Giriş
(8)

faturasız hatlar nasıl çalışıyor?

robokot
eskiden kontörlü hatlar vardı. hiç kullanmadım ama gördüğüm, insanlar istedikleri kadar kontör alıp bitene kadar kullanıyorlardı.şimdi bir proje için ön ödemeli bir hat gerekti. bir cihazdan arada bir sms atacak bir modül için SIM kartı gerekiyor. bakıyorum turkcell vodafone vs. ama fiyatlandırma si
eskiden kontörlü hatlar vardı. hiç kullanmadım ama gördüğüm, insanlar istedikleri kadar kontör alıp bitene kadar kullanıyorlardı.

şimdi bir proje için ön ödemeli bir hat gerekti. bir cihazdan arada bir sms atacak bir modül için SIM kartı gerekiyor. bakıyorum turkcell vodafone vs. ama fiyatlandırma sistemini anlayamadım. önden para veriyorsun ama "1 aylık" diyor, 1 ay sonra kullanmadığın kontörler siliniyor mu nasıl oluyor? 100 liralık kontör yükleyip bitirene kadar kullanıp, bitince yeniden doldurabileceğim bir servis yok mudur? yoksa yanlış mı anlıyorum sistemi?
0
robokot
(28.04.25)
paket yüklemezsen yüklediğin tl kadar kullanırsın. 6 ayda bir yükleme yapman gerek yoksa hat kapanıyor.
0
jelly bear
(28.04.25)
Eskiden 100 kontör yükleyip, 3 ay yüklemezdik. Paket alınacaksa da o kontörlerden düşerdi.

Sonra sistemi kontör yerine birim olarak TL'ye çevirdiler. TL'den sonra da paketlere geçildi.
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(28.04.25)
tesekkurler, kafami karistiran, mesela: www.turkcell.com.tr

paket detayina bakiyorum "4 hafta" yaziyor. 4 hafta sonra sifirlaniyor mu yani?

aciklamalarda "sonraki aya devretmemektedir" yaziyor cunku. bu paketleri almadan ayri bir tl yukleme durumu da mi var?
0
🌸robokot
(28.04.25)
Evet 4 hafta sonra sıfırlanıyor. Sadece tl de yükleyebilirsiniz ama o zaman daha masraflı oluyor, dakikada şu kadar tl kullanımı vs tarifesi oluyor.
0
asteriks
(28.04.25)
4 hafta meselesi turkcell'in çakallığı. Böylece düzenli olarak paket yükleyen biri, 1 yıl içinde 13 defa paket almak zorunda kalıyor. Aylık alsaydı, 12 kez yapacaktı bunu.

Ayrıca evet. O paketten kullanmadıkların devretmiyor.
0
biz siz onlar bensiz daha mutlular
(28.04.25)
paket almak zorunda değilsin. tlyi kontör gibi düşün. kullandıkça azalır. süresi yok. ama masraflı olur. bir sms 40 kuruş falandı en son.
0
jelly bear
(28.04.25)
Paket almazsan dediğin gibi. 100 lira (100 kontür) yükleyip atabilirsin. Türkcell’de 2buçuk lira yaklaşık olarak. Bimcellde 2liradan aşağıda.
0
biseysorcaktim
(29.04.25)
Karışıklığı gidermek için ben de söyleyeyim eskiyle hiçbir farkı yok aslında.

Eskiden 250 kontör yükleyip 100 kontör değer biçilen bir paket aldığınızda 150 kontörünüz kalıyordu. Aldığınız paketi 1 ay kullanıyordunuz (atıyorum 10bin sms, sınırsız konuşma) kullanmadığınız paket içeriği sıfırlanıyordu yine. Sonra kalan kontörle bir paket daha alıyordunuz vs. Eğer almazsanız kontörden harcıyordunuz.

Şimdi de isterseniz hatta 1000 lira yükleyip aylık yenilenen paket alırsınız. Bakiyeniz olduğu müddetçe paket yenilenir. Paketiniz biterse yenisini almazsanız kalan tl harcanır. Tamamen aynı mantık.

Ancak insanlar ne eskiden ne de şimdi hatlarında fazladan kontör veya bakiye tutmak istemez çünkü operatörler o kalan tutarı çekecek yok aşım kampanyası, yok paket bitim önlemi diye şeyler uydurup çekiyorlar o parayı parça parça. O yüzden paketiniz 250 lira ise 250 lira yüklersiniz.
0
akhenaten
(29.04.25)
(4)

Antik Yunan/ Roma, mitoloji ve sanat tarihi üzerine oneriler

fraise
Bu duyuruyu geçen senelerde yine açmıştım. Sanat tarihi için iki güzel öneri gelmişti fakat diğer başliklarla ilgili bir oneri gelmedi.Antik Yunan ve Roma'da yaşam, kültür vs hakkında bilgiler veren; podcast ve YouTube kanalı önerilerinize talibim. Aynı şekilde Yunan mitolojisiyle ilgili önerileri d
Bu duyuruyu geçen senelerde yine açmıştım. Sanat tarihi için iki güzel öneri gelmişti fakat diğer başliklarla ilgili bir oneri gelmedi.

Antik Yunan ve Roma'da yaşam, kültür vs hakkında bilgiler veren; podcast ve YouTube kanalı önerilerinize talibim. Aynı şekilde Yunan mitolojisiyle ilgili önerileri de alırım. Kitap önerileriniz varsa onları da not etmek isterim. İki alanda da başlangıç seviyesinde bilgi sahibiyim, ilerletmek istiyorum.

Sanat tarihi (özellikle resim) alanında da bilmediğim bir YouTube kanalı/ podcast varsa öğrenmek isterim.

Önerileriniz Türkçe, ingilizce ya da Fransızca olabilir. Biliyorum ki Türkçe kaynaklar kısıtlı ama ana dilimde dinlemek de ayrı keyifli oluyor.

Bütün önerilerinizi üstüme atabilirsiniz!

Şimdiden herkese teşekkürler.
0
fraise
(24.04.25)
Çok bilinen bir podcast, büyük ihtimal duymuşsunuzdur ama yazayım yine de Mitolojik İnciler, kısa kısa Yunan mitolojisinden hikayeler anlatıyor.
0
(24.04.25)
(git: 1602487) şu soruda önerilen kitapların bazıları sizin sorunuza da uygun :)
0
kobuzchu kiz
(24.04.25)
Genel bakış için Deighton'ın Eski Atina yaşantısında bir gün ve Eski Roma yaşantısında bir gün diye iki kitabı var. İkisinin de Türkçesi var. Kendisi de aynı alanda hoca olduğundan içerikler tutarlı.

Ama ben Roma'ya daha detaylı genel bakış için Augustus'un biyografilerinden birini öneriyorum. Bu dönemde hem Cumhuriyetin işleyişini hem İmparatorluğun işleyişini öğrenmek mümkün. Özellikle Godsworthy'nin yazdığı baya detaylı ve öyle çok akademik bir kitap değil, kolay okunuyor. Storytel'de de görmüştüm geçenlerde.

Artık Pausanias'ın Yunanistan'ın Tasviri kitabının da Türkçesi var, bu sene çıktı sonunda. Hem kültürel, hem tarihsel içeriği en geniş ve akademik olarak en çok alıntılanan antik metinlerden biri eski yunan için. Ama ele alıp dümdüz okumak için ne derece uygundur bilmiyorum, ilginize bağlı. Cidden niyet ettiyseniz önüne google earth'ü açıp adı geçen yerleri işaretleyerek baya kapsamlı fikir edinebilirsiniz.

Başka bir antik kaynak da Sezar'ın Gallia savaşları üzerine yazdığı notlar. Bunun da Türkçesi çıktı. Bu kitap da ilerde Roma sonrası Avrupa nasıl oluştu diye merak ederseniz çok iyi altyapı oluşturur. Çünkü Gallo-Roman Avrupa ile Germen Avrupa'nın sınırları tam olarak bu kitabın anlattığı 8 yıllık sürede ayrılıyor. Sonra bunlar Frank İmparatorluğunda birleşecek.

Yunan mitolojisi için de antik kaynak olarak theogonia ve ilyada zaten biliniyor. Ayrıca Robert Graves'in Yunan Mitolojisi türkçe en geniş kaynak.
0
akhenaten
(24.04.25)
Yemek ile ilgili olarak Tasting History kanalını önerebilirim

www.youtube.com
0
peki madem
(25.04.25)
(9)

Amerikanın çin' e karşı attırdığı gümrük vergileri ve sonuçları

Rao
Bir çok ürününü apple, vb. gibi çin üzerinden üreten bir ülkenin bu vergileri attırması ile aslında kendi vatandaşının ayağına sıkmış olmuyor mu ? Yani enflasyonist etki olarak geri dönmesi açısından. Bunun sebebi amerika istese bile bu üretimlerin ülke içerisinde gerçekleşme bugünden yarına olac
Bir çok ürününü apple, vb. gibi çin üzerinden üreten bir ülkenin bu vergileri attırması ile aslında kendi vatandaşının ayağına sıkmış olmuyor mu ? Yani enflasyonist etki olarak geri dönmesi açısından.

Bunun sebebi amerika istese bile bu üretimlerin ülke içerisinde gerçekleşme bugünden yarına olacak bir süreç değil çünkü.

Teşekkürler.
0
Rao
(10.04.25)
Evet olasılıklardan biri, halka 70 lerdeki gibi zenginlik vaad eden ve destek alan trump fiyatlar yükselince halkın tepkisini nasıl karşılayacak bekliyoruz

Bir iphone %100 amerikada üretilmiş olsaydı fiyatının 30.000 dolara yakın olacağı hesaplaması vardı
0
grimavi
(10.04.25)
30k degil 3k idi sanirim o @grimavi.

trump eski baskanliginda da üretimi abd'ye tasiyacak isler yapti. issizligi de bu sayede cok düsürmüstü. su an bu yaptigini cok daha agresif bir sekilde yapmaya calisiyor.
söyledigin seylerden ötürü r yapti zaten. ben sizi denedim falan diye sacmaladi. prensi elon musk fare gibi basti gitti en önce.

simdi sirketlerin üretimi abd'ye tasimasi lazim. yoksa senin dedigin gibi direkt enflasyon olur heralde.
0
sonsuz
(10.04.25)
Amaç zaten bu. Firma daha önce 500 dolara iphone satarken, şimdi Çin'de üretmeye devam ederse 800-900 dolara satmaya başlaacak.

Burada mantıklı olan : üretimi ABD'ye kaydırması. Trump'ta bunu istiyor. Üretimi tekrar ABD'ye kaydırmayı.

Kısa vadede zararlı olsa da, hedefine ulaşırsa artırıma değer.


.
0
kartallar yuksek ucar
(10.04.25)
Amerika, 2.dünya savaşı sonrasında, elleriyle kurduğu yeni dünya düzeni ile kendi sonunu hazırladı.

Sadece inovasyonu üzerine alıp, üretimi azgelişmiş ülkelere yayması, o ülkelerin palazlanmasına, teknolojisini çalıp geliştirerek rekabet gücü kazanmalarına ve dünya liderliğini ele geçirmeye aday olmalarını sağladı. Küreselleşme ve gümrük duvarlarının kaldırılması, Amerikan ekonomisine hep zarar verdi.

Sonuçta ekonomi de dünya liderliği de o hale geldi ki ya çok sancılı bir ameliyat yapılacak, batan batıp çıkan çıkacak ve dünya liderliği yeni kurallarıyla pekişecek. Ya da zaman içinde amerika iflas edecek ve liderlik çine altın tepside sunulacak.

Yani amerika ayağıma mı sıkıyorum lan yoksa aşamasını çoktan geçti. Gerekirse ayağını kesecek duruma geldi ve o yapılıyor.
0
Mirket
(10.04.25)
Intel zamanında üretimini amerikaya kaydırdı ve Amd'nin gerisinde kaldı. Çünkü Tayvanlı tsmc kadar iyi teknolojili çip üretemiyor. Bu diğer amerikan markalarına da olabilir. Olay sadece fiyat değil ama tabii bi noktada bunu yapmazsa ülkesinde son teknoloji ürün üretebilen fabrika kalmayacak.(Şu an taşıyıp yatırıma başlamaları lazım)

Ama ucuz ürün ve küresel pazar olayı bitti mi yani, bu da bize denk geldi...
0
nhk ni youkosu
(10.04.25)
Trump amaçlarını çoğu zaman abartarak söylüyor. Pazarlığı yüksekten açıyor, bunu yaparken de zaten kabullenilmiş kafası kırık adam imajını kullanıyor.

Gerçekten çok derinlikli hareket ettiğini söylemiyorum, ancak yaptıkları amaçlarının ötesinde büyük hamleler.

Bunu yaptığı işlerden sonraki açıklamalarıyla belli ediyor zaten. Ukrayna konusunda da böyle oldu. Pazarlığa avrupa kendi içinde askeri yatırımları artırsın biz zorlanıyoruz diye girmedi. Biz çekiliyoruz, siz de rusyayla ne yaparsanız yapın diye girdi. Arkasından yaptığı açıklamalarda şaka yollu "bakın nasıl hemen toparlanıyorlar" gibi şeyler söyledi.

Meksika'nın gümrük tarifelerini artırıp sınırdaki giriş çıkışları ve kartel sorununda çok daha aktif olmalarını sağladı. Yine aynı açıklamalar, bakın meksika hiç olmadığı kadar aktif rol alıyor.

Şimdi bunu dünya genelinde yapıyor, geçenlerde herkes karşılıklı tarifeleri kaldırma pazarlığı için kıçımı yalıyor falan dedi.

Esas hedefinin tüm üretimi abd'ye kaydırmak olduğunu sanmıyorum. Eğer abd'ye uygulanan tarifeleri düşürürse kâr sayacaktır. Bu süreçte üretimin bir kısmı abd'ye kayarsa da ne ala diyor olmalı. Zaten birçok ülkeyle gümrükte denge sağlarsa hali hazırda abd'de üretilen şeylere faydası olacaktır bunun.

Kendisinden sonra gelen yönetim de "deli gitti işimize bakalım" diye hemen olmasa da zaman içinde ilişkileri yoluna koyacaktır. İlla ki güvensizlik olur, ama trump'ın marjinal imajı hala geri dönüş imkanı veriyor.

Klasik politikalar aslında, sadece daha abartılı şekilde uygulanıyor. Burdaki tek problem avrupa, kanada gibi müttefiklerinin durumu onun gördüğünden daha ciddiye alması ve ittifakın cidden dağılması olur. O yüzden çok derinlikli hareket ettiğini düşünmüyorum dedim. Ancak bu henüz olmadı, İngiltere olmaması için çalışanların başında geliyor.
0
akhenaten
(10.04.25)
Kısa vadeli olarak Çin'e koydu, bomboş fabrikalar var, çalışanlar "izne" çıkarılmış. Yotube'da fabrika videoları ve çalışanlara gönderilen mesajlar var.
0
kimlanbu
(10.04.25)
abd ağır sanayiyi geri plana attı son dönemde. Post endüstriyel bir döneme geçti.
Yani ağır teknolojiden ziyade patent ekonomisi, yüksek teknoloji vb gibi alanlar büyüdü.

İşin özü şu:
Designed in USA, Made in China.

Bu abd'ye zarar vermeye başladı.

Bu yüzden ihracatı arttı.
Çünkü şuna inanıyor. Ben iphone patentini alırım. Tasarımı bende.
İstediğim yerde ürettirim çünkü asıl para eden şey tasarım ve marka hakkı.

Ama bu işte ürünlerin ithalatına döndü.
Ticaret açığı arttı. Çin'i zenginleştirdi.
En önemlisi abd'deki işçi sınıfını eritti.
Çünkü işçi sınıfının çalışacağı iş kolları Çin'e, Hindistan'a vs kaydı.

Şimdi trump ABD'de yeni bir sanayi devrimini zorluyor.
Çin'de ürettirip ABD'ye ithalat yapan firmalar fabrikaları ABD'ye taşısın istiyor.

Designed in USA
Made in USA

dönemine dönmek istiyor.

Ama Çin de boş durmadı. Ucuz işgücü ülkesiydi, ama o sermayeyle şimdi teknoloji de üretmeye başladı.

Yani ABD'nin umduğu gibi gitmeyebilir işler.
0
anten
(10.04.25)
Şimdi meslek ve amerikan corporationda çalışma gereği bu konu hakkında biraz okuyorum. Misal daha bugün şirketin amerika ayağının Çin'den alıp amerika, kanada ve güney Amerika'ya sattığı ürünleri bizim Çin'den alıp bizim üstümüzden amerika dışındakilere satmayi falan konuştuk.

Bir kere ben protectionism severim. Ama kıvamında. Misal belli kitleler biden hiçbir işe yaramamış gibi yapacaklar ama stratejik sektörlerin ülkeye gelmesi için zaten bir yatırım planı vardı;
en.m.wikipedia.org

Ki açıkça konuşayım; ne kadar her şeyi Fransız firması, Fransa'da üretilmiş almaya çalışsam da bu imkansız. Çünkü mantığı yok, her şeyi ülkende üretmenin karliligi yok. Bunlar çocuk oyuncağı değil.

Bu noktada bu saçma sapan vergiler ile tabiki kullaniciya darbe indi ki ilk başta "yok yaa merak etmeyin" dedi, sonra "yaa olabilir yani banane" dedi, sonra "ilac gibi düşünün ya iyilestirecek bu sizi" dedi. Yani tabiki fiyatları yükseltecek.

Bir de gene biraz tedarik zincirinde olan herkes bilir ki üretimler öyle bir senede kaymaz. Özellikle belli know how gerektiren şeyler. Misal Apple için konuşuldu bugün Fransız ekonomi programında;
Apple Amerika'da üretmek 30 milyar dolar yatırım
3 yıl fabrikanın kurulması

Buna ek olarak karlılık düşeceği için şirketin hisseleri vs her şey düşecek ve bir daha asla eskisi gibi karlı olmayacak. Bu işler böyle. Eğer protectionism istiyorsaniz öyle 5$ hisse 200$ olsun olmaz.

Trump'i durduran tahvil faizlerinin cosmasi olduğu anladığım/okudugum. Yoksa amacina ulasti falan değil yani.

Bu arada Amerika'nın trade deficit gitmesinin ona yararlarini anlamak isteyenler npr planet money'nin son trade deficit podcastini dinleyebilir ama tek cümlede özetlersek;
X ülke Amerika'ya karşı daha fazla ürün satıyor ve arada trade deficit var ve işlemi dolar ile yapıyor. Ve çoğu ülke de bu paralar ile gidip Amerikan borsasina yatirim yapıyor, Amerikan tahvili alıyor vs.
Ve dünya ticareti dolar üzerinden dönüyor bu sayede, sonrasinda paralar amerikan borsasina dönüyor.

Bakarsak Amerika'nın büyümesi uzun yillarca cosmus halde. Ve genel gelirlerde, zenginlikte falan da oldukca yukseklerdeler. Onların sorunu gelirlerin adil dagilmamasi.

Amerika gibi bir ulkenin her şeyi kendi üretmesi imkansiz. Ama bazi şeyleri tabiki getirebilir ama hiçbir büyük şirket "ah vergi mi tamam o zaman yarin Amerika'ya geliyorum" demez. Bu işler bu kadar basit olmuyor.

Neyse bu şekilde piyasa manipülasyonu da yapti, çevresi zenginlesti. Mutlular.
0
logisticsmanager
(10.04.25)
(9)

Bu fırsatçılık değil midir?

psmstc
Bir tüccara borcumuz var. Türk lirası üzerinden borçlandık. Tutar 100 bin tl. Borçlanmanın üzerinden 2 hafta ya geçti ya geçmedi. 3 hafta içinde ödeyeceğim dedim. Şimdi altın üzerinden hesap yapalım diyor. Bu fırsatçılık değil midir? 3-4 ay sonra ödeyecek olsam neyse. TL olarak borçlanmışız neticed
Bir tüccara borcumuz var. Türk lirası üzerinden borçlandık. Tutar 100 bin tl. Borçlanmanın üzerinden 2 hafta ya geçti ya geçmedi. 3 hafta içinde ödeyeceğim dedim. Şimdi altın üzerinden hesap yapalım diyor. Bu fırsatçılık değil midir? 3-4 ay sonra ödeyecek olsam neyse. TL olarak borçlanmışız neticede
0
psmstc
(08.04.25)
Borclanirken TL diye anlaştıysaniz süre de belliyse onun dışındaki her şey fırsatçılık
0
kisa
(08.04.25)
hayır paranın gerçek değerini istiyor
ama altın olarak değil de enflasyon oranında geri vermeniz lazım
0
mantık
(08.04.25)
örnek hesap
"Mart'ta aylık enflasyon yüzde 2,46 oldu"
3 hafta için 3/4ünü alınca 1,8

101.800TL
0
mantık
(08.04.25)
Anlaşma şartlarına bilemediğimiz için bir şey diyemeyiz.

100 bin olarak 3 hafta içinde anlaştıysanız ne istediğinin bir önemi yok. Sonuçta o şekilde anlaşmışsınız. Ama en başta "haftaya veririm" demenize rağmen 2-3 hafta geçtiyse haklılık payı var.
0
himmet dayi
(08.04.25)
O adam tefeci
0
runaway
(08.04.25)
Altın düşmüş olsaydı daha az para kabul edecek miydi?

Enflasyona bakabilirsiniz ki ideali bu. Onun dışında anlaşmada böyle bir şey yoksa firsatcilik tabiki.
0
logisticsmanager
(08.04.25)
Siz de bakır/alüminyum üstünden hesap yapalım diyin.

Böyle alış veriş kafası mı olur?
0
diyecevaplandı
(08.04.25)
Yukarda da denildiği gibi biraz daha detay iyi olurdu.

Örneğin iki hafta önce borçlanıp bugün 3 hafta içinde ödeyeceğim dediyseniz geçiştiriyor hissi uyandırmış da olabilirsiniz. Sonuçta böyle şeyler oluyor.

Diğer taraftan 2 hafta öncesinde 3 hafta sonra borcu ödeyeceğim demişseniz ve anlaşıp herkes vadenin dolmasını bekliyorsa şimdi borcu altına çevirip anlaşmayı değiştirmek doğru değil.

Bu iki senaryodan birinde fırsatçı var, diğerinde borcuna sadık olmama izlenimi uyandırmış birisi.
0
akhenaten
(08.04.25)
sanırım bu anlaşmada siz karlı oluyorsunuz, dünya piyasalarının farkında değil sanki.

borcu aldığınız sırada altın fiyatı (23 mart) 3679, bu gün 3664, 100 bin lira için, 27.18 gr altın borcunuz olsa, bu gün bu miktar altın 95bin lira yapıyor.

siz bu hesabı borcu aldığınız gün üzerinden yaparak gönderin, karşı taraf anında cayacaktır zaten.
0
selam
(08.04.25)
(12)

evrim ve ejakülasyonla ilgili bi soru var kafamda

mark greg sputnik
dostlar iyi akşamlar,geçen arkadaşla konuşurken bi şey düştü aklıma. şimdi evrim kendi içinde "akıllı" bir mekanizma değil, daha ziyade "su akar yolunu bulur" olayı evet ama şunu düşündüm: diyelim ki biz genciz. sevişiyoruz yahut osbir delisiyiz diyelim, biyolojik olarak kabul görmüş/ortalama sayıla
dostlar iyi akşamlar,

geçen arkadaşla konuşurken bi şey düştü aklıma. şimdi evrim kendi içinde "akıllı" bir mekanizma değil, daha ziyade "su akar yolunu bulur" olayı evet ama şunu düşündüm: diyelim ki biz genciz. sevişiyoruz yahut osbir delisiyiz diyelim, biyolojik olarak kabul görmüş/ortalama sayılan değerden daha fazla boşalıyoruz.

bunun vücudu "bu zaten genleri aktardı" diyerek daha hızlı yaşlandırması gibi bir ihtimal söz konusu olabilir mi? sonuçta biyolojik olarak sistem biz çocuk mu yapıyoruz, dopamin bağımlısı bir eşşoleşşek miyiz bilemez. sistemden sürekli sperm çıkışı bi noktada bünyenin bi nevi "kendi misyonunu tamamladığı" sinyalini verebilir mi, hani bu artık olgunluğa erişti, fizyolojik görevini tamamladı, bu artık kanser de olur hasta da olur gebersin gitsin pezevenk tarzı bir dönüşüm yaşanır mı?

bi yandan en başta söylediğim gibi evrimin "akıllı" bir süreç olmadığını biliyorum, o açıdan bunun kendi başına bi fonksiyon olarak gelişmesi bana pek makul gelmiyor. öte yandan evrimsel biyolojik kodumuz aşağı yukarı belli... o yüzden aklıma gelmedi değil. örneğin bizim kodlarımızda "bin kez boşalma 30 yaş" şeklinde bir denge varsa, biz buna 20 yaşında ulaşmışsak vücudun hikayeyi daha ileri sarması, yaşlanmayı hızlandırması gibi bi durum söz konusu olabilir mi?

bunu kendimce araştırmayı denedim ama açıkçası ne yazacağımı bile bilemediğimden dolayı pek bi şey bulamadım. hala buralarda mıdır bilmiyorum ama özellikle evrim halkasi ve bu konuda bilgisi olan diğer duyurucular bildiklerini paylaşabilirse çok sevinirim.

söylediğim şey çok mu saçma sizce? yani bence yetişkin bir erkek için ejakülasyon önemli bi biyolojik gösterge açıkçası. belki bunu çok yaparsak sistemimiz "tamam biz başka bi yere aktarıldık zaten burada yapacak işimiz kalmadı" diyodur, olamaz mı?

ya da şöyle sorayım bunun için "olabilir, varsa bile biz bilmiyoruz" diyebilir miyiz yoksa bu tamamen mantıksız ve saçma bi düşünce mi?
0
mark greg sputnik
(07.04.25)
sacma. ama 31'i azalt yine de. psikoloji icin.
0
antikadimag
(07.04.25)
gerçekten saçmaysa azaltırım. haklılık payı varsa speedrun yapıcam ona göre.
0
🌸mark greg sputnik
(07.04.25)
O zaman çok ağlayan insanlar bir süre sonra gözyaşı da üretmemeli
0
grimavi
(07.04.25)
benim sorum sperm üretimiyle ilgili değil ki, vücudun "biz zaten salacağımızı saldık bu saatten sonra metabolizmayı fazla zorlamanın manası yok bu şafaktan sonra virüsle bakteriyle kanser hücresiyle biz mi uğraşcaz aq" demesiyle ilgili.
0
🌸mark greg sputnik
(07.04.25)
eger sadece ureme odakli bir organizma olsaydik dedigin olabilirdi. dedigin sey cok cok basit organizmalar icin gecerli olabilir. ama biz zaten bir yada birkac cocuk yaptigimiz zaman gen aktarimi konusunda doyuma ulasan bir turuz o yuzden bahsettigin turde bir omur etkisi sifira yakindir diyorum.

kamu spotu: elizabet candir, devamke.
0
cooperr
(07.04.25)
Dedigin ozelligin ortaya cikmasi icin asagi yukari soyle bi surec lazim:

Bazi insanlarda mutasyon sonucu bahsettigin ozellik minimal olarak ortaya cikar
Bu ozellik secilim baskisiyla cogunluk hale gelir ve sivrilir

Bu ozellik secilim acisindan nasil bir avantaj yaratiyor ki aktarilsin/sivrilsin?
0
ghilleinthemist
(07.04.25)
Evrimi bilmem de, Hint öğretilerinde böyle birşey var, ömrü uzatmak için az boşalmaya çalışmak gibi birşey.
0
parka
(07.04.25)
Sprem de terlemek gibi bir şey ya sıcaktan çok terledik o zaman kalori yakalım ne güzel
0
olaylar olaylar
(07.04.25)
Sorunun evrimle çok ilgisi yok aslında.

Evet, hayatlarında sadece bir kere üreyen ve üredikten sonra ölen canlılar var. Ahtapot türleri buna örnek verilebilir.

Evet sınırlı sayıda üremeyi kaldırabilecek canlılar da var, bazı örümcek türleri birkaç kez üredikten sonra ölebiliyor.

Bunun tersine çok defa ve çok sayıda üreyen canlılar da var.

Bu açıdan canlılarda görülen tek bir genel geçer üreme sayısından sözedilemediği doğru. Boşalma sayısı için böyle bir durum var mı çok bilmiyorum, ancak neticede olabilir. Doğada neredeyse her şeye bir örnek var.

Ancak insan ve (evrimsel açıdan sorduğunuz için örnek veriyorum) insanın yaşayan en yakın akrabası olan şempanze ve bonobo türlerinde seks zaten sadece bir üreme aracı değil, bunun yanında aynı zamanda bir sosyal ilişki kurma yolu. İnsan ki seks üzerine kurulu milyon tane kültürel olgu geliştiriyor. Haliyle bu tür bir popülasyonda boşalmanın hayat süresini olumsuz etkileme ihtimali daha düşük olmalı mantıken.

Sorunuzu görünce baktım şurada farklı farklı makalelere referans verilerek yazılmış bir yazı var. Makalelerden biri doğrudan boşalma sayısıyla biyolojik zarar arasında bir ilişki kurulamayacağını söylemiş.

www.medicalnewstoday.com
0
akhenaten
(07.04.25)
hepinize teşekkür ederim ama @akhenaten ayrıca teşekkür ederim, duyuru'da sorduğum bir soruya çok makul ve makaleli belgeli desteklemeli bir cevap almanın şokunu yaşıyorum, sağolun var olun.
0
🌸mark greg sputnik
(07.04.25)
Aynı mantıkla şu sistemi de kurabilirdin; "evrim sürecinin canlılara yüklediği görev 'türünün devamı'nı getirmek ve bu pezeveng (senin deyişinle :)) habire bosaldigi için demek ki çok başarılı, daha çok yaşasın"

Enteresan bir detay, urolog bir arkadaşım mastürbasyon bagimliliginin en azından prostat için olumlu olduğunu anlatiyordu 'pc kasları' hep çalışıyor (bkz: kegel egzersizleri) minvalinde.

(Ruhen ve manen yarattığı yıkım öyküsü tabii tartışılmaz)
0
makbur
(07.04.25)
Direkt sorunun cevabı değil ama incelemenizi öneririm. Boşalma sıklığı ve prostat kanseri ilişkisi:
www.health.harvard.edu
0
efx
(08.04.25)
(3)

Çekirdek aile vs büyük akraba toplantıları enerjisi neden farklı?

psmstc
Yalnızken, çekirdek aileyle iken enerji az, standart. Uzun süredir görüşülmeyen sevdiğimiz akrabalarımızeka eş dostla bayramda filan bir araya gelince herkes çok daha enerjik, çok daha keyifli. Kendi çekirdek ailemizde veya yalnızken niye böyle olamıyoruz sizce?
Yalnızken, çekirdek aileyle iken enerji az, standart. Uzun süredir görüşülmeyen sevdiğimiz akrabalarımızeka eş dostla bayramda filan bir araya gelince herkes çok daha enerjik, çok daha keyifli.

Kendi çekirdek ailemizde veya yalnızken niye böyle olamıyoruz sizce?
0
psmstc
(04.04.25)
aynı şeyi ben de düşünüyorum. çekirdek aile daha konforlu bir çok konuda. ama daha keyifsiz bence ya.

ama tabi geniş ailede laf söz karışan eden daha çok olur dezavantajı da çok.
0
archmeister8
(04.04.25)
Cevabı soruda kendiniz vermişsiniz aslında

Çekirdek ailenizle yalnız kaldığınız zamanlar istisna değil, akrabalarla toplanılan zamanlar istisna. Ayrıca sizin de belirttiğiniz gibi bunlar bayram, düğün gibi belirli günlerde oluyor daha çok. Yine sizin de belirttiğiniz gibi arada "uzun süreler" olabiliyor. Yani daha nasıl açıklanır bilemedim :D Çok bir sır yok aslında ortada.

Ek olarak çekirdek aileye ziyarete gelen herkes misafirdir, dolayısıyla bu buluşmalar bir "etkinlik" olur. Çekirdek aileyle birliktelik bir etkinlik değil. Bir eve misafir gelince ya da misafirliğe gidince farklı şekillerde davranış kalıpları, adetler ortaya çıkar. "Her günkü rutinden" çıkmanız gerekir.

Aynı enerjik hissiyatı giyinip süslenip bir şey yapmak amacıyla gittiğiniz çoğu yerde yaşayabilirsiniz. Akrabalarla buluşma bunlardan birisi ve herkes bundan aynı oranda zevk almıyor aslında. Burada önemli olan bir etkinlik içinde olmak, bu bir "aktivite", bir eğlence ortamı, insanlar iyi vakit geçirmek amacıyla bu etkileşimlerde bulunuyor.

Sizin de tanımladığınız şekliyle "standart" bir ortamdan çıkıp, değişiklik yapmak size olumlu etki eder. Bu gayet anlaşılır bir şey.
0
akhenaten
(04.04.25)
bence çekirdek aile birbirlerine karşı sorumluluk taşıdıkları için daha fazla dert sorun konuşuyor. bir de sık sık görüştükleri için öyle eğlenceli bişi olmuyor.
0
neira
(04.04.25)
(9)

Arabayı ilk kez kursta sürüp ilk seferde ehliyet alan var mı?

ya ben lan neyse
2016'dan sonra?
2016'dan sonra?
0
ya ben lan neyse
(30.03.25)
Ben varım, 2018'de aldım ehliyetimi. O dönem sürekli gündemdeydi direksiyon sınavı. Herkes kalıyordu falan. Bu tarz muhabbetler beni çok germişti o zamanlar, ilk seferde geçemeyeceğime inandırmıştım kendimi. Biraz abartılıyor gibi geliyor bu konu. Kalanların büyük kısmı "kesin kalacağım" düşüncesiyle kendini sabote ediyorsa şaşırmam.
0
akhenaten
(30.03.25)
Kursta sürmek derken öncesinde arabaya dokunmamak diyorsan ben öyle aldım. Toplam 10 derste trafiğe çıkıp 1 saatlik yol gidip gelme seviyesine geldim.

Otomatik araba için kolay, manuel için daha fazla pratik gerekecektir.
0
runaway
(30.03.25)
Ben, 2024'te aldım.
0
Amaranta ursula
(30.03.25)
ben 2016'da aldım tam. daha önce hiç sürmemiştim kursta ne gördüysek manuel vitesle girip almıştım tek seferde.

ama asıl olayın ezber yollar ezber trafiği değil de kendi başına doğaçlama dar sokaklara vs çıktığında olduğunu bilmek lazım. trafiğe o şekil girince bocalamıştım.
0
deranzo1
(30.03.25)
Valla cumartesi 3. Olacak benim:( kurs kesinlikle yeterli olmuyor. Araba da olmayınca pratik yapmak zor. Boşuna masraf ve stres oldu benim için. Ehliyeti araba alacak durumunuz varsa almanızı tavsiye ederim. Artık en ufak hatada bırakıyorlar.
0
nothing in my way
(30.03.25)
Ben de varım. Arabayla alakam yoktu. Şahin mi kartal mı neydi kurs arabası...
0
logisticsmanager
(30.03.25)
İlk kez şoför koltuğuna sürücü kursunun direksiyon dersinde oturmuştum. 2024 yılında aldım. Otomatik.

Hiçbir şey bilmediğim için çok korkuyordum. Trafik fobim de vardı. 2.kez kazaya şahit olmuştum:
2. Dersten itibaren olayı çözdüm. Daha doğrusu sınav için gerekli güzergahı ezberledim. Sinyal verilecek yerleri, park yerindeki dubaları vs.
Öğretmen faktörü çok önemli. Seni paniğe sevk etmeyecek, iyi bir öğretici biraz şans işi.
0
ezkaza
(30.03.25)
2020'de aldım. VW Polo ile öğrendim, o dönem deli gibi araba nasıl kullanılır videoları izliyordum yerli/yabancı. Çocuklukta araba kullanılan oyunları oynamamın da etkisi var diye düşünüyorum biraz. Bir kez bile stop ettirmeden kursu tamamlayıp tek seferde ehliyeti aldım. İyi bir şoför olduğumu düşünmüyorum, sadece temkinliyim.
0
hadi ya la
(30.03.25)
Soruna tam yanıt değil ama daha önce tek vites atmamışken 2014’te aldım. Sadece direksiyon kursunun standart paketine +2ders aldım.
0
gokank4
(30.03.25)
(3)

Xbox gamepass 2 kişilik eğlenceli oyun

webbrowser
Selamlar, eşim ile oynayabileceğim eğlenceli 2 kişilik hangi oyunları tavsiye edersiniz? Xbox gamepass’de.
Selamlar, eşim ile oynayabileceğim eğlenceli 2 kişilik hangi oyunları tavsiye edersiniz? Xbox gamepass’de.
0
webbrowser
(29.03.25)
Kişiliğinize bağlı olarak;

Mortal Kombat 11 de olur Lego Star Wars: The Skywalker Saga da.
0
akhenaten
(29.03.25)
It Takes Two
0
respect
(29.03.25)
It takes two yapan ekibin yeni oyunu; Split Fiction.
0
ilgeru
(29.03.25)
(2)

limit işlemi ve stop limit işlemi

hknty
binance'teki bu iki işlem arasında nasıl bir fark var? chatgpt'ye de sordum ama anlayamadım aralarındaki farkı. limit şöyle sanırım. fiyat 30 lira ve biz 28 liraya limit koyduk o fiyata gelince alım gerçekleşti.stop limit ise fiyat 30 lirayken 29.5'a stop koyduk ve 28'e limit fiyatı koyduk. 29.5'a g
binance'teki bu iki işlem arasında nasıl bir fark var? chatgpt'ye de sordum ama anlayamadım aralarındaki farkı.

limit şöyle sanırım. fiyat 30 lira ve biz 28 liraya limit koyduk o fiyata gelince alım gerçekleşti.

stop limit ise fiyat 30 lirayken 29.5'a stop koyduk ve 28'e limit fiyatı koyduk. 29.5'a gelince limit fiyatı tetikleniyormuş ve 28'e gelince de işlem gerçekleşiyormuş.

burada işlemin tetiklenmesi ne demek? tetiklenme olmasa ne değişiyor? sonuçta bu iki senaryoda da önceden verdiğimiz emir sonucu 28 liradan alım yaptık.
0
hknty
(20.03.25)
Limit emir girdiğinizde şunu demiş oluyorsunuz;

Bu coini al ama limit 30, daha üstüne çıkarsa alma. Yani siz fiyat 30 lirayken 29 lira limitten al diye emir girerseniz ama coin aniden 27 liraya düşerse 27 liradan alış emriniz gerçekleşir. Çünkü limitiniz 29 lira. Aynı şey satarken de tam tersi şekilde gerçekleşir.

Stop limit ise volatiliteye karşı bir önlem.

Diyorsunuz ki;

Fiyat 30 olduğunda bu coini 28 liraya kadar sat ama 28'in daha altına satma.

Bu neden faydalı?

Eğer düşüş çok hızlı gerçekleşiyorsa siz coin 30 lirayken limit emir girmeye çalışırken piyasa fiyatı sizin limitinizin altına inebilir, gecikmiş olabilirsiniz. Coin elinizde kalabilir.

Ama stop limit emir girdiğinizde bu işlem otomatik gerçekleşir ve fiyat 30 liradan 28 liraya inene kadar sizin coininiz 29, 28 lira aralığında satılır.

Sizin örneğinize göre konuşursam 28'e gelince değil, 29,5'de işlem başlar. 28 limitine kadarki aralıkta en uygun fiyattan satar. Yani satış 29 lirada da gerçekleşebilir.

Bu açıdan fiyat 30 lirayken 29,5'a stop limit emir girmenin çok bir mantığı yok.

Fiyat 40 lira iken 30 liraya stop limit emir verip limiti 27 lira olarak belirlerseniz bu sizi 40 liradan 30 liraya hızla düşen coini satamama ihtimaline karşı korumuş olur.
0
akhenaten
(20.03.25)
anladım. çok teşekkürler.
0
🌸hknty
(20.03.25)
(6)

dolar,euro XXX oldu! muhabbeti yaparken baz alinan kur hangisi?

dokunmakalbime
alista farklisatista farklibankada farklidevletin komisyonu farklivs.. bir suru degisken var.ben direkt o an kullandigim bankaya girip doviz satisina bakiyorum. sonucta sattigim zaman elime gececek para o oluyor. ama bilemiyorum belki hataliyimdir. herkesin kabul ettigi sey nedir?
alista farkli
satista farkli
bankada farkli
devletin komisyonu farkli

vs.. bir suru degisken var.

ben direkt o an kullandigim bankaya girip doviz satisina bakiyorum. sonucta sattigim zaman elime gececek para o oluyor. ama bilemiyorum belki hataliyimdir.

herkesin kabul ettigi sey nedir?
0
dokunmakalbime
(17.03.25)
Satış kuru baz alınır ama sizin satışınız değil, bankanın (TCMB) satışı. Devletin komisyonu diye bir şey de yok, ne kastettiniz anlamadım.
0
orient blue
(17.03.25)
@orient blue

1 Euro alabilmek için ne kadar Türk Lirası gerekli diye anladım.
0
put it in your appropriate place
(17.03.25)
İnternetteki endekslerde canlı izlediğiniz tutarlar piyasa ortalamasına göre belirleniyor. Siz bir bankaya gittiğinizde o bankanın size teklifini görüyorsunuz. A bankası farklı söyler, B bankası farklı söyler. A döviz bürosu farklı söyler, B farklı söyler. Neticede ortada ortalama bir fiyat oluşur.

Serbest piyasa denilen şey bu zaten, belirlenmiş bir değerden satmanız ya da almanız gerekmiyor. Elinizde yeterince döviz varsa siz de kendi pazarlığınızı yapabilirsiniz. Endeksler piyasadaki alış ve satışların kaçtan yapıldığını izleyerek hepsinin bir ortalamasını gösteriyor sadece.

Ekrandaki alış ve satış fiyatları da size satış ve sizden alış fiyatları. Bankaya gittiniz, alış'ta kaç yazıyorsa banka size "Senden bu kadara alırım" demek istiyor. Satışta kaç yazıyorsa banka size "Bu kadardan satıyorum, işine gelirse" diyor.

Devletin komisyonu dediğiniz şey sanırım kambiyo vergisi.

Kısacası sizin elinize geçen miktar gittiğiniz yerde gördüğünüz alış fiyatından çevrim yapıldıktan sonra vergi giderleri kesildikten sonraki miktar olur.
0
akhenaten
(17.03.25)
cevaplar icin tskler. aslinda tam olarak ogrenmek istedigim:

diyelim arkadaslarla muhabbet ediyorsunuz. bir tanesi cikip. oha dolar 40 lira olmus dedi.

simdi o 40 lira bilgisi hangisine ait?

alis?
satis?
merkez bankasi?
yapi kredi?

cunku cok fazla degisken var. sokakta, tvde vs.. kur muhabbeti yaparken miktar bilgisi icin hangisi referans aliniyor?

sadece merkez bankasi satis kurunu baz almak kafama oturmuyor. mesela benim euro birikimim var. hicbir zaman euro almiycam sadece satabilirim. bu durumda alis'i referans almam gerekmez mi? biraz ondan kafam karisiyor. o yuzden sordum.
0
🌸dokunmakalbime
(18.03.25)
Şöyle;

O dolar 40 lira olduğu bilgisi internette ve çeşitli yerlerde gördüğünüz dolar/tl endekslerine dayanarak söyleniyor.

Bu endeksler piyasada doların kaç liradan alınıp satıldığının bir ortalaması baz alınarak güncelleniyor. Aslında ne alış ne da satış fiyatı değiller, çünkü alış ve satış fiyatları genellikle o değerden satışta daha yüksek, alışta daha düşük gerçekleşir. O değer ortalamadır. Stabil bir ekonomide gerçekten de alış ve satışlar bu ortalamaya çok daha yakın olur. İniş çıkışların yüksek olduğu bir ortamda ise alış satış değerleri endekste gördüğünüz ortalama değerden uzaklaşır.

Piyasada bankalar, döviz büroları, devletler arasındaki alışveriş, yerli yabancı insanların alışverişi ve çeşitli diğer tüm döviz alışverişi neticesinde gerçekleşen pazarlıklarla arz talep dengesi oluşur ve dövize değer bir verilir. Bireysel olarak biz bu dengeyi tek bir alışverişte değiştirecek güçte değiliz, elimizde pazarlık kozu yok. Kafanızı biraz bu karıştırıyor olmalı. Ancak çok büyük alışverişler gerçekleşiyor ve kurumlar arasında gerçekten pazarlıklar yapılıyor.

Alış ve satış kavramlarının anlamını teklifi yapan kişi veya kurumun konumu belirliyor. Eğer alış ve satış miktarından bahseden bir bankaysa orada alış bankanın sizden elinizdeki dövizi kaçtan almaya gönüllü olduğunu, satış ise size kaçtan satmaya gönüllü olduğunu söyler.

Merkez bankası satış rakamı, merkez bankasının, talep edenlere elindeki doları kaçtan verdiğini belirtir.

Evet siz de Euro satacaksanız, satmak istediğiniz yerin sizden elinizdeki Euroyu kaçtan satın almak istediğine bakarsınız, yani alış değerini baz alırsınız. Ancak bu alış değeri bankadan bankaya değişeceğinden somut bir dayanak olması açısından yine de endekslerde görülen değer neyse "euro şu kadar olmuş" dersiniz.

Ayrıca endeks değeri size pazarlık şansı da verir. Örneğin endeks euro 40 lira diyorsa ancak banka alış değeri 35 liraysa, siz daha yüksek bir değer önerebilir veya başka bir bankaya gidebilirsiniz. Bu size bir dayanak olur. Piyasa ortalamasını görüp, ortalamanın ne kadar aşağısına razı olabileceğinizi planlayabilirsiniz. Ya da olmaz ama, ortalamanın daha üstüne euro alan bir yere denk gelip hiç kafa yormadan orada işlem yapabilirsiniz. Bir gösterge, bir kıyas yapma aracı olur sizin için.
0
akhenaten
(18.03.25)
Baz alinan kur alim-satim isleminin gerceklestigi kurdur.Eger alim satim gerceklesmemisse oyle bir kur yoktur.ALim satim islemi gerceklestigi kur belirlendikten sonra her bir ticari kurum kar payini da ekleyerek bu baz kurdan biraz yuksek ve biraz dusuk noktada kendi alim satim noktalarini ilan eder.
0
turkuaz
(18.03.25)
(10)

Bir insan nasıl aç halde 60 gün yaşar

trablon
netten baktığıma göre insan su olduğu taktirde yaklaşık 50-60 gün aç yaşayabileceği yazıyor da benim aklım almıyor 1 gün aç kalsam nevrim dönüyor ve sadece ama sadece NASIL!? diye soruyorum.
netten baktığıma göre insan su olduğu taktirde yaklaşık 50-60 gün aç yaşayabileceği yazıyor da benim aklım almıyor 1 gün aç kalsam nevrim dönüyor ve sadece ama sadece NASIL!? diye soruyorum.
0
trablon
(16.03.25)
Nevriniz döne döne yaşıyorsunuz işte, hayatta kaldığınız müddetçe nasıl olduğunun bir önemi yok bu tarz ölçümlerde. Rahat rahat ortalıkta dolaşılıyor sanmayın. Son günlerde zaten ufacık kalıyorlar.

Bu arada 50-60 günlük süre temel işlevleri devam ettirecek kadar besin almakla mümkün, şekerli su vs.

Eğer tamamen hiç besin almazsanız 7 gün içerisinde ölüyorsunuz.
0
akhenaten
(16.03.25)
emin misin 7 diyen hiç bir yer göremiyorum.
0
🌸trablon
(16.03.25)
Beyin ve sinir sistemi için kaslar glikoza çevrilerek beyni hayatta tutuyor, yağlar da içorganların çalışması için gerekli enerjiyi üretiyor ama kasların üçte ikisini kaybedince ölüyorsun zira beyni besleyememeye başlıyorsun, bu da ortalama 2 aya denk geliyor ama üçte birini ilk haftada kaybediyorsun, sonra sistem enerji döngüsünü kısıtladığı için üçte birlik kısmını daha düşük düzeyde kullanıyor, yani ilk üçte birlik kısmı ilk haftada tüketirken üçte birlik diğer kısımla 5-6 hafta idare edebiliyor ama ilk aydan sonra beyinde kalıcı hasar oluşmaya başlıyor, yani hayatta kalsan bile yaşamsal faliyetlerinin büyük bir kısmını ikinci ayın içinde kaybediyorsun, sonra da ölüyorsun işte enerji yok çünkü bazal metabolizman 150 kaloriye falan düşüyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.03.25)
insanın ölmesi gerçekten çok zormuş be.2 ay aç kalmak da nedir yahu .bu hayat bir cehennem.
0
🌸trablon
(16.03.25)
@trablon evet dediğiniz gibiymiş, ben bu muhabbeti yıllardır susuz 3 suyla 7 gün diye hatırlıyorum ama öyle değilmiş.
0
akhenaten
(16.03.25)
Yalan haberler bunlar.
0
feastofthedamned
(16.03.25)
"Kimse açlıktan ölmez" sözü biraz buna atıf; sistemde enerji üretecek çok mekanizma var, hatta uzayan açlıkta lenf sistemindeki proteinler kullanılmasa ve bağışıklıklığı koruyan T hücreleri yok olmasa vücut yağlarından üretilen ketonlar beynin şeker ihtiyacını karşılayıp beyni hayatta tutabilir ya da yağlardan çözünen gliserolu karaciğerde glikoza çevirip beyne gönderebilirsin, glukoneogenez sayesinde bunlar mümkün, hatta bir insana günlük 100 gram glikoz ve biraz tuzlu su veririp başka hiçbir şey vermezsen birkaç sene hayatta tutabilirsin, yani bitki modunda olur ama yaşar ama böyle bir şey yoksa kasları kaybedince ölüyorsun.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.03.25)
merhaba. bu jainizm, budizm gibi asya öğetilerinin takipcilerinde "ben 16 yaşımdan beri yemek yemiyorum ulan" iddiaları hep var. bizim mesnevilerin çilehane'de bir kuru ekmek, bi tas su geyiğinin temelleri.

Shri Hansratnavijayji Maharaj Saheb (423 gun yememiş)

Prahlad Jani (bu cocukken yemiş, bırakmış son 70 yıl falan)

yersen.

maneviyat azizim, insanın içinde olacak.
0
libertine
(16.03.25)
50-60 günü bilmem de 1 gün sonra nevrin dönüyor ya ondan sonra yemek yemezsen bir süre sonra vücut salgıları vb değişiyor ve nevrin dönmüyor. Hatta açlık hissiyatı bile azalıyormuş.
0
hebanon
(16.03.25)
destekli cevap istersen:

Tipik, iyi beslenmiş ve 70 kilogram (154 pound) ağırlığındaki bir erkek, teknik olarak 1 ila 3 ay arasında hayatta kalabilmesi için yeterli kaloriye sahiptir.

Ancak, açlık grevlerine katılmak için gönüllü olarak yemeyi bırakan kişiler, 45-61 gün sonra hayatını kaybetmişler. Bu da bir kişinin 3 ay boyunca hayatta kalmasının pek olası olmadığını göstermektedir. - www.bmj.com

www.medicalnewstoday.com
0
ermanen
(16.03.25)
(10)

Haklı mı?

Mirket
https://x.com/gercekgundem/status/1900560438502334469
0
Mirket
(14.03.25)
Bu senelerdir söylenen tartışılan bir konu zaten.

Beni en dehşete düşüren yorum gezi olayları sırasında bir çevre mühendisinin yaptığı şu aciklamaydi;

"İstanbul'da bi deprem olsa Mecidiyeköy'den Karaköy'e kadar insanların kendilerini atabilecekleri cikabilecekleri bir açık alan, meydan yok."

Yani minumum bina yıkılsa hatta hiç bina yikilmasa bile olusabilecek koasu özetleyen bir tespit.
0
makbur
(14.03.25)
şengörün açıklamalarına bağlı bir şey değil bu.
yıllardır söylenen bir şey.
Biraz kâr yağdığında veya sağanak yağmurda alt üst olan şehir için 6 ve üstü şiddette depremin sonuçlarını düşünmek istemiyorum.
0
diyecevaplandı
(14.03.25)
hakli mi diye sordugunuz insan bir jeolog. konu da deprem. biz hakli ya da haksiz tartismasini nasil yapabiliriz ki? ayni seviyede degiliz.

yagma vs kismi onun öngörüsü ama neden olmasin. insanlar hayatta kalmak icin her seyi yapar. su an yasayan herkesin atalari sartlar olustugunda hirsiz, katil ve bencil olmuslardir. bu yüzden hayatta kalabilmisler zaten.
insanlarin panige kapildiginda kendilerini düsünürken yapmayacagi sey yok. bunu tarihte görüyoruz.

ben yapmam yhaa demek cocuksu bir hayalcilik. hepimizde o potansiyel var. yeter ki sartlar olussun.
0
sonsuz
(14.03.25)
Haklı mı sorun muhtemelen bilimsel konularla alakalı değil diye düşünüyorum o sebeple o kısmı es geçiyorum; yangınlar yağmalar kesinlikle olur bana kalırsa ve bunu engelleyebilecek bir teşkilatlanma olduğunu da düşünmüyorum. İstanbul Kadıköy’de (Moda) “durup dururken” yıkılan binadan bile bir şeyler koparabilir miyiz diye dört dönen çakallar oldu. Moda’da bile doğa felaketi olmayan olayda bu oluyorsa muhtemel bir büyük depremde millet birbirini keser yer bence.
0
vedatchilipeppers
(14.03.25)
Konu çok depremle ilgili değil aslında, sosyal bir sorundan, insan davranışlarından bahsediyor. Çok kendi alanında konuşuyor sayılmaz. Doygunluk ayarı aşırı artırılmış fotoğraflar gibi geliyor bana bu tarz sözler.

İstanbul'da büyük bir deprem olması halinde işlerin hiç de kolay olmayacağı ortada.

Ama bizde her şey son noktasına kadar abartılıyor, sonra insan gerçekte olana şaşırıp tepki vermek yerine "o kadar da değilmiş" deyip yatışıyor. Profesöründen köylüsüne çok büyük ölçüsüzlük sorunumuz var bence. Her şey sansasyon.
0
akhenaten
(14.03.25)
İzmir depreminde birkaç apartman yıkılmış ama şehir trafiği felç olmuştu. İstanbulda bir arterin kaza vs ile trafiğe kapanması sonucu trafiğin zincirleme olarak nasıl aksadığını herkes yaşayarak görmüştür.
Konutların yüksekliği, sokakların darlığı, şehrin üst üsteliği hep beraber düşünüldüğünde her sokaktan sadece bir ev yıkılsa bile şehir ulaşımının felç olacağı aşikar.
Bu durumda güvenlik için kolluk, arama kurtarma için yardım ekibi beklemek hayalcilik olacaktır.
İnsanın demeyeyim ama insanımızın doğası da herkesçe malum olduğuna göre Deprem gözönüne alınıp ev ararken, yıkılmayacak binadan ziyade, şehir dışına ulaşımın daha mümkün olan alanların tercih edilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Doğru mu derken söyleyeyin uzmanlık alanını sorgulamak değildi maksadım. Güvenlik ve yardım konusu gerçekten önemli İstanbul için.
0
🌸Mirket
(14.03.25)
Sonsuz +1 bence hocam az bile söylemiş
0
mirty
(14.03.25)
Bu adam depremin şiddetinden, etki alanından konuşursa dinlerim, deprem sonrası toplumda oluşacak kırılmalardan bahsederse dinlemem.
0
sekizdokuzon
(15.03.25)
1,5 milyon nüfuslu ve ilçeleri birbirine uzak Hatay'daki ve Kahramanmaraş'taki yağmalamaları düşün, bir de tam şu anda sınırları içerisinde yaklaşık 25 milyon insan olan kesintisiz devam eden ilçeleri ile yaşanacak olayı düşün. Sosyal medyada deprem olunca İstanbul'u işgal edeceklerini iddia eden çöp kovalarını çok ciddiye almaya gerek yok ama hazırda şu an İstanbul'da çeşitli suçlar işleyenler ilk 3 gün polis gözetimi yetersiz kalınca Kocaeli depreminden beter ederler.

Sadece Türklerden oluşan ve görece daha az nüfuslu olsaydı başka şeyler söylenirdi belki ama onda bile daha az olurdu derim, hiç olmazdı diyemem. Şu an kaç milyon tane kayıt dışı, ne olduğu belirsiz tip var. Bugün videonu çeken, taciz eden, yakalanmaktan korkunca başını taşla ezen, gasp eden tipler depremden sonra kardeşlik ve barış üzerine mi hareket edecek.
0
nawar
(15.03.25)
Guvenlik, polis, yardim diyenlere cok sasiriyorum acikcasi, istanbulda olan bu insanlarin tamami depremzede olacak zaten, onlari unutun. Sehre giris cikis muhtemelen imkansiz olacak, dis ilceler belki (diger illerden gelen ekipler olursa), ancak 'ic ilcelere' enkazdan girilmeyecek. Yani ciddi bir deprem olursa ben istanbul'da korkunc bir manzara olacagina inaniyorum, hayatta kalsaniz, elinize iki litre su gecse onu almak icin adamim biri gelip sizi gayet oldurebilir, kimse de bir sey yapamaz, herkes kendi caninin derdinde olacak. O Hatay'da filan gordugunuz dayanisma manzaralari filan, Istanbul'un ayakta kalmasindan oluyor, izlediginiz televizyonun yayinini yapan yer de yikilmis olacak muhtemelen zaten, ya da yayini yapan kisi depremzede olacak.
0
kassiopeia
(15.03.25)
(4)

Marş yaparken debriyaja basmak

angina pektoris
Manuel vitesli bir araçta, vites boşta olduğu halde marş yaparken, debriyaja basmak; marş motorunun ve/veya başka bir mekanik aksamın yükünü azaltır mı?
Manuel vitesli bir araçta, vites boşta olduğu halde marş yaparken, debriyaja basmak;
marş motorunun ve/veya başka bir mekanik aksamın yükünü azaltır mı?
0
angina pektoris
(14.03.25)
Yani uzmanı değilim ama debriyaja basmadığınızda debriyaj sistemi birleşik durumda olduğundan krank milinden şanzımana kadar giden bütün mekanizma marşla birlikte harekete geçmek durumunda kalıyor. Bu da ister istemez marş motorunun yükünü artırır. Bunun etkisi nedir bilemiyorum gerçi. Debriyaja basarsanız marş motoru volana kadarki kısmın yükünü taşıyor sadece.
0
akhenaten
(14.03.25)
yaaani, minimal bir hesap yapmak gerekirse akhenaten'in dediği gibi bir durum olabilir.

ama marş motoru zatenvolanla birlikte krank milini ve krank miline bağlı olan pistonları çeviriyor. öteki tarafta debriyajın diğer ucu şanzıman zaten, o da boşta. arada debriyaj balatası ve vites dişlisine kadar bir tane çubuk var fazladan çevirdiği.

çok çok az bir etkisi vardır anca.
0
kibritsuyu
(14.03.25)
Debriyaja basın. Balatada sorun varsa veya incelmişse krank miline dengesiz yük bindirir, motor tam yağlama durumuna geçmediğinden orta vadede gezinti ayı arızası oluşur. Gezinti ayı tek başına da arıza vermez, krank milini yer veya çizer. Ya krank mili değişir yada mil rektefiye edilir. Her iki durumda maliyetlidir.
0
krtkartal
(14.03.25)
Evet azaltır
0
mirty
(14.03.25)
(17)

32 yaşında kan grubunu bilmeyen insan hakkında ne düşünürsünüz?

tahirkemalbozoglu
Sb
Sb
0
tahirkemalbozoglu
(14.03.25)
Kırsaldansa pek sorun değil, şehirdense bilmemesi çok zor.
Ya da kan vermekten çekindiği için bilmediğini söylemişte olabilir.
0
diyecevaplandı
(14.03.25)
Ehliyet çipli kimlik için falan da istemiyor mu ağa. İlginç
0
anon1m
(14.03.25)
Ehliyeti, arabası ve sonuç olarak manitası yoktur diye düşünürüm.

Şaka bir yana acil kan ihtiyacı olan biri için ya da kendi ihtiyacı için bilmesi önemli. İllaki bir gün lazım olur.
0
Cesario
(14.03.25)
Hiç bilmemek çok zor gerçekten ama başıma biraz tuhaf bir durum geldi kan grubuyla ilgili. Yıllarca yanlış biliyormuşum :)

a rh(+) biliyorduk. Bir gün ani bir şekilde ameliyat olmam gerekti ve doktorun operasyon öncesi hızlıca istediği tetkiklerde hazır bakıyorken kan grubuna da bakalım demişler ve o günden beri a rh(-) olduğumu biliyorum. Daha önce yapılan her türlü testte a rh(+) çıkıyordu mesela.
Doğum belgemi saklıyor ailem ve orada, eski kimlikte ve ehliyette de pozitif yazıyordu. Doktorun söylediğine göre sanırım değişebilme ihtimali varmış çok nadir de olsa ve benim başına gelmiş :)
0
ezkaza
(14.03.25)
bunu bilinç seviyesi düşük insanlar bilmez ve umursamaz. yaşı da önemli değil. aşırı muhafazakar aileler hamilelik sürecinde doktor kontrolüne bile gitmiyor. ne cinsiyetini ne sağlığını umursuyorlar. allahtan geliyor deyip müdahale etmiyorlar.
0
mikahakkinen
(14.03.25)
hiç bir şey düşünmem, garipmiş der geçerim
0
zemberek
(14.03.25)
Ehliyet falan denmiş ama kan grubunu bilmeyen 13-14 yaşındaki şehirde yaşayan ortalama sosyoekonomik durumdaki çocuğu bile garipserim.
0
nundu
(14.03.25)
zemberek +1

ama aklıma şu soruyu getirdi, şu ana kadar kan grubunuzu biliyor olmanız gereken ne oldu?
0
kisa
(14.03.25)
cahil ve mutlu. hiç olmadı kan arayan biri için düşünürsün verebiliyor muyum diye
0
ala09
(14.03.25)
Köylü olduğunu düşünürüm
0
abelardo
(14.03.25)
bisey dusunmem.

hic ihtiyaci olmadiysa normal.
0
buenosdias
(14.03.25)
mağarada yaşıyorsa birşey düşünmem
0
my fault
(14.03.25)
ben yargılamam. abd’de kimse bilmez kan grubunu. arkadaşlarıma sorduğumda bu bilgiye sahip oluşuma şok geçirmişlerdi.

bizde her zaman ihtiyaten kontrol edilir. çünkü sisteme kayıtlar girilirken hata yapılmış olması ihtimali çok yüksektir.
0
federer
(14.03.25)
Tek başına bu olay için sadece şaşırırım ama olumsuz görebileceğim başka şeyler de çıkarsa bu olayın o olumsuz hisleri güçlendirici etkisi olur.

Yukarda sayıldığı gibi belli bir yaşa gelmiş insanın kan grubunu öğrenmesi için birçok durum ortaya çıkmıştır ve büyük ihtimalle de birden fazla kere kan grubu belirlenmiştir zaten. Ancak elindeki kağıtlara bile bakmamış olmalı. Hiçbir şey olmasa dahi insan merak eder yine öğrenir :D Benim için fazla umursamaz.
0
akhenaten
(14.03.25)
hiç bişi? önemi yok ki benim için bu bilginin? aa sen rh+ misin arkadaşlık yapamam seninle kusura bakma mı direceğim?
0
selam
(14.03.25)
almanya'da yasiyorum burada oyle tipler cok. ehliyete falan gerekmiyor. kan grubunu bi sekilde ogrenme geregi hic duymamis oluyorlar.
0
bohr atom modeli
(14.03.25)
bilmeyebilir, unutmuş olabilir normaldir.
kimliği yanında olduğu sürece bir sorun olmaz.
0
durbidakka
(14.03.25)
(15)

Türkçe bilmeyen birini en şok edecek Türkçe kelimeler neler?

ermanen
Türkçe bilmeyen birini en şok edecek Türkçe kelimeler hangileri?Sebepleri farklı olabilir:- okunuşu garip gelebilir- komik olabilir- başka dilde benzer anlam taşıyabilir- başka dilde benzer kelime veya okunuşu olabilirher türlü örneğe açığım.bize bile garip gelebilecek Türkçe kelimeler vardır tabii.
Türkçe bilmeyen birini en şok edecek Türkçe kelimeler hangileri?

Sebepleri farklı olabilir:
- okunuşu garip gelebilir
- komik olabilir
- başka dilde benzer anlam taşıyabilir
- başka dilde benzer kelime veya okunuşu olabilir

her türlü örneğe açığım.
bize bile garip gelebilecek Türkçe kelimeler vardır tabii.
0
ermanen
(13.03.25)
İnsan yiyen=Yamyam. Kulağa yummy gibi geliyor.
0
ruhen hastayim ben
(13.03.25)
Şafak isminde olmak.
0
runaway
(13.03.25)
bende beni de şok eden birkaç hikaye mevcut.

eksisozluk.com

başka bir kişisel hikaye olacak ama bir vakit alan isimli dingiliz bir beyefendi ile birlikteydik. bana da kargo gelmişti. "alan janderzel zartanyan" yazıyor üzerinde ve masamda duruyordu.

geldi bu. neden orada benim ismim yazıyor diye sormuştu. işin tuhafı alan kelimesi yerine alıcı kullanılır değil mi?

eski eti nero da büyük olay olmuştu yine bu ejnebi tayfa arasında. en çok fotoğrafı çekilen abur cuburdu eskiden.

çalıştığım bir firma adının anatolia minerals olmasından ötürü am diye logo yaptırmış ve tüm belgelerde kısaltma olarak kullanıyorlardı. presidentlerden birine söyledim. bir daha görmedik o kısaltmayı. uzun uzun yazdık firma tekrar satılıp ismi değişene kadar.

şu alan bey bir de müge ismini "müyc" diye telaffuz ederdi.
0
janderzel zartanyan
(13.03.25)
Goygoy

Çemkirmek

Dırdır
0
gilbeys
(13.03.25)
Bir kısmı Türkçe değil ama bizim de kullandığımız bazı isimler duyunca ya da okuyunca şaşırtıyor

Yazılışı sebebiyle; Nigar, Togay, Tugay, Ufuk, Engin, Can, Baran, Buse

Okunuşu sebebiyle; Asım
0
akhenaten
(13.03.25)
sok eder mi bilmiyorum
rus arkadasim icin; dis fircasi, muz-buz-tuz gibi benzer olanlar
fransiz,; mert
alman; beste, figen
0
spherical
(13.03.25)
internette bir adam cumhuriyet kelimesine çok gülmüştü. ingilizce kapsamında.
0
ya ben lan neyse
(13.03.25)
isim acisindan dusunulurse almanlar icin "şule" (okunusu okul demek) ve "türkay" (okunusu turkiye demek) isimleri karmasa yaratabilir
0
emrahday
(13.03.25)
isim olarak Ufuk
yer adi olarak Batman
0
cooperr
(13.03.25)
Niğde, rusçada no where gibi birşey
0
Ley
(13.03.25)
Şok denemez ama bir japon hapşurduktan sonra sen de gör dendiğinde 'send a girl' olarak algıladığını ve neden öyle dendiğini anlayamadığını söylemişti.
0
(14.03.25)
horlamak, hapşurmak, öksürmek, öğürmek, havlamak, miyavlamak gibi asıl sesinden türetilmiş kelimeler. bir adı vardı da buların hatırlayamadım.
0
ground
(14.03.25)
🌸ermanen
(14.03.25)
rus: kulak
0
hay sikfuck
(14.03.25)
menemen. bu cok gulduruyor yabancilari. ingilizce'de "man a man" gibi

Mine ismi olabilir. ingilizce'de "mine", benim veya mayın demek

Samsun ili "Samsung" gibi algılanır
0
🌸ermanen
(14.03.25)
(11)

Bilinen Fransızca şarkılar var mı?

michael_knight
Selamın Bonjour,Fransızca öğreniyorum. Önceden dinlediğim, duyduğum şarkıları dinlemenin kulak dolgunluğu için faydalı olacağını düşündüm.40 yaşlarında bir Türk hangi fransızca şarkıları biliyor olabilir?Çok az şarkı bulabildim. Birkaç Zaz şarkısı ve bana kitap al dışında bir şey gelmiyor aklıma. Ge
Selamın Bonjour,

Fransızca öğreniyorum. Önceden dinlediğim, duyduğum şarkıları dinlemenin kulak dolgunluğu için faydalı olacağını düşündüm.
40 yaşlarında bir Türk hangi fransızca şarkıları biliyor olabilir?

Çok az şarkı bulabildim. Birkaç Zaz şarkısı ve bana kitap al dışında bir şey gelmiyor aklıma. Gerçi aklıma gelse de isimlerini hatırlayamam.

Bir de çok basit Fransıca kullanan güzel şarkılar var mı aklınıza gelen? Çocuk şarkısı değil de mesela "Pantolonunu sevdim, çıkar onu bebeğim, hadi gel bize gidelim" gibi sözleri aşırı basit ama melodisi yakalayan şarkılar vardır belki.

Şimdiden mersi :)
0
michael_knight
(13.03.25)
www.youtube.com

www.youtube.com

la vie en rose var bir de
0
elorelia
(13.03.25)
"Stromae - Alors on danse" ilk aklima gelen sarki, kulaga fransizca geliyor, ne kadar kolaydir bilmiyorum. 36 yasinda biri olarak biliyorum. Bir de belki Khaled'in sarkilarinda fransizca olabiliyor. "C'est la vie" sarkisinin nakarati fransizca sanirim.

Aklima bir tane standart fransiz gelmedi. Fransa'da yasayan birileri var burada, cok hizli yazarlar duyurulara.
0
mbond
(13.03.25)
la boheme
0
deartheodosia
(13.03.25)
Lara Fabian - Je T'aime aşırı meşhur.
Edith Piaf şarkıları bayağı meşhur.
Noir Desir - Le Vent Nous Portera duymamış olamazsınız.
Stromae - Papaoutai e yani.
Le loup, le renard et la belette - Manau

Çocuk şarkısı isterseniz de
Sur le pont d'Avignon
0
charbiel
(13.03.25)
Büyük ihtimalle bütün enrico macias şarkıları, özellikle de l'oriental albümü.

Adieu mon pays
Les filles de mon pays
Oh guitare, guitare
...

Bonus olarak ajda pekkanın fransızca şarkıları mesela viens dans ma vie
0
akhenaten
(13.03.25)
Çok basit kısmını bilmem ama telaffuzu güzel duyulan, anlaşılabilir olduklarını umuyorum :)

youtu.be (Slimanecığımın hakkını yediler...)
youtu.be
www.youtube.com
youtu.be (40 yaşındakiler olarak Celine Dion'u biliriz bence?)
0
kobuzchu kiz
(13.03.25)
Dönem dizisi klasiği olarak "Une belle histoire" geldi aklıma
0
aslanim giralicam
(13.03.25)
Noir Desir'in Des Visages des figures albümü.
0
Amaranta ursula
(13.03.25)
riff cohen dans mon quartier 40 bilir mibilmiyorum da turkcesi yapildigi icin asina gelebilir
0
ala09
(13.03.25)
La femme diye bir grup var bilen bilir
0
sonsuz
(13.03.25)
Arkadaşlar çok teşekkürler,
Çok güzel ve yerinde önerilerde bulunmuşsunuz.
0
🌸michael_knight
(17.03.25)
(10)

Yeni başlayanlar için alzheimer

tiredofwaiting
Çok değer verdiğim akrabama alzheimer başlangıcı teşhisi kondu. Ancak yanında vakit geçirince anladım ki başlangıç değil baya baya birşeyler silinmeye başlamış. Son bir haftada yaşadıklarımız aşağı yukarı özet:1. Her gün her saat kullandığı telefonunun ekran kilidi şifresini unuttu.2. Kredi kartının
Çok değer verdiğim akrabama alzheimer başlangıcı teşhisi kondu. Ancak yanında vakit geçirince anladım ki başlangıç değil baya baya birşeyler silinmeye başlamış. Son bir haftada yaşadıklarımız aşağı yukarı özet:

1. Her gün her saat kullandığı telefonunun ekran kilidi şifresini unuttu.
2. Kredi kartının şifresini unuttu ve kredi kartı kapandı.
3. Kapanan kredi kartının kapandığını unuttu ve kullanmaya devam etmeye çalıştı.
4. Cüzdanını gittiği mağazada unuttu.
5. Gözlüğünü kaybetti ve uzun aramalar ardından bulduk.
6. Anlatılanları ve yapılan planları karıştırıyor.

Şimdiii, hali hazırda kullandığı bir ilaç var ama onu da unuttuğu için düzenli almıyor sanırım. Ne yapalım ki en azından günlük işlerini halledebilsin, ya da büyük zararlardan korunsun. Aklıma yangın alarmı geliyor ev için, başka ne yapılabilir?
0
tiredofwaiting
(13.03.25)
Yalnız mı yaşıyor?
Kendisi için aklıma gelen tek şey takip edebileceğiniz bir düzenek. Akıllı saat, telefon vs. Bilemiyorum.

Ama. Birlikte yaşadığı biri varsa acilen psikiyatrist ile görüşmeli çünkü birlikte yaşayan kişi için hayat çok zor bir hale geliyor.
0
kisa
(13.03.25)
Yalnız yaşamıyor ama enişte de yaşlı, yani birbirine emanetler gibi bir durum var ama çok da değiller:/
0
🌸tiredofwaiting
(13.03.25)
hiponatremi (sodyum eksikliği) öncesi babamda da buna benzer semptomlar vardı. biz de alzheimerden şüphelenmiştik ama sodyumu düşük çıktı. alzheimer değildir demiyorum ama kontrol edilmediyse yine de bir kontrol ettirin.
0
inheritance
(13.03.25)
İsim, telefon bilgisi olan bir bileklik takılabilir. Bazen evin yolunu umutabiliyorlar.bir de air tag gibi bir şey sizin izlemenizi kolaylaştırabilir.
Telefonuna alarm kurarak ilaçlarını hatırlatabilirsiniz.
0
strawberry first
(13.03.25)
Alzheimer hep unutkanlıkla ilişkilendiriliyor ama beynin yavaş yavaş ölmesi aslında. Bir süre sonra hastanız temel ihtiyaçlarını kendi karşılayamamaya başlayacak. Tuvalete gidemeyecek, banyosunu tek başına yapamayacak, yemeğini kendi yiyemeyecek, muhtemelen denge sorunları yaşayacak.

Önce çocuklarının, yoksa yakın akrabalarının hastalığın evreleri hakkında bilgi almasını sağlayın. Sonra da eve yardımcı alınması, akrabaların dönüşümlü bakması, eve yatılı bakıcı alınması, bakım yurdu gibi seçenekleri hastanın hangi evrede hangi yetilerini kaybedeceğini de düşünerek şimdiden gözden geçirin.

İki yaşlıyı tek başlarına bırakmanızı tavsiye etmem. Şimdilik en azından birkaç günde bir akrabalarından biri evlerine uğrasın.
0
gnosis
(13.03.25)
Benim kayınvalide de alzheimer başlangıcı teşhisi kondu. Sürekli beyni meşgul edecek aktivitelere yöneltti doktor. Tabi kişinin istekli olması lazim.

Bulmaca, sarki ogrenme, dil öğrenme, evden çıkma, ortam değişikliği vs.
0
mirty
(13.03.25)
Başlangıçta ilerlemesini yavaşlatmak için gerekenler yapılmalı o konuda doktoru dinleyin. İlerleyince evden çıkması bile problem oluyor. Mesela anneannem bir noktada farklı şehirdeki bizim evimize gelince burası onun evi mi, bizim evimiz mi, ne zaman taşındık vs kafası aşırı karışmıştı. Sonra doktor başka yerlere mümkünse gitmesin dedi kendi yazlık evlerine bile hiç gidemeden vefat etti yazık. O şekilde zamanla kötüleşerek yıllarca yaşadı tabii ama bir noktada eve bakıcı alma fikri de şimdiden aklınızda olsun. Ayrıca kendisi evliyse eşiyle yaşıyorsa onun da psikolojisini zaman içinde kontrol etmek gerek. Bol şifa diliyorum.
0
nhk ni youkosu
(13.03.25)
Beyni çalıştıracak aktivite denilmiş. Ben de uzun uzun alzheimer forumlardında bu konuyu araştırdım. Beyni çalıştıran en iyi aktivite konuşmak, sohbet etmek, sosyallik. Sosyal insanların alzheimer olma olasılığı daha düşük. İnsana insan lazım.

Bir de hareket etmek. Eğer hasta hareketsiz bir yaşam sürüyorsa hastalığı çok hızlı ilerliyor. Bu yüzden yaşlıları eve kapatmak, kendi haline bırakmak iyi değil.
0
gnosis
(13.03.25)
Yukarda hastalığın ileri evreleriyle ilgili söylenenleri ben de yaşadım dedemde. Alzheimmer insanlar arasında sadece unutkanlık olarak biliniyor ancak durum gerçekten çok daha farklı. Hem hasta hem de çevresi için yıpratıcılığı hat safhada.

Bu açıdan eğer hastaya bakabilecek ölçüde fiziken sağlıklı biri yoksa profesyonel bakım ciddi şekilde düşünülmeli. Bunlar nedir nasıl sağlanır detaylarını bilmiyorum ancak vurgulamaya çalıştığım nokta bu kişi 7/24 bakıma ihtiyaç duyacak ve bu bakım klasik bir yatan hastaya hasta bakıcı gibi bakmanın ötesinde, bir çocuk bakımı gibi olacak. Haliyle hastaya göz kulak olabilecek kendisi de bakıma ihtiyaç duymayan birinin önemini ne kadar vurgulasam az olur.

Şu aşamada yapılacaklardan biri, yukarda söylenenlere ek olarak, bir şeyleri unuttuğunda bu unutkanlığı yüzüne çarpmayın, özellikle eşi bunlara sinirlenmemeli, bıkkınlık belirtilerini elden geldiğince bastırmaya çalışmalı. Hasta bu konularda olumsuz tepki gördükçe duygusal olarak daha dengesiz hale geliyor, her şey daha çok zorlaşıyor. Geçmiş olsun.
0
akhenaten
(13.03.25)
çok geçmiş olsun.
bu zor bir durum ve herhangi biri değil de bu konuda tecrübeli bir bakıcıya ihtiyaç var. artık kendi başına yaşayamayacak duruma gelmiş görünüyor.

bir de altın ve gümüş suyu tüketiminin (karıştırılarak) alzheimerı azalttığını okudum ama şahit değilim.
0
janderzel zartanyan
(13.03.25)
(8)

satılık mumya :)

selam
şimdi haberlerde gördüm adamlar mumya bulmuş satmaya çalışıyor. böyle bişiyi kendi tapulu arazinde buldun diyelim, satmak yerine orayı müzeye bişiye dönüştürsen daha fazla para kazanmaz mısın? en azından uzun yıllar boyunca kazanç garantisi var. ne bileyim mesela göbekli tepenin arazi sahibi herhald
şimdi haberlerde gördüm adamlar mumya bulmuş satmaya çalışıyor. böyle bişiyi kendi tapulu arazinde buldun diyelim, satmak yerine orayı müzeye bişiye dönüştürsen daha fazla para kazanmaz mısın? en azından uzun yıllar boyunca kazanç garantisi var.

ne bileyim mesela göbekli tepenin arazi sahibi herhalde dünyanın en şanslı adamlarından biri olur böyle bişi varsa eğer, tüm ailesinin geliri garanti altında ziyaretçilerden dolayı.

yada yoksa da böyle bir kanun/düzenleme çıkartsalar daha mantıklı değil mi?
0
selam
(12.03.25)
Devlet yedirir mi dostum bunlari sana.

Yasaya gore Turkiyedeki tum tarihi eserler devlete ait. Ozel mumkunde bulunmasi farketmez devlete teslim etmek zorundasin. Etmezsen suc. Teslim edersen de devlet odul veriyor. Bulunan tarihi eserin niteligine gore %10 dan %40 a kadar odul alirsin.

Bu yuzden millet bahcesinde gomu falan buldugunda devlete vermeyip el altindan satmaya calisiyor.
0
nuevo
(12.03.25)
Kültür varlıklarının korunması hassas bir konu. Arkeolojik kazılar oldukça maliyetli, arkeolojik kazılarda ele geçen materyalin çalışılması, depolanması süreçleri tamamen nitelikli iş gücüne bağımlı ve multidisipliner çalışma gerektiren konular.

Bireysel yatırımla üstesinden gelinebilecek bir iş değil. Bahçesinde arkeolojik materyal çıkan herhangi birinin arkeoloji, antropoloji, nükleer fizik (absolut tarihlendirme yöntemlerinin kullanılması için) yerine göre biyoloji, epigrafi ve açığa çıkan materyalin durumuna göre çok daha kompleks bir gruba istihdam sağlaması ve tüm sürece kaynak ayırması mümkün olmaz. İşin müzecilik tarafı ayrı bir bütün. Eserlerin konservasyonu, tasnifi, teşhiriyle ilgili gereklilikler çok çeşitli. Bunlar işin sadece bilimsel kısmı. Hukuki ve bürokratik konular apayrı bir sıkıntı.

Özelleşme daha büyük ölçekli şirketlerle sağlanabilir ancak konu özel sektörün çalışma geleneğinden çok farklı dinamiklere sahip. En başta şirketin gelirini ne oluşturacak? Müze gelirleri. E peki gelirinin ezici bir kısmını gişeden sağlayan özel şirket esas önemli olan bilimsel yükü ne kadar sağlıklı şekilde üstlenecek?

Arkeoloji müzeleri sadece eserlerin gezilip görüldüğü yerler değil aslında. Arkaplanda bir idari birim olarak çalışıyorlar. Bu müzeler üniversitelerin yürüttüğü kazılarda bakanlığı temsilen yer alıyor, koruma kurullarında üyeler bulunduruyor, bölgede gerçekleşen kaçak kazıları tespit etme ve gerekli hallerde acil kurtarma kazıları yürütme ve daha fazla pekçok işlevleri var.

Durum biraz karışık yani. Demek istediğim, müzeler antikacı dükkanı gibi çalışmıyorlar.
0
akhenaten
(12.03.25)
devlet kendi tarlana kuyu açıp çıkardığın suya sayaç takıyor :)
0
parka
(12.03.25)
Hukuken tapunuz varsa toprak sizindir.

Fakaat sadece toprağın üstü size ait. Toprağın altı sizin değil, devletin malıdır.

Gömülü birşey bulunca sizin olmaz. Toprağın altı devlete ait olduğu için, devlete ait bir metayı çalmış olursunuz.

Diğer devletlerde de böyle.
0
alfired
(12.03.25)
çıkartılan şeyler çanak çömlek gibi taşınabilir bir şey ise evet de göbekli tepe, bilmem kimin mezarı gibi taşınamaz bir şey ise?

o zaman gitti arazi :) ne üstünü ne altını kullanamaz oluyor insanlar, bu durumda da neden çıkanı satıp üstünü de kapatıp işine gücüne bakmasın ki.
0
🌸selam
(12.03.25)
tarihi eserin seviyesine gore degisir.

Milletten duymussundur burasi sit alani kazi yapilamiyor diye.

Devlet orayi sit alani ilan edip size birakabilir. Bu sit alanlarinin dereceleri var 1-2-3 seklinde. 1. derece sit alaniysa yapilasma yasak oraya ama daha dusukse varolan yapilara izin verip yeni yapilasmayi yasaklayabilir.

Ama mesela evinin altinda efes antik kenti cikarsa bu durumda arazi kamulastirilir. Devlet coker yani araziye. Sana da belirledigi rayic bedel kadar odeme yapar.
0
nuevo
(12.03.25)
@selam

Kültür varlıklarının satışı yasak, devlet bir ikramiye veya ödül de vermiyor aslında. Ödül konusu define statüsüne giren şeyler için geçerli, bunlar da son altı padişah dönemine ait nakit veya nakte çevrilmesi kolay olan maddi varlıklar için geçerli (sikkeler, mücevherler vs.) define tanımı için bkz. Define arama yönetmeliği madde 4-b

Aynı durum sadece kültür varlıkları için değil her türlü yeraltı zenginliği için geçerli. Arazinizden petrol bulursanız bunu istediğiniz gibi satamazsınız. Petrolün ya da diğer emtianın işlenmesi ve satışıyla ilgili hem çevre koruma tedbirleri anlamında düzenlemeler hem de uluslararası anlaşmalar var, arazi sizin ama olay beynelmilel.

Kültür varlığı özeline dönersek iyi niyetle "kaybolup gitmesinden daha mı iyi" diye düşünebilirsiniz ama bu yasalarla korunan şey eserlerin arkeolojik okunurluğu ve tarihsel değeri. Sistemli arkeolojik kazı yapılmadan çıkarılan eserlerin verebileceği tüm tarihsel veri silinmiş oluyor zaten. Ona bakıp "aa güzelmiş" demekten başka bir şey yapamıyorsunuz. Haliyle zarar zaten verilmiş oluyor kaçak kazı sonucu eser kontekstinden koparılınca.

Bu anlamda arazi sahibinin eserin üstünü kapatıp yokmuş gibi davranması zaten bildirmesi ihtimalinin dışında en iyi sonuç. Böylece arkeolojik kontekst daha onbinlerce yıl korunabiliyor.

Satmaksa suç çünkü tarihsel veriyi silmiş oluyorsunuz. O eseri toprak altından çıkarmak hiçbir açıdan veriyi kurtarmıyor. Bu konu çok yanlış anlaşılıyor. Siz cinayet silahını cinayet mahalinden alıp, alın işinize yarar diye polise götürürseniz bütün kriminal incelemenin içinden geçmiş olursunuz.
0
akhenaten
(12.03.25)
merhaba. uzun açıklamaları okumayan üşeneneler için konuyla alakalı uygulamalı bir örnek;

www.sozcu.com.tr
0
libertine
(12.03.25)
(4)

Basınçla sıcaklık ters orantılı değil miydi? O zaman bisiklet...

ya ben lan neyse
...pompasındaki hava sıkışınca neden ısınıyor?
...pompasındaki hava sıkışınca neden ısınıyor?
0
ya ben lan neyse
(10.03.25)
Değil. Basınçla sıcaklık artar
0
kisa
(10.03.25)
pv=nrt değil miydi formul.

p artınca t de artar formüle göre.
0
belkider
(10.03.25)
Avuç içine hohlayınca hava sıcak gelir basınç düşüktür, avuç içine üfleyince hava daha serindir basınç yüksektir

Pompadaki sıcaklık gazın basıncı yüzünden değil başka parçaların sürtünmesinden ortaya çıkıyordur belki
0
grimavi
(11.03.25)
Hayır değil, yüksek basınçta sıcaklık da yükselir. Birçok jeolojik süreç bu sayede mümkün oluyor zaten. "Yüksek basınç ve sıcaklık altında" kalıbını herhangi birisi çok kere duymuştur.
0
akhenaten
(11.03.25)
(2)

Yaya geçidi hakkında sorularım

marowak
Hastalığım sebebiyle ehliyet alamıyorum, trafik kurallarına pek hakim değilim ama bazı şeyleri yanlış bildiğimden şüphelenmeye başladım. 1-) Yaya geçidinden geçerken arabalar hızını kesmesin diye koşmak zorunda mıyız? Ben normal hızımda yürümeye devam ediyorum ama ezilme tehlikesi yaşadığım oluyor.
Hastalığım sebebiyle ehliyet alamıyorum, trafik kurallarına pek hakim değilim ama bazı şeyleri yanlış bildiğimden şüphelenmeye başladım.
1-) Yaya geçidinden geçerken arabalar hızını kesmesin diye koşmak zorunda mıyız? Ben normal hızımda yürümeye devam ediyorum ama ezilme tehlikesi yaşadığım oluyor. Kaldı ki koşarak geçsem bile 2 şeritli yolun ilk kısmını geçince diğer kısımdaki arabanın önüne birden çıkmış olacağım ve o adam dikkat etse bile beni ezebilir, yanlış mı düşünüyorum?
2-) Yaya geçidinin sonlandığı yere, yani kaldırımın dibine park etmek yasak değil mi? Sonuçta yaya geçidinde geçişi tamamlamak için oradan da geçmek zorundayız ama park halindeki araba geçişi tamamlamamızı engelliyor. Yasak ise fotoğraf veya video kaydı alarak nereye şikayet etmem en doğru sonucu verir?
3-) Her yaya geçidini gören kameralar oluyor mu? Yaya geçidinde olduğum halde yol vermek şöyle dursun, üzerime süren bir araba olduğunda tarih ve saat versem yol vermeyen araca ceza yazılır mı?
0
marowak
(09.03.25)
Işık olmadığı müddetçe yaya geçidi olan noktalarda geçiş hakkı yayada oluyor.

Kavşaklarda sağa ve sola dönüş kuralları içerisinde, dönüş sırasında dahi eğer girilecek olan yolda karşıdan karşıya geçen yaya varsa araç geçiş hakkını vermeye mecburdur. (Madde 102-a-5, b-4)

Yayalar karşıya geçerken yaya ve okul geçitleri ile kavşak giriş çıkışlarını kullanmaya, geçiş yapılacak yerde ışıklı işaret varsa bunlara, eğer ışıklı işaret levhası bulunmuyorsa yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne alarak uygun zamanda geçmek zorundadırlar. Eğer 100 metre yakında yaya, okul geçidi ve kavşak yoksa yine gelen araçların hızlarını gözeterek karşıya geçilebilir. Yayalar için özel olarak yapılmış alt veya üst geçit, yaya köprüsü veya yaya tüneli gibi tesisler varsa yayalar buralardan yararlanmak zorundadırlar.
(Madde 138 b-1, 2, 3)

Trafik yönetmeliğini açıp Yayalara yönelik kuralları okuyabilirsiniz aslında şuradan gideceksiniz;

www.mevzuat.gov.tr

Dokuzuncu bölüm: Yayalar, Hayvanla Çekilen veya Elle Sürülen Araçlar, Hayvan Sürücüleri ve Yarışlar Hakkında Kurallar (Madde 138'den başlıyor)

Bu arada kavşaklarda karşıya geçişler için bu kuralların uygulanması anlamında yaya geçidi bulunması zorunlu değil. Eğer siz ışıklı işaretçi olmayan bir kavşakta karşıdan karşıya geçecekseniz dönüş yapan araçların geçiş hakkını size vermesi gerekiyor. Kavşaklarda dönüş kurallarında yaya için geçiş hakkı verilmesi gerektiği söylenirken yaya veya okul geçitlerinden bahsedilmiyor zaten. Ayrıca yayalar için kurallardan bahsedilirken yaya ve okul geçidi ile kavşaklar arasında bir hiyerarşi belirtilmiyor.

Zaten hemen hemen her kavşakta yaya geçidi çizgileri oluyor ancak olmasa da durum bu. Yine de önemli olan kendi güvenliğiniz. Her zaman dendiği gibi trafikte haklı olmak her zaman hayatta kalmak anlamına gelmiyor.
0
akhenaten
(09.03.25)
1 nerede yaşıyorsun?
2 türkiyede kurallara uyan tanıdığın var mı?
3 yazılır.

burası türkiye demekten başka çarem yok.
0
mikahakkinen
(10.03.25)
(4)

Pokemon Card Koleksiyonunun Mantığı Nedir?

depresif çocuk
Yüzbinlerce dolara satılan kartlar var. Amaç ne burada?Bir de kolaylıkla replikası yapılabilecek veya bunu piyasaya süren kuruluş tarafından gizlice basılabilecek bir şey değil mi?
Yüzbinlerce dolara satılan kartlar var. Amaç ne burada?

Bir de kolaylıkla replikası yapılabilecek veya bunu piyasaya süren kuruluş tarafından gizlice basılabilecek bir şey değil mi?
0
depresif çocuk
(09.03.25)
en-m-wikipedia-org.translate.goog

about.bidsee.app:~:text=Koleksiyonculuk%2C%20bir%C3%A7ok%20ki%C5%9Fi%20i%C3%A7in%20kontrol,bir%20denge%20sa%C4%9Flamas%C4%B1na%20yard%C4%B1mc%C4%B1%20olabilir.
0
WithWorth
(09.03.25)
Koleksiyonculuğun yanı sıra bazı tablolarından da çok büyük meblağlara satılmasının sebeplerinden biri de alanında
eşsiz olması veya hobiyi/sanatı sevemem değil de kara para
aklamanın bir yolu olduğu söylenir.
0
diyecevaplandı
(09.03.25)
Koleksiyonculuk işte, bir topluluğu var. Aynı ilgi alanlarına sahip insanlar, birbirleriyle etkileşim içinde falanlar. Bak bende şu var falan diyorlar, nadir kartları görüp mutlu falan oluyorlar. Başka herhangi bir koleksiyonculuk türünden büyük veya küçük herhangi bir farkı yok. Sıfır.

Mesela neden eski para koleksiyonu değil de pokemon kartı diyebilirsiniz. Çünkü bu insanların ilgi alanı bu, eski para değil. Böyle mutlu oluyorlar :D

Kartları basan şirket de gizlice neden kart bassın ki? Kendi bindiği dalı kesmek olur bu. Hiçbir manası yok. Sahteleri de var zaten, ancak anlaşılıyor biliniyor. Tüm koleksiyon ürünlerinin sahteleri var.
0
akhenaten
(09.03.25)
Pokemon dünyadaki en büyük entertainment markalarından biri. Türkiye'de pokemon denince çizgi filminin ilk sezonu anlaşılıp 20 sene öncede kalan bi şey sanılıyor ama 1996'dan günümüze devam eden, oyunları, animesi, kartları, oyuncakları ve zibilyon çeşit lisanslı ürünüyle dehşet büyük bir marka. Bu büyük ekonominin bir parçası olarak da kart koleksiyonu açısından popüler. Aynı kartın farklı nadirliklerde varyasyonları oluyor ve nadirlik seviyesine göre fiyatlar inanılmaz artabiliyor. Bi de eski serileri falan da dahil edince çok katmanlı bir koleksiyon dünyası var.

Sahte kartların gerçeklerden ayırt edilme yöntemi var. Azıcık ilgilisi anlar hemen. Mesela Türkiye'de d&r'da kasa yanlarında satılıyodu paketler ve onlar fake'ti.
0
nundu
(09.03.25)
(2)

Hristiyan ilmihali

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
Hristiyanlığı tane tane anlatan eseri nereden bulurum?
Hristiyanlığı tane tane anlatan eseri nereden bulurum?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.03.25)
Yani dünyada bundan daha bol bir şey yoktur sanırım :D

Ancak esas soru, hangi hristiyanlık? Bu olay tam bir "rabbit hole" boşuna birbirleriyle savaşmıyorlar yıllar boyu.

Katolik, ortodoks ve protestanların bakış açıları, doğruları, yanlışları ve vurguladıkları şeyler çok değişiyor.

Katolikler merkezi yapılarından ötürü daha sistemli bu konuda. Katolik kilisesi kateşizmi veya katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri tam metin diye aratırsanız çıkar.

Diğerleri için durum daha karışık.
0
akhenaten
(07.03.25)
bana göre incil de başka bir masal kitabıdır ancak öğrenmek istiyorsanız "hristyanlıkta ilmihal filan yok tımam mı" deyip islam misyonerliği yapanlardan öğüt almamanızı önerebilirim. birçok türkçe ve yabancı kaynaklar mevcut. bazı kaynaklar bırakıyorum sizin için.

katolik ilmihali
www.vatican.va

ESV Bible with Creeds and Confessions
www.amazon.com.tr

Catechism of the Catholic Church
en.wikipedia.org

bible project
bibleproject.com

gotquestions
www.gotquestions.org
0
jepa
(08.03.25)
(6)

doğu'da olan olaylar nasıl batı medyasına düşüyor?

deartheodosia
örneğin kadın cinayeti. iran, türkiye ya da mısır. burada yaşanan bazı olaylar batı medyasına taşındığında daha çok ses getiriyor, bazılarını kimse duymadan kapanıp gidiyor. ülkelerde yaşayan gazetecilerin bağlantılarını kullanmasıyla mı oluyor? ölen kadınların sıradan yaşantıya sahip olduklarını dü
örneğin kadın cinayeti. iran, türkiye ya da mısır. burada yaşanan bazı olaylar batı medyasına taşındığında daha çok ses getiriyor, bazılarını kimse duymadan kapanıp gidiyor.

ülkelerde yaşayan gazetecilerin bağlantılarını kullanmasıyla mı oluyor? ölen kadınların sıradan yaşantıya sahip olduklarını düşünürsek.

anlatamamış olabilirim ama bazı olayların internette ses getirmesi bazılarının yerel kalması durumu nasıl oluyor?
0
deartheodosia
(06.03.25)
Batı medyası ve bağlı gazeteci veya yayın kurumları organize hareket ediyor sadece.
Burada haberin doğruluğu veya teyit edilmesi çok önemli değil.
Onlar için İslam'a karşıt bir algı oluşsun yeter.
Bazen İran'dan, bazen Afganistan'dan özellikle "kadın" konusuna değinilir. Zor hayat sürdükleri, her zaman işkence gördükleri sürekli anlatılır.
Ardından dünyadan BMye bağlı birimler, insan hakları izleme örgütleri, STK'lar açıklama yaparlar
Feminist hisler duygular ifadeler yeniden depreştirilir. Kapitalizm de bu sırada kendini gösterir ve acı/dram endüstrisi harekete geçerek bu konuların üstüne kitaplar yazılır, film çekilir, ödüller alınır reklamlar yapılır.
Durum bu .

ABD gibi ülkelerin ise Asya'yı Ortadoğu'yu ne tür karıştırdığından küresel medyada bahsedilmez.
Çünkü ABD, her zaman gittiği yerlere adalet eşitlik özgürlük barış götürmüştür(!) Kendi ifadeleri böyle.
Oysa Saddamı devirmek adı altında Irakta ABD askerlerinin kadınlara neler yaptıkları da ortada.
Afrika da şu an yeni yeni Fransa'nın o yıllar süren olumsuz etkisinden kurtuluyor.

Dünyada popüler olan bir çok şeyde küresel medyanın etkisi büyük.
Bu konu ayrı bir inceleme alanı.
0
diyecevaplandı
(06.03.25)
@diyecevaplandı, ikinci paragrafa tamamen katılıyorum. ama mesela mısır şeriatla yönetiliyor fakat karısını sebepsizce öldüren bir adamın cezası ne oluyor bilmiyorum. ne oluyor gerçekten? en son üniversite öğrencisi bir kız için evlilik teklifini reddettiği katiline idam kararı verilmişti ama aile içi şiddette durum ne? batı’nın kadın hakları konusunda daha hassas olduğu, kadınların bu tür olayları çok daha kolay bildirebildiği de aşikar. ve kıyaslandığında kadınlar doğu’da çok çok çok daha zor bir hayat yaşıyor, bu da gerçek.

bir kadın şimdi kanada’ya mı gitse daha güvende olur, pakistan’a mı? soru da bu değildi ama teşekkürler.
0
🌸deartheodosia
(06.03.25)
Uluslararası haber yapan birçok ajans var. "Batı medyası" için en bilinen örneklerden ikisi Associated Press ve Reuters. Bu kurumların dünyanın her yerinde muhabirleri ve çeşitli birimleri var. Kurumlar içerisinde her bölge için ayrı departmanlar var. Haliyle çok olağan dışı bir durum yok.

Ajanslar dışında gazetelerin de benzer ağları var. Örneğin New York Times'ın bünyesinde çalışan Türk muhabirler var, özellikle Türkiye ile ilgili olayları haber yapıyorlar vs.

Sadece Batıda değil aynı şey diğer bölgelerde de görülüyor. Al-Jazeera gibi kurumlar Batı'daki olayları haber yapan ayrı departmanlara sahip. Asya'da faaliyet gösteren başka kuruluşlar da var. Örneğin Sputnik Rus kaynaklı, ancak Türkiye'de de faaliyeti var.

Haber Ajansları ve Gazeteler de temelde şirket. Büyük ve küçük olanları var. Yeterince büyük olanları uluslararası şirletler olarak çalışıyor. Olay bundan ibaret.
0
akhenaten
(06.03.25)
@deartheodosia
genelde İslam ülkeleri siyasi nedenli idam cezaları ile gündeme gelseler de diğer suçlar veya kadın cinayetleri veya tecavüz suçu için de idam cezaları hala var. Bazısında idam cezası olmasa da uzun süreli hapis cezaları söz konusu.
Yemen'de de bazı vakalarda halkın göreceği yerde taciz/tecavüz nedeniyle failler idam ediliyor.
0
diyecevaplandı
(06.03.25)
çünkü medyayı yahudiler yönetiyor.

hadi yapsınlar bakalım "yahudiler okullarda çocuklarına herkesin köleleri olduğunu öğretiyor" haberi.

www.youtube.com
0
ya ben lan neyse
(06.03.25)
İran'da terör örgütü üyesi ve uyuşturucu kaçakçısı bir adam birden fazla polis öldürünce idam edilmişti. Polislerden birisi gösteriler sırasında ateşe verilmişti.

Kim yapıyor bilmiyorum ama günlerce sosyal medyada sponsorlu hesaplarda "ailesine son bakış" , "duygu yüklü veda" , kızına sarılmasına izin vermediler vb başlıklarla asılan adamın fotoğraflarını dolaştırdılar.
0
hebanon
(07.03.25)
(4)

Son günlerini ailesi ile geçirsin diye eve gönderilen hasta

vsz
Son günlerini ailesi ile geçirsin diye eve gönderilen hastanın tıbbi kriterlere göre ne kadar ömrü kaldığı varsayılabilir? Bunun standartının olmayacağının farkındayım fakat doktorlar bu kararı aldığında örneğin 1 ay içerisinde vefat gibi bir öngörü içerisinde mi olurlar? Yoksa bu aşamada da hayat s
Son günlerini ailesi ile geçirsin diye eve gönderilen hastanın tıbbi kriterlere göre ne kadar ömrü kaldığı varsayılabilir? Bunun standartının olmayacağının farkındayım fakat doktorlar bu kararı aldığında örneğin 1 ay içerisinde vefat gibi bir öngörü içerisinde mi olurlar? Yoksa bu aşamada da hayat süresi çok değişkenlik gösterebilir mi?

Teşekkürler.
0
vsz
(06.03.25)
çok çok geçmiş olsun. ne diyeceğimi bilemedim.

son günlerini evinde geçirsin diye gönderilen hastamız 6 ay daha yaşamıştı ama gerçekten hiç belli olan bir şey değil bu. bir diğer hastamıza da 15 gün ömür biçildi ve gerçekten 15 gün yaşadı. ama evet ortalama 15 gün - 1 ay içinde vefat edeceğini düşündükleri hastalar için bunu diyorlar. tabii yarın da olabilir 3 ay sonra da. belki bir mucize olur 5 sene daha yaşar bilemeyiz.
0
matilda
(06.03.25)
Tedavinin işe yaramadığını anlıyorlar.

Bu sebeple eve gönderilen komşumuz 4 ay, yakın bir akrabam 2 ay yaşadı.
0
yurtsuz john
(06.03.25)
Çok az süre kaldı bari ailesi ile geçirsin değil. Tüm tedavi yöntemleri yapıldı bir gelişme yok, hastanede kalması için de bir neden yok anlamındadır.
0
ground
(06.03.25)
@yurtsuz john +1

Hastanın tedaviye karşılık vermemesi veya hatanın mevcut durumuna uygun bir tedavi olmaması nedeniyle eve gönderiyorlar. Haliyle yaşam beklentisi hastanın durumuna, hastalığın şiddetine ve yaygınlığına göre kişiye özel şekilde değişecektir.

Eğer soru sizin çevrenizde gelişen bir durumla ilgiliyse sabırlar diliyorum. Gerçekten belli olmuyor, bazen umut yok denen hastalar uzun yıllar elden ayaktan bile düşmeden yaşayabiliyor.
0
akhenaten
(06.03.25)
(9)

Yükseldim ne demek?

yurtsuz john
Ona yükseldim, buna yükseldim vs. Demin koşu yapan kadın videosuna yorum atmış başka bir kadın: "koşuşuna yükseldim"Ne demek bu yükselmek?
Ona yükseldim, buna yükseldim vs. Demin koşu yapan kadın videosuna yorum atmış başka bir kadın: "koşuşuna yükseldim"

Ne demek bu yükselmek?
0
yurtsuz john
(06.03.25)
2 anlamı var

senin kullandığın azmak, tahrik olmak anlamında.

bi de sinirlenme, kızma anlamı var. çıkışmak gibi.
0
jelly bear
(06.03.25)
Jelly bear+ Hoşuma gitti anlamı da var ekstra
0
olaylar olaylar
(06.03.25)
3. anlamı da "bir konuya/olaya ilgi duyup dahil olmak"

Örn. Bu sıralar olan bitene hiç yükselemiyorum (hiç ilgimi çekmiyor, umrumda olmuyor)
0
akhenaten
(06.03.25)
Motive olmak manasında da kullanılabilir.
0
kumandanim
(06.03.25)
Ben bu tabiri ilk Aşkı Memnu dizisinde duymuştum Ednan Bey "sinirlenmek kızmak öfkelenmek" anlamında kullanmıştı, hoşlanmak vs anlamında kullanılmaya sonradan evrildi sanırım.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(06.03.25)
illa azmak için kullanılmıyor. filme yükseldim, yemeğe yükseldim şeklinde de kullanılıyor.

beğendim, hoşuma gitti gibi bir anlamı var.
0
sir gawain
(06.03.25)
Bence doz almak gibi, dozlanmak.
0
vedatchilipeppers
(06.03.25)
Eskiden 'tav olmak' diye bir deyim vardı.
TDK, eğilim duyumsamak, onunla ilişki kurmaya hazır olmak diye açıklamış.
Bir de kızmak, gıcık olmak şeklinde bir anlamı daha vardır.

Bu kelime de her iki anlamda da aynı yere çıkıyor gibi.
0
Mirket
(06.03.25)
Heves etmek olarak da kullanıyor.
Rakı balık muhabbeti dönüyor, "rakı balık mı yapsak çok yükseldim"
Sinema muhabbeti dönüyor, "şu filme mi gitsek çok yükseldim"
0
archmage mahmut
(07.03.25)
(10)

AB'den sizce ne koparacağız?

ya ben lan neyse
en son londra'daki zirveye ab üyesi yunanistan bile davet edilmemiş, devlet başkanlarının toplandığı zirveye bizden Hakan FİDAN gitmiş.ab bize yanlıyor sanki.biz bu rusya ukrayna savaşında ab'den ne koparabiliriz? ülke olarak. bireysel olarak bir beklentim yok.fırsatçıyım ben. zenginin dostu fakirin
en son londra'daki zirveye ab üyesi yunanistan bile davet edilmemiş, devlet başkanlarının toplandığı zirveye bizden Hakan FİDAN gitmiş.

ab bize yanlıyor sanki.

biz bu rusya ukrayna savaşında ab'den ne koparabiliriz? ülke olarak. bireysel olarak bir beklentim yok.

fırsatçıyım ben. zenginin dostu fakirin düşmanıyım... ab'den ne koparsak kardır. tabi o sırada başka bir şeyimizden olmayalım da...
0
ya ben lan neyse
(04.03.25)
denge politikasını sürdürmekten başka bir şey yapamayacağımız için bence bir şey koparamayız. rte trump ile ters düşmek istemiyor. muhtemelen önümüzdeki süreçte rusya'ya karşı türkiye'yi avrupa saflarına yaklaştırmak için ab üyeliği sürecini ısıtıp önümüze koyacaklar, bizimkiler de bu muhabbeti sürdürecek. ama esasında asla üye olmayacağızı hem onlar biliyor hem de biz biliyoruz.
0
beatbox yapan metalci
(04.03.25)
Yanlamakla kalmayıp bize katılmak istiyor olabilirler.
Eee! Kıskan kıskan, bir yere kadar yani. Artık bir adım atmaları gerekiyordu.
0
Mirket
(04.03.25)
milyonlarca göçmen ab sınırına yola çıktığında en fazla ne kopardın? para. cevap yine para.

daha doğrusu başka bir niyet var mı? mesela vize serbestisi gerçekten isteniyor mu devlet tarafından ona da çok emin değilim.
0
biravekahve
(04.03.25)
koparilacak tek sey, koparinin devraninin donmesine yardimci olur sana bana bir faydasi olmaz gecmiste oldugu gibi.
0
bay b
(04.03.25)
Sorudan bagimsiz Yunanistan'in davet edilmemesinin ya da diger ihtimal Yunanistan'in kendi istegiyle katilmamasinin sebebi toplantinin Londra'da yapilmis olmasi olabilir. Yunanistan'in British Muzesi'ndeki Parthenon mermerlerinin iade edilmesi icin yogun talebi var, Ingiltere iade etmiyor, iki ulkenin arasi ciddi sekilde bozuk yani. Herhangi bir gerginlik ya da parthenon muhabbeti gecmesin gene diye Yunanistan yoktur o toplantida, AB'nin Yunanistan'i dislamasi gibi bir durum soz konusu oldugunu dusunmuyorum.
0
freedonia
(04.03.25)
Reis iki al ver yapar, AB'deki mültecileri koparıp ülkeye alır döneriz. Daha kötü sonuç varsa ona da ulaşabiliriz. Mesela Meriç'in batısındaki tüm ülkelere sınırsız vizesiz seyahat karşılığında vize kuyruğunda 1 sene bekleme gibi. Sıkışınca paralı asker gibi öne sürerler. Sonra sahada mehmetçiğin kanı ile mitinglerde şov yapılır.
0
nawar
(04.03.25)
AB tek başına bir askeri güç oluşturmayı istiyor. Ancak bunun hem bürokratik hem de teknik anlamda tamamlanması zaman alacak. AB orta-uzun vadeli bu hedefini gerçekleştirmeye çalışırken kısa vadede yapılabilecekler arasında Türkiye'nin desteğini arayabilir. Ancak Türkiye'nin de hedefi sıcak çatışmaya girmeyip potansiyel savaşlarda uzlaşma merkezi olmak üzerine kurulu.

Türkiye'nin AB'den umudu kesmesinin ana nedeni çıkarların ters düşmesiydi. Kıbrıs konusu çıkmaza girince AB tercihini Yunanistan'dan yana kullandı ve sonrasında bölgedeki her olayda Türkiye'nin çıkarını umursamaya gerek duymadan hareket ettiler. Yollar ayrıldı. Türkiye de Orta Doğu'daki eski kimliğini canlandırıp kendi AB benzeri yapısını oluşturmak için Katar'a falan yanladı, sonrasını hepimiz biliyoruz.

Ama Orta Doğu çok sorunlu ve ABD'nin etki alanında. İşler öyle çok da iyi ve hızlı gitmiyor. Bölge de karman çorman.

Zannedersem koparacağımız en büyük şey bu süreçte gurur kırılmadan AB ekosistemine dönüş şansı olur. Ancak Türkiye bunu istiyor mu? Bence istemiyor :D Yıllardır AB'ye karşı negatif hisler pompalandı. Şu saatten sonra çok zor. Avrupa YPG'ye karşı falan tavrını gözden geçirse bile Kıbrıs sorununda Yunanistan'la anaşmak çok zor şu saatten sonra.

İkinci seçenek savunma sanayisi temelli satışlar olabilir. Türkiye stratejisini değiştirmeyecek ancak Ukrayna'da olduğu gibi işler kızışmadan önce silah satışı yapacak. Sonra yine nötr çizgisine geri dönecek. Bunların pazarlıkları sırasında gümrük birliğindeki konumunu güçlendirebilir.
0
akhenaten
(04.03.25)
Tusaş in F16 üretim deneyimi var.

Rafele ve eurofighter lisansı verecekler muhtemelen en kral senaryo bu olur bizim için

1200 adet üretime 300 yerli lisan verseler daha ne isteriz

94 yılında 250 F16 yapıp jeep karşılığı Mısır'a sattık ahshsjs

Ama muhtemelen göçmen aliriz
0
topkapiaksaray
(04.03.25)
para verip gocmen deposu olarak kullanmaya devam ederler, baska bisey cikmaz.
haclilar, kolonistler pastayi hicbir zaman paylasmaz, boyle hayaller kurmayin.
0
cooperr
(04.03.25)
hiçbir şey. muhtemelen hiçbir şey.

İsveç ve Finlandiya'nın nato üyesi olması karşılığı ne aldık? sıfır. hani vizesiz seyahat? yalan oldu.

yıllarca desteklediğimiz, tamamı vatandaşımız olan, hastanelerimizde tedavi olmuş, bizim verdiğimiz silahlarla başarılı olmuş, eğitip donattığımız yeni suriye hükümeti bile ilk iş olarak bize vize koydu. o derece.

bu sefer bir şey alacağımızı sanan varsa, en fazla Rusya'nın düşmanlığını alırız. hepsi bu.
0
babilfish
(05.03.25)
(8)

Tez yazmak / aklımı kaçırmama şu kadar kaldı

fildirfildir
Konuyu buldum, literatürü taradım, benden bir model kurmam, analiz yapmam beklenmiyor. Tamam. Büyük Streslere gerek yok. Amaa, ben ne yapıcam nereden başlicam hiç bilmiyorum. İçeriği nasıl oluşturucam, okuduklarımla ne yapıcam bilmiyorum.
Konuyu buldum, literatürü taradım, benden bir model kurmam, analiz yapmam beklenmiyor. Tamam. Büyük Streslere gerek yok. Amaa, ben ne yapıcam nereden başlicam hiç bilmiyorum. İçeriği nasıl oluşturucam, okuduklarımla ne yapıcam bilmiyorum.
0
fildirfildir
(02.03.25)
Aynı durumdayım; duyuru açmak için telefonu elime aldım, sizin duyuruyu gördüm. Yer kaplamayayım, ben de bir köşeden cevaplara bakayım, olur mu?
0
strawberry first
(02.03.25)
aynı yollardan geçtim. introduction'ı yazmakla başlayın. yazarken şunu hayal edin, çalıştığınız konu hakkında bir kitap yazsanız ve sizden bu kitabın tanıtımını yapmanızı isteseler eseri nasıl pazarlardınız? okuduklarınızdan yararlana yararlana cümle cümle oluşturun introduction'ı. sonra model, sonuçlar, tartışma derken gerisi gelir.
0
beatbox yapan metalci
(02.03.25)
Giris kismini yazmakla baslayin +1
Bir de belki konuyu paylasirsaniz yardim eden cikar. Ayrica kabataslak bir icindekiler olusturun, zaten literatur taramasi yaptiysaniz da nasil bir yol izleyeceginizi gormussunuzdur, o icindekiler degisir o onemli degil ama ilk etapta parcalara bolmek icin yardimci olacak, oradan yavas yavas gideceksiniz
0
kassiopeia
(03.03.25)
Girişi yazmak en zorudur
0
jülsezar
(03.03.25)
Ben o an en çok neye ilgi duyduysam o kısma odaklanmıştım. Faydası oldu.

Zaten kaynak taraması sırasında sizi az da olsa heyecanlandıran, kafanızda bir şeyleri çözen aydınlanma anlarına denk gelmişsinizdir. Tezin ortası, başı sonu fark etmez. Orası neresiyse oradan başlayın.

Tezin konusu zaten sizin kafanızda tamamdır, insanlar da sizi canlı izlemiyor. Sunum yapıyor değilsiniz. Rüzgar nerden esiyorsa kafanızdaki şeyleri parça parça yazın. Bir aşamada parçalar birleşiyor.

Ben kendi adıma giriş, metot gibi kısımları her şey bittikten sonra en son yazmıştım.
0
akhenaten
(03.03.25)
Alan neydi? Giriş en zorudur genelde. Tez bir araştırmanın geniş şekilde raporlanmasıdır. Araştırma sorunuz nedir? Girişte bu araştırma sorusunun neden önemli olduğunu, ne gibi konulara değindiğini, daha önce bu araştırma sorusunu cevaplamak için neler yapıldığını ve sizin çalışmanızın bu önceki çalışmalardan ne yönlerden ayrıştığını yani literatüre ne gibi bir katkı sağlayacağını belirtmeniz beklenir. Yöntem genellikle en kolayıdır yazmak için zira sizden beklenen sadece bu araştırmayı “nasıl” yaptığınızı anlatmanızdır. Yöntemle başlamak iyi bir yol olabilir. Kolaylıklar.
0
but that was just a dream
(03.03.25)
en kolay yolu aşama aşama yazıyorum:

1)benzer konuları işleyen güncel 5-10 tane tezi yöktez'den bulup indirin.

2) bu tezlerin içindekiler kısmını, başlıkları inceleyin.

3) bu tezlerde benzer olan olan başlıkları yazın, hepsinde olmayan başlıkları da çalışmanıza uygun olanlarını alın.

4)şimdi elinizde tezinizin genel hatlarıyla başlıkları var. her bir başlık için ayrı klasör açın. o başlık ile ilgili bulduğunuz makale, tezleri vs. o klasöre atın. hangi başlığı yazıyorsanız o konu ile ilgili yararlanacağınız kaynakları tasnif etmiş olursunuz. kaynakların içinde boğulmazsınız.

5)indirdiğiniz tezleri referans alarak, tezinizi belirli bir sırayla yazmak yerine başlık başlık yazmaya başlayın. hatta yazarken diğer başlıklarla ilgili bir şey bulursanız onu da daha sonra yazarım demeden ilgili başlığa yazın hemen.

6) süreç içerisinde gerekli başlıkları ekleyip, gereksizleri çıkarabilirsiniz.

teze bütün olarak bakınca gözde çok büyüyor. parçalara ayırınca hem her bir parçanın yapılması daha kolay oluyor, hem de süreç içerisinde ilerleyişinizi görüp motive oluyorsunuz.

son not: işin içerisinden çıkamazsanız veya ekstra yardıma ihtiyaç duyarsanız, profesyonel yardım için uzman/akademisyen tanıdıklara ulaşmanıza yardımcı olabilirim.
0
yemrem
(03.03.25)
Hocam sorması ayıp yöntem dersi almadınız mı? Ya da danışman hocanız bir şey demiyor mu? Bu noktaya gelene kadar tez önerisi vermiş olmanız gerekiyor ve o öneride tezin ana akışına yer vermiş olmanız gerek.

Giriş kısmı en son yazılır, tezin/araştırmanın vitrinidir. Her şey bittikten sonra yazılır genel tezin ozeti/derdinize yer verdiğiniz kısımdır.

Önerim tezinizin araştırma konusunu sorunsalıni gözeterek bir içindekiler kısmı hazırlayın. Ana başlıklarının Yöntem, tartışma, bulgular ve sonuç olacak şekilde alt basliklari sıralayın. Sonra en iyi bildiğiniz başlıktan başlayarak başlıkların altını doldurun. Tabi anlam bütünlüğünü gözeterek.
0
Amaranta ursula
(03.03.25)
(13)

Haber okumak için en tarafsız yer

theselfish
Twitter tarzı sosyal medyalar haricinde (ki twitter da zamanla sizin düşüncenize evrilip ne hoşunuza gidiyorsa onu göstermeye başlıyor) haber takip etmek için hangi siteleri kullanıyorsunuz?Haberleri takip etmek istiyorum, zaten yandaş damardan uzak duruyorum ama halk tv, sözcü gibi benim mahallemin
Twitter tarzı sosyal medyalar haricinde (ki twitter da zamanla sizin düşüncenize evrilip ne hoşunuza gidiyorsa onu göstermeye başlıyor) haber takip etmek için hangi siteleri kullanıyorsunuz?

Haberleri takip etmek istiyorum, zaten yandaş damardan uzak duruyorum ama halk tv, sözcü gibi benim mahallemin habercilerini de dinlemek istemiyorum.

Gerçekten tarafsız ve düzgün haber yapan, gazete - tv kanalı kim var şu an aklınıza gelen?
0
theselfish
(02.03.25)
haberin tarafsiz olmasi doğası geregi mümkün degil. ama youtube da olabildigince hamasetten uzak ve akli başında yorumların oldugunu düsündügüm birkac yer var, murat yetkin'in kanalı, femin taştekin'in kanalı, medyascope'un birkac programı gibi. bu kanalların tarafsiz olmadigi bariz ama en azindan demagojiden uzak, sakin sakin konusan insanlar var.
0
deckard
(02.03.25)
tarafsız haber fetişini anlamlandıramıyorum. öyle bir şey yok. yapabileceğiniz en iyi şey kendinizi konu hakkında bilgilendirip farklı kaynakları taramak, belki görece daha düzgün/makul gördüğünüz birkaç kaynak belirlemek.

tarafsız haber aramak dünyada mutlak iyiliği bulmak gibi bi şey - yani "hadi gelin yapalım" diyecek olsanız bile kriterler üzerinde anlaşamazsınız. kullanılan bir kelime, bir virgül bile haberin yaratacağı algıyı etkileyebiliyor. tarafsız sandığınız haberler de tarafsız değildir belki?
0
mark greg sputnik
(02.03.25)
Tarafsız habercilik diye bir şey yok. Hiç olmadı, bundan sonra da olmayacak. Hele "tarafsız", "bağımsız", "özgür" vs kavramları üzerinde en çok duranlar, emin olun ki en taraflı yayınları yapan kaynaklardır.

Bence birkaç farklı mahalleden kaynak seçip onları takip edin. Olduğu gerçekten bariz olan şeyi çoğu site göz göre göre yalan yazamaz. Tartışmalı olaylarda ise en azından farklı mahallerin ne dediğini gördükten sonra kendi fikrinizi oluşturmaya imkanınız olur.
0
10551037
(02.03.25)
turkiye'de tarafsiz haber yoktur. tarafsiz haberin olmamasinin nedeni medya ozgurlugu olmamasindan kaynaklaniyor. cunku her sey politize olmustur. yani haber merkezleri siyasi partilerin halkla iliskiler departmani gibi calisiyor. bunu bazen gonullu olarak (siyasi motivasyonlarla) bazen de siyasi baskilarla (tarafsiz olmak isteseler bile baski gorduklerinden) yapiyorlar. tarafsiz habercilik icin medya ozgurlugunun en guclu oldugu yerlere bakmak lazim. kisacasi ben bilmiyorum.
0
Sour
(02.03.25)
Haberleri doğrudan kaynağından takip edebilirsiniz. Gazeteciler haber yaparken özellikle politik haberlerde siyasilerin yaptıkları basın toplantılarına gidip söylenenleri kendi kuruluşlarının politik duruşuna göre yorumluyor. Ancak artık bu tür açıklamaların tamamına imternetten ulaşmak mümkün.

Ekonomi haberleri ise ilgili kurum ve kuruluşların açıkladıkları verilere dayalı yapılıyor. Bunları takip etmek için ekonomik takvim uygulamalarını kullanabilirsiniz.

Bunların üstüne kendi siyasi görüşünüze yakın ve uzak kaynaklardan bu verilerin nasıl yorumlandığına bakarak insanların eğilimlerini görebilirsiniz.

Diğer açıdan, tarafsız habercilik diye bir şey günümüzde yok. Ancak siz ham verilerle yapılan haberleri yan yana koyup karşılaştırarak kendinizi demagojiden biraz uzaklaştırabilirsiniz.
0
akhenaten
(02.03.25)
arkadaşlar öncelikle hepinize teşekkür ederim. ancak üzülmezseniz bir şey söylemek isterim.

5 kişi cevap vermiş, ama bir kişi bile (deckarda hakszılık yapmıyım onda yine biraz öneri var) bir öneride bulunmamış.

benim sorum "sizce tarafsız habercilik diye bir şey var mıdır" "türkiyede tarafsız habercilik mümkün müdür" gibi bir soru değil.

40 yaşındayım gün içinde çalışma temposu arasında haber takip etmeye çalışıyorum ama dedikodu dinliyormuş gibi hissediyorum. "5-6 ayrı kişiden dinleyip de analiz etmek" zorunda kalmadan, yalın bir haber kaynağı seçmek gerekse, "mükemmel" belki yoktur ama, mükemmele en yakın tercihiniz hangi site, kanal vs.

bunu soruyorum.

bir de bir arkadaş türkiyede tarafsız haber yoktur yazmış, türkiyede değil hiçbir yerde yok tarafsız haber. ama vardır di mi yine de merkez sağda ya da merkez solda konuşlanmış bi seçenek.

bunu gerçekten açıklamak zorunda olmayı garipsiyorum şu an.
0
🌸theselfish
(02.03.25)
Adam bir soru sormuş pişman etmişsiniz. Anladık arkadaşlar tarafsız habercilik diye bir şey yok. Sorunun ne amaçla sorulduğu belli ama herkes de ne kadar ahkam kesmeye meraklı. Vallahi yazmadan edemedim ben de. Neyse ki yine de kendisi gerekli cevabı vermiş, tabi anlayana...
0
bhhs
(02.03.25)
@theselfish, turkiye'de tarafsiz haber yoktur diyen benim. fakat yazinin sonunda da medya ozgurlugunun yuksek oldugu yerlere bakmak gerekiyor dedim. dunyada yoktur gibi iddiali bir soz soyleyemem sizin gibi. mesela medya ozgurlugu konusunda en iyi ulkeler nordik ulkeler: norvec, isvec, finlandiya vs. oralarda durum nasildir bilmiyorum. yoksa amerikan ve bati avrupa basinina hepimiz bir miktar asinayiz, fakat bunlari referans noktalari olarak tanimlamayacagim gibi medya ozgurluklerinin yuksek oldugunu da dusunmuyorum. sanirim almanya bunlardan en iyisi olabilir.

insanlarin sorunuza cevap verememesinin nedeni belki de sordugunuz sorudur: "Gerçekten tarafsız ve düzgün haber yapan..." simdi sorunuzu degistirmissiniz, yumusatmissiniz bir miktar. :)
0
Sour
(02.03.25)
haha @Sour =) belki de öyledir. peki yumuşamış haline vereceğiniz farklı bir cevap var mı merak ettim =)
0
🌸theselfish
(02.03.25)
yurtici haber akisi icin www.ekonomim.com'u takip ediyorum. ekonomi agirlikli; fakat diger onemli haberleri de veriyorlar ve sahipleri de iyi insanlar. yurtdisi haber akisi icin de bloomberg ve financial times'a bakiyorum (archive.is'e girerek okumak istedigin haberin linkini yapistirip, paywall'u asabilirsin).
0
chickentown
(03.03.25)
Aynı sorunu yaşıyorum, gündemi anında yansıtan ve ama clickbait olaylarına girmeyen site bulmak zor.
Bazılarında da Yazarlar çok öne çıktığı için haberleri süzmek zor oluyor.

Takip ettiklerim Euronews tr.euronews.com
BBC Türkçe
T24 Son dakika (Telefondan liste olarak başlıkları tarıyorum t24.com.tr
Kısa Dalga kisadalga.net
0
kaset
(03.03.25)
Pek çok kaynaktan haber takip eden, cevaplarda adı verilen ve yabancı istihbarat servisleri tarafından fonlanıp ülkemiz aleyhine yayın yapan kaynakları dahi konu seçmek suretiyle düşman neşriyatı perspektifiyle takip eden biri olarak, aradığınız sorunun nokta atış ya da çok yakın bir cevabı olsa verirdim zaten. Siteminiz ziyadesiyle yersiz çünkü sorunuzun cevabı boş küme, yani yok. Sizin nazik üslubunuza diyeceğim bir şey yok ancak soruyu sormamasına karşın konuya salça olan ve tepki gösteren vatandaşın tepkisini anlamak mümkün değil. Tepki gösterip ayar vermeye kalkacağına varsa söylesin cevap verenlerin söyleyemediği tarafsız haber sitesini, biz de bakalım ve site tarafsızsa hakkını verip kendisine teşekkür edelim.

Aradığınız sorunun cevabı olmadığı için, oraya yaklaşan bir cevap verdim ancak siz sorunuzda yer verdiğiniz kriterler arasında "40 yaşındayım gün içinde çalışma temposu arasında haber takip etmeye çalışıyorum ama dedikodu dinliyormuş gibi hissediyorum. "5-6 ayrı kişiden dinleyip de analiz etmek" zorunda kalmadan, yalın bir haber kaynağı seçmek gerekse, "mükemmel" belki yoktur ama, mükemmele en yakın tercihiniz hangi site, kanal vs. ..." cümlesine yer vermediğiniz için cevabım isabetli olmamış olabilir ancak cevabım siz bu kriteri eklemeden önce yazıldığı için benim sorunuza verdiğim cevabın yanlış olmadığı aşikar. Aksine, siz sorunuzu eksik sormuşsunuz.

Tarafsızlığına kefil olamam, aksine bence taraflı yayın yapıyorlar ama gündemi kaçırmamak ve hızlı haber alabilmek için Odatv'ye göz atabilirsiniz. En azından Medyascope, Bianet, T24, Birgün ve benzerleri gibi tarafsızlık iddiası ileri sürüp dibine kadar taraflı yayın yapmıyorlar. Milli konularda da Türkiye düşmanı bir tutum sergilemiyorlar büyük oranda.

Euronews, BBC, DW, VOA ve benzeri yurt dışı kaynaklı siteler bence gündemi takip etmek için en kötü yerler.

Tek kişilik, artık televizyon ekranlarında kendisine yer bulamayan kişilerin Youtube kanalları ise haber kaynağı olmaktan uzak, sadece gündemde üst sırada yer alan başlıkların değerlendirildiği yorum kanalları. Özlem Gürses, Murat Yetkin, Nevin Mengü, Fehim Taştekin, Ünsal Ünlü vs benzerleri habercilik yapmaktan ziyade yorumculuk yapıyorlar. Bu tip kanalları takip ederseniz onların gündemlerine aldıkları konuları onların bakış açılarıyla bilir, gündemlerine almadıkları konulardan ise haberiniz bile olmaz.
0
10551037
(04.03.25)
eleştirilerinizde haklısınız galiba. odatv köşe yazarları önüme çıkıyor okuyorum ara sıra aslında, günlük olarak bakabilirim aklıma gelmemişti açıkçası, teşekkürler.
0
🌸theselfish
(09.03.25)
(23)

saat takmayan erkek

elite crew
sözlükte kötü yorumlar yazılmış da siz ne düşünüyorsunuz? telefondan saate bakabiliyorum. çalıştığım sırada da bilgisayar ekranının sağ alt tarafında görebiliyorum zaten saati gerek yok diye düşünüyorum kol saati takmaya kendim için. başkaları neden olumsuz düşünüyor?
sözlükte kötü yorumlar yazılmış da siz ne düşünüyorsunuz? telefondan saate bakabiliyorum. çalıştığım sırada da bilgisayar ekranının sağ alt tarafında görebiliyorum zaten saati gerek yok diye düşünüyorum kol saati takmaya kendim için. başkaları neden olumsuz düşünüyor?
0
elite crew
(01.03.25)
Son bir kaç senede 25-35 yaş arası erkekler arasında bir saat merakı başladı, bu biraz sosyal statü göstergesi ve istenci, bana küçük burjuva hareketler geliyor

İşimi gören bir casio kullanıyorum
0
grimavi
(01.03.25)
İnsanımız 12 ay taksitle 20 bin liraya Tissot Prx alınca 3 milyona Patek Philippe Nautilus almış gibi hissedip statü atladığını düşünerek almayanı kötüleyebiliyorlar, insanımız böyle.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(01.03.25)
Saat şık bir aksesuar bence. Erkeğe de, kadına da çok yakışıyor fakat saat takmıyor diye de kötü yorum yapacak bir durum değil.
0
rock n roll
(01.03.25)
Sosyal medyanın ne düşündüğüne pek kafa yormamak lazım.
Bu konularda falan böyle çok net yazan kişiler genelde çoğu konuda boş oluyor.
Öyle bir anlatmislar ki sanirsin Cenevre'de dolaşırken durup saat falan aliyorlar.
0
logisticsmanager
(01.03.25)
sosyal medyada videolar paylaşan bir adam vardı. önce videoyu paylaşıyor, videoda kız örneğin şunu diyor "dar diyen erkekten olmaz", sonra videoda notlarını açıyor listeye bir tane daha çarpı ekliyor, "dar giyme". En son listede 900e küsür çarpı vardı. konu şu: sosyal medya ağzı olan konuşuyor. bir de üzerine insanların çoğunluğa katılma isteği olunca herkes aynı şekilde konuşmaya başlıyor.

saat kişisel tercih. takıp takmayan bir insanla ilgili yorum yapmak saçma. bende 2 tane saat var, bir tissot, bir de maurice lacroix. formal giydiğim için yakışıyor kombinlerime. yoksa kolumdaki saate bakmam zaten zamanı kontrol için, yine telefondan bakarım.
0
kojonotsuki
(01.03.25)
Zevk meselesi. 30 yıldır aralıksız saat takıyorum ve takmayı seviyorum. Tek aksesuarım. Başka aksesuarım yok ve saatten başka bir şey takmam da.

Farklı tipte saatler kullandım ve hala da kullanmaya devam ediyorum. Pilli, mekanik ve dijital saatlerim oldu. Çok ucuz saat de kullandım/kullanırım, pahalı denebilecek saatler de kullandım/kullanıyorum. Fiyat ve markadan bağımsız, kendime yakıştırdığım ve beğendiğim bir saati bileğimde taşımak beni mutlu ediyor.

Takmayana neden kötü/garip bakılıyor anlamak mümkün değil. Haddini bilmeyen hıyar tiplerin halt etmesidir böyle densiz yorumlar.
0
10551037
(01.03.25)
Genelleme yapmam ama 35 senedir kol saati takiyorum, telefonu evde unutursam donmem ama saatimi almadan cikarsam eve donerim.
0
duster
(01.03.25)
Saat koleksiyonum var ama takmayan takmaz, gerek yok. Ben keyif verdiği için takıyorum, ihtiyacın yoksa takmazsın.
0
prole
(01.03.25)
5k ya kadar bile çok şık saatler var
kışın takmak iyi oluyor
zaman yönetimi sağlıyor
erkeklikle bir alakası yok
0
mantık
(01.03.25)
hic saat takmayan insan bos insandir.
casionun en dandik ve klasik olaen mühendis saati bile hic yoktan iyidir.
0
sonsuz
(01.03.25)
vizyonsuz gözüktüğü için
0
ala09
(01.03.25)
Heves edip deli paralar sayarak bütçelerini aşan saatler alan insanlar zannedersem kendilerini özel hissetmek için fanatik bir noktaya ulaşıyorlar.

Yani bu zamana kadar sayısız şey moda olmuştur veya saat gibi geri çekildiği niş kültürden genelin ilgi alanına geri dönmüştür ama insanların giydikleri herhangi bir şeyi bu kadar hararetle savunduğuna ben şahit olmamıştım şimdiye kadar.

Ben saat kullanmıyordum, özel bir sebebi yoktu ihtiyaç hissetmedim. Ama artık bilmiyorum, sanırım bu iş biraz daha kızışırsa kolumda saatle gezmeye utanıp bile isteye takmayan birine evrilebilirim :D Saat muhabbetleri cidden biraz tuhaf olmaya başladı.
0
akhenaten
(01.03.25)
aklımın ucundan geçmedi şimdiye kadar. zengin olursam takarım anca.
0
nothing in my way
(02.03.25)
hosuna giden seviyodur falan da ciddi miktarda fakirin saat fetisi var.

iki aya nisanlanacagim. to be nisanlimin tarafi tutturdu saat alacagiz nasil bir sey istersin vs vs. galaxy watch ultra alin bari dedim ters ters baktilar.

simdi durduk yere mecburen bir sure takacagim bir saate 30-50 bin tl verilecek.


zaten tum gun ekranlarin basindayiz her kosede saat var. bir anlam goremiyorum ben. saatimi de sadece kosarken/yuzerken vs. takarim ki telefonumu yanima almaya gerek kalmadan muzik dinleyebileyim.
0
aguen
(02.03.25)
2000 senesinde ilk cep telefonum olduğunda "artık bunun işlevi kalmadi" diyip çıkardim ve bir daha da takmadim.

Meğer hakkımda neler diyorlarmis :)
0
makbur
(02.03.25)
bir saat manyagi olarak saat takmayan insani elestirmiyorum, kucumsemiyorum.

yani bizim insanimiz banane demeyi ogrenemiyor bir turlu.
0
baldur2
(02.03.25)
elin ağzı torba değil ki büzesin.

saat takarım. koleksiyonum var.
takmayanlar umrumda değil. takanlar da umrumda değil.

birileri saat takanı beğeniyor veya beğenmiyor olabilir, bu da umrumda değil.
0
tabudeviren
(02.03.25)
Moda diye spor salonunda yanında damacana taşıyan adamların taktığı şeyden mi bahsediyoruz?

'Kapitalizmin kendisine köle edindiği canlı çeşidinin kafa yapısı nasıl çalışıyor?' konulu çalışmanın hedef kitlesi bunlar.

eksisozluk.com
0
Mirket
(02.03.25)
Saat bir erkeğin takabileceği tek aksesuar olarak görüldüğünden böyle bir önyargı var ama bu devirde manasız. Her tarafımız saat dolu zaten, aksesuardan başka bir anlamı kalmadı günümüzde.
0
halitkin
(02.03.25)
Dürümcünün işlettiği sözlük, ne zamandır referans noktası oldu! İsteyen saat takar; isteyen saat takmaz. Saat satıcılarının son günlerdeki lobicilik faaliyetlerini anlamıyor değiliz. Her yerde bir reklam, yoksunluk hissi verme çabaları. Bu krizde bir saate 20 bin verecek değiliz. Altın alırım daha iyi.
0
lebenlius
(02.03.25)
garmin, suunto, gshock veya akıllı saatler dışında tek görevi saati göstermek olan saate para vermek en hafif tabirle israflıktır.
amaç saate bakmaksa casio f91den başka saate para verilmez.
0
my fault
(02.03.25)
takilmasi gerektigi konusunda holiganlik yapanlar bu isi "erkeklige" dayandiranlar. yani erkek adam sunu yapar mi, bunu yapmaz mi motivasyonuyla bu sekilde yobazca duygu ve dusuncelere sahipler, bunlar da davranislarina yansiyor. yoksa sizin soylediginiz gibi zamani belirleme amaciyla bir alakasi yok, hatta bence estetikle bile bir alakasi yok (estetik degil demiyorum).
0
Sour
(02.03.25)
Bir insanın saat takıp takmamasından kişiliğine dair herhangi bir yorum yapmam. Böyle yargılamak tuhaf geldi.
0
asteriks
(02.03.25)
(11)

Sinyal vermek gerekiyor mu?

Bir ben var benden şurada
Sola dönüşü olmayan bi tali yoldan çıkarken sağa sinyal vermek gerekiyor mu?
Sola dönüşü olmayan bi tali yoldan çıkarken sağa sinyal vermek gerekiyor mu?
0
Bir ben var benden şurada
(01.03.25)
Vermesen de olur tabi de . Ver be abi nolcak. Belki arkandaki sola dönüş olmadığını bilmiyordur vs. Belki soldan gelen sinyalini görünce fark eder vs. Birsey olmaz ver sen bence
0
primetime
(01.03.25)
Abi ben veriyorum da acaba arkamdan "salağa bak" diyorlar mıdır diye düşündüm bir an.
0
🌸Bir ben var benden şurada
(01.03.25)
Arkanızda kim var ve ne düşünüyor bilemeyebilirsiniz. O sinyal sizin kendi üstünüze düşeni yapmanızı sağlıyor. Birisi siz dönüş yaparken sinyal veriyorsunuz diye salak olduğunuzu düşünüyorsa salaktır.

Zaten sinyal verirken düşünmüyor olmanız gerek. Bazı insanlar aynaya bakıp yol boş diye sinyal vermiyor örneğin, sinyal verip vermemek üzerine hep bir efor harcayıp karar alıyorlar ve bu saniyelik de olsa bir süre alıyor. İspatlamak olanaksız elbette, ancak sinyal verilmemesi üzerine ortaya çıkan kazalar eminim çok büyük oranda sinyal vermeyi unutanlardan değil, o an için gereksiz bulanlardan kaynaklanıyordur.

Düşünmeyin, dönüş yapıyorsanız sinyal verin.
0
akhenaten
(01.03.25)
Normal şartlarda ikiye ayrılan yolda sola dönüş tabela ile yasakken sağa dönüşte sinyal vermene gerek yok. Ben öyle durumlarda sinyal vermiyorum genelde.

Öte yandan güzel ülkemde hem tabelaları sallamayan insanlar, hem de keyfine göre saçma sapan ve hesapsız yönlendirme tabelaları koyan iş bilmezler olduğu için çoğuna uyulmuyor. O yüzden sinyal vermene gerek yok ama verirsen de şoförlerin büyük kısmı yadırgamaz. Yadırgayanların büyük kısmı da hiçbir durumda sinyal vermeyenler olur herhalde.
0
nawar
(01.03.25)
Tabelalar da var evet sola dönülmez tabelası ve DUR tabelası, sola dönmeyelim diye her türlü önlem alınmış yani bi "sola dönenin anasını avradını" yazmıyor uyarı olarak.
0
🌸Bir ben var benden şurada
(01.03.25)
normalde vermiyorum ama arada alışkanlıktan otomatik olarak sinyal verdiğim oluyor.
0
lazpalle
(01.03.25)
Sinyal yayalar için de önemli. Yayalar genelde neresi çift yön neresi tek yön bilmezler. Karşıya geçeceklerse sinyal iki taraf için de önemli hale geliyor. Elimize yapışmaz, her zaman sinyal verelim.
0
boyalı kuş
(01.03.25)
sinyali veriyim mi vermeyeyim mi diye düsünmeyecek kadar icsellestirip her yerde sinyal vermek gerekiyor.
cölde safari yaparken bile sinyal verilmeli.

ciddiyim.
0
sonsuz
(01.03.25)
tek yone mecburi donus varsa vermem genelde.
0
cooperr
(02.03.25)
Mecburi değil ama sinyal alışkanlığımı kaybetmemek için veriyorum ben.
0
halitkin
(02.03.25)
gerekiyor.
0
Sour
(02.03.25)
(5)

Seri katillere aşk mektubu yazma fenomeni

benim icin hic boyle suslenmemistin
Niçin var? Bazı insanlar bunları neden çekici buluyorlar?
Niçin var? Bazı insanlar bunları neden çekici buluyorlar?
0
benim icin hic boyle suslenmemistin
(24.02.25)
Sadece seri katiller değil, genel anlamda sansasyonel suçlar işleyen kişiler çok zeki ya da ilgi çekici kişilikler olarak öne çıkartılıyor. Bir kişi bir şekilde pazarlandığı zaman halkın arasında ona ilgi duyan birileri illa ki çıkıyor, çok mantık aramamak lazım aslında. Mantığı yok çünkü, halkın önüne ne malzeme koyarsanız ona göre bir kitle çıkar, hazırda yoksa da oluşur. Arz talebi doğrurur meselesi gibi.
0
akhenaten
(24.02.25)
bakınız veremedim ama: kadınların efendi erkek yerine piç tercihi
bu sendrom erkeklerde de var tabii. insan doğası.

cem garipoğlu’na güzelleme yapan perihan mağden geldi aklıma. eğitimli, yaşlı başlı kadın. ya da sevgilisini öldüren umutcan’a instagram’dan ilanı aşk eden genç kızlar.
0
deartheodosia
(24.02.25)
bad boylari cekici bulmanin level 99u.

o herkesi öldürür ama bana gelince bisi yapamaz. cünkü bana cok asik :SS diye düsünmek, hayal kurmak.

bir de insanlar seri katilleri zeki saniyor ama cogu mal. yakalanamalarinin sebebi tuhaf rastlantilar, polisin kaytarmasi, kurbanin ailesinin olmamasi ya da isin pesine düsmemesi, kurbanlari tanimadigi icin ve suclular genelde tanidiklardan oldugu icin sucluyu yakin cevrede arayarak cok zaman kaybetmek vs
0
sonsuz
(24.02.25)
nedeni çok basit değil mi?
eksisozluk.com
0
abelardo
(25.02.25)
bonnie and clyde sendromu.

drama üçgeninde kurtarıcı konumunun ağırlıkta olması. bu hem piç adam tercihi hem de o adama analık yaparak onu değiştirme hayalini içeriyor.
e tabi bolca da cinsel bir çekim hissediyorlar. tam bir travma tepkisi çünkü onları ihtiyaçları olduğunda ana baba dahil kimse kurtarmaya gelmemiş!!!!

bu "fan"lar bir de gizliden bir hayranlık, "ben yapamadım o yapabildi" imrenmesi hissediyorlar.

monique olivier micheal'a hapiste iken mektup yazıyor ve öyle tanışıyorlar, suç ortağı oluyorlar.
0
janderzel zartanyan
(25.02.25)
(10)

Yavaş vs İmamoğlu.?

parka
Ana muhalefet için.İki aday çıkarmak en mantıklısı değil mi?Ama birbirlerine saldırmama şartı ile.
Ana muhalefet için.
İki aday çıkarmak en mantıklısı değil mi?
Ama birbirlerine saldırmama şartı ile.
0
parka
(21.02.25)
1) Yavaş ve İmamoğlu bizzat birbirlerine saldırmasalar bile taban saldırır. Muhalif seçmenler çok hızlı bir şekilde ekremci mansurcu diye bölünürler bence. Bu da iyi bir görüntü değil.

2) Aynı kulvarda yarışan insanlar birbirlerine rakiptirler. Biz rakip değiliz ama yarışıyoruz demek eşyanın tabiatına aykırı. Bunu halka nasıl anlatacaklar? Bunlar şimdiden bölünmüşler der halk.

3) Çok adaylı senaryo görece küçük partilerin adaylarına yarar. Herkes ilk turda istediği adaya oy versin dersen Ümit Özdağ, Muharrem İnce gibi tipler oy çalarlar. İkinci turda da oyu kime satacakları belli olmaz.
0
amortisman
(21.02.25)
demokrasi, çoğulcu demokrasi zaten bu değil mi.
2023 seçimleri bunu diyenleri chp-kk trolleri akpli-aktrol olmakla yaftaladılar.
muharrem ince kaç defa bunu anlatmayı çalıştı chp trollerinin neler yaptığını hepimiz gördük.
imamoğlu ile yavaş ayrı ayrı girsin bakalım kim halk tarafından daha çok seviliyormuş görelim. 2ci tura kalamayanda yetkileri arttırılmış cumhurbaşkanı yardımcısı olsun.

ama imamoğlu aynı erdoğan gibi hep ben ben diyen biri olduğu için bunu hiç bir zaman kabul etmeyecektir. zaten bu ön seçim dayatması imamaoğlu ve ekibini altından çıkan bir durum. devamlı mağdur olarak devamlı gündemde kalma çabası.

ayrıca kos koca 100 yıllık partide bir tane gerçek partili aday çıkmaması asıl tartışılması gereken. hep devşirme adaylar.
0
my fault
(21.02.25)
mantıklı değil. akpnin amacı yavaşçıları ve imamcıları birbirine düşürmek zaten. ülkenin başına ne geldiyse ayrışmaktan geldi.
0
jelly bear
(21.02.25)
İmamoğlu'nu ben hiç sevmiyorum. Çıkarcı bir tip. Trabzon'da başka konuşur, Diyarbakır'da başka konuşur. AB'ye gider bambaşka konuşur vs. v.s Çıkarı için yapmayacağı bir şey yok. Baştakinin bir benzeri.

En önemlisi de emperyalistlerle ortaktır. Millet der, "Türk Milleti" demez.

Şimdiki politikalar değişmeyecekse, yine terörist başı meclise gelsin denecekse, neden gidip oy verelim.

Göstermelik seçimle aday dayatırlarsa, yine kaybederler.


.
0
kartallar yuksek ucar
(21.02.25)
İmamoğlu ve Yavaş arasında insanlar şimdi dahi ayrılmış vaziyetteler. 5 seneyi geçkin süredir insanlar bu meseleyi çözememişken iki adayı birden seçime sürüp, seçim ortamında, bütün partiler aktif propaganda aşamasındayken bu konunun çözüme kavuşmasını beklemek zannedersem çok safça olur.

Adayı konusunda ortaklaşamayan bir siyasi partinin ya da bir toplumsal uzlaşının seçimden başarı sağlaması çok mümkün olmasa gerek. Bu demokrasiyle ilgili bir şey değil, bu seçime girecek iradenin ne kadar bütünleşik olduğuyla alakalı teknik bir konu, bir gösterge. Bu konuda bu kadar uzlaşmazlık varken, seçim ortamında her şeyin çözüme kavuşacağını ummak çok gerçekçi gelmiyor bana.
0
akhenaten
(21.02.25)
Son secimde Sinan Ogan da adaydi, ne oldu? Karasiz denen secmenin zaten 2 gram beyni var, baska bir aday cikinca hepten kafayi usutuyorlar. Ulke bitmis, dolar bilmem kac olmus, her gun birini tutukluyorlar, beyefendiler hala kararsiz. Bu insana sen yeni bir aday daha gosterirsen bu zaten gider oy pusulasina Trump falan yazar ya cok karisik oldu falan diyip sandiga gitmez. Onun beyin klapasitesini zorlamayacaksin, az aday olacak o yuzden.
0
freedonia
(21.02.25)
Yavas dedigin herif anca kasaba idare eder, hatta onu bile yapamaz. Bu yetersiz mehepeli eskisi herifi cumhur reisi aday adayi yapmalari dahi basli basina kepazelik ve trajedi.
0
feastofthedamned
(21.02.25)
Muhalefetten 2 güçlü aday rteyi gene başkan yapar. Bu hata 94de yapıldı, bedeli halen ödeniyor. Mansur yavaş iyipin içinde çok kuvvetli, ankara belediyesinde çalışanların çoğu iyipli ve belediye ihaleleri iyiplilerde. Şu an o bu denicek zaman değil, tek adayla gözünü kapatıp top yekün savaşa girmelisin.
0
mikahakkinen
(21.02.25)
Mantıklı değil. Kitle zaten bölünmeye dünden razı. Ayrıca Yavaş bana CHP soslu bir ülkücüden fazlası gibi gelmiyor, üzgünüm. Açıklamaları tamamen muhtar üslubu, icraatlar da epey kırsal. İmamoğlu'nun da birçok hatası var ama duruş ve nitelik olarak bu işe daha uygun.
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(21.02.25)
Yavaş filan hikaye, tamamen Akplilerin parlatması, Ekrem İmamoğlu'ndan çok iyi cumhurbaşkanı olur, Yavaş zaten cumhurbaşkanı olamaz(iyip dışında seveni yok) normalde de ama olsa bile yapacağı ilk şey Akp'ye yanaşıp solcuları-demokratları satmak olur, ülkücü-milliyetçi geçinen her zaman satar, örnekleri çok.
0
blue rebel motorcycle club
(21.02.25)
(6)

YouTube'dan ne dinleyeyim?

parka
Fazla yormayan, ilginç konulardan bahseden birşeyler var mı?* Müzik istemiyorum.
Fazla yormayan, ilginç konulardan bahseden birşeyler var mı?


* Müzik istemiyorum.
0
parka
(18.02.25)
İngilizce olur mu? - www.youtube.com

ABD neden iklim anlaşmalarına olumsuz bakıyor, petrol neden önemli vs. ile ilgili şeyleri güzel basitleştirip özetlemiş. Konuyu biliyor olsanız bile anlatımın basitliği ilgi çekici geldi. Az önce görmüştüm videoyu sizin sorunuzu görünce atayım dedim.
0
akhenaten
(18.02.25)
Hikayeler dinle.

www.youtube.com
0
Mirket
(18.02.25)
pazar sohbeti
0
ala09
(18.02.25)
sealth
(18.02.25)
Oyuncu Osman Cavcı'nın -nam-ı diğer Zampara Seyfettin- kanalı. Yeşilçamda yaşanmış olaylar, skandallar, oyunculara dair anılar vs

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(18.02.25)
Flu tv. Hiç boş yapmıyor. Canlı yayınlarını izlemeyin sadece.
0
luluki
(19.02.25)
(8)

Yazar olma yaşı mı aşırı düştü

Mirket
Yoksa Ülke'nin durumu mu bu?https://eksisozluk.com/bitti-diyen-kiza-hayir-pireydi-demek--6587167?day=2025-02-18
Yoksa Ülke'nin durumu mu bu?

eksisozluk.com
0
Mirket
(18.02.25)
Sözlüğün ya da ülkenin durumu hakkında konusacagimiz son entrydir bu glb
0
abuzer
(18.02.25)
Böyle espriler on beş sene önce de yapılıyordu. Kötü espri zamansızdır.
0
sekizdokuzon
(18.02.25)
Şu cevap da var mesela. Tamam kabul ediyorum. Bunlar espiridir ama hangi yaş grubunun espirisidir.

Kafamda canlandırdığım yaş grubuyla Ekşisözlüğe girmiş, yazar olmak istemiş, gerekeni yapmış, aylarca beklemiş insan grubunu aynı potaya koyamıyorum.

Bir tuhaflık varmış gibi geliyor bana.

Hangi yaş grubu bu espiriyi yapar ve güler?

eksisozluk.com
0
🌸Mirket
(18.02.25)
Son espri Z kuşağı esprisi ama ilki bayağı eski sözlük kokuyor. İnsanları kafamızda çok büyütmeyelim :p bir de saçmalamak da bir haktır bencesi.
0
sekizdokuzon
(18.02.25)
insanlar gergin ve ancak kimliklerini gizli tutabildikleri alanlarda böyle salıveriyorlar ve evet yaş düştü. 11 yaşında bile olabilir bunları yazan. bilemeyiz ama iğrenç espirinin yaşı yoktur. ben de gülerim genellikle. buna gül me dim.

zekiler prezervatif kullandıkları için daha az zeki ve akıllı olanlar çok sayıda ürediler. zeka ortalaması düştü. beslenemiyor bir de çocuklar.
0
janderzel zartanyan
(18.02.25)
Bunlar hep vardı.
0
douchebag
(18.02.25)
Bence bunlar artık güçten düşmüş y kuşağı esprileri gibi duruyor :D İş hayatına kapılmış, anne baba olmuşlar. eski performansı vermiyor artık
0
akhenaten
(18.02.25)
Bizim eve ilk bilgisayar 1998 yılında girdi. Ben 1991'liyim ve 2000 yılından beri internetteyim. Yeni değil yani bu, hep olan şeyler :)
0
hayirsiz
(18.02.25)
(5)

İngilizceden Türkçeye çeviri nasıl yapılır?

webbrowser
Selamlar, bir yds soru çözümünde hocanın bahsettiği bir durum var, söylediği şu;İngilizceden türkçeye çeviri ingilizce cümlenin sonundan toplayarak başa gelir dedi. Bu tam olarak neyi ifade ediyor?
Selamlar, bir yds soru çözümünde hocanın bahsettiği bir durum var, söylediği şu;
İngilizceden türkçeye çeviri ingilizce cümlenin sonundan toplayarak başa gelir dedi. Bu tam olarak neyi ifade ediyor?
0
webbrowser
(18.02.25)
hocanın cok iyi ingilizce bilmedigini gösteriyor. sondan başa toplayarak gelirsen şaşırıp kalirsin. ingilizce öyle bir dil degil.
0
deckard
(18.02.25)
Türkçe özne-nesne-fiil (sov) yapısındayken İngilizce özne-fiil-nesne (svo) yapısında. belki onu kastetmiştir.
0
inheritance
(18.02.25)
@inheritance +1 kast ettiği bu.

Ancak bu sadece cümle yapısıyla ilgili bir şey, kesinlikle bir çeviri kuralı değil. Bunu bir kural kabul eder ve her zaman böyle çeviri yaparsanız sürekli hatalı cümleler çıkar.

Hem de bir dilde cümleler her zaman kurallı basit cümle şeklinde oluşmuyor.

Bunun detaylarını irdeleyerek efor harcamak yerine söylenen şey komple yanlış deyip geçmek çok daha doğru olur. Söylenen şey çok büyük bir genelleme ama özelde kafa karışıklığına yol açacak tonla detay içeriyor.
0
akhenaten
(18.02.25)
bu tabii ki doğru değil. örnek:

I am going home.

sondan başlayarak çevirelim : eve gidiyorum ben

oldu mu bu şimdi?

kastettiği: İngilizce bir cümlenin sonunu duymadan/okumadan çeviriye başlarsanız türkçe'de kuracağınız cümle düşük olur. simültane tercümanların ingilizce-türkçe çevirilerinin kulağa garip gelmesinin sebebi budur. cümlenin sonunu bekleyecek zamanları yoktur. o yüzden düşük de olsa cümle kurmaya başlarlar.
0
co2s2
(18.02.25)
paragraf olmayan tek bir cümle için genelde geçerli bir kuraldır bu.

yds'ye girmemiş biri olarak sınavlarda virgüllerle ayrılmış içinden 6 basit cümle çıkabilecek paragrafvari sorular çıktığını farz ederek bu soruları en sona bırakmanızı tavsiye ederek bu kuralı bir yerde kullanmak fayda edebilir diyorum.
0
janderzel zartanyan
(18.02.25)
(20)

900.000 imi iç eden arkadaştan parayı geri alırken nasıl hesaplayacağım?

stk
Bilenler bilir, kripto alırken hesap yeni açıldığında belirli süre güvenlik amacıyla işlem izni vermez borsalar. Ben de güyya alım fırsatı olan tutarı kaçırmamak için arkadaşa tl transfer edip kendi hesabından benim adıma 3 tane farklı birime alım yaptırdım. Güvendiğim bir arkadaşım, para duruyor sa
Bilenler bilir, kripto alırken hesap yeni açıldığında belirli süre güvenlik amacıyla işlem izni vermez borsalar. Ben de güyya alım fırsatı olan tutarı kaçırmamak için arkadaşa tl transfer edip kendi hesabından benim adıma 3 tane farklı birime alım yaptırdım. Güvendiğim bir arkadaşım, para duruyor sanıyorum. Bir kere kendi hesabıma transfer etmek istedim, ya şu an müsait değilim deyince kaldı öyle. Meğer benim kriptolarla sonradan kafasına göre işlemler yapmış parayı batırmış. Ortada şu an benim para yok.

Şimdi asıl soru geliyor,

Şu an benim param zaten tl olarak hesapladığımda %50 düşüşte yani 450.000 im kalmış olsun. Alım yaptırdığım 3 tane birimden de kaçar tane aldığı belli. Ben eğer şimdi o kadar adet bana almasını istesem ve böylelikle ödeşsek bir kaybım olur mu? Param duruyor olsaydı da zaten zararım olacaktı o zarardan bahsetmiyorum. Bu kriptolar da döviz gibi mi hesaplanıyor yoksa başka parametreleri mi var onu soruyorum sadece.

*Bu arada ortak bir arkadaşımıza itiraf etmiş. O arkadaş gelip bana söyledi konuyu. Benim bildiğimi bilmiyor hala.
0
stk
(18.02.25)
Hmm... Kripto paraların döviz, hisse senedi vb. bir enstrüman gibi hesaplanabileceğini pek sanmıyorum. Yani "100.000$ paramı ve arada geçen 2 ayın faizini de bana geri vereceksin" diye net bir hesap yapılamaz. Belki bazı kriptolardaki gibi ekosistemin bir parçası olarak elde ettikleri gelirler var (hesaplama kazancı vb. gibi tanımlanıyor, tam adını bilmiyorum) eğer sizin aldığınız 3 kriptonun bu tür olası yan gelirleri varsa onları dahil edebilirsiniz.

Ancak en gerçekçi senaryo arkadaşınızın o 3 kriptoyu tam adedi kadar size satın alması ya da anlaşırsanız para olarak karşılığını ödemesi olur. Öte yandan o kriptoplar sizin elinizdeki olsaydı belki siz zarar etmeden satış yapacaktınız. Bu tür senaryolar da mevcut. Açıkcası net konuşmak çok zor...
0
burka
(18.02.25)
900ü geri alırsan öp de başına koy.
0
anon1m
(18.02.25)
3 kriptoyu adedi kadar sana geri vermeli. olması gereken bu. faiz falan olamaz.

atıyorum

1000 ripple 2000 tron 0.1 bitcoin artık ne aldıysa tanesine kadar aynı şekilde alsın sana transfer etsin.
0
jelly bear
(18.02.25)
Olay basindan beri yanlis.Muhtemelen o 450.000TL'yi bile alamayacaksiniz.Arkadasinizla araniz cok kotu olacak.Bunun istisnasi arkadasinizin milyon dolarlik adam olmasi ve 900K'nin onun icin cerez parasi olmasi
0
turkuaz
(18.02.25)
siz 900bini verirken 3 tane şundan, 5 tane bundan dediyseniz ve olayın bu durumda olduğunu bilmiyorsanız (size söylememiş, bildiğinizi bilmiyor) yine 3 tane şundan 5 tane bundan isteyecekseniz.

ben bu tutarda bir işlemi başkasından yapmaktansa alım fırsatını kaçırmayı tercih ederdim bu arada.

zaten biri benim hesabıma yüksek para göndermek istese de kabul etmezdim. aksilik oldu ve hesabımı çaldırdım söz gelimi. o sorumluluğu almak istemem.
0
biseysorcaktim
(18.02.25)
Şöyle bir yol izlenebilir çıkar yol olarak.

Arkadaşınıza şu talebi yapabilirsiniz; Sen bu parayı benden habersiz yatırımda kaybettin. Ben sende duran paramı bugün almak ve tl'ye çevirmek istiyorum. Eğer bana bu parayı veremiyorsan bugün üç kriptoyu güncel değerinden satıp tl'ye çevirdiğimizi kabul edeceğiz ve borcunu tl cinsinden sabitleyeceğiz."

Buna ek olarak arkadaşınızın parayı ödemesi uzun bir süre alacaksa TL cinsinden sabitlediğiniz borca ödeme gününde enflasyon oranında faiz talep edebilirsiniz.

Bu yolla hak kaybınız olmaz. Arkadaşınız size 3 cinte kripto borçlu ancak bugün atıyorum 100'den satmak istediğiniz halde onun hatası yüzünden bir ay sonra 50'den satmanız gerekirse bu hak kaybı olur. Burada sizin o para üstündeki tasarruf hakkınız haksız şekilde engellenmiş çünkü. Yukarda dediğim gibi borcu tl olarak sabitlerseniz 1 ay sonra size borcu olan kripto 150 lira olursa da farkı talep etmemeniz gerekir. Çünkü siz parayı talep ettiğiniz gün satmış olduğunuzu varsaymış olacaksınız.

Alternatif olarak parayı talep ettiğiniz gün satılmış kabul etmek yerine gelecekte istediğiniz bir gün satmış kabul edileceğinde de anlaşmak isteyebilirsiniz. Ancak bu size borçlu olan kişi için çok riskli bir durum olur ve anlaşmak zorlaşır.

Ama gerçekçi olmak gerekirse siz bir bardak su içip rahatlayın ve çok beklentiye girmeyin.
0
akhenaten
(18.02.25)
Maalesef boşuna hesap yapıyorsunuz. Size 10k bile ödemeyecek.
0
Gradient_tabanlı_mor
(18.02.25)
Abi paracıklar gitmiş. Bence 200k kalmıştır.

Soruna cevap: sen ya 900k alacaksın ya da al dediğin koyinleri sana o günkü adeti kadar verecek.
0
Shepard
(18.02.25)
Bence siz bir bardak erikli su alacaksiniz. Çok geçmiş olsun.
0
allah yazdiysa bozsun
(18.02.25)
Ne alabiliyorsanız alın. Zararı falan geçin. Yoksa onu da alamaz, soğuk su içersiniz.
0
drako
(18.02.25)
eğer geri vermeyi kabul edecekse , döviz üzerinden değil de, almasını istediğiniz kripto para biriminden geri ödemesi gerekir bence.
0
co2s2
(18.02.25)
Önce size borçlu olduğunu ispat edecek deliller toplayın bence.
0
parka
(18.02.25)
+1 for Parka, turkuaz, akhenaten, shepard, allah yazdiysa bozsun, drako, parka.

Siz bu vatandaşın hala arkadaşınız olduğunuzdan emin misiniz?
0
rakicandir
(18.02.25)
o günkü alınabilecek kripto olarak iade etmeli

ama zararın şu boyutu da var. istendiğinde parayı batırmamış ve kriptolar duruyor olsaydı rakam ne olacaktı.

bu ara da 900'mü, 450'mi derken bu kişinin ödeme yapabileceğine emin misiniz ?
0
orpheus
(18.02.25)
anlattığı arkadaşın gelip size söyleyeceğini bilerek ona söylediği, aslında parayı batırmadığı, kendi borçlarını ödediği ya da bişeyler aldığı ihtimalini de göz ardı etmeyin.
her halukarda ana parayı kurtarın da gerisi önemli değil.
0
de jure
(18.02.25)
lütfen tutar 9bin tl falan olsun ve daha havalı durması için 900bin yazmış ol.
0
deartheodosia
(19.02.25)
hocam soruyu sorus seklin bile o kadar naif ki, bence senin bu parayi bu arkadastan alisin yok yaw, harbiden uzgunum ama yok..
0
cooperr
(19.02.25)
Çok ağır bir hayat dersi aldınız, diğer arkadaşlar gerekenleri söylemişler.
0
montreal
(19.02.25)
maalesef parayı alamayacak gibi görünüyorsunuz. elinizde sağlam delil olmalı ancak pek kanıt sunamayacak sunduğunuz kanıtları kimse kabul etmeyecek gibi görünüyor hemde kripto para işinde.
0
basond
(19.02.25)
karşı tarafın vicdanına ve ilişkinize bağlı gibi. başkasına söyleyerek size çaktırmadan söylemesini sağlmış da olabilir.. kendi g.tü yemediği için :/
0
denizmaniaherif
(19.02.25)
(9)

6 aylık oğlum ve ferid ferjad

Gradient_tabanlı_mor
2 ay önce bakıcımız işe başlayana kadar oğlumu spotifydan açtığım ninnilerle uyutuyordum. bebek ninnileri işte sevimli şeyler. sonra bakıcımız başladı ve ferid ferjada alıştırmış. çocuk keman sesi olmadan uyumuyor. bu duruma da canım sıkılıyor açıkcası hüzünlü keman sesi niye dinlesin el kadar bebek
2 ay önce bakıcımız işe başlayana kadar oğlumu spotifydan açtığım ninnilerle uyutuyordum. bebek ninnileri işte sevimli şeyler.
sonra bakıcımız başladı ve ferid ferjada alıştırmış. çocuk keman sesi olmadan uyumuyor.

bu duruma da canım sıkılıyor açıkcası hüzünlü keman sesi niye dinlesin el kadar bebek ya pesimist olacak, ruhu kararacak diye korkuyorum. hani mutlu bir çocuk olmaz filan... bir şey olur mu sizce sayın tecrübeli ebevenynler?
0
Gradient_tabanlı_mor
(17.02.25)
hiçbir şey olmaz merak etmeyin :) brahms lullaby ile uyutuyoruz biz de. pedagoglar rutin oluşturmak açısından önemli içeriği o kadar da kritik değil demişti.
0
summerjam0306
(17.02.25)
Hocam şükretmeniz gereken 2 nokta var bence. 1-) Farid Farjad dinleyen bir bakıcı bulmuşsunuz, 2-) uyuyan bir çocuğunuz var. Gerisine çok da takılmamak lazım.
0
ciagra
(17.02.25)
oglunuz hayatta ferid ferjad'dan daha ic karartici seylerle karsilasacak, o sebeple endiseye mahal yok. tam tersine kücük yastan itibaren kulagina kaliteli müzik doluyor, ilerisi icin altyapi olusuyor, sevinirdim ben olsam.

bir de iki yetiskin cocuk sahibi birisi olarak söylemem gerekiyor ki, ebevenylik endisesi anlasilabilir ama neyi dogru yaptiginiz neyi yanlis yaptiginizin sonuclarini yillar sonra anlayacaksiniz. cocugunuzun basina gelenlerin cok azina müdahil olabileceksiniz. cocugu salin sokaga tek başına büyüsün demiyorum ama bu endiseden vazgecmezseniz hem sizin hem cocugun ruhu asil o zaman kararir. biraz raad olun.
0
deckard
(17.02.25)
Bi şey olmaz +1
0
antihero
(17.02.25)
elektrikli süpürge sesiyle uyuyanlar var.
0
ground
(17.02.25)
Öyle çok yetkin ağızdan konuşmuyorum bunu söylerken ama çocukların sanatsal sembolizmdeki "hüzün" kavramını çok algıladığını sanmıyorum, en azından bizim gibi. Hepimizin çocukken eğlenerek dinlediği ve pozitif hatırladığı ancak büyüyünce anlamını idrak ettiği müzikler vardır. Kendi adıma ben çocuk denebilecek yaşta farid farjad dinlerdim, hüzünlü olmaktan çok neşeli ve mutlu bir his verirdi, artık o etkiyi vermiyor ama geçmişte hissettiğim şeyleri hala pozitif hatırlıyorum. Bu duruma zaman zaman şaşırdığım da olmuştur.

Dahası zaten uyku amacıyla çalınan diğer pek çok klasik müzik de temelde hüzün barındırıyor. Sadece bizim kültürel geçmişimizde o ezgiler yer almadığı için hüzünle bağdaştırmıyoruz, kontekstinden kopuk dinliyoruz. Çocukların durumu da bu aslında.
0
akhenaten
(17.02.25)
Bundan yıllaaar önce bir araştırmanın videosunu seyretmiştim.
İki tane takım var. Bunlara bir oyun oynatacaklar. Oyun şöyle:
Bir balon var. Oyuncu 'Devam' derse balon biraz daha şişiyor ve ödül biraz daha artıyor. Balon patlarsa eli boş gidiyor, tamam dediği yerde ödülü alıp gidiyor.
İki takımı oyun öncesi iki ayrı odaya alıp gün boyu film izletiyorlar.
Bir takıma, sahil, dalga sesleri, çıplak ayak, kumsalda elele dolaşan sevgililer, batan güneş, soft müzik filmleri, diğer takıma savaş filmleri izletiliyor.
Oyunbaşlıyor. Birinci takım, küçük ödülleri alıp alıp gidiyor. Hiç riske giren olmuyor. İkinci takımda bir iki büyük ödül alınıyor ve çoğu balonunu patlatıyor.

Seyredilenin, dinlenenin o anlık psikolojiye etkisi olduğunun kanıtı bu.
Bunun, uzun süre dinlenince kişiliğe ya da bebeklere uyarlaması nasıl olur. Orasını bilemem.
0
Mirket
(17.02.25)
beni de anam türk sanat müziğiyle büyüttü. ruhum gayet sağlam ve türk sanat müziğini hiç sevmem. ayrıda farid farjad dinliyorsa ne güzel.
0
mikahakkinen
(17.02.25)
Bir küçücük aslancık varmış ya da kırmızı balık şarkısına hüzünlenip ağlayan bebekler var.
Yukarıdaki arkadaşlar +1 çocuk kaliteli müzik dinlesin.
0
strawberry first
(17.02.25)
(15)

Okul arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz?

seni tanıdığım güne lanet olsun
İlkokul, ortaokul, lise, üniversite...Ben uzun yıllar görmediğim bir ilkokul-ortaokul arkadaşımla karşılaştım yakın zamanda ve tekrar görüşmeye başladık. Kendisi aynı sınıfta olduğumuz diğerleri ile de iletişim halindeymiş. Ben hiçbiriyle görüşmek istemediğimi söyledim ve ilginç karşılandı. Hatta bi
İlkokul, ortaokul, lise, üniversite...

Ben uzun yıllar görmediğim bir ilkokul-ortaokul arkadaşımla karşılaştım yakın zamanda ve tekrar görüşmeye başladık. Kendisi aynı sınıfta olduğumuz diğerleri ile de iletişim halindeymiş. Ben hiçbiriyle görüşmek istemediğimi söyledim ve ilginç karşılandı. Hatta bizim görüştüğümüzü de söyleme dedim çünkü söylese hadi toplanalım olacak.

Aynı şekilde lisedeki en yakın arkadaşım dışında oradan da kimseyle görüşmüyorum, düzenledikleri etkinliklere gitmiyorum ve o garip karşılamasa da diğer arkadaşlar bundan rahatsız oluyormuş.

Üniversiteden görüştüğüm kimse yok ama denk gelsek görüşürüz herhalde. Yüksek lisanstan görüştüklerim var hala.

Bilmiyorum ben mi garip ya da yabani davranıyorum. Güzel hatıralarım yok hiçbiriyle.

Siz okul arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz? Özellikle ilkokul-ortaokul arkadaşları ile hala görüşen var mı mesela?
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(17.02.25)
Her arkadaşlık kendi dönemiyle güzel, üniversiteden birkaç arkadaşımla zaman zaman iletişim kuruyoruz ama o bile yoruyor beni, diğerlerini düşünemiyorum bile.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(17.02.25)
hayır. çoğunun adını hatırlamıyorum bile. şu anda görsem tanımam.
0
inheritance
(17.02.25)
Şu an arkadaşım dediğim insanların %90'ı liseden. Whatsapp gruplarımız var oradan hemen her gün haberleşiriz, onun dışında ayrı ayrı da sohbet ederiz. Her imkanda yüz yüze buluşuruz. Tabii şimdi herkes farklı şehirlerde ve hatta ülkelerde ama yılda birkaç defa en az üçünü görürüm. Ortaokulu da aynı okulda okuduğum için çoğu ortaokuldan da arkadaşım ama ortaokuldan sonra başka okula geçenlerle muhabbetim hiç yok o yüzden lise diye sayıyorum.

Onun dışında ilkokulu farklı okullarda okudum ve oradan kimseyle ilişkimi sürdürmedim, şu an denk gelsem iki sohbet ederim en fazla.

Üniversiteden bi iki arkadaşım var onlarla da üniversite sonrası iki defa belki buluşmuşumdur. Çoğuyla sosyal medyada bile takipleşmiyorum.

Arkadaş edinme mevzusunu lisede doldurdum ve bitirdim. Sonrasında üniversitede de, iş hayatımda da iki üç kişi hariç pek arkadaş edinmedim. Çok ihtiyaç da duymadım işin doğrusu.
0
nundu
(17.02.25)
7 senelik Anadolu lisesi okuyan kusaktanim.Aktif bir whatsapp grubumuz var ve duzenli gorusuruz.Tabi her zaman herkesi ayarlayip toplu etkinlik zor oluyor ama kucuk gruplar halinde bulusmalar oluyor.Valla biz cok yakiniz bundan da memnunum :)
0
turkuaz
(17.02.25)
Hepsinden görüştüğüm en az bir kişi var, ilkokul-ortaokul grubuyla yakın çevrelerde yaşıyoruz çocukluk bağları kopmadı kısmen nostaljik kısmen iş dedikodusu eksenindeyiz. Lise arkadaşlarımla bağımız derin; saygılı, düzeyli "aile dostu" vari bir ilişkimiz var. Lisans ve yüksekteki sınıfımdan "görüşüyorum" diyeceğim kadar düzenli görüştüğüm kimse yok ama başka bölümlerden yakın arkadaşlarım var, bunlarla ilişkim daha bi samimi, yakın arkadaş modundayız, arayıp ben geliyorum bir hafta sendeyim denebilecek tarzda bir bağ.
0
akhenaten
(17.02.25)
Ben görüşmüyorum ama bende yabanilik vardır. Sonuçta emek vermek gerekiyor ve ben de çok iyi bir arkadaş değilim. Öte yandan mesela kardeşimin en yakın arkadaşı ile 25 yıllık bir geçmişi var, taa anaokulundan beri beraberler.
0
peki madem
(17.02.25)
Ortaokul hariç hepsinden görüştüğüm kişiler var. En fazla liseden.
0
nawar
(17.02.25)
Benim yakın arkadaşlarım halen ortaokul ve liseden. Haftada bir muhakkak görüşürüz yaşım 39 :)
0
mirty
(17.02.25)
Liseden en yakın arkadaşım hâlâ en yakın arkadaşım. O başka sınıf arkadaşlarımızla çok sık olmasa da görüşüyor ya da haberleşiyor, ben hiç bulaşmıyorum.

Üniversiteden insanlarla nadiren (belki birkaç senede bir) görüşüyoruz. Bir de ben mezun olduğum alandan bambaşka bir iş yapıyorum, kimseyle yolum kesişmiyor. Instagram'dan like atarak, ara sıra hikâyelere yorum yapıp iki satır muhabbet ederek sürdürüyoruz arkadaşlıkları.

Seneler sonra ilkokuldan bir arkadaşımla aynı şehre taşındım, makul ve kafa dengi biri, birkaç kez görüştük ama onun küçük çocuğu var, ikimizin de işi gücü var, çok düzenli bir ilişki kuramadık. İlkokul arkadaşlarımın Whatsapp grubu varmış, bu arkadaşımdan öğrendim. Seni de ekleyeyim dedi, hiç gerek yok dedim. İlkokul-ortaokuldan kırk yılda bir haberleştiğim 2-3 kişi daha var, o kadar.
0
kobuzchu kiz
(17.02.25)
ilkokul no.
lise ve üni yes. hemen hemen her gün iletisim halindeyiz. reels, telefon görüsmesi, videolu grup görüsmeleri.
yazin da ben türkiye'ye gittikce denk getiririz mutlaka. birlikte tatillere cikariz.
0
sonsuz
(17.02.25)
ortaokuldan bir tane kankam var kardeş gibiyiz. yine ilkokul ve ortaokuldan sık görüşmediğim ama alo desek 40 yıllık kaldığımız yerden devam iki kişi daha var. yeter adam olana çok bile.
0
deranzo1
(17.02.25)
Evet aynı kafa yapısına sahip arkadaşlarla görüşürüm
0
pembediken
(17.02.25)
- Üniversiteden iki üç kişi kaldı yüzyüze görüştüğüm.
- Liseden bir kişi kaldı.
- İlkokuldan sadece instgram'da ekli. Yüzyüze denk gelmiyoruz.
0
put it in your appropriate place
(17.02.25)
tek arkadaşlarım ilkokul ve liseden.
0
brakgn
(17.02.25)
Anadolu lisesini 7 yıl okuyanlardanım. En yakın arkadaşımlarımdan biriyle okulun ilk günü tanışmıştık. Yine aynı okuldan iki yakın arkadaşım var. Üniversiteden de görüştüğüm arkadaşlarım var. Ama lise buluşması, mezunlar gününe filan gitmem. O kadar insan sevmiyorum:)
0
asteriks
(17.02.25)
(26)

basit bir hayat sizi tatmin eder mi?

antikadimag
basit hayat derken siradan bir iste calisip, evlenip, cocuk yapip torun sevmek ve 3 nesil sonra sanki hic olmamis gibi kimsenin hatirlamayacagi bir hayat sadece mutlu gecirebildiginiz icin sizi tatmin eder mi? ben bu sekilde bir hayati hic tatmin edici bulmuyorum. %99.9 bunu yasayacagiz ama korkunc
basit hayat derken siradan bir iste calisip, evlenip, cocuk yapip torun sevmek ve 3 nesil sonra sanki hic olmamis gibi kimsenin hatirlamayacagi bir hayat sadece mutlu gecirebildiginiz icin sizi tatmin eder mi?

ben bu sekilde bir hayati hic tatmin edici bulmuyorum. %99.9 bunu yasayacagiz ama korkunc bir senaryo degil mi bu?

sahsen ben bir sekilde sanat veya dusun ciktilarimi insanligin veya toplumun kanonuna birakabilmis ve ona katki yapabilmis olmak isterdim. diger turlu bir hayati basarisizlik sayiyorum. boyle bir dusunceniz hic mi yok yoksa imkansizligi sebebiyle biraktiniz mi coktan? hirs mi diyoruz buna?
0
antikadimag
(16.02.25)
hic tatmin etmiyorun otesinde korktugum bi hayat sekli. bir yerde geçis yapacakmisim gibi bi hisle devam ediyorum. ilk defa bu kadar dumduz siradan bir rutine girdigimi hissettim sevdigim cok sey var ama rutinde kalma fikri urkutucu bu yuzden heyecan verebilecek kucuk seylere yonelme istegi artiyor. insanliga bir sey birakmak olmayabilir buna cevabim. belki sadece yakin cevre. genel tatminsizlik duygusu, 30 senedir olan, bunu yapsam gecer sanip yapinca daha da cokuse surukleyen tatminsizlik ya da ne istedigini tam bilememenin sonucudur
0
ala09
(16.02.25)
Hatırlanmamak umurumda değil. Yapmaya çalıştığım kendi adıma güzel bir hayat yaşamak. Nedir bu güzel bir hayat? Sporu, kitabı, yurtdışı gezileri, farklı deneyimler, sineması/tiyatrousu/standup gösteri gibi şeyler. Tatmin edici südreyebilir bir hayat.

Çocuk çok severim ama istemiyorum +1
0
put it in your appropriate place
(16.02.25)
Ben herkesin bir yeteneği, yapması gereken bir işi olduğunu düşünüyorum. Yetişecek doğru toprağı bulmakla geçiyor bazen hayatın yarısı. Ama bulunca orada kalmak ve üreterek, bütün potansiyelini o işe vererek orada serpilip büyümek lazım. Huzuru da tatmini de bu şekilde bulabiliyor insan.
0
sekizdokuzon
(16.02.25)
Sanat ve düşün çıktıklarımı topluma sunarak basit bir hayat düşlüyorum fakat siyasi ve toplumsal konjonktür yüzünden ya linç edilir (gerçek anlamıyla linç) ya da tutuklanırım.

Bu yüzden tatminsiz yuvarlanıp gidiyorum.
0
yurtsuz john
(16.02.25)
kendini fazla önemsiyorsun bence. ayrıca küçümsediğin şey insanların yüzde 90'ı için erişilmesi zor bir hayal.

benim kendi adıma baş koyduğum bir yol var. o yolda ne yapabilirsem kâr sayıyorum. bireysel olarak bir iz bırakma/etki etme amacım yok. yapabilirsem ne ala ama öyle bir beklentim yok. kendimi verimli ve iyi yaşayabildiğime ikna edebildiğim sürece gerisi önemsiz. gtümüzü yırtsak da en özelimizi, dünyayı değiştirenimizi en fazla tarih derslerinde anlatacaklar. biz zaten olmayacağız.
0
mark greg sputnik
(16.02.25)
Korkunç bir senaryo olarak bulmuyorum. Dünyada 3 nesil sonra hatirlanmayan ama hem kendi dünyasını hem çevresinin dünyasını guzellestirmis çok insan var. Misal benim bir karşı komsum vardi cocukken, annem gibi baktı bana gün içinde. Şu an gozlerim duygulanir onun fotosunu görünce. Esini de öyle sevmistim, aklima gelir hala. Bunların yaninda einstein'e sokayim, banane.
Basini yukarı çevir, aya bak, yildizlara bak. Hadi 3 nesil hatırlandin, 10 nesil? 20 nesil? Hatirlanmayacaksin çünkü insan denen şey evrende ufacik bir kum tanesi. Bu kadar özel anlamlar yuklemeye gerek yok. Şu an belki de olağanüstü projelerde çalışan binlerce milyonlarca insan var, hepsinin adını bilmeyecegiz, hepsi wikipedia yer almayacak.

Hirs, daha iyi kariyer vs bunlar bende de var. Ama 32 yaşında bir insan olarak evli, çocuklu, mutlu mesut insanlara bakıp basarisizlik demem. O insanlar mutlu, sense o insanlar gibi olacagin için mutsuzsun, karamsarsin. Benim gözümde bu durumun kazanani onlar çünkü ortalama 80-90 yıllık hayatlarini mutlu gecirecekken sen böyle düşünemeye devam edin istediğin yere ulasamazsan mutsuz olacaksin.

Umarım cocuklarimi, torunlarimi mutlu mutlu seveceğim, emeklilikte bahcemde oturup viski ile bir sigara yakıp bahçeyi izleyecegim, bulutlara bakacağım, etrafımda torunlarına sesini duyacağım bir hayatım olur.

Geçen ay is arkadaşımın oğlu menenjitten öldü bir gecede. 20 yaşında. Eminim şu an hayatta olup sizin başarısızlık dediginiz hayatı yasamak için bir kolunu verirdi.

Bu hayatta birçok kişi hatirlanmak, önemli şeyler yapmak adına çocuklarıni, eslerini umursamadi. Sonuç ne oldu? Arkasından küfür eden yedi sülaleleri oldu. Benim babam çok güzel şeyler yapmadı, dümdüz adamdi. Cenazesine yüz küsur kişi katıldı, sürekli saçma sapan yerlerden "bana is bulmada yardimci oldu, bana şöyle yardım etti" falan diye insanlar arayip durdu. Umarım hepimiz bu şekilde hatırlanacak hayatlar yasariz.
0
logisticsmanager
(16.02.25)
Bundan yıllaaar önce Anadolunun bağrında bir köyde, iyi çalışıyor, iyi de kazanıyordum. Geceyarılarına kadar çalışıp, makam arabamla eve geldiğimde kaloriferciyi, karısıyla birlikte bir banka oturmuş, çekirdek çitleyerek yıldızları seyrederken bulurdum. Saatlerce gülüşerek sohbet ederlerdi. Ben de eve girerken, hayatımın en büyük yanlışı olan kadın inşallah susar da bu gece olsun kafamı dinlerim derdim.
Kalorifercinin mi hayatı basit idi benimki mi ve o mu mutluydu ben mi?


Göbeklitepenin tarihi 12 bin yıl. Bi o kadar da öncesi var desek 20 bin yıl yapar. Var olduğunu varsayıp Mu'yu, Atlantis'i de hesaba katarsak, yüzbin yılı bulur mu? O süre içinde feriştahı olsam birilerinin beni hatırlayacağı süre devede kulak olamaz. O durumda kasmaya da gerek olmaz. Çocuğum, torunum ben ölene kadar bana vijdan azabı hissettirecek kadar kötü olmasınlar. Bir de bu konuya niye takığım bilmiyorum ama, ölünce birileri mutlaka gömsün. Ötesi zerre kadar umurumda olmaz.
0
Mirket
(16.02.25)
En sevdiiiim en sevdiiim

Basitligin ve rutinin konforunu kesfettigimden beri çok hoşuma gidiyor sıradan olmak <3

Öldukten sonrası zaten hiç umrumda değil de, hayattayken de kendi mutevazi beklentilerim karsilansa yeterdi. Karsilandi ;)

Ama bı 28den sonra bu kafaya ulaştım. Öncesinde herkes gibi kendimi çok farkli buluyodum, zordu eheh xd siradanlik harika
0
abuzer
(16.02.25)
Hatirlanip ne olmayi bekliyorsun sacmalik.
Söyledigin sey muhtesem bir hayat.
0
sonsuz
(16.02.25)
Mustafa Kemal Atatürk gibi olmadıktan sonra kimsenin bu tür kaygıları olmamalı, 8 milyar nüfuslu bir dünyada kendimden bir iz bırakmak açıkçası çok umurumda değil, ben öldükten sonra da değil 3 nesil 3 sene sonra bile unutulsam hiç problem olmaz.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.02.25)
Etmez ve oyle bir hayat yasamadim zaten.

"kariyer" kismi gerekebiliyor ama o da dengelenebilir bi sekilde. Hayatin cogu is ve uyumak da olmak zorunda degil. Ama olabiliyor
0
ermanen
(16.02.25)
modern kapitalizm kurguladığı hamster wheel içinde daha çok debelenebilmen için sana "özel olmalısın" hissini pompalıyor. bu sayede belki bir gün ümidiyle sisteme daha da çok hizmet edebileceksin.
0
orpheus
(16.02.25)
@put it in your; iste buna ben de okey oldugumu saniyordum ama yurtdisi gezip, tiyatro izlemenin kime ne faydasi var? o anda mutlu olmak mi amac? yoksa bu gezileri ve tukettigin sanat eserlerini kullanarak bir seyler yaratabilmek mi?

yurtdisi gezip kitap okumak seni gelistiriyor ve donusturuyor. ama bu yeni degisen sen bir sekilde ortaya bir cikti koymuyorsan kime ne faydasi var, ne anlami var? yani super bir insan ol cok gezmis, okumus ol, ama sonuc ne? ne yaptin yani su hayatta? ne koydun ortaya? diye soruyorum kendime.

@mirket; yanimizda biriyle yildizlari izledik ve cekirdek citledik. sonra? ertesi gun yine aynisi. sonra? yani o ani mutlu gecirmek butun hayatimizin bosunaligini oteliyor mu? haftada yarim saat yakaladigimiz husu ve huzur anlari yetiyor mu? bana yetmiyor gibi geliyor.

@kaleci; ataturk olmaya gerek yok. mesela huseyin inan, deniz gezmis, mahir cayan, sinan cemgil 20-25 yasindaki cocuklar turk siyasi tarihinin birer parcasi oldular. inandiklari iste gerekirse olerek. ha battal mehetoglunu kimse bilmez gerci. o da oldu mesela. ama bu gencler bir sekilde 20 yillik omurleriyle 80 sene yasayacak bizlerin yapamayacagi seyleri yaptilar ve olumsuzlestiler. veya niyazi berkes'in kitabini okuyorum simdi. turkiye tarihi ile ilgili bir referans kitap yazmis ve orada duruyor eseri. cok imreniyorum bu durumlara. sanki boyle bir sey yapmadikca bosa yasamis olacagiz gibi hissediyorum.
0
🌸antikadimag
(16.02.25)
Ben o saydığın isimler hakkında çok olumsuz düşünüyorum mesela.
Bence;
12 Mart muhtırasıyla bürokraside Amerika'nın hoşlanacağı türden bir temizlik yapıldı ve 12 Mart'ın yapılabilmesi için de bir sebep gerekiyordu.
Sağolsun o abiler de 20 yılda 80 yıllık yaşayarak o sebebi hazırladılar.

Festival basan Hamas militanları kaç yıllık yaşamış oluyorlarsa öyle işte.

Berkes'in hangi kitabı o? Anlatıyor mu bunu? Okumaya değer mi yani?
0
Mirket
(16.02.25)
sahsen ben bir sekilde sanat veya dusun ciktilarimi insanligin veya toplumun kanonuna birakabilmis ve ona katki yapabilmis olmak isterdim. diger turlu bir hayati basarisizlik sayiyorum. boyle bir dusunceniz hic mi yok yoksa imkansizligi sebebiyle biraktiniz mi coktan? hirs mi diyoruz buna?

bu soruna ithafen

seni su an durduran ne? herkes iyi oldugu isi yapmali.
0
sonsuz
(16.02.25)
harika bir yasam.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.02.25)
katki yapmis cok insan unutulmus gitmis simdiye kadar, simdiden sonra da oyle olacak. bence senin bahsettigin sey katkidan ziyade sohret. insanligin gercekten hatirladigi isimlerin cogu da 'iyi' degil acikcasi.

diger turluyse, yani unutuluacak olsam bile sessizce katikimi yapmis olmak istiyorum olmeden diyorsan, yasadigimiz sistemde kimse kimseye oyle asil bir katki yaptirtmaz yani. bu dunyaya birilerinin menfaatine ters dusmeden katki yapamazsin.
0
hot potato
(17.02.25)
Stalin gibi olmadıktan sonra kimsenin bu tür kaygıları olmamalı, halkı katletip bombalayıp onu yapamadığın köylüyü onyıllarca inim inim inletip halaskarlık hikayesiyle hatırlanmalı
0
lambırcek
(17.02.25)
nerdeyse her yüzyılda katliam yapıp birbirini katletmiş bu insanoğlunda iz bıraksan ne olur ki? ben normal bir hayat kendimce mutlu olduğum bir yaşam sürmek isterim. toplum normları sıkıcı çocuk yap, memur ol vb.

kendimizi bu kadar ciddiye almamıza gerek yok bence. başarılı olmak efsane olmak bunlar ego tatmini.
0
mikahakkinen
(17.02.25)
eder. bu zamana kadar yaşadığım hayat tatmin ediyor. bundan sonrası bedava ve ekstra bir gıda.
0
gabe h coud
(17.02.25)
Valla beni eder :D hatta özellikle istediğim şey bu.
0
akhenaten
(17.02.25)
Valla bende olurum, işim gereği sürekli yeni teknolojiyi takip etmem gerekiyor. Dümdüz memur olmayı isterdim, akşam dizi izle vur kafayı yat.
0
mirty
(17.02.25)
Bence sizinki insanlığa katkı vs değil onaylanma ihtiyacı.

Gezmek, okumak ortaya bir şey koymuyorsak ne işe yarar diye soruyorsunuz. E koyun? yazın, çizin, paylaşın? Ama siz aynı zamanda bunun herkes tarafından onaylanmasını, takdir edilmesini ve alkışlanmasını da istiyorsunuz gibi. Eğer yaptıklarınızdan eminseniz, niye başkaları tarafından takdir görmeye ihtiyacınız olsun ki? Eğer öyle olsaydı Van gogh resim yapmaya devam eder miydi?

Bugün insanlık tarihine majör katkıda bulunmuş olan insanların çoğunun, o zamanın mevcut otoriteleri ile büyük kavgalar verdiğini, bazılarının canından olduğunu, kiminin dışlandığını, değer görmediğini, hapis yatırıldığını vs görüyoruz. Siz hazır mısınız buna mesela?

Eğer söylediğiniz şey, "varoluşumu anlamlandıracak şeyin ne olduğunu bulamıyorum. Bir şeyler yapmak istiyor ama onun ne olduğunu bir türlü bulamıyorum" ise, yalnız değilsiniz. Ama bunu bulma ihtimalini arttıran şeyler de zaten okumak, öğrenmek, paylaşmak, görmek vs. Ne işime yarıyor diye sormuşsunuz, işte bu işe yarıyor.

Ama söylediğiniz şey, "Yaptığım şeyler beni tatmin etmiyor. Daha büyük, daha yüce şeylerin parçası olmak istiyorum ama olamıyorum" ise, o zaman bu sadece bir yanılsama. Bütün bu yüce, büyük, yararlı vs gibi kavramlar son derece görece. Siz bunlara şu an olduğunuz yerden bakıp karar veriyorsunuz. Hangi yüce, hangi ölümsüzlük, hangi değer? Bunların tamamı sadece birkaç yüz sene öncesi için bile birbirinden tamamen zıt anlamlar taşıyor olabilirdi.

Özetle başarı, başarısızlık vs bunlara takılmayın. İnandığınız şeyler varsa bunları yapın, ya da yapmayın. Sadece bu kadar.
0
thracia
(17.02.25)
karakter, burc, yasanilan hayat bir suru kriter var. ben bu dunyaya birseyler katmak icin geldigime inaniyorum. 3 gunum ayni gecse afakanlar basiyor. baskasi ama kimse bana dokunmasin hep ayni rutinlerim olsun ister.
0
buenosdias
(17.02.25)
arkadaşım bu yazdığını not al yıllar sonra şu yazdığın bile elden gitme oranının ne kadar yüksek olduğunda hem kafanı duvara vururken okursun.
neyi ne kadar yaşayacağını planlayamazsın sadece planlıyor gibi görünürsün.
daha 20 gün önce gelir durumu gayet yüksek olan insanlar ve çocukları dağ otelde yandı bitti kül oldu.
depremi anlatmıyorum bile. anladın sen.
0
jamswety
(17.02.25)
@antikadimag Bir şey koymak gibi bir zorunluğum yok ki. Birde bu yaptıklarımı kendi adıma ne için yaptığıma bakıyorum.

yurtdışı gezileri, tiyatro/standup, kitap okumasında kendi içimde bir meydan okuma var. Challenge. Bu karakter yapısı ve yaşanan (ve yaşanamayan) hayat ilgili. Benim lise ve üniversitem yıllarım çok vasat, çok sıradan geçirdim.

O vasat ve sıradan yılların acısını çıkıyorum. Her yurtdışı gezisinde yeni deneyimler kazandım. Bu deneyimler diğer deneyimlere zemin hazırladı. İlki ikinciye, ikinci üçüncüye. İlk deneyim ve üçüncü deneyim dördüncüye. Böyle böyle gidiyor.

Bugün arkadaşlarıma Schengen vize almalarına yardımcı oluyorum. Gidecekleri şehirde bilgim varsa tavsiye veriyorum. Gider gitmez, beğenir beğenmez saygı duyarım.

Pandemi öncesi tiyatroya giderdim. Şimdi canım sıkıyor Standup gösterilerine gidip laf attığım oluyor. Belki bir süre sonra sahneye çıkarım. Tiyatro olmasaydı Standup gösterine gitmezdim misal.

Kitap okuma. İngilizce kitap okuma çalışıyorum örneğin. Bu da farklı bakış açısı veriyor.

Belki dışarıdan basit ve anlamsız gelebilir. Bütün bunlar birbirini tamamlayıcı şeyler benim için
0
put it in your appropriate place
(17.02.25)
(4)

Kedinizin yaptigi en komplike sekans?

lapaz
https://www.reddit.com/r/holdmycatnip/s/dRe2NGHd7vYuruyus bandini acan gordum de bugun
www.reddit.com
Yuruyus bandini acan gordum de bugun
0
lapaz
(16.02.25)
Benim kedim değil ama
www.instagram.com
0
grimavi
(16.02.25)
otomatik mama makinasının butonuna basmayı öğrendi ama buton çok ufak olduğu için gücü yetmiyor.
0
orpheus
(16.02.25)
Çalıştığım yerdeki kedilerden biri bahçedeki çeşmeyi açıp su içtikten sonra geri kapatıyordu, ama burası çokomelli, çeşme klasik çevrilerek açılan modellerden.

Şunlardan; www.amazon.com.tr
0
akhenaten
(17.02.25)
shortslarda vardı tuzak kuruyor diğer kediye, ağzına mama alıp dolabın içine bırakıyor diğer kedi dolap içindeki mamayı görüp girince dolabın kapısını üzerine kapatıyor kedi içerdeyken.

bizimki anca ninja gibi deliriyor
0
eja
(17.02.25)
(17)

Bu durumda kimi suçlarsınız?

seni tanıdığım güne lanet olsun
Bu sabah bir yakınımın arkadaşının intihar ettiğini öğrendik. Kadın, sevgilisiyle ayrılıyor. Ardından aylarca adamla barışmak istiyor ama adam her yerden engelleyip reddediyor. Fake hesaplar açıyor ve adam yine reddediyor. En sonunda internetten psikolog olduğunu iddia eden ve kendisini iyileştirece
Bu sabah bir yakınımın arkadaşının intihar ettiğini öğrendik.

Kadın, sevgilisiyle ayrılıyor. Ardından aylarca adamla barışmak istiyor ama adam her yerden engelleyip reddediyor. Fake hesaplar açıyor ve adam yine reddediyor.

En sonunda internetten psikolog olduğunu iddia eden ve kendisini iyileştireceğini, bunun sonucunda adamın kendisine geri döneceğini söyleyen biriyle tanışıyor. Ondan terapi alıyor ve epeyce para veriyor.

Sözde psikolog adam ona her seferinde engellediyse yeni hesap açıp yaz çünkü bu sefer kabul edecek diyor. 20'ye yakın kez engellenince adam buna diyor ki e engellediyse evine git, iş yerine git. Bunun sonucunda sevgili kişisi de kadın için uzaklaştırma çıkarttırıyor.

Kadın dün ben sevilmeyi hak etmiyorum, korkunç biriyim gibi bir not yazıp intihar etmiş. Çok üzücü.

Şimdi tabii ki bu psikolog olduğunu iddia eden ama muhtemelen dolandırıcı şahsın bunda payı var ama psikolojisi bozulan ve saçma hareketlerde bulunan kadının her yaptığı mübah mı? Hem yakınları, ailesi her şeyi bildiği halde onu neden uyarmamış veya engellememiş?

Kadının tedavi görmesi gerekiyordu dedim diye kötü kalpli oldum. Herkes onun tek bir yanlış hareketi yok, mağduru suçlayamazsın, hayatında hiç çaresizlik tatmamışsın, asıl terapiyi sen al falan dedi. Daha garip olan ise kadının anne ve ablasının adamdan ziyade psikoloji bilimini suçlaması. Tedavi medavi yalan, işe yaramadığını biliyoruz, psikoloji insanları sömürmek üzerine kurulu bir sistem, onun bir sorunu yoktu, sorunu olduğuna ve iyileşmesi gerektiğine inandırıldı diyorlar.

Ben sorunlu bir ailede büyüdüm, bin tane travmam oldu, ilk gençliğimde terk edildiğim ve yine de barışmaya çalıştığım herif bile oldu ama ne adamı taciz ettim ne dolandırıcılara para kaptırıp ne derlerse yaptım.

En az 10 kişiden aynı cümleleri duyunca ne oluyoruz dedim. Sizin yorumlarınızı merak ediyorum.

Edit: Yanlış anlaşıldı anlatım şeklimden dolayı fakat ben tabii ki gidip sevdiklerini kaybeden insanlara bunu söylemedim. Niye acılı insanlara böyle bir şey yapayım? Onlarla direkt alakası olmayan insanlardan aldığım tepki o yazdıklarım. Annesi ve ablasının sözleri de yine benden bağımsız şekilde başkalarına söylenmiş cümleler.
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(16.02.25)
kadının tedavi görmesi gerekiyordu+1
0
adivar
(16.02.25)
Çok basit bir gerçeği görmezden gelmemiş misiniz? Siz sevdikleri birini kaybetmiş insanların yanında intihar eden kişiyle ilgili her ne sebeple olumsuz konuşursanız konuşun yakınlarının ve sevenlerinin size karşı tavır alması dünyanın en doğal şeyi. Bunun mantıklı olması gerekmiyor, her şeyin bir vakti zamanı var. Neden insanların sırf mantıklı konuştuğunuz için o duygu karmaşası içinde her şeyi bir kenara bırakıp size hak vermeleri gerektiğini düşünüyorsunuz? Hayat böyle çalışmıyor.

Evet psikolojik sorunları olan herkes suç ehliyetini kaybetmiyor. Evet her sorunlu insanın gidip eski sevgililerini taciz etmesine kimse izin veremez ama sizin sorunuzun özü neden tepki gördüğünüzle ilgili olduğu için burada kızın haklı mı haksız mı,suçlu mu suçsuz mu olduğu çok önemli değil.

Bu olayda tek bir suçlu yok, kızın yakınları da dahil olmak üzere hem yaşanan olaylardan hem de intihardan dolayı birçok suçlu var, ama orası mahkeme değil. Orada insanlar olayı bir karara bağlamak üzere toplanmış değil. Sözleriniz yersiz olmuş.
0
akhenaten
(16.02.25)
"psikolog olduğunu iddia eden" işte sorun tam olarak burada başlıyor. Ülkede doğru düzgün bir yasa olmadigi için, iki eğitim alıp kendini psikolog diye pazarlayan insanlar başkalarına nasıl zarar verdiğini fark etmiyorlar bile. Her yerde, her fırsatta dile getiriyorum: terapi dediğiniz karsilikli konuşmak değil çok daha fazlası. Ve yasalara göre sadece psikayatristlerin ve klinik psikologların yetkili olduğu bir süreç. Bakın psikolog bile değil, klinik psikolog olmalı bunu yapan kişi. Psikolojinin bir suçu yok, mubtemelen adam psikolog bile değil zaten. Doğru bir tedaviyle her şey çok farklı olabilirdi.

Bu yüzden herkese terapiye başlamadan önce karşıdaki uzmanın lisans, yüksek lisans, terapi eğitimi, supervizyon süreci gibi yeterliliklerini sormalarini tavsiye ediyorum.


Bu adamın ismi, cismi var mı? Gerekirse ben uğraşıp şikayet edeyim. Tpd bu konu tür konularla ilgileniyor.

Bu arada akhenaten +1. Yas ve travma süreçlerinde ağzımızdan çıkanlara dikkat etmek gerekiyor biraz. Acıyı yaşama biçimi cok farklı devam ediyor herkes için.
0
fraise
(16.02.25)
Ben tabii ki gidip sevdiklerini kaybeden insanlara bunu söylemedim. Niye acılı insanlara böyle bir şey yapayım? Anlatımımdan dolayı öyle anlaşıldı herhalde. Onlarla direkt alakası olmayan insanlardan aldığım tepki o yazdıklarım. Annesi ve ablasının sözleri de yine benden bağımsız şekilde başkalarına söylenmiş cümleler. Hepsini karışık yazınca öyle anlaşılması normal tabii ki. Editleyeyim. @akhenaten

Adını bilmiyorum ama öğrenmeye çalışayım. @fraise
0
🌸seni tanıdığım güne lanet olsun
(16.02.25)
adam ucuz kurtulmuş. kadın o kafayla adamıda öldürebilirdi.
bu psikolog olayları son zamanlarda tam anlamıyla beyaz yaka silkelemeye dönüştü. o kadar çok eğitimsiz, yetersiz sözde psikolog var ki.
zaten hasta kadını daha çok gaza getirerek sonunu hazırlamış gibi.

en başta ailenin bunun üstüne gidip profesyonel destek almasını ve tedavi görmesini sağlaması gerekliydi. benim kızımda bir şey yok diye kendilerini kandırmışlar. sen bunu söyleyince hala kendilerini kandırıyorlar.
0
my fault
(16.02.25)
olan olduktan sonra öyle yapsaymis böyle yapsaymis demek dogru degil. ölünün arkasindan konusulmaz.
0
sonsuz
(16.02.25)
Aynı benim eskiden arkadaş olduğum kadın. Adam kendisi hakkında uzaklaştırma kararı çıkartsa da kurtulamaz. Arkadaşınız hasta ama iyileşeceğini sanmıyorum. O da iyileşemedi. Hak ettiği hayatı yaşadığını düşünüyorum. Boşuna üzülmeyin. Kız vefat mı etti? Başınız sağ olsun.
0
Kahvedesu
(16.02.25)
biraz tek taraflı anlatılmış gibi geldi. neden ayrıldıkları belli mi? kadın sevgilisiyle ayrılıyor demişsiniz ama ayrılan taraf kadın mı erkek mi yoksa ortak karar mı?

kadının psikolojik sorunları olduğu için erkek tarafı ayrılmış olabilir.

kadın ayrılınca erkeği obsesyon haline getirmiş diye anladım.

muhtemelen burada erkeğin bir suçu yok çünkü çok rahatsız olmuş. kadın yanlış yönlendirilmiş. gerçek bir psikolog zaten hesap aç takip et olmadı iş yerine evine git demez.

üzücü bir durum.

her insan hayatında en az bir kere birisini çok sever. yapmayacağı şeyleri yapar onun için. bu sürecin olumsuz hale gelmesinden dolayı aklını bile kaybedebilir. bazen insanlar birilerini severken birey olduklarını unutuyorlar. o kişinin sevgisiyle yaşabileceğini düşünür hale geliyor sonrasında bir çöküş oluyor. kimseye ihtiyacımız yok aslında, sevilmeden de yaşanabileceğini bilmeli insanlar.
0
false pretension
(16.02.25)
Bazı çevrelerde psikoloğa gitmek, hele psikiyatrik tedavi almak hâlâ çok büyük bir sorun, hâlâ eksiklik veya delilik olarak görüyorlar. O bahsettiğin intihar eden kadının ailesi narsist olabilir, sevgilisi de narsist olabilir. Kadın çok hastalıklı bir saplantı yaşamış, saplantı bile demiyorum bak, çok hastalıklı bir saplantı. Bu da onun bağımlı kişilik özelliğinde olduğunu gösterir, belki borderline olduğunu da gösterir. Doğru dürüst bir doktora gideymiş ak koyun kara koyun meydana çıkarmış ama kötüye denk gelmiş.

Kadının ailesinden beklentin olmamalı çünkü belli ki kesinlikle hata kabul etmeyen tipler. Hiçbir kadın bir erkeğin peşinde bu kadar koşmamalı mesela ama bunu diyememişler. Ele güne karşı eksikliklerini kabul etmemek de bir sorun bence.

Ayrıca kadın yaratılıştan saplantılı biri de olabilir. Bazı insana söz geçiremezsin, bu da öyle biri olabilir. Ama aileden çok rahatsız oldum, psikolojiyi kabul etmemek falan. O insanlardan yakının uzak dursun derim.
0
muhayyer divan
(16.02.25)
Bu durumda ortada bir suçlu yok.
Bir kadın, hayatla, olması gerektiği gibi baş edememiş ve ayrılmış. Hepsi bu.

Kimse psikoloğu suçlayamaz. Kimse terapiye şahit değil. Neler konuşuldu bilmiyoruz. Biliyoruz dediğimiz kısım, kızın bize anlattıkları. Ama ne derece doğrudur bilmiyoruz. Kız psikoloğa olayı nasıl yansıttı. Onu da bilmiyoruz.

Sağlıklı düşünme yetisini kaybettiği aleni olan bir kişinin anlattıklarından istifadeyle yargıda bulunup infaz yapmayalım bence.

Allah rahmet eğlesin.
Bir kadın hakkında uzaklaştırma kararı aldıracak kadar canından bezmiş kişiye de geçmiş olsun diyelim.
0
Mirket
(16.02.25)
Abicim senin psikoloğa gitmen lazım senin mantığına göre, bence para tuzağı boş iş ama duyurunun çoğunluğu antidepresan kullanan, psikolog peşinde kişiler.

Mantıklı bir şeyi her an söylemek doğru değil. Yakınları yanında yuh diyorum abi. Dün mü doğdun nedir? Suçlusun.
0
Shepard
(16.02.25)
terapinin boş olduğu iddia eden bir kafa yapısına sahip ailenin yetiştirdiği kadından nasıl bir farkındalık ya da engelleme çabası bekliyorsun onu anlamadım ki.
0
derbeder ve süklüm
(16.02.25)
Öncelikle başınız sağolsun.

Olay anlattığınız gibiyse, faturanın birilerine mutlaka kesilmesi zorunluluğu yok. İnternet üzerinden tanıştığı "sözde" ya da "özde" psikolog bu olayda büyük sorumluluk altında gibi görünse de, mutlaka fatura kesilecekse ben olsam ilk faturayı bu vatandaş yerine vefat edenin en yakınlarına keserdim. Eğer en yakınlar durumu biliyorlar ve müdahale etmek için ellerinden geleni yapmamışlarsa, bence sorumluluğun en büyüğü onların ama bu sorumluluk intihara giden yolda ne kadar büyüktür, o da tartışmalı.

Naçizane ben bir öneride bulunmak isterim: "Kadının tedavi görmesi gerekiyordu dedim diye kötü kalpli oldum. Herkes onun tek bir yanlış hareketi yok, mağduru suçlayamazsın, hayatında hiç çaresizlik tatmamışsın, asıl terapiyi sen al falan." diyenler intihar eden kişiyle doğrudan bağlantısı olan insanlar değillerse, hayata bakışları tümüyle sakat, sebep sonuç ilişkisi kurmaktan tümüyle aciz ve mantıktan yoksun olduklarını sonucunu çıkarır, mümkün olduğu ölçüde onlarla da ilişkimi keserim zira böyle düşünen insanlardan iyilik değil, istemeden de olsa kötülük geleceğini düşünürüm. 10 kişi az insan değil, ben olsam onlardan kesinlikle uzak dururdum.

Mesajınızı okuduğumda düşüncelerinizi intihar edenin yakınlarına söylediğinizi düşünüp, orada hata yaptığınızı ancak doğru düşündüğünüzü ifade edecektim ki anlattığınız kadarıyla orada da hata yapmamışsınız.

Anne ve abla şu anda acıları tazeyken böyle konuşabilirler, onu çok yadırgamam ama bilime bakışları böyleyse onlardan da mümkün olduğunca uzak durmaya çalışırım. Özetle, ben bilime düşman tüm kişi ve yaklaşımlardan uzak dururum.
0
10551037
(16.02.25)
ya ben internette yorum yazmayı bıraktım artık çünkü her yerde sjwler kol geziyor. boş yere sen niye canını sıkasın ki senin konun bile değilmiş. ayrıca tabi ki haklısın kadın baya sorunluymuş.
www.youtube.com
0
neira
(16.02.25)
Kesinlikle tedavi görmesi gereken takıntılı ve bu sebeple de tehlikeli olma potansiyeli olan kişiler için "Herkes onun tek bir yanlış hareketi yok, mağduru suçlayamazsın, hayatında hiç çaresizlik tatmamışsın, asıl terapiyi sen al" tarzı açıklamalar yapmak ahmakça. İsterse eleman kızı doğum gününde terk etmiş olsun. Saçma sapan taciz girişimlerine "sin binim nilir yişidiğimi biliyir misin?" savunması yapan çevrenizde ise uzaklaştırma alın değilse muhatap olmayıp yolunuza devam edin.

Suçlu olan psikolog adı altındaki eleman. Psikolojiyi açık öğretimde ya da Yozgat Hacı Mahmut Gulyabani Hazretleri üniversitesinde okuyup sınavları ChatGPT'ye sorarak geçmeye çalışmayan herhangi bir insanın "kendisini iyileştireceğini, bunun sonucunda adamın kendisine geri döneceğini söyleyen biri" kendini ya da yapacağı işi böyle betimleyeceğini sanmıyorum. Yarı falcı, danışman çöplerden biri belli ki. Kızı daha büyük bunalıma sokmuş.

Kızın tedavi görmesi gerekiyordu bu doğru. Bizim ülkede boş romantizm, psikolojik desteğe yönelik salak bakış açısı ve toksik ilişki aşkı var. O yüzden itiraz etmiş, üstüne küfür etmişsin gibi "asıl sen tedavi gör" demişler.
0
nawar
(16.02.25)
Abi psikoloji sayisaldan kabul almadigi surece bunlar daha da devam edexek. Evrenin dilini anlamayan insanlar nasil psikolog olabilir
0
lapaz
(16.02.25)
türk insanı doğulu kafası ile doğrunun değil mağdurun yanında olmayı seviyor, buradan kendine bir vicdan tatmini çıkarıyor. bu sebeple sen doğruyu söyleyerek malesef haklı olamazsın.
0
orpheus
(16.02.25)
(3)

Mantarlar neden yetismiyor

optimistbakunin
Selam bi posete topragi samani ceri copu bastim. Marketten aldigim mantari da parcaladim attim ama yetismedi. Ben mantari nasil yetisitirip cogaltabilirim. Kultur mantari yerim var. Hazir kitler satiliyor ondan mi almaliyim her seferinde spor falan mi alacagim bu kendi kendine cogalmiyor mu ne degis
Selam bi posete topragi samani ceri copu bastim. Marketten aldigim mantari da parcaladim attim ama yetismedi. Ben mantari nasil yetisitirip cogaltabilirim. Kultur mantari yerim var. Hazir kitler satiliyor ondan mi almaliyim her seferinde spor falan mi alacagim bu kendi kendine cogalmiyor mu ne degisik bir sey
0
optimistbakunin
(16.02.25)
Kültür mantarı çoğunlukla spor üretmiyor ve ürettikleri sporlar da çoğalma için yeterli olmuyor. Hazır kit en mantıklısı.
0
cemallamec
(16.02.25)
Piyasada satılan kültür mantarlarının geneli tam olgun değil, daha lamelleri bile açılmamış oluyor. Bunların olgun halleri portobello adıyla satılıyor ancak burada mantarın hala aktif olarak yeterli spor üretip üretmediği bir problem, çünkü toplandıktan siz mantarı satın alana kadar geçen sürede sporlarını salıp metabolik faaliyeti bitmiş olabiliyor.

Bir de sadece samanı çeri çöpü karıştırmanız yetmeyebilir. Kültür mantarı kompostta yetiştiriliyor. Karışım yapmak sağlıklı bir kompost için yeterli olmayabilir. Kompostun oluşumu bir süreç istiyor.

Mantarlar bitki değil, bitki gibi düşünmemelisiniz. Bitki toprağı tutunmak ve bazı mineralleri almak için kullanıyor, esas besinini güneşten ve havadaki karbondioksitten elde ediyor. Mantarlar bağlı oldukları substrata ve ekosisteme çok bağımlı. Nem koşulları vs. de hayati öneme sahip.

Kısaca o kadar çok yerde yanlış yapıyor olabilirsiniz ki yazdığınız kadarıyla bir şey söylemek çok zor.

En azından kullandığınız mantarların spor üretip üretmediğini görebilirsiniz. Mantarın sapını çıkarıp başını lamelleri aşağıda kalacak şekilde bir kağıda koyun ve hareket ettirmeyin. bir gün beklesin. Ürettiği sporlar kağıtta birikip görünür hale gelir. Eğer spor yoksa veya çok azsa sorun bu olabilir. Eğer spor varsa kompostta veya iklim şartlarında sorun olabilir.
0
akhenaten
(16.02.25)
kültür mantarı dediğimiz beyaz şapkalı mantar. Onun için örtü toprağı lazım. Beyaz şapkalı yetiştirmek için kompost hazırlıyorsunuz. Üstüne toprak örtüyorsunuz. Toprağın da özellikleri var.

Beyaz şapkalı yetiştirmek biraz zor ve zahmetli.

O dediğiniz kompost içinde mantar yetiştirme yöntemi istiridye mantarında işe yarıyor. O kompostun da belli özellikleri var koymanız ve koymamanız gereken malzemeler var.

Bu arada mantar yetiştirmek doğru şartları sağladığınızda kolay, ama şartları sağlaması kolay olmayan bir iş.

Bir defa çok nem istiyor. Eve koşullarında o nemi sağlamak kolay değil. ya da birkaç saatte bir sulayacaksınız.
0
anten
(17.02.25)
(5)

Köpeklerin toplanmasına karşı olanlara soru

ya ben lan neyse
köpekler toplandığında açık alanda eziyet görmeden izole edileceğini bilseniz toplamayı kabul eder misiniz?futbol sahası kadar açık alanda 10-20 tane köpek olacak şekilde ölene kadar bakacaklarını bilseniz.
köpekler toplandığında açık alanda eziyet görmeden izole edileceğini bilseniz toplamayı kabul eder misiniz?

futbol sahası kadar açık alanda 10-20 tane köpek olacak şekilde ölene kadar bakacaklarını bilseniz.
0
ya ben lan neyse
(16.02.25)
Bugün bir video gördüm, bir barınağın tellerinin ardında açık havada tipi halinde yağan karın altında donmak üzere olan bir köpek vardı.

Barınak böyle bir şey değildir. Kar yağdığında yağmurda aşırı rüzgarda sığınacak kapalı alanların olduğu bir yerdir barınak, üstelik köpeklerin sıkış tepiş değil rahatça oturacakları bir yer olmalıdır. Çünkü bunun hastası olur, doğum yapanı olur, kötürümü olur...

Futbol sahasını köpeklerin hayatını geçirecekleri alan olarak takdir ediyorsan yine eziyet edersin onlara. Sadece kediler günde 10 km koşabilen hayvanlarken evlere tıkılmaları hiç doğru değil, köpekler cüsse olarak çok daha büyükler ve çok daha büyük alanlar gerek onlara, kaslarının erimemesi için.

Siz anlayamıyorsunuz, köpekler ve kediler insanların sağlıklı bir toplum hayatı yaşamaları için elzemdir. Futbol sahasına 15-20 köpek koyarsın 1 yıl sonra olur sana 500 köpek. Bu çözüm değil.

Sağlıklı ve doğru bir çözüm üretebilmemiz için önce kendimizi kalkındırmayı bilmemiz lazım, gereken her türlü tepkiyi hakkıyla vermemiz, kendimiz için doğru olan her şeyi önce kendimiz, birbirimize ve kendimize yapan bir toplum olmalıyız. Köpekleri kedileri ancak o zaman hakkıyla takdir edebiliriz, sokaklarımız da farelerle sıçanlarla yılanlarla dolmaz.
0
muhayyer divan
(16.02.25)
Köpeklerle kedilerin toplanmasına karşı değilim.

Köpekleri kedileri ancak o zaman hakkıyla takdir edebilmek istemiyorum, Batılılar gibi yaşayalım, sokaklarımız da farelerle sıçanlarla yılanlarla dolsun istiyorum.

Dün yıllar sonra ilk defa serçe sesi duydum. Nostalji yaşıyormuş gibi oldum. Hala şehirlerimizde henüz kediler tarafından yenmemiş serçelerin olması ne güzel.
0
Mirket
(16.02.25)
m.haberturk.com

Yani bu hayvanların ataları kurt en nihayetinde. Kendilerine bölge belirledikleri alan, gün içinde kat ettikleri mesafe çok fazla.

Ancak köpek de, kedi de, hatta fare de (lagim faresi vs) doğada olan türler değil, insanın uzantısı olan canlılar.

Aslında en büyük sorun insan nüfusunun giderek artması. @mirket in dediği gibi, eskiden bir sürü kuş türü vardı çünkü insan bu kadar fazla değildi. İnsan sayısı arttıkça, insanların etrafında kumelenen bu "sömürge" canlıları da çoğaldı. Kediler insanların bulundukları yerlere geldi, insan evine aldığı kediyi dışarı attı, dışarı atilan kediler gelenlerle uredi ve uredi uredi uredi..

Kedi zaten kendisinden ufak her şeyi yemese bile keyfine öldüren bir canlı :)

Köpekler zaten ayrı bir paradoks, hayvan kendinden korkani anlayıp özellikle ona tepki veriyor :)

Kisirlastirmaya çalışsan hiçbir zaman basaramazsin artık ipin ucu kopmuş sanki. İtlaf bence düşünülemez bile, yani ömründe bu hayvanlarla biraz vakit geçirmiş birisi böyle bir şeyi aklının ucundan bile geçirmez.

Barınaklar desen bu kadar köpeği nereye nasıl yerlestireceksin, @muhayyer divan çok açık anlatmış.

Öte yandan bu hayvanların sokakta yaşamaları da aslında cogu için işkence. bir çoğu çok bakımsız, hastalaniyorlar, insanın ürettiği pisliklerin icinde yasiyorlar, iyi yasamiyorlar, ömürleri çok kısa oluyor vs

Türkiye'nin bir çıkmazı bu konu artık.

Bilmiyorum belki de sokak hayvanları ile ilgili bir bakanlık kurulup böyle tüm yurtta topyekûn seferberlik halinde insanlari eğiterek sosyal projeler şeklinde herkes bölgesindeki hayvanları kontrol altına alarak birlikte yaşamanın yolları aranır..
0
makbur
(16.02.25)
Elbette köpeklerin kontrolsüz şekilde çoğalıp istilaya sebep olması hoş değil. İstila derken bunu gerçek anlamıyla söylüyorum; demek istediğim bir evde bir kedi güzel olabilir, ama bir evde 70 kedi varsa bu her açıdan kontrolden çıkmış bir durumu gösteriyordur.

Ancak benim anlamadığım şey bunun için neden hayvanların toplatılması gerekiyor? Eğer birisi gereksiz laflardan arındırılmış, veriye dayalı bir şekilde neden kısırlaştırıp salma metotlarının işe yaramadığını anlatırsa bunu desteklerim. Belediyelerin bu konuda yeterince kontrollü ve kapsamlı çalışmadığıyla ilgili bir hissiyatı var insanların, ben de katılıyorum buna.

Diğer açıdan, hiçkimse beni yüzlerce köpeğin hayatlarının sonuna kadar iyi bakılacağına inandıramaz. Böyle bir gerçeklik yok, esirgeme kurumları ve huzur evleri dahil sorunlu yerler. Bu inanılabilir bir şey değil.
0
akhenaten
(16.02.25)
Köpeklerin neden bu kadar çoğaldığını, ne yapılması gerektiğini Cenk Eren'in açık açık yazdığı bir paylaşım var. Linkini bırakıyorum:
x.com

Aynı şey kediler için de geçerli.

1- Bu ülkede, köpeklerin itlaf edilmesi için en çirkin çabayı gösteren Güvenli Sokaklar Derneği'nin başkanı da dahil olmak üzere, insanlar cins kedi ve köpek üretimi yapıyor.

2- Bu ülkede cezasızlıktan güç alan insanlar cins olanlar da dahil kedi ve köpeklerini sokağa atıyor.

3- Bu ülkede belediyeler sokaklardan toplayıp milyonlarca lira ödenek aldıkları barınaklarına koyduğunu söyledikleri köpekleri ya o berbat barınaklarda açlıkla öldürüyor, ya iğne atıp henüz ölmediyse de poşetleyip çöp kutusuna atıyor, ya patilerini bağlayıp kafasına kürekle vura vura öldürüp toplu halde gömüyor ya da dağlık arazi veya çöplüklere atıyor ve onların açlıktan birbirini yemesini ya da ölmezlerse şehre inip insanlara saldırmasını sağlıyor. Hiçbiri benim uydurmam değil, hepsi geçen haftalarda nezih belediyelerimizde yaşananların sadece bazıları.

4- Bu ülkede insanlar köpek dövüştürüyor, TikTok'da yüz binlerce takipçi ile bunu paylaşarak lig kuruyor.

5- Bu ülkenin kırsalında yaşayan insanlar yaşlanınca kendisine uzun yıllar hizmet eden köpeklerini sokağa atıyor. Atmadan önce yıllar boyu onları defalarca kez doğdurtup elde ettiği yavru köpeklerin bazılarını yakın çevresine saçıyor, işine yaramayacağını düşündüklerini ise sokağa atıyor.

6- Bu ülkede hiçbir şekilde kısıtlaştırma seferberliği güdülmedi. Erdoğan'ın "Kısırlaştırma da yaptık ama işe yaramadı." demesi koca bir yalan. Hani, nerede yapıldı? Veterinerlerin geçen yıl kendi imkanlarıyla yürütmeye çalıştığı kısırlaştırma çabası bile hükümet tarafından engellenmeye çalışıldı.

7- Çözüm, kısırlaştırma seferberliği ve üretim ile özellikle kırsaldaki hayvan çoğaltıp dışarıya atmanın ciddi bir şekilde cezalandırılması. Veterinerler kısırlaştırma için devletten bütçe bile istemiyor.

Yolda rastgele ve kendi halinde gördüğünüz ya da bin yıldır bir mahallede yaşayan gariban köpekleri sağlıksız olduğu belli olan barınaklarda suçsuz yere hapis hayatı yaşamaya mahkum edebilir veya bununla da uğraşmaz ve malum troller gibi "it" diyerek anında itlaf edebilirsiniz. Fakat arkada devamlı akan bir musluk var ve havuz dolmaya devam ediyor, o musluk da devlet olduğunu iddia eden yapının kontrolsüzlüğü yüzünden hep açık kalacak. Musluğu kapatmadan yüzeysel öneriler, öldürelim inlemeleri, kokain çekmekten beyni erimiş Yıldız Tilbe'nin yaptığı gibi zehirli veya çivili et verme tavsiyeleri ile ancak vahşi ve acımasız bir grubun kötücül duygularını beslersiniz.

Umarım bazı insanlar neleri savunanlarla yan yana olduğunu fark eder. Hele sosyal medyada aynı fabrikadan çıkmış, daha bir aylık hesaplarla "Bütün itleri geberteceğiz, ittaparları öldüreceğiz." gibi cümleler kuran ağzı salyalı trollerden hiç bahsetmiyorum. Daha geçenlerde çok takipçili bir troll işinden istifa etti de giderken planlı bir şekilde nasıl hareket ettiklerini sayfa sayfa anlattı. Tekrar denk gelirsem eklerim fakat uzun mesele, dediğim gibi oraya hiç girmeyeceğim.
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(16.02.25)
(2)

Butternut kabak tarifi

buff
Bu kabaktan aldım özenip. Çorba dışında güzel tarifleriniz var mı?
Bu kabaktan aldım özenip. Çorba dışında güzel tarifleriniz var mı?
0
buff
(15.02.25)
Bu tarifteki dilimleme seklini begeniyorum ben. Zeytinyagi, sarimsak, karabiber, kekik evde ne varsa karistirip kabagin üstüne döküyorum. Dilimlerin arasina beyaz peynir de serpistiriyorum. Güzel oluyor. www.youtube.com
0
chihirovekohaku
(15.02.25)
Ben çorbasını ve fırında pişirilmiş halini yaptım bunun. İkisini de önermiyorum.

Çorba için de fırın için de hokkaido kabak çok daha güzel oluyor. Hokkaido özellikle çorba için çok iyi.

Butternut inanılmaz aşırı tatlı geldi bana. Hiç şeker koymadım ama sanki kaşık kaşık boca etmişim gibi şekerliydi.

Spagetti squash olarak da biliniyor ve bu adla youtube'dan tarifler bakarsanız o şekerli tadı güzel dengeleyebilecek akdeniz usulü tarifler var, başka bir zaman bu şekilde de deneyeceğim. Ama şekerli yemek sevmiyorsanız önermem, cidden çok şekerli :D
0
akhenaten
(15.02.25)
(3)

ofiste telefon şarjı meselesi

atcapar
Merhabalar, ofis ortamı kalabalık olduğu için geçen sene 1 tane şarjım kaybolmuştu. 1 senedir ofiste telefonumu şarj etmiyorum, kaybolur ve ya çalınır diye. Tekrardan yeni bir şarj almaya karar verdim ancak ben bu şarj kablosunu kimse alamasın istiyorum. Bunun için bir yöntem var mıdır? Masaya bağla
Merhabalar, ofis ortamı kalabalık olduğu için geçen sene 1 tane şarjım kaybolmuştu. 1 senedir ofiste telefonumu şarj etmiyorum, kaybolur ve ya çalınır diye. Tekrardan yeni bir şarj almaya karar verdim ancak ben bu şarj kablosunu kimse alamasın istiyorum. Bunun için bir yöntem var mıdır? Masaya bağlantı şeklinde ve ya başka şekilde. Teşekkürler
0
atcapar
(14.02.25)
Bu şarj aletinin karışması ve kaybolması meselesi canımı o kadar sıktı ki kendi şarj cihazımın ve kablomun küçük bir kısmını belirgin renkli oje ile boyadım. Eşim veya çocuklar bile alsa karışmıyor artık. Oje ile belirli bir renk makul olabilir.
0
en bi orijinal
(14.02.25)
Şarj kabloları için kılıflar oluyor. Onlarla farklılaştırabilirsiniz. Wirelessla şarj olabiliyorsa masaüstüne koymak için alabilirsiniz. Bizde dokunan olmuyor.
0
boyalı kuş
(14.02.25)
Derdiniz kimsenin almaması ise evet şarj üniteli ofis organizerleri var. Kabloyu içinden geçiriyorsunuz, ucu şarj standından çıkıyor. Kablo isteyen olursa "çıkarıp takması çok zor iş, kullanacaksan tak buraya" dersiniz.
0
akhenaten
(14.02.25)
(5)

Dört ay başka şehirde kalacak olsanız yanınıza ne almayı ihmal etmezsiniz

sekizdokuzon
Düzenli kullandığım ilaçlar, şampuanz dış fırçası falan kişisel hijyen malzemeleri, hatta tırnak makası, saç kurutma makinası, kışlık kıyafetlerin yanına biraz yazlık kıyafet... Aklınıza başka ne geliyor? Teşekkür ederim.
Düzenli kullandığım ilaçlar, şampuanz dış fırçası falan kişisel hijyen malzemeleri, hatta tırnak makası, saç kurutma makinası, kışlık kıyafetlerin yanına biraz yazlık kıyafet... Aklınıza başka ne geliyor?

Teşekkür ederim.
0
sekizdokuzon
(14.02.25)
Üçlü priz ya da priz çoklayıcı
encrypted-tbn0.gstatic.com

Uyku için göz bandı
0
grimavi
(14.02.25)
Yani eve bağlı biraz. Yazlık ev tarzı kendi evimse çoğu şey vardır zaten ama eşyalı kiralık evse 4 ay baya taşınma demek.

Dekorasyon ve düzenli kullanılmayan yemek takımları dışında o evde olmayan her şeyi + günlük yemek yaparken kullanacağım kadar mutfak gerecini götürürdüm ben.

Eşyalı evdeki mobilyalar ve beyaz eşya harici her şeyi yok sayardım. Özellikle nevresimler falan önemli.
0
akhenaten
(14.02.25)
Kişisel bakım ürünleri hep kullanılan şeyler olduğu için yük etmeyip gittiğim yerde de alabilirim. Saç kurutma makinem, saç düzleştiricimi alırım. Kıyafet alırım. En onemliler ise annem ve kedi çocuklarım.
0
rock n roll
(14.02.25)
bornoz, terlik
spor kıyafetleri, alet ve ekipmanları
Divoom speakerım
kamp sandalyesi, masası, cooler, termos
bir kaç tane kupa, çekirdek kahve, appletv
0
gabe h coud
(14.02.25)
Bu sehir Grönland'da degilse muhtemelen kislik yanina biraz yazlik degil de, yazlik yanina biraz kislik alirdim. Yazlik kiyafeti bol tutar, kislik kiyafeti az tutardim. Mart'tan saysan Haziran sonuna kadar orada oluyorsun, hem havalar Türkiye'de bircok sehirde cok isiniyor Nisan gibi hem de yazin insan daha cok kiyafet degistiriyor.

Deniz ya da havuz varsa gidecegim yerde ona göre terlik, mayo, havlu alirdim. Kendi yastigimi götürürdüm. Semsiye ve yagmurluk alirdim.
0
alice in potatoland
(14.02.25)
(5)

spotifty ne indiriyor?

kibritsuyu
telefondaki spotify uygulaması sabahtan beri bir şey indiriyor, daha doğrusu indiremiyor da, sadece indirmeye çalışıyor, sol üstte dosya indiğini gösteren ok işareti inip çıkıyor. bildirime bakıyorum 271/281 (%96 tamamlandı) yazıyor ama yaklaşık yedi saattir ne ilerliyor, ne bitiyor, ne kapatılıyor.
telefondaki spotify uygulaması sabahtan beri bir şey indiriyor, daha doğrusu indiremiyor da, sadece indirmeye çalışıyor, sol üstte dosya indiğini gösteren ok işareti inip çıkıyor. bildirime bakıyorum 271/281 (%96 tamamlandı) yazıyor ama yaklaşık yedi saattir ne ilerliyor, ne bitiyor, ne kapatılıyor.

telefonu kapatıp açtım hala devam ediyor.

ne indiriyorsa indirmesin. ya da indirsin bitirsin de kurtulayım, kapatayım şu bildirimi.

ne yapacağım?
0
kibritsuyu
(14.02.25)
offline dinlediğiniz/indir dediğiniz listeleri ara ara güncelleyip indirir. uygulama içinde offline dinleyeceğiniz listeleri kapatın isterseniz (yıllardır spotify kullanmıyorum, tam olarak nereden yapıldığını hatırlamıyorum bunun).
0
shadowfollower
(14.02.25)
offline dinlediğim ve indir dediğim bir şey yok ki. daha doğrusu bilinçli olarak yok. aradım bulamadım da öyle bir şey. tekrar bakayım.
0
🌸kibritsuyu
(14.02.25)
Bu durum genellikle Spotify’ın çevrimdışı indirme işlemi sırasında bir dosyanın takılmasıyla olur. Çözüm için şu adımları deneyebilirsin:

1. Spotify’ın İndirme İşlemini Durdur

Spotify’ı aç
Ayarlar’a gir (Sağ üstteki dişli simgesi)
Çevrimdışı Modu kapat (Eğer açıksa)
İndirilenler bölümüne git ve hangi şarkının/çalma listesinin takıldığını bul
O şarkıyı ya da çalma listesini indirmekten kaldır

Eğer burada bir şey göremiyorsan veya indirme işlemini durduramıyorsan, aşağıdaki yöntemleri dene:

2. Spotify Verilerini ve Önbelleğini Temizle

(Bu işlem şarkılarını silmez ama indirilenleri sıfırlar.)

Telefonunun Ayarlar kısmına git
Uygulamalar → Spotify seç
Depolama ve önbellek bölümüne gir
Önbelleği temizle ve ardından Verileri temizle butonlarına bas

3. İndirmeleri Sıfırla ve Yeniden Dene

Eğer yukarıdaki işlemler işe yaramazsa, Spotify’ın tüm indirmelerini kaldırıp yeniden denemek gerekebilir:

Spotify’ı aç
Ayarlar → Tüm indirmeleri kaldır seçeneğini kullan
Spotify’ı tamamen kapatıp aç ve tekrar dene

4. Spotify’ı Kaldır ve Yeniden Yükle

Eğer hâlâ düzelmediyse, uygulamayı tamamen silip tekrar yüklemeyi deneyebilirsin:

Spotify’ı kaldır
Telefonu yeniden başlat
Spotify’ı tekrar yükle ve giriş yap
0
kaptan memo
(14.02.25)
hocam bir playlist'te üstteki indirme ikonuna yanlışlıkla dokunmuş olabilirsiniz. playlist'lerin olduğu sayfada inenleri göstermesi lazım, oradan geri kaldırabilirsiniz belki. zira "271/281" dediği, listedeki 281 şarkıdan 271 tanesinin indiği. ya da biraz bekleyin, tamamı inmiş olunca zaten bu uyarı gider. indirmek için wireless bağlantısı bekliyor olabilir ama.
0
shadowfollower
(14.02.25)
Beğendiğim şarkılar klasörünü oto indir şeklinde ayarlamış olabilirsiniz. Haliyle sizin beğendiğiniz her şey indiriliyordur. Bunu başka bir çalma listesi vs. için de yapmış olabilirsiniz.

Böyle bir durum olmadığından emin olmak için kitaplığım butonuna basıp albüm ve listelerin yanında yeşil daire içerisinde aşağı yönlü ok simgesi olup olmadığını kontrol edin. Eğer bu varsa o klasörler indiriliyor demek. Klasörün üstüne basıp açın, ekranda bir yerde aynı simgeyi yine göreceksiniz, ona basın. İndirilenler silinsin mi diye soracak, onaylayın.
0
akhenaten
(14.02.25)
(22)

Özel Günler

rock n roll
Özel günleri önemser misiniz? Mesela yarın sevgililer günü ve bunun için bir plan yaptınız mı? Ben sadece doğum günü, evlilik yıldönümü gibi günleri önemserim. Böyle günlerde beraber vakit geçirmenin yeterli olduğunu düşünüyorum hediyeden ziyade. Hediye alma çılgınlığının dünya için de yük olduğunu
Özel günleri önemser misiniz? Mesela yarın sevgililer günü ve bunun için bir plan yaptınız mı? Ben sadece doğum günü, evlilik yıldönümü gibi günleri önemserim. Böyle günlerde beraber vakit geçirmenin yeterli olduğunu düşünüyorum hediyeden ziyade. Hediye alma çılgınlığının dünya için de yük olduğunu düşünüyorum. Sizlerin de fikirlerinizi merak ediyorum.
0
rock n roll
(13.02.25)
önemserim. hediye vermek, sevmek sevilmek için bir araç bir hatırlatma, ne güzel.
0
gabe h coud
(13.02.25)
sevgililer gununun ozel bir gun oldugunu dusunmuyorum, boyle sacma gunlerin sizin gibi dunyaya yuk oldugunu dusunuyorum, kisisel ozel gunleri - dogumgunu - onemserim.
0
kassiopeia
(13.02.25)
@gabe h coud

Özel günler birini sevmem için bir hatırlatma yapamaz, sevgi zaten varsa vardır.
0
🌸rock n roll
(13.02.25)
sevgini göstermek diyelim o halde.
0
gabe h coud
(13.02.25)
@gabe h coud

Bunun için de özel günlere gerek yok ama hadi neyse.
0
🌸rock n roll
(13.02.25)
sevgililer günü bana çok yalan dolan geliyor.
doğum günü ve yılbaşı öyle değil ama.
0
kisa
(13.02.25)
Sadece doğum günlerini önemserim. Hediye almak için özellikle bir tarih beklemem, bazen gittiğim yer ya da gördüğüm şey birini hatırlatır, ona alırım.
0
asteriks
(13.02.25)
Sadece doğum günü +1
0
cilacı ökkeş usta
(13.02.25)
Doğum günü ve yılbaşı +1

Sevgililer günü bana düğünün olduğunu duyan kuaför gibi geliyor.
0
nawar
(13.02.25)
sevmek sevişmek için ekstra ve ilave bir gün diye bakıyorum. diğer günler hediye alınmaz, sevgi gösterilmez diye bir konu yok burada.
0
gabe h coud
(13.02.25)
Doğum günü, evlilik yıldönümü bile kutlamiyoruz, yani sozlu kutlama olabilir de ozel birsey yapilmiyor. Hediye isi genelde bayramlarda yegenler falan dahil cocuklara aliniyor. Onun disinda hanima birsey aldigim oluyor bazen ama rastgele zamanlarda.
0
mbond
(13.02.25)
Valla ben hiçbirini önemsemiyorum.
0
Amaranta ursula
(13.02.25)
Özel günleri önemserim, sevgililer gününü hariç.
0
kumandanim
(13.02.25)
Özel günleri önemserim. Sevgililer günü de abartısız ama kutlanmaya değer. Farklı bir şey yapmanın bahanesi işte.
0
Kediyi üzdün
(13.02.25)
Doğum günü kıymetli bence, en önemlisi direkt kişinin kendisiyle ilgili bir gün, kutlanması kutlanmasını istemesi, hediye alınması vs. çok güzel şeyler.

Yıldönümü, yılbaşı, sevgililer günü vs. de güzel vakit geçirmeye bahane işte, bana çok mantıklı gelmese de, kutlamaktan hoşlanmasam da öyle "boklayanlardan" değilim, keyif alanlar kutlasın hediyeleşsin bunlar kötü şeyler değil ki.

Hediye alma çılgınlığıyla ilgili dediğinize katılıyorum bu yüzden kendi özel hayatımda arkadaşlarımla hediyeleşirken de artık sürpriz hediye alma işini rafa kaldırıp soruyorum ne istediğini ya da alışveriş listenden bir şey at alayım diyorum, hem onu bir masraftan kurtarıyorum hem de kullanacağına yüzde yüz emin olduğum bir şey almış oluyorum.
Bunun dışında benim en sevdiğim hediye "görünce aklıma sen geldin" hediyesidir, sebepsiz gelen küçücük bir hediye gibisi yok.
0
mutekebbir
(13.02.25)
başka bir özel günde balon uçurup, kız istemeye meşale ile gidip konu sevgililer gününe gelince boklama olayını bi türlü anlayamıyorum. anneler günü, babalar günü gibi insana o kişiyi özel hissettirmeye dair bi bahane oluyor. ister sözle kutla, ister hediye al, ister yemeğe götür ister yemek yap...

kendi açımdan bakarsam sözle kutlansa dahi yeterli. ama bi şekilde hediyeleşme vs de oluyor. diğer günleri de önemseriz karşılıklı olarak. ama illa o güne özel büyük bi planımız vs olmaz.
0
elorelia
(13.02.25)
Önemsemiyorum ancak sevdiklerle ertelenmek zorunda kalan toplanmalar için fena bahane değil sanki özel günler.

sevgilim de ben de 14 subatı saçma bulduğumuz için bir plan yapmadık. birine hediye almak için de özel gün beklemiyorum; karşı tarafın seveceğini düşündüğüm bir ürüne denk gelirsem ya da yalnızca içimden gelirse patdanak alıyorum.
0
lüzumsuz adam
(13.02.25)
Önemserim, hediye alıp vermek de güzel bir şey. Bence bu konu çok büyütülüyor.

Hayatta mutlu olmak için az sebep var, mutlu olunabilecek bir zamanı somurtmak için seçmek bence kimse için daha iyi değil.

Sevgiyi göstermek için illa sevgililer günü şart değil falan da deniyor sıkça, ama zannedersem bunu söyleyen insanların çoğunun zaten yılın hiçbir günü bir şey gösterdiği de yok. :D Bana böyle geliyor, kimsenin özel hayatını bilemeyiz tabi.

Daha önceleri popüler olan şeylerden hiç hazzetmezdim. Sonra popüler olan şeylerden hiç hazzetmemenin kendisinin daha popüler olduğunu farkedip bunu yapmaktan soğudum :D

Hediye alıp vermek güzel şey, insan sevdiği birinden hediye alınca iyi hissediyor.
0
akhenaten
(13.02.25)
Özel günleri genel olarak severim ama bazen insanın üzerine öyle bir baskı kuruluyor ki normalde hediye vermeyi seven biri olarak o gün kimseye hediye almak istemiyorum. Güdülenmiş hissediyorum, iradem dışında bir şeyler oluyor gibi geliyor, aşırı huzursuz oluyorum.
0
sekizdokuzon
(13.02.25)
önemsiyorum çünkü insanı iyi hissettiriyor. çok büyük hediyelere gerek yok. dışarıda bir yemek yemek bile yetiyor maksat birlikte güzel vakit geçirmek
0
Hallegadola
(13.02.25)
Yılbaşını önemserim.
0
yurtsuz john
(13.02.25)
Değer verdiğim kişiler önemsiyorsa onlar için önemserim. Kendim için önemsemem.
0
peki madem
(13.02.25)
(5)

İlave Şeker İçermez Aldatmaca mı?

eisberg
Bazı ürünler görüyorum rakiplerine göre daha pahalı ve üstünde ilave şeker içermez yazıyor. Ben bundan içeriğindeki her neyse onu doğal şekeri var anlıyorum. Ama içindekilere bir bakıyorum “konsantre hurma suyu” yazıyor. E şimdi şeker yerine tatlandırmak için hurma suyu koydun o sayılmaz mı?Ben mi b
Bazı ürünler görüyorum rakiplerine göre daha pahalı ve üstünde ilave şeker içermez yazıyor. Ben bundan içeriğindeki her neyse onu doğal şekeri var anlıyorum. Ama içindekilere bir bakıyorum “konsantre hurma suyu” yazıyor. E şimdi şeker yerine tatlandırmak için hurma suyu koydun o sayılmaz mı?

Ben mi bir şey kaçırıyorum?
0
eisberg
(12.02.25)
Kesinlikle aldatmaca.

100%
0
feastofthedamned
(12.02.25)
sayılmaz
ilave şeker içermez demek, içerikteki ürünlerin haricinde ilave rafine şeker koymuyoruz demek.
ilave şeker içermez demek, şekersiz demek değil.
0
etna
(12.02.25)
İnsanlar karbonhidratların çalışma şeklini ve metabolizmasını anlamadığı anlamak istemediği ya da öğrenmeye üşendikleri için ne yazık ki üretici de halkı tokatlıyor bu şekilde. İlave şeker içermeyen ürünler meyve bazlı ürünlerdir, "yapısında meyveden gelen doğal şeker bulunur" yazar, bu şeker de fruktozdur. Halbuki fruktoz berbat bir şeker türüdür, normalde beğenilmeyen glikoz insülin aracılığıyla kaslarda karaciğerde ve tüm organlarda kullanılabilen bir şekerken fruktoz sistemde kullanılmayan bir ürün olduğu için tüketildiğinde hiçbir müdahale görmeden doğrudan karaciğere gidip %95'i yağa %5'i glikoza döüştürülür, sistemde kullanılanılan sadece bu %5'lik kısmıdır kalanı doğrudan yağa dönüştürülür, yani bu tür ürünler görüyoruz dandik ürünlerdir, hurma suyu dediğin de bu şekilde bir ürün. Ha hurma suyu değil de hurmanın kendisi kullanılsa aslında yine değişen pek bir şey olmuyor. Bence bu tür ürünler tüketilecekse içerik okuma alışkanlığı edinilmeli ve "şeker pancarı" kullanılan fruktoz oranı düşük glikoz oranı yüksek sukroz yapılı şeker içeren ürünler kullanılmalı. Bunların dışında glikoz/fruktoz şurubu içeren ürünlerdeki şeker zaten şeker değil kimyasal ürün, o konuyu açıklamaya gerek yok ama meyve şekeri/fruktoz'un doğal ve zararsız gibi pazarlanması büyük sorun.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(12.02.25)
Bir adım daha ileriye gidersek konunun salt sağlık yönü açısından değerlendirilmesi de eksik kalıyor bence. Burada vaadedilen şey ilave şekerin olmadığıysa ve ürünü tatlandırmak için ilave edilen şeker içerikli maddeler ürünün ne olduğuyla doğrudan ilişkili değilse bu yanıltıcı olur bence.

Örneğin hurma gayet şekerli bir gıda, ancak ilave şeker içermediği doğru. Ama bu içerisine tatlansın diye hurma ilave edilmiş atıyorum bir çikolata için geçerli değil, apaçık bir şey ki hurma o çikolatada ilave şeker görevi görüyor. Eğer aldığım çikolata "hurmalı çikolata" adıyla satılmıyorsa, fındıklı çikolata alırken olduğu gibi hurmalı çikolata şeklinde bana pazarlanmıyorsa durum bu. O üründe o hurma şeker ilavesi olarak var demek bu.

Buradaki yanıltıcılık rafinasyon işleminden, şekerin cinsinden vs. tamamen bağımsız kendi açısından sorunlu bence. Hatalı bir ifade bu.
0
akhenaten
(12.02.25)
akhenate +1, çok doğru bir bakış açısıyla durumu açıklamış.
0
iustitia omnibus
(13.02.25)
(13)

yemek tarifi verseniz

kisa
Merhaba duyuru,ne istediğimi bilmiyorum.Sebze yemeği olmalı ama onu biliyorum. Bir de hazırlama aşaması çetrefilli olmasa güzel olur. Akşama şöyle keyifle yiyeyim hazırlayıp.
Merhaba duyuru,
ne istediğimi bilmiyorum.

Sebze yemeği olmalı ama onu biliyorum. Bir de hazırlama aşaması çetrefilli olmasa güzel olur. Akşama şöyle keyifle yiyeyim hazırlayıp.
0
kisa
(11.02.25)
kabak patlıcan havuç pattes bunları küçük küçük doğra.
yağ+tuz+baharat karışımı ile soslayıp baharatın her yere yayılmasını sağla
fırında pişir
fırında pişince üstüne hemen 5 dakkada beşamel sos yap.
beşameli üstüne döküp yaydırdıktan sonra fırında 10 dk daha kalsın.
istersen beşamelin üstüne kaşar da rendeleyebilirsin.

tadı harika oluyor. sebzeleri değiştirebilirsin taki mesela evde kabak yoksa sadece diğerleri ile de olur.
0
turuncu tonlarda
(11.02.25)
Portakallı pırasa youtube dan arat

Mandalinalı da olur
www.instagram.com
0
grimavi
(11.02.25)
Kerevizin yapraklarını yıka, kıy, iki tur haşla, soğan ve yağ ilave edip kavur, baharatını koyup üstüne yumurta kır.

Ertesi gün de kerevizin kendini rendele, ufalanmış ceviz içi, pul biber ve yoğurtla karıştır.
0
Mirket
(11.02.25)
dondurulmuş körpe ıspanak al marketten. doğranmış soğan da alabilirsin.

soğanı salça ile kavur. bulgurla ıspanağı ekle. suyunu ekle. 20 dk sonra bulgurlu ıspanağın hazır. yanına da mis gibi yoğurt.

mesela beşamel sos ve fırınla uğraşmak beni çok üşendiriyo, turuncu'nun yazdığı sebzeleri doğradıktan sonra direkt tencerede kavururum, et ya da tavuk varsa katarım içine, suyunu verince etli/tavuklu ya da sade türlü yemeği olur çok da güzel olur. yanına da pilaf. üüüüf.
0
nolmus yani
(11.02.25)
Teşekkür ederim arkadaşlar :) biradan karar vereceğim :)
0
🌸kisa
(11.02.25)
En kolayı fırında sebze, kışın çok güzel oluyor.

En yaygın haliyle;
Brokoli, karnabahar, soğan, havuç

Biraz daha değişiklik isterseniz içine brüksel lahanası da ekleyin.

Biraz daha karamelli, yoğun bir şey için;
Havuç, balkabağı, patates, patlıcan

Biraz daha mantarlı bir şey için
Tüm kültür mantarı, brokoli, patlıcan

Siz bir kombinasyon bulursunuz.

Bunları doğrayıp bir kasede temelinde zeytinyağı, biraz limon ve karabiber olan bir karışım hazırlayın. İsteğe göre içine çok ince doğranmış taze yeşillikler ekleyin.

Sosu ve malzemeyi karıştırıp tepsiye yerleştirin ve varsa biberiye, defne, dal kekik gibi aroma vericileri koyun.

Baktığınızda gözünüze güzel görünene kadar 180 derecede pişirin.
0
akhenaten
(11.02.25)
dondurulmuş garnitür ile dondurulmuş enginar alın. soğanı doğrayıp yağda kavurun. üzerine garnitür ve küp küp doğradığınız enginarları ekleyin. biraz kaynamış su, bir limonun suyunu, ve tuz ekleyip yumuşayıncaya kadar pişirin.
0
inheritance
(11.02.25)
bruksel lahanasi. biraz haslayin, sonra tepsiye dizip bardakla biraz ezin, uzerine biraz tuz, yag, ve rendelenmis istediginiz peynir, firina tip biraz kizarana kadar pisirin. cok guzel oluyor. bruksel lahanasi sevmezdim eskiden ama hastasi oldum.
0
lemmiwinks
(11.02.25)
Beşamel sos aslında uğraştırıcı değil, çok da pratik bir sos. Sebzeleri beşamel sosla fırına verebilirsiniz.

Daha hafif alternatif için ben bu aralar portakal ve sarımsak soslu fırın sebzelerini çok seviyorum. Yukarıda yapım aşamaları verilmiş. Sos olarak portakal+ sarımsak+ ekşilik isterseniz biraz limon+ sirke seviyorsanız biraz balzamik sirke+ zeytinyağı+ tuz. Bu kadar. Bence kış sebzelerine çok yakışan bir sos oluyor.
0
fraise
(11.02.25)
fırında sebzeye +1

karnahar. + sarımsak, yeşillik, biberiye.
ama sebzeyi pişirirken tepsiye bir kahve fincanı su koymanızı tavsiye ederim.


SOS

tahini su, limon ve sarımsak ile karıştırıp karnabahara sos yapabilirsiniz. patlıcana da iyi gidiyor.
0
janderzel zartanyan
(11.02.25)
Kış sebzesi tam zamanı karnabahar. Yıkaması da kolay. Çiçeklerine ayırın. Önce kıymayı az yağda kavurun, içine doğranmış soğan, tuz ve bir yemek kaşığı salçayla hemhal olana kadar çevirin. sonra karnabahar çiçeklerini içine atın. İyice altüst edin, heryeri salça rengi olsun. Bir bardak sıcak su yeter. 20 dk. sonra olmuştur.
0
SiyamkedisiZorro
(11.02.25)
Sebzeleri küçük doğrayıp fırın sonra üzerine domates sosu (haşlanmış Brüksel lahanası da ekledim)
Çok güzel oldu
Üzerine önce bir sirke gezdirdim
0
🌸kisa
(11.02.25)
Brokoli havuç patates veya ne yakıştırıyorsan güzelce yıka doğra buharda pişir, üzerine kaşıkla dökmek üzere kenarda zeytinyağı limon tuz karıştır, sebzeler hafif ılıyınca kaşıkla gezdir otur ye. Afiyet olsun.
0
muhayyer divan
(12.02.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.