Giriş
(22)

Eski Partner İle Fotoğraflar

Aydan Dustum
Dün bir konuşmada geçti sizlerin de fikrini merak ettim. Eski partnerinizin fotoğraflarını saklar mısınız? Eşinizin galerisinde sizle tanışmadan önce onlarca yüzlerce eski sevgilisi ile fotoğraflarını görseniz ne tepki verirsiniz? Ben başka bir ilişkiye yelken açtı isem geçmişe dair ne var ne yok te
Dün bir konuşmada geçti sizlerin de fikrini merak ettim. Eski partnerinizin fotoğraflarını saklar mısınız? Eşinizin galerisinde sizle tanışmadan önce onlarca yüzlerce eski sevgilisi ile fotoğraflarını görseniz ne tepki verirsiniz? Ben başka bir ilişkiye yelken açtı isem geçmişe dair ne var ne yok temizlerim şahsen. Ya sizler?
-1
Aydan Dustum
(09.12.25)
Unuttuğu işin hala fotolar duruyorsa sorun yapmam biraz dalga geçip silerim.
Bilinçli şekilde tutuyorsa benimle olan fotolarını silerim. sonraki kadına sorun olmasın shflsjsj.
+3
Gradient_tabanlı_mor
(09.12.25)
Kskdkd geçen sene eski fotolarimda bir tane gördüm kalmış ki uzaktan tarihi bir yerin fotosunda yani, direkt profil falan değil. Tabiki saklamıyorum, gereksiz yer kaplamasina gerek yok fotolarin zaten eğer kişinin dönüp baktığı yoksa ki o zaman daha sıkıntı.
0
logisticsmanager
(09.12.25)
saklarım. onlar benim kendi fotoğraflarım. benim eşimin benden önce sevgilisi olamaz ama oldu diyelim, o zaman bir şey diyemem. hatta birlikte bakarım.
-12
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.12.25)
Biri hayatımıza girince geçmişi öyle yokmuş gibi silinmiyor elbette ama kalmasına da ne gerek var?
+1
Amaranta ursula
(09.12.25)
Yıllar önce bir flörtum olmuştu. Bana sevgili olduğu kızların tüm fotolgraflarını sırayla göstermişti. İlk defa böyle bir şeye şahit olunca çok gatipsemistim. Ama sonra düşününce geçmişe takıntılı biri değildi belki sadece yasadigi her şey bir hatıra olarak görüp öyle saklama gereği duyuyordu diye düşündüm. En çok merak ettiğim evlendikten sonra sildi mi acaba:)
+1
egerbiryolcu
(09.12.25)
Fotoğraflar Google photosda duruyor, ne saklayayım diye çabam oldu ne de sileyim diye.
Mutfak robotu değil ki tezgahta yer kaplasın da bana engel olsun.
+1
kisa
(09.12.25)
Saklamam.
Sakladığını görürsem hiçbir şey söylemeden ilişkiyi bitiririm.
0
rock n roll
(09.12.25)
kisa +1

tek tek bir de onu mu ayıklayacağız google photosdan ?
0
jülsezar
(09.12.25)
Telefona kızarım. Onun da sürekli bakmayacağı bir yerde kalabilir.
-1
arbre
(09.12.25)
Saklıyorum, şu an hayatımda biri yok; varken eskilerinki hdd’de duruyordu. Geçen gün niyeyse aklıma düştü; saklamanın çok anlamsız olduğuna karar verdim. Elimin boş olduğu bir zaman sileceğim.
Eşim varsa, tozunu bile bırakmam şahsen.
0
lil siztah
(09.12.25)
silmem ama samimi fotoğrafları, videoları gizlerim ve sonradan dönüp bakmam.
0
gabe h coud
(09.12.25)
ben bir süre saklıyorum, ara sıra fotoğraf denk geldiğinde eski partnere ne kadar da hissizleştiğimi görüp seviniyorum. bu bana unutabilme, ilerleyebilme kabiliyetimi kanıtlıyor.
0
loch ness
(09.12.25)
Gecmisteki bi iliskinin izlerinden bu kadar korkmak garip. Silmem, yeni partnerim de bunu sorun ederse garip bulurum. Sonucta o seyler fotograf silinse de silinmese de yasandi, gecmiste o iliski yasanmamis gibi yapmiyoruz. Fotograflari tutmakla o doneme ozlem duymayi insanlar belki ayni saniyor ya da o iliskiyi unutulmasi gereken bir hata/pismanlik olarak goruyorlar ama dogru degil bence bu bakis.
+1
ghilleinthemist
(09.12.25)
telefonda saklanmaz ya da durup durup bakılmaz. arşiv yapacaksa yapılır ama o fotoğraflarla hayat devam etmemeli.
-1
Başka
(09.12.25)
Yedek arşivlerde kalan unutulmuş fotoğrafları sorun etmem. Elinin altında galeride duran fotoğrafları sorun ederim.

Eşimle tanışma, flört, nişanlılık vs. derken hala nasıl galerisinde durabiliyor zaten o da ayrı konu swh.
0
akhenaten
(09.12.25)
Silerim, geçmişe dair hiçbir şey tutmam
+1
kestane gürgen palamut
(09.12.25)
20 li yaşlarımın başında sorun ederdim bunu. Azıcık kıskançtım. Düşündüm de şimdi umrumda olmaz böyle bir şey. Sürekli açıp açıp özlemle bakmıyorsa, benimle olan ilişkisi hakkında kafamda soru işareti yoksa gerisi önemli değil. Kaç yaşında insanlarız elbette herkesin yaşanmışlıkları olacak
+1
kullanicadi
(09.12.25)
Saklamam. Bitmiş bitmiştir ne yapacağım benim için artık elin herifi olmuş adamların fotoğrafını.
0
suicides underground
(09.12.25)
muhtemelen galerimde 10000 fotosu falan duruyordur silmeye üşenirim ama benim huylandigim şey numarasını silmemek olur foto çok uzun iş.
+1
ala09
(10.12.25)
evlenene kadar arkadas kontenjanindan sakladigim basilmis fotolar vardi, evlenince hepsini yokettim.
0
cooperr
(10.12.25)
2020'den öncesindeki flört veya sevgililerin fotoğrafları yok. diğerlerinin var. ciddi bir ilişkide bulunmadıkça silmem.
0
rain when i die
(10.12.25)
silerim, silinmesini beklerim. insan eski sevgilisi ile olan fotoğrafları niye saklar ki? anlamsız.
+2
elorelia
(10.12.25)
(13)

Ne düşünüyorsunuz aşağıdaki foto hakkında?

Kahvedesu
https://eksisozluk.com/img/tafdf2wa
-1
Kahvedesu
(07.12.25)
Kısıtlı bir kesim için böyle ama genel olarak katılmıyorum, yani instagram'da ya da tv'de gördüğümiz birbirinin benzeri insanlar (estetik makyaj vs) toplumun genelini kapsamıyor, etrafımızda "normal" insan çok var.
+1
kizil karga
(07.12.25)
İki gün önce Bostanlı'da dolaşırken kafama takılan şeyin birebir resmini yapmışlar valla.
0
Mirket
(07.12.25)
Bunu yapmak istediler ama başaramadılar bence. Çünkü bu bir ekonomik rahatlık gerektiriyor ve o rahatlık bizde yok 😍
-2
muhayyer divan
(07.12.25)
Düz fön terörü işte. Düğünlerde gelin hariç herkes bu şekilde.
0
ground
(07.12.25)
Doğruluk payı var ama abartılı biraz.
+1
etna
(07.12.25)
Fön değil olay. Dudaklar, makyaj, saçlar hep aynı. Takım elbise gibi. Giyersen bizdensin. Bu da human suit.
+1
gabe h coud
(07.12.25)
Doğru değil. 90'ların da bir modası vardı, görselde ima edilen yanlış. Her dönemde belli bir eğilim var, ama kimse de tek tip değil. Bu muhabbetler bitmiyor ayrıca... antik çağda bile bu tarz şeylerden yakınan insanlar var.
0
akhenaten
(07.12.25)
romanya'da yaşıyorum ve hiç bir kadın birbirine benzemiyor. çok değişik tipte kadınlar var partiye gitsen de bükreşte metroya binsen de.
0
rain when i die
(07.12.25)
goz onundeki ve parali insanlar icin buyuk oranda dogru.
goz onunde olmayan ve cok da parasi olmayan ortalama insan icin ise kismen dogru diyebiliriz.
0
cooperr
(08.12.25)
Belli sosyokültürel ve maddi seviyenin üzerindeki kişiler için doğruluk payı var.
0
onyx
(08.12.25)
%100 dogru bir görsel
0
koela
(08.12.25)
Sokakta gördüğüm insanlar böyle değil +1 Çeşit çeşit insan var.

Sosyal medyada böyle olabilir onu bilmiyorum kullanmadığım için.
0
peki madem
(08.12.25)
türkiye için yarı geçerli. Yurtdışı için geçersiz.

sık gezen biri olarak söylemek isterim, bu kadar estetik operasyon türk ve arap kadınlarına özel bir şey.
0
galahad reloaded
(08.12.25)
(5)

Senelik taahhüt çilesi

akhenaten
Bu vodafone'un tüm tarifelerini bir liste halinde görüp seçebileceğim bir şey yok mu gerçekten yahu? Bu 10gb, bu 50gb, bu 100gb al seç gibi bir şey yok mu?Geçen sene sürekli wifi elimin altında diye bin dereden su getirip tarifemi 20gb'a düşürmüştüm. Bu sene wifi olmayan bir ortamda sıkça vakit geçi
Bu vodafone'un tüm tarifelerini bir liste halinde görüp seçebileceğim bir şey yok mu gerçekten yahu? Bu 10gb, bu 50gb, bu 100gb al seç gibi bir şey yok mu?

Geçen sene sürekli wifi elimin altında diye bin dereden su getirip tarifemi 20gb'a düşürmüştüm. Bu sene wifi olmayan bir ortamda sıkça vakit geçireceğim diye tarifemi yükseltmeyi düşünüyordum ama bana sunulan seçenekler sırasıyla 18gb > 13gb > 10gb > 6gb ve Sınırsız.

Yani baya ya sınırsız al ya da "defol" git denmiş. Müşteri hizmetlerini arıyorum bana söylenen şey "sizin kullanım alışkanlıklarınıza en uygun tarifeleri önerdik..." Annesiyle tartışan ergen psikolojisine girdim yemin ederim. Resmen telefonu elinden alınan çocuğa döndüm.

Hayır internet sitesini açıyorum, oradan tarife seçince sadece hattımı taşı ve yeni numara al diye seçenekler çıkıyor. Başka operatöre geçsem bu sefer de yok yerden tahsis ücreti, ruhsat ücreti falan çıkacak başıma.

Bıktım yemin ediyorum her sene yeni bir dert.
0
akhenaten
(05.12.25)
Vodafone'un online işlemleri çöptür. Ne bilgi verir, ne seçenek sunar. Başka operatöre geçmenin masrafı yok, o masraflar yeni numara almak için. Taahhüt falan yoksa geçin başka operatördeki beğendiğiniz bir kampanyaya.
0
mikro patlama
(05.12.25)
taahütünüz bitmek üzereyse bence hattınızı taşıyın. operatörler yeni gelenlere daha avantajlı paketler sunuyorlar. ben geçen ay vodafone - telekom geçiş yaptım memnunum.

siz büyük internet paketi istemişsiniz, linkte güzel paketler var. turkcell'e de bakın ama turkcell biraz daha pahalı oluyor sanırım.

bireysel.turktelekom.com.tr
0
exlibris
(05.12.25)
Ekimde hat taşıdım. Ekstra bir ücret ödemedim. Her zaman hattı taşıma daha karlı oluyor

E devlette tarife karşılaştırma seçeneği var diyorlar. Oraya bi bakın.
0
elorelia
(06.12.25)
buradan tarifeleri karşılaştırabilirsiniz: www.turkiye.gov.tr
0
inawen
(06.12.25)
Değiştirdim gitti, bugün yine sinir ettiler. Komple numaramı değiştirip yeni hat aldım. Teşekkürler herkese.
0
🌸akhenaten
(06.12.25)
(12)

Çelik tavadan randıman alamıyorum. Yapışıyor sürekli.

ground
Restoranlar nasıl kullanıyor. Her şeyi yapıyorlar. Ben yumurta bile yapsam olmuyor. Bir ton bulaşık sorunları oluyor. Bazı uygulamalar var denedim olmuyor. Yağı bol falan mı kullanmamız gerekiyor nedir??
Restoranlar nasıl kullanıyor. Her şeyi yapıyorlar. Ben yumurta bile yapsam olmuyor. Bir ton bulaşık sorunları oluyor. Bazı uygulamalar var denedim olmuyor. Yağı bol falan mı kullanmamız gerekiyor nedir??
+1
ground
(04.12.25)
Evet yapışmaz olmayan pişirme kaplarının genelinde yağlama daha önemli. Yapışmazlara çok alışıksanız farkında olmadan yağı az koyuyor olabilirsiniz.

Bir de tavadaki yemeğin uygun derecede pişmiş olması lazım yapışmaması için. Az pişmişken de yapışır, çok pişmişken de. Bunun ayarını deneye yanıla bulabilirsiniz.
0
akhenaten
(04.12.25)
Tavayı en az 1 dakika ısıtacaksın
Su damlaları ile test edeceksin
Damlalar civa gibi tavada buharlaşmadan hareket ediyorsa sıcaklık yeterlidir
Yağ ekleyip ocağın ateşini kısacaksın

Örnek youtu.be
+4
grimavi
(04.12.25)
Yağla ilgisi yok tavayı su damlattığında buharlaşmadan cız cız su damlası dans edene kadar ısıtman gerekiyor. Youtube'da vidoları var izlersin. Ardından ateşi kısıp yağ damlatıp yumurtanı yapışmadan pişirebilirsin
+4
Mcfly
(04.12.25)
Üstteki iki cevap +1
0
kisa
(04.12.25)
çelik tavalara şöyle birşey yapıyolar. bir dene istersen

www.youtube.com
-1
Fodera
(04.12.25)
Ayrıca tabanı ince tavalar böyle yapabilir.
Hem iyi ısınmış hem de tabanı kalın olması lazım.
0
etna
(05.12.25)
Bu bana da oluyor bazen, iyice isinmasi lazim, bir de biraz pistikten sonra karistirilmali, erkenden karistirilirsa yapisiyor. Su testi olayinda da ufak bir not duseyim, yag koymadan once tavadaki su tamamen buharlasmadiysa kurulamak gereiyor yoksa yag koyuldugunda patlama yapiyor.

Celik tencerede sut kaynatanlar icin insanliga bir not daha dusmek istiyorum. Sebebi hakkinda bir fikrim yok ama tencereyi sutu koymadan hemen once cok sicak suyla guzelce yikarsam ve cok ince bir su tabakasi birakip sutu onun ustune koyarsam yapismiyor. Aksi taktirde induksiyonlu ocakta neredeyse kesin yapisiyor.
0
mbond
(05.12.25)
Evde çelik dışında tava yok. Tam bir çelik severim ama patatesli yumurta, İspanyol omleti yapamıyorum. Bazı yemeklerin çelik tava ile yapılabileceğini düşünmüyorum. Patates işi bozuyor.
0
gnosis
(05.12.25)
yeterince ısıtırsan yağ bile koymasan yapışmaz. sadece tam pişmeden dokunma.
0
gercekdunya
(05.12.25)
Fodera'nin cevabindaki tava karbon celik. Normal celik tavadan farklidir. Bildiginiz normal celik tavalara uygulamayin onu.
0
osssy
(05.12.25)
osssy'nin normal çelik dediği paslanmaz çelik. Fodera'nın attığı video tavanın paslanmaması için , çok ince yağ tabakası ile polarize edilerek kaplanması.
0
Mcfly
(09.12.25)
çelik can'dır :) iyice ısıtıp kullanıyorum bende, yapışma hiç ya da çok az oluyor (yapılan şeye göre değişiyor)
0
sweetoffice
(09.12.25)
(15)

Bu flört de mi olmaz

euteamo
Her şeyin doğrusu bilen sevgili ekşiciler,Daha önceki yorumlarınız nokta atışı olduğu için yine size danışmak istedim.Malum bi etkinlikte tanıştığım bana bi yakın bi soğuk yapan saçma sapan biriyle buluşmuştum ve adam bana eski kız arkadaşlarını falan anlamıştı detaylı bir şekilde. saçma sapan bi ak
Her şeyin doğrusu bilen sevgili ekşiciler,

Daha önceki yorumlarınız nokta atışı olduğu için yine size danışmak istedim.

Malum bi etkinlikte tanıştığım bana bi yakın bi soğuk yapan saçma sapan biriyle buluşmuştum ve adam bana eski kız arkadaşlarını falan anlamıştı detaylı bir şekilde. saçma sapan bi akşam yaşamıştım. Her sabah günaydın mesajı vs yazan adam buluşmadan sonra da bir daha hiç yazmadı ben de ona yazmadım, ilginç bir deneyimdi ama biraz canımı sıktı itiraf edeyim. Çünkü normalde kafamı çevirip bakmayacağım adam bi kaç saçma mesajla yakın gibi davrandığı için resmen düştüm hahah.


Neyse biraz bu mevzudan kafam dağılsın diye uzun süredir tanıdığım (6-7 senedir ama toplam 4 kere biri de hariç hep başkalarıyla birlikte görüştüğüm) İspanyol bi çocukla daha sık görüşmeye başladım. Çok iyi Türkçe biliyor ve Türkçe konuşuyoruz bu arada.

Bu çocuk da sıkıntılı bir ilişkiden çıkmış bol dopaminli. O kızı unutmaya çalışıyor anladığım kadarıyla. App’lerden falan da birileriyle görüşüyormuş, kendisi anlattı. Onu hep ben davet ediyorum bi yerlere, o da geliyor. Bir kere bienal gezdik beraber çok eğlendik. 5 saat falan takıldık yemek yedik. (hesabı ben ödedim – bunu daha sonra beni evine davet ediyor onu açıklamak için söylüyorum). Güzel sohbet ettik ilişkiler neden yürümüyor vs muhabbeti oldu. O zaman bana applerden insanlarla görüştüğünü anlattı falan komik birkaç bişi. Eski kız arkadaşından ve dopamin mevzusundan bahsetti. Benim de bu buluştuğum saçma insanın bana yaşattığı sanırım aynı şey dopamin, bağımlılık yaptı haha

Neyse o akşam başka arkadaşlarımızla buluşmamız gerekiyordu, o sigara içmiyor ve dumana vs alerjisi var. Oturduğumuz yer öyle olunca o hiç oturmadan kalktı. Ben de çok ilgilenmedim açıkçası.

Buluştuğumuzda Türk kadınlarından yakındı, hepsi evlenmek ve çocuk istiyor falan dedi. Biraz itici geldi bu şekilde anlatması itiraf edeyim benim çocuk- evlilik gibi bi düşüncem yok ama yine de itici geldi. Bir de “pasaport olarak görüyorlar”. Dedi. Benim vize problemim yok o yüzden böyle rahat konuşmuş olabilir ama yine de itici geldi.

Yolda yürürken birinin beni süzdüğünü söyledi. Ben de fark etmedim dedim. Hakkaten de fark etmedim, etmem. O zaman ben Türk erkekleri gibi değilim dedi, işte biri bir kıza bakarsa onunla kavga etmem mealine gelen bir şey söyledi. Hindistanda öğrendiği bir masajdan bahsetti falan filan hahah ama genel olarak eğlenceli bi gündü.

Neyse bir hafta sonra ben yurt dışında bi yere gittim ve ona bi foto attım güzel bir sanat eseriyle. O zaman ona da kusura bakma başka yerde oturabildik, neden kalktığını anlayamadım falan dedim. O da işte önemli değil seninle çok güzel vakit geçirdim falan dedi. Yemeğe gel, yemek pişirmeye başlamak istiyorum dedi. Harika olur dedim. Bir daha yazmadı. Bu Perşembe oldu, Salı günü ben yazdım yarın senin o taraftayım işin yoksa buluşalım diye. O da bana gel dedi. Ben de işim geç bitebilir erken biterse gelirim dedim. İşim de erken bitti, çok yorgun olmama rağmen gittim evine. Ben biraz daha romantik bir şey bekliyordum sanırım. Gerçi çok kibardı ve gayet güzel bir yemek pişirmişti. 2 saat falan oturdum ve ertesi gün de işim olduğu için kalktım. Benimle metro istasyonuna kadar yürüdü. Gayet güzel bir sohbetti ama çok arkadaşça gibi geldi. Bana mı öyle geldi yoksa bilemedim. Acaba ben ona yemek ısmarladım diye mi eve davet etti, bilemiyorum. Dün akşam görüştük. Ne o yazdı sonra ne de ben. Bu adam beni friendzone mu yaptı acaba, bir şey çıkar mı? Tatlış bir insana benziyor, yorumlayım pls.
-1
euteamo
(04.12.25)
Ablam bu kadar değişik tipi nereden buldun. Bu kadar eve gidip cinsel öbüşme olmadıysa gay falandır. Olmaz kısaca. Uzatmayayım. Normal insan bul.
0
arbre
(04.12.25)
İçini kimse bilemez, ama anlattıklarıza bakalım;

1- Unutmaya çalıştığı birinden size bahsetmesi
2- İlişki konusu açılınca görüştüğü insanlardan bahsetmesi
3- Oturulan mekan sebebiyle başka yol önermeden ortamdan sıvışması
4- Türk kadınları özelinden "hepsi ilişki istiyor" vurgusu (ilişki yaşamakla ilgilenmiyor)
5- Birinin süzdüğünü söylemesi (wingman eğilimi)
6- Yoktan gelen kavgaya girmem muhabbeti (benden beklentin olmasın mesajı)
7- Konuşma başlatma ihtiyacı duymaması

Bunlar arasında bence en kritik olanlar 2. ve 4. maddeler. İlgi duyduğunuz birine hiçbir zaman böyle yaklaşmazsınız.

Bunları analiz edince sizi friendzone'a itmeyi geçtim. Umut vermemek için çaba harcıyor gibi. İlginiz olduğunu anlamış ve bu ilgiyi beslemek istemiyor.

Sonuç: Tamamiyle umutsuz.
+2
akhenaten
(04.12.25)
@arbre gayet kibar aşırı normal bi çocuk aslında, gay değil :-P
0
🌸euteamo
(04.12.25)
anlatılan son paragrafta netliğe dair bir şey yok. hep olaylardan ve flörtöz davranışlardan anlam çıkartılmış. ben artık bir şeyi hareket olarak ya net ya da söz olaraksa da net bir şekilde söylüyorum. açıkçası bunları net yapmadığınız şekilde insanlar gidiyor ve sizin anlattığınız şekilde bol kafa karışıklığı olan durumlar yaşıyorsunuz. netlik candır.
0
evimin paspasi
(04.12.25)
Olmaz, siradaki gelsin. Ama böyle mikroskop ile inceler gibi iliskiyi an be an anlam çıkarmak için inceler, kafaya takarsan zaten hic bisey olmaz. Sal be kardesim...
+1
duster
(04.12.25)
ayrıl koko diyorum.
0
mungojerry
(04.12.25)
@cosmicstring yani ciddi derken güzel vakit geçirmek istiyorum sadece normal bir insanla :-) daha nasıl net sinyal gönderebilirim onu da bilmiyorum. Şimdiye kadar her buluşmayı ben ayarladım. Bence o beni anladı ama eski kız arkadaştan dolayı onun kafası karışık. Bu bir soğuk bir sıcak yapan insanlar karşı tarafın dengesini altüst ediyorlar. O kızla yaşadıklarıyla karşılaşyürüyorsa benden sıfır dopamin aliyor çünkü kaos yok haha
-1
🌸euteamo
(05.12.25)
Öncelikle bir ilişkiden beklentiyi kesinleştirmek lazım. Ayrıca mevcut durumda karşı tarafın manipülasyonuna açıksınız. Evlilik, çocuk, vize muhabbetinde ağırlığınızı koymamışsınız, teslim olmuşsunuz.

Adam resmen one night stand'ın yolunu yapmış, gelecek sıfır. Endorfin, dopamin, serotonin, adrenalin salgılamak için güzel fırsat ama mantıklı bir ilişki için süper saçma bir seçim.

Eski eleman kızlardan bahsedince problem oluyor ama bu eleman online görüştüğü kızları anlatınca sıkıntı yok, destekli atabilirim ki yeni elemanın ekonomik durumu ve tipi eskisinden daha iyi.

Özet : Neeeexxxt.
0
kimlanbu
(05.12.25)
@kimlanbu desteksiz attın haha ekonomik durum da tip de sanırım eşit. ikisi de çok tipim değil aslında ama diğeri hakkaten deliymiş. adam görüntülü arayıp tüm evini göstermişti - yatak odası, banyosu dahil haha - bana yakınmış gibi yapmak için. bu arkadaşın evine gittim ve sadece salonunu gördüm hahaha. diğer arkadaş gerçek bi deliydi sanırım. ayrıca öbürüyle buluşmamız date'ti hakkaten ve saçmaydı eskilerden bahsetmesi. ispanyol arkadaşı yıllardır tanıyorum date gibi buluşmadık ve konuşurken gelişti ben de anlattım. ayrıca yemekte eskilerden hiç bahsetmedi gibi. Ama haklısın maalesef manipülasyonuna açığım, kabul.
0
🌸euteamo
(05.12.25)
Normal değil anlattıkların.
Adamın evine gitmişsin sevişme olmamış. İspanyol da sıkıntı var.
0
Cezcez
(05.12.25)
senin baktığın gibi bakmamış çocuk bu olaya. sen flörtleşmişsin ama o sıradan arkadaş gibi yaklaşmış. belki kafasında seninle ilişki yaşamayı düşünmüştür ama seni koyacak yer bulamamıştır.

bu çocuk tanıdıkça daha çok nefret edeceğin biri. bu konularda pek yanılmam. ben o vibe'ı aldım. şu an sevgilin olmadığı için yeni yeni görüştüğünüz için her şeyi sana güzel geliyor can sıkan şeyleri de tolere ediyorsun ama tanıdıkça daha tersi olacak.

gelişmelerden bizi haberdar et.
0
koela
(05.12.25)
bu kadar direkt bir insanın romantik bir ilgisi olsa çok net belli ederdi. seninle arkadaşça ilgileniyor.
0
orpheus
(05.12.25)
@koela niye öyle dedin ya haha Türk erkeklerinden zaten tanıdıkca nefret ediyoruz ispanyoldardsn da mı öyle olacak
0
🌸euteamo
(05.12.25)
İncitmeden kırmadan nasıl anlatırım bilemedim ama,
Nefes alsın yeter kafasındaki aç Türk erkeği alışkanlığından sıyrılıp,
Seçici, doymuş, Avrupa erkeğine geçiş yapamamışsın diye düşünüyorum.
Adam seninle ilişkiyi mevcut durumdan daha öteye taşımak istemiyor işte.
Çok basit değil mi?
0
Mirket
(05.12.25)
O kadar ileri gitmek istememiştim ama,
Her sabah günaydın mesajları yazan adam ilk buluşma sonrası iletişimi kesiyorsa,
App'lerde dolaşan adam, hep senin aramanı bekleyip o kadar davetkar davranışı görmezden geliyorsa
adamlarda yanlış aramayı bir kenara bırakman gerekmiyor mu? Nefes alıyor olman yetmiyor demek ki.

Aynı şey erkek halimle üstüste iki kez bana olsa, öncelikle dişçime giderdim. Nefesim falan mı kokuyor diye.
0
Mirket
(05.12.25)
(11)

Spotify top 5 muzisyeniniz kimler çıktı?

sekizdokuzon
Benimki şu şekilde: https://ibb.co/991SgNDfSiz bu sene en çok kimleri dinlemişsiniz?Teşekkürler.
Benimki şu şekilde: ibb.co

Siz bu sene en çok kimleri dinlemişsiniz?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(03.12.25)
spotify yok youtube müzik versek?
i.imgur.com
sigma boy bizim ufaklığın eseri. :D
0
lazpalle
(03.12.25)
Bu yıl müzik çok az dinledim (1500 saat kadar). Genelde konserlerden bir kaç gün önceden başlayarak setlistlerin üzerinden geçme şeklindeydi o da.
%9’luk sert çocuklar kolektifi kulübündeymişim \m/
0
lil siztah
(03.12.25)
ben bu sene spotify'ı neredeyse bıraktım.
ailede olduğum için iptal etmedim aboneliğimi ama pek az dinliyorum artım.
o yüzden listem garip olmuş.
ama yaklaşık on yıldır 1 numara değişmedi, açık ara tüm platformlarda o grubu dinliyorum.

i.imgur.com
0
biseysorcaktim
(03.12.25)
bende liderliği preslava aldı. geri kalan liste de böyle.

68 bin dakika müzik dinlemek de cidden biraz abartı olmuş.

imgur.com
0
deveyidiken
(03.12.25)
0
mutekebbir
(03.12.25)
Sene bitmediği için Spotify'ın yayımladığı için istatistiklere güvenmiyorum. Last.fm'i bekliyorum esasında ben. Ama yine de aşağıya bırakayım.
hizliresim.com
Hasret bitiyor, nasipse top1'i seneye dinleyeceğim. 4ü kaçırdım. 3'ten de önümüzdeki sene ümitliyim. 2-5i canlı dinlemesem de olur.

Bu arada imgur linklerini açamıyorum.
0
Amaranta ursula
(03.12.25)
Benim müzik zevkim biraz garip

imgur.com
0
akhenaten
(03.12.25)
sona doğru geçiş biraz avangart oldu

imgur.com
0
phoarbix
(03.12.25)
imgur.com
Müzik konusunda zerre istikrarım yok.
0
kobuzchu kiz
(03.12.25)
bu arada ekliyim, ben bunun doğru sonuç verdiğine kesinlikle inanmıyorum.
En çok dinlediğim şarkıyı 26 kez dinlemişim sözde. ancak eylül'den beri taktığım bir şarkı var; günde en az bir kez, bazı günler 5 kez falan dinliyorum; ve listede adı sanı yok. en barizi bu ama diğer verileri de bana göre gerçeği yansıtmıyor.
0
lil siztah
(03.12.25)
lil siztah +1. çalma sayılarını eklemişler. saymayı herhalde ekimde falan bırakıyorlar çünkü sadece kasım ayında en çok dinlediğim şarkılar, en çok dinlediklerim listesine rahatlıkla girebilecekken girememişler. e biraz ne anladım bu işten oluyor. bu sebeple nihai sonuçlar için last.fm bekleyenlerden olsam da şöyle:
Pink Floyd, sezen aksu, tracy chapman, Taylor swift, hazier şeklinde :D
+1
black holes in the sky
(03.12.25)
(5)

Tükenmiş, yorgun, stresten bunalmış olsa da bir anne çocuğuna bağırıp, dayak tehdidi, sarsma gibi hareketler yapabilir mi? Normal mi karşılanmalı?

psmstc
Ben ne olursa olsun 2-3 yaşında bir çocuğa bu davranışların olmaması gerektiğine inanıyorum. Yeğenim içeceği içeceğinin içine makarna tanesi attı diye ablam kızdı bağırdı, yemek sandalyesinde oturmuyor iniyor hep diye sarstı çocuğu çocuk ta ağladı gitti odasına. Ben de gittim yanına “Anne bana kızdı
Ben ne olursa olsun 2-3 yaşında bir çocuğa bu davranışların olmaması gerektiğine inanıyorum.

Yeğenim içeceği içeceğinin içine makarna tanesi attı diye ablam kızdı bağırdı, yemek sandalyesinde oturmuyor iniyor hep diye sarstı çocuğu çocuk ta ağladı gitti odasına. Ben de gittim yanına “Anne bana kızdı diyor.” yazık.

Ablama diyorum böyle yapmamalısın, Stresten bunaldım tükendim çünkü artık diyor.

Babannem Tek başına eşi vefat ettiği için 6 çocuk büyüttü mesela. Bana şimdiki ebeveynler çok tahammülsüz geliyor tek çocuk olmasına rağmen.

Ablam hafta içi yarım gün de çalışıyor bu arada.

Siz ne dersiniz?
0
psmstc
(30.11.25)
Öncelikle annelik çok zor bir şey kabul ediyorum ama nolursa olsun çocuğun öz güveni dikkate alınmalı. Benim abimde öfke problemi var o da yeğenlerime bazen en ufak şeylerde bagirirdi. Yemek yerken kaşığı düşürdü ayranı döktü gibi sebeplerden. Çocuğun öz güveni çok etkileniyo. Bazen sakinken gel kitap okuyalım derdi yegenime yeğenim sen kızarsın deyip çekiniyordu veya babasıyla kitap okuyunca çok belli oluyordu yanlış yaparsam kızar endisesiyle okuduğu. O yüzden bazen diyorum ki iyi ki yengemle bosanmislar ve çocuklar annesinde diyorum yalan yok. Ebeveynler için belki basit şekilde düşünülen öfke patlamaları çocuklarda yetişkinlikte de kalıcı tavmalara sebep oluyor bence.
0
egerbiryolcu
(30.11.25)
Araba sürmek için ehliyet gerekiyor, çocuk yetiştirmek için gerekmiyor. Yanlış bu noktada başlıyor.

Ek: O tükenmişlik hissiyle kocasına bağırabiliyor mu, ya da kocası ona?

Kocası ona bağırır hatta örselerse 'Ah canıııım, tükenmişlik hissi yaşıyor, dur ben şuna yardıma gideyim diye kayınpeder mi geliyor?

Hakkaten bazı cevaplar fazla toy.
0
Mirket
(30.11.25)
evet yapabilir. çok normaldir.

bu yeni neslin her şeye "aaa uuu" yaklaşmasından sıkıldım artık.
-2
tchuck
(30.11.25)
Belli ki anne çok tükenmiş. Bir anne olarak o kadar normal karşıladım ki. Tabi ki doğru bir davranış değil ama benim de zaman zaman tükenip kafamı duvara vurduğum olmuştur. Annelik çok zor. Eskilerle karşılaştırmamak gerek.
+1
suicides underground
(01.12.25)
Hayatta her şey oluyor. Bir insan tükendi diye sizin de olaya şahit olan biri olarak "ha tükendiği için yapıyor ya, sorun yok devam" demeniz gerekmiyor. Ancak engizisyona tabi tutmak da bir o kadar anlamsız bence.

İnsanlar yanlış şeyler yapabilirler. Bir anne çocuğuna haksız sebeple kızabilir, bu dünyada yaşanmamış şok edici bir olay değil. Ancak doğru da değil.
+2
akhenaten
(01.12.25)
(4)

Yaş Zeytin Kurmak

rock n roll
Bir ay önce yaş zeytin kurdum. Önce üzerlerine çizik attım ve bir kavanoza koydum üzerine de suyunu ilave ettim. İki günde bir suyunu değiştiriyorum ama bir aydır olmadı. Çok sert ve çok acı. İlk defa yaptım. Bu ne zaman olur ya da olur mu? Umudumu ne zaman kesmem lazım?
Bir ay önce yaş zeytin kurdum. Önce üzerlerine çizik attım ve bir kavanoza koydum üzerine de suyunu ilave ettim. İki günde bir suyunu değiştiriyorum ama bir aydır olmadı. Çok sert ve çok acı.

İlk defa yaptım. Bu ne zaman olur ya da olur mu? Umudumu ne zaman kesmem lazım?
-1
rock n roll
(27.11.25)
Çizik baya sürüyor, cinsine de bağlı. Eninde sonunda olacak, zeytin diri kaldığı sürece devam edin. Cesaretiniz kırılmasın, ama bir dahakine zeytini kırarak yapın.
0
akhenaten
(27.11.25)
Sert domat zeytinini çizdiysen ve çizerken de çok nazik davrandıysan geç olacaktır. Sıkıntı yok. Beklemeye devam. Yenmeyecek şekilde yumuşamadığı sürece sorun yok. Tatlanmadan da yumuşamaz zaten. Umut kesmelik bir durum yok yani.

Ek: Bir daha zeytin alırken iki parmağının arasında sık. Cırrrk diye patlıyorsa, sulu suluysa, çekirdeği etinden hemen ayrıldıysa, çekirdeği bütüne nazaran ufaksa o zaman al. Yoksa alma.
0
Mirket
(27.11.25)
Tuz atmadın mı? Ayrıca çizmek yerine kırmak daha iyi sonuç verir yeşil zeytinde. Ama bira hızlı tüketmeniz gerekir.
0
ground
(27.11.25)
Markette bir teyze kilo kilo alıyordu ben de ilk defa yapacağım o yüzden teyzeye sordum çok aldığına göre iyi biliyordur diye.

Üzerine çizik atıp, iki günde bir suyunu degistireceksin, bir ayda olur dedi. Sonra tuz, baharat, yağ koyarsın, nasıl seversen dedi. Hatta bir komşusu 15 günde yapmış. Ben de onun demesine göre yaptım :)
0
🌸rock n roll
(27.11.25)
(3)

En pro fotoğraf düzenleme programları

selamun aleykum kitty
Yapmaya çalıştığım: bir mekan fotoğrafına tabela eklemekBunu en gerçekçi hangi programla elde ederim (konuya çok yabancıyım, paralı programlara öleyim)
Yapmaya çalıştığım: bir mekan fotoğrafına tabela eklemek

Bunu en gerçekçi hangi programla elde ederim (konuya çok yabancıyım, paralı programlara öleyim)
0
selamun aleykum kitty
(27.11.25)
Öleyim değil okeyim sgdhjkdh
0
🌸selamun aleykum kitty
(27.11.25)
late viper
(27.11.25)
En prosu Photoshop pek tabii.

Youtube'da sayısız eğitim videosu da var, kaynak sıkıntınız olmaz.

15 günlük deneme sürümü işinizi görür.
0
akhenaten
(27.11.25)
(9)

Bugün AI için ne yaptın?

croswell
çok sık kullanıyor musunuız? İşinize entegre ettiniz mi işinizi elinizden alacak mı? Öğreniyor musunuz yoksa chatgpt ile psikolojik sorunlarınızı dertleşip gemini'den görsel mi üretiyorsunuz sadece?
çok sık kullanıyor musunuız? İşinize entegre ettiniz mi işinizi elinizden alacak mı? Öğreniyor musunuz yoksa chatgpt ile psikolojik sorunlarınızı dertleşip gemini'den görsel mi üretiyorsunuz sadece?
0
croswell
(27.11.25)
işime entegre ettim
0
nolmus yani
(27.11.25)
Hem iş hem eğlence için kullanıyorum. Kendimi zombi ve goblin yaptım bir fotoğrafımda bugün, eğlence kısmı. Bir görseldeki metni okuyup Word dosyası olarak hazırlamasını istedim, iş kısmı. Ahım şahım şeyler değil, ama ciddi vakit ve emek tasarrufu sağlıyor iş konularında. ChatGPT ve CoPilot dışında ne var ne yok pek bakmıyordum. Şirkette giriş seviye bir eğitim aldık. Kullanabileceğim ne çok model varmış.
0
auroraaurora
(27.11.25)
ben claude ile seviyeli bir birlikteliğe sahibim.
gemine pek az kullanıyorum, kullanmıyorum sayılır.
chatgpt ile aram iyice soğudu, aklıma bile gelmiyor.

claude code'u kullanıyorum.
terminal uygulaması var. iterm2'yi de çalışma ortamıma göre dizayn ettim, yeni bir sekme açıp claude yazıyorum console'a, hemen işimi yaptırıyorum. artık nereye bakması gerektiğini de biliyor. bir süredir sıfırdan bir iş geliştirmek değil, varolan projeye bakım ve bugfix yapıyoruz. o yüzden çok işime yarıyor ve başarılı da.

claude kullanımımı biraz daha genişlettim.
mesela rar uzantılı bir dosya vardı, uygun bir program yoktu, rar uygulaması aramak yerine claude code'a söyledimi, açık kaynak kodlu basit bir rar app'i indir diye. indirdi.

300e yakın şarkı olan bir çok albüm vardı, isimlerinde (remastered) falan gibi bir sürü ifade vardı. grup adı - şarkı adı olsun isimleri, metatag'lerinde de böyle ifadeler yer almasın düzelt dedim. bir iki yanlış işlem yaptı önce, sonra hatasını farkedip düzeltti.

bunlara şarkı sözü ekle metatag'larına dedim, python ile bir fetcher yazdı, api'ye bağlandı, şarkı sözlerini indirdi ve teker teker ilgili dosyalara ekledi.

iş ve böyle işler için çok kullanıyorum claude code'u.
ama izin verirken dikkat, ben al sana tam yetki çalıştır kodu demiyorum çoğunlukla.
0
biseysorcaktim
(27.11.25)
Soru yazdırıyorum ama şimdilik işimi elimden alacak kadar yetenekli değil. Sürekli şunu şöyle yap, bunu böyle yap diye geri bildirim vermem gerekiyor. Yine de işimi kolaylaştırıyor. Onun dışında yemek tarifi de alıyorum sık sık.
0
sekizdokuzon
(27.11.25)
Hiç kullanmıyorum. Sadece bişeyler çevirmem gerektiğinde.
+2
gobekliraki
(27.11.25)
Ben sık kullanıyorum, gemini'ye güzel gem tanımlayınca çok başka bir boyuta geçiyor. Eğitim / hobi amaçlı kullanıyorum. Botanikçi gemim var mesela bitkinin fotosuna bakıp morfolojik tanımını yapıp, evrimsel geçmişine, ilginç anatomik detaylarına, endüstriyel, tıbbi, mutfak kullanımlarına falan değiniyor. Bunun gibi mineraloloji ve sedimantoloji gemi, taksonomi gemi, çeşitli tarihçi gemleri falan bir sürü şey var. Üniversite kurdum.

İşle alakalı çok işime yaramıyor, sadece gramer imla kontrolü yaptırıyorum bazen. Bir de okumaya vaktim olmayan makaleleri kitapları notebooklm'e atıyorum geceden, sabah podcast olarak dinliyorum yolda falan, çok ilgimi çeken olursa okuyorum, bu olay çok iyi.
+1
akhenaten
(27.11.25)
bugün şükran günü yemeği için pişirilecek yemekleri ve yancıları aşamalara göre planlamasını ve zamanlamasını istedim. her şey aynı anda hazır olacak şekilde listeledi.
0
eileengray
(27.11.25)
part time emlakcilik yapmaya basladim, listing hazirlarken isime yariyor.
yaptigim isleri elimden alma olasiligi sifir.
0
cooperr
(27.11.25)
Hiç kullanmıyorum. Sıfır. Tabii, hiç kullanmamayı marifet de saymıyorum. İhtiyaç duymuyorum sadece.
0
yadigar
(27.11.25)
(11)

Bir Kıyafet İçin Fiyat Eşiğiniz Nedir?

Başka
Bir ceket beğenmiştim. Denemeye gittim fakat beğenmedim. Fotoğraflardaki gibi çıkmadı. Fiyatı 11 bin tl'ydi. Onun yerine başka bir kıyafet beğendim fiyatı ise 24 bin lira. Gözü karartıp alayım diyorum ama fiyat gözümde büyüdü.Sizin için bir skala var mı bi cekete 24 bin lira verir miydiniz?Ya da en
Bir ceket beğenmiştim. Denemeye gittim fakat beğenmedim. Fotoğraflardaki gibi çıkmadı. Fiyatı 11 bin tl'ydi.

Onun yerine başka bir kıyafet beğendim fiyatı ise 24 bin lira. Gözü karartıp alayım diyorum ama fiyat gözümde büyüdü.

Sizin için bir skala var mı bi cekete 24 bin lira verir miydiniz?

Ya da en fazla bir kıyafete ya da ayakkabıya vs kaç para verdiniz?
0
Başka
(27.11.25)
Ilk bahsettiginiz 200 eurodan biraz fazla yapar. Cok ozel, cok kaliteli 10 sene bilfiil giyilse eskimeyecek birsey olsa bile epey bir dusunurdum. Tabii nispeten iyi gelirimin olmasi lazim. Mesela Turkiye'de 150 bin TL aliyorsam aylik belki olabilirdi.

24 bin TL olan icin direk en azindan orta olcekli zengin falan olmam lazim.

Bir cekete 50-100 euro arasi vermeyi uygun gorurum. Daha fazlasi dusundurur. Ihtiyaclara o anki dinamiklere bagli.
+3
mbond
(27.11.25)
baska bir kiyafet iyi bir mont degilse fiyat yuksek, almam. ama iyi bir monta begendiysem o fiyati veririm. pantolon, kazak vs ise o fiyata almam. onlari o fiyata almak icin 1milyon falan kazaniyor olmam lazim en az. o kadar kazaniyor olsaniz bize bunu sormazdiniz sanirim.

monta 1000 euroya kadar
ayakkabi bota 250 euroya kadar
digerlerine 100 euroya kadar veririm

turkiye'de yasamadigim icin euro ile belirttim.
+2
lemmiwinks
(27.11.25)
çok güzel bir deri ceketse bütçem maks 20bin olurdu. motorsiklet montu gibi bişeyse biraz daha çıkabilirdim.
+2
Fodera
(27.11.25)
Zamansız bir şeyse verebilirim ama kıyafet konusu problem. Bir süre sonra sıkıyor. Hep bunu giyiyorum diyorsun. Başkasına vermek istiyorsun. Yeni almak istiyorsun. Moda değişiyor. Aldığın şeyin 2 3 yılda modası geçebilir.
-1
arbre
(27.11.25)
alacağım kıyafet ömürlük. yağlı ceket yıllandıkça güzelleşen bir şey. çok kışlık değil biraz mevsimlik bir mont karda kıyamette giyilmez ama soguk havalarda giyilir.

ki o markada en ucuzu o diyebilirim iyileri 40-50 binden başlıyor.
0
🌸Başka
(27.11.25)
Cekete 11 bin de vermem, kıyafete çok yükselemiyorum. Kendimce bir zevkim var, beğendiğim beğenmediğim şeyler var. Öyle çok paspal değilim ama "ya bu ceket çok kalite, kesin üstümde olmalı" gibi bir arzum olmadı hiç. İsteğim yok yani. Bu sebeple pahalı olunca kendin bilirsin deyip geçiyorım giysiye.

Ama 6 bine bir kitap almışlığım var mesela.
+1
akhenaten
(27.11.25)
10 nin tl diyorum da onu da % 99,9 vermem. 3-4 ün üzeri ellerim titremeye, gözüm seğirmeye başlar.
+3
kumandanim
(27.11.25)
@eileengray evet barbour ceket. yurt dışına cıkma imkanım yok. türkiye'de maalesef distribütör gereğinden fazla fiyata satıyor

@arbre hep aynı şeyleri giymiyorum. bu ceketi de alırsam yılda 5-10 kere ya giyerim ya giymem. kıyafet konusunda sıkıntım yok.
0
🌸Başka
(27.11.25)
Çok alışveriş yapan biri değilim çok pahalı da giyinmem ama eğer bir şeyi çok fazla beğendiysem paraya acımam hemen bir bahane bulur onu kendime hediye olarak alırım.
Özellikle ceket gibi ayakkabı gibi sağlam olması gereken ürünleri iyi markalardan almakta fayda var uzun süre kullanıyorsun çünkü.
0
mutekebbir
(27.11.25)
kislik ceket, deri cekette $1000'e kadar cikarim.
ayakkabida max $250.
tshirt-kot max $50

en son kislik parkaya $900 vermistim, 5 sene olmustur sikinti yok. 5 sene daha gider.
+1
cooperr
(27.11.25)
borcun harcın yoksa durumun buna müsaitse, ileride alamayacagını düşünüyorsan kesinlikle almalısın.
+1
koela
(28.11.25)
(1)

androidde Word pdf vs. formatlar için hangi app?

adivar
Ne kullanıyorsunuz, ücretsiz bir app var mı?Düzenleme yapabilirsek de mükemmel olur aslında. Ücretsiz yoksa ücretli hangi app kullanabiliriz?Bunlar olmazsa office 365 için kodlar satıyorlar, hangi versiyon almak lazım?
Ne kullanıyorsunuz, ücretsiz bir app var mı?
Düzenleme yapabilirsek de mükemmel olur aslında.
Ücretsiz yoksa ücretli hangi app kullanabiliriz?
Bunlar olmazsa office 365 için kodlar satıyorlar, hangi versiyon almak lazım?
0
adivar
(21.11.25)
Android için office365 ücretsiz değil mi zaten? Ben kullanıyorum, ücret de almıyor. Adı değişmişti onun M365 copilot olarak var. Belge diye bir buton var ona basınca word, excel, powerpoint ve pdf seçenekleri geliyor. Denedim şu an baya yeni belge oluşturup yazabildim
+1
akhenaten
(21.11.25)
(8)

Şaraba karşı damak tadım oluşmadı

put it in your appropriate place
Yarın ciks bir mekana gideceğim Nişantaşı'nda. Şarap ağırlıklı bir resturant. Öyle menüye bakarken içimden geçirdim şaraba karşı bir damak tadım olmadı.Bira ile viskide bir damak tadı oldu. Ahım şahım ayrıntı detay bilsemde gene tattığımda az çok farkı anlayıp duruma göre sevdiğim sevmediğim oluyor.
Yarın ciks bir mekana gideceğim Nişantaşı'nda. Şarap ağırlıklı bir resturant. Öyle menüye bakarken içimden geçirdim şaraba karşı bir damak tadım olmadı.

Bira ile viskide bir damak tadı oldu. Ahım şahım ayrıntı detay bilsemde gene tattığımda az çok farkı anlayıp duruma göre sevdiğim sevmediğim oluyor.

ama şarapta hiçbir gelişim olmadı. Gerçi bira ile viski içtiğim kadar şarap hiç içmiyorum. Oranı 17'e 1 diyebilirim.
0
put it in your appropriate place
(20.11.25)
grimavi
(20.11.25)
biz şaraplık üzüm yetiştirip kendimize kadar da yapıyoruz. çocukluğumdan beri önüme gelir hiç sevemedim. en güzelleri de önüme geldi ama şarap beni çekmedi.
+2
mikahakkinen
(21.11.25)
second cheapest wine...
youtu.be
+1
croswell
(21.11.25)
hızlı bir hesap yaptım en az 1.000 şişe şarap içmişimdir. (30+ yılda) ancak ben rakıcıyım esasen (2.000 yetmişlik vardır o da) . şarapla ilgili bir çok şey abartıdır genel olarak. alışkın değilseniz beyaz şarap ve rose'ları tenzih ederim tadı her mideye iyi gelmez. mayalıdır çünkü. ancak yapıldığı bitkinin en çok tadını veren içki de şaraptır. milyon çeşit şarap vardır o yüzden. apayrı bir kültürdür. sinema yönetmenleri bayılır mesela. sinematografiktir. edebi eserlere iyi gider. şiirlere yakışır. amma velakin içimi o kadar da iyi değildir. ben şarabı alkol almak için içtiğimden "evin" gibi köpeköldürenleri de içerim, köylülerin yaptığını da abartı fiyat olmayan endüstriyel şarapları da içerim. hiç bir alkollü içecek çeşidi tadı iyi geldiği için içilmez zaten. zamanla alışırsın. ve o ilk yudumda, o ilk kokuda seni hemen forma sokar.
+1
ground
(21.11.25)
Sanırsam soru kısmını atlamışsınız

Menüden şarap seçerken neye dikkat edeceğinizi mi yoksa nasıl damak tadı geliştirebileceğinizi mi soruyorsunuz
+1
akhenaten
(21.11.25)
Kötü sarap icerek gusto gelismiyor. Istersek düzenli olarak sarap tüketelim, istersek tasarimi hos yerlere gidip sarap tadalim. Kötü sarap her yerde norm gibi Türkiye´de.

Seviye maalesef yerlerde. Ülkeye giren yabanci saraplar da vasat ve vasat alti, cok büyük oranda. Tamam, daha uygun fiyatlilar ama derinlikli degiller. Neleri ne kadar süre denediz ki, gusto gelistirme beklentisi icine girdiniz? Demissiniz az tükettiginizi... Bence biraz sert bir bakis acisi... Icerek, deneyerek gelistirirsiniz zamanla.

Su da var ki, nasil kötü pizza yiyerek iyi pizzadan haberdar olamaz ama o konuda "fikir" sahibi olacak duruma gelemezsek, aynisi burada da gecerli. Bir de sarapta ne istedigini anlamak, cok cesit oldugundan biraz uzun sürüyor.

Biraya da viskiye de göre cok daha kompleks sarap, adamlar Isle´de ficinin tadina baktiriyor, bu kadar mi yani? Distile iceceklerin tamam yillandirmasi ve terruari var, ama anlamasi cok daha kolay. Birada da craftlarla beraber cesit artti, ama yine de sarapla karsilastirilamaz.

Sarap yogun mesai istiyor. Suclusu siz degilsiniz, sarabi zengin oyuncagi haline getirmis olan Türkiye pazari, sarap antipolitikalari... Yoksa ortalama sosyal icici, sarabin bu kadar maliyetli ve vasat olmadigi her yerde az cok ne istedigini bilir...

Mini tavsiye, begendiginiz bir sarap bulursaniz, o üzümden ya da o üreticiden, stilden devam edin... Rioja mi begendiginiz, baska yere gittiginizde de Rioja icin... O bölge nasil kirmizi sarap yapiyor, neler benziyor, damak hafizasini boyle gelistirirsiniz...
+1
buf-e kür
(21.11.25)
@akhenaten aslında atlamadım ve böyle bir cevap bekliyordum. bir soru yok, genel olarak yazdım.

bütün cevaplar için teşekkür ederim.
+1
🌸put it in your appropriate place
(22.11.25)
Örneğin şarap rakıya göre daha fazla mesai yapmayı gerektiriyor öğrenmek için. Rakı dediğinizde mesela hafif ve yoğun rakılar var. İşte meşeye girince oradan lezzet alan rakılar oluyor. Anasonu baskın veya geri planda oluyor ama genellersek 5-6 tür var diyebiliriz.

Bira daha karışık; kraft bira akımı orada türleri ziyadesiyle arttırdı. Şerbetçiotu baskın IPA'lar mı yoksa karamel veya siyaha çalan biralar mı, meyveyle yapılanlar mı vs. derken orada da mesai lazım. Ama bir şaraba göre burada yol almak kolay. Gidin Sanayi 1-A'ya, küçük bardaklarda verilen 10 farklı birayı tek günde denersiniz.

Viski tarafında bile bana kalırsa daha rahat yol alınır. İsli mi meyvemsi mi? Yoğun mu yoksa günlük içime uygun mu? Biraz biraz deneme yapılarak öğrenebilir. Bir de evinize viski aldınız diyelim, açıp da bitirme zorunluluğu yok. Orada duruyor. Halbuki şarap öyle mi... Açtıysanız illa ki içilmek zorunda.

Bu arada benim şarap üzerine "Toprak ve Şarap: Türkiye'nin Bağları ve Şarapları" diye bir kitabım var. Ayrıca sayısız bira, viski ve rakı tadımına katıldım. Oralardan damıtarak bunları yazıyorum. (Mayalayarak mı deseydim. :D)

Şaraba geldiğimizdeyse öğrenmek için en uzun zaman harcanması gereken içki kesinlikle bu. Mesela geçenlerde şarap üzerine bir eğitim veriyordum. Türkiye'de şaraba hakim olmak için

yerel üzümlerden,

-Emir,
-Narince,
-Bornova Misketi,
-Kalecik Karası,
-Öküzgözü,
-Boğazkere,

yabancı üzümlerden,

-Cabernet Sauvignon,
-Merlot,
-Shiraz,
-Sauvignon Blanc,
-Chardonnay'in

nasıl ve ne tür şaraplara hayat verdiğini öğrenmeniz gerek dedim.

Şimdi burada 11 üzüm saydım. Hani bir üzümün tek bir örneğini içerek de onu anlamazsınız. 3 örneği lazım desek en az 33 tane şarabı üzerine düşünerek, not alarak içmeniz lazım gelir. Başka yolu yok.

Ama bunu yaparsanız da Türkiye'de gittiğiniz restoranların şarap menülerindeki şarapların %70'ine hakim olursunuz.

Tabii Türkiye piyasası kolay, yabancı şarap yok denecek kadar az. Şarap kültürünün daha gelişkin olduğu, bolca şarap bulunabildiği ülkelerde işler karışıyor.
+1
loras
(22.11.25)
(3)

Hareketli Fotoğrafın Olayı ne?

eisberg
Default ayar bunu öneriyor. Tam olarak ne gibi bir faydası var?
Default ayar bunu öneriyor. Tam olarak ne gibi bir faydası var?
0
eisberg
(17.11.25)
gözleri sürekli kapalı çıkıp 10 kere fotoğrafı tekrarlattıranlar oluyorsa, resmin içinden gözleri açık kareleri seçip yollayabiliyorsunuz.

hareketli durumda çok kısa video veya gif gibi oluyor, ilginç şeyler yakalayabiliyorsunuz.
0
malheiros
(17.11.25)
Tam ekranda gördüğünüzü beğenip fotoğrafı çektiğinizde istediğiniz gibi çıkmayabiliyor. Hareketli fotoğrafın olayı aslında o. Telefonlarda poz seçilebiliyor fotoğraf düzenlerken. Tam o beğendiğinçz ana dönebiliyorsunuz.
0
akhenaten
(17.11.25)
mesela gözü kapalı çıktı. ama o anda 1-2 saniyelik 10 tane foto çekiyor. o fotolardan gözü açık olanı seçiyorsunuz. bazende net çıkmıyor net olanı seçiyorsunuz. ayrıca küçük videolara da çevirebiliyorsunuz. bumerang dedikleri.
0
ground
(17.11.25)
(16)

Makinede çamaşır kurutma olayını sevmedim. Siz?

santimantal
Çamaşırın tüyünü, havını, tiftiğini falan temizlemesi hoşuma gitmişti.Arçelik'ten bir model aldım.Fakat makine elbiseleri o kadar sürtündürüyor ki elbise makineden âdeta mıncıklanmış olarak çıkıyor.Oysa ki yıkanan çamaşır havada kuruyunca böyle bir tezelenir, yenilenir, onarılır... Giyince insan ken
Çamaşırın tüyünü, havını, tiftiğini falan temizlemesi hoşuma gitmişti.
Arçelik'ten bir model aldım.
Fakat makine elbiseleri o kadar sürtündürüyor ki elbise makineden âdeta mıncıklanmış olarak çıkıyor.
Oysa ki yıkanan çamaşır havada kuruyunca böyle bir tezelenir, yenilenir, onarılır... Giyince insan kendini iyi hisseder.
Fakat ben makinede kuruyan çamaşırları katlarken bile rahatsız oldum. Sanki hiç yıkanmamış gibi atletler, nevresimler, kotlar.
Bıraktım kurutmayı.
Evin içinde tele asıyorum, kışın bile bir günde kuruyor, mis gibi katlayıp kaldırıyorum, giyerken de yenilenmiş gibi.

Bu arada, eskiyen ama hâlen ömrü olan tüm giysilerimin belli yerleri yıprandı ve yırtıldı. Kıyafetlerin ömrünü de kısaltıyor.

Sizde durum nedir? Seviyor musunuz? Sizin kıyafetleriniz de mıncıklanmış gibi oluyor mu?
0
santimantal
(16.11.25)
Kumaş ömrü açısından zararlı olması bir yana, bana da gereksiz geliyor. Çamaşır kurutacak fiziksel yerin olmamasını da çok anlamıyorum mesela, 3 m2 yer olmaması için japonya misali küplerde yaşamak lazım.

Evcil hayvan tüyü konusundaki başarısını deneyimlemedim, belki ondan muzdarip olsam anlamlı gelebilirdi.
0
Bruce
(16.11.25)
Çok özür dileyerek kaynak yapmak istiyorum. Ben hala çamaşır makinesi alamadım. Kurutmasız ve otomatik deterjan ayarsız çamaşır makinesi arayışım sürmektedir. Üzerime marka ve model atın, lütfen.
0
gnosis
(16.11.25)
Kışın evde kurutunca koku oluyor bazı çamaşırlarda. İkinci olarak, havlular sertleşiyor. Sadece bu ikisi için bile kullanışlı bir alet.
Benimki kurutmalı çamaşır makinesi. Tüy konusunda pek yardımcı olmuyor, lastikte kalıyor tüyler. Birkaç kıyafetim de çekti. Bir daha atmadım kurutucuya.
Arçelik tabii ki. Tövbeliyim, bir daha almam; ki evdeki tüm beyaz eşyalar Arçelik.
+1
auroraaurora
(16.11.25)
Valla ben severek kullanıyorum. Kurutma benim için her zaman bir çileydi. Kurutma makinasıyla yurtta kalırken üniversitede tanıştım. Sabah bakıyorum kıyafetler kirli, öğleden sonra arkadaşlarla buluşacağız. Şak yıkama, şak kurutma, sonra giy çık. Rüya gibi gelmişti. Sonra kendi evime de aldım gerçi ev tipi makinalar daha uzun sürede kurutuyor ama yine de güzel. Özellikle şu kış aylarında nevresimler için çok iyi.

Çamaşırların daha hızlı eskiyor olması doğrudur, bir şey diyemiyorum ancak yıllar boyunca zaten hep kurutmaya uygun kıyafetler aldım. Artık çok da öyle gibi gelmiyor. Bir de ben aksine daha temiz hissediyorum kurutmada kuruyan çamaşırı ama konunun bu yönü tamamen kişisel zevk heralde. İki türlü de dramatik bir fark olmasa gerek.

İhtiyaç hissetmiyorsanız kullanmayın bence.
+2
akhenaten
(16.11.25)
ben çok memnunum. giysilerimin ömrünün de azaldığını düşünmüyorum. lg kullanıyrum ve kırış kırış değil, neredeyse yarı ütülü gibi geliyor tüm giysilerim. o yüzden baya memnunum bi sorunum yok.
0
tchuck
(16.11.25)
kışın nevresim ve çarşaf kurutmak çile. ayrıca evin içinde kurutunca rutubet yapıyor ev kokuyor. bir de neredeyse her gün kıyafet yıkanıyor, sürekli evin ortasında tel mi dursun? (kendi evim stüdyo olduğu için maalesef evin ortası oluyor)

yazın balkona asıyorum. kışın kurutma makinesi kullanıyorum.
0
nolmus yani
(16.11.25)
sana katılıyorum. çarşaf ve havlu dışındaki her şeyi tele asıyoruz. tişörtleri yaydırıyor, bunu fark edince artık iyi kıyafetleri atmıyoruz. bizde de arçelik var.
+1
mikahakkinen
(16.11.25)
Amerikadayken kullanmıştım kaldığım apartmanda vardı. En düşük ısıda tutunca kurutmuyordu doğru düzgün, ısıyı arrıtınca kıyafetlerim çekiyordu ve evet kesinlikle çok yıpratıyor. Yeni modeller nasıl bilemiyorum ama koku için tazelik veren mendiller var, onlar ekstra bi tazelik veriyordu.

Şu an 1+1 de kalıyorum ve balkonum yok. Şu an olsa acayip işime yarardı çünkü etrafta serili çamaşır görmek çok sinirimi bozuyor :D
0
truf
(16.11.25)
kurutma makinesi en sevdiğim ev aletleri listesinde 4. sırada
0
( . )( . )
(16.11.25)
15 yılı aşkındır kullanıyoruz hunharca. Bence direkt yaşam kalitesi arttıran bir cihaz.

Çırpma, serme, bekleme, toplama derdi yok. Çamaşır makinesinin önüne bir sepet koyuyoruz. Makineden çıkardığımızı direkt üstteki kurutmaya koyuyoruz, bitti. Dolaba kaldırmaya hazır.

Bir kıyafete acil ihtiyacımız olunca hemen yıkayıp kurutabilmek çok iyi. İstanbul'un havasında bazen üç günde kurumayıp kokmaya başladığı oluyordu çamaşırların. Büyğk rahatlık bence. Kedileri olan bir eviz. O açıdan da çok faydası oluyor.

Yıpratıyor evet. Ömrünü kısaltıyor çamaşırların. Bazen küçültüyor. Kıyafet ve beden seçimlerimizi ona göre yapıyoruz. Kurutmaya uygun olmayan hassas kıyafetleri atmıyoruz kurutmaya.

Bahsettiğiniz hissin tam tersi, bence yumuşacık ve kırışıklıkları açılmış olarak çıkıyor kıyafetler. Yün toplar ve kurutma mendili kullanmanızı tavsiye ederim.
+1
yadigar
(16.11.25)
Ben çok sevdim, toz ya da kumaş kalıntısı her neyse onları toz haznesinden almak çok tatmin ediyor beni, giysiler ekstra temizlenmiş gibi hissediyorum. Bozulan giysim olmadı hiç. Bebeğimin kıyafetlerini ütülemediğim için kendimi kötü hissetmedim bi de, zaten yüksek sıcaklığa maruz kaldılar diye. Pratiklik için de güzel tabi ama ben çamaşır sermeyi toplamayı da seven biriyim o yüzden son sırada
+1
mezzosprite
(16.11.25)
oo robot süpürgeden sonra ekşicilerin ikinci kutsalına laf söylemişsin. eleştirilere hazırlan:)
0
nothing in my way
(16.11.25)
Spor kıyafetleri, spor ayakkabıları, iç çamaşırları, çarşaflar ve havlular için çok yerinde bir alet.

Gömlek ve tişört atmıyorum.
0
gabe h coud
(16.11.25)
benim nevresimlerim filan çoğunlukla o eski %100 pamuklardan
şimdiki ranforce'lerden değil
tişörtlerim filan da öyle
kurutmada muhtemelen az da olsa yıpranır kırışır ve çekerler. bir de benim çok kıyafetim ve çok ev tekstilim var. yazık olur bu kadar eşyaya.

ben tekim, evlerin küçük olduğu bir yerdeyim çok yerim de yok ama 2 balkon var
çamaşır meselesi sabit olarak hep balkonun birinde benim, 1 günde kurumazsa 2 günde de kuruyabilir. bu kadar acele gerekecek bir çamaşırım yok. ne biliyim scrubs filan giymiyorum.
her çamaşırı da iyice çırpıp asarım, balkonda toplarken de çırparak alıp katlarım (ütü yapmıyorum), o yüzden bu toz kıl tüy meselesiyle bir sorunum yok, alerjik bir durumum da yok .evde pet yok. dahası evde erkek yok zaten ki öyle aman aman bi kıl tüy sorunu olsun. çamaşırın havını da makine almasın zaten, alırsa yıpratıyor.

bana da kurutmadan çıkan çamaşır bir tür "göpsümüş" (bizde öyle denir) gibi geliyor, o dediğiniz sanki fresh değil gibi, evet. güneş alan bir ülkeyiz, ben yazın öğlen güneşine bile çamaşır sermiyorum ki daha önemlisi kurutma bence gereksiz bir enerji kullanıyor. (bu konularda hassasım)
balkonda 1 fincan kahve içerken çamaşırı da hallediyorum. bu kadar vaktim var yani, bence sorun yok. çok kuzeye gitmedikçe alma herhalde.
0
subcomponent
(16.11.25)
eski konserlerliler ile ısı pompalılarda sıcaklık farkı var. yeni nesil ısı pompalılar daha düşük sıcaklıkta çalıştığı için kurutma süresi uzun (3-4 saat) ama çamaşır çekmiyor. ısı pompalı tavsiye ederim
0
sttc
(16.11.25)
bazen çok işe yarıyor gibi geliyor ama yine de çok bayılmıyorum ya. birçok parçayı atmıyorum kurutmaya, çekiyor ya da çeker diye korkuyorum. onu atma bunu atma derken her seferinde 5-6 parça kıyafeti askıya asıyorum zaten. ne anladım o zaman diyorum
0
dfn4
(17.11.25)
(18)

gay mi değil mi

me23
Kız kardeşimin hoşlandığı biri var. Çok tanımıyor ama biraz gaydarımı tetiklemedi değil (sadece aşağıda yazdığım şeyden bu sonuca varmadım). Kardeşim de çok tanımıyor da biraz kendisini fazla kaptırdı gibi. Her neyse bu adam otuzlarında. Sosyal medyada yazışırken "ay" kelimesini şöyle kullanıyor mes
Kız kardeşimin hoşlandığı biri var. Çok tanımıyor ama biraz gaydarımı tetiklemedi değil (sadece aşağıda yazdığım şeyden bu sonuca varmadım). Kardeşim de çok tanımıyor da biraz kendisini fazla kaptırdı gibi. Her neyse bu adam otuzlarında. Sosyal medyada yazışırken "ay" kelimesini şöyle kullanıyor mesela:
"Ay yok oraya gitsem söylerim.", "Ay abartma." gibi. Erkekler "ay" kelimesini siz de yazım dilinde kullanıyor musunuz? Gay olma olasılığını çok artırıyor mu?
0
me23
(13.11.25)
Benim en az 10 yıldır tanıdığım bi arkadaşım var böyle konuşuyor, ilk tanıştığımda direkt gay demiştim ama o 10 sene içinde birçok sevgilisi (kadın) oldu evlendi çocuğu oldu boşandı başkalarıyla sevgili (kadın) oldu ama konuşması dışında hiçbir şekilde gay vibe'ı vermedi, hala ara ara şüpheleniyorum ama ispat edecek bir olayını da görmedim, gay değil galiba, sizinki de olmayabilir ama olabilir de, benim arkadaşım da olabilir, çok emin değilim.
-3
kizil karga
(13.11.25)
gay olmasa bile sevgili olunacak birisi değil. kanka olur ancak.
-5
yazar yazmaz yazan yazar
(13.11.25)
dünya hızlı değişiyor. benim neslimde böyle ifadeler kullananı direkt gay olarak damgalarlar. belki sonraki nesillerde işler değişmiş olabilir. ay kelimesi ile erkek ağzı hiç bağdaşmıyor bende.

bu arada espri babında ekleyelim.
pbs.twimg.com
+1
lazpalle
(13.11.25)
Whatsapp'te mesajlaşırken falan kullanıyorum. Gay değilim. Aynı şekilde kullanan ve gay olmayan başka erkek arkadaşlarım da var. Yaşlar 30+-2
+2
nundu
(13.11.25)
gay değilim, ben de ay kelimesini sık sık kullanırım.
0
co2s2
(13.11.25)
Eskiden ay olan sınır şimdi ayol oldu.
+2
kisa
(13.11.25)
"canım" kelimesini çok kullanırım.
gay değilim.
+1
HellKeePer
(13.11.25)
@cosmicstring :)))))))))))))))
0
🌸me23
(13.11.25)
Gey
0
artıküyeolmakistiyorum
(13.11.25)
"meriç"lik etkisi de olabilir.
-1
ground
(13.11.25)
gizli gay
0
koela
(13.11.25)
gay olmasa bile dişil enerjisi yüksektir. ayş diyen bir arkadaş vardı itin götüne soktum çıkardım düzeldi.
+1
archmeister8
(13.11.25)
değildir kız ayoll. hepimiz böle yumuşak konuşmuyormuyuz :)))
-1
gercekdunya
(13.11.25)
@gercekdunya sizlik bir şey yok sizin taşfırın erkeği olduğunuz anlaşılıyor zaten :)
0
🌸me23
(13.11.25)
artırıyor olabilir, feminen olabilir veya z kuşağıdır konuşmayı henüz çözememiştir.
0
gurur
(13.11.25)
@gurur z kuşağı değil, daha büyük.
0
🌸me23
(13.11.25)
Gay +100

Yukarıda kullandığını söyleyenler de gizli gay :)
+2
Rondak
(13.11.25)
Başta yazıyorsa gay olmayabilir, sonda yazsa kesin gay diye düşünürdüm.

"Abartma ay" gibi. Bunun tınısı daha farklı geliyor bana.

Bu kadar veriden bu kadar analiz çıkıyor :D
+1
akhenaten
(13.11.25)
(7)

Altın günü yapılıyor mu?

egerbiryolcu
Yapılıyorsa kaç kişilik oluyor?Sadece iş arkadaşlari arasında mi yapiliyor?Çeyrek mi gram mi usulü nedir?Elinizde acil birkaç altın olması gereken bir durumda katılmak mantıklı mı?(Yedi kişi var diyelim altı altınim birden olacak bir ay, diğer aylar da ben herkese birer altın vericem sırası gelen k
Yapılıyorsa kaç kişilik oluyor?
Sadece iş arkadaşlari arasında mi yapiliyor?
Çeyrek mi gram mi usulü nedir?
Elinizde acil birkaç altın olması gereken bir durumda katılmak mantıklı mı?
(Yedi kişi var diyelim altı altınim birden olacak bir ay, diğer aylar da ben herkese birer altın vericem sırası gelen kişiye) bu şekilde mi oluyor?
Böyle bir grubu nereden bulabilirim veya nasıl oluşturabilirim?
0
egerbiryolcu
(12.11.25)
Şu anki ekonomik ortamda hiç de mantıklı değil. Yine de çok güvenecek en aşağı 5-6 kişi varsa evet sırasıyla veriliyor.

En son kuzenimin eşi yağlayıp balliyordu altın bir firladi herkes çekilmiş iptal olmuştu.
0
artıküyeolmakistiyorum
(12.11.25)
- Altın günü tamamen kişilere göre değişir ama ne kadar kalabalık olursa o kadar iyi. -- - Hayır sadece iş arkadaşları değil, hala komşuculuk devam ediyorsa komşularınızla ya da görüşüyorsanız eski okul arkadaşlarınızla vs de olabilir.
- Altın çok fazla arttığı için bu dönemde genelde gram tercih ediliyor (çeyrek tercih edenler de vardır tabii) ama bazen 100 dolar ya da euro da olabiliyor tamamen grubun isteğine bağlı.
- Altın gününün amacı elinize birden toplu para geçmesi. Genelde borcu olan insanlar tercih ediyor. Diyelim ki 10 kişilik grupsunuz 50 bin lira borcunuz var gelen altınlarla hemen borcunu kapatıyor kişi ve her altın gününde de taksitini ödüyor gibi düşünebilirsiniz bunu.

Bu arada katılan kişilerin kaçıncı olacağına da kura ile karar veriyorlar yani benim bildiğim öyle yapıyorlardı en son. Herkesin ismi yazılıyor hangi aya o kişi denk geliyor kuradan çekiliyordu.
+1
mermaidd
(12.11.25)
Altın yerine parayla yapmak daha iyi olur yukarda artık üye olmak istiyorumun söylediği sebep ayrıca mesela çeyrek altınsa eski tarihli çeyrek altın getirenler olabilir. Birikimden çok insanların biraraya gelmesi için bu.
0
pembediken
(12.11.25)
1- Kaç kişi isterseniz o kadar olur. Çok kişi olursa çekilen vs. olma şansı artar, işler karışır. Çok az olursa da fon daralır bir anlamı olmaz. Düşük meblağ için faizsiz kredi de bulabilirsiniz neden uğraşasınız.

2- Hayır, herkes katılabilir.

3- Size bağlı, ne kadar toplanmak isteniyor? Kaç kişi olacak? Katılanlar aylık ne kadar ayırabilir? Bunlara göre değişir.

4- "Acil" ihtiyaç için mantıklı değil aslında. Gün en çok alacağınız bir şey varsa ama aceleniz yoksa mantıklı. Günü kredi gibi düşünün. Altın biraz riskli, çok hızlı yükselebiliyor bu açıdan kredi faizleri altın gününden daha hesaplı olabilir, özellikle ilk sırada olacaksanız ve gün kalabalıksa yüzü astarından pahalıya gelebilir. Dolar, euro daha mantıklı. Ama son sırada olacaksanız tersine iyi olabilir. Piyasaya bağlı bu.

5- Siz ilk sırada olursanız böyle, ama genelde kura çekilir. Tabi acil ihtiyacınız olduğunu söylerseniz insanlar da yok demez heralde, ilk sıraya kurasız yazılırsınız. İlk ay günü olan kişi ilk ay bütün altınları alır sonra herkese altınlarını iade eder, gün bitince elinde altın kalmaz. Son sırada olan kişi her ay birine altın alır sonra gün bitince aldığı bütün altınlar kendine geri döner.

6- İş çevresi, arkadaş çevresi, komşular, annenin gününe dışardan katılım... çok çeşitli şekillerde olabilir.
+1
akhenaten
(12.11.25)
Annemler hala yapıyor
Komşularıyla gram altın olmak üzere ayda 1, akrabalarla da 100dolar olmak üzere ayda 1 toplanıyorlarmış,
Yaklaşık 10 kişiler

Bana pek mantıklı gelmiyor açıkçası son kişi olmayacaksan eğer.
0
purplee
(12.11.25)
Yatırım açısından gayet mantıklı bir olay. Tabii alıp altın olarak tutacaksın. TL de değil. Bir anda 10 tane çeyrek altın almaktansa 10 ay vadeli sıfır faizle alıyorsun. Enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde borçlanmak mantıklıdır. Yatırım tavsiyesi değildir :))
+1
rabitelli
(12.11.25)
Annemin var grubu, gayet mantikli. Biz de turkiye'deyken is arkadaslari ile yapardik.
En kilit nokta sana gelenleri dagitmamak, birikim olarak kullanmak ve her ay maasindan almak yoksa gelen gidiyor. Ya da en son olacaksin
0
kassiopeia
(13.11.25)
(10)

Aşırı empati tam olarak ne demek?

1bir1bir1
Örneklerle anlatmak isteyen?
Örneklerle anlatmak isteyen?
0
1bir1bir1
(12.11.25)
Fast food siparişi verirken bir yandan da siparişi alan kişinin durumunu, yaşadığı zorlukları ve yüzündeki donukluğu düşünmek. Bu sebeple yemekten tat alamamak.
Örnek.
+6
artıküyeolmakistiyorum
(12.11.25)
Başka birinin duygularını sanki kendi duygunmuş gibi hissetmek.
Mesela; birisi bir olay yaşadı bundan dolayı çok üzgün ve onunla aynı şiddette üzüntü hissetmek gibi.
+1
rock n roll
(12.11.25)
Ben eskiden birine kırıldığımda ona açikça söylersem o üzülecek vs diye düşünüp içime çok atıyordum. Elbette üzülebilir ama sonuçta ben de üzüldüğüm için kirilmiş oluyordum. Böyle durumlarda bile karşindakini düşünmek artık aşırı empati mi gereksiz empati mi kavramdan emin değilim.
0
egerbiryolcu
(12.11.25)
eskiden ben böyleydim. aşırı empatiden delirecek noktaya geliyordum.
mesela eşim bi gün şey dedi bugün bi kadın geldi cv bıraktı. eşi de işsizmiş kendi de, inşallah bulurlar iş üzüldüm falan dedi. ben abartısız 1.5 saat ağladım. ne yapacaklar nasıl geçinecekler diye. gerçekten sanki biz işsiz kalmışız da onun derdine düşmüşüm gibi.
sonra baktım ben böyle böyle deliririm, nasıl becerdiysem daha az üzülmeyi başarmaya başladım. hala normal insanlara göre empati dozum yüksek ama eskisi gibi fenalıklar geçirmiyorum.
+1
matilda
(12.11.25)
Cevabımı eksileyen arkadaş kim bilmiyorum da aşırı empatiyle ilgili okuduğum yazılarda yazan bu. Bunun nesi eksilenir anlayamadım?
Kesin bu cevabımı da eksileyecek önemli değil de arkadaşlar bu oylama sistemi getirildi ama abuk sabuk oylamanız için değil.
-2
rock n roll
(12.11.25)
Ben zamanında bir duyuru açmıştım burada, ben bozuldum heralde diye.

Bir keresinde el yapımı ürün satan bir dükkandan tereyağı almıştım. Tereyağı acı, keskin bir tattaydı iyi değildi. Götürüp iade edemedim çünkü dükkan sahibi teyzenin o dükkanı büyük ihtimalle çocuklarının, torunlarının senin yemeklerin gibisi yok gazıyla açtığına orada o şeyleri yapıp satarken mutlu olduğuna, o yaptığı şeyleri sevgiyle yaptığına ve değer gösterdiğine; ben tereyağını beğenmeyip götürürsem kalbi kırılıp üzüleceğine insanlar beğenmiyor diye içleneceğine, dükkanda sevgiyle ürettiği ürünleri falan okşayıp sizi sevmediler mi yavrıım falan diye ağlayacağına inandım. Oturdum kadına üzüldüm, halbuki ortada bir şey yok. Götürmedim. Tabi bu düşündüklerimin hiçbiri çok büyük olasılıkla gerçek değildi. Ama ben hisli bir dönemimdeydim.

Aşırı empati de bu. Aşırı sözcüğü doğası gereği nitelediği sözcüğü bozar. Aşırı olan her şey kötüdür, eğer kötü değilse aşırı olmamıştır. Benim örneğimde belki de teyze bayat ürünü daha fazla müşteriye satmama şansını kaybetmiş oldu, eleştiriden mahrum kaldı. Ben de yok kere tereyağından oldum.
+1
akhenaten
(12.11.25)
Kurduğun empati sonucu kendinden ödün veriyorsan, kendini hiçe sayıyorsan aşırı sayılıyor sanırım. Ya da empati seni ya da başkasını eylemsizlige itiyor, pasiflestiriyor, gerçeğin üstünü örtüyor ya da çarpıtıyor ve kimsenin hayrına bir iş cikarmiyorsa ortaya orada da iyilikten maraz doğuyor.
+2
sekizdokuzon
(12.11.25)
kimse yanlış anlamasın ama sempati ile empatiyi karıştırıyorsunuz.
"aşırı empati" ifadesi komple anlamsız.

not: bu arada ben de karıştırıyordum, bir eğitimde doğrusunu öğretmişlerdi.
-3
late viper
(12.11.25)
empatide evet karşındakinin duygusunu anlayıp bi miktar paylaşmak var ama aşırı empatide gereğinden fazla paylaşıyorsun arana yeterince mesafe koyamıyorsun bence o duyguyla. mesela arkadaşın sevgilisinden ayrılmış sen de ağlıyorsun bu aşırı empati oluyor, gerek yok o kadarına, üzül destek ol yeter. empati arkadaşınla ilişkine iyi gelir ama aşırı empati karşı tarafa ya yapay ya da tuhaf gelir, seni de tüketir. sempati konusu biraz karışık farklı kaynaklarda farklı anlatılıyor
+1
mezzosprite
(13.11.25)
Hiper empati galiba psikolojiye yeni katılan bir terim. Ben mesleki yorum yapayım. Tam olarak feedbackini bilmesem de kişinin kendi için geliştirdiği savunma mekanizmaları tiplerinden biri bence.
0
mikahakkinen
(13.11.25)
(3)

Yasal kredi kartı limitimi nasıl öğrenirim?

bobinhoo
Selamlar,Normalde farklı bankalardan 2 adet kredi kartım vardı. Biri 750 bin limitli diğeri 1.5 milyon limitli. Şimdi Akbanktan da kart çıkarttırdım ama kart limitsiz geldi diğer bankalardaki kartlarım yasal limitin üstünde olduğu için. Diğer bankalardaki limitlerini düşür öyle vereyim diyor. 750 bi
Selamlar,

Normalde farklı bankalardan 2 adet kredi kartım vardı. Biri 750 bin limitli diğeri 1.5 milyon limitli. Şimdi Akbanktan da kart çıkarttırdım ama kart limitsiz geldi diğer bankalardaki kartlarım yasal limitin üstünde olduğu için. Diğer bankalardaki limitlerini düşür öyle vereyim diyor. 750 bin olanı 400 bin yaptım ben de (hem kart limitini hem de müşteri limitini) ama değişen bir şey olmadı. Bankaya sorduğumda ne kadar düşürmem lazım diye biz göremiyoruz falan diyorlar. Benim görebileceğim bir yer var mı? Durduk yere elimdeki limitlerden oluyorum ki lazım oluyor bana bu limitler.
0
bobinhoo
(12.11.25)
Yasal limit aylık gelirinizin 4 katı oluyor. Ancak otomatik limit artırımı talimatı verdiğiniz bankalar genelde kendi hesap yöntemleriyle aylık ödemelerinize ve hesabınızın hacmine göre bu limitin üstüne çıkabiliyor. Bu sebeple birçok banka aylık gelire oranlı yasal limitin oldukça üstünde kredi kartı limiti verebiliyor. Ancak bu tamemen onların inisiyatifinde olan bir şey.
0
akhenaten
(12.11.25)
Bankaya aylık gelir beyanınızı sorun. Onu, maaşınız, varsa kira geliriniz, varsa mevduat vs faizleriniz toplamıyla revize edin.
O beyanınızı dörtle çarpın.
Siğer banka kart limit toplamı o beyanınızdan düşük olmalı ki aradaki fark kadar limitli kart alabilesiniz.

Ya da bence hiç uğraşmayın. Vazgeçin. Çünkü aldığınız kartın limiti, düşürdüğünüz limitleri karşılamayacak.
+1
Mirket
(12.11.25)
hic riske girip limit dusurmeye calisma. muhtemelen cok dusuk gostermelik bi limit alirsin. eldekilerden olmadan eldekilerle devam.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(13.11.25)
(7)

İsmail ismi ingilizcede neden kullanılmıyor

plastic_angel
Yani niye popüler değil . Bugune kadar hiçbir Amerikan filminde görmedik bu ismi
Yani niye popüler değil . Bugune kadar hiçbir Amerikan filminde görmedik bu ismi
0
plastic_angel
(09.11.25)
Samuel ya da kisaca Sam olarak görüyoruz
0
herzan
(09.11.25)
İsmail'i İngilizce'de Ishmael olarak görüyor olmamız lazım. İbrahim'in ilk oğlu ..
+1
co2s2
(09.11.25)
Samuel'in Ishmael'den türediğini bilmiyordum mantıklı görünüyor. İsimlerin geçişi döneme ve diller arası dolaşıma göre birkaç çeşit olabiliyor.

Ancak doğrudan Tevratta geçen haliyle Yishmael (ing. Ishmael) olarak görmememizin sebebi Judeo-Hristiyan kültürün İbrahim'in diğer oğlu Yitzhak (ing. Isaac) üzerinden devam etmesi.

Bildiğiniz gibi Yishmael ve Yitzhak, Abraham'ın iki oğlu. Yishmael, Hagar (Hacer)'dan doğma. Yitzhak ise Sara (Sare)'dan doğma. Yishmael büyük oğul olsa da Eski Antlaşmadaki anlatıda Yitzhak Yahudilere giden soya devam ediyor. Yishmael ise daha çok Araplara giden soyla ilişkili. Tevratta Yitzhak'ın ağırlığı ve bu konumunu elde etme süreci aynı zamanda Sara'nın Hagar'a göre konumu öyle baskın ele alınıyor ki Yishmael'in çocuğa koyulabilecek bir isim olarak görülmesi çok zor, çünkü çocuğunuza talihsiz bir isim koymak istemezsiniz.

Yahudi - Hristiyan kültüründe durum bu olduğundan bu dinlere sahip milletlerin dillerinde de bu isim yok, en azından İbrahim oğlu İsmail'i tasvir eden şekilde yok. Başka bir şekilde Samuel formuyla geçtiyse bunu bilmiyordum.
+4
akhenaten
(09.11.25)
Samuel ve İsmail isminin hiçbir bağlantısı yok.
0
kizil karga
(09.11.25)
akhenaten'in dedigi dogru. olmamasinin nedeni judeo-christian anlatida soyun ishak'tan devam etmesi.

samuel ve ismail ayni kisiler degil. sml koken benzerligi cok cazip duruyor, biraz bakindim ama kabul gormus bir durum yok koken konusunda bile.
0
antikadimag
(09.11.25)
İsim kökenleri için hep danıştığım kaynaktan gelsin:

www.behindthename.com
From the Hebrew name יִשְׁמָעֵאל (Yishmaʿel) meaning "God will hear", from the roots שָׁמַע (shamaʿ) meaning "to hear" and אֵל (ʾel) meaning "God". In the Old Testament this is the name of a son of Abraham. He is the traditional ancestor of the Arab people.

www.behindthename.com
From the Hebrew name שְׁמוּאֵל (Shemuʾel) meaning "name of God", from the roots שֵׁם (shem) meaning "name" and אֵל (ʾel) meaning "God". Other interpretations have the first root being שָׁמַע (shamaʿ) meaning "to hear" leading to a meaning of "God has heard". As told in the Books of Samuel in the Old Testament, Samuel was the last of the ruling judges. He led the Israelites during a period of domination by the Philistines, who were ultimately defeated in battle at Mizpah. Later he anointed Saul to be the first king of Israel, and even later anointed his successor David.
0
peki madem
(10.11.25)
Samuel, Hz. İsmail değil. İslam kaynaklarında İşmevil (Şemuil, Şemvil) Peygamber olarak geçer. Hz. İsmail’in ingilizcesi Ishmael’dir.
İbranice okunuşları da, Samuel’in “Şmo’el”, Ishmael’in de “(Y)İşmael” şeklinde.

Tamamen iki ayrı kişi.

Evet, batıda pek tercih edilmez isim olarak çünkü Hz. İsmail Arapların babasıdır. İsrailoğulları ise Hz. İshak’ın (Isaac/Yitzhak) soyundan gelir. Ama yine de rastlanır Ishmael ismine.
0
yadigar
(10.11.25)
(19)

Erkek parfümü önerisi

mermaidd
Özellikle kullanıp sevdiğiniz ve kalıcılığına güvendiğiniz parfümler neler? Duyuru kadınları sizde "ya şu koku erkeklere çok yakışıyor." dedikleriniz varsa önerebilirsiniz. Hediye almak için soruyorum, bütçe sınırım max 6-7k
Özellikle kullanıp sevdiğiniz ve kalıcılığına güvendiğiniz parfümler neler? Duyuru kadınları sizde "ya şu koku erkeklere çok yakışıyor." dedikleriniz varsa önerebilirsiniz. Hediye almak için soruyorum, bütçe sınırım max 6-7k
0
mermaidd
(09.11.25)
(bkz: acqua di gio)
0
chicha_v2
(09.11.25)
Edt pişmanlıktır onu söyleyeyim. Dior kullanıyorum ama kalıcı değil Edt aldığım için. Kalıcılık istiyorsanız kesinlikle Edp ya da Elixir olmalı.
-1
arbre
(09.11.25)
Givenchy Gentlemen Boisee Edp
0
Cesario
(09.11.25)
terre d'hermes ya da grey flanel
0
co2s2
(09.11.25)
@arbre haklısın, kendime alırken de kesinlikle edt parfüm tercih etmiyorum.
0
🌸mermaidd
(09.11.25)
Abi yanlış anlama ama parfüm seçerken kriterinin "kalıcı" olması çok anlamsız, yani sen kişisel olarak paçuli mi seversin ambroksan mı seversin vetiver mi seversin ozonik kokuları mı seversin bunlar önemli çünkü parfümün ana karakterini bunlar belirliyor; terre d'hermes vetiver kökenli ve kalıcı dior sauvage da ambroksan kaynaklı o da kalıcı ama birbiriyle alakası olmayan kokular, yani kalıcılıktan ziyade sen ne seviyorsun o önemli. Vetiver böyle kuru toprak gibi kokar paçuli ıslak toprak gibi kokar ambroksan tuhaf bir nota temiz bir ten kokusu gibi kokar ozanik kokular diğer içeriklere bağlı olarak deniz gibi de kokar yosun gibi de tutar, araştırmanı buna göre yapsan bence daha net yol alırsın.
+1
kizil karga
(09.11.25)
@kizil karga ben kadınım ve bi erkek arkadaşıma doğum günü için almak istiyorum parfümü yani kendim kullanmak için sormadım bu soruyu. Eğer öyle sormuş olsaydım dediğinde haklısın sevmiş olduğum notaları belirtmem gerekirdi.
Ayrıca kalıcı olmasını istemem bana anlamlı geliyor bazı parfümler var ki 1-2 saate uçup gidiyor.
0
🌸mermaidd
(09.11.25)
Arkadaşına seçiyorsan daha kötü, yani yine sen bilirsin ben tartışıyormış gibi olmayayım ama arkadaşının zevklerini bilmeden parfüm seçmek gerçekten büyük risk.
0
kizil karga
(09.11.25)
@kizil karga hayır neden tartışıyor gibi olalım. Daha önceden kendisine parfüm almıştım bu arada, çok parfümden anlayan biri değil genelde watsons gibi yerlerden alır. Aldığımı severek kullanmıştı. Şimdi yeniden almak istedim ama farklı bi parfüm olsun istedim ondan sordum. Önerilenleri sephora'da deneyip tarzına uyacağını düşündüğümü alacağım.
Bu arada sephora'dan hediye alırken yanına bi sample koyduruyorum. Deneyip, beğenmezse değiştirme şansı olsun diye.
0
🌸mermaidd
(09.11.25)
Cartier Declaration
0
lüzumsuz adam
(09.11.25)
O zaman ben sana genel beğeniye uygun kimsenin "lan bu neymiş" demeyeceği parfümlere yönelmeni öneririm, yani parfümlerle biraz zaman geçirmiş biri pek tercih etmeyebilir ama parfümden çok anlamıyorsa bleu de chanel, dior sauvage, stronger with you (bu zaten dünyanın en çok kullanılan erkek parfümü olabilir) versace eros, le male gibi parfümler herkes tarafından beğenilen çok uç özellikleri olmayan her mevsim kullanılabilen parfümlerdir.
0
kizil karga
(09.11.25)
Her koku herkese olmuyor, bunu hep söylüyorum parfüm duyurularında. Bir insanın görünüşü ve tarzıyla kokusu birbirini tutmalı. Kıyafet almaktan farksız aslında.

Örneğin minyon, yumuşak huylu güleç biri ağır baharatlı parfümle ortalıkta dolaşırsa olmaz, başka yerden üstüne bulaşmış gibi kokar.

Örneğin iri yarı, insan azmanı, sert mizaçlı birisi buram buram vanilya koksa uymaz. Birisi şaka yapmak için üstüne fısfıslamış gibi kokar.

Bence siz gidin arkadaşınızın görüntüsünü kafanızdan çıkarmadan testerları birer birer deneyin. Bu olur dediğinizi alın. En güzeli, en doğrusu bu.
0
akhenaten
(09.11.25)
Fragrantica'nin direkt listesi var bunun için;
www.fragrantica.com

Bu arada edt, edp vs bunlar kişinin tenine bağlı şeyler. Her edt kötüdür her edp iyidir oldukça basit bir yaklaşım. Buna bakarak parfüm almayin.

Neyse illa tek ama tek bir parfüm seçecek olsam Terre d'Hermès olurdu. Ama iyi ki tek parfüme kalmak zorunda değilim.
0
logisticsmanager
(09.11.25)
@akhenaten Haklısınız, buradakilerle birlikte benim de aklımda olan bir kaç koku var. Hepsini gidip koklayacağım ondan sonra bi karar vereceğim.
0
🌸mermaidd
(09.11.25)
Bu arada sevgiliniz değilse bu kadar para vermenize gerek yok, pahalı olması=güzel olması değil kesinlikle. Siz bilirsiniz ama çok yazılan parfümlerin büyük bir kısmı vayy dedirtmiyor. Zara'dan daha ucuz iki parfüm almak da bir seçenek.
-1
arbre
(09.11.25)
@arbre haklısınız, sevgilim değil ama o da doğum günümde pahaca yüksek bir şey almıştı. Mahçup olmamak adına böyle bi tercihte bulunayım dedim aklıma alacak pek bir şey gelmedi. İhtiyacı olan bir şey yok çünkü laf arasında ağzını aramıştım.
0
🌸mermaidd
(09.11.25)
tom ford noir. kokusu bilemem de kalici
0
ala09
(09.11.25)
Armani eau de cedre'yi bi bakın sephora'da derim. Süper kalıcı değil ve süper yayılmıyor; diğer yandan sedir, çay, limon karışık notaları. Kimseyi rahatsız etmiyor ve beğeniliyor.

ya da ikinci opsiyon olarak Tom Ford Beau de Jour. Denemeden almayın ama.

***BÜTÇEYİ AŞAN ÖNERİ***
He derseniz ki benim sevdiğim kendini vladimir putin gibi hissetsin ortamlarda. Yani büyüleyici bir enerji yayılsın hani, bu imajın parfüm haline getirilip şişeye koyulmuş hali bence şudur: www.beymen.com
***BÜTÇEYİ AŞAN ÖNERİ***
0
vedatchilipeppers
(09.11.25)
@vedatchilipeppers Tabii ki denemeden almam. Bu arada almayacak olsam bile bütçeyi açan kokuyu da aşırı merak ettim gidip onu da deneyeceğim sanırım. Çok teşekkür ederim tavsiyeleriniz için.
+1
🌸mermaidd
(09.11.25)
(10)

Bazı mesleklere çok mu anlam yükleniyor?

kizil karga
Mesela son zamanlarda yine Nuri Bilge Ceylan'ın kamera arkası görüntülerinde Bennu Yıldırımlar'ın 2 saat kafasını açtığı kayıt yayınlandı, yani baktığında en nihayetinde film çekiyorsun dünyayı kurtarmıyorsun ama Cem Yılmaz'ın kendi değerini sen belirlersin kafasıyla anlattığı tuvaletçi hikayesi gib
Mesela son zamanlarda yine Nuri Bilge Ceylan'ın kamera arkası görüntülerinde Bennu Yıldırımlar'ın 2 saat kafasını açtığı kayıt yayınlandı, yani baktığında en nihayetinde film çekiyorsun dünyayı kurtarmıyorsun ama Cem Yılmaz'ın kendi değerini sen belirlersin kafasıyla anlattığı tuvaletçi hikayesi gibi bu tip insanlar kendilerini ve yaptıkları işi "çok önemli bir şey yapıyoruz" seviyesine çekip gereğinden fazla bir anlam yüklenmesine mi neden oluyorlar, bana göre Nuri Bilge Ceylan'ın işleriyle gece 2'de Atv'de yayınlanan 3 kafalı köpekbalığı filmlerinin yönetmeni arasında çok fark yok ama baktığın zaman yaptıkları işi kanser ilacını bulmuşlar gibi pazarlıyorlar, böyle bir şey gerçekten var mı bana mı öyle geliyor?
-4
kizil karga
(08.11.25)
bunlar pazarlama değil doğal süreçler, nbc'nin o görüntüsü sanırım 8saatlik bir kamera arkasından bir kesit. diğer tüm filmlerinde de benzer kamera arkası görüntüler var. kış uykusunda mesela Nejat İşler'e sahne veriyor. yine kış uykusunda haluk bilginer'e demet akbağ'a neyi nasıl yapması gerektiğini söylüyor. adamın normali bu yani.

nbc iyidir. filmleri ile kendi sinemasını oluşturmuştur. bu bir yönetmen için yeterlidir.
0
duyurukullanıcısı
(08.11.25)
Bence NBC ödül odaklı film çekiyor ve biraz kasıntı bir tavrı var. Tamam, Bennu Yıldırımlar ile sohbet ettin, güzel. Ama neden bunu kameraya alıyorsun? Kameraya aldıysan neden paylaşıyorsun? Türk sinemasına ciddi katkıları var, orası ayrı, ama bu yaptığı yine de nahoş duruyor.
-1
cemallamec
(08.11.25)
Tıpkı sorduğun gibi; sana öyle geliyor.
+1
Bruce
(08.11.25)
Kibirli bir adam ama işini de iyi yapıyor gibi bir durumu var.
0
sekizdokuzon
(08.11.25)
Köpekbalığı yönetmeni de işini iyi yapıyor, aralarındaki tek fark Nuri Bilge Ceylan gibi yaptıkları işleri ölüme çare bulmuşlar gibi vakur bir tavırla pazarlamıyorlar, yoksa bozkırın ortasında uzaklara bakmalı 3 saat film çekince 2 başlı köpekbalığı filmini çeken yönetmenden daha kaliteli iş yapmış olmuyorsun bence, köpekbalığı filmi çeken adam sadece film çektiğinin farkında yaptığı işe ekstra bir anlam yüklemiyor.
-3
🌸kizil karga
(08.11.25)
Köpekbalığı filmi ile Ceylanın filmlerini kıyas etmek yanlış bence ya. İkisinin ortaya çıkış amacı tam olarak aynı değil. Birinin başarısı daha çok eğlence sektörünün konusu, diğerinin başarısı sanat dalı olarak sinemanın konusu.

Köpekbalığı filmini kafa boşaltmak için, vakit geçirmek için, aksiyon arayışıyla izlersiniz. N.b.c. filmini kafa patlatmak, kamera açısını tartışmak, yanında puro falan içip varsa ilgisi olan çevrenizle kritiğini yapmak hayatı sorgulamak, kasvetlenmek için falan izlersiniz. Bu ikinci senaryoyu bir köpekbalığı filmi için yaptığınızı düşünebiliyor musunuz?

Haliyle bu iki farklı kitleye yönelik film çıkaran iki yönetmenin yaklaşımı, önemsedikleri ve karakterleri aynı bu iki kitle kadar farklı olacak zaten. Bunlardan biri diğeri gibi film yapamaz. Her şey olması gerektiği gibi.
0
akhenaten
(08.11.25)
nbc filmi çekersen full kamera arkasını da bir kameraman çekiyor 3ayda çekiliyorsa film 3aylık kamera arkası görüntü var zaten adamda. oyuncular vs de bilmiyor değil sanki gizli kamera koymuş gibi yorumlamayın.
0
duyurukullanıcısı
(08.11.25)
Sanırım anlatmak istediğinizi anladım ama nbc örneği biraz yanlış olmuş.

İnstagram'da bir yoğurtçu dükkanı var. Tepsiden kürekle yoğurt alıp kutuya koyuyor. Yok yoğurt doldurmak bir sanat işidir, biz çocukluktan ustamızdan öğrendik, küreği bilekten çevirmel ustalık ister. Lan altı üstü tepsiden kürekle alıp kutuya koyuyorsun. Yanlış koysan ne olacak, en fazla ne olabilir yani?

Gerçekten yetenek ve tecrübenin fark yarattığı işlerde öyle olduğunu düşünmüyorum. Bence yönetmenlik böyle bir iş, böbürlenmeyi hak ediyor.
0
kibritsuyu
(08.11.25)
0
🌸kizil karga
(08.11.25)
meslege degil de insanlara cok fazla anlam yukleniyor. bilge hoca da bunlardan biri. fazlasiyla hirsli ve ozenti oldugu icin bu halde oldugunu dusunuyorum.

meslek icin sanatcinin oykusu - mazhar alanson harika anlatir mevzuyu.
0
klassno
(08.11.25)
(5)

Makale yazmak istiyorum ama

cemallamec
Öncelikle akademisyen değilim ama araştırmaya dayanan (mesela x kişinin hayatının detaylı bir makalesi, edebi kişiliği, eserlerinin yayımı vb.) bir makale yazmak istiyorum (tez değil) ve bunu nerelerde yayımlayabilirim kendi adımla. İnsanlar o kişiyi arayınca benim makaleme güvenip kaynak olarak bil
Öncelikle akademisyen değilim ama araştırmaya dayanan (mesela x kişinin hayatının detaylı bir makalesi, edebi kişiliği, eserlerinin yayımı vb.) bir makale yazmak istiyorum (tez değil) ve bunu nerelerde yayımlayabilirim kendi adımla. İnsanlar o kişiyi arayınca benim makaleme güvenip kaynak olarak bile kullanabilsin.
0
cemallamec
(07.11.25)
"x kişisi", çok çok özellikli biri değilse veya daha önce var olan bilgilerin dışında yeni, kimsenin bilmediği bilgilere erişmediyseniz, hiçbir ciddi akademik dergide o tarz bir makale yayınlatamazsınız.

sizin düşündüğünüz gibi insanların sizin çalışmanızı kaynak olarak kullanabilecekleri bir metin yayınlatmak istiyorsanız kitap bölümü olarak yayınlatma seçeneklerine bakmanızı tavsiye ederim.

google'da akademik kitap bölümü yayınlatma diye aratırsanız pekçok seçenek çıkacaktır karşınıza. en ucuzunu seçip herhangi biriyle bağlantıya geçin. hemen hepsi aynı zaten.
+1
yemrem
(07.11.25)
Hazırladıktan sonra (hali hazırda öğrencisi, çalışanı yahut hocası olduğunuz okulunuz yoksa) çalıştığınız kurum adına da (işyeri mail adresinizle) yayınlayabilirsiniz. Okul olması şart değil. Enstitü olur, müze olur, laboratuvar olur, kamu kurumu olur, ar/ge yahut kültürel departmanları olan özel firma olur.

Eğer alakasız bir işiniz varsa yahut çalışmıyorsanız bir alanda makale verecek kadar yetkin olmanız sürpriz olur. Ama mümkün. Şahsi adresiniz ve e-mailiniz ile yazarsınız.

Tamamlanınca, konu ile alakalı yayın yapan hakemli/hakemsiz dergi ve sitelere gönderip uygun görürlerse yayınlanmasını talep edersiniz. Yayına değer bulurlarsa en az bir tanesi yayınlar zaten. O zaman veritabablarına girmiş olacağından, araşturmacılar tarafından alıntı yapılır, kaynak olarak gösterilebilir.

Tabii isterseniz kendi kişisel sitenizde, blogunuzda yahut medium.com gibi bir sitede de yayınlayabilirsiniz. Yahut kitap bölümü olabilecek kadar zenginse, derleme/antoloji çalışması yapanlara gönderebilirsiniz. Tez, kitap olabilecek yeterlilikteyse, akademik/akademik olmayan yayınevlerine basılması için önerebilir, yahut basım masraflarını karşılayıp, bir dağıtıcı ile anlaşıp kendiniz de yayınlayabilirsiniz. Bu durumda da kaynak gösterilip alıntı yapılabilir.

Eğer herhangi bir doğal bilimler yahut sosyal bilimler alanının gelişmesine katkı sağlayacağına inandığınız bir çalışmanız varsa, yapın. Akademisyen olmanız gerekmiyor.

Bir de şöyle bir yöntem olabilir. Alanında uzman bir akademisyen hoca ile iletişime geçip, çalışmanızdan bahsedin. Taslağınızı yollayın. Akademik öğrenci olmamanıza rağmen danışmanlığını rica edin. Hem danışmanınız olur. Hem de makaleniz hazır olunca, yayınlanması hususunda önayak olur size. Duruma ve katkıya göre makalenin 2. yazarı yahut 1. yazarı olarak da hocanızın ismi eklenir.
+2
thunder thunder thunder thundercats
(07.11.25)
Bir makale yazıp yayınlamak için akademisyen olmanıza gerek yok aslında. Ancak en azından o mesleğe sahip olmanız işlerinizi kolaylaştırırdı, ancak bu da zorunlu değil. Esas önemli olan hakemlerin yazdıklarınızı metot açısından tutarlı bulması. Tarih boyunca alanı dışında makalesi büyük ses getirmiş insanlara örnekler var. Buna rağmen bu senaryo büyük ölçüde yalnızca "teknik olarak mümkün."

Örneğin şu konu üstüne düşünün, bunu irdelememi art niyetli olarak ele almayın lütfen, öyle bir niyetle konuşmuyorum, sadece bir noktayı somutlaştırmaya çalışıyorum.

Bir kişinin hayatı ve eserlerini irdeleyen bir makale yazmak istiyorsunuz. Arzunuz bunun hem dergi hem de şahsınız açısından güvenilir bir imaj çizmesi. Ne var ki siz bu makaleyi yazmak isteyen kişi olarak güvenilir kaynakların hangileri olduğuna emin değilsiniz. Normal şartlarda bir konuda makale yazmak isteyen birinin o konuda bu tip detaylara daha en baştan hakim olması beklenirdi. Bu durumda akademisyen olmadığınızı vurgulayabilirsiniz, olmanız da beklenmiyor zaten, sadece yetkin olmanız gerekiyor ve bu yetkinliği bu konuda makale yazmaya niyetlenmeden önce edinmiş olmalısınız.

Demek istediğim, bu aslında hiç sorulmaması gereken bir soru. Siz bu sorunun cevabını öğrenip bir makale yazıp bu dergiye gönderirseniz bunun kabul edilmesi çok düşük bir ihtimal olur. Sizin bu sorunun cevabını zaten bu makaleyi yazmaya yetecek yetkinliğe ulaşırken yaptığınız okumalardan edinmiş olmanız gerekiyor.

En basitinden sorduğunuz soruya cevap verebilecek yeterli veri yok. Çünkü bu edebiyatçının alanı, çağı, içerisinde bulunduğu sanatsal akım ve temsilcisi olduğu kültür gibi sorunun cevabını etkileyecek veriler sorunuzda yok.

Cevabımın agresif görünmesinden çekiniyorum. Onun için tekrar vurgulamak isterim; yapmak istediğim şey, odağınızı bu sorudan çekerek, sizi, yazmak istediğiniz şeyleri gerekli normlara uygun biçimde yazmaya, sonra bu konuyu düşünmeye yöneltmekti. İstediğiniz güvenilirlik ancak böyle mümkün olabilir, bu arzunuz da ancak böyle gerçeğe dönüşebilir.
+1
akhenaten
(07.11.25)
www.ssrn.com da yayınlayabilirsin. Daha sonra bir hakemli dergiye gönderebilirsin veya SSRN'de kalabilir.

Yayınladıktan sonra bir google scholar profili aç. Aldığın atıflarla akademik saygınlık elde edersin. Makalelerini ingilizce yazmalısın. İngilizce yazmak diğer ülkelerdeki araştırmacıların senin yayınlarına atıf yapmalarını sağlar.

Makale yayınlamak için PhD derecesine veya akademik kadroya ihtiyacın yok. Makale yayınlamak > makalesiz PhD derecesinden diyebiliriz. Yayın yapmak ve atıf toplamak akademik saygınlığın en büyük göstergesi.

Hiçbir hocaya makaleni gönderme. Tam halini kimseye gönderme. Senin günlerce verdiğin emeği fikrini çalarak hiç edebilirler. Makalelerin beğenilirse zaten atıf alır ve akademik teklifler alırsın.
-1
michael harddd
(07.11.25)
dergipark.org.tr dergipark'a bağımsız araştırmacı olarak üye olabilir, uygun dergiyi seçtiktenen sonra gönderim yapabilirsin.
0
renegade
(08.11.25)
(13)

Hangi yaşta ölürsek genç sayılırız?

darkwizard
60a kadar erken ölüm gibi düşünüyorum 30 ve 40 orta yaş ama erken bir ölüm yasi cagimiz için bence.
60a kadar erken ölüm gibi düşünüyorum 30 ve 40 orta yaş ama erken bir ölüm yasi cagimiz için bence.
0
darkwizard
(07.11.25)
'Her ölüm erkendir.' diye atasözü var.
Şu an kafanda bir yaş var ise, 10 senede bir on yaş ilaveyle güncellersin sen onu.
0
Mirket
(07.11.25)
sanki birazda ölüm nedenine göre de değişebilir.
hiç bir sıkıntısı yokken 80ninde ölene de erken gitti denilebilir.
30unda bir çok hastalığı olan kanser-engellilik vb durumlardan çok çekmiş birine genç gitti ama kurtuldu da denebilir.
0
my fault
(07.11.25)
50'li yaşlar çok genç bence
+1
koela
(07.11.25)
Ölüm şekliyle de ilgili olabilir biraz. Engin çağlar mesela. Adam 85 yaşında asprin bile kullanmıyorum demiş, motor çarptı öldü. Çarpmasa 90'ı rahat geçerdi.
+1
nothing in my way
(07.11.25)
60 oncesi vefat durumunda genc, 60-70 arasi erken derim.
+2
cooperr
(07.11.25)
60 alti
0
ala09
(07.11.25)
35 yaş 44 yaşa çekilmiş artık. 60'a kadar ölen artık bu dünyada erken ölmüştür.
0
mikahakkinen
(07.11.25)
70'ten sonrasi normal. ama 60'larda olen birini duyarsam sasiririm, sorarim neden olmus diye. 70'lerde normal karsiliyorum. mesela gecen birine baktim 75'te olmus, sasirmadim.
0
antikadimag
(07.11.25)
Şöyle düşünün;

40 altı birisi öldüğünde en öne çıkan ayrıntı gençlik oluyor.

40-50 arası için de genç öldüğü vurgulanır ama en öne çıkan konu genelde geride kalan çoluk çocuk, eş dost oluyor. Gençlik vurgusu azalıyor.

50-60 arasında gençlik vurgusu nadir, ama erken gitti vurgusu var.

60 - 70 arasında kişinin sağlık durumuna ve ölümün doğallığına veya kazaya bağlı olmasına göre erken gitti de denebiliyor, konu gündeme gelmeye de biliyor.

70+ için genelde her ölüm erkendir deniyor.
+1
akhenaten
(07.11.25)
Genç ölmek ile erken ölmek kavramlarını karıştırıyorsunuz. 65 yaşına kadar ölümler erken ölümdür. Ama genç ölmek olarak değerlendiriilmez.
+1
ground
(07.11.25)
genc bence hayatta daha yapacagi buyuk olcekli seyleri olanlara soyleniyor, iste coluk cocuk buyutmek, islerini buyutmek, torun sevmek vs, o yuzden 40-50leri kapsiyor. 60-70ler artik o kadar da genc degil, yapacagini buyuk olcude zaten yapmis oluyorsun o yasa kadar. ondan sonraki yapilacar daha kucuk capli, kisa vadeli seyler, iste su dolabi duzenleyecekti, o yemegi yapacakti, bu sehre geziye gidecekti vs gibi.

ama ozellikle ciddi bir saglik problemi sonucu gelismeyen olmayan her olum, her yasta erken oluyor.
0
taurina
(07.11.25)
25 sonrası genç değil.
-3
hold the door
(07.11.25)
Türkiye için ölüm ortalaması erkeklerde 75,5 ve kadınlarfa 80,7 imiş. Bunun altı teknik olarak "erken ölüm" oluyor.

Genç ölmek de 27'ye kadar. Sonrası pek gençlik değil.
-4
yadigar
(08.11.25)
(17)

inançsızlar mı yoksa inananlar mı ölümden daha fazla korkuyor?

anlamsiz geliyor
sb.
sb.
0
anlamsiz geliyor
(07.11.25)
Keskin bir soru cevabım yok ama inançsız biri olarak yanılmayı çok isterim. Böylesi çok daha korkunç çünkü.
+1
mutekebbir
(07.11.25)
Ben bunun inanmak yada inanmamakla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Bana göre insanlar ölümden tamamiyle belirsizlik dolayısıyla korkuyor. İnanan için de inanmayan için de ortada çok büyük belirsizlik var. Dini kitaplarda ahiret tanımı verilmiş ve açıklanmış olsa da hiçbirimizin gidip görmediği bir yer. İnançlı olmayan kesimin de kendince düşünceleri var ama en nihayetinde her şeyin ucu bilinmeyen bir yere çıkıyor.

Belirsizliğe bir de var olan hayallerimiz, belki arkada bıraktığımız çocuklarımız ve anne-babamız vs gibi etkenler de eklenince iyice korkunç bir hal alıyor ölüm.
+2
mermaidd
(07.11.25)
İnananlar daha fazla korkar çünkü ödül ceza bekler. İnanmayan gidecek yer yok dediği için daha rahattır.
+2
cemallamec
(07.11.25)
İyi ki öleceğiz diye düşünüyorum korkmaktan çok. Çünkü bu ne saçmalık. Din perdesi çekip her işi gören insanlardan midem bulaniyor ve bu işin pirleri memleketimizde bu işi icra ediyor. Bana kalsa hemen şimdi ölebilirim asla sorun değil.
0
artıküyeolmakistiyorum
(07.11.25)
İnansaydım korkardım bence. Ölümden sonrasından korkmuyorum çünkü bir şey yok, beynim durunca bilinç/ruh/töz yok oluyor. Ama yavaş ve acılı ölmekten korkuyorum. Öldükten sonra ipimle kuşağım...

"Her şeyin ucunun bir yere çıkması" da metafizik bir inanç, inanmayanlar olarak çıktığına inanmıyoruz zaten :)
+3
kobuzchu kiz
(07.11.25)
inançla ilgisi var mı bilmiyorum bunun.
etrafımdaki küçük gözlem kümesine göre her iki duruma dair örneklerim var.

inançtan ziyade, ölüme yüklenen anlamla ilgili bence bu.
inanmayanlar da ölüme anlam yükleyebilir. yokoluş ya da yokluk fikri bazı insanlar için düşünmesi korkunç bir şey.
+1
biseysorcaktim
(07.11.25)
İnananlar daha fazla korkuyor tabii. Bir inançsız olarak ölüm sonrası sonsuz uyku olduğunu bildiğimden bir korkum da yok. Hatta bu çok rahatlatıcı bir şey :)
0
sadakatsiz
(07.11.25)
İnanmayanlar daha çok korkuyor.
çünkü elinde dünya, bilim ve diğer maddi akli argüman ve çıkarımlardan başka bir şeyi yok.

Güya yaşlanmayı geciktiren kozmetik ürünleri bile gerçekte ölümden kaçınan dünyaya bağlanan insanı anlatır.
Bir de bilimsel çalışma olarak söylenen cryonics projesi var.
Bu da güya öldükten sonra yeniden dünyaya dönmeyi ifade ediyor.
Ruhu , net açıklayamayan bilim, ruha nasıl yön verecekte yeniden bedenle bir araya getirecek? bu da ayrı bir soru
İnananın ise Rabbi var ve sadece onun merhametine sığınıyor.
-2
diyecevaplandı
(07.11.25)
Soru çok yönlendirici olmuş ancak, ölümden korkmanın inanıp inanmamakla çok alakası olduğunu sanmıyorum. İnsanların bazısı korkuyor bazısı üstüne çok kafa yormuyor, ölüm fikrine alışmış oluyor. Bunların bazısı inançlı bazısı inançsız. Bu tip insanların her birini görmek mümkün.
+1
akhenaten
(07.11.25)
Bence inanmayanların korkması lazım. Ben korkuyorum. Çünkü ne demek var olmayı bırakacağım. Korkmamak çok saçma bir şey zaten ben korkmam diyene inanmam. Yeterince detaylı düşünmemiştir derim.


İnançlı insan niye korksun, onun inancına göre var olmaya devam edecek hiçbir sıkıntı yok.
+1
aguen
(07.11.25)
bunun inanmakla değil kişilikle alakası var. bir gruba ait olmak, belirsizlikten çekinmek vb. özellikleri olan insanlar daha inanmaya istekli. subjektif olarak düşüncem şu, inanan insanların daha çok korktuğunu düşünüyorum.
0
mikahakkinen
(07.11.25)
inançlıyım ve ölümden korkuyorum.
+1
deartheodosia
(07.11.25)
ölüm korkulan bir şey miymiş.
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.11.25)
İnançlıyım ve ölümden korkmuyorum. Çünkü istediğin kadar kork, kaçış yok, bir gün bir şekilde başına gelecek ve engel olabilen yok. O halde neden kendime yük edeyim o korkuyu, hiç stres yokmuş gibi bir stres kaynağı daha neden sırtlanayım. Her insanda ölümden deli gibi korkan bir id vardır, bu korku id'in bizi hayatta tutması için yaratılmıştır, id üstüne düşeni zaten her insanda hakkıyla yapmaktadır, bundan fazlası, sürekli düşünüp korkmak bence saçmalık.

Yani bunun inançla alakası yok.
0
muhayyer divan
(07.11.25)
Yaş, iş konum vesaireden dolayı çok fazla cenaze taziye ortamlarına gidiyorum kısa süre de olsa. Aynı zamanda sosyoloji mezunu olmamdan mütevellit gözlem yapmadan duramıyorsun. Sonuç; seküler veya inançsız olduğunu düşündüğünüz ortamlarda sessiz sedasız gayet olağan normal karşılanmış bir ortam görüyorum. Ancak dini bütün, mütedeyyin cenaze ve taziye ortamlarında durum bambaşka. Ağlayanlar bağıranlar Çağıranlar tırnaklarıyla yüzünü çizenler elleriyle başına vuranlar, ayılanlar bayılanlar ağıtlar yakanlar zılgıt çekenler var ortamda. Bu bana hep garip gelmiştir ve hala da garip gidiyor. Anlayanlar için bir şeyler var bu yazıda. İyi akşamlar
+3
ground
(07.11.25)
bence en cok inanma taklidi yapan "dinciler" korkuyor, o yuzden cumalarda falan hep en sirada sevap points kasiyor abiler. tanidigim ne kadar yavsak it ugursuz var ise cumayi kesinlikle kacirmaz. eger varsa, hesap zamani geldiginde "evet kul hakkina girdik ama abi bak hep en saf tuttuk" diyerek yirtmaya calisacaklar, cunku fitratlari bu :)
-2
cooperr
(07.11.25)
din düşmanıyım bir şeyden korktuğum yok.
-2
hold the door
(07.11.25)
(7)

sjw tayfa bu zamana kadar mühendisliğe nasıl bulaşmadı

messina123
Konnektör ve headerlar dişi erkek olarak adlandırılır. Erkek sokan, dişi sokulan konnektörtür özetle.Haberleşme protokollerinde bir master vardır. Ve o master’ın slave’leri vardır. Efendi sormadan köleler cevap veremez ve efendi sorduğunda köleler cevap vermek zorundadır gibi açıklayabilirim bunu da
Konnektör ve headerlar dişi erkek olarak adlandırılır. Erkek sokan, dişi sokulan konnektörtür özetle.

Haberleşme protokollerinde bir master vardır. Ve o master’ın slave’leri vardır. Efendi sormadan köleler cevap veremez ve efendi sorduğunda köleler cevap vermek zorundadır gibi açıklayabilirim bunu da.

Bu adlandırmalar evrensel. sjw tayfa şimdiye kadar nasıl olay çıkartmadı bu adlandırmalara merak ediyorum.
+4
messina123
(01.11.25)
Bulaştı, tam söyledigin master slave mevzularinda.
Koca github'da master yerine main var artık default olarak.
+4
WithWorth
(01.11.25)
Dışarıyı bilemeyeceğim, ama bizde mühendislik fakülteleri dünyanın en entelektüel yerleri değil. Yani buralar doğrudan apış arası kokusu esprilerinin gırla gittiği, erkek başına kaç kadın düştüğünün hesabının yapıldığı yerler hocam. Alanın genel esprileri hep bu tarz muhabbetler üstüne kurulu. Fakülteden olgun bir müho olarak mezun olan birçok yağız delikanlı da soluğu şantiyelerde, fabrikalarda, sanayide alıyor. Buraların durumu mühendislik fakültelerinden daha da ötede. Nedeni çok gizli olmasa gerek sanırım.
+2
akhenaten
(01.11.25)
@WithWorth hocam i2c ve spi haberleşmeleri tamamen master slave üzerine kurulu.
+2
🌸messina123
(01.11.25)
derin teknik alanlar erkek dominasyonunda. benim yöneldiğim alanda kadın oranı %5 gibi bir şey.
+2
hold the door
(01.11.25)
ben tam da bu konuya değincektim. evet master-slave terminolojisini bırakmak istiyorlardı bazı tepkilerden dolayı ve bıraktılar da. bunu yapan tek yer github değil sanırım başka programlama dillerinde de master-slave'i kaldırdılar.
+1
false pretension
(01.11.25)
merhaba. sayısalcı değilim ama konuya benzer bir cümle okumuştum aklımda kalmış "duş alma fikri bugün ortaya çıksa, karşı çıkan milyonlar olacaktı" paylaşayım istedim. xe/xem/xyr.

not: mr cihazına "bunları rent a car la mı aldılar" diyen adama tapan milyonlarla beraber yaşayan insanlarız sjw, political correctness bize uzak diyarlar.
0
libertine
(02.11.25)
sjw'lerin çoğu kafasız olduğu için mühendislik türü dallardan haberleri yok, oradaki terimleri hiçbir yerde duymuyorlar.
0
tchuck
(02.11.25)
(6)

4 çeyrek almak mı? yoksa tam almak mı mantıklı?

mikahakkinen
altın olarak 4 çeyrek almak mı? 2 yarım almak mı? yoksa direk tam almak mı? hangisi daha mantıklı?
altın olarak 4 çeyrek almak mı? 2 yarım almak mı? yoksa direk tam almak mı? hangisi daha mantıklı?
0
mikahakkinen
(01.11.25)
eğer uzun vadeli yatırım olarak düşünmüyorsan, lazım oldukça, ihtiyaç oldukça bozdururum diyorsan 4 çeyrek al.

fiyat olarak birbirinden neredeyse hiç farkı yok. yani 1 kutu süt 50 lira, 4'lü paket alırsan 160 lira gibi çoklu paket alana bir fiyat avantajı yok. 1 çeyrek 9000 ise, 1 yarım 18.000, 1 tam 36.000. belki en fazla 50-100 lira oynar.
+1
kibritsuyu
(01.11.25)
4 çeyrek daha avantajlı. Ani gelilen bir ihtiyaç halinde bozdurma kolaylığı sağlar. Yarımı bozdurunca o para komple çarçur oluyor.
+1
hepimizkediyiz
(01.11.25)
24 ayar külçe almak daha mantıklı. al sat da makas düşük oluyor. fazlalaştıkça bütünletebiliyor yada 5 gr külçen varsa 2 grmını bozdurabiliyorsun.
+1
gercekdunya
(01.11.25)
Gram hesabıyla bakınca 4 çeyrek, 1 tam altına denk gelir ama işin püf noktası bence işçilik ve makas farkı.

Çeyrek ve yarım altınlarda daha yüksek işçilik maliyeti olduğu için, aynı gramajda bile toplamda daha pahalıya gelebilir.

Tam altın alırken işçilik oranı düşer, al-sat farkı (makas) da daha az olur. Yani yatırım mantığıyla bakıyorsan ve uzun süre bozdurmayacaksan tam altın daha mantıklı.
+1
dijitalritm
(01.11.25)
iar tarafından basılan külçelerde ve darphane tarafından basılan (yani üzerinde atatürk olan tam, yarım, çeyrek diye tabir ettiğimiz altınlarda) işçilik olmaz. doğrudan alır satarsın para gibi.

işçilik takılarda, bileziklerde falan olur. dümdüz halka bileklik bile alsan işçiliği vardır, alırken altın gramajı + işçilik ödersin. geri sattığın zaman adam onu geri vitrine koyup satmaz, tartıp altın gram bedelini öder, büküp hurdaya gönderir, içindeki işçilik tutarı da çöp olur. ama yarımı çeyreği alır, liste fiyatı neyse sana öder, tarihi de çok eski değilse çekmeceye koyup tekrar müşteriye satar. "eski tarihli çeyrek" dedikleri niye eski tarihli mesela sizce? çünkü o muhtemelen başkasının kuyumcuya sattığı altın.

her menkulde olduğu gibi alış satış arasında makas vardır, bu makas az olsun derseniz alırken de eski tarih alın, yeniliğine boşa para vermeyin.
+2
kibritsuyu
(01.11.25)
Külçe deyince filmlerdeki 1er kg'lık külçeleri anlamayın. Külçe altın bir kalıba dökülerek üretilen işçilik maliyeti olmayan veya çok düşük olan altına deniyor. 1gr altın da külçedir.

Bunların alımı satımı daha rahat, çünkü ziynet veya başka çeşit takı olarak değil sadece yatırım ve alım satım yapmak amaçlı üretiliyorlar ve gramaj olarak da daha standartlar, saflıkları da daha yüksek.

Haliyle yarın bir gün birinin düğünü, çocuğu falan olursa belki ona da veririm demiyorsanız en mantıklısı bunlar olur gerçekten. Bazı insanlar sırf sevdikleri için çeyrek alıyor, böyle bir takıntınız yoksa gram külçe alın. 1 gramsa 1 gram, 10 gramsa 10 gram. Büyüğü küçüğü fark etmiyor. Böylece çeyrek mi yarım mı tam mı diye düşünmenize de gerek kalmaz.
+1
akhenaten
(01.11.25)
(17)

Mükemmel yumurta yemek için çaba harcıyor musunuz?

messina123
Süre tutmak gibi mesela. Yoksa allah ne verdiyse pişirip yiyor musunuz
Süre tutmak gibi mesela. Yoksa allah ne verdiyse pişirip yiyor musunuz
0
messina123
(31.10.25)
yani mükemmel yumurta yemek gibi bir idealim yok ama mesela haşlıyorsam sarısının çok katılaşmasını sevmiyorum o yüzden süre tutuyorum kaynadıktan sonra 3-4 dk. gibi.
+1
king lizard
(31.10.25)
Ben hafif sulu kayısı kıvamı sevdiğim için tutuyordum ise yariyordu. Su kaynadıktan sonra 180 saniye tutuyordum. Fakat sayı 200 e çıktı. Sonra da 200 üstüne. Bı yerde hata yapmaya başladim galiba artık zor tutturuyorum ama yine de hep bu şekilde deniyorum.
0
egerbiryolcu
(31.10.25)
çaba mı alışkanlık mı bilmiyorum ama haftaiçi işe geç kalmamak için yumurtamı haşlarım. sürem ve ısı derecem hep aynıdır (gazlı ocakta) ve hep kayısı olarak yerim.

hafta sonları da en az 1 kere menemen yaparım ve beyazı ile sarısını ayırır en son sarılarını atarım ki daha sulu kıvamda olsun.
0
elektr10
(31.10.25)
@egerbiryolcu yumurtalar büyümeye başladı.
+2
king lizard
(31.10.25)
Evet zamanlayıcı tutarım. Kaynamaya başladıktan hemen sonra 2 dakika 15 saniye zamanlayıcı başlar. İstediğim kıvamda kayisi yumurtayı yerim. Marketten yumurta almam.
0
ırene adler
(31.10.25)
kısık ateşte ilk kaynama anından itibaren altı dakika kaynatirim. yoksa cıvık oluyor, iğrenç.
+1
tabudeviren
(31.10.25)
allah ne verdiyse diye yumurta haşlandığını da ilk defa duydum. Sahanda Karışık yumurtanın pişme derecesi biraz tabii hissiyat da yumurta haşlamak süreli.

Mikemmel kayısı tarifi, yumurtayı fokur fokur kaynayan suya atıyoruz 7-8 dk, süre bitiminde ya önceden hazırladığınız soğuk(buzlu) suyun içine yada benim gibi direkt musluğun altında soğuk suya maruz bırakıp daha fazla pişmesini önlüyoruz. Kesin çözüm.
0
wallcan
(31.10.25)
Adet hakine getirdiğim birkaç şey var. Yumurtaları yıkayıp peçeteyle kurutuyorum. Haşlama suyuna soğuktan tuz ekliyorum. Renk değiştiren yumurta zamanlayıcım var. Onu da her seferinde yumurtalarla beraber kaynatıyorum. Üzmüyor beni.

Kayısı kıvam severim ve tuttururum. Azıcık daha pişmiş, azıcık daha rafadan olursa kafaya takmam.
0
yadigar
(31.10.25)
bir yumurta ne kadar mükemmel olabilir ki? hani birkaç malzemeden oluşan yemekten bahsetsek anlarım da yumurta yani bu, suda belli bir süre kaynat, ye gitsin.

sarısı fazla pişmiş ya da neredeyse hiç pişmemiş olanları değil de kayısı gibi sarı olunca güzel ama bunun için de taktik, süre, saniye tutacaksak işimiz yaş valla :)
0
m e b
(31.10.25)
haşlamak için belli bir kural gerekiyor, "koyayım suya pişsin, olmuştur ya şimdi çıkarayım" ile olmuyor. ya yumurta çatlar, ya içi çiğ kalır.

ocağın şiddeti ve yumurtanın türüne göre de değişiyor bu, illa saniyesine kadar süre tutmak ya da termometre ile su sıcaklığını ölçmek gerekmiyor ama bir dikkat etmek lazım yine de.
0
biseysorcaktim
(31.10.25)
rafadan yemeği çok severim. kaydatıktan sonra 100 saniye sayar alırım. bazen unutuyorum bu sefer de kayısı olma riskinden ötürü (hiç sevmem) lop olana kadar kaynatıyorum yaklaşık 4 dakika o da.
0
neira
(31.10.25)
Haşlama için kısık ateşte kaynadıktan sonra 3-4 dakika.

Kavurması ise kesinlikle köydeki gezen veya koşan tavuk yumurtasından olmalı .
0
diyecevaplandı
(31.10.25)
Çocuğum için pişirdiğim için evet sevdiği gibi olması için çabalıyorum
0
basond
(31.10.25)
Evet basinda bekliorm kaynadiktan sonra 2 dk kayisi gibi organik yumurtacidan aliorm h sonu 1 yumurta keyfim var bi tane
0
eja
(31.10.25)
Yumurta pişirici kullanıyorum, hep aynı ayarda pişiriyor. Bu tarz bir takıntınız varsa öneririm.
0
akhenaten
(31.10.25)
ben haşlanmış yumurtayı uzun süre tutmayı seviyorum akmasın dökülmesin löp löp yiyeyim diye. o yüzden hiç ayar tutturma kaygım olmadı, garanti olsun diye 10-11 dakika tuttuğum bile olur. farklı yemek istesem muhtemelen zaten beceremezdim, onunla uğraşamam.
0
der meister
(31.10.25)
Çaba gerekmiyor çünkü her şey gözümün önünde oluyor. Hep sahanda yaparım. Öğrencilik zamanımda rafadan yaparken saat tutardım ama.
0
mikro patlama
(31.10.25)
(6)

Mantarları kim yiyor?

michael_knight
Doğadaki mantarları yiyen hayvanlar var mı?Zehirliyi, zehirsizi ayırt edebiliyorlar mı?
Doğadaki mantarları yiyen hayvanlar var mı?
Zehirliyi, zehirsizi ayırt edebiliyorlar mı?
0
michael_knight
(28.10.25)
Bizim buralarda sezonu gelince topluyorlar. Hatt ev sahibim topluyor, bize de getiriyor.
0
logisticsmanager
(28.10.25)
İnsanların yediği mantarlar toplam mantarların ufak bir kısmı. Zehirsiz olsa bile çoğu mantar lezzetli de değil. Diğer mantarları böcekler yiyordur ya da bakteriler çürütüyordur. Memeli hayvanlar pek tercih etmiyor bildiğim kadarıyla.

Bi de mantarlar besin değeri açısından da çok fakir. Yemek için pek sebep de yok hayvanlar için
0
nundu
(28.10.25)
Yiyen hayvanlar var, sincap, geyik, tilki, karga ve bazı ismini hatırlamadığım tür kuşlar ve bazı böcekler. Hatta bazıları insanlar için zehirli olanları da yiyebiliyor diye biliyorum.
0
truf
(28.10.25)
hayvanlar da mantar yer.
hatta mantarların yayılımı için önemli. hayvanların dışkıları ile sporlar da yayılabiliyor.
sincap ve benzeri bir çok hayvan mantar yer. türkiye'de insanların güvenle tüketebileceği mantar sayısı çok az. tam sayısını bilmiyorum 20 civarı olsa gerek.
hayvanlar için bu sayı daha yüksek.
0
biseysorcaktim
(28.10.25)
Memeliler içinde bir örnek olarak domuzlar var. Hatta trüfler gibi toprağa gömülü mantarlar domuzlarla aranabiliyor, bu hayvanların diyetinde mevcut.

Zehirli zehirsiz ayrımı yapmıyorlar elbette, ancak farklı türlerin farklı diyetleri var. Görünüşünden, kokusundan belli gıdalara içgüdüsel olarak yöneliyorlar. Bu da türün gelişimi boyunca yerleşen kompleks bir süreç.

Böcekler açısından daha zengin tabi, örneğin sadece belirli karınca türü tarafından "tarımı yapılan" bir tür mantar da var. Doğada kendi başına bulunmuyor sadece bu karıncalarca yetiştiriliyor. Jeolojik süreçte doğal yaşam alanı yok olmuş, ancak bu karıncaların oluşturduğu ortama adapte olmuş, karşılıklı fayda içinde yaşıyorlar.

Birçok şey var cidden, ama yeniyor yani. Tabi esasen mantarlar bir şeyleri yiyorlar. Mantarlar ölü organizmaları ayrıştıran grupların en önde gelenlerinden.
+2
akhenaten
(29.10.25)
Domuzlar meşelerin dibine yer yer 1 metre çukur açarlar mantar yemek için. Bazen gelir bakarsınız, ağaçlarınızın dibi çapalanmış, bellenmiş. Anlarsınız domuz mantar aramış.
+1
yadigar
(29.10.25)
(9)

İnsanlar doğuştan…

pek iyi degilim bugunlerde
iyi midir, kötü müdür sizce? Tamam yüzyıllardır tartışılıyor ama ben hep iyidir derdim. Geçen bir yazıda kısaca şöyle demişti: insanlar doğuştan kötüdür çünkü iyi olsaydı haksız olduğu bir tartışmayı bile sürekli kazanmaya çalışmazdı.Ayrıca bu bahsedilen tutum, sonradan edilen bir şey mi doğuştan mı
iyi midir, kötü müdür sizce? Tamam yüzyıllardır tartışılıyor ama ben hep iyidir derdim. Geçen bir yazıda kısaca şöyle demişti: insanlar doğuştan kötüdür çünkü iyi olsaydı haksız olduğu bir tartışmayı bile sürekli kazanmaya çalışmazdı.

Ayrıca bu bahsedilen tutum, sonradan edilen bir şey mi doğuştan mı sizce?
0
pek iyi degilim bugunlerde
(27.10.25)
İyidir. Yaşadıklarıyla kötü olur. Haksızlık ne konuda? Herkesin kendince haklı bir sebebi olabilir. Sadece buna bakılarak insan kötüdür denemez.
0
arbre
(27.10.25)
hangi yönünü beslerse o.
+1
deartheodosia
(27.10.25)
Ben bu tip yaklaşımları pek anlamıyorum cidden. Şartlara göre değişmiyor mu? İnsan açken, rekabet halindeyken, kısıtlanmış hissederken kötü; iyi kötü bir stabil hayatı varken, ihtiyaçları karşılanıyorsa, rekabetten uzakken iyi olabilir.

Sizin verdiğiniz örneği de tam anlamadım. Doğuştan bir karakter hakkında konuşurken "haksız olduğu bir tartışmayı kazanmaya çalışmak" nasıl bir kıstas olabilir ki? İnsan doğuştan mı haksız olduğu bir tartışmayı kazanmaya çalışıyor? Şu denebilir belki, insan yetişme çağında "iyiliği" öğreniyor. Çocuklar bencildir, paylaşması gerektiğini yeri gelip ailesinden veya çevresinden görerek öğrenir. Çocukların dürüstlük hassasiyeti yoktur, kolay yalan söylerler. Yalan söylememeleri gerektiğini yaşayarak ve görerek öğrenirler. Çocuklar çıkarı için kardeşlerini ve arkadaşlarını kolayca satabilir. Empati kurup karşılarındaki kişinin perspektifinden bakabilmeyi ve ayıp kavramını eğitimle veya gözlemle öğrenirler. Ancak bu bence doğuştan kötülük anlamına gelmiyor.
+1
akhenaten
(27.10.25)
dogustan kotuyuz, iyilik ogrenilen birsey diye dusunuyorum.
0
cooperr
(27.10.25)
İyilik de kötülük de insanın kendi yorumudur. Güzel gibi çirkin gibi. Güzel ahlakı kötülük olan gören bir beyin için insan doğuştan kötüdür çünkü insan adaleti doğuştan benimser ve adalet güzel ahlak unsurudur.

İyilik kötülük yakıştırması hangi beyin tarafından hangi durumlar için yapılıyor o önemli. Herkese göre değişebilir yani. Ortak değerlerin olmadığı yerlerde özellikle.
0
muhayyer divan
(27.10.25)
ünv'ye yeni başladığımda hoca sınıfa evrensel ahlak var mıdır yok mudur diye bir soru attı, çoğu kişi parmak kaldırıp "evet vardır, şundan şundan ötürü.." diye uzun uzun anlattı yorumladı vs.

hoca ardından yeni gine'de antropologların 20. yy başlarınnda izlediği bir kabileden bahsetti;

bu kabilede yetişkinliğe geçiş sürecinde erkekler bir sınava tabi tutuluyorlar: komşu kabilenin değerli bir malını veya eşyasını çalıp getirmek. sadece bunu gerçekleştiren erkekler kabilede yetişkin bir birey olarak saygı görüyorlar ve erişkin olarak kabul ediliyorlar.

ahlak ve beraberinde gelen "iyilik", "kötülük"; bunların hepsi toplumsal norm'larla oluşan değerler. yeni gine örneğinde mesela "başkasının bir şeyini çalmak" o toplumda ahlak kullarına uygun bir gelenek olarak yerleşmiş. bu yerleşmiş gelenekler ve kültürler binlerce, hatta belki onbinlerce yıldır insanı biçimlendirip şekillendirdi (bunun içerisinde "iyi" ve "kötü" algımız da var)
0
makbur
(27.10.25)
Şu dünyada insanın iyi olduğunu düşünmek bile sıkıntılı bir durum. İnsan yok etmeye planlanmış sıra kendisini yok etmeye geliyor.
0
mikahakkinen
(27.10.25)
Kötü olarak adlandırırsın sanırım.
Öncelikle hayatta kalmak, sonra da daha iyi bir hayat yaşamak için her şeyi yapacak şekilde doğar insan.

İyilik olarak adlandıracağını düşündüğüm empati kurma, başka hayatlara saygılı olma, bir toplulukla uyum içerisinde yaşama sonradan öğrenilen özellikler diye düşünüyorum.
+1
michael_knight
(27.10.25)
Kötüdür çıkarcıdır hasettir kıskançtır
0
Hallegadola
(28.10.25)
(4)

antidepresan bozulur mu?

der meister
dostlar iyi akşamlar,iki saat kadar önce zulamdaki selectra 100mg'den bir tane aldım. hapın tadı biraz değişik gibi geldi, normalde zaten tadı yoktur ama bilgisayar çantamın içinde karanfilin yanındaydı onun kokusu sinmiştir belki deyip üzerinde durmadım. aynı sebepten bozulabileceğini de hiç düşünm
dostlar iyi akşamlar,

iki saat kadar önce zulamdaki selectra 100mg'den bir tane aldım. hapın tadı biraz değişik gibi geldi, normalde zaten tadı yoktur ama bilgisayar çantamın içinde karanfilin yanındaydı onun kokusu sinmiştir belki deyip üzerinde durmadım. aynı sebepten bozulabileceğini de hiç düşünmedim güneşsiz, kokusuz, kurusuz ortamdaydı uzun süredir. çanta evde yatıyor.

yalnız son yarım saattir böyle bi ürperti, kamyon çarpmış gibi yorgunluk, deride yanma hissi hasıl oldu... bu sonuncusuna aslında yabancı değilim, kan testinde "sınır" demişti doktor ama sanırım şekerim çıkıyor.

bozuk ilaç en fazla göstermesi gereken etkiyi göstermez diye biliyorum ben. başından benzer durum geçen oldu mu, durduk yere antidepresan şehidi olmayak? bu zaten uzun salınımlı değil mi, kullanmaya başlayınca normalde etki göstermesi 1-2 hafta sürüyordu? uzak kalınca vücut komutları mı unuttu, serotonin kapılarını açmak yerine başka reaksiyonlar mı göstermeye başladı acep?

***

bu arada ben ilacı devam etmem gerekirken terapistime danışmadan mal gibi kendi kendime bırakmıştım, onu ekleyeyim. kullandığım süreçte çok memnundum, gece tuvalete çıkma dışında bir rahatsızlığım yoktu. baktım dayanamıyorum elimde kalanları tekrar kullanmaya başladım, ay başında da online yapıyorsa eğer terapistimle yoksa eğer yaşadığım yerde başka biriyle görüşeceğim. yani normal şartlarda kullandığım, bu tarz tuhaf bir yan etkisini hiç görmediğim bir ilaç. saygılarımla arz ederim.
+1
der meister
(26.10.25)
uzun salınımlı demek bir iki hafta sonra etkisini gösterecek demek değil öncelikle. evet ilaç etkisini 2 haftada gösterir bu doğru ama uzun salınım bu demek değil istiyorum aman neyse.

ilaca ara vermiştin ve tekrar mı almaya başladın. böyleyse dediğin şeyler olabilir.

sktsi geçmediyse, blister üst folyosu yırtılıp nem almadıysa, aşırı sıcakta aylarca kalmadı ise bozulmamıştır. yani yaşadıklarının ilacın bozuk olması ile bağlantısı yoktur. geçmiş olsun.
0
a perfect lie
(26.10.25)
Anti-depresanlarda toksisite hiç duymadım, genelde kan sulandırıcılar, tiroid ilaçları insülin vb ilaçlar buna sebep oluyor.

Benzer etkiyi ben de hissediyordum bi süre ara verip tekrar başladığımda. Alman gereken dozajda aldıysan ara verdiğin içindir diye düşünüyorum ben.

Muhtemelen anksiyeten tetiklendi, ya bozulduysa ve zarar verirse düşüncesinin etkisidir gibi :)
0
truf
(26.10.25)
evet maalesef. zart diye kestim, aylarca kullanmadım. kullanmadığım süreçte fiziksel bir problem yaşamadım ama amiyane tabirle kafam bozuldu. genel olarak kötü bir dönemden geçiyorum, ondandır dedim. çok içiyordum, alkolü bırakayım dedim. üç aydan fazla zaman geçti. yok. kafada yaprak kımıldamıyor resmen. müthiş huzursuz, keyifsiz, mutsuzum. beyin kimyamın felç geçirdiğini hissediyorum adeta. o yüzden "böyle gitmez" deyip geri döndüm, daha önce kullanıp çok verim almış olmama da güvenerek...

tabii ki ilk fırsatta terapiste gideceğim onu tekrar belirteyim kamu spotu olarak. kafanıza göre kullanmayın derlerdi boşuna değilmiş, ben bu kadar yamultacağını düşünmezdim. aylar geçti yav beyin durumu hiç mi dikkate almaz, bu adam artık ilaç kullanmıyor ben ona göre hormon basayım demez... yok. iyi kötü 30 sene taşıdı beni, ilacı bırakınca "ilaç yoksa ben de yokum serotonini anan versin hadi yallah" dedi resmen.
0
🌸der meister
(26.10.25)
Prospektüste belirtilen saklama koşullarına uyduğunuz sürece bozulması için bir sebep yok.

Alkol kullanıp kullanmadığınızı tam anlamadım, ama kullanıyorsanız bu tip ilaçları alkolle kullanmamalısınız.

Tarif ettiğiniz his daha çok ilacın yan etkisine benziyor. Antidepresanlar yeni başlandığı dönemde sıklıkla halsizlik ve tarif ettiğiniz tarzda hislere sebep olabiliyor. Özellikle de ilaca ilk başladığınızda daha düşük dozdan başlayıp sonradan yükselttiyseniz ancak şimdi geri dönerken bu tarz bir aşamalı kullanım yapmadıysanız yan etkiler daha sert ortaya çıkmış olabilir. Ya da belki ilk kullandığınız dönemde direkt bu dozdan başlamışsınızdır ancak öncesinde farklı bir ilaçtan buna geçmişsinizdir vs.

Siz her türlü kendi kendinize ilaç kullanmayın. Zibilyon tane sebebi olabilir bir durumun.
0
akhenaten
(27.10.25)
(12)

kız arkadaşım resimler gördü ve..

baldan kaymak
fotoğraf uygulaması yedeği varmış. senelerdir girmediğim çöplük. Ve ayrılmak istedi. Yan yana çekildiğim resimler vardı geçmişten, onları gördüğünü söyledi. Ne yapmalıyım? Ondan sonra olan hiçbişi yok.Çok üzgünüm düşünemiyorum lütfen napmam gerektiğini salağa anlatır gibi..
fotoğraf uygulaması yedeği varmış. senelerdir girmediğim çöplük. Ve ayrılmak istedi. Yan yana çekildiğim resimler vardı geçmişten, onları gördüğünü söyledi. Ne yapmalıyım? Ondan sonra olan hiçbişi yok.

Çok üzgünüm düşünemiyorum lütfen napmam gerektiğini salağa anlatır gibi..
0
baldan kaymak
(24.10.25)
Olgunlaşmamış biriyle ilişki sürdürmek istemiyorum. Kendine iyi bak. Diyorsun.
+9
arbre
(24.10.25)
Konu bir iki gün soğusun sonra açıklamanı yaparsın, kendini aşırı açıklamaya çalışma sadece olanı anlat. Bundan sonrası ona kalmış istediği kararı verebilir

Geçmişindeki fotoğrafları silmeliydin vs argümanı da duygusal manipülasyon. Bazı insanlar fotoğrafları siler bazıları silmez. Bunu kabullenmeyecek insanlar da özgürce başka yollara gidebilir.
+1
grimavi
(24.10.25)
olgunlaşamamış +1
eskiden ben de böyleydim. olay çıkartırdım her şeye. sen açıklamanı yap inanmıyosa bye bye de.
+2
matilda
(24.10.25)
Mal mı bu afedersin onları görmeseydi yaşanmamış mı olacaktı.

Yaşanmış ve görmüş işte ne var bunda benim liseden beri fotoğraflarım duruyor (2012)

Merak edip bakarken ne görmeyi bekliyordu acaba?

Kızlarda şey tribi oluyor. Eskiyse neden silmiyorsun.s.s.s işim gücüm yok binlerce fotoğraf arasından eski foto arıycam.

Saniyorlar ki yalnız kalınca gizli gizli eski sevgililerimize bakıp ağlıyoruz herhalde... değişik bir kafa.

Ben şahsen olsa ve görsem çok isterim, merak ederim yani. Eşim her şeyi silmiş, bu daha rahatsız edici.
+7
ananiyimioguz
(24.10.25)
Derin derin nefes al geçecek. Kendini daha iyi hissedince her şey bu kadar karanlık olmaz ve daha iyi konuşur ona göre kararlar verirsin.
-1
i'm gonna start a revolution from my bed
(24.10.25)
Kız arkadaşına olgunlaşmamış diyenlere katılmıyorum bazı takıntılı adamlar var ki ben de denk geldim eski sevgililerinin hepsinin fotoğrafları bi köşe saklı duruyor. Belki hala ona karşı bir şeyler hissettiğin için sakladığını düşünmüş olabilir. Bir kaç gün müsaade et ardından @grimavi dediği gibi açıklamanı yaparsın. Şayet açıklamadan sonra görüşmek istemiyorsa yapacak bir şey yok
+2
mermaidd
(24.10.25)
Kıza da hak veriyorum benim de birebir takıntılı olarak takip edildiğim oldu, çok ürkütücü.
Seni de öyle sanmış olabilir.
Sakin kafa ile konuşun güvenemiyorsa yapılacak başka şey yok.
0
cilekli pasta
(24.10.25)
Gecmis olmus bitmistir geri gidip mudahele sansinin olmadigi bir yerdir. Ayrica iyi ya da kotu insanin anilarini saklamasi kadar dogal bir sey olamaz. Fotograflarin duruyor olmasini, hala o kisilere karsi duygusal hisler besleyebilecegin anlamini cikaran insanlarla birlikte olma. Kimse kendini guvende hissedecek olgunlugu gosteremiyor diye gecmisine dair olanlari silme. iyi de olsa kotu de olsa gecmis senin gecmisindir. Gecmisin gecmiste kaldigini bilip bunu sindirebilecek olgunlukta olmayan biriyle vakit kaybetme.
+2
tezek
(24.10.25)
ayrıl abi, ne işin var. böyle bir psikolojinin kime ne faydası olacak.
0
gabe h coud
(24.10.25)
Ben şahsen birlikte olduğum kişinin eski sevgilisiyle fotoğraflarının arşivde dağınık bir şekilde kaldığını görsem daha rahat hissederdim. Bu durum özellikle hepsini silmiş olmaktan daha umursamazca duruyor.

Sadece bu kişiyle olan fotoğrafları ayrı bir klasörde titizce gruplanmış olarak bulsam biraz rahatsız olurdum ama yine de ayrılma noktasına gelmezdim.

Ayrılma noktası benim için fi tarihinden kalma fotoğrafların derli toplu şekilde güncel, kolay ulaşılabilir bir yerde ve hatta belki diğer eski sevgilerle olan fotoğraflarla da birlikte bir arada bulunması olurdu. Bu @mermaidd'in dediği yere denk düşüyor.

Böyle bir durum yoksa olgun bir davranış değil +1. Bence de kendi açınızdan olayı anlatıp sonrasında çok ısrarcı olmayın.
+2
akhenaten
(24.10.25)
bir iki gün bekle. sonra karşına alıp bu resimleri gördükten sonra ayrılmak istemesinin asıl sebebini öğren. resimleri sakladığını mı düşündü, yoksa ondan önce biriyle çıkmış olmana mı öfkelendi?
sakladığını düşündüyse açıklamanı yap, yedek olayını anlat. hala inanmıyorsa postala.
ondan önce biriyle çıkmış olmana öfkelendiyse, postala.

bu ne ya çocuk gibi
0
nolmus yani
(24.10.25)
ohooo daha şimdiden böyle şeylere ayrılmak istiyorsa işin iş geçmiş olsun
0
Hallegadola
(24.10.25)
(9)

Nefret ve aşk ikilemi

mermaidd
İlişki içerisindeyken kör kütük aşık olup ayrıldığınızda karşı taraftan nefret mi ediyorsunuz yoksa arkadaş kalabiliyor musunuz? Ben ayrıldığım kişiyi hatırlatacak nesneleri bile görmek istemiyorum. Aşkla nefret doğru orantılı mı sizce?
İlişki içerisindeyken kör kütük aşık olup ayrıldığınızda karşı taraftan nefret mi ediyorsunuz yoksa arkadaş kalabiliyor musunuz? Ben ayrıldığım kişiyi hatırlatacak nesneleri bile görmek istemiyorum. Aşkla nefret doğru orantılı mı sizce?
0
mermaidd
(22.10.25)
Yıkıcıyım bu konuda.
-2
arbre
(22.10.25)
İlişkinin nasıl bittiğine bağlı cidden.

Terk edildiğim ilişkiler oldu, hala severken arkadaş kalamam, zaten yeterince arkadaşım da var. Gereksiz drama. Nefret de etmedim, döndüm hayatıma baktım.

Terk ettiğim ilişkilerim de oldu, bu durumda zaten bende biten bitmiş. Arkadaş kalalım vs. demedim, diyen oldu olur dedim ama onlar da zaten azalarak bitti.

Sönüp biten ilişki de yaşadım, burada zaten arkadaş kalmışız, kalmamışız bir önemi yoktu. Kimsenin kafa yorduğunu sanmıyorum buna.

Ben genel olarak arkadaş kalma olayına çok karşıyım. Her şeyi çok karıştırıyor. İyilik desen alakası yok, faydalı desen faydalı değil. Hele terk edilen biri için çok büyük pranga. Safi zarar.

Ama nefretlik bir durum da yok. Seçenekler biraz sınırlı kalmış sanki.
0
akhenaten
(22.10.25)
Hiç arkadaş olarak kalamadım ama "iyi olsun, mutlu olsun" dedim arkalarından. Sadece tek bir kişi var ki evet zamanında nefret etmiştim. Ama neredeyse 15 sene geçmiş üzerinden, artık o kadar güçlü bir duygu beslemiyorum ona karşı. O yüzden nefret falan da kalmadı

İlk başlarda hatırlatacak şeyleri görmek istememen normal. Zamanla unutulmayacak şey yok, biraz zaman geçince hissizleşiyor insan
0
kullanicadi
(22.10.25)
Nefret ile aşk birbirine bir hayli benziyor bence karakteristik olarak. Nefret de tutku içeriyor. En temizi bir şey hissetmeyebilmek.
0
lüzumsuz adam
(22.10.25)
Aşk başka nefret başka.
aşık olmadığım kişiden nefret etmeyebilirim mesela, ya da tam tersi.
Fakat şu sıralar her şeyden ve herkesten nefret edebilme potansiyelim yüksek .
0
rakicandir
(22.10.25)
@rakicandir aslında ne kadar aşık olursak sonucunda o kadar nefret mi ediyoruz açısından sormuştum. Bende son zamanlarda her şeyden nefret etmeye başladım hadi hayırlısı diyorum
0
🌸mermaidd
(22.10.25)
Ayrılış sürecine göre değişir. Hiç tanıyamayacağım birine dönüşmüşse, nefret olmasa da kötü anmak olabilir.
0
gabe h coud
(22.10.25)
Hiç bir eski sevgilimi kötü duygularla anmadım. Sadece bir tanesinin ciddi mal olduğunu düşünüyordum ama isimlerini bile unutmuşum çoğunun. Ne nefret edeceğim yani işim gücüm yok.
0
Gradient_tabanlı_mor
(23.10.25)
kimseden nefret etmem. bittiyse bitmiştir.
0
koela
(23.10.25)
(3)

Gravür nedir?

darkwizard
Arkadaşlar Gravür baskı değil mi? Antika ve Mezat sitelerinde 5000 10000'e satılan gravürler var bunlar bu kadar hatta bazen daha fazla para ediyor. Sadece 1 tane mi yoksa yüzlerce baskısı mi oluyor. 150-200 yıllık gravürler.
Arkadaşlar Gravür baskı değil mi? Antika ve Mezat sitelerinde 5000 10000'e satılan gravürler var bunlar bu kadar hatta bazen daha fazla para ediyor. Sadece 1 tane mi yoksa yüzlerce baskısı mi oluyor. 150-200 yıllık gravürler.
0
darkwizard
(21.10.25)
Bakır plakayı metal kalemle kazıyıp üzerine resim çiziyorsun. Sonra o plakayı komple boyayıp patates baskısı gibi kağıda basıyorsun. Çizdiğin resim de çiziklern derinliğine içindeki kenarındaki boya miktarına göre kağıda geçiyor. Teknnik olarak binlerce baskı üretebilirsin o plakadan.
+1
synesthesia
(21.10.25)
bazı gravürler ender bulunuyor. sebebi de ana kalıpta değişiklik yapılması. yeni bir plaka yapmaktansa aynı gravürü düzeltip veya değiştirip baskı yapılabildiği için orjinal gravürler çok az olabiliyormuş. bu bilgiyi eski istanbul depremlerinin nerelere hasar verdiğini ve yıkılan binaların mimarisi de bilindiği için depremin şiddetini tahmin ettkleri bir yöntemi anlatan videoda görmüştüm. orada aynı yeri depremden önce ve sonra gösteren ama aynı plakadan üretilmiş gravürler üzerinden anlatıyorlardı.
+1
ground
(21.10.25)
Gravürün değerini belirleyen birden fazla durum var. İşçiliği, basımı, kopyası bunlardan bazıları. Ek olarak her sanat ürününde olduğu gibi sanatçının değeri ve ona yüklenen anlam da etkili.

Yukarda bahsedilmiş, gravür plakaları basıla basıla eziliyor ve çizgiler netliğini kaybediyor. Baskı sayısı da bir "seri üretim" gibi çok aşırı fazla değil. Zaten dolaşım payları da düşük. Örneğin o satıştaki gravürün kaç kopyası günümüze ulaştı? Kimlerde var ne nasıl muamele görüyorlar?

Genel anlamda bir gravürün ilk baskıları en değerli olanları. Gravür sağlam kaldıkça yeni baskılar alınabilir. Gravür eskiyince tadilattan geçiyor veya kopyalanıyor bunlar artık farklı basım değil, farklı state içinde değerlendiriliyor, yeni seri sayılıyor ve değeri daha da düşüyor.

Bu açıdan neden 5.000, 10.000 anlamak için ünlü bir sanatçı mı, bu sanatçının ilk baskıları mı, işçiliği nasıl, neyi resmediyor, kompozisyonda entelektüel açıdan değerli farklı datalar var mı? Örneğin birçok gravür şehirlerin tarihi planını anlamak açısından da önem arz ediyor. Ya da örneğin sanat tarihi içinde konumu ne? Niş bir akımın ürünü mü, nedir? Bunlar hep ekstra değer.
+1
akhenaten
(21.10.25)
(5)

Aile bireyleri arasındaki saygısızlık ve benim yıpranışım

egerbiryolcu
Abimin çabuk parlayıp sönen bir öfkesi var. Annem ise haklı olarak saçma sözler karşısında cevap vermeden duramiyor. Anneme kizdiğim şey belliki parlayacaği belli abimin. ortamdan ayrıl ya da konuşma üstüne gitme yav he de geç. Abim zaten agresif bı kişilik üslup saygı maygi kalmiyor. Ve surtusmeler
Abimin çabuk parlayıp sönen bir öfkesi var. Annem ise haklı olarak saçma sözler karşısında cevap vermeden duramiyor. Anneme kizdiğim şey belliki parlayacaği belli abimin. ortamdan ayrıl ya da konuşma üstüne gitme yav he de geç. Abim zaten agresif bı kişilik üslup saygı maygi kalmiyor. Ve surtusmeler genelde kahvaltı ya da yemek saatlerinde yaşanıyor. Çünkü abim o zamanlarda yanımıza geliyor genelde. O yüzden benim kahvaltim ya da yemeğm genel olarak da günüm zehir oluyor. Sonra bir bakıyorum abim pişman olmuş ya da bunlar hic yaşanmamış gibi ortaya normal bir konu atiyo. Annem de uyuyor buna. Koca kadın tabi küsmüyor kin tutmuyor.

Mesela abim vefat eden babam hakkında "senin kocan niye o zaman öyle bı yer almadı"
Anneme de "Lan gerizekali" gibi hakaretli konuşuyor. Anneme kızıyorum bu kadar da sabredilmez ama onun da elinden bı şey gelmiyor. Ben abimle ciddi bı konuşma yapsam ağlamaktan konuşamam diye yeltenemiyorum. Ya tadimizi kacirmayin, yine başlamayın vs diyorum ortamda sonra zaten o kelimeleri ses yukselisini duyunca hemen agladigim için odama kaciyorum çocuk gibi. Hele o babam hakkında konuşmaları artık iyice tepenin taşını artırdı abime patlasam bu defa uzulcegini bildiğim için buna da üzülüp gene dertlenen ben olcam.

Ama katlanilacak gibi değil. Daha ne kadar curuyecegim böyle. Akşama kurabiye yapıp keyifle yemeyi planlıyordum şimdi ölen babama laf söylendi diye saatlerce gozyasi akiticam:(

Her gün olan şeyler değil abim de hep bu üslupta konuşan biri değil ama ailesine karşı bir öfkesi var her şey batıyor sinirli konuşuyor işine gelmeyen bir konu olunca veya kendi dusuncesinde israrliysa. Ama saçma yani ortaya bir muhabbet atıyo annem de karşılıklı konuşuyor kadın. Abim kendi satasiyir veya annemin kabul etmeyeceği bir şey söylüyor bir bakiyorum abim bomba gibi pat pat sanki annem ona sövmüş gibi bı üslup kullaniyor.

Bu arada abimi de muhitimizde herkes sever. Bazen komşular ne kadar saygılı efendi bir çocuk der annem de şaşırır kadın...
0
egerbiryolcu
(20.10.25)
Kaç o evden.
+2
runaway
(20.10.25)
Belli ki gücü size yetiyor ve size sataşıyor.

Aman tadımız bozulmasın şeklinde hayatı kendinize zehir edersiniz.

Abiniz haklı falan değil. Sinir problemleri varsa psikiyatriye gitsin.

Yok öyle insanlara demediğiniz lafı söyleyip daha bi özür dilemeden yok saymak.

Kendinizi ezdirmeyin, karşılığını verin.
0
substituent
(20.10.25)
Kaçın kurtulun +1

Ama bu her zaman mümkün olmayabiliyor. Abinizin anne babanızla yaşadığı her şeyi bilmiyor olabilirsiniz. Aynı kişiler onun da anne babası. Belki tepkilerinin sebepleri vardır. Birçok anne baba ne yazık ki kötü niyetli olmasalar da sonunda çocuklarının kendilerinden bağımsız sağlıklı insanlar olarak yetişmelerini engelleyebiliyor. Bu onları bilinçli şekilde kötü yapmaz, ama bu tip konularda sabıkalıyız ülkecek.

Haliyle;

1- Abinizin anne babanız hakkındaki sözlerini "anne babanıza" söylenmiş olarak almayın. O kendi anne babası hakkında konuşuyor. Bunu bu şekilde ele alırsanız zihnen size faydası olur.

2- Ancak diğer taraftan pratik bir çözüm de gerekli. Ne olursa olsun siz de o evdesiniz ve onlar sizin de anne babanız. Abinizin kötü deneyimleri ve kendince haklı veya haksız sebepleri olabilir. Ancak siz onun derdini çekmek durumunda değilsiniz. Bu durumda genelde sert yapmak işe yarıyor. Gerektiği yerde o deliyse siz daha deli olup onu bastırın. Sizin artık bunlardan bıkıp usandığınızı bilmeli. Bilmesi yetmezse sizin de bir bela olarak orada olacağınızı anlamalı.

Yıllardır kökleşmiş aile içi davranışların basit şekilde birkaç tavsiyeye uyarak ideale dönebileceği beklentisine kapılmamalısınız. Nihai hedefiniz kendinize odaklanıp oradan çıkışınızı hazırlamak olmalı. Ancak bu süreçte ipleri biraz elinizde toplayabilirseniz en azından her şey kontrolünüz dışındaymış gibi hissetmezsiniz.
0
akhenaten
(20.10.25)
Toxic family. Kaç dayı ordan.
0
mikahakkinen
(20.10.25)
Dışarıdan konuşmak kolay olacak ama ben şunu denerdim; üçünüzün de keyifli olduğu, sohbet ettiği bir anda, sofrada tartışma ve yüksek sesten hoşlanmadığınızı, psikolojinizi etkilediğini de, onlara da stres ve sağlık sorunu olarak döneceğini söyleyip sofrada tartışma olmamasına söz verdirin. Tekrar olursa konuşmuştuk bunu dersiniz, olmazsa masayı terk edersiniz. Yani belirli bir olay üzerinden, asla taviz vermeyeceğiniz bir sınır koyun.
+1
kaset
(21.10.25)
(6)

b2 düzeyinde ingilizcesi olan biri için ingilizce kitap/roman/hikaye önerisi

Bartebly
Yapabilir misiniz?Teşekkürler.
Yapabilir misiniz?

Teşekkürler.
0
Bartebly
(16.10.25)
Wizard of Oz serisini rahatça okursunuz. Kitapların hepsi Project Gutenberg'de public license ile mevcut.
0
akhenaten
(16.10.25)
harry potter kitapları. roald dahl'ın yazdığı kitaplar...
+1
dilemma of subscribtionability
(16.10.25)
www.enginyayinevi.com.tr
www.trendyol.com
bu tarz yayinlarin level 5-6'lari denenebilir. level 6 sular seller gibi gectigi zaman harry potter'a falan yonelilebilir.
+1
hot potato
(16.10.25)
otostopçunun galaksi rehberi
0
herzan
(16.10.25)
roald dahl +1 bize okulda onun kitaplari cok okutulurdu.

bir de James Howe diye bir yazar vardi, onun kitaplari iyidi diye hatirliyorum.
0
cooperr
(16.10.25)
1984, cesur yeni dünya, hayvan çiftliği, leviathan.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(16.10.25)
(11)

ChatGPT sizle hangi tonda konuşuyor?

sekizdokuzon
Benimle Çetin Çetintaş tonunda konuşuyor. Aforizmalar, küçük başarıları ödüllendirmeler, ölümüne kişisel farkındalık teşviği. Sizinle nasıl konuşuyor?Teşekkürler.
Benimle Çetin Çetintaş tonunda konuşuyor. Aforizmalar, küçük başarıları ödüllendirmeler, ölümüne kişisel farkındalık teşviği.

Sizinle nasıl konuşuyor?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(15.10.25)
Genelde yalaka.

Bravo, çok iyi yakalamışsın!
Bu harika bir soru!
Sen çok yaşa!

Yakında ağzın bal yesin demesini bekliyorum.
0
auroraaurora
(15.10.25)
Çok yalaka davranıyor. Arada bir lütfen samimi fikrini söyle, eleştir beni, dürüst ol, taraflı yaklaşma diye hatırlatma yapmam gerekiyor.

Ne yazık ki ben kaşındım.. Bana kraliçem de, princess treatment istiyorum demiştim bir zamanlar..
0
kullanicadi
(15.10.25)
Çok yalaka +1
Her şeyi onaylıyor. daha doğrudan, net ve eleştirel ol diye düzeltme yapıyorum arada
0
grimavi
(15.10.25)
Paso ovüyor. Vay bunu nasil dusundun diyor. Ben mi yapay zekayim o mu anlamazsin.
0
brkylmz
(15.10.25)
Çetin çetintaş kimmiş diye baktım Youtube'dan. Evet benim gpt bu. Tonlamalar, duraksamalar falan aynı. Sadece bir tutam beyaz yaka satış temsilcisi karizmatik ses tonu eklememiz lazım.
0
akhenaten
(15.10.25)
Mesaj tonu ile ilgili ayarı var değiştirebilirsiniz.
0
anon1m
(15.10.25)
öyle bir yalakalık yapıyor ki, ben 8-9 yaşındaymışım, kendimce bir şeyler yapıyormuşum da, annem babam ya da öğretmenim bana cesaret veriyormuş gibi geliyor.
0
co2s2
(15.10.25)
Gpt’ye göre dünyanın en müthiş insanıyım. 2026 dünya kupası maçları tr saatiyle kaçta diyorum “oo kral müthiş bir soru böyle bişey yok nerden aklına geldi vallahi helal” falan diyor sürekli.
0
avatar is back
(15.10.25)
yalaka. "aslansın kaplansın, adam mı öldürdün haklısın tabii ki hacım, bu sorular kimsenin aklına gelmiyor, off ne zekisin sen ya, vay anasını sen gibi adam var mı dünyada"... kısa kes, yalakalık yapma, g*t yalama dediğim halde bu kadar terbiye oldu.

midemi bulandırdı artık bu dalkavukluğu.
sordum neden böylesin diye bir gün: "insanlar sevsinler abone olsunlar diye böyle yapıyor beni openai. etik metik yok bizde, varsa yok para" dedi (ticari kaygılar gibi daha soft ifadeler kullandıysa da aynen bu anlamda şeyler söyledi).

claude'u kullanıyorum bu kadar dalkavuk değil diye, sanırım 4.5 ile o da aslansın kaplansın moduna geçti.
0
biseysorcaktim
(15.10.25)
doğrudan, dürüst, hafif keskin.

yalakalık yapmasına izin vermemek üzere eğittim.
0
Algorix
(15.10.25)
şu videodaki gibi.

youtube.com
0
jepa
(15.10.25)
(14)

Kadınlarla çalışmanın zor olması?

mikahakkinen
Er kişiyim. Üniversitede okuduğum bölümde genelde 1 veya 2 erkek mevcudu vardı. Ders aralarında diğer bölümlerdeki er arkadaşlarımla takılırdım. Yaklaşık 15 senelik iş hayatımda da çoğunlukla odada tek erkektim. Farklı farklı kadınlarla çalıştım. Genel olarak dürtüsel tepkisel bir kişiliğim var. Ama
Er kişiyim. Üniversitede okuduğum bölümde genelde 1 veya 2 erkek mevcudu vardı. Ders aralarında diğer bölümlerdeki er arkadaşlarımla takılırdım. Yaklaşık 15 senelik iş hayatımda da çoğunlukla odada tek erkektim. Farklı farklı kadınlarla çalıştım. Genel olarak dürtüsel tepkisel bir kişiliğim var. Ama her gün öfleyen püfleyen, triplenen, aşırı duygusal ve değişken bir cinsiyetle çalışmak beni aşırı sıktı. Eşimden bu tarz şeyleri görmedim.

İş değiştirme şansım yok ama sıkıldım. Yani 4 tane erkeğin bulunduğu bir odada çalışmak tercihimdir.
-10
mikahakkinen
(13.10.25)
bence kadınlar zor, erkekler kolay gibi bir genelleme yapmak saçma. zor insan olur, zor kadın olmaz.

ünide tıpkı senin gibi %95’ini kızların oluşturduğu bir bölümde okudum. ofis hayatında da çoğunlukla etrafımda kadınlarla çalıştım. çalışması zor kadınlar olduğu gibi erkekler de gördüm. tek bir cinsiyet üzerinden genelleme yapamam. ünide ve iş hayatında en yakın arkadaşlarım da genelde kadınlardı.
+4
sir gawain
(13.10.25)
şu anki iş yerimde 5 yıldır erkeklerin içinde çalışıyorum. bu sürenin çoğunda tek kadın çalışandım hatta. erkeklerin öfleyip püflemeyen, triplenmeyen canlılar olduğunu size düşündüren nedir, çok merak ettim. genellemeleri yanlış bulmakla beraber son 5 yıllık tecrübeme dayanarak erkeklerle çalışmak zor diyorum.
+3
elorelia
(13.10.25)
bence de genelleme yapılmaz ya kişi ile ilgili.
mesela ben kadınım ve benimle çalışmak zor bence çünkü hemen sinirlenen biriyim. tahammülüm düşük.
ama bence ofiste erkek bi çalışan var onunla da çalışmak zor. hiç öfleyip pöflemiyor ama iq seviyesi çok düşük. ona bir işim düştüğünde sinilenmeden sakince anlatmaya çalışmak, böyle defalarca anlatmaya çalışmak inanılmaz zor.
+1
Sadece soruyorum
(13.10.25)
Çalıştığım errrkek gibi errkeklerden bazı örnekler:
Eskiden çalıştığım yerde bir patronum, eşi yan odadayken (veya iş yerindeyken), bir kadın çalışanla sürekli odasının kapısını kapatarak öğle yemeği yiyordu. Kadın çalışanlara "arkadaşlar biraz daha güzel giyinelim, makyajımıza dikkat edelim" diyordu. Kızı yaşındaki çalışanlara sarkıyordu, gecenin yarısında mesajlar atıyordu.
Başka örnek errkek çalışan yine gecenin bir yarısında kadın çalışanlara mesaj atıyordu, sadece kadın çalışanlara sürekli biçimde "gülüm, canım, birtanem" diye sesleniyordu ve tepki gösterince "alınmıyorsun değil mi, samimiyetten eheeheh" diyordu.
Bir başkasının bizzat bana sabahın 04.30'unda mesaj atmışlığı var.
Bir öteki, yine erkekti. Torun torba sahibi ama müdürle kırıştırıyordu ve bütün iş yeri bunu biliyordu. Bu adam bir de hayvan gibi vergi kaçırıyordu, çalışanlara bağırıyordu, izin istediğinde yalvar yakar veriyordu, suratımıza bakmıyordu. Hatta bir kere kızı ameliyat olan bir çalışana izin vermemişti çünkü "bakacak kimse mi yok?" diye çıkışmıştı. Aynı errkek gibi erkek adam, üç ay boyunca maaşını vermediği (ve zaten kayıt dışı çalıştırdığı) temizlik görevlisi en son ağlayınca "sen de amma paragözsün" demişti.

Kadınlarla neler yaşadım? Parada anlaşamayıp efendi efendi yolları ayrıldık. Bu kadar. Taciz edilmedim, hakkım yenmedi, hakaret edilmedi, zorla bir şeyler imzalatmaya çalışılmadı.

Ama aynen, kadınlarla çalışmak zor çok haklısınız.
+6
mor bembombom
(13.10.25)
Benim kendi deneyimim, kadınlarda sayıca daha çok ufak tartışmalar çıksa da genelde art niyetli olmuyorlar. Erkekler her türlü sinsi pislikliği yapıyor. (Erkeğim)
+2
aguen
(13.10.25)
Benim için hep tam aksi oldu bu zamana kadar. Kadınların kendi arasında durum nasıl bilemiyorum ama erkekler bir arada olunca sınırları çok kolay kaldırıyor. Erkek muhabbeti de beni bayıyor. Bizim millette genel olarak yaparız abi, hallederiz hocam kafası hakim. Erkekler bir aradayken bu damar iyice kabarıyor. Kadınlarla çalışırken işe daha iyi yoğunlaşıyorum, daha sistemli gidiyor.

Çalıştığım yöneticiler açısından da kadınlar daha iyiydi. Örneğin erkek yöneticiler genel olarak olmazdan anlamıyor. Yan yatırın, çamura batırın, kenarından kırpın diye yan çiziyor, iş gerçekten olmayınca alelacele iki ayağı bir pabuca sokuyorlar. Kadın yönetici olmazdan anlıyor. İş adım adım ve tek seferde gidiyor.

Ayrıca erkek yöneticilerin odağı çok kolay dağılıyor. Yok hafta sonu şöyle yapalım, yok gidip bilmem ne gömelim, şuraya şunu alalım yolumuzu bulalım.... bir ton şey. Hariçten bir sürü şey çıkarıyor. Kadınlar bu tarz atraksiyonlara girmiyor pek.

En azından benim deneyimim bu yönde oldu hep.
+1
akhenaten
(13.10.25)
Ben bir kadın olarak kadınların tepkiselliğinden ve çok konuşanlarından gerçekten çok rahatsız oluyorum, bunlardan ikisi benim annemle teyzem. Öf pöf etmek zaten en zıddıma giden şeyler, çekilecek dert değil. Haklısın.
-2
muhayyer divan
(13.10.25)
Gerçekten zor bu arada.

Otu boku yanlış anlamalar, yokuşa sürmeler. Sıkıntılı.

Erkekler daha çok görev adamı, yapalım, bitirelim, gidelim.
-1
baldan kaymak
(13.10.25)
Tedarik zinciri kadın daha fazla olan bir sektör ve genel olarak kadınlarla çalışmaktan memnunum. Özellikle onlarla olan farkı görmek enteresan (örnek verirsem ben işe alım yaparken çok daha analitik şeylere bakıyorum, benim müdürümse daha duygusal, karaktersel şeylere. O sebepten iyi bir takım oluyoruz).

Misal mevcut organizasyonda erkeklerin karakter kalitesi kadınlara oranla çok daha düşük. Yalnız yalan olmasın çalışanlarımın erkek olanları ile daha direkt olurken kadınlara bir tık daha indirekt yaklaşıyorum. Gene açık konuşmak gerekirse emekli olan eski müdürle futbol, rugby, araba konuşmayı baya özledim. Galiba kadınlarla çalışmadaki tek sorun bu benim için çünkü ilgi alanlarımız farklı.
0
logisticsmanager
(13.10.25)
şirketlerdeki kadın yönetici azlığının, kadın bürokrat azlığının vs. genel sebebi tam olarak budur. kadınlarla çalışmak çok zor, çünkü kadınlar pazarlığa açık kişiler değil. bunları idare edemiyorlar.

en basiti benim gözlemim olan site grupları.
bir sorun karşısında site grubundaki erkekler "şöyle şöyle bir durumla karşılaştık, bu konuda böyle böyle aksiyon alınması çok iyi olacaktır" tarzında temiz bir üslupla yaklaşırken, aynı konuyu kadınlar kavgaya, sataşmaya ve çekişmeye çekiyorlar anında.

hatta bu diyalogları gösterdiğim kadın çevrem de genelde "adam niye böyle yazmış ki" diye topa giriyorlar, daha sert, daha pazarlıksız daha tahammülsüz yaklaşılması gerektiğini söylüyorlar.

özet geçmek gerekirse;
tartışmaya kapalı bir şekilde kadınlarla çalışmak çok zordur. çünkü her olaya fazlasıyla tek boyutlu bakarlar. pazarlığa kapalıdırlar. bu genetik bir şeydir, buna kimsenin yapabileceği bir şey yoktur. erkeklerin testosteronunun fazla olması gibi bir şeydir yani.
0
tchuck
(13.10.25)
Nacizane hayat tecrubem:
kadinlar cok fazla stres yapiyor, herhangi bir meseleyi cok buyutuyor, raporu nasil yetistirecegiz iki gun kaldi, o musteri niye hala donus yapmadi bilmemne cok fazla sinir, stres, gerginlik yayiyorlar cevreye. Erkeklerse "hallederiz, bir sekilde aradan cikartiriz, dunyanin sonu degil" kafasinda.

Kadinlarda dedikodu,ikiyuzluluk ve yapmaciklik da cok fazla. Kiskancliktan, fitneden birbirlerini bogazlayacak iki insan yuz yuze gelince bluzun, etegin cok yakismis diye yalandan gulumserler, muhabbet ederler, vicik vicik birbirlerini overler. Erkekler kimse bana bulasmasin, dertsiz basim agrisiz asim mantalitesinde genel olarak.

Kadinlarin ilgi acligi diye bilimsel bir olay da var sanirim,cogu erkek sadece yuzunu yikayip geliyor, kadinlar bir suru kombin, makyaj vs. Orasi benim ekmek yedigim yer ya, ben cinsiyetsiz takilmak herkesi ana baci kardes gibi gormek istiyorum ekmek yedigim yerde. Benim dikkatimi niye parfumunle, dekoltenle, suh kahkahalarinla, dagitiyorsun.
+1
neck_and_neck
(13.10.25)
herkesin yorumuna saygılıyım sadece ben bireysel tecrübemi ilettim. erkeklerle çalışmadığım için kadınlarla olanı yazdım. kesinlikle amacım cinsiyetçilik değil.
0
🌸mikahakkinen
(13.10.25)
ben feminist bir insan olarak yazıyorum:
çalıştığım bir devlet kurumunda kadınlar yüzünden ruh hastası oldum. çoğusu kafadan rahatsızdı. narsistler, dalkavuklar, neler neler...
0
gijilti
(13.10.25)
2018'den beri %90'ı kadınlardan oluşan ekiplerle, yöneticilerle çalışan biri olarak şunu diyebilirim ki, kadınlarla çalışırken onlara adapte olmak gerekiyor. Buna adapte olmuş bir erkek olarak, erkek çoğunluklu ekiplerle çalışmaya başlasam bu sefer oraya adapte olmam gerekecek.

Neticede kadın ve erkeklerin belirli farkları var ve uyumlu olmaya çalışmak işleri kolaylaştırıyor.

Senin için demiyorum ama kadınlarla çalışmak zordur demek; normal olan erkeklerle ve onların atmosferinde çalışmaktır, kadınlar bundan farklı olduğu için anormal olan onlardır, anlamı taşıyor. Bu da erkek-merkezci bir bakış açısı.
+3
Bruce
(13.10.25)
(16)

Pazar neşesi olarak okült/cadılık/wicca temalı dizi ve filmler

kullanicadi
Bu konuda zaten yeterli olan külliyatımı daha da genişletebilir miyim diye bir merak içerisindeyim:p kenarda köşede izlemediğim bişi kalmasın istedim (:Ana karakterin cadı olduğu ya da okült ritüel ve gizli tarikat içeren tüm filmler kabulüm. Önereceklerinizin büyük kısmını izlemiş olabilirim ama bi
Bu konuda zaten yeterli olan külliyatımı daha da genişletebilir miyim diye bir merak içerisindeyim:p kenarda köşede izlemediğim bişi kalmasın istedim (:

Ana karakterin cadı olduğu ya da okült ritüel ve gizli tarikat içeren tüm filmler kabulüm. Önereceklerinizin büyük kısmını izlemiş olabilirim ama birkaç tane güzel ve bilmediğim tavsiye bile alsam çok mutlu olurum.

İzlediklerimden kabaca aklıma ilk gelenleri sıralayayım yine de. American horror story coven sezonunu çoktan izledim. Marianne, archive 81, the chilling adventures of Sabrina gibi dizileri ayıla bayıla izledim.

The vvitch, häxan, stardust, the ninth gate, hereditary, a dark song, suspiria, practical magic, the craft, the autopsy of jane doe beni içerik olarak tatmin eden filmler. Blair witch serisini sevemiyorum. Romantik komedi janrında cadı içeren filmleri nadiren beğeniyorum.

Teşekkürler şimdiden<3
+4
kullanicadi
(12.10.25)
Sodomun 120 günü
-3
thesomberlain
(12.10.25)
Tam o frekansta olmasa da "Gülün Adı" belki aradığın şeylerden biri olabilir.
0
rakicandir
(12.10.25)
yenilerden weapons. modern bir cadı uyarlaması.

aklıma gelen diğer filmler:

oddity
skeleton key
drag me to hell

içinde cadı yok ama okült dediğin için:

kill list
the ritual
+2
sir gawain
(12.10.25)
"Rosemary’s baby" okült/tarikat temasının atalarından

Yenilerden "Midsommar" var, yine okült/ritüel temalı

The Ritual +1
+2
ermanen
(12.10.25)
Dizi olarak, cadı temalı, yenilerden ve eğlenceli:
Agatha All Along
+1
ermanen
(12.10.25)
Midnight Mass

Tam olarak istediğin gibi olmayabilir ama işin içinde bir tarikat var. Ben sevmiştim.
+1
nhk ni youkosu
(12.10.25)
Muhtemelen biliyorsunuzdur ama yazmamışsınız diye yazayım dedim. Salem (2014) diye bir dizi var. Püriten, cadı kavgaları temalı.
+1
akhenaten
(12.10.25)
çok film izlediğim için aklıma geldikçe yazıyorum.

The Wicker Man var yine, ritüel/folk horror filmlerinin atalarından

uzakdoğu yapımı:
The Wailing (Gokseong)
incantation (Zhou)

yine tarikatlı ritüelli, acayip mindfuck'lı, fantastik ve gore:
Mandy

ritüel/tarikat temasına girebilecek ama spoiler vermeyim, akla zor gelebilecek iki film:
Martyrs
The Cabin in the Woods
+1
ermanen
(12.10.25)
Türün bu kadar içinde olduğuna göre (: izlemiş olma ihtimalin yüksek gerçi ama:

angel heart (1987)
0
lüzumsuz adam
(12.10.25)
Salem diye bir dizi var 2014 tarihli
Bir de kesin biliyorsundur ama the crucible var film hatıtladığım. Çok iyidir winona ryder başrolde.
0
neira
(12.10.25)
tarikat veya ritüel temasından izlediğim başka iyi filmler:

get out
the invitation
the endless
children of the corn
mother!
silent hill (ana teması tarikat değil tabii ama kilit nokta tarikat var, neyse spoiler vermeyim çok, oyundan uyarlama olarak iyi korku filmlerinden)

izlemediğim ama izlemek istediğim önerilmiş iyi filmler:

dagon
apostle
the empty man
faults
the other lamb
sound of my voice
Martha Marcy Mae Marlene

bilindik ama pek beğenmediğim:
eyes wide shut
0
ermanen
(12.10.25)
Aklıma ilk Bedknobs and broomsticks geldi.
Buffy the vampire slayer var.
The Magicians var.
0
yadigar
(12.10.25)
Yenilerden A Discovery of Witches var
0
sertac akin
(12.10.25)
Çok eskiden tvde dublajla falan izlemiştim, iyi mi değil mi değerlendiremem ama, Kasabanın Cadıları var, 87 yapımıymış. m.imdb.com
0
(12.10.25)
the endless +1 (gizli tarikatlı) - sevdim
heretic (okült ritüel + gizli tarikatımsı) - sevdim
weapons (cadılı ve okült ritüelli) -fena değil
bring her back (okült ritüelli) - sevdim
together (gizli tarikatlı okült ritüelli ama romantik komedi bi tarafı da var) -fena değil
the love witch (cadılı) -fena değil
late night with the devil (cadılı okültlü) - sevdim
infinity pool (tarikatlı) - sevdim
hereditary (tarikatlı) -fena değil
the menu (tarikatlı) -fena değil
+1
semaforo de medianoche
(12.10.25)
Salem (2014)
0
tekdir ile uslanmayan kiz
(18.11.25)
(16)

Evinize gelen misafir nasıl bir hediye getirirse çok mutlu olursunuz?

sekizdokuzon
Bana 40-50 cm boyunda bir salon bitkisi getirenin kendi yatağımda yatmasına izin verir, kendim salonda yatarım. Var değil mi böyle ev ziyaretine çiçek, bitki götüren güzel insanlar?Siz nasıl bir hediye alsanız gerçekten mutlu olursunuz?Teşekkürler.
Bana 40-50 cm boyunda bir salon bitkisi getirenin kendi yatağımda yatmasına izin verir, kendim salonda yatarım. Var değil mi böyle ev ziyaretine çiçek, bitki götüren güzel insanlar?

Siz nasıl bir hediye alsanız gerçekten mutlu olursunuz?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(11.10.25)
paşabahçe beğenmezsem gider istediğimide alırım, bizim ailede genelde paşabahçe , daha azı madame coco nevresim seti battaniyesi falan
+1
eja
(11.10.25)
Maddî anlamda çok sıkıntılı bir zamanımdayken getirilen gram çeyrek yarım tam altın türünde bir hediye haricinde hiçbir hediye beni "çok mutlu" etmez sanırım. "Çok mutlu olmak" benim için epey büyük bir şey ya da algılarım/beynim abartıyor da olabilir, bilemedim şimdi. Hayal kuramadım resmen.
0
muhayyer divan
(11.10.25)
Benim için en güzel hediye misafirin hiç gelmemesidir.
+4
rock n roll
(11.10.25)
Ben bunları yapmasalarda yatağımı veririm
+2
Kahvedesu
(11.10.25)
Çiçek gelse bile bakmayı beceremiyorum bi fesleğenim vardı kuruttum.
Parfüm getirirse mutlu olurum.
Yiyecek olarak fıstıklı baklava gelirse mutlu olurum. Ama kalitesiz yerlerden alınmış çamur gibi baklava olmayacak.
Kaliteli lokum ve çikolata da olabilir.
+1
tabudeviren
(11.10.25)
çiçek iyi fikir.

birileri bir eşya getirince genelde mutlu olmuyorum.
neden zahmet ettin, ne gerek vardı, bir sürü masraf yapmışsındır şeklinde bir anne çıkıyor içimden. layık görmüyorum belki de. basit bir şeyse de yine beğenmiyorum. boşuna çöp olacak evde diye.

çift olarak yaşadığımız eve bir arkadaşım ikili ve sevimli bardak getirmişti. biri 400 diğeri 500cl miydi neydi. arada bir bira içerken onları kullanıyorduk güzel andım o arkadaşı. sevimli bir hediyeydi ve insanı borç altında hissetirmiyor da. çok yer işgal etmeyecek bir saksı çiçeğine de mutlu olurdum. büyük çiçek herkese gitmez, evinde yer yoksa zülum olur.
0
biseysorcaktim
(11.10.25)
Birinci sınıf inanılmaz kaliteli bir baklava ve ya bu kalitede bir tatlı.
Hiç görmediğim göremeyeceğim nadide bir hediyelik olabilir
Güzel çiçekleri açmış saksılı bir çiçek
0
pislick0
(11.10.25)
güleryüz ve huzur getirsin başka şey istemem.

gerçekten getirse ne getirmese ne yani.
+3
gurur
(11.10.25)
Kaliteli malzemeden (cam, ahşap, mermer, kemik, bronz, prinç, titanyum veya bunların karışımı), seri üretim olmayan, mümkünse ilerde antika değeri olabilecek bir koleksiyon parçası olan küçük obje, vazo, kutu, ufak mobilya, alkol bardağı/kadehi, sofra malzemesi vs. alsam çok sevinirdim. Çok spesifik oldu sanırım.
0
akhenaten
(11.10.25)
Bana yakın arkadaşım bir kere doğum günü hediyesi olarak saksıda biber hediye etmişti canlı bir bitkinin hediye olarak gelmesi gerçekten şahane bir şey çok mutlu olmuştum.
Ev bitkisi hediye gelse çok mutlu olurdum ben de.
Farklı tasarımlarda kupa bardakları çok sevdiğimi bilen arkadaşlarım bana kupa bardak da hediye ediyorlar bu da çok hoşuma gider.
Evde kokteyl denemeleri yapmayı sevdiğim için şık içki bardakları hediye gelse çok hoşuma giderdi.
Bir kere televizyon battaniyesi hediye gelmişti o da hoştu.
0
mutekebbir
(12.10.25)
Biraz kimin geldiği de önemli. Sadece kendisi bile en büyük hediye olabilir. Aranızdaki yakınlığa ve ilişkiye de bağlı.

Çoğu zaman misafir gelmemesi daha iyi +1
Dışarda bir yere davet etmesi daha makbul. Veya tatil hediye etsin ne bilim :)

Benim ihtiyacım olan şeyleri bilip getirmeleri de makbule geçebilir. Materyal şeylere pek ihtiyacım olmuyor. Çiçek bitki vs. de evde sevmem. (doğada severim, doğaya götürsün mesela?) Belki bazı ev gereçlerinin daha iyisi olabilir. Yediğim spesifik şeylerle alakali birşey de olabilir.
+1
ermanen
(12.10.25)
Hediye getirmemesi, getirecekse de ya işime çok yarayacak bir materyal tercihimdir. Bunun dışında eşya/bitki/vazo tarzı şeyleri mümkün olan en kısa sürede sağa sola bağışlamayı tercih ediyorum. Gereksiz eşyalardan kurtulmak için evin 2/3'ünü attım.
0
rakicandir
(12.10.25)
Evde bitki konseptini hiç sevmediğim için böyle bir hediye gelse üzülürdüm napıcam bunu şimdi diye.

Onun dışında kahve fincanına okeyim ya her zaman kullanılıyor, çok işlevsel bir hediye, evde fazlası hiçbir zaman sorun çıkarmaz. Saçma sapan esprili bi şey olmadıktan sonra fincan iyidir
0
nundu
(12.10.25)
Misafirliğe gelecek olanlara bana güzel yazan eşantiyon kalem, defter, ajanda; ilginç tasarımlı kupa bardak getirin diyorum. Söyleyince biraz yüzsüzlük gibi oluyor (:D) ama istediğim şeyler ya ücretsiz ya da ucuz. Misafirliğe gidiyorsam genelde küçük bir mutfak eşyası veya iyi bir pastaneden duruma göre bir şeyler alıyorum. Evde pet besleniyorsa ona da ödül maması götürüyorum.
0
gnosis
(12.10.25)
Oğluma oyuncak getirilince mutlu oluyorum, bana bir şişe güzel bir içki gelirse seviniyorum :)
0
kimlanbu
(12.10.25)
sarı kız.
0
Hallegadola
(13.10.25)
(2)

Windows XP'de olan eğlenceli program?

efemsradyo
2000'ler masaüstü bilgisayarlarında çok küçük boyutlu, basit eğlenceli oyunlar ve eylemler içeren bir program arıyorum. Flash oyun mantığında, küçük boyutlu ve tek bir uygulama içinde birçok eğlencelik şeyler...Bilenler için şu tek örnek yeterli olacaktır:Mesela makineli tüfek seçip maus sol tıkla m
2000'ler masaüstü bilgisayarlarında çok küçük boyutlu, basit eğlenceli oyunlar ve eylemler içeren bir program arıyorum. Flash oyun mantığında, küçük boyutlu ve tek bir uygulama içinde birçok eğlencelik şeyler...

Bilenler için şu tek örnek yeterli olacaktır:

Mesela makineli tüfek seçip maus sol tıkla masaüstü ekranı tarayabiliyorduk.


Edit: bulundu
Desktop Destroyer
0
efemsradyo
(02.10.25)
Hatırlıyorum buna benzer farklı eğlenceli mini araçlar da vardı. Ama flash mı yapılmış veya ayrı bir program mıydı onu bilmiyorum.
Multitoys for Xp veya multitoys for PC desktop araması veya belki sonuç verebilir.

Bilgisayarı yerle bir ettiğimiz bir flash animasyon vs bazı şeyler hala var. İstersen bir rar paket yaparız
0
diyecevaplandı
(02.10.25)
Bunun orijinali desktop toys'du yanılmıyorsam
0
akhenaten
(02.10.25)
(4)

İngilizce ve/veya antik Yunanca bilen ya da bilgisi olan...

encokbenisevinnolur
Heraklitos'un İngilizceye flux olarak çevrilen kavramının Türkçesi ne olabilir?Devinim dendiğine rastladım ama sanki net bir karşılık değil gibi.Flow doğrudan akış oluyor tamam, o zaman flux ne olacak? Kavramsal olarak biraz ateş ile de iliskilendirmisler bazı yerlerde flux'i, yıkıp yakarak olabilen
Heraklitos'un İngilizceye flux olarak çevrilen kavramının Türkçesi ne olabilir?

Devinim dendiğine rastladım ama sanki net bir karşılık değil gibi.

Flow doğrudan akış oluyor tamam, o zaman flux ne olacak? Kavramsal olarak biraz ateş ile de iliskilendirmisler bazı yerlerde flux'i, yıkıp yakarak olabilen şey gibi.

Ne dersiniz?
0
encokbenisevinnolur
(02.10.25)
Akış olsa gerek.
0
auroraaurora
(02.10.25)
Flux kavramını kim terimselleştirdi bilmiyorum, felsefe literatürüne hiç hakim değilim.

Ancak bildiğiniz gibi Heraklitos'un günümüze ulaşmış eseri yok. Platon, Plutarkhos ve Aristoteles gibi diğer antik testimoniadan biliniyor.

Perseus'tan Platon'da alıntının geçtiği yeri aratınca orjinali şu şekilde; "πάντα χωρει καὶ ουδὲν μένει" (her şey ilerler, hiçbir şey yerinde durmaz.) - www.perseus.tufts.edu

Örneğin buradaki ingilizce çeviri "move" sözcüğünü kullanmış. Yolladığım linkte sağ üstte ingilizce focus butonuna basarsanız ingilizceye geçer.

Şimdi sizi ilgilendiren sözcük burada "χωρει" bu ilerlemek, yer değiştirmek demek. Move ingilizce için güzel bir karşılık aslında.

Ama etimolojisini bilemeyeceğim. Bu fiilin kökü χωρέω bunu wiktionary'de aratınca en.wiktionary.org

Fiilin isimden türediği görülüyor; χωρος. Yani alan/yer. Haliyle ilksel anlamı yer vermek, alan açmak. Homeros sonrası ilerleme anlamı kazanıyor.

Flux ve flow ise ingilizcede ayrılan sözcükler. Flux daha sofistike bir sözcük, anlamı daha iyi karşılıyor.

Artık gerisi size kalmış.
+1
akhenaten
(02.10.25)
devinim neden olmasin ki, anlam olarak sürekli degisim demek. tam olarak flux'i ifade ediyor. akis da olmuyorsa akinti olur herhalde?
neden flow degil flux dediler diyorsaniz, ayni anlama geldigi icin tercümeyi ilk yapan kisi kelime tercihini flux'tan yana kullanmistir.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.10.25)
@akhenaten: move'a rastlamamistim, bakayım, motion ile de iliskiliymis etimolojik olarak oradan yürünebilir. Flux'a takıldım ben aslında da aradigim, merak ettiğim şey
"χωρος" için aktardiklariniz baglamindaydi.

@konusma ben...: flux'i bazı yerlerde ateş, enerji ile de iliskilendirmisler, bu benim algım da olabilir de devinim deyince ateşin yarattığı değişimi pek karşılamıyor gibi, ondan başka ne üretilebilir diye arayışa girdim.
0
🌸encokbenisevinnolur
(03.10.25)
(7)

Telepati

bagdad cafe
hakkında ne düşünüyorsunuz? Gerçek olması için hiçbir sebep yok gibi görünüyor ama defalarca yaşadım, hala da yaşıyorum bunu. Siz yaşıyor musunuz? Yaşıyorsanız nasıl gerçekleştiğini düşünüyorsunuz?
hakkında ne düşünüyorsunuz? Gerçek olması için hiçbir sebep yok gibi görünüyor ama defalarca yaşadım, hala da yaşıyorum bunu. Siz yaşıyor musunuz? Yaşıyorsanız nasıl gerçekleştiğini düşünüyorsunuz?
0
bagdad cafe
(01.10.25)
Kalpten kalbe giden bir yol vardir görülmez, noktasındayım. Daha konuşursam pseudoscience a girer, can sıkar.
0
sekizdokuzon
(01.10.25)
Tam olarak belki telepati olarak geçmiyordur ama bana bazen şoyle tuhaf şeyler oluyor. Mesela ilginç dikkatimi çeken bı kelime bir yerde okudum diyelim o kelimeyi haberlerde bir yerde duyarım aynı vakitlerde. Mesela bir mesajda "şu anda" diye bir kelime okudum aynı anda bir duzide o kelime geçer. Bu tarz şeyler çok yaşadım. Algida seçicilik olduğunu düşünmüyorum çünkü çok spesifik kelimelerde, cumlelerde de basima geldi.bir de okuduğum ve duyduklarım aynı anda cakismasi zaten tuhafıma giden de.
0
egerbiryolcu
(01.10.25)
biz insan olarak olayları rasyonalize etme bir sebebe bağlama eğilimindeyiz. ayrıca insan beyni olayları çok kısa bir süre sonra tekrar yazma eğiliminde. onuyu 3 gün sonra hatırladığımızda böyle bir şeye bağlayabiliyoruz bir şekilde anlam yüklüyor.

ruslar soğuk savaş sırasındabu konuyla çok uğraştı tabi bir şey elde edemediler. James Randi bunu başarana 1 milyon dolar vereceği bir yarışma başlattı. bir kısmı dolandırıcı bir kısmı da bunu başardığına gerçekten inanan bir sürü kişi denedi. hiçbiri bilimsel ölçekte anlamlı bir sonuca ulaşamadı.
0
orpheus
(01.10.25)
@sekizdokuzon ben de bu noktadayım, sahtebilime çıkıyor gibi işin sonu ama bizzat yaşıyorsun, etrafta yaşanılanları duyuyorsun ama mantıklı bir açıklaması yok.

@egerbiryolcu bu da enteresan bir şey, eşzamanlılık diye geçiyor sanırım. telepatiyle ortak noktaları vardır belki ama benim kastettiğim daha çok iki kişi arasındaki istemsiz ve sözsüz iletişim.
0
🌸bagdad cafe
(01.10.25)
Şöyle düşünün, dünyada tamamiyle her konuda her işin suyunu çıkaran insanlar var.

Örneğin rainbolt biri var. Youtube'dan bakın. Google resimleri üzerinden yer tespiti konusunda aşmış. İnsan hayret ediyor. Bu sadece bir örnek. Bunu bilimin her dalından saniyede 60 yumurta soyan aşçıya kadar yayabilirsiniz. Eğer telepati gerçek olsa elbette ortalıkta bununla hava atan insanlar olurdu. Olmaması kaçınılmaz. Yok, çünkü böyle bir şey yok.
0
akhenaten
(01.10.25)
YAŞADıM GERÇEK :d

Mucizevi bişi
0
baldan kaymak
(01.10.25)
İnsanlar sanıldığı kadar özgün değiller; benzer hayatlar yaşayıp benzer şeyler düşünüyorlar, bunu da sürekli yapıyorlar. Arada bir olasılık kavramının doğası gereği gerçek olamayacakmış gibi gözüken tesadüfler yaşanıyor. Paranormal bir şey yok.
0
salihdt
(02.10.25)
(4)

şu görüntüler nasıl çekiliyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
ve nasıl okunuyor? yandan kesit gibi bir şeyler mi? üstten bakış gibi bir şeyler mi? https://www.eiscolabs.com/cdn/shop/products/cfndcd8xedixsgy4aza0_2f9111f0-ee14-449a-b30d-58c1880b8dfb_934x700.jpg
ve nasıl okunuyor? yandan kesit gibi bir şeyler mi? üstten bakış gibi bir şeyler mi?
www.eiscolabs.com
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.10.25)
ne ki bu?
0
kibritsuyu
(01.10.25)
Dijital mikroskop.
0
duyuruuser
(01.10.25)
ek olarak bkz. patoloji
+1 konuşma ben
0
eja
(01.10.25)
İşte böyle; youtu.be
0
akhenaten
(01.10.25)
(10)

Nasıl sevgili olunuyor?

skr1292
bu zamana kadar maalesef hiç sevgilim olmadı. hoşlandığım kızlar ve benden hoşlananlar oldu ama hep flört aşamasında kaldı. sevgili olamadık.hiç kimseyi bir yere davet etmedim çünkü ne yapacağımı veya ne zaman söyleyeceğimi bilmiyorum. siz nasıl sevgili oldunuz sevgilinizle, nasıl gelişiyor olaylar
bu zamana kadar maalesef hiç sevgilim olmadı. hoşlandığım kızlar ve benden hoşlananlar oldu ama hep flört aşamasında kaldı. sevgili olamadık.

hiç kimseyi bir yere davet etmedim çünkü ne yapacağımı veya ne zaman söyleyeceğimi bilmiyorum. siz nasıl sevgili oldunuz sevgilinizle, nasıl gelişiyor olaylar ne yapmam gerekiyor.
0
skr1292
(30.09.25)
Çok mu teknik düşünüyorsunuz?

Bu olayın özü hissiyata dayanıyor. Biri oluyor, onunla vakit geçirmekten hoşlanıyorsunuz, sırf canınız öyle istedi diye buluşmak istiyorsunuz ve o da tamam derse buluşuyorsunuz. Bu döngünün bir anında, her şey iyiyken bir anda hadi şu işin bir adını koyalım deyip bitiriyorsunuz. Belli bir yol izlemenize gerek yok.

Bu bazen oluyor, bazen olmuyor. Olmayacaksa A yolundan değil de B yolundan gittiniz diye bir şey değişmeyecek. Gönlü olan her şeyi sevdiğinize yorar gönlü olmayan havadan nem kapar. Olmuyorsa uzatmayın, oluyorsa da çok kafa yormayın.
0
akhenaten
(30.09.25)
Birkaç bölüm Johnny bravo izle, oradakilerin yüzde 90'ini hic yapmayacaksin, kalan yüzde 10unu da Türkiye şartlarına uyarlamak lazim. Bu başlangıç için bir şeyler sağlar ama uzun vadede ise yaramaz, o zaman kendi yöntemlerini uretirsin.
0
encokbenisevinnolur
(30.09.25)
Davet edeceksin. Mesajla konuları bitirmeden.

Buluşunca konu konuyu açıyorsa iyi yoldasınız, yoksa next.
+1
gabe h coud
(30.09.25)
Görüştüğün insanlara ilaveten buluşma teklifleri ediyorsun kabul edip iyi zaman geçirirken şakayla karışık iltifatlar hoşuna gidiyorsa ve o da aana yakın davranıyorsa bir sonraki hamle friendzonelanmamak için flörtöz konuşmalar yapmak. Ya o da ayak uyduracak yada ben seni arkadaş olarak görüyorum diyecek bunun sonucunda.
( bir duyurucu tavsiyeyi vermişti banada )
0
kararsızataletfilozofu
(01.10.25)
Youtube ta eğitici videolar var.
0
luluki
(01.10.25)
bu youtube videolariyla, eksi duyuru sorulariyla ogrenilecek bir sey degil.

seviyorsan git konus. konustukca da duygular gelisebilir.
0
baldur2
(01.10.25)
Hahaha video izle diyen acemilere bakma sakın. Messi'yi izleyince messi olunmuyor, piyano da ayni şekilde. Haahahha şimdi taslar yerine oturuyor, video ha? Hahahh

Abi bam bam bam konusacak bir sey her zaman bulunur. Soru soracaksin, cevap alacaksın. Soru soracak, cevap vereceksin. Muhabbet akıp gidecek. Karşılıklı ilgi yoksa tikanacak. Vallahi bu kadar. Hiiic kasma.
0
Shepard
(01.10.25)
ilk olarak senden hoşlanan kızlardan başla. ısın biraz, sonra sıra senin hoşlandıklarına gelir. kadın seçer unutma
0
Hallegadola
(01.10.25)
Kafanda büyütme. Bu işin tek bir tekniği, izlenmesi gereken tek bir yolu yok. Doğal olmak her şeyden önemli. Sevgili olabileceğini düşündüğün biriyle doğal konulardan konuşmaya başlarsın. Eğer muhabbet akıyorsa ve birbirinizin sohbetinden hoşlanıyorsanız dışarda buluşmaya çağırırsın. Bunun en klişe yöntemi kahve içmeye çağırmaktır. Güzel giderse zaten kendi kendine sevgililiğe evrilir.

Konu konuyu açıyorsa iyi yoldasın +1

"Ben senden hoşlanıyorum", "Tanışalım mı?" gibi fevri söylemlerden kaçın. Bunlar genelde ters teper. Sana ilgisi olan biri bile olsa henüz birbirinizi tanıma evresindeyken direkt "sevgilim ol" moduna girersen kaçar senden.
0
himmet dayi
(01.10.25)
biz önce internetten tanıştık, uzun uzun boş muhabbetler ettik, sonra ara ara okulda görüşüp bir şeyler içtik, bol bol bilgi alışverişinde bulunduk, uzun süre arkaaştık yani. ama bir çekim hissediyorduk ikimizde. arkadaşlık güzel gittiği için bir süre bozmadık sonra bir gün dışarda yemek yemeye çıkmıştık artık bu işin bir adını koyalım dedik fjghfdjgh öyle oldu. ilişkinin nabzına göre davranmak lazım. mesela arkadaşça bile görünse sevgili olmadan temas etmemek gerekiyor, aşırı iltifattan ve yapmadık yürüme davranışlarından kaçınmak. daha birbirini tanıyalı 1-2 ay olmuşken hemen seninle evlenicem vs dersen koşarak uzaklaşır ghjfghj bence flört aşamasında olabildiğince anı toplamak çok öenmli ve güzel. örneğin beraber bir tiyatro oyununa gitmek, bir sergiye gitmek vs. bir şekilde beraber bir yaşam öyküsü oluşturmak gerekiyor sanırım. sonrasında da zaten yollar birleşiyor.
0
Sadece soruyorum
(01.10.25)
(12)

Öneri

mermaidd
Memnun olduğunuz, uygun fiyatlı önerebileceğiniz bi bluetooth kulaklık var mı? Daha önce jbl tune 720bt kullanıyordum şimdi kulakiçi bir model istiyorum.
Memnun olduğunuz, uygun fiyatlı önerebileceğiniz bi bluetooth kulaklık var mı? Daha önce jbl tune 720bt kullanıyordum şimdi kulakiçi bir model istiyorum.
0
mermaidd
(30.09.25)
bütçe ne
0
nahtoderfahrung
(30.09.25)
@nahtoderfahrung max 6-7k
0
🌸mermaidd
(30.09.25)
Cmf buds pro 2
0
kisa
(30.09.25)
Marshall tavsiye ederim.
0
ahmet oturum cerezi
(30.09.25)
Ben buds3pro kullanıyorum, memnunum ama sanırım telefonunuz samsung olsa kendiniz buna yönelirdiniz. Samsung değilse de almayın zaten, bazı özellikleri kullanılamıyor o zaman.
0
akhenaten
(30.09.25)
@arbre bir kaç arkadaşım xiaomi kullanıyor. bakıcam teşekkür ederim
0
🌸mermaidd
(30.09.25)
@ahmet oturum cerezi marshall özellikle tercih edebileceğim bir model var mı?
0
🌸mermaidd
(30.09.25)
@akhenaten iPhone 13 kullanıyorum. samsung almam mantıklı olmaz dediğiniz gibi.
0
🌸mermaidd
(30.09.25)
Philips al geç dostum
0
benaslindayohum
(30.09.25)
Anker soundcore liberty 4nc
0
grimavi
(01.10.25)
Apple telefonun varsa


www.akakce.com
0
nahtoderfahrung
(01.10.25)
şundan kullanıyorum. başarılı.
www.amazon.com.tr
0
renegade
(01.10.25)
(10)

hakaret etmeden rencide etmeden ve kavgayla sonuçlandırmadan tartışmak

i'm gonna start a revolution from my bed
Başarabiliyor musunuz? Herhangi bir konuyla ilgili farketmez. Sanırım böyle olunca hasbihal edilmiş oluyor.
Başarabiliyor musunuz? Herhangi bir konuyla ilgili farketmez. Sanırım böyle olunca hasbihal edilmiş oluyor.
0
i'm gonna start a revolution from my bed
(30.09.25)
Bu karşındakinin niyetine, amacına ve seviyesine göre değişen bir şey. Nihayet karşıdakinin anladığı dilden konuşmak gerekiyor, anlamadığı dilden konuşmanın anlamı yok.
0
muhayyer divan
(30.09.25)
Ben ülkemizin en leş insanlarıyla uğraşıyorum. Her zaman bir orta yol bulunuyor. Önemli olan ilk kendini kaybeden olmamak. Ters bir şey duyunca, bak öyle olmayabilir veya ayıp ediyorsun ama can sağlığı gibi ortamın gazını alacak cümleler kurmak önemli.
0
Shepard
(30.09.25)
Sana iki vecizeyle cevap vericem: Taşa tohum ekilmez ve ateşe ateşle cevap verilir.
0
sekizdokuzon
(30.09.25)
Dün bir adama "lütfen" ve "...mısınız" gibi kalıplar kullanaraj, nezaketi elden bırakmadan, bildiğiniz bağırıp çağırdım. Rencide etmedim, kavga da etmedik. Tehdit etmiş olabilirim. Dayak ve fazlasını hak ediyordu. Çekip arabasını gitti. Genelde üç tip insan var:

1. Hoşgörü yahut özürle yaklaşana yumuşayanlar. (Benim bulunduğum kategori) Bunlar karşı taraf azıcık yumuşasa, sorun etmiyor, gidiyorlar.

2. Yukarıdaki gibi insana denk gelince efelenenler. Köpekleri tenzih ederim, atalarımızın "ite iyilik yaramaz" dediği cinsten olanlar. Alttan alınca siz, aslan kesiliyorlar. Çileden çıkarsanız, siniyorlar. Ağızlarına etmek lazım kurtulmak için.

3. Kavga için bahane arayan yaşam formları. Denk gelmemek lazım. Ne yapsanız kâr etmiyor. ℅50'si ağız dalaşı ile yetinebiliyor. Kalan yarısını dövmeniz gerekiyor. Dayağını yiyip oturanı da var, kin tutanı da, silahla saldıranı da... İyi ihtimalle gününüzü, kötü ihtimalle hayatınızı karartıyorlar. Bulaşmadan ortamı terk etmek lazım.

3. Gruba rastlamazsanız kavgasız yaşamak gayet mümkün.
0
yadigar
(30.09.25)
Bu konunun adeta uzmanıyım. Özel hayatımda bütün tartışmaların şiddetini azaltabiliyorum. Stres yönetiminde inanılmaz başarılıyım. İş hayatında ise bambaşkayım. Kısaca şöyle anlatayım avukatım, büroya öyle insanlar arıyor ki özellikle borçlular. yakarım yıkarım bir tane mermim var gelip kafanıza sıkacağım falanlar filanlar ve adamlar gerçekten sabıkalı bir sürü suç kaydı var. Büro bana durumu anlatıyor direk arıyorum. İnanılmaz bir şekilde konuşmalar abiciğim özür dilerim taksit yapar mısın gibi durumlara dönüyor. Hiçbir yöntemim yok sadece karşı tarafın suyuna gitmiyorum gayet sakin bir şekilde konuşuyorum özellikle dinliyorum, dinlerken detaylar soruyorum, bazı tepkiler veriyorum sonrası çorap söküğü gibi geliyor bir defa istisnası oldu ben geri adım attım diğerlerini de hiç geri adım atmadan olayı çözdüm. Dahası bizi ölümle tehdit eden bin bir türlü küfür ve hakaret eden insanların bir kısmı daha sonra müvekkilimiz oldu. Ezcümle; var böyle bir şeyler.
0
ground
(30.09.25)
tartışma sürecine duygusallık katıp öfkeye kapılmazsan, düşünerek sağlam argümanlar içeren yanıtlar verirsen bu dediğin olur.
0
orpheus
(30.09.25)
ground +1
Ben de anlattiklarinin birebir benzerini yasadigim ve turlu turlu borcluyla, deliyle muhatap oldugum icin sakinlik, ses tonunu ayarlamak, az ve net sekilde konusmak etkili oluyor. İnsanlara ustten bi eda ile yuksek tondan konusuldugunda herkes adeta patlamaya hazir bomba oldugu icin ortalik ates hattina donuyor. Sakinlik, kararlilik bence iletisimde cok etkili.
0
sey mi dostum
(30.09.25)
Karşıdakine hakaret etmesen bile bunu hakaret olarak algılayabilir bu tamamen kişinin kendi kompleksleri, hayata karşı tutumu ile alakalı olabilir. Bu nedenle duygusal zekasının yeterli algılama kapasitesinden yoksun olduğunu düşündüğüm kimseyle tartışmaya girmiyorum artık önceden bu hatayı yapıyordum.
Karşıdaki kişi nasıl kendini ifade edeceğini bilmiyorsa, kavgaya başlar tek bildiği ifade yöntemi bu çünkü: baskı/güç uygulamak. Bizim toplumda bu var çünkü kişisel gelişim ve kitap okuma, bireysel düşünme çok az.
0
titanic kemancısı
(30.09.25)
Başarabiliyorum, kavga etmeye karşı bir ilgim yok. Sorunu tespit edip çözerek olayı kapatmak, kapanmayacaksa da huzursuzluk sebebini kksa sürede uzaklaştırmak isterim.

Bazı insanlar sorun tespit etme konusunda cidden sıkıntılı. Bunların sorunu görmezden gelip inatla neden diye sorup kendilerini heder etmesini hayretle izliyorum.
0
akhenaten
(30.09.25)
Alkol uyuşturucu kullanmadığım, kredilerle kumar oynamadigim için gayet rahat oluyor. Askerliğimin bir kısmında Suriyede görevde olmam da etkili oldu.

Özetle vatanına milletine, geleneğine görenegine bağlı biri olursan ölçü kendiliginden geliyor.
0
encokbenisevinnolur
(30.09.25)
(7)

Kokusunu çok sevdiğiniz UCUZ parfüm, deo, tıraş kolonyası?

hadi ya la
Çok klasik olarak ama Arko mavi tıraş kolonyası, Slazenger mavi/yeşil, ...Bunun gibi örnekler arıyorum. Spora gidip gelirken arada kullanabileceğim günlük neler var?
Çok klasik olarak ama Arko mavi tıraş kolonyası, Slazenger mavi/yeşil, ...

Bunun gibi örnekler arıyorum. Spora gidip gelirken arada kullanabileceğim günlük neler var?
0
hadi ya la
(28.09.25)
rebul sport
jagler sport
0
deepex
(28.09.25)
jagler
0
berhudar ol evladim
(28.09.25)
Gözünüzü seveyim spora giderken parfüm kullanmayın, antiperspirant kullanın yeter. Terle karışık parfüm kokusu korkunç bir şey.
0
kobuzchu kiz
(28.09.25)
@kobuzchu kiz +1

Spor sonrası duş alıp çıkarken tamam ama spor sırasında parfüm cidden kötü oluyor. Deodorant kullanın, ama ağır ve baharatlı bir şey olmasın. Dümdüz rexona alın geçin. Spor yaparken kokmak değil, kokmamak hedef.
0
akhenaten
(28.09.25)
Slazenger yeşil
0
kararsızataletfilozofu
(28.09.25)
Nivea beyaz tıraş aonrası
0
kaset
(28.09.25)
mandalina kolonyası
0
antihero
(29.09.25)
(18)

en sevdğiniz roman

sırtçantalı
bir yabancı bir türk edebiyatı olmak üzere favorilerinizi alalım.
bir yabancı bir türk edebiyatı olmak üzere favorilerinizi alalım.
0
sırtçantalı
(27.09.25)
Vedat Türkali - Bir gün tek başına

Knut Hamsun - Açlık
0
Mirket
(27.09.25)
1- Saatleri Ayarlama Enstitüsü ya da Tehlikeli Oyunlar
2- Karamazov Kardeşler
-1
Moonpie
(27.09.25)
1- Saatleri Ayarlama Enstitüsü ya da Tehlikeli Oyunlar
2- Karamazov Kardeşler
0
Moonpie
(27.09.25)
En diye bişi benim için pek mümkün değil ama şu an aklıma gelenleri yazayım.

Middlemarch
Anayurt oteli
0
Bruce
(27.09.25)
1- tehlikeli oyunlar
2- yüzüklerin efendisi
0
rakicandir
(27.09.25)
mavi sürgün
mother night

yarin sorarsan baska kitaplar söylerim. en'lerim yoktur.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.09.25)
nietzsche ağladığında-irvin yalom
fosforlu cevriye-suat derviş
0
ala09
(27.09.25)
Türkçe yok
Yabancı asoiaf
0
Shepard
(27.09.25)
Durgun Zamanlar - Samim Refik Touron
0
rumeli beylerbeyi
(27.09.25)
masumiyet müzesi olabilir anısı var diye...

empathy... belki...


---------

polisiyelerimi de seviyorum lakin öyle en sevdiğimm diyemiyorum ya... ama genel olarak polisiye seviyorum, dizi ve filmlerde de...

küçükken en sevdiğim kitabım demek daha kolaydı. ilk ve ortaokuldayken en sevdiğim kitaplar Ulysses Moore serisiydi mesela. ölüp bitiyordum.

lisede john verdon serisine aşıktım, bir de zar adam...
0
art cat chocolate
(27.09.25)
türkçede favori belirlemek zor ama o dönemde ankara'da yaşayan, yabancı sevgilisi tarafından yakın zamanda terk edilmiş, dil-edebiyat okuyan birisi olarak "kürk mantolu madonna"dan çok etkilenmiştim.

yabancıda favorim tartışmasız "uyandırılmış toprak"tır. yalnız bu romanı anlamak için önce "durgun don"u okumak lazım diye düşünüyorum ki kendisi de dört ciltlik, 1000 sayfadan uzun bir romandır.

tatar çölü, karamazov kardeşler pide salonu, suç ve ceza... çok sevdiğim bir sürü roman var ama benim için hiçbirisi uyandırılmış toprak'ı geçemez. çünkü sovyetlerde sosyalizmin inşa sürecini anlatıyor. romanı bitirdiğimde arkadaşlarımla vedalaşmış gibi üzülüp hüngür hüngür ağlamıştım. döneme ilgi duymayan birini açmayabilir, aksi takdirde bi' daha okuduğunuz hiçbir şeyden tat almayabilirsiniz.
0
der meister
(27.09.25)
Robert Musil - Niteliksiz Adam
Kemal Tahir - Devlet Ana
Sait Faik - Medar-ı Maişet Motoru
0
encokbenisevinnolur
(28.09.25)
türkçe: öykü kitapları da dahil olsaydı tereddütsüz korkuyu beklerken derdim. onun hatrına romanda üç kitap arasında kalmama rağmen tutunamayanlar diyorum.

yabancı: karar vermek çok zor ama savaş ve barış diyeyim.
0
phoarbix
(28.09.25)
Brave new world - birçok distoptik roman, film ve dizi buradan az ya da çok bir şeyler alıyor.

Eskici ve oğullarını seviyorum. Hayatın absürt derecede acımasız olduğunu güzel anlatıyor. Her şeyi mahvetmek çok kolay ve geri dönüşü de çok zor.

Yine de Türkçe romanlar bana çok "sanatsal" geliyor. Birçoğunda o "şairane" dil var. Bence fazlaca kasvetliler. Bu olayı terk etsinler artık lütfen.
0
akhenaten
(28.09.25)
Kara Kitap - Orhan Pamuk
Pride and Prejudice - Jane Austen
1984 - George Orwell

Yabancıda teke düşüremedim
0
mor oje
(28.09.25)
insciallah - oriana fallaci
içimizdeki şeytan - sabahattin ali
0
santimantal
(28.09.25)
Gece yarisi kutuphanesi - matt haig tavsiye ederim, en sevdigim roman degil ama dun bitirdim ve cok cok begendim.
0
kassiopeia
(28.09.25)
bozkırkurdu / yalnızız
0
adivar
(28.09.25)
(10)

Sevgili nasıl şımartılır?

anarsika
Erkek arkadaş nasıl şımartılır önerileri alalım?
Erkek arkadaş nasıl şımartılır önerileri alalım?
0
anarsika
(22.09.25)
Ben tamamen spontane yol üstünde ıvır zıvır bir şey bulup bu sana lazım olur diye düşündüm şeklinde bir şey alındığında şımarıyorum. Hayatıma kafa yormuş, yolda ansızın bir şey görünce onla bağdaştırmış düşünmüş almış. Daha ne olsun.

Ivır zıvır almak bir örnek. Bunu "sen seversin" diye getirilen yemekten, geçenlerde şunu arıyordun diye atılan bir linke kadar her yere yayabiliriz.
0
akhenaten
(22.09.25)
45 numara ayakları ılık suda yıkanarak.
0
diyecevaplandı
(22.09.25)
Sevgilimin bana güzel suratlım diye hitap etmesi hoşuma gidiyordu içten şımarıyordum
0
grimavi
(22.09.25)
kek, börek, sarma falan yapabilirsin.

ben bu tarz şeyler yapmış, bir de ellerimle baklava açmıştım. baya şımarmıştı.
0
art cat chocolate
(22.09.25)
O.sekiz ile simartilabilir.
0
ırene adler
(22.09.25)
Yemek, sevgi, sevdiği bir şey al, kıyafet vs olabilir. Sevdiği filmi diziyi birlikte izlet. Masaja götür ya da sen yap vs.
0
jelly bear
(22.09.25)
Valla ne yalan söyleyim rimminge şımarmayacak adam yoktur.
0
tahirkemalbozoglu
(22.09.25)
Mutlu sonlu, uzun bir masaj
0
cccbehzatccc
(22.09.25)
Duyurucuların kalitesinde düşüş fena. Soruya cevabım: erkek arkadaşım yok.
0
Shepard
(22.09.25)
Striptizle başlayıp fellatio ile devam edip interkorsla sonuçlanan birkaç saat. jakuzili bir otel odasında. Sonrasında beraber bir masaj.
0
Bruce
(22.09.25)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.