Giriş
(6)

Freedos yüklü bilgisayar yerine neden linux yüklenmiyor

hoot
sb.freedos yerine yerine, KDE ya da cinnamon yüklü daha kolay adapte olunan bir os, içinde chrome, libreoffice gibi yazılımların olduğu şekilde neden satılmıyor?fabrika çıkışlı os yüklemenin maliyeti ne kadar olabilir?
sb.
freedos yerine yerine, KDE ya da cinnamon yüklü daha kolay adapte olunan bir os, içinde chrome, libreoffice gibi yazılımların olduğu şekilde neden satılmıyor?

fabrika çıkışlı os yüklemenin maliyeti ne kadar olabilir?
0
hoot
(11.11.24)
Microsoft'un bir baskısı olabilir.
Tekelciliği bırakmak kolay değil .
Zamanında HP ile bir gerilim yaşamışlar bu hususta diye biliyorum
0
diyecevaplandı
(11.11.24)
her donanım windows'ta olduğu gibi hazır ve problemsiz şekilde çalışmıyor. bilgisayarı alan kişinin linux tecrübesi yok ise, kısa sürede bilgisayar şunu bunu çalıştırmıyor diye iade talebi yapar, teknik servisleri meşgul eder vb.
0
malheiros
(11.11.24)
malheiros+1

Freedos'un tüm olayı laptopun Windows lisans masrafı olmadığından biraz daha ucuza satılması sanıyorum. Haliyle üretici muhtemelen kullanıcının cihaza her halukarda ya Windows ya da kendi istediği distroyu yükleyeceğini bildiği için belli bir distroyu seçip onu desteklemeyle uğraşmak istemiyordur.
0
salihdt
(11.11.24)
fabrika çıkışlı bilgisayara os yüklemenin maliyeti olmaz zaten o disklere toplu şekilde bi imaj atılıyor o yerine başka bi imaj atılmış olur.

Linux ile gelen bilgisayar sayısında artış var aslında gözlemlediğim kadarıyla eskiden hiç yok gibi bişeydi. Az oldukları doğru ama salihdt'nin dediği gibi ben arch kullanacaksam bilgisayar mint ile geldiyse yine değişen bir şey çok çok fazla distro var. Genel insanların üreticilerin alışkanlıkları var.

Değişmez değil aslında ama pek bi adım yok o yönde. Babam ofiste linux kullanmayı denedi çok da memnundu ama kullandığı spesifik donanımın driver eksikliği, e fatura'nın (sanıyorum) linux ile kullanılamıyor olmasından dolayı dönüldü windows'a.
0
hedep
(11.11.24)
linux yüklerse yüklediği sürümden sorumlu olur, yani o sürümde sorunsuz olmasını garanti etmek zorunda, freedos yaparak sadece donanımların sorumluluğunu alıyor. Bir de binlerce linux dağıtımı var hangisini yüklesin, neye göre karar verecek.
0
gezegen olan pluton
(11.11.24)
Yukarda yasal ve teknik açılardan bakılmış ancak onun dışında son kullanıcıya satılmak için üretilen laptopa niçin linux yükleyesiniz ki?

Linux temelli sistemler kullanıcı dostu olmakla övülmüyorlar hiçbir yerde sonuçta. Kaos çıkar :D Linux'un pazar payının düşük olmasının sebebi sadece "ön kesme" değil. Açık kaynak kodlu yazılım dünyasının en büyük problemi görsel tasarım ve erişilebilirlik sıkıntıları bence.
0
akhenaten
(11.11.24)
(3)

her gun ay cekirdegi yemek zararli mi?

fevzi123
selamlar,her gece(tam da yatmadan) 100-200 gr ay cekirdegi citliyorum bazi baska kotu aliskanliklarimdan uzak durmama yardimci oldugu icin. ve tabii ki sevdigim icin.bildigimiz tuzlu veyaz ay cekirdegi.bunun ciddi bir zarari olabilir mi? ayni miktarda tuketmeye devam ettigim takdirde bunu dengelemek
selamlar,

her gece(tam da yatmadan) 100-200 gr ay cekirdegi citliyorum bazi baska kotu aliskanliklarimdan uzak durmama yardimci oldugu icin. ve tabii ki sevdigim icin.

bildigimiz tuzlu veyaz ay cekirdegi.

bunun ciddi bir zarari olabilir mi? ayni miktarda tuketmeye devam ettigim takdirde bunu dengelemek icin oneriniz var mi?

tesekkurler.
0
fevzi123
(11.11.24)
Ben kalori saymam fakat bunun da sağlam kalorisi varmış gözardı edilecek gibi değil

100 gram ayçekirdeği 500-600 kalori arası
0
grimavi
(11.11.24)
Ay çekirdeğinin kendisi sivilce ve kilo problemi yapabilir ancak esas sorun aldığınız tuzda. Doğrudan çekirdekten aldığınız ekstra tuz haricinde az ya da çok yemeklerden de tuz alıyorsunuz ek olarak.

Soruyu şu şekilde sorduğunuzu düşünün; hergün, günlük almam gereken tuz miktarının üstünde tuz tüketmek bir probleme yol açar mı?

Açar, ancak ne kadar süre buna devam ettiğiniz ve sizin vücudunuzun durumu, hastalıklarınız ya da bazı hastalıklara yatkınlığınız da önemli. Örneğin özellikle tansiyon problemi olan bir ailedenseniz hergün fiks tuzlu atıştırmalık tüketmek iyi bir şey olmaz haliyle.

Ancak en temelde aşırı tuz tüketimi önerilen bir şey değil. Bu işin objektif kısmı.
0
akhenaten
(11.11.24)
Ay çekirdeğinin yağı omega6'dan zengin bir yağ asidi, fazla alınan omega6 omega3'ün çalışmasını baskıladığı gibi inflamasyona oluşmasına neden olabilir, özellikle eklemlerde, ayrıca bağıklık sisteminin zayıflamasına neden olabiliyor. Tabii bir de aflatoksin riski var insanın hayatını kaydırır. Ha şimdi milyonlarca insan yiyor bir şey olmuyor bana mı olacak diyen olabilir, o da bir bakışaçısı ama ihtimal ne kadar düşük olursa olsun başına gelince %100 oluyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(11.11.24)
(11)

büyük duygusal bağ kurduğunuz, keşke içinde olsam dediğiniz romanlar?

mark greg sputnik
var mı dostlar? altını çizerek özellikle söylüyorum: çok sevdiğiniz romanlardan bahsetmiyorum. tarihiyle, kültürüyle, içinde geçtiği dönemle sizi yakalayan ve "oraları tecrübe etmek isterdim, keşke bu karakterlerin hepsi gerçek olsaydı da onlarla beraber yaşasaydım" dedirten eserlerden söz ediyorum.
var mı dostlar? altını çizerek özellikle söylüyorum: çok sevdiğiniz romanlardan bahsetmiyorum. tarihiyle, kültürüyle, içinde geçtiği dönemle sizi yakalayan ve "oraları tecrübe etmek isterdim, keşke bu karakterlerin hepsi gerçek olsaydı da onlarla beraber yaşasaydım" dedirten eserlerden söz ediyorum. sık okuyanların zaten onlarca, belki yüzlerce favori romanı vardır. sorduğum bu değil. okurken müthiş keyif almış olabilirsiniz... ben daha ziyade böyle resmen özlediğiniz, sanki karakterleriyle arkadaş olmuşsunuz hissi uyandıran romanları soruyorum.

mesela benim için durgun don ve ardından uyandırılmış toprak bunun zirvesidir, ilki 1914-17 arası rus çarlığı'nın yıkılışını, ikincisi sovyetler birliği'nin ilk yıllarındaki tarımın kolektifleştirilmesi işini anlatır. iyi kötü okumuş bir insanım; bayıldığım, bitirince ağladığım, çok sevdiğim romanlar oldu ama hiçbirinin "içinde" yer almayı bu kadar istememiştim mesela.

sorduğum tam olarak bu. sizde var mı böyle bi şeyler?
0
mark greg sputnik
(10.11.24)
Jane Austen ve kitapları. Bir de Charlotte Bronte'un Jane Eyre kitabı.

O zaman Jane Eyre.
0
Amaranta ursula
(10.11.24)
yahu seçmen lazım ama amaranta aynı anda beş tane romanın içinde yer almayı isteyemezsin sry sistem izin vermiyor
0
🌸mark greg sputnik
(10.11.24)
Küçük bir çocukken Vadideki Zambak'ı okuduğumda o kadar fazla betimlemeye maruz kalmıştım ki rüyamda sürekli uçsuz bucaksız Fransız çayırlıklarında koşarken görüyordum kendimi süper bir histi, sonra bir daha yaşamadım öyle bir şey.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.11.24)
Yerdeniz evrenini baya seviyorum ben...
0
burka
(10.11.24)
otostopcunun galaksi rehberi serisi
0
robert bosch
(10.11.24)
Küçük Ağa da İstanbullu hoca karakterini yaşamayı aşırı istiyorum. 30 senedir 10 defa okudum doyamadım.

Yine çocukken Robinson Cruise in 800 sayfalik orijinal metnini okumuştum. Öyle bir zorluk içinde olmayı da çok isterdim.

Henning mankell in kurt wallander serisinin tamamını okudum. Wallander karakterini kendime çok yakın buluyorum. Onunla aynı olayları çözmek cok tatmin edici olurdu.

3 silahşörler ve monte Kristo kontu da çok iz bırakanlardan.
0
deer hunter
(10.11.24)
Ergenken Çalıkuşu nu okurken çok etkilenmiştim. Feride ile köy köy dolasmistim adeta :)
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(10.11.24)
Hahahah :D o kadar spesfik tarif etmişsiniz ki dürüst cevap vermekten kaçamadım. Benim bu tarz, doğrudan karakterlerle gerçekten yakın hssettiğim roman bayat bir web novel. Nasıl oldu bilmiyorum ama olaylar bu şekilde gelişti :D Adı my vampire system.
0
akhenaten
(10.11.24)
var. hatta bazen ben de düşünürüm bunu.

ruhum bir süredir genel olarak 19.yüzyıl fransası ya da avusturyasını arıyor.

kitap olarak spesifikleştirirsem monte kristo kontu.
0
AlsterWasser
(10.11.24)
harry potter
0
deartheodosia
(11.11.24)
"özlediğiniz, sanki karakterleriyle arkadaş olmuşsunuz hissi uyandıran" dediğin için Çalıkuşu. Cidden özlüyorum, dönüp okuyorum ara sıra. Ama o çağda orada yaşamak eksik kalsın, hiç istemem.
0
kobuzchu kiz
(11.11.24)
(3)

%100 çalışan bir nar ayıklama yöntemi var mı?

winston insani
MerhabalarNe yapsam ne etsem beceremedim, %100 çalışıyor dediğiniz bir nar soyma/ayıklama yöntemi var mı?Youtube'taki videoların büyük çoğunluğu bende işe yaramadı :\
Merhabalar

Ne yapsam ne etsem beceremedim, %100 çalışıyor dediğiniz bir nar soyma/ayıklama yöntemi var mı?

Youtube'taki videoların büyük çoğunluğu bende işe yaramadı :\
0
winston insani
(10.11.24)
narmatik midir nedir, yarıya kesip ters çevirdikten sonra kaşıkla vura vura tanelerini döktüğün aletten daha işe yarayanı yok.

öyle youtube'daki gibi tepesini aç, dört yanından çizik atıp ayır falan bizim narlarda pek işe yaramıyor.
0
kibritsuyu
(10.11.24)
Youtube'daki videolarda ne gösteriyordu bilmiyorum ama eğer bir "yöntem" söz konusuysa nar ayıklarken hedef mümkün olduğunca o beyaz zarlar hizasında narı doğrayabilmekten geçiyor. Sonrasında zarı kaldırıp narı döküyorsunuz.

Bu zarların nereden geçtiğini görmek için de narın kabuğunu üstünden ve altından şapka gibi biraz keseceksiniz. Zar perdelerinin konumu ortaya çıkınca o hizalardan yukardan aşağıya kabuğu nara batmayacak şekilde kesip elinizle narı açacaksınız. Sonra da işte zarı kaldırıp narı dökeceksiniz.

Bu en efektif yöntem, ancak sihirli bir yöntem de olmasa gerek. Neticede biraz pratik istiyor. Sadece ilk seferde mükemmellik beklemeyin yeter. Yoksa işin içinden çıkamazsınız.
0
akhenaten
(10.11.24)
en güzel yöntem, tv'de bir şey açıp uzun uzun uğraşmak. keyifli de oluyor.
0
co2s2
(11.11.24)
(14)

ahlak anlayışım sıkıntılı mı?

sanemkk
mesela sokakta sevişen insanları videoya alıp eğleniyorlar ya, ben sadece çekene sinirleniyorum. diğerlerine karşı içimde hiçbir his oluşmuyor. nötrüm. oh ne güzel yapıyorlar da demiyorum ama bunu videoya alanlara, eğlenenlere, bunlara kızanlara tahammül edemiyorum.duyuruda da kimse yok ama yine de
mesela sokakta sevişen insanları videoya alıp eğleniyorlar ya, ben sadece çekene sinirleniyorum. diğerlerine karşı içimde hiçbir his oluşmuyor. nötrüm. oh ne güzel yapıyorlar da demiyorum ama bunu videoya alanlara, eğlenenlere, bunlara kızanlara tahammül edemiyorum.

duyuruda da kimse yok ama yine de sorasım geldi.
0
sanemkk
(09.11.24)
islama göre sıkıntılı.
0
WithWorth
(09.11.24)
Birini gizlice çekmek büyük bir suç.
Bizde maalesef "bizi ilgilendirmiyor" diye bir düşünce yok. Her şey herkesi ilgilendiriyor, kafamı çevirip işime bakayım diye bir şey yok.

Şimdi, sokakta sevişmek yani bilemedim bende de bir duygu uyandırmıyor denk gelsem çevirir kafamı yoluma devam ederim bireysel olarak nötr, ama ne bileyim bir çocuğa denk gelse böyle bir görüntü onda nasıl bir iz bırakır, neleri nasıl etkiler bu konuları da düşünmek lazım.
Ben çocukken yolda işeyen adam görmüştüm küçücüktüm ilk kez böyle bir şeyle karşılaşmıştım berbat bir insandı ve iğrenç bir şekilde bunu gösterip pis pis gülmüştü hala unutamadığım en kötü anılarımdan biridir. Bir sürü korkumun temelidir.

Bir de şunu düşünmek lazım bu insanlar neden sokakta sevişiyor, insanların otele gidecek, evini ayırabilecek bir maddi gücü yok.
Sokaktakiler için bunları düşünürüm ama geçen dağ başına çıkıp sevişen insanları bile bulup çekmişler, burada onlara bir şey diyemezsin daha ne yapsınlar ki. merkezden uzaklaşmış kimsenin olmadığına emin olmuş belki fantezisidir böyle seviyordur yani insanları biraz rahat bırakmak lazım.

Gördüğün gibi kafam bu konuda çok karışık :)

İçimi dökmüşüm soruna cevap vermeyi unutmuşum.
Senin de ahlak anlayışın sıkıntılı değil. kendi işine bakanlardansın bu çok normal.
0
mutekebbir
(09.11.24)
Bu durumu videoya alan insana kızmam, tepki gösterene de kızmam. Bence sokakta sevismek normal değil. Fakat bir kadın taciz edilirken, darp edilirken de aynı tepkiyi vermiyor ve müdahale etmiyorsa işte o zaman bu ne ikiyüzlülük derim. Madem bu kadar duyarlisin toplumun dinamiklerine buna neden ses çıkartıyorsun derim.

Ben artık her iki duruma da ses çıkarmayanlardanim. Artık sadece kendimi ve sevdiklerimi düşünüyorum.
0
dedeminhirkasi
(09.11.24)
Sokakta sevismek dünyanin her yerinde absurd ve de etik disidir dolayisiyla videoya alanlari asla garipsemem. Garip olani ifsa eden onlar çünkü.
0
Yourcousinmarvinberry
(09.11.24)
Sivil olarak çekenleri bilemiyorum.
Haber amaçlı çekenler ona is getirecek bir şey olarak bakıyordur, çünkü böyle haberler tıklanır.
0
encokbenisevinnolur
(09.11.24)
yok degil. cekip koyanlar sapik bence sanem apla.
sokakta sevisen insanlar da genelde ergenlik caginda, genc insanlar oluyor. sanki hic kimse kücükken disarida bisiler yapmamis gibi birileri daha az dikkatli yapti diye linclenmeye kalkiyorlar.
0
robert bosch
(09.11.24)
Çok ortalıkta değilse görmezden gelmek zor değil, islamın kurallarının bekçisi de ben değilim başkalarının arzularının bekçisi de ben değilim

Eskiden eve giderken büyüük bir parkın içinden geçiyordum, belirli karanlık ve kuytu köşelerde yiyişen öpüşen üniversiteli gençler oluyordu, parkı avcumun içi gibi bildiğimden bu köşeleri biliyordum, farkedince içimden gençlik bee kanı kaynıyor deyip geçmek zor değil
0
grimavi
(09.11.24)
Aynı fikirdeyim
0
gabe h coud
(09.11.24)
Seninle aynı düşünüyorum ama video çekenlerin amaçları farklı, konunun ahlaki olduğunu düşünmüyorun bence daha çok kıskançlık gibi
0
gilbeys
(09.11.24)
Bir insan bunu videoya alıyorsa sapıktır. Senin ahlak anlayışında sorun yok. Görürsem böyle bir şey kafamı çevirir giderim, beni ilgilendirmez.
0
rock n roll
(09.11.24)
İslam'a göre sıkıntılı falan değil, Hz. Muhammed'in davranışı üstlerini örtüp geçmek mesela. İfşa etmek dikkat çekmek değil. Onların ahlak anlayışıyla aynı anlayışta olmamak ama hem onlara hem de topluma zarar gelmesini de önlemek İslam'ın uygun bulduğu.
0
muhayyer divan
(09.11.24)
Benim için uygun olmayan bir davranış olsa bile, o davranışa yönelik, ondan daha uygunsuz bir şey olduğunda diğerini korumaya başlıyorum ben de.

Sanırım fırsatçılık ve şovmenlik benim için en ahlaksızca şeylerden biri. Bahsettiğiniz durumda da, örneğin parkın ortasında çırılçıplak soyunup baya ilişkiye girmeyi uygunsuz görüyor olsam da büyük ihtimalle aslında günlük hayatında haşeremsi bir karaktere sahip olan birinin mal bulmuş mağribi moduna girip orada fırsattan istifade parlama fırsatı görmesi son derece mide bulandırıcı geliyor. Diğerinden çok daha büyük bir sorun oluveriyor benim için.
0
akhenaten
(09.11.24)
kamuya açık alanda video çekmeyi ahlaksızlık olarak nitelendiriyorsanız evet, çelişkili bir durum. kamuya açık alanda video çekmek neden kamuya açık alanda sevişmekten daha kötü olsun ki... ahlakçı perspektiften bakmasak bile sokakta sevişen kişilerin tepki görmeyi, yakalanmayı ya da videoya çekilmeyi göze alması gerektiği sonucu çıkar.
0
zgrydn
(14.11.24)
Hiç öyle görüntü alan görmedim. Görsem müdahale ederim.

Bir daha düşündüm de,
Diğerlerini de ayıplarım.
Sevişmek, bir şeyler yemek, geğirmek, os.rmak, sı.mak, diş arasına kaçmış bir şeyi kürdanla ya da eli ağza sokarak çıkarmak, araya kaçmış tangayı ya da sıkıştıran bokserı düzeltmek, kıç kaşımak, hatta şapur şupur öperek çocuk sevmek...
Bazı şeyler ortalıkta yapılmamalı.
0
Mirket
(14.11.24)
(15)

Her tarz ve türde muzik dinleyebilen var mi?

Zetnikov
Bu soruyu sorma sebebim insanlar grnelde popcuyum metalciyim yada operaciyim tarzi seyler duyuyorumBen hicbirseyci degilim meselaKuvuk emrah dinlerken drowning pool - bodies yada çince japonca da olur sarki secmiyorumTurku dinlerken pavarotti ye geciyorumKendim gibi insanlar var mi merak ediyorumYem
Bu soruyu sorma sebebim insanlar grnelde popcuyum metalciyim yada operaciyim tarzi seyler duyuyorum

Ben hicbirseyci degilim mesela

Kuvuk emrah dinlerken drowning pool - bodies yada çince japonca da olur sarki secmiyorum
Turku dinlerken pavarotti ye geciyorum

Kendim gibi insanlar var mi merak ediyorum

Yemektede boyleyim makarnayla sutlaci karistirip yiyebiliyorum yememde sira yok karisik mesela
0
Zetnikov
(08.11.24)
sevdigim birisi "bak bu sarkiyi dinleyelim cok seviyorum" diye bir şarki acarsa, hic hosuma gitmedigi halde yorumsuz dinlerim ve kabalık etmemeye calisirim.

bunun disinda müzik konusunda seciciyim, cogu zaman bir insandan ya da bir mekandan soguma sebebim olur.
0
deckard
(08.11.24)
keko rap ve r&b harici herseyi dinlerim.
0
buenosdias
(08.11.24)
Rap ve tekno dışında çünkü onlardan anlamıyorum, diğer türler arasında sert geçişler yapabiliyorum

Black sabbath dinlerken mustafa kandıralı, ordan faruk tınaz sonrası yine alakasız bir türe sıçradığım oluyor
0
grimavi
(08.11.24)
ünv ortamı da konfeksiyon ortamı da gördüğüm için arabesk'ten metal'e her türlü müzik listemde mevcut.
rap hariç diyebilirim. o benim moruk dönemime denk geldiğinden hiç sevemedim.
0
lazpalle
(08.11.24)
Benim de belli bir müzik zevkim yok kulağıma güzel gelen her şeyi dinlerim.
Metal dinlemem mesela artık bunun için yaşlıyım kafam kaldırmıyor.

Bu yılın başlarını serdar ortaç'ın eski şarkılarını, sonlarınıysa kürtçe halay şarkıları dinleyerek geçirdim.
Arada da işte karmaşık başka şeyler.
Spotify listemi deli gibi merak ediyorum bu yıl :D
0
mutekebbir
(08.11.24)
Teknik olarak imkansız.

Dünyada o kadar çok çeşit müzik var ki, mesela her şeyi dinleyebiliyorum diyen birisi "12 ton müziği" dinlemiş mi hiç merak ettim.

Cazın çok uç örnekleri, daha önce hiç gormedigin duymadığın enstrümanlarla çalınan etnik yöresel müzikler..

Poptan metale hepsini dinlerim diyen zaten o turlerin en popüler örneklerini dinliyor; insanların kulaklarına en az yabancı gelecek harmoniler seslerle yapılan müzikler bunlar zaten.

Ha muzikolog falansaniz o başka tabii.
0
makbur
(08.11.24)
Piyasada rapçi, metalci, rockçı kalmadı ya bence. Yani dinleyici olarak. Benim çevremdeki de burada yazanlar gibi farklı türleri art arda dinleyen ve bunu çok yapan yokmuş gibi hayretle anlatan kişiler. Ha bunu ben de yaptım, Eminemin peşinden Müslüm Gürses geliyor listemde diye coolluk(!) tasladım zamanında ama o zaman lise/üniversite çağlarındaydık. Yani şu an gerçekten ben metalciyim ve başka bir şey dinlemem diyen kimse kalmamış olabilir. Belki numunelik olarak Kadıköy rockbarlardaki uzun beyaz saçlı dayılar :D

Kısacası, spotify ve YouTube gibi farklı şarkıları peş peşe dinlemeye olanak sağlayan platformlar geliştikçe bu olay yaygınlaşıyor. Eskiden ya albüm alırdın ya da kaset/cd doldurturdun. E o zaman da benzer tarzlar peş peşe gelirdi. Şimdi öyle bir şart olmayınca çoğunluk roman havası peşine arya tadında takılıyor ki bence güzel bir gelişme bu
0
nundu
(08.11.24)
Şeytanlı metalden metin şentürke uzanan bir skala var, gül gibi geçiniyoruz.
0
thesomberlain
(08.11.24)
rock dan arabesk e pop dan elektroniğe savrulup dururum.
barzo rap hariç tabi ki o kadar düşmedim.

mesela biraz önce hakan taşıyan dan PRANGA ları dinleyip şu an
Charlotte de Witte at Tomorrowland Brasil 2024 setini şevkle dinliyorum.
0
jamswety
(08.11.24)
Keko rap dışında hemen her türden bir tane de olsa sevdiğim şarkı var. Ben de öyle ani geçişler yapıyorum zaman zaman.
0
akhenaten
(08.11.24)
keko rap hariç hepsi. önceden bilmediğim dilleri dinlemeyi sevmezdim anlamıyorum diye, artık daha çok melodiye takılıyorum böyle müziklerde.
Bir de her hafta fln 1 tane de olsa hiç dinlemediğim bi' şarkı, grup, şarkıcı vb. dinlemeye çalışıyorum.
0
kumandanim
(08.11.24)
keyifle olmasa da, neredeyse her müziği dinlerim. ama iki türü kesinlikle dinleyemiyorum:

1- biri minibüslerde/pavyonlarda dinlenen sikko arabesk.
2- diğeri de keko rap. zaten keko rapin atası sikko arabesktir.
0
co2s2
(08.11.24)
Keko rap, arabesk veya fantezi müzik (deniyor sanırım) dinlemiyorum. Kalanları için de hepsini değil ama hoşuma gideni dinlerim.
0
nawar
(08.11.24)
ben, özellikle keşif açıyorum farklı tarzlarda farklı dillerde.

lehçe falan şarkılar var sürekli dinlediğim.
0
duyurukullanıcısı
(08.11.24)
(12)

Random gülen kızların daha çekici olması

gilbeys
yorumları alalım var mı böyle bişiy?
yorumları alalım var mı böyle bişiy?
0
gilbeys
(07.11.24)
var böyle bir sey fdlkg
0
robert bosch
(07.11.24)
Random gülen herkese daha çok kanım ısınıyor :D çekicilik anlamında bir artısı olmuyor gerçi. Sadece daha rahat anlaşılabilecek biri gibi geliyor. Dolaylı olarak çekiciliği etkiliyordur belki bilemedim.
0
akhenaten
(07.11.24)
@akhenaten +1
0
respect
(07.11.24)
tam tersi etki yapıyor bende.
0
deckard
(07.11.24)
zaaa xd diye gulen kizlari uzmeyin
0
ala09
(07.11.24)
Bir korelasyon var.
0
gabe h coud
(07.11.24)
gkhncnzdgn
(07.11.24)
evet, ben ajshdjshdjh
0
deartheodosia
(07.11.24)
hadi ya hksrekahekre
0
janderzel zartanyan
(07.11.24)
random gülmeyi derhal bırakıyorum kardeş teşekkürler
0
titanyum22
(07.11.24)
bana itici geliyor.
0
tabudeviren
(09.11.24)
ben seviyorum random gülen kızlar çekici bilmem de akıllı oluyorlar.
0
OgutucuRecep
(09.11.24)
(4)

troy kart kullanmak için bir sebep var mı?

nundu
Bu sabah bankadan (teb) sms geldi. Kartınızı yeniliyoruz, şu numaralı kartınız elinize ulaştırılacaktır diye. Böyle bir talebim olmadığı gibi son tarihine de baya birkaç yıl vardı. Ben de şubeye gittim hayırdır diye sormaya, kartınızı troy ile değiştiriyoruz dedi. Ezcümle, iptal ettirdim troy kullan
Bu sabah bankadan (teb) sms geldi. Kartınızı yeniliyoruz, şu numaralı kartınız elinize ulaştırılacaktır diye. Böyle bir talebim olmadığı gibi son tarihine de baya birkaç yıl vardı. Ben de şubeye gittim hayırdır diye sormaya, kartınızı troy ile değiştiriyoruz dedi. Ezcümle, iptal ettirdim troy kullanmak istemiyorum, visa'yla memnunum diye.

Sorum şu, niye banka zorla troy'a geçirmek istiyor? Bunun banka için avantajı nedir? Bireysel olarak sordum iş yerinde kullananlara, kampanyalar falan dediler ama ne kampanyası var yurtdışında, amazonda, steamde vs geçip geçmeyeceği muğlak olan bu saçma karta geçmek için?
0
nundu
(07.11.24)
bankaların troy kart kotası var onu doldurmaya çalışıyorlar
0
jelly bear
(07.11.24)
Şu an nasıl bilmiyorum ama troy kart ilk gündem olduğu zamanda yurtdışı alışverişlerde çok sorunluydu, hatta direkt geçerliliği yoktu. Yurtdışı alışverişten kastım eşya alışverişi değil. Yurtdışı abonelik ve benzeri diğer harcamalarından bahsediyorum. Örneğin steam'den oyun almak ne bileyim bir program satın almak vb. şeyler. Ya da mesela o dönemde kafama esmişti bloomberg 3 aylık aboneliği 1 dolara çekmişti ben de almıştım, troyla bu olmuyordu. Şimdi nasıl bilmiyorum.

Bu açıdan avantajdan ziyade çok büyük dezavantajı vardı benim için. O yüzden hiç istemedim.

Onun dışında takmıyorum açıkçası, kartın üstünde mastercard, visa ya da troy yazması hayatımda bir değişikliğe yol açmayacaksa beni çok ilgilendirmiyor.

Troy yerli girişim olduğu için şu an destekleniyor, yayılması için teşvikler falan vardır illa ki. Ama bence daha zamanı var. @jelly bear'ın dediği gibi kota da varsa çok anlaşılır oldu böyle. Beni de çok darlamışlardı bir ara.
0
akhenaten
(07.11.24)
yurtdışında çalışmıyor asla. amazonda da çalışmıyor. o yüzden almaya gerek yok. zamanında troya özel kampanyalar veriyolardı ondan almıştım.
0
jelly bear
(07.11.24)
18 yaşından küçüklere verilen karttı, çocuk kartıydı, israil filistin derken çok farklı bir noktaya gitti:)

(bkz: bankaların troy kart göndermesi)
0
kesmekes laleler
(07.11.24)
(4)

Neden iş ilanlarında bu şekilde ve seviyede ispanyolca bilen arıyorlar?

Zetnikov
genel olarak gordugum ılanlar soyleAna dil seviyesi bilen yada universitede bu dilin özellikle çok iyi seviyede eğitimini almışşeklinde görüyorum.ingilizcede daha cok orta derece, iyi seviye yada cok iyi bilen ilanlar oluyorama bu ispanyolcada özellikle aşırı iyi bilen yada anadili olan insan aramal
genel olarak gordugum ılanlar soyle

Ana dil seviyesi bilen yada universitede bu dilin özellikle çok iyi seviyede eğitimini almış

şeklinde görüyorum.

ingilizcede daha cok orta derece, iyi seviye yada cok iyi bilen ilanlar oluyor

ama bu ispanyolcada özellikle aşırı iyi bilen yada anadili olan insan aramalarının sebebi nedir?

hani diyorum 21 küsür ülke ve aksan var o yüzden gelen adaylar basarısız falan mı oluyorda bu sekıl ılanlar koyuyorlar anlamadım aydınlatırsanız sevinirim
0
Zetnikov
(06.11.24)
Ben hiç görmedim şahsen, büyük ihtimalle ilgilendiğiniz sektörle alakalıdır. Ya da belli başlı bir iki şirketi takip ediyorsanız şirketin İspanya'yla iş veya ortaklık bazında doğrudan bağlantıları olabilir.
0
akhenaten
(06.11.24)
Hangi ülke, hangi ilan mesela?
0
Kahvedesu
(06.11.24)
Ingilizcede dogrudan iletisim veya formal bir metin yazma ihtiyaci yoksa, okudugunu anlasin, birseyler arastirabilsin, dokuman okusun seviyesi de yeterli olabiliyor. Belirttiginiz Ispanyolca ilanlarinda ise bu durum yoktur, cat pat konusmanin kurtarmayacagi bir istir. O yuzden bu kadar vurguluyorlardir.
0
mbond
(06.11.24)
cagri merkezi ilanlariysa olabilir
0
buenosdias
(07.11.24)
(28)

Rakı sever misiniz?

Bir ben var benden şurada
Ben hiç alışamadım, siz?
Ben hiç alışamadım, siz?
0
Bir ben var benden şurada
(06.11.24)
Bi yaşa kadar pek sevmiyodum. Acı da gelmiyodu aksine fazla tatlı geliyordu. Şimdi seviyorum
0
nundu
(06.11.24)
Mecburen içmeye başladım.
Bir süre sonra her yemeğin yanında ister oldum.
Evet bir ege sahil kasabasına damat gittim ve herkes bizim ayran içtiğimiz gibi rakı iciyorken ben de mecburen içmeye başladım.
0
etna
(06.11.24)
Ben genel olarak içki içmesini seven bir insan değilim ama mecbur kalsam kafama silah dayayıp birinden birini seçmemi isteseler rakı yerine kolonya içmeyi tercih ederdim en azından kokusu güzel.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(06.11.24)
sevemedim. baskın bir tadı var. ferahlatıcı içkiler vardır kokusuyla falan haz verir tekila gibi, cin gibi... alkol sağlığa zararlıdır...
0
exlibris
(06.11.24)
zaten artık içki içmiyorum da içtiğim zamanlarda da bi daha içersem siksinler beni demiştim. kokusundan bile hoşlanmıyorum geçtim tadını
0
high hopes of the sozluk
(06.11.24)
İçki içtiğim dönemde bira, viski ve rakı içerdim yalnızca. Rakı en son tercihimdi ama canımı da sıkmıyordu.
0
hedep
(06.11.24)
1- küçük yudum al sonra bekle sohbet koy yavas yavas iç acele etme muhabbeti koy cok tatlanıcak o masada

2- meze koyman lazım ozellıkle peynır olmalı baslangıc olarak 1 yudum rakıdan sonra cok az kucucuk peynırden al agzın alıssın acısını alacak peynır yavas yavas devam

3- rakı içerken ozellıkle masadaki insanlarda cok onemlı eger cok sevdıklerın ve sohbet guzel olmazsa da ıcılmez
0
Zetnikov
(06.11.24)
cok severim özellikle yazin karpuz peynir ile.

tekirdag gold, beylerbeyi göbek icimi daha rahattir. yeni raki kötü.
0
robert bosch
(06.11.24)
Sevmem.
0
rock n roll
(06.11.24)
Eskiden epey severdim. Artık sevmiyorum. Adabı var muhabbetini, ikinci kadehte yamulanları, rakı içilen mekanları, üçüncü kadehte bağırarak konuşmaya başlayanları ve bangır bangır müziği ile kültürünü de sevmiyorum. İçtiğim zamanda da arkadaşlarla evde içmeyi severdim. Dili uyuşturduğu için yoğun tatları olanlar ve ısı dışında yediğinden tat olarak bir şey anlamıyorsun zaten. Tadı da ertesi günü de kötü.
0
nawar
(06.11.24)
hastasıyım. 2002den beri keyifle rakı içerim. özellikle yemek yaparken içmeyi severim. yanıma kadehimi koyup, takılır(d)ım.
eskiden kulüp rakıdan başkasını içmezdim. şimdi maalesef ne bulduysam onu içer oldum.
malum, pahalılık.
0
strawberry first
(06.11.24)
Sevmiyorum, lezzetini sevmediğim içkiyi içemiyorum, rakıyı da hiç sevemedim.
0
mutekebbir
(06.11.24)
Muhabbet, eş dost ve mezeyle gidiyor. Bir de şalgam
0
yuvarlanantencereninkapagi
(06.11.24)
Liseden beri icmeme rağmen benim de bünyem alışmadi hiçbir zaman. 3-4 kadehi geçtiğim anda o gecenjn sonunda ya da sabahında kesin kusarim. (Ancak 5-6 kadehle zaten kafa hoslasiyor)

Ancak seneler sonra fark ettim ki benim sorunum meğerse reflu imiş (liseden beri) ve Benim içkim viski imis. (Refluyu harekete geçirmiyor rakı ya da şarap gibi)

Bu sebeple rakı sevmiyorum ama lise arkadaşları ile bir araya gelince bir şekilde içiyorum, o masada etil alkol olsa içersin zaten :)
0
makbur
(06.11.24)
bayılıyorum. olsa da içsek
0
abelardo
(06.11.24)
Minik minik, gıdım gıdım içersen seviyorum. Gerçi bir ara biri bana lıkır lıkır içirmişti ve kafam epey güzelleşmişti ama onun gibi içirebilen olmadı. Kendim öyle içebilecek biri değilim. Severim, ayrı.
0
muhayyer divan
(06.11.24)
Çok severim
0
mirty
(06.11.24)
nefret ediyorum. zaten tadı güzel olsa o kadar meze hazırlanmazdı derler ya, hak veriyorum. fransa'da "aha aynı rakıya benziyor" diye ricard diye bir şey denettiler, meraktan bir kadeh içeyim dedim ondan da nefret ettim. alkole bayılmasam bile bira, şarap, cin, tekila çok severim. viski, vodka da içerim.
0
duguit
(07.11.24)
Her içkiyi eşlik etmek için azar azar içebilirim rakı hariç. Leş gibi kokuyor

Kaleci +1
0
kullanicadi
(07.11.24)
hiç sevmedim. bir tanesi biraz şekerli gibi ondan zorda kalınca içtim. toplamda 5-6 kadeh içmemişimdir ömrü hayatımda. iğrenç bir şey.
0
gabe h coud
(07.11.24)
rakının marka ve yapılışına göre değişen bir şey. sevmediğim şey yoğun ve baskın anason kokusu. ve son dönemde aşırı tatlandırılması. baskın anason kokulu ve yoğun şeker tatlı rakıları içemiyorum.
0
phonex
(07.11.24)
sevmem, alisamadim.
anason hosuma giden bisey degil, millet neden bu kadar bayilip ayiliyor onu da anlamis degilim.
sarap candir, olmadi craft bira.
0
cooperr
(07.11.24)
yaklaşık 30 senedir içiyorum diyebilirim, son 5-6 senesi haftada 4-5 gün ortalama. rakıyı heralde hayatımda 10 defa falan içmişimdir. En son da heralde 20-25 sene önce flndı. Öyle sevmiyorum yani, memleketimi söylesem şaşar kalırsınız :)))
0
kumandanim
(07.11.24)
Severim. Sofrası güzel oluyor.
0
auroraaurora
(07.11.24)
@nundu +1 cin tonik, viski vb. denemelerim oldu ama rakıya döndüm geri.
0
mikahakkinen
(07.11.24)
Sofrası güzel oluyor diye alıştım ben de.
0
ruhen hastayim ben
(07.11.24)
Ben seviyorum, nedeni yok :D Alkollü içecekler görece geç yaşlarda tüketilmeye başladığından damak zevki çoktan yerleşmiş oluyor. Haliyle 20lerin başında bir şeyler içenler zaten genelde tat için değil yarattığı etkiler nedeniyle içiyorlar. Ancak zaman içinde bir damak tadı gelişiyor. Size uymamıştır demek ki, çok da üstüne düşünmeyin bence.
0
akhenaten
(07.11.24)
Rakının markası ve çeşidi inanılmaz fark ediyor. Rakıyı çok sevmeme rağmen beni öldürseniz mesela yeni rakı içmem, içemem. Bir de yanında su değil şalgam, mümkünse acılı (acılı yiyemem normalde ama şalgam acılı olduğu zaman o rahatsız edici koku ya da tadı 0'lıyor). Araya da çay (çay da hiç sevmem ama rakıyı o da 0'lıyor hhahah).
0
charbiel
(07.11.24)
(8)

Sigortasız çalıştırıldığınız eski iş yerini şikayet eder miydiniz?

psmstc
3 sene önce 8 ay boyunca "sizin mezuniyetinize (eğitim fakültesi mezunuyum) sigorta yapamıyoruz" denilerek sigortasız şekilde haftanın 6 günü asgari ücretin altında bir maaşla bir kişisel gelişim kursunda çalıştım. Sıra, sandalye filan da taşıdık patron sağolsun.Şimdi bu kurslarda sigorta yapılabile
3 sene önce 8 ay boyunca "sizin mezuniyetinize (eğitim fakültesi mezunuyum) sigorta yapamıyoruz" denilerek sigortasız şekilde haftanın 6 günü asgari ücretin altında bir maaşla bir kişisel gelişim kursunda çalıştım. Sıra, sandalye filan da taşıdık patron sağolsun.

Şimdi bu kurslarda sigorta yapılabileceğine dair bir bilgi edindim.

3 sene sonra dava açmalı mıyım can mal aileme zarar gelmesinden de çekiniyorum bir taraftan. Alacağım çünkü canını acıtır patronun. Veya gizli şikayet gibi birşey de olmuyor sanırım.

Nasıl hareket etmeyi önerirsiniz? Şimdiden teşekkürler...
0
psmstc
(05.11.24)
Ederdim. O tarihlerde çalışan başka arkadaşlar varsa onlarla da konuşurdum. İnsanlar sıkıntı içerisinde yaşarken onlar refah içerisinde başkalarının hakkıyla hayat sürüyorlar.
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(05.11.24)
Sadece kurumu şikayet edebilirsiniz mesela bir arkadasiniza söyleyin o ihbar etsin. Şikayette basınız ağrımaz.

Ama sigortasız surelerin hizmete sayılmasını istiyorsanız dava açacaksınız, o davanın davalisi işyeri olacak, bu da her duruşmada karşı karşıya geleceksiniz demek.
0
sanguine
(05.11.24)
Normalde sikayet etmezdim diyecektim ama detaylardan sonra sikayet ederdim yonunde oy kullaniyorum.
0
mbond
(05.11.24)
silah zoruyla çalıştırmamışlar ya sonuçta siz bu şartları kabul edip çalışmaya devam etmişsiniz.
ayrıca sormazlar mı 3 yıl sonra mı aklın başına geldi
0
my fault
(05.11.24)
Sorumluluğu çalışana bırakan bakış açılarına çok katılmıyorum. Bu tarz yerlerde çalışacak biri elbette bulunur. Neticede burada mağdur olan sadece çalışan değil, birisi bu şartları kabul edip çalıştığında diğer firmalar bunun olabildiğini görüp aynı usülsüzlükleri yapıyor ve çember genişliyor. Sonuçta herkes mağdur oluyor. Biri kabul etmezse diğeri eder. insanlar işsiz kalmamak adına çoğu şeye mecbur kalıyor. Herkesin iş geri çevirme lüksü yok. Bu şekilde iş yapılabildiğini gören diğer işletmeler de aynı modeli devam ettirdiğinde Hindistan'a dönüşmüş oluyorsunuz zaten. Bu usülsüzlükleri önlemek vatandaşın görevi olamaz.

Sigortasız işçi çalıştırmak yasak, lamı cimi yok bunun. Bu yasağa uyulmadığı takdirde de yukarda da söylendiği gibi şikayet ve dava mekanizmaları var. Ben olsam özellikle şu süreçte şikayette bulunurdum, bu tip olaylara çok dikkat ediliyor şu anda. Devlete para lazım, sigortasız işçi çalıştıran birinin çok bir şansı yok.
0
akhenaten
(05.11.24)
hocam sen laf edenlere bakma boyle dertleri ceken bilir, icine dert olduysa 170'i arayip sikayet edebilirsin isim soyisim vermeden. ancak bu durumda olan tek kisi sensen yine dikkat cekecektir eger ki isverenin hal ve tavrindan cekiniyorsan. dava etmek zaten dogrudan adamlarla muhatap olmak demektir o konuda bir sey diyemem. sgk iki mufettis gonderir inceler en kotu adamin biraz basi agrir sonucu ne olur kimse bilemez sonucta.
0
bay b
(05.11.24)
başınıza hiç bir şey gelmez, neden korkuyorsunuz ki? iki önerim var:

- gidin SGK'da bir memurla konuşun. "böyle böyle bir durum oldu, neler yapabilirim?" diye sorun.
- gidin patronla konuşun, ya sizi şu anda sigortalı göstersin belli bir süre, ya da belli bir para versin. yapmazsa dava açacağınızı söyleyin.

ilkokul mezunu olmayan birisine bile sigorta yapılabilir. zaten kandırıldığınızı siz de öğrenmişsiniz.
0
co2s2
(05.11.24)
Cahilliğinize gelmiş. Bilgili olmak sizin sorumluluğunuz. Bu konuda yukarıdakiler haklı ama hakkınızı arayamayacağınız konusunda haksızlar.

Zamanaşımına uğramadan önce 170'i arayıp şikayet edin. Üşenir, çekinir ya da ertelerseniz 2 sene sonra yapabileceğiniz şeyler kısıtlı.
0
nawar
(05.11.24)
(2)

Kumaş kalitesi nasıl anlaşılır?

webbrowser
Selamlar, sürekli bahsedilen kumaş kalitesini nasıl anlayabiliriz? Her türlü markadan neredeyse alışveriş yapıyorum, aynı markanın bazı tshirtleri, gömlekleri bile aynı zaman içerisinde yıpranmada farklılık gösterebiliyor. Bahsettiğim markalar, lcw, defacto, zara, lacoste, mavi gibi çeşitli markalar
Selamlar, sürekli bahsedilen kumaş kalitesini nasıl anlayabiliriz? Her türlü markadan neredeyse alışveriş yapıyorum, aynı markanın bazı tshirtleri, gömlekleri bile aynı zaman içerisinde yıpranmada farklılık gösterebiliyor.
Bahsettiğim markalar, lcw, defacto, zara, lacoste, mavi gibi çeşitli markalardan aldığım ürünlerden bahsediyorum.
20 senelik adidas montum var ilk günkü gibi sağlam ama 2 sene önce aldığım eskidi gitti.
Kısacası kaliteli kumaş dediğimiz bu olayı biz tüketiciler nasıl anlayacağız?
0
webbrowser
(04.11.24)
Bu kumaş kalitesiyle değil daha çok planlı eskitme uygulamasıyla ilgili bence. 30 yıl öncesinin pamuklu nevresimleri ile bugünkü pamuklu nevresimler arasında dağlar kadar fark var, sorsan ikisi de pamuklu ama biri daha sağlıklı, daha bozulmamış olduğu için daha sağlam. Yoksa kumaş kumaştır kaliteli olanını ellerin parmakların hemen cart diye anlar.
0
muhayyer divan
(04.11.24)
Dokunarak anlayabilirsiniz. Sağlam malzeme tok bir his veriyor, kötü malzeme bozulacağını hissettiriyor. Aynı zamanda dikişler de önemli, eğer dikiş yerlerinden sağa sola ipler çıkmışsa, dikiş simetrik ve sağlam değil de ipler birbirine karışmış gibi görünüyorsa kötüdür.

Kaliteli malzemeye dokununca yumuşak, tok, elastik bir his verir. Kalitesiz malzeme sert, içi boş, kurumuş, pürüzlü sanki kurumuş yaprak gibi bir his verir.

Dokunarak anlamıyorsanız etiketten malzeme oranlarına da dikkat edebilirsiniz. Doğru oranlar nasıl olur bilmiyorum ama bakıp öğrenebilirsiniz.
0
akhenaten
(05.11.24)
(6)

son bekar arkadaşın da yuvadan uçması

m e b
selam.yakın arkadaşlarımın hepsi evlendi, geriye bir tek ben ve en yakın arkadaşım kalmıştı. şimdi o da biriyle konuşuyor ve durum ciddi, evliliğe doğru yol alıyor gibi. son gönül ilişkileri onu epey yıpratmıştı ve şimdi mutlu duruyor. ben de onun adına çok mutluyum ama şahsi olarak üzgünüm çünkü ne
selam.

yakın arkadaşlarımın hepsi evlendi, geriye bir tek ben ve en yakın arkadaşım kalmıştı. şimdi o da biriyle konuşuyor ve durum ciddi, evliliğe doğru yol alıyor gibi. son gönül ilişkileri onu epey yıpratmıştı ve şimdi mutlu duruyor. ben de onun adına çok mutluyum ama şahsi olarak üzgünüm çünkü neredeyse hep vakit geçirdiğim ve yeryüzünde en çok sevdiğim ve kendisiyle özgürce birlikte vakit geçirdiğim, canımız nereye isterse şak diye gidebildiğimiz bu arkadaşımın da evlilik yoluna gitmesi beni çok ciddi üzüyor. çünkü evlenip de farkında/gönüllü olarak ya da olmayarak değişmeyen hiçbir arkadaşım olmadı. şimdi en yakın arkadaşımla da böyle olacak olmamız beni derinden üzüyor. normalde zaten aidiyetsizlik hissediyorum bu hayata karşı ama en yakın arkadaşlarımla buluştukça bu düşüncelerim arka planda kalıyordu. şimdi komple yalnızlık duygumun üstesinden de gelemeyeceğimi hissediyorum.

dediğim gibi, kendisi adına mutluyum. çünkü uzun bir süre sonra ilk defa gerçek anlamda heyecanlı görüyorum onu ama yine de bencillik mi bu düşünme şeklim?
0
m e b
(04.11.24)
Bencillik her insanın içinde var, kimse melek değil sonuçta. bencil bir karaktere sahip olmak farklı. Neticede yakın arkadaşınız evlenince bu sizin sosyal hayatınızı da etkiliyor, buna canınızın sıkılması doğal. Onun adına sevniyor olmanız daha belirleyici sizin karakteriniz adına.

İster istemez böyle oluyor. Birisi evlenince, uzun ve ciddi bir ilişkide olunca bazı şeyleri arkadaşlarıyla paylaşmak yerine birlikte olduğu kişiyle paylaşıyor artık, onunla zaman geçiriyor. Geçirmesi de gerek sonuçta, eve personel almamış, biriyle hayatını paylaşmış.
0
akhenaten
(04.11.24)
Kendi kendine zaman geçir, kendini sev. Sen , bir başkasıyla var olmadın. Kendine ait ol.

Arkadaşlarımızla 7/24 birlikte değiliz zaten, arada buluştuğumuz insanlar. Belki evlenecek olduğu için özellikle ilk zamanlarda biraz daha az görüşürsünüz o kadar. İşte, her zaman kendinle vakit geçirmeyi sevmen lazım. Hayat böyle ne yapacaksın.
0
rock n roll
(04.11.24)
Evlenen arkadaşlarla bağ kopmuyor aslında ama eskisi gibi her kafana estiğinde "hadi" diyemiyorsun.
0
kimlanbu
(04.11.24)
yenge sana çevresinden birisini ayarlasın ciddiyim. 4lü takılırsınız harika olur :)
0
theseachange
(04.11.24)
Yok bencillik değil herkes aynı üzüntüyü yaşar kendi adına. Normal bu. Farkındaysan aidiyetsiz değilmişsin.
0
muhayyer divan
(04.11.24)
normal, hayat böyle.
bir süre sonra hayattan da uçmaya başlayacak çevremiz.
www.youtube.com

hayat arkadaşı bu süreçte faydalı olur.
0
nuisance2
(04.11.24)
(9)

Noodle ile spagetti arasındaki fark ne?

muhayyer divan
Selam, soru başlıkta. Marketlerde satılan noodle için çok zararlı en zararlı filan diyorlar, fark en fazla ne olabilir? Bir soru daha yapıştırmak istiyorum;https://youtu.be/sx-CuYFiuUs?si=BuITRkaYDY7s8FSRBu şahıs bu kadar noodle'ı neresine yiyor ve neden hiç kilo almıyor bu??
Selam, soru başlıkta. Marketlerde satılan noodle için çok zararlı en zararlı filan diyorlar, fark en fazla ne olabilir?

Bir soru daha yapıştırmak istiyorum;

youtu.be

Bu şahıs bu kadar noodle'ı neresine yiyor ve neden hiç kilo almıyor bu??
0
muhayyer divan
(03.11.24)
Noodleın sosları için zararlı deniyor.
0
rock n roll
(03.11.24)
Yuh. Resmen pornografi bu, açıkça şehvet. Kilo almamalarını anlayamıyorum çünkü. Yuh.
0
🌸muhayyer divan
(03.11.24)
zararlı olan şey hazır noodle ve ramen'ler. evde kendin haşlayarak yaptığın noodle, spahettiden daha zararlı değil.

aralarındaki en büyük fark noodle'da yumurta olması. standart bir makarnada yumurta kullanılmaz. bir de noodle yemeklerinde tuz yerine soya sosu kullanılır.
0
sir gawain
(03.11.24)
Kaba anlamda fark yok, neticede kurutulmuş hamur işi yemeklik malzeme. Noodle kavram olarak daha çeşitli. Noodle şemsiye bir kavram, çeşit çeşit noodle var. Örneğin kimi noodle pirinç unuyla yapılıyor, hiçbir spagetti pirnç unuyla yapılmaz. Kimi noodle spagettiye daha çok benziyor, kimi hiç benzemiyor.

Spagetti şemsiye kavram değil, makarnanın spesifik bir alt türü.

Ancak yukarda da söylenmiş noodle'la ilgili söylenen o şeyler hazır noodle sosları ve daha da özel olarak monosodyum glutamat'la alakalı. Kimileri zararlı diyor kimileri tuzdan farklı bir etkisi yok diyor artık bilemeyeceğim. Ancak markasına göre msg haricinde tartışmalı katkılar da olabiliyor soslarda.
0
akhenaten
(03.11.24)
rock n roll+1
noodle soslarında çin tuzu var ondan zararlı diyorlar.

www.youtube.com
0
sizofren06
(03.11.24)
Peki bu zararlı katkılar hamurunda var mı
0
🌸muhayyer divan
(03.11.24)
Monosodyum glutamat (çin tuzu) zararlı bir madde değil. Glutamat bildiğimiz amino asit. Sodyumlu tuzu sadece. Umami tadını alan reseptörleri uyarıyor (glutamat reseptörleri), o yüzden bu tarz gıdalarda tatlandırıcı olarak kullanılıyor. Zararlı olduğuna dair hiçbir kaynak yok
0
nundu
(03.11.24)
@nundu

Bağımlılık yaptığı kanıtlanmış mı peki, her yerde kullanıldığı ve lezzet artırıcı olarak kullanıldığı için merak ediyorum. Bence yapıyordur.
0
🌸muhayyer divan
(03.11.24)
Yani tek başına bağımlılık yapmaz ama atıyorum cipste bulunduğu ve cipsin tadını güzelleştirdiği için daha fazla cips yemene neden olabilir. Dediğim gibi glutamat vücut için gerekli 20 amino asitten biri. Buna sodyum bağlayıp tuz hâline getirip yemeklere koyuyorlar ve yemeğin tadı güzelleşiyor. Bildiğimiz sofra tuzuna göre de çok daha az bir sodyum almış oluyorsun. Aslında yemek yemenin bug'ı gibi bir şey yani ama 1900lerden kalan ve ırkçılıkla da bağdaşan kötü şöhreti hâlâ devam ediyor.
0
nundu
(03.11.24)
(1)

Abd Seçimlerinde hangi Meclis için seçim yapılıyor?

put it in your appropriate place
Temsilciler Meclisi mi yoksa Senato mu? veya Seçimler ikisi birbiriyle bağlantılı mı?
Temsilciler Meclisi mi yoksa Senato mu? veya Seçimler ikisi birbiriyle bağlantılı mı?
0
put it in your appropriate place
(03.11.24)
İkisi için de

Temsilciler meclisi için her iki yılda bir, çift sayılı yıllara gelecek şekilde seçim olur. Tüm temsilciler meclisi üyeleri yeniden seçilir.

Senato için de seçimler yine çift sayılı yıllarda, iki yılda bir yapılır ama senatörlerin görev süresi 6 yıl olduğundan senato üyeleri aşamalı olarak seçilir. Her seçim döneminde görev süresi dolanlar kafar üye için seçim yapılır. Bu da senatonun 3'te birine denk geliyor.

Her dört yılda bir de başkanlık seçimi oluyor.

Ayrıca eyalet seçimleri de var.

Sürekli bir seçim var kısaca :D
0
akhenaten
(03.11.24)
(16)

en eski giysileriniz kaç yıllık?

pembediken
Yılda bir iki kez giyilenlerden ziyade günlük giysiler
Yılda bir iki kez giyilenlerden ziyade günlük giysiler
0
pembediken
(02.11.24)
kıyafetlerimin ortalama yaşı 6-7 yıl, en eskisi 18 yıllık bir ceket.
0
deckard
(02.11.24)
Bir tane kot eteğim var 16 yıl önce almıştım hâlâ giyiyorum. Alışveriş gerçekten ihtiyacım varsa yaparım. Kot pantolon ve tişört aldım 2 ay önce, en yeni tarihli onlar. Diğer kıyafetlerim de 5-6 yıllıktır. Çok kıyafetim yok zaten.
0
rock n roll
(02.11.24)
Benim 10 senelik hatta daha eski tişörtlerim var. Eskidikce daha çok hoşuma gidiyor :) hatta bazılarında artık yırtık delik vs var ona rağmen giyiyorum.

Bir tek ayakkabı konusunda böyle değilim. O da eski görünmesinden vs değil, bir müddet sonra tabanı vs artık özelliğini yitiriyor. Ayak sağlığı çok önemli.
0
makbur
(02.11.24)
Bu konuda yaka silkilen biriyim
20 yıllık sweatshirt duruyor evde :D
2005 yılında aldığım kadife ceketimsi paltomsu şey de duruyor. Epey var böyle çaputlarım.
0
hedep
(02.11.24)
2008 yılında Rodi Mood'dan alınmış yağmurluk mont. Rengi haki idi ama şimdi biraz tabiri caizse bok rengine dönmüş. Ama hâlâ severek giyiyorum. Rodi mood iflas edip kapandı ama ben hâlâ giyiyorum. Geçen sene de ayni markanın 2010 yılında alınmış sweat'i parçalanmak üzere olunca attım.
0
Amaranta ursula
(02.11.24)
90'lardan kalan aile yadigari bir kot ceketim var. Bugünkü kot ceketlere hiç benzemiyor. Bildiğiniz orjinal 90'lar kotu işte, düğmeleri şıkır şıkır edenlerden. Hala ilk günkü gibi yeni, canlı. Kendisi günlük bir giysi olsa da giymeye kıyamıyorum gerçi :D yılda 1-2 kere giyerim.

Doğrudan bana ait ve düzenli giydiğim bir gömleğim var. Yazlık arazi gömleklerinden, keten. Giyince arkeolog, botanikçi falan gibi gösteren tiplerden. Eskidikçe daha tarz durduğu için eskidikçe daha çok beğeniyorum. Sanırım 2010 gibi almıştım.
0
akhenaten
(02.11.24)
Harley davidson botlarım var. Her kış giydiğim. Üniversite okurken, lisede aldığım ve giydiğim wolverine parçalanmayıp giymekten sıkılınca almıştım. 2002 mezunu olduğumu düşürsek siz hesaplayın kaç yıllık. Tam da bugün onlardan sıkılıp yine wolverine alma isteğim depreşti ama o benim için efsane modelin numarası yok :/
0
strawberry first
(02.11.24)
Journey den yaklaşık on yıl önce aldığım siyah yakasında fulari olan bir body var. Sonbahar, kış mevsimlerinde haftada bir kullanmisimdir. Nasıl güzel bir kumaşsa yapyani kaldı. Modeli de zamansız bir şey. Hatırlayınca mutlu oldum giymenin zamanı gelmiş:)
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(02.11.24)
3 yıllıktan eski yok galiba sık giydiklerim arasında. az giydiklerim arasında 10 yıla kadar olan şeyler var.

sık giydiğim ve 5+ yıllık olan kıyafetlerimi kız arkadaşım birer birer attı ben görmeden. burası yırtık, şurası lekeli diyordu ama emin değilim. bana kalsa giyerdim hala.
0
biseysorcaktim
(02.11.24)
12 yillik bir tisort, bir sortum var. kaliteliyse tutuyorum. normalde mont falan dayanir ama tisort, sort cok durmaz.
0
antikadimag
(02.11.24)
10 senelik var dışarıda giydiğim. ev için sorarsanız 16 seneyi devirecek var.
0
bogurtlenliporsuk
(02.11.24)
2015 galatasaray arması.

bir sonraki 2019 a ait.
0
baldan kaymak
(03.11.24)
2010 yılından siyah zara trençkot var şu an satılanlarla alakası yok çok kalın tok duruyor
0
kullanicadi
(03.11.24)
2004 te annemin aldığı salomon marka botum var, her kış giyerim. Hala saglam ve su almıyor ama cok kaba görünümlü.
0
mirty
(03.11.24)
Dün giydigim ceket 14 yillik. Liseye baslarken alinan bir sürü sey var. Onlardan giydigin cok oluyor.
0
robert bosch
(03.11.24)
ev ici giyilen pijama ya da çorap vs gibi şeyleri saymazsak, 5 yıldan eski kıyafetim yoktur ama modayı takip ettiğimden değil, bir kaç kere çok ciddi kilo alıp verdiğim için kıyafetlerim olmamaya başlıyor kilo sebebi ile.
0
co2s2
(03.11.24)
(8)

Sanat kültür bilgimi geliştirmek istiyorum fakat nerden başlayacağım

fernando mustafa
Sanat hakkında daha çok konuşmak ve tartışmak istiyorum, klasik müzik, resim vs ancak nerden başlanır bilmiyorum. Bu konuda tartışabileceğim arkadaşım yok, mesela Mozart dinlemek bütün eserlerini hafızamda not etmek istiyorum ancak yorumlamayı bilmiyorum, orada manyak Bi minör vardı, o nasıl bir ary
Sanat hakkında daha çok konuşmak ve tartışmak istiyorum, klasik müzik, resim vs ancak nerden başlanır bilmiyorum. Bu konuda tartışabileceğim arkadaşım yok, mesela Mozart dinlemek bütün eserlerini hafızamda not etmek istiyorum ancak yorumlamayı bilmiyorum, orada manyak Bi minör vardı, o nasıl bir aryaydı içimden geçti falan demek istiyorum bu konuda ne yapmam gerekir lütfen yardım edin sanat yetmezliği çekiyorum
0
fernando mustafa
(02.11.24)
TRT 2'de çok güzel programlar var, takip edebilirsin.
0
rock n roll
(02.11.24)
Sanat tarihi kişiler üstünden değil dönemler üstünden öğretiliyor geleneksel olarak. Yani Mozart’ın eserlerini hatmedeyim diye bir şey yok. Klasik dönemi öğrendikçe zaten dinleye dinleye o dönem bestecilerini diğerlerinden ayırıyorsunuz mesela. Müzik için mesela “history of western Music” temalı videolar, makaleler, özet anlatımlar işinizi görür. Aklıma gelirse link falan atarım.
0
sibertenik
(02.11.24)
Ben AÖF nin PDF lerini indirmiştim fena bir başlangıç olmamıştı derli toplu en azından
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(02.11.24)
Valla sanat dediğimiz şey başka disiplinlerle çok ilintili. Temel duzeyde tarih, felsefe, sosyoloji, psikoloji vs bilmek bu alanlarda paralel okumalar yapmak, izlemek, dinlemek kısaca beslenmek gerek.
0
Amaranta ursula
(02.11.24)
Aslında iki farklı şey istiyorsunuz.

Sanat severlik ve sanat tarihi bilgisi iki farklı alan.

Müzik severlik ve akademik anlamda müzik teorisiyle alakalı bilgi sahibi olmak iki farklı alan.

Resim için konuşacak olursak, sanat tarihi eğitimi alırsanız sanat tarhçisi olursunuz, resim gurusu değil. Ya da tam tersi, çok derinlikli bir resim zevkine sahip olup, sanat tarihi açısından bilginiz olmayabilir.

Bunlardan ilkini, yani sanat hakkında zevk sahibi olma konusu çok da sizin elinizde değil aslında. Resimleri seviyor olmalısınız, merakınız olmalı. Müzeleri gezip eserleri canlı görmelisiniz. Yemek tatmadan gurme olmak imkansız değil mi? Siz müzeleri gezip resimleri gördükçe, gördükçe ve görmeye devam ettikçe bir noktada bu gördüklerinizi birbirleriyle kıyaslamaya başlayacaksınız. Belli grup resimleri daha çok sevdiğinizi fark edeceksiniz, bir göz zevki oluşacak. Bu belli arayışlara yol açacak ve bunları aramaya başlayacaksınız. Aradıklarınızı görünce heyecanlanmaya başlayacaksınız. Bu karar vermeyle belli bir sürede edinilecek bir şey değil, bu sizin karalteriniz ve yaşam tarzınızla ilgili özsel bir konu. Eğer bu kişi olursanız o zaman bu bahsi geçen sanatlarla ilgili konuşmaları gerçekleştirirsiniz.

İkincici sanat tarihi bilgisi edinmekle alakalı. Bunun için de ilki kadar olmasa da mümkün olduğunca çok eser görmelisiniz. Bu senaryoda bu eserlerle büyük oranda eğitim sürecinde haşır neşir olacaksınız. Gördüğünüz eserleri teknik açılardan yorumlamak, sınıflandırmak ve bunları yaparken tutarlı sonuçlara ulaşmak uzun bir eğitim sürecini gerektiriyor. Bu akademik bilgilerin size günlük hayatınızda çok bir katkısı olmayacak.

Çok karmaşık bir şey aslında istediğiniz şey. Kısaca demek istediğim, istemekle olacak şey değil bence :D Şimdi olduğunuzdan farklı birisi olmalısınız.

Sinema, film, dizi, kitap zevkinizi nasıl edindiyseniz diğer sanat dallarında da o şekilde bu zevki edinmelisiniz. Bu da her gördüğünüz esere gerçekten onunla "vakit geçirmek için" bakmanızı gerektiriyor. Hayati olan kısım bu. Eğer eserlere "sanat konuşmayı öğrenmek için" bakarsanız kitabın özetini okuyup sınavda çıkacak soruyu cevaplamaya çaşışan öğrencinin yapığı kadar bir şey yapmış olursunuz. Eğreti olur.

Haftasonu geldi, en yakın resim sergisi neredeyse giderek başlayın. Olursa olur, olmazsa olmaz.
0
akhenaten
(02.11.24)
Ben de ayni yoksunluğu çekiyorum. Yani şöyle bir sıkıntı da oluyor insanlar bu konularda referanslarla vs konuşanları sevmiyorlar ukala buluyorlar. Ilerlerseniz yalnız kalacaksınız.

Bir de amacınız tuhaf, "snop" denir, snop'ca bir niyet ve isteğiniz var. Öyle olmak değil de öyle görünmek istemek gibi okudum ben.

Dandy ve snop'un ne olduğuna dair okuyarak başlayabilirsiniz. Sonra da elinize Dorian Gray'i alın, zaten oralarda anlamadığınız şeylerin ne olduğunu merak edip takip ederseniz başka bir şeye gerek kalmaz.
0
encokbenisevinnolur
(02.11.24)
Cevaplar için teşekkürler,

@encokbenisevinnolur;yanlış okumuşsunuz değil yanlış anlattım herhalde diyerek başlıyorum. Amacım işin estetik yanını öğrenmek için nitelikli bilgi edinmek ve kendime özel bir bakış açısı geliştirmek. Tabii ki beğendiğim eserler mevcut ancak kulağıma güzel geldiği için beğeniyorum, ben eleştirmekten zevk duyan bir insanım, bu güzel bu kötü demek, 2-3 kelime ezberleyip budala gibi sürekli aynı eleştirileri yapmak yerine daha kendimi geliştirme yolunu arıyorum. Mesela chatgpt bunun için Sanatın Öyküsü adlı kitabı tavsiye etti. Aradığım da nitelikli tavsiyeler.
0
🌸fernando mustafa
(02.11.24)
Merhaba

Size tek kelimeyle muhteşem bir başlangıç noktası öneriyorum, "Google Arts & Culture". O kadar sürükleyici, ilginç ve keyifli ki son zamanlarda aklımda "Acaba eve bir projeksiyon cihazı alıp televizyon filan tümüyle bıraksam mı?" dedirtiyor bana çünkü bazı sanat eserlerinin birebir boyutlarında görüntüleyip inceleme imkanı sunuyor.

artsandculture.google.com
0
burka
(03.11.24)
(18)

Köylüler

don’t panic
Küçükken aşırı sevdiğim, bayramlarda 3-4 gün önceden gittiğim köyümden son 5-10 yıldır tiksinmeye başladım. Büyüyüp gözüm açılmaya başladı galiba. Şehirde yaşıyoruz, yılın 2 ayı falan köyde yaşıyor anne babam. Ben de günlük veya haftalık kısa süreliğine gidiyorum. Son yaşadığımız birkaç olayı özet g
Küçükken aşırı sevdiğim, bayramlarda 3-4 gün önceden gittiğim köyümden son 5-10 yıldır tiksinmeye başladım. Büyüyüp gözüm açılmaya başladı galiba. Şehirde yaşıyoruz, yılın 2 ayı falan köyde yaşıyor anne babam. Ben de günlük veya haftalık kısa süreliğine gidiyorum. Son yaşadığımız birkaç olayı özet geçmek istiyorum: Bizim arsanın kenarına diktiğimiz dut ağacını kurutmuş yan komşu, gelecekte kendi evinin önüne sarkar da güneşini keser diye. Arsanın diğer tarafına da zeytin dikmiştik. Ordaki komşu da millete laf ediyormuş bunlar da geldiler bizim evin dibine diktiler diye. Bu noktalarda sizce suçlu muyuz? 850 metrekare arsa ve içinde küçük bir köy evimiz var. Arsamız dahilinde evin bahçesini, önünü falan güzelleştirmeye çalışıyoruz. Bu iki olay dışında şu an anlatamayacağım ve tartışmaya kapalı çok sayıda pislik gördüm, görmeye devam ediyorum.

Tüm baba tarafım köyün mezarlığında ve bu köy benim için bir mabeddi. Annem babam bu dünyadan gidince o evle başbaşa kalacağız ve çevredeki herkesten, tüm akrabalarımdan nefret ediyor, tiksiniyorum. Geleceği düşündüğümde orayı satmayı da yediremiyorum kendime, babama ihanet edermişim gibi hissediyorum. Öte yandan köyün içinde tarla bahçe falan da var. Konuyla ilgili bana söylemek istediklerinizi dinlemek istiyorum arkadaşlar. Gelecekle ilgili, durumla ilgili ne gibi tavsiyeleriniz olur? Teşekkürler…
0
don’t panic
(01.11.24)
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(01.11.24)
dut agacini sinira degil de kendi alaniniza niye dikmediniz anlayamadim. "kurutmus" dediginiz olay nedir bir de. siz sulamiyor musunuz zaten karsi taraf nasil kurutmus.
0
robert bosch
(01.11.24)
Anlattıklarınız içimi sıktı. Şimdiden köydeki herkesle aranızı bozun. Herkes sizi aksi ve kavgacı biri olarak bilsin. Anladığım kadarı ile ancak bundan anlarlar. İyi niyetinizi anlatabileceginiz ya da anlayabilecek birilerine benzemiyorlar. Bu komşular yaşlı insanlar mı yoksa yasitiniz insanlar mı? Yaşlı iseler çok dert değil. Ya da siz en iyisi daha oldun ve soğukkanlı bir kullanıcının tavsiyesini dinleyin. Yazdıklarımı okuyunca ben de beğenmedim ama bir bakış açısı işte. Böyle hissettim.
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(01.11.24)
sanki bizim köyü tarif ediyorsun. çocukluğumda tarla yüzünden insanların birbirine balta ile giriştiğini hatırlıyorum. bu hiç değişmeyecek galiba.
0
izole
(01.11.24)
@robert bosch

Kendi alanımıza diktik her iki ağacı da ama büyüyünce yukardan dalları kendi evlerinin güneşini keser diye kimyasal bir işlem uygulayıp kurutmuşlar dutu. Özeleştiri yapıp acaba daha içeri mi dikseydik falan diyorum ama ona da kesin bir şey bulurlardı sonucuna ulaşıyorum, bilemedim.
0
🌸don’t panic
(01.11.24)
@aslagülümseyenbirkediyegüvenme

Yaşlı insanlar ve onların köyde büyüyen 30’lu yaşlardaki çocukları…
0
🌸don’t panic
(01.11.24)
size danismadan böyle bir sey yapmalari harbiden cok ayica olmus o zaman.
sizinle konusmamislar, bu dut ileride büyür bize gelir mi vs

yuh diyorum. böyle bir cevrede yasanmaz. degerlenir ki mi orasi? degerlenmeyecek gibiyse satin gitsin.
0
robert bosch
(01.11.24)
oncelikle diger tarafi da dinlemek lazim. ama anlattiginiz sekildeyse diktiginiz agac onlarin gunesini engelliyorsa veya manzarisini bozuyorsa veya bahcelerini kirletiyorsa haksiz olan sizsiniz bence. koylu insanin kotu tarafi hak yer. iyi tarafi da hakkini yedirtmez.
0
roylemonia
(01.11.24)
Kırsal kesimlerde böyle cahillikler yoğundur. Kimse kimsenin hakkında pek olumlu da konuşmaz.
Onun bunun malı, kazancı, yeni yaptırdığı evi,yeni doğan çocuğu, aldığı inek, aldığı araba vs. orada yaşayan cahillerin derdi tasası, hased sebebi olur.
Yıllarca bölünemeyen neredeyse artık 100'den fazla kişinin varis olduğu tarla gibi miras meseleleri,sürekli devletten beklenen desteklemeler, olabildiğince her tür yardımdan faydalanma arzusu, bunun yanında hayvan alış verişi ve mahsül satışından devletin kazancının ne olduğu belirsizdir.

Şurası kesin ki küçük yaşanan yer küçük ölçekli olduğundan zihindeki hayaller, dünya algısı da gerçekte küçük oluyor.
Ama o hayali kuran için bunlar büyük şeyler.
Kişinin dünya algısı sadece kaldığı yer ile sınırlı.
Dışarı başka şehirlerde bulunmayan, ortam görmemiş bir kesmin bunu anlaması da belli bir yaştan sonra imkansız.
Bunu en iyi anlatan örnek,
muhtarlık seçimleri ve sonrasında olanlar..

Tavsiye olarak ne diyeyim bilemedim.
Bir yeri satmak zorunda olmanız tabi ki babanıza ihanet olmaz.
Ama yeri satacağınız kimsenin vasıflarını iyi düşünün. Biraz dişli olsun.
0
diyecevaplandı
(01.11.24)
Sadece köy için değil her yerde böyle aslında. Sebebiyle ilgili benim bir gözlemim var kendi çapımda. Artık sayıca çok azalan saygın bir yaşlı kesim vardı. Bunlar kibar ve yol yordam bilen insanlardı. En kötüsü dahi sırf zorunda hissettiği için usulünce davranırdı. Bu insanlar bilgiye de saygı duyardı, "ben cahil kaldım evladım" demekten çekinmez, bunun farkında olarak yaşarlar, nerde durmaları gerektiğini de bilirlerdi. Elbette aralarında kötü olanlar da vardı ama ağırlıklı genel bir karakterden bahsediyorum. Bu insanlar her nedense çocuklarını kendileri gibi yetiştiremediler. Şimdinin yaşlılarını oluşturan kesim benim çocukluğumda yine böyle rezil insanlardı. Kendi anne babalarının hatrına belli bir çizgide kalırlardı. Bunlar sürekli anlatırlar zaten biz anne babamızdan çok çektik diye. Bunun sebebi belli bence :D

Sizin hatırladığınız köyünüz bu makul insanların söz sahibi olduğu, diğerlerini bir çizgide tuttuğu yerdi. Tabi siz de daha az sorumluluk taşıyordunuz, bunun da etkisi var kuşkusuz.

Şimdi kendini tanrı sanan ve boş boş konuşmaktan inanılmaz keyif alan aynı zamanda sosyal medyada gördüğü bütün komplo teorilerine inanarak beynini kullanılmaz duruma getirmiş halde bulunan, hiçbir adap bilmeyen, hiçbir sınırı olmayan, cahillikle gurur duyan bir kitle yaşlı kesimi oluşturuyor. Özellikle küçük yerleşimlerde bu yaşlı insanlar her şeyi yöneten görünmez bir el gibi işlev görüyor. Genç ve yetişkin kesim bu kitleyi kendilerine ahlaki dayanak görerek seviyeyi iyice düşürüyor. Haliyle bu yerlerde inanılmaz bir kokuşmuşluk hakim. Aynı zamanda siz de yetişkinsiniz, artık sorunlarla daha çok muhatapsınız. Olayı derinden hissediyorsunuz.

Bence evi satmayın, ama yapacak bir şey de yok.
0
akhenaten
(01.11.24)
Konu hakkında bir yorumum yok.

Ancak ağaç konusundan anlayan biri olarak ağaç kurutmak için kimyasal işlem konusu bana mantıklı gelmedi. Doğal sebeplerden kurumuş olma ihtimalini değerlendirin bence.

Ayrıca bana ait alana gelecekte gölge yapacak şekilde ağaç dikilmesi benim de kabul edeceğim bir şey değil.
0
Mirket
(01.11.24)
şehir merkezinden uzak yeşillik bir yerde yaşıyorum, buranın yerlilerinin de aynı seninkiler gibi ağaç düşmanlığı var çözemediğim. biri güneş keser diye keser, biri "hava gelmiyor(???) diye keser. diğeri bilmem neresi hoşuna gitmez keser. kestiği de çamdır eriktir, kıymetli ağaçtır. kalanları görsen için acır. fino kuyruğu gibi, upuzun ağaçlar tepesinde üç tane yaprakla kalmış. cahil desen, kestirenler arasında emekli öğretmenler de var. kafayı yersin.

bir tanesi geçen arabulucuya 20 bin ödemiş sosyal medyada chplilere hakaret ettiği için. mesele ne yaşlılık ne köylülük. hepsinin ortak noktası ahlaksızlık partisini tutmaları.

tavsiyem şikayet edebildiğin her yere et bunları.
0
titanyum22
(01.11.24)
Mafya babalarının meksikadaki evleri gibi etrafı üç insan boyunda duvarlarla öreceksiniz.
Ben bunların bir de şehir görmüşleriyle uğraşacağım diye kafayı yiyordum. Hatta birazını yedim. Yanlarında biraz daha kalsaydım hitler benzeri bir nefretle dolup taşacaktım. Şu an sadece insan olarak görmüyorum.
Tarlanız, eviniz, bağınız bahçeniz… Değerli ya da değersiz hiç önemli değil. Böyle kocaman sağlar duvar öreceksiniz evinize. Tarlanızın etrafını saracak üstüne de dikkat elektrik çarpar yazacaksınız.
Sevgi, saygı, komşuluk bilmem ne. Tam böyle ağaçlarla derdi olan bi bilmem ne amcam bana istanbulun ortasında bir daire kaybettirdi. Yamyamdır bunlar. Bildiğin yamyam. Diri diri yemeye çalışırlar insanı.
Malınızı mülkünü koruyup çevip çevreleyin. Bu tiplerin başka işi gücü de yoktur. Kafaları sadece başkasının malına mülküne çalışır. Düşünü düşünür düşünürler. Adam öldürmekten de korkmazlar. O yüzden kredi çekin altınınızı bozdurun biraz zorlayın o ay kendinizi yaptırın o duvarı. Ama böyle tatlı tatlı yazlık evi duvarı değil. Senin ben yedi sülaleni duvarından.
Şimdi komşularla iyi anlaşmak lazımcılar da gelebilir. Anlaşılacak insan var anlaşılmayacak insan var. Ama artık anlaşılacaklar çok az.
0
mrvln
(02.11.24)
Benim bakış açımda da benzer bir dönüşüm olmuştu. Küçükken köy şehrin tam tersine herkesin iyi olduğu, ilginç bir yerdi. Ancak yavaş yavaş büyüyünce gördüm ki köy bir nevi cehennem. Özel hayat diye bir şey yok, herkes herkesin bütün hayatını biliyor. Ancak bu bir sürü rezillik yaşanmasını da engellemiyor; yine kimse yapacağından geri kalmıyor. Kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir ortam. Üstüne de hiç bitmeyen mal mülk kavgası, genelde de olabilecek en adi şekliyle; senin koyunun neden benim çitime sürttü, ağacının yaprağı neden bahçeme düştü, ineğinin tezeğine gelen sinek canımı sıktı gibi şeyler üzerinden başlayıp yıllarca devam eden düşmanlıklar. Hayvanlara yapılan eziyetleri saymıyorum bile... Şehir hayatı çok mu matah bir şey o da tartışılır tabi de, en azından belli ölçüde yaşayacağın sosyal çevreyi seçip, "özel hayat" diye bir şeye ucundan da olsa sahip olabiliyorsun.
0
salihdt
(02.11.24)
tipik köylü kafasi. anlattiklarinda yeni hicbir sey yok. türkiye'nin hicbir köyünde kendimi güvende hissetmem. sat gitsin evi arsayi.
0
alice in potatoland
(02.11.24)
Duvar dikmek mantıklı görünüyor. İşi olmayıp başkalarına saran tiplere benziyor bunlar. Bunlarla minimum iletişim iyidir
0
pembediken
(02.11.24)
Kusura bakmayın ama haksızsınız. Önce siz onlara düşman gibi davranmışsınız. Köylülerin bu yaptıklarınızdan hoşlanmamak için mantıklı sebepleri var.
Sınıra dikilen ağacın dalı, gölgesi diğer komşuya taşar. Adam oraya bir şey ekemez. Ekse de yetişmez çünkü. Pisliği de cabası. Üstelik dut ağacının dökülen meyve-yaprak pisliği ve bunlara gelen sinek çok olur. Aynı şekilde ağaç toprak altından da komşunun arazisine taşar. Ağaç kökleri çok derine inmez toprağın 30cm altında ağ gibi metrelerce yayılırlar. Dalı kesse, güneş bahçesine düşmese de yine o alana ektiğinden verim alamaz yani. Aynı şekilde ağaç eve çok yakın dikilmez çünkü kökler temele zarar verir.
0
gnosis
(02.11.24)
Dut ağacından döküntü çok olur. Tam sınıra diktiyseniz yan komşunun bundan rahatsız olması çok normal.
Sizin komşuluk hakkını gözeterek ağaç dikmeden bir danışmanız gerekirdi. Onların da size olası sorunu dile getirip bunun yerini değiştirin demesi gerekirdi. Siz farkında olmadan bir hata yapmışsınız ama onlar bile isteye bir hata yapmışlar. Gerçi kuruttular demişsiniz ama nasıl oldu bu? Bakım yapmasını istediniz de yapmadılar mı veya ağacın köküne sizin orada olmadığınız zaman zararlı maddeler falan mı döktüler?

Diğer ağaç konusu da aynı bence. Bir ağaç dikecekseniz ve bu komşuyu etkileyecekse rızasını almanız lazımdı.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(02.11.24)
(4)

profile neurodivergent yazan biri otistik midir?

ala09
slmşimdi bu kişi adhd'li hali hazırda, Bu açıkça biliniyor Bir seferinde otistik beynim diye bir yazısını hatırlıyorum Bunu tabir olarak mı kullandı gerçek mi tam anlamadım. Çok küçük yaştan beri çok yetenekli oldu bilinen birisi çizim ve Tasarımda. Otizm spektrum bozukluğuna sahip misin diye sorma
slm

şimdi bu kişi adhd'li hali hazırda, Bu açıkça biliniyor Bir seferinde otistik beynim diye bir yazısını hatırlıyorum Bunu tabir olarak mı kullandı gerçek mi tam anlamadım. Çok küçük yaştan beri çok yetenekli oldu bilinen birisi çizim ve Tasarımda. Otizm spektrum bozukluğuna sahip misin diye sormayacağım için belki böyle birilerini tanıyanlar yardımcı olabilir mi Çünkü ben hiç tanımadım daha önce ve bu kişiye karşı çok titiz davranıyorum ve buna göre davranmak istiyorum

tşk
0
ala09
(01.11.24)
Neden soramayasınız ki? Bu kişi profiline neurodivergent yazmışsa, otistik beynim gibi paylaşımlar yapıyorsa doğrudan olmasa da karakter olarak aktivist bir damarı vardır heralde. Sorarsanız memnunbile olur gibi geldi.

Hiç yoktan aptala yatıp neurodivergent nedir diye sorabilirsiniz.
0
akhenaten
(01.11.24)
tek başına adhd adamı neurodivergent yapmıyor mu zaten, ben mi yanlış biliyorum?
0
titanyum22
(01.11.24)
Neurodivergence/Nöroçeşitlilik biliyorsun esasında bir sosyal hareket tıbbi bir durumu kapsamıyor ve sosyal hayatta nöroçeşitliliğin olması gerektiğini düşünen, yani ADHD olsun Otizm olsun Tourette Sendromu vs olsun bunların sosyal hayatta olmasını savunan sosyal bir hareket, profilinde bu tabir olan biri sadece bu düşünceyi savunan bir insan da olabilir Otizmli ya da ADHD'li biri de olabilir ikisi birden de olabilir ya da hiçbiri olmayıp sadece bu düşünceyi savunuyor da olabilir ama mesela profilinde Neurodivergence/Nörofarklılık yazsaydı o zaman kesin yukarıda saydıklarımdan birine sahip olduğunu söyleyebilirdik zira bu tabir de bu konunun tıbbi yönünü temsil ediyor ve bu durumlardan birine sahip biri dışında birinin yazması saçma olur.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(01.11.24)
bence uygun bir dille sormanda sakınca yok ya, öyleyse zaten çok daha kötüsüne alışmıştır.

neurodivergence olayı son yıllarda biraz karıştı gibi. terapistim bana da mesela neurodivergent olduğumu söylüyor, üzerinde durmaya gerek görmemekle beraber otizm spektrumunda da olabileceğimi düşünüyor. halbuki halk arasında sadece CİNS yahut UYUZ MUDUR NEDİR tabir edilen bir insanım.

yani neurodivergence olayı bence bu işlerin gelişmesiyle halihazırda mevcut farklılıkların daha iyi anlaşılması durumu biraz. her neurodivergent çok "değişik" veya "özel" olmuyor. o açıdan karşındaki kişinin fazla hassasiyet göstereceğini sanmam ben. direkt sor KARDEŞİM SIKINTIN NEDİR?? diye ktfkf.

hatta belki hoşuna bile gidebilir çünkü bazı insanlarda şöyle bir durum var: onunla ilgili küçük ama önemli bir detayı bilirsen hem sen onu çok daha iyi anlayabiliyorsun hem de o rahatlıyor.
0
mark greg sputnik
(02.11.24)
(13)

Hangi marka Türk kahvesi?

namandigurai
En sevdiğiniz hangisi?
En sevdiğiniz hangisi?
0
namandigurai
(01.11.24)
Ben, kahveyi taze cektiriyorum. Eskiden pakette alırdım ama taze çekilmiş daha güzel. Tavsiye ederim.
0
rock n roll
(01.11.24)
kahve dünyası. mehmet efendiyi bırakalı çok oldu. çok acı artık özellikle sade içenler için.
0
dedim ben sana
(01.11.24)
Paketli kahveler arasında sapsarı pakedi olan tchibo
encrypted-tbn0.gstatic.com

Karfur, migros, a101 de var, kurukahveci bana da çok kavrulmuş ve acı geliyor, bunda o acılık yok
0
grimavi
(01.11.24)
mehmet efendi, ama marketten degil eminonu subesinden gidip alacaksin, taze cekilmis.
0
cooperr
(01.11.24)
Nuri toplar
0
kullanicadi
(01.11.24)
Aslında Türk kahvesi olarak satılan her marka çekirdek olarak Rio Minas kullanıyor paketlerin arkasında da yazar zaten, Rio Minas yazmak istemeyen de Arabica çekirdek yazar ama Arabica çekirdeğin kendisini değil çekirdek ailesini belirtir Arabica türünde 50 tane çekirdek vardır herhalde, Rio Minas da Arabica cinsi çekirdeklerden biri ve sanırım kalite ve lezzet olarak 1-10 arasında 2/3 puan değerinde bir lezzete sahip, o nedenle marka değiştirmek pek işe yaramıyor, bence Arabica cinsinden ama daha kaliteli bir çekirdeği Türk kahvesi boyutunda çektirmek daha iyi olabilir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(01.11.24)
nuri toplar alıyorum internetten taze geliyor, damla sakızlı olanı da güzel.
0
sealth
(01.11.24)
Mehmet efendi, taze cekim kahve dunyasi ve tchibo
0
mor oje
(01.11.24)
Müstesna. Dibek kahvesi mükemmel
0
deer hunter
(01.11.24)
Selamlique. Tarçınlı, portakallı ve sakızlı olan çeşitlerini seviyorum.
0
irene
(01.11.24)
Eskiden mutfakta kahve pişerken kokusu odamıza gelirdi.
Eskiden çarşıda kurukahveci kahve çavursa çarşı kokardı.
Nasıl ki kestaneci kabuk yaksa da koutamıyor, çilekçinin namussuzu pazarda çileğe koku sıkıyorsa, nasılki karpuzda o eski tat yok ise, kahve de aynı durumda.

Bir yerde toplanalım, herkes kahve Türk kahvesi içsin. alıştığınız acılık tatlılık dışında bir marka farkı anlayan olursa bütün hesap benden.
0
Mirket
(01.11.24)
Ben piyasada satılan her marka ve önerilen lokal satıcılardaki türk kahvesini denemişimdir heralde.

En son vazgeçip mehmet efendiden şaşmamaya karar verip kabuğuma çekildim. Yukarda acılığından şikayet edilmiş ama benim mehmet efendi seviyor olmamın en büyük sebebi o keskin tadı veriyor olması zaten.

Bir de ne değişiyor bilmiyorum ama kahveyi neyde pişirdiğiniz de önemli. Arçelik'in şu ikonik gri renkli çift cezveli telvesi çok güzel pişiriyor.

Acı kahve seviyorsanız mehmet efendiden şaşmayın.
0
akhenaten
(01.11.24)
Bursa Setbaşı'nda Aksu Baharat var orada çektiriyorum fena değil. Bir de Osmanlı Çayı dedikleri bir bitki çayları var gittiğimde ondan da alıyorum
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(01.11.24)
(7)

yara izi geçirici krem

yetkili birine benzeyen abi
bir buçuk ay önce dizim iki yerden yara olmuştu bir hafta kadar yara izi geçirici bir krem sürdüm ama sonra kullanmadım. adını hatırlamıyorum annemlerde vardı.şu anda kullansam faydası olur mu, olursa tavsiye edeceğiniz bir ürün var mı bununla ilgili?
bir buçuk ay önce dizim iki yerden yara olmuştu bir hafta kadar yara izi geçirici bir krem sürdüm ama sonra kullanmadım. adını hatırlamıyorum annemlerde vardı.
şu anda kullansam faydası olur mu, olursa tavsiye edeceğiniz bir ürün var mı bununla ilgili?
0
yetkili birine benzeyen abi
(01.11.24)
madecassol veya contratubex veriyorlar yara izine
0
eja
(01.11.24)
Contractubex +1 bana çok iyi gelmişti
0
kullanicadi
(01.11.24)
Büyük ihtimalle silverdindir, evlerde çok sık bulunuyor ve bahsettiğiniz amaçla kullanılıyor. Ancak iz geçirici olarak değil de yaranın veya yanığın sağlıklı iyileşmesini sağlayan bir krem olarak bakmak daha doğru. Çünkü yara izi kalmasını bu şekilde önlüyor veya izi azaltıyor.

Bunun için de iyileşme sürecinde düzenli kullanmak gerekiyor.

Yine de kullanın, belki etkisi olur.
0
akhenaten
(01.11.24)
sudokrem de önerebilirim
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(01.11.24)
sarı kantaron yağıda işe yarıyor
0
my fault
(01.11.24)
Sadece yara izi ise dermatix jel harikadır
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(01.11.24)
noskar
0
ala09
(01.11.24)
(2)

Burada amaç nedir? Yabanci dil test sonucu mantiksizligi

Zetnikov
Online test yaptim hocam onermisti siteyi bu arada10 tane soru soruyor kafa karistiran Test sonucum 10/8 cikti yani bu en azindan b1 ustu b2 fln olmuyor muBana sadece 10/8 yazmis detaylar icin mail yaz demisYazdim mail geldi a1 baslangicsiniz diye altinda da kocaman bir kurs reklami a4 boyutundaBu s
Online test yaptim hocam onermisti siteyi bu arada

10 tane soru soruyor kafa karistiran
Test sonucum 10/8 cikti yani bu en azindan b1 ustu b2 fln olmuyor mu

Bana sadece 10/8 yazmis detaylar icin mail yaz demis

Yazdim mail geldi a1 baslangicsiniz diye altinda da kocaman bir kurs reklami a4 boyutunda

Bu simdi kursa adam cekmek icin taktik mi yapmislar

Dipnot : normalde b2 seviyesine kdr herseyi tuketebiliyorum seviyem b1 b2 arasi bi yerde. Seviyemi on yazili soru metniyle nasil cozuyor onuda anlamadim sinirimi bozdu biraz
0
Zetnikov
(01.11.24)
Kursa insan çekmek için yapılmış gibi duruyor bu haliyle ancak siteyi de verseniz daha iyi olurdu.

Cambridge'in kült bir kitabı var. Advanced Grammar In Use diye. Onu alın veya dijtal versiyonunu edinin. Kitabın başında Study Planner diye bir test bölümü var. Tüm İngilizce grameri üzerinden genel sorular soruyor. Direkt seviye göstermiyor, ancak hangi konular üzerine eğilmeniz gerektiğini rahatça görebiliyorsunuz.

Eğer o sorularda A1-A2 konularında yanlışlıklarınız varsa bazı C seviyesindeki sorulara doğru cevaplar vermişseniz dahi temelde eksikleriniz olduğunu fark edebilirsiniz rahatça. Bu açıdan belki sizin çözdüğünüz test de böyle bir algoritmayla çalışıyordur. Temel seviyede eksikleriniz çıktıysa üst seviye bilgilerinizi bypass etmiş olabilir.
0
akhenaten
(01.11.24)
@akhenaten

dil ispanyolca hocam şimdi tekrar test yaptım b1 cıktı bu sefer.

kafam bısey takıldı sorulan soruları normal hayatta hıc karsılasmadıgım seyler
bunları nereden ogrenebılırım cok fazla detaylıydı
0
🌸Zetnikov
(01.11.24)
(6)

özlediğiniz o eski sevgili ve bu içinizdeki özlemi napiyorsunuz

baldan kaymak
aşma metodunuz nedir? arada yokluyorsa bu özlem? neyin özlemi bu ya! bok bir iş.not: gayet de güzel biri var hayatımda, mutluyum. ama bazan böyle hissediyorum. neden oluyor?
aşma metodunuz nedir? arada yokluyorsa bu özlem? neyin özlemi bu ya! bok bir iş.

not: gayet de güzel biri var hayatımda, mutluyum. ama bazan böyle hissediyorum. neden oluyor?
0
baldan kaymak
(01.11.24)
benzer durumdayım. bazen aklıma geliyor, üzülüyorum, bazen kızıyorum. bu duyguların ortak noktası aşamıyor olmak.

neden oluyor? onunla iken her ne hissediyor idi isek, hangi ihtiyacımızı karşılıyor idi isek, mevcut partner ile bu eksik belki? bilmiyorum.
0
gloomy
(01.11.24)
@gloomy haklı, hangi ihtiyacımızı karşılıyorsa, hangi yaramızı sardıysa onun eksikliğini duyuyoruz yenisinde. Bence de öyle.

Ben baş edemiyorum. Öyle, olduğu gibi yaşıyorum. Ama hayatımda kimse yok.
0
muhayyer divan
(01.11.24)
Aşma metodu kesinlikle çivi çiviyi söker metodu olmamalı. Bazı kişiler eski sevgilisini unutamadığı için başka birilerini hayatına almaya çalışıyor. Bu sayede unuturum belki diye düşünüyor. Karşısındaki insanı bir nevi yara bandı olarak kullanıyor. Halbuki, aşk acısı geçene kadar, unutana kadar, kimseyle olmamalı. Çünkü herkes bir duygu taşıyor kimse deneme tahtası değil. Ben bunu bencillik olarak görüyorum. Eski sevgilisini özlüyor diye arayışa giriyor, deli gibi birilerini arıyor, her önüne gelene yazmaya başlıyor, bir de eski sevgilisini çağrıştırıyorsa , onunla olamadım bari bununla olayım da sanki eski sevgilimle berabermişim gibi hissedeyim diye. Belki de kendisini çok seven ya da bu ihtimali taşıyan kişilere yazıyor ki belki değersizlik hissim geçer, kaybettiğim özgüvenim yerine gelir diye.

Bu arada bu yazdıklarımı seni kastederek yazmadım , genel düşüncemi yazdım. Çivi çiviyi söker metoduyla ilgili düşüncelerim bunlar.
0
rock n roll
(01.11.24)
@rock n roll +1 son zamanlarda herkes çivi çiviyi söker deyip duruyor. Yani yapılabilecek en kötü şey nasıl genel geçer bir tavsiye haline dönüştü anlamış değilim. Keko rap ruh hali bu, eskinin arabesk ruhu biraz daha agresif bir hale bürünerek bu şekilde geri döndü heralde.

Hayatınızda "gayet güzel birinin" olması sizi tatmin etmez. Eğer eski sevgilinize özlem duyuyorsanız yeni ilişkiniz olmamıştır. Bunu kendiniz üzerinden düşünün. Siz arada eski sevgilisini özlemle anan, nasıl atıcam bunu içimden diyen biriyle yapabilir misiniz? Olabilir mi böyle bir ilişki?

Hayatınızda iyi biri olabilir, ancak birçok ilişki "ya sen çok iyi bir insansın ama ben yapamıyorum" diye biter. Acı, ancak böyle.

İçinizi tamamen boşaltmadan hayatınıza birinizi aldığınızda hem ilişkiye olan inancınız sarsılır, hem de yaşadığınız buhranlar sonucu ilişkiniz eğer absürt bir şekilde biterse bu karşınızdaki kişiyi kötü etkiler ve "Benim kimseye bir güvenim yok ya" diye ortalarda dolaşan kafası bozuk yeni bir kişi yaratılmasında pay sahibi olursunuz.

Eski ilişkilerinizi unutmanız için bir hayat düzeniniz olmalı. İşinize gücünüze, eğitiminize, arkadaşlarınıza, ailenize odaklanır ve beklersiniz. Zamanla geçer. Bu süreçte başka bir ilişkiniz olmaması da sizi zihnen "artık yeni bir ilişkiye hazırım" fikrine hazırlar. Eğer bu süreçte çivi çiviyi söker diye hareket edip başka biriyle bir ilişkiye başladıysanız işler çok büyük ihtimalle, çok fena bir şekilde sarpa saracaktır.
0
akhenaten
(01.11.24)
Aşma methodu yok bence. Hayatınıza dokunmuş güzel insanlar ve o güzel anılar hep içinizde bir yerlerde kalıyor. Sadece eskiye dönülmeyeceğini, bugün tekrar karşınıza çıksa zaten ikinizin de artık farklı insanlar olduğunuzu kabul etmek gerek. O zamanki siz ve o zamanki o, eskilerde bi yerlerde belki hala mutlu yaşıyorlardır. Ama dün dündür, bugünse bugün. Arada gülümseyerek hatırlayın (geçmişte yaşamadan), sonra yine önünüze bakın.
0
su olsam ates olsam
(01.11.24)
kus ölür sen ucusu hatirla diyoruz.
0
deckard
(01.11.24)
(13)

Bir insan neden arkadasi olmadan bir yere gitmez

Zetnikov
Boyle birini taniyorum cay icecek disari cikacak Yemek yiyecek arkadasini ararTek basina hic birsey yapmiyor illa arkadasini arayacakKimse gelmezse hayata küsuyor darilip tripler atiyorBi karakter analizi alabilir miyiz neden boyle
Boyle birini taniyorum

cay icecek
disari cikacak
Yemek yiyecek arkadasini arar

Tek basina hic birsey yapmiyor illa arkadasini arayacak

Kimse gelmezse hayata küsuyor darilip tripler atiyor

Bi karakter analizi alabilir miyiz neden boyle
0
Zetnikov
(27.10.24)
@respect

Bir insan bir defa kendi basina gidip bir kahve icmez mi mesela yada kendi basina tavuk doner yemek gibi seyler.

Adam surekli arkadasla hareket ediyor.

Aklima gelebilecek hersey icin arkadaslarini ariyor

Bu sosyallik mi oluyor gercekten
0
🌸Zetnikov
(27.10.24)
Kendi başına olduğu zaman rahat hissetmiyordur.

Benim de en sevdiğim şey tek başıma aktivite yapmak. Haftada 1 ya da 2 gün tek başıma dışarı çıkıyorum. Yarın dışarı çıkma günüm. Plan yapıyorum ne yapsam diye.
0
rock n roll
(27.10.24)
@rock n roll

İste bunu merak ediyorum insan hic kendine vakit ayirmaz mi yani

Wc ye gitse arkadasini ariyor

Psikolojide bi adi varsa okumak istiyorum
0
🌸Zetnikov
(27.10.24)
benim böyle bir arkadaşım var. kendi ifadesiyle "insanlar ezik sanar, hiç mi arkadaşı yok derler gibi geliyor" diyor bu sebeple dışarda tek başına takılamıyormuş. bana çok mantıklı gelmedi bazı insanlar başka insanların varlığına çok bağlı tek başlarına zaman geçiremiyorlar yalnızlığa katlanamıyorlar. o da öyledir böyle olmasa kendi dediği mevzuyu çok takacağını sanmıyorum o işin bahanesi gibi gelmişti.
0
semaforo de medianoche
(27.10.24)
Bir kere tek başına çıksa bir daha yanına kimseyi istemez.
0
rock n roll
(27.10.24)
Ben de aksine keşke gelmeseler diye bakar oldum son birkaç yıldır. Aklımda bir plan oluyor, keyifle gitmek istediğim bir yer ya da yemek istediğim bir şey oluyor mesela. Önce dahil olup sonra "ay burası uzak, vay şunu yiyemem ben" diye minik minik değiştiriyorlar uyuz oluyorum çıkıntılık olmasın diye kabul ediyorum isteklerini sonra da kimseyi çağırmadan kendim gidiyorum bu sefer niye tek gittin çağırsan biz de gelirdik. Delirmelik. Belki de ben tek çocuk olduğum için insana çok alışık değilimdir bilmiyorum.

Kendi başına kalmanın dayanılmaz huzuru ve muhteşem keyfini henüz tatmamış olabilir o arkadaşın.
0
kullanicadi
(27.10.24)
kullaniciadi+1 ben de yanimdakilerin arizalarina tahammulsuzum. bu yaninda adam arayan tipler zaten arkadaslik kurmuyo yalniz kalmamak icin konu mankenligine davet ediyor yanina
0
ala09
(27.10.24)
Yalnız dışarı çıktığını öğrenince insanlar anlam veremiyor, sanki bu senin seçimin değil de mecburiyetten yalnız çıkmışsın gibi.

Eskiden çalıştığım iş yerinde patronum çok şaşırmıştı. Beni çok severdi, çok sempatik geliyordum ona. İzin günümde yalnız dışarı çıkmıştım. Ertesi gün sordu. "Dün izin günündü, ne yaptın" dedi. Ben de dışarı çıktığımı söyledim. " Kiminle" diye sordu. " Yalnız" dedim. " Niye yalnız çıktın, dışarı çıkmak istediğini söyleseydin, bir kaç saatliğine kapatırdık burayı, buradaki arkadaşlarla hep beraber gezerdik" dedi :)))
0
rock n roll
(27.10.24)
@ala09

İlginc birsey soyleyeyim o zaman.
Bu eleman arayip bizimle bulusmak isterse butun gun instagramda foto begenip video izliyor konustugu sohbeti falan yok
0
🌸Zetnikov
(27.10.24)
yalnizligi sevmeyen
ailesine ve sevdiklerine bagli
needy evet ama soguk nebale olmasindan iyidir
0
robert bosch
(27.10.24)
Tek başına yaptığı şeylerin haberi size gelmiyor olabilir belki de.
0
akhenaten
(27.10.24)
O benim. Sosyal anksiyete mi acaba temeli? Markete bile yalnız gitmeyi sevmem. Çıkıp kafede oturmak fln, hıyyyy sıfır zevk...

He @aliş09 un dediği gibi yalanciktan da kimseyle ilişki kurmam, o ayr
0
abuzer
(28.10.24)
Ben mesela her şeyi tek başıma yapmayı da seviyorum arkadaşlarımı çağırmadan yemek yemeye de çıkıyorum fakat şöyle bir durum var kafeye mekana filan gittiğinizde tek başınaysanız en kötü yer size veriliyor en kötü hizmeti alıyorsunuz
0
kararsızataletfilozofu
(28.10.24)
(21)

Şu kişi işe alınır mı?

kuehles blondes
Merhaba, şirketimizde bi junior pozisyonuna eleman arıyoruz. Tecrübe vs istemiyoruz, yeni üni mezunu yeter. Kafası sayılara çalışsın, sebep-sonuç ilişkilerini anlasın, farklı kültürlerle çalışabilsin vs. İlan yaklaşık 3 aydır online ve sadece 5 kişi başvurdu. 4ünü eledik, birini ise görüşmeye çağırd
Merhaba, şirketimizde bi junior pozisyonuna eleman arıyoruz. Tecrübe vs istemiyoruz, yeni üni mezunu yeter. Kafası sayılara çalışsın, sebep-sonuç ilişkilerini anlasın, farklı kültürlerle çalışabilsin vs.

İlan yaklaşık 3 aydır online ve sadece 5 kişi başvurdu. 4ünü eledik, birini ise görüşmeye çağırdık. Letter of motivation ı çok jenerikti, her başvurusuna ayrı paragraf döşesin beklemiyoruz ama şirketin veya pozisyonun adı bir kez bile geçmiyordu, bu bendeki ilk eksisi oldu adayın. Ama o kadar kimse başvurmadı ki yine de çağırdık.

Görüşmeye 8 dk geç geldi (toplu taşımanın vs dakik çalıştığı bir avrupa şehrindeyiz), geç geleceğini İKya haber vermedi, geç geldikten sonra özür de dilemedi bizden ve şaka gibi 3-4 kere zaman yönetiminin oldukça iyi olduğundan bahsetti :D
Şirket hakkında basit bazı sorular sorduk, internet sitemizde bulabileceği şeyler, kaç ülkede operasyonumuz var, iş sahamız nedir vs. Hiçbirine cevap veremedi hatta direkt “bilmiyorum” dedi. İş ilanında birkaç teknik terim var, bu işe başvurdu ya, araştırıp araştırmadığını sordum. Ona da hayır dedi. Sektörle ilgili genel sorular sorduk, cevap veremedi. (Sektörün en büyük rakibe karşı dezavantajı nedir vs tarzı)
Sonuç olarak çok kötü bir performans gösterdi görüşmede. Ama müdürüme sempatik geldiği için 1-2 ödev gibi bir şey verip tekrar bir şans vermek istiyorlar. Ben istemiyorum çünkü direkt benle çalışacak, benim junior ım olacak. Bu kadar ilgisiz biriyle anlaşacağımı sanmıyorum. Bana da sempatik geldi bu arada ama yeterli değil benim için. Bu arada üniversitede okuduğu bölüm, ders notları vs oldukça iyi, kafalı birine benziyor, yalan yok.
Müdürümün derdi ise bir an önce birini işe almak o yüzden daha fazla beklemek istemiyor.

Neyse genel olarak merak ettim, böyle birini işe alır mıydınız?
0
kuehles blondes
(27.10.24)
Almazdım. Letter of motivation hiç önemli değil. Diğer söylediklerin çok büyük red flag. Boşuna vakit ve emek kaybınız olur. Kesinlikle almayın.
0
gabe h coud
(27.10.24)
Ben elerdim, eledim de. Neden;

-Gec kalabilir, 8-10 dk icin sorry dememesi cok buyuk olay degil
-cover letter’da mentionlamamasi evet sikinti ama no big deal
-ucan kacan bir metin yazdiysa biraz red flag. Boylelerinin ici bos poset cikiyor. Yasandi karsim shshsj
-sirketle ilgili bilmiyorum demesi, arastirmamasi kesinlikle sikinti. Isi isteyen, pozisyonu ve sirketi biraz sorusturur, en azindan kim bunlar diye bakar.

Eleman yeterince istemiyor sizi bence.
0
mor oje
(27.10.24)
Anladığım kadarıyla çocuk kafası çalışan biri ama şirketi nerdeyse hiç bilmiyor. Yeni mezunsa veya öğrenciyse genelde çoğu yere atıyordur başvuru linkini. Yoğunluğu şu bu derken fırsatı da olmamıştır.

Bazen de umutsuzca başvuru yapıldığı oluyor ondan bi anlık yakalanmış olabilir. Bu tipte biri için ikinci şansta bakılacak en önemli kriter “alırsak şirkete bağlanabilir mi ve uzun süreli çalışır mı” tarafına bakmanız gerekiyor. Bazen böyle tipler hem zehir gibi çıkıyor hem de yapışıp şirkete uzun süreli çalışan olabiliyor. Tekrar denenmeli bu şartlarda ama dediğim kriterler üzerinden.
0
avatar is back
(27.10.24)
başıma bir şey gelmeyecekse ben o kadar da kötü bulmadım. çok ihtimam göstermediği belli ama yanınızda işi öğrenip başarılı olabilir, niye olmasın?

> toplu taşıma istediği kadar dakik olsun, neticede toplu taşıma. heyecanlanmış olabilir, geç kaldığı için panikleyip özür dilemeyi düşünememiş olabilir. sonuçta İŞ GÖRÜŞMESİ bu daha, 10 dakika operasyonunuzu o kadar etkileyecekse kolay gelsin, çalıştıracak adam bulamazsınız. atom parçalamıyorsunuz herhalde.

> iş arayan insanlar sadece size başvurmuyor, 50 tane yere yazı yazıp mülakatlara davet ediliyorlar. o da şanslıysalar. kimse bir kuruş almadığı bir işin detaylarını bilmek zorunda değil. operasyonlarınızı, faaliyet alanlarınızı birkaç saat içinde anlatırsınız. zor şeyler değil bunlar. yok eğer zorsa çalışacak çocuğa biraz kolaylık gösterin bir zahmet.

siz kendiniz de sempatik bulmuşsunuz, kafalı görmüşsünüz, niye almayasınız? allah kelamı değil bu sonuçta deneme süresi filan yok mu beğenmiyorsanız gönderirsiniz?

adam gelip orada 40-50 saat mesai harcayacak, karşılığında milyoner de olmayacak. bu şirketlere/kapitalizme bağlılığını anlamıyorum insanların. siz çok mu zenginsiniz mesela, çocuğa niye bu kadar kuruldunuz? gecesini gündüzüne katıp size daha fazla kazandırmak için mi uğraşması gerekiyordu daha işe bile girmemişken?

yaptığınız işleri bu kadar ciddiye almayın, egonuzu bir kenara bırakın derim. hepiniz başkalarını zengin etmek için uğraşan işçilersiniz.
0
mark greg sputnik
(27.10.24)
beklentiniz çalışıp gelmesi yönünde olmuş ama fazla bir beklenti diye düşünüyorum.
her ilana başvurduğu şirket sizin gibi beklentiye girse başvuranın hali ne olur diye düşünün derim.
işi yapabilecek potansiyeli varsa alınır.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(27.10.24)
Benim kararim negatif olurdu.
Mudure de elemani ise alarak sirketin aldigi riskleri aciklardim...

> toplu tasima vs mazeret degil. Gerekirse taksiye binip zamaninda (hatta 10-15 dk one) varacak gorusme yerine. Yarin obur gun deadline olan bis sey yapmasi gerekirse sIkIntisini siz ceklersiniz.

> sirketiniz hakkinda hicbirsey bilmemesi esittir ise ilgisi olmamasi!!! Derdi bir yere kapagi atip baska bir yere gecene kadar para kazanmak bence.

> Sempatik olmasi bazilarina ilginc gelebilir ama elemandanin bir cabasi yoksa bu da fazla uzun surmez.

> Kafali biri ise soz de geciremezsiniz... bur sure sonra verdiginiz tum isleri kendi kafasina gore yapmaya baslar.

> odev ile sans vermek nedir ya? SInav suresi bittiginde kagidi bos olan ogrenciye sinifta kalmasin diye yarim saat ek sure verip bir de uzerine (kolay) yeni soru verip kagida yazdigi fikraya puan vermeye benziyor.

Haa... alinmaz mi ise? - yukaridaki riskleri goz oununde bulundrarak alirsiniz, ama verim sifira yakin, retention rate sifir, is disiplini eksi !!!
0
parcxerox
(27.10.24)
10 küsür yıldır duyurudayım bu kadar az cevaba rağmen bu kadar tiksindiğim duyuru az olmuştur ahaha yarın bi gün deadline'a yetişemezmiş bak sen. niye? iş görüşmesine sekiz dakika geç kalıp özür dilemediği için. allah sizi kahretsin başka bir şey demiyorum. köle robotlar sizi. daha çok çalışın belki iki kuruş fazla kazanırsınız.
0
mark greg sputnik
(27.10.24)
- letter of motivation benim için hiç önemli olmazdı bunu zorunlu kılan ilanları anlamıyorum zaten genellikle çok anlamsız bir şey (belki bazı pozisyonlarda gereklidir ama benim gördüklerimde öyle değildi), opsiyonel olduğu halde doldurduysa zaten önemsiz kötü olması.
- görüşmeye geç gelinmesi bence önemli bir eksi. mülakattır, sınavdır vs. bu tarz şeylere giderken yaşayabileceğim tüm aksilikleri düşünüp ona göre hareket ederim ve böyle yaklaştığım hiçbir şeye asla gecikmedim. olabilirdi düşündüğümden de büyük aksilikler gelebilirdi başıma ama bu durumda mutlaka karşı tarafa bunu bildirir kusura bakmayın derdim. geç kalıp bir bahane de sunmaması bence işi çok da istemediğine işaret bu sebeple.
- şirket hakkındaki sorulara cevap verememesi bence önemli değil. işi siz öğretecekseniz teknik terimlere cevap verememesi falan da pek önemli değil bence. yani sizin ne aradığınıza göre değişir tabi bu ama işsiz birisi ya da işinden ayrılmaya karar veren birisi üst üste bir sürü ilana başvuruyor hepsini o kadar araştıramaz herhalde. ama bazı pozisyonlarda daha önemli olabilir o detayı bilmiyoruz tabi. yani tamamen teknik bir pozisyonsa şirket hakkındaki soruları bilip bilmemesinin hiç önemi yok ama atıyorum ik'ya ya da satışa falan alınacaksa yaklaşım olarak bu tarz şeylere önem vermesi beklenebilir.

sonuç olarak ben geç kalma mevzusunu ve bu konuda hiçbir şey dememesini önemser üstünü çizerdim. ancak ilan aylardır duruyor ve sadece 5 kişi başvurdu diyorsanız daha iyi birini bulabileceğiniz bir pozisyon değildir belki de. öyleyse bazı şeyler sineye çekilebilir.
0
semaforo de medianoche
(27.10.24)
3 aydır açık olup 5 kişinin başvurduğu şeyde, siz almak zorundasınız gibi görünüyor. Belli ki şartlar veya şehir bişey düzgün değil ki millet başvurmuyor.

Zaman yönetimi iyi diyince siz neden geç kaldığını belirtip onu sormadınız?

Şirketi vs. araştırmadan gelmesi daha kötü bence ama 100 tane yere başvurmuş buraya görüşmeye gelmiş olabilir. Artık öyle oluyor. Z kuşağının da pek eyvallahı yok. Gerçekten ilgisiz mi yoksa anlık mı öyle denk geldi anlamak için tekrar görüşebilirsin bence.

Bu arada, burada muhtaç durumda olan siz gibisiniz onu tekrar hatırlatayım. Ha eğer illa gerekmiyorsa bekleyin bi 3-5 ay daha. Ama alıp deneme süresinde bi bakıp 2-3 ay, ona göre karar vermek de mantıklı.
0
nhk ni youkosu
(27.10.24)
@mark

fazla tepki veriyorsun :) bu nasıl bir tavır, egodan bahsediyorsun ama bir daha oku istersen yazdıklarını. dümdüz hakaret ediyorsun. hiciv falan olsa bari. iyi misin? Herkes fikrini söylüyor. Sen hakaret ediyorsun.

kuehles blondes’in de dediği gibi, onunla çalışacak bu kişi. iş öğretecek. vaktini verecek. kendi başına kasada ya da üretim bandında çalışmayacak. kendisini direkt etkileyecek bir çalışan için temkinli davranması ve doğru kişiyle ilerlemesi en doğal hakkı.

Bu arada, işi hak etmeyen birini işe almak, dışarıdaki hak eden insanların hakkına girmektir. Doğru kişiyi bulana kadar işi kendisi yapsa daha az yorulur.
0
gabe h coud
(27.10.24)
Letter of motivationda kimse her basvurusu icin ayri mektup yazamaz ama yalandan pozisyonun veya sirketin ismini gecirir bir cümlede diye düsünüyorum ama biz de cok önem vermedik, ona ragmen cagirdik zaten görüsmeye.

Gec kalmasi benim icin net negatif puan, insanlik halidir, olabilir, haber vermesi gerekirdi diye düsünüyorum.

Kimse ayni tek ise basvurup o sirketten cevap bekleyip ona göre baska sirkete basvurmuyor. Hepimiz ayni anda belki 20-30 basvuru yapiyoruz. Linkedin‘den bi butona basinca bile basvuru oluyor artik. Ama görüsmeye cagiriliyorsan „bakiyim basvurmusum ama nereye/neye basvurmusum“ diyip o sirket hakkinda genel bir fikri olmasi lazim bence adayin. Sordugumuz soruya cevap veremese bile „sordugun sorunun cevabini bilmiyorum ama sirketle ilgili x konusu dikkatimi cekmisti“ diyip bir fikri oldugunu gösterebilirdi.

Acikcasi görüsme randevusunu 3 gün önceden yollamadik, 2 hafta öncesinden randevusu oldugunu biliyordu, o arada biraz hazirlanabilirdi.
Pozisyon, takim vs hakkinda sorulari var mi diye sorduk, ona da hayir dedi.
Evet, teknik terimler konusunda hakli olabilirsiniz. Baksaydi iyiydi ama bakmamis. Pozisyonun basligi „x planlama“, x ne biliyor musun dedim, hayir dedi. Hicbir sey bakmadiysa o isi isteyip istemedigini nereden bilecek? Bana garip geldi acikcasi.
Sirket ülkenin en büyük ikinci isvereni, stabil, maaslar fena degil, haftalik calisma saati 38,5 saat (reelde de böyle bu arada)

Sorun gercekten birine su anda ihtiyac duymamiz.

@mark lütfen sakin olun, olayi kisisellestirmeye gerek yok :)
0
🌸kuehles blondes
(27.10.24)
Bu arada önceki junior sirketten ayrilmadi, sirket icinde bir üst pozisyona gecti baska departmana. Ve onun basvurusuyla bu basvuruyu karsilastiriyorum, kiyas kabul etmez, cok iyiydi onunki. Hatta o zaman reddettiklerimiz bile bu adaydan iyiydi. (Sebebi eski juniorin görüsmeye cok iyi hazirlanmis olmasiydi)
0
🌸kuehles blondes
(27.10.24)
sadece yol yordam gösterilmemiş bir cevher olabilir, denemekten zarar gelmez. gençlerin genç olduğu için hata yapma hakları olduğunu düşünüyorum. zaten kimse başvurmuyormuş, demek ki iş de süper bir iş değil.
0
titanyum22
(27.10.24)
Bence arayış tarifinize kıyasla yanlış detaylara odaklanmışsınız.

Tecrübesiz junior alıyorsam bakacağım tek şey görüşmede söylediğim şeyleri anlayarak mı, yoksa boş gözlerle mi baktığı olurdu. Anlık olarak bir konudaki kavrayış ve idrak yeteneğini test edecek mantık temelli sorular sorardım. Şirket ve sektöre hakimiyet gibi öğrenilmiş bilgilerin sorgulanmasından bahsetmiyorum.
0
akhenaten
(27.10.24)
bu kisinin ise alinmasi durumunda 4 ay sonra sabahlari ofise gec gelmesine laf etmeniz durumunda size verecegi cevabi yaziyorum: "eger isi bitiriyorsam, saat kacta geldigim neden önemli ki?"
0
alice in potatoland
(27.10.24)
@alice in potatoland bu durum ama cidden önemli degil bizde. Isi bitiriyorsa daha dogrusu is arkadaslarinin ve isin ritmine uyuyorsa ise gec gelmis/erken gelmis önemli degil.
0
🌸kuehles blondes
(28.10.24)
@sputnik hangi galaksiden cevap yolluyor bize bilmiyorum ama bu gezegende begensek de begenmesek de durum bu. Olay kapitalizm, sosyalizm, vs gibi cok derin veya felsefi konular degil. Evrim teorisi...
Is ortaminin (ki Avrupa sehri olarak belirtilmis... Istanbul veya Edirne olmadigini kabul ediyorum) genel talebi bu. Bu tur "tiksinc" detaylara takmayan insanlarin sayisi daha fazla oldugu gunleri de goruruz insallah. O zaman da biz o duruma uyariz. Olay bu kadar basit.
0
parcxerox
(28.10.24)
mark greg sputnik +1111

letter of motivation'i gpt'ye yazdirdim. ilana basvururken icerigini dogru duzgun okumamistim bile, gorusmeden 15 dk once web sitelerine ve linkedin sayfalarina goz attim ve hazirlandigimi dusunmelerini saglayacak iki tane soru hazirladim (su teknolojik gelismeyi bir tehdit olarak goruyor musunuz, su alanda bir yatiriminiz olacak mi gibi genel gecer) bir de gorusmenin basinda sirket ve pozisyon hakkinda verdikleri genel bilgileri not aldim ve ordan da baska sorular urettim. ustune de sirketin personel politikalarini didikleyen sorular sordum.
gorusme bir anda ik ve yoneticinin bana sirketi begendirme cabasina donustu asdjdnd. ben o isi kabul ettim ve aylardir dogru duzgun hicbir is yapmiyorum (biraz benden, biraz sirketten kaynakli) bakin su anda da duyuruda takiliyorum adsncdf

cikin abi bu kafalardan. bir personelden alacaginiz verimin %80'ì ona sundugunuz imkanlardan, calisma ortamindan, uyumlu calismaktan, desteklenmekten, takdir edilmekten vs gelir.
sirketin mevcut personeline sorsaniz "en buyuk rakibe karsi dezavantajimiz nedir" diye, yarisindan cogu bilemez.
0
make a wish
(28.10.24)
kafasının çalıştığına dair emarelere sahipse alırdım.

@mark greg sputnik +1 ek olarak bir şeyi merak ettim; iş görüşmesine o değil de yöneticilerinizden/müdürlerinizden biri "beklenmedik" bir durum karşısında görüşmeye geç katılsaydı o adaydan özür dilenecek miydi?

bir sürü iş görüşmesine gittim, bir iki tanesi haricinde hepsinde 15-20 dakika bekletildim. hepsinde de aynı mazeret: son anda bir durum çıkmışmış da onu halletmişlermişmiş de. ama hiçbiri de özür dilemedi. hem mail hem de çıktı yoluyla cv'm ellerinde olmasına rağmen "bana dair" hiçbir bilgileri yoktu, ellerinde tuttukları cv'mde zaten cevabı olan soruları sordular. yani adamlar bana maaş veriyorsa bedava vermeyecekler, bilgimin ve emeklerimin karşılığında maaş verecekler. ama insan olarak eşitiz ve herkes inceliği hak ediyor.
0
m e b
(28.10.24)
@make a wish: sen o işi istiyormuşsun ki doğru düzgün emek harcamasan bile birkaç pratik yöntemle ilgili gibi görünmeye çalışmışsın. işi istemiyorduysan bile böyle yaparak bana ve muhtemelen seni işe alan kişilere verdiğin imaj bu. duyurudaki söz konusu arkadaş işle hiçbir şekilde ilgili olmadığı gibi ilgiliymiş gibi gözükmeye bile çalışmamış. kendinle kıyaslanacak bir tarafı yok bence örneğin. bu kişinin işi istediği baya şüpheli belki maddi olarak da ihtiyacı yok kariyer olarak da kendine faydalı olacağını düşünmüyor. böyle birinden ne alabilirsin ki? bir de çoğu kişi daha iyi bir fırsat bulduğunda gider başka işe zaten ama böyle bir kişinin gözü çok daha fazla dışarda olur ve çok erken ayrılabilir.

şirketin kazanacağı ekstra 3-5 kuruş benim de umrumda değil sonuçta hepimiz sermayedarlar tarafından sömürülüyoruz bu sebeple maaşlı işlerini çok ciddiye alan insanlar her zaman komik gelmiştir bana. genelde işi çok takmadığımı belli ederim ben enerjimle, yöneticilerle konuşmalarımda bile böyledir bu o yüzden her yerde bana "fazla rahat biri" derler bunlar ayrı. konuya tamamen işe alan kişi gözünden bireyselci bir bakışla bakıyorum. şirketin 3-5 kuruş fazla kazanması ya da az kazanmasını umursadığımdan değil bana ekstra dert yaratmaması (iş yetiştiremeyebilir, yarın projenin ortasında istifa ediyorum diyebilir), çalışma ortamımın tadını kaçırmaması adına almazdım böyle bir kişiyi eğer mecbur değilsem. normalde ekstra dert yaratmasın diye değil fayda sağlasın diye alırsın zaten birini işe ben beklentiyi ekstra dert yaratmamaya kadar düşürdüm bir de.
0
semaforo de medianoche
(28.10.24)
@make a wish, yapmaniz gerekenk yapmissiniz ki. Bu Ben bunda sorun göremedim. Bize isi anlat dese ve ondan sorular türetse gayet memnun olurdum acikcasi :) bu aday hicbir sey yapmadi görüsmede de. letter of motivation deal breaker olmadi zaten, cagirdik görüsmeye.

@m e b evet, özür dilerlerdi. Müdür tel sesini kismayi unutmus, calinca özür diledi hemen böldügü icin.

@semaforo tam bakis acimdan aciklamissiniz, tesekkür ederim.

Bu arada bir genel info daha, devlet sirketiyiz, direkt bakanliga bagliyiz. Sermayedar zengin etme durumu yok ortada :)
0
🌸kuehles blondes
(28.10.24)
(19)

Nasıl unutabileceğimi bilmiyorum

tchuck
eşimle 3 ay önce ayrıldık. boşanmadık.ayrı şehirlerde yaşamaya başladık, benim yediğim haltlar yüzünden. (aldtmak falan değil. benim davranışlarım, depresyonda oluşum vb. sebepler)bu süreçte kendimi toparlamaya çalıştım, düzeltmeye çalıştım.bir şekilde yeniden onunla iletişim de kurduk, bi 10 gün ka
eşimle 3 ay önce ayrıldık. boşanmadık.

ayrı şehirlerde yaşamaya başladık, benim yediğim haltlar yüzünden. (aldtmak falan değil. benim davranışlarım, depresyonda oluşum vb. sebepler)

bu süreçte kendimi toparlamaya çalıştım, düzeltmeye çalıştım.
bir şekilde yeniden onunla iletişim de kurduk, bi 10 gün kadar beraber vakit geçirmeyi denedik ama fail ettik ne yazık ki.

eşim bana karşı bir şey hissedemediğini söyledi.
ben hep, davranışlarım yüzünden hislerinin üstü örtülmüştür, zamanla değişebilir diye düşünüyordum.
ama son dönem artık bundan %100 emin olduğunu ve uzatmamızın ikimize de zarar vereceğini söylerek boşanmaya karar verdik.

bu süreçte bir süre çift terapisine de gittik aslında. niyeyse terapist hiç, "hiçbir şey hissetmiyorum" sözü üstünde hiç durmadı. benim için de, eşim için de en önemli konumuz, hatta birinci konumuz oydu çünkü.

çünkü benim davranışlarımla ilgili düzelmeler olsa da, o tarafta hiçbir değişiklik olmuyor belki daha kötüye gidiyordu.

haliyle çift terapisinden de hiç yardım alamadığını düşününce (5-6 seans kadar gittik) o da tamamen pes etti.

eşimi çok seviyorum, unutabileceğimi de sanmıyorum.
tabi ki bana karşı hissi kalmamış bir insanla evliliği sürdürmek ikimiz için de olanaksız.

ama hep kendime sorup duruyorum, acaba değişebilir miydi. tekrar bana karşı alevlenebilir miydi diye. bunu düşünmekten kendimi alamıyorum. kendimi çok ama çok kötü hissedioyrum.

ilk ayırlışımızdan itibaren psikologa gidiyorum yoğun bir şekilde.
psikiyatriste de gidip depresyon tanısı nedeniyle cipralexe başlamıştım. (bi 12 aydır falan depresyondaymışım)

bunlara rağmen hem kendimi affedemiyorum,
hem acaba tekrar deneseydik değişir miydi diye düşünmekten kendimi alamıyorum,
kahroluyorum.

10 yıl boyunca çok şey paylaştık. birbirimizi çok da üzdük, çok da mutlu ettik.
hem en iyi arkadaşım, hem eşimdi. hayatım boyunca onu nasıl unutabileceğimi bilmiyorum. gerçekten boğuluyorum.

buraya da yazmak istedim, bir sebebi yok.
0
tchuck
(27.10.24)
deneseydik de hilsteri geri gelmezdi değil mi?

biz birbirimizi çok severek evlendik. son 8-10 ay öncesine kadar da hala birbirimizi çok seviyorduk. ama ben kötü davrandım, üstüne depresyondaydım çekilecek bir durumda değildim. geçmişteki şeylerimizle birleşince bana karşı olan tüm hislerini yitirdi, dayanamadı, uğraşsa da artık o da bıraktı.

uğraşsaydık da, yeniden deneseydik de olmazdı değil mi?
0
🌸tchuck
(27.10.24)
Dostum siz her seyi denemissiniz zaten ve tükenmis bir iliski var ortada.
Su an yaralar cok yeni ve derin daha. Zamanla her sey düzelecek merak etme.
Kötü hissetmen normal ama bi daha kimseyi sevemem vs diye doldurma kendini. Baskasini sevmektek korkma.

Zamana ihtiyacin var sadece.
Ayriligi da cok uzatmadan halledin yoksa düsmanlasiyor millet birbirine.
0
robert bosch
(27.10.24)
Hocam eşini seviyorsan aldığı karara saygı duyup hayata devam edeceksin, sevmek bazen de böyle bir şey
0
grimavi
(27.10.24)
yok tabi ki saygı duyuyorum, diyecek yapacak bir şeyim de yok tabi ki. ben yapabileceğimi de yapmaya çalıştım, yani. diyebileceğim bir şey yok.
0
🌸tchuck
(27.10.24)
Senden vazgeçen, hiç bir şey hissetmeyen birini sevmekten vazgeç. Düşündüğün gibi biri değil. Bu acı gelecek, bana kızacaksın ama dost acı söyler.
0
gabe h coud
(27.10.24)
hep kendinizi suçluyor olmanız bana da iyi şeyler hissettirmedi.
0
WithWorth
(27.10.24)
depresyonunuzun sebebi nedir? temeldeki problemi çözerseniz davranışlarınız da düzelir, ilişki de düzelebilir belki. bence biraz çabalamak lazım, 10 sene az değil. bir de bu devirde belli bir yaştan sonra birileri ile ilişki kurmak, sevmek, değer vermek, uğruna çaba göstermek, fedakarlık yapmak vs. kolay değil. o yüzden çaba vermeden kesip atmak pek doğru gelmiyor. sevgili olunsa neyse de evlilik bir de.
0
candide
(27.10.24)
Düzelir mi düzelmez mi onu bilemem ancak çok büyük ihtimalle karşınızdaki kişiye "Bak uğraşıyorum, öncekine göre daha iyi hale geldim, o zaman eskisinden daha yakın hissediyor olmalısın" sorgulamasını çok hissettiryor olabilirsiniz.

Eğer bu belirgin kaybetme korkusu ve bunla birleşik karşıdan tedirginlikle onay bekleme, ona sürekli gelişiminizi hissettirme davranışı devreye girdiyse karşınızdaki kişi kendini çok daha sıkışmış hisseder ve boşanmak da gündemdeyse en kolay yol olarak boşanma düşüncesine daha çok sarılır.

Bu durumda sizin elinizden gelen çok bir şey yok aslında. Eğer yanlış bir ruh halinde olduğunuzu siz de düşünüyorsanız sadece kendiniz için değişmelisiniz. Bu bir süreç. Bunun ne zaman başladığını, ne zaman bittiğini bilemezsiniz. Eğer bu kişi bir noktada artık farklı biri olduğunuza ikna olursa kalmayı isteyebilir. Size düşen bence ısrarcı olmamak.
0
akhenaten
(27.10.24)
@candide,

kestirip atmadım, oldukça uğraştım. ama hissetmiyorum, hissedeceğimi düşünmüyorum dedi. saygı da duymam lazım, sevemeyecekse ben de beni sevemeyen biriyle devam etmek istemem tabi ki. önerdim, biraz bekleyelim, arada deneyelim, olmazsa yürümezse bırakalım dedim ama zaten 3 aydır ayrıyız, o da haklı haliyle.

depresyonumun sebebi neydi bilmiyorum, majör depresyonmuşum. yaklaşık bi aralık ayından beri. bir çok sebebi olabilir, maddi konulardan çok sıkıntıdaydım, başka konulardan sıkıntıdaydım her şey çok üst üste geldi maalesef.
0
🌸tchuck
(27.10.24)
@ akhenaten

çok doğru, böyle çok hissettirmiş, bunaltmış olaiblirim. gerçekten çok panik yaptım çünkü.

bu arada "değişme" işini ilişkiyi kurtarmak için değil, kendimi kurtarmak için yapmıştım. değişebildiğimi görünce de yeniden eşimle iletişime geçip kendimi göstermeye çalıştım.
0
🌸tchuck
(27.10.24)
abi çok geçmiş olsun, üzüldüm. ben sevgilimden ayrılınca bile üç sene uçan adam sabri gibi kendimi yerden yere vuruyorum, hayatımı birleştiğim insandan ayrılmak zorunda kalmayı hayal bile edemiyorum.

muhtemelen içinde bulunduğun durumdan dolayı çıkar yol arama ve dolayısıyla kendine yüklenme eğilimindesin ama aşk bazen böyle bir şey maalesef, bir taraf için bir şeyler bitiyor ve bunun gerçekte hiçbir sorumlusu/suçlusu olmayabiliyor. klasik laftır ya hani, belki sen dünyadaki en güzel çiçeksin ama eşin artık çiçek sevmiyor. üzücü mü? çok. onun yapabileceği bir şey var mı? yok. senin suçun var mı? yok. bazen böyle oluyor. işin içinde aldatma, hakaret, eşe karşı çok büyük saygısızlık/ayıp, eziyet vs. yoksa ÇOK ZOR OLSA DA en iyisi "understandable, have a nice day" deyip ilerlemek oluyor.

eşinden ayrılmışsın, şu aşamada çok kötü hissetmen ve kafanda bin tilkinin dolaşması normal. en azından bunu fark edip kendine çok yüklenmemeye çalış derim. bu konularda hep verdiğim örnektir: şu an senin bir nevi bacağın kırıldı... öyle olunca "haydaa niy yürüyemiyorum yaa? acaba bi şeyleri farklı yapabilir miydim? bi daha nasıl yürüycem?" diye kendini heder eder misin mesela? hayır. fiziksel bir sorunun olduğunu bilir, ona göre davranırsın. kırık bacakla kalkıp koşmaya çalışmak ya da bacağının kırık olduğunu reddetmek uzun vadede seni daha çok yıpratır, daha fazla hasar bırakır çünkü.

psikologa gidiyor olman çok güzel. bu süreçte arkadaş-tanıdık-sosyal çevre desteği önemli ama profesyonel destek alabiliyor olmak bence daha bile önemli.

sanırım biten her ilişkiden sonra, ilişkinin devam etmesini isteyen 100 adamdan 99'u bu soruyu soruyordur kendine: daha farklı olabilir miydi, yapabileceğim bir şey var mıydı? ve yine gerçekten bu adamdan 95'inin yapabileceği HİÇBİR ŞEY olmuyor, çünkü konu büyük ölçüde karşı tarafla ilgili. eğer eşin, bak şu şu problemlerimiz var dese, yapıcı olup evliliği kurtarma çabası gösterse evet bu soruyu sormak makul olabilirdi ama bence bu durum senlik değil. bu senin kötü, tırt vs. olduğun anlamına da gelmiyor - eminim eşin de öyle düşünmüyordur. çiçek olayı işte. ya da sen armutsun o elma seviyor. ne dersen.

şu noktada muhtemelen yaşı senden genç, naçizane amatör bir aşk adam olarak tavsiyem şu olur: kendini sorgulama kısmını sınırla, özeleştiri iyidir ama "her şey farklı olabilirdi, benim yüzümden!" düşüncesi başladığı anda özellikle şu anki durumda çok fena bka sarabilir, sana daha kötü hissettirebilir. yetişkin bir adamın hayatı boyunca tecrübe edebileceği en üzücü, en ağır şeylerden biriyle karşı karşıya olduğunun farkına var. kendine yüklenme. çok üzüldüğünde, unutamadığında "ulan tabii ki üzülcem boşandım boru mu" de, kendine kızma. ben insanın hele ki sevdiği eşini unutabileceğini zaten sanmıyorum ama çok gıcık bir laf olsa da hayat gerçekten devam ediyor. yavaş yavaş yaralarını sarar, kendi yaşantına parça parça döner, toparlarsın. yeter ki o süreçte her şeyden kopup zombiye dönme, sana ömür boyu problem yaşatacak durumlara sokma kendini.
0
mark greg sputnik
(27.10.24)
yazınız bana belirli şeylerin tükenmiş olduğu hissiyatını epey bi geçirdi. şu an için yapılacak tek şey sanki yapılması gerekeni yapıp yürümek, geçmişe, hatalara ya da durumun detaylarına çok fazla takılmamak. yapılacak her şeyi çift olarak yapmışsınız. ayrılmaktan başka çare yok, hayata bir kere geliniyor ve bu ilişkinin umut vadeden bir tarafı yok. tekrar deneseydiniz değişir mi sorusuna şöyle söyleyim, şu an hiçbir şey değişmez gibi görünüyor. çok yıpranıldığı belli, yaralar beraberken iyileşmez. herkes yoluna yürüsün, daha güzel ilişkiler de bulursunuz. belki bir gün yeniden de başlarsınız hayat bu ama bunun için de yaşamayın, bunu beklemeyin. yolunuza yürüyün. kahrolacak bir şey yok. ilişkiler başlar ve bitebilir. yetişkin bireysiniz, herkesle anlaşmak, herkesle ömür geçirebilmek zorunda değilsiniz. bir şeylerin yürümemiş olması, problemin çıkış kaynağı siz olsanız da, sizi kötü veya beceriksiz biri yapmaz. hayat iniş ve çıkışlarla doludur. herkesin hayatı az çok böyle dönemlerle dolu. şimdi sırada yeni bir yükseliş dönemi olacak. bunun heyecanına odaklanın.
0
awlmi
(27.10.24)
Cozumun destek cemberi
0
lapaz
(27.10.24)
bittiyse bitti. unutulmayan kimse yok (hayatında tek ilişki yaşamış ve 10 yıl evlilik + 2 yıl tanışma dönemi olan biri olarak yazıyorum). bu duygular da geçecek emin ol. yani ayrıca ilişkiyi bitiren, ayrılmak isteyen kişiye (sırf depresyonda olduğun için böyle davranıyorsa) yapışmamak gerekiyor. eş olması da anlamsız. boşanma aşamasında. neler neler oluyor. yalnızca depresyonda diye eş mi terk edilir?
0
deartheodosia
(27.10.24)
@death,

yanlış yansıtmak istemem, tek sebebi o değil. ona çok kötü davrandığım dönemler oldu, kendimden çok uzaklaştırdıgım. üstüne depresyon da binince gerçekten çekilir bir halde değildi. ve belli ki duyguları da tükendi, o yüzden bana da kendine de haksızlık etmek istemiyor.
0
🌸tchuck
(27.10.24)
Standart bir "erkeği kötü gününde terk eden kadın" hikayesi sezdim.
10 yılın 9'unda birbirinizi sevdiniz de son yılda ne oldu o kadar? Depresyona girmeniz, maddi sıkıntılar yaşamanız sizin SUÇUNUZ DEĞİL. Aldatma gibi büyük bir kabahat de işlemediğinizi yazmışsınız açıkça. Hayatta iyi günler oluyor, kötü günler oluyor. Ben bu hikayede kabahati sizde değil, 9 yıl birlikteliğe rağmen kötü zamanlarınızda size destek olmak yerine "ben artık sevmiyorum, istemiyorum" diyip giden kişide arar, onun iyi niyetini sorgulardım.
0
gloomy
(27.10.24)
Bir insan, çok sevildiğini hissettiği ve anladığı zaman en çok kendisini çok seven o insana kötü davranıyor. Sanıyor ki; beni asla terk etmez çünkü beni çok seviyor. Bir anlamda o kişiyi cepte görme hali. Karşısındaki insan da çok sevdiği için o kişinin bütün yanlışlarını tolere ediyor. Fakat bir noktadan sonra pes edip terk ediyor çünkü bakıyor ki ben ne yaparsam yapayım kıymeti yok.

İlk ayrılışımızdan itibaren çok yoğun psikoloğa gidiyorum demişsin. Peki neden bunun için ayrılmayı bekledin? Ayrilmasaydiniz gidecek mıydın psikoloğa? Davranışlarını düzeltmek için cabalayacak mıydın? Ben hayatımdaki en kıymetli insanı üzüyorum, belki bende bir sorun vardır bir uzmandan destek alayım diyecek mıydın? Neden bir insanı kaybetmeden kıymetini anlamıyoruz? Depresyondaymışsin belki de bu yüzden böyle davranıyorsun ama ayrilmasaydiniz yine gitmeyecektin psikoloğa.

Yine de üzülme, tedavi görüyorsun belki de bu tedavin ilerledikçe davranişlarında daha olumlu değişiklikler olur ve barisirsiniz. Olumlu düşün yine de.
0
rock n roll
(27.10.24)
Ben de eşimle ayrılırken aynı şeyleri hissetmiştim. Ama seni sevmeyen birini nasıl sevmeye devam edebilirsin hocam, hayat devam ediyor. Saygınlığını koru. Hayat devam ediyor
0
infinitedreams
(27.10.24)
"ona çok kötü davrandığım dönemler oldu, kendimden çok uzaklaştırdıgım." demişsiniz. bunları neden ve nasıl yaptınız?
bana daha çok kaybettiğiniz için kıymete binmiş gibi geldi. karşı taraf yaptıklarınıza rağmen gene de her yolu denemiş. bundan sonrası için huzuru hak ediyor artık.
0
anna sun
(27.10.24)
(25)

Sizi ne heyecanlandırıyor?

ermanen
Beni heyecanlandıran pek bir şey veya hiçbir şey kalmadı ya. Buna dünyayı gezmek, sevdiğim yemekler ve tenasül dahil. Sevgili de işe yaramıyor. Spor iyi gelebiliyor ama onda heyecan yok tabii. Aliskanliktan devam. Muzik veya muzik etkinligi bir nebze ama onun da etkisi baya azaldi. Ailem de oyle duz
Beni heyecanlandıran pek bir şey veya hiçbir şey kalmadı ya. Buna dünyayı gezmek, sevdiğim yemekler ve tenasül dahil. Sevgili de işe yaramıyor. Spor iyi gelebiliyor ama onda heyecan yok tabii. Aliskanliktan devam. Muzik veya muzik etkinligi bir nebze ama onun da etkisi baya azaldi. Ailem de oyle duz insanlar, heyecan verecek bi durum yok.

Eskiden oyun oynamayi daha cok severdim. Bazi oyunlarin cikmasi heyecanlandiriyordu. Ama o da bitmis bende. Psikologa gitmicem.

Sizden spesifik ornekler verin lutfen. Belki ilham alirim.
0
ermanen
(23.10.24)
son yıllar hepimizin neşesini aldı.

çocukken yaparken kendinden geçerek zamanı unuttuğun ne ise ona yönelmeni tavsiye ederim. sihir orada hala çünkü. onda da bulamadıysan yemek yapmayı dene. yaratıcılık her daim geliştirir.
maket yapmak, çizim yapmak, upcycling, bitki yetiştirmek ve çoğaltmak. sukulentleri çoğaltmak çok kolay ve keyiflidir mesela.
0
janderzel zartanyan
(23.10.24)
uzun yıllardır fotoğraf çekiyorum son dönemde tamamen analoğa döndün. filmi yıkamak, kimyasalı hazırlama aşaması, ajitasyon aşaması, zaman tutması son dönemde heyecanla yaptığım işler.
hele ki karanlık odaya girip filmleri basmak çok ayrı bir heyecan. çektiğin fotoğrafın ellerinde görüntüye dönüşmesi..

doğrudur son dönemde ülkede olanlar herkesi çok etkiledi ama hala hayattan zevk alacak aktiviteler yaratılabilir.
0
my fault
(23.10.24)
Ben bunu 30 yaşla alakalı sanıyordum. Beni heyecanlandıran tek şey hala seyahat etmek. nadiren de iyi yemek ve iyi bişeyler izlemek/ dinlemek. Onun dışında kendime ayırdığım zamanları seviyor ama eskisi gibi heyecanlanmıyorum.

Eskiden kendime ayırdığım günlere heyecanlanıp şunu yapıcam bunu yapıcam derdim şimdi hımm ok moduna geldim.
0
tuborg yesili
(23.10.24)
su siralar

joe alwyn, kovulmam, yeni is aramak, headhunterlarla görüsmelerde tek ayak üstünde 40 yalan söylemek, spor, yaklasan dogum günüm...

az neselenin kendinize zaman ayirin. heyecanlanmaniza izin verin be
0
robert bosch
(23.10.24)
Motosiklet ve arabam her binisimde beni heyecanlandırır. Bir de gece yatarken oğlandan dolayı acaba bu gece nasıl geçecek diye heyecanlanırım
0
mirty
(23.10.24)
Şu ara sadece yaklaşan seyahatim heyecanlandırıyor. Bir de iyi yemeğe karşı heyecanımı hala kaybetmedim, keşke birazcık kaybetsem :(
0
kullanicadi
(23.10.24)
tatil ve flört
koşuda pblerime yaklaşmam veya geçmem.
yeni iş fırsatları. kazakistan'ın en büyük madenine sahip ailenin varisiyle tanıştım ve beraber iş yapacağız. wtf!
0
gabe h coud
(23.10.24)
Herkes seyahat demiş. Bu kadar parayı ve zamanı nasıl buluyorsunuz arkadaş:(
0
nothing in my way
(23.10.24)
Bir hayalim var, onun için çalışıyorum. Umarım gerçek olur.
0
rock n roll
(23.10.24)
Bir şeyleri seçmeye vs. çok üşeniyorum artık. Deneme yanılmalara kapıyı kapattım.

Zevklerine güvendiğim insanlar var. Birinin damak tadına çok güvenirim örneğin, şurda bir şey yedim çok güzeldi derse heyecanlanırım gider yeriz. Birinin film zevkine çok güvenirim, şöyle bi film buldum kesin bak derse akşam eve çerezimi falan alır giderim heyecanlanırım. Böyle şeyler.

Bu tip günlük şeylerin dışında daha büyük ölçekli konularda da sevdiğim, saygı duyduğum insanların komferansları ya da sempozyumlarda falan ilgim olan bir konuda konuşmaları varsa heyecanlanırım.
0
akhenaten
(23.10.24)
Bugünlerde yağlıboya resim yapmayı öğrenmeye çalışıyorum daha çok yeniyim. Ama işlerimi tamamlayıp başına oturmaya sabırsızlanıyorum bugünlerde. Bir de amatör olarak dikiş dikiyorum sevdiğim basit parçaları fal. Eskiden puzzle yapmak için böyleydi. Kısaca bir şeyi ortaya çıkarmak güzel geliyor.Ne kadar basit şeyler olursa o kadar güzel herşey.
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(23.10.24)
Cocuk yapin
0
nuisance2
(23.10.24)
afyon salim ustada aşçı tabağı yemek. kaplıcaya gitmek. i love afyon. afyona gitmek için çalışıyorum.
0
titanyum22
(23.10.24)
yasinin 35 civari oldugunu dusunuyorum benim gibi, sanki kendim yazmisim gibi oldu. ama bence seyahatten sikilmam gibi, ozellikle imkan ve para varsa cok cok fazla ulke var gezecek. kapsamli bir dunya turu yapsan 1-2 seneni alir mesela.

gym'e devam ama heyecanli olmasi icin hayvan gibi basasim var, degisim sart. haftada bir hali saha, 2-3 haftada bir de basketbol oynuyorum, onlari merakla bekliyorum. oyun dizi vs sarmiyor.

sanirim cozum evlenip coluk cocuk sahibi olmak :)
0
baldur2
(24.10.24)
yeni seyler ogrenmek
spor yapmak ama gym degil. futbol, bilardo gibi rekabet iceren seyler.
seyahat etmek
0
antikadimag
(24.10.24)
30+ sorunları..

Benim; seyahat, yemek..

Çözüm çocuk +7
0
abuzer
(24.10.24)
niye birşey heyecanlandırmak zorunda olsun ? böyle bir şart koyduğun anda psikolojik olarak çıkmaza giriyorsun aslında. yani hayatın bir amacı olmalı-hedefi olmalı gibi zorunluluk doğuyor. hiçbirşey heyecanlandırmıyorsa ama aşırı da mutsuz değilsen bir süre için sal gitsin öylesine gündelik yaşa.
0
orpheus
(24.10.24)
Valla beni doğal güzellikler aşırı heyecanlandırıp mutlu ediyor. Güzel bir gün batımı, dolunay, yeşilin ve berrak gökyüzünün kavuştuğu anlar, yeşille sarılı akarsular. O anlarda vücudum aşırı serotonin salgiliyor, nefesim kesilir gibi oluyor. Mal gibi üst üste çok güzel, çok güzel ya diyip duruyorum. Bu yüzden iyilik halimi gözetmek için doğa ile temasımı arttırmaya çalışıyorum.
0
Amaranta ursula
(24.10.24)
orpheus +1

Hayatın doğal akışı bozuldu sosyal medyayla. Öyle bir algı var ki; sanki her an herkes keyiften çıldırıyor, heyecandan tir tir titriyor. Bunu gerçekleştiren kesim aslında devede kulak. Boş durunca bir şeyleri kaçırıyor hissi başladı. Ciddi bir anksiyete yaratıyor bu durum. Kitap dahi okunmuyor. Yapılan eyleme ve o ana odaklanmak en iyisi. Herhangi bir el işi denemenizi öneririm, üretmek çok iyi geliyor.
0
lüzumsuz adam
(24.10.24)
-koşmak hala heyecanlandırıyor, uzun mesafeler koşmak. - 12 senedir koşuyorum.
- güzel biralar içmek çok hoşuma gidiyor, fıçı bira menüsü geniş olan mekanlara gitmek acayip heyecanlandırıyor ( hanım " şekerci dükkanındaki çocuk gibi oluyosun." diyor :)
- evde yemek yapmak, değişik tarifler, yeni reçeteler denemek, denerken içmek heyecanlandırıyor.

böyle :)
0
kumandanim
(24.10.24)
çocuk yaşınız gelmiş diye okumsadım. şimdi yapmazsanız 5-10 yıl sonra pişmanlık tek gerçeğiniz olur.
0
zeleno
(24.10.24)
VHS kasetlere kaydedilmiş 90'lı yıllar tv görüntülerinin YouTube'da paylaşıldığını görünce kalbim çarpıyor. Sevindirik oluyorum.
0
yurtsuz john
(24.10.24)
Şu ülkede çocuk sahibi olmak heyecan mı korku mu anksiyete sebebi mi onu bir belirlemek lazım. Ben evliliğim bozuluyor çocukla kurtaralım, bunalımda hissediyorum çocuk iyi gelir falan bunları da anlamıyorum. Çocuk çocuktur , evet kimi insanlar ister, çok zor şartlarda da elinden gelenin en iyisini yapar yetiştirir ama çocuğu çocuk olarak değil de farklı bir amaca giden araç olarak düşünmek… bilemiyorum Altan.
Soruya gelince zerre heyecanım yok. Hep beraber bir filmin sonunu seyrediyoruz zaten. Birbirimizi kandırmayalım.
0
sibertenik
(24.10.24)
tamamen aynı şeyleri düşünmekle beraber, para beni heyecanlandırıyor. crypto, borsa, ticaret, para kazanma ihtimalim olan şeylerin tamamında gözlerim açılıyor.
0
calligrapher
(24.10.24)
Valla o kadar gezdim ettim, halen yurtdışı gezileri heyecanlandırıyor. Tamam ya biraz dinleyim, bu sene gitmeyim diyorum ama canım sıkılınca patlatıyorum geziyi.

Tabii indirimli bilet hakkı olan Ced Bilet olunca görece kolay oluyor ://
0
put it in your appropriate place
(24.10.24)
(8)

Olumlu yada olumsuz cevap vermeyen bakariz diyen tipler hakkinda

Zetnikov
Ne dusunuyorsunuzBakariz demek yedek kulubesi mi oluyorİlerde belki lazim olur hesabiYemek yiyecegizYa yiyelim ne zaman falan dersinYada malesef vs dersinBen boyleyim misal insanlari bakariz a almiyorumNeden boyle bu bakarizcilar
Ne dusunuyorsunuz

Bakariz demek yedek kulubesi mi oluyor
İlerde belki lazim olur hesabi

Yemek yiyecegiz
Ya yiyelim ne zaman falan dersin

Yada malesef vs dersin

Ben boyleyim misal insanlari bakariz a almiyorum

Neden boyle bu bakarizcilar
0
Zetnikov
(23.10.24)
Sana cevap vermek istiyorum ama açtığın duyurulara emek verip cevap veren insanlara kasti olarak tik vermediğin için cevap vermeyeceğim sana, bu tip marjinal görünme çabalarında olmayın yakışmıyor.
0
Bir ben var benden şurada
(23.10.24)
@bir ben var benden şurada

Hocam tik verme dedigin su kenardaki secme yerimi? Tam olarak ne ise yariyor bilmiyorum??

Tik verince helal olsun cok guzel konustun mu demek tam olarak gercekten bilmiyorum aciklarsan vereyim
0
🌸Zetnikov
(23.10.24)
@Zetnikov verdigin cevap isime yaradi manasinda veriliyor tik, bazisi da tesekkür niyetine tikliyor.

Benim babam "bakariz"ci asiri uyuz olurum o yüzden bunu söyleyen insanlara. Muglakta kalmayi hic sevmem. Olumsuz da olsa net cevaplari tercih ederim.
0
mamu
(23.10.24)
@mamu

Simdi anladim tesekkurler yazinca neden ceza aldigimi hep :))
0
🌸Zetnikov
(23.10.24)
Kendi dağınıklıklari sebebiyle hayatını duzenleyemeyen, motivasyonsuz ve genellikle başarısız insanlar da böyle yapar. Bunlardan değilse tatsizdirlar ve Marsist bir davranıştır
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(23.10.24)
Ben bunu ısrarlı bir durum varsa söylüyorum.

A- Yarın yemeğe gideceğiz sen de gel.

B- Yarın evde oturmayı planlıyordum, siz gidin ya, başka zaman yaparız.

A- Hadi ya, çok iyi olacak kesin gel bak.

B- Valla yorgunum

A- Bak şeyin orda, çok iyi mekan, mezeleri falan çok güzel

B- Doğrudur

A- Geçen X'de gitmiş o da iyiydi diyor biz de ondan duyduk, gidelim dedik. Bizim enişte de geçen ay oradan hikaye falan atmış

B- Bakarız bakalım :) (Gitmedi)
0
akhenaten
(23.10.24)
Bir iki defa olur ama sürekli bakarız insanı zaman kaybettirir. Bana net konuş demeli
0
pembediken
(23.10.24)
valla çok yakın değilseniz kibar anlamda red de diyebiliriz.
Ama yakın bi arkadaş olursa bence de dediğin gibi hatta bi arkadaş ortamında bi arkadaşım diğer bi arkadaşa söylenmişti bu sebepten.
0
high hopes of the sozluk
(24.10.24)
(16)

Son secimlerde oy vermeye gidenler enayi hissediyo musunuz?

lapaz
İyi ki gitmemisim.
İyi ki gitmemisim.
0
lapaz
(22.10.24)
Oy kullanmayan kıt kafalılar yüzünden seçimi kaybetmiş olabileceğimizi düşünüp biraz üzülüyorum sadece.
0
Bir ben var benden şurada
(22.10.24)
Tavşan dağa küsmüş, dağdaki kötü gidişattan, o dağda yaşadığını unutup kendine pay çıkarmış.
0
Mirket
(22.10.24)
bir ben var benden şurada +1

oy vermek asla enayilik olmaz, vatandaşlık görevidir.
0
blatta hiberna
(22.10.24)
Blatta +1
0
jülsezar
(22.10.24)
Yaş itibariyle ilk oy verdiğim seçim Ekmeleddin'di. Ondan bile pişman olmadıysam diğerlerinden hiç olmam ki tüm seçimlerde oy kullandım. İnce'ye de Kılışdar'a da oy verdim, şu an ikisini de desteklemiyorum ama o tarihlerde doğru olan eylem onlara oy vermekti. Oy verebilecek durumda olup oy vermesem çok pişman olurdum ama. Oy vermeye gitmeyip, verenlere enayi diyecek biri olsam daha da üzülürdüm
0
nundu
(22.10.24)
Bence anlamadığınız husus şu, ülkede büyük ve köklü değişimler yaşanıyor. Uzun süredir yaşanıyor ve bu artık öyle bir noktaya ilerliyor ki ülkenin kültürel ekosistemi değişiyor. Haliyle çölde yaşıyorsanız orada ağaçlarda yayılan mantar hastalıklarına nasıl çare bulacağınızı konuşmazsınız. Yaşadığınız yer eskiden orman olup sonradan çölleştiyse bile bunu konuşmazsınız çünkü ortada ağaç falan kalmamıştır, sizin derdiniz alakasızlaşmıştır. Orada artık çöl fırtınalarına nasıl önlem alacağınızı falan konuşursunuz.

Oy vermemeye devam ettikçe bundan daha çok şaşıracağınız şeyler duymaya da devam edeceksiniz. Oy verenlerin taleplerine göre şekilleniyor bu politikalar, oy getirdiği için partiler bunlara yöneliyor. Ama bu durumda omurgasız oluyorlar, ama şöyle oluyorlar ama böyle oluyorlar. Neticede bir şey oluyorlar, önemli değil. Umursayan yok. Ama sonuçta değişen sizin hayatınız oluyor.
0
akhenaten
(22.10.24)
Oy kullandığım için değil de maalesef chp’ye verdiğim için çok üzgünüm. Tam bir hayal kırıklığı oldu benim için.
0
megalomaniac
(22.10.24)
@Bir ben var benden şurada +6728062

RTE: 26.086.102 oy
KK: 23.873.749 oy
Fark: 2.212.353 oy

Sandığa gitmeyen seçmen: 6.728.062 kişi
Gerçersiz oy (protesto da içerir): 1.020.749 oy

S.Oğan: 2.796.613 oy
M.İnce: 216.470 oy

İnsanlar değişim isteseydi sandıktan değişim çıkardı. 36.847.996 kişi KK'nın cumhurbaşkanı olmasını istemedi. Mevcut durumdan daha kötü olacağını düşünerek oy verdi ya da sandığa gitmedi. Ben sistemden rahatsız olduğumu belirtir şekilde sandığa gidip oyumu verdim. Enayi gibi hissetmiyorum.
0
nawar
(22.10.24)
Kendini gerçekleştiren kehanet: www.psikoterapi.pro:~:text=Kendini%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftiren%20kehanet%20kavram%C4%B1%20g%C3%BCnl%C3%BCk,davran%C4%B1%C5%9F%C4%B1%20de%C4%9Fi%C5%9Ftirme%20g%C3%BCc%C3%BC%20olarak%20tan%C4%B1mlan%C4%B1r.
0
bu ne bilimsizlik
(22.10.24)
kazananlar enayi hissetmeli, teröristler ülkeyi ele geçirmesin diye ve anca akp ülkeyi kurtarır diye düşünerek onlara oy verdiler. Tam tersi olduğunu gördüler(?). İkinci olarak da Sinan Oğan'a verenler enayi gibi hissedebilir.

Muhalefete verenler ülkenin kötüye gittiğini/gideceğini biliyordu ve farklı bi durum yok. Ha muhalefet partileri de hükümetle anlaşmış gibi duruyor pek bir karşıtlıkları yok o açıdan enayi gibi hissediyorum ben.

Ek olarak, bence oy vermeyenlere yüklenmenin anlamı yok. %87 katılım olan bir seçim zaten aşırı katılınmış bir seçimdir. Öyle herkesin gittiği seçim çok zor, gerçekçi değil.
0
nhk ni youkosu
(22.10.24)
şu hayatta yönetimle ilgili söz sahibi olmak için tek hakkımız var, o da oy vermek. elimizden gelen başka hiçbir şey yok. bu sebeple, oy verdiğim için kendimi hiçbir zaman enayi gibi hissetmedim. bilakis, elimden geleni yaptım diye hissettim.
0
inawen
(23.10.24)
hayır. en azından hesap soruyor, halkı örgütlemeye çalıştı. sesi çıkan tek adam. öte yandan gitmeyene de bir söz söyleyemem kendi adıma. ana muhalefet cexap'ın da ne olduğu ortada. ülkedeki en büyük skandala ses çıkaran yok, yasa tasarısı da reddedilmiş. zahmet olmuş yalandan vermişler.

tavşan dağa sürtmüs, dağı şey yaptım demiş +1. ülke(lerdeki) paranın çok zengin bir avuç insanların elinde toplandığı çağda böcekten farkımız ve yetkimiz yok. alınan kararlara karşı olacak, halkı savunacak bir muhalefet de yok. o yüzden bak keyfine evinde.
0
sarahkerrigan
(23.10.24)
Sonuçlar belli olur olmaz atom fiziğine de profesörlüğe de lanet ettim. Karşı cephenin 'koyun sürüsü' olarak gördüğüm fertlerinden farkım yokmuş. Eklemettin mi nedir, o adama bile oy verdim. Bir daha tövbe. Dayatılan adaya oy moy vermem.
0
auroraaurora
(23.10.24)
siyasetten hala medet umanlar bana enayi gibi geliyorlar evet.
0
abelardo
(23.10.24)
Yalnızca oy vermek çözüm için yeterli olmayabilir, bunu kabul ederim, ama "oy vermedin de ne yaptın onun yerine?" diye sorarlar.

Ben, oy vermemiş olsam, keşke verseydim derdim.
0
burfak
(23.10.24)
iyi ki gitmemişim +1
bu ülkede muhalefet yok, iktidarı başta tutmak için muhalif taklidi yapanlar var
bıktım hepsinden
0
titanyum22
(23.10.24)
(4)

İngilizce, yapay zeka doğrumu söylüyor sizce?

Zetnikov
have kullanırken yakınlık suresı ıle ılgılı kafamı bu aralar karıstıran bısey var dı yapay zekaya sunu sordum bı olaydan mesela yemekten 5dk sonra ;Have you liked it?" veya "Have you enjoyed it?" kullanmakla ilgilibana soyle dedıbu ifadeleri, eylemin sonucunun hâlâ geçerli olduğunu vurgular. Ancak,
have kullanırken yakınlık suresı ıle ılgılı kafamı bu aralar karıstıran bısey var dı

yapay zekaya sunu sordum bı olaydan mesela yemekten 5dk sonra ;

Have you liked it?" veya "Have you enjoyed it?" kullanmakla ilgili

bana soyle dedı

bu ifadeleri, eylemin sonucunun hâlâ geçerli olduğunu vurgular. Ancak, bir olaydan kısa bir süre sonra bu yapıyı kullanmak, genellikle fazla resmi veya yapay gelir.

bu sebeple did you kullanılmalı dedı

bu konu hakkında ne dusunuyorsunuz. dıd you dıyınce aklıma sankı 1 hafta oncekı yemek gıbı gelıyor oyle alısmısım. yapay olması ve dogruluk payı var mı sizce
0
Zetnikov
(21.10.24)
Yani perfect tense yakin gecmiste gecen ve etkisi hala devam eden birsey icin kullaniliyor. Bence burada etkiden kasit karin toklugu degil de olayin hala gundemde olmasi. Mesela hala yemek masasindaysaniz ya da yemekten yeni kalktiniz yemek ile ilgili birsey konusuyorsunuz o zaman perfect tense uygun.

yemek yeme eylemi bitti ve artik context yemek degilse did you kullanirsin.
ama yemek eylemi bittiyse ama hala gundemdeyse have you kullanirsin.

Ama 5 dk cok kisa bir sure bu surede yemek hala gundemde olmus oluyordur. O yuzden ben have you kullanirdim.
0
nuevo
(21.10.24)
@nuevo

hocam bencede oyle ama bu AI, yapay oluyor vs falan dıyor benı bıraz ayar etti
0
🌸Zetnikov
(21.10.24)
ChatGPT den bahsediyorsan bazen yanlis bilgi verebiliyor. Ikna etmeye calis bu sekilde bilgi vererek. Sonra muhtemelen haklisiniz diye cevap verecek :D
0
nuevo
(21.10.24)
İngilizceyle ilgili hemen hemen her kalıp bölgesel olarak değişiklik gösteriyor. Özellikle böyle nüanslardan bahsederken.

Kağıt üstünde tenselerin her birinin ifade ettiği anlam belli, ancak bizim türkçe'de de yaptığımız gibi zaman kayması sonucu bir tense ile başka bir tense içerisindeki olaydan bahsetmek çok yaygın bir durum. Aynı zamanda bu sizin sorunuzdaki gibi belli durumlarda belli tense ile kurulmuş kalıp cevapların kullanımı da çok değişken olabiliyor. Özellikle de günlük hayatta her an kullanılabilen kalıplaşmış cümle yapıları için.

Onun için her ikiniz de haklı olabilirsiniz. GPT'ye bu tarz detaylarla ilgili soru sormak için kendinize bir merkez belirleyin ve o merkezi mümkün olduğunca az değiştirin. Örneğin "Londra'da yaşayan 30'lu yaşlardaki bir yetişkinin günlük konuşmasını" taklit etmesini isteyebilirsiniz. Soruları bu çerçevede yanıtlamasını söyleyebilirsiniz.
0
akhenaten
(21.10.24)
(24)

Bu iş geçmişi olan birinden soğur muydunuz?

duygusalatasi
Yeni tanıştığım bir avukat bey var. 40'lı yaşlarda. Hem düşünce hem hayat tarzı olarak son derece muhalif bir kişilik yani siyasi olarak uyuşuyoruz diyebilirim. Fakat adını Google'a yazınca 2018 yılında AKP belediye meclis üyesi, 2020 yılında Deva Partisi kurucu üyesi olduğu yazıyor. Sorunca ''ne dü
Yeni tanıştığım bir avukat bey var. 40'lı yaşlarda. Hem düşünce hem hayat tarzı olarak son derece muhalif bir kişilik yani siyasi olarak uyuşuyoruz diyebilirim. Fakat adını Google'a yazınca 2018 yılında AKP belediye meclis üyesi, 2020 yılında Deva Partisi kurucu üyesi olduğu yazıyor. Sorunca ''ne düşündüğümü biliyorsun, öyle inandığım için değil, iş olarak yapıyordum'' gibi cevaplar veriyor. Bu yüzden ondan soğur musunuz? Yoksa insanlık halidir, ekmek parasıdır, eskiden öyledir ama o yoldan dönmüştür der misiniz? Arkadaş olarak da sevgili olarak da düşünülüp cevap verilebilir.
0
duygusalatasi
(21.10.24)
Bir duruşu olmayan omurgasız bir insan diye düşünürüm, herkesin de bahanesi iş için, peki buna rağmen böyle partilere yaklaşmadan daha zorlu şartlarda avukatlık yapan insanlar yok mu ?
0
grimavi
(21.10.24)
Bizim o konudaki düşüncemiz şu şekilde: pbs.twimg.com
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(21.10.24)
prensip olarak 2018 yılında hala yolu malum parti ile "iş" için kesişen ve meclis üyesi olan birinin hayatta herhangi bir prensipi olmadığı, para için her şeyi yapabileceğini düşünürüm. Sonuçta iş için mezheplerde falan da takılabilir. Iş için feto ile de takilmis olabilir. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakilmaz. Ne düşündüğü çok da önemli değil.

Benim kendi prensiplerime göre çöp kovası etrafında takılmayı böyle tiplere tercih ederim. Eski arkadaşım olsa belki eyvallah derdim eskiden olması sebebiyle (ki böyle bir tanıdığım hiç yok, çok mutluyum).
0
logisticsmanager
(21.10.24)
ıyyyy adamın geçtiği sokaktan geçmem. menfaati için her ama her şeyi yapabilecek biri bu ve bu normal değil, her ne kadar normalleştirmeye çalışsalar da.

''ne düşündüğümü biliyorsun, öyle inandığım için değil, iş olarak yapıyordum'' özrü kabahatinden büyük. inansa en azından safmış dersin. şaşırmadım gerçi, bunların alayı böyle. para için anasını boyayıp babasına satacak adamlar.
0
titanyum22
(21.10.24)
Kaleci +1
0
ananiyimioguz
(21.10.24)
Konuya takildigi partiler uzerinden de bakmaya gerek yok. Fayda saglama amacli bir takim siyasi ortamlara girmeyi uygun gormus. Biraz sozde de olsa hepimizin karsi ciktigi iltimas meselelerinde, iltimasi arayan kisi olarak gorunuyor. Hayatin gercegi olsa da omurgasizlik sinifina girer.
0
mbond
(21.10.24)
iş olarak değil baya para için yapmış işte. ben olsam görüşmem asla. omurgasızlık +1
0
jelly bear
(21.10.24)
Sohbeti muhabbeti eşlikçiliği iyiyse arkadaş olabilirim ama sevgili olmam. Sen biraz makyevelistsen olur, herkesi rahatsız etmek zorunda değil.
0
Bruce
(21.10.24)
Çok radikal olmayan zıt düşüncedeki biriyle yürütebilirim, geçmişte zıt fikirlere sahip ama bugün değişmiş biriyle de yapabilirim. Ancak tam olarak ne düşündüğünü bildiğim halde, iş olarak, zıt siyasi görüşe, hem de siyaset çatısı altında hizmet eden birinden soğurdum. Özrü kabahatinden beter. Siyasette profesyonelliğe karşıyım. İnsan kendi yaşam tarzının aleyhinde çalışma yürütmemeli. Böyle bir oksimoron olay yok.
0
akhenaten
(21.10.24)
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet +1
insanlar fikirlerini değiştirebilir yanlışı görebilir ama iş için yapıyordum demesi daha kötü olmuş,2 gün sonra ilişki ciddiye binince ben fikrimi değiştirdim sarışın seviyormuşum mu der acaba?
0
eja
(21.10.24)
inkar ediyorsa sogurdum. durustce kabul etseydi sogumazdim.

ama cift olarak birbirinize yakistiginizi dusunuyorum. biri google'dan bakip gecmisi hakkinde sorguya cekme hadsizligi yapiyor digeri de gunu kurtarmak icin gecmisteki karar ve tercihlerinin arkasinda durmuyor. tam birbirinize goresiniz bence. merhaba toksik iliski:)
0
buenosdias
(21.10.24)
Sağcı olsun solcu olsun böyle bir geçmişi olanın menfaatten başka düşündüğü bir şey yoktur.
Kısaca, makyevelist bir örnek

Ama sadece mesleği gereği adalet odaklı bir avukattan anladığım tek şey ise sağdan veya soldan haklı olan birini hakkını aramasıdır.
0
diyecevaplandı
(21.10.24)
ilişkiyi keserdim.
0
gabe h coud
(21.10.24)
para için her şeyi yapacak biri olduğunu düşünüp anında soğurum. senin de soğumanı tavsiye ederim.

@buenosdias
abi niye böyle eski sevgilisini aylarca süren stalk sonucu bulmuş da taciz etmiş gibi tepki veriyorsun? biriyle tanışınca gayet de google araması yapılır, özellikle adının marka değeri olan biriyse. az çok tanımak için başka ne yapacağız, fal mı açtıralım? neresi hadsizlik bunun? norveç'te falan yaşamıyoruz ki siyasi duruşa göre karakter tahlili yapmayıp cephemizi belirlemeyelim. aman da aman, savrulmuş yavrucak diye bunu hoş gören de muhtemelen aynı cenahtandır.
0
potasyum bebek
(21.10.24)
Ben istemezdim böyle birisini.

Ben sırf para için ya da daha fazla güç için duruşumu değiştirmem. Kişi, savunduğu değerlerin arkasında dağ gibi durmalı.
0
rock n roll
(21.10.24)
Bence insanların düşüncelerinden çok yaptıkları önemli. Mesela @yap desem yapmazsin he'nin verdiği örnekteki avukat MHP'ten milletvekili seçilseydi talimata göre mi oy kullanacaktı mecliste? Ne önemi var o zaman siyasi görüşünün? Hayatımıza etki eden kişinin kafasındaki düşünceler değil icraatları.
0
peki madem
(21.10.24)
Görüşümü biliyorsun, iş olarak yapıyordum diyerek yakın olmak o görüşü benimseyerek dahil olmaktan daha kötü bence.
0
curukturpkokusu
(21.10.24)
en kötüsü bu tipler. çıkarı için anasını babasını satar bunlar.
elbette farklı görüşlü kişilerle birlikte olunur ama çıkar için birilerine yarananlara selam bile vermem.
0
my fault
(21.10.24)
aleni terör örgütlerinin borazanlığını yapan herhangi bir siyasi oluşum haricinde hiçbir şekilde soğumazdım. bu bahsettiğim hariç hepsini aynı görüyorum çünkü.
0
m e b
(21.10.24)
@potasyum bebek: iletisim diye birsey var. 40 yasinda insanlardan bahsediyoruz. liseli ergen gibi google'da napmis, instadan kimi begenmis gibi kurulmaktansa medeni iki insan gibi oturup dialog kurarsiniz.
0
buenosdias
(21.10.24)
Vallahi 155'i ararün, burda kürtaj yapüyrugh" diyen bahçe cinin bile bu adamdan daha ilkeli bir duruşu var. Dümdüz bir oportünist. İşimi kaybetmemek için, ekmek parası için, şu için bu için diye bahaneleri bitmez. Geçiniz. Milyonlarca insanın dününü, bugününü, yarınını, hayallerini çalmış, canını almış bu sistemi kurmuş insanlarla ortak olacaksın, değirmenine öyle ya da böyle su taşıyacaksın sonra da gelip "ne düşündüğümü biliyorsun" diyerek kendini temize çıkaracaksın öyle mi? Öyle mi alay komutanı?

Bırak arkadaş ya da sevgili olmayı, bu insan müsveddelerinin hakettiği en hafif cevap suratlarına tükürülmesi. O da en hafifi.
0
thracia
(21.10.24)
Soğurum. Para için her haltı yiyebilir, ilkesi yok. İlkesiz insan istemem. Kırmızı çizgilerimiz denk olacak.
0
muhayyer divan
(21.10.24)
@buenosdias hayatımda okuduğum en saçma gaslighting örneğini verdiğin için teşekkürler. ekran görüntüsü alıyorum okuyup okuyup gülücem
0
titanyum22
(21.10.24)
Dışarıdan fonlanan dernek, vakıf vb örgütlerle alenen ilişki içinde olanlar hariç iç siyasette ne sebeple olursa olsun oradan oraya atlamış da olsa kimseden soğumam.
0
hebanon
(21.10.24)
(5)

Ağız bakım suları hk.

Sumashi
bu zamana kadar sadece dişlerimi fırçalıyordum, bu mereti bi kullanayım dedim. başta gereksiz gibi gelse de alışkanlık kazanınca ağzımın baya ferahladığını hissetmeye başladım. hatta kullanmadığım birkaç günde çok rahatsız hissettim. siz ne diyorsunuz bu duruma? sizce hayat boyu bağımlı kalacak kada
bu zamana kadar sadece dişlerimi fırçalıyordum, bu mereti bi kullanayım dedim. başta gereksiz gibi gelse de alışkanlık kazanınca ağzımın baya ferahladığını hissetmeye başladım. hatta kullanmadığım birkaç günde çok rahatsız hissettim. siz ne diyorsunuz bu duruma? sizce hayat boyu bağımlı kalacak kadar faydalı mı?
0
Sumashi
(18.10.24)
Faydalı mı tam bilmiyorum ama akşam geç saatte canım yiyecek bir şey isterse abur cubur yemek yerine bunu kullanıyorum yemek yeme isteğimi baskılıyor :)
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(18.10.24)
Sürekli kullanılmaması gerekiyormuş. Ben de her diş fırçalayışımdan sonra mutlaka kullanıyordum artık gün aşırı ağız bakım suyu kullanıyorum.
0
rock n roll
(18.10.24)
Sürekli kullanılmaması gerekiyor +1

Düzenli kullanımda şeker hastalığına sebebiyet verebildiğini gösteren çalışmalar vardı en son, güncelde durum ne bilmiyorum gerçi.

Bundan bağımsız, sabah çok rahatsız hissetmenizin iki önemli sebebi diş aralarında kalan plakların yarattığı tatsızlık veya ağız yıkama suyuna psikolojik düzeyde bir çeşit bağımlılık hissetmenizden kaynaklı olabilir. İlk senaryoda diş ipi çözüm olur, ikincisiyse zaten hoş bir durum değil.
0
akhenaten
(18.10.24)
Sürekli kullanmak lazım. Ben de haftada bir kaç kez kullanıyorum ama eskiden her gün kullanırdım.
0
gabe h coud
(18.10.24)
gecen bununla ilgili belgesel izledim. agizdaki yararli bakterileri de oldurdugu icin doktorlar tavsiye etmiyor.
0
sttc
(18.10.24)
(6)

Tez Danışmanım bana görüldü attı ne yapayım?

psmstc
Prof. tez danışmanıma Whatsapp'tan müsait olduğunuz bir zaman sizi arasam uygun olur mu hocam diye yazdım. Geri dönmedi. Tik raporu için de sürem daralıyor. Ne yapsam sizce?Şimdiden çok teşekkürler...
Prof. tez danışmanıma Whatsapp'tan müsait olduğunuz bir zaman sizi arasam uygun olur mu hocam diye yazdım. Geri dönmedi. Tik raporu için de sürem daralıyor. Ne yapsam sizce?

Şimdiden çok teşekkürler...
0
psmstc
(14.10.24)
Makul bir süre sonra telefon edin. Hocam WhatsApp‘tan yazdım ama herhalde görmediniz diye konuya girin.
0
eloharp
(14.10.24)
2 seçeneğin var
wp'tan engelle
telefonla ara, müsaitse açar
0
bir soru sorcam
(14.10.24)
sürekli başıma gelen bir şey başka arkadaşlarımın da başına geliyor. tekrar mesaj atın hiç çekinmeyin. benimki sonra kızıyor zaten niye hatırlatmadın diye demek ki tekrar mesaj atmaktan rahatsız olmuyor. bir de ne olursa olsun öğrencisiniz o yüzden bazı egolarına katlanın korkmayın. normal demiyorum ama yapıyorlar :) hayatta kalmak için alışmalıyız.
0
enteg
(14.10.24)
Ya bu iş yerinde benim de çok başıma geliyor. Bana görüldü attın diyorlar sonrasında. :) Müsait misin çok genel bir soru. Evet desen bi dert hayır desen bi dert. Müsait misin yerine bir zaman dilimine sözleşmek 2 taraf için de daha mantıklı oluyor.

Bence konuşacağınız şeyin detayını verip tekrar yazın. Yazdığınız saate göre biraz zaman sonrası için randevu alın. Konunun kaç dakika süreceğini de tahmin ediyorsanız süper olur.

10 dk. telefonda görüşebilir miyiz?
Müsait olursanız öğleden sonra 1buçuk-2 gibi telefonda konuşabilir miyiz?
Müsait olursanız yarım saate arayım mı?
Yarın sabahtan telefonda konuşabilir miyiz?
Bugün öğleden sonra odanızda olur musunuz?
0
nickini vermek istemeyen uye
(14.10.24)
Sorunuzdan bağımsız olarak şu mecrada gördüğüm akademi ile alakalı sorular beni çok ürkütüyor. Sürekli bir toksik davranış örneği görüyorum. Dahası dünyanın bir çok yerinde “unprofessional” olarak değerlendirilecek iş alışkanlıkları nasıl da normalleşmiş. Danışman ile neden whatsapp’tan iletişim kurulur diye kimse sorgulamıyor mesela. Abd, Almanya ve Hollanda’da akademik çevrelerde bulundum, hiçbirisinde danışmanlarımın numarasını bile bilmiyordum. Sadece doktorada 3 danışmanımdan 1’si acil bir şey olur belki diye numarasını verdi. Şimdi kontrol ettim telefonuma kaydetmemişim bile, çünkü ihtiyaç duymuyorum.
Yok mu bu yönettikleri tezlerin öğrencilerine çektiren hocalara bir yaptırım ya?
0
but that was just a dream
(14.10.24)
Arayacaksınız neticede, hoca cevap vermedi diye rapor süresini kaçıracak değilsiniz değil mi?

Ayrıca hocanız 30-35 yaşın üzerindeyse whatsapp'tan sormayın. O kuşak öyle çalışmıyor. Ahizeli sabit hatlardan sapır sapır birbirlerini arayarak iletişim kuruyordu bu kişiler. Arayın direkt, müsait değilse söyler. O zaman da kapatmadan ne zaman arayayım hocam diye sorarsınız. Ya zaman verir ya ben dönerim der.
0
akhenaten
(14.10.24)
(5)

Kredi kartı limiti artışı hakkında

dedeminhirkasi
Vakifta 80 binTeb'te 60 binIs bankta 70 bin limitli kredi kartım vardı.Garanti b. kredi kartınin limiti ise çok düşüktü arttırmak istediğimde yasal limite ulastigimi ve diğer bankalardaki limiti düşürmeme istedi.Fakat dün teb bankasindaki kredi kartı limitini 60 binden 170 bine çıkarttım. Nasıl oluy
Vakifta 80 bin
Teb'te 60 bin
Is bankta 70 bin limitli kredi kartım vardı.

Garanti b. kredi kartınin limiti ise çok düşüktü arttırmak istediğimde yasal limite ulastigimi ve diğer bankalardaki limiti düşürmeme istedi.
Fakat dün teb bankasindaki kredi kartı limitini 60 binden 170 bine çıkarttım. Nasıl oluyor bu iş.
Ayrıca 170 binlik kartı bu sefer 100 bine düşürsem, garantiden limiti arttırabilir miyim, teb den düşürdüm diye.
0
dedeminhirkasi
(14.10.24)
Garanti artırmaz. Teb gelirini yüksek göstermiş.
0
gabe h coud
(14.10.24)
Toplam kart limitin, beyan ettiğin aylık gelirinin 4 katı kadardan fazlaysa yapamazsın.
0
Mirket
(14.10.24)
bazi bankalar bunu garip bir sekilde pek sallamiyor. ya da size gelir beyani sorunca 200k deseniz bile hmm oyle mi tamam diyip llimit aciyor.

ama mesela ykb'de basima geldi adamlar 2000liralik bile artis onaylamiyodu gelir beyanimi arttirsam bile en son bordro ile subeye gittim de sak diye 2 katina cikarmislardi.
0
bay b
(14.10.24)
Konuyla tam alakali degil ama, bankalarin "gelire dayali limit" falan hikayeleri tamamen yalan bence.
Son 5 yildir Turkiyede gelirim sifir, ikametgahim bile yok. Garanti bankasi 5 yil once 12 bin olan limitimi (o zamanki maasimin 1.5 kati, tek kredi karti), bu ay 690bin liraya cikarmis. Bunu kim nasil aciklar ki? Hatta vakti zamaninda, limit arttirmak istemistim bi sebeple, gelir sormustu banka, bos gecmistim. 2 gun sorna arttirmislardi. Sacma bir durum var ortada.
0
Byzas
(14.10.24)
Kağıt üstündeki kurala uygun işlemiyor, haliyle bakıp şu şöyle denemiyor. Normalde aylık gelirinizin 4 katından fazla olamaz, ancak gerçekte böyle değil.

Otomatik limit artırımını açıp her ay düzenli ödeme yaptığınızda parça parça hiç istemeyeceğiniz limitlere yükselebiliyor. En geçerli yol bu sanırım. Banka her nasıl olmuşsa aylık gelirimi 200k üstü olarak hesaplamış. Onun için kartı taşımaya korkacağım bir limite yükselmişti bir noktada. Ben de otomatik artırımı kapatıp limiti makul bir seviyeye indirdim.
0
akhenaten
(14.10.24)
(6)

altın yatırımı için hangisini tercih ediyorsunuz?

estranged
bankadan vadeli/vadesiz altın hesabı mı?fiziksel altın mı?altın fonları mı?altın sertifikası mı?
bankadan vadeli/vadesiz altın hesabı mı?
fiziksel altın mı?
altın fonları mı?
altın sertifikası mı?
0
estranged
(13.10.24)
Fiziksel
0
muhayyer divan
(13.10.24)
Fiziksel>altın fon>altins>banka
0
tahirkemalbozoglu
(13.10.24)
Fiziki > S1 > fon

son günlerde İar platform'a da yükseliyorum ama daha emin olamadım.
0
Mirket
(13.10.24)
Bazen sertifikanın fiyatı piyasanın altına düşüyor, o sırada rastlarsam sertifika alıyorum. Onun dışında sırf acil durum önlemi olarak tuttuğum az bir fiziki altınım var ama onları birikim amaçlı tutmadığım için sayılmaz sanırım.

Fiziki altın yerine sertifika tercih etmemin en büyük nedeni pazar alışverişi sevmemem. Ben öyle fiyat tarayayım, şuraya buraya sorayım işlerine giremiyorum. Bozdurması falan da bir dert. Bir de esnaf tarafından kazıklanmaya çok müsait bir yapıdayım üzerinize afiyet. O yüzden sertifika.
0
akhenaten
(13.10.24)
Altın yatırımı yapmanın mantığı olmasa da fiziki.
0
deer hunter
(14.10.24)
Fiziki ya da banka
0
yuvarlanantencereninkapagi
(14.10.24)
(5)

alt jenerasyonunuzla aranız nasıl

AlsterWasser
alt jenerasyonunuzla aranız nasıl sosyal hayatta ya da iş hayatında?alt jenerasyondan kastım 10 yaş küçükler falan gibi aşağı yukarı.sosyal hayatta alt jenerasyondan arkadaşım yok haliyle ama iş yerinde var. sanırım benim kafam kaldırmıyor. bu vesileyle bir de kendinden baya küçüklerle çıkan insanla
alt jenerasyonunuzla aranız nasıl sosyal hayatta ya da iş hayatında?

alt jenerasyondan kastım 10 yaş küçükler falan gibi aşağı yukarı.

sosyal hayatta alt jenerasyondan arkadaşım yok haliyle ama iş yerinde var.

sanırım benim kafam kaldırmıyor.

bu vesileyle bir de kendinden baya küçüklerle çıkan insanları hiç anlamamaya başladım o başka bir duyuru konusu tabii.

az yaşanmışlığı çok bir şey sanmaları, aşırı enerjiklik heveslilik daha silleyi yemememiş olmaları falan ne bileyim yoruluyorum muhattap olurken ama böyle iyi niyetle nasihat veren büyüğü gibi olunca da hoş oluyor.

tabii kendime de gülüyorum içten içte "bak sen bir de havalı havalı yol gösteriyor daha dün o çocuktun sen" diye..

kıskanıyor olabilir miyim acaba benden geçti ne güzel benim de o kadar enerjim ve seçeneklerim olsa diye...
0
AlsterWasser
(13.10.24)
Ben alt jenerasyonumun böyle olmasının önünü açan öncü birlikte yer aldığım için gayet iyi.

Ancak sizin sorunuz bundan biraz daha farklı gibi, o enerjiyi ben de kaldıramıyorum artık evet. Kaldırmaya da lüzum yok zaten. Her yaşın dinamikleri ayrı. Ayrıca zaten belli bir noktadan sonra hala aynı kümenin içinde kalmaya çalışan insanlar her zaman tuhaf gelir bana. İsteseniz de ortama uyamazsınız. Çok canınızı sıkmayın bence buna.

Herkes kendi yaşadıkları çerçevesinde davranıyor. Sizinkilerle onlarınki bir değil sonuçta.
0
akhenaten
(13.10.24)
Benden 10 yaş küçükler de ufaktan yaşlanmaya başladığı için sıkıntısız oluyorlar.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(13.10.24)
Yöneticisi olduğum 25 yaş altı 3 kişi var, diğerlerine göre daha iyi anlaşıyoruz. Tecrübesiz olmanın verdiği açlıkla da ilgili ama hepsi feedback almaya hevesliler. Vermeye de en az o kadar hevesliler tabii. Kendi bilgilerine güveniyorlar, pek alçakgönüllü değiller bu konuda ama bunu yanlış bir durum olarak görmüyorum. İş hayatının bu ve sonraki nesillere adapte olması gerekiyor çünkü kaynak bundan sonra onlar. Biz doğruyuz bize benzesinler fikri yanlış ve tutmaz çünkü gerekirse aç kalırım ama burada çalışmam diyecek duruşları var.
Fikirlerini çok önemseme ve ideallerin peşinden koşma konusunda gözükaralıklarını seviyorum. Sinir bozucu olduğu durumlar var ama taviz vermez yaklaşımda değilsen sana gelebiliyorlar.
Ben de çok dinazor kafalı biri olmadığım için anlaşabiliyorum yani. Ama biraz daha büyüyüp tecrübe kazandıklarında bakmak lazım, burnu havada snob tiplere mi dönüşecekler yoksa yenilikçilikleri pratiğe dönüşecek mi...
0
Bruce
(13.10.24)
gerekirse aç kalırım ama burada çalışmam diyecek duruşları var+1 bunu kendi iş yerimden olmasa da yakinen biliyorum. biz sesimizi çıkarmazdık bunlar direkt söylüyor diye anlatıyorlar aşırı hoşuma gidiyor. genç nesil her zaman sevdim seviyorum onların cahilce davranışları beni hiç etkilemiyo, öğrenirler diyorum da asıl akran ve üstünün aptallıklarına tahammülüm kalmadı en dayanamadığım grup 30-50 bandı y midir x midir fena bir nesil büyüdü ve "her yerdeler"
0
ala09
(13.10.24)
genelde fazla muattap olmuyorum çünkü adamların kafası bizi almıyordur çünkü benden 10 yaş büyükleri benim kafam almıyor.
0
mikahakkinen
(14.10.24)
(2)

Gerçek dünyada geçen türkçe rpg oyunu tavsiyesi?

sukut
Büyücülü, vampirli, yaratıklı olmayan, tamamiyle gerçek dünyada geçen, gerçek insanları gerçek olayları ele alan ve mümkünse orijinali türkçe olan ya da en kötü ihtimalle türkçe yaması olan, mümkünse kısa ve yüzeysel olmayan, derin ve uzun uzun düşünülüp oynanabilecek bir rpg oyunu var mı?
Büyücülü, vampirli, yaratıklı olmayan, tamamiyle gerçek dünyada geçen, gerçek insanları gerçek olayları ele alan ve mümkünse orijinali türkçe olan ya da en kötü ihtimalle türkçe yaması olan, mümkünse kısa ve yüzeysel olmayan, derin ve uzun uzun düşünülüp oynanabilecek bir rpg oyunu var mı?
0
sukut
(13.10.24)
Çok kısaca ve açıkça; hayır yok. Üzgünüm :D
0
akhenaten
(13.10.24)
Disco Elysium olabilir belki. Türkçe dil desteği gelmişti diye hatırlıyorum.
0
nundu
(14.10.24)
(12)

İlginç yiyecek içecek kombinasyonlarınız var mı?

kullanicadi
Oldum olası severim değişik food pairing fikirlerini <3Acı biber reçelli - sucuklu tost. Bence ef sa ne oluyorÇileğe hafif tuz serperek yemek. BayılırımTahin helvası üzerine toz halde Türk kahvesi serpmek. Fıstık ezmeli makarna sosu. Peanut soslu chicken satay seven bunu da sever. Dışı çıtır kaplama
Oldum olası severim değişik food pairing fikirlerini <3

Acı biber reçelli - sucuklu tost. Bence ef sa ne oluyor
Çileğe hafif tuz serperek yemek. Bayılırım
Tahin helvası üzerine toz halde Türk kahvesi serpmek.
Fıstık ezmeli makarna sosu. Peanut soslu chicken satay seven bunu da sever.
Dışı çıtır kaplamalı bişi yaparken kaplama harcına kuru tarhana eklemek. Mesela schnitzele.

Kuzenim de değişik bişi yerdi ama o midemi bulandırırdı bir kase ev salçasına kornişon turşu doğrar yerdi.. Rahmetli babaannem "git başka yerde ye şunu tatsız köpek" derdi sevecen, hoşgörülü ve pedagojiye uygun bir şekilde <3

Var mı sizin böyle değişik yeme içme tercihleriniz bir sorayım dedim:)
0
kullanicadi
(13.10.24)
unique şeyler değil ama;

vişne reçeli beyaz peynir
baklava limon
tahin helvası limon
0
sparkle kiddle
(13.10.24)
Tuzlu karpuz yerlerdi bizim köyde
0
Mirket
(13.10.24)
tuzlu çubuk krakeri bala batırıp yiyorum. aklıma bir tek bu geldi, daha fazla olursa yazarım.
0
MtKrt
(13.10.24)
lahmacun içine yeşillikleri yerleştirip mayonez sıkarım.

patates kızartması üzerine vegeta sos dökerim.
0
tabudeviren
(13.10.24)
Çok ilginç değil ama beyaz peynir üzerine reçel

Peynirli börek üzerine reçel

incir dilimi üzerine peynir
0
grimavi
(13.10.24)
yoğurdun içine taze yeşil soğan ile çikolatalı granola koyup karıştırıp yiyorum ve bayıla bayıla.
0
awlmi
(13.10.24)
haslanmis yumurtaya mayonez:(
0
ala09
(13.10.24)
Çilek reçeli ve kızarmış sosis i karıştırıp yemeyi çok severim niyeyse
0
mirty
(13.10.24)
Kızarmış ekmek üstüne tahine bayılıyorum

Bir de ezine peyniri ve reçel, yine kızarmış ekmekle. Gerçi bu kombinasyon gittikçe yayılmaya başladı ama ben insanların "o ne be öyle" dediği bir zamandan beri yiyorum bunu :D
0
akhenaten
(13.10.24)
baklava-ayran
biskrem-şalgam
0
dedim ben sana
(13.10.24)
Ayrana bi miktar acı şalgam güzel oluyor.
Çok yağlı olmayan, ızgarada pişmiş balığa hafiften tahin sürmek kavruk güzel bir tat katıyor.
Lakerdaya üzüm pekmezi damlatıp yemeyi severim.
Kapari ve somon fümeyi hardalla bocalayıp yanaklarına barbekü sos sürülmüş sandviç ekmeğinde severim.
Sıcak pişinin arasına humus koyup biraz bekletince bombastik oluyor. Kaşar da koyulabilir henüz denemedim.
0
Bruce
(13.10.24)
ilginçliğine sen karar ver, midesiz de diyebilirsin alınmam.

mantı + bira + ekmek.
patates + tavuk sepeti + kalamar tava + bira
lahmacun + içine adana koyup sarıp yiyorum. obez ya da kilolu değilim.

özellikle ikinci kombinasyon mükemmel, bir de yoğurtlu bir sos ile çok güzel gidiyor.
0
sarahkerrigan
(14.10.24)
(10)

Evlilik düşünülen uzun ilişkiden ayrılmak

yuvarlanantencereninkapagi
Bu sefer olacak galiba demiştim. Yaklaşık 9 aydır birlikte yaşıyorduk, 3.5 yıldır birlikteydik. Gelecegimiz olmadığını düşünüyormuş, öyle dedi. Herhangi bir kavga vs yaşanmadı. Yaklaşık 3 ay önce yine bir ayrılık mevzuu olmuştu, benim ısrarlarimla tekrar deneyelim demiştik. Olmadı. Benim de uzun sür
Bu sefer olacak galiba demiştim. Yaklaşık 9 aydır birlikte yaşıyorduk, 3.5 yıldır birlikteydik. Gelecegimiz olmadığını düşünüyormuş, öyle dedi. Herhangi bir kavga vs yaşanmadı. Yaklaşık 3 ay önce yine bir ayrılık mevzuu olmuştu, benim ısrarlarimla tekrar deneyelim demiştik. Olmadı. Benim de uzun süredir iyi olmadigim bir dönemdi, onun için de zor. Kendimi sucluyorum biraz acaba ben psikolojik olarak iyi olsaydım daha farklı olur muydu diye. Bir sevgilinin de iyi ve kötü zamanlarda yanımda olması gerekirdi, cabasiz bir kötülük hali değildi. Uzun süredir terapiye gidiyorum iyi olmaya çabalıyorum. Onun hayatının da çok yakında değişeceği bir dönem olacak, sanırım evlilik korkusu da oldu. Hiç bu konuları konuşmuyorduk bu arada. Muhteşem bir sevgili olduğu söylenemezdi, aşırı bireysel, her zaman bir planı vardı. Bunu asla kısıtlamıyordum hoşuma gidiyordu hatta. Arkadaşlarıyla yaptığı planlara çoğu zaman eşlik ediyordum fakat ben kendi arkadaşlarımla genelde yalnız bulusuyordum. Hatta arkadaşlarım yeni yeni söylüyorlar bizi sevmediğini düşünüyorduk diye. Bunları aslında ilişki içerisinde de yalnız olduğumu anlatmak için söyledim.

İki insanın birbirini sevmesinin ve anlasabilmesinin mucizevi bir şey olduğunu düşünüyorum, yaşadıklarım gördüklerim bana böyle düşündürdü. Bunu kaybetmek, denememek, çabalamamak aptallik, ben elimden geleni yaptim icim rahat. İyi bir sevgiliydim bence. günümüzde bulunamayacak kadar dürüst, guvenilir, sadik, sevgi dolu. Sadece kendim kötüydüm dünyayla baş edemiyorum. Onun daha yaşayacak şeyleri varmış diye düşünüyorum. İyi olmaya çalışıyorum daha iyi de olacağım. Taşınma işleriyle uğraşıyorum şimdilik. Bu sureci kolay atlatmak için tavsiyelerine açığım.
0
yuvarlanantencereninkapagi
(13.10.24)
Uyum, sevgiden daha önemli olabiliyor.
Senin de söyledigin gibi sevgi tek basina yeterli degil. Daha gec bitip zaman kaybi olacagina simdi bitmis bosver.
Kirik kalbin zamanla iyileşecek ve hayatini toparladiginda cok daha sevdigin ve sevilecegin, uyum icinde oldugunuz bir iliskide olacaksin.

Onsuz hayatina adapte olmaya calis bir an önce. Onsuz rutinler, aktiviteler olustur.
0
robert bosch
(13.10.24)
benim de evliliğe doğru giden şimdiye kadarki en ciddi ilişkim yaklaşık 3 ay önce bitti. Benim isteğim ve zorlamam ile götüremedik sonunda ayrılmak isteyen taraf ben oldum. Ben de dönüp baktığımda ilişkiyi kurtarmak için elimden geleni yaptım diyorum hiçbir pişmanlığım yok. 3 ay oldu unuttum mu ayrılmadan önce de bana dünyada cenneti mi yaşattı hayır.
Zamanla geçecek biliyorum. Ve ona karşı kin bile hissetmek istemiyorum.
Sadece daha ağır dertlerim olmasın yeter elbette geçecek. Zaman her şeyin ilacı.
0
kestane gürgen palamut
(13.10.24)
sizinki kadar uzun süreli olmasa da benzer şeyi bende yaşadım ve unutmaya çalışıyorum. bu süreçte yaptıklarımın başında gelen önce acıyı derin yaşamak oldu. çünkü duyguların içinden geçmezsek tam anlamıyla dışına çıkamayız. öncelikle varsa sosyal medyadan takip ya da stalku bırakın, acıyı yaşadıktan sonra. unutmak istediğiniz ya da kendinizi iyileştirmek istediğiniz o evreye geldiğinizde yani . canınız twitterda hangi tweeti attığına, instada hangi storyi paylaştığına bakmak mı istiyor? yapmayın, kendinize engel olmaya çalışın. eğer seviyorsanız kendinizi kitap okumaya ya da film izlemeye verebilirsiniz. aşk filminden ziyade komedi ya da sitcom, talkshow tarzı olabilir. öğrenmeyi seven biriyseniz kendiniz için sertifika programları alabilirsiniz. hedefiniz varsa mesela rusça öğrenmek gibi kendinizi bununla meşgul edebilirsiniz. hiçbir şey yapmadan oturmak emin olun kafanızda kurmanıza ve overthinkinglere yol açıp size zarar verecek. şunu da demeden geçemeyeceğim; sizin için yanlış insanmış ve şimdiden belli oldu. daha geç belli olması sizi daha çok üzebilirdi. sizi daha iyi biri hak ettiği için bazen bunlar yaşanıyor. kendiniz demişsiniz yukarıda dürüstüm diye. bırakın da sizin gibi dürüst bir insan bulsun sizi. hepimiz bu dünyaya bir kere geliyoruz ama o da üzülmek için değil. anı yaşamaya çalışın...

not: bende aynı acıdan muzdarip biri olarak başka önerilere de açığım. :)
0
bogurtlenliporsuk
(13.10.24)
Hafızayı tazelemek lazım. Birlikte yaptığınız 5 duyuya hitap eden her şeyi tekrar ama tek başına ve başka arkadaşlarla yapmayı kastediyorum. Birlikte sinemaya mı giderdiniz, tek başına aynı şeyleri yeniden yap, arkadaşınla yap, ama aynı şekilde aynı şeyleri yap. Birlikte oyun mu oynardınız, aynı şekilde tekrarla, ama yalnız olarak ve başkalarıyla beraber yap.

Geçmişini tazelemek bu. Hatıraları tazelemek. Geçmişi geçmişte bırakmayı ve "özel" şeyleri sıradanlaştırmayı kolaylaştırır. Aslında her şeyin senden çıktığını ve sonunda mutlaka sana döndüğünü görürsün, idrak edersin. Onun için kendi merkezine doğru mıknatıslanırsın zamanla, merkezini bulursun. Hatıraları tazelemekte ve kendin için yaşamakta fayda var.

O kişi ruhen doyumsuzmuş. Onu sen doyuramazdın. Belki de ayrılmak iyi olmuştur...
0
muhayyer divan
(13.10.24)
öncelikle geçmiş olsun ve kolay gelsin.

iki insanın birbirini sevmesinin ve anlaşabilmesinin mucizevi bir şey olduğunu ben de düşünüyorum.

ancak bazı insanlar bize süreli verilmiştir. ondan alabileceğin her şeyi (dersi) almış olmalısın ki, ilerle. dersler bitmiş.

hayat cidden sınavlar silsilesi. bir yerde rahat ettiğinde veya dersin sınavını veremediğinde o durum sona eriyor. ders bitmediyse ahmet gider mehmet gelir ama daha ağır şekilde gelir.
hayatta sadece senin var olduğunu ve diğerlerinin senin ilerlemen için sana sadece ayna ve destek olduğunu düşünmek belki iyi gelir.

"mümin müminin aynasıdır" burada mümini dini olarak alma. aydınlanmış kişi olarak bak. bu kişi bana neyimi yansıtıyor demek anadolu topraklarındaki kadim bilginin anahtarı.

"ben bunu neden yaşıyorum? öğrenmem gereken ne?"
0
janderzel zartanyan
(13.10.24)
instagramın varsa jillian turecki ilişkiler konusunda güzel samimi net tavsiyeler veriyor
www.instagram.com
0
grimavi
(13.10.24)
Hocam çok geçmiş olsun. Ben de iki insanın birbirini sevip anlaşabilmesinin mucizevi bir şey olduğunu düşünüyorum. Belki bu iki paragraftan böyle bir çıkarım yapmak yanlış ama karşı taraf pek de sevmemiş, rahatına geldiği için durmuş. İş ciddiye binmeye başlayınca da gitmiş.
Umarım tez zamanda atlatabilme gücü ve enerjisi bulabilirsiniz.
0
Amaranta ursula
(13.10.24)
Çok geçmiş olsun, bir şey söyleyeceğim.

Yazdıklarınızdan anladığım kadarıyla ilişkilere çok emek veren, uğraşan, bir şeyleri oldurmaya çalışan bir havanız var. Lafa "bu sefer olacak galiba" diye girip, konuyu ayrılıktan dönüş ve sonra kendinizde de problem aramaya bağlayıp en son iki insanın uyuşması mucize galiba diye bitirmenizden bunu anlıyorum.

Bu yaptığınız yanlış.

Yürümeyecek ilişki aslında her türlü alarm veriyor, hatta daha ilk haftalardan anlayabiliyor insan neyin ilerde ilişkiyi bitirecek bir soruna dönüşeceğini.

Bunun yerine olmuyorsa olmuyor diye henüz daha bağlanmadan, ilişkiyi büyütmeden yolunuza bakmanız lazım. Uğraşırsam olur gibi düşünceler gerçeği yansıtmıyor.

İlişkilerin yürüme mantığı çok basit, eğer karşınızdaki kişi sizi beğeniyorsa başkasını çok rahatsız edebilecek özellikleriniz dahi gözüne batmıyor. Bu kadar kafa yormanın lüzumu yok.
0
akhenaten
(13.10.24)
bence söylenmesi gereken her şeyi zaten kendin söylemişsin.

bazen bazı şeyler olmaz. sevmek, anlaşabilmek, her şeye rağmen uzun süre bir arada kalabilmek gerçekten kolay iş değil. takdir edersin ki illaki bir suçlu olmak zorunda da değil: insan beyni enteresan, bazen istediğin kadar sevsen de iyi anlaşsan da olmayabiliyor.

ilişkiyi kurtarma şansın yoksa soğuk su içip tamamen kendine odaklan. sen her ne idiysen, kim idiysen yine osun. kendine "sahip çık" bir nevi. söylemesi kolay tabii ama böyle durumlarda yapılabilecek daha iyi bir şey bence gerçekten yok. ne yapabilirsin ki? üzülmek, yıpranmak çok doğal. sürecin parçası. ama uzun vadede zarar verecek, takıntıya dönüşecek, hayatını yaşamanı engelleyecek şeylerden ne kadar uzak durabilirsen o kadar iyi.

acı çeken bir insana söyleyince çok sinir bozucu olabiliyor, bizzat tecrübe ettim, biliyorum... ama sen dünyanın en güzel elması olabilirsin, karşıdaki kişi "ulan ben elma sevmiyorum ki aq" diyorsa yapacak bir şey yok.
0
mark greg sputnik
(13.10.24)
Öncelikle kendini suçlamaktan vazgeç. Mental olarak zor bir dönemden geçiyormuşsun, ayrılık sebeplerinden biri buysa hiç evlenmemeniz isabet olmuş. Evliyken, gerçek anlamda sevgiliyken vs. biri senin iniş ve çıkışlarını kaldıramıyorsa orda bir sevgisizlik olduğunu düşünürüm ben. Birbirinize güvenip kötü günlerde sırtınını yaslayamayacaksan içinde bulunduğun ilişkinin hiçbir anlamı olmuyor. İyi gününde herkes yanında, karşındakini özel yapan dibi gördüğün anda da yanında olması. İç dinamiğinizi bilmemekle birlikte aşırı bireyselliğinin kalbini kırdığını düşündüm. Seni yeterince dinlemedi, anlatmana teşvik etmedi muhtemelen.
Benzer bir durumda ben de oldum, giden taraf olarak. Sevgisizlik olduğunu fark ettim geriye baktığımda. Ömür geçirme motivasyonunu bulamamış seninle, 9 ay sonunda bence. Şimdi seni mutlu ettiği güzel günler cebinde kalsın yoluna devam et. Yaşayacak başka şeyleri var diyorsun ya senin de var. Acını yaşa, yaşamamazlık yapma, patlamasın sonra kendini tutmaktan. İyi haber : geçiyor. Diğer iyi haber: insan yeniden seviyor.
Flörtlere başlama hemen, daha da yıpranırsın, çivi çiviyi sökmüyor :) bi kitap serisine, bir diziye vs. başla. Dünyanı başka bir gerçeklikle doldurmak insana iyi geliyor.
Geçmiş olsun ve kolay gelsin.
0
sırtçantalı
(13.10.24)
(17)

Köfteci Yusuf olayı

makbur
Hanımlar beyler nedir bu olayın aslı astarı sizce?Önce domuz eti çıktı dendi, sonra 2021'de adamların mekanına çökmeye çalışılmış vs vs.Çok derinlemesine takip edemedim ve merak da ediyorum..Yani komplo teorisine olmaz diyemiyorsun ama diğer taraftan Türk insanının inanılmaz bir yüzsüzlüğü ve arsızl
Hanımlar beyler nedir bu olayın aslı astarı sizce?

Önce domuz eti çıktı dendi, sonra 2021'de adamların mekanına çökmeye çalışılmış vs vs.

Çok derinlemesine takip edemedim ve merak da ediyorum..

Yani komplo teorisine olmaz diyemiyorsun ama diğer taraftan Türk insanının inanılmaz bir yüzsüzlüğü ve arsızlığı da mevcut, hani yedikleri bütün pislikleri haltları "yeğenim bunlar komplo montaj" şeklinde geçiştirmeleri..
0
makbur
(12.10.24)
ağa ne çıkarsa çıksın umurumda değil. o an seçeneklerime bakarım, mantıklı olan köfte yusufsa yerim.
0
pavlis
(12.10.24)
Tum linçlere rağmen coca cola satmaya devam ettiği icin kalemi kırıldı.
0
duster
(12.10.24)
2021deki çökme olayları yeni değil, o yıllarda olmuştu. Çok haber olmadı galiba o günlerde o haberleri okuduğumu hatırlıyorum.

O sebeple domuz eti meselesini hiç inandırıcı bulmadım ben.

Yeğenim bunlar komplodan ziyade yönetimde koltuk sahibi olup da neler neler ne yalanlar söyledi kimileri. O gücü çökmeye çalıştığı firmanın bedelini düşürmek için de kullanabilirler pekala
0
biseysorcaktim
(12.10.24)
ilk fırsatta köfteci yusufa gidip antrikot yiyeceğim. fiyatı çok uygunmuş. ben de yeni inceledim. sadece köfte yemiştim önceden artık antrikot ve pirzola yiyeceğim
0
abelardo
(12.10.24)
Alıp oyalanmamız için her hafta önümüze bir konu konuyor.

Nu haftanın konusu bu idi.
0
Mirket
(12.10.24)
youtube videosunu izledim. adamin temiz oldugu 10 km oteden belli oluyor. turkiye mafya cumhuriyetinde adamin kurdugu deger yaratan isletmeye salca olmaya calismislar. milyonlar yeniyor boyle ve sadece haydutlukla krallar gibi yasayan haramzadeler var bu ulkede. hatta son 10 yildir sadece onlarin borusu otuyor.
0
antikadimag
(12.10.24)
Şu olay bile ülkenin ne hale geldiğini göstermek açısından ibretlik. Adalet söz konusu olduğu zaman her olay "Schrodinger'in Kedisi" durumuna geliyor; suçlu da olabilir ama haklı da olabilir bizzat şahit olmadığımız sürece bilemeyiz.
0
salihdt
(12.10.24)
domuz olmasa da başka bir hile hurda olduğu zaten belliydi...

adam sıfırdan gelerek burger king, mcdonalds gücüne erişti. bunu yapmak bir destek olmadan çok çok zor. çakmış domuzu olay bu. adam temiz falan değil
0
ferenc
(12.10.24)
koskoca köfteci zincirinin domuzdan elde edeceği kazanç ne olacak, ne kadar olacak ki böyle bir riske girsin? mahalle köftecisi yapar, 10.000 olan cirosunu 15.000 yapsa faydadır. katmayı bırak, köfteleri komple %100 domuz etinden yapsa kazancı ne kadar artacak, adamın buna ihtiyacı mı var?

var bir iş, bana da komplo gibi geliyor.
0
kibritsuyu
(12.10.24)
Valla benim bu tür işletmelere güvenim çok düşük o yüzden birisi bana baya büyük ölçekli bir firmanın domuz eti kullanarak nasıl kar ettiğini anlatırsa inanacak durumdayım :D

Küçük bir yer olsa anlarım işletme köydeki avcıdan bir domuz alsa belki bir iki günlük ucuz et demek bu. Ancak yusuf gibi büyük bir işletmede bundan kar etmek için cidden büyük miktarda domuz eklemek gerekir sanırım. Denetime yakalanıp ciddi iş döndüren işletmeyi batırma riskini almak da bu kar beklentisini daha da yükseltiyor olmalı. Bu kadar büyük ölçekli bir şeyi de saklayamazsınız, nasıl saklanabilir ki? Yani, işçilerin birçok fabrikada çıplak ayaklarıyla bir şeylerin üstüne basarken tiktoka videolar attıklarını falan gördük. İş devlet denetimine gelene kadar bir yerden patlardı bu olay.
0
akhenaten
(12.10.24)
Bu adamın tipi bakışları tişörtü tişörtünden çıkan meme uçları bana hiç domuz eti kullanacak bir insan izlenimi vermiyor: pbs.twimg.com
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(12.10.24)
Çok net çökecekler
0
jackyr
(12.10.24)
Pişmiş ette çıkmış. Çiğ örnek almamışlar. Pişmiş ette benim bile DNA'm çıkabilir istersen. Çökme olayı konusu geçti. Siyasal islamcı kanadı yok kokakola, yok domuz, yok bilmemne diye laf ediyor. Köfteci Yusuf'un sonucunda ise vatan, millet, ezan, dış mihrak falan geçmiyor. Açıkçası ben ikna oldum.
0
nawar
(12.10.24)
Hic kofteci yusuftan alisveris yapmadim ama bilseydim domuz eti katmislar siparis verirdim. Cunku cok lezzetli oluyor.
0
Zetnikov
(12.10.24)
Neden at eşek daha ucuzken değil de domuz? Dini bütün arkadaşlara oynamak için yapılmış gibi geliyor bence de çökmek için.
0
mirty
(12.10.24)
fetöynen aynı. lahanayı yerken, olmadık yerlere çöküp her şehre en az bir şube açarken kıtır kıtır, bize attığın sakalı artır denince meeeğğ. tamamen çıkar çatışması. sömürgeci yusufun eline verilmesi.

akp Türkiye'sinde 1200 şube açmış adama temiz demezsin ya :)))))))

edit: ayrıca yeni öğrendiğim bir şey var. bu dayı meb ile anlaşma yapmış. meslek lisesinde yemek bölümlerinde okuyan öğrenciler yusufta saat doldurmadan mezun olamıyorlarmış. öğrenci başka yerde staj yapmak istese olmuyormuş. illa yusufta üç kuruşa, onun karar verdiği saatlerde çalışıyormuş küçücük çocuklar. asgari ücretin çok çok altına bir paraya. elemanları akp bağlantısı sayesinde beleşe getirmiş tosuncuk. sorarlarsa "garip kuşum" dersin.
0
titanyum22
(12.10.24)
belkide hiç işletme ve yöneticilik tecrübesi olmayan kişiler bile kalkıp yorum yapıyor, bir kere bu kadar şubenin operasyonlarını yönetmek kolay bir şey değil, kaldı ki bu gıda raporu siyası bağlantıları olan birilerinin yusuf a kumpas yapmadığını kim iddia edebilir. Biliyoruz ki başta tuik olmak üzere devlet kurumlarının şeffaflığı konusunda türlü şüpheler mevcut.

Diyelim ki adamlar içerisine domuz eti koyuyor, bu şekilde mi büyüttüler şubelerini, madem bu eti kullanıyorlardı şimdiye kadar neden bir rapor yayınlanmadı. ?

Diyeceğim o ki bu ülkede , her türlü olumlu ve olumsuz haberlerin peşin hüküm vermeden sorgulanması gerekir.

Şansen benim için değişen bir şey yok, gider köftemi de yer çayımıda içerim. Hatta ben gitmeden bile online sipariş verip, siparişin ihtiyaç sahibi birisine teslim edilmesi notunu yazdım.

Ha olurda içime kurt düşerse, küçük bir parça alıp gıda tarım müdürlüğüne bir numune göndermeye bakar.
0
Rao
(12.10.24)
(5)

ABD'nin mevcut seçim sistemi

Bir ben var benden şurada
Abd'nin bu mevcut seçim sistemi neyi engellemek adına bu şekilde yapılıyor? Misal bizde herkes oyunu kullanıyor kim yüksek oy alırsa o seçiliyor ama ABD'de halk oy kullanarak 500 küsur üyeli Seçiciler Kurulu denilen bir topluluğu seçiyor, bu topluluk da kendi aralarında Başkan'ı seçiyor, bunun neden
Abd'nin bu mevcut seçim sistemi neyi engellemek adına bu şekilde yapılıyor? Misal bizde herkes oyunu kullanıyor kim yüksek oy alırsa o seçiliyor ama ABD'de halk oy kullanarak 500 küsur üyeli Seçiciler Kurulu denilen bir topluluğu seçiyor, bu topluluk da kendi aralarında Başkan'ı seçiyor, bunun nedeni nedir "benim oyumla çobanın oyu bir mi" gibi olayları mı engelliyor benim aklıma ilk o geldi çünkü ama öyle olsa mesela George W. Bush'un değil de sanki Al Gore'un seçilmesi gerekirdi, yani bu yöntemle de yine çobanın isteği olmuş gibi oldu diye düşünüyorum. Farklı bir nedeni var mı?
0
Bir ben var benden şurada
(11.10.24)
hocam o seçici kurulun aslında çok da sonuca etki eden bir tarafı yok. her eyalet nüfusuna oranla kurul üyesi gönderiyor. mesela oregon sekiz tane gönderiyor. oregon'u kazanan parti buradaki sekiz üyenin sekizine de sahip oluyor. haliyle seçici kurul oylayınca da hepsi kendi partilerinin başkanlarını oyluyorlar. iki eyalet istisna. sanırım onlar da partiler kazandıkları oy oranında üye gönderiyorlar. "faithless elector" yani başka bir adaya oy veren üyeler olabiliyor ama seçim sonuçlarına etkisi olmamış. bu arada bir çok eyalet yasaklıyor "faithless elector" olma olayını.
kısacası başkanı eyaletler seçiyor. en çok oyu alan kazanmıyor. kaliforniya'yı yüzde 99 ile kazanmak ile yüzde 50.01 ile kazanmak arasında bir fark başkanlık seçimi için yok. bazı eyaletlerde kimin kazanacağı neredeyse kesin. önemli olan yarışın yakın olduğu "swing state"lerde kazanmak. sonucun tahmin edilemediği, her seçimde başka partiye oy vermiş, yarışın yakın geçmesi beklenen eyaletlere "swing state" deniyor. buralarda başarılı olan başkan oluyor. şu sitedeki haritaya göre ortada "swing state"lerden gelecek 93 üye var. bu 93 üyenin rengi kazananı belirleyecek:

www.270towin.com
0
bellbane
(11.10.24)
İşte benim merak ettiğim de bu aslında, yani bu sistem neyi engelliyor, yani halktan en çok oyu alanın değil de bu şekilde yapılan bir seçimin önemi ne onu daha çok merak ediyorum.
0
🌸Bir ben var benden şurada
(11.10.24)
Dolaylı seçim sistemi deniyor buna. Teee eski Yunan zamanlarından kalma bir sistem.

Ben şöyle bir fikir yürütüyorum. Sistemler ve anayasalar, ulaşım ve haberleşmenin bu kadar kolaylaşmadığı çağlardan kalma. Gelenek haline geldiği için de değiştirme gereği duymuyorlar.
Ücrada bir köyün 50 kilometre mesafesindeki çiftliğinde yaşayan adamın oyu o dönemde başkente ulaşamaz, bari bir temsilci seçip yollasınlar da o seçsin demişler. Öylece sistem yürümüş gitmiş. Yoksa gerçekten anlamsız.
0
Mirket
(11.10.24)
Yukardaki cevapları devam ettiriyorum.

Bu bir şeyi engellemek için değil aslında. ABD eyaletlerinin her biri bir diğerinden bağımsız bir koloni olarak kuruldu biliyorsunuz. Hatta bu kolonilerin hukuki varlıkları da birbirinden oldukça farklıydı. Kimi doğrudan krala bağlı, kimi imtiyazlı tüzel kişiliklerce kimi de kraldan yetki alan bireysel kişilerce kuruldu. Bağımsızlık mevzusu gündeme geldiği yıllarda da her eyaletin vatandaşları kendi meclisini seçiyordu. Koloniler ortaklaşmaya çalışırken kongre kurulduğu zaman her koloninin meclisi kendisini temsil etmek üzere kendi temsilcilerini yolluyordu. burada kongre kendi başına kararlar alıyordu. Zamanla bu federal bir hükümeti oluşturdu. Bu temel sistem, içinde olduğu zamana ve ihtiyaçlara uyarlana uyarlana bugünkü haline evrildi. Patates kullanarak patlıcan yemeği yapamazsınız sonuçta, haliyle ABD'deki devlet yapısını da kendi tarihinden bağımsız düşünemeyiz.

Kısacası ülkenin tarihsel dinamiklerinden kaynaklanan sistem şekilde gelişiyor.

Bugün ABD tek bir devlet olsa da bu tek devlet aslında birçok devletçiğin birleşerek kurduğu bir devlet. Üniter bir devlet değil. Sistem yıllar içinde zamanla gelişiyor, ülkenin fabrika ayarlarında bu var. O dönemde bulunmuş, işe yaradığı için uygulanagelmiş bir yöntemin devamı. Bugün büyük bir probleme yol açmadığı sürece artık çok geride kalmış şeyleri değiştirmek mümkün değil. Bunları değiştirmeye kalkarsanız her kafadan bir ses çıkar. Çalışıyorsa dokunmazsınız.
0
akhenaten
(11.10.24)
eyaletlerin özerkliğini ve özkimliğini korumak için böyle yapılıyor.
0
abelardo
(11.10.24)
(13)

Dürüstlükle baş edemeyen insanlarla nasıl baş ediyorsunuz?

nolmus yani
Adam yaptığı şeyi atıyor. Nasıl olmuş diye soruyor. "Şurası şurası hatalı, burasını da şöyle yapsan daha iyi olur" diyorum. "Bu kadar kırıcı olmak zorunda mısın?" diyor. Başkası yaptığım bir şeye "Şöyle yapsan daha iyi olur." diyor. "Öyle yaptım zaten." diyorum. Öyle yaptım çünkü, ne cevap vereyim b
Adam yaptığı şeyi atıyor. Nasıl olmuş diye soruyor. "Şurası şurası hatalı, burasını da şöyle yapsan daha iyi olur" diyorum. "Bu kadar kırıcı olmak zorunda mısın?" diyor.

Başkası yaptığım bir şeye "Şöyle yapsan daha iyi olur." diyor. "Öyle yaptım zaten." diyorum. Öyle yaptım çünkü, ne cevap vereyim başka di mi? Yok, nolmus yani çok terso cevaplar veriyo oluyo adı.

Böyle böyle bir sürü olay yaşamaktan bıktım. Aman millet kırılmasın diye yalan mı söyleyeceğim ben? İstemiyorum.

Bu durumda kalınca ne yapıyorsunuz?
0
nolmus yani
(10.10.24)
Her doğru herkese her yerde söylenmez. İnsan iletişimi bu kadar düz çizgide ilerleyen bir şey değil, o yüzden ben düşündüğümü söylerim o alınmasın diye bakmak saçma.

Bi kere üslup var işin içinde. Sana soran o olmuş olsa bile karşındaki insanın huyuna göre söylememek ya da yumuşak söylemek gerekebiliyor.
0
Bruce
(10.10.24)
hatalı diye değil de direkt şöyle daha iyi olur denilebilir

ya da şöyle niye yapmadın aklıma şu yöntem geldi sen niye öyle yapmadın denilebilir

Başkası yaptığım bir şeye "Şöyle yapsan daha iyi olur." diyor. "Öyle yaptım zaten." diyorum. Öyle yaptım çünkü, ne cevap vereyim başka di mi? Yok, nolmus yani çok terso cevaplar veriyo oluyo adı.

gerçekten öyle yaptıysanız öyle yapmışsınızdır zaten o tepki garip olmuş :D
0
jülsezar
(10.10.24)
Sorun ne söylediğin değil de nasıl söylediğin muhtemelen. Dürüstüm, dobrayım diye her yerde pot kırıp patavatsızlık yapan çok. Kelime seçimi, üslup bilinci çok önemli.
0
potasyum bebek
(10.10.24)
kadınsın dimi? senin dediklerini bir erkek dese rahatsız etmeyecekken kadın diyince güçlerine gider insanların (bak kadın erkek ayırmıyorum burada). istediğin kadar kibar ol değişmez. o yüzden söylemen gerekeni söyle, gerisini kafaya takma. olay seninle ilgili değil.
0
titanyum22
(10.10.24)
Eklemeyi unuttum; bu konuşmalar hep iş ortamında ve slack üzerinden yazışma şeklinde gerçekleşiyor.
0
🌸nolmus yani
(10.10.24)
yazışma yanlış anlaşılmaya daha müsait. ses yok, mimik yok. normal ses tonunuzla öyle yaptım zaten deseniz sorun olmazdı, ama dümdüz yazınca bu kulağa çıkış yapmışsınız gibi gelebiliyor ve niyeyse insanlar öyle algılamaya daha meyilli. emojiyi dayamak lazım.
0
visnebahcesi
(10.10.24)
Hangi konuda dürüstlük yapıldığına göre değişebilen bir şey bu. Sizin bu verdiğiniz örneklerden yola çıkarsak bu konularda dürüstlükten rahatsız olmazdım. İş konusunda zaten alınganlığa çok gerek yok, hele ki ben birisine nasıl olmuş diye soruyorsam bahsi geçen şey ile alakalı eleştiri kabul edebilmeliyim.

Ancak dış görünüş, kişisel hayat ve karşımdaki kişiye görüşünü sormamışken gelip bana fikir beyan etmesi konularında yerine göre bazen sıkıntı yaşıyorum. Kimi insan dobralık ile patavatsızlığı karıştırıyor çünkü
0
kullanicadi
(10.10.24)
sosyallesmenin ne oldugunu anlamak gerekli sanirim. sosyallesmek entelektuel bir caba, bir eylem degildir. insanlarin bir arada hissetmek icin yaptigi bir eylemdir cogu zaman konusmak.

o yuzden karsinizdaki insanin entelektuel bir yorumu kaldirip kaldiramayacagi, bulundugunuz cevrenin entelektuel bir cevre olduguna bakmakta fayda var. boyle bir durumda sakinmadan soylerim gercegi. ama bunun disinda arkadaslarimi goygoylarim mecburen. yoksa beraberlik hissetmiyor insanlar. biraz bos yapmadan sosyallik mumkun degil.
0
antikadimag
(10.10.24)
basıma geldı artık nabza gore serbetı verıyorum tabı gene durust oluyorum ama bazı ınsanlar kendı ıstedıklerı seylerı duymak ısterler senın soyledıklerını degıl aslında
0
Zetnikov
(10.10.24)
Hocam birbirinden bağımsız farklı kişiler belli bir senaryoda, örneğin bu durumda yaptığınız geri dönüşlerde verdiğiniz cevapları kaba, sert, agresif buluyorsa ve bunu yüzünüze söyleyecek duruma geliyorlarsa muhtemelen gerçekten öyle olduğundandır.

İnsanlar söylediğiniz şeylere yanlış demememiş. Kırıcı ve ters olmamanızı istemiş. Bu anlatımda örnek verdiğiniz cevaplar kimsenin dürüstlükle ilgili bir sorun yaşamadığını gösteriyor.

Belki de dürüstlükle sorunu olan sizsinizdir. Bence bir düşünün. İnsanın kendisiyle ilgili şeyleri kabul etmesi zor olabiliyor.
0
akhenaten
(10.10.24)
visnebahcesi +1, yazılı ortamlarda bu önemli.

1 - günaydın
2 - günaydın :)
3 - günaydın !

görmüş olduğun gibi her üçü de aynı anlama geliyor, aynı sesler, aynı harfler, ama anlattıkları bambaşka
0
selam
(10.10.24)
ilk durum için konuşacak olursam; kılıcı eline alan yaralanmayı da göze almalıdır. Adam veya kadın nasıl olmuş diye sormuş. bu ne demek? sağı solu düzgün mü, bir sıkıntısı var mı, senin zevkine, estetik algına göre nasıl görünüyor bir yorumla demek.

eğer bu kadar kırılgansa ya da yaptığı işle kişiliğini bir tutuyorsa sormayı versin bir zahmet!zaten yazdığınıza bakılırsa gayet düzgün bir şekilde ifade etmişsiniz. bence burada problem o arkadaşta.

ikincisi de yine benzer bir durum; ancak belki burada üsluptan kaynaklı bir durum olabilir. sizinki öyledir diye demiyorum; ama kimi insanların mizacı böyle olabiliyor. benim kız arkadaş mesela. normal iletişimde bile böyle tersler gibi konuşur. sanki bir şeye cellalenmiş diye çekinir çevresindekiler.
0
pangea
(11.10.24)
dürüst olmak overrated bir şey
sanıldığı kadar iyi bir huy/davranış değil.
hatta ne kadar dürüst o kadar kaba diyebiliriz.
0
abelardo
(11.10.24)
(3)

Böyle ayakkabılara ne deniyor

encokbenisevinnolur
Dışı tüylü gibi oluyor dokununca, hani derisi kalın ve kısa tüyleri olan bir hayvan gibi.Bu bir çeşit malzeme mi?Eğer öyleyse adı nedir?
Dışı tüylü gibi oluyor dokununca, hani derisi kalın ve kısa tüyleri olan bir hayvan gibi.

Bu bir çeşit malzeme mi?
Eğer öyleyse adı nedir?
0
encokbenisevinnolur
(09.10.24)
Nubuk?
0
Mirket
(09.10.24)
Nubuk tarif ediyorsun
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(09.10.24)
Tüylü gibiyse nubuk, ancak cidden parmağınızı sürtünce hafifçe iz bırakacak şekilde kısa kıllı yapıdan bahsediyorsanız süet. Nubuk tüylü hissiyatı uyandırıyor, süet gerçekten tüylü yapıda.
0
akhenaten
(09.10.24)
(22)

Bu kısa muhabbeti yorumlar mısınız? Bu talep normal mi?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar,Konuşma aşağıdaki gibi. Ön bilgi vermek gerekirse Ahmet Ayşe'nin müdürü. Ayşe iş yeri iletişim uygulamasından her mesaj attığında karşıdaki kişiye "Adı selamlar" diye girizgah yapıyor. Bu Ahmet ile de aynı. Sizce aşağıdaki talep normal bir talep mi? Yoksa müdürlük böyle mi? Ayşe:
Merhaba arkadaşlar,

Konuşma aşağıdaki gibi. Ön bilgi vermek gerekirse Ahmet Ayşe'nin müdürü. Ayşe iş yeri iletişim uygulamasından her mesaj attığında karşıdaki kişiye "Adı selamlar" diye girizgah yapıyor. Bu Ahmet ile de aynı. Sizce aşağıdaki talep normal bir talep mi? Yoksa müdürlük böyle mi?

Ayşe: Ahmet selamlar
Ahmet: Ayşe, senden bir şey isteyeceğim
Ayşe: X'e work plan template'i göndereceğim. Göndermeden önce bakmak ister misin?
Ayşe: Tabii-->> "Ayşe senden bir şey isteyeceğim"

Ahmet: Yazacağın talebi komple yazıp gönderir misin? Ahmet selamlar diye giriş mesajı atmadan. illa yazacaksan Ahmet selamlar, xxxxx, diye bir mesaj at lütfen. (Ayşe buraya onaylar emojisi koyar)
Ahmet: Olur bakarım. --->>"Z'ye work plan template'i göndereceğim. Göndermeden önce bakmak ister misin?"
0
Amaranta ursula
(03.10.24)
Ahmet haklı. İşyeri mesajlaşmaları ve mailleşmeleri taraflar için çok sıkıcı formaliteler genelde, içerikten ziyade mesaj formatını ayarlamak sıkıcı. Sonsuza kadar "merhabalar, yeniden merhabalar, iyi çalışmalar dilerim" vs döngüsü yoruyor herkesi. Dolayısıyla selamlaşma ve iyi dilekler kısmını minimumda tutmak en mantıklısı çünkü birisi size "Xxx selamlar" yazınca sizin de bunu cevaplamanız gerekiyor, gereksiz bir mesajlaşma girizgahı oluyor, kim ister ki bunu? Orada iş yapmak için bulunuyorsunuz. "xxx selamlar, yyy konusu hakkındaki dokümanı ekte paylaşıyorum iyi çalışmalar" mis gibi tertemiz bir mesaj/mail.

Yani bu sadece Ahmetin müdür olmasıyla ilgili değil, iş ortamındaki herkes bundan yorulur bir yerden sonra.
0
@stubborn inferno
(03.10.24)
ben de ahmet gibi düşünüyorum genelde ama ahmet gibi yüzleşmeci biri olmadığımdan yazmıyorum :D

birisi selamlar yazıyor, ben görüp cevap verene kadar ya da yaptığım işi bitirene kadar 15-30 dk. geçmiş oluyor. ben selam deyince karşımdaki başka bir şeye dalmış oluyor o görüp cevap verene kadar yine bir yarım saat geçiyor. böyle muhabbet çok oldu. halbuki ilk mesajda istedikleri şeyi yazsalar benim ilk cevabımda konu 15 dakikada kapanacak.
0
king lizard
(03.10.24)
King lizard +1 benim anlatmak istediğimi güzel bir örnekle daha net anlatmış eline sağlık
0
@stubborn inferno
(03.10.24)
Dünyanın en haklı isteği bu biliyor musun fakat sen yine "Ahmet selamlar" mesajı attıktan sonra karşılık beklemeden 2. mesajla derdini anlatıyorsun ben bazen "selamlar amk selamlar" demeden 2. mesaj gelmiyor, keşke tüm mesajlaşmalar sıfır selamlama ile hal hatır vs sormadan direkt konuya giriş şeklinde olsa bu kabalık değil çünkü, selamlaşma ritüeli bazen öyle bir kısır döngüye giriyor ki mesajın içeriğini bulmak için zaman harcamak zorunda kalıyoruz :(
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(03.10.24)
Aslında Ayşe selam verirken karşılık beklemeden veriyor ve akabinde diğer mesajda direkt konuya giriyor, karşı taraf cevap versin ya da vermesin. Biz arkadaş grubu olarak nezaketten maraz doğar diye yorumlanmıştık ama sormak iyi oldu karşıt görüşü görmüş olduk.
0
🌸Amaranta ursula
(03.10.24)
Ahmet abi gibi düşünüyorum ama yuzlesmem +7 açıkça soylemek kabalık gibi gelir

Merhaba sonrası asıl içeriği yazmak için cevap almayi bekliyor musun?
0
abuzer
(03.10.24)
Heh yazmışsın, selamina cevap beklemiyorsan çok da şey diil yeaa
0
abuzer
(03.10.24)
Biraz kaba bir tavır. Ben de direkt sadede gelinsin isterim ama karşıdakinin selam verme tercihine müdahale etmek pek nezaketli bir davranış değil.
0
playing star again
(03.10.24)
Ben de eskiden Ayşe gibi yapıyordum.
Sonra yabancı bir şirkette çalışmaya başladım, sadece iki türktük. Bir gün diğer türk arkadaşım yöneticisine sadece “hi maria” yazmış göndermiş ve başka da bişey yazmamış. Maria bana geldi ve dedi ki “bu ne demek oluyor?? hep böyle hello yazıp gönderiyor başka da bişey demiyor, bu çocuk pek normal değil galiba” :D Senin de ona selam vermeni bekliyor ki müsaitsen, okuyorsan lafa girecek dedim. O ne saçma şey öyle filan diye sinirlendi asdmsls. Ben de yabancılarla çalışma deneyimi sayesinde bu huydan vazgeçtim.

Ayşe’nin yaptığı aynı şey değil ama ben Ahmet’i anlıyorum. Bir mesaj bildirimi geliyor, belki o anda başka bir şey yaparken dikkati dağılıyor ve mesajı okuyor “Ahmet selamlar”, bekle ki diğer mesaj gelsin. Beklemeyip yaptığı işe geri dönse 1 dakika içinde yine dağılacak, ne yapsın oturup mesajlaşma ekranına bakarak üç noktayı mı izlesin?
Umarım ülkece bu alışkanlıktan vazgeçeriz.
0
sanxis
(03.10.24)
Selam melam boş iş. İş yapıyoruz, sade ve düz olmak zor olmamalı. Bir de nasılsınız diyeni var bunların. Cevap vermeden işi de söylemezler. En sıkıcı ve düşüncesiz iş insanı derim.

Bunu yap desen ve yapsak ne güzel. Böyle bizi rolantide bırakmasanız keşke
0
Shepard
(04.10.24)
is yeri icin normal. Bunun icin site bile var:

www.nohello.com
0
sertac akin
(04.10.24)
Ayşe, selam mesajından sonra cevabı beklemek yerine yazmak istediği şeyi yazıyorsa sorun yok. Ahmet'ten selam cevabı bekliyorsa, Ahmet +1.
0
nawar
(04.10.24)
nawar+1
0
Bruce
(04.10.24)
Eğer her seferinde konuşmanın devamını getirmek için selamınıza cevap beklemiyorsanız (ki buradan beklemediğiniz anlaşılıyor) çok gereksiz bir istek olmuş. Çünkü temelde tek seferde göndermekle aynı şey zaten bu.

Arkadaş sinrliymiş, morali bozukmuş, bunalmış. Sonra da bunu size yansıtmış.

Her seferinde merhaba yazıp daha fazla şey yazmadan merhabasına cevap bekleyen insanlarla ilgili konuşuluyor böyle şeyler. Sizin müdür de burdan temel alarak olayı ileriye taşımış. Sinirli bir zamanda, ezberden iş yapmış

Sizin durumunuzda hepsini tek seferde yazmanız daha mı işlevsel? Belki... Ancak bu şeylerin sonu yok. Her şeyi müdürün keyfine uyarlayamayız. Birinden bunu istemek yanlış bence. Beğenmesi gerekmiyor. Bu müdahale etmek için çok detay bir konu, sonu yok bunun.
0
akhenaten
(04.10.24)
Ahmet,bence, yerden göğe kadar haklı.

Ciddi odaklanma gerektiren işlerde, bu iletişim penceresi hop diye açılıyor, ne diye bakıyorsun 'Ahmet selam' .
Bir de altında " Ayşe yazıyor " ibaresi yanıp sönüyorsa bizdeki gibi, yalan yok, içimden ağır küfür ederek beklerim..

Yaz gönder kardeşim, 'Ahmet selam, template hazır göndermeden bakmak ister misin ?'.

Ben olsam Ahmet gibi girizgah da yapmam, "Ayşe lütfen selam mesajını ayırma, tek bir mesajda tamamını gönder."
0
latchet
(04.10.24)
buradaki aşırı profesyonel ve selam vermeyerek kazandığı 3-5 dk ile dünyayı kurtarmaya devam eden arkadaşlar gibi düşünmüyorum. her şeyi bir kenara bırakarak selam vermek, merhaba demek gibi insani hareketlerin devam etmesi gerektiğini düşünüyorum yoksa hayvanlardan bir farkımız kalmıyor gibi, onlar da kendi çıkardığı sesler veya fiziksel hareketler ile bir şekilde anlaşıyorlar.

çoğu zaman mailde, mesajda, aramada eğer o gün daha önce iletişimde bulunmadıysam selam veya merhaba nasılsın diyerek cümleye başlarım.

bu arada bir zamanlar ben de diğer arkadaşlar gibi bunu boş muhabbet olarak görürdüm. iyiyim desem veya kötüyüm desem ne değişecek gibi, yada zaman öldürme selam sabahla vs. vs. sonrasında bu lafların aşırı sanatsal veya mesaj kaygısı içeren 2. sınıf film ve dizilerde gözümüze sokulan ve ilk duyduğumuzda vay arkadaş haklı galiba dedirten, sonrasında ise insanlığın gereği selam vermenin var olduğunu düşünmeye başladım. böyle düşünmemde bir diğer etken de yaşadığım büyük şehirden daha sakin bir yere geçmemle oldu.
0
bravoteam
(04.10.24)
Bence hayvanlardan farkımızın bir yolu da insanların seçimlerine ve düşüncelerine saygılı olup 12 iq seviyesinde bir zeka göstergesiyle laf sokmamaya çalışmaktan da geçebilir, merhabaya selamlamaya bu kadar hassas olan ve eksikliğinde hayvanlardan bir farkının kalmayacağını düşünen insanlar medeniyetin girişi olan başkalarının fikirlerini önemseme konusunda da hassas olmalı zira belki de bizi hayvanlardan ayıran en önemli özelliklik selamlaşma ve hal hatır sormak değil birbirlerinin doğru ya da yanlış düşüncelerine saygı göstermektir diye düşünüyorum, yoksa hoşuna gitmeyen bir konuda anında leşe hücum eden bir sırtlan gibi hücum edersen hayvandan ne farkın kalır.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(04.10.24)
mobilden bakinca bildirimde benim mesaj icergini gorebiliyor olmam lazim. selam yazip gonderince ve bekleyince olmaz. hepsini yaz, is araligima alayim. is arasinda konusuruz istersen halimizi hatrimizi sorariz ama is istiyorsan direkt gondermelisin
0
mizore
(04.10.24)
selamına cevap beklemiyorsa ikinci önerideki formülü de öneriyorsa fazla bildirim almak istemediğindendir. bazı insanlar cümle cümle mesaj atıyor biliyorsunuz, çok tat kaçırıcı. bir de bu selamlar sanki gün içinde ilk kullanımında okey olabilir ama gün içinde her mesaj böyle başlıyorsa bayar bence de gereksiz bi nezaket.
0
red g
(04.10.24)
Ahmet'te kendimi gördüm, gün içinde yoğun bir yazışma oluyorsa bu şekilde yapılmasında benim açından bir sorun yok, hatta tercih sebebimdir. Gün içinde ki ilk mesajda nezaketen bir selamlaşma yapılsa yeterlidir. Mesai saatleri dışında ise ekstra bir selamlaşma yazılabilir.

Selam yazıp, karşıdan cevap gelmeden birşey yazmayanların durumu daha can sıkıcı. Çalışma hayatında bir sorun, talep varsa bunun direkt yazılmasını tercih ederim ki ilk mesajda konu neymiş öğreneyim, müsaitlik durumuna & işin önceliğine göre cevap yazayım.
0
sealth
(04.10.24)
ahmet yüzde bir milyon haklı ya. ben normal arkadaşlarımın ya da akrabalarımın bile "turuncu merhaba" diye attığı mesajlara gıcık olan biriyim. iş arkadaşım neden bana "turuncu selamlar" diye mesaj atsın ne münasebet. hepimiz burda para kazanmak için bir araya gelmiş zorunlu ortam arkadaşıyız :) ne bu selam melam.
0
turuncu tonlarda
(04.10.24)
üst ast farketmeksizin tek kalıp mesaj yazma taraftırıyım.

Ayşe: "Ahmet selam, kolay gelsin; X'e work plan template'i göndereceğim. Göndermeden önce bakmak istersen ektedir. iyi çalışmalar."

Ahmet: "Ayşe, bakıp dönüş yaparım. kolay gelsin" ya da "senin için tamamsa gönder gitsin. kolay gelsin"

yazılabilir ya da doğrudan selamlama ya da iyi dilek çıkarılabilir. bu durum mesajlaşan tarafların anlaşmasına bağlı bir durum.

tüm mecalini sayfalarca da olsa tek kalıp mesajda göndermesini isterim açıkçası.
0
phonex
(05.10.24)
(2)

bedouin’ler kimlerdir, nerelerde bulunurlar?

deartheodosia
çölde yaşayan her araba bedouin mi deniliyor? bütün arap ülkelerinde var kendilerinden. “bedevi” yani. klan değiller mi? internette okudukça bunalmaya başladım. soylu olanlar da varmış ama standart, çölde yaşayan, geleneksel araplara bedevi mi diyoruz?
çölde yaşayan her araba bedouin mi deniliyor? bütün arap ülkelerinde var kendilerinden. “bedevi” yani. klan değiller mi? internette okudukça bunalmaya başladım. soylu olanlar da varmış ama standart, çölde yaşayan, geleneksel araplara bedevi mi diyoruz?
0
deartheodosia
(01.10.24)
anlam olarak öyle. çölde yaşayan göçebe araplar için kullanılıyor. bizdeki yörüklük gibi, bir boya, soya bağlı değil, genel bir kavram.
0
dr doofenshmirtz
(01.10.24)
Sorunuzu görünce biraz bakındım, reddit'teki arapların yazıklarına falan göz gezdirdim; anladığım kadarıyla bedevilik yaşayış biçimine verilen isimmiş. Yine de belli kabilelerinin özel olarak bu şekilde yaşama bağlı kaldıkları da söylenmiş hep. Bu da haliyle zaman içinde sabitleşen bir bedevi grubu oluşturuyor, ancak bu sistemi bir şey değil. Bölük pörçük çeşitli kabileler.

Belli bir etnisiteden de söz edilemiyor. Arap kültürünün yayıldığı yerler zaten hep bir çöl ortamı barındırıyor ve çöl de bu insanların yaşam alanı. Haliyle bedeviler araplaşmış bu kuzey afrika ülkelerinde de var.

Bir de şurda ateist bir bedevi buldum :D belki ilginizi çeker, baya bir şey anlatmış.

www.reddit.com
0
akhenaten
(01.10.24)
(19)

sizin icin hayranlik veya saygi duyulacak insan kriteri nedir?

buenosdias
zeki olmasi?iyi kalpli olmasi?vizyoner olmasi? orneklerle aciklarsaniz sevinirim. tesekkurler.
zeki olmasi?
iyi kalpli olmasi?
vizyoner olmasi?

orneklerle aciklarsaniz sevinirim.

tesekkurler.
0
buenosdias
(01.10.24)
sokakta gördüğü -isterse anadan doğma çıplak olsun- birine banane deyip kendi işine bakan insana büyük saygı duyarım. güvenirim.

çıplaklıktan rahatsız olan insan olmamış insandır, sıkıntılı insandır. bunca yıllık hayatımda tecrübe ettiğim bir gerçek bu.
0
yurtsuz john
(01.10.24)
zeki insanlara her zaman hayranlık ve saygı duymuşumdur ama iyi kalpli olmadığını bir şekilde öğrenmişsem geri kalan hiçbir vasfı benim için artık önem arz etmiyor.

ama bir de sadece BAZI zamanlar sığ insanlara da saygı duyuyorum; keşke onlar gibi hayata siyah-beyaz diye ikiye ayırıp bakabilseydim, hayatı daha kolay görürdüm. mesela fanatik taraftarlar, fanatik anti x'ler filan ne güzel kafaya sahipler.
0
m e b
(01.10.24)
bence herkes kendinde eksik hissettiği veya olmasını istediği kritere hayran oluyor/saygı duyuyor.
çok sübjektif olacak ama heyecanlı, evhamlı ve endişeli birisi olarak sakin, ayakları yere basan ve iş bitirici insanlara-elbette bunları saygı çerçevesinde yapanlara hayranım.
0
birnevibahar
(01.10.24)
Bir konu hakkında bilgisi yok ise bilmiyorum diyebilen insanlara saygı duyuyorum.
0
peki madem
(01.10.24)
Basmakalip dusuncelerin esiri olmayan, ufku acik, saygili, toplum olma bilincinin farkinda olan kisilerdir.

Ilk madde ozelinde Sevan Nisanyan diyorum, "saygili" kriterinden kaldi, cunku burada karisinin basindan asagi bok doktugu iddia edilen birine "saygili" dersem hos olmaz.

Ornek olarak video atayim, adamin bilimle bir derdi falan olmasina gerek yok ancak bugun gelinen noktayla ilgili guzel yorum yapmis bence: www.youtube.com
0
mbond
(01.10.24)
Bazı insanların çok dengeli bir karakteri var. Nasıl anlatılır bilmiyorum, asalet deyince çok burnu havada duruyor; samimi deyince de çok cana yakın duruyor. İkisi de değil. İnsanlarla mesafesini kibar bir şekilde koruyabiliyorlar. Zevkleri var, ilgilendikleri şeyler var. Spesifik bir konuda derin bilgi sahibiler. Fevri davranmıyorlar. Böyle insanları görünce hemen kanım ısınıyor.
0
akhenaten
(01.10.24)
Bilgi derinliği fazla, farkındalığı yüksek, hitabet gücü olan ve Türkçeyi iyi kullanan, doğaya ve insana saygılı, toplum içinde yaşamayı tüm kurum ve kuramlarıyla sindirmiş, temiz ve bakımlı, gösterişten uzak hatta minimalist, kibar

Aklıma gelenler bunlar.

Tek bir kriter yok ki, hepsi masanın ayakları gibi, biri olmazsa bütün olmaz.
0
Mirket
(01.10.24)
Dövüşmen guzum, duruş ve entelektüel bilgi seviyesi.
0
ananiyimioguz
(01.10.24)
Çok kriter var aslında.

Yaşam hakkına saygı gösteren, hayvan, doğa sevgisi olan, sürekli tüketmeyen, ihtiyacından fazlasını almayan, emeğe saygılı, insanları dış görünüşe göre değerlendirmeyen, sömürmeyen, her koşulda nezaketini kaybetmeyen, temizliğe dikkat eden, kendini geliştiren insanlara saygı duyuyorum. Dediğim gibi daha çok kriter var aklıma gelirse ekleme yaparım.
0
rock n roll
(01.10.24)
Zengin olan
0
lapaz
(01.10.24)
saygılı insana saygı duyarım
0
abelardo
(01.10.24)
Saygılı insan+1
0
kumandanim
(01.10.24)
Çok kriter var mutlaka, çoğu da olması gereken şeyler ama özellikle şu dönemde mahremiyetine özen gösteren insanları ayrı seviyorum sanırım. Belki dünyanın en güzel yerlerinde yaşıyor, en güzel yerlerini geziyor, işinde çok başarılı, ilişkisinde çok mutlu ama çok çok az görüyoruz bunu mesela. Görgülü, sade yaşayan, görünür olmakla bir derdi olmayan insanlara daha yakın hissediyor ve saygı duyuyorum.
0
aquarium
(01.10.24)
fallout dizisindeki the ghoul karakteri gibi.

birincisi asiri zeki.
ikincisi kötülük ne cok iyi biliyor ama uygulamiyor. yalnizca karsidaki kötülük yapmak icin aksiyona gectiginde karsidakini yok ediyor. bu cok alfa bir durum bence.

bunu her duruma uygulayabilirsin.
0
robert bosch
(01.10.24)
geveze yazar +1
0
yurtsuz john
(01.10.24)
aklıma direkt Caner Eler geldi. İnanılmaz genel kültür seviyesi, işini severek yapması, saygılı ve resmi bir üslubu olması ama yeri geldi mi gevşek davranması, yaşadığı hastalığa ve engelli kalmasına rağmen bunu ne kendine dert edinmesi ne de "bakın ben engelliyim" edebiyatı yaparak bundan kendine avantaj çıkarmaya çalışması gibi sebeplerle çok saygı duyduğum biri.

Genel olarak genel kültürü yüksek kişilere saygı duyuyorum. Mesleğinde çok iyi ama mesleği dışında iki kelime laf edemeyecek kişilere de saygım çok az. Ha bi de hayatta en büyük önceliği kariyer ve para olan kişilere de saygım yok. Arada keyif p*zevenkliği yapmayan kişileri sevmem. Çok çalışkan insanlara da sinir olurum :d
0
nundu
(01.10.24)
Doğru olanı yapması. Yani bu yol zor olan yol olsa bile veya zarar görme ihtimali yüzünden endiseden gece uykuları kaçsa bile sabah kalkınca zor ama doğru olani yapması
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(01.10.24)
Zeka, bilgi, vizyonerlik falan umrumda değil.

Entelektüel birikim elde ettikçe ukalalaşan, saygısız, snob tipler beş para etmez mesela gözümde. İstediği kadar bilgili olsun. Cahilin ve okumuşun saygısızlığına eşit ölçüde katlanamam. Kesinlikle anlayış ve saygı benim için önceliktir.
0
kakaolu kremali biskuvi
(01.10.24)
gün içinde o kadar ahlaksızlık görüyoruz ve bu çok normalleşmiş durumda. insanların huyları yaşam tarzları bu olmuş. bazen ben de mi öyleyim diye sorguluyorum. saygı duyulacak insanın önce ahlaklı biri olması gerekiyor. çok sevilen biri olmasın saygılı olmasın ama önce bize lazım olana saygı duyuyorum. kimse kimseye iyi olmak herkeze saygılı olmak zorunda değil.
0
mikahakkinen
(01.10.24)
(18)

Sizce psikologun hacamatla alakası olur mu?

Kahvedesu
Psikolog olduğunu iddia eden bir kadın şunu dedi ''Klinik psikoloji uzmanlık alanım deprem travması iyileşmesi hacamat ve sülükle iyileşmesi''Sallıyor mu?
Psikolog olduğunu iddia eden bir kadın şunu dedi ''Klinik psikoloji uzmanlık alanım deprem travması iyileşmesi hacamat ve sülükle iyileşmesi''

Sallıyor mu?
0
Kahvedesu
(30.09.24)
Hacamat ve sülüğün muhtemelen kan değerlerine olumlu bir etkisi vardır, onu kastediyordur. Ama psikoloji eğitimi almak hacamat ve sülük eğitimi almış olmak demek değil. Bunların eğitimini ayrıca aldı ise belgelemesi gerekir, cv'sini ortaya koyması gerekir. Özgeçmişini veya hacamat ve sülük uygulama uzmanlığını belgelemesini isteyince verdiği cevaba göre vaziyet almak lazım diyorum.
0
muhayyer divan
(30.09.24)
Ruh çağırma seansları düzenleyip tarot falı da bakıyorsa ona, 'Olmuş' derim ben.
Yoksa olmamış.
0
Mirket
(30.09.24)
dolandırıcı sürüsü
0
ala09
(30.09.24)
hacamat ve sülük yaptıran ve faydasını görmüş bir bireyim. ama bunlar işin tezeğini çıkardı artık, ne alaka aw?? dolandırıcı bence de
0
titanyum22
(30.09.24)
Ben 3 psikolog değiştirdim isteğimi bulamadım ancak eşim kendi psikologundan oldukça memnun. Denk mi geldi nedir bilmiyorum deneme yanılma sanırım.
0
mirty
(30.09.24)
Klinik psikoloji uzmanlık alanım deprem travması iyileşmesi hacamat ve sülükle iyileşmesi üzerine de tez yazıyormuş.

Lisansı da çocuk gelişimmiş. Bütünleşik doktora yapıyormuş beynim yandı.
0
🌸Kahvedesu
(30.09.24)
hmm. eminim o doktorayı ya fatih sultan mehmet ya da ibni haldun ünisinde yapıyordur abla.
0
titanyum22
(30.09.24)
Sülük ve hacamat uygulamaları için ayrı ayrı sertifika iste özellikle de resmî evrak numaraları görünecek şekilde. Hatta bunu da belirt, araştırmam gerek, gerçek ise düşüneceğim de. Çekinme sor bunları. İçin rahat etsin, bedenine müdahale sonuçta. Uzmanlık ister.
0
muhayyer divan
(30.09.24)
Ne sülüğü ne hacamatı ya. Saçma sapan işlerle zaman kaybetme hiçbir işe yaramayacak, zırvalar. Doğru düzgün bilimsel yöntemlerle tedavi edecek birine git. Sağlığına, zamanına ve parana yazık yani üçü de risk altında bu durumda
0
nundu
(30.09.24)
Salliyorsa dolandiricilik, sallamiyorsa salaklik, cunku hacamat ve suluk bilimsel yontemler degil, bilimsel bir yonteme saygisi olan ve etige uyan biri bunu yazmaz. Her turlu uzak durulmali bence.
0
gibicibicis
(30.09.24)
Bunu yapan seni badelemeye falan da kalkar. Temkinli ol, badelenme.
0
ferenc
(30.09.24)
@gibicibicis

Hacamat ve sülüğün dünya üzerinde çeşitli üniversitelerde çalışıldığını biliyorum. Onun için uzmanlık belgelerini sorsun dedim soru sahibine.
0
muhayyer divan
(30.09.24)
@mirket ve @gibicibicis +1

Klinik arkadaşın CV: pbs.twimg.com

Bu tip şeylere inananlar tabii ki bu tip şeylerden etkilenir (bkz: plasebo etkisi). Onun dışında dışında bir faydası yok. Sabahtan akşama kadar üniversitelerde üzerine çalışsınlar. Bu onların işe yarar olduğunu değil, öncelikle işe yarama ihtimali var mı diye merak edildiğini gösterir. Alternatif olarak ise üniversite ve profesör kavramlarını çok da ciddiye almayın. Bizim ülkedekilerin %90'ı üniversite bile değil. Dünya çapında da birçoğu işte öylesine eğitim kurumu. Klinik psikoloji de aşırı donanımlı ve kaliteli insanlarla dolu değil. Temel kavramları bile karıştıran bomboş insanlar var ya torpille ya da piyasadaki eksikle bir yerlere gelen.

"İsrayil istibaratı ve ciaye cinlerle çalışıyormuş."
0
nawar
(30.09.24)
psikolojide hacamat,salavat,rüya tabiri,fal,burç vb spiritüel şeyler kabul görmez. çünkü psikoloji bir bilimdir. herhangi bir alanda uzman psikolog bu tarz şeyleri önermemeli.
ayrıca psikoloji bölümü mezunu olmayan; çocuk gelişim uzmanı, aile danışmanı, pdrciler terapi de yapamaz. sektör perşembe pazarı oldu. milletin ne doktora ne bilime saygısı kalmıyor bu tarz yalancı pazarlamacılar yüzünden.
0
mikahakkinen
(01.10.24)
çocuk gelişimi lisans mezunu olan biri nasıl klinik psikoloji bütünleşik doktorasına alınabilir, klinik psikolojiyle yakından uzaktan alakası olmayan bir konuda doktora tezi yazabilir. kaçın uzak durun rezalet
0
red g
(01.10.24)
"Bu tür şeylerin bunlara inanan insanlara plasebo etkisiyle olumlu yansımaları oluyor" tarzında bir bakış açısıyla destekleyenler var.

Şayet doğruysa bile ben bunu desteklemiyorum. Herkes kendi rolünün gerektirdiği şeyi yapmalı. Bir psikolog sırf işlevsel olduğunu düşünüyor diye hacamat önermemeli ya da yapmamalı. Bazı sınırlar olmalı. Ben psikoloğa gidiyorsam psikoloji disiplininin bana verdiği imkanlardan yararlanmak için gidiyorum. Burada psikolog olan kişi kendi disiplininin hizmet sağlayıcısı. Ben ona giderek psikolog olan X kişisinden medet ummuyorum. Psikoloji biliminden medet umuyorum, psikoloğun kendisi sadece bir kaynak. Temsil ettiği şeye uygun hizmet vermeli.

Ne yazık ki sadece bu konuda değil hiçbir konuda ilkesellik kalmadı gibi geliyor ülkede. Herkes çok işlevsel bakıyor. Üstüne vazife olan olmayan her konuda bir önerisi oluyor. Üzücü bence.
0
akhenaten
(01.10.24)
Kaçarak uzaklaşın
0
master of ceremonies
(01.10.24)
öncelikle bu kişi psikolog değil. bence onu unutmayın.
0
red g
(01.10.24)
(5)

Uzun süreli ilişkilerde yakınlık, şehvet, ilgi neden zamanla azalıyor?

psmstc
Aşk cicim ayları sonrası 5+ yıl süren evlilik veya sevgililiklerds karşılıklı ilgi, güzel sözler genel gözlemim itibariyle yavaş yavaş azalıyor. Flört dönemi ilk aylar canım cicim zamanları içinden aşk duygusuyla yapılırken sonra iki sıradan veya daha samimi iki arkadaş gibi olunuveriyor. Şehvet duy
Aşk cicim ayları sonrası 5+ yıl süren evlilik veya sevgililiklerds karşılıklı ilgi, güzel sözler genel gözlemim itibariyle yavaş yavaş azalıyor. Flört dönemi ilk aylar canım cicim zamanları içinden aşk duygusuyla yapılırken sonra iki sıradan veya daha samimi iki arkadaş gibi olunuveriyor.
Şehvet duygusu belki çok daha azalıyor. İlgisizleşme baş gösteriyor. Karşılıklı kişisel durumlara duyarsızlaşma baş gösterebiliyor.

Bunun bilimsel bir karşılığı var mı?

Tek eşli ve uzun süreli bir hayat istiyorsa çiftler bu monotonlaşma, rutinleşme, karşılıklı ilgisizleşme veya yabancılaşma adına ne derseniz bu durumlar emek verilerek mi aşar? Bu konuda video kitap sözlük başlığı var mı bildiğiniz? Şimdiden çok teşekkürler…
0
psmstc
(27.09.24)
anlasildigi takdirde tek esli olmak zorunda degil hickimse. eger sizi rahatsiz eden buysa.

ya evlilik bir kere aski öldüren bir sey. soru isaretlerini ortadan kaldiriyor. artik o yazmayinca merak etmiyorsun, aksam eve gelince heyecanlanmiyorsun falan. 5+ yillik iliskinde bastaki yasadigin duygulari hissedemezsin. ayni his devam ediyor diyen yalan söyler.

emek verilerek asilabiliyor. senin ne hosuna gider, onun ne hosuna gider vs konusup uygulamaya gecmek lazim. sizin durumunuzda cocuk da var. ilgi tabii ki cocugun üstünde artik.

kitabi bilmiyorum ama cift terapisi fayda saglar.
0
robert bosch
(27.09.24)
robert tek eslilik yorumu+1

ben bunun cozumunu ayrilmakta buldum:( ayril baris iliskimde dinamik kaliyordum iki ark gibi sagliklimsi gorunende libido agir dususe geciyor ve kendiliginden duzelmek yerine aliskanliga donusuyor
0
ala09
(27.09.24)
kıyafetlerini yere atan ve sorumluluklarından kaçan bir adama karşı şehvet hissedebilmek imkansız bir şey. yetişkin olman lazım önce.
0
titanyum22
(27.09.24)
Doğal bir sürecin niçin bir çözümü olsun ki?

Öncelikle bu karşılaştırmayı yaparken "ölü" ilişkilerden bahsetmiyorum. İki kişinin birbiriyle hiç alakasının kalmadığı ve taraflar bitirmemiş olsa dahi bitmiş denebilecek bir ilişki zorunlu bir durum değil, her ilişki ölmez.

Benim bahsettiğim ve sizin de sorduğunuzu sandığım şey olgunlaşmış bir ilişki.

İlişki ilerledikçe "ilk heyecan" denen şeyin ortadan kalktığı bir gerçek. Burada sizin ne aradığınız önemli.

Uzun süreli ilişkinizde biriyle yeni tanıştığınızdaki heyecanı ve o yenilenmişlik hissini bulamazsınız evet ancak yeni tanıştığınız birinde de uzun süreli ilişkinizdeki yakınlığı, açıklığı ve çok yakından tanıdığınız o kişiyle kurduğunuz ortaklık hissini bulamazsınız.

Yeni başladığınız ilişkide yanınızda biri olsa da aslında yalnızsınızdır. İşin heyecan kısmını oluşturan şey biraz bu aslında. Olgunlaşmış bir ilişkideyse eğer her şey yolundaysa net olarak yalnız olmadığınızı hissedersiniz. Haliyle "heyecan" da düşük olur, çünkü riskler çok daha az. Hele ki bizimki gibi bireyselliğin düşük olduğu ve özellikle de evliliklerde çiftlerin göbek bağı birlikte kesilmiş gibi davrandığı kültürlerde risk çok daha az, haliyle heyecan da.

İkisi cidden çok farklı şeyler ve bunların biri varken diğeri olamaz. Paradoksal bir şey olur sanırım bu. Bir taraftan da garip olan insanların yeni başladıkları ilişkilerde, olgunlaşmış ilişkilerdeki o rahatlık ve güven hissini araması. Cidden kafa yorulsa işin içinden çıkılmaz.

Ancak bu demek değil ki uzun süreli ilişkide sevgilinizle / eşinizle kardeş gibi olursunuz ya da hiçbir şeyi gerçekten içinizden gelerek yapmazsınız. Bu yanlış bir durum, böyle olmamalı. Bu oluyorsa sorun var demek ki.

İnsanlar sanırım henüz daha yolun başındayken biten ilişkileri yüzünden ilişkinin bu ilk evrelerindeki heyecanı ve duygu fırtınasını arayışının temeline yerleştirip hiç istemeden kaybettiği o şeyi tekrar edinmeye çalışıyor. Ama ilişki bundan ibaret değil. Bunun ötesi var ve bu düzeltilecek bir sorun değil, doğal bir süreç.

Her şeyin bir yaşı var tabi, insanların 21-25 hatta çok daha küçük yaşlarda evlenip hayatlarını birbirine bağladıktan sonra yaşamlarının geri kalan süresine ve evlendikleri kişiye bakıp kan deli akarken "e peki ya şimdi?" diye düşünmesi de bir o kadar doğaldır heralde. Uzun süreli ilişki zihnen hazır olunması ve istenmesi gereken bir şey sanırım. Bunu hazır hissettiğinizde yaşamalı ve ne getireceğini bilmelisiniz. O zaman "daha az heyecanlı" bu hayat tam istediğiniz şey de olabilir.
0
akhenaten
(27.09.24)
Sadece evlilikte değil, uzun süreli ilişkilerin neredeyse hepsinde zamanla çiğnedikçe tadı kaçan sakız havası olur.

O yüzden evli değilseniz bir süre dargın/barışık gezer sonunda ayrılırsınız. Evliyseniz farklı dinamikler işin içine girer, daha fazla sabır, daha fazla uyum gösterme çabası... İlişki bu şekilde ayakta kalabilir.
0
kimlanbu
(27.09.24)
(15)

Böcek yediniz mi ya da yer misiniz?

kullanicadi
Spoiler alert! Böcük yiyen bir abla var Hassaslar izlemesinKeşfetime düştü gece gece. Tayland'da böcek kızartılan bir tezgahın önünden geçmiştik kokusu bile içimi kaldırmıştı kendime gelememiştim. Başka bir yerde de akrepli lolipoplar görmüştüm. Büyük konuşmaktan imtina ediyorum ama ben yiyemem gibi
Spoiler alert! Böcük yiyen bir abla var Hassaslar izlemesin



Keşfetime düştü gece gece. Tayland'da böcek kızartılan bir tezgahın önünden geçmiştik kokusu bile içimi kaldırmıştı kendime gelememiştim. Başka bir yerde de akrepli lolipoplar görmüştüm. Büyük konuşmaktan imtina ediyorum ama ben yiyemem gibi geliyor yaaa:(

1) merak ettim hiç böyle yurtdışında denk gelip de yiyebilen bir babayiğit var mı duyuruda diye:)
2) insan nüfusunun çok hızlı arttığı ve mevcut kaynakların bu nüfusun yiyecek talebini karşılayamayacağı konusunda haberler çıkıyor sık sık.böcekler için geleceğin besin kaynağı deniliyor. Öyle bir şey sizce de söz konusu mu?

Bu konulardaki düşüncelerinizi merak ettim gece gece evet:)
0
kullanicadi
(27.09.24)
Çocukken karınca yerdim.
Afrika’da sinekten burger yapıyorlar. İnsan adaptasyon konusunda uzman bir yaratık. Ben de o ortamda olsaydım yerdim ama bonfile imkanı varken böcek yemek tadı ve kokusu da iç açıcı değilse, kafaya yatmıyor.
0
gabe h coud
(27.09.24)
yengeç yedim mesela abla akrep yiyor onu da yerim gibi. o tarz şeylerde sıkıntı yok ama çekirge, hamam böceği gibi çok rahatsız edici böcekleri yiyemem. farklı bir forma sokulursa belki olur da direkt kendileri gibi görünürken olmaz. olur derken tabi bir yerlerde satılıyor ve insanlar da yiyorsa tabi ki. genel olarak dünyanın bir yerinde böyle bir yemek varsa demek ki tadı birilerine iyi geliyor şeklinde düşünüyorum o yüzden denemelere açığım.
0
semaforo de medianoche
(27.09.24)
San Diego da tanıştığım bir kız ben şok içinde akrepli lolipoooop vaaaar diyince o şaşkınlığımı garipsemişti. Ben de bunları yiyemem ama Meksikalı arkadaşlar çekirge getiriyor onun tadı tuzlu cips gibi sadece onu yiyorum demişti.

Fırınlayıp un haline getiriyolarmış bir de, ben de ancak o formunda yersem yerim gibi. Tabi dediğin gibi çok yaygınlaşıp herkesin yiyor olması lazım Bi kıtlık falan olması lazım
0
🌸kullanicadi
(27.09.24)
Ben vejeteryan olduğumdan şu an tüketmem

Şimdilik gıdaya nispeten kolayca ulaşabiliyorum, diğer yandan yapay et ve susuz tarım teknolojileri de ilerliyor, bundan 20 sene sonra gıdaya ulaşım çok zorlaşır "tek seçeneğimiz" böcekler kalırsa iğrenmem çekinmem yerim

Başkaları yiyebiliyorsa demek ki o kadar kötü değildir alışılır +1
0
grimavi
(27.09.24)
Avrupa'nın göbeğinde çekirgeli muesli bar yedim. Normal muesliden farki yoktu.
O ülkeleri ziyaret etsem videodaki her şeyi yerim.
0
ismo
(27.09.24)
Yemedim ama denemek için dahi olsa yemek istiyorum. Usulünce yapılan, bir kültüre ait olup geçmişi olan bütün yemekleri denemek gbi bir isteğim var. Büyük ihtimal ya sevmem ya da tadını o zihinsel gerginliğe değmeyecek kadar sıradan bulurum heralde. Düşününce ne tadı olacak ki böceğin gibi geliyor.
0
akhenaten
(27.09.24)
deniz böceklerini ayıla bayıla yiyoruz. aynısının kara olanına bu ön yargı neden anlamış değilim.
tabular yıkılmaya başladığında gömerim :)
not:askerliği komando olarak yaptım.
0
adivar
(27.09.24)
yemedim, yiyeceğimi de sanmıyorum. formu değişmiş un haline getirilmiş falan filan olsa bile muhteviyatını biliyorsam ne formda olursa olsun yemem.

ikinci soruya gelirsek de artık kanser hücresinden yapay et yapılıyor. insanda bulunan tümörden üretilse bile -ki hepsi öyle değil- benim açımdan sorun yok onu yiyebilirim. yapay et söz konusuyken böcekleri geleceğin besin kaynağı olarak göremiyorum.
0
Improbable
(27.09.24)
1. Yemedim, yemem.

2. İnsan nüfusu artıyor ise dünyayı yapay kimyasallarla zehirlemeyi bıraksınlar, böcek yemeyi gerekli görmezler o zaman. Ayrıca kimsenin ne yiyeceğini yönetmeye kimsenin hakkı yoktur.
0
muhayyer divan
(27.09.24)
Bir şey yenilebilir ya da başkaları yiyebiliyor ya da yiyor diye biz de yemek zorunda değiliz, Amazon'u yürüyerek geçen tek insan olan ve Amazon ormanlarında yaşayan başka insanların görmediği 15 ayaklı 23 kafalı bazı canlıları yiyerek hayatta kalan Ed Stafford'a da işkembe çorbası denettiklerinde "hayatımda yediğim en iğrenç şey" demişti, demek ki başkasının ayılıp bayıla yediği geçmişinde içinde bok olan bir ürün dünyanın en midesiz insanına iğrenç gelebiliyor, hayat böyle bir şey işte. Ben yemezdim, oranın yerel halkı yiyorsa bir önyargım olmazdı ama yanımda biri denemek isteyip kırkayak kızartması yese "kırkayak kızartması yiyen birinden her şey beklenir" deyip kendisiyle olan ilişkimi gözden geçirirdim.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(27.09.24)
1) Ben yemedim, yemem, yiyene de mani olmam.
2) Olabilir ama ben görecek kadar yaşar mıyım onu bilemedim.
0
peki madem
(27.09.24)
Asla yemem, kıtlık varsa şerefimle ölmeyi dilerim :/
0
yenibirgüzelnick
(27.09.24)
Ben deniz böceği de yiyemiyorum. Ama deniz böceklerinin kıvamıyla (ve kokusuyla) sorunum var.

Çıtır çıtır kızarmış böceği, böcek olduğu gerçeğini atlatabilirsem denerim ve yerim bence. Eşim yedi, hangisini sevmişti, hangisini beğenmemişti hatırlamıyorum ama bazılarını baya severek yediğini hatırlıyorum.
0
kobuzchu kiz
(27.09.24)
merhaba. aç insan onurunu bile yer. anadoluda çin ve rusya kadar kıtlık yaşamadık ama tarihte asya uzun kıtlıklar yaşadı kültürel olarak koyuna, danaya, domuza ulasamadıklarından ne buldularsa yediler. ağaç dalları da yediler, içindeki kurtçuk/larva daha besleyiciydi onunla devam ettiler. rusya bile kedi köpek, onlarıngeç kendi evlatlarını yedi. aç insan her şeyi yer, yakın zamanda bizim çat diye yaşamamız çok zor ama gerçekleşti diyelim kıtlık çıktı, 2 nesilde yeni jenerasyon hemen uyum sağlar hic yadırgamaz. açlık/susuzluk insana her şeyi yaptırır. insan kendi çocuğunu da yer, bitince kendi uzvunu da yer.

izleyince böcek yiyen insalar şaşırtıcı geliyor ama bizim kültürümüzde de masaya kafatası geliyor. gözüyle, diliyle kafatası servis edilen bir ülke için ya bunlar nasıl böcek yiyebiliyor demek garip.

sonuç olarak ben en veganım diyen insan bile ulaşabileceği gıda yoksa hayatta kalmak için ne gerekiyorsa onu yapar, ilk ulasabilecegini tüketir.

dünyada ölüm oruçları da vardı, yamyamlık da.
0
libertine
(27.09.24)
Askerde yedim :d istemeden gitti protein niyetine :d
0
baldan kaymak
(14.01.25)
(5)

120 yıl önce klasik kol saatlerinin çarklarını nasıl üretebilmişler?

adriana lima poposu yaglayicisi
Saatin içinde 2 mm çapında dişliler, çarklar var bunları o zamanki teknolojiyle nasıl üretebilmişler cidden aklım almıyor?Bir adet kırmızı mercimek tanesi boyutundaki dişliye nasıl 1912 yılında 8 adet simetrik ve düzgün diş açabilirler, hangi teknolojiyle?El yapımı İsviçre saati yapan ustalar o zama
Saatin içinde 2 mm çapında dişliler, çarklar var bunları o zamanki teknolojiyle nasıl üretebilmişler cidden aklım almıyor?

Bir adet kırmızı mercimek tanesi boyutundaki dişliye nasıl 1912 yılında 8 adet simetrik ve düzgün diş açabilirler, hangi teknolojiyle?

El yapımı İsviçre saati yapan ustalar o zamanlar bunları eğe, törpü, kıl testere vs ile yapmıyorlardır değil mi? What's goin' on there? Teşekkür ederim.
0
adriana lima poposu yaglayicisi
(26.09.24)
Bro küçük parçaları mercek altında büyütüp uygun araçlarla üretirsin ya bu çok sorun değil bence, bugün de aynı yöntemle pirinç tanesinden gemi falan yapıyorlar, olur yani.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(26.09.24)
özel tornalar kullanılıyormuş. bu aletler o kadar yeni değiller, yüzlerce yıldır kullanılıyorlar. mesela bir örnek;

www.youtube.com

büyütecin tarihi de 1600'lere dayanıyordu sanırım. yapılır yani, nitekim yapılmış da :)
0
orient blue
(26.09.24)
Benim genel olarak gördüğüm kadarıyla insanlar geçmişi çok küçümsüyor. Antik Uzaylılar gibi pseudo-science konuların altında da bu yatıyor.

Dijital teknolojiler yoktu elbette ancak mekanik anlamda teknolojik olarak bir eksik yoktu. Seri üretim yapan otomasyon üretim bantları yoktu, ancak küçük atölyelerde daha dar ekipman yelpazesi ve daha fazla zamanla daha az sayıda olmak koşuluyla gayet üretilebiliyordu.

Zaten saatlerin zirve yaptığı zamanlardan bahsediyorsunuz. Akıl almayacak bir şey yok aslında. İnsanın bazen aklına düşüyor, o an anlam veremediği için heyecanlanıyor ama detayına bakınca anlıyor. Herkese olur. Siz heyecanlanma aşamasında buraya koşmuşsunuz heralde :D

Bakın örneğin burada yukarıdaki aletten ve teknikten daha detaylı bahsediyor, sadece kesim işlemini yaptığı videonun devamını yüklememiş;

youtu.be

bu da başka bir tanıtım videosu

youtu.be
0
akhenaten
(26.09.24)
abelardo
(26.09.24)
1600 yillarda mekanik hesap makinesi yapmışlar. Usturlap diye birsey var konum hesaplayici. Sekstanst var denizde kordinat bulabilirsin..

Gecmişdeki insanlar da üretiyor çalisiyordu. Bence biz onlara gore aptalız.
0
Fritz-X
(26.09.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.