Giriş
(14)

Türk edebiyati olmazsa olmazlariniz

Purple life
Roman- hikaye kategorisinde mutlak oku dediginiz neler var?
Roman- hikaye kategorisinde mutlak oku dediginiz neler var?
+1
Purple life
(04.03.26)
ferit edgü - hakkari’de bir mevsim. yeri çok ayrıdır.
+2
lüzumsuz adam
(04.03.26)
Daha iyileri elbette vardır ama Orhan Kemal'in Eskici ve Oğulları bence vizyonsuzluğun ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu çok iyi anlatıyor.

Harcanan potansiyel, ebeveyn ve evlat çatışmasının yarattığı sorunlar, kendi kafesini kuran aileler, o ailelerden kaçmak isteyen çocukların doğurduğu problemler, fakirliğin ve iş bilmezliğin romantize edilmemiş gerçek hali. Bence herkes bir kere okumalı.
+3
akhenaten
(04.03.26)
Sait Faik'in Semaver, Lüzumsuz Adam, Alemdağ'da Var Bir Yılan kitapları.
Orhan Kemal +1
Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Huzur
Kemal Tahir Devlet Ana
Tarık Buğra Osmancık
Yakup Kadri Yaban
Halide Edip'in kurmacalarından çok Türk'ün Ateşle İmtihanı ve Mor Salkımlı Ev
Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar üçlemesi, Fikrimin İnce Gülü
Füruzan Parasız Yatılı
Ferit Edgü'nün kısa hikâyeleri
Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar, Tutunamayanlar
Son dönemde belki Murat Gülsoy, Ayfer Tunç'un ilk romanları. Ali Teoman olabilir. Orhan Pamuk Benim Adım Kırmızı
+4
black holes in the sky
(04.03.26)
Orhan Pamuk, Kemal Tahir ve son zamanlarda okumaya başladığım Reşad Ekrem Koçu benim için iyi ki Türkçe biliyorum dedirten başlıca üç yazardır.
0
sekizdokuzon
(04.03.26)
Peyami safa nın yalnızız ve bir tereddüdün romanı,
Köy romancılığı için, Fakir Baykurt
Barıç Bıçakçı kitapları,
Hasan Ali Toptaş kitapları bence çok güzel ama maalesef boykot, karakteri kötü, ama yazdıkları maalesef çok başarılı, maalesef, maalesef,
Oğuz atay +1 diyorum hem tehlikeli oyunlar hem korkuyu beklerken
Adalet ağaoğlu + 1
ayfer tunc da +1 ama bazen de sevmiyorum biraz kararsız bırakıyor,
hüseyin rahmi gürpınar okunmalı,
Ercan Kesal, çok severim ne yazsa okunur,
Suat Derviş, çağına göre bence iyi yazmış,
İsmail güzelsoyu da severim,
Vedat türkali
+1
a perfect lie
(04.03.26)
Yaşar Kemal denmemiş bir kere bile abov

Edit: Herkesin zevki kendine tabii ama ben Tanpınar'ı 1 numaraya koyarım. Yaşar Kemal 2, İhsan Oktay Anar da 3 bence
+3
vedatchilipeppers
(04.03.26)
Bilge Karasu.
+1
tiredofwaiting
(04.03.26)
İhsan Oktay Anar
+2
anatomik
(04.03.26)
yukarıdakilere ilave olarak Yusuf Atılgan. Aylak Adam ve Anayurt Oteli.
0
awlmi
(04.03.26)
Benim için yerli edebiyattaki en önemli eser Aşk-ı Memnu’dur. Kitaplığımda farklı basımlarda üç Aşk-ı Memnu’m var, kıymetlilerim.

Bunun dışında ilk aklıma gelen olmazsa olmazlarım;
*Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür - Hüseyin Rahmi Gürpınar
*Bir Gün Tek Başına - Vedat Türkali
*İnce Memed - Yaşar Kemal
*Yenişehir’de Bir Öğle Vakti - Sevgi Soysal
*Seher - Selahattin Demirtaş
*Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan
0
mutekebbir
(04.03.26)
Puslu kıtalar atlası - İhsan Oktay Anar
+1
ekimoloji
(04.03.26)
Sabahattin Ali :
İçimizdeki Şeytan
Kuyucaklı Yusuf
Kürk Mantolu Madonna

Ahmet Hamdi Tanpınar:
Huzur
Mahur Beste
Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Peyami Safa:
Yalnızız
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Orhan Pamuk:
Benim Adım Kırmızı
Kara Kitap
Cevdet Bey ve Oğulları
0
su olsam ates olsam
(04.03.26)
Roman: Tanpınar, Yaşar Kemal, Oğuz Atay
Öykü: Mustafa Kutlu
+1
but that was just a dream
(05.03.26)
Vüsat bener, latife tekin, oğuz Atay, feyyaz kayacan kesinlikle okunmalı
0
adivar
(19 saat)
(7)

Flörtlerinizde fail hikayeleriniz alınır

gabe h coud
Birine fit diyeceğime "çok sıkısın" demiştim. Kafa gitmiş, chicken translate gibi bir şey olmuş. Ne sıkı, nerem sıkı falan diye terslemişti. Sıkısın ne abi. Aşka doğru yelken açarken bir anda alabora olmuştum :))Aklıma geldikçe yazarım.Güno bu arada. Gününüz güzel geçsin.
Birine fit diyeceğime "çok sıkısın" demiştim. Kafa gitmiş, chicken translate gibi bir şey olmuş. Ne sıkı, nerem sıkı falan diye terslemişti. Sıkısın ne abi. Aşka doğru yelken açarken bir anda alabora olmuştum :))

Aklıma geldikçe yazarım.

Güno bu arada. Gününüz güzel geçsin.
-4
gabe h coud
(04.03.26)
Lise yılları. Bir kız var çok beğenirdim ve sonunda çıkmaya baslamisiz. Ama kız kilo almış yani.
Arkadaşa yazayim derken karşımda oturan kıza "bu kız da kilo almış oğlum" yazmıştım.
+2
logisticsmanager
(04.03.26)
20'li ve en hızlı zamanlarımda internetten tanıştığım bir kızla buluşmaya gittim. Fotoğraflarındakinden en az 10 yaş daha yaşlı görünüyordu, dilimin kemiği olmadığından "fotoğraflardaki kardeşin miydi" demiştim ahahgkasjdhfgj
+1
kimlanbu
(04.03.26)
Biriyle flörtleşip devam etmemiştik. Benim orada kalacağım kesin değildi falan... Aradan baya zaman geçtikten sonra tekrar karşılaştık, oturduk bir yere güzel geçti. Çaldırayım da kaydedersin dedi. Çaldıramadı, engellemişim swh. Bozuldu haliyle. Tuhaf bir durumdu o an, içimden bir yandan kendime püh suratına diyorum, bir yandan utandım, bir yandan ne desem bilemedim... Olmadı tabi.
+1
akhenaten
(04.03.26)
yüksek lisans ders döneminin sonlarındayken, aynı sıralarda üç arkadaşım (ikisi aynı sınıftan, biri de önlisanstan ama o sıralar yeniden iletişime geçmiştik; o da başka okulda yüksek lisans yapıyordu) bir yerlere davet etmişti. bölüm alanım dışında olduğundan tez konusuyla fazlaca boğuştuğum için sanırım, algılarım son derece kapalıydı; pek anlam verememiştim. yani şöyle; derse girip çıkıyoruz, herkes çalıştığı için normalde muhabbet de fazla değil, ayrıca hiç de ekstra ilgi falan göstermemişler..
ben bunların benimle flört niyetinde olabileceklerini, hepsi 3-6 ay içinde buldukları ilk kızla evlenip yurt dışına taşındıklarında anladım. hani evlenme niyeti olan kızlara derler ya, okuldan bulmaya çalışın, sonra zorlaşacak.. işte tam da onu yapmaya çalışmışlar :)
-1
lil siztah
(04.03.26)
X flörtle gittiğim yeri y flörtle gitmişim gibi y'ye anlatmışlığım birden fazladır. Geçen şurada içtiğimiz kahve... diye başlayan cümlenin boş gözlerle bakışma sonrası ulan bu değil miydi yoksa aydınlanması büyük fail.
B12 ve nörolojik sıkıntılarım vardı kınamayın...
+1
Bruce
(04.03.26)
soru cok güzel ya :) keske daha cok cevap gelse.

ben esimin fail hikayesini anlatayim. lisedeki flörtünden kiz gözlük takmaya basladigi icin ayrilmis.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.03.26)
Direkt flörtümle aramızda geçen bir şey değil ama garip bir hikayemle karşınızdayım.

Bir tane kızla flört halindeyim üniversitenin ilk senesi. Üçüncü kez görüşüyoruz sanırım. Öğleden sonra taksimde buluşup ikişer bira içtik, sohbet muhabbet derken sağlı sollu şakalarımla sersemlettim kızı. İlk defa o gün öpüştük. Güzel yani pozitif gidiyor her şey.

Akşam dağıldık, ben de bir tane arkadaşımla buluştum ama bunun yanında başka bir arkadaşı daha var tanımadığım. Neyse tanıştık o arkadaşla da merhaba merhaba. Naber naptın muhabbetleri sırasında hani bir buluşmadan geldiğimi bildiği için, kızla nasıl gidiyor, kız ne yapıyor, nerede okuyor muhabbetlerine girildi.
Verdim ben de yüzeysel, temel bilgileri ve serice konuyu geçelim istiyorum doğal olarak. Arkadaşım ama yani ben başka bir muhabbete geçmek için her hamle yapacağımda yeni bir soru soruyor. Her şeyi bilmek istiyor manyak mıdır nedir. Olum napıcaksın ya bir tane insan işte, bırak normal boş muhabbetimize geri dönelim dimi? Yok.

Bu sırada ben daha 2. soruda bunun yanındaki arkadaşında bir gariplik sezdim. Vücut dili kademeli olarak değişiyor. Adam ağzımdan çıkan her bir kelimede konuya daha dikkat kesiliyor. Bu duruma da ayrıca uyuz oldum. Ne alaka diyorum kendi kendime ama neticede tanımam etmem, üstünde durmadım.
En sonunda bu eleman konuya dahil oldu. Hem de yani zart diye lafın arasına girdi ve kızın adını sordu. Şu an hikayeyi hatırlayınca tekrar şaşırdım o noktaya kadar nasıl isim telafuz edilmemiş acaba. Söyledim kızın ismini. Herifin şekli şemali bir garip oldu. Bir hal geldi buna uçan adam sabri gibi. Ben dedi bi telefon görüşmesi falan filan bir şeyler geveledi, uzaklaştı bizden.
Ben de boşluktan faydalanıp, arkadaşıma sallıyorum "olum sen nüfus memuru musun ne her boku soruyorsun" falan ama bir yandan da diğer elemanı kesiyorum. Arkadaşıma dedim ki "bu çocuk" dedim, "ne iş lan böyle garip garip bana?". O da anlam veremedi.
Haha hihi derken çocuk bi 3-5 dakika sonra geldi.

Terleyen bıyıklarının arasından aşırı ciddi bir sesle "siz x ile nerede tanıştınız?" diye sordu. "Hayırdır neden?" dedim. Herif "o benim eski sevgilim" dedi lan.
Masaya o an çok derin bir sessizlik çöktü. Bu mahçubiyeti yaşayan bilir arkadaşlar. Müthiş boktan bir durumun ortasında bulduk 20sine merdiven dayamış 3 kişi kendimizi. Birbirimize ve yere baktık bir süre.
En sonunda sessizliği yırtan o soru geldi. "Ne zamandır görüşüyorsunuz?" dedi. Takdir edersiniz ki bu soruya cevap vermek, ersoy'un tabiriyle mayın tarlasında vals yapmak demektir.
Haliyle ben misilleme yaparak, "siz ne zaman ayrıldınız" diye sordum.
"1 hafta önce" dedi.
Hassiktir dedim ya. Tüh dedim yani.

Çok meraklı arkadaşım, mateme bulanmış yıkılmış arkadaşını aldı ve gittiler. Ben de kızla bir daha görüşmedim.
Hikayem bu kadar teşekkürler.
+1
cay koy geliyorum
(04.03.26)
(9)

Saçım kıvırcık, ince telli, kurutmayı bilmiyorum

fildirfildir
Kurutunca cadı gibi oluyorum kabarmasından elektriğinden. Krem falan sürsem sonrasında çok ağır hissediyorum. Ama sinüzitim var kurutmam lazım. Yardım edin :(
Kurutunca cadı gibi oluyorum kabarmasından elektriğinden. Krem falan sürsem sonrasında çok ağır hissediyorum. Ama sinüzitim var kurutmam lazım. Yardım edin :(
0
fildirfildir
(03.03.26)
Saça uygun köpük, krem bulmak lazım bence.

Eğer gür saçlarınız varsa John Friedanın saç köpüğünü öneririm.
Cansız saçlarda morfoseun köpükleri daha iyi olur diye düşünüyorum.

Instagram keşfetinizde muhakkak görmüşsünüzdür, saç ıpıslakken şekillendirici uygulanmalı. Duştan tam çıkarken hemen köpük, krem ne kullanıyorsanız hemen uygulayın.

Bir de vigo ile kurutmak iyi olabilir, ama bence o da saçın bazı bölümlerini tel tel yapıyor, ya da ben de kurutmayı bilmiyorum hahhaah
+2
tulumba
(03.03.26)
Köpük kullanın, eğer hızlı kurutmak istiyorsanız ama elektriklenme de az olsun istiyorsanız mecbur bir şeyler kullanacaksınız. Hızdan kastınıza da bağlı gerçi... Kıvırcık saçlar için yazan veya buklelere vurgu yapan köpüklerden seçin.

Öncelikle tarama vb işleri duştayken hallediyorsunuz. Taramak önemli, saçınızı tarayın. Ama duştayken. Duştan çıkınca kafanızı öne eğip buklelere hafifçe bastırarak (çok değil) ıslaklığı alın, havluyla kurutma hareketi yapmayın, sadece hafifçe bastırıp bastırıp gevşetin. sonra elinize biraz köpük sıkıp yine kafanız öne eğik, bukleleri avcunuzla hafif hafif sıkarak uygulayın.

En sonunda da kurutma makinasını alıp düşük üfleme ayarında, uzaktan tutup elinizle de set yaparak acele etmeden kurutun.

Köpüğü abartmazsanız kafanızda herhangi bir şey var hissi uyandırmaz.
0
akhenaten
(03.03.26)
Sertleştirmeyen köpük + vigo. Köpük olarak syoss öneririm.
0
ekimoloji
(03.03.26)
benimki kalın telli kıvırcık. duştan sonra kafama tişört sarıyorum. kurutma makinesi kullanmıyorum. yarım saat sonra saç nemlendiricisi sürüyorum. bana yetiyorsa sana haydi haydi yeter.
0
yurtsuz john
(03.03.26)
çooook pahalı biliyorum ama ole* ile başlayan o meşhur markanın nemlendirici maskesi bana iyi geldi. köpük olarak syoss. onun dışında mikrofiber havlu ya da 100% pamuklu tişörtle suyunu alıyorum. curly girl methodları incelenebilir, ama çok ürün kullanıyorlar onlar da sıkıntı. ve evet zaman alıyor ama vigo ile kurutmalı. aynı saç tipine sahibim.
-1
serialchiller
(03.03.26)
çok ürün kullanacak vaktin yoksa en kolayı köpük. benim saçlarım bi ara çok kıvırcıktı. duştan sonra tarayıp fazla suyunu alıp kafamı öne doğru eğiyordum, parmaklarımla tarar gibi ayırıyordum, taft ın saç köpüğünü elime sıkıp saçlarımın uçlarını avuçlarımla yukarı doğru ittirerek sürüyordum. sonra da fön makinesinin en düşük ayarında bi 10 dk kurutuyordum. ama kafanı öne doğru eğip aşağıdan yukarı doğru kurut hatta vigo varsa onunla kurut. kuruturken bir elinle yukarı doğru kaldır saçlarını. böyle kurutursan kıvırcıkları bozulmuyor.
0
Sadece soruyorum
(04.03.26)
ben de aynı dertten muzdariptim john frieda'nın sampuan ve saç kremini kullanmaya başlayınca cadılıktan kurtuldum :-P urban'ın da saç spreyini kullanıyorum saçım ıslakken. saçımı taramıyorum ve kurutmuyorum
0
euteamo
(04.03.26)
Saçım ince telli, dalgalı, kolay kabaran, tüleren cinsten aynen.

En son dyson ın düz taraklı ucu kolaylaştırdı işimi. Kuruturken çok havalandırmıyor. Dysonlar saça çok zarar da vermiyor.

Bununla kurutup, en tepeyi düzleştiriyle yatıştırıp topuz yapıp yatıyorum. Sabaha hem düzgün hem de çok güzel oturmuş hafif bi dalgayla kalkmış oluyorum saçı açınca. 2-3 gün bile götürüyor o saç. Yaklaşık 20 yıldır zibilyon tane saç bakım aleti/ürünü kullandıktan sonra nihayet olayım budur :)

Saç spreyi, köpük, yağ vs hiçbir şey de kullanmıyorum, hiç sevmem yapış yapış ıyk
0
su olsam ates olsam
(04.03.26)
Uzerinde frizz yazan sampuanlari deneyin
0
narod
(19 saat)
(15)

Görgüsüzlük gibi gelen davranislar

Purple life
Bana yemek paylasmak artik görgüsüzlük gibi geliyor.Benim de yaptigim bir seydi ve gercekten kötü niyetim yoktu. Ama artik görgüsüzlük ve hatta aclik gibi geliyor.Sonucta yiyen var yemeyen var. Parasini bulamayani geçtim. Diyet yapan var, alerjisi olan var. Cok degisik bir seyse cok yakinlarina gönd
Bana yemek paylasmak artik görgüsüzlük gibi geliyor.

Benim de yaptigim bir seydi ve gercekten kötü niyetim yoktu. Ama artik görgüsüzlük ve hatta aclik gibi geliyor.

Sonucta yiyen var yemeyen var. Parasini bulamayani geçtim. Diyet yapan var, alerjisi olan var. Cok degisik bir seyse cok yakinlarina gönderirsin ama full paylasmak bana artik görgüsüzlük gibi geliyor.

Günes gözlügü ve spor ayakkabi haric marka amblemi olan kiyafetler giymek de cok gereksiz geliyor.

Size görgüsüzlük ya da en azindan düsüncesizlik gibi gelen neler var?
0
Purple life
(02.03.26)
Yanlışlıkla iki kere açmışsın.

Ben de bakın kocam, evim, marka çantam paylaşımlarını görgüsüzce buluyorum.
+2
Kahvedesu
(02.03.26)
Yemek fotoğraflarına bakmaya bayılırım. Bana özellikle "bak şurası yeni açılmış gittim şundan yedim", "şu viral tarifi denedim çok güzel sen de dene" diyerek yemek fotosu atılsın isterim. Insta keşfetimin büyük bir kısmı yeme içme, mekan önerisi falan. Gördüğümde rahatsız olmam.

Marka amblemi minimal ve belli belirsiz değilse ben de rahatsız oluyorum. Boydan boya marka logolu şeyler giymem.
+3
kullanicadi
(02.03.26)
10 dakikada AI ile sunu yaptim. Bir haftasonunda bilmem ne projesi yaptim temali asiri zekali oldugunu alttan alttan vurgulayan paylasimlarin yapilmasi. Ozellikle surenin belirtilme kismi rahatsiz ediyor. Gercekci olmayan paylasimlarla insanlarin psikolojisini bozuyorlar.
+1
mbond
(02.03.26)
türkiye'de genel bir ahlaki çöküş var o yüzden görgüsüzlüğün sınırları zorlanıyor, genel olarak trafik kurallarına uymamak, hızlı giden arabadan direksiyon storysi atmak, futbol kavgası yapmak benim için yıllardır devam eden görgüsüzlük şekilleridir
+1
nahtoderfahrung
(02.03.26)
Yemek yapmak, markası gözüken kıyafet giymek benim için görgüsüzlük değil. Umrunda olan şey de değil.

Ama toplu taşımada bağırarak konuşan, “geçen x’e gittim şekerim” diyerek tüm vagona sesini duyurmaya çalışanlar benim için tamamen görgüsüz. Sabah 7 da yüksek sesle konuşanları kafam almıyor.

Kimseye zararı olmadığı sürece isterse direksiyon storysi paylaşsın, isterse biosuna yazar @ ekşi, yazsın.
-1
substituent
(02.03.26)
Yemek çok paylaşırdım ben en sevdiğim şeydi ama artık rahatsız oluyorum en büyük isteğim Instagram'a öne çıkanları gizleme özelliği gelmesi.
Çünkü bazen gittiğim bir yere ne zaman gittiğimi hatırlamam gerekiyor, yediğim o güzel yemeği nerede yediğime bakmam gerekiyor, bu gibi durumlar için kullanırdım ama artık hoşlanmıyorum sadece kendimin görebileceği şekilde saklama imkanım olsa güzel olurdu.
Kendi yaptığım şeyleri paylaşırım ama rahatlıkla, özellikle çikolata/tatlı yaptığım zamanlarda atmayı seviyorum.

Üzerinde markası belli olan şeylerden hoşlanmıyorum kıyafette asla tercih etmem bazı ayakkabılar amblem olarak belli oluyor yapacak bir şey yok Nike çok rahatsız etmez mesela ama New Balance'ın o kocaman N harfinden hoşlanmıyorum.
Çantada da üzerinde kocaman Chanel amblemi olan bir sırt çantam vardı, modeline bayıldığım için almıştım zaten orijinal değil ya rahatlığından çok sıkıntı görmüyordum takmakta bir de çok alacalı bulacalı bir modeldi göze batmıyordu.


Tamamı marka ismiyle dolu giysiler giyenleri görgüsüz olarak değerlendirebilirim sanırım hem de hiç şık değil asla anlamıyorum neden alınır bunlar.
Birinin yemek tabağımdan yemek almasını da görgüsüzlük olarak yorumlarım, sorsa bile, ne diyeyim ki alma mı diyeyim yani neyse...
Mesela atılan doğum günü kutlama hikayelerini tekrar paylaşmayı da biraz görgüsüzlük olarak yorumlarım, hızını alamayıp gelen mesajı paylaşan bile var, bence hoş değil.
0
mutekebbir
(02.03.26)
Yemek paylaşmak denince masada yediğinden ikram etmek geldi aklıma. Bunun nesi görgüsüzlük diye düşündüm. Ben sosyal medya kullanmadığım için pek fazla maruz kalmıyorum bu tarz içeriklere.
Günlük hayatta kendinden farklı olan bakışı ve davranışı ele veriyor bazılarının görgüsüzlüğü. Geçende kulak misafiri oldum. Adamın biri sokağımızda oturan engelli bir gençten "Yanlış anlamayın da engelli bir arkadaş var. Sürekli evden kaçıyor." diye birilerine sözümona dert yanıyordu. Hödük, evde zincire bağlı durmuyor o arkadaş diyemedim ya içimde kaldı. Ona kalsa sokağa adımını atmasın, kimsenin gözüne görünmesin istiyor herhalde.
Başka biri de siyahi birinin yanından L yaparak geçti. Hem ırkçı hem de saklama gereği bile duymayacak kadar sağduyusuz.
Maddi konular değil bunlar, ama kesinlikle sosyo-kültürel görgüsüzlükle alakalı.
+1
auroraaurora
(02.03.26)
yemek benim de çok gözüme batmaz. ama sadece yemek olacak. gittiği mekanı background'a alıp içki / yemek paylaşımı aşırı cringe bence.

bana daha çok ebeveynlerin yeni doğan bebekleri için yapılan şovlar görgüsüzce geliyor. balonlu ışıklı süslemeler yani. doğum günleri de buna dahil bu arada.

Avukat & doktorların instagram hesaplarına Av. ya da Dr. yazmaları da çok görgüsüzce (kişisel hesaplardan bahsediyorum iş içinse ok).

Yine marka gösterme meraklıları, evlerini gösterme meraklıları da görgüsüzler.

Sanırım bu kadar.
+1
elektr10
(02.03.26)
Yemek yiyen var yiyemeyen var, tatile giden var gidemeyen var, akşam güzel bir mekana eğlenmeye çıkan var çıkamayan var, güzel bir hobi edinmenin maddi yükünü kaldırabilen var, istediği halde yapamayan var. Bunları paylaşmak görgüsüzlük değil bence. Hatta en masumu yemek sanırım, herkes bir şekilde hergün yemek yiyor, fotoğraftakini yemese başka bir şey yiyor. Hayatı boyunca diğerlerini yapamayan insanlar var. Eğer insan hayatının doğal akışından bir parça gösteriyorsa o kişi öyle yaşıyordur. Yani az buçuk varlıklı bir insansanız hiçbir şey paylaşmamanız lazım bir yerde. Utanılacak bir şey değil ki bu.

Görgüsüzlük olan bu tip fotoğrafları imalı yorumlarla paylaşmak veya "göstermek" temasıyla paylaşmak. Hani şu pahalı otomobillerde mal beyanı yapan ve büyük ihtimal o aracın sahibi bile olmayan tipler gibi, yapaylık baya anlaşılıyor.

Bu konu dışında bence en görgüsüzce davranışlardan biri her ortamda birilerine yol göstermeye çalışmak. Misafirliğe geliyor örneğin, yok onu böyle yapsaydın, şu şöyle olmaz, bak ben seni şuraya götüreyim de orada gör bir de bunu, bak bu işi böyle yapacaksın falan diye sürekli bir şeyler zırvalayan insanlar var. Çok kötü ya, allah yakınlarına sabır versin.
+2
akhenaten
(02.03.26)
bu tarz şeyleri kafaya takıyorsak yaşlanıyoruz demektir. artık dönem değişiyor görgü kurallarıda değişiyor.

gün içinde o kadar çok görgüsüz hareket görüyoruz ki, artık düşünemiyorum bile.
0
mikahakkinen
(02.03.26)
@akhenaten +1
Birileri kolayca ulaşırken başkalarının ulaşamadığı şeylerin sonu yok ki.

Tatile çıkanların gittikleri yerlerden bol bol fotoğraf paylaşmasını çok seviyorum, merakla bakıyorum hepsine. (Müze, tarihi yerler, yabancı bir kültürün günlük hayatı, lokal yemekler... Yoksa havuz başında kokteyl fotoğrafları bir yere kadar.)
Yemek fotoğraflarıyla beraber tarifler ya da güzel restoran önerileri paylaşanları da seviyorum.
Konserden, tiyatrodan, sinemadan post atarken fikrini de paylaşanları yine seviyorum, "aa bu oyuna ben de gideyim, şu grup konsere gelirse kaçırmayayım" diye not alıyorum.

Kocişkolu, yeni gelinli, sunumlu, markalı, yapay, küçümseyen tavırlı ve bana görgüsüzce gelen şeyler paylaşan insanları zaten takip etmiyorum.
+1
kobuzchu kiz
(02.03.26)
Kalem, silgi veya yemek olsun kibarca da olsa birinin malıma çökmesi. Kalemimi unuttum alabilir miyim diyor sonra geri vermiyor. Adam silkiyor ayak üstü.

Destursuz davetsiz kişisel alanıma odama dalınması. Telefonuma bilgisayarıma bakılması. Topluca ortaya yemek alındığında sona kalan ürünlerin toplanması.
0
Hallegadola
(02.03.26)
Konu "gibi gelmek" ise yanlış kelime kullanımları, yanlış telaffuzlar, kişinin anadili hakkında yaptığı yanlışlar resmen görgüsüzlük bence. Gibi gelmesi de değil yani.
-2
muhayyer divan
(02.03.26)
alakasiz konularda surekli paradan puldan maldan mulkten bahsetmek.
alakasiz konularda dandik fistirik maasli beyaz yaka pozisyonunu one cikartmak.
surekli "ben aptal degilim, XYZyim" lansmani yapmak, kendini ispatlama ihtiyaci.
bunlar beni darlayan hareketler, malesef birkac tane cok sevdigim arkadas ile bu yuzden yollari ayirdim.

bir gazel ile bu cevabimi noktaliyorum:

derdime vâkıf değil cânân beni handân bilir
hakkı vardır şâd olanlar herkesi şâdân bilir
söylesem te'siri yok sussam gönül râzı değil
çektiğim âlâmı bir ben bir de allah'ım bilir.
+1
cooperr
(03.03.26)
Yurtdışına çıkınca her anın fotoğrafını paylaşmak…
0
but that was just a dream
(03.03.26)
(7)

Kendini bir yere ait hissedememe

ananiyimioguz
Baştan söyleyeyim herhangi bir bunalım veya varoluşsal kriz içinde olduğumu düşünmüyorum, hayatıma gayet dolu dolu devam ediyorum ama bu düşünce arada bir yokluyor, yine yoğun geldiği bir anda sormak istedim.Memur bir ailede büyüdüğümden olsa gerek, 30 yaşındayım, şuan 14. evimdeyim, 5 şehirde yaşad
Baştan söyleyeyim herhangi bir bunalım veya varoluşsal kriz içinde olduğumu düşünmüyorum, hayatıma gayet dolu dolu devam ediyorum ama bu düşünce arada bir yokluyor, yine yoğun geldiği bir anda sormak istedim.

Memur bir ailede büyüdüğümden olsa gerek, 30 yaşındayım, şuan 14. evimdeyim, 5 şehirde yaşadım, okulum da 8 kere değişti üniversite bitene kadar.

Şimdi hal böyle olunca bir yere bağlanma refleksi otomatikmen kayboluyor. Yerini uyum sağlamaya bırakıyor. Hatta aileye, insana, hayvana bağlanmada da sıkıntı var da neyse... (Yine de duygusuz ve robot gibi olduğumu düşünmüyorum ama gitmiş işte içimden bir şeyler)

Yurt dışına da gittim, londrada 2 ay, hollandada 1 ay kaldım, oradaki yaşamları da tam yabancılar gibi olmasa da biraz deneyimleyebildim. Genel olarak güzel, ama ölüp bitmedim.

Arkadaşlarımın çoğu ölüp bitiyor olacak ki veya artık burada hiç yapamıyor olacak ki yurt dışına gitti. Zaten biraz tanısanız buralarda yapamayacak, daha doğrusu yapmak istemeyecek tiplerdi. Yani zaten kimse dayatmadan dil öğrenmeler, yabancı kültür, yabancı diziler falan hak getire...

Ben o kadar oyunlar, yabancı diziler, filmler izlesem de hiç çekici gelmedi ne dilleri ne de yaşantıları. Ha refah düzeyleri, kimisinin yaşadığı evler falan hoş gelmiyor değil ama kendimi orada yaşarken hayal edemiyorum nedense.

Ama gel gelelim anadoluda da çok hayal edemiyorum. Ne burası olsun istiyorum ne orası.

Bu da bazen genel olarak dünyaya yabancılaşma gibi yansıyor bana. Arkadaşlarımın egeye, avrupaya, amerikaya kayması, benim güney doğuya gitmiş olmam da etkiliyor olabilir belki bilmiyorum. Ama buranın insanıyla da yapamıyorum. Aslında yapmasına yapıyorum da yok yani istediğim, aradığım bu değil.

İstanbulu sevsem de orada da yapamıyorum 15 yıl yaşadım ama şehir yoruyor. Ege biraz daha iyi, ama fazla modern insana tahammül edemiyorum. Az modernine de tahammül edemiyorum. Çok bilenine de edemiyorum, az bilenine de edemiyorum.

Sanırım ben ortalama bir insan oldum ama kendimi bir yere konumlandıramıyorum. Herhangi bir yere romantizm hissetmiyorum. Memleket, yurt dışı, istanbul, izmir... Bir düşünce, inanış veya kavramın fanatiği de değilim.

Bazen şeytan diyor ki yine de git bir ülkeye 1 sene dil okulu falan, o sırada uzaktan çalışmaya devam et, sonra oradan ya mesleğinden ya da hobilerinden bir iş bul çalış... Ama hiç çekmiyor ya. Kültürü, havası, insanı... Ne bileyim yorar yani.

Buralar yine daha çok bizim mahalle hani... Tüm görevleri bitirdiğin haritada geziyor gibisin. Ama şuan bile çoğu zaman tahammül sınırlarımı zorluyor, yakın gelecekte daha yobaz insanlarla dolacak gibi duruyor. Yani planlar o yönde... Dolmasa bile ürüyorlar namıssızlar.

Ne yapsam bilemedim ortaya bir sorayım dedim.
0
ananiyimioguz
(02.03.26)
bu biraz kisisel bir durum. benim için durum şöyle: ne yaparsan yap donup geleceğin yer yine kendi memleketin.

bunu biraz yemek gibi göruyorum. dünya mutfağında harika yemekler var hepsini yiyorsun ama günün sonunda ev yemeğini ozluyorsun. benim gibiysen odagini türkiye'de senin için en uygun sehire çevir.
0
buenosdias
(02.03.26)
Nereye gidersen git, ne yaparsan yap kendini bir yere ait hissedemeyeceksin. Normalde evlenip aile kurduktan sonra yerleşme hissi gelir derler ama sende o da olmadıysa bundan sonra muhtemelen olmaz.

Önce bunu kabul etmen lazım. Sonra bundan cidden muzdarip misin yoksa sadece canını sıkan bir durum mu onu anlaman lazım. Muzdaripsen hayatında bir "sabit" bulman için terapi şart. Değilsen de ara ara bu hissi yaşayıp hayata devam.
Nomadland filmini de izle derim.
0
Bruce
(02.03.26)
Ben evime ait hissediyorum, dışarıya karşı sizinle aynı hissiyata sahibim. Bu açıdan iyi para kazanabileceğim ve dışardan birilerinin zırt pırt bana nasıl yaşamam gerektiğini söylemeyeceği her yerde yaşayabilirim. İnsanlara çok kafa yormuyorum, münzevi hayatı da sevmiyorum. Sokakta yürürken her telden çeşit çeşit insan bir kalabalık oluştursun yeter.

Yapacak da pek bir şey yok heralde böyle şeyler için.
+2
akhenaten
(02.03.26)
antepteydin en son
0
Hallegadola
(02.03.26)
iyi bence boyle.
0
baldur2
(02.03.26)
Bu durum üzerine fazla düşünüyor olabilirsiniz? Bir yere ait olmak zorunda değilsiniz.
0
pembediken
(02.03.26)
Biz hâlâ birer avcı-toplayıcıyız dostum. Varmak istediğim bir yer yok, hayâl ettiğim bir yer yok. Tek isteğim "değişiklik"
0
birdirbir
(03.03.26)
(13)

kafa nakli / tüm vücut nakli

kibritsuyu
günün birinde sağlıklı bir kafayı boyundan alıp sağlıklı bir vücuda nakletmek mümkün olursa, bu işleme ne deriz? kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?yani vücuda kafa mı takıyoruz, kafaya vücut mu takıyoruz?edit: iki insanın kafalarını birbiriyle değiştirmek değil. tıbbi bir organ nakli işleminden bahs
günün birinde sağlıklı bir kafayı boyundan alıp sağlıklı bir vücuda nakletmek mümkün olursa, bu işleme ne deriz? kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?

yani vücuda kafa mı takıyoruz, kafaya vücut mu takıyoruz?

edit: iki insanın kafalarını birbiriyle değiştirmek değil. tıbbi bir organ nakli işleminden bahsediyorum. vücudu sapasağlam ama kafasına aldığı darbe yüzünden beyni/kafa bölgesi hasar alıp hayatını kaybetmiş kişiye, tam tersine, kafa bölgesi sağlam, vücuduna aldığı hasar yüzünden hayatını kaybetmiş kişinin kafasını takıyoruz. tıbben -henüz- mümkün olmadığını biliyorum, "vücudu hasar alıp ölen adamın beyni ölmüştür, kullanılamaz haldedir" gbi argümanlar konumuz dışıdır. ben işleme isim arıyorum.

ya da şu şekilde sorayım. bu işlemin sonucunda yaşayan kişi hangisidir?
📊 kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?
0
kibritsuyu
(27.02.26)
Birleştirilen parçaların boyutlarından ötürü "kafaya vücut takıyoruz" biraz manyakça geldi bana. Tencereye kapak değil de, kapağa tencere takmak gibi.

Oyum kafa naklinden yana.

edit: cevabı verdikten sonra soruyu bir daha düşündüm. afedersiniz biraz da sarhoş gibiyim ama ondan mıdır, sorunun kendinden mi tam anlamadım. Abi biz kafaları değiştiriyor muyuz ya bu senaryoda? Bir sağlıklı kafa ve bir sağlıklı vücut var. Hadi kafa sağlam olan adamın vücutta sıkıntı olsun, uzuvları falan olmasın diyelim de vücudu sağlam adamın kafasını napıyoruz? Vücudu aldık güzel, kafayı fanusa, kavanoza falan suyun içine mi bırakıyoruz yani vücut sağlamken kafa ne kadar hasarlı olabilir? Olabilir mi? Kafadan kurşunla öldüm mesela ben, vücudum sağlam sayılır mı? Sayılabilir gerçi doğru. Tam ikna olmadım ama neyse çok da şeyapmıyorum.
0
cay koy geliyorum
(28.02.26)
Vücut nakli deriz çünkü sabit olan şey kafa, nakledilen şey vücut.
+1
michael_knight
(28.02.26)
biz degisen takintili insanlariz, o yuzden vucut nakli.
0
cooperr
(28.02.26)
Böbrek nakli olduğunda böbreği naklediyorlsr eskisi atılıyor. Burada asıl kimlik kafada diye düşünüyoruz ya, beyin, o yüzden vücut nakli olması lazım. Eski vücut atılacak çünkü.
Buna rağmen hemen galat i meşhur yapıp kafa nakli denmesi lazım diyorum :)
+1
kisa
(28.02.26)
Vücut nakli. Çünkü olayın bilincinde olan kişi kafanın sahibi. O kişi de ben kafa nakli yaptırdım demez doğal olarak vücut nakli yaptırdım diyecek.
+1
sadakatsiz
(28.02.26)
Profesörün kafasını ilkokul mezununun vücuduna monte edersek diplomaları iptal mi edeceğiz? Kişi bu işlemle cahilleşecek mi? Hayır. Ya da bir erkeğin kafasını kadın vücuduna monte edersek ona ne erkek ne de kadın diyebiliriz. Cinsiyet anlamında önemli olan cinsel organlar. Kişilik dersek o zaman akıl mantık bilinç önemli.
0
ground
(28.02.26)
pandemi öncesi dönemdeydi sanırım, bu konu üzerinde çalıştığı söylenen bi cerrah vardı italyan diye aklımda kalmış. Orada konsept hep "tam vücut nakli" şeklinde geçiyordu. Çünkü kişiyi kişi yapan şey beyin. Beynin nerdeyse sen oradasın. O yüzden vücut sana naklediliyor. Ha ama muhtemelen günlük konuşmada kafa nakli denir daha ufak olanın değişmesi daha uygun gibi görünür.

Cevabı göndermeden not: Dediğim cerrahı buldum, Sergio Canavero. Kendisi de tam vücut nakli ifadesinin kullanılmasını destekliyormuş bu konuda.
+1
nundu
(28.02.26)
Ben mi yanlış anlıyorum, vücudum sağlam, kafam parçalanmış, sağlam bir kafa naklediliyor bana, o zaman kafa nakli oluyor.
0
(28.02.26)
@Gı, sen kimsin? Vücudu kendinin sayıp kafanı neden saymıyorsun? :) ben dediğin şey kafanda zaten. Vücuduna kafa takmayacaklar, kafana vücut takacaklar ki sen yine sen olabilesin. Kafan olmazsa o vücut da senin değil.
0
sadakatsiz
(28.02.26)
Siz, bizzat kendiniz olarak, kafa nakli yaptırdım diyemezsiniz, çünkü o zaman konuşan siz olmazsınız. Tüm vücudunuzu değiştirmişsinizdir.

Ancak başkaları sizin vücudunuza kafa nakli yaptırıp siz olmayan biriyle hayatlarına devam edebilir. Vücut sizin olur, ama siz orda olmazsınız. Onlar sizin vücudunuza yeni kafa taktırmış olur.

Yani ikisi de mümkün, ama sizin bulunduğunuz perspektiften siz asla kafa nakli yaptıramazsınız.
0
akhenaten
(28.02.26)
@sadakatsiz kafamı saymıyorum çünkü parçalanmış:) Kafası sağlam olan için yapılan işlem vücut nakli oluyor tabii, ortaya çıkan yeni insan kim olur onu tartışıyoruz sanırım.
0
(01.03.26)
Benim için kafa naklidir. burada hastanın pov’undan bakamıyorum ben. ontolojik olarak obje olan hasta, bu yüzden dışarıdan bakıyorum. Üçüncü göz olarak, büyük parçaya küçük parça takılıyor. hadi hasta gözünden de bakalım: benim kafam başka bir vücuda naklediliyor. kafamın nakli oluyor yani. lojistiğini düşününce de büyük parçayı sabit tutup küçüğü ona wire edersin.

bu işlemin sonucunda farklı bilinç, farklı kişi mi diye sorgulamak farklı bir konu ve sorunun özüyle alakasız bence.
0
eileengray
(01.03.26)
kendi düşüncemi de yazayım.

bence tüm vücut nakli olmalı. çünkü bütün kişilk, benlik, bilinç, kişilik özellikleri, eğitim, kültür, yaşayış, duygular, düşünceler hepsi kafanın içindeki beyinde. vücudun geri kalanı sadece beyni hayatta tutmak ve ameleliğini, getir götürünü yapmak için kullanılan organlar bütünü. aşk mesela hep kalple ilişkilendirilir ama kalp dediğin sadece bir pompa. kalp nakli olan adam gidip o kalbin eski sahibinin karısıyla devam etmiyor aşk buradaydı diye. hepsi beyninde. kalp beynine kan pompalıyor, akciğer o kana oksijen veriyor, böbrek süzüyor vs.

her şey kafanın içinde. vücudun sağlam, kafan parçalandıysa allah rahmet eylesin, kafası sağlam adama vücut oldun, yedek parça oldun sadece.
0
🌸kibritsuyu
(01.03.26)
(10)

Yabancı dilde eğitim çok saçma değil mi?

michael_knight
Eğitimi yabancı dilde vermeye çabalamamız çok saçma ve verimsiz değil mi?Adeta yabancı ülkelere vasıflı adam gerekirse diye yapıyoruzmuş gibi. Üniversitede hazırlık sınıfı sadece bir yıl yani 8-9 ay. Müthiş bir eğitim sistemimiz olsa bile lisans seviyesindeki dersleri anlayabilecek yabancı dili bir
Eğitimi yabancı dilde vermeye çabalamamız çok saçma ve verimsiz değil mi?
Adeta yabancı ülkelere vasıflı adam gerekirse diye yapıyoruzmuş gibi.

Üniversitede hazırlık sınıfı sadece bir yıl yani 8-9 ay.
Müthiş bir eğitim sistemimiz olsa bile lisans seviyesindeki dersleri anlayabilecek yabancı dili bir yılda öğretemeyiz ki.

Neden böyle yapıyoruz?
Diğer ülkeler de böyle mi yapıyor?
-1
michael_knight
(26.02.26)
Nası soru bu hocam :)

İngilizce, küresel internetin de bilimin de baskın dilidir. Bilimsel yayınlar, teknik dokümantasyon, akademik içerikler hepsi ingilizce. İnternetin %60’ı ingilizce iken türkçe %1-1,5 civarında. Ortalamanın biraz üstüne gidecek bi proje çalışma vs yapmak isteyen türkçe kaynak bulamıyor çaresi İngilizce oluyor. Daha bu öğle bi kurulum ve entegrasyon işinde, ki dünyada çok yaygın bir sistemdi, türkçe video sıfırdı youtube’da, yabancılardan izleyip yaptım mesela.
+7
avatar is back
(26.02.26)
Haklısın ve bu gibi konulara bütün olarak bakmak lazım .
Zorunlu eğitimin süresi , hazırlık sınıfları, ve yabancı dilde eğitim hepsi bir arada düşüldüğünde ülke için büyük kayıp.
Kalifiye iş gücü, istihdam konusunda büyük oranda kayba ve gecikmelere sebep oluyorlar. Beyin göçü de hızlanıyor . Konu bu kadar tartışmalıyken o halde yapılması gereken zorunlu eğitimin tarihine inmek ve sürecini anlamaktır.

İngilizce dünya dili falan değil , sömürgeci emparyalistlerin dilidir. Bir şeyin dünyada kabul edilmesi kapsamı ve temelinde iyilik niyeti ve insani fayda taşıması gerekir .
Dayatmalarla, siyasi zorlama ve entrikalarla sadece bir kaç yüzyıllık kombine edilmiş bir dil dünya dili olamaz.

Yabancı dil öğrenirken neredeyse hiç dile getirilmeyen sorunlardan bazısı , öğrenilen yabancı dilin ana yurtdunun da bizle olan tarihinin göz ardının edilmesi .
Mesela Fransızca öğrenen biri , Fransa'nın da ne olduğunu, tarihte bizle olan siyasi ilişkilerini veya bizi bölmeye çalışan terör örgütlerine yardım yapmalarını, Afrika'daki onlarca yıl çevirdiği dolapları ve oranın fakir insanına yıllardır nasıl kan kusturduğunu da bilmelidir.
Yoksa sadece demir yığını olan eiffel kulesiyle romantik empatiler kurmakla yetinilir.

Bu manada ABD yi de zaten uzun uzun söylemeye pek gerek yok. Günümüzden örnek verecek olursak İngilizcesini geliştirmek isteyen , sözde dünyadaki kimi elitlerin(!) ne karanlık işler çevirdiklerini biraz olsun anlamak 3 milyon civarındaki epstein belgelerine göz atabilir.

Kısacası sadece yabancı dil öğrenmekle, öğrenim ve o dili geliştirme sürecinde zihnen onlardan biri olmak arasındaki fark iyi anlaşılmalı. Yoksa yabancı dili sadece iş ve para kazanma için değil, "kendimizi kaptırmadan " onları da tanıma anlama açısından öğrenmek gerekir diye düşünüyorum.
-2
diyecevaplandı
(26.02.26)
köşede bakkallık yapıp sadece gelen geçene ekmek sigara satacaksanız yabancı dil öğrenmeye gerek yok.

ama örnek veriyorum. cep telefonu tamirciliği yapıyorsunuz. öğreneceğiniz, takip edeceğiniz tüm kaynaklar ingilizce.

ticaret, bilim, sanayi vs -> bunları yabancı dil olmadan yapmayı düşünmemek lazım.
0
co2s2
(26.02.26)
Bence eğitimin türkçe verilmesi saçma. Türkçeyi seçmeli dil yapsınlar yeter. En azından fen bilimleri böyle olmalı. Üretmediğin şeyin tercümesini yaparak işi daha da zorlaştırıyorsun, orjinalinden öğret ve bu alanları okuyabilmek için her üniversite bölümünde dil bilme şartı/hazırlık sınıfı koy. Tüm dersler de ingilizce olsun, akademisyenler de bu noktada kaliteli hale gelmeye başlar.
0
Unde bach canim
(26.02.26)
dezavantajli taraflari var ama avantajli taraflari da cok. ozellikle bazi alanlarda litaratur (kitaplar, tezler vs.) hep ingilizce. bu iceriklerin turkceye cevrilme orani cok dusuk. ornegin bilgisayar muhendisligi veya tip alaninda kitaplara baktigimizda ancak cok populer olmus kitaplar turkceye ceviriliyor, cevriler de birkac yil geriden geliyor. boyle olunca da bir meslegi sadece turkce kaynaklardan takip eden bir kisi cok geriden takip ediyor, neyin guncel neyin artik gecersiz oldugu tamamen karisiyor. Ayrica egitim alan kisiler kuresel rekabete girecek kisiler ayni zamanda, bu da buyuk dezavantaj olusturuyor.

1 yillik hazirlik egitimi de sifirdan baslayan biri icin cogu zaman yeterli oluyor, ama elbette bu ekstra caba gerektiriyor. zaten egitim sirasinda ya da mezun olduktan sonra da bu caba devam ediyor.

Bunun disinda bilgi akisi farkli ulkelerle entegre olundugunda verimli oluyor. Bu konuda hindistani iyi bir ornek olarak gosterebiliriz. hindistanda ingilizce egitim yaygin, bu nedenle yurt disinda bircok yetismis kisi gonderiyorlar. ama bu kisiler is gucunun yurt disinda kacmasi olarak dusunmemek gerek. ayni zamanda bu kisiler yurt disinda ulkeleri ve kulturleri icin bir temsilci oluyor. uygun pozisyonlarda yatirimlari kendi ulkelerine tasiyorlar, bilgi ve birikimi de yine kendi ulkelerine tasiyorlar. yani iki ulke arasinda karsilikli entegrasyon o ulkeleri diger ulkelere karsi avantajli hale getiriyor. ornegin buyuk IT firmalari ucuz is gucu icin hindistana ofis aciyorlar, ayni zamanda hindistan da elindeki is gucunu yatirim cekme araci olarak kullaniyor.

Turkiye olarak bizim elimizde de iyi egitimli, buyuk bir is gucu var. eksik olan ulkede yatirim ve is yok. yani yabanci dil egitimi almis kisilerin bir kismi yurt disina gidip oradan bilgi ve yatirim transferi yapacak ki turkiyede bir ekosistem olusacak.

kendi icine kapandiginda is gucu kaynagini kendine saklamis oluyorsun ama peki bu is gucunu yeterince verimli kullanabiliyor musun? gencler issiz.
+1
emrahday
(26.02.26)
Siyasi içerikli birçok şey söylenmiş.

Ama bir iş yapılacaksa bunların etkisi 0. Neticede ne kadar yetkin olabileceğiniz o alandaki çalışmaları ne kadar güncelden takip edebildiğinizle, ne kadar içinde yer alabildiğinizle ilgili. Dünyada sürekli bir şeyler oluyor, elinizde bugün için tam bir veri seti olsa bile yarın bu set artık tam olmayacak.

Bu açıdan eğitimde ingilizceye ihtiyaç duymamak için önce ingilizceye ihtiyacınız var. Çünkü önce güncele yetişmelisiniz. Ancak sonra o alanda atılım yapıp odak haline gelebilirsiniz.

Bakın sizin önerdiğiniz şey gelişim değil, yutdışına çıkışı engellemek için bir yetenek edinmenin önüne geçilmesini öneriyorsunuz. Bu yurtdışına çıkışı engellemez, aksine daha iyi bir eğitim için daha temelden yurtdışına çıkışı artırır. Beyin göçü bağlamında, insanlar ingilizce bildikleri için yurtdışına gitmiyor, insanlar yeterli yetkinlikte olabildiği için yurtdışına gidebiliyor. İngilizce bilen herkesi almıyorlar değil mi? Bu yetkinliği kazanamayan insana sizin de gereksiniminiz olmaz, önemli olan yetkinleşen insanı elinizde tutabilmek.
+2
akhenaten
(26.02.26)
Daha cok ing bolumler ozellerde var. Bence goz boyamak icin. Daha fazla para almak icin belki de. Ingilizce bolum mezunuyum, hazirligi atladim. Birinci sinifta millet dehsetle bakiyordu bana nasi atlamis diye. Ve hazirlik okumalarina ragmen sinifin yuzde 90i okudugu bolumden bi sey anlamiyordu, ezberleyip geciyordu. Aslinda yabanci dilde hazirlik sinifi kadar sacma bir sey yok. Cok gereksiz bir sey. Isteyen kursa gitsin ama iste bu da yine ekstra egitim ucreti kazanmanin bir yolu okul acisindan.
Universite disinda ise mantikli bir sey. Sonucta ingilizce global bir dil. Babamin zamaninda da fr ogretilirmis mesela. Bu zamanin dili de ing.
0
Kittie
(26.02.26)
bizim insanimiz yabanci dil ogrenmek ile yabanci dilde egitim gormek arasindaki farki ya bilmiyor ya da kaciriyor.

egitim turkce olmali, ingilizce olmasinin bence avantaji yok dezavantaji cok. kendi dilini iyi kullanamayan zaten yabanci dil falan ogrenemez.
ingilizce yabanci dil olarak ogretilmeli, ama o bambaska bir mufredat.
0
cooperr
(26.02.26)
@diyecevaplandı, ne demek istediğini anlayamadım. Fransa ve ABD kötü ülkelermiş ama dil öğrenmekle ilgisini tam kuramadım ben.
Bir dili öğrenirken o dili üretmiş olan topluluğun tarihini, alışkanlıklarını ve bakış açısını bilmek elbette önemli bir farkındalık.

Dünya’da en çok ilerleyenler diğer milletleri en çok dövenler, sömürenler oluyor ve bu çok doğal değil mi?

Ülke, il, mahalle, sülale, aile şeklinde topluluğu küçülttüğümüzde en refah içinde yaşayanlar genelde diğerlerine baskın gelenler değil mi?
Sülalede birisi vardır, birçok mala çökmüştür ve en refah içinde yaşayan odur. Hangi sülale veya sosyal sınıf güçlüyse diğerlerini sindirip ülke kurar.
Kibarlık ve nezaketle kurulup büyümüş bir imparatorluk gelmiyor aklıma.
0
🌸michael_knight
(26.02.26)
yabancı dilde öğretim programları arttırılmalı. hatta ilkokuldan başlayarak 3 4 yabancı dil, ağır edebiyat ve stem dersleri, yoğun yaşam becerileri, vergisi algısı odası şusu busu her şeye değmeli. eğitim öğretim yılı 10 aya çıkarılıp günde 4 saat ders, geri kalanı yaşam becerisi / iş öğrenme şeklinde planlanmalı.

dünyalıların ne kadar aptal, türk halkının ne kadar zeki olduğunu görürsünüz. bir de kuyu kazma işini bitirirsek viyana'yı bile fethederiz.
+1
klassno
(26.02.26)
(35)

yaslandiginizi ne zaman anladiniz?

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum. mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakar
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum.
mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakarak liste yapiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.02.26)
Tiktok kültürü bana çok hızlı geldi ondan da eksik kalayım dediğimde anladım
+4
grimavi
(25.02.26)
Net olarak: Boynum ağrımaya başladığında. Bu olmadan bir gün önce ben hala çocuğum ki diyordum.
0
tiredofwaiting
(25.02.26)
Dolmuş şöförü 'Amca' deyince.
0
Mirket
(25.02.26)
Çiçek fotoğrafı paylaşmaya ve çiçeklere hayranlık duymaya başladığımı fark edince :D
+7
titanic kemancısı
(25.02.26)
Yeni nesil rapcilere tahammül edemiyorum. Tahammulsuzluk bir yaşlılık belirtisi bence.

Ağır spor eskisinden daha fazla yoruyor. Bu yüzden uykuma daha cok dikkat ediyorum.

Uykusuzluk eşiğim cok düştü. Önceden hiç uykusuz ya da çok az uyku ile ertesi gunu idare edebiliyordum, artık çok zor geliyor.

Enerjim, algım eskisi gibi geliyor aslında değişiklik hissetmiyorum. Ama uykuma beslenmeme vs artık daha fazla ihtimam göstermem gerektiğini vücudum bana hatırlatıyor.

(40'a doğrudan selamlar :))
+1
makbur
(25.02.26)
yetiştirmem gereken işler olmasına rağmen artık sabahlayamıyorum. eskiden sürekli sabahlardım ve ertesi güne enerjim hiç azalmazdı.
+3
eileengray
(25.02.26)
hevesim azaldı her şeye karşı.

senin gençliğine s*çayım diye sövüp gözümün önünde dümdüz direğe tırmanırdı 60 yaşındaki babam.

olamadım onun gibi.
+1
yurtsuz john
(25.02.26)
6/49, loto falan gibi seylere asla para vermezdim, bosuna para kaybi olarak gorurdum.
lotonun deli gibi pesinde olan yaslilara bakip acirdim.

40'i devirince mantikli gelmeye basladi cunku artik yasal yollardan hayatimin sonuna kadar konforlu yasamama yetecek parayi kazanma olasiligim azaliyor. ufak ufak 6/49 oynuyorum, 300-500bin dolar ciksa yeter kafasindayim. hatta abi bir ciksin, bana yetecek kadarini alacam gerisini dagitacam valla billa diye totem yapiyorum, ama henuz ise yaramadi :D
+6
cooperr
(25.02.26)
soruyu görünce içesim geldi, ağlayacağım biraz.

yaşlanmada benim için daha önemli kriter fizikselden ziyade mental olanı. 31 yaşındayım, şu an biraz hayat şartlarının da etkisiyle kendimi çok yaşlanmış hissediyorum. çünkü artık önümde bir hayal, hedef, ulaşmayı düşündüğüm veya istediğim, bu fikirden heyecan duyduğum... hiçbir şey kalmadı. sevdiğim bir işi yapma şansım yok. aç karnımı doyurmak için eşek gibi çalışmam gerekeceği için yeni bir yol çizmem de kolay değil, milyon insanın içinden 3-5 tanesinin yaptığı enteresan işlerle motive olacak kadar iyimser bakmıyorum maalesef artık. işe gidip gelecek, akşamları dünden kalmış bulgura kaşık sallayacağım. sürpriz ya da yenilik faktörü yok. hiçbir şey değişmiyor, hiçbir şey heyecanlandırmıyor, hiçbir değişik şey olmuyor. kimseyle tanışamıyorum, hiçbir şey yapamıyorum.

fiziksel olarak fitliği de obezliği de görmüş, sigara içip bırakıp tekrar başlamış, alkol problemi yaşamış vs. birisiyim o açıdan fiziksel olarak "bitmişiz" dediğim, başka zaman "ooo daha ölmemişiz lan" dediğim oldu... ama mental olarak toparlamak bana çok daha zor geliyor artık.

ha ulu önder rammstein'ın dalai lama şarkısında da dediği gibi, ölene kadar yaşayacağız, yani nefes aldığımız sürece ölmüş gibi davranmanın manası yok. bu işler hiç belli olmuyor. 30'lu yaşlarının başında sıkışmış, çaresiz hisseden her adam bu kadar savrulsaydı ülke nüfusu 5 milyona düşerdi diye düşünüyorum bir yandan... bir yerde bu da döner herhalde. biraz öyle tutunmaya çalışıyorum.

ama soruya net cevap benim için 31 yaş şimdilik. kafam eskisi kadar çalışmıyor. hayatımda yeni hiçbir şey olmuyor. bi yere gidemiyorum, bi insanla "anlamlı" bir tanışıklığım olmuyor. inanılmaz sınırlı yaşıyorum. bu benim kafamı kemirip bitiriyor, konuşurken bile çok sınırlı bir kelime dağarcığıyla idare ediyorum mesela.

şimdi bilhassa beni tanıyan duyurucular "olm gören de ekstrem sporlarla ilgilenen biriydin zannedecek sen hep mal gibi yaşıyodun" diyebilir. kısmen doğru ama her zaman daha farklı, daha iyi bir şeyler olabileceğine dair umut taşıyordum. hep bir sürecin parçasıydım, hep bir şeylerin ortasındaydım. şimdi onu hissetmiyorum. hayat bizi 61 kenara be kardsm
+1
der meister
(25.02.26)
Ben alkol toleransımın azaldığını hissettiğimde fark ettim. Pubda sohbet muhabbet ortamında içilen 3 bira çakırkeyf yapmaya başladı.

Dışarıdan gelen yorum olarak, geçen hafta ilk defa gittiğim berber yaşımın %23 fazlasını söyledi. Zaten hep yaşından büyük gösteren biri olarak buna takılmazdım ama buna takıldım, aynada başka baktım kendime. Etrafıma sordum. Buna takılmam asıl yaşlılık belirtisi bence.
0
Bruce
(25.02.26)
Gençken cildim aşırı pürüzsüz ve lekesizdi. Çocuk cildi gibi yumuşacıktı. Cildimden anlıyorum ben bazı şeylerin değiştiğini.

Biraz reels tarzı bir cevap olacak ama bir de bir işi bitirdikten sonra "hıh" demek.
0
sekizdokuzon
(25.02.26)
Üniversite yıllarında özellikle yurtta kaldığım dönem istisnasız her gece uyumadan kulakligi takar saatlerce bir sürü müzik dinlerdim. Birkaç yıldır asla yaptığım bir şey değil artık:( bunu fark edince çok üzülmüştüm. Sorumluluklar gün içinde o kadar yoruyor ki gece olunca artık zaman ayiramiyorum bir şarkıya bile. Veya sese tahammül edemiyorum. Hatta bazen o kadar çok dinlemiyorum ki bir gece ansızın çok canım çekiyor ve müzik gecesi ilan ediyorum. O gün dinlemek çok keyif veriyor. Şimdilik tesellim yolculukta dinlenen müzikten vazgeçmemiş olmak. Belki asıl o zaman yaşlanmış olurum:(
+1
egerbiryolcu
(25.02.26)
Bir gün bir konserde artık oturmalı konserlere gitme zamanım gelmiş diye düşünmüştüm.
0
mutekebbir
(25.02.26)
Pazarcılar "abla" demekten, "teyze, anne" demeye geçtiklerinde.
+2
pro9it9is9
(25.02.26)
2 hafta önce: Motosiklet montu önerdiler bildiğin amca montu ve bastım kahkahayı ama giydiğimde yakıştı. Sonra güzel bi kadın geldi içeriye aynı monttan almış, montla gayet güzel görünüyodu ve memnun olduğunu söyledi. İyice bozuldum.

Ha bir de motorda üşümeye başladım.
0
baldan kaymak
(25.02.26)
"ben hala gencim lan"

dediğimde.
+1
AlsterWasser
(25.02.26)
eskiden maçlara gidip bağırırdım falan şimdi ne kadar salakçaymış diye düşünüyorum. fiziksel olarak: eskiden babam mayısta falan süveter giyerdi neden giyiyor derdim? şimdi anladım neden giydiğini. eskiden donsuz gezerdim şimdi üşüyorum.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
İçime anneannem kaçmış gibi aniden çok erken uyanmaya başlayınca "hah, tamam" dedim ben. Kaçta yattığımdan bağımsız olarak neredeyse her sabah güneş doğmadan uyanmak dümdüz yaşlılık bence -_-
+2
kobuzchu kiz
(25.02.26)
Daha az uyku ile yaşamaya başladığımda.
+2
gabe h coud
(25.02.26)
Duştan sonra bazen kafam üşüyor yazma bağlıyorum:/
+6
Amaranta ursula
(26.02.26)
Türkiye’de bu yılın en çok dinlenen 5 şarkıcısı gibi bir liste görüyorum ve listedekilerin 4’ünün adını bile duymamışım, beşincisinin de sadece adını duymuşum ama tipi neye benziyor hiçbir fikrim yok. Hiçbirinin de hiçbir şarkısının adını sorsan bilmiyorum.


Ek: abartıyor muyum diye dönüp baktım, azıcık abartmışım. Lvbel C5 fanıyım o hariç Semicenk’in sadece adını duymuştum.

——
2025 yılında Türkiye'de en çok dinlenen şarkıcılar:
BLOK3.
Ati242.
Semicenk.
Era7capone.
Lvbel C5.

——-
+3
michael_knight
(26.02.26)
kabak tatlısını seviyorum artık.
+4
antihero
(26.02.26)
Kabak tatlisi yazmaya gelmistim

Bi de sade soda
-2
üğpoıuy
(26.02.26)
ağrılarım artmaya başladım.

kabak tatlısı +1
0
Hallegadola
(26.02.26)
kafam sesi-kalabalığı kaldırmıyor, sosyallik azap gibi geliyor, hafta içi dışarda 2-3 saat geçirip eve dönsem bile ertesi gün pert oluyorum ve anlıyorum ki yaşlandım.
0
9kuyruklukedi
(26.02.26)
fırına ekmek almaya uğradığımda pide sırası vardı , pide alayım o zaman nostalji olsun diye düşünüp sıraya girdiğimde yaşı büyük bir abla konuşmaya başladı " biz çocukken her ramazan pide sırasına girerdik , eve giderken yarısını yolda yerdik .. " bunları ben de aynen yaşadıysam yaşlandım demektir diye düşündüm.
+1
devilone
(26.02.26)
Geçende öğle yemeğinde ortaokul anılarımı anlattım arkadaşıma. Eskileri yad etmek tipik yaşlanma belirtisi bence.
0
auroraaurora
(26.02.26)
yaşımın ilerlediğinin farkındaydım tabi ki ama 2 yıl önce ortopedi doktoru zihninizin aktifliği ile bedeninizin mevcut durumunu senkronize etmelisiniz yoksa bu tür sakatlanmaları daha ciddi boyutta yaşarsınız deyince aydınlandım :).
+1
Phoebe
(26.02.26)
34 yaşında ilk beyaz saç telimi gördüm ve yaşlandığımı anladım. Gidip boyatacağım :( saçımı hiç boyatmamış olmakla övünürdüm gençken.
0
kaptan maydanoz
(26.02.26)
kabak tatlisi oldum olasi, ilkokulda bile en sevdigim tatli oldugu icin ruhum hep 50+ diyebilir miyiz o halde? :p
sabahlayamamak, elbette.
cicek fotografi ve hatta kus gözlemi de var.
banyodan cikinca basin üsümesine de bir +1 yazalim.

arkadaslar hakkinizi helal edin, ben 96 yasima gelmisim.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Sebepsiz yorgunluğumun sebebinin iki gün önce yaptığım bir şey olduğunu anlayınca.
0
burfak
(26.02.26)
Otobüste giderken yanımda 22-23 yaşlarında biri duruyordu ayaktayız. Aynı direği tutuyoruz ellerimiz yakın duruyor. Her şey olağan, her şey sıradan...

O an bir detay fark ediyorum, ikimizin elindeki ten dokusu farklı. Çok değil ama var bir şey. Onun derisi bir şekilde daha canlı duruyordu. O an idrak ettim, sonra gerisi geldi.
0
akhenaten
(26.02.26)
Üniversiteye gireli 30 sene olduğunu farkettiğimde.
0
kumandanim
(26.02.26)
gelsene bu akşam mesajına saçma sapan bir bahane bulduğum an anladım ki yaşlanmışım.
0
jamswety
(26.02.26)
"Abi" diye hitap eden yaşlı insanlar çoğalmaya başladığında :(
0
kizil karga
(26.02.26)
(3)

buds pro 3 aldım telefonda çalışıyor ama bilgisayarımda ses bir an geliyor sonra gidiyor.

fakat
buds pro 3 aldım telefonda çalışıyor ama bilgisayarımda ses bir an geliyor sonra gidiyor. bağlanıyor ama ses kulaklıktan gelmiyor. önceki kulaklığım cayır cayır çalışıyordu aynı bilgisayarda. ne yapmam gerekiyor bulamadım bir yerde de
buds pro 3 aldım telefonda çalışıyor ama bilgisayarımda ses bir an geliyor sonra gidiyor. bağlanıyor ama ses kulaklıktan gelmiyor. önceki kulaklığım cayır cayır çalışıyordu aynı bilgisayarda. ne yapmam gerekiyor bulamadım bir yerde de
0
fakat
(22.02.26)
Onu yaptım. Zaten bilgisayara bağlı ses gelmiyor anlamadım
0
🌸fakat
(22.02.26)
Bir şey yapmak gerekmiyor aslında. Ben hem telefonda, hem windows hem macte bir kere bağladıktan sonra normal kullandım.

Bağlantıyı unutup pair moduna alıp yeniden bağlamayı deneyin denemediyseniz.
0
akhenaten
(22.02.26)
Macbook ise ses ayarlarindan output(cikis) ayarina girip kulaklik olarak secin.

(Bazen kendi kendine cikisi hoparlor olarak degistiriyor)
0
brkylmz
(23.02.26)
(15)

Chatgbt mi Gemini mi kullaniyorsunuz?

sonhakan
Arti ve eksi yönleri neler?
Arti ve eksi yönleri neler?
-9
sonhakan
(19.02.26)
grok kullanıyorum genelde memnunum
0
sweetoffice
(19.02.26)
çalışırken claude, günlük hayatta chatgpt
0
nahtoderfahrung
(19.02.26)
Aralıkta Geminiye notebooklm için geçtim, gpt'den daha iyi geldi birçok konuda. Kaldım.

ChatGPT ve Gemini dışında da AI kullanmadım. Gerisini bilemiyorum onun için.
0
akhenaten
(19.02.26)
chatgpt çok iyi anlıyor beni. görsel üretimi de iyi.

gemini'a prompt yaz diyorum görsel üretiyor.

bazı görsel promptları gemini ile daha iyi çalışıyor evet ama çoğunlukla chatgpt daha iyi.
0
art cat chocolate
(19.02.26)
gemini'ı sokakta çevirip gbt yapıyorum sonra polis olmadığımı anlayıp peşime elon muskı takıyor tam düşecekken alarm çalıyor uyanıyorum.
+2
okinawalı taş kağıt makas ustası
(19.02.26)
gemini + claude ikisi de ücretli.
bedava olanları ciddi saçmalıyor.
0
orpheus
(19.02.26)
metinde gbt görselde gemini.
0
koela
(19.02.26)
evde gemini, iş yerinde mecbur copilot.
0
datnet
(19.02.26)
chatgpt en fazla kullandığım llm.

claude, deepseek ve gemini de kullanıyorum. ama birincil olan gpt.
0
Algorix
(19.02.26)
Başta GPT olayına alışmıştım. Şu an %90 Gemini. Bunda bedava dağıtılan pro üyeliğin etkisi çok büyük.
0
jackyr
(19.02.26)
Başlarda hep chat gpt kullanıyordum.
Şimdi chat gpt - gemini - grok - cloude karışık kullanıyorum.
0
ananiyimioguz
(20.02.26)
Çoğunlukla Claude.
Arada bir ChatGPT.
Gemine, Grok alışkanlığım yok. Gemineya hiç ısınamadım.
Grokta arada bir görsel üretiyorum tasarım ihtiyaçlarım için. Bu konuda en iyisi denediklerim arasında
0
biseysorcaktim
(20.02.26)
akedemik olaylarda - notebooklm mükemmel ötesi.
günlük önerilerde gemini daha gerçekçi
sikko işlerde dahi yalan söyleyen chatgpt.
0
summerjam0306
(20.02.26)
Bu işin köylüsüyüm. Gemini daha rahatıma geldi. Google'a arama yaptıracağıma geminiye soruom.
0
mikahakkinen
(20.02.26)
bence en iyisi perplexity.En cok bunu sevdim
0
turkuaz
(20.02.26)
(17)

Sizi ne etkiledi?

ermanen
Sizi ne etkiledi (veya ne etkiler?) (olumlu yönde etkilemiş, cezbetmiş, büyülemiş veya aklınızı almış)Gördüğünüz, deneyimlediğiniz, başınıza gelmiş herhangi bir şey- film, dizi, anime, kitap, müzik, video, yazı, oyun, yapım, bilgi, deneyim, kişi, yiyecek/içecek, aktivite, nesne olabilir- gittiğiniz
Sizi ne etkiledi (veya ne etkiler?) (olumlu yönde etkilemiş, cezbetmiş, büyülemiş veya aklınızı almış)
Gördüğünüz, deneyimlediğiniz, başınıza gelmiş herhangi bir şey

- film, dizi, anime, kitap, müzik, video, yazı, oyun, yapım, bilgi, deneyim, kişi, yiyecek/içecek, aktivite, nesne olabilir
- gittiğiniz bir şehir, bir yer olabilir
- bir yerle, kişiyle ilgili anı olabilir
+1
ermanen
(19.02.26)
Bu ara güzel konuşan, kendini olduğu gibi ifade edebilen, kendine has insanlardan etkileniyorum.
+1
sekizdokuzon
(19.02.26)
martin eden romanı çok etkilemişti.
ergenken into the wild'dan çok etkilenmiştim ama çok şükür büyüdük.
hemen her öğretim seviyesinde etkileyen hocalarım oldu.
+1
black holes in the sky
(19.02.26)
Dire straits sultans of swing
Gitar ve bateri uyumu kusursuz
Nuri bilge nin iklimler filmindeki şahane ritim
Zeki demirkubuz yeraltı filmi engin günaydın rolü yaşıyor adeta.
Leblebi kuru üzüm uyumu. Her damağın tadı başa tabii ama uyum oranı epey yüksek
Behzat ç son sezon hariç çok iyi polisiye. Bi daha böyle bişey 20 sene sonra gelir.
Isırgan otu ve kantoron inanılmaz şifalı.
Cem yılmaz ın kartondan ev yapıyoruz skeci çok başarılı.[1 tat 1 doku] o yaşta bu olgunluk şaşırtıcı.
Wind of change hikayesi olan bi şarkı. Belgesel gibi.
Bülent ortaçgil şık latife yi güzel söyler.
Emre aydın sürpriz i teoman dan daha güzel söylüyor
+1
luluki
(19.02.26)
Tiyatroların atmosferini çok seviyorum. Sahne, oyuncular, dekor, kostüm, seyirciler, alkışlar...

Yükseklere bayılırım. Vialandda asansör oyuncagina binmiştim üç defa üst üste. Kalpten gidecek gibi olmama ragmen. Hem fobim var hem de büyüleniyorum. Sanal gerçeklik ile ilgili bir yüksek bir yerde yürüme deneyimi vardı hatta ilk ciktiginda çok popüler olmuştu. Onu da denemek istiyordum.Turistik cam teraslar olur onları çok severim. Hayalim de oludenizde yamaç paraşütü yapmaktı ama can güvenliği endişesiyle şimdilik rafa kaldırdım.

Tren yolculuklarini çok severim. Doğu ekspresinin bokunu çıkardıkları bir dönem vardı ben de gidip Eskişehir e gitmiştim canım tren çekmişti diye:d

Yiyecek olarak kurabiye cookie pasta tatlı türlerine bayılıyorum. Yolda yürürken kafelerin camekanlardaki eserleri hayranlıkla izlerim:d
+1
egerbiryolcu
(19.02.26)
Ben çok genç bir yaştan, kafam az buçuk çalışmaya başladığından beri ateistim. Hayatım hiçbir inanca sahip olmadan geçti.
Bikaç sene önce romayı gezdim. Didik didik dolaştım kiliseler şapeller sinagoglar falan her yere girdim çıktım ve gerçekten etkilendim.
İnsanların inanmışlığı etkileyici. Adamlar o kadar inanmış ve bu inancın üzerinden o kadar muhteşem eserler çıkartmışlar ki ortaya. Çok acayipti.
+3
cay koy geliyorum
(19.02.26)
Motosikletle uzun turlara çıkmak, pek tercih edilmeyen köy yollarından kıvrıla kıvrıla giderken coğrafyanın, şehirlerin, ülkelerin, insanların değişimini izlemek, akşam üzeri iki ağacın arasına hamak kurup hiçliğin ortasında uykuya dalmak, sabah gün doğarken uyanıp tekrar yola koyulmak... Bu yolculuklar bana içinde yaşadığımız çağın saçmalıklarını unutturup, kendimi bir nebze de olsa geçmiş yüzyıllarda benzer yolculuklar yapan gezginler gibi hissetmemi, dünyayı birazcık da olsa onların gözünden görebiliyormuş gibi düşünmemi sağlıyor. Yolda olmak, her türlü zorlu doğa şartlarına açık şekilde yolculuk etmek bana yaşadığımı hissettiriyor.
+1
thracia
(19.02.26)
Çocukluğumda yaşadığım dramalardan sonra kozasından çıkmış gibi bir his. Sonra üniversite ve çalışma hayatıyla ikinci bir şans hayatta. Derken para, kariyer, network ve imkanlarla gelen bir başka başkalaşım dönemi.
+1
gabe h coud
(19.02.26)
Kaliteli malzemeden üretilmiş herhangi bir şey. Mesela masa. Ama yüzeyi örneğin baklava dilimi şeklinde kesilmiş ve her dilimi renk renk dünyanın çeşitli yerlerindeki ünlü taş ocaklarından getirilmiş mermer ve porfir gibi kaliteli taşlarla döşenmiş bir masa. Böyle malzemesi kaliteli olan neredeyse her şeyden etkilenirim.

Tam tersi en sevmediğim şey kalitesiz plastik veya içi boş alüminyum vb. şeylerden üretilen bir milyoncu eşyaları. Hayattan soğutur.
+1
akhenaten
(19.02.26)
- seyahatler, özellikle alışılmışın dışındaki rotalar
- mimari atmosfer (çok çeşitli ama zumthor mesela)
- bilim tarihi ve felsefesi (lorraine daston, donna haraway...)
- the order of things'teki las meninas ve introduction chapterı
- tarihsel epistemoloji üzerine neredeyse her şey
- james turrell eserlerini deneyimlemek
- bir su damlasının solucan gibi takip edildiği teshima müzesi
- çöller ve ormanlar
- yol boyunca her kahverengi tabelaya sapmak ve keşfetmek
- bir parlak zekanın (babamın) parkinson's karşısında erimesi (olumsuz etki)
+6
eileengray
(19.02.26)
-Aniden ortaya çıkan memeler
-Herhangi bir zamanda ortaya çıkan memeler
+3
hakmut
(19.02.26)
Motosikletimi söküp takmak ve çadırı atıp uzun yola çıkmak özellikle hedefim belli değilse daha çok hoşuma gidiyor
+1
mirty
(19.02.26)
schopenhauer'in istenc ve tasarim olarak dunya kitabi. bir wise ass olarak cogu kitaba yukaridan ve elestirel bakarim. ama bunu okurken cok net sekilde benden daha zeki bir insanin beni yukari cektigini dusundum. adam yapmis. zeki biri tarafindan yazilmis bir kitap okurken aldigim hazzi cok az seyden aliyorum. spinoza ethica, derek parfit why anything why this makalesi cok random aklima gelen ornekler.

saglam filmler. mesela son donemde izledigim train dreams filmi baya yukseltti ruh durumumu. veya uncut gems'i soluksuz izledigimi hatirliyorum. 2001'i imax'te izledik gecen arkadaslarla. religious bir tecrubeydi.

st. petersburg'a beyaz gecelerde gidip cok etkilendigimi hatirliyorum. gece yarisi hava boyle gun dogumu gibiydi allak bullak etmisti beni ruyada gibiydim.
+2
antikadimag
(19.02.26)
Ben yetenekten çok etkilenirim.
Çok güzel bir oyun, çok güzel bir performans… konusundan bağımsız sadece mükemmel olduğu için ağlayabilirim.
+1
mutekebbir
(19.02.26)
Babamı gömdüğümüz an,
Arkamdaki, sırtıma yasladığım koca dağ yıkıldı da dımdızlak ortada kaldım gibi bir hisse kapılmıştım.
Hala çaresiz hissettiğimde bi yaslanmak isterim, yokluğunu farkedip ürperirim.
Onlarca yıl geçtiği halde bu hep böyle.
Alışılamıyor mu, benim mi eksikliğim, hiç bilemiyorum.
+1
Mirket
(20.02.26)
Vietnam ice coconut coffee.
0
Purple life
(20.02.26)
90'lar pop ve klipleri

gün içinde mutlaka bir şarkıyı mırıldanırım. kuşkusuz büyük etkilemiş beni.
+1
yurtsuz john
(20.02.26)
Arkadaşlarımla mangalda kokoreç yapıp içmek beni çok etkiler. Şöyle akşam 5 gibi başlarsın gün batımında içerken mangalda kokoyu gömdün mü, etkilenme süper olur.
+1
mikahakkinen
(20.02.26)
(9)

Gelecek geldi mi yoksa daha var mı?

msb
sb
sb
-3
msb
(18.02.26)
daha var. hala şoför ve öğretmen istihdam ediliyor.
+2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(18.02.26)
Uçan taksiyi havada görmedikçe gelmez
+2
parka
(18.02.26)
soforsuz arabayi gormedikce inanmam.
0
baldur2
(18.02.26)
15-20 sene daha var.
0
orpheus
(18.02.26)
Gelecek kesinlikle gelmedi ya... Çok üzgünüm bu konuda. Dünya 2.0'ın taşdevrini yaşıyoruz aslında.

Dünya 1.0 ateşin kontrolüyle başlıyor. Ateşin kontrolü deyince akla hemen gıda bazlı şeyler geliyor ama aslında ateş her şey. Ateşi kontrol edemezseniz neredeyse hiçbir üretim yapamazsınız. Çünkü metal kullanamazsınız, haliyle içeriğinde metal bulunan herhangi bir araçla üretilebilecek hiçbir şey üretemezsiniz. Bu da neredeyse her şey demek.

Dünya 2.0'ın ateşi de elektrik. Elektriği bugün hayatımızdan çıkarsak yarın 1800'lere falan döneriz. Sıkıntı şu ki elektriği ancak 1800'lü yıllarda pratik anlamda kullanmaya başlayabildik. 200 yıllık bir süreç.

Ateş ise 400.000 yıl önceydi.

Yani elbette insanlar ateşi kontrol etmeye başladıktan 200 yıl sonraki gelişime göre, elektrikten 200 yıl sonrası daha hızlı ilerlemiştir ama "o kadar da" değil. Çok fena bir şeyler başlıyor ve biz resmen geleceğin bambamlarıyız. Çakmaktaşlarıyız. Çok acı valla.
+4
akhenaten
(18.02.26)
Daha çok var
+1
basond
(19.02.26)
gelecek gelmeyecekmiş.
0
summerjam0306
(19.02.26)
Gelecek sanki uzakta duran bir şeymiş gibi konuşuyoruz. Oysa gelecek dediğimiz şey, yaşadığımız her anın bir saniye sonrası. Geldiği anda da adı değişiyor: geçmiş oluyor. Yani ayrı bir yerden gelen bir şey değil, zamanın akışı içinde sürekli üretilen bir kavram.

Einstein’ın Genel Görelilik kuramına göre zamanın gerçekten "sona erdiği" tek yer, tekillik (singularity) denen durum imiş. Eğer evren bir gün "Büyük Çöküş" yaşarsa, uzay ve zaman bile anlamını yitirebilir. O zaman gelecek gelmeyebilir işte.

Teknoloji açısından soruyorsan o da hızlı ilerliyor. Yapay zeka son dönemde ciddi bir ivme kazandı, başka alanlarda da gelişmeler var. Ama bu, filmlerde gördüğümüz her şeyin mutlaka gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, insanlığı geriye götürecek ya da tamamen bitirecek ihtimaller de her zaman var.

Kısacası gelecek geliyor, ama nasıl bir gelecek olacağı kesin değil.
İleri gelecekte bi Star Wars olsun isterim ama :)
0
ermanen
(19.02.26)
İcat edilebilecek her şey icat edildi, artık yeni bir şey olmaz.
0
michael_knight
(19.02.26)
(4)

Sacmalik Boyutuna Gelen Elektronik Harcamasi

pasaklıpepee
Selamlar, artik icimde bir boslugu mu kapatmaya calisiyorum yoksa sikintidan mi bu hale geldim bilmiyorum ama durmadan birseyler almaya basladim. Son 6 ayda aldiklarim: ipad pro (hic kullanmiyorum), olabilecek en ust seviye desktop pc, steamdeck, ps5 pro, oled tv, oled monitor. sorun su ki oynayacak
Selamlar, artik icimde bir boslugu mu kapatmaya calisiyorum yoksa sikintidan mi bu hale geldim bilmiyorum ama durmadan birseyler almaya basladim. Son 6 ayda aldiklarim: ipad pro (hic kullanmiyorum), olabilecek en ust seviye desktop pc, steamdeck, ps5 pro, oled tv, oled monitor.

sorun su ki oynayacak pek zamanim yok. cocuk var, tam zamanli isim var. tek olmayan sey sosyallik. genelde aksamlari evdeyiz ve yorgun olmazsam arada oyun oynuyorum. simdi de yine bir gaming laptop mu alsam diyorum ancak ihtiyacim bile yok.

ayrica aldiktan sonra ne gerek vardi seklinde olusan sucluluk duygusunu da saymiyorum bile. bir de bunun uzerine zamanim olmadigi icin kullanamamanin vermis oldugu sucluluk duygusu var. Haftasonlari gece oglan uyuyunca bakiyorum biraz, isim geregi hafta ici seyahat ediyorum evde de pek olmuyorum.

gereksiz harcama yapmanin onune nasil gecerim? ya da durumumum psikolojik bir problem haline mi geliyor?
0
pasaklıpepee
(18.02.26)
Mezarlıkları gezin .
+4
diyecevaplandı
(18.02.26)
Siz bunları almak için araştırma yaparken örneğin youtube'da falan bir sürü teknolojik inceleme videosu çıkıyordur karşınıza artık. Onları izlemeyi bırakın. Bilgisayarların özelliklerine vs. bakıyorsanız bakmayı bırakın. İlgi alanınızı başka yöne kaydırın. Detay öğrendikçe çıkamazsınız o döngüden.

Ben de aynı sebeple bir mac almış bulundum. Halbuki elzem değildi. Ama iyi ki de almışım gerçi, baya işime yaradı olunca. Size önermiyorum ama swh.
+1
akhenaten
(18.02.26)
buna impulsive buying - spending deniyor. yani dürtüsel harcama.
neyin bu fikri tetiklediğine bakman lazım. muhtemelen birşey oluyor bir uyaran alıyorsun ve dürtü kafana bir girdi mi seni sürekli oraya itiyor. özellikle birşeyler hemen olsun bitsin sonuca varsın insanıysan bu dürtü daha da tehlikeli hal alıyor.

iş stresi ve çocuk nedeniyle bir kaçış, ufak mutluluk, rahatlama arıyor olabilirsin, yaş nedeniyle gençlikteki heyecanları arıyor olabilirsin vs.

ihtiyacın olmayanları acilen sat, spor yaparsan ve sosyalleşebilirsen iyi gelir.
+1
orpheus
(18.02.26)
iş, çocuk ve evlilikten kendine zaman kalmıyor. yoruluyorsun, bunalıyorsun. kendin için bir şeyler alıyorsun ki biraz mutlu olasın. onlara zaman ayırabilecek olma ihtimali bile bir nebze seni rahatlatıp, stresini azaltıyor.

bence durum bu.

planlama yapman lazım. her hafta belli bir ya da iki günde, belli 1-2 saatini kendine ayır ve diğer şeylerle ilgilenme. eşinle konuş anlaş, o da kendisi için böyle bir zaman planlasın ki alınmaca gücenmece olmasın. ikinize de iyi gelir.
+2
art cat chocolate
(18.02.26)
(6)

İşsiz kalınca iş bulması en zor meslek

gabe h coud
19 yıldır iş hayatındayım. Bu sürede tecrübelerime göre işsiz kaldığında iş bulması en zor meslek bana göre executive assistant, yani yönetici asistanlığı. Çalıştıkları yerde uzun süre çalışıyorlar ama işsiz kalınca iş bulmaları yıllar alıyor, bazen iş hayatından çekiliyorlar.Bunun bir çok nedeni ol
19 yıldır iş hayatındayım. Bu sürede tecrübelerime göre işsiz kaldığında iş bulması en zor meslek bana göre executive assistant, yani yönetici asistanlığı. Çalıştıkları yerde uzun süre çalışıyorlar ama işsiz kalınca iş bulmaları yıllar alıyor, bazen iş hayatından çekiliyorlar.

Bunun bir çok nedeni olabilir ama aklıma gelenler; çalıştıkları insanlarla şekil almaları, onların egosuyla kendilerine ego edinmeleri, alışkanlıkları zor kırılan, adapte olması zor insanlara dönüşmeleri ve işsiz kaldıklarında asistanlığını yapacakları kişilerle uyum göstermelerinin zor olması. Başlangıçta işe girmeleri kolay. Presentabl (güzel ve bakımlı) konuşmaları düzgün, öğrenmeye açık. 10 sene CEO asistanı olduktan sonra sert mizaçlı bir edebiyat hocası triplerinde. (Edebiyat hocalarını tenzih ederek) Ona buna kızan birine dönüşmüş oluyor. Havalara giriyor. Çok eskiden çalıştığım şirketteki executive assistant abla (20 senelik) artık müşterilere danışmanlık bile veriyordu fdshfks ve bu nedenle kovuldu. Bir diğer neden de asistanı olan yöneticiler yeni birini alacakları zaman genç olmasına dikkat ediyor.

Başka var mı böyle meslekler, ne düşünüyorsunuz?
0
gabe h coud
(16.02.26)
Bir meslek değil ama pozisyon geliyor aklıma: Orta seviye yönetici.

Benim gördüğüm kadarıyla bu baya tehlikeli iş kaybetme konusunda çünkü şirketler orta seviye yönetici işe almaktansa içerden birini terfi ettirmeyi tercih ediyorlar.
+1
salihdt
(16.02.26)
görsel sanat işlerinde uzman ve yöneticiler.

tasarım işleri çok ele ayağa düştü. ai den önce de kötüydü artık yerlerde.
uzman işten çıktıktan sonra, yerine düşük maaşa tecrübesiz alıyorlar.
+1
duyuruuser
(16.02.26)
bir ihtimal gizlilik nedeniyle de iş bulamıyor olabilirler. executive assistant şirketin resmi ve hatta gayri resmi olarak en mahrem sırlarına sahip. işten ayrıldığında hiçbir patron bu kişinin sektörde benzer işe girmesini istemez. hatta başka patronlar da bu sebep ile işe almak istemeyebilirler.
0
orpheus
(16.02.26)
Sadece memurluk kadrosuyla yapılabilecek meslekler var. Memuriyet kaybedildiğinde (kendi meslekleri için) iş bulmaları zor değil, imkansız oluyor. Bunlar da polislikten tutun arkeolojiye kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor.

Executive assistantlar yatsın kalksın haline şükretsin bence.
0
akhenaten
(16.02.26)
Çoğu memur iş bulamadığı için memur. Spesifik bir skill'in yoksa memurluk dışı iş yapamzsın
0
michael harddd
(16.02.26)
Petrol sektorunde roughneck dedigimiz, fiziksel guc gerektiren bir is yapan bir pozisyon var. Saatte $40-$45 arasi kazaniyorlar. Kalacak yer, yemek ve ulasim masraflari da sirket tarafindan karsilaniyor. Para iyi gibi gorunse de oldukca zor bir is.

Bu adamlar bir sekilde uyusturucuya bulasiyor. Yilda bir iki kez uyusturucu testi yapiyor sirketler. Cogu islerini kaybediyor. Geri ise donmek icin 6 ay - 1 yil civarinda bir rehabilitasyona gitmeleri gerekiyor. Is donebilenler cok az ve duzenli gozetim altinda calisiyorlar. Cogu ise geri donemiyor ya da gozetim altindayken isini kaybediyor.

Tekrar ayni isi yapabilmeleri icin gecmis sirketlerinden referans gerekli. Burda direkt sekilde uyusturucu testi sonucu nedeniyle isini kaybettigi paylasiliyor. Dolayisiyla bir daha is bulmalari nerdeyse imkansiz. Bu insanlari cok remote yerlerdeki tesislerde gorevlendirmek guvenlik riski olarak goruluyor.
0
thetruenorthstrongandfree1
(16.02.26)
(7)

telefon operatörlerinin tarife fiyat politikasındaki saçmalık

semaforo de medianoche
benim hattım vodefone. taahhütüm bitti yenilemek için bakıyorum geçebileceğim paketler olarak 600 küsür liralık şeyler var. ama bakıyorum yeni vodafonelu olana 300 küsür lira benzer paketler. sonra turkcell'e baktım orada da benzer durum. peki bu durumda ben neden numaramı başka bir operatöre taşıma
benim hattım vodefone. taahhütüm bitti yenilemek için bakıyorum geçebileceğim paketler olarak 600 küsür liralık şeyler var. ama bakıyorum yeni vodafonelu olana 300 küsür lira benzer paketler. sonra turkcell'e baktım orada da benzer durum. peki bu durumda ben neden numaramı başka bir operatöre taşımayayım? oradaki taahhütüm de bitince yine değiştiririm böyle böyle hep ucuzdan alırım. çünkü aynı hatta kalınca yarı yarıya fazla ödüyorsun. operatör değiştirmenin başka bir dezavantajı falan mı var da böyle saçma bir fiyatlandırma politikaları var telefon operatörlerinin?

acaba müşteri hizmetleriyle konuşunca bu şekilde farklı teklifler gelir mi diye aradım dedim turkcelle geçersem aynı pakete şu kadar ödeyeceğim neden geçmeyeyim bu durumda. bir şey diyemedi. ilginç geldi.
0
semaforo de medianoche
(13.02.26)
Bu durum uzun süredir böyle. Operatörler kullanıcılara tek tek değil, yığın olarak bakıyorlar. Bir süredir hattını taşıyıp daha benzer paketi daha ucuza alan müşteri sayısı, mevcut operatörde kalıp daha fazla para ödeyen müşteri sayısından az olduğu için eski müşteriye yüksek, mevcut müşteriye yüksek fiyat çekiyorlar.

Üşenmiyorsanız değiştirin, başka çare yok.
+3
10551037
(13.02.26)
Psikoloji bilimi ile pazarlamacılığın kesiştiği alanda marka sadakati denen bir olgu var. İnsanların hatırı sayılır kısmı her alanda belli bir markaya sadakat hissi geliştirirler. Genelde diğer markaların daha iyi ya da daha ucuz olabileceğini düşünmezler, duysalar bile kulak arkası ederler.
Her ticari kuruluş gibi operatörler de insanın bu zaafını dibine kadar sömürüyor.
Google'da marka sadakati diye aratırsan daha da detay bulabilirsin.
+1
Mirket
(13.02.26)
@10551037: eskiden sanırım arıyorlardı uygun bir fiyat veriyolardı sana da tek gereken tamam demek oluyordu. o zaman evet kolaylık sağlıyor kendi operatöründe devam etmek ama bu sefer beni arayan olmadı (ya da müşteri hizmetleri diye engellemişimdir belki bilmiyorum) ve şu an taahhütsüz kaldım istediğimi yapabilirim yani. kendi operatörümde tarife seçip o süreci başlatmakla başka operatörde tarife seçip numara taşıma sürecini başlatmak arasında fark var mı ki? ekstra kağıt kürek işi mi çıkıyor? öyle bir şey yoksa üşenmeyle de ilgisi yok her türlü aynı eforu vermek gerekiyor demektir.
0
🌸semaforo de medianoche
(13.02.26)
Ben yeni taahhüt döneminde internet paketimi yükseltmek için aradım Vodafone'u. Yapamıyorlarmış. Hayatımda ilk defa ben size daha çok ödeyeyim diyen müşterinin geri çevrildiğine şahit oldum. Fatura sorunum da yok, otomatik ödemedeydi zaten hep. Kırk çeşit birimle görüştüm, olmadı da olmadı. İstediğim şey de 60gb. Satılıyor yani bu paket. Öyle bana özel absürt bir paket oluşturun gibi bir talebim yoktu.

Demem o ki resmen operatör değiştir demiş gibi oldular bana. Baya anlaşmalı falanlar heralde kendi aralarında.

Sistem bu. Siz vodafone'dan usanıp turkcell'e, türk telekoma geçiyorsunuz ondan bıkanlar da bunlara geliyor.

Paketlerin fiyatlandırmaları da bir acayip zaten. Ben çıldırmış vaziyetteyim açıkçası. Bir operatörden arandığımda sinir basıyor direkt. Normal kişiliğimden çıkıp bambaşka bir şey oluyorum.
0
akhenaten
(13.02.26)
Gir çık yapıyorum her sene bu mallar yüzünden. Daha daha ucuza dönüyorum haha
0
topkapiaksaray
(13.02.26)
ben her sene farklı bir operatöre taşıyorum.
ama taşımayan, bunla uğraşmak istemeyen kitle çok fazla.
geçen sene annemin hattında da yüksek fiyatlar çıktı twitter üzerinden vodafonedestek e yazdım. geri arayıp aynı tarifesine göre çok az bir zamla yeni bir tarife önerdiler öyle devam etti. yanımda da yoktu o teklif.
0
my fault
(13.02.26)
Böyle yapıyorlar, çünkü kimse bunlarla uğraşmıyor. İşyerindeki, whatsapp gruplarındaki birkaç kişi bunu yaptığını söyleyince biz arkadaki milyonları görmüyoruz. Haliyle adamlar bir avuç müşteri için altın yumurtlayan tavuğu kışkışlamıyor. Bir yıl oraya bir yıl buraya gide gele insan gibi fiyatlardan kullanabilirsin bir dezavantajı yok. Adresine kadar geliyorlar adamlar yeter ki taşın diye.

İlk kullanımda kimi banka uygulamaları bi takılma yaşıyor telefon etmek gerekiyor. Sadece bu.
0
lazor
(15.02.26)
(10)

Yazın yediğin hurmalar kışın emeklilik süresine eklenmez mi?

gabe h coud
Geçen sene Eylül'de çalıştığım yerden başka iş bulmadan ayrıldım. İki ay tatil yaptım, gezdim, tozdum. O sırada iş görüşmelerine de online girdim. Daha fazla beklemeden çok da içime sinmeyen bir yerde başladım. Arkadaş şimdi diyor ki, istersen 6 ay 1 yıl beklerdin ama materyalistsin, dayanamadın, mu
Geçen sene Eylül'de çalıştığım yerden başka iş bulmadan ayrıldım. İki ay tatil yaptım, gezdim, tozdum. O sırada iş görüşmelerine de online girdim. Daha fazla beklemeden çok da içime sinmeyen bir yerde başladım. Arkadaş şimdi diyor ki, istersen 6 ay 1 yıl beklerdin ama materyalistsin, dayanamadın, mutsuz olacağını bile bile başladın.

Neyse, olay şu bence. Diyelim ki 55 yaşında kendi birikimimle, pasif gelirimle aktif iş hayatından çekilmek istiyorum. Şimdi 1 sene ara versem 55 yaş yerine 56 yaşında aynı yerde olacağım. O bir seneyi 55 yaşımda yaşamak yerine şimdi daha gençken yaşamak doğru olan. O da diyor ki, genç yaşında yapacaktın o bir senelik tatilini. Yarın ne olacağını bilmiyorsun.

Hangisi sizce?
0
gabe h coud
(13.02.26)
Bu mantık ile 18 değil 28 yaşında çalışmaya başlayarak en güzel yıllarında eğlenip çok da harika olmasını beklemediğin yıllarında çalışabilirsin. Sonuçta kim tatilini 23 yaşındaki hali ile yaşamak istemez ki?
0
twelfth
(13.02.26)
başka bir açıdan yaklaşayım
şimdiki bir yıl, 55 yaşındaki 1 yıldan daha uzun. 55 yaşında o yıl çok daha hızlı geçer.

en doğru karar için kendini kasma, ikisni de yapabiliyorsan olay sadece tercihden ibaret, yanlış tercih bu konuda yok gibi (anlattığın 2 satır bilgi ile konuşuyorum)

yıllar önce bir japon çift ağırlamıştık, işe ara verip dünyayı gezmeye karar vermilerdi 1 yıl boyunca ve sonra dönünce işe devam ettiler. ileride zaten emeklilik yaşayacağız, şimdi çocuk yokken, gücümüz yerindeyken dolaşalım istedik demişlerdi. (şimdi iki çocuklu çalışan aile oldular :) )
0
kisa
(13.02.26)
Sabbatical yapiyorsan yani isten ücretsiz izinle 1 sene tatil yapiyorsan keyfine bakabilirsin. Yoksa issizken tatil en fazla 1 ay falan rahat kafayla yapilir.

Ben 55 yasina yasina kadar 1 ay bile bos gecirmek istemem. Parayi kazanabiliyorken kazanmak lazim. Tatil süresi cok kisitlaniyor ama seyahat seviyorsan bir yete gidip gelmek sindirmek icin de süre lazim. Oradan oraya uzun süre savrulmak iyi degil bence.
-1
Purple life
(13.02.26)
Her şeyi geçmişte yaşayıp sorumluluğu ileriye itelerseniz gelecekte geçmişe bakıp ama iyi yaşadım demek yerine mevcut halinizden bıkmış vaziyette ne gerek vardı da diyebilirsiniz.

Gençken de bir şeyler yapmak gerek, yaşlıyken de. Gençken gençlikte yapılacak şeyler yapılır, yaşlıyken yaşlılıkta yapılacak şeyler. Çalışmadan geçebilecek potansiyel yılların hepsini erkenden tüketmek iyi değil bu açıdan bence.

Ayrıca o ötelediğiniz yıllarda "artık işim bitti zaten" kafasına da girebilirsiniz. Çünkü geçmişte, o an yaşayacağınız halinizi bitik hal diye kodlamış oluyorsunuz bir yerde.

Gerçi teorik konuştum ben, yoksa kendi adıma 55-56 arasında buna kafa yormazdım heralde. Ha 55 ha 56.
0
akhenaten
(13.02.26)
yaşlanınca çalışmak daha zor ama 1 yıldan bir şey olmaz herhalde.

benim anlamadığım, keyfe göre kariyere 1 yıl ara verip dünyayı gezecek parayı nereden buluyorsunuz? tek ben mi fakirim burada nedirrrr
0
art cat chocolate
(13.02.26)
Maddi durumun iyi, bence her şeyden uzaklaşmak sana iyi gelecek.
0
Kahvedesu
(13.02.26)
55 yaşına kadar yaşayacağının garantisi yok, mutsuzsan ayrıl.
+1
diabolus79
(13.02.26)
Burdaki en önemli soru çok da içinize sinmeyen yerde niye başladınız? Temel sebebi bulursak buradan bir yere varılabilir.
0
kumandanim
(13.02.26)
Arkadaşın haklı.

Eyt kıvamından bildiriyorum.50 yaşından sonra yapabileceğin en güzel şey çalışmak.başka bir halta yaramıyorsun zaten.evde çok durdun mu karın bile sen bi turneye çık diyor.çocuklar ya ergen ya gençlikte gram umurlarında değilsin.cinsellik falanda çok aklına gelmiyor zaten,casinoda rulet daha keyifli geliyor.eğlence mekanlarını kafan kaldırmıyor birde eskiden bu mal ne yapıyor burada dediğin adamların yaşındasın,o kadar gencin arasında ne işin var.hayatın boyunca yemiş,içmiş,eğlenmişsin zaten canında istemiyor.birde emekli olunca şunu yaparım demek ertelemekten başka bir şey değil.işinde iyiysen bilgi birikiminin en üst olduğu noktadasın,zoru çözebiliyorsun.en temizi çalışmak.özellikle hiç çalışman gerekmiyorken sorun çözmek,çözüm ortağı olmak insanı dinç tutuyor.
0
duptıs
(13.02.26)
elimdeki parayı kullanarak, değerlendirerek, yatırım yaparak vs şu anki parayla aylık 60-70k para getirebiliyorsam ve yatırımım da azalmıyorsa işi bırakır hayatımın sonuna kadar boş takılırım. çalışmakmış, katma değermiş, gençlikmiş yaşlılıkmış; bunların hepsi hikaye. ölene kadar hayattan keyif al, öl git. arada keyif almadan çalışıp öl git de olur ama, piç olur. :)
0
klassno
(14.02.26)
(6)

fotoğraf makinesi için lens önerisi- lens almalı mıyım?

m e b
selam.geçenlerde fotoğraf makinesi sorusu sormuştum ve kendimce, biraz da yapay zeka yardımıyla sony zv-e10 modelini kit halinde satın aldım. ürünün gövdesiyle gelen kendi lensi 16-50 mm.şimdi emeklemeden koşmayı isteyen biri gibi mi oluyorum, bilmiyorum ama bu başlangıç lensi ile başlangıç mı yapay
selam.
geçenlerde fotoğraf makinesi sorusu sormuştum ve kendimce, biraz da yapay zeka yardımıyla sony zv-e10 modelini kit halinde satın aldım. ürünün gövdesiyle gelen kendi lensi 16-50 mm.

şimdi emeklemeden koşmayı isteyen biri gibi mi oluyorum, bilmiyorum ama bu başlangıç lensi ile başlangıç mı yapayım yoksa ucuz yollu bir lens mi alayım?

video ile işim yok; ben yalnızca mimari yapıları, kişileri/portreleri, renk cümbüşünün olduğu herhangi bir yeri/yapıyı/manzarayı çekmeyi istiyorum.
0
m e b
(06.02.26)
16-50mm başlangıç için bütün ihtiyacı karşılar
0
nahtoderfahrung
(06.02.26)
Almayın, kullanmaya devam edin. Makinayı öğrenin, elinizdeki lensle yapabileceğiniz en iyi çekimleri yapmaya çalışın. Bu süreçte zaten lensin sizi kısıtladığı noktada neye ihtiyaç duyacağınızı bileceksiniz.

Ne alacağınızı bilmiyorsanız ihtiyacınız da yoktur. İhtiyacınız olduğunda ne alacağınızı biliyor olacaksınız. Lens pahalı bir ekipman, alayım da dursun denecek bir şey değil.

Elinizdeki lensle yapabileceğiniz birçok şey var. Temel ayarları yönetme kabiliyetinizi geliştirin. Bunu yaparken makinanın ve lensin sınırlarını da göreceksiz. Bu süreçte aynı zamanda ne fotoğraflamayı sevdiğinizi de göreceksiniz, bu da hangi lense ihtiyacınız olacağı konusunda baya belirleyici olacak.
+2
akhenaten
(06.02.26)
önce eğitim.
ismek, ifsak, anafod, halk eğitim, belediye kursları vb yerlerden temel fotoğraf eğitimi al. doğru pozlama, ışık, renk öğren. kitaplar al oku. bol bol fotoğraf çek. gözünü eğit. başkalarının fotoğraflarına bak onlardan esinlen, ben bunu nasıl çekerim de. her gittiğin yere makineni de götür. makineni en küçük ayrıntısına kadar tanı. fotoğraf gezi gruplarına katıl. hafta sonları istanbul içinde fotoğraf çekmeye çıkıyorlar. onlarla dolaş.
zaten belli bir süre sonra o lensin sana yetmediğini hissedeceksin. o zaman yeni bir lens alırsın. şimdi çok erken.
0
my fault
(06.02.26)
Profesyonel arkadaşlarımın hepsi kit lenslere şöyle bir yorum yapmıştı : "sensörü korusun diye makinanın yanında vermişler"

Ben telefoto ve makro lenslere hastaydım, uğraşınca bunu ben mi çektim diyebileceğiniz fotoğraflar ortaya çıkabiliyor.

Diğer arkadaşlara katılıyorum, makinanın içini dışını öğrendikten sonra ilgi alanınıza göre lens seçersiniz, yoksa başka bir sensör koruyucu almış olursunuz :)
0
kimlanbu
(06.02.26)
portre için düşük diyaframlı bir şey istersin ileride 30 1.4 sigma ya da Sony.
af olmayan manuel lens modeller de var e mount için 7artisan gibi.
0
anon1m
(06.02.26)
hocam sorunu okumadım bile. eğer birisi lens soruyorsa evet al derim.

bu işlerde yeniysen 35mm veya 50mm minimum f/1.8 şart.

öyle kit lensle fotoğrafçılık olmaz.

20 senedir fotoğraf çekiyorum ben.
-1
yurtsuz john
(06.02.26)
(16)

Bitkimi şımartmak için premium saksı sorusu

aguen
Merhaba duyuru. Güleceksiniz, biraz da komik olsun diye yazdım böyle ama ciddili soru.5 yaşında bir bitkim var. Zamanında migros'ta kasanın orada indirimde görünce 3tl'ye almıştım mini bonsai. Adı da köksal. Köksal çok büyüdü hatta birkaç sene önce bir gün randomly "köksal nerede?!" dedim bi baktım
Merhaba duyuru. Güleceksiniz, biraz da komik olsun diye yazdım böyle ama ciddili soru.

5 yaşında bir bitkim var. Zamanında migros'ta kasanın orada indirimde görünce 3tl'ye almıştım mini bonsai. Adı da köksal. Köksal çok büyüdü hatta birkaç sene önce bir gün randomly "köksal nerede?!" dedim bi baktım bayağı büyümüş. Hemen saksısını değiştirdim tabii.

köksal yaşama çok güzel tutunuyor. çabalarım ederim bitkilerimi öldürmemeye çalışırım tabii ama çok badireler atlattı. bu yaşama tutunması beni zamanında bir kere depresyondan bile çıkardı diyebiliriz.

geçenlerde 2 hafta bir tatilden dönünce gitmeden hazırladığım sulama düzeneğinin bozulduğunu, köksal'ın yapraklarının düştüğünü görünce çok üzülmüştüm. hemen acil bakıma aldım ve dün bir baktım bir sürü yaprak açmış tekrardan.

10-15cm çapta eğlenceli olabilir, güzel olabilir saksı önerilerinizi bekliyorum. beymen'den bile baktım köksal en premium saksıyı hak ediyor.

buraya kadar geldiyseniz okuduğunuz için teşekkürler.
+11
aguen
(06.02.26)
Böyle bağ kurduğum bir bitki olsa ona seramik kursuna gidip kendim saksı yapmak isterdim.
Evin dekorunu renk dağılımını vs. bilmediğim için öneride bulunamadım, ikea'da, koçtaş'ta vs. ara ara güzel saksılar denk gelebiliyor biraz gezilebilir.
+2
mutekebbir
(06.02.26)
Köksal böyle birşeyden hoşlanır mı acaba: www.fidanburada.com

ya da bundan: www.pasabahcemagazalari.com

www.pasabahcemagazalari.com

wohha.com
+1
tiredofwaiting
(06.02.26)
Köksal için şurada birtakım premium bonsai saksıları var. Sanırım bir kısmı japonyadan ithal.

www.bonsaiseika.com

Bir de burası var;

www.bonsaimarketi.com
+1
akhenaten
(06.02.26)
Köksal bonsai ise, saksı büyütmek formunu bozacaktır. Mevsiminde de kök ve dal budaması yapmak gerekir ki formu bozulmasın da ağaçlaşmaya başlamasın. Ama sen budama konusundan hiç bahsetmemişsin. Bunca yılda sanırım ağaçlaşmaya başladı.

zaten de sen onu formu için değil de her şeyiyle seviyor ve mutlu olsun istiyorsun.

dekor olsun, göze hoş görünsün derdinde değil de sırf o mutlu olsun düşüncesindeysen, plastikten, seramikten uzak durup sırlı olmayan toprak saksı almalısın ki kökleri de hava alsın ve Ohh, Dünya varmış. desin.
+1
Mirket
(06.02.26)
peki köksal'ın 15 cm çapta saksının kendisine iyi geleceğinden haberi var mı? bitkinin türünün ne olduğunu, köklerinin ne kadar derine inebileceğinin, ne kadar genişliğe yayılabileceğini biz nereden bilelim.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(06.02.26)
Bitkisine köksal ismin koyan insan, sen Feyyaz Yiğit misin :) şaka bi' yana çok kral hareket, aşırı takdir ettim.

ben extra gübre fln da alırdım.
+1
kumandanim
(06.02.26)
çok tatlısınız , çiçek ve hayvansever insanları ayrıca seviyorum . ben de evdeki çiçeklerimin çoğunu bim ve migros kasa kenarlarından aldım . salonumun bir köşesi amazon ormanlarına dönüyor şimdi , devasa büyüyorlar.
ben de büyük saksılara geçtim ve sarımsak bekletilmiş su , tarçın ve gübreli topraklar ile onları delirtiyorum.
Bonsai bakımı çok başka araştırmak gerek büyük saksıyı sever mi sevmez mi bilemedim .
+1
devilone
(06.02.26)
Madem konumuz Köksal şımartma. Gübre ve suyu verirken bilinçli olmak lazım. Azı kadar çoğu da zararlıdır çünkü.
O konuda da şu sensörü öneririm.

www.alibaba.com
+1
Mirket
(06.02.26)
bi fotoğrafını atsana.
+1
antihero
(06.02.26)
su hayatta koksal kadar degerimiz yok ona yanarim..
+2
cooperr
(06.02.26)
Koksalin fotosunu koy sana saksı atayim
+1
topkapiaksaray
(06.02.26)
sabah atayim foto
+2
🌸aguen
(07.02.26)
gelmedi fotoğraf.
+1
antihero
(08.02.26)
Bize güzel bir hikaye anlattın ve her güzel hikayede olduğu gibi bu hikayenin de galiba gerçek olmayan tarafları da vardı. Köksal vardır yoktur başka, ihtimali de hoştu.

Siz de fotik de fotik diye ne tutturdunuz, yalandı belki ama güzeldi hahaha

(bkz: öğlen rakısı)
+1
tiredofwaiting
(08.02.26)
köksalı çok abarttığımı düşünüyor olabilirsiniz, bunun için mi bu kadar anlattın diyebilirsiniz ama bende yeri ayrı <3

i.imgur.com

0 yaprak kalmıştı geçenlerde, oradan buraya gelmesi de köksalın iradesini gösterir.
+6
🌸aguen
(08.02.26)
koksal bize bir sey anlatmaya calisiyor gibi
-1
antikadimag
(08.02.26)
(4)

haber sitesi spamlayan hesaplar neden kontrol altina alinmiyor?

icim urperiyor
bi ara her tikladigim baslikta hep ayni sacma sapan haber sitesi gorunce engellemistim. Ama hem sponsorlu, hem 7/24 aninda baslik parselledigi icin tek kisi oldugunu sanmiyorum, yani kurumsal olarak sozlugu ele gecirmeye calisiyorlar gibi geliyor. simdi yine her baslikta ilk entry yok engelledigim i
bi ara her tikladigim baslikta hep ayni sacma sapan haber sitesi gorunce engellemistim. Ama hem sponsorlu, hem 7/24 aninda baslik parselledigi icin tek kisi oldugunu sanmiyorum, yani kurumsal olarak sozlugu ele gecirmeye calisiyorlar gibi geliyor. simdi yine her baslikta ilk entry yok engelledigim icin, e haberin kaynagini guvenilir ve okunabilir bir kaynaktan goremiyorum. sacma sapan bir hal aldi iyice. neden engellemiyorlar bu sacmaligi artik? yoksa kanzuk'un kendi sitesi falan mi? sozlukte gecirdigim vaktin tadi tuzu kacti iyice valla.
0
icim urperiyor
(06.02.26)
sözlüğe zaten girmeyi minimale indirmiştim, başlıklara bakmak için giriyor bazen bir iki tıklıyordum.

bu timurlu hesap tabii ki sözlükle anlaşmalı. artık hiç girmiyorum
0
aguen
(06.02.26)
Siz olayı yanlış anlamışsınız, sponsorlu demek kontrollü, onaylı, izinli demek zaten.

Kontrol altına almak, engellemeye çalışmak, bunlar olay sanki sözlüğün kontrolü dışında gelişmiş izlenimi veren sözler.

Demek istediğim kimsenin bir şeyi engellemeye çalıştığı yok zaten, çok agresif bir reklam kampanyası yapılmış, bu da akışı cidden etkiliyor.
0
akhenaten
(06.02.26)
sozlugun bu isten cikari nedir de boylesine gereksiz bir tatsizligi engellemiyorlar? yillarin kullanicisiyim, cidden birakicam artik iyice suyu cikti bu isin.
0
🌸icim urperiyor
(06.02.26)
adam der ki kanzuk'a; benim bir haber sitem var, gündeme dair önemli başlıkları ilk ben açıp parselleyeyim, link olarak da kendi sitemin linkini vereyim. al sana da şu kadar para.

oldu da bitti maşallah.

sarı tikli sözlük abonesi olursanız görmüyorsunuz.
0
kibritsuyu
(06.02.26)
(16)

Yaşadığınız yer bir şarkı olsaydı :)

alice in potatoland
Az önce bir Youtube videosu yorumunda okudum, "eğer Türkiye bir şarkı olsaydı bu şarkı olurdu" demiş. Çok hoşuma gitti. Çok sıcacık bir yorum olmuş.Peki daha küçük parçalara bölüp konuşalım. Yaşadığınız yer(metropol, şehir, kasaba, köy) bir şarkı olsaydı ne olurdu? Songs and photos of all kinds are
Az önce bir Youtube videosu yorumunda okudum, "eğer Türkiye bir şarkı olsaydı bu şarkı olurdu" demiş. Çok hoşuma gitti. Çok sıcacık bir yorum olmuş.
Peki daha küçük parçalara bölüp konuşalım. Yaşadığınız yer(metropol, şehir, kasaba, köy) bir şarkı olsaydı ne olurdu?
Songs and photos of all kinds are welcome :) Hadi bakalım.
0
alice in potatoland
(02.02.26)
çok güzel bir soru :


youtu.be
-2
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(02.02.26)
rakicandir
(02.02.26)
kanada kirsali olsa olsa aksaray aksamlari olur, baska bir cacik olmaz burdan:

youtu.be
+2
cooperr
(02.02.26)
Keane - Somewhere Only We Know
youtu.be
0
Amaranta ursula
(02.02.26)
Böyle bir yerler
youtu.be
0
akhenaten
(02.02.26)
bu tabii ki :) youtu.be
gecen seneden: ibb.co
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.02.26)
kaotik temposu ve çokdillilikten ötürü bugün bunu hissettim:
youtu.be
+1
eileengray
(02.02.26)
Ankaralı Turgut - Virüs Girmiş Sana

youtu.be
0
yurtsuz john
(02.02.26)
Acarkent

Cigarettes after sex
open.spotify.com

eksisozluk.com
+1
gabe h coud
(02.02.26)
Buraya taşındığımdan beri sınırları dışına neredeyse hiç çıkmadığım için

creed - my own prison
www.youtube.com
0
cay koy geliyorum
(02.02.26)
kastamonu'nun cide ilçesinde yaşamıştım, 'bir yer bulalım dünyadan uzak' şarkısı cuk oturuyordu.

ayrıca kastamonun kıymeti bilinmiyor, ülkemizde öyle bi coğrafya var ve kimsenin haberi yok resmen. cennetten bi köşeydi. ömür boyu kalabilirdim cide'de. eşimin işi dolaysıyla ayrılmak zorunda kaldık.
+1
antihero
(03.02.26)
Jake bugg - broken
-2
Purple life
(03.02.26)
hali hazırda yapılmışı var;

www.youtube.com

"LA CLUJ,
Viața-i de lux,
Traiul de vis
Ca în paradis."

grup üyelerini birebir tanıyorum.

canlı performansları on numara.

bizdeki lalalar gibi ama bir iki tık daha eski bir grup.
0
rain when i die
(03.02.26)
seattle cocugu chris cornell'den gelsin: fell on black days
www.youtube.com
0
antikadimag
(03.02.26)
Heralde şu olurdu;

youtu.be
-1
love and trust
(03.02.26)
Türkiye (istanbul ankara gibi büyükşehirler) eskiden bir barış manço şarkısıyken, şimdi yeni rapçi salgınında ortaya çıkmış, karışık kuruşuk düşük kalite bir rap şarkısına dönüştü.
0
mor oje
(03.02.26)
(2)

Dosyaları geri getirme

stejerners
Arkadaşlar geri dönüşümden de sildiğimiz dosyayı geri getirdiğiniz program var mı? Ne tavsiye edersiniz? Sistem geri yükleme dışında.
Arkadaşlar geri dönüşümden de sildiğimiz dosyayı geri getirdiğiniz program var mı? Ne tavsiye edersiniz? Sistem geri yükleme dışında.
0
stejerners
(02.02.26)
recuva
+2
jelly bear
(02.02.26)
Recuva ve windows file recovery gibi programlar var. HDD ise sorun yok da SSD kullanıyorsanız beklentinizi düşük tutun. Hızlıca, başka hiçbir şey yükleyip silmeden kurtarmayı denerseniz bir ihtimal şansınız var.
+1
akhenaten
(02.02.26)
(6)

Android'den iPhone 15 Plus 256 gb

baldan kaymak
Sizce geçmek mantıklı mı yapan var mı?Edit: Buna neden, niçin eksi (-) verdi ilgili kullanıcı anlamak gerçekten güç. mod'lar görmüyor mu?!
Sizce geçmek mantıklı mı yapan var mı?

Edit: Buna neden, niçin eksi (-) verdi ilgili kullanıcı anlamak gerçekten güç. mod'lar görmüyor mu?!
0
baldan kaymak
(01.02.26)
ben androidden ıphone a geçiş yapıp da pişman olmayan görmedim çevremde, mutlaka bir süre sonra o android e dönülüyor, büyük rahatlık.
0
darthvader
(02.02.26)
amaç ne, androidde ne eksik geliyor? android telefonun ne? bunları bilmeden cevaplamak zor.
0
nhk ni youkosu
(02.02.26)
Ben 3 sene önce androidden ios a geçtim. Androidi çok uzun zaman ve severek kullanıyodum. Çok da mutluyum.
0
chanandler bong
(02.02.26)
Her şey işlevsellik değil, iphone 15 kullanmak istiyorsanız iphone 15 alın. Şu an iphone 15 gayet yeterli bir telefon, ancak 2023 çıkışlı.

Bir eksiklik hissetmezsiniz, zaten artık telefon modelleri birbirinin aynısı hep. Herkes bundan yakınıyor. Yine de eski modelleri güncellemeler yoluyla takoza çevirme ihtimalleri her zaman var. Bu açıdan 16 modellerine bakmayı düşünebilirsiniz.
0
akhenaten
(02.02.26)
Telefonla ultra işlerin yoksa, pişman olmazsın ama wow da demezsin.
0
gobekliraki
(02.02.26)
tam da dediğin şekilde iki buçuk sene önce geçiş yaptım.
telefonum xiaomi 11t pro idi, şimdiki telefonum iphone 15 plus 256 gb.

iphone'un üç tane güzel yanı var; kamerası, arayüzü ve genel olarak grafikleri. ben sadece kamerası için geçiş yapmıştım, android'e kıyasla gayet memnunum. hatta android'lerde sosyal medyaya attığımız fotoğraflar bozulmasaydı iphone'a geçmezdim bile. onun haricinde hiçbir ama hiçbir esprisi yok. hatta seni aptal yerine koyan, en basit işlemlerde bile kırk takla attıran, seni devamlı ama devamlı bir şeylere abone olmanı zorlayan yapısı var.
pişman olabileceğin ve artık mücadele etmeyi bırakacağın bazı şeyler:
-"iphone donmaz" içi boş bir klişe, gayet de donuyor. mesela bende birçok kez kamera en başta siyah ekranda kalıyor, uygulamadan çıkıp yeniden giriyorum.
-metin düzeltme işlemi çok kötü. android'deki gibi yanlış harfin olduğu noktaya tıklayıp silip yeni harf yazdırmıyor; ya kelimenin başına ya da ısrarla sonuna getiriyor imleci. bazen yanlışlıkla metni seçiyorsun ama vazgeçme olayını hala çözemedim. bu yüzden "muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine" gibi bir şeyde harf hatası yapmışsam stres yapmak yerine komple silip yeniden yazıyorum.
-2026 yılında hala istediğin şarkıyı zil sesi yapamıyor, bilgisayarındaki kendi arşivini kolayca aktaramıyorsun.
-uygulamaların büyüklüğü android'e göre çok daha büyük ve uygulama zamanla şiştiği için android'deki gibi önbellek temizleyip yer açma olayı yok. komple uygulamayı silip yeniden kurman lazım.
-bildirim panelinde her "ekran yönü kilitli" işareti var ama sessizde durduğuna dair hiçbir ibare yok.
-fotoğraf arşivleme/saklama yöntemi android'deki gibi kolay değil. fotoğraf kalitesi, uygulamaların şişmesi, uygulamaların kendi başına bile yüksek yer tutması sebebiyle yer açma amacıyla fotoğraflarını bilgisayara aktarmak tam bir işkence. maalesef yenik düşüp icloud aboneliği satın almak zorunda kaldım.
-yıl 2026 ve numara yazarken yanlış yazdığın numarayı komple silip yeniden yazman gerekiyor. (örneğin 0581 123 12 34 yazdın ve arama yapacaksın, 8'i düzeltmen lazım, düzeltmiyor, 8'e kadar komple silmen lazım.
-mesaj gelir, bildirim gelmez. bildirim gelir, hatta titrer ama bakarsın hiçbir şey yok.
-kafasına göre sesli kafasına göre sessiz modda takılıyor.
-face ıd kafasına göre yüz okuyor ya da okumuyor. okumayınca şifreyi girmeye çalışıyorsun, şifrenin yarısında yüzünü okuyor ve şak diye başka yerleri tuşlamış oluyor, uygulama açmış ya da birini aramış oluyorsun.
-yıl 2026 ve hala ana ekran allah'a emanet; alfabetik sıralama seçeneği bile yok.
-maile ek koymak işkence.
-çağrı geçmişi çok kötü.
-siri tam bir salak, seni tek bir seferde anlaması için 5 yaşındaki bir çocukla konuşuyor gibi konuşman lazım. (araç sürerken daha çok belli ediyor salak olduğunu)
-airdrop çoğu kez çalışmıyor, sorun çıkarıyor.

daha bir sürü saçma salak halleri var da bunlar aklıma gelenler.
+1
m e b
(02.02.26)
(4)

karbon ayak izi

love and trust
bu karbon ayak izi dedikleri şey nedir? mesela epstein'in 2004 yılından kayıtlarının halen tutuluyor olması, "karbon ayak izi" dedikleri şey mi oluyor mesela?
bu karbon ayak izi dedikleri şey nedir? mesela epstein'in 2004 yılından kayıtlarının halen tutuluyor olması, "karbon ayak izi" dedikleri şey mi oluyor mesela?
0
love and trust
(01.02.26)
karbon ayak izi daha geniş bir tanım. doğaya verdiğimiz her türlü zarar aslında. işe toplu taşıma yerine kişisel aracınla gidiyorsan daha çok karbon ayak izin oluyor. ya da arabanda kullandığın yakıt, elektronik eşyalarını şarj etmen falan.
sizin sorduğunuz daha çok dijital ayak iziyle ilgili. elektronik ortamda bıraktığınız verinin takip edilebilirliğiyle alakalı. tabi bunların saklanması da doğaya zarar verdiğinden karbon ayak izi kapsamına girmekte.
0
black holes in the sky
(01.02.26)
Pek alakası yok genel temayla.

Sera gazları: CO2(karbondioksit), CH4(metan) bunlar karbonlu bileşikler.

Küresel Isınma: Atmosferde sera gazlarının birikimiyle ortaya çıkıyor.

Çözüm önerisi: O halde zorunlu olmayan sebeplerle insan faaliyetlerinden kaynaklı karbon salınımını durduralım. Zorunlu sebeple olan salınımlara da mümkünse alternatif geliştirelim veya kısıtlayalım.

Karbon ayakizi: İnsan olarak sizin bir faaliyetiniz sonucu gerçekleşen karbon salınımı veya doğaya karbon salınmasına yol açan üretim faaliyetinden yaptığınız tüketim sizin karbon ayak izinizdir.

Örneğin atmosferdeki karbonun büyük bir kısmı zamanla kömür ve petrol olarak toprak altında hapsolmuş vaziyette. Siz kömür ve petrol ürünleri kullandığınızda ya da bunlara dayalı üretim yaptığınızda yerine göre milyar, yerine göre milyonlarca yıl önce denklemden çıkan karbonu günümüz ekosisteminde atmosfere geri salmış oluyorsunuz. Bunlar da çevresiyle etkileşime girerek co2 ve ch4 olarak atmosferde birikiyor vs. vs.
+1
akhenaten
(01.02.26)
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.02.26)
Küreselci takımın belirlediği bir standart .
Bir tür gıda karnesinin daha geniş hali gibi düşün.
Sen şu kadar şey kullandın, yaktın, enerji sarfettin ve limiti aştın. Belli bir süre geçene kadar veya süresiz olarak bu tür şeyleri kullanmaktan tüketmekten vs. haklardan mahrumsun demenin projesi.
Ülke adını unuttum ama avrupa'da bir yerde alış veriş için kullanılan kredi kartı benzeri bir kartla denemeler yapılıyor.
Şöyle ki , kişi için belirledikleri günlük kalori değeri kartta tanımlanan kotaya göre günlük tanımlanan kalori limitinin üstünde yeniden benzeri bir gıda alındığında kart harcama yapmaya izin vermiyor.

Öyle görünüyor ki dünya nüfusunu kontrol etmeye çalışan ve şimdi bir çok devletin sorunu olan doğum artış oranın düşmesi yine bu zihniyete dayanıyor olmalı .

Bu zihniyet tek tek şahısları olumsuz etkileyen bir çok projenin hazırlayıcısı ama doğayı koruma karbon azaltımı hususunda büyük işletme fabrikalara hatta kullandıkları jetlere neden kısıtlama getirmezler ? bu da ayrı bir konu .
Benzin mazot gibi petrole dayanan fosil yakıtların kullanımının sınırlandırılması ve yenilenebilir enerji adı altında hazırlanıp bize oldukça şirin gösterilen uygulamalar da yine bu zihniyete dayanır.
-1
diyecevaplandı
(01.02.26)
(8)

epstein ve justice.gov

WithWorth
abd'nin resmi adalet bakanlığı justice.gov nasıl geçmiş ve şuanki iktidarı sarsabilecek, halkta infial yaratabilecek, skandalın da skandalı belgeleri resmi kanaldan tüm dünya ile paylaşabiliyor ?bir ortadoğulu olarak, olayı hayal edemiyorum. bu abd'nin yasatma-yürütme-yargı kurumlarının ideal seviye
abd'nin resmi adalet bakanlığı justice.gov nasıl geçmiş ve şuanki iktidarı sarsabilecek, halkta infial yaratabilecek, skandalın da skandalı belgeleri resmi kanaldan tüm dünya ile paylaşabiliyor ?

bir ortadoğulu olarak, olayı hayal edemiyorum. bu abd'nin yasatma-yürütme-yargı kurumlarının ideal seviyede bağımsız olduğunu ve başkan bile olsa kimsenin gözünün yaşına bakmayacak bir bağımsızlığa ve ahlaki prensiplere sahip olduğunu falan mı gösteriyor ?
0
WithWorth
(01.02.26)
israil ve silah lobisi yargıya baskı yapıp belgeleri parça parça bıraktırıyorlar. trump da kuyrugu kıstırıp iran a girmek zorunda kalıyor.
0
paudi
(01.02.26)
Hukuki süreç bu şekilde, aslında baya bir ayak dirediler ama zamanında bizzat cumhuriyetçiler bu Epstein konusunu dillerine doladıkları, şu anda üst düzey görevde olan Trumpçı elemanlar, mesela FBI direktörü vb. göreve gelmeden önce "Epstein belgeleri açıklansın" diye yaygara kopardıkları için de çok geri adım atacak yerleri kalmadı. Gerçi gelinen noktada Trump ortalığı o kadar karıştırdı ki tam olarak neye ne kadar etki ettiği de belli değil. Herkes şok olmuş gibi gözüküyor ama gerçekte ne gibi bir etkisi olacağı belli değil. Sonuçta uzun uzun sosyal medyada tartışılıp sonrasında meme haline gelip herhangi bir skandal olarak unutulması da mümkün.
0
salihdt
(01.02.26)
Aslında konu yargı sistemindeki yozlaşmadan hortluyor zaten. Hatırlamıyor olabilirsiniz ama "Epstein Files" olaylarının esas orta yere düştüğü süreç 2018 yılında bir gazetecinin 2008'deki (ilk olaylar o dönemdeydi) mahkeme kayıtlarını kurcalayıp o davanın peşinden hala koşturan mağdurlar ve fazlasını bulup olayların daha farklı bir boyutu olduğunu ve epstein'ın savcıyla anlaşma yaptığını belgeleyen haberlerden sonra patlamıştı. O dönemde zaten me too akımı falan da vardı kamuoyunda zengin yaşlı erkek figürlerine tepki baya yüksekti, bu da o ortamın üstüne tuz biber oldu.

Yani bu zaten 2008lerde üstü kapatılmış bir olaydı.
Sonra bundan kısa süre sonra epstein tutuklanıp hapiste ölünce artık işler çığırından çıktı. Olayları sümenaltı etmeye çalışanlar da insan, malum. Bunlar da tanrısal varlıklar değil. İşler bu kadar çığırından çıkmışken birçok kere bazı şeylerden feragat etmeleri gerekir heralde.

Şu an iş sadece ABD içinde de değil, her yere ulaştı. Şu an hala daha 6 milyon belgeden neden 3,5 milyonu açıklandı diye itiraz ediyor millet

Edit: Bahsettiğim yazı dizisini buldum Miami Herald diye bir gazetede çıkmış. Gazeteci Julie K. Brown, haber dizisinin adı Perversion of Justice: The Jeffrey Epstein Story. Sonradan ayrıbasımı da yapılmış sanırım. Belki Türkçeye de çevrilmiştir.
0
akhenaten
(01.02.26)
hiçbirşey çıkmaz. neler sızdı bugüne kadar.
belge sızdırarak kimsenin hayatını değiştiremezsin, dünyayı hiç değiştiremezsin.
olayın sadece magazinsel kısmını merak ettiğimiz için takip ediyoruz.
twitterdan sil tüm içerikleri, yarın kimse hatırlayıp sormaz.
insan doğası.
0
plastic_angel
(01.02.26)
Her ne kadar Epstein diyerek olaylar güya bir kişinin etrafında dönse de bir Temelde mossadın projesi olduğu ortada. Bir kişi bu kadar dolap üst üste çeviremez. Organize olduğu ortada.
Ölen biri kendini de savunamayacağı için sürüyle haber ara ara pompalanıyor ve Trump'ın İsrail'e olan tavrına göre onu sıkıştırma amaçlı zamana yayılarak parça parça veriliyor .
ABD de bile olsa yargının tümüyle
bağımsız olduğunu düşünmek imkansız. Yargıda karar verme noktasında olanların bile bağlı oldukları bir parti vardır.

ABD de şu an ulusalcı Trump tarafı ile küreselci bıden tarafı arasında artık ideolojik noktada (partilerin de üstünde) bir çekişme söz konusu .
0
diyecevaplandı
(01.02.26)
@plastik; mideniz de baya genişmiş yani öeh, güle güle kullanın
balık hafızalar unutur ama devletler unutmaz. robert kolejinin epsteinden fon istediği mail unutulacak gibi değil mesela.
0
love and trust
(01.02.26)
unutmasan da bir şey olmuyor. trump'ın epstein'ın ayarladığı küçük kızlardan birini hamile bıraktığı ve doğan çocuğun öldürüldüğüne dair belgeler çıkalı haftalar oluyor mesela. ne oldu? hiç. unutmazsın hafızanda kalır ama pratikte bir şey olmaz.
-1
robokot
(01.02.26)
Prensipler konusuna evet diyorum. Ülkemizden çok çok farklılar. Trump'ın değiştirmeye çalıştığı şey de bir parça bu.

Avrupa'ya diyor ki "normları siz koyuyorsunuz, parayı biz veriyoruz" . Bu ahlaka savaş açmış durumda ama başarması çok zor çünkü insanlar da normlarını benimsemiş ve tavizsizler.

Bizde bir eleştiri ya da suçlamaya bünye hemen savunma ve karşı saldırı reaksiyonu verirken orada "bunu böyle düşünmekte ve söylemekte özgür" algısı öne çıkıyor.

ABD'de gizli ajandası olan etkili ırkçı israil lobisi de mahkemeleri bypass edemiyor. Ama mossad ,medyadaki etkisi vb yoluyla siyaseti etkileyebiliyor.

Önceki dönemde bu lobilere karşı atak olarak NewYork'taki tünellerden baskınla yahudileri çıkarıp medyada ifşa etmişlerdi. Kanlı yatak, bebek arabası vb medyaya yansımıştı.
0
hebanon
(01.02.26)
(11)

Verdiği borcu faiziyle alan var mı

yakalayamadığın.ışıklar
Borç verince eksi hesaba inilirse bankanın yansıttığı kmh faiz bedeli normal olarak alınır ama onun haricinde atıyorum 50 bin vermiştim 1 sene geçti deyip faiziyle alanınız oldu mu? Misal o paraya altın alacaktım aradaki fark şu şu diyerek.
Borç verince eksi hesaba inilirse bankanın yansıttığı kmh faiz bedeli normal olarak alınır ama onun haricinde atıyorum 50 bin vermiştim 1 sene geçti deyip faiziyle alanınız oldu mu? Misal o paraya altın alacaktım aradaki fark şu şu diyerek.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(30.01.26)
Tefeci değilim çok şükür.
0
gobekliraki
(30.01.26)
Faizini düşünecek kadar borç vermiyorum hiç, bir kere aileme vermiştim, o da ailem zaten.

Ama bir şekilde dışarıya yüklü borç verecek olsam enflasyon hesabıyla vereceğimi baştan söylerdim. Ya da belki en azından tl cinsinden vermezdim bilemedim şimdi.

Ama tl cinsinden verdiğimi 1 sene sonra eşit tl olarak alacaksam kusura bakma hocam, o kadar durumum yok der vermem o borcu, yok cidden :D Sıkıntılı bir şey. Ocak 2025'teki 50 bin, Aralık 2025'te 62 bine denk.
+1
akhenaten
(30.01.26)
Kardeşime her zaman faizle borç veririm çocukluğundan beri onu buna alıştırdım artık kendisi direkt bu teklifle geliyor.
Direkt iki katını isterim.
-1
mutekebbir
(30.01.26)
benim de kardeşimden alacağım vardı. 4-5 yıl geçmişti. bana güncelleyip gönder dedim. mesaj atmış; o tarihin parası ile gram, yarım, çeyrek, dolar ve euro olarak. hangisinden göndereyim dedi. ben de en yüksek olan yarım altındı galiba onu seçtim. yaklaşık 33 bin lirayı 290 bin falandı galiba o rakamdan geri aldım. hiç sıkıntı olmadı aramızda.
-1
ground
(30.01.26)
teyzemler araba alırken kaynından borç alacaklardı. gram altın üzerinden hesaplamışlardı. 100 gram altına denk gelen bi borç almışlar iade ederken de 100 gram olarak iade edecekler. ama tl olarak verdiysen ve gram altına göre geri alırım demediysen şimdi borcu iade edecek olan kişi karşı çıkabilir böyle konuşmamıştık diye.
+2
Sadece soruyorum
(30.01.26)
50 bin hiç borç vermedim maks. 10 verdim o da birkaç aylık onu da geri aldım ama çok zaman geçtiyse altın ya da euro değerinde isterim yani.
0
matilda
(30.01.26)
Çevremde, arkadaştan, eşden dosttan borç alma verme adeti yok. İhtiyacı olan bankaya gidiyor.
Ama, oldu da gerekti, alacak da verecek de olsam ödemenin dolar üzerinden mi altın üzerinden mi banka faizinden mi olacağını konuşurum. Bu enflasyonist ortamda konuyu askıda bırakmak, baştan konuşmamak, bir yıl önceki parayla şimdikinin aynı olduğu pişkinliğini yaşamak, yaşatmak arkadaşlığa sığmaz.
Ama oldu da baştan konuşulmadı. Borç veren, para ne şekilde dönerse kabullenmeli, sineye çekmeli ve artık konuşmamalı. Herhangi bir şeyi gerekçe gösterip fark parası isteyememeli. Çok ayıp eder yoksa.
0
Mirket
(30.01.26)
Baştan konuşmak gerekir ki iki taraf da razı olsun sonucuna.
Baştan altın diye konuştuysan altın geri alırsın. Ama TL verip, bunu konuşmayıp, altın bir anda çıkmışken bu kadar "ben altın alacaktım aslında" deyip altın geri istemek ayıptır, etik de değildir.
Altın %50 düşmüş olsaydı da "ben altın alacaktım" deyip düşük mü geri isteyecekti?
Baştan altın konuşmuş olsaydı iki taraf da kaderine razı olurdu.
Hiç konuşulmadıysa dolar/euro ortalaması olabilir ya da altın/dolar ortalaması olabilir.
+1
burfak
(30.01.26)
ben abimle para alışverişimiz oluyor, asla tl vermiyoruz birbirimize. dolar oluor genelde. bazılarına bu durum abes geliyor ama parayı zor durumda kalıp istemiyorken, yatırım için para alışverişi yapılıyorken borç veren kişinin de magdur edilmemesi lazım.

Baştan belli bizimkiler sonradan altına çevirelim yok bitcoine çevirelim işi biraz zorlama. en güzeli bu para işlerini açık açık konuşmak.
0
liberal
(30.01.26)
Genelde insanlar altinla borc verip altinla aliyor bu yuzden.
Kimse tefeci degil ama enflasyonun %40 in uzerinde su an 1-2 sene once %60 di. Bu tarz bir durumda kimse enayi yerine konmamali.
+1
nuevo
(30.01.26)
parayı sevmediğimden tl ile borç verir altına endeksli borç alırım.
0
klassno
(30.01.26)
(11)

Avukatlar ne iş yapıyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
iki ttk, iki tbk, cmk ve hmk, iki üç tane de kanun öğrenince tastamam avukat olunmuyor mu? kararları hakimlerin verdiği bir ortamda niçin adliye adliye gezmek zorunda olmayan insanlara iki sayfa yazı yazması için para ödeniyor?
iki ttk, iki tbk, cmk ve hmk, iki üç tane de kanun öğrenince tastamam avukat olunmuyor mu? kararları hakimlerin verdiği bir ortamda niçin adliye adliye gezmek zorunda olmayan insanlara iki sayfa yazı yazması için para ödeniyor?
-17
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(29.01.26)
Avukatlık ile yapılan mesleki eleştirilere her zaman büyük bir ciddiyetle cevap veririm. Ancak bu sorunuz kadar cahilce bir soruya daha önce denk geldim mi emin olamıyorum. Bu kanunları öğrenince gerçekten avukat olunduğunu mu düşünüyorsunuz? Öyleyse çok yazık çünkü.
+5
gottacatchemall
(29.01.26)
ya ne olunuyor? aydınlatın, öğrenelim.
-3
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(29.01.26)
Ziraat bankasından yaşlımızın emekli parasını alamıyorduk. Yeğencağızım bir dilekçeyle ortalığı ayağa kaldırmıştı. Hakim veriyor kararı ama seni iyi anlatan biri de lazım o hakime de adalet sağlanabilsin. birçok kişi tıfıl derdini iyi anlatamıyor onun yerine ağzı laf yapan birine ihtiyaç var.

Etrafımda var birkaç tane benim sorularıma cevap vermeye yarıyorlar.
Ama iyi de kazanıyorlar ya. Şu kadar olmasa da:

eksisozluk.com

dün mesela bana ve burda bir arkadaşımıza takık bir kadın var. ben birine cevap verdim diyelim sorumun hemen altına geliyor beni iğneleyici şeyler yazıyordu. ben diyelim ki karnım ağrıyor demiş soru, ben de ona defne yaprağı bana iyi geldi dedim. geliyordu sorumun altına, böylesini ömür boyu tıptan men edeceksin. bilim düşmanı gibi şeyler yazıyordu.

türk kalp vakfı becel margarin öneriyor diye ben habire maragarin mi yeseydim yani. reklamlarda çıkardı o da bilimdi mesela. şimdi de margarinleri kötülüyorlar. o yüzden temkinli yaklaşıyorum ve başkalarını da düşünüyorum. bana iyi geldi ama seni bilmem diye de ekliyorum.
böyle yaşadığımı dile getiriyorum diye bu kadın kim de benim doktora gitme hakkımın men edilmesini dile getirebiliyor.

sadece bana değil kadın arkadaşlar var r. ve m'yle başlıyor nickleri. birine koca arıyor gibi şeyler yazmış.
sadece fikrini yazıyor diye dünya tatlısı kimseyi incitmemiş bir kullanıcıya koca arıyor diye alaycı yorumda bulunmaya ne hakı var. arar da yani. bekar olsam ben de arardım. koca aramayı aşağılayıcı bir eylem olarak sunuyor bu güzel insana aklı sıra. neyse o beni ilgilendirmez.

ama bana attığı bir mesajda benim gibi buraya çok sık girip soru soran bir arkadaşımız var ve ben de böyle yorum sorularını sevdiğim için hem de muhabbet olsun diye yanıt veririm sık sık bana:
"genç bilmem neyini eğle" yazmış. özel mesajla.
bunu da neden yazdı biliyor musun? erkek çocuğu ismi arıyordu. ben de toprak dedim. sen yazma isim genç bilmem neyini eğle yazmış.
ve yıllar sonra öğrendim ki, çocuk meğerse bununmuş. Ama Allah öyle büyük ki; o sırada bana en ufak öfke hissettirmedi. sadece güldüm çünkü o derece anlamsızdı ve lütfen rahatsız etmeyin diye karşılık verdim.
genç bilmem neyini eğle ne demek yahu? bu kadın öğretmenmiş birde.

ve sonra gel zaman git zaman farklı nickli biri kitap bağışı arıyor, hatta mirkete de yazdım, mirket ben kitap bağışı yapacağım ama bana dönmedi diye. sonra beni engellemiş tabi beni aşırı merak sardı kullanmadığım bir hesap var ordan yazdım niye engellediniz diye sonra biri dedi o sanırım o kişinin nicki diye.

ben tüm bunları topladım dün 45 yıllık noter var burda ona gösterdim. uu neler yazmış böyle çok seviyesiz ama bir şey çıkmaz çünkü bu ağız dalaşı dedi.

ama yine de genç bilmem neyini eğle diye attığı mesaj görüntüsünü belki bir gün hayat bizi buluşturur da kendisine hatırlatırım eğitimci hanımın.

Sadece bu değil, birde ben arkadaşlar sorumuza lütfen kırıcı cevap yazmayın dedim diye bana attığı bir mesaj var evlere şenlik. Eskort seni kocana saçlarından tutturacam gibi şeyler de yazmış.
Birde cümlelerin yüklemindeki ünlülerini daraltarak yazıyor. Yapıcam, edicem diye. Kocana güzel cevap yazıcam demiş bana mesela.
Belki reşit olmamıştır diye de tırstım biraz.
Çünkü emniyette arkadaşlar konuşurlarken duymuştum reşit olmayanlarla muhatap olduğunu bilmiyor birçok kişi diye.

epey kişi de bezmiş bundan. :)
-5
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(29.01.26)
Türkiye adına konuşacak olursak artık o kadar çok yerde o kadar gereksiz üniversite var ki herşeyi çok kolay bir şekilde ve yetersiz şekilde olabiliyorsun. Avukatlar için değil her bölüm böyle şu an. 30-40 bin lira maaşla çalışan diş hekimleri var piyasada. Yani artık günümüz türkiyesinde neredeyse her şey kolay olunuyor.

Avukatlar ne iş yapıyora gelecek olursak en basitinden kiracınla problem yaşıyorsun bunlara ihtiyacın var. yani Avukatın ne iş yaptığını bilmeme ihtimalin yok. Küçümsemek amaçlı sormuşsun.
+2
nuevo
(29.01.26)
Davalar bir haksızlığa uğradığınızda 3 tane kanundan ilgili maddeleri göstererek bakın şu şu sebeplerle haksızlığa uğradım, lütfen buna bir dur deyin diyerek tamamlansa haklı olabilirdiniz. Ancak malum, böyle olmuyor. Bu başlangıcı.

Karşınızda bir de sizi her şekilde haksız göstermek için uğraşan, hatta belki de kendi çapında kendisi de haklı olan bir de karşı taraf var.

Sizin gösterdiğiniz gerekçeye karşıt argümanlar sunuyor. Sizi haksız çıkarmak için uğraşıyor.

Eminim hayatınızda kanunda yeri olmasına rağmen mesai ücreti almadan çalıştığınız, ihbar veya kıdem tazminatı alamadığınız veya haksızlığa uğradığınız illa ki olmuştur. Bunlar karşısında her seferinde hakkınızı alabildiniz mi? Sanmıyorum. Alabildiyseniz bir istisna olurdunuz.

İşte avukatlar bu işe yarıyor. 2-3 kanun bilmek ve o 2-3 kanuna dayalı yüzlerce davada yüzlerce senaryoya şahit olmak arasında bir fark olması sizce de normal değil mi? Deneyimden bahsediyorum evet. Çok da anlaşılmaz değil aslında. Tam da aynı sebeple "iyi avukat" ve "kötü avukat" ayrımı da oluşuyor.
+1
akhenaten
(29.01.26)
Savunma parası versin diye tuttuğum avukat, davaya girmiyor. Diyeceklerim bu kadar.
0
Kahvedesu
(29.01.26)
Şurada uzun uzun yazmıştım.
eksisozluk.com
+1
ground
(29.01.26)
@ground, tam da o nedenlerden ötürü avukat tuttum ama beyfendi her davada mazaret sunuyor.
0
Kahvedesu
(29.01.26)
Usul ve kanuni süreleri zamanaşımı sürelerini hak düşürürücü süreleri teknik kavramları, delillerini hangi aşamada sunacağını vs bilmeden avukata para mı verecez ya diyen vatandaşlar genelde davanın içine eder. Avukata geldiğinde de her şey için çok geç olmuştur artık.
-1
Sadece soruyorum
(29.01.26)
Hayır nick veremem dikkatli olmam lazım.

Bunların hepsini bana yazdı o nick. Hepsinin ekran görüntüsü var elimde.
-2
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(29.01.26)
bu farkı anlamak için bir hukuk bürosunda bir süre vakit harcamak gerekir. yeni avukatlar ne yapacağım ne yapacağım diye etrafta gezerken, deneyimli avukat zaten "şöyle olacak böyle olacak" diye 3 adım sonrasını planlamış oluyor. hakimlerin nelere dikkat ettiğini, neleri kesinlikle yazmış olman gerektiğini bilmediğinde dava falan kazanamazsın.
+1
co2s2
(29.01.26)
(3)

Gümüş ve Altın Alımı

sezai karesort
Arkadaşlar öncelikle herkeşe şelam.Fiziki olmayacak şekilde gümüş ve altın alımını nasıl yapıyorsunuz ?Yani seçenekler şunlar ama bunların da en dezavantajlısı hangisi sizce ?Altins1 = Fiziki ile arasında ciddi bir makas farkı var şu an 1 gram altın karşılığı 9.000 küsür civarına gelir. Fiziki altın
Arkadaşlar öncelikle herkeşe şelam.

Fiziki olmayacak şekilde gümüş ve altın alımını nasıl yapıyorsunuz ?

Yani seçenekler şunlar ama bunların da en dezavantajlısı hangisi sizce ?

Altins1 = Fiziki ile arasında ciddi bir makas farkı var şu an 1 gram altın karşılığı 9.000 küsür civarına gelir. Fiziki altın o seviyeleri gelir mi bilemem ama risk.

GMSTR / GLDTR / ZGOLD = Bunlarda da Yönetim Ücreti + 17,5% oranında stopaj kesintisi var, bana kalırsa en zararlısı bunlar.

Yatırım Fonları da aynı şekilde Yönetim Ücreti + 17,5% stopaj kesintisi var.

Direkt Bankadan almak sanki daha mantıklı gibi geliyor bana kambiyo vergisi + bsmv + banka makası bu 3 kesintiye rağmen yukarıda saydığım alternatiflerin kesintileri yanında sinek ısırığı gibi kalıyor.

Bunlar dışında önrebileceğiniz farklı yollar var mı ? bir de yukarıda atladığım bir şey var mı sizce ?

Şimdiden teşekkürler cevaplar için.
+1
sezai karesort
(28.01.26)
Fonların olumsuzluklarına bir de valör konusu ilave edilebilir.

AltınS1 de %20 ye kadar makas hoş görülebilir.

Bankaların herhangi bir şelale düşüşünde alım satım makasını uzaya doğru açma ihtimali gözardı edilmemelidir.
0
Mirket
(28.01.26)
Altin.s1 çok daha karmaşık aslında.

Şu an kapalı çarşı gram fiyatı 7.698 lira. Altin.s1 8.955 lira. Fark %16. Kuyumcularda kapalı çarşı fiyatının da biraz üstündedir. "Ciddi makas" denemez bence şu halde. Bir süre önce çok daha yüksek bir farktan kapandı bu fark.

S1 spekülasyona açık bunu görüyoruz, ancak çok yüksek fiyattan alınmadığı sürece hala iyi geliyor bana.

Bir de alım satım makası yok, bunu atlamışsınız. Neticede siz s1 aldığınızda satarken altın fiyatından satmıyorsunuz, yine s1 fiyatından satıyorsunuz. Ancak bankadan aldığınızda saydığınız vergilere ek alım-satım makası da var. Buna da çok "sinek ısırığı" demezdim.

Karar yine sizin, S1 ve gram arasındaki farkı nerede normal görüyorsanız oradan almak mantıklı. S1'i tehlikeli yapan gramla farkı absürt dereceye çıktığında almak aslında.

Gümüşle ilgili çok bilgim yok, ben ona kaçmış tren olarak bakıyorum kendi adıma.
0
akhenaten
(28.01.26)
Dünya Katılım Bankasında altın ve gümüş hesabı açtım, ordan alıp satıyorum. Alış-Satış farkı çok az. Haftasonları bile makas pek açılmıyor.
0
faberkastelli
(29.01.26)
(6)

kpss hakkinda yardim lazim

nibba
arkadaslar sirf puanim olsun, kafam atarsa devlete gecmekte sikinti yasamayayim diye kpss ve yds girecegimn.1- sizce kpss onlisans mi gireyim lisans mi? kpss lisans puaniyla kpss onlisans isteyen is ilanlarina basvurabilir miyim?2- ornek olarak su ilanda https://www.ilan.gov.tr/ilan/2000770/kamu-aka
arkadaslar sirf puanim olsun, kafam atarsa devlete gecmekte sikinti yasamayayim diye kpss ve yds girecegimn.

1- sizce kpss onlisans mi gireyim lisans mi? kpss lisans puaniyla kpss onlisans isteyen is ilanlarina basvurabilir miyim?
2- ornek olarak su ilanda www.ilan.gov.tr soyle bir ifade geciyor:

...2024 KPSS B Grubu P3 puan türündeki puanının yüzde yetmişi ile yabancı dil puanının (YDS) yüzde otuzunun toplamı esas alınarak yapılacak sıralamaya göre en yüksek puandan başlanarak alınacak personel sayısının on (10) katı aday arasından seçilecektir...

kpss b grubu p3 dedigi seyi googleladim fakat anlamadim. bu, KPSS
Kamu Personel Seçme Sınavı
2026-KPSS Lisans (Genel Yetenek-Genel Kültür)
Sınav Tarihi:
06.09.2026

sinavinin icinde ayristirilan puan turlerinden biri sanirim?

sinava calismadan girecegim. her turlu taktik ipucu vs kabul ederim
0
nibba
(27.01.26)
Doğru mu anladım bilmiyorum ama lisans mezuniyetinizde en yüksek derece neyse onun kpss'sine girebiliyor/atanabiliyorsunuz. Lisans mezunu olup ön lisans kpss ye gidilemiyor.
0
egerbiryolcu
(27.01.26)
KPSS P3 bildiğim kadarı ile çift yıllarda yapılan lisans düzeyinde olanlara ait puan türü.
kpss'ye giriyosun genel yetenek genel kültür çözüyosun 30 türkçe 30 mat, 60 soru da tarih coğrafya ve vatandaşlık bilgisi kısmı.

sınav zor değilmiş ama her soru 1 dk olduğu için süre yetmiyormuş genelde. bu puanı alınca herhangi bi mülakata girmeden atanabiliyosun yeterli puanı alırsan. istanbulda 2024'te 85 puanla düz memurluklara atamalar olmuş diye duydum. bi ara ben de çalıştım youtube tarih matematik videoları falan izledim de çalışırken bi yandan kpss olayı aşırı yorucu olduğu için bıraktım.
0
Sadece soruyorum
(27.01.26)
1- Lisans Diplomanız varsa Önlisans tercihi yapamazsınız +1

2- Kpss A ve B grubu sınavları (varsa ek sınavlar) mesleğinize göre değişiyor. Haliyle bunu kontrol etmelisiniz. Büyük ihtimalle B grubusunuz.

3- KPSS bil geç sınavı. Kim 500 bin ister temalı bir sınav. Ales gibi kafa yormalı değil. Haliyle çıkmış soruları gözmek faydalı. Soruyu biliyorsanız yapıyorsunuz, bilmiyorsanız bilmiyorsunuz. Memurluğun kendisi gibi. Akıl yürütme, işini yap tarzı bir şey.
+1
akhenaten
(27.01.26)
tesekkurler

onlisans gireyim mi diye sordum cunku onu yazmayi unutmusum. onlisans mezunuyum zaten bu sene bahar doneminde de lisans diplomasi alacagimn @egerbiryolcu @akhenaten

@akhenaten hocam googleliyorum hep seo icin optimize edilmis sayfalar cikiyor bir turlu anlayamadim. kpss takvimi soyle:

i.ibb.co

anladigim kadariyla a grubu bana uymuyor. o daha cok yuksek memurluk olarak algiladim. ben bilisim veya vasifsiz rolleri kovalarim. o yuzden b grubuyum. ancak gorselde de gorulebilecegi uzere a ve b grubu diye ayirmamislar, orasini tam olarak anlayamadim. bunu yazarken gptye de sordum sen KPSS
Kamu Personel Seçme Sınavı
2026-KPSS Lisans (Genel Yetenek-Genel Kültür) sinavina gireceksin diyor, teyit edebilir misiniz?
0
🌸nibba
(27.01.26)
kpss a grubu özel memurluklar ve onlar mülakata tabi olan bölümler.
siz kpss b grubu yani çift yıllarda olana gireceksiniz. mesela mühendislik, hukuk veya düz memurluk gibi işlerde kpss b grubu oluyor dediğim gibi genel yetenek genel kültür çözeceksiniz toplam 120 soru. eylül ayında olacak olan sınava gireceksiniz.

kpss a grubu şöyle mesela;
Bağ-kur Genel Müdürlüğü’nde denetmen yardımcılığı
Maliye Bakanlığı’nda gelirler genel müdürlüğü
Mali hizmetler uzman yardımcılığı
Ulaştırma Bakanlığı’nda müfettiş yardımcılığı
Türkiye Büyük Millet Meclisi uzman yardımcılığı
Belediyelerde müfettiş yardımcılığı
0
Sadece soruyorum
(27.01.26)
Cevap veren herkese ek olarak.. Ne yapın edin lisans mezuniyetinizi erteleyip, önlisans mezunu olarak girin sınava. Önlisans mezunu adaylar yalnızca B grubundan tercih yapabilir. A grubu kariyer memurluk olarak geçer ve bu yalnızca lisans mezunları için geçerli. Sınava önlisans mezunu olarak girip sonrasında mühendislik okumuş ve ünvan değişikliği sınavıyla mühendis olmuş biri olarak yazıyorum bu satırları.. Başarılar..
0
xururuca
(27.01.26)
(8)

Kuyumcudan iban ile altın almak

egerbiryolcu
Hiç denemedim nasıl oluyor? Mesela atıyorum 50 bin TL ye beş altın alicam. Nakit goturemeyeceğim için bu yolla alsam masrafı oluyor mu ekstra?
Hiç denemedim nasıl oluyor? Mesela atıyorum 50 bin TL ye beş altın alicam. Nakit goturemeyeceğim için bu yolla alsam masrafı oluyor mu ekstra?
0
egerbiryolcu
(24.01.26)
her kuyumcu iban ile ödemeyi kabul etmiyor. kabul ettiyse de nakit neyse iban ile de aynı para oluyor. sadece bazıları açıklamayı boş bırakmanı istiyor.
0
asap raki
(24.01.26)
@asap raki
Teşekkürler son gittiğim bı kuyumcuda kağıda iban adresi yazmışlardı öyleyse orası kabul ediyordur. Aynı paraysa iyiymiş o zaman.
0
🌸egerbiryolcu
(24.01.26)
Kuyumcuya göre değişiyor +1

Benim alışveriş yaptığım kuyumcuda ben alıcı adı olarak bilmem ne kuyumculuk diye şirket adı giriyorum açıklama olarak da altın alım diye yazıyorum örneğin.

Kimi kuyumcular hiç eft kabul etmiyor, kimi de şahsa ait hesaba para alıp açıklama yazdırmıyor falan, bu aralar hazine bu işlerin peşine çok düştüğü için baş ağrıtma potansiyeli var bunun.

Ekstra masraf da aynı şekilde kuyumcuya bağlı. Kuyumcu esnaf, esnaflar bankalar gibi her şeyin net bir sisteme oturduğu şekilde iş yapmıyor.
0
akhenaten
(24.01.26)
bizim semt kuyumcusu iban'a kabul ediyor, fark almıyor. ben açıklama da yazıyorum, çünkü genelde telefonla fiyat sorup, uygunsa eft yapıyorum; kenara koy, geçerken alırım diyorum. hesabı genelde o tutuyor ama kafa karışıklığı olursa dekonttan bakıp söylüyorum.
0
lil siztah
(24.01.26)
@akhenaren öyleyse şahıs adı ve açıklamasiz olduğunu soylerlerse yanaşmayayim.
0
🌸egerbiryolcu
(24.01.26)
Babam genelde oyle yapiyor. Yuklu para tasimak istemedigi icin, kuyumcuya gidiyor. Beni ariyor, ben parayi ibana gonderiyorum. Babamin tc si ile birlikte.

Guvendiginiz bir kuyumcu olsun tabi. Babamin yillardir alisveris yaptigi kuyumcu bu.
0
narod
(24.01.26)
ad soyad tc altın alımı yazıp yolluyoruz. iban kabul etmeyen görmedim daha. çok mahalle arası bi yer değilse hepsi alır.. nakitte neyse aynı fiyat.
0
spirit crusher
(25.01.26)
geçen 500 gr aldım ve ibanla gönderdim. hem de 2 günde. hiçbir sorun olmuyor.

elden para götürüp kuyumcunun saymasını mı isteyeceğiz? sana mantıklı geliyor mu bu? bankalar bile belli bir saatten sonra nakit para almıyorken kuyumcu hiç almaz.

2025 yılında kredikartı, prepaid ve nakit kullanım oranları paylaşılmış. bi bakın.
ekşiciler mal mal konuşup neden yeni banknot çıkmıyor yeaa diyip duruyordu. amaç inanılmaz boyutlara ulaşan kayıtdışıyı azaltmak.
0
plastic_angel
(25.01.26)
(15)

Yeşil pasaport kimlere verilsin?

michael_knight
Sizce başka kimlere verilmeli?
Sizce başka kimlere verilmeli?
+1
michael_knight
(23.01.26)
Devletin vatandaşına vizesiz seyahat imkanı vermesi mümkünse herkese verilmeli.
0
burfak
(23.01.26)
herkese. devlet eliyle ayrimcilik neden bu kadar normal karsilaniyor bu ülkede?
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.01.26)
Devletin vatandaşına vizesiz seyahat hakkı sağlaması yeşil pasaport dağıtarak değil, devletin itibarını uluslararası alanda artırarak olur.
Yeşil pasaport hakkı yaygınlaştıkça yeşil pasaportun itibarı azalacak ve böyle de devam ederse yeşil pasaportun vize muafiyeti de yavaş yavaş ortadan kalkacak diye düşünüyorum.
Türk bayrağı tüzüğü madde 18de listelenen makam sahipleri dışında kimseye verilmemeli diye düşünüyorum.
+3
Mirket
(23.01.26)
herkese verilince kimseye verilmemiş gibi olacak, diğer ülkeler tarafından tanınmaz. bir anlamı yok. 10 sene düzenli vergi vermiş, sabıka kaydı, herhangi bir borcu olmayan vatandaşlara verilebilir.
0
glamdr1ng
(23.01.26)
kimseye verilmemeli fakat devletin kendi memurlarına kefil olması olağan bunun dışında mantıklı olmaz.
0
biravekahve
(23.01.26)
bir kaç diplomatik dokunuş ve regülasyon ile bu vize meselesi hemen çözülür.

çözmemek ve beklenti yaratmak için böyle çabalar gösteriliyor
+1
duyurukullanıcısı
(23.01.26)
yeşil pasaport kaldırılmalı. bordoya vize serbestisi gelmeli. yoksa avrupaya yaptırım uygulanmalı.
yeşil pasaport gibi bir örnek hiçbir ülkede yok.
+3
jelly bear
(23.01.26)
halkın belli bir bölümüne ayrıcalık vermektense herkese aynı hakları vermek daha mantıklı. Herkes bu ülkenin vatandaşı sonuçta.
+1
nuevo
(23.01.26)
O gruba bu gruba şu mesleğe yeşil verileceğine bordo pasaportun etkinliği artırılsın ve herkes eşit faydalansın vize serbestliğinden.

Konu geri dönme dönmeme değil gri pasaportla belediye aracılığıyla iltica etti bir sürü insan yani.
+1
chicha_v2
(23.01.26)
sadece yurt dışında türkiye cumhuriyetini temsil edecek resmi görevlilere verilmeli. görevleri süresince ve sadece o kişiyi kapsamalı.
sırf gezsin dolaşsın diye memurlara ve ailelerine has bir ayrıcalık olmamalı. hele yok avukatmış yok mühendismiş yok sanayici-iş adamıymış gibi saçma sapan mesleklere de verilmemeli.
onun yerine bordo pasaportun itibarını yükseltip insanların sorunsuzca istedikleri ülkeden vize alabilmesini sağlamak lazım. senin vize muafiyeti tanıdığın ülkelerinde sana aynı şekilde vize muafiyeti tanımasını sağlanmalı.
0
my fault
(23.01.26)
şu anki sistem hem avrupanın hem de hükümetin işine geliyor.

hükümet; vize serbestisi diye avrupa birliğini darlamıyor artık. göçmen politikalarında esneklik sağlıyor, göçmenlerin avrupaya geçişini zorlaştırıyor.

bu sayede elinde istediğine verip istediğinden anında geri alabileceği, yeşil pasaport gibi bir gücü bulunduruyor.

normalde avrupa'ya seyahatin kontrolü schengen ülkelerinde olması gerekirken, bu süreci hükümet yönetiyor. istediği topluluğa da bunu bir ödül gibi sunup (bkz avukatlar), istediğim zaman iptal ederim diyebiliyor.
+1
brkylmz
(23.01.26)
Konu yeşil pasaport olunca neden mesele sadece Türkiye'nin tekelindeymiş gibi ele alınıyor ki?

Pasaportun verilmesi bir konu, pasaportun gidilmek istenen ülkede kabul görmesi ve tabi tutulduğu muamele ayrı konu. Bu karşılıklı anlaşmalarla ilgili. Türkiye, yaptığı kabul görecek olduktan sonra komple herkese de yeşil pasaport verir, hal böyleyken vizeleri kaldırma müzakerelerine ne gerek var o zaman? Kendi kendimize herkesle kaldıralım vizeyi.

Yeşil pasaport şu haliyle bile riskli durumda, kapsamını genişletmeyi bırakın daraltılmazsa şükür.
0
akhenaten
(23.01.26)
Mali müşavirlere
0
gabe h coud
(23.01.26)
memur bile iltica ediyor şu aralar. memur dışında meslek grubuna verseler ülkede insan kalmaz.

hani şuraya buraya taşındım diye sosyal medyada paylaşanların çoğu iltica etmiş kişiler. 4-5 sene takılıp oradan başka yere geçiyorlar
-1
michael harddd
(23.01.26)
anlasilan devlet sengen sorununu cozmenin bir yolunu buldu. kademe kademe herkes yesil pasaporta sahip olacak, vizesiz gidip gelecek. bir anda tepki cekmesin diye yapiyorlar.
0
Sour
(23.01.26)
(3)

Avatar filmleri

kizil karga
Neden bu kadar çok seviliyor, milyarlarca dolar hasılat elde edecek ne çekiciliği gizemi var da bu kadar izleyici çekiyor, yani ne bileyim Yüzüklerin Efendisi gibi bi komüniteye hitap eden özel bir durumu mu var ne oluyor da bu kadar ilgi çekiyor, yoksa çocuk filmi gibi görülüp bu kitle sayesinde mi
Neden bu kadar çok seviliyor, milyarlarca dolar hasılat elde edecek ne çekiciliği gizemi var da bu kadar izleyici çekiyor, yani ne bileyim Yüzüklerin Efendisi gibi bi komüniteye hitap eden özel bir durumu mu var ne oluyor da bu kadar ilgi çekiyor, yoksa çocuk filmi gibi görülüp bu kitle sayesinde mi bu kadar hasılata ulaşıyor neler oluyor?
-1
kizil karga
(21.01.26)
Kendi adıma konuşayım. Orman, deniz içimi açıyor. Konusu güzel. Mücadele güzel.
-3
arbre
(21.01.26)
Avatar'ın 2009'daki ilk filmi teknik açıdan başyapıttı. Film daha çıkmadan aylar önce Na'vi dilinin nasıl sıfırdan inşa edildiği, filmdeki ışık yansımalarının renderlanmasının nasıl yıllarca mükemmel hale getirildiği ve animasyon karakterlerin nasıl en ufak mimikleri dahi yansıtabildiği vs. üzerine haberler arka arkaya çıkıyordu.

Bunlar da abartı değildi, ekrandaki kalite ciddi anlamda fark ediliyordu.

Haliyle filmin satan kısmı hiçbir zaman konusu olmadı. O dönem film sektörünün formula 1'i etkisiyle ilgi gördü.

Bugünse sinema yarı ölü bir sektör. Yıllardır geniş çapta heyecan uyandıran yapımların sayısı çok azaldı. İnsanlar sinema açısından heyecanlanabileceği, dolu salonda film izleyebileceği bir an yakaladığında bunu kaçırmıyor. Avatar da eski bilinirliğinin etkisiyle bu boşluğu dolduruyor.

Film harika olmasa da kötü de değil, haliyle insanların bunu bir anı malzemesi haline getirmek amacıyla zaman zaman abartması da normal bence.
+1
akhenaten
(21.01.26)
avatar'ın içerik olarak flash tv'de yayınlanan imdb 5.5 puanlı kötü aksiyon filmlerinden farkı yok. seri bomboş bir senaryo üzerine atlamalı zıplamalı aksiyon sahnelerinden ibaret. bu kadar çok öne çıkmasının da birkaç sebebi var. öncelikle insanlar sinemadan zaten bunu bekliyor. gideyim çatışan insanlar göreyim iyiler kazansın evime döneyim. bir başka sebebi de yönetmen james cameron'ın daha önce denenmemiş çekim tekniklerini denemesi. 2. filmdeki bayık su altı sahneleri deepx 3d adı verilen özel bir sistemle çekildi mesela. bir başka sebep de reklama ciddi bütçe ayırmaları. manyak gibi zaman harcıyor üzerine ve izlenmesi için her şeyi yapıyorlar. adamın avatar öncesi son filmi titanic düşün.
0
beatbox yapan metalci
(21.01.26)
(14)

Türkçeyi Doğru Kullanmayanları Uyarıyor musunuz?

elektr10
Bazı kelimeleri yanlış söyleyenlere karşı tavrınız ne oluyor? Yani soğuyor musunuz veya onu uyarıyor musunuz yoksa hiçbir şey olmamış gibi devam mı ediyorsunuz? Mesela "iade etmek" kalıbına "geri iade etmek" veya "şarj"a "şarz" diyenlere karşı "dostum o kelime öyle denmez" diyor musunuz yoksa hiçbir
Bazı kelimeleri yanlış söyleyenlere karşı tavrınız ne oluyor? Yani soğuyor musunuz veya onu uyarıyor musunuz yoksa hiçbir şey olmamış gibi devam mı ediyorsunuz? Mesela "iade etmek" kalıbına "geri iade etmek" veya "şarj"a "şarz" diyenlere karşı "dostum o kelime öyle denmez" diyor musunuz yoksa hiçbir şey demiyor musunuz?

seneler önce bir kız vardı mesela hoşlandığım. bu tip yanlışlar yaptığı için acayip soğumuştum. bir de açık "e" ile konuşanlar var mesela...

Bu arada ben hiçbir uyarıda bulunmuyorum itici görünmemek için. sizde durum nedir merak ettim.
0
elektr10
(21.01.26)
ben bööööreğe tahammül edemeyip düzeltiyorum ya.
0
antihero
(21.01.26)
sevdiğim biri ise düzeltirim sadece. değilse banane.
+2
denef
(21.01.26)
Sıradan vatandaşı değil ama kamuoyu önüne çıkmış ve ısrarla yanlış kullananları uyarırım.

-Özellikle 'umarsız' sözcüğü. Koca koca herifler ısrarla 'umursamaz' anlamında kullanıyor. Çaresiz anlamındadır halbuki.

-Hali hazırda çoğul olan sözcüklere -ler, -lar eki ekleyenler. Eşkiyalar gibi. Eşkiya, şaki sözcüğünün çoğul halidir zaten. Yaşar Kemal bile yaptı bu hatayı.

-Sol, seküler kesimden politikacıların laaaik diye uzatarak telaffuz etmesi uyuz ediyor.

Yöresel şive ve ağızlara bir şey demem. O düzeltilecek bir durum değil.
+3
yurtsuz john
(21.01.26)
Ben eşkıya, evlat gibi Arapça aslı çoğul olan fakat Türkçede artık tekil anlamıyla kullanıma sahip olan sözcüklerin bu tarz kullanımının hata olduğunu düşünmüyorum. Sözcüğün zaman içinde anlam genişlemesine ya da daralmasına, değişik anlamlara uğraması çok normal. Ayrıca Arapçada hiç kullanılmayan ama bizim ürettiğimiz yüzlerce sözcük var. O halde onları da kullanmamak gerekir. Ki bu sözcükler sözlüğe tekil anlamlarıyla da girecek kadar yaygınlaşmış sözcükler.
Börek gibi kullanımlar da ağız özelliğidir. Kendi memleketinizden çıkana kadar farkına bile varmazsınız bazen. Kulağımı tırmalar ama uyarmam.
Ben mümkün mertebe uyarmıyorum. Yakın sınıf arkadaşlarımı uyarırdım, bazı hocalar takıktı telaffuza. Ama hoca, siyasetçi, uzman, bilim insanı gibi kişilerin bu konuda dil ve telaffuz hassasiyetinin olması gerektiğini düşünüyorum.
+1
black holes in the sky
(21.01.26)
Şarja şarz derse soğurum ve hicbi fikrini ciddiye alamam. Eşkiyalar derse soğumam
0
üğpoıuy
(21.01.26)
kafaya takılacak o kadar sorun varken bence bu tarz küçük şeylere takılmak pasif agresif hareketler. özellikle o yanlışı yapıp rahatsız edici kullanmıyorsa uyarmaya gerek yok.
-2
mikahakkinen
(21.01.26)
Ana dilin doğru kullanımı sadece yanlış telaffuzları düzeltmekten geçmiyor. Birkaç alan var, biri anlamlar, biri yabancı kelimelere yer verilmesi, biri yabancı bir dilin yapısını kendi diline uygulamak, biri evet yanlış telaffuzlar, biri imlâlar, biri bağlam ile ifade uyumu... çok alan var.

Bugün iş yerimde bir temizlikçi, diğer 2 temizlikçiye şöyle seslendi:

"Ben her zaman buradayım, olveys!"

Hiç kimsenin umurunda olmadığını düşündüren bir tepkisizlik vardı. Sesimi çıkarmadım. Söyleseydim nefret edecekti hassasiyet göstermesi gerektiğinden. Ailede de ilk okulda da diğer eğitim birimlerinde de bu hassasiyet ve saygı olmadığı için bu çaba kişilere ayrı bir bilinç ve irade "yükü" oluyor. İnsana kendi ana dilini kendisine yük etti birilerinin uygulamaları...
0
muhayyer divan
(21.01.26)
Uyarmıyorum. Ben daha çok son zamanlarda ortaya çıkan abuk sabuk kullanımlardan rahatsız oluyorum. yapıyor olacağım, geliyor olacağım gibi mesela. Böyle bir şey yok, nerden çıktı bilmiyorum. Bir de "bir yerden" kalıbı var. "şöyle bir yerden söylüyorum, duygusal bir yerden anlatmıyorum" gibi.
+2
dfn4
(21.01.26)
Sohbete dahil değilsem uyarmıyorum. Dahilsem de doğrudan doğruya bu söylediğin yanlış demiyorum ama doğrusunu tekrarlı bir şekilde kendim kullanıyorum.

Tabii bu durum uyarının üslubuna da bağlı. Şahsen ben uyarılmaktan hoşlanan biriyim. Her insan hata yapabilir ancak hata yapmak, o kişinin konuyu yanlış bildiği anlamına da gelmiyor. Örneğin, yazım kurallarına normalde dikkat eden birisi o anlık bir hata yaptığında, bir başkasının uyarı adı altında aşağılayıcı yaklaşımı, takdir edersiniz ki diğerinin gözünde oldukça itici görünüyor. Sosyal medyada insanlar birinin hayatından gördükleri anlık bir kesiti o kişinin hayatının geneliymiş gibi yorumlama hatasına sıkça düşüyor.
+1
akhenaten
(21.01.26)
uyarmıyorum ama "yapıyor olacağız" "geliyor olacağız" tarzı kullanımlara sinir oluyorum. tek kelimeyle ifade edilecek bir durumu plaza diline uyarlamak sinir bozucu. yapacağız edeceğiz de geç öyle değil mi?

bir de tolerans yerine tolerasyon diyenlerin ağzına biber sürsek düzelir mi?
+2
exlibris
(21.01.26)
akhenaten gibi konusmada dogrusunu soylerim ama direkt duzeltmem.

yazida yanlis yazilan da ve ki ekleri zaten umutsuz vaka. ama yaygin yanlis bilinen seyleri duzeltebilirim. ornegin murdara mundar diyebiliyor cogu kisi.
0
antikadimag
(21.01.26)
çok yakınımsa evet. yalnız patronun tekabül yerine her seferinde tekamül demesi beni aşırı zorluyor.
0
lazpalle
(21.01.26)
çevremdeki herkes ama gramer nazi diyor. onun dışında yeni tanıştığım veya çok samimi olmadığım insanlara karışmıyorum. ha şöyle mesela yanlışını duyuyorum ve karışmıyorum dedim ya, konuşma sırası bana gelince doğrusunu söylüyorum belki anlar diye ama ı ıh olmuyor. bir kere diline yerleşti mi düzeltemiyorlar kolay kolay. 1 aydır falan sürekli emlakçıyla görüşme halindeyim mesela, o kapora dedikçe ben kaparo diye düzeltiyorum ama ı ıh alışmış bir kere.
0
neira
(21.01.26)
Kullana kullana dile yerleşip yazımı/anlamı evrimleşen/değişen kelimelerle kavga etmeyi yersiz buluyorum. Umarsız umursamaz değil evet ama toplumun %90'ı bu anlamda kullanıyorsa artık bu anlama geliyordur. Dil, konuşanlar arasında yapılmış bir sözleşmeden ibaret bir şey ve buna kutsallık yüklemek mantıksız. Türkçe konuşanların tamama yakını umarsız=umursamaz olarak kabul ediyorsa bu artık böyledir, kavga edemezsiniz.

Evrak, eşya, evlat, eşkiya gibi sözcükler Türkçede tekildir. Sözcüğün hangi dilden hangi gramer kuralıyla geldiği Türkçe konuşan bireyi ırgalamaz. Evraklar, eşyalar gayet doğru bir kullanımdır.

Şarj/şarz olayına takardım eskiden ama onu da saldım yani kim ne istiyorsa desin. Dil sadece iletişim kurmak için bir araç, bu amacı karşılıyorsa tamam diyip geçiyorum. Ama internette bazen ne yazdığı belli olmayan, dilbilgisi tamamen uçup gitmiş yorumlar oluyor, onlara kafayı takıyorum anlam belirsizliği olduğu için.

Bi de şu iki saat diksiyon dersi alıp, kendini Sezen Cumhur Önal sanıp "Türkçe yazıldığı gibi okunmaz, yapacağız yazılır yapıcaz okunur" diyen tiplere uyuz oluyorum. Türkçe yazıldığı gibi okunur, bir şeyin okunması ve telaffuzu farklı kavramlar. Telaffuz ederken de yapacağız demek de yapıcaaz demek de doğrudur, TRT'nin zamanında uydurduğu yapay bir Türkçe telaffuz kurallarını kutsal kitap gibi tek doğru konuşma şekli sananlar sinirlerimi hoplatıyor.

Samsun-Adana hattında büyüyüp açık e ile konuşan kişiler eskiden rahatsız ederdi ama ona da alıştım. Eskiden en çok onları düzeltirdim ve asla anlamıyorlardı açık ve kapalı e arasındaki farkı :D
0
nundu
(22.01.26)
(14)

Sizce burada kim haklı?

don’t panic
Olay şöyle gelişti: Yakın arkadaşımla ara sıra watsappta herhangi bir konu hakkında yazışırız, standart; her iki yakın arkadaşın yaptığı gibi. Bugün de altındaki günlük değişimin yüzde 1.72 olduğunu görünce Eylül ayında bir tanıdığımın bu henüz rallinin başlangıcı dediğini söyledim ve son 3-5 aydır
Olay şöyle gelişti:

Yakın arkadaşımla ara sıra watsappta herhangi bir konu hakkında yazışırız, standart; her iki yakın arkadaşın yaptığı gibi. Bugün de altındaki günlük değişimin yüzde 1.72 olduğunu görünce Eylül ayında bir tanıdığımın bu henüz rallinin başlangıcı dediğini söyledim ve son 3-5 aydır altında yaşanan artışın yüzdesinden bahsedip bu aylarda dolar/euro/altın sepeti yapmaktan vazgeçip full altın aldığımı söyledim.

Cevap olarak: “Altına yatırım yapanlar yatırımdan bir bok anlamıyor, sen de dahil.” cevabını aldım.

Buna karşılık “böyle yazmanın yeri ve zamanı değil abi, ne gerek var böyle şeylere” yazınca bana “şu yazdıkların net kırıcı” dedi. Ben de abi asıl senin yazdıkların kırıcı dedim.

Her neyse şu an sakin kafayla olmadığımdan boktan bir durum değerlendirmesi yapıyor olabilirim, o yüzden size soruyorum. Burda kim haklı veya kırıcı sizce?

Teşekkürler.
+1
don’t panic
(20.01.26)
sen haklısın, ayıp etmiş. bunu da uygun bir dille belirtmişsin. o da utancından üste çıkmaya çalışmış.
+7
bloodymoon
(20.01.26)
altına yatırım yapanların yatırımından anlamıyor olması ne alaka onu anlamadım
+1
co2s2
(20.01.26)
yakın arkadaşıma böyle bir şeyden bahsetsem ve bana bu cevabı verse, siktir lan sikimin warren buffetı derim, o da güler geçer. aynı şekilde tam tersinde de farklı bir senaryo olmazdı. yani yeri ve zamanı vs bunu bilemem, ilişkiler kişi bazında farklı olabilir ama benim bakış açıma göre ya yakın arkadaş değilsiniz veya kavramı algılama şekliniz farklı, ya da fazla alıngansınız.

bu arada ben diyelim arkadaşıma ne gerek var böyle şeylere gibi sizin cevabınızla cevap versem bana cevabı noldu zoruna mı gitti yarraaam olurdu. yani sizin karşılıklı ilişkinizde bence bir mesafe var.
+5
awlmi
(20.01.26)
Bu yazdıklarınıza kırıcı dediyse ya deli ya da siz kendi sözlerinizi buraya aktarırken yumuşatmışsınız. Başka bir alternatif gelmiyor benim aklıma.
+4
akhenaten
(20.01.26)
Arkadaşın arkadaşın değil
+2
basond
(20.01.26)
Tersinden bakarsak , onun avanakça yazdıklarına katlanıyorsan bu noktada senin kırıcı olmadığını söylemeye çalışmış ve tabi saçmalamış .

Altının yanında ileriye dönük insani yatırımlar için başka abiler aramak iyi gelir.
+1
diyecevaplandı
(20.01.26)
İkiniz de yanlışsınız. Sen ona altın aldığını alabildiğini söylememeliydin. O da senin bu bildirimin hakkında incindiğini bu şekilde ifade etmemeliydi. Altın alabilmene veya bahsettiğin söyleme içerlemiş gibi görünüyor, demek ki ya parası yeterli değil yahut yaptığı yatırım senin ona aktardığın sözlere ters yönde. Üzülmüş, korkmuş, gerilmiş ve bunu sana böyle yansıtmış.

İkiniz de yanlışsınız.
0
muhayyer divan
(20.01.26)
Kırıcı olan şeyin ne olduğunu anlayamadık ki. Neye kırıldın kardeş diye soraydın. Başka bişey mi demek istedi acaba mesela kendisi maddi olarak zor bi durumda da sen altın yatırımlarından bahsediyor olabilir misin. Çünkü bu haliyle saçma sapan bi diyalog bu.
+3
benim bir gizli bildiğim var
(20.01.26)
hikayede biseyler eksik gibi. cunku ortada kirici birsey yok.
+1
buenosdias
(20.01.26)
Maddi durumu sıkıntıdaysa kıskanmış gibi duruyor. Değilse, yazdığınız gibi söylediyseniz, hava atıyorsunuz gibi düşünüp, terslemek istemiş de olabilir. Her türlü çok tuhaf bir diyalog olmuş.
0
lil siztah
(20.01.26)
Karşılıklı kırılasınız varmış da bahane bulmuşsunuz da diyemiyorum. Bahane çok eğreti olmuş.
0
Mirket
(20.01.26)
yakın arkadaşlarla yatırım konularının konusulmaması gerektiğini, yapılan yatırımlar hakkında detaylı bilgi verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. olay böyle saçma yerlere varabiliyor
0
abelardo
(20.01.26)
Haklı haksızı diyemeyiz, aranızdaki muhabbetin seviyesini bilmiyoruz.

Çok yakın arkadaşlar zaman zaman birbirlerine içten içe bilenip saldırıya geçebiliyor, yahut saldırıya uğradığını düşünebiliyor. Ayrıca burada iki taraftan en azından biri kendinde bir şeylerin eksikliğini hissediyor ve bundan rahatsızlık duyuyor.

muhayyer divan da gayet makul yaklaşmış ama ana konu maddiyat olmak zorunda değil.

Mevzuyu siktir et geç. İçten içe karşındakinin adi bir puşt olduğunu biliyor değilsen takılma bunlara. Arkadaşlık güzel şey.
+1
lazor
(21.01.26)
yakın arkadaş değilsiniz bence.
0
elorelia
(21.01.26)
(22)

Kuryeye bahşiş veriyor musunuz?

sonhakan
...
...
-1
sonhakan
(20.01.26)
kuryeden kastınız yemek ise evet veriyorum ya da bozuk yoksa (bozuk dediğim de 20-30-40 veya 50 lira) uygulama üzerinden bahşiş veriyorum.

sanal markette de çok fazla yük varsa yine veriyorum ama amazon, dhl, ups gibi kuryelere vermiyorum.
+1
elektr10
(20.01.26)
vale için ve kurye için bahşiş vermek hiç içimden gelmiyor ve vermiyorum. İşi küçümsemek için değil ama zorunluluk gibi bahşiş beklentisi var sanki :(
+1
girişemeyengirişimci
(20.01.26)
su, yemek ve ağır (kedi maması, kumu, market gibi) alışverişleri getiren kuryelere kesin veriyorum. bunlar çoğunlukla motorcu oluyor.
trendyol, amazon gibi genelde arabayla ve zarf boyutunda şeyler getiren kargoculara her seferinde vermeyip; arada bir toplu veriyorum.
+2
lil siztah
(20.01.26)
bozuk paranın bir anlamı varken veriyordum. kağıt para veresim gelmiyor.

ancak, yağmur, kar gibi kendim gitmeye üşeneceğim zamanlar mutlaka veriyorum.
+1
gabe h coud
(20.01.26)
Abi kurye benden daha çok kazanıyor sipariş verdim diye onun bana bahşiş vermesi lazım.
+10
kizil karga
(20.01.26)
markette kasiyere vermediğim gibi, benzin dolduran pompacıya vermediğim gibi, beni istediğim durakta indirdi diye iett şoförüne vermediğim gibi kuryeye de vermiyorum. işi bu zaten. bir insana işini yaptı diye bahşiş verilmez.
+2
yazar yazmaz yazan yazar
(20.01.26)
verdiğim sipariş 15 dakikada sıcacık falan gelirse veririm bazen. yoksa normal veya geç sürede getirene hayatta vermem.
0
bobinhoo
(20.01.26)
Vermiyorum. Bahşiş kültürü birkaç ülke dışında bir norm değil.
0
runaway
(20.01.26)
yağmur çamurda birşey istersem(yemek-getir) kesin veriyorum, normal kargo trandyolcularada ağır birşey istersem veriyorum.
ayrıca 2 damacna su söylüyorum hep onada kesin veriyorum ama verdiğim miktar 10 ve 20 fazlasını vermedim hiç.
0
eja
(20.01.26)
valeye vermem. motorla yemek getirene veriyorum.
+1
mikahakkinen
(20.01.26)
herhalde bi 10+ senedir online sipariş veririm. hiç bahşiş vermedim. çikolata ikram ettiğim oldu ama.
0
tabudeviren
(20.01.26)
Sayginligim icin veriyorum. Cok hurmet gosteriyorlar. Her isim cozuluyor.


Dosya tarzi seyler getirenlere vermem pek. Yemek kuryerlerine de vermiyorum.

Sucuya veriyorum.

Ozellikle normalden daha agir seyler getirenlere veriyorum.
0
die fetten jahre sind vorbei
(20.01.26)
iş tanımındaki görevini yapan ve bunun için maaş alan birine hiçbir zaman bahşiş vermem.
+2
my fault
(20.01.26)
evet.

az evvel dönercinin kuryesine verdim mesela.
-1
yurtsuz john
(20.01.26)
damacana su getiren kuryeye veriyorum, hava yağmurlu-karlı veya geç saatler ise yemek getirene de veriyorum.
-1
orpheus
(20.01.26)
%90 oranında veriyorum. genelde 20tl gibi
0
awlmi
(20.01.26)
Yemek sipariş uygulamaları getirme ücreti uygulamasını devreye alana kadar arada bir verdiğim oldu. Şu an vermiyorum.
+1
black holes in the sky
(20.01.26)
Vermiyorum, bahşiş kültürü yerleştikçe maaşları düşmeye devam edecek. İşini yapan biri hayatını sürdüreceği kazancı elde etmek için bahşişe gereksinim duymamalı. İşveren bu ücreti karşılamalı. Ancak bahşişler yaygınlaştıkça ücret belirlenirken bir kıstas haline gelmeye başlıyor.
+2
akhenaten
(20.01.26)
ogrencilik donemimde yapmadigim is kalmadi, kuryelik de yaptim, 2 sene yaslilara ilac dagittim. maas cok dusuktu, bahsis icin calisiyordum.

ayagima hizmet getiren herkese dolgun bahsis veririm.
0
cooperr
(20.01.26)
Yemek getirenlere veriyorum. Özellikle de hızlı geldiyse ödüllendirmek mantıklı geliyor.
Soğuk ve yağışlı havalarda daha bonkör oluyorum.
Toplam yemek fiyatının yanında çok fazla bir şey fark ettiğini düşünmüyorum.
0
burfak
(21.01.26)
değişir
0
Ala123
(21.01.26)
Yaşı küçükse veya hava kötüyse veriyorum sadece.
0
iwasbornonamountainside
(21.01.26)
(12)

Havva neden şeytanlaştırılmıyor?

plastic_angel
Hristiyanlarda Eva bizde Havva . Ademi cinsel ilişkiye zorlayan o değil mi ? Niye kötülüğün simgesi değil bu kadın?
Hristiyanlarda Eva bizde Havva . Ademi cinsel ilişkiye zorlayan o değil mi ? Niye kötülüğün simgesi değil bu kadın?
-8
plastic_angel
(20.01.26)
Semavi dinlerde yaratılan (ve şeytanlaştırılan) ilk kadın için (bkz: lilith)
+1
kobuzchu kiz
(20.01.26)
ne alaka cinsel ilişkiye zorlamış falan. öyle bi şey yok islam’da. yasak elmayı yemek için ikna etti.
+2
deartheodosia
(20.01.26)
Siz biraz konuya uzak kalmışsınız. Öncelikle yukarda belirtildiği gibi cinsel ilişki için zorlamıyor. Yasak meyveyi yediriyor, bunun için de zorlamıyor gerçi. Bu da tevratta böyle, kuranda sadece şeytanın bu ikiliyi kandırıp meyveyi yemelerine yol açtığı söyleniyor. Ek olarak tevratta da bu olay anlatılırken adem ve havva beraber yılanla konuşuyor, meyveyi ilk havva yiyor, ademe de o uzatıyor. Yine zorlama yok.

Ama bu haşin çıkışınız ilginç gelmedi değil swh.
0
akhenaten
(20.01.26)
yasak meyve denen şey cinsel ilişkinin bir metaforu değil mi? gerçekten oturup elma soyup mu yediler yani?
+2
kibritsuyu
(20.01.26)
@kibritsuyu kabuklu yemiş de olabilirler, ama şaka bir tarafa bu olayın cinsel ilişki açısından yorumlanması çok sonraları gelişiyor. Detayına çok hakim değilim, ancak bunlar dini yorumlardan çok edebi yorumlar. Dini olarak bunun en ileri gittiği durum sanırım havvanın ademe meyveyi uzatması ve onun da itiraz etmeden yemesini, kadının, kadınsılığını kullanarak erkeği baştan çıkarması vs. gibi yorumlamalarıdır. Ama bu senaryoda bile meyve yine meyve.

Yahudiliğin en erken mitleri bunlar. Bu anlatılarla çağdaş neler neler var. Baya Eski Mısır, Asur, Sümer dinlerinin hayatta olduğu bir zamanda oluşuyor bu anlatılar. O dönemde meyve çoğu zaman gerçekten meyvedir.
+1
akhenaten
(20.01.26)
Elma işi efsane ya da çevrim hatası gibi görülüyor daha çok. Asıl konu "Bilgelik" ağacından yiyip gözlerinin açılması, özgür irade sahibi olmaları, masumiyetlerini kaybetmeleri. Ayrıca Havva'ya daha ne olsun "doğum sırasında çile çekeceksin, kocana tabi olacaksın" diye bizzat tanrı onun üzerinden tüm kadınları bir nevi cezalandırıyor. İbrahimi dinlerin tamamında da "İlk şeytana uyan" olarak görülmesi ve yerilmesi de cabası.
0
salihdt
(20.01.26)
Yasak meyve aslında bilgi ağacının (tam olarak the tree of the knowledge of good and evil) meyvesi, suçları sevişmek değil tanrının sözüne karşı gelmek. Bununla beraber kendi çıplaklıklarının ve cinselliklerinin bilincine varıyorlar ama o kısım ikincil sonuç.

İncil'de yaradılış kitabı bölüm 3'ü okuyabilirsiniz fakat özetle:
Tanrının sunduğu bütün imkânlara rağmen o izin verilmeyen tek ağacın meyvesini yeme, aslında insanın iyiyle kötüyü bilme, tanrı gibi olma arzusunun da ilk arketipidir.
(Şu makaleden: dergipark.org.tr)
+2
kobuzchu kiz
(20.01.26)
toplumsal kabule göre erkek kadından üstün değil mi zeka, yaratılış vb. olarak? ademin kafası hiç zerre çalışmıyor mu da kendi köprücük kemiğinden yaratılmış ve kendisine denk olmadığı varsayılan havvanın lafını dinliyor? adem şuursuz mu? her gel diyenin dediğini yapıyor anlamı çıkıyor sizin bu teorinizden. bu durumda konunun havvayla hiç ilgisi yok ki.
+1
Phoebe
(20.01.26)
Yılan Havva ile konuşuyor ve Havva koparıyor elmayı tevrata göre. Kuranda yok zaten olayın detayı. Benim sorum bambaşka.
-1
🌸plastic_angel
(20.01.26)
aslında semavi dinler havva'yı şeytanlaştırmaktan daha aşağıda bir konuma koyuyor. lilith gibi şeytanlaştırılsa beraberinde bir akıl ve güç de atfedilmiş olacak. oysa havva yaratılış mitinde o kadar akılsız ki yılan kandırmak için adem'i değil onu seçiyor. çünkü güçsüz olan, kolay manipüle edilebilir olan o. yani havva kadın olduğu için şeytanlaştırılamayacak kadar zavallı bir varlık. o yüzden üzeri merhametle örtülü bir acıma duygusuyla yaklaşılıyor kendisine.
0
sir gawain
(20.01.26)
0
nhk ni youkosu
(20.01.26)
kuranda neden bu olay detaylı anlatılmıyor bunu sorgulamakla başlayınca işler kopuyor zaten.

havva, eva yılan demek. havvadan kasıt lilith. kuranda ademin eşinin adı geçmez. soyun devamı işte bu ademin adı geçmeyen eşinden.
0
Hallegadola
(21.01.26)
(14)

Bu Amerikalilar ICE polisine niye tepki gosteriyorlar?

tantamount_to_equivalent
Devletin polisi senin icin calisiyor. Kacak, gocek varsa temizlenecek iste. Adam, kadin gorevini yapiyor. Insan gibi gostersen kimligini pasaportunu gecersin, max 1 dakikada. Ne diye tartisip, karsi geliyorsun polise? Amerika'da kimlik karti yok sanirim. Sikinti orada mi? Ehliyet goster, ikametgah,
Devletin polisi senin icin calisiyor. Kacak, gocek varsa temizlenecek iste. Adam, kadin gorevini yapiyor. Insan gibi gostersen kimligini pasaportunu gecersin, max 1 dakikada. Ne diye tartisip, karsi geliyorsun polise? Amerika'da kimlik karti yok sanirim. Sikinti orada mi? Ehliyet goster, ikametgah, fatura olur ne bileyim, banka kartini, ogrenci kimligini goster. Bir sekilde halledersin gecersin. Ulan bunlarda gbt'ye bakma falan da yoktur simdi, suclu icin kacak icin ne kebap ulke. Trump icraat yapiyor, senin yararina iste. Woke medyanin, demokratlarin toksikligi resmen. Kacirdigim bir sey mi var?
-10
tantamount_to_equivalent
(19.01.26)
kimlik taşıma kültürü yok galiba, üstüne kimliğe bile bakmadan ters kelepçeyi takıp bir yere götürüyorlar (kaç tane ABD vatandaşını almışlar).

Legal bir birim olmayabilir, yüzü maskeli garip bi organizasyon.

Ek olarak, ABD'de milletin "devlete karşı silahlanma hakkı" var. Orası o kadar özgür bi ülke öyle düşün. Böyle polismiş ice'mış falan öttürürler ve öttürmeliler.
+1
nhk ni youkosu
(19.01.26)
Özetle ABD ve "eski dünyanın" devlet ve vatandaşlık algıları çok farklı. ABD tarihi çok bilinmiyor ülkemizde. O yüzden cidden kısa bir cevabı yok bunun. Konuya ilginiz varsa Halil İnalcık'ın çevirdiği Allan Nevins'in ABD tarihi diye bir kitabı var. Bunu okursanız iyi bir temel olur, ABD nasıl kuruldu ve nasıl farklılar sorusuna cevap olur. Bunun üstüne modern politikalara göz atarsanız durumu anlarsınız.

Çok kabaca özetlersek bildiğiniz gibi ABD karma göçlerle kurulmuş bir devlet. Bu açıdan göçmenlik kavramı bu insanların tarihsel farkındalığının bir parçası. Meseleye salt olgusal olarak bakamıyorlar. Hikayeleri, tarihleri, varlıklarının her yerinde göç temalı şeyler var. Buna ek olarak köleliği çözme biçimleri (abd iç savaşı vs.) gibi çok girift bir takım süreçler var. Neticede "diversity" politikaları bu ülkede doğuyor.

Biz ve yaşadığımız dünyanın geneli soya dayalı bir tarihsel zincire sahip. O yüzden birçok şey anlamlı gelmiyor. Örneğin dünyada az ülkede vatandaşlık kan bağıyla değil doğumla kazanılıyor ve abd bunlardan biri.

ABD'nin bir yarısı (çoğu demokratlar) bütün bu tarihsel süreci günümüze uyarlayarak "biz göçlerle var olduk, hala yeni göçmenlere yer var" anlayışı içinde. Diğer yarısı ise (çoğu cumhuriyetçiler) günümüzle geçmiş arasında net ayrım yaparak "bizim uluslaşma aşamamız sonlandı, yeni göçe yer yok" ayrımını yaşıyor.
+8
akhenaten
(19.01.26)
Olayların esas sebebini bilmiyorum ama
üstteki ilk yorum için diyeceğim ,
ABD'de de milletin "devlete karşı" silahlanması herhalde bir ilüzyondan ibaret olmalı.
Trum bir kaç gün önce isyan yasasını devreye koyacağını belirtti :
t24.com.tr

Sanırım isyan yasası işlerse, demokrasi , insan hakları, seçimler, özgürlük heykelinin anlamı vs bir süreliğine
hatta kanlı şekilde rafa kalkar.
Saddamdan sonra Irak'a getirdikleri(!) daha sonra da İran'a havale ettikleri özgürlüğün 10'da birini bulmaları zor.
2021' deki kongre binası baskınını hatırlayın. Sonrasında protestoculardan evinde bir şekilde ölenler de oldu.

Önceki Biden yönetimiyle de hala çekişme halinde Trump.
+1
diyecevaplandı
(19.01.26)
"Devletin polisi senin icin calisiyor"luk bir durum yok. Herkes vergi veriyor, devlet topladigi vergilerle ne dogru duzgun egitime ne sagliga yatirim yapiyor, para bunlara gidiyor seklinde bir arguman var. Bir de mesela 25 senedir orada yasiyan kimseye bulasmayan gocmenin kime ne zarari var, niye bunlarin hayatini karartiyorsunuz zevk icin gibi bir mantik da soz konusu.

Buna "icraat" demek garip bir mentalite.

Onun haricinde zaten batida besin zincirinin direkt en dibindeki turk/ortadogulu/musluman gruba mensup birinin "woke" gibi terimleri kullanmasi ise hepten sac bas yoldurucu. Arkadasim o woke hakareti senin kullanman icin degil, zaten hedefinde sen varsin.
+3
hot potato
(19.01.26)
ABD polisinin en küçük olumsuzlukta öldürme mantığı akıl işi değil. Yarış arabasıyla polisten dakikalarca kaçıp terör estiren white'ların roketle vurulması gerekiyor o zaman. Bu tipleri helikopter kovalıyor, canlı yayında tüm ülkeye izletiyorlar. Normal bir göçmen neden 1 saniyede öldürülüyor? Bu ikiyüzlülük sorgulanması gereken bir şey.
0
arbre
(19.01.26)
@hot potato
besin zincirinin en altindaymisiz, woke kelimesini kullanamazmisiz falan bu derece assagilik kompleksine girmeye gerek yok. Siz hic Tr disina cikmadiniz diger gocmenleri hic gormediniz galiba? Burka giyenlere, bebege bas ortusu takan 8 cocuklu ortadogululara kadin sunneti, akraba evliligi seminerleri duzenlemekle mesgul AB sehirlerinin belediyeleri. Pakistan, Hindistan, Banglades, Afrikalilar temizlik nedir bilmiyor, adamlar bakkal, restoran aciyor, pislikten adamin dukkanina giremiyorsun. Ne eti yedikleri belli degil, gidanin saklama kosullari falan hicbir sey bildikleri yok. Ulkesindeki ic savastan mi kacmis, suclu mu katil mi tecavuzcu mu ne oldugu belli degil cogunun. Bati Turk gocmeni bulsun, opsun basina koysun. Tamam ulkede isler yolunda gitmiyor ama kendinizi bu kadar kucumsemeyin ayrica son donemde deli beyin gocu oldu. Imajimiz daha da iyilesiyor.
Kaldi ki cok sukur dis gorunus avantajimiz da var. Zenci degiliz, kahverengi degiliz, batili gibi giyinip, batili gibi yiyip iciyoruz. Diger gocmenlerden ulkesindeki Yerel kiyafetiyle dolasan var, salvar giyen var, kabileyi birakip gelen var, adam daha yerlesik hayata gecmemis, mizrak falan tasiyor, ustsuz dolasiyor:)

x.com
-1
🌸tantamount_to_equivalent
(19.01.26)
ABD'yi Türkiye'den hatta avrupa'dan anlamak çok zor.

ABD adı üstünde Birleşik Devletler. Bir federasyon. Aslında Avrupa Birliği'nin hadi biz artık tek bir devlet olalım dese ortaya çıkacak şey gibi düşünün.

ABD'de şu an eyalet dediğiniz yapılar aslında bir zamanlar bağımsız devletlerdi. ABD'nin mantığının anlaşılması için bu kadar detaylı anlatıyorum. O yüzden eyalet valileri merkezden atanmıyor. Her eyalet kendi valisini kendi seçiyor. Hatta valiler aslında teknik olarak devlet başkanı gibi neredeyse. Bazı alanlarda valilerin yetkileri başkandan daha fazla. Başkanın verdiği bazı kararları uygulamama yetkisi var. Her eyaletin polisi kendisine ait.kendi atamalarını yapıyorlar. Yani fransa polisi ingiltere'de neyse, abd'de eyaletler arası durum o.

O yüzden FBI var, eyaletler üstü yani federal polis. Interpol gibi, her eyalette çalışabiliyorlar.

Bir diğer konu da ABD özel mülkiyetin, bireysel hakların çok çok ön planda olduğu bir memleket. Bu Türkiye'de çok kolay anlaşılabilecek bir şey değil bizim kültürümüzde özel mülkiyet olayı çok yeni daha. ABD'nin kuruluş felsefesi bunun üzerine.

Bu yüzden hesap sorulabilirlik çok fazla. Bu sebeple de ABD kamu görevlileri çok sert. Böyle bir sistemi ancak çok net kurallarla döndürebilirsin. Ve bu kadar büyük ve karmaşık bir sistemde taş kağıt makas durumu var. her birim başka bir birimden güçlü, başka bir birimden güçsüz.

Bunların tamamını aklınızda tutun.

Şimdi gelelim ICE'ye. ICE dediğin göçmenlik ve gümrük bürosu. Yani aslında evrak işleriyle dönen bir kamu kurumu. ama son dönemde ICE memurları özel harekatçılar gibi ağır silahlarla sokaklarda gezip önüne geleni gözaltına alıyor, insanları kovalıyor vs. Evlere girme yetkileri yok ama manipülasyonlarla insanları evlerden çıkarmaya çalışıyor ki gözaltına alabilsin.

Çünkü seçim vaadi olan kaçak göçmenleri gönderiyoruz propagandası yüzünden sokaktan adam topluyorlar. Gönderdikleri adamları da şöyle yolluyorlar. Mesela adam legal olarak amerika'da öğrenci. Ama ice yakaladı. Merkeze aldı. Manipule ediyorlar, avukatıyla görüştürmüyorlar ya da oyalıyorlar. Arada diyorlar ki bu kağıtları imzalayacaksın. Bazıları korkup imzalıyor. İmzaladıkları kağıtlardan bazılarında ABD'yi terk etme sözü vermiş oluyorlar. Aslında legal olarak orada bulunan birini böyle deport ediyorlar. Sırf kotalarını doldurabilmek için.

Ama asıl sorun bu yönetimsel baskıyla, ICE memurları legal sınırları epey zorluyor şu anda. Bir de bizdeki bekçiler gibi işsiz gençleri toplayıp sen artık ICE memurusun, al silahın al yetkilerin gibi bir durum da oldu.

Bunlar yüzlerini kapatıyorlar, kimliklerini gizliyorlar, kameralarını kapatıyorlar, sokaklarda kafalarına göre takılıyorlar ve ellerinde de epey ağır silahlar var. Tipleri görsen özel harekatçı gibiler. Ve bunun yasal zemini ciddi ciddi tartışılıyor. Şimdi yukardaki örnekleri şundan anlattım, ABD'de polisin bile sokakta herkesi durdurup rastgele kimlik kontrolü yapması çok reaksiyon alır. Ortada bir şüphe olması lazım. Şimdi bu adamların sokakta insanları durdurma şüpheleri de ten rengi genelde. Bu da ayrı bir tepki sebebi.

Bir de bu adamlar federal yetkili. Ee şimdi sen bir eyalete gidiyorsun, o eyaletin düzenini sağlayan polisleri var. Ama 2 tane ice arabası geliyor bir anda şehir meydanında insan kovalamaya başlıyor ee bu da bir kaos.

Ama son olay hastaneye giden bir kadını çekip vuran bir ice memuru yüzünden büyüdü. Kadını geçirmiyorlar, kadın arabayla gitmesi gerektiğini acil bir hastane işi olduğunu söylüyor. Kadın memurların arasından geçip gidiyor. Bir tanesi aracın arkasından ateş ederek kadını öldürüyor. Kendini "beni öldürecekti" diye savunuyor ama videosu çıktı kadın uzaklaşıp gitmesine rağmen direkt kafadan vuruyorlar.

Kadın bir de ABD vatandaşı doğma büyüme. Haliyle kıyamet kopuyor.
+3
anten
(19.01.26)
@tantamount_to_equivalent
tam olarak demek istedigim bu iste. batili sagcinin gozunde pakistanli'dan ustun oldugun varsayimin tamamiyle yanlis.
0
hot potato
(19.01.26)
"trump'in polisi" algisi var anladigim kadariyla ki polislere bala sovuyorlar hatta engel oluyorlar adamlar pek bisey yapmiyor..anladigim kadariyla bu arkadaslarin etki alani ve gucu limitli, trump defacto olarak kendi gerillasini yaratip sinirdan iceri surmus gibi bir durum var ortada. yoksa normal polise boyle bir tavir oldugunu gormedim, cunku kim vurduya gidersin.

olay sari okuzu vermemek, buna eyvallah cekerlerse trump kendisine oy vermeyen %50nin ustunden gececek, gocmen olayi bir "deneme" (bence)
+1
cooperr
(19.01.26)
@hot potato:
Orasi dogru, asiri sagci irkcinin gozunde tum yabanci aynidir. Kacak Somaliliyi deport edelim, kacak Turk kalsin diye bir sey olmaz zaten. Demek istedigim biz epey elit kaliyoruz gocmenler arasinda cunku seviye cok dusuk, tum ucuncu dunyayi almis Avrupa, ABD. Ama dili bildikten sonra, topluma karistiktan sonra kolay kolay irkcilik gormeyiz, farkedilmeyiz, blend in oluruz. Maalesef hintlinin, zencinin oyle bir sansi yok. Manyagin biri durup dururken yoldan cevirip ofkesini kusabilir. Biz bu acidan epey sansli ve ilerdeyiz diger gocmenlere gore. O yuzden asagilik kompleksine gerek yok.
0
🌸tantamount_to_equivalent
(19.01.26)
@tantamount

seninki biraz wishful thinking, adamlarin gozunde hepimiz "fuckin immigrant"iz..
biz blend olamiyoruz zaten, gocmenlik ne onu bilmiyoruz. bavulu alip cikan gocmenim diyor, gocmenlik tek basina cikip kicini kurtarmak degil.
adamlar yakin akrabalarla beraber uzuyor, geride hicbirsey hickimse birakmiyor.
bizim bir ayagimiz orda biri burda. boyle gocmenlik falan olmaz.
0
cooperr
(20.01.26)
ileride ülkemizdeki göçmenler deport edilmeye başlanırsa (in my dreams), bizdeki göçmen seviciler de polis gördüğü yerde zorluk çıkartıp bağıracak. her toplumda var böyleleri.
+1
parka
(20.01.26)
- oncelikle olaya herkes politik bakıyor. su an nasil polis akp nin polisi algısı varsa ( kismen doğru ) ice da trump'in adamları olarak bakıyor demokrat taraftarları ve o yüzden karsi da cikiyorlar.

- Amerika da birine nerelisin diye sorsan sana German - American ya da Irish - American / Italian - American fln der. Yani adamların göçmen algısı ile bizim tr deki göçmen algısı bambaşka. adamlar göçmenlik konusuna cok aliskin zaten herkes göçmen olarak gelmiş. göçmen karsitligi asla bizdeki gibi degil bu yüzden sert müdahalelere karsi cikiyorlar.

- 8 yildir Amerikaayim ve gördüğüm eger göçmenler olmasa bu ülkede herseyin fiyati artar ve ayak islerinde calistiracak adam bulamazsın. su an NYC de tum yemek dagitanlar göçmen ( bir cogu kaçaktır ) ve NYC de hava - 10 fln adamlar bisikletle yemek dagitiyor. sen bunu hic bir beyaz amerikaliya yaptiramazsin ya da saatine $40 $50 verirsen bir ihtimal 3 gun yapar. zaten tum tarımda calisanlar fln latin. bilincli insanlar bunun farkında.
+1
oscar
(20.01.26)
Bugün ona yarın sana. Ev baskını, işyerine girip adam toplama, uzun süreli gözaltılar , orantısız güç kullanma . Bunlar normalleşirse sonradan herkes bundan zarar görür. Devleti de yöneten insanlar ve bunu pekala kendi menfaatlerine kullanabilirler.

Amerika'da temel insan hakları konusunda yüksek bilinç var. İce sadece sıradan vatandaşlar tarafından eleştirilmiyor. Trump yargıyla da kavga ediyor.
+1
hebanon
(20.01.26)
(8)

Tam tıkalı tuvaleti nasıl açarız?

runaway
Sifon kesinlikle işlemiyor. Kovayla su dökmek de işe yaramadı. Kolu sokup açmak dışında ne yapılabilir?
Sifon kesinlikle işlemiyor. Kovayla su dökmek de işe yaramadı. Kolu sokup açmak dışında ne yapılabilir?
0
runaway
(18.01.26)
Denemedim İnternette gördüm

Ağzına kadar suyla doldur. Strec filmle tüm klozeti kapat sıkıca, bir kaç kat. Davul gibi olsun. Sonra üzerinde hafifçe bastır pompalar gibi.
İnternette milyon tane video var böyle.
Edit
youtube.com
0
kisa
(18.01.26)
tıkanıklık poşet-bez gibi biyolojik olmayan bir madde değil ise. su yarının altına indigi zaman 1-2 paket lavabo aç döküp 30-40 dakika bekledikten sonra tekrar deneyin.
0
orpheus
(18.01.26)
Mirket
(18.01.26)
Kovayla su dökmek ama maalesef bir iki defa değil. Usanmadan deneyin. Kaynar su olsun sıvı sabunla veya benzer deterjan tarzı bir urun eşliginde nihayet açılacaktır.
+1
egerbiryolcu
(18.01.26)
Öğrenciyken mr. muscle lavabo açıcıyı tuvalet açmak için kullandığım olmuştu ve işe de yaramıştı. Ama sanırım tıkanıklığın sebebi önemlidir. Ben sebebini bilmiyordum, nasıl işe yaradı onu da bilmiyorum. Ama işe yaradı.
0
akhenaten
(18.01.26)
bim deki lavabo açıcı +1. şöyle 3 paket alın. hepsini dökün. kaynar suyu yukarıdan boca edin. şöyle büyük kovalar ile dökmek gerekir. 4-5 kere yapın. benim için işe yaramadığı durum olmadı
0
substituent
(18.01.26)
domestos, detarjan, klorak, çamaşır suyu ve sıcak su döktüm. klozet fokurduyor. patlayacak gibi
-1
🌸runaway
(18.01.26)
Lütfen hepsini aynı anda dökmemiş olun. Tuvaleti havalandırın ve buhar vs çıkıyorsa solumayın.

Bunun dışında bir kaç paket lavabo aç yeterli olacaktır ancak temkinli olun çok da yakından izlemeyin o fokurdamaları.
+1
solitude ov the lonliest star
(18.01.26)
(2)

Silinen mesajlar için Otomatik whatsapp mesaj gönderme uygulaması var mı?

baldan kaymak
biri mesaj atıp siliyorİsteğim o mesajı alıp, kendime otomatik mesaj atan uygulamaBöylelikle silse bile görmek
biri mesaj atıp siliyor
İsteğim o mesajı alıp, kendime otomatik mesaj atan uygulama

Böylelikle silse bile görmek
0
baldan kaymak
(18.01.26)
Bunun yerine bildirim kaydeden uygulamalar var aynı şeyin daha kolayı. Samsung kullanıyorsanız NotiStar'a bakın. Hangi uygulamalardan gelen bildirimleri kaydedeceğinizi de seçebilirsiniz. Sadece whatsapp'ı seçerseniz çok bildirim birikmez geçmişte.
0
akhenaten
(18.01.26)
Samsung da bildirim geçmişi var ayarlarda. Bir kez açman gerek
0
kisa
(18.01.26)
(6)

Ev sahiplerine soruyorum

baldan kaymak
çatı katı dairede oturuyorum.Eve çıkarken ev sahibinin şartlarından biriydi: çatıdaki depo alanına arada uğramak. Bu sebeple kapı kilidini değiştirmemi istedi.ancak evde değilkende girmek istiyor arada. Takılmadım. Erkek bireyim, kadın bekar birey.son zamanlarda misafir gelince ansızın arayıp birşey
çatı katı dairede oturuyorum.

Eve çıkarken ev sahibinin şartlarından biriydi: çatıdaki depo alanına arada uğramak. Bu sebeple kapı kilidini değiştirmemi istedi.

ancak evde değilkende girmek istiyor arada. Takılmadım. Erkek bireyim, kadın bekar birey.

son zamanlarda misafir gelince ansızın arayıp birşey istiyor. haliyle hem misafirlerim rahatsız hemde kadının bu tavrı yanlış anlaşılıyor. En son kız arkadaşım da dile getirdi. Kamera bile olabilir dedi.

Ev sahibine ne desem, durumu bozmadan kapı kilidini değiştirebilirim ve kiracı ilişkim bozulmaz. Evi taşımak istemiyorum.
0
baldan kaymak
(17.01.26)
Şu anda müsait değilim, müsait olunca haber veririm diyebilirsiniz.
0
tahirkemalbozoglu
(17.01.26)
müsait değilim geçin. ben de benzer bir durumdaydım bazen öteliyordum bilerek. kapı kilidini habersiz değiştirmiştim fakat bana değiştirme dememişti.
0
black holes in the sky
(18.01.26)
Sozlu ya da aliskanlikla haftada belirli bir gun-saat belirleyin o zaman gelecekse gelsin. Ornegin pzt is donusu yarim saat icinde uygunsun, sonra arkadasinla yemege basliyorsun, ertesi gun is cikisi spora gidiyorsun...
0
osssy
(18.01.26)
ev sahibinin sizden habersiz eve girdiği oluyor mu? kapı çevresindeki bir alana casus filmlerindeki bir işaretleme yaparak kolayca gözlemleyebilirsiniz.
zaten giriyorsa "müsait değilim" demeniz bir işe yaramaz. başka bir yolla haberli ziyarete mecbur bırakmanız lazım. çevreden yanlış anlaşılıyorum, kız arkadaşımla aramız bozuluyor gibi sebep söylenebilir ama ev sahibinin karakterine göre ters de tepebilir.
0
tnz
(18.01.26)
Bir düzene sokturun, 'uygun olmuyor zırt pırt' deyin.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(18.01.26)
"X Hanım, baştan anlaşmıştık arada bir depoya uğrayabilmeniz için. Ben açıkçası bunu kabul ettiğimde evde misafirim varken veya ben evde yokken gelmenizi beklemiyordum. Ben evde yokken birkaç kere gelmenizi sorun etmedim, ancak bu giriş çıkışları bir düzene oturtursak sanırım ikimiz için de iyi olur. Malum, ev hali. Yeri geliyor giyimim de uygun olmuyor. Dinlenme, uyuma ihtiyacım oluyor, aniden gelince hazırlanmak gerekiyor. Bu geliş gidişleri bir düzene orurtursak ikimizin de rutini aksamaz. Haftada 2 gün A ve B günleri şu saatler aralığı diyelim mi?"

Örneğin üstüne olması açısından bu konuşmayı yapmadan önce size geldiğinde kapıyı hemen açmayın, 2-3dk bekletin. Kusura bakmayın uygun değildim diye açın kapıyı, sonra bunları söyleyin.
+1
akhenaten
(18.01.26)
(2)

AltınS1

Mirket
Derinlik görebilen bir arkadaş, şu an satışta bekleyen sayısını söyleyebilir mi?
Derinlik görebilen bir arkadaş, şu an satışta bekleyen sayısını söyleyebilir mi?
0
Mirket
(09.01.26)
2 saat geçmiş soralı, ama yaklaşık o saatlerde 30-31 milyon lot deniyordu. Kapanışta 31,5m'da kalmış sanırım.
0
akhenaten
(09.01.26)
telegram'da hemen her hissenin grubu var. orada hep paylaşırlar.
mesela web.telegram.org
0
lazpalle
(10.01.26)
(8)

Günümüzden 12 bin yıl sonra

kizil karga
Bizim Göbeklitepe'deki çalışmaları yapan insanları anlamaya çalıştığımız gibi bizi de anlamaya çalışacaklar mı, mesela toprak katmanları altında kalan yapıları köprüleri yolları falan ortaya çıkardıklarında, mesela Boğaziçi Köprüsü'nün kalıntıları bulduklarında "bakın bakın oldukça ilkel bi köprü ya
Bizim Göbeklitepe'deki çalışmaları yapan insanları anlamaya çalıştığımız gibi bizi de anlamaya çalışacaklar mı, mesela toprak katmanları altında kalan yapıları köprüleri yolları falan ortaya çıkardıklarında, mesela Boğaziçi Köprüsü'nün kalıntıları bulduklarında "bakın bakın oldukça ilkel bi köprü yapmışlar (o dönemde köprü ihtiyacı kalır mı bilmiyorum uçan arabaları falan geçtim ışınlanmayı bulmuşlardır diye düşünüyorum) aslında düşündüğümüz kadar geri bir toplum değillermiş bir uçtan bir uca köprü benzeri (ilkel) bir yapı yapmayı akıl etmişler" derler mi ya da ne bileyim futbol stadyumu kalıntıları bulduklarında "eğlenmek için binlerce insanın bir araya geldiği böyle yapıları varmış, demek ki sosyal bir toplumlarmış" şeklinde hakkımızda atıp tutarlar mı yoksa biz yazıyı bulup olayları kayıt altına aldığımız için hakkımızda zaten bilgi sahibi olurlar mı, gerçi 12 bin yıldan bahsediyoruz o güne bir kayıt kalır mı allah bilir.
0
kizil karga
(08.01.26)
yazı bulunduğu için zorluk çekeceklerini sanmıyorum.
+2
duyuruuser
(08.01.26)
12 bin sene sonra insanoğlu cyborg haline gelir. arkeoloji gibi şeyleri kimse umursamaz. zaten bugünkü birçok bilim dalı çoktan ortadan kalkmış olur.
+2
yurtsuz john
(08.01.26)
Tarih o kadar doğrusal ilerleyen bir süreç değil. Özellikle de insanlık tarihi. O yüzden şu an buna dair yorum yapmak çok zor. Bugünü anlamak için dijital arkeoloji kullanıp, mevcut sunucu sistemlerini, disketleri, cd'leri okuyabilseler çoğu şeyi anlarlar zaten. Koca boğazı kazmaya da çok gerek olmayabilir yani.
0
evrim halkasi
(08.01.26)
Hem evet, hem hayır.

Zaman ilerledikçe, geleceğe veri aktarma yeteneklerimizde artış olduğu gibi, arkamızda kalıntı bırakmama yeteneklerimiz de artıyor.

12 bin yıl öncesinden kalan bu alanları toprak altından bulmamızın sebebi yerleşimlerin kullanılabilirliği çeşitli sebeplerle tükendikten sonra buraların terk edilmesi veya bile isteye örtülerek üstüne yeni bir yapılaşma gerçekleşmesi. Anlayabileceğiniz üzere bir yeri inşa etmek için gereken materyalin lojistiğini sağlamak çok büyük bir iş gücü ve zaman istiyordu. Aynı iş gücü ve zamanı yıkılan yapıları temellerine kadar sökmek için harcamıyorlardı, çünkü neden böyle yapasınız? Bugün bir yer miadını doldurduğunda dümdüz edip devam ediyoruz. Geriye incelenecek çok bir şey kalmıyor.

Zaten gerek de yok. Yine anlayacağınız üzere ev ve alet yapabilenlerin bize ulaştırabildiği veriler, ilk insanlarınkinden daha fazla. İlk şehirleri kuranların ulaştırabildikleri ise basit ev ve alet yapımcılarından daha fazla. Yazıyı kullananların ulaştırabildikleri bunlardan daha da fazla. Kompleks kayıtlar tutup bunları sistemli depolayanlarınki sadece yazıyı bilenlerin ulaştırabildiğinden daha fazla. Kompleks kayıt sistemleri oluşturup, üstüne bir de kurumsal bir devlet sistemi oluşturan medeniyetkerin ulaştırabildikleri onlardan da fazla.

Sadece bize yakın tarihte yaşadıkları için değil, daha sistemli oldukları için de Romalılarla ilgili bildiklerimiz Göbeklitepedekilerden daha fazla.

Günümüzde birçok şeyi bozulmadan nesillerce aktarabilecek yeterliliklere sahibiz.

O yüzden bu açıdan hayır, gelecekte bizi muhtemelen toprak altından değil, veritabanlarından öğrenmeye çalışacaklardır. Ancak insanlık tarihi çok uzun, haliyle bilgiler ister istemez sıkışıyor. Bugün atıyorum Osmanlı Dönemindeki ağırlık ölçüsü birimleri gibi görece mantığı olan tekdüze bir konuyu bile ele almaya kalksanız deştikçe içinden çıkamayacağınız bir derinlikle karşılaşacaksınız. Bu ölçüler zamana, yöreye ve gündelik alışkanlıklara göre değişebiliyor. Bu açıdan evet yine de oldukça kafa yormaları gerekecek.
0
akhenaten
(08.01.26)
birkaç yüzyıl içinde insanlığın çok büyük krizler yaşayacağı kesin. o krizden çıkarken elde ne kalırsa o. biz şu an geçmişi uğraşıp araştırıyoruz çünkü çok sınırlı bilgi var. geçmiş 12.000 senedeki tüm tarihi bilgileri, yazıları vs. toplasan 3-5 tb veri eder. insanlık şu an belki günde binlerce tb veri üretiyor. bunlar bir datacenterin mekanik veya ssd disklerinde duruyor ama vadesi geçtiği anda en fazla 15-20 senede silinip gidecekler. yani bizler ve ürettiğimiz bilgiler, bilgi fazlalığı içinde kaybolup gidecek.
0
orpheus
(08.01.26)
12 bin yılı bilmem ama kleopatra (meşhur olan) döneminde antik mısır arkeologlarının çalıştırıldığını öğrenmiştim. bundan 2bin yıl önce, ondan 2bin yıl öncesini araştıran arkeologlar. 12bin yıl sonraya umarım biraz bilgi bırakabiliriz.
0
klassno
(08.01.26)
Şuan bizim bilim olarak gördüğümüz aslında çok ilkel bir fenomen. Çok daha ilerisi var. Yani gelecekte bugünkü gibi bilim yapılmaz, gelecekte bilim yaşanır. Muhtemelen diğer gezegenlere gidebilen yeni insan tipi ortaya çıkabilir allahualem, şuan senin benim gibi ademoğlu’ndan farklı bir insantipi (teoman durali’ya rahmetle..)
0
love and trust
(08.01.26)
arkadakiadam
(08.01.26)
(14)

Yeni bir şeyler öğrenmek için farklı kurslara gidiyorum ama

pembediken
Okul hayatımdan beri enstrüman, spor, el sanatları,dil,dans gibi çeşitli kurslara katıldım ama ailemden kurslara gidiyorsun ama başarın yok gibi tepki alıyorum. Ailemle aynı bakış açısına sahip değilim. Şimdi bu soğukta oraya spora gidilmez diyorlar. Bir yandan da tuhaf mı böyle çeşitli kurslara eğ
Okul hayatımdan beri enstrüman, spor, el sanatları,dil,dans gibi çeşitli kurslara katıldım ama ailemden kurslara gidiyorsun ama başarın yok gibi tepki alıyorum. Ailemle aynı bakış açısına sahip değilim. Şimdi bu soğukta oraya spora gidilmez diyorlar.

Bir yandan da tuhaf mı böyle çeşitli kurslara eğitimlere katılmak?
0
pembediken
(06.01.26)
Yeni şeyler deneyip öğrenmek güzel bence. Garip değil yaptığınız.
+3
peki madem
(06.01.26)
Bu kurslara profesyonel amaçla gitmiyorsanız neden bir başarı gereksin ki zaten anlamadım hiç.

Hobi işte, kendinize uğraşlar buluyorsunuz, bundan zevk alıyorsunuz. Enstrumanı, sporu, el sanatlarını kendinize hayat hedefi olarak değil iyi vakit geçirmek için kullanmışsınız. Sorun ne ki? Belki aileniz sizin bu kurslara gitmekteki amacınızı kavrayamamıştır.

Tabi bunları söylerken zaten bir işininin olduğunu ve kendi başınıza hayatınızı devam ettirebildiğinizi varsayıyorum. Aksi takdirde aileniz işin bu tarafına odaklanmanızı haklı endişelerle istiyor olabilir.
+3
akhenaten
(06.01.26)
Harika şeyler yapıyorsun. Kulak asma onlara.

Ek: @ akhenaten'in de dikkat çektiği gibi, kendi kendine yeten biriysen tabii.
+1
Mirket
(06.01.26)
Şimdi gittiğim kursun ücretini kendim karşılıyorum. Yaşım 37. Daha önce gittiğim birçok kurs ücretsizdi.
+1
🌸pembediken
(06.01.26)
Kendiniz için harika bir şey yapıyormuşsunuz. Kimsenin ne düşündüğünün bir önemi olmamalı.
-1
suicides underground
(06.01.26)
Mükemmel bir şey. Bunu kurs bazında değil, 37 yaşına gelmişsin, evlenememişsin, çocuk yapamamışsın bazında söyleme ihtimalleri var mı?
-5
arbre
(06.01.26)
@arbre hayır. O konularda asla tek kelime etmez ailem.
0
🌸pembediken
(06.01.26)
aileni onayladigimdan degil de, 3 ay 5 ay 1 yil gidip bir dili veya enstrumani kayda deger bir yere getirmeden ha bire baska seye atliyorsan ciddiye almiyor olabilirler cunku en basta sen ciddiye almiyorsun gibi bir durum olusuyor. yani tutup gitar kursuna gidiyorsan onda eline aldiginda etrafindaki insanlar vay be ne guzel caliyor dedirtecek seviyelere kadar istikrar gostermen lazim ki bir anlami olsun.

spora git. spora herkes surekli gitmeli zaten. turkiye'de bir turlu yerlesmedi. sogukla ne alakasi var ki turkiye'nin cogu yerinde oyle aman aman bir kis da olmuyor.
+1
hot potato
(06.01.26)
Muhtemelen kır dizini otur evinde ailesine sahipsin. Hobi konseptine de hakim değil gibiler de.
-2
Bruce
(07.01.26)
Değil, demekki aradığınızı bulamamışsınız. Denemeye devam diyorum ben. En azından siz farklı şeyler deniyorsunuz ve hayata bir kere geliniyor, onu da evde oturarak geçirmemek istemeniz bence tuhaf değil.
0
tiredofwaiting
(07.01.26)
insanların beklentisi, bir şeyi öğreniyorsan oradan devam et ve ustalaş yönünde olduğu için, onların gözünde bir çok kursa gidip sonuç alamamış birisin.

onlara, asıl maksat kursta bir şey öğrenmeyi sevmek ve sosyalleşmek olduğunu anlatırsan artık daha farklı bakarlar.
+1
duyuruuser
(07.01.26)
Bazı aileler @bruce'un dediği gibi seni aşağı çekme, bir şey yapmanı istememe eğiliminde olabiliyor ama bir yandan da bu da sürekli bi şeyler deniyor ne aradığını kendi de bilmiyor diye düşünüyor da olabilirler.

Hayat senin hayatın, zaman senin, para senin kime ne aw

Kimisi de sürekli iki yıllık kazanıyor bir hevesle başlıyor birkaç derse başlayıp bırakıyor. Instagram hesabı açıyor tutmuyor başka temalı hesap açıyor. Ne aradığını bilmiyor da olabilirsin kısaca ama bizi/onları ilgilendirmez.
-1
chicha_v2
(07.01.26)
aile başka bir jenerasyon, siz başka. sizi herhangi bir konuda %100 anlamalarını ve desteklemelerini beklememelisiniz. ha olsa ne tatlış bal börek olur ama bizim aile yapılarımız böyle değil maalesef. Tepki gösterdiklerinde he he, hımm bir bakayım ya falan deyip savuşturacaksınız ve içselleştirmeyeceksiniz olacak bitecek.

çok yönlü olmak iyidir. disiplinlerarası etkileşimi kuvvetli olan insanın psikolojisi de daha sağlam olur, sosyal iletişim becerileri de daha gelişkindir, genel kültürleri daha yüksektir, farklı disiplinlerin kazandırdığı bilgi ve deneyimi diğer disiplinlere entegre edebilir vesaire vesaire. maymun iştahlı olmakla çok yönlü olmak bambaşka şeyler. gittiğiniz kurslarla ilgili muntazam olmanız, virtüöz olmanız falan gerekmiyor. bu da toplumsal bir dayatma.
+1
Phoebe
(07.01.26)
@Bruce öyle insanlar değiller. Kalksam mesela Amerika'ya taşınıyorum evleniyorum desem tamam derler. Bu konu biraz kuşak çatışması gibi bir şey işte ama açıklama yapmak yoruyor işte
0
🌸pembediken
(07.01.26)
(9)

AI'dan sonra hangi işler sıfırlanacak, ne kadar sürede?

gabe h coud
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??Halı şirketi AI'ın kendisini
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??

Halı şirketi AI'ın kendisinin yada AI'ın bir günde binlerce farklı özgün tasarım yapabileceğinin farkında değil mi, bunu mu anlamalıyız?
0
gabe h coud
(06.01.26)
sağlık sektörü ve mavi yaka işler dışında AI pek çok alanı etkileyecek. AI'in etkilememiş haliyle bile artık diplomalar pek iş yapmıyor. Kimse fazla ileriyi düşünmüyor
0
michael harddd
(06.01.26)
Evet seri üretim tasarımcıların çoğunun işi zorda. Diğer taraftan daha niş, lükse yönelik çalışan tasarımcı ve sanatçılar için çok bir tehlike yok gibi.

Bugün de fabrikalarda halı üretilebilirken, el dokuması özel halılar var hala sonuçta ve bunlar dünya para. Kimse lüks kaygılarla aldığı bir şeyin ai tarafından üretilmesini istemez heralde.

Tamamen teknik üzerine kurulu işlerin hepsi tehlikede aslında. Bir işin matematiksel ve mantıksal altyapısı ne kadar belirginse AI o kadar zarar veriyor gibi. Örneğin programcıların çalışma stili büyük ölçüde değişti.

Diğer taraftan insan faktörü de tekrar kendini gösteriyor. AI'ın yapabileceği şeyi AI yapıyor evet, ama bir de AI'ı iyi kullanabilen insanların yapabildiği daha komplike şeyler de ortaya çıkıyor. Neticede AI bir kişi değil, bir araç. Bir şeyi sadece AI'ın yapması ve insan kontrolünde AI yardımıyla yapılması arasındaki fark ilerleyen süreçte daha belirgin olacak sanırım.
+1
akhenaten
(06.01.26)
Kendi sektörümden örnek verirsem (üretim, tedarik zinciri) kesinlikle etkisini göremedim. Ki şirket Microsoft ile yatıp kalkan (şu an aktif elimde olan uygulamalar yer gök copilot, palantir, power bi) data center işinde bir şirket ama yapay zekadan öte benim gördüğüm etki hep offshoring. Rakip firmalar da offshore yapıyor hep operasyonu.
Redditte tedarik zinciri subinda konuşuyoruz, daha kimseden ciddi bir şey bulamadim. Ha bak forwarder/broker işlerine etkisi var çünkü dokümantasyon vs çok var orada. Misal oralarda bildiğin dokümantasyon ile sorumlu ekipler olur bunları kesin etkiler.
Bana göre ai belli bir kuralları takip eden (yazilim, hukuk, cevirmenlik, dokümantasyon ) işlerde ciddi etki yapabilir. Misal ben tedarik zincirinde etkisini global trade uzmanlarinda bekliyorum çünkü onların işi çoğu zaman belli kurallar içinde oluyor ve birçok zaman onlara sormak zorunda kalıyoruz ama bunu yapay zeka belli bir noktaya kadar bence yapabilir. Onun dışında dediğim gibi yapay zekanın etkisini ben şahsen göremedim ama offshore ve it yatırımı (machine learning ile çalışan planlama uygulamalari ki bunlar bilmem kaç yıldan beri var ama çok az şirket kullaniyor) daha çok etkiliyor. Ha tabi şu da var; teknoloji geldiği için daha az kişi gerekti ama teknoloji geldiği için önceden yapamadigimiz bazi işleri yapabilir hala geldiğimizi için orada iş oluştu derken etkisi o kadar ciddi olamadı. Bundan 1 yıl önce "onu yapamayiz çünkü şu yok" derken şu an yeni sistem ile yapabilir hala geldik ve iş oluştu orada.
Ben hep aynı şeyi derim; erp 40-50 yıldır var, hala erp kullanmayan şirketler var, hala boş ERP kullanıp hiçbir planlama yapmayan şirketler var. Ai bunlara gelene kadar 50 sene geçer. Ai ancak ve ancak acayip ucuz olursa gelir yoksa öyle SAP vs gibi maliyetleri ve kompleksligi olursa misal tedarik zincirine net etkisi olmaz çünkü sen ai olsan ne olur senin tedarikcilerin daha erp bile kullanmiyorsa. Al misal su an bir tedarikcim var, adam sistemlerinde sıkıntı olduğu için ne zaman sipariş cikaracagini bilmiyor. Ne yapacak ai buna...

Bir de ai gördüğüm işi direkt elinden almıyor ama misal bundan iki sene önce Safety stock hesaplamak için bir sürü data indirip excelde bakmak gerekirken şu an planlama uygulaması otomatik "bence bunu yap" diyor, bu işin sorumlusu onayliyor ya da onaylamiyor. Ama bu kesinlikle yeni bir şey degil, çok daha teknolojik bir sirkette calisirken bunu ben 2017de görmüştüm. Düşün 100 bin kişilik 20 milyar dolarlık şirkete bu uygulama 7 sene sonra geldi, kim bilir daha ufak şirketler bilmem kaç yıl sonra ancak gelecek.
+2
logisticsmanager
(06.01.26)
Umduğumdan daha hızlı ilerliyor.pandemide dijitalde rekabet şansım azaldığı için ticareti tamamen bırakıp sadece nakliye ve gümrük ağırlıklı çalışmaya başlamıştım.

Şimdilik nakliyenin manuel tarafına gelmedi ama evrak ve dispatch aşamasında hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.buradan yola çıkıp dış ticaret ,gümrük işlemleri,yol izinleri,sürüş kontrollerinin kısa bir zamanda tamamen dijitalleşeceğini düşünüyorum.depolama tarafında karanlık depolar hızlı bir yükselişte.otonom transport özellikle çinde hareketlenmeye başladı.çok zaman almadan bunları çevremizde görmeye başlarız.

Şunu hayal etmek zor değil.smart bir araç istanbulda bir fabrikadan yükleme yaptı.kapakları kapandı.bütün bürokrasiyi cloud üzerinde hazırladın.ihracat işlemini başlattın.bu cloudtan gümrük neyin gittiğini görür,maliye evrağını para trafiğini görür.araç yola çıkar.ara gümrüklere,yol kontrollerine,tonaj kontrolüne,saat sınırlamalarına takılabileceği hiç bir engel yok.çok kontrol etmek istiyorsan border da hepsini x rayden geçirirsin.varış yerin almanya.almanya ya geldiğinde otoban kontrol noktalarında zaten hazır sistem var.aracın geliş yaptığı görülür.alıcı sisteme bilgilerini yüklemiştir.check edilir.araç direk alıcı deposuna gider.

Şimdi kurtlar vadisi stayla sayalım,çoğunluk depocular ,öldü,gümrük komisyoncuları,öldü,dış ticaret evrak elemanları,öldü.çoğunluk gümrükçüler,öldü.komşi tonaj var diyen pomak dayı,öldü.takograf diyen trafikçi,öldü.kantarcılar,öldü.ben öldüm.tır şöförleri,öldü.zoll de bekleyen komisyoncular,memurlar,yolda yemek satanlar,dinlenme tesisinde kapıyı tıklatan ablalar

Evdeki süpürgeye slam haritayı yüklediklerinde bu işi uyanıp nayır nolamaz demeliydik,çok geç kaldık.
+1
duptıs
(06.01.26)
Suan tum sektorlerde catir catir insan kiyimi yapiliyor zaten. Cogu pozisyonda insana ihtiyac kalmadi. Daha dramatik kovmalarin olmama nedeni carkin donmesinin saglanmasi. Sen birden toplu kiyim yaparsan kimse maas almazsa kimsenin oarasi olmaz, urun/hizmet satacak adam bulamazsin.
+1
ceann deas
(06.01.26)
"last mile" uygulamalar henuz yazilip yayginlasmadi. mevcut AI modelleri cogu isin otomasyonu icin yeterli, sadece birilerinin gelip teknolojiyi o işin ihtiyaçlarına özelleştirmesi ve çözümü satması lazım. adım adım da yapılıyor zaten.
+1
robokot
(06.01.26)
Ben e-ticaret ve yazılım sektöründeyim. Alt orta seviyede bir çok meslek maalesef hızlı bir şekilde bitecek, örneğin artık junior grafikere ihtiyaç olmuyor, ilginç bir şekilde bu değişim çok hızlı oldu, 6 ay önce bazı karışık görsel işleri için hala insana ihtiyaç var diyorduk Gemini'nin yeni modeliyle bir anda her iş halledilir oldu. Küçük işletmelerde yapılan iş koluna sadece tek kişi bakıyorsa yine birinin yapılacak işi Ai'ye yüklemesi, takip etmesi, hataları düzeltmesi ve onaylaması gerektiğinden o kişi işsiz kalmıyor. Danışmanlık yaptığım firmalarda birden fazla grafiker varsa mutlaka birileri işsiz kalıyor.

Yazılımda çok karmaşık olmayan basit projeler için insana neredeyse ihtiyaç kalmadı. Büyük projeler için hala derleyip toplayacak insana ihtiyaç var ama bütün firmalarda ekipler küçülüyor ne yazık ki. Şu an tek sorun Ai'nin güvenilmez olması, örneğin muhasebe kolunda bir yasaya göre bir işlem yapmasını söylüyorsun ama çok hatalı firmayı tahtaya astıracak çıktılar üretiyor. Para vs. hesaplarında da aşırı güvenilmez durumda halen. Ama o kadar hızlı gelişiyor ki çapraz kontroller ve bir kaç Ai şirketi çıktılarını kıyaslayarak doğruya ulaşan ara yazılımlar ile bu halüsinasyon ve hatalar çok yakında minimuma indirilebilir.
+1
creepy
(06.01.26)
Hali orneginde, gecmisten gelen buyuk bir kulturel birikim var. Desenler, teknikler, renkler, semboller, donemler vs. Bu bir sanat. Hangi ciddi okul bunu ai modelleri gelisti diye birden iptal edip birakir? Hangi muzisyen muzik yapmayi birakti?
+1
osssy
(06.01.26)
Ben insaat muhendisiyim. Son birkac sene agirlikli olarak masa basi calisiyorum. Su an buyuk bir uluslararasi sirketin ufak bir yurt disi ofisinde calisiyorum. Muteahhitlerin kucuk-orta olcekli isleri icin tasarim yapiyoruz.

Kullandigimiz hesap altliklari vs. hepsi oldukca ilkel seviyede. ai bizim yaptigimiz isi yapamaz mi, anasini bile s... ama insaat muhendisliginde simdilik esas mevzu "ownership" denen nane. yani proje sorumlulugu kime ait olacak. ote yandan buyuk projeler-hesaplar icin benim kariyer omrumu hesaba katarsak, hadi diyelim son 10 senede tekrarli islerin otomasyon hizinda ciddi bir artis var.

valla yapay zeka eninde sonunda butun islerin kokune kibrit suyu ekebilir ama ben o gunu gorur muyu bilemem. ote yandan sunu da dusun, teknoloji gelistikce sehirler, yapi malzemeleri, muhendislik projelerinin dogasi da degisecek, gelisecek. mesela ayda yeni yerlesim birimleri kuruldugunu dusun. uzayda tbm kullanimi, bilmemne gezegeninin kaya kutlelerinin siniflandirilmasi, yercekimi dunyanin 1/5' i olan gezegenlerde betonarme tasarim gibi yeni literatur dallari ortaya cikacak, yani mevcut meslek dallarinin dogasinin gelismesi, yeni meslek dallarinin ortaya cikmasi gibi mevzular da mumkun.
+1
trixi
(06.01.26)
(16)

işe başlar başlamaz izin istemek

yenibirgüzelnick
şimdiye kadar 4 bakıcı değiştirdim hepsi de işe başlar başlamaz o hafta izin istediler. neden sizce? artık bunun bir anlamı olmalı tesadüf olamaz diyorum. hatta bir önceki bakıcım ikinci haftadan yıllık izne tatile gitmişti. iki gün önce yeni bir bakıcı başladı. diyor ki hafta içi bir gün izin istey
şimdiye kadar 4 bakıcı değiştirdim hepsi de işe başlar başlamaz o hafta izin istediler. neden sizce? artık bunun bir anlamı olmalı tesadüf olamaz diyorum. hatta bir önceki bakıcım ikinci haftadan yıllık izne tatile gitmişti.
iki gün önce yeni bir bakıcı başladı. diyor ki hafta içi bir gün izin isteyebilir miyim? yani izin vermediğim olmadı şimdiye kadar kimseye. ama bu kıza izin versem ben çok zor durumda kalacağım ve oryantasyon için iş yerinden izin almıştım o boşa gidecek. ne düşünüyorsunuz? normal mi bunlar?
0
yenibirgüzelnick
(06.01.26)
"Hafta içi bir gün izin isteyebilir miyim?" Kurcuğu cümle tam olarak bu mu? Eğer buysa 7 gün 24 saat çalışması üzerinden anlaşmışsınız gibi anlaşılıyor, haftalık izni yokmuş gibi. Eğer hafta sonları izinli de bir gün de hafta içi için istiyorsa ve bunu her hafta için istiyorsa bu iyi bir ley değil, önce işi bağlayıp sonra kendi istediği şekle çevirmeye çalışmak bu. Hepsi de çakal demek ki, belli bir kurumdan filan seçiyorsan o camiada bu bir alışkanlık olmuş olabilir.
+1
muhayyer divan
(06.01.26)
bence hiç normal değil. ilk haftadan izin istenmez. siz çok yumuşak başlı bir insansınız, saf görmüşler kullanıyorlar. hadlerini bilsinler. siz hiç istediniz mi ilk haftadan izin? ben 10 farklı şirkette çalıştım hiçbirinden ilk 2 ay izin istemedim. giderse de gitsin.

evden çalışmalı bir iş bulmanız mümkün değil mi? siz veya eşiniz için?


--------
çocuğun tam bir eziyet olduğunu ve çocuk yapmama kararımın ne kadar doğru olduğunu bu tarz olaylarla daha bir anlıyorum. doğurması dert, büyütmesi dert, parası dert, baktırması dert...
+3
art cat chocolate
(06.01.26)
@muhayyer divan, yok canım haftada 5 gün çalışıyor işte bugün ikinci günüydü ama cuma günü için gelmesem olur mu işim var dedi. ben zaten 5 günlük yıllık iznimi harcamıştım çocukla alıştırayım haftaiçi diye. boşa gitti şimdi.

@art cat chocolate, ben zaten evden çalışıyorum ama çocukla birlikte çalışmak mümkün değil. sanırım evde olduğum için nasıl olsa evde diye kimseyi çalıştığıma inandıramıyorum sürekli izin istiyorlar.
+4
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
Pek bildiğim bir konu değil ama işe başlamadan önce ayarladığı ev temizleme işi olabileceği geldi aklıma. O işte bir günde güzel bir para kazanılıyor, sizden maaşı almasına da daha bir ay var, diğerleri de bu kişi de o yüzden ilk haftadan izin istemiş olabilir.
+1
michael_knight
(06.01.26)
sinirlarinizi test ediyorlar. benim de kardesim otizmli. bir suru bakiciyla calistim. cogu beni suya goturup susuz getirir. ben de yumusak basli bir insandim. izin istedikleri zaman hayir diyemiyordum haliyle.

asagida yazdigi gibi, siz melek de olsaniz bakicilarin cogu 3 kurus fazlasini veren bir yer buldular mi gitme egiliminde olacaklar. maalesef onlarin bize degil bizim onlara ihtiyacimiz var ve bunu da cok iyi biliyorlar.

valla su an calistigim bir isim ve kardesimin bana ihtiyaci olmasa bakicilik yapmayi dusunurdum. erkek halimle herkesten de guzel yaparim.

allah iyi insanlarla karsilastirsin.
+6
trixi
(06.01.26)
bu hiç normal değil, siz net bir şekilde acil bir durum olmadıkça izin veremeyeceğinizi belirtin. evden çalışsanız dahi çocukla ilgilenemeyeceğinizi ayrıca daha çocuğun alışma sürecinde sürece ket vuracağını bu sebeple kabul edemeyeceğinizi söyleyin.
+2
wendyangelamoiradarling
(06.01.26)
Hayır diyeceksiniz, siz melaike de olsanız habersiz işi bırakabiliyorlar zaten hiç utanmadan. O yüzden en başta konuştuğunuz şartların dışına çıkmayın. Çünkü bu haftaki cuma gününün iznini verirseniz gelecek günlerde de izin vermiş olacaksınız. Baştan sert durun.

Yemin ediyorum insanlar çalışanların elinde oyuncak oldu ya.
+6
antihero
(06.01.26)
Herkesin işi çıkabilir ama ilk haftadan izin veya alışkanlığa dönüşmüş izin mantıklı bir şey değil.

Ben sizin yerinizde olsam zaten kendim vakit bulamadığım için kendisine ihtiyaç duyduğumu ve daha ilk haftadan böyle bir talebi beklemediğimi söyler durumun absürtlüğüne vurgu yapardım. O hafta için izin verir, ancak sonrası için söz veremeyeceğimi belirtirdim. Kısa süre sonra tekrar izin isterse o kişiyle o iş olmaz zaten.
+2
akhenaten
(06.01.26)
@akhenaten aslında bu hafta imkansız sonra istese yine ayarlardım ama mümkün değil izin veremem. ama şimdi de çocuğu nasıl bırakıp gideyim kadın sinirlenir izin vermedik diye. of ya nefret ettim bakıcılardan.
+1
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
başka iş görşmesine gidiyorlar, izin verme, ilk haftadan izin mi istenir ya insan utanır, demekki utanmasıda yok. birde denemek için yapıyorlar resmen senin iyi niyetini baştan sıkı tutun.
+2
eja
(06.01.26)
normal değil bence de. ben çalışan olarak işe girdiğim ilk haftalarda izin alacağım durumlar olursa baştan belirtiyorum. son girdiğim işyerinde doktor kontrollerim olacaktı mesela. işe başladığım hafta 2-3 defa gitmem gerekeceğini 1-2 saat geç kalacağımı belirtmiştim iş görüşmesi olumlu geçince. siz bence bir daha bakıcı görüşmesi olursa, yıllık izin ve hastalık hariç izin istenmesi durumunu kabul edemeyeceğinizi belirtip baştan önünü kapatın derim.
0
Sadece soruyorum
(06.01.26)
@Sadece soruyorum, halbuki görüşme sırasında bir önceki bakıcı ile izin konusunda sıkıntı yaşadığımızı söylemiştim. önceki bakıcı da emrivaki şekilde çocuğu uyuttum çıkıyorum işim var diyip çıkıp giderdi. böyle şeyler yaşamak istemiyoruz demiştim.
ama geldiğimiz nokta yine ilk haftadan izin istemekler filan.
+1
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
Ya gelenlerle bir kaşın kalkık konuşamaz mısın, mesela kız geldi sana cuma izin alabilir miyim işim var dediğinde dümdüz hiç düşünmeden ve gayet net bir tavırla ve hafif yüksek sesle sadece HAYIR diyemez misin? Hiç lafı dolaştırmadan, sesinle yüzünle konuşamaz mısın? Bunu yapman lazım artık. Hatta her bakıcıyla baştan anlaş bence, ilk 6 ay kesinlikle izin yok de. Ha, gözün tutmadığı anda yine şutla. Hatta bence gözlerini de korkut, evin çeşitli yerlerinde hepsi bilgisayarıma bağlı olan 20 gizli kamera mevcut de mesela. Biraz tepeden konuş, konuşmazsan böyle oluyor. Kızmayı bil şu insanlara. İleride çocuk okulda sıkıntı yaşasa, mecbur kalıp da öfke dili kullanman gerekse ama kullanamasan kimi nasıl caydıracaksın ki. İnsan bunları öğrenmeli, hayat pamuk helvası gibi bir şey değil maalesef.
+1
muhayyer divan
(06.01.26)
kimsenin günahını almak istemem ama istatiksel olarka baktığımda net olarak şunu görüyorum.

yeaa tamam buraya başladım ama daha iyi bi yerden çağırıyolar bi gidip görüşeyim, anlaşırsam bırakırım. anlaşamazsam daha iyi bir iş bulana kadar burada takılırım.

dediğim gibi gerçekten izne ihtiyaç olan bir durum da olabilir ama bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
+2
omer460
(06.01.26)
Muhtemelen birkaç hafta/ay gibi kısa bir süre çalışmayı düşünüyorlar. Daha iyi bir yer bulunca oraya sıçramak için. Girer girmez de izinleri kullanıp çalışmadan paraya çevirmiş oluyor.
+1
msb
(06.01.26)
Neden istiyormuş izni sordunuz mu? Önce nedenini sorun. Naiflikten demiyorum bunu belki çok önemli bişey vardır diye değil. Ama böyle durumlarda açıklama yapmak durumunda olduğunu baştan bilmesi, açıklaması yoksa değil izin almak, izni istemenin bile kabul edilebilir olmadığını bilmeli. Ha geçerli sebebi vardır düşünürsünüz o başka. Ama mutlaka sorun neden izin istiyorsun, o işini haftasonu neden yapmıyorsun. Sen bi izin gününde halletmeye çalış işini bakarız filan gibi.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(07.01.26)
(26)

Gülsüm ismi

eileengray
Bir komşumuz bebeği için bu ismi düşünüyor. Bence çok kötü bir isim, bize temizliğe gelen teyzenin adı hatta. Eğer çoğunluk beğeniyorsa kendisine negatif hislerimden bahsetmeyeceğim, o yüzden sormak istedim.
Bir komşumuz bebeği için bu ismi düşünüyor. Bence çok kötü bir isim, bize temizliğe gelen teyzenin adı hatta. Eğer çoğunluk beğeniyorsa kendisine negatif hislerimden bahsetmeyeceğim, o yüzden sormak istedim.
-5
eileengray
(06.01.26)
lütfen bahsedin
+5
pide
(06.01.26)
Ben de hiç sevmem. Güllü isimleri genelde sevmiyorum, pastoral bir hava veriyor da bu gülsüm özellikle fonetik olarak hiç sevmediğim bir isim sebebi de yok. Dizilerde filmlerde falan hep köylü ya da köyden kente göçmüş ama köy hayatını bırakamamış tipte karakterlere verilmiş de o yüzden mi öyle düşünüyorum bilemedim.
+2
nundu
(06.01.26)
ileride devlet memuru falan yapma niyeti ile bu isim seçilmiş olabilir. (ironidir)
0
ground
(06.01.26)
ben de sevmem
+2
kisa
(06.01.26)
Gülsüm adında aklı başinda biri tanimadim, hep bi sıkıntıları vardi
+8
üğpoıuy
(06.01.26)
Gül adı güzel bence.
-3
arbre
(06.01.26)
şakasız bence çok güzel isim ya.
0
patronaj1
(06.01.26)
Evet eski teyzelerde olan bir isim bence de, ancak;

İsimleri şekillendiren ve güzel kılan kişinin güzel oluşu bence.

Ayrıca kişinin geçmişinde bu ismi hafızasında güzel kılabilecek hatıralar mevcut demek ki, kim bilir.

Saygı duyar yorum belirtmezdim ben olsam.
+1
va
(06.01.26)
saçma sapan bi isim. gülsüm yerine gülsün yazacaklar güllü yazacaklar neler neler. benim ilk ismim de saçma sapan bir isim ilkokul karnemde sadece ilk harfi doğru diğer harflerin ismimle alakası yok.

ayrıca yurtdışında sıkıntı yaşar Gülsüm diyemezler telaffuz edemezler.
+2
matilda
(06.01.26)
berbat bir isim tabii ki
+6
sanal hayvan
(06.01.26)
bence isim sevimli ve sıcak ama bu çocukların büyüyeceğini, online işlemler yapacağını, mail adresi alacağını, belki yabancılarla muhatap olacağını, iş hayatına gireceğini vb. de göz önünde bulundurmak lazım sanki.

temizliğe gelen teyze-kötü isim düşüncenizi bence sadece komşunuza değil kimseye söylemeyin bu arada.
+4
Phoebe
(06.01.26)
erkek çocukları olursa kürşat koysunlar adını
+3
nahtoderfahrung
(06.01.26)
çok güzel bir isim,
lina, pina, cina, arı maya, atlas, adel gibi isimlerin yanında adeta parlıyor.

erkek çocukları olursa kürşat +1

bu arada temizliğe gelen teyze en temiz duyguların insanıdır. ne sıfatla insanları sınıflandırıyorsunuz?
0
Hallegadola
(06.01.26)
Benim tercih edeceğim bir isim değil ama kötü bir isim de değil. Senin gözünde temizlikçi teyze canlandığı için yakıştıramamışsın.

Önemli olan, komşu senin veya buranın çoğunluğunun fikrini sordu mu? Sormadıysa karışmaya gerek yok. Kendi beğenmiş, bir seçenek olarak düşünmüş.
+1
lazor
(06.01.26)
Cosmicstring +1, gülsüm ismi bana hoş gelmiyor, oldukça da eski moda ama isimleri algılayış şeklimiz kişilere göre şekilleniyor bence, ailesi bu ismi beğenip bebeklerine bu ismi vermek istiyorlarsa karışmamak en iyisi.

Zamanımda kuzenime çocuğuna koymayı düşündüğü isim için çok olumsuz şeyler söyledim, hala ara ara özür dilerim kendisinden ne haddime hamileyken üzdüm seni diye, beğenmediğim ismi verdiler çocuklarına, şu an o isim hiç de kötü gelmiyor kulağıma.

Bize demode gelen isimler, özellikle anadili Türkçe olmayan kişilere fonetik ya da anlamsal olarak hoş gelebiliyor.
+2
(06.01.26)
Ben tercih etmem ama o ismi seçene garip bakmam şahsen yeni nesil uyduruk isimlerden daha iyi
+2
basond
(06.01.26)
Sormadıysa bir şey söylemeyin.
Bu her konuda takip etmemiz gereken bir ilke bu, ama çocuğa isim koymak gibi bir kararda kesinlikle olumsuz fikir söylememek gerek.

Bu isimle benim aklıma gelen tek kişi kapıcı Cafer'in karısı Gülsüm ama Gül ile başlayan diğer isimler bana güzel geliyor.
+1
michael_knight
(06.01.26)
Hallegadola + 10000

bebeklere kedi-köpekmiş gibi verilen saçma sapan isimlere kıyasla gülsüm gayet de iyi.
0
m e b
(06.01.26)
Anlamı kötü değil, ayıp değil, kültürümüze aykırı değil. Bence gayet konabilir. Arkadaşları “gül” diye kısaltacaklar zaten…
+2
yadigar
(06.01.26)
Bazı isimler kuşaklarla büyüyor ya. Bence bu isim de büyümüş. Çocuksa daha bebek, bence de alternatif düşünülebilir.
+1
akhenaten
(06.01.26)
bana da modern gelmiyor bu isim. temizlikçi teyze ismi değil ama modern de değil.
ben yabancıların telaffuzu olayına pek takılmıyorum belki a101 kasiyeri olacak ne işi var yabancılarla. ha böyle yüksek eğitimli bi aile çcouğu ise ilerde amerikada okuyacağı kesinse tamam hassas olalım da.
+1
Sadece soruyorum
(06.01.26)
gülsüm bi zeynep değil ya, böyle bir isim koyuyorsa vizyon belli bence hiç uyarmaya gerek yok gayet bilincinde, değisede bilincinde olmasın kıza merve ismi koyupta bebek buyuyunce ortamları(emine fatma güllü vs) farklı olacağı için bu sefer garip kaçar.
+1
eja
(06.01.26)
Ben eski ve klasikleşmiş isimleri çok seviyorum şahsen.

Gülsüm özellikle sevdiğim bir isim değil ama kötü de değil.

Lina, Vina, Alin, Dalin vb gerzekçe yeni moda isimlerden bin kat daha iyidir.
+3
anaphylacticshock
(06.01.26)
eksisozluk.com geldi aklıma direkt. Hayranı olabilirler mi?
Kötü bir isim değil bence.
0
auroraaurora
(06.01.26)
kibar cevaplar için teşekkürler. arapça kökenli olması ve bize temizliğe gelen Gülsüm adlı kişiyi çok çakal bulduğum için bu isme büyük bir önyargım var, ben asla tercih etmezdim. bana sorulduğu için ve düşüncemin sübjektif olduğunu bildiğimden genele sormak istedim.

edit: @muhayyer divan, bana soruldu elbette ama ben bu bilgiyi paylaşmadım diye azarlamanız kabul edilebilir bir şey değil.
+6
🌸eileengray
(06.01.26)
Kuzenimin halasının ismi ve bende hiç iyi bir intibası yok, hatta direk aklıma kibir geliyor.
+1
tiredofwaiting
(06.01.26)
(1)

Android telefonda Spam şüphesi engellemeleri

adivar
Sahibindende bir ev ilanı ekledim, sürekli emlakçılar arıyor. Bir de gün içerisinde kayıtlara baktığımda bir sürü numaranın samsung android telefon tarafından engellendiğini görüyorum. Spam şüphesi yazıyor. Bir detay yok. Bunların hepsi dolandırıcı mı? Bu numaraları çoğu telefon böyle engelliyordur.
Sahibindende bir ev ilanı ekledim, sürekli emlakçılar arıyor.
Bir de gün içerisinde kayıtlara baktığımda bir sürü numaranın samsung android telefon tarafından engellendiğini görüyorum.
Spam şüphesi yazıyor. Bir detay yok.
Bunların hepsi dolandırıcı mı? Bu numaraları çoğu telefon böyle engelliyordur. Numaraların sahipleri durumun farkında mı?
Android beni potansiyel dolandırıcılardan koruyor mu?
0
adivar
(05.01.26)
Android zannedersem numaraları kafasına göre engellemiyor. Bilinmeyen bir numaradan sms alınca veya diğer aramalarda spam olarak bildir gibi seçenekler oluyor. Belli sayıda insan bir numarayı spam olarak bildirince öyle etiketleniyor.

Bu emlakçılar ya müşterilerine çeşitli sebeplerle (bayram, seyran, reklam vb.) sms atarken insanları bunaltmıştır ya da iş bittikten sonra bile çeşitli sebeplerle aramaya devam edip kızdırmıştır.

Spam sadece dolandırıcılıkla ilgili değil.

Aynı sebeple, spam filtresinden geçen herkes "dolandırıcı değil" anlamına da gelmiyor bu. Yeteri kadar insanı dolandırmaya çalışmamış ve siz ilklerden biri olabilirsiniz.

Bu filtre sadece işinizi kolaylaştırıyor. Hata da yapabilir, eksik de kalabilir.
+1
akhenaten
(05.01.26)
(3)

Vegan Makarna Salatası

rock n roll
Selam arkadaşlar Makarna salatası yapacağım ama sizden de öneri almak istiyorum. Közlenmiş kırmızı biber, kurutulmuş domates, mısır, yeşil ve siyah zeytin, brokoli ( az haşlanmış ve küçük olarak ekleyeceğim), vegan rus salatası ( kaju yoğurdu ile karıştıracağım), kornişon turşu, sarımsak. Bir de po
Selam arkadaşlar
Makarna salatası yapacağım ama sizden de öneri almak istiyorum.

Közlenmiş kırmızı biber, kurutulmuş domates, mısır, yeşil ve siyah zeytin, brokoli ( az haşlanmış ve küçük olarak ekleyeceğim), vegan rus salatası ( kaju yoğurdu ile karıştıracağım), kornişon turşu, sarımsak. Bir de portakal dilimleri ince ve küçük dilimler, nar taneleri, dereotu. Sosuna limon suyu, zeytinyağı, çok az portakal kabuğu rendesi.

Fazla mı meyve baskın olur? İçine ekle ya da çıkart dediğiniz neler var? Ne bulduysa salataya koymuş gibi mi olur bu malzemelerle?
0
rock n roll
(05.01.26)
taze soğan çok yakışır,ince ince doğrayabilirsiniz, portakal dilimlerini gereksiz buldum. refika gibi o da bir seyler yapıyor, sonra içine alakasız bir şey ekliyor. tüm dengeyi bozuyor.
0
exlibris
(05.01.26)
Makarna salatasıyla meyvenin alakasını çözemedim. Sebze koysanıza.
0
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
Genel olarak bana çok karışık geldi ama ana görünüşü korumak istiyorsanız bence sadece nar kalsın.

Ama bence;

Yoğurdu hiç işin içine sokmayın, rus salatalı makarna salatası kendi başına baştan sona bir tam yemek zaten.

Meyveler de bence közlenmiş biber ve kurutulmuş domates gibi eklentilerle çok uygun düşmüyor sanki.

Bu arada her şey var sizin bu tarifte :D şaşkınım ben. Çok dolu bu, çok fazla şey dönüyor. Sizce de öyle değil mi? En az 4 farklı tarif çıkar bu malzemeden.

Bence siz;

1- Köz biber, kuru domates, zeytin üçlüsünü kullanın. Bunu uzun uzun pişmiş bir taze domates sosuyla renklendirin. Bu bir.

2- Kaju yoğurtlu Rus Salatalı makarna tarifi ayrı bir menü olsun, dilerseniz mısır da ekleyin. Bu iki.

3- Brokoli, sarımsak ve bonus olarak fırınlanmış brüksel lahanasıyla başka bir makarna yapın. Napoliten sosla karıştırın, hatta fırından sonra lahanayı sosla pişirin. Bol karabiber. Salata sayılmaz ama, bu üç.

4- Turşu, sarımsak ve dereotlu başka bir tane yapın, buna nar da ekleyebilirsiniz. Sos olarak da pesto hazırlayın. Bu da dört.

Hafta boyu yemek düşünmezsiniz :D
0
akhenaten
(05.01.26)
(3)

Yayıncı bilgisayarı

yurtsuz john
Kick, twitch gibi platformlarda yayın yapmak için nasıl bir bilgisayar ve kamera gerekiyor?Oyun oynama niyetim yok. Takipçilerimle video izlemeli sohbet yayını. Mevcut bilgisayarım çok eskidi bununla olmaz. Yenisini alacaksam bari yayın yapmaya uygun bir şey olsun. Bu konulardan hiç anlamıyorum.
Kick, twitch gibi platformlarda yayın yapmak için nasıl bir bilgisayar ve kamera gerekiyor?

Oyun oynama niyetim yok. Takipçilerimle video izlemeli sohbet yayını.

Mevcut bilgisayarım çok eskidi bununla olmaz. Yenisini alacaksam bari yayın yapmaya uygun bir şey olsun. Bu konulardan hiç anlamıyorum.
0
yurtsuz john
(05.01.26)
herhangi ortalama bir bilgisayarla oluyor, muhtemelen eski bilgisayarınla bile olur. OBS yüklüyorsun ayarları basit zaten yayını aktiflestir yapınca aktiflesiyor. baska ekipman tavsiyesi olarak mikrofonlu kulaklık değil de sadece mikrofon ve ayrı düz kulaklık daha iyi oluyor genelde.
0
nahtoderfahrung
(05.01.26)
Video editing falan yapmayacaksanız bilgisayarın çok önemi yok +1

Donanıma kafa yormak istemiyorsanız bir tane macbook air alıp geçin, fiyatları baya normalleşti son zamanlarda.
0
akhenaten
(05.01.26)
arkadaşlara ek olarak loop back özellikli ses kartı kullanıyorlar. hani oyun oynuyorsunuz onun sesi yayına veriliyor veya müzik açıyorsunuz onun sesi yayına veriliyor loop back kısaca bu işe yarıyor.
0
omer460
(05.01.26)
(4)

Bankaci arkadaslara soru

kirlipam
Selamlar,Dun maas bankasi degisecek dediler bankadan arkadaslar geldi ellerinde laptoplar. Sira sira 5 li 5 li aliyolar toplanti odasina tc kimligini veriyorsun ekranlar aciliyor. Seceremi gordu resmen. Borcluyum biraz kirmizi kirmizi ekranlar puan dusuk vs.Diger arkadaslara yok kart verelim mi? Kmh
Selamlar,

Dun maas bankasi degisecek dediler bankadan arkadaslar geldi ellerinde laptoplar. Sira sira 5 li 5 li aliyolar toplanti odasina tc kimligini veriyorsun ekranlar aciliyor. Seceremi gordu resmen. Borcluyum biraz kirmizi kirmizi ekranlar puan dusuk vs.

Diger arkadaslara yok kart verelim mi? Kmh ister misiniz? Bana soru sorup yuzume bile bakmadi ki davranisi felan degisti yani halbuki tc girmeden once cok tatli idi muhabbet.

Neyse soru su hep merak etmisimdir. Bu tarz musteri size geldiginde onun finansal durumunu gordugunuzde davranisiniz da degisiyor mu?

Takinti oldu bende bu. Bankaci gorunce deliriyorum benzer muhabbetler olacak diye.
-2
kirlipam
(05.01.26)
Bankacının iki ana hedef müşterisi var:
-Birikimi olan insan. (Faiz, mevduat, yatırım vs. satacak)
-İhtiyacı olan insan. (Kredili ürün satacak)

Bu ikisi dışındakilerin yüzüne bakmazlar. 2. grup için kredi notu düşükse, düzenli geliri yoksa, geri ödeyemeyecekse, onların da yüzüne bakmazlar. Meslek neticede, işleri bu. Arkadaşınız değiller.
+1
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Size kmh istiyor musunuz, kredi kartı istiyor musunuz diye sormama sebebi zaten bunları veremeyecek olması değil mi ama?

Oraya gelen çalışanın kişisel olarak sizin maddi durumunuzu önemseyeceğini sanmıyorum. Yani güzel de muhabbet etseniz, tartışsanız da bir daha görüşmeyeceksiniz zaten.

Kendinizi bu kişinin yerine koyun, bir müşterinin finansal durumu iyi; kredi kartı alabilir de almayabilir de tamamen opsiyonel. Bu kişiyle konuşurken gözetmeniz gereken bir sorun yok. Gülün, eğlenin, muhabbet edin kart satabilirseniz satın, almazsa da ne yapacaksınız, kısmet. Diğer taraftan bir diğeri kredi kartı almamalı, çünkü öyle gerekiyor. Opsiyonel bir durum yok, gerekirse ortamın ciddileşmesi gerekecek. Bu iki insanla aynı ruh halinde iletişim kuramazsınız ki.
+2
akhenaten
(05.01.26)
Bankacı olmasıyla ilgisini göremedim, o kişinin bireysel odunluğu olabilir ancak. Bir ihtimal kredi notu düşük bir müşteriyi kaydetmek kendi komisyonunu kötü etkiliyordur, ona bozulmuştur. Aynı davranış diğer mesleklerde de var. Mesela önünden geçerken siz ilgilenmediğiniz halde sizi mağazaya, restorana sokmak binbir şirinlik, kibarlık, güler yüzle ısrar edip dil döken, girmeyeceğinizi anlayınca da bi anda suratı mahkeme duvarına dönen, arızalı insanlar var.
+1
mikro patlama
(05.01.26)
Bankacı değilim, bankacılar cevap verip bittiyse normal insan olarak cevap yazmak istedim.

Büyük ihtimalle sizi kaydeden arkadaş kredi kartı, bireysel emeklilik, kmh limiti gibi şeyler satmak amacıyla orada oturuyordur.
Belli de bir hedefi vardır atıyorum o ay 100 kişiye kredi kartı 20 kişiye BES satma hedefi vardır. Size satamayacağını görünce yüzü düşmüştür.

Sizin kim olduğunuzla, fakir veya zengin olduğunuzla ilgilendiğini hiç sanmıyorum. Üzerinize alınmayın.
0
michael_knight
(06.01.26)
(14)

Flört işleri

kararsızataletfilozofu
Cv yi özet geçeyim mantıksal zemine oturtmak açısındanYaş 30larda erkek, çalışan biri.En son sevgili 8yıl önce olmuşHoşlandığı aşık olduğu insanlar olmuş ama hep friendzone a düşmüş.En son aşık olduğu kız, sevgilisiyle çam ağacı evde süslerken hikaye koydu.Bu sebeple bu sıralar hevessizliğin dibini
Cv yi özet geçeyim mantıksal zemine oturtmak açısından
Yaş 30larda erkek, çalışan biri.
En son sevgili 8yıl önce olmuş
Hoşlandığı aşık olduğu insanlar olmuş ama hep friendzone a düşmüş.
En son aşık olduğu kız, sevgilisiyle çam ağacı evde süslerken hikaye koydu.
Bu sebeple bu sıralar hevessizliğin dibini gördü.

Date sayısı bu 8 yılda 5-6 yı geçmediği için
Ne flört konusunda tecrübe kazanabildi ne de hatalarını görebildi.

Konuşurken fazla kendimi anlatıyorum hatalarımı bile, cool olmuyorum. Böyle bir eksikliği tek farkedebildim bir arkadaştan öğrendim en basitinden.
(Eskiden hiç konuşmuyordum ayarını bulamadım bu işin)

Spora zaten başladım kafam dağılsın diye
Kitap ve diziye de sarabilirim

Yada biraz daha çabalamalısın, buluşma kulüplerine, workshoplara katıl devam et flört çabalarına mı dersiniz ?

Yada önereceğiniz kendini geliştir şu video şu kitap, şu tavsiye öneriniz var mı ?
0
kararsızataletfilozofu
(05.01.26)
Ben CV'nizi okuyunca flört pratiği olmayan ama duygusal zekâsı ve farkındalığı yüksek birini gördüm. Önce acele etmeyi, kendinizi ispat ihtiyacını, kendinize yüklediğiniz o "birini bulmalıyım” baskısını biraz geri çekmenizi tavsiye ederim. Sonra da ilk birkaç buluşmada kendinizi çok dökmemeye gayret edin derim. Zira erken açılmak ister istemez karşıya yük bindirir. Bir de karşı cinsle iletişimde önceliği flört olarak belirlemediğiniz zaman daha rahat olursunuz. Bu da iletişiminize olumlu yansır ve şartlar uygunsa zaten o aşamaya kendiliğinden geçtiğinizi görürsünüz.
+2
zaman ilac degil insanlar unutkan
(05.01.26)
Bence bütün bu cv olayı bile yanlışın bir parçası aslında. Nasıl basitleştireyim bilemedim. Pek rahat görünmüyorsunuz. Rahat deyince insanlar ev halini anlıyor, bundan bahsetmiyorum. Arkadaşla, aileyle, tek başınayken, iş ortamında, yabancıların arasındayken, flört döneminde ve ilerlemiş bir ilişkide "rahat olma kriterleri" farklı. Rahat olayım derken toptan kendimi salayım anlamayın bu açıdan, ama siz biraz fazla teknik tarafta duruyorsunuz sanki.

Kendinizi düşünün, birisi karşınıza belli bir amaçla gelse, belli teknik konulara dikkat edip hedefi tutturmaya odaklı olsa siz ne hissedersiniz? İnsanlar böyle şeyleri sessizce anlar.

Evet insanın geçmiş ilişkileri ona bir şeyler öğretir, ama bu hayatın genel bir akışı. Bu hesaba katılması gereken bir kıstas değil. Kendinizi "ben deneyimsiz olduğum için teknik anlamda yetersizim" şeklinde konumlandırmanız yanlış.

Siz iyi vakit geçirdiğiniz insanlarla muhatap olacaksınız. Bu kişilerle hoşlandığınız şekilde vakit geçirmeye devam edeceksiniz. Sonra ne oluyorsa olacak. Hepten salmayın, ama bu kadar da teknik olmayın. Bence doğrusu bu.
+2
akhenaten
(05.01.26)
friendzone'a nasıl düşüyorsunuz anlamıyorum. hadi şimdi evliyim de eskiden ilk buluşma güzel geçiyorsa bi şekilde öpüşürdük, öpüşülmediyse önümüzdeki maçlara bakardık. muhabbete fazla sarıp fiziki çekimi falan arka plana mı atıyorsunuz, fazla mı dertleşiyorsunuz ne, sıkıntı orda bence.
+1
antihero
(05.01.26)
özgüveninizi neler artırır, buna odaklanmanız faydalı olur. yazdıklarınızda düşük özgüven hissettim. özellikle erkek tarafı için flört ve ilişki olayının en temel konusu budur. özgüveni karşıya hissettirmediğiniz görüşmelerinizin çoğunun sonu friendzone'a düşmektir.
0
awlmi
(05.01.26)
yukarıda çoğu kişi söylemiş aslında. onlara katılıyorum. bence yeni biriyle tanışırken "ben bununla öpüşebilir miyim" diye düşünmektense yeni bir insan tanımaya odaklanmak daha önemli. o zaman rahat olursun, rahat olursan da sohbet etmek daha akışkan olur. karşındakine sadece seninle flört ederse değerli olacakmış gibi değil o zaten değerli biri ve sen onun hakkında bir şeyler öğreniyormuşsun gibi düşün. ve onun hakkında bir şeyler öğrendikçe bakarsın birbirinizi tamamlayan yanlarınızı veya birbirinize ilginç gelen yanlarınızı bulursunuz ve o zaman da sen çabalamasan da bir şeyler kendiliğinden ilerler.

tip ve para konusuna gelirsek, bu konular bu kadar önemli olsaydı kimse evlenemezdi. çoğu insanlar 20lerinde evleniyor ve evlenirken genelde kimsenin evi arabası olmuyor, sonradan alınıyor bunlar. ayrıca evli olan kişilerin hepsi çok güzel çok seksi veya çok yakışıklı değil.

ama evli kişilerin evlenmeden önceki hallerine bakarsan genelde bakımlı olurlar. kız çok güzel olmasa da en azından bir cilt bakımı yapar, biraz makyaj yapar saçına özenir. dişini fırçalar vs. mesela sen sigara içiyor ve günde en az 2 defa dişini fırçalamıyorsan dişlerin sararmıştır ve her 10 kızdan 8'i seni eliyodur daha yolun başında. Saçın sakalın birbirine karışmış geziyosan olmaz. asgari bakımı yapman lazım.

onun dışında bir ortama girdiğinde, hemen kendi hesabını ödeyip kaçıyosan bence senin cimri olduğunu düşünebilirler. ortama göre hareket etmek lazım. mesela hiç evden çıkmıyor bir kitap okumuyor bi film seyretmiyosan bi kızla buluştğunda ne anlatacaksın. sen kendini geliştirmeye odaklan, hayatını renklendir, senin hayatına eşlik etmek isteyen biri gelirse ne güzel olur. mesela bi de keskin çizgileri olan biriysen de itici olabilirsin, örneğin bir kızla flört edeceksin, kız seni beşiktaşa çağırdı, ben beşiktaşa gelemem çok uzak sen beylikdüzüne gel diyemezsin, ya da kız sanat filmine gidelim dedi, sen de "kızım ben sanat filmi sevmem" diyip kestirp atarsan itici olursun, ama "sanat filmi bana hitap etmez ama sen istersen gelirim belki fikrimi değiştirecek bir şey olur" dersen sevimli olursun. vs vs. genel geçer şeyler bunlar bence.
0
Sadece soruyorum
(05.01.26)
yılışık bir havan var gibi geldi bana öyle birini anlatıyorsun ki karşımda burhan altıntopu düşündüm.

erkek adam kafasını yormaz bu tip şeylere çok fazla
-7
Hallegadola
(05.01.26)
Nasip bu işler. Bu şekilde takılıp direkt evlenen de var.
-2
arbre
(05.01.26)
sürekli friendzone düşüyorsan hata sendedir. o fırsatı-imkanı karşındaki kadına veriyorsun. bu genelde fazla iyi olmaya çabalayan, aşırı yardımsever. kendi değerini göstermeye çalışan insan hatasıdır.
0
orpheus
(05.01.26)
Kadınlar, karşısındaki erkeğin kendini tamamen ortaya koymasından hoşlanmaz; gizem ortadan kalkar. Zor çözülen erkek merak uyandırır. Eğer merak uyandıracak bir yönün yoksa, arkadaş olarak kalır ve sadece dert dinlersin.
Ayrıca günlük konuşmalarda sürekli İngilizce kelimeler kullanmak, birçok kadına itici gelebilir. “Friendzone” gibi kavramlara gerek yok; Türkçemiz yeterince güçlü ve güzel.
+1
deepex
(05.01.26)
bence tuhaf birisin. soruya üçüncü kişiden bahseder gibi girip, birden kendinden bahsetmen ne kadar tuhaf oldugunu gösteriyor. ikili ilişkilerde de bu şekilde tuhaf davranıyorsun muhtemelen.
-1
abelardo
(05.01.26)
Keyfin yerinde mi kendinle başbaşayken?
Seninle arkadaş veya sevgili olsan geçireceğimiz zaman keyifli olur mu?

Keyfi yerinde insanın enerjisi çok uzaktan farkedilir. Başka birine değil kendine doğru dön bence.
Eve kapanarak demiyorum elbette, ilgini çeken workshop, kurs işlerine gitmek kendin için iyi olur.

“Bu kızı öpebilir miyim?” diye düşünerek yaklaşma diyen arkadaşa çok katılıyorum. Ayrıca olaya istatistik olarak bakarsak da öpmediğin her kız ortalama 5 başka kıza giden yolu açıyor. 3 kız öpmesen 15 kıza erişimin oluyor.

Başta söylediğimi tekrar edeyim.
Sen keyfi yerinde ve etrafına keyif veren bir insan olduğunda zaten birisi gelir seni kapar. Sen kendinle ilgilen.
0
michael_knight
(05.01.26)
Burdakileri dinleme derdin varsa terapiye git. Bir soruna bakış açısı her insanın hayat tecrübelerine göre değişir, onların birikimi sende yoksa verecekleri tavsiye hep eksik olur.
+2
nahtoderfahrung
(05.01.26)
Çok acaip bulabilirsin ama kendimi tutamıyorum, astrolojik doğum haritana bakmak isterdim, seni konuşmakta bu kadar dengesiz yapan nedir, çözüm görünüyor mu diye. Çünkü çoğu zaman bu tarz şeylerin çözümü görünür. Durumun çok zor, arkadaşlar da söylenecek her şeyi söylemişler, bende de sadece bu kalmıştı onu sundum.
-1
muhayyer divan
(05.01.26)
Cevaplar için teşekkürler.
Uykusuz bir gece yine duyuruya danışmış oldum.

1.si alkol, kumar, sigara kötü alışkanlığım yok.
Dişler her zaman fırçalı, deodorant her zaman ve her gün duş alıyorum dikkat ederim,

2.si konuşmam arada garipleşebiliyor aklımdan öyle geçtiği için özneyi bir arkadaş gibi başlayıp kendimde bitirdim psikolojik bir sebebi vardır da çok kafaya takmadığım için duyuru sonuçta böyle yazdım.

3.sü benim mottom önce arkadaş olmak her zaman fakat bir süre zaman geçince hoşlanma olursa sonra flörte yönelik adım atılmayınca friendzone a geçiliyor.

4.sü bazı konularda seçici olabiliyorum gıdaların markası, sağlıklı olup olmaması filan gibi.

5.si bonkör değilim enayi olacak kadar, cimride orta halli yerine göre, ama karşı tarafla arkadaşta olsak 3buluşmanın 2sini ben öderim.

6.sı dizi-film eksiğini hissediyorum
Yurtdışı deneyimin eksikliğini hissediyorum
Tecrübesizliğin eksikliğini hissediyorum.

Psikolog aklımdan geçiyorda o kadar bütçe ayırıp o kadar fayda göreceğimi düşünmediğim için erteliyorum.
Onun yerine parayı spora, gıdaya, arabaya, kıyafetlere, vb. Şeylere ayırmayı tercih ediyorum şimdilik
+1
🌸kararsızataletfilozofu
(05.01.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.