Giriş
(8)

Tez yazmak / aklımı kaçırmama şu kadar kaldı

fildirfildir
Konuyu buldum, literatürü taradım, benden bir model kurmam, analiz yapmam beklenmiyor. Tamam. Büyük Streslere gerek yok. Amaa, ben ne yapıcam nereden başlicam hiç bilmiyorum. İçeriği nasıl oluşturucam, okuduklarımla ne yapıcam bilmiyorum.
Konuyu buldum, literatürü taradım, benden bir model kurmam, analiz yapmam beklenmiyor. Tamam. Büyük Streslere gerek yok. Amaa, ben ne yapıcam nereden başlicam hiç bilmiyorum. İçeriği nasıl oluşturucam, okuduklarımla ne yapıcam bilmiyorum.
0
fildirfildir
(02.03.25)
Aynı durumdayım; duyuru açmak için telefonu elime aldım, sizin duyuruyu gördüm. Yer kaplamayayım, ben de bir köşeden cevaplara bakayım, olur mu?
0
strawberry first
(02.03.25)
aynı yollardan geçtim. introduction'ı yazmakla başlayın. yazarken şunu hayal edin, çalıştığınız konu hakkında bir kitap yazsanız ve sizden bu kitabın tanıtımını yapmanızı isteseler eseri nasıl pazarlardınız? okuduklarınızdan yararlana yararlana cümle cümle oluşturun introduction'ı. sonra model, sonuçlar, tartışma derken gerisi gelir.
0
beatbox yapan metalci
(02.03.25)
Giris kismini yazmakla baslayin +1
Bir de belki konuyu paylasirsaniz yardim eden cikar. Ayrica kabataslak bir icindekiler olusturun, zaten literatur taramasi yaptiysaniz da nasil bir yol izleyeceginizi gormussunuzdur, o icindekiler degisir o onemli degil ama ilk etapta parcalara bolmek icin yardimci olacak, oradan yavas yavas gideceksiniz
0
kassiopeia
(03.03.25)
Girişi yazmak en zorudur
0
jülsezar
(03.03.25)
Ben o an en çok neye ilgi duyduysam o kısma odaklanmıştım. Faydası oldu.

Zaten kaynak taraması sırasında sizi az da olsa heyecanlandıran, kafanızda bir şeyleri çözen aydınlanma anlarına denk gelmişsinizdir. Tezin ortası, başı sonu fark etmez. Orası neresiyse oradan başlayın.

Tezin konusu zaten sizin kafanızda tamamdır, insanlar da sizi canlı izlemiyor. Sunum yapıyor değilsiniz. Rüzgar nerden esiyorsa kafanızdaki şeyleri parça parça yazın. Bir aşamada parçalar birleşiyor.

Ben kendi adıma giriş, metot gibi kısımları her şey bittikten sonra en son yazmıştım.
0
akhenaten
(03.03.25)
Alan neydi? Giriş en zorudur genelde. Tez bir araştırmanın geniş şekilde raporlanmasıdır. Araştırma sorunuz nedir? Girişte bu araştırma sorusunun neden önemli olduğunu, ne gibi konulara değindiğini, daha önce bu araştırma sorusunu cevaplamak için neler yapıldığını ve sizin çalışmanızın bu önceki çalışmalardan ne yönlerden ayrıştığını yani literatüre ne gibi bir katkı sağlayacağını belirtmeniz beklenir. Yöntem genellikle en kolayıdır yazmak için zira sizden beklenen sadece bu araştırmayı “nasıl” yaptığınızı anlatmanızdır. Yöntemle başlamak iyi bir yol olabilir. Kolaylıklar.
0
but that was just a dream
(03.03.25)
en kolay yolu aşama aşama yazıyorum:

1)benzer konuları işleyen güncel 5-10 tane tezi yöktez'den bulup indirin.

2) bu tezlerin içindekiler kısmını, başlıkları inceleyin.

3) bu tezlerde benzer olan olan başlıkları yazın, hepsinde olmayan başlıkları da çalışmanıza uygun olanlarını alın.

4)şimdi elinizde tezinizin genel hatlarıyla başlıkları var. her bir başlık için ayrı klasör açın. o başlık ile ilgili bulduğunuz makale, tezleri vs. o klasöre atın. hangi başlığı yazıyorsanız o konu ile ilgili yararlanacağınız kaynakları tasnif etmiş olursunuz. kaynakların içinde boğulmazsınız.

5)indirdiğiniz tezleri referans alarak, tezinizi belirli bir sırayla yazmak yerine başlık başlık yazmaya başlayın. hatta yazarken diğer başlıklarla ilgili bir şey bulursanız onu da daha sonra yazarım demeden ilgili başlığa yazın hemen.

6) süreç içerisinde gerekli başlıkları ekleyip, gereksizleri çıkarabilirsiniz.

teze bütün olarak bakınca gözde çok büyüyor. parçalara ayırınca hem her bir parçanın yapılması daha kolay oluyor, hem de süreç içerisinde ilerleyişinizi görüp motive oluyorsunuz.

son not: işin içerisinden çıkamazsanız veya ekstra yardıma ihtiyaç duyarsanız, profesyonel yardım için uzman/akademisyen tanıdıklara ulaşmanıza yardımcı olabilirim.
0
yemrem
(03.03.25)
Hocam sorması ayıp yöntem dersi almadınız mı? Ya da danışman hocanız bir şey demiyor mu? Bu noktaya gelene kadar tez önerisi vermiş olmanız gerekiyor ve o öneride tezin ana akışına yer vermiş olmanız gerek.

Giriş kısmı en son yazılır, tezin/araştırmanın vitrinidir. Her şey bittikten sonra yazılır genel tezin ozeti/derdinize yer verdiğiniz kısımdır.

Önerim tezinizin araştırma konusunu sorunsalıni gözeterek bir içindekiler kısmı hazırlayın. Ana başlıklarının Yöntem, tartışma, bulgular ve sonuç olacak şekilde alt basliklari sıralayın. Sonra en iyi bildiğiniz başlıktan başlayarak başlıkların altını doldurun. Tabi anlam bütünlüğünü gözeterek.
0
Amaranta ursula
(03.03.25)
(13)

Haber okumak için en tarafsız yer

theselfish
Twitter tarzı sosyal medyalar haricinde (ki twitter da zamanla sizin düşüncenize evrilip ne hoşunuza gidiyorsa onu göstermeye başlıyor) haber takip etmek için hangi siteleri kullanıyorsunuz?Haberleri takip etmek istiyorum, zaten yandaş damardan uzak duruyorum ama halk tv, sözcü gibi benim mahallemin
Twitter tarzı sosyal medyalar haricinde (ki twitter da zamanla sizin düşüncenize evrilip ne hoşunuza gidiyorsa onu göstermeye başlıyor) haber takip etmek için hangi siteleri kullanıyorsunuz?

Haberleri takip etmek istiyorum, zaten yandaş damardan uzak duruyorum ama halk tv, sözcü gibi benim mahallemin habercilerini de dinlemek istemiyorum.

Gerçekten tarafsız ve düzgün haber yapan, gazete - tv kanalı kim var şu an aklınıza gelen?
0
theselfish
(02.03.25)
haberin tarafsiz olmasi doğası geregi mümkün degil. ama youtube da olabildigince hamasetten uzak ve akli başında yorumların oldugunu düsündügüm birkac yer var, murat yetkin'in kanalı, femin taştekin'in kanalı, medyascope'un birkac programı gibi. bu kanalların tarafsiz olmadigi bariz ama en azindan demagojiden uzak, sakin sakin konusan insanlar var.
0
deckard
(02.03.25)
tarafsız haber fetişini anlamlandıramıyorum. öyle bir şey yok. yapabileceğiniz en iyi şey kendinizi konu hakkında bilgilendirip farklı kaynakları taramak, belki görece daha düzgün/makul gördüğünüz birkaç kaynak belirlemek.

tarafsız haber aramak dünyada mutlak iyiliği bulmak gibi bi şey - yani "hadi gelin yapalım" diyecek olsanız bile kriterler üzerinde anlaşamazsınız. kullanılan bir kelime, bir virgül bile haberin yaratacağı algıyı etkileyebiliyor. tarafsız sandığınız haberler de tarafsız değildir belki?
0
mark greg sputnik
(02.03.25)
Tarafsız habercilik diye bir şey yok. Hiç olmadı, bundan sonra da olmayacak. Hele "tarafsız", "bağımsız", "özgür" vs kavramları üzerinde en çok duranlar, emin olun ki en taraflı yayınları yapan kaynaklardır.

Bence birkaç farklı mahalleden kaynak seçip onları takip edin. Olduğu gerçekten bariz olan şeyi çoğu site göz göre göre yalan yazamaz. Tartışmalı olaylarda ise en azından farklı mahallerin ne dediğini gördükten sonra kendi fikrinizi oluşturmaya imkanınız olur.
0
10551037
(02.03.25)
turkiye'de tarafsiz haber yoktur. tarafsiz haberin olmamasinin nedeni medya ozgurlugu olmamasindan kaynaklaniyor. cunku her sey politize olmustur. yani haber merkezleri siyasi partilerin halkla iliskiler departmani gibi calisiyor. bunu bazen gonullu olarak (siyasi motivasyonlarla) bazen de siyasi baskilarla (tarafsiz olmak isteseler bile baski gorduklerinden) yapiyorlar. tarafsiz habercilik icin medya ozgurlugunun en guclu oldugu yerlere bakmak lazim. kisacasi ben bilmiyorum.
0
Sour
(02.03.25)
Haberleri doğrudan kaynağından takip edebilirsiniz. Gazeteciler haber yaparken özellikle politik haberlerde siyasilerin yaptıkları basın toplantılarına gidip söylenenleri kendi kuruluşlarının politik duruşuna göre yorumluyor. Ancak artık bu tür açıklamaların tamamına imternetten ulaşmak mümkün.

Ekonomi haberleri ise ilgili kurum ve kuruluşların açıkladıkları verilere dayalı yapılıyor. Bunları takip etmek için ekonomik takvim uygulamalarını kullanabilirsiniz.

Bunların üstüne kendi siyasi görüşünüze yakın ve uzak kaynaklardan bu verilerin nasıl yorumlandığına bakarak insanların eğilimlerini görebilirsiniz.

Diğer açıdan, tarafsız habercilik diye bir şey günümüzde yok. Ancak siz ham verilerle yapılan haberleri yan yana koyup karşılaştırarak kendinizi demagojiden biraz uzaklaştırabilirsiniz.
0
akhenaten
(02.03.25)
arkadaşlar öncelikle hepinize teşekkür ederim. ancak üzülmezseniz bir şey söylemek isterim.

5 kişi cevap vermiş, ama bir kişi bile (deckarda hakszılık yapmıyım onda yine biraz öneri var) bir öneride bulunmamış.

benim sorum "sizce tarafsız habercilik diye bir şey var mıdır" "türkiyede tarafsız habercilik mümkün müdür" gibi bir soru değil.

40 yaşındayım gün içinde çalışma temposu arasında haber takip etmeye çalışıyorum ama dedikodu dinliyormuş gibi hissediyorum. "5-6 ayrı kişiden dinleyip de analiz etmek" zorunda kalmadan, yalın bir haber kaynağı seçmek gerekse, "mükemmel" belki yoktur ama, mükemmele en yakın tercihiniz hangi site, kanal vs.

bunu soruyorum.

bir de bir arkadaş türkiyede tarafsız haber yoktur yazmış, türkiyede değil hiçbir yerde yok tarafsız haber. ama vardır di mi yine de merkez sağda ya da merkez solda konuşlanmış bi seçenek.

bunu gerçekten açıklamak zorunda olmayı garipsiyorum şu an.
0
🌸theselfish
(02.03.25)
Adam bir soru sormuş pişman etmişsiniz. Anladık arkadaşlar tarafsız habercilik diye bir şey yok. Sorunun ne amaçla sorulduğu belli ama herkes de ne kadar ahkam kesmeye meraklı. Vallahi yazmadan edemedim ben de. Neyse ki yine de kendisi gerekli cevabı vermiş, tabi anlayana...
0
bhhs
(02.03.25)
@theselfish, turkiye'de tarafsiz haber yoktur diyen benim. fakat yazinin sonunda da medya ozgurlugunun yuksek oldugu yerlere bakmak gerekiyor dedim. dunyada yoktur gibi iddiali bir soz soyleyemem sizin gibi. mesela medya ozgurlugu konusunda en iyi ulkeler nordik ulkeler: norvec, isvec, finlandiya vs. oralarda durum nasildir bilmiyorum. yoksa amerikan ve bati avrupa basinina hepimiz bir miktar asinayiz, fakat bunlari referans noktalari olarak tanimlamayacagim gibi medya ozgurluklerinin yuksek oldugunu da dusunmuyorum. sanirim almanya bunlardan en iyisi olabilir.

insanlarin sorunuza cevap verememesinin nedeni belki de sordugunuz sorudur: "Gerçekten tarafsız ve düzgün haber yapan..." simdi sorunuzu degistirmissiniz, yumusatmissiniz bir miktar. :)
0
Sour
(02.03.25)
haha @Sour =) belki de öyledir. peki yumuşamış haline vereceğiniz farklı bir cevap var mı merak ettim =)
0
🌸theselfish
(02.03.25)
yurtici haber akisi icin www.ekonomim.com'u takip ediyorum. ekonomi agirlikli; fakat diger onemli haberleri de veriyorlar ve sahipleri de iyi insanlar. yurtdisi haber akisi icin de bloomberg ve financial times'a bakiyorum (archive.is'e girerek okumak istedigin haberin linkini yapistirip, paywall'u asabilirsin).
0
chickentown
(03.03.25)
Aynı sorunu yaşıyorum, gündemi anında yansıtan ve ama clickbait olaylarına girmeyen site bulmak zor.
Bazılarında da Yazarlar çok öne çıktığı için haberleri süzmek zor oluyor.

Takip ettiklerim Euronews tr.euronews.com
BBC Türkçe
T24 Son dakika (Telefondan liste olarak başlıkları tarıyorum t24.com.tr
Kısa Dalga kisadalga.net
0
kaset
(03.03.25)
Pek çok kaynaktan haber takip eden, cevaplarda adı verilen ve yabancı istihbarat servisleri tarafından fonlanıp ülkemiz aleyhine yayın yapan kaynakları dahi konu seçmek suretiyle düşman neşriyatı perspektifiyle takip eden biri olarak, aradığınız sorunun nokta atış ya da çok yakın bir cevabı olsa verirdim zaten. Siteminiz ziyadesiyle yersiz çünkü sorunuzun cevabı boş küme, yani yok. Sizin nazik üslubunuza diyeceğim bir şey yok ancak soruyu sormamasına karşın konuya salça olan ve tepki gösteren vatandaşın tepkisini anlamak mümkün değil. Tepki gösterip ayar vermeye kalkacağına varsa söylesin cevap verenlerin söyleyemediği tarafsız haber sitesini, biz de bakalım ve site tarafsızsa hakkını verip kendisine teşekkür edelim.

Aradığınız sorunun cevabı olmadığı için, oraya yaklaşan bir cevap verdim ancak siz sorunuzda yer verdiğiniz kriterler arasında "40 yaşındayım gün içinde çalışma temposu arasında haber takip etmeye çalışıyorum ama dedikodu dinliyormuş gibi hissediyorum. "5-6 ayrı kişiden dinleyip de analiz etmek" zorunda kalmadan, yalın bir haber kaynağı seçmek gerekse, "mükemmel" belki yoktur ama, mükemmele en yakın tercihiniz hangi site, kanal vs. ..." cümlesine yer vermediğiniz için cevabım isabetli olmamış olabilir ancak cevabım siz bu kriteri eklemeden önce yazıldığı için benim sorunuza verdiğim cevabın yanlış olmadığı aşikar. Aksine, siz sorunuzu eksik sormuşsunuz.

Tarafsızlığına kefil olamam, aksine bence taraflı yayın yapıyorlar ama gündemi kaçırmamak ve hızlı haber alabilmek için Odatv'ye göz atabilirsiniz. En azından Medyascope, Bianet, T24, Birgün ve benzerleri gibi tarafsızlık iddiası ileri sürüp dibine kadar taraflı yayın yapmıyorlar. Milli konularda da Türkiye düşmanı bir tutum sergilemiyorlar büyük oranda.

Euronews, BBC, DW, VOA ve benzeri yurt dışı kaynaklı siteler bence gündemi takip etmek için en kötü yerler.

Tek kişilik, artık televizyon ekranlarında kendisine yer bulamayan kişilerin Youtube kanalları ise haber kaynağı olmaktan uzak, sadece gündemde üst sırada yer alan başlıkların değerlendirildiği yorum kanalları. Özlem Gürses, Murat Yetkin, Nevin Mengü, Fehim Taştekin, Ünsal Ünlü vs benzerleri habercilik yapmaktan ziyade yorumculuk yapıyorlar. Bu tip kanalları takip ederseniz onların gündemlerine aldıkları konuları onların bakış açılarıyla bilir, gündemlerine almadıkları konulardan ise haberiniz bile olmaz.
0
10551037
(04.03.25)
eleştirilerinizde haklısınız galiba. odatv köşe yazarları önüme çıkıyor okuyorum ara sıra aslında, günlük olarak bakabilirim aklıma gelmemişti açıkçası, teşekkürler.
0
🌸theselfish
(09.03.25)
(23)

saat takmayan erkek

elite crew
sözlükte kötü yorumlar yazılmış da siz ne düşünüyorsunuz? telefondan saate bakabiliyorum. çalıştığım sırada da bilgisayar ekranının sağ alt tarafında görebiliyorum zaten saati gerek yok diye düşünüyorum kol saati takmaya kendim için. başkaları neden olumsuz düşünüyor?
sözlükte kötü yorumlar yazılmış da siz ne düşünüyorsunuz? telefondan saate bakabiliyorum. çalıştığım sırada da bilgisayar ekranının sağ alt tarafında görebiliyorum zaten saati gerek yok diye düşünüyorum kol saati takmaya kendim için. başkaları neden olumsuz düşünüyor?
0
elite crew
(01.03.25)
Son bir kaç senede 25-35 yaş arası erkekler arasında bir saat merakı başladı, bu biraz sosyal statü göstergesi ve istenci, bana küçük burjuva hareketler geliyor

İşimi gören bir casio kullanıyorum
0
grimavi
(01.03.25)
İnsanımız 12 ay taksitle 20 bin liraya Tissot Prx alınca 3 milyona Patek Philippe Nautilus almış gibi hissedip statü atladığını düşünerek almayanı kötüleyebiliyorlar, insanımız böyle.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(01.03.25)
Saat şık bir aksesuar bence. Erkeğe de, kadına da çok yakışıyor fakat saat takmıyor diye de kötü yorum yapacak bir durum değil.
0
rock n roll
(01.03.25)
Sosyal medyanın ne düşündüğüne pek kafa yormamak lazım.
Bu konularda falan böyle çok net yazan kişiler genelde çoğu konuda boş oluyor.
Öyle bir anlatmislar ki sanirsin Cenevre'de dolaşırken durup saat falan aliyorlar.
0
logisticsmanager
(01.03.25)
sosyal medyada videolar paylaşan bir adam vardı. önce videoyu paylaşıyor, videoda kız örneğin şunu diyor "dar diyen erkekten olmaz", sonra videoda notlarını açıyor listeye bir tane daha çarpı ekliyor, "dar giyme". En son listede 900e küsür çarpı vardı. konu şu: sosyal medya ağzı olan konuşuyor. bir de üzerine insanların çoğunluğa katılma isteği olunca herkes aynı şekilde konuşmaya başlıyor.

saat kişisel tercih. takıp takmayan bir insanla ilgili yorum yapmak saçma. bende 2 tane saat var, bir tissot, bir de maurice lacroix. formal giydiğim için yakışıyor kombinlerime. yoksa kolumdaki saate bakmam zaten zamanı kontrol için, yine telefondan bakarım.
0
kojonotsuki
(01.03.25)
Zevk meselesi. 30 yıldır aralıksız saat takıyorum ve takmayı seviyorum. Tek aksesuarım. Başka aksesuarım yok ve saatten başka bir şey takmam da.

Farklı tipte saatler kullandım ve hala da kullanmaya devam ediyorum. Pilli, mekanik ve dijital saatlerim oldu. Çok ucuz saat de kullandım/kullanırım, pahalı denebilecek saatler de kullandım/kullanıyorum. Fiyat ve markadan bağımsız, kendime yakıştırdığım ve beğendiğim bir saati bileğimde taşımak beni mutlu ediyor.

Takmayana neden kötü/garip bakılıyor anlamak mümkün değil. Haddini bilmeyen hıyar tiplerin halt etmesidir böyle densiz yorumlar.
0
10551037
(01.03.25)
Genelleme yapmam ama 35 senedir kol saati takiyorum, telefonu evde unutursam donmem ama saatimi almadan cikarsam eve donerim.
0
duster
(01.03.25)
Saat koleksiyonum var ama takmayan takmaz, gerek yok. Ben keyif verdiği için takıyorum, ihtiyacın yoksa takmazsın.
0
prole
(01.03.25)
5k ya kadar bile çok şık saatler var
kışın takmak iyi oluyor
zaman yönetimi sağlıyor
erkeklikle bir alakası yok
0
mantık
(01.03.25)
hic saat takmayan insan bos insandir.
casionun en dandik ve klasik olaen mühendis saati bile hic yoktan iyidir.
0
sonsuz
(01.03.25)
vizyonsuz gözüktüğü için
0
ala09
(01.03.25)
Heves edip deli paralar sayarak bütçelerini aşan saatler alan insanlar zannedersem kendilerini özel hissetmek için fanatik bir noktaya ulaşıyorlar.

Yani bu zamana kadar sayısız şey moda olmuştur veya saat gibi geri çekildiği niş kültürden genelin ilgi alanına geri dönmüştür ama insanların giydikleri herhangi bir şeyi bu kadar hararetle savunduğuna ben şahit olmamıştım şimdiye kadar.

Ben saat kullanmıyordum, özel bir sebebi yoktu ihtiyaç hissetmedim. Ama artık bilmiyorum, sanırım bu iş biraz daha kızışırsa kolumda saatle gezmeye utanıp bile isteye takmayan birine evrilebilirim :D Saat muhabbetleri cidden biraz tuhaf olmaya başladı.
0
akhenaten
(01.03.25)
aklımın ucundan geçmedi şimdiye kadar. zengin olursam takarım anca.
0
nothing in my way
(02.03.25)
hosuna giden seviyodur falan da ciddi miktarda fakirin saat fetisi var.

iki aya nisanlanacagim. to be nisanlimin tarafi tutturdu saat alacagiz nasil bir sey istersin vs vs. galaxy watch ultra alin bari dedim ters ters baktilar.

simdi durduk yere mecburen bir sure takacagim bir saate 30-50 bin tl verilecek.


zaten tum gun ekranlarin basindayiz her kosede saat var. bir anlam goremiyorum ben. saatimi de sadece kosarken/yuzerken vs. takarim ki telefonumu yanima almaya gerek kalmadan muzik dinleyebileyim.
0
aguen
(02.03.25)
2000 senesinde ilk cep telefonum olduğunda "artık bunun işlevi kalmadi" diyip çıkardim ve bir daha da takmadim.

Meğer hakkımda neler diyorlarmis :)
0
makbur
(02.03.25)
bir saat manyagi olarak saat takmayan insani elestirmiyorum, kucumsemiyorum.

yani bizim insanimiz banane demeyi ogrenemiyor bir turlu.
0
baldur2
(02.03.25)
elin ağzı torba değil ki büzesin.

saat takarım. koleksiyonum var.
takmayanlar umrumda değil. takanlar da umrumda değil.

birileri saat takanı beğeniyor veya beğenmiyor olabilir, bu da umrumda değil.
0
tabudeviren
(02.03.25)
Moda diye spor salonunda yanında damacana taşıyan adamların taktığı şeyden mi bahsediyoruz?

'Kapitalizmin kendisine köle edindiği canlı çeşidinin kafa yapısı nasıl çalışıyor?' konulu çalışmanın hedef kitlesi bunlar.

eksisozluk.com
0
Mirket
(02.03.25)
Saat bir erkeğin takabileceği tek aksesuar olarak görüldüğünden böyle bir önyargı var ama bu devirde manasız. Her tarafımız saat dolu zaten, aksesuardan başka bir anlamı kalmadı günümüzde.
0
halitkin
(02.03.25)
Dürümcünün işlettiği sözlük, ne zamandır referans noktası oldu! İsteyen saat takar; isteyen saat takmaz. Saat satıcılarının son günlerdeki lobicilik faaliyetlerini anlamıyor değiliz. Her yerde bir reklam, yoksunluk hissi verme çabaları. Bu krizde bir saate 20 bin verecek değiliz. Altın alırım daha iyi.
0
lebenlius
(02.03.25)
garmin, suunto, gshock veya akıllı saatler dışında tek görevi saati göstermek olan saate para vermek en hafif tabirle israflıktır.
amaç saate bakmaksa casio f91den başka saate para verilmez.
0
my fault
(02.03.25)
takilmasi gerektigi konusunda holiganlik yapanlar bu isi "erkeklige" dayandiranlar. yani erkek adam sunu yapar mi, bunu yapmaz mi motivasyonuyla bu sekilde yobazca duygu ve dusuncelere sahipler, bunlar da davranislarina yansiyor. yoksa sizin soylediginiz gibi zamani belirleme amaciyla bir alakasi yok, hatta bence estetikle bile bir alakasi yok (estetik degil demiyorum).
0
Sour
(02.03.25)
Bir insanın saat takıp takmamasından kişiliğine dair herhangi bir yorum yapmam. Böyle yargılamak tuhaf geldi.
0
asteriks
(02.03.25)
(10)

Sinyal vermek gerekiyor mu?

Bir ben var benden şurada
Sola dönüşü olmayan bi tali yoldan çıkarken sağa sinyal vermek gerekiyor mu?
Sola dönüşü olmayan bi tali yoldan çıkarken sağa sinyal vermek gerekiyor mu?
0
Bir ben var benden şurada
(01.03.25)
Vermesen de olur tabi de . Ver be abi nolcak. Belki arkandaki sola dönüş olmadığını bilmiyordur vs. Belki soldan gelen sinyalini görünce fark eder vs. Birsey olmaz ver sen bence
0
primetime
(01.03.25)
Abi ben veriyorum da acaba arkamdan "salağa bak" diyorlar mıdır diye düşündüm bir an.
0
🌸Bir ben var benden şurada
(01.03.25)
Arkanızda kim var ve ne düşünüyor bilemeyebilirsiniz. O sinyal sizin kendi üstünüze düşeni yapmanızı sağlıyor. Birisi siz dönüş yaparken sinyal veriyorsunuz diye salak olduğunuzu düşünüyorsa salaktır.

Zaten sinyal verirken düşünmüyor olmanız gerek. Bazı insanlar aynaya bakıp yol boş diye sinyal vermiyor örneğin, sinyal verip vermemek üzerine hep bir efor harcayıp karar alıyorlar ve bu saniyelik de olsa bir süre alıyor. İspatlamak olanaksız elbette, ancak sinyal verilmemesi üzerine ortaya çıkan kazalar eminim çok büyük oranda sinyal vermeyi unutanlardan değil, o an için gereksiz bulanlardan kaynaklanıyordur.

Düşünmeyin, dönüş yapıyorsanız sinyal verin.
0
akhenaten
(01.03.25)
Normal şartlarda ikiye ayrılan yolda sola dönüş tabela ile yasakken sağa dönüşte sinyal vermene gerek yok. Ben öyle durumlarda sinyal vermiyorum genelde.

Öte yandan güzel ülkemde hem tabelaları sallamayan insanlar, hem de keyfine göre saçma sapan ve hesapsız yönlendirme tabelaları koyan iş bilmezler olduğu için çoğuna uyulmuyor. O yüzden sinyal vermene gerek yok ama verirsen de şoförlerin büyük kısmı yadırgamaz. Yadırgayanların büyük kısmı da hiçbir durumda sinyal vermeyenler olur herhalde.
0
nawar
(01.03.25)
Tabelalar da var evet sola dönülmez tabelası ve DUR tabelası, sola dönmeyelim diye her türlü önlem alınmış yani bi "sola dönenin anasını avradını" yazmıyor uyarı olarak.
0
🌸Bir ben var benden şurada
(01.03.25)
normalde vermiyorum ama arada alışkanlıktan otomatik olarak sinyal verdiğim oluyor.
0
lazpalle
(01.03.25)
sinyali veriyim mi vermeyeyim mi diye düsünmeyecek kadar icsellestirip her yerde sinyal vermek gerekiyor.
cölde safari yaparken bile sinyal verilmeli.

ciddiyim.
0
sonsuz
(01.03.25)
tek yone mecburi donus varsa vermem genelde.
0
cooperr
(02.03.25)
Mecburi değil ama sinyal alışkanlığımı kaybetmemek için veriyorum ben.
0
halitkin
(02.03.25)
gerekiyor.
0
Sour
(02.03.25)
(5)

Seri katillere aşk mektubu yazma fenomeni

benim icin hic boyle suslenmemistin
Niçin var? Bazı insanlar bunları neden çekici buluyorlar?
Niçin var? Bazı insanlar bunları neden çekici buluyorlar?
0
benim icin hic boyle suslenmemistin
(24.02.25)
Sadece seri katiller değil, genel anlamda sansasyonel suçlar işleyen kişiler çok zeki ya da ilgi çekici kişilikler olarak öne çıkartılıyor. Bir kişi bir şekilde pazarlandığı zaman halkın arasında ona ilgi duyan birileri illa ki çıkıyor, çok mantık aramamak lazım aslında. Mantığı yok çünkü, halkın önüne ne malzeme koyarsanız ona göre bir kitle çıkar, hazırda yoksa da oluşur. Arz talebi doğrurur meselesi gibi.
0
akhenaten
(24.02.25)
bakınız veremedim ama: kadınların efendi erkek yerine piç tercihi
bu sendrom erkeklerde de var tabii. insan doğası.

cem garipoğlu’na güzelleme yapan perihan mağden geldi aklıma. eğitimli, yaşlı başlı kadın. ya da sevgilisini öldüren umutcan’a instagram’dan ilanı aşk eden genç kızlar.
0
deartheodosia
(24.02.25)
bad boylari cekici bulmanin level 99u.

o herkesi öldürür ama bana gelince bisi yapamaz. cünkü bana cok asik :SS diye düsünmek, hayal kurmak.

bir de insanlar seri katilleri zeki saniyor ama cogu mal. yakalanamalarinin sebebi tuhaf rastlantilar, polisin kaytarmasi, kurbanin ailesinin olmamasi ya da isin pesine düsmemesi, kurbanlari tanimadigi icin ve suclular genelde tanidiklardan oldugu icin sucluyu yakin cevrede arayarak cok zaman kaybetmek vs
0
sonsuz
(24.02.25)
nedeni çok basit değil mi?
eksisozluk.com
0
abelardo
(25.02.25)
bonnie and clyde sendromu.

drama üçgeninde kurtarıcı konumunun ağırlıkta olması. bu hem piç adam tercihi hem de o adama analık yaparak onu değiştirme hayalini içeriyor.
e tabi bolca da cinsel bir çekim hissediyorlar. tam bir travma tepkisi çünkü onları ihtiyaçları olduğunda ana baba dahil kimse kurtarmaya gelmemiş!!!!

bu "fan"lar bir de gizliden bir hayranlık, "ben yapamadım o yapabildi" imrenmesi hissediyorlar.

monique olivier micheal'a hapiste iken mektup yazıyor ve öyle tanışıyorlar, suç ortağı oluyorlar.
0
janderzel zartanyan
(25.02.25)
(10)

Yavaş vs İmamoğlu.?

parka
Ana muhalefet için.İki aday çıkarmak en mantıklısı değil mi?Ama birbirlerine saldırmama şartı ile.
Ana muhalefet için.
İki aday çıkarmak en mantıklısı değil mi?
Ama birbirlerine saldırmama şartı ile.
0
parka
(21.02.25)
1) Yavaş ve İmamoğlu bizzat birbirlerine saldırmasalar bile taban saldırır. Muhalif seçmenler çok hızlı bir şekilde ekremci mansurcu diye bölünürler bence. Bu da iyi bir görüntü değil.

2) Aynı kulvarda yarışan insanlar birbirlerine rakiptirler. Biz rakip değiliz ama yarışıyoruz demek eşyanın tabiatına aykırı. Bunu halka nasıl anlatacaklar? Bunlar şimdiden bölünmüşler der halk.

3) Çok adaylı senaryo görece küçük partilerin adaylarına yarar. Herkes ilk turda istediği adaya oy versin dersen Ümit Özdağ, Muharrem İnce gibi tipler oy çalarlar. İkinci turda da oyu kime satacakları belli olmaz.
0
amortisman
(21.02.25)
demokrasi, çoğulcu demokrasi zaten bu değil mi.
2023 seçimleri bunu diyenleri chp-kk trolleri akpli-aktrol olmakla yaftaladılar.
muharrem ince kaç defa bunu anlatmayı çalıştı chp trollerinin neler yaptığını hepimiz gördük.
imamoğlu ile yavaş ayrı ayrı girsin bakalım kim halk tarafından daha çok seviliyormuş görelim. 2ci tura kalamayanda yetkileri arttırılmış cumhurbaşkanı yardımcısı olsun.

ama imamoğlu aynı erdoğan gibi hep ben ben diyen biri olduğu için bunu hiç bir zaman kabul etmeyecektir. zaten bu ön seçim dayatması imamaoğlu ve ekibini altından çıkan bir durum. devamlı mağdur olarak devamlı gündemde kalma çabası.

ayrıca kos koca 100 yıllık partide bir tane gerçek partili aday çıkmaması asıl tartışılması gereken. hep devşirme adaylar.
0
my fault
(21.02.25)
mantıklı değil. akpnin amacı yavaşçıları ve imamcıları birbirine düşürmek zaten. ülkenin başına ne geldiyse ayrışmaktan geldi.
0
jelly bear
(21.02.25)
İmamoğlu'nu ben hiç sevmiyorum. Çıkarcı bir tip. Trabzon'da başka konuşur, Diyarbakır'da başka konuşur. AB'ye gider bambaşka konuşur vs. v.s Çıkarı için yapmayacağı bir şey yok. Baştakinin bir benzeri.

En önemlisi de emperyalistlerle ortaktır. Millet der, "Türk Milleti" demez.

Şimdiki politikalar değişmeyecekse, yine terörist başı meclise gelsin denecekse, neden gidip oy verelim.

Göstermelik seçimle aday dayatırlarsa, yine kaybederler.


.
0
kartallar yuksek ucar
(21.02.25)
İmamoğlu ve Yavaş arasında insanlar şimdi dahi ayrılmış vaziyetteler. 5 seneyi geçkin süredir insanlar bu meseleyi çözememişken iki adayı birden seçime sürüp, seçim ortamında, bütün partiler aktif propaganda aşamasındayken bu konunun çözüme kavuşmasını beklemek zannedersem çok safça olur.

Adayı konusunda ortaklaşamayan bir siyasi partinin ya da bir toplumsal uzlaşının seçimden başarı sağlaması çok mümkün olmasa gerek. Bu demokrasiyle ilgili bir şey değil, bu seçime girecek iradenin ne kadar bütünleşik olduğuyla alakalı teknik bir konu, bir gösterge. Bu konuda bu kadar uzlaşmazlık varken, seçim ortamında her şeyin çözüme kavuşacağını ummak çok gerçekçi gelmiyor bana.
0
akhenaten
(21.02.25)
Son secimde Sinan Ogan da adaydi, ne oldu? Karasiz denen secmenin zaten 2 gram beyni var, baska bir aday cikinca hepten kafayi usutuyorlar. Ulke bitmis, dolar bilmem kac olmus, her gun birini tutukluyorlar, beyefendiler hala kararsiz. Bu insana sen yeni bir aday daha gosterirsen bu zaten gider oy pusulasina Trump falan yazar ya cok karisik oldu falan diyip sandiga gitmez. Onun beyin klapasitesini zorlamayacaksin, az aday olacak o yuzden.
0
freedonia
(21.02.25)
Yavas dedigin herif anca kasaba idare eder, hatta onu bile yapamaz. Bu yetersiz mehepeli eskisi herifi cumhur reisi aday adayi yapmalari dahi basli basina kepazelik ve trajedi.
0
feastofthedamned
(21.02.25)
Muhalefetten 2 güçlü aday rteyi gene başkan yapar. Bu hata 94de yapıldı, bedeli halen ödeniyor. Mansur yavaş iyipin içinde çok kuvvetli, ankara belediyesinde çalışanların çoğu iyipli ve belediye ihaleleri iyiplilerde. Şu an o bu denicek zaman değil, tek adayla gözünü kapatıp top yekün savaşa girmelisin.
0
mikahakkinen
(21.02.25)
Mantıklı değil. Kitle zaten bölünmeye dünden razı. Ayrıca Yavaş bana CHP soslu bir ülkücüden fazlası gibi gelmiyor, üzgünüm. Açıklamaları tamamen muhtar üslubu, icraatlar da epey kırsal. İmamoğlu'nun da birçok hatası var ama duruş ve nitelik olarak bu işe daha uygun.
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(21.02.25)
Yavaş filan hikaye, tamamen Akplilerin parlatması, Ekrem İmamoğlu'ndan çok iyi cumhurbaşkanı olur, Yavaş zaten cumhurbaşkanı olamaz(iyip dışında seveni yok) normalde de ama olsa bile yapacağı ilk şey Akp'ye yanaşıp solcuları-demokratları satmak olur, ülkücü-milliyetçi geçinen her zaman satar, örnekleri çok.
0
blue rebel motorcycle club
(21.02.25)
(6)

YouTube'dan ne dinleyeyim?

parka
Fazla yormayan, ilginç konulardan bahseden birşeyler var mı?* Müzik istemiyorum.
Fazla yormayan, ilginç konulardan bahseden birşeyler var mı?


* Müzik istemiyorum.
0
parka
(18.02.25)
İngilizce olur mu? - www.youtube.com

ABD neden iklim anlaşmalarına olumsuz bakıyor, petrol neden önemli vs. ile ilgili şeyleri güzel basitleştirip özetlemiş. Konuyu biliyor olsanız bile anlatımın basitliği ilgi çekici geldi. Az önce görmüştüm videoyu sizin sorunuzu görünce atayım dedim.
0
akhenaten
(18.02.25)
Hikayeler dinle.

www.youtube.com
0
Mirket
(18.02.25)
pazar sohbeti
0
ala09
(18.02.25)
sealth
(18.02.25)
Oyuncu Osman Cavcı'nın -nam-ı diğer Zampara Seyfettin- kanalı. Yeşilçamda yaşanmış olaylar, skandallar, oyunculara dair anılar vs

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(18.02.25)
Flu tv. Hiç boş yapmıyor. Canlı yayınlarını izlemeyin sadece.
0
luluki
(19.02.25)
(8)

Yazar olma yaşı mı aşırı düştü

Mirket
Yoksa Ülke'nin durumu mu bu?https://eksisozluk.com/bitti-diyen-kiza-hayir-pireydi-demek--6587167?day=2025-02-18
Yoksa Ülke'nin durumu mu bu?

eksisozluk.com
0
Mirket
(18.02.25)
Sözlüğün ya da ülkenin durumu hakkında konusacagimiz son entrydir bu glb
0
abuzer
(18.02.25)
Böyle espriler on beş sene önce de yapılıyordu. Kötü espri zamansızdır.
0
sekizdokuzon
(18.02.25)
Şu cevap da var mesela. Tamam kabul ediyorum. Bunlar espiridir ama hangi yaş grubunun espirisidir.

Kafamda canlandırdığım yaş grubuyla Ekşisözlüğe girmiş, yazar olmak istemiş, gerekeni yapmış, aylarca beklemiş insan grubunu aynı potaya koyamıyorum.

Bir tuhaflık varmış gibi geliyor bana.

Hangi yaş grubu bu espiriyi yapar ve güler?

eksisozluk.com
0
🌸Mirket
(18.02.25)
Son espri Z kuşağı esprisi ama ilki bayağı eski sözlük kokuyor. İnsanları kafamızda çok büyütmeyelim :p bir de saçmalamak da bir haktır bencesi.
0
sekizdokuzon
(18.02.25)
insanlar gergin ve ancak kimliklerini gizli tutabildikleri alanlarda böyle salıveriyorlar ve evet yaş düştü. 11 yaşında bile olabilir bunları yazan. bilemeyiz ama iğrenç espirinin yaşı yoktur. ben de gülerim genellikle. buna gül me dim.

zekiler prezervatif kullandıkları için daha az zeki ve akıllı olanlar çok sayıda ürediler. zeka ortalaması düştü. beslenemiyor bir de çocuklar.
0
janderzel zartanyan
(18.02.25)
Bunlar hep vardı.
0
douchebag
(18.02.25)
Bence bunlar artık güçten düşmüş y kuşağı esprileri gibi duruyor :D İş hayatına kapılmış, anne baba olmuşlar. eski performansı vermiyor artık
0
akhenaten
(18.02.25)
Bizim eve ilk bilgisayar 1998 yılında girdi. Ben 1991'liyim ve 2000 yılından beri internetteyim. Yeni değil yani bu, hep olan şeyler :)
0
hayirsiz
(18.02.25)
(5)

İngilizceden Türkçeye çeviri nasıl yapılır?

webbrowser
Selamlar, bir yds soru çözümünde hocanın bahsettiği bir durum var, söylediği şu;İngilizceden türkçeye çeviri ingilizce cümlenin sonundan toplayarak başa gelir dedi. Bu tam olarak neyi ifade ediyor?
Selamlar, bir yds soru çözümünde hocanın bahsettiği bir durum var, söylediği şu;
İngilizceden türkçeye çeviri ingilizce cümlenin sonundan toplayarak başa gelir dedi. Bu tam olarak neyi ifade ediyor?
0
webbrowser
(18.02.25)
hocanın cok iyi ingilizce bilmedigini gösteriyor. sondan başa toplayarak gelirsen şaşırıp kalirsin. ingilizce öyle bir dil degil.
0
deckard
(18.02.25)
Türkçe özne-nesne-fiil (sov) yapısındayken İngilizce özne-fiil-nesne (svo) yapısında. belki onu kastetmiştir.
0
inheritance
(18.02.25)
@inheritance +1 kast ettiği bu.

Ancak bu sadece cümle yapısıyla ilgili bir şey, kesinlikle bir çeviri kuralı değil. Bunu bir kural kabul eder ve her zaman böyle çeviri yaparsanız sürekli hatalı cümleler çıkar.

Hem de bir dilde cümleler her zaman kurallı basit cümle şeklinde oluşmuyor.

Bunun detaylarını irdeleyerek efor harcamak yerine söylenen şey komple yanlış deyip geçmek çok daha doğru olur. Söylenen şey çok büyük bir genelleme ama özelde kafa karışıklığına yol açacak tonla detay içeriyor.
0
akhenaten
(18.02.25)
bu tabii ki doğru değil. örnek:

I am going home.

sondan başlayarak çevirelim : eve gidiyorum ben

oldu mu bu şimdi?

kastettiği: İngilizce bir cümlenin sonunu duymadan/okumadan çeviriye başlarsanız türkçe'de kuracağınız cümle düşük olur. simültane tercümanların ingilizce-türkçe çevirilerinin kulağa garip gelmesinin sebebi budur. cümlenin sonunu bekleyecek zamanları yoktur. o yüzden düşük de olsa cümle kurmaya başlarlar.
0
co2s2
(18.02.25)
paragraf olmayan tek bir cümle için genelde geçerli bir kuraldır bu.

yds'ye girmemiş biri olarak sınavlarda virgüllerle ayrılmış içinden 6 basit cümle çıkabilecek paragrafvari sorular çıktığını farz ederek bu soruları en sona bırakmanızı tavsiye ederek bu kuralı bir yerde kullanmak fayda edebilir diyorum.
0
janderzel zartanyan
(18.02.25)
(20)

900.000 imi iç eden arkadaştan parayı geri alırken nasıl hesaplayacağım?

stk
Bilenler bilir, kripto alırken hesap yeni açıldığında belirli süre güvenlik amacıyla işlem izni vermez borsalar. Ben de güyya alım fırsatı olan tutarı kaçırmamak için arkadaşa tl transfer edip kendi hesabından benim adıma 3 tane farklı birime alım yaptırdım. Güvendiğim bir arkadaşım, para duruyor sa
Bilenler bilir, kripto alırken hesap yeni açıldığında belirli süre güvenlik amacıyla işlem izni vermez borsalar. Ben de güyya alım fırsatı olan tutarı kaçırmamak için arkadaşa tl transfer edip kendi hesabından benim adıma 3 tane farklı birime alım yaptırdım. Güvendiğim bir arkadaşım, para duruyor sanıyorum. Bir kere kendi hesabıma transfer etmek istedim, ya şu an müsait değilim deyince kaldı öyle. Meğer benim kriptolarla sonradan kafasına göre işlemler yapmış parayı batırmış. Ortada şu an benim para yok.

Şimdi asıl soru geliyor,

Şu an benim param zaten tl olarak hesapladığımda %50 düşüşte yani 450.000 im kalmış olsun. Alım yaptırdığım 3 tane birimden de kaçar tane aldığı belli. Ben eğer şimdi o kadar adet bana almasını istesem ve böylelikle ödeşsek bir kaybım olur mu? Param duruyor olsaydı da zaten zararım olacaktı o zarardan bahsetmiyorum. Bu kriptolar da döviz gibi mi hesaplanıyor yoksa başka parametreleri mi var onu soruyorum sadece.

*Bu arada ortak bir arkadaşımıza itiraf etmiş. O arkadaş gelip bana söyledi konuyu. Benim bildiğimi bilmiyor hala.
0
stk
(18.02.25)
Hmm... Kripto paraların döviz, hisse senedi vb. bir enstrüman gibi hesaplanabileceğini pek sanmıyorum. Yani "100.000$ paramı ve arada geçen 2 ayın faizini de bana geri vereceksin" diye net bir hesap yapılamaz. Belki bazı kriptolardaki gibi ekosistemin bir parçası olarak elde ettikleri gelirler var (hesaplama kazancı vb. gibi tanımlanıyor, tam adını bilmiyorum) eğer sizin aldığınız 3 kriptonun bu tür olası yan gelirleri varsa onları dahil edebilirsiniz.

Ancak en gerçekçi senaryo arkadaşınızın o 3 kriptoyu tam adedi kadar size satın alması ya da anlaşırsanız para olarak karşılığını ödemesi olur. Öte yandan o kriptoplar sizin elinizdeki olsaydı belki siz zarar etmeden satış yapacaktınız. Bu tür senaryolar da mevcut. Açıkcası net konuşmak çok zor...
0
burka
(18.02.25)
900ü geri alırsan öp de başına koy.
0
anon1m
(18.02.25)
3 kriptoyu adedi kadar sana geri vermeli. olması gereken bu. faiz falan olamaz.

atıyorum

1000 ripple 2000 tron 0.1 bitcoin artık ne aldıysa tanesine kadar aynı şekilde alsın sana transfer etsin.
0
jelly bear
(18.02.25)
Olay basindan beri yanlis.Muhtemelen o 450.000TL'yi bile alamayacaksiniz.Arkadasinizla araniz cok kotu olacak.Bunun istisnasi arkadasinizin milyon dolarlik adam olmasi ve 900K'nin onun icin cerez parasi olmasi
0
turkuaz
(18.02.25)
siz 900bini verirken 3 tane şundan, 5 tane bundan dediyseniz ve olayın bu durumda olduğunu bilmiyorsanız (size söylememiş, bildiğinizi bilmiyor) yine 3 tane şundan 5 tane bundan isteyecekseniz.

ben bu tutarda bir işlemi başkasından yapmaktansa alım fırsatını kaçırmayı tercih ederdim bu arada.

zaten biri benim hesabıma yüksek para göndermek istese de kabul etmezdim. aksilik oldu ve hesabımı çaldırdım söz gelimi. o sorumluluğu almak istemem.
0
biseysorcaktim
(18.02.25)
Şöyle bir yol izlenebilir çıkar yol olarak.

Arkadaşınıza şu talebi yapabilirsiniz; Sen bu parayı benden habersiz yatırımda kaybettin. Ben sende duran paramı bugün almak ve tl'ye çevirmek istiyorum. Eğer bana bu parayı veremiyorsan bugün üç kriptoyu güncel değerinden satıp tl'ye çevirdiğimizi kabul edeceğiz ve borcunu tl cinsinden sabitleyeceğiz."

Buna ek olarak arkadaşınızın parayı ödemesi uzun bir süre alacaksa TL cinsinden sabitlediğiniz borca ödeme gününde enflasyon oranında faiz talep edebilirsiniz.

Bu yolla hak kaybınız olmaz. Arkadaşınız size 3 cinte kripto borçlu ancak bugün atıyorum 100'den satmak istediğiniz halde onun hatası yüzünden bir ay sonra 50'den satmanız gerekirse bu hak kaybı olur. Burada sizin o para üstündeki tasarruf hakkınız haksız şekilde engellenmiş çünkü. Yukarda dediğim gibi borcu tl olarak sabitlerseniz 1 ay sonra size borcu olan kripto 150 lira olursa da farkı talep etmemeniz gerekir. Çünkü siz parayı talep ettiğiniz gün satmış olduğunuzu varsaymış olacaksınız.

Alternatif olarak parayı talep ettiğiniz gün satılmış kabul etmek yerine gelecekte istediğiniz bir gün satmış kabul edileceğinde de anlaşmak isteyebilirsiniz. Ancak bu size borçlu olan kişi için çok riskli bir durum olur ve anlaşmak zorlaşır.

Ama gerçekçi olmak gerekirse siz bir bardak su içip rahatlayın ve çok beklentiye girmeyin.
0
akhenaten
(18.02.25)
Maalesef boşuna hesap yapıyorsunuz. Size 10k bile ödemeyecek.
0
Gradient_tabanlı_mor
(18.02.25)
Abi paracıklar gitmiş. Bence 200k kalmıştır.

Soruna cevap: sen ya 900k alacaksın ya da al dediğin koyinleri sana o günkü adeti kadar verecek.
0
Shepard
(18.02.25)
Bence siz bir bardak erikli su alacaksiniz. Çok geçmiş olsun.
0
allah yazdiysa bozsun
(18.02.25)
Ne alabiliyorsanız alın. Zararı falan geçin. Yoksa onu da alamaz, soğuk su içersiniz.
0
drako
(18.02.25)
eğer geri vermeyi kabul edecekse , döviz üzerinden değil de, almasını istediğiniz kripto para biriminden geri ödemesi gerekir bence.
0
co2s2
(18.02.25)
Önce size borçlu olduğunu ispat edecek deliller toplayın bence.
0
parka
(18.02.25)
+1 for Parka, turkuaz, akhenaten, shepard, allah yazdiysa bozsun, drako, parka.

Siz bu vatandaşın hala arkadaşınız olduğunuzdan emin misiniz?
0
rakicandir
(18.02.25)
o günkü alınabilecek kripto olarak iade etmeli

ama zararın şu boyutu da var. istendiğinde parayı batırmamış ve kriptolar duruyor olsaydı rakam ne olacaktı.

bu ara da 900'mü, 450'mi derken bu kişinin ödeme yapabileceğine emin misiniz ?
0
orpheus
(18.02.25)
anlattığı arkadaşın gelip size söyleyeceğini bilerek ona söylediği, aslında parayı batırmadığı, kendi borçlarını ödediği ya da bişeyler aldığı ihtimalini de göz ardı etmeyin.
her halukarda ana parayı kurtarın da gerisi önemli değil.
0
de jure
(18.02.25)
lütfen tutar 9bin tl falan olsun ve daha havalı durması için 900bin yazmış ol.
0
deartheodosia
(19.02.25)
hocam soruyu sorus seklin bile o kadar naif ki, bence senin bu parayi bu arkadastan alisin yok yaw, harbiden uzgunum ama yok..
0
cooperr
(19.02.25)
Çok ağır bir hayat dersi aldınız, diğer arkadaşlar gerekenleri söylemişler.
0
montreal
(19.02.25)
maalesef parayı alamayacak gibi görünüyorsunuz. elinizde sağlam delil olmalı ancak pek kanıt sunamayacak sunduğunuz kanıtları kimse kabul etmeyecek gibi görünüyor hemde kripto para işinde.
0
basond
(19.02.25)
karşı tarafın vicdanına ve ilişkinize bağlı gibi. başkasına söyleyerek size çaktırmadan söylemesini sağlmış da olabilir.. kendi g.tü yemediği için :/
0
denizmaniaherif
(19.02.25)
(9)

6 aylık oğlum ve ferid ferjad

Gradient_tabanlı_mor
2 ay önce bakıcımız işe başlayana kadar oğlumu spotifydan açtığım ninnilerle uyutuyordum. bebek ninnileri işte sevimli şeyler. sonra bakıcımız başladı ve ferid ferjada alıştırmış. çocuk keman sesi olmadan uyumuyor. bu duruma da canım sıkılıyor açıkcası hüzünlü keman sesi niye dinlesin el kadar bebek
2 ay önce bakıcımız işe başlayana kadar oğlumu spotifydan açtığım ninnilerle uyutuyordum. bebek ninnileri işte sevimli şeyler.
sonra bakıcımız başladı ve ferid ferjada alıştırmış. çocuk keman sesi olmadan uyumuyor.

bu duruma da canım sıkılıyor açıkcası hüzünlü keman sesi niye dinlesin el kadar bebek ya pesimist olacak, ruhu kararacak diye korkuyorum. hani mutlu bir çocuk olmaz filan... bir şey olur mu sizce sayın tecrübeli ebevenynler?
0
Gradient_tabanlı_mor
(17.02.25)
hiçbir şey olmaz merak etmeyin :) brahms lullaby ile uyutuyoruz biz de. pedagoglar rutin oluşturmak açısından önemli içeriği o kadar da kritik değil demişti.
0
summerjam0306
(17.02.25)
Hocam şükretmeniz gereken 2 nokta var bence. 1-) Farid Farjad dinleyen bir bakıcı bulmuşsunuz, 2-) uyuyan bir çocuğunuz var. Gerisine çok da takılmamak lazım.
0
ciagra
(17.02.25)
oglunuz hayatta ferid ferjad'dan daha ic karartici seylerle karsilasacak, o sebeple endiseye mahal yok. tam tersine kücük yastan itibaren kulagina kaliteli müzik doluyor, ilerisi icin altyapi olusuyor, sevinirdim ben olsam.

bir de iki yetiskin cocuk sahibi birisi olarak söylemem gerekiyor ki, ebevenylik endisesi anlasilabilir ama neyi dogru yaptiginiz neyi yanlis yaptiginizin sonuclarini yillar sonra anlayacaksiniz. cocugunuzun basina gelenlerin cok azina müdahil olabileceksiniz. cocugu salin sokaga tek başına büyüsün demiyorum ama bu endiseden vazgecmezseniz hem sizin hem cocugun ruhu asil o zaman kararir. biraz raad olun.
0
deckard
(17.02.25)
Bi şey olmaz +1
0
antihero
(17.02.25)
elektrikli süpürge sesiyle uyuyanlar var.
0
ground
(17.02.25)
Öyle çok yetkin ağızdan konuşmuyorum bunu söylerken ama çocukların sanatsal sembolizmdeki "hüzün" kavramını çok algıladığını sanmıyorum, en azından bizim gibi. Hepimizin çocukken eğlenerek dinlediği ve pozitif hatırladığı ancak büyüyünce anlamını idrak ettiği müzikler vardır. Kendi adıma ben çocuk denebilecek yaşta farid farjad dinlerdim, hüzünlü olmaktan çok neşeli ve mutlu bir his verirdi, artık o etkiyi vermiyor ama geçmişte hissettiğim şeyleri hala pozitif hatırlıyorum. Bu duruma zaman zaman şaşırdığım da olmuştur.

Dahası zaten uyku amacıyla çalınan diğer pek çok klasik müzik de temelde hüzün barındırıyor. Sadece bizim kültürel geçmişimizde o ezgiler yer almadığı için hüzünle bağdaştırmıyoruz, kontekstinden kopuk dinliyoruz. Çocukların durumu da bu aslında.
0
akhenaten
(17.02.25)
Bundan yıllaaar önce bir araştırmanın videosunu seyretmiştim.
İki tane takım var. Bunlara bir oyun oynatacaklar. Oyun şöyle:
Bir balon var. Oyuncu 'Devam' derse balon biraz daha şişiyor ve ödül biraz daha artıyor. Balon patlarsa eli boş gidiyor, tamam dediği yerde ödülü alıp gidiyor.
İki takımı oyun öncesi iki ayrı odaya alıp gün boyu film izletiyorlar.
Bir takıma, sahil, dalga sesleri, çıplak ayak, kumsalda elele dolaşan sevgililer, batan güneş, soft müzik filmleri, diğer takıma savaş filmleri izletiliyor.
Oyunbaşlıyor. Birinci takım, küçük ödülleri alıp alıp gidiyor. Hiç riske giren olmuyor. İkinci takımda bir iki büyük ödül alınıyor ve çoğu balonunu patlatıyor.

Seyredilenin, dinlenenin o anlık psikolojiye etkisi olduğunun kanıtı bu.
Bunun, uzun süre dinlenince kişiliğe ya da bebeklere uyarlaması nasıl olur. Orasını bilemem.
0
Mirket
(17.02.25)
beni de anam türk sanat müziğiyle büyüttü. ruhum gayet sağlam ve türk sanat müziğini hiç sevmem. ayrıda farid farjad dinliyorsa ne güzel.
0
mikahakkinen
(17.02.25)
Bir küçücük aslancık varmış ya da kırmızı balık şarkısına hüzünlenip ağlayan bebekler var.
Yukarıdaki arkadaşlar +1 çocuk kaliteli müzik dinlesin.
0
strawberry first
(17.02.25)
(15)

Okul arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz?

seni tanıdığım güne lanet olsun
İlkokul, ortaokul, lise, üniversite...Ben uzun yıllar görmediğim bir ilkokul-ortaokul arkadaşımla karşılaştım yakın zamanda ve tekrar görüşmeye başladık. Kendisi aynı sınıfta olduğumuz diğerleri ile de iletişim halindeymiş. Ben hiçbiriyle görüşmek istemediğimi söyledim ve ilginç karşılandı. Hatta bi
İlkokul, ortaokul, lise, üniversite...

Ben uzun yıllar görmediğim bir ilkokul-ortaokul arkadaşımla karşılaştım yakın zamanda ve tekrar görüşmeye başladık. Kendisi aynı sınıfta olduğumuz diğerleri ile de iletişim halindeymiş. Ben hiçbiriyle görüşmek istemediğimi söyledim ve ilginç karşılandı. Hatta bizim görüştüğümüzü de söyleme dedim çünkü söylese hadi toplanalım olacak.

Aynı şekilde lisedeki en yakın arkadaşım dışında oradan da kimseyle görüşmüyorum, düzenledikleri etkinliklere gitmiyorum ve o garip karşılamasa da diğer arkadaşlar bundan rahatsız oluyormuş.

Üniversiteden görüştüğüm kimse yok ama denk gelsek görüşürüz herhalde. Yüksek lisanstan görüştüklerim var hala.

Bilmiyorum ben mi garip ya da yabani davranıyorum. Güzel hatıralarım yok hiçbiriyle.

Siz okul arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz? Özellikle ilkokul-ortaokul arkadaşları ile hala görüşen var mı mesela?
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(17.02.25)
Her arkadaşlık kendi dönemiyle güzel, üniversiteden birkaç arkadaşımla zaman zaman iletişim kuruyoruz ama o bile yoruyor beni, diğerlerini düşünemiyorum bile.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(17.02.25)
hayır. çoğunun adını hatırlamıyorum bile. şu anda görsem tanımam.
0
inheritance
(17.02.25)
Şu an arkadaşım dediğim insanların %90'ı liseden. Whatsapp gruplarımız var oradan hemen her gün haberleşiriz, onun dışında ayrı ayrı da sohbet ederiz. Her imkanda yüz yüze buluşuruz. Tabii şimdi herkes farklı şehirlerde ve hatta ülkelerde ama yılda birkaç defa en az üçünü görürüm. Ortaokulu da aynı okulda okuduğum için çoğu ortaokuldan da arkadaşım ama ortaokuldan sonra başka okula geçenlerle muhabbetim hiç yok o yüzden lise diye sayıyorum.

Onun dışında ilkokulu farklı okullarda okudum ve oradan kimseyle ilişkimi sürdürmedim, şu an denk gelsem iki sohbet ederim en fazla.

Üniversiteden bi iki arkadaşım var onlarla da üniversite sonrası iki defa belki buluşmuşumdur. Çoğuyla sosyal medyada bile takipleşmiyorum.

Arkadaş edinme mevzusunu lisede doldurdum ve bitirdim. Sonrasında üniversitede de, iş hayatımda da iki üç kişi hariç pek arkadaş edinmedim. Çok ihtiyaç da duymadım işin doğrusu.
0
nundu
(17.02.25)
7 senelik Anadolu lisesi okuyan kusaktanim.Aktif bir whatsapp grubumuz var ve duzenli gorusuruz.Tabi her zaman herkesi ayarlayip toplu etkinlik zor oluyor ama kucuk gruplar halinde bulusmalar oluyor.Valla biz cok yakiniz bundan da memnunum :)
0
turkuaz
(17.02.25)
Hepsinden görüştüğüm en az bir kişi var, ilkokul-ortaokul grubuyla yakın çevrelerde yaşıyoruz çocukluk bağları kopmadı kısmen nostaljik kısmen iş dedikodusu eksenindeyiz. Lise arkadaşlarımla bağımız derin; saygılı, düzeyli "aile dostu" vari bir ilişkimiz var. Lisans ve yüksekteki sınıfımdan "görüşüyorum" diyeceğim kadar düzenli görüştüğüm kimse yok ama başka bölümlerden yakın arkadaşlarım var, bunlarla ilişkim daha bi samimi, yakın arkadaş modundayız, arayıp ben geliyorum bir hafta sendeyim denebilecek tarzda bir bağ.
0
akhenaten
(17.02.25)
Ben görüşmüyorum ama bende yabanilik vardır. Sonuçta emek vermek gerekiyor ve ben de çok iyi bir arkadaş değilim. Öte yandan mesela kardeşimin en yakın arkadaşı ile 25 yıllık bir geçmişi var, taa anaokulundan beri beraberler.
0
peki madem
(17.02.25)
Ortaokul hariç hepsinden görüştüğüm kişiler var. En fazla liseden.
0
nawar
(17.02.25)
Benim yakın arkadaşlarım halen ortaokul ve liseden. Haftada bir muhakkak görüşürüz yaşım 39 :)
0
mirty
(17.02.25)
Liseden en yakın arkadaşım hâlâ en yakın arkadaşım. O başka sınıf arkadaşlarımızla çok sık olmasa da görüşüyor ya da haberleşiyor, ben hiç bulaşmıyorum.

Üniversiteden insanlarla nadiren (belki birkaç senede bir) görüşüyoruz. Bir de ben mezun olduğum alandan bambaşka bir iş yapıyorum, kimseyle yolum kesişmiyor. Instagram'dan like atarak, ara sıra hikâyelere yorum yapıp iki satır muhabbet ederek sürdürüyoruz arkadaşlıkları.

Seneler sonra ilkokuldan bir arkadaşımla aynı şehre taşındım, makul ve kafa dengi biri, birkaç kez görüştük ama onun küçük çocuğu var, ikimizin de işi gücü var, çok düzenli bir ilişki kuramadık. İlkokul arkadaşlarımın Whatsapp grubu varmış, bu arkadaşımdan öğrendim. Seni de ekleyeyim dedi, hiç gerek yok dedim. İlkokul-ortaokuldan kırk yılda bir haberleştiğim 2-3 kişi daha var, o kadar.
0
kobuzchu kiz
(17.02.25)
ilkokul no.
lise ve üni yes. hemen hemen her gün iletisim halindeyiz. reels, telefon görüsmesi, videolu grup görüsmeleri.
yazin da ben türkiye'ye gittikce denk getiririz mutlaka. birlikte tatillere cikariz.
0
sonsuz
(17.02.25)
ortaokuldan bir tane kankam var kardeş gibiyiz. yine ilkokul ve ortaokuldan sık görüşmediğim ama alo desek 40 yıllık kaldığımız yerden devam iki kişi daha var. yeter adam olana çok bile.
0
deranzo1
(17.02.25)
Evet aynı kafa yapısına sahip arkadaşlarla görüşürüm
0
pembediken
(17.02.25)
- Üniversiteden iki üç kişi kaldı yüzyüze görüştüğüm.
- Liseden bir kişi kaldı.
- İlkokuldan sadece instgram'da ekli. Yüzyüze denk gelmiyoruz.
0
put it in your appropriate place
(17.02.25)
tek arkadaşlarım ilkokul ve liseden.
0
brakgn
(17.02.25)
Anadolu lisesini 7 yıl okuyanlardanım. En yakın arkadaşımlarımdan biriyle okulun ilk günü tanışmıştık. Yine aynı okuldan iki yakın arkadaşım var. Üniversiteden de görüştüğüm arkadaşlarım var. Ama lise buluşması, mezunlar gününe filan gitmem. O kadar insan sevmiyorum:)
0
asteriks
(17.02.25)
(25)

basit bir hayat sizi tatmin eder mi?

antikadimag
basit hayat derken siradan bir iste calisip, evlenip, cocuk yapip torun sevmek ve 3 nesil sonra sanki hic olmamis gibi kimsenin hatirlamayacagi bir hayat sadece mutlu gecirebildiginiz icin sizi tatmin eder mi? ben bu sekilde bir hayati hic tatmin edici bulmuyorum. %99.9 bunu yasayacagiz ama korkunc
basit hayat derken siradan bir iste calisip, evlenip, cocuk yapip torun sevmek ve 3 nesil sonra sanki hic olmamis gibi kimsenin hatirlamayacagi bir hayat sadece mutlu gecirebildiginiz icin sizi tatmin eder mi?

ben bu sekilde bir hayati hic tatmin edici bulmuyorum. %99.9 bunu yasayacagiz ama korkunc bir senaryo degil mi bu?

sahsen ben bir sekilde sanat veya dusun ciktilarimi insanligin veya toplumun kanonuna birakabilmis ve ona katki yapabilmis olmak isterdim. diger turlu bir hayati basarisizlik sayiyorum. boyle bir dusunceniz hic mi yok yoksa imkansizligi sebebiyle biraktiniz mi coktan? hirs mi diyoruz buna?
0
antikadimag
(16.02.25)
hic tatmin etmiyorun otesinde korktugum bi hayat sekli. bir yerde geçis yapacakmisim gibi bi hisle devam ediyorum. ilk defa bu kadar dumduz siradan bir rutine girdigimi hissettim sevdigim cok sey var ama rutinde kalma fikri urkutucu bu yuzden heyecan verebilecek kucuk seylere yonelme istegi artiyor. insanliga bir sey birakmak olmayabilir buna cevabim. belki sadece yakin cevre. genel tatminsizlik duygusu, 30 senedir olan, bunu yapsam gecer sanip yapinca daha da cokuse surukleyen tatminsizlik ya da ne istedigini tam bilememenin sonucudur
0
ala09
(16.02.25)
Hatırlanmamak umurumda değil. Yapmaya çalıştığım kendi adıma güzel bir hayat yaşamak. Nedir bu güzel bir hayat? Sporu, kitabı, yurtdışı gezileri, farklı deneyimler, sineması/tiyatrousu/standup gösteri gibi şeyler. Tatmin edici südreyebilir bir hayat.

Çocuk çok severim ama istemiyorum +1
0
put it in your appropriate place
(16.02.25)
Ben herkesin bir yeteneği, yapması gereken bir işi olduğunu düşünüyorum. Yetişecek doğru toprağı bulmakla geçiyor bazen hayatın yarısı. Ama bulunca orada kalmak ve üreterek, bütün potansiyelini o işe vererek orada serpilip büyümek lazım. Huzuru da tatmini de bu şekilde bulabiliyor insan.
0
sekizdokuzon
(16.02.25)
Sanat ve düşün çıktıklarımı topluma sunarak basit bir hayat düşlüyorum fakat siyasi ve toplumsal konjonktür yüzünden ya linç edilir (gerçek anlamıyla linç) ya da tutuklanırım.

Bu yüzden tatminsiz yuvarlanıp gidiyorum.
0
yurtsuz john
(16.02.25)
kendini fazla önemsiyorsun bence. ayrıca küçümsediğin şey insanların yüzde 90'ı için erişilmesi zor bir hayal.

benim kendi adıma baş koyduğum bir yol var. o yolda ne yapabilirsem kâr sayıyorum. bireysel olarak bir iz bırakma/etki etme amacım yok. yapabilirsem ne ala ama öyle bir beklentim yok. kendimi verimli ve iyi yaşayabildiğime ikna edebildiğim sürece gerisi önemsiz. gtümüzü yırtsak da en özelimizi, dünyayı değiştirenimizi en fazla tarih derslerinde anlatacaklar. biz zaten olmayacağız.
0
mark greg sputnik
(16.02.25)
Korkunç bir senaryo olarak bulmuyorum. Dünyada 3 nesil sonra hatirlanmayan ama hem kendi dünyasını hem çevresinin dünyasını guzellestirmis çok insan var. Misal benim bir karşı komsum vardi cocukken, annem gibi baktı bana gün içinde. Şu an gozlerim duygulanir onun fotosunu görünce. Esini de öyle sevmistim, aklima gelir hala. Bunların yaninda einstein'e sokayim, banane.
Basini yukarı çevir, aya bak, yildizlara bak. Hadi 3 nesil hatırlandin, 10 nesil? 20 nesil? Hatirlanmayacaksin çünkü insan denen şey evrende ufacik bir kum tanesi. Bu kadar özel anlamlar yuklemeye gerek yok. Şu an belki de olağanüstü projelerde çalışan binlerce milyonlarca insan var, hepsinin adını bilmeyecegiz, hepsi wikipedia yer almayacak.

Hirs, daha iyi kariyer vs bunlar bende de var. Ama 32 yaşında bir insan olarak evli, çocuklu, mutlu mesut insanlara bakıp basarisizlik demem. O insanlar mutlu, sense o insanlar gibi olacagin için mutsuzsun, karamsarsin. Benim gözümde bu durumun kazanani onlar çünkü ortalama 80-90 yıllık hayatlarini mutlu gecirecekken sen böyle düşünemeye devam edin istediğin yere ulasamazsan mutsuz olacaksin.

Umarım cocuklarimi, torunlarimi mutlu mutlu seveceğim, emeklilikte bahcemde oturup viski ile bir sigara yakıp bahçeyi izleyecegim, bulutlara bakacağım, etrafımda torunlarına sesini duyacağım bir hayatım olur.

Geçen ay is arkadaşımın oğlu menenjitten öldü bir gecede. 20 yaşında. Eminim şu an hayatta olup sizin başarısızlık dediginiz hayatı yasamak için bir kolunu verirdi.

Bu hayatta birçok kişi hatirlanmak, önemli şeyler yapmak adına çocuklarıni, eslerini umursamadi. Sonuç ne oldu? Arkasından küfür eden yedi sülaleleri oldu. Benim babam çok güzel şeyler yapmadı, dümdüz adamdi. Cenazesine yüz küsur kişi katıldı, sürekli saçma sapan yerlerden "bana is bulmada yardimci oldu, bana şöyle yardım etti" falan diye insanlar arayip durdu. Umarım hepimiz bu şekilde hatırlanacak hayatlar yasariz.
0
logisticsmanager
(16.02.25)
Bundan yıllaaar önce Anadolunun bağrında bir köyde, iyi çalışıyor, iyi de kazanıyordum. Geceyarılarına kadar çalışıp, makam arabamla eve geldiğimde kaloriferciyi, karısıyla birlikte bir banka oturmuş, çekirdek çitleyerek yıldızları seyrederken bulurdum. Saatlerce gülüşerek sohbet ederlerdi. Ben de eve girerken, hayatımın en büyük yanlışı olan kadın inşallah susar da bu gece olsun kafamı dinlerim derdim.
Kalorifercinin mi hayatı basit idi benimki mi ve o mu mutluydu ben mi?


Göbeklitepenin tarihi 12 bin yıl. Bi o kadar da öncesi var desek 20 bin yıl yapar. Var olduğunu varsayıp Mu'yu, Atlantis'i de hesaba katarsak, yüzbin yılı bulur mu? O süre içinde feriştahı olsam birilerinin beni hatırlayacağı süre devede kulak olamaz. O durumda kasmaya da gerek olmaz. Çocuğum, torunum ben ölene kadar bana vijdan azabı hissettirecek kadar kötü olmasınlar. Bir de bu konuya niye takığım bilmiyorum ama, ölünce birileri mutlaka gömsün. Ötesi zerre kadar umurumda olmaz.
0
Mirket
(16.02.25)
En sevdiiiim en sevdiiim

Basitligin ve rutinin konforunu kesfettigimden beri çok hoşuma gidiyor sıradan olmak <3

Öldukten sonrası zaten hiç umrumda değil de, hayattayken de kendi mutevazi beklentilerim karsilansa yeterdi. Karsilandi ;)

Ama bı 28den sonra bu kafaya ulaştım. Öncesinde herkes gibi kendimi çok farkli buluyodum, zordu eheh xd siradanlik harika
0
abuzer
(16.02.25)
Hatirlanip ne olmayi bekliyorsun sacmalik.
Söyledigin sey muhtesem bir hayat.
0
sonsuz
(16.02.25)
Mustafa Kemal Atatürk gibi olmadıktan sonra kimsenin bu tür kaygıları olmamalı, 8 milyar nüfuslu bir dünyada kendimden bir iz bırakmak açıkçası çok umurumda değil, ben öldükten sonra da değil 3 nesil 3 sene sonra bile unutulsam hiç problem olmaz.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.02.25)
Etmez ve oyle bir hayat yasamadim zaten.

"kariyer" kismi gerekebiliyor ama o da dengelenebilir bi sekilde. Hayatin cogu is ve uyumak da olmak zorunda degil. Ama olabiliyor
0
ermanen
(16.02.25)
modern kapitalizm kurguladığı hamster wheel içinde daha çok debelenebilmen için sana "özel olmalısın" hissini pompalıyor. bu sayede belki bir gün ümidiyle sisteme daha da çok hizmet edebileceksin.
0
orpheus
(16.02.25)
@put it in your; iste buna ben de okey oldugumu saniyordum ama yurtdisi gezip, tiyatro izlemenin kime ne faydasi var? o anda mutlu olmak mi amac? yoksa bu gezileri ve tukettigin sanat eserlerini kullanarak bir seyler yaratabilmek mi?

yurtdisi gezip kitap okumak seni gelistiriyor ve donusturuyor. ama bu yeni degisen sen bir sekilde ortaya bir cikti koymuyorsan kime ne faydasi var, ne anlami var? yani super bir insan ol cok gezmis, okumus ol, ama sonuc ne? ne yaptin yani su hayatta? ne koydun ortaya? diye soruyorum kendime.

@mirket; yanimizda biriyle yildizlari izledik ve cekirdek citledik. sonra? ertesi gun yine aynisi. sonra? yani o ani mutlu gecirmek butun hayatimizin bosunaligini oteliyor mu? haftada yarim saat yakaladigimiz husu ve huzur anlari yetiyor mu? bana yetmiyor gibi geliyor.

@kaleci; ataturk olmaya gerek yok. mesela huseyin inan, deniz gezmis, mahir cayan, sinan cemgil 20-25 yasindaki cocuklar turk siyasi tarihinin birer parcasi oldular. inandiklari iste gerekirse olerek. ha battal mehetoglunu kimse bilmez gerci. o da oldu mesela. ama bu gencler bir sekilde 20 yillik omurleriyle 80 sene yasayacak bizlerin yapamayacagi seyleri yaptilar ve olumsuzlestiler. veya niyazi berkes'in kitabini okuyorum simdi. turkiye tarihi ile ilgili bir referans kitap yazmis ve orada duruyor eseri. cok imreniyorum bu durumlara. sanki boyle bir sey yapmadikca bosa yasamis olacagiz gibi hissediyorum.
0
🌸antikadimag
(16.02.25)
Ben o saydığın isimler hakkında çok olumsuz düşünüyorum mesela.
Bence;
12 Mart muhtırasıyla bürokraside Amerika'nın hoşlanacağı türden bir temizlik yapıldı ve 12 Mart'ın yapılabilmesi için de bir sebep gerekiyordu.
Sağolsun o abiler de 20 yılda 80 yıllık yaşayarak o sebebi hazırladılar.

Festival basan Hamas militanları kaç yıllık yaşamış oluyorlarsa öyle işte.

Berkes'in hangi kitabı o? Anlatıyor mu bunu? Okumaya değer mi yani?
0
Mirket
(16.02.25)
sahsen ben bir sekilde sanat veya dusun ciktilarimi insanligin veya toplumun kanonuna birakabilmis ve ona katki yapabilmis olmak isterdim. diger turlu bir hayati basarisizlik sayiyorum. boyle bir dusunceniz hic mi yok yoksa imkansizligi sebebiyle biraktiniz mi coktan? hirs mi diyoruz buna?

bu soruna ithafen

seni su an durduran ne? herkes iyi oldugu isi yapmali.
0
sonsuz
(16.02.25)
katki yapmis cok insan unutulmus gitmis simdiye kadar, simdiden sonra da oyle olacak. bence senin bahsettigin sey katkidan ziyade sohret. insanligin gercekten hatirladigi isimlerin cogu da 'iyi' degil acikcasi.

diger turluyse, yani unutuluacak olsam bile sessizce katikimi yapmis olmak istiyorum olmeden diyorsan, yasadigimiz sistemde kimse kimseye oyle asil bir katki yaptirtmaz yani. bu dunyaya birilerinin menfaatine ters dusmeden katki yapamazsin.
0
hot potato
(17.02.25)
Stalin gibi olmadıktan sonra kimsenin bu tür kaygıları olmamalı, halkı katletip bombalayıp onu yapamadığın köylüyü onyıllarca inim inim inletip halaskarlık hikayesiyle hatırlanmalı
0
lambırcek
(17.02.25)
nerdeyse her yüzyılda katliam yapıp birbirini katletmiş bu insanoğlunda iz bıraksan ne olur ki? ben normal bir hayat kendimce mutlu olduğum bir yaşam sürmek isterim. toplum normları sıkıcı çocuk yap, memur ol vb.

kendimizi bu kadar ciddiye almamıza gerek yok bence. başarılı olmak efsane olmak bunlar ego tatmini.
0
mikahakkinen
(17.02.25)
eder. bu zamana kadar yaşadığım hayat tatmin ediyor. bundan sonrası bedava ve ekstra bir gıda.
0
gabe h coud
(17.02.25)
Valla beni eder :D hatta özellikle istediğim şey bu.
0
akhenaten
(17.02.25)
Valla bende olurum, işim gereği sürekli yeni teknolojiyi takip etmem gerekiyor. Dümdüz memur olmayı isterdim, akşam dizi izle vur kafayı yat.
0
mirty
(17.02.25)
Bence sizinki insanlığa katkı vs değil onaylanma ihtiyacı.

Gezmek, okumak ortaya bir şey koymuyorsak ne işe yarar diye soruyorsunuz. E koyun? yazın, çizin, paylaşın? Ama siz aynı zamanda bunun herkes tarafından onaylanmasını, takdir edilmesini ve alkışlanmasını da istiyorsunuz gibi. Eğer yaptıklarınızdan eminseniz, niye başkaları tarafından takdir görmeye ihtiyacınız olsun ki? Eğer öyle olsaydı Van gogh resim yapmaya devam eder miydi?

Bugün insanlık tarihine majör katkıda bulunmuş olan insanların çoğunun, o zamanın mevcut otoriteleri ile büyük kavgalar verdiğini, bazılarının canından olduğunu, kiminin dışlandığını, değer görmediğini, hapis yatırıldığını vs görüyoruz. Siz hazır mısınız buna mesela?

Eğer söylediğiniz şey, "varoluşumu anlamlandıracak şeyin ne olduğunu bulamıyorum. Bir şeyler yapmak istiyor ama onun ne olduğunu bir türlü bulamıyorum" ise, yalnız değilsiniz. Ama bunu bulma ihtimalini arttıran şeyler de zaten okumak, öğrenmek, paylaşmak, görmek vs. Ne işime yarıyor diye sormuşsunuz, işte bu işe yarıyor.

Ama söylediğiniz şey, "Yaptığım şeyler beni tatmin etmiyor. Daha büyük, daha yüce şeylerin parçası olmak istiyorum ama olamıyorum" ise, o zaman bu sadece bir yanılsama. Bütün bu yüce, büyük, yararlı vs gibi kavramlar son derece görece. Siz bunlara şu an olduğunuz yerden bakıp karar veriyorsunuz. Hangi yüce, hangi ölümsüzlük, hangi değer? Bunların tamamı sadece birkaç yüz sene öncesi için bile birbirinden tamamen zıt anlamlar taşıyor olabilirdi.

Özetle başarı, başarısızlık vs bunlara takılmayın. İnandığınız şeyler varsa bunları yapın, ya da yapmayın. Sadece bu kadar.
0
thracia
(17.02.25)
karakter, burc, yasanilan hayat bir suru kriter var. ben bu dunyaya birseyler katmak icin geldigime inaniyorum. 3 gunum ayni gecse afakanlar basiyor. baskasi ama kimse bana dokunmasin hep ayni rutinlerim olsun ister.
0
buenosdias
(17.02.25)
arkadaşım bu yazdığını not al yıllar sonra şu yazdığın bile elden gitme oranının ne kadar yüksek olduğunda hem kafanı duvara vururken okursun.
neyi ne kadar yaşayacağını planlayamazsın sadece planlıyor gibi görünürsün.
daha 20 gün önce gelir durumu gayet yüksek olan insanlar ve çocukları dağ otelde yandı bitti kül oldu.
depremi anlatmıyorum bile. anladın sen.
0
jamswety
(17.02.25)
@antikadimag Bir şey koymak gibi bir zorunluğum yok ki. Birde bu yaptıklarımı kendi adıma ne için yaptığıma bakıyorum.

yurtdışı gezileri, tiyatro/standup, kitap okumasında kendi içimde bir meydan okuma var. Challenge. Bu karakter yapısı ve yaşanan (ve yaşanamayan) hayat ilgili. Benim lise ve üniversitem yıllarım çok vasat, çok sıradan geçirdim.

O vasat ve sıradan yılların acısını çıkıyorum. Her yurtdışı gezisinde yeni deneyimler kazandım. Bu deneyimler diğer deneyimlere zemin hazırladı. İlki ikinciye, ikinci üçüncüye. İlk deneyim ve üçüncü deneyim dördüncüye. Böyle böyle gidiyor.

Bugün arkadaşlarıma Schengen vize almalarına yardımcı oluyorum. Gidecekleri şehirde bilgim varsa tavsiye veriyorum. Gider gitmez, beğenir beğenmez saygı duyarım.

Pandemi öncesi tiyatroya giderdim. Şimdi canım sıkıyor Standup gösterilerine gidip laf attığım oluyor. Belki bir süre sonra sahneye çıkarım. Tiyatro olmasaydı Standup gösterine gitmezdim misal.

Kitap okuma. İngilizce kitap okuma çalışıyorum örneğin. Bu da farklı bakış açısı veriyor.

Belki dışarıdan basit ve anlamsız gelebilir. Bütün bunlar birbirini tamamlayıcı şeyler benim için
0
put it in your appropriate place
(17.02.25)
(4)

Kedinizin yaptigi en komplike sekans?

lapaz
https://www.reddit.com/r/holdmycatnip/s/dRe2NGHd7vYuruyus bandini acan gordum de bugun
www.reddit.com
Yuruyus bandini acan gordum de bugun
0
lapaz
(16.02.25)
Benim kedim değil ama
www.instagram.com
0
grimavi
(16.02.25)
otomatik mama makinasının butonuna basmayı öğrendi ama buton çok ufak olduğu için gücü yetmiyor.
0
orpheus
(16.02.25)
Çalıştığım yerdeki kedilerden biri bahçedeki çeşmeyi açıp su içtikten sonra geri kapatıyordu, ama burası çokomelli, çeşme klasik çevrilerek açılan modellerden.

Şunlardan; www.amazon.com.tr
0
akhenaten
(17.02.25)
shortslarda vardı tuzak kuruyor diğer kediye, ağzına mama alıp dolabın içine bırakıyor diğer kedi dolap içindeki mamayı görüp girince dolabın kapısını üzerine kapatıyor kedi içerdeyken.

bizimki anca ninja gibi deliriyor
0
eja
(17.02.25)
(17)

Bu durumda kimi suçlarsınız?

seni tanıdığım güne lanet olsun
Bu sabah bir yakınımın arkadaşının intihar ettiğini öğrendik. Kadın, sevgilisiyle ayrılıyor. Ardından aylarca adamla barışmak istiyor ama adam her yerden engelleyip reddediyor. Fake hesaplar açıyor ve adam yine reddediyor. En sonunda internetten psikolog olduğunu iddia eden ve kendisini iyileştirece
Bu sabah bir yakınımın arkadaşının intihar ettiğini öğrendik.

Kadın, sevgilisiyle ayrılıyor. Ardından aylarca adamla barışmak istiyor ama adam her yerden engelleyip reddediyor. Fake hesaplar açıyor ve adam yine reddediyor.

En sonunda internetten psikolog olduğunu iddia eden ve kendisini iyileştireceğini, bunun sonucunda adamın kendisine geri döneceğini söyleyen biriyle tanışıyor. Ondan terapi alıyor ve epeyce para veriyor.

Sözde psikolog adam ona her seferinde engellediyse yeni hesap açıp yaz çünkü bu sefer kabul edecek diyor. 20'ye yakın kez engellenince adam buna diyor ki e engellediyse evine git, iş yerine git. Bunun sonucunda sevgili kişisi de kadın için uzaklaştırma çıkarttırıyor.

Kadın dün ben sevilmeyi hak etmiyorum, korkunç biriyim gibi bir not yazıp intihar etmiş. Çok üzücü.

Şimdi tabii ki bu psikolog olduğunu iddia eden ama muhtemelen dolandırıcı şahsın bunda payı var ama psikolojisi bozulan ve saçma hareketlerde bulunan kadının her yaptığı mübah mı? Hem yakınları, ailesi her şeyi bildiği halde onu neden uyarmamış veya engellememiş?

Kadının tedavi görmesi gerekiyordu dedim diye kötü kalpli oldum. Herkes onun tek bir yanlış hareketi yok, mağduru suçlayamazsın, hayatında hiç çaresizlik tatmamışsın, asıl terapiyi sen al falan dedi. Daha garip olan ise kadının anne ve ablasının adamdan ziyade psikoloji bilimini suçlaması. Tedavi medavi yalan, işe yaramadığını biliyoruz, psikoloji insanları sömürmek üzerine kurulu bir sistem, onun bir sorunu yoktu, sorunu olduğuna ve iyileşmesi gerektiğine inandırıldı diyorlar.

Ben sorunlu bir ailede büyüdüm, bin tane travmam oldu, ilk gençliğimde terk edildiğim ve yine de barışmaya çalıştığım herif bile oldu ama ne adamı taciz ettim ne dolandırıcılara para kaptırıp ne derlerse yaptım.

En az 10 kişiden aynı cümleleri duyunca ne oluyoruz dedim. Sizin yorumlarınızı merak ediyorum.

Edit: Yanlış anlaşıldı anlatım şeklimden dolayı fakat ben tabii ki gidip sevdiklerini kaybeden insanlara bunu söylemedim. Niye acılı insanlara böyle bir şey yapayım? Onlarla direkt alakası olmayan insanlardan aldığım tepki o yazdıklarım. Annesi ve ablasının sözleri de yine benden bağımsız şekilde başkalarına söylenmiş cümleler.
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(16.02.25)
kadının tedavi görmesi gerekiyordu+1
0
adivar
(16.02.25)
Çok basit bir gerçeği görmezden gelmemiş misiniz? Siz sevdikleri birini kaybetmiş insanların yanında intihar eden kişiyle ilgili her ne sebeple olumsuz konuşursanız konuşun yakınlarının ve sevenlerinin size karşı tavır alması dünyanın en doğal şeyi. Bunun mantıklı olması gerekmiyor, her şeyin bir vakti zamanı var. Neden insanların sırf mantıklı konuştuğunuz için o duygu karmaşası içinde her şeyi bir kenara bırakıp size hak vermeleri gerektiğini düşünüyorsunuz? Hayat böyle çalışmıyor.

Evet psikolojik sorunları olan herkes suç ehliyetini kaybetmiyor. Evet her sorunlu insanın gidip eski sevgililerini taciz etmesine kimse izin veremez ama sizin sorunuzun özü neden tepki gördüğünüzle ilgili olduğu için burada kızın haklı mı haksız mı,suçlu mu suçsuz mu olduğu çok önemli değil.

Bu olayda tek bir suçlu yok, kızın yakınları da dahil olmak üzere hem yaşanan olaylardan hem de intihardan dolayı birçok suçlu var, ama orası mahkeme değil. Orada insanlar olayı bir karara bağlamak üzere toplanmış değil. Sözleriniz yersiz olmuş.
0
akhenaten
(16.02.25)
"psikolog olduğunu iddia eden" işte sorun tam olarak burada başlıyor. Ülkede doğru düzgün bir yasa olmadigi için, iki eğitim alıp kendini psikolog diye pazarlayan insanlar başkalarına nasıl zarar verdiğini fark etmiyorlar bile. Her yerde, her fırsatta dile getiriyorum: terapi dediğiniz karsilikli konuşmak değil çok daha fazlası. Ve yasalara göre sadece psikayatristlerin ve klinik psikologların yetkili olduğu bir süreç. Bakın psikolog bile değil, klinik psikolog olmalı bunu yapan kişi. Psikolojinin bir suçu yok, mubtemelen adam psikolog bile değil zaten. Doğru bir tedaviyle her şey çok farklı olabilirdi.

Bu yüzden herkese terapiye başlamadan önce karşıdaki uzmanın lisans, yüksek lisans, terapi eğitimi, supervizyon süreci gibi yeterliliklerini sormalarini tavsiye ediyorum.


Bu adamın ismi, cismi var mı? Gerekirse ben uğraşıp şikayet edeyim. Tpd bu konu tür konularla ilgileniyor.

Bu arada akhenaten +1. Yas ve travma süreçlerinde ağzımızdan çıkanlara dikkat etmek gerekiyor biraz. Acıyı yaşama biçimi cok farklı devam ediyor herkes için.
0
fraise
(16.02.25)
Ben tabii ki gidip sevdiklerini kaybeden insanlara bunu söylemedim. Niye acılı insanlara böyle bir şey yapayım? Anlatımımdan dolayı öyle anlaşıldı herhalde. Onlarla direkt alakası olmayan insanlardan aldığım tepki o yazdıklarım. Annesi ve ablasının sözleri de yine benden bağımsız şekilde başkalarına söylenmiş cümleler. Hepsini karışık yazınca öyle anlaşılması normal tabii ki. Editleyeyim. @akhenaten

Adını bilmiyorum ama öğrenmeye çalışayım. @fraise
0
🌸seni tanıdığım güne lanet olsun
(16.02.25)
adam ucuz kurtulmuş. kadın o kafayla adamıda öldürebilirdi.
bu psikolog olayları son zamanlarda tam anlamıyla beyaz yaka silkelemeye dönüştü. o kadar çok eğitimsiz, yetersiz sözde psikolog var ki.
zaten hasta kadını daha çok gaza getirerek sonunu hazırlamış gibi.

en başta ailenin bunun üstüne gidip profesyonel destek almasını ve tedavi görmesini sağlaması gerekliydi. benim kızımda bir şey yok diye kendilerini kandırmışlar. sen bunu söyleyince hala kendilerini kandırıyorlar.
0
my fault
(16.02.25)
olan olduktan sonra öyle yapsaymis böyle yapsaymis demek dogru degil. ölünün arkasindan konusulmaz.
0
sonsuz
(16.02.25)
Aynı benim eskiden arkadaş olduğum kadın. Adam kendisi hakkında uzaklaştırma kararı çıkartsa da kurtulamaz. Arkadaşınız hasta ama iyileşeceğini sanmıyorum. O da iyileşemedi. Hak ettiği hayatı yaşadığını düşünüyorum. Boşuna üzülmeyin. Kız vefat mı etti? Başınız sağ olsun.
0
Kahvedesu
(16.02.25)
biraz tek taraflı anlatılmış gibi geldi. neden ayrıldıkları belli mi? kadın sevgilisiyle ayrılıyor demişsiniz ama ayrılan taraf kadın mı erkek mi yoksa ortak karar mı?

kadının psikolojik sorunları olduğu için erkek tarafı ayrılmış olabilir.

kadın ayrılınca erkeği obsesyon haline getirmiş diye anladım.

muhtemelen burada erkeğin bir suçu yok çünkü çok rahatsız olmuş. kadın yanlış yönlendirilmiş. gerçek bir psikolog zaten hesap aç takip et olmadı iş yerine evine git demez.

üzücü bir durum.

her insan hayatında en az bir kere birisini çok sever. yapmayacağı şeyleri yapar onun için. bu sürecin olumsuz hale gelmesinden dolayı aklını bile kaybedebilir. bazen insanlar birilerini severken birey olduklarını unutuyorlar. o kişinin sevgisiyle yaşabileceğini düşünür hale geliyor sonrasında bir çöküş oluyor. kimseye ihtiyacımız yok aslında, sevilmeden de yaşanabileceğini bilmeli insanlar.
0
false pretension
(16.02.25)
Bazı çevrelerde psikoloğa gitmek, hele psikiyatrik tedavi almak hâlâ çok büyük bir sorun, hâlâ eksiklik veya delilik olarak görüyorlar. O bahsettiğin intihar eden kadının ailesi narsist olabilir, sevgilisi de narsist olabilir. Kadın çok hastalıklı bir saplantı yaşamış, saplantı bile demiyorum bak, çok hastalıklı bir saplantı. Bu da onun bağımlı kişilik özelliğinde olduğunu gösterir, belki borderline olduğunu da gösterir. Doğru dürüst bir doktora gideymiş ak koyun kara koyun meydana çıkarmış ama kötüye denk gelmiş.

Kadının ailesinden beklentin olmamalı çünkü belli ki kesinlikle hata kabul etmeyen tipler. Hiçbir kadın bir erkeğin peşinde bu kadar koşmamalı mesela ama bunu diyememişler. Ele güne karşı eksikliklerini kabul etmemek de bir sorun bence.

Ayrıca kadın yaratılıştan saplantılı biri de olabilir. Bazı insana söz geçiremezsin, bu da öyle biri olabilir. Ama aileden çok rahatsız oldum, psikolojiyi kabul etmemek falan. O insanlardan yakının uzak dursun derim.
0
muhayyer divan
(16.02.25)
Bu durumda ortada bir suçlu yok.
Bir kadın, hayatla, olması gerektiği gibi baş edememiş ve ayrılmış. Hepsi bu.

Kimse psikoloğu suçlayamaz. Kimse terapiye şahit değil. Neler konuşuldu bilmiyoruz. Biliyoruz dediğimiz kısım, kızın bize anlattıkları. Ama ne derece doğrudur bilmiyoruz. Kız psikoloğa olayı nasıl yansıttı. Onu da bilmiyoruz.

Sağlıklı düşünme yetisini kaybettiği aleni olan bir kişinin anlattıklarından istifadeyle yargıda bulunup infaz yapmayalım bence.

Allah rahmet eğlesin.
Bir kadın hakkında uzaklaştırma kararı aldıracak kadar canından bezmiş kişiye de geçmiş olsun diyelim.
0
Mirket
(16.02.25)
Abicim senin psikoloğa gitmen lazım senin mantığına göre, bence para tuzağı boş iş ama duyurunun çoğunluğu antidepresan kullanan, psikolog peşinde kişiler.

Mantıklı bir şeyi her an söylemek doğru değil. Yakınları yanında yuh diyorum abi. Dün mü doğdun nedir? Suçlusun.
0
Shepard
(16.02.25)
terapinin boş olduğu iddia eden bir kafa yapısına sahip ailenin yetiştirdiği kadından nasıl bir farkındalık ya da engelleme çabası bekliyorsun onu anlamadım ki.
0
derbeder ve süklüm
(16.02.25)
Öncelikle başınız sağolsun.

Olay anlattığınız gibiyse, faturanın birilerine mutlaka kesilmesi zorunluluğu yok. İnternet üzerinden tanıştığı "sözde" ya da "özde" psikolog bu olayda büyük sorumluluk altında gibi görünse de, mutlaka fatura kesilecekse ben olsam ilk faturayı bu vatandaş yerine vefat edenin en yakınlarına keserdim. Eğer en yakınlar durumu biliyorlar ve müdahale etmek için ellerinden geleni yapmamışlarsa, bence sorumluluğun en büyüğü onların ama bu sorumluluk intihara giden yolda ne kadar büyüktür, o da tartışmalı.

Naçizane ben bir öneride bulunmak isterim: "Kadının tedavi görmesi gerekiyordu dedim diye kötü kalpli oldum. Herkes onun tek bir yanlış hareketi yok, mağduru suçlayamazsın, hayatında hiç çaresizlik tatmamışsın, asıl terapiyi sen al falan." diyenler intihar eden kişiyle doğrudan bağlantısı olan insanlar değillerse, hayata bakışları tümüyle sakat, sebep sonuç ilişkisi kurmaktan tümüyle aciz ve mantıktan yoksun olduklarını sonucunu çıkarır, mümkün olduğu ölçüde onlarla da ilişkimi keserim zira böyle düşünen insanlardan iyilik değil, istemeden de olsa kötülük geleceğini düşünürüm. 10 kişi az insan değil, ben olsam onlardan kesinlikle uzak dururdum.

Mesajınızı okuduğumda düşüncelerinizi intihar edenin yakınlarına söylediğinizi düşünüp, orada hata yaptığınızı ancak doğru düşündüğünüzü ifade edecektim ki anlattığınız kadarıyla orada da hata yapmamışsınız.

Anne ve abla şu anda acıları tazeyken böyle konuşabilirler, onu çok yadırgamam ama bilime bakışları böyleyse onlardan da mümkün olduğunca uzak durmaya çalışırım. Özetle, ben bilime düşman tüm kişi ve yaklaşımlardan uzak dururum.
0
10551037
(16.02.25)
ya ben internette yorum yazmayı bıraktım artık çünkü her yerde sjwler kol geziyor. boş yere sen niye canını sıkasın ki senin konun bile değilmiş. ayrıca tabi ki haklısın kadın baya sorunluymuş.
www.youtube.com
0
neira
(16.02.25)
Kesinlikle tedavi görmesi gereken takıntılı ve bu sebeple de tehlikeli olma potansiyeli olan kişiler için "Herkes onun tek bir yanlış hareketi yok, mağduru suçlayamazsın, hayatında hiç çaresizlik tatmamışsın, asıl terapiyi sen al" tarzı açıklamalar yapmak ahmakça. İsterse eleman kızı doğum gününde terk etmiş olsun. Saçma sapan taciz girişimlerine "sin binim nilir yişidiğimi biliyir misin?" savunması yapan çevrenizde ise uzaklaştırma alın değilse muhatap olmayıp yolunuza devam edin.

Suçlu olan psikolog adı altındaki eleman. Psikolojiyi açık öğretimde ya da Yozgat Hacı Mahmut Gulyabani Hazretleri üniversitesinde okuyup sınavları ChatGPT'ye sorarak geçmeye çalışmayan herhangi bir insanın "kendisini iyileştireceğini, bunun sonucunda adamın kendisine geri döneceğini söyleyen biri" kendini ya da yapacağı işi böyle betimleyeceğini sanmıyorum. Yarı falcı, danışman çöplerden biri belli ki. Kızı daha büyük bunalıma sokmuş.

Kızın tedavi görmesi gerekiyordu bu doğru. Bizim ülkede boş romantizm, psikolojik desteğe yönelik salak bakış açısı ve toksik ilişki aşkı var. O yüzden itiraz etmiş, üstüne küfür etmişsin gibi "asıl sen tedavi gör" demişler.
0
nawar
(16.02.25)
Abi psikoloji sayisaldan kabul almadigi surece bunlar daha da devam edexek. Evrenin dilini anlamayan insanlar nasil psikolog olabilir
0
lapaz
(16.02.25)
türk insanı doğulu kafası ile doğrunun değil mağdurun yanında olmayı seviyor, buradan kendine bir vicdan tatmini çıkarıyor. bu sebeple sen doğruyu söyleyerek malesef haklı olamazsın.
0
orpheus
(16.02.25)
(3)

Mantarlar neden yetismiyor

optimistbakunin
Selam bi posete topragi samani ceri copu bastim. Marketten aldigim mantari da parcaladim attim ama yetismedi. Ben mantari nasil yetisitirip cogaltabilirim. Kultur mantari yerim var. Hazir kitler satiliyor ondan mi almaliyim her seferinde spor falan mi alacagim bu kendi kendine cogalmiyor mu ne degis
Selam bi posete topragi samani ceri copu bastim. Marketten aldigim mantari da parcaladim attim ama yetismedi. Ben mantari nasil yetisitirip cogaltabilirim. Kultur mantari yerim var. Hazir kitler satiliyor ondan mi almaliyim her seferinde spor falan mi alacagim bu kendi kendine cogalmiyor mu ne degisik bir sey
0
optimistbakunin
(16.02.25)
Kültür mantarı çoğunlukla spor üretmiyor ve ürettikleri sporlar da çoğalma için yeterli olmuyor. Hazır kit en mantıklısı.
0
cemallamec
(16.02.25)
Piyasada satılan kültür mantarlarının geneli tam olgun değil, daha lamelleri bile açılmamış oluyor. Bunların olgun halleri portobello adıyla satılıyor ancak burada mantarın hala aktif olarak yeterli spor üretip üretmediği bir problem, çünkü toplandıktan siz mantarı satın alana kadar geçen sürede sporlarını salıp metabolik faaliyeti bitmiş olabiliyor.

Bir de sadece samanı çeri çöpü karıştırmanız yetmeyebilir. Kültür mantarı kompostta yetiştiriliyor. Karışım yapmak sağlıklı bir kompost için yeterli olmayabilir. Kompostun oluşumu bir süreç istiyor.

Mantarlar bitki değil, bitki gibi düşünmemelisiniz. Bitki toprağı tutunmak ve bazı mineralleri almak için kullanıyor, esas besinini güneşten ve havadaki karbondioksitten elde ediyor. Mantarlar bağlı oldukları substrata ve ekosisteme çok bağımlı. Nem koşulları vs. de hayati öneme sahip.

Kısaca o kadar çok yerde yanlış yapıyor olabilirsiniz ki yazdığınız kadarıyla bir şey söylemek çok zor.

En azından kullandığınız mantarların spor üretip üretmediğini görebilirsiniz. Mantarın sapını çıkarıp başını lamelleri aşağıda kalacak şekilde bir kağıda koyun ve hareket ettirmeyin. bir gün beklesin. Ürettiği sporlar kağıtta birikip görünür hale gelir. Eğer spor yoksa veya çok azsa sorun bu olabilir. Eğer spor varsa kompostta veya iklim şartlarında sorun olabilir.
0
akhenaten
(16.02.25)
kültür mantarı dediğimiz beyaz şapkalı mantar. Onun için örtü toprağı lazım. Beyaz şapkalı yetiştirmek için kompost hazırlıyorsunuz. Üstüne toprak örtüyorsunuz. Toprağın da özellikleri var.

Beyaz şapkalı yetiştirmek biraz zor ve zahmetli.

O dediğiniz kompost içinde mantar yetiştirme yöntemi istiridye mantarında işe yarıyor. O kompostun da belli özellikleri var koymanız ve koymamanız gereken malzemeler var.

Bu arada mantar yetiştirmek doğru şartları sağladığınızda kolay, ama şartları sağlaması kolay olmayan bir iş.

Bir defa çok nem istiyor. Eve koşullarında o nemi sağlamak kolay değil. ya da birkaç saatte bir sulayacaksınız.
0
anten
(17.02.25)
(5)

Köpeklerin toplanmasına karşı olanlara soru

ya ben lan neyse
köpekler toplandığında açık alanda eziyet görmeden izole edileceğini bilseniz toplamayı kabul eder misiniz?futbol sahası kadar açık alanda 10-20 tane köpek olacak şekilde ölene kadar bakacaklarını bilseniz.
köpekler toplandığında açık alanda eziyet görmeden izole edileceğini bilseniz toplamayı kabul eder misiniz?

futbol sahası kadar açık alanda 10-20 tane köpek olacak şekilde ölene kadar bakacaklarını bilseniz.
0
ya ben lan neyse
(16.02.25)
Bugün bir video gördüm, bir barınağın tellerinin ardında açık havada tipi halinde yağan karın altında donmak üzere olan bir köpek vardı.

Barınak böyle bir şey değildir. Kar yağdığında yağmurda aşırı rüzgarda sığınacak kapalı alanların olduğu bir yerdir barınak, üstelik köpeklerin sıkış tepiş değil rahatça oturacakları bir yer olmalıdır. Çünkü bunun hastası olur, doğum yapanı olur, kötürümü olur...

Futbol sahasını köpeklerin hayatını geçirecekleri alan olarak takdir ediyorsan yine eziyet edersin onlara. Sadece kediler günde 10 km koşabilen hayvanlarken evlere tıkılmaları hiç doğru değil, köpekler cüsse olarak çok daha büyükler ve çok daha büyük alanlar gerek onlara, kaslarının erimemesi için.

Siz anlayamıyorsunuz, köpekler ve kediler insanların sağlıklı bir toplum hayatı yaşamaları için elzemdir. Futbol sahasına 15-20 köpek koyarsın 1 yıl sonra olur sana 500 köpek. Bu çözüm değil.

Sağlıklı ve doğru bir çözüm üretebilmemiz için önce kendimizi kalkındırmayı bilmemiz lazım, gereken her türlü tepkiyi hakkıyla vermemiz, kendimiz için doğru olan her şeyi önce kendimiz, birbirimize ve kendimize yapan bir toplum olmalıyız. Köpekleri kedileri ancak o zaman hakkıyla takdir edebiliriz, sokaklarımız da farelerle sıçanlarla yılanlarla dolmaz.
0
muhayyer divan
(16.02.25)
Köpeklerle kedilerin toplanmasına karşı değilim.

Köpekleri kedileri ancak o zaman hakkıyla takdir edebilmek istemiyorum, Batılılar gibi yaşayalım, sokaklarımız da farelerle sıçanlarla yılanlarla dolsun istiyorum.

Dün yıllar sonra ilk defa serçe sesi duydum. Nostalji yaşıyormuş gibi oldum. Hala şehirlerimizde henüz kediler tarafından yenmemiş serçelerin olması ne güzel.
0
Mirket
(16.02.25)
m.haberturk.com

Yani bu hayvanların ataları kurt en nihayetinde. Kendilerine bölge belirledikleri alan, gün içinde kat ettikleri mesafe çok fazla.

Ancak köpek de, kedi de, hatta fare de (lagim faresi vs) doğada olan türler değil, insanın uzantısı olan canlılar.

Aslında en büyük sorun insan nüfusunun giderek artması. @mirket in dediği gibi, eskiden bir sürü kuş türü vardı çünkü insan bu kadar fazla değildi. İnsan sayısı arttıkça, insanların etrafında kumelenen bu "sömürge" canlıları da çoğaldı. Kediler insanların bulundukları yerlere geldi, insan evine aldığı kediyi dışarı attı, dışarı atilan kediler gelenlerle uredi ve uredi uredi uredi..

Kedi zaten kendisinden ufak her şeyi yemese bile keyfine öldüren bir canlı :)

Köpekler zaten ayrı bir paradoks, hayvan kendinden korkani anlayıp özellikle ona tepki veriyor :)

Kisirlastirmaya çalışsan hiçbir zaman basaramazsin artık ipin ucu kopmuş sanki. İtlaf bence düşünülemez bile, yani ömründe bu hayvanlarla biraz vakit geçirmiş birisi böyle bir şeyi aklının ucundan bile geçirmez.

Barınaklar desen bu kadar köpeği nereye nasıl yerlestireceksin, @muhayyer divan çok açık anlatmış.

Öte yandan bu hayvanların sokakta yaşamaları da aslında cogu için işkence. bir çoğu çok bakımsız, hastalaniyorlar, insanın ürettiği pisliklerin icinde yasiyorlar, iyi yasamiyorlar, ömürleri çok kısa oluyor vs

Türkiye'nin bir çıkmazı bu konu artık.

Bilmiyorum belki de sokak hayvanları ile ilgili bir bakanlık kurulup böyle tüm yurtta topyekûn seferberlik halinde insanlari eğiterek sosyal projeler şeklinde herkes bölgesindeki hayvanları kontrol altına alarak birlikte yaşamanın yolları aranır..
0
makbur
(16.02.25)
Elbette köpeklerin kontrolsüz şekilde çoğalıp istilaya sebep olması hoş değil. İstila derken bunu gerçek anlamıyla söylüyorum; demek istediğim bir evde bir kedi güzel olabilir, ama bir evde 70 kedi varsa bu her açıdan kontrolden çıkmış bir durumu gösteriyordur.

Ancak benim anlamadığım şey bunun için neden hayvanların toplatılması gerekiyor? Eğer birisi gereksiz laflardan arındırılmış, veriye dayalı bir şekilde neden kısırlaştırıp salma metotlarının işe yaramadığını anlatırsa bunu desteklerim. Belediyelerin bu konuda yeterince kontrollü ve kapsamlı çalışmadığıyla ilgili bir hissiyatı var insanların, ben de katılıyorum buna.

Diğer açıdan, hiçkimse beni yüzlerce köpeğin hayatlarının sonuna kadar iyi bakılacağına inandıramaz. Böyle bir gerçeklik yok, esirgeme kurumları ve huzur evleri dahil sorunlu yerler. Bu inanılabilir bir şey değil.
0
akhenaten
(16.02.25)
Köpeklerin neden bu kadar çoğaldığını, ne yapılması gerektiğini Cenk Eren'in açık açık yazdığı bir paylaşım var. Linkini bırakıyorum:
x.com

Aynı şey kediler için de geçerli.

1- Bu ülkede, köpeklerin itlaf edilmesi için en çirkin çabayı gösteren Güvenli Sokaklar Derneği'nin başkanı da dahil olmak üzere, insanlar cins kedi ve köpek üretimi yapıyor.

2- Bu ülkede cezasızlıktan güç alan insanlar cins olanlar da dahil kedi ve köpeklerini sokağa atıyor.

3- Bu ülkede belediyeler sokaklardan toplayıp milyonlarca lira ödenek aldıkları barınaklarına koyduğunu söyledikleri köpekleri ya o berbat barınaklarda açlıkla öldürüyor, ya iğne atıp henüz ölmediyse de poşetleyip çöp kutusuna atıyor, ya patilerini bağlayıp kafasına kürekle vura vura öldürüp toplu halde gömüyor ya da dağlık arazi veya çöplüklere atıyor ve onların açlıktan birbirini yemesini ya da ölmezlerse şehre inip insanlara saldırmasını sağlıyor. Hiçbiri benim uydurmam değil, hepsi geçen haftalarda nezih belediyelerimizde yaşananların sadece bazıları.

4- Bu ülkede insanlar köpek dövüştürüyor, TikTok'da yüz binlerce takipçi ile bunu paylaşarak lig kuruyor.

5- Bu ülkenin kırsalında yaşayan insanlar yaşlanınca kendisine uzun yıllar hizmet eden köpeklerini sokağa atıyor. Atmadan önce yıllar boyu onları defalarca kez doğdurtup elde ettiği yavru köpeklerin bazılarını yakın çevresine saçıyor, işine yaramayacağını düşündüklerini ise sokağa atıyor.

6- Bu ülkede hiçbir şekilde kısıtlaştırma seferberliği güdülmedi. Erdoğan'ın "Kısırlaştırma da yaptık ama işe yaramadı." demesi koca bir yalan. Hani, nerede yapıldı? Veterinerlerin geçen yıl kendi imkanlarıyla yürütmeye çalıştığı kısırlaştırma çabası bile hükümet tarafından engellenmeye çalışıldı.

7- Çözüm, kısırlaştırma seferberliği ve üretim ile özellikle kırsaldaki hayvan çoğaltıp dışarıya atmanın ciddi bir şekilde cezalandırılması. Veterinerler kısırlaştırma için devletten bütçe bile istemiyor.

Yolda rastgele ve kendi halinde gördüğünüz ya da bin yıldır bir mahallede yaşayan gariban köpekleri sağlıksız olduğu belli olan barınaklarda suçsuz yere hapis hayatı yaşamaya mahkum edebilir veya bununla da uğraşmaz ve malum troller gibi "it" diyerek anında itlaf edebilirsiniz. Fakat arkada devamlı akan bir musluk var ve havuz dolmaya devam ediyor, o musluk da devlet olduğunu iddia eden yapının kontrolsüzlüğü yüzünden hep açık kalacak. Musluğu kapatmadan yüzeysel öneriler, öldürelim inlemeleri, kokain çekmekten beyni erimiş Yıldız Tilbe'nin yaptığı gibi zehirli veya çivili et verme tavsiyeleri ile ancak vahşi ve acımasız bir grubun kötücül duygularını beslersiniz.

Umarım bazı insanlar neleri savunanlarla yan yana olduğunu fark eder. Hele sosyal medyada aynı fabrikadan çıkmış, daha bir aylık hesaplarla "Bütün itleri geberteceğiz, ittaparları öldüreceğiz." gibi cümleler kuran ağzı salyalı trollerden hiç bahsetmiyorum. Daha geçenlerde çok takipçili bir troll işinden istifa etti de giderken planlı bir şekilde nasıl hareket ettiklerini sayfa sayfa anlattı. Tekrar denk gelirsem eklerim fakat uzun mesele, dediğim gibi oraya hiç girmeyeceğim.
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(16.02.25)
(2)

Butternut kabak tarifi

buff
Bu kabaktan aldım özenip. Çorba dışında güzel tarifleriniz var mı?
Bu kabaktan aldım özenip. Çorba dışında güzel tarifleriniz var mı?
0
buff
(15.02.25)
Bu tarifteki dilimleme seklini begeniyorum ben. Zeytinyagi, sarimsak, karabiber, kekik evde ne varsa karistirip kabagin üstüne döküyorum. Dilimlerin arasina beyaz peynir de serpistiriyorum. Güzel oluyor. www.youtube.com
0
chihirovekohaku
(15.02.25)
Ben çorbasını ve fırında pişirilmiş halini yaptım bunun. İkisini de önermiyorum.

Çorba için de fırın için de hokkaido kabak çok daha güzel oluyor. Hokkaido özellikle çorba için çok iyi.

Butternut inanılmaz aşırı tatlı geldi bana. Hiç şeker koymadım ama sanki kaşık kaşık boca etmişim gibi şekerliydi.

Spagetti squash olarak da biliniyor ve bu adla youtube'dan tarifler bakarsanız o şekerli tadı güzel dengeleyebilecek akdeniz usulü tarifler var, başka bir zaman bu şekilde de deneyeceğim. Ama şekerli yemek sevmiyorsanız önermem, cidden çok şekerli :D
0
akhenaten
(15.02.25)
(2)

ofiste telefon şarjı meselesi

atcapar
Merhabalar, ofis ortamı kalabalık olduğu için geçen sene 1 tane şarjım kaybolmuştu. 1 senedir ofiste telefonumu şarj etmiyorum, kaybolur ve ya çalınır diye. Tekrardan yeni bir şarj almaya karar verdim ancak ben bu şarj kablosunu kimse alamasın istiyorum. Bunun için bir yöntem var mıdır? Masaya bağla
Merhabalar, ofis ortamı kalabalık olduğu için geçen sene 1 tane şarjım kaybolmuştu. 1 senedir ofiste telefonumu şarj etmiyorum, kaybolur ve ya çalınır diye. Tekrardan yeni bir şarj almaya karar verdim ancak ben bu şarj kablosunu kimse alamasın istiyorum. Bunun için bir yöntem var mıdır? Masaya bağlantı şeklinde ve ya başka şekilde. Teşekkürler
0
atcapar
(14.02.25)
Bu şarj aletinin karışması ve kaybolması meselesi canımı o kadar sıktı ki kendi şarj cihazımın ve kablomun küçük bir kısmını belirgin renkli oje ile boyadım. Eşim veya çocuklar bile alsa karışmıyor artık. Oje ile belirli bir renk makul olabilir.
0
en bi orijinal
(14.02.25)
Derdiniz kimsenin almaması ise evet şarj üniteli ofis organizerleri var. Kabloyu içinden geçiriyorsunuz, ucu şarj standından çıkıyor. Kablo isteyen olursa "çıkarıp takması çok zor iş, kullanacaksan tak buraya" dersiniz.
0
akhenaten
(14.02.25)
(5)

Dört ay başka şehirde kalacak olsanız yanınıza ne almayı ihmal etmezsiniz

sekizdokuzon
Düzenli kullandığım ilaçlar, şampuanz dış fırçası falan kişisel hijyen malzemeleri, hatta tırnak makası, saç kurutma makinası, kışlık kıyafetlerin yanına biraz yazlık kıyafet... Aklınıza başka ne geliyor? Teşekkür ederim.
Düzenli kullandığım ilaçlar, şampuanz dış fırçası falan kişisel hijyen malzemeleri, hatta tırnak makası, saç kurutma makinası, kışlık kıyafetlerin yanına biraz yazlık kıyafet... Aklınıza başka ne geliyor?

Teşekkür ederim.
0
sekizdokuzon
(14.02.25)
Üçlü priz ya da priz çoklayıcı
encrypted-tbn0.gstatic.com

Uyku için göz bandı
0
grimavi
(14.02.25)
Yani eve bağlı biraz. Yazlık ev tarzı kendi evimse çoğu şey vardır zaten ama eşyalı kiralık evse 4 ay baya taşınma demek.

Dekorasyon ve düzenli kullanılmayan yemek takımları dışında o evde olmayan her şeyi + günlük yemek yaparken kullanacağım kadar mutfak gerecini götürürdüm ben.

Eşyalı evdeki mobilyalar ve beyaz eşya harici her şeyi yok sayardım. Özellikle nevresimler falan önemli.
0
akhenaten
(14.02.25)
Kişisel bakım ürünleri hep kullanılan şeyler olduğu için yük etmeyip gittiğim yerde de alabilirim. Saç kurutma makinem, saç düzleştiricimi alırım. Kıyafet alırım. En onemliler ise annem ve kedi çocuklarım.
0
rock n roll
(14.02.25)
bornoz, terlik
spor kıyafetleri, alet ve ekipmanları
Divoom speakerım
kamp sandalyesi, masası, cooler, termos
bir kaç tane kupa, çekirdek kahve, appletv
0
gabe h coud
(14.02.25)
Bu sehir Grönland'da degilse muhtemelen kislik yanina biraz yazlik degil de, yazlik yanina biraz kislik alirdim. Yazlik kiyafeti bol tutar, kislik kiyafeti az tutardim. Mart'tan saysan Haziran sonuna kadar orada oluyorsun, hem havalar Türkiye'de bircok sehirde cok isiniyor Nisan gibi hem de yazin insan daha cok kiyafet degistiriyor.

Deniz ya da havuz varsa gidecegim yerde ona göre terlik, mayo, havlu alirdim. Kendi yastigimi götürürdüm. Semsiye ve yagmurluk alirdim.
0
alice in potatoland
(14.02.25)
(5)

spotifty ne indiriyor?

kibritsuyu
telefondaki spotify uygulaması sabahtan beri bir şey indiriyor, daha doğrusu indiremiyor da, sadece indirmeye çalışıyor, sol üstte dosya indiğini gösteren ok işareti inip çıkıyor. bildirime bakıyorum 271/281 (%96 tamamlandı) yazıyor ama yaklaşık yedi saattir ne ilerliyor, ne bitiyor, ne kapatılıyor.
telefondaki spotify uygulaması sabahtan beri bir şey indiriyor, daha doğrusu indiremiyor da, sadece indirmeye çalışıyor, sol üstte dosya indiğini gösteren ok işareti inip çıkıyor. bildirime bakıyorum 271/281 (%96 tamamlandı) yazıyor ama yaklaşık yedi saattir ne ilerliyor, ne bitiyor, ne kapatılıyor.

telefonu kapatıp açtım hala devam ediyor.

ne indiriyorsa indirmesin. ya da indirsin bitirsin de kurtulayım, kapatayım şu bildirimi.

ne yapacağım?
0
kibritsuyu
(14.02.25)
offline dinlediğiniz/indir dediğiniz listeleri ara ara güncelleyip indirir. uygulama içinde offline dinleyeceğiniz listeleri kapatın isterseniz (yıllardır spotify kullanmıyorum, tam olarak nereden yapıldığını hatırlamıyorum bunun).
0
shadowfollower
(14.02.25)
offline dinlediğim ve indir dediğim bir şey yok ki. daha doğrusu bilinçli olarak yok. aradım bulamadım da öyle bir şey. tekrar bakayım.
0
🌸kibritsuyu
(14.02.25)
Bu durum genellikle Spotify’ın çevrimdışı indirme işlemi sırasında bir dosyanın takılmasıyla olur. Çözüm için şu adımları deneyebilirsin:

1. Spotify’ın İndirme İşlemini Durdur

Spotify’ı aç
Ayarlar’a gir (Sağ üstteki dişli simgesi)
Çevrimdışı Modu kapat (Eğer açıksa)
İndirilenler bölümüne git ve hangi şarkının/çalma listesinin takıldığını bul
O şarkıyı ya da çalma listesini indirmekten kaldır

Eğer burada bir şey göremiyorsan veya indirme işlemini durduramıyorsan, aşağıdaki yöntemleri dene:

2. Spotify Verilerini ve Önbelleğini Temizle

(Bu işlem şarkılarını silmez ama indirilenleri sıfırlar.)

Telefonunun Ayarlar kısmına git
Uygulamalar → Spotify seç
Depolama ve önbellek bölümüne gir
Önbelleği temizle ve ardından Verileri temizle butonlarına bas

3. İndirmeleri Sıfırla ve Yeniden Dene

Eğer yukarıdaki işlemler işe yaramazsa, Spotify’ın tüm indirmelerini kaldırıp yeniden denemek gerekebilir:

Spotify’ı aç
Ayarlar → Tüm indirmeleri kaldır seçeneğini kullan
Spotify’ı tamamen kapatıp aç ve tekrar dene

4. Spotify’ı Kaldır ve Yeniden Yükle

Eğer hâlâ düzelmediyse, uygulamayı tamamen silip tekrar yüklemeyi deneyebilirsin:

Spotify’ı kaldır
Telefonu yeniden başlat
Spotify’ı tekrar yükle ve giriş yap
0
kaptan memo
(14.02.25)
hocam bir playlist'te üstteki indirme ikonuna yanlışlıkla dokunmuş olabilirsiniz. playlist'lerin olduğu sayfada inenleri göstermesi lazım, oradan geri kaldırabilirsiniz belki. zira "271/281" dediği, listedeki 281 şarkıdan 271 tanesinin indiği. ya da biraz bekleyin, tamamı inmiş olunca zaten bu uyarı gider. indirmek için wireless bağlantısı bekliyor olabilir ama.
0
shadowfollower
(14.02.25)
Beğendiğim şarkılar klasörünü oto indir şeklinde ayarlamış olabilirsiniz. Haliyle sizin beğendiğiniz her şey indiriliyordur. Bunu başka bir çalma listesi vs. için de yapmış olabilirsiniz.

Böyle bir durum olmadığından emin olmak için kitaplığım butonuna basıp albüm ve listelerin yanında yeşil daire içerisinde aşağı yönlü ok simgesi olup olmadığını kontrol edin. Eğer bu varsa o klasörler indiriliyor demek. Klasörün üstüne basıp açın, ekranda bir yerde aynı simgeyi yine göreceksiniz, ona basın. İndirilenler silinsin mi diye soracak, onaylayın.
0
akhenaten
(14.02.25)
(22)

Özel Günler

rock n roll
Özel günleri önemser misiniz? Mesela yarın sevgililer günü ve bunun için bir plan yaptınız mı? Ben sadece doğum günü, evlilik yıldönümü gibi günleri önemserim. Böyle günlerde beraber vakit geçirmenin yeterli olduğunu düşünüyorum hediyeden ziyade. Hediye alma çılgınlığının dünya için de yük olduğunu
Özel günleri önemser misiniz? Mesela yarın sevgililer günü ve bunun için bir plan yaptınız mı? Ben sadece doğum günü, evlilik yıldönümü gibi günleri önemserim. Böyle günlerde beraber vakit geçirmenin yeterli olduğunu düşünüyorum hediyeden ziyade. Hediye alma çılgınlığının dünya için de yük olduğunu düşünüyorum. Sizlerin de fikirlerinizi merak ediyorum.
0
rock n roll
(13.02.25)
önemserim. hediye vermek, sevmek sevilmek için bir araç bir hatırlatma, ne güzel.
0
gabe h coud
(13.02.25)
sevgililer gununun ozel bir gun oldugunu dusunmuyorum, boyle sacma gunlerin sizin gibi dunyaya yuk oldugunu dusunuyorum, kisisel ozel gunleri - dogumgunu - onemserim.
0
kassiopeia
(13.02.25)
@gabe h coud

Özel günler birini sevmem için bir hatırlatma yapamaz, sevgi zaten varsa vardır.
0
🌸rock n roll
(13.02.25)
sevgini göstermek diyelim o halde.
0
gabe h coud
(13.02.25)
@gabe h coud

Bunun için de özel günlere gerek yok ama hadi neyse.
0
🌸rock n roll
(13.02.25)
sevgililer günü bana çok yalan dolan geliyor.
doğum günü ve yılbaşı öyle değil ama.
0
kisa
(13.02.25)
Sadece doğum günlerini önemserim. Hediye almak için özellikle bir tarih beklemem, bazen gittiğim yer ya da gördüğüm şey birini hatırlatır, ona alırım.
0
asteriks
(13.02.25)
Sadece doğum günü +1
0
cilacı ökkeş usta
(13.02.25)
Doğum günü ve yılbaşı +1

Sevgililer günü bana düğünün olduğunu duyan kuaför gibi geliyor.
0
nawar
(13.02.25)
sevmek sevişmek için ekstra ve ilave bir gün diye bakıyorum. diğer günler hediye alınmaz, sevgi gösterilmez diye bir konu yok burada.
0
gabe h coud
(13.02.25)
Doğum günü, evlilik yıldönümü bile kutlamiyoruz, yani sozlu kutlama olabilir de ozel birsey yapilmiyor. Hediye isi genelde bayramlarda yegenler falan dahil cocuklara aliniyor. Onun disinda hanima birsey aldigim oluyor bazen ama rastgele zamanlarda.
0
mbond
(13.02.25)
Valla ben hiçbirini önemsemiyorum.
0
Amaranta ursula
(13.02.25)
Özel günleri önemserim, sevgililer gününü hariç.
0
kumandanim
(13.02.25)
Özel günleri önemserim. Sevgililer günü de abartısız ama kutlanmaya değer. Farklı bir şey yapmanın bahanesi işte.
0
Kediyi üzdün
(13.02.25)
Doğum günü kıymetli bence, en önemlisi direkt kişinin kendisiyle ilgili bir gün, kutlanması kutlanmasını istemesi, hediye alınması vs. çok güzel şeyler.

Yıldönümü, yılbaşı, sevgililer günü vs. de güzel vakit geçirmeye bahane işte, bana çok mantıklı gelmese de, kutlamaktan hoşlanmasam da öyle "boklayanlardan" değilim, keyif alanlar kutlasın hediyeleşsin bunlar kötü şeyler değil ki.

Hediye alma çılgınlığıyla ilgili dediğinize katılıyorum bu yüzden kendi özel hayatımda arkadaşlarımla hediyeleşirken de artık sürpriz hediye alma işini rafa kaldırıp soruyorum ne istediğini ya da alışveriş listenden bir şey at alayım diyorum, hem onu bir masraftan kurtarıyorum hem de kullanacağına yüzde yüz emin olduğum bir şey almış oluyorum.
Bunun dışında benim en sevdiğim hediye "görünce aklıma sen geldin" hediyesidir, sebepsiz gelen küçücük bir hediye gibisi yok.
0
mutekebbir
(13.02.25)
başka bir özel günde balon uçurup, kız istemeye meşale ile gidip konu sevgililer gününe gelince boklama olayını bi türlü anlayamıyorum. anneler günü, babalar günü gibi insana o kişiyi özel hissettirmeye dair bi bahane oluyor. ister sözle kutla, ister hediye al, ister yemeğe götür ister yemek yap...

kendi açımdan bakarsam sözle kutlansa dahi yeterli. ama bi şekilde hediyeleşme vs de oluyor. diğer günleri de önemseriz karşılıklı olarak. ama illa o güne özel büyük bi planımız vs olmaz.
0
elorelia
(13.02.25)
Önemsemiyorum ancak sevdiklerle ertelenmek zorunda kalan toplanmalar için fena bahane değil sanki özel günler.

sevgilim de ben de 14 subatı saçma bulduğumuz için bir plan yapmadık. birine hediye almak için de özel gün beklemiyorum; karşı tarafın seveceğini düşündüğüm bir ürüne denk gelirsem ya da yalnızca içimden gelirse patdanak alıyorum.
0
lüzumsuz adam
(13.02.25)
Önemserim, hediye alıp vermek de güzel bir şey. Bence bu konu çok büyütülüyor.

Hayatta mutlu olmak için az sebep var, mutlu olunabilecek bir zamanı somurtmak için seçmek bence kimse için daha iyi değil.

Sevgiyi göstermek için illa sevgililer günü şart değil falan da deniyor sıkça, ama zannedersem bunu söyleyen insanların çoğunun zaten yılın hiçbir günü bir şey gösterdiği de yok. :D Bana böyle geliyor, kimsenin özel hayatını bilemeyiz tabi.

Daha önceleri popüler olan şeylerden hiç hazzetmezdim. Sonra popüler olan şeylerden hiç hazzetmemenin kendisinin daha popüler olduğunu farkedip bunu yapmaktan soğudum :D

Hediye alıp vermek güzel şey, insan sevdiği birinden hediye alınca iyi hissediyor.
0
akhenaten
(13.02.25)
Özel günleri genel olarak severim ama bazen insanın üzerine öyle bir baskı kuruluyor ki normalde hediye vermeyi seven biri olarak o gün kimseye hediye almak istemiyorum. Güdülenmiş hissediyorum, iradem dışında bir şeyler oluyor gibi geliyor, aşırı huzursuz oluyorum.
0
sekizdokuzon
(13.02.25)
önemsiyorum çünkü insanı iyi hissettiriyor. çok büyük hediyelere gerek yok. dışarıda bir yemek yemek bile yetiyor maksat birlikte güzel vakit geçirmek
0
Hallegadola
(13.02.25)
Yılbaşını önemserim.
0
yurtsuz john
(13.02.25)
Değer verdiğim kişiler önemsiyorsa onlar için önemserim. Kendim için önemsemem.
0
peki madem
(13.02.25)
(5)

İlave Şeker İçermez Aldatmaca mı?

eisberg
Bazı ürünler görüyorum rakiplerine göre daha pahalı ve üstünde ilave şeker içermez yazıyor. Ben bundan içeriğindeki her neyse onu doğal şekeri var anlıyorum. Ama içindekilere bir bakıyorum “konsantre hurma suyu” yazıyor. E şimdi şeker yerine tatlandırmak için hurma suyu koydun o sayılmaz mı?Ben mi b
Bazı ürünler görüyorum rakiplerine göre daha pahalı ve üstünde ilave şeker içermez yazıyor. Ben bundan içeriğindeki her neyse onu doğal şekeri var anlıyorum. Ama içindekilere bir bakıyorum “konsantre hurma suyu” yazıyor. E şimdi şeker yerine tatlandırmak için hurma suyu koydun o sayılmaz mı?

Ben mi bir şey kaçırıyorum?
0
eisberg
(12.02.25)
Kesinlikle aldatmaca.

100%
0
feastofthedamned
(12.02.25)
sayılmaz
ilave şeker içermez demek, içerikteki ürünlerin haricinde ilave rafine şeker koymuyoruz demek.
ilave şeker içermez demek, şekersiz demek değil.
0
etna
(12.02.25)
İnsanlar karbonhidratların çalışma şeklini ve metabolizmasını anlamadığı anlamak istemediği ya da öğrenmeye üşendikleri için ne yazık ki üretici de halkı tokatlıyor bu şekilde. İlave şeker içermeyen ürünler meyve bazlı ürünlerdir, "yapısında meyveden gelen doğal şeker bulunur" yazar, bu şeker de fruktozdur. Halbuki fruktoz berbat bir şeker türüdür, normalde beğenilmeyen glikoz insülin aracılığıyla kaslarda karaciğerde ve tüm organlarda kullanılabilen bir şekerken fruktoz sistemde kullanılmayan bir ürün olduğu için tüketildiğinde hiçbir müdahale görmeden doğrudan karaciğere gidip %95'i yağa %5'i glikoza döüştürülür, sistemde kullanılanılan sadece bu %5'lik kısmıdır kalanı doğrudan yağa dönüştürülür, yani bu tür ürünler görüyoruz dandik ürünlerdir, hurma suyu dediğin de bu şekilde bir ürün. Ha hurma suyu değil de hurmanın kendisi kullanılsa aslında yine değişen pek bir şey olmuyor. Bence bu tür ürünler tüketilecekse içerik okuma alışkanlığı edinilmeli ve "şeker pancarı" kullanılan fruktoz oranı düşük glikoz oranı yüksek sukroz yapılı şeker içeren ürünler kullanılmalı. Bunların dışında glikoz/fruktoz şurubu içeren ürünlerdeki şeker zaten şeker değil kimyasal ürün, o konuyu açıklamaya gerek yok ama meyve şekeri/fruktoz'un doğal ve zararsız gibi pazarlanması büyük sorun.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(12.02.25)
Bir adım daha ileriye gidersek konunun salt sağlık yönü açısından değerlendirilmesi de eksik kalıyor bence. Burada vaadedilen şey ilave şekerin olmadığıysa ve ürünü tatlandırmak için ilave edilen şeker içerikli maddeler ürünün ne olduğuyla doğrudan ilişkili değilse bu yanıltıcı olur bence.

Örneğin hurma gayet şekerli bir gıda, ancak ilave şeker içermediği doğru. Ama bu içerisine tatlansın diye hurma ilave edilmiş atıyorum bir çikolata için geçerli değil, apaçık bir şey ki hurma o çikolatada ilave şeker görevi görüyor. Eğer aldığım çikolata "hurmalı çikolata" adıyla satılmıyorsa, fındıklı çikolata alırken olduğu gibi hurmalı çikolata şeklinde bana pazarlanmıyorsa durum bu. O üründe o hurma şeker ilavesi olarak var demek bu.

Buradaki yanıltıcılık rafinasyon işleminden, şekerin cinsinden vs. tamamen bağımsız kendi açısından sorunlu bence. Hatalı bir ifade bu.
0
akhenaten
(12.02.25)
akhenate +1, çok doğru bir bakış açısıyla durumu açıklamış.
0
iustitia omnibus
(13.02.25)
(13)

yemek tarifi verseniz

kisa
Merhaba duyuru,ne istediğimi bilmiyorum.Sebze yemeği olmalı ama onu biliyorum. Bir de hazırlama aşaması çetrefilli olmasa güzel olur. Akşama şöyle keyifle yiyeyim hazırlayıp.
Merhaba duyuru,
ne istediğimi bilmiyorum.

Sebze yemeği olmalı ama onu biliyorum. Bir de hazırlama aşaması çetrefilli olmasa güzel olur. Akşama şöyle keyifle yiyeyim hazırlayıp.
0
kisa
(11.02.25)
kabak patlıcan havuç pattes bunları küçük küçük doğra.
yağ+tuz+baharat karışımı ile soslayıp baharatın her yere yayılmasını sağla
fırında pişir
fırında pişince üstüne hemen 5 dakkada beşamel sos yap.
beşameli üstüne döküp yaydırdıktan sonra fırında 10 dk daha kalsın.
istersen beşamelin üstüne kaşar da rendeleyebilirsin.

tadı harika oluyor. sebzeleri değiştirebilirsin taki mesela evde kabak yoksa sadece diğerleri ile de olur.
0
turuncu tonlarda
(11.02.25)
Portakallı pırasa youtube dan arat

Mandalinalı da olur
www.instagram.com
0
grimavi
(11.02.25)
Kerevizin yapraklarını yıka, kıy, iki tur haşla, soğan ve yağ ilave edip kavur, baharatını koyup üstüne yumurta kır.

Ertesi gün de kerevizin kendini rendele, ufalanmış ceviz içi, pul biber ve yoğurtla karıştır.
0
Mirket
(11.02.25)
dondurulmuş körpe ıspanak al marketten. doğranmış soğan da alabilirsin.

soğanı salça ile kavur. bulgurla ıspanağı ekle. suyunu ekle. 20 dk sonra bulgurlu ıspanağın hazır. yanına da mis gibi yoğurt.

mesela beşamel sos ve fırınla uğraşmak beni çok üşendiriyo, turuncu'nun yazdığı sebzeleri doğradıktan sonra direkt tencerede kavururum, et ya da tavuk varsa katarım içine, suyunu verince etli/tavuklu ya da sade türlü yemeği olur çok da güzel olur. yanına da pilaf. üüüüf.
0
nolmus yani
(11.02.25)
Teşekkür ederim arkadaşlar :) biradan karar vereceğim :)
0
🌸kisa
(11.02.25)
En kolayı fırında sebze, kışın çok güzel oluyor.

En yaygın haliyle;
Brokoli, karnabahar, soğan, havuç

Biraz daha değişiklik isterseniz içine brüksel lahanası da ekleyin.

Biraz daha karamelli, yoğun bir şey için;
Havuç, balkabağı, patates, patlıcan

Biraz daha mantarlı bir şey için
Tüm kültür mantarı, brokoli, patlıcan

Siz bir kombinasyon bulursunuz.

Bunları doğrayıp bir kasede temelinde zeytinyağı, biraz limon ve karabiber olan bir karışım hazırlayın. İsteğe göre içine çok ince doğranmış taze yeşillikler ekleyin.

Sosu ve malzemeyi karıştırıp tepsiye yerleştirin ve varsa biberiye, defne, dal kekik gibi aroma vericileri koyun.

Baktığınızda gözünüze güzel görünene kadar 180 derecede pişirin.
0
akhenaten
(11.02.25)
dondurulmuş garnitür ile dondurulmuş enginar alın. soğanı doğrayıp yağda kavurun. üzerine garnitür ve küp küp doğradığınız enginarları ekleyin. biraz kaynamış su, bir limonun suyunu, ve tuz ekleyip yumuşayıncaya kadar pişirin.
0
inheritance
(11.02.25)
bruksel lahanasi. biraz haslayin, sonra tepsiye dizip bardakla biraz ezin, uzerine biraz tuz, yag, ve rendelenmis istediginiz peynir, firina tip biraz kizarana kadar pisirin. cok guzel oluyor. bruksel lahanasi sevmezdim eskiden ama hastasi oldum.
0
lemmiwinks
(11.02.25)
Beşamel sos aslında uğraştırıcı değil, çok da pratik bir sos. Sebzeleri beşamel sosla fırına verebilirsiniz.

Daha hafif alternatif için ben bu aralar portakal ve sarımsak soslu fırın sebzelerini çok seviyorum. Yukarıda yapım aşamaları verilmiş. Sos olarak portakal+ sarımsak+ ekşilik isterseniz biraz limon+ sirke seviyorsanız biraz balzamik sirke+ zeytinyağı+ tuz. Bu kadar. Bence kış sebzelerine çok yakışan bir sos oluyor.
0
fraise
(11.02.25)
fırında sebzeye +1

karnahar. + sarımsak, yeşillik, biberiye.
ama sebzeyi pişirirken tepsiye bir kahve fincanı su koymanızı tavsiye ederim.


SOS

tahini su, limon ve sarımsak ile karıştırıp karnabahara sos yapabilirsiniz. patlıcana da iyi gidiyor.
0
janderzel zartanyan
(11.02.25)
Kış sebzesi tam zamanı karnabahar. Yıkaması da kolay. Çiçeklerine ayırın. Önce kıymayı az yağda kavurun, içine doğranmış soğan, tuz ve bir yemek kaşığı salçayla hemhal olana kadar çevirin. sonra karnabahar çiçeklerini içine atın. İyice altüst edin, heryeri salça rengi olsun. Bir bardak sıcak su yeter. 20 dk. sonra olmuştur.
0
SiyamkedisiZorro
(11.02.25)
Sebzeleri küçük doğrayıp fırın sonra üzerine domates sosu (haşlanmış Brüksel lahanası da ekledim)
Çok güzel oldu
Üzerine önce bir sirke gezdirdim
0
🌸kisa
(11.02.25)
Brokoli havuç patates veya ne yakıştırıyorsan güzelce yıka doğra buharda pişir, üzerine kaşıkla dökmek üzere kenarda zeytinyağı limon tuz karıştır, sebzeler hafif ılıyınca kaşıkla gezdir otur ye. Afiyet olsun.
0
muhayyer divan
(12.02.25)
(6)

e posta atma adabı

substituent
Esenlikler,üniversite öğrencisiyim, hocalara e posta atarken şöyle atıyorum genelde."""Hocam merhaba ben ahmet mehmet x bölümü öğrencisiyim, danışman hocam siz olduğundan size yazıyorum....derdim...Teşekkür ederim."""Gördüğüm kadarıyla e postaların sonuna ad yazılıyor. Şimdi ben başta adımı yazıyoru
Esenlikler,

üniversite öğrencisiyim, hocalara e posta atarken şöyle atıyorum genelde.

"""
Hocam merhaba ben ahmet mehmet x bölümü öğrencisiyim, danışman hocam siz olduğundan size yazıyorum.

...derdim...

Teşekkür ederim.
"""

Gördüğüm kadarıyla e postaların sonuna ad yazılıyor.
Şimdi ben başta adımı yazıyorum. Yine en sona adımı yazmam gerekir mi? En başta kendimi tanıttım zaten, saçma olur diye tekrar yazmıyorum.

Böyle olur mu? Yoksa her ne olursa olsun en aşağı da yazmak gerekir mi? Yoksa en başa isim yazmayıp sona mı yazmak gerekir? Veya başka bir şey??

Teşekkürler!!
0
substituent
(10.02.25)
en başta kendini tanıtmana gerek yok, mail isim soyisim olduktan sonra sonuna imza olarak isim soyisim eklemek daha mantıklı olacaktır buna kendini alıştırırsan ilerde çok rahat edersin.
0
dirildimde geldim
(10.02.25)
<ad> hocam merhaba,

<dert> + tesekkur ederim.

saygilar,
<ad soyad>
<ogrenci no>
0
arakaali
(10.02.25)
Her seferinde danışmanım olduğunuz için size yazıyorum demenize gerek yok, eğer böyle yapıyorsanız.

Metin içerisinde, ana problemi anlamayı engelleyen her ifadeyi çıkarmakta fayda var. Gerekli bilgileri de mail sonunda toplamak daha faydalı.

Örneğin;

Hocam Merhaba,

Ders kayıtlanmasıyla ilgili olarak size ulaşıyorum. 10 Şubat 2025 kayıtlanma için son tarih olarak belirtilmiş. Sistemde danışman onayı beklendiği ve bu sebeple kayıtlanmanın tamamlanmadığı görülüyor, size de iletmek istedim.

Saygılarımla

Öğrenci Adı: Abcd efgh
Öğrenci No: 8373636377374
Kayıtlanma başvuru tarihi: 05.02.2025
0
akhenaten
(10.02.25)
normal şartlarda maili atan kişi olarak da ismin görünüyordur. (zaten okul mailini kullan veya kişisel [email protected] ise bile ad-soyad çıkar) (ve lütfen [email protected]'dan mail atma ahah)

Mail sonunda ismin + numaran yeterli. Mail içeriğinde böyle açıklama yapmanın bir sebebi olabilir, 800 öğrencisi olan hukuk vb. bölümde okuyorsan hocayla asla tanışmadıysan falan o zaman bir açıklama iyi olur herhalde. Diğer türlü biraz gereksiz.

Ayrıca kimi öğretim üyesi maillerine düzgün bakarken kimi (özellikle devlettekiler) pek bakmaz. Onlara ne kadar kısa-öz (gereksiz bilgi yok ve aptala anlatır gibi) yazarsan o kadar iyi.
0
nhk ni youkosu
(10.02.25)
X hocam Merhaba,

ben xxx bölümünden öğrenciniz substituent (hoca sizi bizzat tanıyorsa bu tanıtım cümlesi gereksiz olabilir. ama tanımıyorsa bu şekidle kısa bir tanıtıcı cümle iyi olabilir.)

<buraya maruzatınızı yazın>

saygılarımla
ahmet mümtaz taylan...


"teşekkürler" yerine "saygılarımla" ile bitirmeniz daha uygun olur.
0
exlibris
(10.02.25)
Gerekli cevaplar verilmiş ama ben özel olarak tebrik etmek istedim bunun kaygısını taşıdığın için.
Çok öğrenci gördüm hocasına mail atarken arkadaşına whatsapptan yazar gibi hitap kullanan. Şöyle yazan vardı;
Slm benim kğdımı okdnz mu???? Ne zmn açklanr?
0
Gradient_tabanlı_mor
(10.02.25)
(13)

Karma ne tam olarak?

Kahvedesu
Birisine kötü enerji yollamak mı?
Birisine kötü enerji yollamak mı?
0
Kahvedesu
(10.02.25)
Kışın yediğin hurmalar yazın götünü tırmalar gibi bir şey sanırım.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.02.25)
iyi ya da kötü yaptığın sana döner hesabı.
0
lazpalle
(10.02.25)
Kötü birsey yapip bunun karsiligini bulmak olarak kullanılıyor. Kuzeninin dedikodusunu yaptin, mesela esi soyle boyle dedin, sonra sen de oyle birini buldun evlendin gibi.
Bir de bunun instant karma olani var. Bu da iste makas attin, trafik polisine denk geldi, hemen seni yakaladi, gibi.
0
mbond
(10.02.25)
Nefret ettiginiz biri hakkinda kotu dusunmek de karma yaratir mi?
0
🌸Kahvedesu
(10.02.25)
eden bulur
0
ground
(10.02.25)
Milattan öncesine gidiyor kavram, Hinduizmin bir parçası. Hinduizmin kendisi de tanımlaması kolay bir şey değil zaten. Günlük hayattan daha çok reenkarnasyon inancıyla ilişkili aslında. Bugün yaşadığın hayatın, geçmiş hayatlarında olduğun kişiye layık görülen şey olduğunu kavramsallaştırıyor. Başka yorumları da var, hinduizm çok karman çorman bir şey.

Ama bugün popüler olan karma kavramı bunun sadece tek bir yorumuyla ilgili, o da hayatta ne yaparsan yap yaptığın şeyin karşılığını görürsün diyen bir düşünce. İlahi adalet dediğimiz şeyin somut hali gibi düşünün. Bu inanca göre yapılan, olunan, düşünülen her şeyin karmada karşılığı olur iyi ya da kötü. Karma sakınılabilen bir şey değil.
0
akhenaten
(10.02.25)
İlahi adaletin tecelli etmesi. Edenin bulması yani.
0
anaphylacticshock
(10.02.25)
İyi karma (pozitif karma): Olumlu düşünceler ve eylemler sonucunda oluşur ve kişinin daha iyi deneyimler yaşamasına veya ruhsal olarak gelişmesine katkı sağlar.
Kötü karma (negatif karma): Olumsuz düşünceler ve eylemlerden kaynaklanır ve bu da kişiye zorluklar, acılar veya olumsuz durumlar olarak geri dönebilir.
0
jamswety
(10.02.25)
hinduizmdeki karma kavraminin bununla pek alakasi yok aslinda, hinduizmde akhenaten'in dedigi gibi reenkarnasyon inanci var, ozumuz, yani ruhumuz, her yasamda belli dersler almayi seciyor, ancak burada inanilan sey bir onceki yasaminda birini oldurdun o nedenle bu yasamda cocugun oldu (ornek veriyorum) degil, o yasamda o dersi almayi sectin, bu yasamda da baska bir ders(ler) almayi seciyorsun ve aslinda karmanla yasama geliyorsun. mesela degersizlik hissinin dogru olmadigini ogrenmeyi secmis olabilirsin bu yasamda, ona gore ornegin sana once bunu hissettirecek bir aile ya da ortam seciyor ruhun, ona gore yasama gelip sonra bunun dogru olmadigini ogreniyorsun gibi. dolayisiyla sizin anladiginiz anlamda karma hinduizmde de yok. karman senin ruhunun sectigi dersler ve onlarla yasama geliyorsun gibi.

bahsettiginiz anlamda karma diye bir sey yok, yani kotu konustun basina su geldi. ama su var, surekli baskasi hakkinda kotu konusmak, surekli dedikodu yapmak, ya da baska turlu negatif olarak degerlendirdiginiz ne varsa, boyle aliskanliklari olan bir insansaniz muhtemelen hayata da belli bir pencereden bakiyor ve farkinda olsaniz da olmasaniz da yasam deneyiminizi belli bir yerden yasiyorsunuzdur, dolayisiyla benzer deneyimlerle karsilasiyor ve benzer deneyimleri yasiyor olmaniz normal. belki de bu yasamda bu tur insan olmamaya iliskin bir ders secmissinizdir diyebiliriz.
0
kassiopeia
(10.02.25)
Haydan gelen huya gider.
0
feastofthedamned
(10.02.25)
karmanın tek başına iyi ya da kötü bir anlamı yok.
(bkz: ne ekersen onu biçersin)

dizisi var: my name is earl.
0
late viper
(10.02.25)
iyilik eden iyilik bulur.
su testisi de su yolunda kirilir.
bu iki atasozunun tek kelime ozeti.
0
cooperr
(10.02.25)
karma sanskritçe kelime anlamı ile "eylem" demek.

karma yaratmak, karma almak vs uydurulmuş kullanımlardır.

reenkarnasyondaki "karma yaratmak" tabiri de, o kişi ile yarım kalan bir eylem yaratmak oluyor. karmik ilişkiler de aslında geçmiş yaşamlardan veya reenkarnasyona inanmayanlar tarafından ata geninden getirilen eksik davranışlar, alınmamış haklar vs.

kötü enerji yollamak beddua ve büyü sınıfına girer. dolayısı ile nefret ettiğiniz kişi hakkında kötü düşünmek çift taraflı çalışır. ne düşünürseniz ona ve size gider.

bir hadise göre "kişi yargıladığını yaşamadan ölmez". buna kendi hayatınızda dikkat ettiğinizde gerçekten de başınıza geldiğini görürsünüz.
o yüzden tüm dinler "komşunu sev" der.

islamiyette bedduayı haklı kılanlar var. özellikle kötülüklere beddua okumak gerekir diye savunuyorlar.
bir görüş de birisi hakkında kötü düşünmek bile iyi değilken, bir görüş kötü düşündün ama eyleme dökmedin diye sevap points yazılır diyor.

o yüzden kalbinizi dinleyiniz. eğer yanlışsanız bile size bir şey öğretmek içindir.


ekleme yapayım.
bu konuda en yaygın deyiş
"dede erik çalmış torununun dişi kamaşmış"tır.
geçen gün rahmetli sevgilimin haritasına baktım. ailecek birkaç yıl içinde öldüler. soy karması var. lanetlenmişler. nedeni de savaşta savaşa gitmeyip eşkiyalık yapmış olan dedeleri yüzünden.

şu aydın efeleri, izmir efeleri bildiğiniz eşkıyadır.

bildiğiniz ve övülen her şey yalan.
0
janderzel zartanyan
(11.02.25)
(8)

youtube da hangi kanalları izliyorsunuz

benibulmanlazim
çerezlik, bilgi amaçlı, önemli, önemsiz hangi kanalları izlersiniz.
çerezlik, bilgi amaçlı, önemli, önemsiz hangi kanalları izlersiniz.
0
benibulmanlazim
(09.02.25)
son dönemde video yükleyince izlediğim, özellikle takip ettiğim iki kanal var. ikisi de temelde benzer alanda.

birisi ''evrecast''. çok az takipçisi ve izlenmesi var. (ve bu durum beni üzüyor, bir gün sıkılıp bırakacak diye) eski dönem gazetelerini kullanarak hafta hafta o yılın önemli hadiselerini sanki olaylar günümüzde geçiyor gibi anlatıyor.

ikincisi de ''ankarada bir ev podcast'' bu kanalın sahibi hanımefendi de, gerek gazetelerden gerek diğer kaynaklardan yola çıkarak 60-70-80 yıl önce yaşanmış bugün unutulmuş çoğunlukla polisiye olayları anlatıyor.
0
wilhelmwasmuss
(09.02.25)
Baza.
0
fildirfildir
(09.02.25)
Bilim ve/veya deney temalı izlemesi eğlenceli içerikler

- The Slow Mo Guys: bir şeylerin aşırı ağır çekimli halleri

- The Action Lab: Sanırsam bir öğretmen, düşük bütçeli ama ilgi çekici fizik deneyleri yapıyor.

- Life in Jars: kavanozlara kapalı mikro ekosistemler

- Nile Blue: Hafiften deli bir arkadaş, garip kimya videoları çekiyor.

Bir nebze daha detaylı bilimsel temalı kanallar

- Nile Red: Yukardaki arkadaşın ağır deli hali, plastik eldivenden acı sos falan sentezliyor

- EVNautilus: Derin okyanustaki canlıları izleyip kataloglayan daha ciddi bir iş

- GEO Girl: Jeolojide doktorasını yapan birisi, jeolojik şeyler anlatıyor

- Gutsick Gibbon: Antropolojide doktorası olan biri çok uzun uzadıya paleoantropolojik şeyler anlatıyor, makale inceliyor ayrıca arada dayanamayıp "young earth creationists" gruplarıyla tartışıyor.

- Physics videos by Eugene Khutoryansky: Karmaşık fiziksel konseptleri aptala anlatır gibi animasyona çeviriyor.

Doğa, bitki, hayvan

- WildFoodUK: Mantar toplayan mülayim bir adam, dinlendirici. İyi birine benziyor.

- Sheffield made plants: Bu aralar çok reklama dönse de eakiden takip ettiğim için hala eğlenebildiğim bir bitki bakımı kanalı.

- AntsCanada: Aslında doğayı taklit etme niyetiyle evinde yağmur ormanı ekosistemi kuran bir adamın sonradan açlık oyunlarına dönüşen içerikleri yüklediği kanal.

Yemek

- Buon-a-petiti: italyan babaanne yemek yapıyor
0
akhenaten
(09.02.25)
haber ve eski türk filmi kanallarını saymıyorum.

2cr serhat inci: perşembe akşamları ikinci el araba incelemeleri yapıyorlar.

çimen show: haftalık talk show.

essential classics: arka plan olarak klasik müzik.

not: wilhelmwasmuss'un önerileri ilginç geldi takipledim hemen
0
zemberek
(09.02.25)
Bir süredir 49W ve Nevşin Mengü.
0
Amaranta ursula
(09.02.25)
Adam Savage's Tested
Diyojen
Disket Kutusu
DUST
Enis Kirazoğlu (kalitenin 1 numaralı adresi)
Tunca Arslan
teknoseyir
technology connections
linus tech tips
shortcircuit
kurzgesagt
Mesut Süre ile İlişki Testi
omnibus
electrifying
fully charged show
dolubatarya
veritasium
vivziepop
Şule Aydın
0
late viper
(09.02.25)
itchy boots
charly sinewan
0
peri harfler narla
(10.02.25)
konuğuna göre fatih altaylı
flu tv tüm bölümler
emraf sefa gürkan
140 journos
sekiz silindir
ozan sihay (ilgimi çekenler)
aydın bulgurcuoğlu (bitki yetiştirme)
mesut süre ilişki testi
0
ground
(10.02.25)
(5)

Aylik gelir borç durumu

basubadelmevt
Aylik gelirinizin yüzde kaçı borçlara gidiyor? Benim yüzde 10'u borçlara gidiyor. Çok boş bir sebepten,mal alımına bağlı olmayan bir borç, o yüzden canımı sıkıyor.
Aylik gelirinizin yüzde kaçı borçlara gidiyor? Benim yüzde 10'u borçlara gidiyor. Çok boş bir sebepten,mal alımına bağlı olmayan bir borç, o yüzden canımı sıkıyor.
0
basubadelmevt
(09.02.25)
%10 baya azmış.
0
jelly bear
(09.02.25)
%100'den fazlası ne yazık ki. Bir toparlarsam daha da borç yapmayacam
0
messina123
(09.02.25)
Borcu tanımlamanız iyi olur sanırım çünkü 100 bin lira maaş alıyorsanız 10 bin lira borç ödüyor olmanız borç tanımınızın biraz kısıtlı olduğunu gösteriyor gibi.

Normalde borç deyince ben kredi kartı ekstresinden, faturalar varsa kira ve o ayki ev harcamalarına kadar her şeyi düşünüyorum, birçok insan da böyle düşünüp yanıt verecektir haliyle bu netleşmeden cevaplar size çok yardımcı olmasa gerek.

Daha somut olarak ben şu sıralar maaşımın %30-40 arası kısmını kenara ayırıp gerisini harcıyorum. Yazın kenara ayırdığım kısım %20 civarı oluyor.
0
akhenaten
(09.02.25)
konut kredisini dışında tutarsak

%10 maximum

konut kredisi maaşımın %60 ı falan.
0
biravekahve
(09.02.25)
%110 maalesef bu aralar
0
horizon
(09.02.25)
(22)

antidepresan kullananlar

deartheodosia
antidepresan kullanımına nasıl bakıyorsunuz? farklı görüşler var bir kesim uzman gereksiz olduğuna inanıyorken diğer grup zıttını savunuyor. uzun uzun yazmayacağım ama duyguları bloke ettiği, “gerçek” iyileşmeyi önlediği vs. yalnızca antidepresan kullananlar yanıtlarsa daha iyi olur.
antidepresan kullanımına nasıl bakıyorsunuz? farklı görüşler var bir kesim uzman gereksiz olduğuna inanıyorken diğer grup zıttını savunuyor. uzun uzun yazmayacağım ama duyguları bloke ettiği, “gerçek” iyileşmeyi önlediği vs.

yalnızca antidepresan kullananlar yanıtlarsa daha iyi olur.
0
deartheodosia
(09.02.25)
Çok uzun zamandır kullandığım için normalim oldu benim. Duygusal olarak gelişmeye engel olmuyor benim gözlemlediğim. Ama dediğim gibi ben çok uzun süredir ve eser miktarda kullanıyorum. Benim bu vücudum o dozu antidepresandan saymıyor olabilir.
0
sekizdokuzon
(09.02.25)
Kullanmayanlar negatif görüş bildirecektir bence herkes yanıtlasın.

Bana iyi geldiği sürece ölene kadar kullanırım sorun yok. Plaseboda olabilir , mühim olan iyi hissetmem. Duyguları körelttiğini hissrdersem doktorla konuşurum ilaç doz değişikliği vs için.
0
jülsezar
(09.02.25)
Lustral kullanıyorum. Herkese öneririm.
0
gabe h coud
(09.02.25)
Kullananların hormonu mu, beynindeki bir şeyleri mi dersin bilemem ama hepsi bağımlı oluyor ve kullanmayı bıraktığında veya doz az gelmeye başladığında eski hallerine dönüyorlar. Çevremde kullanıp da iyileşen olmadı. Sallıyorum ilk 8 10 saat iyi sonra sadece birazcık iyi, orta, eski hal diye ilerliyorlar. Kullan diyenler zayıf kişiler. Ağlak ve ailesiyle sorunlu, kendi sorunlarını çözemeyen ve bunu hileyle çözmeye çalışanlar. Anksiyetem var .ss diye dolaşırlar. O yüzden ben bu tuzağa düşme derim.

Burada da kullanıp psikolojisi hala bozuk olan kişileri görebilirsin.
0
Shepard
(09.02.25)
Antidepresan iyileştirmez, seni zihinsel olarak ayağa kaldırıp "hayatını düzene koyabilecek seviyeye" getirmeye yardımcı olur

İlaç sayesinde iyi hissedip hayatında memnun olmadığın şeyler için aksiyon alamazsan aynı döngüye girip bu ilaç beni iyileştirmedi dersin
0
grimavi
(09.02.25)
Olumlu bakıyorum.

20 yıldır alıyorum bu hapları.

Duyguları bloke ettiği doğru. Robotlaştırıyor insanı.

''gerçek'' iyileşmeyi önleyip önlemediğini bilemiyorum.
0
yurtsuz john
(09.02.25)
Dünyada her şeye inanan herkes var. Ben şöyle düşünüyorum, bence doğrusu budur. Uzman olmadığım, kendi fikrimin olmadığı alanda bir uzmanın, bir grup uzmanın veya azınlıktaki bir kesimin görüşlerine itimat etmektense uzmanların çoğunluğunu oluşturan tarafın görüşlerine itimat ediyorum.

Çok detaylı bakmadım, ancak konuya uzmanların bir kısmı ve diğer kısmı diye bakınca sanki %50-50 bir karşıtlık var izlenimi veriyor; ancak şöyle bir anket yapılmış;

www.reddit.com

%79 psikiyatrist anti depresanların tedavide acil kullanımı lehine görüş bildirmiş, aynı anket bu yönde görüş bildiren psikiyatristlerin %39'unun kendi depresyonları için de ilk çözüm olarak anti depresan kullandıklarını göstermiş. %61'i ise ilk elden antidepresanla bir çözüm aramadıklarını ve ileri gözlem için beklediklerini söylemiş. Psikiyatristlerin kendi yetkinlikleri ve çevrelerinin rahatsızlıklarının gözlem ve tedavisi için daha geniş imkanlara sahip olduğunu düşünürseniz böyle olması çok da şaşırtıcı değil.

Şimdi söyleyeceğim şey için bir anket vs aramadım, ancak benim örneklerden gördüğüm kadarıyla anti-depresanlar hakkında olumsuz konuşan psikiyatristlerin birçoğu da antidepresanlara karşı değil, anti depresanların reçete edilmesinde acele edilmesine karşı. Yukarıda yolladığım sayfada acil çözüm için anti depresan önermeyen doktorların ne kadarının tamamen karşı ne kadarının sadece ilk etapta kullanımına karşı olduklarını bilmiyoruz ancak çok yüksek ihtimal ki o kümenin bir bölümünü de bu tip "ilk etapta kullanımına karşı" olanlar oluşturuyor.

Bu kadar laf ettim çünkü aslında "uzmanlar ikiye ayrılmış" gibi bir durum yok ortada.

Ben yıllar önce depresyon teşhisiyle antidepresan tedavisi aldım. İşe yaradı, depresyonum dönememek üzere geçti. Ben hastayım, ben tedavinin nasıl işlediğini iyileşmeme sebep olan süreçte ilaçların ne kadar payı olduğunu bilmiyorum. Ben depresyonun tedavi edilebilir olduğunu biliyordum bunun için doktora gittim ve dediklerine uydum. Size de bunu tavsiye ederim.
0
akhenaten
(09.02.25)
Günde 4 tane kullanıyorum. Sulinex alıyorum 375mg hem de.

Ben bir işe yaradığını düşünmüyorum. Doktora bırakmak istediğimi söyledim daha kötü olursun diyor. Şahsen ben eski halime göre aynı olduğumu düşünüyorum. Sadece intihar dürtüsü azaldı sanırım ama çok değil. Eskiden biraz daha meyilliydim sadece. Onun dışında çok uyku yapıyor bir de.

Sonraki muayenede artık gerçekten bırakmak isteyeceğimi söyleyeceğim. Herhalde prim falan alıyor bana yazdığı ilaçlardan o yüzden bu kadar ısrarcı :) devlette gidiyorum bu arada
0
substituent
(09.02.25)
Ben kullanıyorum ama mecburiyetten kullanıyorum. Kullanmak zorundayım çünkü iş yaşamıma devam etmem lazım.
Ben sinirli olduğum için kullanıyorum geçmişte insanlarla çok kavga ettim. Eğer bu şekilde devam etseydim ya mezara girecektim ya da hapishaneye ayıca işten de atılacaktım.
Bu antdepresanlar libidoyuda düşürüyor. İşte bu yüzden hiö kullanmak istemiyorum ama mecburum.
0
komando kani var bende
(09.02.25)
@komando: çok özür dileyerek nick-cevap uyumu diyorum:) başlık biraz içimizi sıktı, neşe olsun diye. ..
0
sekizdokuzon
(09.02.25)
Hayatımı devam ettirmeme yarıyor. Sabah kalkıp işimi yapabilmem lazım, kafamın içinde kaybolup gidemem.
0
peki madem
(09.02.25)
@sekizdokuzon ne demek neşelendiyseniz ne mutlu bana :)
0
komando kani var bende
(09.02.25)
hayatımı kurtardı. yan etkisi varsa filan da umrumda değil, o halimle zaten uzun yaşayamazdım ama öyle 80 sene yaşayacağıma böyle 50 sene fonksiyonel ve normal yaşayıp ölmeyi tercih ederim.

ayrıca farklı dönemlerde, farklı ilaçlar kullandım ve kısa süreli geçişler dışında hiç öyle robot filan olmadım. bonibon değil bu, maddi imkansızlık gibi mecburi durumları ayrı tutuyorum, terapistle psikiyatristle görüşmek ve arada takip etmek lazım. her ilaç herkese sürekli iyi gelmez, aynı etkiyi göstermez, yan etkileri değişebilir. ben tam tersine "ilaçlıyken" daha normal, keyifli, dolu yaşıyorum mental açıdan.
0
mark greg sputnik
(09.02.25)
depresyon psikiyatrik/nörolojik bir hastalık
antidepresan da bir ilaç
pek tercih şansı yok bu konuda
döngünün depresyonda olmayan tarafındayken kullanılmasa bile tekrar ilaca başlamak tekrar bırakmak sağlıklı olmyacağı için kullandırıyorlar
0
bir soru sorcam
(09.02.25)
İlaç kullanımında en büyük bakılması gereken şey "kişi hayatını devam ettiremiyor mu? Hayatı cehenneme dönmüş vaziyette mi? İşlevini yitirmiş mi?". Bu soruların cevapları evet ise ilaç kesinlikle bir müddet için işlevsel. Ancak bunun yaşam boyu kullanılması, gerçek problemin üzerini örtmek anlamına geliyor.

Yani kişi ne oluyor da ben böyleyim sorusunun dibine inmezse ilaç artık bir halı altı toz süpürme ve o halının ne kadar toz kaldıracağı meçhul. Yan etkisi cabası... Birçok insan uzun süreli ilaç kullanımı sonrası neşesini ya da ağlama becerisini kaybettiğini ifade ediyor.

Ez cümle hayatınız gerçekten yaşamanıza engel olmadığı müddetçe "ay tamam desteklesin" diyerek ilaç kullanılması doğru değil. Tabii hepsi "bence".
0
charbiel
(09.02.25)
neden oldugu belirsiz bacak/kalca agrisi nedeniyle kullaniyorum. agri kesiciler ise yaramiyor, inflamasyon var ama neden oldugunu 7-8 senedir bulamadilar. kullanmazsam agridan duramiyorum, ozellikle kisin agri artiyor.

cymbalta spor.
0
cooperr
(09.02.25)
dr la konuşmam
sana cipralex yazıyorum 6 ay çok düzenli kullanacaksın.
6 ay sonra ki randevu
dr: nasıl durumlar kendini iyi hissediyormusun?evet bırakmak istermisin? hayır.
o zaman bir 6 ay daha devam edelim.
depresanlar seni mantıklı düşünmeye itiyor.kontrol tamamen kendinde olduğunu inandığın an bırakmalıyım düşüncesine giriyorsun.ama düzen tertip önemli.
0
jamswety
(09.02.25)
Antidepresan gerçek iyileşmeyi önlemez aksine kolaylaştırması için geliştirilmiştir çünkü beyin stres hormonlarının baskısı altında kaldığında vücudu tamamen tehlike moduna sokar ve vücut buna göre tepkiler vermeye, temel hayat aktivitelerini dahi yerine getiremez hale gelmeye başlar, dış dünyadaki gidişata sağlıklı bir şekilde katılamaz olur, stresi yönetemez olur, kendini bir şeylerden koruyamaz olur, başkalarına zarar verebilir vs vs. Bunlar öncelikle hormonların düzenlenmesini gerektiren şeyler olduğu için ve yaşam tarzı değişiklikleri fayda etmediği zaman ilaca başvurulmalıdır. İlaçtan önce yaşam tarzı değişiklikleri muhakkak ama muhakkak yerine getirilmelidir ama yetmiyorsa yahut olumlu sonuç alınamıyorsa ilaca ihtiyaç var demektir. İlaç burada beynin kırmızıdan mora kaçan alarm durumunu önce kırmızıya sonra turuncuya sonra sarıya sonra ufak ufak beyaza sonra hafiften yeşile maviye falan döndürür. Ama bu doktor kontrolünde olmak zorundadır. Doktor ise danışanlara mutlaka yine hayat tarzı değişikliklerini ödev olarak vermelidir, gerekirse terapi yoluyla ikna etmelidir ve ayrıca yine psikoterapiye de yönlendirmelidir.

Yalnız şu var, sadece ilaç kullanmakla da şifa olmaz arkadaşım. Hayat tarzı değişiklikleri hakkıyla yerine getirilmeden ve doğru düzgün bir psikoterapi alınmadan gerçek iyileşme elde edilemez. İlaç sadece kolaylaştırıcı, alan ve imkan sağlayıcıdır, şifa vermez şifayı bir taksi gbi alır getirir diyelim.

Bunlara bakarak karar verebilirsin. 42 yaşında, hayatında 13 defa antidepresan tedavisi almak durumunda kalmış bir ablan olarak söylüyorum.
0
muhayyer divan
(09.02.25)
Dulester kullanıyorum. Hem belfıtığıma iyi geliyor hem depresyonuma.
44 yaşında, bekar, işsiz 9 yaşında erkek çocuk annesiyim. Yani olabilecek en dip kuyudan el sallıyorum size. (nafaka ile geçiniyor diyenleri şöyle kenara alayım, değil nafaka almak oğlumun 7. aylık bebekliğinden beri babası ortada yok)

Daha önce özel hastanede terapi +antidepresan tedavisi deneyimim oldu. Hiç memnun kalmadım. Yıllar sonra artık çok çaresiz hissettiğim bir anda tesadüfen devlet hastanesine gelen psikiyatra gittim. İlk verdiği ilaç 1 ayın sonunda beni rahatlasa da kabızlık yapmıştı. Hemen ilacımı değiştirdi, 1.5 yıl yeni verdiği ilacı kullandım.(prozac, lustral vb değil) Bel fıtığı olunca bir değişiklik daha yapıp dulester kullanımına başlattı.şimdi sadece arada doz değişimine gidiyorum. Yetersiz hissedince dozu arttırıyor, sonra düşürüyor.

Daha önce bu doktor tanışma şansım yoktu ama yine de bu geçen yıllara yanmama engel değil. Keşke daha önce bulsaymışım kendisini. Kesinlikle doğru ilaç ve doğru doz önemli.

Çevremde hiç kimse depresan kullandığımı anlamıyor. Hatta söyleyince şaşırıyorlar. Çünkü uykulu (narkolepsi hastası olmama rağmen) sersem ve tepkisiz değilim. Aksine üzücü bir olay karşısında ağlayabildiğim gibi keyfim yerindeyse gayet de neşeliyim.
Libido düşüşü de yaşamadım. Aksine keyifli ve memnun bir halde olduğum için libidomda artış bile var. Çünkü anlamsız şeylere takılmıyorum, içimde huzursuzluk duygusu yok, kendimden memnunum, geri planda sürekli kendimle tartıştığım iç sesim sustu. Hatta şimdi tek derdim son 2 yıldır hayatımda kimsenin olmaması. Hatta geçenlerde duyuruya da yazdım, arkadaşlarım bile o kadar uzak ki bana yalnızlıktan bunaldım. Ama bu bunalma hissi bir en fazla iki gün sürüyor sonra yine eski keyfimle devam ediyorum hayata. İlaçlar herhangi birinin yaşadığı sıkıntılarla başetme gücünü veriyor bana. Bunu da beni ruhsuzlaştırarak ya da beni ekstra neşeye boğarak yapmıyor.
Üstelik burada terapi şansım yok. Ona rağmen... Bu arada bende de oğlumda da dehb tanısı var. Düşünün benim ev nasıl bir tımarhane :p
0
strawberry first
(10.02.25)
bir ruh sağlığı çalışanı olarak kullanılması gereken durumlar kesinlikle var. ancak ruhsal durumu toparlama gibi bir durumu olamaz. yani bir ilaç içtim sıkıntılarım bitti durumu olamaz. psikotik hastalıklarında kullanım gerekli ancak nevrotik hastalıklarda böyle bir zorunluluk yok.v
şöyle bir durum da var. işin içinden çıkılmaz durumlar bilinç seviyesinin düşük olduğu durumlarda kullanılması kaçınılmaz oluyor. her sorun konuşularak çözülmez, ilaç içerek de çözülmez.
0
mikahakkinen
(10.02.25)
Olmasaydı olmazdım muhtemelen.
Şimdiki aklım olsa o kadar uzun süre (10 yıl) kullanmaz, yemez içmez psikoterapiye daha erken başlardım. Terapi almaya başladıktan 6 ay sonra bıraktım.
Tekrar ihtiyaç doğsa kullanmaktan çekinmem. Yaşam kalitesini artırdığı bir gerçek. Ama uzun vadede atalete sürükleyebiliyor insanı. İçgörünüz azalıyor, kendinize ve hayatınıza dışarıdan bakıp harekete geçemiyorsunuz. Robotlaştırıyor dedikleri bu olsa gerek.
Benim tecrübem böyle.
0
auroraaurora
(10.02.25)
Duyuruda psikolojisi bozulmamış kullanıcımız yokmuş...
0
Shepard
(10.02.25)
(9)

6 şubattan önce deprem hakkında bilginiz

basubadelmevt
Selamlar, 6 şubat depremlerinden önce Kahramanmaraşın, Hatayın bu derece riskli şekilde bir deprem bölgesi olduğunu biliyor muydunuz?Malum medya yıllardır hep İstanbul depremini konuşuyor. Ara sıra uzmanları dinlediğimde olmuştu ama ben bilmiyordum bu derece bir risk olduğunu.Hatta oralarin deprem b
Selamlar, 6 şubat depremlerinden önce Kahramanmaraşın, Hatayın bu derece riskli şekilde bir deprem bölgesi olduğunu biliyor muydunuz?

Malum medya yıllardır hep İstanbul depremini konuşuyor. Ara sıra uzmanları dinlediğimde olmuştu ama ben bilmiyordum bu derece bir risk olduğunu.Hatta oralarin deprem bölgesi oldugunu bile bilmiyordum.Türkiyenin fay haritasına bakınca şaşılacak bir durum yok aslında. Ama belki fayın bu kadar yıl enerji biriktirdiği bilgisi yoktu bende.


Siz de durumlar nasıldı merak ettim?Hatayda tarih boyunca çok fazla deprem olmuş mesela.
0
basubadelmevt
(08.02.25)
6 yıl yaşadım Hatay'da.
Bu büyüklükte değilse bile bekliyordum.

İstanbul depremi, ihtimali daha fazla olan bir deprem değil bence. O bölgedeki yapılaşmadaki ve altyapıdaki saçmalık ve nüfus yoğunluğu fazlalığı nedeniyle yıkımı ve sonuçları çok kötü olacak. Önemi oradan geliyor.
0
Mirket
(08.02.25)
Dun gibi hatirliyorum isyerinde Pazarcikli bir abimiz deprem muhabbetinde laf arasinda soylemisti asil bizim oralar deprem bolgesi, millet hep Istanbul'u konusuyor diye. Ilk orada duydum oralarin da risk tasidigini bundan 7-8 sene oncesine tekabul ediyor. Bolge insani biliyordu. En azindan bilincli olanlari, okuyan, haber, gundem takip edenleri diye dusunuyorum.
0
freedonia
(08.02.25)
hicbir fikrim yoktu. depremde ne yapilir onu da bilmiyorum hala.
0
sonsuz
(08.02.25)
evet, kabaca doğu afrika'dan başlayıp hatay'a kadar uzanan o çöküntü dikkatimi çekiyordu. içinde dünyanın en derin kara noktası var, apo teröristinin de yuvalandığı beka vadisi o çöküntüdeydi vs. çok amatörce ilgimi çekiyordu.
0
ya ben lan neyse
(08.02.25)
İlk kez Roma Döneminde o bölgede olan bazı büyük depremleri öğrendiğimde aydınlanmıştım ben. Neticede tektonik olaylar tek seferlik şeyler değil, milyonlarca yıllık süreçler. O zaman da neden acaba hiç konuşulmuyor diye düşünüp unutup gitmiştim.

Bir İstanbul depremi kadar popüler değildi kesinlikle. Ancak olması da zor, yanlış bilmiyorsam böyle büyük bir deprem en son birkaç yüzyıl önce oluyor. Bu kadar eski bir olayla ilgili halkın ilgisini kazanmak, bir kamuoyu oluşturacak kadar konuya yükselmelerini sağlamak imkansız değilse bile çok güç.

İlla popüler olmasına da gerek yoktu aslında, sonuçta ilgili kurumlar ve akademi biliyordu. Bir ev alırken onun ne kadar depreme dayanıklı olduğunu tespit etme yükümlülüğü hiçbirimizde olmamalı.
0
akhenaten
(09.02.25)
Biliyordum zira geniş ailemin çoğunluğu o bölgede yaşıyor. Hep söylenirdi büyük bir deprem olacağı hatta 6 Şubat'tan birkaç yaz öncesinde haftalarca irili ufaklı depremler oldu, insanlar birkaç gün disarilarda uyudu. Naci Görür de o zamandan uyarmıştı "esas dikkat çekilmesi gereken bölge burasıdır" diye.

Kuzenlerim vs ev alırken annem hep "depreme dayanıklı mi? Kontrol ettirdiniz mi?" diye sorardi.

Bölgeyle bağım olmasa, ben de bilmezdim muhtemelen.
0
fraise
(09.02.25)
ben de bilmiyordum, bu avukatın 2022'de çırpınışı en dikkat çekicisiydi: m.youtube.com
0
adivar
(09.02.25)
Fay hatlarını bildiğimi düşünürdüm ama kitabi bilgiymiş sadece. Depremin hissedildiği illerden biri Niğde'ydi,gece uyandığımda Niğde'nin ve çevresinin deprem bölgesi olmadığını, nerede olan depremi bu denli hissettiğimi düşünmüştüm. Bunda biraz o bölgede gerçekleşen depremlerin tekrarlama sıklığının daha uzun olması etkili sanırım.
0
black holes in the sky
(09.02.25)
"Selamlar, 6 şubat depremlerinden önce Kahramanmaraşın, Hatayın bu derece riskli şekilde bir deprem bölgesi olduğunu biliyor muydunuz?"

valla 1999'dan beri istanbul depremi aşağı istanbul depremi yukarı konuşup duruldu. hatay/maraş depremi olunca çok şaşırdım. çünkü eğer böyle bir deprem olabiliyorsa beklenen hatay/maraş depremi gibi bir şeyin olması gerekirdi.
0
tabudeviren
(09.02.25)
(2)

delil olmadan kesilen trafik cezasına itirazın red edilmesi hakkında

Rao
Merhabalar, Kesinlikle ihlal yapmadığımdan emin olmakla birlikte foto vs. ile de belgelendirmeyen park cezasına itiraz etmiştim, e-devletten baktığımda kararın çıkmış olduğunu gördüm. Size gore verilen bu karar hukuka he kadar uygun, bırakın delil göstermeyi kendimin park ihlalı yapmadığımın ispa
Merhabalar,

Kesinlikle ihlal yapmadığımdan emin olmakla birlikte foto vs. ile de belgelendirmeyen park cezasına itiraz etmiştim, e-devletten baktığımda kararın çıkmış olduğunu gördüm.

Size gore verilen bu karar hukuka he kadar uygun, bırakın delil göstermeyi kendimin park ihlalı yapmadığımın ispat edilmesi gerekiyormuş.

Rakam çok büyük değil, ancak ortada bir ihlal olmadığı için başvurmuştum.

Size gore bu karar hukuka ne kadar uygun ve ne yapmak gerekiyor. Teşekkürler.


itiraz dilekçesi, ..... trafik denetleme büro amirliğinin cevap yazısı, .... trafik
denetleme büro amirliğinin ...... tarih ..... seri ve sıra numaralı trafik para cezasına
ilişkin belge ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kabahatli hakkında uygulanan idari
yaptırım kararının resmi evrak niteliğinde olup aksi ispat edilene kadar geçerli kabul edilmesinin
gerektiği, kurum tarafından ihlalin belgelendirilmesinin gerekmediği gibi anlık gerçekleşen ihlalin
belgelendirilme imkanı da bulunmadığı, itiraz eden tarafından soyut iddia dışında somut deliller
gösterilmek suretiyle aksinin ispatlanamadığı, bu sebeplerle idare tarafından düzenlenen idari yaptırım
kararlarının usul ve yasayauygun olarak düzenlenildiği anlaşıldığından itirazın reddine karar vermek
gerekmiştir.
0
Rao
(08.02.25)
Şu yazıyı 15 yıl önce bir zabıt katibine bile yazdıramazdın. Şimdi normal.
0
hebanon
(08.02.25)
Bu çok saçma ya, hatalı park yapmadığımı nasıl ispatlayabiliyorum, aracı hiç bahsedilen alana park etmediysem vahiy gelmiş gibi o gün o saatte oraya gidip boşluğun fotoğrafını mı çekmem lazımmış yani :D

Papanın yanılmazlığı gibi trafik polisinin yanılmazlığı da var heralde.

Verilen cevap cidden çok anlamsızmış. Bunun açıklanabilir bir yanı yok. Tamamen cezayı kesen memura güvene dayalı bir açıklama. Bence avukata danışmaya değer. Ceza için ayrı verilen cevap için ayrı.
0
akhenaten
(08.02.25)
(6)

Eksi derecelerde kamp için sıcak tutar dediğiniz malzemeler?

hunharca ben
Görevlendirme çıktı sayın dostlar.2500rakımda - 20lerde konteynerda kalmam gerekecek. İllaki bir soğuk durum olacak. Arkadaşlar uyku tulumu şart dedi. Soğuk iklimci olmağım için nedir nerden alınmalıdır bilemedim. Bunların dışında başka almamı istediğiniz ısı bandı? Gibi tüyolar var mı buna benzer?
Görevlendirme çıktı sayın dostlar.2500rakımda - 20lerde konteynerda kalmam gerekecek. İllaki bir soğuk durum olacak. Arkadaşlar uyku tulumu şart dedi. Soğuk iklimci olmağım için nedir nerden alınmalıdır bilemedim. Bunların dışında başka almamı istediğiniz ısı bandı? Gibi tüyolar var mı buna benzer?
0
hunharca ben
(07.02.25)
Dechatlon'a bak. Dereceye uygun uyku tulumları var orada.

Ayrıca altına üstüne sermeye polar battaniyeler alabilirsin.

Ama iyi bir gıdığı fazla kaz tüyü yorgan daha çok işine yarar bence. Seyyar olmayacalsan, çadırda kalmayacaksan uyku tulumuna niye gerek olsun. Konterner ısıtılmıyor mu?

Şu da ayrıca işe yarar
www.temu.com

Bol miktarda termal çorap, termal içlik, waterproff boğazlı outdoor ayakkabı, outdoor eldiven, bere ve kıyafet iyi olur.

Dechathlon, iyidir. Git bir gez.

Şu yorganla kutupta şortla yatarsın valla.
www.othellobedding.com

Ayrıca elektrik varsa şu battaniye, yatağa girmeden önce yatağı ısıtmak için iyidir.
www.trendyol.com
0
Mirket
(07.02.25)
Uyku tulumu için Husky uyku tulumlarını tavsiye ederim. -28 derecesine kadar vardı sanırım biz kampta -15 versiyonunu kullanıyoruz aşırı memnunum. decathlon'u uyku tulumu için tavsiye etmem, son dönemde gelişmişse onu bilemiyorum ama husky'den şaşmazdım ben olsam.

+ termal içlik - termal çorap - ayak ısıtıcı bantlar - sırta yapıştırılan ısı bantları (genelde hareket halindeyken çok işe yarıyor) bunlar elzem zaten.

peluş - polarlı boyunluklar aşırı faydalı. ek olarak bereler eldivenler de tabi.

bu ürünler için en iyi tavsiyem hafifliklerine dikkat etmek olur özellikle ayakkabıda. Kar botları, termal çoraplarla güzel uyumlu çalışır.
0
amelie poulain
(07.02.25)
çok iyi de bi mont alman lazım. illaki dışarı çıkcan. termal içlik-çorap falan da al.
0
jelly bear
(07.02.25)
görev süresi ne kadar?

uzun süreli dış mekan çalışmalarında bulunmuş biri olarak cep sobası kullandım ama abd'den gelmişti. muadili öneremeyeceğim. ama şöyle bişiydi
www.hepsiburada.com

konteynerde ısınma sağlamıyorlar mı? eksi derecelerde çalışan bir klima vardır mutlaka.
wet konteynerdir. banyoyu ısıtmak gerekiyordu, onun için fanlı ısıtıcı kullanıyordum.

bence önce konteynerdeki var olan imkanları öğrenmekte fayda var.

ben konteynere iki berjer, bir fiskos masası, perde, anajur, halı, tv, puf vs almıştım. bir kısmı hediye edildi çünkü haftada en az iki kere benim konteynerde toplanıyorduk.

daha önce gidenler bir şeyler bırakmış olabilir.
0
mathilda.may
(07.02.25)
Elektrik olacak mı? Önemli bir ayrıntı gibi. Eğer konteyner'in kendi ısıtma sistemi yoksa ve ısıtıcı alacaksanız fanlı ısıtıcı elektrikli sobalara göre daha iyi. İçeriyi daha çabuk ve yoğun ısıtıyor.

Konteyner gibi yerlerde hava izolasyonu çok iyi olmadığından içerdeki ortamı ısıtan cihazlar çok işe yaramaz. Havayı ısıtan klima veya fanlı ısıtıcı daha çok iş görür, klima çok taşınabilir olmadığı için en iyisi fanlı ısıtıcı bence. Ama uzun süreli kullanımda arıza çıkarma ihtimalleri yüksek onun için iki tane alın.
0
akhenaten
(07.02.25)
bir de benim soğukta burnum, gözlerim şelale olur. pamuklu mendil tavsiye ederim cebinizde dursun. tek başınıza mı olacaksınız? analığım tuttu.

yün çorap içine ince pamuklu çorap giyerseniz ayağınız terleyip üşümez. sıcak tutar.
mutlaka tercihan kapşonlu bir yeleğiniz / atkınız olsun. özellikle ense ve omuz bölgesini korursanız zor hasta olursunuz. oradan vurur hastalıklar genellikle.

bir de yağlı bir nemlendirici alın. ar*o klasik eliniz, dudaklarınız, ayak topuklarınız için. işemek sorun olur diye de idrarınızı tutmayın. sonra böbrek hastalıkları olabiliyor tövbe.

karda bot içine kar girer, ıslanır. tozluk ördürün birilerine ya da 50tlye falan vardır üçharflilerde. yer kaplamaz ama çamurdan ve ıslanmaktan korur veya pantolların paçası uzun olsun. en pis şey bu. meh :/

başka soru varsa sorunuz. aklıma geldikçe yazarım. ben de izmir'den erzincan'a gitmiştim, o yüzden yardımcı olmak isterim. nem yoksa real feel -20 olmaz. onu da unutmayın.
kardan sonra güneş çıkınca hava çok soğuk oluyor. kapalı olması iyidir.

şu an -2'deyim ben. pazar günü -10 olacak diyorlar. eminim izmir daha soğuktur. sadece yelekle çıkıyorum dışarı mesela bu havada. bir de terlik :) dün kar yağdı.
0
mathilda.may
(07.02.25)
(10)

Bizim Türkler sarışın köle aldı mı?

ya ben lan neyse
yabancı sitelerde sarışın bir Türk gören ecnebilerin ilk söylediği "tabi sarışın kadınları köle aldınız bunlar onların torunları" oluyor.türklerin en büyük boyu kuman türkleri için germenler bile bizden sarışın diyordu halbuki. eski çin kaynaklarında türklerin açık tenli ve renkli gözlü olduğunu söy
yabancı sitelerde sarışın bir Türk gören ecnebilerin ilk söylediği "tabi sarışın kadınları köle aldınız bunlar onların torunları" oluyor.

türklerin en büyük boyu kuman türkleri için germenler bile bizden sarışın diyordu halbuki. eski çin kaynaklarında türklerin açık tenli ve renkli gözlü olduğunu söyleyen kaynaklar var diye okudum. kaynağı görmedim.

ben demiyorum ki Türkler sarışın açık tenlidir. ama gayet de görüyorum etrafımda. bunların çoğunun soyu illa ki slavlara, avrupalılara falan mı dayanıyor? kuman Türkleri için de soylarının kuzeyli sarışın ırklarla yoğun şekilde karıştığını söyleyen kaynaklar var.

özet: osmanlılar'da kölelik vardı ama halk benim bildiğim köle alamayacak fakirdi. bu kadar sarışın hep köle soyu mu?
0
ya ben lan neyse
(30.01.25)
Hocam Osmanlı 500 sene Balkanlar'da kaldı halkın köle almasına gerek yok halkın kendisinin içinde de Slavlar vardı zaten, o dönemden bu döneme gen aktarımı olmuştur normal olarak, diğerlerinde de olduğu gibi. Ayrıca gidiyorsun mesela Sırp çocuklarını alıyorsun sarışın sarışın geliyorsun asker yapıyorsun devlet adamı yapıyorsun vs vs onlar büyüyor evleniyor çoluğa çocuğa karışıyor sarı sarı çocuklar oluyor, normal yani. Ha onun öncesine gidersek mecbur Orta Asya'ya gideceğiz, orada da pek mümkün değil gibi sarışın Türk boylarının olması, en makul yaklaşım Osmanlı dönemindeki karışma ki bu sadece Balkanlar'la olan bi karışma da değil buradaki Rumlar/Romalılar Kürtler Araplar herkesle ve her şeyle karışmışız haliyle her şey var.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(30.01.25)
bu kada sarışın hep köle soyu değil. slav soyu.
olay balkanlardaki slavların müslümanlaşıp türkleşmeleri. ayrıca çerkezler/gürcüler de öyle.
türkiyede çok sayıda arnavut, boşnak, pomak, çerkez, vs var.
müslümanlığa geçen sarışın slavlar ve çerkezler türkleştiler, olay budur.
0
abelardo
(30.01.25)
İki üç Karaçay Türk'ü tanıdım, gayet beyaz tenli açık kumral saçlı ve mavi gözlüler. Boylu poslu olanları da var.
0
muhayyer divan
(30.01.25)
Şurada biraz bir şeyler anlatılıyor.

x.com

Osmanlı sonu yazar hikaye ve romanlarını okuduysanız, cariye ya da halayık lafını bol miktarda duymuşsunuzdur. Kulağı köle kelimesi kadar tırmalamıyorsa da köle demektir ve Osmanlının sonuna kadar varlığını sürdürmüştür.
0
Mirket
(30.01.25)
Yıllar önce bir yabancı ile sohbet ettiğim zaman bana türkiye'de sarışın olanların haçlıların torunları olduğunu söylemişti. Haçlı seferlerinde esir düşenler anadolu'da asimile olmuşlar. Günümüzde sarışın insanlar bunların soyundan geliyormuş. Bu iddiasında baya ciddiydi.
0
komando kani var bende
(30.01.25)
Bizim aile kızıl - sarışın kombinasyonu, baba tarafı Bulgar anne tarafı Türkmen göçmeni, kölelik falanda yok bildiğim kadarıyla. Binlerce insan var zamanında bu şekilde göçen.
0
mirty
(30.01.25)
Bizim sulale 7-8 nesil once Gumushane Kurtun'den gelme, anne tarafinin mazisi biraz daha eski, su anki koyumuz Karadeniz'e 10 km falan kestirmeden yurunurse. Sanirim 1840 onceleri biraz iclerde oldugumuz icin bu genler bize pek ugramamis. Anne tarafinda tek tuk sarisinlik var.

Koylerde cok eski hikayeler anlatilir geleneksel olarak, Ruslarla ilgili bazi anilar var ama hic cariye alma uzerine birsey duymadim. Belki 19. yuzyilda pek yayginligi kalmamistir. Tabii dogrudan anlatildigi gibi olmus mudur pesin pesin kesin oyledir demiyorum. Ben acikcasi sonradan musluman olmus, Rum, Ermeni, Laz vs irklarla evlilikler sonrasi boyle olmustur diye dusunuyordum.

Paylasilan metindeki su nokta dogru, hakkaten kiyiya nispeten yakin koylerde sarisinlik, kizillik var biraz, ama 50-60 km icerilere girildi mi daha bir esmer insanlar yogunlasiyor.
0
mbond
(31.01.25)
İnternette yazılanlara çok bakmayın, eski zamanlardan kalan kaynakları da doğrudan gerçek kabul etmeyin.

Anadolu'nun gen havuzu Türkler geldikten sonra karışmadı, yukarda dendiği gibi Osmanlı toprakları oldukça genişti ancak Osmanlı'dan çok daha öncesinde dahi Anadolu çok fazla sayıda irili ufaklı yerleşimlere sahipti. Bunlar sadece Hititler, Asurlar ve Yunanlar'dan ibaret de değil. Yine Osmanlı'nın öncesinde ve antik çağın sonrasında Roma diye bir gerçek var, bir ucu Britanya diğer ucu Levant'ta. Anadolu'nun göbeğinde Galatya diye bir yer var, kelt yerleşimi. Sadece siyasi yapılardaki değişimlerle değil, siyasi yapıyı etkilemeden tarih boyunca alınan göçler de bu bölgeyi etkiledi, mesele sadece yerleşik veya buraya yerleşip devlet kuran topluluklarla da ilgili değil yani. Kölelik de bunun bir parçası ama bu kadar şeyin yanında sadece küçük bir parçası.

Bu bölge tarihin hemen her anında yol geçen hanı gibi. Yalnızca kölelikle açıklanacak şey değil. Yalnızca Türklerin gelişiyle de açıklanacak bir şey değil.
0
akhenaten
(31.01.25)
Balkan göçmenlerinde sarışın populasyonu fazla. Gerçek Türk fenotipi hafif çekik gözlüdür. Asyalı bir görünümdür.

Anadolu'ya göç ile birlikte ermeniler, kürtler, araplar, yunanlar gibi milletlerle evliliklerle gerçek Türk fenotipi ortadan kaybolmuş.
0
wd40
(31.01.25)
Köleden de ziyade, Mustafa Akdağ, Türkiye'nin İktisadi ve İçtimai tarihinde, bu durumu Malazgirt öncesi dahi gelen Türkmen akınlarında genellikle ortalamada bizim bildiğimiz ortaasyalı türk tipinin aslında hakim olduğunu, ancak batıya doğru gittikçe evlilikler aracılığıyla, ki bunlar rum da olabilir, anadolu'nun o esnada karışmış başka halkları da olabilir, gen havuzunun genişleyip değiştiğinden söz eder.

Bunlar dışında balkan göçmenleri, karaman yöresinden taşınan yörüklerden olduğundan, onların da gen havuzunu toroslar'daki enteresan sarışın yörük çocuklarında görebilirsiniz. Tahmin edilenin aksine, balkanlar'da etnik karışma tahmin edildiği oranda olmamıştır. Buna istisnai sayabileceğim ancak, önceden düz ortodoks Sırplar olup sonradan vergi meselesinden müslüman olan Boşnaklar'la veya orada benzer şekilde müslüman olmuş halklarla karışma olabilir. Ama doğrudan köle alıp köle çocuğuyla kuşak kuşak renk açtırmak ve gayrimüslimle evlenmek gibi durumlar müthiş istisnai kalan durumlardır. Hepsinin, değil balkanlar'da, Edirne'de bile kendilerine ayrılmış mahalleleri vardır ve bayağı ayrıksıdır.

Karadeniz için söz konusu durum biraz farklı zira oradaki nüfusun genotipine bakmak lazım. Bir ihtimalle hatırısayılır kısmı sonradan müslüman olmuş Pontik Rumlar olabilir, onları genelleyemem, bilgim yok. Karadenizli varsa alınmasın lütfen, herhangi bir maksatla söylemedim. Zaten normal yunan halkı da öyle sarı sarı değildir pek.
0
sanal hayvan
(31.01.25)
(4)

şuradan şurası kaç metre uzaklık vardır? fethiye ölüdeniz burası

OgutucuRecep
https://hizliresim.com/425h6ka
0
OgutucuRecep
(29.01.25)
hedep
(29.01.25)
Ben de şöyle ölçtüm; hizliresim.com
0
akhenaten
(29.01.25)
Fethiye Ölüdeniz Kumsalı ile karşısındaki Ada (Gemiler Adası) arasındaki mesafe yaklaşık olarak 1.5 ila 2 kilometre civarındadır.
0
jamswety
(29.01.25)
@jamswety gemiler adası orası değil, fotoğrafta sorulan yer bozyiğit burnu.
0
akhenaten
(30.01.25)
(6)

EKG çeken, tansiyon ölçen akıllı saat

flo
Bu özelliklere sahip ve en güvendiğiniz (mümkünse bireysel tecrübelerinize dayanarak) ve tavsiye edeceğiniz marka ve model var mı arkadaşlar? Diğer özelliklerden ziyade bu iki özellik önemli.Çok teşekkür ederim.
Bu özelliklere sahip ve en güvendiğiniz (mümkünse bireysel tecrübelerinize dayanarak) ve tavsiye edeceğiniz marka ve model var mı arkadaşlar?
Diğer özelliklerden ziyade bu iki özellik önemli.

Çok teşekkür ederim.
0
flo
(29.01.25)
Samsung watch 5'i bizzat bunun için kullanmıştım. Çarpıntı şikayetim vardı, ekg sırasında çarpıntım olmadığı için görünmedi. Ben de çarpıntı başladığında saatle ekg aldım birkaç kere. EKG sonucuyla giderken bunların da çıktısını alıp götürdüm, aldı çıktılarımı parmağıyla gösterip evet şurda şurda çarpıntın görülüyor, çok da önemli değil dedi hayatıma devam ettim :D

Samsung watch 5 öyle üstün bir saat değil. O işe yarıyorsa birçoğu yarıyordur.
0
akhenaten
(29.01.25)
ben apple watch 10 kullanıyorum. ekg var. tansiyon yok. nabız, oksijen var. eğer çok saatle çok oynamazsam şarjı 1,5 günü buluyor. ben memnunum.
0
scudman1
(29.01.25)
gerçek anlamda tansiyon ölçen saat yok diye biliyorum.
Tansiyon ölçüyorum diyen saatlere farklı tansiyon değerlerinizi öğretmeniz gerekiyor. Şu anda 12-8, şimdi 15-9 vs. gibi. Sonrasında o nabız ve damar hareketlerinden önceden öğrettiklerinize benzetiyor tansiyonu sorduğunuzda.
Ama bunun için farklı zamanlarda başka bir alet ile tansiyonunuzu tespit etmeniz gerekiyor referans olması için.
Benim incelediklerim bu şekildeydi.
0
burfak
(29.01.25)
İwatch'ım var. EKG çekiyor. Tansiyon yok.

Akıllı saatlerin EKG özelliği tek kanallı EKG çekimi yapabiliyor. Sadece atriyal fibrasyon bulgusuna bakıyor. Yani Sağlık kuruluşunda çektirilen EKG gibi kapsamlı bir şey değil. Onlar bildiğim kadarıyla 7 kanallı. Yani akıllı saatler 7 parametreden sadece birini gösteriyor. Bunu dikkate alın.

Tansiyon ölçen saatler hakkında bilgim yok. Ancak çok başarılı olduklarını düşünmüyorum ki doktorlar bilekten tansiyon ölçen tansiyon aletlerine bile kuşkuyla yaklaşıyorlar.
0
Mirket
(29.01.25)
youtu.be

Huawei watch d2
0
grimavi
(29.01.25)
İki tip kan basıncı ölçüm yöntemi var saatlerde
1 ledler ile gözlemleyip sizin ölçtüğünüz değerlerle kalibre olanlar (düzenli olarak kalibrasyon gerekiyor)

2 kayışı hava ile şişirip geleneksel yöntem ile ölçüm yapanlar.

Geleneksel ölçüm yapan huawei watch d2 ve xiaomi h1 var bildiklerim.

Kalibrasyon ile ölçüm yapanlardan çok memnun olanlar var. Klasik yöntem için bilek çok uygun değil biraz karışık bi konu aslında :D
0
hedep
(29.01.25)
(12)

ilk akla gelen

a perfect lie
Kahve yanında, kahve ile birlikte ve bunun gibi tabirleri bir yerde okuduğunuzda ya da duyduğunuzda aklınıza hangi kahve türü geliyor? Mesela filtre kahve geliyorsa sizin en çok tükettiğiniz kahve türü bu mu? O nedenle mi aklınıza o geliyor? Ya da içmeseniz bile türk kahvesi mi geliyor? Hangisi geli
Kahve yanında, kahve ile birlikte ve bunun gibi tabirleri bir yerde okuduğunuzda ya da duyduğunuzda aklınıza hangi kahve türü geliyor?

Mesela filtre kahve geliyorsa sizin en çok tükettiğiniz kahve türü bu mu? O nedenle mi aklınıza o geliyor? Ya da içmeseniz bile türk kahvesi mi geliyor?

Hangisi geliyor, sizce niye o geliyor yazarsanız çok sevinirim.

Teşekkürler,
0
a perfect lie
(27.01.25)
Filtre kahve, daha uzun içimli olduğundan yanında bir şeyler tüketmeye daha uygun geliyor

Pasta kek kurabiye bisküvi vs bir lokma alıp üzerine bir yudum kahve böyle böyle 15-20 dakika eşlikçilik
0
grimavi
(27.01.25)
1. espresso bazli kahveler
2. turk kahvesi.

yanlarinda birsey ikram edilmeye en uygun bu ikisi oldugu icin. en cok tukettigim filtre kahve. filtre kahve biraz uyanma, kendine gelme kahvesidir bence. dunyada yaygin kullanim da bu sekilde bence.
0
buenosdias
(27.01.25)
türk kahvesi tabii ki.
sebebi özenti olmamam.
0
sonsuz
(27.01.25)
hicbir kahveyi icmiyorum ve hayatimin yarisindan cogunu yurtdisinda gecirdim ama aklima hala türk kahvesi geliyor.
ama yabanci biri sorar ya da yabanci dilde okursam filtre kahve türevi gelir.
kimin dedigine ve hangi dilde duyduguma bagli olarak degisiyor yani.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.01.25)
Filtre kahve/americano/latte ve hatta düz nescafe gelir ama türk kahvesi gelmez ya. Türk kahvesi ya da espresso gibi tek atımlık kahvelerle bi şey yemek zor olduğu için ikram dendiği anda aklım büyük fincanda yudum yudum içilen kahvelere kayıyor.

Edit: no context bir şekilde kahve lafı geçse ya da biri kahve ister misin derse de aklıma büyük fincanda kahve gelir. Türk kahvesi diye spesifik belirtilmedikçe aklıma Türk kahvesi gelmez. Özenti de değilim, hemen her gün hem normal kahve hem türk kahvesi içiyorum. Türk kahvesi sadece spesifik ve ayrı bir kahve türü yani kahve denince akla gelen ilk olması ilginç geldi bana
0
nundu
(27.01.25)
@konusma, soru türkce sorulmus ablacim.
0
sonsuz
(27.01.25)
X kahvenin yanında iyi gidiyor diye duyarsam kafamda canlanan kahve x'e göre değişiyor. Örneğin çikolata veya elmalı turtadan bahsediliyorsa aklıma filte kahve ya da espresso türevleri gelir. Acıbadem kurabiyesi gibi bir şeyse türk kahvesi gelir.

Birisi kahvenin yanında ne iyi gider diye sorarsa da ya ne tür bir kahve olduğunu sorar ya da farklı kahvelere göre farklı şeyler söylerdim.

Ben en çok türk kahvesi içiyorum, genelde de yanında bir şey yemem. Yanında yemeyi sevdiğim şeyler yok değil ama genelde yemem, çünkü hangi bir sefer yiyeyim günde kaç fincan içiyorum ben bunu :D
0
akhenaten
(27.01.25)
Filtre kahve geliyor.
Yanında bir şey yenecekse keyif için içecek olarak hep filtre kahve ve çay gelir.
Sebebi de Türk kahvesi yanında bir şey yememem.
0
kisa
(27.01.25)
bir özenti olarak her gün en az iki adet espresso türevi kahve (latte vs.) içmeme rağmen benim aklıma Türk kahvesi geliyor. zira benim kullanımıma göre, diğer kahve türleri sade veya bir şeyin yancısı (örneğin kekin yayına kahve gibi) olurken Türk kahvesi kendisi yancı olmayıp yanına bir şey eklenen (başrol diyebiliriz) konumunda. yalnız bunun sebebi Türk kahvesini çok sevmem değil, yukarıda yazdığım gibi espresso türevlerini daha çok tercih ediyorum. sadece algım bu yönde.
0
shadowfollower
(27.01.25)
Biri kahve içer misin dediğinde türk kahvesi geliyor. Evde aile arasında konuşulunca türk kahvesi geliyor. İlk onu öğrendim onu içtim. Ben kahve içmeye başladığımda sanırım 3ü1 arada garabeti yoktu.

Kantinde vs kahve denildiğinde 3ü1 arada geliyor. Avmde/kahvecide filtre, espresso

Kahve yanında kısmı ise türk kahvesini hiç bişeyle içmek istemiyorum kahvenin tadını almak için. Belki bi yudum su.

Türk kahvesi, filtre kahve, espresso. Bu üçünden başka da içmiyorum. Filtre ve espressonun yanında ona eşlik edebilecek hamur/kek/cookie artık duruma göre kahvenin aromasını bastırmayacak bişey lazım.
0
help im alive
(27.01.25)
içinde süt veya benzeri şeyler barındırmayan kahve çeşitleri geliyor.
0
sir spankalot
(27.01.25)
kahve kültürüm veya merakım yoktur, önce onu söyleyeyim. benim aklıma filtre kahve geliyor. birkaç sebebi var,

* 23 yaşındayken kız arkadaşımla bir mekana gitmiş, sırf o sipariş etti diye kendime de filtre kahve sipariş etmiştim... french press ile geldi. ben o zaman bu konularda (sokağa çıkma dahil) çok ama çok cahilim. yanımda o olmasa kahveyi içemezdim öyle söyleyeyim, kıza sormuştum "bu ne lan bunu napcaz şimdi" diye. böyle kendimce komik bulduğum bir anım var, o yüzden bende yeri ayrıdır ahaha.

* annem heves edince filtre kahve makinesi almıştım eve. bütün yaz batılı gibi sabahları kahve içmiştim. hafta sonları kahvaltıdan birkaç saat sonra annemle karşılıklı oturup sigara eşliğinde gömerdik.

şimdi ev arkadaşımın french press'i var, bazen onu kullanıp içiyorum, alete küçümser bakışlar atıyorum, göz kırpıyorum "kafamı karıştıracağımı mı sandın??" diyorum filan.

kısacası evet en çok tükettiğim kahve türü filtre kahve. benim için manevi/mental açıdan yeri olan tek tür de o diyebilirim. o yüzden benim için kahve = filtre kahve.

"çok sıradan ve iğrençsin eşşoleşşek filtre kahve geçerli bir cevap değil" dersen de frappe derim onu da çok sevmiştim, yine sevgilim götürmüştü. her neredeysen yıldızın parlasın ex aşqım olmasaydın olmazmışız resmen
0
mark greg sputnik
(27.01.25)
(16)

Şu an bir ruh doktoruna görünseniz hangi tanıyı alırsınız?

sekizdokuzon
Bana manik depresif derlermiş gibime geliyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Size ne derler?"Alanda profesyonel olmayan insanlar olarak teşhis koymamız doğru değil." falan bunları geçelim, geyik yapıyoruz.Teşekkürler.
Bana manik depresif derlermiş gibime geliyor.

Siz ne düşünüyorsunuz? Size ne derler?

"Alanda profesyonel olmayan insanlar olarak teşhis koymamız doğru değil." falan bunları geçelim, geyik yapıyoruz.

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(26.01.25)
Rahat batığına bağlı tembellik
0
kisa
(26.01.25)
Where is my mind
0
encokbenisevinnolur
(26.01.25)
aşk acısı tanısıyla geri yollanırım, 2 haftalık tatile çık der, çıkamam :d
0
baldan kaymak
(26.01.25)
Depresyon. Okb.
0
yosta
(26.01.25)
"büyük ihtimalle uzun süre masabaşı çalışmaltandır ama sen yine bir ortopediye görün"
0
beyfendi
(26.01.25)
sinav dönemine bagli klinik depresyon.
0
sonsuz
(26.01.25)
derdini .eyim herhalde.
0
gabe h coud
(26.01.25)
Okb ve sevgilisi depresyon:)
0
parka
(26.01.25)
Minör depresyon
0
kullanicadi
(26.01.25)
coğrafi dislokasyon, şu an icat ettim bence literatüre girmeli.

Edit: şimdi baktım böyle bir şey varmış, ama benim demek istediğimin tam tersi. Benim demek istediğim ilk aklınıza gelen.
0
akhenaten
(26.01.25)
Gülümseyen depresyon. Alıştık çünkü epey anlaşılmaz hale geldi.
0
muhayyer divan
(26.01.25)
Şizoid veya sosyal fobi
0
inheritance
(26.01.25)
Normal ve düz çıkardım gibi.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(26.01.25)
asperger, adhd, high functioning depression, sosyal fobi. hepsi olabilir, ama olmayabilir de.
0
lemmiwinks
(27.01.25)
işkolik
0
dedim dedim de kime dedim
(27.01.25)
Gittiğim psikiyatristin tanısı depresyon.
0
peki madem
(27.01.25)
(8)

YouTube, bugüne kadar yaptığım tüm yorumları silmiş

yine de geldim dunyaya
Topluluk kurallarını ihlal edecek hiçbir şey yazmadım, hepsi gayet normal yorumlardı. Sırayla "YouTube Studio -> Topluluk -> Yorumlar" diye tıklayıp baktığımda yıllarca yazdığım tüm yorumların yok olduğunu, sanki bu özelliği hiç kullanmamışım gibi boşluk olduğunu görüyorum. Bana bununla ilgili hiçbi
Topluluk kurallarını ihlal edecek hiçbir şey yazmadım, hepsi gayet normal yorumlardı. Sırayla "YouTube Studio -> Topluluk -> Yorumlar" diye tıklayıp baktığımda yıllarca yazdığım tüm yorumların yok olduğunu, sanki bu özelliği hiç kullanmamışım gibi boşluk olduğunu görüyorum. Bana bununla ilgili hiçbir bildirim, e-mail filan da gelmedi. Neden olmuş olabilir? Geri getirmenin yolu var mıdır?
0
yine de geldim dunyaya
(25.01.25)
Silmiyor cevaplanmış yorumları göstermiyor
0
olaylar olaylar
(25.01.25)
Bahsettiğin kısım senin yayıncı olarak yayınladığın videolara gelen yorumları gösterir. Senin başka videolara yaptığın yorumları görebileceğin bir yer değil burası eğer sorduğun buysa.
0
himmet dayi
(25.01.25)
@olaylar olaylar ama önceden dinleyip çok beğendiğim bir konser kaydına yaptığım yorumu bulmak için videoya gidip videonun altındaki yorumlara baktım mesela, benim şarkıya yaptığım yorum yok olmuş gerçekten de.
0
🌸yine de geldim dunyaya
(25.01.25)
Ya kanal sahibi silmiştir ya da sizi o kanaldan engellemiştir
0
olaylar olaylar
(26.01.25)
Youtube'un durduk yere alakasız eski yorumlarınızı sileceğini sanmam. Ya komple atılırsınız ya da ilgili yorum hangisiyse o silinir. Youtube hesabınızla ilişkili google hesabınızda falan değişiklikler yaptınız mı?

Google hesabınızla ilgili bir sorun olabilir. Önceden google+ profilini silince youtube'daki yorumlar da gidiyordu falan... Artık google+ yok sanırım ama benzer başka bir sebebi olabilir. Ya da varsa google'da karıştırdığınız gizlilik güvenlik ayarlarıyla ilgili olabilir.
0
akhenaten
(26.01.25)
Ama sayfada solda history kismi var oraya bas gelen ekranda sagda kucuk yaziyla comments yaziyor orada yorumlar

Bende ingilizce ondan bole yazdim
0
Zetnikov
(26.01.25)
@Zetnikov'un dediğini yapınca tüm yorumlarım geri geldi, teşekkür ederim.

@akhenaten, aslında evet, yeni bir telefonda Google hesabımda oturum açmıştım. Sonra bir baktım ki ne web'de ne de mobilde geçmiş YouTube yorumum var, yıllarca yazdığım her şey uçup gitmiş. Sonra @Zetnikov'un dediği şekilde bakınca geri geldiler ve YouTube bir gizlilik ayarlaması yaptırdı.
0
🌸yine de geldim dunyaya
(19.02.25)
@olaylar olaylar, sadece bir kanala değil, yıllar içinde çeşitli kanalların çeşitli videolarına yaptığım yorumların tümü silinmişti.
0
🌸yine de geldim dunyaya
(19.02.25)
(7)

Bes yaptırmak mantıklı mı? Yoksa başka bişi mi?

baldan kaymak
Sb.
Sb.
0
baldan kaymak
(24.01.25)
En karli birikim yontemi tabiki degil. Ancak seni birikime zorlayan birsey o yuzden bence mantikli
0
nuevo
(24.01.25)
Gayet mantıklı. Zorunlu tasarruf yapmanızı sağlıyor. Devlet katkı sağlıyor. Daha ne olsun.

Ancak masrafı az bir şirketten yaptırmakta fayda var. Onu araştırın.

Bir de insanlar BES yaptırıp, ilk başta otomatik fonları alıp bir daha dönüp bakmıyorlar. Bu durum para kaybettirir. Portföy günlük siyasi ekonomik gelişmeler takip edilerek sürekli güncellenmeli.
0
Mirket
(24.01.25)
Şöyle düşünün

Böyle bir sınıflandırma yok aslında (varsa da ben bilmiyorum) ama temel noktayı anlatmaya çabalayacağım.

Çok kök tanımlara inmeden, ortalama bir insan için yatırımları kategorize edersek; ilk basamakta her şeyi kendinizin yönettiği araçlar var denebilir. Emtia / hisse alım satımı gibi. Burada neye ne kadar para ayıracağınızı, neyi ne zaman alacağınızı ya da satacağınızı, piyasanın güncel durumuna ve o sektörlerdeki dinamiklerin kısa/uzun vadeli risklerine kadar her şeyi siz düşünürsünüz. Haliyle istediğiniz gibi hareket edebilirsiniz. Haliyle hem piyasa hem o araçla ilgili üst düzeyde bilgi ve deneyiminiz olmalı.

İkinci seviyede fonlar geliyor. Fon yatırımı yaparken piyasanın genel görünümü hakkında bir fikriniz olması gerekiyor. Mevcut durumda hangi temada bir fona yatırım yapacağınızı biliyor olmalısınız. Ancak tek başına değilsiniz, sizin karar verdiğiniz o alandaki detaylarla fonu idare eden ekipler ilgileniyor olacak. Siz biraz daha geniş perspektiften bakıyorsunuz. Örneğin borsanın yükseleceğini hissedecek kadar piyasadan anlıyorsunuz ancak hangi şirketin hissesini alsanız iyi olur, o şirketin mali durumu neyi gösterir bilmiyorsanız fonlar sizin için güzel. Ancak hala paranızın yönetimi büyük oranda sizde. Ne zaman ne kadar ekleyeceksiniz vs. bunları düzenli olarak düşünmeniz lazım.

Üçüncü basamakta da besler var. Bunlar fonların parayı yönetme gerekliliğini de hafifleten hali. Sizin için bir vade belirleniyor ve düzenli para girişi yapmanız için sizi teşvik ediyorlar. Size düşen kısım piyasanın genel durumu hakkında fikir sahibi olup paranızı bu doğrultuda uygun fonlarda tutmak ve belirlenen ödeme planına uymak.

Haliyle bes'in ne kadar mantıklı olduğu sizin ne kadar zamanınız ve yetkinliğiniz olduğuna bağlı. Şöyle düşünün bes sizin için mantıklı olmasa heralde bu soruyu sormuyor, çünkü cevabı zaten biliyor olurdunuz.
0
akhenaten
(25.01.25)
BES yaptırmak kesinlikle mantıklı. zorunlu bir şekilde birikim yapıyorsunuz, bir de devlet katkısı var.

ancak kenara atıp bırakmayın. paranın değerlendirildiği fonları düzgün seçtiğinize emin olun. bazı firmalar, her fonu seçmenize izin vermiyor. bazı firmalarda fon değişimi çok zor. bunları inceleyin, ona göre devam edin.
0
co2s2
(25.01.25)
bu tarz sorularda bazen şöyle cevaplar görebilirsin:
"yatırım danışmanıyım bes'im yok. bes'le ilgili bir işim var, bes satıyorum ama benim yok :)"

aslında çok mantıklı. zaten yatırımdan anlıyorsan daha iyi enstürmanların varlığını biliyor, yönetebiliyor ve paranı değerlendiriebiliyorsun.

ama eğer yatırım konusunda çok bilgili değilsen, birikim yapamıyorsan, düzenli bir birikimin olsun istiyorsan işte o zaman mantıklı.

yani toplumun geneli için mantıklı. bunun maliyeti var tabi. portföy yönetim ücreti isteniyor bu işlem için. ufak bir tutar ama 10 yılda kümülatif olarak bir yekün oluşturuyor. işi zaten yatırım ve para olanlar, bu yönetim ücretini vereceğime kendim başka şekilde değerlendiririm diyorlar.

elcevap, sıradan vatandaşlar için mantıklı. zorunlu tasarruf yapılıyor. paran borsa da değerlendiriliyor. normal emeklilik sistemi çöküyor, o yüzden vatandaşlar olarak alternatif birikimlere ihtiyacımız var bu da onlardan biri.

not: bes aslında, isminden uzak olarak, emeklilik değil, birikim sistemi.

bahsi geçen devlet katkısını, yönetim gideri ücretine mukabil görebilirsiniz aslında. bu durumda parayı borsada değerlendirmek olarak düşünün.

bu arada, birden fazla bes sahibi olabilirsiniz. birini hiç bozdurmaz ve devlet katkısını maksimum elde edebileceğiniz 10 yıllık sürenizi sıfırlamazsınız.
ikinci, üçüncü beslerinizi ise ihtiyaç duyduğunuz anda bozdurabilecek şekilde düşünebilirsiniz. maksimum devlet katkısını almak için 56 yaş ve 10 yıl sistemde kalma gerekliliği var. bunlar olmadıkça devlet katkısı minimal oluyor. o yüzden yönetim giderlerine denk gelebilirsiniz dedim.
0
biseysorcaktim
(25.01.25)
onun yerine altın biriktirin daha iyi
0
telliahmet
(21.02.25)
Hükümetin içinde olduğu yatırımlardan bir şey kazanamazsınız. Sürekli stopajları artırıyorlar, şunu alacaksın, bunu alacaksın diye zorluyorlar. Takip etmezseniz, paranız eriyor vs.

Hiçbir şey bilmiyorsanız, altın alın, atın köşeye...

NOT: Yatırım tavsiyesi değildir!


.
0
kartallar yuksek ucar
(21.02.25)
(4)

bes için bu paralar doğru mu?

messina123
aylık 2000 lira ödemeli bes'in 2052 yılında bana getirisi 1.3 milyon mu olacak? o zaman bes sisteminin ne mantığı kalır ki? o tarihe kadar belki enflasyon uçacak 1.3 milyona ekmek alamayacağız? yoksa bu 1.3 milyon bugüne göre 1.3 milyon mu? eğer öyleyse bile yıllarca 2000 lira ödeyip elime sıfır ara
aylık 2000 lira ödemeli bes'in 2052 yılında bana getirisi 1.3 milyon mu olacak? o zaman bes sisteminin ne mantığı kalır ki? o tarihe kadar belki enflasyon uçacak 1.3 milyona ekmek alamayacağız? yoksa bu 1.3 milyon bugüne göre 1.3 milyon mu? eğer öyleyse bile yıllarca 2000 lira ödeyip elime sıfır araba parası bile geçmeyecek demek oluyor.

i.hizliresim.com
0
messina123
(24.01.25)
Hesaplamada enflasyon için özellikle bir tahmin yapılmış mıdır bilmiyorum ancak yapıldıysa bile zaten bu tür tahminler bahsettiğiniz sebepten sürekli güncellenir. BES bir yatırım, paranız sabit kalmıyor çeşitli fonlarda duruyor. Haliyle örneğin paranızı altın fonunda tutuyorsanız altın da 10 yıl sonra tahminlerin çok üstünde yükselirse sizin getiriniz de altın oranında yükselmiş olacak.

O getiri tahminini elinize geçecek tutar olarak görmeyin, BES vadeniz dolduğunda elinize geçen tutarın bugün 1.3 milyon ne ifade ediyorsa onu ifade edeceği şeklinde düşünün. Eğer bugün 1.3 sizin için iyi paraysa güzeldir, değilse değildir.

Yine de bu net bir sonuç vermez. Sizin seçtiğiniz fonlar hesaplama yapılırken kabul edilen ortalamadan düşük kalabilir vs. vs.

Demek istediğim elinize geçen para 1.3 milyon olmayacak zaten.
0
akhenaten
(24.01.25)
Bes, paranı yatırıp kulağının üzerine yatacağın bir şey değil. Yılda 12 defa olmak üzere, değiştirebilip farklı fonlara yatırıyorsun paranı. Doğru fon seçimiyle parayı yılda ikiye üçe katlayabileceğin gibi zarar da edebilirsin.. Bu durum baştan öngörülemez.

Hangi firmaysa o, insanları gaza getirmek için öylesine bir hesap yapmış olmalı ve o parayı da bugünkü değerden hesaplamış olmalı.

Altta getiri detayı diye bir link var. Onu tıklayıp detayı paylaşırsan daha net cevap verebiliriz.
0
Mirket
(24.01.25)
o para bugünün 1,3 milyonu. bu kadar düşük görülmesinin sebebi bu hesaplama araçlarında yıllık %4 brüt reel fon getirisi üzerinden hesaplanıyor. ama bu oran düşük. biraz bilgisi olan iyi seçim yapan biri reel olarak %10 üstü getiriyi rahat görür. bir de yıllık katkı payı artışını da %3-4 olarak hesaplanmaya eklenmesi gerekiyor. 2051 yılında da 2000 tl yatıracak haliniz yok.

benim kafadan hesabıma göre aylık 2k, her sene %2-3 oranında katkı payı arttırırsan, fonları da fena olmayanlardan seçersen 2052 yılında 5-7 milyon civarında bugünkü parayla kazancın olmuş olur.
0
avatar is back
(24.01.25)
fonların yıllık artış oranlarına göre değerlendirmek lazım. seçeceğin fornların yıllık artışları önemli burada. Her sene ortalama %30 - %90 gibi artışları olan fornlara yatırım yaptığını düşün. bileşik getiri de eklenince paran çığ gibi büyüyor.

uç bir örnek vermek gerekirse:

20 yıl boyunca her ay 2000 TL ödeme yaptığınız, yıllık %20 fon değeri artışı sağlayan ve devlet katkısını (%30) içeren bir BES yatırımının sonuçlarını tablo olarak sundum.

Özetle:

Toplam Ödeme: 480.000 TL
Devlet Katkısı: 144.000 TL
Fon Değeri: 8.219.846 TL (20 yıl sonunda biriken toplam değer)

ve bu çok tahmini bir örnek. Eğer 20 yıl sonra 8 milyon lira 1 tofaş parası ise para piyasasına göre güncel miktar o zaman değişir. Tahmini tutarı şöyle hesaplamak daha mantıklı geliyor bana:

Şimdiki hesaplamalar ile 8 milyon elime geçecekse, bugün 8 milyona alabileceğim evi 20 yıl sonra da alabilirim. Alım gücü ile kıyaslarsam daha doğru olur. Örnek veriyorum 2 tane sıfır BMW gibi
0
g4rymckinn0n
(24.01.25)
(11)

el kremi sacmaligi

fevzi123
selams,bu el kremi sacmaligi asiri sacma degil mi? elime krem surdum bugun elim yapis yapis gibi nemli gibi boyle vicik vicik oldu af edersin.igrenc bir his.elimize neden krem suruyoruz ki?el daha nemli oldu. eeee bu iyi bisey mi?bi de ekstra caba sarf etmeden normal elimi falan yikayinca bunun etki
selams,

bu el kremi sacmaligi asiri sacma degil mi?

elime krem surdum bugun elim yapis yapis gibi nemli gibi boyle vicik vicik oldu af edersin.
igrenc bir his.
elimize neden krem suruyoruz ki?
el daha nemli oldu. eeee bu iyi bisey mi?
bi de ekstra caba sarf etmeden normal elimi falan yikayinca bunun etkisi gitmiyor mu? neden suruyoruz arkadas bu kremi?
birisi mesela boyle nemli nemli benim elimi siksa, tiksinirim.
evet. bu kadar.
0
fevzi123
(23.01.25)
Vıcık vıcık olduysa çok fazla sürmüş olmalısın.
Hukukta da el kremi sürmemeyle ilgili bir zorlama veya ceza yok.
Daha uzun süreli nemli etkisi için önce eli yıkamak, ardından kurulamak sonrasında kullanmak iyi olur.
Cilt yapısı, esnekliği, hassasiyeti ve dışarıdan maruz kaldığı etkiler sonucunda derimizin gösterdiği tepki herkeste aynı olmuyor. Kimileri için zaruret.

Biraz değişiklik olması ve ellere renk gelmesi için kına sürülebilir.
0
diyecevaplandı
(23.01.25)
nemsiz kuru cilt daha hassatir, catlar, yaslanir vs.

nemlendirici kremin ozelligi cildin kurulugunu giderip bir koruma tabakasi olusturmasi.

ellerin kuru degilse surmene cok gerek yok. misal ben mersinde yasasam surmezdim. ama kisi cok kuru bir yerde yasiyorum, o yuzden yatmadan once banyodan cikinca butun vucudumu nemlendirici kremle kapliyorum obur turlu kuruluktan kasinti oluyor.

cok vicik viciksa soylendigi gibi cok surmus olabilirsin veya alisik degilsin.
0
hot potato
(23.01.25)
Nemli iklime alışkın biri olarak şu an karasal iklim bir yerde yaşıyorum ve kışları krem sürmezsem ellerin çatlıyor. O yüzden aşırı düzenli olmasa da arada bir az bi şey sürüyorum iyi geliyor.

Tavsiyem elinin üstüne biraz sık kremden. Sonra diğer elinin üstüyle yay, en son avuç içlerine uygula. Hem elin üstü kurumaya ve çatlamaya daha yatkın hem de avuç için daha az vıcık vıcık olur
0
nundu
(23.01.25)
Ben de kremi sürdükten sonra ellerimin yapış yapış olmasını, kremli elle klavyeye, kumandaya, eşyalara dokunmayı hiç sevmiyorum ama kışın ellerimin dış kısmı soğuktan çatlıyor, sadece bu yüzden sürüyorum. Genelde dışarı çıkacağım zaman krem sürüyorum, içeri girince ellerimi sabunla yıkayınca krem falan kalmıyor.
0
lamborcini
(23.01.25)
özellikle kışın soğuk suda ellerim çatlayıp kanadığı için mecburum sürmeye. rahatsızlık hissi verdiği doğru. o yüzden gece yatarken sürerek bu dertten kurtuluyorum.
0
lazpalle
(23.01.25)
kore'de kozmetik malzemeleri meshur. ben de oradan ese dosta almistim bir seyler. magazada da denetmislerdi bi el kremini elime surmustum dalgasina. butun gun elimi oksadim sonra sapik gibi. ipek gibi yumusacik yapmisti elimi.

yapis yapis yapan nedir bilemedim. iyileri ozellikle kisin hava kuruyken ise yarar diye dusunuyorum. benim su an yasadigim yer cok soguk olmadigi icin kullanmiyorum.
0
antikadimag
(23.01.25)
Sürmeyince elim acıyor, prenses bir deriye sahibim sanırım. Suratım da öyle sanki çekiliyor gibi hissediyorum. Bu hissi geçirmek için sürüyorum.
0
peki madem
(23.01.25)
Kremler su bazlı ve yağ bazlı olarak ikiye ayrılır, kış mevsimi geldiğinde elleri çatlayan yara olan nemsiz ve kurumuş insanlar yağ bazlı ürünler kullanır ama bunlar da gün içinde pek kullanılmaz genelde gece kullanılır sonra da yatılır, bu ürünlerin yapısı yoğun emilimi uzun sürdüğü için bu şekilde kullanılır, sen muhtemelen böyle bir ürün kullanmışsın ama su bazlı ve hafif yapıda el kremi kullanırsan günün her saati kullanabilirsin, yapısı ince olduğu için kısa sürede cilt tarafından emilir ve rahatsız edici bir kalıntı bırakmaz elini nemlendirip geçmiş olursun.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(23.01.25)
Eliniz nem sorunu yaşamıyorsa gerek yok. Ancak özellikle kuru iklimde yaşıyorsanız veya toz toprağın çok olduğu bir yerde yaşıyor veya çalışıyorsanız ellerinizin dizilerde akıl veren balıkçı dayıların elleri gibi olmaması için krem kullanmalısınız, bunun için kullanılıyor.

Ha siz diyorsanız ki benim için sorun değil, o zaman kullanmanıza gerek yok.

Bir de düzgün krem ve düzgün miktar kullanmalısınız ki yapış yapış olmasın. Normalde kremi kullandığınızda yapış yapış olmasını geçtim kuru ve yumuşak bir his vermesi gerekiyor.

Bir yerlerde yanlış yapan siz olmalısınız yani, yıllardır kesintisiz kullanan biri olarak baya özgüvenle söylüyorum bunu.
0
akhenaten
(23.01.25)
@akhenaten'e ek olarak, eller hem yıkayıp kuruladıkça nem kaybeder hem de (güneş kremi kullanılsa bile) en çok güneş hasarı alan bölgelerden biri. Bol estetikli, yüzünü gerdirmiş, dolgu yapmış, göz kapaklarını kaldırtmış 60 yaş üstü kadınlara bakın, gerçek yaşlarını ellerinden görebilirsiniz. Aklıma ilk gelen isimden bir örnek buldum :)
images.app.goo.gl
images.app.goo.gl

O yüzden el derisine iyi bakmak, nemini eksik etmemek lazım.
0
kobuzchu kiz
(23.01.25)
saçma değil.
nemlensin diye sürüyoruz. nemli ise sürmüyoruz ki öyle terli el gibi olmasın.

yani sen sürme tabi de.

ben de bir soru sorayım. neden size uygun olmayan bir şeyi başkası yapınca böyle bir tiksinmeler, zorbalamalar falan?

dünya sizin etrafınızda dönüyor da haberimiz mi yok?
0
mathilda.may
(23.01.25)
(21)

kitaplarınızı yarım bıraktığınız oluyor mu?

m e b
selam.okuma alışkanlığı olmayan, "dikkatim dağılıyor, o yüzden yarım bırakıyorum", "başladım, sonra bitirme fırsatım olmadı" gibi gerekçeleri olanlardan ziyade "bir kitaba başlıyorum, hoşuma gitmiyorsa doğrudan bırakıyorum" gibi tamamen bilinçli bir yarım bırakıştan bahsediyorum. kitabın dili, yazım
selam.

okuma alışkanlığı olmayan, "dikkatim dağılıyor, o yüzden yarım bırakıyorum", "başladım, sonra bitirme fırsatım olmadı" gibi gerekçeleri olanlardan ziyade "bir kitaba başlıyorum, hoşuma gitmiyorsa doğrudan bırakıyorum" gibi tamamen bilinçli bir yarım bırakıştan bahsediyorum.

kitabın dili, yazım tekniği, konusunun tırtlığı, yazarın taraflı bakışı vs beni zorlasa da o kitabı bitirmeye çalışıyorum. zaten şu yaşıma kadar da üç kitabı yarım bırakmış veya "şu an vakti değil, ileride okurum belki" demişimdir (o kitapların bir daha suratına bakmadım gerçi).

hoşuma gitmeyen bir kitabı bitirdiğimde de aşırı sinirleniyorum bu arada. halbuki ya yarım bırak ya da hayıflanma, değil mi?

neyse, sizin de bu gerekçelerle bıraktığınız kitaplar oluyor mu? en son yarım bıraktığınız kitap neydi?
0
m e b
(21.01.25)
kendimi çok zorlamama rağmen kitap ilerleyemiyorsa, bırakıyorum. pek hoşuma giden bir durum değil tabii
0
kondansator
(21.01.25)
Ben önceden illaki bitiriyordum sonra birgün mina urgan'ın kitaplarından birini okuyordum hangisi hatırlamıyorum

Orada Urgan'ın kendisi de başladığı kitabı beğenmese de illaki bitirdiğini anlatıyordu

Sonra bunun üstüne Fethi Naci'nin kendisine "Karpuzu kestin baktın ki kabak, gene de zorla yiyecek misin o karpuzu?" dediğini söylüyordu.

Mantıklı geldi, artık sarmazsa devam etmiyorum.

En son Görmek'i yarım bırakmıştım.
0
akhenaten
(21.01.25)
Eğer %10, %15 civarına kadar olmuyorsa bırakıyorum.
0
salihdt
(21.01.25)
Oluyor olmaz mı, bazen mevsim sebebiyle bile okuyamadığım kitap oluyor. bakıyorum tam yazlık ya da tam kışlık bir kitap o mevsime erteliyorum ya da bakıyorum hiç sarmadı, beklediğim gibi gelmediyse erteliyor ya da tamamen bırakıyorum.
Sonsuz hazine gibi kitap var yeryüzünde hangisini okuduğunun ne önemi var sen okuduktan sonra, yediğimiz içtiğimiz gibi beğendiğimizi sevdiğimizi okumakta özgürüz. istersen aynı kitapları bile dön dön oku, kim karışır. ben çok okudum eskiden okuduğum kitapları, hala da özledikçe, okuduklarım vardır.
0
erty_ksk
(21.01.25)
Evet bırakıyorum en son bir polisiye hayranı olarak Ahmet Ümit'in Kayıp Tanrılar Ülkesi'ni yarısında bıraktım. Normalde bir kitabın ilk çeyreğine gelmeden içine çekip çeymeyeceği anlaşılıyor, eğer beni çekmemişse bırakıyorum. Hayat zevk alınmayan bir kitabı zorla, sırf bitirmiş olmak için okumaya devam edecek kadar uzun değil okunacak birçok kitap var onların zamanını böyle bir durum için harcamak bence gereksiz.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(21.01.25)
Hiç sevmediğim takıntılarımdan biridir.
Başladığım kitabı ya da filmi bitirmek zorundayım.
@ cosmicstring'in dediği gibi hayat kısa, kitap çok ama bunu kendime anlatamıyorum.
0
Mirket
(21.01.25)
Eskiden zorla ve inatla bitiriyordum. Artık sarmazsa bırakıyorum. En son China Mieville'in romanlarından birini bırakmıştım galiba.
Hayat kısa, kitap çok. +1
0
kobuzchu kiz
(21.01.25)
non-fictionlarda pek olmuyor. cünkü konusunu bilerek seciyorum. yazarin dilini begenip begenemdigimi 10 sayfada anlarim zaten ona göre alirim ya da almam.

fictionlarda cok oluyor. karakterlere cok uyuz olursam, konu sacma ya da fazla karmasik gelirse birakiyorum. sürükleyici degilse birakirim.
0
sonsuz
(21.01.25)
hic zorlamam, sikildigim kitabi ilerlemeyecegini hissedince birakirim.

yaratma cesareti'ni biraktim daha baslarinda. cevirmen ceviriden cok kendi anladigini anlatmis kitaptan uzun dipnot ve hayvani bir onsoz yazarak. cok sikti biraktim. hatta unutup ikinciye basladim, onda da biraktim. ingilizcesinden okurum belki daha sonra.

guzel oldugu halde kosmasaydim yazamazdim da yarim kaldi ama devam ederim diye umuyorum. bu bilincli bir yarim birakma degildi :)
0
lemmiwinks
(21.01.25)
"dikkatim dağılıyor, fırsat bulamıyorum" bahaneleri dışında nadir de olsa bıraktığım oluyor.

muazzez ilmiye çığ'ın bir kitabını okuyordum yıllar önce. kendi alanıyla ilgili yazdıklarına bir şey demeyeceğim, ama benim iyi bildiğim konularda hatalı argümanlarına denk gelmiştim hem de yoğun şekilde. devam etmek istemedim.

bundan sonra yüz tane kitap daha yarım bıraktım ama sebepleri en başta belirttiğiniz okuma alışkanlığı eksikliği.
0
biseysorcaktim
(21.01.25)
mumkun oldugunca zorluyorum ancak evet biraktigim oluyor. bazen bazi kitaplarin zamani degil diye dusunuyorum. mesela Ursula Le Guin'in 2-3 kitabini arka arkaya bayilarak okudum, sonra Mulksuzler'e basladim, mumkun degil gitmedi kitap, ne okudugumu anladim, ne geri donunce hatirladim, kitabin icine giremedim filan olmadi bi sekilde, biraktim. Tekrar donerim bir sure sonra.
0
kassiopeia
(21.01.25)
düzenli olarak kitap okuduğum zamanlarda en net hatırladığım yarım bırakma olayı mülksüzlere ait.
0
elorelia
(21.01.25)
Evet zamanının gelmediğini düşünüp bıraktığım kitaplar oldu, bir şekilde geri dönüp bitirdiklerim de oldu, az da olsa bir daha dönmediklerim de olmuştur.
0
amelie poulain
(21.01.25)
ben beğenmezsem direkt bırakırım hatta yazarına söylenirim küfür bile edebilirim bu ne biçim kitap diye :D

en son kinyas ve kayrayı bıraktım, birkaç sayfa okudum baktım feci kötü. aşırı depresif bir şeydi. hayatta okumam öyle bi kitap.
0
turuncu tonlarda
(21.01.25)
Her kitabın zamanı var. Şu an okuduğum kitap beni aşırı düşürüyor mesela, içimi sıkıyor. Baksan Türk klasiği, okumayanı dövüyorlar ama şu an bana iyi gelmiyor. Böyle olunca biraz zorlayıp olmazsa bırakıyorum. Allah kelamı değil neticede.
0
sekizdokuzon
(21.01.25)
bol kitap okuyan biriyim 1 ocaktan bu yana 5 kitap bitirip toplamda 1276 sayfa okumuşum. bu istatistiği de vereyim ki anlaşılsın. Bu kitaplardan yarım bıraktığım olmadı. Çok zorluyorsa, aynı cümleleri tekrar tekrar okuyorsam bırakıyorum.

son yarım (yarım bile değil 10-15.sayfada) bıraktığım kitaplar: Virginia Wolf- Deniz Feneri, Adam Fawer-Oz, Oğuz Atay-Tutunamayanlar
0
matilda
(21.01.25)
Çocukluktan yetişme iyi okuyucular artık ne tarz seveceklerini bildikleri için bir kitabin isminden, cisminden etkilenmezler ve okudukları bütün kitapları çok severler sevmeyecekleri kitaplari da hiç sevmezler.

Ama diğer arkadaşlar için bir yazar dostumun bir kitabinda da verdiği tavsiyeyi vereyim. Bir kitabın herhangi bir sayfasını açtığınızda ve okuduğunuzda bir sonraki sayfayı açma isteği güçlüyse o kitabın tamamını seversiniz.

Onun dışında sevmeyeceğim bir kitabı okumaya devam ederken kendimi hayal bile edemiyorum.
0
alimcgraw
(21.01.25)
kendimi çok zorlamama rağmen kitap ilerleyemiyorsa, bırakıyorum. pek hoşuma giden bir durum değil tabii +1

Bazı kitaplar cidden kötü. Lanet olsun der bırakıyorum.
0
put it in your appropriate place
(21.01.25)
en son sefiller'i yarım bıraktım. kitabın %22'sindeyken bıraktım. (1600 sayfa galiba)

kitabın gidişatı vs çok belirgin olduğu için daha fazla okumak istemedim.
0
makbur
(21.01.25)
yarim birakma olmuyor ama giremedigim kitaplar oluyor. bazi kitaplardan sekiyorum birkac kere denememe ragmen.
0
antikadimag
(22.01.25)
Eskiden zorlardım kendimi, artık akmıyorsa veya beğenmemişsem bırakıyorum. Bir de tabii bildiğim bir yazarın kitabıysa daha fazla şans veriyorum. Orhan Pamuk mesela; illa ki o ilk 50 sayfasında sıkılacağımı biliyorum, yazarın dünyasının içine girene kadar o sabrı göstermem gerekiyor. Sonrasında akıyor benim için kitap.
0
SiyamkedisiZorro
(22.01.25)
(4)

Insanlara davranma seklimi onayliyor musunuz?

Zetnikov
Kendimi bir cisim olarak adlandiricaksam bu kesinlikle "AYNA" olurduBana kim nasil davranirsa ona o sekilde davraniyorumEskiden insanlar icin ekstra caba gosterir iyi kotu ayirmazdim cok yanilmisimBir suredir iyi olana iyi davraniyor kotu davranana kotu davraniyorum aydinlandim resmenOnceden ne olur
Kendimi bir cisim olarak adlandiricaksam bu kesinlikle "AYNA" olurdu

Bana kim nasil davranirsa ona o sekilde davraniyorum

Eskiden insanlar icin ekstra caba gosterir iyi kotu ayirmazdim cok yanilmisim

Bir suredir iyi olana iyi davraniyor kotu davranana kotu davraniyorum aydinlandim resmen

Onceden ne olursa olsun herkese iyi davranirdim ve tukenise gittim yapacak bisey yok hosgeldin 2025
0
Zetnikov
(19.01.25)
Böyle konularda dışardan gelen uyarıcılardan ziyade içinizdeki yargılara göre hareket etmek daha faydalı bence.

Dışarıya göre kendinizi konumlandırınca manipüle edilmek daha kolay. Kendisine karşı davranışlarınızın kendi yaptıklarına göre şekillendiğini anlayan biri size birçok şey yaptırabilir.

Tam alakalı değil ama alakasız da olmadığı için söylüyorum, örneğin sosyal medyada insanları kendine küfrettirerek dava edip para toplayan kitle de az çok bu mekanizmaya dayalı işliyor.
0
akhenaten
(19.01.25)
karşıdaki insanlıktan nasibini almış biriyse zaten kendi tuhaflığını anlayıp, bunu bir şekilde düzeltir. öbür türlü ben de aynı durumdan muzdarip olduğum için aynısını yapıyorum. şaşırıyorlar.
0
evimin paspasi
(19.01.25)
pasif bir bakis acisi.
ben edilden degil, ettirgenim.

benim sinirlarim, benim koyduklarimdir.
tepki vermem gereken bir durum varsa aninda veririm. karsidakinin nasil davrandigi önemli tabi ki. ama ben kimsenin aynasi degilim.
0
sonsuz
(19.01.25)
Yıllardır herkesi 100 puanla başlattım hayatıma alırken. Hep kendimden verdim. Aman öyle olsun ben yorulayım bir şey olmaz, aman benim planım bozulsun sana uyayım. Sonra baktım ki ne kadar verirsen karşı taraf o kadar istiyor. Bu kadın erkek ilişkisinde değil, arkadaşta da aynı, aile ilişkilerinde de aynı. Sen kendini düşünmezsen kimse seni düşünmüyor. 1000 kez yap 1 kere yapmadığını görüyor herkes, ben yapmıyorum neden karşıdan bekliyorum da demiyor.

Artık kim bana nasıl davranıyorsa ben de öyle davranmaya başladım. Beni evine mi davet ettin? Ben de seni ederim. Benimle bir plan mı yapmak istedin? Ben de seninle yaparım. Ben hasta oldum beni mi düşündün? Ben de seni düşünürüm. Maalesef çoğu insan bundan anlıyor. Yazık kendimi değersizleştirdiğim zamanlara.
0
hrvl
(19.01.25)
(4)

Roman okuduktan sonra

AlsterWasser
---Pazar sabahı boş vaktim vardı yazdım. imkanı olan okur.---Şahsi bir durumumu söyleceğim ve sadece beni anlıyor musunuz ya da benim gibi olanlarınız var mı, sizce problem var mı diye soracağım.Mesela biraz önce bir kitabı bitirdim. Bu arada sadece roman türü için bu söylediklerim. Kitabı gayet sev
---
Pazar sabahı boş vaktim vardı yazdım. imkanı olan okur.
---
Şahsi bir durumumu söyleceğim ve sadece beni anlıyor musunuz ya da benim gibi olanlarınız var mı, sizce problem var mı diye soracağım.

Mesela biraz önce bir kitabı bitirdim. Bu arada sadece roman türü için bu söylediklerim. Kitabı gayet sevdim. Şimdi bu kitapla alakalı ilerde bir film/dizi falan yapılsa izlemem. Daha öncesinde filmi/dizisi çekilen klasikler bol zaten onların da filmlerini vesaire izlemeyi tercih etmiyorum.

Buraya kadar sanki öznel bilinçli bir tercih oluyor sorun yok gibi. Karakterlerler, olaylar vs. benim zihnimde yarattığı şekli ile kalsın istiyorum. Başkasının filtersinden geçmesin veya film/dizi/oyun gibi yapım sürecinde bir sürü kısıtın olabileceği şekliyle zihnimde canlanan şey değişsin istemiyorum.

yalnız problem şurda başlıyor, kitap hakkında iyi ya da kötü pek yorum da okumak istemiyorum. işte burası biraz bana saçma geldi. kendimi sorguladım. gerçi birkaç sefer bunun nedeninin ekşi sözlük olabileceğini düşündüm.

zaten eski tarihlerde yayınlanmış bir klasik ya da modern klasik olunca sözlükteki eski tarihli girdiler de gayet ufuk açıcı oluyor. ama güncel bir romanı okuyup başlığına girince gerçekten insan hayret ediyor yorumlara. iyi ya da kötü anlamda fark etmez. sonrasında soğudum sanırım.

goodreadste bir iki yorum okuyayım diyorum ama yine neden başkasının görüşünü okuyorum ki diyorum.

kendim de pek yorum yapmıyorum bu arada. kitabı iç dünyama, zihnime atıp devam ediyorum.

şimdi mesela kitabın yazarını da mı hiç dinlemesem acaba diyorum?

burda sanki bir problem var ben de ama anlamadım.

belki de kaliteli yorum/analiz okumuyorumdur. bazen makalele aratıyorum, okuyorum o daha iyi geliyor bana.
0
AlsterWasser
(19.01.25)
Bence yazar anlatacağını anlatmış, daha fazla onu dinlemeye gerek yok gibi.

Zihninde canlananı değiştirmek istememek bana çok makul geldi, ben kendi adıma okuduğum bir kitabın filmi dizisi çekilirse merak ediyorum ama hep beğenmeyeceğim ön yargısı ile yaklaşıyorum o işlere.

Ekşi sözlükteki yorumların çoğu çöp oluyor, ya göklere çıkarılıyor, ya da bu ne ki şeklinde aşağılanıyor içerikler, arada gerçekten nitelikli eleştiriye rastlarsam onları okumayı seviyorum ben.

Bazen yorumları okurken, bu yorumu yazan kişi kim ki onun fikri benim için önemli olsun diye düşündüğüm oluyor benim.

Yorum yapmaktan ben de kaçınırım çünkü fikirler değişebiliyor, bir kitabı bitirdiğimde yorumlara hemen bakmak istiyorum ama benim fikrim zamanla demleniyor ya da değişiyor.
0
(19.01.25)
barthes yazarın ölümü yazısında yazarı çoktan öldürdü. ben bu görüşe çok katılmıyorum ama ahmet ümit gibi daha kitap çıkmadan imzalı ön sipariş, kitap çıkar çıkmaz yüz tane söyleşi yapılmasını da anlamıyorum. bazen sadece metin konuşmalı gibi geliyor. son yüz yüz yirmi yıllık dönemde de zaten metinler yazarın varlığından bağımsız incelenmeye çalışıyor. okur merkezli kuramlar da var.

bazen bir ekşi entrysinin abuk subuk bir makaleden daha çok şey anlattığı oluyor, doğru ama epey eskide kaldı sanırım. eski yazarların birçoğunun sildiği entryler de gitti. goodreads falan da Türk edebiyatından eserler de çok bir şey vaat etmiyor maalesef. Blog kültürü de eridikçe eriyor.
0
black holes in the sky
(19.01.25)
Şimdi diyeceğim şeyler sizin durumunuz farklı olabilir ama farklı bakış açısı olsun diye yazıyorum. Bence konunun başkasının filtresiyle bu kadar büyük oranda ilgisi yok. Film-kitap ilişkisiyle ilgili olan kısmıyla yorumlarla ilgili olan kısmı bence de birbirinden ayrı konular.

İnsan okuyup beğendiği ya da beğenmediği, kendisinde çeşitli hisler uyandıran şeyleri içinde olduğu gruplarla paylaşmak istiyor. Eğer bir şeyleri yaparken bu yaptığınız şeylerin sizin çevrenizde bir karşılığı yoksa yaptığınız şey gözünüzde anlamsızlaşmaya başlıyor. İnsanlar bu şekilde adım adım gittikçe çevreleri neye benziyorsa ona dönüşüyor. Sosyal medyadaki yorumları okumak da bu paylaşma isteğinin parçası biraz, ama çok etkileşimli bir şey değil. Çoğu zaman sizde gerçek bir karşılığı olmuyor. Her gün gördüğünüz insanlarla sözlü olarak konuşmak gibi değil yani. Bu açıdan sizi tatmin etmiyor, hatta sinirlendiriyor. Yaptığınız şey paylaşım ihtiyacınızı tatmin etmiyor olmasının yanında dediğiniz gibi başkalarının fikirlerini kafanıza dolduruyor sadece. Bu tek başına sorun olmazdı belki ama, sadece buna maruz kalıyorsanız büyük sorun olabiliyor. Eğer durum buna benzer bir şeyse okuduğunuz incelemenin kalitesi de çok önemli olmasa gerek.
0
akhenaten
(19.01.25)
Kitabı okumadan önce genelde Goodreads'te puanına bakarım, bazen emin olmak için bir iki yoruma göz gezdiririm ama eğer kitap beklentilerimle uyumluysa ben de açıp yorum okuma ihtiyacı hissetmiyorum. En azından normal romanlar için... Eğer bir görece ağır bir edebi eserse, bir klasikse vb. o zaman başka değerlendirmelere bakıyorum yine yorumlar yerine.

Yorumlara gerçekten bakmama neden olan şey kitap mesela Goodreads'te 4.50 puan almışken benim onu hiç beğenmemem oluyor; anca bu noktada gidip "Ben neyi kaçırıyorum" diye yorumları okuyorum.

Açıkçası o kadar üzerine düşünülecek bir şey değil bence. Fil, dizi konusu da çok kişisel; tabi ki genelde kitabı kadar iyi olmuyor ama ben yine de o sayfadaki karakterleri ekranda görmeyi seviyorum. Geçenlerde Paramount "Moskova'da Bir Beyefendi" kitabını mini dizi haline getirmişti mesela, hoşuma gitti izlemek. Keza "Marslı" da hem filmini hem de kitabını çok sevdiğim bir eserdir. Önyargılı olmamak lazım yani.
0
salihdt
(19.01.25)
(9)

Coin de 4 milyon kaybetmek

tahirkemalbozoglu
Coinde 3 milyonu bir günde kaybeden, kaybettiğini kazanmak için de 1 milyon ihtiyaç kredisi çeken ve onu da kaybeden bir akraba var. Henüz ailesine söyleyememiş. Durumu çok kötü. Ağlıyor gülüyor psikolojisi iyi değil. Buna nasıl yardım edilir. Kaybettiği parayla ev alacaklarmış. Eşi durumdan haberi
Coinde 3 milyonu bir günde kaybeden, kaybettiğini kazanmak için de 1 milyon ihtiyaç kredisi çeken ve onu da kaybeden bir akraba var. Henüz ailesine söyleyememiş. Durumu çok kötü. Ağlıyor gülüyor psikolojisi iyi değil. Buna nasıl yardım edilir. Kaybettiği parayla ev alacaklarmış. Eşi durumdan haberi yok. Öğrense neler olur tahmin edemiyorum. Fakat adamın durumu hiç iyi değil. Kendisine eşine birsey bile yapabilir. Bunalımda yani.
0
tahirkemalbozoglu
(18.01.25)
psikologa gitmesi lazim.
ayrica ailesinin de bu durumu bilmesi gerek. esinin de akli verse hemen bosanir ve borctan nasibini almamaya bakar. kumar oynayip düzelen biri yok.
0
sonsuz
(18.01.25)
Niye yardım edeceksiniz ki? Varsa 4 milyonunuz verirsiniz, ama onu da coine yatırır kaybeder.
Hem bu tiplerin böyle iyi olmama durumları falan hep numara.
Eşinin aklı varsa boşanır. Sonra hayat devam..

Sorunuzun kısa cevabı, 4 milyon veremezseniz yardım edemezsiniz maalesef…
0
artci sarsinti
(18.01.25)
Geçmiş olsun. İki hafta bunalımdan çıkamaz bu süreçte destek olmaya çalışın ve sürekli kumarın zararlarını anlatmayın. Profesyonel destek alsın.
Çok yakının değilse kendisine ya da eşine birşey yapma eşiğini atlattıktan sonra uzaklaşmanı tavsiye ederim.

Bir arkadaşım dört yıl oldu aynı durumda iki aydır uzaklaşmaya çalışıyorum ve geçmişte şunu fark ettim ki kaybedince onları tek teselli eden şey başka kaybedenlerin hikayeleri. Bu onların hayata tutunmalarını sağlıyor. Bu yazdıklarım iddaa ve sanal kumar için coin de benzer midir bilmiyorum

Geçmiş olsun
0
hebanon
(18.01.25)
bu kumar bağımlılığı. Psikiyatr (ilaç vs. sebebiyle) daha iyi olabilir bence.

Bu arada kripto kumar değil onu yazmışım gibi anlaşılmasın. Ama en en tepeden bişeyler alsaydı bile şu an maks. %70 falan düşmüştü, hala 900 bini cebinde kalırdı. Komple kaybedip üstüne bi daha kaybettiyse, kaldıraçlı işlem yapıyor veya pumpfun denen yerdeki saçma memecoinlere girip anlık pump bekliyor. Bunlar kumar.
0
nhk ni youkosu
(18.01.25)
Coin/kumar piyasasında olup coin'e/Kumara para yatırıp, o yatırdığı parayı toparlamak için kredi çekip onu da kaybedenler zaten Türkiye'deki piyasasının %90'ını oluşturuyor. Yüksek enflasyon döneminin sonuçlarından biri de bu kolay yoldan zengin olma hayali olanların oranının artması. Bulaşmayan için aşırı saçma geliyor doğal olarak. Yapacak bir şey yok. Yardım için 3 kuruş verseniz, borcunu kapatmak için çıktığı yolda onu da kaybedecek.

Sanırım bu noktada eşekten düşenin halinden eşekten düşenin anlaması konusuna girmek lazım. Çevrede bu hataya düşen ama akıllanan biri(leri) varsa öncelikli olarak daha faydalı olabilir. Onun ya da profesyonel bir desteğin dışındaki herhangi bir geri bildirimin pek işe yarayacağını sanmıyorum. Sonrasında da soğuk sularını içip kredilerini ödeyecek ya da ödemek için ellerindekini satarak daha geriden devam edecekler hayatlarına.
0
nawar
(18.01.25)
Kadına üzüldüm inşallah zararsız kurtarır kendisini
Adama nasıl yardım edersiniz bilmiyorum
0
basond
(18.01.25)
Kadına üzüldüm. Umarım onun parası yanmamistir.
0
logisticsmanager
(18.01.25)
kotu gunde es, dostun yaninda olmak adamligin fitratinda vardir; ama burda kayislar kopmus. kumar, uyusturucu ve alkol 3 asamali bir surectir.

1. keyif, merakla dahil olmak
2. bagimli olup kendine zarar vermek
3. bagimli olup hem kendine hem baskalarina zarar vermek.

1. ve 2. evrede yardim edilir; ama bir insan son evreye gelmisse 1. derece yakin disinda el uzatilmaz. su asamada olayalara dahil olmak kendine yapabilecegin en buyuk kotuluktur. ha vicdanin rahatsiz ediyorsa kadina, ailenin diger uyelerine yardim et.
0
buenosdias
(19.01.25)
Sadece alınacak olan ev kaybedildiyse bu yine olumlu. Tek eksilen ev alma şansı olsun.

Ancak böyle giderse evden çok daha fazlasını kaybetmesi de mümkün. Bu kişinin yardım alması lazım.

Bir insanın kenara ayırdığı 3 milyonu kaybetmesi kendi içinde bir sürü hata barındırıyor olsa da bu kişinin 1 milyon kredi çekip aynı şeyi yapması kadar problemli değil. Sorunu sorun yapan bu ikinci kısım. Bu kişinin "denedim olmadı" diye düşünmemesi, "çok bozuk bir iş yaptım, bundan kazançlı da çıksaydım başka şekilde bu işi batırırdım, sonuçtan bağımsız olarak bu yaptığım yanlıştı" diye düşünerek yardım alması şart.

Eşiyle ilgili kısmı eşinin bileceği iş, buna yapacak çok bir şey yok sanırım.

Sizin yapabileceğiniz en iyi şey de bu kişinin "şanssız" değil "hatalı" olduğunu anlamasını sağlayarak kendi bozuk karar alma şekilleriyle daha fazla kararlar almaktan vazgeçip yardım almaya yönlenmesini sağlamak olur sanırım.
0
akhenaten
(19.01.25)
(5)

ehliyette viyana sozlesmesi'ni imzalamis olmamizin onemi yok mu?

Sour
merhaba! avrupa'da ehliyeti yenilerken viyana sozlesmesi'ni imzalamis ulkelerden sinav istemiyorlar. baktim, biz bunu 2013 yilinda imzalamisiz. neden 2013 sonrasi turk ehliyetleri avrupa'da belirli bir sure sonra gecerli degil deniyor ve yenilenmesi isteniyor, yenilenirken de sinav tekrar isteniyor?
merhaba! avrupa'da ehliyeti yenilerken viyana sozlesmesi'ni imzalamis ulkelerden sinav istemiyorlar. baktim, biz bunu 2013 yilinda imzalamisiz. neden 2013 sonrasi turk ehliyetleri avrupa'da belirli bir sure sonra gecerli degil deniyor ve yenilenmesi isteniyor, yenilenirken de sinav tekrar isteniyor?

kaynak: treaties.un.org
0
Sour
(17.01.25)
Bu sözleşmede zaten şöyle bir madde var:

- Driving licences issued by a contracting party shall be recognised in the territory of another contracting party until this territory becomes the place of normal residence of their holder.

Burada 'until'den sonraki kısım önemli. Eğer kısa dönem için (90 günden az) gidiyorsan zaten mevcut ehliyetinin geçerliliği devam ediyor. Ancak 90 günden uzun süre kalıyorsan artık 'Resident' sayılıyorsun ve bu durumda ehliyetini yerel ehliyetle değiştirmen gerekiyor. Değiştirme kısmıysa ülkeden ülkeye değişkenlik gösteriyor. Almanya'da sınavdan geçmek gerekiyor örneğin ama Çek Cumhuriyeti'nde sınavsız ve ücretsiz, direkt Türk ehliyetini verip Çek ehliyetini alabiliyorsun.
0
himmet dayi
(17.01.25)
avrupada yasiyorsan tr ehliyetinin ne kadar tehlikeli oldugunu fark etmissindir bence coktan. :)
ehliyet konusunda kesinlikle haklilar.
0
sonsuz
(17.01.25)
@himmet dayi, anladim, fakat soylediginizden soyle bir anlam cikiyor: fransiz ehliyetine sahip biri de almanya'ya uzun donemli yerlestiginde almanya'da sinava girmek durumunda. dogru mu anlamisim? burada sinava girerek yenilemek ve girmeden yenilemek konusuna dikkatinizi cekerim.

cunku benim bildigime gore sinava girip girmemek bu sozlesmeye dahil olup olmamakla ilgili bir durumdu ve turkiye'nin sozlesmeye dahil olmasina ragmen sinav talep edilmesini sorguluyordum, fakat cek cumhuriyetine yerlessem sinav olmayacagindan bu durum sozlesmeyle alakali degil, ulkeye gore degisiyor durumu ortaya cikariyor.

not: uzun suredir avrupa'da yasiyorum.
0
🌸Sour
(17.01.25)
Söylediğiniz şeye kısaca baktım, daha iyi bilen biri yanlışlamadığı sürece birkaç şeyi yanlış ele almışsınız gibi görünüyor.

Aşağıda nvi'den linkini verdiğim viyana karayolları trafik konvansiyonunun pdf'inde

Madde-41 / 2, 3 ve 4. kısımlarda açıklıyor;

Özetle bu anlaşma uluslararası trafikte olduğu varsayılan araçlar için geçerli. Taraf devletlerin belirleyeceği süreden fazla orada ikamet edecekseniz oradan ehliyet almanız talep edilebiliyor.

Madde-1 B'de de açık şekilde belirli bir sürenin üstünde ülkede kalan araçların taraf devlet tarafından uluslararası trafikte kabul edilmemesine imkan veriliyor.

Tam olarak emin olmamakla beraber AB'nin kendi içindeki ek düzenlemeleri ehliyet konusunda daha geniş imkanlar tanıyor olabilir veya bunlar kendi içinde "zaten viyana standartlarına uyan bir eğitiminiz varsa süresiz ehliyet geçerliliği veriyorum" diyebilir. Yani viyana sözleşmesindeki şartları sağlıyorsan çok kurcalamaya gerek yok diyebilir.

Ancak viyana özelindeki durum geçici bir uluslararası trafikte olma halini ele alıyor. Bu geçici statü kalktıktan sonra devlet içerisindeki yerleşik araçların durumunu tartışmıyor. Tartışıyorsa da ben göremedim ama kendiniz daha detaylı bakabilirsiniz.

www.nvi.gov.tr
0
akhenaten
(17.01.25)
@Sour

Hayır, tam olarak öyle değil. Viyana sözleşmesine göre 90 günü geçmeyen kalışlarda bu sözleşmeye taraf olan ülkelerden alınmış ehliyetler geçerli oluyor. 90 günü geçen süreler için Viyana sözleşmesinin koştuğu bir şart yok. Burada taraf ülkelerin kendi kararları/kanunları devreye giriyor. O da ülkeden ülkeye değişkenlik gösterebiliyor haliyle.

Fransa - Almanya örneğine bakacak olursak Almanya'nın bu konudaki kurallarına bakmak gerekir. Almanya'yı bilmiyorum. Yukarıda örneğini verdiğim Çek Cumhuriyeti için ise durum şöyle: EU ve non-EU olarak ikiye ayrılıyor. Eğer bir EU ülkesi tarafından verilmiş ehliyetiniz varsa bunu kullanmaya devam edebilirsiniz (isteğe bağlı değişim de mümkün). Non-EU ehliyetiniz varsa ve oturum izniniz 1 yıldan uzunsa o zaman ehilyetinizi Çek ehliyetiyle değiştirmeniz zorunlu ve bunu oturumunuzun başlamasından itibaren 90 gün içinde yapmanız gerekiyor. 90 gün geçtikten sonra (oturum izniniz 1 yıldan fazlaysa) Türk ehliyetini kullanamıyorsunuz yasal olarak.

Non-EU ehliyetlerin değişim şartları da yine kendi içinde ayrılıyor. Örneğin Türkiye Viyana sözleşmesinin tarafı olduğu için sınavsız ehliyetinizi direkt değiştirebiliyorsunuz. Ancak Hindistan gibi trafiğin soldan aktığı bir ülkeden aldıysanız ehliyetinizi o zaman süreç değişiyor.
0
himmet dayi
(17.01.25)
(6)

Turkiyede secondary market var mi?

lapaz
Pre ipo share alabilcdgim?
Pre ipo share alabilcdgim?
0
lapaz
(17.01.25)
eger soylediginizi dogru anladiysam var:
spk.gov.tr

bunun disinda yuzlerce melek yatirimci/lisansli yatirimci sirketleri var. ornek:
www.trangels.com
0
Sour
(17.01.25)
Kavram uyuşmazlıkları olmaması adına, pre-ipo'dan kastınız şirketin piyasaki ilk işlem gününden önce ön taleple hisse almaksa ilgili hissenin arz sürecinde yer alan banka ve aracı kurumlardan talep yapabilirsiniz ancak talepler genelde eşit dağılımla verildiği için yüklü miktar almanız zor. Ek seçenek olarak eğer arzda kurumsal alıcıya ayrıca ek olarak pay ayrıldıysa kurumsal alıcı olarak da talep edebilirsiniz.

Ancak pre-ipo'dan kastınız şirketin paylarının birincil satışıyla ilgiliyse buna bireysel olarak katılamazsınız ki zaten bu birincil piyasayla ilgili, siz ikincil piyasayla ilgili sormuşsunuz.

Bence soruyu biraz daha netleştirin.
0
akhenaten
(17.01.25)
Some privste companies allow employees or early investors to sell their share before the ipo. Denmis.

Popular sec markets:
Equityzen
Sharespost
Forge global

Denmis chatgpt tarafindan.
0
🌸lapaz
(17.01.25)
Only accredited incestors participate denmis ayrica.
0
🌸lapaz
(17.01.25)
Bist istanbul un private ini duydum ama baska var mi?
0
🌸lapaz
(17.01.25)
invest.fonbulucu.com var. Bir nevi erken halka arz olarak dusunebilirsiniz.
0
chickentown
(17.01.25)
(31)

bir insan konsere neden gider?

messina123
bildiğin eziyet. aylık 20-30 liraya en kaliteli seslerle kulaklığını takıp sınırsız müzik dinleyebiliyorsun zaten.hadi eskiden spotify yok, youtube yok anlıyorum da 2025 senesinde insan neden konser dinlemeye gider ki?
bildiğin eziyet. aylık 20-30 liraya en kaliteli seslerle kulaklığını takıp sınırsız müzik dinleyebiliyorsun zaten.

hadi eskiden spotify yok, youtube yok anlıyorum da 2025 senesinde insan neden konser dinlemeye gider ki?
0
messina123
(16.01.25)
Başka insanlarla birlikte eğlenmek çok güzel bir his. Ne kadar kalabalık olursa o kadar eğleniyorsun.
0
amortisman
(16.01.25)
Mantık olarak sana katılıyorum. Konserde playback yapmak da kınanan bir şey olmamalı bence. Birkaç istisnayı dışarıda bırakırsak, zaten stüdyo kaydı demek o şarkının ulaşabileceği en mükemmel performans demek. Konsere gidip canlıda detone olma ihtimali olan birini dinlemek beni geriyor sdjdsj verin stüdyo kaydını işte ezberlediğimiz tondan dinleyelim :d

Ama işte insanlar evde yatarak maç izleyebilirken niye tribüne gidip soğukta maç izliyor? Çünkü toplu etkinlikler insanların ilkel duygularına hitap ediyor. Konser ile tarikat zikri arasında teknik olarak fark yok. Kalabalıkta ritmik sesler ve hareketler ile coşan insanlar. Sosyal olarak bu tarz ortamlar insanın ilkel atalarından kalan bir ihtiyaç. Kimi maça gider, kimi konsere, kimi zikre vs.
0
nundu
(16.01.25)
bastan soyliyim verilen hicbir cevap seni tatmin etmeyecek. ben de senin gibiyim cunku:)

benim anlamadigim diger konu da dandik barlarda gitar calip sarki soyleyen tipler. hobi olarak gitar calan havali bir tipin 394923908. bin kere soylenmis sarkilari soylemesi bir insani nasil cezbeder?
0
buenosdias
(16.01.25)
Gençliğini festival festival dolaşarak geçirmiş biriyim. Hatta ctesi de coldplay konserindeydim. Yani bahsettiğin uyduruk şeylerse bilmem ama sahne görsel şovu, sanatçıyla birebir iletişim, çok çok güçlü bir ses sistemi, içine işleyen yani gövdene nüfuz eden bass, farklı altyapılarla çalınan şarkılar, hep birlikte dans eden yüzlerce insan, bağıra bağıra eşlik edebildiğin ve enerjini tamamen değiştirdiğin bir atmosferle kulaklıktan müzik dinlemeyi kıyaslamak on dönemde duyduğum en absürd şeylerden biri oldu ne yalan söyliyim.
0
awlmi
(16.01.25)
Eylem her ikisinde de aynı (Müzik dinlemek) gibi gözükse de biri deneyime, diğeri tüketime odaklanıyor, ona göre optimize edilmişler, haliyle de aslında birbirlerinden baya uzaklar.
0
salihdt
(16.01.25)
Amaç karnını doyurmaksa evde çorba da içebilirsin veya evde pişirirsin. Ancak güzel bir restorana gidersen arkadaşların ile birlikte, güzel bir ambiyansta farklı sunumlarda ve elinin lezzeti farklı insanların yaptığı yemeği yersin.
Karnın her türlü doyar ama hissettiğin farklıdır. Aynı mantıkta düşünüyorum.
0
cilekli pasta
(16.01.25)
@tiredofwaiting konuyla ilgili yüzlerce karşı argüman sunabilecekken en saçmasını sunmuşsun. ayrıca en ön sırada değilsen havaya kalkan telefonlardan sanatçıyı görebiliyorsan boyun 5 metre falan olmalı.

@sanemkk amortisman'la aynı noktada olduğun için sana da aynı şeyleri diyorum.

@amortisman en geçerli neden seninki olabilir.

@nundu stadyum ile konseri bir tuttuğun için seni kınıyorum

@buenosdias aynı fikirdeyim :d

@awlmi üzgünüm ancak kendini kandırmaktan başka bir şey değil söylediklerin.

@salihdt meselenin özü insanlar konsere para harcamak için gidiyor. para batıyor çünkü
0
🌸messina123
(16.01.25)
"Para batıyor" bakış açısıyla bakarsak, daha ucuzu ya da basitiyle ikame edilebilecek bir şey varken bundan başka ve daha pahalı her şey kullanan insana "Para Batıyor" demiş oluruz. Yani "Mis gibi evde oturup videosunu izlemek ya da Google Earth'ten sokak sokak PC başında gezmek varken Roma'ya gitmek" de böyle olur, "Evde tost yapıp yemek varken Michelin yıldızlı bir restoran rezervasyonu kovalamak" da...

Geliri belli seviyeyi aşan insanların bir kısmı bu parayı biriktiriyor, bir kısmı materyal şeylere (Ziynet eşyası, kıyafet, araba vb.) harcıyor, diğer bir kısmı da deneyime. Bırakınız yapsınlar, bırakınız (konsere) gitsinler.
0
salihdt
(16.01.25)
@salihdt verdiğin örnekler çok alakasız :)
0
🌸messina123
(16.01.25)
@messina

hocam işte biri sana ileride "insanlar evde maç izlemek yerine niye tribüne gidiyor ya" derse bu örneği verirsin ödeşmiş olursunuz :d konfor olarak evde maç izlemek daha mantıklı sonuçta, tribünde ne zaman maç izlesem golü kaçırıyorum, evde öyle bir sorun yok dsjsdj tribündeki tezahürat deneyimini yaşamak için maça gidiyorsun, konsere de toplu aktivite olarak gidiyorlar. Ben ikisine de çok sık gitmiyorum yine kişisel olarak sevmediğim için ama mantıklarını anlıyorum
0
nundu
(16.01.25)
cevapları okuyunca ciddiye alıp trole cevap verdiğim zamana üzüldüm.
0
awlmi
(16.01.25)
@messina123, verdigin cevaplar saygisizca. soru soruyorsun insanlar vakit harcayip cevap veriyor. gecimsiz biriysen buna da polemik baslatici bir cevap vereceksin. hic yorma kendini.
0
buenosdias
(16.01.25)
eller havaya yapmak icin gidiyorum.
bi de sanatcilarin canli performanslarini degerlendirmek icin.

kütüphanede ders calismak gibi. cevreden dolayi daha iyi konsantre oluyorsun.
0
sonsuz
(16.01.25)
argumanlar beğenilmemiş. Belki aşağıdakileri beğenirsin;

-insanlar neden bu devirde seyahat ederler ki. google street view diye bişey var. hangi şehri gezmek istiyorsan sokak sokak dolan oturduğun yerden. Ne diye bi dünya otel, bilet parası verip gidilir ki, mallık işte.

-İnsanlar neden bu devirde neden bin sayfa kitap okur ki. zaten filmi de var. yani filmi olmasa neyse, 2 saatte izleyip bitirmek varken ne diye günlerce okunur hiç anlamıyorum, mallık işte.

-Abi bu millet niye mal gibi maçlara gidiyor ki, zaten televizyondan tüm açılardan izleyebiliyorsun. Ne gerek var abi maça falan gitmeye hiç anlamıyorum, mallık işte.

-Abi bu tiyatro ne saçma iş. Yani canlandırma falan ne alaka, bak adamlar filmini yapmış, niye tiyatrosuna gideyim ki. efekt yok bişey yok. ne saçma, mallık işte.

Çok büyük bir keriz silkeleme dönüyor. Tüm bu insanlar da gönüllü kerizler. ama neyse ki ben kimsenin farkedemediği bu gerçeği fark ederek paramı kurtardım.
0
thracia
(16.01.25)
Eskiden spotify yok muydu? 15 yildir online platformlardan, applerden müzik dinliyor insanlar.

Aldigim keyif, odaklanma, bir salon dolusu insanla keyifli vakit gecirme deliligi, iyi müzik, canlida performansi cok farkli olan sanatcilari izlemek; spotify gibi ses kalitesi eh-iste´nin alti bir platformdan kulakligi takip sarki dinlemekle ayni degil.

Canli performans cok ayri bir sey. Djler pandemide canli yayin yapiyorlardi.

Yal yiyip de doyabiliyorsun ama gönül zeytinyagli sarma cekiyor. Belki de cekmiyor. Benimki cekiyor.
0
buf-e kür
(16.01.25)
sinerji
kültür
sosyalleşme

bunları ayrı ayrı ve birbiriyle kombine edilmiş şekilde sebep olarak alabilirsin aslında.
0
kisa
(16.01.25)
Duz konser alani bence de sacma. Ama los angelestaki kure gibi bi durumda isler degisir
0
lapaz
(16.01.25)
Playback yapanların, keko rapçilerin ve auto-tune olmadan yaşayamayanların konserlerine gidenler için ben de böyle düşünüyorum. Konserler aşırı pahalı, bunda berbat ekonomimizin katkısı çok büyük. Hal böyle olunca biraz koyabiliyor insana. Konserde, katılanlar ile birlikte bir sinerji var bir de. Tribünde maç izlemede de benzer konu var. İnsan doğasındaki ilksel dürtüleri tetikliyor. Maçlar ve rekabet kabileler arası savaşın, çekişmenin; konserler de ayinlerin ve törenlerin/törelerin "modernlenmiş" halidir belki de.

Bir de yaş aldıkça mosh pit içine koşmuyorsun ama yine de bir konseri, konser alanında ve canlı tecrübe etmek ile evde YouTube'a yüklenmiş MP3 arasındaki büyük farkı hissediyorsun.
0
nawar
(16.01.25)
Apaçık ortada olan bir şeyi açıklamaya çalışmak kadar zor az şey vardır heralde (gülücük)

Konsere sadece müzik dinleme amaçlı gidilmiyor elbette, heralde bunun siz de farkındasınız. Ama farkında değilmişsiniz gibi cevaplamak gerekirse;

Evde kulaklıkla müzik dinlemek düşük enerjili bir iş. Eğer miskinlik yapmaya ihtiyacınız varsa bunu yaparsınız. Eğer daha enerjik hissediyorsanız, evden dışarı çıkmak çıkmışken de belki arkadaşlarla vs. bir yere gidip kafa dağıtmak istiyorsanız konser bunu yapmak için çeşitli yollardan bir tanesi.

Ne oldu şimdi?

Müzik dinlemek tema oldu.

Konsere gitmek veya kulaklık takıp müzik dinlemekse bu temayı kullanarak kendinizi iyi hissettirecek şeyi yapmanızın yöntemlerinden ikisi haline geldi. Bunların birini yaparak diğerinden elde edeceğiniz şeyi elde edemezsiniz. Bitti mi? Hayır! :D Müzik dinleme temasıyla çok daha fazla şey de yapabilirsiniz, bunlar sadece iki tanesi.

O halde "kulaklık takıp müzik dinleyerek" arkadaşlarla dışarda sürtmek vesilesiyle sosyal ihtiyaçlarımızı tatmin edemeyeceğimizi, bunu yapmak için örneğin; "konsere gidebileceğimizi" söyleyebiliriz heralde.
0
akhenaten
(16.01.25)
Normal bir cevap vermek isterdim ama genel cevap şekline bakıp değiştirdim;
Canımız istediği için. Paramiz var.

Buraya kapalı bir kafayla gelmissin, herkese cevap yetiştirmek dışında bir şey yaptığını yok. Tarzın da bu soruyu bu şekilde soracak kişi tarzi zaten.
0
logisticsmanager
(16.01.25)
konsere giderken acayip hevesleniyorum yarim saat sonra aynen boyle oluyorum ben de allahim neden geldim diye.

soruna cevap:
- evden cikmak ve sosyallesmek.
- o konser kafada bir hatira oluyor.
- adamlar yaslaninca ya da olunce lan sunlari da bi canli dinlemedik demek istemiyorum.
- kulaklikla bilmem ne ile dinlemeyle canli ve bangir bangir dinlemek ayni sey degil yani onu karsilastirmak abesle istigal olmus.

ama bir yastan sonra zor geliyor ne yalan soyleyim, en sonda gittigim konserlerden birinde adam o kadar minnostu ki uzattikca uzatti ben de saate bakiyodum hadi bitir de gidelim diye ama o ayri konu.
0
bay b
(16.01.25)
Öncelikle sağlam bir müzik dinleyicisi olduğum bilgisini vereyim.

Ben de son 4-5 senedir bu kafaya geldim. Gidip konser izlemek bana hiç keyif vermemeye başladı. Ölümüne dinlediğim grubun konserine gittiğimde konserde esnediğim falan oluyordu artık. Ayakta konserler falan hele hiç çekilmiyor, hakikaten eziyet. Onun dışında bir de gidiyorsun, bazen rezil çalıyorlar, ses kötü oluyor, albümdeki gitar soloyu canlı gümbür gümbür dinleyeyim diyorsun, saçma sapan bir doğaçlama yapıyor eleman... Tadım kaçıyor. O yüzden senin de dediğin gibi düzgün bir ses sistemiyle evde keyfimce dinliyorum ve nerdeyse her zaman daha fazla keyif alıyorum.

Şu an dışarı müzik için çıkarsam sadece elektronik müzik yapan ufak ya da orta ölçekteki mekanlara gidiyorum. Tamamen alkol alıp sosyalleşmek için. Yoksa elektronik müzik hiç de değer verdiğim bir şey değil.

Şu an konserini denk getirmeyi beklediğim tek grup ise Animals As Leaders. Onu da sadece fiziksel performanslarını görmek için bekliyorum.
0
synesthesia
(16.01.25)
içine ben kaçmış yeni nesil. sosyalleşmeye, aidiyet hissetmeye ve canlı dinlemeye diye cevaplıyorum.

rock'n coke 2005'te ceza'nın sagopaya geçirdiği alandaydım. iğrençti. leş. gerçekten de çamur falan. benden 3 yaş büyük maden müh ablanın evinde kalmıştık, gidip geldik. çadırda falan da kalmadım yani. yani 20 yaş da gençtim. haklısın.
0
mathilda.may
(16.01.25)
sevdiğin grubu yakından görmenin ve izlemenin verdiği ayrı bir zevk var.

ayrıca depeche mode gibi konserleri ayrı muhteşem olan, şarkılarının konser versiyonları da orijinalleri kadar çok dinlenen gruplar da var.

yüzlerce insanla birlikte sevdiğiniz şarkıları söylemek falan da çok güzel ve eğlenceli zaten.

yani grubu kulaklıktan dinlemekle, adamlar karşındayken izlemek tamamen ayrı iki şey.
bambaşka ortamlar.
0
blatta hiberna
(16.01.25)
gerçekten anlamı yok, katılıyorum.

sırf sevdiğim şarkıcıyla resmim olsun diye sap gittiğim ve aftera da kalmadan döndüğüm 2 konsere katıldım.

o da sahnede şarkı söylerken selfie çekmiştim. kulise falan da yaklaşamadım bile.

kopmalı konserse kocaman tv önünde sabaha kadar içki kokteylleri ile takılabilir insan.
0
baldan kaymak
(16.01.25)
bende anlamakta zorlaniyorum, konsere gitmek beni sevdigim sarkicidan sogutuyor acikcasi cunku benim deneyimim sahne performanslarinin berbat oldugu. candan ercetin'e gitmistim ve berbatti mesela.

o yuzden konsere gitmeyi birakali cok oldu.
0
cooperr
(16.01.25)
eğlenmek için, sosyalleşmek için.
0
wd40
(16.01.25)
Bazı insanların soruma cevaplarına fazlasıyla şaşırdım çünkü çok egoistçe cevaplar vermişler. Tek tek nick yazmak istemiyorum çünkü o zaman da herkese cevap verdiğim kapalı bir kafada olduğum gibi komik şeyler söylemişsiniz. Arkadaşlar para sizin paranız. İnstagram diye bir şey hayatınızda olmasa, spotify'in, youtube'un olduğu 2025 senesinde hiçbiriniz konsere gitmez. Kendinizi kandırıyorsunuz ve birinin çıkıp gerçekleri söylemesi zorunuza gidiyor.

3 günlük dünyada günlerce emek harcayıp kazandığınız paraları autotone/playback yapan birisine kaptırıyorsunuz diyorum ve siz bunu sadece story atmak için yapıyorsunuz diyorum. Bu sizin zorunuza gidiyorsa yapabileceğim bir şey yok.

Sizin adınıza üzgünüm
0
🌸messina123
(16.01.25)
Oğlum bize ne ya senin ne düşündüğünden =d biz mi gelip sana fikrini sorduk.
Sayende iyi güldüm, kendini böyle önemli sanan tiplerin hastasiyim.
0
logisticsmanager
(16.01.25)
Hahaha @messina son yazdığına baya güldüm ben de tanımadığın insanları temelsiz boş düşüncelerinle yargılama, tek tavsiyem bu. instagramda paylaşmak için konsere gitmek ney hahaha. İnsanların kaç para kazandığını da nerden biliyorsun ayrıca. Cevap aramadığın soruları sorup insanların zamanını alma
0
awlmi
(17.01.25)
bazi insanlar da konser sirasinda car car konusup arkadaki dinleyicinin keyfini bozmak icin gidiyor diye düsünüyorum.
0
sonsuz
(17.01.25)
(17)

Eşten ayrı tatile gitmek?

bobinhoo
Selamlar herkese, bir konuda görüşlerinizi merak ediyorum.İşimin doğası gereği uzun vadeli planlar yapamıyorum pek. Yani bundan 1 ay sonrası için haftasonuna bir plan yapayım desem müsait olup olamayacağımı kestirmek mümkün değil, o yüzden planları genelde maks 3-5 gün öncesinden yapıyorum.Eşimle bi
Selamlar herkese, bir konuda görüşlerinizi merak ediyorum.

İşimin doğası gereği uzun vadeli planlar yapamıyorum pek. Yani bundan 1 ay sonrası için haftasonuna bir plan yapayım desem müsait olup olamayacağımı kestirmek mümkün değil, o yüzden planları genelde maks 3-5 gün öncesinden yapıyorum.

Eşimle birlikte kayağa merak saldık son yıllarda, sezonda 2-3 kere 3-4 günlük organizasyonlar yapıyoruz. Eşim dün 1 ay sonrasına arkadaşıyla gitmek için konser bileti bakıyordu, ben de ona o hafta müsait olursak kayağa gitmek istediğimi, eğer kendisi konser sebebiyle gelemeyecekse tek başıma gideceğimi söyledim. Daha öncesinde de benzer tartışmalar yapmıştık, o benim onsuz da olsa tatile gitmeye hevesli olmamdan hoşnut değil. Kendisinin asla bensiz gitmeyeceğini söylüyor. Ama mesela tek başıma değil de başka bir arkadaşımla gitsem bunda sıkıntı yokmuş ama tek başıma gitmem hoş değilmiş.

Bana saçma geldi açıkçası X kişisiyle gitmemle tek başıma gitmem arasında onun açısından değişen hiç bir şey yok bence.

Yani o da gelmek istiyor ama ben onu götürmüyorum gibi bir durum yok ortada, müsait olmadığı için kendisi gelemiyor. Yani onun hoşuna gitmeyen kısım anladığım kadarıyla benim onsuz da o tatilden keyif alabilmem, onla gitmişim onsuz gitmişim umrumda değilmiş gibi düşünüp, kendini değersiz hissediyor sanırım.

Halbuki o gelebilse tabiki onunla gitmek isterim ama sonuçta aktivitenin kendisi keyifli benim için, o gelemedi diye zehir olmaz tatil bana.

Ha tabi benim o haftasonu gitmiş olmam diğer haftasonlarını etkileyecek bir şey değil, hani sadece 1 hakkımız vardı da onu tek başıma harcadım gibi düşünülmesin.

Sizin bu konudaki görüşünüz nedir? Eşinizin/sevgilinizin tek başına şehir dışındaki bir kaç günlük bir tatil/organizasyona gitmesi konusunda?

Not: Cevap verirken yaş ve cinsiyet belirtirseniz sevinirim.
0
bobinhoo
(15.01.25)
Gidebilir.

Ben de tek başıma gidebilirim. Ayrıca arkadaşlarıyla da gidebilir, ben de arkadaşlarımla da gidebilirim. Evliyiz diye yapışık yaşamak zorunda değiliz. İnsanlar bazen yalnız kalmak da isteyebilir. Evli olsam eşimle ayrı evde yaşamak isterim mesela.

40- k

Herkesin bir alanı olması lazım. Evlilik, gerçekten de yapışık yaşamayı gerektirmez.
0
rock n roll
(15.01.25)
29K

bence okay. bundan sonra ben de planlarimi kendime göre, istedigim seye göre yaparim. karsi taraf uygunluk olursa eslik eder.

fikir olarak güzel gelse de birbirinden uzaklasmaya acilan bir gate adeta.
0
sonsuz
(15.01.25)
32 irkek.

Kendi başıma tatile gitmem, hanım da gitmez zaten.
0
logisticsmanager
(15.01.25)
Bence burada sen haksizsin.Kayak sezonda 2-3 kere yapilan bir organizasyonsa yaptigin baz plan esinin musait olmadigi bir haftasonunda olmamali.Ya o haftasonunu kayak icin bosaltin yada esin musait degilse baska bir haftasonunu kapatin kayak icin.

Esler birbirinden ayri plan yapabilir ama sezonda 2-3 defa yapilan bir haftasonu kayak tatilini esinden bagimsiz planlayamazsin
0
turkuaz
(15.01.25)
37, E, Bekar.

Ben eşlerin eş zamanlı olarak farklı kişilerle ya da yanlız bir şekilde aktiviteler yapmasını kıymetli buluyorum. O arkadaşıyla konserdeyken siz de tatilde olacaksınız. Eğer eşiniz evde oturuyorken ya da başka bir şey yapmıyorken siz tatile gitseydiniz absürt olurdu ama anlattığınız hikayede bir problem göremedim ben.

Ancak tabii burada bir orta yol bulmak gerekecek. Bu durumda da fedakarlık yapan siz olacaksınız gibi duruyor. Tatil yerine başka bir aktivite düşünebilirsiniz.

Bir de eşinizin tam olarak bu işin neresinden rahatsız olduğunu öğrenebilirseniz ileride benzer problemleri yaşama ihtimaliniz azalır. Açık açık sormakta fayda var.

Kolaylıklar.
0
shatskikh
(15.01.25)
tutarsizlik.

konser vs kayak: neden eslerden biri konsere gidebilirken digeri kayaga gidemesin. ikisinin birbirinden ne farki var.

arkadasla vs tek: neden arkadasla gidilebilirken tek gidilemesin, arkadasla gitmenin tek gitmeye gore daha guvenilir olmasinin nedeni ne.

bence iki durumda ayni, tam tersi olsaydi muhtemelen konsere arkadasla gitmenin yanlis, kayak ve tek gitmenin normal oldugunu gerekcelendiren argumanlarla gelecekti.

bence eslerin birbirinden ayri zamanlarini, ilgi alanlarinin olmasi guzel birsey, ama bunu eslerden biri kendisi icin hak, ama karsi tarafa lutuf olarak gormesi tutarsizlik. cunku asil istedigi sey kendi arkadasiyla konsere gittiginde sizin evde oturmaniz ve ondan ayri plan yapmamaniz.

insanlarin farkli gorusleri olabilir, buna saygi duyulur ama burada bencillik ve tutarsizlik var.
0
emrahday
(15.01.25)
@turkuaz

soruda da belirttiğim gibi o haftasonu gitmiş olmam diğer haftasonlarını etkilemiyor kesinlikle, bir hafta sonra müsait olsak yine gideriz problem yok o konuda.


@shatskikh

Eşimin rahatsız olduğu konu dediğim gibi onsuz da tatilden keyif alıyor olmamın onu değersiz hissettirmesi çünkü ona göre kendisi bensiz gitse keyif almazmış hiç. Ayrıca tamamen keyfi bir nedenden ötürü ondan 3 gün ayrı kalmayı kolayca göze alıyor olmamın yine aynı şekilde onu değersiz hissettirmesi. özetin özeti "sen beni benim seni sevdiğim kadar sevmiyorsun" hissiyatı.


@emrahday

kayakla konserin farkı birinde 3 saat gidip geri dönecekken diğerinin 3 günlük bir ayrılık yaratacak olması. konsere giden ben olsam sıkıntı çıkarmazdı. zaten şehirdışında olmadığım cumartesi akşamlarının çoğunu masa tenisi oynayarak geçiriyorum.
0
🌸bobinhoo
(15.01.25)
@tiredofwaiting

Öncelikle hikayedeki erkek tarafı benim. Tam detaylı anlatamamış olabilirim ama durum şöyle, bu yıl için şöyle bir plan vardı kafamızda müsaitlik durumu olan tüm haftasonlarını kayakta geçirmek. Ama sadece haftasonu için gitmiyoruz cumadan birleştirip (mümkünse perşembeden) öyle gidiyoruz. Sadece haftasonu için o kadar yol gitmek falan zor oluyor, bir de haftasonu daha kalabalık olduğu için daha az keyifli.

Ama işimin yoğunluğu, şehir dışı görevler gerektirmesi, özel hayatımızdaki başka olaylar vb sebeplerle sezonda maks 4-5 kereye tekabül ediyor bu müsaitlik durumu. Zaten kayak için de öncesinden plan yapmak pek mümkün değil 2-3 gün öncesinden hava durumuna bakmak gerekli, rüzgarlı havalarda olmuyor.

Daha öncesinde de benim kayağa tek başıma gitmemle ilgili sorun yaşadığımız için o bilet alırken ben belirtme ihtiyacı hissettim, bak eğer o hafta işim müsait olursa havada iyiyse vb. ben kayağa giderim haberin olsun problem çıkarma gibisinden. Konu buradan açıldı.

Arkadaş muhabetti de güvensizlikten değil de ona tuhaf gelmesinden, kendisi asla yapmayacağı için başkası niye böyle bir şey yapar empati kuramıyor. Dediğim gibi zaten sık sık şehir dışı görevlerim oluyor, bir bok yiyecek olsam oralarda da yerim zaten.

Konser cmtsi akşam olacağı için öncesinde veya sonrasında gelmesi mantıklı olmuyor zaten.
0
🌸bobinhoo
(15.01.25)
manitasini tek basina taylanda gitsin diye havaalanina birakanspor .d

degersizlik hissi tatilden bagimsizdir diyorum. ya sende birazcik romantizm kirintisi olsaydi soyle lanse ederdin; son dakika gelirdi, o konsere gitmeyi cok isterken sen uzulme sikilma tribine girerdin, napim kayaga mi gitsem ama tek basima da zevk almam ki baska yapcak bi seyim de yok(?) boyle boyle sanki onla gitsen super olurdu onsuz buruk gecer ama vaktini de kullanmak istersin gibi gosterirdin. su an sanki onsuz gitmek icin firsat olmus gibi gosteriyosun
0
ala09
(15.01.25)
@ala09

güzel tespit gerçekten, iyi bir manipülatör olsam davul zurnayla yollardı belki beni:) zaten yüzde 15-20lik gidebilme ihtimalim konuyu şimdiden açmama gerek bile yoktu belki ama düz adamım ben aklıma gelince söyledim direkt :)
0
🌸bobinhoo
(15.01.25)
Tek başınıza gidince sorun olacak ama bir arkadaşınızla gidince sorun olmayacaksa ve bunun sebebi onsuz tatile gitmeye hevesli olmanızsa arkadaşınızla gitmek nasıl daha farklı oluyor ki? Yine hevesli şekilde gitmeyecek misiniz?

Tek başına iş amaçlı da yolculuk yapıyormuşsunuz ama iş için olan şeylerde kırmızı çizgi çekmek zor. Buna ses çıkarmıyor olması sizin iş seyahatlerine çıkmanızdan memnun olduğunu veya dert etmediğini göstermez bence.

Bana güvensizlik daha olası geliyor, en azından tek başına gitmek ve arkadaşla gitmek arasındaki çelişki bu senaryoda cevaplanıyor.

Bir de madem sizin için çok da önemli değil, ben olsam meseleyi derinleştirmemek adına başka bir haftaya ertelerdim planı. O hafta gittim diye diğer haftalar da kapanacak diye bir şey yok demişsiniz. Anladığım kadarıyla uzun vadeli plan yapamıyor olmanız kısa vadede birden fazla kere plan yapmanıza engel olmuyor. Böyle yaparsanız gelecekte zorunlu olarak planları denkleştiremediğiniz bir senaryoda bir iyi niyet göstergesi olarak da kalır.

Benim için (kendi sevgilim özelinde) sorun olmazdı, ama bu tarz anketler çok da sonuca ulaştırmıyor. Çünkü aynı ben eğer güven sorunu hissetseydim bunu sorun ederdim. Ya da çevremde buna bağlı kötü bir olaya şahit olsam "aman canım ne olacak" demezdim bunu atlatana kadar. Bu tarz şeylerle alakalı her iki zıt fikri savunacak insan bulmak da mümkün her zaman.
0
akhenaten
(15.01.25)
peki siz de ayni degersizlik hissinden muzdarip olsaydiniz ne olacakti? ikiniz de kimsesiz bir yere gitmeyecek miydiniz?
yani tatil ile degersizlik hissi bagimsiz bir sey bence de, eger gercek nedeni bu ise, bunun uzerinde calismasi gereken kisi oncelikle esiniz ve elbette birlikte calismak. zaten fark etmek isin onemli kismi.
ben giderdim, gidiyorum, partnerimin de gitmesinde hic bir sorun yok. en basitinden kendisi sorf yapiyor, sorf yapabildigi bir yerde baska bir tasinmazimiz var, tam anlattiginiz gibi eger ruzgar izin veriyorsa son anda atlayip gidebiliyor 2-3 gunlugune, dilerse arkadaslari ile dilerse tek. gidebilirsem ben de gider kendisine katilirim, ancak benim o kadar sorf yapma derdim yok. bunda herhangi bir sorun goremiyorum, yetiskin insanlariz, hobilerimiz ve bedensel kapasitelerimiz, zamanimizi alan seyler farkli olabiliyor.

zaten uzmanlar da iki kisinin kendi deneyimlerinin olmasini ve bu deneyimleri yasayip birbiriyle paylasmanin ciftleri guclendirdigi konusunda hemfikir. elbettte saglikli iliskilerden bahsediyoruz. bu demek degil ki ciftler birlikte bir sey yapmayacak ancak ayri ayri deneyimler yasamalari esit derecede onemli.
0
kassiopeia
(15.01.25)
birlikte yaşadigim insanin ben olmadan da mutlu olabiliyor olmasi, onun bir kisilik sahibi oldugunun göstergesidir ve mümkünse benden ayri da bir hayati olabilen kişilik sahibi bir insanla birlikte olmaya gayret ederim.
0
deckard
(15.01.25)
31-K
Gidilebilir durumlar onu gerektiriyorsa bence hiçbir sakınca yok. Bence bu ayrı takılma işlerini kafada büyütüp mesele haline getirmenin bir anlamı yok. öbür türlüsü boğucu gerçekten.
Ama mesela bir keresinde ben bir yurtdışı şehrine gitmek istemiştim, yıllık iznimdeydim, eşimin de o dönem programı müsaitti, birlikte gidelim dedim, "ben çok yorgunum bu hafta dinlenmek istiyorum sen istiyorsan git" demişti, gıcık olmuştum :D
Onun dışında tek veya arkadaşlarımızla seyahate gideriz. Örneğin bir seferinde birlikte bilet aldığımız yere o programı sıkıştığı için gelemedi ben tek gittim.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(15.01.25)
normalde henüz evlenmediğim için toplumsal baskıların da verdiği baskıyla üzülüyordum, gerçekten yapılması/halledilmesi gereken en önemli bir şeyi yapamamışım gibi ama neyse ki böyle duyuruları veya evli arkadaşlarımın başından geçen buna benzer olayları görünce "oh, iyi ki böyle dertlerim yok" diyorum :))


bu bir tek bizim ülkemizde mi böyle acaba? ne hikmetse mantık şu şekilde:
kadının boş vakti varsa ister tek ister kendi arkadaşlarıyla istediğini yapabilir ama erkeğin boş vakti varsa bile, eşinin boş vaktiyle uymadığı için istediğini yapamaz.

bu bana saçma geliyor. evlilik yapınca hayat madem müşterek, hayattan alınacak zevkler de müşterek olmalı ve o zaman kocasının vakitsizliğine uymuyor diye kadın tek/arkadaşlarıyla eğlenecek işler yapamaz. bu müştereklik nedense bir tek kadının lehine olunca hatırlanıyor bu ülkede.

kısaca soruya cevap: hiç dert etmez, kendi başına da tatile çıkmasına hiçbir şey demezdim ama benim de tek başıma tatil yapmama karışmazsa.

erkek, 34.
0
m e b
(15.01.25)
gitmem, eşim de gitmez. 31 k.

yalnız şimdi konser ne konseri Türkiye'ye yüzyılda bir gelen bir grubun konseri mi yoksa ayda bir konser veren eski ünlü popçu konseri mi? ertelenecek konser var kaçırılmaması gerekn konser var. eşler birbirine bu konuda uyum sağlamalı.
0
Hallegadola
(16.01.25)
Ben gitmem, eşim de gitmez.
Zaten kısıtlı vaktimizi birbirimizle geçirmeyi hala seviyoruz. Her ilişkinin dinamiği farklı, o sebeple bizim ilişkimizde doğru olan başkalarında olmayabilir, bunun bilincindeyim.
+40 kadın
0
SiyamkedisiZorro
(19.01.25)
(12)

iş hk

baldan kaymak
1) günün kaç saati dolu geçiyor?2) haftada kaç gün mesai saatinde çıkabiliyorsunuz?3) stres seviyesi nedir? Ayda 1-2 gün ya da yılda 1 hafta gibi.ben başlayayım:1) neredeyse tamamı böyle geçiyor.2) belki 1-2 gün, yaklaşık 6-8 aydır mesaili.3) ne olacak diye kriz geçiyor. Koşuşturmaca bitmiyor. Bi iş
1) günün kaç saati dolu geçiyor?
2) haftada kaç gün mesai saatinde çıkabiliyorsunuz?
3) stres seviyesi nedir? Ayda 1-2 gün ya da yılda 1 hafta gibi.

ben başlayayım:
1) neredeyse tamamı böyle geçiyor.
2) belki 1-2 gün, yaklaşık 6-8 aydır mesaili.
3) ne olacak diye kriz geçiyor. Koşuşturmaca bitmiyor. Bi işin ortasındayken "onu bırak bunu önceliklendirelim" diye daha büyük bir iş geliyor. Haliyle takvimler atlıyor.

Açıkçası zamanla yığıldı birşeyler gibi geliyor. Konuştum da ama birşey değişmedi. Şu saat oldu mesaiye kalınca iş mi değiştirsem diye düşünmeye başladım. Yaşıtım bir arkadaşım da "ben youtube yayınına giriyorum, gelirsin sende" diyince "ne yapıyorum lan ben" dedim kendime. Dolayısıyla ortalamayı merak ettim. Biraz iç döker gibi oldu. Cevaplar için teşekkürler.
0
baldan kaymak
(14.01.25)
Yeni işimde 12. günüm, normali bu değildir umarım.
1- 7-8 saat
2- 12 günde bir kere akşam kaldım.
3- Stres sıfır.
0
gabe h coud
(14.01.25)
son saate enerji kalmıyor geri kalanı dolu (toplam net çalışma süresi 7,5 saat)
ya seve seve ya da işsizlik
0
bir soru sorcam
(14.01.25)
Sektöre çok bağlı sanırım ben daha temel bilimler alanındayım, yakın bir arkadaşım finans alanında ikimizin programı komple zıt. Onun programı sizinki gibi. Benim doluluğum projelerin gidişatına göre değişiyor. Bazen tam gün dolu bazen neredeyse hiçbir şey yok, bu döngü her ay yaşanıyor. Mesaim yok, stres seviyesi de ne az ne fazla.
0
akhenaten
(14.01.25)
Öğle arası, tuvalet, iki dk kalkıp çay kahve alma dışında tamamen dolu geçiyor.
Mesai saatinde çıksam bile haftada en az 1-2 gün PC ile eve gelip aksam çalışıyorum yoksa yetişmiyor. Fazla mesai ücreti yok üstelik:(
Stres düzeyi 7/10.
0
Amaranta ursula
(14.01.25)
şu anda çalışmıyorum ama çalıştığım son dönemlerdeki ortalamamı ve yorumlarımı aktarayım.

1- 4 saat kadar. yönetici olduğum için geri kalanı da ofis içi toplantı ve konuşmalarla geçiyordu.
2- neredeyse her gün istediğim saatte çıkabiliyordum ama eve gittiğimde de iş bir yandan devam ediyordu. ayda 1-2 kere de kalmalı iş seyahati oluyordu. yılda 2-3 kere de gece gece evden fırlayıp ofise gitmeli krizler oluyordu.
3- sektör gereği, stresi sıfırlamak mümkün değildi. hatta biraz stres olmazsa, rehavet sizi geriye götürüyordu. yine sektör gereği, iş kazaları ve iş yerindeki işle alakasız kazalar sıfırlanabilir değildi. 4 yılda 2 kişi beyin kanaması geçirdi (kesinlikle iş yeri kaynaklı değil) bunlardan birisi vefat etti. bu ve benzeri durumlar inanılmaz stres yaratıyor.
0
co2s2
(14.01.25)
1) 3-4
2) Her gün (sahada çalışıyorum)
3) Üç ayda iki hafta.
0
soft
(15.01.25)
Bazen 3-4 bazen 8. Bazen saatlerce toplanti oluyor normal is yapamıyorum bile.

Bilmem. Mesai saatim yok pek. Gün içinde işim varsa 1 saat gidip yapabilirim falan, önemsiz yani.

Sürekli ama yani böyle hani beni etkileyen bir stres değil. Yani calismaktan çok mutluyum, tedarik zincirini çok seviyorum ama kesinlikle herkese göre değil. Misal bundan önceki işimde gece zor uyurdum stresten. Ondan mutluyum yani.
0
logisticsmanager
(15.01.25)
abd'de big five denilen tech sirketlerinden birindeyim.

1) 10 gibi gidip 3 gibi cikiyorum. arada 1 saatlik ogle arasi oluyor. ben proje yoneticisi olarak calisiyorum ama bircok yazilimci gunde 2-3 saat calisiyor.
2) her gun.
3) ben burada yeni basladigim icin su an cok yuksek degil ama gecen vp'lerin de oldugu toplantida 100'den fazla kisiye sunum yaptim. o stresliydi.
0
antikadimag
(15.01.25)
bazı haftalar ekstrem zorlu geçse de genelde şöyle;

1-günde 3 4 saat doluluk.
2-mesaiye 2 senedir en fazla 15 gün kalmışımdır hepsinde de kendi isteğimle kaldım.
3-stres yok sayılır.
0
yenibirgüzelnick
(15.01.25)
1- günde 1 saat
2- istediğim saatte çıkabilirim
3- stres sıfır gibi
benden önceki yönetici ablamız iyi çalıştığı için işler tıkırında
0
rahmi pinkfloydoglu
(15.01.25)
1) Ortalama 2-3 saat (maalesef)
2) Neredeyse her zaman, hatta normalden bir tik erken cikiyorum bazen.
3) Gorece yuksek ama isin coklugundan degil, azligindan, vicdan muhasebesi, faydali olamama hissi vs stres yaratiyor.
0
mbond
(15.01.25)
patrona son 2 saat çalışmayorum, gözüm başım ağrıyor maaşımdan kes erken çıkayım desem kovulur muyum
0
bir soru sorcam
(25.01.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.