sanki küçüklüğümde bin kez Bir Zamanlar Anadolu'da izlemiş gibiyim.

edit: Uçakta bilmediğim yerlerin üstünden geçerken de çok ürperiyorum. Öğretmen olarak atanan arkadaşlarımı ziyarete gittiğimde aşırı kötü hissediyorum, ki evden pek çıkan bir insan değilim. Yaşadığım yerde ağaçlar, kafeler, sıcak tonlu sokak lambaları, düzgün yollar ve kurallara uyan insanlar olacak. Başka yerde yaşama fikri bile ölümcül geliyor.
0
hadi ya la
(23.08.22)
Haritadan falan açıp bakıp hayallere dalmıyorum ama arada düşündükçe benim de aklıma geliyor ve hayalini kurunca kısa süreli bir kabus görmüş gibi hissediyorum. Bence insanımızı ve neyle karşılaşacağımızı bildiğimiz için öyle hissediyoruz. Ek olarak Karadeniz'i saymazsak dümdüz ülke, yaşama ihtimalimiz olabilecek birçok yerde yaşamaktan keyif aldıracak doğal güzelliklerle de karşılaşmayacağımızı da biliyoruz. Bu yüzden bana da korkutucu geliyor. Tabi hepsinden büyük asıl etken büyük şehre alışmış olma durumu.
0
gallienus
(23.08.22)
bende o yok da. kuzey kore fobisi var. youtube'dan acip sehrin devasa genislikteki mimarisine, sikiciligina, enerjisizligine, yasaklarina, devlet baskisina bakip acaba burada yasamak nasil bisey diye periyodik olarak izliyorum. ulkenin kocaman alani var ama heryeri bombos birakip yanyana genis, yuksek binalari sikistirmislar.


mesela su ablanin her gun yataktan kalkma motivasyonunu cok merak ediyorum
www.youtube.com

yada su sokaklarda hergun bombos gezdigimi hayal ediyorum.
www.youtube.com
0
buenosdias
(23.08.22)
Bu fobim yüzünden kpss’de hiç tercih vermemiştim. Şehirlerarası yolculuk yaparken veya tatildeyken gördüğüm okullara alıcı gözle bakıp ürperirim mesela. Çok az şeyden bu kadar rahatsızlık duyarım.
0
ruhen hastayim ben
(23.08.22)
acip bakmam ama boyle bir fobi var. yurt disinda da gecerli
0
ala09
(23.08.22)
ben her zaman derim, türkiye'nin şehirleri çok çirkin. doğal güzellikleri olmasa bu ülke bir şeye benzemez. bütün şehirler birbirinin kopyası sanki. mimari berbat.
0
nothing in my way
(23.08.22)
soyle aciklamak da istiyorum tamamen alismamakla ilgili. butun birikim ve cevremizi buyuksehirde yasamisiz ve kucuk sehirde tamamen yabanciyiz ne kulturune ne iliskimiz var. belki esim dostum yakin cevrede yerlessek bi nebze ama bu sefer de koy mantiginda dedikoduya cok mahal veriyormusum gibi olur. buyuksehirde o insanin kuculmesi ve gozden kacmasina iyi alismisim her boku yerim kimsenin haberi olmaz zaten millet kendine zaman ayiramiyor.

luks ve imkanlar sinirsiz kucuk sehir(hani bodruma yerlesmek mantiginda dhsjsj) olursa olur. ben hayatimi 7/24 acik her yer mantiginda gutmusum yokluk, erisememek vs kotu bir his veriyor
0
ala09
(23.08.22)
Evet var. Çine diye bir yer var mesela. Tatil mekanlarına yakın ama içinden bir geçip görsen, insanlar burada nasıl yaşıyor dersin. Ki, Anadolu kırsalında çok daha fenası vardır.
0
gabe h coud
(23.08.22)
yurt dişi kismi var bende de çogunlukla. Kenar mahalle ya da bilinmeyen şehirde de az da olsa var.
0
sparkle kiddle
(23.08.22)
Bende yok. İlk defa duydum.

Edit: @plutongezegendegilmi+1 büyük şehir korkusu çok çok baskın. İstanbul'da kendimi aşırı tedirgin ve rahatsız hissediyorum ve asla orda yaşamak istemiyorum. Bu durum tüm kalabalık gürültülü şehirler için geçerli.
0
Amaranta ursula
(23.08.22)
açılın ben köy öğretmeniyim ilk atamam doğunun bir ilçesinin mezrasına çıktı. Bak mezra diyorum köyden de küçük. Gittiğim yeri görseydiniz ruh hastalıkları hastanesine kapatılırdınız. Her neyse oradaki maceralarımı anlatmayayım.
İyi yanları insanlar bir ihtiyacın olduğunda yardım eder, asayiş olayları pek olmaz, fazla yorucu ve stresli değildir yaşamak, trafik falan sıkıntılı değildir.
Kötü yanları ise dedikodu, hayatındaki her şeyin izlenmesi, hastanelere ulaşım zorluğu

ala09 +1
0
komando kani var bende
(23.08.22)
Yok.

Hatta büyük şehir fobisi var, millet trafikte metroda üst üste gidiyor, pislik içinde yaşıyor, nasıl rahatsız olmuyorlar anlamıyorum. Ben hafif şehir dışında, bahçeli büyük bi evde yaşıyorum, ama merkezde kümes gibi bi rezidansta falan kalmak zorunda olsam kafayı yerdim.

Ara ara babamın köye gidip kalıyorum, bi sıkıntısını görmedim. İnsanlar daha mutlu, kafeye gitmek yerine evlerinin çiçek dolu bahçesinde toplanıp muhabbet ediyorlar, içiyorlar falan.

Gerçi, Doğu Avrupa ülkelerini gezerken köylerde tedirgin olmuştum. Sokak lambası altına toplanmış Adidas eşofmanlı kekolar pek güven verici bir manzara değil :)
0
plutongezegendegilmi
(23.08.22)
yaşım (49) itibari ile küçük yerde yaşama heveslisiyim ama gençken bana da çok soğuk gelirdi
diğer yandan içiniz açılsın istiyorsanız street view ile hollanda'da herhangi bir yere bakın yeterli.
0
lazpalle
(23.08.22)
Büyük şehirlerin küçük şehirden daha kötü yerleri var. İstanbul'da esenler'e, sultanbeyli'ye, esenyurt'a düştün mü daha da kötü. Atanan memurlar buralara atanıyor. Buralarda da iyi bölgelerde yaşama şansları yok.

Artık anadolu eskisi gibi değil. Yobaz bölgeler dışında gayet iyi yerler var. Genelde site içinde yaşıyorlar kamu çalışanları.
0
OrangeYellow
(23.08.22)
kesinlikle katılıyorum. o sıkışmışlık hissi çok bunaltıcı. askerliğimi erzincanda yaptıktan sonra kesinlikle küçük şehirde durmak bile istemiyorum. egede büyük bir ilçedeyim ancak burası bile beni bunaltıyor.
0
mikahakkinen
(23.08.22)
Bende zevksizlik ve küçük şehir zihniyeti fobisi var.

İçerisindeki insanlar makul ve şehir de bakımlı olduğu müddetçe sevebilirim bile ama biliyorum ki küçük şehir insanları en ufak şeyde size düşman olacak kadar muhafazakar ve dedikoducu, tek eğlence anlayışları akrabalar arası toplanmak yeri geldiğinde de düğün yapmaktan ibaret ve tutumlu ya da mütevazi olmayı zevksiz olmakla eş gören insanlar. Bu da beni bunaltıyor. Küçük şehirlerden gelen parlak insanların başarı hikayelerini dinlediğinizde bile içinde her zaman "kendimi buradan çıkarmalıyım" teması var.

Böyle deyince hep ne yapsın şartlar kötü, yokluk, açlık, hayat zor muhabbeti geçiyor ama olayın bence bunla hiç alakası yok. Çünkü herhangi birisi bir şey yapmaya kalktığında da birlik olup canından bezdiriyorlar onu. Neticede küçük şehir sevmiyorum evet. Aynı kitle büyük şehirlerde de var, ancak büyük şehirde her şey var. Şehir içinde şehir var. Küçük şehirde bu olamıyor.

Küçük şehirin ünlü bir şeyi varsa giderim, gezerim; peynir, tarhana şu bu neyi varsa alırım biter. Zaten ne onlar beni ister ne ben onları. Sevmeye çok müsaade eden bir ortam oluşmuyor zaten. İşin garibi buraların yerlisi olup da buraları kalben seven de çok az insan var. Alışverişte nerede bir güleryüzlü insan görüp iki laf etsem "hayatımız burada akıp gidiyor, ne yapacaksın işte" diye satır arasında boşvermiş bir tonda dert yanıyor.
0
akhenaten
(23.08.22)
Kucuk sehir demeyelim de issiz sehir fobisi var evet. Depresyona giriyorum. Seyahatlerimde ilk kriterim gidilen sehrin canli, civil civil olmasidir.

"Özellikle Türkiye ama, Portekiz'in köyüne baktığımda bu olmuyor." demissiniz o garibime gitti Portekiz'in, Norvec'in, Letonya'nin koyune gidin bakalim kafayi yersiniz, dil yok, yabancisin, gocmensin, herkes kendi halinde, 100 yil yasasan entegre olamazsin, olimpiyat madalyasi kazandirsan bile aralarina almazlar zaten seni.
0
neck_and_neck
(23.08.22)
(8)

Istanbul, Turiste wow dedirtecek aktivite

Ley
Arkadaşlar, bir arkadaşım annesi ile birlikte İstanbul’a gelecek benden bu tavsiyeyi istedi. Kapadokya olsa balon wow dedirecek aktivite ama İstanbul’da aklıma birşey gelmedi.Ne önerebilirim?
Arkadaşlar, bir arkadaşım annesi ile birlikte İstanbul’a gelecek benden bu tavsiyeyi istedi. Kapadokya olsa balon wow dedirecek aktivite ama İstanbul’da aklıma birşey gelmedi.
Ne önerebilirim?
0
Ley
(23.08.22)
Boğazda tekne turu.
0
Bruce
(23.08.22)
esenyurt'u gezdir.
şaka bir yana öyle wow dedirtecek bir aktivite zor istanbul'da. tarihi yerleri gezmek olabilir ilgisi varsa. dolmabahçe, yerebatan, topkapı vs.
0
lazpalle
(23.08.22)
benim aklima da ilk Tarlabasi gelmisti dürüst olmak gerekirse
0
🌸Ley
(23.08.22)
İstanbul'u diğer şehirlerden ayıran tek şey tarihi ve arkeolojik zenginliği aslında.

Şehir turizmi için kötü değil, ancak new york'la falan rekabet edemez, haliyle wow demek de zor.

O açıdan wow dedirtecek bir aktivite yok bence, ama wow dedirtecek bir gün ayarlanabilir. Örneğin sabah güzel bir restoranda bir kahvaltıyla başlanıp sonra sabah vakitlerinde sultanahmete geçilip sırayla arkeoloji müzesi, topkapı sarayı, aya irini, sultanahmet camisi ve ayasofya görülüp (hepsi bir arada sayılır zaten) daha sonra tramvayla kabataşa geçilip oradan beşiktaşa yürüdükten sonra bebek taraflarında yine güzel bir restoranda yemek yenilip akşamına bir cluba gidilip kafa dağıtılabilir.

Bence iyi ve dolu bir gün. Ertesi gün de turistik alışverişlerini yaparlar.
0
akhenaten
(23.08.22)
Ya istanbul çok kötülenmiş, kesinlikle bunu hak etmiyor derim.
Wow dedirtmeye vapurda simit atılması bile yeter.

İlgi alanlarına göre daha çok şey söylenir ama en geneli boğazın suyunu çıkarmak.

- Rehberli bir tekne turu.
- Bütçeye göre boğazda bi restoranda akşam yemeği.
- Tarihi yarımada zaten sabah girip akşam çıksan yetmez. Ayasofyası, topkapısı, arkeoloji müzeleri, türk islam eserleri müzesi, yerebatan sarnıcı vs bitmez.
- güzel bir günde galata kulesi manzarası.
0
patronaj1
(23.08.22)
eger luks duskunu iseler: galataport
eger otantik bisey istiyorlarsa: eyup sultan(camii, meydan, muhafazakar kitle, osmanli tarihi vs..)
0
buenosdias
(23.08.22)
Şerefiye sarnıcı mapping gösterisi
0
mutlu yillar sana
(23.08.22)
bogazda tekne turu +1
0
cooperr
(23.08.22)
(8)

Bu ayakkabı pembe mi turuncu mu?

ırene adler
İyi aksamlar, bir sneaker bakıyorum kendime düz. Asagıdakı ayakkabıyı buldum ama pembe diyor sitede.Ben bariz turuncu olarak goruyorum. Sız nasıl görüyorsunuz? İnternette bir elbise vardı bı ara, herkes farklı renk görüyordu.https://tr.tommy.com/essential-nautical-sneaker-p_189162Bu tarz sneakerları
İyi aksamlar, bir sneaker bakıyorum kendime düz. Asagıdakı ayakkabıyı buldum ama pembe diyor sitede.

Ben bariz turuncu olarak goruyorum. Sız nasıl görüyorsunuz? İnternette bir elbise vardı bı ara, herkes farklı renk görüyordu.

tr.tommy.com


Bu tarz sneakerları hangi markalardan bulabilirm baska?
0
ırene adler
(22.08.22)
bence pembe
0
paintov
(23.08.22)
Turuncu olarak görüyorum.

Küçük bir hatırlatma yapayım, ürün %100 pes iplikten üretilmiş. Bundan dolayı sulu ortam ayakkabısı olarak kullanılır. (Yat/Tekne/Havuz başı vs.) %100 polyester iplik olduğu için normal giyimde ayakları aşırı terletir.
0
krtkartal
(23.08.22)
net turuncu
0
cooperr
(23.08.22)
turuncu +1
0
since1907
(23.08.22)
turuncu. soruyu gorunce mercan rengi falandir diye dusundum ama bu bariz.
0
hot potato
(23.08.22)
O pembeyse bu kırmızı heralde

tr.tommy.com
0
akhenaten
(23.08.22)
Turuncu +1
0
solo
(23.08.22)
Turuncu +1
0
kuzey li
(23.08.22)
(15)

aldatma ile ilgili

jepa
6 ay önce ayrıldığım kız arkadaşım vardı. uzun süredir birlikteydik evlenme aşamasına gelmiştik. maddi sorunlar ve bazı konulardaki farklı düşüncelerimizden dolayı ayrıldık ama irtibatı kesemedik. çok uzun süren birliktelikten sonra kolay kolay unutulmuyor. ara sıra buluştuk, telefonda nasıl olduğun
6 ay önce ayrıldığım kız arkadaşım vardı. uzun süredir birlikteydik evlenme aşamasına gelmiştik. maddi sorunlar ve bazı konulardaki farklı düşüncelerimizden dolayı ayrıldık ama irtibatı kesemedik. çok uzun süren birliktelikten sonra kolay kolay unutulmuyor. ara sıra buluştuk, telefonda nasıl olduğunu sorduk birbirimize vs.. sonra birbirimizi üzmemek adına bunları da kestik.

bu ay beni aradı ve ağlayarak başkasıyla beraber olduğunu söyledi. hala sana karşı sorumluluk hissediyorum çok kötüyüm, onunla beraberken bile senin fotoğraflarına bakıyordum, ilişki yaşarken karşımdakinin sen olduğunu gördüm ağlayarak ordan çıktım, dedi.

ikimiz de hala birbirimizi seviyoruz..bunu biliyorum. onun iyiliği için beni unutması açısından uzak durmaya çalıştım ama pek beceremedim. gerekirse ailesinin tanıştırdığı birileriyle buluşmasını çünkü aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı çok hakettiğini söylemiştim. bunu içten gelerek söylemedim o da biliyor ama beni unutması gerektiğini düşünmüştüm. şimdi 6 aylık bir ayrılık sonrası yeniden başlama girişimlerimiz var ama bu tek gecelik ilişki her zaman aklıma geliyor.

sizden yorum almak istedim. bunu ona hissettirmeye hakkım var mı? birlikteyken ya da evliyken daha farklı düşünülür elbette. benden ayrıyken ama tam olarak da ayrılamamışken yaptığı aldatmaya girer mi? kafamda dönüp dolaşıyor bu düşünce...
0
jepa
(22.08.22)
Bence sen o kızı bırak
0
mevsimler
(22.08.22)
Sorumluluk hissediyorsa neden başkasıyla ilişki yaşamış. Maalesef umut veren bir durum yok. Başkası işin içine girmeseydi barış derdim ama şu anca bence barışma.
0
dissendium
(22.08.22)
Yok artık daha neler.
0
ruhen hastayim ben
(22.08.22)
Ayrılmışsınız. Tam olarak ayrılamamak diye bir şey yok. Başkalarıyla birlikte ol, aile kur, 35 yaşına geldiğinde kimseyi bulamazsan evleniriz bile demişsiniz. Kızın sana karşı hiç bir bağlılık sözü yokken başkasıyla birlikte olduğunda seni düşünmüş ve şimdi tekrar başlamayı düşünüyorsunuz. Ve sen beni aldattı mı diyorsun öyle mi? Üzüldüm kızcağıza.
0
gabe h coud
(22.08.22)
Bunun aldatma ile yakından uzaktan alakası yok. Bunu ' aldatmış' gibi hissettirmeye hakkınız yok.
0
GoodMorningTeacher
(22.08.22)
kim kimi aldatmis biri aciklasin lutfen. bi aldatilma varsa kadin kisisi karsisina cikan kisiyi kandirmis sayilir. ama siz birlikte olmamak icin turlu bahaneleri gecerli goruyorsunuz. toksik denebilir. sevdiginizi soyluyorsaniz buna deger vermeye odaklanin ya da hazir ayrilmisken tekrar iletisimi kesin
0
ala09
(22.08.22)
sevişirken sizin yüzünüz gözünün önüne gelmiş peki sevişme aşamasına gelinceye kadar hangi yüz ile haşır neşir olmuş?
otuzluk teyzeler gibi yorum yapmıyorum, gerçekten o aşamaya kadar hangi yüzü görüyormuş, merak ettim. Tüm benliğimle bütün insanlıktan nefret ediyorum.
Affedin ya da affetmeyin, şu kararı verin bu kararı verin diyemem fakat eğer ki bir araya gelecekseniz tekrar, bu konuyu tamamen sindirmiş, üzerini kapatmış olun. sindiremezseniz tam anlamıyla, hem size hem karşınızdakine ızdırap olur geçirdiğiniz süre.
0
sparkle kiddle
(22.08.22)
Bu konu içinizi gıcıkladığı sürece “evet seninleyim aşkım” demeyin.
Otu b.ku bahane edip gerilirsiniz, bilinçaltınıza yerleşir bu mesele ve asla tam huzurlu bi ilişki yaşayamazsınız.
Ya da tek başınıza terapi alın, aşıp aşamayacağınızı zamanla görün ve ilişkiye devam edip etmeme konusunda öyle karar verin.
0
megalomaniac
(22.08.22)
Valla teknik olarak aldatmaya girmez ama arada hala bir şeyler kalmış ve konuşmayı siz sürdürüyorken onun başka biriyle birlikte olması her ne kadar kabul edilebilse de sizi kendimin yerine koydum, bana da aldatılmışım gibi gelebilirdi.

Ki ben cidden bu şekilde aldatılıp o gecenin tüm detaylarına kadar biliyor olaraktan bir türlü gözümün önünden gitmedi. Aradan 1 sene geçti tekrar dener gibi olduk ama yok gitmedi, saygım falan da kalmamış. Valla bir şey olmadı hep seni düşündüm gibi şeyler iyice sıvıyor durumu bence. Birlikte olduğu kişi ile işler yolunda gitseydi geri döneceklerini de sanmıyorum.

Yani sizi rahatsız etmiyor olsaydı, ne var canım ayrıyken ben de birlikte oldum çok normal.. deseydiniz zaten bu soruyu sormaz, rahatsızlık hissetmezdiniz. Ama sorduğunuza göre o hep akla gelecek. Başka ilişkilere yelken açmak daha sağlıklı.

Bu arada görüştüğüm kişlerin öncesi beni hiç bir zaman rahatsız etmedi. Ancak nedense sevgiliyken veya tam ayrılamamışken yaşanan şeyler. Veya veya ayrılınıp böyle konuşma düzeyinde kalan durumlar, yani tam kopamamışlıklarda olan şeyler bence biraz rahatsız edici. Kadınlar evrimsel olarak bunu biraz daha kolay kabul edebiliyorlar ama nedense erkek için kolay aşılabilir ve kabul edilebilir bir durum değil.
0
ananiyimioguz
(22.08.22)
Seninle neredeyse aynı ilişkiyi yaşadım. Ayrılık sebeplerimiz de çok benzerdi. biz ayrıyken o da başkalarıyla görüşmüştü (muhtemelen sevişmiştir de) ve ben bunu ayrıldıktan sonraki tekrar birleşme çabaları sırasında öğrendim. öğrendiğimde de yol verdim. sonrasında çok peşimden koştu, ne diller döktü ama araya başka bir erkek girdiyse o iş bitmiştir. güven bana. kadınların bu numaralarını yeme. senin yerine daha iyisini bulduğu an yine kıçına tekmeyi basacak.

bu arada olayın aldatma ile falan ilgili yok. ama senin acilen kesmen lazım muhabbeti.
0
motosiklet burclu adam
(23.08.22)
Şu durumda bunu sorguluyorsanız birlikte olmayı denemeyin.

Çünkü mantık olarak tabii ki aldatmamış. Siz zaten hayatına devam etmesi için onu yüreklendirip desteklemişsiniz. Diğer ihtimallerin önünüz kesmişsiniz. Kadın da pek tabii bir yerde yıldı ve hayatına devam etmeyi denedi. İlk denemesinde de sizinle olmak istediğini belki travmatik şekilde tekrar fark etti. Şu an istesem de senden vazgeçemiyorum kısmında.

Ancak bu durumda kendinizi aldatılmış hissediyorsanız evet birlikte olmayı denemeyin. Belli ki yanlış olsa da hissinizden vazgeçemeyeceksiniz.
0
yercekimini kendine ceken adam
(23.08.22)
6 ay önce ayrılmışsınız işte daha ne kadar ayrılacaksınız ki? Mesela ayrıldıktan sonra görüşmeye devam eden her çift tam ayrılmamış mı sayılıyor?

Bakın bir çift ayrıldığı zaman artık geri dönmeyi beklemez. Beklememeli de zaten. Ayrıca siz de geri dönmeyeceğiniz sinyallerini vermişsiniz belli ki. Bu olduğunda insan yara alır, ayrılık acı bir şeydir. Ayrılan insanlar kendi akıl ve ruh sağlığını korumak için şeyler yaparlar. Kah saçını keser stilini değiştirir, kah konsere gider, kah biriyle tanışır. Bundan daha doğal bir şey yok. Bazen yas dönemini atlattıktan sonra kendinize gülersiniz elin adamı için girdiğim triplere bak diye. Olur bunlar. Bunu kabullenemeyecekseniz keşke en başta ayrılmamak için diretseymişsiniz. 6 Ay önce "ayrılmak" olarak tarif ettiğiniz şey sadakat sözünün geri dönme sözü olmadan bozulmasıydı, olan şey bu.

Mesela bence şu nokta önemli, eğer bu kişi girdiği ilişkiden mutlu olsaydı ve iyi biriyle tanıştım diye size söyleseydi ona tepki gösterip "beni aldattın, bu aldatmaktır, biz tam ayrılmadık daha, ne oluyor?" diyebilecek hakkı kendinizde görecek miydiniz?

Sizin hissettiklerinizi hor görmüyorum, yanlış anlamayın. Yaşadığınız şey kırıcı, insanı yaralayan bir şey. Ancak bu yola girmeyi siz belki tek taraflı belki karşılıklı olarak tercih ettiniz ve bu gerçekleşti. Şimdi durup nasıl sizden sonra bir başka insanla bir şeyler kurmayı denediğini anlamlandırmaya çalışırken kendinizi köşede kalmış hissediyor olabilirsiniz, bu da normal ve insani bir his. Yanlışlık ise bunu "aldatma" olarak adlandırıp "karşı tarafa bunu hissettirmeye hakkım var mı yok mu" diye sorguladığınız noktada başlıyor. Konuyu yanlış bir yerden çözümlemeye çalışıyorsunuz. Travmatik bir durum yaşamışsınız, ancak hayatın gerçeği bu. Ayrıldığımız insanlar hayatına devam etmeye çalışıyor. Bunun için onları suçlayamayız.

Eğer meseleyi içinizde halletmek istiyorsanız bence sorgulamanızı "biz neden ayrıldık", "neden tekrar birlikte olmak istiyoruz." ve "ayrılmamıza neden olan sorunlar çözüldü mü, çözülmediyse bunları kabullendik mi, tekrar bu yüzden ayrılık gündeme gelebilir mi", "şu anda tekrar birlikte olmak istememin, onun bensiz bir hayat kurabilme ihtimalinin beni rahatsız etmesiyle nasıl bir ilişkisi var" yönünde yapmalısınız.
0
akhenaten
(23.08.22)
bu aldatma değil. bu bayanla evlensen ve yıllar geçse güler geçersin bence bu duruma tabi obsesif biriysen takarsın.

eğer belli sebeplerde uyuşmuyorsan zorlamanın anlamı yok ileride tekrar sorun olur.
0
mikahakkinen
(23.08.22)
Yaptığı aldatmaya girmez.
Aldatmada karşındakini aldatman, kandırman, saklaman gerekiyor. Halbuki anlattığınız kadarıyla karşınızdaki dürüst bir insan.

Hayata istediğiniz tarafından bakabilirsiniz;
- Yeryüzünde ben olmama rağmen başka biriyle birlikte oldu gibi bir bakış açısıyla kendinizi ve onu üzebilirsiniz.
- Başkasıyla zaman geçirdiğinde bile aklında ben varmışım gibi bir bakış açısıyla kendinizi ve ilişkinizi yüceltebilirsiniz.

Nereden bakacağınızı kolayca kontrol edemezsiniz ama bunun anahtarı sizden başka birisinde değil.

Fakat eski bir ilişkiyi yeniden deneyip de başarılı olanların sayısı çok az. Daha önce ayrılmaya sebep olan şey neyse yine karşınıza çıkması çok muhtemel.

Kolay gelsin,
0
michael_knight
(23.08.22)
düşme bu tuzağa. gerçekten aranızda bir problem olmasa, birbirinizi deli gibi sevseniz zaten evlilik aşamasında ayrılmazdınız. aynı şekilde başkalarıyla beraber olmazdınız. başkasıyla beraber olan da sana karşı sorumluluk hissetmez. bence kes diyalogu, yoluna bak
0
gazozailacatmauzmani
(23.08.22)
(9)

Tatil maceralarınız

dissendium
Ya üniversiteden bir arkadaş var. Çocuk birkaç bin lirayla otostop çeke çeke, çadırda uyuyarak, simitle beslenerek İstanbul'dan İzmir'e gitti. Yazıya İngilizce kelime sıkıştırmayı sevmem ama güzel bir "challenge" oluyor. Şu hayata bir kere geldik, böyle plansız bir şeyler denemeden ölmek istemiyorum
Ya üniversiteden bir arkadaş var. Çocuk birkaç bin lirayla otostop çeke çeke, çadırda uyuyarak, simitle beslenerek İstanbul'dan İzmir'e gitti. Yazıya İngilizce kelime sıkıştırmayı sevmem ama güzel bir "challenge" oluyor. Şu hayata bir kere geldik, böyle plansız bir şeyler denemeden ölmek istemiyorum. Sizin var mı bu şekilde maceralarınız? Tavsiye eder misiniz?
0
dissendium
(21.08.22)
otostop çeke çeke bir tatil macerası arayarak plansız bir şekilde ölmek istemem açıkcası :D dinleyince hikayeler güzel ama bu tarz şeyler korkunç geliyor günümüzde bana
0
chanandler bong
(22.08.22)
"Çocuk birkaç bin lirayla otostop çeke çeke, çadırda uyuyarak, simitle beslenerek İstanbul'dan İzmir'e gitti."

Bu cümle hiç cezbetmedi inan. Hikayesini dinlesem de rezillik derim içimden.

"challenge" olacak bir şey düşünsem 100 tane fikir gelir aklıma, ama yukarıdaki değil.
0
sailor
(22.08.22)
erkek olsam yapardım.
0
candide
(22.08.22)
Yakin bi arkadasim universite doneminde otostopla bursa'dan cikip antep'e maras'a filan gidiyordu. Ben de hep takilmak istemistim ama denk gelmedi bi turlu. 8-9 sene oncesi
0
fakyoras
(22.08.22)
Otostop değil de bisikletle uzun yola çıkmayı hep düşünmüşümdür.

Otostop benlik değil ama, tanımadığım insanın arabasına hayatta binmem diye bir koşulum yok ama binince muhabbet edemem, garip bir ortam oluşur :D öyle bir insan değilim.

Sadece 2-3 arkadaş bisikletlerle şehir değiştirip bir orman ya da sahil kampı yapmak isterdim.

Benim en maceralı tatilim bir arkadaşımla ansızın karar verip ertesi gün bodruma gitmekti. Çok da güzel olmuştu.
0
akhenaten
(22.08.22)
Oyle oyle sili'ye kadar gittim, yolda buldugum ufak tefek seylerden para kazanarak(okyanusu ucakla gectim ama onu da tekneyle gecebilir isteyen)...

kadin olayina gelince, kiz arkadasim vietnam'dan avrupa'ya gitti tek basina....


not; seneler sonra 2 hafta once otostop yapayim dedim, pek ise yaramadi yol kenarinda uyudum, kismet.... : )

tavsiye konusu; benimki gibi buyuk hikayeler tavsiye edilmez, cok uzun bir surec, hayatin kendisi gibi, hoslugu da nahoslugu da var, icinde varsa neden olmasin... istersen arkadasinin yaptigini yaparak ,baslayabilirsin... zira benim gibi cepte 300-400 euroyla guney amerika'nin ortasina dusersen yolun epey uzun olacak demektir...
0
hewit
(22.08.22)
Çok büyük bir macera olmasa da interrail yaptım. Trende garda uyudum. Çok güzeldi.
0
pispinti
(22.08.22)
Perişan tatili gibi geldi bana.

Ben Almanya’ya gittiğimde hiç aklımda yokken ufak bi Avrupa turu yapmıştım. Ana tren istasyonundan geçerken dur ya diğer ülkelere tren ne kadar diye sormaya gitmiştim. Görevliyle en erken nerelere tren varsa orası için rez yaptırmıştık. Normalde aşırı planlı programlı insanım benim için hiç bilmeden görevli kadının her dediği şehire tamam demek zor bir şeydi normalde.
0
jazzabel
(22.08.22)
Tavsiye ederim ama challange oldugu icin degil.

Merakli bir insan degilseniz ve gezmek istemiyorsaniz, gezmek zorunda degilseniz.

Yirmilerin basindayken param yoktu, Avrupa´daydim. Bir sürü sehri gidip gormemek ve deneyimlememek yerine otostop, couch-surfing, workaway vs. hangi secenek varsa hepsini kullandim. Hepsini de cok büyük bir istekle ve merakla yaptim. Simdi yapmam.

Ayni sehirlere simdi gidiyorum, üzerinden yillar gecmis. Rahatca ve parayla da gezmek gayet güzel. Böyle de yapilacak bir ton sey var.

Parasiz ve az konforla da yapilacak bir ton sey vardi. Daha önce gittigimde daha az zevk almamistim kesinlikle. Otostop vs. yük gelmiyordu ve cok daha fazla zamanim vardi.

Simdi yapmaktan hoslandigim seyler degisti. Bu halime, kendime otostop cekip ve couchsurfing yapip dolasmayi tavsiye etmem. Challange mi kalmamis? 5 günde 10 iyi restaurant challange yaparim.
0
buf-e kür
(22.08.22)
(7)

Emlakçıya ev göstermeme hakkı

damladamla
Ev sahibi iki kardeş evi farklı emlakçılara vermişler. İki emlakçı da evi görmek istiyor, haklarım neler?Örneğin yatak odamın fotoğrafını çektirmem göstermem diyebilir miyim
Ev sahibi iki kardeş evi farklı emlakçılara vermişler. İki emlakçı da evi görmek istiyor, haklarım neler?
Örneğin yatak odamın fotoğrafını çektirmem göstermem diyebilir miyim
0
damladamla
(19.08.22)
Türk borçlar kanunu:

MADDE 319/2- Kiracı, bakım, satış ya da sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde, kiraya verenin ve onun belirlediği üçüncü kişinin kiralananı gezip görmesine izin vermekle yükümlüdür.
MADDE 319/3- Kiraya veren, çalışmaları ve kiralananın gezilip görüleceğini uygun bir süre önce kiracıya bildirmek ve bunların yapıldığı sırada kiracının yararlarını göz önünde tutmak zorundadır

Kanuna karşı gelemezsiniz.
0
Mcfly
(19.08.22)
Diyemezsin, kanun net.
0
roket adam
(19.08.22)
her hafta şu gün akşam müsaitim diyebilirsin. Haftada bir gün belli saatte gelen gelir mesela. Göstermeyen kiracılarla ilgili açılan davalarda hakim ayda 2-3 göstermeyi bile kabul etmiş. Öyle örnekler görmüştüm. Kimi ev fotoğraftan bile satılıyor. Oturmak için alacak kişi de kiracılı evi pek istemiyor.

Ben iyi niyetimle haftada 3-5 gösterdim şimdi keşke göstermeseydim diyorum.(o evden çoktan çıktım) Bir ara emlakçılar azıtmıştı arayıp kendileri gelmeden sadece ziyaret edecek kişiyi gönderiyorlardı vs. Bu kadar izin verme. Ben bir kere verdim o yüzden diyorum.
0
nhk ni youkosu
(19.08.22)
Göstermemekle fotoğraf çektirmemek aynı şey olmamalı (bence). Kanun "gezip görmesine izin vermek" diyor fotoğraf çekebilir demiyor.
0
encokbenisevinnolur
(20.08.22)
@encokbenisevinnolur +1

Fotoğraf çekmek mantıken tutarsız bir şey. Sizin ev halinizin, eşyalarınızın olduğu fotoğrafları ortalıkta kullanmaları doğru gelmiyor kulağa.

Eve yapılacak ziyaretin uygun bir süre önce bildirilmesi de zorunlu. Bu madde sizin evinizi bir düzene sokmanız için var, haliyle sizin çalıştığınız bir gün sabahtan arayıp akşam iş dönüş saatinde geliyoruz da diyemezler. Evi temizleyip toparlayacak vaktinizin olması gerekiyor ya da gideceğiniz geleceğiniz yerleri planlayacak bir vakit olması gerekiyor. Bu madde bunun için koyulmuş zaten.
0
akhenaten
(20.08.22)
Kanunda fotoğraf dememişse de satış demiş.
Satış için usül haline gelmiş fotoğraflama işlemine karşı çıkmanız pek mümkün değil gözüküyor.
Eve yapılacak ziyaretin uygun bir süre önce bildirilmesi de zorunlu.Bu doğru. 1 saat öncesinden bu bildirim işleminin yapılması toparlanmak için yeterli görünüyor. Tabi çalışıyorsanız mesai dışı olacaktır.
Bunun fazlası ricacı olmakla olur.
0
Mirket
(20.08.22)
her iki kardeşin de imzasının olduğu o emlakçı yetki belgesini isteyin. hangi emlakçıdaysa sadece o gelsin, fotilerini çekip gitsin. haftada 1 de gösterirsiniz, olur biter.
0
ahmet oturum cerezi
(20.08.22)
(4)

İnsanların birbirini öldürmesi neden tuhaf karşılanıyor?

ananiyimioguz
Merak etmeyin psikopat falan değilim veya şiddete meyilli birisi değilim.Ama bizler sonuçta canlı bir organizmayız. Başka canlı organizmalar birbirlerini veya farklı cinsten, türden canlılar öldürdüğünde buna doğanın dengesi, kuralı diyoruz da.. biz de özünde primat değil miyiz aklımız vicdanımız ol
Merak etmeyin psikopat falan değilim veya şiddete meyilli birisi değilim.

Ama bizler sonuçta canlı bir organizmayız. Başka canlı organizmalar birbirlerini veya farklı cinsten, türden canlılar öldürdüğünde buna doğanın dengesi, kuralı diyoruz da.. biz de özünde primat değil miyiz aklımız vicdanımız olsa da doğamızda ölmek, doğmak, doğurmak, öldürmek gibi kavramların olması normal değil mi? Uydurduğumuz kurallar çerçevesinde kalmaya çalışsak da doğamıza aykırı olabilir mi? Ölümden çok korkuyoruz. Acaba sık ölümlerin ve cinayetlerin yaşandığı bir kabilede büyüseydik normal gelmez miydi?

Normal gelebilme ihtimali varsa, böyle düşünenlere cani, anormal gözüyle bakmak, önce akışa müdahale edip, doğru/yanlış veya duygu, vicdan gibi yetilerimizi büyürken manipüle edip, sonra uymayanları suçlamak biraz kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz olmuyor mu? Mesela afrikanın bazı şehirlerinde küçük çocuk ölümleri gayet normal karşılanıyor. Yine bazı şehirlerde cenazeler eğlenilerek yapılıyor. Bunlar insan değil mi, bunlarda vicdan merhamet default gelmemiş mi? Demek ki bazı duyguları biz mi yüklüyoruz acaba kendimize? Çok mu bağlanıyoruz yaşama, insanlara? Tersi de yapılabilir. O da normal olmalı biraz uzaydan dünyaya baktığımızda. Kaos çıkar diye mi böyle bir sistemde ilerliyoruz? Ölmeyen, çalışan insanlar mı lazım?
0
ananiyimioguz
(19.08.22)
Hocam yazının başıyla sonu bambaşka konular belli ki bu konularda okuyup düşünüyorsun fakat şu an zihnin çok dağınık, çorba olmuş

ilk kısmı için çünkü bizim aklımız ve bilincimiz var ve başka insanların da bunlara sahip olduğunu biliyoruz

Ölüm kayıp yas merhamet kısmı ise kültürle koşullarla şekilleniyor, çok değil bundan 50 sene önce bir ailenin 10 çocuğundan biri öldüğünde aile ertesi gün tarlada çalışmaya devam ediyor, anne için de daha sıradan bir olay
0
freebird5406_2
(19.08.22)
İnsan topluluk halinde yaşayan bir hayvan, yine topluluk halinde yaşayan diğer hayvanlardaki gibi bağlı olduğu gruba yönelen saldırıları önleyici sistemleri var. Biz bir fil sürüsündeki yavru filin bir aslan tarafından öldürülmesini doğal karşılıyoruz, ancak o yavru filin grubu aslana karşı elinden geldiği ölçüde saldırıda bulunup yavruyu korumaya çalışıyor. Düşünce akışınızda bu kısım eksik.

Diğer taraftan insan diğer hayvanlara göre iletişim becerisi çok daha gelişmiş olan bir canlı. Karmaşık diller geliştiriyoruz, haliyle daha rahat kurallar koyuyoruz.

Siz öldürülmek istemezsiniz, ben de istemem, bir başkası da istemez. Ancak herkes zaman zaman birini öldürmeyi aklından geçirebilir. Haliyle ölmek istemeyenlerin öldürmeyi yasaklamak için girişimlerde bulunmasının kendisi de zaten doğal olan bir durum.

Cenaze merasimleri, erginlenme ritüelleri gibi kavramlar kültüreldir. Evet bunlara anlam yükleyen biziz, ancak insan zaten kültür geliştirerek çevresine uyumlanan bir canlı. Farklı gruplar farklı kültürel inşalar üretirler, bu kültürler birbirleriyle karşılaştıklarında baskın olan kültür yeterince direnç gösteremeyen kültürü asimile eder, ya da büyük oranda zayıflatır. Hakim kültürün kendisi de bu kaynaşma süresince daha az dirençli kültürden etkilenir. Bu temel evrim mekanizması aslında, doğal seçilim.

Sorduğunuz sorunun kapsamı çok geniş, ancak ana hatları bunlardan ibaret. Neticede doğanın bir parçasıyız ve yaptığımız hiçbir şey "doğal olmayan" olamaz. Ancak çoğu zaman insan davranışları üzerine düşünürken onu tanrısallaştırdığımız için yanıltıcı sonuçlara varıyoruz. Bir kültürel antropoloji kitabı edinip okursanız bence birçok sorunuzun cevabına ulaşacaksınız.
0
akhenaten
(19.08.22)
normal'in ne olduğunu, tanımını bir oku derim.

Norm: bir topluluğun kabul ettiği davranış ve düşünceler.
Anormal: bir topluluğun kabul etmediği davranış ve düşünceler.

içince yaşadığın toplum içerisinde iki eşcincelin evlenmesi, birinin vefatı durumunda mal varlığının eşine/partnerine geçmesi kabul edilmiş bir şey iken içinde yaşamadığın, dünyanın bambaşka bir yerinde ki toplumda kabul edilemeyen bir şey olabilir.

Toplum ve toplumu oluşturan bireylerin ortak karar verdiği şeyler bunlar.

Duygularımızı biz yüklemiyoruz, onlar doğumdan itibaren mevcut, hatta doğum öncesi bile duygularımızın olduğunu gösteren çalışmalar var. Bu duygularımızı nasıl yorumladığımız değişiyor.

Bir toplumda ölüm kutlanacak bir şey olurken (yaratıcısına ulaştı, sonsuz yaşama kavuştu vs. ) bir başka yerde aynı fikir ve düşünce ile üzülecek bir şey haline gelebiliyor.

Konu duyguların yorumlanması. Bir kişi eşinden ayrıldığı için eşini öldürüyor zira duygularını bu şekilde yorumluyor, bir başkası ise üzüldüğü için intihar ediyor, bir başkası üzülüyor, nasılsa geçicek bu diyip yoluna devam ediyor. gördüğün gibi bireysel olarak duygularımızı nasıl yorumlayacağımız değişiyor, 100 bireyin 80'i yukarıdaki davranışlardan birini seçtiği durumlarda "norm" o seçilen davranış olurken seçmeyen 20 kişi "anorm" oluyor.

Neden kimi toplumlarda cenazelerde dans ediliyor eğleniliyor, bu nasıl bir toplumun norm'u olmuş? o toplumun tarihsel akışı içinde gelişen şeyler, adamın biri çıkmış çok etkili bir insanmış kendisi, bir kitap yazmış insanlar neden cenazelerde eğlenmeli diye bir kitap yazmış, bir kaç laf söylemiş veya emir vermiş, insanlar bu kişiye saygı duyduğu veya korktuğu için laflarını dinlemişler, o kişi yaşadığı sürece de bu davranışa devam etmişler. O yaşarken doğan çocuklar için cenazede eğlenmek sonsuz zamandan beri devam eden bir davranış gibi geliyor ve o kişi öldükten sonra bile bu bizim geleneğimiz diye devam ediyor.

örneğin bu davranışı www.youtube.com buradaki videoda izleyebilirsin, davranışı ilk sergileyen kişi orada olmasa bile ardından gelen kişiler davranışı devam ettirme eğilimindeler.

Bunu en güzel yeni nesil gençlerde görebilirsin, ellerinde cep telefonu ile büyüdüler, onlar için telefon ezelden beridir var olan bir cihaz, doğumla birlikte hak ettikleri bir şey gibi. Benzer bir şey trafik ışıkları içinde geçerli, kırmızı yanınca duruyorsun, yeşilde geçiyorsun, sen doğduğunda trafik ışığı vardı, ancak türkiyede ki ilk trafik ışığı 1929'da daha 100 yıl bile olmadı, birileri sana bunu söyledi, bu davranışı sergileyen başka bireyler ve topluluklar gördün ve bu davranışı sergilemeye başladın. köpeklerinde benzer şekilde yeşil ışık, kırmızı ışık kurallarına uyduklarını görebilirsin. onlarda bu davranışı insanlardan gözlemlediler ve uygulamaya başladılar.

Bu davranış aslında evrimsel süreçte halen mirası devam eden hayvansı davranışlar. buradaki deneyden de görüleceği üzere yeterince uzun süre devam edilirse artık gelenek/görenek oluyor.

Kimi şeyleri anlamak için kelimelerin köklerine, anlamlarına etimolojisine dikkat etmen yeterli. daha fazlası ise önce düşünce deneyleri ardından da uygulamalı deneyler.
0
selam
(19.08.22)
bugun normal olarak kabul ettigimiz hersey (toplumsal yasalar, ahlaki yasalar, varolus bicimleri, davranis kaliplari, moda, yeme aliskanliklari, uyuma.aliskanliklari, aile, cinsiyet rolleri vs.) 150 yillik bir gecmise sahip. hep boyle degildi, simdi de boyle olmak zorunda degil. oldurme de buna dahil.
0
tadellesever
(19.08.22)
(5)

Diyelim ki yillar sonra size geri dondu..

mor oje
Soyle dusunelim; birkac (siz deyin 3, ben diyeyim 5 yil) yil once kotu ayrildiginiz sevgiliniz sizinle bir ands iletisime gecti. Flortumsu bir tarzi var, normal bir bulusmaya ok dediniz ne degismis nasil olmus gormek icin. Karsi taraf sizi tekrar istiyor belli ki. Sonrasinda ne olsun isterdiniz?1-ku
Soyle dusunelim; birkac (siz deyin 3, ben diyeyim 5 yil) yil once kotu ayrildiginiz sevgiliniz sizinle bir ands iletisime gecti. Flortumsu bir tarzi var, normal bir bulusmaya ok dediniz ne degismis nasil olmus gormek icin. Karsi taraf sizi tekrar istiyor belli ki. Sonrasinda ne olsun isterdiniz?

1-kucuk jestler, niyetini belli eden flortoz tavirlar, kucuk tatliliklar
2-size fikrinizin sorulmasi, ciddili bicimde konuyu masaya yatirma
3-sana gidelim bana gidelim diyerek niyetin belli edilmesi. Gecmiste sevgiliyken her seyi yasamissiniz neticede.
4-hicbir sey konusmadan sizi olcup tartmasi, o taraklarda beziniz olmadigini goruyorsa uzaklasmasi

Donse naparsiniz?
0
mor oje
(19.08.22)
#2

Diger secenekler zaten daha once gecilen asamalara ait gibi gorunuyor
0
parcxerox
(19.08.22)
2.

kötü ayrıldığınız için diğer şıklar biraz nahoş olur.
0
blatta hiberna
(19.08.22)
4. Hani iyi ayrılmış olsam tamam görüşülür de, neden kötü bitmiş bir şeyi 5 sene sonra eşeleyeyim. Buluşulacaksa yıllar sonra ne oluyor diye merak ettiğimden buluşurum derdin ne senin der giderim.
0
denizgonen
(19.08.22)
Ben de 2 diyorum, dinlemekten zarar gelmez.

Bir eski sevgili geri dönüyorsa hiç drama yapmadan ciddi ciddi şu yüzden geri döndüm, şunu istiyorum, çünkü bu değişti, önceden anlamayıp şimdi anladığım şeyler bunlar şeklinde açık seçik konuşması bu olayı kabul edeceğim varsa etmemin tek yolu olurdu.

Diğer taraftan kalan bütün seçenekler vakit kaybı.
0
akhenaten
(19.08.22)
hiç hayatımda böyle barışan ve mutlu olan bir çift görmedim. bir kere ayrılan yine ayrılıyor. o yüzden beklentim hayatımdan yok olması olur fakat madem konuşmak istiyor 2, ciddi ciddi konuşsun niyetini belli etsin belki bir şansı olur
0
kurcalamabozarsin
(20.08.22)
(6)

Light cola varken niye zero cikti?

stavro
Yani zeroyu light colaya tercih etme sebebi nedir? Coca-Cola light da sekersiz sifir kalori değil mi? Ustelik zeronun tadi da normal cola gibi degil.
Yani zeroyu light colaya tercih etme sebebi nedir? Coca-Cola light da sekersiz sifir kalori değil mi? Ustelik zeronun tadi da normal cola gibi degil.
0
stavro
(15.08.22)
Coca- Cola light ürünümüzde aspartam ve asesulfam potasyum, Coca-Cola Zero'da ise bunlara ek olarak sukraloz kullanılmaktadır.

fark bu. bu fark da tat farkına sebep oluyor. zero bana daha güzel geliyor.
marka stratejisi bi de. light daha çok diyet kola gibi duruyor. zero ise şekersiz cola gibi. insanların seçeneği olsun diye üretilmiş bence. bi de insanlar farklı olanı sever.
0
jelly bear
(15.08.22)
zero açıkça "normal/şekerli" kola tadının karşılığı. yani tam olmasa da ona en yakın tat.
ama direkt o tadı sevmeyenler light ile devamke.
sadece light varkenki zamanları hatırlıyorum, sağlığına dikkat eden insanlar bile tadını sevmediği için tercih etmiyordu.
0
patronaj1
(15.08.22)
Tamamen pazarlama amaçlı, Coca-Cola Light ve Diet Coke markaları içinde "diyet" ve "hafif" kelimelerini taşıdığı için oldukça feminen bulunmuş ve düşük kalorili asitli içecek arayışındaki erkeklerin ilgi alanına bu yüzden hiç girmemiştir.

Coca-Cola da bunun üzerine aynı ürünü Zero olarak daha maskülen bir isimle yeniden çıkarmış, erkeklerin de tüketeceği bir ürün olarak çabucak başarıya ulaşmıştır. Yalnız burada küçük bir sorun olmuş ve Zero ismi Coca Cola isminin de önüne geçmeye başlamıştır. Mesela insanlar içecek sipariş ederken yalnızca "Zero" demeye başladılar. Coca Cola da kendi markası yeniden bol bol telaffuz edilsin diye bu markayı hemen kullanımdan kaldırıp "Coca-Cola Şekersiz" olarak yeniden isimlendirmiştir.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(15.08.22)
Coca-cola zero ilk çıktığında reklamlarındaki tanıtımı, sloganları, rengi hep alışılageldik erkeklik normlarına uygun yapıldı. Zero çıkmadan önce erkeklerin light kola içmesi hatta çoğu ürünün light versiyonunu kullanmsı esprilere konu olurdu, böyle de leş zamanlardı işte :D

Aynı alışılageldik erkeklik teması aysun kayacı'lı pepsi max için de yapıldı.

Light kola reklamları hafiflik, sağlık üzerine ve kadın merkezliyken pepsi max ve cola zero bir o kadar erkek merkezli başladı.

Büyük ihtimal erkekleri bu ürünlere çekmek pazarlama planlarının bütününü oluşturmasa da önemli bir parçasıydı.
0
akhenaten
(15.08.22)
Normal sekerli kola tadinin karşılığı denmis ama Zero normal kolanin tadinin karsiligi olmaya en uzak olan sey. Cok bariz, net, asikar bir tat farki var.

Hatta ilk basta cocacola zeroyu aynı tat diye pazarlamaya çalıştı ama millet bariz tat farkini ayırt ettigi icin bu pazarlama taktiginden vazgecil ister şekersiz, ister orijinal tat (yabi düz cocacola) diye pazarlanaya basladi. Yani orijinal tatla alakasi olmadigini Coca-Cola bile kabul etti.

Aksine light cola normal kolaya daha yakın bir tatta.
0
🌸stavro
(15.08.22)
Hanımla hep zero içiyorduk yıllardır. Markette kalmamış light aldık. O gün bugündür light içiyoruz. Daha az tatlı, daha güzel buluyoruz.
0
joker hakki
(15.08.22)
(3)

Roma'nın devamı olmak neden önemliydi?

ya ben lan neyse
roma'dan sonra gelen bütün devletler geçtiğimiz yüzyıla kadar neden hep roma'nın devamı olduklarını iddia ettiler? abd bile... roma'nın ne özelliği vardı?
roma'dan sonra gelen bütün devletler geçtiğimiz yüzyıla kadar neden hep roma'nın devamı olduklarını iddia ettiler? abd bile... roma'nın ne özelliği vardı?
0
ya ben lan neyse
(14.08.22)
yunanların geliştirdiği batı medeniyetini imparatorluk anlayışıyla (yani pek çok milleti kendi nüfuz alanları içinde barındırmalarıyla) taçlandırdıkları için.
0
lesmiserables
(14.08.22)
roma milletlerin üstünde milletsiz bir gücü, bir birleşimi, ve o zamanlar dünyanın merkezi olan akdenizin her yerini kapsayan büyük bir egemenliği ve 200 yıllık barışı, 1000 yıllık egemenliği, 2000 yıllık geleneği simgeliyordu.
0
ckisc
(14.08.22)
Yukarda da sayılan sebeplerle Roma fiilen çöktüğü zaman Roma'lılar ve Roma çevresindeki küçük krallıklar ya da kabileler Roma olmadan ne yapacaklarını bilmiyorlardı.

Zaten aslında Roma'nın çöküşüne yol açan irili ufaklı germen kabileleri de esasen Roma'yı yıkmayı değil, onunla bütünleşme ve içinde yer alma arzusundaydı. Ancak bütün olan bitenler sonucunda Batı Roma ortadan kalktı. Klasik çöküş tarihi 476 kabul edilir, ancak aslında bugün dahi hiçbir zaman tam olarak roma artık yok denemedi.

Konu çok karışık olmasa da içerisinde çok fazla etken olduğu için anlatması uzun. Eğer detaylıca anlamak isterseniz r.h.c. davis'in orta çağ avrupa tarihi kitabını okuyabilirsiniz.
0
akhenaten
(15.08.22)
(3)

Şu videoda söylenen hakkında ne düşünüyorsunuz?

KUCO
https://twitter.com/sonsuzfutbtayfa/status/1543682027983175682Söyledikleri doğru mu, var mı çevrenizde buna tanık olduğunuz?Büyük sevip de evlendikten sonra hemen boşanan mesela.
twitter.com

Söyledikleri doğru mu, var mı çevrenizde buna tanık olduğunuz?

Büyük sevip de evlendikten sonra hemen boşanan mesela.
0
KUCO
(13.08.22)
çevremde yok ama duymuşluğum var. her ilişki bambaşkadır, o yüzden normal yani. senelerce birlikte olanlar evlenince mutlu olacaklar diye bir kural yok. birkaç ayda tanışıp evlenen bazıları da çok güzel ve mutlu evlilik yaşayabiliyorlar. kısaca kader kısmet yani. hayat çok ilginç :)
0
rose parks
(13.08.22)
Aslinda birisine cok kapildigimizda bir adim uzaklasip dusunmek, yasadigimiz her neyse bunu anlamak icin kendimize zaman vermemiz gerekiyor. Oyle zamanlarda bazrn kendimizi unutup kendi ihtiyaclarimiza kor olacak seviyeye gelebiliyoruz.
Bu kisi bizim cocuklugumuzdan kalan semalarimizi(islevsel olmayan kalip ya da oruntu) harekete gecirdigi icin mi seviyoruz? Carpik olan bazi dusuncelerimizi dogruladigi icin mi? Yoksa gercekten yakinlik ve samimiyet hissettigimiz icin mi?
Iste bazen kor kutuk asigiz diyoruz, evleniyoruz. Ama asik oldugumuz babamiz gibi bizi dinlemeyen duymayan bir adam mi? Annemiz gibi bizi azarlayan bir kadin mi? Ask sandigimiz sey bildigimiz bir oyunun tekrari, tanidik bir ev olabiliyor bizim icin.Sonu da bosanmaya gidiyor maalesef. Cunku evlilik kurumunu surdurmeye ask yetmiyor
0
Kyhn
(14.08.22)
"Onu unutturacak daha büyük bir aşk yaşamalısın" konusu tam bir bağımlı kişilik davranışı, sağlıklı değil. Birini unutmak için başka birini bulmak alabileceğiniz en uygunsuz kararlardan biri.

Bir ilişkinin bitebilmesi için ilişkinin son aşamasına gelmek de yine sağlıksız bir durum. Böyle bir şey var mı diye soruyorsanız evet çok var, yani bu illa evlilik olması gerekmiyor. Evlilik hazırlıkları sırasında biten de birçok ilişki var, nişanlılık aşamasında biten, uzun süre sonra nihayet sevgili olunduğu ilan edildiğinde sonlanan ilişkiler de çok var. Evlenip çocuk yapıldığında biten ilişkiler de çok.

Burada temel nokta insanların "evlendiğimizde/ilişkimiz ilerlediğinde mutlu olacağım, şimdi kafam karışık ama nedeni ilişkinin çok kırılgan olması hele bir sevgili olalım/nişanlanalım/evlenelim/çocuğumuz olsun her şey güzel olacak hissi yaşaması.

Eğer ilişkinizde güvensiz, tedirgin, mutsuz, yetersiz hissediyorsanız sorun genelde ilişkinizdir, onun hangi aşamada olduğu değil.

Adam öyle bir anlatmış ki sanki "birini unutmak mı istiyorsun hemen git başka birini bul; ilişkin karmakarışık oldu ve içinden çıkamıyor musun, evlen kurtul" dermiş gibi geliyor kulağa.
0
akhenaten
(14.08.22)
(6)

Antibiyotik yarim birakilir mi?

sirisum
Doktor 2 gun bekle, hemen icme. Bol bol dinlen, bitki caylari ic dedi. Hepsini yaptım fakat dun hastalığım(bogazlarim cok fena)cok fazla nuksedince ve pzt ise donmem gerekeceğinden gece 1 tane attim. Sabah kalkinca da bi tane attim. O igrenc aci hafifledi biraz. Falat şimdi de kotu hissediyorum, çün
Doktor 2 gun bekle, hemen icme. Bol bol dinlen, bitki caylari ic dedi. Hepsini yaptım fakat dun hastalığım(bogazlarim cok fena)cok fazla nuksedince ve pzt ise donmem gerekeceğinden gece 1 tane attim. Sabah kalkinca da bi tane attim. O igrenc aci hafifledi biraz. Falat şimdi de kotu hissediyorum, çünkü küçüklüğümden beri doktorlar hep antibiyotik verdi ve cocuktum yani, mecbur iciyorduk. Acısı buyuyunce cikti, bağırsaklarımdaki yararli bakteriler neredeyse yok. Tam bu hastalıktan önce bagirsak tedavisi goruyordum, o yarim kaldi. Pahali probiyotikler falan kullaniyordum. Şimdi hepsi bu antibiyotiklerle yine gidecek. Sizce kutunun geri kalanini icmesem ne olur? Bilgisi olan biri varsa cok memnun olurum
0
sirisum
(13.08.22)
Antibiyotik öyle iki tane atınca acı hafifleten bir şey değildir.
Vücutta bir yerlerde enfeksiyon varsa ona tedbir olsun diye kullanılır. Doktorun belirlediği dozun tamamı kullanıldığında faydalıdır. Yarım bırakırsan tedaviyi yarım bırakmış olursun, başka da bir şey olmaz.
Özel bir durumun varsa bilemem ama bi kutu antibiyotik aldım vücudumdaki faydalı bakterilerin hepsi öldü gitti perişan oldum düşüncesi de yanlış.
Faydayı da zararı da abartıyorsunuz gibi geldi bana.
0
Mirket
(13.08.22)
Antibiyotik yüzünden bağırsaklarım iflas etti diyorum. Abarttigimi düşünmüyorum. Devam kararı aldim zaten.
0
🌸sirisum
(13.08.22)
Pahalı probiyotikler derken ? örneğin reflor probiyotik diye geçiyor ama bakteri sınıfında değil mantar sınıfında olduğu için antibiyotikler etki etmiyor hatta doktorlar antibiyotiğin yanında bu gibi probiyotikleri veriyorlar. Yani hepsi gitmedi yok olmadı diye düşünüyorum
0
kararsızataletfilozofu
(13.08.22)
Bırakma hocam, bakterilerin daha da güçlenmesine sebep olabilir daha da zararlı çıkabilirsin.
0
giovanne
(13.08.22)
Çocukken kullandığınız antibiyotiklerle ilgili bir sorun yok böyle düşünmeyin. Antibiyotik tedavisinin başı sonu bellidir, ortasında bırakmanız hem sizin sağlığınız hem toplum sağlığı için kötü.

Yarım bırakılan tedaviler ya da insanların üşütünce bir tane antibiyotik atayım diye düşünmesi nedeniyle antibiyotiklere bağışıklığı olan bakteriler oluşup yayılıyor, bunların tedavisi daha zor oluyor.

Doktorunuzun zaten sağlık durumunuzu bildiğini varsayıyorum, dolayısıyla her şey planlı. Tedavinize devam edin, çok sıradışı bir durum olursa doktorunuza söylemeyi ihmal etmeyin.
0
akhenaten
(13.08.22)
Hocam hastalığımdan oturu sadece toprak bazli probiyotik kullabilme şansım car, onlar da trde cok nadir olduğu için el mecbur aliyoruz ve pahalı. Mesela kefir falan yasak bana, ev yoğurdu, tursu vs. Bir sure bu şekilde kati bir diyet ve bahsettiğim probiyotikler ile sıkı bir rehabilitasyon dönemim olacak. @kararsizataletfilozofu
0
🌸sirisum
(14.08.22)
(3)

İsten Çıkarılmak

xyzxyz
Merhaba,4.5 aydir calisiyordum ve ofiste yasadigimiz tatsiz durumları patrona actik. Ayni hafta isten cikarildim ve sebebinin patronun arkasindan is disindan birilerine bi seyler soylemis olmam oldugu iddia edildi. Kendisinin arkasindan hicbir konusma yapmamistim. Kanitlamak zorunlulugum yok ama kan
Merhaba,

4.5 aydir calisiyordum ve ofiste yasadigimiz tatsiz durumları patrona actik. Ayni hafta isten cikarildim ve sebebinin patronun arkasindan is disindan birilerine bi seyler soylemis olmam oldugu iddia edildi. Kendisinin arkasindan hicbir konusma yapmamistim. Kanitlamak zorunlulugum yok ama kanitlarim da falan dedi. Sonra baska is aradigimi ima etti. Sonra performans dusuklugunu sebep gosterdi. Sonra da kendisi beni azarladiktan sonra konusurken pencereye bakmisim gibi bir sey soyledi.

Sebebi ofisteki mobbingten sikayetci olmamizdi ve benimle birlikte diger sikayetci olan arkadasi da cikardi.

İftira atarak cikarmis olma sebebini anlayamadim. Pazartesi kesin cikis yapacagim ama daha once sozlesme de imzalatmamisti.
Ahlak ve iyi niyet kurallarina uymayan sebeplerden mi cikisimi gostermeyi dusunuyor acaba? Ne yasadigimi zerre anlamiyorum. Ne yapmam gerektigi konusunda yardimci olursaniz sevinirim.

P.s. haftada 60 saatlik calisma/ asgari+1000tl maas/ molasiz calisma/ is yapmaya calisirken ussun oldugunu iddia eden ergenlerin ego problemlerinin hedefi olma/ "bonus: sınırsız hakaret"
0
xyzxyz
(13.08.22)
Adınıza çok üzüldüm, çok kötü bir çalışma ortamıymış. İşe geri döner misiniz dönmez misiniz bilemem ancak şöyle ki

Asgari +1.000tl dediğiniz formülde, o 1.000tl'yi elden alıyorsanız ve bunu belgeleyebiliyorsanız (örneğin bu parayı bankaya ayrıca yatırıyorlar ya da size bir ödendi kağıdı veriyorlardır örneğin) bunun üzerine sgk'ya başvuruda bulunabilirsiniz. Maaşın sigortada gösterilmemesi yasak.

60 saat çalıştığız halde fazla çalıştığınız mesai zaten bankaya yatan maaşınıza yansımamıştır, eğer fazla çalıştığınızı belgeleyebiliyorsanız bununla sgkya başvurabilirsiniz.

Eğer sizinle sözleşme yapılmadıysa sınırsız süreli iş sözleşmesi yapılmış gibi ele alınır olaylar. Yani şu anda sınırsız süreli iş sözleşmeniz var gibi düşünün.

Kolay gelsin
0
akhenaten
(13.08.22)
birkac yildir calisiyorsan tazminatini al oyle cik. Ver avukata catir catir alir rahatlikla. Tereyagindan kil ceker gibi alir. Umarim birkac yildir calisiyorsundur.
0
stavro
(13.08.22)
son yazdığın başlıklarına da baktım keşke kendin çıksaydın ama neyse artık. kafaya takılcak bir mevzu değil. böyle ortamlarda çalışma. stres insanı hasta eder. bir de sigaraya başladım diyorsun. bırak derim onu da. bir sonraki işin her türlü buradan daha iyi olur.

gerekirse asgari ücret kazan ama kafan rahat olsun. böyle stresli bir yer olmasın. kendine katma değer katabileceğine inandığın bir yer olsun gerekirse az kazan bir süre. sonraki adımlarının daha büyük olması için bazen önce küçük adımlarla başlamak gerekir. her işte zaten asgari banko kazanırsın. niye bu işin stresini çekesin niye iş yüzünden sigaraya başlayasın. niye 5 dklık ihtiyaç molası için kimsenin suratını çekesin?
0
pardus
(13.08.22)
(12)

Galiba aldatildim, ne yapacagimi bilmiyorum

anahaber
3 yillik evliyoz ve bir oglumuz var. Bir suredir icimde garip bir his vardi ve bir seylerin yolunda gitmedigini hissediyordum. İliskimiz boyunca hic yaomadigim bir sey yaptim ve esimin telefonunu karistirdim. Maalesef whatsappta eskisevgilislye olan yazismalari buldum.gectigimiz hafta yazismislar ve
3 yillik evliyoz ve bir oglumuz var. Bir suredir icimde garip bir his vardi ve bir seylerin yolunda gitmedigini hissediyordum. İliskimiz boyunca hic yaomadigim bir sey yaptim ve esimin telefonunu karistirdim. Maalesef whatsappta eskisevgilislye olan yazismalari buldum.gectigimiz hafta yazismislar ve ilk mesajesim atmis. Biraz hal hatir faslindan sonra, beni ve ailesinine kafar sevdigini soylemis ancak eski sevgilisyle olan zamanlarindan da ozlemle bahsetmis. Yazismalarin detayina cok girmeyecegim ama bulusmuslar. Esimin is aekadaslariyla is cikisi bir seyler dedigi bir aksam bir yerlere gitmisler.

Elimayagima.dolandi, icime okuz oturdu resmen. Daha bitmedi. Aralarinda ne gectibilmiyoeum ama ben esime son zamanlarda bir terslik oldugunu hissettigimisoyledim ve boyle bir seyden suphelendigimi ilettim. Tabii ki asla.boyle bir sey olmadigini, arkamdan kesinlikle is cebirmeyecegini soyledi. İnandim. Sadece eski bir dostla bulusmuslar herhalde dedim. Cok hos bir hareket olmasa da fiziksel ya da duygusal bir sey olduguna dair bir kanitda yoktu neticede ama suphe insani bitiriyor.

Bugun yine dayanamadim ve telefonuna baktim. Rehberden eski sevgilisinin ismini ssii. Whatsappta da bir sey yoktu, biraz rahatladim en azindan mesaj alinmis galiba dedim. Ama sonra icime yine bir kusku dustu. whatsappta tumrehberine go, gezdirdim ve eski sevgilisini baska.bir isimle kaydettigini gordum. Profil fotosundan tanidim haliyle.

Su saat oldu hungur hungur agliyorum ne yapicam bilmiyorum. Hayatimda ilk deda basima geliyor ve icimden bir parca sokulmud gibi.
0
anahaber
(13.08.22)
Önce sakin olun. Bir şey belli etmeyin. Boşanma için avukat araştırın. Boşanırsanız elinizde kanıt olması için size tavsiye verebilir. Bu sayede çocuğunuzu da alırsınız.
0
dissendium
(13.08.22)
Sakin kalmaya çalış. Biz burda ne desek boş. Önemli olan sakin kalmak.

Sen bir süredçr gariplik hissediyorum demişsin. Ne zamandır gariplik hissediyorsun, ve eşinin yazışmalarını gördüğün zaman ile, gariolik farketmeye başldığın dönem arasınd ne kadar süree var.

Misal eşin 5 aydır gariptir ama eski sevgilisine 1 hafta önce maj atmıştır gibi...

Bu 5 aylık sürede kavgakarınız oldu mu, ona soğuk davrandın mı? İlgisiz davrandın mı, lavga edip günlerce küs kaldınız mı vs vs bir sürü şey var bilşnmesi gereken. Eşin bir anda mı gario davranmaya başladı? Çok fazla bilinmeyen var.

Bunları onu haklı çıkaracak bir bilgi sebep bulmak için sormuyorum. Şu yüzden soruyorum. Bazı tipler karakter olarak, yukaroda bahsettiğim durumlar oluşunca ve mutsuzlaşınca, eskiye özlem duyar. Eşin böyle bir durumda olabilir.

Elbetteki ortada bir aldatma yalan söyleme durumu var. Bunun bahanrsi yok, olamaz.

Ancak sürecin neden buraya geldiğini anlamak lazım. Eşindeki gariplikleri farkedşnce sordun mu "hayatom neyin var bir süredir" falan konuştun mu? Yoksa o garip, sen soğuk öyle aylar mı geçti.

Anlattığını neredeyse aynısını yaşadım. Evli değilim ama. O sebeple sordum bunları. Dilersen özelden de cvp verebilirsin.
0
neden beni sevmedin
(13.08.22)
@neden beni sevmedin

Yazim hatalari icin uzgunum, mobildennyaziyorum elim titriyor.

Yani kronoljik olarak.bilemiyorum. belki 1 aydir boyle hissediyorum, gecen hafta da dayanamadim baktim iste telefonuna.

Her evli ciftin oldugu gibi tabii arada ufak gerilmeleriiz oluyodu ama kus kalmazdik, ilgisiz degildik.vs. is gu cocuk dongusunde tabii ki basbasa vakitlerimiz kisitli ama bundan kaynakli kendi tarafimda neyi yanlis yapmis olabolirim bilmiyorum.

Yazdigimi okudugumda biraz karisik geldi.Esimin yazismalarini gordukten ve eski sevgilisyle bulustugunu ogrendikten sonra onunla yuzlesmedim, yuzlesemedim. Sadece bir seylerin beni rahatsiz ettigini soyledim ve mesaj vermeknistedim.belki de gercekten eski bir arkadasiyla yemeknyedi dedim. Yanlis bir hareket ama belki sadece o kadardir dedim.
0
🌸anahaber
(13.08.22)
İlk olarak kendi geleceğinizi, huzurunuzu düşünmek zorundasınız çocuğunuz için. Sizden gizli buluşmuş olması bile iğrenç bir şey. Ama zannettiğiniz gibi aldatma durumu olsa telefonunu öyle sizin ulaşabileceğiniz şekilde asla bırakmazdı. Siz gizli gizli bile baksanız, saklayacak bir şeyi olsa uygulamaya ayrı şifre koyabilirdi. Ağlamanın kimseye faydası olmaz. Ben sizin yerinizde olsam önce bulabildiğim kanıtları yedeklerdim. Siz sanırım böyle narin yapılı birisiniz. Sizin yerinizde başkası olsa bu telefonu alır çoktan parçalardı. O başka bir isimle kaydetmeyi kesin yanınızda telefon çalar, mesaj gelirse ekranda ismi görmeyin diye değiştirmiştir. Kafanızda boşanmak olsun, olmasın mutlaka elinizdeki yazışma, bu rehberdeki telefon kaydı gibi şeylerin fotoğrafını çekin yedekleyin. Gerisi size kalmış. Avukata gidip bilgi almak mantıklı. Sakin kalın, yavaş ve temkinli davranın.

Eğer yüzleşmeye, sert tepki vermeye hazır değilseniz. Sakin, sessiz tepki verebilirsiniz. Eşinizin telefonunu alın, eski sevgilisinin numarasını engelleyip, silin. Bu noktada kendisi gelip size açıklama yapmaya kalkmaz ben öyle anladım sizin iletişiminizden. Ama yakalanma telaşı ile bir güzel gerilir.

Bu aldatma ya da size yalan söyleme olayı sizden, sizin davranışlarınızdan, sizin eşinizle daha az daha fazla zaman geçirmenizle alakalı değil. İnsanın karakteri ile ilgili bir şey böyle kötü davranışlar. Kendi yalanı ortaya çıkacağı zaman sizin ne kadar üzüleceğinizi tahmin edip, bunu yapmaması gerekirdi. Siz sonuçta yıllardır değer verdiği, hayat arkadaşınınız. Sakın kendinizi suçlamayın. Eski sevgili ile karşılaştırmayın. Siz hala ona saygı duyup olay çıkarmadan ağlıyorsunuz.
0
GoodMorningTeacher
(13.08.22)
durumu eşinize dolaysız, direkt, doğrudan anlatın.

n'oluyor?

"ben dayanamadım ve telefonuna baktım."
0
edgenabby
(13.08.22)
Zor bir durum. Cocugunuz oldugu icin daha da zor bir durum. Ama her sey geciyor inanin. Sizi cok iyi anliyorum. Suan evlere sigamiyorsunuz sizi anliyorum. Bu sekilde yasayamazsiniz ama. Yuzlesmeniz lazim fakat bunu akil ve mantik cercevesinde yapmaniz lazim. Esiniz nasil bir insan bilmiyorum. Karakteri nasildir, en kotu ihtimali dusunun, ayrilik aninda nasil bir tavir takinir bu yorumlamaya calisin. Cirkeflesecek ve mal paylasiminda sikinti yaratacak biri ise kanit toplayin. Bunun icin de sakin kafa lazim.
Bunlari dusunmek, neyin ne oldugunu ogrenmek icin esinizle yuzlesmelisiniz. Aci da olsa her seyi ogrenmelisiniz ki hayatiniza devam edebilin. Belki de yaniliyoruz, sadece sohbet edildi, bir sey olmadi. Belki de esiniz sizi, cocugunuzu ne kadar sevdigini daha iyi anladi. Hepsi birer ihtimal. Esinizle konusmaya hazir hissettiginiz anda konusun. Kafanizda soru isareti kalmasin, tum sorulari sorun.
Bunun icin zamana ihtiyaciniz olabilir. Ben olsam onunla ayni evde durmazdim. Aileniz, arkadasiniz olur kafanizi toplayana kadar onlarla vakit gecirin. Sonra da yuzlesin. Ona bunun bir oyun olmadigini, boyle bir durumun kabul edilebilir olmayacagi mesajini da verin konusma ve tavirlarinizla ki olur da iliskinizi devam ettirme karari alirsaniz bir daha buna yeltenemesin. Anladigim kadariyla buna musait bir yapisi da var.
Tum bunlardan once lutfen uzulmeyin. Her serde bir hayir olduguna kendinizi inandirin. Emin olun ki geciyor ve siz guclenerek cikiyorsunuz. Bu surecte, kafanizi toplayip konusmaya hazir olana dek kafanizi dagitacak, size iyi gelen seyler yapin. Sevdiklerinizle vakit gecirin.

Olurda paylasmak isterseniz bana mesaj atabilirsiniz. Bu surecte konusmak, paylasmak cok iyi geliyor.
0
balpolen
(13.08.22)
Hiçbie yanlış, aldatmayı haklı göstermez. Aldatmanın bşr bahaneai vs olamaz. Ben ilişki dinamiğinizi biraz anlayabilmek için sormuştum.

Sizi üzmek istemem ama söylwmek lazım. Bir insan evlenmiş çocupu vs olmuş, buna rağmen hala eaki sevgilisine özlem duyuyorsa, takıntılı ezik ve aciz bir insandır. Kişisel fikrim böyle, kusura bakmayın.

Ve çook büyğk ihtimalle, siz yarın karşoaına geçip durumu anöatsanız ve boşanıykruz deseniz, ataklarınıza kapanacak ağlayıp yalvarak bir tip.

Sizin yazış şeklinize de bakarsak, eşinizi affedecek potansiyelde birisiniz.

Sakin kalıp, bir avukat tutup boşanırdım yerinizde olsam. Ama tabi yukarıda da dedikleri gibi, eşiniz çirkenleşir mi, aileler seni vazgeçirmeye çalışır mı, düzenli işin maaşın var mı vs vs bir sürü şey var. Bir de öocuk faktörü var.

Boşanmazsan, 1-2 yıl içinde sinir hastası olursun. Ömrün eşinin telefonlarını karıştırmakla geçer, her hareketten anlam çıkarır derecede paranoyaklaşırsın çocugun mutsuz bir evde büyür. Çocuk var diye ayrılmamak, çocuğa esas zararı verir.
0
neden beni sevmedin
(13.08.22)
Yuzlesmek istiyorum ama belki de duyacaklarimdan korkuyorum. Esim dunyabiyisi bir bir insandir, cirkefe baglayacak son kisidir is orays giderse.

Diyorum ya beni asil uzen arkamdan is cevrilmesi. Yasadigim sey tam.olarak aldatilmak mi onu da bilmiyorum. Tekrari olur mubilmiyorum, belki sadece sohbet ettiler bir seyler ictiler bilmiyorum
0
🌸anahaber
(13.08.22)
Edit: Sanki hep bu soru sorulsun diye beklemisim gibi upuzun yazmisim kusura bakmayin.
Ozet geceyim: aldatma ustune bosanmis biriyim. Once bir iki gun uzaklasin, ama evi terk etmis gibi degil, birini ziyarete gider gibi vs.

Asil cevap:
Benzer bir durumda kaldim ben on sene kadar once, ama sadece suphesi yoktu yani aldatma kesindi.

Ben esime bir sey soylemedim. Canim cicimli de davranmadim, normal, tanidigim herhangi bir insanla konusur gibi iletisim kurdum gun icinde ve o gun haftasonu icin Istanbul'a anneme gitmek istedigimi soyledim. (Bu normaldi, anneme gitmek kavgali olmak gibi degildi yani.) Onu da benimle gelmesi yerine kendi arkadaslariyla takilmasi icin yonlendirdim.

Istanbul'da kendi basima gezdim, kahve ictim, sinemaya gittim vs. Bundaki amac olayi kendi icimde tartmakti once. Cunku bazen oyle ciftler oluyor ki kavga gurultu herkes dahil ediliyor, herkes fikrini soyluyor, curcuna... Sonra cift normale donuyor. Sacmasapan bir durum oluyor. Bazi insanlar aldatmayi affedip iliskilerini iyilestirebiliyorlar mesela. Kinamiyorum, herkes bir kere yasiyor sonucta, canlari ne isterlerse onu yapsinlar. Ben bu kendi icsel sorgulamam sonucunda zaten onceden de benzer huzursuzluklarimiz oldugundan, hayatimi bu rahatsizlikla gecirmek istemedigime karar verdim. Affetmek, hosgormek vs istemiyordum. Ama kavga etmek de istemiyordum. Detay duymak da istemiyordum. Zaten isim gucum vardi, daha genctim, beni bu iliskide tutan hicbir sey olmadigina karar verdim. Annemle ve kardesimle konusup dertlestim, onlar da beni hakli bulup destek oldular.

Sonra Pazar gunu esimle tekrar biraraya geldigimizde beni aldattigini bildigimi soyledim, nasil ogrendigimi anlattim. Bunun kesinlikle bosanmayla sonuclanacagini, ikna edilme sansim olmadigini, kararimin kesin oldugunu soyledim. O gece icin isterse misafir odasinda kalabilecegini, isterse gidip baska bir yer bulabilecegini soyledim. Lojmanda yasadigimiz icin olay cikarmamasini rica ettim, eger alkollu vs geri gelirse guvenlikten kendisini siteye almamasini isteyecegimi soyledim. Boyle tek tek rapor verir gibi her seyi soyleyip evden tamamen gitmesi icin de iki hafta sure tanidim kendisine.

Sonra zaten tanidigimiz bir avukat vardi, onunla islemleri baslattik. Iki uc hafta kadar sonra bosanmistim.

Burada bazi detaylar var tabii: benim cocugum yok, param var, destek olabilen ve boyle 'bosanmis kadin' vs gibi seyleri hic ama hic kafaya takmayan liberal bir ailem var, ve esimin karakteri sebebiyle bunu tekrar tekrar yapacagini bildigimden 'oh vallahi kurtuldum bu stresten' gercegi var.

Sizin de bu detaylari tartmaniz gerekiyor. Bence su bir gercek ki, insanin icine bir seyler doguyorsa bunlar genelde dogru oluyor. Bilimsel aciklamasi da var bunun, beyniniz siz farkinda olmadan bazi detaylari isliyor, onceki bilgilerinizle kiyasliyor, size bir seyleri hatirlatiyor vs ama siz bunu spesifik olarak bilmiyorsunuz. O yuzden 'icime dogdu' 'hissettim' falan diyoruz.

"Su saat oldu hungur hungur agliyorum" diyorsunuz mesela, esiniz nerde su an? Neden size sormuyor sen neden saatlerdir agliyorsun diye?

Eski sevgilisine durup duruken mesaj atmasi cok yanlis. (Hani sevgilinin anasi babasi olur, taniyorsunuzdur, basiniz sagolsun denir de, baska bir sebep olamaz bence.) Onunla bulusmasi cok yanlis. Ismini baska isimle kaydetmesi, onunla iletisiminin surmesine sizin kalbinizin kirilmasindan daha cok onem verdigini gosteriyor. O kisiyle sevisti mi sevismedi mi gibi bir detay cok yaralayici olur suphesiz, ama biraz da onemsiz, zora esiniz zaten luzumsuz bir yakinligi cesaretlendirecek adimlari atmis bile.

Bugun ayni sey basima gelse soyle yapardim: Mumkunse kendi telefonumdan esimin telefonunun ekran resimlerini cekerdim. Bunu illa onun aleyhine kullanmak icin degil kendime hatirlatmak icin yapardim zira ben unutuyorum neye sinirlendigimi bir sure sonra. Ardindan mumkunse cocuga bakabilecek birini bulup (anneanne, babaanne falan) iki gun uzaklasir dusunur icimi soguturdum. Esimden bosansam naparim, birlikte kalsam naparim diye senaryolar dusunurum ana hatlariyla. Sonra esime gidip 'sen hayirdir?' der, olayi anlatmasini isterim. Burda onemli olan gaslight edilmemeye dikkat etmeniz. "Ne kadini ya?" "Ya deli misin, onun da o gun Besiktasta ayakkabisinin topugu kirilmis" falan gibi Cem Yilmaz-vari sacma hikayelerle yanlis anlamissiniz veya abartiyormussunuz gibi bir izlenim olusturulmamasina ozen gostermeniz.

Sonra da iste, ne kadar inandiginiza veya inanmak istediginize gore hareket edersiniz.
0
sopiro
(13.08.22)
Esim dun aksam sirket organizasyonundaydi. Yok bu sefer instagram, linkedn falsn teyidli. :) Yalniz kalinca ben de yogun nir gece gecirdim haliyle.

Yuzlesmek istiyorum ama korkuyorum da bir yandan. Bir de telefonuni karistirdim diye uste cikip iyice agresiflesmesinxen, konunin sapmasindam cekiniyorum.
0
🌸anahaber
(13.08.22)
Şimdi elinizdeki veriler şunlar

1- Bir şekilde eşinizin eski sevgilisiyle bağlantısına şahit olmuşsunuz. Bu durum içinde eşinizin eski sevgilisiyle olan günlerini de özlediğini okumuşsunuz.

2- Eşiniz kendisine yapılan imadan sonra bu kişiyle olan iletişimini size anlatıp yanlış anlaşılmanın önüne geçmek ya da bu kişiyle iletişimini tamamen koparmak yerine onun kayıtlı ismini değişip sizden gizli iletişime devam etmiş.

Bir kişi, eşine açıklayamayacağı bir durumun içerisinde olmamalı. Bunun lamı cimi yok. Eğer siz bunu kabul etmemekte ısrarcıysanız ve kendi kişisel alanınıza çok müdahale ettiğinizi düşünüyorsa sizinle bu konuyu o tartışmalı ya da sizle olan ilişkisini bitirmeyi göze almalı. "Benim hiçbir kötü amacım yok, ama şimdi eşime söylesem olay olur" gibi bir şey benim için kabul edilebilir olmazdı. Aldatan insanların da büyük kısmı "zaten eşimi seviyorum, birlikte olduğum kişiyi sevmiyorum, sadece vakit geçiriyoruz" gibi şeylerle kendini haklı göstermeye çalışıyor.

Şüphe tedavi edilmeden geçmeyen, geçmediği gibi de büyüyen ve nihayet şüpheye sahip olan kişiyi gerçekten haksız duruma düşüren bir şey. Siz şüphelendikçe zaten aranızdaki saygıyı baltalayan davranışlar geliştirmeye başlayacaksınız. Birgün eşiniz eve geç geldiğinde onu hiçbir sıkıntı hissetmeden güleryüzle karşılayabileceğinize karşılayabileceğinize inanıyor musunuz? Peki kavganın ertesi gün ne olacak. Diyelim o gece tepki gösterdiğiniz için özür dilediniz. Peki bu özüre kendiniz inanacak mısınız? İçiniz ferahlayacak mı?

Ben bu durumda şahit olduğum şeyleri söyleyip bir açıklama getirmesini isterdim. Sorumluluğunu bilip ona göre hareket etmesini talep ederdim. Siz bir çift olmak için söz verdiniz. Bundan önce kafanızda "olabilir, hayatına başkaları da girebilir" gibi bir düşünce olduğunu sanmıyorum. Onun da sizin buna onay vereceğinizi düşündüğünü sanmıyorum. Bu bilinçle evlendiniz. Eğer böyle olmayacağını bilseydiniz evlenmezdiniz. Verdiği sözleri tutmasını istemek ve bunlar gerçekleşmediğinde tepki koymak hakkınız.

Endişelenen taraf siz olmamalısınız. Özgüvenli, sakin ve anlamak amacıyla yetişkin insanlar gibi konuşmanız bence en iyisi. Eğer açıklamasından ve vereceği sözlerden tatmin olmazsanız o zaman ayrılmayı da düşünürsünüz.

Ben şahsen eski sevgilisi önünde benimle olan birlikteliğini zedeleyici şeyleri yapan biriyle evli kalmak istemezdim. Eski sevgilisiyle bir araya gelmesi beni rahatsız da etse bana bunu bildirse asla gidemezsin diyecek bir insan değilim. Ama benim bilgim olmadan böyle bir şey yapılması benim için kabul edilemez.
0
akhenaten
(13.08.22)
Galiba değil, aldatılmışsınız. Oturup sohbet bile etmiş olsalar bu karşı tarafı özlediği ve size yalan söylediği gerçeğini değiştirmiyor. Kaldı ki siz şüphelendikten sonra ismini başka şekilde kaydetmesi gayet yeterli aldatılmak İçin. Yüzleşip açık açık konuşmalısınız ama sakince. Aldatmak için sevişmek gerekmiyor. Siz bundan sonrası için bir karar vermelisiniz. Ya bu aldatmak değil deyip devam edersiniz ya bitirirsiniz. Önemli olan içinize sinmesi.
0
dfn4
(13.08.22)
(6)

birini aklından çıkaramamak

newlywed
Bir arkadaşım vardı. Çok saçma sapan bir nedenden dolayı küstük. Aşırı narsist ve egoist biri. Konuyu konuşma çabalarıma rağmen hiçbir şekilde mesajlarıma cevap vermiyor. Bu bende artık bir takıntı haline geldi. Sürekli bu konuyu düşünüyorum, bana yaptığı haksızlık duygusundan bir türlü çıkamıyorum.
Bir arkadaşım vardı. Çok saçma sapan bir nedenden dolayı küstük. Aşırı narsist ve egoist biri. Konuyu konuşma çabalarıma rağmen hiçbir şekilde mesajlarıma cevap vermiyor. Bu bende artık bir takıntı haline geldi. Sürekli bu konuyu düşünüyorum, bana yaptığı haksızlık duygusundan bir türlü çıkamıyorum. Sürekli aklımda bu konu var. Çok acımasız biri olduğunu düşünüyorum. Benim ondan bir cevap almamın çok önemli olduğunu artık bu ısrarlı çabamdan anladı ve canımı daha çok yakmak için cevap vermiyor. Bu kadar zalim olduğu için ondan nefret ediyorum. O hayatına devam ediyor, ben devam edemiyorum. bu konuyu nasıl unuturum, böyle bir şey yaşayanınız var mı?
0
newlywed
(12.08.22)
Anlattıklarınızdan durumu kabullenemediğinizi anladım.

Şunu kabul etmelisiniz, hayatın bu yönü de var. Sizin aranızdaki olay nasıl gelişti bilmiyorum, ama bazen insanların yakın arkadaşları onlara büyük bir haksızlık yapıp ortada bırakıp gidebilir. Buna dost kazığı deniyor. Bunu yaşayan bir sürü insan var, karşılığında o konuşmak istemeden yapabileceğiniz bir şey yok.

Bazen cevap beklediğiniz insanlar size cevap vermezler. Bazen yok yere işinizden olanilirsiniz. Bazen sevgiliniz sanki hiç sizi tanımamış gibi hayatınızdan öylece çıkar gider, bazen çok sevdiğiniz biri hiç beklenmedik bir anda ölüp her şeyin yarım kaldığını hissetmenize sebep olabilir.

Bunların olabileceğini kabul edip hayatınıza devam etmelisiniz.
0
akhenaten
(12.08.22)
O kişiyi aklında öldüreceksin, sanki öyle biri hayatta yokmuş hiç olmamış gibi
0
freebird5406_2
(12.08.22)
Ayyy bildim bu hissi. Maalesef narsisistlerle baş etmek çok zor, ve bu çok tipik bir davranış. Yapılabilecek tek şey bıçak gibi her şeyi kesip beklemek, "bu niye bi anda kesti?" Diye çatlayıp gelecektir.

Ama bence o size hamle yaparsa da sallamayın, hayatınıza devam edin. Bu tip insanlardan bi halt olmaz, vazgeçip hayatınıza devam etmek yine en sağlıklısı.
0
galileo figaro magnifico o o o o
(12.08.22)
yüzleşmeden bitmez yakın arkadaşsa şayet. (minimum 3 yıllık)

arada takılmalık bir arkadaş idiyse birkaç aya unutursun.
0
edgenabby
(13.08.22)
Narsist demişsin, aşırı narsist demişsin.

Psikologların fikir birliği ettiği bir şey var: narsistler HASTAdırlar ve tedavileri yoktur. Gerilemez bile. Psikolojik hastalık gibi değil ölümcül bir hastalık gibi düşün. Onu hayatında tutan ölür.

Aklından atmak için bir süre zihin mesaisi yapmalısın. Bir süre onun sadece olumsuz yanlarını, olumsuz davranışlarını, olumsuz düşüncelerini inançlarını kötü alışkanlıklarını vs düşüneceksin. Onun kötü biri olduğuna kendini ikna edeceksin. Kesinlikle kötü değil diyorsan onun geri dönüşsüz hasta oldupuna, asla iyileşmeyeceğine ikna et kendini. Kötülüklerinden/olumsuzluklarından başka hiçbir şey düşünme. Tabii eşzamanlı olarak onun karşısında senin ne kadar iyi niyetl olduğunu da düşün. O kötü sen iyi. Bu şekilde kodladığında zihnin onu silmek isteyecek ve ona ait duygu izlerini hafiflettiğin için silmek kolaylaşacak.

Ayrıca bağ kesme meditasyonları var. Her gün yap. Eft tekniğini öğren her gün yap. Çok ama çok işe yarayacak.
0
muhayyer divan
(13.08.22)
Ben özellikle sebebin ne olduğunu merak ettim. Ona göre daha iyi değerlendirme yapılabilir. Belki bardağı taşırmışsınızdır belki de öyle değildir.
0
sevilen progressive türkücü
(14.08.22)
(20)

İltifat mı bu?

gozo
Bir arkadaşım anlattı o iltifat olduğunu savunuyor ben öyle düşünmüyorum. Onun ağzından anlatacağım. "bir gün saçlarımı boyatıp işe gitmiştim. ağlene kadar çalıştık. Müdürümüz öğleden sonra şehir dışına çıktı. çıktıktan yarım saat sonra bir soru sorma bahanesiyle cep telefonumdan aradı. aciliyeti ol
Bir arkadaşım anlattı o iltifat olduğunu savunuyor ben öyle düşünmüyorum. Onun ağzından anlatacağım. "bir gün saçlarımı boyatıp işe gitmiştim. ağlene kadar çalıştık. Müdürümüz öğleden sonra şehir dışına çıktı. çıktıktan yarım saat sonra bir soru sorma bahanesiyle cep telefonumdan aradı. aciliyeti olmayan bir konu. konuşma bitince saçlarınızı fark etmediğimi sanmayın. çok güzel olmuş çok yakışmış dedi." bu kızımızın hoşuna gitmiş iltifat ettiğini düşünmüş. bu arada müdürle aralarında 9-10 yaş gibi ne az ne çok fark varmış ve adamın kendisine ilgisi olduğunu da hissediyormuş. ben taciz olduğunu söyleyince şaşırdı ve hiç öyle düşünmediğini söyledi. hala da öyle düşünüyor ve inatlaşıyor. sizce onu taciz olduğu konusunda nasıl ikna edebilirim?
0
gozo
(12.08.22)
Direkt taciz demek ne kadar doğru bilmiyorum. Evet iltifat bu. İltifat hoşlanmadığımız birinden hoşlanmadığımız şekilde gelirse taciz diyebiliriz sanırım. Belli ki arkadaşınızın hoşuna gitmiş, taciz nasıl olur bu durumda bilmiyorum.
Siz bir müdürün çalışanına bu şekilde yaklaşmasının yanlış olduğunu düşündüğünüz için böyle söylüyorsunuz sanırım ama oluyor böyle şeyler yani hepsine taciz diyemeyiz bence.
0
veritaslibertas
(12.08.22)
taciz mi değil mi bilmem ama burada 'sanmayın' kilit bir kelime. adamın kafasında bir şey yaşadığını belli ediyor. anlık yapılabilecek bir iltifat masum olabilirken bu durum olaya derinlik katıyor.
0
onemoremile
(12.08.22)
İltifat anlık bir şey olur, yani sevgilin eşin partnerin vs değilse iltifat anlık çok da düşünmeden yapılır. Misal müdür işyerinde görür ayaküstü böyle bi şey der o iltifattır ama işle ilgili telefon açıp sonuna da bunu iliştiriyorsa bana iyi niyetli bir hareket gibi gelmez. Ha taciz der miyim bilmiyorum o da başka bir boyut ama kesinlikle "düşünerek" yapılmış bir eylem gibi görürüm ben bunu.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(12.08.22)
şu olaya taciz demek aşırı abartı. adam iltifat etmiş, teşekkür ederim deyip geçilebilir. iyi niyet kötü niyet aramanıza gerek yok, beğenmiş de olabilir bu direkt "kötü niyetli" manasına gelmiyor. kötü bir şey değil yani yaşanan olay insani bir şey.
0
roket adam
(12.08.22)
Taciz arkadaşınız rahatsız olsaydı olurdu.
0
amsterdam otlu sigarası
(12.08.22)
Abartmayın yahu, ne tacizi? Hem "sanmayın ki" kalıbıyla başlaması zaten normalde bu tür değişiklikleri fark edip yorumladığını, karşı tarafın da bu tip bir beklentide olup neden bu değişikliğin fark edilmediğine dair sözsüz bir şaşkınlık jesti, anlık bir bakış vb. verdiğini gösteriyor. Adam da kendinden bekleneni neden yapmadığına dair özür dilercesine bu değişimi fark ettiğini belirtip iltifatını yapmış. Ha ilgisi vardır, karşı tarafa hissettirmiştir, karşı taraf da bunu problem etmiyordur, ilgisi hoşuna gidiyordur vb. bu kısımları bilemem. Bunlar varsa zaten üçüncü kişilerin yorumlaması yakışık almaz.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(12.08.22)
bu tamamen müdürün karakteriyle-aralarında samimiyetle bağlantılı. ayrıca arkadaşınız rahatsız olmamış aksine hoşuna gitmiş sizinle paylaşmış. bu durumda taciz olmuyor.
0
orpheus
(12.08.22)
olayın tacizle uzaktan yakından alakası olmaması dışında sıkıntı yok.
koca koca insanları bir şeylere ikna etmek de çok mantıklı değil tabii. konudan bağımsız, herkesin aklı kendisine yeter. kimseyi ikna etmeye çalışmayın.
0
mhmtt
(12.08.22)
Müdür, mesai saati dışında, bu taraftakilerce aciliyeti olmadığı değerlendirilen ama kafasına takılan bir konu için elemanı aramış.

Konuşma bitiminde de mesai dışı aramış olmanın mahcubiyetini bastırmak için hoşlanılacağı değerlendirilen bir çift laf etme gereği duymuş.

Hoşlanılmış.

Sorun nerde anlamadım ben.
0
Mirket
(12.08.22)
kesinlikle taciz değil.

eğer aynı müdür erkeklere ve diğer kadın çalışanlara da benzer şekilde övgüler ve iltifatlar ediyorsa sadece iltifat. yok, sadece bu iltifatları o kadına ediyorsa yürüyor demektir. ama yürümekle taciz arasındaki fark ısrarda ve karşı tarafın tavrında. kız bu iltifatlara olumsuz anlamda bir tepki vermiyorsa sorun yok.
0
nickini degistiren yazar
(12.08.22)
Taciz bir kişiye, o sizinle ilgilenmediğini söylediği ya da rahatsızlığını belli halde gösterilen ilgidir. Her tanışma denemesi ya da iltifat taciz sayılamaz. O halde sadece görücü usulü ya da tinder'dan falan tanışmak durumunda kalır insanlar ya da hiç romantik yönü olmasa bile her türlü iltifat taciz sayılır. Yani buna göre iki insan sevgililik ilişkisi kurarsa bu sadece tacizle başlayabilir, sizin dediğiniz bu anlama geliyor.

Öte yandan müdür tarafından bir çalışana böyle bir iltifat gelmesi taciz olmasa da iş etiğine aykırı, ve kurum içi yaptırım uygulanması gereken bir konu. sanırım sizin demek istediğiniz de bu. Örneğin arkadaşınız bundan rahatsız olsaydı belki de müdürüyle arası bozulup işten atılma ya da gözardı edilme korkusuyla bu rahatsızlığını söyleyemeyecekti. Bu açıdan işyeri etiğine uygun değil. Üst-ast ilişkisi olan durumlarda bunlar hoş olmuyor.
0
akhenaten
(12.08.22)
Aslında taciz. Çünkü astına bu şekilde yürüyemezsin.

Bu kişi işini kaybetmemek için seni terslemekten korkuyor olabilir. Doğrusu bu. İş arkadaşı demiyorum. İş yerinde Üstü olduğu için taciz.

Arkadaşın hoşlandığı müdürüne bu lafı edemez (cinsiyetten bağımsız söylüyorum) çünkü işini kaybetme korkusu olur ama müdürde bu korku yok. Tacize konu olan kısım bu.

karşılıklı yürüşüyorlarsa bir şey denemez de. müdürün profesyonellikten uzak olduğu tescillenmiş.
0
proverb haste makes waste
(12.08.22)
İki kişi arasındaki ilişkiyi bilmeden karar vermek çok zor.

Samimi iseler "kadınlar böyle değişikliklerin fark edilmesini ister" düşüncesiyle, "fark etmedim sanma" demiş olabilir.

Bence iş yerinde, romantik ilişkiler çok sakıncalı. Bu tarz ilişkilerde, olay ciddiye binmeden, kibar bir şekilde reddetmek en güzeli. Kibarca "Teşekkür ederim ama Saçımı fark etmeni istemiyorum, böyle bir beklentim yok" dersen, adam/kadın bir daha yürüyemez...


.
0
kartallar yuksek ucar
(12.08.22)
ikna edemezsiniz çünkü taciz değil.
diğer yandan, herkesin aklı kendine yeter +1

"fark etmediğimi sanmayın" demek "fark etmemi beklediğinizi biliyorum" demektir.
kızımızın da zaten hoşuna gitmiş, yani ortada tacizden ziyade karşılıklı bir sinyalleşme var.

adam rahatsızlık verici şekilde davransaydı ve kızın karşısında ısrarcı biri olsaydı taciz derdik.
profesyonelliğe aykırı olmakla taciz aynı şey değil.

"adam konumunu kullanarak taciz ediyor" gibi bir şey diyorsanız, fiilen öyle bir durum da yok.
o durumda da karşılık vermezse işten çıkartılacağını falan hissedip kendini karşılık vermeye mecbur hissediyor olması lazım.
böyle bir ortam yok.
karşılıklı flört ediyorlar.
0
blatta hiberna
(12.08.22)
taciz değil ama düz iltifat da değil. ikisinin arası bir şey.
0
rose parks
(12.08.22)
taciz degil cunku arkadasin sikayetci degil, tersine hosuna gitmis.

tartisilmasi gereken etik olup olmadigi. Isyerinde birine yurumek global olarak pek hos karsilanan birsey degil ve kovulma sebebi olabilir, karsi tarafin gonlu olsa dahi.
0
cooperr
(12.08.22)
Taciz de değil iltifat da. Dümdüz yürüme
0
Hallegadola
(12.08.22)
Taciz değil. Hoş bir kompliman yapmış. Arkadaşınızın da hoşuna gitmiş. Büyütülecek birşey değil.. ikisinin de günü güzel geçmiş işte ne güzel:)

Siz neden dert ettiniz ki bu durumu?
0
füt
(12.08.22)
Ne tacizi ya iyi misiniz ? Düpedüz iltifat
0
beemaker
(14.08.22)
1- taciz değil, iltifat ta değil. yürüme.
2- müdürü değil de kendi benzeri ya da altı pozisyon olsa taciz olurdu arkadaşınız için.
3- siz onu kıskanıyorsunuz.
0
nuisance
(14.08.22)
(4)

İngilizce Kelime Sorusu

emcekare olmadi einstein olsun bari
anlamak ve kavramak arasındaki farkı nasıl vurgulayabilirim.kavramak anlamaktan daha güçlü bir terim. bir konuyu anlamanız onu kavradığınız anlamına gelmez ama kavramış olmanız aynı zamanda anladığınız anlamına gelir.yani önce anlayacaksınız sonra kavramış olacaksınız.anlamak için "understand" ifade
anlamak ve kavramak arasındaki farkı nasıl vurgulayabilirim.

kavramak anlamaktan daha güçlü bir terim.
bir konuyu anlamanız onu kavradığınız anlamına gelmez ama kavramış olmanız aynı zamanda anladığınız anlamına gelir.
yani önce anlayacaksınız sonra kavramış olacaksınız.

anlamak için "understand" ifadesi ele alırsak bu durumda kavramak için hangi kelimeyi kullanmak daha doğru olur?
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(12.08.22)
ilk aklıma gelen comprehend
0
lazpalle
(12.08.22)
Biraz dolayli ama kavramak icin "digest" de kullaniliyor.
0
sertac akin
(12.08.22)
Aslında ingilizce için understand dediğiniz anlamı karşılıyor.

Türkçe düşündüğünüz için böyle bir düşünceye kapıldınız sanırım. İngilizce için sizin anlamak ve kavramak arasında yaptığınız kıyasa eşdeğer kalıp understand fiilinden daha zayıf bir seçenek bulmakla daha mümkün gibi. get filiyle kurulan "I get it", "you got it" tarzı yapılar sizin burada anlamak olarak tarif ettiğiniz şeyi daha iyi karşılıyor.

Understand yapı olarak zaten konunun özünü idrak etmekle ilgili.

Yani ingilizcede şu cümle; "Yeah you got the idea but do you actually understand it?" daha mantıklı duruyor.
0
akhenaten
(12.08.22)
@akhenaten haklısınız. Understand kelimesinden daha kuvvetli kelimelere odaklanmaktansa daha zayıflara odaklanmak da güzel bir yaklaşım.

türkçe olarak anlattığım bir konu var onu ingilizce olarak anlatacağım bu sefer. Türkçe anlatırken yapmış olduğum kelime oyunlarını ingilizce'de de yapabilir miyim diye düşündüğüm için bu soruyu sormuştum. teşekkürler.
0
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(12.08.22)
(10)

Evinizde hangi dekoratif ürünler var?

ms brownstone
Mesela duvarlarınızda çok fazla şey asılı mı? Asılıysa ne asılı? Ya da mesela kitaplığınız sadece kitaplardan mı oluşuyor yoksa kocaman ve bol dekoratif ürünlü kitaplık mı tercih ediyorsunuz? Bitkileriniz varsa onları eve nasıl dağıtarak yerleştiriyorsunuz?Bunların dışında da benim aklıma gelmeyen a
Mesela duvarlarınızda çok fazla şey asılı mı? Asılıysa ne asılı? Ya da mesela kitaplığınız sadece kitaplardan mı oluşuyor yoksa kocaman ve bol dekoratif ürünlü kitaplık mı tercih ediyorsunuz? Bitkileriniz varsa onları eve nasıl dağıtarak yerleştiriyorsunuz?

Bunların dışında da benim aklıma gelmeyen ama sizin kullandığınız her şey olabilir aklınıza gelen. Hatta isterseniz fotoğraf da paylaşabilirsiniz. Genel olarak koltuk, masa vs en çok ihtyaç olan şeyler dışında insanlar evlerini nasıl doldurmayı tercih ediyor merak ediyorum.
0
ms brownstone
(11.08.22)
geçen ay 61x91cm boyutunda 3-4 farklı poster alıp ikea çerçeveleriyle duvara astım.
fazla uğraşmadan güzel sonuç aldım.

www.ikea.com.tr

duwart.com
0
MtKrt
(11.08.22)
Dekorasyon evinizde hali hazırda bulunan eşyaları tamamlayıcı olmalı, bu açıdan çok değişir ama...

Örneğin benim evim gri, beyaz ve siyah tonlu baya minimalist döşenmiş bir ev. Mesela koltuklarım deri kaplama köşeli hatları var. Haliyle dekorasyonda da kübik biçimli mumluklar, nadiren yerleşmiş soyut biblolar ve ince bir dal sarmaşık, bambu ve sert datayları olan lambalar ve herkesin bunu ben de yaparım diyebileceği sade tablolar var.

Ama atıyorum sizin eviniz daha renkli, krem ve bordo tonları ağırlıklıysa ve koltuklarınız daha keten görünümlü, sandalyeleriniz vintage ahşap sandalyelerse benimki gibi bir dekorasyon sanki arkadaşınız eşyalarını emaneten sizde dursun diye bırakmış gibi olur. Sizinse halat detayları olan bir saksı içinde yere sarkan bitkiler, kil vazolar, kilimler, daha empresyonist tablolar gibi şeyler tercih etmeniz gerekir.
0
akhenaten
(11.08.22)
Henüz yapmadım fakat fikir olarak bu ara grant haffner ın canlı renklerle yaptığı yol resimlerini seviyorum, kendim bunların taklitlerini yapmayı düşünüyorum :)

sebastianfoster.com
0
freebird5406_2
(11.08.22)
Kitaplığımızda antik yunan heykel büstler var mesela bizde kitaplar dısında baya cool duruyor, cok seviyoruz.
0
solenkol
(11.08.22)
Eğer bitkileri saymazsak çok çok az dekoratif eşya kullanıyoruz. Bir iki çerçeveli çizim, bir Lego, bir tane dekoratif mum. Duvarları boş ve beyaz haliyle seviyoruz.
Buna karşılık. Her odada en az 2 bitki var.
0
chavezding
(11.08.22)
Evde ıvır zıvır sevmiyorum. Dekoratif bir şey alırsam ömrü maksimum 2-3 ay oluyor. Sonra doğru çöpe. Çiçek, bitki de barındırmıyorum. Kendi yaptığım bir tablo ve yine kendi yaptığım bir tütsülük var o kadar.
0
ruhen hastayim ben
(11.08.22)
Müzayedelerden resim, antika eşya alıyorum. Kendi yaptığım çini, kanaviçe ve resimlerim var. Hepsini asmıyorum/yerleştirmiyorum. Benim resimlerim mesela toplu bir yerde duruyor ama 2 tane asılı duruyor, değiştiriyorum sıkıldıkca. Çini yaptığım tabaklar var şaman davulu desenleri var üzerinde, hayvan ve kurukafa desenli kanaviçelerim var. Hepsi farklı bir alanda ve tüm ana eşyalar, duvarlar, çerçeve rafları bembeyaz. Çok batmıyor.

İlerisi için eski çeyiz sandığı alma planım var. İçine bu ıvır zıvırları koyup sıkıldıkca değiştireceğim. Her şeyi ortaya koyarsam çok alakasız oluyor.
0
jazzabel
(11.08.22)
Bizim evde her yere anısı/anlamı olan ve bakınca mutlu olduğumuz şeyler dağılmış durumda. Hiç minimalist olamıyoruz.

Salonda iki tane kocaman film afişi var, biri benim en sevdiğim filmin 2000 yılında aldığım afişi, diğeri eşimin en sevdiği filmlerden biri. Bunun dışında tv ünitesinin üzerinde 1-2 küçük fotoğraf çerçevesi, ilk kez kum çölüne gidince oradan aldığım kumla doldurduğum bir cam kurukafa (kumu ben getirdim, kurukafa hediye), başka bir gezide aldığımız vintage cam ilaç şişesinde viski vs var.
Salondaki kitaplıkta özellikle ayırdığım, göz gezdirmesi keyifli kitaplar var; yanında cam kapaklı kısımda kalabalık yapmasını istemediğim her türlü ıvır zıvır, figür, hatıra, maket vs var. Üşenmedim fotoğrafını çektim: www.dropbox.com (Yeğenime yaptığım kanaviçe, arkadaşımın çocuklarına vereceğim Harry Potter şişesi/fincanı vs de kitapların arasında duruyor, geçici onlar.)

Dubai'den aldığım güzel tasarımlı üç kartpostala beyaz çerçeve yaptırdım, onlar mutfak duvarında, kahve makinesinin üstünde asılı.

Antrede eşimin annesinin yaptığı yağlıboya kuzey ışıkları tablosu ve Nepal'den alınmış el yapımı mandala var.

Eşimin çalışma odasında metal dünya haritası (images.app.goo.gl) asılı, kardeşinin hediyesi. Rafta muppet show figürleri, 1-2 kanvas tablo vs var.

Benim çalışma odam henüz tasarım aşamasında, arkadaşımın neredeyse 15-20 yıl önce yapıp hediye ettiği suluboya palyaço ve başka bir arkadaşımın yaptığı kanaviçe tardis asılacak, bir sürü eski kitap kapağı bastırıp bir duvarı onlarla kaplayacağım. (Bunun gibi ama daha nerd: images.app.goo.gl) Bir de Starry Night kırlent takımı var, divanın üstünde yığılı duruyor. Buradaki kitaplıkta bir Asimov büstü, bir peluş safrakesesi, bir de küçük fotoğraf çerçevesi var, zaten kitaplar zor sığıyor.

Öldürmemeyi başardığım tek bitki de balkonda yaşıyor.
0
kobuzchu kiz
(11.08.22)
Toplam 3 tane Chagall var. Plaklar duvardaki raflarda asili.

Kütüphane kitaplardan olusuyor sadece.

Bitki yatak odasinda sifir, onun disinda calisma odamda oldukca fazla. Bir iki tane anisi olan seyin disinda dekoratif urun yok gibi. Hic sevmiyorum dopdolu duvarlari ve evimde cok az duvar var, her yer cam.
0
buf-e kür
(11.08.22)
evi girişinde sevgili nuri çetinin çizdiği bir aile çizimimiz (ben kızım ve eşim) var. diğer koridorda babamın el emeği yaptığı bir bibloluk ve herbir bölmesinde cam minik objeler var.

salonda bir kitaplığımız ve güneş şeklinde takribi 50 cm çapında bir aynamız var.

yatak odamızda bir tablo var.

mutfakta da ufak bir kara tahtamız var not almak için. ama bunu kaldırıp bir duvarı komple kara tahta boyası ile boyatacağız. eski evimizde öyleydi çok eğlenceli oluyor.
0
teritori
(11.08.22)
(4)

Başkanım Dinle - Ne eksikler var?

michael_knight
Bu fikri eleştirmenizi veya geliştirmenizi rica edeceğim. Eksiklerini, hatalarını anlamaya çalışıyorum."Başkanım Dinle" adlı bir internet hizmeti kurulacak. E-Devlet üzerinden, kimliğiniz belli olacak şekilde girilecek.Cumhurbaşkanının izlemesi için cep telefonunuzdan 30 saniyelik video çekip ona de
Bu fikri eleştirmenizi veya geliştirmenizi rica edeceğim. Eksiklerini, hatalarını anlamaya çalışıyorum.

"Başkanım Dinle" adlı bir internet hizmeti kurulacak. E-Devlet üzerinden, kimliğiniz belli olacak şekilde girilecek.
Cumhurbaşkanının izlemesi için cep telefonunuzdan 30 saniyelik video çekip ona derdinizi anlatabileceksiniz.

Cumhurbaşkanı her gün gönderilen 10 adet videoyu izleyecek. Bu yaklaşık 10 dakika zamanını alacaktır. Sistem rastgele bir şekilde başkanın izleyeceği videoları seçecek.

Amaç: İnsanlar sesini duyurabildiğini zannetsin. Yüksek mevkideki kişi filtresiz şekilde halkın düşüncesini duyabilsin.
Not: Keşke ülkenin tüm kurumları hatasız şekilde çalışsa da böyle bir şey düşünmem gerekmese.
0
michael_knight
(11.08.22)
Hocam gereksiz uğraş, Cumhurbaşkanının böyle bi amacı olsa sana gelene kadar 1 milyon defa o iş yapılırdı zaten, hadi yaptın diyelim, gerçekten de Cumhurbaşkanının bunu kullanacağını düşünecek kadar temiz kalpli misin?
0
Kaleci Saçlı Forvet
(11.08.22)
Millet Meclisi ve Milletvekilleri (kelimenin anlamına dikkat) bu iş için var zaten.
Bu tip talepler ve şikayetler usülüne göre gelsin diye.

Bu nedenle gereksiz bir fikir.

Ancak, bizim gibi ülkelerde çok iş yapar, politikacılar ve başkanlar çok beğenir. Reklamını yaparlar.
0
burfak
(11.08.22)
Hocam zaten sorun gücün tek bir kişide toplanmış olması ve çözümün tek kişide olması değil mi ? Bir kişi ülkenin kaldırım taşının nasıl döşeneceğinden, eğitim politikalarına, orman yangınlarına kadar son söz sahibi olamaz

Geçen gün ibrahim kalın sanırım, orman yangını cumhurbaşkanımızın talimatıyla söndürüldü dedi

E kurumlar neden var benim dediğim de aslında senin dediğine geliyor
0
freebird5406_2
(11.08.22)
Bu fikrin temeli otoritenin insanların yaşadığı sorundan haberdar olmaması üzerine kurulu. Yani bu fikrin sahibinin bu şekilde düşünüyor olması beklenir en azından.

O zaman şu soru akla geliyor, otorite sahibi yönetimi altındaki kişilerin sorunlarını öğrenebileceği bir mekanizma olmadığı için mi bu sorunlardan haberdar değil? Eğer sorun bu değilse onun sorunlardan haberdar olmasını engelleyen bir şey mi var?

Eğer böyle bir mekanizma olmadığını düşünüyorsak sorunu bambaşka bir bağlamda ele almamız gerekir. Örneğin başka devlet yöneticilerinin sahip olup da sizin sorunları ulaştırmak istediğiniz yöneticinin sahip olmadığı ne var?

Eğer sorunları öğrenmesine engel olan bir etken varsa bu uygulamanın bu engelle karşılaşmayacağını ve doğrudan yöneticiye ulaşmasını garanti edecek ne var? Ya da bu çözümü garantileyen bu şey niçin hali hazırda bulunan mekanizmalara uygulanamuyor?

Fikriniz zaten var olan yazılı iletişim metodlarını geliştirici ve modernize edici bir fikir, ancak ben şahsen çözümü olmayan bir konuya çözüm üreteceğini düşünmüyorum. Çünkü elimizdeki mekanizmalarla da otorite sahibinin halkın sorunlarından haberdar olması zaten mümkün. Elimizdeki mekanizmaların işe yaramadığını düşünüyorsanız, o zaman sizin uygulamanız da yaramaz.
0
akhenaten
(11.08.22)
(2)

Başkalarının eleştirilerini filtresiz ileten iş arkadaşı

signore
1 yıl boyunca tek başına çalışmış biri var, X diyelim. Aynı pozisyona 3 kişi daha geliyor, X bunlara işi öğretiyor vs ama gelmeleri hoşuna da gitmiyor. Bu X sürekli olarak iș yerindeki diğer birimlerden sözde kendisine gelen eleştirileri dedikoduları bu yeni gelen 3 kişiye iletiyor. Sizin hakkınızda
1 yıl boyunca tek başına çalışmış biri var, X diyelim. Aynı pozisyona 3 kişi daha geliyor, X bunlara işi öğretiyor vs ama gelmeleri hoşuna da gitmiyor. Bu X sürekli olarak iș yerindeki diğer birimlerden sözde kendisine gelen eleştirileri dedikoduları bu yeni gelen 3 kişiye iletiyor. Sizin hakkınızda şöyle diyorlar, ben sizi korudum ama... Şunlar senin hakkında şöyle dedi vs vs.

Sonra bunu biraz farklı bir yere alıyorlar geçici olarak. X gelip diğerlerine diyor ki "bana diyorlar ki sen gittikten sonra orası çok kötü oldu işlemiyor". Böyle bir şey söylenir mi ya? Gerçekten bu dedikleri olsa bile bunlar söylenecek şeyler değil. Kendini yüceltmek için, yenilerin moralini bozmak ve diğer birimdekilerle aralarını bozmak için ya uydurduğu ya da bire bin kattığını düşünüyorum. Sizce?

Çok detay veremedim kusura bakmayın.
0
signore
(09.08.22)
Bu nedir abi çocuk gibi. Aşırı ezik bir karakter. Muhatap olma. Günaydın, günaydın. O kadar. Ona bile gerek yok da neyse. Devam ederse günaydını da kes.
0
himmet dayi
(09.08.22)
Bilmiyorum başka yerlerde de var mı ama bire bin katma olayı bizim insanlarda çok yaygın. Yapıyordur yani... Özellikle birilerine gidip sana şöyle dediler de ben de savundum diyen insan çok klasik bir model tam buna uygun bir davranış olur abartmak.

Etrafındaki kişiler olayı ciddiye aldıkça bu kişiler gaza geliyor. En iyisi hiç prim vermemek. Ne yazık ki olay özellikle kendisiyle ilgiliyse insanlar bunu yapmakta zorlanıyor ama, birinden biri patlıyor sonra uğraş dur. İnsanlar böyle ne yazık ki...

Duyduğum, gördüğüm bir şeyi unutmam çok zaman alıyor. O yüzden böyle durumlarda araya girip o hayal silsilesini dağıtıp birebir olayı anlatıp doğal zemine çekiyorum ben konuşmayı. Hem çılgın atan kişinin insanlardaki kredisi düşüyor hem de ortada nefret ettiğim saçma sapan dalaşmaları görmem gerekmiyor. Bana da bir zararı olmadı hiç, genelde insanlar benden ne duyuyorsa ona inanıyor böyle durumlarda, işime geliyor.

Ekip çalışması çok zor gerçekten, yalnız çalışmak da ayrı zor. Hayat zor :D
0
akhenaten
(09.08.22)
(7)

Spor Çantası ve Sporda Duş

ckisc
Arkadaşlar ben bazen görüyorum adam decathlonun 10 litrelik çantasıyla gelmiş duşunu almış hazırlanıp çıkıyor, yani onca şeyi oraya nasıl sığdırdın burhanın çantası gibi. hani duş için terlik lazım, havlu lazım, hadi şampuanı sabunu küçük şeylere koyar onu geçelim de bunca şeyi napıyorlar nasıl hall
Arkadaşlar ben bazen görüyorum adam decathlonun 10 litrelik çantasıyla gelmiş duşunu almış hazırlanıp çıkıyor, yani onca şeyi oraya nasıl sığdırdın burhanın çantası gibi. hani duş için terlik lazım, havlu lazım, hadi şampuanı sabunu küçük şeylere koyar onu geçelim de bunca şeyi napıyorlar nasıl hallediyorlar? bi de ıslanıyor bunlar yani hadi diyelim terliği zipli poşete koydun, hadi havluyu da öyle yaptın da ıslak sonuçta ne bileyim siz nasıl yapıyorsunuz acaba? benim havlum mu kalın yani katlasan onu bütün çantayı doldurur. bu adamlar utanmasa bel çantasıyla gelecek.
0
ckisc
(08.08.22)
decathlon havlulari cok az yer kapliyor
0
tahtakafa
(08.08.22)
Decathlon havluları veya ince peştemal güzel iş görüyor. Terlik ve havlunun nemli olmasını çok dert etmiyorum, dediğiniz gibi iki torbaya koyuyorum. Hem vücut hem saç için olan bir küçük katı sabun (ikisi bir arada jel de olur) ve deodorant da koyduğum zaman çanta çok da dolu olmuyor.
0
fotrsapka
(08.08.22)
yaz mevsimi kıyafetler hacimsiz
el havlusuyla kurulanır, duşta giyinir filan

bazı insanlar terlik kullanmıyor ben de anlamıyorum
çıplak ayakla basıyor filan
0
bir soru sorcam
(08.08.22)
Aynen, sporda ben de sığamıyorum o ufacık çantaya. Üstteki cevapları da okudum, hala mümkün değil gibi :D
0
invictae
(08.08.22)
Niye bu kadar düşündünüz anlamadım. Çok karmaşık bir şey değil.

Ben eşofmanımı, ter havlumu ve duş havlumu katlayıp üstüste koyuyorum. Çantanın bir cebine de hem saç hem vücut için olan şampuanlardan atıyorum. Salon ayakkabımı ve duş terliğimi de poşetleyerek koyuyorum. Gayet rahat sığıyor.

Salonda işim bitince havluyu sırtıma atıp terliği giyiyorum elime de şampunı alıp duşa giriyorum. Sonra terlik poşete gitiyor havluyu da katlayıp geri koyuyorum. Eve gidince de o havluyu kirliye atıp o gün kullandığım eşofmanı ve havluları kirliye atıp çantaya yenilerini koyuyorum.

Sizin anlamadığınız tam olarak hangi kısım?
0
akhenaten
(08.08.22)
@akhenaten, benim merak ettiğim nasıl yerleştirildiği değil onca şeyin o kadar küçük şeye nasıl sığdığıydı, arkadaşlar da söyledi mesela decathlonun havluları ince oluyormuş ve benim havlum da gerçekten büyük ve kalınmış :)
0
🌸ckisc
(12.08.22)
10 litre az değil. terliği en ince plaj terliğinden alabilirsin. iç içe geçirince yer kaplamaz. havlu da 50 cmlik 2 tane yeter. ayrı poşetlere koyarsın. zipli olmasına gerek yok.
0
gabe h coud
(12.08.22)
(4)

Askerlik tecil süresi nasıl uzatılır?

sassot
önlisanstan mezun oldum, tecil 31/12/2025 iken mezun olduğum tarihin 2 yıl sonrasına düştü. arada 1.5 senelik bir kayıp var. eski tarihe nasıl getirebilirim bu tecili ne yapmam gerek tam olarak ?
önlisanstan mezun oldum, tecil 31/12/2025 iken mezun olduğum tarihin 2 yıl sonrasına düştü. arada 1.5 senelik bir kayıp var. eski tarihe nasıl getirebilirim bu tecili ne yapmam gerek tam olarak ?
0
sassot
(08.08.22)
Uzatamazsınız +1

Uzatamazsınız çünkü ortada bir hata yok, örneğin yükseköğretime hiç başlamasaydınız 20 yaşından sonra askere gitmeniz zorunlu olacaktı, öğrenci olduğunuz için tecil edildi. Artık öğrenci olmadığınız için mezuniyet sonrası tecil hakkı tanımlanmış ve süre dolduğunda gitmeniz gerekecek.

Uzatmanın tek yolu öğrenci olmaya devam etmek, çünkü tecil hakkı sadece öğrencilere verilen bir şey.
0
akhenaten
(08.08.22)
uzatamazsın mezun olduktan sonra 2 yıl hakkın var. lisansa kayıt yaptırırsan uzar.
0
jelly bear
(08.08.22)
2 yıl dolmaya yakın lisansa kayıt olursunuz oradan devam edersiniz, daha sonra lisans bittiğinde devlet yaşa bağlı olmadan yine 2 yıl veriyor, yani ben önlisans hiç bitirmedim lisans bitirdim direkt ve bitirince 2 yıl veriyor, bunun adına da sevk tehir deniliyor.
0
ckisc
(08.08.22)
açktan 4 e tamamla
0
sizofren06
(08.08.22)
(4)

Hakaret olmayan ama o etkiyi veren kelimeler

0zlem
var mı şöyle okkalı bir şey
var mı şöyle okkalı bir şey
0
0zlem
(08.08.22)
onemoremile
(08.08.22)
Doğrudan bir kelime var mı bilmiyorum ama ben basit bir şeyi işine gelmediği için anlamamazlıktan gelen biri olduğunda ikinci kez tane tane anlattıysam arkasından "anlatabildim mi yoksa daha basit bir şekilde anlatmayı deneyeyim mi?" diye soruyorum. Daha basit anlat diyeni görmedim şimdiye kadar.
0
akhenaten
(08.08.22)
teritori
(08.08.22)
Gevşek, insan ziyanı
0
freebird5406_2
(08.08.22)
(7)

Bazı internet sitelerinden neden yazı kopyalanmıyor?

adriana lima poposu yaglayicisi
Genelde gazete sayfalarında oluyor bu. Haberdeki 3 cümleyi kopyalamak istersin örneğin, cümleyi seçip kopyala işaretinin çıkmasını beklersin cümleyi seçmene de izin vermez. Bunu aşmanın bir yolu var mıdır?
Genelde gazete sayfalarında oluyor bu. Haberdeki 3 cümleyi kopyalamak istersin örneğin, cümleyi seçip kopyala işaretinin çıkmasını beklersin cümleyi seçmene de izin vermez. Bunu aşmanın bir yolu var mıdır?
0
adriana lima poposu yaglayicisi
(06.08.22)
Sayfayı print fonksiyonu ile pdf’e çevirip ordan kopyalıyorum ben.
0
kaptan memo
(06.08.22)
@kaptan memo, tablet ve telefonda da var mı print fonksiyonu, normal pc kullanmayan ne yapsın?
0
🌸adriana lima poposu yaglayicisi
(06.08.22)
Ekran fotoğrafı çekip google lens'te metin butonuna basın.
0
akhenaten
(06.08.22)
Kullandığınız browserın ayarlar kısmına girip JavaScript çalıştırmasına izin veri kaldırın. Bu işlemi yaparsanız diğer sitelerde geri açmayı unutmayın. Yoksa diğer siteler düzgün çalışmaz.
0
dreamsandcolours
(06.08.22)
reklam engelleyici kullanıyorsanız ublock origin gibi, o siteye özel olarak javascript'i devre dışı bırakabilirsiniz. ublock origin'de şu simge </> js'i açıp kapıyor.

mobilde de firefox + ublock originle aynısını yapabilirsiniz.
0
curious mind
(06.08.22)
var. eğer ileri bir kullanıcıysan sayfa açıkken öğeyi denetle ya da f12'ye bas. çıkan ekranda eleman seçme butonuna tıklayıp gerekli metne tıklayınca altta çıkan kutudan metni kopyalayabilirsin.
0
false pretension
(06.08.22)
iPhone kullanıyorsanız safaride okuyucu modu yapıp kopyalayabilirsiniz.
0
cervuetta
(06.08.22)
(4)

Okundu okunuldu farkı

havadakarada
Türkçede bu dil bilgisi kuralı nedir? Aralarında ne fark var.
Türkçede bu dil bilgisi kuralı nedir? Aralarında ne fark var.
0
havadakarada
(06.08.22)
Fark yok. Eş anlamlılar. TDK sözlükten okunmak kelimesine bakarsan ikinci anlamında okunulmak diye yazıyor zaten.

Okunmak’ın başka anlamları da var halk dilinde falan.
0
himmet dayi
(06.08.22)
Okunuldu aslında dilbilgisi açısından tanımlı bir kullanım değil, ancak dilde var. Anlamda nüans farkına yol açıyor, ancak bu farkın versiği anlam duruma göre değişiklik gösterebiliyor.

Temelde "okunuldu" derken dönüşlü çatı ve edilgen çatıyı üstüste bindirmiş oluyorsunuz.

Burada yerine göre okundu "birlikte okunuldu, grup olarak bir şey gerçekleştirildi" anlamı veriyor daha çok. Okunuldu ise dışardan bakan bir gözlemcinin başka bir grubun yapıtığı eylemi tanımladığı bir anlam içeriyor.

Okunmak yapısı fiilin "söylemek" anlamına gelen ikincil anlamıyla (şarkı söylemek gibi) da daha bütünleşik.

Şu makalenin 164. sayfasındaki a maddesine bakabilirsiniz.

www.google.com.tr
0
akhenaten
(06.08.22)
Buna çifte edilgen deniyor ve yanlış, arada nüans yok, baya yanlış ama konuşma dilinde yer etmiş yine de.
www.birgun.net
0
kobuzchu kiz
(06.08.22)
Okunuldu yanlış bir kullanım olsa gerek. Okunma diye bir fiil olduğundan emin değilim gerçi; varsa doğrudur teorik olarak ancak kullanımı çok kısıtlıdır.
0
yari cahil
(06.08.22)
(4)

aftan yararlanıp kayıt-başkent üniversitesi

kablelvuku
aramızda aftan yararlanıp başkent üniversitesine kayıt olan var mı? üniversiteye ulaşamıyorum, sitede de sadece "esaslar sonra açıklanacaktır" yazıp geçmişler. bu ayın sonu diye biliyorum son süre de kaçırmak istemiyorum.
aramızda aftan yararlanıp başkent üniversitesine kayıt olan var mı? üniversiteye ulaşamıyorum, sitede de sadece "esaslar sonra açıklanacaktır" yazıp geçmişler. bu ayın sonu diye biliyorum son süre de kaçırmak istemiyorum.
0
kablelvuku
(05.08.22)
Valla hocam ben de YBU'nun duyurusunu bekliyorum. Duyuru yapan var yapmayan var herkes beklemede galiba.
0
karacigerim vur kadehlere
(05.08.22)
Kanunun cikis tarihinden itibaren 4 ay sure verdiler. Kanun 05/07/22 tarihinde yururluge girdi. on birinci aya kadar suresi var. bazi okullar cok agirdan aliyorlar. ben ankara universitesini bekliyordum yayinladi.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(05.08.22)
Ege süreci açalı çok oldu, ancak son başvuru kasım içinde diyordu. @duyulması gerektigi kadar da öyle demiş. Bir yanlışınız olmasın? Bu kadar fark olmasa gerek.
0
akhenaten
(05.08.22)
Ben normal kayıtlar ile karıştırmışım son tarihi haklısınız
0
🌸kablelvuku
(06.08.22)
(12)

Disardan ne yemek soyluyorsunuz?

mr.goodcat
pide/lahmacun, burger ve pizzadan gına geldi. siz ne söylüyorsunuz?
pide/lahmacun, burger ve pizzadan gına geldi. siz ne söylüyorsunuz?
0
mr.goodcat
(04.08.22)
Ev yemekleri, zeytinyagli ve meze genelde.
0
(04.08.22)
Süzme yoğurtla tavuk şiş gönderen bir yer bulursanız atın listeye, arada güzel oluyor
0
akhenaten
(04.08.22)
Kebap, türk mutfağı, çıtır tavuk.
0
iwasbornonamountainside
(04.08.22)
cin yemekleri
lubnan yemekleri
pide/lahmacun
burger
pizza
tavuk kanat
tantuni/kebap
nadiren de kumpir

genelde bu eksende donup duruyoruz
0
in vino veritas
(04.08.22)
sis tavuk
makarnali salata
ev yemekleri
kebap
kofte
0
orange coffee
(04.08.22)
doner, manti
0
Kittie
(04.08.22)
evde yapamadığım veya yapabilecek olsam da üşendiğim şeyleri istemeye çalışıyorum mümkün mertebe.

pide-lahmacun, kebap, döner, cajun tavuk, fast food türevleri gibi.
işler yoğunken çok üst üste yediğimde bana da gına geliyor.
0
blatta hiberna
(04.08.22)
aralık 2020'den beri tek bir sipariş bile vermedim. öncesinde tavuk döner dürüm filan söylüyordum en fazla.
0
konetsu
(04.08.22)
Lahmacun, doner, adana durum, burger, corba ve ev yemegi dongusunden cikamiyorum shshshsh
0
mor oje
(04.08.22)
Gina geldigi icin hicbir sey söylemiyorum artik. Hele de su piyasa fiyatlariyla hicbir şey fiyatına degmiyor.
Bir de ben yemek secen adamim, onume gelen yerden lahmacun doner vs yemem, duzgun yapan yerden yerim. Begenmediysem direkt cope atarım begenmedigimi yiyemem. O yuzden dışarıdan soylemek iyice anlamsız oldu artik söylemiyorum. Arada bir iyi yapan yere gider yerim böyle seyleri o kadar.
0
stavro
(04.08.22)
Dusundum de yemeksepeti siteyi degistirdiginden beri disardan siparis vermeyi birakmisim ben:) Takintiliyimdir, atiyorum rezervasyonu booking.com'dan yaparim diger sitede isterse bedava tatil olsun donup bakmam keza cambridge dictionary disinda sozluk kullanmam, youtube disinda video izlemem falan yemeksepeti de onlardan biriydi yazik ettiler. Sadece ayda bir lahmacun soyluyorum telefondan mahalledeki pideciden
0
speedy
(04.08.22)
Tavuk yemekleri. Kanat olur, kızartma olur, Tavuk Dünyası tarzında soslu tavuk yemekleri olur.
Noodle türleri.
0
d max
(05.08.22)
(3)

Bu mr i yorumlayabilecek olan var mi?

balpolen
Babamin fitigi var, mr cektirdi doktor. Sonucu asagi birakiyorum.Schmörl nodulu nedir? Endiselenmeli miyim?Bu raporu yorumlayabilecek var midir?Ne yapmamizi tavsiye edersiniz ve onerebileceginiz doktor tavsiyeniz var midir?
Babamin fitigi var, mr cektirdi doktor. Sonucu asagi birakiyorum.
Schmörl nodulu nedir? Endiselenmeli miyim?
Bu raporu yorumlayabilecek var midir?
Ne yapmamizi tavsiye edersiniz ve onerebileceginiz doktor tavsiyeniz var midir?
0
balpolen
(04.08.22)
Öncelikle doktor değilim.

Babanızın bel bölgesi boyunca düzleşme ve fıtık problemleri varmış, schmörl nodülü yine bir tür fıtık ancak omurların dışına değil, içine doğru oluşmuş bir fıtık. Fiziksel bir problem, korkutucu bir durum değil. Doktor gerekli bilgileri verip gerekli tedavileri uygulayacaktır zaten.

Normalde fıtık oluşumunda omurlar arasındaki sıvı dışarı doğru taşıyorken bu durumda omurlar içerisinde bir yere taşıyor. Fiziksel bir durum yani, kafanızda kanser falan gibi bir tümörle bağdaştırmayın, soruda böyle bir şeyden korktuğunuzu anladığım için bunu belirttim özellikle. Öyle bir şey değil. Tedaviyi aksatmayın.
0
akhenaten
(04.08.22)
ben de doktor değilim.

sıkıntı nodülde değil. asıl sıkıntı L5-S1'deki L5 sinir köküne bası yapan ekstrüde herniasyon, yani patlamış fıtıkta.

tümör vs. gibi endişelenecek bir durum yok. fizik muayeneye göre doktorunuz tedaviye karar verecektir. duruma göre ameliyat gerekebilir.
0
kibritsuyu
(04.08.22)
Evet, cok tesekkur ederim. Ilk tumorden korkmustum. Rahatlattiniz beni, haftaya tekrar gidecek ayni doktora. Sonrasinda babamin memnuniyetine gore ya ayni doktorla kalir ya da baska doktorla devam ederiz.

Cok tesekkur ederim gercekten.
0
🌸balpolen
(04.08.22)
(3)

Gülmeden önce birine bakmanın psikolojideki anlamı nedir?

sassot
Ortamda bir espri yapılınca kişi , gülmeden ya da bir tepki vermeden önce birine bakıyorsa bu ne anlama gelir ?O kişiye karşı sevgi mi duyuyor ? (hoşlanma anlamında ya da normal bir arkadaş anlamında farketmez) yoksa o kişiden çekindiği için mi böyle davranıyor?
Ortamda bir espri yapılınca kişi , gülmeden ya da bir tepki vermeden önce birine bakıyorsa bu ne anlama gelir ?

O kişiye karşı sevgi mi duyuyor ? (hoşlanma anlamında ya da normal bir arkadaş anlamında farketmez) yoksa o kişiden çekindiği için mi böyle davranıyor?
0
sassot
(04.08.22)
buna benzer bişey okumuştum. anlık bi bakıştan bahsediyorsun değil mi? o ortamda tepkisine en önem verdiği kişiye bakarmış insan. hoşlandığı biri vs varsa da ona veya en değer verdiği arkadaşına gibi.
0
sirkelimon
(04.08.22)
verdiğiniz örnekte ya titanic kemancısı'nın dediği gibi lan saçmaladı da ayıp olmasın hadi organize gülelim
ya da
bakışılan kişiyle aralarında espriye dair bir geyik olduğunu ve bak konuştuğumuz şey bakışı atıp gülmek olabilir diyorum.

yani buradan bakınca pozitifide negatifide var. biraz daha olayı spesifikleştirmeniz gerekiyor bence.

son olarak eskrimde fransız taktiği diye bir şey vardı.
genelde sayıca geride olan kişi yapar ama yenen içinde yenilen içinde kullanılan bir harekettir.

sayı verince maske çıkarıp pis bi gülüş atar sporcu. karşı taraf sayı almış olmasına rağmen rakibin bu şekilde davranmasına mantık çerçevesi içerisinde anlam veremez. özetle kafası karışır niye güldü lan bu diye.
yapmanın amacı da hani gizli silahımı şimdi çıkarıyorum, görürsün hımmına tadında bir bakış atıp karşı tarafı psikolojik olarak oyundan düşürmek.
0
tenyalar bagirsakta yasar bagirmasakta
(04.08.22)
Ben kendi üstümden örnek verecek olursam eğer bir olay olduysa ya da biri bir espri yaptıysa her zaman birine bakmıyorum, ancak eğer bakarsam hislerim şöyle oluyor.

1- Yanımda kim olursa olsun yaşanan olay hakkında daha önce konuştuğumuz ya da aramızda espri konusu yaptığımız biri varsa ona bakıyorum.

2- Eğer espri ortamda bir kişiye yönelik yapıldıysa onun bunu nasıl karşıladığını görüp gülüp gülmemek için ona bakıyorum

3- Eğer resmi bir ortamdaysa genele uymak amaçlı ortamdaki en yetkili kişiye bakıyorum.

4- Ortamda sevdiğim biri varsa ona bakıyorum, baktığımda o an aynı şeyleri yaşayıp yaşamadığımızı anlayabiliyorum. Eğer özellikle sevdiğim biri yoksa o ortamda birlikte hareket ettiğimize ikna olduğum kişiye bakıyorum (mesela bu kişiyle herkes toplanmadan önce birer kahve içip iki laf etmişizdir). Espri/şaka iyiyse bu bakışla demek istediğim "bu iyiydi" demekken espri / şaka kötüyse demek istediğim "öğk" oluyor.

5- Eğer espri ilişkiler hakkında gri bir yerdeyse sevgilimin tepkisini ölçmek için ona bakıyorum, bu bakışın amacı 1, 3 veya 4'tekine benzer sebepler olabiliyor

Yani temelde 2 ana sebep var

1- Duygu paylaşımı.

2- Onay almak.

Yani hem sevdiğim için, hem çekindiğim için bakabiliyorum birine. İkisi de oluyor.
0
akhenaten
(04.08.22)
(6)

Relative clausesta whom ve who farkı

Unde bach canim
george is a person whom i admire very muchcümlesinde neden whom yerine who kullanmıyoruz?
george is a person whom i admire very much
cümlesinde neden whom yerine who kullanmıyoruz?
0
Unde bach canim
(01.08.22)
devaminda baska ozne oldugu icun.
0
alperz
(01.08.22)
Çünkü george burada cümlenin nesnesi.

"George'a" hayranlık duyuyorsunuz. Özne sizsiniz, george nesne.
0
akhenaten
(01.08.22)
soruya cevap vererek de bulabilirsin kafan karışırsa.

kime hayranlık duyuyorum dediğinde ne cevap verirsin? him. o yüzden whom diye düşünebilirsin.
0
floydian
(01.08.22)
kimi raikkonen
(01.08.22)
aslında burada yanlış kullanılmış.
"who/whom" burada "person" ile bağlantılı. o yüzden "who" olması gerek.

ama "I like George whom I admire very much" deseydi, olurdu. diğer arkadaşların açıkladığı gibi George'un cümle içindeki konumu ile ilgili.
0
lesmiserables
(02.08.22)
@lesmiserables
Örnek cambridge university press raymond murphy kitabından. Yanlış olacağını düşünmüyorum.
0
🌸Unde bach canim
(02.08.22)
(17)

çocuk meselesi

firemanjonny
7 yıllık evlilik, 1 çocuk, ben erkek tarafıyım dün akşam yemeğinde olan oldu. oğlumuz 3,5 yaşında, 2,5 yıl önce bir oğlumuz olup ertesi gün yaşam savaşını kaybetmişti. ben kesin olarak çocuk istemiyorum, maddi/manevi kaygılarım var, gelecek ve şimdiyi içeren hatta kendimle alakalı bile kaygılarım va
7 yıllık evlilik, 1 çocuk, ben erkek tarafıyım dün akşam yemeğinde olan oldu. oğlumuz 3,5 yaşında, 2,5 yıl önce bir oğlumuz olup ertesi gün yaşam savaşını kaybetmişti. ben kesin olarak çocuk istemiyorum, maddi/manevi kaygılarım var, gelecek ve şimdiyi içeren hatta kendimle alakalı bile kaygılarım var, seneye meddi olarak her şey değişebilir bu ülkede bence, hanım evlendiğimizden beridir çalışmıyor bu ara işe girip çalışıcam dedi kendi bilir, onun fikren ayrıldığı yer ise ben tek çocuk istemiyorum oğlum yalnız kalsın istemiyorum, yaşlılığımızda bize gelinsin geniş aile olunsun, curcuna olsun biraz filan bunu anlıyorum ama benim de son yaşanan kayıptan da kaynaklı yukarıdaki kaygılarım var, onun düşüncesi 3-3,5 yıl kadar çalışıp tekrar çocuk yapalım üzerine, yani birkaç yıl sonrası uğruna kavga edildi, fena halde de kırıcı oldu, yanlış tercihlerden ötürü bir süre önce birikimlerimizi kaybettik, tamamen benim suçum o konuda bir "diyet" konuşmaları periyodik olarak devam ediliyor, bense telafi edebilmeyi en önemli hedefim yapmış durumundayım, ben çocuk istemediğimden bana bu iş böyle gitmez dendi, senden artık bende çocuk yapmam sen kimsin dendi, senin artık işin bitti dendi. Beni inanılmaz kıran sözler bunlar, ifade etmem çok zor, boşanmayla tehdit edilmek, üstelik bu tona ışık hızında geçmesi fena üzüyor, birde bunu 4 yada beşinci kez yapıyor, benim ağzımdan da çıkmıştı ama kaynama noktasına gelmiş ve 1 kere demiş sonra kendimi frenlemiştim. Sonra sarılmaya çalıştık birbirimize ama ben silemiyorum o kısmı devamlı flashback oluyor hala. Hanımın bu konudaki tavrı -söyledi oradan biliyorum- ben çok kızınca ağzıma ne gelse söylerim, sen gelip sarılcaksın, sinirliliğime vereceksin, sonra geçer. İyi ama akıl ve kalp taşıyan insanım gidip sarılamıyorum pat diye.
Ben ikimizin de fikri bu ikna etmeye çalışmamak zamana bırakmamız lazım diyorum. O yok böyle olmaz çocuk yapılacak diyor. Bu sağlıksız ilişki bile çocuk işini ertelemeye yeter gibi duruyor bana göre.

benim beynim bitti dün itibariyle, fikrinizi yazar mısınız?
merak ettiğiniz sorun, sağlıklı tavsiyeye ihtiyacım var.

edit: kaybedilen miktar geçen sene bu zamanlar 110 bin lira gibi, servetimiz gitmedi evimiz ve arabamız mevcut

Sorulara edt: Eskiden de kırıcıydı ama bu kadar şiddetli ve sık olmazdı
Terapi alınmadı ama alınacak, geçen ay duvara kafa atmışlığım var
Her iki oğlumuz da planlı ve konuşarak yapıldı.

Başsağlığı dileyen ve cevap veren herkese ayrı ayrı müteşekkirim, sağolun her neredeyseniz iyi varsınız
0
firemanjonny
(01.08.22)
öncelikle başınız sağ olsun.

normal şartlarda böyle bir kayıptan sonra zaten çift olarak psikolojik destek almanız gerekirdi.
üstüne bir de birikimler kaybedilmiş, bu da bir ilişki için büyük travmadır.
siz biraz tek taraflı bakıyor olabilirsiniz gibi geldi bana ama çok karışık anlatmışsınız, çok da emin olamadım.

birikimleri yerine koyup hedefinize ulaşınca güveni de sağlamış olmuyorsunuz maalesef.
kendi hislerinizi düşünüyorsunuz ama sanki biraz daha empati yapmaya ihtiyacınız var.

bunun dışında, sizin çocuk istememe nedeninizin dünyanın hali falan değil, yaşadığınız travma olduğunu düşünüyorum.
mesela eşiniz bu travmayı atlatmak için tekrar bir doğum yapmak istiyor, buna ihtiyaç duyuyor da olabilir.
yani aynı travmanın ikiniz üzerinde farklı etkileri var muhtemelen.
belki o da aileyi genişletmek değil, sadece bu sebeple çocuk istiyor.

karşılıklı olarak birbirinizi tetiklemişsiniz.
kadınlar bu süreçleri daha ağır geçirseler de, bunu hem bedensel, hem ruhsal olarak yaşadıklarından işin daha içinde olarak yaşıyorlar.
erkekler uzak ve dışarıda kalıyor, dolayısıyla travma katılaşıp kalıyor ve erkeği hareketsiz bırakabiliyor.

sizin çift olarak almanız gereken terapi dışında önce bu travmanızı çözmek için de profesyonel desteğe ihtiyacınız olduğunu düşünüyorum.

özellikle evliliklerde meseleler olay sürecinde çözülüp geride bırakılabilmeli.
ama travmaları çözmediğinizde çuval gibi taşımaya devam edersiniz, temcit pilavı gibi her tartışmada aynı şeyler konuşulur, konular dallanıp budaklanır ve kişiselleşir.

bence burada mesele "onu dedi, böyle dedi" falan değil, sözler yeri geldiğinde ilişkinizin durumuna göre unutulabilir.
sizin önce travmalarınızı aşmanız lazım.

ondan sonra hâlâ çocuk istemiyorsanız, onu o zaman konuşursunuz.
0
blatta hiberna
(01.08.22)
Bu iki yetişkin hem kendileriyle hem hayatla ilgili problemlerini çözmeden gelecek çocuk için bir felaket olur
0
freebird5406_2
(01.08.22)
çok fazla karışık konu var.
öncelikle sadece 1 tarafın çocuk istememesi bile hafife alınacak bir tercih değil, tek taraflı yapılacak şey değil cocuk.

bu arada kendi fikrim; zaten planlara göre anladığım kadarıyla ikinci olduğunda abisi 8-9 yaşına gelecek, artık o saatten sonra yalnız büyümüş olacak o cocuk, hatta bir noktadan sonra kardeşi istemyebilir bile. yani yalnız büyümesin diye o yaştan sonra kardeş yapmak gereksiz olur.

sizin durumunuza gelirsek; birikim ne kadar büyük bilmiyorum ama servetinizi kaybettiyseniz kadının karşısında muhtemelen itibar kaybettiniz. kötü tarafından bakıyorum belki bunu ayrılmak için bahane olarak bile yapıyor olabilir. sizin çocuk istemediğiniz bildiği için o konudan zorlayıp işi bitirmek istiyor olabilir.

söylediği laflar yenilir yutulur değil, maalesef durum bu.
0
nuisance
(01.08.22)
Kesinlikle çocuk yapmamalısın. Evlendiğinizden beri çalışmamış. Bir de üstüne ağır şeyler söyleyip çocuk istiyor. Kendini kurtar bence.

Hanımın bu konudaki tavrı -söyledi oradan biliyorum- ben çok kızınca ağzıma ne gelse söylerim, sen gelip sarılcaksın, sinirliliğime vereceksin, sonra geçer.

Yok artık. Kendinizi bu kadar ezdirmeyin.
0
dissendium
(01.08.22)
silkinip kendine gelmen iyi olur. en iyisi yolları ayırmak. kavga dövüş etmeden. çocuğunuz da var. ayrılmak kesin, onu tartışmaya açmıyorum, sonrasını planlayalım, en az zararla ve çocuğumuz için en doğrusu olacak şekilde, bakış açısını kabul ettir.
0
gabe h coud
(01.08.22)
Benim merak ettiğim iki nokta var

1- Eşiniz çocuğunuzu kaybetmeden önce de bu denli kırıcı mıydı yoksa bu olaydan sonra dramatik şekilde değişen davranışları var mı?

2- Çocuğunuzu kaybettikten sonra bir terapi sürecinden geçtiniz mi?

Birlikte zor bir durum yaşamışsınız. Bence bunun etkisi sandığınızdan daha büyük bir travmaya neden olmuş olabilir.

Şu dikkatimi çekti, daha önceki çocuğunuz planlı mıydı? Çünkü eğer öyleyse belli ki siz de artık eşinizi kaybetmeyi göze almak pahasına tamamen çocuk fikrini kafanızdan çıkarmışsınız.

Bence terapi almanızda fayda var. Hayatınızda sizi derinden etkilemeyen bir olay olmasaydı hiç uğraşmaya değmez derdim ama son derece travmatik bir olay yaşamışsınız. Kendi adıma kimse bir yabancının psikolojik sorunlarını çekmek zorunda değil, ama bu birlikte yaşadığınız bir süreç olduğu için ben öncelikle terapi yolunu seçip neler olduğunu anlamaya çalışırdım. Eğer bir sonuç alamazsam o zaman ayrılmayı düşünürdüm.
0
akhenaten
(01.08.22)
basiniz sagolsun. bence 1 gunluk bebegi kaybetmek yeniden cocuk istememek icin basli basina yeterli bir sebep ama ayni blatta'nin dedigi gibi esiniz 9 ay karninda tasidigi cocugu kucagina alalamis olmanin travmasini yasiyor olabilir.

ne evliyim ne cocuk sahibiyim, o yuzden daha fazla empati yapamiyorum.

kesinlikle terapi +1
0
supergirl
(01.08.22)
Sebebi ne olursa olsun iki taraftan biri çocuk istemezse çocuk yapılmamalı. Kaldı ki sizin maddi manevi haklı gerekçeleriniz var. Zaten konu burada çocuk olmaktan çıkmış. Hatanızı sürekli yüzünüze vurması, bedel olarak çocuk istemesi, ağzına geleni sayıp sineye çek demesi, boşanmayla tehdit etmesi, bir dolu sıkıntılı davranış. Yaşadığı kaybı çocukla telafi etmeye çalışıyor ve kendini haklı görüyor olabilir, öyleyse psikolojik destek almalı. Hep bu karakterdeyse destek de fayda etmez. Bu şekilde davranılmaya tahammül etmek zorunda değilsiniz.
0
asteriks
(01.08.22)
iki taraftan biri çocuk istemezse çocuk yapılmamalı +1
birbirinize daha fazla kirici olmadan terapiye gidin +1
bu arada hatun mumkunse biran once ise girsin, kafasini dagitmasina yardimci olur.
0
cooperr
(01.08.22)
üstadım bence de sen haklısın. birikimleri kafaya takma artık, evin araban var, parayı da kendin çalışıp kazanmışsın, bi risk almışsındır kazanmak da vardır kaybetmek de, bunu artık geçmeniz ve unutmanız lazım mutlaka. eşinin parasını yemediysen hiç kimseye bir borcun yok, ha yediysen bile hayat müşterek, kumarda yemedin ya. çok da diyet vs tribine girme derim. bu seni suçlu psikolojisine soktuğu için zaten her türlü muhabbete 5-0 geriden başlıyorsun. onun dışındaki kısımlarda bence haklısın, özellikle eşinin pro destek alması lazım diye düşünüyorum. evet yaşam kolay değil, 1 çocuk yapmak zor 2. çocuğu yapmak çok daha zor eğer gelirin çok iyi değilse. yani evet bir şey yapmayın, çocuk da yapmayın, destek alın, her tartışmada boşanırım kartı oynayan biriyle kesinlikle çocuk yapılmaz. kadın tarafının işe girmesi de kolay değil, hayatı boyunca hiç çalışmamış birisinin çalışan anne olarak özellikle türkiye'de çalışma hayatına girmesi gerçekten zor, psikolojik açıdan daha da yorucu. parayı sen getirdiğin halde, kaybettiğin için diyet muamelesi yiyorsan, o da para getirdiğinde nasıl bir muhabbet olacağını tahmin bile edemiyorum.

bir de hep söylenir, sarhoşken ve sinirliyken söylenen şeyler önceden en azından 1 kere akıldan geçirilmiştir diye. rastgele kelimeler değil bunlar yani.
0
roket adam
(01.08.22)
başınız sağolsun.
ben büyütülecek, boşanılacak kadar büyük bir olay görmüyorum. 2,5 yıl geçmiş bir olaydan sonra bence tüm bu konuşmaların altında tramva yatmıyordur. bayan tarafının 20 yıl sonra bile aynı konuyu gündeme getireceğini unutmadan yaşıyorum. 9 yıllık evliyim, hala düğünde yaşanan olaylar karşıma gelebiliyor. 11 yıl kaldı geriye diye kendimi avutuyorum :)
demem o ki o diyet konuşmaları devam edecek. karşılıklı olarak sizin de yenge hanımın yaptığı yanlışları söylemeniz devam edecek.
söyledi, oradan biliyorum dediğini bende yaşıyorum ama işte o öyle olmuyor, gidip sarılacakmışım felan. biraz zaman geçince birlikte sarılıyoruz o ayrı.
7 yıl evlilik ile 9 yıl arasındaki fark çok görünmeyebilir ama biz buna tecrübeli evlilik diyoruz.
bence bilmediğiniz bir gelecek için (senin maddi durum, yengenin çalışma durumu, çocuğun kardeş isteme durumu) birbirinizi kırmanın bir anlamı yok. karşılıklı oturun, geçmişi unutun, yeni bir konuşma metniyle hayatınıza devam edin.
0
pccopath
(01.08.22)
"onun düşüncesi 3-3,5 yıl kadar çalışıp tekrar çocuk yapalım üzerine, yani birkaç yıl sonrası uğruna kavga edildi"

abi sen bir erkek olarak bu kadar süre varken söylemen gereken şey "bakarız"di, o zamana kadar belki senin, belki eşinin düşüncesi değişecek. yapmayabilirmissiniz yani bu kavgayı.
0
austra
(01.08.22)
Anlattığıniz kadarıyla sorun maddi/geçim sorumluluğunun tamamen size yüklenmiş olması. Arkaplanı vardır tabi de evlendiginizden beri neden çalışmıyor? Sizin o kaybettiğiniz 110 bini riske atarken evin bütün maddi yükünün sizde olmasının da etkisi var mı?

Bence bunları da düşünün. Evet kadınların çalışması çocukları küçükken hele de öncesinde çalışmıyorsa daha zor çünkü piyasada böyle bakılıyor maalesef. Tamam ama "evlendiginizden beri" kısmını diyorum aslında.

Demek istediğim eşiniz gitsin iş bulsun çalışsın değil. Ama sanki o maddi sorumluluk size "yıkılmış" gibi bir hava sezdim.
0
encokbenisevinnolur
(02.08.22)
Önceki başlıklarınıza göz attım ve parayı kaybettiğiniz yanlış tercih coin borsası diye tahmin yürüteceğim. Bu mikrardaki birikimimizi ben çalışmasam bile eşim bu şekilde kaybetmiş olsa, üstüne çocuk kaybımız olsa evliliğimiz ciddi bir darbe alırdı. İş yatırımında para kaybetmek farklı bir etki yapıyor, başımıza geldi işle ilgili ciddi aksaklıklar ama aynı şeyi hissettirmedi. Terapi almak şart gibi görünüyor. Karşı taraf haksız değil, fakat ifade ve iletişim şekli bozulmuş belli ki.
0
kullanıcıadımbuolsun
(02.08.22)
öncelikle başınız sağolsun.

eşinizin bu para meselesini ortaya getirmesindeki üslup yanlış olabilir ama haklı olup olmadığını bilemiyoruz zira yeterince done vermemişsiniz. mesela sizin bu yaptığınız yatırımdan haberi var mıydı? ondan habersiz mi yaptınız? ortak olma içim rahat değil dediği biriyle inat edip ortak mı oldunuz? onun da rızası olmadan birine kefil mi oldunuz? etrafımda gördüğüm evliliklerde maddi kayıpların nerdeyse %75 i kadının rıza göstermediği ve hatta çoğunlukla bilgisinin dahi olmadığı hamlelerle gerçekleştiği için ciddi krizlere neden oldu. sizinki de böyle bir durumsa zaten eşinizi ekarte eden sizsiniz gibi bir durum çıkar ortaya. öyleyse, eşinizin üslubuyla ilgili uzman desteği alırken siz de kendiniz uzman desteği almalısınız. hiç bir anlaşmazlık veya üslup sıkıntısı tek taraflı olmaz zira.

evlendiğinizden bu yana çalışmaması ortak bir karar mıydı? yoksa örnek veriyorum sizin işiniz nedeniyle şehir değiştirildi de kadın o şehirde mesleğini mi yapamıyor, yapamadı? çocuğa bakacak hiç kimse olmadığı için mi çalışmıyor?

editlerinizi de okudum. eşinizin üslup sorunu var kabul ama kimse durup dururken duvara kafa atmaz, şiddet ve üslupla ilgili birbirinizi tetikliyorsunuz gibi bir durum var. sadece eşiniz kırıcı ve sert olsa konuşup anlaşarak 2 çocuk yapmazdınız.
0
Phoebe
(02.08.22)
ben sadece şunu söyleyeceğim bu dünyaya 1 çocuk bile fazla.
0
sizofren06
(02.08.22)
çocuğa zaten eşiniz bakıyormuş. erkekler çocuk bakımında çok az sorumluluk alıyorlar. anladığım kadarıyla geleneksel bir görev paylaşımı yapmışsınız. bu durumda para kaybetmeniz sizi geriye atar, evet.

çocuk konusunda da bence eşiniz haklı. tamam, bir taraf istemiyor ama diğer taraf da istiyor? siz de ona haksızlık yapmıyor musunuz bu durumda?
0
deartheodosia
(02.08.22)
(4)

Karayolları Trafik Kanunu 6073 Hk.

kernelpanic
Yakında ehliyet alacağım ve kolları arasında fark olmayan kontrolsüz kavşaklarda geçiş hakkı konusu kafamı karıştırdı. Çünkü her kaynak farklı bir öncelik sıralaması yapmış veya hiç sıralamamış. Mesela dönen araçlar düz gidenlere ve traktörler diğerlerine yol verir yazıyor. Düz giden traktör dönecek
Yakında ehliyet alacağım ve kolları arasında fark olmayan kontrolsüz kavşaklarda geçiş hakkı konusu kafamı karıştırdı. Çünkü her kaynak farklı bir öncelik sıralaması yapmış veya hiç sıralamamış. Mesela dönen araçlar düz gidenlere ve traktörler diğerlerine yol verir yazıyor. Düz giden traktör dönecek olan otomobile yol verir mi? Açıklanmıyor veya çelişki var. Bir sürü kaynağa baktıktan sonra en son ilgili kanunu açtım ve C) fıkrasındaki 2 bente göre sadece 2 geçiş hakkı ilişkisi var. Lastik tekerleki traktör, iş makinesi, düz gitmek, dönmek vs. hiç biri hakkında kural yok. Ehliyet sınavında çıkacak soru için sürücü kursu kitaplarına ve çıkmış sorulara mı uyayım yoksa kanuna mı?

Kavşaklarda geçiş hakkı:
Madde 57 – (Değişik: 17/10/1996-4199/23 md.)

Kavşaklarda aşağıdaki kurallar uygulanır.

a) Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar.

b) Trafik zabıtası veya trafik işaret levhası veya ışıklı trafik işaret cihazları bulunmayan kavşaklarda;

1. Bütün sürücüler geçiş üstünlüğüne sahip olan araçlara,

2. Bütün sürücüler doğru geçmekte olan tramvaylara,

3. Doğru geçen tramvay hattı bulunan karayoluna çıkan sürücüler bu yoldan gelen araçlara,

4. Bölünmüş yola çıkan sürücüler bu yoldan geçen araçlara,

5. Tali yoldan anayola çıkan sürücüler anayoldan gelen araçlara,

6. Dönel kavşağa gelen sürücüler dönel kavşak içindeki araçlara,

7. Bir iz veya mülkten çıkan sürücüler, karayolundan gelen araçlara,

c) Kavşak kollarının trafik yoğunluğu bakımından farklı oldukları işaretlerle belirlenmemiş ise;

1. Motorsuz araç sürücüleri motorlu araçlara,

2. Motorlu araçlardan soldaki sağdan gelen araca,

Geçiş hakkını vermek zorundadırlar.
0
kernelpanic
(01.08.22)
Aslında trafiğin akış mantığını düşününce kolayca bulunuyor cevaplar.

Dönel kavşaktaki aracın geçiş hakkı vardır, çünkü kavşağın tıkanmaması ve yavaşlamaması lazım. bu yüzden kavşaktaki araç önceliklidir. Şimdi kavşakta traktör var, kavşağa bir otomobil geliyor. Önce traktörün kavşaktan çıkması daha önemli.
0
anten
(01.08.22)
Siz hiç ehliyet sınavı sorularına baktınız mı? Sınav çok basit. Amaç sınav geçmekse zaten geçersiniz. Sadece sürücü kursunun kitabına bakmak yeter. Bu kadar ayrıntılı çıkmıyor. Bir de gerçek hayat kitapta yazılı şekilde işlemiyor. Ben tali yolda bekleyen halk otobüsüne yol vermiştim. Duruma göre hareket edilebiliyor.
0
dissendium
(01.08.22)
Yasal bir konunun pratik uygulaması için yasadan ziyade yönetmeliklere bakmanız gerekiyor. Yönetmelikleri uygulayanlar yasaları dikkate alıyor biz yönetmeliklere uyuyoruz genel olarak bu hep böyle.

Madde 109'a bakın. Orada göreceksiniz.

www.mevzuat.gov.tr
0
akhenaten
(01.08.22)
@anten Dönel kavşaktan değil düz kavşaktan (kontrolsüz ve eşit kollu) bahsediyorum.

@dissendium Haklısınız ama bu kadar baktıktan sonra artık doğru cevabı merak etmeye başladım.

@akhenaten Aradığım buydu. Teşekkürler.
0
🌸kernelpanic
(01.08.22)
(13)

kahve tüketiminiz ne kadar?

floydian
tek kişi olarak 1,5 ayda 1kg kahve tüketmişim. düşününce vay anasını çok mu acaba dedim. sizde nasıl durumlar?
tek kişi olarak 1,5 ayda 1kg kahve tüketmişim. düşününce vay anasını çok mu acaba dedim.

sizde nasıl durumlar?
0
floydian
(31.07.22)
Ayda 600-700 gr. yapıyor. Her gün 15-16 gr çekirdek ile tek porsiyon içiyorum ortalama.
0
Bruce
(31.07.22)
Haftada 3 gün 200 ml filtre kahve, 2 gün 300 ml amerikano, 2 gün 600 ml amerikano.
0
gabe h coud
(31.07.22)
250gr olan paketlerden haftada bir alıyorum 1 kilo yapıyor yani benim de, böyle düşününce bir garip geldi şimdi :D
0
akhenaten
(01.08.22)
hiç.

kahvenin tadının da kokusunun da abartıldığını düşünüyorum.
0
tantunisultansuleyman
(01.08.22)
250 gramlık paketi her gün bir 250lik termos dolduracak kadar yapıyorum, 3 hafta kadar gidiyor.
0
amelie poulain
(01.08.22)
çok mu bilmiyorum ama az değil :)

ben yazın ayda 200 gr civarı ama kışın yarım kg içiyorumdur.
0
nuisance
(01.08.22)
2,5 kişi ayda 1 kilo tüketiyoruz. sizinki bir tık fazla gibi
0
belkider
(01.08.22)
Normal bence, ben de günde 1 double espresso bazlı kahve tüketiyorum. 2 haftada yaklaşık 250gr
0
dreamnesiac
(01.08.22)
gramaj olarak kestiremiyorum hep evde hazırlamadigim için ama ortalama günde 4 büyük kupa filtre kahve
0
yuvarlanantencereninkapagi
(01.08.22)
Bana normal geldi sizin durum, fiziksel olarak kötü etkilemediği sürece çok da sorun olacağını düşünmüyorum ben, ama fazla olduğunu düşünüyorsanız bi doktora danışmakta test vs yaptırmakta fayda olacaktır.

Benim eski diyetisyenim azalt demişti bir süre önce o zamandan beri daha dikkatli olmaya çalışıyorum ama pek başarılı değilim bu konuda.

Her ay 1 kilo alıyorum aşağı yukarı maaşa bir hafta kala bitiyor o süreci de dışarıdan günlük bir büyük boy kahve alarak geçiriyorum. Bazen iki ya da üçe de çıkabiliyor bu tamamen o dönemki maddi durumuma bağlı olarak değişiyor.
0
mutekebbir
(02.08.22)
Ben de üç aşağı beş yukarı o kadar tüketiyorum.
0
niyeti bozuk http nesnesi
(02.08.22)
Günde 2 kupa. Yaklaşık 500 gr yapıyor aylık.
0
kobe824
(02.08.22)
2 kisi ayda 2 kg kadar.
0
kafasizbiri
(10.08.22)
(7)

gunumuz kadın erkek ılıskıleri

deepness
Merhabalar herkese, uzun süredir bir şey merak ediyorum. Günümüzde gerçekten nasıl düzenli bir ilişki kuruluyor? Düzenli ilişkiden kastım haftada 1 buluşup oturup sohbet etmek, farklı aktiviteler gerçekleştirmek gibi. Tanışılan insanlar direk konuyu cinselliğe getiriyor ve bu da tek gecelikten fazla
Merhabalar herkese, uzun süredir bir şey merak ediyorum. Günümüzde gerçekten nasıl düzenli bir ilişki kuruluyor? Düzenli ilişkiden kastım haftada 1 buluşup oturup sohbet etmek, farklı aktiviteler gerçekleştirmek gibi. Tanışılan insanlar direk konuyu cinselliğe getiriyor ve bu da tek gecelikten fazlası olmuyor. Bu arada bu insanlar sadece internet ortamında değil, lise üniversite iş arkadaşları, hobi kurs arkadaşları veya gün içinde denk geldiğimiz çeşitli ortamlardaki sıradan insanlar. Bu durumda, eğer yapan , bunu başarabılen varsa, bir ilişki kurmanın yöntemi veya püf noktası nedir günümüzde?

edit; kız, erkek herkes düşünce ve önerisini yaazarsa sevinirim, teşekkür ederim.
0
deepness
(31.07.22)
Kendi ilişkimden yola çıkarak cevaplarsam iletişim hâlinde olmaktan, birlikte zaman geçirmekten keyif almak gerekiyor. Tek gecelik demişsiniz. Siz konuyu hemen cinselliğe getiren birine istediğini vermiş oluyorsunuz. O kişi de istediğini aldığı için devamı gelmiyor. Bana göre sağlıklı bir ilişkinin temelinde önce hoşlanma, duygu olmalı, ondan sonra bunlara bağlı olarak cinsellik gelişmeli. Bu şekilde bağ daha da güçlenir. Duygu olmadan yaşanılan şeyler geçici olur.
0
dissendium
(31.07.22)
dissendium; yanlıs anlasılma olmus sanırım, tek gecelık benım ıstegım olan bır secenek degıl, ınsanların hedeflerı veya beklentıde oldukları bır secenek.
0
🌸deepness
(31.07.22)
ne istediğine bağlı olarak kolay bir şey değil. benim ilişkilerim genelde uzun süreli olur. fedakarlıklar yaparım, severim, bağlanırım. 5,5 sene ve 3,5 senelik iki ilişkim oldu. 1 senelik ilişkilerim de oldu bir kaç tane. onların arasındaki dönemde sizin dediğiniz gibi bir garip, üzücü, kayıp dönemler yaşadım. o ara dönemlerin birinde sözlükten biriyle tanışmıştım, epey flört ettikten sonra sözlükten bir başkasıyla sevgili olduğunu öğrendim. bunu sorunca, kızların kafası karışık olduğunda başkalarıyla yazışabilir, normaldir demişti. ben istemem dedim, uzaklaştım. fb da ekliydi. bir kaç gün sonra amerikalı bambaşka bir adamla nişanlı olduğunu ilişki durumunu güncellediğinde öğrendim. kısa bir süre sonra da evlenip amerikaya taşındı. yani benimle tanıştığında sözlükten, benim bildiğim, en az bir sevgilisi ve bu amerikalı nişanlısı vardı. sözlükten takip ettiğim kadarıyla bunlar çocuk yaptı, 1-2 sene sonra boşandı ve geri yurda döndü. yani demek istediğim son zamanlarda, günümüzde olan bir şey değil, bu 10 sene öncesinin olayı. 20 sene öncesinde de benzerdi. çünkü, insanlar doğal olarak bencil. sağlıklı ilişkiler kurmak hiç bir zaman kolay değildi.

şimdi nişanlıyım. internetten tanıştık. ben yine o kayıp dönemde savrulup giderken onda gördüğüm ve onun bende gördüğü samimiyeti kaybetmek istemedik ve eski ilişkilerimdeki yanlışları yapmadım. ne dediğime, ne yaptığıma çok dikkat ettim. bir de hayatımın güzel, keyifli bir zamanında olduğum için, mutlu olabildik.

püf noktası, çok insan tanımak ve biraz zekayla, dikkatle, biraz doğru filtrelerle, istediğini, aradığını bulmadan emek, zaman vermemek diye düşünüyorum.

benim için, eğitim, yabancı dil ve aileye değer vermesi, samimiyet çok önemli. nişanlım türkiye ve amerikada top okullarda okumuş, amerikada yıllarca çalışmış, çok güzel yerlere gelmiş, iyi paralar kazanırken, kariyeri çok iyi giderken, hepsini bırakıp ailesiyle birlikte olabilmek için geri dönmüş ve burada sıfırdan kariyerine başlamış birisi. bir date yaptık ve ondaki samimiyeti, sevgiyle yetişmiş biri olduğunu gördüm. kimse kapmadan ben kaptım. onun isteklerini karşılayabilecek biri olmasam yanaşmazdım. ona da bana da zaman kaybı olurdu. bir çok açıdan denk bir çiftiz, dünya görüşlerimiz yakın, deal breakerlarımız yok, sevgi doluyuz, birbirimizi seviyoruz.

sonda özet geçeyim: tekrar tekrar deneyeceksin, gerekirse yüzlerce insan tanıyacaksın. senin istediğin yoksa, deal breaker bir şey varsa, hiç zaman kaybetmeyeceksin. tabii bu bir yarış değil, içinde sitem, ön yargı, kötü hislerle yaparsan, şüpheyle yaklaşırsan doğru insanı da kaçırabilirsin.
0
gabe h coud
(31.07.22)
Tanışmaları gerçek hayattan yaparsan istediğine daha kolay ulaşırsın. sanalda erkek=para, kadın=beden çoğunlukla. Gerçek yaşamda imkanlar kısıtlı adım atmak ve karşılık almak en azından bir anlam ifade ediyor.
0
OrangeYellow
(31.07.22)
Öncelikle kendi hayatınızı oturtmuş olmalısınız ya da en kötü ihtimalle somut uzun vadeli planlarınız olmalı. Örneğin siz öğrenciyseniz ve 2-3 yıl sonra nerede olacağınız belli değilse, işsizseniz ve hayatınızda halletmeniz gereken birçok derdiniz varsa, şehir ya da ülke dışına çıkma olasılığınız bulunuyorsa ya da çalışıyorsanız dahi uzun vadede yurtdışına çıkmak gibi bir planınız varsa istediğiniz gibi bir ilişki kuramazsınız.

İnsanların çoğunun yaşadığı şey de bu. Kimse kola kolay önündeki 2-3 yıl için plan yapamıyor. Haliyle uzun süreli ilişki içine girme eğilimi de azalıyor.

Hayatları oturmuş iki insan eğer birbirlerini beğenirse bunun uzun bir ilişkiye evrilme eğilimi de artıyor.

Çok önemli başka bir şey de, "ilişki arayan" ve "lafı sekse getiriyorlar" şeklinde düşünceleri olan insanlar genellikle beğendiği biriyle tanışınca bir ilişki başlatma konusunda çok aceleci olabiliyor. Bana böyle denk geldi en azından. "Lafın sekse gelmesi" hakkında söyleyecek sözü olan insanlarla olan münasebetimde iş hep alelacele ilişkiye evrildi. Bu diğer taraf için çok itici bir durum, çünkü huyunu suyunu hiç bilmediğiniz, daha yeni yeni tanımaya başladığınız biri gelip hayatınızın geri kalanını birlikte geçirmenin iyi bir şey olacağını düşünüyor kendi kendine. Nerden baksanız olur şey değil. Siz ilişki aramamalısınız, insan aramalısınız. İlişki fikri bu insanı tanıdığınızda kendi kendine ortaya çıkmalı. Buna seks de dahil, karakter de, geri kalan her şey de... Kimse ten uyumu olmayan biriyle bir ömür geçirmek istemez. Seks insanları birine bağlayan en önemli şeylerden biri.

Yukardakilerden hiçbiri zorunlu olmadan hayat kurmak isteyen insanlar için yaygın olarak kullanılan görücü usulü bir sistem var. Kendi dinamikleri içinde gayet efektif çalışıyor. Bunu da deneyebilirsiniz, neden olmasın?
0
akhenaten
(31.07.22)
32 yaşında evli bir birey olarak bir sürü date'te bulundum. şu anki ilişkim de dahil olarak genelde bahsettiğin "düzenli" ilişkiler, düzenli ilişki arayan iki bireyin cinsellik konusunda buluştuğu ve anlaştığı anda başlıyor. bu dönemde kimse cinselliği denemediği biriyle direkt %100 commitment verecek bir ilişkiye başlamak istemiyor haklı olarak. ***bu bahsettiğim tespit bölgeden bölgeye, insan grubundan insan grubuna değişebilir***

bu biraz da şans işi ama belli bi yaştan sonra bir çok insan işin içinde cinsellik yoksa hiç başlamıyor bile, kadınlar dahil. ayrıca haftada 1 buluşma gerçek ve tatmin edici bir ilişki için de çok az. siz bir ilişki değil, arada bir görüşeceğiniz bir kanki arıyorsunuz bence.
0
roket adam
(31.07.22)
roket adam; konu gayet açık, flörtle baslayan karsılıklı ılgı ve ıstekle, cınsellıgın de elbette olacagı duzenlı bır ılıskı kastedılıyor, "kanki" vs nıtelendırmeler konu dısı.
0
🌸deepness
(31.07.22)
(5)

Anne babayi tatile nereye götürebilirim?

catgroove
60 yas üstü, sürekli cok calisan ve diger baska sikintilardan dolayi zihinsel ve bedensel olarak cok yorulmus olan anne-babami söyle en az 4-5 günlük güzel bir tatile götürmek istiyorum. Ucakla (veya otobüsle) Istanbul'dan rahat gidilebilecek, araba kullanmaya mecbur birakmayan, güzel bir sahilde yü
60 yas üstü, sürekli cok calisan ve diger baska sikintilardan dolayi zihinsel ve bedensel olarak cok yorulmus olan anne-babami söyle en az 4-5 günlük güzel bir tatile götürmek istiyorum. Ucakla (veya otobüsle) Istanbul'dan rahat gidilebilecek, araba kullanmaya mecbur birakmayan, güzel bir sahilde yüzüp (deniz kenari sart degil, havuzlu bi yer de olabilir), aksamlari lezzetli yemekler yiyebilecegimiz, gezmekten cok dinlenmeye odaklanabilecegimiz bir yer olsun istiyorum. Agustos sonu icin düsünüyorum. Bütcem genis. Nereler olabilir?
0
catgroove
(31.07.22)
Sezon bittikten sonra ya da başlamadan önce Bodrum tam bir emekli tatil cenneti. Sakin, denizi güzel ve huzurlu.

Ama ağustos sonunda sakinleşir mi emin olamadım. İstanbul'dan otobüsler gidiyor.
0
akhenaten
(31.07.22)
Bütçe sağlamsa Muğla derim. Marmaris olabilir(Mesela Selimiye veya Bozburun)

Ama sizin ve ailenizin zevkini bilemeyiz elbette. Belki hiç sevmezler belki çok severler.
0
panda yuva yapmis sogut dalina
(31.07.22)
mümkünse her şey dahil bir otele gidip 4-5 gün kafa dinleyin derim. bodrum'da mesela her türlü araca ihtiyacınız olacaktır sağa sola gitmek için. bahsettiğiniz senaryo için en ideali her şey dahil tarzı yerler.
0
roket adam
(31.07.22)
Side ya da kemer de olabilir. Deniz suyu soğumaz, havaalanına yakın.
0
asteriks
(31.07.22)
Voyage Bodrum yer varsa.
Çocuk yok zaten otelde, denizi güzel, yemekler güzel. Tam kafa dinleme tatili yeri. Havaalanından transfer ayarlarsınız.
0
marla is in my head
(31.07.22)
(3)

İstanbul öğrenci akbili

Nickbulamadım
Merhaba arkadaşlar,yurtdışında yüksek lisans öğrencisiyim ve istanbula geleceğim. Öğrenci akbilimi nereden, nasıl ve hangi belgelerle yenileyebilirim acaba?Teşekkürler
Merhaba arkadaşlar,

yurtdışında yüksek lisans öğrencisiyim ve istanbula geleceğim. Öğrenci akbilimi nereden, nasıl ve hangi belgelerle yenileyebilirim acaba?

Teşekkürler
0
Nickbulamadım
(30.07.22)
2020 yılında şöyle bir şikayet yayınlanmış.

www.sikayetvar.com

Bence sorunuzu 153 arayıp oraya sorun, bir de her ihtimale karşı ıslak imzalı öğrenci belgesi getirin yanınızda.
0
akhenaten
(30.07.22)
öğrenci belgesi ve bir adet fotoğraf ile kartınızı başvuru merkezlerinden aynı gün 20? tl karşılığı alabilirsiniz.
0
baylarbayi
(30.07.22)
yurtdışındaki üniversiteler türkiyede e devlette çıkmıyor. türkiyede öğrenci gözükmüyorum yani. Alabileceğim öğrenci belgesi ingilizce olur en fazla. Bu durumda olup da alabilen var mı öğrenci akbili?
0
🌸Nickbulamadım
(30.07.22)
(6)

Antidepresan kaynaklı sinir agresiflik halinde ne yapılır?

psmstc
Doktorla ikinci görüşme bir ay sonra. İlaç bir agresiflik, sinir hali verdi. Yan etki midir, devam etmek mi gerekli?
Doktorla ikinci görüşme bir ay sonra. İlaç bir agresiflik, sinir hali verdi.

Yan etki midir, devam etmek mi gerekli?
0
psmstc
(30.07.22)
stilizan deneyebilirsin, pamuk gibi olursun
0
nibba
(30.07.22)
Bence doktorunuza danışın vakit geçmeden. Beklemeyin bir ayı. Telefonla da olsa sorun.
0
duma duma dum
(30.07.22)
İlacınızın prospektüsüne bakın, eğer bu yan etki beklenen bir yan etkiyse devam edin ve bir sonraki randevu gününü bekleyin.

Eğer etki beklenmedikse veya "bu yan etkiler görülüyorsa ilacı kullanmayı bırakıp doktorunuza başvurun" gibi uyarı yazyorsa ilacı bırakıp doktorunuzu arayın.
0
akhenaten
(30.07.22)
antidepresanların sinirlilik hali yapacağını sanmıyorum. bırakma sürecinde sinirlilik olur benim bildiğim.
0
nothing in my way
(30.07.22)
Hangi ilaç? Kaçıncı gündesiniz? Bazı ilaçlar alışma sürecinde net yapıyor, o yüzden yanına bir pamuk gibi olma ilacı veriliyor.

Eğer prozac’sa başlangıçta net huzursuzluk yapıyor mesela.
0
damba
(30.07.22)
Yan etki olabilir, ama olmaya da bilir. Antidepresandır sizi yavaş yavaş Yükseltiyor da olabilir, yani maniye sokuyor da olabilir.

Akrabalarınızda bipolar bozukluğu olan var mı? Tanımlanmamış olsa bile sizin şüphelendiğiniz? Yani 3 ay depresif, 3 ay iyi ya da harika hissetme gibi durumlar?

Antidepresan verilirken dikkat edilmeli, aile öyküsü kişinin öyküsü iyi alınmalı. Bipolara yatkınlığınız varsa -bunu öykünüzden ve ailenizden bilebiiriz; bilmeye çalışırız- Antidepresan sizin için çok tehlikelidir. Maninizi tetiklediğinde bu ilaçlar bir atak geçirmiş olursunuz ve atak geçirmek hastalığı uyandırmak demek. Bu en kötü senaryo ama. İlacın yan etkisi huzursuzluk ve sinirlilik yapabilir.


Siz sinirlilik, kendine fazla özgüven, uykusuzluk vb şeyler var mı kendinizde bunları da takip edin lütfen.!
0
damba
(30.07.22)
(11)

Neden tv dizileri yerine platform dizilerini tercih ediyoruz?

ilkinci
Yani platform ile TV dizileri arasında reklamlardan kurtulmuş olmayı bir yana koyarsak oyunculuklar, hikayeler yönünden ne gibi farklılıklar var? Başka açılardan farklılıklar varsa size göre bunlar nelerdir? Biraz tartışalım müsait olanlarla, ne dersiniz?
Yani platform ile TV dizileri arasında reklamlardan kurtulmuş olmayı bir yana koyarsak oyunculuklar, hikayeler yönünden ne gibi farklılıklar var? Başka açılardan farklılıklar varsa size göre bunlar nelerdir? Biraz tartışalım müsait olanlarla, ne dersiniz?
0
ilkinci
(29.07.22)
tv dizileri çoğunlukla total grubu denilen genel halk kitlesine hitap edecek şekilde hazırlanıyor. platform dizileri ise ab grubu denilen daha elit kesime hitap ediyor.

hekimoğlu mesela ulusal kanalda iş yapmadı, yayından kalktı. oysa sevenler platformda yayınlansın, para verip abone olur izleriz dediler.

"gibi"nin mizah anlayışı kanal d'nin, show tv'nin genel izleyici kitlesine uygun değil, ulusal kanalda yayınlansa birçok kişinin "bu ne lan böyle" diyeceğine eminim.

bence en önemli fark bu.
0
kibritsuyu
(29.07.22)
2 saatlik diziler çekilmediğinden ya da sansürün etkisini fazla hissetmediklerinden daha kaliteli ve nispeten daha rahat-profesyonel işler çıkıyor ortaya, o nedenle daha tercih edilesi oluyor haliyle.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(29.07.22)
Öncelikle her bölümün süresi çok uzun. Bir akşam 2 saatimi diziye, 2 saatimi de reklama vermek istemiyorum. Bunu kış/yaz döneminde her hafta tekrarlamak da saçma geliyor bana. Bu kadar uzun olunca senaryo çok uzuyor, gereksiz detay ve sahnelerle dolduruluyor. Takip ettiğim bir dizi varsa da bir gün bekler açar YouTube'dan izlerim.

Dijital platformlarda büyük çoğunlukla bütün sezonun aynı anda yüklenmesi iyi bir şey. En son Game of Thrones'u izliyordum herhalde haftalık yayımlanan. Dizi kaliteliyse ve teori geliştirilebilecek bir olay örtüsüne sahipse haftalık yayımlanması daha zevkli olabilir gerçi ama ben çok uzun süredir çerezlik dizileri izleyip geçiyorum.

Kalite anlamında mesela Netflix TR'nin orijinal işlerine bakarsak bayağı kötüler aslında. Televizyona koysan sırıtmaz. Arada iyi işler de çıkmıyor değil ama nadiren işte.
0
black holes in the sky
(29.07.22)
süre büyük etken gerçekten. 3 saat bir dizi bölümü nedir abi? dijitalde insani sürelerde ve insani bölüm sayısıyla diziler yapıyorlar, insani şartlarda çalışıyorlar, e böyle olunca da kalite her türlü artıyor ister istemez.
0
bugungityaringel
(29.07.22)
En büyük etken, istediğim anda istediğim kadarını seyrediyor, istediğim yerde geri dönebiliyor olmam.

İkinci etken. Tv dizilerinin ilk birkaç bölümü belirli bir senaryo çerçevesinde gidiyor, daha sonrası aldığı reytinge göre şekillenen, sonu belirsiz ve aldığı reytinge göre uzayacak ve genelde de daha alt kültür seviyesine hitap eder şekle dönüşerek devam eden diziler haline gelmesi.

Düşünsenize, bir senarist bir dizi yazıyor ama dizinin sonunun nereye varacağını ve nerede biteceğini kendisi bile bilmiyor. Bu dizi seyredilir mi?
0
Mirket
(29.07.22)
Platform dizilerinde sansür yok. RTÜK saçmalıgı yok. O sebeple platform dizileri tercih sebebim
0
limonlu eksi
(29.07.22)
tercihim 20 dk'lik diziler oluyor genelde, tas catlasin 45dk. daha uzununu izleyemiyorum, bolununce de dikkatim dagiliyor hevesim kaciyor. film bile izleyemiyorum artik. haliyle tv'de bunu bulmak imkansiz dolayisiyla platformlardan izliyorum. bi de kadehlerin blurlanmasini gormek canimi sıkıyor.zaten azicik gercek hayattan uzaklasayim kafa dagitayim amaciyla izledigim bir seydeki yeni turkiye gercekleri gozume gozume sokulunca kopamiyorum gerceklikten.
0
in vino veritas
(29.07.22)
Benim için birbirine eş iki büyük etken var. Biri rtük, hiçbir standardı yok. Çok fazla kişisel ahlaki görüşlerine göre müdahalede bulunuyorlar, çok rahatsız edici. Sanki komşu evden gelip benim aile hayatıma karışılıyor gibi hissediyorum.

Bi ara harry potter yayınlayıp da büyü sözcüğünün sansürlendiğini görmüştüm akıl alır gibi değil.

İkinci etkense belli ki aziz milletimizle ilgi alanlarımız ortak değil, yapacak bir şey yok. Platformlarda konular daha çeşitli.
0
akhenaten
(29.07.22)
1- süresi kısa
2- her zaman her yerde istediğim anda erişim
3- bir oturuşta sezon bitirebilme (lost günleri akılma geldi de 1 hafta beklemek neydi öyle )
4- rtük - sansür
5- nispeten kaliteli senaryo/görüntü/oyunculuk
0
jepa
(29.07.22)
platform dizilerinde gereksiz bakışma, süzülme, keman sesi eşliğinde 5 dk yemek sahnesi,5 dk evi terketme, 5 dk ağlama gibi durumlar olmadığı için bence yeterli bir sebep.
0
janavarorion
(29.07.22)
her zaman her yerde istediğim anda erişim +2
0
put it in your appropriate place
(29.07.22)
(15)

erkekte kolye

sabenburak
hakkında ne düşünüyorsunuz? beğeniyorsanız ne tarz kolye önerirsiniz?
hakkında ne düşünüyorsunuz? beğeniyorsanız ne tarz kolye önerirsiniz?
0
sabenburak
(28.07.22)
Berbat bi item olduğunu düşünüyorum.
0
mg3929
(28.07.22)
Tamamen kisinin havasina gore degisiyor her aksesuarda oldugu gibi.
0
sopiro
(28.07.22)
tarzına göre bileklik, bazen yüzük bile olabilir ama kolye "no-no".
0
blatta hiberna
(28.07.22)
nasıl olduğuna göre değişir bence ya. bizim genel müdürün boynunda altın bir zincir var, aile şerefi'ndeki zengin pi*i oktay'a benziyor.
0
rahip janick
(28.07.22)
bu kadar no'ya çok şaşırdım. dünyadaki her şey tarzla alakalı zaten. tarzına uygun olmayan garip bir şapka da "ıyk" olur, ayakkabı da "ıyk" olur.

kolye gayet hoş.
kışın boğazlı kazaklarda olmazsa olmazım. yazın özellikle rock/metal/rap konserlerinde olmazsa olmazım.

şort tişört kahve içmeye falan giderken de saatimle ya da bilekliğimle uyumlu bir şeyler takarım.
0
patronaj1
(28.07.22)
patronaj1 +1 benim icinse her aksesuar takiliysa erkekte ondan sonra kokye takabilir genelde upuzun olanlar daha kaldirir bence. hiphop style veya jd gibi hem sapka hem yuzukler vs olunca kolye diye iyk demezdin ama genelde erkek stile uygun kolye pek yok bence. bu alanda calisilmiyor yani hep ayni seyler
0
ala09
(28.07.22)
Nöğğ.
Burak Çelik'te bile eğreti duran nesne, kime yakışsın :)
0
dreamnesiac
(28.07.22)
Kahverengi saçlı ve buğday tenliyse ucunda tek tüy olan, kırılderili temalı siyah deri ipli kolye müthiş yakışıyor.

Diğerleri için olsa da olur olmasa da.

Ama eğer çok maskulen bir yapısı varsa genelde kolye takınca barzometre yukarıyı göstermeye başlıyor. Kendisi istediği kadar kişilikli biri olsun, ı ıh olmuyor.
0
akhenaten
(28.07.22)
Ben de yakıştıramıyorum. Küpe, bileklik tamam ama kolyeyi beğenmiyorum.
0
asteriks
(28.07.22)
Değerli maden ise takmayı çok severim kimin ne düşündüğü umrumda değil. ip, misina, plastik, deri, incik boncuk abuk subuk bir şeyse kafama silah dayasalar takmam.
0
uvcray
(28.07.22)
Genel çogunluk nau nau demiş. Fakat erkekte kolye tabiki de yakışır. Düzgün tip, düzgün bir giysi de tarzını yansıtan bir kolye harika bir kombin oluşturur. Yalnız kıro tarzı itemler zincir tarzı kolyeler bu yazdıklarımdan hariçtir
0
limonlu eksi
(28.07.22)
çok iyi oluyor direkt eliyorum en baştan.
0
ayseee
(28.07.22)
erkek olarak yorum yapacak olursam,
erkekte yüzük harici hiçbir takı hoşuma gitmiyor. ben asla takmam yani.
0
tabudeviren
(28.07.22)
acıyan gözlerle bakıyorum, özür dilerim.
0
rakicandir
(29.07.22)
tam bir yanki item. basık tofaşa binen, murdo zurdo falan dinleyen z kuşağının çer çöp tayfasının taktığını gözlemliyorum.
0
alperz
(29.07.22)
(3)

aikido, jiu jitsu vs

hlt1985
bir süredir aklımı çeliyordu ama yakın zamanda aikido veya jiu jitsu mu öğrensem acaba diye ciddi ciddi düşünmeye başladım. Fakat aklıma takılan bir konu var. Gittim bir yerden ders aldım öğrendim diyelim ama hep antreman yapmak için bir kişiye daha ihtiyacın oluyor. Yani salona gitmeye sürekli deva
bir süredir aklımı çeliyordu ama yakın zamanda aikido veya jiu jitsu mu öğrensem acaba diye ciddi ciddi düşünmeye başladım. Fakat aklıma takılan bir konu var. Gittim bir yerden ders aldım öğrendim diyelim ama hep antreman yapmak için bir kişiye daha ihtiyacın oluyor. Yani salona gitmeye sürekli devam etmemiz gerekiyor değil mi? illa illa o salona hep para ödeyeceğiz yani:) bir de hep dersle mi geçiyor olay? yani tenis kursuna gitsen bir süre sonra kursu bırakıp arkadaşınla oynama başlarsın ama bu tip sporlarda olay nasıl oluyor?
0
hlt1985
(27.07.22)
Aikido bildiğim için sadece onun üstüne konuşacağım.

Tek başına çalışma teknikleri var, ancak evet doğalında her zaman düşmeyi iyi bilen bir partner gerekiyor. Zaten aikido eğitiminin ilk basamağı hasarsız, sağlıklı düşmeyi öğrenmek. Çünkü partneriniz çalışırken siz düşünüyorsunuz haliyle.

Diğer taraftan salona gitmeden zaten yeni bir şey öğrenemeyeceğiniz için salona gitmediğinizde bırakmış oluyorsunuz haliyle. Aikido'ya başlangıç siyah kuşakla oluyor. Bunun öncesi temel eğitim bir yılı buluyor. Siyah kuşağı aldıktan sonra belli eğitim ve bekleme süreleriyle sınavlara giriyorsunuz 4.dan denen seviyeye kadar böyle gidiyor bu. Haliyle salona gitmeden zaten bir şey olmuyor.

Ders dersle geçiyor ama sonrasında, çalışma arkadaşlarınızla dojoda yine istediğiniz gibi çalışabilirsiniz. Yani gittiğiniz dojoya göre de değişiyor olsa gerek bu sanırım. Çok kalabalıksa nerede vakit geçireceksiniz ki?

Diğer taraftan aikidoyu öğrenip geliştirebileceğiniz bir "skill" ya da işte ne bileyim bir programlama kursunda öğrenip ömür boyu kullanacağınız bir programa dili gibi bir şey olarak düşünmeyin. Aikido dojoda aikido. Yani bir şarap tadım grubu gibi düşünün bunu, tek başınıza şarap tadıp ne yapacaksınız?
0
akhenaten
(27.07.22)
Karateciyim. Bizde katalar var. Kendin çalışabiliyorsun. Bu sporları tavsiye etmem. Bu tip sporlarda çalışma tekli olur, ikili olur, üçlü bile olur.
0
dissendium
(27.07.22)
@dissendium biraz daha detaylandırabilir misin? Karateyi mi önermezsin? Yoksa aikido veya jiu jitsuyu önermezsin ama karateyi önerirsin? Ya da neden önermezsin=
0
🌸hlt1985
(27.07.22)
(8)

Hangi renk gömlek giymeliyim?

birmilyonunvarmi
Muhtemelen adını bile duymayacağınız bir dergiye yazı yazacam. Yarın fotoğraf çekimi olacak. Hangi renk gömlekle gitmeliyim? İlla beyaz gömlek mi olmalı? Elimdeki seçenekler: lacivert, yeşil, antrasit, beyaz, sarı, gri, siyah, mavi.Not: ciddi konuların konuşulduğu bir dergi
Muhtemelen adını bile duymayacağınız bir dergiye yazı yazacam. Yarın fotoğraf çekimi olacak. Hangi renk gömlekle gitmeliyim? İlla beyaz gömlek mi olmalı? Elimdeki seçenekler: lacivert, yeşil, antrasit, beyaz, sarı, gri, siyah, mavi.

Not: ciddi konuların konuşulduğu bir dergi
0
birmilyonunvarmi
(26.07.22)
Siyah giyin. Arkaplan beyaz olur muhtmelen. Dergi zemin rengi de muhtlemen beyazdır, kontrast olur ve ayni sekilde yuzun de on plana cikar diye düşünüyorum.
0
stavro
(26.07.22)
Mavi veya yeşil diyorum ben. Yeşilin tonunun açık renk olduğunu farz ediyorum ama .
0
Amaranta ursula
(26.07.22)
Pantolon ne renk?
0
etna
(26.07.22)
Pantolon çıkmıyor sadece üst taraf
0
🌸birmilyonunvarmi
(26.07.22)
Her şey hakkında ciddi konular konuşabilirsiniz. Keşke bir sektör verseydiniz aslında.

Bilimsel bir konuysa mavi, teorik ekonomikse beyaz, iş dünyası gibi bir konuda antrasit ya da gri olur bence.
0
akhenaten
(26.07.22)
Mavi
0
asteriks
(26.07.22)
Griye karar verdim sağolun.
0
🌸birmilyonunvarmi
(26.07.22)
gri, nötr bir renktir. kişiliği yoktur. kişiliği yansıtmaz. kaçak olduğunuzu düşündürür.
bence renkli giyinin
0
ankarakecisi
(27.07.22)
(2)

Kalemtıraş ile acilabilen kalem seklinde silgi yok mu?

stavro
Karakalem resimde sac cizmek için kullanacagim ama bulamadım bundan. Basmalo kalem seklinde olanlar var ama ben kalemtirasla acilabilen bir sey arıyorum ki ucunu sivreltebileyim.Yillar once böyle kalem şeklinde bir silgi almistim ama simdi ne buyuk kırtasiyelerde ne de internette bulamıyorum. Basmal
Karakalem resimde sac cizmek için kullanacagim ama bulamadım bundan. Basmalo kalem seklinde olanlar var ama ben kalemtirasla acilabilen bir sey arıyorum ki ucunu sivreltebileyim.

Yillar once böyle kalem şeklinde bir silgi almistim ama simdi ne buyuk kırtasiyelerde ne de internette bulamıyorum. Basmali olanndan aldim (uclu kalem gibi) ama kalemtrasla acilmiyor, dolayısıyla sivreltemiyorum. Sac çizebilmek için bana sivri sert silgi lazım.
0
stavro
(26.07.22)
Evet var, kurşun kalem gibi ama içinde grafit yerine silgi var.

www.amazon.com.tr
0
akhenaten
(26.07.22)
msb
(26.07.22)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.