Giriş
(11)

Ayrılık sonrası

paintit
Merhaba, 1-2 ayda bir ayrılık konuşması geçen 1 yıldan biraz fazla süreli ilişkim geçen ay bitti, ama sonra iletişim sürünerek de olsa devam etti karşı taraf bir türlü bırakmadığı için. en son geçen hafta karşı taraf yine barışmaya çalıştı ve "gelecek konularına saplanmadan" ilişkiye devam etmek ist
Merhaba, 1-2 ayda bir ayrılık konuşması geçen 1 yıldan biraz fazla süreli ilişkim geçen ay bitti, ama sonra iletişim sürünerek de olsa devam etti karşı taraf bir türlü bırakmadığı için. en son geçen hafta karşı taraf yine barışmaya çalıştı ve "gelecek konularına saplanmadan" ilişkiye devam etmek istediğini yazdı aradı da ama cevap vermedim. ayrıl barışların sebebi karşı tarafın gelecek konusunda belirsiz davranmasıydı, bu da bende güvensizlik yarattı ve bazı hareketlerinden anlam çıkarır oldum ki sonunda haklı da olduğum anlaşıldı, fakat haklılığın bana bir faydası yok. son barışma isteğine karşın, ben artık belirsizlik istemediğim için kesin konuştum, barışmak istiyorsan harekete geç, sevdiğini göster, belirsizlikleri ortadan kaldır, sürekli aynı şeyleri konuşmanın bir anlamı yok minvalinde bir mesaj yazdım. ki kendisi sürekli seni seviyorum, seni kaybetmek istemiyorum deyip ilgi alaka sevgi görüp ama karşılığını göstermeyen biriydi. barışmak isterken dahi benimle ne kadar mutlu olduğunu söylüyordu, benim ne istediğimle ihtiyaçlarımla ilgilenmiyordu. ben kesin ve net konuşunca sessizliğe gömüldü. ne nezaketen bir mesaj ne arama ne başka bir şey. önceki seferlerde ya ertesi gün kapımda biten ya da aramadan duramayan insandan barışma isteği mesajına verdiğim cevap sonrası gık çıkmadı. 1 haftadır ortalıkta yok.

işin aslı, iyi oldu. zaten şaşırmadım. sınırı çekince tek kelime etmeye bile cesaret gösterememek tam ona göre bir şey. korkak biriydi. ama bazen yaptıklarıma hissettirdiklerime üzülüyorum, içten içe bilsem de hak etmeyen birine verdiklerime kızıyorum. yıl dönümünde ağaçtan bir yaprak koparıp getirmeyen insana ben gittim saat aldım, mutlu da oldum. ama şimdi bu histen rahatsız oluyorum. hep çok güzel seviyorsun falan derdi, benimle ne kadar güzel vakit geçirdiğinden falan bahsederdi. neler yaptığını buraya yazsam sen de ne aptalmışsın dersiniz de işte, yaptık bir hata. ama hata mı? yani ben böyle seviyorum diye niye aptal oluyorum, niye kendimi kötü hissediyorum? bu haksızlık hissinden nasıl kurtulunur? niye içimden gelen şeylerden dolayı ben aptal oluyorum? ben böyle seven biriymişim demek ki bu beni niye suçlu yapıyor? yapar mı? 1 senemi kaybetmiş mi oldum ben şimdi? ters sözlerinde, hareketlerinde ben ayrılıp gitmeme rağmen sürekli kapıma gelip seviyorum barışalımlar duygularımla oynamak olmuyor mu? bunları yapan insan mutlu mesut hayatına devam mı edecek? ilahi adalet olsun ve ahım çıksın istiyorum. sağlığına bi şey olmasın ama artık malından mı çıkar bi şeyler olsun, rahata eremesin, vicdanı rahatlamasın istiyorum. öyle işte biraz bu sorular biraz iç dökme oldu. çok kalmaz silerim. yazan olursa teşekkürler.
0
paintit
(13 saat)
Siz doğru yolu izleyip doğru olanı yapmışsınız. Bu aptallık değil. Nasıl ki siz varsınız, sizin gibi düşünen ve sizin aradığınız şeyleri arayan başka insanlar da var. Önemli olan beklentinizi doğru şekilde ifade edip karşılık bulamıyorsanız önünüze bakmak. Siz de bunu yapmışsınız.

Dünyadaki her insan birbiriyle uyumlu olamaz. Bu kadar olayın üstüne ayrılık sebebinizi hiçe sayıp "gelecek konularına saplanmadan" ifadesini baz alıyorsa ilerisi için umut beslememek lazım. Sizi kaybetme pahasına bile ilerisi için söz veremiyorsa siz yanındayken bu sözü vermek için bir sebebi olamaz. 1 yıl buna karar vermek için yeterli bir süreydi. Bu süre boyunca da belli ki siz beklentinizi belli etmişsiniz. Şimdiye kadar yaptıklarınızdan farklı ne yapacaksınız da fikri değişecek? Ya da neden buna bu kadar uğraşmanız gereksin? Sizin üstünüze düşen onu ikna etmek mi? Onun üstüne düşen ne? Mantıksız bir durum.
+2
akhenaten
(13 saat)
benim şimdiki sevgilimle de adı konmamış bir şekilde 1.5 yılı aşkın bir situationshipimiz vardı. ben adı konsun istiyordum o istemiyordu. evlilik falan değil, sadece sevgili olalım istedim. bizde de küs barışlar arttı ve sonra ben bitirdim. dedim tamam farklı şeyler istiyoruz. 4 ay konuşmadık. sonra kapıma geldi özledim barışalım ne istiyorsun söyle yapayım. öyle tekrardan bir iki konuşup, arayı ısıtıp sevgili olduk. şimdi o eski fedakar cefakar anaç halimden eser yok. kapısında köle değilim. her dediğine ok demiyorum. şimdi baya kıymetli oldum.

bu 4 ayın ilk ayı çok zorlanmıştım. ağlamalar, pişmanlıklar vs. ... ama sonra yavaş yavaş kendime geldim, olgunlaştığımı hissettim. ne istediğimi bilen biri olmam ve buna göre bir arar alıp uygulamış olmam beni mutlu etti. onsuzluğa ve yalnızlığa da alıştım, bunu da sevdim. bana geri dönmeseydi de gayet mutlu şekilde hayatıma devam ediyordum yani.

bu yüzden... hisleriniz şu an çok normal. insan kendini başta aptal gibi hissediyor. onca yıl emek, fedakarlıklar, o sevgi boşa mıydı diye kendine kızıyor. hak etmeyen biri için... ancak öyle değil. bu bizim sevgi biçimimiz. biz bu şekilde sevgimizi göstermeyi seviyoruz. hak etmemiş olabilirler ancak bu boşa gittiği anlamına gelmiyor. bundan da bir şeyler öğrendik. artık hayatımızın merkezi biz olacağız. kimseye bu kadar bağlanmayacağız. kimseye bu kadar fedakarlık yapmayacağız. bunlar önemli dersler. artık daha özgüvenli, özsaygılı, özşefkatli hissediyorum. artık kimse için gecelerce ağlayıp üzülmem. hayatımın sonu gelmiş gibi hissetmem. çünkü çok sevdiğim insan olmadan da gayet güzel yaşayabildiğimi öğrendim o 4 ayda.

siz de bu süreçten geçeceksiniz mecburen. ben bu süreçlerden daha önce de başka kişilerle geçmiştim ama ders çıkaramamıştım. bu sefer cidden ders çıkardım ve anladım. bu yüzden bir daha böyle süreçler yaşamayacağımı düşünüyor ve umuyorum.
0
art cat chocolate
(12 saat)
bazen erkekler odun olabiliyorlar. beklentiye girmeden yapması en güzeli. boşver o sana yaprak dahi almadıysa kendi odunluğu.
senden yüz bulamasın artık. polis molis karıştırırım de. belli düşüncesizin teki. beyni de sorunlu olabilir. ucuz kurtulmuşsun.

sen de unut ama artık onu. ah etme kimseye sonra başlarına gelen pislikleri senden biliyorlar. kendi duyarszılığım kendi hadsizlğim yüzünden geldi bunlar başıma demez de sen ah ettin de ondan yaşadım der.

bırak sarhoşu yıkılana kadar gitsin.

ama tabi senin anlattıklarına göre yazıyoruz bunları. ondan dinlersek de farklı bir yöne kayabilir belki burdaki düşünceler ve yorumlar.
-1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(12 saat)
içinden geleni ve doğru zamanda doğru olanı yapmışsın. ama bu yaptıkların karşı tarafta yankı bulmamış. bunu bir kayıp ve pişmanlık gibi değil de ders ve deneyim olarak düşünebilirsin.

yaptıkların yanlış değildi ama kişi yanlıştı. yanlış kişiden doğru şeyi bekledin. onun bunlara karşılık verememesi senin değil onun problemi.

bundan sonra sana senin gibi yaklaşacak, sana kendi değerini ve yaptıklarını sorgulatmayacak biriyle karşılaşmanı dilerim.
0
tabudeviren
(12 saat)
gönül ilişkilerine ilişkin b*k gibi hissetme durumları çok normal. çünkü icabında anamıza babamıza açmadığımız kadar kendimizi açıyoruz karşıdaki insana. öyle olunca yapılan incitici şeyler, çok derine nüfuz ediyor ve başka hiçbir ilişkide olmayacağı kadar çok acıtıyor. siz çok akıllı ve mantıklı davranmış iken karşınızdaki son derece çiğ çıkmış gibi görünüyor. bence -üzüntünüzü bir yana koyarak- böylesi çok hayırlı olmuş. lütfen kurtuluşunuzun şerefine sadaka verin ve önünüze, gelecek güzel günlere odaklanın.

bir de şunu ekliyim; günlük ilişkilerde şahsen çoğunlukla karşı tarafa göre vericiliğimi ayarlarım ama gönül ilişkilerinde tam nasılsam, içimden nasıl geliyorsa öyle davranırım. çünkü gerçek ben'i ortaya koymayacaksam, herkesten önce ben samimiyetsiz bulurum o ilişkiyi. bunu değerli bulup yücelten biri yoksa karşınızda, bu kesinlikle sizin değil, karşı tarafın kabahati. siz sevginizi karşıdakine göre ayarlayacak değilsiniz; o kıymetini bilmedi diye de suçlu siz olmuyorsunuz. olayların vardığı yeri kendinize atılan bir kazık gibi değil de, karşı tarafın sevgi beceriksizliği gibi görmelisiniz daha çok. kurtulmanız iyi olmuş özetle.
0
lil siztah
(12 saat)
Bence bu ayrıl barış döngülerinin içinde kendi payını da hesap etmelisin. Gerçekten sebeplerden biri senin beklentilerin veya duygusal türbülansların da olabilir bilemeyiz. Sağlıklı bir insan sevdiği kişiden vazgeçemeyebilir, olasıdır. Ama sağlıklı düşünen bir insan 2 ayda bir ayrılık konuşması yapılan bir ilişkiyi evliliğe taşımaması gerektiğini pekala bilir. Önce bu sorunun çözülmesi , sonra olacağı varsa gelecek planlaması yapılabilir.
+1
loch ness
(12 saat)
böyle durumlarda "aptallık" verici olmaya, kendini kırılabilir bir şekilde emanet etmeye denmiyor default olarak da, bunu yanlış olduğu bariz kişilere yapmaya deniyor.

ilişkide 1 yıl olmuş. bir sürü sıkıntı var. 1-2 ayda bir ayrılık konuşması oluyormuş. burada karşılıklı güven oluşmadan önce kendini karşı tarafa teslim etme, verici davranma vs. gibi durumlara genelde "aptallık" deniyor. kişi de kendisini bu sebeple yargılıyor zaten.

yoksa karşı taraf tam bir psikopat çıksın, sana yalandan ama çok inandırıcı biçimde kusursuz eşmiş gibi davransın - tam istediğin gibi. ama bir rastgele bir gün kaybolsun gitsin. yani tamamen kandırılmış ol. bu durumda o ilişki için yaptığın fedakarlık, harcama, düşüncelilik vs. için ne kimse seni yargılar ne de kendin kendini yargılarsın.

ama senin için uygun olmadığı belli olan biri için "belki değişir" diye eğilip bükülmeyi kaçınılmaz son geldiğinde kabullenmesi kolay olmaz. bu kumarı insan çeşitli sebeplerle oynar. özdeğer sorunları olabilir (daha iyisini bulamam veya annemden babamdan böyle gördüm veya ben kötü biriyim hakediyorum vs. gibi profesyonelle veya büyük emelke çözülmesi zorunlu psikolojik sorunlar), toplum baskısı olabilir, başka sebepleri de olabilir. sonuç hep kayıp olur. bir daha aynı duruma düşmemek için bu sebebi bulmak ve ortadan kaldırmak gerekir. hakedeni istediğin gibi limitsiz seversin. haketmeyene sonradan pişman olacağın özverilerde bulunmaz ve hatta zamanını boşuna harcamazsın. 1 yıl yine ortalamanın çok altında bir süre. 10-15 yıllarını harcayan hatta umudunu kaybetmeyip evlenen çocuk yapan ve kendini mahkum eden milyonlar sokaklarda yürüyor çok da şeyapma.
0
robokot
(11 saat)
Haklı öneriler. kendi içimde meseleyi uzatmamak için burada olayları açmıyorum. ama açsaydım biliyorum ki her aklı başında insanın yapacaklarını yapan kişi olarak addedilecektim. başından sonuna duygularımda da beklentilerimde de son derece net ve açık oldum. fakat karşı taraf (beni aldattığından değil ama en uç örnek olarak) aldatsa dahi konuşarak çözeceğine/sırf aldattığını saklamadığı için bile iyi biri olacağına inanan biri maalesef, partnerinin sınırlarını, beklenti ve ihtiyaçlarını duymasına, görmesine rağmen önem veren biri olmadı. bu bana uymuyor benden bu kadar deyip gittiğimde de tamam özür dilerim dikkat edeceğim seni seviyorum ben olsam ben de senin gibi yapardım vs. diyen hep o oldu. benim hatam, tutarsızlığım her seferinde bunlara kanıp, umudumu kesmeyip devam etmem. bunun sebebi de, ömürlük ilişkiler kolay kurulmuyor, her ilişki çiçek bahçesi değil, güzel bi şey inşa edeyim, kolaya kaçmayayım, beraber büyüyüp güzel bi şey yaratırız gibi fazla romantik düşüncelere sahip olmam. o yüzden, aslından elimden geleni yaptığıma inancımdan da pek ayrılık acısı çekmiyorum artık. arada yukarıda yazdığım duygular, düşünceler geliyor dalga dalga. insan hali işte.
0
🌸paintit
(11 saat)
Ben bu gidisati olumsuz gordum.Adam'a "yesil isik yakiyorum sana, gel hazirim" demissiniz ama bu mesaji alinca sizi cepte gormus tekrar. Eger olumsuz donseydiniz pesinizden kosmaya devam ederdi.Klasik ne istedigini bilmeyen bir erkek iste.Ugrasmayin derim
+1
turkuaz
(9 saat)
@paintit dediklerine katılmakla beraber demek istediğim şuydu: sevgini içinden geldiği gibi yaşamak ve yansıtmaktan suçluluk hissetmemeli ve başkalarını takmamalısın. ama istediğin gibi yaşamak ve yansıtmakta şöyle bir denklemin de olmalı: bu kişi ve ilişkimiz hakkında dürüstçe bildiğim her şey ışığında böyle davranmak istiyor muyum? yoksa olmayan / hayal ettiğim veriler ve niyetlerle romantik rüyalara mı daldım? bu ilişki yarın bitse "o anda elimde olan tüm bilgilerle doğru kendimce doğru şeyi yaptım, yine olsa yine yaparım çünkü bu kişi ve niyetleri hakkında bildiklerim o kadardı, yanlış olduklarını sonradan öğrendim, bu yüzden o andaki hareketlerim doğruydu" diyebileceksen yaptığında yanlış bir şey yok, düzeltmen gereken bir şey de yok demektir. eğer böyle net görebiliyorsan sonra hissedeceğin bir pişmanlık da olmaz.
0
robokot
(4 saat)
hiç böyle düşünme. çok güzel sevmişsin çok da güzel noktayı koymuşsun.
0
lazpalle
(2 dk)
(9)

Tam tıkalı tuvaleti nasıl açarız?

runaway
Sifon kesinlikle işlemiyor. Kovayla su dökmek de işe yaramadı. Kolu sokup açmak dışında ne yapılabilir?
Sifon kesinlikle işlemiyor. Kovayla su dökmek de işe yaramadı. Kolu sokup açmak dışında ne yapılabilir?
0
runaway
(14 saat)
Denemedim İnternette gördüm

Ağzına kadar suyla doldur. Strec filmle tüm klozeti kapat sıkıca, bir kaç kat. Davul gibi olsun. Sonra üzerinde hafifçe bastır pompalar gibi.
İnternette milyon tane video var böyle.
Edit
youtube.com
0
kisa
(14 saat)
tıkanıklık poşet-bez gibi biyolojik olmayan bir madde değil ise. su yarının altına indigi zaman 1-2 paket lavabo aç döküp 30-40 dakika bekledikten sonra tekrar deneyin.
0
orpheus
(14 saat)
kaynar su + pril ikilisini deneyin.
birkac seferden sonra sifona basinca acmasi gerek.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14 saat)
Mirket
(14 saat)
Kovayla su dökmek ama maalesef bir iki defa değil. Usanmadan deneyin. Kaynar su olsun sıvı sabunla veya benzer deterjan tarzı bir urun eşliginde nihayet açılacaktır.
+1
egerbiryolcu
(13 saat)
Öğrenciyken mr. muscle lavabo açıcıyı tuvalet açmak için kullandığım olmuştu ve işe de yaramıştı. Ama sanırım tıkanıklığın sebebi önemlidir. Ben sebebini bilmiyordum, nasıl işe yaradı onu da bilmiyorum. Ama işe yaradı.
0
akhenaten
(12 saat)
bim deki lavabo açıcı +1. şöyle 3 paket alın. hepsini dökün. kaynar suyu yukarıdan boca edin. şöyle büyük kovalar ile dökmek gerekir. 4-5 kere yapın. benim için işe yaramadığı durum olmadı
0
substituent
(11 saat)
domestos, detarjan, klorak, çamaşır suyu ve sıcak su döktüm. klozet fokurduyor. patlayacak gibi
-1
🌸runaway
(11 saat)
Lütfen hepsini aynı anda dökmemiş olun. Tuvaleti havalandırın ve buhar vs çıkıyorsa solumayın.

Bunun dışında bir kaç paket lavabo aç yeterli olacaktır ancak temkinli olun çok da yakından izlemeyin o fokurdamaları.
0
solitude ov the lonliest star
(11 saat)
(2)

Silinen mesajlar için Otomatik whatsapp mesaj gönderme uygulaması var mı?

baldan kaymak
biri mesaj atıp siliyorİsteğim o mesajı alıp, kendime otomatik mesaj atan uygulamaBöylelikle silse bile görmek
biri mesaj atıp siliyor
İsteğim o mesajı alıp, kendime otomatik mesaj atan uygulama

Böylelikle silse bile görmek
0
baldan kaymak
(23 saat)
Bunun yerine bildirim kaydeden uygulamalar var aynı şeyin daha kolayı. Samsung kullanıyorsanız NotiStar'a bakın. Hangi uygulamalardan gelen bildirimleri kaydedeceğinizi de seçebilirsiniz. Sadece whatsapp'ı seçerseniz çok bildirim birikmez geçmişte.
0
akhenaten
(20 saat)
Samsung da bildirim geçmişi var ayarlarda. Bir kez açman gerek
0
kisa
(14 saat)
(6)

Yolda selamlaşmak eski sevgili/tanıdık/arkadaş

darthvader
Selam romalılar,Son zamanlarda bu durumu hem ben sıklıkla yaşamaya başladım çokça karşılaşma yaşıyorum, hem de çevremden çok duyuyorum böyle karşılaşmalar. Siz bu durumlarda napıyorsunuz kaçan taraf mısınız, selam verir misiniz, son aylarda siz de de böyle bir durum var mı yoksa bu benim çevreme özg
Selam romalılar,
Son zamanlarda bu durumu hem ben sıklıkla yaşamaya başladım çokça karşılaşma yaşıyorum, hem de çevremden çok duyuyorum böyle karşılaşmalar. Siz bu durumlarda napıyorsunuz kaçan taraf mısınız, selam verir misiniz, son aylarda siz de de böyle bir durum var mı yoksa bu benim çevreme özgü sosyal bir deney mi olmaya başladı, sizlerde durumlar nedir?
0
darthvader
(18.01.26)
Hepsi için "ya şimdi ne konuşacam ben bununla amk" düşüncesi hasıl olduğu için genelde kaçıyorum, bence haklıyım ama bi başkası "amk sosyalfobik" de diyebilir bu durum için.
0
kizil karga
(18.01.26)
kaçınılmaz şekilde karşıdan geliyorsa selam verilir. "senin o işler ne oldu" temalı 30'ar saniye konuşulur. "mutlaka görüşelim" diyerek olaysız dağılınır.
0
anon1m
(18.01.26)
bence gördüğünüz kişiyi sevip sevmemenize göre değişir.
sevmediğim biri ya da kötü ayrılınan eski sevgiliyse yanından geçerken hafif bir tebessüm ile bir kafa selamı yeter de artar bile. (bkz: eski sevgiliyle karşılaşınca kafa selamı vermek)
neredeyse yıllardır görüşmediğim bir arkadaş ile karşılaştıysam, aynı gün ya da 1-2 gün içinde gel oturup sohbet edelim araya daha fazla zaman girmeden diye ben teklif ederim.
bir tanıdıkla ya da yıllardır görüşmediğim ve kötü anmadığım eski sevgiliyle karşılaşırsam, ayak üstü sohbet etmekle yetinirim.
+1
tnz
(23 saat)
normalde sildim mi silerim ama geçen yıllarda bir normal ayrılınan eski sevgili ve yamuk yapan bir eski arkadaşa yolda denk geldim; ikisine de selam veresim geldi ama ikisi de kafalarını çevirip gittiler. bir tane çok yamuk yapan, çok yakın bi eski arkadaş vardı; onunla da tatilde karşılaştık. normalde ben selam vermeyecektim ama o verince ayak üstü konuştuk. bence adım atıp, ya da adım atılıyorsa reddetmeyip, o gerginliği daha fazla taşımamak iyi oluyor. atla deve bişey olmadığını anlıyor insan.
0
lil siztah
(18 saat)
Eski sevgiliye göre değişiyor pek tabi... Birini görsem bırakın selam vermeyi gider yüzümü gözümü yıkarım. Başka bir tanesini görsem ayaküstü laflayabilirim bile.
0
akhenaten
(12 saat)
arkadaşa ve sevgiliye göre değişir. +1 kene gibi yapışacağım insanlar da var kaçacaklarım da.
-1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(12 saat)
(6)

Ev sahiplerine soruyorum

baldan kaymak
çatı katı dairede oturuyorum.Eve çıkarken ev sahibinin şartlarından biriydi: çatıdaki depo alanına arada uğramak. Bu sebeple kapı kilidini değiştirmemi istedi.ancak evde değilkende girmek istiyor arada. Takılmadım. Erkek bireyim, kadın bekar birey.son zamanlarda misafir gelince ansızın arayıp birşey
çatı katı dairede oturuyorum.

Eve çıkarken ev sahibinin şartlarından biriydi: çatıdaki depo alanına arada uğramak. Bu sebeple kapı kilidini değiştirmemi istedi.

ancak evde değilkende girmek istiyor arada. Takılmadım. Erkek bireyim, kadın bekar birey.

son zamanlarda misafir gelince ansızın arayıp birşey istiyor. haliyle hem misafirlerim rahatsız hemde kadının bu tavrı yanlış anlaşılıyor. En son kız arkadaşım da dile getirdi. Kamera bile olabilir dedi.

Ev sahibine ne desem, durumu bozmadan kapı kilidini değiştirebilirim ve kiracı ilişkim bozulmaz. Evi taşımak istemiyorum.
0
baldan kaymak
(17.01.26)
Şu anda müsait değilim, müsait olunca haber veririm diyebilirsiniz.
0
tahirkemalbozoglu
(17.01.26)
müsait değilim geçin. ben de benzer bir durumdaydım bazen öteliyordum bilerek. kapı kilidini habersiz değiştirmiştim fakat bana değiştirme dememişti.
0
black holes in the sky
(18.01.26)
Sozlu ya da aliskanlikla haftada belirli bir gun-saat belirleyin o zaman gelecekse gelsin. Ornegin pzt is donusu yarim saat icinde uygunsun, sonra arkadasinla yemege basliyorsun, ertesi gun is cikisi spora gidiyorsun...
0
osssy
(18.01.26)
ev sahibinin sizden habersiz eve girdiği oluyor mu? kapı çevresindeki bir alana casus filmlerindeki bir işaretleme yaparak kolayca gözlemleyebilirsiniz.
zaten giriyorsa "müsait değilim" demeniz bir işe yaramaz. başka bir yolla haberli ziyarete mecbur bırakmanız lazım. çevreden yanlış anlaşılıyorum, kız arkadaşımla aramız bozuluyor gibi sebep söylenebilir ama ev sahibinin karakterine göre ters de tepebilir.
0
tnz
(23 saat)
Bir düzene sokturun, 'uygun olmuyor zırt pırt' deyin.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(22 saat)
"X Hanım, baştan anlaşmıştık arada bir depoya uğrayabilmeniz için. Ben açıkçası bunu kabul ettiğimde evde misafirim varken veya ben evde yokken gelmenizi beklemiyordum. Ben evde yokken birkaç kere gelmenizi sorun etmedim, ancak bu giriş çıkışları bir düzene oturtursak sanırım ikimiz için de iyi olur. Malum, ev hali. Yeri geliyor giyimim de uygun olmuyor. Dinlenme, uyuma ihtiyacım oluyor, aniden gelince hazırlanmak gerekiyor. Bu geliş gidişleri bir düzene orurtursak ikimizin de rutini aksamaz. Haftada 2 gün A ve B günleri şu saatler aralığı diyelim mi?"

Örneğin üstüne olması açısından bu konuşmayı yapmadan önce size geldiğinde kapıyı hemen açmayın, 2-3dk bekletin. Kusura bakmayın uygun değildim diye açın kapıyı, sonra bunları söyleyin.
+1
akhenaten
(20 saat)
(6)

ata altını vs cumhuriyet altını

exlibris
https://prnt.sc/2jiyMqwJHjFmbu ikisi aynı altın mı? kuyumculara soruyorum ikisi de aynı dedi bir iki yer. ikisi de aynıysa neden iki farklı fiyat var? birbirinden nasıl ayrılıyor bu ikisi?
prnt.sc

bu ikisi aynı altın mı? kuyumculara soruyorum ikisi de aynı dedi bir iki yer. ikisi de aynıysa neden iki farklı fiyat var? birbirinden nasıl ayrılıyor bu ikisi?
0
exlibris
(12.01.26)
ata altin kulpsuz olur. sikke gibidir. bu sebeple ata lira ve meskuk da denir. deger kaybi daha azdir. ata lira 7.22 gramdir.
cumhuriyette kulp olur. ziynet olarak da gecer. kulpsuz hali 7.02 gramdir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.01.26)
Bunun için bile video yapmışlar deyip şaşırmıştım geçen gün de izlenme sayısını görünce daha çok şaşırmıştım.

www.youtube.com

@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim +1
0
Mirket
(12.01.26)
videoda madeni para gibi olana cumhuriyet ve ata altını diyor. yine kafam karıştı mirket bey.

tam altın dediği daha ince olan, onu anladım.
0
🌸exlibris
(12.01.26)
www.facebook.com
bu videoya bakin.
cumhuriyet serisi oldugu icin ata cumhuriyet diyor. öteki de tam cumhuriyet.
cumhuriyet almak istiyorum derseniz tam altin verirler 95%. ata diye belirtmezseniz ata verilmez pek.
yatirimlik alacaksaniz ata alin. meskuk, ata lira, ata cumhuriyet de diyebilirsiniz.
digerine de tam altin, tam ziynet ya da tam cumhuriyet diyebilirsiniz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.01.26)
Benim bildiğim şöyle:

Ata Lira: Çapı küçük ve kalın olanı,

Cumhuriyet ya da ziynet ya da tam altın deneni: Daha büyük çaplı ve daha ince ve de genellikle kulplu olanı,
0
Mirket
(12.01.26)
İşin aslı şöyle, detaylı anlatayım.

Cumhuriyet altını darphane tarafından iki grup olarak basılıyor. Bir gruba ziynet altın deniyor, bir gruba sikke veya meskuk.

İkisinin de çeyreklik, yarımlık, birlik, ikibuçukluk ve beşlik olmak üzere 5 türü var.

Aralarındaki fark desen, çap ve gramajları. Ziynet altın, meskuk altına göre daha geniş çaplı, daha ince ve daha hafiftir. Her ikisi de 22 ayardır.

Ziynet altın klasik düğünde, çocuğa vs. takılan işlemeli desenleri olan altın. Bunun birlik cinsine tam altın deniyor, ikibuçukluk cinsine gremse, beşlik cinsine beşi bir yerde deniyor.

Sikke ise hakimiyet milletindir yazılı, az bezemeli para gibi görünen grup. Bunun birliğinin özel adı da ata lira. Aynı zamanda halk arasında cumhuriyet altını derken kastedilen de bu. Ama esasasında bu tip, yani darphane tarafından basılan tüm altınlar cumhuriyet altını.

Cumhuriyet altını olmayan ne? Onlar artık basımı yapılmayan ama piyasada dolaşan reşat altın ve hamit altınlar.

Sizin ekran görüntüsünde tam ziynet altın fiyatı cumhuriyet altını olarak baz alınmış, ata lira değil. İki fiyattan biri 15.36'da biri 15.43'te güncellenmiş o yüzden fiyat tutmuyor gibi.

Karışıklığın sebebi hem ata liranın hem de tam altının cumhuriyet altını olması. Ancak dediğim gibi, genelde dümdüz cumhuriyet altını denince ata lira anlaşılır.
0
akhenaten
(12.01.26)
(2)

AltınS1

Mirket
Derinlik görebilen bir arkadaş, şu an satışta bekleyen sayısını söyleyebilir mi?
Derinlik görebilen bir arkadaş, şu an satışta bekleyen sayısını söyleyebilir mi?
0
Mirket
(09.01.26)
2 saat geçmiş soralı, ama yaklaşık o saatlerde 30-31 milyon lot deniyordu. Kapanışta 31,5m'da kalmış sanırım.
0
akhenaten
(09.01.26)
telegram'da hemen her hissenin grubu var. orada hep paylaşırlar.
mesela web.telegram.org
0
lazpalle
(10.01.26)
(8)

Günümüzden 12 bin yıl sonra

kizil karga
Bizim Göbeklitepe'deki çalışmaları yapan insanları anlamaya çalıştığımız gibi bizi de anlamaya çalışacaklar mı, mesela toprak katmanları altında kalan yapıları köprüleri yolları falan ortaya çıkardıklarında, mesela Boğaziçi Köprüsü'nün kalıntıları bulduklarında "bakın bakın oldukça ilkel bi köprü ya
Bizim Göbeklitepe'deki çalışmaları yapan insanları anlamaya çalıştığımız gibi bizi de anlamaya çalışacaklar mı, mesela toprak katmanları altında kalan yapıları köprüleri yolları falan ortaya çıkardıklarında, mesela Boğaziçi Köprüsü'nün kalıntıları bulduklarında "bakın bakın oldukça ilkel bi köprü yapmışlar (o dönemde köprü ihtiyacı kalır mı bilmiyorum uçan arabaları falan geçtim ışınlanmayı bulmuşlardır diye düşünüyorum) aslında düşündüğümüz kadar geri bir toplum değillermiş bir uçtan bir uca köprü benzeri (ilkel) bir yapı yapmayı akıl etmişler" derler mi ya da ne bileyim futbol stadyumu kalıntıları bulduklarında "eğlenmek için binlerce insanın bir araya geldiği böyle yapıları varmış, demek ki sosyal bir toplumlarmış" şeklinde hakkımızda atıp tutarlar mı yoksa biz yazıyı bulup olayları kayıt altına aldığımız için hakkımızda zaten bilgi sahibi olurlar mı, gerçi 12 bin yıldan bahsediyoruz o güne bir kayıt kalır mı allah bilir.
0
kizil karga
(08.01.26)
yazı bulunduğu için zorluk çekeceklerini sanmıyorum.
+2
duyuruuser
(08.01.26)
12 bin sene sonra insanoğlu cyborg haline gelir. arkeoloji gibi şeyleri kimse umursamaz. zaten bugünkü birçok bilim dalı çoktan ortadan kalkmış olur.
+2
yurtsuz john
(08.01.26)
Tarih o kadar doğrusal ilerleyen bir süreç değil. Özellikle de insanlık tarihi. O yüzden şu an buna dair yorum yapmak çok zor. Bugünü anlamak için dijital arkeoloji kullanıp, mevcut sunucu sistemlerini, disketleri, cd'leri okuyabilseler çoğu şeyi anlarlar zaten. Koca boğazı kazmaya da çok gerek olmayabilir yani.
0
evrim halkasi
(08.01.26)
Hem evet, hem hayır.

Zaman ilerledikçe, geleceğe veri aktarma yeteneklerimizde artış olduğu gibi, arkamızda kalıntı bırakmama yeteneklerimiz de artıyor.

12 bin yıl öncesinden kalan bu alanları toprak altından bulmamızın sebebi yerleşimlerin kullanılabilirliği çeşitli sebeplerle tükendikten sonra buraların terk edilmesi veya bile isteye örtülerek üstüne yeni bir yapılaşma gerçekleşmesi. Anlayabileceğiniz üzere bir yeri inşa etmek için gereken materyalin lojistiğini sağlamak çok büyük bir iş gücü ve zaman istiyordu. Aynı iş gücü ve zamanı yıkılan yapıları temellerine kadar sökmek için harcamıyorlardı, çünkü neden böyle yapasınız? Bugün bir yer miadını doldurduğunda dümdüz edip devam ediyoruz. Geriye incelenecek çok bir şey kalmıyor.

Zaten gerek de yok. Yine anlayacağınız üzere ev ve alet yapabilenlerin bize ulaştırabildiği veriler, ilk insanlarınkinden daha fazla. İlk şehirleri kuranların ulaştırabildikleri ise basit ev ve alet yapımcılarından daha fazla. Yazıyı kullananların ulaştırabildikleri bunlardan daha da fazla. Kompleks kayıtlar tutup bunları sistemli depolayanlarınki sadece yazıyı bilenlerin ulaştırabildiğinden daha fazla. Kompleks kayıt sistemleri oluşturup, üstüne bir de kurumsal bir devlet sistemi oluşturan medeniyetkerin ulaştırabildikleri onlardan da fazla.

Sadece bize yakın tarihte yaşadıkları için değil, daha sistemli oldukları için de Romalılarla ilgili bildiklerimiz Göbeklitepedekilerden daha fazla.

Günümüzde birçok şeyi bozulmadan nesillerce aktarabilecek yeterliliklere sahibiz.

O yüzden bu açıdan hayır, gelecekte bizi muhtemelen toprak altından değil, veritabanlarından öğrenmeye çalışacaklardır. Ancak insanlık tarihi çok uzun, haliyle bilgiler ister istemez sıkışıyor. Bugün atıyorum Osmanlı Dönemindeki ağırlık ölçüsü birimleri gibi görece mantığı olan tekdüze bir konuyu bile ele almaya kalksanız deştikçe içinden çıkamayacağınız bir derinlikle karşılaşacaksınız. Bu ölçüler zamana, yöreye ve gündelik alışkanlıklara göre değişebiliyor. Bu açıdan evet yine de oldukça kafa yormaları gerekecek.
0
akhenaten
(08.01.26)
birkaç yüzyıl içinde insanlığın çok büyük krizler yaşayacağı kesin. o krizden çıkarken elde ne kalırsa o. biz şu an geçmişi uğraşıp araştırıyoruz çünkü çok sınırlı bilgi var. geçmiş 12.000 senedeki tüm tarihi bilgileri, yazıları vs. toplasan 3-5 tb veri eder. insanlık şu an belki günde binlerce tb veri üretiyor. bunlar bir datacenterin mekanik veya ssd disklerinde duruyor ama vadesi geçtiği anda en fazla 15-20 senede silinip gidecekler. yani bizler ve ürettiğimiz bilgiler, bilgi fazlalığı içinde kaybolup gidecek.
0
orpheus
(08.01.26)
12 bin yılı bilmem ama kleopatra (meşhur olan) döneminde antik mısır arkeologlarının çalıştırıldığını öğrenmiştim. bundan 2bin yıl önce, ondan 2bin yıl öncesini araştıran arkeologlar. 12bin yıl sonraya umarım biraz bilgi bırakabiliriz.
0
klassno
(08.01.26)
Şuan bizim bilim olarak gördüğümüz aslında çok ilkel bir fenomen. Çok daha ilerisi var. Yani gelecekte bugünkü gibi bilim yapılmaz, gelecekte bilim yaşanır. Muhtemelen diğer gezegenlere gidebilen yeni insan tipi ortaya çıkabilir allahualem, şuan senin benim gibi ademoğlu’ndan farklı bir insantipi (teoman durali’ya rahmetle..)
0
love and trust
(08.01.26)
arkadakiadam
(08.01.26)
(15)

Yeni bir şeyler öğrenmek için farklı kurslara gidiyorum ama

pembediken
Okul hayatımdan beri enstrüman, spor, el sanatları,dil,dans gibi çeşitli kurslara katıldım ama ailemden kurslara gidiyorsun ama başarın yok gibi tepki alıyorum. Ailemle aynı bakış açısına sahip değilim. Şimdi bu soğukta oraya spora gidilmez diyorlar. Bir yandan da tuhaf mı böyle çeşitli kurslara eğ
Okul hayatımdan beri enstrüman, spor, el sanatları,dil,dans gibi çeşitli kurslara katıldım ama ailemden kurslara gidiyorsun ama başarın yok gibi tepki alıyorum. Ailemle aynı bakış açısına sahip değilim. Şimdi bu soğukta oraya spora gidilmez diyorlar.

Bir yandan da tuhaf mı böyle çeşitli kurslara eğitimlere katılmak?
0
pembediken
(06.01.26)
Yeni şeyler deneyip öğrenmek güzel bence. Garip değil yaptığınız.
+3
peki madem
(06.01.26)
Bu kurslara profesyonel amaçla gitmiyorsanız neden bir başarı gereksin ki zaten anlamadım hiç.

Hobi işte, kendinize uğraşlar buluyorsunuz, bundan zevk alıyorsunuz. Enstrumanı, sporu, el sanatlarını kendinize hayat hedefi olarak değil iyi vakit geçirmek için kullanmışsınız. Sorun ne ki? Belki aileniz sizin bu kurslara gitmekteki amacınızı kavrayamamıştır.

Tabi bunları söylerken zaten bir işininin olduğunu ve kendi başınıza hayatınızı devam ettirebildiğinizi varsayıyorum. Aksi takdirde aileniz işin bu tarafına odaklanmanızı haklı endişelerle istiyor olabilir.
+3
akhenaten
(06.01.26)
Harika şeyler yapıyorsun. Kulak asma onlara.

Ek: @ akhenaten'in de dikkat çektiği gibi, kendi kendine yeten biriysen tabii.
+1
Mirket
(06.01.26)
Şimdi gittiğim kursun ücretini kendim karşılıyorum. Yaşım 37. Daha önce gittiğim birçok kurs ücretsizdi.
+1
🌸pembediken
(06.01.26)
Kendiniz için harika bir şey yapıyormuşsunuz. Kimsenin ne düşündüğünün bir önemi olmamalı.
-1
suicides underground
(06.01.26)
Mükemmel bir şey. Bunu kurs bazında değil, 37 yaşına gelmişsin, evlenememişsin, çocuk yapamamışsın bazında söyleme ihtimalleri var mı?
-3
arbre
(06.01.26)
@arbre hayır. O konularda asla tek kelime etmez ailem.
0
🌸pembediken
(06.01.26)
aileni onayladigimdan degil de, 3 ay 5 ay 1 yil gidip bir dili veya enstrumani kayda deger bir yere getirmeden ha bire baska seye atliyorsan ciddiye almiyor olabilirler cunku en basta sen ciddiye almiyorsun gibi bir durum olusuyor. yani tutup gitar kursuna gidiyorsan onda eline aldiginda etrafindaki insanlar vay be ne guzel caliyor dedirtecek seviyelere kadar istikrar gostermen lazim ki bir anlami olsun.

spora git. spora herkes surekli gitmeli zaten. turkiye'de bir turlu yerlesmedi. sogukla ne alakasi var ki turkiye'nin cogu yerinde oyle aman aman bir kis da olmuyor.
+1
hot potato
(06.01.26)
Muhtemelen kır dizini otur evinde ailesine sahipsin. Hobi konseptine de hakim değil gibiler de.
-2
Bruce
(07.01.26)
yeni bir seyler denemek güzel ancak her seyi ucundan deneyip birakiyorsaniz aslinda maymun istahli olmanizi elestiriyor olabilirler.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.01.26)
Değil, demekki aradığınızı bulamamışsınız. Denemeye devam diyorum ben. En azından siz farklı şeyler deniyorsunuz ve hayata bir kere geliniyor, onu da evde oturarak geçirmemek istemeniz bence tuhaf değil.
0
tiredofwaiting
(07.01.26)
insanların beklentisi, bir şeyi öğreniyorsan oradan devam et ve ustalaş yönünde olduğu için, onların gözünde bir çok kursa gidip sonuç alamamış birisin.

onlara, asıl maksat kursta bir şey öğrenmeyi sevmek ve sosyalleşmek olduğunu anlatırsan artık daha farklı bakarlar.
+1
duyuruuser
(07.01.26)
Bazı aileler @bruce'un dediği gibi seni aşağı çekme, bir şey yapmanı istememe eğiliminde olabiliyor ama bir yandan da bu da sürekli bi şeyler deniyor ne aradığını kendi de bilmiyor diye düşünüyor da olabilirler.

Hayat senin hayatın, zaman senin, para senin kime ne aw

Kimisi de sürekli iki yıllık kazanıyor bir hevesle başlıyor birkaç derse başlayıp bırakıyor. Instagram hesabı açıyor tutmuyor başka temalı hesap açıyor. Ne aradığını bilmiyor da olabilirsin kısaca ama bizi/onları ilgilendirmez.
-1
chicha_v2
(07.01.26)
aile başka bir jenerasyon, siz başka. sizi herhangi bir konuda %100 anlamalarını ve desteklemelerini beklememelisiniz. ha olsa ne tatlış bal börek olur ama bizim aile yapılarımız böyle değil maalesef. Tepki gösterdiklerinde he he, hımm bir bakayım ya falan deyip savuşturacaksınız ve içselleştirmeyeceksiniz olacak bitecek.

çok yönlü olmak iyidir. disiplinlerarası etkileşimi kuvvetli olan insanın psikolojisi de daha sağlam olur, sosyal iletişim becerileri de daha gelişkindir, genel kültürleri daha yüksektir, farklı disiplinlerin kazandırdığı bilgi ve deneyimi diğer disiplinlere entegre edebilir vesaire vesaire. maymun iştahlı olmakla çok yönlü olmak bambaşka şeyler. gittiğiniz kurslarla ilgili muntazam olmanız, virtüöz olmanız falan gerekmiyor. bu da toplumsal bir dayatma.
+1
Phoebe
(07.01.26)
@Bruce öyle insanlar değiller. Kalksam mesela Amerika'ya taşınıyorum evleniyorum desem tamam derler. Bu konu biraz kuşak çatışması gibi bir şey işte ama açıklama yapmak yoruyor işte
0
🌸pembediken
(07.01.26)
(9)

AI'dan sonra hangi işler sıfırlanacak, ne kadar sürede?

gabe h coud
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??Halı şirketi AI'ın kendisini
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??

Halı şirketi AI'ın kendisinin yada AI'ın bir günde binlerce farklı özgün tasarım yapabileceğinin farkında değil mi, bunu mu anlamalıyız?
0
gabe h coud
(06.01.26)
sağlık sektörü ve mavi yaka işler dışında AI pek çok alanı etkileyecek. AI'in etkilememiş haliyle bile artık diplomalar pek iş yapmıyor. Kimse fazla ileriyi düşünmüyor
0
michael harddd
(06.01.26)
Evet seri üretim tasarımcıların çoğunun işi zorda. Diğer taraftan daha niş, lükse yönelik çalışan tasarımcı ve sanatçılar için çok bir tehlike yok gibi.

Bugün de fabrikalarda halı üretilebilirken, el dokuması özel halılar var hala sonuçta ve bunlar dünya para. Kimse lüks kaygılarla aldığı bir şeyin ai tarafından üretilmesini istemez heralde.

Tamamen teknik üzerine kurulu işlerin hepsi tehlikede aslında. Bir işin matematiksel ve mantıksal altyapısı ne kadar belirginse AI o kadar zarar veriyor gibi. Örneğin programcıların çalışma stili büyük ölçüde değişti.

Diğer taraftan insan faktörü de tekrar kendini gösteriyor. AI'ın yapabileceği şeyi AI yapıyor evet, ama bir de AI'ı iyi kullanabilen insanların yapabildiği daha komplike şeyler de ortaya çıkıyor. Neticede AI bir kişi değil, bir araç. Bir şeyi sadece AI'ın yapması ve insan kontrolünde AI yardımıyla yapılması arasındaki fark ilerleyen süreçte daha belirgin olacak sanırım.
+1
akhenaten
(06.01.26)
Kendi sektörümden örnek verirsem (üretim, tedarik zinciri) kesinlikle etkisini göremedim. Ki şirket Microsoft ile yatıp kalkan (şu an aktif elimde olan uygulamalar yer gök copilot, palantir, power bi) data center işinde bir şirket ama yapay zekadan öte benim gördüğüm etki hep offshoring. Rakip firmalar da offshore yapıyor hep operasyonu.
Redditte tedarik zinciri subinda konuşuyoruz, daha kimseden ciddi bir şey bulamadim. Ha bak forwarder/broker işlerine etkisi var çünkü dokümantasyon vs çok var orada. Misal oralarda bildiğin dokümantasyon ile sorumlu ekipler olur bunları kesin etkiler.
Bana göre ai belli bir kuralları takip eden (yazilim, hukuk, cevirmenlik, dokümantasyon ) işlerde ciddi etki yapabilir. Misal ben tedarik zincirinde etkisini global trade uzmanlarinda bekliyorum çünkü onların işi çoğu zaman belli kurallar içinde oluyor ve birçok zaman onlara sormak zorunda kalıyoruz ama bunu yapay zeka belli bir noktaya kadar bence yapabilir. Onun dışında dediğim gibi yapay zekanın etkisini ben şahsen göremedim ama offshore ve it yatırımı (machine learning ile çalışan planlama uygulamalari ki bunlar bilmem kaç yıldan beri var ama çok az şirket kullaniyor) daha çok etkiliyor. Ha tabi şu da var; teknoloji geldiği için daha az kişi gerekti ama teknoloji geldiği için önceden yapamadigimiz bazi işleri yapabilir hala geldiğimizi için orada iş oluştu derken etkisi o kadar ciddi olamadı. Bundan 1 yıl önce "onu yapamayiz çünkü şu yok" derken şu an yeni sistem ile yapabilir hala geldik ve iş oluştu orada.
Ben hep aynı şeyi derim; erp 40-50 yıldır var, hala erp kullanmayan şirketler var, hala boş ERP kullanıp hiçbir planlama yapmayan şirketler var. Ai bunlara gelene kadar 50 sene geçer. Ai ancak ve ancak acayip ucuz olursa gelir yoksa öyle SAP vs gibi maliyetleri ve kompleksligi olursa misal tedarik zincirine net etkisi olmaz çünkü sen ai olsan ne olur senin tedarikcilerin daha erp bile kullanmiyorsa. Al misal su an bir tedarikcim var, adam sistemlerinde sıkıntı olduğu için ne zaman sipariş cikaracagini bilmiyor. Ne yapacak ai buna...

Bir de ai gördüğüm işi direkt elinden almıyor ama misal bundan iki sene önce Safety stock hesaplamak için bir sürü data indirip excelde bakmak gerekirken şu an planlama uygulaması otomatik "bence bunu yap" diyor, bu işin sorumlusu onayliyor ya da onaylamiyor. Ama bu kesinlikle yeni bir şey degil, çok daha teknolojik bir sirkette calisirken bunu ben 2017de görmüştüm. Düşün 100 bin kişilik 20 milyar dolarlık şirkete bu uygulama 7 sene sonra geldi, kim bilir daha ufak şirketler bilmem kaç yıl sonra ancak gelecek.
+2
logisticsmanager
(06.01.26)
Umduğumdan daha hızlı ilerliyor.pandemide dijitalde rekabet şansım azaldığı için ticareti tamamen bırakıp sadece nakliye ve gümrük ağırlıklı çalışmaya başlamıştım.

Şimdilik nakliyenin manuel tarafına gelmedi ama evrak ve dispatch aşamasında hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.buradan yola çıkıp dış ticaret ,gümrük işlemleri,yol izinleri,sürüş kontrollerinin kısa bir zamanda tamamen dijitalleşeceğini düşünüyorum.depolama tarafında karanlık depolar hızlı bir yükselişte.otonom transport özellikle çinde hareketlenmeye başladı.çok zaman almadan bunları çevremizde görmeye başlarız.

Şunu hayal etmek zor değil.smart bir araç istanbulda bir fabrikadan yükleme yaptı.kapakları kapandı.bütün bürokrasiyi cloud üzerinde hazırladın.ihracat işlemini başlattın.bu cloudtan gümrük neyin gittiğini görür,maliye evrağını para trafiğini görür.araç yola çıkar.ara gümrüklere,yol kontrollerine,tonaj kontrolüne,saat sınırlamalarına takılabileceği hiç bir engel yok.çok kontrol etmek istiyorsan border da hepsini x rayden geçirirsin.varış yerin almanya.almanya ya geldiğinde otoban kontrol noktalarında zaten hazır sistem var.aracın geliş yaptığı görülür.alıcı sisteme bilgilerini yüklemiştir.check edilir.araç direk alıcı deposuna gider.

Şimdi kurtlar vadisi stayla sayalım,çoğunluk depocular ,öldü,gümrük komisyoncuları,öldü,dış ticaret evrak elemanları,öldü.çoğunluk gümrükçüler,öldü.komşi tonaj var diyen pomak dayı,öldü.takograf diyen trafikçi,öldü.kantarcılar,öldü.ben öldüm.tır şöförleri,öldü.zoll de bekleyen komisyoncular,memurlar,yolda yemek satanlar,dinlenme tesisinde kapıyı tıklatan ablalar

Evdeki süpürgeye slam haritayı yüklediklerinde bu işi uyanıp nayır nolamaz demeliydik,çok geç kaldık.
+1
duptıs
(06.01.26)
Suan tum sektorlerde catir catir insan kiyimi yapiliyor zaten. Cogu pozisyonda insana ihtiyac kalmadi. Daha dramatik kovmalarin olmama nedeni carkin donmesinin saglanmasi. Sen birden toplu kiyim yaparsan kimse maas almazsa kimsenin oarasi olmaz, urun/hizmet satacak adam bulamazsin.
+1
ceann deas
(06.01.26)
"last mile" uygulamalar henuz yazilip yayginlasmadi. mevcut AI modelleri cogu isin otomasyonu icin yeterli, sadece birilerinin gelip teknolojiyi o işin ihtiyaçlarına özelleştirmesi ve çözümü satması lazım. adım adım da yapılıyor zaten.
+1
robokot
(06.01.26)
Ben e-ticaret ve yazılım sektöründeyim. Alt orta seviyede bir çok meslek maalesef hızlı bir şekilde bitecek, örneğin artık junior grafikere ihtiyaç olmuyor, ilginç bir şekilde bu değişim çok hızlı oldu, 6 ay önce bazı karışık görsel işleri için hala insana ihtiyaç var diyorduk Gemini'nin yeni modeliyle bir anda her iş halledilir oldu. Küçük işletmelerde yapılan iş koluna sadece tek kişi bakıyorsa yine birinin yapılacak işi Ai'ye yüklemesi, takip etmesi, hataları düzeltmesi ve onaylaması gerektiğinden o kişi işsiz kalmıyor. Danışmanlık yaptığım firmalarda birden fazla grafiker varsa mutlaka birileri işsiz kalıyor.

Yazılımda çok karmaşık olmayan basit projeler için insana neredeyse ihtiyaç kalmadı. Büyük projeler için hala derleyip toplayacak insana ihtiyaç var ama bütün firmalarda ekipler küçülüyor ne yazık ki. Şu an tek sorun Ai'nin güvenilmez olması, örneğin muhasebe kolunda bir yasaya göre bir işlem yapmasını söylüyorsun ama çok hatalı firmayı tahtaya astıracak çıktılar üretiyor. Para vs. hesaplarında da aşırı güvenilmez durumda halen. Ama o kadar hızlı gelişiyor ki çapraz kontroller ve bir kaç Ai şirketi çıktılarını kıyaslayarak doğruya ulaşan ara yazılımlar ile bu halüsinasyon ve hatalar çok yakında minimuma indirilebilir.
+1
creepy
(06.01.26)
Hali orneginde, gecmisten gelen buyuk bir kulturel birikim var. Desenler, teknikler, renkler, semboller, donemler vs. Bu bir sanat. Hangi ciddi okul bunu ai modelleri gelisti diye birden iptal edip birakir? Hangi muzisyen muzik yapmayi birakti?
+1
osssy
(06.01.26)
Ben insaat muhendisiyim. Son birkac sene agirlikli olarak masa basi calisiyorum. Su an buyuk bir uluslararasi sirketin ufak bir yurt disi ofisinde calisiyorum. Muteahhitlerin kucuk-orta olcekli isleri icin tasarim yapiyoruz.

Kullandigimiz hesap altliklari vs. hepsi oldukca ilkel seviyede. ai bizim yaptigimiz isi yapamaz mi, anasini bile s... ama insaat muhendisliginde simdilik esas mevzu "ownership" denen nane. yani proje sorumlulugu kime ait olacak. ote yandan buyuk projeler-hesaplar icin benim kariyer omrumu hesaba katarsak, hadi diyelim son 10 senede tekrarli islerin otomasyon hizinda ciddi bir artis var.

valla yapay zeka eninde sonunda butun islerin kokune kibrit suyu ekebilir ama ben o gunu gorur muyu bilemem. ote yandan sunu da dusun, teknoloji gelistikce sehirler, yapi malzemeleri, muhendislik projelerinin dogasi da degisecek, gelisecek. mesela ayda yeni yerlesim birimleri kuruldugunu dusun. uzayda tbm kullanimi, bilmemne gezegeninin kaya kutlelerinin siniflandirilmasi, yercekimi dunyanin 1/5' i olan gezegenlerde betonarme tasarim gibi yeni literatur dallari ortaya cikacak, yani mevcut meslek dallarinin dogasinin gelismesi, yeni meslek dallarinin ortaya cikmasi gibi mevzular da mumkun.
+1
trixi
(06.01.26)
(16)

işe başlar başlamaz izin istemek

yenibirgüzelnick
şimdiye kadar 4 bakıcı değiştirdim hepsi de işe başlar başlamaz o hafta izin istediler. neden sizce? artık bunun bir anlamı olmalı tesadüf olamaz diyorum. hatta bir önceki bakıcım ikinci haftadan yıllık izne tatile gitmişti. iki gün önce yeni bir bakıcı başladı. diyor ki hafta içi bir gün izin istey
şimdiye kadar 4 bakıcı değiştirdim hepsi de işe başlar başlamaz o hafta izin istediler. neden sizce? artık bunun bir anlamı olmalı tesadüf olamaz diyorum. hatta bir önceki bakıcım ikinci haftadan yıllık izne tatile gitmişti.
iki gün önce yeni bir bakıcı başladı. diyor ki hafta içi bir gün izin isteyebilir miyim? yani izin vermediğim olmadı şimdiye kadar kimseye. ama bu kıza izin versem ben çok zor durumda kalacağım ve oryantasyon için iş yerinden izin almıştım o boşa gidecek. ne düşünüyorsunuz? normal mi bunlar?
0
yenibirgüzelnick
(06.01.26)
"Hafta içi bir gün izin isteyebilir miyim?" Kurcuğu cümle tam olarak bu mu? Eğer buysa 7 gün 24 saat çalışması üzerinden anlaşmışsınız gibi anlaşılıyor, haftalık izni yokmuş gibi. Eğer hafta sonları izinli de bir gün de hafta içi için istiyorsa ve bunu her hafta için istiyorsa bu iyi bir ley değil, önce işi bağlayıp sonra kendi istediği şekle çevirmeye çalışmak bu. Hepsi de çakal demek ki, belli bir kurumdan filan seçiyorsan o camiada bu bir alışkanlık olmuş olabilir.
+1
muhayyer divan
(06.01.26)
bence hiç normal değil. ilk haftadan izin istenmez. siz çok yumuşak başlı bir insansınız, saf görmüşler kullanıyorlar. hadlerini bilsinler. siz hiç istediniz mi ilk haftadan izin? ben 10 farklı şirkette çalıştım hiçbirinden ilk 2 ay izin istemedim. giderse de gitsin.

evden çalışmalı bir iş bulmanız mümkün değil mi? siz veya eşiniz için?


--------
çocuğun tam bir eziyet olduğunu ve çocuk yapmama kararımın ne kadar doğru olduğunu bu tarz olaylarla daha bir anlıyorum. doğurması dert, büyütmesi dert, parası dert, baktırması dert...
+3
art cat chocolate
(06.01.26)
@muhayyer divan, yok canım haftada 5 gün çalışıyor işte bugün ikinci günüydü ama cuma günü için gelmesem olur mu işim var dedi. ben zaten 5 günlük yıllık iznimi harcamıştım çocukla alıştırayım haftaiçi diye. boşa gitti şimdi.

@art cat chocolate, ben zaten evden çalışıyorum ama çocukla birlikte çalışmak mümkün değil. sanırım evde olduğum için nasıl olsa evde diye kimseyi çalıştığıma inandıramıyorum sürekli izin istiyorlar.
+4
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
Pek bildiğim bir konu değil ama işe başlamadan önce ayarladığı ev temizleme işi olabileceği geldi aklıma. O işte bir günde güzel bir para kazanılıyor, sizden maaşı almasına da daha bir ay var, diğerleri de bu kişi de o yüzden ilk haftadan izin istemiş olabilir.
+1
michael_knight
(06.01.26)
sinirlarinizi test ediyorlar. benim de kardesim otizmli. bir suru bakiciyla calistim. cogu beni suya goturup susuz getirir. ben de yumusak basli bir insandim. izin istedikleri zaman hayir diyemiyordum haliyle.

asagida yazdigi gibi, siz melek de olsaniz bakicilarin cogu 3 kurus fazlasini veren bir yer buldular mi gitme egiliminde olacaklar. maalesef onlarin bize degil bizim onlara ihtiyacimiz var ve bunu da cok iyi biliyorlar.

valla su an calistigim bir isim ve kardesimin bana ihtiyaci olmasa bakicilik yapmayi dusunurdum. erkek halimle herkesten de guzel yaparim.

allah iyi insanlarla karsilastirsin.
+6
trixi
(06.01.26)
bu hiç normal değil, siz net bir şekilde acil bir durum olmadıkça izin veremeyeceğinizi belirtin. evden çalışsanız dahi çocukla ilgilenemeyeceğinizi ayrıca daha çocuğun alışma sürecinde sürece ket vuracağını bu sebeple kabul edemeyeceğinizi söyleyin.
+2
wendyangelamoiradarling
(06.01.26)
Hayır diyeceksiniz, siz melaike de olsanız habersiz işi bırakabiliyorlar zaten hiç utanmadan. O yüzden en başta konuştuğunuz şartların dışına çıkmayın. Çünkü bu haftaki cuma gününün iznini verirseniz gelecek günlerde de izin vermiş olacaksınız. Baştan sert durun.

Yemin ediyorum insanlar çalışanların elinde oyuncak oldu ya.
+6
antihero
(06.01.26)
Herkesin işi çıkabilir ama ilk haftadan izin veya alışkanlığa dönüşmüş izin mantıklı bir şey değil.

Ben sizin yerinizde olsam zaten kendim vakit bulamadığım için kendisine ihtiyaç duyduğumu ve daha ilk haftadan böyle bir talebi beklemediğimi söyler durumun absürtlüğüne vurgu yapardım. O hafta için izin verir, ancak sonrası için söz veremeyeceğimi belirtirdim. Kısa süre sonra tekrar izin isterse o kişiyle o iş olmaz zaten.
+2
akhenaten
(06.01.26)
@akhenaten aslında bu hafta imkansız sonra istese yine ayarlardım ama mümkün değil izin veremem. ama şimdi de çocuğu nasıl bırakıp gideyim kadın sinirlenir izin vermedik diye. of ya nefret ettim bakıcılardan.
+1
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
başka iş görşmesine gidiyorlar, izin verme, ilk haftadan izin mi istenir ya insan utanır, demekki utanmasıda yok. birde denemek için yapıyorlar resmen senin iyi niyetini baştan sıkı tutun.
+2
eja
(06.01.26)
normal değil bence de. ben çalışan olarak işe girdiğim ilk haftalarda izin alacağım durumlar olursa baştan belirtiyorum. son girdiğim işyerinde doktor kontrollerim olacaktı mesela. işe başladığım hafta 2-3 defa gitmem gerekeceğini 1-2 saat geç kalacağımı belirtmiştim iş görüşmesi olumlu geçince. siz bence bir daha bakıcı görüşmesi olursa, yıllık izin ve hastalık hariç izin istenmesi durumunu kabul edemeyeceğinizi belirtip baştan önünü kapatın derim.
0
Sadece soruyorum
(06.01.26)
@Sadece soruyorum, halbuki görüşme sırasında bir önceki bakıcı ile izin konusunda sıkıntı yaşadığımızı söylemiştim. önceki bakıcı da emrivaki şekilde çocuğu uyuttum çıkıyorum işim var diyip çıkıp giderdi. böyle şeyler yaşamak istemiyoruz demiştim.
ama geldiğimiz nokta yine ilk haftadan izin istemekler filan.
+1
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
Ya gelenlerle bir kaşın kalkık konuşamaz mısın, mesela kız geldi sana cuma izin alabilir miyim işim var dediğinde dümdüz hiç düşünmeden ve gayet net bir tavırla ve hafif yüksek sesle sadece HAYIR diyemez misin? Hiç lafı dolaştırmadan, sesinle yüzünle konuşamaz mısın? Bunu yapman lazım artık. Hatta her bakıcıyla baştan anlaş bence, ilk 6 ay kesinlikle izin yok de. Ha, gözün tutmadığı anda yine şutla. Hatta bence gözlerini de korkut, evin çeşitli yerlerinde hepsi bilgisayarıma bağlı olan 20 gizli kamera mevcut de mesela. Biraz tepeden konuş, konuşmazsan böyle oluyor. Kızmayı bil şu insanlara. İleride çocuk okulda sıkıntı yaşasa, mecbur kalıp da öfke dili kullanman gerekse ama kullanamasan kimi nasıl caydıracaksın ki. İnsan bunları öğrenmeli, hayat pamuk helvası gibi bir şey değil maalesef.
+1
muhayyer divan
(06.01.26)
kimsenin günahını almak istemem ama istatiksel olarka baktığımda net olarak şunu görüyorum.

yeaa tamam buraya başladım ama daha iyi bi yerden çağırıyolar bi gidip görüşeyim, anlaşırsam bırakırım. anlaşamazsam daha iyi bir iş bulana kadar burada takılırım.

dediğim gibi gerçekten izne ihtiyaç olan bir durum da olabilir ama bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
+2
omer460
(06.01.26)
Muhtemelen birkaç hafta/ay gibi kısa bir süre çalışmayı düşünüyorlar. Daha iyi bir yer bulunca oraya sıçramak için. Girer girmez de izinleri kullanıp çalışmadan paraya çevirmiş oluyor.
+1
msb
(06.01.26)
Neden istiyormuş izni sordunuz mu? Önce nedenini sorun. Naiflikten demiyorum bunu belki çok önemli bişey vardır diye değil. Ama böyle durumlarda açıklama yapmak durumunda olduğunu baştan bilmesi, açıklaması yoksa değil izin almak, izni istemenin bile kabul edilebilir olmadığını bilmeli. Ha geçerli sebebi vardır düşünürsünüz o başka. Ama mutlaka sorun neden izin istiyorsun, o işini haftasonu neden yapmıyorsun. Sen bi izin gününde halletmeye çalış işini bakarız filan gibi.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(07.01.26)
(27)

Gülsüm ismi

eileengray
Bir komşumuz bebeği için bu ismi düşünüyor. Bence çok kötü bir isim, bize temizliğe gelen teyzenin adı hatta. Eğer çoğunluk beğeniyorsa kendisine negatif hislerimden bahsetmeyeceğim, o yüzden sormak istedim.
Bir komşumuz bebeği için bu ismi düşünüyor. Bence çok kötü bir isim, bize temizliğe gelen teyzenin adı hatta. Eğer çoğunluk beğeniyorsa kendisine negatif hislerimden bahsetmeyeceğim, o yüzden sormak istedim.
-4
eileengray
(06.01.26)
lütfen bahsedin
+5
pide
(06.01.26)
Ben de hiç sevmem. Güllü isimleri genelde sevmiyorum, pastoral bir hava veriyor da bu gülsüm özellikle fonetik olarak hiç sevmediğim bir isim sebebi de yok. Dizilerde filmlerde falan hep köylü ya da köyden kente göçmüş ama köy hayatını bırakamamış tipte karakterlere verilmiş de o yüzden mi öyle düşünüyorum bilemedim.
+2
nundu
(06.01.26)
ileride devlet memuru falan yapma niyeti ile bu isim seçilmiş olabilir. (ironidir)
0
ground
(06.01.26)
ben de sevmem
+2
kisa
(06.01.26)
Gülsüm adında aklı başinda biri tanimadim, hep bi sıkıntıları vardi
+7
üğpoıuy
(06.01.26)
Gül adı güzel bence.
-3
arbre
(06.01.26)
şakasız bence çok güzel isim ya.
0
patronaj1
(06.01.26)
Evet eski teyzelerde olan bir isim bence de, ancak;

İsimleri şekillendiren ve güzel kılan kişinin güzel oluşu bence.

Ayrıca kişinin geçmişinde bu ismi hafızasında güzel kılabilecek hatıralar mevcut demek ki, kim bilir.

Saygı duyar yorum belirtmezdim ben olsam.
+1
va
(06.01.26)
saçma sapan bi isim. gülsüm yerine gülsün yazacaklar güllü yazacaklar neler neler. benim ilk ismim de saçma sapan bir isim ilkokul karnemde sadece ilk harfi doğru diğer harflerin ismimle alakası yok.

ayrıca yurtdışında sıkıntı yaşar Gülsüm diyemezler telaffuz edemezler.
+2
matilda
(06.01.26)
berbat bir isim tabii ki
+6
sanal hayvan
(06.01.26)
bence isim sevimli ve sıcak ama bu çocukların büyüyeceğini, online işlemler yapacağını, mail adresi alacağını, belki yabancılarla muhatap olacağını, iş hayatına gireceğini vb. de göz önünde bulundurmak lazım sanki.

temizliğe gelen teyze-kötü isim düşüncenizi bence sadece komşunuza değil kimseye söylemeyin bu arada.
+4
Phoebe
(06.01.26)
erkek çocukları olursa kürşat koysunlar adını
+3
nahtoderfahrung
(06.01.26)
çok güzel bir isim,
lina, pina, cina, arı maya, atlas, adel gibi isimlerin yanında adeta parlıyor.

erkek çocukları olursa kürşat +1

bu arada temizliğe gelen teyze en temiz duyguların insanıdır. ne sıfatla insanları sınıflandırıyorsunuz?
0
Hallegadola
(06.01.26)
Benim tercih edeceğim bir isim değil ama kötü bir isim de değil. Senin gözünde temizlikçi teyze canlandığı için yakıştıramamışsın.

Önemli olan, komşu senin veya buranın çoğunluğunun fikrini sordu mu? Sormadıysa karışmaya gerek yok. Kendi beğenmiş, bir seçenek olarak düşünmüş.
+1
lazor
(06.01.26)
Cosmicstring +1, gülsüm ismi bana hoş gelmiyor, oldukça da eski moda ama isimleri algılayış şeklimiz kişilere göre şekilleniyor bence, ailesi bu ismi beğenip bebeklerine bu ismi vermek istiyorlarsa karışmamak en iyisi.

Zamanımda kuzenime çocuğuna koymayı düşündüğü isim için çok olumsuz şeyler söyledim, hala ara ara özür dilerim kendisinden ne haddime hamileyken üzdüm seni diye, beğenmediğim ismi verdiler çocuklarına, şu an o isim hiç de kötü gelmiyor kulağıma.

Bize demode gelen isimler, özellikle anadili Türkçe olmayan kişilere fonetik ya da anlamsal olarak hoş gelebiliyor.
+2
(06.01.26)
muhafazakar kesim adi. tek tanidigim gülsüm lisede torpille bizim okula yerlestirilmis biriydi. babasi adini vermek istemedigim bir partinin üyesiydi, puani yetmedigi halde iktirdiler kizi okula.
o da üniversiteyi birakip 20 yasinda bir müteahhitle evlenip cocuk dogurdu simdi tokat mi rize mi bir yerde iq düsürücü bir hayat yasiyor.
bende yarattigi intiba bu :D
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(06.01.26)
Ben tercih etmem ama o ismi seçene garip bakmam şahsen yeni nesil uyduruk isimlerden daha iyi
+2
basond
(06.01.26)
Sormadıysa bir şey söylemeyin.
Bu her konuda takip etmemiz gereken bir ilke bu, ama çocuğa isim koymak gibi bir kararda kesinlikle olumsuz fikir söylememek gerek.

Bu isimle benim aklıma gelen tek kişi kapıcı Cafer'in karısı Gülsüm ama Gül ile başlayan diğer isimler bana güzel geliyor.
+1
michael_knight
(06.01.26)
Hallegadola + 10000

bebeklere kedi-köpekmiş gibi verilen saçma sapan isimlere kıyasla gülsüm gayet de iyi.
0
m e b
(06.01.26)
Anlamı kötü değil, ayıp değil, kültürümüze aykırı değil. Bence gayet konabilir. Arkadaşları “gül” diye kısaltacaklar zaten…
+2
yadigar
(06.01.26)
Bazı isimler kuşaklarla büyüyor ya. Bence bu isim de büyümüş. Çocuksa daha bebek, bence de alternatif düşünülebilir.
0
akhenaten
(06.01.26)
bana da modern gelmiyor bu isim. temizlikçi teyze ismi değil ama modern de değil.
ben yabancıların telaffuzu olayına pek takılmıyorum belki a101 kasiyeri olacak ne işi var yabancılarla. ha böyle yüksek eğitimli bi aile çcouğu ise ilerde amerikada okuyacağı kesinse tamam hassas olalım da.
+1
Sadece soruyorum
(06.01.26)
gülsüm bi zeynep değil ya, böyle bir isim koyuyorsa vizyon belli bence hiç uyarmaya gerek yok gayet bilincinde, değisede bilincinde olmasın kıza merve ismi koyupta bebek buyuyunce ortamları(emine fatma güllü vs) farklı olacağı için bu sefer garip kaçar.
0
eja
(06.01.26)
Ben eski ve klasikleşmiş isimleri çok seviyorum şahsen.

Gülsüm özellikle sevdiğim bir isim değil ama kötü de değil.

Lina, Vina, Alin, Dalin vb gerzekçe yeni moda isimlerden bin kat daha iyidir.
+4
anaphylacticshock
(06.01.26)
eksisozluk.com geldi aklıma direkt. Hayranı olabilirler mi?
Kötü bir isim değil bence.
0
auroraaurora
(06.01.26)
kibar cevaplar için teşekkürler. arapça kökenli olması ve bize temizliğe gelen Gülsüm adlı kişiyi çok çakal bulduğum için bu isme büyük bir önyargım var, ben asla tercih etmezdim. bana sorulduğu için ve düşüncemin sübjektif olduğunu bildiğimden genele sormak istedim.

edit: @muhayyer divan, bana soruldu elbette ama ben bu bilgiyi paylaşmadım diye azarlamanız kabul edilebilir bir şey değil.
+5
🌸eileengray
(06.01.26)
Kuzenimin halasının ismi ve bende hiç iyi bir intibası yok, hatta direk aklıma kibir geliyor.
+1
tiredofwaiting
(06.01.26)
(1)

Android telefonda Spam şüphesi engellemeleri

adivar
Sahibindende bir ev ilanı ekledim, sürekli emlakçılar arıyor. Bir de gün içerisinde kayıtlara baktığımda bir sürü numaranın samsung android telefon tarafından engellendiğini görüyorum. Spam şüphesi yazıyor. Bir detay yok. Bunların hepsi dolandırıcı mı? Bu numaraları çoğu telefon böyle engelliyordur.
Sahibindende bir ev ilanı ekledim, sürekli emlakçılar arıyor.
Bir de gün içerisinde kayıtlara baktığımda bir sürü numaranın samsung android telefon tarafından engellendiğini görüyorum.
Spam şüphesi yazıyor. Bir detay yok.
Bunların hepsi dolandırıcı mı? Bu numaraları çoğu telefon böyle engelliyordur. Numaraların sahipleri durumun farkında mı?
Android beni potansiyel dolandırıcılardan koruyor mu?
0
adivar
(05.01.26)
Android zannedersem numaraları kafasına göre engellemiyor. Bilinmeyen bir numaradan sms alınca veya diğer aramalarda spam olarak bildir gibi seçenekler oluyor. Belli sayıda insan bir numarayı spam olarak bildirince öyle etiketleniyor.

Bu emlakçılar ya müşterilerine çeşitli sebeplerle (bayram, seyran, reklam vb.) sms atarken insanları bunaltmıştır ya da iş bittikten sonra bile çeşitli sebeplerle aramaya devam edip kızdırmıştır.

Spam sadece dolandırıcılıkla ilgili değil.

Aynı sebeple, spam filtresinden geçen herkes "dolandırıcı değil" anlamına da gelmiyor bu. Yeteri kadar insanı dolandırmaya çalışmamış ve siz ilklerden biri olabilirsiniz.

Bu filtre sadece işinizi kolaylaştırıyor. Hata da yapabilir, eksik de kalabilir.
+1
akhenaten
(05.01.26)
(3)

Vegan Makarna Salatası

rock n roll
Selam arkadaşlar Makarna salatası yapacağım ama sizden de öneri almak istiyorum. Közlenmiş kırmızı biber, kurutulmuş domates, mısır, yeşil ve siyah zeytin, brokoli ( az haşlanmış ve küçük olarak ekleyeceğim), vegan rus salatası ( kaju yoğurdu ile karıştıracağım), kornişon turşu, sarımsak. Bir de po
Selam arkadaşlar
Makarna salatası yapacağım ama sizden de öneri almak istiyorum.

Közlenmiş kırmızı biber, kurutulmuş domates, mısır, yeşil ve siyah zeytin, brokoli ( az haşlanmış ve küçük olarak ekleyeceğim), vegan rus salatası ( kaju yoğurdu ile karıştıracağım), kornişon turşu, sarımsak. Bir de portakal dilimleri ince ve küçük dilimler, nar taneleri, dereotu. Sosuna limon suyu, zeytinyağı, çok az portakal kabuğu rendesi.

Fazla mı meyve baskın olur? İçine ekle ya da çıkart dediğiniz neler var? Ne bulduysa salataya koymuş gibi mi olur bu malzemelerle?
0
rock n roll
(05.01.26)
taze soğan çok yakışır,ince ince doğrayabilirsiniz, portakal dilimlerini gereksiz buldum. refika gibi o da bir seyler yapıyor, sonra içine alakasız bir şey ekliyor. tüm dengeyi bozuyor.
0
exlibris
(05.01.26)
Makarna salatasıyla meyvenin alakasını çözemedim. Sebze koysanıza.
0
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
Genel olarak bana çok karışık geldi ama ana görünüşü korumak istiyorsanız bence sadece nar kalsın.

Ama bence;

Yoğurdu hiç işin içine sokmayın, rus salatalı makarna salatası kendi başına baştan sona bir tam yemek zaten.

Meyveler de bence közlenmiş biber ve kurutulmuş domates gibi eklentilerle çok uygun düşmüyor sanki.

Bu arada her şey var sizin bu tarifte :D şaşkınım ben. Çok dolu bu, çok fazla şey dönüyor. Sizce de öyle değil mi? En az 4 farklı tarif çıkar bu malzemeden.

Bence siz;

1- Köz biber, kuru domates, zeytin üçlüsünü kullanın. Bunu uzun uzun pişmiş bir taze domates sosuyla renklendirin. Bu bir.

2- Kaju yoğurtlu Rus Salatalı makarna tarifi ayrı bir menü olsun, dilerseniz mısır da ekleyin. Bu iki.

3- Brokoli, sarımsak ve bonus olarak fırınlanmış brüksel lahanasıyla başka bir makarna yapın. Napoliten sosla karıştırın, hatta fırından sonra lahanayı sosla pişirin. Bol karabiber. Salata sayılmaz ama, bu üç.

4- Turşu, sarımsak ve dereotlu başka bir tane yapın, buna nar da ekleyebilirsiniz. Sos olarak da pesto hazırlayın. Bu da dört.

Hafta boyu yemek düşünmezsiniz :D
0
akhenaten
(05.01.26)
(3)

Yayıncı bilgisayarı

yurtsuz john
Kick, twitch gibi platformlarda yayın yapmak için nasıl bir bilgisayar ve kamera gerekiyor?Oyun oynama niyetim yok. Takipçilerimle video izlemeli sohbet yayını. Mevcut bilgisayarım çok eskidi bununla olmaz. Yenisini alacaksam bari yayın yapmaya uygun bir şey olsun. Bu konulardan hiç anlamıyorum.
Kick, twitch gibi platformlarda yayın yapmak için nasıl bir bilgisayar ve kamera gerekiyor?

Oyun oynama niyetim yok. Takipçilerimle video izlemeli sohbet yayını.

Mevcut bilgisayarım çok eskidi bununla olmaz. Yenisini alacaksam bari yayın yapmaya uygun bir şey olsun. Bu konulardan hiç anlamıyorum.
0
yurtsuz john
(05.01.26)
herhangi ortalama bir bilgisayarla oluyor, muhtemelen eski bilgisayarınla bile olur. OBS yüklüyorsun ayarları basit zaten yayını aktiflestir yapınca aktiflesiyor. baska ekipman tavsiyesi olarak mikrofonlu kulaklık değil de sadece mikrofon ve ayrı düz kulaklık daha iyi oluyor genelde.
0
nahtoderfahrung
(05.01.26)
Video editing falan yapmayacaksanız bilgisayarın çok önemi yok +1

Donanıma kafa yormak istemiyorsanız bir tane macbook air alıp geçin, fiyatları baya normalleşti son zamanlarda.
0
akhenaten
(05.01.26)
arkadaşlara ek olarak loop back özellikli ses kartı kullanıyorlar. hani oyun oynuyorsunuz onun sesi yayına veriliyor veya müzik açıyorsunuz onun sesi yayına veriliyor loop back kısaca bu işe yarıyor.
0
omer460
(05.01.26)
(4)

Bankaci arkadaslara soru

kirlipam
Selamlar,Dun maas bankasi degisecek dediler bankadan arkadaslar geldi ellerinde laptoplar. Sira sira 5 li 5 li aliyolar toplanti odasina tc kimligini veriyorsun ekranlar aciliyor. Seceremi gordu resmen. Borcluyum biraz kirmizi kirmizi ekranlar puan dusuk vs.Diger arkadaslara yok kart verelim mi? Kmh
Selamlar,

Dun maas bankasi degisecek dediler bankadan arkadaslar geldi ellerinde laptoplar. Sira sira 5 li 5 li aliyolar toplanti odasina tc kimligini veriyorsun ekranlar aciliyor. Seceremi gordu resmen. Borcluyum biraz kirmizi kirmizi ekranlar puan dusuk vs.

Diger arkadaslara yok kart verelim mi? Kmh ister misiniz? Bana soru sorup yuzume bile bakmadi ki davranisi felan degisti yani halbuki tc girmeden once cok tatli idi muhabbet.

Neyse soru su hep merak etmisimdir. Bu tarz musteri size geldiginde onun finansal durumunu gordugunuzde davranisiniz da degisiyor mu?

Takinti oldu bende bu. Bankaci gorunce deliriyorum benzer muhabbetler olacak diye.
-2
kirlipam
(05.01.26)
Bankacının iki ana hedef müşterisi var:
-Birikimi olan insan. (Faiz, mevduat, yatırım vs. satacak)
-İhtiyacı olan insan. (Kredili ürün satacak)

Bu ikisi dışındakilerin yüzüne bakmazlar. 2. grup için kredi notu düşükse, düzenli geliri yoksa, geri ödeyemeyecekse, onların da yüzüne bakmazlar. Meslek neticede, işleri bu. Arkadaşınız değiller.
+1
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Size kmh istiyor musunuz, kredi kartı istiyor musunuz diye sormama sebebi zaten bunları veremeyecek olması değil mi ama?

Oraya gelen çalışanın kişisel olarak sizin maddi durumunuzu önemseyeceğini sanmıyorum. Yani güzel de muhabbet etseniz, tartışsanız da bir daha görüşmeyeceksiniz zaten.

Kendinizi bu kişinin yerine koyun, bir müşterinin finansal durumu iyi; kredi kartı alabilir de almayabilir de tamamen opsiyonel. Bu kişiyle konuşurken gözetmeniz gereken bir sorun yok. Gülün, eğlenin, muhabbet edin kart satabilirseniz satın, almazsa da ne yapacaksınız, kısmet. Diğer taraftan bir diğeri kredi kartı almamalı, çünkü öyle gerekiyor. Opsiyonel bir durum yok, gerekirse ortamın ciddileşmesi gerekecek. Bu iki insanla aynı ruh halinde iletişim kuramazsınız ki.
+2
akhenaten
(05.01.26)
Bankacı olmasıyla ilgisini göremedim, o kişinin bireysel odunluğu olabilir ancak. Bir ihtimal kredi notu düşük bir müşteriyi kaydetmek kendi komisyonunu kötü etkiliyordur, ona bozulmuştur. Aynı davranış diğer mesleklerde de var. Mesela önünden geçerken siz ilgilenmediğiniz halde sizi mağazaya, restorana sokmak binbir şirinlik, kibarlık, güler yüzle ısrar edip dil döken, girmeyeceğinizi anlayınca da bi anda suratı mahkeme duvarına dönen, arızalı insanlar var.
+1
mikro patlama
(05.01.26)
Bankacı değilim, bankacılar cevap verip bittiyse normal insan olarak cevap yazmak istedim.

Büyük ihtimalle sizi kaydeden arkadaş kredi kartı, bireysel emeklilik, kmh limiti gibi şeyler satmak amacıyla orada oturuyordur.
Belli de bir hedefi vardır atıyorum o ay 100 kişiye kredi kartı 20 kişiye BES satma hedefi vardır. Size satamayacağını görünce yüzü düşmüştür.

Sizin kim olduğunuzla, fakir veya zengin olduğunuzla ilgilendiğini hiç sanmıyorum. Üzerinize alınmayın.
0
michael_knight
(06.01.26)
(14)

Flört işleri

kararsızataletfilozofu
Cv yi özet geçeyim mantıksal zemine oturtmak açısındanYaş 30larda erkek, çalışan biri.En son sevgili 8yıl önce olmuşHoşlandığı aşık olduğu insanlar olmuş ama hep friendzone a düşmüş.En son aşık olduğu kız, sevgilisiyle çam ağacı evde süslerken hikaye koydu.Bu sebeple bu sıralar hevessizliğin dibini
Cv yi özet geçeyim mantıksal zemine oturtmak açısından
Yaş 30larda erkek, çalışan biri.
En son sevgili 8yıl önce olmuş
Hoşlandığı aşık olduğu insanlar olmuş ama hep friendzone a düşmüş.
En son aşık olduğu kız, sevgilisiyle çam ağacı evde süslerken hikaye koydu.
Bu sebeple bu sıralar hevessizliğin dibini gördü.

Date sayısı bu 8 yılda 5-6 yı geçmediği için
Ne flört konusunda tecrübe kazanabildi ne de hatalarını görebildi.

Konuşurken fazla kendimi anlatıyorum hatalarımı bile, cool olmuyorum. Böyle bir eksikliği tek farkedebildim bir arkadaştan öğrendim en basitinden.
(Eskiden hiç konuşmuyordum ayarını bulamadım bu işin)

Spora zaten başladım kafam dağılsın diye
Kitap ve diziye de sarabilirim

Yada biraz daha çabalamalısın, buluşma kulüplerine, workshoplara katıl devam et flört çabalarına mı dersiniz ?

Yada önereceğiniz kendini geliştir şu video şu kitap, şu tavsiye öneriniz var mı ?
0
kararsızataletfilozofu
(05.01.26)
Ben CV'nizi okuyunca flört pratiği olmayan ama duygusal zekâsı ve farkındalığı yüksek birini gördüm. Önce acele etmeyi, kendinizi ispat ihtiyacını, kendinize yüklediğiniz o "birini bulmalıyım” baskısını biraz geri çekmenizi tavsiye ederim. Sonra da ilk birkaç buluşmada kendinizi çok dökmemeye gayret edin derim. Zira erken açılmak ister istemez karşıya yük bindirir. Bir de karşı cinsle iletişimde önceliği flört olarak belirlemediğiniz zaman daha rahat olursunuz. Bu da iletişiminize olumlu yansır ve şartlar uygunsa zaten o aşamaya kendiliğinden geçtiğinizi görürsünüz.
+2
zaman ilac degil insanlar unutkan
(05.01.26)
Bence bütün bu cv olayı bile yanlışın bir parçası aslında. Nasıl basitleştireyim bilemedim. Pek rahat görünmüyorsunuz. Rahat deyince insanlar ev halini anlıyor, bundan bahsetmiyorum. Arkadaşla, aileyle, tek başınayken, iş ortamında, yabancıların arasındayken, flört döneminde ve ilerlemiş bir ilişkide "rahat olma kriterleri" farklı. Rahat olayım derken toptan kendimi salayım anlamayın bu açıdan, ama siz biraz fazla teknik tarafta duruyorsunuz sanki.

Kendinizi düşünün, birisi karşınıza belli bir amaçla gelse, belli teknik konulara dikkat edip hedefi tutturmaya odaklı olsa siz ne hissedersiniz? İnsanlar böyle şeyleri sessizce anlar.

Evet insanın geçmiş ilişkileri ona bir şeyler öğretir, ama bu hayatın genel bir akışı. Bu hesaba katılması gereken bir kıstas değil. Kendinizi "ben deneyimsiz olduğum için teknik anlamda yetersizim" şeklinde konumlandırmanız yanlış.

Siz iyi vakit geçirdiğiniz insanlarla muhatap olacaksınız. Bu kişilerle hoşlandığınız şekilde vakit geçirmeye devam edeceksiniz. Sonra ne oluyorsa olacak. Hepten salmayın, ama bu kadar da teknik olmayın. Bence doğrusu bu.
+2
akhenaten
(05.01.26)
friendzone'a nasıl düşüyorsunuz anlamıyorum. hadi şimdi evliyim de eskiden ilk buluşma güzel geçiyorsa bi şekilde öpüşürdük, öpüşülmediyse önümüzdeki maçlara bakardık. muhabbete fazla sarıp fiziki çekimi falan arka plana mı atıyorsunuz, fazla mı dertleşiyorsunuz ne, sıkıntı orda bence.
+1
antihero
(05.01.26)
özgüveninizi neler artırır, buna odaklanmanız faydalı olur. yazdıklarınızda düşük özgüven hissettim. özellikle erkek tarafı için flört ve ilişki olayının en temel konusu budur. özgüveni karşıya hissettirmediğiniz görüşmelerinizin çoğunun sonu friendzone'a düşmektir.
0
awlmi
(05.01.26)
yukarıda çoğu kişi söylemiş aslında. onlara katılıyorum. bence yeni biriyle tanışırken "ben bununla öpüşebilir miyim" diye düşünmektense yeni bir insan tanımaya odaklanmak daha önemli. o zaman rahat olursun, rahat olursan da sohbet etmek daha akışkan olur. karşındakine sadece seninle flört ederse değerli olacakmış gibi değil o zaten değerli biri ve sen onun hakkında bir şeyler öğreniyormuşsun gibi düşün. ve onun hakkında bir şeyler öğrendikçe bakarsın birbirinizi tamamlayan yanlarınızı veya birbirinize ilginç gelen yanlarınızı bulursunuz ve o zaman da sen çabalamasan da bir şeyler kendiliğinden ilerler.

tip ve para konusuna gelirsek, bu konular bu kadar önemli olsaydı kimse evlenemezdi. çoğu insanlar 20lerinde evleniyor ve evlenirken genelde kimsenin evi arabası olmuyor, sonradan alınıyor bunlar. ayrıca evli olan kişilerin hepsi çok güzel çok seksi veya çok yakışıklı değil.

ama evli kişilerin evlenmeden önceki hallerine bakarsan genelde bakımlı olurlar. kız çok güzel olmasa da en azından bir cilt bakımı yapar, biraz makyaj yapar saçına özenir. dişini fırçalar vs. mesela sen sigara içiyor ve günde en az 2 defa dişini fırçalamıyorsan dişlerin sararmıştır ve her 10 kızdan 8'i seni eliyodur daha yolun başında. Saçın sakalın birbirine karışmış geziyosan olmaz. asgari bakımı yapman lazım.

onun dışında bir ortama girdiğinde, hemen kendi hesabını ödeyip kaçıyosan bence senin cimri olduğunu düşünebilirler. ortama göre hareket etmek lazım. mesela hiç evden çıkmıyor bir kitap okumuyor bi film seyretmiyosan bi kızla buluştğunda ne anlatacaksın. sen kendini geliştirmeye odaklan, hayatını renklendir, senin hayatına eşlik etmek isteyen biri gelirse ne güzel olur. mesela bi de keskin çizgileri olan biriysen de itici olabilirsin, örneğin bir kızla flört edeceksin, kız seni beşiktaşa çağırdı, ben beşiktaşa gelemem çok uzak sen beylikdüzüne gel diyemezsin, ya da kız sanat filmine gidelim dedi, sen de "kızım ben sanat filmi sevmem" diyip kestirp atarsan itici olursun, ama "sanat filmi bana hitap etmez ama sen istersen gelirim belki fikrimi değiştirecek bir şey olur" dersen sevimli olursun. vs vs. genel geçer şeyler bunlar bence.
0
Sadece soruyorum
(05.01.26)
yılışık bir havan var gibi geldi bana öyle birini anlatıyorsun ki karşımda burhan altıntopu düşündüm.

erkek adam kafasını yormaz bu tip şeylere çok fazla
-7
Hallegadola
(05.01.26)
Nasip bu işler. Bu şekilde takılıp direkt evlenen de var.
-1
arbre
(05.01.26)
sürekli friendzone düşüyorsan hata sendedir. o fırsatı-imkanı karşındaki kadına veriyorsun. bu genelde fazla iyi olmaya çabalayan, aşırı yardımsever. kendi değerini göstermeye çalışan insan hatasıdır.
0
orpheus
(05.01.26)
Kadınlar, karşısındaki erkeğin kendini tamamen ortaya koymasından hoşlanmaz; gizem ortadan kalkar. Zor çözülen erkek merak uyandırır. Eğer merak uyandıracak bir yönün yoksa, arkadaş olarak kalır ve sadece dert dinlersin.
Ayrıca günlük konuşmalarda sürekli İngilizce kelimeler kullanmak, birçok kadına itici gelebilir. “Friendzone” gibi kavramlara gerek yok; Türkçemiz yeterince güçlü ve güzel.
+1
deepex
(05.01.26)
bence tuhaf birisin. soruya üçüncü kişiden bahseder gibi girip, birden kendinden bahsetmen ne kadar tuhaf oldugunu gösteriyor. ikili ilişkilerde de bu şekilde tuhaf davranıyorsun muhtemelen.
-1
abelardo
(05.01.26)
Keyfin yerinde mi kendinle başbaşayken?
Seninle arkadaş veya sevgili olsan geçireceğimiz zaman keyifli olur mu?

Keyfi yerinde insanın enerjisi çok uzaktan farkedilir. Başka birine değil kendine doğru dön bence.
Eve kapanarak demiyorum elbette, ilgini çeken workshop, kurs işlerine gitmek kendin için iyi olur.

“Bu kızı öpebilir miyim?” diye düşünerek yaklaşma diyen arkadaşa çok katılıyorum. Ayrıca olaya istatistik olarak bakarsak da öpmediğin her kız ortalama 5 başka kıza giden yolu açıyor. 3 kız öpmesen 15 kıza erişimin oluyor.

Başta söylediğimi tekrar edeyim.
Sen keyfi yerinde ve etrafına keyif veren bir insan olduğunda zaten birisi gelir seni kapar. Sen kendinle ilgilen.
0
michael_knight
(05.01.26)
Burdakileri dinleme derdin varsa terapiye git. Bir soruna bakış açısı her insanın hayat tecrübelerine göre değişir, onların birikimi sende yoksa verecekleri tavsiye hep eksik olur.
+2
nahtoderfahrung
(05.01.26)
Çok acaip bulabilirsin ama kendimi tutamıyorum, astrolojik doğum haritana bakmak isterdim, seni konuşmakta bu kadar dengesiz yapan nedir, çözüm görünüyor mu diye. Çünkü çoğu zaman bu tarz şeylerin çözümü görünür. Durumun çok zor, arkadaşlar da söylenecek her şeyi söylemişler, bende de sadece bu kalmıştı onu sundum.
-1
muhayyer divan
(05.01.26)
Cevaplar için teşekkürler.
Uykusuz bir gece yine duyuruya danışmış oldum.

1.si alkol, kumar, sigara kötü alışkanlığım yok.
Dişler her zaman fırçalı, deodorant her zaman ve her gün duş alıyorum dikkat ederim,

2.si konuşmam arada garipleşebiliyor aklımdan öyle geçtiği için özneyi bir arkadaş gibi başlayıp kendimde bitirdim psikolojik bir sebebi vardır da çok kafaya takmadığım için duyuru sonuçta böyle yazdım.

3.sü benim mottom önce arkadaş olmak her zaman fakat bir süre zaman geçince hoşlanma olursa sonra flörte yönelik adım atılmayınca friendzone a geçiliyor.

4.sü bazı konularda seçici olabiliyorum gıdaların markası, sağlıklı olup olmaması filan gibi.

5.si bonkör değilim enayi olacak kadar, cimride orta halli yerine göre, ama karşı tarafla arkadaşta olsak 3buluşmanın 2sini ben öderim.

6.sı dizi-film eksiğini hissediyorum
Yurtdışı deneyimin eksikliğini hissediyorum
Tecrübesizliğin eksikliğini hissediyorum.

Psikolog aklımdan geçiyorda o kadar bütçe ayırıp o kadar fayda göreceğimi düşünmediğim için erteliyorum.
Onun yerine parayı spora, gıdaya, arabaya, kıyafetlere, vb. Şeylere ayırmayı tercih ediyorum şimdilik
+1
🌸kararsızataletfilozofu
(05.01.26)
(1)

kripto paralar yükseldiğinde bu fon da yükselir mi?

istististist
bu ve muadili fonlara yatırım yapmakla, direk bitcoin satın almak üç aşağı beş yukarı aynı şey midir?https://www.tefas.gov.tr/FonAnaliz.aspx?FonKod=IVY
bu ve muadili fonlara yatırım yapmakla, direk bitcoin satın almak üç aşağı beş yukarı aynı şey midir?

www.tefas.gov.tr
0
istististist
(04.01.26)
Aynı olabilir, olmayabilir de. Çok vaktim olmadığı için bakamadım ancak o verdiğiniz linki açın

Fon profili bölümünün en altındaki kap linkine tıklayın. Yukardaki sekmelerden bildirimleri seçin, seçim yapınız yazan menüden portföy dağılım raporunu seçin.

Çıkan pdf'te o fonda hangi cins yatırım enstrumanları var, neler alınmış neyden ne kadar, hangi oranda alınmış görebilirsiniz.
0
akhenaten
(04.01.26)
(3)

Çin Yuanı Yatirimi var mı ?

WithWorth
Bir dünya süper gücü adayının alametlerinden biri de onun, değerini koruyan ve artıran ulusal para birimi değil midir ?İnsanların dolar ve euro'da birikim yapmaları gibi çin yuan'ı da o seviyede bir küresel birikim aracına dönüşür mü ? Önümüzdeki ay yada yıllarda ?Çevrenizde Yuan alanı duydunuz mu ?
Bir dünya süper gücü adayının alametlerinden biri de onun, değerini koruyan ve artıran ulusal para birimi değil midir ?
İnsanların dolar ve euro'da birikim yapmaları gibi çin yuan'ı da o seviyede bir küresel birikim aracına dönüşür mü ? Önümüzdeki ay yada yıllarda ?
Çevrenizde Yuan alanı duydunuz mu ?
0
WithWorth
(03.01.26)
"Bir dünya süper gücü adayının alametlerinden biri de onun, değerini koruyan ve artıran ulusal para birimi değil midir ?"

ucuza herkese üretim yapıp ucuz kalmaya çalışıyorsan hayır.
0
nhk ni youkosu
(03.01.26)
Hisse senedi mantığıyla düşünmüşsünüz. Bir şirketten hisse aldığınızda o şirkette pay sahibi olursunuz. Şirket büyüdükçe sizin yatırımınız da büyür. Dövizler ise bu mantıkla işlemiyor. Çinin kendisi en çok dolar tutan ülkelerden biri.

Paranın değerli olması her zaman iyi bir şey değil, yuan aşırı değerlenirse bu Çin için iyi olmaz.

Siz Çin'in güçleneceğini düşünüyorsanız Çin hisselerine yatırım yaparsınız. Hiç yapmadığım için imkanları hakkında pek fikrim yok, Çin'de devlet bu konularda baya etkili, hisse alabilseniz bile düşünmeniz gereken detaylar olabilir.

Neticede döviz üzerinden değer yatırımı anlamlı bir kavram değil.
0
akhenaten
(03.01.26)
Kağıt para cinsinden yatırım ve birikim yapılmaz. Yarın Trump'ın kafa atar, bir şey yapar, tepetaklak gider. Dolar, euro, sterlin vs. de alınmaz. Hepsinin %2-3 resmi, %7-8 fiili enflasyonu var.

Ağır metallerden şaşmayın...

.
0
kartallar yuksek ucar
(03.01.26)
(1)

mesainin yarısı tatile denk gelince ödeme nasıl olur

biseysorcaktim
1 ocak günü resmi tatil.yanlış bilmiyorsam iş kanununa göre o gün izinli olsan bile da o günkü yevmiyen yatmalı, çalışır isen çift yevmiye almalısın.peki akşam saatlerinde çalışmaya başlayıp gece yarısı 2-3 gibi işi bitenlerin yevmiye hesaplaması nasıl yapılıyor?
1 ocak günü resmi tatil.
yanlış bilmiyorsam iş kanununa göre o gün izinli olsan bile da o günkü yevmiyen yatmalı, çalışır isen çift yevmiye almalısın.

peki akşam saatlerinde çalışmaya başlayıp gece yarısı 2-3 gibi işi bitenlerin yevmiye hesaplaması nasıl yapılıyor?
0
biseysorcaktim
(01.01.26)
Çift değil 2,5 almanız gerekiyor. Bu nedense sıkça bilinmiyor.

Hafta tatili ve resmi tatil günlerinde dediğiniz gibi çalışmadan ücret hak ediyorsunuz. Bu cepte.

Çalıştığınız için bir tam günlük yevmiye daha alıyorsunuz. O gün aynı zamanda fazla çalışmadan sayıldığı için %50 zamlı ücret alıyorsunuz. Dolayısıyla 1+1 değil 1+1,5.

İkinci bölümü bilmiyorum ne yazık ki.
0
akhenaten
(01.01.26)
(4)

İphone 13 mü 15 mi 16 mı?

cccbehzatccc
Bi telefoncuya iş yaptık, para vermeden alacağız ama tasarruf da etmek istiyoruz. Ben iphone 13 kullanıyorum. Benimkini eşim alacak. Ben başlıklardan hangisine geçeyim?Fotoğraf-video çekimi benim için önemli, önceliğim bu.Sonrasında da şarj süresi ve ısınmama sorunu önem arz ediyor.Şuan 13 kullanıyo
Bi telefoncuya iş yaptık, para vermeden alacağız ama tasarruf da etmek istiyoruz.
Ben iphone 13 kullanıyorum. Benimkini eşim alacak. Ben başlıklardan hangisine geçeyim?

Fotoğraf-video çekimi benim için önemli, önceliğim bu.
Sonrasında da şarj süresi ve ısınmama sorunu önem arz ediyor.
Şuan 13 kullanıyorum dediğim gibi.
15 ya da 16 bana foto video konusunda daha iyi gelir mi? Yoksa 13 te mi kalayım.

Teşekkürler
0
cccbehzatccc
(30.12.25)
17>16>15>13
Is yapmissiniz, karsiligini alacaksiniz. tasarruf yapmak ne demek bu baglamda? dediginiz mantikli gelmedi. 16ya gecin tabii ki.
+1
eileengray
(31.12.25)
Size 13, 15, 16 arasında ücretsiz tercih şansı sunulduysa 16'yı almamanız için tasarruf açısından nasıl bir kısıt olabiliyor ben de anlamadım.

16'yı alın, düşünecek bir şey yok gerçekten.
0
akhenaten
(31.12.25)
13 bir çok konuda 14'den iyiydi. 16 için de 15'in aynısı diyorlar.
Tabi en güncel olanı almak her zaman daha avantajlı.
0
duyuruuser
(31.12.25)
valla ben 13 kullanıyorum çok memnunum ama bu elimde olmasaydı almışken daha yüksek modellere bakardım. Bu arada 16 nın pek tutulmadığını söylüyorlar sen en iyisi uygun bir ihtiyaç kredisi (git: teklifimgelsin.com) çekip almışken 17 pro max al bu da bir yatırım niyahayetinde
0
ihsanlı
(31.12.25)
(9)

airfryer'ın elektrikli fırından farkı nedir?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
üzerinde ısıtma elementi ve fan var. aynısından fırında da var. airfryer benim 200 dereceye kadar ısıtan fırınımın yapamadığı neyi yapıyor?
üzerinde ısıtma elementi ve fan var. aynısından fırında da var. airfryer benim 200 dereceye kadar ısıtan fırınımın yapamadığı neyi yapıyor?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(30.12.25)
Turbo fanlı mini fırının daha miniği.
Hacminin küçük olması, haznesinin tencere biçiminde olması, tezgah üstünde durup da her daim kullanıma hazır olması sebebiyle kullanışlı.

Tek yaşarken de sevgili ile yaşarken de başat bir mutfak aleti olarak kullandık kullanıyorum. Ben kadar etkin ve efektif kullanıp da reklamını yapanla karşılaşmadım. Aileler de genelde sevmiyorlar.
+1
biseysorcaktim
(30.12.25)
mini fırın ile çok benzer. (ama ben de airfryer aldım çünkü daha az yer kaplıyor) Büyük fırınlar bu kadar efektif ısınmıyor.(ama o da kullanılır. Fırında birçok şey bayağı lezzetli oluyor.)

Airfryer tamamen yeni bi kelime ile popüler olmuş bişey. Eskiden babaannemlerde falan mini fırın olurdu ve çok güzel kullanırlardı. Ama şimdi insanlara mini fırın al desen almazlar, airfryer al dersen alırlar ahah.
+1
nhk ni youkosu
(30.12.25)
Günümüz evlerinde ayrı ve kocaman bir mutfak yok, salonların bir köşesinde adı açık mutfak olan bir tezgahta dönüyor bütün iş, ve artık herkes çalışıyor, kimsenin yufka açacak, dolma saracak, uzun pişme süreleri bekleyecek, bulaşıkla uğraşacak vakti de hali de yok.

Dolayısıyla kullanılan aletler küçük, seri ve kolay temizlenir türden olmalı. Babaanne evindeki mini fırın airfryerin üç katı yer kaplar. Turbo fan özelliği olmadığından pişirme süresi de var bir üç kat. Dolayısıyla, kıyas kabul eder bir ürün değil.

İki yıldır falan sürekli kullanıyorum. Adı airfryer değil, elektrikli motorlu tencere fala olsa da kullanırdım.
+2
Mirket
(30.12.25)
aynı şeyin kompakt olanı, zaten dikkat ederseniz mesela sharkninja airfryer üzerinden turbo mini fırını tekrar icad etti. tam bir circlejerk oldu.
+1
malheiros
(30.12.25)
Yalnız yaşıyorsanız ve/veya tek porsiyon bir şey ısıtacak veya pişirecekseniz mantıklı. Olayı bu.

Bir anlamda kettle'ın fırın versiyonu.
0
akhenaten
(30.12.25)
airfryer aninda isiniyor ve yarim saatte 3 kisiye yetecek kadar patates kizartmasi yapabiliyor, bir kasik yag ile.
bunu yapabilen bir firin bildigim kadariyla yok.
+1
cooperr
(30.12.25)
hizli pisirmesi. esas olayi bu. Turkiye'de bulunuyorsa Ninja Speedi guzel bir model.
+1
warrior princess
(31.12.25)
sadece daha küçük başka hiç bir farkı yok.
küçük olduğu için çabuk ısınıyor.
+1
duyuruuser
(31.12.25)
benim açımdan hiçbir fark yok. evde fanlı bir fırınım var, bu yüzden airfryer edinmeyi düşünmedim. benim için farkı sadece boyutu. yapabileceklerimin hepsini fırın ile yapabiliyorum ama ya "fırını yakmışken" diyip 3-4 kişilik yemek çıkıyor, ya da tek kişilik bir şey pişireceksem o kadarcık şey için koca fırını ısıttığıma değmiyor, harcanan elektriğe acıyorum. tek kişilik durumlar için keşke airfryer olsa daha az enerjiyle daha çabuk pişirirdim diyorum.
+1
kibritsuyu
(31.12.25)
(6)

eski disketler

kibritsuyu
gün gelir antika değeri kazanır mı?mesela 1995 yılında pc world dergisinin verdiği programlama sanatı disketleri (20 adet) tertemiz ve gayet korunaklı şekilde duruyor. benzer şekilde bir sürü disket mevcut elimde. bugün ne o programlar bir işe yarar, ne o disketleri okuyacak ekipman mevcut, ne çalış
gün gelir antika değeri kazanır mı?

mesela 1995 yılında pc world dergisinin verdiği programlama sanatı disketleri (20 adet) tertemiz ve gayet korunaklı şekilde duruyor. benzer şekilde bir sürü disket mevcut elimde. bugün ne o programlar bir işe yarar, ne o disketleri okuyacak ekipman mevcut, ne çalıştıracak işletim sistemi mevcut (harici bir usb disket sürücüm var).

ama atmaya da kıyamıyorum, sizce gün gelir kıymete biner mi bunlar da?
0
kibritsuyu
(29.12.25)
hiç ihtimal vermiyorum, olursa da bizim ömrümüz yetmez bence
+1
kisa
(29.12.25)
kazanmaz. o veriler bir yerde zaten arşivlidir. disket olarak da ömrü 10-15 yıldı. çoktan bozulmuşlardır.
+2
orpheus
(29.12.25)
şöyle değerlenebilir. filmciler/diziciler 80'ler 90'lar dizisi/filmi çekerlerse o zaman onlara satabilirsiniz ama onda da alıcıyı bulmak zor olur.
0
elektr10
(29.12.25)
bozulmuştur. Disketler de röntgen gibi plastik bir zar üzerine ilaçlı bir materyal var. Yıllar içinde o kuruyor.
şimdi taksan bir kere belki okur ama 5 kere zor okur. at gitsin.
0
jamswety
(29.12.25)
Her eski şey antika olmuyor, bu nokta sıkça gözden kaçıyor.

Eski disket antika olmaz ama atıyorum windows'un ilk sürümünün satıldığı haliyle korunmuş bir örneği para edebilir.
+2
akhenaten
(29.12.25)
insan atmaya kiyamiyor ama cop malesef.
+1
cooperr
(29.12.25)
(6)

Sürekli ikaz edilmek rahatsız edici mi sizce?

Unde bach canim
Yani evde, işte ortak yaşadığınız ve aileniz olmayan (arkadaş veya iş arkadaşı) yaptığınız her hatayı uzatarak size anne azarlaması gibi (bir nevi dırdır denebilir) şeklinde ikaz edilmeniz, sizi rahatsız ediyor mu yoksa bir daha yapmamanız için faydalı mı görüyorsunuz? Yapan kişinin haklılığından zi
Yani evde, işte ortak yaşadığınız ve aileniz olmayan (arkadaş veya iş arkadaşı) yaptığınız her hatayı uzatarak size anne azarlaması gibi (bir nevi dırdır denebilir) şeklinde ikaz edilmeniz, sizi rahatsız ediyor mu yoksa bir daha yapmamanız için faydalı mı görüyorsunuz? Yapan kişinin haklılığından ziyade bu duruma düşmek size rahatsızlık veriyor mu?

Yani mesela mutfakta tabakları sudan geçirince kalan birkaç artık orada kalmış ve orayı temizlemeyi o an unutmuşum, diğer şeyleri yaparken arada kaynamış. Unutkanlık var bende, kasıtlı yapmadığım ve unuttum yoksa yapardım (ki huyunu bildiğim için, dırdırını çekmemek için ekstra dikkat ederim) dediğim halde iki saat dırdır ediyor. Normalde evden çıkardım ama ev yeni ve müstakil olduğu için beğeniyorum. Evde düzenin devam etmesi açısından haklı ama düzenli olarak ve kasıtlı yaptığım bir şey olmadığı halde kısaca ikaz etmek yerine dırdır ediyor ve bu da beni onun açıklarını bulma savaşına itiyor. Söyleyince de bahaneler üreterek kendi suçlu değilmiş gibi yapıyor.

Adam mesela işemiş sifonu çekmemiş kendisinin bana laf söylediği ortamda bunu “sen de bunu yapıyosun” dediğim için bozulup “bu millet içinde söylenir mi” moduna giriyor. Evi kendisi tuttu ve bir odasında da ben yaşıyorum
0
Unde bach canim
(26.12.25)
Sifonu çekmeyen birinden yemek artığı şurada kalmış nasihatı dinleyemem ya. İnsan evinde rahat etmek ister, sürekli azar işitirseniz orayı eviniz gibi hissedemezsiniz zaten. Şu an ayrılmak istemiyorsanız iletişimi minimuma indirin. Ortak kullanım alanlarına dair sorumluluklar da net olsun, siz de riayet etmeye çalışın, o da tabii ki... Sürekli siz onun açığını kollar söylenirseniz, o size söylenirse vs. bu şekilde uzun süre yaşanmaz. Her zaman bir taraf alttan almalı yoksa hiçbir ilişki yürümüyor, buna arkadaşlık da dahil. İki taraf da birbirine sivrilirse o evde huzursuzluk oluyor. Ama kendinizi de ezdirmeyin tabii ki. Minimum iletişim ve dikkatle gittiği yere kadar.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(26.12.25)
ev arkadaşınız değil, mülk sahibiniz olmuş belli ki. kısa bir süre böyle biriyle yaşamıştım, çok zordu ve hızlıca ayrıldım. dırdır çekilmez. konuşulur, bir plan program olur, arada uyarılar olur vs ama dırdır bir kere üsttenci bi yaklaşımdır. olmaz.
0
klassno
(26.12.25)
Sıkıntılı tipler bunlar. Abartmak istemiyorum ama zamanla psikolojini bile alt üst eder. Otur açık açık konuş, geri adım atmıyorsa ya evden çık ya da “merhaba merhaba”dan öteye gitme.
0
gobekliraki
(26.12.25)
çok yorucu ve yıpratıcı bir süreç.
bence evden ayrılmaktan başka çare yok!
ama dırdır da yorar bir yerde.
bu iş, böyle mizahi bir şekilde de çözülebilirdi gibime geliyor. nasıl? mesela arkadaşınız unuttuğunuz mevzularla ilgili duvara espirili bir yazı asabilirdi gibime geliyor.
dırdır etmektense, daha yapıcı bir çözüm sanki.
0
pangea
(26.12.25)
"Bende unutkanlık var" kilit nokta sanırım. Unutkanlığın bir sebebi olmalı, değil mi? Yani bir vitamin etksikliği, hiperaktivite vs. gibi bir sebebe bağlıysa bunu en başta kendiniz için önemseyip çözüme kavuşturmalısınız. Ama unutkanlığın belirgin bir sebebi yoksa ve sizin üstünüze düşen sorumlulukları sıkça yerine getirmemenize sebep oluyorsa (sürekli ikaz edilmek diye belirtmenizden bunu anlıyorum) bir başkası bu sorunla baş etmekte zorlanabilir.

Her insan bir şeyleri unutabilir, arkadaşınızın sifonu unutması gibi. Bunlar olabilecek şeyler. Bunu sorun yapan kısım bu unutkanlıkların sıklaşması olur. Gerçekçi düşünün, kimse sürekli yapması gereken bir şeyleri unutan biriyle kolayca hayat sürdüremez.

Arkadaşınız kırk yılda bir sifonu çekmeyi veya başka bir iki şeyi unuttuysa olabilir. Siz, kırk yılda bir yapmanız gereken bir şeyi unuttıysanız bu da olabilir.

Ama siz sürekli bir şeyleri unutuyorsanız (bende unutkanlık var demenizden bunu anlıyorum) bunu düzeltmelisiniz.

Bu süreklilik sizi ikaz eden kişide yılgınlık yaratabilir. Ben olsam bende de yaratırdı. Bir insan birini bir uyarar, iki uyarır, üçüncüde seviyorsa şakaya vurur, dördüncüde hafiften bozulur. Bu böyle gitmez. Olmaz yani.
0
akhenaten
(26.12.25)
hocam yıllardır sürekli ev arkadaşlarıyla yaşıyorum. eğer yeni yaşamaya başladıysanız dinamiği şimdiden oturtmanız önemli. ikazın dozu olur her iki taraf için. benim prensibim alışkanlığa dönüşmedikçe uyarmamak üzerine. sifonu çekmemek pis bir şey olsa bile gerçekten unutmuş olabilir. bir iki kez görmezden gelirim devam ederse söylerim.
bence her iki taraf için de, bir taraf bir şey için uyardığında diğer tarafın sen de şöyle şöyle yapıyorsun diye tartışma başlatması oluyor. ya iki tarafta gördüğünde söyleyecek ya da diğer taraf söylediğinde haklıysa haklısın dikkat ederim deyip dikkat edecek.
sizin eve sonradan girmeniz de etkiliyor. şu an bende aynı durumdayım. evi tutan kişi ana/baba ya da patron gibi davranabiliyor. kendi yaptıklarını önemsiz bulup karşı tarafın yaptıklarını inanılmaz abartabiliyor. ya da sizin durumunuzda olduğu gibi dırdıra çevirebiliyor.
ben şu an maddi yetersizlikler sebebiyle çıkamıyorum yoksa beş dakika durmam daha başka sebeplerden dolayı da. düzeltemezseniz durumu çıkma ihtimalini düşünebilirsiniz. bir yerden sonra terlik sesinden, öksürük sesinden bile rahatsız olacaksınız çünkü :D ben görmemek için o mutfaktayken mutfağa bile girmiyordum çünkü
0
black holes in the sky
(26.12.25)
(12)

Şunu hiç düşünüyor musunuz?

messina123
Mesela önünden geçtiğiniz iddaa bayinde o an sayısal oynasaydınız akşama milyoner olacaktınız. Veya evinize arka sokaktan gitseydiniz hayatınız aşkıyla tanışacaktınız ama gitmediğiniz için tanışmadınız.
Mesela önünden geçtiğiniz iddaa bayinde o an sayısal oynasaydınız akşama milyoner olacaktınız. Veya evinize arka sokaktan gitseydiniz hayatınız aşkıyla tanışacaktınız ama gitmediğiniz için tanışmadınız.
0
messina123
(25.12.25)
öncelikle evet, sık sık düşünüyorum. ötr yandan, hayatın tümü bunlardan ibaret. binlerce seçenek arasından -varlıklarının farkında olmasak da-, seçimler yapıyoruz. yaşam ise bu seçimlerden ibaret. hayata değil, yaşamaya odaklanmaya çabalıyorum.
0
klassno
(25.12.25)
Geçici görev için anadolu kentlerinden birindeyken tam şubenin karşısındaki seyyar piyangocunun önünden geçerken nedense bir bilet almak istedim. Ama o zaman ekip başımız olacak üstad bir konuda diğer ekip arkadaşına sinirli olduğundan cesaret edip bilet almak için duraksayamadım ve bingo ertesi hafta o seyyarın önünde bir karton yılbaşı büyük ikramiyesine isabet eden bilet buradan satılmıştır diye. Hep aklıma gelir kısmetimi mi teptim diye.
0
koskoca kirpi
(25.12.25)
yok ya. zaten bilinçli tercih yaptığım durumların pişmanlığını yaşıyorum bir de bunlara takılırsam hayat geçmez
0
black holes in the sky
(25.12.25)
Hayır çünkü piyangonun uzun yıllardır gerçekçi olduğunu düşünmüyorum.
+1
pek iyi degilim bugunlerde
(25.12.25)
Olmayanları değil de olanları düşünüyorum ben.

Örneğin telefonumun şarjı bitse hayatımdaki en büyük, uzun soluklu ve karmaşık belayı yaşamayacağım bir gün vardı.
0
akhenaten
(25.12.25)
İnsanın kendi uydurması. İstersen sabaha kadar sokakta dolaş, piyango al, kazı kazan oyna. Kaybedensin. İyi şeyler birden olur, böyle olduğunu görmedim.
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.12.25)
Hayır düşünmüyorum. Bundan sonra düşünmek için akla yatkın da değil, çocukça.

Diyelim girdim Loto oynadım, hiçbirini tutturamadım. Doğru 6 sayıyı seçmiş olsam milyonerdim. Ee evet de nereden bulacaktım o 6 sayıyı?

Kendinle bir bağlantısı olan durumlarda düşünülebilir bunlar. Bak adam küçük bir şehirdeki seyyar biletçiden söz etmiş, çok daha daraltmış kümeyi. Milyonluk biletin en azından önünden geçmiş. Rüzgarda hışırtısını duymuş. Bilet oradaymış, bunu biliyor artık. Alabilirdi, almayı denememiş. Ama arka sokakta hayatının aşkı olup olmadığını bilemezsin. Her sokakta olabilir. Sonu yok. Lotocunun da öyle.

5 tutturmuşsundur da 6. sayı için aklından geçen bir sayı varken sen son anda başka bir sayıyı seçmişsindir ama ilk sayı çıkmış olur; o zaman yanından geçmişsindir işte.

Gerisi romantik komedi filmi senaryosu.
+1
lazor
(25.12.25)
Bunları düşünmeye bir başlarsak işin içinden çıkamayız, insanda huzur falan kalmaz. Ne olduysa iyi ki oldu, ne olmadıysa iyi ki olmadı demek lazım. Değiştiremeyeceğimiz şeyleri düşünmenin kimseye faydası yok, üzüntüden başka bişi getirmez. Şimdiki zamana ve önümüze bakalım
0
kullanicadi
(25.12.25)
düşünmüyoruz.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.12.25)
ay tam da bugün 4-5 saat önce istiklal'de yürürken minicik bir büfenin önünden geçerken milli piyango bileti alasım geldi, sanki alsam 10 bin 20 bin bir şey çıkacakmış gibi hissettim.
0
candide
(25.12.25)
tabi ki hayır yaşadığın hayat seçeneklerin içindeki en iyi hayattır bu kafadayım ben
0
Hallegadola
(26.12.25)
böyle bir hesap yapamazsın. tam tersini de düşün o arka sokaktak geçseydin belki araba çarpıp ölecektin ?
0
orpheus
(26.12.25)
(11)

Buradaki Tavsiyeler Neden Hep "Ayrıl" Şeklinde Oluyor?

lapetitemort
Kendi duyurularım özelinde sormuyorum bunu, benim gerçekten de fazla tahammül ettiğim durumlar oldu. Ama bakıyorum çok hafif meseleler için, konuşularak halledilecek veya insanlık hali diyerek kabul edilecek tartışmalar için burada doğrudan "ayrıl gitsin" şeklinde tavsiyeler geliyor. Bu benim göreme
Kendi duyurularım özelinde sormuyorum bunu, benim gerçekten de fazla tahammül ettiğim durumlar oldu. Ama bakıyorum çok hafif meseleler için, konuşularak halledilecek veya insanlık hali diyerek kabul edilecek tartışmalar için burada doğrudan "ayrıl gitsin" şeklinde tavsiyeler geliyor. Bu benim göremediğim bir tecrübe sonucu gelinen bir nokta mıdır? Yoksa ilişkilerde tahammül azaldı mı? Ya da burada derdimizi tam anlatamıyor muyuz? Nedir olay?
0
lapetitemort
(25.12.25)
hocam ayrıl gitsin.

işin şakası bir yana insanların tahammül sınırları çok azaldı ve gerçekten sorun edilenlerin çoğu katlanılacak şeyler değil. insanlar artık kendi değerinin farkında başkasının anlamsız rahatsızlıklarının yükünü taşımak istemiyor.
+4
lazpalle
(25.12.25)
biz ayrılamadığımız için size ayrıl diyoruz. biz kendi çukurumuzdan çıkamıyoruz ki. buraya yazılanların çoğu empatiyle yazılan şeyler değil daha mantıksal şeyler.
+2
mikahakkinen
(25.12.25)
örnek ver. hangi konuşarak çözülecek soruna ayrıl demiş millet.
+1
plastic_angel
(25.12.25)
çünkü problemler duyuruya yazacak aşamaya gelmiş ve çoğu zaman çözümsüz.
+5
merhum
(25.12.25)
genelde sorunlar tek tarafli anlatiliyor, o yuzden anlatan hakli gorunuyor. tabi sorunu anlatirken iyi giden seyler, bagliliklari, ihtiyaclari, goze aldiklari, almadiklari o kadar anlatilmiyor. o yuzden disaridan bakan gozlere sorun var, anlatan gayet hakli, o zaman neden ayrilmasin ki gibi gorunuyor. biz de boyle kisitli gorusumuzle ayril diyoruz.
+2
lemmiwinks
(25.12.25)
Bir laf vardır bekara boşamak kolay diye. Tam olarak öyle.
+1
anten
(25.12.25)
bekarlar bekarlara akıl veriyor da o yüzden sürekli ayrıl diyorlar, mesela geçen evli bir çiftin yanına akrabası gelip konaklayacagı konusu olduğunda ayrıl diyen pek olmadı.
+1
liberal
(25.12.25)
Hem dürüstçe düşünceleri öyle olduğundan, biraz da başkasına ayrıl demek kolay olduğundan.
Dışarıdan bakınca uzun vadede yürümeyeceğini bildiğin çok fazla ilişki görüyorsun. İnsanlar bir süre kendilerini yıpratmaya devam ediyorlar. Sonra da eninde sonunda kötü bitiyor.
Bu tip ilişkilere benzeyen hikayeler anlatılıyor bazen burada.
0
burfak
(25.12.25)
burfak +1

Dışarıdan çok daha net görünüyor bazı durumlar ama ilişkinin içerisinde bunu kabullenmeye biliyorlar doğal olarak.

Coco'nun ayrılması lazım.
0
IcedFlames
(25.12.25)
ben sadece biri çocuk istemeyen diğeri çocuk isteyen duyuruya ayrıl yazdım başka da hiç kimseye ayrıl yazmıyorum :)
0
Sadece soruyorum
(25.12.25)
@merhum +1

Bu tarz duyuruların çoğunda aslında yazıyı yazan tarafın hangisi olduğu bile belli oluyor. Çünkü bir taraf hep haklı, bir taraf hep haksız görünüyor. Soruyu soran kişiler genel olarak kafalarındaki ayrılık düşüncesine bir destek arıyorlar gibi zaten.

İşin diğer yönü, buraya gelene kadar zaten insanlar denenecek şeyleri denemiş oluyor. Bir hikayeyle geliyorlar, yılmış oluyorlar, meseleyi çözememekten çaresiz kalmış oluyorlar. Yani demek istediğim çözüme kavuşması mümkün olaylar buraya pek gelmiyor zaten.
0
akhenaten
(25.12.25)
(13)

pitbull ordusu kursak savaşlarda başarılı olur mu?

messina123
100 bin pitbulluk ordu kurduğumuzu hayal edin. mesela israille savaştayız diyelim. pitbulları 2 hafta aç bırakıp kamyonlarla israil sokaklarına salacaksın. bak gör iç karışıklığı.
100 bin pitbulluk ordu kurduğumuzu hayal edin. mesela israille savaştayız diyelim. pitbulları 2 hafta aç bırakıp kamyonlarla israil sokaklarına salacaksın. bak gör iç karışıklığı.
-11
messina123
(24.12.25)
Hocam burada esas sorun sizce de 100.000 pitbull'luk kamyonlarla (artık kaç kamyonsa) İsrail sınırını geçip merkezi bir yerleşim yerine ulaşmak değil mi zaten?

Bu kadar zahmetli bir planda başarılı olsanız da köpekleri gören herkes ay ay ay diye gördüğü ilk binaya, dükkana girecek ve devreye uzman ekipler girecek, birkaç saatte olay bitecek.

Sizinki konvansiyonel yöntemlerden epistemolojik bir kopuşu sembolize eden heterodoks bir yaklaşım olmuş bence.
+3
akhenaten
(24.12.25)
Köpek kovucu düdükle geri püskürtebilirler.
+2
kizil karga
(24.12.25)
Herhangi bir silah kullanamayan bir canlı olduğunu düşünürsek, karşı taraf maksimum 100.000 mermiyle 2 saate galibiyet sancağını çeker.
+1
anatomik
(24.12.25)
muhtemelen israil'in köpek kubbe savunma sistemi vardır. sistemi de muhtemelen şu şekilde çalışıyor olabilir. safe zone'a giren her köpek için seri şekilde "hoşt" diyor olabilir sistem....
+1
exlibris
(24.12.25)
Oldu olacak Timur gibi fil kullanalım. Tank gibi yıkıp geçsin ortalığı.
+1
yurtsuz john
(24.12.25)
Güldürdün vallahi. Uçaktan paraşütle atmak lojistik problemini çözer sanki
+1
tan vakti
(24.12.25)
O köpeklerin birbirini yemesini nasıl önleyeceksiniz? Aç kalmadan da birbirlerini parçalıyorlar zaten.
+1
gnosis
(24.12.25)
O köpeklerin birbirini yemesini nasıl önleyeceksiniz? +1

Veya birbirilerine saldırmayacaklarının garantisi var mı?
0
put it in your appropriate place
(24.12.25)
Uçlarınada taramalı tüfek bağlarız dıkşın dıkşın vura vura alırlar orayı

Köpekler milleti korkutur eyvallah da ordu devreye girene kadar en fazla panik olur silahlı müdahale ile etkisiz hale gelirler.

Mesele orantısız güç olarak köpeklerin güçsüz kalması +1
+2
basond
(24.12.25)
Bu zeka buralarda harcanmamalı.
0
ekimoloji
(24.12.25)
do you even logistics bro? 100 bin hayvanı kontrol altında tutmak, düzenli şekilde araçlara yüklemek, o araçların her birini israil sokaklarına salmak bile çok ciddi operasyon ve insan gücü gerektirir. savaş halinde bunu çok daha verimli kullanmak mümkün. mevcut teknolojiyle köpek yüklü 60-70 kamyonu imha etmek herhangi bir profesyonel ordu mensubu için sakız çiğnemekten daha zahmetli değildir.

her şeyi geçtim velev ki plan başarılı oldu, israil sokaklarında 100 bin tane aç pitbull var diyelim. her biri ortalama 5 kill alıp yarım milyon israilliyi de öldürmüş olsun. stratejik açıdan bunun bir yararı var mı? 500 bin sivile karşılık israil ordusu nükleeri kafamıza çaksa burada milyonlar ölse daha mı iyi? veya bu ASİMETRİK PİTBULL MÜCADELESİ neticede neyi hedefliyor?

bunları da düşünmek lazım. amaç şehirlerde sivil katletmek ise dahi bu verimsiz bir yöntem. geri dönüşü her türlü daha zararlı olur. kaldı ki köpek bunlar yani asker olmasına gerek yok balkonundan yiyecek atan birisi bunların 25-30'unu kendi penceresinin altına toplar, orada silah veya başka bi araçla yok edebilir.

kısacası olmaz abi neresinden tutsan elinde kalıyor, bu organizasyonla uğraşana kadar bin tane adama güzel yemek yedirip ellerine sapan versen ve "gasabalı yıldıh disin bu türklerden, uvelek uvelek goşun ortalığı garıştırın" talimatıyla sokaklara salsan daha mantıklı iş yapmış olursun.

başaramadık abi.
0
der meister
(24.12.25)
100k köpeği sınırdan sokan adamı 100k militanı sınırdan sokmaktan alıkoyan nedir merak ettim.
0
koxy
(25.12.25)
en basiti zehirli yemle 3 günde temizlerler.
0
orpheus
(25.12.25)
(6)

Bankalardan gelen mesaj

egerbiryolcu
Bir iki gündür yasadışı bahis kartınızı üçüncü sahislara kullandirmayin tarzı bildirimler geliyor bankalardan. Size de geldi mi ve hangi bankadan?
Bir iki gündür yasadışı bahis kartınızı üçüncü sahislara kullandirmayin tarzı bildirimler geliyor bankalardan. Size de geldi mi ve hangi bankadan?
+1
egerbiryolcu
(24.12.25)
evet hepsinden geliyor. bu ara çok ceza alan oluyor bundan.
0
jelly bear
(24.12.25)
Evet, sanırım çalıştığım her bankadan ayrı ayrı geldi
0
michael_knight
(24.12.25)
Tüm bankalarımdan geldi. 2 tane de müşterisi olmadığım bankadan geldi.
0
yadigar
(24.12.25)
15 senedir kullandığıma hattıma, çalıştığım 5 ayrı bankanın hiçbirinden mesaj gelmedi.
+1
lamborcini
(24.12.25)
yasal bilgilendirme olarak iş bankası uygulamama dün bildirim geldi.
0
eileengray
(24.12.25)
Ben de çok bankayla çalışıyorum, hiçbirinden gelmedi.

Ama garip bildirimmiş, yasadışı bahis kartı ne ve bu nasıl 3. şahıslara kullandırılıyor ki? Ayrıca banka yasadışı bahis kartını nasıl kullanmak gerektiğiyle ilgili niye bildirim atıyor :D garipmiş.

Edit: Şimdi geldi birinden, bankacılık uygulamanızı 3. kişilere kullandırmayın diyor.
0
akhenaten
(24.12.25)
(6)

gündem değişince niye herkes paranoyaklaşıyor?

plastic_angel
magazinsel haberler konuşulmaya başlanınca niye herkes bi anda 'asıl gündemi unutturmaya çalışıyorlar, torba yasalar geçiyor, pkk dağları ele geçiriyor' diye yorumlar yapılıyor?yani bugünden itibaren magazin haberleri konuşulmasa türkiye daha mı iyiye gidecek? türkler bir anda aydınlanma yaşayıp örn
magazinsel haberler konuşulmaya başlanınca niye herkes bi anda 'asıl gündemi unutturmaya çalışıyorlar, torba yasalar geçiyor, pkk dağları ele geçiriyor' diye yorumlar yapılıyor?

yani bugünden itibaren magazin haberleri konuşulmasa türkiye daha mı iyiye gidecek? türkler bir anda aydınlanma yaşayıp örnek dünya insanı mı olacak? klavye başından kalkıp sokakta isyan mı edilecek? -ki chplilier cama çıkıp tencere çaldıklarında, -yani yıllar sonra ilk kez toplu fiziki bir eylem yaptıklarında- , sokaklarda yürüdüklerinde yine sözlükteki chpliler boş işler bunlar diyordu, kimse desteklemiyordu.

bu ekşiciler tam olarak ne olsun istiyorlar?
0
plastic_angel
(22.12.25)
Bana da geliyor bu dusunceler bazen ama burada biraz yanilgi var. Eksisozluk'te biraz takilinca siteye bir kisilik tayin ediyoruz. Hakim gorus neyse, ya da bizim dikkatimizi ceken veya rahatsiz eden neyse onu daha cok goruyoruz. Cogu kisi zaten papagan gibi ayni seyleri tekrar ediyor. Bu da degirmene su tasimaya devam ediyor.

Gundem degistirme konusu da aynen boyle, gundem degisince rahat rahat takiliyorlar deniyor. Bu kadar paranoyaklasmanin sebebi bu. Belki gercekten bos bir paranoya, belki de haklilar orasini bilmiyorum.
0
mbond
(22.12.25)
bu ülkede sadece bugün değil hep değişti, değiştirildi. gayet normal. bir çocuk cinayeti falan olur 1 ayda öyle gider.
0
koela
(22.12.25)
eksisozluk.com

Bak şu başlık ilk açıldığında gündemin tepesine çıktı. Sonra bir anda sol frame gündemden yok ettiler.

Şu anda bütün medyada inanılmaz organize bir iş çeviriyorlar. Fetocular vs hepsi topyekün şekilde çalışıyorlar işin ilginci.
+1
makbur
(22.12.25)
Toplumsal tepkiyi mantığa bürümenin çok lüzumu yok aslında.

Şöyle bakın, ortada halinden memnun olmayan insanlar var. Bu insanlar gündemdeki yerini kaybetmek istemiyor. Olay bundan ibaret.

Neden A demedi, neden konuya B yönüyle yaklaşmadı, neden C'yi görmedi falan, bunların pek bir önemi yok.
0
akhenaten
(22.12.25)
ekşici derken sözlük mü? sözlük artık troll çomarların dans yeri. aklı selim olanlarda fazla yazmıyor. chpli diye bir grupla neyi anlatmaya çalışıyorsunuz? aklı başında insanlar halkın bu kadar salak olduğunu görünce tepki gösterip cezaevine gitmek yerine sessiz kalıyor. ayrıca linç yememek için bir çok şeye ses çıkarmıyor.
nedeni de şu: bu insanlar halkçı insanlar, ama halk sağ dinci yöneticilerin analarını ağlatmasına ses çıkarmadıkları için bu arkadaşlarda boş yere kendini ortaya atmıyor.
siyasetçilerin yalancı olduğunu, boş insanlar olduğunu anlayınca halk hareketi olmadan bir değişim olmayacağını anlıyorsun.
tava tencere çalanda emekli yaşlı öğretmen tayfa.
+1
mikahakkinen
(22.12.25)
Evet?

“Cambaza bak” diye bir şey duydun mu?
+1
lazor
(23.12.25)
(12)

Genelde idareciler veya üstler ekipleriyle neden tamamen samimi olmazlar. Özellikle herkes birarada iken hep bir mesafeyi korurlar? çalışma ortamında tam samimi neden olunmaz? ego mu incinir? yoksa başka neden mi?

mahmuttt
Soru başlıkta thanks…
Soru başlıkta

thanks…
-3
mahmuttt
(22.12.25)
1 - fazla samimi olurlarsa istedikleri işi istedikleri gibi yaptıramazlar çalışanlara. (kötü yönetici için "yöneticilik" oynayamaz da diyebiliriz.
2- normal samimiyet ile iş ayrımını genelde yapamıyor insanlar. fazla samimiyetten laubalilik çıkıyor genelde. normal zamanda samimi ama iş konusuna gelince ciddiyet bu durumda çok sağlanamayabiliyor. (yönetici değilim)
+3
chanandler bong
(22.12.25)
Samimiyet, zamanla gevşekliği, suistimal ve ihmalleri beraberinde getirir. Kişi, sürekli gördüğü, konuştuğu emir aldığı üstünün huyunu suyunu, zaafiyetlerini ve "açıklarını' bilir. İleride yaşanacak bir gerilimde çalışan bunu üstüne karşı silah olarak kullanabilir. Zaten günlük hayatta yaşanan şeyler. Bulunulan ortam değil bir cadde üstündeki işyeri , çok elit görünen plaza, holding ortamı da olsa durum böyledir.
Çöpçü, amele ile director veya Ceo arasında biyolojik/psikolojik bir fark yok ne de olsa.
İnsan her yerde aynı insan sonuçta.

Kurtlar vadisinden :
Altta sürekli rahatsızlık olmalı ki üsttekilerin kıymeti bilinsin...
Buradan hareketle bir de üsttekiler entrika, trajedi çok severler.
Buradan beslenirler.
(işin uzmanları öyle diyor)
+2
diyecevaplandı
(22.12.25)
Bayağı bilinen bir şirkette üst düzey bir yönetici vardı. Herkesle enseye şaplak modu neredeyse. Adamın arkasından demediklerini bırakmıyorlardı. Üst düzey yönetici de olsan insansın, samimiyete, direktlige ihtiyacın oluyor ama zannedersem herkesle çok da içli dışlı olmamakta fayda var. Kimin içinden ne çıkacağı, seni nereden ne şekilde vuracağını bilemezsin.
+2
sekizdokuzon
(22.12.25)
yukarıdakilere ilaveten bir de x'le çok samimi, bana karşı taraf tutar diye düşünme ihtimalin var.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(22.12.25)
çok nadir insan yerini ve haddini ve yapmamasaı gereken şeyleri biliyor. kendinden değil karşı taraftan çekindiği için yöneticiler samimi olmuyor, başına gelecekleri biliyorlar çunki.
0
eja
(22.12.25)
bence samimiyet kotu bir durum, bunu ast perspektifinden soyluyorum. samimiyet iyi degil, ekstra isler yuklenebilir, isle ozel hayat birbirine gecebilir.

ingilizceniz varsa suna bir bakabilirsiniz: www.youtube.com demek istedigi bu ozgurluk degil, hatta tam tersi ozgurlugun onunde bir engel, cunku gercek ast-ust iliskisini belirsizlestiriyor.
+1
Sour
(22.12.25)
niye samimi olsunlar? bir de "tamamen samimi" gibi katmerli bir samimiyet beklentisi is ortami icin sacma.
+2
ghilleinthemist
(22.12.25)
Ben kendimi yönetici olarak görmesem de iş yerindeki konumum gereği yönetici pozisyonundayım, bundan dolayı değil de karakterim gereği iş yerinde kimseyle çok samimi olmuyorum, aram herkesle iyidir ama dışarıda program yapmam, iş arkadaşlığını işte bırakırım, bence böyle olması gerekiyor.
Geçenlerde iş dışı bir program yapılması gerekti mesela gittim ama çok kısa kaldım hemen ayrıldım.
O çizgi kaydığında bir daha toparlamanın zor olacağının farkındayım.
0
mutekebbir
(22.12.25)
Bizde çalışma saatleri uzun, insanların hayatlarının uyanık kısımları neredeyse tamamen iş yerinde geçiyor ve iş ve özel hayat sınırları bulanıklaşıyor.
Bu sebeple biraz samimi veya sıcak davrandığında işe dahil veya iş harici bir çok şeyde sınırlar esnetiliyor.
Bir de bizim toplumda samimi arkadaşlıklar haricinde insan ilişkileri iki türden birine ait oluyor. Ya sen birinin üstündesindir, ya da o senin üstündedir.
Yönetici, çalışanın üstünde olduğunu göstermeyince, çalışan yöneticinin üstünde olduğunu zannediyor.
0
burfak
(22.12.25)
Bu birazda kültürel bir durum, ben bizim yurtdışı ofislerin bahar partilerinde, noelde, fuarda vb yaptıklarının onda birini (bakın çeyreği bile demiyorum) buradaki ekiple yapsam ki ekip beni sever sayar, yine de ertesi güne iş yaptıramam, elli tane vukuat yaşarım.

Kültürel normları da göz önünde bulundurarak denge kurmak en doğrusu.
+2
Phoebe
(22.12.25)
Bu bence çalışma ortamına bağlı.
Misal ben mevcut iş yerimde müdürlerle hep yakındım. Müdürün eşini, çocuklarını tanırım, o benim eşimi tanır. Birbirimizin özel hayat sorunlarını biliriz çünkü işi etkiliyor sonuçta benim babam vefat edince ya da onun babası hastaysa vs.
Ama bu yıllar içinde gelişen bir şey. Ne ilk ne ikinci yıldan oldu. 7 yıldır beraberiz ve o aradaki saygı hep olduğu için. Bu arada bunu sadece bizde değil, bizim gibi uzun zamandır çalışan müdür ve calisanlarda da görüyorum. Bunlar hep kişiye bağlı yani.
Ben şahsen hindistan, macaristan, fas'ta çalışanları olan biriyim ve hayatlarını sorarım, genel olarak kendilerine benden aşağı gibi davranmam. Hepimiz iş yapıyoruz sonuçta, savaşta cepheyi savunmuyoruz.

Ama özellikle Türkiye'de yatay büyüme olmadığı ve hayat şartları sadece dikey kariyer ile geliştiği için bir sürü müdür olmamasi, bu yetenekleri sahip olmadığı halde para için oraya gelenler var. Böyle olunca da çok kötü yöneticiler çıkıyor ortaya.
0
logisticsmanager
(22.12.25)
Samimiyet seçtiğiniz insanlarla kurduğunuz bir yakınlıktır. İş yerinde seçmediğiniz, önünüze gelen insanla çalışırsınız.

Samimiyet fedakarlığı, anlayışı, yeri gelince yanlışları görmezden gelmeyi, hatır gönülü içerir. İş yerinde ise asıl olan görev ve pozisyonunuzun gerektirdiği işi yapmanızdır.

Samimiyet keyfidir, iş profesyoneldir.

Samimiyet sizin özel hayatınızdır. Kanınız kaynar konuşursunuz, tepeniz atar bozuşursunuz. İş yeri özel hayat değildir, birlikte çalıştığınız insanı sevmeniz gerekmez. Orası sizin özel alanınız değildir.

Arkadaşlık başka, iş başkadır. Şüphesiz bunun çokça sebebi vardır.
+1
akhenaten
(22.12.25)
(2)

Alıngan, manipülatif, olumsuz enerji veren bir ablam var nasıl iletişim kurmalıyım?

mahmuttt
Kendisi hastalık hastası. Eşine çocuklarına 100 bin tl sadece tahlil yaptırarak üç günde para harcattı.Annem 65 yaş üstü. Hastaneye gittik uzun aradan sonra. e nabızına girip kendince takip edeyim sonuçlarını düzenli diyor. buraya kadar herşey iyi. Bir yandan Benim de canıma minnet. Çünkü annemin ya
Kendisi hastalık hastası. Eşine çocuklarına 100 bin tl sadece tahlil yaptırarak üç günde para harcattı.

Annem 65 yaş üstü. Hastaneye gittik uzun aradan sonra. e nabızına girip kendince takip edeyim sonuçlarını düzenli diyor. buraya kadar herşey iyi. Bir yandan Benim de canıma minnet. Çünkü annemin yakınında ben yaşıyorum. Ve fiziken evlat desteğini tümüyle ben veriyorum.

Herkesin annem dahil evlerimiz ayrı. Fakat Market alışverişlerini, tamirat tadilat, annemin babamdan kalan işletme işleri, özel ev siparişlerine kadar ben evine göndertiyorum.


Sadece birinin bu sağlık süreçlerini tahlil takibi tandevu ayarlaması vs bile ilgilenmesi yeter benim için. Tükendim çünkü.

Annemin e devlet şifresini verdim kendisine. Bana onay mesajı yollamış fakat gelmedi. Diyorum ki gelmedi. Anlamıyor. Sanki ben bilerek söylemiyorum gibi alınganlık havalarına girdi ve bu insan 40lı yaşlarında maalesef. bir de whatsaptan engelliyor. böyle bir huyu var. 5 dakika telefonda konuşsanız hep olumsuz hep negatif bir insan. enerji çekiyor resmen. böyle kindar pasif agresif huyları da var. annemi de bu konuda patlatmışlığı var.

Yani bir yandan kendisi hastalık hastası sağlık kaygısı yüksek yaşlıya negatif dönütler verebilecek birine e nabız e devlet şifresi vermemeli miyim?

anneme sormadan vermiş bulundum. fakat şimdilik telefon ve mail benim adıma olduğu için bana da onay gelmeyince giremedi.
vermesem ayıp olacak.
e nabız şifresini istedi. ben direkt e devleti attım al kendin e nabız şifresini yenile takip et vs dedim.

şimdi sizce ne yapayım? attığım e nabız şifresini de o görmeden sohbetten sileyim mi? çok yoruyor beni…
0
mahmuttt
(21.12.25)
Yanlış anlamayın ama bu konunun aranızı fena bozacağı şimdiden belli değil mi?

Belli ki annenizle ilgili birçok sorumluluğu siz üstlenmişsiniz ve bu ağır gelmiş. Ablanızın dahil olmasını hafifletici olarak görüp razı olmuşsunuz, ama anlattığınız kadarıyla hafifletici olmayacak.

100 bin lirayı ortada somut sebep yokken (olmadığını varsayıyorum) masraf etmekten çekinmeyen birisi neden mesele annesi olunca mantıklı düşünmeye başlasın?

Kendi çekirdek ailesini soktuğu masraf onlara zarar. Ama yakında annenize masraf çıkartıp oğlu olarak sizin de elinizi taşın altına koymanızı istediğinde veya zaten yoğun olan sorumluluklarınıza sizin eşlik etmenizi de gerektiren süreçler sokmaya başladığında ne yapacaksınız?

Yaşlı birinin sağlığının takip edilmesi güzel, ama (dediğinizi doğru varsayıyorum) sağlık konusunda irrasyonel birinin annenizin sağlık işlerini yönetmesi kötü bir durum değil mi? Bunun ucu dönüp dolaşıp eskisinden daha fazla sorumluluk ve stresle yine sizi bulmayacak mı? Anneniz bütün bu süreçte yorulmayacak mı?

Zaten konuyu bir noktaya getirmişsiniz şimdilik. Ben yerinizde olsam bir süre izler, iş sarpa sarmaya başladığı an şifreyi değiştiririm.

Ayrıca kardeşi engellemek tuhafmış, bana zırt pırt böyle bir şey yapılsa ben engellerim komple. Telefondan ya da smsle ulaşsın 6ay - 1 yıl arası bir süre. Yaptığı şeyin makul olmadığını ancak öyle anlar.
0
akhenaten
(21.12.25)
e devlet bildirimi çoğu zaman telefon bilgirimlerine düşmüyor. uygulamaya açınca mobil onay yazan yere girin orada listeleniyor onay süresi boyunca.

ben insanları ve davranışlarını umursamadığım için beni çok etkilemezdi ama şimdiden seni yormuşa benziyor. her gün kötü olacağına bir kere kötü ol kökten kurtul.
+1
bravoteam
(22.12.25)
(9)

Sedat peker cumhurbaşkanlığı adayı olsa oy verir miydiniz?

messina123
Ben net şekilde verirdim. Evet mafya olduğunu biliyorum. Ama adam şu anki siyasetçilerin tamamından daha dürüst ve adaletli
Ben net şekilde verirdim. Evet mafya olduğunu biliyorum. Ama adam şu anki siyasetçilerin tamamından daha dürüst ve adaletli
-30
messina123
(21.12.25)
Ekmeleddin'e oy vermiş insanız neden vermeyelim.
-2
kizil karga
(21.12.25)
Zamanında muhaliflerin kanında banyo yaparız falan demiyor muydu bu herif?
Çıkarı nerdeyse o tarafa dönen bir adam.
+7
parka
(21.12.25)
chpnin adayı olursa oy vermeyecek ekşici yok
-5
plastic_angel
(21.12.25)
tek bir oyum var, akp'nin adayına veririm.
-8
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.12.25)
oğan'a sonra kılıçdaroğlu'na oy verdim. peker'e, boş sigara paketine veya çiğnenmiş sakıza da oy veririm, bir anlamı yok nasıl olsa.
-2
g7mor
(21.12.25)
sedat bizim mahallede ihtiyar heyetine uye olmak istese yine de oy vermem.
+5
cooperr
(21.12.25)
Dürüstlük ve adalet kavramlarının sizce de her türlü üstü örtülü işte bulunan birinin, sonra işler bozulunca intikam hevesiyle ağzını açmasından daha farklı kıstaslarla tanımlanması gerekmiyor mu?

Bence bu kadar kolay ikna olmayın.
+2
akhenaten
(21.12.25)
insanın bir dünya görüşü olur, ne sağa ne ampüle ne sedata atarım. boş atarım gene de atmam.
+4
mikahakkinen
(21.12.25)
vermem. senin mantigin,

adam caliyor ama alni secdeye degiyor diyen sigirdan bir farki yok.

5 yil sonra duyuruya gelip "yuz verdik ayiya geldi sicti haliya" diye anti sedat peker basliklari acardin.
+3
buenosdias
(22.12.25)
(8)

Bu Kız Ne Ayak

depresif çocuk
8 aylık güzel bir ilişkim vardı. Sonra birden bire kız arkadaşım eski sevgilisiyle görüşmeye başladı. Telefonda yazışma ile başlayan süreci aramalar takip etti. Sonrasında yüz yüze görüşmeye başladı. Tabi bu süreçte çok ciddi kavgalarımız oldu. Kavgaların dozajı artıyordu ama her barışmadan sonra iş
8 aylık güzel bir ilişkim vardı. Sonra birden bire kız arkadaşım eski sevgilisiyle görüşmeye başladı. Telefonda yazışma ile başlayan süreci aramalar takip etti. Sonrasında yüz yüze görüşmeye başladı. Tabi bu süreçte çok ciddi kavgalarımız oldu. Kavgaların dozajı artıyordu ama her barışmadan sonra işler daha da kötüye gidiyordu. Taviz verdikçe bir adım ileriye gidiyordu. Neymiş, adamla 3 senesi geçmiş, zor zamanlarda yanında olmuş, iyi bir arkadaş olarak görüyormuş vs.

Ne oldu da bu kadar tahammül edebildin derseniz, size sormak istediğim de tam bu nokta aslında. Sizce bu kız, bu hareketlerine rağmen gerçekten seviyor olabilir mi? Çünkü kızı 1 ay içerisinde abartısız 6 defa terk etmişimdir. Her defasında bu olayla ilgili bir şey sebep oldu buna. Sonrasında yalvar yakar beni geri kazanmaya çalışıyor, eve hediyeler gönderiyor, engellememe rağmen bir şekilde bir yolunu bulup iletişime geçiyor. Hüngür hüngür ağlayıp ilk defa benimle gerçek aşkı yaşadığını falan söylüyor. Ancak o kişiyle görüşmekten de vazgeçmiyor.
0
depresif çocuk
(20.12.25)
Liseliyseniz normal böyle şeyler. Düşe kalka çok şey öğreniyor insan. Saçmalamak yararlı.

Ama eğer Değilsen; mantıkla izah edilemeyen ilk temasta yol vermen gerekirdi. Ağır saçmalamışsın. Ne mesajı ne araması ne tavizi? Gidip terapi gör. Yalnız kalmaktan mı korkuyorsun, ayrılmaktan mı korkuyorsun neyse travmaların tespit edilip çözülsün.
+6
lazor
(20.12.25)
Farz edelim ki gerçekten seviyor ve bu kişiyle de arasında gerçekten hiçbir şey yok. Sizin gönlünüz buna razı olmuyorsa nasıl sağlıklı şekilde sürdüreceksiniz ilişkiyi?

Bazen insanların karakteri birbiriyle uyuşmaz. Öyle değil mi? Yani dünyadaki her bir insan nasıl diğeriyle uyumlu olabilir? Bazen uyuşamazsınız. Siz uyuşamamışsınız belli ki.

Ben de kendi adıma bu durumu hoş göremem. Özellikle de ben bu kadar karşıyken inatla iletişimin dozunun artması hiç hoş olmamış. Herkes kendi olduğu haliyle birlikte mutlu olabileceği birini bulmalı bence, ben böyle bakıyorum hep.

Meseleden bağımsız, 1 ayda 6 kere bitip başlayan ilişki yürüyebilsin sanmıyorum. 6 olduğundan bile emin değilsiniz hem de. Neden diretiyorsunuz ki? Sevip sevmemesinin bir önemi yok sanırım bu durumda. En az altı kere sizi sevdiğine inanmışsınız ama geri döndüğünüzde yapamamışsınız. Mesele sevgiden bağımsız.
+4
akhenaten
(20.12.25)
Bazı insanlar hayatlarındaki bazı partnerlerini takıntı haline getirmiş olabiliyorlar ya da onları "güvenli liman" olarak görebiliyorlar. Bundan dolayı kız arkadaşınız hayatından eski sevgilisini çıkartmamakta diretiyor olabilir.

Fakat bu şekilde bir ilişki yürümez bana kalırsa. Siz birden bire eski sevgilisiyle görüşmeye başladı yazmışsınız ama bu durum uzun zamanlara da dayanıyor olabilir. Ben ilk öğrendiğimde bu ilişkiyi sonlandırır ve bir daha görüşmemek üzere o defteri kapatırdım çünkü bana göre bu düpedüz aldatmak sayılır. Aranda bir şeyler geçen insanla, hayatında biri varken görüşmeye başlamak/devam etmek normal davranışlar değil.
+3
mermaidd
(20.12.25)
Kızın sevgisi gerçek değil, bölünmüş sevgi. Ben bölünmüş sevgiyi gerçek sevgi olarak göremiyorum. Ona duyduğu hisler devam ediyor, etmiyorsa buyursun üçünüz görüşün, senin yanında görüşsünler. Ben inanmadım kıza.
+2
muhayyer divan
(20.12.25)
İlişkiyi 3 kişi yaşıyorsunuz. Dev kırmızı bayrak
+2
thesomberlain
(20.12.25)
bahsettiğin geri kazanma, ağlama, hediye yollama vs. seni sevdiğinin işareti değil.
+1
orpheus
(20.12.25)
Bu sorunun aynısı ya da benzeri geçen aylarda da soruldu sanki. Ben olsam ya o ya ben derdim. Seninle sevgiliyken exiyle görüşmesi çok yanlış
+1
pembediken
(20.12.25)
sana abi tavsiyesi onu değil Kendini seviyorsan terk et. Asla geri dönme. Bu ilişki bitmiş. Cuckold ilişkiye dönmüş. Kız seni aldatmış sen daha ne ayak diye soruyorsun. şu işi Hafifletme olaylarını geç. Kız arkadaşın belki ileride karın, çocuklarının annesi olacak kadın seni aldatmış.
+1
hexagon
(21.12.25)
(12)

Kendini tekrar eden senaryo: flörte dahi dönüsemeyen tanisikliklar

catgroove
Asagida yazdiklarim hepsi son 2 senede gerceklesti, 4-5 örnek vericem, üstüne cok benzer 2-3 örnek daha verebilirim. Hayatimda is güc kariyer anlaminda isleri yoluna koydum gibi, terapi sayesinde güclü ve zayif yönlerimi ve isteklerimi bilen biriyim. Hayatima deger katacak birisi olursa güzel olur d
Asagida yazdiklarim hepsi son 2 senede gerceklesti, 4-5 örnek vericem, üstüne cok benzer 2-3 örnek daha verebilirim. Hayatimda is güc kariyer anlaminda isleri yoluna koydum gibi, terapi sayesinde güclü ve zayif yönlerimi ve isteklerimi bilen biriyim. Hayatima deger katacak birisi olursa güzel olur diye düsünüyorum, 30'lu yaslarin sonuna gelen bir erkegim. Yeni insanlarla tanismada problem yasamiyorum ama devami gelmiyor ve sanki ayni senaryo sürekli tekrar ettigi icin ve ortak noktasinda hep ben oldugum icin biraz üzerine düsünmeye basladim neyi degistirebilirim diye. Bulusma isine cok odaklanmadan mesajlarla falan arayi isitmak mi gerekirdi? Nasil yorumlarsiniz? Yer yurtdisi, bahsettigim kadinlarin bazisi Türk bazisi baska ülkeden.

- Sporda biriyle tanıştım, sonrasinda kahve içtik, güzel anlastik, bol kahkahali güzel sohbet oldu. Umut vadeden hos bir tanisma olmustu. Kisa bir süre sonra iki kez daha spora ve kahveye çağırdım, zamanım yok diye reddetti, baska bir teklifle gelmedi, artık 3. sefer yazmadım, o da bi daha yazmadı, öyle kaldı.

- Bir arkadaşım gel seni biriyle tanıştırcam diye bir etkinliğe davet etti, tanıştık, hoş biriydi, sanat üzerine 1 saat kadar hos bir sohbet oldu. 2-3 gün sonra yine yazdım, gideriz diye konuştuğumuz bir sergiye davet ettim, hatta farkli günler önerdim. Yogunum fakat olabilir dedi ama havada bıraktı. Bi süre geçince tekrar yokladım, gel kahve içelim dedim, iyi olur, şehirdışındayım dönünce yazayım dedi, yazmadı.

- Bir konserde bir arkadaşın arkadaşıyla tanıştık, eglendik, baya hos muhabbet döndü. Arkadasim falan da yürü bence, gayet yakistiniz dedi. Bi süre sonra benzer bi konsere biletim var gel beraber gidelim dedim, yine aynı şekil, müsait değilim deyip bıraktı, 1-2 hafta sonra gel birsey icelim dedim, olabilir falan deyip gecistirdi, ben de üstelemedim.

- Yine bi arkadaş tam sana uygun birini tanıyorum, ona da senden bahsettim haberi var dedi. Biraz havadan sudan sohbet ettik mesajlarla, 2-3 günün ardindan bulusma ayarlamaya çalıştım ama bu ay yoğunum, müsait olunca ben sana haber vereyim gelecek ay dedi, aramadı bi daha. Ben bi hatırlattım kendimi tekrar ama yine bir adim atmadi.

- Arkadaşın doğumgünü partisinde hoş bi kadınla tanıştık, falan filan… Cok uzattim, yine aynı şey. Ve böyle bir kac hikaye daha...
0
catgroove
(18.12.25)
Anlattığın durumlardan 4/5 zaten yüz yüze geldiğin ve zamanının iyi geçtiği kişilermiş. Mesajlarla araya ısıtmakla alakası olduğunu düşünmüyorum.
Belki akıllarında başkaları vardır vb. bir çok sebebi olabilir ama genel olarak yalnız olmak güzel bir konfor alanı olmaya başladı. Bu konforu bozmak hele ki son ilişkinin üzerinden uzun zaman geçtiyse insanların pek tercih ettiği bir durum olmuyor.
Seninle aynı bakış açısına sahip birine denk gelememişsin olarak anladım.
+1
onyx
(18.12.25)
Sadece siz iyi vakit geçirmiş olabilir misiniz ilk buluşmalarda? Bu kadar fazla durumdan bir tanesi sonraki aşamaya geçerdi illa.
0
tsubasa
(18.12.25)
iyi vakit geçirdiğini düşündüğün insanlar aslında seninle iyi vakit geçirmediğini düşünmüş ve bir sonrakini de istememişler. sen öyle sanmışsın gibi bir durum.

ve senin belli ki kısmetin de kapalı.
+1
koela
(18.12.25)
Olayın özü bunlar değil ki. Herkes bu yanlışları yapıyor. Kadın erkek fark etmiyor. Olayın özü çekim. Konsermiş, bilmem neymiş, ilk buluşmada yakınlaşacak çekim yoksa 2. buluşmaya ne gerek var. Biraz daha flört odaklı olman gerekiyor. Ve bu işler büyük ölçüde tip, çene. Birini arıyorum gibi bir motivasyonla bu iş olmaz.
-5
arbre
(18.12.25)
Linclenmek istemem ama biraz redpill, iliskiler uzerine aykırı tespitler youtube kanallarına göz gezdirmenizi tavsiye edeceğim. Erkekler için cok güzel tavsiyeler var. 40 yaşında evli bir kadın olarak hak veriyorum kendilerine.
Taman lincleyin umurumda değil :)
-6
duhan
(18.12.25)
sadece anlattıklarınızdan yola çıkarak; ilk buluşmalar size hoş ve keyifli gelmiş, diğer taraf için pek öyle olmamış. ilk buluşmalardan sonra hep aynı senaryo olmuş çünkü
+1
sweetoffice
(18.12.25)
love and trust
(18.12.25)
@arbre'ye katılıyorum, çekimin çok önemli olduğu konusunda. Tip, çene önemli. Ama tabii ki herkesin bir alıcısı var. Tipsiz insan diye bir şey pek yok yani. Karşındaki insan seninle en az bir buluşmaya çıktıysa tip konusu kabul edilebilir seviyede demektir. Yine de çekim, flörtöz tavır eksikliği olabilir.

"Ne yapabilirim?" sorusuna cevap bence senin bizzat dediğin gibi mesajla arayı ısıtmak iyi fikir. Yani bir kişiyle ilk tanışma veya buluşmadan sonra 3-4 gün aralık bırakıp hemen başka bir buluşmaya davet etmek itici gelebilir. "Bu adam benimle çok iletişim kurma derdinde değil, görüşüp fiziksel yakınlaşma arıyor sadece" diye düşünüyor olabilir. Karşındaki kişiye onu düşündüğünü, ona odaklı olduğunu göstermek için ufak iletişimi koparmamak iyi fikir olabilir.

Ama bizim burada göremediğimiz çok fazla detay vardır muhakkak. Seni tanıyan yakın arkadaşlarına danışırsan daha isabetli yorumlayacaklardır. Benzer şekilde yapay zekaya sorarsan da soru-cevap şeklinde ilerleyip daha detaylı analiz yapabilirsiniz.
-1
long live rock n roll
(18.12.25)
Sanırım artık herkes bu şekilde. Ben de benzer şeyler yaşıyorum ve artık kimsenin kimseye vakit ayırmak istemediğini düşünüyorum. Ama herkes de yalnızlıktan şikayet ediyor. Nasıl olacak bilmiyorum.
+2
euteamo
(18.12.25)
Ben bayadır uzağım bu konulara, ama anlattıklarınız da sadece neticeyle ilgili aslında. Gerçi haklısınız, sonuçta sizi bu konuşmalarda izleyecek halimiz de yok.

Ama genel geçer bazı olası problemler şunlar olabilir;

1- Konuşmalar flörte dönüşmüyor demişsiniz ama flört geçilen bir aşama değil ki... Flört başlangıç. Bunu siz yapacaksınız. Konuşmalarda çok resmi veya arkadaşça kalıyor olabilirsiniz. Bu yanlış olur. Tabi ipin ucunu kaçırmayın ama bu ilk konuşmalarda belli belirsiz tuhaf bir elektriklenme olması gerekiyor. Flört etmelisiniz yani. Flört aşamasına geçmek diye bir şey yok. Konuşmalarınız kendi kendine flörte dönüşmeyecek. Siz flört edeceksiniz.

2- Konuşmanızda da burada yaptığınız gibi yaşınızın ilerliyor olduğunu ve ilişki beklentinizden vs. bahsediyor olabilirsiniz. Bu yasaklı konu. Bunu söylememelisiniz. İnsanlar birisi kendisine yoktan ilgi duysun ister, ilginin başlama sebebi olmak ister. Artık birisini aradığı için "hadi o sen ol bari" modunda yaklaşılmasını değil. Bir de gerçekten, eğer zaten öyle değilse gerçekten ilgi duyduğunuz birini bulun. İlgi duymadığınız insanlarla da aranıza resmiyet koyun. "Herkese açığım" imajı çizen biri olarak görülmek istemezsiniz.

Buna benzer başka şeyler de olabilir. Bence konuşmalarınızı fikrine güvendiğiniz bir arkadaşınızla paylaşın. Konuşmaları aktarırken kendi bakış açınıza göre yorumlayarak aktarmayın o zaman arkadaşınız yalnızca sizi haklı bulur.
+3
akhenaten
(18.12.25)
@akhenaten
Genelde ilk tanismada karsimdaki insan kimdir, hayatinda neler yapar, ortak noktalarimiz nedir, espri anlayisi nedir, güzel sohbet edebiliyor muyuz falan onlara bakiyorum, bir uyum yakalayabilecegimizi hissediyorsam ve hosuma da gittiyse tekrar beraber birseyler yapmaya davet ediyorum. Flört konusunda haklisiniz, aslinda gayet flörtöz ve eglenceli olabilen biriyim, ama karsimdakini birazcik tanimam ve az biraz samimiyet kurmam gerekiyor. Cagirdigimda sergiye, konsere, cafeye falan gelseler ve söyle basbasa biraz vakit gecirebilsek ve daha iyi tanisam daha rahat flörtlesirim. Severim aslinda ufaktan takilmayi ve haddimi asmadan ignelemeyi, dalga gecmeyi falan ama iste o bulusma bir türlü gerceklesmiyor. Ha diyorsaniz ki tanistiginiz ilk 30 dakika icinde hemen olayi flörte tasimak gerekiyor, evet orada biraz eksik kaliyor olabilirim, ama bilemedim, daha ilk kez tanidigim insana isinmam biraz zaman aliyor.
0
🌸catgroove
(19.12.25)
civa
(07.01.26)
(5)

Gelir gider takip uygulama onerisi

kirlipam
Merhaba duyuru.Diyelim ki 10 farkli bankaya borculusunuz. Sabit bir geliriniz var. Ekstra gelir nadiren cok ufak miktarda oluyor.Ben istiyorum ki gelirlerimi duzenleyeyim. Borclarimin gununu gireyim. Bana hatirlatsin. Odedigimde tik felan atayim.Onum.haricinde.gunluk harcadigim miktari da kategorile
Merhaba duyuru.

Diyelim ki 10 farkli bankaya borculusunuz. Sabit bir geliriniz var. Ekstra gelir nadiren cok ufak miktarda oluyor.

Ben istiyorum ki gelirlerimi duzenleyeyim. Borclarimin gununu gireyim. Bana hatirlatsin. Odedigimde tik felan atayim.

Onum.haricinde.gunluk harcadigim miktari da kategorilere ayirip takip edeyim.

Var mi kullandiginiz onereceginiz bir program. Play store.derya deniz ama tek.tek hepsini denemek istemiyorum. Para yonetimi isminde bir program kullandim uzun sure ancak pek begenmedim.

Gerekirse ucretli plan bile alabilirim.
0
kirlipam
(17.12.25)
Hatırlatıcı/takvim ve excel/google sheets yeterli aslında ama.
0
orient blue
(17.12.25)
Her gün bir satır, her sayfa bir ay olacak şekilde 13 sayfalık bir excell dosyası hazırladım. Eski kaynanamın doğum günü bile orada yazar. Kredi kartlarımın ödeme gününden arabanın vergi ya da bakım gününe kadar her şey orada yazar. Her sabah bir kez kontrol etmeyi de alışkanlık haline getirdim. Oldu bitti.
Hazır bir şey bulmaya gerek yok ki.
Ağustos 2026'da kaç lira borç ödeyeceksin diye sorsan, açıp bakıp anlık cevap verebilirim.
Sen de yaz bir excell dosyası bence.
0
Mirket
(17.12.25)
Takvim + Excel +1

Uygulamalar kısıtlı, çok custom detaylar eklenmiyor. Ayrıca biriktirdiğiniz veriyi başka yere aktarmak da problem oluyor. Excelde her şey serbest.

Telefonların dahili takvim uygulamaları hatırlatma anlamında da çok iyi aslında. Ben sık kullanıyorum. Neden insanlar umursamaz anlamıyorum. Aylık takvim de widged olarak ekranımda duruyor.

Örneğin geçen sene bugün gökyüzünde bir şey görmüşüm bu sene aynı gün takvime hatırlatıcı koymuşum aynı saatte bak yine diye. Son ödeme tarihlerim de hep durur takvimde. Bir gün önceden ve ödeme günü alarm çalar.

Ayrıca telefon değiştirdim arada örneğin, ama takvimim google hesabına bağlı diye geçen seneki hatkrlatıcım zamanında yine geldi buldu beni. Daha ne olsun.
0
akhenaten
(17.12.25)
gidermetre.com

bu sıteyı duyurudan bır kullanıcı onermıstı gecenlerde, bır ınceleyın ıstersenız.
0
deepness
(17.12.25)
Valla ben her ay+ diye bir uygulama aldım appstore'da var. Abonelik ücretleri, kahve bilmem ne derken terazi şaşmış. Bu şekilde herşeyi girip takip ediyorum ve şu an daha kontrollüyüm.
0
herseysoyledigimgibioldu
(17.12.25)
(4)

Kesişim

dolantindr
Hayatta bazı kesişimler vardır. O kesişimleri çoğu zaman lehimize çevirmeye çalışırız kendi şartlarımız doğrultusunda. Ama bazen diyorum ki hiçbir şey yapmasak mı acaba o anlarda, yol ayırımlarında akışına mı bırakmalı her şeyi? Tabi hiçbir şey yapmamak, yapmaktan daha zor. Bahsettiğim şey sanırım o
Hayatta bazı kesişimler vardır. O kesişimleri çoğu zaman lehimize çevirmeye çalışırız kendi şartlarımız doğrultusunda. Ama bazen diyorum ki hiçbir şey yapmasak mı acaba o anlarda, yol ayırımlarında akışına mı bırakmalı her şeyi? Tabi hiçbir şey yapmamak, yapmaktan daha zor. Bahsettiğim şey sanırım oluruna bırakmak. Seçimler bir noktaya kadar etkili belki ama burada esas nokta kesişimler. Siz ne düşünüyorsunuz? Bu da soru olsun bari. Soru dedik.
0
dolantindr
(17.12.25)
akıllı seçimler yapılmalı.
0
gabe h coud
(17.12.25)
Filmini yaptılar bunun. Yazgı... Güzel filmdir.
+1
antihero
(17.12.25)
Oluruna bırakmak zaten çoğu zaman yanlış anlaşılır. Hiçbir şey yapmamak değildir aslında, zorlamayı bırakmaktır. Yani kontrol edebildiklerinizle edemediklerinizi ayıracaksınız. Çünkü hiçbir şey yapmamak insan için zaten zordur. Zihnimiz boşluk sevmez, illa ki bir şey yaparak kendini meşgul etmek ister. Yani kesişim burada eylemsizlik ya da teslimiyet olarak kendini gösterir. O yüzden de böyle anlarda bence boşlukta durmak yerine @gabe h coud'un dediği gibi bize en doğru gelen şekliyle "akıllı bir seçim" yapmalı.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(17.12.25)
Bu kadar romantik yaklaşmak yanlış bence.

Sorunun ne olduğuna bağlı, atıyorum eviniz kentsel dönüşüme girecektir. Siz oluruna bırakırsanız zararlı çıkarsınız.

Atıyorum sevgilinizle aranız limonidir, çırpındıkça batıyordur. Oluruna bırakırsınız, uğraştıkça iticileşirsiniz çünkü.

Verdiğim örneklerden de anlaşıldığı gibi konu çok geniş. A senaryosuna uyan B senaryosuna uymuyor. Hayat böyle.

Kendi adıma kesişimlerin ne olduğunu ben anlamadım. Bu sizin anlam yüklediğiniz bir kavram, biraz açıklasanız iyi olurmuş sanki.
0
akhenaten
(17.12.25)
(8)

Camii hoparlör sesinin yüksekliğinin şikayeti nereye yapılır?

mikahakkinen
bir ilçenin sessiz bir köy/mahallesindeyim. camii 3 km ilerde. camii hoparlörü merkezi sisteme bağlı ve çok yüksek. imsak ezanı okunurken köpekler bile korkup uluyor, bebeler uyanıyor. namaza giden de yok. yani bunu nereye şikayet edeceğiz?şikayet etsek başımız yanar mı? devlet memuruyum.
bir ilçenin sessiz bir köy/mahallesindeyim. camii 3 km ilerde. camii hoparlörü merkezi sisteme bağlı ve çok yüksek. imsak ezanı okunurken köpekler bile korkup uluyor, bebeler uyanıyor. namaza giden de yok. yani bunu nereye şikayet edeceğiz?

şikayet etsek başımız yanar mı? devlet memuruyum.
+1
mikahakkinen
(17.12.25)
Bulunduğunuz ilçede ki müftülük ve belediye'ye talepte bulunun ya sesini kısarlar yada hoparlör açısını değiştirirler.
Şikayetten birşey olmaz, sürekli olan bir durum herkes alışıktır.
0
sealth
(17.12.25)
Kaymakamliga şikayet etmelisin.
0
duster
(17.12.25)
3km az bir mesafe değil. 3km'den cami'nin sesi size yüksek geliyorsa, ben olacak şeyi söyleyeyim: sesi yüksek tutmalarının sebebi sizin tarafta cami yok diyedir, siz sesi kıstırın deyince, sizin evin yanına yeni cami yaptırırlar.
0
malheiros
(17.12.25)
alarmdan bihaber biri de "ses gelmiyor, sabah namazına uyanamıyorum" diye şikayet eder muhtemelen ama şansınızı deneyin.
+1
merhum
(17.12.25)
aynı sorun bizde de var gidip cami imamıyla konuştuğumuzda (çok da düzgün konuştuk ses cızırtılı falan dedik) bize ses açıp kapatmanın merkezi olduğunu kendilerinin bişey yapamadığnı söylemişti. aynı şikayeti kuzenim de yaptı başka bir camide ona da aynısını söylemişler, hatta ona sen dinsiz misine getirmişler bir noktadan sonra.
+2
wendyangelamoiradarling
(17.12.25)
ses açıp kapama merkezi değil, yayın merkezi bu doğru ama ses seviyesi o camideki alıcının çıkışına bağlı anfiden ayarlanabiliyor.

aynı dert bizde de var. evimizin 2 yansokağında cami var. bazen ses seviyesi normal ve rahatsız etmiyor. bazı dönemlerde de aşırı yüksek tüm mahalle şikayetçi ama çözülmüyor.

aslında mantık olarak yıl olmuş 2025 ezan sesinin çevredeki gürültüyü ölçerek otomatik tespit edilmesi lazım. mesela sabah saatleri sessizliğince çok daha kısık sesle olabilir.

ekte görüldüğü gibi üstünde ses seviyesi ayarı var:
www.mertelektronik.com.tr
+1
orpheus
(17.12.25)
Bi namaz vakti git @orpheus'un dediği cihazı bul kendin kıs sesi millet namazdayken.

Bununla sesin kısılabildiğini bile bilmiyordur cahiller.
+1
chicha_v2
(17.12.25)
Bildiğim kadarıyla bunun standart bir desibelde olması gerekiyor. Hoparlörlerin de şerefenin içinde durması gerekiyor. Ama bazı imamlar sesi kendi inisiyatifleriyle yükseltip şikayet nedenli denetleme durumunda standarda çekiyormuş. Sonra tekrar yükseltiyorlar tabi.

Alakalı birinden öyle duymuştum ama detayını hatırlamıyorum şu an. Demek istediğim şikayet olunca dikkate alıyorlar aslında. Ama camideki imamlar da tribe giriyor.

Cami diyanetinse müftülüğe, vakıflarınsa vakıflara şikayet edin.
0
akhenaten
(17.12.25)
(6)

Sevgiliniz/partneriniz/ eşiniz...

darthvader
ne yapsa bitme sebebi olur sizin için? kişiden kişiye göre değişeceği muhakkak ama asla olmaz bundan sonra dediğiniz sınırlar nelerdir?
ne yapsa bitme sebebi olur sizin için? kişiden kişiye göre değişeceği muhakkak ama asla olmaz bundan sonra dediğiniz sınırlar nelerdir?
0
darthvader
(16.12.25)
Ön eleme yaparak başlayayım, örneğin sevgilim evde pislik içinde yaşasa kesin biter ama böyle karakter özellikleri daha en baştan sevgili olmaya engel olacağı için bu tarz nedenleri dahil etmeyeceğim. Çok yaygın, aldatma vs. gibi alışıldık sebepleri de yazmayacağım.

Spesifik bir şey yazacağım; mesela ben bir konsere gitmek istiyorum, bir süredir konser aşağı, konser yukarı diye plan yaparak dolanıyorum. Bir boş zaman bul da konsere gidelim diyorum. Bunun üstüne o; şu ya da bu sebeple, bensiz, bir arkadaşıyla vs. konsere giderse biter. Olay basit, ama etkisi büyük bence. Kökü derinlerde bir şey, konser burada bir örnek.
0
akhenaten
(16.12.25)
Ben zaten partnerimle anlaşıp anlaşamayacağımı en baştan bilirim.

Biriyle tanıştığım anda Terminator T-800 gibi hızlıca scan eder uyumlu olup olmadığımızı anlarım.

youtu.be

Bundan sonra olmaz dediğim sınırsa yasakçılıktır. Herhangi bir şeyin yasaklanmasını, ceza verilmesini savunuyorsa, oh olsun bile diyorsa buz gibi soğurum.
0
yurtsuz john
(16.12.25)
alet dolabıma, kişisel eşyalarıma, arabama zarar verirse kendisini kapıda bulur. çok konuşur, meseleleri uzatır uzatır asabımı bozarsa hanım biiiir derim, iki derim üçüncüde ailesine geri gönderirim.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(16.12.25)
Saygı yitirilirse.
+1
antihero
(17.12.25)
kandırıldığımı veya idare edildiğimi düşündüğüm an, hemen biter. öz bakım, titizlik de çok önemli.
+1
mikahakkinen
(17.12.25)
Söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmazsa. Tutarsızlığa tahammülüm yok.
0
onyx
(17.12.25)
(12)

Sevgilinin Hayatın Merkezi Olması

lapetitemort
Ciddi bir ilişkide hayatınızın akışının neredeyse her an sevgiliye göre planlanması, boş vakitlerinizin sürekli onunla geçmesi ve bir anlamda ondan öncesi durumun tamamen ortadan kalkıp yeni bir gündelik yaşam akışına geçmiş olmakta yanlış bir şey var mı sizce? Bir yandan her şey olağan akışındayken
Ciddi bir ilişkide hayatınızın akışının neredeyse her an sevgiliye göre planlanması, boş vakitlerinizin sürekli onunla geçmesi ve bir anlamda ondan öncesi durumun tamamen ortadan kalkıp yeni bir gündelik yaşam akışına geçmiş olmakta yanlış bir şey var mı sizce? Bir yandan her şey olağan akışındayken, zorlamadan bu şekilde gelişiyor ama bir yandan da yavaşça birine teslimiyet başlıyor gibi. Bu yeni hayat ile ilgili yanlış veya göze batan bir şeyler hissetmeseniz de tedirginlik de oluşmuyor değil. Hani başka bir şehirde üniversite okumaya başlarsın ve hayatın o andan itibaren bir daha eskisi gibi olmaz. Aileden ve eski dostlardan biraz uzaklaşırsın, onun nostaljisi hep bir burukluk olarak kalır. İşte sevgilinin hayatın merkezinde olmasını da buna benzettim.

Bu hisler normal mi?
0
lapetitemort
(16.12.25)
HellKeePer
(16.12.25)
ilişkiye göre değişir. bence normal çünkü ben de öyle biriyim. çok sahiplenici bir tarafım var. karşı tarafı bunaltmayacak derecede olduğu sürece sorun yok bence.
0
gobekliraki
(16.12.25)
ben genel olarak kimseyi merkeze koymama tarafındayım. sevgili, anne, baba, kanka kim olursa... Nedeni de bir ayrılık veya kazık yeme durumunda o merkezin ortadan kalkması nedeniyle birdenbire psikolojik olarak boşa düşmemek ve daha dirençli olmak için.
+2
merhum
(16.12.25)
Ben de hayatının ortasına koyanlardanım. Maalesef şimdiye kadar bunu hak eden insanlar girmedi hayatıma. Bundan sonra da ne olursa artık. Biz yine merkeze koymaya devam
+1
messina123
(16.12.25)
nasıl ki çocuğunuz olduktan sonra hayatınız değişiyorsa, hayatınıza giren birlikte yaşadığınız kişi sebebiyle de alışkanlıklarınızın değişmesi doğal. fakat "her anın sevgiliye göre planlanması", "yavaşça birine teslimiyet" konuları bence sıkıntılı.
ifade etiğiniz kadarıyla tamamen birine odaklı, bağımlı yaşamak bence partneri dolayısıyla da ilişkiyi zaman içerisinde yoruyor. aynı şekilde sizin de kendinizden ödün vermek pahasına bir başkasına bağımlı olmanız bir süre sonra sizi de ilişkiden soğutabilir.
kısaca ortak paylaşımlarınızın olması doğal ancak hayatınızda sizin tasarladığınız size ait özel zamanlarınız da olmalı.
+2
tnz
(16.12.25)
Yanlış bir şey yok da bu uzun vadede pek sürdürülebilir bir şey olmayabilir. Bir ilişkinin başında iki tarafın da birbirine çok düşkün olması, sürekli birlikte bir şey yapmak istemeleri vb. normal bence. Ancak orta ve uzun vadede aynı tempoyla devam etmek zor, zira bir yandan normalden daha fazla çaba gerektiriyor. Kişisel açıdan da ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır; o hayatın merkezinde olma durumu ilişkiyi bir bağımlılık ya da takıntı seviyesine taşıyabilir.
+1
salihdt
(16.12.25)
Bok gibi ülke bok gibi çevre sebebiyle oluşuyor. Mekan ve hayat değiştirebilirseniz geçer
+3
selamun aleykum kitty
(16.12.25)
sahiplenilmek isteyen, hayatında güven eksiği olan insanlar hayatını tamamen birilerine göre şekillendirmek ister. en ilerisi bağımlı kişilik bozukluğu. illa ki sevgili hayatımızda belirleyici olabilir ama hayatınızın odağı olduysa bu bence kişiliksizliğe doğru gider. eşim kedi seviyor ben de severim, o gslı ben de gslıyım gibi.
0
mikahakkinen
(16.12.25)
kimse kimsenin alt kümesi ya da kapsayan kümesi olmamalı. aradaki yeterlilik, paylaşım ve yetişkin denkliği bozulur. kapsayan küme kapsadığı kümeyi yetersiz bulmaya başlar, sıkılır, ilgisini kaybeder veya sağlıksız bir zemine taşıyıp manipüle eder, domine eder. alt küme de kapsayan kümenin sınırları içinde sıkışır kalır, yetememe hissiyatıyla kıskançlık/kompleks atakları geçirir, ya da aşırı kabullenici olur ve varlığı gittikçe yok olur, kendi olamaz.

iki birbirine benzer boyutlardaki kümenin bir araya gelip kesişim kümesi oluşturması ideal bir ilişkiye zemin hazırlar.

birlikte ortaya konulan ilişki sahiplenilir, kişiler değil.
+3
Phoebe
(16.12.25)
Bu bence bizim toplumdaki geleneksel ailenin yapısı ve alışkanlıklarıyla alakalı bir durum.
Geleneksel ailede herkes akşam gelir evine, birlikte oturur. Baba akşam arkadaşlarıyla takılsın, anne iş arkadaşlarıyla yemeğe çıksın gibi şeyleri pek görmeden büyümüş bir toplum olduğumuz bir gerçek. Birlikte yapılan sosyal etkinlikler de "misafirliğe gitmek", bayram ziyareti falan gibi şeyler genelde. Aileden bağımsız aktivite şaşırılan, belli bir noktadan itibaren ayıplanan bir şey. Bana sanki bunun bir ürünüymüş gibi geliyor bu zihniyet.

Laylaylom bir ilişki olmadığı senaryoda, iki tarafın da birbirini öncelikler listesinde tepelere koyması standart beklenti zaten. Bu güzel ama bir insanın hayatının merkezinde olmakla o insanın hayatının tamamı olmak farklı şeyler.

İlişki yapınca hayatındaki diğer herkesi ve her şeyi boşlayan insan klişesi çok itici. Şu an en yakın arkadaşlarımdan ikisi bu durumdan müzdarip. Elbette birlikte olduğumuz insan hayatımızın merkezinde olmalı, önceliğimiz olmalı ama kimileri gibi bu durumu "hiçbir arkadaşımla görüşmemeliyim" gibi manyakça bir noktaya taşımak bir sorun. Ya da tam tersi, karşıdaki insanın arkadaşlarıyla bir plan yaptığı senaryoyu kendisine yönelik bir hakaret gibi almak, "istenmiyorum" diye okumak da eşit derecede deli saçması.

Makul olmakta fayda var. İlişki, sevmek sevilmek şahane ama "bu insan mutlak bir şekilde bana ait olmalı ve hayatının her bir zerresi kontrolüm altında olmalı" bana biraz kompleksli geliyor.
+1
cay koy geliyorum
(16.12.25)
Normal ve değil.

Şöyle normal; ilişkinin başlarındaysanız (örneğin ilk 1 sene) normal.

Şöyle normal değil; hayatın normali bu değil. Hayat inişli çıkışlı. Eğer sevgililiğin ilk dönemlerdeki temposuna çok kapılırsanız hayatınız normale döndüğünde bu sizde "bir şeyler yanlış, demek ki ilişkim yürümüyor" hissi uyandıracak. Sürekli kısa süreli ilişkiler yaşamış insanlar bu hisse çok kapılıyorlar.

Hevesinizi alın, değişen şeylerin tadını çıkarın ama zamanla bunlar yerini "normale" bırakırken yaşayacağınız şeyleri garipsemeyin.

Biriyle ilişki yaşarkenki hayatınızla bekar hayatınız elbette aynı olmaz. Elbette bazı sorumluluklar baki; elbette hayatı ortaklaştırmaktan doğan kalıcı şeyler olacak. Ama ben "sevgilinin hayatın merkezinde olması" sorusunu size sordurtan, o dikkat kesildiğiniz noktaların geçiciliğinden bahsediyorum.
+2
akhenaten
(16.12.25)
Bence yanlış bir şey bu, bir süre sonra ayrılma sebebi bile diyebilirim. İnsan tasma ile geziyor gibi hisseder.
0
tan vakti
(25.12.25)
(12)

Date planlaması

Civil.leo
Kadınlar date için sen ne istersen onu yapalım dediğimizde neden deliriyor?
Kadınlar date için sen ne istersen onu yapalım dediğimizde neden deliriyor?
0
Civil.leo
(10.12.25)
Cunku karar alici olmak istemiyorlar. Karar veremeyen erkekler pek erkeksi gelmiyor. Kararli, yonlendiren, ne istedigini bilen, lider vs erkek falan istiyorlar. Dusunulup istenen birsey degil muhtemelen tamamen kadin tabiatiyla ilgili. Bugun icinde bulundugumuz dunyada belki korunmaya ihtiyaclari yok ama eskiden gelen bir koruyabilecek erkegi isteme ic gudusu sebep olarak sunulabilir. Daha derin bilgisi olan arkadaslar daha iyi aciklar, ben bu kadar yapabildim. :)
0
mbond
(10.12.25)
kolaya kaçmak gibi oluyor çünkü. ortaya bir fikir dahi atamayacak gibi gözüken bir tablo oluşuyor. ilişkinin biraz süresi de varsa zaten sevip hoşlanabileceği şeylerin bilinip ona göre plan yapılması isteniyor.
0
black holes in the sky
(10.12.25)
işgüzarlık ve alışkanlık, sen listele hangisine yüzünü ekşitmezse onu seç
+1
nahtoderfahrung
(10.12.25)
Neden ellerini ceplerine atmıyorlarsa o yüzden
-9
artıküyeolmakistiyorum
(10.12.25)
Siz belki fikir belirtsin ya da mekan seçiminde özgür olsun, mutlu olacağı yere gidelim diye düşünüp ne yapılacağını sen seç diyorsunuz ama karşı taraf onu emeksizlik olarak anlayabilir. Bence de biraz özensizlik belirtisi bu arada. İnsanlar kendilerini değerli hissetmek istiyor ya, "senin için özel bişi düşündüm" hissinin verilmesi güzel bir şey. Birisiyle buluşmadan önce 5 10 dk zaman ayırıp plan yapın, en azından seçenek sunduktan sonra "ben bunları düşündüm ama sen ne istersin, fikrin var mı?" diye sorarsınız.
+2
kullanicadi
(10.12.25)
Sen ödeyeceksin o yüzden. Parana göre mekan seçeceksin.
-1
michael harddd
(10.12.25)
Dönüşümlü mekan/aktivite seçiyorsanız delirmemeleri lazım :D Beni mesela sürekli tek tarafın plan program yapması aşırı rahatsız ediyor. Karşıdakinin sorumluluk almaktan çekinip hep diğer tarafa sorumluluk yüklediğini düşünüyorum böyle bir durumla karşılaşınca. Adil değil.

Aynı zamanda "şu konuda ne düşünüyorsun?" diye bir soru yönelttiğimde karşı taraftan "sen bilirsin, fark etmez" cevabını almaya da uyuz oluyorum. Belli bir yaşa gelmiş bir insan nasıl fikirsiz olabilir ya :D? Hani şöyle bir cevap verse tamam "ben şunu düşünüyorum ama sen farklı düşünüyorsan ona da uyarım", o zaman bu bir nezaket göstergesi oluyor.
+1
truf
(10.12.25)
Bunun kadınlarla ilgili olduğunu sanmıyorum. Bağlam da vermemişsiniz, olay kinayeden kaynaklı da çıkmış olabilir, sürekli bu durumun tekrarlamasından kaynaklı da.

Eğer ikincisiyse, ilişki iki kişilik bir şey. İnsan karşısındaki kişinin bir fikri, bir arzusu, birlikte yapmak istediği bir şeyi olsun ister. İnsan birlikte olduğu kişinin kendisini düşünüp, onla yapmak istediği bir şey olduğunu hissedip bunu yapmaya hevesli olmasını ister. Bir numarası, bir olayı olmasını ister.

Eğer siz planlamayı sürekli karşı tarafa bırakıyorsanız bir noktada başlarım böyle işe deyip pılını pırtını toplayıp gitmesi muhtemel.
0
akhenaten
(10.12.25)
Farketmez ya, her sebep olabilir bunun nedeni.
0
michael_knight
(11.12.25)
valla onlar delirmese bile sen date planini kendine gore yap zaten, kendin gitmekten keyif aldigin yerlere gore plan yap. begenirse begenir begenmezse kendi bilir en azindan sen sevdigin bir yere gitmis olursun :)
0
bay b
(11.12.25)
sen ne istersen onu yapalim demek "sen planla" demek de ondan. bana her sey uyar, yeter ki sen mutlu ol, senin istedigin olsun kisvesi altinda sorumluluktan kacmak. emin olun her zaman gittiginiz, bildiginiz bir kafe ve restoran bu isi cozer, farketmez demekten cok daha iyi.
+1
Sour
(11.12.25)
ayy valla ben de deliriyorum. ya hep ben mi düşüneceğim hep ben mi ayarlayacağım be adam biraz da sen düşün diye isyan ettiğim çoktur. kendimi hep onu bir yerlere sürüklüyormuşum gibi hissediyorum. bi noktada artık bırakıyorum plan program yapmayı.
0
Sadece soruyorum
(11.12.25)
(17)

Favori mutfak malzemeniz?

sekizdokuzon
Benim bu ara pişirme kağıdı. Ben bu kadar her masada olup oturduğu her masadan alnının akıyla DELİKANLI gibi şerefiyle haysiyetiyle kalkan ve bu kadar iddiasız, alçakgönüllü bir malzeme görmedim.Sizin favoriniz hangisi?Teşekkürler.
Benim bu ara pişirme kağıdı. Ben bu kadar her masada olup oturduğu her masadan alnının akıyla DELİKANLI gibi şerefiyle haysiyetiyle kalkan ve bu kadar iddiasız, alçakgönüllü bir malzeme görmedim.

Sizin favoriniz hangisi?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(10.12.25)
Blender ve düdüklü tencere.
0
rock n roll
(10.12.25)
Stand mikser <3
Bir de büyük ve keskin bıçaklar.
0
kobuzchu kiz
(10.12.25)
Salatalık soyacağı.
+1
mutekebbir
(10.12.25)
sef bicagi
0
baldur2
(10.12.25)
Rondo (soğan için)
Bulaşık teli. Bu olmasa sünger ile sadece napardik bilmiyorum diye her kullanisimda sorguluyorum. Kendisine müteşekkirim.
Pişirme kağıdı +
0
egerbiryolcu
(10.12.25)
ikea pişirme matı. pişirme kağıdının uzun ömürlüsü.
0
archmeister8
(10.12.25)
(bkz: slow cooker)

Her şeyin en hızlısının makbul olduğu şu zamanda, bana yavaşlığın içindeki zenginliği öğreten feylosofik mutfak gereci.

Süpermarketten alınan sıradan bir kemikli kuzu etinin 8 saatte nasıl akla ziyan bir lezzet şölenine dönüştüğünü, sabah işe giderken çalıştırıp akşam eve döndüğünde seni muhteşem bir güvecin karşıladığını görünce ,insanın bunca zamandır sen neredeydin diye bu alete sarılıp öpesi geliyor.
+1
thracia
(10.12.25)
thracia +1000
slow cooker candir.
0
cooperr
(10.12.25)
et bıçağı, mutfakta sağ kolum oluyor kendileri. sadece et değil soğanı falan çok özenli doğruyor öyle keskin öyle işinin ehli. bir de pirge zwilling marka sosyete bıçağı falan değil, ahşap saplı bursa bıçağı.
0
exlibris
(10.12.25)
Her çeşit ölçekli kap, hassas terazi vs.
0
akhenaten
(10.12.25)
Yapışmaz tava +1
Salata kaseleri ve yemek ısıtılan emaye kap kacaklar en sevdiklerim

Ama geçen gün 2 tane toprK güveç aldım yopurt mayaladım ve etli kurufasülye yaptım şahne oldular. Birkaç ay kadar güveçler gözbebeğimdi. Sonra kaldırdım hshsjs
0
love and trust
(11.12.25)
Saklama kabı, irili ufaklı bisürü.
Sebze haşla koy, baharat koy, buzluğa dondur meyve koy yarın 8 tane daha alayım.
0
thesomberlain
(11.12.25)
Mutfağı sevmek böyle bir şey olmalı yahu. Benim müzikteki makamlara usullere anlamlar yüklemem gibi sen de mutfak malzemelerine anlamlar yüklemişsin. Demek böyle oluyor. Vay anasını say.sey.

Şu anlatımına bakarsak ben de en çok ipli rondoya müteşekkirim, soğan meselesini epey hafifleten bir şey. Faydacılık var romantizm yok bu konuda, maalesef. Mutfakta sanat tarafım çalışmıyor 😬
0
muhayyer divan
(11.12.25)
Şu an favorim yok; param olup aldığımda thermomix olacak.
0
auroraaurora
(11.12.25)
tost makinası. tostun bin türlüsü haricinde mangalda yaptığım her şeyi burada da yapabiliyorum. ayrıca ekmek ısıtma, patetes patlıcan kızartma, bayat gevrek ve boyozları taptaze hale getirmeye de yarıyor.
0
ground
(11.12.25)
annem thermomixini hediye etti, şimdilik en ilgimi çeken mutfak aletim bu. ikinci sırada soru “malzeme” olduğu için bir ürünle cevap vereceğim: kereviz sirkesi
0
eileengray
(11.12.25)
manuel çekmeli rondo. yüzyılın icadı.
0
Hallegadola
(11.12.25)
(22)

Eski Partner İle Fotoğraflar

Aydan Dustum
Dün bir konuşmada geçti sizlerin de fikrini merak ettim. Eski partnerinizin fotoğraflarını saklar mısınız? Eşinizin galerisinde sizle tanışmadan önce onlarca yüzlerce eski sevgilisi ile fotoğraflarını görseniz ne tepki verirsiniz? Ben başka bir ilişkiye yelken açtı isem geçmişe dair ne var ne yok te
Dün bir konuşmada geçti sizlerin de fikrini merak ettim. Eski partnerinizin fotoğraflarını saklar mısınız? Eşinizin galerisinde sizle tanışmadan önce onlarca yüzlerce eski sevgilisi ile fotoğraflarını görseniz ne tepki verirsiniz? Ben başka bir ilişkiye yelken açtı isem geçmişe dair ne var ne yok temizlerim şahsen. Ya sizler?
-1
Aydan Dustum
(09.12.25)
Unuttuğu işin hala fotolar duruyorsa sorun yapmam biraz dalga geçip silerim.
Bilinçli şekilde tutuyorsa benimle olan fotolarını silerim. sonraki kadına sorun olmasın shflsjsj.
+3
Gradient_tabanlı_mor
(09.12.25)
Kskdkd geçen sene eski fotolarimda bir tane gördüm kalmış ki uzaktan tarihi bir yerin fotosunda yani, direkt profil falan değil. Tabiki saklamıyorum, gereksiz yer kaplamasina gerek yok fotolarin zaten eğer kişinin dönüp baktığı yoksa ki o zaman daha sıkıntı.
0
logisticsmanager
(09.12.25)
saklarım. onlar benim kendi fotoğraflarım. benim eşimin benden önce sevgilisi olamaz ama oldu diyelim, o zaman bir şey diyemem. hatta birlikte bakarım.
-12
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.12.25)
Biri hayatımıza girince geçmişi öyle yokmuş gibi silinmiyor elbette ama kalmasına da ne gerek var?
+1
Amaranta ursula
(09.12.25)
Yıllar önce bir flörtum olmuştu. Bana sevgili olduğu kızların tüm fotolgraflarını sırayla göstermişti. İlk defa böyle bir şeye şahit olunca çok gatipsemistim. Ama sonra düşününce geçmişe takıntılı biri değildi belki sadece yasadigi her şey bir hatıra olarak görüp öyle saklama gereği duyuyordu diye düşündüm. En çok merak ettiğim evlendikten sonra sildi mi acaba:)
+1
egerbiryolcu
(09.12.25)
Fotoğraflar Google photosda duruyor, ne saklayayım diye çabam oldu ne de sileyim diye.
Mutfak robotu değil ki tezgahta yer kaplasın da bana engel olsun.
+1
kisa
(09.12.25)
Saklamam.
Sakladığını görürsem hiçbir şey söylemeden ilişkiyi bitiririm.
0
rock n roll
(09.12.25)
kisa +1

tek tek bir de onu mu ayıklayacağız google photosdan ?
0
jülsezar
(09.12.25)
Telefona kızarım. Onun da sürekli bakmayacağı bir yerde kalabilir.
-1
arbre
(09.12.25)
Saklıyorum, şu an hayatımda biri yok; varken eskilerinki hdd’de duruyordu. Geçen gün niyeyse aklıma düştü; saklamanın çok anlamsız olduğuna karar verdim. Elimin boş olduğu bir zaman sileceğim.
Eşim varsa, tozunu bile bırakmam şahsen.
0
lil siztah
(09.12.25)
silmem ama samimi fotoğrafları, videoları gizlerim ve sonradan dönüp bakmam.
+1
gabe h coud
(09.12.25)
ben bir süre saklıyorum, ara sıra fotoğraf denk geldiğinde eski partnere ne kadar da hissizleştiğimi görüp seviniyorum. bu bana unutabilme, ilerleyebilme kabiliyetimi kanıtlıyor.
0
loch ness
(09.12.25)
Gecmisteki bi iliskinin izlerinden bu kadar korkmak garip. Silmem, yeni partnerim de bunu sorun ederse garip bulurum. Sonucta o seyler fotograf silinse de silinmese de yasandi, gecmiste o iliski yasanmamis gibi yapmiyoruz. Fotograflari tutmakla o doneme ozlem duymayi insanlar belki ayni saniyor ya da o iliskiyi unutulmasi gereken bir hata/pismanlik olarak goruyorlar ama dogru degil bence bu bakis.
+1
ghilleinthemist
(09.12.25)
telefonda saklanmaz ya da durup durup bakılmaz. arşiv yapacaksa yapılır ama o fotoğraflarla hayat devam etmemeli.
0
Başka
(09.12.25)
Yedek arşivlerde kalan unutulmuş fotoğrafları sorun etmem. Elinin altında galeride duran fotoğrafları sorun ederim.

Eşimle tanışma, flört, nişanlılık vs. derken hala nasıl galerisinde durabiliyor zaten o da ayrı konu swh.
0
akhenaten
(09.12.25)
Silerim, geçmişe dair hiçbir şey tutmam
+1
kestane gürgen palamut
(09.12.25)
20 li yaşlarımın başında sorun ederdim bunu. Azıcık kıskançtım. Düşündüm de şimdi umrumda olmaz böyle bir şey. Sürekli açıp açıp özlemle bakmıyorsa, benimle olan ilişkisi hakkında kafamda soru işareti yoksa gerisi önemli değil. Kaç yaşında insanlarız elbette herkesin yaşanmışlıkları olacak
+1
kullanicadi
(09.12.25)
Saklamam. Bitmiş bitmiştir ne yapacağım benim için artık elin herifi olmuş adamların fotoğrafını.
0
suicides underground
(09.12.25)
muhtemelen galerimde 10000 fotosu falan duruyordur silmeye üşenirim ama benim huylandigim şey numarasını silmemek olur foto çok uzun iş.
+1
ala09
(10.12.25)
evlenene kadar arkadas kontenjanindan sakladigim basilmis fotolar vardi, evlenince hepsini yokettim.
0
cooperr
(10.12.25)
2020'den öncesindeki flört veya sevgililerin fotoğrafları yok. diğerlerinin var. ciddi bir ilişkide bulunmadıkça silmem.
0
rain when i die
(10.12.25)
silerim, silinmesini beklerim. insan eski sevgilisi ile olan fotoğrafları niye saklar ki? anlamsız.
+1
elorelia
(10.12.25)
(13)

Ne düşünüyorsunuz aşağıdaki foto hakkında?

Kahvedesu
https://eksisozluk.com/img/tafdf2wa
-1
Kahvedesu
(07.12.25)
Kısıtlı bir kesim için böyle ama genel olarak katılmıyorum, yani instagram'da ya da tv'de gördüğümiz birbirinin benzeri insanlar (estetik makyaj vs) toplumun genelini kapsamıyor, etrafımızda "normal" insan çok var.
+1
kizil karga
(07.12.25)
İki gün önce Bostanlı'da dolaşırken kafama takılan şeyin birebir resmini yapmışlar valla.
0
Mirket
(07.12.25)
Bunu yapmak istediler ama başaramadılar bence. Çünkü bu bir ekonomik rahatlık gerektiriyor ve o rahatlık bizde yok 😍
-2
muhayyer divan
(07.12.25)
Düz fön terörü işte. Düğünlerde gelin hariç herkes bu şekilde.
0
ground
(07.12.25)
Doğruluk payı var ama abartılı biraz.
+1
etna
(07.12.25)
Fön değil olay. Dudaklar, makyaj, saçlar hep aynı. Takım elbise gibi. Giyersen bizdensin. Bu da human suit.
+1
gabe h coud
(07.12.25)
Doğru değil. 90'ların da bir modası vardı, görselde ima edilen yanlış. Her dönemde belli bir eğilim var, ama kimse de tek tip değil. Bu muhabbetler bitmiyor ayrıca... antik çağda bile bu tarz şeylerden yakınan insanlar var.
0
akhenaten
(07.12.25)
romanya'da yaşıyorum ve hiç bir kadın birbirine benzemiyor. çok değişik tipte kadınlar var partiye gitsen de bükreşte metroya binsen de.
0
rain when i die
(07.12.25)
goz onundeki ve parali insanlar icin buyuk oranda dogru.
goz onunde olmayan ve cok da parasi olmayan ortalama insan icin ise kismen dogru diyebiliriz.
0
cooperr
(08.12.25)
Belli sosyokültürel ve maddi seviyenin üzerindeki kişiler için doğruluk payı var.
0
onyx
(08.12.25)
%100 dogru bir görsel
0
koela
(08.12.25)
Sokakta gördüğüm insanlar böyle değil +1 Çeşit çeşit insan var.

Sosyal medyada böyle olabilir onu bilmiyorum kullanmadığım için.
0
peki madem
(08.12.25)
türkiye için yarı geçerli. Yurtdışı için geçersiz.

sık gezen biri olarak söylemek isterim, bu kadar estetik operasyon türk ve arap kadınlarına özel bir şey.
0
galahad reloaded
(08.12.25)
(5)

Senelik taahhüt çilesi

akhenaten
Bu vodafone'un tüm tarifelerini bir liste halinde görüp seçebileceğim bir şey yok mu gerçekten yahu? Bu 10gb, bu 50gb, bu 100gb al seç gibi bir şey yok mu?Geçen sene sürekli wifi elimin altında diye bin dereden su getirip tarifemi 20gb'a düşürmüştüm. Bu sene wifi olmayan bir ortamda sıkça vakit geçi
Bu vodafone'un tüm tarifelerini bir liste halinde görüp seçebileceğim bir şey yok mu gerçekten yahu? Bu 10gb, bu 50gb, bu 100gb al seç gibi bir şey yok mu?

Geçen sene sürekli wifi elimin altında diye bin dereden su getirip tarifemi 20gb'a düşürmüştüm. Bu sene wifi olmayan bir ortamda sıkça vakit geçireceğim diye tarifemi yükseltmeyi düşünüyordum ama bana sunulan seçenekler sırasıyla 18gb > 13gb > 10gb > 6gb ve Sınırsız.

Yani baya ya sınırsız al ya da "defol" git denmiş. Müşteri hizmetlerini arıyorum bana söylenen şey "sizin kullanım alışkanlıklarınıza en uygun tarifeleri önerdik..." Annesiyle tartışan ergen psikolojisine girdim yemin ederim. Resmen telefonu elinden alınan çocuğa döndüm.

Hayır internet sitesini açıyorum, oradan tarife seçince sadece hattımı taşı ve yeni numara al diye seçenekler çıkıyor. Başka operatöre geçsem bu sefer de yok yerden tahsis ücreti, ruhsat ücreti falan çıkacak başıma.

Bıktım yemin ediyorum her sene yeni bir dert.
0
akhenaten
(05.12.25)
Vodafone'un online işlemleri çöptür. Ne bilgi verir, ne seçenek sunar. Başka operatöre geçmenin masrafı yok, o masraflar yeni numara almak için. Taahhüt falan yoksa geçin başka operatördeki beğendiğiniz bir kampanyaya.
0
mikro patlama
(05.12.25)
taahütünüz bitmek üzereyse bence hattınızı taşıyın. operatörler yeni gelenlere daha avantajlı paketler sunuyorlar. ben geçen ay vodafone - telekom geçiş yaptım memnunum.

siz büyük internet paketi istemişsiniz, linkte güzel paketler var. turkcell'e de bakın ama turkcell biraz daha pahalı oluyor sanırım.

bireysel.turktelekom.com.tr
0
exlibris
(05.12.25)
Ekimde hat taşıdım. Ekstra bir ücret ödemedim. Her zaman hattı taşıma daha karlı oluyor

E devlette tarife karşılaştırma seçeneği var diyorlar. Oraya bi bakın.
0
elorelia
(06.12.25)
buradan tarifeleri karşılaştırabilirsiniz: www.turkiye.gov.tr
0
inawen
(06.12.25)
Değiştirdim gitti, bugün yine sinir ettiler. Komple numaramı değiştirip yeni hat aldım. Teşekkürler herkese.
0
🌸akhenaten
(06.12.25)
(12)

Çelik tavadan randıman alamıyorum. Yapışıyor sürekli.

ground
Restoranlar nasıl kullanıyor. Her şeyi yapıyorlar. Ben yumurta bile yapsam olmuyor. Bir ton bulaşık sorunları oluyor. Bazı uygulamalar var denedim olmuyor. Yağı bol falan mı kullanmamız gerekiyor nedir??
Restoranlar nasıl kullanıyor. Her şeyi yapıyorlar. Ben yumurta bile yapsam olmuyor. Bir ton bulaşık sorunları oluyor. Bazı uygulamalar var denedim olmuyor. Yağı bol falan mı kullanmamız gerekiyor nedir??
+1
ground
(04.12.25)
Evet yapışmaz olmayan pişirme kaplarının genelinde yağlama daha önemli. Yapışmazlara çok alışıksanız farkında olmadan yağı az koyuyor olabilirsiniz.

Bir de tavadaki yemeğin uygun derecede pişmiş olması lazım yapışmaması için. Az pişmişken de yapışır, çok pişmişken de. Bunun ayarını deneye yanıla bulabilirsiniz.
0
akhenaten
(04.12.25)
Tavayı en az 1 dakika ısıtacaksın
Su damlaları ile test edeceksin
Damlalar civa gibi tavada buharlaşmadan hareket ediyorsa sıcaklık yeterlidir
Yağ ekleyip ocağın ateşini kısacaksın

Örnek youtu.be
+4
grimavi
(04.12.25)
Yağla ilgisi yok tavayı su damlattığında buharlaşmadan cız cız su damlası dans edene kadar ısıtman gerekiyor. Youtube'da vidoları var izlersin. Ardından ateşi kısıp yağ damlatıp yumurtanı yapışmadan pişirebilirsin
+4
Mcfly
(04.12.25)
Üstteki iki cevap +1
0
kisa
(04.12.25)
çelik tavalara şöyle birşey yapıyolar. bir dene istersen

www.youtube.com
-1
Fodera
(04.12.25)
Ayrıca tabanı ince tavalar böyle yapabilir.
Hem iyi ısınmış hem de tabanı kalın olması lazım.
0
etna
(05.12.25)
Bu bana da oluyor bazen, iyice isinmasi lazim, bir de biraz pistikten sonra karistirilmali, erkenden karistirilirsa yapisiyor. Su testi olayinda da ufak bir not duseyim, yag koymadan once tavadaki su tamamen buharlasmadiysa kurulamak gereiyor yoksa yag koyuldugunda patlama yapiyor.

Celik tencerede sut kaynatanlar icin insanliga bir not daha dusmek istiyorum. Sebebi hakkinda bir fikrim yok ama tencereyi sutu koymadan hemen once cok sicak suyla guzelce yikarsam ve cok ince bir su tabakasi birakip sutu onun ustune koyarsam yapismiyor. Aksi taktirde induksiyonlu ocakta neredeyse kesin yapisiyor.
0
mbond
(05.12.25)
Evde çelik dışında tava yok. Tam bir çelik severim ama patatesli yumurta, İspanyol omleti yapamıyorum. Bazı yemeklerin çelik tava ile yapılabileceğini düşünmüyorum. Patates işi bozuyor.
0
gnosis
(05.12.25)
yeterince ısıtırsan yağ bile koymasan yapışmaz. sadece tam pişmeden dokunma.
0
gercekdunya
(05.12.25)
Fodera'nin cevabindaki tava karbon celik. Normal celik tavadan farklidir. Bildiginiz normal celik tavalara uygulamayin onu.
0
osssy
(05.12.25)
osssy'nin normal çelik dediği paslanmaz çelik. Fodera'nın attığı video tavanın paslanmaması için , çok ince yağ tabakası ile polarize edilerek kaplanması.
0
Mcfly
(09.12.25)
çelik can'dır :) iyice ısıtıp kullanıyorum bende, yapışma hiç ya da çok az oluyor (yapılan şeye göre değişiyor)
0
sweetoffice
(09.12.25)
(16)

Bu flört de mi olmaz

euteamo
Her şeyin doğrusu bilen sevgili ekşiciler,Daha önceki yorumlarınız nokta atışı olduğu için yine size danışmak istedim.Malum bi etkinlikte tanıştığım bana bi yakın bi soğuk yapan saçma sapan biriyle buluşmuştum ve adam bana eski kız arkadaşlarını falan anlamıştı detaylı bir şekilde. saçma sapan bi ak
Her şeyin doğrusu bilen sevgili ekşiciler,

Daha önceki yorumlarınız nokta atışı olduğu için yine size danışmak istedim.

Malum bi etkinlikte tanıştığım bana bi yakın bi soğuk yapan saçma sapan biriyle buluşmuştum ve adam bana eski kız arkadaşlarını falan anlamıştı detaylı bir şekilde. saçma sapan bi akşam yaşamıştım. Her sabah günaydın mesajı vs yazan adam buluşmadan sonra da bir daha hiç yazmadı ben de ona yazmadım, ilginç bir deneyimdi ama biraz canımı sıktı itiraf edeyim. Çünkü normalde kafamı çevirip bakmayacağım adam bi kaç saçma mesajla yakın gibi davrandığı için resmen düştüm hahah.


Neyse biraz bu mevzudan kafam dağılsın diye uzun süredir tanıdığım (6-7 senedir ama toplam 4 kere biri de hariç hep başkalarıyla birlikte görüştüğüm) İspanyol bi çocukla daha sık görüşmeye başladım. Çok iyi Türkçe biliyor ve Türkçe konuşuyoruz bu arada.

Bu çocuk da sıkıntılı bir ilişkiden çıkmış bol dopaminli. O kızı unutmaya çalışıyor anladığım kadarıyla. App’lerden falan da birileriyle görüşüyormuş, kendisi anlattı. Onu hep ben davet ediyorum bi yerlere, o da geliyor. Bir kere bienal gezdik beraber çok eğlendik. 5 saat falan takıldık yemek yedik. (hesabı ben ödedim – bunu daha sonra beni evine davet ediyor onu açıklamak için söylüyorum). Güzel sohbet ettik ilişkiler neden yürümüyor vs muhabbeti oldu. O zaman bana applerden insanlarla görüştüğünü anlattı falan komik birkaç bişi. Eski kız arkadaşından ve dopamin mevzusundan bahsetti. Benim de bu buluştuğum saçma insanın bana yaşattığı sanırım aynı şey dopamin, bağımlılık yaptı haha

Neyse o akşam başka arkadaşlarımızla buluşmamız gerekiyordu, o sigara içmiyor ve dumana vs alerjisi var. Oturduğumuz yer öyle olunca o hiç oturmadan kalktı. Ben de çok ilgilenmedim açıkçası.

Buluştuğumuzda Türk kadınlarından yakındı, hepsi evlenmek ve çocuk istiyor falan dedi. Biraz itici geldi bu şekilde anlatması itiraf edeyim benim çocuk- evlilik gibi bi düşüncem yok ama yine de itici geldi. Bir de “pasaport olarak görüyorlar”. Dedi. Benim vize problemim yok o yüzden böyle rahat konuşmuş olabilir ama yine de itici geldi.

Yolda yürürken birinin beni süzdüğünü söyledi. Ben de fark etmedim dedim. Hakkaten de fark etmedim, etmem. O zaman ben Türk erkekleri gibi değilim dedi, işte biri bir kıza bakarsa onunla kavga etmem mealine gelen bir şey söyledi. Hindistanda öğrendiği bir masajdan bahsetti falan filan hahah ama genel olarak eğlenceli bi gündü.

Neyse bir hafta sonra ben yurt dışında bi yere gittim ve ona bi foto attım güzel bir sanat eseriyle. O zaman ona da kusura bakma başka yerde oturabildik, neden kalktığını anlayamadım falan dedim. O da işte önemli değil seninle çok güzel vakit geçirdim falan dedi. Yemeğe gel, yemek pişirmeye başlamak istiyorum dedi. Harika olur dedim. Bir daha yazmadı. Bu Perşembe oldu, Salı günü ben yazdım yarın senin o taraftayım işin yoksa buluşalım diye. O da bana gel dedi. Ben de işim geç bitebilir erken biterse gelirim dedim. İşim de erken bitti, çok yorgun olmama rağmen gittim evine. Ben biraz daha romantik bir şey bekliyordum sanırım. Gerçi çok kibardı ve gayet güzel bir yemek pişirmişti. 2 saat falan oturdum ve ertesi gün de işim olduğu için kalktım. Benimle metro istasyonuna kadar yürüdü. Gayet güzel bir sohbetti ama çok arkadaşça gibi geldi. Bana mı öyle geldi yoksa bilemedim. Acaba ben ona yemek ısmarladım diye mi eve davet etti, bilemiyorum. Dün akşam görüştük. Ne o yazdı sonra ne de ben. Bu adam beni friendzone mu yaptı acaba, bir şey çıkar mı? Tatlış bir insana benziyor, yorumlayım pls.
-1
euteamo
(04.12.25)
Ablam bu kadar değişik tipi nereden buldun. Bu kadar eve gidip cinsel öbüşme olmadıysa gay falandır. Olmaz kısaca. Uzatmayayım. Normal insan bul.
0
arbre
(04.12.25)
adam seni friend zonelamis.
üstüne düsersen olur ama uzun soluklu zor. adam ispanyol. niyetini belli et, bir daha evine gittiginde kesin öbüsürsünüz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.12.25)
İçini kimse bilemez, ama anlattıklarıza bakalım;

1- Unutmaya çalıştığı birinden size bahsetmesi
2- İlişki konusu açılınca görüştüğü insanlardan bahsetmesi
3- Oturulan mekan sebebiyle başka yol önermeden ortamdan sıvışması
4- Türk kadınları özelinden "hepsi ilişki istiyor" vurgusu (ilişki yaşamakla ilgilenmiyor)
5- Birinin süzdüğünü söylemesi (wingman eğilimi)
6- Yoktan gelen kavgaya girmem muhabbeti (benden beklentin olmasın mesajı)
7- Konuşma başlatma ihtiyacı duymaması

Bunlar arasında bence en kritik olanlar 2. ve 4. maddeler. İlgi duyduğunuz birine hiçbir zaman böyle yaklaşmazsınız.

Bunları analiz edince sizi friendzone'a itmeyi geçtim. Umut vermemek için çaba harcıyor gibi. İlginiz olduğunu anlamış ve bu ilgiyi beslemek istemiyor.

Sonuç: Tamamiyle umutsuz.
+2
akhenaten
(04.12.25)
@arbre gayet kibar aşırı normal bi çocuk aslında, gay değil :-P
0
🌸euteamo
(04.12.25)
anlatılan son paragrafta netliğe dair bir şey yok. hep olaylardan ve flörtöz davranışlardan anlam çıkartılmış. ben artık bir şeyi hareket olarak ya net ya da söz olaraksa da net bir şekilde söylüyorum. açıkçası bunları net yapmadığınız şekilde insanlar gidiyor ve sizin anlattığınız şekilde bol kafa karışıklığı olan durumlar yaşıyorsunuz. netlik candır.
0
evimin paspasi
(04.12.25)
Olmaz, siradaki gelsin. Ama böyle mikroskop ile inceler gibi iliskiyi an be an anlam çıkarmak için inceler, kafaya takarsan zaten hic bisey olmaz. Sal be kardesim...
+1
duster
(04.12.25)
ayrıl koko diyorum.
0
mungojerry
(04.12.25)
@cosmicstring yani ciddi derken güzel vakit geçirmek istiyorum sadece normal bir insanla :-) daha nasıl net sinyal gönderebilirim onu da bilmiyorum. Şimdiye kadar her buluşmayı ben ayarladım. Bence o beni anladı ama eski kız arkadaştan dolayı onun kafası karışık. Bu bir soğuk bir sıcak yapan insanlar karşı tarafın dengesini altüst ediyorlar. O kızla yaşadıklarıyla karşılaşyürüyorsa benden sıfır dopamin aliyor çünkü kaos yok haha
-1
🌸euteamo
(05.12.25)
Öncelikle bir ilişkiden beklentiyi kesinleştirmek lazım. Ayrıca mevcut durumda karşı tarafın manipülasyonuna açıksınız. Evlilik, çocuk, vize muhabbetinde ağırlığınızı koymamışsınız, teslim olmuşsunuz.

Adam resmen one night stand'ın yolunu yapmış, gelecek sıfır. Endorfin, dopamin, serotonin, adrenalin salgılamak için güzel fırsat ama mantıklı bir ilişki için süper saçma bir seçim.

Eski eleman kızlardan bahsedince problem oluyor ama bu eleman online görüştüğü kızları anlatınca sıkıntı yok, destekli atabilirim ki yeni elemanın ekonomik durumu ve tipi eskisinden daha iyi.

Özet : Neeeexxxt.
0
kimlanbu
(05.12.25)
@kimlanbu desteksiz attın haha ekonomik durum da tip de sanırım eşit. ikisi de çok tipim değil aslında ama diğeri hakkaten deliymiş. adam görüntülü arayıp tüm evini göstermişti - yatak odası, banyosu dahil haha - bana yakınmış gibi yapmak için. bu arkadaşın evine gittim ve sadece salonunu gördüm hahaha. diğer arkadaş gerçek bi deliydi sanırım. ayrıca öbürüyle buluşmamız date'ti hakkaten ve saçmaydı eskilerden bahsetmesi. ispanyol arkadaşı yıllardır tanıyorum date gibi buluşmadık ve konuşurken gelişti ben de anlattım. ayrıca yemekte eskilerden hiç bahsetmedi gibi. Ama haklısın maalesef manipülasyonuna açığım, kabul.
0
🌸euteamo
(05.12.25)
Normal değil anlattıkların.
Adamın evine gitmişsin sevişme olmamış. İspanyol da sıkıntı var.
0
Cezcez
(05.12.25)
senin baktığın gibi bakmamış çocuk bu olaya. sen flörtleşmişsin ama o sıradan arkadaş gibi yaklaşmış. belki kafasında seninle ilişki yaşamayı düşünmüştür ama seni koyacak yer bulamamıştır.

bu çocuk tanıdıkça daha çok nefret edeceğin biri. bu konularda pek yanılmam. ben o vibe'ı aldım. şu an sevgilin olmadığı için yeni yeni görüştüğünüz için her şeyi sana güzel geliyor can sıkan şeyleri de tolere ediyorsun ama tanıdıkça daha tersi olacak.

gelişmelerden bizi haberdar et.
0
koela
(05.12.25)
bu kadar direkt bir insanın romantik bir ilgisi olsa çok net belli ederdi. seninle arkadaşça ilgileniyor.
0
orpheus
(05.12.25)
@koela niye öyle dedin ya haha Türk erkeklerinden zaten tanıdıkca nefret ediyoruz ispanyoldardsn da mı öyle olacak
0
🌸euteamo
(05.12.25)
İncitmeden kırmadan nasıl anlatırım bilemedim ama,
Nefes alsın yeter kafasındaki aç Türk erkeği alışkanlığından sıyrılıp,
Seçici, doymuş, Avrupa erkeğine geçiş yapamamışsın diye düşünüyorum.
Adam seninle ilişkiyi mevcut durumdan daha öteye taşımak istemiyor işte.
Çok basit değil mi?
0
Mirket
(05.12.25)
O kadar ileri gitmek istememiştim ama,
Her sabah günaydın mesajları yazan adam ilk buluşma sonrası iletişimi kesiyorsa,
App'lerde dolaşan adam, hep senin aramanı bekleyip o kadar davetkar davranışı görmezden geliyorsa
adamlarda yanlış aramayı bir kenara bırakman gerekmiyor mu? Nefes alıyor olman yetmiyor demek ki.

Aynı şey erkek halimle üstüste iki kez bana olsa, öncelikle dişçime giderdim. Nefesim falan mı kokuyor diye.
0
Mirket
(05.12.25)
(11)

Spotify top 5 muzisyeniniz kimler çıktı?

sekizdokuzon
Benimki şu şekilde: https://ibb.co/991SgNDfSiz bu sene en çok kimleri dinlemişsiniz?Teşekkürler.
Benimki şu şekilde: ibb.co

Siz bu sene en çok kimleri dinlemişsiniz?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(03.12.25)
spotify yok youtube müzik versek?
i.imgur.com
sigma boy bizim ufaklığın eseri. :D
0
lazpalle
(03.12.25)
Bu yıl müzik çok az dinledim (1500 saat kadar). Genelde konserlerden bir kaç gün önceden başlayarak setlistlerin üzerinden geçme şeklindeydi o da.
%9’luk sert çocuklar kolektifi kulübündeymişim \m/
0
lil siztah
(03.12.25)
ben bu sene spotify'ı neredeyse bıraktım.
ailede olduğum için iptal etmedim aboneliğimi ama pek az dinliyorum artım.
o yüzden listem garip olmuş.
ama yaklaşık on yıldır 1 numara değişmedi, açık ara tüm platformlarda o grubu dinliyorum.

i.imgur.com
0
biseysorcaktim
(03.12.25)
bende liderliği preslava aldı. geri kalan liste de böyle.

68 bin dakika müzik dinlemek de cidden biraz abartı olmuş.

imgur.com
0
deveyidiken
(03.12.25)
0
mutekebbir
(03.12.25)
Sene bitmediği için Spotify'ın yayımladığı için istatistiklere güvenmiyorum. Last.fm'i bekliyorum esasında ben. Ama yine de aşağıya bırakayım.
hizliresim.com
Hasret bitiyor, nasipse top1'i seneye dinleyeceğim. 4ü kaçırdım. 3'ten de önümüzdeki sene ümitliyim. 2-5i canlı dinlemesem de olur.

Bu arada imgur linklerini açamıyorum.
0
Amaranta ursula
(03.12.25)
Benim müzik zevkim biraz garip

imgur.com
0
akhenaten
(03.12.25)
sona doğru geçiş biraz avangart oldu

imgur.com
0
phoarbix
(03.12.25)
imgur.com
Müzik konusunda zerre istikrarım yok.
0
kobuzchu kiz
(03.12.25)
bu arada ekliyim, ben bunun doğru sonuç verdiğine kesinlikle inanmıyorum.
En çok dinlediğim şarkıyı 26 kez dinlemişim sözde. ancak eylül'den beri taktığım bir şarkı var; günde en az bir kez, bazı günler 5 kez falan dinliyorum; ve listede adı sanı yok. en barizi bu ama diğer verileri de bana göre gerçeği yansıtmıyor.
0
lil siztah
(03.12.25)
lil siztah +1. çalma sayılarını eklemişler. saymayı herhalde ekimde falan bırakıyorlar çünkü sadece kasım ayında en çok dinlediğim şarkılar, en çok dinlediklerim listesine rahatlıkla girebilecekken girememişler. e biraz ne anladım bu işten oluyor. bu sebeple nihai sonuçlar için last.fm bekleyenlerden olsam da şöyle:
Pink Floyd, sezen aksu, tracy chapman, Taylor swift, hazier şeklinde :D
+1
black holes in the sky
(03.12.25)
(19)

Bu Davranış Fitne Çıkartmak Mı Oluyor?

lapetitemort
Diyelim ki sevgilinizle tartıştınız. Sevgiliniz de sizi çok az tanıyan güzin ablasına gitti ve dertleşti. O kişi de sevgilinize karşı sizi kötüledi, "bununla olmaz" tarzı söylemlerde bulundu. Siz de bunu barışınca sevgilinizden öğrendiniz.O yorumları yapan kişiye yaklaşımınız ne olur? Oluşturduğunuz
Diyelim ki sevgilinizle tartıştınız. Sevgiliniz de sizi çok az tanıyan güzin ablasına gitti ve dertleşti. O kişi de sevgilinize karşı sizi kötüledi, "bununla olmaz" tarzı söylemlerde bulundu. Siz de bunu barışınca sevgilinizden öğrendiniz.

O yorumları yapan kişiye yaklaşımınız ne olur? Oluşturduğunuz yanlış izlenimi düzeltici mi davranırsınız? Hiçbir şey olmamış gibi devam mı edersiniz? Yoksa o kişiyle hiç görüşmez misiniz bir daha?
-3
lapetitemort
(03.12.25)
yüzüne söyle, arkamdan böyle böyle atıp tutuyorsun,sen aramızı bozmaya mı çalışıyorsun? amacın ne diye.
+4
kisa
(03.12.25)
bununla olmaz demesini gerektirecek şeyler duymuş olduğunu düşünüp güzin ablaya değil söyleyene tavır alırdım ben.
+4
neira
(03.12.25)
yani bu arada çok duyduğum bir laf vardır "sen karışma onlar barışır kötü sen olursun" diye, işte senin sorduğun da aynen bu. güzin abla kendisinden fikir almaya gelmiş birini dinleyip seni tanımadan yargılama yapmış yani tarafsız.
+4
neira
(03.12.25)
Sevgiliyi değiştir bence. Boşboğaz. Seni ona anlatıyor, Onu sana anlatıyor.
+12
Mirket
(03.12.25)
sevgili 16 yaşında filan mı?
yani sevgiliyi gidip başkasına şikayet etmek sonra duyulanları da gelip sevgili ile paylaşmak çocukluk ile salaklık arasında kalan bi davranış.
güzin abla'nın size karşı bi sorumluluğu ya da sizi övme zorunluluğu yok ki. duyduklarına yorum yapmış.
+6
elorelia
(03.12.25)
ben sevgilime kızardım. ıyyk aramızda geçenleri sağa sola anlatıyor. daha neler anlatıyor Allah bilsin. bana gelseydi seni anlatsaydı ben de derdim, bırak şu zibidiyi, sana adam mı yok diye. ne desin kadın başka.
0
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(03.12.25)
Burada ilişki sorularına cevap veren herkes fitneci mi oluyor yani?
Anlatanı dinlersin, sorana fikrini söylersin. İnsani bir davranış bu. Fitneyle ne alakası var.
+10
Mirket
(03.12.25)
sevgilin neden laf taşıyor? bence sana aba altından sopa gösterme davranışı. yaptığı da iğrenç bi şey.
+5
deartheodosia
(03.12.25)
Kıskanç kız kankaların yüzde 90'ı böyle zaten. Dalga geçerim onunla.
-4
arbre
(03.12.25)
normal davranıyomuş gibi takılırım ama ya yeri gelirse inceden laf koyarım ya da sadece enerjimle veririm o kötülüğü.
+1
bxgx
(03.12.25)
fitneci olan güzin ablasi degil, kiz arkadas. güzin abla tecrübesi kadariyla fikir isteyen kisiye fikrini söylemis. seni ona anlatip, onu sana anlatan kisi asil fitnecidir.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.12.25)
eşimle sevgiliyken ilişkimin ilk başlarında anlatmıştım böyle bir arkadaşıma. biz barıştık, arkadaşım sonrasında bunu ısıtıp ısıtıp bana tekrar söyledi. kendime de sonra çok kızdım bunu nasıl yaparım diye işte ilk ilişkim, flört dönemleri. bundan sonra en yakınıma aileme dahil ilişkimi anlatmadım anlatmıyorum
0
Hallegadola
(03.12.25)
o kişiye bir daha akıl danısmamasını soyle. herkes sevgilisini yakın arkadasına güzin ablasına ahmet abisine kankasına anlatıyor. kim o cocuk mu diye sevgiliyi suclamaya gerek yok.

öyle insanlar genelde karsı tarafı kotuler cunku.
+1
koela
(03.12.25)
fitnecilik değil.

insanlar dertlerini arkadaşlarıyla paylaşılar. ister istemez de taraflı anlatırlar, kendi açılarından yani. olayın tamamını bilmeyen arkadaşlar da anlatanın tarafını tutarlar duyduklarına göre, bir de arkadaş olduklarından. o an gereken desteği verirler.

ha sevgiliniz taraflı değil de objektif olarak anlatmasına rağmen bu yorumu aldıysa, belki de dönüp kendinize bakmanız lazım cidden kırıcı veya yanlış bir şey mi yaptım diye.

bazen arkadaşlarımız bizim görmediğimiz gerçekleri görüp bizi önden uyarabiliyorlar.

bundan olmaz denilen ve gerçekten de ondan olmayan çok kişi/ilişki olmuştur. arkadaşların, sevdiklerin seni uyarır ama sen aşktan veya toksik bağdan kör olmuşsundur ve küser barışır durursun. sonunda da cidden olmaz ve ayrılırsın.

illaki kötü bir yorum olmayabilir. burada da herkes sürekli her türlü ilişkisi hakkında yorum alıyor. çünkü bazen dışarıdan bir göz bize görmediğimizi gösterebilir.

ben genelde objektif oluyorum eğer olayın tamamını duyduysam, arkadaşım haksızsa haksız olduğunu söylüyorum. sonra da bana kızıyor "sen benim arkadaşımsın benim tarafımı tutman lazım" diyor. bu sebeple de bazen ne olursa olsun onu destekliyorum: "sen haklısın, bu heriften bir bok olmaz" vs...
+2
art cat chocolate
(03.12.25)
Naçizane bir dost tavsiyesi. Eşiniz, sevgiliniz hakkında ayrılmış/boşanmış olsanız bile samimi, güvendiğiniz kişilerle bilgi paylaşmayın. Yarın barışırsınız, tekrar beraber olursunuz ama hayatınızdaki o kişiyle alakalı başkaları gereksiz detaylar öğrenmiş olur. Bazıları da meraklıdır, özellikle sorarlar :) onlara da “he” deyip geçin…
+2
yankee jumping
(03.12.25)
yapan kişinin niyeti kötü mü değil mi ona bakmak lazım bence. sevgiliniz olayı anlatınca öylesine yorum yapmış da olabilir. herhangi bir kötü niyetle yapmamış olabilir.
+1
Sadece soruyorum
(03.12.25)
Arkadaşlar mahkeme değil ki, arkadaş dert dinler destek olur. Ben sevgilimin, eşimin arkadaşını daha baştan ondan taraf görürüm. Zaten samimiyetim çok ilerlemez, birlikte otururuz ederiz, eğleniriz falan tamam ama o kadar. Doğrusu da bu bence.

Fitne çıkarmak olduğunu düşünmüyorum bu açıdan.

Diğer taraftan sevgilimin gidip her tartışmamızı arkadaşlarına anlatması benim için çok olumsuz. Bir kere yeri gelir bahseder, ama bu tekrarlıyorsa ciddi sorun. O ilişkinin taraflarından biri benim ve o olay benim de özelim. Ayrılırız arkamdan istedikleri kadar atıp tutsunlar önemli değil, ancak böyle evde ne yaşadığımı duyup bildiğine emin olduğum birilerinin olması benim için sorun açıkçası.
+1
akhenaten
(03.12.25)
bence partnerin arkadaşlarıyla dertleşmesinde sorun yok, aralarında konuştukları da aralarında kalır beni ilgilendirmez.

benim merak ettiğim eğer siz arkadaşla neden görüşmüyorsun gibi bariz bir durumu sorgulamadıysanız, partneriniz neden konuşmasını size aktarıyor? ve partnerinizin bu konuşmayı size aktardıktan sonraki beklentisi nedir? bence düşünmeniz gereken bu.

bir sebepten partneriniz arkadaşını sizin gözünüzde güvenilmez kılmaya, sizi ondan uzak tutmaya çalışıyor olabilir.
+2
tnz
(03.12.25)
Sorunlu bir sevgilin var dedik ama sen gidip barışmışsın, daha çok soru sorarsın gibi başarılar.
+2
ekimoloji
(03.12.25)
(13)

Yapay zeka işleri bitiriyomuş, işsiz kalacakmışız

xephyr
Selamlar, Bizim beyaz yakaları böyle bi stres bastı. Yazılımcılar filan eskisi kadar ordan oraya zıplayamıyor. Neyse böyle bir görüş var, genel olarak 2025-2035 arası birçok kişinin işsiz kalacağı öngörüsü işte.Hp, amazon, google gibi şirketler de baya işten çıkarma yaptılar. Piyasa destekliyor bu s
Selamlar,

Bizim beyaz yakaları böyle bi stres bastı. Yazılımcılar filan eskisi kadar ordan oraya zıplayamıyor. Neyse böyle bir görüş var, genel olarak 2025-2035 arası birçok kişinin işsiz kalacağı öngörüsü işte.

Hp, amazon, google gibi şirketler de baya işten çıkarma yaptılar. Piyasa destekliyor bu söylemleri yani.

Lakin anlamadığım şey şu, nüfus belli, bu adamların işsiz kalması aslında tüketim tarafının kısılması demek. Herkes verimlilik için kelle kopartıyor ama o adam artık amazondan alışveriş yapmayacak. Hp laptop almayacak. Youtube premium almayacak vs.

Bu durumda kısır bir döngüye giriyor gibi oluyoruz. Tüketim yoksa bu sefer üretimin anlamı kalmayacak. O yapay zeka sunucuları yapacak iş bulamayacak.

Dünyayı yöneten aileler ne düşünüyor acep bu gidişatta? Herkesi asker yapıp, kuru fasulyeyi dayayıp, kavga mı ettirecekler? Ya da 3 kuruş işsizlik maaşı ile texas arazilerinde ırgatlık mı yapacaz?

Teşekkürler.
+1
xephyr
(30.11.25)
www.weforum.org

www.ebsco.com


Bu iki kavramı iyice anlarsan sorduğun soru da netleşir senin için. 70’lerde tek maaşlı fabrika işçisinin ev araba aldığı dünyadan buraya geldiğimiz gibi, ev arabanın sadece lease edildiği ve şirketler için yaşayacağımız bir evrene gidiyoruz. Ars forums vs zamanında 2000’lerde bunları çok konuşurdu
+3
avatar is back
(30.11.25)
Şahsi görüşüm ve şirketin de yaptığı yatırımları kullanmaktan öğrendiklerim (copilot entegre, palantir, kinaxis vs bir sürü şey);
Şimdi benim yeni bir ürün grubum var. Bu ürün grubunda eskiden reorder point denilen bir lanet ile yaklaşık 3000 tane komponent yönetiliyor, MRP yok. Her hafta raporla shortage hesaplanıyor.
Kinaxis ile bu tamamen ortadan kalkiyor, machine learning ile son iki senede ortalama bu komponentler ne kadar kullanilmis vs yeni forecast var mi derken bana resmen gelecek iki sene tahmini ne kullanacagimi çıkarıyor.
Önceden bunu supply chain manager yapiyormus. Satin almaci da takip ediyormus. Su an bu görev tamamen gitti.
Yapay zeka; bunu daha çok palantirde görüyorum. Bana "su itemler x zamandir satılmıyor, karlari da düşük. Bunlari öldür diyor product managera misal.

Yani benim şu an gördüğüm tedarik zincirinde bizim işimizi daha iyi yapmamizi sagliyor.
Yalnız normal islerde ben sıkıntıyı yapay zekada değil offshoreda görüyorum. Bizde bütün operasyon işleri hindistan'a gitti. Benim misal direkt satın alma, sourcing, indirekt satın alma, lojistik hepsi hindistan. Kısacası daha yapay zeka gelmeden bu kısım tamamen yok oldu.

Açıkçası ben tedarik zincirinde şu son 1 senede gördüğüm sorunlardan sonra 10 senede yerimin yapay zeka ile dolmasina şaşarım çünkü benim sirketim full yapay zeka olsa da tedarikciler, forwarderlar değil. Çok afedersin 10 kişilik Japonya'daki tedarikçiyi gel yapay zeka ile yönet yani ya da Fas'ta İngilizce maillera Fransızca yazan amcayi yönet.

Benim gördüğüm etki belli bir çerçeve içinde hareket eden ya da işi okumak, analiz etmek olan sektörlerde falan sıkıntı olabilir. Misal yazılım çok normal sıkıntı olmasi, sonuçta ortada işin alfabesi var. Milyon kaynak var.
Gene diğer sorun misal consulting. Bu consultinglerde işi analiz etmek, araştırma yapmak olan juniorlar olurdu. Onlarin yarisina gerek kalmıyor.

Onun dışında bugün bir tane kartonun eksikliği sebebiyle 6 tane kişiden değişim onayi isteği oldu üretim durmaması için. Bunun için bile 6 tane kişinin onayı istenen yerde sektörleri komple yapay zeka dönüştürmenin riskini alacak babayiğit yok şimdilik. Misal yapay zeka hatası sebebiyle kontrat yanlış çıktı ya da yapay zeka hatası sebebiyle 1 yerine 1 milyon alındı vs. Bunlarin riski kimde sorusunun cevaplanmasina daha var.
Ben açıkçası offshore'dan daha çok korkuyorum. Çünkü hindistan'da zehir gibi insanlar var, çok iyi çalışıyorlar ve elini sallasan binlercesini buluyorsun bir anda.
+1
logisticsmanager
(30.11.25)
Doğru, Türkiye'nin önde gelen yazılım şirketlerinden birindeydim. Geçtiğimiz haftalarda işten çıkardılar. Zannımca her 6 ayda bir en düşük performans gösterenleri çıkartıp yavaş yavaş eleman sayısında küçülmeye gidilecek. Artık herkese AI ile iş yaptırıyorlar ve gerçekten muhteşem sonuç çıkardığını ve verimliliğimizi %70'ye yakın arttırdığına bizzat şahidim. Artık sadece en iyilerin kalabileceği bir döneme girdik. Bir sonrakinde de en iyilerin en iyileri kalacak ve böylece az sayıda maksimum verime ulaşana kadar devam edeceğini düşünüyorum.
0
duyurunun bug'ı
(30.11.25)
Buna ek olarak çoğu firmanın geleceği düşündüğünü düşünmüyorum. Çoğu şu an productivity yükseltip revenue peşinde. Zuckerberg, musk falan 20 sene sonra ne olacağını umursamiyor. O sonraki jenerasyon sorunu onlara göre.
Gene de dediğim gibi herkesin işsiz kaldığı senaryoyu utopik görüyorum. Şahsi görüşüm tabi.
-2
logisticsmanager
(30.11.25)
Bu kadar uzun vadeli öngörülerde bulunmak kolay değil.

Ama bahsettiğiniz senaryo doğru.

yine de iktisatta en temel konulardan biri şu:
Bir ülkede ne bolsa o ucuzdur. Avrupa'da, ABD'de, Çin'de teknoloji bol, o yüzden teknoloji ucuz. Bazı ülkelerde insan bol, o yüzden insan emeği ucuz. Yani burada ekonomik tercihler devreye girecek. Bazı alanlarda ai daha ucuz olunca ona gidilecek, bazı yerlerde insan daha ucuz olduğu için o devam edecek.

Hindistan'da otomatik kapının tamiri daha pahalıya geliyor diye, vardiyayla kapıyı açıp kapatsın diye insan çalıştırıyorlar mesela. Otomatik kapı yine ama insan açıyor.

Şimdi biraz daha derine inelim.

Çok uluslu bir şirkette pazarlama alanında çalışıyorum.

Bu konuda çok ciddi yatırımlar yapan bir şirket.
Ve bu yıl şirketin global inovasyondan sorumlu yöneticisi şirketin geliştirdiği ai projesini anlatmak için geldi. Proje muhteşem. Birçok departmanın, bakın kişinin demiyorum departmanlardan bahsediyorum, işinin önemli bir bölümünü dakikalar içinde yapabiliyor. 2-3 gün süren bir işi 2-3 saate indirebiliyor. Ama tabii ki bu işlerin %40'ını yapabiliyor. Ama bu şu demek, o departmanda çalışan 10 kişiden 4'üne gerek yok gibi.

Öte yandan adam çok kritik bir şey söyledi, ai şu anda fikir üretemiyor, şimdilik. Yani hayal gücü yok. Senin ona çizdiğin sınırlar içinde analiz yapıyor, senin ona çizdiğin yol haritasını uyguluyor vs vs. Otomasyon konularında muhteşem bu arada.

İşte burada diyor ki, fikir üreten insanlar bu işten şimdilik en az etkilenenler olacak beyaz yaka dünyasında. Tabii ki rol değiştirerek. Fikir üreticisi değil, fikir küratörü olacaksınız. Yani terzi değil, gardrop için en ideal parçayı seçen küratörler. Bu ai'ın yapamayacağı bir şey. Ai'a nasıl fikir aradığını öğrettiğinde senin için denemeler yapabilir. Ama en doğrusunu yine sen seçiyor olacaksın.

Yazılımcılardaki durum da bu. AI sana sıfırdan bir proje geliştiremez. Ama sen bir projenin mimarisini oluşturursan ne yapacağını biliyorsan parça parça o projeyi inşa edebilirsin. Ama ai'ın sana üreteceği parçalar yine lego blokları olacak. O lego bloklarını kullanarak sen inşa edeceksin yine.

O yüzden istihdam azalacak bu da doğru. Otomasyona dayalı işler, robotikle de birleştiğinde daha az insana ihtiyaç duyulacak. Fabrikalar vs.

Şu da var, 21. yüzyıl fikri mülkiyet ve patent yüzyılı. Bu devrin ekonomik değeri bu. Üretim gücü değil. Patentin varsa, ürünü nerede ürettiğinin kimin ürettiğinin önemi yok. iPhone'u sen tasarladıysan ister çin'de ürettirirsin, ister abd'de. Üreticinin önemi azaldı artık. Ama o patent sende olduğu sürece para eden şey de o.

Avrupa, ABD, Japonya, Güney Kore zaten bunu uyguluyor yaklaşık 60 yıldır.
Gelişmiş ülkelere bakın, çoğunun patent gücü üretim gücünün üstündedir.
Çin de son anda bu treni yakaladı.

Bu ülkeler ve bölgeler dışında kalan bütün ülkeler, bu ülkelerde geliştirilen fikirleri ucuz iş gücüyle üreterek para kazanmaya çalışıyor. Montaj sanayisi, ucuz işçilikli tekstil atölyeleri, ucuz hizmet sektörü (tasarım hizmetleri vs. de dahil)...

Şimdi ipin ucunun koptuğu yer de burası.
Patenti bulan adam eskiden kendi ülkesinde üretemiyordu, çünkü pahalı ve maliyetliydi.
O yüzden gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde ucuza malediyordu.

Şimdi ai ve robotik teknolojileri sayesinde belki bu üretimi de çoooook daha ucuza halledecek. Ai orijinal fikir bulamıyor demiştik ya, ama var olan fikirleri çok iyi uygulayabiliyor, üretim yapabiliyor, otomasyon yönetebiliyor.

Şimdi olası senaryolara bakalım: Avrupa için
Yani hani "nüfusu yaşlanıyor, nüfusu azalıyor avrupa batacak" diyorduk ya mesela, tam tersi azalan nüfus işlerine geliyor artık. Az sayıda nitelikli nüfus, o nitelikli nüfusun altyapı işlerini görecek ai ve robotik teknolojileri, onlar için üretim yapacak, onlar için sokakları temizleyecek, onlar için asfalt dökecek, çöp toplayacak vs. (Çin'de tamamen robotlar kullanarak yol inşaatı falan yapıyorlar artık). Yani bu işler için tuttuğu göçmen nüfusu da yavaştan ülkelerine gönderecek. Zaten mecbur gidecekler çünkü iş bulamayacaklar. Ha avrupa'nın bir handikapı şu, ağır sanayiye çok yaslandı ama teknoloji devrimini kaçırıyor. Onlar da çin ya da abd'ye bağımlılar şu anda ai konusunda.

ABD:
Nüfusun nitelikli kısmı refah içinde yaşarken, niteliksiz nüfusu ya göç edecek ya da bu varlıklı kesimin güdümünde çalışacak hayatını idame ettirecek. Avrupa'yla benzer senaryolar. Zaten artık mülk sahipliği giderek zorlaşıyor. Leasing sistemi, kiralama seçenekleri gündemde. Beyaz eşya firmaları bile spotify gibi abonelik sistemine geçiyor bazı bölgelerde. Servet sahibi değilsen, evini, arabanı, eşyalarını, kullandığın tüm hizmetleri kiralayacaksın, belki hatta şirketler sana iş yaptırmak için maaş yerine bu ödemeyi yapacaklar sadece. Bir de eline cüzi bir miktar kalıyor olacak. Dediğim gibi ai yüzünden işlerin tamamı kaybolmayacak ama işsizlik oranları artacak. Sistemin içinde kalmak isteyenler sermayeleri yoksa şirketlerin dayattığı koşullara razı olacak, uyumsuzlar da dışarıda kalacak. Şu anda da böyle zaten. Sadece daha görünür olacak bu netlik.

Japonya&Kore:
Bunlar zaten patent manyağı memleketler. Inovasyon konusunda çok ciddi seviyelerdeler. Kore hyundai sayesinde boston dynamics gibi bir devi satın aldı. yakın zamanda bu konuda çok ciddi atılımlar yapacaklar. Benzer senaryolar bunlarda da geçerli. Zaten dışa kapalı toplumlar çok göçmenleri yok nüfus nitelikli buralar şu ankinden çok farklı olmaz.

Çin
Ucuz iş gücüyken dünyanın bir diğer inovasyon merkezi olma yolunda ilerliyor. Çılgınlar gibi teknoloji geliştiriyorlar, patentler alıyorlar. Robotikte ve ai konusunda çok hızlı ilerliyorlar. Özellikle ai konusunda batılılara göre daha az regülasyonla uğraştıkları için etik metik yok bam bam geçiyorlar. Çin'de zaten nitelikli biriysen önün açık sistemde. Nitelikli değilsen bir şirketin bünyesinde ucuz işçisin. Hayatı fabrikalarda geçen insanlar var. Fabrikada yaşıyor, orada konaklıyor, orada yemek yiyor, orada çalışıyor. AI sebebiyle bu tip yapılar daha fazlalaşacaktır.

Geri kalan ülkeler:
Bu treni yakalayamayan ülkeleri zorluklar bekliyor gibi bir durum var. Mesela Türkiye tarım ülkesi diyoruz değil mi? Ama tarım ve hayvancılık ağırlıklı olarak insan gücüne dayalı. Çünkü insan emeği türkiye'de daha ucuz. Türkiye'de teknoloji yoğun bir çiftlik kurmak istediğinizde hem kurulum maliyeti yüksek, hem beşeri sermaye dediğimiz arge zayıf yani bunu da dışardan alacaksınız onun da maliyeti yüksek, hem de yatırımın geri dönüşü uzun.

Ama hollanda'da teknoloji ucuz. O yüzden adam insansız tarım yapıyor neredeyse.

Şimdi Türkiye bu aşamada rekabet ediyor. Maliyetler yakın birbirine. Ama bir noktada insanın kapasitesi sınırlı. Robotik teknolojileri hem daha da ucuzladığında, hem de verimliliği arttığında aradaki fark açılacak.

Mesela türkiye'de marul yetiştiriciliği nasıl yapılıyor? Topraktan.
Hollanda'da nasıl yapılıyor? fabrikada.

Senin 1 dönüm arazin var. 1 ton atıyorum mahsül alıyorsun. Tanesi marulun 10 cent diyelim.

Hollandalının da 1 dönüm arazisi var. Ama adam dikey topraksız tarım sistemi kurmuş. 10 kat çıkmış. Yani 1 dönümden 10 ton ürün alıyor. İlk fark burada.

Sen tarımda doğa koşullarına bağlısın.
Adam kapalı yerde yaptığı için otomasyonu yani yapay zekayı bağlamış iklimi kontrol ediyor. Hastalık var mı yok mu bin tane kamerayla ürünleri izliyor.

Sen insan işçiliği kullanıyorsun.
Adam tarım için uygun robotlarla çalışıyor. Saksıları robotlar ekiyor, saksıları robotlar suluyor, yetişen ürünleri robotlar topluyor, kasalıyor paketliyor.

Youtube'da belgeselleri var. 10 ton ürün veren marul çiftliğini 2 kardeş idare ediyor robotlarla. Bugün o da 10 sen de 10 cente üretiyorsun.

Ama yarın onun teknolojisi gelişince onun maliyeti 8 cente inecek belki. Üstelik sen 1 dönümde 1 ton üretmeye devam ederken, o belki 1 dönümde 20 ton üretmeye başlayacak. İşte o zaman fark açılacak. Onlar daha zenginleşirken sen yerinde sayacaksın.

Yani gelişmiş ülkeler ai'dan nasıl etkilenir bilmiyorum ama az gelişmişler özellikle ucuz iş gücüne yatırım yapanlar bazı riskleri görmeliler.
+7
anten
(30.11.25)
@logisticsmanager'e bir yere kadar katılıyorum ama biz hep şöyle düşünüyoruz; yapay zeka yanlış yaparsa sorumlusu "kim" (hangi insan)? burada kaçırdığımız olay şu; biliyorsunuz geçmişte yapay zekanın dil modeli geliştirip kendi aralarında bir bağ kurduğundan falan bahsedilmişti. yani şunu demeye çalışıyorum yapay zekayı da yapay zeka denetleyecek. mesela şu an yapılan "müzik devrimi" bu müziklerin iyi ya da kötü olduğuna kim karar verecek. yine yapay zeka verecek :)
+1
Rondak
(01.12.25)
Ben demek istediğinizi anladım ancak kurduğunuz mantık düşündüğünüz sonucu doğurmuyor aslında. Amazonun kendi personeli tarafından yapılan alışveriş amazonun yıllık hasılatının herhangi bir bindesine bile tekabül ediyor mu ki? Diyelim bu konuda hassasiyet gösteren insanlar bu şirketleri boykot ettiler, bu işten çıkarmalar artınca, şirketler çeşitlenince ve hatta genele yayılınca ne olacak? Hangi biri boykot edilecek?

Sizi amazon işten çıkardı ve siz de amazon kullanmamaya başladınız X şirketinden alışveriş yapmaya başladınız diyelim, kullandığınız X şirketi de kendisi için karlı olan bu yola eninde sonunda girdiğinde ne olacak?

Kafanızı kurcalayan nokta sadece bu temel üstüne kuruluysa sorunuzun cevabı net aslında. İşten çıkarmalar bu şirletleri zora sokmayacak.
0
akhenaten
(01.12.25)
@akhenaten; sanirim arkadas bu tarz isten cikartmalar sonucu coken orta sinifin keyfi harcamalara pay ayiramayacagini, ve dolayisiyla isten cikarma yapan firmalarin dolayli olarak mal ve hizmetlerini satin alacak insanlari bulamayacagini soyluyor. boykottan bahsetmiyor yani, orta sinifin cokusunden bahsediyor.

dedigi elbette olacak. late stage capitalisme kafa ustu cakiliyoruz hayirlisi olsun. ai gibi, otomasyon gibi verimlilik arttirici sistemlerin sefasini surecegimiz yeni bir dunya duzenine elbette gecilecek, ancak o vakte kadar yani muhtemelen onumuzdeki 10-20 sene bizi cok sikintili donemler bekliyor. sinif gecislerinin askiya alindigi, cok kisitli bir elit sinifin kendi varoluslarini milyarlarin sefaleti pahasina devam ettirmeye calisacagi bir doneme giriyoruz.

benim tahminlerim su sekilde.

1) varlik sahibi insanlar su ana kadar hep yaptiklari sekilde kendi guclerini daha da arttirmaya calisacaklar, ve dunya uzerinde siyaset ve medya mevkilerine yakinliklarindan dolayi bunda ilk once basarili da olacaklar. (bence su anda bu asamadayiz. amerika'da yoksul muhafazakar kesimin kendi elleriyle trump'i secmesi, ve trump'in onlarin ulasabilecegi egitim ve saglik hizmetlerini budamasi, kendilerini hukumet islerinden kovmasi dunyanin en komik fikrasi olabilir)
2) ancak durum oyle bir noktaya gelecek ki insanlarin ezici cogunlugunun hayattan bir beklentisi kalmayacak. kaybedecek seyi kalmayan insanlar ciddi bir sosyal calkanti yaratacak.
3) ic savaslar, veya dupeduz savaslar sonucunda toplumlar uzerinde biriken gerilim bosalacak. bu bosalma sonucunda bir 100 sene daha gidecek yeni bir toplumsal duzen olusacak. bu duzende insanlar verimliligin tavan yaptigi bir gerceklikte, daha guzel bir dunyada yasayacaklar. gelismis ulkelerde cokmekte olan nufus ciddi bir bolluk yaratacak kisi basina dusen varliklarin artmasindan dolayi.

velhasil uzun vadede ne olacagini kestirmek guc, ancak ayni gectigimiz 10 senede yasadigimiz gibi kisa vadede onumuzdeki yillar da hep bir oncekinden daha kotu olacak maalesef.
+1
antikadimag
(01.12.25)
yazılımcılar işsiz kalınca tüm işliler işsiz mi kalıyor? onun için mi aşağıdakini yazdın?

Lakin anlamadığım şey şu, nüfus belli, bu adamların işsiz kalması aslında tüketim tarafının kısılması demek.

yazılımcılar işsiz kalınca yazılımcıların işsiz kalmaları öncesi ve sonrasında buldukları işten elde ettikleri gelir ile arasındaki fark kadar ekonomide (kısır bir bakış açısıyla) eksilme olur. kira yiyen yine kira yiyecek. pazarda don satan yine kafasına geçirmeye devam edecek. dönüşüm her zaman vardı, her zaman olacak. bu taksiciler ne yesinden farkı yok dediğinizin. ne yerlerse yesinler. who cares. yazılımcıların toplam işgücündeki oranı nedir? aşağıya yuvarlarsak sıfır.
0
gabe h coud
(01.12.25)
@antikadimag demek istediğimi özetlemiş. yazılımcı, beyaz yaka birer örnekti aslında. konu orta sınıfta işlerini kaybedecek kişilerin harcamalarını kısacağı, verimliliği arttıran firmaların ise mal/hizmetini satacak müşteri bulamaması. kısır bir döngü olacak sanki.
0
🌸xephyr
(01.12.25)
yazilim bundan 50 yil once sirketlerin ar-ge departmanlarinda deneysel calisan, daha cok bilim alanina yakin bir isti. o nedenle sirketlerde elle sayilacak kadar az sayida yazilimci calisirdi. daha sonra yazilim problemlerine kitlesel cozumler bulundukca herkesin yapabilecegi ve ogrenebilecegi bir alan oldu. bu sayede sirketlerde cok buyuk oranda yazilimci calismaya, yazilimci talebi artmaya, ve bu is populer olmaya basladi. simdi yazilim yine eski haline donuste, yani daha cok bilim ve arastirma alanina kayacak gibi gozukuyor. hala cozulmemis yazilim problemleri var, yapay zeka ile dogrudan cozulemeyecek problemler de olacak. yazilimcilar bu dar alanda yapay zeka yardimi ile bu tarz problemlere cozum arayacaklar. bu nedenle de sirketlerde daha az yazilimci ihtiyaci olacak, bircok sirket icin gereksiz olacak. yani iyi olanlar kalacak, digerleri baska alanlara yonelecek.

ama veri bilimi, devops gibi alanlar yapay zeka ile gelisim yasar, yani yine iyi yazilimcilar bu alanlarda verimli olurlar.

insanlik tarihinde de ekonomik donusumler hep var, hala bunun icindeyiz. hatta su anda dunyada hem bundan 100 yil oncesini yasayan hem de 100 yil sonrasini yasayan bolgeler var. bunlara bakarak cikarim yapabiliriz. ornegin teknolojik gelisimin tamamlanmamis oldugu yerlerde is gucu, emek on planda. ornegin tarim ile gecinen bir toplulukta iyi kazma kullanan, agir kaldiran degerli. makina tamir edebilmek, demir uzerinde calismak yuksek nitelik. simdi bu toplumlarda yonetim, strateji, planlama gibi isler yok denecek kadar az.

modern toplumlarda ise kaba kuvvet yerine, yoneticiler ve stratejistler degerli ve yogun calisan kesimi olusturuyor. yuksek degerli isler ise daha cok sanat ve eglence ile yer degistiriyor. gunumzde bakin ekonomik olarak rahat, yasamak icin kosturmak zorunda olmayan kesimim deger verdigi seyler guzel bir tablo, nadir bir saat, iyi tasarim bir yat.

yani tahmin ettiginiz uzak gelecekte, beslenme, saglik, barinma gibi temel seyler herkes icin rahat ulasilabiir olursa, insanlar temel olarak rahat bir hayat yasar, bol zamanlari olur, bu sayede farkli isler populer olur. ornegin bundan 30 yil once eglence sektorunde youtuber olmak gibi bir is yoktu, simdi insanlarin daha cok bos zamani oludugu icin bu bos zaman youtube uzerinden eglence ile doldurulma ihtiyaci dogudu, artik bu tarz eglence isleri artti. spor gibi alanlar da populer olur, cunku kisisel zaman artinca insanlarin spor takip etmeye, spor uzerinden eglenceye, ve ek olarak spor yapmaya daha cok zamani olur. tarim toplumunda spor alaninda "personal trainer" ihtiyaci yok, ama yeni modern hayatta bu isi yapan cok.

kisaca babalarimizin, dedelerimizin bos beles isler dedigi isler ilerde populer profesyonel isler olur. ekonomi bu isler uzerinden doner, direkt kaba isleri ise makinalar yapar, yapay zeka planlar.
+2
emrahday
(01.12.25)
Bu şekilde uzun vadeli öngörülerde bulunmak zor çünkü modellemeyi etkileyen parametreler değişebilir ve genellikle mevcut koşulları düşünerek bir öngörü oluşturmaya çalışıyoruz.

Öncelikle yapay zekada henüz zannedildiği gibi bir gelişme yok. Hala daha eski algoritmalar kullanılıyor. Son birkaç senedir bu algoritmaları çalıştıran işlemciler geliştirildi, elimizdeki veri arttı ve bu veriyi işlemeyi daha verimli hale getiren bazı düzeltmeler yapıldı. Yani ortada bir yenilik yok, sadece daha hızlıyız. Bundan 30 yıl önce de benzer çıktıları alırdık ama cevabı almamız belki 1 gün sürerdi.

Yeni algoritmalar ortaya çıkmadan yapabileceklerimiz bu kadar. Mevcut durumda devrimsel gelişmeler yaşanmayacak, sadece veriyi daha iyi kullanacağız ve sistemler biraz daha hızlanacak. Yapay zekayı eğitip kendi sektörüne, kendi işine adapte edenlerin maliyetleri düşebilir.

Yapay zekadan asıl beklenen fikir üretme, daha önce hiç yaşanmamış deneyimlerle karşılaştığında yorum getirebilme, çözüm üretebilme, gerektiğinde çözüm sunabilme, kendi kendine öğrenme gibi konulara şimdiki durumla ulaşılamaz. Yarın yeni bir algoritma geliştirilirse, yeni durumun sınırlarına bakarak yeniden yorum yaparız.

Hal böyleyken nasıl bir ekonomik düzene geçeceğimizi kestirmek zor.
0
iustitia omnibus
(01.12.25)
Cevaplara hızlıca göz gezdirdim. Allahtan : "Yapay zeka işimizi almayacak, işimizi kolaylaştıracak" diyen arkadaşlar gelmemiş. Muhtemelen kendileri issiz kaldı. O yüzden gelip burda yazmaya utanıyorlar. Sürecin nasıl olacagı belli işini kaybeden arkadaşlar beden gücü gerektiren işlere yönecek. Tabi o tarafta da yıgılma olunca ne olacagı muamma
0
limonlu eksi
(01.12.25)
(6)

Tükenmiş, yorgun, stresten bunalmış olsa da bir anne çocuğuna bağırıp, dayak tehdidi, sarsma gibi hareketler yapabilir mi? Normal mi karşılanmalı?

psmstc
Ben ne olursa olsun 2-3 yaşında bir çocuğa bu davranışların olmaması gerektiğine inanıyorum. Yeğenim içeceği içeceğinin içine makarna tanesi attı diye ablam kızdı bağırdı, yemek sandalyesinde oturmuyor iniyor hep diye sarstı çocuğu çocuk ta ağladı gitti odasına. Ben de gittim yanına “Anne bana kızdı
Ben ne olursa olsun 2-3 yaşında bir çocuğa bu davranışların olmaması gerektiğine inanıyorum.

Yeğenim içeceği içeceğinin içine makarna tanesi attı diye ablam kızdı bağırdı, yemek sandalyesinde oturmuyor iniyor hep diye sarstı çocuğu çocuk ta ağladı gitti odasına. Ben de gittim yanına “Anne bana kızdı diyor.” yazık.

Ablama diyorum böyle yapmamalısın, Stresten bunaldım tükendim çünkü artık diyor.

Babannem Tek başına eşi vefat ettiği için 6 çocuk büyüttü mesela. Bana şimdiki ebeveynler çok tahammülsüz geliyor tek çocuk olmasına rağmen.

Ablam hafta içi yarım gün de çalışıyor bu arada.

Siz ne dersiniz?
0
psmstc
(30.11.25)
Öncelikle annelik çok zor bir şey kabul ediyorum ama nolursa olsun çocuğun öz güveni dikkate alınmalı. Benim abimde öfke problemi var o da yeğenlerime bazen en ufak şeylerde bagirirdi. Yemek yerken kaşığı düşürdü ayranı döktü gibi sebeplerden. Çocuğun öz güveni çok etkileniyo. Bazen sakinken gel kitap okuyalım derdi yegenime yeğenim sen kızarsın deyip çekiniyordu veya babasıyla kitap okuyunca çok belli oluyordu yanlış yaparsam kızar endisesiyle okuduğu. O yüzden bazen diyorum ki iyi ki yengemle bosanmislar ve çocuklar annesinde diyorum yalan yok. Ebeveynler için belki basit şekilde düşünülen öfke patlamaları çocuklarda yetişkinlikte de kalıcı tavmalara sebep oluyor bence.
0
egerbiryolcu
(30.11.25)
Araba sürmek için ehliyet gerekiyor, çocuk yetiştirmek için gerekmiyor. Yanlış bu noktada başlıyor.

Ek: O tükenmişlik hissiyle kocasına bağırabiliyor mu, ya da kocası ona?

Kocası ona bağırır hatta örselerse 'Ah canıııım, tükenmişlik hissi yaşıyor, dur ben şuna yardıma gideyim diye kayınpeder mi geliyor?

Hakkaten bazı cevaplar fazla toy.
0
Mirket
(30.11.25)
gecmisle kiyaslamak yersiz cünkü
1. sartlar ve ebeveynlik anlayisi farkli
2. cocuklar farkli
3. soruna cözüm üretmiyor.

eger anne kisisi yardim cagrisinda bulunuyorsa, ki ablaniz acikca tükendigini dile getirmis, bu da bir cagridir, ona bu yardimi saglayarak bu olaylarin yasanmasini engelleyebilirsiniz.
anneye yardim etmek de ben bebekle ilgileneyim, o yemek yapsin, ütü yapsin demek degil. anne bebegiyle ilgilensin, yardim eden kisi isleri yapsin demek. yarim gün calisiyorsa bile demek ki basa cikamiyor. anneme ütücü tutup ütü derdinden kurtarmak bile cok iyi gelmisti mesela.
soruna cözüm aramak yerine, a a a bu hic normal degil, diyerek ruhsal olarak darda olan kadinin üstüne gitmek, tam olarak atese benzinle yaklasmak gibi. yapici olmaktan uzak.

ebeveynler de robot degil. elbette yoruluyorlar, sinirleniyorlar, bagiriyorlar, agliyorlar. cocuklari öyle pamuklara sarip sarmalayamazsiniz. böyle bir ebeveynlik yok cünkü cocuklari laboratuvar faresi gibi bir bubble icinde yetistirmiyorsunuz, life happens. bazi cevaplar fazla toy.

üstteki edite hitaben, evet bagiriyor. tükenince heekese bagiriyor. ilk cocuktan sonra istatistiksel olarak bosanma sikligi hayali degil. www.bbc.com
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.11.25)
evet yapabilir. çok normaldir.

bu yeni neslin her şeye "aaa uuu" yaklaşmasından sıkıldım artık.
-2
tchuck
(30.11.25)
Belli ki anne çok tükenmiş. Bir anne olarak o kadar normal karşıladım ki. Tabi ki doğru bir davranış değil ama benim de zaman zaman tükenip kafamı duvara vurduğum olmuştur. Annelik çok zor. Eskilerle karşılaştırmamak gerek.
+1
suicides underground
(01.12.25)
Hayatta her şey oluyor. Bir insan tükendi diye sizin de olaya şahit olan biri olarak "ha tükendiği için yapıyor ya, sorun yok devam" demeniz gerekmiyor. Ancak engizisyona tabi tutmak da bir o kadar anlamsız bence.

İnsanlar yanlış şeyler yapabilirler. Bir anne çocuğuna haksız sebeple kızabilir, bu dünyada yaşanmamış şok edici bir olay değil. Ancak doğru da değil.
+2
akhenaten
(01.12.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.