Giriş
(6)

Bir evrağı en hızlı nasıl kargolarım?

ananiyimioguz
Şirkete bir evrak göndermem gerekiyor ve salı günü ulaşması lazım.Fakat ben pazar günü aydın da olacağım oradan pazartesi sabah erkenden versem, salı günü gün içinde şirkette olur mu? İstanbul a gidecek.Ne ile göndermem gerekir?
Şirkete bir evrak göndermem gerekiyor ve salı günü ulaşması lazım.

Fakat ben pazar günü aydın da olacağım oradan pazartesi sabah erkenden versem, salı günü gün içinde şirkette olur mu? İstanbul a gidecek.

Ne ile göndermem gerekir?
0
ananiyimioguz
(31.12.24)
Aynı gün ya da ertesi gün teslimat seçenekleri var çeşitli firmaların. Aras günaydın diye bakın örneğin, ertesi gün saat 10:00'a kadar teslimat taahhütü veriyorlar.

Bahsettiğiniz salının bugün olmadığını farz ederek yazdım.
0
akhenaten
(31.12.24)
NŞA da normal kargolar (yurtiçi, aras, mng, vs.) bir günde getiriyor. pazartesi kargoya verirseniz bir aksilik olmazsa salı günü ulaşmış olur.

garanti olsun diyorsanız ek hizmetlere bakabilirsiniz.
0
inheritance
(31.12.24)
Otobüse verseniz?
0
strawberry first
(31.12.24)
otobüse ver terminalden alsınlar.
0
jamswety
(31.12.24)
otobüs aklıma geldi de herkes uzak ya yakın yer olsa yorarım da uzak yere ayıp olur kime desem. biraz da kişisel bir şey kimse uğraşmaz sanmıyorum direkt ofise göndermem lazım.
0
🌸ananiyimioguz
(31.12.24)
ben 3-4 sene önce avrupa yakasında öğle vakti belgelerimi gönderdim, mesai saati bitmeden anadolu yakasında bir kuruma teslim edildi. yani böyle aynı gün teslimat yapan firmalar var. ben banabikurye'yi kullanmıştım.

sanırım sabah ya da öğleye doğru çağırdım kuryeyi, motorla geldi. belgeleri teslim ettim. teslim edince de mesaj geldi teslim edilmiştir diye. herhalde 3 saatte falan ulaştı.
0
candide
(31.12.24)
(2)

Borç, borç ödeme vs findekse ne sürede yansıyor?

avatar is back
Geçen gün skoruma baktım ama anlamsız bi borç gözüktü. Bazı kartlarda ödediğim diğerinde ödemediğim miktar vs karma karışık bir borç değeri vardı. Sanırım bankalardan da geç düşüyor ekranlarına, çünkü borçlarımı aynı gün öderim. Şimdi geçen hafta yine ödeme yaptım ondan önce de kredi kartları borçla
Geçen gün skoruma baktım ama anlamsız bi borç gözüktü. Bazı kartlarda ödediğim diğerinde ödemediğim miktar vs karma karışık bir borç değeri vardı. Sanırım bankalardan da geç düşüyor ekranlarına, çünkü borçlarımı aynı gün öderim. Şimdi geçen hafta yine ödeme yaptım ondan önce de kredi kartları borçlarını temizlemiştim. Arada 2 krediden birini de kapadım. Bunların tamamının etkisini ne zaman görebilirim acaba? 1 aya yansır falan diyen var.

Not: hem borçları ödediğimin findeks ekranına yansıma süresini soruyorum hem de temiz bi borç değerinin yeni skorumu ne zaman oluşturacağını soruyorum
0
avatar is back
(31.12.24)
3-4 gün sürüyor max bende.
0
jelly bear
(31.12.24)
Buna net cevap vermek zor. Bakın örneğin aşağıda findeksin kendi hazırladığı SSS bölümünde buna değinmiş. Linki açınca "Risk raporundaki veriler ne sıklıkla güncellenir" diye bir bölüm var.

Orada "bazı" bilgilerin günlük, "bazılarının" aylık güncellendiği yazılmış ve geciken borcun ödemesinin aynı gün kredi notunu etkilemediği belirtilmiş. Bunu aynı şekilde genel anlamda "kapatılan herhangi bir borcun aynı gün notu etkilemediği" şeklinde de pek ala yorumlayabilirsiniz. Özellikle ödeme planı aylık takvime göre düzenenlenen veriler aylık iletiliyor olmalı. O da ayın gününe göre size yakın veya uzak bir tarih olabilir.

Bankalar findekse bildirimde bulunuyorlar. Findeks de bu verileri işliyor. İki aşamada da gecikmeler veya kurumların çalışma şeklinden kaynaklı farklılaşmalar olabilir.

www.findeks.com:~:text=Notu%20etkileyen%20bilgilerin%20b%C3%BCy%C3%BCk%20k%C4%B1sm%C4%B1,notunu%20ayn%C4%B1%20g%C3%BCn%20i%C3%A7inde%20etkilememektedir.
0
akhenaten
(31.12.24)
(9)

Squid Game gerçek hayatta oynanamaz mı, gerçek ölümler olacak?

Cesario
Her gün intihar vakaları var. Çoğu bence fakirlikten. Mesela ötenazi var. Genç kız depresyon yüzünden ötenaziye başvuruyor ve kabul görüyor. Sakat değil, felç değil.. https://tr.euronews.com/2022/10/08/isid-saldirisindan-kurtulan-genc-kadin-travma-sonrasi-23-yasinda-otanazi-ile-yasamina-son-Saçma sa
Her gün intihar vakaları var. Çoğu bence fakirlikten.

Mesela ötenazi var. Genç kız depresyon yüzünden ötenaziye başvuruyor ve kabul görüyor. Sakat değil, felç değil.. tr.euronews.com

Saçma sapan suçlar, adli vakalar, toplu ölümler, işkenceler vs..

Diş çektirirken bile imzalar atıyoruz, ölürsek suçlu doktor ya da hastane değil diye.

İnsanların ölüme razı gelebileceği gerçek bir squid game nasıl olur?

Dünyada kaç milyon insan izler ya da siz izler misiniz?

Öldürme işlemlerini de robotlar ve yapay zeka yapar. İnsanlar zaten imza atacak yasal prosedür de tamam..

Uçuk gibi gelse de izlediğimiz şeylerden mi ülkede gördüğümüz adli vakalardan mı bilmiyorum ama böyle bir olay olsa bir tek bana mı normal geliyor?

Hangi ülkede/kıtada buna yasal zemin en kolay şekilde hayata geçirebilir? Afrika ülkeleri mi, Asya mı, Amerika mı, Avrupa mı?

Son Sorum: Tamam kabul uçuk bir ihtimal ama böyle bir şeyin gerçek olabilmesi adına gereken yozlaşmayı tüm Dünya yaşamadı mı yoksa daha var mı mesafe?
0
Cesario
(30.12.24)
Dünyada milyonlar izlenir, para basar.
izlemem.

Bu yozlasmanin yaşanmadığını düşünüyorum ve yasamasini da bizim gorecegimizi sanmam. Olursa "abi devlet karışmasın, insan istediğini yapar" fikrini yüzde yüz savunan ülkelerde olur bence.

Ötenazi ile bu farklı şeyler tabi.
0
logisticsmanager
(30.12.24)
başvuru sayısında rekor kırar.
0
alt4y
(30.12.24)
Hem dünya o seviyede değil, biz negatifi daha çok gördüğümüz ve aklımızda kaldığı için öyle düşünüyoruz hem de böyle hayatına önem vermeyen yoksul insanları tv şovu için birbirine kırdırmaktan daha verimli işler vardır yani illegal alemlerde. Orada kullanırlar.

Bi de hukuk sistemi falan yediremezsin yani benzerini. Bu squid game ya da hunger games gibi olaylar şimdilik sadece distopik fikirler.

Bi de biz hep negatif görüyoruz ama aslında teknik olarak insanlık olarak en az açlık, yoksulluk çektiğimiz dönemlerdeyiz. Ha ne olur mesela, neoliberal politikalar ve ai gibi teknolojilerin ölümcül kombinasyonu sonrası işler çok ters gider ve gerçekten bir avuç zengin dışında herkes açlık sınırında olursa belki olabilir
0
nundu
(30.12.24)
Tersten bakarsak dünya zaten bir squid game bence gerek yok
0
olaylar olaylar
(30.12.24)
Ben katilirdim. Acim sona ererdi
0
lapaz
(30.12.24)
Bence sosyal medyayı fazla kaçırmışsınız. Elbette ki böyle bir şey yapmaya kalkarsanız bütün dünya ayağa kalkar. Yani buna olumlu bakacak milyonlarca kişi de bulabilirsiniz ama mesele bu değil ki? Dünyada insanların öldüğü bir squid game'den daha fazlasını yapabilecek de çok fazla insan var, hep vardı. Ancak buna tepki gösterecek daha fazla insan var, aksini düşünmüyor olmalısınız.

Bir veya birkaç ülke çeşitli davalar ve uzman görüşleri eşliğinde tartışmalı bir ötenazi kararı veriyor diye bu onlarca kişinin şakır şakır öldüğü bir oyunu nasıl mümkün kılabilir ki hocam :D En başta o ötenazi kararının verildiği ülkelerdeki insanlar ayağa kalkar.

Bir durup düşünün.
0
akhenaten
(30.12.24)
dünya yozlaşmıyor. insan hep yozdu, artık sadece görünür oldu, hepsi bu. insan hakları, sosyal farkındalık, vs. konusunda da en ileri ve medeni yılları yaşıyoruz. ister kabul edin ister etmeyin. değil gerçek squid game, yarışmacıların tırnağına zarar gelecek bir yarışmayı bile yapmak zor günümüz dünyasında.
0
sir gawain
(31.12.24)
Özellikle araştırmadım ama mutlaka vardır böyle yarışmalar. Yüzlerce kişi olmasa bile, onlarca kişinin katıldığı yarışmalar düzenleniyor ve belli bir gruba yayınlanıyordur.

Topluma açık olması mümkün değil. Yasal olarak bundan yırtamazlar. Çok zengin ve nüfuzlu kişiler olsalar bile, hapis yatarlar. Dilan polat vakası olur. Sessiz sakin yeseydi, instagram'da afişe etmeseydi, 1 gün bile hapis yatmazlardı. Ayrıca her yer Türkiye değil, 9 ay yatıp çıkamazsın...


.
0
kartallar yuksek ucar
(31.12.24)
Gerçek hayatta olmadığını nerden biliyoruz. Dizide bir avuç zengine sunulan bir eğlence olarak yansıtılıyor. Darkwebde yeterli tutarı yatıranların canlı yayında izlediği suçlarla ilgili başka yapımlar da var.

İzlemezdim. X ünlünün sızdırılan bilmemne konulu videosu çıktığında da izlemiyorum.
0
zihua
(31.12.24)
(19)

Astrolojiye inanıyor musunuz?

tahirkemalbozoglu
Isyerindeki kadınlar sabahtan akşama kadar astrolog dinleyip kahve içiyor ve herkesin kendilerini kıskandığını, kötü enerji yaydiklarini düşünerek tütsü yakıyorlar. Buna nasıl inanıyorlar anlattıklarını duysanız kicinizla gülersiniz. "Bu aralar boğa burcu baş ağrısı yaşayabilir" diyor mesela hemen "
Isyerindeki kadınlar sabahtan akşama kadar astrolog dinleyip kahve içiyor ve herkesin kendilerini kıskandığını, kötü enerji yaydiklarini düşünerek tütsü yakıyorlar. Buna nasıl inanıyorlar anlattıklarını duysanız kicinizla gülersiniz. "Bu aralar boğa burcu baş ağrısı yaşayabilir" diyor mesela hemen "AA evet başım ağrımıştı gerçekten de geçen gün" diyor. Mal mısın lan sen?
Siz ne diyorsunuz?
0
tahirkemalbozoglu
(30.12.24)
Malsf var böyle insanlar :( üzücü
0
abuzer
(30.12.24)
muabbetine konuşuyorum ancak inanmıyorum. ortak nokta bulunacak konu olmayınca olay burçlara geliyor. genel olarak konu açma dertleşme aracı burçlar. yoksa inanma falan çok saçma.

yükselen alçalan, yok parayı ona göre ayarlama sevgiliyi buna göre seçme. çok saçma.
0
mikahakkinen
(30.12.24)
@sanem tereyaginin tadi cok guzel cunku. Hala gelecek varsa yardimlarini bekliyorum.
0
🌸tahirkemalbozoglu
(30.12.24)
Astrolojiye ciddi ciddi inanan insanların burçlarını dikkate alıyorum. Yani birisi sabahtan akşama kadar ben başak burcuyum başak burcu şöyledir diye dolanıyorsa başak burcu tanımına bakıp onun karakteri hakkında yorum yapabilmek mümkün oluyor genelde. Bu kişi bağdaştırmış kendini çünkü, daha önce öyle değildiyse bile yıllar boyu gerçekten başak burcu neyse o olmuş.

Onun dışında kişinin doğduğu anda bazı gök cisimlerinin konumuna göre bir karaktere sahip olduğuna bizzat kendim inanmıyorum.
0
akhenaten
(30.12.24)
"bugün yayları büyük bir sürpriz bekliyor, boğalar ise kendilerine sağlık yönünden dikkat etmeli. gelecek hafta oğlakların kapısını büyük bir iş fırsatı çalacak, teraziler ise kalp kırıklığı yaşayabilir." şeklinde günlük-haftalık-aylık-yıllık "öngörü"lere hiç inanmam, bunları dikkate almam. keza "yay erkeği, akrep kadını ile asla uyumlu değildir.", "boğa kadınları etrafında kova erkeği gördükleri an arkalarına bakmadan kaçmalıdır." gibi yönlendirmeleri de buna uyan kişileri de saçma buluyorum.

ama daha yumuşak biçimde "yaylar mükemmeldir, oğlaklar tırttır, kovalar candır, başaklar fıstır, ikizler fasa fisodur." şeklinde genel yorumları okumak hoşuma gidiyor her ne kadar barnum etkisi olduğunu bilsem de. işin garibi, bu burçlardan haberdar olmayanlar bile bu genel kalıplara uyuyor gibi.
0
m e b
(30.12.24)
İnanmam, aşırı inanıp her şeyini burçlara göre yaşayan, venüsü şu evdeymiş falan diye flört analizi edecek kadar kafayı bozmuş kişilere de mesafe koyarım.

Ama yani arada bir kafayı yememiş derecede inanan biriyle burç muhabbeti yapmayı seviyorum. Kökenleri mitolojiden geldiği için az buçuk yunan mitolojisi bilgisiyle doğru(!) yorumlar yapılabiliyor. Geyik yapması, arkasındaki mitosu incelemesi falan eğlenceli.
0
nundu
(30.12.24)
Biriyle kısa bir sohbetten sonra burcunu doğru tahmin eden insanlara çok şaşırmakla birlikte inanmıyorum.
Burcumu ve yükselenimi biliyorum sorulunca söylerim o kadar. Karşımdaki burcunu söylediğinde herhangi bir burçla ilgili bir şey dendiğinde falan kalıyorum öyle mal gibi. Sıfır bilgi.
Bir de doğum tarihini söylediğin an burcunu anında söyleyenlere hayranım :D

Bu işe gerçekten mesai harcıyor insanlar inanılmaz.
0
mutekebbir
(30.12.24)
çok saçma. bunu eğlenmek 2 kıkırdamak için yapsalar neyse ama ciddi ciddi ciddi inananlar var. ben asla inanmam. burçların özelliklerini de bilmem. kendi burcum da bana uymuyor zaten.

burç falıymış, enerjiymiş bunlar aşırı uydurma şeyler.
0
art cat chocolate
(30.12.24)
Ben varim. Anlamam ama inanirim. Tarot bilen varsa dm lütfen.
0
Kahvedesu
(30.12.24)
astrolojiye inanan insanın rasyonel kararlar verebileceğini düşünmüyorum, bu insanlar kolay kontrol edilebilir. düşünmeye değil inanmaya meyilli oluyorlar.

ayrıca:(bkz: barnum etkisi)
0
orpheus
(30.12.24)
Tabii ki hayır. Tanrısız kalıp spiritüel ihtiyaç doyurmaya çalışanlar bin bir zırva ile tokatlanıyor, kendi hayatında ve başarılarında tatminsizlik yaşayanlar da fallar, burçlar, manifestler ve tarotlar ile ümit arıyor. Böyle bir çöküş sürecindeyiz. Bir agnostik olarak tanrıdan uzaklaşma konusunda sorun yok da yerine doldurmak istedikleri tam bir beyaz yaka tokatlama kapısı.
0
nawar
(30.12.24)
ben inaniyorum. inananlar inanmayanlara mal demiyor ama inanmayanlar diyor nedense.
kiskanmayin siz de inanin.
0
sonsuz
(30.12.24)
Burçlar var ama bunun kaderinize, karakterinize bir etkisi yok.

Bunun psikolojik bir adı var sanırım. Birine rastgele bir burçtan, bir şey okuyorsun. "aa aynı ben" diyor. Başka burcu okuyorsun, "bu benim" diyor :) Herkese uyuyor yani bu yorumlar.

Eğlencesine bakıyorsanız neyse ama ciddi inanmak sıkıntılı bence.


.
0
kartallar yuksek ucar
(30.12.24)
@kartallar yuksek ucar: zaten ben ve @orpheus ondan bahsetmişiz :))
0
m e b
(30.12.24)
İnanmıyorum. "Malca" diyemem ama bir insanın hayatının yönünü kendi doğduğu gün ve saate göre gezegenler tarafından tayin edildiğine inanması en hafif ifadeyle çocuksu geliyor.
0
salihdt
(30.12.24)
Sorudan bağımsız, burçlara ölümüne inanan ya da hiç inanmayan insanlar inanılmaz sıkıcı geliyor bana. Ortası güzel. Olması gereken o gibi.
0
sekizdokuzon
(30.12.24)
hiç bir şekilde bu tür şeylere inanmıyorum. insanların gerçek hayattan kaçmak için sığındıkları bir alan olduğunu düşünüyorum. örneğin sürekli kararsız kararsız ortada dolaşıyor, ben eşek kadar oldum ama kendimi geliştirip muhakeme bilincine ulaşamadım demiyor da ikizlerim ya ondan kararsızım, bi dediğim diğerini tutmuyor ehi ehi diyor. ya da götünü kaldırmamış tüm yıl, yatmış yuvarlanmış yemiş içmiş, ataletten zihnen bitlenmiş, böyle demiyor da bilmem venüsün kıçı ters açıyla retroyla çarpıştı o nedenle 2024 yay burçları için çok kötüydü diyor. gibi gibi örnekler çoğaltılabilir.

tabi ki örnekleri keskinleştirdim biraz ama bu konulara kendilerini çok kaptıranları kastettiğim anlaşılmıştır diye düşünüyorum.

bu arada salt kadınlar böyle değil, gayet çok sayıda erkek var ortada kendini burcu üzerinden tanımlayan.
0
Phoebe
(30.12.24)
hızımı alamadım sizinle de paylaşayım.

neden bazen yediğin bir şey çok lezzetli gelirken bir daha aynısı olmuyor? bir kere başka bir şehirde tanıştığım adam beni ziyarete geldi ve sevişmeye karar verdik. öyle bir saat buldum ki, ikimiz de ne olduğunu şaşırdık. karşılıklı saplantı oldu o sevişmeler. ben böyle bir şey yaşamamıştım. sonraki görüşmelerimizde o kadar yoğun olmadı mesela...

mesela bu gece 00:27'de başlamak istediğiniz ilaç takviyesi varsa alın. faydasını yükseltir.
0
mathilda.may
(30.12.24)
anteelope_
(01.01.25)
(8)

flörtü instagramda eklememek ilişki suçu mudur?

ala09
nisbeten gizli tutmaya çalıştığım biri. önceden ekliyken bir tartışmadan sonra silmiştik şimdi tekrar sık sık link paylaşımı nedeniyle eklemek istedi ben de no gizli tutmaya özen gösteriyorum dedim(ortak tanıdıklar sebebiyle). "dayımın hapse girdiği tarih :D" dedi. ben de DM attım eklemedigim halde
nisbeten gizli tutmaya çalıştığım biri. önceden ekliyken bir tartışmadan sonra silmiştik şimdi tekrar sık sık link paylaşımı nedeniyle eklemek istedi ben de no gizli tutmaya özen gösteriyorum dedim(ortak tanıdıklar sebebiyle). "dayımın hapse girdiği tarih :D" dedi. ben de DM attım eklemedigim halde instadan. o da engelliyorum seni bana yazma oradan dedi sonra muhabbet bitti. akşam bir araya geldik ama baş başa değildik pek konuşmadı ve aşırı tripliydi. ondan sonra da hiç konuşmadı

dedi dedim anlatım yöntemiyle dinlediginiz bu hikayenin haklısı kimdir?

tşklr
0
ala09
(29.12.24)
instagramda eklesmek isteyip eklenilmeyen. eski flört diyince bence artik.
0
sonsuz
(29.12.24)
Suç denmez ama kuşku uyandırıcı bir hareket, bende soru işareti oluşturur sorarım sorgularım neden diye.

Senin konu özelinde, neden gizli tutmaya çalıştığınla alakalı. Karşı tarafı ikna edememişsin ki trip atıyor. Önceden eklemiş olman da onu biraz haklı hale getiriyor olabilir.
0
Bruce
(29.12.24)
Düzgün bir Türkçe ile anlatım bilgisi şart, ilişki suçu olup olmadığına daha sonra hüküm vereceğim.
0
feastofthedamned
(29.12.24)
bu toksikligi yaşadim. o haksiz.
0
deckard
(29.12.24)
Senin şu duyuru ilk cümlelerin ve "dedi dedim anlatım yöntemiyle" kısımların süper komik.

O haklı. O HAKLI. Beni eklemeyen karşı cins şüpheli olur gözümde. Acabalar uçuşur.
0
Shepard
(29.12.24)
Shepard +1
0
baldan kaymak
(29.12.24)
Ben çok şaşırdım soruyu okuyunca ama kimse şaşırmamış :D

Birisi beni instagram'da eklememekte ısrar etse bunu sorun ederdim, çünkü ilişkimizi sakladığını düşünürdüm. Ben bunu kabul etmezdim.

Sizin ilişkide olduğunuz kişi de bunu kabul etmemiş, sadece sizi ikna edemediği ancak sizden de vazgeçemediği için kabul etmiş gibi yapmış. Belki kendini kabul ettiğine, böyle yürüyebileceğine inandırmış. Ama olmamış, rahatsız bundan. Yani sorun instagram değil, yanlış yere takılıyorsunuz. Siz ilişkiyi açık edene kadar ya da ilişki bitene kadar her zaman başka bir noktada sorun çıkacak. Mesele instagram değil, bunu görmemekte ısrar etmeyin bence :D Sorun bu.

Bence burada haklı da yok. İlişkiyi saklamak güven verici değil. Saklı bir ilişkiyi kabul etmiş gibi görünmek de hoş değil.
0
akhenaten
(29.12.24)
bilmiyorum iki taraf da kendine göre haklı. daha önce bitirdiğim bir flört olsa etraftaki herkese de yayılmış olsa ikinciye eklemek istemeyebilirdim emin olana kadar. öte yandan da bu neyin tribi sanki bana tarkan papparazilerden ilişkisini saklıyor ekle işte diyesim geliyor. bilemiyorum altan
0
Mossy
(30.12.24)
(6)

Efexor tecrubeleriniz

sanguine
Nelerdir, hangi şikayetle basladiniz, ne kadar (hem süre hem dozaj olarak) kullandınız, hangi oranda iyi geldi, yan etkileri hangi şiddette yaşadıniz,
Nelerdir,

hangi şikayetle basladiniz, ne kadar (hem süre hem dozaj olarak) kullandınız, hangi oranda iyi geldi, yan etkileri hangi şiddette yaşadıniz,
0
sanguine
(29.12.24)
Orta depresif nöbet, anksiyete.

İlk kullandığımda etkisini görmedim için her ay 75mg yükseltildi. En son 375mg. Sabah 225 akşam 150. 2 yıl oldu başlayalı.

Ben bir işe yaradığını düşünmüyorum. Doktor bırakırsan daha kötü olursun diyor. En büyük yan etkisi aşırı terleme. Birde 150-200mg kullanırken göğüsde ağrı yapıyordu.
0
substituent
(29.12.24)
Baya bir zaman önce majör depresyon tanısıyla yazmıştı doktor.

Kademeli olarak 150mg'a çıkıp azaltırken başka ilaçlarla değiştirerek bıraktırmıştı.

Neticede depresyonum geri dönmemek üzere geçti, ancak şu noktada işe yaradı diye belli bir zaman söyleyemem, fark edilmeyecek kadar belirsiz bir geçişti.

İlacı almadığım günler o meşhur elektriklenme etkisiyle her tarafımı çarpıyordu. Bir haftasonu elimdeki kutunun bittiğini fark edip tüm haftasonu böyle geçmez deyip acile gittim. Psikiyatrist varmış neyse ki derken doktor bana uyuşturucu bağımlısı muamelesi yapmıştı :D ben diyorum ki "bakın yan etkileri son derece fiziksel, yani ayakta duramıyorum, kafamı sağa sola çevirirken gözümde şimşekler çakıyor" kadın diyor ki "bağımlı olduğun ilacı sana yazamam" :D ben diyorum "ya benim reçeteli ilacım bu, zaten doktorum bu hastanede, ilacı yazan o" olduramadık bir türlü.

Sonucu iyi oldu, ama kullanması güç bir ilaçtı. Tabi öyle "gözlerim yaşla doldu, hayatım karardı" gibi bir drama gelmesin aklınıza. Sadece o gün almayı unutursanız kendini hatırlatıyor.
0
akhenaten
(29.12.24)
Benim de çok yıllar önce, majör depresyon teşhisiyle başlamıştı ve kademeli olarak sanırım 200 mg'a çıkmıştık. Çok zor bırakabilmiştim, epey bağımlılık yapıyormuş demek ki. Alışma süreci bolca mide bulantısı baş dönmesi içeriyordu o zaman. En az 15 yıl diyebilirim.

Sonrasında yeniden depresyon geçirdim, beni paklayabilen tek ilaç prozac oldu ama muhakkak psikoterapi almak şartıyla. Yoksa sadece ilaçla insan dengeye gelmiyor.
0
muhayyer divan
(29.12.24)
Eski nesil ilaçlardan diye hatırlıyorum. Neden efexor? Bunu sorardım.
0
hebanon
(29.12.24)
ben 15 sene antidepresanların envai çeşidini kullanmış xanaxları üçer beşer atan birisi olarak beni yataklara düşüren tek ilaç bu efexor olmuştu.

15 gün boyunca bildiğiniz fiziksel olarak acı çektim ve ayağa kalkamamıştım. aniden bıraktığım için olmuştu ama asla unutamıyorum.
0
kaptan maydanoz
(29.12.24)
ev arkadaşım kullanıyor.

gördüğüm en zeki insanlardan biri.

fayda etmiyor. benzer problemler yaşadığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. ben bu süreçte önce selectra kullandım, çok iyi geldi, sonra rüyalar çok net ve rahatsız ediyor diye doktorumun tavsiyesiyle prozac'a geçtim. mental olarak gayet iyiyim.

ev arkadaşım ise kolunu kıpırdatacak enerjiye sahip değil aynen maydanoz'un dediği gibi. yakın zamanda başka bir terapiste gitmeye karar verdi.

o açıdan hiç kullanmamış olmama rağmen efexor'a karşı negatifim açıkçası. en sayko haliyle bile şahane işler yapacak adamı maymuna çevirdi resmen ki bunu sıkı bir terapist & ilaç hayranı olarak söylüyorum.
0
mark greg sputnik
(29.12.24)
(3)

Bu tür insanlara karşı tavrım ne olmalı sizce?

Zetnikov
(A) 40lı yaşlarda (B) 50li yaşlardaBunlar tekli halde benimle buluştuklarında ikiside birbirlerinin arkasından ağır şeyler söylüyolar. sürekli neagtif aşagılama vs olumsuz konuşuyorlar.tek tek karşıma alıp konuştum dedim madem birbirinizi sevmiyorsunuz bu kadar hakarete kotu soze gerek yok gorusmezs
(A) 40lı yaşlarda (B) 50li yaşlarda

Bunlar tekli halde benimle buluştuklarında ikiside birbirlerinin arkasından ağır şeyler söylüyolar. sürekli neagtif aşagılama vs olumsuz konuşuyorlar.

tek tek karşıma alıp konuştum dedim madem birbirinizi sevmiyorsunuz bu kadar hakarete kotu soze gerek yok gorusmezsınız olur bıter yani anlattım guzel bı dılle ıkısıne de

konusmamızın ertesı gunu ıse gıdıyorum bı bakıyorum cafede beraber kahve ıcıp sohbet edıyorlar
bu bır defa olmadı hep aynı terane

benım karakterıme ve yapıma baya ters bısey mesela hangı yuzle o kadar laf soyledıgım adamla tekrar bıde ertesı gunu bulusup hıc bırsey olmamıs gıbı gorusebılırım

ikisinede tekmeyi basayım mı kafamda? yoksa herkesın bana yaptıgı taktık olan yedek kulubesıne atıp uzakta mı bekleyeyım bende?
0
Zetnikov
(29.12.24)
Birbirleriyle sürekli tartışıp birlikte çok vakit geçiren insanlar var. Bunlar illa ki birbirlerine karşı art niyet güdüyor olmak zorunda değiller. Hayvanların boynuz tokuşturması gibi düşünün. Eğleniyorlar bunla ve birbirleriyle gerçek anlamda sorunları yok. Sizinkiler böyle mi değil mi bilmiyorum tabi ama var böyleleri.

Her şey tekmeyi basmak veya yedek kulübesine atmakla sonuçlanmamalı bence. Son zamanlarda arkadaşlık konusu çok fazla sevgililik ilişkisi gibi ele alınır oldu gibi geliyor bana.

Tabi ki kişiler ne kadar arkadaşınız onu da bilmiyorum, eğer sadece "tanıdık çevre" içerisindenseler bu kadar kafa yormayın bence, baktınız tuhaf geliyor çekilin aradan ya da bu ikili tartışmaya beni karıştırmayın deyin geçin.
0
akhenaten
(29.12.24)
Çok var bunlardan. İş yerimde içten içe birbirinden nefret eden 2 kişi var. İkisi de bu durumu benimle paylaştı. Canım diye hitap ediyorlar birbirine.
Ben karışmıyorum ilişkilerine. Dedikodu yaptıklarında yorumsuz bir şekilde dinliyorum. Biliyorum ki bir şey desem benim aleyhime kullanılacak. Bunu farkettikten sonra daha az görüştüm. Tamamen silemiyorsun çünkü aynı iş yerindesin.
0
bakur basur rojava rojhilat
(29.12.24)
Is ortamında olabiliyor maalesef. Akraba, komsu olsa uzak durursun belki ama işyerinde daha çok yüz yüze gelme durumu var.Birbirlerinin arkasından atıp tutmaya başladıklarında şu anda bunu dinleyecek durumda değilim diyip konuyu değiştirin
0
pembediken
(29.12.24)
(6)

Asgari ücret sorunsalı

feastofthedamned
Hükümetlerin görevi taban ücretini belirlemektir, alınması gereken maaşları değil. Şu durumda asgari ücret ister 22k olsun ister 32k, ülkenin mevcut çalışma koşulları değişmedikçe miktarlar bir anlam ifade etmeyecek. Hak edilen maaşı vermek devletin değil işverenin sorumluluğu değil midir ?(elbette
Hükümetlerin görevi taban ücretini belirlemektir, alınması gereken maaşları değil. Şu durumda asgari ücret ister 22k olsun ister 32k, ülkenin mevcut çalışma koşulları değişmedikçe miktarlar bir anlam ifade etmeyecek.

Hak edilen maaşı vermek devletin değil işverenin sorumluluğu değil midir ?

(elbette ki ülkenin çarpık ve kötü ekonomisinin baş sorumlusu akepedir ama sadece asgari ücret bağlamında bunu sormak istedim).
0
feastofthedamned
(28.12.24)
İşverenin sorumluluğudur. Ancak asgari ücretten de aşağı çalışmayı kabul edecek kitlelerin çok olduğu bir ortamda devletin bu ücreti insanca yaşam için belirli bir oranda tutma ve bunu denetleme sorumluluğu vardır.

Gelir adaletinin sağlanması için bu şarttır.
0
Mirket
(28.12.24)
işverene göre günde bir parça ekmek yeter sana. ölmedikçe sıkıntı olmaz
0
wd40
(28.12.24)
Komisyon en alt alt sınırı belirliyor.
Üstünü vermek ise işverenin
gönlüne kalmış.

Özellikle zamların belirlenme sürecinde nedense hiç haber olmayan ve konuşmayan patronlara, iş verenlere de mikrofon uzatmak lazım.
0
diyecevaplandı
(28.12.24)
öyle de, devlet belirlemiyor zaten. geliri olan bir çok yer asgari üstü veriyor zaten
0
avatar is back
(28.12.24)
Kârı maksimize etmek de kapitalizmin görevi :)
0
grimavi
(28.12.24)
Öyledir değildir bu biraz ideolojik bir konu. Farklı ekonomi politikaları farklı cevaplar verebilir, ancak şu var ki iyileşmeniz için kolunuzun kesilmesi gerekiyorsa kimse bağırmanızı anormal bulmamalı.

Asgari ücretin fazla artmaması olumlu desek bile bunun kısa vadede zor durumda bırakacağı insanlar var. Bir şey sırf doğru diye kontrollü deney ortamı gibi stabil sonuçlar doğurmasını beklememek gerek. Asgari ücret alan insanların ya da maaşları asgariye yakınsayan insanların peki madem deyip kahvesini yudumlaması gerçekçi değil.
0
akhenaten
(29.12.24)
(5)

bist

hknty
şurada bist 100'ün grafiği var. 3 gün önce 25 aralık'ta gap'lı olarak yüksek bir noktadan açılmış. ertesi gün de mb faiz kararını açıkladı. sanırım onun etkisiyle oldu. nasıl önceden bu şekilde tepki veriyor? çünkü karar açıklandıktan sonra çok artmadı. ya da 25 aralık'taki artışın sebebi başka mı?
şurada bist 100'ün grafiği var. 3 gün önce 25 aralık'ta gap'lı olarak yüksek bir noktadan açılmış. ertesi gün de mb faiz kararını açıkladı. sanırım onun etkisiyle oldu. nasıl önceden bu şekilde tepki veriyor? çünkü karar açıklandıktan sonra çok artmadı. ya da 25 aralık'taki artışın sebebi başka mı?

imgur.com
0
hknty
(27.12.24)
Faiz kararindan bir gun once asgari ucret aciklandi, piyasa karari begendi.
0
sertac akin
(27.12.24)
Borsalar genelde olani değil olacağını düşündüğü şeyi fiyatlar.

Siz asgari yükselmiş haberini alınca piyasa zaten fiyatlanmis oluyor misal.

Kaç günlerdir piyasalar faiz kararini böyle bekliyordu, ondan fiyatlanmisti yani.
0
logisticsmanager
(27.12.24)
İnsider trading diye bir kavram var.

Yani öyle oldu demiyorum tabii de :)

Yani başka bir ülkede olsa öyle düşünürdüm. Bizim güzel ülkemizde olmaz öyle şeyler.
0
Mirket
(27.12.24)
peki insider trading olmadan bu piyasanın fiyatlayacağı bilgiye nasıl ulaşıyor insanlar? nasıl doğru tahminde bulunabiliyor? herkes iyi mi analiz yapıyor? çünkü bir şirket ya da borsanın geneli için konuşulan şeyler gerçekleştikten sonra değil önceleri yükselmiş ya da düşmüş olabiliyor. e duyunca da geç kalınmış olunuyor.
0
🌸hknty
(27.12.24)
@hknty kamuya açıklanan haberler artık haber zincirinin son noktası öyle düşünün.

Piyasada fiyatlama öngörüler yoluyla başlıyor, birçok şirket ellerindeki ilgili uzmanlarca bir öngörüde bulunma derdinde her zaman için. Keza birçok yayın organında ekonomistler sürekli olarak bugünden sonrası üzerine düzenli olarak tahminlerini aktarıyor. Devlet organları, bankalar vs. aynı şekilde bu tahminleri yapıyor. Devlet, iş dünyası, bağımsız ekonomistler arasında sürekli olarak geleceğe dönük şekillenen bir beklenti var. Bütün taraflar az ya da çok hem bu beklentiyi yaratıyor, hem besliyor hem de bu beklentilerce gelecek işleri yönleniyor. Bu kompleks bir örüntü.

Neticede birilerinin tahminleri diğerlerine göre daha doğru ve yanlış olabiliyor ancak bu olaylar olmadan önce piyasaların şekillenmesine engel olmuyor. Zaten piyasaya yön verici güçlerin hiçbirisi ani kararlarla al-sat pozisyonu seçmiyorlar, her zaman bir beklenti dahilinde önceden hareket ediyorlar. Dolayısıyla bir karar açıklandığında o kararın fiyatlaması çoktan yapılmış oluyor. Bazen kararlar sürpriz oluyor, işte o zaman kısa süreli bir panik ortamı oluşabiliyor.

Piyasanın "fiyatlayacağı" bilgi diye bir şey de yok aslında bu açıdan. Olay tamamen doğal bir süreçte gelişiyor. Eğer sizin elinizde piyasaya yön verecek kadar büyük bir şirket ya da kapital olsa veya karar alıcı olsanız siz de bu sürecin içinde yer alabilirdiniz istemeden bile olsa. Ancak sıradan vatandaşın, tek başına, piyasaya hiçbir etkisi olmadığı için biraz sihirli gibi görünüyor olan biten şeyler. Halbuki işin aslı size bize soran yok, bu yüzden sihirli gibi. Bu açıdan geç kalmak büyük oranda kaderimiz :D bunun önüne geçmek için uzun vadeli haberleri takip edebilir, aylık, yıllık yatırım rapolarına abone olabilir, yerli ve yabancı merkez bankaları tarafından hergün açıklanan verileri takip edip kendi öngörülerinizi oluşturabilirsiniz.
0
akhenaten
(28.12.24)
(17)

Nedir bu çok yoğunum, çok işim var muabbeti?

mikahakkinen
38 yaşında bir y kuşağıyım. Ne zaman kardeşimi,benden küçük kuzenimi arasam abi çok yoğunum, çok yorgunum vb. Ulan akşama kadar kendini kesen, uyuşturucu için her türlü zirzopla uğraşan ben. Bir kere bile ağlanmadım.Kardeşim 90lı kuzen 93lü. Ben 90 2000 arası doğan y kuşağının pragmatist ve çıkarcı
38 yaşında bir y kuşağıyım. Ne zaman kardeşimi,benden küçük kuzenimi arasam abi çok yoğunum, çok yorgunum vb. Ulan akşama kadar kendini kesen, uyuşturucu için her türlü zirzopla uğraşan ben. Bir kere bile ağlanmadım.
Kardeşim 90lı kuzen 93lü. Ben 90 2000 arası doğan y kuşağının pragmatist ve çıkarcı olduğunu düşünüyorum.
Fazla etiketlemeli ve önyargılı oldu ama azcık doğru değil mi?
0
mikahakkinen
(27.12.24)
Yazdığınız kadarıyla buradan bakınca siz de onlar gibi duruyorsunuz aslında, yani iş hayatınızdan şikayetçi gibisiniz. Sadece bunu çevrenize çok açık etmiyormuşsunuz.

Olay ne bilmiyorum ancak birinin iş hayatından çok da mutlu olmadığını, yorulduğunu söylemesi çıkarcılık ve pragmatizmle çok ilgili durmuyor. Bir şeyler anlatmak istemişsiniz ama tam açıklayamamışsınız gibi.
0
akhenaten
(27.12.24)
Yakın geçmişte 23 yıldır kanka dediğim şahıs bana kaç defadır attığım mesajlara en ufak bir etkileşim dahi vermemesini bahsettiğin yoğunluk, mobbing ve hastalık ile açıkladı.

Tuvalete giderken eline telefonu alamazmış, iki satır mesaj yazamazmış, çok yoruluyormuş mesaj yazmaktan. Sesli mesaj da gönderemezmiş, yoğunmuş. Bu 81'li.

Yoğunlarmış baksana. Ülkeyi kurtarıyorlar, her biri birer Salih Bozok, birer Kazım Karabekir.
0
muhayyer divan
(27.12.24)
@akhnaten çok detaylı yazmak istesem yazardım benim işle alakalı bir sorunum yok, olsa verirdim. Siz de 90 sonrası doğumlusunuz galiba. Anlatmak istediğim @muhayyer divanın anlattığı herhangi bir durumda her şeye bir mazeret bulmaları.
0
🌸mikahakkinen
(27.12.24)
yoğun/yorgun diye şikayet etmekle pragmatist/çıkarcı olmak çok korele gelmedi bana. Keyif pezevengi, tembel, rahatına düşkün diye şikayet etseniz haklılığınız tartışılabilirdi de bu iki olgu arasında bir ilişki göremedim.

Bu tarz şeyleri nesle bağlamak da bana çok makul gelmiyor. Herkes benzer oranda çıkarcı bana kalırsa.

Ayrıca insanları niye durduk yere sohbet için arıyorsunuz? Öncesinde mesaj atıp müsait misin diyor musunuz? Aile üyesi de olsa birini sohbet/muhabbet için aramadan önce mesaj atmak lazım bence müsait mi değil mi diye? Ha arayıp bi şey rica ediyorsanız da o sırada gerçekten yoğunlardır yapamıyorlardır belki sizin ricanızı. Bağlamı bu açıdan da anlamadım.
0
nundu
(27.12.24)
Abi jenerasyon eleştirisi dünyanın her ülkesinde her jenerasyon tarafından yapilir. Yüzde yüz eminim ki senden önceki jenerasyon da seninki için aynısını dedi.

Ahanda taa milattan önce hesiod;
I see no hope for the future of our people if they are dependent on frivolous youth of today, for certainly all youth are reckless beyond words.

Kısacası böyle düşünen ne ilk ne sonsun abi. Senin üst jenerasyon da aynısını seninki için dedi, ondan önceki de onlar için.
0
logisticsmanager
(27.12.24)
Bu arada şunu da ekleyeceğim; isinizin zorluğunu söyleyip ben hiç sikayet etmem diyorsunuz.

Abi bu muhabbete girersen zaten kimse şikayet edemez. Misal maden işçisi edebilir mi? Itfaiyeci? Peki misal bim'de çalışan asgari ücretli? Yani kimin neye göre şikayet edip, yorgun olup olmayacağını kim belirliyor?

Ayni anda hem jenerasyon eleştirisi hem de kişilerin işinin aslında o kadar şikayet edilmeyi gerektirmeyen işler olduğu belirtmissiniz. Bu muhabbeti sosyal medyada falan trilyon kere görüyoruz.

Misal benim işimi söylesem ona da şikayet etmeye hakkın yok dersiniz kesin. Jenerasyon olarak da sizin bahsettiğiniz jenerasyondanim.

Bu arada Türkiye'de çalışan gençlerin hakki var +1. Üç kuruş paraya hiçbir gelecek umudu olmadan, bir konsol almak için 1 aylık maaş verecek hale gelmiş kişilerin, tazminatlari falan üç kuruş olmuş kişilerin hakkı var yani.

Anneme de misal yorgunum diyemem çünkü anlamıyor. Aksine buradaki neredeyse annem yaşındaki çalışma arkadaslarimsa çok çalışıyorsun bak dikkat falan şeyinde. Çünkü yetiştikleri ortam, ülke farklı. Yani bu tam jenerasyon işi de değil yetişme olayı. Türkiye'nin güzel zamanını görüp şimdi yetişkin olanlar "bu ne lan" diyor. Türkiye'nin rezil zamanını görüp sonra iyi zamanında kendine ev, araba alanlar "şikayet etmeyin lan tembeller" diyor.
0
logisticsmanager
(27.12.24)
Erkek arkadasım komiser ama allahtan halden anlayan insanmıs diyorum simdi.

Herkesin işi, hayatı kendine göre yoğun ve stresli. Bunu bir şeye göre mukayese edemezsiniz.
0
jazzabel
(27.12.24)
Ben de bağlamı anlamadım. Aradığınızda nasıl bir konuşma geçiyor ki aranızda? Niye onların aramadığını mı soruyorsunuz? Birlikte bir şey yapmak mı istiyorunuz? Ben telefonda laklak sevmem mesela. Topla çantanı İstanbul'dan Kars'a yürüyeceğiz deseniz tamam derim; ama telefonda niye arayıp sormuyorsun muhabbetini hiç çekemem. Sohbet etmek isteyen zaman ayırıp yüz yüze görüşmek için fırsat yaratsın bir zahmet.
Sizden 'yaşlıyım.'
0
auroraaurora
(27.12.24)
Sana katılıyorum.

Öncelikleri başka olan insanların kıçından uydurduğu bahane
0
gilbeys
(27.12.24)
Çoğu kişiyle yan yana olsakta gerçekte onlarla bir iletişimimiz kalmamıştır.

Evet, bir nesil var ki nefslerinin istediği her şeyi tatlı/hoş sanıyorlar. Alış verişlerindeki dengesizlikler, israf, günlük yaşama, - bana ne yaae gibi sözler ...
onları en iyi anlatan örneklerden .
0
diyecevaplandı
(27.12.24)
Yoğunum diyorsa aklına başka bahane gelmemiştir.
Sizinle görüşmek istemiyorlardır.
hele mesaja cevap yazamayacak kadar yoğunum diyorsa, görüşmemeyi yüzünüze söylemek istemediği için diyordur.
0
durbidakka
(27.12.24)
genc onlar ya :)
0
sonsuz
(27.12.24)
İnsanları bu şekilde değerlendirmemeliyiz bence.
Bana göre 5 birimlik bir iş basit hemen çözülüp devam edilebilecek bir işken başka biri bu 5 birimlik işi çok yoğun yaşayabilir, üzerindeki etkisi daha farklı olabilir.
Bize daha basit gelen şeyler başkalarına ağır gelebilir.
Bir işle uğraşırken sadece ona konsantre olmak isteyebilirler.
Belki de o an sizinle konuşmak için havasında değildir ve yoğunum deyip geçiştiriyordur bu da olabilir.

Bir de insanlarda maalesef "en yoğun benim", "benim işim en zor" gibi bir algı var. Böyle bir şey yok size öyle geliyor sadece.
Bana da sorsan ben olmasam dükkan batar öyle önemli iş yapıyorum :) Ama gerçeğe bakarsan benden önce de var olan ben gitsem de bir şekilde var olabilecek bir şirketteyim yani yok öyle bir dünya.
0
mutekebbir
(27.12.24)
92liyim ve dün bütün işlerimin yanı sıra, bir butonun rengini 70 kere değiştirten bir patronun hem istediklerini yapmakla, hem de kendisine laf anlatmaya çalışmakla geçti bütün günüm. Mesai bittiğinde fiziksel bir iş yapmış olmamama rağmen pertim çıkmış durumdaydı.
Aldığım maaşın yarısından fazlası, beni istediği zaman evden çıkarabilecek ya da en azından bunun için uğraşabilecek bir başka insanın evine kira ödemeye gidiyor. Para biriktirip ev, araba almak gibi bir şansım yok.
Tırto bir yıllık izne çıkmak için bile yasal hakkımı kullanmak istediğimde "5 gün üstüste izin yapmak biraz fazla ama ne yapalım ya neyse :s" diye trip vari bir karşılık alıyorum. Bir tatile çıkarsam önümüzdeki 3 ay boyunca ekonomik olarak düzelemeyeceğimi bildiğim için bu beş günü evde geçireceğim.

Ne yapacağım mesela biliyor musun? Evde boş boş yatacağım. Tavanı izleyeceğim. Ekran görmek istemiyorum, telefon dahi almayacağım elime. Boş beleş mevzular için arayanlara da yoğunum, çok yorgunum diye ağlanacağım. Ve bu beni çıkarcı ya da pragmatist yapmayacak. Emekli olduğunda alacağı maaşla hayatta kalamayacağını bilen, hayata karşı umudunu çoktan kaybetmiş depresif, mutsuz, anlaşılmayan bir insan yapacak.
0
nolmus yani
(27.12.24)
biriyle konusmak veya bulusmak konusunda cok istekli olmadiginda soylenecek en mantikli sey cok mesgulum zamanim yok falandir. bunu drama queen'lige baglamaya gerek yok. hele ki kusaklarla hicbir ilgisi yok.
0
bohr atom modeli
(27.12.24)
Yaw yalan inanma 24 saat ellerinde telefon var. Benimde cevremde boyle tip cok hatta en son bi arkadasim vardi cok yogunum falan diyen sana suprizim var dedim kamera ac meraktan acti bi baktim oyun oynuyor yalanini s....ktigim.

Inanma yalanci hepsi bu tipler isi dusmeden de aramazlar.

Sor bakalim wc ye gitmiyor mu tv izlemiyor mu yemek yemiyor mu ne yogunuymus seninle gorusmek istemiyorlar iste
0
Zetnikov
(27.12.24)
sorun yoğunluk oladabilir olmayadabilir ama asıl sorun sosyal pil. hem de telefonla iletişim aşırı zor. diyalog kurmak yerine reels linki atma iletişimini tercih ediyoruz
0
ala09
(28.12.24)
(11)

dinozor seven çocuğa 6. yaş günü hediyesi

lalu
ne olabilir?:) internetten alırsam geç olacağı için mağazalardan bir şeyler bakmak istiyorum, şu fotoğraf makinesini beğendim ama satan bi mağaza da bulamadım şimdilikhttps://www.amazon.com.tr/Weinsamkeit-Kameras%C4%B1-Foto%C4%9Fraf-Makinesi-%C3%87ocuklar/dp/B0CD1JZWWRtavsiyelere açığım
ne olabilir?:) internetten alırsam geç olacağı için mağazalardan bir şeyler bakmak istiyorum, şu fotoğraf makinesini beğendim ama satan bi mağaza da bulamadım şimdilik
www.amazon.com.tr

tavsiyelere açığım
0
lalu
(26.12.24)
dinazorlu boyama kitabi, puzzle, cizim kitabi, heykel seti, hikaye kitabi
0
buenosdias
(26.12.24)
dinazorlu pijama, kıyafet, dinazor peluş.
0
inheritance
(26.12.24)
www.dr.com.tr

Oğlumda bu legodan var. Çok severek oynadı artık basit kalıyor lego technic e geçtiği için ama 6 yaşında bir çocuk epey bozar yapar. 3 farklı şekilde yapılabiliyor aynı parçalarla. +9 yazdığına bakma benimki şu an 9 yaşında o dinazor legosuyla oynarken 6 7 yaşındaydı.

Bir de dinazorlu arkeoloji setleri var ama içinden fosili çıkardığı anda iş bitiyor.

www.amazon.com.tr
0
kullanicadi
(26.12.24)
Alçıyla kaplanmış oyuncaklar var, kutudan çıkan araçlarla alçıyı kısım kısım kırıyorsunuz içinden t-rex iskeleti falan çıkıyor parça parça. Sonra onları birleştirip iskeleti tamamlıyorsunuz.
0
akhenaten
(26.12.24)
7.Yaş günü için şunu hazır edin bence.

www.temu.com
0
Mirket
(26.12.24)
ben o makinenin unicornlusundan kızıma, dinozorlusundan da yeğenime aldım. kameranın görüntü kalitesi çok kötü. sadece çok iyi ışık altında eh işte çekiyor, onun dışında çok kötü.

dinozor'dan bağımsız olarak eğer fotoğraf makinası düşünüyorsan daha iyi bir makina alabilirsin.

ayrıca fotoğraf makinası iyi fikir. sadece dinozor olarak düşünmemek lazım, dinozor sevdiğine göre evi zaten dinozor detaylı şeylerle doludur muhtemelen. çocuk seviyor diye her şeyin de dinozor olmasına gerek yok bence.
0
emfuzi
(26.12.24)
Ben oğluma indominus trex aldım, sesli, ışıklı vs...

Hasta kaldı, hala elinden bırakmıyor.

www.toyzzshop.com
0
kimlanbu
(26.12.24)
Ben zamaninda $ok marketten Trex maketi almistim 100 liraya ki Mattel'in, tam bir fiyat performans ürünüydü ama oyuncakçilarda bulamadim sonra aynisini. Kutusu bile durur bende.
0
feastofthedamned
(26.12.24)
dinazor legosu alın
0
co2s2
(27.12.24)
Dinozor seven çocuğa dinozor almak büyük risk :)

Mesela benim yeğenim 4-5 yaşlarında 100'un üzerinde turu ezbere biliyordu. Evde abartmiyorum tr'de dinozora dair satılan ne varsa olabilir.

Böyle bir cocuksa bazı çok nadir oyuncağı olan türlerden bir şey bulup alman onu çok mutlu edebilir.

Bir alternatif, nesli tukenmis hayvanları da sever bu çocuklar. Mamut, kılıç dişli Kaplan, megalodon vs gibi
0
makbur
(27.12.24)
Lacoste t shirt veya kol saati alın. Timsah logosuna bak bu dinazor, değişik bir tür dersiniz.
0
wd40
(27.12.24)
(10)

yatılı misafir adabı

yenibirgüzelnick
evinize yatılı bir misafir geldi diyelim ki. en az 2 hafta kalacak. bir odayı ona tahsis ettiniz ama içinde sizin kullanmanız gereken bir dolap var. havlu çarşaf dolabı örneğin. odaya girip çıkmak için ve orayı kullanmak için misafirden izin ister misiniz yoksa odada değilken girip alıp çıkar mısını
evinize yatılı bir misafir geldi diyelim ki. en az 2 hafta kalacak. bir odayı ona tahsis ettiniz ama içinde sizin kullanmanız gereken bir dolap var. havlu çarşaf dolabı örneğin.

odaya girip çıkmak için ve orayı kullanmak için misafirden izin ister misiniz yoksa odada değilken girip alıp çıkar mısınız?
0
yenibirgüzelnick
(26.12.24)
odada değilken girip alırım
0
nolmus yani
(26.12.24)
evimde 2 hafta kalacak kadar samimiysek ve odadaysa geliyom der aksi bir şey demezse girerim. odada değilse ve bir şey almam gerekiyorsa alır çıkarım.
0
unabomber
(26.12.24)
2 gün için gelmemiş, 2 hafta için gelmiş. Doğrusu izin istemek. Denk gelmediysem ya da acilse o yokken alabilirim ama.
0
nawar
(26.12.24)
Yani en başta kendiniz için kapıyı tıklatmakta fayda var. Evinizdeki misafir kendi için ayırdığınız alana geçip kapıyı kapattıysa bir sebebi vardır diye düşünüyorum. İki tarafın da kendini tuhaf bir durumun içinde bulmaması için en kolay yol bu olsa gerek.

Kapı açıksa girersiniz ne olacak.
0
akhenaten
(26.12.24)
kapı kapalıysa ve o kişi içerdeyse tabi ki izin istenir
o kişi o anda odada değilse ve kapı da açıksa girip alırım ne alacaksam
o kişi odada değilse, kapı da kapalı ise samimiyet durumuna göre değişir ama yine de odadan bişi alıcam giriyorum bak he haberin olsun derim sanırım.
0
turuncu tonlarda
(26.12.24)
@akhenaten ahaha yok bahsettiğim şey içeride misaifr varken değil. misafir odada yok ve sen odaya girmelisin bu senaryoda :D
0
🌸yenibirgüzelnick
(26.12.24)
@yenibirgüzelnick ha anladım :D jetonum düşmemiş, ama sanırım bu durum bana biraz yabancı diye pek düşemezmiş de.
Arkadaşlarım bende ya da ben onlarda uzun dönemler kalmışımdır ama hiç bunun üstüne düşünmedim açıkçası. Bu süre aralığında kalabileceğim ya da bende kalabilen arkadaşlarımla böyle bir sorunum olmazdı açıkçası. Ben odada değilken odama girmiş, çıkmış hiçbir önem göremedim düşününce :D

Ancak bir şekilde böyle bir samimiyetim olmayan birisi olsaydı girmeye çekinirdim büyük ihtimalle. Gireceğim zaman "şu senin odadan birkaç şey alıp geleyim" diye haberli giderdim.
0
akhenaten
(26.12.24)
mümkünse boşaltırım dolabı. ona tahsis ederim. havlusunu, ayak havlusuna kadar yatağın ayak ucuna bırakırım geldiğinde hazır halde. evde iki banyo varsa bir banyoyu ona ayırırım. yedek tuvalet kağıdına kadar.

bu mümkün değilse, öncelikle geldiğinde veya öncesinde ona ayırdığım odada çarşaf vs olduğu için arada girmem gerekeceğini belirtirim.

ve peki bu kadar düşünüyorsun bunu yaptığın erkek arkadaşların hayatında mı?
hayır serkehrker
0
mathilda.may
(26.12.24)
O yokken odaya rahatça girebilirsiniz.
Siz ona bir yaşam alanı sunmadınız, yatacak yer gösterdiniz sadece.
Size kira vermiyorsa evin o kısmı halen sizin evinizdir, misafiri rahatsız etmemeye özen göstererek istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
0
michael_knight
(27.12.24)
misafir evde değilken girin işinizi görün çıkın. mümkünse 2-3 tekrar girmeyecek şekilde ıvır zıvırı alın çıkın.
0
co2s2
(27.12.24)
(9)

Bu kadının yüzünde bir gariplik var mı sizce?

duygusalatasi
Fotoğraflarda pek değil de yüzünde özellikle videolarda fark ettiğim bir gariplik var sanki ama çözemiyorum.https://www.instagram.com/dilaraaksuyek_/https://www.youtube.com/watch?v=GwCPpeqDaAEhttps://www.youtube.com/watch?v=i7wLJVkjh0E
Fotoğraflarda pek değil de yüzünde özellikle videolarda fark ettiğim bir gariplik var sanki ama çözemiyorum.

www.instagram.com

www.youtube.com
www.youtube.com
0
duygusalatasi
(25.12.24)
Yok valla, baktım baktım ama bulamadım. Varsa da o kadarı herkeste vardır heralde. Gayet normal geldi bana.
0
akhenaten
(25.12.24)
Bana hep şuursuzca elmacık kemiği ameliyatı geçirmiş biri gibi geliyor. Bi tek o rahatsız ediyor yüzüne bakınca.
0
truf
(25.12.24)
yuzune gore disleri ve agiz yapisi oturmuyor. mimik yaparken asiri geriliyor/ice dogru cokuyor dis ve agiz bolgesi.
0
birnevibahar
(25.12.24)
İlk yotube videosunu 37. saniyede durdurursanız bariz görünüyor. Sağ yanakta bir problem var.
0
Mirket
(25.12.24)
Burnunu fazla küçük yaptırmış. Ağız ve dişler çeneyi törpülettiği için yüze büyük kalmış. Elmacıklar fazla şişkin ve yanaktan yağ aldırma da var. Merhamet dizisinde oynarken pek estetiği yoktu, çok daha iyi görünüyordu.
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(25.12.24)
Üst diş bloğu önde çene dışarda.
0
mikahakkinen
(26.12.24)
Kaşlarını değiştirmiş ve sanırım çeneleri az daha inceltmiş. Burnu öteden beri çok küçük gelir gözüme, bu sefer öyle gelmedi, eklemeler yapılmış gibi sanki. Bilmiyorum, kaşlar dikkatimi çekti.
0
muhayyer divan
(26.12.24)
valla yanaktan veya kaştan mıdır bilmem de bana da sağ gözü hafif daha aşağıda gibi geldi. Belki de hafif şaşıdır veya fiziksel olarak tam simetrik değildir vs.
0
nhk ni youkosu
(26.12.24)
Dudaklarında "Cupid's Bow" denen şey yok. "Overbite" denen ortodonti sorunu var ama ciddi bir seviyede değil. Elmacık kemikleri ve çenesi de belirgin. Bir de yüzüne her ne yaptırdıysa (şimdi ben x diyeceğim, biri çıkıp "x yok, y o" diyecek) onun yüzünden mimikler gitmiş. Yüzün üst kısmı oynamıyor. Onlara takılıyor da olabilirsin bir de her fotoğrafta ağzının açık olmasına da.

Yüzün üst yarısının hareketsizliği dışında beni çok rahatsız eden bir şey olmadı. Burun estetiği dışındaki yüz operasyonları eğer çok gerekli değilse bir an önce bitse çok iyi olur. Şu çene ve elmacık kemiği olayı ne kadar hızlı bitse güzel kadın sayısını o kadar korumuş olacağız bence ama en azından bu kadında adam bıçaklayacak seviyede öne çıkarılmamış.

Şu açık ağızlı fotoğraf olayı bitsin. Her fotoğrafta ağızlar hafif açık ya da asabi bakış. Birileri kadınlara bunun güzel ya da seksi olduğunu söylemiş. Bu pozdan ayrılamıyorlar. Araya dereye kol saatini sıkıştırmaya çalışan ya da uzağa bakan erkekler gibi.
0
nawar
(26.12.24)
(14)

mal varlığı yaş orantısı hk soru

baldan kaymak
soru ortalama olsun diye duyurunun da yaş aralığına uygun yaş seçmeye çalışıyorum.30 yaşında birinin ne kadar parası olsa başarılı/başarısız deriz1) Ben başlıyorum: en az 500k tl veya üstü arabası arabası olmalı, borcu olmamalı, 500k tl birikimi olmalı2) Arkadaş 1 - kadın: en az 1m tl parası olmalı,
soru ortalama olsun diye duyurunun da yaş aralığına uygun yaş seçmeye çalışıyorum.

30 yaşında birinin ne kadar parası olsa başarılı/başarısız deriz

1) Ben başlıyorum: en az 500k tl veya üstü arabası arabası olmalı, borcu olmamalı, 500k tl birikimi olmalı
2) Arkadaş 1 - kadın: en az 1m tl parası olmalı, arabası olmalı yeni olmalı maz 1-2 yaşında, borcu olmamalı
3) arkadaş 2 - kadın:borcu olmamalı, ayakları üstünde durmalı kendi evinde olmalı kira bile olsa,
4) arkadaş 3 - erkek: (hayal gördüğümüzü düşünüyor) borcu olmamalı, eski de olsa bir arabası olması yetermiş.
0
baldan kaymak
(25.12.24)
30 yaşında birinin günümüz koşullarında arabası, evi, epey birikimi olmasını beklemek bana biraz ülkeden bihaberlik gibi geliyor açıkçası. başarı ya da başarısız olmayı da şahsen parayla ya da mal mülkle ölçmüyorum.

ülkede var gücüyle uğraşmasına, son derece çalışkan olmasına rağmen arkasında hiçbir desteği olmadığı için dış zorunluluklardan ötürü bu seviyeye gelemeyen bir dünya insan var. ben de az buçuk o civarda olduğum ve kendim gibi pek çoklarını bildiğim için konuşuyorum. yan gelip yatana, aylak aylak dolaşana değil elbette lafım ama emek verenlere ekonomik olarak belli bir eşiği geçemediği için başarısız etiketini uygun görmüyorum.
0
duygusalatasi
(25.12.24)
Borcu olmayan insan genelde etliye sütlüye dokunmadan kendi yağında kavrulan aman ali rıza bey tadımız kaçmasın modeli insanlar oluyor, kendimden biliyorum. Bence arkadaşlar borç olayını yanlış anlamış, ödeyemeyeceği borcu olmamalı gibi düşünmüş. Borcu olmayan insanla başarılı insan benim kafamda hiç eşleşmiyor.

30 yaşında başarılı biri deyince benim aklıma "old money" bir profil geliyor. Güzel muhitte bir evi vardır, ailesinin iyi bir işi vardır ve o da şirketin gelecek neslidir. İçinde olduğu işten anladığı bellidir, zaten şimdiden ciddiye alınıyordur. İyi bir eğitim almıştır, güzel yemekten anlar vs. Arabanın lafı olmaz bu profilde.

Hali vakti yerinde herkese başarılı denemez bence. Hali vakti yerinde denir. Aile de başarıda ciddi anlamda bir faktör ne yazık ki.
0
akhenaten
(25.12.24)
100k€ su olmali. yani bu insan büyük ihtimalle ortalamanin cok üstünde bir servete sahip olacak, bu sekilde devam ederse.

arabasi var mi yok mu cadirda mi kaliyor gökdelende mi fark etmez. kimse sana bu parayi türkiye'deki maasli isinden topla da demiyor.
0
sonsuz
(25.12.24)
30 yaşındayken bir köyde kirada oturuyordum. Eh işte diyebileceğim bir maaşım vardı. Başka da hiçbir şeyim yoktu.

Aileden bir katkı olmadığı sürece normali de bu.

Şimdiki aklım olsa, kazandığım ilk paradan itibaren birikime başlardım. Biraz o konuda yol gösterenimiz olmadığından geç başladık.
0
Mirket
(25.12.24)
Yine kadın düşmanı demeyin ama adam kendisi diyor kadınlar biraz daha yaşadığımız ülke ve dünyadan kopuklar. Acaba kaç kadın bu kadın arkadaşlarının işte böyle olursa başarılı olur dedikleri şeyleri başarmış?

Başarılı başarısız sınıflandırmak gerçekten zor. Bana göre evi arabası ve kendi işi olmayan başarısız. Başka birine göre ise günü kurtarmak başarılı. Girdiğin ortama soracağın kişiye göre değişir. Hadi yine de beklediğin cevabı vereyim, borç olmasın, mayışı 50K üzeri olsun, kirada oturmasın ve arabası olsun, bence başarılıdır.
0
Shepard
(26.12.24)
valla ben basari merdivenlerini ciktikca daha gidilecek o kadar yol oldugunu fark ettim ki, bu soru kisiye gore degisir diyebilirim sadece. bircok mevzu hayata nereden basladiginla alakali. ben basariyi kisinin nereden nereye geldigiyle olcerim.

aileden 0 destekle buyuyup kendi ayaklari uzerinde durup araba arabilmis birisi, ailesinin destekleriyle yurtdisinda universite okumus, ise girmis ve coktan turkiye'de 2 ev alacak parayi toplamis birinden daha basarilidir gozumde. var boyle 1 milyon dolar yatirimla buyuyen insanlar.

30 yasinda erkek aileden 0 destek almis varsayalim. mezuniyet, askerlik, is arama derken zaten tas catlasa 5 yil calismis olur. 5 yilda da turkiye'de ortalama bir araba alacak para ancak biriktirilir diye dusunuyorum. hele kus kadar yeni mezun maasiyla.
0
antikadimag
(26.12.24)
10 yıl önceki ya da başka bir ülkedeki 30 yaşı soruyorsan sen ve kadın-1, günümüzde Türkiye için soruyorsan erkek ve belki biraz da kadın-2 olabilir. Borcu olmadan tek yaşayan kişi için güzel semtlerde kira yüksek. Babadan/dededen ev kaldıysa olur ama tabii ki. Bu arada dördünüzün de söylediği başarılı ama dördünüzün de kriterine uymayan için yukarıda yazdığımdan bağımsız olarak başarısız denilemez.

Bu arada sen ve kadın-1 bahsettiğiniz kriterlere sahipseniz başarılısınız tabii ki. Bunu da minimum başarı seviyesi olarak görmeniz normal olur o durumda.
0
nawar
(26.12.24)
ideal şartlarda 21-22 yaş mezuniyet 1 senede askerlik iş arama yaş 22-23
7-8 sene çalışacak
ortalama 50k maaşdan hesaplayın
0
bir soru sorcam
(26.12.24)
aileden destek almayan ve de ileride de bir güzellik gelmeyecegini bilen biri 25 yasinda calismaya basliyorsa epey gec kalmistir arkadaslar.
0
sonsuz
(26.12.24)
32/K olarak fikrim;

Cinsiyet ayırmaksızın 30 yaşında biri kendi evini geçindiriyor olmalı. Kira da olsa olur ama aileden medet umma ve sürünme kısmını 20lerde bitirmek lazım. Gerisi hallolur.
0
alaimisema
(26.12.24)
soruda kadin erkek söyle olmali diyen biri yok ama cevap yazan erkeklerin hepsi bir erkek söyle yapmali böyle yapmamali diye konusuyor. ayrica kadinlarin da var miymis falan deniyor.

erkek erkegin kurdudur. :)
0
sonsuz
(26.12.24)
kadın arkadaşlarının taleplerini az buluyor ve başarılı bir erkeğin elon musk, einstein, brad pitt ve brazzerstaki kel adamın toplamı olması gerektiğini söylüyorum
0
Hallegadola
(26.12.24)
1 no'lu arkadaşın yorumu başarılı biri için yeterli limit bence. senin yorumun eh işte modunda. üç ve dört no'lular için ise yorumum: bi tas çorba kaynasın ama sevgilim yanımda olsun kadınları bunlar.
0
zovin
(26.12.24)
gs'de yunus akgun'un senelik maasi 20milyon tl ve yakinda 50 milyon tl yapilacak.
bir futbolcuya gore cok kazandigi soylenemez.
yasi 24.

bu arkadasla kiyaslanirsa verileren orneklerin hepsi birar karafatmaya kadar degersiz insanlara donusuyor, alayi oksijen israfi.

bir de araba bir asset degildir, bunu da eklemeden gecemeyecegim.
0
cooperr
(27.12.24)
(4)

Multivitamin kullanmak yerine neler yapılabilir sizce?

Zetnikov
vıtamınım eksık vs takıntılı oldugumdan dolayı haftanın sadece 3 gunu 1-2 gun ara vererek multivitamin kullanıyordum fakat fıyatları tavan olmus kullanmaktan vazgeçtim.normal beslenerek tum vıtamınlerımı nasıl alabılırımhangı yolu ızlemelıyımsunu sunu, su gun ve su hafta yemelısın vs tarzında bı fık
vıtamınım eksık vs takıntılı oldugumdan dolayı haftanın sadece 3 gunu 1-2 gun ara vererek multivitamin kullanıyordum fakat fıyatları tavan olmus kullanmaktan vazgeçtim.

normal beslenerek tum vıtamınlerımı nasıl alabılırım
hangı yolu ızlemelıyım

sunu sunu, su gun ve su hafta yemelısın vs tarzında bı fıkır verebılır mısınız

nasıl beslenmem gerek bılmıyorum aklımdada bı fıkır yok

tum vıtamınlerı almanın ımkanı yokmu yoksa
0
Zetnikov
(25.12.24)
Mevsim sebze ve meyvelerini tüketmek, Fast food yerine ev yemeği yemek.
0
Amaranta ursula
(25.12.24)
Düşündüğünüz kadar zor olmasa gerek, ben öyle harikulade beslenen biri olmamama rağmen hiç vitamin eksikliğim çıkmadı, d vitamini hariç. D vitaminim düşük.

Beş ana kategori var. Protein içeriği yüksek besinler (et, tavuk, balık vb.) Meyve ve sebzeler, süt ürünleri, karbonhirat kaynakları (tahıllar vs.) ve yağlar.

Hafta boyunca bunların hepsinden yemeniz gerekiyor, sonra hayatınıza bakıyorsunuz.
0
akhenaten
(25.12.24)
Bol miktarda kırmızı et, sebze, salata, sarımsak, limon.

Sebzelerde ve salata malzemesinde mümkün olduğunca renk çeşitliliği.

Salata mutlaka zeytinyağlı olmalı. Çünkü bazı vitaminler yağ eşliğinde çözünür.

Süt, yumurta ve çeşitli peynir

Kışın her fırsatta, yazın günde yarım saat güneş

Günde 4-5 tane ve her gün değişik kuruyemiş
0
Mirket
(25.12.24)
imkanı yok zira meyveler sebzeler de tam beslenemiyor olduğu için değerleri düşük.

www.trendyol.com

mumiyo alabilirsin. bir araştırmanı öneririm.
0
mathilda.may
(26.12.24)
(18)

Elinde silah dövmesi olan biri hakkında ne düşünürsünüz?

seni tanıdığım güne lanet olsun
Benim şahsen garip bulduğum bir seçim ama internette araştırınca vücuduna bundan yaptıranın çok olduğunu gördüm. Siz tedirgin edici mi bulurdunuz ya da kişinin tekinsiz biri olduğunu mu düşünürsünüz? Belki sadece beğenmiş yaptırmış, karakteri hakkında hiçbir fikir vermez dersiniz. Dövmenin daha net
Benim şahsen garip bulduğum bir seçim ama internette araştırınca vücuduna bundan yaptıranın çok olduğunu gördüm.

Siz tedirgin edici mi bulurdunuz ya da kişinin tekinsiz biri olduğunu mu düşünürsünüz?

Belki sadece beğenmiş yaptırmış, karakteri hakkında hiçbir fikir vermez dersiniz.

Dövmenin daha net göründüğü foto bulamadım. Bu kişi bir nörolog.

ibb.co

ibb.co

Edit: Bir kullanıcı doğrusunu yazınca başlığı biraz değiştirdim. :)

Fotoğraftaki kişi sevgilim ya da birlikte olmayı düşündüğüm biri değil. Sadece sorduğum soruya cevap verirseniz sevinirim. Saçma çıkarımlara ihtiyaç yok.
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(25.12.24)
Dragunov svd, ak47 değil.

Çok üzerinde durmam. Bir fikir vermez bana. Misal "aşkım" yazsaydi ya da "anam" o zaman farklı olabilirdi.
0
logisticsmanager
(25.12.24)
Serseri it kopuk, partnerini dövmeye hazır biri izlenimi verir. Eline koluna aptalca resimler çizdiren düşüncesiz biri derim. Darp raporu nasıl alırım diye yeni duyuru bekliyoruz.
0
Shepard
(25.12.24)
doğrusu hiç bu tarz dövmesi olan bir doktor görmemiştim. bana keko işi geldi. doktor da olsan zihniyet olarak keko olabiliyorsun sonuçta.
0
duygusalatasi
(25.12.24)
Aynı çevrede bile bulunmak istemem.
0
rock n roll
(25.12.24)
Bana da malca geldi
0
grimavi
(25.12.24)
Hafiften önyargı oluşur ama çok bilmeden konuşmamak der tanımaya çalışırım.
0
put it in your appropriate place
(25.12.24)
Günlerce randevu peşinde koşup randevu alabildiğim doktorda böyle bir dövme olduğunu öğrensem, randevumu iptal ederdim. Net.
0
Mirket
(25.12.24)
Mirket +1
0
respect
(25.12.24)
keko, olgunlaşmamış.
0
orpheus
(25.12.24)
Benim kafamda canlanan üç imaj var.

1- Apaçi.

2- Prezentabl coco boy, tercihen yazı yazma becerileri zayıf.

3- Kısa parliament abi.

Fotoğraftan aldığım izlenim nargileci kısa parliament abiyi çağrıştırdı. Alınmak yok. Swh.
0
akhenaten
(25.12.24)
Şiddet eğilimi olan biri diye düşünürüm
0
wd40
(25.12.24)
"Siz tedirgin edici mi bulurdunuz ya da kişinin tekinsiz biri olduğunu mu düşünürsünüz?"

Evet ve evet. Dahası, bu kişi, hakkında tam da böyle düşünmemizi istiyor ki el gibi dövmenin en çok görüleceği bölgelerden birine bunu yaptırmış.
0
visnebahcesi
(25.12.24)
Elinde yüzünde boğazında kafa derisinde dövme bulunan insanlar genel olarak rahatsız edici benim için, yani silah olması önemli değil silah değil de genel olarak kabul görebilecek herhangi bir motif de sıkıntı benim için.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(25.12.24)
Hiç iyi düşünmem. Hatta eli kolu komple boydan boya dövme ile kapatma işi de hoşuma gitmiyor. minimal dövme severim ama.
0
kullanicadi
(25.12.24)
Keko ve rahatsız edici. @Mirket'in aksine o kadar beklediğim hastane randevum için gerekli işlemleri yapar sonra e-Nabız'dan puan bile vermeden hayatımdan silerim.
0
nawar
(26.12.24)
Bana ilginç gelir, istemeden söylediklerine karşı önyargılı olurum ama diğer doktorlar gibi tatmin edici şeyler söylerse bu da böyle bir kafaymış der geçerim. Kendi özel hayatı çok farklı olup profesyonel hayatta gayet iyi olabilir.
0
jazzabel
(26.12.24)
el ve boyun dövmeleri hiç güven vermiyor
0
9kuyruklukedi
(26.12.24)
ben erkek oldugum halde muhabbeti kisa keser uzaklasirim. bu dovmeyi yaptiran biriyle paylasacak pek bir seyim olmadigina eminim.
0
bohr atom modeli
(26.12.24)
(11)

Eğlenmeyi ne derece önemsiyorsunuz?

sekizdokuzon
Günlük hayatınızda gülüp eğlenmeye, keyfe, kahkahaya ne kadar önem verirsiniz? Gülmeden bitirdiğiniz bir gün sizi rahatsız eder mi? Eğlenmek için yaptığınız basit ama etkili şeyler nelerdir?Teşekkürler.
Günlük hayatınızda gülüp eğlenmeye, keyfe, kahkahaya ne kadar önem verirsiniz? Gülmeden bitirdiğiniz bir gün sizi rahatsız eder mi? Eğlenmek için yaptığınız basit ama etkili şeyler nelerdir?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(25.12.24)
Gülüp, eğlenmek için motivasyonum yok :(
0
rock n roll
(25.12.24)
evet. çok önemli. eğlenceli, uyumlu ve komik arkadaşlarımla buluşurum, ararım. gülmeden geçen bir gün boşuna geçmiş demek bana göre. modumu değiştirmek için mutlaka bir şeyler yaparım.
0
gabe h coud
(25.12.24)
Her şeyde gülebilecek güzel bir taraf bulabilmek yeterli oluyor
0
Shepard
(25.12.24)
reddit, instagram shorts vs her yer mizah dolu zaten. kullaniyorum ben de :)
kendi kendime konusup espri yaptigim ve güldügüm de oluyor allah affetsin. eglenmeden yana sikinti yok :)

mizahla egleniyorum.
0
sonsuz
(25.12.24)
Çok önemsiyorum, gülmeden bitirdiğim günler çoğunlukta elbette. Eğlendiğim zamanların özel olması güzel, o açıdan her gün vur patlasın çal oynasın geçmiyor elbette. Öyle olunca eğlenemiyorum zaten, aşırı sosyallik de bunaltıcı.

Ama çok önemsiyorum. Kendi zevkleri olmayan, her şeye keriz silkeleme aracı gözüyle bakan, her ilginç şeye ip var diyen, her moral düzeltici şeye ne gerek var ki hiç anlamıyorum diye yaklaşan biriyle asla olamazdım :D
0
akhenaten
(25.12.24)
son aylarda daha depresif olduğum eskisi kadar önemsemiyorum ya da aklıma gelmiyor. motivasyonum yok benim de.
0
duygusalatasi
(25.12.24)
önemsemiyorum ama sağlıklı bir hayat ve hatta çalışma hayatı için keyif verici aktiviteler şart. aksi halde burnout kaçınılmaz oluyor.
0
orpheus
(25.12.24)
Yapı olarak gülmeden konuşamayan biriyim, evimin dışındaysam ve gereksiz çok gülüyorsam kesinlikle gerilmişimdir, huzursuzumdur ama normal gülüyorsam, güleç bir haldeysem o benim normalimdir işte. İnsanlarla konuşurken gülümseyebiliyor hatta geyik yapabiliyor, ufak ufak şakalaşabiliyor olmayı çok severim. Bunları yapamadığım ortamda gerilirim.

Kalabalık da beni gerer mesela, yüksek ses de gerer. Onun için düğünlere gitmem. Ama mecbur kalmış gitmişsem çok gülerim ki rahatsızlığım belli olmasın. Bilinçsiz, içgüdüsel bir hareket.

Gülmeden yaşam olmaz bence. Olmamalı. Gülünmeyen yerde ruh hastalığı vardır bence.
0
muhayyer divan
(26.12.24)
Ek: eğlenmek konusunu tam anlayamıyorum. Biri dedi ki "birlikte çok güzel eğleniyoruz" bunu anlayamıyorum mesela. O konu çok karışık. Kaotik hatta.
0
muhayyer divan
(26.12.24)
@muhayyer divan

Gülünmeyen yerde ruh hastalığı yok aslında. Bu kadar acının yaşandığı bir dünyada gülmek, eğlenmek insanın içinden gelmiyor. Ben de çok gülen ve güler yüzlü birisiyim. Hatta çok eğlenceli olduğum da söylenir ama artık o kadar değilim. Çünkü yaşanan kötü şeyleri görüyorum.

Kadına karşı şiddet, çocuğa karşı şiddet, hayvana karşı şiddet, insanların her şeye karşı tahammülsüzleşmesi, bencillik ve daha sayılabilecek o kadar çok olumsuzluk var ki. Farkındalığın yüksekse mutlu olma şansın yok zaten ya da görmemeyi tercih edip yok sayacaksın o zaman mutlu olursun.
0
rock n roll
(26.12.24)
@rock n roll

Ben de eskisi kadar gülemiyorum ve komiklik şaka vs eskisi kadar komik gelmiyor evet. Her şeyin farkındayım, pek çok insanın hiç fark etmediği, normal sandığı, titizlenince beni sorunlu olmakla itham ettiği şeyler bile hayatımda kocaman birer farkındalık ve yük. Ama gülemezsem bir noktadan sonra açıkça hastalanıyorum, bildiğin bedenen hastalanıyorum ve ruh hastalığına ramak kalabiliyor. Gülmek benim için bir dengelenme aracı sanırım, bir sensör gibi. Hani bir kahkaha bir kilo pirzolaya denktir derler ya, o bence doğru.

Yaşama sevincimizi söndürdüler, haklısın.
0
muhayyer divan
(27.12.24)
(25)

milletin ölüp bittiği ama sizin beğenmediğiniz şeylerden örnekler

ala09
beyoglundaki sakarya tatlıcısı... allah aşkına arkadaslar bi insan bu tatlıyı neden över? severim ayva tatlısını ama içinde ceviz bile yok şerbetli bi meyve ve kaymak ve internette kötü yorum yok. öyle bir doyurdu ki ertesi gün hala acıkmadım tıkandım adeta hafif falan değil yani. bir diğeri dürümza
beyoglundaki sakarya tatlıcısı... allah aşkına arkadaslar bi insan bu tatlıyı neden över? severim ayva tatlısını ama içinde ceviz bile yok şerbetli bi meyve ve kaymak ve internette kötü yorum yok. öyle bir doyurdu ki ertesi gün hala acıkmadım tıkandım adeta hafif falan değil yani. bir diğeri dürümzade. bildiğin kasap KÖFTE gibi bi adana. salatası çok iyi ama adanası normal/iyi anthony bourdaini getirecek bi olayı yok(tamam ona gelmedi de gitti sonucta)("biz anthonynin intiharına inanmıorz"). yedikten sonra mızmızlanmak istemedim ortam bozmamak için, övülmeseydi yine bi şey demezdim övülünce sinirleniyorum.......daha önce de cool lime, bubble tea gibi NAZO çakması içeceklerin övülmesine şok oluyordum

sizde neler var?
0
ala09
(25.12.24)
oranin ayva tatlisini cok seviyorum. ama herkes sevecek diye bisey yok.

basima bir is gelmeyecekse asure diyorum. tam varos tatlisi:D
0
buenosdias
(25.12.24)
Cool lime konusunda seninle aynı fikirdeyim. Çok baskın nane tadı var ve aşırı şekerli. Bunlar için tekrar bir ayarlama yapsalar belki iyi olurdu.

Buraya da sormuştum cool lime için güzel mi diye. Denedim, çok merak etmiştim ama bu sebeple içemedim. Baskın tatları sevmiyorum. Kereviz bile yiyemiyorum çok ağır ve baskın bir tadı var. İçine girdiği her malzemenin tadını bastırıyor. Konuyu kerevize getirmeyi nasıl başardım onu da bilmiyorum :))
0
rock n roll
(25.12.24)
Aşure +1
0
sacrilegious
(25.12.24)
Kesinlikle serpme kahvaltı (bir iki yeri hariç tutabilirim İstanbul için)
Diken diken oluyorum birisi teklif ettiğinde. Önüme özenli bir eggs benedict, croque monsieur, acai bowl vs gelmedikçe doğranmış domates salatalık, peynir, zeytin, reçel görmek istemem dışarda kahvaltı yaparken. Zaten artık mecbur kaldığımda en kötü sadece menemen, omlet falan yiyip kalkıyorum.

Bir de pişi. Ne var bu pişide ya tek sevmeyen benim heralde. İnsanın midesine oturan yağlı bir hamur.
0
kullanicadi
(25.12.24)
dubai cikolatasi
chicken wings
kfc
0
sonsuz
(25.12.24)
Midye dolma. Olmasaydı da olurduk diye düşünüyorum.
0
fildirfildir
(25.12.24)
sezen aksu, ay çekirdeği, siyah çay, dubai, aşure +1
0
bartholomew87
(25.12.24)
PROFİTEROL demek istiyorum. tabi ki hakkını vererek yapan mekanlar var (bomonti deki batard 'dınki gayet iyiydi) ama böyle adı 'x profiterolcüsü' tadında olan onbinlerce yorum, 5 yıldız, hakkında ultra güzel şeklinde öneriler yapılan mekanların profiterolleri gerçekten fecaat. zaten bunu örtmek için galiba; süt tozlu, nişasta dolgulu hamur topunu %80i glikoz şurubu olan çikolata sosun içine gömüp veriyorlar
0
lüzumsuz adam
(25.12.24)
Sezen Aksu
Yeşilçam filmleri ve dönemin popüler figürleri (türkan şoray vs)
Apple ürünleri
Mercedes G serisi arabalar


Boş zamanlarımda kafayı takacak yeni konsept arayan biri olarak ilk aklıma gelenler bunlar ama kesin başka unuttuğum şeyler vardır.

Yemekle ilgili olarak;

Tencere yemekleri. Biraz fakirlikten çıkmış gibi ya. Sebzeleri de bakliyatı da eti de daha iyi pişirme yöntemleri var. Çoğu tencere yemeğini pek sevmem.

Aşure net. Geçen sene komşuyu geri döndürmüşlüğüm var ben gerçekten sevmiyorum israf olacak başkasına verin diye :d

Deniz ürünlerini çok seven biri olarak midye dolma da pek benlik değil. Yiyene laf etmem de daha iyi bira yancıları falan var bilemiyorum.

Islak hamburger. Bi kere yedim, yani denk gelsem yerim çok kötü değil ama böyle bi ıslak olsa da gömsem demem herhalde.

Aşşşırı çikolatalı tatlılar. San Sebastian istiyosun (ki çok severim yanık tatlıları) üzerine bir dünya çikolata döküyor. Bi ara da böyle değişik tatlıcılar türemişti tuhaf isimli çikolata bulamacı tatlılar satıyolardı. Çikolata severim de Fildişi Sahilli bir işçinin günlük mahsulünü bi kerede tüketmek istemiyorum lol
0
nundu
(25.12.24)
Zincir kahvecilerde satılan, 35000 çeşit krema, şurup, tatlandiriciyla yapılan kahveler. Ben düz americano ya da filtre kahve içerim her yerde. Bir yudum alsam boğazım yanıyor diğer kahvemsi içeceklerden.

Çay. En son 3-4 ay önce bir bardak içtim sanırım. Bitki çaylarından bahsetmiyorum.

Yeniköy'de Emek Manticisi var, bütün arkadaşlarım mantilarina bayılır. Zaten bayağı da popüler bir yer. Bana gore fazla haşlanmış mantidan ibaret tabakları. Hiç sevmiyorum.


Yiyecek içecek dışında da ilk aklıma gelen şey Ugg oldu. Popülerliğini asla anlamıyorum.
0
fraise
(25.12.24)
- 3. dalga kahveciler
- çoğu dönerci
0
orpheus
(25.12.24)
kahve, çay, alkol
antep'teki İmam Çağdaş

(antoni'nin intihar ettiğine ben de inanmıyorum)

sezen aksu+1
levent kırca, kemal sunal ve o dönemlerde subliminal şekilde beynimize ahlaksızlığı sokan türk filmleri ve "program"ları

türlü yemeği (aka patlıcan nasıl katledilir yemeği)

sevdiklerimizi de sorcan mı? ben söyliyim arada patlıcan reçeli mmmmmm
0
mathilda.may
(25.12.24)
Hatay soslu döner
Maydanoz döner
Dubai çikolatası
Breaking bad
Patso
Kadında crop görmek
Büyük meme
0
alimcgraw
(25.12.24)
instagram'da story atmak. saatlerce reels izlemek. hayatını burada yaşamak.
bamya, pırasa, karnabahar, midye dolma, lahana sarma, döner, iceberg marul, coleslaw salata, türk kahvesi, bulgur, adana, kuzu ızgara.
ağzı bozuk kızlar. keko rapçiler ve fanları.
0
gabe h coud
(25.12.24)
Gezmek ve Angelina Jolie (hem simdiki hem daha genc hali)
0
chickentown
(25.12.24)
Bence dünyanın en çok abartılan gıdası Oreo. Resmen din haline gelmişti bi ara, nasıl bir reklam yürüttülerse :D

Sevmiyor değilim, ama abartıldığını bence kabul etmeliyiz.

Gerçekten beğenmediğim bir şeye örnekse crocs. Çünkü çok çirkin. Ayağım rahat edebilir ama kafam hiç rahat etmiyor :D
0
akhenaten
(25.12.24)
Uzun tırnak, story.
0
Kahvedesu
(25.12.24)
Dar slim fit pantolon.
0
wd40
(25.12.24)
volkan demirel. adam sırf depremde ağladı diye millet abarttı da abarttı. zamanında gazeteciyi evinden aldırmakla tehdit etti. sahada yaptıklarını söylemeye bile gerek yok. sokak hayvanlarına bile laf söyledi lan herif:) depremde o kadar insan seferber oldu, bunun kadar konuşulmadı. nasıl bir algı anlamak güç.
0
nothing in my way
(25.12.24)
Ortaoyunuyla başlayan, günümüze kadar gelen, Türk tiyatro sinema tarihindeki aptal ama aynı zamanda şeytana külahını da ters giydiren komik tiplemelerin tamamı, Pişekar'ın Kavuklusu, Cilalı İbo, Turist Ömer, Kemal Sunal vs.

Cehaletin parlatılmasının yapı taşları
0
Mirket
(25.12.24)
"minik dokunuşlar" isimli estetik müdahalelerden rahatsız oluyorum.

Mesela bir psikoterapist arıyorum İnstagram'da, tam fikirleri aklıma yatıyor akıllı buluyorum falan, bir de bakıyorum ki deli gibi müdahalesi, plastik maske gibi bir yüz. Tuvale kalın kalın atılmış fırça darbeleriyle sabitlenmiş yağlı boyadan ibaret gibi duran bir makyaj. Doğallıktan uzaklaşmak çok ama çok rahatsızlık veriyor bana.

Kaskatı değilim, öyle durumlar gördüm ki o burun kesinlikle düzeltilmesi gereken bir burun gerçekten ama onun kadar yamuk olmayan burunlar, hiç de yokmuş gibi durmayan kaşlar, kendine mahsus bir şekli ve karakteristik bir görüntüsü olan o dudaklar, yüzün kendine ait yapısı... Bunlarla bu kadar oynanması çok rahatsız ediyor. Karşımda sürekli olarak rahatsızlık huzursuzluk hissi yaşayan biri varmış gibi hissediyorum ben de huzursuz oluyorum.
0
muhayyer divan
(26.12.24)
- tulumba tatlısı, güllaç, bilmemkaçı bir arada, şekerli kremalı kahveler, rakı, jack daniel's, serpme kahvaltı, mc donald's/burger king/kfc/pizza hut/pizza lazza, yemekte sunum şovu yapan yerler
- keko rap, arabesk, eller havaya pop, ahmet kaya, sezen aksu, ibrahim tatlıses
- elden ring, dragon age the veilguard,
- breaking bad, güç yüzükleri, güncel Türk dizileri
- ugg, şort etek, tayt
- ghostlama, manifest etme, datee çıkma vb. çakma ifadeler ile mezuna kalmak, görüldü atmak vb. A -1 Türkçe kelimeler
- bmw
- dudak dolgusu, çene ve elmacık kemiği belirginleştirme ameliyatları, yüze enjekte edilince mimiksiz bırakan diğer tüm zımbırtılar, insanda olduğu için pençe diyemediğimiz tırnaklar


Her maddeye beşer tane daha ekleyebilirim sanırım.
0
nawar
(26.12.24)
asure'ye katiliyorum. hic sevmedim, hic anlamadim. tatliya nohut koyulur mu arkadasim?

tesla. cybertruck gibi ucubeler. araba olarak inanilmaz kalitesiz ama bu woke tayfayi zamaninda iyi tokatladi elon. sattigi arabanin her yeri dokuluyor ama konsola koca dokunmatik ekrani koyunca millet kendini bir sey sandi. butun woke arkadaslarim agliyor simdi teslalari ellerinde kaldi satamiyorlar da. elon'dan da nefret ediyorlar.

super lig. millet hala izliyor inanilir gibi degil. kavga falan ediyorlar. hakemler bunlari dogruyormus falan. 18 yasindan beri izlemiyorum deli gibi futbol oynamama ve izlememe ragmen.

instagram. tamamen bos adam isi.
0
antikadimag
(26.12.24)
@nawar'ın entry'yi görünce aklıma geldi.

GTA serisi. Hatta RDR'yi de ekleyebilirim. Rockstar oyunları hiç ilgimi çekmiyor. GTA 6 çıkacak hype'ı tüm dünyada var. Benim hiç ilgim yok. Çocukken Vice City ve San Andreas oynadım da GTA 5'i anca bu sene alıp deneyeyim dedim 1 saat dolmadan sıkıldım. RDR 2'de de benzeri olmuştu

Bi de Souls oyunları, Elden Ring ve tüm soulslike oyunlar. Hiç oynamadım ama atmosferi ve boss savaşları hiç ilgimi çekmiyor. Zor oyun da sevmem pek.
0
nundu
(26.12.24)
-dubai çikolatası (çikolatalı saman gibi ama çok yoğun ve bayıyor)
-moda'daki meşhur dondurmacı (herhalde blendırdan geçirilmiş buza renklendirici sürsek aynı tatsızlığı alırız)
-helvacı ali (helvayı zaten sevmem ama resmen çamur/macun kıvamında ürünleri)
-mcd- bk hambugerleri (saman gibi tatsız ve ufacık, içi bomboş)
-"meşhur x'çi" tarafından satılan herhangi bir ürün
-kadınlardaki uzun, iğrenç tırnaklar
-kadınların kirpiyi model almış gibi kestirip biçtirdikleri burunları
-kemal sunal
-behzat ç ve gerçek hayatla senaryoyu karıştırmış avaneleri
-crop
-rock/metal
-futbol
-kadıköy
-starbucks

şimdilik bir çırpıda aklıma gelen şeyler bunlar.
0
m e b
(26.12.24)
(9)

Bir insandan hoşlanmaya başlamak onunla ilgili fikirlerinizi ne ölçüde

sekizdokuzon
değiştirir? Önceleri yavan, sıradan ve sıkıcı gelen halleri keskin bir dönüşle sevimli, çocuksu, iyi niyetliye dönüşebilir mi? Teşekkür ederim.
değiştirir?

Önceleri yavan, sıradan ve sıkıcı gelen halleri keskin bir dönüşle sevimli, çocuksu, iyi niyetliye dönüşebilir mi?

Teşekkür ederim.
0
sekizdokuzon
(24.12.24)
benim fikrimce dönüşmeden hoşlanılamaz zaten. sıralama bana ters geldi. önce dönüşür sonra hoşlanırsın :) sıradan sıkıcı yavan ama tipi güzel herhalde? hoşlanacağım sonra da sevimli iyi niyetli olacak?

zaten yavan sıkıcı ve sıradanın karşıtı şeyler de değil saydıklarınız. Siz o taraflarına odaklanacaksınız sanırım. Sevimli çocuksu iyi niyetli ye dönüşebilir evet ama sıradan sıkıcı ve yavan olmaya da devam eder. BENCE
0
a perfect lie
(24.12.24)
Ben böyle bir şey hiç yaşamadım, yani hareketleri yavan ve sıkıcı gelen ilgimi çekmeyen birinin sonradan ilgimi çektiği olmadı :D Belki o kadar uğraşmaya değer bir insan değilimdir ve kimse kasmamıştır benim için bu kadar. E zaten yavan gördüğüm için ben de uğraşmamışımdır.

Ama şöyle kafada kurup oynata basınca evet öylesine biri bir şekilde becerip hislerimi değiştirmeyi başarabilseydi büyük ihtimalle farklı bakmaya başlardım. Yani olayın özü bu değil mi zaten ki.
0
akhenaten
(24.12.24)
Fiziksel olarak da çok çekici bulmuyorum ama artık birlikte çok vakit geçirmekten mıdır, ortak bir arkadaşın "Sizden olur" gazından mıdır, başta hoşlanır gibi olup uzun süre uyuz olduğum adama karşı içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı sanki. Bahsettiğim şeyler birbirinin zıttı değil ama şimdi kötüyü değil iyiyi görüyorum adamdaki. Bin yıllık hikaye farkındayım ama her seferinde ilk kez yaşıyor gibi aklı tutuluyor insanın. Ben de buraya sorayım dedim.
0
🌸sekizdokuzon
(24.12.24)
Değişmez.
Bir gün sıkıcı gelen kişinin bir gün sonra sevimli gelmesi benim için mümkün değil ancak şu olabilir; "sıkıcılığıyla birlikte hoşlanma" olabilir.
Karakter özelliklerinin üzerimdeki etkisi değişmez o karakter özellikleriyle birlikte kendisinden hoşlanma durumu olabilir.
Çok bariz falsosu yoksa tabii.
0
mutekebbir
(24.12.24)
Valla başlarda nasıl biri olduğuna dahi kafa yormaya değer görmez, o denli ilgisizken; birlikte vakit geçirdikçe ilgi oluşabiliyor. Sonrasında zaten pek çok şeyine "iyi niyetle" bakmaya çalışıyorsun.
0
Amaranta ursula
(24.12.24)
Boşluktan dediğimiz olay bu
0
grimavi
(24.12.24)
Değişmez +1
Boşluktan +1

Karakter meselesi, bazı insanlar fazla önyargılıdır. Çocuksu, laubali diye etiketlersin ama çekim sonrası önyargılarından sıyrılıp bakarsın, beğenirsin. Böyle bir tipsen olabilir, neden olmasın.
0
Bruce
(24.12.24)
Güzel olduğu için iyi şeyler düşündüğüm insan düşüncelerimi doğrular çıkabilir ama önceden iyi düşünmediğim birine sonradan sadece fiziksel olarak çekim hissediyorsam eski düşüncelerim değişmez.
0
gabe h coud
(24.12.24)
birinden hoşlandığında fikirleri doğru, tutarlı ve hoş gelmez zaten bu olduğu için birinden hoşlanırsın. öbür türlüsü beğenmek olur ve max 1 aya geçer.
0
zovin
(26.12.24)
(16)

erkeklerin güzel kadın istemesi vs. kadınların yakışıklı erkek istemesi

pembediken
Erkeklerin güzel istemesi tuhaf karşılanmıyor ancak kadınlar yakışıklı erkek istediğinde şekilci deniyor. Mesela biri yakışıklı erkek aldatır, çok talibi olur vb diyor. Biri eşinin göbeğine aşıkmış dış görünüş önemli değilmiş. Kadınların dış görünüşe bakması tuhaf mı sizce?
Erkeklerin güzel istemesi tuhaf karşılanmıyor ancak kadınlar yakışıklı erkek istediğinde şekilci deniyor. Mesela biri yakışıklı erkek aldatır, çok talibi olur vb diyor. Biri eşinin göbeğine aşıkmış dış görünüş önemli değilmiş. Kadınların dış görünüşe bakması tuhaf mı sizce?
0
pembediken
(23.12.24)
Kadın erkek herkesin kendi kriterini söyleme hakkı var

Tip, boy, kilo, ekonomik durum, meslek vs

Mesela bir kadının ben zengin koca istiyorum demesi niye bu kadar tetikliyor, hayatta herkesin öncelikleri farklı, o da bunu arasın, bu bana oldukça dürüst geliyor
0
grimavi
(23.12.24)
"Erkeklerin güzel istemesi tuhaf karşılanmıyor ancak kadınlar yakışıklı erkek istediğinde şekilci deniyor."

- kadınların ezici bir çoğunluğu herhangi bir şey yapmadan ilgi görebiliyorken erkeğin ilgi görebilmesi için ortalamanın üzerinde birisi olması gerekiyor. beğenilmeyen erkeklerin ağlaması bu.

"Kadınların dış görünüşe bakması tuhaf mı sizce?"

- insanların kendilerine çekici gelen yüz ve/veya vücut özelliklerine sahip insanları arzulaması gayet normal.
0
tabudeviren
(23.12.24)
erkegin güzeli cirkini olmaz. efendisi olur iti köpegi olur.
www.youtube.com
0
sonsuz
(23.12.24)
Aslında örnek verdim. Eşinin göbeğine aşık olan arkadaşım dış görünüşe yani yakışıklı olmasına bakma dedi. Ben öncelikli olarak dış görünüşe yani yakışıklı bakımlı olmasına bakıyorum para önemli değil. Ama sanki parası olsun desem daha normal karşılanacak
0
🌸pembediken
(23.12.24)
Yakışıklı erkeğe yakışıklı kadın düşse de bu ikilemden ayrılsam. Kesin 3-4 limanın vardır, aldatıyosun beni diyenlerden bıktım. Özgüvenlerine göre konuşuyorlar bence. Sıktı artık bence. Erkek efendi olur olmaz, kadın güzel olur ya da güzel değildir. Bu kadar. Erkeğin yakışıklısı, berberden tas konularak saçı kesilmiş olan temiz düzgünüdür. Fazlasında ne yapsın, röfle çekip makyaj mı bilmiyorum.

Kadın bakışıyka yakışıklı erkek yok bence, fakir erkeği anası bile bir yere kadar.
0
baldan kaymak
(23.12.24)
Türkiye'de sıfır tip ve bol parayla çoğu kadını elde edebilirsin. Ne iş yaptığın da önemli değil. Kaçakçı, vurguncu at hırsızı tiplerin yanındaki kadınları görüyoruz.

Bu denklemi bozan belli bir statüsü ve yaşam standartı olan kadınlar. Bazen onlar bile paraya tav olabiliyorlar.

Dış görünüşe gelene kadar çok yol var yani
0
wd40
(23.12.24)
@baldan Acun'un programlarına bakın. Sadece güzel kadınları değil yakışıklı erkekleri de seçiyor yarışmacı olarak.
0
🌸pembediken
(23.12.24)
Türkiye'de sosyal konularda genelin sesi her zaman her şeye olumsuz çıkıyor. Bunları takmamak lazım.

Bahsettiğiniz konu özelinde biraz açabilirim konuyu. Bizim ülkede erkekler kişisel bakıma önem vermiyor. Giyimine de önem vermiyor, saça başa da önem vermiyor.

Benim gördüğüm kadarıyla bu durumun birazı umursamamazlıktan, birazı sefilliği yüceltme edebiyatından birazı da yoksulluktan geliyor. Kişisel bakımına özen gösteren erkeklerle dalga geçiliyor. İnsanlar az bir şey eli yüzü düzgün bir şey giydiğinde utanıyor, "bu bize uymaz" tavırlarına giriyor. Zaten bakım ve giyim kuşamla ilgili çoğu şey de pahalı. Şimdi çoğunluğu bu kümeden oluşan bir yerde siz çıkıp "ben yakışıklı erkek istiyorum" derseniz ne olur?

Size hak mı verilir? Yoksa savunma psikolojisiyle türlü türlü mantığa bürüme çabalarına mı şahit olursunuz?
0
akhenaten
(23.12.24)
Erkekler göz insanıdır kadınlar kulak insanıdır. Erkekler gözlerinden avlanır kadınlar kulaklarından avlanır.

Ama son yıllarda kadınların önemli bir kısmı dişillikten bir miktar uzaklaştıkları için daha bir göz insanı olmuş durumdalar, kendilerine uyguladıkları bakımı erkekte de görmek ister oldular.

Erkekler zaten göz insanı oldukları için, bir de kadınların bu tercihleri de çoğalınca tıpkı kadın gibi manikür pedikür botoks kaş aldırma lazer bilmem ne yaptırır oldular. Vücut geliştirmeyi saymıyorum, bana o kadar saçma geliyor ki hepsi.

Birlikte oluyorlar ama çok çabuk tüketiyorlar. Bir yılda 8-10 sevgili değiştiren oluyor kadında da erkekte de. Sonra güvensizlik gelişiyor, değersiz bulmalar artıyor, menfaatperestliğin önü açılıyor...

Ahlak denen şey bunun için vardı, maddecilik saplantısı insanı doyumsuz ve huzursuz mutsuz kılacağı için insanlar birbirlerinde daha derin anlamlar arasınlar istenmişti. Bunu ciddiye alanlar da eş bulamıyor artık, öyle bir yamuldu her yer.

Kadın da maddeci olursa erkeği kimse toparlayamaz diye düşünüyorum.
0
muhayyer divan
(23.12.24)
Yakışıklı erkek arayan kadın erkeklesmistir, iyi bir şey değil.
0
sekizdokuzon
(23.12.24)
hiç de tuhaf değil kocam bu kadar yakışıklı olmasa bilemiyorum napardım kadınlar için de tip çok önemli olmalı.

erkekler için aşama cinselliğe geldiğinde güzel çirkin pek fark etmiyor tek bir noktaya odaklanıyorlar genelde. tabi ki genellemeler yapmak iyi değildir onu da belirteyim.

kadınlar için beğenmediği bir erkekle bırak cinselliği öpüşmek bile zul gelir.
0
Hallegadola
(24.12.24)
Bence tercihlerin hiçbiri tuhaf değil. Karşılıklı kriterler sağlandığı sürece iki taraf da memnunsa kimseye laf düşmemeli.

Benim için de dış görünüş önemli. Görünüşünü beğenmediğim bir erkekle uzun süre beraber olamam. Genelde dediğiniz yorumları yapanlar kendi olumsuz/olumlu tecrübelerini ya da başkasından gördüklerini tek doğruymuş gibi algılaması.
0
jazzabel
(24.12.24)
benim son zamanlarda gozlemledigim kadinlar yakisikliliga filan bakmiyor genelde, su an herkesin derdi parasi cok olsun modunda maalesef
0
sweetoffice
(24.12.24)
Erkeklere sorarsan da "Kadınların yakışıklı istemesi tuhaf karşılanmıyor ancak erkekler güzel kadın istediğinde şekilci deniyor." derler. İnsanların şu cinsiyet kalıplarının nerede denk gelindiği ile ilgili olduğunu kabul etmesi lazım. Öte yandan kim nerede ne derse desin bir cinsiyet ile ilgili kötülenen davranışların %90'ı diğerinde de var.

Herkesin ilişkide kriterleri olabilir ve bu normal. Kadının yakışıklı ve zengin arıyor olması ya da erkeğin güzel kadın arıyor olması gibi şeyler arayanları bağlar. Kimse toplumun ya da karşı cinsin dayattığı kriterleri beğenmek zorunda değil. Milletin laf etmesine takılmayın.
0
nawar
(24.12.24)
kadinlarin tipe bakmadigini iddia edenler hayal dunyasinda yasiyor. tip para gibidir, her sey degildir ama cok seydir.
0
baldur2
(24.12.24)
bence de tip önemli. erkegin tipi olmaz diyenler, kadinin böyle bir istegini maskülenlesme olarak görenlerin sevgilisi kesin tipsiz.
0
sonsuz
(24.12.24)
(8)

sürücü belgesi yenileme için sağlık raporu

estranged
özel hastane yalnızca göz raporu veriyoruz, başka bir rahatsızlığınız yoksa yeterli oluyor gibi bir şey söyledi.en hızlı ve makul yöntem nedir?
özel hastane yalnızca göz raporu veriyoruz, başka bir rahatsızlığınız yoksa yeterli oluyor gibi bir şey söyledi.

en hızlı ve makul yöntem nedir?
0
estranged
(23.12.24)
Aile hekiminize neden gitmiyorsunuz ki? Ben hemen gidip sürücü belgesi için diye giriş yapıp muayene olup çıkmıştım. Raporda da göz gibi kapsamı daraltıcı bir ibare yoktu, direkt sürücü olabilir temalı bir rapordu.
0
akhenaten
(23.12.24)
En iyisi özel hastane. Aile hekimleri de rapor veriyor; ama gerekli görürse hastaneye sevk eder veya özelden rapor alma seçeneği sunar. İki yöntem de kolay; ama kılı kırk yaran bir aile hekimine denk gelirseniz hastaneye başvurmak durumunda kalabilirsiniz. En iyisi direkt özel hastaneye gitmek.
0
auroraaurora
(23.12.24)
aile hekimine gittim ve o devlet hastanesine sevk yapabileceğini söyledi. kendileri veremiyormuş rapor.

özelde daha hızlı hallolur diye düşünmüştüm.
0
🌸estranged
(23.12.24)
aile hekimleri veriyor. gerek görürse göz ya da başka bir şey için sevk ister. onun dışında aile hekimleri verebiliyor.
0
jülsezar
(23.12.24)
gözlük varsa aile hekimi veremiyor. özel hastanenin de dediği doğru. onlardan aldığınız rapor yeterli.
0
elorelia
(23.12.24)
1 ay önce ben aile hekiminden aldım. E-Devletten form dolduruyorsunuz aile hekimi de uzaktan harfleri okutup raporu veriyor.
0
nickini vermek istemeyen uye
(23.12.24)
aile hekiminden aldım. öncesinde e-devletten bi onay formu doldurdum. Aile hekimine gittim. Sadece sorduğu soru gözlük kullanıyor musun oldu. Gözlüğüm var ama kullanmıyorum dedim. Onayladı o kadar. Bir çıktı vs olmadan sistemden gördü nüfus yeniledim. Sadece fotoğrafla gittim. Bu arada eskiyi bulamamıştım. Kaybettiğimi söyledim ona da sorun çıkartmadılar ne zaman kaybettin dedi. Bilmiyorum dedim. Bi tarih at kafadan dedi 1 Haziran olsun dedim :)

Ekim ayında aldım.
0
naksidil
(23.12.24)
o zaman aile hekiminden aile hekimine değişiyor. çünkü ben de geçen hafta gittim ve biz veremiyoruz artık dedi.
0
🌸estranged
(23.12.24)
(7)

27 Euro + 3 Euro kargo ücreti düzenlemesi hakkında

akhenaten
Ben kargo ücretiyle 3 euroluk kesinti arasındaki ilişkiyi tam açıklayan bir yer görmedim. Belki de ben anlamadım. Şimdi hangi senaryo doğru?Senaryo 1: Kargo bedeli 3 euro ve aşağısındaysa 27 euroluk alışveriş hakkınız var. Kargo bedeli 3 euro üzerine çıkıyorsa 27 euroluk hakkınızdan düşmeye başlıyor
Ben kargo ücretiyle 3 euroluk kesinti arasındaki ilişkiyi tam açıklayan bir yer görmedim. Belki de ben anlamadım.

Şimdi hangi senaryo doğru?

Senaryo 1: Kargo bedeli 3 euro ve aşağısındaysa 27 euroluk alışveriş hakkınız var. Kargo bedeli 3 euro üzerine çıkıyorsa 27 euroluk hakkınızdan düşmeye başlıyor, örneğin;

Kargo ücretsiz; alışveriş hakkı 27 euro.
Kargo 1 euro; alışveriş hakkı 27 euro
Kargo 3 euro; alışveriş hakkı 27 euro
Kargo 4 euro; alışveriş hakkı 26 euro.

Senaryo 2: Kargo bedeli ne olursa olsun "kargo dahil 27 euroluk" alışveriş hakkı var. Örneğin;

Kargo ücretsiz; alışveriş hakkı 27 euro.
Kargo 1 euro; alışveriş hakkı 26 euro.

Mantıken senaryo 1 doğru olmalı gibi ancak insan her şeyi bekliyor.
0
akhenaten
(22.12.24)
grimavi
(22.12.24)
Galiba kargo 1 euro olsa 5 euro da olsa 27den düşecek. 3 euro kargoya eklenecek. Rezil bir hükumet kararı kisaca
0
darkwizard
(22.12.24)
@grimavi böyleydi evet, ama bugün konuşulan hali kafamı karıştırdı.

eksisozluk.com

Şimdi burada anlatılmak istenen kargo bedeli ne olursa olsun biz 3 euroyu alacağız ve ayrıca kargo bedelini alışveriş limitinden düşeceğiz mi? Yoksa kargo bedeli 3 euronun üzerinde olursa onu alışveriş limitinden düşeceğiz ama altındaysa 3 euroluk kesintiden karşılanacak mı?
0
🌸akhenaten
(22.12.24)
Benim anladığım;
Kargo bedeli <= 3 ==>27€
Kargo bedeli >3 ==> 27- kargo bedeli
0
logisticsmanager
(22.12.24)
youtu.be
herhalde doğru anlatmıştır.
0
nhk ni youkosu
(22.12.24)
@nhk ni youkosu, olay tahmin ettiğimden de tuhafmış haha. sıkıntı gerçekten ya.
0
🌸akhenaten
(22.12.24)
Ülkenin hızına yetişemiyorum, ben de murat gamsız ın bugün çektiği videoyu yazmaya gelmiştim verilmiş
0
grimavi
(22.12.24)
(12)

Zenginlerin yediği tereyağindan ben de yemek istiyorum

tahirkemalbozoglu
Hasbelkader hemhal olduğum bir zengin dayı var. Bodrum’dan gelirken yol üzerinde bir çiftlikten tereyağı almış. Bana da bir kilo verdi. Hayatımda böyle güzel bir tereyağı yediğimi hatırlamıyorum. “Ulan,” dedim, “para sen nelere kadirsin!” Bu zenginlik ne menem bir şeymiş böyle…“Tereyağı için zengin
Hasbelkader hemhal olduğum bir zengin dayı var. Bodrum’dan gelirken yol üzerinde bir çiftlikten tereyağı almış. Bana da bir kilo verdi. Hayatımda böyle güzel bir tereyağı yediğimi hatırlamıyorum. “Ulan,” dedim, “para sen nelere kadirsin!” Bu zenginlik ne menem bir şeymiş böyle…

“Tereyağı için zengin mi olmak lazım?” demeyin, aynen öyle zengin olmak lazım. Neden mi? Çünkü bir kere genetik olarak fakirsiniz. Standart market ürünlerinden başka bir şey yememişsiniz ki… Nerede kaliteli tereyağı var, nereden ulaşılır, o lezzeti bilmiyorsunuz. Fakirseniz, zaten o zenginlerin ulaştığı ürünlere “parasıyla değil mi kardeşim?” diyerek ulaşamıyorsunuz.

Parayı bastım, piyasaya göre yüksek ücretler verdim, ama o Bodrumcu dayının verdiği tereyağının lezzetini yine de bulamadım. Fakirseniz bu hayatta paranızla bile bazen bir kilo tereyağı alamıyorsunuz.

Sorum şu: Bodrum ya da Muğla’dan Ankara’ya gelecek olan varsa, bana haber verir misiniz?
0
tahirkemalbozoglu
(22.12.24)
Biraz psikolojik olmasın? Ben bunu anlamadığım için merak ediyorum hocam, belki bilen birisi anlatır. Belki siz de biliyorsunuzdur.

Tereyağı dediğimiz şey sütün yağı değil mi? Sütü sallıyorsunuz ve yağı çıkıyor. Süt laboratuvarda üretilen bir şey değil, sığırlar üretiyor. Temel anlamda tadına etki eden tek faktör de bu anlamda hayvanın cinsi olabilir. Neyi kaçırıyorum ben? Türkiye'de köylüler tarafından kullanılan kaç çeşit sığır türü var ki? Yani bodrumdaki üretici de sanmıyorum ki egzotik bir sığırdan yağ üretiyor olsun. Ayrıca hayvanın türünün yağın tadına etkisini gerçekten bu kadar net anlayabiliyor muyuz? Bilemiyorum.

Daha minimal etkiler de yağın sıcaklığı olabilir. Düşük sıcaklıklarda daha az yoğun tat alınıyor. Yüksek sıcaklıklarda yağ yumuşak haldeyken daha yoğun bir tat geliyor.

Bir de tereyağı süt veya yoğurt kaymağından yapılabiliyor. Ben evde biriktirdiğim yoğurt kaymağından yapıyorum bazen. Belki bu da tadı etkiler. Ama bunlardan hiçbiri de zenginlikle ilgili değil gibi sanki :D ne bileyim.

Sizin yağ hangi açılardan farklıydı ki mesela?
0
akhenaten
(22.12.24)
Abi tereyağı farklı olabilir çok rahat şekilde. Tereyağı çok basit, hepsi aynı olan bir ürün değil.

Hemen bir video atayim;
youtu.be

Ben de bu ülkeye gelince anladım. En ucuz tereyağı ile noelde servis edeceğin tereyağı kesinlikle aynı şey değil.

Neyse yani ben yağın tadını kesinlikle anlıyorum.
0
logisticsmanager
(22.12.24)
aynı ineği Muğla'da ve Erzurum'da yetiştirsen alacağın sütün ve dolayısıyla tereyağının lezzeti farklı olur. yediği ot farklı içtiği su farklı.

aldığınız tereyağı demek ki güzel bir kombinasyon sonucu oluşmuş.

bla bla car uygulamasında o taraftan gelecek bir insan bulabilirsiniz.
0
tabudeviren
(22.12.24)
Terayağının markasını veya nerede satıldığını da bizimle paylaşır mısınız :)
0
tss
(22.12.24)
Bodrum yolunda nerdeymis?
Yerini söylersen yılbaşından sonra ki hafta gelcem
0
etna
(22.12.24)
A101'de satılan Karlıdağ ve Kebir marka tereyağları da çok iyidir.

orta düzey gurmeler indirimleri takip eder. denemek istersen.

bir de dayı ile ilgili olarak da bazı çiftlikler vardır, meşhurdurlar. onların sütü için sabah 7'de sıraya girerler vs.

Gömeç'te Tülohan Çiftliği var mesela.

öyle bir yerden almıştır. bunun zenginlikten ziyade bilmek ve ulaşımla alakası var bence.
0
mathilda.may
(22.12.24)
@etna, hocam aşağıya linkini bıraktım. Eğer getirebilirsen çok sevinirim gerçekten.

maps.app.goo.gl
0
🌸tahirkemalbozoglu
(22.12.24)
Sut urunleri her turlu farkeder +1 Ayni ciftlikten sut aliyorum 3-4 yildir. Ayni ciftlik ayni inekler oldugu halde kisin en soguk donemlerinde sutun tadi bir garip oluyor, hafif tezekimsi bir kokusu oluyor. Muhtemelen daha fazla kapali alanda kalmaktan ve yediklerinden kaynaklaniyordur. Diger zamanlarda asiri guzel.

Paylasilan mekana da sasirdim, yolumuz duserse iceri girip, kendi uretimleri olan tereyagindan mi istiyoruz?
0
mbond
(23.12.24)
Verdiğiniz yeri araştırınca yörükler köyünden alıyormuş tereyağı öyle anladım, kendi yaptıkları bir şey değil gibi.
Ve Yörükoğlu da bu bölgeden. Yani tereyağı bildiğimiz Yörükoğlu çıkarsa gülerim:)

Neyse oradan şöyle bir yer de buldum;
yoruklersuturunleri.com
0
logisticsmanager
(23.12.24)
51 yaşındayım. 40 sene önce memlekette kapalı pazar yerinde yaz aylarında esnaflar yoğun bir şekilde patatesi haşlayıp tereyağı ile karıştırırlardı. çünkü gurbetçiler o tarihlerde giderlerken bol bol yöresel ürünleri arabalarına doldurup giderlerdi. bu arada gerçek tereyağını çok fazla tükettim. inanki markettekiler daha leziz. yani daha lezzetli diye daha doğal veya daha kaliteli anlamına kesinlikle gelmiyor. hatta sizin yediğiniz muhtemelen tereyağı aroması basılmış bir ürün olması kuvvetle muhtemel.
0
ground
(23.12.24)
İyi tereyağ nasıl anlaşılır bilmiyorum ama bunu ağzına attığınız anda saniyesinde eriyip gidiyor, aroması lezzeti çok güzel. Diğer hususları bilemem tabi.
0
🌸tahirkemalbozoglu
(23.12.24)
@mbond evet hocam, kahvaltı yeri zaten. Tadım yapabilirsiniz ayrıca satıyorlar da.
0
🌸tahirkemalbozoglu
(23.12.24)
(1)

Deri Soyulması

rock n roll
Selam Geçen hafta, ayaklarıma peeling amaçlı ayak maskesi yaptım. Deri soyulmaya başladı ama ben bu kadar olacağını düşünmemiştim yaparken. Soyuldukça soyuluyor ve hafiften bir korkmaya başladım. Büyük büyük soyuluyor.Bu soyulma bir yerden sonra duracak mı, sanki bana ömür boyu sürecek gibi geliyor
Selam

Geçen hafta, ayaklarıma peeling amaçlı ayak maskesi yaptım. Deri soyulmaya başladı ama ben bu kadar olacağını düşünmemiştim yaparken. Soyuldukça soyuluyor ve hafiften bir korkmaya başladım. Büyük büyük soyuluyor.

Bu soyulma bir yerden sonra duracak mı, sanki bana ömür boyu sürecek gibi geliyor da. Kötü bir şey olur mu, yara falan?
0
rock n roll
(22.12.24)
Öyle olması normal, sorun yok.

Önerilmiyor kısmı da doğru. Ayaktaki deri kalınlaşması sizin günlük yaşantınıza uygun şekilleniyor. Bu nedenle ayak peelingi sonrası ayaklarınızda ağrı sızı olabilir, daha az yürüyerek daha çabuk "ayaklarıma kara sular indi" moduna ulaşabilirsiniz. Sonra yaşantınıza göre ayak deriniz aynı oranda kalınlaşacak zaten yine sizi o tempoda taşıyabilmek için.

Bunun mantıklı olduğu birkaç istisnai durum var ama. Örneğin birkaç ay normal hayat rutininizin çok dışına çıkmışsınızdır. Atıyorum ayakta çalışmaya başlamışsınızdır ve sonra eski rutininize dönmüşsünüzdür ve o ayaklar size ait gibi durmuyordur. Peeling yapınca ayak deriniz ayakta çalıştığınız dönemdeki kadar kalınlaşmaz.
0
akhenaten
(22.12.24)
(15)

Bahşiş bırakılmadığı için surat asan garson gördünüz mü?

psmstc
Orta lükslükte bir yere kahvaltıya gittik. Gözlemlediğim kadarıyla yemek başında restoranda tüm çocuklara "ekstra" iyi davranıyorlar. Sizce bunu sahiden de bahşiş için mi yapıyorlar? Vermeyince de o gülümsemeler nezaketler birden soğuk bir surata dönüyor gibi algıladım.Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Orta lükslükte bir yere kahvaltıya gittik. Gözlemlediğim kadarıyla yemek başında restoranda tüm çocuklara "ekstra" iyi davranıyorlar. Sizce bunu sahiden de bahşiş için mi yapıyorlar?

Vermeyince de o gülümsemeler nezaketler birden soğuk bir surata dönüyor gibi algıladım.

Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
0
psmstc
(20.12.24)
evet çıkarken bahşiş bırakmayınca bozuluyorlar.
0
jelly bear
(20.12.24)
Sizce bunu sahiden de bahşiş için mi yapıyorlar?
baska ne icin yapabilirler?

bahsis motivasyon ve kibarliktir. bahsis vermezsen ekstra bir sey görmemen dogal dagil mi?
0
sonsuz
(20.12.24)
evet, çoğunluğu sadece bahşiş için yapıyor.

bu bahşiş olayının "gönülden kopma", "gerektiğinden daha iyi hizmet görme" noktasından çıkarılıp abd kültürü etkisiyle zorundalığa dönüşmesini normal bulmuyor, "servis ücreti", "x hizmet bedeli" gibi saçmalıklar altında toplam hesabın %10-15'i olarak hesaba ekleyen işletmelere de "niye, burası abd mi?" diye aleni eleştiride bulunduğum çok oluyor.

yav zaten restoranda ödenen yemeğin ücreti nedir; her türlü gidere kârın da eklenmesi değil midir? ben neden garsonu geçindirmekle yükümlü olayım?

reservoir dogs'ta geçen bahşiş bırakmanın mantıksızlığına katılır, böyle bahsin sorun olmasına bile şaşırırdım. türkiye de kendi dertleri yetmez gibi böyle bir derdi de ithal etmekte gecikmedi tabii, hayret ediyorum.
0
m e b
(20.12.24)
cocuk demek ekstra servis demek. sicak su getirir misiniz, ay dokuldu, cocuktur yapar, mama sandalyesi vs... tek kisiye gore bahsis verme yukumlulugu daha cok. cocuklarin cok tatli diye yakinlik gostermiyorlar tabi para icin yapiyorlar.
0
buenosdias
(20.12.24)
Amerika' da bahşiş bırakmayan müşterinin üzerine yürümeye kadar giden durumlara şahit olabilirsin:)
0
kumandanim
(20.12.24)
Müşteri çıktıktan sonra müşterinin bahşiş bırakmadığını görünce, o parayı ya da kartı bıraktığın kutu / cüzdan gibi şeyi fırlatıp atanı gördüm.
Muhtemelen müşteriye pek belli etmedi ama göremedim o kısmı.
Empati yapıyorum, benim de bahşiş beklentim varken bir kusurum olmadığı halde bahşiş alamasam ben de bozulurdum, bazen de belli ederdim ciddi bir hayal kırıklığı yaşarsam.

Örneğin gelenlerin yabancı müşterileri veya misafirleri gelmiş, onları şöyle güzel bi yemeğe götüreyim demiş ve getirmiş. İlgi alaka gösteriliyor dört dönüyorlar başında, her şey iyi gidiyor ama günün sonunda 10 lira bile bahşiş almamışsın. Tuhaf karşılar, "ulan kesin bi kusurum oldu" diye düşünürüm açıkçası.
0
norek
(20.12.24)
sor bakalım çok umrumuzda mı :D
0
telliahmet
(20.12.24)
Meb e katılıyorum, kimse bana işimi yaptığım için ekstra ücret ödemiyor
0
mirty
(20.12.24)
Yapan vardır illa ki, insanlar dizilerde gördükleri her şeyi kopyalıyor. ABD'de bahşiş kültürü çok katmanlı bir sosyal ilişki biçimi, sadece bahşiş verdim bittiden ibaret değil. ABD'lilerin parayı sosyal hayatta ele alış biçimi çok farklı. İş kanunları, çalışma biçimleri çok farklı. Bir sitcom'da bir garsonun bahşiş vermeyen müşteriye çılgın atmasını izleyip gaza geliniyor sanırım ama ABD'deki gibi bir sosyal yapı ve bahşiş kültürü bizde yok.

Yine de bu bahşiş vermenin yaygınlaştığı gerçeğini değiştirmiyor. Ben sunumdan özellikle çok memnun kalırsam ve adisyonda servis ücreti kesilmemişse (kuver değil, servis) bahşiş bırakıyorum, ancak garsona kendimi göstermek için yırtınıyorsam ya da gelen yemek olması gerektiği gibi değilse de bahşiş vermiyorum. Örneğin ABD'de bahşiş bırakmamak için ciddi anlamda bir sorun yaşamış olmak gerekiyor genelde.

Ek olarak şu da var, şu anda bence restoranlardaki her türlü yemek ederinin üstüne satılıyor. Kime göre? Bana göre :D isteyen katılır isteyen katılmaz. O yüzden bu sıralar hiçbir şekilde bahşiş bırakmıyorum. Bu dönemde kendime zor bakıyorum valla bir de milletin yüzünü güldüremiyorum diye alınıyorsa buyursun alınsın.
0
akhenaten
(20.12.24)
bir aileye baya iyi servis yapmıştı, bahşiş gelmeyince arkalarından sitem etti
bende hak verdim hatta bahşiş bırakmıştık kardeşimle yemiştik bi şeyler
0
mantık
(20.12.24)
"Amerika' da bahşiş bırakmayan müşterinin üzerine yürümeye kadar giden durumlara şahit olabilirsin:)"

Valla hiç böyle bir şeye şahit olmadım. Tam tersine herkes 1 doların hesabını yapar.

Türkiye'de de kazık fiyatlarla bahşiş veren insana madalya takmak lazım.

Ben kredi kartıyla ödeyip geçiyorum. Nakite girmem. Abü o karttan bana da bas diyen hiç denk gelmedi.
0
wd40
(20.12.24)
Gormedim, zaten her sey olup bittikten sonra surat asmasi da benim icin cok onemli olmaz. En kotu bir daha oraya gitmem olur biter.
0
Mor ve berisi
(20.12.24)
Bu devirde düzgün bir yer bulunmuyor zaten. Uzun süreli gidebileceğim bir restoran-kafe bulamıyorum. Aynı yere bir daha gidiyorsam, etrafımdakilere tavsiye ediyorsam, internetten olumlu yorum yapıyorsam öpüp başlarına koysunlar. Hepsi potansiyel müflis zaten. Vallahi kimseyi düşünecek halde değiliz artık bence. Surat asıyorsa da umrumda olmaz. Bir daha da gitmem.
0
bhhs
(20.12.24)
bahşiş için mi yapıyorlar bilemem ama bahşiş vermeyince dökülen çok oluyor. genellikle bahşiş bırakan biriyim, arada bir bu tavırla karşılaşınca acayip ayar oluyorum. ben bunu iradi olarak vermek istemeyebileceğim gibi o an cebimde buna uygun para olmayabilir de. sana mı soracağım garson biraderim paramla ne yapacağımı. bunun da top seviyesi kasaya gittikten sonra yanına gelip fişi alıp sümenle sana uzatması...
0
her giriste sifresini unutan adam
(21.12.24)
Extra ilgi alaka + memnuniyet = biseyler ateslemek demek

Heleki surekli gidiyorsan mutlu ederler seni sikintisiz bir gun gecirirsin

Eger adamin gorevi olmadigi bisiler istersen gerekirse gider bakkaldan alir gelir

Surekli gitme potansiyelin oldugu yerlere cuzdan acarsan iyi olur
0
Zetnikov
(21.12.24)
(11)

Eski günleri ve arkadaşları çok özlemek

tahirkemalbozoglu
Kimsem kalmadı etrafımda arkadaş diyebileceğim. Hepsiyle bir şekilde benim hatamla olan da var kendi yedikleri bokları yüzünden de iletişim koptu gitti. Bu yüzden geçmişe özlem oluyor. Şimdi de bu yaştan sonra arkadaş edinmek için uğraşmak istemiyorum çünkü bunu güzel kılan şey yaşanmışlıklardi. Şim
Kimsem kalmadı etrafımda arkadaş diyebileceğim. Hepsiyle bir şekilde benim hatamla olan da var kendi yedikleri bokları yüzünden de iletişim koptu gitti. Bu yüzden geçmişe özlem oluyor. Şimdi de bu yaştan sonra arkadaş edinmek için uğraşmak istemiyorum çünkü bunu güzel kılan şey yaşanmışlıklardi. Şimdi de apartman yöneticiliği yapcam iyi mi? Ne güzel işte yaşlı amcalarla oturur istinat duvarından bahsederiz ne guzek
0
tahirkemalbozoglu
(19.12.24)
Sen yaslanmanin sancisini çekiyorsun su an. Hayat böyle hep iste...
0
feastofthedamned
(19.12.24)
Ben de apartman yöneticisiyim. Apartmanın ciddi dertleri yoksa eğlenceli olabiliyor :)
0
norek
(19.12.24)
Belli bir yaştan sonra bu herkesin problemi. Yani demek istediğim o artık olmayan arkadaşlarınız da sizin gibidir büyük ihtimalle. En azından sizin hatanız nedeniyle aranızın açıldığı eski arkadaşları bir yoklayabilirsiniz bence. En fazla işe yaramaz, iki gün garip hissedersiniz ne gerek vardı diye düşünür aynen devam edersiniz. Dünyanın sonu değil ya? Ama belki arayı kapatırsınız.
0
akhenaten
(19.12.24)
bu durumu fazla kafaya takiyorsun. ne kadar takarsan o kadar buyur. ya biseyler yap ya da bakis acini degistir.
0
buenosdias
(19.12.24)
İnsanların çoğu yalnız hissediyor. Gerçekten dostları olan, geçmişten gelen insanlarıyla bağlarını guclu bir şekilde sürdüren o şanslı insanlar o kadar yaygın değil. Malesef hayat böyle bisey
0
yuvarlanantencereninkapagi
(19.12.24)
ben de yurt disina tasininca ve her seyimi bilen dostlarimdan ayri kalinca böyle hissetmistim. su an düsündügüm sey asil arkadaslik komsularla oluyor. gözden irak gönülden de irak.
iki dk gel cay icelim, hadi yürüyüse cikalim, aksama bizde bulusalim dediklerin dostun. arkadaslik gecmisten ziyade o gününü, o haftani bilmek bir yerde. ancak komsularinla bu bagi kurabilirsin. burdan tasinip emekli olunca da bunlar da bitecek bu sefer tasindigin yazliktaki komsular dost olacak.

kardesim olmadigi icin sanirim arkadasliklara cok anlam yüklüyordum ama yaninda kim varsa dostun o. tasindigin yerden yeni dostlar edin. pozitif ol...

hayatta herkes, her sey gecici.
0
sonsuz
(19.12.24)
Tüm yorumlara katılıyorum daha 30'um. Belki hepiniz gideceksiniz tek kalacağım.

Ayrıca aklıma ansızın lise balosundaki kız geldi. Özledim onu özledim! Canım kavalyem :D neyse yamaha'dan devam.
0
baldan kaymak
(19.12.24)
(bkz: c'est la vie)

her seye c'est la vie dedikce icim huzur doluyor, gamsizlasiyorum, gereksiz kederlenmiyorum.

bas baba. hayat devam ediyor.
0
baldur2
(20.12.24)
Arkadaşlık edinmeye çalışma, hayatın akışında bişeyler olursa olur, olmazsa olmaz. Dert etme bence. Arkadaşsız olmuyor çok haklısın ama kastırırsan daha da beter olabilir, daha fazla incinebilirsin, gerek yok sanki.
0
muhayyer divan
(20.12.24)
bu saatten sonra arkadaş ortamı istiyorsan bir hobi edineceksin, mesela balık tutmaya gideceksin orada yeni insanlarla tanışacaksın, o kişiler kafana uymadıysa farklı yere gideceksin.
0
durbidakka
(20.12.24)
Yas ilerleyince herkes yol aliyor hocam zaten sen vermesende

Benimde 28 yasina kadar inanilmaz cevrem vardi suan 38 im ve sadece 2 tane konustugum insan var oda aydan aya

Birde yaslandikca insanlarda cikar olayi zirve yapiyor isi dusmeyen aramaz vs
0
Zetnikov
(20.12.24)
(9)

Sarap dokucu kullaniyo musunuz?

lapaz
https://share.temu.com/2NQGbAKdrHADaki gibi
share.temu.com
Daki gibi
0
lapaz
(19.12.24)
Kullanmadan olmaz. Şarabı havalandırarak servis yapmak lazım.
Şarabın içindeki mayanın faaliyetini sonlandırması ve bir şekilde bakteri, mantar üremesinin önüne geçmek maksadıyla şaraba potasyum metabisülfit konur.
Bu madde uçucudur ve havalandırıcı sayesinde uçar.
Havalandırıcı kullanmadan servis yapıldığında şarap içinde alınan potasyum metabisülfit çok pis baş ağrısı yapar.

Şarap bende baş ağrısı yapıyor yaaa. diyen adamlar hep şarap içme cahili adamlardır.

Yalnız şöyle basit bir şey daha hoş değil mi?

www.temu.com
0
Mirket
(19.12.24)
Kapağı ya da mantarı açıp bıraksak öylece havalanmıyor mu? İlla gerekiyor mu bi aparat? Bilmediğim için soruyorum.
0
amortisman
(19.12.24)
Uzun süre gerekir ve o uzun süre de şarabın tadını olumsuz etkiler diye fikir yürüteyim. Cevap yanlış olabilir.
Bir rastladığımda bizim üstada sorayım ben bunu :)
0
Mirket
(19.12.24)
Havalandırmak için karaf lazım. Karaf koyup biraz bekleyip karaftan servis yaparsınız.
O agizligin bir işe yaradığını sanmıyorum.
0
kisa
(19.12.24)
Çok içli dışlı değilim şaraplarla ama geçen yazdan beri evde kendi şarabımı yapıyorum, ne yalan söyleyim ilk defa gördüm.
Hiç ihtiyacım varmış gibi de hissetmedim.
0
norek
(19.12.24)
Ben varlığını şu an öğrendim. Ne kendim kullandım, ne bir yakınımda ne gittiğim yerli yabancı bir restoranda ne bir dizide filmde ne de alışveriş sitelerinde mutfak ıvır zıvırı karıştırırken gördüm :D Belki de dikkat etmedim.

Ama güzel fikirmiş, bir tane alabilirim.
0
akhenaten
(19.12.24)
Ben de ilk kez görüyorum, bayılırım böyle saçmalıklara.
Linkini eklediğin ürünü hemen temu sepetime ekledim, teşekkürler :)
0
mutekebbir
(19.12.24)
offf. asiri asiri asiri cirkin. tamamen soyle bir urun cikacak diye tikladim linke www.pasabahcemagazalari.com
10 uzerinden 0 veriyorum urune.
0
hot potato
(20.12.24)
Hayır, kullanmıyorum. Kullanmayacağım.

Bunlar şarabın tadını falan değiştirmez. İnanmayan kör tadım yapsın.

Sadece daha ritüel haline getirir, bu da aldığınız zevki artırıyor olabilir. İnsanoğlu ritüel seviyor çünkü.
0
babilfish
(20.12.24)
(1)

Antidepresanlar hedonik mi odomonik

lapaz
Mi mutlulugu daha cok artirir?
Mi mutlulugu daha cok artirir?
0
lapaz
(18.12.24)
Hiçbirini? :D Antidepresanlar mutluluğu artırmıyorlar ki. Kimse bunu iddia da etmiyor aslında.

Antidepresanlar çalışma biçimine göre vücudunuzdaki bazı salgıları veya bu salgıların geri emilimini düzenliyorlar.

Depresyonda olmayan biri her an mutlu mudur? Değildir. Sırf serotonin, dopamin gibi çeşitli salgılarınız daha işlevsel çalıştığı için siz de otomatik olarak mutlu olmuyorsunuz. Sadece bu düzensizliğin yarattığı etkiler ortadan kalkınca diğer insanlarla durumu eşitlemiş oluyorsunuz. Gerisi size bağlı. İster hedonik takılın ister odomonik.
0
akhenaten
(18.12.24)
(2)

Makale yazarken kaynak kullanımı hakkında bir soru

aksinya
Diyelim ki, okuduğunuz eserden bir başka esere yapılmış atıfı gördünüz ve kaynağa ulaştınız. Atıf yapacaksınız ama o kaynağı okuduğunuz eserin de başka bir yerine atıf yapmak istiyorsunuz. Bu durumda ilk kaynağı oradan öğrendiğiniz de belli olacak. Böyle durumlarda nasıl bir yol izlenmeli? Doğrusu b
Diyelim ki, okuduğunuz eserden bir başka esere yapılmış atıfı gördünüz ve kaynağa ulaştınız. Atıf yapacaksınız ama o kaynağı okuduğunuz eserin de başka bir yerine atıf yapmak istiyorsunuz. Bu durumda ilk kaynağı oradan öğrendiğiniz de belli olacak. Böyle durumlarda nasıl bir yol izlenmeli? Doğrusu bu mudur?
0
aksinya
(18.12.24)
Sadece ilk kaynağa referans verebilirsiniz ya da (ilk kaynak: akt. İkinci kaynak) şeklinde yapabilirsiniz. Eğer ikinci kaynakta ikinci yazarin yorumları ve eklemeleri varsa ve bunları da kullanmak istiyorsanız (ilk kaynak, yıl, ikinci kaynak) şeklinde her ikisine de referans verebilirsiniz.
0
Amaranta ursula
(18.12.24)
Sizin makalenizde kullanacağınız yargı hangi kaynaktan geliyorsa onu referans vermelisiniz. Her iki kaynaktan da geliyorsa her iki kaynağı da referans vermelisiniz.

- İkinci kaynağı hiç görmeden ilk kaynağı makalemde referans gösterebilirdim, ikinci kaynağı görmem makaleye yeni bir şey eklememe yol açmadı. (Sadece ilk kaynak)

- İkinci kaynağı görmesem de ilk kaynağı makalemde referans gösterebilirdim, ancak ikinci kaynağı gördüğüm zaman o konu hakkında çalışmaya yeni eklemeler yapabildim, ikinci kaynakta, birincide olmayan daha geniş detaylardan söz edilmişti. (her iki kaynak)

- İlk kaynak benimle aynı obje üstüne makale yazmış olmasına rağmen o bu objenin sadece tarihsel yönünü ele almış, ancak ben üretildiği materyali çalışacağım. İlk kaynakta benim kullanacağım bir veri yoktu ve referans göstermeyecektim ama ikinci kaynağa verilen referansı gördüm. İkinci kaynağa gittiğimde bu objenin hem tarihsel hem de materyal açısından incelendiğini gördüm ve buradan faydalandım (Sadece 2. kaynak)
0
akhenaten
(18.12.24)
(26)

100 yaşına kadar yaşamak ister miydiniz? cevap hayırsa...

tabudeviren
kaç yaşında ölmek isterdiniz?şu videoya denk gelince merak ettim, sorayım dedim:https://www.instagram.com/share/reel/_tZPQVz_E
kaç yaşında ölmek isterdiniz?

şu videoya denk gelince merak ettim, sorayım dedim:

www.instagram.com
0
tabudeviren
(17.12.24)
70 iyidir
0
Bruce
(17.12.24)
saglik varsa kesinlikle evet. 200 de olur.
0
sonsuz
(17.12.24)
En az 90'ı görmek isterim.
0
Bir ben var benden şurada
(17.12.24)
İstemem. 50-55 yeter.
0
Amaranta ursula
(17.12.24)
Videodakilerin hemen hepsinin,

Arada altına kaçırdığını,
Çok küçücük kalmış konfor alanlarından asla çıkamadıklarını,
Sabah tutukluğunun nirvanasını yaşadıklarını

ve daha bir çok şeyi iddia edebilirim.

Her şeyi tadında bırakmak, abartmamak lazım.
0
Mirket
(17.12.24)
Neyse ki çoluğumuz çocuğumuz yok olan kerizler düşünsün.
0
Bir ben var benden şurada
(17.12.24)
Sağlık yoksa 15 yasinda bile olsan faydasız bu yuzden saglik lazim once
0
Zetnikov
(18.12.24)
tamamen içinde bulunulan fiziksel ve zihinsel sağlıkla ilgili, bana kalsa 100'ümde her ikisine de sahip olmak ve hala bir şeyleri keşfetmek isterdim. pek gerçekçi olmasa da :/
0
Sumashi
(18.12.24)
Ben görürüm :)
0
gabe h coud
(18.12.24)
grimavi
(18.12.24)
Bir na önce ölsem çok iyi olur. Maalesef yüce Yaradan'ın işlerine karışamıyoruz...
0
muhayyer divan
(18.12.24)
82-83 yaşında sağlığı yerinde hareketli haftada 2-3 gün işine giden. boş vaktinde dünyayı gezen tanıdıklarım var. hayatı sınırlamayan böyle bir yaşlılık olacaksa isterim.80-85 yaşları ideal 90'dan sonra bedensel ve zihinsel olarak sağlıklı kalabilen pek görmedim.
ancak önümüzdeki 40-50 yılda tıp ilerleyip o yaşlarda bile hala hareketli ve sağlıklı kalmamızı sağlayabilir.
0
orpheus
(18.12.24)
22 yaşındayım ve gerçekten merak etmiyorum devamını
0
substituent
(18.12.24)
Bugunden dusununce istemem gibi geliyor ama o yaslara gelirsem, sagligim da yerinde olsa olmek isteyecegimi sanmiyorum, videodaki ortam iyiymis:)
0
(18.12.24)
bence 80'i kafa yerinde gorebilmek buyuk sans. 80'i akli basinda gorsem mutlu olurum, iyi yasadim derim.
0
cooperr
(18.12.24)
Akıl sağlığımı ve fiziksel sağlığımı kaybettiğim an ölmek isterim. Bunlar bugün olursa bugün. Kimseye yük olmak istemem. Birileri bana bakmak zorunda hissettiği için kendini, kendi yapmak istediği şeyleri ertelemesini ya da vazgeçmesini istemem. Herkesin sadece bir tane hayatı var.

Bir de yaşamak sadece yaşamak değil, yaşadığını hissetmek demek benim için. Yaşadığımı hissetmiyorsam ya da farkında olamıyorsam artık ölmeyi tercih ederim. Zaten çok yaşama heveslisi olmadım hiçbir zaman.
0
rock n roll
(18.12.24)
bir bardak su içmenin zor olduğu ve birilerine muhtaç olduğun zaman artık gitme vakti gelmiştir.
0
mikahakkinen
(18.12.24)
İstemem. Dedem 101 yaşında vefat etti, çocuğunun, torununun ve tüm arkadaşlarının ölümünü gördü bence çok zor. Elden ayaktan düşmeden 70 iyidir.
0
mirty
(18.12.24)
Teknoloji ve tıpta gelişim ile en kötü 50 yaş dinçliği ile yaşayacaksam 5000 de yaşamak isterim. Yok, yaşlandıkça yaşlılık etkenleri kendini gösterecekse gerek yok. Onu yeme, bunu yapma, şu saatte güneş varken çıkma diye başlayan sürecin yataktan desteksiz çıkama, yemeğini yapama, yetişkin bezi ile gez falan gibi bir hayat istemem ama çoğu evlat gibi ailemin yaşlansa da yaşamasını isterim. Ben bakarım sıkıntı yok.
0
nawar
(18.12.24)
yakınım neredeyse 100 yaşında.
hala kendi işini görebilse de, bir kaç seneye elden ayaktan düşmekten çok korkuyor. aklı çoğunlukla yerinde. bazen gidiyor mu, şaka mı yapıyor anlamıyoruz.
ilaçlarını içmezse başı dönüyor ya da astım krizine benzer bir şey yaşıyor.
ben onu tanıyalı beri hep ölmek istiyor. "geberemedik kaldık, daha ne kadar yaşayacağız" diyor. çoğunlukla güleç biri ama yaşlılığın getirdiği rahatsızlıklar, birilerine muhtaç kalma korkusu yüzünden ölmek istiyor.

bunu gören diğer yakınlarım da 70'lerde ölmek istiyor. sağ salim gideyim diyor.
elden ayaktan düşmeyim, kimseye rahatsızlık vermeyim, yük olmayım.

belli bi yaştan sonra demek ki yük olma düşüncesi oluyor.

o yüzden ben de sağlıklı olduğum sürece 80+lere gelmeyi (ama tek başıma her işimi halledebilecek kadar dinç olmak şartıyla) isterim. yoksa 70'ler iyi.
0
biseysorcaktim
(18.12.24)
sağlıklı olacaksam kendi işimi kendim görür durumda olacaksam 80'i görmek isterim en az.
onun dışında bir şey demek istemiyorum evrene yanlış mesaj gitmesin :)
0
matilda
(18.12.24)
şu an ölmek isterim.
0
patronaj1
(18.12.24)
102 buçuk en ideali bence.
0
akhenaten
(18.12.24)
çok zor soru valla. iyi ki bana bırakılmamış bu karar diye sevindim şu an.
ama akıl baştayken gitmek en güzeli. Allah canımı almadan aklımı alma diye dua eden bir tanıdığım vardı, ne haklı. babanda alzheimer belirtileri fark ettiğim şu günlerde enteresan bir duyuru oldu.
0
titanyum22
(18.12.24)
@titanyum22, hangi belirtileri fark ettin özel degilse
0
sonsuz
(18.12.24)
33 yaşta kalarak 33 ü 10 sene kadar yaşayıp ölmek isterdim
0
9kuyruklukedi
(18.12.24)
(9)

Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve Dergah Yayınları

nundu
Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü alacaktım ama internette sadece Dergâh yayınları basımı var. Dergâh yayınları da neymiş diye bakınca Nurettin Topçu'nun fikri devamı olduğunu gördüm, bu da beni rahatsız etti. Bu kitap için başka alternatif yok mu yayınevi olarak? YKY falan vardı sanki eskiden ama artı
Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü alacaktım ama internette sadece Dergâh yayınları basımı var. Dergâh yayınları da neymiş diye bakınca Nurettin Topçu'nun fikri devamı olduğunu gördüm, bu da beni rahatsız etti. Bu kitap için başka alternatif yok mu yayınevi olarak? YKY falan vardı sanki eskiden ama artık basmıyor mu? Güvenilir bir yayınevi midir bu Dergâh?
0
nundu
(17.12.24)
Kısa bir baktım ancak ben de bulamadım. Çok sorun etmeyecekseniz nadir kitapta var tabi çeşitli yayınevleri ancak 0 değil elbette.
0
akhenaten
(17.12.24)
güvenilir mi derken ne yönden bir soru bu? "işlerine gelmeyen yerleri kırpma" gibi bir şey mi? eğer öyleyse sanmıyorum; hem saatleri ayarlama enstitüsü hem de huzur'u bu yayınevinden okudum ve saçma, olay kopukluğuna neden olacak bir müdahale de göremedim.

mesela şu an ben de reşat nuri güntekin'den çalıkuşu'nu okuyorum, inkılap yayınevi'nde hakları. basılı kitabıyla e-kitap hali arasında resmen bir bölüm değişikliği/eksikliği var. bir sonraki eserlerinde buna dikkat edeceğim mesela, hiç iyi bir izlenim bırakmadı bende çünkü bu.
0
m e b
(17.12.24)
haklısın da başka çare yok yani. çeviri kitap değil en azından, kafalarına göre metinde değişiklik yapamazlar. yok ben para kazandırmak istemiyorum dersen malum yerlerde var kitapların hepsi.

edit : şoktayım, ne çıkardılar acaba
0
titanyum22
(17.12.24)
@m e b

eksisozluk.com

Şöyle bir entry'ye denk geldim de sözlükten yorumları okurken. O yuzden sormuştum

@titanyum22

Annem rica etti de ona alacaktım. Yoksa ben de dijitalden okurum
0
🌸nundu
(17.12.24)
O kitap yıllardır sadece dergah yayınlarında basılıyor herkes ordan okudu

Sayfa sayısı kitabın eni boyu font çeşidi ve büyüklüğü gibi sebeplerden değişmiş olabilir
0
grimavi
(17.12.24)
Nerden baksak 20 yıldır aynı yayınevinden çıkmış bu kitap. Bi yamuğunu görmedim açıkçası.
0
amelie poulain
(18.12.24)
@nundu
entriyi atan arkadaşa mizanpajın ne olduğunu,
boyut değişmeden sayfa sayısını değiştiren sebepleri
ve sansürün 380 sayfada 40 sayfa olamayacağını
daha dün bastığı kitabı sansürlemeyenin bugün de sansürlemeyeceğini anlatmak lazım
ya da kendi cehaletiyle başbaşa bırakmalısın, dahası sözlükte her yazılanı ağzı açık okumayı bırakmalısın
"bu doğru mu, aksi durumda neler olur" gibi temel soruları kendi başına sorabilmelisin artık
izmirli solculuğun doktorluğuna ket vuruyor
0
lambırcek
(18.12.24)
@lambırcek

Farkındaysan sorgulayıp buraya sordum böyle bir durum var mıdır diye. Konunun doktorluğumla alakasını çözemedim ama doktorluğuma laf söyleme haddini nereden bulduğunu da anlamadım. Senin gibi trollerden nasihat alacak da değilim çok şükür
0
🌸nundu
(18.12.24)
@nundu: entry'de dile getirilen bu durumun sebebi %99 ihtimalle:

1. özellikle sabahattin ali, reşat nuri güntekin, peyami safa veya tanpınar gibi o dönemlerin eserlerinde bazı basımlarda/yayınlarda dönemin dilindeki çoğu kelimeler bazen olduğu gibi yazılıp sayfanın altında/sonunda dipnot olarak "münevver: aydın", "kabil değildi: bunu yapacak gücü yoktu", "tahayyül etmek: hayal etmek" gibi açıklanıyor. ama bazı basımlarda ise o kelime yerine günümüzdeki karşılığı kullanılıyor.

2. bazen önsöz/sonsöz/yayıncı notu gibi kitabı daha iyi özümsememize ve anlamamıza yardımcı bölümleri oluyor. haliyle sayfa sayılarını çoğaltıyor ya da azaltıyor.

çok yersiz gelebilir ama yine güncel olarak okuduğum kitaptan örnek vereyim:


çalıkuşu, basım yılı 2019, sayfa sayısı 544. yazı puntoları büyük ve eski kelimeler aynen yazılmış durumda ve sayfanın en alt kısmında dipnot olarak günümüz türkçe karşılığı yer alıyor. kapak tasarımı farklı.

oysa aynı yayınevinin son baskısına göre: 384 sayfa, 2024 basım. muhtemelen hem punto küçük, hem de doğrudan günümüz türkçesi ile revize edilmiş. kapak tasarımı farklı.

yine aynı kitabın ve yayınevinin 2013 basımlı e-kitabı var elimde: 448 sayfa, doğrudan günümüz türkçesi ile revize edilmiş. kapak tasarımı farklı.
0
m e b
(18.12.24)
(11)

Günde Kaç Kez Kusmak Tehlikeli

rock n roll
İki saat içinde 3 kez kustum. Kısa aralıklarla oldu. Son iki kusmam neredeyse 15 dakika aralıkla oldu. Yatıp dinleneyim dedim kalkınca kustum yine, şimdi de yatar pozisyondayım ve iyiyim ama kalkmaya korkuyorum. Kaç kere kusmak sıkıntılı olur, doktora gideyim mi, bekleyim mi? Doktora gitmek istemiyo
İki saat içinde 3 kez kustum. Kısa aralıklarla oldu. Son iki kusmam neredeyse 15 dakika aralıkla oldu. Yatıp dinleneyim dedim kalkınca kustum yine, şimdi de yatar pozisyondayım ve iyiyim ama kalkmaya korkuyorum. Kaç kere kusmak sıkıntılı olur, doktora gideyim mi, bekleyim mi? Doktora gitmek istemiyorum.
0
rock n roll
(17.12.24)
sebebi belli mi? Zehirlenme , alkol, virus, baska bir hastalik vs.? Siz yinede gidin derim de Sebebi net biliyorsaniz boyle devam etmezse cok problem olmayabilir. Yok sebebi bilmiyorsaniz ve devam ediyorsa doktora gitmenizi kesin tavsiye ederim. X diye spesifik bir sayi yok bildigim kusma frekansinda.
0
wallcan
(17.12.24)
bi resit abimiz vardi. doktoru sevmezdi. 3 gun basi agrimisti. beyin kanamasiymis. biz cenazesine gittik.
0
buenosdias
(17.12.24)
zehirlenme ya da virüs gibi bi durumsa geçene kadar beklemek gerekiyor, gitseniz serum takıyorlar o da iyi geliyor. ama kusma bir günden fazla sürüyorsa enfeksiyon olmuş olabilir, antibiyotik kullanmanız gerekiyor o durumda.
0
pide
(17.12.24)
Sebebini bilmiyorum. Dün hastaneye yaptırdığım bir tahlil sonucumu göstermeye gitmiştim dün olsaydı aradan bunu da çıkartırdım. Kusura bakmayın espriye vuruyorum, biraz rahatlamak için :)
0
🌸rock n roll
(17.12.24)
mide enfeksiyonu olabilir bu aralar salgin var
0
tahtakafa
(17.12.24)
ikiden fazlası tehlikeli diye biliyorum.
0
gabe h coud
(17.12.24)
@ tiredofwaiting

Sadece mide bulantısı ve kusma. Kusarken de başım döndü. Şimdi oturur pozisyona geçtim. Biraz daha iyiyim. Aşırı acıktım :)
0
🌸rock n roll
(17.12.24)
4 kere kusmuşsunuz ve sebini bilmiyorsunuz tabi ki gidin. İlla gıda zehirlenmesi olması gerekmiyor ki, nörolojik sebepler de dahil olmak üzere kusmaya sebep olan tonla durum var. Sebebi hakkında bir fikriniz olmadığı için doktor dahi bir şey diyemeden önce tetkikler yapacak, burada bizim ne söylediğimiz çok da önemli değil.
0
akhenaten
(17.12.24)
Norovirüs adlı bir sevimsiz, bu tarz tatsızlıklar yaşatabiliyor insana.
Ondandır demiyorum ama ilk o aklıma geldi. Kusma devam etmiyorsa, pek bir şey yapmanıza gerek yok. Muz ve haşlanmış patates yiyin. Ani ayağa kalkmak gibi hareketlerden kaçının. Kusma devam ederse veya ishale çevirirse acile gidin.
Safra kusmaya başlarsanız, boğazınızı ve ses tellerinizi tahriş etme ihtimali var. O da boğaz enfeksiyonuna çevirir, sesiniz kısılır falan. Umarım olmaz.
Geçmiş olsun.
0
Mirket
(17.12.24)
Magnezyum takviyesi al lütfen. İçine sinmezse doktora sor da al, tavsiye edebileceğim marka magnimore plus veya venatura'nın magnezyum takviyesi. Fazla kasılma gevşeme emrinin az olduğunu gösterir, demek ki stresi çok vücudunun. Biyolojik bir sebeple de olabilir psikolojik sebeple de. Magnezyum al derim.
0
muhayyer divan
(17.12.24)
Vertigo olduğumu öğrendiğim gün 3 kere kusmuştum. Ama aynısı olamaz. Ben eğilip telefona bakamazdım bile tavana bakarak yattım sadece saatlerce.

4 temmuz 2012. Unutmam mümkün değil.
0
help im alive
(17.12.24)
(12)

tesadüfi karşılaşmalar kader mi yoksa ilahi bir mesaj mı?

anlamsiz geliyor
son zamanlarda başıma gelen çok fazla tesadüfi olayı bir şekilde anlamlı bir mesaj çabası mı diye yorumlamaya başladım. bu durum beni hem oldukça yormaya hem de takıntılı hale getirmeye başladı.geçtiğimiz haftalarda eski sevgilimi iş çıkışımdaki avm'de tek başına yemek yerken gördüm. aynı şehirde ya
son zamanlarda başıma gelen çok fazla tesadüfi olayı bir şekilde anlamlı bir mesaj çabası mı diye yorumlamaya başladım. bu durum beni hem oldukça yormaya hem de takıntılı hale getirmeye başladı.

geçtiğimiz haftalarda eski sevgilimi iş çıkışımdaki avm'de tek başına yemek yerken gördüm. aynı şehirde yaşamamıza rağmen dibimde görmek beni oldukça şaşırtmıştı.

yine kafama taktığım hassas bir dini konu vardı. kitabı açar açmaz ilgili ayetin karşıma çıkmazı yine beni dumura uğrattı.

sonra oturdum olasılık hesaplarını yapmaya... eski sevgilimi çok mu üzmüştüm de karşıma çıktı ya da dini konudaki düşüncem yanlış yöne saptı da ilahı bir uyarı mı almıştım yukarılardan...
0
anlamsiz geliyor
(16.12.24)
Böyle şeylere inanıyorsanız aksine sizi kim ikna edebilir ki? Size iyi gelecek, motive edecek bir şeyse bunu kullanıp harekete geçin. Yok aksine sizi zor durumda bırakıyorsa, böyle hisleri sürekli sürekli yaşamaya başladıysanız orada durun. Zaten hergün ilahi bir dokunuş gerçekleşmesi çok absürt olur değil mi? :D

Ancak bana sorarsanız gördüğümüz şeylerden mana çıkaran biziz. O gün başka bir ayet de görseniz istediğiniz şeye yorma ihtimaliniz her zaman vardı. Belki tüm ayetler değil, ancak size aynı şeyi hissettirecek birçok ayet olduğuna eminim. Yani demek istediğim bu özel an çok küçük bir ihtimalden ibaret olmamalı. Birçok şey için bu böyle. Sevgilinizi görmüşsünüz, görebilirsiniz. Aynı şehirde yaşıyormuşsunuz. Hatta uzak bir yerde de görmemişsiniz İş yerinizden çıkınca gittiğiniz AVM'de görmüşsünüz. Bu neden bu kadar tuhaf ve uhrevi olsun ki siz öyle hissetmek istemediğiniz sürece? :D Yani birçok insan eski sevgilisini görüyor.
0
akhenaten
(17.12.24)
Bilimden şaşma
0
abuzer
(17.12.24)
Takıntıyla kastınız, tesadüfler etrafta olmadığında da onları bulmaya mı çalışıyorsunuz? Bunlar konusunda bir şey yapmamız gerektiğinden çok emin değilim. hayatta her an bir çok şaşırtıcı şey oluyor, bunlardan farkettiklerimize ve bize kişisel gelenlere de tesadüf diyoruz. günlük hayatta binlerce generik şey yapıyoruz, bunlardan bazılarının ilgisiz bir takım başka görü ve düşünceleri tetikleyecek şekilde sıralanmamış olması zaten olasılık dışı olurdu. siz şu cümleleri okuduğunuz sırada yanda duran reklamları, tam o anda sizin için çok önemli bir başka şahıs da başka bir sitede görüyor olabilir. siz bir kitabı açtığınızda gördüğünüz ilk cümledeki kelimelerin ilk harfleri o anda düşündüğünüz kişinin doğacak ilk çocuğunun adı olabilir. bunlar düşünmesi eğlenceli şeyler ama gerçekten hayat yazgımızı etkileyecek kararlar almakta kullanılmalı mı, bence bakınız baştan ikinci cümlem.
0
engelbert humperdinck
(17.12.24)
bazen çok enteresan tesadüfler olabiliyor. ben de dediğiniz gibi şeyleri çok yaşadım. hem biriyle karşılaşma, hem kitap konusunda.

bazılarını şurada yazmıştım:

(bkz: sözlükçülerin başından geçen doğaüstü olaylar/@tabudeviren)

ama bir mesaj var mı? yok valla. ama o karşılaşmalar, tesadüfler çok ilginç.
0
tabudeviren
(17.12.24)
Ben hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inanıyorum. Tanrı (veya inanmayanlar için inandığı o güç) insanla konuşur, insan anlar veya anlamaz, anlamak later veya istemez fark etmez, o insanla konuşulur. Evet mesaj almışsın ama algıların yanlış olabilir. Belki eski sevgilini tek başına yemek yerken görmek sana onun yalnızlığını göstermek içindi, belki o ayetin karşına çıkması ayet içindeki bazı ifadelerin dikkatine sunulup araştırman içindi. Falan filan. Tesadüf yok bence.
0
muhayyer divan
(17.12.24)
Üçüncü bir yol daha var.

www.bansesgazetesi.com

Adı üstünde tesadüf.
0
nawar
(17.12.24)
Gercek olduguna kesin inandigim bi sey var

Karma ve ne ekersen onu bicersin

Artik tesadufe inanmiyorum hersin binsebebi olsuguna inaniyorum

evrenin bir enerjisi var surekli genisliyor ve hareket ediyor

Kimisi Allah der kimisi buddha der kimisi enerji der
0
Zetnikov
(17.12.24)
bir gucun bizi yonlendirecegi kadar önemli değiliz, ama kendin bu onemi olusturabilirsin. hayat senin icin ne anlama geliyorsa o sekilde yasamaya hakkin var. karsina bu olaylar ciktiysa, sen bunlari bir isaret olarak algilayabilirsin, cunku suan ona ihtiyacin vardir. bu sana bir kivilcim olur, bir motivasyon olur, hayatini ilerletirsin. ama bunu buyuk bir gucun seni yonlendirmesi olarak algilamak o kisinin senin icin oraya getirilmesi, senin icin orada oturmasi, kitabi actiginda uyguladigin kuvvetin fiziki sartlarinin sana uydurulmasi gibi komik ve gercekdisi durumlara donusuyor.

bunlar senin icin yapilmis seyler degil, ama sana sunulmus seyler, onlarla ne yapmak istedigin de senin elinde.
0
mizore
(17.12.24)
peygamber misin mubarek, evrenin işi gücü yok sana ilahi mesaj göndersin

arada insanın senin gibi düşünesi geliyor tabii, yukarıda yazdığımla kendimi tokatlıyorum öyle zamanlarda.
0
titanyum22
(17.12.24)
Muhafazakarlar buna tevafuk diyor.
0
Amaranta ursula
(17.12.24)
tesadüflere tutunup kafayı yemem. sadece hoş bir tebessüm ve mutluluk yaratıyor ben de o kadar. tesadüflere göre hayatımı yaşamam
0
Hallegadola
(18.12.24)
eski sevgilim ile yakın lokasyonda işe başlamışız o sebeple karşılaşmışım. zaten istanbul'un en popüler avm'lerindendi.
0
🌸anlamsiz geliyor
(18.05.25)
(24)

balığın kuyruğunu yiyor musunuz?

gilbeys
Geçen gün bir kızla tanıştım, balık yemeye gittik. İstavrit yiyoruz. Ben kuyruklarını ayırınca, "Kuyruklarını yemiyor musun?" diye sordu. İçimden, "Nasıl yani? Zaten kimse yemiyor ki," diye geçirsem de, diyemedim. Sadece ben sevmiyorum diyebildim :)bu arada kız hepsini yedi :)bunun kuyruklarını yeni
Geçen gün bir kızla tanıştım, balık yemeye gittik. İstavrit yiyoruz. Ben kuyruklarını ayırınca, "Kuyruklarını yemiyor musun?" diye sordu. İçimden, "Nasıl yani? Zaten kimse yemiyor ki," diye geçirsem de, diyemedim. Sadece ben sevmiyorum diyebildim :)

bu arada kız hepsini yedi :)

bunun kuyruklarını yeniyor muydu ya :)
0
gilbeys
(16.12.24)
ben yiyorum çıtır çıtır oluyor :p
0
false pretension
(16.12.24)
ben de yiyemiyorum ama baligin beyni falan da yenir yani, yiyorlar.
balikci bir arkadasimizmis.
0
sonsuz
(16.12.24)
istavritte kuyruk kafa vs ayiracak bisey yok.
komple gomeceksin..
0
cooperr
(16.12.24)
Ozellikle yerim cok keyifli
0
Zetnikov
(16.12.24)
Kuyruk ve kafayı yemem
0
ananiyimioguz
(16.12.24)
karadenizli olabilir. bazıları yer tercih meselesi.
0
jelly bear
(16.12.24)
Çocukken yerdik kraker niyetine. Hata yapmışız :)

Bana mı öyle geliyor biliyorum ama balıkta yüzgeç ve kuyruk gibi piştikten sonra sertleşen kısımlarda çok fazla tuz oluyor
0
diyecevaplandı
(16.12.24)
Sadece hamsi, o da iyi kizarmissa. Onun disinda yemem
0
mor oje
(16.12.24)
genelde yemem. hamsiyi komple yediğim olmuştur. kılçığıyla :)
0
gabe h coud
(16.12.24)
bayılırım ve niye yenmediğini düşündün ki bu nasıl bir önyargı. çabuk dene :D
0
neira
(16.12.24)
ooo duyurunun değişikleri damlamış eksik kalmayayım :D kafasını yemem ama yanaklarını yerim… kuyruğunu ucundan çıtırdatırım ama hepsini yemem…
0
theseachange
(16.12.24)
Hamsi ve çok büyük olmayan sardalyalar bizim evde toptan yenir ayıklanmadan kılçık falan ne varsa ama hamsinin kuyrukları yemeyiz genelde. Ha yense de bi şey olmaz ama tuzlu oluyor bence de
0
nundu
(16.12.24)
evet. neden yemeyeyim? citir citir cogzel.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.12.24)
balığına göre yenir. çıtır çıtır güzel olur.
0
co2s2
(17.12.24)
canım balık çekti beaa (avrupa yakası şahika beaa'sı olarak okunur)
normalde yemem ama çok övmüşler ilk fırsatta denicem
0
titanyum22
(17.12.24)
Küçük balıkların kuyruğunu yerim ama büyükler no
0
kullanicadi
(17.12.24)
Babam yer. Etrafımda yiyen çok kişi gördüm.

Ben de çocukken yerdim ama şimdi balıgin tadını çok sevmeme rağmen kafasını ve kuyruğunu kesip öyle vermelerini rica ediyorum balıkçılardan. Asla yiyemiyorum balık formunda.

Küçük balık da yemem zaten.
0
fraise
(17.12.24)
Balık var, balık var. İstavrit, hamsi gibi balıklarda hiç ayırmam. Ama çipuranın da kuyruğunu yemem :D
0
akhenaten
(17.12.24)
İğrenç ama malsf bazı midesizler hamsiyi istavriti tekte gömüyo :(
0
abuzer
(17.12.24)
Bizzat başıma gelen olaydır. Bazıları yiyor diye ben de bir defa balığın kuyruğunu yemiştim. Sonra boğazımda bir batma hissi oldu. Ekmek yedim, onu yedim, bunu yedim derken, geçmedi. yutkunduğum zaman batma hissini hâlâ hissediyordum. Aradan iki gün geçti, baktım olacak gibi değil, hastanenin yolunu tuttum. Kulak burun boğaz hekimi kamera soktu boğazıma, evet ufacık bir şey var dedi. Gel gelelim onu oradan alana kadar ne eziyet çektim. Boğazıma soktuğu ince uzun aletle defalarca almaya çalıştı, ama ben sürekli kusacak gibi olduğum için her seferinde izin vermedim. En son kalsın dedim ben bununla yaşamayı kabul ediyorum. Bu defa doktor inat etti, alacağız bir şekilde, bırakmam seni dedi. Hemşire kafamı tutuyor, doktor bir eliyle dilimi tutuyor, diğer eliyle o aleti boğazıma sokuyor, ekrandan bakarak kılçığı tutmaya çalışıyor, trajikomik sahneler, derken son defa deneyelim dedi ve o son defada almayı başardı.

Uzun lafın kısası, başınıza bu gibi bir şey gelmemesi için, kuyruk vs yemeyin.

Edit: çipura
0
el conquerador
(17.12.24)
Çocukken yerdim, hatta en hoşuma giden yeriydi. şimdi hamsinin bile üşenmeden kılçığını tek tek ayıklarım.
0
kimlanbu
(17.12.24)
Ben de balığın kafasını ve kuyruğunu yiyemem ama babam denizden ne çıksa yiyen bir kişi olarak her yerini yiyor mesela. O nedenle balığın kuyruğu yenmez diyemem.
0
peki madem
(17.12.24)
Güzel kızartılmışsa yenir mhmm!
0
SiyamkedisiZorro
(17.12.24)
hamsi tavayı komple kuyruğuyla kılçığıyla yerim.

tavada kızartılmış diğer küçük balıkların orta kılçığını çıkarıp yerim. orta kılçığı çıkarırken kuyruk da ayrılıra alıp özellikle yemem, ama kuyruk etli tarafta kalmışsa da ayırmam yerim.

büyük balıkların kuyruğu yenecek gibi olmuyor.
0
kibritsuyu
(17.12.24)
(4)

hangi okunuş doğru?

kibritsuyu
adamın adı en-nesyri, bizim spikerler el nesiri diye telaffuz ediyor.adamın adı maximin, bizim spilerler maksimen diyor.bu adamların memleketinde böyle mi okunuyor, "en" yazılıp "el" mi okunuyor fas dilinde? maximin yazıp maksimen diye mi okunuyor fransızca?
adamın adı en-nesyri, bizim spikerler el nesiri diye telaffuz ediyor.

adamın adı maximin, bizim spilerler maksimen diyor.

bu adamların memleketinde böyle mi okunuyor, "en" yazılıp "el" mi okunuyor fas dilinde? maximin yazıp maksimen diye mi okunuyor fransızca?
0
kibritsuyu
(16.12.24)
Turkcedeki unsuz benzesmesi gibi,
"El" ekinden sonra şemsi harflerden biri ile başlayan kelime gelirse örneğin n harfi,
"El"in l'si okunmaz, n iki kere okunur. Bizimki amatorce ama tamamen yanlis degil. Arapca bu.
0
WithWorth
(16.12.24)
Maximin için öyle - forvo.com

En-nesyri için "en" bile demiyorlar belli ki yerel aksanda - forvo.comيوسف%20النصيري/ary/ (forvo linki bozulmuş buraya koyunca, siteyi açınca "يوسف النصيري" olarak aratın.)

Fransızca okunuşlar Türkçeye genelde olduğu gibi çevriliyor. Arapça olanı bizzat teyit edemiyorum ama belki bizim fonetiğimize uydurmak için uygulanan geleneksel bir yol vardır, çünkü Arapça - Farsça sözcükler çok eskiden beri Türkçeye geçtiği için bunların okunuşlarını sistematik olarak değiştirebiliyoruz. Ancak Türkçede artikel kullanımı olmadığı için o iş nasıl oluyor bilemiyorum, en azından orjinal okunuşunun "el" olmadığı kesin.
0
akhenaten
(16.12.24)
spikerler oyuncuya isminin nasıl söylenmesini istediğini soruyorlar diye biliyorum.
veya kulüp çalışanlarından bilgi alınıyordur.
0
my fault
(16.12.24)
sene başında takımlar her topçuya kendi ismini okutup video olarak kaydediyor, spikerler de bu videoları izleyip okunuşları öğreniyorlar. spikerler doğru söylüyordur.
0
co2s2
(17.12.24)
(10)

Birini sevmezken çekici bulmak

Bartebly
Merhaba Birine karşı sevgi/aşk gibi hisler (henüz) olmadan fiziksel olarak çekim hissetmek nasıl mümkün oluyor? Bu ilerleyen zamanlarda sevginin de olunacağına delalet eder mi? Sevişince geçiyor mu? Yoksa sevgi mi oluşuyor? İlk defa tanık oluyoruz böyle bir şeyle soru saçma gelebilir.
Merhaba
Birine karşı sevgi/aşk gibi hisler (henüz) olmadan fiziksel olarak çekim hissetmek nasıl mümkün oluyor? Bu ilerleyen zamanlarda sevginin de olunacağına delalet eder mi? Sevişince geçiyor mu? Yoksa sevgi mi oluşuyor?
İlk defa tanık oluyoruz böyle bir şeyle soru saçma gelebilir.
0
Bartebly
(16.12.24)
libido yükselmiştir, olur öyle arada. sevişince geçiyor +1.
0
pccopath
(16.12.24)
sevisince geciyor. objelestirme durumu da var isin icinde.
karsidakini sevmiyorum derken nefret ediyorum gibi degil de duygusal bag kurmuyorsun , derine inmiyorsun. onu gercekten merak etmiyorsun. iyi hissettirdigi sürece senin yaninda, sorun cikarsa yok.

bu daha kücük yaslarda bende olandi. o merak duygusu gidince öyle heyecanlar da pek olusmuyor artik. yüzeyselde herkes birbirine bir sekilde benziyor zaten.

ama bazi insanlar da tanidikca sevebiliyor karsidakini. o bastaki yüzeysel cekim duygusal bir seye de dönüsebiliyor. bkz: No Strings Attached
0
sonsuz
(16.12.24)
Peki sevismek söz konusu değilse ve bu durum 1 yildir mevcutsa?
0
🌸Bartebly
(16.12.24)
Ulaşamadıkça gözünde idealleştirmişsin hocam. Yüzeysel cinsel çekime derin anlamlar yüklemeye gerek yok. Ya ulaş hevesin geçsin ya da kusurlarını düşün ve kendini soğut.
0
sir william jones
(16.12.24)
Son derece normal bir şey. Hayır, etmez. Geçebilir de geçmeyebilir de. Hayır, böyle bir şeyin olması gibi bir süreç yok ama olabilir de.
0
nawar
(16.12.24)
yaşlar kaç? gençse normal öyle hissetmek, anlam yükleme
0
titanyum22
(16.12.24)
Bence bir insani sevmek tanimaktan geciyor

Cok cekicidir yatarsin gecer biter

Ama tanirsin ortak noktalar vs devami gelir

Yada tam tersi mal da cikabilir yani
0
Zetnikov
(16.12.24)
%99 böyle oluyor zaten bu neyine şaşırdınız ki bu kadar :D Hocam konsept olarak "hiç tanımadığı birini çekici bulmak" dünyanın en yaygın şeyi olduğu için bunun üstüne kurulu koca bir endüstri var dünya genelinde bilmiyorum farkında mısınız. Hiç bu açıdan düşündünüz mü?

"Ben sadece tanıyıp hoşlandığım kişiye karşı çekim duyuyorum" diyen insanlar çoğunluk değil. Hatta oldukça azınlık, efsanevi derecede azınlık. Böyle diyenlerin ne kadar samimi olduğu da ayrı bir konu.
0
akhenaten
(17.12.24)
akhenaten +1
0
turkuaz
(19.12.24)
Birini sevmezken çekici bulmak son derece normal.

"Peki sevismek söz konusu değilse ve bu durum 1 yildir mevcutsa?"

Burada boşluğa gelmiş ve hafiften saplantıya dönüşmüş bir durum var gibi. Bu durumdan çıkmak için çaba harcamak lazım gibi geliyor bana.
0
peki madem
(19.12.24)
(7)

Kışın gündüzleri siz de uyukluyor musunuz?

psmstc
Ve Bu kış yorgunluğu için yaptığınız bir önlem birşey var mı?
Ve Bu kış yorgunluğu için yaptığınız bir önlem birşey var mı?
0
psmstc
(16.12.24)
hayir. ama uyukluyorsaniz pharmaton.
0
buenosdias
(16.12.24)
Sizle ne kadar bağdaşıyor bilemiyorum ama ben bu sorunu mevsime göre yaşayarak çözdüm.

Önceden kışı "atlatılması gereken ölü dönem" olarak görüyordum. Birkaç yıldır kışın kışa uygun şeyler yapıyorum daha iyi hissettiriyor.

Bunlar arasına mutfakta kullandığınız malzemelerden tutun, giysilere kadar her şey giriyor. Kışın ana malzemesi domates olan yemekler yapmıyorum örneğin; bal kabakları, brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, et yemekleri vs. ağırlıklı gidiyorum. Giysileri seçerken "kışın iyi tutar bu" diye alıyordum önceden, yazlık seçerken daha detaycıydım. Şimdi kışlık şeyleri de daha beğenerek alıyorum. Kış temalı şeyler kullanıyorum vs. Örnekler saymayla bitmez. Masaüstü arkaplanım falan bile değişiyor. Kış etkinlikleri, kış içecekleri...

Doğrudan doğruya ne kadar etkisi oluyordur bilmiyorum ama kışın ölü zamanmış gibi gelmiyor artık.
0
akhenaten
(16.12.24)
Uyuklamıyorum ama kışın hep uyumak istiyorum.
İzin günlerimde yataktan asla çıkmak istemem.
Kış uykusu tam benlik bir durum aslında ya kışın komple uyuyup yazı hiç uyumadan geçirebilirim, keşke bu mümkün olsa :):)

(Daha çok başlığı takip etmek için yazdım, akhenaten'in yazdıkları çok ilgimi çekti mesela deneyeceğim)
0
mutekebbir
(16.12.24)
Seker kullanmazsan cogunlukla duzelir

Vitamin spor ve bitkisel beslenme deneyebilirsin

Erken yatip erken kalk pc ve telde okuma modu mavi sari isik modunda kullan
0
Zetnikov
(16.12.24)
ben butun kis cafe bar nere varsa disarda geciriyom. yeterli uyku aldiysam uyku fikrini unutuyorum haftada 1-2 öğlen uykusu olabiliyo bu kisa ozel diil aliskanliktan ve aksama enerji toplama kafasiyla yapiliyor. spor da enerjiyi yerine getiriyo+1
0
ala09
(16.12.24)
akıllı saat varsa gece yatarken kandaki oksijen seviyesine bakın. yüzde 90 altındaysa hastalıkmolabilir.
0
slm ben yalnız komando yasin
(16.12.24)
Bulunduğunuz ortamın yeterli derecede ısındığından emin olun. Birkaç derece bile düşük olunca vücut da düşük enerji moduna geçiyor.
0
bisorumvardı
(16.12.24)
(20)

turkiye'de camasir kurutma makinasi yaygin mi ki? neden?

fevzi123
selamlar,bildigim kadariyla turkiye'deki cogu evin/dairenin/konutun aman aman bir yer kaygisi yok camasir kurutmak icin? camasir kurutma makinasi nasil yayginlasti ki turkiye'de? sosyolojik bir karsiligi yok gibi sanki ama ben bir seyleri kaciriyorum heralde.haftada 1-2 camasir yikamiyor mu en plaza
selamlar,

bildigim kadariyla turkiye'deki cogu evin/dairenin/konutun aman aman bir yer kaygisi yok camasir kurutmak icin?

camasir kurutma makinasi nasil yayginlasti ki turkiye'de? sosyolojik bir karsiligi yok gibi sanki ama ben bir seyleri kaciriyorum heralde.

haftada 1-2 camasir yikamiyor mu en plaza calisani buyuksehirli bile? onlarin da haftada 10*2 dakika camasir asacak vakti yok mu? camasiri dogal yollardan kurutmanin daha iyi oldugu duyari twitter'da kasilmadi mi?

vs vs vs

kurutma makinaniz var mi? neden var? ihtiyac mi? neden?

tesekkurs'n'sevgilerden bir demet
0
fevzi123
(16.12.24)
yaygın değil. elektrik pahalı. kurutma makinaları pahalı
0
wd40
(16.12.24)
Baştan aşağı hatalı tespitler;

“bildigim kadariyla turkiye'deki cogu evin/dairenin/konutun aman aman bir yer kaygisi yok“

türkiye’de özellikle büyükşehirde 2+1 balkonsuz evlere tıkılan milyonlarca kişinin yer sıkıntısı var

“haftada 1-2 camasir yikamiyor mu en plaza calisani buyuksehirli“

Ben nerdeyse her gün yıkıyorum spordan sonra spor kıyafetlerimi.

ben kurutmalı makine kullanıyorum.
0
rentts
(16.12.24)
@rentts

tesekkur ederim cevaplarin icin de biraz daha acarsan sevinirim acikcasi. ben sahsen uzun zamandir istanbul hayatindan uzagim ve anlamak icin sordum.

mesela kurutmai makina dedigin sey, kurutma ozelligi olan cam makinasi mi yoksa ayrica bir kurutma makinan mi var?

bi gunluk hayatin bir parcasi mi yoksa luksu mu?

istanbul hayatinda kurutma makinasinin yeri temali bir tezin yuzde 1 niteligini tasiyan bi tez sorusu gibi cevaplarsan cidden seviniriz arkadsaim ya.
0
🌸fevzi123
(16.12.24)
Artık yeni yapılan evlerde çamaşır asılacak yer yok. Evin içine koysan çamaşırların nemi havayı bozuyor rutubet yapıyor. Bu yüzden mecburiyetten kurutma makinesi alıyorlar

Onun dışında çok cocugu olan ailelerde genelde çamaşır makinesi hergün çalışır. Kış vakti o çamaşırlar dışarıda yerin olsa bile yetişmiyor. O sebeple bir tane kurutucu alıyorsun 1 saat sonra kuru çamaşırlara sahipsin
0
limonlu eksi
(16.12.24)
çocuğa kreşten her gün 3 alt üst kıyafet artı iç çamaşırı istiyorlar. artı anne baba çalışıyorsa, her gün kıyafet değişiyorsa bu soğukta nasıl kurutacaksın? bunu soran adam bunları bilmez ondan sorar. işte bu sebepten almak zorunda kaldık.
0
mikahakkinen
(16.12.24)
2007den beri kurutma makinesi kullanıyorum. Alerjik astım sebebiyle aldım, sonra deniz kenarına taşındım ki burada kışın klima ile çamaşır kurtulmaz nemden. Yıllardır elim ayağım, çok da pratik bir şey.
0
strawberry first
(16.12.24)
tozu, tüyü çok güzel temizliyor, hızlı sonuç, pahalı değil, yazın sıcakta çabuk kurabiliyor ama güneşte kalırsa da çamaşırlar zarar görebiliyor kışın sogukta zaten iki gün o çamaşırın kurumasını bekliyorsun. Sık sık yatılı misafirler için nevresimler yıkanıp kurutuluyor ben de en az iki günde bir çamaşır yıkıyorum tek başıma olduğum halde gerçekten baştan aşağı yanlış tespit. Yeni evlerde kurutmak için alan olmaması ayrı bir sebep ama İstanbul'da çamaşır kurutmak her zaman kolay değil zaten ben şu olayı sevmiyorum asıl çamaşırı tek tek asılıp tek tek toplamak bir de onun süresini beklemek falan çok uzun bir iş
0
ala09
(16.12.24)
Çevremde neredeyse herkes kullanıyor. Elim ayağım resmen, neden daha erken almamışım diye her akşam kafamı duvarlara vuruyorum. Kışın evde çamaşır kurutmak iyi olmuyor, evde alerjik astımı olan varsa rahatsız oluyor. Bir kişinin çamaşırı söz konusu olsa neyse hadi olmasa da olur derim belki ama 4 kişilik bir aile için şart. Havlular kurutucudan çok güzel çıkıyor bir de yumuş yumuş
0
kullanicadi
(16.12.24)
iki kişi yaşıyoruz. 70m2

bir yatak odası, bir oturma odası bir de depo ve ofis olarak kullandığım çalışma odam var.

kız arkadaşım sürekli çamaşıur yıkar. bence bir günde kuruyor ama ona göre nemli kalıyormuş ve üç boyunca duruyor çamaşırlar. ama her gün değilse gün aşırı yıkanıyorlar çamaşırlar. yatak odasında sürekli bir askılık var.

bir de bazen üstüne eşya atılıyor, hani sandalyeye attığımız ne çok temiz ne de kirli olan arafta kalmış çamaşırlar.

o kadar mutsuz ediyor ki beni çamaşırlar, kirli giymeyi tercih ederim kurutma problemi yüzünden.

kurutma makinesi çamaşırları yıpratıyor diye duydum, almadım.
çamaşır makinemi değiştirdiğimde kurutma özellikli bir tane almak istiyorum.

balkon ya da boş oda olmadıkça, çamaşırları oda içinde kurutmak tam anlamıyla dağınıklık.

bir de geçen yıllardan biliyorum; kuruturdum ama toplamazdım çamaşırlarımı. oradan alır giyer makineye atardım, bazı kıyafetler günlerce askılıkta kalırdı da pis olduğunu düşünür tekrar yıkardım. burası benim tembelliğimdendi, ama üstte yazdıklarım bir çoklarının ortak sorunu.

türkiye'deki çoğu ev müsait derken yeni yapılan evlerin çoğu 2+1 70 metrekare civarı. istanbulda çok daha küçükleri bile yaygın artık. 1+1 ülkenin yeni gerçeği oldu, 2+1'e şükrederiz.
0
biseysorcaktim
(16.12.24)
Kendi cevreme bakinca pek yaygin degil olarak gormuyorum ama bu artik uygulanabilir bir opsiyon olarak degerlendiriliyor. Evine girip ciktigim kisilerde, sadece bir evde gordum. Yalniz benim cevre eksiduyuru cevresinden farklidir, tahminim en iyi ihtimal 2006 yilina kadar cevremdeki bir evde bile bulasik makinesi yoktu. Biraz geriden geliyoruz yani.

Bu arada bizde de yok. Olacagini da sanmam. Camasir makinesinin ve bir askiligin sigabilecegi ufak bir alan yapmislar. Eve ait isitma sistemleri de o kucuk yerde, oraya asiyoruz, zaten nispeten sicak oluyor cogu zaman, evi etkilemeden kuruyor.
0
mbond
(16.12.24)
Kurutma makinesi koyacak yer bulmak bence daha büyük sorun çamaşır kurutacak yer bulmaktan. Ben tek yaşadığım için salonun ortasında kurutma telinde kurutmak beni rahatsız etmiyor. Haftada 2-3 makine yıkıyorum zaten çok sorun olmuyor, salonda kalorifer de açık olduğundan hızlı kuruyor.

Ama mesela kurutma makinesi alayım desem nereye koyacağım bilmiyorum. Çamaşır makinesi banyoda ama orada kurutma makinesi koyabilecek herhangi bir alan yok. Başka bir yere koymak da mantıklı gelmiyor. Ülkece banyolarımız küçük yani bence. Bi de her çamaşırın atılamaması=hiçbir çamaşırın atılamaması demek benim için. Bu makinede kurur mu diye düşünmek hoşuma gitmez
0
nundu
(16.12.24)
Robot süpürgeden sonra ekşicilerin ikinci kutsalını eleştirmişsin hocam. Çok laf yersin şimdi:)
0
nothing in my way
(16.12.24)
sebeplerini bilemem, buna yorum yapacak sosyo-eko-kültürel bir birikimim yok. ama bizim aileden örnek vereyim madem. beş kişilik bir aileyiz, annem de dahil herkes çalışıyor. çamaşır makinesi günde en az bir, en çok iki kere çalışıyor. her ne kadar bu kadar sıklığa karşı olsam da günlük kıyafet değiştiriyoruz, çamaşırlar birikiyor.

neyse. hal böyle olunca kısa programda olsa bile bu kıyafetlerin yıkanması + asması + kuruyunca toplanıp yerlerine yerleştirilmesi vs uzun bir zaman alıyor. bunun bir de kışı var. haliyle kurutma makinesi de şart gibi bir şey oldu diye eve kurutma makinesi aldım. anneme göre bu makine şu an çok iyi, kolaylık sağlayan bir eşya.
0
m e b
(16.12.24)
hiç de yaygın değil.

çamaşır kurutmak dediğiniz, çamaşırı bir yere serip beklemek. tamamen ücretsiz.

hiç bir çaba sarf etmediğiniz ve tamamen ücretsiz olan bir şey yerine para verip makine almak, hatta makineyi işletmek için elektriğe de para vermek Türk halkına hiç mantıklı gelmediğinden, kurutma makinesi o kadar yaygın değil Türkiye'de.
0
co2s2
(16.12.24)
bende yaygın değil zannediyordum ama artık çalışan y kuşağının çoğunda var, bizim karşı apartmanda hep balkonda kurutmalar neredeyse sadece 2-3 dairenin yok kurtuması.
birde kedi köpekli evlerde çok kullanılıyor artık. 196-70 kuşağının alışık olmadığı bişey, maddi durum iyiyse ancak alırlar o yüzden çoğu hala kullanmıyordur.

ben kedi yüzünden aldım, koltuklara serilen örtülerde, kıyafetteki kıllarla uğraşmaktan bıktığım için ama sonra anladım ki ciddi zaman tasarrufuda asma toplama derdi yok.

robot süpürge denmiş, o da çok yararlı şimdiye kadar almadığıma ve mopunu yıkamalı model almadığıma çok pişmanım.
0
eja
(16.12.24)
1- Yalnız yaşayan insan oranı arttı.
2- Evli çiftlerin her ikisinin de çalıştığı hane sayısı arttı.
3- Haftasonu çalışma yaygın
4- Çalışma saatleri insanların her işini görebileceği şekilde rahat değil.

Sabah 08.00 - 09.00 arası işbaşı yapıp akşam 18:30 - 19:00 gibi evde oluyorsanız yemek yapmak, çocukla ilgilenmek, ev temizliği yapmak, kişisel bakımınızla ilgilenmek gibi işlerin hepsini haftanın 6 günü 18:30 - 23:00 arasındaki 4,5 saatlik zamana sığdırmanız gerekiyor. Kafa dağıtıp koltuğa serilecek vakit yaratabiliyorsanız ne mutlu. Bu süre yeterli bir süre değil. Pazar gününü de bu işlere ayırmak istemezsiniz. Örneğin cuma akşamı eve gelir gelmez çamaşırları yıkarsanız gece yatmadan önce kuru çamaşırları katlayıp koyar haftasonu bunla alakalı hiç düşünmezsiniz.

Özellikle kış aylarında çamaşırların içerde ve dışarda kuruma süresi uzuyor. İçerde serili çamaşırlar kalabalık ve nemli bir ortama sebebiyet veriyor. Dışarda çamaşır sermekse hem kışın işlevsel değil hem de gittikçe önüne geçilmeye çalışılan bir olay, çevresel sebeplerden ötürü. Kurutma makinası denkleme girdiği zaman öngörülebilir belirli bir süre içinde çamaşırlar kuruyup dolaba giriyor ve aynı gün giymeye hazır hale geliyor. Bu özellikle de tek yaşayan ve çalışan çiftler için çok faydalı bir durum. Daha az planlama, daha az zahmet. Ütü konusunda da çok katkı sağlıyor, ütü gereksinimini büyük oranda azaltıyor.

Elinizin altında bir çamaşır kurutma makinası varsa neden kullanmayasınız sadece soruyorum?

Çamaşırla uğraşmak bir hobi değil, bir gereklilik, zorunluluk. Haliyle bunda sizin payınızı azaltan bir teknoloji varsa bu yayılır. Çok derinlemesine incelemeye gerek yok aslında. Türkiye'de henüz "yaygın" değil, ancak "yayılıyor." ilerde yaygın hale gelmesi büyük ihtimal. Sadece şu anda yaygın değil.

Faydaları şöyle özetleyeyim

- Çamaşırlar birkaç saat içinde yıkanıp kuruyup giymeye hazır hale geliyor.
- Ütü gereksinimi büyük oranda azalıyor.
- Çamaşır serme konusu ortadan kalkıyor. Serili çamaşırın yarattığı kalabalık ortadan kalkıyor.
- Yağmurlu, soğuk ve nemli günlerde çamaşır sermeyle ilgili her türlü sıkıntı ortadan kalkıyor. İklim, nem, gece gündüz durumu tamamen denklemden çıkıyor.
0
akhenaten
(16.12.24)
bizde de var. Artık ihtiyaç haline geldi. Bu kadar kentleşirsen, hava girmiyor.
0
baldan kaymak
(16.12.24)
kurutma makinesi bende var. almadan önce çamaşırları yıka, as kurumasını bekle, topla, ütüle toplamda iki güne yakın zaman gidiyordu. şimdi çamaşırları sabahtan makineye atıyorum. aynı gün öğleden sonra ütü işi dahil herşeyi bitmiş oluyor (uzun eko programda yıkıyorum, yoksa daha kısa da sürebilir.) bunun bir de havlusu, nevresimi vs. var. kurutma makinesi ile 5-6 saate her şeyi bitmiş oluyor.

kardeşimde iki çocuk var, kurutma makinesi yok. salonda her zaman bir çamaşır askısı var ve hiç boş olmuyor. evde koyacak yer olsa ilk alacağım şey kurutma makinesi diyor.
0
inheritance
(16.12.24)
@all

yuh arkadaslar ben bu konuda hicbir sey bilmiyormusum. ben cok geride kalmisim. :)
0
🌸fevzi123
(17.12.24)
amerika'da her evde var. mukemmel pratik. camasir yikadiktan sonra tek tek asmakla ugrasmiyorsun hepsini oldugu gibi kurutmaya alip sonra katliyorsun.

tek handikapi kumaslari kucultmesi olabilir. cunku yikamayi serin suda yapabiliyorsun ama kurutmada illa ki sicak hava ufleniyor.
0
antikadimag
(17.12.24)
(5)

tavsiyelerinizi bekliyorum

monica
yıllar geçse de insan aptalca işler yapabiliyor, öğrenemiyor belli ki kalpsel meseleleri. şimdi muhtemelen okuduktan sonra bana yardıracağınız saçma sapan bir durumdayım ama tavsiyelere ve yorumlara açığım güzin ablalarım.6-7 aylık ilişkimi başka bir şehre taşındığım ve ilişki dinamiklerimiz kafamda
yıllar geçse de insan aptalca işler yapabiliyor, öğrenemiyor belli ki kalpsel meseleleri. şimdi muhtemelen okuduktan sonra bana yardıracağınız saçma sapan bir durumdayım ama tavsiyelere ve yorumlara açığım güzin ablalarım.
6-7 aylık ilişkimi başka bir şehre taşındığım ve ilişki dinamiklerimiz kafamda oturmadığı için bitirdim (ki taşındığım şehri de erkek kişisi önermişti aslında bence bilinçaltımda onunla yeni bir şeye başlamak için oraya taşındım ama fakat lakin muhtemelen bu yeni bir şeye başlama fikrinden de tırstım ( erkek kısmı şu an bu şehirde değil)) ve arkadaş kalalım dedim ki kafamda ilişkiye devam ediyordum, ayrılığın 3. ayında beyefendinin başkaları ile görüştüğünü duyunca kafama dank etti ve ben aradım, konuştum, dönmek istediğimi söyledim, neden aylardır arkadaşça konuştuğumuzu sorguladığımda gerçekten friend zone a atıldığımı öğrendim. ilişki durumuna en başta olur gibi yaklaşsa da, duygu durumunu değiştiren birinin olmadığını söylese de 2 gün sonra "biri"nin olduğunu bir şey hissetmese de şans vermek istediğini ve bize inanmadığını söyledi. ben de ancak ben buradayım diyebildim. bana bir şey yapın çok fenayım. daha doğrusu ne yapmalıyım, çok sert vurmayın, teşekkürler.
0
monica
(15.12.24)
cidden bosver üzüldügüne degmez. ortada iliski de yok zaten olmamamis pek.

next diyorum.
0
sonsuz
(15.12.24)
next olabilecek konumda ve yaşta değilim, hem insanlarla tanışamıyprum hem de çok yoruldum yeni birileriyle tanışmaya çalışmaktan; ilişki içindeyken bana bebek gibi bakıyordu onları özlüyorum. allah benim belamı vermiş.
0
🌸monica
(15.12.24)
Ben biraz daha farklı bir perspektife çekeceğim sizin için, biraz karşı tarafın bakış açısını yansıtmak istedim. Siz kendi açınızdan ölçer tartarsınız.

Öncelikle ilişkinin bitme nedenini anlamadım ben pek, o kısım karışık olmuş.

İlişkinizi bitirip arkadaş kalalım demişsiniz, aradan üç ay geçmiş sonra bu kişinin başkalarıyla görüştüğünü öğrenmişsiniz (bu doğal); ve bunu duyunca geri dönmek istemişsiniz (neden? en sağlıklı davranış biçimi bu olmasa gerek)

Siz friend zone'a atılmamışsınız, arkadaş kalalım dediğiniz noktada siz bu kişiyi friend zone'a atmışsınız. O da hayatına devam etmiş, sizin friend zone'a atılmanız söz konusu değil.

Siz ani bir dönüş yapınca bu kafa karışıklığına yol açmış, bu kişi düşünmüş taşınmış ve bence sağlıklı bir kararla ex'ten next olmaz (haklı), ayrıca zaten bitiren kendisiydi (haklı), arkadaş kalalım diyen kendisiydi (haklı), şimdi ne alaka böyle yapıyor (haklı), ben buna güvenemem (e haklı) deyip caymış.

Sizin fena olmanız için bir sebep yok. Bu kişiyi sevdiğinizden falan değil büyük ihtimalle onun kendi hayatına devam ediyor olmasına içerlediniz. Birisi için ya da onun tavsiyesiyle şehir değiştirmek büyük bir karar. Şimdi sizin bir şekilde kendisi sebebiyle şehir değiştirdiğiniz kişi sizden tamamen kopmuş ve siz de o şehirde hayata ayak uydurup yolunuzu bulmaya çalışıyorsunuz. Bu zorlayıcı bir durum ancak bu olan biteni kenara atıp tamamen kendi hayatınıza dönmelisiniz.
0
akhenaten
(15.12.24)
"Kafamda ilişkiye devam ediyordum" kadar tuhaf bi cümle okumadım son zamanlarda.
Sert vurmayın demişsin ama kafa karışıklığının ve ilişki yaşama biçiminin düzelmesi için biraz sertliğe ihtiyacın var gibi duruyor. Soruyu soruş şeklinden içinde bulunduğun durumun farkında olmadığın açık zira.
0
Bruce
(15.12.24)
@akhenaten %85 doğru bir tespit sanırım, eşekliğin çoğu bende, teşekkür ederim dikkatinize; hiç mi düzelmez bilmiyorum, son aylarımızda bana sürekli psikiatriye git diyordu sanırım ondan soğudum.
0
🌸monica
(15.12.24)
(12)

Şeker kullanimi birakmanin yolu nedir? Tatlandirici dahil komple

Zetnikov
Halen Cay ve kahveye tatlandirici atiyorumTatli tadini aklimdan silmem gerekBir yolunu bulamiyorum bir bakmisim cikolata almisimKomple birakanlar nasil biraktilarLutfen seker kullaniyorsaniz tavsiye vermeyin kullanmayanlar versin rica ediyorum ne hissettiginizi bilmek istiyorum
Halen Cay ve kahveye tatlandirici atiyorum

Tatli tadini aklimdan silmem gerek

Bir yolunu bulamiyorum bir bakmisim cikolata almisim

Komple birakanlar nasil biraktilar

Lutfen seker kullaniyorsaniz tavsiye vermeyin kullanmayanlar versin rica ediyorum ne hissettiginizi bilmek istiyorum
0
Zetnikov
(14.12.24)
İrade.

Çay ve kahveyi çok uzun yıllardır şekersiz içiyorum. Tatlı tüketimim hiç yok. Çok nadiren tatlı isteğim olur ama yemiyorum. Çok sağlıklı yaşıyorum. Bence bir anda kes şekeri. Belki zorlanırsın ama geçecek.
0
rock n roll
(14.12.24)
Bunu önce akıl yoluyla temellendirerek yapıyorum

Kafamda neden yapmamam konusunda bi liste hazırlıyorum market rafında almamam gereken bir şeyi görünce kafandaki listeyi hatırlıyorum

- sonrasında ağzımda bıraktığı tuhaf şekerki tat
- ertesi gün midemden gelen cips tadı
- karnımda yarattığı şişkinlik

Bana rahatsızlık veren şeyler gibi
0
grimavi
(14.12.24)
17 18 yaşlarımdan beri çayı kahveyi şekersiz içerim. Önce 1 tane şeker atıyordum, sonra bir süre yarım şekerli içtim, bir süre babamın tatlandırıcısını kullandım ondan sonra tak diye şekersize geçmiştim ve çok aramamıştım şeker tadını. Zaten çayın da kahvenin de tadı şekersizken anlaşılıyor
0
kullanicadi
(14.12.24)
Yıllar önce bir gün That Sugar Film'i seyrettim.
Gerçekten dedim ve bir anda şeker ve paketli gıda, işlenmiş gıda türü her şeyi bıraktım. 10 seneyi aşkın, yemedim ve yokluğunu da aramadım. Alakalı mıdır bilmem, yıllardır düşüremediğim kolestrol pat diye düştü.
Son zamanlarda, ölümlü dünyada o kadar kasmaya gerek yok dedim. Kahvenin yanında bir parça bitter çikolata, ayda bir falan bir kazandibi veya bir tane ekler falan yediğim oluyor. Mesela Bravo'nun oradan geçsem, dondurma yerim ama 3 yıl geçmesem aklıma gelmez. Kazandibi de, Kemeraltı'na gidersem Sütçiçeği'nde. Yoksa onu da aramam.
0
Mirket
(14.12.24)
Benim bu tür durumlara bakış açım komple "yapılması gerekiyorsa yapılacak" üstüne kurulu :D

Kolay olması gerekmiyor, istediğiniz bir şeyse zorlana zorlana yapın.

Ben şahsen diyet amaçlı bırakmıştım 17 yıl olmuş.

O dönemde komple terk etmiştim ama 17 sene boyunca ağzıma şeker koymadım diyemem tabi. Sadece normalde 100x şeker yiyorsam artık 10x falandır. İçeceklerde ise 0.

Nasıl yaptım? Sadece yaptım oldu.
0
akhenaten
(14.12.24)
Diyet gibi bir niyetim yoktu. Kendime meydan okudum. Bunu yapacağım dedim ve pat diye çay kahve içerken şekeri kaldırdım.
0
pro9it9is9
(14.12.24)
adım adım azalt. kahveyi 4-5 şekerli içerken 1 senede sıfır şekere indirdim. en az 10 yıldır böyle devam ediyorum. daha sonra zaten ağız tadın buna adapte olacak ve çayın kahvenin gerçek tadını almaya başlayacaksın. hatta şekerli kahve - kola içemez hale geliyor insan.

4 şekerli mi içiyorsun 3e düşür ve 1 ay böyle takıl, sonra 2ye düşür ve devam et.
0
orpheus
(14.12.24)
tatlandırıcı daha zararlı.

zamanla alışıyorsun, bunu bir zorunluluk olarak görmemen lazım, içinden gelerek yap.
0
kesmekes laleler
(14.12.24)
Yillar once that sugar belgeseli ile birakanlardanim ben de, asiri bir bagimliligim yoktu zaten ama belgesel bittigi anda evi elden gecirip sekerli her seyi attik. Market alisverisimde paketli gidalar senelerdir yok.
Seker kokain kadar bagimlilik yapan ve zararli bir sey, inanin ya da inanmayin. Hormon dengenizi mahveden, erken yaslanmaniza neden olan, duygu durumunuzu ve psikolojinizi mahveden bir sey. Yasadiginiz sey bagimlilik, irade ile birakip daha iyi bir yasami hak ettiginizi idrak edeceksiniz ve icsellestireceksiniz baska yolu yok. Daha iyi bir yasami hak ediyorsunuz. Gunde 1-2 porsiyon meyve seker ihtiyaciniz icin yetip artmali bile. Ayrica kan sekerinizi stabil tutmanin ne kadar onemli oldugu ile ilgili okuyabilirsiniz. Bir de sizi ne motive ediyor onu bulun. Beni boyle seyler ogrenip kendime iyi bakmak motive ediyor, sizi kilo verme etkisi motive ediyor olabilir, baskasi icin ne bileyim cilt uzerindeki etkisini ogrenmek motive eder. Onu bulup o yonden kendinizi destekleyin.
0
kassiopeia
(14.12.24)
Bir kaç ay şeker kullanmayınca bir tane abur cubur ya da şeker katkılı bir şey yiyince midem bulanıyor boğazım yanıyor.

İkinci ve sonraki yiyişlerde bu rahatsız edici durum olmuyor. Yine bi kaç ay daha yemeyim, yine beğenmiyorum.

Şeker bırakma sürecim kademeli oldu benim. Önce meraktan çaya bir şeker az at atayım, sonra hiç atmayım dedim. Süreç kademeli ama hızlı oldu.

Bu bir bağımlılık. Birden bırakmak çok zorlayıcı olabilir ve sürekli zihninizi meşgul edebilir. Azaltarak bırakmak daha iyi olabilir.
0
biseysorcaktim
(14.12.24)
Çay'a da kahveye de şeker atan biriydim, çayı bir senedir, kahveyi de 4-5 senedir şekersiz içiyorum...

üstte bir arkadaş da yazmış... yarılama prensibiyle... alışana kadar hep yarıya indirin... bir süre sonra komple bırakabiliyorsunuz...

çay'da örneğin şu kağıt bardaklara kesme şekerin bir köşesinden kırıp atıyordum en son, 5'te biri filan...

ha diyabete yönelik bir faydası var mı dersen, yok... çayda ve kahvede tüketmememe rağmen şeker sınırda... o yüzden içeceklerde bırakmalı mı bırakmamalı mı tartışılır... kola/gazoz/çikolata/meyve/karbonhidrat tüketimini azaltmak daha mantıklı olabilir...
0
iron
(15.12.24)
Azaltarak basliyorum arkadaslar o zaman
0
🌸Zetnikov
(15.12.24)
(7)

kaliteli gıdaya erişim

lvega
merhabalarson zamanlarda özellikle gündemden düşmeyen bir konu var: türkiye'de yetişen sebze ve meyvelerin kanserojen ilaçlarla dolu olması ve bunun sonucunda yediğimiz gıdaların bizi zehirliyor olması. benim merak ettiğim şey ise bunun önüne bireysel olarak geçilip geçilemeyeceği. mesela zincir süp
merhabalar
son zamanlarda özellikle gündemden düşmeyen bir konu var: türkiye'de yetişen sebze ve meyvelerin kanserojen ilaçlarla dolu olması ve bunun sonucunda yediğimiz gıdaların bizi zehirliyor olması. benim merak ettiğim şey ise bunun önüne bireysel olarak geçilip geçilemeyeceği. mesela zincir süpermarketlerde denetimler nasıl? marketlerden almak, pazarlardan ya da direkt çiftçinin kendisinden almaktan daha mı güvenli? Ya da organik sertifikalı ürünler güvenilir mi? bildiğiniz kaliteli gıda satan yerleri paylaşabilir misiniz? ya da napılabilir sizce?
0
lvega
(14.12.24)
Home office çalışabileceğin bir iş bulup, bir köy evine yerleşeceksin.
Kendi tarım ve hayvancılığını kendin yapacaksın.
Bunun dışındaki bütün yollar aşırı pahalı ve içine kurt düşürmekten uzak değil.
0
Mirket
(14.12.24)
Süpermarketin pazarlardan daha güvenilir olduğunu düşünüyorum. "Kendi ürünümüz" diye satan köylüye çiftçiye hele hiç güvenmiyorum.
(bkz: zeytinyağına ayçiçek yağı ekleyen köylü)

Yaban mersini, kestane, balkabağı vs bazı sebze meyveleri üreticiden direkt alıyorum ama özellikle yağ, süt, peynir, et, sucuk gibi dalavere çevrilebilecek şeyleri ya marketten, ya markalı butik üreticilerden ya da bizzat tanıdığım çiftçiden alıyorum. Geçenlerde bir pazar sorusuna şu cevabı vermiştim, tekrar edeyim:
"Biri gıda denetçisi biri gıda mühendisi iki arkadaşım pazardan alışveriş yapmaya tamamen karşı. Özellikle hal ve marketlerin gıda denetiminden geçemeyen, pestisit kalıntısı fazla olan ürünlerin pazarlara verildiğini anlatıyordu ikisi de."
0
kobuzchu kiz
(14.12.24)
Doğrudan üreticiden alınan ürünlerin esas handikapı ürününü aldığınız kişinin ne yaptığını bilme şansınız olmaması. Şimdi siz doğrudan çiftçiden almak daha mı güvenli diye soruyorsunuz ya; her çiftçi, her köylü, her üretici ayrı bir insan, ayrı ahlaki görüşleri var, ayrı ticari etiğe sahip. Bunları efektif şekilde denetleyebilecek bir mekanizma da yok. Birisi marketten daha iyi ürün satar, diğeri daha kötü. Biraz şans.

Onun için ben marketten alıp "inş bir şey olmaz" demekten başka çok bir şansımız olduğunu sanmıyorum. Bireysel olarak yapılabilecek çok bir şey yok.

Özellikle piyasada fiyat dengesinin bozuk olduğu bir ortamda "bir enayi ben miyim" diye yaptığı usülsüzlükleri vicdanen haklı görebilecek insan sayısı da artıyor.

İnsanların ürünü kaliteli olan yer önerilerine de çok güvenemiyorum ben örneğin. Etrafımdan gördüğüm kadarıyla herkes kendi nereden alıyorsa ona güveniyor, ama her satıcıdan da birileri bir şey alıyor sonuçta. Herkesin bir güvenli ağı var. Kulaktan kulağa bir yer güvenli addediliyor ancak kim test etmiş, kaynağı ne? Bilemiyorum.
0
akhenaten
(14.12.24)
@sanemkk teşekkür ederim
@kobuzchu kiz teşekkürler. siz markalı butik üreticiyi nasıl buldunuz ya da paylaşabilir misiniz?

@akhenaten evet ama sertifikalı satış yapan yerler vardır ya da ne bileyim bildiğiniz bu tarz sertifikalı siteler vardır aynı şekilde, bu tarz öneriler gelir diye ummuştum. yoksa tabii ki ben de güven(e)miyorum çiftçiye maalesef. bir de belki marketlerde belirli denetimlerden geçiyordur dedim ama öyle bir şey de yok herhalde.
0
🌸lvega
(15.12.24)
Ben de meyve sebzeyi altı harfli marketten almaya başladım. Burada pazara köylüler kendi yetiştirdiklerini getiriyor ama hiç güvenim kalmadı.
0
sakincan
(15.12.24)
@sakincan, altı harfli market deyince şu tivit geldi aklıma

x.com
0
Mirket
(15.12.24)
Bahsettiğim üreticileri burada, Mide Lobisi gibi 1-2 Facebook grubunda ya da mutfak/yemek sektöründeki arkadaşların tavsiyeleriyle buluyorum.

Mesela (git: 1575222) şu soruda @konusma ben konusuyorum daha bitirmedim'in listelediği markalar var. Yemeklik zeytinyağını marketten (artık tağşiş listesinde aradıktan sonra) alıyoruz ama paylaştığım sorudaki markalardan güzel yağlar da alıyoruz.

Bir de "belki marketlerde belirli denetimlerden geçiyordur dedim ama öyle bir şey de yok herhalde" demişsiniz, o yüzden kendi bildiğim kadarını tekrar yazıyorum. Bahsettiğim arkadaşların anlattığı şu: marketler gıda denetimi yapıyor, denetimden geçemeyen ürünleri reddediyor ve bu reddedilen ürünler pazarlara gönderiliyor. Marketlere ne kadar güvenilir, gerçekten sürekli kontrol yapılıyor mudur bilmiyorum ama yine de markete pazardan daha çok güveniyorum ben :)
0
kobuzchu kiz
(15.12.24)
(12)

Tek yaşayanlara soru

lorne malvo
Ev temizliği ortalığı toplama vs nasıl yapıyorsunuz?Sürekli dağılıyor ev toplamaya çalışsam çok vakit alıyor yine de tam toplanmıyor. Var mı bu konuda rutinleriniz?
Ev temizliği ortalığı toplama vs nasıl yapıyorsunuz?

Sürekli dağılıyor ev toplamaya çalışsam çok vakit alıyor yine de tam toplanmıyor. Var mı bu konuda rutinleriniz?
0
lorne malvo
(14.12.24)
Ben tek yaşamıyorum ama zaten derli toplu olmak herkes için aynı. Mesela kullandığın bir şeyi hemen yerine koy, bekletme.

Temizlik de tek yaşayan için çok kolay aslında. Evde hayvan yoksa haftada bir kere evi süpürüp silsen yeter. İki günde bir de toz alırsın. 15 günde 1 kere de dip köşe temizlik yaparsın. Ben daha sık yapıyorum. Üç kedi annesiyim. Kumlarını falan dağıtıyorlar çünkü.
0
rock n roll
(14.12.24)
Bir zamanlar tek yaşamış biri olarak cevaplasam olur mu? :))

Sorunun fazla eşya olabilir diye düşündüm. At fazlalıkları ya da ver gitsin. Bir de mesela yemek yaparken bir yandan yaptığın dağınıklığı toparlıyor olman lazım. Yatak odasına geçerken gereksiz bişi varsa onu yanına alıp yerleştire yerleştire gitmen lazım (kargo gelmiştir açıp bakmışsındır misal koltuğa atıvermişsindir)

Çok dağılmasına fırsat vermeden aksiyona geçeceksin
0
kullanicadi
(14.12.24)
Sen biriktirip temizliyorsun heralde

Ben hic dagitmayip direk topluyorum

Ornek vereyim subictim bardagi yanima koydum kalkinca mutfaga goturuyorum orada birakmam ayni sekil ne yaparsam yapayim direk toplarim kuvuk seyler finalde tum evin temizlenmesi demek
0
Zetnikov
(14.12.24)
Ufak eşya sayısı arttıkça dağınıklık artıyor. Çamaşır makinesi dağınık durmaz ama içine attığın t-shirt iç çamaşırı çorap sayısı arttıkça etrafta dağınıklık yaratır.
Artık kullanmadığın ve gereksiz olan eşyaları doğrudan at. Hem yer açılsın, hem takip etmek zorunda olma.
Kapıya renkli bir şey yapıştır. Çıkarken onu gördüğünde çöpü, ütüyü ve varsa elektrikli soba ile klimayı kontrol edersin.
0
silver apple
(14.12.24)
Haftada bir gün öğleye kadarı temizlik günü ilan ettim. Robot süpürgenin arkasından iki vileda takılınca yetiyor. En fazla 2 saatimi alıyor.

Mutfak tezgahında asla bir şey beklemez. Daha yemek yaparken işi biten bulaşık makinesinde yerini alır. Takıntı halinde o.

Dağınıklığın çözümü, işi biteni yerine koymaktır. Bir de her odadan çıkarken, yerinde olmayan ne var diye bakarsın, giderken yerine götürürsün, olur biter.

Başlayınca her şeyi bitireceğim düşüncesi insanı yıldırır. Şimdilik şu ikisini götüreyim diye başla, zaten birkaç güne ortada toplayacak bir şey bulamazsın.
0
Mirket
(14.12.24)
Bunun kolay bir yolu yok aslında. Baştan aşağı evi buna göre döşedim ben.

Açık kitaplıklar ve tüylü halılar toz deposu. Bunlar yerine kapaklı kitaplıklar ve ince tüysüz halılar olmalı.

Obje sayısı mümkün olduğunca az olmalı. Her şeyin bir yeri ve amacı olmalı. Ne kadar az eşya o kadar az toz. Eğer tek tek bir şeylerin tozunu alacak zamanınız yoksa o şeyler size uygun değil. Kristal eşyalar, biblolar, çeşitli dekoratif objeler... Tozunu alabileceğiniz kadar tutun. Özellikle kristal gibi girintisi çıkıntısı bol olan şeyler yerine düz yüzeyli dekorasyon kullanın.

Odanın taşıyabildiğinden daha fazla koltuk, masa, sandalye, sehpa vs. bulundurmayın. Süpürge bir yere rahatça giremiyorsa orada fazlalık vardır. Seyreltin.

Bunlar eğer evi baştan döşemeyecekseniz bir anda değişecek şeyler değil ama bir şeyler eskidikçe gelecekte bunları düşünerek değişiklikler yapın.
0
akhenaten
(14.12.24)
gün belirliyorum ve ona göre plan yapıyorum. atıyorum temizlik pazar günleri. yemek akşamüzeri... evindeki değişikler ne kadar zamanda bir oluyor? onu gözlemlemelisin.
0
evimin paspasi
(14.12.24)
cam silme aleti, robot süpürge, sleepy mop. evcil hayvanım yok. temiz olmaya özen gösteririm ama dağınıklığa kafayı takmam. yere kıyafet atma gibi manyaklıklarım yok. en fazla bilgisayar defter kitap dağılır. mutfak desen her kullandığımı anında makinaya koyarım. makinaya konmayan tahta kaşığım bile yok, makinaya konmayan mutfak eşyası almam. tencereler de çelik, onları bile elde yıkamam. ütü için de aynı şey geçerli, son on yıldır mecbur kalmadıkça ütü kullanmadım, ütü gerektiren kıyafet almadım.
0
titanyum22
(14.12.24)
Aradigim seyi bulmakta zorlandigimda ya da pek ziyarete gelmeyen bir misafir gelecegi zaman ortaligi derleyip topluyorum. Onun disinda pek ugrasmiyorum ortaligi toplamayla falan.
0
Mor ve berisi
(14.12.24)
10 sene 1+1 evlerde yalnız yaşadım.

İlk çözüm az eşya sahibi olmak. Çok eşya olan evler mecburen daha tozlu oluyor ve temizlemesi güçleşiyor.

Kılık-kıyafet değiştirdiğinizde hemen kirlileri kirli sepetine, temizleri dolabınıza düzenli şekilde yerleştirin ortalıkta yer kaplamasınlar.

Sabah kalkıp odayı havalandırdıktan sonra ilk iş yatağı toplamak olsun.

Yemek yedikten sonra bulaşıklar hemen makineye. Mutfak tezgahında tutulmayacak, makinede biriktirilecek ve elde yıkanmayacak. Yıkanmadan hemen sonra yerleştirilmeli.

Fazlalıkları evden uzaklaştırın. Defter, dergi, ayakkabı, kıyafet, mutfak eşyası vs. gereksiz ne varsa ya çöpe atın ya tanıdığınız birine verin veya bağışlayın her neyse.

Tek seferde tüm evi temizlemek çok zor oluyor. Örneğin bir gün banyoyu temizleyin, iki gün sonra mutfağı temizleyin. Arada temizlik hizmeti almak şart. Camların silinmesi ve birçok detay ancak öyle hallediliyor. Haftalık olarak evi süpürmek ve silmek de ayrıca şart. Ben evin temizlik ve genel diğer ihtiyaçları için genellikle haftasonları 1 gün evde olurum ama 1 tam gün de gezerim. Böyle dengeliyorum.

Çok madde saydım gibi oldu ama rutine bağladın mı hemen her zaman evin temiz kalır.
0
Lethe
(14.12.24)
Cumartesi günüm full bununla geçiyor. Ki öyle dağınık biri de değilim. Ev küçük olunca koltuğun dibine bıraktığın laptop çantası bile dağınıklık gibi görünüyor:/
0
Amaranta ursula
(14.12.24)
Az esya, kitaplik mutlaka kapakli olmali +1 ayrica her seyin yeri olsun, az esyaniz olursa her seyin yeri olur. 6ayda bir evi elden gecirip kullanmadiklari atmak. Biriktirmeden duzenli tutmak. Yemek yaparken kullandiklarini calkalayip kaldirmak, temiz yemek yapak yani.
0
kassiopeia
(14.12.24)
(7)

İntihal Kontrolü Hakkında

lideraydin
Plagiarism Checker ile kendi tezimi tarattım ama birileri şey dedi hani hoca da turnitinden taratacak ya o zaman Plagiarism Checker seninkini kaydettiği için yüzde yüz intihal çıkabilir dedi. böyle bir durum olabilir mi? olacaksa ne yapabilirim? teşekkürler şimdiden.
Plagiarism Checker ile kendi tezimi tarattım ama birileri şey dedi hani hoca da turnitinden taratacak ya o zaman Plagiarism Checker seninkini kaydettiği için yüzde yüz intihal çıkabilir dedi. böyle bir durum olabilir mi? olacaksa ne yapabilirim? teşekkürler şimdiden.
0
lideraydin
(13.12.24)
Doğru demişler, plagiarism checker taratılan dokümanları depoya kaydediyorsa sonraki taramalarda %100 çıkar. Eğer böyle bir durum varsa plagiarism checker ile iletişime geçerek durumu anlatıp dokümanın depodan kaldırılmasını istemek gerekecektir.
0
cek
(14.12.24)
Böyle bir durum olabilir, ama olmayabilir de. Çünkü bunun olup olmayacağı sizin seçiminize bağlıydı. Ancak siz bu taramayı yaparken olaya tam olarak hakim değilmişsiniz sanırım.

Bu tarz sistemlerde artık taratılan dosyanın sisteme dahil edilip edilmemesi üzerine bir buton oluyor, bu buton varsayılan olarak dahil olsun konumundaysa ve siz bunu değiştirmediyseniz sorun olur.

Tarama yaptırdığınız sistemin websitesinde açıklamalar illa ki vardır, orayı kontrol edin. Bir de varsayılan ayarı görmek için alakasız başka bir şey taratmayı deneyin. Adımları izlerken ekrandaki seçenekleri kontrol edin.
0
akhenaten
(14.12.24)
@akhenaten Programı kurcaladım şimdi ama dediğiniz gibi bir ayar bulamadım. Ana ekran ve ayarlar sslerini ekliyorum.
prnt.sc
prnt.sc
0
🌸lideraydin
(15.12.24)
@cek Uygulamayla iletişime geçmek yerine hocama durumu anlatsam olmaz mı? "Hocam ben teslim etmeden önce tarattım o yüzden intihal testinde yüzde yüz çıkabilir" desem.
0
🌸lideraydin
(15.12.24)
%100 intihal çıkacak yüksek ihtimalle arkadaşların dediği gibi işi çözmezsen tezin sıkıntıya girecek.
0
basond
(15.12.24)
@lideraydin

Eğer kullandığınız program "plagiarism checker x" ise websitelerinde şöyle bir ibare var

"Guaranteed Data Protection
Everything you analyze through our software remains in your own device. We never store your data at any stage in our databases. This ensures 100% data protection. You can read our privacy policy for more details."

plagiarismcheckerx.com

Bu açıdan sıkıntı olmayacak gibi duruyor, ancak bu onların dediği bir şey tabi.

Get in touch kısmında telefon ve mail destek bilgileri verilmiş

"(518) 809 7800
support at plagiarismcheckerx dot com"

Bence de buralardan @cek'in dediği gibi bir ulaşıp teyit edin.

İntihal taraması yasal bir süreç, taramayı enstitü yapar hoca değil. Bilmiyorum belki okuldan okula değişiyordur ve hocanın yaptığı yerler de vardır, ancak hoca yapıyorsa bile enstitü adına yapıyordur. Yine de "tez benzerlik raporu" sizin tez sürecinizin bir parçası. Sadece hocanın inisiyatifine bağlı değil bu. Sadece okulun inisiyatifine de bağlı değil. Bu rapor sizin dosyanız içinde yer alacak. O açıdan firmayla iletişime geçip sisteme eklenip eklenmediğini öğrenip varsa sistemden sildirmenin yolunu aramalısınız.

Bu konuyla ilgili mevzuat maddesi için

Lisansütü eğitim ve öğretim yönetmeliği
Yüksek lisans tezinin sonuçlanması; madde 9'un 2. bendine bakın

www.mevzuat.gov.tr
0
akhenaten
(15.12.24)
bu tür şeylerden dolayı + yalan yanlış AI checkerlardan dolayı intihal kontrolü çok saçmaladı. Geçen yıl %40-50 intihal çıkan ama mezun olanlar biliyorum ve bunlar en iyi 3-5 üniversitede oluyor.(mesela bi tanesi bibliography dahil taratmış falan) Açıklaman varsa -benim gördüğüm kadarıyla- problem olmuyor. Mesela %100 çıkması aslında %50 çıkmasından daha iyi bence. Ne olduğu çok açık. (başkasının tezini komple çalmadığın sürece:)

Ama siteye ulaş ve danış, hocana da şimdiden haber ver. Jüride biri problem çıkarırsa sorun olur.
0
nhk ni youkosu
(16.12.24)
(1)

Marmara Adası Mermeri

akhenaten
Durduk yere aklıma takıdı, bu hep gördüğümüz gri çizgili marmara adası mermerinin hangi zaman aralığında oluştuğu ile ilgili illa ki bir çalışma vardır ama ben bulamadım. ChatGPT 300 milyon yıl önce karbonifer ve permiyen dönemlerde oluştu diyor, dinazorlardan falan daha önce oluyor bu. Ama sırf ona
Durduk yere aklıma takıdı, bu hep gördüğümüz gri çizgili marmara adası mermerinin hangi zaman aralığında oluştuğu ile ilgili illa ki bir çalışma vardır ama ben bulamadım. ChatGPT 300 milyon yıl önce karbonifer ve permiyen dönemlerde oluştu diyor, dinazorlardan falan daha önce oluyor bu. Ama sırf ona güvenip heyecanlanmak istemedim.

Bilen ya da bulabilecek olan var mıdır? Ona göre heyecanlanıp yatayım :D
0
akhenaten
(12.12.24)
GPT çok da sallamamış demek ki :D Dinozorlar Orta Triyas'ta ortaya çıkıyor bu arada, Geç Permiyen'i Permiyen sonu kabul etsek dahi yaklaşık bir 20 milyon yıl var ilk dinozorlara.

Yani teknik olarak bütün taşlar çok eski ama böyle tanıdık bir şeyin bu kadar yaşlı olduğunu fark etmek garip geldi. Ayrıca Efes'te artemis tapınağı, klaros'taki apollon tapınağı, istanbul'daki hemen hemen her tarihi yapıda kullanıldıktan sonra hikayenin bizim eski sobaların altında soba mermeri olarak nihayete ermesi de ayrı bir ironik :D İlginç gerçekten.

Çok sağ olun.
0
🌸akhenaten
(13.12.24)
(11)

özgürlüğün çok muğlak ifade olması ya da benim gereksiz hassasiyetim...

m e b
selamlar.gün geçmiyor ki insan ve toplum arasındaki ilişkileri irdelemeden kafayı yemeyeyim.bir insanı bizi/diğerlerini rahatsız edecek seviyede sesli konuşunca uyarabiliyoruz da neden gürültülü şekilde yemek yediğinde, cak cak sakız çiğnediğinde, kulaklık olmadan video izlediğinde uyaramıyoruz? mis
selamlar.

gün geçmiyor ki insan ve toplum arasındaki ilişkileri irdelemeden kafayı yemeyeyim.

bir insanı bizi/diğerlerini rahatsız edecek seviyede sesli konuşunca uyarabiliyoruz da neden gürültülü şekilde yemek yediğinde, cak cak sakız çiğnediğinde, kulaklık olmadan video izlediğinde uyaramıyoruz?

misal yanımda kahvaltı eden bir eleman var, bildiğin biberi çatır çutur yiyor, o biberi her çatırdatışında kafama silahla ateş eder gibi hissediyorum. çayını içmiyor, hüpletiyor. o her hüüüppğppp edişinde beynim ikiye ayrılıyor sanki.

yan tarafta da temizlikten sorumlu kadın cak cak sakız çiğniyor, aynı şekilde metroda da denk geliyorum. adam hiçbir rahatsızlık duymuyor ve sakızı ağzında havai fişek gibi patlatıyor veya cak cak geviş getiriyor.
başka bir adam hiçbir şekilde etrafı önemsemeden kulaklıksız bir şekilde video izliyor, hiçbir rahatsızlık da duymuyor.

ofiste beni zerre ilgilendirmeyen, hatta nazik bir şekilde "bu konu hakkında pek bir bilgim veya alakam yok, bu yüzden yorum getiremiyorum" dememe rağmen yarım saat boyunca bana hiçbir katkı sağlamayacak veya karşı tarafa yararım dokunmayacak bir konunun muhatabı oluyorum.

metrobüste kadın yanına kimse oturmasın ve diğer koltuklar boş diye yanına çanta koyuyor, siz oturmak isteyince of puf ediyor.

atm'de sıra bekliyorum, önümdeki kişi işini bitirmiş ama hala kenara geçmiyor, çektiği parayı orada sayıyor ve bu süreçte de küçük çocuğunun atm'nin düğmelerine rastgele basmasına göz yumarak atm'nin donmasına sebep oluyor.
asansörde de çocuklarının her düğmeye basmasına ses etmeyen ve asansörün her katta durmasına sebep olan tipler de aynı şekilde.

ya bu toplum içinde yaşamaya uyum sağlayamamış tipler, anladık da bu şeyler özgürlüğün minimal örnekleri mi yoksa uyarmak en olağan ve doğal bir eylem midir? kafayı mı sıyırıyorum? çok mu takıyorum?
0
m e b
(12.12.24)
bu durum ülkemizin bir anda köylüyken şehire geçmesiyle oluşmuş bir durum. bu durumun seni rahatsız ettiğini karşı taraf düşünmüyor. ben de senin gibi aynı şeylerden rahatsızım.
dolmuşta ayakta gitmemek için dolmuşu durdurup inen kadına dolmuşta oturan ve ayakta duranlar tepki gösterdi. söylemleri şuydu: biz her gün böyle gidip geliyoruz.
olay kabullenmek...
önemli olan kabullenmeyip bu insanları uyara uyara adam edeceğiz ya skt.r olup gideceğiz.
0
mikahakkinen
(12.12.24)
Öncelikle çok rahatsız olursanız insanları uyarırsınız da, insanları uyararak bir yere varamazsınız. Bahsettiğiniz şeyler, ki ne kadar büyük problemler oldukları tartışılır, bir insanın yetişkinliğinde sizin uyarınızla ya da bir başka sebeple "Toplu taşıma araçlarında yüksek sesle müzik dinlememeliyim" diye bir aydınlanmayla değişecek bir davranış kalıbı değil.

İnsanlar bu tür şeyleri yapmayı ya bu tür şeyler artık normal karşılanmadığında bırakıyorlar, bunun için de bu tür şeylerin görece nadir şeyler olması lazım ki yapanlar üzerinde belli bir toplum baskısı olsun. Ya da en başından bunları yapmamak üzerine eğitilmeleri gerekiyor.
0
salihdt
(12.12.24)
özgürlük çok da muğlak bi ifade değil aslında. zaten saydıklarınızın da özgürlükle alakası yok. saygısızlık diyebiliriz daha çok.
0
elorelia
(12.12.24)
benim kriterim su. bir yerde azinliksam sesimi cikarmam. cunku kabul gormus ve normali bu. ama cogunluksam ilk ses cikaran ben olurum.

yani zurih'te bir metroda boyle bisey olsa hakkimi ararim; ama istanbulda metrobuste sadece rica ile yetinirim. diger turlu basina bela, stres almak disinda hic bir fayda gelmez.
0
buenosdias
(12.12.24)
Maruz kalmamak için kulaklık şart. Bu insanları siz değiştiremezsiniz. Uyarsanız ya kabahatli çıkarsınız ya da etkisi olmaz.
0
auroraaurora
(12.12.24)
yazdıklarında haklısın, ben de çok rahatsız oluyorum bunlardan. ilk defa cevapların neredeyse tamamına katıldım.
cinnet ne alaka onu anlamadım
"bu durum ülkemizin bir anda köylüyken şehire geçmesiyle oluşmuş bir durum."
"özgürlük çok da muğlak bi ifade değil aslında. zaten saydıklarınızın da özgürlükle alakası yok. saygısızlık diyebiliriz daha çok."
"İnsanlar bu tür şeyleri yapmayı ya bu tür şeyler artık normal karşılanmadığında bırakıyorlar, bunun için de bu tür şeylerin görece nadir şeyler olması lazım ki yapanlar üzerinde belli bir toplum baskısı olsun."
"benim kriterim su. bir yerde azinliksam sesimi cikarmam. cunku kabul gormus ve normali bu. ama cogunluksam ilk ses cikaran ben olurum."
0
abelardo
(12.12.24)
Hepsini okudum. Muğlak olan neresi? Bunların hiçbiri özgürlükler içinde değil. Hepsi toplum içinde yaşama kurallarına uymama. Evet çay dahil.

Belki biber hariç. Onda da kahvaltı yeri önemli. Yemekhane, restoran, cafe falan ise biber ses çıkarabilir. Ofis içinde çalışma alanında ise o da özgürlük değil. Yani sen rahatsız oluyorsan değil. Olmuyorsan çayınızı beraber hüpletirsiniz
0
nawar
(12.12.24)
Saydıklarınızın hepsi, %100 oranında beni de rahatsız ediyor. Bir tanesi bile istisna değil.

Ancak yanındaki boş koltuğu parselleyen kişinin yaptığı şey dışında bunlar "özgürlüğün minimal örnekleri"

İnsanlar kaba olmak konusunda özgür. Saçmalamak konusunda da özgür. Her saygısızlık, toplumun her genel geçer kuralına aykırılık özgürlük sınırları dışında tutulamaz.

Özgürlüğün sınırı bir şeyin sizi veya bir grubu rahatsız etmesi üzerine çizilemez. Eğer birisi kendi doğruları üzerine, sizin o ortamdaki davranışınızı aktif şekilde kısıtlamıyorsa (örneğin ezan vakti diye kulaklığınızı çekip almıyorsa) ve yaptığı şey yasalarca özellikle kısıtlanmamışsa (çıplak dolaşmak vs.) o kişi o yaptığı şeyi yapmakta özgür. En genel geçer tanım bu. Yasaları işin içine kattığımız için felsefik anlamdan ziyade pratik anlamda özgürlüğün tanımı bu.

Özgürlüğün tanımı içine başka ne giriyor peki? Siz de bunlar hakkında rahatsızlığınızı dile getirmekte özgürsünüz. İnsanlar özgürlüğü hep tek taraflı düşünüyor. Ancak yapılan davranışların sonuçları olur. Bir şeyi yapmakta özgürsünüz diye onu yaptığınızda tepki görmeyeceğiniz anlamına gelmez.

Siz de bu kişilerin alanını kısıtlamadan kendi rahatsızlığınızı dile getirebilirsiniz. Siz de bunu yapmakta özgürsünüz.

Toplumsal denge bu şekilde teraziye geliyor. Bu işler böyle yani. Çok karışık değil aslında. Her şeyin bir kuralı, formülü olamaz, bazı şeyler uzlaşıyla hallolur.

Birisi sesli sakız çiğniyor diye ona kabahatler kanunundan ceza kesildiği bir ortam düşünün, sizce de bu absürt olmaz mı?
0
akhenaten
(12.12.24)
Hocam askere gittiniz mi ?
6 aylik mi ?
Merak ettim.
0
WithWorth
(12.12.24)
@WithWorth: hayır, askerlikten muafım.
0
🌸m e b
(13.12.24)
skerler eşiğine gelip insanların suratına içinden geçenleri dan dan konuşmaya başlayana kadar böyle gidecek. fakat sen erkek olduğun için olayın alevlenip yaralamalı kavgaya dönüşme olasılığı yüksek. karşındakini ölçüp biçip ona göre içindekileri söylemeye başla derim. işin zor meb kardeşim.
0
titanyum22
(13.12.24)
(20)

Liberalizm

michael_knight
Liberalizm fikrine ne kadar yakın veya uzaksınız? Neden?
Liberalizm fikrine ne kadar yakın veya uzaksınız? Neden?
0
michael_knight
(11.12.24)
Önce tanımını yapmamız lazım. Çünkü Türkiye'de ne kadar ülke düşmanı varsa liberalim diyor halk bunu yanlış veya o taraftan biliyor.

Düşünce özgürlüğü açısından yüzde yüz liberalim.

Ekonomik serbestlik açısından çok emin değilim. Bir de Türkiye'de liberalizmi işletsen ahbap çavuş kapitalizmine gider 5li çete tüm işleri alır. Komünizmi işletsen bu sefer devlet her şeye karışır devlet birkaç partinin kontrolünde olur. Yani Türkiye şu an ikisini de parça parça yaşıyor bence :D bundan iyisi de olmaz.

İdeal bir dünyada yakınım ama. Mesela liberal bi dünyada taksici lobisi biterdi martıcı adam direkt rekabete girebilirdi, biz bile şurada bi şirket kurup o işe atılabilirdik.
0
nhk ni youkosu
(11.12.24)
power is corrupt, absolute power is absolutely corrupt.
gücü dagitma kisminda varim. checks and balances zaten demokrasi icin cok önemli.

ama bu demek degil ki her seyi salalim, market kendini ayarlar zaten. isci haklari, azinlik haklari, hayvan haklari, kadin cocuk cocuklari, basin özgürlügü benim önem verdigim degerler. devletin bu konularda müdahalesi olmasi gerek.

+++
güvenlik icin özgürlükten vazgecilmesine karsiyim. bu da beni daha liberal yapiyor. muhafazakar görüste biri icin güvenlik önce gelir. benim icin özgürlük cok daha önemli.
0
sonsuz
(11.12.24)
Liberteyen Sosyalizm'deki liberal görüşe OK.
Liberalizm altında her türlü zulmü yapmaya hayır.
0
bartholomew87
(11.12.24)
Şimdi liberalizm denince farklı ülkelerde farklı konseptler algılanıyor. ABD'de liberal denince algılanan (ve ironik şekilde sol görüş sanılan), kadın/erkek eşitliği, ırk eşitliği, lgbt hakları vs gibi konularda liberalim. Burada zaten sjw diye laf yiyen biriyim yani genel olarak insanların bireysel özgürlüğü ve sosyal grupların eşitliğine önem veriyorum.

Ekonomik olarak sosyalist diyemem kendime ama sosyal demokratım. Serbest girişim teşvik edilmeli ama işçi hakları, halkın yararı korunmalı; sağlık ve eğitim gibi temel kamu hizmetleri olabildiğince devlet güdümünde kalmalı gibi.

Yani sosyal medyada dalga geçilen left lib bir görüşüm var. Evet kendine left lib diyip saçma fikirler sunan çok kişi var ama bu demek değildir ki tüm ideoloji safsata :D
0
nundu
(11.12.24)
Bazı liberal ilkelerin şu anda teraziyi dengeleyebileceğine inandığımdan liberal fikirlerin toplumda daha yaygın hale gelmesine sıcak bakıyorum.

Yönetimde kontrol arttıkça sorun ve hatalar çoğalıyor. Günümüzde nüfus çok fazla ve devletler çok büyük. Haliyle her şeye merkezden ince ayar çekmeye çalışmak sürdürülebilir değil. Günümüzde ortalama bir devlet bir kişi veya dar bir grubun kontrol edebileceğinden çok daha kompleks bir yapı. Kontrolcü bir yönetim bir noktada 250 tuşa aynı anda basmaya çalışırken her yerinden ter akan karikatürize bir tipe dönüyor. Kurumsallaşma ve kendi kendine işlevini sürdürebilen yapılar oluşturmak önemli. Ülkeye aile çay bahçesi gibi davranmamak lazım; hem ekonomik hem de kültürel anlamda.

Ancak yönetim şekli olarak liberalizm sağlıklı sürmek için diğer ideolojilerden çok daha fazla eğitimli bir kitleye veya iyi niyetli yöneticilere ihtiyaç duyuyor. Bu iki bileşenden en az birisi yoksa ortalık kim vurduya gidiyor. Somut bir örnek olarak ülkede kendini liberal sanan ancak insanların marketle pazarlık yapma hakkı olmadığına inanan çok geniş bir kitle var. Görünmez el kuramını çok yanlış anlayıp gerçekten hikmetinden sual olunmaz ilahi bir varlık yaratmışlar kafalarında. Herhangi birisi ağzını açınca kafir muamelesi görüyor.
0
akhenaten
(11.12.24)
Liberalizm, günümüzde en çok tanıma sahip ve birbirine zıt görüşleri olan insanların kendilerini ait hissettiği bir kavram haline geldi. Bu yüzden "liberalizm" kelimesini kullanmak yerine, insanların ne demek istediklerini birkaç cümleyle açıklamaları daha doğru olur bence.

"Liberal" kelimesi artık herkes için farklı anlamlar taşıyor. Kimileri duyar duymaz "sjw" ya da "woke" etiketini yapıştırıyor. Bazıları için sadece özelleştirme savunuculuğu anlamına geliyor. Kimileri için terör destekçiliğiyle eş anlamlı. Hem aşırı sağcı hem liberal olanlar var, bir yandan da kendini solcu olarak görenler... Ya da sağ görüşe yakın olduğunu söyleyip aslında sol görüşün savunduğu fikirleri destekleyenler... Bazı kesimler için liberal olmak veya liberalizmi savunmak adeta bir hakaret. Liberal ekonomiden bahsedince hemen patron savunucusu damgası yiyenler de var. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir.

Ben şöyle düşünüyorum: Devlet kurumlarının çoğu özelleştirilmeli, ama devlet bu alanları denetlemeye devam etmeli. Telekom, elektrik, su, sağlık, eğitim, altyapı, ulaşım gibi konularda devlet tamamen çekilmek yerine, firmalara belli bir çerçevede özerklik tanımalı ve halkın refahını etkileyecek noktalarda sınırlar koymalı. Serbest piyasaya müdahale etmemeli ama gerektiğinde rekabeti artırmak için yeni aktörler oluşturmalı. Devlet, halkı ne patronların insafına bırakmalı ne de sosyal yardımları artırıp insanları tembelliğe alıştırmalı ya da popülizm uğruna sadaka ekonomisi yaratmalı.

Kavramları kitaplardaki tanımlarıyla ele alsak bile, "liberal" kelimesi insanların zihninde bambaşka şeyler çağrıştırıyor. Bu yüzden kendimi bu kavrama ne yakın ne de uzak görüyorum.
0
biseysorcaktim
(11.12.24)
Tam bir liberalim.

Ama özde sjw ve libos olanlardan degilim. Pure liberalistim.
0
feastofthedamned
(11.12.24)
Liberalizmin ön şartı eğitim. Belirli bir eğitim olgunluğuna ulaşmamış bireyler, doğruyu yanlışı ayırt edemediğinden, paranın hükmettiği toplum mühendisliğinin kurbanı oluyorlar. O eğitim düzeyine ulaşmanın ön şartı da Devlet zenginliği.
Dolayısıyla bunu, sadece Avrupalılar, dünyayı sömürerek becerebildiler.

Ayrıca nasıl ki komünizm yaşayabilmek için komünist olmayan ülkelerle arasına bir demir perde örmek zorundaysa tam liberal ülkeler de böyle bir demir perde örmek zorundalardı. Ancak, örmediler. Farkına vardıklarında da çok geç kalmış oldular. Sömürülenler haklarını almak için o sınırdan geçtiler. Bu durum Liberalizmin ütopikliğini ortaya koydu ve terkedilmeye mahkum.
0
Mirket
(11.12.24)
tanım olarak çok değiştiğine inanıyorum ama kendi anlayışıma göre liberalizme tamamen karşıyım. benim için zehir gibi bir şey.

ironiktir ki komünizmin "insan doğasına uygun olmadığını" söyleyen liberaller nedense konu insan doğası ve denge olunca liberalizmi çok severler.

liberalizm itliktir, serseriliktir. liberalizmde güç senin elindeyse milyonlarca insanı süründürebilirsin. bunda ahlaki ya da ekonomik olarak bir problem görülmez. adapte olman beklenir.

dediğim gibi liberalizm anlayışı da kişiden kişiye çok değişebiliyor ama ben genel olarak liberal biriyle mecburi selamlaşmanın dışında iletişim bile kurmam ya. benim gözümde yamyamdan, canavardan farkları yok.
0
mark greg sputnik
(11.12.24)
Yani tam nasıl bir liberallikten bahsediliyor bilmiyorum. Misal sosyal konularda Amerika'nın liberali bile Avrupa'da merkezci olur. Ama ekonomi konusunda ise amerikan solcusu belki Avrupa liberalinden daha liberal olabilir. bu biraz ülkeye göre değişiyor.

Açıkçası yüzde yüz açık olduğum bir şey değil, biraz cherry picking olarak yaklaşıyorum. Aynısını sosyalistlik için de yapıyorum. Genel olarak sosyal demokrat, merkezci bir yapidayim denebilir ama enteresan şekilde Fransa için olan "hangi siyasi partiye yakinim" zimbirtilarinda macron partisi ile Cumhuriyetci ardından da sosyalist çıkıyor. Yani resmen fadimenin düğünü olmuş bir yaklasima sahibim, ondan ideal parti de bulamıyorum.

Neyse yani. Kesinlikle komünizm gibi alakasiz düşünceler sahip olmasam da asla "bırakalım yapsinlar market bulur duzeni" gibi şeylere de inanmam. Marketi serbest bırakılan radyasyonlu fırça yalatiyorlar.
0
logisticsmanager
(12.12.24)
Yakın hissediyorum.
0
liberal
(12.12.24)
once liberalizmi tanimlayalim. insan toplumlari bir arada yasamak icin belirli kurallar gelistirdiler. bu kurallarin bazilari subconscious ile gelisti ve kulturel kodlar olarak yerlesti. her yeni birey bu kurallara gore hareket etmesi adina egitildi. ornegin buyuklerin elini opmek, onlarin yaninda bacak bacak ustune atmamak, dini kurallar gibi. bunun yaninda bir de conscious olarak gelistirilen ve yaziya dokulerek kalici hale getirilen mutabakat vardir. bu da anayasa ve kanunlardir. bu da yine kuraldir ancak yazili ve bilincli olarak kabul edilir ve tartismalarla degistirilebilir.

simdi bu kurallara karsi bir ucu liberalizm, bir ucu muhafazakarlik olan continuous bir spektrum bulunur. buradaki ideal uclardan liberalizm subconscious veya conscious kurallarin tamamina karsi protest bir tavir benimser. bu minvalde bu kurallarin esnetilmesini, yeni kurallar koyulmamasini ve insan bilincinin tamamen serbest birakilmasini isterler. birey bu kulturlerde toplumun onundedir.

spektrumun diger ucunda ise muhafazakarlik bulunur. muhafazakarlik subconscious veya conscious butun kurallari savunur. kurallarin topluma sekil verdigini ve kurallar olmadan insanin dogal durumuna donup hayvanlasacagini iddia eder. bu nedenle din kultur gibi subconscious konulari da savunur. bunun yaninda ekonomik yani guc dagitimini da belirli kurallara gore yapmak ister. bu tarz sosyetelerde de toplum bireyin onundedir. subconscious yerine din/kultur, conscious yerine devlet diyecegim ingilizce olmasin diye.

simdi bazi toplumlara ornek;
kulturde liberal, devlette liberal : abd
kulturde liberal, devlette muhafazakar : avrupa
kulturde muhafazakar, devlette liberal : turkiye
kulturde muhafazakar, devlette muhafazakar : cin

bana sorarsaniz bati kulturunun gelismesi bu din/kultur kurallarini budayarak kendilerini ozgur birakmalari oldu. protestanlikla baslayan dini degerlerden uzaklasma liberallesmeyi ve bireyi one cikardi. bu anlamda hardcore muhafazakarligin kimseyi bir yere goturmedigi ortada. diger yandan komple liberal anlayis da abd gibi ucube toplumlar yaratiyor.

politika biliminin yapmasi gereken de bu iki uc spektrum arasinda guzel bir denge bulmaktir. bence ekonomide liberallik korkunc bir sey. dunya uzerindeki insanlarin %80'i sefalet, %15'i gelecek kaygisi %5'i rahat, %0.01'i de sulalesinin 100 sene harcasa bitiremeyecegi bir zenginlige sahip. bence devlette liberalizm insanlarin cogunun ayricalikli bir azinlik tarafindan somurulmesi anlamina geliyor. dolayisiyla kapitalin ne kadar birikmesine izin verilecegi, miras hakki, bireye asgari seviyede saglanmasi gereken haklar konusunda liberal degilim. devlet bireylerin somurulmesini engellemek uzerine kurulmustur. dolayisiyla devlet tanimli, kurallari belli ve kurallara uygun yonetilen bir yapi olmalidir. ancak fazla ve akilsizca getirilmis kural da sekillendirmek yerine kisitlayici oluyor ve gelisimi engelliyor. bu cok hassas bir denge.

din/kultur gibi mevzular zaten subconscious olarak gelistikleri icin bunlara yonelik kisitlamalara ve kurallara karsiyim. ataturk'un dile mudahelesi, turkiye'de bireyi baskilayan bogucu kultur gibi. bu konularda liberalim. benim anlayisim bu sekilde. kafama en yakin durum da avrupa'dir. ancak soyle bir durum var.

tam liberal toplumlar ciddi guclenip digerlerinin ustune basiyorlar bu gunlerde. cunku gucun cok buyuk bir bolumunun cok kucuk bir azinlikta bulunmasini sagliyorlar. bu gucu ele geciren de ya kendi vatandaslarini somurerek ya da abd orneginde oldugu gibi dunyayi da somurerek buyuyor. buyuk guc sinirli bir sinifta oldugundan yonlendirilmesi cok kolay oluyor.

sonuc olarak insanligin onundeki en buyuk engelin gucun ve kaynaklarin kucuk bir ayricalikli kesimde toplanmasi oldugunu dusunuyorum. milyonlarca akilli insan hic olup gidiyor. zengin cocuklari ozel okullar, titrler falan derken sadece ayricalikli olduklari icin buyuk sirketlerde takiliyorlar. bu bir nevi nepotizm toplumun verimliligini dusunuyor. bu konunun kisitlanip, her bireye kendini gerceklestirme firsati verilmesine inaniyorum. bu da beni ozellikle ekonomik mevzularda siki bir liberalizm karsiti yapiyor. cunku laissez passer dedigin zaman birilerinin ustune basip passer oluyor mevzu hemen.
0
antikadimag
(12.12.24)
@antika, protestanlik dini degerlerden uzaklasma degil aksina core degerlere dönüstür.
0
sonsuz
(12.12.24)
Ekonomik gelişimi sağladığı çok açık.
Sosyal tarafta çöküşe sebep olduğu da öyle.

Dolayısıyla bir kısmını alıp uygulamamız gerektiğini düşünüyorum. Ama sosyal işleri; eğitimi, sağlığı, güvenliği, adaleti ve benzeri konuları devletin düzenlemesi şart.
0
babilfish
(12.12.24)
@sonsuz; protestan toplumlarin hicbiri dindar degildir. zaten adi ustunde kiliseyi "protest" ettikleri icin kendilerine protestan denir.

us, uk, commonwealth, almanya, iskandinavya hepsi protestandir. bu ulkelerin ortak noktasi dinin hayatta yeri cok kisitlidir. toplumsal kurallar din dahil geriye atilmistir. yine ayni sekilde hepsi ozgurlukcu toplumlardir. ingiliz imparatorlugunun kalintilari bu ozgurlugu ekonomik alana da tasirlar.

bu mevzudan bahsediyorum.
0
antikadimag
(12.12.24)
protestan toplumlar dindar degildir demek? güzel kafalarmis. kimse 1600-1700lerdeki gibi yasamiyor tabi.
protestan ülke olarak almanya demissin. almanya'nin güneyi katoliktir. bavyera'nin avusturya sinirindaki köylerinde doktorlar cinayet diye kürtaj yapmiyor.

sen biraz salliyorsun :)

tanriyla direkt konusamazsin saintlere git önce demek dindarlik, tanriyla direkt konusabilirsin kilisenin de bu kadar altina ihtiyaci yok demek protesto etmek, dinsizlik ok.
0
sonsuz
(12.12.24)
yahu gercek hiristiyanlik nedir tartismasina girmeye gerek yok. protestan toplumlarin hicbirinde din hayatin icinde degildir. bunu soyluyorum. yahu koskoca reform hareketi ne demek? dinin sinirlarinin geriye itilmesi. son olarak da eger protestan toplumlarinin dindar oldugunu dusunuyorsan ingiltere ve italya'da dinin toplumdaki yerine bakmani tavsiye ederim. protestan olan toplumlarin tamami dinden uzaktir. din sadece soyut bir tanri ve bireyin bu tanriyla iliskisine indirgenmistir ve hayatin tamamindan cekilmistir. su basit gercegi daha fazla tartismayacagim.

almanya'nin guneyi katolik evet. bunun konuyla ilgisi ne anlamadim. bunu bilmedigimi ne dusundurdu onu da anlamadim. prusya protestandir, martin luther'in yasadigi ve ciktigi yerdir. o yuzden almanya'yi da saydim. istisnalara bakacaksak turkiye de devlette tam liberal degil 80 oncesi kalan kurumlar yuzunden.

bence nitpicking yerine insanlarin ne demeye calistigini anlamaya calisirsan daha guzel bir hayatin olur etraftakiler de rahat eder.
0
antikadimag
(12.12.24)
su basit gercek dedigin sey senin görüsün. evanjelik birine sorsan din hayatin merkezine alindi, dikkat dagitici seylerden uzaklasildi, asil dini degerlere daha yakinlasildi der. katolik kilisenin sömürüsü bitti der.

avrupa'da dinin kisitlandigi ülkeler fransa ve eski sovyet ülkeleri. onlarin da protestanlikla degil, sekülerlik ve komünizmle ilgisi var.
almanya'da kiliseinin kresleri falan var. iceri girdigin an kocaman hac görüyorsun.

bakis acin cok öznel, bilgilerinde de yanlis seyler var gibi geldi.
0
sonsuz
(12.12.24)
@antikadimag protestan reformu cidden avrupadaki özgürlük anlayışıyla çok bağlantılı değil.

Esasen protestan reform katolikliğe göre çok daha sert dini kurallar getirdi. Protestanlar katolik kilisesini din dışı gördüğü için zaten bu işe kalkışıyor. ABD'yi kuran asli unsurlardan birisi Avrupa'dan sürülen protestan gruplar zaten. ABD köktendinciliğin en sert olduğu bölgelerden biriydi uzun zaman. Bugün Hristiyanlık oldukça güç kaybetmiş olmasına rağmen en çok öne çıktığı devletlerden birisi (belki de ilki) ABD. ABD sadece üniversitelerinden ve bilim merkezlerinden ibaret bir ülke değil, kozmopolit yapısından ötürü çok görülmese de oldukça muhafazakar bir yapıda Avrupa ülkelerine kıyasla.

Örneğin tarihsel anlamda katolik bir ülke olarak Fransa ABD'nin yanında tamamen dinsiz kalıyor.

Yani bu konunun yukarda anlattığınız şeyle çok bir ilgisi yok aslında, ancak konu açılmışken katılmak istedim ben de.

Reform'un liberalizm anlamında yol açtığı ve gelecekte (aydınlanma çağı ile beraber) dini yumuşama ortamını başlatan en önemli şey insanların bireyselleşmesinin önünü açmasıydı. Reform kilise gibi merkez otoritelerin dini yönetimindense küçüklü büyüklü toplulukların kendi dini işlerini yürütmesine olanak tanıdı. Dinden uzaklaşma ise Aydınlanma çağının bir özelliği daha çok. Reform burada dolaylı bir etkiye sahip.
0
akhenaten
(12.12.24)
"Protestan iş ahlakı" veya buna benzer isimlerle tanımlanan, protestanların çalışmayı hayatın önemli bir kısmı olarak görmesini tarif eden kavramdan bahsetmemiz gerekiyor sanırım.
Bu protestanları ne aşırı dinci ne de aşırı dinsiz yapıyor. Çalışma hayatına farklı bir yaklaşımları var.
0
🌸michael_knight
(13.12.24)
(6)

Askerde tekmil verirken söylenen memleket

nundu
Ali Veli İstanbul komutanım şeklinde tekmil veriliyor ya (yani bildiğim kadarıyla böyle veriliyor), buradaki memleket kısmı resmiyette kütükte yazan mı olmak zorunda? Ben daha gitmedim askere de öyle düşünürken aklıma geldi, benim kütüğüm dedemin 50 sene önce saçma sapan bir şekilde alakasız bir yer
Ali Veli İstanbul komutanım şeklinde tekmil veriliyor ya (yani bildiğim kadarıyla böyle veriliyor), buradaki memleket kısmı resmiyette kütükte yazan mı olmak zorunda? Ben daha gitmedim askere de öyle düşünürken aklıma geldi, benim kütüğüm dedemin 50 sene önce saçma sapan bir şekilde alakasız bir yere taşıması yüzünden benimle hiç alakası olmayan bir yerde. İlla orayı mı söylemem gerekir tekmil verirken yoksa kendi has memleketimi söyleyebiliyor muyum :d

evet derdimi sevebilirsiniz
0
nundu
(11.12.24)
Kütük neredeyse o

Eğer varsa aynı adda ve soyadda kişilerin karışmaması için bulunmuş ve usul haline gelmiştir. Nüfus kaydın neresiyse orası söylenir. Osmanlı zamanından kalmıştır. O dönemde soyad olmadığı için Baba adı söylenirmiş. O dönemlerde isim çeşitliliği Akmet, Mehmet, Osman, Ali ve daha birkaç taneyle sınırlı olduğu için Birliğin bir yarısı Ahmet oğlu Mehmet, diğer yarısı Mehmet oğlu Ahmet olabiliyormuş.
0
Mirket
(11.12.24)
ben kutugumu degil yasadigim sehri soyledim hep askerlik boyu bir allahin kulu da hadi lan sen suralisin demedi. cok da sey etmeyin.
0
wallcan
(11.12.24)
Hiç önemli değil, zaten künyenizi falan kendiniz bastırıyorsunuz. Memleketinizin neresi olduğunun da bir önemi yok. Önemi olan durumda da zaten size sormaz nüfus kaydınıza bakarlar.

Ben değiştire değiştire kullanmıştım, künyelerim de iki çeşitti. Hiç de sorun olmadı.
0
akhenaten
(11.12.24)
onu çok salladıklarını sanmıyorum. ben doğup büyüdüğüm şehri (ista...) söylüyordum. istanbullu arkadaşlarımın çoğu da öyle söylüyordu.
0
exlibris
(11.12.24)
listelerde filan ad soyad / kütükteki şehir yazıyor. haliyle komutanlar da o bilgilerle hatırlıyor sizi.

ben askerdeyken giresun'lu olmama rağmen ikamet adresim olan istanbul'u yazmışlar.

spirit crusher / istanbul şeklinde.

tekmil verirken giresun dediğim için genelde sen istanbul'lu değil misin filan diyolardı dshdh. bi süre sonra sıkıldım istanbul demeye başladım. bu da böyle bir anımdır.

özetle listelerde kütükteki şehir yazacağı için komutanların kafası karışabilir. ama sorun olmaz. istediğin şehri söyle bence.
0
spirit crusher
(11.12.24)
kimsenin salladığı bir durum değil.
belki hiç söylemeyeceksiniz bile.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(11.12.24)
(2)

ikrar ve kabul eş anlamlı kullanılabilir mi

benim icin hic boyle suslenmemistin
kararlaştırmak anlamına gelmesine rağmen neden kabul etmek gibi kullanılıyor?
kararlaştırmak anlamına gelmesine rağmen neden kabul etmek gibi kullanılıyor?
0
benim icin hic boyle suslenmemistin
(10.12.24)
İkrar kararlaştırmak anlamına gelmiyor ki ama; beyan etmek, açıkça dile getirmek anlamına geliyor. Bu duruma göre kabul etmekle aynı anlama gelebilir; ancak her zaman değil.

Dini konularda çok kullanılan bir sözcük ikrar, inanç ikrarı yaptığınızda o inancı kabul etmiş oluyorsunuz (doğal olarak). Bu sebeple insanların kafasında böyle bir bağ oluşmuş olabilir. Çünkü ikrar sözcüğünü günlük hayatta spontane bir şekilde kullanmıyor kimse.
0
akhenaten
(10.12.24)
Emin değilim ama burada karşılıklı iki taraf arası değil de kişinin kendi kendine
karar alması, kabul etmesi gibi bir mana var.
O nedenle kabul değil de kabullenmek kelimesi ikrara daha yakın manada görünüyor.

Kelimenin din,hukuk, günlük hayat gibi kullanım alanlarına (ıstılah) bakmak gerekiyor.
Kararlaşmak manasında bir de karardâde kelimesi var ama yaygın değil.
0
diyecevaplandı
(10.12.24)
(3)

Tefas befas fonları görülen son gün değişimi hangi güne ait?

avatar is back
Mesela en son bir önceki günün getirisine bakılabiliyor. 9 aralık - 10 aralık arası değişimleri filtreleyip inceleyince mesela kıymetli madenler -%0,6’dan fazla düşmüş. Oysa dün altın gümüş %1 üstü artış gösterdi. O zaman bunlar dün yayınlanan ama çok daha öncesine ait günlerin getirisi mi?
Mesela en son bir önceki günün getirisine bakılabiliyor. 9 aralık - 10 aralık arası değişimleri filtreleyip inceleyince mesela kıymetli madenler -%0,6’dan fazla düşmüş. Oysa dün altın gümüş %1 üstü artış gösterdi. O zaman bunlar dün yayınlanan ama çok daha öncesine ait günlerin getirisi mi?
0
avatar is back
(10.12.24)
Her gün bir önceki işlem gününün getirisi raporlanıyor. 10 Aralık olarak görülen getiri 9 aralık. 9 9ralık olarak görülen de 6 Aralık ve eğer haftasonu da getiri elde ediyorsa 6-8 aralık toplam getirisi.
0
perferil
(10.12.24)
Fon fiyatlamaları günlük yapılıyor, belki başka aralıklarla hesaplanan fonlar varsa bile dikkat etmedim/bilmiyorum. Demek istediğim evet gördüğünüz değerler anlık değil, ancak "çok öncesinin" de değil. Bir önceki iş günü hesaplanan fon fiyatına göre oluşturulmuş bir karşılaştırma.

E tabi bir de fonun kendi yönetimi dolayısıyla kar zarar spot kar zararla aynı olmayabilir. Tabi zıt yönlerde grafik eğrilerinin oluşması daha az rastlanan bir durum ancak olmaycak şey de değil. Her halükarda fonlara günlük bakmak çok doğru değil zaten, fonun spot fiyatlarla günlük uyuşmazlıklarından ziyade belli bir periyottaki davranışının ne olduğu önemli.
0
akhenaten
(10.12.24)
Teşekkürler. Yani şu an 9 aralık görülebiliyor en son ama o bir önceki günün yani 6 aralık (cuma) grafik ve dalgalanma sonucunu gösteriyor. Çok teşekkürler anladım
0
🌸avatar is back
(10.12.24)
(13)

şu huyumu nasıl aşarım

Mossy
annem ve babam fark etmiyor asla insanları idare edemiyorum. çıkarım öyle olsa dahi tamam deyip geçip işime geldiği gibi davranamıyorum çünkü çok hiddetleniyorum. düşünüp kendimi yiyorum. birinin bana kötülüğü dokunuyorsa karşılığını almak zorunda. mesela ben sana gayet saygı çerçevesinde davranıyor
annem ve babam fark etmiyor asla insanları idare edemiyorum. çıkarım öyle olsa dahi tamam deyip geçip işime geldiği gibi davranamıyorum çünkü çok hiddetleniyorum. düşünüp kendimi yiyorum.

birinin bana kötülüğü dokunuyorsa karşılığını almak zorunda. mesela ben sana gayet saygı çerçevesinde davranıyorum ama sen bana saygısızlık yapıyorsun, iletişimimi kesemeyeceğim birisin, hiç fark etmez. karşılığını görmezden gelinmek olarak, muhatap alınmamak olarak ya da duruma göre değişen şekillerde alacaksın.

diyelim babamla bir süreliğine aynı evde yaşamak zorundayız birkaç ay. bazı hareketleri ve söylemleri var, değiştirmiyor. rahatsız ediyor. hayır abi düzeltecek. ben onunla savaşa giriyorum. bu adamdan adam olmaz bırak kendini yıpratma diyemiyorum.

iş hayatımda da zaman zaman böyleyim. o hareketin karşılığı verilecek. alttan alamıyorum, sinsi bir şekilde kenara yazıp son gülen iyi güler deyip gününün gelmesini bekleyemiyorum. ya da sineye çekip olabilir deyip geçemiyorum. o insan benim sınırıma girdi ve çıkması gerekiyor. onun huyu oymuş, karakteri buymuş gibi bir şeyi kabul edemiyorum. (kendim de kimsenin sınırına girmem.) sanırım ilişkilerde devamlı bir mütekabiliyet beklentisi içindeyim.

ama bu huyum bana zarar veriyor. ben bunu nasıl aşıcam? özellikle de iletişimde kalmak zorunda olduğum zorlu kişilerle?
0
Mossy
(09.12.24)
burcun ne?
0
sonsuz
(09.12.24)
tiredofwaiting linki açar açmaz kin kelimesi dikkatimi çekti kitapta. acayip kindar biriyim gerçekten doğru adres sanırım.

sonsuz, burçlara pek inanmıyorum söylemiim
0
🌸Mossy
(09.12.24)
Eğer en ufak şeylere bile öfkelenirseniz. İnsanlar sizin bu öfkenize alışacaklar ve bir süre sonra öfkenizin bir etkisi kalmayacak. Sizde sürekli öfkelendiğinizle kalacaksınız.
0
komando kani var bende
(09.12.24)
@mossy, sen burclara inanmiyorsun diye burclar yok olmuyor yalniz :)

kin tutmak, kirilganlik belirtisi. yani aci cekmissin, bir yara acilmis orada ve sen tekrarlanmamasi icin bunu hep hatirlamiyim diyorsun.
öfke de aslinda kirilganligini saklamak icin verdigin bir tepki. dogru duygulari disa vurmak gerek.
0
sonsuz
(09.12.24)
Bu dediklerin çoğunlukla kabul edilebilir değil evet, ama herkes kendine göre birer çözüm buluyor. Kimi karşısındakini kendinden daha güçlü bulup gücün karşısında eğilmeyi uygun görüyor, kimi senin gibi muhakkak ve anında ceza vermeyi, kimi muhakkak ama bir gün ceza vermeyi, kimi diliyle dövmeyi (ben) kimi yalnızca kaba kuvvetle karşılık vermeyi, kimi pasif agresif davranmayı...

Şimdi hayatta söz geçirmeye çalışmakla vakit ve enerji kaybından ve psikolojiyi kendi eliyle parçalamaktan başka bir şey elde edilemeyecek insanlar vardır. Anneler babalar dedeler nineler. Bana göre bu kadarla sınırlı. Başka hiçbir kişiye boyun eğmek zorunda değil kimse.

Fakat idare etmek savaşmaktan iyidir. Yapabildiği ölçüde idare etmek, ancak kırmızı çizgi inatla/bilerek isteyerek ihlal edildiğinde savaşmak gerek diye düşünüyorum. Yine de savaşmanın bile çeşitli şekilleri var. Amaç savaşanın hayatta kalması olduğu için, hayatta kalmayı sağlayacak şekillerde savaşmak daha doğru. Yok etmeye ve yok olmaya yol açacak şekiller bence doğru değil, bunlar ancak ülke savunması, beden savunması gibi konularda böyle olmalı. Hani "kurşun yer kurşun atarım" her şey için geçerli olmamalı. Yoksa ona savaş değil bildiğin mezalim derler. Hitler'den farkın kalmaz.

Savaş evet, kırmızı çizgilerini inatla veya bile isteye ihlal edenlerle kozunu paylaş tamam, ama sana zarar gelmesin. Adalet duygun zedelenmesin. Hakkaniyet anlayışın kalite kaybetmesin.

Onun için de belli kişiler seç kendine. Bunlarla politik olmak için kendine izin ver. Politika da bir savaş çeşididir ama sözle yapılır. Diğer herkesle savaşa girebilirsin, bu da senin yapın, başta sen olmak üzere herkes seni böyle kabul etsin.

Sadece her şeyle savaşan biri olma, herkesten her sözden kötülük bekleyen biri olma. Çok fazla yıpratıcıdır, çok düşmanın olur, o toplara girme.
0
muhayyer divan
(09.12.24)
@komando kani var bende +1

Eğer sürekli öfkelenirseniz ilişkinizi kestirip atamayacağınız (aileniz, iş arkadaşlarınız vb.) insanlar bir noktada buna alışıp "o öyledir" diye düşünerek sizi takmaz. Siz de sürekli kendinizi yer durursunuz. Kimseyi de bahsettiğiniz sınırdan çıkaramazsınız.

İnsanlar hiçbir zaman tam olarak sizin arzu ettiğiniz şekilde yaşamayacak. Zaten büyük ihtimalle her dediğiniz şeyi sizin istediğiniz gibi düzelten biri çıksa bu sefer daha küçük şeylere takılmaya da başlarsınız.

"Umursamamazlık yapamıyorum" demişsiniz, bunu yapmanıza gerek yok zaten. İnsanların bazı davranışlarının sizi rahatsız edebileceğini kabullenmelisiniz. Rahatsız olacaksınız. Herkes bir şeylerden rahatsız. Rahatsız olmak doğal bir şey. İnsan hayatı böyle bir şey. Rahatsız olursunuz. Umursamayın demiyorum, biri fikrinizi sorarsa, bir yeri gelir konu açılırsa uygun şekilde, uygun zamanda bu rahatsızlıklarınızı dile getirirsiniz.

Ama rahatsız olmamayı beklemeyin. Böyle bir dünya yok.

Onun için sinirinizi sizi ciddi anlamda zorda bırakan şeylere saklayın.
0
akhenaten
(09.12.24)
Bir bakıma haklısın kimsenin canını sıkmaya hakkı yok. Belki ara sıra insanlardan uzak durabilirsin. Kirmadan dökmeden. Şu da aklında olsun. Öfkeyle kalkan zararla oturur.
0
pembediken
(09.12.24)
bu arada herkes sorunun öfke olduğunda hemfikir olmuş sanırım.
0
🌸Mossy
(09.12.24)
Lütfen kinlenme. Çünkü kin tutmak seni zehirler, hasta eder. En iyi ceza o kişiyi görmezden gelip yok saymak. Hayalet muamelesi yapacaksın. Asla intikam almaya çalışma boşver.
0
rock n roll
(09.12.24)
normal konuşarak derdini anlattığında kimse sallamıyor, ancak öfkelendiğinde mi sana kulak veriyorlar?
0
titanyum22
(09.12.24)
titanyum zaten aslında sorun orada. ben normal anlatıp sonuç alabildiğim insanlara böyle kinlenmiyorum ya da yükselmiyorum. konuşup hallediyorum, kendim de feedback almaya açık biriyim. benim sorunum laftan anlamaz insanları bir şekilde yaka paça bile olsa yolumdan çekmeye çalışmak. onlar da zaten naparsan yap sonuç alamadığın insanlar. sonuçta öfkeden de anlamıyorlar aslında.
0
🌸Mossy
(09.12.24)
sorduğum şeyin sebebi kadın olman. başka bir şey değil. bunun bilincine varınca bunu yapan erkekleri ve bu ataerkil kafadaki kadınları insan gibi görmemeye başlıyorsun. hasta, biçare, laftan anlamayan, zihinsel gelişimi tamamlanmamış varlıklar olduklarını fark ediyorsun. kocaman bir tımarhanede yaşamak da bizim hayatımız.
0
titanyum22
(09.12.24)
sir william yok, o öyle değil. erkeklerin hadsizce ve çokbilmişce çizmeyi aşmasından gına gelmiş diyebilirsin. mesela şimdi sen böyle zevzek zevzek konuşuyorsun ya, reelde de senin gibiler gelip tebelleş olunca "bundan adam olmaz, kendini yorma" deyip geçemediğim, illa adam edicem diye elimde kırbaçla dolaştığım için yoruldum. sen gibilerden bir cacık olmayacağını anladım, boşa efor harcamaktan kendimi nasıl kurtarırım onu soruyorum insanlara. senlik bir durum yok yani.
0
🌸Mossy
(11.12.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.