Giriş
(7)

Bazı story’leri izlemek

don’t panic
Çalıştığı kurumun herhangi bir paylaşımını story’sinde paylaşıyor ya insanlar. İzliyor musunuz arkadaşlar? Xxxxx Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin bir videosunu paylaşmış mesela öğretmen arkadaş. Buna tıklayıp izleyen kişi sayısı herhalde 50’de 1’dir falan diye düşünüyorum. Belki de acımasız düşü
Çalıştığı kurumun herhangi bir paylaşımını story’sinde paylaşıyor ya insanlar. İzliyor musunuz arkadaşlar? Xxxxx Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin bir videosunu paylaşmış mesela öğretmen arkadaş. Buna tıklayıp izleyen kişi sayısı herhalde 50’de 1’dir falan diye düşünüyorum. Belki de acımasız düşünüyorum bilemedim. Tabi ki herkesin paylaşımına kimse karışamaz ama bu motivasyonu merak ediyorum. Teşekkürler.
0
don’t panic
(20.05.25)
Motivasyonu instagramdan beklentisine bağlı heralde insanların. Kimisi sosyal medya fenomenliğine oynuyor, kimisi flört edecek yer olarak kullanıyor, kimi arkadaş çevresi için kimi de konu komşu akraba çevresi için kullanıyor.

Ben storylere 40 yılda bir bakıyorum mesela. Benim eskiden kalan arkadaş gruplarım var onlarla haberleşip komik şeyler falan paylaşmak için kullanıyorum. Yine 40 yılda bir story atarsam sadece yakın arkadaşlarla paylaşıyorum.
0
akhenaten
(20.05.25)
Normalde paylaşmayıp o an paylaştıysa neymiş diye merak eder izlerim. Sürekllilik varsa izlemem
0
Rondak
(20.05.25)
Ben sadece 2-3 arkadaşım hariç kimsenin izlemiyorum. Hiçbir şey atmıyorum da. Hatta 3 arkadaşımdan 2 sini ayıp olmasın diye, birini gerçekten meraktan izliyorum.
0
substituent
(20.05.25)
Arkadaşım öyle postlar atıyordu. Sebebini sordum. Müdürü emrivaki yapıyormuş. Mecburen paylaşıyordu.
0
kiminromeosu
(20.05.25)
Onları genellikle zorla paylaştırıyorlar.
0
hayirsiz
(21.05.25)
Bunu yapınca şirket içinde bi tık değerli oluyorsun. çünkü şirketi benimsemiş gibi gösteriyor. Toplantıda sm uzmanı o kadar paylaşım yapıyoruz şirketten kimse beğenmiyor, paylaşmıyor dediğinde sıkıntı oluyor.
0
duyuruuser
(21.05.25)
zorla paylaşıyolar +1

ben kısa bir süre belediyede çalışmıştım. memurların eyvallahı yoktu ama onun dışındaki taşeronlar falan belediyenin etkinliklerine katılmak zorundaydı ve belediyenin paylaşımlarını story atmak zorundaydı. hatta bunu takip eden bir kız vardı. paylaşmayanları belediye başkanına rapor ediyordu.

işten atılma korkusu olmasa bile öğretmenler idare ile aralarını iyi tutmak isterler ders programları hazırlanırken acımasızca davranmasınlar vs diye.
0
turuncu tonlarda
(21.05.25)
(8)

Sevgilisi olan bir erkeğe ait şu cümleler

seni tanıdığım güne lanet olsun
Bir arkadaş ortamında sevgilinin şunu olsa tiksinir misin, sevgilin şunu yapsa tiksinir misin şeklinde bir sohbet dönüyor. Bir yıllık ilişkisi olan erkek kişi kendisine sorulan dört beş soruya tiksinirim dedikten sonra bunu benim cevaplamam uygun değil, bana kalsa hepsine tiksinirim derim çünkü şu a
Bir arkadaş ortamında sevgilinin şunu olsa tiksinir misin, sevgilin şunu yapsa tiksinir misin şeklinde bir sohbet dönüyor.

Bir yıllık ilişkisi olan erkek kişi kendisine sorulan dört beş soruya tiksinirim dedikten sonra bunu benim cevaplamam uygun değil, bana kalsa hepsine tiksinirim derim çünkü şu an hayatımda aşık olduğum biri yok, aşık olduğum biri olursa belki her şeyi hoşuma gidecek ve rahatsız olmayacağım, bunları aşık olan biri cevaplasın diyor.

Bu kişi ve ilişkisi hakkında ne düşünürsünüz?

A) Boşta kalmamak için bu ilişkiyle idare ediyor. Kadını oyalıyor, daha iyisini bulduğu an ayrılacak. Saygısız biri.

B) Arkadaş ortamında olur böyle geyikler. O da aslında öyle düşünmüyordur da muhabbet o yönde ilerleyince öyle demiştir.

C) Her sevgilimize aşık mı olacağız? Gayet normal konuşmuş, sorun yok.
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(16.05.25)
C

herkese aşık olunmaz. bence aşk ömürde 1-2 defa yaşanılabilir max.
0
jelly bear
(16.05.25)
D) sadece aşık diil. Kadının haberi olabilir de olmayabilir de, bilemem bunu. Kadını oyaliyorsa evet saygısız, kadına açık davrandiysa problem yok her sevgilimize aşık olamayız
0
abuzer
(16.05.25)
Bana, genel olarak düşünce ve davranışları itici geldi. Söylem şekli rahatsız edici, " bana kalsa hepsine tiksinirim derim" cümlesi çok kötü. İnsan, hayatındaki kişiye az da olsa saygı ve sevgi duysa böyle konuşmaz. Aşk değil burada mevzu. Çok saçmalamış, umarım kadın da bunu bir an evvel hayatından çıkarır.

Cevap A
0
rock n roll
(16.05.25)
A.

aklima Prens charles‘ in dianayla nisanlandiginda gazetecilerin asik misiniz sorusuna diana nin of course charles in da whatever in love means diyisi geldi…

Ayrıl diana
0
sonsuz
(16.05.25)
@abuzer +1
0
nawar
(16.05.25)
a.
0
deartheodosia
(16.05.25)
iğrençlik.

hayatımdaki kadını hiçbir ortama meze yapmam. başkalarıyla onunla alakası olacak hiçbir konuda muhabbet etmem.

hatta bırak hayatımdaki kadını, kadın arkadaşlarım hakkında bile böyle bir muahabbete girmem.

aşık olursam şöyle olur, olmazsam böyle olur diye bir şey yok.

A diyorum.
0
tabudeviren
(16.05.25)
Ya bu saygı diye tanımlanan her şeye aykırı bir durum. Ne desem bilemedim. Cidden çirkin. Dürüstlük falan değil bu.

Birlikte olduğu kişiyle bunu konuşmuş olabilirler diğeri tamamen haberdar olabilir. Ona rağmen uygun değil. Bizim ilişki detayımızı neden vurgulaya vurgulaya anlatırsın ki? Yani arkadaş sadece soruya da cevap vermemiş üstüne bir de baya olayı ciddiye alıp kafa yorup geniş bir tanım yapmış. Diğer kişinin o an o ortamdaki itibarını gözetmeyi geçtim, resmen buna karşı tavır almış. Bak hani en kötü "ben kim olursa olsun iğrenirim" vs. der yine söylersin hadi, ama kimseye aşık değilim ilerde olursam belki falan diye detaya girmek cidden tarifsiz bir şey.

Ben ortamdaki arkadaşlardan biri olsam dahi utanırdım. Bahsi geçen kişinin yerinde olmayı hiç istemezdim. Çok yakışıksız ve lüzumsuz. Sanki iğrenmem desen diğerine bardak yalatıp ağzına dayayacaklar.

Her insan farklıdır tabi, her insanın kendini ifade ediş biçimi farklı. Ancak "saygısız" diye bir kavram varsa bunu oraya koymayacaksak neyi koyacağız bilmiyorum. Bazı insanların farkı saygısız olmalarıdır.
0
akhenaten
(16.05.25)
(6)

İsa'ya Tanrı olarak yaklaşan mezhep var mı, hangisi?

Cesario
Ortodox ya da Katolik ya da başka bir mezhep var mı?Aranızda Hristiyan olan ya da dinleri araştıran biri açıklayabilir mi?Sümela manastırında pelerinli İsa ve Ademi kurtaran freskler var. İsa peygamber en üst rütbede mi demek bu yoksa Tanrı'nın vücut bulmuş hali mi? Tanrı neyi ifade ediyor bunu mera
Ortodox ya da Katolik ya da başka bir mezhep var mı?

Aranızda Hristiyan olan ya da dinleri araştıran biri açıklayabilir mi?

Sümela manastırında pelerinli İsa ve Ademi kurtaran freskler var. İsa peygamber en üst rütbede mi demek bu yoksa Tanrı'nın vücut bulmuş hali mi? Tanrı neyi ifade ediyor bunu merak ediyorum. İslamdaki tek Tanrıdan farkı ya da ortak yönleri neler?

Teslis üçleme baba oğul kutsal ruh inancı ve diğer inançlar, mezhepler konusunda bilgi vermek isteyen yazabilir.

Bunu çözmek için kutsal kitapları okumam gerekiyor galiba ama inananların fikirlerini de merak ediyorum.

İşten Ermeni arkadaşım boşver deyip başından saldı.
0
Cesario
(15.05.25)
Hocam Ortodokslarla Katoliklerin ayrılması tam olarak bu olay yüzünden zaten, İznik Konsili diye aratırsan detaylarını öğrenebilirsin. Katolikler Kutsal Ruh'un Baba ve Oğul'dan çıktığını söyler, öyle olunca İsa'nın da Tanrı olarak kabul edildiği anlamına gelir, Katolikler böyle kabul eder, Ortodokslar kabul etmez.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(15.05.25)
Üç mezhep de Tanrı'nın İsa'da vücut bulduğunu ve teslis inancını kabul eder.
Siyasi nedenlere ek olarak mezhepler arasındaki ayrışmalar ruhban sınıfı, ritüeller ve kurtuluş anlayışından kaynaklanıyor.
0
auroraaurora
(15.05.25)
İslam'a göre (Meryem, 29-36)

29-Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.

30. Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni peygamber yaptı."

31-32. "Nerede olursam olayım, o beni kutlu ve bereketli kıldı; yaşadığım sürece bana namazı, zekâtı ve anneme saygılı olmayı emretti; beni zorba ve isyankâr yapmadı.

33. "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik) benim üzerimedir."

34.İşte hakkında (yahudilerle hıristiyanların) ihtilaf edip durdukları Meryemoğlu İsa'ya dair Allah'ın sözü budur.

Milattan ~350 yıl sonra iznik konsülü toplandı. İsa tanrı değil yaratılmış diyenler sapkın ilan edildi.Teslis inancı resmileşti.

Teslis inancında tanrı tektir ama baba, oğul, kutsal ruh olarak üç kişilikte olduğuna inanılır.

Baba tanrıdan oğul doğmuş ,insan suretinde bir kurtarıcı gelmiştir. Kutsal ruh ise tanrının yönlendirme ilhamıdır ve tanrıya duygu atfeder.
0
hebanon
(15.05.25)
ortodoks, katolik, protestan; üç büyük mezhep de isayı tanrı (tanrının oğlu) olarak kabul eder.
üçlü inanç: tanrı, tanrının oğlu isa, kutsal ruh
0
abelardo
(15.05.25)
Aklınıza gelebilecek her türlü hristiyan mezhebi İsa'yı tanrı kabul ediyor zaten. Bütün olay bunun üstüne kurulu. Hristiyanlıktaki en önemli, en hayati husus bu.

İsa'yı tanrı olarak kabul etmeyen ufak gruplar var, bunlar çeşitli non-trinitaryen mezhepler ancak çoğunlukla mezhepten öte ayrı birer dinler. Örneğin yehova şahitleri ve mormonlar buna örnek.

Yukarda İznik Konsili yanlış ele alınmış. İznik konsili 325 yılında toplanıyor Ortodoks ve Katolik ayrışması ise 1054'te. Katolikler İznik iman ikrarı metninin latince tercümesine "filioque" ibaresini eklemek istedikleri için sorun çıkıyor, bu nedenle kafa karışmış sanırım. Ancak İsa'nın tanrılığı konusunda hiçbir anlaşmazlık yok bu iki grup arasında.

İznik konsili zaten İsa'nın tanrı olduğunun resmi olarak kabul edildiği konsil. İsa'yı tanrı kabul etmeyen Aryanlara karşı (bugün artık aryanlar yok) toplanıyor ve bu kesime karşı önlemler alınıyor. Aryanlar özetle İsa'yı tanrıdan ayrı, ancak "tanrısal" bir kişi olarak görüyordu.

Teslis konusu da çok kesin tanımlanmıştır. Buna göre bugün yaşayan (ufak gruplar hariç) tüm mezheplerin kabul ettiği iznik tanımında baba, oğul ve kutsal ruh birbirinden ayrı ancak özü bakımından bir olan tek tanrının üç kişisidir. Üç kişi de eşit derecede tanrıdır ve eşit derecede muktedirdir. Bunlardan biri, diğeri değildir ancak hem de hepsi birdir. Anlaşılmaz geldiyse normal, çünkü zaten hristiyanlıkta teslis insan aklının algı sınırları dışında bir sır olarak kabul ediliyor.

Yani bunu mantığa bürümek için "tamam işte yani tek tanrının üç görünümü, üç yansıması oluyorlar" diyebilirsiniz ama o zaman çok yanılmış olursunuz, çünkü bu modalizmdir ve heretik (küfür) kabul edilir. Tanım kati surette üç kişinin hem ayrılığı hem de birliğini vurguluyor. Yani baba oğul değildir, oğul da kutsal ruh değildir. Bunların hiçbiri diğeri değildir ama hepsi öz bakımından tektir. Aynı tek tanrıdır. Böyle açıklanıyor.

Ancak İsa'nın tanrılığı konusu İsa'nın insanlığı konusunu da gözardı etmeden ele alınır. Çünkü bu da ayrı bir kesin tanıma dahil. Buna göre İsa aynı zamanda hem tam olarak tanrıdır hem de tam olarak insandır. Bu iki doğa, tek bedende aynı anda mevcuttur. Bu iki doğa birbiriyle karışmaz, ancak her ikisi de kendi muhteviyatını hiç kaybetmeden bir kişide birleşmiş olarak vardır. İki kişi değil, tek kişi söz konusudur. İslama göre İsa tanrı değil, tanrıya yakın da değil, aynı öze de sahip değil. Sadece insan. Bu şekilde ayrılıyor.

Hristiyanlık teslis ve isa'nın doğası konularında çok kesin formülize edilmiş ifadelere sahip. Çünkü bu tanımların hepsi çok buhranlı çalkantılı süreçler sonunda ortaya çıkıyor. Onun için "yani şöyle demek istiyor olmalı" diye düşüneceğiniz her şeyin evvel zaman içinde zaten başkaları tarafından düşünülüp reddedildiğini baştan bilin :D
0
akhenaten
(15.05.25)
Bizim anladığımız anlamda bir tanrı değil o.
Hani vahdet-i vücut olayı var ya, oradaki tanrı da bizim anladığımız anlamda değil,
Dinleri birbirlerinin objektifinden bakıp yorumlayamıyorsun.
İncil'i okuyunca 'Peygamber' nedir konusunda da kafa karışıklığı oluyor.
Anlamak için onlara onların açısından bakmak gerekiyor.
Yani o kadar basit değil olay. Basite indirgeyip yorumlanabilse ne güzel ama, değil öyle.
0
Mirket
(15.05.25)
(20)

Türkçedeki kaba tabilerin kullanımı sizi rahatsız eder mi?

mikahakkinen
mesela hamileye anadoluda yüklü derler. bayanlar alınır mı?yemeği sünnetlemek, yemeği sıyırmak.biraz toplu olmak,balık etli: kilolu olmak.bunun gibi benzer tabileri kullanır mısınız?
mesela hamileye anadoluda yüklü derler. bayanlar alınır mı?
yemeği sünnetlemek, yemeği sıyırmak.
biraz toplu olmak,balık etli: kilolu olmak.

bunun gibi benzer tabileri kullanır mısınız?
0
mikahakkinen
(13.05.25)
buradakileri kullanmam ama rahatsız olacak bir şey görmüyorum.
0
lazpalle
(13.05.25)
yemegi sünnetlemek nasil oluyor ya. sünnet olunca kökü sende ama dibini siyirinca yemek bitiyor?

bence deyim, bu sekilde sokak agzi/argo vs kullanmak cok komik ve ayni zamanda da dilimizin zenginligini gösteriyor. bildigim kadariyla kullanmaya calisirim ben de.
0
sonsuz
(13.05.25)
Bunlar kaba tabir değil.
yemeği sünnetlemek lafını ilk kez duydum.
Diğerleri gayet kullanılan sözler.
Yadırgayabileceğim şeyler değil.
0
Mirket
(13.05.25)
Balık etli dışındakiler kötü hissettiriyor
0
anon1m
(13.05.25)
bunların neresi kaba ki?

hamile, hml kökünden gelen arapça bir kelime. hamal, hamiline, hamili kart yakinimdir, "taşımak" anlamına gelir. "yüklü" kelimesi hamile'den daha türkçe bir kelimedir, kaba bir tarafı da yoktur bence.

yani cemaat ne kadar arapça ise, hamile de o kadar arapçadır. cemaat'i beğenmeyip hamile'yi beğeniyorsanız bunda bir sıkıntı vardır.

"sünnetlemek"ten kasıt pipisinin ucunu kesmek değil burada, tabakta yemek bırakmamak sünnettir. o yüzden tabağı iyice sıyırmaya "sünnetlemek" denir. bu tabiri karşılayacak başka bir kelimeniz varsa kullanabilirsiniz. yine kaba bir tarafı yoktur.

toplu/balık eti çok fazla değil, az kilolu olanları tanımlamak için son derece naif ve kibar tabirler. şişko dombili derseniz üzücü olur ama toplu'nun nesi kaba ki?

kullanırım, kaba da bulmam.

yani bunlara alınan da gitsin köşede ağlasın.
0
kibritsuyu
(13.05.25)
balik etli disindakiler rahatsiz etti beni. gordugumuz seyler nasil estetikse, duydugumuz seyler de estetik olmali.

bu laflar hic estetik degil dflkgjdfl.
0
aguen
(13.05.25)
hamile bir kadına yüklü demek için kırşehirin köyünde doğup hiç dışarı çıkmamak falan lazım. ondan da önce bayan değil, kadın.

kilolu birine toplu derim herhalde. yerel bir kullanım değil.

sünnetleme fiilini kullanmak için dindar olmak gerek. karşımda biri bunu dese dindar ve muhafazakar biri olduğunu düşünürüm.
0
sir gawain
(13.05.25)
burada "kaba"dan kasıt sanırım şehirli ağzından farklı olan kelimeler, kabalık, terbiyesizlik anlamında değil.

kayseri'de doğup büyümüş yeğenimiz bizde kalıyor. konuşması şiveli değil ama bazı tabirleri yöresel kaçıyor, haliyle biz de gülüyoruz.

geçen gün alışveriş merkezi otoparkının girişinde epey dik ve uzun bir yokuş vardı, "bu nasıl bayırmış" dedi. ehahaha bayır ne lan diye epey eğlendik.

bahar dizisini izliyorduk, biri hamileymiş, bunu duyunca "aaa gebe miymiş" dedi, bi tur da orda eğlendik. halbuki tıbbi terim olarak da gebe kullanılıyor ama bize hamile değil de gebe demesi komik geldi.
0
kibritsuyu
(14.05.25)
Yüklü ya da sünnetlemek demedim hiç. Hatta yüklü dendiğini duydum ama sünnetlemek olayını sadece skeçlerde duydum. Orada varsa gerçekte de kullanan vardır elbette. Yani bunu esprili değil de ciddi ciddi kullanana ön yargılı yaklaşırım. Balık etli dedim. Derim, garipsemem.
0
nawar
(14.05.25)
yüklü , sünnetleme, sıyırma falan çağ dışı ifadeler bunlar.
0
yurtsuz john
(14.05.25)
Bkz köylüleri neden oldurmeliyiz
0
abuzer
(14.05.25)
Bu kelimelerde rahatsızlık
veren bir kabalık yok.
Aslında tuhaf bulanlar bile, dışarıdan gelen yabancı kelimeler ve plaza diliyle bu kelimeler prosess edildiğinde kullanımlarında tuhaf bir şey hissetmezler.

Bu kelimeleri beğenmemekten çok özellikle şehir gibi yerlerde yabancı kelimelerin yıllardır Türkçe'yi işgal etmesine sessiz kalmak daha garipsenmesi gereken bir durum.
Plaza Türkçesi denen ve dışarıdan ithal yamalarla dolu bir iletişim şeklimiz de var ve kullanılan ifadeler ise maaşı belki biraz dolgun, kariyer, beyaz yaka vs diyerek normal görülüyor.

Yemeği sünnetlemekten kasıt, sünnete uygun olarak tamamen bitirmektir. Tabakta kalanı israf etmemwk , çöpe göndermemektir. Haliyle holdingler de plazalarda değil Anadolu'da halk arasında çok kullanılır.
0
diyecevaplandı
(14.05.25)
Türkçe'deki kaba tabirlerin kullanımı beni rahatsız eder. Ama örnek verdi&iniz sözcükler kaba tabirler değiller. @kibritsuyu yazacaklarımı aynen yazmış.
0
yadigar
(14.05.25)
Normal davranışları ve durumları kaba bir şeymiş gibi ele alan gizleme veya yumuşatma amaçlı laf oyunlarını genel olarak sevmiyorum. Yüklü de bence bunlardan biri, basbayağı kaba.

Bir dilde neyin kaba olduğunu neyin kabul edilebilir olduğunu yine o dili konuşan insanların arasındaki eğilim belirler. Bunlar zaman içinde değişebilir. Bizde nedense derin bir "köylü", "şehirli" ayrımı türemiş. Sanki köyden gelen her şey mübah, şehirden gelen her şey sevimsiz gibi ele alınıyor. Bu durum bence can sıkıcı ve yanlış.
0
akhenaten
(14.05.25)
Hic kullanmadım, zaten bu terimlerin kullanıldıgı yerlerde sosyalize de olmadım.

Yüklü diyeni duysam, ben burada ne yapıyorum derim. Digerleri beni rahatsız etmez.
0
buf-e kür
(14.05.25)
Ukrayna ve benzer ülkelere giden Türk erkeğine "kaçak et kesmeye mi gidiyorsun? hehe" diye sorulması beni irrete ediyor.

Onun için gidiyorsa bile bunu açık açık sor bile kral. Kadın mı gidiyorsun diye sor işte reis.
0
put it in your appropriate place
(14.05.25)
@kibritsuyu +1 (hay ağzın bal yesin)

bağlamının dışında veya yanlış / uygun olmayan yerde kullanılması daha çok rahatsız eder.

sünnetlemek sözünü esprili tonda kullandım belki birkaç kez. yüklü'yü kullanmadım ama nadir de olsa duydum, garipsemedim. kadın değilim, alınmak bana düşmez.
toplu, balık etli tabirlerini kullandım, kullanmaya da devam ederim. anlatmak istediğimi en verimli şekilde anlatan sözcükler varken, lafı uzatmanın anlamı yok bence. "kilolu ama çok değil, sağlıksız görünmüyor" gibi dolambaçlı, veya bazen kibar olacağım diye rahatsız edici derecede yapmacık, doğal durmayan ifadeler kullanacağıma bunları tercih ederim. alınan da ilk önce komplekslerinden kurtulup gerçeklerle yüzleşsin.

kendi tercihimle bulunduğum bir sosyal ortamda, kullanılan sözlerin hangi kökten geldiğini, ne anlama geldiğini veya kullananın ne anlatmak istediğini anlamıyorsam ilk önce kendimde bir sorun arıyorum.

dil sürekli gelişen bir oluşum. bizim gibi bir veya birkaç kişinin aklına gelebilecek ihtimallerden çok daha fazla şey yaşanıyor hayatta, bunun sonucu olarak da yeni sözcükler oluşabiliyor. yerel, bölgesel ağızlar gayet çeşitli, ve bunlar dili oluşturan öğeler.

ha ayrıca "tdk bey ne yapıyorsunuz!?" diyebilirsiniz belki ama, gayet yaygın türkçesi varken, yabancı dillerden dilimize yerleşmemiş veya ülkemizde yaygın kullanılmayan, çoğunluk tarafından bilinmeyen kelimelerin (ör: sosyalize, irrite vb.) -hele de hatalı şekilde- kullanılmasından daha az rahatsız ediyor. git gide daha fazla şekilci oluyoruz gibi geliyor bana.
0
gkhncnzdgn
(14.05.25)
çarığını çıkaran köylülüğünü unutuyor bu daha komik. utanç verici. keşke dedesine denk gelse de bastonu kafasına yese derim böylelerine
0
lambırcek
(14.05.25)
Kullanırım. Çünkü normal olan kullanmak.
Ayrıca hiçbiri kaba tabir değil. Bunlar şehirde kullanılan o ne idüğü belirsiz dilden çok daha fazla Türkçe hem de çok daha doğal. Hamileye gebe veya yüklü denir Anadolu’da. Tuvalete de hela veya ayakyolu. Şehirli cahiller gibi lavabo denmez mesela kırsalda tuvalete. Lavabo elini yıkadığın yerin adıdır çünkü lavaboya sıçanı hiç görmedim henüz.
Asıl hamile kelimesi bence kaba. Söylerken bile ağız yoruluyor. Bu tabirlere “halk ağzı” denir. Kültürdür. Dilin zenginliğidir.
Bu tip deyişleri duymamış olanlar veya duymuş ama kaba kabul edenler cahildir benim gözümde. Üzgünüm. Cahile cahil olduğunu söylemek de bir hizmettir.
0
ezkaza
(14.05.25)
bunlarin hicbirini kaba bulmadim. hicbirini kullanmam ama kullanildiklarini duydum. rahatsiz olmadim. bu arada bunlarin hicibiri asagilama icermiyor.

sunnetlemeyi duymayanlar su videoya bakabilir (hayko cepkin icerir): www.youtube.com
0
Sour
(15.05.25)
(16)

Kac adet dusmaniniz var?

duyurukullanıcısı
Imkani oldugunca size zarar vermeye calisan, sirf sizin icin ozel plan yapan, sizinde aksiyon aldiginiz is, sosyal cevre vs fark etmeden toplamda kac dusmaniniz vardir?
Imkani oldugunca size zarar vermeye calisan, sirf sizin icin ozel plan yapan, sizinde aksiyon aldiginiz is, sosyal cevre vs fark etmeden toplamda kac dusmaniniz vardir?
0
duyurukullanıcısı
(12.05.25)
bıçaklandım. sayısını sen tahmin et.
0
yurtsuz john
(12.05.25)
dostum yok, arkadaşım çok az. eski dostlarımın hepsi düşmanım oldu.

çok güzel ve zekiyim ondan oluyor hep
0
Hallegadola
(12.05.25)
0
Mirket
(12.05.25)
Assf bu ne olum gangsta repçi misiniz ne düşmanı :D
0
thesomberlain
(12.05.25)
Bence bir düşmanım var, eski en yakın arkadaşım, bana kardeşim diyen kişi. Ben de onun düşmanıyım.
0
Kahvedesu
(12.05.25)
sokakta her köşeyi dönerken elim belimde yavaş yavaş dönüyorum. mandalı şimdiye kadar hiç açmadım ne kadar düşmanım var sayısını sen tahmin et.
0
limonlu eksi
(12.05.25)
327 +-3 diyebiliriz.
0
thracia
(12.05.25)
sıfır.
0
lazpalle
(12.05.25)
Şizotipale giriş başlık 1
0
mikahakkinen
(12.05.25)
Olduğunu sanmıyorum, bıraksam olurdu ama bu tip durumlarda heves kırmak konusunda iyi gibiyim. Biraz sıkıcı bir düşman olurdum.
0
akhenaten
(12.05.25)
Düşman değil de eski işyerinde bana ağır gıcık olan bir abla vardı. Burada da yine hasımlarim ama uzaktan uzağa sinir oluyorlar, zararsız. Öyle belde emanet gezmelik değil. :p
0
sekizdokuzon
(12.05.25)
sıfır
0
gabe h coud
(12.05.25)
Duyuruda "mallar" listesine attigim kim varsa default düsman zaten benim için. Ama saymadim.
0
feastofthedamned
(12.05.25)
sifir diyenler hayal goruyor, herkesin vardir 3-5 tane. bu devirde dusmaninin olmamasi icin evden cikmaman ya da issiz bir adada falan yasaman lazim.

ben mesela bu aralar baska bir sektore daldim, tanimadigim birinin hafiften ayagina basar durumdayim, istemeden de olsa. sagdan soldan duyduguma gore elemanin babasi benim hakkimda sagda solda atip tutuyormus ki babasini da tanimiyorum.
0
cooperr
(12.05.25)
zarardan kasıt fiziksel/bedensel zarar değil ise, benden nefret eden ve maddi-manevi zarar vermeye çalışan en az 2 kişi var.
0
co2s2
(12.05.25)
hayatimdan attiklarimi sayarsak cok fazla.

sadece atamadiklarimi sayiyorsak 1
0
aguen
(13.05.25)
(21)

Alın size ifşa

yurtsuz john
-Sadece premium üyeler görebildi - Madem ısrar ettiniz buyurun.
-Sadece premium üyeler görebildi -

Madem ısrar ettiniz buyurun.
0
yurtsuz john
(10.05.25)
Benim internetim bu fotoğrafı yüklemeye yetmedi.
0
sekizdokuzon
(10.05.25)
Yakışıklı Squidward
0
kizil karga
(10.05.25)
Ben actim. Bu kadar kas fazla ya. Proteinle mi oluyor bunlar? Bu fotodan sonra duyuruda foto atan erqo olmaz.
0
Kahvedesu
(10.05.25)
senin koca gö... gönlün sağolsun. @sekizdokuzon
0
🌸yurtsuz john
(10.05.25)
Fotoyu açamıyor olabilirler, başka bir siteden yükle. Etkileşimin düşmesin.
0
sekizdokuzon
(10.05.25)
Valla 10 numara, ama ben bir de filtreyi merak ettim VSCO A serisi filtrelerden birine benziyor onlardan mı, değilse nedir :D
0
akhenaten
(10.05.25)
Kendinden niye utansın ki insanlar?
0
rock n roll
(10.05.25)
keske sen de kendinden utansaymisssin.
0
bohr atom modeli
(10.05.25)
Gayet iyi. Böyle devam et.
0
sonsuz
(10.05.25)
Ya espri yapmis, neden taktiniz? Medeni cesaret ornegi gostermis bence.
0
Kahvedesu
(10.05.25)
Olum kafayı blurlasana. Kafayı vesikalık gibi ss alıp reverse aratıp kim olduğunu falan bulur insanlar. Burada benden iyi olmasın çok temiz çalışan stalkerlar var.

Not: kafası olmasa yakışıklı
0
vedatchilipeppers
(10.05.25)
@vedat

Oğlum ben profesyonel mankenim lan. Tipimle para kazanıyorum. Sen fotoğrafını paylaş da görelim.
0
🌸yurtsuz john
(10.05.25)
Vallahi tebrikler.
0
kisa
(10.05.25)
Helal lan sana duyuru manken de görmüş oldu böylece :)

Ben paylaşamam bro senin pozun altında ezilmek istemem şimdi akşam akşam, uyuyamam sonra:P
0
vedatchilipeppers
(10.05.25)
Cidden manken mi?
0
Kahvedesu
(10.05.25)
erkek be. Mesela doğalgaz vermeyi kesti dış mihraklar bize. Isınma ihtiyacın var. Odun keser bu adar. Kesemese de taşır. Odunu taşır. Erkek. tebrik ederim.
0
sparkle kiddle
(10.05.25)
Yemin ediyorum adamın fotosu için laptop açtım. Gorseldeki gerçekten sensen yazdıklarınla tipin inanılmaz örtüşüyor.
0
sekizdokuzon
(10.05.25)
Kahvedesu gibileri düsürmek için ideal.
0
feastofthedamned
(11.05.25)
@sekizdokuzon

Merak eden dm atsın. Her fotoğrafım mevcut.
0
🌸yurtsuz john
(11.05.25)
@sparkle kiddle

sesli güldüm
0
🌸yurtsuz john
(11.05.25)
Ay ben görmedim! Bütün dedikodulara da geç kalıyorum, of ama ya.
0
tiredofwaiting
(11.05.25)
(11)

Kas yağ vs ölçen tartılar

tuborg yesili
Ciddiye alınabilir mi? Biraz boş mu? Kullanıyor musunuz?
Ciddiye alınabilir mi? Biraz boş mu? Kullanıyor musunuz?
0
tuborg yesili
(10.05.25)
Ben kullanıyorum o tartıları fakat tam olarak doğru sonuç vermiyor. Gittiğim spor salonunda var mesela. uzun yıllardır spor yaptığım için kendi yağ ve kas oranımı ölçmeyi öğrendim.
0
yurtsuz john
(10.05.25)
Gittiğim spor salonunda diyorlar bu kadar kas/yağ gitmiş, gelmiş diye. Oradaki arkadaşa söyledim yağdan gitmiş diye, o kısmı sallama dedi.
0
put it in your appropriate place
(10.05.25)
Onu en doğru ölçen alet budur. Temu'da üç kuruştur.

Müsait olunca detaylı cevap yazarım.

www.ciceksepeti.com
0
Mirket
(10.05.25)
Tanita cinsi cihazlarda çok fazla sapma payı ve ölçüm yöntemi nedeniyle sonucu etkileyen çok fazla değişken olabiliyor, yani 2 sabah üst üste aynı şartlarda ölçüm yapıldığında farklı sonuçlar alınabilir, ben pek ciddiye almam kendi adıma.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.05.25)
@mirket ilk kez böyle bişey görüyorum, müsait zamanda aydınlat bizi lütfen
0
🌸tuborg yesili
(10.05.25)
Bu tür aletlerle ilgili genelde takınılan tavır şöyle; görünen değerlerin önemi az. Ancak üst üste ölçüm yapınca her seferinde yaklaşık aynı değerleri veriyorsa iyidir. Bu sayede ileriki bir zamanda tekrar ölçüm yaptığında artış ve azalışın tutarlı olacağına güvenebilirsin. Neticede kas kaybı veya kazanımı olduğunu görmüş olursun.
0
akhenaten
(10.05.25)
kalibrasyonu yapılıysa ciddiye alınır. arkadaşım şu an aynı mantıkla çalışan şeker ölçen bir cihaz geliştiriyor, iki bileğime taktığım iki bakır telle şeker ölçüm cihazı çok yakın sonuçlar veriyor.
0
klassno
(10.05.25)
o aletlere güvenemezsin. teorik olarak yüksek frekanslı elektrik akımının farklı dokulardan farklı dirençlerde geçmesini baz alıyor. bir fikir verir evet ama yanılacağı da çok durum var. mesela vucudunda birikmiş tuz miktarı yada ölçüm noktalarına temas dirençleri sonuçları epey etkiler.
0
orpheus
(10.05.25)
@tuborg yesili
benim anlatacağım her şeyi daha teferruatlı şu küpeli Abi anlatmış.

www.youtube.com

Yağ ölçüm cihazlarına çıkmadan iki saat bir şey yememiş, içmemiş, akşamdan kalmamış, terlememiş, efor sarfetmemiş,duş almamış, el yıkamamış, kadın kişiler için regle uzak olmak gerekiyor. Aksi taktirde doğru sonuç vermiyor. Sadece elden ölçenler daha çok, hem el hem ayaktan ölçenler daha az ama sonuçta hata veriyor.

Bende örneğin şu var. Sabah yataktan kalkıp çiş yapıp el yıkamayıp ve her gün aynı saatte ölçüp çizelge çıkarıyordum. Akşam alkol alsan %2 sapıyordu mesela.
www.amazon.com.tr

Yani salonlardaki falan ölçüm cihazlarına itibar etmeyin. Temuda o alet 66 lira 10 kuruşmuş.

Mezura yöntemi de harika sonuçlar veriyor.

www.agirsaglam.com
0
Mirket
(10.05.25)
Uygun fiyatli olanlar işe yaramıyor. Tanitanin diyetisyenlerde olanından almıştım, o başarılı ama 20k fln
0
abuzer
(11.05.25)
çok teşekkürler herkese, @mirket temudan alıyorum deneyeceğim.
0
🌸tuborg yesili
(11.05.25)
(6)

MSG zararlı mı?

tahirkemalbozoglu
Kimisi msgli bir ürünü asla yemem derken kimi de tuz neyse MSG de o dur diyor. Sizin görüşleriniz nedir?
Kimisi msgli bir ürünü asla yemem derken kimi de tuz neyse MSG de o dur diyor. Sizin görüşleriniz nedir?
0
tahirkemalbozoglu
(10.05.25)
Daha önce verdiğim cevaplardan bir derleme yapayım:

Monosodyum glutamat (MSG) zararlı bir ürün değildir, glutamik asit isimli amino asitten elde edilen bir tuzdur, şeker kamışı ve pancar gibi bitkilerin fermantasyonuyla elde edilir ve eklendiği ürüne umami lezzeti verir, domates gibi pek çok gıda ürününde de doğal olarak bulunur. MSG bir kimyasal değil fermante bir üründür, kafada daha net canlandırmak için sirke ya da turşu gibi de düşünebilirsiniz üretim şeklini, MSG kristalleri bu fermantasyon sonucunda elde edilip kullanılıyor, MSG günümüzde cips gibi dandik ürünlerde kullanıldığı için insanlarda "zararlı bu" algısı oluştu ama cips türü ürünleri dandik yapan MSG değil trans yağlardır, MSG, yukarıda da dediğim gibi, pek çok bitkide doğal olarak bulunur ve tüketilir, sonradan eklendiği ürüne de lezzet verir, ürünün kendisi bir katkı maddesi ya da koruyucu değildir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.05.25)
tuz ve msg'nin sağlık riski oluşturabilecek kısmı içeriğindeki sodyum miktarları.

tuz neyse msg de odur diyemeyiz, tuz daha bile zararlı içindeki sodyum içeriğinden dolayı. tuzda 40% sodyum var, msg'de ise 12% civarında. o yüzden tuzun yanında msg daha masum kalıyor.
0
king lizard
(10.05.25)
Bu arada tuz için de sağlıklı bir insan için zararlıdır diyemeyiz zira tuz da birçok metabolik işlemlerde kullanılıyor, mesela kaslarımızın kasılıp gevşemesi sodyum sayesinde olur. Kaslarımızı kasacağımız zaman ya da kalp gibi otomatik kasılan kaslar ya da mide kaslarının kasılması için sodyum gereklidir, kas için bir elektrik sinyali geldiğinde sodyum kanalları açılır ve sodyum hücre içine girerek kasın kasılması için gerekli prosedürü başlatır, bu noktada kalsiyum salınımı olur ve bilinçli/bilinçsiz çalışan kaslar kasılmaya başlar, bu işlem sona erdiğinde ise hücre içindeki sodyum dışarı atılır ve kasımız gevşer, eğer biz "tuz zararlı aga" deyip sodyum almazsak kaslar gevşemekte zorlanır, o zaman da kas krampları kas ağrıları yaşarız, aynı şekilde yetersiz sodyum alımı kalp kası gibi kaslardaki elektriksel sinyallerin aktarımını bozabilir aritmi yaşatabilir hatta ileri vakalarda kalbin durmasına bile neden olabilir ama dediğim gibi sağlıklı bir insan için uygun miktarda alınan sodyumun bir zararı yoktur bilakis gereklidir ama yüksek tansiyon gibi bir hastalık varsa damariçi basıncı artıracağı için bu profildeki hastaların doktor önerisine göre kullanmaları gerekir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.05.25)
Paketli gıdalarda sıklıkla kullanıldığı, lezzeti artırdığı, insanları paketli gıda tüketimine ve ayrıca da daha çok yemeye teşvik ettiği için bir dolaylı zarardan bahsedebilir miyiz?
0
Mirket
(10.05.25)
Hocam öyle düşünmek biraz bağcıyı dövmek gibi oluyor, MSG Asya mutfağında özellikle Japon mutfağında sıklıkla kullanılan bir baharat, Çin'de Tayland'da falan da kullanılıyor, yani bizim karabiber kullandığımız gibi kullanıyorlar, MSG'ye bu şekilde de bakabiliriz, en nihayetinde bir baharat bu, cipste ya da benzer ürünlerde sarımsak acı biber falan da kullanılıyor lezzet versin diye, bu düşünceyle yola çıkarsak bu ürünler için de dolaylı olarak zararlı ürünlerdir dememiz gerekir ama tabii ki böyle bir şey dememiz doğru olmaz, MSG için de aynı şey geçerli. Gerçi böyle savununca MSG lobisi yapıyormuş gibi gözüküyorum ama öyle yapmıyorum.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.05.25)
2010-2014 arası aralıkta bir himalaya tuzu furyası başladı. Bu tarz yanılgılar hep o zamandan kalma. Bunun ticaritini kimler yapıyordu bilmiyorum ancak baya din gibi savunuluyordu.

O dönemde "rafine tuz" muhabbetiyle msg de bundan payını aldı. Msg için ayrı bir "katkı maddesi" tartışması da var ama tuz muhabbetinden de nasibini aldı.

Neticede bunlar fayda-zarar ekseninde birbirleriyle aynı noktada duruyorlar. Ancak işin ilginç kısmı himalaya tuzu kontrolsüz yapısı nedeniyle daha zararlı olma pıtansiyelini az da olsa taşıyor.

Sorunuz MSG ile ilgili biliyorum ancak bu tip tartışmaların çıkış noktasını oluşturması ve tarihi altyapısını anlamak anlamında önemli bir konu bu.

Zamanında bu "farklı tuz" karmaşası ortalığı iyice karıştırınca kolay okunabilir bir şekilde olan biteni anlatmaya yönelik bir yazı yazılmıştı benzer şeyler soran insanlara yolluyorum hep

yalansavar.org
0
akhenaten
(11.05.25)
(17)

Favori filminiz hangisi?

kizil karga
Sadece bir tane seçecek olsanız hangi filmi seçerdiniz, bir tane ama 1?
Sadece bir tane seçecek olsanız hangi filmi seçerdiniz, bir tane ama 1?
0
kizil karga
(10.05.25)
Mirket
(10.05.25)
12 Angry Men bugüne kadar yapılmış en güzel film olup bu filmi geçebilecek hiçbir film yok benim için.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.05.25)
The Silence of the Lambs
0
yurtsuz john
(10.05.25)
Süper über bir film değil ama zamanında kafamda şimşekler çaktırdığı için Being John Malkovich diyeyim. Hem sinemaya hem hayata bakışımı değiştirmişti, muazzam bir kırılma yaşatmıştı.
0
sekizdokuzon
(10.05.25)
Shrek
0
sonsuz
(10.05.25)
Naked
0
vedatchilipeppers
(10.05.25)
Leon
0
abuzer
(10.05.25)
Saving Private Ryan
0
gabe h coud
(10.05.25)
Leon
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(10.05.25)
The man from earth olur heralde
0
akhenaten
(10.05.25)
Yani belki de çok etkilendiğim filmler daha fazla, misal babanın birinci filmi, matrix 1, 12 angry men falan evet çok daha etkiledi.

Ama once upon a time in Hollywood filmini 4 kere falan izledim. O yüzden galiba bu film. Gene olsa gene izlerim.
0
logisticsmanager
(10.05.25)
schindler's list
0
nothing in my way
(10.05.25)
blade runner
0
orpheus
(10.05.25)
Blade.runner demeyeni allah carpar.
0
deckard
(10.05.25)
The Godfather.

Çok klasik evet ama gerçek bir efsane.
0
soft
(10.05.25)
İklimler... Sade, sakin, dolu dolu. Hayat gibi.
0
luluki
(10.05.25)
the gentleman
0
baldan kaymak
(11.05.25)
(7)

türkiye'de dağ satın alınabiliyor mu?

duyurukullanıcısı
arsa gibi dağ arazisi satın alınabiliyor mu? bir dağın eteklerine kadar tüm arsaları alırsam otomatikmen dağ benim mi oluyor?böyle bir tapu vs var mı?
arsa gibi dağ arazisi satın alınabiliyor mu? bir dağın eteklerine kadar tüm arsaları alırsam otomatikmen dağ benim mi oluyor?

böyle bir tapu vs var mı?
0
duyurukullanıcısı
(10.05.25)
aydın taraflarında zeytin arazisi satın alabilirsin. dağlık arazide oluyor.
0
yurtsuz john
(10.05.25)
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazi kesimleri vardır. Orman Arazisi, kuru dere yatağı, taşlık yamaç vs.
Buraları almak mümkün değildir. Onun dışındaki şahıs arazilerini parsel parsel satın alır tevhit ettirirsin. Sınır Devlet arazilerini kiralarsın. Veya çevirip 10 sene süreyle ekip diker ve bunu da belgelersen, dava da açman gerekiyordu hatırladığım kadarıyla, o zaman mülkiyeti sana geçer.
Ama baştan saydığım yerler mümkün değil
0
Mirket
(10.05.25)
arazi türüne göre durum değişir.

hazine arazisi ise ihaleyle satışı yapılır
orman arazisi ise orman bakanlığı istediği taktirde kiralamasını yapabilir.

yalnız böyle durumlarda devlet tarafından kısıtlamalar vardır ki bir dağın mülkiyetinin tek başına bir kişiye geçmemesi için satış mahkeme kararıyla engellenebilir.
0
bravoteam
(10.05.25)
Kiralanabiliyormuş: www.youtube.com
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.05.25)
Dağı bildiğimden söylemiyorum ama şunu biliyorum, Hülya Avşar'dı sanırım "ada aldığında" konuşulmuştu Türkiye'de ada satın alamıyorsunuz örneğin. Hülya Avşar'ın yaptığı şey o ada üzerindeki imara açık tüm parselleri satın almaktı, ancak atıyorum kıyılar teoride yine de şahsa ait olamıyor ve satılan şey adanın kendisi değil üzerindeki imara açık veya tarla/arsa/zeytinlik vs. vasfı olan arazi oluyor.

Dağ için de böyledir büyük ihtimalle, zaten bir dağa nasıl sahip olunacağı da net değildir yasada dahi, çünkü zannedersem kimse teşebbüs etmemiştir :D yukardaki videoda bahsedilen şey de abartı büyük ihtimalle. Dağdaki kaynağın işlenmesi için bir ruhsat vardır ama atıyorum bu dağın istediğim yerine ev yapıp oturayım hakkı vermiyordur vs.vs.
0
akhenaten
(10.05.25)
49 yıllığına kiralama diye muabbetler vardı bir ara.
0
mikahakkinen
(10.05.25)
teorik olarak bir engel yok. dağ dediğin coğrafi şekil parseller olarak ayrılmış ise hepsine sahip olursan dağ senin olmuş olur. ama adı dağ olur sadece normal bir kara parçasından farkı yok işte.
0
paintov
(11.05.25)
(2)

Sarıkız denilen varlık

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
Nedir, ne değildir, nerede yaşar, civarındakileri endişelendirmeli midir?
Nedir, ne değildir, nerede yaşar, civarındakileri endişelendirmeli midir?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.05.25)
Güneydoğu'da görev yaptığım süre boyunca hakkında sürekli şehir efsaneleri duyduğum akrep benzeri böcek. Hiç görmedim. Bilimsel kaynaklar maksimum büyüklüğünün 12 cm olduğunu ve asla zehirli olmadığını söylüyor. çok hızlı hareket ediyor. İnsanları kovalama refleksi ise yalnızca gölgede kalabilme çabası olarak görülüyor. Ancak halk arasında ise devasa olduğu, zehirli olduğu ve sürekli insanları öldürdüğüne yönelik bir şehir efsanesi yürüyüp gitmiş. orada bulundunum süre zarfında akrep ve yılan tarafından ısırılıp zehirlenen(yılan vakasında şahıs öldü) insanlar gördüm ancak sarıkız ile ilgili tek bir vaka dahi görmedim ve duymadım.
0
ssekk
(10.05.25)
Anladığım kadarıyla bu bir örümcek, halk arasındaki adı ne kadar çeşitlidir ve ne kadarı aynı tür canlıdır bilmiyorum ama bu tip sarı örümceklerden biri İzmir'de bizim bir arkadaşı ısırmıştı, sırtının baya boydan boya simsiyah olduğunu gördüm, ölecek falan sandık ama toparladı. Hastanelik bir durumdu. Siyah derken, baya #000000 siyahından bahsediyorum bu arada. orada sarı büyü deniyor eğer aynı canlıysa.
0
akhenaten
(10.05.25)
(4)

Belgrad ormanında yürüyüş?

biravekahve
Belgrad ormanına daha önce hiç gitmedik sanırım çok geniş bir alan şöyle cumartesi mangalcılar olmadan sabahtan yürüyüş yapıp sonra sandiviç atıştırıp dönmek için mantıklı olur mu? ne tarafı yürüyüş için daha makul ve daha güzeldir?
Belgrad ormanına daha önce hiç gitmedik sanırım çok geniş bir alan şöyle cumartesi mangalcılar olmadan sabahtan yürüyüş yapıp sonra sandiviç atıştırıp dönmek için mantıklı olur mu? ne tarafı yürüyüş için daha makul ve daha güzeldir?
0
biravekahve
(09.05.25)
mantıklı olur :)

yürüyüş parkuru var 6 km.
0
gabe h coud
(09.05.25)
Ben internetten baktım çok kalabalık falan yazmışlardı, kemerburgaz kent ormanına gittik, hava rüzgarlı değilse orası da güzel, sabah saatleri giderseniz kalabalık değil.
0
turuncu tonlarda
(09.05.25)
Mangalcılar olmadan mı :)) adamla3 zabah 5te geliyor. Sen koşmak istiyorsan yine koş ama mangalcıları unut :)
0
respect
(09.05.25)
Mangalcılar sorun olmaz, orman zaten kocaman :D

Mangalcılar vs. Bunun için ayrılan mesire alanlarında kalıyor, ormanın geri kalanında yasak zaten.

Ben sık sık giderim, ağaç, çiçek, böcek, mantar fotoğraflayıp tanımlarım falan. Baya rahatlatıcı bir şey.

Neşetsuyu veya Irmak tabiat parklarının birinden giriş yaparsanız bu iki park gölün çevresi boyunca dolanan 6km'lik bir yürüyüş yoluyla birbirine bağlı. Yürüyüş yolunu komple içine alan daha geniş bir de trekking yolu var. Ordan oraya geçiş yapabiliyorsunuz. İster yoldan yürüyün ister canınızın istediği yerden ormanın içine dalın. Göl de iyi bir durumdadır şimdi, yazın giderseniz kurumuş oluyor.

Eğer neşetsuyu veya ırmak'a gidecekseniz (bentler de olur) bunların giriş çıkış noktaları Sarıyer'de. Atatürk Arboretumuna çok yakın. Oraya da mutlaka uğrayın ilginiz varsa.
0
akhenaten
(09.05.25)
(11)

Şiir sever misiniz?

kizil karga
Yoksa sevmez misiniz?
Yoksa sevmez misiniz?
0
kizil karga
(08.05.25)
ilgimi çekmez. 1 2 tane bilirim hepsi o.
0
neira
(08.05.25)
Şiir bana çok hitap eden bir alan değil ama Nazım Hikmet'in "Ben İçeri Düştüğümden Beri" şiirini ara ara Genco Erkal'dan dinlemeyi severim.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(08.05.25)
Çok severim. Başucumda hep 1-2 şiir kitabı olur, arada rastgele açıp okumak iyi geliyor.
0
fotrsapka
(08.05.25)
Ben sevmiyorum valla ne yalan söyleyeyim. Hatta şiir sözcüğünü duyunca bile yüzüm buruşur :D Her şeyiyle çok samimiyetsiz geliyor. Hatta diyebilirim ki şiirden çok şiirsel bir şekilde nefret ederim. Çok az şeye karşı böyle net bir antipatim var.
0
akhenaten
(08.05.25)
Çok yakın değilim ama fırsat olursa 50 , 60 70 yıllara ait kişisel şiir kitaplarına göz atmak isterdim.
Eskilerin ruh hali daha başka.

Duygu yoğunluğu içerisinde birbirinden bağımsız kelimeleri bir araya getirip yeni bir anlam kazandırmak kolay değil.
0
diyecevaplandı
(08.05.25)
Mesele sevmek ve sevmemek değil.
Şiiri başkaldırı aracı olarak görüyorum. Zaman zaman bir şeyler karalıyorum. Daha çok ironik, tiyatral ve toplumcu gerçekçi şiirler ilgimi çekiyor.
0
bahçedekisandal
(08.05.25)
Kendim okumayı severim başkasından dinlemeyi sevmem
0
grimavi
(08.05.25)
Nâzım Hikmet severim. Geri kalan şiirlerden 3-4 tane ancak sevdiğim çıkar
0
uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(08.05.25)
çok severim. orhan veli fanıyım. birileri yüksek sesle okuyunca çok cringe duruyor ama.
0
brakgn
(09.05.25)
Her insanın bir dönem sevdiği edebiyat türü
0
ercangul
(10.05.25)
hep içten içe bir saçma gelmiştir. Triplere girme gibi, alttan alta komik gibi. Ama birkaç şiir var ki tekrar tekrar okuyorum, dinliyorum, üzerine düşünüyorum üzerine yazılar okuyorum...
0
sparkle kiddle
(10.05.25)
(20)

erkeklere soru

inspired by a true story
cok hoslandiginiz bir kadinla ilk bulusmaya cikmak uzere onun yasadigi sehre gittiniz (800 km). butun gunu birlikte gecirdiniz, her sey harika gecti, muhabbet su gibi akti gitti, aranizda muthis bir uyum var, fiziksel yakinlasma opusme vs basladi ve dogru an gelince kadina kaldiginiz otele gelmek is
cok hoslandiginiz bir kadinla ilk bulusmaya cikmak uzere onun yasadigi sehre gittiniz (800 km). butun gunu birlikte gecirdiniz, her sey harika gecti, muhabbet su gibi akti gitti, aranizda muthis bir uyum var, fiziksel yakinlasma opusme vs basladi ve dogru an gelince kadina kaldiginiz otele gelmek isteyip istemeyecegini sordunuz. kadin teklifi reddetti; vedalastiniz, o evine dondu, siz otelinize. ne dusunursunuz?

1- daha da yukselirim, hayatimin askini buldum galiba.
2- beni asik etmek icin taktik yapiyor gavurun kizi, cok hoslaniyorsam yine giderim.
3- kezban cikti, ya da ciddi guven sorunlari var, ugrasmaya degmez.
4- ilk bulusmada sevismek kadar sevismemek de normal, o kadar yol gittigim icin hayal kirikligi yasarim ama fazla anlam yuklemem.
5- diger (lutfen aciklayin).
0
inspired by a true story
(06.05.25)
Kezbandir net.

Ama o kadar yol teptiysem de enayilik bendedir.
0
feastofthedamned
(06.05.25)
*kadının cinsel ilişki ile noktalanacak bir daveti reddetmesinin türlü türlü sebepleri olabilir.

hastalanmıştır , gerekli hazırlığı yapmamıştır, ilk seviyedeki yakınlaşmayı da beklemiyordur ama olmuştur vs. vs.

bir anlam yüklemem , hayal kırıklığına uğramam. kezban mezban da demem.
0
loch ness
(06.05.25)
4.5 o kadar yol gitmemin sebebi sadece sevişmek değildi dimi? ilk buluşmada sevişmek kadar sevişmemek de normal +1. sonrası olmamış. 800 km koşmadıysam yolun pek de bir anlamı olmaz.
0
gabe h coud
(06.05.25)
Erkekler burda kezban falan derler ama yok gelmiyim yerine gec oldu vapuru kacircam fln diye bir sey siksan hqyatinin askini buldu sanirlar.
Erkekler dedikleriyle yaptiklari asla tutmaz. Erkeklere inanma
0
sonsuz
(06.05.25)
Yatağa atamadıysam vakit kaybıdır diye düşüneceğim bir kadın kişisi için 800 kilometre asla gitmezdim.
0
Mirket
(06.05.25)
@loch ness +1
öpüşüyor elleşiyor ama ileri gitmiyorsa hazırlanmamıştır. kadınların hazırlığı biraz sıkıntılı. random cima anca düzenceli ilişki içinde oluyor, diğer türlü temizlik gününe denk getirmen lazım.

800km tillahı için bile olsa gidilmez.
0
beyfendi
(06.05.25)
evinde kalamayacağım bir insanla görüşmek için 800 kilometre gitmem, benim açımdan en başta bu matematikte sorun var.

bu başıma da geldi zaten. ilk kez göreceğim insan için dokuz saat otobüs yolculuğu yaptım ama onun evinde buluştuk.

o kadar mesafe "günü beraber geçirmek" ve gecesinde otele dönmek için gidilmez bence. iş bin kilometre öteden görüşmeye gelmişse taraflardan biri ağırlar veya ağırlayacak durumu yoksa BİRLİKTE otele gidilir.

ben kendim zaten aylardır görüştüğüm, gerçekten sevdiğim birisi değilse o kadar yolu gitmem... o açıdan bu noktada yüz yüze görüşmemiş olsak bile bu kişiyi "önemli" sayıyorumdur. o önemli kişi de benimle aynı yerde kalmayacaksa olmaz.

kısacası ben 800 km yol gidiyorsam geceyi o kadınla geçirebilmeyi beklerim. mevzu illaki sevişmek filan değil, kendisi rahat hissetmiyorsa bana "sen diğer odada yat" diyebilir, bunu sorun etmem. ama yani o kadar yol gitmişim günü birlikte geçirip otelde yatacaksam filan skerim öyle ilişkiyi, ondan hiçbir şey olmaz.

bu kişiye bağlı tabii biraz - ben aylarca görüşmediğim, belli bi çekim hissetmediğim bi insan için en başta 800 km gitmem. o kısmı önemli. kimi adam vardır üç gün konuşur dördüncüsünde gider o yolu. o ayrı bi şey. ama ben kendi adıma birisi için 800 kilometre gitmeyi göze almışsam ske ske günü de geceyi de onunla geçirmeyi beklerim. beni kendi evinde yuvasında ağırlayacak kadar yakın görmeyen birine de 800 kilometre yol gitmem.
0
mark greg sputnik
(06.05.25)
800 km yi ben sadece (toplam yol varsayıyorum tek yön değil) araba almak için gittim.

Taylor swift değilse gitmem.
0
baldan kaymak
(06.05.25)
800 km uzaktan biriyle buluşmak için bir şeylerden emin olmam gerekir. Zaten uzun süredir devam eden bir muhabbet vardır, uzaktan da olsa taraflar birbirini beğenmiştir. Bu belirsizliğe ne zaman ne de para harcarım.
0
runaway
(06.05.25)
Ilk geceden seks olmadi diye kadina kizilmaz.Muhabbete ve tanimaya devam edin, cocukca triplere girmeyin.
0
turkuaz
(06.05.25)
runaway+1
Hatta arttırıyorum, gittin hadi seviştin aşık oldun, sonra? 800kmlik uzaktan ilişki mi olur? İlişki beklentin yoksa, sırf seks için o kadar yol mu gidilir?

Bir insandan ilk defa yüz yüze geldiği biriyle sevişeceğinden emin olmak asıl problem. Sexting yapmışsındır, gelince beni duvardan duvara vur demiştir ; o zaman bile aklında "acaba görünce beğenmeyebilir mi" fikrinin olması lazım.
0
Bruce
(06.05.25)
Soruda 800km'yi gittiğimiz varsayıldığı için bir şey diyemiyorum ama en başta bu iş o noktada yaş.

Diğer konu içinse, 1 olmayacağı kesin, benim için hoş bir durum değil.

Buradan 5-Diğer'e atlıyorum. Sırf bir şey hoşuna gitmedi diye hop diye geri çekilmek de manasız bence. Karşıdaki kişinin yaptığı şeyi yaparken bana hissettirdiği şeyler önemli. Uygun bulmadığı için yapıyorsa olabilir. Madem en başta hoşlanmışım, nasıl devam ettiğine bakarım. Taktik yaptığını hissettirdiyse olmaz. 800km böyle taktikler için bütün krediyi tüketiyor. Belki yakın olsa bir süre daha net bir çıkarım yapmak için devam ederdim.

Burada sorun bu kişiden hoşlandığımı varsaymak ama, ben genelde yaşam tarzlarımız uyuşmayacaksa macera aramayan bir insandım. Hala öyleyim ama yüzük parmağa geçtikten sonra bir önemi kalmıyor haliyle :D
0
akhenaten
(06.05.25)
Birkaç bilgi daha ekleyeyim, belki fikirler değişir. Birbirlerini ilk defa görmüyorlar, daha önce karşılaştılar ama bu ilk baş başa buluşmaydı. Tanışmalarından sonra aradan 10 gün geçmişti, erkek kişi kadını tekrar görmek için onun yaşadığı şehre gitti. Buluşma gününü birlikte belirlediler, kadının hazırlıksız yakalanma durumu yok.
0
🌸inspired by a true story
(06.05.25)
4. şık

hoşlandığım, ciddi ilişki düşündüğüm kadını ilk günden oynaşmaya çağırmam. hadi diyelim çağırdım. gelmezse çok normal karşılarım.
0
yurtsuz john
(06.05.25)
5- 800 km yol gidecek moda gelene kadar hiç mi sexting falan yapmıyorsunuz ya da fotoğraf ve nude paylaşmıyorsunuz? Bunları yapmadıysanız ve hiçbir şekilde birbirinizi arzulamadıysanız ve sevişmek istemediyseniz buluştuktan sonra bu sonuçta bir sorun yok. Erkek taraf muhtemelen o ümitle gitmiş, karşı taraf ise hazır hissetmemiş ya da etkilenmemiş. 800 km gelmişsin sonuçta isteseydi gelirdi. Belki de hazır hissetmiş ama sebepler için @loch ness +1

Öte yandan 1 zırva. Aklımın ucundan bile geçmez. 2 olduğunu düşünürsem gittiğim yola üzülürüm, iletişimi keserim. 3 için kesin konuşamayız. Paylaşılan bilgilerden yola çıkacaksak kezban demem. Aralarında yine en makul olan 4.

Bu arada bu şekilde uzaktan konuştuğum ama ne olup olmayacağı belli olmayan hiçbir iletişimim olmadı.
0
nawar
(06.05.25)
5-kaç kilometre gittiğin umrumda değil, özellikle yeni yeni tanışıyorsak benimle ilk buluşmada cima eyleyecek biriyle olmazdım sanırım. yabani değilim sadece acele etmemek lazım.
0
tabii lan manyak mısın
(06.05.25)
hayırlısı
0
sparkle kiddle
(06.05.25)
reddetmesi çok normal. reddetmeseydi güvenilir olmazdı. 800 km çok uzak bir daha da gitmem.
0
mikahakkinen
(06.05.25)
ilk karşılaşma değil demişsiniz ama planlı ilk buluşma. ve ilk buluşmada sevişilmeyebilir. Bu kezbanlık değil dünyanın her yerinde bu fikirde insan var.
Bunun olması ne ekstra yükselme sebebi ne de soğuma sebebi olmalı.
0
Proserpina
(07.05.25)
4. şık .
0
drako
(07.05.25)
(13)

Cilt bakımı için

kizil karga
Neler kullanıyorsunuz? Erkek şahıs olarak erkekleri merak ediyorum ama isterlerse kadınlar da cevap verebilirler.
Neler kullanıyorsunuz? Erkek şahıs olarak erkekleri merak ediyorum ama isterlerse kadınlar da cevap verebilirler.
0
kizil karga
(05.05.25)
Eskiden çok geniş bir ürün portföyüm vardı ama zamanla, kendime göre, ideal seviyeye çektim: Sabah c vitamini serumu ve arbutin, geceleri haftada 5 gün retinol ve niacinamide, 2 gün de AHA-BHA serum. Güneş kremini ve temizlik jelleri saymıyorum, nemlendirici kullanmıyorum ama cildi öldüren en büyük etken sigara kullanımı ve cildin direkt güneş ışığına maruz kalması, bunların önüne geçilirse hiçbir şey kullanılmasa bile güzel bir cildin olabilir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(05.05.25)
Fransa'da aroma zone var. Annem ve hanım başlayınca onlarla ben de başladım.
Daha birkaç haftalık ama şu an için;
Sabah bilmem neli halep sabunu ile yıkamak.
Üstüne zinc+niacinamideli serum
Üstüne aloe vera + naneli krem

Akşam;
Icinde sabun olmayan sabun gibi bir şey. Içinde yulaf, pirinç ve beyaz kil var.
Sonrasında aloe vera
Göz altina kafeinli ve helicyrhseli bir serum
üstüne gül falan içeren bir yağ

hepsi doğal, made in france. Ve acayip ucuz.
0
logisticsmanager
(05.05.25)
dışarı çıkarken güneş kremi, duştan çıkınca yüze nemlendirici, duşta yüz temizleyici dışında özel bir şey kullanmıyorum.
0
inheritance
(05.05.25)
Her gün güneş kremi ve nemlendirici. Cildim kuru ve hassas. Bu yüzden bazı bölgelere nemlendirici üzeri vazelin de sürüyorum. Blistex. Ara ara hormonal sebeplerle çıkan sivilceler için cleocin-t kullanıyorum. Cinsiyet: K.
0
gnosis
(05.05.25)
bee beauty köpük temizleyici diye bir şey sattı bana gratisçi kız. ara sıra onunla yüzümü yıkıyorum.
0
yurtsuz john
(05.05.25)
Sadece güneş koruyucu içeriği de olan öyle çok kalite taşmayan bir anti-aging kremim var :D Nivea Q10. Hiçbir cilt problemim yok.

Yaz aylarında dışarı çıkacaksam ekstra güneş kremi kullanıyorum, sebamed.
0
akhenaten
(05.05.25)
Ne güzel lan, erkekler de marka model rutin paylaşıyor.
Dur özendim ben de paylaşıcam.

Yves rocher pure menthe jelle her gün temizliyorum, cerave ile nemlendiriyorum. Bi de blistexim var lol.

Dipnot: erkek adam serumu damardan alır, abartmanın lüzumu yok...
0
Bruce
(05.05.25)
Su. Gün içinde ne kadar su, o kadar fayda. Şaka yapmıyorum.

Mesela siyah noktalar için clean and clear'den tutun siyah maskeye, buzlu havluya dek ne denediysem i#e yaramadı ama günde 4-5 defa yüzümü normal suyla yıkamaya başlayınca, 1 ayda yok oldular.

Hani büyüklerimiz "abdest alan nurlanır" falan derdi ya, işin sırrı suda...

Günlük duşa ilaveten gün içinde 4-5 defa yüzü (yahut nereyi isterseniz) yıkayınca, hem gözenekler açık kalıyor, hem nemini koruyor deri...

Geyik yapmıyorum. Denwyin, farkı göreceksiniz...
0
yadigar
(05.05.25)
Bruce seni tenzih ederim senin ironi yaptığının farkındayım ama toplumumuzda erkek adam şunu yapar erkek adam bunu yapmaz diyenler genelde geceleri en çok travesti hesaplarını stalklayanlar oluyor :)
0
🌸kizil karga
(05.05.25)
@kizil karga, erkek adam travestiyi sokakta stalklar onlaynda değil...
0
Bruce
(05.05.25)
sabah; la roche ile yikama (bunu birakmistim ama ise yariyormus), azelaik asit, niamicidine
aksam; yikama, 1 gun retinol, 1 gun caudaline vino perfet serum.
haftada banyodan once 1-2 maske.
k, benim cildim kotu, bu rutini biraksam putur oluyor.
0
Coma
(05.05.25)
Bu arada ben de ekleyeyim; seboreikli yüzüm. Ondan ekstra dikkat etmek gerekiyor :/

Kanser değil ama seboreik çözümü kesin saklanıyor halktan...
0
logisticsmanager
(06.05.25)
gunes kremi. bu kadar. o da kirismayi geciktirsin diye.
0
antikadimag
(06.05.25)
(24)

Sirri sureyya onderin olumu

Kittie
Kendisi ne ara pkk ile olan baginin disina cikti da herkesin sevgilisi haline geldi? Instagramimda herkes adama guzelleme yapiyor.Yoksa hep mi oyleydi de ben kacirdim.
Kendisi ne ara pkk ile olan baginin disina cikti da herkesin sevgilisi haline geldi? Instagramimda herkes adama guzelleme yapiyor.
Yoksa hep mi oyleydi de ben kacirdim.
0
Kittie
(04.05.25)
çok terör destekçisi varmış etrafta demek ki.
0
jelly bear
(04.05.25)
Bunu ben de merak ediyorum. Sözlük'te biri "üslûbunu, edebî hazinesini, meddahvârî tavrını" beğeniyormuş", öldüğüne göre artık hesabı allah'a verecekmiş.

Ne güzel memleket. Kişisel beğeniler kişisel görüşler ülkesinin ve insanının güvenliğinden çok daha önemli, bu kişi öğretmen bir de.

Ben insanları çok fazla sığlaşmış, çok fazla unutmuş görüyorum. Ne yaşandı neden yaşandı herkes unutmuş, bilmiyor kimse. Fena halde bozuğum.
0
muhayyer divan
(04.05.25)
ak troller "yeni barış sürecinin" propagandası için herifi cennetten düşmüş bir melek yaptılar.
0
parka
(04.05.25)
Hayır bir de Türk Bayrağına sarmışlar ya. Rezilliğin dik âlâsı.
0
muhayyer divan
(04.05.25)
Güncel süreç zaten malum, ancak Sırrı Süreyya Önder'in esas popülaritesi HDP'nin ilk kez parti olarak seçime girdiği zamana dayanıyor. Yanlış hatırlamıyorsam 2015 zamanı. HDP o dönem bağımsız adaylarla değil de ilk kez parti olarak seçime giriyordu ve Batı illerinde popülariteyi artırmak için baya bir kampanya yürütmüştü. Bu da baya başarılı sonuç vermişti ki oyu MHP'yi geçmişti. En çok öne çıkan yüzleri de Sırrı Süreyya Önder ve Selahattin Demirtaş'tı. Her yerde Sırrı Süreyya'nın esprili videoları falan paylaşılıyordu, Demirtaş'ın "Selo" lakabını aldığı zamanlardı. Hatta o dönemde adı sık sık Kamer Genç'le birlikte "Meclisin renkli simaları" başlıklarında geçerdi.
0
akhenaten
(04.05.25)
Gezi döneminde çok popüler olmuştu bir kesim sol cenahta ve sempati toplamıştı.
0
efreet sultan
(04.05.25)
Türkiye milletvekilini Şili bayrağına mı sarsınlar?
0
sekizdokuzon
(04.05.25)
5 yaşında mısınız ya? SSÖ Gezi Parkı'nda daha infial olmadan, orada toplam 100 kişi bile yokken bizzat iş makinalarının önüne geçerek ağaçların sökülmesini engelledi. Gezi'ye insanları çağırdı ve tüm süreçte Gezi direnişine en çok destek veren siyasilerdendi.

Hopa vb çevre direnişlerine de Gezi gibi katıldı, destek verdi. LGBT+ yürüyüşlerine katıldı, destek verdi. Milletvekili olmadan önce de sonrasında da her zaman halkla iç içe oldu.

Birkaç tane film çekti, filmlerde oynadı, TV programları yaptı/katıldı.

Yıllardır milletvekili, meclis başkanvekili. Mecliste tüm partilerin sevip saygı duyduğu nadir kişilerdendi.
0
perferil
(04.05.25)
sırrı süreyya aslında hdp cizgisinde bir politik gecmise sahip degil. selahattin demirtas'ın türkiyelileşme projesi kapsamında partiye katilmisti. parti icinde dönen dolaplara ses cikarmadigi icin pragmatik olmakla suclayabilirim kendisini ama bunun disinda kendisini hak mücadelesinden vazgecmeyen, adaletli bir insan olarak anacagim. hastaneye kaldirilmasi ile birden sırrı abeci kesilenler bir yana, bircok insan gibi benim de hep sevdigim, varligi ile mutlu oldugum bir insandi.
0
deckard
(04.05.25)
hiç bir zaman kendisini samimi bulmadım. toprağı bol olsun.
0
mikahakkinen
(04.05.25)
perferil+1

en son ne zaman aglamisimdir hatirlamiyorum iki gundur sessiz sessiz gozyasimi tutamiyorum. turkiyede aydin diyebilecegimiz hak ehli kac kisi kaldi? ya surgunde ya hapiste simdi son nefer de mezarda. barisin sehidi. sesimize ses olabilecek birileri olmali. aci sizin olmayinca bu topraklarin derdi oldugu gercegini degistirmiyor. oyle bir cenaze ki geri donusum iscileri dernegi, lgbti+lar, ic işleri bakanlığı dahil celenk yolluyor. bu bile bir seyler anlatmali. hak, hukuk, denokrasi mucadelesi story atmakla bitse keske
0
ala09
(04.05.25)
Türk siyaseti tamamen ideolojik bir çizgiyle aktif olunabilecek ve destek bulunabilecek bir atmosfere sahip değil. Yüzde 1den fazla oy alamayan bir partinin, düşüncenin geçerliliği ne yazık ki yok.
Sırrı ne kadar barışçıl, ne kadar kürtçü, ne kadar terör destekçisi bir adamdır bilmem. Samimi olduğunu ve bu kadar farklı cenahtan insanın haklı olduğunu bir anlığına düşünürsek; peşinde olduğu türk kürt barışı için, yüzde yüz desteklemiyor da olsa öcalan'la iş tutarak hareket etmesini anlayabilirim. Hayat da siyah beyaz değil, politika da. Barış için öcalan'la görüşmesi gerekirse öcalan, rte'yleyse rte yapmasını; varmak istediği yoldaki engellerden biri görüyor olabilir.

Amacının bu olduğunu, kürt olmamasına rağmen barış için kürt tarafına etki edebilme gücünü kullanmayı tercih etmesini onu tanıyan kişiler samimi buluyor muhtemelen. Kürtlerin bile önemli kısmının apo çıksın pkk'yla savaşa devam etsin demediğini düşünürsek, bu adamı da politikanın gereği yaptığı işleri yapmasını anlamsız bulmayanlar vardır. kürtlerin siyasal varlığını demirtaşla beraber pkk'dan bağımsız bir zemine oturtmak istemiş ama günün sonunda, akp'nin zorlamasıyla beraber; oyunu, çözümün apo'da olduğu kuralını kabul ederek oynamaya çalışmış bir insan olduğu fikrine sahip bu insanların önemli bir kısmı.

Kendisinin muhtemelen insani açıdan iyi niyetli, romantik ve bir noktada naif bir insan olduğunu düşünüyorlar sanıyorum.

Ben kendisini gezi'nin önderlerinden olması sebebiyle saygıyla anacağım ama öyle ya da böyle, barışı getirecek olanın akp olduğuna ikna olup asıl rte ile iş tutması sebebiyle samimiyetini sorgulayacağım.
0
Bruce
(04.05.25)
@sekizdokuzon

Kurmaya çalıştığı "devletin bizde geçerliliği olmayan flamasına sarmalılardı. Ne Türklere hizmet ediyor ne Türkiye Cumhuriyeti devletine. Ve bu gün gibi ortada. Şehit aileleri başta olmak üzere bütün Türk milletine hakarettir bu yapılan.
0
muhayyer divan
(04.05.25)
Türk milletine senden benden büyük hizmetleri olmuştur, sen içini ferah tut.
0
sekizdokuzon
(04.05.25)
Sırrı Süreyya Önder bu ülkeye çok güzel işler yaptı, kişilik olarak da çok iyi bir insandı, onunla biraz muhabbetin olsa emin ol böyle bir duyuru açmazdın, bu ülkenin en büyük sorunlarından biri faşistlerin kendi gibi düşünmeyenlere hemen terörist demeleridir. Oysa bu faşist arkadaşların ülkeye herhangi bir faydası yok, hep zararları var.
0
blue rebel motorcycle club
(04.05.25)
Kendisi mecliste en olmasi gereken vekildi.

Ülkeyi bu hâle getirenlere ses çikarmaya büzügü yemeyenler 15 gündür adamin arkasindan sövüp durdu alçakça.

Bu adam ömrünün yarisini hapislerde geçirmesine karsin gene de davasindan hiç geri adim atmamis. Ilik götlü ulusalcilar ve muhalif postlu ülkücülerin kuyruk acisi bundan.
0
feastofthedamned
(04.05.25)
Ben anlamıyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde "pkk"yı temsil edeceksin, onu savunacaksın, onu destekleyeceksin, onun ülkeden toprak koparması için çalışacaksın ve @sekizdokuzon onun hakkında diyecek ki "ülkeye senden benden çok hizmet etmiştir" desin. Hiç çekinmeden, utanmadan, hiç içi sızlamadan ya. Öteki de sanki pkk bir terör örgütü değilmiş gibi, konuyu sadece "kendi gibi düşünmeyenlere hemen terörist demek" olarak yansıtsın...

Siz galiba film izliyorsunuz. Hayatı film izlemek sanıyorsunuz. Belli oldu.
0
muhayyer divan
(04.05.25)
apoyla kol kola giren adamı, ben sonsuza kadar apocu kalacağım diyen adamları övmüşler de övmüşler inanılmaz :D

yazık size çok yazık. daha başçavuş söylemi var, ben bu cumhuriyetin ne hayrını gördüm söylemi var. ki saymakla bitmez.

aponun köpeği olan adamı ne hakla böyle övebiliyorsunuz? sempatikmiş aydınmış pehhh

umarım ortalıkla ben atatürkçü ya da milliyetçiyim diye gezmiyosunuzdur.
0
jelly bear
(05.05.25)
Ben de instagram'da gördüm birkaç arkadaşımdan şaşırtıcı bir şekilde. Gidip Gezi fotoğrafını paylaşmışlar. Resmen post-truth dönemde yaşıyoruz. Sanki son 12 yıldır hiçbir şey yapmadı. Kimse saymıyor onları bak. Sonra pkk'nın türk solunu davar güder gibi gütmesi deyince kızıyor insanlar. Ahahah

Bak bir kısmını yazmışlar şurada eksisozluk.com
0
nawar
(05.05.25)
sehirlerde bazi sevmediginiz cirkin binalar olabilir, ama o binalarin bazilari sehrin dokusunun bir parcasidir. senin cirkin bulman o binalarin yikilmasini zorunlu kilmiyor.

sirri kafali biriydi, ilerlemek istiyorsak bize surekli istedigimiz seyleri degil, bizi sasirtacak seyler soyleyecek insanlara ihtiyacimiz var. yoksa olay turk'un turk'e propagandasindan oteye gitmiyor, kendi kendimize calar soyler, en sonunda da ortadan yok olur gideriz.

ortada bir problem varsa bu problem gormezden gelinerek, yok sayarak cozulmuyor. ha bunun karsiligi tabiiki toprak vermek olamaz. toprak isteyen varsa bu cografyada savasir, alabiliyorsa alir.

ama sen anavatan olarak, o topraklarda yetisen cocuklarindan bir ya da birkacini gormezden gelemezsin, otekilestiremezsin. sirri'nin bence dikkat cekmek istedigi nokta basindan beri buydu.

ha gidip terorist maymuna agam pasam cekmesi bence de rezillik, ama orta godu insani malesef reisci, bu adam da marsli degil bu topraklarin cocugu. herkes bir limana siginmaya calisiyor.

ezcumle, sen seversin sevmezsin ama sirri gibi insanlara ihtiyacimiz var. meclis dedigin yerin ortalamasi "Yeliz" olmamali, olursa iste bu dustugumuz cukurdan 100 sene daha cikamayiz.

olaya "filtresiz" bakin biraz.
0
cooperr
(05.05.25)
Vatan haini. Keriz gibi inanan beyaz yakalı dünya gerçeklerinden uzak duyurucu arkadaşları da gördük.
0
Shepard
(05.05.25)
1 yıl önce vefat etse medyada hdp'li pkk'lı oldü diye haber yapılacaktı ve mesaj yayınlayan oyuncular terörist ilan edilecekti. Şimdi şartlar gereği her yerde övülüyor.

Bu arada tanıyan(birlikte iş falan yapan) arkadaşlarım gerçekten sevmişler, çevresine iyi bir insan galiba (ve sanatçı kişiliği iyi) ama yine de siyasetçi tarafı bence hoş değil ve "cumhuriyetin ne hayrını gördüm" diyen buna rağmen meclis başkanı falan olan ve apoyu babası gibi gören bir adamı ben pek ciddiye alamıyorum. Yine de genç yaşta kimse ölmesin tabii zeus rahmet eylesin.

son söz olarak, bence Sırrı Süreyya'nın ölümü ve medyadaki yansıması üzerine çok güzel iletişim tezi yazılır. Ben doktora terk biriyim ama iletişim bilimleri çalışan arkadaşıma bi söyledim belki bunun üzerine giderler. Çünkü gerçekten acayip yönlendirme dönüyor.
0
nhk ni youkosu
(05.05.25)
genjler, olaya konjonkturel bakmamak lazim, sirri 20 yasinda olmedi, turkiye'de son 20 seneden ibaret degil. adamin zaten cevresi genis, seveni cok.

"sikintilara bir de soyle bakin" diyen herkes terorist degil.

adam lisede ogrenciyken 12 eylul darbesi sonrasi 7 sene yatiyor. bugun hangimizi lisede alip iceri atsalar, en guzel genclik yillarini 4 duvar arasinda sikimsonik bir sebeple gecirsen, cikinca "bu cumhuriyetin hastasiyim" diye demec vermezsin.
0
cooperr
(05.05.25)
Sanat sepet işlerinde suyun başını tutanlardan biriydi muhtemelen.
0
luluki
(05.05.25)
(10)

Kaliteli gunes kremi

Kittie
Fiyat onemli degil.Fiyat performans urunu falan aramiyorum ama dusuk fiyatli olup guzel urunu de dikkate alirim. Illa pahali urun iyi olur diye de bir dusuncem yok yani.Beklentilerim:Beyazlik birakmasinSoyulmasin cilttenYapis yapis his olmasinYuzumde bi sey varmis hissi olmasin aslindaParlamasin, ma
Fiyat onemli degil.
Fiyat performans urunu falan aramiyorum ama dusuk fiyatli olup guzel urunu de dikkate alirim. Illa pahali urun iyi olur diye de bir dusuncem yok yani.

Beklentilerim:
Beyazlik birakmasin
Soyulmasin ciltten
Yapis yapis his olmasin
Yuzumde bi sey varmis hissi olmasin aslinda
Parlamasin, mat olsun, kurutmasin
Su bazli olsa super olur

La roche, lancome, kiehls ve clinique kullandim begenmedim.

Shseido kullanan varsa ayrica urun adi ve yorumu duymak isterim:)

*aslinda clinique sevdigim bir marka. Ben bi tane kullandim ama markanin birkac gunes urunu var. Ondan onerebolirsiniz belki kullanmadigim urun cikar.
Tesekkurler
0
Kittie
(04.05.25)
Türkiye'de satışı yapılıyor mu bilmiyorum ama Daylong öneririm.
0
fraise
(04.05.25)
Shiseido ultimate iyidir bu konuda. Ama su bazlı değildi galiba
0
selamun aleykum kitty
(04.05.25)
Doa kozmetik twitter hesabında en iyi kimyasalları da kullansan maliyeti 5$ güneş kreminin, ünlü markaların geri kalanı kâr demişti. Twitter kullanıyorsan arat

x.com
0
grimavi
(04.05.25)
Yves rocher kullanıyorum geçen seneden beri memnunum. Onun öncesinde de babe ve avene kullandım
0
kullanicadi
(04.05.25)
Body shop un skin defence 50+ sini çok seviyordum. Hem kutusu hem de içeriği değişti. Yine iyi ama eskisi kadar değil. En son shseido ultimate almıştım, bana yağlı geldi.
0
asteriks
(04.05.25)
Doğrudan marka önermeyeceğim sadece yazdıklarınızda dikkatimi çeken bir şey var onu söyleyeyim aydınlanma yaşayabilirsiniz.

Saydığınız, olmasını istemediğiniz özelliklerin hepsi aslında kaliteden ziyade ürün türüyle ilgili. Birçok kişi bu soruyu soruyor.

Güneş kremleri mineral bazlı ve kimyasal bazlı olarak iki türde üretiliyor.

Mineral bazlı olanlar fiziksel koruma sağlıyor. Kremin içinde titanyum veya çinko partikülleri var. Bunlar yüze gelen ışığı baya fiziksel olarak yansıtıyor, cilt tarafından emilmiyor. Bu tür kremler o beyaz leke bırakan sürmesi zor yağlı kremler.

Diğer tür kimyasal ürünler cilt tarafından emilen sürmesi kolay, yağlı his bırakmayan kremler. Bunlar cilde gelen ışığı yansıtmıyor, emiyor. Ancak ışığa maruz kaldıkça etkisi azalıyor ve 2 saatte bir yenilemek gerek.

Normalde mineral kremler hem süre hem "doğallık" açısından daha çok tercih edildiği için birçok pahalı ve görece kalite algısı yüksek markalar bu türde krem satıyor. Söylediğiniz markaların her birinden önüme ilk gelen kreme baktım. La Roche çinko diğerleri titanyum içerikli kremlerdi.

Büyük ihtimalle yaşadığınız sorun bu.

Krem alırken içindekiler kısmına bakın, titanyum veya çinko oksit içeriği olanları almayın tercih etmiyorsanız.
0
akhenaten
(04.05.25)
eucerin oil control dry touch
holika aleo vera gunes kremi
0
65 derece
(04.05.25)
Bioderma kullanıyordum fena değildi. Böyle ürünlerin içeriğine bakabildiğiniz siteler oluyor, alırken bakmanızı öneririm.

incidecoder.com
0
kendi helvasını kavuran zombi
(04.05.25)
ph formula
0
suyin
(04.05.25)
ty.gl
Ben bunu kullanıyorum. Beyazlık yapmıyor göz yakmıyor. Kimya mühendisi Gökçe Su Hanımın instagram hesabında görüp aldım memnunum. Merak edenler için hesabı:icerikyorumluyorum
0
mordan
(04.05.25)
(16)

Dizi / film arşivi yapıyor musunuz?

anaphylacticshock
Merhaba, Ben uzun zamandır sevdiğim bütün dizi ve filmleri arşivlemeye çalışıyorum. Yerli ya da yabancı farketmiyor, bulabildiğim hepsini indiriyorum. Mesela az önce torrentle "FRESH OFF THE BOAT" ve "MODERN FAMILY" diye 2 dizinin ilk sezonlarını indirdim. Elveda Rumeli, Haturla Sevgili vs gibi eski
Merhaba,

Ben uzun zamandır sevdiğim bütün dizi ve filmleri arşivlemeye çalışıyorum.

Yerli ya da yabancı farketmiyor, bulabildiğim hepsini indiriyorum.

Mesela az önce torrentle "FRESH OFF THE BOAT" ve "MODERN FAMILY" diye 2 dizinin ilk sezonlarını indirdim.

Elveda Rumeli, Haturla Sevgili vs gibi eski türk dizilerini de indirmeyi düşünüyorum.

Ama çözünürlüğü yüksek olsun, bütün sezonlar olsun, ekstralar olsun vs derken harddiskler yetmiyor.

2 tane harici harddiskim var, toplamda 1,5 tb. Ayrıca bilgisayarıma USB 3.0 ile bağlanmış 1 tb bir SSD kullanıyorum.

İndirmezsem rahat edemiyorum. Daha önce internet ortamında sevdiğim 1-2 içerik silindi. Tamamen kaldırdılar yani ve bir daha ulaşamadım.

Bu durum beni daha da tetikledi. İzlemesem de sevdiğim içerikler hep elimin altında olsun istiyorum.

Sevdiğim bazı dizilerin Bluray BOX Setlerini almayı düşünüyorum ama muhtemelen yine de onları da arşivimden kaldırmam.

Sizin bu tarz arşivleriniz var mı? Harddisk nasıl yettiriyorsunuz?

Sırf arşivinizi genişletmek için yeni harddisk aldığınız oldu mu?

Ben mi saçmalıyorum yoksa bu çok da anormal bir durum değil mi?
0
anaphylacticshock
(03.05.25)
Bu anormal bir durum bence, bu takıntının sonu yok, bir arkadaşım da en az 4k film indirip arşivliyordu, depolama işi zor allah şifa versin :)
0
grimavi
(03.05.25)
harddisk olarak sadece imdb top250 var.

onun haricinde dvd arşivim var. birkaç sene önce birinden almışım.

ha ne kadar izliyorsun dersen, bayağıdır izlemiyorum.

aslında biriktirmemek en güzeli.
1000 tane filmim olacağına 50 tane filmim olsa hepsini izlemiştim. ama 1000 tane olunca hiç izleyemiyorsun :D
0
tabudeviren
(03.05.25)
Eskiden yapıyordum, vazgeçtim. O HDD'ler eninde sonunda bir şekilde bozuluyor. Özellikle sevdiğim grupların FLAC diskografilerini tutuyordum. Animeler, filmler, ayrıca pdf'ler vardı. O dönem hemen herkesin arşivi vardı gerçi, nedense HDD'ler çok uygun fiyatlıydı, FlashDiskler bedavaydı neredeyse.

Her neyse :D Neticede gidiyor işte bir şekilde. O HDD'lerimden biri hala duruyor fişe takınca tırtt tırtt diye ses geliyor kurtarılabilir diye kenara atmıştım artık içinde ne olduğunu bile unuttum büyük ihtimalle hiç dokunmam.
0
akhenaten
(03.05.25)
ben arşiv yapmıyorum fakat size bir program tavsiye edeyim, handbrake diye bir program var. videoyu görüntüyü bozmadan ya da çok az kayıpla aşırı derecede küçültüyor. internette bununla ilgili çeşitli tutoriallar ve sıkıştırma ayarları var. kendinize uygun bir ayar bulun sonra sıkıştırarak arşivleyin böylece yarı yarıya falan yer açılacak hard diskte.
0
tabii lan manyak mısın
(03.05.25)
önceden vardi ama artik yok.
eskiden para vermek istesen de bulamiyordun. su an öyle bir durum pek yok. birakali uzun zaman oldu.
0
sonsuz
(03.05.25)
eskiden yapardım artık yapmıyorum. arşivlenecekse sadece kolay bulunmayan stand up'ları, konser kayıtlarını vs arşivliyorum. örneğin george carlin, ricky gervais'in tüm showları vs gibi. bu çağda iki tıkla anında tüm sezonlarını indirebileceğim tonla torrent sitesi varken gb'lar dolusu sezonları orda burda saklamak çok zahmetli iş.
0
beatbox yapan metalci
(03.05.25)
Valla ben sadece OZ 1080p malum yerlere inince yapmıştım. Sonra hdd'de çok fazla yer kaplayinca onu da sildim.
0
Amaranta ursula
(03.05.25)
eskiden internet yavaştı, kotalıydı. tekrar indirmek zor olduğundan yapıyordum. 100 küsür dolu dolu dvd im vardı dizi film dolu. artık izleyip siliyorum. çok sevdiğim olursa tutuyorum anca.
0
inheritance
(03.05.25)
Kasım 2020de bütün arşivi sildim. Benden geçti kaldık.
0
put it in your appropriate place
(04.05.25)
Bence değmez. İndirilenleri izlemeye zaman yetmediği gibi, depolama birimlerini satın almak bile ayrı bir masraf. Hele onları çalışır durumda tutmak imkansız bir şey, hepsi bozulacak bir gün.

16 yılı aşkın süredir IMDb'de izlediğim filmleri notlarım. İzlemek istediklerimi ise listeme alırım. Yakın zaman önce Letterboxd'a geçtim ve orada da düzenli olarak devam ediyorum bu eyleme. İzlediğim film sayısı 1.000'i epey geçti (hatta normalde daha da fazladır çocukken izlediğim ve sonradan izlediğimi unuttuğum ya da karşıma çıkmadığı için notlamadığım filmler de dikkate alındığında) ve izlenecek filmler listem hiç azalmıyor, her zaman 1.000'in üzerinde çünkü izlediğim 1 filme karşılık listeye 1'den fazla film ekliyorum yıllardır. Listeme eklediğim filmlerde her zaman seçici davranırım, bildiğim ve beğenmediğim bir yönetmense listeme eklemem mesela. Ona karşın eritemiyorum çünkü izlenecek gerçekten çok fazla şey var.

Arşiv işini çok uzun bir süre boyunca rahmetli amcam yapmıştı. Evinde HDD'ler üst üste konteyner gibi diziliydi. İndirdiği tüm filmlerin kaliteli türkçe altyazılarını da ekleyip öyle saklıyordu. Rutin bir çalışma hayatına sahip olan insan 1, bazen 2 film izleyebilir ancak 10 film indirirse indirdiklerini bile izleyemez, amcam da öyleydi haliyle.

İstediğim filmlerin tümünü izlemeye muhtemelen ömrüm yetmeyeceği için bir kere izlediğimi çok istisnai bir durum olmadığı sürece bir daha izlemiyorum. Bu nedenle hiçbir zaman arşiv tutmadım. Sizin için çok önemli olan bazı içerikler için böyle bir arşiv tutulabilir ama önemli filmler ve diziler zaten kaybolmaz. Kubrick'in filmlerinden hiçbiri kaybolmayacaktır mesela. HBO'nun büyük dizileri (Sopranos, Oz, Wire vs) her zaman hem paralı hem de korsan platformlarda kalacaktır. Geçtiğimiz yıllarda Walking Dead evrenine girdim. TWD ve FTWD'yi tamamen izleyip bitirdim. Bir daha döner miyim? Asla. Dönecek olsam elimde onlarca DVD tutmam gerekecek. Hiç gerek yok böyle bir şeye.

Sevilen içeriklerin tümünü arşivlemek bence bir çeşit obsesyon, yani takıntı. Bu sağlıklı bir durum değil. Bazı kritik içerikler vardır, özellikle siyasi belgeseller ve filmler bakımından örnekleri var, sizin için önemliyse bir şekilde arşivinize dahil edin zira bir daha bulamayabilirsiniz. Bazı çok yaygın olmayan içerikler internetten bir şekilde kaybolabiliyor. Elbette vardır birilerinde ama ulaşmak çok zor oluyor. Bunun dışında bence hiçbir şeyi tutmaya gerek yok. Sopranos çok sevdiğim bir dizi, yarısını korsan yarısını paralı platformdan izledim. Arşivler miyim? Hayır çünkü sonu yok. O kadar HDD almaya ne param yeter ne de koyacak yerim var. Bir de ileride bozulacak, o zaman iyice yerim kafayı. SSD almak zaten ölüm, gerçekten güç yetmez. DVD almak için şatoda yaşamam lazım, aksi takdirde evin en az bir odasını arşive ayırmak gerekir.

Mutlaka arşiv yapacaksanız şunu değerlendirin: Kimileri aynı şeyleri yüzlerce defa izliyorlar. Öyle bir takıntınız varsa, sadece izleyeceğiniz şeylerin arşivini tutun ancak ileride izlerim diye hiçbir şeyi indirmeyin/satın almayın.
0
10551037
(04.05.25)
Sirasiyla vhs'ler, vcd'ler ve sonra da kismen de olsa dvd'ler cope gitti.

Uzak olmayan bir gelecekte de harddiskteki filmler ve bluray'ler gidecek.

Sarfettiginiz efora yazik.

Arsiv/koleksiyon yapmak cok guclu bir güdü, bunun farkindayim ama yerine baska bir sey koyun bence. Sanal film arsivlemek manasiz bir eylem.

Maddi gucunuz varsa sevdiginiz filmlerin bluray'lerini alin, hic olmazsa arada acip kapaklarina bakarsiniz.
0
brkylmz
(04.05.25)
Nereden indiriliyor?
0
etna
(04.05.25)
Ben yakmıyorum. Eskiden yapardım. Eskisi gibi niş ya da kült şeyler izlemiyorum, izlediklerim korsan sitelerde var, yoksa da aramıyorum.

Yapmanız garip değil hatta mantıklı. İnternetten kaldırılan onlarca içerik var. Filmler diziler direktörs cut versiyonlar vs. Bence devam edin zamanla kıymeti olabilir.

Ama depolama cihazları bir gün bozulacak ona dikkat etmek lazım. Bir de büyük emek ve para harcamamak lazım. Çünkü bir zaman sonra bu arşive hiç ihtiyaç duymayabilirsiniz
0
biseysorcaktim
(04.05.25)
ailemle yasarken yapiyordum. media server vardi evdeki tum tv, telefon, tabletler erisebiliyordu.

herkesin izledigi dizileri kaydetmistim yeni bolum cikinca indirip, altyazilari indirip kategoriliyordu.

simdi biraktim yapmayi.

data hoarderliga dogru gidiyor cunku (/r/datahoarder)

benim evimde su an 8tb nvme 30tb hdd var, medya arsivi diye alindi hddler yillardir. simdi projelerde kullaniyorum ama yeni bi seyler almayi durdurdum.
0
aguen
(04.05.25)
IPTV yoksa bence mantıklı bir durum. Bende de birkaç dizi var. Türkiye'de streaming olayı resmen hakaret seviyesinde. Netflix, Disney, HBO, Bein cart curt gibi rezil platformlara 2 tane dizi için hiç hak etmedikleri paraları ödüyoruz. Orada o dizi yok, burada bu film yok, bazı şeyler Türkiye'de hiçbir yerde yok. ABD ve Avrupa'da bunların hepsinin içeriği ağzına kadar dolu. Burada hangi ***** aldıysa yayın haklarını. Hiçbir şey, hiçbir yerde yok ve olanlar da birkaç aya kayboluyor.

Ek olarak bir de SJW rezaleti yüzünden sahneleri kesilen yapımlar var. The Office bildiğin tıraşlanmış.
0
nawar
(04.05.25)
İnternette bir teknoloji forumunda birinin 55 tb'lık dizi film arşivi olduğunu duyunca benim arşivim epeyce normal gözüktü gözüme.

evet, ufak bir data hoarder olma durumum var ama bu durumdan çok da rahatsız değilim. (en azından şimdilik)

düzgün bir şekilde kategorize edilip biriktirilmiş kaliteli filmlerden oluşan 5-10 tb'lık bir arşivin yıllar geçse de değerini koruyacağını düşünüyorum.

evet, çoğunuzun dediği gibi maalesef harddiskler hassas cihazlar ve zamanla bozulabiliyorlar. ama günümüzde çoğu şey öyle değil mi zaten?

nasıl olsa bir gün bozulacak, içindekiler silinecek vs diye arşiv yapmaktan vazgeçmek istemiyorum açıkçası.

kısacası sevdiğim film ve dizileri arşivlemek beni mutlu ediyor ve bu yüzden devam etmeye karar verdim. ayarını kaçırmadığım, abartmadığım ve sadece gerçekten sevdiğim ve gerekli gördüğüm içerikleri biriktirirsem bir sorun olacağını düşünmüyorum.

şu anda tek sorun şu ki, yeni bir harici harddisk almam gerekli ve maalesef harici harddiskler aşırı pahalanmış.

hepinize içten cevaplarınız için çok teşekkür ederim. :)
0
🌸anaphylacticshock
(06.05.25)
(4)

Park ve bahçelerdeki bahçe

michael_knight
Park ve Bahçeler Müdürlüğü var. Park tamam. Bahçe dediği nedir? Nerededir?
Park ve Bahçeler Müdürlüğü var.
Park tamam. Bahçe dediği nedir? Nerededir?
0
michael_knight
(02.05.25)
parklardaki yeşil alanlar, ağaçlar?
0
inheritance
(02.05.25)
Millet bahçesi yeni bir kavram. Parklardaki alanlara bakmak için "bahçeler" kelimesine gerek olmaz.
Benim bilmediğim, belediyelerin meyve sebze veya başka bir şey yetiştirdiği bahçeler mi var diye merak ettim. Veya aklıma gelmeyen başka bir şey.
0
🌸michael_knight
(02.05.25)
Park olmayan, ancak peyzaj düzenlemesi olan bakıma muhtaç yeşil alanlar bahçe oluyor. Bahçe genel bir tanım, park özel bir tanım. Kısaca park olmayan yeşil alanlar.

Park insanların dinlenip vakit geçirmesi için özel olarak düzenlenmiş kamusal alanlar oluyor. Ancak atıyorum bazı kamu binalarının çevresindeki yeşil alan insanların eğlenmesi için ayrılmış bir yer değil ancak yine de birilerinin oradaki yeşilliğin bakımını yapması lazım. İşte oralar bahçe. Sanıyorum otoyolların iki yanındaki veya refüj ve kavşaklardaki yeşillendirilmiş alanlar da bu tanıma giriyor.
0
akhenaten
(02.05.25)
parkı olmayan yere bahçe deniyor. yani parkız bahçe.
0
mikahakkinen
(02.05.25)
(2)

mikroskop kullanan var mı?

belkim bir kertenkeleyim
çocuğa alayım diyorum. 6 yaşında. bin lira altı için ürün onerecek veya tavsiye verecebilecek var mi? yalniz lütfen o paraya ekmek alamazsın gibi yorumlarınızı jendinize saklayın. erkeklerin zengin koca bulması söz konusu değil.
çocuğa alayım diyorum. 6 yaşında. bin lira altı için ürün onerecek veya tavsiye verecebilecek var mi? yalniz lütfen o paraya ekmek alamazsın gibi yorumlarınızı jendinize saklayın. erkeklerin zengin koca bulması söz konusu değil.
0
belkim bir kertenkeleyim
(01.05.25)
Ben o çocuklardan biriydim :D O yaşlarda annemin aldığı, hala kullandığım mikroskobum var bir tane. Baya sağlam, torun büyütür. Gerçi "çocuk mikroskobu" sayılmaz şu anda eşdeğerinin fiyatı nedir onu da bilmiyorum açıkçası. Öyle bir markası da yok, laboratuvar malzemeleri satan bir yerden almıştık.

Onun için tam cevap olmayacak ama size de bu şekilde aramanızı önereceğim. En azından bakış açısı olsun. Bence internetten veya hobi amaçlı düşünülmüş konseptli ürünlerden almayın, çeşitli yerlerde toptan kimya, loboratuvar malzemeleri satan yerler oluyor. Buralardan oyuncak olmayan bir giriş seviyesi mikroskobu uygun fiyata bulmak daha olası. İşin içine hobi piyasası girince fiyatlar artarken kalite de düşüyor.

Ama dikkat etmeniz gereken özelliklerden biri minimum 640x büyütme kapasitesi olsun. Çünkü büyük ihtimalle göl sularına falan bakıp çeşitli canlıları görmek isteyecektir. Bunun için de ortalama 400x büyütme gerekiyor ancak sınır büyütme 400x civarında olursa sorun olabilir.

Bir de kendi ışık kaynağı olması önemli.

Zaten bahsettiğim gibi bir yere giderseniz yardımcı olurlar.
0
akhenaten
(01.05.25)
çok basit bişey alabilirsin ama üzerinde 1000x-3000x gibi yazanlardan kaçın. o fiyat aralığında plastik mercekli bir mikroskobun 50-150x arasında verdiği görüntü idare eder. ideali 100x. yanında optik numune seti de olursa ilk başta güzel olur.

www.quora.com
0
orpheus
(01.05.25)
(10)

Hangisi?

rock n roll
Selam,Diyelim ki, geçmişte çok sevdiğiniz çok aşık olduğunuz bir ilişkiniz oldu ve ayrıldınız üzerinden de bir kaç yıl geçti. Sonra başka birisiyle tanıştınız ve bir ilişkiye başladınız. Bu ayrıldığınız kişi bir gün ortaya çıkıp, yeniden deneyelim dese şu an hayatınızdaki kişiyi terkeder miydiniz ya
Selam,

Diyelim ki, geçmişte çok sevdiğiniz çok aşık olduğunuz bir ilişkiniz oldu ve ayrıldınız üzerinden de bir kaç yıl geçti. Sonra başka birisiyle tanıştınız ve bir ilişkiye başladınız. Bu ayrıldığınız kişi bir gün ortaya çıkıp, yeniden deneyelim dese şu an hayatınızdaki kişiyi terkeder miydiniz ya da hayatınızdaki insanla devam etmeyi mi seçerdiniz?
0
rock n roll
(30.04.25)
30+ isem hayatimdaki insanı terk edip diğerine dönmem. 20+ isem yanlis seçim yapip ex'e dönebilirim

Yenisine neden aşık diilim peki.. üzücü
0
abuzer
(30.04.25)
Etmem benim için güven stabilite verilen ve tutulan sözler daha önemli
0
grimavi
(30.04.25)
benzeri benim basima geldi.
yeni datelestigim erkek arkadasimdan zaten cok hoslandigim icin umrumda bile olmadi.

@arbre'nin dedigi cok dogru bu arada. tamamlanmis bir seydense yarim kalmis, baslanmamis bir seyi beyin unutmuyor.
garsonlar siparisi getirdikten sonra senin istedigini bile hatirlamiyorlar ama siparisi getirene kadar akillarindasin.
0
sonsuz
(30.04.25)
Ex’ten next olmaz. Eskisini de eski haliyle sevmişimdir. Eski eskide kalır. Eskinin bir değeri olsa, bit pazarına nur yağardı. Ya da öyle bir şey…
0
gabe h coud
(30.04.25)
Böyle bir hisse kapılsam heralde hali hazırdaki ilişkimi sürdürmek için çok da bir sebebim olmadığı gerçeğiyle yüzleşmem gerekirdi. Kabaca bakınca ilk hissettiğim bu oldu.

Eskiye döneceğimi zaten düşünmüyorum ama mevcut sevgilimden ne beklediğime bir bakıp vardığım sonuca uygun şekilde davranırdım heralde.

Böyle bir histen sonra hiçbir şey olmamış gibi devam etmek zor olur heralde.
0
akhenaten
(30.04.25)
2 değişkene bağlı.

1. Öncelikle şu an birlikte olduğum kişinin içime sinip sinmediğine, tanıdıkça mutlu olup olmadığıma bakarım. Değmeyecek biri gibi duruyorsa 2. Maddeye geçerim.

2. Ayrıldığım kişiyle nasıl ayrılmıştık, sebep neydi, devam etmeye değer mi, eksten neks (Türkçe yazıyorum evet (= ) olur mu vs vs. Olumlu isem şimdi birlikte olduğum kişinin bana olan sevgisini sorgularım, gerçekten seviyorsa bunu ona yapmam. Sevdiğini hissetmiyorsam veya çıkar sevgisiyse ayrılmayı talep etmeyi, öbürüne yeniden denemeyi

Düşünürüm.

Daldan dala atlamıyorum bak, düşünürüm.

İlişki iki kişiliktir, sadece senin ömrün sadece senin kalbin değil söz konusu olan. Sevgilim dediğimiz insanın ömrüne ve kalbine saygımız yoksa aslında sevmiyoruzdur. Saygı yoksa sevgi olmaz arkadaşım. Daldan dala atlanmaz.
0
muhayyer divan
(30.04.25)
Şu anda hayatımda olan kişiyle devam ederdim. Ben de düşüncemi söylemiş olayım.
0
🌸rock n roll
(30.04.25)
geçmiş geçmişte kalmıştır. biz kimseyi yolda bırakmayız.
0
mikahakkinen
(30.04.25)
ben darmadağın olurum şu an böyle olursa ve bu yüzden de kimseyle bişi yaşamıyorum.

Bu yüzden de başlayamıyorum, zor geliyor. Halen o kadını seviyorum. Çabaladım da hiç değilse. Son 4 ayda çok güzel 2 kadın girmek istedi hayatıma, sırf bu sebepten reddettim.

Toplayamıyorum da. Ruhsuz hayalet gibi geziyorum. Galatasaray falan olmasa kafayı yemiştim. Canım yanıyor açıkçası. Geçmedi de kaç ay oldu. Gözümde canlanıyor resmen. Kapıma gelse, kocaman sarılırım.
0
baldan kaymak
(30.04.25)
Hayatımdaki kişiyi böyle bir şey için terk edersem burnum boktan kurtulmazdı muhtemelen.
0
Kahvedesu
(30.04.25)
(5)

Profesörler neden devlet hastanesinde olmaz

darkwizard
Merak ediyorum bugüne kadar gittiğim doktorlar hep Uzm.DR falan. devlette daha iyi kazanıp garanti is değil mi? Şehir hastahanesine gidiyorum psikiyatriye hepsi Uzm.dr üniversite hastahanesinde vardı profesörler ama onlar da parayla bakıyorlar hiç benim muayeneme girmedi profesörler. Asistanlar ve d
Merak ediyorum bugüne kadar gittiğim doktorlar hep Uzm.DR falan. devlette daha iyi kazanıp garanti is değil mi? Şehir hastahanesine gidiyorum psikiyatriye hepsi Uzm.dr üniversite hastahanesinde vardı profesörler ama onlar da parayla bakıyorlar hiç benim muayeneme girmedi profesörler. Asistanlar ve doktorlar da tecrübesiz geliyor.
0
darkwizard
(30.04.25)
profesörlük akademik unvandır. fakat bizim gibi ülkelerde bir statü bir ayrıcalık gibi görülüyor. profluğu alıp özele gittiklerinde veya muayenehane açınca o alandaki en iyi hekim gibi göründükleri için daha çok kazanıyorlar ve kazandırıyorlar.
size denk gelmemiştir. aslında şehir hastanelerinde çok var. hatta düz devlet hastanesinde de varlar.
asıl sorun varlar ama onların adına muayenelere çoğunlukla asistanlar(uzmanlık öğrencileri) girer. yada gün içinde belli bir aralıkta hasta bakarlar. onu denk getirmek lazım.
0
my fault
(30.04.25)
Profesörler eğitim ve araştırma hastanelerinde çalışıyor. Bu hastaneler üniversitelere veya doğrudan bakanlığa bağlı olabilir. Şehir hastaneleri de sanırım teknik olarak eğitim ve araştırma hastanesi olmasalar da bu mantıkla çalışıyorlar.

Sağlık sisteminin basamaklandırılması çok manasız değil aslında. Elinizde bir profesör varken bu kişiye grip ilacı yazdırmak istemezsiniz. O da istemez. Ben şahsen hasta olarak kendim de istemem. Cidden profesörün bakabileceği bir rahatsızlığım olduğu zaman günde 500 kişiye ilaç yazmakla meşgul olmayan yetkin bir heyetin durumumu incelemek üzere müsait olmasını isterim.

Son zamanlarda çok duyuyorum asistanların yetersiz görülmesi konusunu ancak bu pek de doğru değil gibi geliyor. Bir alanda asistan olan doktorlar zaten yeterince uzun ve sürekli pratik eğitimin olduğu bir süreçten geçmiş oluyor.

Elbette bu her şeyi asistan halledebilecek demek değil, ama zaten basamaklı sağlık sisteminin gözettiği şey de tam olarak bu. Yani başvurduğunuz kurumu aşan bir durum olduğunda üst basamağa yönlendiriliyorsunuz.
0
akhenaten
(30.04.25)
Sen olayı çok yanlış anlamışsın. Devlette gördüğün uzman dr zaten en üst seviye. Prof’larda üni hastanelerindeki en üst seviye. Elma armut kıyası olmuş. Devlet hastanesinde profesör olmaz zaten. “Bizim lisede hiç profesör yok” demek gibi bişey
0
avatar is back
(30.04.25)
prof'lar genelde EAH de görev yapıyor, onlara görünmek de karda papatyaya rastlamak gibi bir şey, bir kez denk gelmiştim. genelde poliklinikde isimleri oluyor randevu alınabiliyor ama asistanları olur hep pol. de

devlet hastanelerinde de uzman doktorlar oluyor, onlar da işin uzmanı adı üstünde gayet yetkin insanlar.

haydarpasanumuneah.saglik.gov.tr
mesela HNH'de her branşta bir çok prof var. pol randwevusu da alınır ama denk gelmeniz biraz şansa kalmış
0
exlibris
(30.04.25)
Eğitim araştırma hastanesinde var.
muayene için ek ücret ödemiştik. Bir sene önce 500 lira gibi bir paraydı. Özele göre ucuz ama devlete göre yüksek bir rakamdı.
0
parka
(30.04.25)
(11)

neden tas kafa tıraş oluyorlar

biseysorcaktim
son yıllarda özellikle 25 yaş altında bir tas kafa tıraş çılgınlığı var ya, neden?bu çocuklar çoğu zaman eskilerin deyimiyle "it, kopuk, serseri" oluyorlar.toplumun bir kısmının bu tip tıraşlı kişileri potansiyel suçlu gördüğünü bilmiyorlar mı? yoksa biliyorlar da böyle anılmak hoşlarına mı gidiyor.
son yıllarda özellikle 25 yaş altında bir tas kafa tıraş çılgınlığı var ya, neden?

bu çocuklar çoğu zaman eskilerin deyimiyle "it, kopuk, serseri" oluyorlar.

toplumun bir kısmının bu tip tıraşlı kişileri potansiyel suçlu gördüğünü bilmiyorlar mı? yoksa biliyorlar da böyle anılmak hoşlarına mı gidiyor.

berbere gidince ne diyorlar mesela? dızo traşı mı diyorlar, tas kafa mı diyorlar, abi kenarları makine ile al 3 numara olsun üstü bi iki cm bırak mı diyorlar
0
biseysorcaktim
(30.04.25)
Abd hapishanelerinde her çetenin/topluluğun ayrı bir dövmesi çete içinde her üyenin konumuna göre ayrı bir dövmesi yaptığı "icraatlara" göre de ayrı bir dövmesi oluyor, o tipi hapishanede ya da dışarıda gören biri ne bok olduğunu anlayıp ona göre yaklaşıyor yanına, bu kriminal saç tıraşı da böyle bir özentilikle yapılıyordur muhtemelen.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(30.04.25)
yakışacağını düşünüyorlar
0
bir soru sorcam
(30.04.25)
amerikan sac tirasi degil mi o ya?
yurt disinda da cok yapiyorlar.

bence berberin isini ortaya koyan bir kesim.
kafa seklin güzelse onu ortaya cikariyor.

potansiyel suclu görünme kismi ten rengine falan da bagli. bence seksi görünüyor.

ayrica suclu gibi görünüyorsa bazi insanlar da suclu gibi görünmek istedigi yani signaling icin bu kesimi yapiyor olabilir. korsanlar da korsan bayragi takiyor gemiye. korsanligin yasak oldugunu bilmiyorlar mi dfgkjfdg
0
sonsuz
(30.04.25)
moda. eskiden enseyi uzun bırakırlardı, çok kötüydü. bu iyi yine.
şimdi hatırladım. herkesin jöleyle saçlarını horoz ibiği gibi diktiği dönem vardı bir de. jölesiz gezen yoktu. o dönem de karanlık bir dönem ahahha...
0
gnosis
(30.04.25)
Güzel model yaş 30 arada yaparım.
0
darkwizard
(30.04.25)
Özentilik. Evet o tiplere özeniyorlar
0
uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(30.04.25)
Kız arkadaşları bayılıyor. Yukarıda birisi yazmış zaten seksi görünüyor diye. Arz talep olayı yani.
0
hebanon
(30.04.25)
tas kafa dediğin ucuz berber tıraşı. yanları makinayla kazıyıp gönderiyor. aslında o tıraş öyle değildi ama zamanla evrildi.
0
runaway
(30.04.25)
Duyurucu keko sever kızları da görmüş olduk. Sonra bize şiddet diye ağlıyorlar. ahahaha. Bu saç tipini seçenler aptal, sevenler de öyle. Bizim için bir kolaylık sağlıyor, bu malları ayırt etmek çok kolay saç sebebiyle.
0
Shepard
(30.04.25)
"toplumun bir kesiminin bu kişileri potansiyel suçlu gördüğünü bilmiyorlar mı?"

Hapse girip çıkmakla veya sanık olduğu dosya sayısıyla övünen insanlar var. Tam olarak bu sebeple özellikle bu tarz stili seçen çok kişi var. Adana'daki conolarla ilgili bir belgesel vardı bir ara, ona bir bakabilirsiniz.

Bizim ülkede ve diğer birçok ülkede bu tarz underground alt-kültürler hoş karşılanmadığı için sanki kimse bunun bir parçası olmak istemez gibi geliyor ancak kendi içinde kendini besleyen, dışa kapalı böyle alanlar mevcut.

Bu açıdan size, bana ve birçok kişiye tuhaf gelse de tam olarak istenmeyen sebepleri istedikleri için böyle tarzlar benimseyen çok insan var.
0
akhenaten
(30.04.25)
Potansiyel suçlu gibi görünmek hoşlarına gidiyor
0
abelardo
(01.05.25)
(3)

bazı dayıların sigara içmeden önce sigarayı ezmesi

tabudeviren
ne işe yarıyor? niye yapıyorlar bunu?
ne işe yarıyor? niye yapıyorlar bunu?
0
tabudeviren
(30.04.25)
Daha yoğun ve dengeli tat için tütünü sıkıştırıyorlar. Gevşek oluyor biraz çünkü.
0
orient blue
(30.04.25)
Eskiden kalma alışkanlıktır muhtemelen. Kendi sigaralarını sardıklarında çok sıkı olursa böyle ezerek biraz yaymaya çalışırsın ki çektiğinde nefes gelsin. aşırı sıkı olunca bir boka benzemez.
0
himmet dayi
(30.04.25)
Yukardakiler doğru

Yani bazı sigaralar gereğinden fazla sıkı sarılmış oluyor ve hava akımını sağlamak için gevşetmek amacıyla yapabiliyorlar.Tam tersine gevşek olduğu zamanlar da aynı şeyi tütünü sıkıştırmak için yapıyorlar.Bu sıkıntılar genel olarak sarma ya da kaçak üretim sigaralarda var.

Yani kısaca amaç rulodaki tütün dağılımını en uygun hale getirmek. Gevşek sarılmış sigarada kağıt yanar gider ve hiçbir şey anlaşılmaz. Çok sıkı sigarada da verim alamazsınız.
0
akhenaten
(30.04.25)
(17)

Duyurunun mimar selimleri

tuborg yesili
Beyaz esya soruma ek olarak hangisi sizce1-https://hizliresim.com/q68i9gs2-https://hizliresim.com/qiu87j33-https://hizliresim.com/b4xujlytesekkurler
Beyaz esya soruma ek olarak hangisi sizce

1-hizliresim.com

2-hizliresim.com

3-hizliresim.com

tesekkurler
0
tuborg yesili
(29.04.25)
Ben dolap kapaklarındaki derzleri sevmedim. Bir de tavan birleşimine dönülen çıta eski alçı tavan süslemelerini çağrıştırdı ki, demodeyim diye bağırdı valla.

Ayrıca bembeyazlık hoş olur. Temizlik ve sadeliğin simgesi.
Kapkacak ve birkaç biblo ve çiçek yeterince kontrast oluşturur zaten.
0
Mirket
(29.04.25)
1 numarayı fena değil.

gerçi mutfağa beyaz renk gitmiyor pek. tabi bu benim fikrim.
0
yurtsuz john
(29.04.25)
1 aynısının bi değişiği bende var. Benim tezgah ahşap yalnız o biraz sıcaklık kattı.
0
tiredofwaiting
(29.04.25)
İfşa gecelerinden hatırladım çok güzel bir bayandın evleniyorsun galiba. 1 diyorum
0
uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(29.04.25)
Düz beyaz dolaplarla gümüş fırın-buzdolabı birlikte daha güzel durmuş bence. Başka şeylerle desteklenirse siyah da olabilir ama beyaz hakkınızı yeterince kullanmışsınız bence.

O açıdan 1.
0
akhenaten
(29.04.25)
1
0
avatar is back
(29.04.25)
net 1.

beyaz dolap kapagi ben de pek onermem, cok cabuk kirleniyor.
0
cooperr
(29.04.25)
2. beyaz güzel. tavan birleşimindeki bant kısmında mirket e katılıyorum.
0
kisa
(29.04.25)
net 2.
0
brakgn
(29.04.25)
1

Beyazda ozellikle buzdolabi cok siritmis.
0
brkylmz
(29.04.25)
1
0
nawar
(29.04.25)
1. buzdolabını değiştirebilirseniz 3 de olur.

lavabonun arkasındaki pencere açılabilir mu o şekilde? tam musluğun arkasına koymuşlar.
0
inheritance
(29.04.25)
gri renkli olan, siyah olan aspritör ve ocak parmak izini, tencereden damlayan suyu falan çok belli ediyor.
0
selam
(29.04.25)
Acilabilir, chatgpt biraz sacma uretti gorselleri, orijinali biraz daha farkli
0
🌸tuborg yesili
(29.04.25)
İnoks'larda parmak izi derdi konusunda @selam çok haklı. Sedece ocakda değil dolap ve davlumbazda da bu konuyu değerlendirin.
0
Mirket
(30.04.25)
1.
cita kismina mirkete katiliyorum.
0
65 derece
(30.04.25)
1
0
elorelia
(30.04.25)
(8)

Ekşide yazmadığım entryler

old possum
Selamlar Sözlükte kesinlikle yazmadığımdan emin olduğum dört entry mevcut. Hepsi bu ay girilmiş. İlkini sanırım sistemsel bir hatadır diye silmiştim. Ama üç adet daha girilmiş. Başlıktaki kişileri tanımıyorum bile değil yorum yazayım. Şifremi değiştirmek dışında ne yapabilirim. Nasıl olmuş olabilir
Selamlar

Sözlükte kesinlikle yazmadığımdan emin olduğum dört entry mevcut. Hepsi bu ay girilmiş. İlkini sanırım sistemsel bir hatadır diye silmiştim. Ama üç adet daha girilmiş. Başlıktaki kişileri tanımıyorum bile değil yorum yazayım. Şifremi değiştirmek dışında ne yapabilirim. Nasıl olmuş olabilir ki bu? Başına gelen var mı?

imgur.com
0
old possum
(29.04.25)
Yani biri şifreni ele geçirmiş olsa ilk işi şifreni değiştirmek olurdu diye tahmin ediyorum, gerçi kayıt olduğun mail hesabı sende olduğu sürece bu bir sıkıntı olmaz ama şifreyi biri alsa böyle yapardı, onun dışında resmi app'ler dışında 3. part bi uygulamadan sözlüğe giriş yapıyorsan onlarla bağlantını kes diyeceğim ama onlar da sanırım sözlük üzerinden yönlendirme yaparak uygulamaya giriyor, yani şifrenin başka biri tarafından ele geçirilip entry girilme ihtimali çok zayıf, bu durumda ikili doğrulama vs olmadığı için şifre değişikliği dışında yapabileceğin pek bir şey yok.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(29.04.25)
Muhtemelen ekşide bir açık var ve birileri bunu kullanıyor. Şifrenizi degiştirin
0
limonlu eksi
(29.04.25)
Eksisozluk yönetimine de bildirmen gerekir. Böylece şikayetler devam ederse yönetim de sorumluluk altına girer. (Şifre değiştirme, giriş yaparken şifreni gören şüpheli uygulamaları ve tarayıcı eklentilerini de kaldırma standart yapılması gerekenler)
0
osssy
(29.04.25)
En mantıklısı ortak bilgisayar, telefon kullandığınız birileri varsa onlara sormak bence de.

Eğer öyle değilse çok tuhaf bir durummuş. O zaman sözlüğe bildirin.

Sayfanın en altına inince iletişim yazan linke tıplayıp ticket yollayabilirsiniz. Bu ve şifre değişimi dışında bir yöntem yok benim ekleyebileceğim.

Olay netlik kazandıktan sonra tekrar duyuru açarsanız da güzel olur bence. Özellikle eğer yakın çevrenizden birileri değilse biz de haberdar olmuş oluruz.
0
akhenaten
(29.04.25)
Birebir aynısı başıma geldi geçen ay; hatta iki entry yazıldığında ben uyuyordum.

Şifrem hiçbir yerde kayıtlı değil, hesabım bir tek telefonumda açık. Bilgisayarımda bile açık değil.


Entryleri sildim, şifreyi değiştirdim, şikayet ettim. Sonrasında bir daha olmadı.

Çok şaşırtıcı ve ben de hiç anlamadım neden olduğunu.
0
fraise
(29.04.25)
7-8 sene önce başıma gelmişti.

Akit tayfada kadın bir yazar ovulmustu hesabımdan hunharca.

3-5 tane entry girilmiş. Eksisozluk başlığına yazdım, moderatorlere ulaşmaya çalıştım ama fos.

Sonra Şifremi değiştirdim, olmadı bir daha.
0
makbur
(29.04.25)
Hesabınızı ele geçiren biri böyle masum entryler neden girsin.
Sözlüğün bir bug'ı olabilir.
Entry sahibi yanlış kaydedilmiştir.

Bazen çift entry giriyor mesela.
0
parka
(29.04.25)
Bu arada benimkiler de gayet masum entrylerdi, müzik grubu yorumlamasi yapmışlardı ama o grupları hayatımda gormuslugum yok.

Dediğim gibi, şifre değişince düzeldi ama olay hala gizemini koruyor.
0
fraise
(29.04.25)
(8)

faturasız hatlar nasıl çalışıyor?

robokot
eskiden kontörlü hatlar vardı. hiç kullanmadım ama gördüğüm, insanlar istedikleri kadar kontör alıp bitene kadar kullanıyorlardı.şimdi bir proje için ön ödemeli bir hat gerekti. bir cihazdan arada bir sms atacak bir modül için SIM kartı gerekiyor. bakıyorum turkcell vodafone vs. ama fiyatlandırma si
eskiden kontörlü hatlar vardı. hiç kullanmadım ama gördüğüm, insanlar istedikleri kadar kontör alıp bitene kadar kullanıyorlardı.

şimdi bir proje için ön ödemeli bir hat gerekti. bir cihazdan arada bir sms atacak bir modül için SIM kartı gerekiyor. bakıyorum turkcell vodafone vs. ama fiyatlandırma sistemini anlayamadım. önden para veriyorsun ama "1 aylık" diyor, 1 ay sonra kullanmadığın kontörler siliniyor mu nasıl oluyor? 100 liralık kontör yükleyip bitirene kadar kullanıp, bitince yeniden doldurabileceğim bir servis yok mudur? yoksa yanlış mı anlıyorum sistemi?
0
robokot
(28.04.25)
paket yüklemezsen yüklediğin tl kadar kullanırsın. 6 ayda bir yükleme yapman gerek yoksa hat kapanıyor.
0
jelly bear
(28.04.25)
Eskiden 100 kontör yükleyip, 3 ay yüklemezdik. Paket alınacaksa da o kontörlerden düşerdi.

Sonra sistemi kontör yerine birim olarak TL'ye çevirdiler. TL'den sonra da paketlere geçildi.
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(28.04.25)
tesekkurler, kafami karistiran, mesela: www.turkcell.com.tr

paket detayina bakiyorum "4 hafta" yaziyor. 4 hafta sonra sifirlaniyor mu yani?

aciklamalarda "sonraki aya devretmemektedir" yaziyor cunku. bu paketleri almadan ayri bir tl yukleme durumu da mi var?
0
🌸robokot
(28.04.25)
Evet 4 hafta sonra sıfırlanıyor. Sadece tl de yükleyebilirsiniz ama o zaman daha masraflı oluyor, dakikada şu kadar tl kullanımı vs tarifesi oluyor.
0
asteriks
(28.04.25)
4 hafta meselesi turkcell'in çakallığı. Böylece düzenli olarak paket yükleyen biri, 1 yıl içinde 13 defa paket almak zorunda kalıyor. Aylık alsaydı, 12 kez yapacaktı bunu.

Ayrıca evet. O paketten kullanmadıkların devretmiyor.
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(28.04.25)
paket almak zorunda değilsin. tlyi kontör gibi düşün. kullandıkça azalır. süresi yok. ama masraflı olur. bir sms 40 kuruş falandı en son.
0
jelly bear
(28.04.25)
Paket almazsan dediğin gibi. 100 lira (100 kontür) yükleyip atabilirsin. Türkcell’de 2buçuk lira yaklaşık olarak. Bimcellde 2liradan aşağıda.
0
biseysorcaktim
(29.04.25)
Karışıklığı gidermek için ben de söyleyeyim eskiyle hiçbir farkı yok aslında.

Eskiden 250 kontör yükleyip 100 kontör değer biçilen bir paket aldığınızda 150 kontörünüz kalıyordu. Aldığınız paketi 1 ay kullanıyordunuz (atıyorum 10bin sms, sınırsız konuşma) kullanmadığınız paket içeriği sıfırlanıyordu yine. Sonra kalan kontörle bir paket daha alıyordunuz vs. Eğer almazsanız kontörden harcıyordunuz.

Şimdi de isterseniz hatta 1000 lira yükleyip aylık yenilenen paket alırsınız. Bakiyeniz olduğu müddetçe paket yenilenir. Paketiniz biterse yenisini almazsanız kalan tl harcanır. Tamamen aynı mantık.

Ancak insanlar ne eskiden ne de şimdi hatlarında fazladan kontör veya bakiye tutmak istemez çünkü operatörler o kalan tutarı çekecek yok aşım kampanyası, yok paket bitim önlemi diye şeyler uydurup çekiyorlar o parayı parça parça. O yüzden paketiniz 250 lira ise 250 lira yüklersiniz.
0
akhenaten
(29.04.25)
(4)

Antik Yunan/ Roma, mitoloji ve sanat tarihi üzerine oneriler

fraise
Bu duyuruyu geçen senelerde yine açmıştım. Sanat tarihi için iki güzel öneri gelmişti fakat diğer başliklarla ilgili bir oneri gelmedi.Antik Yunan ve Roma'da yaşam, kültür vs hakkında bilgiler veren; podcast ve YouTube kanalı önerilerinize talibim. Aynı şekilde Yunan mitolojisiyle ilgili önerileri d
Bu duyuruyu geçen senelerde yine açmıştım. Sanat tarihi için iki güzel öneri gelmişti fakat diğer başliklarla ilgili bir oneri gelmedi.

Antik Yunan ve Roma'da yaşam, kültür vs hakkında bilgiler veren; podcast ve YouTube kanalı önerilerinize talibim. Aynı şekilde Yunan mitolojisiyle ilgili önerileri de alırım. Kitap önerileriniz varsa onları da not etmek isterim. İki alanda da başlangıç seviyesinde bilgi sahibiyim, ilerletmek istiyorum.

Sanat tarihi (özellikle resim) alanında da bilmediğim bir YouTube kanalı/ podcast varsa öğrenmek isterim.

Önerileriniz Türkçe, ingilizce ya da Fransızca olabilir. Biliyorum ki Türkçe kaynaklar kısıtlı ama ana dilimde dinlemek de ayrı keyifli oluyor.

Bütün önerilerinizi üstüme atabilirsiniz!

Şimdiden herkese teşekkürler.
0
fraise
(24.04.25)
Çok bilinen bir podcast, büyük ihtimal duymuşsunuzdur ama yazayım yine de Mitolojik İnciler, kısa kısa Yunan mitolojisinden hikayeler anlatıyor.
0
(24.04.25)
(git: 1602487) şu soruda önerilen kitapların bazıları sizin sorunuza da uygun :)
0
kobuzchu kiz
(24.04.25)
Genel bakış için Deighton'ın Eski Atina yaşantısında bir gün ve Eski Roma yaşantısında bir gün diye iki kitabı var. İkisinin de Türkçesi var. Kendisi de aynı alanda hoca olduğundan içerikler tutarlı.

Ama ben Roma'ya daha detaylı genel bakış için Augustus'un biyografilerinden birini öneriyorum. Bu dönemde hem Cumhuriyetin işleyişini hem İmparatorluğun işleyişini öğrenmek mümkün. Özellikle Godsworthy'nin yazdığı baya detaylı ve öyle çok akademik bir kitap değil, kolay okunuyor. Storytel'de de görmüştüm geçenlerde.

Artık Pausanias'ın Yunanistan'ın Tasviri kitabının da Türkçesi var, bu sene çıktı sonunda. Hem kültürel, hem tarihsel içeriği en geniş ve akademik olarak en çok alıntılanan antik metinlerden biri eski yunan için. Ama ele alıp dümdüz okumak için ne derece uygundur bilmiyorum, ilginize bağlı. Cidden niyet ettiyseniz önüne google earth'ü açıp adı geçen yerleri işaretleyerek baya kapsamlı fikir edinebilirsiniz.

Başka bir antik kaynak da Sezar'ın Gallia savaşları üzerine yazdığı notlar. Bunun da Türkçesi çıktı. Bu kitap da ilerde Roma sonrası Avrupa nasıl oluştu diye merak ederseniz çok iyi altyapı oluşturur. Çünkü Gallo-Roman Avrupa ile Germen Avrupa'nın sınırları tam olarak bu kitabın anlattığı 8 yıllık sürede ayrılıyor. Sonra bunlar Frank İmparatorluğunda birleşecek.

Yunan mitolojisi için de antik kaynak olarak theogonia ve ilyada zaten biliniyor. Ayrıca Robert Graves'in Yunan Mitolojisi türkçe en geniş kaynak.
0
akhenaten
(24.04.25)
Yemek ile ilgili olarak Tasting History kanalını önerebilirim

www.youtube.com
0
peki madem
(25.04.25)
(9)

Amerikanın çin' e karşı attırdığı gümrük vergileri ve sonuçları

Rao
Bir çok ürününü apple, vb. gibi çin üzerinden üreten bir ülkenin bu vergileri attırması ile aslında kendi vatandaşının ayağına sıkmış olmuyor mu ? Yani enflasyonist etki olarak geri dönmesi açısından. Bunun sebebi amerika istese bile bu üretimlerin ülke içerisinde gerçekleşme bugünden yarına olac
Bir çok ürününü apple, vb. gibi çin üzerinden üreten bir ülkenin bu vergileri attırması ile aslında kendi vatandaşının ayağına sıkmış olmuyor mu ? Yani enflasyonist etki olarak geri dönmesi açısından.

Bunun sebebi amerika istese bile bu üretimlerin ülke içerisinde gerçekleşme bugünden yarına olacak bir süreç değil çünkü.

Teşekkürler.
0
Rao
(10.04.25)
Evet olasılıklardan biri, halka 70 lerdeki gibi zenginlik vaad eden ve destek alan trump fiyatlar yükselince halkın tepkisini nasıl karşılayacak bekliyoruz

Bir iphone %100 amerikada üretilmiş olsaydı fiyatının 30.000 dolara yakın olacağı hesaplaması vardı
0
grimavi
(10.04.25)
30k degil 3k idi sanirim o @grimavi.

trump eski baskanliginda da üretimi abd'ye tasiyacak isler yapti. issizligi de bu sayede cok düsürmüstü. su an bu yaptigini cok daha agresif bir sekilde yapmaya calisiyor.
söyledigin seylerden ötürü r yapti zaten. ben sizi denedim falan diye sacmaladi. prensi elon musk fare gibi basti gitti en önce.

simdi sirketlerin üretimi abd'ye tasimasi lazim. yoksa senin dedigin gibi direkt enflasyon olur heralde.
0
sonsuz
(10.04.25)
Amaç zaten bu. Firma daha önce 500 dolara iphone satarken, şimdi Çin'de üretmeye devam ederse 800-900 dolara satmaya başlaacak.

Burada mantıklı olan : üretimi ABD'ye kaydırması. Trump'ta bunu istiyor. Üretimi tekrar ABD'ye kaydırmayı.

Kısa vadede zararlı olsa da, hedefine ulaşırsa artırıma değer.


.
0
kartallar yuksek ucar
(10.04.25)
Amerika, 2.dünya savaşı sonrasında, elleriyle kurduğu yeni dünya düzeni ile kendi sonunu hazırladı.

Sadece inovasyonu üzerine alıp, üretimi azgelişmiş ülkelere yayması, o ülkelerin palazlanmasına, teknolojisini çalıp geliştirerek rekabet gücü kazanmalarına ve dünya liderliğini ele geçirmeye aday olmalarını sağladı. Küreselleşme ve gümrük duvarlarının kaldırılması, Amerikan ekonomisine hep zarar verdi.

Sonuçta ekonomi de dünya liderliği de o hale geldi ki ya çok sancılı bir ameliyat yapılacak, batan batıp çıkan çıkacak ve dünya liderliği yeni kurallarıyla pekişecek. Ya da zaman içinde amerika iflas edecek ve liderlik çine altın tepside sunulacak.

Yani amerika ayağıma mı sıkıyorum lan yoksa aşamasını çoktan geçti. Gerekirse ayağını kesecek duruma geldi ve o yapılıyor.
0
Mirket
(10.04.25)
Intel zamanında üretimini amerikaya kaydırdı ve Amd'nin gerisinde kaldı. Çünkü Tayvanlı tsmc kadar iyi teknolojili çip üretemiyor. Bu diğer amerikan markalarına da olabilir. Olay sadece fiyat değil ama tabii bi noktada bunu yapmazsa ülkesinde son teknoloji ürün üretebilen fabrika kalmayacak.(Şu an taşıyıp yatırıma başlamaları lazım)

Ama ucuz ürün ve küresel pazar olayı bitti mi yani, bu da bize denk geldi...
0
nhk ni youkosu
(10.04.25)
Trump amaçlarını çoğu zaman abartarak söylüyor. Pazarlığı yüksekten açıyor, bunu yaparken de zaten kabullenilmiş kafası kırık adam imajını kullanıyor.

Gerçekten çok derinlikli hareket ettiğini söylemiyorum, ancak yaptıkları amaçlarının ötesinde büyük hamleler.

Bunu yaptığı işlerden sonraki açıklamalarıyla belli ediyor zaten. Ukrayna konusunda da böyle oldu. Pazarlığa avrupa kendi içinde askeri yatırımları artırsın biz zorlanıyoruz diye girmedi. Biz çekiliyoruz, siz de rusyayla ne yaparsanız yapın diye girdi. Arkasından yaptığı açıklamalarda şaka yollu "bakın nasıl hemen toparlanıyorlar" gibi şeyler söyledi.

Meksika'nın gümrük tarifelerini artırıp sınırdaki giriş çıkışları ve kartel sorununda çok daha aktif olmalarını sağladı. Yine aynı açıklamalar, bakın meksika hiç olmadığı kadar aktif rol alıyor.

Şimdi bunu dünya genelinde yapıyor, geçenlerde herkes karşılıklı tarifeleri kaldırma pazarlığı için kıçımı yalıyor falan dedi.

Esas hedefinin tüm üretimi abd'ye kaydırmak olduğunu sanmıyorum. Eğer abd'ye uygulanan tarifeleri düşürürse kâr sayacaktır. Bu süreçte üretimin bir kısmı abd'ye kayarsa da ne ala diyor olmalı. Zaten birçok ülkeyle gümrükte denge sağlarsa hali hazırda abd'de üretilen şeylere faydası olacaktır bunun.

Kendisinden sonra gelen yönetim de "deli gitti işimize bakalım" diye hemen olmasa da zaman içinde ilişkileri yoluna koyacaktır. İlla ki güvensizlik olur, ama trump'ın marjinal imajı hala geri dönüş imkanı veriyor.

Klasik politikalar aslında, sadece daha abartılı şekilde uygulanıyor. Burdaki tek problem avrupa, kanada gibi müttefiklerinin durumu onun gördüğünden daha ciddiye alması ve ittifakın cidden dağılması olur. O yüzden çok derinlikli hareket ettiğini düşünmüyorum dedim. Ancak bu henüz olmadı, İngiltere olmaması için çalışanların başında geliyor.
0
akhenaten
(10.04.25)
Kısa vadeli olarak Çin'e koydu, bomboş fabrikalar var, çalışanlar "izne" çıkarılmış. Yotube'da fabrika videoları ve çalışanlara gönderilen mesajlar var.
0
kimlanbu
(10.04.25)
abd ağır sanayiyi geri plana attı son dönemde. Post endüstriyel bir döneme geçti.
Yani ağır teknolojiden ziyade patent ekonomisi, yüksek teknoloji vb gibi alanlar büyüdü.

İşin özü şu:
Designed in USA, Made in China.

Bu abd'ye zarar vermeye başladı.

Bu yüzden ihracatı arttı.
Çünkü şuna inanıyor. Ben iphone patentini alırım. Tasarımı bende.
İstediğim yerde ürettirim çünkü asıl para eden şey tasarım ve marka hakkı.

Ama bu işte ürünlerin ithalatına döndü.
Ticaret açığı arttı. Çin'i zenginleştirdi.
En önemlisi abd'deki işçi sınıfını eritti.
Çünkü işçi sınıfının çalışacağı iş kolları Çin'e, Hindistan'a vs kaydı.

Şimdi trump ABD'de yeni bir sanayi devrimini zorluyor.
Çin'de ürettirip ABD'ye ithalat yapan firmalar fabrikaları ABD'ye taşısın istiyor.

Designed in USA
Made in USA

dönemine dönmek istiyor.

Ama Çin de boş durmadı. Ucuz işgücü ülkesiydi, ama o sermayeyle şimdi teknoloji de üretmeye başladı.

Yani ABD'nin umduğu gibi gitmeyebilir işler.
0
anten
(10.04.25)
Şimdi meslek ve amerikan corporationda çalışma gereği bu konu hakkında biraz okuyorum. Misal daha bugün şirketin amerika ayağının Çin'den alıp amerika, kanada ve güney Amerika'ya sattığı ürünleri bizim Çin'den alıp bizim üstümüzden amerika dışındakilere satmayi falan konuştuk.

Bir kere ben protectionism severim. Ama kıvamında. Misal belli kitleler biden hiçbir işe yaramamış gibi yapacaklar ama stratejik sektörlerin ülkeye gelmesi için zaten bir yatırım planı vardı;
en.m.wikipedia.org

Ki açıkça konuşayım; ne kadar her şeyi Fransız firması, Fransa'da üretilmiş almaya çalışsam da bu imkansız. Çünkü mantığı yok, her şeyi ülkende üretmenin karliligi yok. Bunlar çocuk oyuncağı değil.

Bu noktada bu saçma sapan vergiler ile tabiki kullaniciya darbe indi ki ilk başta "yok yaa merak etmeyin" dedi, sonra "yaa olabilir yani banane" dedi, sonra "ilac gibi düşünün ya iyilestirecek bu sizi" dedi. Yani tabiki fiyatları yükseltecek.

Bir de gene biraz tedarik zincirinde olan herkes bilir ki üretimler öyle bir senede kaymaz. Özellikle belli know how gerektiren şeyler. Misal Apple için konuşuldu bugün Fransız ekonomi programında;
Apple Amerika'da üretmek 30 milyar dolar yatırım
3 yıl fabrikanın kurulması

Buna ek olarak karlılık düşeceği için şirketin hisseleri vs her şey düşecek ve bir daha asla eskisi gibi karlı olmayacak. Bu işler böyle. Eğer protectionism istiyorsaniz öyle 5$ hisse 200$ olsun olmaz.

Trump'i durduran tahvil faizlerinin cosmasi olduğu anladığım/okudugum. Yoksa amacina ulasti falan değil yani.

Bu arada Amerika'nın trade deficit gitmesinin ona yararlarini anlamak isteyenler npr planet money'nin son trade deficit podcastini dinleyebilir ama tek cümlede özetlersek;
X ülke Amerika'ya karşı daha fazla ürün satıyor ve arada trade deficit var ve işlemi dolar ile yapıyor. Ve çoğu ülke de bu paralar ile gidip Amerikan borsasina yatirim yapıyor, Amerikan tahvili alıyor vs.
Ve dünya ticareti dolar üzerinden dönüyor bu sayede, sonrasinda paralar amerikan borsasina dönüyor.

Bakarsak Amerika'nın büyümesi uzun yillarca cosmus halde. Ve genel gelirlerde, zenginlikte falan da oldukca yukseklerdeler. Onların sorunu gelirlerin adil dagilmamasi.

Amerika gibi bir ulkenin her şeyi kendi üretmesi imkansiz. Ama bazi şeyleri tabiki getirebilir ama hiçbir büyük şirket "ah vergi mi tamam o zaman yarin Amerika'ya geliyorum" demez. Bu işler bu kadar basit olmuyor.

Neyse bu şekilde piyasa manipülasyonu da yapti, çevresi zenginlesti. Mutlular.
0
logisticsmanager
(10.04.25)
(9)

Bu fırsatçılık değil midir?

psmstc
Bir tüccara borcumuz var. Türk lirası üzerinden borçlandık. Tutar 100 bin tl. Borçlanmanın üzerinden 2 hafta ya geçti ya geçmedi. 3 hafta içinde ödeyeceğim dedim. Şimdi altın üzerinden hesap yapalım diyor. Bu fırsatçılık değil midir? 3-4 ay sonra ödeyecek olsam neyse. TL olarak borçlanmışız neticed
Bir tüccara borcumuz var. Türk lirası üzerinden borçlandık. Tutar 100 bin tl. Borçlanmanın üzerinden 2 hafta ya geçti ya geçmedi. 3 hafta içinde ödeyeceğim dedim. Şimdi altın üzerinden hesap yapalım diyor. Bu fırsatçılık değil midir? 3-4 ay sonra ödeyecek olsam neyse. TL olarak borçlanmışız neticede
0
psmstc
(08.04.25)
Borclanirken TL diye anlaştıysaniz süre de belliyse onun dışındaki her şey fırsatçılık
0
kisa
(08.04.25)
hayır paranın gerçek değerini istiyor
ama altın olarak değil de enflasyon oranında geri vermeniz lazım
0
mantık
(08.04.25)
örnek hesap
"Mart'ta aylık enflasyon yüzde 2,46 oldu"
3 hafta için 3/4ünü alınca 1,8

101.800TL
0
mantık
(08.04.25)
Anlaşma şartlarına bilemediğimiz için bir şey diyemeyiz.

100 bin olarak 3 hafta içinde anlaştıysanız ne istediğinin bir önemi yok. Sonuçta o şekilde anlaşmışsınız. Ama en başta "haftaya veririm" demenize rağmen 2-3 hafta geçtiyse haklılık payı var.
0
himmet dayi
(08.04.25)
O adam tefeci
0
runaway
(08.04.25)
Altın düşmüş olsaydı daha az para kabul edecek miydi?

Enflasyona bakabilirsiniz ki ideali bu. Onun dışında anlaşmada böyle bir şey yoksa firsatcilik tabiki.
0
logisticsmanager
(08.04.25)
Siz de bakır/alüminyum üstünden hesap yapalım diyin.

Böyle alış veriş kafası mı olur?
0
diyecevaplandı
(08.04.25)
Yukarda da denildiği gibi biraz daha detay iyi olurdu.

Örneğin iki hafta önce borçlanıp bugün 3 hafta içinde ödeyeceğim dediyseniz geçiştiriyor hissi uyandırmış da olabilirsiniz. Sonuçta böyle şeyler oluyor.

Diğer taraftan 2 hafta öncesinde 3 hafta sonra borcu ödeyeceğim demişseniz ve anlaşıp herkes vadenin dolmasını bekliyorsa şimdi borcu altına çevirip anlaşmayı değiştirmek doğru değil.

Bu iki senaryodan birinde fırsatçı var, diğerinde borcuna sadık olmama izlenimi uyandırmış birisi.
0
akhenaten
(08.04.25)
sanırım bu anlaşmada siz karlı oluyorsunuz, dünya piyasalarının farkında değil sanki.

borcu aldığınız sırada altın fiyatı (23 mart) 3679, bu gün 3664, 100 bin lira için, 27.18 gr altın borcunuz olsa, bu gün bu miktar altın 95bin lira yapıyor.

siz bu hesabı borcu aldığınız gün üzerinden yaparak gönderin, karşı taraf anında cayacaktır zaten.
0
selam
(08.04.25)
(12)

evrim ve ejakülasyonla ilgili bi soru var kafamda

mark greg sputnik
dostlar iyi akşamlar,geçen arkadaşla konuşurken bi şey düştü aklıma. şimdi evrim kendi içinde "akıllı" bir mekanizma değil, daha ziyade "su akar yolunu bulur" olayı evet ama şunu düşündüm: diyelim ki biz genciz. sevişiyoruz yahut osbir delisiyiz diyelim, biyolojik olarak kabul görmüş/ortalama sayıla
dostlar iyi akşamlar,

geçen arkadaşla konuşurken bi şey düştü aklıma. şimdi evrim kendi içinde "akıllı" bir mekanizma değil, daha ziyade "su akar yolunu bulur" olayı evet ama şunu düşündüm: diyelim ki biz genciz. sevişiyoruz yahut osbir delisiyiz diyelim, biyolojik olarak kabul görmüş/ortalama sayılan değerden daha fazla boşalıyoruz.

bunun vücudu "bu zaten genleri aktardı" diyerek daha hızlı yaşlandırması gibi bir ihtimal söz konusu olabilir mi? sonuçta biyolojik olarak sistem biz çocuk mu yapıyoruz, dopamin bağımlısı bir eşşoleşşek miyiz bilemez. sistemden sürekli sperm çıkışı bi noktada bünyenin bi nevi "kendi misyonunu tamamladığı" sinyalini verebilir mi, hani bu artık olgunluğa erişti, fizyolojik görevini tamamladı, bu artık kanser de olur hasta da olur gebersin gitsin pezevenk tarzı bir dönüşüm yaşanır mı?

bi yandan en başta söylediğim gibi evrimin "akıllı" bir süreç olmadığını biliyorum, o açıdan bunun kendi başına bi fonksiyon olarak gelişmesi bana pek makul gelmiyor. öte yandan evrimsel biyolojik kodumuz aşağı yukarı belli... o yüzden aklıma gelmedi değil. örneğin bizim kodlarımızda "bin kez boşalma 30 yaş" şeklinde bir denge varsa, biz buna 20 yaşında ulaşmışsak vücudun hikayeyi daha ileri sarması, yaşlanmayı hızlandırması gibi bi durum söz konusu olabilir mi?

bunu kendimce araştırmayı denedim ama açıkçası ne yazacağımı bile bilemediğimden dolayı pek bi şey bulamadım. hala buralarda mıdır bilmiyorum ama özellikle evrim halkasi ve bu konuda bilgisi olan diğer duyurucular bildiklerini paylaşabilirse çok sevinirim.

söylediğim şey çok mu saçma sizce? yani bence yetişkin bir erkek için ejakülasyon önemli bi biyolojik gösterge açıkçası. belki bunu çok yaparsak sistemimiz "tamam biz başka bi yere aktarıldık zaten burada yapacak işimiz kalmadı" diyodur, olamaz mı?

ya da şöyle sorayım bunun için "olabilir, varsa bile biz bilmiyoruz" diyebilir miyiz yoksa bu tamamen mantıksız ve saçma bi düşünce mi?
0
mark greg sputnik
(07.04.25)
sacma. ama 31'i azalt yine de. psikoloji icin.
0
antikadimag
(07.04.25)
gerçekten saçmaysa azaltırım. haklılık payı varsa speedrun yapıcam ona göre.
0
🌸mark greg sputnik
(07.04.25)
O zaman çok ağlayan insanlar bir süre sonra gözyaşı da üretmemeli
0
grimavi
(07.04.25)
benim sorum sperm üretimiyle ilgili değil ki, vücudun "biz zaten salacağımızı saldık bu saatten sonra metabolizmayı fazla zorlamanın manası yok bu şafaktan sonra virüsle bakteriyle kanser hücresiyle biz mi uğraşcaz aq" demesiyle ilgili.
0
🌸mark greg sputnik
(07.04.25)
eger sadece ureme odakli bir organizma olsaydik dedigin olabilirdi. dedigin sey cok cok basit organizmalar icin gecerli olabilir. ama biz zaten bir yada birkac cocuk yaptigimiz zaman gen aktarimi konusunda doyuma ulasan bir turuz o yuzden bahsettigin turde bir omur etkisi sifira yakindir diyorum.

kamu spotu: elizabet candir, devamke.
0
cooperr
(07.04.25)
Dedigin ozelligin ortaya cikmasi icin asagi yukari soyle bi surec lazim:

Bazi insanlarda mutasyon sonucu bahsettigin ozellik minimal olarak ortaya cikar
Bu ozellik secilim baskisiyla cogunluk hale gelir ve sivrilir

Bu ozellik secilim acisindan nasil bir avantaj yaratiyor ki aktarilsin/sivrilsin?
0
ghilleinthemist
(07.04.25)
Evrimi bilmem de, Hint öğretilerinde böyle birşey var, ömrü uzatmak için az boşalmaya çalışmak gibi birşey.
0
parka
(07.04.25)
Sprem de terlemek gibi bir şey ya sıcaktan çok terledik o zaman kalori yakalım ne güzel
0
olaylar olaylar
(07.04.25)
Sorunun evrimle çok ilgisi yok aslında.

Evet, hayatlarında sadece bir kere üreyen ve üredikten sonra ölen canlılar var. Ahtapot türleri buna örnek verilebilir.

Evet sınırlı sayıda üremeyi kaldırabilecek canlılar da var, bazı örümcek türleri birkaç kez üredikten sonra ölebiliyor.

Bunun tersine çok defa ve çok sayıda üreyen canlılar da var.

Bu açıdan canlılarda görülen tek bir genel geçer üreme sayısından sözedilemediği doğru. Boşalma sayısı için böyle bir durum var mı çok bilmiyorum, ancak neticede olabilir. Doğada neredeyse her şeye bir örnek var.

Ancak insan ve (evrimsel açıdan sorduğunuz için örnek veriyorum) insanın yaşayan en yakın akrabası olan şempanze ve bonobo türlerinde seks zaten sadece bir üreme aracı değil, bunun yanında aynı zamanda bir sosyal ilişki kurma yolu. İnsan ki seks üzerine kurulu milyon tane kültürel olgu geliştiriyor. Haliyle bu tür bir popülasyonda boşalmanın hayat süresini olumsuz etkileme ihtimali daha düşük olmalı mantıken.

Sorunuzu görünce baktım şurada farklı farklı makalelere referans verilerek yazılmış bir yazı var. Makalelerden biri doğrudan boşalma sayısıyla biyolojik zarar arasında bir ilişki kurulamayacağını söylemiş.

www.medicalnewstoday.com
0
akhenaten
(07.04.25)
hepinize teşekkür ederim ama @akhenaten ayrıca teşekkür ederim, duyuru'da sorduğum bir soruya çok makul ve makaleli belgeli desteklemeli bir cevap almanın şokunu yaşıyorum, sağolun var olun.
0
🌸mark greg sputnik
(07.04.25)
Aynı mantıkla şu sistemi de kurabilirdin; "evrim sürecinin canlılara yüklediği görev 'türünün devamı'nı getirmek ve bu pezeveng (senin deyişinle :)) habire bosaldigi için demek ki çok başarılı, daha çok yaşasın"

Enteresan bir detay, urolog bir arkadaşım mastürbasyon bagimliliginin en azından prostat için olumlu olduğunu anlatiyordu 'pc kasları' hep çalışıyor (bkz: kegel egzersizleri) minvalinde.

(Ruhen ve manen yarattığı yıkım öyküsü tabii tartışılmaz)
0
makbur
(07.04.25)
Direkt sorunun cevabı değil ama incelemenizi öneririm. Boşalma sıklığı ve prostat kanseri ilişkisi:
www.health.harvard.edu
0
efx
(08.04.25)
(3)

Çekirdek aile vs büyük akraba toplantıları enerjisi neden farklı?

psmstc
Yalnızken, çekirdek aileyle iken enerji az, standart. Uzun süredir görüşülmeyen sevdiğimiz akrabalarımızeka eş dostla bayramda filan bir araya gelince herkes çok daha enerjik, çok daha keyifli. Kendi çekirdek ailemizde veya yalnızken niye böyle olamıyoruz sizce?
Yalnızken, çekirdek aileyle iken enerji az, standart. Uzun süredir görüşülmeyen sevdiğimiz akrabalarımızeka eş dostla bayramda filan bir araya gelince herkes çok daha enerjik, çok daha keyifli.

Kendi çekirdek ailemizde veya yalnızken niye böyle olamıyoruz sizce?
0
psmstc
(04.04.25)
aynı şeyi ben de düşünüyorum. çekirdek aile daha konforlu bir çok konuda. ama daha keyifsiz bence ya.

ama tabi geniş ailede laf söz karışan eden daha çok olur dezavantajı da çok.
0
archmeister8
(04.04.25)
Cevabı soruda kendiniz vermişsiniz aslında

Çekirdek ailenizle yalnız kaldığınız zamanlar istisna değil, akrabalarla toplanılan zamanlar istisna. Ayrıca sizin de belirttiğiniz gibi bunlar bayram, düğün gibi belirli günlerde oluyor daha çok. Yine sizin de belirttiğiniz gibi arada "uzun süreler" olabiliyor. Yani daha nasıl açıklanır bilemedim :D Çok bir sır yok aslında ortada.

Ek olarak çekirdek aileye ziyarete gelen herkes misafirdir, dolayısıyla bu buluşmalar bir "etkinlik" olur. Çekirdek aileyle birliktelik bir etkinlik değil. Bir eve misafir gelince ya da misafirliğe gidince farklı şekillerde davranış kalıpları, adetler ortaya çıkar. "Her günkü rutinden" çıkmanız gerekir.

Aynı enerjik hissiyatı giyinip süslenip bir şey yapmak amacıyla gittiğiniz çoğu yerde yaşayabilirsiniz. Akrabalarla buluşma bunlardan birisi ve herkes bundan aynı oranda zevk almıyor aslında. Burada önemli olan bir etkinlik içinde olmak, bu bir "aktivite", bir eğlence ortamı, insanlar iyi vakit geçirmek amacıyla bu etkileşimlerde bulunuyor.

Sizin de tanımladığınız şekliyle "standart" bir ortamdan çıkıp, değişiklik yapmak size olumlu etki eder. Bu gayet anlaşılır bir şey.
0
akhenaten
(04.04.25)
bence çekirdek aile birbirlerine karşı sorumluluk taşıdıkları için daha fazla dert sorun konuşuyor. bir de sık sık görüştükleri için öyle eğlenceli bişi olmuyor.
0
neira
(04.04.25)
(9)

Arabayı ilk kez kursta sürüp ilk seferde ehliyet alan var mı?

ya ben lan neyse
2016'dan sonra?
2016'dan sonra?
0
ya ben lan neyse
(30.03.25)
Ben varım, 2018'de aldım ehliyetimi. O dönem sürekli gündemdeydi direksiyon sınavı. Herkes kalıyordu falan. Bu tarz muhabbetler beni çok germişti o zamanlar, ilk seferde geçemeyeceğime inandırmıştım kendimi. Biraz abartılıyor gibi geliyor bu konu. Kalanların büyük kısmı "kesin kalacağım" düşüncesiyle kendini sabote ediyorsa şaşırmam.
0
akhenaten
(30.03.25)
Kursta sürmek derken öncesinde arabaya dokunmamak diyorsan ben öyle aldım. Toplam 10 derste trafiğe çıkıp 1 saatlik yol gidip gelme seviyesine geldim.

Otomatik araba için kolay, manuel için daha fazla pratik gerekecektir.
0
runaway
(30.03.25)
Ben, 2024'te aldım.
0
Amaranta ursula
(30.03.25)
ben 2016'da aldım tam. daha önce hiç sürmemiştim kursta ne gördüysek manuel vitesle girip almıştım tek seferde.

ama asıl olayın ezber yollar ezber trafiği değil de kendi başına doğaçlama dar sokaklara vs çıktığında olduğunu bilmek lazım. trafiğe o şekil girince bocalamıştım.
0
deranzo1
(30.03.25)
Valla cumartesi 3. Olacak benim:( kurs kesinlikle yeterli olmuyor. Araba da olmayınca pratik yapmak zor. Boşuna masraf ve stres oldu benim için. Ehliyeti araba alacak durumunuz varsa almanızı tavsiye ederim. Artık en ufak hatada bırakıyorlar.
0
nothing in my way
(30.03.25)
Ben de varım. Arabayla alakam yoktu. Şahin mi kartal mı neydi kurs arabası...
0
logisticsmanager
(30.03.25)
İlk kez şoför koltuğuna sürücü kursunun direksiyon dersinde oturmuştum. 2024 yılında aldım. Otomatik.

Hiçbir şey bilmediğim için çok korkuyordum. Trafik fobim de vardı. 2.kez kazaya şahit olmuştum:
2. Dersten itibaren olayı çözdüm. Daha doğrusu sınav için gerekli güzergahı ezberledim. Sinyal verilecek yerleri, park yerindeki dubaları vs.
Öğretmen faktörü çok önemli. Seni paniğe sevk etmeyecek, iyi bir öğretici biraz şans işi.
0
ezkaza
(30.03.25)
2020'de aldım. VW Polo ile öğrendim, o dönem deli gibi araba nasıl kullanılır videoları izliyordum yerli/yabancı. Çocuklukta araba kullanılan oyunları oynamamın da etkisi var diye düşünüyorum biraz. Bir kez bile stop ettirmeden kursu tamamlayıp tek seferde ehliyeti aldım. İyi bir şoför olduğumu düşünmüyorum, sadece temkinliyim.
0
hadi ya la
(30.03.25)
Soruna tam yanıt değil ama daha önce tek vites atmamışken 2014’te aldım. Sadece direksiyon kursunun standart paketine +2ders aldım.
0
gokank4
(30.03.25)
(3)

Xbox gamepass 2 kişilik eğlenceli oyun

webbrowser
Selamlar, eşim ile oynayabileceğim eğlenceli 2 kişilik hangi oyunları tavsiye edersiniz? Xbox gamepass’de.
Selamlar, eşim ile oynayabileceğim eğlenceli 2 kişilik hangi oyunları tavsiye edersiniz? Xbox gamepass’de.
0
webbrowser
(29.03.25)
Kişiliğinize bağlı olarak;

Mortal Kombat 11 de olur Lego Star Wars: The Skywalker Saga da.
0
akhenaten
(29.03.25)
It Takes Two
0
respect
(29.03.25)
It takes two yapan ekibin yeni oyunu; Split Fiction.
0
ilgeru
(29.03.25)
(2)

limit işlemi ve stop limit işlemi

hknty
binance'teki bu iki işlem arasında nasıl bir fark var? chatgpt'ye de sordum ama anlayamadım aralarındaki farkı. limit şöyle sanırım. fiyat 30 lira ve biz 28 liraya limit koyduk o fiyata gelince alım gerçekleşti.stop limit ise fiyat 30 lirayken 29.5'a stop koyduk ve 28'e limit fiyatı koyduk. 29.5'a g
binance'teki bu iki işlem arasında nasıl bir fark var? chatgpt'ye de sordum ama anlayamadım aralarındaki farkı.

limit şöyle sanırım. fiyat 30 lira ve biz 28 liraya limit koyduk o fiyata gelince alım gerçekleşti.

stop limit ise fiyat 30 lirayken 29.5'a stop koyduk ve 28'e limit fiyatı koyduk. 29.5'a gelince limit fiyatı tetikleniyormuş ve 28'e gelince de işlem gerçekleşiyormuş.

burada işlemin tetiklenmesi ne demek? tetiklenme olmasa ne değişiyor? sonuçta bu iki senaryoda da önceden verdiğimiz emir sonucu 28 liradan alım yaptık.
0
hknty
(20.03.25)
Limit emir girdiğinizde şunu demiş oluyorsunuz;

Bu coini al ama limit 30, daha üstüne çıkarsa alma. Yani siz fiyat 30 lirayken 29 lira limitten al diye emir girerseniz ama coin aniden 27 liraya düşerse 27 liradan alış emriniz gerçekleşir. Çünkü limitiniz 29 lira. Aynı şey satarken de tam tersi şekilde gerçekleşir.

Stop limit ise volatiliteye karşı bir önlem.

Diyorsunuz ki;

Fiyat 30 olduğunda bu coini 28 liraya kadar sat ama 28'in daha altına satma.

Bu neden faydalı?

Eğer düşüş çok hızlı gerçekleşiyorsa siz coin 30 lirayken limit emir girmeye çalışırken piyasa fiyatı sizin limitinizin altına inebilir, gecikmiş olabilirsiniz. Coin elinizde kalabilir.

Ama stop limit emir girdiğinizde bu işlem otomatik gerçekleşir ve fiyat 30 liradan 28 liraya inene kadar sizin coininiz 29, 28 lira aralığında satılır.

Sizin örneğinize göre konuşursam 28'e gelince değil, 29,5'de işlem başlar. 28 limitine kadarki aralıkta en uygun fiyattan satar. Yani satış 29 lirada da gerçekleşebilir.

Bu açıdan fiyat 30 lirayken 29,5'a stop limit emir girmenin çok bir mantığı yok.

Fiyat 40 lira iken 30 liraya stop limit emir verip limiti 27 lira olarak belirlerseniz bu sizi 40 liradan 30 liraya hızla düşen coini satamama ihtimaline karşı korumuş olur.
0
akhenaten
(20.03.25)
anladım. çok teşekkürler.
0
🌸hknty
(20.03.25)
(6)

dolar,euro XXX oldu! muhabbeti yaparken baz alinan kur hangisi?

dokunmakalbime
alista farklisatista farklibankada farklidevletin komisyonu farklivs.. bir suru degisken var.ben direkt o an kullandigim bankaya girip doviz satisina bakiyorum. sonucta sattigim zaman elime gececek para o oluyor. ama bilemiyorum belki hataliyimdir. herkesin kabul ettigi sey nedir?
alista farkli
satista farkli
bankada farkli
devletin komisyonu farkli

vs.. bir suru degisken var.

ben direkt o an kullandigim bankaya girip doviz satisina bakiyorum. sonucta sattigim zaman elime gececek para o oluyor. ama bilemiyorum belki hataliyimdir.

herkesin kabul ettigi sey nedir?
0
dokunmakalbime
(17.03.25)
Satış kuru baz alınır ama sizin satışınız değil, bankanın (TCMB) satışı. Devletin komisyonu diye bir şey de yok, ne kastettiniz anlamadım.
0
orient blue
(17.03.25)
@orient blue

1 Euro alabilmek için ne kadar Türk Lirası gerekli diye anladım.
0
put it in your appropriate place
(17.03.25)
İnternetteki endekslerde canlı izlediğiniz tutarlar piyasa ortalamasına göre belirleniyor. Siz bir bankaya gittiğinizde o bankanın size teklifini görüyorsunuz. A bankası farklı söyler, B bankası farklı söyler. A döviz bürosu farklı söyler, B farklı söyler. Neticede ortada ortalama bir fiyat oluşur.

Serbest piyasa denilen şey bu zaten, belirlenmiş bir değerden satmanız ya da almanız gerekmiyor. Elinizde yeterince döviz varsa siz de kendi pazarlığınızı yapabilirsiniz. Endeksler piyasadaki alış ve satışların kaçtan yapıldığını izleyerek hepsinin bir ortalamasını gösteriyor sadece.

Ekrandaki alış ve satış fiyatları da size satış ve sizden alış fiyatları. Bankaya gittiniz, alış'ta kaç yazıyorsa banka size "Senden bu kadara alırım" demek istiyor. Satışta kaç yazıyorsa banka size "Bu kadardan satıyorum, işine gelirse" diyor.

Devletin komisyonu dediğiniz şey sanırım kambiyo vergisi.

Kısacası sizin elinize geçen miktar gittiğiniz yerde gördüğünüz alış fiyatından çevrim yapıldıktan sonra vergi giderleri kesildikten sonraki miktar olur.
0
akhenaten
(17.03.25)
cevaplar icin tskler. aslinda tam olarak ogrenmek istedigim:

diyelim arkadaslarla muhabbet ediyorsunuz. bir tanesi cikip. oha dolar 40 lira olmus dedi.

simdi o 40 lira bilgisi hangisine ait?

alis?
satis?
merkez bankasi?
yapi kredi?

cunku cok fazla degisken var. sokakta, tvde vs.. kur muhabbeti yaparken miktar bilgisi icin hangisi referans aliniyor?

sadece merkez bankasi satis kurunu baz almak kafama oturmuyor. mesela benim euro birikimim var. hicbir zaman euro almiycam sadece satabilirim. bu durumda alis'i referans almam gerekmez mi? biraz ondan kafam karisiyor. o yuzden sordum.
0
🌸dokunmakalbime
(18.03.25)
Şöyle;

O dolar 40 lira olduğu bilgisi internette ve çeşitli yerlerde gördüğünüz dolar/tl endekslerine dayanarak söyleniyor.

Bu endeksler piyasada doların kaç liradan alınıp satıldığının bir ortalaması baz alınarak güncelleniyor. Aslında ne alış ne da satış fiyatı değiller, çünkü alış ve satış fiyatları genellikle o değerden satışta daha yüksek, alışta daha düşük gerçekleşir. O değer ortalamadır. Stabil bir ekonomide gerçekten de alış ve satışlar bu ortalamaya çok daha yakın olur. İniş çıkışların yüksek olduğu bir ortamda ise alış satış değerleri endekste gördüğünüz ortalama değerden uzaklaşır.

Piyasada bankalar, döviz büroları, devletler arasındaki alışveriş, yerli yabancı insanların alışverişi ve çeşitli diğer tüm döviz alışverişi neticesinde gerçekleşen pazarlıklarla arz talep dengesi oluşur ve dövize değer bir verilir. Bireysel olarak biz bu dengeyi tek bir alışverişte değiştirecek güçte değiliz, elimizde pazarlık kozu yok. Kafanızı biraz bu karıştırıyor olmalı. Ancak çok büyük alışverişler gerçekleşiyor ve kurumlar arasında gerçekten pazarlıklar yapılıyor.

Alış ve satış kavramlarının anlamını teklifi yapan kişi veya kurumun konumu belirliyor. Eğer alış ve satış miktarından bahseden bir bankaysa orada alış bankanın sizden elinizdeki dövizi kaçtan almaya gönüllü olduğunu, satış ise size kaçtan satmaya gönüllü olduğunu söyler.

Merkez bankası satış rakamı, merkez bankasının, talep edenlere elindeki doları kaçtan verdiğini belirtir.

Evet siz de Euro satacaksanız, satmak istediğiniz yerin sizden elinizdeki Euroyu kaçtan satın almak istediğine bakarsınız, yani alış değerini baz alırsınız. Ancak bu alış değeri bankadan bankaya değişeceğinden somut bir dayanak olması açısından yine de endekslerde görülen değer neyse "euro şu kadar olmuş" dersiniz.

Ayrıca endeks değeri size pazarlık şansı da verir. Örneğin endeks euro 40 lira diyorsa ancak banka alış değeri 35 liraysa, siz daha yüksek bir değer önerebilir veya başka bir bankaya gidebilirsiniz. Bu size bir dayanak olur. Piyasa ortalamasını görüp, ortalamanın ne kadar aşağısına razı olabileceğinizi planlayabilirsiniz. Ya da olmaz ama, ortalamanın daha üstüne euro alan bir yere denk gelip hiç kafa yormadan orada işlem yapabilirsiniz. Bir gösterge, bir kıyas yapma aracı olur sizin için.
0
akhenaten
(18.03.25)
Baz alinan kur alim-satim isleminin gerceklestigi kurdur.Eger alim satim gerceklesmemisse oyle bir kur yoktur.ALim satim islemi gerceklestigi kur belirlendikten sonra her bir ticari kurum kar payini da ekleyerek bu baz kurdan biraz yuksek ve biraz dusuk noktada kendi alim satim noktalarini ilan eder.
0
turkuaz
(18.03.25)
(10)

Bir insan nasıl aç halde 60 gün yaşar

trablon
netten baktığıma göre insan su olduğu taktirde yaklaşık 50-60 gün aç yaşayabileceği yazıyor da benim aklım almıyor 1 gün aç kalsam nevrim dönüyor ve sadece ama sadece NASIL!? diye soruyorum.
netten baktığıma göre insan su olduğu taktirde yaklaşık 50-60 gün aç yaşayabileceği yazıyor da benim aklım almıyor 1 gün aç kalsam nevrim dönüyor ve sadece ama sadece NASIL!? diye soruyorum.
0
trablon
(16.03.25)
Nevriniz döne döne yaşıyorsunuz işte, hayatta kaldığınız müddetçe nasıl olduğunun bir önemi yok bu tarz ölçümlerde. Rahat rahat ortalıkta dolaşılıyor sanmayın. Son günlerde zaten ufacık kalıyorlar.

Bu arada 50-60 günlük süre temel işlevleri devam ettirecek kadar besin almakla mümkün, şekerli su vs.

Eğer tamamen hiç besin almazsanız 7 gün içerisinde ölüyorsunuz.
0
akhenaten
(16.03.25)
emin misin 7 diyen hiç bir yer göremiyorum.
0
🌸trablon
(16.03.25)
Beyin ve sinir sistemi için kaslar glikoza çevrilerek beyni hayatta tutuyor, yağlar da içorganların çalışması için gerekli enerjiyi üretiyor ama kasların üçte ikisini kaybedince ölüyorsun zira beyni besleyememeye başlıyorsun, bu da ortalama 2 aya denk geliyor ama üçte birini ilk haftada kaybediyorsun, sonra sistem enerji döngüsünü kısıtladığı için üçte birlik kısmını daha düşük düzeyde kullanıyor, yani ilk üçte birlik kısmı ilk haftada tüketirken üçte birlik diğer kısımla 5-6 hafta idare edebiliyor ama ilk aydan sonra beyinde kalıcı hasar oluşmaya başlıyor, yani hayatta kalsan bile yaşamsal faliyetlerinin büyük bir kısmını ikinci ayın içinde kaybediyorsun, sonra da ölüyorsun işte enerji yok çünkü bazal metabolizman 150 kaloriye falan düşüyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.03.25)
insanın ölmesi gerçekten çok zormuş be.2 ay aç kalmak da nedir yahu .bu hayat bir cehennem.
0
🌸trablon
(16.03.25)
@trablon evet dediğiniz gibiymiş, ben bu muhabbeti yıllardır susuz 3 suyla 7 gün diye hatırlıyorum ama öyle değilmiş.
0
akhenaten
(16.03.25)
Yalan haberler bunlar.
0
feastofthedamned
(16.03.25)
"Kimse açlıktan ölmez" sözü biraz buna atıf; sistemde enerji üretecek çok mekanizma var, hatta uzayan açlıkta lenf sistemindeki proteinler kullanılmasa ve bağışıklıklığı koruyan T hücreleri yok olmasa vücut yağlarından üretilen ketonlar beynin şeker ihtiyacını karşılayıp beyni hayatta tutabilir ya da yağlardan çözünen gliserolu karaciğerde glikoza çevirip beyne gönderebilirsin, glukoneogenez sayesinde bunlar mümkün, hatta bir insana günlük 100 gram glikoz ve biraz tuzlu su veririp başka hiçbir şey vermezsen birkaç sene hayatta tutabilirsin, yani bitki modunda olur ama yaşar ama böyle bir şey yoksa kasları kaybedince ölüyorsun.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.03.25)
merhaba. bu jainizm, budizm gibi asya öğetilerinin takipcilerinde "ben 16 yaşımdan beri yemek yemiyorum ulan" iddiaları hep var. bizim mesnevilerin çilehane'de bir kuru ekmek, bi tas su geyiğinin temelleri.

Shri Hansratnavijayji Maharaj Saheb (423 gun yememiş)

Prahlad Jani (bu cocukken yemiş, bırakmış son 70 yıl falan)

yersen.

maneviyat azizim, insanın içinde olacak.
0
libertine
(16.03.25)
50-60 günü bilmem de 1 gün sonra nevrin dönüyor ya ondan sonra yemek yemezsen bir süre sonra vücut salgıları vb değişiyor ve nevrin dönmüyor. Hatta açlık hissiyatı bile azalıyormuş.
0
hebanon
(16.03.25)
destekli cevap istersen:

Tipik, iyi beslenmiş ve 70 kilogram (154 pound) ağırlığındaki bir erkek, teknik olarak 1 ila 3 ay arasında hayatta kalabilmesi için yeterli kaloriye sahiptir.

Ancak, açlık grevlerine katılmak için gönüllü olarak yemeyi bırakan kişiler, 45-61 gün sonra hayatını kaybetmişler. Bu da bir kişinin 3 ay boyunca hayatta kalmasının pek olası olmadığını göstermektedir. - www.bmj.com

www.medicalnewstoday.com
0
ermanen
(16.03.25)
(10)

Haklı mı?

Mirket
https://x.com/gercekgundem/status/1900560438502334469
0
Mirket
(14.03.25)
Bu senelerdir söylenen tartışılan bir konu zaten.

Beni en dehşete düşüren yorum gezi olayları sırasında bir çevre mühendisinin yaptığı şu aciklamaydi;

"İstanbul'da bi deprem olsa Mecidiyeköy'den Karaköy'e kadar insanların kendilerini atabilecekleri cikabilecekleri bir açık alan, meydan yok."

Yani minumum bina yıkılsa hatta hiç bina yikilmasa bile olusabilecek koasu özetleyen bir tespit.
0
makbur
(14.03.25)
şengörün açıklamalarına bağlı bir şey değil bu.
yıllardır söylenen bir şey.
Biraz kâr yağdığında veya sağanak yağmurda alt üst olan şehir için 6 ve üstü şiddette depremin sonuçlarını düşünmek istemiyorum.
0
diyecevaplandı
(14.03.25)
hakli mi diye sordugunuz insan bir jeolog. konu da deprem. biz hakli ya da haksiz tartismasini nasil yapabiliriz ki? ayni seviyede degiliz.

yagma vs kismi onun öngörüsü ama neden olmasin. insanlar hayatta kalmak icin her seyi yapar. su an yasayan herkesin atalari sartlar olustugunda hirsiz, katil ve bencil olmuslardir. bu yüzden hayatta kalabilmisler zaten.
insanlarin panige kapildiginda kendilerini düsünürken yapmayacagi sey yok. bunu tarihte görüyoruz.

ben yapmam yhaa demek cocuksu bir hayalcilik. hepimizde o potansiyel var. yeter ki sartlar olussun.
0
sonsuz
(14.03.25)
Haklı mı sorun muhtemelen bilimsel konularla alakalı değil diye düşünüyorum o sebeple o kısmı es geçiyorum; yangınlar yağmalar kesinlikle olur bana kalırsa ve bunu engelleyebilecek bir teşkilatlanma olduğunu da düşünmüyorum. İstanbul Kadıköy’de (Moda) “durup dururken” yıkılan binadan bile bir şeyler koparabilir miyiz diye dört dönen çakallar oldu. Moda’da bile doğa felaketi olmayan olayda bu oluyorsa muhtemel bir büyük depremde millet birbirini keser yer bence.
0
vedatchilipeppers
(14.03.25)
Konu çok depremle ilgili değil aslında, sosyal bir sorundan, insan davranışlarından bahsediyor. Çok kendi alanında konuşuyor sayılmaz. Doygunluk ayarı aşırı artırılmış fotoğraflar gibi geliyor bana bu tarz sözler.

İstanbul'da büyük bir deprem olması halinde işlerin hiç de kolay olmayacağı ortada.

Ama bizde her şey son noktasına kadar abartılıyor, sonra insan gerçekte olana şaşırıp tepki vermek yerine "o kadar da değilmiş" deyip yatışıyor. Profesöründen köylüsüne çok büyük ölçüsüzlük sorunumuz var bence. Her şey sansasyon.
0
akhenaten
(14.03.25)
İzmir depreminde birkaç apartman yıkılmış ama şehir trafiği felç olmuştu. İstanbulda bir arterin kaza vs ile trafiğe kapanması sonucu trafiğin zincirleme olarak nasıl aksadığını herkes yaşayarak görmüştür.
Konutların yüksekliği, sokakların darlığı, şehrin üst üsteliği hep beraber düşünüldüğünde her sokaktan sadece bir ev yıkılsa bile şehir ulaşımının felç olacağı aşikar.
Bu durumda güvenlik için kolluk, arama kurtarma için yardım ekibi beklemek hayalcilik olacaktır.
İnsanın demeyeyim ama insanımızın doğası da herkesçe malum olduğuna göre Deprem gözönüne alınıp ev ararken, yıkılmayacak binadan ziyade, şehir dışına ulaşımın daha mümkün olan alanların tercih edilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Doğru mu derken söyleyeyin uzmanlık alanını sorgulamak değildi maksadım. Güvenlik ve yardım konusu gerçekten önemli İstanbul için.
0
🌸Mirket
(14.03.25)
Sonsuz +1 bence hocam az bile söylemiş
0
mirty
(14.03.25)
Bu adam depremin şiddetinden, etki alanından konuşursa dinlerim, deprem sonrası toplumda oluşacak kırılmalardan bahsederse dinlemem.
0
sekizdokuzon
(15.03.25)
1,5 milyon nüfuslu ve ilçeleri birbirine uzak Hatay'daki ve Kahramanmaraş'taki yağmalamaları düşün, bir de tam şu anda sınırları içerisinde yaklaşık 25 milyon insan olan kesintisiz devam eden ilçeleri ile yaşanacak olayı düşün. Sosyal medyada deprem olunca İstanbul'u işgal edeceklerini iddia eden çöp kovalarını çok ciddiye almaya gerek yok ama hazırda şu an İstanbul'da çeşitli suçlar işleyenler ilk 3 gün polis gözetimi yetersiz kalınca Kocaeli depreminden beter ederler.

Sadece Türklerden oluşan ve görece daha az nüfuslu olsaydı başka şeyler söylenirdi belki ama onda bile daha az olurdu derim, hiç olmazdı diyemem. Şu an kaç milyon tane kayıt dışı, ne olduğu belirsiz tip var. Bugün videonu çeken, taciz eden, yakalanmaktan korkunca başını taşla ezen, gasp eden tipler depremden sonra kardeşlik ve barış üzerine mi hareket edecek.
0
nawar
(15.03.25)
Guvenlik, polis, yardim diyenlere cok sasiriyorum acikcasi, istanbulda olan bu insanlarin tamami depremzede olacak zaten, onlari unutun. Sehre giris cikis muhtemelen imkansiz olacak, dis ilceler belki (diger illerden gelen ekipler olursa), ancak 'ic ilcelere' enkazdan girilmeyecek. Yani ciddi bir deprem olursa ben istanbul'da korkunc bir manzara olacagina inaniyorum, hayatta kalsaniz, elinize iki litre su gecse onu almak icin adamim biri gelip sizi gayet oldurebilir, kimse de bir sey yapamaz, herkes kendi caninin derdinde olacak. O Hatay'da filan gordugunuz dayanisma manzaralari filan, Istanbul'un ayakta kalmasindan oluyor, izlediginiz televizyonun yayinini yapan yer de yikilmis olacak muhtemelen zaten, ya da yayini yapan kisi depremzede olacak.
0
kassiopeia
(15.03.25)
(4)

Marş yaparken debriyaja basmak

angina pektoris
Manuel vitesli bir araçta, vites boşta olduğu halde marş yaparken, debriyaja basmak; marş motorunun ve/veya başka bir mekanik aksamın yükünü azaltır mı?
Manuel vitesli bir araçta, vites boşta olduğu halde marş yaparken, debriyaja basmak;
marş motorunun ve/veya başka bir mekanik aksamın yükünü azaltır mı?
0
angina pektoris
(14.03.25)
Yani uzmanı değilim ama debriyaja basmadığınızda debriyaj sistemi birleşik durumda olduğundan krank milinden şanzımana kadar giden bütün mekanizma marşla birlikte harekete geçmek durumunda kalıyor. Bu da ister istemez marş motorunun yükünü artırır. Bunun etkisi nedir bilemiyorum gerçi. Debriyaja basarsanız marş motoru volana kadarki kısmın yükünü taşıyor sadece.
0
akhenaten
(14.03.25)
yaaani, minimal bir hesap yapmak gerekirse akhenaten'in dediği gibi bir durum olabilir.

ama marş motoru zatenvolanla birlikte krank milini ve krank miline bağlı olan pistonları çeviriyor. öteki tarafta debriyajın diğer ucu şanzıman zaten, o da boşta. arada debriyaj balatası ve vites dişlisine kadar bir tane çubuk var fazladan çevirdiği.

çok çok az bir etkisi vardır anca.
0
kibritsuyu
(14.03.25)
Debriyaja basın. Balatada sorun varsa veya incelmişse krank miline dengesiz yük bindirir, motor tam yağlama durumuna geçmediğinden orta vadede gezinti ayı arızası oluşur. Gezinti ayı tek başına da arıza vermez, krank milini yer veya çizer. Ya krank mili değişir yada mil rektefiye edilir. Her iki durumda maliyetlidir.
0
krtkartal
(14.03.25)
Evet azaltır
0
mirty
(14.03.25)
(17)

32 yaşında kan grubunu bilmeyen insan hakkında ne düşünürsünüz?

tahirkemalbozoglu
Sb
Sb
0
tahirkemalbozoglu
(14.03.25)
Kırsaldansa pek sorun değil, şehirdense bilmemesi çok zor.
Ya da kan vermekten çekindiği için bilmediğini söylemişte olabilir.
0
diyecevaplandı
(14.03.25)
Ehliyet çipli kimlik için falan da istemiyor mu ağa. İlginç
0
anon1m
(14.03.25)
Ehliyeti, arabası ve sonuç olarak manitası yoktur diye düşünürüm.

Şaka bir yana acil kan ihtiyacı olan biri için ya da kendi ihtiyacı için bilmesi önemli. İllaki bir gün lazım olur.
0
Cesario
(14.03.25)
Hiç bilmemek çok zor gerçekten ama başıma biraz tuhaf bir durum geldi kan grubuyla ilgili. Yıllarca yanlış biliyormuşum :)

a rh(+) biliyorduk. Bir gün ani bir şekilde ameliyat olmam gerekti ve doktorun operasyon öncesi hızlıca istediği tetkiklerde hazır bakıyorken kan grubuna da bakalım demişler ve o günden beri a rh(-) olduğumu biliyorum. Daha önce yapılan her türlü testte a rh(+) çıkıyordu mesela.
Doğum belgemi saklıyor ailem ve orada, eski kimlikte ve ehliyette de pozitif yazıyordu. Doktorun söylediğine göre sanırım değişebilme ihtimali varmış çok nadir de olsa ve benim başına gelmiş :)
0
ezkaza
(14.03.25)
bunu bilinç seviyesi düşük insanlar bilmez ve umursamaz. yaşı da önemli değil. aşırı muhafazakar aileler hamilelik sürecinde doktor kontrolüne bile gitmiyor. ne cinsiyetini ne sağlığını umursuyorlar. allahtan geliyor deyip müdahale etmiyorlar.
0
mikahakkinen
(14.03.25)
hiç bir şey düşünmem, garipmiş der geçerim
0
zemberek
(14.03.25)
Ehliyet falan denmiş ama kan grubunu bilmeyen 13-14 yaşındaki şehirde yaşayan ortalama sosyoekonomik durumdaki çocuğu bile garipserim.
0
nundu
(14.03.25)
zemberek +1

ama aklıma şu soruyu getirdi, şu ana kadar kan grubunuzu biliyor olmanız gereken ne oldu?
0
kisa
(14.03.25)
cahil ve mutlu. hiç olmadı kan arayan biri için düşünürsün verebiliyor muyum diye
0
ala09
(14.03.25)
Köylü olduğunu düşünürüm
0
abelardo
(14.03.25)
bisey dusunmem.

hic ihtiyaci olmadiysa normal.
0
buenosdias
(14.03.25)
mağarada yaşıyorsa birşey düşünmem
0
my fault
(14.03.25)
ben yargılamam. abd’de kimse bilmez kan grubunu. arkadaşlarıma sorduğumda bu bilgiye sahip oluşuma şok geçirmişlerdi.

bizde her zaman ihtiyaten kontrol edilir. çünkü sisteme kayıtlar girilirken hata yapılmış olması ihtimali çok yüksektir.
0
federer
(14.03.25)
Tek başına bu olay için sadece şaşırırım ama olumsuz görebileceğim başka şeyler de çıkarsa bu olayın o olumsuz hisleri güçlendirici etkisi olur.

Yukarda sayıldığı gibi belli bir yaşa gelmiş insanın kan grubunu öğrenmesi için birçok durum ortaya çıkmıştır ve büyük ihtimalle de birden fazla kere kan grubu belirlenmiştir zaten. Ancak elindeki kağıtlara bile bakmamış olmalı. Hiçbir şey olmasa dahi insan merak eder yine öğrenir :D Benim için fazla umursamaz.
0
akhenaten
(14.03.25)
hiç bişi? önemi yok ki benim için bu bilginin? aa sen rh+ misin arkadaşlık yapamam seninle kusura bakma mı direceğim?
0
selam
(14.03.25)
almanya'da yasiyorum burada oyle tipler cok. ehliyete falan gerekmiyor. kan grubunu bi sekilde ogrenme geregi hic duymamis oluyorlar.
0
bohr atom modeli
(14.03.25)
bilmeyebilir, unutmuş olabilir normaldir.
kimliği yanında olduğu sürece bir sorun olmaz.
0
durbidakka
(14.03.25)
(15)

Türkçe bilmeyen birini en şok edecek Türkçe kelimeler neler?

ermanen
Türkçe bilmeyen birini en şok edecek Türkçe kelimeler hangileri?Sebepleri farklı olabilir:- okunuşu garip gelebilir- komik olabilir- başka dilde benzer anlam taşıyabilir- başka dilde benzer kelime veya okunuşu olabilirher türlü örneğe açığım.bize bile garip gelebilecek Türkçe kelimeler vardır tabii.
Türkçe bilmeyen birini en şok edecek Türkçe kelimeler hangileri?

Sebepleri farklı olabilir:
- okunuşu garip gelebilir
- komik olabilir
- başka dilde benzer anlam taşıyabilir
- başka dilde benzer kelime veya okunuşu olabilir

her türlü örneğe açığım.
bize bile garip gelebilecek Türkçe kelimeler vardır tabii.
0
ermanen
(13.03.25)
İnsan yiyen=Yamyam. Kulağa yummy gibi geliyor.
0
ruhen hastayim ben
(13.03.25)
Şafak isminde olmak.
0
runaway
(13.03.25)
bende beni de şok eden birkaç hikaye mevcut.

eksisozluk.com

başka bir kişisel hikaye olacak ama bir vakit alan isimli dingiliz bir beyefendi ile birlikteydik. bana da kargo gelmişti. "alan janderzel zartanyan" yazıyor üzerinde ve masamda duruyordu.

geldi bu. neden orada benim ismim yazıyor diye sormuştu. işin tuhafı alan kelimesi yerine alıcı kullanılır değil mi?

eski eti nero da büyük olay olmuştu yine bu ejnebi tayfa arasında. en çok fotoğrafı çekilen abur cuburdu eskiden.

çalıştığım bir firma adının anatolia minerals olmasından ötürü am diye logo yaptırmış ve tüm belgelerde kısaltma olarak kullanıyorlardı. presidentlerden birine söyledim. bir daha görmedik o kısaltmayı. uzun uzun yazdık firma tekrar satılıp ismi değişene kadar.

şu alan bey bir de müge ismini "müyc" diye telaffuz ederdi.
0
janderzel zartanyan
(13.03.25)
Goygoy

Çemkirmek

Dırdır
0
gilbeys
(13.03.25)
Bir kısmı Türkçe değil ama bizim de kullandığımız bazı isimler duyunca ya da okuyunca şaşırtıyor

Yazılışı sebebiyle; Nigar, Togay, Tugay, Ufuk, Engin, Can, Baran, Buse

Okunuşu sebebiyle; Asım
0
akhenaten
(13.03.25)
sok eder mi bilmiyorum
rus arkadasim icin; dis fircasi, muz-buz-tuz gibi benzer olanlar
fransiz,; mert
alman; beste, figen
0
spherical
(13.03.25)
internette bir adam cumhuriyet kelimesine çok gülmüştü. ingilizce kapsamında.
0
ya ben lan neyse
(13.03.25)
isim acisindan dusunulurse almanlar icin "şule" (okunusu okul demek) ve "türkay" (okunusu turkiye demek) isimleri karmasa yaratabilir
0
emrahday
(13.03.25)
isim olarak Ufuk
yer adi olarak Batman
0
cooperr
(13.03.25)
Niğde, rusçada no where gibi birşey
0
Ley
(13.03.25)
Şok denemez ama bir japon hapşurduktan sonra sen de gör dendiğinde 'send a girl' olarak algıladığını ve neden öyle dendiğini anlayamadığını söylemişti.
0
(14.03.25)
horlamak, hapşurmak, öksürmek, öğürmek, havlamak, miyavlamak gibi asıl sesinden türetilmiş kelimeler. bir adı vardı da buların hatırlayamadım.
0
ground
(14.03.25)
🌸ermanen
(14.03.25)
rus: kulak
0
hay sikfuck
(14.03.25)
menemen. bu cok gulduruyor yabancilari. ingilizce'de "man a man" gibi

Mine ismi olabilir. ingilizce'de "mine", benim veya mayın demek

Samsun ili "Samsung" gibi algılanır
0
🌸ermanen
(14.03.25)
(11)

Bilinen Fransızca şarkılar var mı?

michael_knight
Selamın Bonjour,Fransızca öğreniyorum. Önceden dinlediğim, duyduğum şarkıları dinlemenin kulak dolgunluğu için faydalı olacağını düşündüm.40 yaşlarında bir Türk hangi fransızca şarkıları biliyor olabilir?Çok az şarkı bulabildim. Birkaç Zaz şarkısı ve bana kitap al dışında bir şey gelmiyor aklıma. Ge
Selamın Bonjour,

Fransızca öğreniyorum. Önceden dinlediğim, duyduğum şarkıları dinlemenin kulak dolgunluğu için faydalı olacağını düşündüm.
40 yaşlarında bir Türk hangi fransızca şarkıları biliyor olabilir?

Çok az şarkı bulabildim. Birkaç Zaz şarkısı ve bana kitap al dışında bir şey gelmiyor aklıma. Gerçi aklıma gelse de isimlerini hatırlayamam.

Bir de çok basit Fransıca kullanan güzel şarkılar var mı aklınıza gelen? Çocuk şarkısı değil de mesela "Pantolonunu sevdim, çıkar onu bebeğim, hadi gel bize gidelim" gibi sözleri aşırı basit ama melodisi yakalayan şarkılar vardır belki.

Şimdiden mersi :)
0
michael_knight
(13.03.25)
www.youtube.com

www.youtube.com

la vie en rose var bir de
0
elorelia
(13.03.25)
"Stromae - Alors on danse" ilk aklima gelen sarki, kulaga fransizca geliyor, ne kadar kolaydir bilmiyorum. 36 yasinda biri olarak biliyorum. Bir de belki Khaled'in sarkilarinda fransizca olabiliyor. "C'est la vie" sarkisinin nakarati fransizca sanirim.

Aklima bir tane standart fransiz gelmedi. Fransa'da yasayan birileri var burada, cok hizli yazarlar duyurulara.
0
mbond
(13.03.25)
la boheme
0
deartheodosia
(13.03.25)
Lara Fabian - Je T'aime aşırı meşhur.
Edith Piaf şarkıları bayağı meşhur.
Noir Desir - Le Vent Nous Portera duymamış olamazsınız.
Stromae - Papaoutai e yani.
Le loup, le renard et la belette - Manau

Çocuk şarkısı isterseniz de
Sur le pont d'Avignon
0
charbiel
(13.03.25)
Büyük ihtimalle bütün enrico macias şarkıları, özellikle de l'oriental albümü.

Adieu mon pays
Les filles de mon pays
Oh guitare, guitare
...

Bonus olarak ajda pekkanın fransızca şarkıları mesela viens dans ma vie
0
akhenaten
(13.03.25)
Çok basit kısmını bilmem ama telaffuzu güzel duyulan, anlaşılabilir olduklarını umuyorum :)

youtu.be (Slimanecığımın hakkını yediler...)
youtu.be
www.youtube.com
youtu.be (40 yaşındakiler olarak Celine Dion'u biliriz bence?)
0
kobuzchu kiz
(13.03.25)
Dönem dizisi klasiği olarak "Une belle histoire" geldi aklıma
0
aslanim giralicam
(13.03.25)
Noir Desir'in Des Visages des figures albümü.
0
Amaranta ursula
(13.03.25)
riff cohen dans mon quartier 40 bilir mibilmiyorum da turkcesi yapildigi icin asina gelebilir
0
ala09
(13.03.25)
La femme diye bir grup var bilen bilir
0
sonsuz
(13.03.25)
Arkadaşlar çok teşekkürler,
Çok güzel ve yerinde önerilerde bulunmuşsunuz.
0
🌸michael_knight
(17.03.25)
(8)

satılık mumya :)

selam
şimdi haberlerde gördüm adamlar mumya bulmuş satmaya çalışıyor. böyle bişiyi kendi tapulu arazinde buldun diyelim, satmak yerine orayı müzeye bişiye dönüştürsen daha fazla para kazanmaz mısın? en azından uzun yıllar boyunca kazanç garantisi var. ne bileyim mesela göbekli tepenin arazi sahibi herhald
şimdi haberlerde gördüm adamlar mumya bulmuş satmaya çalışıyor. böyle bişiyi kendi tapulu arazinde buldun diyelim, satmak yerine orayı müzeye bişiye dönüştürsen daha fazla para kazanmaz mısın? en azından uzun yıllar boyunca kazanç garantisi var.

ne bileyim mesela göbekli tepenin arazi sahibi herhalde dünyanın en şanslı adamlarından biri olur böyle bişi varsa eğer, tüm ailesinin geliri garanti altında ziyaretçilerden dolayı.

yada yoksa da böyle bir kanun/düzenleme çıkartsalar daha mantıklı değil mi?
0
selam
(12.03.25)
Devlet yedirir mi dostum bunlari sana.

Yasaya gore Turkiyedeki tum tarihi eserler devlete ait. Ozel mumkunde bulunmasi farketmez devlete teslim etmek zorundasin. Etmezsen suc. Teslim edersen de devlet odul veriyor. Bulunan tarihi eserin niteligine gore %10 dan %40 a kadar odul alirsin.

Bu yuzden millet bahcesinde gomu falan buldugunda devlete vermeyip el altindan satmaya calisiyor.
0
nuevo
(12.03.25)
Kültür varlıklarının korunması hassas bir konu. Arkeolojik kazılar oldukça maliyetli, arkeolojik kazılarda ele geçen materyalin çalışılması, depolanması süreçleri tamamen nitelikli iş gücüne bağımlı ve multidisipliner çalışma gerektiren konular.

Bireysel yatırımla üstesinden gelinebilecek bir iş değil. Bahçesinde arkeolojik materyal çıkan herhangi birinin arkeoloji, antropoloji, nükleer fizik (absolut tarihlendirme yöntemlerinin kullanılması için) yerine göre biyoloji, epigrafi ve açığa çıkan materyalin durumuna göre çok daha kompleks bir gruba istihdam sağlaması ve tüm sürece kaynak ayırması mümkün olmaz. İşin müzecilik tarafı ayrı bir bütün. Eserlerin konservasyonu, tasnifi, teşhiriyle ilgili gereklilikler çok çeşitli. Bunlar işin sadece bilimsel kısmı. Hukuki ve bürokratik konular apayrı bir sıkıntı.

Özelleşme daha büyük ölçekli şirketlerle sağlanabilir ancak konu özel sektörün çalışma geleneğinden çok farklı dinamiklere sahip. En başta şirketin gelirini ne oluşturacak? Müze gelirleri. E peki gelirinin ezici bir kısmını gişeden sağlayan özel şirket esas önemli olan bilimsel yükü ne kadar sağlıklı şekilde üstlenecek?

Arkeoloji müzeleri sadece eserlerin gezilip görüldüğü yerler değil aslında. Arkaplanda bir idari birim olarak çalışıyorlar. Bu müzeler üniversitelerin yürüttüğü kazılarda bakanlığı temsilen yer alıyor, koruma kurullarında üyeler bulunduruyor, bölgede gerçekleşen kaçak kazıları tespit etme ve gerekli hallerde acil kurtarma kazıları yürütme ve daha fazla pekçok işlevleri var.

Durum biraz karışık yani. Demek istediğim, müzeler antikacı dükkanı gibi çalışmıyorlar.
0
akhenaten
(12.03.25)
devlet kendi tarlana kuyu açıp çıkardığın suya sayaç takıyor :)
0
parka
(12.03.25)
Hukuken tapunuz varsa toprak sizindir.

Fakaat sadece toprağın üstü size ait. Toprağın altı sizin değil, devletin malıdır.

Gömülü birşey bulunca sizin olmaz. Toprağın altı devlete ait olduğu için, devlete ait bir metayı çalmış olursunuz.

Diğer devletlerde de böyle.
0
alfired
(12.03.25)
çıkartılan şeyler çanak çömlek gibi taşınabilir bir şey ise evet de göbekli tepe, bilmem kimin mezarı gibi taşınamaz bir şey ise?

o zaman gitti arazi :) ne üstünü ne altını kullanamaz oluyor insanlar, bu durumda da neden çıkanı satıp üstünü de kapatıp işine gücüne bakmasın ki.
0
🌸selam
(12.03.25)
tarihi eserin seviyesine gore degisir.

Milletten duymussundur burasi sit alani kazi yapilamiyor diye.

Devlet orayi sit alani ilan edip size birakabilir. Bu sit alanlarinin dereceleri var 1-2-3 seklinde. 1. derece sit alaniysa yapilasma yasak oraya ama daha dusukse varolan yapilara izin verip yeni yapilasmayi yasaklayabilir.

Ama mesela evinin altinda efes antik kenti cikarsa bu durumda arazi kamulastirilir. Devlet coker yani araziye. Sana da belirledigi rayic bedel kadar odeme yapar.
0
nuevo
(12.03.25)
@selam

Kültür varlıklarının satışı yasak, devlet bir ikramiye veya ödül de vermiyor aslında. Ödül konusu define statüsüne giren şeyler için geçerli, bunlar da son altı padişah dönemine ait nakit veya nakte çevrilmesi kolay olan maddi varlıklar için geçerli (sikkeler, mücevherler vs.) define tanımı için bkz. Define arama yönetmeliği madde 4-b

Aynı durum sadece kültür varlıkları için değil her türlü yeraltı zenginliği için geçerli. Arazinizden petrol bulursanız bunu istediğiniz gibi satamazsınız. Petrolün ya da diğer emtianın işlenmesi ve satışıyla ilgili hem çevre koruma tedbirleri anlamında düzenlemeler hem de uluslararası anlaşmalar var, arazi sizin ama olay beynelmilel.

Kültür varlığı özeline dönersek iyi niyetle "kaybolup gitmesinden daha mı iyi" diye düşünebilirsiniz ama bu yasalarla korunan şey eserlerin arkeolojik okunurluğu ve tarihsel değeri. Sistemli arkeolojik kazı yapılmadan çıkarılan eserlerin verebileceği tüm tarihsel veri silinmiş oluyor zaten. Ona bakıp "aa güzelmiş" demekten başka bir şey yapamıyorsunuz. Haliyle zarar zaten verilmiş oluyor kaçak kazı sonucu eser kontekstinden koparılınca.

Bu anlamda arazi sahibinin eserin üstünü kapatıp yokmuş gibi davranması zaten bildirmesi ihtimalinin dışında en iyi sonuç. Böylece arkeolojik kontekst daha onbinlerce yıl korunabiliyor.

Satmaksa suç çünkü tarihsel veriyi silmiş oluyorsunuz. O eseri toprak altından çıkarmak hiçbir açıdan veriyi kurtarmıyor. Bu konu çok yanlış anlaşılıyor. Siz cinayet silahını cinayet mahalinden alıp, alın işinize yarar diye polise götürürseniz bütün kriminal incelemenin içinden geçmiş olursunuz.
0
akhenaten
(12.03.25)
merhaba. uzun açıklamaları okumayan üşeneneler için konuyla alakalı uygulamalı bir örnek;

www.sozcu.com.tr
0
libertine
(12.03.25)
(4)

Basınçla sıcaklık ters orantılı değil miydi? O zaman bisiklet...

ya ben lan neyse
...pompasındaki hava sıkışınca neden ısınıyor?
...pompasındaki hava sıkışınca neden ısınıyor?
0
ya ben lan neyse
(10.03.25)
Değil. Basınçla sıcaklık artar
0
kisa
(10.03.25)
pv=nrt değil miydi formul.

p artınca t de artar formüle göre.
0
belkider
(10.03.25)
Avuç içine hohlayınca hava sıcak gelir basınç düşüktür, avuç içine üfleyince hava daha serindir basınç yüksektir

Pompadaki sıcaklık gazın basıncı yüzünden değil başka parçaların sürtünmesinden ortaya çıkıyordur belki
0
grimavi
(11.03.25)
Hayır değil, yüksek basınçta sıcaklık da yükselir. Birçok jeolojik süreç bu sayede mümkün oluyor zaten. "Yüksek basınç ve sıcaklık altında" kalıbını herhangi birisi çok kere duymuştur.
0
akhenaten
(11.03.25)
(4)

Pokemon Card Koleksiyonunun Mantığı Nedir?

depresif çocuk
Yüzbinlerce dolara satılan kartlar var. Amaç ne burada?Bir de kolaylıkla replikası yapılabilecek veya bunu piyasaya süren kuruluş tarafından gizlice basılabilecek bir şey değil mi?
Yüzbinlerce dolara satılan kartlar var. Amaç ne burada?

Bir de kolaylıkla replikası yapılabilecek veya bunu piyasaya süren kuruluş tarafından gizlice basılabilecek bir şey değil mi?
0
depresif çocuk
(09.03.25)
en-m-wikipedia-org.translate.goog

about.bidsee.app:~:text=Koleksiyonculuk%2C%20bir%C3%A7ok%20ki%C5%9Fi%20i%C3%A7in%20kontrol,bir%20denge%20sa%C4%9Flamas%C4%B1na%20yard%C4%B1mc%C4%B1%20olabilir.
0
WithWorth
(09.03.25)
Koleksiyonculuğun yanı sıra bazı tablolarından da çok büyük meblağlara satılmasının sebeplerinden biri de alanında
eşsiz olması veya hobiyi/sanatı sevemem değil de kara para
aklamanın bir yolu olduğu söylenir.
0
diyecevaplandı
(09.03.25)
Koleksiyonculuk işte, bir topluluğu var. Aynı ilgi alanlarına sahip insanlar, birbirleriyle etkileşim içinde falanlar. Bak bende şu var falan diyorlar, nadir kartları görüp mutlu falan oluyorlar. Başka herhangi bir koleksiyonculuk türünden büyük veya küçük herhangi bir farkı yok. Sıfır.

Mesela neden eski para koleksiyonu değil de pokemon kartı diyebilirsiniz. Çünkü bu insanların ilgi alanı bu, eski para değil. Böyle mutlu oluyorlar :D

Kartları basan şirket de gizlice neden kart bassın ki? Kendi bindiği dalı kesmek olur bu. Hiçbir manası yok. Sahteleri de var zaten, ancak anlaşılıyor biliniyor. Tüm koleksiyon ürünlerinin sahteleri var.
0
akhenaten
(09.03.25)
Pokemon dünyadaki en büyük entertainment markalarından biri. Türkiye'de pokemon denince çizgi filminin ilk sezonu anlaşılıp 20 sene öncede kalan bi şey sanılıyor ama 1996'dan günümüze devam eden, oyunları, animesi, kartları, oyuncakları ve zibilyon çeşit lisanslı ürünüyle dehşet büyük bir marka. Bu büyük ekonominin bir parçası olarak da kart koleksiyonu açısından popüler. Aynı kartın farklı nadirliklerde varyasyonları oluyor ve nadirlik seviyesine göre fiyatlar inanılmaz artabiliyor. Bi de eski serileri falan da dahil edince çok katmanlı bir koleksiyon dünyası var.

Sahte kartların gerçeklerden ayırt edilme yöntemi var. Azıcık ilgilisi anlar hemen. Mesela Türkiye'de d&r'da kasa yanlarında satılıyodu paketler ve onlar fake'ti.
0
nundu
(09.03.25)
(2)

Hristiyan ilmihali

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
Hristiyanlığı tane tane anlatan eseri nereden bulurum?
Hristiyanlığı tane tane anlatan eseri nereden bulurum?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.03.25)
Yani dünyada bundan daha bol bir şey yoktur sanırım :D

Ancak esas soru, hangi hristiyanlık? Bu olay tam bir "rabbit hole" boşuna birbirleriyle savaşmıyorlar yıllar boyu.

Katolik, ortodoks ve protestanların bakış açıları, doğruları, yanlışları ve vurguladıkları şeyler çok değişiyor.

Katolikler merkezi yapılarından ötürü daha sistemli bu konuda. Katolik kilisesi kateşizmi veya katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri tam metin diye aratırsanız çıkar.

Diğerleri için durum daha karışık.
0
akhenaten
(07.03.25)
bana göre incil de başka bir masal kitabıdır ancak öğrenmek istiyorsanız "hristyanlıkta ilmihal filan yok tımam mı" deyip islam misyonerliği yapanlardan öğüt almamanızı önerebilirim. birçok türkçe ve yabancı kaynaklar mevcut. bazı kaynaklar bırakıyorum sizin için.

katolik ilmihali
www.vatican.va

ESV Bible with Creeds and Confessions
www.amazon.com.tr

Catechism of the Catholic Church
en.wikipedia.org

bible project
bibleproject.com

gotquestions
www.gotquestions.org
0
jepa
(08.03.25)
(6)

doğu'da olan olaylar nasıl batı medyasına düşüyor?

deartheodosia
örneğin kadın cinayeti. iran, türkiye ya da mısır. burada yaşanan bazı olaylar batı medyasına taşındığında daha çok ses getiriyor, bazılarını kimse duymadan kapanıp gidiyor. ülkelerde yaşayan gazetecilerin bağlantılarını kullanmasıyla mı oluyor? ölen kadınların sıradan yaşantıya sahip olduklarını dü
örneğin kadın cinayeti. iran, türkiye ya da mısır. burada yaşanan bazı olaylar batı medyasına taşındığında daha çok ses getiriyor, bazılarını kimse duymadan kapanıp gidiyor.

ülkelerde yaşayan gazetecilerin bağlantılarını kullanmasıyla mı oluyor? ölen kadınların sıradan yaşantıya sahip olduklarını düşünürsek.

anlatamamış olabilirim ama bazı olayların internette ses getirmesi bazılarının yerel kalması durumu nasıl oluyor?
0
deartheodosia
(06.03.25)
Batı medyası ve bağlı gazeteci veya yayın kurumları organize hareket ediyor sadece.
Burada haberin doğruluğu veya teyit edilmesi çok önemli değil.
Onlar için İslam'a karşıt bir algı oluşsun yeter.
Bazen İran'dan, bazen Afganistan'dan özellikle "kadın" konusuna değinilir. Zor hayat sürdükleri, her zaman işkence gördükleri sürekli anlatılır.
Ardından dünyadan BMye bağlı birimler, insan hakları izleme örgütleri, STK'lar açıklama yaparlar
Feminist hisler duygular ifadeler yeniden depreştirilir. Kapitalizm de bu sırada kendini gösterir ve acı/dram endüstrisi harekete geçerek bu konuların üstüne kitaplar yazılır, film çekilir, ödüller alınır reklamlar yapılır.
Durum bu .

ABD gibi ülkelerin ise Asya'yı Ortadoğu'yu ne tür karıştırdığından küresel medyada bahsedilmez.
Çünkü ABD, her zaman gittiği yerlere adalet eşitlik özgürlük barış götürmüştür(!) Kendi ifadeleri böyle.
Oysa Saddamı devirmek adı altında Irakta ABD askerlerinin kadınlara neler yaptıkları da ortada.
Afrika da şu an yeni yeni Fransa'nın o yıllar süren olumsuz etkisinden kurtuluyor.

Dünyada popüler olan bir çok şeyde küresel medyanın etkisi büyük.
Bu konu ayrı bir inceleme alanı.
0
diyecevaplandı
(06.03.25)
@diyecevaplandı, ikinci paragrafa tamamen katılıyorum. ama mesela mısır şeriatla yönetiliyor fakat karısını sebepsizce öldüren bir adamın cezası ne oluyor bilmiyorum. ne oluyor gerçekten? en son üniversite öğrencisi bir kız için evlilik teklifini reddettiği katiline idam kararı verilmişti ama aile içi şiddette durum ne? batı’nın kadın hakları konusunda daha hassas olduğu, kadınların bu tür olayları çok daha kolay bildirebildiği de aşikar. ve kıyaslandığında kadınlar doğu’da çok çok çok daha zor bir hayat yaşıyor, bu da gerçek.

bir kadın şimdi kanada’ya mı gitse daha güvende olur, pakistan’a mı? soru da bu değildi ama teşekkürler.
0
🌸deartheodosia
(06.03.25)
Uluslararası haber yapan birçok ajans var. "Batı medyası" için en bilinen örneklerden ikisi Associated Press ve Reuters. Bu kurumların dünyanın her yerinde muhabirleri ve çeşitli birimleri var. Kurumlar içerisinde her bölge için ayrı departmanlar var. Haliyle çok olağan dışı bir durum yok.

Ajanslar dışında gazetelerin de benzer ağları var. Örneğin New York Times'ın bünyesinde çalışan Türk muhabirler var, özellikle Türkiye ile ilgili olayları haber yapıyorlar vs.

Sadece Batıda değil aynı şey diğer bölgelerde de görülüyor. Al-Jazeera gibi kurumlar Batı'daki olayları haber yapan ayrı departmanlara sahip. Asya'da faaliyet gösteren başka kuruluşlar da var. Örneğin Sputnik Rus kaynaklı, ancak Türkiye'de de faaliyeti var.

Haber Ajansları ve Gazeteler de temelde şirket. Büyük ve küçük olanları var. Yeterince büyük olanları uluslararası şirletler olarak çalışıyor. Olay bundan ibaret.
0
akhenaten
(06.03.25)
@deartheodosia
genelde İslam ülkeleri siyasi nedenli idam cezaları ile gündeme gelseler de diğer suçlar veya kadın cinayetleri veya tecavüz suçu için de idam cezaları hala var. Bazısında idam cezası olmasa da uzun süreli hapis cezaları söz konusu.
Yemen'de de bazı vakalarda halkın göreceği yerde taciz/tecavüz nedeniyle failler idam ediliyor.
0
diyecevaplandı
(06.03.25)
çünkü medyayı yahudiler yönetiyor.

hadi yapsınlar bakalım "yahudiler okullarda çocuklarına herkesin köleleri olduğunu öğretiyor" haberi.

www.youtube.com
0
ya ben lan neyse
(06.03.25)
İran'da terör örgütü üyesi ve uyuşturucu kaçakçısı bir adam birden fazla polis öldürünce idam edilmişti. Polislerden birisi gösteriler sırasında ateşe verilmişti.

Kim yapıyor bilmiyorum ama günlerce sosyal medyada sponsorlu hesaplarda "ailesine son bakış" , "duygu yüklü veda" , kızına sarılmasına izin vermediler vb başlıklarla asılan adamın fotoğraflarını dolaştırdılar.
0
hebanon
(07.03.25)
(4)

Son günlerini ailesi ile geçirsin diye eve gönderilen hasta

vsz
Son günlerini ailesi ile geçirsin diye eve gönderilen hastanın tıbbi kriterlere göre ne kadar ömrü kaldığı varsayılabilir? Bunun standartının olmayacağının farkındayım fakat doktorlar bu kararı aldığında örneğin 1 ay içerisinde vefat gibi bir öngörü içerisinde mi olurlar? Yoksa bu aşamada da hayat s
Son günlerini ailesi ile geçirsin diye eve gönderilen hastanın tıbbi kriterlere göre ne kadar ömrü kaldığı varsayılabilir? Bunun standartının olmayacağının farkındayım fakat doktorlar bu kararı aldığında örneğin 1 ay içerisinde vefat gibi bir öngörü içerisinde mi olurlar? Yoksa bu aşamada da hayat süresi çok değişkenlik gösterebilir mi?

Teşekkürler.
0
vsz
(06.03.25)
çok çok geçmiş olsun. ne diyeceğimi bilemedim.

son günlerini evinde geçirsin diye gönderilen hastamız 6 ay daha yaşamıştı ama gerçekten hiç belli olan bir şey değil bu. bir diğer hastamıza da 15 gün ömür biçildi ve gerçekten 15 gün yaşadı. ama evet ortalama 15 gün - 1 ay içinde vefat edeceğini düşündükleri hastalar için bunu diyorlar. tabii yarın da olabilir 3 ay sonra da. belki bir mucize olur 5 sene daha yaşar bilemeyiz.
0
matilda
(06.03.25)
Tedavinin işe yaramadığını anlıyorlar.

Bu sebeple eve gönderilen komşumuz 4 ay, yakın bir akrabam 2 ay yaşadı.
0
yurtsuz john
(06.03.25)
Çok az süre kaldı bari ailesi ile geçirsin değil. Tüm tedavi yöntemleri yapıldı bir gelişme yok, hastanede kalması için de bir neden yok anlamındadır.
0
ground
(06.03.25)
@yurtsuz john +1

Hastanın tedaviye karşılık vermemesi veya hatanın mevcut durumuna uygun bir tedavi olmaması nedeniyle eve gönderiyorlar. Haliyle yaşam beklentisi hastanın durumuna, hastalığın şiddetine ve yaygınlığına göre kişiye özel şekilde değişecektir.

Eğer soru sizin çevrenizde gelişen bir durumla ilgiliyse sabırlar diliyorum. Gerçekten belli olmuyor, bazen umut yok denen hastalar uzun yıllar elden ayaktan bile düşmeden yaşayabiliyor.
0
akhenaten
(06.03.25)
(9)

Yükseldim ne demek?

yurtsuz john
Ona yükseldim, buna yükseldim vs. Demin koşu yapan kadın videosuna yorum atmış başka bir kadın: "koşuşuna yükseldim"Ne demek bu yükselmek?
Ona yükseldim, buna yükseldim vs. Demin koşu yapan kadın videosuna yorum atmış başka bir kadın: "koşuşuna yükseldim"

Ne demek bu yükselmek?
0
yurtsuz john
(06.03.25)
2 anlamı var

senin kullandığın azmak, tahrik olmak anlamında.

bi de sinirlenme, kızma anlamı var. çıkışmak gibi.
0
jelly bear
(06.03.25)
Jelly bear+ Hoşuma gitti anlamı da var ekstra
0
olaylar olaylar
(06.03.25)
3. anlamı da "bir konuya/olaya ilgi duyup dahil olmak"

Örn. Bu sıralar olan bitene hiç yükselemiyorum (hiç ilgimi çekmiyor, umrumda olmuyor)
0
akhenaten
(06.03.25)
Motive olmak manasında da kullanılabilir.
0
kumandanim
(06.03.25)
Ben bu tabiri ilk Aşkı Memnu dizisinde duymuştum Ednan Bey "sinirlenmek kızmak öfkelenmek" anlamında kullanmıştı, hoşlanmak vs anlamında kullanılmaya sonradan evrildi sanırım.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(06.03.25)
illa azmak için kullanılmıyor. filme yükseldim, yemeğe yükseldim şeklinde de kullanılıyor.

beğendim, hoşuma gitti gibi bir anlamı var.
0
sir gawain
(06.03.25)
Bence doz almak gibi, dozlanmak.
0
vedatchilipeppers
(06.03.25)
Eskiden 'tav olmak' diye bir deyim vardı.
TDK, eğilim duyumsamak, onunla ilişki kurmaya hazır olmak diye açıklamış.
Bir de kızmak, gıcık olmak şeklinde bir anlamı daha vardır.

Bu kelime de her iki anlamda da aynı yere çıkıyor gibi.
0
Mirket
(06.03.25)
Heves etmek olarak da kullanıyor.
Rakı balık muhabbeti dönüyor, "rakı balık mı yapsak çok yükseldim"
Sinema muhabbeti dönüyor, "şu filme mi gitsek çok yükseldim"
0
archmage mahmut
(07.03.25)
(10)

AB'den sizce ne koparacağız?

ya ben lan neyse
en son londra'daki zirveye ab üyesi yunanistan bile davet edilmemiş, devlet başkanlarının toplandığı zirveye bizden Hakan FİDAN gitmiş.ab bize yanlıyor sanki.biz bu rusya ukrayna savaşında ab'den ne koparabiliriz? ülke olarak. bireysel olarak bir beklentim yok.fırsatçıyım ben. zenginin dostu fakirin
en son londra'daki zirveye ab üyesi yunanistan bile davet edilmemiş, devlet başkanlarının toplandığı zirveye bizden Hakan FİDAN gitmiş.

ab bize yanlıyor sanki.

biz bu rusya ukrayna savaşında ab'den ne koparabiliriz? ülke olarak. bireysel olarak bir beklentim yok.

fırsatçıyım ben. zenginin dostu fakirin düşmanıyım... ab'den ne koparsak kardır. tabi o sırada başka bir şeyimizden olmayalım da...
0
ya ben lan neyse
(04.03.25)
denge politikasını sürdürmekten başka bir şey yapamayacağımız için bence bir şey koparamayız. rte trump ile ters düşmek istemiyor. muhtemelen önümüzdeki süreçte rusya'ya karşı türkiye'yi avrupa saflarına yaklaştırmak için ab üyeliği sürecini ısıtıp önümüze koyacaklar, bizimkiler de bu muhabbeti sürdürecek. ama esasında asla üye olmayacağızı hem onlar biliyor hem de biz biliyoruz.
0
beatbox yapan metalci
(04.03.25)
Yanlamakla kalmayıp bize katılmak istiyor olabilirler.
Eee! Kıskan kıskan, bir yere kadar yani. Artık bir adım atmaları gerekiyordu.
0
Mirket
(04.03.25)
milyonlarca göçmen ab sınırına yola çıktığında en fazla ne kopardın? para. cevap yine para.

daha doğrusu başka bir niyet var mı? mesela vize serbestisi gerçekten isteniyor mu devlet tarafından ona da çok emin değilim.
0
biravekahve
(04.03.25)
koparilacak tek sey, koparinin devraninin donmesine yardimci olur sana bana bir faydasi olmaz gecmiste oldugu gibi.
0
bay b
(04.03.25)
Sorudan bagimsiz Yunanistan'in davet edilmemesinin ya da diger ihtimal Yunanistan'in kendi istegiyle katilmamasinin sebebi toplantinin Londra'da yapilmis olmasi olabilir. Yunanistan'in British Muzesi'ndeki Parthenon mermerlerinin iade edilmesi icin yogun talebi var, Ingiltere iade etmiyor, iki ulkenin arasi ciddi sekilde bozuk yani. Herhangi bir gerginlik ya da parthenon muhabbeti gecmesin gene diye Yunanistan yoktur o toplantida, AB'nin Yunanistan'i dislamasi gibi bir durum soz konusu oldugunu dusunmuyorum.
0
freedonia
(04.03.25)
Reis iki al ver yapar, AB'deki mültecileri koparıp ülkeye alır döneriz. Daha kötü sonuç varsa ona da ulaşabiliriz. Mesela Meriç'in batısındaki tüm ülkelere sınırsız vizesiz seyahat karşılığında vize kuyruğunda 1 sene bekleme gibi. Sıkışınca paralı asker gibi öne sürerler. Sonra sahada mehmetçiğin kanı ile mitinglerde şov yapılır.
0
nawar
(04.03.25)
AB tek başına bir askeri güç oluşturmayı istiyor. Ancak bunun hem bürokratik hem de teknik anlamda tamamlanması zaman alacak. AB orta-uzun vadeli bu hedefini gerçekleştirmeye çalışırken kısa vadede yapılabilecekler arasında Türkiye'nin desteğini arayabilir. Ancak Türkiye'nin de hedefi sıcak çatışmaya girmeyip potansiyel savaşlarda uzlaşma merkezi olmak üzerine kurulu.

Türkiye'nin AB'den umudu kesmesinin ana nedeni çıkarların ters düşmesiydi. Kıbrıs konusu çıkmaza girince AB tercihini Yunanistan'dan yana kullandı ve sonrasında bölgedeki her olayda Türkiye'nin çıkarını umursamaya gerek duymadan hareket ettiler. Yollar ayrıldı. Türkiye de Orta Doğu'daki eski kimliğini canlandırıp kendi AB benzeri yapısını oluşturmak için Katar'a falan yanladı, sonrasını hepimiz biliyoruz.

Ama Orta Doğu çok sorunlu ve ABD'nin etki alanında. İşler öyle çok da iyi ve hızlı gitmiyor. Bölge de karman çorman.

Zannedersem koparacağımız en büyük şey bu süreçte gurur kırılmadan AB ekosistemine dönüş şansı olur. Ancak Türkiye bunu istiyor mu? Bence istemiyor :D Yıllardır AB'ye karşı negatif hisler pompalandı. Şu saatten sonra çok zor. Avrupa YPG'ye karşı falan tavrını gözden geçirse bile Kıbrıs sorununda Yunanistan'la anaşmak çok zor şu saatten sonra.

İkinci seçenek savunma sanayisi temelli satışlar olabilir. Türkiye stratejisini değiştirmeyecek ancak Ukrayna'da olduğu gibi işler kızışmadan önce silah satışı yapacak. Sonra yine nötr çizgisine geri dönecek. Bunların pazarlıkları sırasında gümrük birliğindeki konumunu güçlendirebilir.
0
akhenaten
(04.03.25)
Tusaş in F16 üretim deneyimi var.

Rafele ve eurofighter lisansı verecekler muhtemelen en kral senaryo bu olur bizim için

1200 adet üretime 300 yerli lisan verseler daha ne isteriz

94 yılında 250 F16 yapıp jeep karşılığı Mısır'a sattık ahshsjs

Ama muhtemelen göçmen aliriz
0
topkapiaksaray
(04.03.25)
para verip gocmen deposu olarak kullanmaya devam ederler, baska bisey cikmaz.
haclilar, kolonistler pastayi hicbir zaman paylasmaz, boyle hayaller kurmayin.
0
cooperr
(04.03.25)
hiçbir şey. muhtemelen hiçbir şey.

İsveç ve Finlandiya'nın nato üyesi olması karşılığı ne aldık? sıfır. hani vizesiz seyahat? yalan oldu.

yıllarca desteklediğimiz, tamamı vatandaşımız olan, hastanelerimizde tedavi olmuş, bizim verdiğimiz silahlarla başarılı olmuş, eğitip donattığımız yeni suriye hükümeti bile ilk iş olarak bize vize koydu. o derece.

bu sefer bir şey alacağımızı sanan varsa, en fazla Rusya'nın düşmanlığını alırız. hepsi bu.
0
babilfish
(05.03.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.