Giriş
(11)

Büyü var mı ? Büyüye inanıyor musunuz? Enerji, Ses Frekans vs

OgutucuRecep
Bizzat şahit olduğunuz bir durum oldu mu? Başkasının değil bizzat sizin yaşadığınız ya da direkt gözlerinizle gördüğünüz bir durum? Frekans, büyü, enerji vs bu durumlarla alakalı görüşleriniz nelerdir?
Bizzat şahit olduğunuz bir durum oldu mu? Başkasının değil bizzat sizin yaşadığınız ya da direkt gözlerinizle gördüğünüz bir durum?

Frekans, büyü, enerji vs bu durumlarla alakalı görüşleriniz nelerdir?
-1
OgutucuRecep
(01.09.26)
Yok
Hayır
Keriz silkeleme/tokatlama.
+8
kizil karga
(01.09.26)
kizil karga +1

mini ek: her inanç gibi başkasının hayatını etkileyecek şekilde, kendini hayatta tutma, direnci gücü bulma amacıyla bir motivasyon sağlayıcısı olarak kullanıldığı müddetçe faydalı görebilirim.
Örnek, büyük sıkıntıları vardır, hayatla barışamıyordur ama bu tip bir inançla hayatta, toplumda kalıyorsa, başkasını etkilemeye çalışmadığı sürece benim için sorun yok.
ama bunu din yayar gibi, bu var, kesin var, var valla diye konuşanları topluma karşı zararlı görüyorum
+3
kisa
(01.09.26)
mana içiyorsam büyü de vardır. kaynak diablo oyun serisi.
+3
omer460
(01.09.26)
He var aq 2026dayiz artık yia

youtu.be
+2
üğpoıuy
(01.09.26)
Şöyle düşünün büyü paraya çevrilebilir bir şey, insanlık tarihi de uzun. Büyü diye bir şey olsa bugün bin çeşit büyü inovasyon konferansı olur, büyünün efektif kullanımıyla alakalı makaleler yazılır, büyünün insanlık onuruna uygun kullanılıp kullanılmadığı ile alakalı kamplaşmalar görülürdü. Büyü kullanım esaslarını regüle eden bir mevzuat ve uluslararası anlaşmalar olurdu. Çünkü büyü kavramının alışılageldik haliyle sağdalığı fayda şaka değil, ciddi bir boyutta olurdu.

Peki bu sayılanlar gibi bir şey var mı? Yok. Ancak hobi olarak böyle bir şeye inanıp bundan haz duymanızın önünde de bir engel yok elbette.
+3
akhenaten
(01.09.26)
Sadece enerji olarak kötü düşünürsen kötü olacağına, kötüyü daha da çekeceğine inanıyorum. Buna inanınca insan bir şekilde kendi kötülüğünü kendi yaratıyor, yapım değil ama iyi düşünmeye zorluyorum kendimi bu yüzden.

Bunu dışında büyü, frekans, dua, enerji, fal hatta burçlar bile yok bende.
0
mutekebbir
(01.09.26)
en clickbait duyurulardan :D
0
kisa
(01.09.26)
bütün muggle'lar dolusmus buraya. demek sihir bakanligimiz iyi calisiyor.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(01.09.26)
beyler bayanlar burada yorum yapın, başınızdan geçen bir şey varsa anlatın
0
🌸OgutucuRecep
(01.09.26)
Tabii ki var. Her sene dünya kadar insan büyü yaptırıyor.

Var ama işe yarayan bir şey değil. Astroloji gibi, fal gibi, reiki vs. gibi yani. Büyücüler insanları kandırıp paralarını alıyorlar.

İslam'da cezasının ve günahının olmasının sebebi de bu. Çünkü büyü yaptıran insan, kendini en aşağılık seviyeye çekmiş oluyor. İstediğini elde etmek için türlü türlü sapıklık ve kötülük yapmış oluyor.

Genelde istediklerini de elde ediyorlar. Ama büyü "büyülü" bir şekilde işe yaradığı için değil. Bunlar istekleri gerçekleşsin diye insanlara haberleri olmadan adet kanı yahut vahşi hayvanların bilmem nerelerini yedirip içirmeyi, hatta gözleri dönüp masum hayvanları, albino insanları, hatta küçük kız çocuklarını öldürmeyi göze alacak kadar hırslı ve gözleri dönmüş acımasız insanlar olduklarından, yani "istediğimi elde etmek için her yol mübah" kafasında olduklarından, genelde istediklerini de elde ediyorlar. Ama bunda büyünün bir etkisi olmuyor.

Büyü yaptıran bir insan, gözümde dünyanın en aşağılık insanıdır. Büyü yapan ise, eğer bir canlıya direkt/dolaylı zarar vermiyorsa, yolunu bulan bir şarlatandır. Veriyorsa o da yaptıran kadar aşağılık ve yine şarlatandır.

Enerji, frekans vb. sapkınlıklar için de "keriz silkeleme" ve "kendini kandırma" olduklarını düşünüyorum. En azından daha masum sapkınlıklar.
+3
yadigar
(01.09.26)
ortaokul yıllarında aile içinde ciddi sorunlar yaşanıyordu. annem ve babam düşman olmuşlardı. sonra ne oldu bilmiyorum. bir jcb ile geldi babam ve evin önündeki betonu kazmaya başladılar.
sonra bir kağıt bulundu. kime gittiler, kim yönlendirdi ve sonrasında ne yaptılar o muskayı bilmiyorum ama sorun bir süre sonra çözüldü. o evden hemen taşındık.

büyü yapılırken astroloji kullanılır evet ancak astroloji büyü değildir. okült astroloji de ritüeller falan verir vs.

büyünün çok çeşidi var. "ritüel yapıyoruz kızlar" denilen her şey büyü. yaşamın çarkına sokulan her çubuk ya senin yaşam amacını kaydırır ya da hayatının tamamını. intihar etmekle benzer seviyede olabilir astral düzlemde. arafta kalmış ruhlar...

kedileri sevmeyen bir kadın, ki 20 senede 1 ancak birkaç kere görüştüğüm biri. kedi sevmediği için "inşallah giderler" dedi. iki kedi de gitti. kadına verdiğim bir zarar olduğunu düşdünmüyorum. evlerine çağırıp beni doyurdukları çok oldu. eşini kıskanıp yaptıysa da günahı boynuna çünkü eşi ile iş yerinden arkadaştık. bu bir beddua aslında. kadının haritasında ne dua etse olur etkisi var.

bunun bile vebali çok büyük. "keşke x ölse" demek, başlıklar açmak, başlık altında "sol framede adını görünce öldü sandım tüh" demek bile büyü ve büyü yapan için iki mezar kazsınlar denir. kişinin kendisine de döner çünkü ve maalesef 7 nesile de aktarılıyor.

her şeyi düzgün yapıp da işleri asla rast gitmeyenler genelde bu nesilden biri oluyor.
-3
janderzel zartanyan
(01.09.26)
(2)

Durkheim Ahlak ve Toplum kitabını okuyup anlayamamak?

mikahakkinen
60 sayfa okudum, aklımda hiç bir şey kalmadı? Sorun bende mi?
60 sayfa okudum, aklımda hiç bir şey kalmadı? Sorun bende mi?
0
mikahakkinen
(31.08.26)
Sizin özelinizde sorunun ana sebebi nedir bilmek mümkün değil tabi ama son 8-10 senedir inanılmaz kötü çeviriler piyasada dolanmaya başladı. Bazı kitapların Türkçesini anlamıyorum, ama örneğin İngilizcesini anlıyorum. Kendi adıma buna çok kere denk geldim. Absürt bir şey.

Spekülasyona vurmak gerekirse ai furyasından dolayı doğru düzgün iş yapan mütercim kalmadı belki de. Tuhaf bir durum var. Kitap çevirileri oyunların resmi olmayan, forumlarca yapılan Türkçe yamalarını andırıyor. Okurken her sözcüğün anlamını biliyorsunuz ama cümleleri anlamıyorsunuz.
+6
akhenaten
(31.08.26)
Yazarın ölümünden 70 yıl geçince kitaplarda telif hakkı ortadan kalkıyor. Sabah erken kalkan da kitabı çevirip basıyor.

@ akhenaten'ın da dediği gibi, yazar yabancıysa, hele ki böyle kült bir eser ise, yazar kadar çevirmen de önemli hale geliyor. Çevirmeni araştırmadan, en iyisi olduğundan emin olmadan bu tip kitapları okumayın. Hevesinize, emeğinize, gözünüze yazık.
+1
Mirket
(31.08.26)
(6)

İnanılmaz derecede kaşınıyorum

messina123
Her yerim kaşınıyor. Telefonumun ekranında nokta kadar gözle çok zor görülen böcekten gördüm 3-4 defa. Ayrıca kolumda da bir kez gördüm aynı hayvanı. Muhtemelen bundan dolayı kaşınıyorum. Bu hayvan ne, nasıl yok ederim ve bu kaşıntı nasıl gider?
Her yerim kaşınıyor. Telefonumun ekranında nokta kadar gözle çok zor görülen böcekten gördüm 3-4 defa. Ayrıca kolumda da bir kez gördüm aynı hayvanı. Muhtemelen bundan dolayı kaşınıyorum. Bu hayvan ne, nasıl yok ederim ve bu kaşıntı nasıl gider?
0
messina123
(30.08.26)
iki gündür ben de aynı şekildeyim. sivri sinek sokması gibi pembe şişmeler var kol ve bacaklarımda. ben de evde tesadüf çok çok küçük bir iki böcek gördüm. gözle bile zor görünüyor. önce sivrisineklerin günahını aldım ama anlamadım bu böceklerden mi.? bende genel vücut kaşıntısı değil ama noktasal yerlerde var kaşıntı. çok sinir bozucu.
0
exlibris
(30.08.26)
Sadece sizin üstünüzde değilse bit ve uyuz ihtimali pek kalmayıp pire ihtimali öne çıkıyor. O yüzden en önemli detayı soracağım, zıplıyor mu? Ve kaşınmanızın sebebi böceğin kendisi değil de ısırıkları mı? Minik, nokta nokta, özellikle bileklerde çorap lastiği civarlarında falan yoğunlaşan ısırıklar var mı? Böcek koyu renkte mi?

Eğer pireyse muhtemelen bulunduğunuz yere çoktan yayılmıştır. Kendi başınıza kurtulamazsınız; ev ilaçlanacak, her şey yıkanacak. Baya seferberlik gerekiyor. Kolay gelsin cidden.
0
akhenaten
(30.08.26)
telefonla fotoğrafını çekmeye çalışın böceklerin. ona göre ilaçlama mı yapılacak, sorun nereden kaynaklanıyor onu öğrenip ona göre hareket edersiniz.

kuş falan mı var evde? güvercin vb?
0
omer460
(30.08.26)
Çatınızda yaşayan güvercin veya başka bir kuş popülasyonu mu var?

Kuş biti konusunu araştırın.

Eğer öyle ise çatıdan o kuşların tamamını uzaklaştırmadan, çatıdaki kuş ölüsü ve gübrelerin tamamını temizletip son olarak da ilaçlamadan önünü alamazsınız.
0
Mirket
(30.08.26)
uyuz olabilirsin, acil doktor.
0
deartheodosia
(30.08.26)
dün akşam veteriner arkadaşımdan sokağımdaki köpek için mama aldım. "bu günlerde sokak köpeklerine fazla yakınlaşma. uyuz var ve insanlara da bulaşıyor" dedi.

bahsettiğiniz kaşıntının sebebi uyuz mudur değil midir bilmiyorum ama bu bilgiyi paylaşmak istedim.
0
biseysorcaktim
(30.08.26)
(3)

Sizi arkadaşınızla/ kök ailenizle tek biraraya gelmenizde kısıtlayan partneriniz oldu mu?

psmstc
Ve böyle bir partnerin problemi nedir? değişmiyorsa ayrılmak da mümkün değilse (evlisiniz çocuklar var vs) ne yapmak lazım ?
Ve böyle bir partnerin problemi nedir? değişmiyorsa ayrılmak da mümkün değilse (evlisiniz çocuklar var vs) ne yapmak lazım ?
+1
psmstc
(28.08.26)
Hadi arkadaş kısmını anlamaya gayret ederim, bir tanesinin benim göremediğim bir yamuğunu görmüştür, kaba tabirle kıllanmıştır falan ama işin içine kök aileyi de sokuyorsa, 'Bi yürü git' derim, alırım karşıma konuşurum. 'Bak diyalogla her şey çözülür ve bu durum da böyle yürümez, kendine bir çeki düzen ver.' derim. Olmadı, saygı duyacağı bir aile büyüğünden yardım isterim. Daha da olmadı, 'Boşanma müessesesi bu işler için.' derim.

Boyun büküp, 'Çilemmiş, çekerim.' demek de bir yoldur ama iyi bir yol değildir bence.
+3
Mirket
(28.08.26)
Mirket+1

Evlilik de dahil her türlü ilişki türünde bir taraf karşı tarafa dair bir tasarrufta bulunuyorsa bunun sebeplerini açıklayabilmesi ve karşı tarafı ikna edebilmesi lazım. Kimsenin öyle kafasına göre "Ben bunu yapmanı istemiyorum" deyip bunun sorgusuz sualsiz kabullenilmesini bekleme hakkı yok.
+2
salihdt
(29.08.26)
Çok fazla değişken olabilir aslında. Kısıtlama sebebi önemli bir konu mu? Örneğin geçenlerde burada birisi kardeşi tarafından çok büyük bir borç altına sokulan eşiyle ilgili şeyler anlatmıştı. Kardeş ve yakın arkadaştan oluşan bir grup için bir eşin böyle bir buluşmaya rest çekip tepki koymasını anlamlandırabilirim. Bu ve benzer durumda izlenecek yol ve sorunun çözümü farklı olur.

Sorunun kaynağı yaşanılmamış bir olaydan kaynaklı duygusal güvensizlik veya bu şahısların birbirleri arasındaki anlaşmazlıklarla alakalıysa sorunun çözümü için takınılacak tavır farklı olur.

Neticede önemli olan sorunun sebebini masaya yatırıp bunun üstünde tartışmak. Yoksa bizzat sorunun kendisi üstünde inatlaşmak değil. Eğer sorun çözülemiyorsa Mirket'in de bahsettiği gibi bence de ayrılık imkansız görülmemeli.
+1
akhenaten
(29.08.26)
(3)

İstanbul anadolu yemek öneri

screwedup2
Merhabalar, eşimin doğum günü geliyor. Kendisi ıstakoz, yengeç, karides gibi deniz ürünlerini çok sever. Anadolu yakasında öncelikli olarak kızarmış ıstakoz yapan yer önerisi olan var mıdır? Istakoz olmazsa da diğer deniz ürünleri de olur.
Merhabalar, eşimin doğum günü geliyor. Kendisi ıstakoz, yengeç, karides gibi deniz ürünlerini çok sever. Anadolu yakasında öncelikli olarak kızarmış ıstakoz yapan yer önerisi olan var mıdır? Istakoz olmazsa da diğer deniz ürünleri de olur.
0
screwedup2
(27.08.26)
Selamlar, lezzet açısından hiç düşünmeden tavsiye edeceğim yer burası. share.google Başka alternatif aramanıza gerek yok. Rezervasyon için önceden ararsanız genelde güzel bir masa veriyorlar. Daha önce götürdüğüm herkes çok memnun kaldı. Umarım eşiniz de beğenir. Şimdiden afiyet olsun, mutluluklar diliyorum.

edit: tek sıkıntı e5 üstünde olması ama mekan keyifli.
+1
datnet
(27.08.26)
Küçükyalı'da Calipso var, michelin tavsiye listesinde zaten. Menüsü baya geniş. Istakoz kızarmış değil ama söğüş olarak var. Yengeç (pavurya) ve çeşitli karides yemekleri de var.

Menü: www.calipsorestaurant.com
+1
akhenaten
(27.08.26)
Konya'daki balık restoranlarının mutfağı bile Calipso'nun mutfağından iyidir.
-3
Mistyimage
(27.08.26)
(7)

Sağlıklı veya düşük kalorili meze ve atıştırmalık önerileriniz

creepy
Beslenmeme dikkat etmeye başladığımdan beri kahve veya alkol yanında düşük kalorili bir atıştırmalık bulamadım. Yeme diyeceksiniz tamam ama arada arıyor insan. Şu ana kadar benim denediklerim şunlar: Meze olarak salatalık dilimleyip hafif tuzlamak, bir avuç içini geçmeyecek kadar badem, kaju, yüksek
Beslenmeme dikkat etmeye başladığımdan beri kahve veya alkol yanında düşük kalorili bir atıştırmalık bulamadım. Yeme diyeceksiniz tamam ama arada arıyor insan. Şu ana kadar benim denediklerim şunlar:
Meze olarak salatalık dilimleyip hafif tuzlamak, bir avuç içini geçmeyecek kadar badem, kaju, yüksek oranda bitter çikolatalardan küçük bir parça, az yağlı mısır cipsi küçük bir kaseyi geçmeyecek kadar.
Sizin önerileriniz var mı?
+1
creepy
(27.08.26)
Rakı mezelerinden bazılarını evde yapmak çok kolay. Atom, haydari ve humus mesela.
Tatlı olarak yoğurtlu ve meyveli gece yulafı. Kahvenin ve çayın yanında çok güzel olur.
+1
auroraaurora
(27.08.26)
alkol yanında turşu (bulabilirseniz tuzu azaltılmış), havuç, kereviz sapı (fazla aromatik kaçabilir), kuşkonmaz olabilir. yağsız ve az tuzlu patlamış mısır (makinede yapılabilir) ya da pirinç/mısır/karabuğday patlağı şeklinde atıştırmalıklar olabilir.

kahve yanı için alternatif pek yok. sadece muz/kakao/yumurta karışımı ile hazırlanan unsuz kekimsi atıştırmalıkdan yapabilirsiniz. şeker oranını düşük tutarak veya stevia gibi tatlandırıcılar kullanarak veya hiç kullanmayarak yapabilirsiniz bunu.
+1
shadowfollower
(27.08.26)
Frambuaz
Armut
Kuşkonmaz

www.instagram.com
+1
Mirket
(27.08.26)
gerçi biliyorsunuzdur ama en yüksek kalori alkolde var. sanırım dengelemek istiyorsunuz. bunun için ege mutfağı mezelerini tavsiye ederim. baştan söyleleyim rakı ve şarap için idealdirler.. cibes. arapsaçı, ıspanak, fava, enginar, cacık ve bilumum yoğurtlu mezeler.
+1
ground
(27.08.26)
Ben alkolün kalorisini düşürmek için cin maden suyu limon olarak tüketiyorum.

Atıştırmalık olarak kalorisi çok düşük olmasa da nohut cipsi alırsanız en azından biraz protein almış olursunuz.

Ben karabuğday patlağı çok seviyorum ama alkolle nasıl gider bilmiyorum.
+1
screwedup2
(27.08.26)
Mantarların hepsi çok düşük kalorili ve lezzetli şeyler. Tavada biberiye, defne, taze kekik vs. otlarla çevirip hafif tuz ve karabiber ekleyip kafanıza göre kullanabilirsiniz.

Brüksel lahanası var, çok az zeytinyağını fırçayla üstlerine sürüp hafif tuz karabiber ekleyerek ısınmış fırında 10dk tutarsanız harika oluyorlar.

Deniz börülcesi ekşilemesi zaten müthiş bir şey. Haşlayıp kılçığını sökeceksiniz, bol limon ve sarımsakla sos hazırlayıp üstüne dökün.

Peynirli cevizli roka salatası alkolün yanında çok iyi gidiyor.

Yoğurtlu mezeleri light yoğurtla deneyebilirsiniz. Yağsız yoğurtlar kilo vermede de yardımcı zaten kalsiyum sayesinde. Yağsız yoğurt işin içine girince sayısız mezenin kilidini açmış oluyorsunuz zaten.

Kışın abartmamak kaydıyla kabak fırınlayabilirsiniz. Migrosta satılıyor çoğu zaman, hokkaido kabağı var. Bunu dilimleyip baharatlayıp doğrudan fırına atıyorsunuz hiç uğraştırmıyor.
+2
akhenaten
(27.08.26)
Havuç taratora ne dersiniz? Yoğurtlu meze, zeytinyağı ve sarımsak ile kavrulmuş havuç yoğurt ile servis ediliyor. Hem lezzetli hem de yapması çok pratik ve kolaydır. Biraz bol yapıp ertesi günler için de saklayabilirsiniz. Zaman ile lezzeti de artar.
0
burka
(28.08.26)
(3)

Solgar VM2000 kullananlar

mungojerry
idrarınız sarı çıkıyor mu? diyetimde bir değişiklik yok sadece 10 gündür bu multivitamini kullanıyorum. Günlük yeteri kadar su da içiyor gibiyim ama tribe soktu sapsarı çıkınca.
idrarınız sarı çıkıyor mu? diyetimde bir değişiklik yok sadece 10 gündür bu multivitamini kullanıyorum. Günlük yeteri kadar su da içiyor gibiyim ama tribe soktu sapsarı çıkınca.
0
mungojerry
(27.08.26)
b vitaminleri idrarin acik sari renk olmasina neden olur
0
tahtakafa
(27.08.26)
B kompleks kullananların çişi fosforlu sarı olur yeşile de kayar. Evet kayar
0
artıküyeolmakistiyorum
(27.08.26)
VM2000 kullandım, evet uzaylılarca kaçırılıp üstünüzde deney yapılmış izlenimi verecek kadar fosforlu oluyor. Karanlıkta parlar mı diye denemiştim, karanlıkta parlamıyor.
0
akhenaten
(27.08.26)
(10)

arkadas bulusmasi gec kalma sorusu

Purple life
romantik olmayan ikili görüsmeler icin max gec kalma limiti kactir sizce?ne kadar süreden sonra ayip etmislik olarak kabul edilir?
romantik olmayan ikili görüsmeler icin max gec kalma limiti kactir sizce?
ne kadar süreden sonra ayip etmislik olarak kabul edilir?
-4
Purple life
(26.08.26)
Haber veriyor mu? Geç kalma gerekçesi mantıklı mı?
Bunların cevabı önemli.
Haber vermiyorsa, mantıklı bir gerekçesi yoksa ayıp edilmiş olarak kabul ederim.

Limitim yok 5 dakika bile mazeretsiz geç kalınmasına sinir olurum
+2
mutekebbir
(26.08.26)
20. dakikadan sonra sonra laf ederim
+1
eurhka
(26.08.26)
15 dakika. haber verse de vermese de 15 dakikadan cok beklersem sinir olurum.
0
antikadimag
(26.08.26)
Artık iletişim kurmanın bir masrafı ya da uğraşı yok. 1 dk bile geç kalacak ise haber vermesi gerektiğini düşünüyorum. 10 dakikadan fazla gecikecekse de karşı tarafın boşuna beklememesi için olabildiğince önceden haber verilmesi gerekiyor bence.
+3
denizgonen
(26.08.26)
1'dk bile geç kalınacak olsa arayıp haber verilmeli +1. Zor bir şey değil ki bu, yolda arayıp gelmek üzereyim şu kadar sürede oradayım demek nezaketen yapılması gereken bir şey. Bunu yapmamanın kendisi hafiften ayıplı bir durum bence.

Ben geç kalmayacak olsam bile 10dk falan kala hala orada değilsem belki diğer taraf erken geldi de bekliyor diye ararım şuradayım 10dk'ya gelmiş olurum diye. Saate bakınca rahatsız ediyor çünkü sözleşilen zamanın yaklaşmış olması, ne bileyim panik havasına sokuyor.

Aranmadı mı? O zaman tam saatinde ben ararım haber beklemem :D eğer 15dkdan fazla geç kalınacaksa insan bir haber verir ayıp diye trip atarım. Genelde çevremle ilgili geç kalma problemleri yaşamıyorum gerçi.
+4
akhenaten
(26.08.26)
biraz gecikeceksem sebebini söyleyip genelde canlı konum atıyorum. belki sadece kahve içilecek açtır ben gelene kadar bir şeyler yesin, tuvalete gitsin. birilerini araması gerekiyorsa arasın. ya da o da gelmemiştir acele etmesin diye. çok işe yarıyor ve bunun için teşekkür de ediyorlar.
+1
ground
(26.08.26)
yakın arkadaşsa 30 dk hadi ennnn fazla 1 saat. daha fazlası için beklemem, kalkarım. samimi olmadığım biriyse 15 dk. haber verilmesi gerekir tabii ki.
-1
deartheodosia
(26.08.26)
Ben 20 dakika sonra bozuluyor bir daha da düzelmiyorum. O kişiyle de görüşmeyi kesiyorum. Eskiden daha toleranslıydım.
0
enteg
(27.08.26)
5 dakikadan fazla geç kalınacaksa haber verilmeli.

1 dakika geç kalmayı haber vermek ? ben bunu anlamadım :)
0
kumandanim
(27.08.26)
haber vermediyse 15 dk. haber verdiyse ne kadar sevdigime gore degisir.
0
banach
(27.08.26)
(8)

Antik Dönemlerin Gündelik Yaşamını Öğrenebileceğim En İyi Kaynaklar (Oyun, Dizi, Belgesel vb.)

burka
SelamlarEski medeniyet ve uygarlıklara ilgi duyuyorum. Özellikle de Antik Yunan, Roma ve Ege İyon Devletleri gibi. Bunlarla ilgili kitapları okuyup fırsat buldukça da ziyaret ediyorum. Öte yandan, özellikle de ören yerlerini gezerken aklımdan hep "Acaba buradaki bir çiftçinin, balıkçının, terzinin g
Selamlar

Eski medeniyet ve uygarlıklara ilgi duyuyorum. Özellikle de Antik Yunan, Roma ve Ege İyon Devletleri gibi. Bunlarla ilgili kitapları okuyup fırsat buldukça da ziyaret ediyorum. Öte yandan, özellikle de ören yerlerini gezerken aklımdan hep "Acaba buradaki bir çiftçinin, balıkçının, terzinin gündelik hayatı, ömrü nasıl geçiyordu" diye geçiriyorum. Eserler genellikle bu tür şeylere odaklanmıyorlar. Varsa dahi ben pek bilmiyorum. Bu konulara eğilen yapımlar var mı? Araştırmamakla birlikte aklıma BBC belgeselleri geldi; bildiğiniz o minvalde içerikler var mı bu konuda?

Teşekkürler
+3
burka
(26.08.26)
akademisyen bir arkadaşımın basit bir youtube kanalı var; daha çok öğencilerine yönelik kısa içerikler çekiyor. her konuya dair okuma önerilerinde de bulunuyor; videolarını bi karıştırın derim.
www.youtube.com
+1
lil siztah
(26.08.26)
bbc'de michael wood'un belgesellerine bakabilirsiniz. asiri efsane olmus belgeselleri var. 84 yapimi in search of the trojan war baya epik bir belgesel.

rome dizisi istediginiz minvalde fena degildi 100% olmasa da.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.08.26)
belgeselx.com
bu sayfadan belgesel kanalları seçiminden history viasat içinde aradığınız türden çok konu var . ben de boş kaldıkça izlemeyi seviyorum.
0
devilone
(26.08.26)
0
auroraaurora
(26.08.26)
Var aslında, Robert Garland'ın Antik Yunan'da Günlük Hayat ve Deighton'ın Eaki Roma yaşantısında bir gün kitabı başlangıç için güzeller. Yazarların her ikisi de ilgili alanlarda akademik kariyeri olan insanlar.

Böyle "bir gün" temasında daha birçok kitap da var aslında. Bu çerçevede arayıp yazarlarını google'dan aratırsanız birçok iyi kitaba denk gelebilirsiniz.

Homer ile arkeoloji ve sanat yayınlarının kataloglarını taramak faydalı olabilir.

Ama dürüst olmak gerekirse demir çağından endüstri devrimine kadarki süreçte balıkçı, terzi gibi mesleklere sahip insanların hayatları zamandan ve coğrafyadan bağımsız çok az değişti. Kültürü yansıtan günlük hayatlar genelde aristokrat kesimin günlük hayatıyla ilgili. Politik olarak söylemiyorum bunu, cidden böyle. Materyal olarak elbette kullandıkları "aletler" farklı görünüme sahip, farklı görünen evler var, farklı görünen giysiler giyiyorlar ancak günlük yaşam rutini bakımından köylü veya zanaatkar nüfusun hayatları neredeyse aynı. Zaten bu yüzden çok odaklanılan bir şey değil.
+1
akhenaten
(26.08.26)
Philip Matyszak'ın Antik Yunan'ds 24 Saat ve Antik Roma'da 24 saat Kitaplarını öneririm.

İkisi de akademik yayın değil tabii ama okuması keyifli. Her bölüm bir saat ve bir kişinin hayatı şeklinde kurgulanmış. Koleden, doktora birçok isimle kısa vakit geçiriyor gibi oluyorsunuz.
+1
fraise
(26.08.26)
bilgi kismini geciyorum ama canlandirma ve o doneme gitme acisindan AI ile yaratilan su videolari cok begeniyorum. www.youtube.com
+1
antikadimag
(26.08.26)
Assassin's creed odyssey Yunanistan da geçiyordu.
0
substituent
(26.08.26)
(5)

G ve Ğ ile ilgili problemimiz nedir, niye karmaşa yaratıyor?

kibritsuyu
ne karmaşası diye soracak olursanız binali yıldırım'ın meşhur videosunu gösterebilirim: https://www.youtube.com/shorts/LB5KO7xHe-wşimdi sözlükte başlık gördüm: (bkz: uğurcan yazğılı)geçen gün defterini tuttuğum mükellefte biri işe başladı, işe girişini yaptık, çocuğun adı "olğun".yani bu cahillik de
ne karmaşası diye soracak olursanız binali yıldırım'ın meşhur videosunu gösterebilirim: www.youtube.com

şimdi sözlükte başlık gördüm: (bkz: uğurcan yazğılı)

geçen gün defterini tuttuğum mükellefte biri işe başladı, işe girişini yaptık, çocuğun adı "olğun".

yani bu cahillik değil belli. bir sebepten dolayı bunların ismi Ğ ile yazılmış. bu arkadaşlara hitap ederken olgun, uğurcan yazgılı dediklerine eminim, ama nüfusta öyle yazılmış.

eskiler program da demez mesela, proğram der. siğorta der, siğara der. var yani bu işte bir enayilik. şive mi, ağız mı, eski yazı/latin alfabesi dönüşümü mü?

sebebi nedir bu karmaşanın?

edit: tesadüfen gördüm, masterchef'te de bir yarışmacı var, ismi "tolğa". önlüğe falan da öyle yazmışlar.
0
kibritsuyu
(25.08.26)
Sive
0
baldur2
(25.08.26)
Eskiden ğ kullaniliyomus
0
üğpoıuy
(25.08.26)
Türkiye Türkçesinin de dahil olduğu Oğuz lehçesinde genel eğilim sessizleri yumuşatma yönünde oluyor. Taş yerine daş vs. denmesi de bundan. Bu doğrudan g'nin ğ olmasından çok k'nin g veya ğ olmasıyla ilgili ancak bu genel bir eğilim olduğu için tanımsız şekilde sizin örneklerinizdeki gibi de ortaya çıkabilir. Bu tabi elbette bütün sessizler yumuşak olacak anlamına gelmiyor. Bölgesel ağızlara göre değişiklik gösteriyor. Ancak bu kadar nadir örnekler basitçe hata da olabilir.

Edit: Şimdi mesela birkaç örnek aradım diğer türki dillerle ortak sözcüklerden; örneğin özbekçeyle kıyaslayınca; igna -> iğne, oga -> ağa, ogil -> oğul Türkiye Türkçesinde yumuşamış hali doğru kabul edilen örnekler.

Özet: Oğuz lehçesinin doğası gereği halk dilinde sessizler ansızın yumuşayabilir, normaldir.
+3
akhenaten
(25.08.26)
soyadımızdaki g ğ ile yazılmış, örnekteki yazğılı gibi. büyükbabamın aktarımına göre nüfus memuru “yanlış yazmış”. biz küçükken değiştirildi. ama kalsa daha kendine özgü olurmuş bence.
-1
deartheodosia
(26.08.26)
1000alinin yasadigi sikinti cahillikten.
ben hic sikinti yasadigimi hatirlamiyorum.
siğorta, siğara nedir yaw :D
0
cooperr
(26.08.26)
(3)

Abi deme sorunsalı

arbre
Yav şirketteki benden küçük kızlar (6 7 yaş küçükler) bana direkt adımla hitap ediyorlar. Benimle aynı yaşta olan bütün erkeklere abi diyorlar. :D Özellikle kaçlısın diyorum ya da küçükmüşsün diyorum. Biliyorlar ama abi demiyorlar. Hatta birine bu konuyu söylediğimde sana abi mi diyeyim demişti. Zat
Yav şirketteki benden küçük kızlar (6 7 yaş küçükler) bana direkt adımla hitap ediyorlar. Benimle aynı yaşta olan bütün erkeklere abi diyorlar. :D Özellikle kaçlısın diyorum ya da küçükmüşsün diyorum. Biliyorlar ama abi demiyorlar. Hatta birine bu konuyu söylediğimde sana abi mi diyeyim demişti. Zaten normali bu değil mi, Z kuşağı size de böyle mi
-19
arbre
(21.08.26)
normali kimseye abi dememek. baskalarina abi dedikleri icin, sizin durumda ihtimaller:
* abi deme lazim olur
* kucuk gorundugunuzden ya da tavirlarinizdan abi demeye gerek olmadigini dusunmek
+3
lemmiwinks
(21.08.26)
Sektöre göre de değişiyor heralde, iki sektörün ortak çalıştığı bir yerdeyim. Bir taraf ısrarla abi derken diğer taraf daha resmi. Ben de abiden kaçmaya çalışıyorum. Doğrudan isimle hitap eden yok, bunu da istemezdim. Çok belli bir eğilimleri yok sanırım.
0
akhenaten
(21.08.26)
hem sevgili ariyorsun hem de potansiyel sevgili adaylarina abi dedirtmeye calisiyorsun.
+1
banach
(22.08.26)
(1)

Para piyasası fonu

webbrowser
Selamlar, halkbank kullanıyorum ve ppf oradan aldım, şimdi garantiye geçirmek istiyorum oradaki karşılığı GTL olarak mı geçiyor acaba?
Selamlar, halkbank kullanıyorum ve ppf oradan aldım, şimdi garantiye geçirmek istiyorum oradaki karşılığı GTL olarak mı geçiyor acaba?
0
webbrowser
(19.08.26)
Evet GTL 1. Para piyasası fonu.
0
akhenaten
(19.08.26)
(25)

şekersiz soğuk içecek

kibritsuyu
türkiye sınırları içinde şekersiz, tatlandırıcısız, içinde tatlılık veren herhangi bir madde bulunmayan herhangi bir soğuk içecek yok mu? tatlı istemiyorum. sadece su ve maden suyu bu isteğimi karşılıyor. ama ben ne bileyim ice tea istiyorum mesela ama tatsız olsun. sıcak çayı şekersiz içiyorum, soğ
türkiye sınırları içinde şekersiz, tatlandırıcısız, içinde tatlılık veren herhangi bir madde bulunmayan herhangi bir soğuk içecek yok mu? tatlı istemiyorum. sadece su ve maden suyu bu isteğimi karşılıyor. ama ben ne bileyim ice tea istiyorum mesela ama tatsız olsun. sıcak çayı şekersiz içiyorum, soğuk çayı niye illa şekerli üretiyorsunuz? kola mesela, şeker koymayınca çok mu iğrenç oluyor acaba, tadını seviyorum, şekerini sevmiyorum.

içinde doğal olarak şeker bulunan meyve sularına yapacak bir şey yok tamam. mesela file market'te sorbe marka içecekler var mesela, sıradışı detoks, vitamin deposu falan diyor. ama neymiş, hurma suyuyla tatlandırılmış, güya sağlıklı. sorbedrink.com

yav tatlandırmasak? tatsız olsun. şeker tadı verecek, benim tatlı isteğimi dürtecek bir madde olmasın? gerçekten yok mu böyle içecek? kışın demlediğim ıhlamuru soğutup, buz atıp içiyorum mesela, mis gibi oluyor. ama ben marketten de girip alıp içebilmek istiyorum. hepsi mi tatlı, hepsi mi şekerli?
+3
kibritsuyu
(19.08.26)
ayran
sekersiz limonata
sekersiz kola
sekersiz ice tea da vardir diye dusunuyorum.

bunlar olmaz mi?
-6
baldur2
(19.08.26)
PİN diye bi şey bence sikimsonik bi tadı var ama şeker hissi vermiyor pek.
0
kizil karga
(19.08.26)
şekersiz limonatada tatlandırıcı var. şekersiz kolada da tatlandırıcı var. şekersiz ice tea zaten hiç görmedim. ha istersem onun da tatlandırıcılı olanı var. ama ben tatlılık istemiyorum. tatlı olmasın.

ayranı bu tarz soğuk içeceklerle aynı sınıfa koymak istemedim.
+2
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
yav limonlu soda alıyorum dümdüz olmasın biraz aromalı olsun diye, o da şekerli.

lan şeker tadı veren şeyi koymadan sadece limon tadını koysan olmuyor mu? beypazarı sade sodaya bildiğin sarı limonu ortadan kesip sıkmışlı içeceğin hazır şişede olanı mesela. tamam limon aromasına da razıyım, hakiki limon sıkacak halleri yok. marketten alıp dikeyim.

derdim sağlıklı olsun falan diye değil, aromaya şekere karşı da değilim. sadece tercih meselesi, bazen de içtiğim şey tatlı olmasın istiyorum.
+3
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
teakina (macro’da var)
0
eileengray
(19.08.26)
züber'in ice tea'si olmaz mı? koruyucu, şeker ve tatlandırıcı yok diyor.
0
orient blue
(19.08.26)
maalesef bu duruma ben de sinir oluyorum. markete girdiğimde önüm arkam sağım solum şeker. hızlıca tüketebileceğim ne varsa şeker.
ayran, maden suyu, şalgam alternatifler ancak.
0
rayde
(19.08.26)
ice latte içiyorum şu an. evde kendim yapıyorum şekere de ihtiyaç olmuyor mis.
geçen gün canım çok latte çekti dedim bakkalda teneke kutuda benzer bişiler oluyor. nescafeninkini aldın 2 yudum sonra çöpe attım böyle kötü bir şey olamaz.
0
neira
(19.08.26)
evde kendim yapıyorum zaten, limonlu soda istersem soda açıp limon sıkıyorum, yeşil nane atıyorum, tarçınlı karanfilli zencefilli zerdeçallı ıhlamur kaynatıp soğutup buz atıp içiyorum, kahvaltıdan artan çaya limon sıkıp, sulandırıp buz atıp içiyorum falan.

ama insan sokakta sıcaklayınca da markete gidip alıp içmek istiyor.
0
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
Yurtdışında şekersiz ve tatlandırıcı olmayan tek içecek meyveli soda. Yüzde 99.9 su geri kalanı meyve aroması (perrier, st pellegrino, badoit falan).

Ben de açıkçası Türkiye'de olmasını isterim. Ben çok severek içiyorum bu limonlu, misket limonlu, greyfurtlu falan sodalari.
Onun dışında büyük markalar için bahsettiğiniz şeyin mantığı yok. Içinde şeker olmayan ve tatlandırıcı olmayan ürünü içmek isteyen niş bir kitle var.
Sodalarda olmama sebebi de çoğu kişinin onu su yerine içmesi.
Biraz arz talep meselesi.
0
logisticsmanager
(19.08.26)
dünya sağlık örgütü bile ilaçların, takviyelerin içinde belli bir oranda şeker olması gerektiğini şart koşuyor.

bağımlılık yaratmak için bunlar.
ayrandan başka seçenek yok sanki ama onun da etiketini okumanızı tabsiye ederim. şalgamda doğal şeker var.

şeker orucuna girdikten sonra şeker oranlarının korkunç boyutta olduğunu anlayabiliyorsunuz. salça bu konuda başı çeker.

sizinle aynı nedenden sadece su içiyorum senelerdir.
-3
janderzel zartanyan
(19.08.26)
@janderzel; abi salçada olan domatesin sekerinden bahsediyor olmayasin? Merak edip baktım, içine şeker katılmış salça bulamadım.
Yüz gram domateste 3-4 gr şeker varmış. Baktım 100 gr salça için 500-600 gr domates lazım. Etti sana 14-15 gr şeker 100 gr salçada.
Bir de WHO'nun ürünlere şeker koyun dediği yeri okumak isterim. Google'de çıkmıyor.
+1
logisticsmanager
(19.08.26)
Sizinle aynı dertten mustaribim seçenekler sınırlı ne yazık ki, gazlı içeceklerde maden suyu ve soda dışında çok bir şey yok, soğuk kahveler var, bira ve türevi içecekler var (bunlarda baya şeker var aslında ama ben tada göre konuşuyorum), süt grubu var; süt, ayran, kefir. Eğer varsa marketlerdeki diyabetik gıda reyonlarında da bir şeyler oluyor illa ki ama bunlara da her zaman denk gelmek zor bunların da büyük kısmı tatlandırılmış zaten ve ayrıca buz dolabında da olmuyorlar. Bir keresinde cidden şekersiz bir limonataya denk gelmiştim ama şimdi marka hatırlayamıyorum ne yazık ki, ama var böyle bir şey. Yine denk gelmesi zor gurme marketlerde hurmasız falan da detoks içecekleri oluyor.

Tonla şey saydım ama çoğuna denk gelmek zor, hepsini aynı yerde bulmaksa imkansız gibi bir şey ne yazık ki. Çok saçma bir iş gerçekten.
0
akhenaten
(19.08.26)
dediğim gibi. sıkıntım şeker içeriği ile değil. sıkıntım o "tatlı" dediğimiz tat ile. yani coca cola zero'da hiç şeker yok, ama tatlı. salçaya gelene kadar, sodaya sıktığım limonda bile şeker var ona bakarsan, ama o tatlı değil. içerdiği şeker miktarı problem değil, tadı tatlı olmasın.
0
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
meyan kökü serbeti. adanada çok yaygın gün içinde denk gelmemek mümkün değil. izmirde sabit bir yerde satan yok. seyyarlar da çok az ve denk gelemiyorum bir türlü. adının şerbet olduğuna bakma şekersizdir kendi doğal bir tatlı tadı vardır ama belli belirsizdir. inanılmaz da faydalıdır. ayrıca buzzz gibi satılır. çok kısa bir videosu:
www.youtube.com
0
ground
(19.08.26)
eksisozluk.com
aradiginiz seyin adi mugicha. türkiye'de markette satilmiyor ama evde yapmasi cok kolay. ister kendiniz kavurun, ister poset seklinde alip demleyin, cok basit sekilde litre litre icecek hazirliyorsunuz. sonra termosa doldurup yanima aliyorum ben.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.08.26)
Maden suyuna sallama mangolu yeşil çay koyuyorum güzel oluyor, şekersiz hafif aromalı.
+2
ekimoloji
(20.08.26)
Ben aynı sorunu şekeri iyice azaltıp beslenmeme dikkat ettiğim zamandan beri yaşıyorum. Özellikle cin ile kokteyl yapabilecek şekersiz bir hazır içecek bulamıyorum. Cola zero'nun tadını seviyorum ama piyasada şekersiz diye satılan diğer tatlandırıcılı soğuk çay, limonata gibi ürünler aşırı şekerli geliyor içemiyorum. Ben çözüm olarak koruk suyu buldum köylerden bulamadığımda erik suyu alıyorum. Soda ile karıştırıyorum biraz zero tonik ekliyorum. Sırma maden suyunun erikli olanını da yeni keşfettim o da al iç ürün arıyorsanız iş görür.
0
creepy
(20.08.26)
içinde şeker olması ok ama şeker tadı baskın olmasın istediğim zamanlarda avşar'ın değişik maden suları var onları içiyorum.

sirkeli
tuzlu erik
volkanik vs.


benzer değil ama benim de içecek konusunda en çok istediğim şeylerden birisi: lipton ice tea'nin sparkling ice tea'leri geldi türkiye'ye. yurtdışında bunların şekersiz (sizin istemediğiniz şekilde tatlandırıcılı) versiyonları var. ama türkiye'ye bu şekersizler gelmedi. olsa bu yaz en çok tükettiğim içecek olurdu muhtemelen.
0
a darkness coming
(20.08.26)
bira var?
+1
co2s2
(20.08.26)
Kombucha, soğuk kahve vb.
Şalgam
(Alkolsüz yahut light) Bira
Turşu suyu
Ayran (Ekşi, Naneli, fesleğenli, acılı, semizotlu, sodalı vb.)
Churchill
Biyam var şeker ilavesiz ama meyan kökünden ötürü şeker içeriyor.
Soğuk arpa çayı.
Aromalı sular.

Bunlardan bazılarını çiğköftecilerde, bazılarını kahvehanelerde, bazısını coffee shoplarda, bazısını marketlerde bulabiliyorsunuz. Şanslıysanız, sokakta satılanına da denk gelebilirsiniz belki…
0
yadigar
(20.08.26)
yanıtları okumadım ama ben soğuk buzlu çay ya da ice latte/americano içiyorum.
0
deartheodosia
(21.08.26)
Obsesso'nun sade siyah kahvesi var.
0
peki madem
(21.08.26)
BİM’e kuzukulağı ve limonlu bi içecek gelmiş 2 gündür alıyorum. Tadını ben çok beğendim. Karbonhidrat ve şeker 0 yazıyor etiketinde. Biraz pahalı bi şişesi 25 tl ama bence değer güzel gidiyor.
0
naksidil
(21.08.26)
Soda makinesi ve tupu alip suya gaz basip ufaktan aroma atabilirsiniz, ornegin limon suyu, demlikten biraz cay, ne bileyim tarcin vs
0
The_Lollok
(21.08.26)
(9)

Popüler kültürdeki Van Gogh hayranlığı inanılmaz iki yüzlü değil mi?

aloha snackbar 3
Gerçek Van Gogh:- girdiği bir çok işte başarısız oldu, ekonomik olarak hayatı boyunca berbat durumdaydı, kardeşinin verdiği parayla geçindi- ilgisini çeken kadınlardan ret yedikten sonra, kadınların ailelerinin tehditlerine rağmen, inanılmaz bir takıntı geliştiriyordu ve sürekli darlıyordu- duş alma
Gerçek Van Gogh:
- girdiği bir çok işte başarısız oldu, ekonomik olarak hayatı boyunca berbat durumdaydı, kardeşinin verdiği parayla geçindi
- ilgisini çeken kadınlardan ret yedikten sonra, kadınların ailelerinin tehditlerine rağmen, inanılmaz bir takıntı geliştiriyordu ve sürekli darlıyordu
- duş almazdı, kişisel hijyeni, dişleri berbat durumdaydı, parasını tütüne ve boyalara verirdi
- tütün ve alkolü ciddi şekilde tüketiyordu
- beslenme sorunları ve hastalıklar yüzünden genelde berbat gözüküyordu
- duygudurumu ciddi derecede dengesizdi, manik ve paranoyak takıntılara sahipti, etrafındakilerle sık sık tartışmaya girerdi
- yaşarken hiçbir zaman ünlü olmadı

Bugün resimleri ünlü oldu diye kendisini romantize eden kadınların yüzde kaçı karşısına bugün böyle bir tip çıksa severdi peki?
-6
aloha snackbar 3
(15.08.26)
O dönemde sanatla uğraşanlara zaten deli gözüyle bakılırdı. Yanii yakışıklı havalı sağlıklı bi adam olsa yine kadınlar o kadar sallamazdı.
Para ve güç gerekiyor kadın ilgisi için. Sanatçı kişiliğine aşık olmak falan tamamen masal.
0
Lh12
(15.08.26)
birincisi van gogh'un soylediginiz kadar romantize edildigini bilmiyordum. van gogh'u romantize edenler de buyuk ihtimalle sanatini ve yaraticiligini ediyordur, bunlara hayrandir, kisiligine degil. zaten cogu kisi de eger populer kulturun etkisi altinda bunu yapiyorsa yasamini, bu saydiklarinizi belki de bilmiyordur bile. dolayisiyla karsilarina boyle bir tip ciksa (romantik iliski yasamak anlaminda sormussunuz gibi algilaniyor) sevmezlerdi, ilgilenmezlerdi. benim de herkes gibi hayrani oldugum, romantize ettigim cok kisi var, ama bu demek degil ki onlarla bir (romantik) iliski kurmak isterim.
+7
Sour
(15.08.26)
kendisini romantize eden, onunla birlikte olmayı hayal eden kadın tanımıyorum.
+8
eileengray
(15.08.26)
ikili ilişki anlamında romantize edilmiyor ki. hayatına aşırı vah vah edilip, belki ayarsız ve bilgisizce övülüyor ve kıymetini bilmeyenler yeriliyor olabilir. sadece bu.

van gogh ile sevişmek isteyen ben de duymadım. gsf öğrencileri olarak onun sanatına hayrandık. aşkından ölüyorum durumu yok kimsede.
+2
art cat chocolate
(15.08.26)
Ortalama 150 yıl önce yaşamış birinin davranışlarını bugünün ölçüleriyle birebir değerlendirmek doğru olmaz. O zamanın koşullarıyla bugünün koşulları çok farklı, aynı ruhsal bunalımları bugünün dünyasında farklı şartlarda yaşayan insanlar vardır ama çevre, tedavi imkanları vs. aynı değil.

Birini sevmek için bütün özelliklerinin kusursuz olmasını bekleyemeyiz.
Ben bu adamla aynı zamanda yaşamış ve tanıyan biri olsam kendisine duygusal olarak hislerimin olacağına emin gibiyim mesela ama bu kusursuz biri olduğu için değil de daha çok kendimi tanıdığım için.
"Çok iyi bir ilişkimiz olurdu" da değil bahsettiğim, belki ilişki bile olmazdı ama ben düşerdim eminim buna.
Bugünün dünyasında da karakteriyle, yaşam tarzıyla, ruhsal bunalımlarıyla beni kendisine çeken ama asla ilişki yaşamayacağıma emin olduğum insanlar tanıdım.
0
mutekebbir
(15.08.26)
Dediğiniz şey çoğu kişi bilim insanı için de geçerli.

Einstein berbat bir insandı. Karısına az çektirmedi. Kendisi odasında çalışırken karısının yapması gereken şeyleri evlilik sözleşmesinde belirtmişti (big bang deki sözleşmede buradan geliyor). Kuantum teorisinde de Niels Bohr az aşağılamaya çalışmadı. Fazlasıyla bencil, hayatının bir yerinden sonra iyice ırkçı olmuştu. Kadınları da ihtiyaçlarını giderecek insanlar olarak bakardı.

Hele newton yok muuu. Robert Hooke be leibnizın iyi ahını aldı.

Lakin bu kişilerin dünyayı değiştirdiğini söylüyoruz. Yani Bu pencereden bakarsak geriye kimse kalmaz.
+1
substituent
(15.08.26)
Zaman faktörünü bir kenara koysak dahi ben bizzat bugün yaşayan ve sevdiğim şarkıları söyleyen hiçkimsenin hayatını bilmiyorum örneğin. Belki çok kötü insanlar belki tanısam nefret ederim. Ama bilmiyorum, ekstra bir araştırma gereği duymadım. Ama bu o şarkıları sevmememi gerektirmiyor ya da o şarkılarıı söyleyenler için "valla on numara şarkı yapmış" diye övmemin önünde bir engel değil.

Resim için de çok farklı olmasa gerek durum. Kaldı ki çoğu insan resme dinlediği şarkı kadar da önem vermiyor özellikle bugün.

Çok bağımsız konular.
0
akhenaten
(15.08.26)
sabah 9 akşam 5 eve giden sanatçı mı olur zaten. sanatçı pistir, alkoliktir, kumarbazdır, kavgacıdır, geçimsiz sıkıntılı bir tiptir. bu arada van gogha hayran bir kadın ne gördüm ne duydum. yaşadığı dönemde de ipleyen yoktu.
+5
ground
(15.08.26)
Parasini boyalara mi verirdi? Allah Allah bak sen su allah'in isine. Arnold Schwarzenegger de zamaninda protein tozuna cok para harcamis.
0
baldur2
(16.08.26)
(5)

çiçekler için böcek ilacı?

eisberg
merhabalar, çiçeklerde sinek böcek tarzı haşereler için bir öneriniz var mı? birkaç yıl evvel zirai ürünler satan bir yerden bir ürün almıştım, su ile seyreltilip kullanılıyordu ama toksik etkileri de vardı diye hatırlıyorum, o ilaç çok iyi gelmişti. ne olduğunu bilen çıkar belki :) teşekkürler
merhabalar, çiçeklerde sinek böcek tarzı haşereler için bir öneriniz var mı? birkaç yıl evvel zirai ürünler satan bir yerden bir ürün almıştım, su ile seyreltilip kullanılıyordu ama toksik etkileri de vardı diye hatırlıyorum, o ilaç çok iyi gelmişti. ne olduğunu bilen çıkar belki :) teşekkürler
0
eisberg
(13.08.26)
saksıda ev çiçeği ise sirke ve şeker karıştırıp 1 kapta yanına koyuyorum içine düşüyorlar
0
eja
(13.08.26)
Evdeki saksı bitkilerinden bahsediyorsanız bildiğiniz raid de iş görüyor. İlaçlayıp, toprağın üst kısmının nemlenmemesi için bir süre alttan sulama yapın (saksı tablasına su dökün). Geçiyor. Bahçe içinse bilemeyeceğim.
0
akhenaten
(13.08.26)
evde saksı. raid dediğimiz hangisi hocam acaba bir link atma şansınız var mı?
0
🌸eisberg
(13.08.26)
arap sabununu sulandırıp spreyle sıkın.
0
ground
(13.08.26)
Raid normal, marketlerde satılan sinek öldürücü sprey ben onu örnek verdim ama hepsi olur

www.migros.com.tr

Doğrudan bitkiye yapraklarına vs sıkmanıza gerek yok. Çevresine uygularsanız yetişkin sinekler doğrudan ölüyor zaten. Alttan sulama yaparak yumurtaların gelişimini de önlüyorsunuz. Arada bir tekrar ilaçlarsınız gerektikçe. Ben bu şekilde çözebilmiştim.

Ancak böcek varsa böceğin türüne ve nerede yerleştiğine göre başka çözüm gerekebilir. Sıradan, bitkiye has olmayan böcekler için yine bu sinek spreyi gibi, bunun böcek versiyonunu kullanabilirsiniz. ama çeşit çeşit bitki istilacısı böcek var o zaman hangi tür böcek olduğuna göre çözüm de değişiyor. Yine de sinek için iyi çözüm.
0
akhenaten
(13.08.26)
(14)

Kaç dakikada uykuya dalıyorsunuz?

renegade
Malum uyku en önemli ihtiyaçlardan biri ama modern hayatın stresi uyku sorunları ile etkisini gösteriyor. Siz kaç dakikada dalıyorsunuz uykuya?
Malum uyku en önemli ihtiyaçlardan biri ama modern hayatın stresi uyku sorunları ile etkisini gösteriyor. Siz kaç dakikada dalıyorsunuz uykuya?
📊 Kaç dakikada uykuya dalıyorsunuz?

Bu anket sona erdi. 71 oy kullanıldı.

-1
renegade
(12.08.26)
Kanepeye uzandığımda hemen, yatağıma yattığımda en az yarım saat geçmesi gerekiyor.
0
rock n roll
(12.08.26)
çok az uyuyorum maalesef; uykuya geçmem de en az 1 saat sürüyor
0
sweetoffice
(12.08.26)
normal şartlarda kafamı koyar koymaz. ama lanet olası insanlar yüzünden kafama bişeyler takıldığında saatlerce uyuyamadığım da oluyor. aya vurursak ayda 3-5 böyle oluyor. onun haricinde normal şartlarda uyuyorum.
-1
naksidil
(12.08.26)
uykuya zor dalıyorum, gece yarısı uyanıyorum, sabahın köründe alarmsız kalkıyorum, gün içi uyukluyorum. evet bildiniz. moruk. (53)
kütük gibi 8-9 saat uyumak isterdim.
0
lazpalle
(12.08.26)
Elektronik eşyaları yatak odasından uzaklaştırdığımdan beri uykum düzeldi, ne olursa olsun telefonu almıyorum.
0
mirty
(12.08.26)
hem uykum varsa hem de kafam rahatsa en ideal senaryoda bile 20 dakikası var. diğer durumda 1-2 saat arası. tavuk döner gibi paso dönüyorum çocukluktan beri değişmedi maalesef yaş, iş, sağlık durumu vs. hiç fark etmiyor.
0
der meister
(12.08.26)
Sanırım 3-5dk, zaman zaman 15dkya kadar uzadığı oluyordur. 10 yılı vardır hiç uyku problemi yaşamadım, nasıl oluyor diye soran olsa heralde hergün aynı saatte yatmam nedeniyle derdim.
0
akhenaten
(12.08.26)
İçmediğim zamanlarda bile 5-10 dakikayı geçmiyor. Senede uyuyamadığım gece sayısı 1 elin parmaklarını geçmez. Çok çabuk uykuya dalıyorum.
0
kumandanim
(12.08.26)
telefonu bıraktığımda 1-2 dk içinde uyuyorum.
ama stres/alışkanlık/başka sebepler yüzünden telefonsuz iki dk yatakta yatmadan duramıyorum.
0
biseysorcaktim
(12.08.26)
Anında uyuyan arkadaşlar cenneti yaşıyorsunuz öyle diyim

En az bir saat
+1
Hallegadola
(12.08.26)
Keyfim yerindeyse; 7 saniye filan
Keyfim normal; 3-5 dakika
Keyfim kötüyse; 10 dakikayı bulur.

Piskolojim anksiyete filan varsa Yine bana haram geceler; Ne hasta bekler sabahı
+1
put it in your appropriate place
(12.08.26)
Valla eskiden kafami koydugum gibi yatabilme yetenegine sahiptim ama son 2-3 yildir yataga gidince uyuyamama olayindan muzdaribim, genelde de 1-2 saati buluyor kendimden gecmem.
0
j r r tolkien hayrani
(12.08.26)
hemen uyurum. koltukta bile uyuyakalıyorum. ancak hiç dinlenmiş olarak uyanmıyorum.
0
art cat chocolate
(12.08.26)
insanin bebegi varken daha kafasi yastiga degmeden uyuyakaliyor.
0
sir gawain
(13.08.26)
(7)

Klima böyle kullanılır mı?

tchuck
evimin her odasında istisnasız klima var.evin her yeri toz içinde ve ben artık yıldım. odaların tüm camını kapısını her eşyini kapatmak istiyorum bir daha açılmamak, veya çok nadir açılmak üzere.benim klimalarda app de var, ordan ben X bir moda alsam klimayı. her gün o modda yavaş yavaş odayı olması
evimin her odasında istisnasız klima var.

evin her yeri toz içinde ve ben artık yıldım. odaların tüm camını kapısını her eşyini kapatmak istiyorum bir daha açılmamak, veya çok nadir açılmak üzere.

benim klimalarda app de var, ordan ben X bir moda alsam klimayı. her gün o modda yavaş yavaş odayı olması gereken ısıda, nemde, "havasızlıktan arınmış halde" tutsa?

var mı böyle bir şey? varsa hangi modda nasıl çalıştırmak gerekiyor?
yani sırf yatak odamı böyle tutsa yeter aslında. bir de salonu. diğer odalar atıl durumda, onlara insan gelince basarım havayı.
0
tchuck
(08.08.26)
Yanıldığım bir durum veya sizin klimanızın ekstra bir özelliği varsa bilemeyeceğim ama odanın havasızlıktan arınmış halde kalması için sadece içerinin ısısını ve nemini sabit tutmak yetmiyor. Bu kötü havanın yarattığı rahatsızlığı hafifletip havalandırma süresini uzatabilir ama kaçamazsınız pek. Çünkü ne kadar da olsa terliyorsunuz, nefes alıyorsunuz vs. bunlar ya pencereden tahliye edilecek ya da filtrelenecek.

Klimaların genelde nem alma modu, fan modu ve oto modu (sadece sıcak, soğuk geçişi için) oluyor ama hava filtreleme özelliği yok. Klima çalışınca nem alma modunda olmasa dahi nemi büyük oranda düşürüp hava akımını sağlıyor zaten. Bu açıdan havasızlık hissinizin sebebi muhtemelen ısı ve nemle ilgili değildir en başta.

Özetle; yatak odanıza hava temizleyici alabilirsiniz.
+1
akhenaten
(08.08.26)
Toz dediğimiz şeyin önemli bir kısmı direkt evde yaşayan insanlardan geliyor ya da onların aktivitelerinden kaynaklanıyor. Cam pencere kapatarak pek kurtulmanız mümkün değil. Hava temizleyici belli bir noktaya kadar klimadan daha faydalı olur bence de.
0
salihdt
(08.08.26)
prole
(08.08.26)
@akhenaten, hva temizleyicim de var. odayı tamamen kapattıktan sonra klima + hava temizleyici çözer mi peki bu işi?
0
🌸tchuck
(08.08.26)
havasız kalırsınız. kalite düşer. ara ara evi havalandırmak şart. klima kullanımında bile ara ara ev havalandırılmalı
0
jelly bear
(08.08.26)
Klima dışarıdan hava çeken bir model değilse (bu çok nadir modelde var) arada cam açmak şart, çok takılıyorsanız halı, pamuklu perde vb her şeyi kaldırın
0
Teran
(08.08.26)
Ben de 1 katta yoğun bir yerde yaşadığım için camlar 1 gün açık kalsa toz oluyor. Gün içerisinde ben de klima açık takılıyorum.
Sabahları robot süpürgeye evi 3 defa süpürtüyorum ben uyurken gidip sürüyor zaten ardından da gidip camları kapatıyorum.
0
denizgonen
(08.08.26)
(8)

Ödeme biçimi sorusu..

sonhakan
Internette ödeme yaparken gercek kart mı sanal kart nı kullanıyorsunuz?
Internette ödeme yaparken gercek kart mı sanal kart nı kullanıyorsunuz?
0
sonhakan
(06.08.26)
10 seneden uzun süredir sanal kart üzerinden alışverişimi yapıyorum. güvenilir sitelerden alışveriş yapsam da yıllar önce sanal kart bilgilerimin sızdırılmasıyla bir iki dk içerisinde ona yakın kez kartımdan çekim yapmayı denediler. başta yüksek tutarla daha sonra tutarı düşürerek. tabi sanal kartımdaki 1 liralık limitle elleri boş dönmüş oldular (✿◠‿◠)
0
kurmalifare
(06.08.26)
İnternette, fiziki kredi ya da debit kartıyla alışveriş yapan yürek yemiş insanlara büyük saygı duyuyorum :P

Asla o kadar cesur olamadım.
0
Mirket
(06.08.26)
genelde sanal kart veya garantipay vs. ama kampanya durumuna göre gerçek kart bilgilerini kullandığım da oluyor. ayrıca akbank'ta sanal kart yok, kart üzerinde numara yazmadığı için buna ayrı bir sanal kart tanımlamıyoruz zaten güvenli denip geçiliyor.
akbankta kart üzerinde numara bulunan kartlarda sanal kart tanımlanabiliyor ama numaralar yoksa tanımlanmıyor.

tüm kartlar internet alışverişine kapalı veya sınırlaması 0, kullanacağım zaman kullanacağım kadar internet alışveriş limiti tanımlıyorum.
0
konetsu
(07.08.26)
Tek bir yüklü ödemem dışında hayatımda sanal kart kullanmadım.
Hiç o kadar temkinli olamadım.

Başıma da hiiiiiçbirşeycikler gelmedi ama normalde de telefonunu, güneş gözlüğünü, çantasını vs orada burada unutan biriyim. Ve hepsi mutlaka bana geri dönmüştür. Öyle de bir şans ya da kötüyü düşünmemenin hediyesi diyelim.
0
selenophile
(07.08.26)
İnternette sanal kart, fiziki ödemede qr kod, para çekerken yine qr kod. Bir tane kartım hariç fiziki kartlarım evde çekmecede duruyor.
0
cilekli pasta
(07.08.26)
Abonelikler hariç sanal kart kullanıyordum uğraşmamak için, şimdi sanal karta limiti belirlenen oranda sabit tutma özelliği geldi hepten sanal kart kullanıyorum.

Sabit limit şöyle bilmeyenler için; atıyorum 3000 liralık limit sürekli bulunsun diyorsunuz aboneliğin biri 200 lira çekip limiti 1800'e düşürünce tekrar 3000 olacak şekilde otomatik artırıyor. Buna üst limit koyabiliyorsunuz yani ayda en fazla 5000 lirayı geçmeyecek şekilde 3000'e tamamla diye.

Güzel bir şey.
0
akhenaten
(07.08.26)
Güvendiğim sitelerde fiziksel kart bilgilerini kullanıyorum. Ancak mümkün mertebe Apple Pay kullanırım. Türkiye'de yok maalesef ama gelmesi durumunda herkese önerebileceğim bir ödeme yöntemi. Hem çok pratik hem de her ödemede farklı bir kart numarası üretip onunla ödeme yapıyor. Böylece kart bilgileri çalınmış olsa bile o bilgilerle ikinci bir işlem yapılması mümkün değil.
0
himmet dayi
(07.08.26)
ne alırsam alayım netten mutlaka sanal kart; kaç kez korudu hatırlamıyorum... büyük bir yemek platformunun bile kart bilgileri çalınmıştı, riske girmeye hiç gerek yok
0
sweetoffice
(07.08.26)
(29)

herkes çok mu zengin?

art cat chocolate
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alı
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.

mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alıyorlar? şirketteki insanların yarısının arabası var. arabası olmayan kişilerden de bir kısmının motoru var. bu insanlar bu araçları nasıl alıyorlar? 1.5 milyondan aşağı iyi araba bulamazsın diyorlar bana mesela. 1.5 milyonu nereden bulacağım?

ailemden ayrı şehirde yaşıyorum. maaşımın yarısı ve bazen yarısından çoğu kirama gitti 6 yıllık iş hayatımda. şu anki işimde maaşım bir nebze daha yüksek. ancak başka eve çıkmam gerekiyor ve yine maaşımın yarısı olacak yani. memlekete gidemiyorum orada benim iş imkanım yok. ayrıca rezidansta falan da oturmuyorum yani.

ailemin de arabası yok zaten mesela. mirasımız falan da yok dedelerden. ailem de memur yani. müdür falan da değiller, düz memur.

bazen arkadaşlarla buluşuyoruz. o ülke senin bu ülke benim geziyorlar. avrupa ülkelerinden, vizeli olanlardan bahsediyorum. konsere bile gitseler en pahalısına gidiyorlar falan. kırk yılın başı tatile gideceğim, bana bir otel önerdiler, benim bulduğumun 2-3 katı fiyatına. ya bazıları benle aynı mesleğe benzer gelire sahip. bu hayatları nasıl karşılıyorlar?

ben mesela hayatta ev falan alamam. birikim bile yapamıyorum. bilgisayarım bozuktu 4 yıl boyunca. yeni pc alabilmek için kredi çektim ve 1 yıldır onun taksidini ödüyorum.

herkes 200 bin ve üzeri mi kazanıyor gerçekten? yoksa herkesin ailesi mi zengin?

benim için 500 bin tllik bir araba almak bile çok zor mesela. o fiyata araba varsa... insanlar nasıl araba alıyorlar?
+4
art cat chocolate
(04.08.26)
gördüğün kesim %1 bile değil. %1 zengin olunca herkes zengin olmuyor. sen olanı görüyosun. olmayanı görmüyosun.
0
jelly bear
(04.08.26)
Hastaneler full hasta dolu, buna bakarak ülkenin tamamı hasta mı diyoruz? 2.5 milyonluk araba alacak şahıs belki 45 yaşına kadar hiç evlenmemiş, birikim yapmış olabilir. miras gelmiş olabilir. vs vs. Bakış açın yanlış.
0
HellKeePer
(04.08.26)
Buna ben de çok kırgınım :') cidden herkes zengin aq
+1
üğpoıuy
(04.08.26)
algı algı algı
aramızda yeşil pasaportlu, arabalı, evi olan insanlar var temelde her şeyi tamam, ama insanlar çok zengin diyebiliyor, başkası da kiraya maaşının yarısından çoğunu veriyor.

bir kere, bordrolu çalışanların %80i maksimum 2 asgari ücret alıyor. yani aylık 50 bini geçtiğinde bordroluların yüzde 20sine giriyorsun.

ev araba almak gerçekten tek maaşlı biri için hayal oldu, 2 kişi olup birinin maaşı yaşama diğerininki krediye gidecek ki ev alınabilsin.

2.5M a araba alan belki tüm parasını arabaya veriyor, bu onu zengin etmez (belki de zengindir bilemem)

tatile çıkan yıl boyu kredi ödüyor belki de vs.
ancak şu bir gerçek, herkes çok zengin değil ama herkesin alım gücü çok düştü ve gelirin %60 ı kiraya gitmesi çok zor, kötü bir durum.
aynı gün 3-5 kıyafet değiştirip 3 günlük geziyi 1 aylık gibi paylaşanlar var.

kısaca, algıya takılma. aile yardımı vardır (aileden yardım almayan insan çok azaldı bu devirde) sponsoru vardır, bazı şeyleri şirket ödüyordur vs vs vs.
canını sıkma diyemeyeceğim ama yanlış algı yüzünden canını sıkma.
+1
kisa
(04.08.26)
Yani o parayı nakit çıkarıp verebilecek küçük bir kesim vardır ama çoğu insan borç içinde yüzerek yapıyor bunları. Ayrıca insanların anlattıklarını, sosyal medyada koyduklarını vs. ham gerçeklik diye düşünmeyin. Yalan söylüyor da olabilirler.
+2
peki madem
(04.08.26)
Herkes maaşlı çalışmıyor. 1.5 milyonu maaşından kese kese biriktirmiyor. farklı kazanç türleri var. Maaşlı çalışan Herkes de çok düşük maaşlı çalışmıyor. Herkes arabasını evini tamamen çalıştığı biriktirdiği parayla da almıyor. birçoğunda çok ciddi aile faktörü var. Ama güzel geliri olup evini arabasını kendi başına alabilen bir kesim de elbette var. Bir sürü değişken var yani. Bir de her şey hemen bir anda olmak zorunda değil. Tek seferde 1.5 milyonluk araba alamazsın belki ama baştan bi 300-500 birikim sağlayıp üstüne ekleye ekleye gidilebilir.
0
dfn4
(04.08.26)
Sokaga ciktiginda gordugun tum evlerin, dukkanlarin, araclarin sahipleri var. O bakimdan evet "zengin" cok. Bircogu da miras yoluyla bunu nispeten kolay elde edebiliyor. Ama aylik gelirin 100bin ise sen de birkac yil icerisinde kucuk de olsa bir seyin bir ucundan sahip olabilirdin/olabilirsin. Bu maasinin yarisini eve vererek degil, ancak harcamalari kisip biriktirerek olabilir. Cogu kadin bunu tercih etmiyor, erkeklerin bir kismi aile sorumlulugu icin mecburen yapiyor.
-1
osssy
(04.08.26)
çalışan biriyle evlenmek mantıklı bi seçenek gibi duruyor.
-4
elorelia
(04.08.26)
bence ben zengin değilim ama saydığınız şeylerin bi kısmına sahibim. ama şöyle oldu, evim var babam aldı, arabam var, ilk arabamı da babam verdi. sonraki arabamı babamın şirketi aldı, ondan sonrakini de evlenince var olan arabanın üzerine borçla falan koyup eşimle aldık değeri 1,5 milyon.

yılda 2-3 kere yurtdışına çıkıyorum, iki kere tatile gidiyorum. babamın sağladığı imkanlar bir yana bu gezme tozma işi tamamen seçimlerle alakalı. benzer paraları kazandığımız ve yine ailesinin verdiği evde oturup kira ödemeyen arkadaşlarım bizim kadar tatile çıkamıyorlar çünkü ben yılda 1 kere kuaföre gidiyorum onlar 2 ayda 1 10-15 k kuaföre para veriyorlar. ya da ben dyson almıyorum 20-30k paraya. bana baktıklarında onlardan daha zengin görünüyorum. ya da çocuk sahibi olmayı hiç istemedik bu da şimdilik çok karlı.

siz de 6 sene maaşınızın yarısını kiraya vermeyi seçmişsiniz, paylaşımlı bi evde yaşayabilir, ev arkadaşı ile kalabilir maaşınızın çeyreğini verebilirdiniz. benim ilk asistanım; mezun olur olmaz kız bizde işe başladı, 2k maaşı vardı, 20bin liralık araba aldı, maaşının yarısını arabaya ödemeye başladı çünkü çok istiyordu. 22 yaşında ilk arabasını almış oldu, sonra zaten asgari ücret öyle hızla arttı ki ödediği para da bi şeye benzemedi.

bence ailenizin de hem anne hem baba memur olarak çalıştıysa hiç araba almamış olmaları ilginç bi tercih. alabilirlerdi gibi geliyor. ya da ben anlamam bilmiyorum.

eklemeyi unutmuşum, tam zamanlı çalıştığım işin yanında her zaman müşterisini bulmadığım ya da kabul etmediğim çok niş bi alanda saatlik ücretimin çok yüksek olduğu bi uzmanlığım daha var, bu uzmanlığı 30 yaşımda edinmeye karar verdim şu an 36 yaşındayım. yani şöyle söyliyim tam zamanlı işi bırakıp bu uzmanlık için ayda 3 müşteri bulsam maaşımın 2 katını kazanabilirim haftada 6 saat çalışarak.

başka ek gelirlerim de var ufak tefek, bazen ayda 10-15 onlardan geliyor, hoş oluyor.
-3
ofelia
(04.08.26)
ben ilk arabamı yaklaşık beş yıl şehrin en ucundaki 35 m2 bir stüdyo dairede yaşayarak, günde 2 saat toplu taşımayla git gel çekerek alabildim. çalışma arkadaşlarımın arabası olanlarının çoğunu aileleri aldı.
+3
aloha snackbar 3
(04.08.26)
Benimle eşimin maaşları toplamı yine çok az ama bütçemize göre bir araba aldık taksitimiz var. Plan şu taksit bitince bu arabayı satıp yükseltmek. 2 yılda bir arabayı güncellemek. Bir noktadan sonra ev peşinatına yetecek bir noktaya gelebiliriz belki. O zaman da arabayı düşürüp ev işine girilebilir. Planlarım olsa da olmasa da arabanın sağladığı özgürlük ve bunu yapabilmiş olmanın gururu (evet ne yazık ki gurur milletin bakkala gider gibi gidip aldığı şey) bizi mutlu ediyor. Eşim, köy yollarında babasının kontrollerinde kullanıyordu zaten, bu sayede 3 haftada aldı ehliyeti. Patır patır manuel araba kullanıyor şimdi. Bizde planlar böyle, ikimizin toplam maaşı bizim yaşlarımızdaki bir bireyin bir aylık maaşı normalde bu arada.
0
guitarissimo
(04.08.26)
sebebi şu, ben 3 senedir tatile falan gidemiyorum mesela hem maddi hem manevi sebeplerden. ama gidip de instagramda bunu paylaşmıyorum ya da burada da bir şey paylaşmıyorum. ama gitseydim muhtemelen buradan bir şey sorardım ve instagrama da atardım. bizim gibi bir yere gitmeyen insanlar bir şey paylaşmıyor ki ya da araba almazsan nasıl arabada story atacaksın ki alsam da atmam ama anlatabildim umarım. yani biz sadece bir şey alabilenleri görüyoruz, alamayanlar bunu paylaşmadığı için etraftaki herkes zengin de bi biz alamıyoruz gibi geliyor oysa arkadaş listemizin %10'u bile etmez mesela.
+1
matilda
(04.08.26)
zenginlik kriteriniz sahiden arabaysa baya bir yaniliyorsunuz. en zengin dediginiz insanlarin arabasi yok, her yere taksi tutuyorlar. en olmadi helikopter kaldiriyorlar lol. yoksa onun soförüyle ugrasacak, soför hasta olacak gelmeyecek parkiyla ugrasacak, bakimiyla ugrasacak. zengin adam icin bunlar enayi isi.

öte yanda herkes memur degil. benim cevremde bir tane bile memur olan kisi yok mesela. ne ilkokul, ne lise, ne üniversite arkadaslarim icinden memur var. kendi cevreme baksam gercekten herkes zengin derim ama ülkenin yarisi asgari ücretle calisiyor. cok büyük bir kitle kacak calisiyor.

instagram da dogru bir tahlil araci degil kesinlikle. millet gidip g kasa merso kiraliyor, kendi arabasi gibi instagram'a koyuyor. biliyorum yani. evim de, arabam da her seyim var cok sükür, bir güne bir gün instagram'a koymus kisi degilim. bu kritere bakarsak o zengin ama ben degilim. he zengin degilim zaten ama kriteriniz araba oldugunicin böyle diyorum. birebir görmediklerinize inanmayin.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.08.26)
Pandemi de faizler düşünce bi tane ev aldım 1+1 anadolunun bir şehrinde. Maaşımın yüzde 80'İni krediye veriyor bir yandan kalan yüzde 20 ile de istanbul'da kira ödüyordum. 1,5 yıl süründüm yalan yok :) ama memleketin ekonomisini iyi okuyabildiğimi düşünüyordum ki öyle de oldu. 1,5 sene sonra kiracı kredinin tamamını öder, 2 sene sonrada üstüne cebim e para bırakır hale geldi. O dönem arkadaşlarım araba alıyordu mesela kiralık evde otururken, onlar için hayattan şu an konfor almak önemliydi, benim için sürdürülebilir konfor önemliydi.

Sonra 5 senedir gram gram biriktirdiğim parayı peşinat yaptım üstüne gelen kira ile istanbul'da kutu gibi bir dükkan aldım, bildiğin beyaz yakalıyım bu arada öyle esnaf olma gibi bir derdim yok. Amacım yarın öbürsün kovulduğumda ya da teknik olarak emekli olduğumda aç kalmamak.

Aileden destek almadım dersem yalan olur, haklarını yiyemem ama destekten kasıt öyle milyon tl falan değil, 10 gram, 2 bilezik, annemin mutfak parasından artırdıkları vs.

Eğer aileden destek yoksa çok zor, bakma sen kendim aldım diyenlere hepsinin ailesi destek oluyor, pazar alışverişlerini yapıyor, memleketten tarhana salça yolluyor.

Evli arkadaşlarım var mesela istanbul'da kiradalar, 2 senede bir araba değiştirip süper yerlerde tatil yapıyorlar, kartların hepsi patlak, cüzdanlarında 5 lira bile yok :)
+3
ebeş
(04.08.26)
zengin gözüken ya da zengin olanlar şöyle aslında:

1- ailesinden miras kalanlar ya da ailesinin desteklediği kişiler
2- fena maaş almayan ve maaşın tamamını yarınlar yokmuş gibi yiyenler
3- maaş yanında ek gelir üretenler, herkes tatil yaparken çalışanlar
4-yurtdışında projelere gidip para biriktirenler. 2-3 senede 2 ev alabilirsin hatta belki daha fazlasını.

bunun dışında gerçekten zengin olanlarda vardır, kendi işini kurup ya da aileden ama sayıları çok daha az.
0
monicapp
(04.08.26)
gördüğüm orta sınıfta çoğu etrafımda aile desteği ile alıyor veya anadan babadan kalan daire vs varsa onu satarak peşinat yapıyor.
birde borçlanmadan krediye girmeden birşey sahip olunmuyor peşinatı biriktirip krediye giriceksin araba için tekrar biriktirip yukselteceksin böyle böyle bir şeye sahip olunuyor.
ama şuna katılıyorum insanların çoğu birşeye sahip ama bu son 5 senedeki kazanımları değil, geçmişten gelenler.. şuan gerçekten birşey almak zor.
varlıklada birşey olmuyorki, geçen gün 2 dairesini geri dönüşümde 3 m veren tanıdık var çok eski idi ev, en az 4m istemiş geri dönüşüm, yok paraya evleri verdi mesela, sorsan 2 dairesi var gözde buyutursun ama para etmiyor.şimdi o parayı faizde eritiyor mesela
+1
eja
(04.08.26)
Hem aileden destek almadan hem de 100 binden az olan maaşın yarısından fazlasını kiraya vererek (fatura, aidat falan dedin mi %60'ı bulur) para biriktirip ev, araba almak zor zaten.

Eğer evim, arabam olsun diyorsan ya kendini zora sokup, daha kötü bir evde ev arkadaşı ile yaşayıp kenara para atacaksın. Biraz biriktirdikten sonra peşinat olarak kullanıp, kredi çekip bir ev alacaksın. Sonra biriktirmeye devam edip daha güzelini alacaksın vs. vs.

Ya da erkek düşmanlığını (duyurudaki cevaplarından gördüğüm kadarıyla) bir kenara bırakıp, geliri senden daha yüksek (tercihen yıllar içinde çalışıp didinip ev, araba almış ya da ailesi tarafından alınmış) bir koca bulup, hazıra konacak ve rahat rahat yaşayacaksın.
+2
bobinhoo
(04.08.26)
Hayat pahalılığı çok yüksek bu kuşkusuz, sorun cidden gelir adaletsizliği ile alakalı olabilir ama yazınızda bir şey dikkatimi çekti onun için sebep olabilecek başka bir şeyden bahsedeceğim. Çok şey yazılıp çizilmiş hepsine tek tek bakamadım. Ben kendi hayatımdan örnek vereceğim.

Yazdığınız yazıda kendinizle aynı meslek grubu ve maaş skalasındaki insanlardan da bahsetmişsiniz. Eğer onlar birikim yapabiliyor ama siz yapamıyorsanız sorun sizin harcama alışkanlığınızda da olabilir.

İşyerinde benimle birebir aynı pozisyonda çalışan bir arkadaşım var. İkimizin de hayatı paralel. Ama ben birikim yapabilirken kendisi yapamıyor ve hiçbir büyük harcaması da yok. Anlam veremiyor buna. Ancak sorun da bu. Kuruş kuruş benden çok daha fazla harcadığının farkında değil. Neticede aldığı ve yaptığı hiçbir şeyden tatmin olmuyor ama daha fazla para harcıyor. Birçok örnek verilebilir ama ben uzatmamak adına tek örnek vereceğim, bu arkadaşım güzel bir yerde güzel bir yemek yemeyi para tuzağı olarak görüyor ama ucuz yerlerden sürekli dışarda yiyor. Benim nadiren iyi bir yere gideceğimi öğrenince de nasıl yetiştiriyorsun sen diyor. Ciddi anlamda beni gereksiz yerlere para harcayan biri olarak, kendiniyse tutumlu biri olarak görüyor ama benden çok daha fazla harcaması var. O kadar takip etmiyor ki bunun bile farkında değil. Ona sorsanız size tutumlu olmakla ilgili tavsiyeler verir, benim yapıp ettiğim şeyleri de yapmamanızı söyler örneğin. Farkında değil çünkü. Mesele ucuz veya pahalı bir yere gitmek değil bakın, tatmin olacağı bir şey yapmak yerine mecbur olduğunu düşündüğü 10 şey yapıyor.

Şunu demeye çalışıyorum, eğer sizle yakın kazanan insanlar sizin yapamadığınız şeyleri yapabiliyorlarsa hiç farkında olmadan gereksiz çok harcamanız olabilir. Bunu bu kadar anlatma sebebim yazınızdaki o satır arası cümle. Cidden insanın kendisi tarafından fark edilmesi zor bir şey çünkü. Ailenizden bahsetmişsiniz, bu alışkanlıkları ailenizden dahi kazanmış olabilirsiniz ki farkına varmak daha zor bu durumda.
0
akhenaten
(04.08.26)
survivorship bias.

100 adamdan 90'ı meteliğe kurşun atıyor olsun. ya işsiz ya da ay sonunu zor getiriyor, akşam yemek yiyip belki televizyon izleyip uyuyor. en büyük lüksü avm'de yemek katında bir şeyler yemek o da ayda bir.

10 tanesi de çok daha fazla kazanıyor ve bir sürü şey yapıyor.

sosyal medyada kimi görme ihtimalin daha fazla? veya hangisinin aklında kalma, yer etme ihtimali daha yüksek?

"mekanlar dolu herkesin arabası var" diyenlerin yanılgısı da bu. 85 milyon vatandaşı tüm kafe ve restoranlara doldursan sanırım taş çatlasa 15 milyonu sığardı. burayı gören birisi her yer dolu diyor ama evde oturan 70 milyonu görmüyor. herkesin arabası var diyor ama arabaların olduğu yerde bulunup araba sahiplerini görüyor, arabası olmayanlardan haberi yok.

aynı hesap işte. bir kısmı bu tip beynin kolaya kaçması, algı ve psikoloji meselesi... bazı kitleler ise direkt kafaları çalışmadığı veya işlerine öyle geldiği için böyle çıkarımlar yapıyorlar.

çok parası olduğunu sandığın bazı insanların o kadar parası olmayabilir bu arada o da var. bana da bazen çok geziyorsun derler. üç kuruş para kazanıyorum ve sosyal hayatım sıfır. senede 4-5 kez tanıdıklarımın peşine takılıp sağdan soldan story atıyorum. millet de diyor ki oç senede beş kez tatil yapıyor hep bir yere gidiyor. gerçekte ben ayda 30k kazanıyorum pantolonum delinse götüm açıkta gezeceğim, gittiğim yerler de dağ tepe yani paralık bi şey yok.
+1
der meister
(04.08.26)
ben sizden daha büyüğüm benim neslimde çoğu kadın zaten evli olduğu için karı-koca olarak almıştır evini arabasını

ancak 5 senelik civarı çalışanken ben maaşın yarsını kiraya vermiyordum
maaşlı iş harici ekstra çalışıyordum -evin büyük çocuğuyum o zamanlar kardeşlerimin hepsi okuyordu eve gönderiyordum

evde yemek yapıyordum, uygun yollu geziyordum (iyi de geziyordum), business giyinmiyordum (öyle bir işim yoktu çünkü) ve tabi Türkiye'de yaşamıyordum..pek bir masrafım yoktu. gördüğüm kadarıyla şimdi 30 yaş altı kadınların hayat standartları bizim o zamanlarımıza göre epey bir yüksek. "bunu hak ediyorum" algıları var (hak ediyorlardır tabi eleştiri değil, tespitlerim bunlar).

21 yaşında mezun olup evimi 32 yaşında filan aldım ben, aile desteğim yoktu, kimseden desteğim yoktu belki kendime güvensem 2-3 sene önce alabilirdim ama hayatımı alt üst eden bir hastalık geçirdim o biraz durumları karıştırdı. o durum olmasa, ailem sen çek krediyi biz de destek oluruz demiş olsa ya da ben daha gözüm kara olsam farklı olabilirdi mesela..gördüğüm kadarıyla aileler madden destek olmasa bile en azından krediyi çek sıkışırsan da yardım ederiz filan diyebiliyor. ben hiç bişey görmedim. bizimkiler borçtan benden çok korkuyor. şimdi bişey alacak olsam mesela daha gözü kara olurum. ödenir illa ki.

önce evi alıp sonra arabayı almak da yine bence başka bir fark. araba demek masraf demek. ben yürüme mesafesi yere arabayla pek gitmediğim halde (home office çalışıyorum, yürüyüş olsun diye yürüyorum çoğu kez) yine de masraf, önce arabayı alsam eve daha geç sıra gelirdi sanırım.

instagramım vs. yok, yediğimi içtiğimi gezdiğimi vs. paylaşmak huyum değil, hoş zaten zengin de değilim de çekip çekip koysam zevahirde zengin sanılabilirdim.
Türkiye'nin turizm cenneti yerlerinden birinde yaşıyorum burada bildiğim etraftan anlatılan öyle tipler var ki cebinde 5 lirası yok belki 1 motoru vara o da icralık ama bunu sosyal medyadaki kimse bilmiyor paylaşımlar bambaşka bi hikaye anlatıyor...

etrafımda çalışmadan zengin olanlar aileden ve/ya topraktan zengin.
-1
subcomponent
(04.08.26)
evim var arabam var. ama bankaların vur listesindeyim. her ay sonunu ince ince hesap yaparak geçiriyorum. önceki cevaplarda belirtilen %1'e girer miyim bilmiyorum ama miras veya zengin aileden gelmeyenler için tr şartları ızdırap dolu. ben extra gerizekalı olduğum için maaşlı çalışmıyorum ve kendi işimi yapıyorum daha doğrusu yapmaya çalışıyorum.
0
scudman1
(04.08.26)
Burada yazan adamlar parası olan adamlar değil. O sebepten buradaki cevapları ciddiye alma.parası olan adamın burada ne işi var. Burası orta kesim. para yok kimsede.
0
mikahakkinen
(04.08.26)
kim ne yapiyor bosver. ben asgari ucret ile orana bakiyorum.
2.5 milyon 2 yillik maasindan fazla ise, aylik 100bin altindasin, 90bin diyelim.
asgari ucret 28bin ama ocakta belirlendi uzerinden 7 ay gecti, enflasyon ortada, asgari ucrete 6 ayda bir zam yapilsa su anda herhalde 35-36bin falan olurdu.
yani sen 3 asgari ucretin altindasin.
zenginligi gectik, o bambaska bir seviye. maasla zenginlik olmaz.
tek basina "konforlu yasamak" icin 5-6 asgari ucrete ihtiyacin var.
yani 2 kati para yapman lazim.
fakirsin coco.
-1
cooperr
(04.08.26)
Çalışarak ve yatırım yaparak zengin oldum. Ama çalıştığım şirkette patron dışında zengin yok. Yaşadığım yerde herkes zengin. Onlar arasında da maaşla çalışan yok. Sorun maaşla çalışmakta.

Tekel, büfe, klima ustası hepimizi tokatlar.
-2
gabe h coud
(04.08.26)
Kimse kimseyi kandırmasın bazı istisnai yüksek maaş alan kişiler haricinde %99'umuz bekarsa şu anki ülke ekonomisinde istanbulda ailelerin desteği olmadığı sürece hiç de öyle birikim falan yapamaz, belki araba alabilir o arabayı da tadını çıkararak kullanamaz. Düz memur olanlar karı koca büyükşehir haricinde yaşıyorsa avantajlı yoksa istanbul gibi bir şehirde eve 200.000 girse, eve benzeyen bir evde kirada oturuluyorsa öyle yurt dışı gezeyim, para biriktireyim 2.5 milyona araba alayım işi hala mümkün değil.

Ben aileden kalan evde oturmama rağmen 3 milyon gibi bir parayı 10 senede zor biriktirdim, o para ile evin yarısını anca ödeyebildim, geri kalan 3.5 milyonu da kredi çektim, evli olmasam eşim çalışıyor olmasa onu da karşılayamazdım. En son döner sermaye parasını ödeyebilmek için saatimi sattım. Emlakçı komisyonunu ödeyebilmek için ps5'imi sattım, bilgisayarımı sattım.

Ki ben yazın tatil yapmayan, kışın tatile gittiğimde de öğretmen evlerinde falan kalan, balayında gereksiz pahalı olmadığından da st petersburga giden biriyim. Bu yaz tatil yapabildim o tatilde de doğruya doğru babamın desteği oldu.
+1
denizgonen
(04.08.26)
değil. ülkenin %1-2 si iyi yaşıyor.

gerisi iyi olduğunu göstermeye çalışıyor.

ancak iyi birikim yapar, birikiminizi de aktif takip ederseniz 10 seneye falan maaşınıza ek bir maaş da oradan gelir.

20 sene sonra muhtemelen maaşınız çerez parası olarak kalır.

babil'in en zengin adamı kitabını oku mesela. ufkun açılır gerçekten.

insanlar illa aileden mi zengin? hayır. ama zengin ailenin paraya bakışı çok farklı gerçekten...

2.5 milyon çok büyük para mı ? evet...

ancak şöyle bir şey var. eğer sıfırdan 2.5 milyon biriktirip araç alacaksanız, çok zor.

ancak birikim yaptınız, ilk sene 200, sonra 400, sonra 800, sonra 1.5 falan gitti diyelim. 10 sene sonra elinizde diyelim ki 10 milyon oldu. bundan %50 getiri aldığınızda 5 m oluyor elinizde...

ama sıfırdan 5 m inanılmaz zor.

bu iş süreklilik gerektiriyor.

ailem memur demişsiniz. şayet gelen gitti, tasarruf olmadıysa araç vs. gerçekten zor. ama az da olsa sürekli şekilde birikim olduysa 20 senede falan ev araç alınır gayet.

dediğim gibi zor ama disiplin işi bunlar.

benzer kazançla tatile vs. gidenler varsa o şov zaten. öyle olmamanız lazım ki, sonrasında rahat edesiniz.

ayrıca tatil var tatil var. doğru zamanda uçak bileti alıp, uyguna getirseniz aynı tatili yarı fiyatına yaparsınız...

ama birikim için bunları bile ilk başlarda sınırlı yapmak lazım.

ilk araç da 2005 getz falan olur. öyle 2.5 milyona falan olmaz.

dip not: ailem zengin değil. kirada hiç oturmadık. ancak baba parası hiç yemedim, 13 yaşında kaybettim kendisini zira. başkasından bi şey beklemek çok anlamsız. hele şu sıra inanılmaz getiriler söz konusu...
+1
gurur
(05.08.26)
Şov yapan çok var. Maaşlar az çok belli.

Instagram'da fotoğraf paylaşmak için büyük paralar harcayan bir kitle var. Bir gezginlik modası aldı başını gidiyor. Ortalama bir Türk'ün para birimi kendi para biriminden dramatik yüksek bir ülkeye gezmeye gitmesinin bir mantığı yok. Türkiye'de fiyatlar pahalı denilse de ucuza getirmenin yolları var. Yazlık kirala, yemeğini kendin yap.
0
michael harddd
(05.08.26)
türkiye'de çok fazla insan var öncelikle. maddi durumu çok kötü olanlar da çok, iyi olan da çok. sıfır araba, ev alan ülke ülke gezen insandan çok bunları yapamayan insan sayısı daha fazla kesinlikle buna şüpheniz olmasın ama bunları yapabilen de fazla. ikinci olarak da bekarsınız anladığım kadarıyla. aslında sizin kadar geliri olan biriyle evlenirseniz siz de bu saydıklarınızı yapacak en azından bunun somut planlamasını yapabilecek bir konuma ulaşabilirsiniz. basit hesapla 100k maaş alan biri evin kira + fatura + mutfak harcamalarına 50k harcıyor ve o ayın sosyalleşmesi + diğer alışverişleri + yatırım için harcanacak parası için 50ksı kalıyor diyelim bununla bir şey yapmak gerçekten zor. bu kişi 100k maaş alan biriyle evlenirse evin toplam geliri 200k olacak. kira sabit, faturalar + mutfak gideri +10k artsın desek gider 60k'ya çıkıyor ve geriye 140k para kalıyor. yani bekar biri için daha zor bazı şeyler evet. bir de anneden babadan gelen önemli. hiç satacak evi arabası bir pasif kira geliri olmadan sıfırdan 2 milyon biriktirmek ya da kredi ödemesi planı yapmak zor ama atıyorum babanız üniversitede bir araba alsaydı. onu satıp sıfır araba bakıyor olabilirdiniz siz de. maalesef ben de sizin gibi aileden pek bir katkı olmadan dişimle tırnağımla yapmaya çalışıyorum by işleri ve ben de bekarım. bu yatırımları yapmak kolay değil bu durumda ama elimden gelen gelirimi arttırabilmek onu da yapmaya çalışıyorum elimden geldiğince.
0
semaforo de medianoche
(05.08.26)
kolelige devam. esek olana semer vuran cok olurmus. ai konusunda bile ulan bu cilgin productivity artisindan benim payima ne dusecek diye hak arama yerine ai bizim islerimizi elimizden aliyor devlet buna bir sey yapsin ki kole olarak calismaya devam edebilelim diyor insanoglu. hayreti mucip.

ailesinden 2 ev kalan adam senin kopek muamelesi gordugun, hayatini slave away ettigin duzende asalak gibi yasiyor. ve sen agzinla kus tutsan ona ulasma ihtimalin yok bile. kaldi ki yagli paycheckler de yine ust sinifa gidiyor. eline silah alip bazi kelleler devrilecektir demedigin surece de somurmeye devam edecekler.

care yeni jenerasyondan gelecek bu arada. bizim jenerasyon hala eski sisteme donebilecegi hayaliyle yasiyor cunku. su anda teenager olan gencler kazan kaldiracak. ha tabi turkiye gibi devletin mafyatik ve guclu oldugu yerlerde bu direnc zor. belki yine avrupa baslatir kivilcimi kim bilir. fransa'dan umutluyum.
0
antikadimag
(05.08.26)
(4)

KPSS Lisans konusunda deneyimli olanlar

korkunc yalnizligimiz
Bir ay sonra kpss lisansa gireceğim. Mezun olalı bayağı oldu ama daha önce hiç girmedim. Matematiğim 0mış gibi düşünebilirsiniz, çalışsam da yapmam çok güç, sayısalcı değilim. 80 puan almam gerekiyor. Beynimde üniversite sınavından kalma bilgiler var şu anlık sadece.Sizce bu kısa sürede çalışıp 80 a
Bir ay sonra kpss lisansa gireceğim. Mezun olalı bayağı oldu ama daha önce hiç girmedim. Matematiğim 0mış gibi düşünebilirsiniz, çalışsam da yapmam çok güç, sayısalcı değilim. 80 puan almam gerekiyor. Beynimde üniversite sınavından kalma bilgiler var şu anlık sadece.

Sizce bu kısa sürede çalışıp 80 alabilir miyim, çok zor mu? Alınabiliyorsa bu sayılı kritik günlerde ne yapmalıyım yol gösterecek olan var mı? +80 alanlar kendi yolunu anlatırsa da olur daha düşük aldıysanız da yine de merak ediyorum.
+1
korkunc yalnizligimiz
(03.08.26)
Keşke ben de 80 ile atanabilsem çok şanslısınız.
Bu sürede tarih coğrafya paragraf kasın, 80 puan matematiksiz rahat alınır.
Saat sınırlaması gelmeden önce sınava geç kalmış, yetiştiremediğim için hiç matematik yapmadan 81 almıştım.
0
ekimoloji
(04.08.26)
Kişiye göre çok değişir, bir deneme çözüp nerede ne eksiğiniz var hangi alanda temeliniz güçlü, ne kadar Türkçe yapabiliyorsunuz görün.

Tarih çalışmanız gerekecek ve kpss tarih çok uzun. Vatandaşlık konuları, eğer çalışma alanınızın parçası değilse liseden hatırlayacağınız şeyler değil. Oturup sıfırdan öğrenmelisiniz. Bu iki ders baştan aşağıya ezber soruyor kpss'de. Coğrafya diğerlerine göre nispeten daha fazla yoruma dayalı soru içeriyor.

Bu açıdan Türkçe sınavındaki performansınız ne kadar şansınız olduğunu size doğrudan söyleyecek. 28/30 civarında Türkçe yapabiliyorsanız bu bir ayda kesintisiz tarih, vatandaşlık ve coğrafya bakabilirsiniz. Ancak Türkçe'de sıkıntı yaşıyorsanız olumlu konuşmak zorlaşıyor. Diğer dersler ezberleyerek öğreniliyor, adı üstünde genel kültür testinin parçası bunlar. Ancak Türkçe ve matematik gibi genel yetenek konularını geliştirmek daha fazla pratik istiyor ki bu sınava bir ay kala olumlu bir durum değil.

Velhasıl deneme çözün ki durum somutlaşsın.
0
akhenaten
(04.08.26)
düz memurluk için olan puan türünden mi bahsediyorsunuz? bu zamana kadar sıfır çalışma ve son bir ay varsa ben çok zor diyorum. temeliniz olsa neyse. şu anki soru tiplerini anlamanız bile bir ay sürer.
0
elorelia
(04.08.26)
@elorelia düz memurluk derken her lisans bölümünü alan memurluktan bahsettiğinizi varsayıyorum, eğer öyleyse, hayır kendi alanım bu yıl 80 ile kapatmış. o yüzden kendime hedef olarak bu puanı belirledim.
0
🌸korkunc yalnizligimiz
(11.08.26)
(24)

Sevgilinin yurtdışına taşınması

selenophile
4-5 senedir sevgilisiniz diyelim. Evleniriz ileride diye de konuşmuşsunuz öylesine bi ara. Kendisine Kanada’dan (yakın bi yer de değil) iş teklifi geliyor, çok da istediği bişeydi, geri dönmek de istemiyor, önümüzdeki aya taşınıyor. Sizin iş alanınızla orada iş bulma imkanınız pek yok. İstanbul’da a
4-5 senedir sevgilisiniz diyelim. Evleniriz ileride diye de konuşmuşsunuz öylesine bi ara. Kendisine Kanada’dan (yakın bi yer de değil) iş teklifi geliyor, çok da istediği bişeydi, geri dönmek de istemiyor, önümüzdeki aya taşınıyor.
Sizin iş alanınızla orada iş bulma imkanınız pek yok.

İstanbul’da aileniz, güzel bir işiniz, çok iyi arkadaş ortamınız var.

edit: Öncelikle ben değil bir arkadaş, gerçekten :) Gidecek olan erkek tarafı evlenip gidelim dememiş hiç ama ilişkinin başlarından beri evleniriz biz diyorlar ara ara.. Yurtdışı iş başvurularının da yapıldığını biliyor kız ama gerçekleşmesine çok ihtimal de vermemiş.. Normal şartlarda konforunu bozmak istemiyor, illa yurtdışına taşınayım demeyen birisi..

- Dil okulu falan ayarlayıp, buradaki bütün düzeni bırakıp risk alma pahasına yine de gider misiniz?
- Evlenelim bari öyle gidelim mi dersiniz? En azından bütün düzeni bozacaksam da kendimi garantiye alırım gibi..
- Uzak mesafe ilişkisi hiç benlik değil ya da yurtdışı istemiyorum diyip şimdiden ayrılır mısınız?
📊 Sevgili yurtdışına yerleşiyorsa

Bu anket sona erdi. 75 oy kullanıldı.

0
selenophile
(03.08.26)
Uzun mesafe ilişkisi ile olacağını sanmam, gidiyorsam giderim yoksa ayrılırım
Bu durumda gitmezdim
0
kisa
(03.08.26)
Evlenip gitmek seçeneğini işaretledim ama orada iş bulma imkanı olmayan biri için inanılmaz bir psikolojik zorluk bu. Direkt kendi işi olmasa bile çalışabileceği başka işler var ise çok sorun olmaz. Ama aksi durumda her iki kişi için de büyük zorluk.
0
himmet dayi
(03.08.26)
4-5 sene sevgili olunmaz.
-4
gobekliraki
(03.08.26)
bu konuda büyük konuşmak zor. normal şartlarda gitme ihtimalin yoksa ya da onun ilerde dönme ihtimali yoksa mecbur ayrıl derdim.

ama 2 arkadaşım evlendi böyle. birinde kız türkiyeye geldi evlendikten sonra. bi süre uzaktan devam etti ama.

diğerinde uzaktan olmasına rağmen evlendiler. tabii avrupa o daha yakın bi tık. gidip geliyolar ara ara.

ama kanada uzak şıp diye gidemezsin. hem zaman hem maliyet falan. dediğim gibi gitme şansın sıfırsa veya ilerde onun dönmeye niyeti yoksa ayrılmaktan başka çare yok gibi.
+1
jelly bear
(03.08.26)
Evet Türkiye’ye geri dönmeyi hiç düşünmüyor, o kesin.
0
🌸selenophile
(03.08.26)
Benim bu konuda merak ettiğim şey Kanada'dan iş teklifi alan sevgilinin bu konuya yaklaşımı nedir? "Seçeneklerimiz bunlar, birini seç" gibi mi yaklaşıyor? Eğer böyle ise zaten evlenmeye pek niyeti de yok gibi duruyor.
0
himmet dayi
(03.08.26)
orada hali hazirda isi varsa evlenip giderim. kanada'yi bilemiyorum ama calisan kisinin esi olarak yasadigim yerde bulunmak kesinlikle inanilmaz avantajli. is bulma kurumu seninle ilgileniyor, dil kurslari gibi egitimleri devlet karsiliyor, sigortan esin üstünden cok uygun fiyata halloluyor. diger türlü sen is bulmalisin zaten, yoksa oturum alamazsin, ama ona da pek ihtimal yok demissin.

4-5 senelik sevgili diyorsunuz. SENELIK. ayrilmak o kadar kolay mi? ayrilirim diyenler emimin asla bu yollardan gecmemislerdir. 5 SENELIK sevgiliyi 5 aylik sevgili gibi düsünüyorlar. Nah ayrilirsiniz asfdfg.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.08.26)
@himmet dayi; yurtdışına gidecek taraf, sevgilisine sen de gel bir dil okulu bulalım diyor.Hemen evlenip beraber gidelim demiyor.
@el cevap; İngilizce biliyor ama orta seviye. İş durumu da evet bir beyaz yaka pozisyon bi şekilde hemen olmasa da arayabilir. Ama her türlü buradaki rahatının yanından geçmeyeceği kesin.
Kendini garantiye almak evet hoş bir tabir gibi olmadı ama durum bu. Düzeninden rahatından vazgeçip her şeyi riske atıp gidiyorsun sonunda.. Sevgiliyken canı sıkılınca pat diye terkedilmek de var dünyanın bi ucuna bile gitmişken.. Evliyken en azından bi sorumluluk alıyorsun, anlaşmazlıklar çıksa da evliliği bitirmek o kadar kolay değil, daha çok çaba ve emek harcıyorsun kurtarmak için..
0
🌸selenophile
(03.08.26)
Hali hazırda evli olsam giderim, ama sevgililik dönemi için çok riskli. Girdiğiniz risk yetmiyor bir de olası bir ayrılık durumu da eklenince (çünkü çok kaotik bir süreç olacaktır bir süre) risk katlanıyor. Onun zaten bir işi olacak ama siz orada iş arayacaksınız. Dil kursu falan diyorsunuz, buradan iş bulma aşamasının hiç de kolay olmayacağı da belli. Ayrıca iş bulsanız bile kendi alanınızda iş bulma olasılığınız düşükse sosyal uyuşmazlık oranının artma olasılığı ve ayrılık ihtimali de kuvvetleniyor uzun vadede.

Evli olsam giderdim dedim ama evli değilsem şu aşamada evlenmek istemem çünkü yukarda saydığım şeyler yüzünden çok fazla şey değişecek ve işlerin yoluna girip girmeyeceğinden emin olmak isterdim.

Benim gitmemin tek yolu o orda hayatını yoluna koymaya çalışırken iş bulup gitmek olurdu. Ama iş bulmadan gitmezdim.
+1
akhenaten
(03.08.26)
Yurt disinda yasamak istiyorsam evlenip giderdim.
Para kazanmak illa okudugun bölümde is yaparak olmuyor.

Yasmaak istemiyorsam ayrilirdim. Insanin kendi istedigi hayati yasamasi cok önemli. Sevgi zamanla yerini ince bir siziya birakir. Hatiralar zamanla bulaniklasir. Sevmedigim bir yerde sevdigin insanla mutlu olmak zor.

Ama su da olabilir. O bir gitsin bakalim. Sonucta gitmek istedigi yer kanada. Bir kis gecirsin bakalim hala orada yasamak istiyor mu. Karari kesinse ayrilmak daha mantikli olabilir.

Kanada da yasanir mi ya. Orali degilsen cok sacma. Maaslar falan da düsükmüs abdye göre. Hem uzak hem soguk.
-1
Purple life
(03.08.26)
işimde çok iyiysem ve iyi maaşlı bir işim varsa gitmem ve ayrılırım.

şu an çok da bi gelirim yoksa ve sevgilimin maaşı bana da yetecekse evlenir giderim.

işimi uzaktan yapabileceksem giderim.

başka bir kariyere yönelebileceksem giderim.
0
art cat chocolate
(03.08.26)
Bacim seni cagiriyor mu cagirmiyor mu yazdigindan belli olmuyor bile. Konuyu bizle ya da kendi basina degil onla birlikte konusmaniz lazim. Gelecek planini beraber yapiyor musunuz yapmiyor musunuz? Oylesine ya da bir ara konusmalik bir durum degil bu.
+2
osssy
(03.08.26)
4-5 senedir sevgilisiniz diyelim. Evleniriz ileride diye de konuşmuşsunuz öylesine bi ara. Kendisine Kanada’dan (yakın bi yer de değil) iş teklifi geliyor, çok da istediği bişeydi, geri dönmek de istemiyor, önümüzdeki aya taşınıyor.
Sizin iş alanınızla orada iş bulma imkanınız pek yok.

1 evleniriz bi ara falan ikinizin de bu ilişkiyi çok da sallamadığı yönünde bir izlenim bıraktı bende. ikincisi madem evleneceksiniz ve ciddi bir ilişkiniz var; böyle bir kararı alırken sana niye sormadı? sallamadığı için mi yoksa 'ben gidersem o da gelir' deyip senin adına da mı karar verdi?


bak yazdığın ilk paragrafta herşey ortada. bu sorunun cevabını sen de bizim kadar biliyorsun.
0
omer460
(03.08.26)
Her şeyi bırakıp peşinden giderim
0
Hallegadola
(03.08.26)
Evlenmek isteyen zaten açıkça evlenelim, sen de gel der. Bir teklif falan yoksa bence otur oturduğun yerde. Türklerin dil okulu fantazisi 30 bin dolar ve birkaç yıla mal oluyor.

Bir diğer teknik konu da evlenseniz de sana çalışma izni olmayabilir. Kanada'da PR yani oturumu olmayanın evlilikle oturum ve çalışma izni sağlama imkanı yok.
+1
michael harddd
(03.08.26)
purple life +1

bir de ekliyim, kanada'dan is teklifi gelmesi de pek inandirici degil, ya teklif isi yalan, ya da cocugu kandiriyorlar.

ulkede ciddi issizlik var, daha icerdekileri doyuramiyor disariya teklif yollamasi icin adamin bulunmaz hint kumasi olmasi lazim. oyle bir adami da kanada'ya cekmen imkansiza yakin, amerika varken.
0
cooperr
(04.08.26)
cooperr'a tamamen katılıyorum. Önüne gelen kanada'ya okulla girip PR ve iş kovalıyor. Yıllarca geçici işler yapıp ülkesine dönen binlerce insan var. Bunu da geçtim iş bulup şartlardan memnun olan bile çok az.
0
michael harddd
(04.08.26)
"Sana dil okulu bulalım, sen de gel."

Gördüğüm en romantik teklif olabilir.

Gittikten 3 ay sonra ayrılır sizden. Sanki okeye dördüncü çağırıyor.
+2
himmet dayi
(04.08.26)
Adam aslinda dil okuluna gidiyor olmasin?! Ancak boyle bir durumda uzun sureli sevgilisine “hadi sen de dil okuluna gel” demesi mantikli olurdu. Diger durumdaysa kadin icin evli gitmek vize durumlari acisindan daha kolay ve ucuz olur gibi geliyor.
+1
eileengray
(04.08.26)
bence en önemli şıkkı koymamışsın.
f şıkkı: bıçaklarım.

4 yılımı verip evlilik planı yapıcam sonra 'adaya veda ediyorum' oldu canım. ayrıca kanada bk gibi yer.
-1
buenosdias
(05.08.26)
4-5 yıldır sevgili oldugum adam 10000 km ötede iş bulup bana da evlenip gidelim demek yerine "sana da bi dil okulu bulalım" derse asıl sorun bu olur. yaşlar çok mu küçük?
+2
kitap arasında kalmış silgi tozu
(06.08.26)
Yaşlar 40 aslında, küçük de değil.

Güncel durumu bildireyim;
“Ben gidiyorum, sana da bir dil kursu buluruz, sen de gelirsin” cümlesi
“ Dil kursu bulamazsak/öğrenci vizesi çıkmazsa, ben bir süre orada kalıp düzen kurduktan sonra Türkiye’de evlenip gideriz”
e evrildi.

Yani bence de en mantıklısı; ne kadar dönmemeye emin olsa da bi süre kalıp orada yaşamaktan memnun kalırsa öyle gidilmesi. Hatta kadın tarafının da bi süre orada yaşayıp “evet ya ben bu adamla burada yaşamak istiyorum” dedikten sonra evlenmeleri..

Yaşlar 40 olunca öyle koşa koşa hadi her şeyi bırakıp beraber gidelim ne olacaksa yaşayıp görelim denilemiyor sanırım, mantık da devreye giriyor..
Bunu diyebilmek de ayrı tatlı olurdu ama beee, hey gidi gençlik :) Diyenler o yoğun hissi hissediyorsa, o güzel çılgınlığı da yaşamak istiyorsa koşsun yaşasın hepimiz için de:D
(Sonra olacaklara ben karışmam yalnız:)

Bu arada cidden ben değil, bir arkadaş.
Ve evet iş teklifi ciddi, spesifik bi alanda çalıştığı için çok da zor olmadı.
Ve evet bence de Kanada’da yaşanır mı ya:(
0
🌸selenophile
(06.08.26)
erkek kişisi iş bulup gidiyor. ama işi yaban ellerde.

sen gitmek ve orada yaşamak istiyor musun? zaman geçiyor. gelmişsiniz 40'a. allah mutlu huzurlu ömürler versin. bir insan kaç sene yaşıyor ki? sağlıklı 30 yıl daha yaşarsanız bunun 10 yılını orada yabancının ülkesine uyum sağlamakla harcamak iyi bir karar olmaz.

bence erkeğe yol ver gitsin.
0
Leonardo~Da~Vinci
(06.08.26)
Mantık devreye girer tabi ve 4-5 senelik ilişkin varsa bu kişiyle evlenmek isteyip istemediğini bilirsin bu yaşta. "Evleniriz bi ara" kaçak bi söylem. Evliliğe inanmayıp evlenmemeye varım ama bu çok öyle değil gibi. Özellikle böyle bi dönüm noktasında eğer birlikte bir gelecek hayal ediliyorsa doğru adım evlenmek. Hem vize süreçleri için hem de kopmamak için. Orda yaşamaktan memnun olup olmayacaklarını da birlikte görebilirler. Olmazsa birlikte dönerler. Hani durum şöyle olsa, iş teklifi alan taraf tereddütlü gidiyor olsa, orda kalıp kalmama niyeti 50/50 olsa, iş teklifi almayan taraf boşuna düzenini bozmasın bu ihtimal için deniyorsa ok. Ama bi aksilik çıkmazsa yerleşmek üzere gidiyor giden. Bu durumda içten ve makul bir "sen de gel" teklifi yoksa üzgünüm ama hayatına yalnız devam etmek istiyor.

Bu arada iş teklifi söylemine takılanlar, iş teklifi tam düşündüğünüz gibi bi şey olmayabilir. Kanadayı bilmiyorum da abd'deki gibiyse sen bi işe başvurursun, görüşmelerden geçersin, sonra işyeri seni isterse sana yazılı bi teklifle gelir bu da "iş teklifi aldım" diye ifade edilir, kabul edildim ve sözleşme aşamasındayım anlamında. İllaki dünyanın öbür ucundan şanını duymuş ve nolur bize gel diye iletişime geçmiş anlamında değil.
0
mezzosprite
(09.08.26)
(7)

Low anketimsi - en severek kullandiginiz atasozu/deyim

üğpoıuy
Kullanmak zorunda da degilsiniz. "Oha ne guzel tespit, kimin aklına gelmis" dediiniz atasozu ya da deyim hangisi?Benimki "kurdun dişine kan değdi"
Kullanmak zorunda da degilsiniz. "Oha ne guzel tespit, kimin aklına gelmis" dediiniz atasozu ya da deyim hangisi?

Benimki "kurdun dişine kan değdi"
0
üğpoıuy
(03.08.26)
"Karıncayı sikiceksin ama belini incitmeyeceksin"

Kullandığımdan değil ama düşününce o ince sahtekârlığı, işi bilmeyi ifade eden bu deyimde bir zarafet de görmüyor değilim doğrusu...
0
burka
(03.08.26)
Alışmadık götte don durmaz.

Bu hem huylu huyundan vazgeçmezi kapsıyor hem de katran, şeker ve cinsin cinse çekmesi hadisesini kapsıyor.

Yani bir insan alışık olmadığı, kendine uygun olmayan bir şeyi sürdüremez, kalıcılık olmaz (huylu huyundan vazgeçmez). Hem de bunu yaptırmaya çalışırsanız veya kendisi sürdürmeye çalışırsa eğreti durur yani orjinali neyse odur. (Katran ve şeker hadisesi).
+1
akhenaten
(03.08.26)
cok severek kullandigim birkac söz var.
ilk aklima gelen, kicima yilan kacmis cikaracak leylek ariyorum.
ayda bir falan kullanirim.

bir digeri, lahanayi yerken kitir kitir sapina geline meee.

yeri gelince gene hic kacirmadan sarf ettigim:
cingeneye beylik vermisler önce babasini asmis ve katrani kaynatsan olur mu seker, cinsine sictigim cinsine ceker.
hic kacirmam. tahsin sütcüoglu bir, ben iki.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.08.26)
"lahanayi yerken kitir kitir sapina geline meee. " +1

kullanmadığım ama hakkıyla kullanacak insanları tanıdığım için
www.instagram.com
+1
kisa
(03.08.26)
fakire simit vermişler yamuk demiş.

aslında bunun doğrusu "fakire hıyar vermişler bu eğri demiş" olacak ama simitli versiyonu kullanırım.
+2
himmet dayi
(03.08.26)
Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.
+1
selenophile
(03.08.26)
kiyakciligin sonu ayakciliktir.
kurt yedigi ayazi unutmaz.

yabanci olarak:
fortune favors the bold
+1
cooperr
(04.08.26)
(13)

Doğal pırlanta - lab grown pırlanta bu işin raconu nedir?

tchuck
kafalar karışık. beğendiğim modelin düzgün gözükmesi için karatın biraz yükselmesi gerekiyor, o da yükselince berraklık ve renk sınıfları "tatmin edici" düzeydeyken benim bütçemi aşmış oluyor.lab-grown için ise bütçem yetiyor (hatta bütçemin altında da kalıyor)şimdi normal koşullarda bakıyorsun lab-
kafalar karışık. beğendiğim modelin düzgün gözükmesi için karatın biraz yükselmesi gerekiyor, o da yükselince berraklık ve renk sınıfları "tatmin edici" düzeydeyken benim bütçemi aşmış oluyor.

lab-grown için ise bütçem yetiyor (hatta bütçemin altında da kalıyor)

şimdi normal koşullarda bakıyorsun lab-grownun tek dezavantajı sataren para etmemesi.
ama doğal pırlanta da satarken hayvan gibi değer kaybetmiyor mu?

labgrownu 120-130bine aldım diyelim, satarken 0tl etti.
doğalını alayım desen aynısı 250-260binlerde olacak %50 zararla satsan yine aynı hesaba denk geliyor.

ama tabi işin raconu nedir bu işlerde onu da bilmiyorum. "lab grown alınır mı hiç" falan diye eleştirilmek de istemiyorum millet tarafından.

"olması gereken" değil de, direkt algı ve "gerçekler" olarak bakarsanız bu işin "doğrusu" nedir?
0
tchuck
(03.08.26)
bi de bu natural pırlantayı satarken yarıya düşüyor kısmını chatgpt söyledi. eğer o kadar düşmüyorsa tabi o zaman senaryom değişir de.

dediğim gibi çok ciddi fiyat farkı oluyor.
ve görünüm olarak da iyi kalite bir lab-grown taş alınca sanırım dışarıdan da natural mı değil mi başkasının anlama imkanı yok?
0
🌸tchuck
(03.08.26)
Teklif için alıyorsunuz sanırım; öyleyse satış değerine neden bu kadar takıldınız anlamadım. Teklifte gelen pır’ını satan tanıdığım olmadığı gibi, en iyisi bile en kötü yatırım sonuçta. Ben olsam lab alır geçerdim; etik olması da cabası.
0
lil siztah
(03.08.26)
Selamlar

Kuyum, mücevherat işlerine hakim değilim ama bildiğim 1-2 şey var. Öncelikle satın aldığın mücevher, elmas dükkandan adımını attığın zaman 2. el statüsüne giriyor ve fiyatı oldukça düşüyor. Nedeni, nasılı nedir bir fikrim yok. Bence sektör dinamikleri olmalı, neticede doğanın en dayanıklı maddesine insan ne yapabilir ki. Başka bir açıklama getiremiyorum.

Diğer nokta ise doğal elmas ile laboratuarda oluşturulmuş olan arasında artık bir fark yok. Yani doğada olandaki gelişim süreci atıyorum 200.000 yıl ise yapay olanda bu süreci hızlandırmanın imkanı bulunmuş. Bu yüzden de galiba amerikanın başı çektiği bir yasal karar ile birlikte gerek doğal gerekse de teknik yöntemler ile oluşturulan elmaslar filan eş kabul ediliyor çünkü sonuç aynı oluyor. Arada farklar vardır ama işin özeti bu.

Kendi adıma bu tür şeylere hiç tamah etmem. Altınmış, ziynetmiş umurumda olmaz doğrusu. Öte yandan alacak olsam estetik güzelliğe göre karar verir, ömür boyu elimde tutacakmış gibi düşünürdüm. Fiyatı düşüyormuş, değeri azalıyormuş diye bakmazdım. Belki yarın bir gün onu ailemden birine verirdim mesela. Bu doğal, lab grown filan türü şeylerde de insanların haklılık payı olmakla birlikte yan yana 10 tane ürün koysak kimse kolay kolay "Bu şu ürün, b sınıfı bir taş" filan diye söyleyemez. İstiyorsanız bir deneme yapın hatta. Satın aldığınız ürüne "Bu lab grown" diyip yüksek bir fiyat söyleyin. Sonrasında da "Ya aslında bir tanıdıktan 2. el gerçek pırlanta aldım" diyip oldukça hesaplı bir ödeme yaptığını anlatın. Emin olun insanların verdiği yanıtlar ve tepkileri değişecektir. Mücevherattan girdik davranışsal psikolojiden çıktık : )
+1
burka
(03.08.26)
Çok karışık değil aslında

Elması elmas yapan o taşa yüklenen zihinsel değer. Bu açıdan eğer sizin için veya simgesel olarak olayın kendi içinde "elmas" önemliyse şekle şemale çok takılmadan elmas tercih edersiniz. Yani "benim elmasım var" diyebilmek mümkün oluyor burada. Hafiften koleksiyoncu psikolojisi var. O şeyin kendisini bizzat elinizde tutuyorsunuz. Lüks tüketim malı alma fikrinin özünde de bu var zaten.

Ancak sizin için bu parça aksesuar olacaksa, belli bir durumda, belli bir şekilde görünmesi, o görünüşün sizin estetik algınıza uyuyor olması onun oluştuğu maddenin ne olduğundan daha önemliyse o zaman sentetik tercih edeceksiniz. Çünkü burada amacınız belli bir objeye sahip olmak değil, belli şekilde görünen bir objeye sahip olmak.

Mesele "sahiplik" ve onun sembolik anlamıysa ufacık bir elmas kaşıkçı elması kadar bir sentetikten daha tatmin edici olabilir. Mesele "görünüşse" tam tersi daha iyi olabilir.
0
akhenaten
(03.08.26)
peki bu laboratuvar taşlarında, seritifkaları tamamsa (gia ve igi), renk ve berraklık istedğim standarddaysa kimin ürettiğinin bir önemi yok doğru muyum?
0
🌸tchuck
(03.08.26)
Hocam lab taşlarda GIA IGI gibi sertifikalar yok, onlar doğal taşlara sertifika veren kurumlar. Lab grownun kendi sertifikaları var, kimin ürettiği görece önemsiz evet, yapay bir taştan bahsediyoruz sonuçta. Renk berraklık istediğiniz gibiyse tamam zaten.


İşin değer kısmına girmeyin hiç, yatırımlık bişey almıyorsunuz, yatırımlık alacaksanız gram altın alacaksınız :)

Bu arada taşta aradığınız renk ve berraklık kriterleri nedir merak ettim.


başka sorunuz varsa cevaplayayım.
0
kumandanim
(03.08.26)
@kumandanim,

GIA ve IGI sertifikaları labgrownlarda da oluyor diye okudum ben? hatta birden fazla yerde okudum sahte mi bu bilgi?

yani anladığım kadarıyla F renk, VS1 berraklık yeterli bana ama çok da kararsızım.

açıkçası en çok çekindiğim şey lab pırlanta alıp da kıymet vermiyormuşum gibi gözükmek. aslında ben görüntüsü daha güzel, daha içe sinen bir şey almak istiyorum. sırf natural olacak diye eşşeğin bi tarafındaki kelebe gibi bir şey almak istemiyorum da. şimdi biri lab-grown diyip bi laf eder vs altında ezilirim diye de tırsmıyor değilim.
0
🌸tchuck
(03.08.26)
Hocam şimdi listeye baktım, düzeltiyorum evet IGI sertifika var ama GIA yok, büyük ihtimalle de olmaz zaten, % 99.9 diyebilirim:)

f vs1 sizin için yeterliyse ok. size şunu söyleyeyim vs1 çok temiz bir taş için kriter ama gerçekten bu kdr temiz bir taş almanıza gerek yok, si1 hatta düzgün bir si2 bile haydi haydi işinizi görür, farkı çıplak gözle göremezsiniz zaten, çıplak göz bir yana lupla bile baksanız göremezsiniz.

O yüzden berraklık yani clarity kriterinizi daha aşağı çekin derim.
F çok güzel beyaz renk bir taştır, bunda da mesela g rengine bakabilirsiniz.

siz bence g renk si2 berraklık istediniz karatta bir taşa bakın, o taşın fiyatı bütçenizi aşmıyorsa bu iş tamamdır. aşıyorsa sonrasını tekrar istişare edelim hocam :)
0
kumandanim
(03.08.26)
@kumandanim abi vallahi şimdi yurtdışu kaynaklara da baktım gia sertifikası var diyor ama uzmanı olduğum bi konu değil zaten kafam da akarışık sdfsd.

G color, si2 berraklıkta ürünler için de yine 1.2 karatta bile 200bin liraları görüyoruz gördüğüm kadarıyla. hani bu ucu ucuna bütçemi karşılar belki ama, bu sefer de karat beklediğimden küçük kalıyor. kafalar allak bullak.
0
🌸tchuck
(03.08.26)
1.2 karat bile demişsiniz aşırı şaşırdım yav. Ben ve arkadaşlarım 0.32 0.40 vs. şeylerle teklif ettik evlendik mutluyuz çok şükür. Normalde buna karşı olan kadınlar da var kimi hiç istemiyor. İsteyen de öyle 1 karat mı istiyor demek vay anasını. Ben olsam eş adayının fikrini alırdım mesela vegan bi kız lab grown'u da ister, dümdüz bi kız illa gerçek taş olacak diyebilir falan.

not: bu arada satışı düşünmeden alıp geçeceksin, zaten boşanırsanız falan kadın satar o da sizi ilgilendirmez :D
0
nhk ni youkosu
(03.08.26)
@nhk,

ben mutluluğa mutsuzuğa dair bir şey mi dedim anlamadım? istediğim modelde karatın biraz daha büyük olması gerekiyor, 1 karatta vs. olması gerekenden küçük duruyor o yüzden "bile" dedim. bir şeyi küçümsemeye çalıştığım veya "bu olmazsa mutsuz olucaz" vs diye değil.
0
🌸tchuck
(03.08.26)
@tchuck, anladım fakat bu işin doğrusu yok işte. Fuzuli olarak şişirilmiş bi piyasada parlak taşlar alıp eşlerimize hediye ediyoruz. Penguenin güzel yuvarlak taşlar bulup eşine vermesi kendini beğendirmesi gibi bişey.

raconu ne diye sorarsan kapitalistler direkt "en az 1 maaş vermelisin" vs. şeyler diyecekler.
0
nhk ni youkosu
(03.08.26)
Bu işin doğrusu yanlışı yok tabi ki. 0,30 doğal pırlanta ile de mutlu olunur 1,00 lable de, mutluluk işini buna endekslemek yanlış bir parametre.

gönlü olmayana 5 ct doğal tektaş yapsan " niye 6 değil bu ? " der. o yüzden herkeste çalışan tek bir mutlak formül yok.

Burada taşın doğal ya da lab olacağı, karatı fln aslında çoğunlukla müstakbel eşinizin hassasiyetlerine göre değişiyor.
+1
kumandanim
(04.08.26)
(8)

laptop/macbook cihazlarınızı nasıl temizliyorsunuz

iwillsee
dış tozlarından nasıl kurtuluyorsunuz* özellikle ekrana ıslak bir şey değdirmeyin diyorlar. klavye kısmının nemli bezle tozunu alsak bile tışların içine tozlar kaçıyor gibi minik süpürge tarzı şeyler kullanışlı mı? her türlü öneriye açığım..
dış tozlarından nasıl kurtuluyorsunuz* özellikle ekrana ıslak bir şey değdirmeyin diyorlar. klavye kısmının nemli bezle tozunu alsak bile tışların içine tozlar kaçıyor gibi minik süpürge tarzı şeyler kullanışlı mı? her türlü öneriye açığım..
0
iwillsee
(02.08.26)
Lcd temizleme spreylerinden kullanıyorum ben, temiz bir mikrofibere abartmadan sıkıp ekranı ve her yerini siliyorum. Aralıklarla bezi da makineye atıyorum. İlk günkü gibi duruyor cihaz (uzun yıllardır).
+1
orient blue
(02.08.26)
laptop ve macbook ayrimi ne alaka anlamadim acikcasi. ikisi de dizustu bilgisayar.

ben monitorlerimi, laptoplarimi, telefonlarimi vsvs hep ayni sekilde temizlerim. once camsil'li bez ile, sonrasinda kuru bezle iyice lekelerden arindiririm. macbook ekrani isikta yansima yaptigi icin ekstra mesai harcamam gerekiyor cunku ekranda leke hic sevmiyorum. yansima onleyici film vardir illaki, her seferinde unutuyorum..

burada dikkat edilmesi gereken nokta; elektronik cihaz temizlerken camsil'i direkt cihaz uzerine degil, mikrofiker bezin ustune sikmak. hatta su an camsil bile yok bende. :)) bim muadili camsil ve bim mikrofiber bezi kullaniyorum ekseriyetle.
0
arakaali
(02.08.26)
@arakaali macbook diye belirtmemin sebebi bir yerlerde macbook ekranında özel kaplama olduğunu herhangi bir sıvı ile azıcık bile olsa silinirse o kaplamanın gittiği vs gibi bişi okumam. ben işin uzmanı değilim özel bi amacım yok ayırırken bu sbebpten ayrıdım
0
🌸iwillsee
(02.08.26)
anladim. o kisim fazla abartili olmus. tiner, aseton gibi cok agir kimyasallar kullanilmadikca problem olmaz. mesela camsil de problem olabilir ona bakarsan ancak ben oyle alistim acikcasi, degistiresim de yok. :)) en garanti yontem direkt alkol ile temizlik. trendyolda kesin vardir, ben eczanemden aliyorum.
0
arakaali
(02.08.26)
İki tane mikrofiber bez kullanıyorum ben, eğer çok tozluysa önce tozunu dağıtıyorum. Sonra ıslak kullandığım bezi duru suyla fısfıslayarak nemlendirip ekranı siliyorum. Hemen sonra da kuru bezle kuruluyorum. Bütün ekranlara yaptığım şey bu. Hepsi pırıl pırıl ilk günkü gibi. Ama mac gıcık biraz bu konuda, herhangi bir tuşa basınca açıldığı için ekranı kapalı tutmak zor oluyor kapalı olmayınca da iyi temizlenip temizlenmediği belli olmuyor.

Kapağı açıp kapatırken parmak izi oluşabiliyor bazen, eğer bunlar sayıca fazlaysa fısfısın içindeki suya bir iki damla sıvı sabun damlatıyorum.
0
akhenaten
(02.08.26)
laptop temizleme sıvısı + gözlük temizleme mendili (kaliteli olanlardan) tertemiz yapıyor.

ıslak mendille de sildim bu arada defalarca bi şey olmuyor.
+2
jelly bear
(02.08.26)
ljlgkdfjlkgfd kasmayın bu kadar. en son nereden yemek yediysem oradan gelen ıslak mendille
0
aguen
(03.08.26)
macbook ekranını 3 harfli marketlerden birinden aldığım gözlük temizleme mendilleriyle siliyorum, baya işe yarıyor.
0
sparky
(03.08.26)
(4)

romantizm'in amacı nedir?

duyurukullanıcısı
özel hissetmek mi? anı yaşamak mı? bi an için dünyadan soyutlanmak mı?niye seviyonuz bunu bu kadar?
özel hissetmek mi? anı yaşamak mı? bi an için dünyadan soyutlanmak mı?

niye seviyonuz bunu bu kadar?
0
duyurukullanıcısı
(02.08.26)
soğuk, soluk, tozlu, kirli, acımasız, tehlikeli, yıpratıcı, acı dolu, çirkin bir dünyaya renk katmak. bütün dünya böyle demiyorum bak. senin dünyan çok pastoral, çok renkli olabilir. bu durumda senin aşkların pastoral olur, bizim ki romantik. romantizm medeniyet ürünüdür. bu sebeple feodal yapılarda romantizm tezatlık oluşturduğundan sinemada, tiyatroda ve edebiyatta absürd durumlar yaratmak için bolca kullanılır. romantizm peşinde koşan köylünün ikilemleri karikatürize edilir.

(bkz: kalk kız soğan doğra)
0
Jazz
(02.08.26)
Romantizmden kastınıza bağlı biraz. Ben duruma göre hem seviyorum hem sevmiyorum örneğin.

Mesela sinematik bir romantizm mi? Bunu sevmiyorum, içten gelmiyor. Daha çok poz işi, normalde konuşmadığın bir tonda konuş, normalde bakmadığın ama kalıpları belli bir şekilde bak, modası geçmiş ağdalı sözler söyle vs. Kötü bence. Arada şaka mahiyetinde yapılırsa severim. Ya da yemek ve ortam hazırlama formatında düşünülüp emek isteyen bir şekildeyse sevebilirim. Romantik pepe olamam.

Bir de içten doğan yakınlaşma ve sevdiğini belli etme amacıyla doğan samimiyet kaynaklı romantizm var. Bunun bir şekli yok, ilişkiye ve kişilere göre değişir. Yukardaki formata benzer de olabilir, kimi osuruğu bile romantizm sayabilir. Önemli olan içten gelen sevgi gösterisi olması. Bunu severim çünkü neden sevmeyeyim? Sevdiğim birinin sevgisini anlaşılacak şekilde göstermesi ya da benim bunu göstermem neden sevilmeyecek bir şey olsun? Özel de hissettirir, birlikte de hissettirir, anı da daha güzel yapar. Kavram olarak sevgi olumlu bir şey değil mi zaten? Ortamda olması istenen bir şey.
0
akhenaten
(02.08.26)
Modern haliyle romantizm tüketim temelli eylemler ile üçüncü şahıslar üzerinden yapılan bir sinyallemedir. Burada sinyallenen şeyler arasında sevgi de vardır ancak tek değildir; tarafların maddi yeterlilikleri, medeni cesaretleri, fiziksel nitelikleri de önemlidir. O yüzden de bu tür eylemler topluluk içinde yapılır ya da sosyal medya üzerinden kalabalıklara duyurulur. Çünkü çift eylemin kendisinden çok üçüncü şahısların eyleme tepkilerine kıymet verir. Tabi işin doğası gereği bu eylemler önce taklit edilir, sonra da ritüelistik hale gelir ve hemen herkes tarafından yapılmaya başlanır. Ta ki birileri farklı bir eylemle gelip yeni bir ritüel başlatıp sarmalı devam ettirinceye kadar.
+1
salihdt
(02.08.26)
Romantizm herkese göre farklı olur ama romantizmin maksadı erkeğin kadını cinsel ilişkiye hazırlamasıdır, kadının da erkeği hazırlamasıdır. Günün öfkelerinden gerilimlerinden uzaklaşmayı sağlamak için, sakinleşip tamamen pozitif bir sevgi iletişimi kurmak için kullanılır. Ama özellikle de kadının psikolojik olarak hazırlığı için lazım. Erkeklerin bünyesi ortada çünkü.
-1
muhayyer divan
(02.08.26)
(6)

Böyle bir durumda dostluğunuzu sürdürür müsünüz?

Geceler
Bir derdiniz var belki de tek derdiniz, en yakın arkadaşlarınızdan biri, dostum dediğiniz insan istese derman bulabilir çok büyük ihtimalle fakat kılını bile kımıldatmıyor. Siz üstü kapalı bu konu hakkında bahsettiğinizde oralı olmuyor, be siz bahsetmeseniz bile onun aslında size bu konuda size des
Bir derdiniz var belki de tek derdiniz, en yakın arkadaşlarınızdan biri, dostum dediğiniz insan istese derman bulabilir çok büyük ihtimalle fakat kılını bile kımıldatmıyor. Siz üstü kapalı bu konu hakkında bahsettiğinizde oralı olmuyor, be siz bahsetmeseniz bile onun aslında size bu konuda size destek vermesi lazım çünkü aynı durumdaydık daha önce. İçten içe haftalarca kırılıyorsunuz bu süreçte. Bu bahsettiğim maddiyat mal mülk türevi gibi bir durum değil kesinlikle.

Böyle bir durumda napardınız?
0
Geceler
(29.07.26)
Öncelikle derdimi üstü kapalı değil, açıkça söyler; yardımcı olup olamayacağını sorardım. Gerçekten haklı sebeplerle yardımcı olmuyorsa sorun yok. Yardımcı olmak istemiyorsa (-ki istemeyebilir, kendi tasarrufu) bu durumda arkadaşlığı sürdürme konusunu tekrar düşünürüm. Ya da daha sınırları belli bir duruma evrilmesini düşünürüm.
+2
strawberry first
(29.07.26)
çok üstü kapalı yazmışsın ne diyeceğimi bilemedim duruma göre değişir şimdi
+4
hakyememyemekyerim
(29.07.26)
Bu kadar az veriyle yorum yapmak zor. Dertlerinizi açıkça anlatsanız daha iyi olur.
+3
ekimoloji
(29.07.26)
Yardım edemeyecek durumda da olabilir... Yardım beklediğinizi üstü kapalı söylemek bir adım, ancak gerçekten yardıma ihtiyacınız varsa konuyu neden açıkça konuşmayasınız? Üstü kapalı söyledim diye dostluk bitirmek baya lüks bir iş. Daha önce aynı durumda olmanızla ilgili bir şey demişsiniz, konu ne bilmiyorum ancak bu bahsettiğiniz durum bu kişi için bir travma da olabilir, artık bu tür bir şeyle karşı karşıya kalmak istemiyor olabilir. Bu da dostluğun diğer tarafı, bazen karşı tarafı anlayıp işinizi kendiniz çözmelisiniz.

Bir de arada düşmanlık yok ki? Dostuklar zaman içinde soğuyup ısınabilir. Eğer her an, her koşulda, her şartta yanımda olmuyorsa hiç olmasın gibi siyah beyaz keskinliğinde düşünmek hayatınızı daha iyi bir hale getirsin sanmıyorum.

Öfkeyle kalkan zararla oturur sözü böyle durumlar için söylenmiş.
+3
akhenaten
(29.07.26)
Bazen insan bazı şeyleri akıl edemez bir tetiklenmeye ihtiyaç duyar, ima etmek yerine açık açık benim bu sorunuma sen bu şekilde yardımcı olabilirsin aslında deyin. Açıklamasını yapacaktır, belki sandığınız gibi değildir çözebilecek durumda değildir belki akıl edememiştir yardımcı olacaktır.
Belki de baştan savıp geçiştirecektir.
Başlıktaki sorunun cevabı biraz bu tepkilerden hangisini vereceğine bağlı.
+2
mutekebbir
(29.07.26)
atama falan gibi bir konuda arkadaşınız ona daha önceden torpil yapmış ve istese size de torpil yapabilecek bir tanıdığı vb. mi var? konuyu yazmadığınız için hayali bir duruma yorum yapmak zor.
0
bobinhoo
(29.07.26)
(4)

bistten önce ne vardi

Purple life
bist acilali 40 sene olmus.bist ve elektronik bankaciliktan önce nasil hisse senedi alinip satiliyordu?
bist acilali 40 sene olmus.
bist ve elektronik bankaciliktan önce nasil hisse senedi alinip satiliyordu?
0
Purple life
(28.07.26)
osmanlı zamanı Dersaadet tahvilat
sonrasında esham ve tahvilat oldu ankaraya taşındı.
cumhuriyet döneminde ise Menkul Kıymetler ve kambiyo borsası oldu.
sonra imkb oldu 2013 yılında da bist oldu. IMKB öncesinde pek işlem yapılamıyordu.
0
croswell
(28.07.26)
tahtakale, bildiginiz tahtaya emir girilen, telefonla alim satim yapilan, hisse senetlerinin fiziksel oldugu zamanlar. ayrica araci kurumlar vardi. insanlar borsayi ya canli canli gidip tahtakale ve araci kurumlarda sozlu emir verip alip satardi. teleteks den borsa takip edilen yillar.
-1
cairo
(28.07.26)
Eskiden kurumdan ya da bankalardan alınıyordu.hamiline veya isme yazılı oluyordu.üzerlerinde kuponlar basılı değerli kğıt şeklindeydi.daha çok karpayı şeklinde çalışıyordu sistem,şirketler gazeteden duyuru yayınlıyorlardı.

Sonra imkb başladı.arkadaş tahtakale yazmış ancak borsa piyasası karaköydeydi.sokaklarda hisse çantacıları anlık al ver yapar,aracı kurumlarda alınan kağıtlar iki gün sonra teslim edilirdi.çuvallarla hisse taşınıyordu.sonra takasbank çıkınca o hisseleri mecidiyeköyde takasbanka götürüp teslim ettik:)eski güzel günler.
0
duptıs
(28.07.26)
BIST (IMKB'nin) öncülleri yukarıda söylenmiş ancak bunlar tam olarak hisse senedi borsası değil esas olarak borçlanma araçlarına dayalı enstrumanlar alınıp satılıyor.

Sadece genel perspektifi anlamaya dönük çok kabaca bir özet yapacağım;

Osmanlı'nın tarım dışı ekonomik sistemini belki liseden hatırlarsınız lonca teşkilatına bağlı çok sıkı denetlenen merkezden her ayrıntısı yönetilen küçük esnafın faaliyetine dayalı bir ekonomik sistemdi. Haliyle özel sermaye birikimi mümkün değildi. Yine haliyle ortada sermayenin yatırıma yönleneceği büyük şirketler yoktu. Bu tarz şeyler Avrupa'da merkantilist sistemin yayılmasıyla bilinir oldu (17.yy) çünkü anonim şirketler ortaya çıktı.

Türkiye'nin serbest piyasa modeline ilk geçişi ise 1980. IMKB ise 86'da başlıyor.

Öncesinde böyle genel geçer sistematik bir şey yok yani. Esas başlangıcı bu. Bu kadar yeni olması sebebiyle zaten ülkecek borsa yatırımı falan çok yok bizde. Böyle bir kültür yok. Şimdi şimdi yatırımcı sayısı artıyor ama bunların da büyük kısmı iddaa gibi görüyor olayı.

Yine de bundan önce tamamen hiçbir şey yok değil galata piyasası ve menkul kıymetler ve kambiyo borsası diye bakabilirsiniz.
+1
akhenaten
(28.07.26)
(5)

Starbucksta soğuklardan ne içiyorsunuz

condom kurşunu
Ben genelde eski üsul iced americano içiyorum, böyle kremalı ağır olmayan başka ne içebilirim
Ben genelde eski üsul iced americano içiyorum, böyle kremalı ağır olmayan başka ne içebilirim
0
condom kurşunu
(25.07.26)
Berry hibiscus
-2
arbre
(25.07.26)
Varsa cold brew, yoksa iced americano
+1
akhenaten
(25.07.26)
Triple-shot iced latte.
0
Amaranta ursula
(25.07.26)
Ristretto
Sütü daha az kahvesi daha yoğun
0
etna
(25.07.26)
nadiren:
ice mocha
>orta boy
>mochasi 9 pump
>buzu tall kepcesinden az

daha da nadiren:
caramel frappuccino
>orta boy
>buzu tall kepcesinden az

yaz da olsa soguk kahve cok tercih etmiyorum.
0
arakaali
(26.07.26)
(5)

Hersene en az bir müşteri genel merkeze şikayet ediyor, nasıl yaklaşayım?

psmstc
Özel sektörde 9.yılım. Sene boyu ilgilenmeme rağmen yıl sonu en az bir kişi genel merkeze şikayet ediyor. Mesleki motivasyonum da artık azaldı bu gibi durumlar nedeniyle. komple bir Kariyer değişimini 10.yılıma girerken yavaştan düşünmeli miyim? İnsanlar çok vefasız değil mi gerçektenÇok teşekkürler
Özel sektörde 9.yılım. Sene boyu ilgilenmeme rağmen yıl sonu en az bir kişi genel merkeze şikayet ediyor. Mesleki motivasyonum da artık azaldı bu gibi durumlar nedeniyle.

komple bir Kariyer değişimini 10.yılıma girerken yavaştan düşünmeli miyim?

İnsanlar çok vefasız değil mi gerçekten

Çok teşekkürler..
-1
psmstc
(24.07.26)
kariyer değişimi ile şikayet edenleri yok etmiş olmayacaksınız. Yeni kariyerinizde daha fazla şikayet edenle de karşılaşabilirsiniz en nihayetinde. Bence siz insanlardan sıkılmışsınız. İnsanlarla muhattap olmayacağınız bir iş yapabiliyorsanız yapın.
0
Jazz
(24.07.26)
İşiniz nedir ve şikayetler neler bilmiyoruz tabi ama müşteri bazen sırf kendisi olayları kabullenemiyor diye de şikayet edebilir. Yani ortada sizden kaynaklı bir sorun yoktur, hatta yapabileceğiniz bir şey de yoktur ancak müşteri yaşadığı tüm bu şeylerden bezmiştir falan... Bunlar illa ki olacak.

Yukarıda dendiği gibi, şikayetler yersizse ve bu şikayetleri inceleyenler de bunun farkındaysa neden bu bir sorun olsun ki? İnsan bu neticede, sorunsuzu yok veya görece sorunsuz biri olduğu halde hayatının her anını sıfır sorunla geçiren de yok. Normalde makul biri olup hayatının saçma bir döneminde size denk gelen de olmuştur. İlla ki olacak.

Bazen insanlara insan olarak yaklaşmak lazım. Yani, belgesel anlatanlar nasıl kertenkeleleri falan doğal ortamında izliyor, öyle. Bunlar da insan.
+1
akhenaten
(24.07.26)
yeterli gerekçe değil ama daha iyi imkanlar mümkünse fırsatları kollayın tabi..
0
anon1m
(24.07.26)
Genel merkeze şikayet edenlerin ortak noktaları neler ?
Şikayet sebepleri genel olarak nedir ?
Şikayet edenler silsilede üstünde veya iş yerinde rakibin olacak kimselerle birlikte anlaşmalı mı hareket ediyorlar ?
Önce bunları düşün.

İkna için yeterli delillerin varsa da bu durumu çok önemseme .
0
diyecevaplandı
(24.07.26)
Valla işi bilmiyorum ama koskoca bir senede yapılan bir şikayet bile gözüne büyük gözüküyorsa bence sorun sendedir.

Yanlış anlama, bu sorun direkt iş ile ilgilidir demiyorum. Daha çok psikolojik ya da karakteristik bir özelliktir bence. Her şeyi en iyi şekilde yapma, herkesi memnun etme takıntısı vs gibi. Ne bileyim insan herkesi her zaman memnun edemeyebileğini bisekil kabullenmeli. Bunun dışında bir de iş arkadaşların da sıkıntı olabilir. Senin stresli olduğunu, panik yaptığını ve sanki sürekli birşeyleri yanlış yaptığını düşünürlerse bir sıkıntıyı ellerinden geldiğince sana yüklemeye de çalışabilirler.

Kısacası, hatasız olmaya çalışma, herkes yanlış yapabilir. Sadece görev tanımını bil ve buna göre davranmaya çalış. 'Müşteri her zaman haklıdır' en büyük yalanlardan biri.
-1
j r r tolkien hayrani
(25.07.26)
(22)

Bu teklifi kabul eder misiniz?

bobinhoo
Diyelim ki 20 yıllık güvendiğiniz bir arkadaşınız var. Öyle boş beleş bir adam değil, ÖSS'de ilk 1000e girmiş, ülkenin saygın üniversitelerinden birinde mühendislik okumuş, yandal, yüksek lisans vb. yapmış, finans dahil farklı sektörlerde çalışmış, kafası da zehir gibi biri olsun.Kendisi batum'daki
Diyelim ki 20 yıllık güvendiğiniz bir arkadaşınız var. Öyle boş beleş bir adam değil, ÖSS'de ilk 1000e girmiş, ülkenin saygın üniversitelerinden birinde mühendislik okumuş, yandal, yüksek lisans vb. yapmış, finans dahil farklı sektörlerde çalışmış, kafası da zehir gibi biri olsun.

Kendisi batum'daki casinoların bazılarında bir oyun bulmuş ve bunun doğru oyun ve strateji ile yenilebileceğini farketmiş (şu 21 filmindekine benzer şekilde). Arkasındaki matematiği kendim doğrulamadım ama bu konuda hata yapacak biri değil kolay kolay.

Yani "bu kupon kesin tutar yeğenim" diyen dayılarla aynı kefeye koymayın diye anlatıyorum.

Size teklifi şu, gel sana oyunu ve stratejiyi güzelce öğreteyim, benim adıma oyna diyor. Tüm parayı o koyacak ortaya, kar da onun, zarar da tamamen onun. Size oynadığınız süre boyunca sabit bir miktar verecek kar da olsa zarar da olsa (oynadığınız saat başına 100 dolar mesela). Kar olması durumda da %1 pay.

Tüm ulaşım, konaklama masrafları da ona ait, yani sizin aldığınız hiç bir risk yok maddi olarak; maaşlı eleman gibi.

Ha tabi akla ilk gelen soru "kendisi niye oynamıyor?" olacaktır. Zaten uzun süre oynamış ve casinolar belli bir yerden sonra bunun o oyunda kaybetmediğini fark edip, onu o oyundan blacklist etmişler. Oyuna oturmaya çalıştığında oradaki çalışanlar gelip, bu oyunu oynamanızı istemiyoruz diyorlar kibarca.

Belli bir yerden sonra siz de blacklist olacaksınız muhtemelen, ama öyle arka odalarda dayak yemek falan gibi bir şeyler yok kesinlikle.

Malum kumar insanları en çok korkutan kötü alışkanlıklardan biri son zamanlarda, sırf işin içinde kumar var diye çekinip kabul etmez misiniz? Yoksa bu şartları baba oğluna sunmaz deyip kabul eder misiniz?
📊 Teklifi kabul eder misiniz?

Bu anket sona erdi. 66 oy kullanıldı.

-1
bobinhoo
(24.07.26)
Kabul etmem, bu yaştan sonra oturup ders çalışır gibi kafama bir şeyler dolduramam.
Birisi için de kendimi blackliste aldırmak istemem.
Sadece masraflarımı değil kardan da pay verecek olsa biraz daha düşünürdüm üzerine ama değmez.
0
mutekebbir
(24.07.26)
hocam bu şekilde kolay yoldan para kazanmanın tadını alırsanız, maaşlı işle para kazanmak zor gelir size. kolay yoldan para kazanma peşine düşüp kumar/sanal kumar bağımlılığına düşebilirsiniz. bence hiç bulaşmayın, zira bir noktada psikolojiniz bozulabilir.
+7
shadowfollower
(24.07.26)
"ÖSS'de ilk 1000e girmiş, ülkenin saygın üniversitelerinden birinde mühendislik okumuş, yandal, yüksek lisans vb. yapmış, finans dahil farklı sektörlerde çalışmış, kafası da zehir gibi biri olsun."

Bunlar hiçbir şeyin garantisi değil. Tam tersine böyle insanlar kendi zekalarının her şeye uzandığını zannedip egolarına yenik düşerek çok pis tornaya gelebiliyorlar.
+8
peki madem
(24.07.26)
beyin her daim üşengeç ve kolaycı bir organdır. büyük paraları kolay yolla kazanır ve buna alışırsanız. ekonomik zorlukta kaldığınızda mantıksız hareket eder ve hata yaparsınız. bağımlılıkla ilgili yapılan çalışmalarda bağımlılığın tamamen sönümlenmediği ve yok olmadığı belirtiliyor. bağımlılık konusunda yani 1 kereden bir şey olmaz denilen söylem yanlış bir söylem. eğer bağımlılıkla ilgili bir gen var ve sizdeki bu gen bağımlılığa yatkın değilse bu teklifi değerlendirin.
0
mikahakkinen
(24.07.26)
'İlerde kumar bağımlısı olacağım ama o zamana kadar iyi para kazanacağım bir fırsat geçti elime.' diyorsunuz yani?

Bir de;
'ama öyle arka odalarda dayak yemek falan gibi bir şeyler yok kesinlikle.' demişsiniz de, bu kesin bilgiden nasıl emin oldunuz öyle? Adamlar eninde sonunda uyanınacaklar ve finalde dayakla kurtarabilir misiniz acaba?
+3
Mirket
(24.07.26)
Madem bu kadar garanti bir yol bulmus Batum'da degil dunyanin geri kalanindaki casinolarda da geze geze ayni taktigi uygulayabilir. Ya da arada kucuk kucuk kaybedip en sonda buyuk kazanip gider taktik farkedilmesin diye.

Bir casino mudurunun videosu vardi, kendini en zeki zannedip sistemi yenebilecegi dusunenler egolari sebebiyle en cok kaybedenlerdir diye.
+6
sertac akin
(24.07.26)
Eğer ortada cidden çözülmüş bir algoritma varsa bu kumar olmuyor ki zaten? Ancak kumar olmadığı için iyi bir durum da oluşmuyor çünkü yapılan iş çok büyük ihtimalle legal değildir. Tutup da Gürcistan'ın casino mevzuatını bilemem tabi ancak tarif ettiğiniz şey en hafif tanımıyla gri bir alanda kalıyor. Çünkü o makinalar şans oyunu amaçlı tasarlandı, siz bunun etrafından dolaşırsanız ve risksiz fayda sağlarsanız bu objektif şekilde "hortumlama" oluyor. Elbet bir yasal yaptırımı vardır eğer yaptığınız ispatlanabilirse.

Ben düz adamım, tutup "ya bir şey olmaz olum ya" düsturuyla sırf başkasına bir şey olmadı diye bir kumarhanenin sistemindeki açıktan faydalanmak üzere yurt dışına çıkmam :D Çok fantastik bir şey bu.

Bu seçimimde "kumar kötü bir şey" gibi genel geçer bir ahlaki tutumun zerre alakası yok. Çünkü zaten ortada kumar yok. Mesele bundan çok da riskli bir şey.
+1
akhenaten
(24.07.26)
ben oynarım arkadaşınıza iletebilirsiniz 2009 öss sıralamam 10907
0
rajkoothrapali
(24.07.26)
arkadaşınız sizin ulaşım, konaklama, yeme içme gibi masraflarınızı karşılayacak. maaş verecek. kar ederseniz pay verecek. dayak yeme şansınız da yok.

kabul etmemek için ne sebebiniz var ki?
-1
co2s2
(24.07.26)
Arkadaşlar benzer işi binlerce insan Blackjack oyununda ABD'de yapıyor zaten, dayak mayak gibi şeyler söz konusu değil. Ortada yasal olmayan da bir şey yok (hile vb.). Zaten random sokaktan çevirdiğiniz herkesin yapabileceği bir şey de değil, biraz sayısal zeka ve bol bol pratik gerektiriyor. Bu yüzden adam herkese teklif edemiyor bu işi, altından kalkabileceğine inandığı ve güvendiği insanlara ediyor.
-1
🌸bobinhoo
(24.07.26)
Eee Yap o zaman. Bize ne sordun?
0
Mirket
(24.07.26)
@Mirket

Sorunun neresine bana böyle bir teklif geldi, lütfen akıl verin arkadaşlar dedim acaba?
Bu konuya çevremdeki insanların tepkilerinden sonra random başka insanlar böyle bir teklife nasıl bakar diye kamuoyu araştırması yapıyorum sadece.
-1
🌸bobinhoo
(24.07.26)
bir kaç haftalığına yapılabilecek bir şey, zaten sürekli kazanırsanız çok uzun ömürlü olmayacaktır oyununuz. kendinizde kumar bağımlısı olma potansiyeli görmüyor, rasyonel düşünebiliyorsanız güzel teklif, ben kabul ederdim.
0
atom karincanin torunu
(24.07.26)
Yeterli vaktim varsa yapardım muhtemelen.
0
kumandanim
(24.07.26)
macera arıyorsanız ne duruyorsunuz?

ama biz çok makine çözen adamlar gördük. dikkat edin size kredi çektirmesin orada. para hazır göndereceğim paranın çözülmesini bekliyorum diye :)
0
Jazz
(24.07.26)
Bitik durumda ve beni gözüne kestirdi diye düşünürüm. Kumar bağımlılığı zeki insanları daha çok içine çekiyor. Karakterini de değiştirdiği malum olduğuna göre amaç beni bir şekilde Romanya'ya çekmek ve bir planın içinde yok etmek olabilir.

Kumara alıştırmak, kumarhaneden komisyon koparmak, orada tanıştığı kişilere yem etmek dahil herşey aklıma gelirdi. Terslerdim
+1
hebanon
(24.07.26)
Valla açıkcası kumar ile ilgili hiçbir şeyi kabul etmem, olanları görüyoruz işte tekrar açıklamaya gerek yok. Ama gene de sorunuza bir yanıt verecek olursam bunu detaylandırayım:

1. Güvenilir arkadaş kısmı çok önemli. Sizin anlattığınızdan da kendisinin zeki biri olduğu izlenimini alıyoruz. Bu arkadaşınızın mevcut ekonomik, iş/kariyer, ailevi durumunu iyice bir gözden geçirin. Hiç ummayacağınız şeyler ile karşılaşmamak adına ilk test bu, insanların zamanla nasıl değiştiğini bilemeyiz.

2. Arkadaşınız paraya, servete önem veren birisi mi? Ne kadar büyük kazançlardan, paralardan söz ediyoruz ki kendisi bu dümeni sürdürmek istiyor? Neden daha fazlasının peşinde olduğunu iyice bir anlamaya çalışın, olasılıkları tartın. Belli ki daha önce hiç bilmediğiniz bir dünya bu kumarhane dünyası, karar vermeden önce 2 kere düşünün.

3. Size sunulan teklif "Gerçek olamayacak kadar güzel". Tüm masraflar arkadaşınıza ait, zararı da o üsteleniyor. Üstüne size maaş ödüyor ve kazançtan da % veriyor. Burada ya para çok tatlı ya da başka riskler var. Ayrıca arkadaşlığınızın içine para, hele de böyle bir ortaklık ilişkisi girerse istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir. Bunu göze alabilecek misiniz onun da yanıtını vermelisiniz. Bir de; sizin bu paraya ihtiyacınız var mı bu da önemli. Çok sıkıntıda olan bir insan için eğer gerçek ise büyük bir fırsat olabilir. Öte yandan işin bir de kumar bağımlılığı, hayatın alt üst olma olasılığı var. Her şey bir yana; riske atılacak şey çok büyük.

Ben "Duruma göre değişir" diye yanıtladım ama kuvvetle muhtemel bu teklifi kabul etmezdim.
+2
burka
(24.07.26)
Kafası zehir gibi olan biri kumarla kafayı zehirlemiş görünüyor .
Güç zehirlenmesi de böyle bir şey .
Hiç bu işlere girmeyin .
+1
diyecevaplandı
(24.07.26)
kendim kumara meyilli oldugum icin kabul etmezdim, cunku harbiden dogru cikarsa - ki bence dogru cikma olasiligi, 6/49 tutturmandan daha dusuk- isi gucu birakip butun mesaiyi kara listeye girene kadar ona harcarim.

ama yok kumar bana cekici gelmiyor diyorsan, bir de macera pesinde isen, denenebilir.

bir oneri, baslamak icin kesinlikle retainer alirim, yani hesaba bir $5000 attiririm, ordan harcarim. diyelim ki $500 kaldi ve pek kazanamadiniz, bir $5000 daha koymadan devam etmem, donerim. eksiye dusmem hicbir sekilde.

bir de %1 bence komik bir komisyon. ilk etapta saat ucreti OK ama harbiden kazanma durumu varsa komple komisyona ceviririm, 50/50 gibi.
0
cooperr
(24.07.26)
Hayatta kabul etmezdim. Bu teklif sonrasında da direkt uzaklaşır ve görüşmezdim sözde arkadaşımla.
0
j r r tolkien hayrani
(25.07.26)
Oyunda büyük bir tasarım hatası yoksa ya da arkadaşınız Laplace'ın Şeytanı falan değilse en iyi ihtimalle ağır kolpa sıkıyor ya da daha kötü bir niyeti var. Bedava peynir fare kapanında olur
0
fatihdr
(25.07.26)
Kibarca(şüpheli).
Adamlar bir şekilde aranızda bağlantı kurarsa sıkıntı olur. Neticede kumarhane,kasa kazanır.bir oyun kaybettirmeye başlarsa adamlar bunu inceler bence.dertsiz başıjıza dert almayın
0
denizciman
(25.07.26)
(16)

Bunun karşılığında sizce ücret istemeli miyim?

seni tanıdığım güne lanet olsun
İki yıl önce Twitter’da tanıştığım, hiç yüz yüze gelmesek de sürekli iletişimde olduğumuz yakın bir arkadaşım var. Aramızdaki bağa ve samimiyete güvenerek normalde 1.500–2.000 TL değerindeki bir işi kendisine tamamen ücretsiz yaptım. Ara sıra da piyasa değeri 300–500 TL olan ufak tefek ricalarını ge
İki yıl önce Twitter’da tanıştığım, hiç yüz yüze gelmesek de sürekli iletişimde olduğumuz yakın bir arkadaşım var. Aramızdaki bağa ve samimiyete güvenerek normalde 1.500–2.000 TL değerindeki bir işi kendisine tamamen ücretsiz yaptım. Ara sıra da piyasa değeri 300–500 TL olan ufak tefek ricalarını geri çevirmiyorum.

Arkadaşımın sosyal medyada ciddi bir takipçi kitlesi ve yüksek etkileşimi var. Paylaşımlarında benden bir arkadaşım şeklinde sık sık övgüyle bahsediyor, zaten benim doğrudan bu iş için kullandığım bir sosyal medya hesabım yok. Son zamanlarda onun arkadaşları ve takipçileri de benden aynı işleri ücretsiz yapmamı onun aracılığıyla talep etmeye başladı "Bize de yapar mı?" şeklinde. Bu benim inanılmaz vaktimi alan ya da beni yoran bir şey değil. Ama hiç tanımadığım insanlar için de normalde ücret aldığım bir şeyi yapmak istemiyorum.

Şimdi bu insanlardan ücret talep etsem arkadaşıma veya diğerlerine karşı yanlış anlaşılır mıyım emin değilim. Ufak bir iş için 100-150 TL gibi sembolik bir ücret mi istesem ona da değmez gibi geliyor. Sizce nasıl bir yol izlemeliyim? Hiç bu topa girmeyip senin dışında kimseye yapmak istemiyorum mu desem?
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(22.07.26)
tabii ki ücret talep etmelisiniz. diğer insanlar tanıdığınız değil, bir şey değil. sonuçta zaman harcıyorsunuz. belki tanıdık aracılığıyla gelenlere indirim kodu tanımlayabilirsiniz.

ücretsiz yaparak aslında bu işi yapan diğer insanlara zarar veriyorsunuz, piyasayı düşürüyorsunuz bir bakıma. emekçi açısından hoş bir durum değil.
+9
eileengray
(22.07.26)
Ücret istememek mantıksız, kesinlikle isteyin:)
+6
kendimefotograflarim
(22.07.26)
tam olarak (bkz: yapılan iyiliğin görev haline gelmesi) durumu. sizi tanıtmış olması güzel karşılıklı kazan kazan olmuş siz bu işi hobi olarak mı yapıyorsunuz gelir elde etme maksadınız yok mu bilmiyorum ama en değerli şey vaktiniz.

Cüzi de olsa bir karşılık talep etmeniz sınırınızı çizmeniz iyi olacaktır.
+5
anon1m
(22.07.26)
"Yanlış anlaşılır mıyım?" Demişsiniz. Sorunuzun kökü burada aslında. Bence ücret almazsanız yanlış anlaşılmış olursunuz, siz hayır kurumu musunuz? Siz bu işi yapan birisiniz ve tam olarak böyle anlaşılmanız gerekiyor.
+4
akhenaten
(22.07.26)
Ortağım var, bu işleri onunla beraber yapıyoruz, ben ücret almasam bile ortağım profesyonel olarak yapıyor bu işi ve ondan ücretsiz bir şey yapmasını isteyemem
Dersin, hem sen sıyrılmış olursun hem de yaptığın işin karşılığını almış olursun.
+1
etna
(22.07.26)
Ortağım olmadığını biliyor açıkçası :) zaten işten ziyade uzun zamandır hobi olarak kendi çok yakın çevreme nadiren yaptığım bir şey bu, 4-5 yıl önce bunun üzerinden para kazanmayı bırakmıştım.
0
🌸seni tanıdığım güne lanet olsun
(22.07.26)
Bağış karşılığı yapabilirsiniz para kazanma amacınız yoksa. Ama bedava yapmayın derim.
+1
elorelia
(22.07.26)
arkadaşınıza bu işi para ile yapacağınızı, kendisi tanıtım yaptığı için de ona komisyon verebileceğinizi, hatta bazı takipçilere etkinlik, kura vs. adı altında bedava ürün verebielceğinizi söyleyin. iki taraf için de kazançlı olur gibi. lafa giriş olarak da "bunlar az da olsa vakit alan işler, açıkçası ücretiz ürün vererek emeğimin küçümsenmesini/yok sayılmasını istemem. ben bu işler için x miktar para almayı düşünüyorum, hatta senin aracılığınla geldikleri için sana da komisyon verebilirim. sen ne düşünüyorsun?" diye sorabilirsiniz bence.
0
shadowfollower
(22.07.26)
Fakir bir kaç aile belirle onlara versinler ücreti. sonrasında işi yap .
Böyle şeyler suistimal edilmeye de açıktır

Onlardan hiç para istememek olmaz .
0
diyecevaplandı
(22.07.26)
Senden baskasina yapmiyorum de. 100 tl ucret istemek sana iyi hissettirmicek
0
üğpoıuy
(22.07.26)
barter yap, ücretsiz yaptığın işler kaşılığı senin reklamını yapsın-sana iş getirsin.
böylece ondan 2000tl tahsil etmeyerek 20.000 tl değerinde reklam yaptırabilirsin.
0
orpheus
(23.07.26)
Rondak
(23.07.26)
para istemen beklenen ve normal bir hareket.
+2
duyuruuser
(23.07.26)
if you are good at something never do it for free.
0
kumandanim
(23.07.26)
emek ve ayırdığınız zaman için ücret talep etmelisiniz. emeğinizi ücretlendirmediğiniz takdirde karşı taraf işinizi küçümseyecektir ve bu da istenmeyen sonuçlar doğurur. sembolik de olsa bir fiyat verin.
0
kurmalifare
(24.07.26)
takipçisi var diyorsun. bu işi resmiyete döküp para kazanmaya baksana? site şirket neyse kur işte yap.
0
avatar is back
(24.07.26)
(3)

Muhasebecilere hala nasıl çok iş oluyor Ai devriminde

benaslindayohum
Dijitalleşmeyen alışveriş kalmadı gibi bir şey… Hala muhasebe programları tek başına neden yetmiyor?
Dijitalleşmeyen alışveriş kalmadı gibi bir şey… Hala muhasebe programları tek başına neden yetmiyor?
0
benaslindayohum
(19.07.26)
doğal dil modelleri deterministik veri setine ihtiyaç duyar. bizim yasalar yönetmelikler baştan savma, muğlak ve çelişkilerle dolu. şuanki en güçlü modelleri dahi yanıltır.
+2
redlinetheturk
(20.07.26)
1-2 yıla baya azalır ihtiyaç tamamen biter mi ne zaman biter bilmiyorum ama epey azalacak ihtiyaç... bu durum çoğu beyaz yaka işi için geçerli.
0
Sebastian
(20.07.26)
Muhasebe o kadar teknik bir iş ki otomasyonu için yapay zekaya bile gerek yok ki aslında. Ama muhasebe aynı zamanda çok kritik bir iş. Para mevzubahis çünkü, tonla hukuki sorumluluğu da var. Şaka değil olay. Bu açıdan yapay zekanın muhasebe konusunda güvenilirliği için henüz çok zaman var. Her şey için böyle aslında. Şirketler bu tip kullanıma yönelik denemeler yapmıyor değil, ancak bu neden hadi hop diye muhasebenin ana taşıyıcılığını yapay zekaya bırakalım anlamına gelsin ki? Böyle olmuyor ki bu işler...

Yapay zeka yargıçlar da kağıt üstünde mümkün örneğin. Ama yeterli mi? İnsan hata yapınca sorumluluğunu yükleniyor. Yapay zekanın hatasının sorumluluğu kime ait? Henüz bu tip konulara yönelik bir mevzuat bile yok. Şirketinizin yz kaynaklı yaşayacağı bir mali krizde hukuken ortada kalmayı göze alabilir misiniz siz?
0
akhenaten
(20.07.26)
(2)

Kadınlardan duygusal ilişkilerde korkuyorum

bonaparte
Bilmiyorum benim durum nasıl açıklanır ama hakikaten insanların az da olsa negatif haraketleri çok gözüme batıyor, kafaya takıyorum aslında anlayışlı, sebep sonuç ilişkisini kavramaya çalışan birisiyim ama bazen de karşı tarafın anlam veremediğim haraketleri katı tutumu agresif tavrı eğer aydınlatı
Bilmiyorum benim durum nasıl açıklanır ama hakikaten insanların az da olsa negatif haraketleri çok gözüme batıyor, kafaya takıyorum aslında anlayışlı, sebep sonuç ilişkisini kavramaya çalışan birisiyim ama bazen de karşı tarafın anlam veremediğim haraketleri katı tutumu agresif tavrı eğer aydınlatılmaz isem bunun bana karşı olmadığı hakkında, soğuyorum, zira ben samimi ve içten olmaya dikkat ediyorum. Belki ben biraz sivriyim ama hayal kırıklığı oluyor. Kadınlar ile nasıl anlaşabilirim yaşım 30 sonu sanki 20 li yaşlarda fazla dert etmiyordum. Kimse mükemmel değil ama eğer tavır bana karşı değil ise açıklama bekliyorum yoksa tavır benim yüzünde mi diye düşünüyorum. Ve ilişkiyi iyi etkilemiyor. Ne dersiniz?
-1
bonaparte
(16.07.26)
kendini taniyip sevmelisin.

tani: neyi neden sevdigini, neden hoslanmadigini bilmek isini kolaylastiracak.
sevmek: ben niye boyleyim demek yerine, ben boyleyim demek gerek.

zira soyledigin seyler dunyanin neresine gidersen soguma sebebidir. ulkede erkeklerin primitif gudulerle birey olamamis kadinlarin sacma sapan trip, kiskanclik, histeri, premsesliklerine katlaniyor olmasi dogru oldugu anlamina gelmez. sen yolundan sasma.
0
buenosdias
(16.07.26)
Hayatı boyunca bazı durumlarda kızıp sinirlenmeden yaşayan bir insan zannediyorum hiç yaşamamıştır. Yani birlikte olduğunuz insan %100 olasılıkla bir noktada bir şeylere kızıp sinirlenecek. Bunlardan bazısı sizinle alakalı bazısı başka şeylerle alakalı olacak. Bunlardan bazısında haklı, bazısında haksız olacak. Bu kaçınılmaz.

Eğer kaçınılmaz bir durum sizin birinden soğumanıza yol açıyorsa belki şu anki bakış açınızın yanlış olabileceğini kabul edebilirsiniz. Bunun bir yöntemi yok, bu kabule dayalı bir şey. Bir daha böyle bir durumda kalırsanız ondan bir açıklama beklemek yerine işin aslını siz sorabilir ve eğer sizle ilgiliyse haklılık payını ölçüp, soğumak yerine daha uzlaşmacı şekilde yaklaşabilirsiniz.

Hayatta her zaman kendi istediği olan birisi de yoktur. Haliyle şu da %100 olasılık ki, bazı noktalarda zorunlu olarak taviz vermeniz gerekecek durumlarla karşılaşacaksınız. Sadece, bu tavizlerin boyutu ve sıklığı önemli. Elbette her zaman sizin taviz vermeniz gerekiyorsa bu da ayrı bir sorun olur ama şimdilik sizin için böyle bir tehlike yok gibi duruyor anlattıklarınızdan.
0
akhenaten
(16.07.26)
(15)

Neyin özlemini yaşıyorsun?

Lh12
Kendi adına, ülke adına?
Kendi adına, ülke adına?
-1
Lh12
(14.07.26)
Bir haftadır sağlık, iki aydır düzenli gelirin özlemi içerisindeyim.
0
sekizdokuzon
(14.07.26)
kafa rahatlığı, yarın ne olacak diye düşünmeme...
+1
co2s2
(14.07.26)
Kadıköy'ün hareketliğini ve Haldun Taner Tiyatro Sahnesini.

Gene hareketli ama kendimi de dahil ederek sanki NPC'e dönüşmüş gibi. Haldun Taner Tiyatro Sahnesini kalmadı zaten.
0
put it in your appropriate place
(14.07.26)
Eski neşemi çok özlüyorum
0
liynet62
(14.07.26)
Dört mevsim.
Hep yaz insanıyım derim ama aslında bahar insanıymışım, sonbaharı olsun ilkbaharı olsun, ne kadar güzel günlermiş yaşarken hep yaz yolu gözlediğim için kıymetini bilememişim.
0
mutekebbir
(14.07.26)
Kendimi çok özlüyorum.
0
apocalipy
(14.07.26)
uzun vadeli plan yapabilme
0
bartholomew87
(14.07.26)
kesinlikle eski kendimi...
0
sweetoffice
(14.07.26)
Pek çok şeyin özlemini yaşıyorum ama şu an en baskın olan kış özlemim, bahar da olur, ülke adına birşeylere özlem duyamayacak kadar karamsarmışım bu soru ile farkına vardım.
0
(14.07.26)
2000'lerdeki interneti özlüyorum ben. Sadece biz çoluk çocuklar, arkadaş çevreleri ve arada da çevresinden farklı entel dantel yetişkinler vardı. Baya nezih ve güzel bir ortamdı. Artık iyice kamusal alana döndü. Her yer reklam, her şey ücretli, botlar ve kalitesiz ai içerikler her yerde. Üzücü bir şey.
+3
akhenaten
(14.07.26)
bayramlardaki boş ve sakin istanbul'u
+2
alester
(14.07.26)
Subat ayindaki vietnam gezim :(

Keske böyle bazi seylerin cok güzel olacagini o ani yasamadan bilsek :)
0
Purple life
(14.07.26)
Eski internet olabilir. Bize sürekli bir şeyler satmak üzerine olmayan. Bir de hayatımızda telefonun yeri keşke bu kadar olmasa diyorum.
+1
logisticsmanager
(14.07.26)
19 yıl önce kaybettiğim canım dostumu ve yakın zamanda kaybettiğim muhabbet kuşumu çok özlüyorum. Keşke ikiside hayatta olsalardı.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(15.07.26)
(bkz: paypal)
0
halitkin
(15.07.26)
(6)

Sivilce lekeleri

yaren
Merhabalar Çok koyu renk sivilce lekelerim var. Sivilce çıkıyor ama farkında olmuyorum, kaşınınca kaşıyorum haliyle ama hart diye yüklenmiş oluyorum, yaralanıyor veya bildiğiniz sıkıyorum o sivilceyi çünkü sıkmazsam çok beter bir hale gelecek görüyorum falan. Tabii orası hırpalanıyor ve leke kalıyor
Merhabalar

Çok koyu renk sivilce lekelerim var. Sivilce çıkıyor ama farkında olmuyorum, kaşınınca kaşıyorum haliyle ama hart diye yüklenmiş oluyorum, yaralanıyor veya bildiğiniz sıkıyorum o sivilceyi çünkü sıkmazsam çok beter bir hale gelecek görüyorum falan. Tabii orası hırpalanıyor ve leke kalıyor. Sadece leke ama, yara değil.

Bu lekeleri nasıl gideririm? Evet sivilcenle oynama tamam ama onun dışında bir formül bir çözüm bir bişey var mı? Mümkünse en doğalından olsa harikasyon ama öyle bişey yoksa ne dersiniz ne kullanılır? Cinsiyet: en bayanından bayan.
0
yaren
(13.07.26)
doğal olanı kantaron yağı olmayanı madecassol.

başka ilaçlar, yöntemler de var. bunlarla başla olmazsa yine sor.
+1
gabe h coud
(13.07.26)
Azelaik asit kullanabilirsiniz.
+1
auroraaurora
(13.07.26)
(bkz: acnelyse) Her ne kadar reçetesiz satılsa da kontrollü kullanmak lazım.
+1
Amaranta ursula
(13.07.26)
Expigment vb. %4 hidrokinon içerikli kremler doğrudan asli görevi leke giderici olan ürünler ancak özellikle yüzde dikkat edilmeli, çünkü bizzat kremin kendisi uygun kullanılmadığında travma kaynaklı lekeye sebep olabiliyor. Ayrıca bunu kullanırken mutlak surette güneş kremi de kullanmalısınız.

Ama buradan şuna varmaya çalışıyorum "yüzümdeki sivilce lekelerini geçirmek istiyorum" konusu dermatolojiye gitmek için geçerli bir sebep ve size reçete edebilecekleri hidrokinon da dahil ilaçlar var. Ve doktora gitmek ücretsiz.

Haliyle çok uzun süreli etki süresi olan kozmetikleri kullanmaktansa doktora gidip derdinize çözüm olacak şeyler ve üstüne doğru kullanım önerileri alabilirsiniz. Bence çok iyi olay.
0
akhenaten
(13.07.26)
@akhenaten

Son birkaç seferdir yaşadıklarımdan dolayı doktorlara güvenmiyorum, güneş kremi meselesine hiçbir zaman inanmamışımdır ayrıca, güneş alerjim olduğu halde. Zaten bütün amacım bu lekeleri olabildiğince doğal yöntemlerle gidermek, buna yaşam tarzı değişikliği bile dahil. İlla ki dermokozmetik kullanacak olursam o zaman doktora giderim diye düşünüyorum, çünkü doktorların çol büyük çoğunluğu doğal yaklaşımlardan nefret ediyorlar, aksine bilmeleri ve desteklemeleri gerekir. Ama maalesef vahşi kapitalizmin kölesi olarak yaşıyorlar ve bizi de buna itiyorlar. Üstelik bu ara sıklıkla yanlış tedavi uygular oldular. Hiç güvenim yok açıkçası.
0
🌸yaren
(14.07.26)
Scar bantları var ameliyat sonrası iz kalmaması için kullanılıyor bu tarz işlerde de faydası olduğunu duydum
+1
apocalipy
(14.07.26)
(33)

Zengin olur olmaz alacağınız o ilk ürün ne?

egerbiryolcu
Diyelim miras kaldıPiyango vurduFenomen oldunuz vs vs vsO gün geldi ve artık para harcamaktan cekinmeyeceginiz bir durumdasiniz. Ne alırdınız koşa koşa (ürün, deneyim, hizmet, egitim... Kategoriler sınırsız)
Diyelim miras kaldı
Piyango vurdu
Fenomen oldunuz vs vs vs

O gün geldi ve artık para harcamaktan cekinmeyeceginiz bir durumdasiniz. Ne alırdınız koşa koşa (ürün, deneyim, hizmet, egitim... Kategoriler sınırsız)
0
egerbiryolcu
(10.07.26)
İlk olarak kendime bir İtalya tatili hediye ederdim. Maddi bir şey aklıma gelmedi.
+2
ekimoloji
(10.07.26)
en baştan başlayarak dünyanın en zenginlerini temizleyip yüreklere korku salacak bir PMC.

o kadar uzun boylu değil dersen havuzlu bir villa. ama suyu kapitalist kanından kıpkırmızı olsun. ona da yok diyorsan tamam normal su. kendi havuzumuzda biz yüzelim bari onlar yüzmesin.
-3
der meister
(10.07.26)
Valla miktar tam olarak belli olmadigi icin yorum yapmak zor ama oyunbozanlik etmeyip cevap veririsem; ilk olarak isten istifa ederdim. Sonrasinda alacagim ilk sey uzun zamandir gozume kestirdigim bir ada olurdu.
+1
j r r tolkien hayrani
(10.07.26)
Geçen sene de sorulmuştu benzer bir şey, konuşma ben konuşuyorum daha bitirmedim'un verdiği cevaba hatırladıkça gülüyorum ama cevaba katılıyorum aynı zamanda.Kendime ada alıp çevresini 10m yüksekliğinde jiletli telle güçlendirilmiş duvarla çevirirdim. İnsanlardan uzak yaşardım.
+1
alice in potatoland
(10.07.26)
Böyle bir ürün yok, ama böyle bir kategori var. Benim mobilya ve eşyalarda malzeme takıntım var. Plastik, mdf, laminant, alüminyum gibi malzemeleri sevmiyorum. Evdeki eşyaları doğru düzgün bir ahşap, mermer, bronz gibi gerçek değeri olan ve özel üretim şeylerle değiştirmeye başlardım. Düşününce cidden taklit şeylerle yaşıyoruz.
+7
akhenaten
(10.07.26)
Şimdi bir yorumda bulanacağım hepiniz bana düşman olacaksınız. Mahallede muhallebi yemiştim ben.
-7
gobekliraki
(10.07.26)
M5
-2
mikahakkinen
(10.07.26)
100 milyon tl mi kaldı
1 milyar tl mi ? arada baya fark var.
100 e zaten bir ev bir araba yarıdan fazlası gitti.
0
jamswety
(10.07.26)
Ekibiyle birlikte yat
+1
gabe h coud
(10.07.26)
aloha snackbar 3
(10.07.26)
Pay to win oyunlarında sınırsız para harcamak gerçekten keşke sabancı olsaydım dediğim tek an oyunlara para harcamak isteyip de harcayamadığım zamanlar
0
Hallegadola
(10.07.26)
Cruise ile dünya turu, yaklaşık 1 sene sürenlerden
+1
su olsam ates olsam
(10.07.26)
Valla en büyük hayalim yaşamak için çalışmak zorunda olmadığım bir hayat olduğu için muhtemelen pasif gelir getirecek işlere yatırırım bir kısmını önce, sonra da herhalde ilk iş güzel bir yemek yerim.
+5
Amaranta ursula
(11.07.26)
Evi boyatırım artık herhalde...
+4
dilemma of subscribtionability
(11.07.26)
vizyonsuz birisi olduğum için alacağım ilk şey bmw m5 touring olurdu.
0
false pretension
(11.07.26)
911
0
cooperr
(11.07.26)
1. İlk önce sakin bir yerde, konforlu bir otele gidip bu durumu sindirir, sakin kafayla düşünürken eksiseyler.com rehberi okurdum.

2. İşimi, düzenimi kurduktan sonra (iş dediğime bakmayın, para için çalışmayacağım) sakin, güzel bir ev inşaa ettirirdim. Bir tane zeytin koruluğunda yer alan ahşap bir klübe, ayrıca farklı bir yerde, yüksek bir tepede etrafa hakim gene ahşap bir gözlem evi. Tercihen ulaşımı zor olmayan, birbirlerine yakın yerler olmasını isterdim. Uzun seyahatler gerektirmesin, en fazla birkaç saat içinde ulaşabileyim. Bisiklet ile gideceksem de gün içinde varayım.

3. Bisikletin teknik yapısına, parçalarına hakim olabileceğim, bakım ve onarımını gözü kapalı yapabileceğim eğitimler almak isterdim. Gerekirse adım adım ilerleyerek sektörde öncü markaların çalışmalarına katılır, profesyonel bisiklet yarışlarının teknisyenliğini yapacak düzeye çıkmak isterdim. Adamlar da beni "Gel lan öğretelim" diye kabul etmeyeceğine göre parasını vermem gerekirdi haliyle.

4. Gene bu eğitim sonrasında niş bir bisiklet atölyesi açardım. Sektördeki vizyoner adamları toplayıp düzenli olarak onlarla görüşürdüm. Profesyonel yarışçıları, farklı disiplinlerdeki bisikletçileri davet eder, ağırlardım. Karşılığında da deneyimlerini bizimle, gelen insanlarla, özellikle de çocuklarla paylaşmalarını isterdim. Atölye 7/24 açık olurdu. Tüm bisikletçilerin tamir ve onarımlarını ücretsiz karşılardım. İyi teknisyenleri istihdam ederdim. Özellikle genç ve çocukların ihtiyacı olan ekipmanları ücretsiz temin eder, bisiklet bakımlarını ücretsiz yaptırırdım.

5. Yeme & içme kültürümü genişletmek için çok vakit ayırırdım. Sadece gurme lezzetler, michellin yıldızlı mekanlar değil de yiyeceklerin yaşam, tarih, sosyal ilişkiler, tarım vb. ile ilişkilerini de öğrenebileceğim şekilde vakit ayırırdım. Bu iş paradan ziyade zaman gerektiriyor aslında. O da doğrudan para gerektirdiğinden tüm vaktimi zengin olunca ayırabilirdim herhalde. Tabi o süreç hop oraya zıp buraya şeklinde değil de yavaş hareket ederek yapmayı tercih edeceğim şekilde olurdu. Mesela İspanya bask bölgesinde zamansız bir motorsiklet turu gibi. Ne kadar sürerse sürsün, amaç o bölgenin yeme & içme kültürü merkezli bir yolculuk.

6. Arada takılabileceğim, canım isterse denize açılabileceğim bir iskele isterdim. Gözden uzak, sakin bir yerde olsun. Kendi bayrağı filan olsun iskelemin.

Böyle şeyler işte, istekler.
+2
burka
(11.07.26)
Güzel bir ada. (Ağaçlandırıp, hayvanlar ve insanlar için yaşanabilir, düzgün bir eko sistem oluşturmak için.)

Vahşi yaşam parkı. (Vahşi hayvanlara ziyaretçilere kapalı bir yaşam alanı oluşturabilmek için.)

Dünyadaki bütün hayvanat bahçeleri. (Hayvanları kurtarıp doğal ortamlarına kavuşturmak için.)

Yüksek güvenlikli bir ralli aracı ve bir pist. (İstediğim gibi araba kullanıp çılgın atmak için.)

Dünyanın çeşitli yerlerinde oteller. En üst katlarını kendime ayırmak ve kalanında da dönüşümlü olarak alt gelir grubundan insanları ağırlamak için (Endonezya Bali, İtalya, Almanya, Türkiye vs)

Blok evren teorisi, zamanda yolculuk, paralel evrenler, boyutlar arası geçiş, ölümsüzlük, dünyanın arındırılması, yapay zeka, uzaydaki farklı canlı formları vb konularda araştırma yapan bilim adamlarına fon oluştururdum. (Bilimsel gelişmeleri hızlandırmak ve hemen haberdar olmak için.)

Türkiye'de bir sürü özel okul açardım. Özellikle ilkokul ve lise seviyesinde. Çocukları doğru bilgilerle eğitmek, onları karanlığa mahkum etmemek, dünya insanı olabilmelerini sağlamak için.)
+3
anaphylacticshock
(11.07.26)
eşya yok aklımda ama deneyim alırdım sanırım.
bazı eski müzik gruplarının "gelin bizimle bir hafta geçirin" temalı özel etkinlikleri oluyor. geçen birine baktım; 5000 euro fiyat biçmiş. öyle bişey yapardım herhal..
benim için çok para da buymuş işte, mehhh...
0
lil siztah
(11.07.26)
Ben de Cruise ile dünya turu isterdim.
Çevremde kimse bunun kısasına bile para vermek istemediği için muhtemelen ücretini de karşılar yanıma birini alırdım.
Zaten bitti para.
0
mutekebbir
(11.07.26)
ben tasit seviyorum helikopter, luks araba+su kadar euroya vatandaslik veririz diyen ulkelerden ev almak hirvatistan, yunanistan gibi. biraz gezip en son populer bolgede butik otel isletmek olur capri, yunan adasi, fransiz rivierasi vb olabilir taylanda da hayir demezdim
0
ala09
(11.07.26)
Bir büyük şehirde, Balkonu şehir ve deniz manzaralı, altında özel otoparkı olan bir daire,
Aşçılık, sekreterlik ve şöförlük becerilerine sahip bir oda hizmetçişi,
Şehrin kırsalında, kendi suyunu ve elektriğini üretebilen, kendine yeterli, iyi tecrit edilmiş, arkasında zaman içinde orman yapabileceğim yeterli arazisi olan bir çiftlik,
Çiftliği çekip çevirebilecek yatılı yardımcı aile,
Bundan sonrası için bankada yeterli para.
0
Mirket
(11.07.26)
Ben adamin cevresine duvar örmekten vazgectim. Neden kendi manzarami kötülestireyim. Adayi Akdeniz'den almicam. Kendi tropik ada takimimi alicam. Botla gelen olmaz böylece :D
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.07.26)
cartier tank
0
black holes in the sky
(11.07.26)
2026 model bir beneteau oceanis 51.1
0
orpheus
(11.07.26)
Zenginlik hayalim Lambo Urus ama M2 için imzaları attım bugün. Bi süre idare eder beni.
0
Take it away honey
(11.07.26)
ne kadar paradan bahsediyoruz?

"bana" kadarsa, önünde minik bir iskelesi olan bir yalı alırım Ege'nin bir yerinde. mümkünse selimiye - Orhaniye taraflarında ya da Bozburun taraflarında. tabii tekne de alırım önüne.

eğer biraz daha rahat harcayabiliyorsam, birine sözüm var range rover almam lazım.
0
co2s2
(11.07.26)
Benim çocukluktan beri zengin olsam alırım hayalim Tuzla’da bulunan Koç’un adası. Koç satmazsa başka ada bulurum artık parayı bulsam gerisi kolay :)
0
cilekli pasta
(11.07.26)
ilk is Copacabana sahilinde bir ev alıp oraya yerleşmek olurdu. zengin olmayacak olsam da para biriktiriyorum. erkene alırdım en azından.
0
monseur thenardier
(11.07.26)
gotik bir şato!
0
anon1m
(11.07.26)
Datça'da Bizim Ev isminde bir butik taş otel var ya; Urla vb. bir ege beldesinden, kapısı koya açılan bir taş ev alırdım. Sadece yatak odası ve en temel eşyaları alır tüm detaylı mobilya alışverişi için globale açılırdım. Kâh online kâh dünyayı gezerek zamana yayarak sevdiğim hissettiğim bana anlamlı gelen şeylerle evimi döşerdim.
Fotoğraf albümüm ve magnetlerim de gelirdi bu eve.

Sonra ihtiyacım kadar yardımcıyı sağlam bir İK şirketiyle seçer işe alırdım.
Temizlik, yemek, şoför, kişisel asistan.
Kendi bedenime daha çok ilgi gösterir, sağlığımı koruyacak bir yaşam inşa eder, anlamlı projeler üretmek için çalışırdım.

Tek şey ilk şey olmadı belki ama hepsi bütün diye birlikte yazmak istedim.
0
mavipenguen
(12.07.26)
Bence dünyada en kaliteli iki araba markadı var, bu ikisinden birer tane (marka yazmiyorum, biliyorum herkes bir tarafiyla gulecek onlar mı kaliteli diye) alıp kenara atıp, sonra başka bir araç (kalite degil de saygi gören bir marka model) ile dunyada girilmemiş sokak birakmayana kadar gezmek isterim ama bu sorunuzun cevabı mı bilemedim.
0
covered
(12.07.26)
Ev
0
hlt1985
(12.07.26)
(5)

Hayvanların içgüdüsüne inanıyor musunuz

gobekliraki
Benim gözlerim pıt pıt, yeni ev tuttum, biraz da uzak gideceğim yer. Yavruyken yolda bulduğum karga camdan uçmuyor ilk defa geldi ama. Ya ben kafamda kuruyorum, ya da gerçekten onlar melek.
Benim gözlerim pıt pıt, yeni ev tuttum, biraz da uzak gideceğim yer. Yavruyken yolda bulduğum karga camdan uçmuyor ilk defa geldi ama. Ya ben kafamda kuruyorum, ya da gerçekten onlar melek.
-7
gobekliraki
(10.07.26)
Icgudu var cunku hayatta kalma ve kendini koruma uzerine dna de kodlanmis bilgiler bunlar ancak daha romantik yaklasimlar sikintili.

(bkz: allah diyen iguana )
(bkz: cognitive distortion )
0
j r r tolkien hayrani
(10.07.26)
Ben anladığımdan emin değilim, eve yavru karga geldi ve geri gitmiyor bu yüzden evden ayrılmamanız gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Belki de siz gidin de biz yerleşelim diye bekliyordur öyle düşünün.
0
akhenaten
(10.07.26)
@akhenaten hayır tabi ki de. Çok garip oldu yıllar sonra ev değiştircem Kemal geldi. Bi garip oldum. Nerden biliyorlar
-6
🌸gobekliraki
(10.07.26)
Elbette inanıyorum ama sizin karganın gelip gitmemesinin bununla ne kadar ilgili olduğunu zannetmiyorum. Duyuruda bulduğu kargalara bakan bir yazar vardı, devilone, onun baktığı karga iyileşince uçup gitmişti de kadıncağız burada üzüntüden kafayı yemişti ama geri dönmemişti hayvan. Bu mantıkla bence o karganın da dönmesi gerekiyordu.
+1
alice in potatoland
(10.07.26)
içgüdü demişsin ama bu anlattıgın mistik bir olay gibi görünüyor. öyleyse hayır inanmıyorum. böyle inanışlara sahip kişiler kolayca dolandırılıyor veya pskilojik sorunlara meyilli oluyorlar. kendini kaptırma.
0
abelardo
(12.07.26)
(3)

Sağlıklı bronzlaşmak için

egerbiryolcu
Denizde plajda nasıl mümkün Hangi ürünlerle(Ciltte leke vs olmadan)
Denizde plajda nasıl mümkün
Hangi ürünlerle
(Ciltte leke vs olmadan)
0
egerbiryolcu
(10.07.26)
güneşe maruz kalmadan en az 1 hafta, ideal 1 ay önce beta carotene içeren gıda ürünleri almak.

solgar'ın tabletleri var mesela ama havuç en iyisi. yalnız havuç glisemik indeksi yüksek olduğu için yemekten önce veya yemekle yenirse kilo yapar. havucu zeytinyağı ile birlikte yemeklerden sonra yerseniz bolca, o da iş görür. ancak şeker hassasiyetiniz, mantar, candida vb varsa da onları besliyor.
turuncu renk ne varsa tüketin. kavun, papaya, kayısı vs.
güneş kremine gerek kalmıyor. güneş alerjisi olan biri olarak söylüyorum bunu, ki kremlerin cilt kanseri yaptığı konuşuluyor.

akşamları da cilt çok gerilirse iyi kalitede terayağı veya kuyruk kremi sürersiniz. bunlar gündüz sürülünce leke yapar. tereyağına laf sokacaklardan önce söyleyeyim yörükler veya yaylaya çıkan eski kadınlar yapar bunu.

bir de güneşlenmek için ideal saatler var.
ekin.co
tansiyon sorunu yoksa bu zzamanlarda sereserpe yatmak bir aylık b.carotene desteği ile bir günde bronzlaşma sağlayabilir. sonrasında solaryuma gitmişsin diyorlar, bu da bonus gereksiz bilgi.
0
janderzel zartanyan
(10.07.26)
Suya dayanıklı SPF 50+ kremi ihmal etmeyin. Sık sık tazeleyin. Güneş korumalı şapka da kullanabilirsiniz.
Suda olmadığınız müddetçe gölgeden çok fazla çıkmamaya çalışın.
Aslında 12:00-15:00 aralığında çok fazla plajda vakit geçirmemek gerekiyor, ama kısıtlı tatil süreleriyle bu pek mümkün olmuyor. En azından bronlaşacaksınız diye yakmayın kendinizi. Tatildeyken fark etmeseniz bile ne kadar önlem alırsanız alın ten renginiz değişecek.
0
auroraaurora
(10.07.26)
Kişisel fikirler değişebilir ama güncel tıbbi önerilere göre böyle bir şey mümkün değil. Bronzlaşmanın kendisi sağlıksız kabul ediliyor zaten. Nasıl sağlıklı şekilde hastalanabilirim gibi bir şey demiş oluyorsunuz.

Tekrar vurguluyorum, dermatologlar arasında azınlıkta kalan kimselerin farklı önerileri olabilir ancak 10 yıldır falan ezici çoğunluk bas bas bağırıyor güneşlenmeyin diye.

Kırk yılda bir güneşlenseniz muhtemelen hiçbir sorun da yaşamazsınız ama en azından "sağlıklı bronzlaşmak" gibi bir şey yok. Güneş kremi kullanmanız bronzlaşmayı engellemiyor, düşük spf değerli (5 spf vb.) kremler kullanabilirsiniz. Göreceğiniz güneş hasarını azaltmaz ama güneş altında geçireceğiniz sürenin yükünü zamana yayar.
0
akhenaten
(10.07.26)
(15)

Türkiye’de neden banka soygunu yapılmıyor?

Rondak
1 lira için adam öldüren mi dersin, yan baktın diye adam öldüren mi dersin hepsi fazlasıyla var. Banka soymak daha karlı değil mi? Yoksa Bankalar çok mu güvenli?
1 lira için adam öldüren mi dersin, yan baktın diye adam öldüren mi dersin hepsi fazlasıyla var. Banka soymak daha karlı değil mi? Yoksa Bankalar çok mu güvenli?
0
Rondak
(10.07.26)
Yapılıyor tabi ki de ama iyi organize olmuş silahlı bir örgüt (mafya) tarafından konulu olarak yapılanlardan değil.

kısa bir aramayla en yakın konulu bulabildiğim şu;
www.ntv.com.tr

link düzeldi.
0
Jazz
(10.07.26)
nakit az, yakalanma ihtimali ve cezası çok.

onun yerine başka suçtan para kazanma ihtimali ve yakalanmama ihtimali daha yüksek
+4
gabe h coud
(10.07.26)
Banka soygunu biraz adım duyulsun, olay olsun, namım yürüsün tarzı bir iş heralde, sinematik bir şey. Bizde hırsızın da orta sınıfı yok sanırım. Düşük bütçe hırsızın bunu planlayacak yetkinliği yok, yakalanması kesin gibi. Yüksek bütçe hırsızlar için de gereksiz bir risk ve görünürlük faktörü olmalı. Demografiye uymuyor pek bence swh.
+1
akhenaten
(10.07.26)
Suç, görünür fiillerden dijital ortama kaydı. Soygun yaşansa da medyaya yansıması kısıtlı ve çoğunlukla mağdur banka istemez . Bir de hırsız için daha riskli, maliyetli olmalı .

Tabi banka soymak derken nasıl bir formatta gerçekleştirildiği de önemli. Türkiye'deki batık banklar konusunu araştırırsan bir çok bankanın aynı dönemde, hemen hemen aynı şekilde usulsüz işlemlerle batırılması da halkı mağdur eden hırsızlığın bir başka yönü . O ana kadar bankalar TV reklamlarında da önemli yer kaplıyorlardı.
Bize öğretilmiş çaresizliğimiz içinde gösterilen hırsız modeli hep şu oldu :
www.vectorstock.com

Oysa malı büyük oranda götürenler kravatlı, takım elbiseli o sektörde tanınmış sermaye sahibi yatırımcı kimselerdi.
Bazısının adının başında hayırsever kelimesi bulunabilir.
-1
diyecevaplandı
(10.07.26)
genel olarak silahlı soygun yok bizde. bireysel ve düşük ölçekte gasp daha yaygındır. doğu toplumları daha sinsidir ve hırsızlık daha yaygındır. etrafta kahraman çok. her an işler ters gidebilir. oysa yabancılarda bu durumda kimse müdahele etmez. memuru müdürü parayı tıpış tıpış verir. yıllarca banka soygunu ile geçinen tipler var.
0
ground
(10.07.26)
Bir de şöyle bir şey var ama klasik banka soygunu gibi değil de daha çok illuminati işi tadında.

(bkz: ziraat bankası balgat şubesi soygunu)
0
Jazz
(10.07.26)
Rastgele numara çevirip adınız teröre karışmış evdeki altınları getirin deyince getirildiği için bankayla güvenlikle silahla kim uğraşacak.
Önce kolayından başlıyorlar her zaman.
+1
erty_ksk
(10.07.26)
Avrupa ve Amerika'da banka soygunu = Türkiye'de kuyumcu soygunu
+1
etna
(10.07.26)
yine mağdur olan benim emekçi bireysel hırsız kardeşlerim oldu. nerde o eski kapkaççılar, dükkan soygunları.

artık örgütlenip kuyumcuları ayartıp büyük miktarda parayı yurtdışına kaçırma olayı var. kuyumcuyu bi kuyuya atıp sonra o parayı yurtiçine sokup vergi barışı ile aklama var.
+1
plastic_angel
(10.07.26)
tr'de ne suç işlediğinden çok kime karşı işlediğin önemli.
+1
lazpalle
(10.07.26)
çok meşakatli. gözlem yapıcan da kaçışı planlayacaksın da... kısa yoldan para kazanmak isteyen için zor işler. bir de güvenlik önlemleri fazla. bizde banka soysalar önce dedeler bastonu teyzeler eczane reklamlı çantaları ile vurur, yani öyle yere yatayım da susayım olmaz.
0
janderzel zartanyan
(10.07.26)
soygun yapmanın suçu çok fazla. dolandırmak daha mantıklı. işin içine silah girdi mi; cezası çok. artık evlere bile hırsız girmiyor, çünkü haneye tecavüzüz cezası çok fazla. mahkumlarda akıllı adamlar, hakimler ve savcılardan daha iyi ceza kanunu biliyorlar. cezaevi çalışanıyım, bence mahkumlar savcı hakimden daha iyi kanunlara hakim ve iyi yorumluyorlar.
+1
mikahakkinen
(10.07.26)
Yapilsa nereden bilecektiniz? Her haber yayinlanmaz.
0
osssy
(10.07.26)
Yıllar önce Kalamış'ta küçük bir bankanın soygununa tanıklık etmiştim. Yanlış hatırlamıyorsam kaçmışlardı ve o günün parasıyla 50.000 tl falan almışlardı/alabileceklerdi. 2011-2012 gibi, heralde bugün için 1 milyon civarıdır. Bir sürü polis falan da vardı. O zaman küçüktüm ama yine de risk/ödül oranı zayıf gelmişti.

edit buldum :
www.hurriyet.com.tr
0
mirafiori
(11.07.26)
ulke mafyadan gecilmiyor. ne gerek var banka soygunuyla ugrasmaya. gir bir organize suc orgutune. kapat bir plaj, veya otopark alani. birilerine biraz para yedir, keyfine bak.
0
antikadimag
(11.07.26)
(17)

Böcekleri öldürüyor musunuz?

ekimoloji
Gece yatarken karanlıkta bi ışıltı görüp korktum, ateş böceğiymiş ilk defa görmüş bulundum. Çocuk odası olduğu için bi tedirgin olup hem ışığını görmemek için hem de çocuğu ısırır mı acaba diye oğlumun arabasının arkasına doğru üfledim (o an başka bir şey yoktu kağıt bulsam dışarı atacaktım) muhteme
Gece yatarken karanlıkta bi ışıltı görüp korktum, ateş böceğiymiş ilk defa görmüş bulundum. Çocuk odası olduğu için bi tedirgin olup hem ışığını görmemek için hem de çocuğu ısırır mı acaba diye oğlumun arabasının arkasına doğru üfledim (o an başka bir şey yoktu kağıt bulsam dışarı atacaktım) muhtemelen arabanın altında kaldı.

Sabah baktığımda ölmüş olduğunu gördüm daha doğrusu önce kımıldıyordu sonra baktığımda cansızdı. Sabahtan beri vicdan azabı çekiyorum, hayatımda ilk defa böcek öldürmedim ama son zamanlarda dikkat ediyor sadece dışarı atıyordum.
Hamamböceği olsa vicdan yapmazdım türcülük/şekilcilik yapmış oluyorum farkındayım ama durum bu. Çok üzüldüm, buraya yazmak istedim.
+1
ekimoloji
(09.07.26)
Genelde hava direncine ve terminal hızlarının düşük olmasına güvenip ölmeyeceklerini düşünerek pencereden atıyorum.
+2
kizil karga
(09.07.26)
Sivrisinek dışında öldürmem ben genelde. Sivriye acıyamıyorum
+1
ezkaza
(09.07.26)
Dışarı atmak kolaysa, böcek de miskin bir şeyse dışarı atıyorum. Ama sinek gibi uçan böceklere veya hamam böceği gibi hızlı hareket eden cinsten olanlara zehirle müdahale ediyorum.

Vicdan azabı diyemem, ama kırk yılda bir birkaç dk empati kurup üzüldüğüm olmuştur. (sivrisinekler hariç.) Siz de çok şey yapmayın, olur öyle.
+1
akhenaten
(09.07.26)
Ya normal şartlarda en tiksinç olanı bile öldürmek istemem ama böceklere müsait bir ortamda yaşadığım için evi supururken her köşeden ev örümceği çekmek zorundayım. Karıncalarla baş edilmiyor tek tük olunca dokunmam ama sürekli sürü şeklinde mutfakta falan çıktıkları dönem artık bıkkınlık gelip yine başka yollara mecburen basvuruyorum. Ama mesela bir ara fare dadanmisti asla zehirlemek istemedik kapan ile çozduk canlı canlı doğaya saldık.

Mutfakta yine siyah kara büyük böcekler dadaniyor bazen delik çatlak yerlerdden eve giriyolar. Gece mutfağa korkudan giremiyorum. Mecbur hamambocegi yemi aldık.

Çekirge, uğur böceği, kelebek gibi daha sevimli ve az korkunç olanları bezle tutup dışarı falan atarız zaten.

Sivrisinekler çok kasiniyolar onlara üzülmüyorum artık. Gel beni öldür diyor resmen.
0
egerbiryolcu
(09.07.26)
Asla öldürmem.

Her can değerlidir.
0
rock n roll
(09.07.26)
Asla. Şöyle eğer sağlığıma, kedime köpeğimre zararı olacaksa evet. Onun dışında biz evde baya birlikte yaşıyoruz. Bana aşırı acımazsa geliyor terlik vurmak falan. O da can en nihayetinde, kimse Allah değiş ol de olsun, öl de ölsün falan.
-6
gobekliraki
(09.07.26)
görev dagilimi var,
sinek,sivri vb ben de,
hamamböcegi ,kelebek vb. kedi de.
0
designer
(09.07.26)
hamamböcegi, kaloriferböcegi vs evet.
atesböcegi, ugurböcegi, cekirge, kelebek vs asla.
sali günü otelden cikis yapiyordum, bavulu bir kaldirdim kocaman akrep cikti altindan. onu bile öldürmedim. bir bardak ve karton yardimiyla disari attim.
bahcemize tarla fareleri geliyor. onlari da besliyorum. ekmek falan atiyorum.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(09.07.26)
sivrisinekleri öldürüyorum.
karasinekleri de hiç sevmem ama mümkünse öldürmeden dışarı çıkarmaya çalışırım, bazen sinek ilacı sıkarım acımadan.

bu ikisi dışında böcekleri öldüremem, ezemem, zarar veremem.
0
biseysorcaktim
(09.07.26)
dikkat etmeye çalışıyorum.

ama herkesin korkuyorum tribinde olduğu yerlerde bazen iş düşmüyor değil.

sivri, akrep vb. olduğunda mecbur öldürüyorum. ama balkon örneğin sarmayacak gidecekse sivri de olsa öldürmemeye çalışıyorum.
0
gurur
(09.07.26)
"Mümkünse" öldütmüyorum, camı perdeyi açınca çıkıyor zaten uçan cinsler. Diğerlerini kağıtla vs atıyorum aşağo
0
denizciman
(10.07.26)
İstilacı kokarca böceğini ve sivrisinekleri öldürüyorum. Başka böcekle karşılaşmıyorum.
0
gabe h coud
(10.07.26)
Muhtemelen siz öldürmediniz, zaten ölecekti. Doğada yaşamak için evrimleşmiş böcekler eve girince fazla yaşamıyor.
Eğer yakalanabilir bir böcekse dışarı atıyorum.
Eğer dışarı atmak mümkün değil ve zararsızsa kendi haline bırakıyorum.
Sivrisinek ve hamam böcekleri bu iki grubun da dışında kalıyor.
0
mikro patlama
(10.07.26)
Böcekler de sevgiyi anlayabilen varlıklar aslında. Biz onlardan korktuğumuz ve iğrendiğimiz için açıkçası onları tanımayacak kadar doğadan uzaklaşmış olduğumuz için onları yalnızca evimize giren yabancı bir düşman gibi görüyoruz. Doğada vakit geçirdiğimde ben böceklerin de aslında ne kadar karizmatik ve işinde gücüde varlıklar olduğunu gördüm ve bence evinde görmek istemeyeceğin bir böceği ormanda gördüğünde böceğin bir çiçeğin içinde dinledindiğini, bir arının çiçeğe nasıl da bir çocuk gibi yaklaştığını görünce böcekler de onlara dokunmana izin verip senden kaçmıyorlar. Ben zaman zaman insan kafamla başa çıkamıyorsam ve yemeğimin içine falan düşecek kadar uçuşuyorlarsa zaman zaman dikkatsizce zarar verebiliyoru, zaman zaman öldürdüğüm oluyor en yazık ki. Bence böceklere, eve giren arılara onları düşman gibi görmek yerine onlarla sesli konuşun. Türkçe konuşun. Seni dışarı atacağım, işbirliğine ihtiyacım var, dışarıda daha özgür olursun gibi.. :)
Kimileri ürkek oluyor ama kimileri de parmağına konuyor ve dışarıya çıkmak için sabırsızlanıyor.
Bazen yine bu açıklamayı böceklere yaparak pencereden çık, ışığa doğru git gibi sesli yönlendirmeler de yapabilirsiniz.
Onlara sevgiyle yaklaşarak bir bardağa korkutmadan kapatıp yine bekle azcık sabret diyip pencereden özgürlüklerine bırakabilirsiniz.
Böcekler süper varlıklar ve popülasyonları sandığımızdan daha fazla.
İşinde gücünde çocuklar. Sadece yollarını şaşırmışlar ve belki de size kendilerini göstermeye gelmişlerdir.
Ateş böcekleri zararsız. Yalnızca sesleri biraz ürkütebiliyor ilk etapta ama gözleri falan ponçik ponçik. Canolar.

Ayrıca bence o kadar vicdan yapmaya da gerek yok, ölme vakti gelmiş, evren onun orada o şekilde ölmesini seçmiş ve siz de bunu deneyimlemişsiniz gibi bir düşünceye sahibim galiba.

Ölüme biz insanlar çok anlam yüklüyoruz. Doğada döngü var. Ekosistem dengesini bu şekilde koruyor.
+1
durme
(10.07.26)
kaza dışında öldürmemeye çok özen gösteririm.
geçen ben de duş alırken minik kelebeklerden (ipelek deriz biz) bi tanesi duşun zeminindeki kuru yere düştü. ufaktan ıslanıyordu ki, hemen tuvalet kağıdıyla alıp, duşun dışına bıraktım; kuruyup uçsun diye.
duştan çıkınca unutmuşum. sonra klozeti açtığımda gördüm ki, annem herhalde bu tuvalet kağıdı yerde ne arıyor diye klozete atmış; hayvan ölmüş. acayip üzüldüm..

gece genelde kontrol ederim; eve girmiş, ışıkta uçuşan kelebek, böcek falan görürsem toplayıp bahçe tarafındaki pencere kenarına bırakıyorum. çünkü içeride kaldıklarında sabaha istisnasız ölmüş oluyorlar. bir de kedimin oynadığını görürsem kurtarıyorum. benim mesaim bu şekil.
+2
lil siztah
(10.07.26)
İstilacı cinsse, evi ele geçirmemesi adına öldürebiliyorum. Zararsızsa ve münferitse ya alıp dışarı götürüyorum, ya da bırakıyorum, free takılsın evde...

Mesela eskiden ev güvelerini (yemek yahut kıyafet güvesi) gayet sever, hiç elleşmez yahut camdan dışarı kovalardım. Hatta bir tanesi için tee fi tarihinde duyurya sormuştum "neyle besleyeyim?" diye. Ev bir güvelendi. Yüzlerce oldular. Ayarları yok ki... Elime aldığım her paketin kıvrımında pamuk görmeye başladım. Baktım yemek yerken kaplarımıza tavandan larva dökülür oldu. Sert, acımasız ve agresif bir temizlik ve tedbir süreciyle 2-3 ayda ancak kurtulabildik. O gün bugündür ev güvesi görünce öldürüyorum.

Aynı şeyi gümüşçün/nem böceği (silverfish) için de yapıyorum. Ama mesela dışarıdan böcek, örümcek vs. girerse, türüne göre ya görmezden geliyorum ya da alıp balkona/dışarı koyuyorum.

Haşere istilası kötü bir şey.
(Not: Sivrisineklere ölüm!)
0
dilemma of subscribtionability
(11.07.26)
karasineklere acımam öldürürüm. uğurböcegi ve arıları bir bezle dışarı atarım.
0
orpheus
(11.07.26)
(16)

10 gün zorunlu yıllık izin

arbre
Ben bunu şirket politikası sanıyordum. Kanunmuş la bu. Bu saçmalığı nasıl onayladılar? Bunun uygulanmama ihtimali var mı?
Ben bunu şirket politikası sanıyordum. Kanunmuş la bu. Bu saçmalığı nasıl onayladılar? Bunun uygulanmama ihtimali var mı?
-7
arbre
(09.07.26)
anlamadım tam, bir yılda 10 günden az mı izin kullanmak istiyosun?
0
jelly bear
(09.07.26)
Sanırım en az bir kere 10 gün kesintisiz yıllık izin kullanmanın zorunlu olması mevzusundan bahsediliyor. Evet, bence de çok saçma.

Yıllık izin bölünebiliyor ancak parçalardan en az biri kesintisiz 10 gün olmalı. İlk 5 sene 14 gün izin olduğu hesaba katılınca geriye 4 gün kalıyor. 7-7 bölünemiyor. Şirketler bir şekilde parça parça da kullandırabiliyor ama mevzuattaki durum bu evet.
+1
akhenaten
(09.07.26)
jelly bear, evet, ben 2 tane 5 günlük tatil planlamak istiyorum. Neden bana 1 tane 10 günlük tatil kullanabilirsin diyor?

Kullanmak zorunda değilim. Kanun bunu nasıl dayatabilir?
-5
🌸arbre
(09.07.26)
böyle bi şey yok ya da ben uygulayan görmedim. doktorlarda falan var böyle. belki memurlarda vardır. özelde görmedim.
-1
jelly bear
(09.07.26)
bizim şirkette asla yok bu. yıllardır tonlarca iznim birikti. kimse de izne çıkarken bi kere 10gün kesintisiz izin almalısın demedi. 2 gün 3 gün 5 gün parça parça istediğimiz kadar kullanıyoruz

ilk defa duydum. saçmaymış ama iyi ki uygulanmıyor bizde.
0
chanandler bong
(09.07.26)
Memuriyette tek seferde 10 gün diye bir zorunluluk hiç görmedim. Kurumun inisiyatifi dahi olabilir.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(09.07.26)
@jelly bear öyle malesef, yıllık ücretli izin yönetmeliği madde 6'da düzenleniyor. Çalıştığım yerlerden biri bu konuda çok ısrarcı olunca öğrenmiştim ben de. Her şirket buna dikkat etmiyor.

www.mevzuat.gov.tr
0
akhenaten
(09.07.26)
Kurumsal şirketlerin bir kısmı uygular, sebebi de yanlış hatırlamıyorsam aslında işçiyi korumak. İşveren işçinin iznini tek tek kullandırıp piç edemesin, işçi uzunca izin kullanabilsin diye konmuş bir kural.
0
salihdt
(09.07.26)
bizimkini tam olarak öyle tek tek kullanıp 6 günümüzü piç ettiler. çok sinirliyim bu konuda. salak salak özel günleri bağlaya bağlaya... bir şey desek de anında kovuluruz sesimizi çıkaramıyoruz. ne olacak böyle bilmem.
+1
art cat chocolate
(09.07.26)
Globaldeyim, uygulamak zorundayız diyor, kötü olan 6 günüm kaldı, 4 gün de gelecek yıldan kullandırıyor haha şaka mı bu ya
-3
🌸arbre
(09.07.26)
bankalarda zorunlu oldugunu biliyorum (hatta global olarak cogu ulkede zorunlu) ama finans sektoru disindaki yerleri bilemiyorum.
0
fakyoras
(09.07.26)
Prosedür gereği evet, personel/çalışan 10 gün yıllık izin kullanmak zorundadır.

Her firma/şirket bunu uyguluyor mu bilmiyorum. Personeli olduğum firma; bunu yapmaya çalışıyor ama ne kadar yapabiliyor, bilemiyorum.

Benim canıma minnet. Kullanım kullanmasına. Önemli olan bunun karşılıklı düzgünce planlaması.
0
put it in your appropriate place
(09.07.26)
Bizde ona çok dikkat etmiyorlar ama tam tersi 10 günden fazla kullandırmıyorlar. Hatta bayramla birleştirip 3 hafta izin yapayım desen toplam izin (işgünü olarak) 10 gün olsa da ona da izin vermiyorlar.
+1
inheritance
(09.07.26)
Size, siz onay vermedikçe gelecek yıldan izin borçlandıramaz. Kuralı uygulamak istiyorduysa en baştan 10gün altına düşmesine izin vermeden kullandırmalıydı. Şimdi şikayet vs etmeyesiniz diye işin itliğine kaçıyorlar.
+1
klassno
(10.07.26)
Bu kanun işçi lehine aslında.

Çoğu firma sen 10 gün izin kullanmak istediginde sana izin vermiyor.

Firmalar da sen 2-3 gün izin isteyince zaten veriyor.
0
liberal
(10.07.26)
sosyal uygunluk denetimi geçiren yerler dışında uygulayan görmedim ama uygulayanlar da bu konuda çok hassastır zira bunu yapmazsanız denetimde patlarsınız. "zorla izin kullandırıyorlar" diye hafıylananları anlayamıyorum, yıllardır izin kullanamıyorum. şu an en az 120 gün kullanılmamış iznim var, kimse de "ya sana hiç izin kullandırmadık, git bi kafanı dinle" demiyor.
0
late viper
(10.07.26)
(2)

B2 seviye ingilizce tarih kitapları

benimkibu
İngilizceyi geliştirme amaçlı alanımla ilgili okuma yapmak istiyorum. dili yormayacak, sade kitaplar arıyorum.aramızda arkeolog veya rehber varsa önerileriniz kıymetli 🙏
İngilizceyi geliştirme amaçlı alanımla ilgili okuma yapmak istiyorum. dili yormayacak, sade kitaplar arıyorum.

aramızda arkeolog veya rehber varsa önerileriniz kıymetli 🙏
0
benimkibu
(07.07.26)
Bence özellikliden ziyade aşina olduğunuz bir konuda okuma yapmanız daha iyi olur. Erik Zürcher'in Turkey: A Modern History kitabı olabilir mesela.
+1
auroraaurora
(07.07.26)
Özellikle B2 seviyesi için oluşturulmuş bir eski çağ tarihi kitabı var mı bilmiyorum açıkçası ancak B2 seviyesinde ağır akademik dille yazılmamış her türlü kitabı okuyabilirsiniz sanırım. Bu açıdan;

Paul Cartledge'in The Spartans'ına bakabilirsiniz. Adı üstünde.

Birincil kaynak isterseniz Sezar'ın Gallic Wars'ı var. Galya Seferlerini anlatıyor. Bu kitabı okurken önünüzde google earth de açık olursa bugünkü Belçika ve Fransa'nın Galya'lı kökenlerini ve bunların birbirlerinden farklarını ve dolayısıyla belçika, orta fransa ve güney fransa kültürlerinin birbirlerinden neden farklılaşmaya başladığını görebilirsiniz.

Ayrıca bu kitapta telif hakkı yok ve ingilizce çevirisi her yerde var
+1
akhenaten
(07.07.26)
(30)

Eşimin yaptığı çocukça şımarıklık mı yoksa bende mi sıkıntı var.

hakyememyemekyerim
bugün eşimin doğum günüydü, ayrıca da beraber yanyana evlendikten sonra kutladığımız ilk doğum günü olacaktı evlenmeden önce de 3-4 yıl çıkmıştık, ben o dönemlerde doğum günlerinde hep ona güzel hediyeler aldım, ipad, steamdeck ya da işte pahalı ve güzel şeyler, o da bana alıyordu öyle karşılıklı bi
bugün eşimin doğum günüydü, ayrıca da beraber yanyana evlendikten sonra kutladığımız ilk doğum günü olacaktı evlenmeden önce de 3-4 yıl çıkmıştık, ben o dönemlerde doğum günlerinde hep ona güzel hediyeler aldım, ipad, steamdeck ya da işte pahalı ve güzel şeyler, o da bana alıyordu öyle karşılıklı birbirimize hediyeleşiyorduk, evlendikten sonra borcumuz var demeye başladı, halbuki daha düğün falan da yapmadık kuru bi nikah yaptık ve ben onun bekar evine hiçbir eşya dahi almadan yerleştim, neyse sorun bu değil, bana bi kaç ay önceden sakın bana doğum günümde bi şey alma, gerçekten her şeyim var paranı harcama vs vs gibi şeyler söyledi kafamda alacağım şeyler listeliydi ama o kadar çok beni bastırdı ki ben de iyi madem sonra bi şeyler düşünürüz o halde dedim,

bu sabah kalktım, işte başka bi muhite gittim işte bi hediye alayım en azından böyle kuru kuru da olmaz dedim ve tatlış bi oyuncak beğendim karı koca figürlü böyle komik de buldum onu aldım sonra bizim mahallede satılan pekala da fiyatları fahiş ama oldukça da hakeden bi yerden pasta aldım daha önce rastgele aldığımda beğenmişti o nedenle orada işimi şansa bırakmak istemedim ve güzel de bi çiçek aldım, bi de akşam ona yemek hazırlarım diye söylemesi ayıp et aldım, neyse eve gittim ve hediyelerimi falan verdim ama yüzü düştü suratı asıldı. neden diye sordum senle ilgili değil dün geceden kalmayım vs dedi.. sonra öğle yemeği için dışarı çıktık ama suratı gerçekten de sirke satıyordu sonrasında zorladım ve şey dedi "evet hayal kırıklığına uğradım, bana bi doğum günü kartı bile yazmamışsın, üstelik ben peluş oyuncakları sevmem neden benle bağlantısı olmayan bi şey aldın anlamadım 5 poundluk lego alsaydın daha iyiydi" dedi ben de bu oyuncağı gördüğümde bizi hatırladım oldukça da sevimli buldum ondan aldım beni gülümsetmişti böyle düşünceğini bilmiyordum daha önceden çok lego aldığım için almadım dedim. sonra bastırmaya devam etti, aylar önce haftalar önce düşünmüş olman gerekirdi, son dakika koşturup alman hoşuma gitmedi dedi.. ben de benim bi şeyler almamam için bana çok baskı yaptın ben de o nedenle basit tutmak istedim, çiçek ve pastayı da 1 hafta önceden alamam dedim. açıkça bana aldığım hediyeyi beğenmediğini söyledi, sonrasında lafı dolandırıp hızlıca düşünülüp alınmış bi şey dedi, ben de 1 hafta önceden de alsaydım bi şey değişmeyecekti olay bi kaç zaman önce almam değil hediyeyi basbayağı beğenmedin ve bahane uyduruyorsun daha önce de sana kart falan yazmadım ama hediyelerden başın dönmüş olsa gerek hiç kart bahanesiyle gelmedin dedim.. bugün gerçekten hediye aldığıma ve alacağıma pişman oldum, ilk defa ağladım hediyeyi aldığıma da pişman oldum.. siz olsanız naparsınız? bugün doğum günü ama kütüphaneye geldim ve gerçekten onunla vakit geçirmek istemiyorum.


www.ebay.co.uk
-1
hakyememyemekyerim
(06.07.26)
bu arada ben kadın 31, eşim 35 erkek
0
🌸hakyememyemekyerim
(06.07.26)
ayriyetten şey dedi ablam da bana geçmişte aynısının farklı bi versiyonunu son dakika almıştı ve kendimi kötü hissetmiştim bla bla dedi ama anlamadığım şey benim birincisi bundan haberim yoktu ikincisi güzel tatlı bi şey bulmak için gerçekten epey dolandım, üçüncüsü de temsili bi şey aldım tamamen o alma diye baskıladığı için.. ama asıl iki yüzlülük şurada sonradan hatırladım kendisi de aynı serinin siyahını kendi yeğeni için almıştı...
0
🌸hakyememyemekyerim
(06.07.26)
oha. ben sizi erkek sanmıştım.
eleman baya şımarıkmış. cidden kötü. hediyeye kötü denir mi? ayrıca kendisi ısrar etmiş. resmen dengesiz tripli olgunlaşamamış bi erkek.
+2
jelly bear
(06.07.26)
Gerçekten düşüncesizmiş. Önemli olan düşünüp emek vermiş olmanız. 5 yaşında çocuk gibi hediyeyi beğenmedim diye mızmızlanmak çok immatür bir davranış.
+4
tekdir ile uslanmayan kiz
(06.07.26)
Eskiden böyle düşünmezdim. Bana ne oldu bilmiyorum ama erkekleri bu kadar şımartmamak gerekiyor bence. Ayrıca eşin biraz ılık mı desem ne desem bilemedim. Erkeğin aşırı duygusal olmayanı makbuldür brnce ya. Okurken o kadar çok daraldım ki. Sana gelecek hayatında başarılar diliyorum, zor biriyle berabersin.

Hediye alma diye ısrar ettin diye bastırır üste çıkar daha da uğraşmazdım heralde ben. Zaten çiçek filan ne alaka valla anlam veremedim.
+5
elorelia
(06.07.26)
baya kötü. ben de hediye alma dedigi halde hediye almana bozuldum. kocan gözünü boyamis flört döneminde su anda gercek yüzünü görüyorsun.

sen haklisin.
+1
Purple life
(06.07.26)
Duyurunun sonuna kadar ben de sizi erkek sanmıştım.
Olgunlaşamamış.
"Sakın bana doğum günümde bi şey alma" sözüne güvenip almasaydınız, ona da tavır yapacaktı bence.
Henüz çocuğunuz yoksa, biraz daha izleyin bence. Teyze tavsiyesi.
+4
pro9it9is9
(06.07.26)
Ben de cinsiyetler farklı sanmıştım…
Son dk hediyeleri beni de önemsenmemiş hissettirir yalan yok ancak kendisi alma alma diye darlamış, ee daha ne? Siz yine de hazırlık yapmışsınız kutlamışsınız, karta takılmak tartışmak günü berbat etmek için bahane gibi geldi. Niyet o olmasa da dışarıdan öyle görünüyor.
+3
ekimoloji
(06.07.26)
pahalı bir şey alsaydın da bu sefer ben sana alma demedim mi diyecekti. başka bir şey var. oturup konuşmanız lazım. mesele hediye falan değil (onun için). ha itiraf eder etmez bilemem.
+2
brkylmz
(06.07.26)
Ben okurken rahatsız oldum, hediyede maksat düşünmektir. Hediyeyi beğenmeyebilirsin, sorulursa usulünce çok bayılmadığını da söyleyebilirsin ama yine de sevinirsin. Ama surat asılıp trip atılması çok itici geldi bana. Biri bana böyle davransa ciddi ciddi kestirip atar, saçmalamamasını söyler, bir şey diyecek olursa da "ben böyle saçma sapan bir şey duymadım" deyip babaanne tribi atarak kendine gelmesi için yalnız bırakır ve bu konuyu asla tartışmazdım.
+1
akhenaten
(06.07.26)
kalbim çok kırıldı, tartışmadan sonra eve gidip laptop'u alıp çıktım, kütüphanede çalışıyorum ve eve hiç gidesim yok ama bu sefer de beni doğum günümde yalnız bıraktın da diyebilir..
0
🌸hakyememyemekyerim
(06.07.26)
Seni erkek eşimi kadın sandım ahahaha

Benimki de yalvarıyor nolur hediye alma paramız gitmesin diye.

Bu kadar narin erkek de görmedim sorun sende değil.
-1
Hallegadola
(06.07.26)
bosver eve gitme hatta mumkunse gunu bitir oyle git, bir dogum gununu yalniz gecirsin belki biraz olgunlasir.
0
korkut
(06.07.26)
Anlattıklarınıza bakılırsa burada meselenin hediye ya da doğum günüyle pek alakası yok. Bence Oturup konuşmamız gereken şeyler var. Kocanız sizden boşanmak istiyor olabilir
+1
Rondak
(06.07.26)
altında yatan başka bi konu var gibi geldi bana da, ya da gerçekten dengesiz biri hem hediye istememek hem de hediyeyi beğenmemek biraz tuhaf. fazla harcamanızdan rahatsız olduysa rahatsız olmakta haklı bence ama bunu normal bi şekilde ifade etmediği için yine haksız sonuçta.
cinsiyetle ilgili yorumlara katılmıyorum, toksikliğin cinsiyeti mi var?
kendinizi üzmeyin evlilik insanları değiştirebiliyor bunu yaşamışsınız siz de. dünyanın sonu değil. konuşulabilecek makul biriyse sakin bi zamanda konuşur çözersiniz. değilse de çok güzel bi söz gördüm geçen: yanlış trende ne kadar uzun süre kalırsanız eve dönmek o kadar pahalıya patlar. sevgiler
0
mezzosprite
(06.07.26)
Eşşek kadar herife peluş ve çiçek almak ne ya adam haklı.
+5
kullaniciadimvar
(06.07.26)
Ayrıl da gel
0
gabe h coud
(07.07.26)
Nerd tiplerle sevgililik zamanı güzel geçer fakat konu evlilik sorumluluk ve gerçek insani bağlar olunca ergenlikte takılı kalmış oluyorlar
+2
grimavi
(07.07.26)
Valla ben de sizi erkek sandım. Ben de er kişiyim. Erkek tarafının nazlısı, küseni çekilmez. Ben bir erkek olarak hiç bir zaman doğum günün kutlansın hediye falan alınsın istemedim.
+1
mikahakkinen
(07.07.26)
ben de cinsiyetleri tam tersi anladim. Karakterler tersine dönmüş gibi bu nasıl bir nazdir anlayamadım. Çok simarikca. Nasıl olup da hediyeyi beğenmeyip trip atmak. Kadin yapsa hadi bir nebze anlasilir belki ama bir erkeğin bunu yapması çok irite edici cidden.Taviz vermeyin, siz düşünüp ne guzel pastasına kadar almissiniz. Çok ayıp etmiş.
-1
acelaacedebela
(07.07.26)
Kadın sandım prenses erkek çıktı. Niye çiçek aldın ki erkekleri bu kadar şımartmayın. Bunu kötülük için söylemiyorum erkeklerin beklentisi de içgüdüleri de buna uygun değil. Doğada her zaman maddi şeyleri erkek verir kadın alır. siz terse kürek çekip durmuşsunuz. Bırak kocan alsın hediyeyi çiçeği sen de bi öpücükle kutla geç. Emin ol çok daha mutlu olacaksınız.
Ya da bundan boşanıp alfa bir erkekle evlen o da bir seçenek.
0
yenibirgüzelnick
(07.07.26)
Kusura bakma da prenses kocanız tam bir minik kuş. Burada değerli olan şey zaten heves etmiş olmanız, bundan daha fazla değer gösterdiğinizi belli edecek ne var zaten? 35 yaşına gelmiş adam kadın denilen varlığın hevesini kırmamak gerektiğini öğrenemediyse işiniz zor.

Ayrıca bu hediyeleşme işlerinde aklıma hep O. Henry nin Noel Hediyesi isimli hikayesi gelir karşılıklı heves ve aşkın en güzel tasvirlerinden.
+2
apocalipy
(07.07.26)
yengeç burcu erkeği olarak dönem dönem doğumgünlerimde inanılmaz saçma sapan bir alınganlık bir kırılganlık bir mutsuzluk çöküyor bana da. Sizinle alakası olmaksızın bu burç zımbırtısal dönemsel şeylerden olabilir. Yengeç burcunun doğumgünü kutsaldır herkes yanında olsun herkes onu sevsin sürekli kutlansın hiç bir arkadaşı unutmasın ister. Bulunduğunuz yerde pek arkadaşınız yoksa biraz fazla kendiyle kaldıysa bu sebeplerden olabilir. Prenseslik mi ? evet ancak anlaşılacak bir yanı da yok. Yengeç kendini demoralize etmeye mutsuz etmeye ve oradan cıkarttığı kaos ile takılıp tüm dünyanın onun mutsuzluğunu istediğini düşecek kadar da yeri gelince saçmalayabilir.. kendi haline bırakın o kendini toplar. en güzelini yapmışsınız alan tanıyarak.
-2
denizmaniaherif
(07.07.26)
35 yaşında bir erkeğin böyle tepki vermesi. Çok acayip.

Baya prenses gibi büyümüş diyorum ben de. Bildiğin yaptığı da hödüklük.

Beğenmesen bile hediye gelen şeye beğenilmezlik yapılmaz ve surat da asılmaz. Valla bazı insanlar bu yaşa nasıl gelmiş ben anlamıyorum böyle terbiye ile.
0
drako
(07.07.26)
bu ilişkinin sonunda sen ilişkinin erkek tarafı olacaksın o kadın tarafı.
0
rayde
(07.07.26)
eşiniz büyüyememiş maalesef. 35 yaşında hediyeyi beğenmedim diye mızmızlanmaz insan, karşıdakinin düşünüp, emek harcaması mutlu olmak için yeterli bir sebeptir. Beğeneceği bir hediye de almış olsanız ona da muhtemelen başka bir kulp takacaktı. Burada problem hediye de değil bence, başka bir şeye kızıp/kafasına takıp hıncını hediye meselesinden çıkarmış gibi.
0
ciagra
(07.07.26)
@denizmaniaherif evet kendisi de yengeç burcu..
0
🌸hakyememyemekyerim
(07.07.26)
ister yengec olsun ister akrep olsun ister lamba olsun; 35 yasinda biri icin boyle davranis mi olur? biri, "bisey yapmayalim gerek yok" denmesine ragmen dusunmus planlamis yolunu degistirmis oyuncagi pastasi yemegi vs hepsini ayarlamis gelmis bana hediye begenmiyor. YUH. hadi hediyeyi begenmedi, pastayi, cicegi, eti; onun icin harcanmis bu emegi de mi begenmedi? istememis bi de guya. istemedigi halde biseyi "aylar haftalar oncesinden dusunecektin" ne demek, boyle ayarsizlik mi olur? cok mu zor yani "tesekkur ederim karicim bu kadar ugrasmissin, ellerine saglik" demek? tutarli olsa sonrasinda "hediyeye de hic gerek yoktu istememistim zaten bisey, cok da begenmedim zaten ama canin sag olsun dusunmen yeter" diyebilir; aylar oncesinden planlasaydin demez.

rica ediyorum koca koca yetiskinler olarak eksik kalmis insanliginizi "ben zencefil burcuyum yeaa ondan hep" diye sahiplenmeyin. adam %100 haksiz. hediyeyi gercekten begenmemis olabilir, ama bu kendisi icin yapilmis tum diger seyleri gormezden gelmeyi, cocuk gibi saatlerce trip atmayi gerektirmez.

imza: dun 35 yasina girmis birisi.
-1
taurina
(07.07.26)
Erkekler prensesliği geçti kezbanlığa kadar ilerledi demek. Siz para kazanmıyor musunuz sadece onun geliriyle mi geçiniyorsunuz? Eğer öyleyse, yaptığı bunca baskının ardından düşük bütçeli hediye alınmasına bozulmaması lazım. Kendi paranızı kazanıyorsanız da yine önceki baskılaması yüzünden böyle bir hediye seçmeniz gayet mantıklı, hiçbir şey demeye hakkı yok. Oyuncak gayet sevimli. Yemek de şık olmuş. Sanırım regl gününe denk gelmiş, özür diler muhtemelen.
0
megalomaniac
(07.07.26)
"ben bu hediyeleri beğendim de aldım, beğenmediysen git kendi hediyeni kendin al"

çok da uzatmayın, yıllar sonra gülüp geçeceğiniz anılar oluyorlar.
0
co2s2
(08.07.26)
(8)

Yarın şöyle bir yere iş görüşmesine gidiyorum (yalnızca önyargılı cevaplar)

sekizdokuzon
Mekanın girişi şu şekilde: https://ibb.co/gb6bXWJsGörüşmede başıma gelecekleri tahmin edelim :pTeşekkürler.
Mekanın girişi şu şekilde: ibb.co

Görüşmede başıma gelecekleri tahmin edelim :p

Teşekkürler.
-3
sekizdokuzon
(06.07.26)
Sen iş arıyormuşsun gibi değilde, onlar seni ısrarla istiyormuş gibi gideceksin. Özgüvenli olacaksın. İşi kapıp geleceksin.
Bu fotodan bunu anladım ben
0
etna
(06.07.26)
konsoldaki objelere bakılırsa, duvarda hat levha olduğunu tahmin ediyorum. patronun odasında oymalı, saçaklı dore perdeler de varsa, bu iş tamam inşallah diyorum :m
+5
lil siztah
(06.07.26)
Kanepenin rengi işi bozuyor (yanlış hatırlamıyorsam.). Yine de temkinli olun. :D
+4
auroraaurora
(06.07.26)
En sağda duran o siyah kap bildiğiniz urne. Ya dekorasyon gelişigüzel yapılmış ya da patronun babaannesinin külleri orada duruyor. İki türlü de pek olumlu bir durum değil.
0
akhenaten
(06.07.26)
ofis mobilyaları bilindik bir markanın.
demek ki ucuza kaçılmamış, kurumda kalite farkındalığı var.
+1
duyuruuser
(06.07.26)
mulakatin ortasinda "simdi ingilizce devam edelim" denecek gibi.
-1
cooperr
(06.07.26)
nasıl geçti?
+1
duster
(07.07.26)
Onlar beni beğendi ama ben onları beğenmedim. Umarım orada çalışmak zorunda kalmam.
-1
🌸sekizdokuzon
(07.07.26)
(6)

Akıllı saat sebebiyle aklını yitirdi

artıküyeolmakistiyorum
SlmDaha önce de duyuru açmıştım ve hala karar veremedim. iPhone 17 kullanıyorum ve saati her gün şarja takmak istemiyorum. Aynı zamanda bir saate 20 kagat vermek de istemiyorum. Yine aynı zamanda ucuz mal alacak kadar da zengin değilim. Şimdi gözüme kestirdiğim Huawei Watch Gt 6 var ama kullanıcı yo
Slm
Daha önce de duyuru açmıştım ve hala karar veremedim.
iPhone 17 kullanıyorum ve saati her gün şarja takmak istemiyorum. Aynı zamanda bir saate 20 kagat vermek de istemiyorum. Yine aynı zamanda ucuz mal alacak kadar da zengin değilim.
Şimdi gözüme kestirdiğim Huawei Watch Gt 6 var ama kullanıcı yorumları çok değişken. Özelliklerinin yanlış calistigini yazan da var sonradan bozuldu diyen de. Bazı özellikler için senkronize sorunu yazan da var saat bozuldu garanti para istiyor diyen de.

Siz hangi akıllı saati kullaniyorsunuz?
Telefonla görüşme yapmak, uygulama yüklemek istemiyorum dümdüz sağlık takibi ve adım saysın uyku ölçsün yeter diyorum.
0
artıküyeolmakistiyorum
(05.07.26)
Gt 6 kullaniyorum, herhalde 2 hafta olmustur sarj edeli.

Gayet memnunum, 4 farkli kayis aldim gunluk kiyafetime gore değiştiriyorum.

Hatta soyle diyeyim, gecen gece otururken 4 kere asiri nabiz uyarisi verdi, doktora gittim gizli guatr cikti.
0
duster
(05.07.26)
Gt3 pro titanyum kullanıyorum 20 günde falan bir şarj ediyorum. Aşırı memnunum.
0
rodeocu
(06.07.26)
Iwatch kullanıyorum. Daha önceleri de Mi Band kullanıyordum. İkisinden de memnundum / memnunum.
Bunlardan yüzdeyüz doğruluk beklememek gerek. Kordon gevşektir, kolun aşırı terlemiştir vs. Hata yapar. Daha önce de söylemiştim, eş zamanlı olarak Polar göğüs bandı da kullanıyorum, eşleştirmediğim zamanlar 20 nabız farkı gördüm ki bu gayet normal. Biri bilekteki damardan ölçüyor, birinin sağ koltukaltından sol koltukaltına kadar elektrotu var.
Yani muhteşem ölçüm sonuçları bekliyorsan akıllı saat seçeneği yanlış. Ama doğruya yakın fikir versin diyorsan bunu hepsi aynı yapıyor.
İlaveleri EKG ile tansiyon. Onun dışında bir farkları yok.
Hangisinin garantisi sorunsuz, hangisi koluna yakışıyor, hangisinin şarjı seni zorlamaz, ona bak.
Söylediklerini Mi Band 10 yapıyor mesela. Şarj ömrü de 20 gün varmış.
0
Mirket
(06.07.26)
Youtube'da akıllı saatleri ve genel manada giyilebilir sağlık ürünlerini aşırı detaylı içerip diğerleriyle karşılaştıran bir adam var. Oradan bakın karar vermenizi kolaylaştırır.

youtu.be

İngilizce kanal ancak ingilizce bilmiyorsanız bile grafikler falan yeterince açıklayıcı zaten.
0
akhenaten
(06.07.26)
huawei watch gt serisi fazlasıyla yeter isteklerin için. şarjı da iyi gidiyor
0
jelly bear
(06.07.26)
gt5 pro kullanıyorum, telefonum da iphone 14 pro. saat gayet stabil ve telefonla uyumlu çalışıyor. şarjı 2 hafta kadar gidiyor. bundan önce de gt3 kullanıyordum. bu eskiyince de aynı seriden devam ederim muhtemelen.
0
faberkastelli
(07.07.26)
(19)

Ezginin Günlüğünün en sevdiğiniz şarkısı?

substituent
Çok fazla şarkısı var, tüm şarkılarını karıştırıp dinleyince her 5-6 tanede bir bağımlı yapacak bir şarkı çıkıyor. Ben başlayayım:Ayrılıkta söylenmiş bir yaz türküsü“Akşam şarkıları” da çok iyidir.
Çok fazla şarkısı var, tüm şarkılarını karıştırıp dinleyince her 5-6 tanede bir bağımlı yapacak bir şarkı çıkıyor.

Ben başlayayım:
Ayrılıkta söylenmiş bir yaz türküsü

“Akşam şarkıları” da çok iyidir.
+1
substituent
(04.07.26)
Gemi güzel.
0
kizil karga
(04.07.26)
Spotify’da tek beğendiğim Gemi’ymiş.
0
gabe h coud
(04.07.26)
Ben de spotifydan baktım hangilerini beğenmişim diye, ebruli ve düşler sokağıymış.
0
truf
(04.07.26)
* Eksik bir şey
* Gemi
* İnsan sever bir kere
* 1980
* aykız
* dutağacı
* zerdaliler
+1
pislick0
(04.07.26)
Gemi
İnsan sever bir kere

Hatırlayamadığım bir iki şarkı daha.
0
yaren
(04.07.26)
Mutlu aşk yoktur.
+1
Caletti
(04.07.26)
Gelen Benim
Yastıklı Şarkı
Mutlu Olmak Varken
Aldatan Şarkı
Unut Gitsin
0
auroraaurora
(04.07.26)
Aşk Bitti
+1
pro9it9is9
(04.07.26)
ben ilk kadrosuyla, ilk ekiplerinin genelde şiirlerinden uyarlamalarını ve türkü seslendirmelerini seviyorum. favorim aykız, odam kireç tutmuyor, ayrılış. orijinal eserlerinde ise 1980, gemi, zerdaliler.
0
black holes in the sky
(04.07.26)
Çok severim sıralamak zor ama…

İnsan sever bir kere
Gemi
Kadıköy
1980
0
ekimoloji
(04.07.26)
ilk aklıma gelenler
aşk bitti www.youtube.com
ebruli www.youtube.com
+2
exlibris
(04.07.26)
bir eflatun ölüm
0
Ufuk
(04.07.26)
Nazende sevgilim
İnsan sever bir kere +1
Gelen benim +1
0
a perfect lie
(04.07.26)
Aşk bitti
+1
gadlemler
(05.07.26)
Ayrilik sarkisi,
Gelmiyorsun,
Camdan sakiz akiyor,
Gelen benim.
0
chihirovekohaku
(05.07.26)
bahsettigin sarkilar grubun ilk doneminden (1990 oncesi). ikinci donemi (1993-2010) bana daha cok hitap ediyor. sevdiklerimden bazilari:

martı (1995, söz: nadir göktürk – müzik: hüsnü arkan)
düşler sokağı (1995, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
ebruli (1996, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
fayton (1996, söz–müzik: nadir göktürk)
aşk bitti (1996, söz–müzik: nadir göktürk)
yastıklı şarkı (1996, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
leyla (1998, söz: hüsnü arkan - müzik: nadir göktürk)
sarhoş balık ile topal martı (1998, söz–müzik: nadir göktürk)
hişt (2002, söz: hüsnü arkan – müzik: nadir göktürk)
zerdaliler (2003, söz-müzik: hüsnü arkan)
0
banach
(05.07.26)
Gemi en güzeli ya
0
liynet62
(06.07.26)
Eskiye göre cevap vereceğim, çünkü artık Ezginin Günlüğü ve genel anlamda melankoli içeren hiçbir şeyi dinlemiyorum. Ama bu soruya cevap verebilecek kadar uzun süre takıktım Ezginin Günlüğüne.

Çok yaygın dinlenenler de dahil olmak üzere en sevdiğim;
-Zerdaliler, bilmeyen birine Ezginin Günlüğü dinleteceksem bunu açardım mesela.

Klasikleşmiş şarkılarını bir kenara koyup yine de çok da derine inmezsek;
-Gemiler Gibi (Gemi değil), çok niş ezginin günlüğü fan şarkısı değil, genel bilindik havasını koruyor

Çerçeveyi daha daraltırsak ezginin günlüğünü tanıyan biri en sevdiğim şarkısını sorsa;
-Selluka veya Mutlu Olmak Varken (1988 versiyonu)

Ama benim için Ezginin Günlüğü zannedersem;
-Ağladığın Geceler, bunu hiç başka biriyle dinlemişliğim yoktur.
0
akhenaten
(06.07.26)
@akhenaten

Ağladığın geceler çok güzelmiş
0
🌸substituent
(07.07.26)
(10)

Deniz suyunu temizlikte kullanmak

Unde bach canim
Deniz suyu içeriğindeki tuz ve mineraller nedeniyle deterjan gibi ürünlerde köpürmeyi engelliyor fakat bu deniz suyunu alıp sokak ve caddeleri yıkamak, evlerde ayrı hat kullanarak direkt olarak atık su olacak şekilde tuvaletler için kullanmak “içme suyunun tuzlu suyla karışması gibi risklerden dolay
Deniz suyu içeriğindeki tuz ve mineraller nedeniyle deterjan gibi ürünlerde köpürmeyi engelliyor fakat bu deniz suyunu alıp sokak ve caddeleri yıkamak, evlerde ayrı hat kullanarak direkt olarak atık su olacak şekilde tuvaletler için kullanmak “içme suyunun tuzlu suyla karışması gibi risklerden dolayı mı esas olarak kullanılması riskli?

Evet gelecekte içme suyu yetersiz olabilir ama şu an yeterli iken büyük bir deniz suyu aktarım projesi büyük maliyet olur. Bu sebebi geçtiğimizde nasıl bir çevresel sorunla karşılaşabiliriz gelecek için?
0
Unde bach canim
(04.07.26)
Deniz suyundaki tuzun çürütücü etkisi nedeniyle bir boru şebekesi ve fitting malzemeden geçirilmesi, sistemin sağlığı açısından pek mümkün değil ve ayrıca atık su direkt denize verilemez de doğaya karışırsa dokunduğu her yerdeki doğayı öldürür.

Deniz suyu arıtımı bir azgelişmiş ülke için mümkün değil, maliyet çok yüksek.

Denizden fayda ummak yerine belediyelerin kayıp kaçağı önlemeye ve atık suyu arıtmaya yönelmesi çok daha ekonomik görünmekte.
+3
Mirket
(04.07.26)
@mirket
Hocam deniz suyunu arıtmadan verecek, arıtılması zaten ekonomik değil. Günümüzde bile metal boru kullanıldığını düşünmüyorum. Beton veya plastik kullanılıyordur. Ki tuz bunlara zarar vermez.
0
🌸Unde bach canim
(04.07.26)
Suyun geri dönüşümü ve israf edilmemesi konusunda yapılacak çok şey var ama “deniz suyunu evlerimizde ya da tuvalette kullanalım” bunlardan biri değil.

Şehirlere yağmur hasatı yapmak, her yeri beton yapmamak, çatılardan akan suyu depolamak ve kanalizasyona vermemek, iki atık su hattı oluşturmak, evlerdeki tuvalet-sifon suyunu gri-su ya da çatılardan toplanan sudan vermek gibi çok şey var. Hatta en basitinden el yıkama lavabolarının gideri neden klozete ya da tuvalete verilmiyor onu anlamıyorum. Küçük tuvaletten sonra sifon çekmez, el yıkadığımız su tuvaleti temizlerdi.

Bunlarla ciddi tasarruf yapılabilir ama vatandaşın kullandığı su maden tarım ve sanayi ile kıyaslandığında devede kulak kalıyor. Tüm bu saydığım şeylerden tasarruf oluşturmayı geçtim tüm vatandaşlar aylarca bir damla su kullanmasa hala ciddi bir tasarrufu oluşmayacak.

Su sorununu çözmek için yapılması gereken ilk şey ormanlaşma ve yağmur oluşumunu arttırmak, şehirlerde betonu azaltmak ve yağan yağmurun toprakla buluşmadı, her binaya su deposu koyup temizlik sularını yağmurda dolan depolarla kullanmak gibi yöntemler gerekiyor.

Yer altındaki kayıp kaçak çok ciddi boyutta bu arada. O da israf çünkü A noktasından gelen su B noktasıdinda toprağa karışıyor. Teknik olarak hala toprakta ama tekrar kullanılabilir olması için yüzyıllar geçecek belki.

——
Deniz suyunu kışın yollar buz tutmasoın diye kullanıyorlar bu arada. Tuz atacaklarına tuzlu su atıyorlar. Bu bana mantıksız gelmiyor az kullanıldıkça.
+1
biseysorcaktim
(04.07.26)
tuz, pek çok malzeme için en yıpratıcı ve bozucu etkenlerdendir. sebeplerden en önemlisi bu olabilir.
+1
lil siztah
(04.07.26)
Abi, eski binalarda falan tesisat tadilatı gördüysen boruların içi hep hışır kaplıdır. Bu malzeme sudaki çözünmüş katı maddelerden kaynaklıdır ve zaman içinde boru demir de plastik de olsa tıkar. Deniz suyunda bu çözünmüş karı madde miktarı içme suyundan 5-10 bin kat daha fazladır ki onun tıkayıcılığını sen düşün.

Tamam , borular plastik de, fitting malzemenin eninde sonunda bir yerlerinde, en azından vana ve musluklarda metal vardır ve metal tuzu hiç sevmez.

Bir de, eğer temizlik yapan biriysen bilirsin, temizlikte bela olan şey sudaki kireç, yani suda çözünmüş katı maddelerdir. Yani klozeti, fayansları pis gösteren o sapsarı malzeme hep odur. Sert suyla cam silersen o camı ayrıca bir daha silmen gerekir. Tuzlu suyu arabana vurursan, araba ölmesin diye tatlı su ararsın falan.

Yani deniz suyuyla temizlik olmaz.
+1
Mirket
(04.07.26)
Yukarıdaki detaylı açıklamaları özetleyecek şekilde, deniz suyunu sıvı toprak olarak düşünün. Temizleyici bir etkisi yok bu anlamda. Bulunduğu yerde kendisi bir temizlik sebebi oluyor.
0
akhenaten
(04.07.26)
Temiz yeraltı sularını kirletip toprağı öldürürsün.
0
kimlanbu
(04.07.26)
sokak vs. yıkamada hem asfaltın anasını ağlatıyor hem de bulaşan arabaların canına okuyor.

tuz mekanik araçlar için bela.
0
gurur
(04.07.26)
denize sıfır yaşayan birisi olarak söyleyeyim. havuzlardan birisini deniz suyu ile dolduruyorduk. serpintilerle vs çevresini o kadar çok batırmaya başladı ki şebeke suyu ile doldurmaya başladık. gerisini siz düşünün.

ayrıca tuzlu su düzenli kullanımda asit gibi aşındırma yapıyor.
0
bravoteam
(05.07.26)
izmir karşıyaka belediyesi senelerdir deniz suyunu uygun şekilde arıtıp parklar ve bahçeler müdürlüğünün sulama işlerine su temin ediyor.

ancak içme ve dediğiniz temizlik işleri için ek işlemler gerekebilir. denizde tatlı su elde etmek için buharlaştırma yöntemi kullanılır mesela ama bu kadar basit olacağını düşünmüyorum büyük kapasiteli sıhhi kullanım için. zaten teknik bilgim de yok. boş yapmayayım.
0
janderzel zartanyan
(05.07.26)
(3)

İlişik kesen doktora tez öğrencisi aftan dönerse aynı teze devam edebilir mi?

santimantal
Azami sürem dolmak üzere ama tezimi bitiremedim.İlişiğimi kessem aynı teze devm edebilir miyim?Bu konuyla ilgili yasal içerik nedir?
Azami sürem dolmak üzere ama tezimi bitiremedim.
İlişiğimi kessem aynı teze devm edebilir miyim?

Bu konuyla ilgili yasal içerik nedir?
0
santimantal
(02.07.26)
Geçen afta arkadaşım dönmüştü, o tezini değiştirmek istiyordu ama tez aşamasında döndüğü için değiştiremediğini hatırlıyorum. Ne kadarı gerçektir, ne kadarı danışman kaynaklıdır bilmiyorum. Ama af daha şekillenmedi, bu yeni afta nasıl olur ancak yasa geçince belli olur.

Ama sizin sorunuz biraz daha farklı, arada kesinti olmayacakmış zaten, haliyle danışmanınızın size bir kastı yoksa neden aynı tezi alamayasınız ki zaten.
0
akhenaten
(02.07.26)
Yasalaşmadan kapsamı belli olmaz. Arkadaşın dediği gibi savunmaya çıkıp uzatma alsanız 6 ay bunun prosedürleri ile 9 aya yakın süre olur. (Bunlar azami sürenin dışında)

Danışmanınızla konuştunuz mu durumunuz ne?
0
anon1m
(02.07.26)
Evet dönebilir bir engel yok.
0
eisberg
(02.07.26)
(9)

Her İlişkide Aşk Zamanla Azalır Mı?

lapetitemort
Özellikle evlilere ve uzun ilişki yaşamış kişilere sormak istiyorum.Eski fotoğraflara baktığımda bu hisse kapılıyorum. Sürekli yapılan kavgalar, ayrılıp barışmalar ilişkiden bir şeyleri koparmış sanki. Üstüne bir de monotonlaşan hayat, her şeyi yaşamış olmak, enteresanlıkların azalması gibi tecrübel
Özellikle evlilere ve uzun ilişki yaşamış kişilere sormak istiyorum.

Eski fotoğraflara baktığımda bu hisse kapılıyorum. Sürekli yapılan kavgalar, ayrılıp barışmalar ilişkiden bir şeyleri koparmış sanki. Üstüne bir de monotonlaşan hayat, her şeyi yaşamış olmak, enteresanlıkların azalması gibi tecrübeleri ekleyince ilişki katılaşıyor sanki ve o ilk zamanlardaki saf, çocuksu, heyecanlı sevgi hali kalmıyor.

Bu his normal mi?
0
lapetitemort
(30.06.26)
Aşk azalmaya azalır da, sizin tasvirinizde aşkın azalmasından çok ilişkinin tükenmesi söz konusu. İkisi pek aynı şey değil aslında.

İlişkinin ilk dönemleri sürdürülebilir bir şey değil ki zaten. Hayatınızın geri kalanında bir mesaj gelecek diye bir gözünüz telefonda yaşayabilmeniz ya da benzeri bir kafada kalabilmeniz mümkün mü sizce? Hiçbir şey olmasa işinizden olursunuz. Aşk insanları birbirine bağlıyor ve evet; hayat inişli çıkışlı.

Ancak geçmişe özlem duymak ve geçmişi hatırladıkça mutlu hissetmek de farklı şeyler.

Eğer her şey yolunda gittiyse doymuş hissediyor olmalısınız, vazgeçmiş değil.
0
akhenaten
(30.06.26)
Aşk diye bir şey yok. Kendini kandırma o konuda. İlgi tabi ki azalır
0
benaslindayohum
(30.06.26)
Ask sürdürülebilir bir duygu degil.

Ask zamanla sevgiye dönüsüyor ve sevgi asktan daha büyük bir sey bence.

Her iliskide tartisma olur. Önemli olan onlari telafi eden güzel duygular da var mi? Datelere cikmak tatil yapmak güzel duygulari besleyen seylet bana göre.
0
Purple life
(30.06.26)
+13 sene
Hiç azalmadı
+3
topkapiaksaray
(30.06.26)
azalmayanı var ama istisna. kural azalır diyor. sen kuralı dinle.
0
gabe h coud
(01.07.26)
Evlilik zaten kafası uyan 2 kişinin birbirine tahammül etmesi. 18 senelik ilişkimin 11 senesi evlilik. Birbirimizi idare ediyoruz. Özellikle ben çekilmez bir adamım soruyu eşim cevaplarsa daha mantıklı olur. İlk başlardaki heyecan olmuyor ama eşimi seviyorum. Zamanla güven artıyor. Anandan babandan herkesten fazla tanıdığın insanla yaşıyorsun. E tabii ki özen ister istemez azalıyor.
0
mikahakkinen
(01.07.26)
Aşkı öldüren evlilik değil, zaman. O karnınıza uçuşan kelebeklerin ömrü birkaç ay.

Evlilikte tarafların kalitesine göre sevgi ve saygıda bir azalma olmaz, ama ilk günkü heyecan da kalmaz.
0
kimlanbu
(01.07.26)
2009'dan beri beraberiz, 2018'den beri evliyiz.
Azalmadı. Artması durdu belki ilk evlediğimizde seni evlenmeden önce daha az seviyormuşum diyordum. Galiba daha fazla sevmem mümkün değil onu da bilmiyorum.
0
matilda
(01.07.26)
7.yıl, çok monotonlaşmış bir süreçten sonra bazı rahatsızlıklar yaşandı ve resmen aşk alevlendi aylardır.
0
gadlemler
(02.07.26)
(22)

Neden böyle oldu?

artıküyeolmakistiyorum
TDK görevlisi ya da yaşlı değilim ama son zamanlarda artık Türkçe karşılığı olan kelime veya durumlar hakkında İngilizce bahsedilmesi kanımın çekilmesine sebep oluyor. First date?Date?Red flag?Ghost?Bunlar ne ve neden var? Türkçe karşılıklarını tabi ki biliyorum ama neden ingilizce kullanılıyor?Derd
TDK görevlisi ya da yaşlı değilim ama son zamanlarda artık Türkçe karşılığı olan kelime veya durumlar hakkında İngilizce bahsedilmesi kanımın çekilmesine sebep oluyor.
First date?
Date?
Red flag?
Ghost?
Bunlar ne ve neden var? Türkçe karşılıklarını tabi ki biliyorum ama neden ingilizce kullanılıyor?
Derdimi sevebilirsiniz.
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Havalı duruyo.
Tırıvırı işler romantik meseleler olmadığı için millet bari havalı görünsün diyor.
Ciddi ilişkisi olanlar zaten böyle laflar kullanmaz.
0
Lh12
(25.06.26)
Ben bunu yapanları görünce onların yerine utanıyorum. Buna da cringe diyorlar mesela. Daha da utanç verici oluyor
-1
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Bazıları ozenticilik, yozlaşma, sosyal medya kullanımı vs ile açiklanabilir. Bazıları da sanki o anlamı tam taşiyan kelimenin sadece İngilizcesi mevcutmus gibi geliyor kulağa.

Mesela ghostlamak yerine ne kullanılabilir dersek, ortadan kaybolmak, umut vermek, gibi kalıp kalıp tamlamalar ortaya çıkıyor. Ama ghostlamak deyince kastedilen şey daha net gibi.

Date e çıkmak bazı ortamlarda dalga amaçlı kullanılıyor. Ay date e cikicam gibi. Bulusmam var demek aynı etkiyi yaratmıyor.

Cringe gerçekten çok gereksiz. Uzun bir süre anlama geldiğini bilmiyordum.
0
egerbiryolcu
(25.06.26)
Deyte çıkmak ile buluşmak/görüşmek arasında nasıl bir fark oluyor?
Halime ile deyte çıkacağım
Halime ile buluşacağım
-2
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
diger entry'lere katiliyorum fakat isin baska bir boyutu daha var. biz cesitli sosyal durumlarin farkinda olan, bunlari tanimlayan bir toplum degiliz. hemen ornek vereyim. ghost'lamak. bundan 20 sene geriye gidin, sms kullanirken de icq kullanirken de bu durum (yani birinin sizinle konusmak istememesi ve ortadan kaybolmasi) yasaniyordu. fakat dilde olmayan sey dusuncede de olmuyor. iste bati dunyasi bu durumu tanimliyor ve bir kelimeyle acikliyor. akademik degil, dogal, kulturel bir sekilde. turkceleri anlam ifade etmiyor. hayaletlendim, hayaletledim falan mi diyecegiz? bu kelimeler siz anlam atfettiginiz surece varlar. kirmizi bayrak turkcede baska bir baglamda da kullanilmiyor. fakat "red flag" bati kulturunde tehlike ve yarisi durdurmak anlamina geliyor. dolayisiyla onlar red flag dediginde iliski baglaminda anlasilir oluyor. fakat bizde kirmizi bayrak deseniz kimse bir sey anlamaz. dolayisiyla sorun ingilizcelerinin kullanilmamasi degil, ayni anlami tasiyan turkce alternatiflerinin olmamasi. bakin ceviri anlaminda karsilik demiyorum, kulturel bir alternatif diyorum.

edit: verdiginiz ornek date'e cikmak. aradaki fark date'e cikmak dediginizde romantik bir iliskiye atifta bulunuyorsunuz. is arkadasimla date'e ciktim dediginizde is arkadasinizla romantik bir iliski amaciyla gorustunuz anlami cikiyor. mesela yillar sonra babamla, annemle date'e ciktim (gorustum, bulustum) demezsiniz. askerlik arkadasimla date'e ciktim falan. dolayisiyla mehmet'le gorustum ve mehmet'le date'e ciktim arasinda fark vardir. dumduz ceviri yaparsaniz ikisi de aynidir ama anlamlar farklidir.

edit2: su videoya bir bakin, cok sevdigim bir ornektir. yani turkce ozel durumlar icin kelime uretmiyor, tam tersi her sey daha da basitlesiyor, sadelesiyor, bu iyi bir sey degil, cunku anlamlar yitiyor. www.youtube.com burada da bir ornek var aslinda. bu video degil, short (ve turkce karsiligi yok). cunku short dedigimde aslinda cok kisa bir video turu olan videoyu kastediyorum, fakat turkcede hepsi video. dolayisiyla ben video dedigimde siz onun short oldugunu anlayamiyorsunuz. tipki videodaki ornekte oldugu gibi. uzuntu dedigimde ne uzuntusu oldugunu anlayamiyorsunuz.
+4
Sour
(25.06.26)
Ghostlamak dediğin ortadan kaybolmak
Red flag da kırmızı çizgi işte. Bunda anlaşılmayacak ne var?
-6
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Biriyle bulusmak icin cabalayip ardindan bunla ilgili derdini anlatmaya calismiyor. Izledigi dizide/filmde/kisa videoda deyte cikmislar ve ona havali gozukmus. Kendi hayatinda deyte cikan olmaya calisiyor. Akli yetmedigi icin de detaya girip bulusmayi anlatamiyor. Halbuki hayatta biraz derinlesebilse, birinden randevu almayi, bulusmaya ozenmeyi, sohbet etmeyi insan gibi denese; belki bulusmada umduklarini, bulduklarini daha iyi anlatabilirdi. Sadece iliskilerde degil, diger alanlarda da dil boyle. Bir taraf yasayarak kulturu yaratiyor, bir taraf kulturu yuzeysel benimsiyor.
-1
osssy
(25.06.26)
Müthiş aşağılayıcı hissettirmiyor mu aga @ osssy?
Buluşmak, görüşmek, bir kahve içmeye yemek yemeye çıkmak varken yani bunları böyle baskalari da yapıyor bak bende yapıyorum diye sosluyorlar.
-1
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@sour ağa askerlik arkadaşın Mehmet’le buluşunca kimse onun romantikligini düşünmez ya zaten?
Halime ile buluşunca da dersin ya hani hayırdır diye?
Sanki başka dili konuşuyoruz gibi örnekle anlaşmaya çalışıyoruz
-2
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@artıküyeolmakistiyorum o ornegi bulusma = date dediginiz icin vermistim. buradaki sorunun su oldugunu anlamiyorsunuz: bizim date icin kullanilabilecek bir kelimemiz yok su an. buna en yakin sey belki bizim eskiden kullandigimiz "cikmak" olabilir. kisacasi amerikalilar icin date ile meet ayni sey degil, fakat bizde ayni oldugundan anlam tek kelimeyle aktarilamiyor. allah'tan cevirmen falan degilsiniz, yoksa her seyi mota mota cevirerek cok garip bir shakespeare cevirisi yapardiniz gibime geliyor.
+7
Sour
(25.06.26)
Deyte çıkıyorum deyince yemeğe, kahveye çıkıyorumdan fark ne.
Eskiden söylenen çıkmak bambaşka bir şey
-4
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@artıküyeolmakistiyorum date'e cikmak, yemek veya kahve aktivitesi olmak zorunda degil. date, daha cok bulusmanin ozel bir durumu. dolayisiyla bulusma derseniz de anlam aktarilmis olmaz. ucuncu kez yazdigima inanamiyorum.
+8
Sour
(25.06.26)
Arkadaşım Deyte nereye çıkıyorsun uzaya mı çıkıyorsun da Türkçede karşılığı olmuyor? Kahve içeceğiz dediğin zaman karşı taraf başka bir şey mi anlayacak?
-4
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@artıküyeolmakistiyorum yemek veya kahve aktivitesi olmak zorunda degil demek bunlar disinda bir aktivite olabilir demek: www.youtube.com
+1
Sour
(25.06.26)
Hayir, ben asagilayici hissetmiyorum. Kullanan yerine utaniyorum.
Ayrica date'in Turkce'si yok derken dedelerimizin de ninelerimizle randevulastigini biliyoruz degil mi?
-3
osssy
(25.06.26)
Yok ağa illa deyt olacakmış yoksa olmuyormuş
-5
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Hemen her dilde olan bir şey bu. Dil değişkendir yabancı kelimeler, argo jargon var. Bununla birlikte bazı ifadelerin diğer dillerde tam karşılığı yok. Date konusu sour un anlattığı gibi.
+5
pembediken
(25.06.26)
@osssy randevu da fransizca zaten. baskalari adina utanmaktan kolay. ben insanin kendisi icin utanma duygusu var mi ona bakarim. :) benimle benzer seyler soylediginizin farkinda misiniz: www.eksiduyuru.com
+5
Sour
(25.06.26)
Elbette Fransizca kokenli. Benzer bir surecten bahsediyoruz ancak date'i karsilayan halihazirda cok sayida kelime oldugu noktasina nedense katilmiyorsunuz. Date ile meet farkli evet ve bunlari Turkce de ifade edebilmeniz lazim. Ayrica, kirmizi bayrak bahsettiginiz nedenle kotu bir ceviri olurdu dogru, daha iyisi olmali. Ancak bunu red flag ifadesini anlayan herkes zaten rahatlikla anlayabilir. Dolayisiyla, karsilayan Turkce ifade olmadigi icin kullanildigi argumaniniz dogru degil, o ifadeleri secip veya bulup siz kullanmiyorsunuz.
-1
osssy
(26.06.26)
İnsanlığın başından beri olan bir problem. Sizin rahatsız olmanız da doğal, bunların kullanılması da doğal.

Türkçe'de bunları karşılayan sözcükler elbette var. Ancak bu yeni sözcükler gittikçe kalıplaşıyor.

Date'e çıkmak daha en baştan "romantik kaygılarla buluşma" anlamı taşıyor. Bir etkinlik bu. Bir dönem randevu da kullanılmış, şimdi date. Elbette buluşmak da diyebilirsiniz ama alışverişe çıkıyorum demek yerine markete gidiyorum ya da üstüme başıma bir şey almaya gidiyorum da diyebilirsiniz.

Neticede dile giren tüm sözcükler illa ki birilerini uyuz ederek girdi. Ezelden beri böyle bu. Sonsuza kadar da böyle olacak. Oluyor yani bunlar. Bu açıdan bakarsanız çok da rahatsız etmez. Önüne geçilebilir bir şey değil bu.
+2
akhenaten
(26.06.26)
Oktay Sinanoğluculuk kimseyi bir yere taşımaz. Dil; yozlaşmasın, bozulmasın diye pamuklara sarıp saklanacak bir kristal küre değil. Canlı organizma. Ayrıca daha önce başka duyurularda da yazdım, her kelimenin bir primer anlamı vardır bi de sekonder hissettirdiği ruh vardır. Bağlam içinde, kullanan kişinin sosyokültürel durumuna göre vs vs buluşmak ve date apayrı sekonder anlamlara da gelebilir ve o cümlede doğrusu date olur. Cringe'i, ghostlamayı, red flag'i Türkçe kelimelerle bir şekilde ikame edebilirsin belki ama aynı ruhu geçiremezsin. Amaç iletişim kurmak ve beynindeki hem düşünce hem duyguyu karşındakine aktarmaksa o an cümlede cringe kullanman gerekirse cringe kullanırsın.

Bi çocukla buluştum
Bi çocukla date'e çıktım

Bu iki cümle arasındaki duygu/ruh farkını anlamıyor değilsiniz sadece en başta dediğim gibi Oktay Sinanoğluculuk oynamak herkesin kolayına gelen bir hamaset gösterisi
0
nundu
(26.06.26)
Yok, ben anlamiyorum ikisi arasindaki anlam ya da "ruh" farkini. Bana hissettirdigini soruyorsan ikincisinin ikinci cumlesini dinlemememe sebep olacak onemsizlik hissettiriyor.
-2
osssy
(26.06.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.