Giriş
(2)

Kadınlardan duygusal ilişkilerde korkuyorum

bonaparte
Bilmiyorum benim durum nasıl açıklanır ama hakikaten insanların az da olsa negatif haraketleri çok gözüme batıyor, kafaya takıyorum aslında anlayışlı, sebep sonuç ilişkisini kavramaya çalışan birisiyim ama bazen de karşı tarafın anlam veremediğim haraketleri katı tutumu agresif tavrı eğer aydınlatı
Bilmiyorum benim durum nasıl açıklanır ama hakikaten insanların az da olsa negatif haraketleri çok gözüme batıyor, kafaya takıyorum aslında anlayışlı, sebep sonuç ilişkisini kavramaya çalışan birisiyim ama bazen de karşı tarafın anlam veremediğim haraketleri katı tutumu agresif tavrı eğer aydınlatılmaz isem bunun bana karşı olmadığı hakkında, soğuyorum, zira ben samimi ve içten olmaya dikkat ediyorum. Belki ben biraz sivriyim ama hayal kırıklığı oluyor. Kadınlar ile nasıl anlaşabilirim yaşım 30 sonu sanki 20 li yaşlarda fazla dert etmiyordum. Kimse mükemmel değil ama eğer tavır bana karşı değil ise açıklama bekliyorum yoksa tavır benim yüzünde mi diye düşünüyorum. Ve ilişkiyi iyi etkilemiyor. Ne dersiniz?
-1
bonaparte
(16.07.26)
kendini taniyip sevmelisin.

tani: neyi neden sevdigini, neden hoslanmadigini bilmek isini kolaylastiracak.
sevmek: ben niye boyleyim demek yerine, ben boyleyim demek gerek.

zira soyledigin seyler dunyanin neresine gidersen soguma sebebidir. ulkede erkeklerin primitif gudulerle birey olamamis kadinlarin sacma sapan trip, kiskanclik, histeri, premsesliklerine katlaniyor olmasi dogru oldugu anlamina gelmez. sen yolundan sasma.
0
buenosdias
(16.07.26)
Hayatı boyunca bazı durumlarda kızıp sinirlenmeden yaşayan bir insan zannediyorum hiç yaşamamıştır. Yani birlikte olduğunuz insan %100 olasılıkla bir noktada bir şeylere kızıp sinirlenecek. Bunlardan bazısı sizinle alakalı bazısı başka şeylerle alakalı olacak. Bunlardan bazısında haklı, bazısında haksız olacak. Bu kaçınılmaz.

Eğer kaçınılmaz bir durum sizin birinden soğumanıza yol açıyorsa belki şu anki bakış açınızın yanlış olabileceğini kabul edebilirsiniz. Bunun bir yöntemi yok, bu kabule dayalı bir şey. Bir daha böyle bir durumda kalırsanız ondan bir açıklama beklemek yerine işin aslını siz sorabilir ve eğer sizle ilgiliyse haklılık payını ölçüp, soğumak yerine daha uzlaşmacı şekilde yaklaşabilirsiniz.

Hayatta her zaman kendi istediği olan birisi de yoktur. Haliyle şu da %100 olasılık ki, bazı noktalarda zorunlu olarak taviz vermeniz gerekecek durumlarla karşılaşacaksınız. Sadece, bu tavizlerin boyutu ve sıklığı önemli. Elbette her zaman sizin taviz vermeniz gerekiyorsa bu da ayrı bir sorun olur ama şimdilik sizin için böyle bir tehlike yok gibi duruyor anlattıklarınızdan.
0
akhenaten
(16.07.26)
(15)

Neyin özlemini yaşıyorsun?

Lh12
Kendi adına, ülke adına?
Kendi adına, ülke adına?
0
Lh12
(14.07.26)
Bir haftadır sağlık, iki aydır düzenli gelirin özlemi içerisindeyim.
0
sekizdokuzon
(14.07.26)
kafa rahatlığı, yarın ne olacak diye düşünmeme...
+1
co2s2
(14.07.26)
Kadıköy'ün hareketliğini ve Haldun Taner Tiyatro Sahnesini.

Gene hareketli ama kendimi de dahil ederek sanki NPC'e dönüşmüş gibi. Haldun Taner Tiyatro Sahnesini kalmadı zaten.
0
put it in your appropriate place
(14.07.26)
Eski neşemi çok özlüyorum
0
liynet62
(14.07.26)
Dört mevsim.
Hep yaz insanıyım derim ama aslında bahar insanıymışım, sonbaharı olsun ilkbaharı olsun, ne kadar güzel günlermiş yaşarken hep yaz yolu gözlediğim için kıymetini bilememişim.
0
mutekebbir
(14.07.26)
Kendimi çok özlüyorum.
0
apocalipy
(14.07.26)
uzun vadeli plan yapabilme
0
bartholomew87
(14.07.26)
kesinlikle eski kendimi...
0
sweetoffice
(14.07.26)
Pek çok şeyin özlemini yaşıyorum ama şu an en baskın olan kış özlemim, bahar da olur, ülke adına birşeylere özlem duyamayacak kadar karamsarmışım bu soru ile farkına vardım.
0
(14.07.26)
2000'lerdeki interneti özlüyorum ben. Sadece biz çoluk çocuklar, arkadaş çevreleri ve arada da çevresinden farklı entel dantel yetişkinler vardı. Baya nezih ve güzel bir ortamdı. Artık iyice kamusal alana döndü. Her yer reklam, her şey ücretli, botlar ve kalitesiz ai içerikler her yerde. Üzücü bir şey.
+3
akhenaten
(14.07.26)
bayramlardaki boş ve sakin istanbul'u
0
alester
(14.07.26)
Subat ayindaki vietnam gezim :(

Keske böyle bazi seylerin cok güzel olacagini o ani yasamadan bilsek :)
0
Purple life
(14.07.26)
Eski internet olabilir. Bize sürekli bir şeyler satmak üzerine olmayan. Bir de hayatımızda telefonun yeri keşke bu kadar olmasa diyorum.
+1
logisticsmanager
(14.07.26)
19 yıl önce kaybettiğim canım dostumu ve yakın zamanda kaybettiğim muhabbet kuşumu çok özlüyorum. Keşke ikiside hayatta olsalardı.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(15.07.26)
(bkz: paypal)
0
halitkin
(15.07.26)
(6)

Sivilce lekeleri

yaren
Merhabalar Çok koyu renk sivilce lekelerim var. Sivilce çıkıyor ama farkında olmuyorum, kaşınınca kaşıyorum haliyle ama hart diye yüklenmiş oluyorum, yaralanıyor veya bildiğiniz sıkıyorum o sivilceyi çünkü sıkmazsam çok beter bir hale gelecek görüyorum falan. Tabii orası hırpalanıyor ve leke kalıyor
Merhabalar

Çok koyu renk sivilce lekelerim var. Sivilce çıkıyor ama farkında olmuyorum, kaşınınca kaşıyorum haliyle ama hart diye yüklenmiş oluyorum, yaralanıyor veya bildiğiniz sıkıyorum o sivilceyi çünkü sıkmazsam çok beter bir hale gelecek görüyorum falan. Tabii orası hırpalanıyor ve leke kalıyor. Sadece leke ama, yara değil.

Bu lekeleri nasıl gideririm? Evet sivilcenle oynama tamam ama onun dışında bir formül bir çözüm bir bişey var mı? Mümkünse en doğalından olsa harikasyon ama öyle bişey yoksa ne dersiniz ne kullanılır? Cinsiyet: en bayanından bayan.
0
yaren
(13.07.26)
doğal olanı kantaron yağı olmayanı madecassol.

başka ilaçlar, yöntemler de var. bunlarla başla olmazsa yine sor.
+1
gabe h coud
(13.07.26)
Azelaik asit kullanabilirsiniz.
+1
auroraaurora
(13.07.26)
(bkz: acnelyse) Her ne kadar reçetesiz satılsa da kontrollü kullanmak lazım.
+1
Amaranta ursula
(13.07.26)
Expigment vb. %4 hidrokinon içerikli kremler doğrudan asli görevi leke giderici olan ürünler ancak özellikle yüzde dikkat edilmeli, çünkü bizzat kremin kendisi uygun kullanılmadığında travma kaynaklı lekeye sebep olabiliyor. Ayrıca bunu kullanırken mutlak surette güneş kremi de kullanmalısınız.

Ama buradan şuna varmaya çalışıyorum "yüzümdeki sivilce lekelerini geçirmek istiyorum" konusu dermatolojiye gitmek için geçerli bir sebep ve size reçete edebilecekleri hidrokinon da dahil ilaçlar var. Ve doktora gitmek ücretsiz.

Haliyle çok uzun süreli etki süresi olan kozmetikleri kullanmaktansa doktora gidip derdinize çözüm olacak şeyler ve üstüne doğru kullanım önerileri alabilirsiniz. Bence çok iyi olay.
0
akhenaten
(13.07.26)
@akhenaten

Son birkaç seferdir yaşadıklarımdan dolayı doktorlara güvenmiyorum, güneş kremi meselesine hiçbir zaman inanmamışımdır ayrıca, güneş alerjim olduğu halde. Zaten bütün amacım bu lekeleri olabildiğince doğal yöntemlerle gidermek, buna yaşam tarzı değişikliği bile dahil. İlla ki dermokozmetik kullanacak olursam o zaman doktora giderim diye düşünüyorum, çünkü doktorların çol büyük çoğunluğu doğal yaklaşımlardan nefret ediyorlar, aksine bilmeleri ve desteklemeleri gerekir. Ama maalesef vahşi kapitalizmin kölesi olarak yaşıyorlar ve bizi de buna itiyorlar. Üstelik bu ara sıklıkla yanlış tedavi uygular oldular. Hiç güvenim yok açıkçası.
0
🌸yaren
(14.07.26)
Scar bantları var ameliyat sonrası iz kalmaması için kullanılıyor bu tarz işlerde de faydası olduğunu duydum
+1
apocalipy
(14.07.26)
(34)

Zengin olur olmaz alacağınız o ilk ürün ne?

egerbiryolcu
Diyelim miras kaldıPiyango vurduFenomen oldunuz vs vs vsO gün geldi ve artık para harcamaktan cekinmeyeceginiz bir durumdasiniz. Ne alırdınız koşa koşa (ürün, deneyim, hizmet, egitim... Kategoriler sınırsız)
Diyelim miras kaldı
Piyango vurdu
Fenomen oldunuz vs vs vs

O gün geldi ve artık para harcamaktan cekinmeyeceginiz bir durumdasiniz. Ne alırdınız koşa koşa (ürün, deneyim, hizmet, egitim... Kategoriler sınırsız)
0
egerbiryolcu
(10.07.26)
İlk olarak kendime bir İtalya tatili hediye ederdim. Maddi bir şey aklıma gelmedi.
+2
ekimoloji
(10.07.26)
en baştan başlayarak dünyanın en zenginlerini temizleyip yüreklere korku salacak bir PMC.

o kadar uzun boylu değil dersen havuzlu bir villa. ama suyu kapitalist kanından kıpkırmızı olsun. ona da yok diyorsan tamam normal su. kendi havuzumuzda biz yüzelim bari onlar yüzmesin.
-3
der meister
(10.07.26)
Valla miktar tam olarak belli olmadigi icin yorum yapmak zor ama oyunbozanlik etmeyip cevap veririsem; ilk olarak isten istifa ederdim. Sonrasinda alacagim ilk sey uzun zamandir gozume kestirdigim bir ada olurdu.
+1
j r r tolkien hayrani
(10.07.26)
Geçen sene de sorulmuştu benzer bir şey, konuşma ben konuşuyorum daha bitirmedim'un verdiği cevaba hatırladıkça gülüyorum ama cevaba katılıyorum aynı zamanda.Kendime ada alıp çevresini 10m yüksekliğinde jiletli telle güçlendirilmiş duvarla çevirirdim. İnsanlardan uzak yaşardım.
+1
alice in potatoland
(10.07.26)
Böyle bir ürün yok, ama böyle bir kategori var. Benim mobilya ve eşyalarda malzeme takıntım var. Plastik, mdf, laminant, alüminyum gibi malzemeleri sevmiyorum. Evdeki eşyaları doğru düzgün bir ahşap, mermer, bronz gibi gerçek değeri olan ve özel üretim şeylerle değiştirmeye başlardım. Düşününce cidden taklit şeylerle yaşıyoruz.
+7
akhenaten
(10.07.26)
Şimdi bir yorumda bulanacağım hepiniz bana düşman olacaksınız. Mahallede muhallebi yemiştim ben.
-3
gobekliraki
(10.07.26)
M5
-2
mikahakkinen
(10.07.26)
100 milyon tl mi kaldı
1 milyar tl mi ? arada baya fark var.
100 e zaten bir ev bir araba yarıdan fazlası gitti.
0
jamswety
(10.07.26)
www.instagram.com

Şu sanatçının tabloları beni çok etkiliyor. 2 3 tane alıp, duvara asıp, karşısına geçip izlerdim

Bunun dışında sanırım artık karın doyurma amaçlı yemek yemeyi tamamen bırakırdım. Hayattaki yegane amacım normalde paramın asla yetmeyeceği yerleri keşfetmek olurdu. Norveç'te salmon eye' daki iris restaurant, İtalya'da kayalıklara oyulmuş grotta palazzesse, Maldivler'deki sualtı restoranı, Melbourne dört mevsim temalı multi sensory shelanous vs gibi yerlerden sıkılıp evde ekmek arası peynir aşerecek duruma gelene kadar kendimi fine dining'e adardım.
+2
kullanicadi
(10.07.26)
Ekibiyle birlikte yat
+1
gabe h coud
(10.07.26)
aloha snackbar 3
(10.07.26)
Pay to win oyunlarında sınırsız para harcamak gerçekten keşke sabancı olsaydım dediğim tek an oyunlara para harcamak isteyip de harcayamadığım zamanlar
0
Hallegadola
(10.07.26)
Cruise ile dünya turu, yaklaşık 1 sene sürenlerden
+1
su olsam ates olsam
(10.07.26)
Valla en büyük hayalim yaşamak için çalışmak zorunda olmadığım bir hayat olduğu için muhtemelen pasif gelir getirecek işlere yatırırım bir kısmını önce, sonra da herhalde ilk iş güzel bir yemek yerim.
+5
Amaranta ursula
(11.07.26)
Evi boyatırım artık herhalde...
+4
dilemma of subscribtionability
(11.07.26)
vizyonsuz birisi olduğum için alacağım ilk şey bmw m5 touring olurdu.
0
false pretension
(11.07.26)
911
0
cooperr
(11.07.26)
1. İlk önce sakin bir yerde, konforlu bir otele gidip bu durumu sindirir, sakin kafayla düşünürken eksiseyler.com rehberi okurdum.

2. İşimi, düzenimi kurduktan sonra (iş dediğime bakmayın, para için çalışmayacağım) sakin, güzel bir ev inşaa ettirirdim. Bir tane zeytin koruluğunda yer alan ahşap bir klübe, ayrıca farklı bir yerde, yüksek bir tepede etrafa hakim gene ahşap bir gözlem evi. Tercihen ulaşımı zor olmayan, birbirlerine yakın yerler olmasını isterdim. Uzun seyahatler gerektirmesin, en fazla birkaç saat içinde ulaşabileyim. Bisiklet ile gideceksem de gün içinde varayım.

3. Bisikletin teknik yapısına, parçalarına hakim olabileceğim, bakım ve onarımını gözü kapalı yapabileceğim eğitimler almak isterdim. Gerekirse adım adım ilerleyerek sektörde öncü markaların çalışmalarına katılır, profesyonel bisiklet yarışlarının teknisyenliğini yapacak düzeye çıkmak isterdim. Adamlar da beni "Gel lan öğretelim" diye kabul etmeyeceğine göre parasını vermem gerekirdi haliyle.

4. Gene bu eğitim sonrasında niş bir bisiklet atölyesi açardım. Sektördeki vizyoner adamları toplayıp düzenli olarak onlarla görüşürdüm. Profesyonel yarışçıları, farklı disiplinlerdeki bisikletçileri davet eder, ağırlardım. Karşılığında da deneyimlerini bizimle, gelen insanlarla, özellikle de çocuklarla paylaşmalarını isterdim. Atölye 7/24 açık olurdu. Tüm bisikletçilerin tamir ve onarımlarını ücretsiz karşılardım. İyi teknisyenleri istihdam ederdim. Özellikle genç ve çocukların ihtiyacı olan ekipmanları ücretsiz temin eder, bisiklet bakımlarını ücretsiz yaptırırdım.

5. Yeme & içme kültürümü genişletmek için çok vakit ayırırdım. Sadece gurme lezzetler, michellin yıldızlı mekanlar değil de yiyeceklerin yaşam, tarih, sosyal ilişkiler, tarım vb. ile ilişkilerini de öğrenebileceğim şekilde vakit ayırırdım. Bu iş paradan ziyade zaman gerektiriyor aslında. O da doğrudan para gerektirdiğinden tüm vaktimi zengin olunca ayırabilirdim herhalde. Tabi o süreç hop oraya zıp buraya şeklinde değil de yavaş hareket ederek yapmayı tercih edeceğim şekilde olurdu. Mesela İspanya bask bölgesinde zamansız bir motorsiklet turu gibi. Ne kadar sürerse sürsün, amaç o bölgenin yeme & içme kültürü merkezli bir yolculuk.

6. Arada takılabileceğim, canım isterse denize açılabileceğim bir iskele isterdim. Gözden uzak, sakin bir yerde olsun. Kendi bayrağı filan olsun iskelemin.

Böyle şeyler işte, istekler.
+2
burka
(11.07.26)
Güzel bir ada. (Ağaçlandırıp, hayvanlar ve insanlar için yaşanabilir, düzgün bir eko sistem oluşturmak için.)

Vahşi yaşam parkı. (Vahşi hayvanlara ziyaretçilere kapalı bir yaşam alanı oluşturabilmek için.)

Dünyadaki bütün hayvanat bahçeleri. (Hayvanları kurtarıp doğal ortamlarına kavuşturmak için.)

Yüksek güvenlikli bir ralli aracı ve bir pist. (İstediğim gibi araba kullanıp çılgın atmak için.)

Dünyanın çeşitli yerlerinde oteller. En üst katlarını kendime ayırmak ve kalanında da dönüşümlü olarak alt gelir grubundan insanları ağırlamak için (Endonezya Bali, İtalya, Almanya, Türkiye vs)

Blok evren teorisi, zamanda yolculuk, paralel evrenler, boyutlar arası geçiş, ölümsüzlük, dünyanın arındırılması, yapay zeka, uzaydaki farklı canlı formları vb konularda araştırma yapan bilim adamlarına fon oluştururdum. (Bilimsel gelişmeleri hızlandırmak ve hemen haberdar olmak için.)

Türkiye'de bir sürü özel okul açardım. Özellikle ilkokul ve lise seviyesinde. Çocukları doğru bilgilerle eğitmek, onları karanlığa mahkum etmemek, dünya insanı olabilmelerini sağlamak için.)
+3
anaphylacticshock
(11.07.26)
eşya yok aklımda ama deneyim alırdım sanırım.
bazı eski müzik gruplarının "gelin bizimle bir hafta geçirin" temalı özel etkinlikleri oluyor. geçen birine baktım; 5000 euro fiyat biçmiş. öyle bişey yapardım herhal..
benim için çok para da buymuş işte, mehhh...
0
lil siztah
(11.07.26)
Ben de Cruise ile dünya turu isterdim.
Çevremde kimse bunun kısasına bile para vermek istemediği için muhtemelen ücretini de karşılar yanıma birini alırdım.
Zaten bitti para.
0
mutekebbir
(11.07.26)
ben tasit seviyorum helikopter, luks araba+su kadar euroya vatandaslik veririz diyen ulkelerden ev almak hirvatistan, yunanistan gibi. biraz gezip en son populer bolgede butik otel isletmek olur capri, yunan adasi, fransiz rivierasi vb olabilir taylanda da hayir demezdim
0
ala09
(11.07.26)
Bir büyük şehirde, Balkonu şehir ve deniz manzaralı, altında özel otoparkı olan bir daire,
Aşçılık, sekreterlik ve şöförlük becerilerine sahip bir oda hizmetçişi,
Şehrin kırsalında, kendi suyunu ve elektriğini üretebilen, kendine yeterli, iyi tecrit edilmiş, arkasında zaman içinde orman yapabileceğim yeterli arazisi olan bir çiftlik,
Çiftliği çekip çevirebilecek yatılı yardımcı aile,
Bundan sonrası için bankada yeterli para.
0
Mirket
(11.07.26)
Ben adamin cevresine duvar örmekten vazgectim. Neden kendi manzarami kötülestireyim. Adayi Akdeniz'den almicam. Kendi tropik ada takimimi alicam. Botla gelen olmaz böylece :D
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.07.26)
cartier tank
0
black holes in the sky
(11.07.26)
2026 model bir beneteau oceanis 51.1
0
orpheus
(11.07.26)
Zenginlik hayalim Lambo Urus ama M2 için imzaları attım bugün. Bi süre idare eder beni.
0
Take it away honey
(11.07.26)
ne kadar paradan bahsediyoruz?

"bana" kadarsa, önünde minik bir iskelesi olan bir yalı alırım Ege'nin bir yerinde. mümkünse selimiye - Orhaniye taraflarında ya da Bozburun taraflarında. tabii tekne de alırım önüne.

eğer biraz daha rahat harcayabiliyorsam, birine sözüm var range rover almam lazım.
0
co2s2
(11.07.26)
Benim çocukluktan beri zengin olsam alırım hayalim Tuzla’da bulunan Koç’un adası. Koç satmazsa başka ada bulurum artık parayı bulsam gerisi kolay :)
0
cilekli pasta
(11.07.26)
ilk is Copacabana sahilinde bir ev alıp oraya yerleşmek olurdu. zengin olmayacak olsam da para biriktiriyorum. erkene alırdım en azından.
0
monseur thenardier
(11.07.26)
gotik bir şato!
0
anon1m
(11.07.26)
Datça'da Bizim Ev isminde bir butik taş otel var ya; Urla vb. bir ege beldesinden, kapısı koya açılan bir taş ev alırdım. Sadece yatak odası ve en temel eşyaları alır tüm detaylı mobilya alışverişi için globale açılırdım. Kâh online kâh dünyayı gezerek zamana yayarak sevdiğim hissettiğim bana anlamlı gelen şeylerle evimi döşerdim.
Fotoğraf albümüm ve magnetlerim de gelirdi bu eve.

Sonra ihtiyacım kadar yardımcıyı sağlam bir İK şirketiyle seçer işe alırdım.
Temizlik, yemek, şoför, kişisel asistan.
Kendi bedenime daha çok ilgi gösterir, sağlığımı koruyacak bir yaşam inşa eder, anlamlı projeler üretmek için çalışırdım.

Tek şey ilk şey olmadı belki ama hepsi bütün diye birlikte yazmak istedim.
0
mavipenguen
(12.07.26)
Bence dünyada en kaliteli iki araba markadı var, bu ikisinden birer tane (marka yazmiyorum, biliyorum herkes bir tarafiyla gulecek onlar mı kaliteli diye) alıp kenara atıp, sonra başka bir araç (kalite degil de saygi gören bir marka model) ile dunyada girilmemiş sokak birakmayana kadar gezmek isterim ama bu sorunuzun cevabı mı bilemedim.
0
covered
(12.07.26)
Ev
0
hlt1985
(12.07.26)
(5)

Hayvanların içgüdüsüne inanıyor musunuz

gobekliraki
Benim gözlerim pıt pıt, yeni ev tuttum, biraz da uzak gideceğim yer. Yavruyken yolda bulduğum karga camdan uçmuyor ilk defa geldi ama. Ya ben kafamda kuruyorum, ya da gerçekten onlar melek.
Benim gözlerim pıt pıt, yeni ev tuttum, biraz da uzak gideceğim yer. Yavruyken yolda bulduğum karga camdan uçmuyor ilk defa geldi ama. Ya ben kafamda kuruyorum, ya da gerçekten onlar melek.
-3
gobekliraki
(10.07.26)
Icgudu var cunku hayatta kalma ve kendini koruma uzerine dna de kodlanmis bilgiler bunlar ancak daha romantik yaklasimlar sikintili.

(bkz: allah diyen iguana )
(bkz: cognitive distortion )
0
j r r tolkien hayrani
(10.07.26)
Ben anladığımdan emin değilim, eve yavru karga geldi ve geri gitmiyor bu yüzden evden ayrılmamanız gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Belki de siz gidin de biz yerleşelim diye bekliyordur öyle düşünün.
0
akhenaten
(10.07.26)
@akhenaten hayır tabi ki de. Çok garip oldu yıllar sonra ev değiştircem Kemal geldi. Bi garip oldum. Nerden biliyorlar
-2
🌸gobekliraki
(10.07.26)
Elbette inanıyorum ama sizin karganın gelip gitmemesinin bununla ne kadar ilgili olduğunu zannetmiyorum. Duyuruda bulduğu kargalara bakan bir yazar vardı, devilone, onun baktığı karga iyileşince uçup gitmişti de kadıncağız burada üzüntüden kafayı yemişti ama geri dönmemişti hayvan. Bu mantıkla bence o karganın da dönmesi gerekiyordu.
+1
alice in potatoland
(10.07.26)
içgüdü demişsin ama bu anlattıgın mistik bir olay gibi görünüyor. öyleyse hayır inanmıyorum. böyle inanışlara sahip kişiler kolayca dolandırılıyor veya pskilojik sorunlara meyilli oluyorlar. kendini kaptırma.
0
abelardo
(12.07.26)
(3)

Sağlıklı bronzlaşmak için

egerbiryolcu
Denizde plajda nasıl mümkün Hangi ürünlerle(Ciltte leke vs olmadan)
Denizde plajda nasıl mümkün
Hangi ürünlerle
(Ciltte leke vs olmadan)
0
egerbiryolcu
(10.07.26)
güneşe maruz kalmadan en az 1 hafta, ideal 1 ay önce beta carotene içeren gıda ürünleri almak.

solgar'ın tabletleri var mesela ama havuç en iyisi. yalnız havuç glisemik indeksi yüksek olduğu için yemekten önce veya yemekle yenirse kilo yapar. havucu zeytinyağı ile birlikte yemeklerden sonra yerseniz bolca, o da iş görür. ancak şeker hassasiyetiniz, mantar, candida vb varsa da onları besliyor.
turuncu renk ne varsa tüketin. kavun, papaya, kayısı vs.
güneş kremine gerek kalmıyor. güneş alerjisi olan biri olarak söylüyorum bunu, ki kremlerin cilt kanseri yaptığı konuşuluyor.

akşamları da cilt çok gerilirse iyi kalitede terayağı veya kuyruk kremi sürersiniz. bunlar gündüz sürülünce leke yapar. tereyağına laf sokacaklardan önce söyleyeyim yörükler veya yaylaya çıkan eski kadınlar yapar bunu.

bir de güneşlenmek için ideal saatler var.
ekin.co
tansiyon sorunu yoksa bu zzamanlarda sereserpe yatmak bir aylık b.carotene desteği ile bir günde bronzlaşma sağlayabilir. sonrasında solaryuma gitmişsin diyorlar, bu da bonus gereksiz bilgi.
0
janderzel zartanyan
(10.07.26)
Suya dayanıklı SPF 50+ kremi ihmal etmeyin. Sık sık tazeleyin. Güneş korumalı şapka da kullanabilirsiniz.
Suda olmadığınız müddetçe gölgeden çok fazla çıkmamaya çalışın.
Aslında 12:00-15:00 aralığında çok fazla plajda vakit geçirmemek gerekiyor, ama kısıtlı tatil süreleriyle bu pek mümkün olmuyor. En azından bronlaşacaksınız diye yakmayın kendinizi. Tatildeyken fark etmeseniz bile ne kadar önlem alırsanız alın ten renginiz değişecek.
0
auroraaurora
(10.07.26)
Kişisel fikirler değişebilir ama güncel tıbbi önerilere göre böyle bir şey mümkün değil. Bronzlaşmanın kendisi sağlıksız kabul ediliyor zaten. Nasıl sağlıklı şekilde hastalanabilirim gibi bir şey demiş oluyorsunuz.

Tekrar vurguluyorum, dermatologlar arasında azınlıkta kalan kimselerin farklı önerileri olabilir ancak 10 yıldır falan ezici çoğunluk bas bas bağırıyor güneşlenmeyin diye.

Kırk yılda bir güneşlenseniz muhtemelen hiçbir sorun da yaşamazsınız ama en azından "sağlıklı bronzlaşmak" gibi bir şey yok. Güneş kremi kullanmanız bronzlaşmayı engellemiyor, düşük spf değerli (5 spf vb.) kremler kullanabilirsiniz. Göreceğiniz güneş hasarını azaltmaz ama güneş altında geçireceğiniz sürenin yükünü zamana yayar.
0
akhenaten
(10.07.26)
(15)

Türkiye’de neden banka soygunu yapılmıyor?

Rondak
1 lira için adam öldüren mi dersin, yan baktın diye adam öldüren mi dersin hepsi fazlasıyla var. Banka soymak daha karlı değil mi? Yoksa Bankalar çok mu güvenli?
1 lira için adam öldüren mi dersin, yan baktın diye adam öldüren mi dersin hepsi fazlasıyla var. Banka soymak daha karlı değil mi? Yoksa Bankalar çok mu güvenli?
0
Rondak
(10.07.26)
Yapılıyor tabi ki de ama iyi organize olmuş silahlı bir örgüt (mafya) tarafından konulu olarak yapılanlardan değil.

kısa bir aramayla en yakın konulu bulabildiğim şu;
www.ntv.com.tr

link düzeldi.
0
Jazz
(10.07.26)
nakit az, yakalanma ihtimali ve cezası çok.

onun yerine başka suçtan para kazanma ihtimali ve yakalanmama ihtimali daha yüksek
+4
gabe h coud
(10.07.26)
Banka soygunu biraz adım duyulsun, olay olsun, namım yürüsün tarzı bir iş heralde, sinematik bir şey. Bizde hırsızın da orta sınıfı yok sanırım. Düşük bütçe hırsızın bunu planlayacak yetkinliği yok, yakalanması kesin gibi. Yüksek bütçe hırsızlar için de gereksiz bir risk ve görünürlük faktörü olmalı. Demografiye uymuyor pek bence swh.
+1
akhenaten
(10.07.26)
Suç, görünür fiillerden dijital ortama kaydı. Soygun yaşansa da medyaya yansıması kısıtlı ve çoğunlukla mağdur banka istemez . Bir de hırsız için daha riskli, maliyetli olmalı .

Tabi banka soymak derken nasıl bir formatta gerçekleştirildiği de önemli. Türkiye'deki batık banklar konusunu araştırırsan bir çok bankanın aynı dönemde, hemen hemen aynı şekilde usulsüz işlemlerle batırılması da halkı mağdur eden hırsızlığın bir başka yönü . O ana kadar bankalar TV reklamlarında da önemli yer kaplıyorlardı.
Bize öğretilmiş çaresizliğimiz içinde gösterilen hırsız modeli hep şu oldu :
www.vectorstock.com

Oysa malı büyük oranda götürenler kravatlı, takım elbiseli o sektörde tanınmış sermaye sahibi yatırımcı kimselerdi.
Bazısının adının başında hayırsever kelimesi bulunabilir.
-1
diyecevaplandı
(10.07.26)
genel olarak silahlı soygun yok bizde. bireysel ve düşük ölçekte gasp daha yaygındır. doğu toplumları daha sinsidir ve hırsızlık daha yaygındır. etrafta kahraman çok. her an işler ters gidebilir. oysa yabancılarda bu durumda kimse müdahele etmez. memuru müdürü parayı tıpış tıpış verir. yıllarca banka soygunu ile geçinen tipler var.
0
ground
(10.07.26)
Bir de şöyle bir şey var ama klasik banka soygunu gibi değil de daha çok illuminati işi tadında.

(bkz: ziraat bankası balgat şubesi soygunu)
0
Jazz
(10.07.26)
Rastgele numara çevirip adınız teröre karışmış evdeki altınları getirin deyince getirildiği için bankayla güvenlikle silahla kim uğraşacak.
Önce kolayından başlıyorlar her zaman.
+1
erty_ksk
(10.07.26)
Avrupa ve Amerika'da banka soygunu = Türkiye'de kuyumcu soygunu
+1
etna
(10.07.26)
yine mağdur olan benim emekçi bireysel hırsız kardeşlerim oldu. nerde o eski kapkaççılar, dükkan soygunları.

artık örgütlenip kuyumcuları ayartıp büyük miktarda parayı yurtdışına kaçırma olayı var. kuyumcuyu bi kuyuya atıp sonra o parayı yurtiçine sokup vergi barışı ile aklama var.
+1
plastic_angel
(10.07.26)
tr'de ne suç işlediğinden çok kime karşı işlediğin önemli.
+1
lazpalle
(10.07.26)
çok meşakatli. gözlem yapıcan da kaçışı planlayacaksın da... kısa yoldan para kazanmak isteyen için zor işler. bir de güvenlik önlemleri fazla. bizde banka soysalar önce dedeler bastonu teyzeler eczane reklamlı çantaları ile vurur, yani öyle yere yatayım da susayım olmaz.
0
janderzel zartanyan
(10.07.26)
soygun yapmanın suçu çok fazla. dolandırmak daha mantıklı. işin içine silah girdi mi; cezası çok. artık evlere bile hırsız girmiyor, çünkü haneye tecavüzüz cezası çok fazla. mahkumlarda akıllı adamlar, hakimler ve savcılardan daha iyi ceza kanunu biliyorlar. cezaevi çalışanıyım, bence mahkumlar savcı hakimden daha iyi kanunlara hakim ve iyi yorumluyorlar.
+1
mikahakkinen
(10.07.26)
Yapilsa nereden bilecektiniz? Her haber yayinlanmaz.
0
osssy
(10.07.26)
Yıllar önce Kalamış'ta küçük bir bankanın soygununa tanıklık etmiştim. Yanlış hatırlamıyorsam kaçmışlardı ve o günün parasıyla 50.000 tl falan almışlardı/alabileceklerdi. 2011-2012 gibi, heralde bugün için 1 milyon civarıdır. Bir sürü polis falan da vardı. O zaman küçüktüm ama yine de risk/ödül oranı zayıf gelmişti.

edit buldum :
www.hurriyet.com.tr
0
mirafiori
(11.07.26)
ulke mafyadan gecilmiyor. ne gerek var banka soygunuyla ugrasmaya. gir bir organize suc orgutune. kapat bir plaj, veya otopark alani. birilerine biraz para yedir, keyfine bak.
0
antikadimag
(11.07.26)
(17)

Böcekleri öldürüyor musunuz?

ekimoloji
Gece yatarken karanlıkta bi ışıltı görüp korktum, ateş böceğiymiş ilk defa görmüş bulundum. Çocuk odası olduğu için bi tedirgin olup hem ışığını görmemek için hem de çocuğu ısırır mı acaba diye oğlumun arabasının arkasına doğru üfledim (o an başka bir şey yoktu kağıt bulsam dışarı atacaktım) muhteme
Gece yatarken karanlıkta bi ışıltı görüp korktum, ateş böceğiymiş ilk defa görmüş bulundum. Çocuk odası olduğu için bi tedirgin olup hem ışığını görmemek için hem de çocuğu ısırır mı acaba diye oğlumun arabasının arkasına doğru üfledim (o an başka bir şey yoktu kağıt bulsam dışarı atacaktım) muhtemelen arabanın altında kaldı.

Sabah baktığımda ölmüş olduğunu gördüm daha doğrusu önce kımıldıyordu sonra baktığımda cansızdı. Sabahtan beri vicdan azabı çekiyorum, hayatımda ilk defa böcek öldürmedim ama son zamanlarda dikkat ediyor sadece dışarı atıyordum.
Hamamböceği olsa vicdan yapmazdım türcülük/şekilcilik yapmış oluyorum farkındayım ama durum bu. Çok üzüldüm, buraya yazmak istedim.
+1
ekimoloji
(09.07.26)
Genelde hava direncine ve terminal hızlarının düşük olmasına güvenip ölmeyeceklerini düşünerek pencereden atıyorum.
+2
kizil karga
(09.07.26)
Sivrisinek dışında öldürmem ben genelde. Sivriye acıyamıyorum
+1
ezkaza
(09.07.26)
Dışarı atmak kolaysa, böcek de miskin bir şeyse dışarı atıyorum. Ama sinek gibi uçan böceklere veya hamam böceği gibi hızlı hareket eden cinsten olanlara zehirle müdahale ediyorum.

Vicdan azabı diyemem, ama kırk yılda bir birkaç dk empati kurup üzüldüğüm olmuştur. (sivrisinekler hariç.) Siz de çok şey yapmayın, olur öyle.
+1
akhenaten
(09.07.26)
Ya normal şartlarda en tiksinç olanı bile öldürmek istemem ama böceklere müsait bir ortamda yaşadığım için evi supururken her köşeden ev örümceği çekmek zorundayım. Karıncalarla baş edilmiyor tek tük olunca dokunmam ama sürekli sürü şeklinde mutfakta falan çıktıkları dönem artık bıkkınlık gelip yine başka yollara mecburen basvuruyorum. Ama mesela bir ara fare dadanmisti asla zehirlemek istemedik kapan ile çozduk canlı canlı doğaya saldık.

Mutfakta yine siyah kara büyük böcekler dadaniyor bazen delik çatlak yerlerdden eve giriyolar. Gece mutfağa korkudan giremiyorum. Mecbur hamambocegi yemi aldık.

Çekirge, uğur böceği, kelebek gibi daha sevimli ve az korkunç olanları bezle tutup dışarı falan atarız zaten.

Sivrisinekler çok kasiniyolar onlara üzülmüyorum artık. Gel beni öldür diyor resmen.
0
egerbiryolcu
(09.07.26)
Asla öldürmem.

Her can değerlidir.
0
rock n roll
(09.07.26)
Asla. Şöyle eğer sağlığıma, kedime köpeğimre zararı olacaksa evet. Onun dışında biz evde baya birlikte yaşıyoruz. Bana aşırı acımazsa geliyor terlik vurmak falan. O da can en nihayetinde, kimse Allah değiş ol de olsun, öl de ölsün falan.
-2
gobekliraki
(09.07.26)
görev dagilimi var,
sinek,sivri vb ben de,
hamamböcegi ,kelebek vb. kedi de.
0
designer
(09.07.26)
hamamböcegi, kaloriferböcegi vs evet.
atesböcegi, ugurböcegi, cekirge, kelebek vs asla.
sali günü otelden cikis yapiyordum, bavulu bir kaldirdim kocaman akrep cikti altindan. onu bile öldürmedim. bir bardak ve karton yardimiyla disari attim.
bahcemize tarla fareleri geliyor. onlari da besliyorum. ekmek falan atiyorum.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(09.07.26)
sivrisinekleri öldürüyorum.
karasinekleri de hiç sevmem ama mümkünse öldürmeden dışarı çıkarmaya çalışırım, bazen sinek ilacı sıkarım acımadan.

bu ikisi dışında böcekleri öldüremem, ezemem, zarar veremem.
0
biseysorcaktim
(09.07.26)
dikkat etmeye çalışıyorum.

ama herkesin korkuyorum tribinde olduğu yerlerde bazen iş düşmüyor değil.

sivri, akrep vb. olduğunda mecbur öldürüyorum. ama balkon örneğin sarmayacak gidecekse sivri de olsa öldürmemeye çalışıyorum.
0
gurur
(09.07.26)
"Mümkünse" öldütmüyorum, camı perdeyi açınca çıkıyor zaten uçan cinsler. Diğerlerini kağıtla vs atıyorum aşağo
0
denizciman
(10.07.26)
İstilacı kokarca böceğini ve sivrisinekleri öldürüyorum. Başka böcekle karşılaşmıyorum.
0
gabe h coud
(10.07.26)
Muhtemelen siz öldürmediniz, zaten ölecekti. Doğada yaşamak için evrimleşmiş böcekler eve girince fazla yaşamıyor.
Eğer yakalanabilir bir böcekse dışarı atıyorum.
Eğer dışarı atmak mümkün değil ve zararsızsa kendi haline bırakıyorum.
Sivrisinek ve hamam böcekleri bu iki grubun da dışında kalıyor.
0
mikro patlama
(10.07.26)
Böcekler de sevgiyi anlayabilen varlıklar aslında. Biz onlardan korktuğumuz ve iğrendiğimiz için açıkçası onları tanımayacak kadar doğadan uzaklaşmış olduğumuz için onları yalnızca evimize giren yabancı bir düşman gibi görüyoruz. Doğada vakit geçirdiğimde ben böceklerin de aslında ne kadar karizmatik ve işinde gücüde varlıklar olduğunu gördüm ve bence evinde görmek istemeyeceğin bir böceği ormanda gördüğünde böceğin bir çiçeğin içinde dinledindiğini, bir arının çiçeğe nasıl da bir çocuk gibi yaklaştığını görünce böcekler de onlara dokunmana izin verip senden kaçmıyorlar. Ben zaman zaman insan kafamla başa çıkamıyorsam ve yemeğimin içine falan düşecek kadar uçuşuyorlarsa zaman zaman dikkatsizce zarar verebiliyoru, zaman zaman öldürdüğüm oluyor en yazık ki. Bence böceklere, eve giren arılara onları düşman gibi görmek yerine onlarla sesli konuşun. Türkçe konuşun. Seni dışarı atacağım, işbirliğine ihtiyacım var, dışarıda daha özgür olursun gibi.. :)
Kimileri ürkek oluyor ama kimileri de parmağına konuyor ve dışarıya çıkmak için sabırsızlanıyor.
Bazen yine bu açıklamayı böceklere yaparak pencereden çık, ışığa doğru git gibi sesli yönlendirmeler de yapabilirsiniz.
Onlara sevgiyle yaklaşarak bir bardağa korkutmadan kapatıp yine bekle azcık sabret diyip pencereden özgürlüklerine bırakabilirsiniz.
Böcekler süper varlıklar ve popülasyonları sandığımızdan daha fazla.
İşinde gücünde çocuklar. Sadece yollarını şaşırmışlar ve belki de size kendilerini göstermeye gelmişlerdir.
Ateş böcekleri zararsız. Yalnızca sesleri biraz ürkütebiliyor ilk etapta ama gözleri falan ponçik ponçik. Canolar.

Ayrıca bence o kadar vicdan yapmaya da gerek yok, ölme vakti gelmiş, evren onun orada o şekilde ölmesini seçmiş ve siz de bunu deneyimlemişsiniz gibi bir düşünceye sahibim galiba.

Ölüme biz insanlar çok anlam yüklüyoruz. Doğada döngü var. Ekosistem dengesini bu şekilde koruyor.
+1
durme
(10.07.26)
kaza dışında öldürmemeye çok özen gösteririm.
geçen ben de duş alırken minik kelebeklerden (ipelek deriz biz) bi tanesi duşun zeminindeki kuru yere düştü. ufaktan ıslanıyordu ki, hemen tuvalet kağıdıyla alıp, duşun dışına bıraktım; kuruyup uçsun diye.
duştan çıkınca unutmuşum. sonra klozeti açtığımda gördüm ki, annem herhalde bu tuvalet kağıdı yerde ne arıyor diye klozete atmış; hayvan ölmüş. acayip üzüldüm..

gece genelde kontrol ederim; eve girmiş, ışıkta uçuşan kelebek, böcek falan görürsem toplayıp bahçe tarafındaki pencere kenarına bırakıyorum. çünkü içeride kaldıklarında sabaha istisnasız ölmüş oluyorlar. bir de kedimin oynadığını görürsem kurtarıyorum. benim mesaim bu şekil.
+2
lil siztah
(10.07.26)
İstilacı cinsse, evi ele geçirmemesi adına öldürebiliyorum. Zararsızsa ve münferitse ya alıp dışarı götürüyorum, ya da bırakıyorum, free takılsın evde...

Mesela eskiden ev güvelerini (yemek yahut kıyafet güvesi) gayet sever, hiç elleşmez yahut camdan dışarı kovalardım. Hatta bir tanesi için tee fi tarihinde duyurya sormuştum "neyle besleyeyim?" diye. Ev bir güvelendi. Yüzlerce oldular. Ayarları yok ki... Elime aldığım her paketin kıvrımında pamuk görmeye başladım. Baktım yemek yerken kaplarımıza tavandan larva dökülür oldu. Sert, acımasız ve agresif bir temizlik ve tedbir süreciyle 2-3 ayda ancak kurtulabildik. O gün bugündür ev güvesi görünce öldürüyorum.

Aynı şeyi gümüşçün/nem böceği (silverfish) için de yapıyorum. Ama mesela dışarıdan böcek, örümcek vs. girerse, türüne göre ya görmezden geliyorum ya da alıp balkona/dışarı koyuyorum.

Haşere istilası kötü bir şey.
(Not: Sivrisineklere ölüm!)
0
dilemma of subscribtionability
(11.07.26)
karasineklere acımam öldürürüm. uğurböcegi ve arıları bir bezle dışarı atarım.
0
orpheus
(11.07.26)
(16)

10 gün zorunlu yıllık izin

arbre
Ben bunu şirket politikası sanıyordum. Kanunmuş la bu. Bu saçmalığı nasıl onayladılar? Bunun uygulanmama ihtimali var mı?
Ben bunu şirket politikası sanıyordum. Kanunmuş la bu. Bu saçmalığı nasıl onayladılar? Bunun uygulanmama ihtimali var mı?
-6
arbre
(09.07.26)
anlamadım tam, bir yılda 10 günden az mı izin kullanmak istiyosun?
0
jelly bear
(09.07.26)
Sanırım en az bir kere 10 gün kesintisiz yıllık izin kullanmanın zorunlu olması mevzusundan bahsediliyor. Evet, bence de çok saçma.

Yıllık izin bölünebiliyor ancak parçalardan en az biri kesintisiz 10 gün olmalı. İlk 5 sene 14 gün izin olduğu hesaba katılınca geriye 4 gün kalıyor. 7-7 bölünemiyor. Şirketler bir şekilde parça parça da kullandırabiliyor ama mevzuattaki durum bu evet.
+1
akhenaten
(09.07.26)
jelly bear, evet, ben 2 tane 5 günlük tatil planlamak istiyorum. Neden bana 1 tane 10 günlük tatil kullanabilirsin diyor?

Kullanmak zorunda değilim. Kanun bunu nasıl dayatabilir?
-5
🌸arbre
(09.07.26)
böyle bi şey yok ya da ben uygulayan görmedim. doktorlarda falan var böyle. belki memurlarda vardır. özelde görmedim.
-1
jelly bear
(09.07.26)
bizim şirkette asla yok bu. yıllardır tonlarca iznim birikti. kimse de izne çıkarken bi kere 10gün kesintisiz izin almalısın demedi. 2 gün 3 gün 5 gün parça parça istediğimiz kadar kullanıyoruz

ilk defa duydum. saçmaymış ama iyi ki uygulanmıyor bizde.
0
chanandler bong
(09.07.26)
Memuriyette tek seferde 10 gün diye bir zorunluluk hiç görmedim. Kurumun inisiyatifi dahi olabilir.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(09.07.26)
@jelly bear öyle malesef, yıllık ücretli izin yönetmeliği madde 6'da düzenleniyor. Çalıştığım yerlerden biri bu konuda çok ısrarcı olunca öğrenmiştim ben de. Her şirket buna dikkat etmiyor.

www.mevzuat.gov.tr
0
akhenaten
(09.07.26)
Kurumsal şirketlerin bir kısmı uygular, sebebi de yanlış hatırlamıyorsam aslında işçiyi korumak. İşveren işçinin iznini tek tek kullandırıp piç edemesin, işçi uzunca izin kullanabilsin diye konmuş bir kural.
0
salihdt
(09.07.26)
bizimkini tam olarak öyle tek tek kullanıp 6 günümüzü piç ettiler. çok sinirliyim bu konuda. salak salak özel günleri bağlaya bağlaya... bir şey desek de anında kovuluruz sesimizi çıkaramıyoruz. ne olacak böyle bilmem.
+1
art cat chocolate
(09.07.26)
Globaldeyim, uygulamak zorundayız diyor, kötü olan 6 günüm kaldı, 4 gün de gelecek yıldan kullandırıyor haha şaka mı bu ya
-3
🌸arbre
(09.07.26)
bankalarda zorunlu oldugunu biliyorum (hatta global olarak cogu ulkede zorunlu) ama finans sektoru disindaki yerleri bilemiyorum.
0
fakyoras
(09.07.26)
Prosedür gereği evet, personel/çalışan 10 gün yıllık izin kullanmak zorundadır.

Her firma/şirket bunu uyguluyor mu bilmiyorum. Personeli olduğum firma; bunu yapmaya çalışıyor ama ne kadar yapabiliyor, bilemiyorum.

Benim canıma minnet. Kullanım kullanmasına. Önemli olan bunun karşılıklı düzgünce planlaması.
0
put it in your appropriate place
(09.07.26)
Bizde ona çok dikkat etmiyorlar ama tam tersi 10 günden fazla kullandırmıyorlar. Hatta bayramla birleştirip 3 hafta izin yapayım desen toplam izin (işgünü olarak) 10 gün olsa da ona da izin vermiyorlar.
+1
inheritance
(09.07.26)
Size, siz onay vermedikçe gelecek yıldan izin borçlandıramaz. Kuralı uygulamak istiyorduysa en baştan 10gün altına düşmesine izin vermeden kullandırmalıydı. Şimdi şikayet vs etmeyesiniz diye işin itliğine kaçıyorlar.
+1
klassno
(10.07.26)
Bu kanun işçi lehine aslında.

Çoğu firma sen 10 gün izin kullanmak istediginde sana izin vermiyor.

Firmalar da sen 2-3 gün izin isteyince zaten veriyor.
0
liberal
(10.07.26)
sosyal uygunluk denetimi geçiren yerler dışında uygulayan görmedim ama uygulayanlar da bu konuda çok hassastır zira bunu yapmazsanız denetimde patlarsınız. "zorla izin kullandırıyorlar" diye hafıylananları anlayamıyorum, yıllardır izin kullanamıyorum. şu an en az 120 gün kullanılmamış iznim var, kimse de "ya sana hiç izin kullandırmadık, git bi kafanı dinle" demiyor.
0
late viper
(10.07.26)
(2)

B2 seviye ingilizce tarih kitapları

benimkibu
İngilizceyi geliştirme amaçlı alanımla ilgili okuma yapmak istiyorum. dili yormayacak, sade kitaplar arıyorum.aramızda arkeolog veya rehber varsa önerileriniz kıymetli 🙏
İngilizceyi geliştirme amaçlı alanımla ilgili okuma yapmak istiyorum. dili yormayacak, sade kitaplar arıyorum.

aramızda arkeolog veya rehber varsa önerileriniz kıymetli 🙏
0
benimkibu
(07.07.26)
Bence özellikliden ziyade aşina olduğunuz bir konuda okuma yapmanız daha iyi olur. Erik Zürcher'in Turkey: A Modern History kitabı olabilir mesela.
+1
auroraaurora
(07.07.26)
Özellikle B2 seviyesi için oluşturulmuş bir eski çağ tarihi kitabı var mı bilmiyorum açıkçası ancak B2 seviyesinde ağır akademik dille yazılmamış her türlü kitabı okuyabilirsiniz sanırım. Bu açıdan;

Paul Cartledge'in The Spartans'ına bakabilirsiniz. Adı üstünde.

Birincil kaynak isterseniz Sezar'ın Gallic Wars'ı var. Galya Seferlerini anlatıyor. Bu kitabı okurken önünüzde google earth de açık olursa bugünkü Belçika ve Fransa'nın Galya'lı kökenlerini ve bunların birbirlerinden farklarını ve dolayısıyla belçika, orta fransa ve güney fransa kültürlerinin birbirlerinden neden farklılaşmaya başladığını görebilirsiniz.

Ayrıca bu kitapta telif hakkı yok ve ingilizce çevirisi her yerde var
+1
akhenaten
(07.07.26)
(31)

Eşimin yaptığı çocukça şımarıklık mı yoksa bende mi sıkıntı var.

hakyememyemekyerim
bugün eşimin doğum günüydü, ayrıca da beraber yanyana evlendikten sonra kutladığımız ilk doğum günü olacaktı evlenmeden önce de 3-4 yıl çıkmıştık, ben o dönemlerde doğum günlerinde hep ona güzel hediyeler aldım, ipad, steamdeck ya da işte pahalı ve güzel şeyler, o da bana alıyordu öyle karşılıklı bi
bugün eşimin doğum günüydü, ayrıca da beraber yanyana evlendikten sonra kutladığımız ilk doğum günü olacaktı evlenmeden önce de 3-4 yıl çıkmıştık, ben o dönemlerde doğum günlerinde hep ona güzel hediyeler aldım, ipad, steamdeck ya da işte pahalı ve güzel şeyler, o da bana alıyordu öyle karşılıklı birbirimize hediyeleşiyorduk, evlendikten sonra borcumuz var demeye başladı, halbuki daha düğün falan da yapmadık kuru bi nikah yaptık ve ben onun bekar evine hiçbir eşya dahi almadan yerleştim, neyse sorun bu değil, bana bi kaç ay önceden sakın bana doğum günümde bi şey alma, gerçekten her şeyim var paranı harcama vs vs gibi şeyler söyledi kafamda alacağım şeyler listeliydi ama o kadar çok beni bastırdı ki ben de iyi madem sonra bi şeyler düşünürüz o halde dedim,

bu sabah kalktım, işte başka bi muhite gittim işte bi hediye alayım en azından böyle kuru kuru da olmaz dedim ve tatlış bi oyuncak beğendim karı koca figürlü böyle komik de buldum onu aldım sonra bizim mahallede satılan pekala da fiyatları fahiş ama oldukça da hakeden bi yerden pasta aldım daha önce rastgele aldığımda beğenmişti o nedenle orada işimi şansa bırakmak istemedim ve güzel de bi çiçek aldım, bi de akşam ona yemek hazırlarım diye söylemesi ayıp et aldım, neyse eve gittim ve hediyelerimi falan verdim ama yüzü düştü suratı asıldı. neden diye sordum senle ilgili değil dün geceden kalmayım vs dedi.. sonra öğle yemeği için dışarı çıktık ama suratı gerçekten de sirke satıyordu sonrasında zorladım ve şey dedi "evet hayal kırıklığına uğradım, bana bi doğum günü kartı bile yazmamışsın, üstelik ben peluş oyuncakları sevmem neden benle bağlantısı olmayan bi şey aldın anlamadım 5 poundluk lego alsaydın daha iyiydi" dedi ben de bu oyuncağı gördüğümde bizi hatırladım oldukça da sevimli buldum ondan aldım beni gülümsetmişti böyle düşünceğini bilmiyordum daha önceden çok lego aldığım için almadım dedim. sonra bastırmaya devam etti, aylar önce haftalar önce düşünmüş olman gerekirdi, son dakika koşturup alman hoşuma gitmedi dedi.. ben de benim bi şeyler almamam için bana çok baskı yaptın ben de o nedenle basit tutmak istedim, çiçek ve pastayı da 1 hafta önceden alamam dedim. açıkça bana aldığım hediyeyi beğenmediğini söyledi, sonrasında lafı dolandırıp hızlıca düşünülüp alınmış bi şey dedi, ben de 1 hafta önceden de alsaydım bi şey değişmeyecekti olay bi kaç zaman önce almam değil hediyeyi basbayağı beğenmedin ve bahane uyduruyorsun daha önce de sana kart falan yazmadım ama hediyelerden başın dönmüş olsa gerek hiç kart bahanesiyle gelmedin dedim.. bugün gerçekten hediye aldığıma ve alacağıma pişman oldum, ilk defa ağladım hediyeyi aldığıma da pişman oldum.. siz olsanız naparsınız? bugün doğum günü ama kütüphaneye geldim ve gerçekten onunla vakit geçirmek istemiyorum.


www.ebay.co.uk
-1
hakyememyemekyerim
(06.07.26)
bu arada ben kadın 31, eşim 35 erkek
0
🌸hakyememyemekyerim
(06.07.26)
ayriyetten şey dedi ablam da bana geçmişte aynısının farklı bi versiyonunu son dakika almıştı ve kendimi kötü hissetmiştim bla bla dedi ama anlamadığım şey benim birincisi bundan haberim yoktu ikincisi güzel tatlı bi şey bulmak için gerçekten epey dolandım, üçüncüsü de temsili bi şey aldım tamamen o alma diye baskıladığı için.. ama asıl iki yüzlülük şurada sonradan hatırladım kendisi de aynı serinin siyahını kendi yeğeni için almıştı...
0
🌸hakyememyemekyerim
(06.07.26)
oha. ben sizi erkek sanmıştım.
eleman baya şımarıkmış. cidden kötü. hediyeye kötü denir mi? ayrıca kendisi ısrar etmiş. resmen dengesiz tripli olgunlaşamamış bi erkek.
+2
jelly bear
(06.07.26)
Gerçekten düşüncesizmiş. Önemli olan düşünüp emek vermiş olmanız. 5 yaşında çocuk gibi hediyeyi beğenmedim diye mızmızlanmak çok immatür bir davranış.
+4
tekdir ile uslanmayan kiz
(06.07.26)
Eskiden böyle düşünmezdim. Bana ne oldu bilmiyorum ama erkekleri bu kadar şımartmamak gerekiyor bence. Ayrıca eşin biraz ılık mı desem ne desem bilemedim. Erkeğin aşırı duygusal olmayanı makbuldür brnce ya. Okurken o kadar çok daraldım ki. Sana gelecek hayatında başarılar diliyorum, zor biriyle berabersin.

Hediye alma diye ısrar ettin diye bastırır üste çıkar daha da uğraşmazdım heralde ben. Zaten çiçek filan ne alaka valla anlam veremedim.
+5
elorelia
(06.07.26)
baya kötü. ben de hediye alma dedigi halde hediye almana bozuldum. kocan gözünü boyamis flört döneminde su anda gercek yüzünü görüyorsun.

sen haklisin.
+1
Purple life
(06.07.26)
Duyurunun sonuna kadar ben de sizi erkek sanmıştım.
Olgunlaşamamış.
"Sakın bana doğum günümde bi şey alma" sözüne güvenip almasaydınız, ona da tavır yapacaktı bence.
Henüz çocuğunuz yoksa, biraz daha izleyin bence. Teyze tavsiyesi.
+4
pro9it9is9
(06.07.26)
Ben de cinsiyetler farklı sanmıştım…
Son dk hediyeleri beni de önemsenmemiş hissettirir yalan yok ancak kendisi alma alma diye darlamış, ee daha ne? Siz yine de hazırlık yapmışsınız kutlamışsınız, karta takılmak tartışmak günü berbat etmek için bahane gibi geldi. Niyet o olmasa da dışarıdan öyle görünüyor.
+3
ekimoloji
(06.07.26)
pahalı bir şey alsaydın da bu sefer ben sana alma demedim mi diyecekti. başka bir şey var. oturup konuşmanız lazım. mesele hediye falan değil (onun için). ha itiraf eder etmez bilemem.
+2
brkylmz
(06.07.26)
Ben okurken rahatsız oldum, hediyede maksat düşünmektir. Hediyeyi beğenmeyebilirsin, sorulursa usulünce çok bayılmadığını da söyleyebilirsin ama yine de sevinirsin. Ama surat asılıp trip atılması çok itici geldi bana. Biri bana böyle davransa ciddi ciddi kestirip atar, saçmalamamasını söyler, bir şey diyecek olursa da "ben böyle saçma sapan bir şey duymadım" deyip babaanne tribi atarak kendine gelmesi için yalnız bırakır ve bu konuyu asla tartışmazdım.
+1
akhenaten
(06.07.26)
kalbim çok kırıldı, tartışmadan sonra eve gidip laptop'u alıp çıktım, kütüphanede çalışıyorum ve eve hiç gidesim yok ama bu sefer de beni doğum günümde yalnız bıraktın da diyebilir..
0
🌸hakyememyemekyerim
(06.07.26)
Seni erkek eşimi kadın sandım ahahaha

Benimki de yalvarıyor nolur hediye alma paramız gitmesin diye.

Bu kadar narin erkek de görmedim sorun sende değil.
-1
Hallegadola
(06.07.26)
bosver eve gitme hatta mumkunse gunu bitir oyle git, bir dogum gununu yalniz gecirsin belki biraz olgunlasir.
0
korkut
(06.07.26)
Anlattıklarınıza bakılırsa burada meselenin hediye ya da doğum günüyle pek alakası yok. Bence Oturup konuşmamız gereken şeyler var. Kocanız sizden boşanmak istiyor olabilir
+1
Rondak
(06.07.26)
altında yatan başka bi konu var gibi geldi bana da, ya da gerçekten dengesiz biri hem hediye istememek hem de hediyeyi beğenmemek biraz tuhaf. fazla harcamanızdan rahatsız olduysa rahatsız olmakta haklı bence ama bunu normal bi şekilde ifade etmediği için yine haksız sonuçta.
cinsiyetle ilgili yorumlara katılmıyorum, toksikliğin cinsiyeti mi var?
kendinizi üzmeyin evlilik insanları değiştirebiliyor bunu yaşamışsınız siz de. dünyanın sonu değil. konuşulabilecek makul biriyse sakin bi zamanda konuşur çözersiniz. değilse de çok güzel bi söz gördüm geçen: yanlış trende ne kadar uzun süre kalırsanız eve dönmek o kadar pahalıya patlar. sevgiler
0
mezzosprite
(06.07.26)
Eşşek kadar herife peluş ve çiçek almak ne ya adam haklı.
+5
kullaniciadimvar
(06.07.26)
Ayrıl da gel
0
gabe h coud
(07.07.26)
Nerd tiplerle sevgililik zamanı güzel geçer fakat konu evlilik sorumluluk ve gerçek insani bağlar olunca ergenlikte takılı kalmış oluyorlar
+2
grimavi
(07.07.26)
Valla ben de sizi erkek sandım. Ben de er kişiyim. Erkek tarafının nazlısı, küseni çekilmez. Ben bir erkek olarak hiç bir zaman doğum günün kutlansın hediye falan alınsın istemedim.
+1
mikahakkinen
(07.07.26)
ben de cinsiyetleri tam tersi anladim. Karakterler tersine dönmüş gibi bu nasıl bir nazdir anlayamadım. Çok simarikca. Nasıl olup da hediyeyi beğenmeyip trip atmak. Kadin yapsa hadi bir nebze anlasilir belki ama bir erkeğin bunu yapması çok irite edici cidden.Taviz vermeyin, siz düşünüp ne guzel pastasına kadar almissiniz. Çok ayıp etmiş.
-1
acelaacedebela
(07.07.26)
Kadın sandım prenses erkek çıktı. Niye çiçek aldın ki erkekleri bu kadar şımartmayın. Bunu kötülük için söylemiyorum erkeklerin beklentisi de içgüdüleri de buna uygun değil. Doğada her zaman maddi şeyleri erkek verir kadın alır. siz terse kürek çekip durmuşsunuz. Bırak kocan alsın hediyeyi çiçeği sen de bi öpücükle kutla geç. Emin ol çok daha mutlu olacaksınız.
Ya da bundan boşanıp alfa bir erkekle evlen o da bir seçenek.
0
yenibirgüzelnick
(07.07.26)
Kusura bakma da prenses kocanız tam bir minik kuş. Burada değerli olan şey zaten heves etmiş olmanız, bundan daha fazla değer gösterdiğinizi belli edecek ne var zaten? 35 yaşına gelmiş adam kadın denilen varlığın hevesini kırmamak gerektiğini öğrenemediyse işiniz zor.

Ayrıca bu hediyeleşme işlerinde aklıma hep O. Henry nin Noel Hediyesi isimli hikayesi gelir karşılıklı heves ve aşkın en güzel tasvirlerinden.
+2
apocalipy
(07.07.26)
yengeç burcu erkeği olarak dönem dönem doğumgünlerimde inanılmaz saçma sapan bir alınganlık bir kırılganlık bir mutsuzluk çöküyor bana da. Sizinle alakası olmaksızın bu burç zımbırtısal dönemsel şeylerden olabilir. Yengeç burcunun doğumgünü kutsaldır herkes yanında olsun herkes onu sevsin sürekli kutlansın hiç bir arkadaşı unutmasın ister. Bulunduğunuz yerde pek arkadaşınız yoksa biraz fazla kendiyle kaldıysa bu sebeplerden olabilir. Prenseslik mi ? evet ancak anlaşılacak bir yanı da yok. Yengeç kendini demoralize etmeye mutsuz etmeye ve oradan cıkarttığı kaos ile takılıp tüm dünyanın onun mutsuzluğunu istediğini düşecek kadar da yeri gelince saçmalayabilir.. kendi haline bırakın o kendini toplar. en güzelini yapmışsınız alan tanıyarak.
-2
denizmaniaherif
(07.07.26)
35 yaşında bir erkeğin böyle tepki vermesi. Çok acayip.

Baya prenses gibi büyümüş diyorum ben de. Bildiğin yaptığı da hödüklük.

Beğenmesen bile hediye gelen şeye beğenilmezlik yapılmaz ve surat da asılmaz. Valla bazı insanlar bu yaşa nasıl gelmiş ben anlamıyorum böyle terbiye ile.
0
drako
(07.07.26)
bu ilişkinin sonunda sen ilişkinin erkek tarafı olacaksın o kadın tarafı.
0
rayde
(07.07.26)
eşiniz büyüyememiş maalesef. 35 yaşında hediyeyi beğenmedim diye mızmızlanmaz insan, karşıdakinin düşünüp, emek harcaması mutlu olmak için yeterli bir sebeptir. Beğeneceği bir hediye de almış olsanız ona da muhtemelen başka bir kulp takacaktı. Burada problem hediye de değil bence, başka bir şeye kızıp/kafasına takıp hıncını hediye meselesinden çıkarmış gibi.
0
ciagra
(07.07.26)
@denizmaniaherif evet kendisi de yengeç burcu..
0
🌸hakyememyemekyerim
(07.07.26)
hocam olayı şımarıklık veya prenses erkek olarak görmeyin bence. bir yengeç erkeği olarak eşinizi ben çok rahat anlayabiliyorum: adama kendini değersiz hissettirmişsiniz sadece. bilerek yapmadınız bunu ama adam kendini değersiz hissetmiş sonuç olarak. şöyle detaylandırayım, "maddi durumumuz yok, hediye alma" demesi "pahalı bir şey alma" anlamına gelir. adamın bakış açısından bakınca siz ona son anda, hem de hiç sevmeyeceği türden bir hediye almış oldunuz. hediyenin son anda alınması ona önem vermediğinizi, sevmediği türden bir şey almanız da onu tanımadığınızı gösterir karşı taraf için.

ayrıca şunu da özellikle belirtmek isterim, kadınlar olarak hem erkeklere duygularını göstermedikleri için kızıyorsunuz, hem de bu şekilde duygu gösterdiğinde aşağılayıp zorbalıyorsunuz (doğum gününde yalnız bırakma önerileri için diyorum bunu, duyuruyu açan kişi için spesifik değil yani). burç olaylarına pek inanmasam da gerçekten yengeç erkekleri duygusal oluyoruz. ama bu duygusallığın da partnerimiz için şöyle bir riski var, eğer duygularımıza aynı yoğunlukta karşılık alamazsak bu sefer duygusal açıdan en yıkıcı tipler olabiliyoruz. bu yüzden eşinizin bu yaşananlara üzülmesine, moralinin bozulmasına açıkça tepki gösterir ve kendisini anlamaya çalışmazsanız psikolojik olarak sizi mahvedecek bir canavar yaratabilirsiniz kendisinden. bunların olmaması için hazır karşısında açık iletişim kurabileceğiniz biri varken birbirinizi doğru anlamaya çalışın.

neyse, burçdaşımın da geçmiş doğum günü kutlu olsun. umarım birbirinizle doğru iletişim kurarak mutlu bir ömür geçirirsiniz birlikte.
+1
shadowfollower
(07.07.26)
ister yengec olsun ister akrep olsun ister lamba olsun; 35 yasinda biri icin boyle davranis mi olur? biri, "bisey yapmayalim gerek yok" denmesine ragmen dusunmus planlamis yolunu degistirmis oyuncagi pastasi yemegi vs hepsini ayarlamis gelmis bana hediye begenmiyor. YUH. hadi hediyeyi begenmedi, pastayi, cicegi, eti; onun icin harcanmis bu emegi de mi begenmedi? istememis bi de guya. istemedigi halde biseyi "aylar haftalar oncesinden dusunecektin" ne demek, boyle ayarsizlik mi olur? cok mu zor yani "tesekkur ederim karicim bu kadar ugrasmissin, ellerine saglik" demek? tutarli olsa sonrasinda "hediyeye de hic gerek yoktu istememistim zaten bisey, cok da begenmedim zaten ama canin sag olsun dusunmen yeter" diyebilir; aylar oncesinden planlasaydin demez.

rica ediyorum koca koca yetiskinler olarak eksik kalmis insanliginizi "ben zencefil burcuyum yeaa ondan hep" diye sahiplenmeyin. adam %100 haksiz. hediyeyi gercekten begenmemis olabilir, ama bu kendisi icin yapilmis tum diger seyleri gormezden gelmeyi, cocuk gibi saatlerce trip atmayi gerektirmez.

imza: dun 35 yasina girmis birisi.
-1
taurina
(07.07.26)
Erkekler prensesliği geçti kezbanlığa kadar ilerledi demek. Siz para kazanmıyor musunuz sadece onun geliriyle mi geçiniyorsunuz? Eğer öyleyse, yaptığı bunca baskının ardından düşük bütçeli hediye alınmasına bozulmaması lazım. Kendi paranızı kazanıyorsanız da yine önceki baskılaması yüzünden böyle bir hediye seçmeniz gayet mantıklı, hiçbir şey demeye hakkı yok. Oyuncak gayet sevimli. Yemek de şık olmuş. Sanırım regl gününe denk gelmiş, özür diler muhtemelen.
0
megalomaniac
(07.07.26)
"ben bu hediyeleri beğendim de aldım, beğenmediysen git kendi hediyeni kendin al"

çok da uzatmayın, yıllar sonra gülüp geçeceğiniz anılar oluyorlar.
0
co2s2
(08.07.26)
(8)

Yarın şöyle bir yere iş görüşmesine gidiyorum (yalnızca önyargılı cevaplar)

sekizdokuzon
Mekanın girişi şu şekilde: https://ibb.co/gb6bXWJsGörüşmede başıma gelecekleri tahmin edelim :pTeşekkürler.
Mekanın girişi şu şekilde: ibb.co

Görüşmede başıma gelecekleri tahmin edelim :p

Teşekkürler.
-3
sekizdokuzon
(06.07.26)
Sen iş arıyormuşsun gibi değilde, onlar seni ısrarla istiyormuş gibi gideceksin. Özgüvenli olacaksın. İşi kapıp geleceksin.
Bu fotodan bunu anladım ben
0
etna
(06.07.26)
konsoldaki objelere bakılırsa, duvarda hat levha olduğunu tahmin ediyorum. patronun odasında oymalı, saçaklı dore perdeler de varsa, bu iş tamam inşallah diyorum :m
+5
lil siztah
(06.07.26)
Kanepenin rengi işi bozuyor (yanlış hatırlamıyorsam.). Yine de temkinli olun. :D
+4
auroraaurora
(06.07.26)
En sağda duran o siyah kap bildiğiniz urne. Ya dekorasyon gelişigüzel yapılmış ya da patronun babaannesinin külleri orada duruyor. İki türlü de pek olumlu bir durum değil.
0
akhenaten
(06.07.26)
ofis mobilyaları bilindik bir markanın.
demek ki ucuza kaçılmamış, kurumda kalite farkındalığı var.
+1
duyuruuser
(06.07.26)
mulakatin ortasinda "simdi ingilizce devam edelim" denecek gibi.
-1
cooperr
(06.07.26)
nasıl geçti?
+1
duster
(07.07.26)
Onlar beni beğendi ama ben onları beğenmedim. Umarım orada çalışmak zorunda kalmam.
-1
🌸sekizdokuzon
(07.07.26)
(6)

Akıllı saat sebebiyle aklını yitirdi

artıküyeolmakistiyorum
SlmDaha önce de duyuru açmıştım ve hala karar veremedim. iPhone 17 kullanıyorum ve saati her gün şarja takmak istemiyorum. Aynı zamanda bir saate 20 kagat vermek de istemiyorum. Yine aynı zamanda ucuz mal alacak kadar da zengin değilim. Şimdi gözüme kestirdiğim Huawei Watch Gt 6 var ama kullanıcı yo
Slm
Daha önce de duyuru açmıştım ve hala karar veremedim.
iPhone 17 kullanıyorum ve saati her gün şarja takmak istemiyorum. Aynı zamanda bir saate 20 kagat vermek de istemiyorum. Yine aynı zamanda ucuz mal alacak kadar da zengin değilim.
Şimdi gözüme kestirdiğim Huawei Watch Gt 6 var ama kullanıcı yorumları çok değişken. Özelliklerinin yanlış calistigini yazan da var sonradan bozuldu diyen de. Bazı özellikler için senkronize sorunu yazan da var saat bozuldu garanti para istiyor diyen de.

Siz hangi akıllı saati kullaniyorsunuz?
Telefonla görüşme yapmak, uygulama yüklemek istemiyorum dümdüz sağlık takibi ve adım saysın uyku ölçsün yeter diyorum.
0
artıküyeolmakistiyorum
(05.07.26)
Gt 6 kullaniyorum, herhalde 2 hafta olmustur sarj edeli.

Gayet memnunum, 4 farkli kayis aldim gunluk kiyafetime gore değiştiriyorum.

Hatta soyle diyeyim, gecen gece otururken 4 kere asiri nabiz uyarisi verdi, doktora gittim gizli guatr cikti.
0
duster
(05.07.26)
Gt3 pro titanyum kullanıyorum 20 günde falan bir şarj ediyorum. Aşırı memnunum.
0
rodeocu
(06.07.26)
Iwatch kullanıyorum. Daha önceleri de Mi Band kullanıyordum. İkisinden de memnundum / memnunum.
Bunlardan yüzdeyüz doğruluk beklememek gerek. Kordon gevşektir, kolun aşırı terlemiştir vs. Hata yapar. Daha önce de söylemiştim, eş zamanlı olarak Polar göğüs bandı da kullanıyorum, eşleştirmediğim zamanlar 20 nabız farkı gördüm ki bu gayet normal. Biri bilekteki damardan ölçüyor, birinin sağ koltukaltından sol koltukaltına kadar elektrotu var.
Yani muhteşem ölçüm sonuçları bekliyorsan akıllı saat seçeneği yanlış. Ama doğruya yakın fikir versin diyorsan bunu hepsi aynı yapıyor.
İlaveleri EKG ile tansiyon. Onun dışında bir farkları yok.
Hangisinin garantisi sorunsuz, hangisi koluna yakışıyor, hangisinin şarjı seni zorlamaz, ona bak.
Söylediklerini Mi Band 10 yapıyor mesela. Şarj ömrü de 20 gün varmış.
0
Mirket
(06.07.26)
Youtube'da akıllı saatleri ve genel manada giyilebilir sağlık ürünlerini aşırı detaylı içerip diğerleriyle karşılaştıran bir adam var. Oradan bakın karar vermenizi kolaylaştırır.

youtu.be

İngilizce kanal ancak ingilizce bilmiyorsanız bile grafikler falan yeterince açıklayıcı zaten.
0
akhenaten
(06.07.26)
huawei watch gt serisi fazlasıyla yeter isteklerin için. şarjı da iyi gidiyor
0
jelly bear
(06.07.26)
gt5 pro kullanıyorum, telefonum da iphone 14 pro. saat gayet stabil ve telefonla uyumlu çalışıyor. şarjı 2 hafta kadar gidiyor. bundan önce de gt3 kullanıyordum. bu eskiyince de aynı seriden devam ederim muhtemelen.
0
faberkastelli
(07.07.26)
(19)

Ezginin Günlüğünün en sevdiğiniz şarkısı?

substituent
Çok fazla şarkısı var, tüm şarkılarını karıştırıp dinleyince her 5-6 tanede bir bağımlı yapacak bir şarkı çıkıyor. Ben başlayayım:Ayrılıkta söylenmiş bir yaz türküsü“Akşam şarkıları” da çok iyidir.
Çok fazla şarkısı var, tüm şarkılarını karıştırıp dinleyince her 5-6 tanede bir bağımlı yapacak bir şarkı çıkıyor.

Ben başlayayım:
Ayrılıkta söylenmiş bir yaz türküsü

“Akşam şarkıları” da çok iyidir.
+1
substituent
(04.07.26)
Gemi güzel.
0
kizil karga
(04.07.26)
Spotify’da tek beğendiğim Gemi’ymiş.
0
gabe h coud
(04.07.26)
Ben de spotifydan baktım hangilerini beğenmişim diye, ebruli ve düşler sokağıymış.
0
truf
(04.07.26)
* Eksik bir şey
* Gemi
* İnsan sever bir kere
* 1980
* aykız
* dutağacı
* zerdaliler
+1
pislick0
(04.07.26)
Gemi
İnsan sever bir kere

Hatırlayamadığım bir iki şarkı daha.
0
yaren
(04.07.26)
Mutlu aşk yoktur.
+1
Caletti
(04.07.26)
Gelen Benim
Yastıklı Şarkı
Mutlu Olmak Varken
Aldatan Şarkı
Unut Gitsin
0
auroraaurora
(04.07.26)
Aşk Bitti
+1
pro9it9is9
(04.07.26)
ben ilk kadrosuyla, ilk ekiplerinin genelde şiirlerinden uyarlamalarını ve türkü seslendirmelerini seviyorum. favorim aykız, odam kireç tutmuyor, ayrılış. orijinal eserlerinde ise 1980, gemi, zerdaliler.
0
black holes in the sky
(04.07.26)
Çok severim sıralamak zor ama…

İnsan sever bir kere
Gemi
Kadıköy
1980
0
ekimoloji
(04.07.26)
ilk aklıma gelenler
aşk bitti www.youtube.com
ebruli www.youtube.com
+2
exlibris
(04.07.26)
bir eflatun ölüm
0
Ufuk
(04.07.26)
Nazende sevgilim
İnsan sever bir kere +1
Gelen benim +1
0
a perfect lie
(04.07.26)
Aşk bitti
+1
gadlemler
(05.07.26)
Ayrilik sarkisi,
Gelmiyorsun,
Camdan sakiz akiyor,
Gelen benim.
0
chihirovekohaku
(05.07.26)
bahsettigin sarkilar grubun ilk doneminden (1990 oncesi). ikinci donemi (1993-2010) bana daha cok hitap ediyor. sevdiklerimden bazilari:

martı (1995, söz: nadir göktürk – müzik: hüsnü arkan)
düşler sokağı (1995, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
ebruli (1996, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
fayton (1996, söz–müzik: nadir göktürk)
aşk bitti (1996, söz–müzik: nadir göktürk)
yastıklı şarkı (1996, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
leyla (1998, söz: hüsnü arkan - müzik: nadir göktürk)
sarhoş balık ile topal martı (1998, söz–müzik: nadir göktürk)
hişt (2002, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
zerdaliler (2003, söz-müzik: hüsnü arkan)
0
banach
(05.07.26)
Gemi en güzeli ya
0
liynet62
(06.07.26)
Eskiye göre cevap vereceğim, çünkü artık Ezginin Günlüğü ve genel anlamda melankoli içeren hiçbir şeyi dinlemiyorum. Ama bu soruya cevap verebilecek kadar uzun süre takıktım Ezginin Günlüğüne.

Çok yaygın dinlenenler de dahil olmak üzere en sevdiğim;
-Zerdaliler, bilmeyen birine Ezginin Günlüğü dinleteceksem bunu açardım mesela.

Klasikleşmiş şarkılarını bir kenara koyup yine de çok da derine inmezsek;
-Gemiler Gibi (Gemi değil), çok niş ezginin günlüğü fan şarkısı değil, genel bilindik havasını koruyor

Çerçeveyi daha daraltırsak ezginin günlüğünü tanıyan biri en sevdiğim şarkısını sorsa;
-Selluka veya Mutlu Olmak Varken (1988 versiyonu)

Ama benim için Ezginin Günlüğü zannedersem;
-Ağladığın Geceler, bunu hiç başka biriyle dinlemişliğim yoktur.
0
akhenaten
(06.07.26)
@akhenaten

Ağladığın geceler çok güzelmiş
0
🌸substituent
(07.07.26)
(10)

Deniz suyunu temizlikte kullanmak

Unde bach canim
Deniz suyu içeriğindeki tuz ve mineraller nedeniyle deterjan gibi ürünlerde köpürmeyi engelliyor fakat bu deniz suyunu alıp sokak ve caddeleri yıkamak, evlerde ayrı hat kullanarak direkt olarak atık su olacak şekilde tuvaletler için kullanmak “içme suyunun tuzlu suyla karışması gibi risklerden dolay
Deniz suyu içeriğindeki tuz ve mineraller nedeniyle deterjan gibi ürünlerde köpürmeyi engelliyor fakat bu deniz suyunu alıp sokak ve caddeleri yıkamak, evlerde ayrı hat kullanarak direkt olarak atık su olacak şekilde tuvaletler için kullanmak “içme suyunun tuzlu suyla karışması gibi risklerden dolayı mı esas olarak kullanılması riskli?

Evet gelecekte içme suyu yetersiz olabilir ama şu an yeterli iken büyük bir deniz suyu aktarım projesi büyük maliyet olur. Bu sebebi geçtiğimizde nasıl bir çevresel sorunla karşılaşabiliriz gelecek için?
0
Unde bach canim
(04.07.26)
Deniz suyundaki tuzun çürütücü etkisi nedeniyle bir boru şebekesi ve fitting malzemeden geçirilmesi, sistemin sağlığı açısından pek mümkün değil ve ayrıca atık su direkt denize verilemez de doğaya karışırsa dokunduğu her yerdeki doğayı öldürür.

Deniz suyu arıtımı bir azgelişmiş ülke için mümkün değil, maliyet çok yüksek.

Denizden fayda ummak yerine belediyelerin kayıp kaçağı önlemeye ve atık suyu arıtmaya yönelmesi çok daha ekonomik görünmekte.
+3
Mirket
(04.07.26)
@mirket
Hocam deniz suyunu arıtmadan verecek, arıtılması zaten ekonomik değil. Günümüzde bile metal boru kullanıldığını düşünmüyorum. Beton veya plastik kullanılıyordur. Ki tuz bunlara zarar vermez.
0
🌸Unde bach canim
(04.07.26)
Suyun geri dönüşümü ve israf edilmemesi konusunda yapılacak çok şey var ama “deniz suyunu evlerimizde ya da tuvalette kullanalım” bunlardan biri değil.

Şehirlere yağmur hasatı yapmak, her yeri beton yapmamak, çatılardan akan suyu depolamak ve kanalizasyona vermemek, iki atık su hattı oluşturmak, evlerdeki tuvalet-sifon suyunu gri-su ya da çatılardan toplanan sudan vermek gibi çok şey var. Hatta en basitinden el yıkama lavabolarının gideri neden klozete ya da tuvalete verilmiyor onu anlamıyorum. Küçük tuvaletten sonra sifon çekmez, el yıkadığımız su tuvaleti temizlerdi.

Bunlarla ciddi tasarruf yapılabilir ama vatandaşın kullandığı su maden tarım ve sanayi ile kıyaslandığında devede kulak kalıyor. Tüm bu saydığım şeylerden tasarruf oluşturmayı geçtim tüm vatandaşlar aylarca bir damla su kullanmasa hala ciddi bir tasarrufu oluşmayacak.

Su sorununu çözmek için yapılması gereken ilk şey ormanlaşma ve yağmur oluşumunu arttırmak, şehirlerde betonu azaltmak ve yağan yağmurun toprakla buluşmadı, her binaya su deposu koyup temizlik sularını yağmurda dolan depolarla kullanmak gibi yöntemler gerekiyor.

Yer altındaki kayıp kaçak çok ciddi boyutta bu arada. O da israf çünkü A noktasından gelen su B noktasıdinda toprağa karışıyor. Teknik olarak hala toprakta ama tekrar kullanılabilir olması için yüzyıllar geçecek belki.

——
Deniz suyunu kışın yollar buz tutmasoın diye kullanıyorlar bu arada. Tuz atacaklarına tuzlu su atıyorlar. Bu bana mantıksız gelmiyor az kullanıldıkça.
+1
biseysorcaktim
(04.07.26)
tuz, pek çok malzeme için en yıpratıcı ve bozucu etkenlerdendir. sebeplerden en önemlisi bu olabilir.
+1
lil siztah
(04.07.26)
Abi, eski binalarda falan tesisat tadilatı gördüysen boruların içi hep hışır kaplıdır. Bu malzeme sudaki çözünmüş katı maddelerden kaynaklıdır ve zaman içinde boru demir de plastik de olsa tıkar. Deniz suyunda bu çözünmüş karı madde miktarı içme suyundan 5-10 bin kat daha fazladır ki onun tıkayıcılığını sen düşün.

Tamam , borular plastik de, fitting malzemenin eninde sonunda bir yerlerinde, en azından vana ve musluklarda metal vardır ve metal tuzu hiç sevmez.

Bir de, eğer temizlik yapan biriysen bilirsin, temizlikte bela olan şey sudaki kireç, yani suda çözünmüş katı maddelerdir. Yani klozeti, fayansları pis gösteren o sapsarı malzeme hep odur. Sert suyla cam silersen o camı ayrıca bir daha silmen gerekir. Tuzlu suyu arabana vurursan, araba ölmesin diye tatlı su ararsın falan.

Yani deniz suyuyla temizlik olmaz.
+1
Mirket
(04.07.26)
Yukarıdaki detaylı açıklamaları özetleyecek şekilde, deniz suyunu sıvı toprak olarak düşünün. Temizleyici bir etkisi yok bu anlamda. Bulunduğu yerde kendisi bir temizlik sebebi oluyor.
0
akhenaten
(04.07.26)
Temiz yeraltı sularını kirletip toprağı öldürürsün.
0
kimlanbu
(04.07.26)
sokak vs. yıkamada hem asfaltın anasını ağlatıyor hem de bulaşan arabaların canına okuyor.

tuz mekanik araçlar için bela.
0
gurur
(04.07.26)
denize sıfır yaşayan birisi olarak söyleyeyim. havuzlardan birisini deniz suyu ile dolduruyorduk. serpintilerle vs çevresini o kadar çok batırmaya başladı ki şebeke suyu ile doldurmaya başladık. gerisini siz düşünün.

ayrıca tuzlu su düzenli kullanımda asit gibi aşındırma yapıyor.
0
bravoteam
(05.07.26)
izmir karşıyaka belediyesi senelerdir deniz suyunu uygun şekilde arıtıp parklar ve bahçeler müdürlüğünün sulama işlerine su temin ediyor.

ancak içme ve dediğiniz temizlik işleri için ek işlemler gerekebilir. denizde tatlı su elde etmek için buharlaştırma yöntemi kullanılır mesela ama bu kadar basit olacağını düşünmüyorum büyük kapasiteli sıhhi kullanım için. zaten teknik bilgim de yok. boş yapmayayım.
0
janderzel zartanyan
(05.07.26)
(3)

İlişik kesen doktora tez öğrencisi aftan dönerse aynı teze devam edebilir mi?

santimantal
Azami sürem dolmak üzere ama tezimi bitiremedim.İlişiğimi kessem aynı teze devm edebilir miyim?Bu konuyla ilgili yasal içerik nedir?
Azami sürem dolmak üzere ama tezimi bitiremedim.
İlişiğimi kessem aynı teze devm edebilir miyim?

Bu konuyla ilgili yasal içerik nedir?
0
santimantal
(02.07.26)
Geçen afta arkadaşım dönmüştü, o tezini değiştirmek istiyordu ama tez aşamasında döndüğü için değiştiremediğini hatırlıyorum. Ne kadarı gerçektir, ne kadarı danışman kaynaklıdır bilmiyorum. Ama af daha şekillenmedi, bu yeni afta nasıl olur ancak yasa geçince belli olur.

Ama sizin sorunuz biraz daha farklı, arada kesinti olmayacakmış zaten, haliyle danışmanınızın size bir kastı yoksa neden aynı tezi alamayasınız ki zaten.
0
akhenaten
(02.07.26)
Yasalaşmadan kapsamı belli olmaz. Arkadaşın dediği gibi savunmaya çıkıp uzatma alsanız 6 ay bunun prosedürleri ile 9 aya yakın süre olur. (Bunlar azami sürenin dışında)

Danışmanınızla konuştunuz mu durumunuz ne?
0
anon1m
(02.07.26)
Evet dönebilir bir engel yok.
0
eisberg
(02.07.26)
(9)

Her İlişkide Aşk Zamanla Azalır Mı?

lapetitemort
Özellikle evlilere ve uzun ilişki yaşamış kişilere sormak istiyorum.Eski fotoğraflara baktığımda bu hisse kapılıyorum. Sürekli yapılan kavgalar, ayrılıp barışmalar ilişkiden bir şeyleri koparmış sanki. Üstüne bir de monotonlaşan hayat, her şeyi yaşamış olmak, enteresanlıkların azalması gibi tecrübel
Özellikle evlilere ve uzun ilişki yaşamış kişilere sormak istiyorum.

Eski fotoğraflara baktığımda bu hisse kapılıyorum. Sürekli yapılan kavgalar, ayrılıp barışmalar ilişkiden bir şeyleri koparmış sanki. Üstüne bir de monotonlaşan hayat, her şeyi yaşamış olmak, enteresanlıkların azalması gibi tecrübeleri ekleyince ilişki katılaşıyor sanki ve o ilk zamanlardaki saf, çocuksu, heyecanlı sevgi hali kalmıyor.

Bu his normal mi?
0
lapetitemort
(30.06.26)
Aşk azalmaya azalır da, sizin tasvirinizde aşkın azalmasından çok ilişkinin tükenmesi söz konusu. İkisi pek aynı şey değil aslında.

İlişkinin ilk dönemleri sürdürülebilir bir şey değil ki zaten. Hayatınızın geri kalanında bir mesaj gelecek diye bir gözünüz telefonda yaşayabilmeniz ya da benzeri bir kafada kalabilmeniz mümkün mü sizce? Hiçbir şey olmasa işinizden olursunuz. Aşk insanları birbirine bağlıyor ve evet; hayat inişli çıkışlı.

Ancak geçmişe özlem duymak ve geçmişi hatırladıkça mutlu hissetmek de farklı şeyler.

Eğer her şey yolunda gittiyse doymuş hissediyor olmalısınız, vazgeçmiş değil.
0
akhenaten
(30.06.26)
Aşk diye bir şey yok. Kendini kandırma o konuda. İlgi tabi ki azalır
0
benaslindayohum
(30.06.26)
Ask sürdürülebilir bir duygu degil.

Ask zamanla sevgiye dönüsüyor ve sevgi asktan daha büyük bir sey bence.

Her iliskide tartisma olur. Önemli olan onlari telafi eden güzel duygular da var mi? Datelere cikmak tatil yapmak güzel duygulari besleyen seylet bana göre.
0
Purple life
(30.06.26)
+13 sene
Hiç azalmadı
+3
topkapiaksaray
(30.06.26)
azalmayanı var ama istisna. kural azalır diyor. sen kuralı dinle.
0
gabe h coud
(01.07.26)
Evlilik zaten kafası uyan 2 kişinin birbirine tahammül etmesi. 18 senelik ilişkimin 11 senesi evlilik. Birbirimizi idare ediyoruz. Özellikle ben çekilmez bir adamım soruyu eşim cevaplarsa daha mantıklı olur. İlk başlardaki heyecan olmuyor ama eşimi seviyorum. Zamanla güven artıyor. Anandan babandan herkesten fazla tanıdığın insanla yaşıyorsun. E tabii ki özen ister istemez azalıyor.
0
mikahakkinen
(01.07.26)
Aşkı öldüren evlilik değil, zaman. O karnınıza uçuşan kelebeklerin ömrü birkaç ay.

Evlilikte tarafların kalitesine göre sevgi ve saygıda bir azalma olmaz, ama ilk günkü heyecan da kalmaz.
0
kimlanbu
(01.07.26)
2009'dan beri beraberiz, 2018'den beri evliyiz.
Azalmadı. Artması durdu belki ilk evlediğimizde seni evlenmeden önce daha az seviyormuşum diyordum. Galiba daha fazla sevmem mümkün değil onu da bilmiyorum.
0
matilda
(01.07.26)
7.yıl, çok monotonlaşmış bir süreçten sonra bazı rahatsızlıklar yaşandı ve resmen aşk alevlendi aylardır.
0
gadlemler
(02.07.26)
(22)

Neden böyle oldu?

artıküyeolmakistiyorum
TDK görevlisi ya da yaşlı değilim ama son zamanlarda artık Türkçe karşılığı olan kelime veya durumlar hakkında İngilizce bahsedilmesi kanımın çekilmesine sebep oluyor. First date?Date?Red flag?Ghost?Bunlar ne ve neden var? Türkçe karşılıklarını tabi ki biliyorum ama neden ingilizce kullanılıyor?Derd
TDK görevlisi ya da yaşlı değilim ama son zamanlarda artık Türkçe karşılığı olan kelime veya durumlar hakkında İngilizce bahsedilmesi kanımın çekilmesine sebep oluyor.
First date?
Date?
Red flag?
Ghost?
Bunlar ne ve neden var? Türkçe karşılıklarını tabi ki biliyorum ama neden ingilizce kullanılıyor?
Derdimi sevebilirsiniz.
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Havalı duruyo.
Tırıvırı işler romantik meseleler olmadığı için millet bari havalı görünsün diyor.
Ciddi ilişkisi olanlar zaten böyle laflar kullanmaz.
0
Lh12
(25.06.26)
Ben bunu yapanları görünce onların yerine utanıyorum. Buna da cringe diyorlar mesela. Daha da utanç verici oluyor
-1
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Bazıları ozenticilik, yozlaşma, sosyal medya kullanımı vs ile açiklanabilir. Bazıları da sanki o anlamı tam taşiyan kelimenin sadece İngilizcesi mevcutmus gibi geliyor kulağa.

Mesela ghostlamak yerine ne kullanılabilir dersek, ortadan kaybolmak, umut vermek, gibi kalıp kalıp tamlamalar ortaya çıkıyor. Ama ghostlamak deyince kastedilen şey daha net gibi.

Date e çıkmak bazı ortamlarda dalga amaçlı kullanılıyor. Ay date e cikicam gibi. Bulusmam var demek aynı etkiyi yaratmıyor.

Cringe gerçekten çok gereksiz. Uzun bir süre anlama geldiğini bilmiyordum.
0
egerbiryolcu
(25.06.26)
Deyte çıkmak ile buluşmak/görüşmek arasında nasıl bir fark oluyor?
Halime ile deyte çıkacağım
Halime ile buluşacağım
-2
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
diger entry'lere katiliyorum fakat isin baska bir boyutu daha var. biz cesitli sosyal durumlarin farkinda olan, bunlari tanimlayan bir toplum degiliz. hemen ornek vereyim. ghost'lamak. bundan 20 sene geriye gidin, sms kullanirken de icq kullanirken de bu durum (yani birinin sizinle konusmak istememesi ve ortadan kaybolmasi) yasaniyordu. fakat dilde olmayan sey dusuncede de olmuyor. iste bati dunyasi bu durumu tanimliyor ve bir kelimeyle acikliyor. akademik degil, dogal, kulturel bir sekilde. turkceleri anlam ifade etmiyor. hayaletlendim, hayaletledim falan mi diyecegiz? bu kelimeler siz anlam atfettiginiz surece varlar. kirmizi bayrak turkcede baska bir baglamda da kullanilmiyor. fakat "red flag" bati kulturunde tehlike ve yarisi durdurmak anlamina geliyor. dolayisiyla onlar red flag dediginde iliski baglaminda anlasilir oluyor. fakat bizde kirmizi bayrak deseniz kimse bir sey anlamaz. dolayisiyla sorun ingilizcelerinin kullanilmamasi degil, ayni anlami tasiyan turkce alternatiflerinin olmamasi. bakin ceviri anlaminda karsilik demiyorum, kulturel bir alternatif diyorum.

edit: verdiginiz ornek date'e cikmak. aradaki fark date'e cikmak dediginizde romantik bir iliskiye atifta bulunuyorsunuz. is arkadasimla date'e ciktim dediginizde is arkadasinizla romantik bir iliski amaciyla gorustunuz anlami cikiyor. mesela yillar sonra babamla, annemle date'e ciktim (gorustum, bulustum) demezsiniz. askerlik arkadasimla date'e ciktim falan. dolayisiyla mehmet'le gorustum ve mehmet'le date'e ciktim arasinda fark vardir. dumduz ceviri yaparsaniz ikisi de aynidir ama anlamlar farklidir.

edit2: su videoya bir bakin, cok sevdigim bir ornektir. yani turkce ozel durumlar icin kelime uretmiyor, tam tersi her sey daha da basitlesiyor, sadelesiyor, bu iyi bir sey degil, cunku anlamlar yitiyor. www.youtube.com burada da bir ornek var aslinda. bu video degil, short (ve turkce karsiligi yok). cunku short dedigimde aslinda cok kisa bir video turu olan videoyu kastediyorum, fakat turkcede hepsi video. dolayisiyla ben video dedigimde siz onun short oldugunu anlayamiyorsunuz. tipki videodaki ornekte oldugu gibi. uzuntu dedigimde ne uzuntusu oldugunu anlayamiyorsunuz.
+4
Sour
(25.06.26)
Ghostlamak dediğin ortadan kaybolmak
Red flag da kırmızı çizgi işte. Bunda anlaşılmayacak ne var?
-6
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Biriyle bulusmak icin cabalayip ardindan bunla ilgili derdini anlatmaya calismiyor. Izledigi dizide/filmde/kisa videoda deyte cikmislar ve ona havali gozukmus. Kendi hayatinda deyte cikan olmaya calisiyor. Akli yetmedigi icin de detaya girip bulusmayi anlatamiyor. Halbuki hayatta biraz derinlesebilse, birinden randevu almayi, bulusmaya ozenmeyi, sohbet etmeyi insan gibi denese; belki bulusmada umduklarini, bulduklarini daha iyi anlatabilirdi. Sadece iliskilerde degil, diger alanlarda da dil boyle. Bir taraf yasayarak kulturu yaratiyor, bir taraf kulturu yuzeysel benimsiyor.
-1
osssy
(25.06.26)
Müthiş aşağılayıcı hissettirmiyor mu aga @ osssy?
Buluşmak, görüşmek, bir kahve içmeye yemek yemeye çıkmak varken yani bunları böyle baskalari da yapıyor bak bende yapıyorum diye sosluyorlar.
-1
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@sour ağa askerlik arkadaşın Mehmet’le buluşunca kimse onun romantikligini düşünmez ya zaten?
Halime ile buluşunca da dersin ya hani hayırdır diye?
Sanki başka dili konuşuyoruz gibi örnekle anlaşmaya çalışıyoruz
-2
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@artıküyeolmakistiyorum o ornegi bulusma = date dediginiz icin vermistim. buradaki sorunun su oldugunu anlamiyorsunuz: bizim date icin kullanilabilecek bir kelimemiz yok su an. buna en yakin sey belki bizim eskiden kullandigimiz "cikmak" olabilir. kisacasi amerikalilar icin date ile meet ayni sey degil, fakat bizde ayni oldugundan anlam tek kelimeyle aktarilamiyor. allah'tan cevirmen falan degilsiniz, yoksa her seyi mota mota cevirerek cok garip bir shakespeare cevirisi yapardiniz gibime geliyor.
+7
Sour
(25.06.26)
Deyte çıkıyorum deyince yemeğe, kahveye çıkıyorumdan fark ne.
Eskiden söylenen çıkmak bambaşka bir şey
-4
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@artıküyeolmakistiyorum date'e cikmak, yemek veya kahve aktivitesi olmak zorunda degil. date, daha cok bulusmanin ozel bir durumu. dolayisiyla bulusma derseniz de anlam aktarilmis olmaz. ucuncu kez yazdigima inanamiyorum.
+8
Sour
(25.06.26)
Arkadaşım Deyte nereye çıkıyorsun uzaya mı çıkıyorsun da Türkçede karşılığı olmuyor? Kahve içeceğiz dediğin zaman karşı taraf başka bir şey mi anlayacak?
-4
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@artıküyeolmakistiyorum yemek veya kahve aktivitesi olmak zorunda degil demek bunlar disinda bir aktivite olabilir demek: www.youtube.com
+1
Sour
(25.06.26)
Hayir, ben asagilayici hissetmiyorum. Kullanan yerine utaniyorum.
Ayrica date'in Turkce'si yok derken dedelerimizin de ninelerimizle randevulastigini biliyoruz degil mi?
-3
osssy
(25.06.26)
Yok ağa illa deyt olacakmış yoksa olmuyormuş
-5
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Hemen her dilde olan bir şey bu. Dil değişkendir yabancı kelimeler, argo jargon var. Bununla birlikte bazı ifadelerin diğer dillerde tam karşılığı yok. Date konusu sour un anlattığı gibi.
+5
pembediken
(25.06.26)
@osssy randevu da fransizca zaten. baskalari adina utanmaktan kolay. ben insanin kendisi icin utanma duygusu var mi ona bakarim. :) benimle benzer seyler soylediginizin farkinda misiniz: www.eksiduyuru.com
+5
Sour
(25.06.26)
Elbette Fransizca kokenli. Benzer bir surecten bahsediyoruz ancak date'i karsilayan halihazirda cok sayida kelime oldugu noktasina nedense katilmiyorsunuz. Date ile meet farkli evet ve bunlari Turkce de ifade edebilmeniz lazim. Ayrica, kirmizi bayrak bahsettiginiz nedenle kotu bir ceviri olurdu dogru, daha iyisi olmali. Ancak bunu red flag ifadesini anlayan herkes zaten rahatlikla anlayabilir. Dolayisiyla, karsilayan Turkce ifade olmadigi icin kullanildigi argumaniniz dogru degil, o ifadeleri secip veya bulup siz kullanmiyorsunuz.
-1
osssy
(26.06.26)
İnsanlığın başından beri olan bir problem. Sizin rahatsız olmanız da doğal, bunların kullanılması da doğal.

Türkçe'de bunları karşılayan sözcükler elbette var. Ancak bu yeni sözcükler gittikçe kalıplaşıyor.

Date'e çıkmak daha en baştan "romantik kaygılarla buluşma" anlamı taşıyor. Bir etkinlik bu. Bir dönem randevu da kullanılmış, şimdi date. Elbette buluşmak da diyebilirsiniz ama alışverişe çıkıyorum demek yerine markete gidiyorum ya da üstüme başıma bir şey almaya gidiyorum da diyebilirsiniz.

Neticede dile giren tüm sözcükler illa ki birilerini uyuz ederek girdi. Ezelden beri böyle bu. Sonsuza kadar da böyle olacak. Oluyor yani bunlar. Bu açıdan bakarsanız çok da rahatsız etmez. Önüne geçilebilir bir şey değil bu.
+2
akhenaten
(26.06.26)
Oktay Sinanoğluculuk kimseyi bir yere taşımaz. Dil; yozlaşmasın, bozulmasın diye pamuklara sarıp saklanacak bir kristal küre değil. Canlı organizma. Ayrıca daha önce başka duyurularda da yazdım, her kelimenin bir primer anlamı vardır bi de sekonder hissettirdiği ruh vardır. Bağlam içinde, kullanan kişinin sosyokültürel durumuna göre vs vs buluşmak ve date apayrı sekonder anlamlara da gelebilir ve o cümlede doğrusu date olur. Cringe'i, ghostlamayı, red flag'i Türkçe kelimelerle bir şekilde ikame edebilirsin belki ama aynı ruhu geçiremezsin. Amaç iletişim kurmak ve beynindeki hem düşünce hem duyguyu karşındakine aktarmaksa o an cümlede cringe kullanman gerekirse cringe kullanırsın.

Bi çocukla buluştum
Bi çocukla date'e çıktım

Bu iki cümle arasındaki duygu/ruh farkını anlamıyor değilsiniz sadece en başta dediğim gibi Oktay Sinanoğluculuk oynamak herkesin kolayına gelen bir hamaset gösterisi
0
nundu
(26.06.26)
Yok, ben anlamiyorum ikisi arasindaki anlam ya da "ruh" farkini. Bana hissettirdigini soruyorsan ikincisinin ikinci cumlesini dinlemememe sebep olacak onemsizlik hissettiriyor.
-2
osssy
(26.06.26)
(10)

insanlar neden istanbul'da bu maaşlara çalışmayı seçiyor?

runaway
gördüğüm kadarıyla çoğu kişi kira ödeyebilecek bir maaş bile alamıyor. belki şehrin %50 sine yakını 50k altı alıyordur. bu koşullarda neden daha ucuz şehirlere gitmeyi seçmiyorlar?
gördüğüm kadarıyla çoğu kişi kira ödeyebilecek bir maaş bile alamıyor. belki şehrin %50 sine yakını 50k altı alıyordur.

bu koşullarda neden daha ucuz şehirlere gitmeyi seçmiyorlar?
-1
runaway
(22.06.26)
iş bulabilmek önemli,
bütün etkinliklerin merkezi istanbul,
hısım, akraba ,ana,baba hepsi oradadir,
tercih.
-1
designer
(22.06.26)
"bütün etkinliklerin merkezi istanbul"

28k maaşla kaç etkinliğe katılıyor hesaplayamadım
+2
🌸runaway
(22.06.26)
gecen sebnem ferah konseri vardi,
vatandaş konser yerinin yakinindaki parkta idi sanki
0
designer
(22.06.26)
"Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim"

insanlar istanbul'da bir şeyler yapabildiği için değil, yapma ihtimalleri olduğu için yaşıyorlar.
+5
art cat chocolate
(22.06.26)
yapabilme ihtimali +1.

her şey orada. başka yerde iş bulmak zor, hele kendi memleketin veya bolca tanıdığın yoksa her şey daha zor. istanbul'da hiç değilse işim olur, imkanım olur, belki köşeyi dönerim umudu var.

aşırı yığılmadan dolayı başka yerde imkan olsa bile bazıları istanbul'u isteyebiliyor. yaşadığı yerde iyi kazansa bile sıkılıyor veya kariyerinin yerinde sayacağını düşünüyor. paranın önemini reddetmiyorum ama kişi halihazırda aç gezmiyorsa her şey de değil. istanbul'da zor geçinmeyi yozgat'ta kral olmaya tercih edecek çok kişi var. küçük şehir gençsen ayrı, yakının yoksa ilerleyen yaşta ayrı dert çünkü. istanbul gibi yerlerde 10 milyon sürünür ama kimse kendini yalnız hissetmez, büyük şehrin enerjisi ve temposu farklı olur.

ben bunları eskiden istanbul'da yaşamış, istanbul'da yaşama fikrinden nefret eden, büyük konuşmayayım ama hiçbir koşulda orada yaşamayı ve çalışmayı düşünmeyen birisi olarak söylüyorum bu arada. günübirlik gezerken bile boğuyor.

amma çoğu insan için istanbul tercihten ziyade zorunluluk yani. orada sefil gibi bile olsa bir şeyin ucundan tutup bir yola girebilirsin. öyle bi ihtimal var. diğer yerlerde daha ucuz da olsa yine kira vermen gerekir ama para kazanmak aynı ölçüde kolay değil. hadi paran olsa sosyal imkanlar falan uzar gider.
0
der meister
(22.06.26)
stockholm sendromu, celladina asik olmak.
newyork, londra, paris, toronto vs butun belli basli metropollerde ayni mevzu var.
+1
cooperr
(22.06.26)
Çünkü iş bulabiliyorlar. Kuzenim aynı durumda yani bir mesleği yok fakat tüm haklarını alarak çalışabiliyor. Hiçbir işe bağımlı değil çünkü o işten çıksa yenisini çok rahat bulabiliyor.

Ben kendi memleketimde günde 18 saat, %50 asgari ücrete çalıştığımı bilirim. Sigorta vs tabi ki yok. Bu şartlarda kim küçük yerde iş koşturur ki? O rezil işten çıksan yenisini bulamayabilirsin öyle düşün. Sigorta yapan yerler premium sayılıyor küçük yerlerde.
0
artıküyeolmakistiyorum
(22.06.26)
büyüme ihtimali var diye herhalde. bugün 50 yarın 100. sivas'ta olsa hep 50. yolun sonunda istanbul'da ömrü 50 ile geçecek de olsa o ihtimal diri tutuyor olabilir :)
+1
gabe h coud
(22.06.26)
İstanbul yarı narsist yarı toksik ama bağımlı olduğumuz biraz da alttan alta sevdiğimiz ve bu yüzden bırakamadığımız evlilik gibi. Çocuk da varsa öyle düşünün. Böyle ilişkilerde bırakıp gitmek zordur. Memnuniyet yer yer düşer ama o ilişki de birşekilde devam eder.
+1
mahmuttt
(22.06.26)
İş olanakları zaten söylenmiş, onu geçeyim o yüzden.

Bir kesim ise zihnen küçük şehir hayatına adapte olamıyor. İstanbul'da maddi olanaksızlık nedeniyle imkanlar kısıtlanabilir, ancak kimse kimseyi tanımaz, bilmez. kalabalıktaki herhangi birisinizdir. Birçok insan bu durumu kötüler, ama birçok insan da bunu seviyor. Küçük şehre taşınmak isteyen birçok insan genelde bu tarz şeylerden şikayet ettiği için aksini sevenlerin zevkleri daha az dillendiriliyor ama böyle bir şey var.

Taşrada zengin olacağına şehirde ay sonunu zor getirmeyi gözü kapalı tercih edecek çok insan var, ama bu mevcut durumdan şikayetçi olmanın önünde engel değil. sadece "küçük şehre taşınmak" bir çözüm olarak görülmüyor. Küçük şehre gidince sorunları çözülmüş olmayacak bu insanların.
0
akhenaten
(22.06.26)
(13)

Bazı insanlar ilişki evlilik özel hayatlarıyla ilgili

pembediken
Gereğinden fazla konuşuyorlar. Arkadaş, iş ya da herhangi bir ortamda sevgili, aşk, flört gibi konular uzun uzadıya konuşuluyor. Bu konular bir noktadan sonra toksiklesmeye başlıyor bence. Mesela on yıldır birlikteler niye ayrılmışlar. Erkeğin/kadının bir lafından farklı anlamlar çıkarmaya çalışmak.
Gereğinden fazla konuşuyorlar. Arkadaş, iş ya da herhangi bir ortamda sevgili, aşk, flört gibi konular uzun uzadıya konuşuluyor.

Bu konular bir noktadan sonra toksiklesmeye başlıyor bence. Mesela on yıldır birlikteler niye ayrılmışlar. Erkeğin/kadının bir lafından farklı anlamlar çıkarmaya çalışmak.

Duyuru vb. gibi ortamlardan bahsetmiyorum burada anonimiz.

Siz ne düşünüyorsunuz?
+1
pembediken
(18.06.26)
Bir olay oldugunda konusulur normal ama tekrar tekrar ayni konuyu konusmak gereksiz ve bos dedikodu oluyor artik.
-1
Purple life
(18.06.26)
dedikodu kültüründen besleniyor bence bu tutum. seviyor insanlar deşmeyi aynı şekilde duyurmayı, fikir belirtmeyi. e konuşacak başka konuları da olmadığından tüm bu saçmalıklar birleşip gıcık bir sohbetin içine düşürüyor bizi.
0
lüzumsuz adam
(18.06.26)
Ülkemizde mahrem diye bir şey kalmadı, millet gözetlemekten acayip keyif alıyor. Aslında sıkıcıyız, konuşacak bir şey bulamayıp milletin özel hayatlarına sarıyoruz.
0
olaylar olaylar
(19.06.26)
bu çoğunlukla kadınlarda görülen bir davranış kalıbı. yani erkek olarak, arkadaş ortamı olsun, iş ortamı olsun erkek ortamında hemen hemen hiç denk gelmedim. denk gelirsem sıkılırım şahsen. kimin kimle ne yaptığı üzerine kritik yapmak çok açmıyor beni en azından.
+1
wilhelmwasmuss
(19.06.26)
Bazen insanların sadece konuşmaya ihtiyacı olur. Bence aklı selim insanlar olarak biz de sadece dinleyelim onları, bakarsın hiç tahmin etmediğin kadar faydan dokunur.
0
gobekliraki
(19.06.26)
Lütfen burayı,duyuruları da katın,sanki bura başka mı hem?
Alelade bir soru sor,belki 3 5 cevap gelir.
Bir erkek olarak ilişki hakkında sor,+10 cevap falan.
Bir kadın olarak soranlar daha da fazla.
Bilemiyorum,özel bir merak söz konusu herhalde bu konulara
+1
denizciman
(19.06.26)
Ben çok garipsemiyorum aslında. Çok az insanın kendi zevkleri var, hobi vs. edinme alışkanlığı geçmişten beri yok, alım gücü de buna kolaylık sağlıyor diyemeyiz. Konuşacak, paylaşacak konu yok. Erkeklerde bir nebze daha çeşitli bunlar; oyun, spor, otomotiv vb. meraklar geniş çapta paylaşılıyor. Ama bu da kısıtlı, bunlar hiç ilgisini çekmeyen geniş bir kitle de var.

Haliyle çoğu ilgi, merak kişiye özel kalıyor ve diğerinin ilgi alanına girmediğinden sıkıyor, diğer taraftan ilişkiler herkesin ortak paydası; herkesin söyleyebileceği bir iki sözü var, herkesin paylaşmak isteyebileceği bir iki anısı da var. Haliyle joker konu.
+1
akhenaten
(19.06.26)
En sevmediğim şey. 8 saat 5 gün aylarca aynı yerde olunca herkesin her şeyini öğreniyorsun. Daha doğrusu maruz kalıyorsun.
-4
arbre
(19.06.26)
aynen dediğiniz gibi az eğitimli ve belirli özelliklere sahip bi kesim inanılmaz konuşuyor ya.. dün yanımda 1 buçuk saatlik yol boyunca görüntülü konuştular, hoparlörden gençte bi kızdı ama.. evdeki temizlikçi ablada odaya köşeye koyuyo temizlik yaparken heralde 232343. kişi ile görüntülü konuşuyor vallahi anlam veremiyorum aynı konuyu o kadar kişiye tekrar tekrar anlatıyor..
yeni bi kültür oldu sanırım bu
0
eja
(19.06.26)
onlar çözüm değil onay arayan insanlar. kendini doğrulama çabası içinde aynı konuyu çevirip duruyor.
+1
orpheus
(19.06.26)
Privacy kelimesinin Türkçede karşılığı yok. O yüzden öyle bir anlayış da yok.
0
Batuhanolabilir
(19.06.26)
Privacy kelimesinin Turkcede karsiligi mevzubahis olmus: mahremiyet.
+2
osssy
(19.06.26)
Değil işte
-1
Batuhanolabilir
(20.06.26)
(12)

Macbook tercih etme nedeniniz nedir?

runaway
Size göre ne gibi avantajları var?
Size göre ne gibi avantajları var?
0
runaway
(12.06.26)
5 yıldır donma kasma yok, güncellemeler devam ediyor
kullanımı her zaman keyifli,
şarj çok iyiydi, şuan iyi
tasarım kusursuz, en son bilgilsayarı ne zaman kapattım hatırlamıyorum,
kapağı kapatıp açıp işime devam ediyorum,
quick note, safari, photos ile iphone ile mükemmel senkronizasyon
0
ne demezsin
(12.06.26)
Sadece içerik tüketen biri olarak yazayım;

Çok iyi mühendislik, dengeli hafif gövde, tek elle açılabilen harika ekran, renk doğruluğu, harika ses, harika pil ömrü, güvenlik, çok iyi malzeme, çok iyi çalışan ekosistem (iPhone, iPad ekran yansıtma, AirPlay, kulaklık, HomeKit entegrasyonu, iMessage, telefon, FaceTime, iCloud), çok uzun ekonomik ömür, ikinci el değeri, güncelleme, hafiflik, basitlik. Genel olarak yapması gerekeni yapması, nazlanmaması, doğru düzgün çalışan backup/restore işleri ve tekrar güvenlik.

Tabii bunların bir kısmı MacBook, bir kısmı macOS ile ilgili ama ortak çalışan şeyler.
+1
orient blue
(12.06.26)
Yıllarca 5 kg bilgisayar + şarj kablosu + adaptör taşıyan biri olarak kesinlikle boyutu ve hafifliği. Geniş el çantamda dahi taşıyabiliyorum. Şarjın gerçekten uzun gitmesi ve sürekli şarj etme ihtiyacının olmaması. Kasma donma gibi sıkıntılar yaşanmaması.
+1
black holes in the sky
(12.06.26)
macos, şarj süresi, ağırlık, ekran kalitesi.
0
gule gule
(12.06.26)
Çok güzel anlatmışlar. +1 diyeyim hepsine ben de.
0
Mirket
(12.06.26)
Toplu taşıma kullandığım dönemde hafifliği için tercih etmiştim.
0
aloha snackbar 3
(12.06.26)
IT çalışanıyım. Şirketim m4 max çipli modelini verdiği için 6 aydır deneyimleme şansım oldu. Cihaz gerçekten tık demiyor. milyon tane pencere açık arkada, ordan oraya geçiş yapıyorum hiçbir şekilde ne donma ne kasma. Performans açısından Windows makineleri tokatlar. Pil ömrü muazzam. Sabah 8'de açtığım bilgisayarı akşam 5'e kadar prize takmadan kullandım bir kere. Daha önce böyle bir şey deneyimlemedim açıkçası.

Fakat MacOS'in arayüzünden memnun değilim. Basitlik adı altında pazarladıkları birçok şey saçmalık ve hiçbir şekilde işimi kolaylaştırmıyor. Özellikle Dock rezalet bir tasarima sahip. Windows'taki gibi system tray özelliği yok. Açtığın ve arka planda çalışan bütün uygulamalar dock'ta görünüyor. benim gibi dikkat eksikliği yaşayan biri için inanılmaz kötü bir tasarım. sidebar adında bir eklenti ile çözmek zorunda kaldım ama o da mükemmel çalışmıyor her zaman. Apple'ın verdiği performansı bir Windows makine verse MacOS'lu bir bilgisayarın yüzüne bakmam açıkçası.
+1
synesthesia
(13.06.26)
3 Ana sebebi var, ama öncelikle belirtmem gerek ki ana laptop olarak kullanmıyorum. Ama macbook air şu üç sebepten dolayı en çok işime yarayan "taşınabilir bilgisayar"

1- Uzun şarj süresi
2- Sadece kendisi ve ince bir çantayla her yere gidebiliyor, kalabalığı yok.
3- Fansız olduğundan tozlu ortamlar için ideal. Toz geçirmez değil elbette, ama en azından tozu deli gibi emmiyor.

Haliyle benim gibi ofis ortamı dışında da bir bilgisayara ihtiyacınız oluyorsa biçilmiş kaftan. Hatta ciddi anlamda var olan tek gerçek anlamda "taşınabilir bilgisayar" bu.
0
akhenaten
(13.06.26)
Air var bende m1 işlemcili olanından bir de eski hani. Pili hala günü rahatlıkla çıkarıyor. Seneler geçti kozmetik sorunu yok. Profesyonel değilim günlük kullanıcıyım cihazda tık yok. Yıllarca windows bilgisayarda trackpad kullandım ama illa mouse aradım bunda ise gerek yok cihaz akıyor mause olmadan da. Seyahate çıkıyorum telefonun adaptörü ile birlikte atıyorum bitti. 2 günlük seyahat ise şarj etmeme bile gerek kalmıyor gerekirse de telefon şarj eder gibi ediyorum.
0
denizgonen
(13.06.26)
Macbook kullanmayan ama özellikle pro kullananların makinalarını kısa süre kullanmış birisi olarak dokunma hissiyatı, gesturelar, akıcılığı, pil ömrü, incecik oluşu, ekran kalitesi gerçekten ayrı bir seviyede.
0
kimlanbu
(13.06.26)
ilk aldigim air 8.5 sene gitti, pil 2500 cycle yapmisti ama hala 3 saat dayaniyordu.
1-2 kere keyfe keder format yedi. hic isinma problemi olmadi.
hic servise gitmedi, ve $250 dolara sattim.
daha nossun?
0
cooperr
(13.06.26)
uzun yıllar kullanılabilir
hafif, güçlü, dayanıklı hissettiriyor
kullanımı gerçekten pratik. erişilebilirlik özelliklerini sık sık kullanıyorum (özellikle touchpad'de üç parmakla zoom yapmak için)
touchpad'i bir harika, 4+ yıldır aralıksız mac kullanıyorum, hiç mouse kullanmadım. hatta neredeyse mouse kullanan da görmedim. windows'larda asla bu kadar iyi olmuyor touchpad
ekran kalitesi gerçekten iyi
intel işlemcilerde kalsaydılar belki windows'lardaki üst seviye laptoplar benzer kaliteyi sağlayabilirdi ama m işlemciler ile windows cihazlara fark açtılar
macos cihazlar kendi ekosistemi ile kusursuz çalışıyorlar. airpods ve iphone da kullanıyorum ve artık bu ekosistemden ayrılmak istemiyorum. bir çeşit vendor lock-in.


macos'ta gerçekten saçma ve "neden böyle" dediğim bir sürü özellik var. mesela finder her bakımdan gerçekten kötü, istediğin dizinde ya da tüm mac'te arama yapma özellikleri kötü, menu-bar'daki tray icon'ları harici bir app olmadan ayarlanamıyor ve ekrandaki notch'un altında kalıyor. dock tasarımı kötü, spotlight son iki-üç sürümdür kullanışsız. daha bir sürü böyle şey var ama benzer şikayetleri windows'ta da yapabilirim (copilot'u her yere entegre etme telaşı, reklam gösterir gibi tray'de sürekli msn network'ünden haberler göstermesi falan)

windows cihazların da kendilerine göre bir çok artısı var ama bugünün konusu değil.
overall soracak olsanız, ben hem iş gereği hem de son kullanıcı olarak windows değil macos'u seçerdim.
0
biseysorcaktim
(13.06.26)
(8)

Macbook’a su döküldü. Tamirci tavsiyesi

yedigimiztavuk
Çok da değil aslında da spacebardan oklara kadar alt kısma sızmış olabilir. Yapılabilecekleri yaptım da içim rahat etmedi. İçini açıp kurulayıp temizlemesi için güvenilir tamirci öneriniz var mı? Kazıklamasın, işini iyi yapsın vs. Yer İstanbul.
Çok da değil aslında da spacebardan oklara kadar alt kısma sızmış olabilir. Yapılabilecekleri yaptım da içim rahat etmedi. İçini açıp kurulayıp temizlemesi için güvenilir tamirci öneriniz var mı? Kazıklamasın, işini iyi yapsın vs. Yer İstanbul.
0
yedigimiztavuk
(10.06.26)
Apple'ın mağazalarında (mesela zorlu'daki) randevuyla gidip gösterebiliyorsunuz cihazı aslında. Bu tip bir şeye baktınız olmadı da ondan mı tamirci arıyorsunuz? "Güvenilir tamirci" büyük kumar bence.

Ek olarak, fikir olması açısından, ben de benzer bir şey yaşadım, yaklaşık 100ml (su bardağının çeyreğinden biraz fazla) klavyenin üstüne damla damla akmıştı. Hemen kapatıp ince tuvalet kağıdıyla damlaları çekebildiğim kadar çekip ters vaziyette 4 gün bekleyip kullanmaya öyle devam ettim. Bu olay yaklaşık 3 ay önce oldu, şimdilik bir problem yok. Tabi sizin bileceğiniz iş. Redditte vs benzer durum yaşayan bir sürü insan da var, biraz karıştırabilirsiniz belki tamirci ararken.
+1
akhenaten
(10.06.26)
eger bir arıza emaresi yoksa bu şekilde kullanın bir şey olmaz. apple servise götürdügünüzde sıvı teması oldugu cihazınızın servis geçmişine damgalanacak.
ileride alakasız en ufak bir sorun olduğunda zaten cihazınız sıva temasından servise alınmış lafını yapacaklar. garantiniz yalan olacak
+3
limonlu eksi
(10.06.26)
Zorludan randevu aldım ve gideceğim de ama telefonda söylemediler kaç para tutabileceğini. Alternatifleri artırmaya çalışıyorum. Cihazımın garantisi zaten bitmişti.
0
🌸yedigimiztavuk
(10.06.26)
mac değil ama normal laptopa dokulunce anında alıp gitmiştim en yakındaki düz bir tamirciye hemen yanımda açıp içine bir sprey sıktı(özelliği hk bilgim yok spreyin) erken gitmek önemliymiş korozyon olmaması açısından. cüzi bişey almıştı
0
eja
(10.06.26)
Kadıköy yazıcıoğlu pasajının 1.katında bir yer vardı. Arkadaşımın alkollü içki dökülen macbook air'ini halletmişlerdi. Bilen varsa adını yazar.

(Pirinç vs şeylerini yaptın herhalde, yapılacakları yaptım dediğine göre)
0
nhk ni youkosu
(10.06.26)
Apple serviste öyle, cihazı görmeden bir şey demiyorlar. Hatta açıp bakmaları gerektiği oluyor. Ama sizden onay almadan asla ücret gerektiren bir şey yapmazlar.

Eğer parça değişmi vs. yoksa ve halledebiliyorlarsa, garanti bitmiş olsa bile ücret almıyorlar. Bende yazılımsal bir problem olmuştu ve cihazın 5 yıllıktı, ücretsiz yaptılar.

Diğer yandan, macbook'larda onarım oluyor mu ona da bakabilirsiniz. Mesela ipad'lerde hiçbir şekilde onarım olmuyor. Garantisi varsa direkt yenisiyle değiştiriyorlar, garanti bitmiş ise ücreti ile değişim oluyor.

Fikir vermesi açısından, ipad'lerde ücretli değişim; orijinal fiyatının yarısı kadar oluyor genelde.

Geçmiş olsun.
0
substituent
(10.06.26)
Kadıköy yazıcıoğlu pasajı girişi inci Mac tamir iyi bir yer. Güvenilir bir tamirci.

Çok su dökülmediyse, anında kurulayıp ters çevirdiyseniz sorun olmamıştır. Zor sızıyor içeri.

Hemen kapatıp ve Ters çevirip 2-3 gün beklemeniz gerekiyor.
Sadece su döküldüyse çok sorun olmaz. Şekerli çay kahve vs korozyona sebep oluyor ama sade su sebep olmayabilir.
0
biseysorcaktim
(11.06.26)
Kadıköy yazıcıoğlu'nun hizasında bir eczane var. Onun yan kapısından gir 1.kattaki tamirci. Tek geçerim, ne bilgisayarlar yaptırdım. Bilgisayarcım önermişti. Adını unuttum.
0
gadlemler
(11.06.26)
(11)

Arakadaşa borç verdim nasıl istemeliyim

karabela
Slm bir sene önce ara sıra görüştüğüm bir arkadaş 50 000 borç istedi. 1 aya öderim dedi. Ancak hala ödemedi 2 3 ayda bir denk geliyoruz ortak tanıdıklarda var. Ben konuyu açmadan ayarlıcam falan diyor. Bende bu zamana kadar zor durumda olabilir düşüncesi ile hiç istemedim. Tamam hallederiz dedim ge
Slm bir sene önce ara sıra görüştüğüm bir arkadaş 50 000 borç istedi. 1 aya öderim dedi. Ancak hala ödemedi 2 3 ayda bir denk geliyoruz ortak tanıdıklarda var. Ben konuyu açmadan ayarlıcam falan diyor. Bende bu zamana kadar zor durumda olabilir düşüncesi ile hiç istemedim. Tamam hallederiz dedim geçti. Şimdi bununistemeyi düşünüyorum mesaj mı yazayım. Yoksa aramalı mıyım. Bu tarz şeylerde insanları kırmak istemiyorum. Ancak hepimiz kelli felli adamlarız. Ailemiz var. 50.000 ödemeyecek durumda olduğunu düşünmüyorum. Mesaj yazmak tarafındayım yüz yüze telefonda çok rahat edemem borçu isterken diye düşünüyorum. Ayıp etmiş olur muyum
-1
karabela
(04.06.26)
Olmazsın ama söylemezsen kendine ayıp etmiş olursun. Bir de bunun ayıbı yok zaten, verdiğin parayı istemeye sonuna kadar hakkın var.
+8
muhayyer divan
(04.06.26)
işler çirkinleşmeden mesaj at ki elinde en azından delil olsun.
+3
ground
(04.06.26)
Bence mesajdan ziyade aramak daha iyi, mesaj karşı tarafa daha fazla alan açıyor geçiştirmesi konusunda.
Direkt borcu istemeden önce kendi yaşadığınız sıkışıklığı anlatmaya başlarsanız düzgün biriyse zaten anlar ve kendisi hemen konuya girip gün verir, sonra da gün geldikçe mesaj atıp hatırlatırsınız.

Çok zor ben de çok zorlanıyorum hala tam alışamadım ama mecbur.

Ayıp olmaz asıl ayıp onun sözünü tutmaması, müsait olamamış olabilirsin en kötü direkt ödemem zor olacak aydan aya parça parça atsam olur mu gibi bir teklifle gelmesi gerekirdi ki öyle büyük bir meblağ da değil bir sene olmuş yani yuh geçen seneki 50 binle bugünün 50 bini bile aynı para değil ki.
+1
mutekebbir
(04.06.26)
1 aya veririm diyen adam 1 sene geçmiş vermemiş.

senden önce konusunu açarak manipüle de etmiş seni kaç kere.

ayrıca para TL, yani geçen seneden bu yana en az yüzde 40 değer kaybetmiş. yani o artık 50 değil, 30 bin TL.

HALAAAA ADAMI KIRMADAN NASIL SÖYLERİM DİYE DÜŞÜNÜYOR :))

arayacaksın, bam bam söyleyeceksin. bugüne veya en geç yarına görüşelim diyeceksin.
+11
benimkibu
(04.06.26)
Önceden ona karşı bir mahcubiyetin mi , başka bir borcun mu vardi ki istemekten utanıyorsum ? İsteyeceksin her türlü.
1 yıl bile yetmemiş mi ona bu parayı toparlayıp vermek için ?
Daha ne bekliyorsun ?

Kelli felli adam görünmek yetmez . Adamlık , içeride zihinde ve kalpte olur. İnsan , vermesi gereken borç hususunda dillere düşmemek için elindekini satar yine de öder borcunu.

Bana kalırsa o kimse borcunu vermek için senin ölmeni bekliyor ve zamana bırakmış öylece. Daha senden ayrı olarak kimlerden borç aldığını da bir düşün.

Kendim ara sıra görüştüğüm değil, ayda rahat 10 defadan fazla karşılaştığım birine istediği 2000tl yi bile vermedim. Para konusunda gevşek olduğu için .

Bir kaç denemeden sonra baktınız olmuyor uygun bir yerde herkesin içinde isteyin borcunuzu . Yüzü kızaran kızarsın O şekilde parasını alanlar da var. Değil mi ama herkes herkesin böyle hususlarda ne mal olduğu bilsin .
Demek ortam aleyhte olduğunda borçlu olan borcunu ve biraz olsun utanmayı hatırlıyor .

Nasıl bir dünya anlamadım ki ,
borcunu ödemeyenden alacaklı
olarak yine biz çekiniyoruz.
0
diyecevaplandı
(04.06.26)
Günü kurtarmak adına yalandan 100kya ihtiyacım var, borcunu şu güne kadar ödersen çok iyi olur yoksa zor durumda kalacağım temasında konuşabilirsiniz.

Ancak uzun vadede cidden, borcu geri istemekle alakalı yaklaşımınızı değiştirseniz iyi olur. En azından borcu verirken paranın size de lazım olduğunu söyleyip daha en baştan bir geri ödeme günü belirlemek işinizi kolaylaştırabilir.

Ben nadiren borç veriyorum, sizinki gibi tutarlarda ise sadece 1 kere borç verdim. Borcu verirken net şekilde hangi ayın hangi günü için anlaştığımızı konuşuyorum, aksi halde zorda kalacağımı belirtiyorum ve ödeme tarihi yaklaşırken kendisine x süre önceden hatırlatacağımı da ekliyorum. Böylece hem ben zorda kalmıyorum, hem de arkadaşlarımla aramda o tuhaflık oluşmuyor. Herkes mutlu. Size de öneririm.
0
akhenaten
(04.06.26)
@akhenaten

Kesin bir gun ve saat belirleselerdi, borcu geri odenecekti yani? Hic gulecegim yoktu.
+2
baldur2
(04.06.26)
Mesaj at +1 elinde kanıt olsun üstüne yatarsa icraya verme hakkın doğar
+1
kullaniciadimvar
(04.06.26)
parça parça koparman lazım. tek seferde ödesin diye bekledikçe uzar. örneğin haftaya acil ödemem var gibi bir sebep ile15.000 iste, bir sonraki ay 10.000 iste. kalan ufalınca zaten bişey kalmadı kapatalım şunu dersin. bu 10.000-15.000 leri de ödemiyorsa zaten ödeme niyeti yoktur onu da tespit etmiş olursun.
+1
orpheus
(04.06.26)
@baldur2, hayır tabi ki. senet imzalatsanız da borcu geri ödemeyebilir. ancak bu tür şeyler borcu geri istemeyi kolaylaştırıyor, sorunun konusu ve soranın çekincesi de bu sanırım.
0
akhenaten
(05.06.26)
Tüm cevaplarınız için teşekkür ederim.
0
🌸karabela
(05.06.26)
(16)

Aynı tatili seneye bir daha yapar mısınız ?

garavel
Geçen sene yunanistan’da ( rodos’un lindos bölgesi ) güzel bi tatil yapmıştık, bu sene türkiye’de her şey dahil konsept mi yunanistan mı derken 29 - 26 yaşında bir çift için her şey dahil sıkıcı olur yunanistan yapalım dedik ve kriterlere göre geçen sene tatil yapıp aşırı memnum kaldığımız otele çık
Geçen sene yunanistan’da ( rodos’un lindos bölgesi ) güzel bi tatil yapmıştık, bu sene türkiye’de her şey dahil konsept mi yunanistan mı derken 29 - 26 yaşında bir çift için her şey dahil sıkıcı olur yunanistan yapalım dedik ve kriterlere göre geçen sene tatil yapıp aşırı memnum kaldığımız otele çıktı yine yollar. Aslında bodrum çok kalabalık olmasa ve fiyatlar insancıl olsa orası da iyi olurdu ama tamamen yolmaya yönelik.

İlk kriter izmirden ulaşımın çok zor olmaması, dönüşte de havalimanı olması. Direkt londra’ya döneceğiz oradan çünkü.

Crete, corfu gibi adalar da var ama çoğunun otelinin kendi beachi yok ya da otel kötü vs.

Siz yapar mıydınız aynı tatili? Bu normal bir şey mi?
+1
garavel
(01.06.26)
Geleceğinizi etkilemeyecek, keyif ve eğlenceye dayalı planların en güzel özelliği hiç kafa yormadan size en iyi hissettiren şeyi tercih etme rahatlığı olsa gerek. Geçen seneki tatilinizi beğendiyseniz ve yine gidecek olmak sizi heveslendiriyorsa niçin düşünüyorsunuz ki? Yine gidin, seneye tekrar bakarsınız. Yine heyecanlandırıyorsa yine gidin. Eğer her seferinde iyi hissediyorsanız gerekirse ömrünüzün sonuna kadar bunu yapın. Olay bu zaten.

Edit: Ayrıca bence "biraz bilinen yerde" tatil yapmanın ek güzellikleri de var. Sağı solu biraz tanıyorsunuz, ama tam her yeri bilmiyorsunuz. Hem aa şurda şu vardı, burada bunu yapmıştık diyebildiğiniz bir yer, hem de daha yapacak şeyler var. İki katmanlı.
+2
akhenaten
(01.06.26)
Biz yapiyoruz, benzer sekilde begendikleri otellere her sene tekrar giden arkadaslarimiz da var. gayet normal bir durum.
0
sertac akin
(01.06.26)
Aynı tatilleri yaparım. Aynı otellerde olmak üzere kaş, cunda adası'nda birkaç yıl üstüste yaptım, çok mutlu oluyorum. Müdavimciliği seviyorum
0
gadlemler
(01.06.26)
Yapmam.
Onun yerine baska yere giderim. .
-1
Purple life
(01.06.26)
Yaparım ama ilk tercihim olmaz.
0
gabe h coud
(01.06.26)
ayni adaya gitmezdim herhalde , ama baska adaya giderdim.
bir de adadan adaya feribotla gecip farkli adalari da gunubirlik gormek isterdim.
gecen sene 2 gun kalimnos yaptik fena degildi. sakiz falan da guzeldir gitmediyseniz.

yunan candir yaw, adamlar bozmadan koruyarak, bakim yaparak isi goturuyorlar. biz ise rantci ve yok edici sekilde ilerliyoruz. ben olsam bodrum'a falan bulasmam.
0
cooperr
(01.06.26)
10 küsür yıldır her yaz -bazen iki kez olmak üzere- aynı tesiste tatil yapıyorum. deniz tatilini asla riske atmam; bundan sonra da aynen devam etmeyi planlıyorum.
0
lil siztah
(01.06.26)
Valla ben de geçen yıl gittiğim oteli çok beğendim. Ulaşımı da çok kolay. Odamı bile özledim. :D olur neden olmasın, iyi otel bulmak zor, 3 5 günü riske atmaya gerek yok, sıkılırsan çıkıp gezersin
-5
arbre
(01.06.26)
farklı ada ya da farklı bölgeler tercih ederdim. yunan adasında denize sıfır otelde kaldım ama otelin denizinde hiç girmedim hep farklı koylara girdim. aynı denize 2 gün girmek sıkıyor beni.
0
jelly bear
(01.06.26)
Memnun olduğumuz için, uzun yıllar ailecek aynı tesiste tatil yaptık. Risk almak istemedik. Tabi çocuk da vardı.
Sürekli aynı yere gittiğimiz için de çalışanlarla bir tanışıklık ve özel hizmet avantajı da hoştu.
0
pro9it9is9
(01.06.26)
aynı adada, aynı otelde kalmak bence gayet makul bir tercih. mutlu olduysanız aynen devam edin.

ama herşey dahil meselesine bir itirazım var. tatilden ne beklediğinize bağlı olarak, herşey dahil konsepti gayet de makul olabiliyor. benim o yaşlarda tatilden beklentim, kahvaltıdan sonra deliler gibi içmeye başlayıp, denize girip içmeye devam etmekti. herşey dahil bunu sağlıyor:)
0
co2s2
(02.06.26)
3 yıldır gökçeada'ya gidiyoruz. bu sene de iple çekiyorum. canım gökçeadamm.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(02.06.26)
bildiğiniz ve güvendiğiniz yer iyidir , amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok
0
devilone
(02.06.26)
Eğer yeni yerler görme isteğim o anki duygu durumuma göre çok yüksekse aynı tatili yapmam ama konfor alanımdan çıkmak istemezsem aynı tatili yaparım, bu senede 1 kez yaptığım bi şey sonuçta, kendimi mutşu hissetmeliyim bir şeyler zorlama olmamalı.
0
Sadece soruyorum
(02.06.26)
Gravel Lindos'ta hangi otelde kaldin ? Belki seneye listeme alirim.Aciktan yazmak istemezsen ozelden de yazabilirsin
0
turkuaz
(02.06.26)
yeni bir yer görmek her zaman için daha iyi ama mutluysanız bu tatilden neden olmasın bir daha gidin
0
darthvader
(03.06.26)
(5)

hangi yasta is degistirmek zor?

Purple life
bence yeni mezunun is bulmasi cok zor. kimse emek vermek istemiyor. herkes baskasinin yaninda pissin bana gelsin derdinde. min 2 yillik tecrübe oldugu takdirde 20,30 ve 40li yaslarda is degistirmek kolay gibi geliyor. 40larina sonuna kadar zorlasir ve 50 sonrasi icin imkansiz gibi bir sey bence. o
bence yeni mezunun is bulmasi cok zor. kimse emek vermek istemiyor. herkes baskasinin yaninda pissin bana gelsin derdinde.

min 2 yillik tecrübe oldugu takdirde 20,30 ve 40li yaslarda is degistirmek kolay gibi geliyor. 40larina sonuna kadar zorlasir ve 50 sonrasi icin imkansiz gibi bir sey bence.

o yüzden bu yaslarda is degistirip sürekli yüksek maasi kovalamak iyi bir fikir gibi geliyor. 45 yasinda buldugun istense emekli olana dek ayrilmamak gibi bir planim var.

siz ne dersiniz?
0
Purple life
(01.06.26)
İnsanlar eğer işten çıkarılmamışlarsa genelde zaten çalışırlarken iş arıyorlar ve aradıkları maaş ve şirket kültürüne sahip yerlere geçiyorlar. Bunun da hangi yaşta olacağı çok önemli mi ki gerçekten? 50 yaşında daha iyi bir yer bulsanız veya davet edilseniz gitmez misiniz? Aksine, işinizi kaybetmek söz konusuysa yine yaşın pek önemi kalmıyor, çünkü bu konuda karar sizde değil. Genel plan aslında daha çok "fırsat bulduğunda iş değiştir" şeklinde ve sizinkine göre daha basit ve işlevsel sanırım.
+2
akhenaten
(01.06.26)
Yüksek maaşı kovalama olayı tam Türk beyaz yakalı kafası. Sonra bir bakmışsın tansiyon, kalp, şeker almış yürümüş. Yaşla birlikte işin yapılabilirliği daha öne çıkıyor.
-3
michael harddd
(01.06.26)
mavi yakalının özellikle kritik öneme haiz bir işlevi yoksa. 40 dan sonra iş bulması zor. 50 den sonra imkansız derece zor fakat her insan için böyle değil. meslekçi insansan. zanaat sahibiysen sıkıntı yok. aynı şekilde beyaz yakalı ama mesleğinde de iyiysen sıkıntı yaşanılacağını sanmam.
-1
omer460
(01.06.26)
beyaz yakayi baz aliyorsak tam tersini dusunuyorum.
en cok ilk isimde zorlandim, sonrasi eger isinde iyiysen ve cv kof degilse corap sokugu gibi geliyor.
ozellikle 35-55 arasi bence prime donem. 55 sonrasi yavaslamaya baslanabilir ama 70'e kadar soluksuz devam edenler de biliyorum.

tecrube olarak 20 seneyi devirmeden ben "artik buradan emekli olacam" demem. 20 sene tecrube olana kadar ziplayarak devam ederim. ne kadar farkli sirkette calisilirsa o kadar iyi diyorum.
-1
cooperr
(01.06.26)
Genc enflasyonu ne demek ki? @korkut
-1
🌸Purple life
(02.06.26)
(7)

Hafta içi iki gün tatil seçseniz

mor bembombom
İş gereği cumartesi, pazar ve pazartesi kesin çalışılacak diyelim. Kalan günlerden istediğiniz iki günü tatil seçebiliyorsunuz. Art arda iki gün mü seçersiniz, araya boşluk mu alırsınız?
İş gereği cumartesi, pazar ve pazartesi kesin çalışılacak diyelim. Kalan günlerden istediğiniz iki günü tatil seçebiliyorsunuz. Art arda iki gün mü seçersiniz, araya boşluk mu alırsınız?
0
mor bembombom
(01.06.26)
art arda 2 gün iyidir. gerektiğinde plan yapıp şehir dışına vs. gidebilirsiniz. birer günlük tatil yapınca hiç tatil yapmıyorsunuz hissi oluşur bir yerden sonra.
+1
shadowfollower
(01.06.26)
Çevreyle iletişimi koparmamak açısından perşembe cuma mantıklı olabilir, çünkü cuma akşamı için plan yapmak daha kolay.
+5
akhenaten
(01.06.26)
perşembe-cuma alırdım.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(01.06.26)
Fiziksel, beden gucu isiyse araya bosluk. Masa basi beyaz yaka isiyse arka arkaya iki gun secmek daha mantikli.
+1
freedonia
(01.06.26)
perşembe-cuma alırdım +1
0
hrskrs
(01.06.26)
Art arda iki gün seçerim, en yoğun çalışma günü hangisiyse sonrasındaki iki günü isterim, Cumartesi, Pazar ve Pazartesi çalışmak zorundayım ve Pazartesim çok yorucu geçecekse Salı - Çarşamba izin yapmak isterim.

Eğer yoruculuk açısından bir farklılık yoksa Perşembe-Cuma tercih ederdim.
0
mutekebbir
(01.06.26)
Muhtemelen Salı Çarşamba alırdım. Niyeyse Cumartesi Pazar Pazartesi çalışıacaksa haftasonu daha yoğun geçer gibi geliyor, yani çalışıp tatil yapmak daha mantıklı geldi, öbür türlü sanki tatilden çıkıp yoğun tempoya giriliyor gibi hissettim.
0
kumandanim
(01.06.26)
(4)

Kıbrıs'ta türkiye hattı kullanımı

gene yatti
Kıbrısta normal türkiye hattımızı kullandığımızda bizi arayanlara "aradığınız kişiye ulaşılamıyor" veya "aradığınız kişi şuan yurtdışında" gibisinden bir uyarı veriyor mu acaba bilgisi olan var mı?
Kıbrısta normal türkiye hattımızı kullandığımızda bizi arayanlara "aradığınız kişiye ulaşılamıyor" veya "aradığınız kişi şuan yurtdışında" gibisinden bir uyarı veriyor mu acaba bilgisi olan var mı?
0
gene yatti
(01.06.26)
Turkcell türkiye hattı ile yurt dışı kktc paketi kullanmıştım. Her g0n görüştüğüm kimse anlamamıştı yurt dışında olduğumu. Yurt içi ike bir fark yoktu.
+2
yadigar
(01.06.26)
Sizi aradiklarinda arama ucretlendirilir ya da sms gonderdiklerinde. Burdan anlayabilirler yurtdisinda oldugunuzu. Faturasiz hat kullaniyorlarsa da arama dusmez sms gitmez ya da siz faturasiz kullaniyorsaniz ve hatta yuklenmis bosta tl yoksa
0
mezzosprite
(01.06.26)
wifi varsa ve wifi aramayı açarsanız ne ekstra bir ücret ödeme(her iki taraf için) ne de yurtdışında vs gibi bir şey olur. aramalar smsler normal paketten karşılanır.
+1
bravoteam
(01.06.26)
Eğer sizi arayan kişi yurtdışına aramaları kapattıysa veya bir şekilde kapalıysa böyle bir sorun yaşıyor olabilir ama bu sizden değil, arayanın ayarlarıyla alakalı bir sorun. Ama böyle bir durumda hiç ses çıkmıyor normalde, belki operatöre göre değişiyordur.
+1
akhenaten
(01.06.26)
(32)

sevgilinin absürt cümlesi.

addison
kız arkadaşım bir ara öyle otururken ve aptalca şakalaşırken bana, "bazen karşıdan yakışıklı bir adam görürsem beni domaltıp sikse keşke diye düşünüyorum." dedi ve güldü. ki normalde asla böyle bir geyiğimiz olmaz olamaz. benim şok halimi görünce şaka yaptım dedi. daha sonra da ben sabah bir şey yap
kız arkadaşım bir ara öyle otururken ve aptalca şakalaşırken bana, "bazen karşıdan yakışıklı bir adam görürsem beni domaltıp sikse keşke diye düşünüyorum." dedi ve güldü. ki normalde asla böyle bir geyiğimiz olmaz olamaz. benim şok halimi görünce şaka yaptım dedi. daha sonra da ben sabah bir şey yapmıştın ona gıcık oldum. onun için canını acıtmak istedim dedi.

sizce bu kabul edilebilir bir şey midir? sonrasında olay küllendi ve gittim ailesiyle filan tanıştım bunun (1,5 yıllık ilişki)

şimdi de kaldıramıyorum. bu söz sürekli aklıma gelip duruyor. sizce ayrılmalık bir durum mu bu..

benim yaş 30 onun 27
📊 ?

Bu anket sona erdi. 82 oy kullanıldı.

0
addison
(31.05.26)
Apaçık yazdığın gibi söylediyse artık güvenmek çok zor.
0
artıküyeolmakistiyorum
(31.05.26)
yeminle bu şekilde açık açık söyledi. bin kez özür diledi sonrasında ama kafama kuşku girdi bir kere. beni tanıyorsun ben başka bir erkeğe kafamı kaldırıp bile bakmam dedi ama artık bir acayip oldum güven dağıldı. bir de nöbetli çalışıyorum ben.
+2
🌸addison
(31.05.26)
Kadroda eksik olduğunun işareti. Ayrılmayın, büyümeye gidin. Paylaştıkça çoğalır bazı şeyler.
-3
beyfendi
(31.05.26)
Düşünce olarak normal. Söylemesi anormal
0
benaslindayohum
(01.06.26)
Ayrılmak için daha ne demesi lazımdı? sınırınızı merak ettim. sınır neydi emekti
+4
Rondak
(01.06.26)
O an ayrılsanız neyse de zaman geçmiş zor bir soru.

Tamamen gerçekten güvenip güvenemeyeceğinize kalmış onu da siz bilirsiniz.

Bilerek benzer ayarda bir yersizlik yapmak bir seçenek.

Neden öyle bir şey demiş onu konuşmanız lazım. Bazı kadınların böyle saçma foreplayleri oluyor. "Ben varken seni kimse sikemez" falan gibi cevaplar bekliyorlar o tarz saçma bir şey olabilir mi
0
aguen
(01.06.26)
o an birden ayrılabilecek bir konumda değildim. ya da şu an öyle bahane buluyorum bilmiyorum. birden elime ayağıma sarıldı ve özür diledi. ama özrün ne kabulü var ki şu cümleyi kullandıktan sonra değil mi?
0
🌸addison
(01.06.26)
Her şakada bir gerçeklik payı vardır (Sigmund Freud).
Böyle şaka olmaz.
+5
pro9it9is9
(01.06.26)
'Tecavüze uğrama fantazisi' diye Google'da aratın. Hiç de öyle nadiren karşılaşılan bir şey olmadığını göreceksiniz. Ama istisnaları saymazsak bu sadece fantazi olarak kalacaktır.

Mesela (bkz: yüksekten aşağı bakınca doğan atlama isteği) ki psikolojide buna boşluğun çağrısı denir, her insan hissedebilir de kimse atlamaz.

Kızcağızın aptallığı bunu olmayacak yerde dillendirmesi olmuş. Bir an seni kankası sanmış olmalı. Gülün geçin ve unutun bence.
+6
Mirket
(01.06.26)
Ben okuyunca şok oldum, siz duyunca ne oldunuz kim bilir. O an şakalaşıyormuşsunuz ve sanırım gaza gelmiş. Artık hep kız arkadaşınızın bu tarz düşünceler içerisinde olduğunu bileceksiniz. İnsanoğluyuz, aklımızdan abes düşünceler geçebiliyor ama bunu dillendirmek, hele de bu şekilde söylemek çok farklı bir boyut. Aklımızdan her geçeni söyleseydik, kimse birbirinin yüzüne bakamazdı. Böyle bile olsa siz sıradan bir arkadaşı da değilsiniz üstelik, yaşlar da olgun yaşlar. Ama akıl öyle değil sanırım. Ezcümle bence ayrılın.
+1
huzurlarinizda huzursuzluk
(01.06.26)
küpün içinde ne varsa dışarıya da o sızar.
buna benzer şeyler daha önce de yazılmıştı.
ne hayatlar var anlamıyorum.

sevmek, karşıdakinin kusurunu da kişinin görmesini engeller denir
ama onun bu sözü, kusurdan da öte daha olumsuz anlamlar içeriyor.
bir kadının/kızın aslında kendini böyle anlarda anında salıvermesi değil, muhafaza atmesi, susması gerekmez mi ?
mutluluğu yanlış yerlerde arıyor belli ki .
0
diyecevaplandı
(01.06.26)
birini çekici bulmak farklı, biriyle ilişkinin olması ve bunun sorumluluklarını bilmek farklı. yani rahatsız edici bulmanı anlıyorum da kocaman insanlarsınız bunun için ilişki mi bitirilir, güzel birini görürsün vaaaay dersin iki saniye sonra çıkar aklından. bu bana da oluyor ama kimseyi yatırıp zikmedim daha.

hele ki bu tür sorularda buranın gazına hiç gelme derim. bir kadın yanlışlıkla koluna çarpsa heyecandan düşüp bayılacak patolojik incel lavuklar sana ahlak, adamlık, cinsellik dersi filan verecek çünkü. hepsini geçtim bu işin doğrusu yanlışı olmaz sonucu yaşayacak olan da kendini ve sevgilini tanıyan da sensin.
-1
der meister
(01.06.26)
düşünmek ile söylemek çok farklı şeyler. söylediği şey çok çocukça, aynı zamanda güven zedeleyici bir durum.
bir kadının bırakın böyle çirkin birşeyi, basit bir küfrü etmesini bile yakıştıramıyorum. kadın nazik olmalı, kadin erkek gibi olmamalı bence.
-1
monicapp
(01.06.26)
özgür turhan (komedyen) ile aynı kaderi paylaşmak istemiyorsanız yol yakınken ayrılın.
+3
shadowfollower
(01.06.26)
Bu tür durumlarda her zaman "aynısını senin anana bacına söyleseler ne hissederdin" sorusu sorulmalı, sorun olmaz deniliyorsa sen de etme.
0
kizil karga
(01.06.26)
Şaka olarak da kabul edilebilir değil ki bu. Ben böyle bir şaka yapamazdım. Ayrıca zaten şaka olmadığını söylemiş kendisi, gıcık olduğu bir şey için canınızı yakmak istemiş. Ki bu şakadan daha büyük bir sorun. Daha kaç farklı şekilde ve zamanda böyle bir işe girişecek? Mesela gıcık olma durumuna göre bu şakanın gerçeğini de yapıp "ama sen de bunu yapmıştın?" Bahanesiyle gelecek mi? Duyulmamış şeyler değil. Peki daha kaç farklı şekilde sizi manipüle etmeye yelteniyor olabilir?

Ortada bir ayarsızlık var gibi. Ayarsızlık beni çok tedirgin ediyor açıkçası. Siz ne yaptınız, ne çeşit bir duruma gıcık oldu bilmiyoruz, ancak hareket çok fevri duruyor. Fevri insanlardan hep korkarım ben. Fevri insanın yapabileceği şeyler ancak hayal gücüyle sınırlı.
0
akhenaten
(01.06.26)
insanın bilinçaltında yatan bir şeyi karşı tarafın canını acıtmak için söylemesi gaddarlıktır. evlenmeden senden öç alan biri evlenince çıkarcı davranabilir. hayat boyu sırtını yaslacağın insanın sana gıcık olduğu için bunu yapıyorsa, ileride neler yapmaz?
+2
mikahakkinen
(01.06.26)
en başta düşünmeniz gereken şey, sizi o kadar da beğenmiyor. bu dünyada benim için en yakışıklı insan eşimdir mesela. diğer erkekleri gözüm görmüyor bile. biraz da bu açıdan bakın.
0
Hallegadola
(01.06.26)
Bundan daha "ayrılmalık" bir durum görmedim uzun zamandır.
Büyük densizlik, insan böyle bir şeyi aklından geçirince bile kendini kötü hissetmeli ki bir de aranızda bu tür muhabbetler yokken pat diye söylemiş.
0
mutekebbir
(01.06.26)
bugün can yakmak için dile getiren yarın daha büyük bir can yakma ihtiyacı hissettiğinde yapar da. hadi onu geçtim sevdiği adamın yüzüne karşı "elin adamı beni domaltıp sikse keşke" diyebilen bir yaratıkla hayat mı geçer? seviyesizlik bile yeterli bence.
+3
matematisyen
(01.06.26)
Ciddi bir ilişkiye döndürmezdim.
-1
gabe h coud
(01.06.26)
İçine o kurt düşmüş. Ayrılmazsan seni yer bitirir. Uzatmaya gerek yok.
+1
Zulm
(01.06.26)
tut ki içinden böyle bişey geçirmiş, bunu sevgiliye söylemesi; sonra da açıklama yapayım derken üstüne tüy dikmesi falan ağır ofsayt. bu densiz hanımın tek vukuatı bu olamaz diye düşünüyorum. ayrıca bu, başkasına sorulacak bişey değil bence; tamamen kişinin mide hassasiyetine göre tavır alınmalı.
0
lil siztah
(01.06.26)
fantezisi olabilir, hayal kurabilir bu çok normal ama tutup da senin canını acıtmak için söyledim demesi en büyük sıkıntı. asıl üstünde durulması gereken nokta bu bence.
+1
my fault
(01.06.26)
Benim de guzel kizlari sikesim geliyor ama bunu sana boyle soylemiyorum deseydin ya.

Ben genis insanimdir mesela ama boyle lafi duysam ayrilirim.
-2
synesthesia
(01.06.26)
Ayrılmak için birden fazla sebep vermiş zaten. Güven meselesine girmiyorum, o sizin bileceğiniz iş. Böyle bir "şakayı" yapabilecek kadar düşük zekaya sahip olması bir sebep olabilir. Alkollü falan olsa hadi neyse diyeceğim ama ağızdan bir anda çıkmış bir şey de değil, bir şeylerin intimakını almak için kafasında tasarlamış. Bu da ikinci ayrılık sebebi.
-1
himmet dayi
(01.06.26)
ayrıl. içini yer durur.
0
summerjam0306
(01.06.26)
öncelikle tespitim sebebiyle alınmayın lütfen. sağlıklı bir ilişkiniz yok sizin. birbirinizle her konuda samimi bir şekilde konuşamamışsınız.

ilişkinin süresine ve kızcağızın kendini affettirmek için şekilden şekile girişine bakılacak olursa sizi kalbiyle seviyor ama iç dünyasında da fırtınalar kopuyor. iç dünyası renkli bir abla yani.

ben haz ile aşkı ayırıyorum birbirinden. bunu öyle kolay yapabiliyorum sanılmasın ama. zor oluşu, keyifli olmasının da sebeplerinden biri. ne saçmalıyor bu diyenleri duyar gibiyim :)
+1
benimkibu
(01.06.26)
bence senin hatun baya ac. aci da doyurmak zor olur.
ben olsam bunu salarim gitsin.
35i gecmeden evlenme, aranda da en az 6-7 yas olsun.
+2
cooperr
(02.06.26)
kurduğu cümle çok ağır. cümlenin kendisinden daha ziyade, size karşı saygısının olmaması daha büyük bir problem. o cümleyi affedip yoluna devam edersen belki seni aldatmaz ama artık çok kolay bir şekilde fırsatını bulduğunda saygısızca davranır.
0
korkut
(02.06.26)
olaydaki kız benim ağır cümlelerinizi anlıyorum ama beni buradaki kimse tanımıyor okudukça daha da kötü oluyorum ben tertemiz biriyim lütfen. ben normalde asla o kadar kötü kelimeler kullanan hayatında cinsellik olan birisi değilim ben aksine insanları kırmamaya özen gösteririm hep ,en kötü çok büyük bir olay olduğunda anlarda bile küfür etmem aptal salak gibi basit şeyler kullanabilirim .Hayatım boyunca da ilk defa kullandım o sözü o yazdığı cümlede. ben ona saygısızlık yapmak istemedim onu incitmek istemedim onu seviyorum aksine hem de çok. ben ilk defa sevgili denilebilecek bir duygusal ilişkiyi onunla yaşadım ondan önce geçmişi olan birisi de değilim. ben normalde erkeklere bakan kesen kendini gösteren biri değilim açık bile giyinmem bu yazan cümleyi normalde aklıma bile getiremem utanırım bunu o da biliyor. ben ahlaklı biriyim. bu olay nasıl oldu o zaman der iseniz biz onunla şakalaşıyorduk böyle bir ortam o bana tam hatırlayamadığım bir kız şakası yaptı amacım onu erkek şakasıyla üst düzeyde gıcık etmek sinir etmekti biliyorum bu da doğru değil ama o an aklımda en uç ne söyleyebilirim düşüncesi belirdi ben de böyle bir şey uydurdum amacım sadece gıcık etmekti sinirlendirmekti çok çok yanlış olduğunun şuan farkındayım ama o an bunun sanırım bu kadar büyük bir şey olduğunu çözemedim. söylediğim anda evet yüzü düştü morali bozuldu haklıda ben de sözün çok çok fazla olduğunu anladığımda ondan gerçekten 100 kere özür dilemişim o kadar üzüldüm ki ağzımdan böyle bir kelime çıktığı için ve onu üzdüğüm için .ben bu kelimeleri en fazla sosyal medyada okumuşumdur benim normalimde böyle kelimeler yok ben her zaman düzgün üsluplu bir insanım bunu o da biliyor. özür dilediğimde pek bir şey demedi normal ilerledi sohbet ertesi gün söylediğim şeyi yapay zekaya sordu ve bana iletti ben de bunun ne kadar yanlış bir şey olduğunu anladığımı onu üzmek kırmak istemediğimi bir daha asla yapmayacağımı hatamı anladığımı daha dikkatli olacağımı söyledim o da tamam canım deyip o konuyu kapattı devamında her şey normal ilerledi . o da benim böyle birisi öyle kötü düşüncelere sahip birisi olmadığımı biliyor dengesiz düşünmeden konuşan birisi değilim. ben insanları kandırmam arkalarından iş çevirmem insanlara iyi davranırım ahlaksızlık yapmam yalan söylemem. onu seviyorum biliyorum o da beni seviyor bu konu tekrar bir ay sonrasında ailemle tanışmasının ardından açıldığından beri bin kere özür dilemişimdir. benim iyi biri güvenilir biri olup olmadığımı ona sorsanız o da evet iyi biri güvenilir der sadece böyle bir densizlik yaptım tekrar ÖZÜR DİLERİM . bu yüzden ben de buradan ona bunu ayrılığı haketmediğimi her şeyin çözülebileceğini inandığımı yazıyorum. seni her şeyden çok seviyorum bu yüzden AYRILMAYALIM beni ve bu hatamı affet. aşkın her zaman bulunamayacığını biliyorum ömürde bir kere belki bu yüzden lütfen birbirimizi kaybetmeyelim seni seviyorum. ve ben tertemizim hep öyle hassasiyetli de olacağım ekstra sözlerime dikkat edeceğim. AŞK için birbirimiz için affetmeye değer değil mi? SENİ SEVİYORUM
0
Hata
(03.06.26)
lütfen kalbinle düşün
tek bir sözle bir insan değerlendirilemez
insanlar hata yapar ama çözülebilir
lütfen bu da çözülsün

gözümde göz yaşı kalmadı günlerdir hüngür hüngür ağlıyorum mahcubiyetimden seni kaybetme korkusundan
0
Hata
(03.06.26)
(23)

Başkalarına normal gelen ama sizin katlanamadığınız şeyler?

ekimoloji
Yalnız olmadığımı bilmek istiyorum, yemek yedikten sonra kürdanla diş karıştırılması midemi alt üst ediyor, yapana asla bakamıyorum. Bana göre medeniyesizce bir davranış. İlla yapılacaksa WC’de yalnızken falan yapılmalı diye düşünüyorum.
Yalnız olmadığımı bilmek istiyorum, yemek yedikten sonra kürdanla diş karıştırılması midemi alt üst ediyor, yapana asla bakamıyorum. Bana göre medeniyesizce bir davranış. İlla yapılacaksa WC’de yalnızken falan yapılmalı diye düşünüyorum.
0
ekimoloji
(30.05.26)
El ile ağız kapatılıyorsa kürdan problem değil benim için.
Ama şu var:
eksisozluk.com
0
bumbum
(30.05.26)
Evet. İğrenç bir şey.

El öpmek. Tuvaletten çıkınca elini yıkamamış birinin elini öpüyorsun belki.
Koronavirüs varken ne güzel el sıkma bitmişti.

Sünnet de bana ters gelmeye başladı. 18 yaş altı olan birinin vücuduna geri döndürülemez bir zarar veriliyor.

Nişan alışverişi denen garip şey. Evlenmeden önce kadının X gram altın istemesi.

Düşünsem çok bulurum.
-4
arbre
(30.05.26)
Geçen gün metrobüs sırası bekliyordum. Geldi bi tane önde barikat gibi duran birkaç kişi yüzünden binemedim ama heralde yolları uzun bomboş gelene binecekler diye düşündüm. Ardından gerçekten bomboş metrobüs geldi ben de önümdeki herkes binecek nasılsa diye önümdekilerin binmesini bekledim. Baktım sağdan soldan herkes bindi önümdeki duvar gibi duran kişiler yine binmedi ve ben zar zor onları aşıp binebildim anca. Ama asla sağa sola da ayrılıp yol vermiyolar. O kadar sinir oldum anlatamam. Sonra binerken soylendim kendi kendime kimse tepkili gözükmüyordu. Bu durum çok yaşanıyor yani metrobüse binmeyeceksen neden yolu kapatıp en önde duruyorsun veya yol vermiyorsun.

Bir de kaldirimda duran hareket etmeyen insanlara da tahammül edemiyorum. İstanbul kalabaliginda zaten yürünecek alan çok az bir de insanlar duruyor. Bir de onları aşmaya çalışıyoruz yolumuza gidebilmek için.
+2
egerbiryolcu
(30.05.26)
koltuklara ayaklarını toplayıp tüneyerek oturan insanlar. ev ortamında sıkıntı yok ama ayakkabılarla oturduğumuz yerin temas etmesine hep tilt olmuşumdur.
+3
suicmeyenadam
(30.05.26)
Kürdan komple zarar aslında, ama beni rahatsız etmez.

Fazla işlevselcilik beni çok rahatsız ediyor ama ya.
Hiç sürahi yokmuş gibi yoğurt kabında ayran yapmak olsun, düzgün çöp kutusu yokmuş gibi beş litrelik su şişesinden çöp yapmak olsun, düzgün sabitleyiciler varken masanın bacağının altına koyulan kağıt karton falan olsun, deli oluyorum içten içe.

Bunları yapan insanların da çok hoşuna gidiyor, pratik zeka falan deniyor. Ana fikri anlıyorum ama her fırsatta "pratik zekaya" sarılmak da gereksiz bence ya. Günü kurtarmak için yapılır bunlar ama, genelde öyle olmuyor birçok insan için.

Yukarda da denmiş, kaldırımın ortasında duran veya orta yerden ağır ağır yürüyen, karşıdan karşıya geçerken sanki kır yürüyüşü yapıyormuş da hiçbir anını kaçırmaması gerekiyormuş gibi ağır ağır geçen insanlar içime sıkıntı bastırıyor cidden.
+2
akhenaten
(30.05.26)
Kapali alanlarin olur olmaz mevsimlerde gereksiz sicak yapilmasi. Mesela Mayis ayi disarisi 18 derece ve kalabalik bir kapali mekanda isitma acik. Havasiz hamam gibi igrenc bir ortam, ayni sey kisin da gecerli, zaten iyi giyinilmis oluyor, her yeri hamam gibi yapiyorlar.
+2
mbond
(30.05.26)
avuç içine hapşırılması. sonra da ellerini yıkamıyorlar. sonra o ellerle bir şeylere dokunuyorlar.

buna katlanamıyorum.

o an peçete yoksa dirseğin iç kısmına hapşırılmalı.

ayrıca wc sonrası elini yıkamayanlara da katlanamıyorum.

ayrıca sifona bastıktan sonra elini yıkamayanlara da katlanamıyorum.
+3
art cat chocolate
(30.05.26)
misafirliğe gittiğinizi düşünün. karşınızdaki kişinin çorapsız ayakkabı , terlik giymesi beni çok rahatsız eder. çok ciddiyetsiz bişey.
+1
omer460
(30.05.26)
herkesin telefonundan surekli degisik sesler cikmasi. tiktok izliyorlar sanirim, bir sesten baska bir sese gecis yapiliyor surekli. bunu icat eden gun yuzu gormesin ya. ucakta beklerken bile aciyorlar bunu gina geldi artik.

bu arada mbond +1, her yer cok sicak.
+7
arakaali
(30.05.26)
Elle ağzını kapatarak kürdan kullananlar bana daha çok hanzo geliyor.
-1
dapda
(31.05.26)
Bu insan bunu nasıl yapabilir, sorusu hayatını en çekilmez kılan şeydir ve hiç bir şeyi çözmez. Söylemen gereken cümle, "Bu insan da böyle görmüş, yetişmiş böyle cahil kalmış, yazık" der, geçersin. O zaman hayat daha kolay olacak. Başka yolu yok, böyle insanlar ve hatta çok daha kötüleri hep olacak.
+2
mehmetakar
(31.05.26)
Yukarıdakilerin neredeyse hepsi artı taharet. Ne elinden bir şey yerim, biliyorsam karşıdakinin bunu yaptığını ne el sıkışırım, ne havlumu tutarım yanında.
Aklım hayalim almıyor şunun halen yapılabiliyor olmasını.
+2
asue
(31.05.26)
Toplu ortamda telefondan sesli bişeyler izlenmesi, öZellikle reels vs, sürekli anlamsız değişen sesler
+2
mavibalık
(31.05.26)
araba kornası
+2
yurtsuz john
(31.05.26)
+sonsuz listelesem kesinlikle başı çeker. Olayın varlığını düşünmek bile mide bulandırıcı.
-1
🌸ekimoloji
(31.05.26)
Bir Fransız lisesinde, müdür yardımcısı bizle konuşurken serçe parmağıyla yemek artıklarını çıkarıyordu.
Bu anekdottan sonra, soruya gelirsem:
- Fiziksel şakalar, izinsiz dokunma (kişisel alana saldırı)
- Korna
- Randevuya ve tüm diğer saatli işlere uymama
- Sıra olan yerde öne geçme
- Yoğun trafikte sersem tavuk gibi kendini arabaların altına atıp, karşıya geçemeyen arkadaşına sırıtanlar
+3
pro9it9is9
(31.05.26)
online bağış yapanlar.
sadaka olur, bağış olur, yardım olur. hepsi gözümde böcekten farksız. bunların içinde yüksek oranda beyaz yakalılar da var.
-5
plastic_angel
(31.05.26)
ufacık bir yardıma bile engel olurlar
0
mantık
(31.05.26)
Taharet derken elle alınması mı rahatsız ediyor? B.klu mu gezilmeli? Ben tuvalet ıslak mendili kullanıyorum.

Neden kimse el yüz yıkanan yere ayağı sokup abdest almak dememiş? İlginç
-4
Kahvedesu
(31.05.26)
Nedense sadece kadınlarda gördüğüm göz çapaklarını parmak ucuyla silip bir de uzun uzun inceleme hareketi var. Midemi bulandırıyor.
0
beyfendi
(31.05.26)
@thetruenorthstrongandfree2 soruya cevap vermek yerine neden özgeçmişini, kendinle ilgili cool olduğunu düşündüğün şeyleri yazmayı tercih ettin merak ettim.

İyi bildiğin uzmanı olduğun bir konuda yetkin olmayan birinden eğitim almak başkalarına normal geliyor da bir tek sende mi kaşıntı yapıyor bu? Duyurudaki soruya uygun bir cevap bile değil bu. Hiç gereği yokken özgeçmişini okuduk.
+5
beyfendi
(31.05.26)
@thetruenorthstrongandfree2 kvkk'ya göre rızan dışında veri işleme suç sayılacağı için tabii ki oturup her soruya verdiği cevabı ai modele verip kişilik analizini yapmasını istemedim ama yapsaydım eğer eminim zank diye sosyoekonomik narsisizm ve statü takıntısı, sınıf kibri, değerini finansal güç üzerinden tanımlama, hiyerarşik küçümseme ve kibir, düşük empati gibi insanın kendine yakıştırmayacağı sonuçlar çıkarırdı.

sana kişisel olarak saldırmıyorum. seni tanımıyorum. konu sen değilsin ama konu sen olmak istiyorsun.
+5
beyfendi
(31.05.26)
parfüm kullanmak
0
sadegazoz
(11.06.26)
(13)

Kedim saksıdaki solucanı duyuyor olabilir mi?

a perfect lie
Evde büyük bir saksıda limon ağacım vardı, kurudu. Salonda bir köşede duruyor. Kedim ara sıra hızla kalkıp bu saksının önüne geliyor ve gözlerini dikip bakıyor. Bazen de patisi ile saksıyı pataklıyor. Ayrılmıyor saksının önünden.Evde büyük saksılı başka çiçeklerim de var. Limonun tek farkı bunu bizi
Evde büyük bir saksıda limon ağacım vardı, kurudu. Salonda bir köşede duruyor. Kedim ara sıra hızla kalkıp bu saksının önüne geliyor ve gözlerini dikip bakıyor. Bazen de patisi ile saksıyı pataklıyor. Ayrılmıyor saksının önünden.

Evde büyük saksılı başka çiçeklerim de var. Limonun tek farkı bunu bizim seradan getirmiştim, toprağı iyice doğal. Diğer tüm çiçeklerde marketlerden paket olarak alınmış topraklar var. İçinde solucan filan yoktu. Tüm çiçeklerin topraklarını ben değiştirdim.

Kedim bu saksı içindeki solucanı filan mı duyuyor? Düşünüyorum başka ne olabilir ki?
Diğer saksılara ya da çiçeklere bunu yapmıyor.
0
a perfect lie
(30.05.26)
Duyuyordur, bizden çok daha gelişkin işitme yetenekleri var. Saksı içinde böcek falan geziyorsa onu da duyuyordur.
0
muhayyer divan
(30.05.26)
Solucanı duymak biraz spesifik olmuş, duyulacak şiddette bir sese yol açmıyor olsa gerekler. Hele de uzaktan dikkat çekip kediyi yanına çekecek kadar. En azından diğer ihtimallerin yanında...

Saksıda böcek, sinek vs varsa onların hareketini, toprağa girip çıkmalarını görmüş olabilir örneğin. Bu solucan için de geçerli. Veya toprağın içinde böcekler de dahil çeşitli katkılar daha farklı bir koku yaratıyor olabilir.

Belki de başka bir şeydir
0
akhenaten
(30.05.26)
Bir keresinde bahçedeki kedilerden birini odama almıştım. Ben uzanır vaziyette dizlerimde uyumuştu. Bir ara ayak serçe parmağımi o kadar milimlik kipirdattim ki kedi kafasını o yöne bir dogrulttu ki yuh demiştim bunu nasıl duydu fark etti diye. Bunun dışında gözleri de çok keskin oluyor ufacık bir böcek kimildamissa onu fark edip kafayı takmış olabilir .
0
egerbiryolcu
(30.05.26)
Hani toprağın içinde hareket ettikçe bir ses çıkarıyorsa diye belki. Kokan bir şeye gitmiyor bence. Çünkü böyle uyukluyorken birden kalkıp koşup saksının önüne gidip odaklanıyor.

Bir de şunu dememişim hep saksının altına doğru dikkat kesiliyor. Üstü ile ya da toprakla hiç uğraşmıyor, eşelemiyor.
0
🌸a perfect lie
(30.05.26)
Bence saksıyı boşaltıp bir bakın, buraya da güncelleme yazın :D ben de merak ettim. Kediler acayip yaratıklar. Kim bilir ne çekti dikkatini.
+1
akhenaten
(30.05.26)
Saksı epey büyük ve ağır. O yüzden şuanlık boşaltamıyorum. Bahçeye gideceğim zaman götürebilirim yaptığımda yazarım tabii ki. Solucansa da öyle bi saksıda uzun süre yaşar mı? Limon kuruyunca sulamayı da bıraktım. Ama saksı derin diye alttaki toprak hala ıslak mıdır. 2 3 ay oldu sulamıyorum. Bilemedim.
+1
🌸a perfect lie
(30.05.26)
Solucanı duyması için çıkarttığı frekansın daha yüksek olması lazım. Solucan olduğunu gördün mü yoksa tahmin mi ediyorsun?

Bazen bi defa sinek/böcek görmeleri o gördükleri bölgeyi mimlemelerine de sebep oluyor :) Bazen benimki yerde gezen küçük bi böcek görüp başında dikiliyor, peçeteyle alıp camdan atıyorum, benimki bunu görüyor ama yine o bölgenin başından ayrılmıyor bir süre sanki böcek bi yerlere saklanmış gibi onu arıyor :D Öyle saksıda tek seferlik bir şey gördü ve kaybolduysa rüzgar falan esip de yaprak kıprdayınca aklına gelip koşuyodur belki :D
0
truf
(30.05.26)
Sadece tahmin benimki. Bu bir süredir oluyor başta anlamıyordum ne oluyor da sonradan fark ettim. Aklıma da başka bir şey gelmedi. Belki dediğiniz gibi aklına bi an gelip tekrarlıyor :)
0
🌸a perfect lie
(30.05.26)
Kediler limon gibi keskin kokulu şeyleri sevmez. Yok etmeye çalışıyordur.
katpole.com
-1
lil siztah
(30.05.26)
Teşekkür ederim cevap vermişsiniz ama duyuruyu okumamışsınız. Ortada limon yok, kurudu. Toprak dolu saksısı var.
0
🌸a perfect lie
(30.05.26)
O saksıya kedilerin sevdiği bir ot vardı,evde yoksa ondan ekim/dikin bence. Kedi için de iyi olur bence.
Belki hoşuna gitmeyen bir koku vardır kedinin,hem onu bastırmış olur
0
denizciman
(31.05.26)
Arkadaşımın kedisine bakıyordum geçen Martta. İki hafta boyunca kedi evde gayet normal takıldı. Bizim ev bir dağın yamacında ve eve ulaşmak için arabayı yılan gibi yollardan sürerek dağa çıkıyorsun. Arkadaşımın arabası bizim evden yaklaşık 1 km uzaktayken kediye birden bir haller oldu. Ayağa kalktı, kapıya gitti, bağırmaya başladı, delirdi. Arkadaşım eve yaklaştıkça hayvanın delilik katsayısı da arttı. O ana kadar hayvanda iki haftadır tık yoktu. Anladım ki hayvan 1 km öteden hissediyor. O gün saygım arttı. Bence duyuyordur.
0
alice in potatoland
(31.05.26)
Muhtemelen ağaç kurdu var. Eğer ortam yeterince sessizse siz bile duyabilirsiniz kemirme seslerini.
0
ground
(31.05.26)
(6)

Resim yapma 101

öylesinebiri
Tuval üzerine resim yapmak istiyorum ama bu konularda bilgim sıfır. Guaj boya ile mi, yağlı boya ile mi ya da ne bileyim en başta sayılarla boyama denilen şekilde mi başlamalıyım çok kafam karıştı? Normalde pek çizim yeteneği olmayan birine ne önerirsiniz? Ortaya mükemmel bir şey çıksın beklentim yo
Tuval üzerine resim yapmak istiyorum ama bu konularda bilgim sıfır. Guaj boya ile mi, yağlı boya ile mi ya da ne bileyim en başta sayılarla boyama denilen şekilde mi başlamalıyım çok kafam karıştı? Normalde pek çizim yeteneği olmayan birine ne önerirsiniz? Ortaya mükemmel bir şey çıksın beklentim yok fakat hobi niyetine başlamak istiyorum. Başlangıçta nasıl başlanmalı, neler alınmalı?
0
öylesinebiri
(30.05.26)
Ben de aynı durumdayım, yeteneğim yok bilgim yok ama resim yapma perileri beni fena sıkıştırıyor. Tuval için yanlış bilmiyorsam guaj boya ile başlanıyor ama guaj boya için neyle başlanıyor bilemiyorum, tuval başka kağıt başka sulu boya başka teknik vs. YouTube'da güzel kanallar vardı sanki, onlarla başlamak veya belediyenin resim kurslarında hocalık yapan resim bölümü öğrencilerinden bişeyler kapmak mümkün olur belki... gönlüne göre olsun 🙏🏻🌷🐞
0
muhayyer divan
(30.05.26)
karakalemle başla. çizgi, gölgeleme, proporsiyon, ton farkını öğrendikten sonra boyaya geçmeli. kalem hatasını silmek mümkün ama boyanın geri dönüşü pek yok. kötü olunca da hevesin kaçar.

ayrıca pastel boyaya da bir şans ver. çocuk işi gibi durur ama harika sonuçlar ortaya çıkarabilirsin. bir de bu iş zamanla öğrenilecek bir şey. ben 25 senedir karakalem yaparım ama 6 ay ara verince bile köreliyorum.
+2
yurtsuz john
(30.05.26)
Ya böyle akrilik boyama çalışmaları oluyor basit gibi gözüküyorlar ben kağıda denemiştim sıfır yeteneksiz biri olarak sanki fena olmamıştı. Ay gece gökyüzü siyah siluetli figürler ağaç vs bu tarz resim örneklerinden baslanilanilir belki. Akrilik boya yağlı boyadan daha zahmetsiz olabilir belki başlangıç olarak. Bunu da tahminen söylüyorum.
+1
egerbiryolcu
(30.05.26)
Dil sorun olmayacaksa youtube, skillshare gibi yerlerde çok güzel kurslar var. Türkçe içerikler çok kısıtlı ne yazık ki ama ingilizce ararsanız derya deniz.

Örneğin;

youtube.com

youtu.be

www.skillshare.com

www.skillshare.com

www.skillshare.com

youtu.be
+1
akhenaten
(30.05.26)
Merhabalar,
Akrilik boyayla başlayabilirsiniz. Su bazlı olduğu için kullanımı kolaydır. 20x20 sıradan bir tuval ve yine ucuz bir fırça setiyle başlayabilirsiniz. Boya olarak artdeco'nun temel renkler seti iyidir. Nispeten basit resimlerle başlamanızı öneririm. Basit natürmort bir resmi kare kare (mesela 5x5 gibi) bölün. Aynı şekilde tuvalinizi de kurşun kalemle hafifçe çizerek 5e 5 bölün. Sonra referans resminizdeki dış çizgileri ve detayları hafif hafif çizmeye başlayın. Fazla sert bastırmayın. Nihayetinde arka plandan başlayarak yavaş yavaş renklendirebilirsiniz. Çok kasmayın önemli olan keyif almak. Basit bir referans resim ve ufak bir tuvalle başlayın. Mesela en keyiflisi bir gökyüzü yaparken renklendirme için geniş fırçayla renkleri birbirine yedirmektir :) Anyway have fun
+2
bloodymoon
(30.05.26)
guaj için bristol veya canson kağıt öneririm. tuval değil. guaj boyayı hiç sevememişimdir. çabuk kuruyor, kaynaştırması zor ve fırça izi belli ediyor.

canson kağıda sulu boya da tavsiye ederim.

tuval ile başlamak istiyorsanız da akrilik +1

öncelikle kara kalem ile gölge ve perspektif çalışmanızı, sonra cansız ve canlı model çizim denemenizi ve sonra da renk alıştırması için renk çemberi yapmanızı tavsiye edebilirim.

3 ana renk + siyah ve beyaz boya almanız yeterli olur.
renklerin isimleri: limon sarısı, kobalt mavi. kırmızı için genelde şu üçünden biri veya ikisi tercih ediliyor: vermillion, carmen veya scarlet.
+1
art cat chocolate
(31.05.26)
(21)

Kültür mezhep farkı gönül işleri

pembediken
Namazında orucunda Sünni ile Alevi (ateist deist gibi olan Alevi) çift olur mu? Çevrenizde örnekler var mı? (Sünni olan erkek)
Namazında orucunda Sünni ile Alevi (ateist deist gibi olan Alevi) çift olur mu? Çevrenizde örnekler var mı? (Sünni olan erkek)
0
pembediken
(28.05.26)
Cevremde örnek yok.

Bence olmaz.
-2
Purple life
(28.05.26)
Olmaz
-5
arbre
(28.05.26)
Olur, ama nereye kadar?
Sevgililik,sözlülük,nişanlılık,evlilik... hepsinde ayrı ayrı küçük büyük problem çıkar.nereye kadar devam diyebilirsiniz?
Aynı şekil karşı taraf da ?
Namazında niyazında Sünni bir erkek olarak belki ilerde fikir değiştirir niyetiyle böyle bir ilişkiyi yürütebildirdim ciddi olarak.tabi bir ışık,umut da olması lazım.
Ne kadar ciddisin,neleri göze alıp nelerden vazgeçebilirsin? Bütün mesele burda bence
-4
denizciman
(28.05.26)
Namazında orucunda Sünni ileride, namazın orucun faziletlerinden bahsedip karşı tarafa alttan alta veya doğrudan baskı yaparsa kapanmasını vs isterse sorun çıkar.
+3
wilhelmwasmuss
(28.05.26)
Alevilik anneden geçiyor
-3
Hallegadola
(28.05.26)
Yaşlar 37- 41 bu arada. Kapanma konusu yok. Aleviler neden camiye gitmiyor diye soruyor mesela.
0
🌸pembediken
(28.05.26)
@hallegadola anne baba tüm soy Alevi
0
🌸pembediken
(28.05.26)
Alevi erkekle olur ama sünni dindar erkekle olmaz.
Tersi versiyonu eşimle biziz ateist olduğu için sorun olmuyor.
0
ekimoloji
(28.05.26)
adam dinciyse olmaz.
adam dindar ise mis gibi olur.
-3
cooperr
(28.05.26)
Namaz, niyaz kısmı hariç 3-4 sene öyle bir birliktelik yaşadım.
Taraflar birbirlerine bu konuda aşırı saygılılarsa, evlilik ve çocuk olmayacaksa ve evlilik olsa bile aileler tanıştırılmayacaksa oluru var.
Aksi taktirde bir gün bir yerde patlar.
0
Mirket
(28.05.26)
sünni olan için dinin hayatında ne kadar yer kapladığı önemli. dini manada zaten sizin nikanız geçerli değil. gün gelip bunu dert edebilir. daha aileleri işin içine katmadım bile.

soruyu adam gibi okumamışım. namazında niyazında imiş. er ya da geç bir sorun yaşarsınız. ta ki ayrılana ya da siz de onun gibi olana dek.
-2
lazpalle
(28.05.26)
Dini nikah iki Alevi de yapıyor.
0
🌸pembediken
(28.05.26)
Aleviler neden camiye gitmiyor diye soran biri bu konuyu er ya da geç sorun edecektir. Ben aleviyim eşim sünni; eşim ve eşimin ailesi bu konuyu 10 yıldır bir kere bile konuşmadılar. Saygı dediğin böyle olur sürekli irdelemekle saygı olmaz.
+1
rodeocu
(28.05.26)
Mensup oldukları din hayatlarını ne kadar etkiliyor bence önce buraya yoğunlaşın. Sünni çiftten erkek olan dört vakiti cemaatle kılıyor ama sabah namaza camiiye gitmiyor diye üzüntüden ağlayan hanım gördü bu gözler :)
Dinin hayatlarındaki yeri büyük değilse saygılı insanlarsa problem olmaz ama hayatlarını dinine göre şekillendiriyorlarsa saygı olsa biye uyum olmaz bir şekilde negatiflik başlar.
+2
cilekli pasta
(29.05.26)
@cilekli pasta +1

Din ve mezhep farkı insanın hayatında çoğu şeyi etkiliyor. Ahlaki yargılardan tutun, bayramda seyranda ne yapılır gibi özel günlere, hatta çevrenizle iletişiminizin nasıl olması gerektiğine kadar. Uyuşmazlık da burada ortaya çıkıyor, yoksa farklı bir din ve mezhebe inanılıyor diye değil.

Dini hayatı çok baskın olup başkalarının hayatını şekillendirmeye çalışmayan veya hiç dindar olmayıp herkese karışan insanlar var. Bu kişinin karakteriyle ilgili.

Genel olarak soruyorsanız kötü etkiler yürümesi zor, eğilim bu yönde. Ancak özelde, bu kişiyi tanıyan sizsiniz. Sizin ölçüp biçmeniz gerek.
0
akhenaten
(29.05.26)
O 2 görüşteki 2 insan pek aynı ortamda denk gelmez. Dini kuralları iyi uygulayan bir sunni pek aleviyle evlenmez. Alevilerde zaten alevilerden kız alıp verir. Zorlamanın pek anlamı yok. Madem din o kadar önemli evlenmesinler.
0
mikahakkinen
(29.05.26)
İnancını yaşayan alevi de sünni de birbiriyle evlenmez=) sünni ateistle de evlenmez. Çünkü ileride çocuk olduğunda ciddi problem oluyor. Ama İnancını yaşamıyorsa orada umrunda olmuyor.
0
mslny
(29.05.26)
Benim eşimle de evlenirken dini açıdan çok farklıydık. Ben dindar bir insanım. Ailemdeki en muhafazakar insanımdır hatta. Ama eşimin dinle alakası yoktu bu konuda hiç düşünmemiş bile. Çok da içki içen günah münah bilmeyen biriydi.
Allah affetsin ailesi de asla dini eğitim vermemiş.
O haliyle evli kalmam mümkün değildi zaten o iş yürümez yani evlilikte romantizm geçince bir iki sene sonra her şey daha çok göze batar.
Neyse ki eniştenizi yola getirdim de ömrünün ilk orucunu 30 yaşından sonra tuttu. 5 senedir de ağzına içki sürmedi. Şu günlerde namazı da öğretiyorum bakalım ona da başlayacak.
Şu şekil yola gelecekse evlenilir. Başka türlüsü zor.
0
yenibirgüzelnick
(29.05.26)
Olan gördüm ama yürütebilen görmedim.
0
huladancer
(30.05.26)
olmaz.
0
elorelia
(05.06.26)
aleviler imam nikahı yapmazlar dede nilahı yaparlar dini nikah ritüelleri tamamen farklı.

aleviler sünnilere kız vermeye yanaşmıyorlar alevilik anneden geçiyor diye doğru bir şey demişim eksilenmişim ama sebebi bu. sünnilerin de katı inanışları ve yaşam tarzları var ondan istemezler.

iki mezhebin yaşamları çok farklı. dinini yaşamayan veya rahat takılan sünni bir insan ateistle evlenince uyum sağlar, sorun yaşamaz. ama aleviyle uyum sağlayamaz. alevilik bir kültürdür dinden öte çünkü yaşam biçimidir.

ateist gibi yaşayan alevi ile ateist gibi yaşayan sünni aynı değildir özellikle. ateist olan bir alevi kültürünü yaşatır. sünninin skinde olmaz
0
Hallegadola
(05.06.26)
(5)

dis macunu ve gunes kremi

baldur2
1- hangi dis macununu kullaniyorsunuz?2- hangi gunes kremini kullaniyorsunuz? guzel fiyat performans oranli urunler onerebilir misiniz?
1- hangi dis macununu kullaniyorsunuz?
2- hangi gunes kremini kullaniyorsunuz?

guzel fiyat performans oranli urunler onerebilir misiniz?
0
baldur2
(26.05.26)
1- oral b - parodontax - colgate dönüşümlü kullanıyorum
2- sadece denize gittiğimde nivea sun 30 ya da 50 SPF
0
exlibris
(26.05.26)
Colgate Max White
-4
arbre
(26.05.26)
1. Arm & hammer
2. La Roche-Posay Anthelios uv 400
0
Amaranta ursula
(26.05.26)
Özel kullandığım diş macunu yok, bilindik markaların beyazlatıcılı ve florlu ürünlerinden alıyorum.

Güneş kremi yüz için şu; www.dermoeczanem.com

Boyun, eller, kollar vs. için şu; www.dermoeczanem.com

Ama ben açık alanda sık bulunuyorum ve bulunduğum yerler baya gezegenin her türlü etkisine açık. Toz, güneş, ter, acı kan ve gözyaşı... Normalde eğer ofiste falan kullanacaksanız LRP'nin bu tarz suya dayanıklı ürünlerini önermiyorum çünkü çıkarması zor.

LRP'nin benim yolladığım jel krem versiyonu bende daha az yağlanma yapıyor diye onu kullanıyorum. Ancak fluid versiyonları daha etkili diyorlar. Ama bende çok parlıyor.
0
akhenaten
(26.05.26)
dis macunu sensodyne
gunes kremi su anda eucerin

ancak terleyince goze kacip yakmayacak bir krem arayisindayim. bilmiyorum cozumu nedir
0
antikadimag
(27.05.26)
(8)

samsung s25 ultraya geçiş

webbrowser
selamlar, şu an 14 pm 128 kullanıyorum şarj ve hafıza artık mutlu etmiyor, saat apple watch ve spor için oldukça aktif kullanıyorum.hepsiburada da s25 ultra için 78 bin tl 3 taksit 0 faiz alışveriş kredisi veriyor sizce değerlendirilebilir mi?birazda iphone'dan sıkılmış gibi hissediyorum kendimi.sır
selamlar, şu an 14 pm 128 kullanıyorum şarj ve hafıza artık mutlu etmiyor, saat apple watch ve spor için oldukça aktif kullanıyorum.
hepsiburada da s25 ultra için 78 bin tl 3 taksit 0 faiz alışveriş kredisi veriyor sizce değerlendirilebilir mi?
birazda iphone'dan sıkılmış gibi hissediyorum kendimi.
sırasıyla note serisi kullandım note 10 plus, iphone 11, iphone 13, en son 14 pm.
0
webbrowser
(26.05.26)
Android kullan da İOS değerini anla. O arada paranı da kaybet ancak öyle anlaşılıyor çünkü
-1
artıküyeolmakistiyorum
(26.05.26)
Ben kullanıyorum, gayet memnunum. Bu arada yakın arkadaşlarımdan biri iphone'da kalmakta ısrar etti, ve 17 kullanıyor. Kendi telefonumla yapabildiğim ama onunkiyle olmayan şu an aklıma gelmeyen ufak tefek tonla şey fark ettik zaman içinde. Özellikle apple intelligence tam bir faica.

Apple son birkaç yıldır cidden öyle çok da öne çıkamıyor. Fiyatıysa bizim ülke için çok absürt. Verdiğimin bana geri döndüğünü hissedemiyorum kesinlikle. Mac için aynı şeyi söyleyemem mesela, windowsun saçmalıklarına karşı hem fiyat hem de işlevsel olarak çok uygun. Ancak iphone ve ios cidden hiç alınası gelmiyor.
0
akhenaten
(26.05.26)
@artikuye

neden? cok mu fark var?
0
baldur2
(26.05.26)
Android dediğin saatli bomba basina ne geleceği belirsiz. Yapay zeka fetisim de yok kullanmıyorum da. Android dediğin çocuk eğlendirir
-3
artıküyeolmakistiyorum
(26.05.26)
Ikisinide kullandim. Apple insani limitleyen bir sistem bence guvende hisssediyorsun ama etrafin duvarlarla cevrili gibi, android daha ozgur geliyor.
+2
Uncle Sam
(26.05.26)
Eşim iPhone 17promax, ben s23 ultra kullanıyorum.

İki telefonun da kendine has güzellikleri var. Bence ekosistem değiştirmek iki telefonun kendine has menü yapısı ve "gestureları" yüzünden çok mantıklı değil. Android seven oradan devam etsin, ios seven iphone ile devam etsin derim.
+1
kimlanbu
(26.05.26)
S23 kullanıyorum. Boyut olarak tek elle kullanıma çok uygun.

Ayrıca telefon çok hızlı bunda en büyük etken işlemci gücü ve ufs 4.0 teknolojisi. Yeni modellerden hala bu donanımları kullandıkları için telefon değiştirmeyi düşünmedim. S23 ya da S24 ile de baslayabilirsin.

Yukarıda zaten avantajları ve dezavantajları yazılmış.

Saat olarak Apple kullanıyorum demişsin, 2 günde bir ya da her gün saat şarj etmek zor olmuyor mu ? Huawei nin saatleri yaklaşık 10 gün şarj süresi var. Saat konusunda rakipsizler bence.

Son olarak ios yukarıda da belirttiği gibi kapalı kutu bir sistem, Android açık kaynak kodlu olduğu icin her üretici kendi arayüzünü oluşturuyor.

Ambargo almadan önce Huawei android piyasasının ve Apple en büyük rakibiydi. Arayuzleri ve sistemleri çok stabildi.

Samsung s23 de Huawei nin bu stabilitesi ve hızını hissedebiliyorum.

Marka model seçiminiz doğru bir seçim olduğunu düşünüyorum
0
kaiserr76
(27.05.26)
Ağa şu android özgür İOS kapalı kutu goygoyu ne zaman bitecek
Ne yapiyorsunuz telefonda da İOS sizi adeta kelepçe takip engelliyor?
Ben size söyleyeyim, sadece USB ile dosya transferi. Onun dışında modlu apk kurmak diyorsan en babası iOS’da da var artık. Modlu uygulama yükleyebiliyorsun.
Mesele ne acık kaynak ne başka bir şey.
Android bir sabah kapanan telefonun açılmaması demektir. İOS da bu ihtimal neredeyse yoktur. Uygulamalarin kendi kendine donması, bir anda açılmaması demektir. Her gün kullandığın özelliğin bir sabah bozulması demektir.
En başta da yazdım. İOS kullanan arkadaşlar 60-70-80 kağada bir android alın bir canınız yansın sonra tekrar iosa dönersiniz. Böyle laftan anlamazsınız çünkü.
Not: eski bir android geliştirici.
-2
artıküyeolmakistiyorum
(27.05.26)
(20)

Kız beni terk etti

deniz kiyisi ve papatyalar
Gerekçesi de şu: Şimdi benim kardeş gibi gördüğüm bir dostum var, Ahmet. Ahmet'in bir süredir Leyla'yla ilişkisi var. Ara ara Ahmet kızın evine gidince beni de çağırıyorlar yemeğe falan. Bizimki burdan bir taktı bu Leyla'ya, ama çok hissetmemiştim.Neyse bu Leyla'nın çok yakın bir arkadaşı var Semra
Gerekçesi de şu:

Şimdi benim kardeş gibi gördüğüm bir dostum var, Ahmet. Ahmet'in bir süredir Leyla'yla ilişkisi var. Ara ara Ahmet kızın evine gidince beni de çağırıyorlar yemeğe falan. Bizimki burdan bir taktı bu Leyla'ya, ama çok hissetmemiştim.

Neyse bu Leyla'nın çok yakın bir arkadaşı var Semra diye. Ben bu Semra'yla bir iki ay önce tanıştım ama çok hazzetmedim kendisinden. Bunu da benim kıza söylemiştim.

Geçen gün gene Leyla'nın evine gittik bizim Ahmet'le. O gün de Leyla dedi ki Semra bizi evine davet ediyordu, hazır gelmişken beraber gidelim. O gün de benim kız yoldaydı, memlekete gidiyordu, öncesinde bana dedi ki yolculukta beni yalnız bırakma, o gün konuşalım yazışalım falan. Hal böyle olunca ben Semra'nın davetini kabul etmedim.

Neyse akşam oldu, bizim kızla zaten aramız limoniydi. Ben de gönlünü alırım diye salak gibi gidip bu Semra'nın davetinden bahsettim. Dedim ki bak insanlar beni çağırıyor ama ben zamanımı sana ayırıyorum, sana sözüm olmasa oraya giderdim.

Bu olayı duyunca benim kızda şalter attı. "Sen böyle bir şeye normal mi bakıyorsun"dan girdi, "ben seni Leyla'yla Semra'nın evinden mi toplayacağım"a kadar geldi.

Sonuçta ilişkiyi bitirdi.
İşlemediğim suçtan ceza yedim, ama ona göre benim içimde böyle bir şey varmış, ben başka kadınların evine gitmeyi normal görüyormuşum, bu da ona tersmiş.

Dışarıdan bakınca nasıl duyuluyor, ben kızı aldatmış mı oluyorum?

(Bu arada: uzak mesafe ilişkisi yaşıyorduk)
-7
deniz kiyisi ve papatyalar
(25.05.26)
Bi de cinsiyetleri değiştirip okumayı deneyebilirsiniz, o zaman biraz daha "ayrılan taraf haklı"ya kayacak bence cevaplar.
+7
mezzosprite
(25.05.26)
Semra’nın evine gitmemişsin ama kıza sözün olmasa gidecekmişsin. Kız arkadaşın hoşlaşmamış işte dörtlü takılmalar hele rahatsız ediyor demek. Niye uzaktan acı çeksin. İkinize de ayrı ayrı mutluluklar diliyorum.
+2
cilekli pasta
(25.05.26)
Biraz bahanesi olmuş gibi geldi bana, ben bunu konu edebilirdim ama ayrılık sebebi olmazdı...Zaten uzak ilişki diyorsun, gözden ırak gönülden ırak. İkiniz için de hayırlısı olsun
+4
gadlemler
(26.05.26)
Kız haklı. Grup yaptığınızı düşünmüş. Yapmıyorsanız da siz de sıkıntı var
-4
benaslindayohum
(26.05.26)
uzak ilişki etkisi sanki biraz, yoksa bu tek başına ayrılık sebebi olmaz kanaatindeyim.

Öte yandan, tek başına bu sebep de olmayabilir. İlişkide huzursuz, güvensiz hissettirdiyseniz bu harekete geçiren olay olmuş olabilir
0
kojonotsuki
(26.05.26)
Kardeşim senden bir yol olmaz, kız haklı
-9
arbre
(26.05.26)
Çoğunluk getiriyor ama baktıklarını görmedim hiç. Şayet bir iş/okul için kabul mektubu vs varsa ona bakabilirler belki onun dışında binde bir ihtimal. Her şey beyan.
0
ezkaza
(26.05.26)
kız arkadaşınız, en yakın arkadaşının sevgilisinin arkadaşı olan Mehmet'in evine gitse ne düşünürsünüz?
+3
co2s2
(26.05.26)
yahu ne aldatması.
sen de bu konulara kız arkadaşın gibi bakmıyorsan, ömür geçmezmiş zaten. manipüle de olma. farklı kafalardasınız. geçmiş olsun.
bence başka bir arkadaşınızın evine gitmeniz normal, ama senin de bunu normal görüyorum diyebilmen için @co2s2'nin yazdığı duruma arıza yapmaman gerekiyor. her sey karsılıklı.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(26.05.26)
Şimdi genşler şunu belirtmeyi unuttum: bu semra'nın sevgilisi de orda olacaktı, ayrıca evlilik planları yapıyorlar, yani semra bekar falan değil. Şimdi semra bekar olsa tamam diyeceğim, bekar kadının evinde ne işim var falan. Ama durum öyle değil.

Ben onun gitmesine ne derdim? Aynı durum olsaydı bir şey demezdim. İşin doğrusu bu.
-1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(26.05.26)
İşlemediğiniz suç; "semranın evine gitmek"

İşlediğiniz suç "kendi sevgilinize, alakasız, arkadaşınız falan bile olmayan başka bir kadının evine gitmemiş olmayı lütuf olarak sunmak ve başka bir seferde (örneğin sevgilinize sözünüz olmasaydı) oraya gidebileceğinizi söylemek"

Kadın da buyur git ben engel olmayayım demiş haliyle.

Ben çok tutucu bir insan değilim, hatta hiç tutucu bir insan değilim. Ama bir ilişki, ilişkidir. Partnerimin beni bir eş olarak görmesini isterim, "manita" olarak değil. Bu bir tercih meselesi.

Benim anladığım şu, arkadaşınız ve onun sevgilisiyle izole takılmaya başlamışsınız bir demiş. sonra bu gruba arkadaşınızın sevgilisinin arkadaşını eklemişsiniz, iki demiş. En son arkadaşınızın sevgilisinin arkadaşının evine gidebilme ihtimaliniz gündeme gelince "e yeter ama" demiş. Bence çok haksız sayılmaz açıkçası.
+6
akhenaten
(26.05.26)
Hakli yada haksiz orasini bilmem ama siz de cok bosbogaz, nerede ne konusacagini bilmeyen biriymissiniz
+4
turkuaz
(26.05.26)
biraz bahane gibi olmuş.
zaten aramız limoniydi demişsin, niçin limoniydi? zaten uzak mesafe ilişkisi yaşıyorsunuz ve aranız limoni ise bu olay bahane olur.
asıl olay şu. kız senden uzakta. sen ise ahmet-leyla ve semra-sevgilisi 3 çift beraber takılıyorsunuz. kız da dışarda kalıyor. durum gerçekten normal değil.
boşver bu grup zaten sana yeni birisini bulur beraber takılırsınız.
ha bu arada bu kadar sık evlere gitmeler falan bana hiç normal gelmedi. ahmetin seni leylanın evine çağırması bile anormal.
+2
abelardo
(26.05.26)
"Dedim ki bak insanlar beni çağırıyor ama ben zamanımı sana ayırıyorum, sana sözüm olmasa oraya giderdim."
Bu cümle o kadar kötü ki Semra'nın daveti olmasın, akraba daveti olsun yine de söylenmez. Buna sinirlenip bütün öfkesini kusmuş.
Hak verdim kendisine.
+3
mutekebbir
(26.05.26)
Benim Semra'ya gitmeyip bunu lütufmuş gibi dile getirdiğimi söylemişsiniz. Öyle midir, öyledir evet, gayet de lütuftur bu. Anlayış meselesidir bu dostlar, ama ben şöyle bakıyorum: İlişki dediğiniz olay "doğal" bir şey değil, bir doğa olayı değil, iki insan uzlaşırlar ve hayatlarını buna göre şekillendirirler, bu da ilişkilerin bir feragat olduğu anlamına geliyor. Sonuçta başkasına bakmayacağım, başkasına daha fazla değer vermeyeceğim, başkasına daha fazla zaman ayırmayacağım. Dolayısıyla ilişki dediğiniz şey bir feragat etmedir.

Bunu dile getirince tuhaf geliyor biliyorum ama gerçek bu. Benim bunu dile getirmem de belki şık olmadı, ama bunu durup dururken söylemedim. Yaptığı şeyler görülmeyince insan görülsün istiyor doğal olarak. "Sen bana değer vermiyorsun, bana zaman ayırmıyorsun" dediği için ben de bunu dillendirdim.

Burda onu da suçluyor değilim, ortada bir suç yok. Beklentilerimiz, ilişki anlayışımız, hayata bakışımız vs. farklıymış demek ki.
-1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(26.05.26)
Leyla seni Semra'ya ayarlamaya çalışıyordu. Ufak ufak aranızı yapmaya çalışıyordu.

Kız arkadaşın durumu farketmiş.
Rahatsız olması çok normal.

Siz erkekler olaylara fazla düz bakıyorsunuz.

Niyetleri, amaçları, imaları vs anlamıyorsunuz.

Leyla ile de Semra ile de artık görüşme.

Ahmet'le görüşeceksen de dışarıda tek takıl.

Sevgilinin gönlünü al.
0
anaphylacticshock
(26.05.26)
Uzak mesafe için üzülmeye değme bro
0
genki
(26.05.26)
Bahane olmuş, uzak mesafeden ilişki olmaz zaten
+1
mirty
(26.05.26)
çok sık eve gitmeler vs o konuda haksızsın arkadaş grubun okuduğumuz kadarıyla bana itici geldi. ancak ayrılmayı gerektirecek bir durum yok o konuda seni suçlayamam belli ki yenge ayrılmayı kafaya koymuş bahaneyi de bulmuş.
0
ercu cozer
(26.05.26)
sen haksızsın cunku Semra ile Leyla'nın niyetini bilmene rağmen, onlarla görüşmeye gidebilirdin...sadece kız arkadaşının biraz izin vermesine bakardı.

kız arkadaşın haksız, çünkü seni yeterince isteseydi, böyle bir durumdan dolayı ayrıldıktan sonra bile yine de biraz çabalardı.

aslında ne sen ne kız arkadasın birbirinize o kadar bağlı değilsiniz belli ki. semra ile leyla da çakallık yapıyor. en iyisi git semra ile tanış belki daha mutlu olursun arkadasının ortamında oldugu için, ne kaybedeceksin ki
0
monicapp
(27.05.26)
(10)

Çin'deki Uygur sorunu hakkında ne düşünüyorsunuz?

santimantal
Sosyal medyada hem Uygurlara yönelik hem Çin Komünist Partisi'ne yönelik çok ateşli savunucular gördüm. Bir konu hakkında insanların bu kadar uçlara savrulmalarına şaşırdım. Sizce gerçekten bir Uygur sorunu var mı? Kim haksız, kim haklı?
Sosyal medyada hem Uygurlara yönelik hem Çin Komünist Partisi'ne yönelik çok ateşli savunucular gördüm. Bir konu hakkında insanların bu kadar uçlara savrulmalarına şaşırdım. Sizce gerçekten bir Uygur sorunu var mı? Kim haksız, kim haklı?
0
santimantal
(25.05.26)
Ben hiç görmedim. Türkiye’de gündem bu kadar yoğunken başka ülkelerdeki sorunlar ilgimi çekmiyor.
0
ekimoloji
(25.05.26)
Düşünmüyorum.
Gazze de umurumda değil.
Bizim derdimiz bize yetiyor.
-2
artıküyeolmakistiyorum
(25.05.26)
Zulüm varsa, sorun vardır.
Zulüm gören uzaklardaki bir hristiyan toplum bile olsa , devlet olarak elimizden geldiği kadar yardım etmeliyiz.
Yapılanma aşamasında olan Türk Devletleri Teşkilatı büyüdükçe Uygur sorunu da kalmayacak ve ikinci çin seddini yapmayı düşünecekler. 90lı yıllarda idam edilen Uygurlar Tv'de sansürsüz gösterilmişdi .

Cebimizdeki parayı , marka ürün almayı , keyfimizi çok düşündük. Tatil planları bile birileri için başladı .
Gazze'nin, Uygur'un sorunu benim de sorunumdur. İnsanlık denen bir şey var.
Onu kaybetmemek lazım
Kurbanımızı da yine yurt dışına bağışlıyoruz .
-6
diyecevaplandı
(25.05.26)
Dünyanın hiçbir yerinde alelade sıradan insanların zarar görmesini istemem. Ama başkalarını düşünecek bir konumda olduğumuza inanmıyorum, her şeyden önce kendi insanımız geliyor, çünkü bu ülkenin insanı da herkes kadar insan. Henüz ülke içinde yapacak çok şey varken ülke dışındaki olaylara istesem de ilgi gösteremiyorum.
+2
akhenaten
(25.05.26)
amerikanın fonladı ve çine karşı kışkırttığı bir grup var. bunlar batıda yaygara çıkartıyorlar. sözde liderleri zaman zaman bize geliyor burada ağlayıp zırlıyorlar. paraları alıp geri dönüyorlar.
aynı şekilde tayvanda böyle. çin güçlendikçe bu maşalar üstünden abd baskı kurmaya çalışıyor.
birde uygur türkü diyorlar tamamen araplaşmış bir toplum var orada. ne türk kültürü ne asya kültürü var.
0
my fault
(25.05.26)
Çin’de büyük bir sorun var. Bir grup insan etnik kimliklerinden ötürü ciddi manada baskı görüyor. Doğrudan gidip görüp şahit olan insanlar var.

Şu kitap bu konuda oldukça ufuk açıcı: www.kitapyurdu.com
0
but that was just a dream
(25.05.26)
Altını kazısan her türlü halk hareketinin, kalkışmanın, isyanın vs. arka planda destekleyicisi, çıkarı için kullanıcısı vardır. Bunun istisnası çok az diye düşünüyorum. Bu nedenle ABD'nin faydası için falan filan muhabbetleri bana çok anlamlı gelmiyor. ABD kendi faydasına kullanıyor da, Çin insanlara ızdırap olmak zorunda mı? Tabii ne seviyede ızdırap olunuyor o da ayrı konu.

Kürt meselesi bizim açımızdan benzer bir örnek olabilir. Tamam onlarda da birilerinin maşası olma durumu falan vardı da, bugün biz orada tek tipçiliğe mi zorlayalım, ızdırap mı olalım insanlara.
0
mbond
(25.05.26)
Uygur sorununun ayni Kurt sorunu gibi oldugunu dusunuyorum. Iki grup da ayrilikci. Iki grup da etnik olarak ulkenin geri kalanindan farkli. Bu problem degil ama ayrilikci olmalari problem, bu sadece isin tuzu biberi oluyor. Iki grup da merkezi hukumetten eziyet gormusler (su an ikisinde de gecmise gore daha az). Burada hakli olarak da gorebilirsiniz haksiz da. Fakat insan once kendi ulkesine, kendine bakmali diyorum. Ozellikle milliyetci, ulkucu tayfa Kurtlerden bu kadar nefret ederken, Uygurlu kardeslerimize, soydaslarimiza zulum ediliyor demelerini komik buluyorum. Tarihleri kurtlerle benzesiyor. ABD kendi faydasi icin kullaniyor denmis hakli olarak, ayni durum Kurtler icin de gecerli.
+2
Sour
(26.05.26)
butun devletler bir kimlik belirleyip buna uymayanlara zulmediyor. turkiye'de de ayni bok, cin'de de.

her toplumun ve sehrin ozgurce kendini yonetebilmesi lazim. devletler mahkeme gorevini asip kimlik insasina girdi mi hep problem cikiyor. zamaninda biz de denemisiz iste turk kimlik insasina girip bunu herkese dayatmayi. olmuyor iste dogu'da turkce konusulmayan koyler var hala. hep beraber aci cekiliyor sonra.
-1
antikadimag
(27.05.26)
Ağır insan hakları ihlalleri, baskı vb var. Ama soykırım, katliam yok.

Sorunun özü ABD'deki yahudi lobileri. Her yıl ABD'de gösteriler düzenliyor, her ay raporlar yayınlıyorlar. Bana yahudi lobisinin uygurların haklarını canhıraş savunup desteklemesi anlamsız geliyor. Sorulduğunda "biz de soykırıma uğradık" diyorlar.

Altı siyonist lobiden "Jewish Movement for Uyghur Freedom (JMUF)" hareketi özellikle dikkat çekici.

Bunlar yüzünden Çin hükümetiyle masaya oturulup sorunların ele alınması imkansız hale geliyor. Zira diğer ülkeler siyonist lobilerle ve ABD 'yle karşı karşıya gelmek istemiyor.

Bu lobiler olayı "ırk" üzerinden ele alıp yorumluyor. Irkçı yaklaşımların sonu her zaman vahşet ve soykırımla bitmiştir. Ama yahudi lobilerinin umurunda mı? Hayır . Birgün oradaki müslümanları pazarlık konusu yapacaklardır.
0
hebanon
(27.05.26)
(10)

Arabayı satacağım diye bakımlarını yaptırmamak

duguit
Bir haftadır kuzenim için araba arıyoruz 450-500bin tl bandında. Konuştuklarımın çoğu 10.000 km'yi 3-4 bin km geçmesine rağmen yağ-filtre bakımını aksatmış. Yani ortalama 15-20 yaşında, 150.000-200.000 km civarında arabalar, zaten yıpranmış bir de bakımını aksatıyorlar falan çok itici geliyor açıkça
Bir haftadır kuzenim için araba arıyoruz 450-500bin tl bandında. Konuştuklarımın çoğu 10.000 km'yi 3-4 bin km geçmesine rağmen yağ-filtre bakımını aksatmış. Yani ortalama 15-20 yaşında, 150.000-200.000 km civarında arabalar, zaten yıpranmış bir de bakımını aksatıyorlar falan çok itici geliyor açıkçası. 3500-4000 tl verip periyodik bakımını yaptırmayan kişi acaba neleri aksatmıştır diye düşünüyorum. Kendime 3 tane ikinci el araba almıştım hiç böyle şeyler yaşamamıştım, satarken de bakımlarını zamanında yaptırıp muayenesini yaptırıp satışa koydum hep. Bu işin normali "zaten satacağım" diyerek para harcamamak mıdır?
0
duguit
(25.05.26)
İşin içinde cepten çıkacak para olunca herşey yapılıyor. Dediğiniz gibi o kilometrelere kadar yağ değişmemişse, genel olarak da iyi bakmamıştır arabaya büyük ihtimal. Bu işin normali bu değildir, bana göre ilanda belirtilmiyorsa periyodik bakımlarının fazla geçmemiş olması lazım. Özetle satıcının ve evrakların güven vermesi önemli.

Bir arkadaş vardı, hep bakımı yapılmış araba alırdı ve aracın ihtiyaçlarını idareten hallederdi. Biraz da büyük masraf gerektiren işler yaklaşınca yaptırmadan satardı. Fiyat bağlamında daha avantajlı bir yaklaşım. Araba çok bakımlı olsa bakıma ödenen para fiyata ne kadar yansır şüpheli.
+1
mbond
(25.05.26)
ben de satacağım diye bakımını yaptırmıştım. akrabalar dalga geçmişti.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(25.05.26)
normali bu değil, aracın garanti dışı kalma ihtimali var ve zaten araçların ilk bakımları gayet ucuz oluyor ve hatta ilk bakım hediyesi falan bile oluyor, yani yaptırmamaları bence pek ekonomisiyle alakalı değil. yeni araçlarda bakım km'leri 10 değil 15 ve hatta 20 bin buna dikkat ederek sordunuz mu? yani sene olarak bakım tarihi geçmişse bilemem ama km olarak bakım zamanı gelmemiş olabilir.

yüksek kilometreli araca gelince, araç zaten garanti dışıdır, yetkili serviste bakım masrafları çok yüksek, sanayide de yağ değiştirip geçiyorlardır. bir de aracın artık sağından solundan alakasız arızalar çıkmaya başlıyor ve araç sahibi usanıyor. bence bu durumda yaptırmıyorsa usanmışlardır ve normal.
-1
malheiros
(25.05.26)
Piyasa işte, satıcılar her zaman minimuma eğilimli. Eğer siz alırsanız veya alan olursa böyle gider. Birkaç kişi daha bakımı bahane göstererek vazgeçerse gider bakım yaptırır veya fiyatı daha çok düşürür. Herkes hak ettiği gibi yönetilir mevzusunun özü de bu. Çok sorunuzla alakalı değil gibi ama biraz felsefi yönü de var bu sorunun.

Özetle alan oldukça freni patlak araç bile satılır, ilana da ustanızla gelin yazarlar. Böyle bu işler.
+1
akhenaten
(25.05.26)
arabayı koyduğun fiyat 500bin.
50bin liralık bakım yapıyorsun, "bakımları yapılmıştır, 550bin" yazıyorsun insanlar fazla bulup 500 vermeye çalışıyor.
bakımsız 500bin'e satıyorsun, alanlar memnun oluyor.

sanırım buna benzer bir denge var piyasada.

ben de doğru bulmuyorum bakımları aksatmayı. periyodik bakım, yağ değişimi gibi 3-5bin'lik şeyleri yapmamak konusunda sizinle aynı fikirdeyim. onu yapmayan kim bilir nasıl kullanmıştır arabasını. yağ-su çok önemli şeyler araba için. 3-5binlik bakım yapmadın 50-100bin masraf açılacak uzun vadede.
+4
biseysorcaktim
(25.05.26)
o yaş o kmdeki araçta son bakım yeni yapılmış olsa aracın tüm geçmişine güvenecek misin? veya yaptım dedi hadi, nasıl emin olacaksın? piyasada birçok kişi satarken hep ağır bakımları yeni yapıldı, triger baskı balata değişti vs. yazıyor gördüğüm ama yeni değişti denen trigeri birkaç aya kopan araçlar da var? veya daha şanslı olup kontrol edilen değişmediği farkedilen... bakımları hep aksatılmış aracın yağını filtresini değiştirmesi bakımlı araç algısı yaratıyor diye fiyatı şişirip aynı aracı daha yüksek fiyattan kakalayabilir. bi yerde geçmişinde aksaklıklar yaşanmış olabileceğini kabullenip mevcut durumunu kontrol edip bariz sorun yoksa alıp bakımlarını yapmak gerek gibi geliyor eski araçlarda. dün değiştirdim dese güvenmem yağı filtreyi antifrizi yeni araç aldığımda değiştirir kendim bilirim.

ben tanıdıktan aldım, yağın yaşını da kmsini de söyledi ve kendisine güvenirim ama değişimi yaptırdığı ustaya güvenmem. ne marka yağ koydu bilmiyorum, doğru yağ koydu mu bilmiyorum, değiştirdim diyip değiştirmeden para almadığını nereden bileyim? antifriz de 2 yıllıktı radyatör değişirken değişti ama antifrizin markasını bilmediğimden, içine musluk suyu mu kondu bilmediğimden güvenmedim değiştirdim yine. triger devirdaim vs. de yine radyatörle beraber 2 yıl önce değişmiş ama tanıdıktan olmasa ve triger koparması riskli olsa onu da değiştirtir veya enazından kontrol eder/ettirirdim. bu araçta triger kopsa da piston siboplara vurmadığından çok sıkıntı değil. yolda kalırım ama motorda masraf açmaz.
0
konetsu
(25.05.26)
ben de pandemi de bakım yaptırmamıştım araba yattığı için
3bin km eski yağla gitmesi hoş değil elbette
lastikleri aküyü de değişmiyorlar
bunları hesaba katmak lazım
v kayışı triger zaten muamma

bu tip önemli değişim tarihlerini telefona yazıp kayıtlı tutmak lazım satarken söylemek filan
0
mantık
(25.05.26)
Ucuz yollu arabaların %99'u aynı halde, sıfır bakım, yağ balçık halinde, motorundan şanzımanına yağ kaçakları var, soğutma suyu bile direkt musluktan.

Araba hareket ettiği sürece bu şekilde biniyorlar. O arabalardan hayır gelmez, motor bloğu bile içten içe çürüyor.
0
kimlanbu
(25.05.26)
İnsanlar maalesef bu şekilde kullanıyorlar aracı.

Motordan ziyade dış görünüş ve havasıyla uğraşıyorlar. Aracın yakıt ile birlikte en önemli şeyi motor yağı ve yağ filtresi. 2012 model aracım var. Filtron Polen, Filtron hava, mobis orijinal yağ filtresi, 4 litre shell helix 5w-30 yağ. 2500 lira tuttu. 1000 lira işçilik verdim. 1 neredeyse 1 depo yakıt parası. Ama insanlara bunu vermek zor geliyor. En önemli şey yağ. 8-9kda değiştiriyorum ben. 190k km’de araç.

Soğutma suyu aynı. Antifriz koymaya üşeniyor insanlar. Antifriz konmayan araç da çöp oluyor işte. Kesin conta yakıyor. Çürüyor.

Türkiye’de ise olay şöyle. Adam motoruna, antifrizine bakmıyor. Değişen, boya var mı diye bakıyor. Hoş onda da haklı insanlar. Çünkü kaza fotoğrafı yoksa eğer. Çok büyük bir kazayı saklıyor olabiliyorlar.

Bu arada galericiler de aynı. Abi bakımı yeni yaptırmaya gerek yok denen araçların %90ı bakımı geçmiş araçlar.
0
jackyr
(25.05.26)
Bu pek ölçü degil, normalde bakım aksatmayan biri, arabayi satmaya karar verince artik para harcamak istemez, alan yaptirsin diye düşünür. Anahtarin pili bitmiş, kapilari anahtari sokup açarak kullanan insandan araba aldim ben, satmayi dusununce bir pil bile almamış yani. Hep boyle aslinda,
+1
covered
(26.05.26)
(4)

ilaçlı mr çekimi için ilaç yazdırma

lil siztah
bayramdan sonraki hafta perşembe günü devlet hastanesinde ilaçlı mr çekimi randevum var. bunun için, bayramdan önceki hafta gelip, çekimde kullanılacak ilacı yazdırman gerekiyor dediler. yarın gitmem zor olacak. çekim perşembe günü olduğu için pazartesi yazdırmaya gitsem yeterli olmaz mı acaba? yakı
bayramdan sonraki hafta perşembe günü devlet hastanesinde ilaçlı mr çekimi randevum var. bunun için, bayramdan önceki hafta gelip, çekimde kullanılacak ilacı yazdırman gerekiyor dediler. yarın gitmem zor olacak. çekim perşembe günü olduğu için pazartesi yazdırmaya gitsem yeterli olmaz mı acaba? yakın zamandan buna benzer bi tecrübesi olan var mı?
0
lil siztah
(24.05.26)
neden özellikle bayram öncesi dediler anlamadım. pazartesi yazdırıp alabilirsen sorun olmaz.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(25.05.26)
Neden özellikle bayram öncesi dendiğini ben de anlamadım. Normalde sorun olmaz, ama hastanenin kendi işleyişi farklıysa bilemiyorum. Ben ilacı alıp iki gün sonra falan gitmiştim.
+1
akhenaten
(25.05.26)
@akhenaten, görevli randevuyu verirken, "çekiminiz bayramdan hemen sonra, bayramdan önce yazdırın ilacınızı" diyince, tarih de iki ay falan sonra olunca, üzerinde durmayıp, bayramdan sonraki pazartesi falan herhalde diye düşünüp özellikle sormamıştım. bence de yeterli olur ya, teşekkürler.
0
🌸lil siztah
(25.05.26)
pazartesi günü yazdırdım, sorun olmadı. teşekkürler!
+1
🌸lil siztah
(02.06.26)
(10)

Eski sevgiliye yazma

messina123
1 sene önce ayrıldık. Kızı ben bıraktım. Aklımdan çıkmıyor son zamanlarda. İçimde pişmanlık var. Yeniden nasıl yazmalıyım?
1 sene önce ayrıldık. Kızı ben bıraktım. Aklımdan çıkmıyor son zamanlarda. İçimde pişmanlık var. Yeniden nasıl yazmalıyım?
-1
messina123
(24.05.26)
yazmamalısın
+6
der meister
(24.05.26)
Neden ama :(
0
🌸messina123
(24.05.26)
Yaz içinde kalmadın ama %60 olumsuz olur bence. Onun güncel durumu etkisi ve sen yazınca götünün kalkmasıyla da alakalı durum
0
Geceler
(24.05.26)
Bir sene önce ayrılmanıza sebep olan şey dış etkense (taşınma, iş yoğunluğu vb.) ve bu sorun çözüldüyse şansınızı deneyin. Aksi takdirde düşük bir ihtimalle kabul etse ve tekrar başlasanız bile aynı sebepten geri ayrılacaksınız.
0
akhenaten
(24.05.26)
1 senedir senin yazmanı bekliyordur. vakit kaybetmeden yaz
+7
my fault
(24.05.26)
konuyu sağlıklı bir biçimde değerlendirmeye yarayacak hiçbir veri yok. bu sebeple, 1 sene gibi uzun bir zaman sonra yazılmaz, diyip geçeceğim.
+1
lil siztah
(24.05.26)
küfür yemek için yazabilirsin, sinkaflı kelimelere hazırlıklı ol
+1
rhan
(24.05.26)
Yaz tabi ama rencide edilme ihtimalini de göz önüne al.
0
gadlemler
(25.05.26)
yokluğa düştüğün için yazıyorsun, onu özlediğin için değil. bence yazma. ex'ten next olmaz.
0
madridista19021902
(25.05.26)
Kiz ucuz kurtulmus diyenler cikacaktir.

Siz yazmayın, yine basa dönersiniz uzulur karsinizdaki
0
baldan kaymak
(25.05.26)
(16)

Bu erkeğin vücudunu ve giyim tarzını yorumlayalım

64654942
https://ibb.co/7hd5wtP
-1
64654942
(21.05.26)
Çömünce çatalı görünen tesisatçı abiye benzettim ben.
Karbonhidrat tüketimine kısıt koymalı.
+2
Mirket
(21.05.26)
Olumsuz anlamda söylemiyorum bunu, ama ortada çok tartışacak bir şey göremedim açıkçası. Sokaktaki herhangi birinden ayıran, öne çıkan bir vücut tipi veya belirgin bir tarz bulamadım.

Eğer bir tarzdan bahsedilecekse biraz daha kafa yorması gerekecek gibi.

Ben normal diyeceğim.
+2
akhenaten
(21.05.26)
giyim tarzı güzel ama vücut berbat. göbek var, bel kalın, kalça leğen gibi geniş. böyle erkek olmaz.

erkek vücudu budur: img-s1.onedio.com
+1
yurtsuz john
(21.05.26)
en azindan siyah giyiyor.
0
baldur2
(21.05.26)
kalça ve göbekte toplanan yağları vurgulayacak kesimlerden kaçınsın derim.
0
lil siztah
(21.05.26)
Erkeğe göre komik bi vücudu var, östrojeni yüksek olabilir.
0
kizil karga
(21.05.26)
Poğaçayı bıraksın.
Çok klasik giyiniyor. Simsiyah, pantolon çok klasik, deri ceket filan. Yağ yaksın ve giyim tarzını biraz değiştirsin
+1
mor oje
(21.05.26)
2 metreyse gerisi teferruat. Boy oldugu surece kadinlar ustune atlar, Notre Dam'in kamburu olmussun onemli degil.
-5
freedonia
(21.05.26)
Hantal, sıradan. Spora ihtiyacı var.
0
ekimoloji
(21.05.26)
Full östrojen bu. Klinefelter sendromu falan olabilir
-2
michael harddd
(21.05.26)
Allahın yarattığına laf etmem ama hiç olmazsa pantolon seçimini değiştirsin kesimi bu vücuda uygun değil.
0
yenibirgüzelnick
(21.05.26)
alamanci gibi.
spor sart, birayi, arpayi, unu kesmesi lazim.
hormonlu sergen.
0
cooperr
(22.05.26)
Giyime özenmesi yok, ayak uydurmak adına rahat hissedeceği bir şeyler tercih etmiş. Özenli değil
0
gadlemler
(22.05.26)
tişört boyu ceketten uzun, bu biraz eğreti duruyor.

spor ayakkabı ya da bot olsa daha iyi dururdu. özellikle siyahla kombin olunca beyaz stan smith ayakkabılar iyi gözüküyor.
0
galahad reloaded
(22.05.26)
ata demirer'in zayıf hali.
0
ground
(22.05.26)
kolye var bir şeylere özenmeye çalışmış.
0
mikahakkinen
(22.05.26)
(9)

Yağışları en doğru tahmin eden platform hangisi?

duyuruuser
8 saat sonrasını bilemeyen ios default hava durumu uygulaması hem sabah hem de akşam %85 ihtimalle yağmur gösterdiği için motor yerine toplu taşımayla işe geldim. Sabah hiç yağmur yoktu, şimdi de yok. Doğru sonuçlar veren bir platform var mı?
8 saat sonrasını bilemeyen ios default hava durumu uygulaması hem sabah hem de akşam %85 ihtimalle yağmur gösterdiği için motor yerine toplu taşımayla işe geldim.

Sabah hiç yağmur yoktu, şimdi de yok.
Doğru sonuçlar veren bir platform var mı?
+2
duyuruuser
(21.05.26)
www.ventusky.com

ben buna bakıp çıkıyorum genelde. mutlaka tutmadığı zamanlar da oluyodur. hava durumu çok değişken olabiliyor.
0
spirit crusher
(21.05.26)
ben de ventusky kullanıyorum senelerdir. çok iyi uygulama. 2018'den beri yıllık ücreti 9.99 TL idi, anca bu sene uyandılar, 450 lira mı ne yaptılar.
0
efreet sultan
(21.05.26)
chrome'a hava durumu yazıyorum, en üstte google hava durumunu saatlik gösteriyor. hangi saatte yağış var ve sıcaklık ne kadar görebiliyorsun. ben buraya bakıyorum ve hep tutuyor. hiç bir siteye girmeye gerek yok. siteler hep yanlış.

detaylı bilgi: support.google.com
+1
abelardo
(21.05.26)
Meteorolojinin kendi app'i var. Ben onu kullanıyorum, ayrıca bulut hareketliliğini gösteren canlı ekranı ve meteorolojinin yayınladığı uyarılar için bildirimi de var.
+1
akhenaten
(21.05.26)
windy
+2
orpheus
(21.05.26)
buluttan kullanıyorum.
+1
klassno
(21.05.26)
Wunderground
0
Zulm
(21.05.26)
mgm.gov.tr
0
kedikolik
(22.05.26)
Ben sürekli olarak poseidon kullanıyorum. Yunanlar denizcilik için kullanıyor. Sekmedi şimdiye dek valla
0
wild honey suckle
(23.05.26)
(5)

Sayı + kelime + çoğul eki

kizil sakalli sari
Merhabalar. Öylesine düşünüyordum ve Türkçe'de çoğul eklerini sayı ile beraber kullanmadığımızı fark ettim (üç ağaç, beş lira, birkaç adam, vs.)Fakat şu istisnalar neden var, bilemedim. Bir nevi özel isim gibiler gerçi, pek gündelik konuşma parçaları değiller:Yedi UyurlarKırk HaramilerÜç Silahşörler
Merhabalar. Öylesine düşünüyordum ve Türkçe'de çoğul eklerini sayı ile beraber kullanmadığımızı fark ettim (üç ağaç, beş lira, birkaç adam, vs.)

Fakat şu istisnalar neden var, bilemedim. Bir nevi özel isim gibiler gerçi, pek gündelik konuşma parçaları değiller:
Yedi Uyurlar
Kırk Haramiler
Üç Silahşörler

Ya da bunlar istisna değil de bilmediğim başka bir kural mı var?

Teşekkürler.
0
kizil sakalli sari
(21.05.26)
belirli belirsizlige gore konmus o ekler. uc silahsorlerin kim oldugu belli. o yuzden.
0
baldur2
(21.05.26)
İstisna dediklerin bir grup çünkü. Üç ağaç bir grup ifade etmiyor üç adet ağaç ama “üç ağaçlar” dersen üç ağaçlar diye bahsedilen bir grup/kominite/topluluk olur.
-1
yenibirgüzelnick
(21.05.26)
net bir kural yok aslında. mahşerin dört atlısı, darağacında 3 fidan, adamlar (grup), birkaç iyi adam (grup), modern folk üçlüsü,
0
ground
(21.05.26)
101 dalmaçyalı diyoruz, 101 dalmaçyalılar demiyoruz. Ya da Üç Hürel denmiş, Üç Hüreller denmemiş.

@baldur2: ama 101 dalmaçyalının da kim olduğu belli.
@yenibirgüzelnick: 101 dalmaçyalı da bir topluluk/özel isim derim ben; ama çoğul eki yok.

Gerçi Maskeli Beşler'de çoğul eki var mesela tabii.

@ground: bu listedekilerin hepsi kurala uyuyor. Sayı (veya "birkaç") varsa çoğul eki yok, sayı yoksa çoğul eki var (adamlar). Modern folk üçlüsünde de sayı hiç yok çünkü "üçlü" kelimesi sayı değil.

(bence)
0
🌸kizil sakalli sari
(21.05.26)
Kurallı bir yapı olmadığı kesin, ancak istisna da denemez bence, daha çok düzensiz bir yapı gibi. Çünkü yeniden üretilebiliyorlar. Örneğin "Hah, beş kerizler de geldi." normalde böyle bir şey yok, ama yapı doğal duruyor.

Yapı temelde, kendi içinde de anlamlı ve bütünlük ifade eden parçaların oluşturduğu yeni bir tekillik ifade ediyor, bu grup adı olur (üç silahşörler) yer adı olur (yedigöller), popülerlik kategorisi (üç büyükler). 101 dalmaçyalı örneği vermişsiniz ancak bu yapım 101 dalmaçyalıyı tek beden olarak ele almıyor zaten, bir takım değiller, sadece kalabalıklar. Yine de tam bir sistem yok.

Kaçırmamak gereken şey bu yapı bir kural değil. Haliyle grup adı oluştururken doğrusu budur diye hep bu yapı kullanılmıyor, böyle bir şey yok. Ama bu tarz bir yapı kurulduğunda onun ifade ettiği şey hep aynı; kendi içinde anlamlı parçaların birleşip yeni bir anlamı olan farklı bir bütünü oluşturması. Elementlerin bileşik oluşturup yeni kimyasal özellik kazanması gibi bir şey.

Bana bunu çağrıştırdı düşününce en azından.
+1
akhenaten
(21.05.26)
(21)

lavabonun içine sebze soymak normal bir davranış mı?

yenibirgüzelnick
ben mi çok takıntılıyım? oğlumun bakıcısı oğluma kahvaltı yemek hazırlarken mutfak lavabosu içine sebzeleri soyuyor. yumurta kabuğu, salatalık domates patates kabuğu oluyor gün sonunda temizliyor onları. ben çok tiksinirim böyle şeylerden. lavaboya bakamıyorum gün içinde. acaba kibarca uyarsam mı di
ben mi çok takıntılıyım?

oğlumun bakıcısı oğluma kahvaltı yemek hazırlarken mutfak lavabosu içine sebzeleri soyuyor. yumurta kabuğu, salatalık domates patates kabuğu oluyor gün sonunda temizliyor onları.
ben çok tiksinirim böyle şeylerden. lavaboya bakamıyorum gün içinde. acaba kibarca uyarsam mı diyorum ama eşim de böyle bir şey için kalbini kırma boşver üzülür diyor.
📊 genelde yapılan bir şey mi?
evet herkes yapar %51.8 (29)
bence de iğrenç %48.2 (27)
-3
yenibirgüzelnick
(20.05.26)
Eşim de önceden böyle yapıyordu. O görüntü benim de hoşuma gitmediği için söyledim dikkat ediyor artık.

Kalp kıracak bi şey yok düzgünce söylerseniz niye kalbi kırılsın siz bu kadar rahatsız olacağınıza o davranışını düzeltsin. Kendi evinde, kendi düzeninde istediği gibi davranabilir.
0
chicha_v2
(20.05.26)
Hemen alsa olabilir de, gün boyu biraz show olmuşş
+4
üğpoıuy
(20.05.26)
bu alışkanlık meselesi. nazikçe uyarın. çözüm olarak da lavabo içine konan çöp kutularından alın. şunun gibi:

m.media-amazon.com
0
co2s2
(20.05.26)
Lavabonun içine soyup işlem bitiminde alıp hemen çöpe atar, lavaboyu elimi yıkarım.
Gün sonuna kadar o çöpü orada bekletmek bildiğin iğrençlik. Çöplük mü orası?
+8
Mirket
(20.05.26)
ya ben bu yuzden hafta sonu anneme carladım lavabo içinde sebzemi soyulur sonra gider tıkanır diye. çöpte 5 cm yanında yani. manasız.
eskiden yapmazdı televizyonda görmüş pratik gelmiş, çok titizdir asla böyle bişey yapmaz dediğim annem bile yapıyorsa..

söyleme boşverrr bakıcı çok zor bulunuyor
0
eja
(20.05.26)
@ co2s2
Mutfak tezgahına takılan küçük çöp kovası var aslında
0
🌸yenibirgüzelnick
(20.05.26)
yumurtada değil de sebzelerde ben de bazen yapıyorum ya, çöp de cidden 5 cm uzakta olduğu halde. ama hemen topluyorum tabi, anlık kullanıyorum. bence de kırmadan söylenebilir, düzgünce konuşunca neden kırılsın ki, ilerde başka uyumsuzluklar da olacak onları da "aman kırılmasın" diye içinizde mi tutacaksınız? her şey konuşulur
0
mezzosprite
(20.05.26)
"gün sonunda temizliyor " ibaresini görene kadar normal bi davranıştı 😅 ben anında temizliyor sandım. sinek oluyor falan diye tatlı dille uyarırdım ben de şahsen.
+3
truf
(20.05.26)
Gün sonuna kadar bekletilmez. Anlık soyar ve temizlersin. Ben olsam söylerdim.
0
elorelia
(20.05.26)
Bulaşık için kullanılan sünger bile orada bırakılmamalı .
0
diyecevaplandı
(20.05.26)
çok çirkin.

lavabodan sıçrayıp üstüme gelen su damlasından bile rahatsız oluyorum ben.
0
yurtsuz john
(20.05.26)
ben lavabnun içine soyuyorum çünkü çöp kutusu tezgahın hemen yanında değil arkamda kalıyor, her bir sebze için arkamı dönüp bir ayağımla çöp kutusunun açma pedalına basılı tutup çöpün içine soyup sonra sulu bir şeyse suyunu akıtmadan tezgaha koyup diğerini alıp aynı şeyleri yapmak vs bana zor geliyor. patates soğan salatalık vs vs ne varsa topluca lavabonun içine soyarım, acelem varsa yemeği yaptıktan sonra çöpe atarım topluca, acelem yoksa soyup bitirdikten sonra yemeğe başlamadan önce topluca atarım çöpe. ama yemeği yaptığım halde çöpleri orda bırakıp gitmiyorum. bütün gün bırakması bence de biraz garipmiş.
+1
Sadece soruyorum
(20.05.26)
lavabonun içine soymak, tezgaha takılan çöpe soymaktan çok daha hijyenik ve temiz. çöpün içine soymaya çalışırken illa 1-2 parça kabuk çöpe denk gelmez, yere düşer, ya iş bitene kadar bırakır, ya yere düşeni almak için ellerinizi yere değmek zorunda kalırsınız.

lavabonun içine soyar, işim bitince de kabukları alır çöpe atarım, lavabo süzgecini de çöpe silkeler, lavaboyu yıkar, tertemiz bırakırım.

lakin günün sonuna kadar çöplük gibi her şeyi lavaboda biriktirmek iğrençmiş.
+4
kibritsuyu
(20.05.26)
gün sonuna kadar bekletilmez ama yemek yaparken soyulacak sebxzeleri lavaboya soyarım. hazırlık bitince lavabo toplanır ve eller yıkanır. kavun karpuz keserken de kabuklarını önce lavaboya koyarım. tezgah üzerinde biriktirince her yer yapış yapış oluyor
0
exlibris
(20.05.26)
İğrenç diyemem belki ama gereksiz değil mi ya? Hem kötü görünüyor, hem iki işe sebep oluyor. Bunun yerine tertemiz çöpe veya poşete soy geç değil mi?
0
akhenaten
(20.05.26)
@yenibirgüzelnick: tezgaha takılan çöple bu çöp tam aynı şey değil. kullanımları çok farklı. bir milyoncularda 100-200 liraya bunların plastikleri vardır illa ki..

uyarın, lavaboya attığı çöpleri hemen temizlemesi gerektiğini söyleyin. çok insani bir şey. alınacak edecek bir şey yok bence.
0
co2s2
(21.05.26)
Yumurta soğan sarımsak gibi kokan şeyleri lavaboda soymam poşet çıkarırım her seferinde. Ama salatalık domatesi lavaboda soyduktan hemen sonra temizlerim. Belki de onu diyebilirsin. Bekletme sebze meyvelerin kabuklarını hemen temizle koku yapıyor de.
0
Hallegadola
(21.05.26)
herkes yapar mi bilemem ama bence normal bir davranis.
+1
Sour
(21.05.26)
O an soymak normal ama bütün gün bekletmek normal değil bence. Yemek pişerken o ara temizlenir iki dakikada.
0
peki madem
(21.05.26)
ben yapmam ve iğrenirim +1 evimde yapan olursa da uyarmaktan çekinmem.
eşiniz böyle ültimatom tarzında konuşacağınızı falan düşündü herhalde ama "abla/ayşe yaa, kabukları direkt çöpe atar mısın, orada biraz şey oluyor öyle" falan deseniz, kadın gereken mesajı alır ve olay çözülür.
0
lil siztah
(21.05.26)
acaba daha önce çalıştığı bir yerde çöp öğütücülü lavabo kullandı da oradan mı alışkanlık kaldı? ben eskiden minik bir poşete ya da plastik kaseye soyardım ve oradan dökerdim çöpe. ama lavabonun yanındaki minik gözlü kısmına çöp öğütücü taktırdığımdan bu yana direkt oraya soyuyorum.
0
cedilla
(22.05.26)
(2)

BES Yonetim gider kesintisi

floydian
Ilk kez bes'e girdim cok arastirmadan 2 defa para yatirdim simdiye kadar bi bakayim dedim bugun ve 233 tl kesinti olmus fonlarin bir kimsi satilarak.1500 tl yatiriyorum zaten alti ustu bundan 233 kesecekse ne anladim ki ben bundan? Kacirdigim bir sey mi var?
Ilk kez bes'e girdim cok arastirmadan 2 defa para yatirdim simdiye kadar bi bakayim dedim bugun ve 233 tl kesinti olmus fonlarin bir kimsi satilarak.

1500 tl yatiriyorum zaten alti ustu bundan 233 kesecekse ne anladim ki ben bundan? Kacirdigim bir sey mi var?
-1
floydian
(20.05.26)
Ilk 5 sene kesiliyordu galiba. Sonra kesilmiyor olmasi lazim.

Ilk seneler devlet destegine cöküyor banka. O yüzden ilk 5 sene az miktar yatirmak sonrasinda artirmak mantikli olabilir.
-1
Purple life
(20.05.26)
Evet özellikle başlarda hoş olmasa gerek, zaman içinde getirinin yanında bunun göze çarpma payı azalır. Yine de her kesinti gibi tatsız. Ama keşke bir kampanya bekleseymişsiniz, yönetim gider kesintisi yapılmayan kampanyalar oluyor. Ben bu şekilde başlamıştım.

Çok araştırmadım demişsiniz, umarım çıkışa ertelenmiş giriş aidatından da haberiniz vardır. 5 yıldan önce ayrılmak isterseniz bu çıkışa ertelenmiş giriş aidatı ve 5 yıllık yönetim gider kesintisinin henüz ödemediğiniz kısmı sizden alınıyor. Daha moral bozucu bir durum. 5 yıldan sonra bu kesintiler yapılmıyor. Ayrıca 10 yıl dolmadan önce çıkarsanız yanılmıyorsam kazancınızdan %15 stopaj alınıyor.

BES yatırımı uzun vadeli bir yatırım ve bunun böyle kalmasını istiyorlar.
0
akhenaten
(20.05.26)
(20)

Çok Para Harcayan Kadın Partner

lapetitemort
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.

Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla kazandığım için harcamalar biraz bana yıkılıyor. Ay sonunu çıkaramamak konusunda zaman zaman tedirgin oluyorum. Yerinde "hayır"lar ile bir şekilde durumu idare ediyorum ama kendimi cimri birisi gibi hissediyorum. Hatta bazı şeyleri almadığım için yetersiz de görünüyorum. Her zaman da hayır diyemiyorum ve mecburen aldığım şeyler de oluyor. Genel olarak partnerim tutumlu olmaya çalıştığımı görse de bundan biraz rahatsız, sanki onu ve evimizi yeterince önemsemiyormuşum gibi yorumluyor.

Örnek üzerinden anlatayım. Markete gittiğimizde çok içgüdüsel, rafta güzel durduğu için aldığı şeyler oluyor. Mesela evde zaten bir sürü bıçak var iken sırf tasarımı güzel diye veya özel bir fonksiyonelliği var diye kendimizi yeni bir bıçak almış olarak buluyoruz. Bir tane salıncak gibi askılı sandalye gördü mesela, "bu bahçeye çok yakışır" deyip aldı. Yani aslında kötü bir şey değil, ikimiz de kullanacağız onu ama belki benim gündemimde şu an bunu almak öncelikli değil? Veya ne bileyim, benim nazarımda zaten bir tane iş gören sandalyemiz var, buna gerek yok. Süpürge muhabbeti açıldı mesela, en kral süpürgeyi istiyor, tabi ki almadım ama yani onun istediği esneklikte bir partner olsam 20k verip süpürge alacağız ve maaş yok olup gidecek. Bu gibi şeylerden dolayı kendi harcamalarımı kısmak zorunda kalıyorum.

Dün "pesto sos alalım, makarna yaparız" diye girdiğimiz markette yine 3-4k harcadık. Normalde hesabını kitabını bilen, günlük ve hatta haftalık masrafını kafasında netleştirebilen bir insan olarak böyle rastgele fatura çıkması durumları beni biraz zorluyor. Artık mesela hiçbir mağazaya/markete girmek istemiyorum çünkü ne alacağımız ve ne kadar ödeyeceğimiz çok belirsiz.
+3
lapetitemort
(20.05.26)
1- birlike alışverişe çıkmayın.
2- market alışverişini internetten yapın.
3- "bu çok pahalı" demek ayıp değil.
+1
co2s2
(20.05.26)
hocam bunlar idare edilecek şeyler değil, belli bir yaştan sonra kolay kolay değişmiyor karakter. işler çok ciddileşmeden ayrılın derim. bu tarz savurgan insanlar sizin ev/araba sahibi olmanıza, gelecek planları yapmanıza mani olurlar. birşey dediğinizde de adınız cimriye çıkar. hem karşı tarafı finanse etmiş olursunuz, hem de canınız sıkılır. para konusunda hayata sizin gibi bakan birini bulun, sonra cidden pişman olursunuz.
+2
shadowfollower
(20.05.26)
Kendinizi cimri hissetmene gerek yok, siz sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi davranıyorsunuz.

Ancak çözümü sürekli anlık "hayır"lar diyerek baraj kapaklarını tutmakta aramayın, yorulursunuz.

Çözüm, paranın yönetim biçimini sisteme bağlamaktır. Kuralları önceden koyulmuş bir bütçe planı yapın, ortak ve kişisel harcama limitlerini belirleyin. Eğer bu net sınırlara ve senin bu konudaki net stresine rağmen sistem kurmayı reddediyor ve pervasızca harcamaya devam ediyorsa, işte o zaman evlilik kararını tekrar gözden geçirirsiniz. çünkü para harcamak ve alışveriş yapmak bir bağımlılıktır.
0
galahad reloaded
(20.05.26)
eğer dediğiniz gibiyse o iş sıkıntılı ama karşı tarafı da dinlemek lazım.
belki o markette içeriğe dikkat ederek satın alan birisi? içeriği kaliteli ürünler bir tık pahalı oluyor. mesela palm yağlı ülker yerine züber alan birisidir belki? ve bu size gidip en pahalısını seçiyor hissiyatı yaratıyordur?
ya da kral süpürgeden kastınız dysonsa mesela parasını hakediyor aslında ama size sırf pahalı olduğu için onu seçmiş hissiyatı oluşturuyorsa?

bunları neden yazdım ben eşimle bunların sorunu yaşardım zamanla aştık gibi.
belki sırf harcamak için harcamıyordur.

bir de gıda maalesef pahalı ülkede ve genelde markete ekmek almaya gidince ekstra şeyler hep alınır ya. akşam yemeğe şunu mu yapak deyip alınır, buzluğa atarız deniz alınır. yemeği karşı taraf yapıyorsa kafasında plan vardır illa evin bi eksiğini bulur alır. markete tok gidin :)
0
rayde
(20.05.26)
siz bu konuda daha önce de benzer bir soru açmıştınız.
bu kişininki, harcamayla tatmin olan bir psikolojiye benziyor. siz bunu makul(?) sınırlara çekmek istedikçe, cimrilikle suçlanmaktan kaçamayacaksınız. bunun tek çıkar yolu, kişinin gereksiz(?) harcamalarını farkederek buna kendi çözüm araması olur. ancak bunun için de, bu savurganlığı(?) sizinkiyle değil, kendi parasıyla yapıp, ay sonunda kendisinin sıkışması gerek. bunu sağlayabiliyorsanız ne ala. değilse ve bu düzen böyle oturmuşsa, bu saatten sonra yapabileceğiniz bişey yok bence.
0
lil siztah
(20.05.26)
Harcama alışkanlıkları sanılandan daha temel bir sorun aslında. Partnerlerden biri diğerine göre belirgin şekilde daha tutumluysa genelde ya tutumlu olan içinde biriktirip ilerde karşı taraf için ufak görünen konularda bile tahammülsüz hale gelmesi ya da diğerinin hevesi kursağında kalmış, kısıtlanmış hissetmesi çok olası. Ortak noktada ise ikisi de tatmin olmuş hissedemiyor.

Ayrıca ilerde olursa çocuğun ihtiyaçlarına yönelik harcama ve birikimlerde konu daha hassas bir hale dönüşebiliyor. Örneğin bir taraf çocuk için birikime daha çok önem verirken, diğeri kısa vadeli ihtiyaçlara daha büyük önem veriyor ve ikisi de diğerini çocuğun ihtiyaçlarını dikkate almamakla suçlayabiliyor.

Bu konu sanırım ancak çiftlerin birbirinin görüşünü görünürde değil, samimi şekilde anlayabilmesiyle çözülüyor. Yani karşılıklı olarak birbirinizin, hangi durumda, neyi, ne düşünerek yaptığınızı anlamanız gerek. Siz bunu yapıyor gibisiniz, eve önem vermekten falan bahsetmişsiniz. Bu kişi harcıyor çünkü "yaşamayacaksak neden kazanıyoruz" gibi bir fikri var gibi. O da sizi anlamalı, sadece "tutumlu biri" olduğunuzu veya "biraz cimri" olduğunuzu düşünmemeli; örneğin "harcamayı sevmiyor çünkü hayatta her duruma hazırlıklı olmak gerektiğini düşünüyor" gibi bir tanımı olmalı kafasında. Bunlar olduktan sonra ortaklaşmak daha kolay. Çünkü ancak bu tarz bir farkındalık sayesinde birbirinize olan saygınızı korumak mümkün olur. Aksi takdirde eğer birbirinize yakıştıracağınız sıfatlar bunlar olursa bir "savurgan" ve bir "cimri" eninde sonunda birbirine düşer.

İçinizde olan biten şeyleri yeri geldikçe samimi olarak paylaşmayı deneyebilirsiniz. Veya ona da bu tarz bir şekilde kendisini ifade etmesi için yeri geldiğinde sorular sorabilirsiniz. Ama kısa vadede ikinizin de harcama alışkanlığı değişmeyecektir.
0
akhenaten
(20.05.26)
evlenince daha kötü olur.

borcunuz olduğunu falan söyleyin, düğün falan yapamam diyin. kendiliğinden gidecektir.
+7
kveldulv
(20.05.26)
durumu açık açık belirtin. 5-6 yıl önce olsa bu kadar koymazdı belki ama şu enflasyonist ortamda en olmadık şeyi yapıyorsunuz.

açık açık cimrisin bile diyebilir, birisi bana demişti oradan biliyorum. cimri olmayan biriyle evlenmişti sonra iyi şeyler duymadım hakkında.

biz artık liste yapıp giriyoruz markete. liste dışına bir iki abur cubur dışına çıkmıyoruz. yolun başındaysan ve durum düzelecek gibi değilse ayrıl coco diyorum.
0
Improbable
(20.05.26)
öğrenciyken beraber yaşayan tanıdığım bir çift vardı. kız tarafı harcama yapmayı o kadar seviyordu ki öyle böyle değil. sürekli kartlar şişip duruyordu. hatta hatun kişisi ile arkadaşım paralarının olmadığı zamanlarda beraber büyük marketlere gidip market arabasını tıka basa doldurup, kapıda satın almadan bırakıp gidiyorlardı. hatta bu davranışı yapan bir çok kişi olduğunu duydum sonradan. maalesef duyduklarımın hepsi de kadındı. bu hatun daha sonra erkek tarafı memur olamadı diye ayrıldı. kendisi öğretmen oldu ve zengin bir koca buldu. ancak adamın işleri nedense kötüye gitmiş ve iflas etmiş. sebebini bilmiyorum. hatun bu kişiden de ayrıldı. genelleme yapmak yanlıştır ama önlemini almak gerekir.
0
ground
(20.05.26)
@lapetitemort , gelir seviyeleriniz arasında nasıl bir fark var? örneğin Sen 10x para kazanıyorken o x birim para kazanıyor ise, senin seviyendeki bir gelir gider dengesini yönetmek konusunda tahayyülü yetersiz kalıyor olabilir. açık açık sabit giderlerin ve yatırım planlarına ayrılan kalemlerin neler olduğunu, yol haritanızı paylaşabilirsiniz. Bugün kazandığı para ancak günübirlik ihtiyaçlarına yada ulaşılabilir lükslerine yeten insanlar, birikim ve yatırım yapılabilen gelir seviyesini pek anlayamıyorlar. Buna çok sık rastladım.

Rakamları tamamen afaki olarak söylüyorum, ayda 100 bin TL kazanan ve bunun tamamı ile gündelik ihtiyaçlarını, kirasını , faturalarını ancak ödeyebilen bir kişi , ayda 1 milyon TL kazanan insanların dahi bütün bu parayı hunharca harcayabileceklerini zannedebiliyor. Bu konuda partnerin bakış açısını genişletebilmek (eğer mümkün ise) , bir çözüm olabilir.

Ancak para kendi cebinden çıkmıyor diye hesapsız kitapsız ilerleyen biri ise, senin emeğine vaktine acımıyor ise, sen sıkıştığında kendi parasını da cömertçe senin için harcamıyor ise bu bir karakter problemidir bana göre. Yol yakınken yolları ayırmakta fayda vardır.
0
loch ness
(20.05.26)
Sizi bu kişiyle hiç de güzel bir gelecek beklemiyor. Hiçbir şeyden emin olmasanız da bundan emin olabilirsiniz. Tecrübe ettiğinizde umarım ki çok şey kaybetmezsiniz.
+1
asue
(20.05.26)
iletisimle asmayi denemekten baska care yok. zaten konuyu asamazsaniz tukendikce bu tip mali sorunlar sizi birbirinize kusturecek ve en son dusman hale getirecektir. durumu oturup konusun. ozellikle sabit gelirli kisilerseniz butce olusturup bu sekilde hareket etmeye mecbursunuz. aramizda kral torunu olmadigini anlamasi gerekenler var.
0
johnnie w lker
(20.05.26)
hesaplarınız ayrı olsun, isteyen istediği gibi harcasın. biz böyle yapıyoruz. markette ayrı sepetler yapmıyoruz gerçi ama bu kadar rahatsız olsam onu da yapardım.
-1
mezzosprite
(20.05.26)
Beraber bütçe yapın. Orada aylık neye ne kadar harcayabileceğinizi görün. Ayda bir veya üç ayda bir bütçenin üzerinden geçerek gerçek ile kıyaslayın. Soru sorulmaz o zaman. Bütçende varsa özgürsün.

Ya da ortak harcama yapmayın. Her şey fifty fifty. Kabul etmiyorsa ayrılın.
+1
gabe h coud
(20.05.26)
harcama alışkanlıklarının kolay kolay değişebileceğini sanmıyorum ve herkesin kendi parasını kazandığı bir ilişkide bütçeleri ayrı tutmak yerine birbirini değiştirmeye çalışmanın gereksiz sorun çıkardığına inanıyorum. hani oturup "bak şunu alalım şunu almayalım, şuna para harcayalım buna harcamayalım" diye çözülebilse harika olur tabi ama bi tarafın aklına yatmayabiliyor bu yaklaşım. ya da bi süre işe yarıyor sonra yine harcamalar artıyor, "ama bi sor bakalım neden aldım, bu çok farklı, şundan dolayı gerekli" falan. ne gerek var. ilişkide ayrı bütçe fikri bazı insanlara soğuk geliyor bunu da çok iyi anlıyorum ama alternatifi sıkıntılı olduğu için temiz çözüm bence
0
mezzosprite
(20.05.26)
Orneklerin siradan olsa da (kim en cok reklam yapmis pahali marka supurgeye sahip olmak istemez?) bu temel bir sorun +1 cunku borclanarak imkanlarinizi asabilir ya da harcamalariniz yatirim ya da guvence kaybina sebep olarak gelecek standartlarinizi dusurebilir. Butce belirlemek, harcama kalemlerini bolmek gibi sorumluluk almaya tesvik edici ya da borclanma limitini veya kabiliyetini sinirlamak gibi tasinamayan sorumlulugun sonuclarini engelleyici yontemler denenebilir. Iyi bir partnerin, harcama limitiniz olmayacagi donemlerde de size ve hayata karsi olumlu olmasi beklenir.
0
osssy
(20.05.26)
yukarıdaki cevapları okumadım ama konuşmalısınız diyorum. açıkça konuşmaktan neden çekiniyorsunuz, ona yetemedğinizi düşünüp ayrılır diye korkuyorsanız bence bırakın ayrılsın.

ortak bir gelecek planlıyorsanız bence ayda maaşlarınızın belli bir kısmını birikime koyuyor olmanız lazım, gelecekte kullanılmak üzere ev + araba + pasif gelir lazım. veya evlenecekseniz düğün masrafları için para biriktirilmesi lazım. bunları ortak konuşup her ay maaşınızın belli bir kısmını biriktirin.

markete gittiğinizde ise örneğin "ay sonuna kadar 20 bin TL param kaldı ve bu paranın 5 bini faturalar 5 bini kredi kartı için ayırdım yani şu anda bıçak/ bahçe mobilyası için bütçe ayıramam" diye söyleyin. çocuk değil sonuçta anlayacaktır bence.
0
Sadece soruyorum
(20.05.26)
www.reddit.com
Bunu cevirip okursan gelecegini görebilirsin.
0
Purple life
(20.05.26)
hocam aylık bir milyon gelirin olsa buna oranla harcama yapılacağı için yine tedirgin olacaksın.
0
duyuruuser
(22.05.26)
hemen harcamalara sınır koyun. hesapları ayırın, pahalı alışverişlerden kaçının.
0
babilfish
(22.05.26)
(10)

Hangi şampuanı kullanıyorsunuz memnun musunuz?

ekimoloji
Bir sürü şampuan denemişimdir hala sürekli kullanabileceğim şampuanı bulamadım. Saç derim kaşınıyor sürekli.(Dermatitim yok)En son Yves Rocherden memnun kaldığımı düşünüyordum onun da ambalajı değişince formülü mü değiştirdiler neyse market şampuanlarından farkı kalmadı.
Bir sürü şampuan denemişimdir hala sürekli kullanabileceğim şampuanı bulamadım. Saç derim kaşınıyor sürekli.(Dermatitim yok)
En son Yves Rocherden memnun kaldığımı düşünüyordum onun da ambalajı değişince formülü mü değiştirdiler neyse market şampuanlarından farkı kalmadı.
0
ekimoloji
(20.05.26)
ogx coconut kullanıyordum ve memnundum (kokusundan).

olaplex denedim, portakallı calpol gibi koktuğu için çok rahatsız oldum ve bir daha almadım.

şimdi keratin bakımı yaptırdığım için aveda (pembe) kullanıyorum. bunun da kokusunu beğenmedim.

herkes saçımın yumuşak olduğunu söyler. hiç maşa-fön yapmıyor olmam ve boyamıyor olmam da çokça etkili bence bunda. şampuanların farkını hissetmedim açıkçası. keratin bakımından önce saç kremi kullanmıyordum.
-1
art cat chocolate
(20.05.26)
Kuaf tuzsuz şampuan içine vitamin döküp kullanıyorum.
Saç kremi değişiyor, çok uzun bir süre yves rocher kullandım çok memnundum ama ben de bozduğunu düşünüyorum.
0
mutekebbir
(20.05.26)
Çoğunlukla head & shoulders dermaXPRO kepek ile haftada bir Vichy nin kepek için olanı
0
biravekahve
(20.05.26)
Vichy Dercos Kepek Karşıtı Şampuan. ilk kullanımda bile kaşıntıyı kesiyor kepeği gözle görülür azaltıyor.
0
gencfb
(20.05.26)
Vichy Dercos kepek şampuanının hassas saç derisi için olanı (haftada 1-2) ve Vichy Dercos Energy+ şampuanını (günlük) kullanıyorum.

www.dermoeczanem.com

www.dermoeczanem.com
0
sealth
(20.05.26)
Pantene kullanıyorum, ama yıllardır o kadar yıkanmışlığın hatrına bırakamıyorum da. Dalgalı gür kalın telli saçlar için çok iyi bir şampuan önerisi olan varsa hemen değiştirebilirim:/
Saç kremi olarak da Elseve, mucizevi yağ saç güzelleştiren krem diye geçen altın sarısı tüpten kullanıyorum. Kremden memnunum saçı yumuşatıyor bence zira yaşadığım şehrin suyu epey kireçli.
0
Amaranta ursula
(20.05.26)
Dercos’u çok kişiden duyup denememiştim bir de onu deneyeyim.
0
🌸ekimoloji
(20.05.26)
Yves Rocher'nin pirinçli bir şampuanı var, lissage. kokusuna hasta olduğumdan onu kullanıyorum. Memnunum, bir soruna yol açmadı en azından.
0
akhenaten
(20.05.26)
Kerastase ürünlerini kullanıyorum.
0
gabe h coud
(20.05.26)
Dermatit seviyesinde değil ama kepek sorunum var. Uzun arayış ve denemeler sonunda 2 yıldır Davines kullanıyorum. Çok memnunum.
0
matematisyen
(21.05.26)
(13)

Sürekli borç isteyen arkadaşıma nasıl davranmalıyım?

rojhat
Merhaba ben 35 yaşında tutunamayan biriyim. Epey zamandır işsizim. Liseden samimi olduğum bir arkadaşım vardı. Sonra basit bir sebepten küstük, o haksızdı. Aradan yıllar geçti geçen yıl beni aradı diğer bir ortak arkadaşımızla, numaramı unutmamış. Birkaç defa görüştük, şansa evlerimiz de yakın. Birk
Merhaba ben 35 yaşında tutunamayan biriyim. Epey zamandır işsizim. Liseden samimi olduğum bir arkadaşım vardı. Sonra basit bir sebepten küstük, o haksızdı. Aradan yıllar geçti geçen yıl beni aradı diğer bir ortak arkadaşımızla, numaramı unutmamış. Birkaç defa görüştük, şansa evlerimiz de yakın. Birkaç ay sonra çok sıkışık olduğunu söyledi ardından bana bu ay biraz destek çıkabilir misin dedi. Ben de ilk defa istediği için benim için de yüklü bir miktar sayılabilecek bir parayı gönderdim. O sıra eşi tüp bebek tedavisi görüyordu, 1 ay sonra beni aradı bebek müjdesi verdi. Ben de o sevinçle borcumun ona hediye olmasını söyledim. Kabul etmedi ısrar ettim. Ama ondan sonra neredeyse ayda bir ufak tefek miktarlarda istiyor. Öncesinde girizgah olarak detaylı bir dert yanıp ardından konuyu para istemeye getiriyor. Neredeyse her buluşmamızda da tüm hesapları ben ödüyorum. Benim hiç arkadaşım yok onu da kaybetmek istemediğimden neredeyse her istediğinde para veriyorum. Üstelik kendisinin hayat kalitesi benden çok daha iyi. Evli, evi var, sabit bir işi var. Bense işsizim, aynı yaştayız hiçbir şeyim yok. Öyle ailemin verdiği biraz harçlıklar var. O da biliyor muhtemelen benim hiç arkadaşımın olmadığını ve asosyal biri olduğumu hatta benle yazışırken sanki ödülmüş gibi 'akşam cafede görüşürüz' diyor. Yakında belki ablasının işyerinde onun referansıyla işe girebilirim şimdi o iş girmekten bile korkuyorum iş buldu diye bu sefer sürekli para isteyeceğinden. Sizce ne yapayım?
0
rojhat
(18.05.26)
Ne demek ne yapmalıyım ? telefonlarını açma, mesajlarını görme. İşe de girmeyi ver, arkadaş değil vampir mübarek.
+10
ebeş
(18.05.26)
Yalnızlıktan korkma. Resmen dolandırıcı con-man bu kişi. Ne arkadaşı yahu.
+6
gabe h coud
(18.05.26)
Aniden yüklü miktar borcun içinde olacaksın. Bu kez sen borç isteyeceksin. Oldu bitti
+2
artıküyeolmakistiyorum
(18.05.26)
Bebek müjdesi olayında hediyem olsun demişsin ok, peki daha sonra aldıklarını hiç geri ödedi mi? Bu olay vesilesiyle hayır demeyi öğrenmen gerekiyor ne yazık ki. Kusura bakma ben de sıkışığım bu ay diyeceksin, yavaş yavaş sınır çizeceksin bu arkadaşa
+2
kullanicadi
(18.05.26)
@kullanciadi daha sonra istedikleri borç 1000, 500 lira vs. o yüzden çok borç gibi durmuyor. Ama ben işsizim bu yüzden benim için fazla, ikinci seferdir reddettim. Bugün istediğinde daha GSS borcumu bile ödeyemedim dedim. O borç isterken demişti akşam kahvede bir çay içelim benim bahanemden sonra yazmış akşam eşim rahatsız değilse kahvede buluşalım :)
0
🌸rojhat
(18.05.26)
Bir kez istediği parayı verme bakalım ne kadar arkadaşmış görürsün. Kendini kullandırma dostum.
+6
Zulm
(18.05.26)
Onun haksız olduğu durumda bir kez küsmüşsün, bu da ikinci haksızlığı ve seni sürekli işsiz olmana rağmen eksiye doğru itiyor. daha uyanamadın mı ?
Bu arkadaşlık falan değil yiyicilik . Anlasana . İşsiz olmak, tüyü yolunmaya hazır ördek olmak demek değildir.
Fakiri çok düşünürüm . 500-1000 TL umursamam ama yiyici kimselere 10-20 TL bile harcamak bana zor gelir.

Onun referansını falan da boşver. Bir gün sorun olduğunda yine onun bu kez karanlık referansı işten ayrılmana sebep olmasın .
+2
diyecevaplandı
(18.05.26)
"Benim hiç arkadaşım yok onu da kaybetmek istemediğimden neredeyse her istediğinde para veriyorum."

Eğer para verdiğiniz için arkadaşınız olarak kalıyorsa zaten arkadaşınız değildir ki? Ama bu basit bir etik çıkarım da değil sadece; işsizim diyorsunuz. Sağladığınız bu para akışı sürdürülebilir değil. Yani eninde sonunda kesmeniz gerekecek, ya da paranız bitecek. Bu durumda, bu kişi para için sizin etrafınızdaysa para bitince yine yok olacak. Siz de hem paranızdan hem sosyalliğinizden olmuş olacaksınız. En azından gidecekse şimdiden gitse de paranız size kalsa? Çünkü hali hazırda ortada arkadaş falan yok anlatımınıza göre; sadece bütün parasını arkadaş taklidi yapan birine harcamayı kafaya koymuş siz varsınız. Arada Japonya'da parayla aile taklidi yapan ekipler tutuyorlar falan diye haberler çıkıyor duydunuz mu hiç? Bu da onun gibi biraz. Böyle şeylere para harcamayın.
+1
akhenaten
(18.05.26)
Kumar oynuyor. Ara şimdi, dedeye bulaştım kazandım ama site paramı vermedi de bakalım ne tepki verecek.
+2
nickini vermek istemeyen uye
(18.05.26)
Seni keriz yerine koyuyor.
+3
topkapiaksaray
(18.05.26)
Gönder girsin deyyusu. Sen banka mısın
+2
runaway
(18.05.26)
Aynı frekansta değilsiniz artık. O eski bıraktığın arkadaşın değil, fark etmişsin ama kabul edemiyorsun. Belki verdiğinle dostluk satın almaya çalışıyorsun ama böyle olmaz.
+2
bumbum
(19.05.26)
Sen onu arkadaş olarak görüyorsun ama o seni sağmal inek olarak görüyor. Senden menfaati olmasa buluşmaz, konuşmaz. Menfaatini kes, yani borç vermeyi; hesap ödemeyi bırak. Bak bakalım arkadaşlığı sürüyor mu.
+3
dawsonscreek
(19.05.26)
(14)

Aile bireylerinizden biri kendine uygun olmayan bir ilişki yaşadığında

ekimoloji
Müdahale eder misiniz yoksa ters teper diye karışmaz mısınız? Uygun olmamak derken her bakımdan. Aileler ve yaşam tarzı uyuşmuyor karşı taraf yaşça büyük, evlenip ayrılmış üç çocuklu…
Müdahale eder misiniz yoksa ters teper diye karışmaz mısınız? Uygun olmamak derken her bakımdan. Aileler ve yaşam tarzı uyuşmuyor karşı taraf yaşça büyük, evlenip ayrılmış üç çocuklu…
0
ekimoloji
(17.05.26)
normalde sorarsa fikrimi söylerim, ama müdahale etmem. ancak aile denilince, sorumluluğu beni de ilgilendiren aile büyüklerinin ayılıp bayılmaları falan işin içine girecekse, ikna odası konuşması yaparım (bunda iyiyimdir).
ancak ilişki yaşayacak kadar yetişkinse ve beni dinlemiyorsa yapacak bişey kalmaz. kenara çekilip, ne zaman patlayacak bakalım diye bekler; en az zararla kurtulmasını temenni ederim.
+1
lil siztah
(17.05.26)
aile bireyi dediğiniz kim? kardeşse ederim. en yakın kuzenimse de yine ederim. ötesine etmem. müdehaleden kastım ikna turu tabii ki, yoksa yetişkin insan. günün sonunda kararını kabullenmek zorunda kalınabilir. bizim aramızda böyle bir sessiz anlaşma var. birbirimizden düşüncülerimizi saklamayız ama olmazsa da yine de desteğimizi kesmeyiz.
+1
awlmi
(17.05.26)
Aile diyorum zaten, kardeştir… kuzen o kadar yakın olmadığı için günün sonunda sanane-banane denilebilir.
0
🌸ekimoloji
(17.05.26)
Yanlış kararlar veren insanların özelliği, takdir edersiniz ki yanlış kararlar alabilmeleri. Onun için müdahale ettiğinizde "aa gerçekten de haklısın ben çok salak bir insanım" deme ihtimali daha da inat etme ihtimalinden daha düşük.

Şimdi bu iki kişi arasındaki ilişki yanlış bir karardır demiyorum, ancak siz böyle düşünüyorsunuz neticede. Bu açıdan evet, ters teper çekincenizde bence haklısınız. Ben bu tip durumlarda yeri geldikçe, fikrimi söyleyip "tabi senin bileceği iş" temasına yöneliyorum. Çünkü gerçekten de kendi bileceği iş. İş inada bindirilmezse insanlar yanlış kararlardan daha rahat geri adım atabiliyor.

Başka bir etkili yöntem de bunun yanlış olduğunu düşündüğünüzü, uyarınızı yaptığınızı ve bunun sıkıntılarından doğacak dertlerin ilerde size ulaşmamasını istediğinizi belli etmek olabiliyor. Bu haltı yersen sonucuna kendin katlanırsın diyorsunuz yani.
+4
akhenaten
(17.05.26)
basta bana sormadiysa bi sey tepki vermem ciddiye binince yorumumu yapar ongordugum sorunlari yasarsa bana gelemeyecegimi belirtirim. ters teper diye bi sey yok yapmak isteyen yapiyor zaten sen soyledin diye inatla evlenecek degil kimse. oyle dese bile oyle bi sey gercek olmaz o bahaneye siginabilir sadece
0
ala09
(18.05.26)
Kastettiğim yasak ve yanlış olanın daha çekici gelmesi durumu. Örneklerini çevremde çokça gördüm. Kimse kimseye inat olsun diye evlenmiyor zaten.
0
🌸ekimoloji
(18.05.26)
aile üyesi olduğu için sorumluluk hisseder ve fikrimi sebepleriyle açıklarım. buna rağmen çok uç durumlar söz konusu değilse nihai kararlarına saygı duyarım. kardeşim de olsa 25-30 yaşında birini zincirleyecek veya istediğimi yaptıracak değilim. ben kendi söyleyeceğimi söyler, gerisi için şans dilerim. ilişkisi mutlu giderse ne ala. yok olmazsa da gelip bana bir şey söylemeye hakkı olmaz, biz zamanında söyledik hepsini derim. bazı şeyler tecrübeyle öğreniliyor, farazi konuşuyorum şimdi 25 yaşında oğlan 40 yaşında üç çocuklu kadınla evlenmeye kalkarsa ve "yapma" dememize rağmen bu yola girerse ne yapalım yani yaşayıp kendisi görsün. anam babam da olsa yetişkin bir insanın bu denli ciddi kararlarından en başta kendisi sorumludur ben fikir beyan eder, destekler veya karşı çıkabilirim yapacağım maksimum odur. karşı taraftan da bunu beklerim, bu yaşa gelmişim aile üyelerim bir ilişkimi onaylamayabilirler ama bu yaştan sonra anamın kardeşimin lafına göre hayatımı dizayn edecek halim yok.
+1
der meister
(18.05.26)
kardeş var kardeş var. kardeş dediğiniz şey kendi parasını kazanan, aile evinin dışında yaşayan da olabilir, 18 yaşında evde yaşayan maddi özgürlüğü olmayan birisi de.

kazık kadar adamsa/kadınsa bırakın seçimleriyle yaşasın.

edit : bu arada bu 'kendine uygun olmayan' tanımı, kardeşinizin tanımı mı? yoksa siz mi o kişiyi kardeşinize uygun görmüyorsunuz? siz karar makamımı oluyorsunuz bu durumda?
+1
galahad reloaded
(18.05.26)
Söylerim olabilecek problemleri ama her hikâye aynı bitmiyor. Güzel de olabilir.
-5
arbre
(18.05.26)
Aile bireylerinden değil de 70 yş üstü bir akraba sürekli escortlara gidiyor. Kıbrıs gazisi diye sesimi çıkarmıyorum. Kolay değil, Yunan'ı dize getirmişler. Ayda 3-5 posta yapmışsın çok mu?
-7
runaway
(18.05.26)
o durumdaki insana kolay laf anlatamazsiniz. sizin tepkiniz aradaki bag, idrak duzeyi ve sabir esigi ile ilglili. cok sevdigim ve asla kotu olmasini istemedigim biri icin mucadele ederim. ama surekli hata yapan, kulagini disariya kapamis sekilde davranan bir kardesse 1, 2 uyarip birakirim. bazi insanlar kicinin ustune dusup kendi kalkmali.
0
buenosdias
(18.05.26)
bence aranızdaki yakınlığa göre değişir. ben mesela kardeşlerimle aramda onların işine karışacak kadar yakınlık yok. genelde herkes kendi aleminde. ben evlenirken onlara bir şey sormadım. onlar da bana sormayacaktır o yüzden karışmam muhtemelen. fikrim sorulursa uygun bulmadığımı söylerim ama gel vazgeç diye ikna konuşması yapmam. kuzenimle ilgili böyle bir durum yaşamıştım, kuzenimin sevgilisinin bi davası vardı, bana da davayla ilgili bi şeyler sormuştu, sevgilisinin suçsuz olduğunu düşünüyordu. ben de avukat olduğum için açıkça söyledim, sen şu anda sadece kendini kandırıyorsun, elbette koskoca kızsın, senin kararlarıı yargılamak bana düşmez ama bu adamın suçlu olduğu açık ve bu tehlikeli bir ilişki diye. kardeşim olsa da muhtemelen aynı şekilde yaklaşırım.
0
Sadece soruyorum
(18.05.26)
benzer bir durumda annemin benimle konuşması çok işe yaramıştı. bi kendine bak bi ona, kendine bu ilişkiyi nasıl layık görürsün tarzı bi konuşmaydı. herkeste işe yarar mı bilmem ama bazen göz açabiliyor. ama bunu yaparken "kararın ne olursa olsun yanındayım, doğru karar vermeni kendim için değil senin için istiyorum" tutumunuzu hissetmeli
0
mezzosprite
(18.05.26)
minnak minnak çıtlattırdım
0
gadlemler
(18.05.26)
(11)

Moka pot kahvesi lezzetli mi? Almaya değer mi?

?
Granül kahveden gelen biri değilim. 10 sene öncesine kadar espresso makinem vardı. Kahve forumlarında dolandırdım. Çok fazla tüketmek istemediğimden makine almayı düşünmüyorum. Moka potun basıncının az olması nedeniyle espresso tadı beklentim yok. Peki ortaya çıkan şey lezzetli mi bari? Aluminyum iy
Granül kahveden gelen biri değilim. 10 sene öncesine kadar espresso makinem vardı. Kahve forumlarında dolandırdım. Çok fazla tüketmek istemediğimden makine almayı düşünmüyorum. Moka potun basıncının az olması nedeniyle espresso tadı beklentim yok. Peki ortaya çıkan şey lezzetli mi bari? Aluminyum iyi pişirir ama metal tadı verir gibi yorumlara denk geldim. Çelik mi tercih etmeliyim? Yoksa french press ve Türk kahvesi ile devam mı edeyim?
0
?
(12.05.26)
aluminyumda temizlik zor olabiliyor. celik var bende, o daha rahat temizlik icin. tad vs konusunda da bi sikinti yok aluminyumla karsilastirinca

tadi bana guzel geliyor. espresso kadar foamy degil tabi.
0
fakyoras
(12.05.26)
içmeye içilir, tadı da kötü olmaz ama çok gerekli değil bence. bana göre mokapot, filtreden espressoya geçiş türü. az para ile önce filtre kahveye başlarsınız, sonra biraz bütçe ekleyip mokapot, sonra iyi para ayırıp espressoya geçersiniz. bende bu şekilde oldu en azından.

kahveyi nasıl içtiğiniz de önemli. siz mokapotta yapıp su ekleyip americano gibi yapacaksanız anlamsız olur, onun yerine filtreden devam edin derim. sek içecekseniz de zamanında espresso içtiğiniz için hafif kaçabilir. sütle karıştırırım derseniz bir ihtimal olabilir.

illa denemek isterseniz de çelik olanlardan alın. bu aletlerin mantığı çok basit, bir ton para verip bialetti'nin alüminyum olanlarını almaya gerek yok. sadece kap fincanlık alacağınızı doğru seçmeniz lazım. "6 fincanlık (cup) alayım, istersem 2 fincan yaparım" olayı bunlar için geçerli olmuyor. daha az yapmaya çalıştığınızda kahvenin kalitesi düşüyor.

çok kahve içmeyeyim derseniz alternatif olarak kapsüllere yönelebilirsiniz, birim fiyat gereksiz pahalı olduğu için normal espressodaki gibi abart(a)mıyorsunuz. bunların makineleri de ucuzdu bi ara, son durumu bilmiyorum tabi.
0
shadowfollower
(12.05.26)
alın gitsin pişman olmazsınız.

espressoya yakın. kahvesini mochaya göre biraz daha iri tanecikli çekince daha güzel oluyor.

temizliği de arada sirkeyle kaynatırsınız bişe olmaz.
0
kveldulv
(12.05.26)
Çelik alacaksan Bialetti Venüs öneririm.
0
kizil karga
(12.05.26)
Tek fincanlık Bialetti'm ile mutlu mesut yaşayıp gidiyoruz.
Gelen olursa diye de iki fincanlık olanı kenarda bekliyor.

Memnunum.
0
Mirket
(12.05.26)
Birkaç hafta önce bana hediye geldi, hep istiyordum almayı. Tadı güzel bence, taze çektiğiniz kahveyle yapınca özellikle. Bir de kahveyle uğraşmayı seven insan için aktivite gibi geliyor. Alın gitsin +1
0
sparky
(12.05.26)
Ne aradığınıza bağlı, elbette yüksek basınçlı tam otomatik makinalar kadar aromalı bir espresso çıkmıyor ancak filtre kahve gibi de değil. İkisinin ortası gibi düşünün işte.

Yalnız mocha pot alırken birçok kişi 4 fincanlık alayım lazım olur falan diye düşünebiliyor, öyle çalışmadığını söyleyeyim. 4 fincanlık potta 1 fincanlık içecek yapamazsınız. Kaç kişilik kullanım düşünüyorsanız o boyda alın. Tek kişi duble içecekseniz 2 fincanlık alın örneğin. Bialetti güzel.
+1
akhenaten
(12.05.26)
Espresso kadar zengin değil ama gayet iş görüyor. Özellikle sütle içiyorsanız, fark az. Sade içiyorsanız daha yavan, daha sıvı gelecek. 15 bar makine espressosunun köpüğü daha kalın, daha zengin bir tadı var.

Biz espresso makinemiz bozukken yenisini alana değin moka pot gayet iş gördü. Piknik, seyahat vs. durumlarda da iş görüyor.
0
yadigar
(12.05.26)
Evde gercek anlamda bir espresso makinesi ve onun 30 bin ayari zamani terazisi suresi temizligi ile ugrasmak istemedigim icin, gercekten yogun bir kahve istedigim zaman mokapot'ta yapiyorum ve son derece tatmin ediyor beni. ama mokapot'da sorunsuz dusunmeden kahve uretmiyor onun da bir "sanat"i var.
0
compumaster
(12.05.26)
Ben moka pot kullaniyorum, alt kismini ve kahve konulan haznesini her kullanimdan sonra, üst kismini 2-3 kullanimdan sonra sudan geciriyorum, baska bir sey mi yapmam gerekiyormus, sasirdim.
Bialetti alüminyum var 7-8 senedir, gidiyor yani.

Onun disinda kendi cekirdeklerimi cekmeye basladigimdan beri tadi cok cok daha güzel gelmeye basladi ve kesinlikle iri taneli cekmek, hazneyi tam doldurmamak vs fark ediyor. Hangi cekirdek oldugu da fark ediyor bence baya.

Neyse ben memnunum ama hic espresso makinam olmadi o yüzden karsilastirma yapamayacagim.
0
kuehles blondes
(12.05.26)
Bence cok lezzetli fakat aluminyum oluyor moka potlar. Bialetti dahil. Alimunyumun gida ile temasi ozellikde ısı varsa uzak durmaya calistigim bir durum
0
narod
(14.05.26)
(2)

Calısma suresı ve ızınler

basubadelmevt
6 yıllık calısma, 60 gun ıznım var ıcerde. Ozel sektor. Kritik bir pozisyon oldugu ve pozisyonda tek oldugum ıcın ızın kullanamadım cok boyle bır tablo ortaya cıktı. Bayram seyranda dınlemedık, calıstım genelde, mesaımı aldım.Sırketle anlasarak anlasma sansım var. en az 7-8 ay kafa dınlemek ıstıyoru
6 yıllık calısma, 60 gun ıznım var ıcerde. Ozel sektor. Kritik bir pozisyon oldugu ve pozisyonda tek oldugum ıcın ızın kullanamadım cok boyle bır tablo ortaya cıktı. Bayram seyranda dınlemedık, calıstım genelde, mesaımı aldım.

Sırketle anlasarak anlasma sansım var. en az 7-8 ay kafa dınlemek ıstıyorum bu kesın.

8 hafta ıhbar surem var. Sırket suna zorlayabılır mı? Izınlerın cok fazla. Bunların bır kısmını ıhbar suresıne kullanmıs gibi sayalım, 2 ay sana maas odeyelım. Hemen ısten ayrılabılırsın.

Ben de bunu ıstemıyorum aslında. Ihbarda calısmak ısıme gelır.2 ay daha maas alırım. Sonra ayrıca ızınlerımın parası da hesaplanır cıkarken. 7-8 ayda dınlenecegım ıcın daha karlı olurum sanki. Hemen ıse baslayacak olsam daha farklı olurdu ama durum boyle.

Bu senaryoda en mantıklsıı hangısı?
0
basubadelmevt
(07.05.26)
İstifa ediyorsanız ve anında ayrılış yapmak istiyorsanız şirkete ihbar tazminatı ödeyecek taraf da siz oluyorsunuz. Karşılıklı alacaklarınız olduğu için hesaplanan izin ücretinizden ihbar tazminatı tutarını keserek ödemişsiniz gibi sayabilirler. Ancak bu kestirme bir yol, yani parayı size verip sizden geri almaktansa sizin de isteğinizle bu yöntem seçilebilir. Yoksa şirket bunu kendi inisiyatifiyle yapamaz, çünkü para sizin paranız.

Yani özetle şirketin iki hamlesi olabilir. İlki tazminattan vazgeçip anında çıkış vermek; ikincisi ihbar süreniz boyunca çalışmanızı istemek.

İkinci durumda sizin de iki hamleniz olabilir; ilki çalışmayı kabul etmek; ikincisi kabul etmeyerek tazminat ödeyerek anında çıkış yapmak.

Yani şirket size "ben izinlerini kesip tazminatımı aldım, seni de çıkardım" diyemez. Bu tercih size ait çünkü.

Şirket tazminattan vazgeçip sizi çıkarırsa iki ay isteseniz de kalamazsınız. Çünkü istifa eden sizsiniz, tazminat hakkından feragat eden onlar. Diğer senaryoda yani ihbar sürenizi çalışarak geçirmenizi isterlerse karar sizin.

Haliyle sizin dediğiniz şu senaryo işlevsiz kalıyor; "Sırket suna zorlayabılır mı? Izınlerın cok fazla. Bunların bır kısmını ıhbar suresıne kullanmıs gibi sayalım, 2 ay sana maas odeyelım. Hemen ısten ayrılabılırsın."

Neden diyecek okursanız bu temelde şirketin tazminattan vazgeçip sizi anında çıkararak yaklaşık iki aylık maaş ödemesiyle (60 gün izin) denk senaryo. Sadece daha dolambaçlı hali.
+1
akhenaten
(07.05.26)
izinlerin parasını almak yerine izinleri kullanmak daha iyi olur senin için
0
bobinhoo
(08.05.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.