Giriş
(8)

Türkiye’de heykel sanatı neden gelişmedi veya olanlar kötü

genki
Ben de heykel mezunuyum. Şu an çalışmıyorum maddi olanaksızlar ve atölyem olmadığı için. Mesela en basit örnekle Sultan Abdülaziz heykeline bakıyorum C.F.Fuller yapmış ve dökümü de bronz döküm Almanya’da olmuş harika duruyor. Ama mesela her şehirde olan Atatürk heykellerine bakıyorum genelde benzemi
Ben de heykel mezunuyum. Şu an çalışmıyorum maddi olanaksızlar ve atölyem olmadığı için. Mesela en basit örnekle Sultan Abdülaziz heykeline bakıyorum C.F.Fuller yapmış ve dökümü de bronz döküm Almanya’da olmuş harika duruyor. Ama mesela her şehirde olan Atatürk heykellerine bakıyorum genelde benzemiyor ya da dökümü pürüssüz ve kaliteli değil. Nadiren iyi olanları var onlar sa yabancı sanatçı imzalı. Ülkemizde çok iyi nadir sanatçı var mermerden genelde iyi işler çıkıyor ama heykele de toplum put olarak bakıyor. Amacım Avrupa’ya gitmek uluslararası çalışmak seramik ve heykel konusunda oldukça gerideyiz.
+1
genki
(06.05.26)
sanatin devlet kurumlari ya da özel kisiler tarafindan desteklenmesi lazim.
zenginlerin destekledigi sanat heykelden ziyade tablo oldu. ya da garip garip seyler dkfjg sorry.

devlet kurumlari da sanati ve sanatciyi desteklemiyor.

spor icin de gecerli aynisi. gecen alman olimpiyat sörfcüsü biriyle tanistim. gittigi her yerde bedava konaklayabiliyormus. makul olanaklar tabii ama böyle bir secenegi var. ayrica olimpiyat sporculari maas aliyormus. ekstra olarak da sponsorluk aliyormus.
bu bilgi bende taze oldugu icin aklima spor geldi ama sanatcilara da onlara uygun firsatlar yaratilmali. sana bir atölye verilmeli mesela. düsük ama fiks bir maasin olmali. heykel satamadiginda ac kalmamalisin ki sanatina odaklanabilesin.

benim fikrim böyle.
-1
Purple life
(06.05.26)
Cevabı kendiniz vermişsiniz zaten. İslam ikonoklast bir din, kişisel olarak bir insan müslüman olmayabilir ancak konu örneğin heykele geldiğinde organik olarak yaşadığı kültür içindeki yüzlerce yıllık birikimden faydalanamaz çünkü ülke tarihinde öyle bir birikim yok heykel anlamında. Kültürel coğrafya farklı.

Yarın ülke komple başka bir dine geçse dahi yüzlerce yıl bu etki kendini koruyabilir. Kültür çok zor değişiyor. Dinden bağımsız, yine kültürel sebeplerle klişe bir örnek olarak deniz ürünü konusunda da çok seçeneğimiz yok örneğin.
+2
akhenaten
(06.05.26)
Üstteki arkadaş dine ve kültüre dayandırmış ama eski osmanlı mezarlarında kişinin mesleğine göre mezartaşında kavuk vb. şeyler var. Nitekim çeşmesinden tut kılıcına ve kaftanına kadar herşeyinde sanat ve envai çeşit işlemeler varmış. Heykelini yaptıran padişahlar da var. Neyse, sözün özü mesele kültür ve din değil. Mesele kültürün çok başarılı bir şekilde katledilmiş olması. Bu da 1945 sonrasına (ABD ile yapılan ikili anlaşmalar) denk geliyor. Eskiden çok renkli, canlı ve neşeli bir hayat tarzı varmış. Maddi imkansızlıklar sizi aldatmasın. Kültürel soykırıma uğramış bir ülkeyiz.
+2
tadartatmaztadantatar
(07.05.26)
Heykel yapmak dinden çıkarır
-2
runaway
(07.05.26)
Put olarak düşünülmüş bu sebeple ilerlememiş
+1
basond
(07.05.26)
turkiye'de hangi sanat ilerledi de heykel geride kaldi?
0
banach
(07.05.26)
Genel olarak Türkiye'de sanatın gelişmemesinde Osmanlı'da burjuvazinin oluşmamasının da etkisi büyüktür çünkü sanatı burjuva destekler. İtalya'da 15. yüzyıldan itibaren Medici ailesi vardı mesela.
+1
merhum
(08.05.26)
Gsf çıkışlı olarak: bir çok kapalı kadının evinde bile bolca heykel var, piyasaya oynamak için bundan iyi zaman olamaz bence, maddi olarak düşünüyorsanız muhafazakar bir tarzı oturtup Instagram üzerinden yürüyebilirsiniz, oradan daha kişisel işlere ilerlenebilir.
+1
Teran
(08.05.26)
(6)

Kardiyolog akıllı saati dikkate alır mı?

yenibirgüzelnick
Daha önce doktora akıllı saat verisi sunduğunuz oldu mu? Ben kalbimde ağrı, çarpıntı vs hissettiğim için daha önce holter taktırmıştım ama onun yeterince sağlıklı ölçüm olduğunu düşünmüyorum. Çünkü orda 150 oluyor ritim ve bu efor altında olan ritim zannediliyor. Ama akıllı saat verisi gösterebilirs
Daha önce doktora akıllı saat verisi sunduğunuz oldu mu?

Ben kalbimde ağrı, çarpıntı vs hissettiğim için daha önce holter taktırmıştım ama onun yeterince sağlıklı ölçüm olduğunu düşünmüyorum. Çünkü orda 150 oluyor ritim ve bu efor altında olan ritim zannediliyor.

Ama akıllı saat verisi gösterebilirsem; uyurken 80, uzanırken 110, kıyafet değiştirirken 157 hatta makineye çamaşır atarken 180 ritim olduğunu gösterebilirim. Sonuçta orda dinlenirken uyurken diye ayrım oluyor.

Ne diyorsunuz? Akıllı saat verisi gösterebiliyor muyuz?
0
yenibirgüzelnick
(06.05.26)
Çarpıntım var deyince dikkate alacaktır, niye ayrıca kanıt sunman gereksin ki.
Ayrıca, tetkik sonucuymuş gibi değilse de dikkate alıyorlar.
Yalnız ben antrenmanlarda akıllı saati ve göğüs bandını birlikte kullanıyorum. Arada 20-25 atım falan fark olabiliyor. Akıllı saati tam referans almamanda fayda var.
0
Mirket
(06.05.26)
Bende ayakta olusan sebepsiz damar tıkanması sonucu damar doktorundan kalp doktoruna vs her yeri gezdim. Kalp doktoru holter vs taktı ve saati görünce hiç saat size yüksek kalp atışı bilgisi verdi mi vs diye sordu, yok diyince ok genel olarak su formülü kafanizda tutun, bu noktalara gelirse bakmak gerekebilir dedi.
Spor yaparken kaça çıktığım falan saatten söyledim.
0
logisticsmanager
(06.05.26)
doktorun holterde nabız 150 olduğu her zaman efor altında oldugunu düşündüğünü zannetmiyorum.
siz yine de anlatın kendi gözleminizi ve gösterin tabi ki akıllı saat verilerini. dikkate alacaktır.
+1
abelardo
(06.05.26)
Mirket, daha önce bir iki kez gittim doktora ve doktor heyecanıdır, yoğun bir gündü sanırım filan dediler yani dikkate alınmadı.
0
🌸yenibirgüzelnick
(06.05.26)
kafası milattan öncesinde kalmadıysa evet akıllı saatlerden gelen veriyi dikkate alıyorlar. elbette %100 güvenilmemeli ama soruna ilişkin referans değerler veriyor ve doktor buna göre dikkate alıyor.

1,5 yıldır hipertiroide bağlı çarpıntı sorunum var. apple watch kullanıyorum. çarpıntıyla birlikte coşan anksiyete sorunum için saatin çok faydasını gördüm.
+2
scudman1
(06.05.26)
Bir dönem çok çarpıntım vardı, ama ne hikmetse egk çekilirken hiçbir şey olmuyordu. Haliyle doktor göremiyordu.

Ben de saatle birkaç farklı zamanda ekg aldım. Tam çarpıntımın olduğu saniyeleri de işaretledim. Bunların çıktılarını aldım, ekgyi göstereceğim zaman bunlar da saatten, ekgde çarpıntım olmamıştı, belki faydası olur diye önüne koydum. İyi yapmışsın bakalım dedi, evet çarpıntın var dedi, türünü tipini falan söyledi şimdi hatırlamıyorum. olur arada sorun değil dedi bitirdik. En azından rahatladım :D

Ama doktora göre değişir heralde. Kafamdan EKG'de bir türlü görünmeyen şeyi silmiş oldum.

Ama sizin durumunuzda holter varmış ve holterin sağlıklı ölçüm yapmadığını neye dayanarak söylediğinizi biraz somutlaştırmanız gerekebilir, çünkü normal şartlarda insan saatin holtere uyduğunu görmek ister, holterin saate değil. Holter ölçümleri için de gününüzü anlatabilirsiniz sonuçta. Ayrıca saatte anlık sapmaların payı daha yüksek olur, kordon bilekte sabit kalmayabiliyor.
0
akhenaten
(06.05.26)
(7)

Hidirellezi kutluyor musunuz?

krmzbvl
Hic kutladiniz mi? Neler yapiyorsunuz?
Hic kutladiniz mi? Neler yapiyorsunuz?
0
krmzbvl
(04.05.26)
Dilek diliyorum. İçimden dileklerimi diliyorum. Eskiden kağıda çiziyordum 😀

Bu sene de yine dileklerimi dileyeceğim. Umarım güzellikler olur.
0
rock n roll
(04.05.26)
Annem böyle şeylere çok inandığı için yapardık bir şeyler şimdi kendi evimdeyim bu sene gerçekleşmesini çok istediğim bir dilek için dileyeceğim. Dileğimi çizip gül ağacının altına gömeceğim.
0
ekimoloji
(04.05.26)
Beynim ve mantığım olduğu için hayır. Köylü olduğum için köyde yaşamaya devam etseydim yani aklımı kullanmak konusunda dezavantajlı olsaydım diğer insanlara uyum sağlardım.
-12
artıküyeolmakistiyorum
(04.05.26)
İki defa kutladık ben çocukken. Birisinde bahçede bir ağacın altına dileğimizin yazılı olduğu kağıt mı bez mi öyle bir şey bırakmıştık.
Diğerinde ise; komşular ateş yakmıştı üstünden atlamıştık.
0
yurtsuz john
(04.05.26)
Ben bütün belirli gün ve haftaları kutlarım. Çok büyük anlam yüklediğimden değil, etkinlik oluyor.

Bazen kafama eserse çok sıkılmışsam ve o gün bir şey yoksa illa dünyanın başka bir yerinde bir şeyin günüdür, bakar bulur onu kutlarım. Gelenek seviyorum.

Hıdırellezde gül altına bozuk para gömüyorum. Gece yatarken de cüzdanı açık bırakıyorum.
+1
akhenaten
(04.05.26)
hic yapmadim. denize, göle kagit atan suursuzlara da hayretle bakiyorum.
-7
Purple life
(04.05.26)
İzmir'deyken her mahallede ateşler yakılırdı. Sokaklarda gezip denk gelen ateşlerin üstünden atlamak keyifliydi çocukluk/gençlikte. Bi de hava güzel ve herkes mahallede eğleniyor ortamı da eğlenceli. Olayın dilek boyutuna inanmadım hiçbir zaman ama insanların toplu şekilde eğlenmesi her zaman güzeldir. İzmir dışında bu kadar coşkulu kutlandığına denk gelmedim pek. Gerçi İzmir'de de eskisi kadar her mahallede ateş yakma mevzusu kalmamış olabilir
0
nundu
(05.05.26)
(18)

Sevgilinin yapış yapış yakın arkadaş grubu

seni tanıdığım güne lanet olsun
Flörtten sevgililiğe giden bir ilişkim var. Adamın 5 erkek (2'si bazen benimkinde kalıyor) ve 4 kadın çok yakın arkadaşı var. Hep grupça takılıyorlar, herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor, ayrıca birlikte iş de yapıyorlar. Patron benimki, o yüzden arkadaş grubunda da lider genelde o oluyor. Şimdi şöy
Flörtten sevgililiğe giden bir ilişkim var. Adamın 5 erkek (2'si bazen benimkinde kalıyor) ve 4 kadın çok yakın arkadaşı var. Hep grupça takılıyorlar, herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor, ayrıca birlikte iş de yapıyorlar. Patron benimki, o yüzden arkadaş grubunda da lider genelde o oluyor.

Şimdi şöyle bir durum var ki ben kadınlardan 2 tanesinin (X ve Y) benimkinden hoşlandığına eminim. X uzun yıllardır arkadaşı, kadın beğeniyor belli ki ama olmayacağının farkında. Bu kadınla ilgili başka biri geçen yıl bir şeyler söylemiş ve benimki de durumu fark edip araya mesafe koymuş diye de duydum başka birinden. Hadi onu geçtim.

Y olan ve benimkinin aynı zamanda en sık görüşerek iş yaptığı kadın ise resmen ona yaranmak için çırpınıyor. Sürekli sadece ona özel cilveli ses, çocuk gibi bir haller, neredeyse her cümleye yiaaa diye güya tatlılık yaparak başlama falan. Bu kadın 3 yıl önce iş yaparken aralarına katılmış ve yakın arkadaş grubuna öyle dahil olmuş. Aynı zamanda gruptaki bir başka erkek (ki benimki de onu çok sever) ilk zamanlarda Y'den hoşlanıyormuş ama Y onu kesin bir şekilde reddetmiş. Benimki o dönem ufak ufak aralarını da yapmaya çalışmış ama olmamış.

Şu an gruptaki az önce bahsettiğim X ve bu erkek kişi dışındaki herkes bu kadınla benimkini çok yakıştırıyor ve birlikte olmalarını istiyor açık açık. Zaten adam onlara beni tanıştırınca o erkek kişi dışındaki herkes soğuk davrandı bana, hala da öyle. Sürekli biz bize şuraya gidelim, biz bize bunu yapalım planları yapılıyor ama ben asla yokum. Benimki sürekli beni hatırlatıyor, dahil ediyor falan ama onlarla vakit geçirmek istemiyorum. Bana kendimi fazlalık gibi hissettiriyorlar. Ayrıca birlikte olduğum insandan hoşlanan kadınlarla veya onu başka bir kadına yakıştıran insanlarla ne kendim yan yana olmayı ne onun yan yana olmasını istiyorum. Benimkine desem ya ne alakası var, asla öyle hissetmiyorlardır falan der eminim. E adam da onları hem çok seviyor hem kaç yıllık arkadaşları ve alışmış sürekli onlarla olmaya. Geldim diye arkadaşlarından koparamam, zaten hakkım da yok.

Başka ilginç bir bilgi, benimki ne zaman biriyle flört etse birkaç aydan uzun sürememiş çünkü ya gruptaki kadınlar o kadını aşırı sevip aşkımmmm bebeğimmmm diye dibinden ayrılmamış ya da bana yaptıkları gibi soğuk davranmışlar. Ayrıca gruptaki hiç kimsenin uzun yıllardır hiç ilişkisi hatta flörtü bile olmamış. Buna o kadar şaşırdım ki. Yılbaşında bile nolur sana gelelim diyerek sabahtan benimkinin evine geldiler, biz gece 3 gibi eve gelip onlara katıldık. Bir tek ev arkadaşı olan bir erkek ve zamanında Y'den hoşlanan erkek arada flört falan deniyor ama o da sürmüyor. Bana çok hastalıklı geldi bunların hali bir noktada ya.

Bir iki ay önce adamın doğum günüydü ve evinde baş başa vakit geçirelim dedik ki bir de bunu arkadaşlarına haber verecek halimiz yok zaten. Akşam kapı çaldı ve balonlar, pastalar, kamera elde ve açık falan doğum gününü kutlamaya gelmişler. Bana da aaa biz seni unutmuştuk ya hiç aklımıza gelmedi dediler. Sonunda git de denemedi ama gecemiz ve ertesi günümüz rezil oldu çünkü sabaha kadar kaldılar.

Mesela bazen X'in canı sıkılıyor ve ya sende kalmaya geldim diyerek gelip benimkinde kalıyor o diğer 2 erkek de evdeyse. Ya da Y bazen ya kahvaltı hazırlamaya geldim diye eve gelip bu 3 erkeğe sabah kahvaltı hazırlıyor, dur bir de börek açayım diyor akşama kalıp falan. Erkekler de abi bu kız tam evlenilecek kız değil mi ya diyor güya şakayla ara sıra. Evde geçen hep birlikte oturuyoruz ve kahve makinesini bulamadım. Y diyor ki sen şimdi bilmezsin yerini, onu ben alttaki dolaba koydum.

Ya sizin bizim ilişkimizde yeriniz ne? Sizin bu adamın evinde işiniz ne? Biz niye bu ilişkiyi futbol takımı gibi yaşıyoruz? Erkekler de dahil siz niye bu adamın evinden çıkmıyorsunuz? Biliyorum esas problemli olan benimki çünkü yıllardır asla sınır koyamamış. Bir de herkes yerini bilir özellikle iş söz konusuysa diye onlara hadlerini bildirdiğini falan sanıyor ama alakası yok.

Adamın bunlar dışında her şeyinden memnun sayılırım ama ona söylesem özellikle Y ve erkeklerin tavrını asla konduramayacağını, kabul etmeyeceğini düşünüyorum. Sonradan gelip adamın herkesle arasını bozan da olmak istemediğim için özellikle bu insanlara karşı rahatsız olduğumu da pek belli etmedim ki etsem de toplu halde inkar edip beni kötü yapacaklarına eminim. Ben hiç uğraşmayıp bu aile olmuş insanları birbirine bırakıp gideyim mi ya? Ya da şansımı denemek adına bir benimkine söyleyip en sonunda onun gözünde muhtemelen fitne fesat olayım mı? Aslında kaç aydır rahatsızım ama bugün yine bir şey oldu onun üzerine sormak istedim. Yaşananların çoğunu yazmadım bile, bunlar sadece iki üç küçük şey. Yaşlar 35 ve üstü. Sadece ara sıra bunun evinde kalan 2 erkek kişisi 30'ların başında.
-1
seni tanıdığım güne lanet olsun
(04.05.26)
Erkek arkadaşınızın tavrı net gibi, onun için bu bahsettiğiniz iki kişiyle ilgili bir endişeye gerek yok gibi görünüyor anlattığınız kadarıyla.

Şöyle ki, elinizdeki malzeme bu. Bu kızlarla ilişkinin bu aşamasında rekabete girerseniz kaybedersiniz.

Sizin arada kalmış halinizi kurtaracak tek davranış sanırım "yerinde ağır olan" insan olmak. Rekabet etmemelisiniz. Bu senaryodan ancak özgüvenle çıkılır heralde. Her şeye onay verin demiyorum, ama yeri geldiğinde erkek arkadaşınıza sakin şekilde "ne alaka anlamadım, sizin bazı şeyleriniz bana uzak ama senin çevren, bildiğin gibi yap" tavrını da gösterebilirsiniz. Sizin olaya bakışınız bu çünkü.

İlişki ilerler ve olgunlaşırsa belki o zamana kadar siz de ortama ısınırsınız veya o aşamada daha farklı bir tavır takınabilirsiniz. Ama bu o zamanın konusu.
+4
akhenaten
(04.05.26)
Cemaat yapılanmasının içine düşmüşsün kolay gelsin. Yıllar içinde baya katılaşmıştır. Aralarına almazlar.
Akhenatenin dediği gibi özgüvenini kaybetmeden sağlam basmaya çalış. Artık gerisi seninkine kalmış. Cemaat olarak mı devam edicek yoksa başka bişeyi yaşamaya cesaret edicek mi bakıcaksın.
+5
benim bir gizli bildiğim var
(04.05.26)
Bir sitcom evrenine düşmüşsünüz gibi adeta.
+5
peki madem
(04.05.26)
flortum degil de arkadas cevrem vardi bunlari bir arada tutan seyin ne oldugu belli, ben dayanamadim seviyesizliklerine. aileniz yok diye herkesi aile zannetme olayina bi son verelim ayrica aileler bile bu kadar gevsek olmuyo. biz daha kendi esimizle “me time”lar, kisisel alanlar kavgasi yaparken bunlarin kaynana gibi her dk tepede bitmeleri ciks biz almayalim.

iliski stiliniz ve sikayetleriniz hakkinda acik ve sakin bi diyalog yasanmali. uzaklasirsa da uzaklassin sonrasi adamin kendi tercihi olur uzaklasmazsa da siz yolunuza bakarsiniz. boyle yetiskin ergenlere bir gun bile ayirmak zul
+4
ala09
(04.05.26)
Nasıl olsa sevgililik moduna geçince dört beş aya ayrılırsınız siz de, birbirinizin düzenini bozmayın, bu kişiler neticede sonradan düşmemiş hayatınıza hep varmış, sen de bile isteye bu sisteme dahil olup şimdi de şikayet ediyor gibisin, yapacak bir şey yok.
+3
kizil karga
(04.05.26)
ortam hiç samimi gelmiyor. siz gruba sonradan girdiginiz icin disaridan bir gozle daha net gorebiliyorsunuz ama erkek arkadasiniz maalesef fark etmiyor ya da ortami bozmamak icin bisey demiyor. En ustteki yoruma katiliyorum. Rekabete girip ortami bozan sanki sizmissiniz gibi olmayin ama iliskiniz derinlestikce erkek arkadasiniz da sizi anlayacak konuma gelecektir. Digerleri de yapmaya calistiklari seyden vazgecer gibime geliyor eger sizden istedikleri tepkiyi alamazlarsa.
+1
acelaacedebela
(05.05.26)
of of of, evlerden ırak ortam. sizin de dediğiniz gibi, elemana anlatsanız bile kabul etmeyecek ve bir şekilde siz kötü olacaksınız. en temizi yol yakınken bu toksik ortamdan kurtarın kendinizi (bir özeleştiri olarak bekara karı boşamak kolay diyeyim burada). içinizde kalmasın istiyorsanız da ayrılırken elemana şöyle açıklama yapın: “çok toksik ve vıcık vıcık bir arkadaş grubunuz var ve ben bu yaştan sonra böyle bir ortam içerisinde olmak istemiyorum. sana da tavsiyem, bundan sonra sürdürülebilir bir ilişkin olmasını istiyorsan ya bu gruptan uzaklaş, ya da x/y kaltaklarından (bu lafı söylemeniz lazım, yoksa istenen etkiyi yaratmaz) biri ile birlikte ol. başka türlü ilişki yürütemezsin.”. sonrasında sizi vazgeçirmeye çalışır, “aman gruptan uzaklaştım, arama mesafe koydum vs.” derse de geri adım atmayın, zira dediğini yapıp araya mesafe koysa bile ileride bunu size karşı illaki kullanır. “ben senin için 15 yıllık arkadaş çevremden vazgeçtim” lafını duyarsınız.

son olarak bu elemanın x ve y’nin ilgisini anlamaması, diğer elemanlarla bunun muhabbetini yapmaması mümkün değil. bu ilgi, bu ortam elemanın hoşuna dahi gidiyordur.
+2
shadowfollower
(05.05.26)
öğrenciyken bu kadar okusam mühendis olurdum. bi özet geçeydin abla.
+2
faberkastelli
(05.05.26)
valla bu yazdığınıza göre en normal kişi sizsiniz, sakın kendinizi suçlamayın. temel problem ise erkek arkadaşınız. orada tarikat yapılanması var, kaçın kurtulun.

Erkek arkadaşınız hem patron hem de grubun merkezi olduğu için bu 'hayran olunma' ve 'vazgeçilmez olma' durumundan içten içe besleniyor olabilir. Sınır koymamasının sebebi; ya bu durumun nezaketsizlik olduğunu gerçekten anlamıyor (ki bu daha kötü) ya da arkadaşlarını kaybetme korkusuyla herkesi mutlu etme rolüne aşırı yapışmış durumda.

bir de kendisine ; Senin evinde kahve makinesinin yerini benim değil de bir başkasının bilip bana söylemesi, bizim mahrem alanımızın kalmadığını gösteriyor. Sen benim evime gelsen ve başka bir erkek arkadaşım 'o orada değil şurada' dese ne hissederdin? diye sorar mısınız? valla çok merak ettim yanıtını.
+4
galahad reloaded
(05.05.26)
muhtemelen adaya veda eden isim sen olacaksın. zaten en hayırlısı da bu. habersiz doğum günü için kapıya dayanıp sana haber vermemeleri vs sevgilinin bile rahatsız olması gereken bir durum. ama etmediğine göre o grup içindeki konumun belli zaten.

adamın da kadınlardan gelen ilgi alakanın farkında ve bu durumdan hoşnut olduğuna neredeyse eminim.

ben olsam maddeler halinde bi kağıda yazar, ezberler, sonra sunum yapar gibi karşısına çıkardım. böyle böyle olması normal mi diye kendisini bi sorgulardım. muhtemelen salağa yatacaktır ve ciddi bi adım atmayacaktır. bu da senin gidiş biletin olur.
+2
elorelia
(05.05.26)
siz anlatirken ben sıkıldım.
0
sinematikcrop
(05.05.26)
genelde bu tipler hayatsız oluyor. kabile tipi yaşamayı modernlik, nyc tipi yaşam tarzı olarak görüyorlar.

ilkokul ve lise yıllarından tanıdığım sonra da vine ünlüsü olup patlayıp giden böyle bir arkadaş grubunun birtakım üyeleriyle instagramdan takipleşiyoruz. sizin bahsettiğiniz bir şekilde hayatları var hatta siz öyle anlatınca acaba onlar mı dedim. adeta bir sosyal antropolog gibi inceliyorum onları gangbang tarzı yaşıyorlar.

bence bacım sen kaç kurtar kendini bunlar gün olur birbirleriyle evlenir boşanır çocukları evlenir onlar da boşanır böyle simbiyotik bir yaşam.
+1
Hallegadola
(05.05.26)
muhtemelen çok yıpranıp ayrılmak zorunda kalacaksın zaten. bence şimdiden uzaklaş, adam mı yok memlekette.
+1
antihero
(05.05.26)
@Hallegadola

Gangbang tarzı ne oluyor tam olarak?
0
himmet dayi
(05.05.26)
Makul argümanlarla sıkıntımı belli ederdim ben olsam. Hani kıskanç sevgili gibi değil de hangi olayların size nasıl hissettirdiği, sizin hayalinizdeki ilişki şekli gibi ve nelerden neden rahatsız olduğunuz gibi. Karşı taraftan saçma bir cevap gelirse de yallah defolsun gitsin.
+3
inawen
(05.05.26)
O ne yahu "friends", "how i met your mother" evi gibi :))

Kendinizi ortama adapte etmek dışında şansınız yok, ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin durumu var.
+1
kimlanbu
(05.05.26)
nick-entry uyumu :)
0
banach
(06.05.26)
siz hep sorun "arkadaş" olan kişilermiş gibi anlatmışsınız ama burda ki en büyük red flag erkek arkadaşınızın kişisel alanlarını çizemeyen, alan işgalini normal bulan, arkadaş grubu dinamiği/mahremiyet kavramları yokmuş vb. şeklinde davranması. bütün bu olanlar "arkadaş" kişilerinden bağımsız olarak erkek arkadaşınızın onlara açtığı oyun alanında yaşanıyor. o açıyor yanı bu alanı onlara komple. siz bunu kabullenmek yerine onun açtığı alanda tepinen arkadaşlarına kurulmuşsunuz.

sizin tek bir muhatabınız var, erkek arkadaşınız/onun kişiliği. şapkanızı önünüze koyup ben böyle biriyle olmak istiyor muyum diye soracaksınız, tek dengeli çözüm yolu da bu. boşu boşuna diğerleriyle ilgili durumları zihninizde köpürtüp kendinizi yormayın yani, bu yöntemden sağlıklı bir karar çıkmaz.
+1
Phoebe
(08.05.26)
(9)

Ne kadar çok insan o kadar çok sorumluluk demek mi :(

egerbiryolcu
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyorArkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma)Akraba düğün hazırlığı bekliyorAile yiyecek bir şey yapmamı bekliyorYakın arkadaş dert dinlememi bekliyorYine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca)
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor
Arkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma)
Akraba düğün hazırlığı bekliyor
Aile yiyecek bir şey yapmamı bekliyor
Yakın arkadaş dert dinlememi bekliyor


Yine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca) çıldırdım anlık.

Sizin de tahammül seviyeniz düştü mü bu kadar, sadece kendinize vakit ayırmak istiyorsunuz ama size sıra gelmiyor. Sadece bir pazar günü dinlenebilmekti mesele.
0
egerbiryolcu
(03.05.26)
hayır demek, sınır koymak önemli beceriler. bunları kullandığınızda insan çokluğu bir sorun değil zenginlik gibi gelir
+3
mezzosprite
(03.05.26)
@mezzosprite aslında hayır demekle ilgili konulardan ziyade sosyal varlıklar olmamızın kaçınılmaz sonları da değil mi bunlar?
-1
🌸egerbiryolcu
(03.05.26)
dinlenemeyecek kadar değil bence ya. evet zorunluluklar vardır elbet, yakın arkadaşın derdi büyükse dünyayı bi kenara bırakmak gerekir, herkes sırasında yemeği yaptıysa bugün de sizin sıranızsa dizinizi kırıp yapacaksınız. diğerleri bi pazar yapılmasa da olur sanki.
0
mezzosprite
(04.05.26)
Ağlamayana meme vermezler sözünün ne kadar gerçekçi olduğunu idrak ettiğimden beri böyle şeyler daha az sorun oldu cidden.

Olup bitene yetişemediğimi hissettiğimde, biri bir istekle geldiğinde direkt beni bu aralar hoş gör, şirazem kaydı, benim kendime faydam yok şu sıralar diyorum. Kimse ne alınıyor ne yanlış anlıyor.

İnsanları illa terslemenize veya olayı çok ciddileştirmenize gerek yok. Bunu gerektiğinde yapın. Cidden o kadar da takmıyor kimse. Kendinize ayıracağınız zamanın kendi kendine gelmesini beklerseniz, biraz zor bu.

Evet insan sosyal bir canlı, ama siz herkesin her an sosyalleştiğini ve hiç yorulmadığına mı inanıyorsunuz ki? Arada uzak kalmak istersiniz, bu normal. Bu sırada gelen isteklere hayır diyebilmek önemli.
+5
akhenaten
(04.05.26)
herkese bu beklentileri yaratmak için beklentiyi yaratırsanız, insanlar bekler. sınır koymak önemlidir.
0
mikahakkinen
(04.05.26)
Evet öyle. Sosyal bir canlıyız ve bir denge söz konusu. Vermeden alınmıyor. Almak için vermek değil konu ama her şeyde olduğu gibi bunda da bir denge oluşuyor.

Son 2 haftada 3 kere bir yakınımı İstanbul havalimanına bırakıp evime geri geldim. Taksi kullan, yok. Arabanı oraya bırak, yok. Hayır diyebilirdim ama bu zamanı sohbet etme fırsatı olarak düşündüm. Acil bir işim de yoktu, benden bir şey eksilmedi, taş attım da kolum mu yoruldu. Bu kafada olunca çok da sorun olmuyor.

10-15 sene önce kardeşim aradı;
- abi bir yazlık almayı düşünüyorum, bana destek olma imkanın var mı?
bende o zamanlar birikim diye bir şey yok. ucu ucuna yaşıyorum.
- kardeşim ne kadar birikmişin var, yazlık ne kadar, aylık taksitleri ne kadar, benden ne kadar bekliyorsun?
- abi bende para yok.
- kusura bakma kardeşim, şu anda sana yazlık alamam kdashflsd

Dün ablam yazdı, bir piyano almak istiyorum sen de destek olur musun? tabii ablam ne kadar piyano, ne kadar eksiğin var? 600 bin lira kardeşim. ama bende para yok.

ailem için canım feda ama bir yerde denge olmalı. 19 sene önce iş hayatına girdiğimin yaz tatili zamanında ailemin yanına gittim. bir planım yoktu, onlarla beraber olmak ve dinlenmek yetecekti. üç kuruş kazanan bir denetçiydim ve aşırı yıpratıcı bir seneydi. 2-3 gün evde takıldık sonra sıkılmaya başladık. 4 kardeş bir tatil mi yapsak dedik. son dakika tatillere baktık. kardeşim ve ablalarım çalışmıyor henüz. ben 1800 lira maaş alıyorum ve 4 kişi 1 hafta için 5000 liralık bir tatili benim kredi kartımdan çektik. bunu seneye artık yavaş yavaş öderim diye kendimi avutuyorum. sonrasını düşünmemiştim. 4 kişi için yol parası, kılık kıyafet, orada yenilen içilen de ayrı bir 5000 tl tutmuştu. kredi kartımın limiti 12.000 TL'ydi ve 10 bin lirasını doldurdum böyle. sonraki sene aç kaldım ama ödedim bir şekilde :) iki sene sonra ablam 20.000 tl dolandırılmış, bir de 6-7 bin tl kredi kartı borcu yapmış. ben yine tatil diye ailemin yanına gittiğimde bunları öğrendim ve borcu üstlendim. ondan sonra da kardeşim yazlık dedi. jdsfsd güler misin ağlar mısın, kardeşim sana yazlık alacak durumum yok dediğimde kırıldı çocuk ve hala 15 senedir aramız eskisi gibi değil.

hep verici olmak da bir işe yaramıyor. denge, "equilibrium" şart.
+3
gabe h coud
(04.05.26)
komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor demişsin, bunu sorumluluk olarak gören sensin.
bunu erteleyebilirsin.
+1
duyuruuser
(04.05.26)
Mendebur olduğum için kimse bir şey beklemiyor benden.
+3
peki madem
(04.05.26)
Ben> her sey.

Bekleyebilirler. Ben verdiğim kadar alabilirler. Cok beklentisi olan insanlar zaten cikarci tiplerdir. İstedikleri gibi hareket etmeyince sen de selam sabahi azaltirlar.

Ama senin yazdigin seylerin düzeyi normal geldi bana. Yolculuk seni yormus olabilir.
0
Purple life
(04.05.26)
(4)

Michael Jackson'In beyaz adam olma arzusu mu

kizil karga
Vardı? Şu nedenle soruyorum: Tamam Michael Jackson vitiligo hastasıydı ve cildi beyazlıyordu bunda hepimiz okeyiz ama cilt renginin dışında birçok yüz estetiği de var zenci fenotipiyle alakasız olarak, misal burnu çenesi yanakları kaşı gözü, bu ameliyatların vitiligo hastalığıyla bir ilgisi yok sanı
Vardı? Şu nedenle soruyorum: Tamam Michael Jackson vitiligo hastasıydı ve cildi beyazlıyordu bunda hepimiz okeyiz ama cilt renginin dışında birçok yüz estetiği de var zenci fenotipiyle alakasız olarak, misal burnu çenesi yanakları kaşı gözü, bu ameliyatların vitiligo hastalığıyla bir ilgisi yok sanırım, bunları lan hazır cildim beyazlıyor buna uygun bi tipim olsun diye yapmış olabilir mi ya da böyle bir hastalığı olmasaydı ve cildi siyah kalsaydı o estetikleri yine olur muydu sizce?
0
kizil karga
(03.05.26)
evet kesin olurdu, çünkü bu durum psikolojik. instagram'da kadınlar görüyorum, ciddi 7-8/10 mesela, hem yüz hem fizik, sonra gidip yüz gerdirme, tilki gözü ameliyatı, dudak şişirme falan gibi ciddi gereksiz şeyler yapıp kendilerini çirkinleştirmişler. ha bana göre çirkin, ama o mesela daha güzel olduğunu düşünüyor. bunu da ona anlatamazsın zaten, dinlemez bile.
0
malheiros
(03.05.26)
Michael Jackson'ı herhangi bir insan olarak ele almak yanlış bence. İnsan-üstü anlamında demiyorum bunu. Adam profesyonel sahne sanatçısı, mesleği bu. Döneminde en çok göz önünde olandı, hala da en bilinen isimlerden biri. Bu adam insan olduğu kadar sahnedeki bir manken, bir ikon. Bir tarz oluşturmak için birçok şeye kafa yoruyor olsa gerekti. Bir tarzı da vardı. Yani Michael Jackson deyince herkesin kafasında belirli bir görüntü canlanıyordur sanırım. Bu görüntü de öyle doğrudan ne herhangi bir beyaz adama ne de herhangi bir siyah adama benzemiyor.

Demek istediğim, adam zaten kendi başına bir tarz, bunun da farkındaydı. Dümdüz bir "beyaz olmalıyım" takıntısı olduğunu sanmıyorum. Neden olsun ki?
+3
akhenaten
(03.05.26)
Aşırı kaygıdan kendini uyuşturucu ilaçlara boğup öldürmüş birisi söz konusu kişi.

Işıkların üstüne aşırı şekilde yoğunlaştığı çok parlak sahnelerde yaşanan bir hayatı olmuş. Böyle bir hayatın içinde omzuna binen hiçbir insanın kaldıramayacağı mükemmellik baskısı yükü altında kimsenin akıl sağlığını koruması mümkün değil.

O yüzden mevzu bence sadece beyaz olmak değil, mükemmel olmaya çalışmak. Onun da sonu ya aklını ya hayatını çoğu zaman ikisini birden kaybetmek oluyor. Tarih boyu bu böyle olmuş.

İnsan çeşitli sebeplerle (taht, şöhret, yetenek, güç, akıl, güzellik vs) kendini insan üstü görmeye ya da gösterilmeye başladığı anda kendi akıl sağlığının altına dinamiti koymuş demektir.

Bu da en geç; hiçbir insanın karşı koymayacağı yaşlanmaya bağlı güç, güzellik, fiziksel ya da zihinsel beceri kaybının ilerlemeye başlamasıyla bir yerde patlar, enkazında da o "insan" kalır.
0
uygunsuz
(03.05.26)
Michael'ın vitiligosu beyaz olmasını gerektirecek kadar ileri seviyede değildi, tamamen kendini çirkin hissettiği için beyaz oldu ve saçından başından, dudağına burnuna kadar zencilere özgü her şeyden kurtuldu.

Detayları için: www.youtube.com

Şurada da değiniliyor: www.youtube.com
0
halitkin
(03.05.26)
(8)

Yapay zekaya bakış açınız

darkwizard
Arkadaşlar ben ressamım hem yağlıboya hem dijital çalışıyorum evet ekmeğimin kısmen elinden aldı ama sizce de pratik ve hayatı kolaylaştıran bir şey seğil mi. O yapay zeka ile hazırlanan absürd videolardeğik. Tarihi figürleri fotoğraflaştırması ve kolayca renklendirmesi ya da fotoğraflara Photoshop
Arkadaşlar ben ressamım hem yağlıboya hem dijital çalışıyorum evet ekmeğimin kısmen elinden aldı ama sizce de pratik ve hayatı kolaylaştıran bir şey seğil mi. O yapay zeka ile hazırlanan absürd videolardeğik. Tarihi figürleri fotoğraflaştırması ve kolayca renklendirmesi ya da fotoğraflara Photoshop yapması iyi değil mi? Ben memnunum aslında .
📊 Ai sizce iyi mi

Bu anket sona erdi. 39 oy kullanıldı.

0
darkwizard
(02.05.26)
Excel'de çok ciddi işime yarıyor. Normalde 3-4 saatimi alacak formülleri, 1 saatte hallediyorum sayesinde.

Tabii Yapay Zekaya Excel formülünü tam doğru alabilmek için ne ve nasıl yazılması gerektiğini iyi idrak gerekiyor.

Kısaca Yapay Zekayı kullanmayı iyi bilmek gerekiyor.
+1
put it in your appropriate place
(02.05.26)
Antrenman ve beslenme programı hazırlamada ve takipte gerçekten ufuk açıcı oluyor. Ama konuya vakıf olmanız gerek. Bilinçli sorularla ancak verimli cevaplar alınabiliyor.

@put it in your appropriate place'ın söylediği çok doğru. Ben excell konusunda beklediğim verimi hiç alamadım mesela.
0
Mirket
(02.05.26)
Birçok konuda aslında kişiyle beraber olursa işi hizlandiran bir şey.
Ama kapitalist bazı manyaklar tarafından herkesi kovalim, herkesin emeğini çalalım tarzi kullanilacagi kısmı sıkıntılı.
Yoksa tedarik zincirinde çalışan biri olarak oldukça memnunum.
0
logisticsmanager
(02.05.26)
Dijital sanat, AI art olarak update edilecek. AI bir araç yani. Korkmaya gerek yok
0
runaway
(02.05.26)
İşin big data ve özel hayat gizliliği ihlali boyutu olmasa, tech devlerini dünyanın yegane sahibi ve bizi de köleler haline getirmese, savaşlar vb. tonla kötü şey için kullanılmasa ve her kullanımdaki her veriyi kaydetmese güzel diyeceğim. Tuvalete gidip gitmemeyi bile yapay zeka’ya soran ve her cevaba inanıp mutlak kabul eden şuursuzları bir kenara koyarsak; günler, haftalar süren işleri saatlere, dakikalara indiren bir teknoloji için hiç kimse “kullanışsız” diyemez.

Büyük devrim. Ben “keşke olmasaydı” diyenlerdenim.
0
yadigar
(02.05.26)
Insani biraz yalnizlastiriyor ve tembellestiriyor. En buyuk dezavantaji bu benim gordugum simdilik.
0
baldur2
(02.05.26)
AI ek bir alet sonuçta. Kötü yanı, sağladığı kolaylıkla çöp içeriğin artması. İyi yanı, profesyonel çalışan insanların hamallığını hafifletmesi.

İyi işler nitelik olarak daha iyi, kötü işler nicelik olarak daha fazla sayıda oldu, olan daha çok bu sanırım.
0
akhenaten
(02.05.26)
iyi yanı çok ama kötü yanları da buna yaklaşır ölçüde.

ai, araç olarak kaldığı takdirde iyi ama bir çok zaman insanların kullandığı bir nesneden ziyade, kendi başına bir özne oldu. burası sıkıntılı.

ai'in söylediği şeyin doğru olma zorunluluğu yok. o doğruyu yanlışı bilmiyor, sadece matematiksel bir işlem sonucuyla çıktı veriyor. o hissetmiyor, algılamıyor, güzel-çirkin konusunda fikir sahibi değil. düşündüğümüzden daha fazla hata yapıyor, halüsinasyonları ve manipülasyonları hala fazla ve asla sıfır olmayacak.

kötü kişilerin başrolde olduğu filmlerde; insani ve sosyal yeteneği olmayan çok zeki olan o kişi aslında ai. iyi ya da kötü demiyorum ama insani yeteneği yok, her şeyi yapabilir. insan yerine koymamak lazım kendisini.
0
biseysorcaktim
(02.05.26)
(7)

şehir kumrularının kahverengi/sarımsılaşması?

mikahakkinen
bu kumrular bizim çocukluğumuzda griydi. şimdi nerede görsem ortası sarı ve kahverengi olmuş? ırk mı değişti? göç mü var?
bu kumrular bizim çocukluğumuzda griydi. şimdi nerede görsem ortası sarı ve kahverengi olmuş? ırk mı değişti? göç mü var?
0
mikahakkinen
(30.04.26)
Ben adanalıyım. Adanada kumrular ben kendimi bildim bileli kahverengiydi.
0
nuevo
(30.04.26)
güvercinler gri, kumrular kahverengi. 90larda çocuk olan birisi olarak benim için hep böyledir.
+4
abelardo
(30.04.26)
Ben de hiç gri kumru görmedim, belki farklı bir tür kuşa daha kumru deniyordur yetiştiğiniz çevrede o kalmıştır aklınızda. "Gu guuu guk" diye öten canlıdan bahsediyoruz değil mi?
0
akhenaten
(30.04.26)
40 yıllık istanbulluyum güvercinler gri ve hafifi iri kumrular bordo-kahverengi ve cılız olur.
+3
orpheus
(30.04.26)
işin uzmanına sordum böyle diyor :) i.imgur.com

daha saçma cevap vermiyor muydu bu ya şakalı cevap olsun demiştim çok boş yapmamış. yine de o kadar uğraşmışken planı bozmadım attım...

ben de gri gördüm hep, hala kumru diyince aklıma gri kuş gelir kahverengi gördüm mü bilmiyorum. şu değil mi kumru işte? i.imgur.com

özellikle kahverengi kumru olarak arayınca (bkz: küçük kumru) diye başka bi tür çıkıyor genelde.
+1
konetsu
(30.04.26)
denizli ve egede b en çocukken hep griydi. ankarada okudum. hep griydi. yaş 40 a geldi bu kurumlar sarardı. yapay zekanında dediği gibi kumrularda göç almış.
0
🌸mikahakkinen
(30.04.26)
Güneydekiler gri olup ötüşü bile farklıdır
0
Mistyimage
(01.05.26)
(5)

Mayo nasıl seçeyim? Şort değil (erkek)

michael_knight
Gideceğim havuzda şort yasakmış.Slip mayo veya boxer mayo gibi tene yapışanlardan giymek zorundaymışım.Yarın decathlon'a gidip alacağım.Seçmek için özel bir şey bilmem gerekmiyor herhalde di mi? Bir öneriniz olur mu?Çıplak gibi bi garip hissedeceğim di mi? Tene yapışacak ve her yeri de belli edecek
Gideceğim havuzda şort yasakmış.
Slip mayo veya boxer mayo gibi tene yapışanlardan giymek zorundaymışım.
Yarın decathlon'a gidip alacağım.

Seçmek için özel bir şey bilmem gerekmiyor herhalde di mi? Bir öneriniz olur mu?
Çıplak gibi bi garip hissedeceğim di mi? Tene yapışacak ve her yeri de belli edecek di mi?

Bilginiz yoksa da acımı, endişemi, utangaçlığımı paylaşıp motive ederseniz sevinirim.
-2
michael_knight
(29.04.26)
Valla açıkçası pek bir şey olmayacak, eskiden herkes bunlardan giyiyordu zaten. Siz de ilkten farklı geldiği için biraz garipseyeceksiniz, sonra zaten herkes aynı olduğundan beyniniz bunla meşgul olmayı bırakacak ve hayatınıza devam edeceksiniz. Psikoloji 101 gibi bir şey.
+3
akhenaten
(29.04.26)
havuz, deniz, plaj kıyafeti mayodur zaten. şortla suya girme fikri kimden çıktı çok merak ediyorum. şortla haşır huşur yüzülmediği gibi kayıyor yapışıyor daha çok belli ediyor. şahsen asla şort giymem.

bakınız sene 1976 herkes mayolu
www.facebook.com
-1
yurtsuz john
(29.04.26)
boxer mayo alacaksan, üzerine tam oturan bir boxerın ölçülerini al, mayo da bu ölçüyü geçmesin. çünkü suya girince mayo genişliyor. yani mayo biraz sıkı olacak. eğer büyük alırsan her yerini belli eder.
+1
malheiros
(29.04.26)
arena veya speedo gibi markalara bakabilirsin. slip mayo etek trasi yoksa giymemen gereken bir sey bu arada,

bunlarin tene yapisan performans mayolari oluyor. sort seklinde olanlara bak. havuzda bu tarz yapisan mayolarla yuzmek daha kolaydir. denizde de oyle aslinda ama cikinca tuhaf tabi. o nedenle sort giyiyoruz.
0
antikadimag
(30.04.26)
hocam 1972 olimpiyatları Mark Spitz mayosu gibi bir şey çok açar valla :))

www.hollywoodreporter.com
+1
galahad reloaded
(30.04.26)
(15)

kuzum ve tatlım hitabı

yenibirgüzelnick
eşlerin birbirine kuzum ve tatlım diye hitap etmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? cringe or cute
eşlerin birbirine kuzum ve tatlım diye hitap etmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? cringe or cute
0
yenibirgüzelnick
(29.04.26)
çevremdeki eşlerin birbirlerine iki hitabı kullandığını hiç duymadım açıkçası. çoğunlukla 'aşkım' diye diye geziyorlar. örnekteki iki laf da daha çok 50+ teyzelerin genç kızlara hitabı vibe'ı veriyor bana. dolayısıyla oyum cringe'den yana.
bir ex bana arada 'gülüm' diyordu (ismimle falan alakalı değil). o zaman çok komiğime gidiyordu ama çaktırmıyordum. fakat ne yazık ki dilime yapıştı; şimdi yeğenlerime kullanıyorum arada :/
0
lil siztah
(29.04.26)
Cringe.

Basbasayken dersin ama baskalarinin yaninda bu iletisim tarzi cok kötü duruyor.
-2
Purple life
(29.04.26)
@lil siztah, gülüm hitabı kütahyada çok yaygın. hem de erkekler birbirine söyler :D bu sevimli bence kötü değil.
0
🌸yenibirgüzelnick
(29.04.26)
Güzel sözün kötüsü olmaz.
+2
kizil karga
(29.04.26)
@yenibirgüzelnick, ona bakarsanız kuzum ve tatlım da birilerine sevimli geliyor muhakkak ki söylüyorlar, ama bana kalırsa cringe. gülüm'de de arabesk bir hava var bence :)
ismin suyu mu çıktı yahu :/
+2
lil siztah
(29.04.26)
kuzum cringe

tatlım okey
+1
jülsezar
(29.04.26)
aşkitoşkooo gibi bir şey harici hiçbirini cringe bulmuyorum. her şeye triggerlanmamak lazım öyle. olum bu cümlede neden 2 tane ecnebi kelime var bunları türkçesi ne :D
+2
neira
(29.04.26)
cute bence
+1
Sadece soruyorum
(29.04.26)
eski türk filmlerindeki gibi mi kuzum hehehe

bana biraz samimiyetsiz geldiler ama neden olmasın
0
art cat chocolate
(29.04.26)
kullanılan hitaptan çok kullanırkenki samimiyet önemli. kimisinde çok yapmacık durur, kimisine oturur. mesela ben kuzum değil de guzum derim, eşimin de çok hoşuna gidiyor. buna dışarıdan birileri değil, hitabın muhatabı karar vermeli bence.
+1
faberkastelli
(29.04.26)
@faberkastelli +1 aynı şeyi demeye gelmiştim.

Herkes karakterine uygun konuşup role girmediği sürece cringe olacak bir durum yok bence de.
0
akhenaten
(29.04.26)
Cute ikisi de
0
pembediken
(29.04.26)
tatlim daha cute:)
0
acelaacedebela
(30.04.26)
Kuzumu bir arkadaşım kullanır, kendisi çok samimi harbi bir insandır o nedenle o hitabı seviyorum ben. Tatlım nedense dublaj Türkçesi gibi geliyor bana. Ahh tatttlıımm diye orijinal ağız hareketine uygun olsun diye yayarak söylenen şekli ile geliyor kulağıma. Bendeki izlenimler bu şekilde.
0
peki madem
(30.04.26)
very cute. ama kadınların birbirine tatlım demesi genelde pasif öfke taşıdığı için biraz samimiyetsiz geliyor.
+1
buenosdias
(30.04.26)
(5)

Hanedan değişimi

put it in your appropriate place
İngiltere'de başta olmak üzere hanedan değişimi nasıl oluyor yav? İngiltere'de Tudor Hanedanı var mesela, öncesinde York varmış, sonrasında Stuartlar gelmiş. Aralarında kavgalar çıkmış, iç savaşlar olmuş.Başa biz geçiyoruz, sıkıyorsa gelin indiren lan mı diyorlar? İndirmeyen adam değildir diye cevap
İngiltere'de başta olmak üzere hanedan değişimi nasıl oluyor yav? İngiltere'de Tudor Hanedanı var mesela, öncesinde York varmış, sonrasında Stuartlar gelmiş. Aralarında kavgalar çıkmış, iç savaşlar olmuş.

Başa biz geçiyoruz, sıkıyorsa gelin indiren lan mı diyorlar? İndirmeyen adam değildir diye cevap olmuş mudur? Nasıl oluyor bu işler?
0
put it in your appropriate place
(25.04.26)
Başa geçecek velihat kalmayınca akrabalık ilişkisi olan diğer hanedandan biri geliyor, zamanında İngiltere kraliçesi çocuksuz ölünce mesela İskoçya kralı İngiltere kralı oluyordu çünkü annesi İngiltere kraliçesiyle kuzendi (büyükannesi İngiltere kralının kızıydı), gerçi annesinin kafasını yine aynı kuzeni kestirmişti ama akrabalık ilişkisi yok olmuyor neticede, böyle durumlar dışında hanedan el değiştirmez. Osmanlı'da da birkaç kez bu duruma yaklaşılmıştı, yedekte Kırım hanlığı bekliyor deniyordu ne kadar doğru bilmiyorum, mesela. 4. Murat ölürken kardeşinin öldürülmesini istiyor ama öldürmüyorlar, öldürselerdi Osmanlı da velihatsız kalıyordu çünkü başka erkek kardeşi yoktu erkek çocukları da küçük yaşta ölmüştü.
0
kizil karga
(25.04.26)
@kizil karga İskoçya kralı mevzusu evet biliyorum. İskoçya'da James VI iken, İngiltere kralı olunca James I oluyor. James VI and I diye anılıyor galiba.
0
🌸put it in your appropriate place
(25.04.26)
Evet Annesi Mary Stuart'ın büyükannesi 7. Henry'nin kızıydı/Tudor hanedanının torunuydu, o yüzden taht benim aslında türü tripleri de olmuştu, 1. Elizabeth de bu yüzde idam ettiriyor ama 1. Elizabeth çocuksuz ölünce Mary Stuart'ın oğlu İskoçya kralı İngiltere kralı oluyor, mesela Stuart hanedanın son kraliçesi Anne çocuksuz ölünce Almanya'dan Hanover hanedanlığı gelip İngiltere'nin başına geçiyor ama bu her zaman kavgasız gürültüsüz olmuyor savaşın kılın yünün çıktığı siyasi durumlar da oluyor. Bugünkü hanedan da Alman hanedanı aslında, sonradan ismini değiştiriyorlar.
0
kizil karga
(25.04.26)
Ben bu konuya bir dönem baya merak salmıştım. Genel olarak birkaç farklı senaryo var.

1- Erkek soyun tükenmesiyle veraset değişimi
Kralın erkek çocuğu olmuyor, veya ölüyor. Sonuçta ya kızı gelip kraliçeliği döneminde biriyle evlenerek yeni erkek çocuk ve yeni isimle hanedan değişiyor, ya da bu tip durumlar için önceden kararlaştırılmış veraset devri planlaması işliyor.

2- Ele geçirmeyle değişim. Bu senaryoda güçlü asil ailelerden birisi veya krala yakın bir general veya başka bir çeşit saray görevlisi iktidarı ele geçiriyor.

3- Savaşla değişim, gayet açık. Dışardan bir güç gelerek krallığı kendi hakimiyeti altına alıyor.

1. Maddedeki durumda taht genelde planlı şekilde üst soydan gelen yan kollara aktarılıyor. Örneğin iki önceki kralın kardeşinin soyundan birine. Bazen de kral ölmeden önce güvendiği bir görevlisini veliaht olarak gösteriyor.

Arada absürt örnekler de var. Örneğin Bizans'ta I. Iustinus baya çulsuz bir köylü olarak sırtında ceketiyle istanbula gelip sonra bir şekilde imparator olup çıkıyor. Siyasi, dini, karmaşık çok kompleks sebepleri var bunun. İlginç bir olay, komik bile düşününce.

Size çıkış noktası olması için ingilizce wikipediadaki listelere bakabilirsiniz. Hemen hemen her krallığın kral listeleri var. Bir hanedendaki son isim ve diğer hanedandaki ilk ismin kim olduğuna bakıp hayatlarına kısaca göz atabilirsiniz.
+1
akhenaten
(27.04.26)
fransada mesela Merovenj hanedanı varken Karolenj Hanedanı geliyor artık taht bizim diyor. papanın desteğini alan bir aile Merovenj hanedanını indiriyor. bu dönemsel bir örnek. fransada derebeylikler varken güçlü olan yönetimi almış. italyada güçlü aileler hep çatışmış ama tek krallık olamamış. bu konuda en güçlü aile habsburglar. her yere kız oğlan verip ağı genişletmişler. ingiltere daha farklı bir soyla ilerlemiş. ülkeden ülkeye değişmiş ama genelde güçlü soylu aileler yönetime yakın olmuşlar. ingilterede farklı olarak kadın krallar var. genelde avrupada pek kadın kral yok. ingiltere biraz anaç bir ülke olduğu için babanın oğlu olmak dedğilde ananın oğlu olmak daha önemli.

ingilterede genelde yakın soylar tahta geçmiş hatta şu andaki hanedan alman kökenli. tahtan çekilen amcanın almanlarla arası iyi olduğu için kendisinden hep şüphe duyulmuştur.
0
mikahakkinen
(27.04.26)
(2)

gpt vs diğerleri

duptıs
Chatgpt kullacısıyım.gündelik işler hakkında soru soruyorum,merak ettiğim konuyu anlattırıyorum,bir şey tarif edip çizmesini istiyorum hepsi anında oluyor.gaz veriyor,yiğidim aslanım diyor filan.diyorum ki diğerlerinide kullanayım,misal gemini.bir şey soruyorum tam yanıtları alamıyorum.bana şöyle bi
Chatgpt kullacısıyım.gündelik işler hakkında soru soruyorum,merak ettiğim konuyu anlattırıyorum,bir şey tarif edip çizmesini istiyorum hepsi anında oluyor.gaz veriyor,yiğidim aslanım diyor filan.diyorum ki diğerlerinide kullanayım,misal gemini.bir şey soruyorum tam yanıtları alamıyorum.bana şöyle bir şey çizsene diyorum ,dur bir dakika bananaya bağlanayım,dur çiziyorum.bir şey çıkıyor alakası yok ya da direk ben grafikçi değilim deyip kenra çekiliyor.her isteğimize ayrı bir aparat lazımmış hissiyatı veriyor.gpt ise universal all-in-one gibi geliyor.

Bazen diyorim ki ki oğlum sen karına bile anlatamıyorsun bunlar nasıl anlasın seni,yıllardır bir android kullanmayı beceremedin varsa yoksa apple sisteminden devam ediyorsun.gpt bir nevi apple oldu benim için ama karşılaştırmak farklı fikirler almak,buraya gelip claude falan yazmak istiyorum olmuyor.

Şunu dene diyeceğiniz birşeyler var mı?
0
duptıs
(24.04.26)
Chatgpt ile baya bir geçmişiniz biriktiği için size öyle geliyor sanırım. Ben uzun zamandır Chatgpt kullanıyordum, sonra yeni cihaz aldığım için 6 ay ücretsiz Gemini verdiler ona geçtim. Başta dediğiniz gibiydi ancak bir profil oluşmaya başladıkça çok değişti. Şimdi arada gpt'ye bir şey sorunca çok yavan geliyor, Gemini'a bir şey olmadıkça gpt'ye geçmeyi düşünmüyorum artık örneğin. Ayrıca gemini deep research ve notebook lm olayı fena bağladı beni.

Şimdi AI'lar arası sohbet geçmişi aktarma gibi özellikler çıktı sanırım, bir de öyle deneyin bence. Detayını çok bilmiyorum ama.
0
akhenaten
(24.04.26)
Ask perplexity denediniz mi
0
pembediken
(25.04.26)
(2)

X Hesabıma Başka Yerden Girildi...

elektr10
Az önce bir sms geldi "X Confirmation Code: 2c2du8au" şeklinde... Biri hesabımı hacklemeye çalışıyor dedim ama sonra bir baktım uygulamadan log-out edilmişim otomatik olarak.X de bana mail atmış "Baltimore'dan giriş yaptınız Chrome'dan" diye. Eğer bu sen değilsen şifreni değiştir dedi ve değiştirdim
Az önce bir sms geldi "X Confirmation Code: 2c2du8au" şeklinde... Biri hesabımı hacklemeye çalışıyor dedim ama sonra bir baktım uygulamadan log-out edilmişim otomatik olarak.

X de bana mail atmış "Baltimore'dan giriş yaptınız Chrome'dan" diye. Eğer bu sen değilsen şifreni değiştir dedi ve değiştirdim. Şimdi girebiliyorum.

Bu nasıl olmuş olabilir? 2009'dan beri aynı hesabı kullanıyorum. Şimdi 2 faktörlü güvenlik ayarı yaptım. Başka uygulamalara da sirayet eder mi acaba? Başka ne gibi önlemler almamı önerirsiniz?
0
elektr10
(24.04.26)
aynı şifreyi kullandığın başka platformlar varsa hemen değiştir, imkan olanların hepsinde de 2 faktörü aç. alınacak başka önlem yok
0
faberkastelli
(24.04.26)
Bir yerler patladı heralde yine. Son bir haftadır birçok kişiden hesaba giriş yapma denemesiyle alakalı şeyler duyuyorum. Benim mail adresimde de aynı şey oldu, giriş yapılamamış ama deneme olmuş.

Şuradan bir bakın
haveibeenpwned.com
0
akhenaten
(24.04.26)
(6)

Dakik misinizdir?

substituent
Toplu taşımada hep aynı dakikada gelen otobüse/metroya biner misiniz? Otobüs için çok mümkün değil ama özellikle raylı araçlar için. Her sabah işe giderken aynı saat de aynı dakika da gelen trene biner misiniz, istisnasız? (Sizden kaynaklı bir gecikme olmadığı sürece)Yoksa genelde belirli aralıkta
Toplu taşımada hep aynı dakikada gelen otobüse/metroya biner misiniz? Otobüs için çok mümkün değil ama özellikle raylı araçlar için. Her sabah işe giderken aynı saat de aynı dakika da gelen trene biner misiniz, istisnasız? (Sizden kaynaklı bir gecikme olmadığı sürece)

Yoksa genelde belirli aralıkta gelen trene mi binersiniz, ama hep aynı dakikada olmasına gerek yok gibi…
📊 Dakik misiniz?

Bu anket sona erdi. 32 oy kullanıldı.

-1
substituent
(24.04.26)
Ben açıkçası her türlü toplu taşıma sisteminden daha dakiğim malesef. Dakiğim yazmaya gelmiştim ama toplu taşıma ölçütü hevesimi kırdı :D ölçüt bu değil.
0
akhenaten
(24.04.26)
işe giderken evden çıkış zamanım aynı olduğu için sabahları hep aynı trene binmiş oluyorum
0
my fault
(24.04.26)
Mesai başlangıcı esnek bizde. Haftada bir gün ofis. Onun da ne zaman başlayıp biteceğini çalışana bırakıyorlar. O yüzden "sabah 8'de ofiste olmam gerekiyor" gibi bir kriter olmadığı için ne zaman uyanırsam o zaman gidiyorum ofise. Haliyle hep aynı anda geçen tramvaya binmiyorum.

Eskiden mesai başlangıcının belli olduğu bir işte çalışıyorken (iş yeride evime çok uzaktı) hep olmam gereken saatten bir 10 dakika falan önce çıkardım. O 10 dakika bazen 5 olur bazen 3 olur. O yüzden 10 dakikalık aralıktaki araca binerdim.
0
himmet dayi
(24.04.26)
Üniversitede metrodan sonra vapura bindiğim için ve vapur da çok sık kalkmadığı için günlere göre evden çıkışım sabitti. Cuma geç giderken sabit tayfa, erken günler sabit tayfa ile yolculuk yapardım metroda. Günü planlı yaşarım hassas noktam diyebilirim.
0
cilekli pasta
(24.04.26)
Her yere 20 dakika önceden giderim. Toplu taşımayla gidiyorsam da hep planladığımdan 1-2 sefer öncesine binerim, o yüzden yine erken varırım. Bu da bir hastalık.
0
eileengray
(24.04.26)
Aşırı dakik. Saniye tuttururum.

Erken filan gitmem. Tam zamanında.
0
gabe h coud
(25.04.26)
(3)

Kitapları ne yapayım? Ücretsiz verilik

strawberry first
Elimde ODTÜ Biyoloji bölümüne ait (sanırım 95 ve sonrası) lisans, yüksek lisans ve doktorada kullanılan kitaplar var. Küçük bir ilçedeyim, burada bir işe yaramazlar. Bunları ne yapayım? İsteyen olursa buradan da verebilirim. (otobüsle de yollarım).Not: Kitapların sahibi Yurtdışında yaşıyor. Onun adı
Elimde ODTÜ Biyoloji bölümüne ait (sanırım 95 ve sonrası) lisans, yüksek lisans ve doktorada kullanılan kitaplar var. Küçük bir ilçedeyim, burada bir işe yaramazlar. Bunları ne yapayım? İsteyen olursa buradan da verebilirim. (otobüsle de yollarım).

Not: Kitapların sahibi Yurtdışında yaşıyor. Onun adına evini boşaltıyorum, kitapların güncel olmasa da temel kaynak olduğunu söyledi.
0
strawberry first
(24.04.26)
Bir üniversitenin 2. 3. sınıf biyoloji bölümünde okuyan face gibi öğrenci grubundan birindeki öğrenciye ) ders notlarının yüksek olmasına da bakarak) hibe edebilirsiniz.
0
diyecevaplandı
(24.04.26)
almak isteyen olmazsa (çünkü bugünün üniversite gençliği dijital alternatifler karşısında kitabı hamallık olarak görüyor), bir üniversite kütüphanesine bağışlamayı deneyebilirsiniz.
+1
lil siztah
(24.04.26)
Büyük yerlerde özellikle temel kitaplar illa ki bir kütüphanede vardır zaten. Sizdekiler yoksa güncelleri vardır. İlçe kütüphanesi bağışlamak için daha iyi. İşe yaramaz demeyin ilçedeki kütüphaneye verin bence. Gün gelir birine lazım olur.
+3
akhenaten
(24.04.26)
(13)

Bu İş Görüşmesi Sonrası Maili Olumsuz Mu Sizce?

lapetitemort
Dear X,Thank you for taking the time to interview with us and for the interest you have shown in joining our team. We truly appreciate the effort you put into your application and the discussion we had during the interview process. We are impressed with your background. However, we would like to in
Dear X,

Thank you for taking the time to interview with us and for the interest you have shown in joining our team. We truly appreciate the effort you put into your application and the discussion we had during the interview process.

We are impressed with your background. However, we would like to inform you that your application for the position will be taking some time to finalize, as your profile is currently kept on hold. In the meantime, if you receive another opportunity, please feel free to pursue it.

We will reach out to you should there be any further progress regarding this position.

We sincerely thank you for your time and interest in our organisation and wish you continued success in your professional journey.
📊 Mailin Tonu?

Bu anket sona erdi. 47 oy kullanıldı.

0
lapetitemort
(23.04.26)
olmamış.
0
summerjam0306
(23.04.26)
"biz sizi ararız" afili versiyon.
0
anon1m
(23.04.26)
"if you receive another opportunity, please feel free to pursue it."
daha ne desin ?
+1
orpheus
(23.04.26)
ümit vermedim diyen ik'nın mail'i
0
WithWorth
(23.04.26)
Açıkça olumsuz üzgünüm. bu olmaz başkası olur. Kolaylık ve sabır diliyorum bu süreçte.
0
akhenaten
(23.04.26)
Pursue it demeyeymiş iyiymiş :/
+1
condom kurşunu
(23.04.26)
sen cok iyi bir insansin ama sevgilim var.
+3
buenosdias
(23.04.26)
However sonrasi olumlu bir sey gelmez zaten.
0
duster
(23.04.26)
ne sacma bir email. haklisin ne dedikleri anlasilmiyor. "your application for the position will be taking some time to finalize, as your profile is currently kept on hold." bu kisim kafa karistirici.

benim anladigim waitlist gibi bir sey. sen yok gibi devam et.
0
antikadimag
(23.04.26)
sorun sende değil bende diyor.
+1
parka
(24.04.26)
insan kaynakları ekosisteminde 'karıncayı s2ceksin ama belini incitmeyeceksin' tavrının tipik örneklerinden biri ;

' if you receive another opportunity, please feel free to pursue it.'
meali : Başka bir fırsat elde ederseniz, lütfen değerlendirmekten çekinmeyin.
anlamanız gereken : kardeşim kusura bakma uygun değilsin, başka iş bak.

eskiden 'cv'niz bilgi bankamızda saklanacaktır ve ihtiyaç halinde değerlendirilecektir' derlerdi.
0
galahad reloaded
(24.04.26)
Abi bir şey diyeceğim, biz bunu yaptık:(
2024 sonu, ben müdürün yerine geçiyorum ve benim yerime birini arıyoruz.
Biz bir aday bulduk, görüşme yaptık, çok beğendik. Tamam diyecegiz, şirket o dönem bize alımlar 2024 sonu için işe alımlar donduruldu, 2025 başı açılacak dedi. Biz de adaya aynen senin bu dediğini ama daha direkt söyledik; böyle böyle. Is bulursan git ama bulamazsan biz sana 2025 başı geleceğiz.
Sonuç? Reorganizasyon, bütün operasyonel işler doğu avrupa ve Hindistan'a taşınıyor. Sadece stratejik işler kalıyor. 2024 yılı sonunda öğrendik, her şey değişti ondan sonra.

Kısacası yalan da olmayabilir. Özellikle büyük sirketse gerçekten ben bıktım bazı kararlarindan :(
0
logisticsmanager
(24.04.26)
net olumsuz.
0
cooperr
(25.04.26)
(8)

Insanlara yaptığı yanlışları söylüyor musunuz?

pembediken
Samimi olduğunuz, az tanıdığınız ya da hiç tanımadığınız insanlara. Yanlış herkes tarafından yanlış bulunan mesela başkalarını rahatsız eden bir şey yaptı.
Samimi olduğunuz, az tanıdığınız ya da hiç tanımadığınız insanlara. Yanlış herkes tarafından yanlış bulunan mesela başkalarını rahatsız eden bir şey yaptı.
0
pembediken
(23.04.26)
Hayir. Haddim degil gibi geliyor.
-2
Purple life
(23.04.26)
cok samimiysem soylerim, soyledigim oldu.
+2
cooperr
(23.04.26)
Yanlışı bana ise söylerim genelde ya o zaman ya da zamanı gelince. Yanlışı başkasına yapmışsa da genelde kendimi tutamayıp o an diyorum ama samimiyet derecesine göre söylemediğim/ ya da sonradan söylediğim de oluyor.
0
Amaranta ursula
(23.04.26)
Gelişime açık ve nasihat götürür bir insansa, samimiyet derecem fark etmeksizin söylüyorum. Nasihat götürmez biriyse, en yakınımsa bile söylemiyorum. Davranışsal değil de bilgisel bir hataysa, bir kez mutlaka doğrusunu belirtirim. Yabancıya bile… Örneğin “o düğme o işe değil şu işe yarıyor” demek…
0
yadigar
(23.04.26)
Yakınlarıma direkt söylerim.
Yakın olmadıklarıma sorarlarsa söylerim.
0
mutekebbir
(23.04.26)
İş ortamında "Senin cehaletin benim hayatımı etkiliyor" gibi bir durum yoksa söylemiyorum. Varsa yeri geldiğinde bu konuyu da içeren bir şeyden bahsediyorsa o sırada söylüyorum. Eğer dikkate almazsa ve benim hayatımı etkileyecek konu devreye girerse bu olayla alakalı kendisiyle konuştuğumu da söylerim ilgilisine. İş arkadaşlarıyla ilişki tuhaf olabiliyor, çoğu zaman yakın çevremdeki insanların bana yapmadığı şeyler için nazını çekmemi bekleyen 1-2 tip oluyor, olmaz. Kendim yanlış olduğunu bildiğim için yapmadığım şeyi başkası bile isteye yaparsa onun adına bunun sonucuna ben katlanamam.

Yakın çevremde söylerim, birbirimize böyle şeyleri söyleriz, hep böyleydi. Kimi sorun eder, her ilişki farklı.
0
akhenaten
(23.04.26)
öncelikle yanlışın türüne bağlı.
iş hayatında, profesyonel çalışmaları etkileyecek bişeyse, genel müdürden amelesine mevki ayırmadan doğru bildiğimi söylerim; hiç affetmem.
toplumsal etki yaratan bir yanlışı, sokaktan geçen adam dahi olsa direkt söyler ve üstelerim (kardeşim bu sebeple bir gün çok kötü dayak yiyeceğimi söylüyor).
ancak arkadaş arasında olan konularda, sevip-sevildiğim ve benim fikirlerime değer verdiğini bildiğim bir insansa ve çok gerekiyorsa söylerim; diğer türlü pek karışmam.
+1
lil siztah
(23.04.26)
eskiden söylüyordum artık söylemiyorum alınıyolar sonra ben kendimi çok kötü bir insanmışım gibi hissediyorum
0
Sadece soruyorum
(24.04.26)
(8)

Sürekli ev sahibi para istiyor

messina123
Cidden artık daraldım. Yok diyorum 3 gün sonra yine yazıyor. Sürekli 2-3 yollaya yollaya kiradan düşüyoruz. Mesajına dönmezsem arayıp rahatsız ediyor. Çok sinir bozucu bir durum. Ben bu adama karşı ne yapabilirim?
Cidden artık daraldım. Yok diyorum 3 gün sonra yine yazıyor. Sürekli 2-3 yollaya yollaya kiradan düşüyoruz. Mesajına dönmezsem arayıp rahatsız ediyor. Çok sinir bozucu bir durum. Ben bu adama karşı ne yapabilirim?
0
messina123
(18.04.26)
Param yok diyebilirsin.
Israrlı aramalar ve mesajlardan da engelleyerek kurtulursun. 2-3 gün sonra engeli kaldırırsın.
0
artıküyeolmakistiyorum
(18.04.26)
Böyle darlayan tiplerde param yok demek = şu an param yok, olduğunda veririm olarak anlaşılıyor.

Sizin yapmanız gereken şöyle bir şey; "Hesabımı kitabımı aylık yapıyorum, bu planda sizin kiranız da var. Bunun dışında sizden gelecek spontane bir masrafı karşılayacak lüksüm yok, bundan sonra 100 kere daha isteseniz 101. kere sorduğunuzda yine olmaz diyeceğim, onun için lütfen artık sormayın. Bu kadar ısrarcı olunmaz."
+5
akhenaten
(18.04.26)
Programını yapıp “Şu zaman şu kadar ödeyebilirim” diyerek tarih verir ve o tarihte söylediğini ödeyebilirsen sakinleşir muhtemelen.

Param yok dediğin zaman sen üstüne su iç diye de anlaşılabilir.

“Şu kadar zaman hiç param olmayacak” desen de olur. Alıyorsa da canını alsın artık.
+1
lazor
(19.04.26)
kirayı geciktirdiniz de onu mu istiyor? yoksa kirayı önden mi istiyor? ne için para istiyor?
0
art cat chocolate
(19.04.26)
Kirayı önden istiyor ama son iki üç aydır böyle
0
🌸messina123
(19.04.26)
birkac sefer iyi niyetle odeme talep ettiniz gonderdim ama bu benim odeme planimi bozuyor bundan sonra boyle bir rica ile gelmeyin kabul etmeyecegimi pesinen soyluyorum kirayi gununde alirsiniz sizde odemelerinizi buna gore planlayin diyip konuyu burada kapattiginizi soyleyin ve kararli olun
+1
tahtakafa
(20.04.26)
vadeyi bozup verebilirim ama 10 verirsem kiradan 9 düşerim de.
Başka türlü anlamaz.
0
burfak
(20.04.26)
para biriktirmeye başlayın, yakında evi satılığa çıkarabilir. Belli ki mali kontrolü zayıf.
0
anten
(20.04.26)
(7)

Bu yara nasıl geçer? [HASSAS foto]

efreet sultan
Babam yatalak ve son bir senedir o tarafına yatmayı çok sevmesinden olsa gerek sol kalçasında yara oluşmaya başladı. ilk seferinde hafif çukur ve morumsu bir iz kalmıştı ama yara iyileşmişti. son 2 aydır çok fena azdı yarası ve linkteki gibi çukur oluştu. baş parmağın yarısı girer içeri, öyle bir de
Babam yatalak ve son bir senedir o tarafına yatmayı çok sevmesinden olsa gerek sol kalçasında yara oluşmaya başladı. ilk seferinde hafif çukur ve morumsu bir iz kalmıştı ama yara iyileşmişti. son 2 aydır çok fena azdı yarası ve linkteki gibi çukur oluştu. baş parmağın yarısı girer içeri, öyle bir derinlik. hastanede yara hemşiresi smith & nephew intrasite gel ile pansuman yaptı, biz de devam ettirdik ama pek bir faydasını göremedik. biraz içi etlendi o kadar. bugün başka bir kontrol için hastaneye götürüldü babam, plastik cerrahi doktoru debridman jeli kullanın demiş ama zaten smith & nephew debridman jeli değil mi? nasıl tedavi edeceğiz bu yarayı? pansuman yapacağımız zaman böyle kanlı gibi sıvı de geliyor.

Hartmann Hydrosorb Gel gördüm ama bunun da stoğu bitti diye sanırım biraz uçuk fiyattan satılıyor.

i.hizliresim.com
0
efreet sultan
(13.04.26)
ninem kalçasını kırınca havalı yatak almıştım. elektrik motorlu bir sistemi var. bazı noktaları şişiyor bazıları iniyor sürekli.
hastanın hep aynı pozisyonda yatmaması lazım.
ayrıca yarayı kurutmayacak merhemler kullanın. batikon sürmeyin mesela.
+1
yurtsuz john
(13.04.26)
öncelikle sağlık diliyorum babanıza. uzman falan değilim, baştan belirteyim.
belden aşağısı felçli, üniversite öğrencisi bir genç kız youtuber'da benzer bir yara oluşmuştu, tekerlekli sandalye sebebiyle. onunki de bu kadar ilerlemişti ve kemiğe de ulaşmış meğer. bu sebeple ameliyat oldu; ameliyatta oradaki hasarlı dokuların temizlendiğini ve kemiğini de bir parça kazımak zorunda kaldıklarını söylemişti.
babanızı hastanede doktor da görmüş, benim yorumum gereksiz kalabilir ama bu yara artık kremle falan kapanacağa benzemiyor sanki. daha da ilerlemeden bunun için özel olarak genel cerraha falan götürseniz iyi olur diye düşünüyorum. acil şifalar dilerim.
+4
lil siztah
(13.04.26)
Hiperbarik Oksijen Tedavisi denediniz mi?
0
tekdir ile uslanmayan kiz
(13.04.26)
Fotoğrafa bakamıyorum ama eğer kullanmıyorsanız mutlaka havalı yatağa geçin. Anneannem için kullanmıştık çok şükür bir sıkıntı yaşamamıştık. Sağlık, sıhhat, afiyet diliyorum.
0
mslny
(13.04.26)
Ne kadar süredir pansumana devam ediyorsunuz bilmiyorum ancak bası yarasının birkaç günde kabuk bağlayıp iyileşmesini beklememelisiniz. Yaranın eskisinden daha iyiye gittiğini görmüşsünüz böyle aşama aşama devam ettiği sürece sorun yok. Doktor kontrollerine de devam etmelisiniz, ayrıca farklı branşlara gösterme de iyi bu açıdan genel cerrahi +1

İşin sizla alakalı tarafında ise kesinlikle havalı yatak almalısınız. Bu yaralar basınçtan oluşuyor, habalı yataklar ise bu basıncı bir şekilde azaltıyor. Bunların hastaya pozisyon veren, basıncı azaltıp artıran türde olanları da var.
0
akhenaten
(14.04.26)
Çok geçmiş olsun. Bakım hastasını yönetmek zor bir süreç.
Öncelikle havalı yatağa kesinlikle geçmeniz gerekiyor. O tarafa yatmasını seviyor konusunu ortadan kaldırmanız ve gün içinde farklı taraflarına yatmasını sağlamanız lazım. Sırtına yastıklarla destek verebilirsiniz.
Yakın bir hastanenin evde bakım birimine kayıt yaptırın. Düzenli kontrollere gelirler.
Yara iyileşmesi için kremler kadar beslenme de önemli. Protein alımına dikkat edin. Hareketliliği ne kadar bilmiyorum ama dolaşımı sağlamak için ayaklara ellere
masajın faydası olur. Yara bakımı için çok fazla ürün var. Tek bir fotoğrafa göre kimse net bir tavsiyede bulunamaz. Diyabet, tansiyon, beslenme durumu önemli yara tedavisinde. Sizin yaranın kremden ziyade dressing denilen ürünleri kullanma zamanı gelmiş gibi. Ya da krem sürdüğünüzde gazlı bezle kapatmanız lazım ki ortadaki boşluğu kapatacak nemli ortam oluşsun. Fitolab firmasının ürünlerinden, hyalofast gibi hyaluronik asitli ürünlerden veya manuka balı içeren ürünlerden fayda görenleri duymuştum. Ben doktor değilim bahsettiğim ürünleri tıbbi tavsiye olarak almayın, mutlaka bir yara uzmanından destek alın.
0
curukturpkokusu
(14.04.26)
herkese teşekkür ederim. tavsiyeleriniz çok kıymetli. bakımıyla annem ilgilendiği için yorumlarınızı kendisine de ilettim. bugün havalı yatak siparişini verdim hemen. sağolun, varolun.
+2
🌸efreet sultan
(14.04.26)
(23)

Aktivist biriyle ilişki yaşar mısınız?

64654942
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatm
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatmış biri mesela. Çevresindekilere sendikal tepki verme, hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim. Az çok anladınız sanıyorum.

Böyle biri ciddi ve uzun vadeli bir ilişki açısından size fazla mı gelir? Biraz fazla hareketli ya da belki saldırgan mı bulursunuz? Yoksa diğer şeyler yolundaysa çok da problem etmez misiniz?
-1
64654942
(13.04.26)
Her şeye atlayan birini sevmem.
-18
arbre
(13.04.26)
Kendisine saygı ve hayranlık duyarım. Başka, daha medeni bir ülkede olsak ilişki de yaşarım.

Ama bizim ülkemizde noo....

Kendisine, ailesine, çocuklarına zararları dokunabiliyor böyle bir şeyin.

Babam sağ-sol olaylarında alevi-sünni olaylarında yeterince savaş vermiş. Annemle boşanmışlar. Olan ilişkisine ve mental sağlığına oldu. Elde var sıfır.

Bizim ülkemizde "bırak sen mi kurtarıcan dünyayı" modunda takılmak lazım eğer düzenli bir hayat kurmak istiyorsan. Gerçi onu da herkes yapamıyor işte içi içini yiyor haksızlıklara karşı.
+1
ananiyimioguz
(13.04.26)
Bana fazla geliyor ya. Önyargısız şekilde söylüyorum. Bir konuda idealleri olan insanlarla vakit geçirmeyi, sohbet etmeyi, hayatına tanık olmayı seviyorum ama ben bu kadar aktif biri değilim. Kendim bu tempoyu ve ateşi kaldıramıyorum. Haliyle ilişki anlamında da böyle birini taşıyamazdım heralde. Yolu bahtı açık olsun deyip geçtiklerim oldu. İyi insanlardı.

Problem etme anlamında, ben problem etmezdim de, problem oluyor ister istemez. Böyle insanların beklentileri oluyor, normaldir heralde.
+4
akhenaten
(13.04.26)
bana çok çekici gelir. doğrunun peşinden giden ve korkmayan biri. bayılırım. bunu yazarken hangi doğruyu savunduğu önemli mi diye sordum kendime, tabi benim doğrularıma uyması lazım. bana uymayan bir doğrunun aktivistine (aynı olgunlukla davranıyorsa) saygı duyarım ama o çekici gelmez.
+1
mezzosprite
(13.04.26)
Geziye katılmış biri yükselmem için ekstra sebep olur. İmamoğlu protestoları zaten…
Apolitik, ruhsuz biri olmasındansa şöyle haksızlığa gelemeyen, elini taşın altına koymaktan gocunmayan biri olması yeğdir.
+1
ekimoloji
(13.04.26)
Diğer şeyler yolundaysa hanesine + puan yazar.
0
gabe h coud
(13.04.26)
Hayir.
-5
Purple life
(13.04.26)
Çok yorar.
+1
kizil karga
(13.04.26)
Imamoglu protestolarinda gozaltina alinmasi direkt ilgimi kaybetmeme yol acardi. Sadece gezi falan olsa problem olmazdi.
-11
ghilleinthemist
(13.04.26)
"hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim."

Baskı yapmıyorsa güzel. bu ülkede başımıza gelenlerin sebebi karşı tarafın örgütlü olup bizim örgütsüz olmamız değil mi zaten?

Bu derece hareketli arkadaşlar biliyorum. Hatta ilgisi olan da oldu ancak "Böyle insanların beklentileri oluyor" denmiş daha önce de. Evet haksızlıklara gelemeyen bir insanım ama böyle hareketli biriyle olur mu diye bir düşünüyor insan. Sonuçta ben de bu kadar mental ve fiziksel efor harcamak konusunda kendime güvenemem.

Yine de iyi ve tutarlı bir insansa düşünülebilir. Ne derece beklentileri oluyor, yetişememe kaygısı baş gösteriyor mu? Belli bir süreç içerisinde anlaşılır zaten
+1
nerthus_
(13.04.26)
temeline marksizmi ve sosyalizmi almamış aktivizm bana boş geliyor. herhangi bir konuda ses çıkarıp mücadele edene saygım sonsuz, aktivizmi "her şeye burnunu sokmak" olarak gören köle zihniyetinden her türlü iyidir o ayrı bir şey ama ben kendi hayatımda o kadar harala güreleye gelemem kapitalizmi, mevcut düzeni hedef alamayan bir mücadele için. komünist kızla olur, onunla ilişki yaşamakla kalmam onu çok severim ve öperim ama gerçekçi olursak öyle yüreği olan kadın bana bakmaz zaten.
-2
der meister
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı?
+4
sekizdokuzon
(13.04.26)
Şule Aydın gibi akilli bir tipse olur, bombalar altinda sevisiriz.
ama depresyon hirkasi giyip, polise molotof atip iceri giriyorsa tesekkur eder kacarim.
solculuk parayi bulana kadardir turkiye'de..
-3
cooperr
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı? +1

Saygı duyarım duymasına ama karşılıklı yapamayız. Bu yönden aktif birisi olamadım.
+1
put it in your appropriate place
(13.04.26)
Sendikal faaliyette bulunan birine, diğer kriterlerden bağımsız olarak, amasız fakatsız müthiş saygı duyarım. İşveren olarak söylüyorum bunu ayrıca.

Marksist olduğunu varsayıyorum bu kişinin, öyleyse ciddi bir artı puan.
0
sailor
(13.04.26)
En güzel aşk, en güzel ilişki aktivist insanla yaşanır. Öyle bir insan asla unutulmaz.
0
rock n roll
(13.04.26)
bircogu otistik oluyor, sabah aksam sosyal ve politik meselelerden bahsedip saglam kafa aciyorlar. bu cevabimdaki otistik kelimesinden bile kurtlaniyorlar. hic isim olmaz.
-9
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.04.26)
yaşamazdım çünkü onun enerjisine yetişemezdim. fikir olarak okey iyi hoş ama ben evden çıkmayan biri olduğum için muhtemelen o da beni istemezdi. bi de ben öyle birkaç insan biliyorum, kendi hayatlarını tamamen bi kenara bırakarak yaşıyolar. bu da benim açımdan biraz yorucu olurdu. örneğin benim gündemim hafta sonu sevdiğim waffle cıya gitmek, onun gündemi ise eyleme gitmek olurdu ve anlaşamazdık.
+1
Sadece soruyorum
(14.04.26)
Aktivist kişi beni ne yapsın +1
0
peki madem
(14.04.26)
Aktivist insan iyidir, ilişkide insanı geliştirir, benim hoşuma gider.
0
blue rebel motorcycle club
(14.04.26)
Kendisine saygı duysam da, şahsen uzun süreli birliktelik için tercih etmem. Çünkü aktivist arkadaşlarımdan bile bir süre sonra sıkılıyorum. Hayata bakis acilari cok rigid. Her konuyu politik bağlamda değerlendiriyorlar. Her şeye muhalif ve agresif yaklaşıyorlar. Örneğin, onunla sırf kafa dağıtmak için basit bir Amerikan komedi filmi seyredemezsin. İkili ilişkilerde de davası her zaman senden daha önemli olacaktır.
+1
tekdir ile uslanmayan kiz
(14.04.26)
Arkadaşlık dahi etmem. Oy kullananlarla dahi etmem. Zaten ilişkiyle milişkiyle işim olmaz da yine de söyliyim.
-4
Batuhanolabilir
(15.04.26)
Hayır asla yaşamam. Katlanamıyorum. Sürekli bir yakınma ve isyan oluyor bunlarda..
-4
runaway
(15.04.26)
(6)

Bir Türlü Olmayan Yeşil Zeytin

rock n roll
SelamlarHayatımda ilk defa yeşil zeytin kurdum Eylül ayında. Fakat hala taş gibi. Bu zeytin ne zaman olacak?Markette, teyzenin biri alıyordu ben de ona sordum nasıl yapılıyor diye. Tarif etti ve 1 ayda oluyor dedi, hatta komşusu 15 günde yapmış. Benimki 7 aydır olmadı. Sizce sorun ne?
Selamlar

Hayatımda ilk defa yeşil zeytin kurdum Eylül ayında. Fakat hala taş gibi. Bu zeytin ne zaman olacak?

Markette, teyzenin biri alıyordu ben de ona sordum nasıl yapılıyor diye. Tarif etti ve 1 ayda oluyor dedi, hatta komşusu 15 günde yapmış. Benimki 7 aydır olmadı. Sizce sorun ne?
0
rock n roll
(10.04.26)
iyi işte sen ne olmasını istiyorsun çürüsün mü?
15 günde olan çizik, kırık zeytindir.
sen nasıl yaptın ?
0
parka
(10.04.26)
Bıçakla çizik attım, kavanoza koydum, üzerine su ekledim. İki günde bir suyunu değiştir dedi. Yapıyorum ama olmuyor.
0
🌸rock n roll
(10.04.26)
acı suyu gidene kadar su değiştiriyorsun. sonra tuz atıp zeytini kuruyorsun. uzun süre de kapağını açmıyorsun.
+1
parka
(10.04.26)
Aşağıraki tarif kırma zeytin içindir. Çizik için büre biraz uzatılabilir.
15 gün, günlük su değiştirilip acılığı alınıyor. Sonra 5'lik bir bidon dolusu zeytin için bir su bardağı kaya tuzu ve bir yemek kaşığı limon tuzu katılıyor.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(11.04.26)
Ben sizin sorunuzu çok uzun zaman önceden hatırlıyorum. Çok ilginç gerçekten, bu kadar sürmemesi gerekiyordu. Bir terslik var gibi.

Çizik atarken çekirdeğe kadar yardınız değil mi zeytini? Yoksa sadece dış kabuğunu mu yaraladınız? Öyle bile olsa şimdiye olması gerekiyordu gerçi. Hiç tadına baktınız mı? Acı mı hala?
0
akhenaten
(11.04.26)
Evet çekirdeğe kadar yardım. Sert ve acı.
0
🌸rock n roll
(11.04.26)
(2)

De Gruyter'e Erişim

lesmiserables
Kendi üniversitemden okulun wi-fi ağına bağlı olmadığım için indiremiyorum. Erişimi olan varsa ve aşağıdaki makaleyi gönderebilirse çok sevinirim:https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.1524/aofo.2008.0009/html?srsltid=AfmBOoqQErW5dh3wK7GJkApGTJ4oFD5pOm_NBYZLbgTwoj84-ETYYy2O
Kendi üniversitemden okulun wi-fi ağına bağlı olmadığım için indiremiyorum. Erişimi olan varsa ve aşağıdaki makaleyi gönderebilirse çok sevinirim:

www.degruyterbrill.com
0
lesmiserables
(10.04.26)
Dikkatinizden kaçtıysa hatırlatmak için yazayım dedim, çoğu okulun kütüphanesinin websitesinde kampüs dışı erişimle alakalı ayarlar vsler içeren bir yönerge olur. O şekilde okulun ağına bağlanıp indirebilirsiniz.
0
akhenaten
(10.04.26)
sagesen
(12.04.26)
(7)

Terapi almaya çalışan aile üyesine nasıl yaklaşırsınız?

starbuck
Selamlar, Kuzenim yirmilerinin başında. 2020 gibi manik nöbetler geçirmeye başlayınca doktor doktor gezdiler ve bipolar teşhisi konuldu. O dönem terapiye de gidiyordu ama detayını çok bilmiyorum, bana ulaşan tek bilgi gittiği psikoloğun onu maddi olarak suistimal ettiği yönündeydi (etik davranmayan
Selamlar,

Kuzenim yirmilerinin başında. 2020 gibi manik nöbetler geçirmeye başlayınca doktor doktor gezdiler ve bipolar teşhisi konuldu. O dönem terapiye de gidiyordu ama detayını çok bilmiyorum, bana ulaşan tek bilgi gittiği psikoloğun onu maddi olarak suistimal ettiği yönündeydi (etik davranmayan çok psikolog var ama ailemi tanıyorum, bir şeylerle yüzleşmeleri gerektiğinde karşı tarafı suçlayıp onun ayıbının peşine düşen ya da ondan kaynaklı sözde ayıplar yaratan tavırları olması çok olası)

Neyse birkaç sene lityum kullandı, Koç Üniversitesine bağlı bir doktora görünüyor düzenli olarak. Kadın ikide bir ilaç değiştiriyor, dozları azaltıp artırıyor, bir dönem yemekten ziyade neredeyse ilaçla besleniyordu. Bu konuda keskin konuşamam sonuçta psikiyatrist değilim ama bana sağlıksız geliyordu açıkçası. Kuzenimin konuşma ve dinleme odaklı bir terapiye ihtiyaç duyduğunu hep belirttim ama dinlemediler uzun süre. Sonra bu psikiyatrist kadının önerdiği birine gitmeye başladı. Henüz ilk seansta onu çocukluğuyla yüzleştirmeye çalışmış ve kız ağlayarak terk etmiş kliniği. Bilip etmeden sallamak istemiyorum kimsenin metoduna ama bu da bana yanlış geldi.

Neyse gel zaman git zaman psikiyatristin ilaç denemeleri başarısız oldu, birkaç ay evvelki tahlillerde kendisinin yazdığı ilaçların kullanımı sonucunda böbreklerinin iflas ettiği açığa çıktı ve ilaç kesildi. Dolayısıyla depresif mod geri geldi. Ailem tepki gösterip anlamaya çalışınca kadının cevabı "sadece benim değil kurulun kararıydı o ilaç ve doz" olmuş ve konuyu kapatmış, kurula bağlı başka bir doktorla görüşmek istediklerinde de reddetmiş. Kız gitgide kötüleşiyor. İşin daha da kötü tarafı kendi travmalarını bastıran ve bunu seçmeyip yüzleşmek isteyen insanları da susturan ebeveynleri var. Kuzenim cidden zor durumda ama ben teyzemin terapiye ve hatta tedaviye olan ihtiyacının çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Sürekli tedirgin, kızı da tedirgin ediyor. Her anını izliyor, kontrol etmeye çalışıyor. Bazen dur yere ağlama krizine giriyor, kuzenim de kendini suçluyor "ben böyle olmasaydım bunlar olmazdı" gibi. Eniştem de çok bilmişin önde gideni. Hayatlarında insan psikolojisi üzerine biraz bile kafa yormayan, terapi görmeyen, empati yapmayan insanlar kısaca. Ve kızın hayatı birlikte yaşadıkları için daha da cehenneme dönüyor.

En son "Bu böyle olmaz, yardım alman lazım" dedim kuzenime. Fikre hem sıcak bakıyor bir psikolog bulmaya çalışıyor, hem de ertesi gün vazgeçiyor ya da bahaneler uyduruyor. Anasıyla babası da takmış "acele etmesin doktoru ne derse o, kaç senedir ona gidiyor başka kimse detayları bilemez" diye. Dostum zaten tıbbi döküm bunun için, reçeteler raporlar bunun için. İşinin ehli bir başka doktor ve psikolog biraz mesai harcayarak hastanın geçmişini kavrar ve ona göre hareket eder zaten, bu onun işi.

Kuzenim ise her şeyi kontrol edebileceğini sanarak bu sanrının peşinden gidiyor. Ömürlük bir eş seçmesi gerekliymiş ve ilk denemesinde dünyanın en iyisini tutturmalıymış gibi bakıyor psikolog seçmeye (ki bu bence bir kaçış yöntemi). Hangi yaklaşımla tedavi olacağını bile kendisi seçmeye çalışıyor. Birçok kez bunun onun işi olmadığını, deneme yanılma sonucu o dönem için ona iyi gelecek bir psikolog bulduğunda bunu onun saptayacağını, yardımcı olacağını ve olamayacaksa da bunu belirteceğini söylediğim halde sürekli başa dönüyoruz. "İçinden çıkamıyorum, kendim uğraşmak istemiyorum, babam şöyle diyor annem böyle diyor" vs sabaha kadar devam... ben de şiştim haliyle. 4 senelik terapi geçmişi olan, psikolojiye ilgisi olan ve bu işlerin az çok nasıl yürüdüğünü bilen ve kendimce fikir veren biriyim. Benimki de dahil olmak üzere kimsenin yönlendirmesine çok takılmadan kendi istek ve ihtiyaçları doğrultusunda birini bulmasını, denemesini, olmazsa da devam etmesini öneriyorum ama sanki son 1 saattir konuşmuyormuşuz gibi başa dönüyor. Çok sevdiğim ve kardeş gibi gördüğüm insana öfkelenmek istemiyorum ama zorlanıyorum ben de. Biraz bile olsa cevap vermeyince teyzeme dert yanıyormuş benden. Teyzem de kızın gözünün önünde sanki o yokmuş gibi anlattı bana bunu, kız ondan da ayrıca utandı. Annesi ve babası böyle insanlar işte.

Neyse çok detay var ama en özet hali bu. Kuzenim çalışmıyor şu an, geçen yaz endüstri mühendisliğinden mezun oldu ama işe giremedi henüz. Maddi ve zamansal sıkıntısı yok.

Nasıl çıkılır bu işin içinden? Yardım etmek istiyorum ama yardım istemeyen ya da buna hazır olmayan birine yapılabilecek bir şey olmadığını da biliyorum. Yine de kardeş olunca konu, sonuna dek denemek istiyorum. Önerileriniz varsa alırım.
+1
starbuck
(09.04.26)
onu dinlemeli,
eleştirmemeli,
yaninda oldugunu ifade etmeli,
hobi edinmesine yardimci olmali,
yasamin güzelliklerinden bahsetmeli.
+1
designer
(09.04.26)
Terapiste gitmeye karar verirsen ve seçmekte zorlanırsan bana söyle, bir saat içinde senin için seçimi yaparım deyin mesela.
Her türlü yardıma da açık olduğunuzu her istediğinde size ulaşabileceğini söyleyin. Başka da sizin elinizden gelecek çok bir şey yok gibi.

Maddi sıkıntı yok demişsiniz ama teyze böyle işleri seven biri değil galiba. Ama isterseniz ona da terapiye gidip kızına örnek olmak isterse diye gitmesini hatırlatın. (Gidince de terapiste hiçbişiy anlatma teyze, sırf kıza örnek olmak için git, 45 dakika içeride durup çık deyin. O zaten dayanamaz neler neler anlatır :)
-1
michael_knight
(10.04.26)
Benim gördüğüm kadarıyla kompleks hale gelmiş bir ortamda tavsiye üstüne kurulu yardım genelde yardımdan çok zarar oluyor.

Kendinizi bu kişi yerine koyun, büyük ihtimalle ihtiyacı olan en büyük şey kendi hayatını kurup kendi başına, kendine yeter biri olmak. Bunun içinde bir iş, bir ev ve kazanç da vardır. Elbette yine terapiye ihtiyacı olacaktır ancak terapiden maksimum faydayı alması için önce şu anki koşullarından arınması gerek gibi duruyor, ben böyle gördüm.

Siz fikirlerinizi söylemişsiniz, hatta belki fazla bile müdahil olmuşsunuz. Ancak mesele yardımcı olmaksa bence yönlendirici olmaktan çok, eğer imkanınız varsa ona güvenli alan yaratabilirsiniz. Uzaklaşmak ve kafa dağıtmak istediğinde kendisi size gelsin.

Şöyle düşünün etrafınızda yangın varken tutup yanık kremi sürüp bandaj yapmazsınız. bu sonraki iş. Önce o yangından kurtulmanız gerekir. Bu kişi yangının içinde hala.
+1
akhenaten
(10.04.26)
Anlattığınız çerçevede, birden fazla, hatta tonla sorun var aşılması gereken. İyi bir psikolog bulmanın koşulları belli; ilgili alanda sertifikaları sağlam olan, tecrübeli isimlere bakılıp, gerekli ücret verilecek. Şimdi siz bunu araştırıp sunsanız, kuzene ve aileye beğendirmeyi nasıl başaracaksınız, bilemedim. Hadi kuzen böyle işin ehli birinde terapiye başladı; anlattığınız ailenin tepkileri sürecin sağlıklı ilerlemesine destek olacak mı, bu da soru işareti. Çok üstüne düşülmesi kronik faydasızlığa dönüşmüş gibi duruyor. Bana kalırsa en iyi başlangıçlardan biri, ailenin konuya bakışlarını düzenlemek, durumla sağlıklı başetmelerini sağlamak için teyzenin -ya da daha iyisi çekirdek ailenin toplu olarak- terapiye gitmesi olacak gibi geldi. Hasta bir yana, hastanın bulunduğu aile ortamının sağlığını çözüp, sonra hastanın derdine odaklanmak daha faydalı olacağa benziyor.
0
lil siztah
(10.04.26)
Çok iddialı olmamak şartıyla bir iş bulup sosyalleşmesini desteklemek lazım önce. Anne baba etkisinden sıyrılmasi lazım.
0
sekizdokuzon
(10.04.26)
yeni bir psikiyatra gitmesi gerekiyor. Hastalık öyküsünün objektif şekilde anlatılması lazım. Psikiyatr muhtemelen ilaç ve terapiyi beraber önerecektir. Terapi konusunda zaten ne tür olacağına karar verilecektir.

Küçük bir not: senin de bir psikiyatra görünmende fayda var. Narsistik ve katı kişilik durumu söz konusu :)
0
yankee jumping
(10.04.26)
Hepinize cevaplarınız için teşekkür ediyorum.

@yankee jumping Düzenli olarak terapi aldım, zorlayıcı bir takım olaylar yaşadığımda da 1 sene kadar işini gerçekten iyi yapan bir psikiyatristten tedavi gördüm. Neyin neden olduğunu ve nasıl çözüleceğini öğrendim. Maalesef tahminleriniz yanlış ama zaman ayırıp yorum yapmışsınız, karşılıksız bırakmak istemedim. Merak etmeyin, her şey gayet yolunda :) Hiç tanımadığınız birine üç beş paragraflık bir yazıdan teşhis koyma cüretinizi pek anlamlandıramamakla birlikte takdir ediyorum, ben hayatımın hiçbir döneminde bu kadar cüretkar olamadım :')
0
🌸starbuck
(10.04.26)
(6)

Eski iliskileri yüzünden yargiladiginiz

Purple life
Biri mi oldu mu hic? Mesela tanisma, ilk aylarda hoslaniyorsunuz begeniyorsunuz vs ama eski iliskilerindek dolayi ondan soğuyup ayrildiginiz biri oldu mu hic?Karsidakinin anlattiklariyla degerlendirerek tabi.
Biri mi oldu mu hic? Mesela tanisma, ilk aylarda hoslaniyorsunuz begeniyorsunuz vs ama eski iliskilerindek dolayi ondan soğuyup ayrildiginiz biri oldu mu hic?

Karsidakinin anlattiklariyla degerlendirerek tabi.
0
Purple life
(05.04.26)
Tabi ki.
Beni ilgilendirmez saçmalığına inanmıyorum.
+2
Cezcez
(05.04.26)
prensip gereği eski ilişkisi varsa görüşmem.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.04.26)
bu konuda en çok acı çekenlerin başında gelebilirim. hayatımda en sevildiğim ve de en çok sevdiğim ilişkiyi bu sebeple kaybettim. inanılmaz seviliyor ve seviyor ilgi görüyordum dünyalar tatlısı ve dünyalar iyisi biriydi.
flört öncesi dönemde eski ilişkilerini kendisi az çok az hem de ucundan anlatmıştı. bu yüzden ayrılmak istedim ayrılmayayım diye neler yaptı ne iyilikler ne güzellikler. iki yıl birbirimizi yıprattık ben ayrılmaya kalktım o düzeltmeye devam ettirmeye.
o kişi dünyanın en temiz en sadakatli sevgisini de sunsa önüne, bunu görsen de emin olsan da ilk başta eski ilişkiye kafayı taktıysan düzelmiyor be dostum olmuyor.
ne psikologlar ne tatiller ne para ne pul ne akşam yemekleri .. yok bunu düzeltemiyor.
bir erkek çok seviyorsa ne kadar da zor olsa başarırım yoluna koyarız derse de eski ilişkiyi duyduysa o iş dönmüyor ben bunu tecrübe ettim çünkü ona saygını kaybediyorsun bu nasıl bununla takılmış düşüncesi kafadan çıkmıyor. yol yakınken kesmek en iyisi ben yapamadım kangren oldu öyle kesildi.
0
ercu cozer
(05.04.26)
bugüne sarkan bi durum yoksa sorun olmaz benim için. ya da kötü bittiyse çirkinleşildiyse bizimki biterken de çirkinleşilir mi diye düşünürüm ama onun dışında beni ilgilendirmez
0
mezzosprite
(05.04.26)
Beni ilgilendirmiyor gerçekten. Ancak insanlar çok manasız davranıyor çoğu zaman. bir şeylere bile bile lades diyorlar. Onun için kimi insanların, kendilerini işin gerçeğine inandırabilmek adına sevgilisinin geçmiş hayatından kör göze parmak sokan bir detay görme ihtiyacını anlıyorum.

Kimi görse de anlamıyor gerçi... Sevgilim benden önce 850 kişiyi dolandırıp kaçmış ama beni gerçekten seviyor diye de düşünübiliyorlar.

Demek istediğim karşımdaki insanın karakterini anlamak için eski ilişkilerine bakmaya ihtiyaç hissetmedim hiç.
+1
akhenaten
(06.04.26)
Hayatımdaki çoğu güzel şeyi bitirmeme sebep olmuş takıntım benimde. Arkadaşın dediği kangren konusuna katılıyorum.
0
unlulerin fotograflarini sizdiran adam
(11.05.26)
(19)

5g ye geçmişiz.. çok umrumda değil

diyecevaplandı
Burayı az önce izledim dehttps://m.youtube.com/shorts/PVBcyKnVN8Isonra düşündüm.Hız..hız.. diyerek kafayı iyice bozmuşken en ufak bir depremde işlevsiz kalan GSM operatörleri biz ne yapalım ? Bu fay hatları sadece GSM direklerinin altından mı geçiyor? Müşterilerinden faturaları hatlar için taahhüt
Burayı az önce izledim de
m.youtube.com
sonra düşündüm.
Hız..hız.. diyerek kafayı iyice bozmuşken en ufak bir depremde işlevsiz kalan GSM operatörleri biz ne yapalım ? Bu fay hatları sadece GSM direklerinin altından mı geçiyor?
Müşterilerinden faturaları hatlar için taahhüt alırken kendileri depremde de kesinti yapmayacaklarını taahhüt ettiler mi ?
Vodafonda OZET yazarak 7000 e kalan kullanım hakları için mesaj atıyoruz.
Karşılığı bile gelmiyor. Ama Geldiğinde ise belirttiği tarih o anki değil, geçmiş bir tarih üzerinden oluyor.

Tarife fiyatları zaten kazzık.
Hala 3g deyim. Neden mi ?
Çünkü yetiyor.
-13
diyecevaplandı
(03.04.26)
tamam.
+8
yazar yazmaz yazan yazar
(03.04.26)
Soruya mı odaklandınız gerçekten?
Sorun ne ?
-5
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
Dediklerin çok doğru. Keşke şöyle bir hükümet olsa da dediklerini yapsa, kural falan koysa, bunları düzeltse. Bir dahaki seçimde bence bu şikayetlerini göz önünde bulundur.
Bir de olay tabiki 5g olmasın değil de Türkiye'nin genel olarak bu konudaki dandikliği. Yoksa 3g oldukça çağın gerisinde olan bir teknoloji.
Edit: bahsettiğim dandiklik kullanıcılara sunulan servistir gerek fiyat gerek performans olarak.
+2
logisticsmanager
(03.04.26)
Deprem anında işlevsiz kalan operatörler gibi bir zahmet siz de her soruya mavi ekran hatası veren muhalif tadında karşılık vermeseniz olmaz mı ?
Benim şu an öyle bir kaygım yok derdim de yok.
Zihniyetini bilmeme rağmen doğru yazana hak verdim burada.
Ben bir sorundan bahsediyorum .
Bunun siyasi tercihle de ilgisi yok .
O çok güvendiğiniz aşırı yüksek IQ nuz bu tür sızlamalardan sıyrılmış olmalı.

Nerden nereye geldik?
O beklenen latteli, filtreli kahve tadında, romantik zevk temalı duyurular / sorular bende neredeyse hiç olmaz.

@logisticsmanager
Avrupa'da ekonomik anlamada ziller (veya çanlar) çaldığında Türkiye'ye kalıcı gelmen de olası. Kıvranmaları başladı zaten. Madem sözü açtın da bilgin olsun.
Sanayi devrimi ile çağ atlamışlardı haliyle takla da atacaklar :) yüzyıllardır sürekli sömürüyle nereye kadar?
Siyasi tercih değil, ama ülke tercihi de burada önemli (!)
Geçim dünyasıdır, biliriz.
-4
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
adam hız sınırını 200 km/s yapmış, ama yol 10 km sonra bitiyor. basıp gideyim diyorsun ama yol bitti.
0
kibritsuyu
(03.04.26)
iki sebeple benim de umrumda değil, kısa vadede umursamamaya devam...
bu kotalarla anlamı yok. mobilde 4g'nin yetmeyeceği bir kullanım yok.

5g hızına ihtiyaç duyan kaç kişi var? 0.1%'in bile hayatında bi değişiklik yaratacak mı cebindeki telefonun mobil internet hızının daha da artması? arka planda şirketler için vs. fark yaratacağı konular olabilir ama bireysel olarak cep telefonunda bu hıza ihtiyaç duyan yok sanki...

telefonum da 5g desteklemiyor, alırken 5g olayı gündeme gelmeye başlamış 5g destekli cihazlar satılıyordu ama ben aa 5g gelecek diye daha düşük donanımlı telefona daha fazla para vermeye gerek görmedim. 5g gelince değil 4g desteği kesilmeye başlayınca problem olacak 5g desteği olmaması bu da telefonun kullanım ömrü boyunca yaşanmayacak muhtemelen. bugün 3g cihazların kapsamasında internet hızında vs. ciddi problem yaşanabilir çünkü desteği büyük oranda azaldı tam kapasitede 3g yayını yok çoğu bölgede. 3g'nin tam performansı alınabiliyor olsa hala o bile birçok iş için yeterli olurdu ama artık birçok kişi için 3g kullanılmaz durumda. 4g de böyle olacak, aslında yeterli olabilecekken desteği zayıflayacak ama yıllarca gerçekleşmez bu durum. şimdilik problem yok :) 4g'den devam.
bir ihtimal 4g desteği çooook uzun yıllar bile tam kapasite devam edebilir, 5g'ye göre kapsama alanı daha iyi ve 5g'nin çekmediği yerde failover gerekli olacaktır. hızı da her şeye yeterli olduğundan mantıklı olur 4g'yi tutmaları
+1
konetsu
(03.04.26)
Aslında 5G kişisel faydadan daha çok toplumsal ve kurumsal faydalar sağlıyor. Bize "daha hızlı sosyal medya kaydırmasından" fazla verebilecek çok şey yok. Fakat yeni teknoloji hep iyidir. Bu tip tartışmalarda eski zamanda matbaaya karşı çıkan insanlar gelir hep aklıma. Nasıl ilk çıkan matbaa ile şu anki bambaşka ise 5g de öyle olacak, başka yeniliklerin basamağı olacak.

Ayrıca operatörler arası kalite farkı bölgeye göre çok fark ediyor. Mesela bulunduğum yerde vodafone çöp iken turkcellden çok ama çok memnunum. Çoğu insan ihtiyacı olmadığı için bu araştırmayı yapmayı tercih etmiyor.

Deprem konusunda ise; Bu tip acil olaylarda 2 sıkıntı var. Birincisi donanımın fiziksel zarar görmesi İkincisi ani olaylar olduğu için 4G ve öncesinde frekans bölümleme yok bu sebeple gece ve beklenmeyen anlarda aşırı talebe yetişmesi teknik olarak mümkün değil. 5G ve yapay zeka teknolojileri "eğer istenir ve operatörler uygularsa" ani olaylara refleks gösterme özelliğine sahip.

Fiyat konusunda tekel ve mecbur olmamızda ötürü fazla olduğu gerçek. Mesela siz 3G kullanıyorsunuz ben 5G fakat aynı pakete aynı ücreti ödüyoruz. Ülkemizde 3G 4G 5G için ayrı fiyatlamalar belirlenmeli hız sınırlı fakat kotasız paketler çoğalmalı. Sadece "sosyal medya kaydırması" yapan kişi için 50 mbit çok rahat yeter belki daha hızı. Bu kişi daha az hıza daha az ödemeli.
+2
infernalcadre
(03.04.26)
5g'ye ben de heyecan duymadım, hayatımızda değişen pek bir şey olmayacak. faturamız artacak, kotamız çabuk tükenecek.

üç operatör lisans bedeli için milyarlarca dolar para verdi.
devlet neden ne amaçla bu lisans bedeli için bu kadar fahiş para istiyor anlamıyorum. bu milyarlarca dolar tabii ki bizden çıkacak.

teknik olarak 5g'nin bazı avantajları var. mesela daha az şarj tüketmesi, binlerce kişinin aynı anda baz istasyonuna bağlandığında sorun yaşamadan iletişim halinde olması gibi.

ama bildiğim kadarıyla bir kaç nokta dışında hiç bir yerde gerçek 5g'ye geçilmedi. yalancı 5g diyebileceğimiz nsa 5g var şuan çoğumuzda. yani 4g anten ve altyapısında 5g sinyali. bunun biz son kullanıcıya ne kadar etkisi olacak bilmiyorum ama 5g'ye geçildiğinden beri, belki rastlantı belki değil telefonumda (vodafone) 200mbit civarı hız alıyorum. gerçek 5g'nin 5'te 1'i olsa da bulunduğum kırsal ve küçük ilçe için çok iyi bu. üstelik stabil bir internet.

açıkçası tüm ülkede bu interneti bu şekilde alabilsek bu konuda sorunumuz kalmazdı.

5g baz istasyonları fiber kablolar ile birbirine bağlanmalı ama yine çoğu yerde böyle bir şey yok. o yüzden sinyal tipini değiştirsen de donanım değişmedi, donanımı değiştirsen de altyapı değişmedi. 5-10 yıllık bir süreç var belki de 5g dönüşümü için.

sözün özü, mobile'da minimum 20mbit ve stabil internet önce ülkenin her yerine düzgünce şekilde verilsin, kota sorunu kalksın, sonra 5g konuşuruz. (20mbit => 2mb/saniye demek, yani teorik olarak ay içinde kullanabileceğin maksimum bir limit var demek bu. herkes her an sürekli download yapmayacağı için operatör yükü olarak aylık 100-500 gb arası bir şey olur).
bahsettiğim hız günlük kullanımda çoğumuza yeter.
+1
biseysorcaktim
(03.04.26)
Mantıklı ve anlaşılır cevaplarınız için @konetsu , @infernalcadre, @biseysorcaktim ayrıca teşekkürler .
-3
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
Benim belli konularda sıkıntım varsa bunu yaptığım siyasi secimlerde gösteriyorum.
Şirketlerin tüketiciyi sömürmesine karşılık verilmemesi devlet ile alakalıdır. Avrupa'da bu ciddi olarak varken, amerika'da genelde o kadar yoktur. Bunlar hep seçimlerle alakalı.

Bahsettiğin şeyler ülkenin yıllardır olayı ve gerek telefon gerek internet olarak yıllardır şirketlerin halkı sömürdüğü yerler. Bunlar seni rahatsız ediyorsa o zaman halkı bu ve benzeri şirketlere karşı koruyacak kişileri desteklersin. Sonuçta türk telekomun şu an yüzde 61i varlik fonunda, yüzde 25 maliye bakanlığı. Yönetim kurulu komple hükümetten;
www.ttyatirimciiliskileri.com.tr

Şuna bakıp siyasi bir şeylerin etkilemediğini düşünüyorsan o zaman bence insanlara "bilgi" vermeden biraz kendine ver.
+2
logisticsmanager
(03.04.26)
depremde hatlarin cekmemesi normal. Olay depremde o kadar yerin yikilmasi. 5g bu konuda daha bile iyi olabilir hatta.

neyse beni de hic heyecanlandirmadi zaten cunku telefonda ha 100mbps kullanmisim ha 2gbps.

Versinler 1tb ya da sinirsiz paket, evde kullanabileyim o zaman heyecanlanirim.


@logistic'in tam su an dedigi gibi, turk telekom devlet, turkcell devlet. mecburen vodafone'dayim ve onlardan da hazzetmiyorum. ihtiyacimi minimal karsilayacak ne paket varsa onu alip geciyorum.
0
aguen
(03.04.26)
Hocam ortada bir hizmet taahhüdü var, yetip yetmemesi bireysel olarak sizin tercihiniz. Ama meselenin yetip yetmemesiyle bir ilgisi yok ki?

En basitinden bilmem kaç k çözünürlüklü telefon, televizyon alıyorsunuz ama internet bant genişliğiniz yetmediği için düşük çözünürlük izliyorsunuz. Sebep? Verilen taahhüte uyulmaması. İnsanlar da bunun için kızgın.

Operatörler cidden sapıtmış halde. Olay sadece internet hızı da değil, bu olay sadece sinir bozucu bir etki yaptı millet de dalgasını geçiyor.
0
akhenaten
(03.04.26)
Ben kahvaltıda sahanada yumurta yedim. İki yumurta kırmışım, aslında üç yumurta kırmayı düşünmüştüm ama iki kırdım.
Neden mi?
Çünkü umrumda değil.
Ben de böyle bir insanım işte.
Ayık olun.
+1
michael_knight
(03.04.26)
5G'nin düz kullanıcı (ki vatandaşın en az %90'ı bu şekilde) için doğrudan neredeyse bir faydası yok. Sağlıklı bir 4G bağlantı ile 50-60 mbps hızla kaliteli bir 4K 60 FPS canlı yayın yapmak dahi mümkün. Hadi 4K olmasın, 1080P yayın yapsın denirse zaten hiçbir sorun yok 4G'de.

5G'nin düz vatandaşa pratikteki en büyük doğrudan artısı 5G'nin yüksek bant genişliği nedeniyle internete anlık olarak aşırı yüklenilen yerlerde (maçlar, konserler vs) sağlıklı bir internet bağlantısı imkanı sunabilecek olması. Bu elbette güzel bir şey ancak şu aşamada bence yüksek 5G tarife fiyatları nedeniyle benim tercih nedenim olmaz. Kısa süre içinde fiyatları ayarlayıp 4G'yi anlamsız hale getirirlerse (bunu bekliyorum) o zaman ister istemez 5G'ye geçerim.

5G ile gelen çok yüksek hızın mobilde bizler için neredeyse hiçbir anlamı yok kota kalkmadıkça. Gerçi kota kalksa ne olur, telefon büyük oranda bir içerik tüketme aracı ve günlük tüketilebilecek içeriğin miktarı iyi kötü belli. İçerik üretme aracı olarak kullananlar için de aynı şey geçerli, telefonla günde üretilecek içeriğin de bir kapasitesi var. Hotspot için yüksek hızlar mantıklı ve keyifli ancak orada da kota sorunu devreye giriyor.

5G'nin en azından şu aşamada profesyonellere büyük katkı sağlayacağı alanlar var. Çok daha düşük gecikme nedeniyle tam otonom sürüş sistemleri, profesyonel mobil canlı yayın araçları, uzaktan yapılabilecek ameliyatlar ve benzeri (benim bilmediğim pek çok) alanlarda büyük katkı sağlayacaktır 5G.

Şu aşamada benim gördüğüm kadarıyla 5G'nin hayatımıza doğrudan olumlu etki yaptığı ve bizzat benim de tecrübe ettiğim tek şey şu oldu: Fiber altyapı genişledi. İstanbul Şişli'de yaşıyorum, daha merkezi bir yer olamaz sanırım. Yıllarca fiber gelmedi oturduğum sokağa. 9 yıl önce ADSL dışında tek seçeneğim Türksat Kablo'ydu. Apartmana birkaç sene önce Türk Telekom fiber, 7-8 ay önce Türknet Gigafiber geldi. 5G olmasa fiber getirmekle uğraşmazdı kimse, sonuçta buraya fiber getirmek son derece maliyetli ve yorucu bir iş. Her yer kazılıyor kazılamayan yerde kablo havadan geçiyor derken 10 sene önce uğraşmıyordu ISS'ler. Şimdi öyle değil, fiber altyapı yayılıyor.
0
10551037
(03.04.26)
@logisticsmanager
Senin sıkıntın sorunun siyasilerle de değil. Daha derinlerde.
1 yıl boyunca sorunsuz hayat bir sürsen sonra bir gün çok sevdiğin kahvecide 500 TL bayıldıktan sonra, caddede göçmenin biri omuzuna hatayla çarpsa "bu hükümet zamanında olmuştur" diyerek oyunu yine başka partiye verirsin.
Sürekli , her an mutlu olman lazım ama üzgünüm o iş mümkün değil . Bir iş yerinde asansörde yukarı çıkarken o an seninle beraber kabinde olan yabancı bir kimsenin bile benimle benzer fikirleri olabilir :)

Neyse.. böyle " cerbeze " içinde boğulmak yerine soruya odaklanmalısın .
Veya soruyu görme engelle . Zor değil .
Doğruya doğru demelisin. Benim bu manada sosyal , siyasi , görüş olarak saplantılı olduğum bir nokta yok. Bağlantılarına bakmaksızın bir zahmet yanlışa yanlış, haklıya haklıya demek lazım .

Macron da Fransa'da senin yüzünü çok güldürmemiştir sanırım.
Türkiyeye her yönden uzak kaldıkça batı senin alnından mı öpüyor ? Sorun ne ?

@aguen
deprem dediğimiz de 6Şubat 2023 sonrasında olan ortalama 5 seviyesinde olan depremlerde bile operatörler işlevsiz kaldı . Araştırabilirsiniz.
-3
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
Bence tepkinizi daha sert koymalisiniz. 3g de kullanmayin, telefon kullanmayin.
+3
Sour
(03.04.26)
sorunları böylece hızlıca çözmüş oldun .
doktor olduğunda da soğuk algınlığı olan hastalarına vereceğin bir tavsiye :
- soğuk almayın... demek olur sanırım

biraz daha bilgi birikimin olmalı. boş değil dolu dolu cevaplarla gel buraya .
-3
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
@diyecevaplandı sordugunuz sorularin sacmaligina (ki amaciniz zaten soru sorup cevap almak degil) elimden geldigince sacmalayarak cevap vermeye calistim. gorulen o ki yine de tatmin edemedim. verilen hicbir cevabi begenmemis ve -10 almissiniz. verdiginiz her cevap da en az -3 almis. bence bana verdiginiz cevaptaki "doktor" kismi hakkinda durup bir dusunun. belki aradiginiz tum sorularin cevabi oradadir.
+3
Sour
(03.04.26)
elinden geldiği kadar saçmala o halde. kendi kendine görev vermişsin biz ne yapalım? konuyu soru olmaktan çıkarıp adeta siyasi ideolojik boyuta taşıyan da ben değilim. yukarıdan aşağı cevaplara bak ve kırılma anını kendin gör. burada beğenilmemek veya eksilenmek aslen haksız olma göstergesi de değildir. burada bazıları için eksileme ya ideolojik ya da magazinsel eylemden ibaret bir şey.
üste bakarsan konuyla alakasız olarak "oy tercihinden" bahseden zihniyetin benzerlerini mesela bir ilde yaşanan kötü bir olayda bölge insanının son seçimlerde kime oy verdiğine göre yorumlayan zihniyetten çokta farkı yok.

sen istatistiğini tutmaya devam edebilirsin.
zihniyetine göre soru/duyuru bekleme.
-2
🌸diyecevaplandı
(03.04.26)
(7)

gökyüzünü görmüyor oluşumuz ve etkileri üzerine

biseysorcaktim
ışık kirliliği haritasına bakarken aklıma geldi;https://www.lightpollutionmap.infohttps://www.handprint.com/ASTRO/bortle.htmlözel bir çaba göstermediğimiz sürece bizim neslimiz hiç gökyüzünü tam manasıyla görmedi. gökyüzünün berrak ve etrafın ışıksız olduğu gecelerde bile türkiye'den görebildiğimiz
ışık kirliliği haritasına bakarken aklıma geldi;
www.lightpollutionmap.info
www.handprint.com

özel bir çaba göstermediğimiz sürece bizim neslimiz hiç gökyüzünü tam manasıyla görmedi. gökyüzünün berrak ve etrafın ışıksız olduğu gecelerde bile türkiye'den görebildiğimiz gökyüzü berraklığı bortle-4 seviyesinde muhtemelen.

anne-babalarımız hatta belki de onlardan önceki nesiller gökyüzünü çıplak gözle gördüklerinde gerçekten yola saman dökülmüşçesine, gökyüzünde binlerce ışık yayan cisim görüyorlardı. üstelik farklı renklerde görebiliyorlardı, yani şimdilerde profesyonel makinalarla ve uzun pozlama ile çekilmiş gökyüzü fotoğraflarına benzer görüntüler neredeyse her akşam onlarla beraberdi.

milyonlarca yıldır insanlar kafalarını kaldırdıklarında bir sürü ışık görürken sonraki nesillerin özel bir çaba göstermediği sürece bir tane bile yıldız görmeden büyümelerinin etkileri nedir sizce?

bence bu çok büyük bir kırılım.
binlerce yıldır insanlara bu gökyüzü ilham vermiş, yön vermiş, evrendeki yerinin büyüklüğü-küçüklüğü hakkında ipucu vermiş, ama binlerce yıl sonra bu akış tamamen kesilmiş ve sıradan insanlar günlük hayat akışlarında gökyüzünden tamamen kopmuşlar.
0
biseysorcaktim
(28.03.26)
Gece yıldızları tam anlamıyla görememenin çok büyük etkileri olduğunu sanmıyorum açıkçası. Işık kirliliği gibi olguların etkisi daha büyük olsa gerek psikolojik anlamda. Yani yıldızlı gökyüzünün yokluğu değil de, ışık kirliliğinin varlığı daha büyük bir etki olsa gerek.

Hayal gücünün yıldızlara bağlı şekillenen parçasınım kırıldığı doğrudur, çünkü göremiyoruz dediğiniz gibi. Ancak hayal gücü yıldızlı gökyüzüyle yok olan bir şey değil ki, yıldızlı gökyüzü bir niş, bu niş boşaldığında başka bir şeyle dolar. Hayal gücü insanın bir şeye anlam yüklemesiyle gelişiyor, anlam yüklemek de yine insanın elinde. Bu yıldızlı gökyüzü olmaz şehir silüeti olur, başka şey olur...

Oldukça kırsal bölgeleri düşünün, bortle ölçeğine göre 2-4 seviyesinde birçok yer var. Neticede buralarda herkes şair falan değil öyle değil mi? Hatta çoğu değil. Hatta sanırım çok mutlu oldukları da söylenemez. Ha da ne bileyim, yıldızlı gökyüzü, hoş bir manzara olmasının yanında maksimum ne kazandırıyor olabilir bu insanlara? Aynı şey evrenin büyüklüğü ile alakalı konuda da geçerli. Bu konu üzerine ilham alınabilecek başka kanallar var. Bunlardan birçoğu geçmişte yoktu.

Yıldızlı gökyüzü görsek güzel olurdu ancak eğer sorgulanan şeyin odak noktası bu eksikliğin "insan üzerindeki etkisi" ise bunun çok büyük olduğunu sanmıyorum.
+1
akhenaten
(28.03.26)
Gökyüzünü görüp görememekten öte, oturup izlemeye vakit ayırmak da önemli bir konu bu anlamda bence. Çocukken yaz tatillerinde memlekete gittiğimizde, bahçeye kilim atıp saatlerce gökyüzünü izlediğimizi hatırlıyorum. Şimdi tatil için gittiğim yerde ışık kirliliği oldukça düşük düzeyde ve Samanyolu falan net biçimde seçiliyor, fakat yapacak o kadar çok başka şey var ve dikkat sürem o kadar düşük ki, 10 dakikadan fazla kesintisiz izlediğimi hatırlamıyorum şahsen. O da genelde, meteor yağmuru zamanına denk geldiğimde, kayan yıldız görmek için.

Bir de anne babalarımızın zamanında bile gökyüzü daha gizemliydi sanıyorum. Şimdi basit bir uygulamadan, telefonu doğrulttuğun bir yıldızın şeceresini öğrenebiliyorsun. Annem çocukken anneannem bir gece uyandırıp ona kuyruklu yıldız göstermiş; annemin ödü patlamış :D Bu gibi doğa olayları yeni nesiller için çok sıradan ve önemsiz sanırım. Senede bir kaç kez tutulmalar heyecan yaratıyor; o da çoğunlukla stori atmalık foto için.
+1
lil siztah
(28.03.26)
samanyolunu çıplak göz ile ilk defa 15 yaşımda egenin bir sahil köyünde görmüş ve çok şaşırmıştım. evet şehirliler gerçekten bu keyiften mahrum. sadece keyif de değil belki de insanın ne kadar ufak değersiz, önemsiz olduğunu anlama becerisini de maskeliyor.
0
orpheus
(28.03.26)
Çok bir etkisi olacağını düşünmüyorum çünkü evet bi tık çaba sarfedecekler ama gözlem yapılabilecek hala doğada çok güzel yerler var. Ben çocukken Tübitakın gözlem şenlikleri olurdu, en kötü bu tür aktiviteler düzenlenebilir. En azından hala ışık kirliliğinin olmadığı alanlar var.
0
truf
(28.03.26)
Sırf bu sebepten her yıl en az bir defa, çoluk çocukla gece uzunyayladan geçerken, direksiyonu bir köy yoluna kırıp asfalttan birkaç km uzaklaşıyor, 15 dk’lığına da olsa “hakiki gökyüzü”nü gösteriyorum. Bahsettiğim yer Türkiye’nin en karanlık birkaç bölgesinden biri…

Biz çocukken, şehir merkezinden azıcık (3-5 km) uzaklaşınca binlerce yıldız görünürdü. Hatta şehir merkezindeki evimizin terasından bile samanyolu seçilirdi.

İstanbul’da şanslı bir günde 15-20 yıldız görülebiliyor. Çoğu zaman venüs gibi 3-5 gezegen dışında havada hiçbir şey seçilemiyor… Korkunç bir şey…
0
yadigar
(29.03.26)
Herhangi bir şekilde bilimsel olarak hesaplanabilen etkisi olduğunu düşünmüyorum ama bence çoğumuzun hayatında gün içinde bulutlara, gökyüzüne bakacak bir 20 dakika olmaması başka sebeplerden de olsa etkili.
0
logisticsmanager
(29.03.26)
Kırık dökük bijoloji merakım, bir etkisi olmamasının imkansız olduğunu söylüyor. Yüzbin yıldan fazladır insanoğlu her gece yıldızlara bakıyordu. Artık yıldız görmemenin mutlaka etkileri olacaktır…
0
yadigar
(29.03.26)
(10)

harry potter dizisi neden yapıldı

semaforo de medianoche
filmler son derece popüler zaten ve seviliyor. aynı hikayenin neden dizisi yapıldı? yeterince iyi yansıtılamamış mıydı kitap öyle bir eksiklik var ve diziyle o mu giderilecek? veya tam tersi filmler daha düz bi uyarlamaydı dizide daha özgün ve farklı bir tarz mı denecek (amafragmanda öyle gözükmüyor
filmler son derece popüler zaten ve seviliyor. aynı hikayenin neden dizisi yapıldı? yeterince iyi yansıtılamamış mıydı kitap öyle bir eksiklik var ve diziyle o mu giderilecek? veya tam tersi filmler daha düz bi uyarlamaydı dizide daha özgün ve farklı bir tarz mı denecek (amafragmanda öyle gözükmüyor). harry potter markasını kullanarak para kazanmak dışında bir motivasyon var mı bu dizinin yapımında?
0
semaforo de medianoche
(27.03.26)
aynı kitleye aynı şeyleri satacaklar Harry Potter 1'i 10 yaşında izleyen çocuk şimdi 37 yaşında dolayısı ile nesil değişti

digital platform çocuklara satabilecek bir şey geliştiremediği için yeni nesile, yeni nesil harry potter satmaya çalışıyorlar. youtuber spiderman gibi.

herhangi bir sanatsal yanı yok yani
+1
duyurukullanıcısı
(27.03.26)
@duyurukullanıcısı: ben de böyle düşünüyorum da çok nerdü olmadığım bir dünya olduğu için bilmediğim bir sebebi mi var dedim.
0
🌸semaforo de medianoche
(27.03.26)
Filmler kitapların yarısını bile anlatmıyor.
Her sezon bir kitap anlatacak gibi duruyor, kitapları anlamlı kılan detayları vermek için mantıklı bir çözüm.
Yapabilirlerse tabii.
+1
Bruce
(27.03.26)
filmler tabi ki kitapların çok çok az kısmı. dediklerine göre her kitap 1 sezon olacak. umarım dedikleri kadar iyi yapabilirler. şahsen ben dizi olmasından memnunum serinin nerd ü sayılırım :) sadece mahvetmezler umarım diye düşünüyorum.

ayrıca tabi ki harry potter her zaman satıyor. jk rowling (ve hp ile para kazanan herkes) 8-10 kuşağına yetecek para kazanmıştır, kazanmak istiyordur. çöp olsa bile satacak sonuçta
+1
chanandler bong
(27.03.26)
Filmler kendi kuşağı arasında popüler ve seviliyor. Yeni nesil için çok "kendilerinden" bir şey değil.

Ayrıca zaten eski bir yapımı yeniden çekecekseniz en uygun zaman da tam olarak bu evre sanırım. İlgi tamamen söndükten sonra tutması daha zor.

Şu anda çıkıp tutacak bir dizi hem eskileri toplar, hep yenileri çeker hem de eski yapımları tekrar gündeme çeker. Bunların hepsi daha fazla para demek.
0
akhenaten
(27.03.26)
Öncelikle kısa cevabımı vereyim; her yeni nesil kendi serisini izlemeyi hak ediyor.

Diğer taraftan ise filmler popüler olabilir ama kitapları okuyan gerçek hayranları tarafından filmlerin sevilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz çünkü çok büyük ölçüde filmlerin kitaplarda olmayan birçok kısmı olduğu ve bunun da kitapta hissettirdiği arkadaşlık bağı, samimiyet ve sevgi gibi konuları tam olarak almadığı bir gerçek. Bu nedenle sadece para kazanmak diye bakamayız. Fragmanda bile hikayeye sadık kalınarak uyarlandı gibi bir ibare var ve bu hayranların en çok istediği şey.

Filmlerde düşünülmeyen ve atlanılan, daha çok olması gereken şeyler dizide uzun uzun işleneceği ve aslına sadık olacağı düşünüldüğünde bu serinin eski jenerasyon olan 37 yaş civarı insanların bile kesinlikle izleyeceği bir dizi olacağı da su götürmez bir gerçek.
+1
mimetorg
(27.03.26)
ilk kitabını 2002'de 10 yaşındayken okuyan biri olarak filmlerin sevilme sebebinin bizim kuşağın bu kitap ve filmlerle büyümesi olduğunu düşünüyorum.
yoksa harry potter serisinde yüzüklerin efendisi gibi bir derinlik olmasa da filmlerinde yansıtıldığı kadar da çocuk kitabı/ filmi de değiller. kitaptaki karakterler büyüdükçe kitapların derinliği arttı.
evet bu serinin dizisinin çekilmesi beni mutlu ediyor, HBO tarafından çekilmesi daha da mutlu ediyor ama HBO'ya zenci snape, hint hermione tercihlerinden dolayı da sinirliyim.
+3
denizgonen
(27.03.26)
Ben Harry Potter Felsefe Taşı'nı ilk okumaya başladığımda 6.sınıftaydım. Son kitabı Ölüm Yadigarları' nı okurken ise lise sondaydım. İngilizce orijinali çıkar çıkmaz alıp okumuştum. Hayatımda büyük bir yeri var, sürekli bir sonraki kitabı bekledim, filmler çekilmeye başladığında da hep bir sonraki film nasıl olacak diye merak içindeydim. Bir Lotr bir de harry potter. benim bütün gençlik yıllarımı bunlar şekillendirdi:) o yüzden diziyi de izleyeceğim, umarım gerçekten kitapların verdiği hissi yansıtabilirler, filmler biraz üstünkörü kalıyor. Şu an ilkokul 4. Sınıfa giden oğlum da 1. Sınıftan beri Harry Potter'ın tüm kitaplarını okudu ve seriyi seviyor. Sınıfında harry potter seven başkaları da var, ama tüm seriyi okuyacak kadar da potterhead değiller. Yine de dizi ile beraber daha popüler olacağını düşünüyorum. Zenci snape beni de üzdü ama ilk bölümü izlemeden yargıya varmamaya karar verdim

Rings of power gibi olmaz umarım, izleyemedim o diziyi, katlanamadım yani:(
+3
kullanicadi
(27.03.26)
Açıkçası, tartışmanın her iki tarafını da anlıyorum. Bir yandan evet, Harry Potter dizisi zaten başarılı olmuş bir hikâyeden yeniden para kazanma girişimi gibi görünüyor. Seri hâlâ inanılmaz derecede popüler ve onu yeni nesil için “yeniden başlatmak” istemeleri mantıklı.

Ama bana daha ilginç gelen başka bir taraf da var. Filmler ne kadar seviliyor olsa da, gerçekten birçok şeyi basitleştirdi ve bazı kısımları çıkardı. Oradaki dünya daha “daraltılmış” hissediliyor ve bazı karakterler ile hikâye çizgileri derinliğini kaybetti. Dizi formatı ise bu hikâyeyi daha detaylı, acele etmeden, Hogwarts atmosferini — kitap hayranlarının çok değer verdiği o hissi — daha iyi yansıtma şansı veriyor.

Kişisel olarak buna temkinli bir ilgiyle yaklaşıyorum. Eğer sadece filmlerin bir kopyası olacaksa, pek anlamı yok. Ama eğer yapımcılar gerçekten kitaplara daha sadık ve derin bir uyarlama yapmaya çalışırsa, ortaya çok güçlü bir proje çıkabilir.

Sonuçta mesele “neden yapıldı” değil, nasıl yapıldığı olacak. Eğer ruhunu katarlarsa, filmlerle büyüyenler bile izler. Eğer katmazlarsa, bu sadece nostaljiden para kazanmanın bir yolu gibi hissedilir.

Eğer kitaplar ve onların uyarlamaları ilginizi çekiyorsa, edebiyat-evi.com ve kitapfuar.net sitelerindeki seçkilere göz atabilirsiniz — burada sık sık benzer konular ele alınıyor ve kitap önerileri paylaşılıyor.
0
Mike
(06.04.26)
para disinda bir motivasyon yok, hayir.

gercekten sanatsal bir kaygi olsaydi harry potter universe'inde gecen bambaska bir hikaye yazabilirlerdi mesela birkac sene once cikan oyunda oldugu gibi. veya 2026'da gecen yeni bir hikaye yazabilirlerdi, mevcut mantik bosluklarini falan olabildigince doldurarak. yani gelistirilebilecek cok yani vardi bence, oyleyken harry potter'in gidip mevcut kitaplarini sakiz gibi cignemeleri iyi niyet tasimiyor.
0
hot potato
(06.04.26)
(24)

alaturka vs alafranga tuvalet

antikadimag
sagdan bakiyorum soldan bakiyorum her yonuyle alaturka bana cok daha mantikli geliyor. squat gibi dogal bir pozisyona gore tasarlanmis, egzersiz oluyor. klozet ise oturmak icin. oldu olacak bacak bacak ustune de atalim kakamizi yaparken. ne tuhaf is.hepimizin evinde alafranga var da, siz hangisini m
sagdan bakiyorum soldan bakiyorum her yonuyle alaturka bana cok daha mantikli geliyor. squat gibi dogal bir pozisyona gore tasarlanmis, egzersiz oluyor. klozet ise oturmak icin. oldu olacak bacak bacak ustune de atalim kakamizi yaparken. ne tuhaf is.

hepimizin evinde alafranga var da, siz hangisini mantikli buluyorsunuz. neden?
📊 secimini yap, tarafini sec.

Bu anket sona erdi. 56 oy kullanıldı.

0
antikadimag
(26.03.26)
katılıyorum ama benim gibi kilolu veya fiziksel rahatsızlığı bulunanlar için malesef alafranga tek çözüm şu an.
0
faberkastelli
(26.03.26)
peki squat naturel, rahat sictik diyelim.

alafrangada mis gibi taharet muslugu var, sen masrapa ile debelenirken adam kicini yikayip cikiyor. mis gibi rahat rahat oturup sicmak varken, neden tek ayak uzerinde durup bukalemun gibi sekilde sekile girirek siciyoruz?

yaw reis kadar kuvvetli olsam, alaturkayi yasaklarim, yap bi kanun hukmunde kararname, bitti git. mis. tarihin karanliklarina gomulmesi gereken dandik bir sistem.
0
cooperr
(26.03.26)
alaturka belki pozisyon açısından daha doğru bi sıçma pozisyonu olabilir. ama bana hijyenik gelmiyor ve fazla o pozisyonda durunca kalkmak gerçekten zor. çocukken böyle bi era'm vardı. alafranga mis gibi artıları bende daha fazla.
0
ruhlardan esinlenen karga
(26.03.26)
kanalizasyon sisteminin var olduğu herhangi bir ortamda alaturka tuvalet olmasının bir manası yok.

Sıçma pozisyonu lafı da işin fantezisi. rahat pozisyon ne demek, otururken az sıçılıyor da çömelince çok mu sıçılıyor? Rahatlık ne demek ayrıca, dizlere binen yükün yarattığı rahatsızlığı niye es geçiyoruz. Başrol bağarsak mı, diğerleri uzuv değil mi?

Gamechanger hijyen konusu asıl, kalanı fasa fiso. Alaturka boka dokunma ihtimalini o kadar çok arttırıyor ki isterse çömelerek sıçan 10 yıl uzun yaşıyoru kanıtlasalar yine tercih edilmez.

Alaturka işi alışkanlık meselesi, tercih edilecek bir yanı yok; öyle alıştığınız için size öyle geliyor.
+3
Bruce
(26.03.26)
evet alaturka'da taharet muslugu ciddi problem. onu dusunmemistim. gerci bati'da taharet muslugu yok klozetlerde. bunu japonya ve turkiye gibi ulkelerde cozmusler.

bu arada japonya'nin en bilindik tuvalet markasinin ismi toto'ymus. cok komik geldi genel kultur olarak buraya birakayim.
+1
🌸antikadimag
(26.03.26)
Tasarım mantığı sadece boku deliğe göndermekten ibaret olan alaturka tuvalete oturup işediğinizde, tazyikli sidik tuvalet fayansından sekerek üstünüze başınıza sıçrarken bence bu konuyu tekrar düşünün.
+1
thracia
(26.03.26)
alafrangayı yere çok yakın konumlandırdıkları bir modeli var. en güzeli o.
0
ground
(26.03.26)
@bruce; alaturka'ya alisma mevzusu degil bu en son ne zaman kullandim hatirlamiyorum bile. pozisyon meselesi bosaltim sisteminin isini rahat yapabilmesi icin. bunun icin squatty potty denilen hedeler oneriliyor hatta. daha rahat oldugu bir gercek yani tamamen fizyolojik bir mevzu.

sicarken basrol bagirsak bence. diger turlu kosmak da dizlere zararli diye kosmayalim mi? her isin basrolu ayridir.

belki cozumu toilet stool almak olabilir. simdi yeni eve tasindim. bidet alirken aklima geldi.
0
🌸antikadimag
(26.03.26)
Yıllarca alaturkadan bihaber büyükşehir çocuğu olarak kesinlikle alaturka. Birisi de otururken sanki az yapılıyor da filan demiş. Aynen öyle oluyor, farkında bile olmuyorsun. Bağırsaklarında dışkı ile dolaşıyorsun. Alaturkada günde bir kerede hallettiğim dışkılamayı alafranga olan bir yere gittiğimde üç-dört keze bölünüyor. Bence ikisini uzun süreli deneyimlemeyen boş yorum yapmasın. Biz artık alaturkası olan ev bakıyoruz fakat zor bulunuyor ülkemizdeki frenk sevdasından.
0
adivar
(26.03.26)
tabii muhakkak tarafımızı seçmemiz gerektiğinden, renksiz bir dönemden geçiyoruz.

alaturka tuvaletin bahsettiğiniz rahatlığına sahip alafranga tuvaletler var, ve oyumu bu radikal tasarımlardan yana kullanmak istiyorum. ancak bakıyorum, boktan demokrasinizde hayata dokunanlara yine yer yok...
0
klassno
(26.03.26)
Mazoşist olsaydım alaturka derdim.
Diktatör olsaydım yasaklardim.
+1
logisticsmanager
(26.03.26)
alaturka hijyenik gelmiyor.
sanırım islami hassasiyetleri nispeten yüksek kesimler de alafrangayı hijyenik bulmuyor, ancak sebebini bilmiyorum.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(26.03.26)
@thracia
Öyle bir saçmalık olmuyor. Sallamışsın. Sıçrama esas klozette oluyor.
0
Cezcez
(26.03.26)
alaturkadan başkası kurtarmıyor beni. klozete bile tavuk gibi tüneyip yapasım geliyor.

squat tuvaletler rusyada da yaygın bu arada.
+1
yurtsuz john
(26.03.26)
Tuvaletten beklediğim en son şey bana egzersiz yaptırmak için tasarlanmış olması olurdu heralde. Her şeyin yeri ve zamanı var.

Sağlık açısından da, kimsenin klozette tuvalet ihtiyacını giderdi diye bir sorun yaşadığını sanmıyorum. Diğer taraftan çeşitli ameliyat, hastalık ve yaşlılık durumlarında alaturka kullanmak ya çok zor ya mümkün değil.

Klozetler konforlu, tuvaletten beklediğim şey de bu. Olabilecek en konforlu şekilde işlemi tamamlamak.

Bence kazanan net
+2
akhenaten
(26.03.26)
Alaturka hijyenik gibi görünse de klozette de işi bitirdikten sonra temizlik daha rahat ve hijyenik. Tabi bu dediğim taharet musluğu varsa.
0
runaway
(26.03.26)
alaturka çok kötü. en başta taharet musluğu yok. temizliği daha zor. su dökerken etrafa su sıçrayabiliyor. baya eski bi teknoloji otlağa çömelmek gibi. hijyenik değil asla.
alafranga öyle mi taharet musluğu var mis. oturabiliyorsun rahat rahat. etrafa su vs sıçramıyor.
0
jelly bear
(26.03.26)
alaturka tuvalet kullananlar pantolonunu veya ic camasirini cikartiyor mu comelirken? cunku orasi biraz genis ve bacaklarinizi iyice acmak durumundasiniz. yani pantolon, ic camasiri vs. ne varsa ya cikarmak ya da iyice genisletecek sekilde zorlamaniz gerekiyor. cok rahatsiz bir durum.
+1
Sour
(26.03.26)
@Sour hiç mi kullanmadın yav alaturka? Öyle bir zorluk yok
-4
Cezcez
(26.03.26)
tamam anti-emperyalizm vs de o kadar da değil; alaturka çok rahatsız. iş uzarsa daha da çekilmez çile. kadınlar çiş yaparken de aynı pozisyonda durmak zorunda. bunun menstrüasyonu ayrı dert (bir tek tampon için mantıklı olurdu), temizliği ayrı. yaşlandıkça hele iyice dert. dizleri çok zorluyor. anneannem iyice yaşlandığında tuvalete bakıcısı götürüyordu ve alaturkada durum nasıl olurdu hayal edemiyorum, kadını sürekli tutmak vs.

yaşasın klozet ve taharet musluğu.
+2
eileengray
(26.03.26)
alaturka daha hijyenik ancak evinizde bizde de bir zamanlar olduğu gibi yaşlı birileri varsa alaturka maalesef olmuyor.
0
bartholomew87
(26.03.26)
Fiziksel olarak Sağlıklı olan bir insan için en sağlıklı tercih alaturka tuvalet. Bunda bir tereddüt yok.

Ama squat pozisyonunda rahatsızlığı tetiklenen, bacak, diz, bel, gibi eklem ağrısı yaşayanlar için alafranga tuvalet daha doğru tercih olur.

Tuvalette uzun süreli durmak da başlı başına bir sorun. Alaturka tuvalette zaten uzun süre durmak çok mümkün olmuyor ve dışkının boşatılması pozisyon gereği çok daha az eforla gerçekleşiyor.

Klozette ise hem daha uzun süreler hem de daha çok efor(ıkınma) durumu yaşanması olasılığı yüksek.

Konu tuvaletten açılmışken çok önemli bir hatırlatma: tuvaletinizi ertelemeyin, vücut size sinyali vermeden tuvalete gidip yapmaya çalışmayın.
0
ezkaza
(27.03.26)
Biz alaturka diyoruz ama squat tuvaletler, yani cömelme tuvaletleri bircok asya ülkesinde var. japonya bunlardan biri.
ayrica bacak makata baski olusturdugu icin idrar ve gayta bosalimi tamamen gerceklesiyor. bu sebeple, evet, squat tuvalet daha saglikli.

disariya gelince, elalemin ciplak kicini koydugu yere ben kendi kicimi koymam. igrenc bir sey. sezlonga bile sergi acmadan oturmayan millet tuvalete üstüste kicini dayiyor.
özellikle kadinlar idrar yaparken alafranga tuvaletlerin üstüne degmeden is görmeye calistiklari icin her yeri idrarlatiyla püskürtürler. bu sebeple kadin tuvaletlerinin cogu les gibi sidik kokar ve hijyen acisindan acinasi durumdadir. disaridayken squat tuvalet/alaturka sansim varsa kesinlikle onu tercih ederim. bu ikilemi sadece japonya'da yasamam cünkü tahmin edersiniz ki japonya'daki alafrangalar squat tuvaletler gibi mis gibi, piril piril. tuvaletin ne kadar temiz kullanildigi da kültür ve görgü meselesi. evimde sadece alafranga tuvalet var ama evimde kullanan kisiler belli zaten.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.03.26)
Klozet nasıl alatyrkadan daha hijyenik, anlamadım. Bir tanesine kullanan herkesin her bölgesi değiyor, diperinde temas yok. Bir tanesinde malum bölge tuvaletin içinden santim yukarıda kalıyor, diğerinde yüksek. Taharet musluğu/maşrapa kullanamayanları da anlamıyorum. Zannımca, günlük hayatta çocukluktan itibaren hep öncelikle klozet kullandıkları için, alışmadıklarından, zor geliyor. Yoksa kağıdı ıslatıp sildikten sonra bir avuç su döküyorsun, o kadar. Hpv vb. bulaş risklerinde klozet hep daha tehlikeli. Ayrıca, gerçekten de bağırsaklar tam ve rahat boşalmıyor çömelmeden. Bence mevzu hangi tuvaletin daha mantıklı olduğu değil, herkes kendi alıştığında daha rahat ediyor.
0
yadigar
(27.03.26)
(2)

kizamik asisi olduk mu?

Purple life
kizamik asisi okullarda yapiliyor muydu? olduk mu?
kizamik asisi okullarda yapiliyor muydu? olduk mu?
-1
Purple life
(24.03.26)
olduk
0
jelly bear
(24.03.26)
Ben bir aşı gününde sırada oturmuş kızamık yüzünden her yıl kaç çocuk ölmüş, neden kızamık aşısı önemlidir temalı bir broşür okuduğumu hatırlıyorum. Sonra aşımı olup her aşıdan kaçan arkadaşın bu sefer nasıl bir tiyatro çevireceğini görmek için oturup onun sırasının gelmesini beklemiştim. Yine aradan sıyrılıp okulda bir tur koşmayı başarmıştı.
0
akhenaten
(25.03.26)
(10)

Buyukbaba mi dersiniz dede mi

üğpoıuy
Hangi yoredensiniz?
Hangi yoredensiniz?
📊 Hangisi

Bu anket sona erdi. 59 oy kullanıldı.

0
üğpoıuy
(21.03.26)
30 küsur sene önce dede diye seslenirmişim babamın babasına.

işin ilginci 90'lık ninem hiç dede sözcüğünü kullanmaz. hep böyük bubam diye konuşur.
0
yurtsuz john
(21.03.26)
babam; babasının babasına büyükbaba derdi.
biz babamızın babasına dede derdik ama babamın büyükbabası bizi düzeltirdi "dedeniz benim o sizin(oğlundan bahsediyor) büyükbabanız" derdi.
yine de büyükbaba bize geçmedi nedense. ayırmak için dedemize sakallıdede derdik(kendisi tam bir aksakallı dedeydi rahmetli), büyükbabamızdan da isim+dede şeklinde bahsederdik.

karadeniz.
0
late viper
(21.03.26)
Bizde her zaman dede deniyordu ama biraz daha yaşlılar dededen de baba diye bahsediyordu tabii sadece erkek tarafından dedeler için geçerli bu, ayrım yapmak için genelde "Halil deden" şeklinde bahsediyorlardı.
0
mbond
(21.03.26)
Adamı bize dede diye tanıttılar.

Abim ile kuzenlerim çocuklarına kendi babalarını dede diye tanıttılar.
0
put it in your appropriate place
(21.03.26)
ikisi aynı şey değil ki. dedenin ana babası büyükanne büyükbaba oluyor.
0
neira
(22.03.26)
Buyukx diyen zengin ve elittir
0
artıküyeolmakistiyorum
(22.03.26)
Benim için dede demek anne ve babamın babası demek. Büyükbaba ise dedelerimin babasıydı. Bundan başka bir şekilde düşünemiyorum.

Haliyle oy bile veremedim, çünkü ikisi aynı şey değil. En azından ben böyle gördüm.
0
akhenaten
(22.03.26)
Büyükbaba bana dublaj Türkçesi gibi geliyor. Aklıma hemen Heidi geldi mesela.
+1
peki madem
(22.03.26)
Dede.
Büyükanne/büyükbaba yaygınlaşamaz çünkü bir ortamda zikrederken ali dedem de şöyle demişti demek kolay iken büyükbabam ali, ali büyükbabam gibi kullanımlar adamın dilini kördüğüm eder. Olmuyor yani.
0
wilhelmwasmuss
(23.03.26)
Valla ben epey büyüdükten sonra ogrendim insanlarin dede dedigini. Dede bizim icin "etraftaki tüm yasli adamlar" demekti. Büyükbaba ise bize ait olanlar xd

Karadeniz
0
🌸üğpoıuy
(23.03.26)
(4)

Avokado sipariş ettiğiniz bir yer var mı?

fildirfildir
Markette pazarda rastladıklarım hep kötü içi kara kara köklü. Tereyağı kaymak gibi olanına denk gelemiyorum ne zamandır. Aldığınız önerebileceğiniz bir yer var mı? Alanya gazipaşa taraflarından online satış yapan yerler oluyor ya.
Markette pazarda rastladıklarım hep kötü içi kara kara köklü. Tereyağı kaymak gibi olanına denk gelemiyorum ne zamandır. Aldığınız önerebileceğiniz bir yer var mı? Alanya gazipaşa taraflarından online satış yapan yerler oluyor ya.
0
fildirfildir
(15.03.26)
Turkiyedeyken yillarca buradan almistim. limonlari da cok guzeldi. www.yesillimon.com
0
65 derece
(15.03.26)
Ben kullanmıyorum ama. Metronun küp kesilmiş dondurulmuş avokadolarini kullanan beğenen çok arkadaşım var
+1
kisa
(15.03.26)
Getir'de yemeye hazır avokado olarak satılandan alıyorum. Gayet de iyi geliyor her seferinde. Haftada bir falan kahvaltıda yediğim için sorun olmuyor. Siz daha düzenli bir kaynak arıyorsanız bilemeyeceğim. Carrefour'da da satıyorlar bundan.
0
akhenaten
(15.03.26)
Trendyoldan arı avokadodan almıştım güzel çıkmıştı. Anamur’dan geliyordu.
0
ekimoloji
(15.03.26)
(3)

kabuklı kimyonun toz kimyondan farkı var mı?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
önce kavurup sonra toz haline getirmemiz söyleniyor. kabuklusunu almak yerine toz kimyon kullanmak istiyoruz. tadında bir değişiklik olur mu öğrenmek isteriz. ayrıca 1 birim kimyonun toz haline getirildikten sonra kaç birim olacağını merak ediyoruz. peşinen teşekkürler.
önce kavurup sonra toz haline getirmemiz söyleniyor. kabuklusunu almak yerine toz kimyon kullanmak istiyoruz. tadında bir değişiklik olur mu öğrenmek isteriz. ayrıca 1 birim kimyonun toz haline getirildikten sonra kaç birim olacağını merak ediyoruz. peşinen teşekkürler.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.03.26)
tadı veya kullanılışıyla ilgili bilgim yok. ben işin matematiksel kısmına takıldım.

1 birim demir mi daha ağırdır, 1 birim pamuk mu daha ağırdır gibi olmuş. 1 kilogram demirle 1 kilogram pamuk aynıdır. ama 1 metreküp demir 8 ton çeker, kule vinçle zor kaldırırsın. 1 metreküp pamuk 30 kilogram falan eder, kucaklayıp kaldırırsın.

birim nedir? hangi birim?

1 bardak kabuklu kimyonu toz edersen aradaki hava boşlukları kaybolacağı için 1 bardaktan daha az toz kimyonun olur.

100 gram kabuklu kimyonu toz edersen yine 100 gram toz kimyonun olur.
+1
kibritsuyu
(15.03.26)
birim litre.
0
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(15.03.26)
Kendiniz çekerseniz kokusu vs. daha taze olur. Kahveyle aynı mantık. Ama yemekteki etkisi çok farklı olmaz. Zaten kendisi de ilk günkü tazeliğinde kalmaz. Değirmen kapaklı baharatlık denenebilir ama onun da çok etkili olacağını sanmam çünkü kavurma durumuna ek olarak kimyon karabiber gibi kırılarak kullanılmıyor; tamamen toz olması gerek düzgün aroma vermesi için. Toz alın geçin kısaca.

Kabuklu alırsanız da çok fazla almayın, 150gr falan alın ortalama bir sofra baharatlığını iki sefer doldurursunuz. Hergün her yemekte kullanmayacaksınız zaten.
+1
akhenaten
(15.03.26)
(13)

Fikirlerinizi merak ediyorum

darthvader
Bir durum ile ilgili fikirleri merak ediyorum açıkçası. Eşimin resmen kardeşi gibi olan bir kuzeni var- dolayısıyla benim de öyle , gerçekten sevdiğim ve benim de kardeşim gibi gördüğüm bir çocuk. Durum şu: bizim çocuk evli ve çocuklu bir kadından hoşlanıyor ve karşılıklı bu hoşlanma, flörtleşme dur
Bir durum ile ilgili fikirleri merak ediyorum açıkçası. Eşimin resmen kardeşi gibi olan bir kuzeni var- dolayısıyla benim de öyle , gerçekten sevdiğim ve benim de kardeşim gibi gördüğüm bir çocuk. Durum şu: bizim çocuk evli ve çocuklu bir kadından hoşlanıyor ve karşılıklı bu hoşlanma, flörtleşme durumları git gelli devam ediyor - ki zaten direk aldatmadır bu ve her tür etik ahlaki değil.- ve bunu bize anlattığında kendi dilimiz döndüğünce doğru olmadığını bir abisi / ablası olarak anlatmaya çalıştık- nereden baksanız herkesin kendi hayatı ve müdahaleci de görünmeden zaten bu durum kendisinin de bilebileceği üzere doğru olmadığı ve hoşlandığı kişinin de eşini aldattığına göre güvenilir olmadığını anlattık. daha sonra kadın boşandı, birlikte olmaya başladılar. bu işin sonunun olmadığı ve sonunda üzülecek olanın da bizimki olacağı çok belli zaten ama arada gelip böyle anlatıyor; yargılamak yada başkasının hayatına karışmak için değil ama gerçekten onun için endişeleniyoruz ama nasıl yaklaşacağımızı da bilemiyoruz. durum nereden baksanız faul ve bizim ahlak anlayışımızla asla örtüşmüyor ne desek bilemiyoruz, öte yandan çocuğu sırf ben bile kaç yıldır biliyorum , kendini böyle durumlara sokacak biri değildi. bir kere yapan bir daha yapar ve nasıl güvenebileceksin dediğimizde abi öyle biri değil ya ve seviyorum gibi cevaplar duyuyoruz. 1- eşini/sevgilisini aldatmış bir insana güvenebilir miydiniz? 2- siz olsanız nasıl yaklaşırdınız konuya, nasıl davranırdınız? bu konudaki fikirleri merak ediyorum.
+1
darthvader
(14.03.26)
Sopranos dizisinde Tony nin oğlu aynı duruma düşüyordu. 1. Güvenilmez 2. Bilemiyorum
0
pembediken
(14.03.26)
Yaşasın görsün abi size ne. Bakış açınız yanlış. Çocuk diyerek, seviyoruz diyerek masum olarak kodlamışsınız ama masum değil.
-2
arbre
(14.03.26)
Ben hep aldatanla suç ortağının aynı kumaştan olduğunu düşünmüşümdür.
+1
Mirket
(14.03.26)
Çocuğunun babasına yapan diğerine de yapar kafasındayım. Arkadaşı yeterince uyarmışsınız ilişkiye başlamış bile. El mahkum, yaşamadan anlamayacak.
0
ekimoloji
(14.03.26)
iki yetişkin insan konuşmuş, anlaşmış. bize yorum yapmak düşmez. bence kuzen haklı.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.03.26)
''durum nereden baksanız faul ve bizim ahlak anlayışımızla asla örtüşmüyor ne desek bilemiyoruz'' .

üstad yanlış anlamayın da kimin kimin altında kimin kimin üstünde kalacağına karar verecek insanlar siz değilsiniz. onlar yetişkin insanlar. size göre yanlış olan onlara göre doğru olabilir. bırakın insanlar hayatlarını yaşasınlar. hataları varsa yüzleşsinler, hataları olursa hormonları devreye girsin. hata yapmazlarsa gül gibi yaşasın gitsinler.

sizin uygun gördüğünüz hayatı neden yaşasın koca adam :)
+3
galahad reloaded
(14.03.26)
Sizin ahlak anlayışınızla örtüşüp örtüşmeme durumu bu kardeşinizin seçimlerine etki etmeli diye bir şey yok öncelikle. Siz bunun size uymadığını, sizce yanlış olduğunu belirtmişsiniz, tamam. Çizginiz ve artık durmanız gereken yer burası. Olur da işler yolunda gitmezse sığınacağı, yolunda giderse de sevincini paylaşacağı abisi ve ablası olmaya devam etmekten başka bir şey yapmanız gerekmediği gibi, haddinize de değil. Zira siz bu ilişkinin taraflarından biri değilsiniz, bu onun ilişkisi.

Şimdi gelelim ilişkiye... "Bir kere yapan bir daha yapar" önermesi doğru olabilir evet, ama spesifik olarak bazı ilişkilerde geçerli olmayabilir. Çünkü kadının koşullarını bilmiyoruz (zannederim siz de bilmiyorsunuz). İletişim bile kuramadığı, belki şiddet gördüğü ya da kağıt üzerinde süren bir evlilik de olabilir geride bıraktığı evlilik. Hayat siyah ya da beyazdan ibaret değil. Terminolojik olarak baktığımızda evet, süregelen bir ilişki/evlilik mevcudiyetinde bir başkasına ilgi duyma/bir başkasıyla arkadaşlıktan öte bir diyaloğa girme/sevişme, bunların tümü aldatmadır. Kadının yaptığının aldatma olmadığını söylemiyorum. Sadece bu aldatmanın bir gönül eğlendirmesi olmayabileceğini söylemeye çalışıyorum. İlişkisi olan bir kişi sırf "sıkıldığı" için ya da tatmin olmadığı için başka biriyle ilişkiye giriyorsa, bu kişinin karakteri böyledir ve hangi ilişkiye koyarsanız koyun muhtemelen aynı davranış örüntüsünü sergilemeye devam edecektir. Öte yandan içinden çıkamadığı, çıkmak için çabaladığı ama buna partner tarafından/toplum tarafından izin verilmeyen, belki çocuğu için katlandığı ve onun için formaliteden başka bir anlam ifade etmeyen bir evlilik ya da ilişkiyse bu, durum farklı olabilir. Eylemsel olarak yaptığı hala aldatmadır, ama bu onun kişilik özelliği değildir ya da aynı örüntüyü bir başka ilişkisinde de sergileyecek diye bir şey olmayabilir. Bu şekilde başlayan ve sadakat üzerine kurulu çok mutlu ilişkiler sürdüren insanlar da var, aynı şey kendisine yaşatıldığında perişan olan insanlar da. Bu riski alıp yaşayıp görmek de kardeşinizin kararı.

"Öyle biri değil ya, bana yapmaz" şeklindeki saf ve kuvvetli inancı biraz tehlikeli olabilecek gibi geldi bana. Kadınin mücbir sebepleri olduğunu paylaşmaktansa "yapmaz o" savunmasına sığınmak pek sağlıklı değil. Ama siz zaten uyarınızı yapmışsınız. Kardeşinizi sevmeye devam edin, ve gerisini zamana bırakın.
+4
starbuck
(14.03.26)
Yapacak pek bir şey yok gibi. Kadın da boşanmış zaten. İş kendi temposunda ilerliyor. Ne deseniz boş kalacak gibi. Çünkü sorun prensip sorunu.

Ben şunu anlatmaya çalışırdım, insanlar sırf iyi diye aklıselim olmak zorunda değil. İlişki ciddi bir şey, insanın ayakları yere basmalı. Bir şeyler güzel giderse iyi, ancak gitmezse telafisi çok zor olabilir. Bu durumda prensipler, kıstaslar devreye girer. Evliylen başka biriyle ilgilenip, bu ilgisi üzerine evliliğini bitiren birisi ne kadar "iyi" olursa olsun "güven veren" bir kişi değildir. Bu ikisi ayrı karakter özellikleri. Bir insan iyidir, ama aptal olabilir her türlü belaya girer. İyidir ama manipülasyona açık olabilir, her yere çekilir. Veya bu durumdaki gibi iyidir ama romantiktir, sorumluluk bilinci olmadan hayatını derinden etkileyen kararlar alabilir. Kişinin iyiliği onun sizle ilişkisinde, size vereceği güvenden bağımsız bir şey. Bu iyi insan bu güveni başkası için bir kere kırmış zaten.

Şimdi sorsanız elbette evliliğinde sorunlar vardır boşandığına göre. Ancak bu kişi sorunlar varken habersizce başka biriyle görüşmüş. Şunu anlarım; birini görürsünüz, ilginizi çeker ve mevcut evliliğinizden mutlu olmadığınızı anlayıp bitirmeye karar verebilirsiniz. Bu sürede ilginizi çeken kişiyi yoklamazsınız, flört etmezsiniz... Bitirme sebebiniz "yeni birinin olması" değil bu durumun mevcut evliliğinizin yürümediğine işaret etmesidir. Bu yeni kişi size yüz versin veya vermesin evliliğinizi bitirirsiniz artık. Bitti mi? O zaman kimle olursanız olun. Bence doğrusu bu. Burada bahane üretmek isteyen biri "zaten her türlü ayrılacaktı" diyebilir, ama aynı şey değil. Olay a şeklinde değil, b şeklinde gerçekleşmiş bir kere. Konu kapanmış.

Ancak sizin anlattığınız senaryo da tam bir yeşilçam senaryosu. Hiç insanın arkasını yaslayacağı bir senaryo değil. Yanlış yollardan bir kere geçilmiş artık.

En anlaşılır senaryoda şu olabilir. Kişinin evliliği gerçekten kötüdür, aldatılmıştır, şiddet görüyordur veya izole kalmıştır, kolayca ben boşanıyorum diyememiştir. Yaşanmayan şeyler değil, çok kötü durumda olan insanlar var. Bu durumda yaşanan üzücüdür. Kişinin aldatması da vicdanen kabul edilebilir diyelim. O zaman soru sizin tanıdığınız kişinin, ayrılan kişinin yanında taşıyacağı psikolojik yükü paylaşmaya ne kadar hazır olunacağı ile ilgili. Çünkü belli ki her şey toz pembe olmayacak. Bu senaryo büyük fedakarlık içeriyor. Eğer tanıdığınız kişi bunu somut olarak kabul ediyorsa, durumun ne tür bir sefalete gebe olabileceğini idrak etmişse ve hazır olduğunu söylüyorsa diyecek söz kalmaz.
+2
akhenaten
(14.03.26)
ahlaki degerleriniz sizi baglar+1 terso bi durum goremedim kadin esini sevmiyormus ve bosanmislar mertce. cogu bosanmiyo da
-2
ala09
(14.03.26)
öncelikle çocuk bir "çocuk" değil. masum hiç değil.

ben olsam bu yaptıklarını ahlak dışı bulduğumu, diğer adama kötülük ettiklerini söylerim. bu yüzden bir daha o kadınla ilişkisi hakkında hiçbir şey duymak istemediğimi ve sonucu iyi de olsa kötü de olsa asla destek olmayacağımı, kendi edip kendi bulacağını, umrumda olmadığını söylerim. zorunda kalmadıkça da görüşmem. kırılan kırılsın, darılan darılsın. bana ne diye diye bu kötü insanları utanmaz ve pişkin yaptınız. bence herkes çizgisini çekmeli böyle insanlara karşı.

aşk böyle bir şey değil. başka insanların hayatlarını başına yıkarak mutlu olunmaz. doğru insan sadece bir tane değil. evli birini mi buldu bula bula.

bir benzerini çok eski bir iş yerimdeki iş arkadaşlarımda gördüm. (arkadaşım değiller) o kadın da boşandı ama sonra beraber mutlu falan olmadılar. üçü de başka yollara gittiler.
0
art cat chocolate
(14.03.26)
tamam yanlış başlamış ama yoluna girmeye en yakın olduğu zaman da şu an. o yüzden bence işin ucunu bırakın ve denesinler artık. kadın boşandıktan sonra bir problem kalmamış zaten.
0
enteg
(16.03.26)
İnsanlar ne yaşıyor bilmeden etmeden yargılamak bana hiçbir zaman doğru gelmedi. Kadının belli ki yolunda gitmeyen evliliği varmış ve boşanmış zaten. Bunun üzerinden kötü diye etiketleyip kuzeninizle de öyle olacağını varsaymak yanlış. Bırakın kendi hatasını da doğrusunu da kendi kararlarıyla yapsın. Siz birden fazla kez zaten konuşmuşsunuz dahasına gerek yok.
0
Kediyi üzdün
(23.03.26)
açıkçası bu şekilde başlayıp mutlu devam etmiş, stabil, kaliteli ilişkiler gördüm. konu insan ilişkileri olduğunda dinamikler çok çeşitli. dışarıdan bakanın bilmesi, görmesi, değerlendirmesi pek mümkün değil. onu geçtim isabetli değil. ha bir tanıdığım böyle bir ilişkiye yelken açsa uyarır mıydım? kesinlikle evet. sağlıksız hatta tehlikeli olma ihtimali çok yüksek çünkü. ama özellikle de eşimin yakını olan yetişkin bir adam için bu kadar dil dökmezdim, "onaylamıyorum kardeşim" deyip geçerdim. beni ilgilendirmez. çünkü yarın bir gün bu ilişki sağlam temeller üzerine oturtulur, o zaman sizin dedikodunuzu yaparlar "bu bizi istemedi, kıskandı" filan diye. bu işler böyledir. ben görüşüme başvurulursa fikir belirtir, sevip saydığım biriyse kısmen müdahale olur ama gerisine karışmam.

sorulara cevab,

1- eşini/sevgilisini aldatmış bir insana güvenebilir miydiniz?

koşullar önemli. temelde aldatmak korkunç bir şey olsa da ne zaman, hangi şartlarda gerçekleştiği göz ardı edilmemeli. "güvenirim" diyemiyorum ama aldatmış bir insanı komple arsız, namussuz, şerefsiz, itovlit diye tümüyle silmek de bana çok sağlıklı gelmiyor. kendi adıma söyleyebileceğim tek şey şu: eşini aldatan çocuklu bir kadınla ASLA birlikte olmazdım. karşı tarafın medeniyetine güvenmiyorsam direkt kaçarım. güveniyorsam da en kısa sürede net sınırların çizilmesini, tüm tarafların mutabakata varmasını, adamın durumu bilmesini isterim. insanlara travma yaşatmanın da sokak ortasında gte mermi yiyip bk yoluna gitmenin de gereği yok.

2- siz olsanız nasıl yaklaşırdınız konuya, nasıl davranırdınız?

"yolun yol değil" derim, durumun yanlışlığını izah ederim, kenara çekilirim. çocuklu ve evli kadınla ilişki yaşayacak yaşa gelmiş adama odasını toplamayan çocuk muamelesi yapacak değilim. siz sanırım "bu kişiye karşı hisleriniz nasıl değişir" minvalinde soruyorsunuz daha çok. ben açıkçası soğurum. dediğim gibi böyle bir ilişkinin çok sağlıklı zeminlere oturması, bu yeni çiftin 15 sene sonra da bir arada mutlu olması ihtimali sıfır değil. olabiliyor. ama şu gün, şu başlangıcı onaylamadığımı belirtirim. bunu da KENDİSİ İÇİN yaptığımı özellikle belirtirim. mesele şahsi ahlak anlayışım değil.
-1
der meister
(23.03.26)
(3)

BES'te devlet katkisi 10 yil sonunda %100 degil mi?

Sour
Merhaba! Burada BES birikim hesapalama var: https://www.anadoluhayat.com.tr/bes-birikim-hesaplama46 yasindan 56 yasina kadar 10 yil yapiyorum. 25 bin tl giris ve 2000 aylik odeme. Ben mi yanlis yapiyorum? Siz de bir bakabilir misiniz?Ödeyeceğiniz katkı payı toplamı289.000 TLÖdeyeceğiniz katkı paylar
Merhaba! Burada BES birikim hesapalama var: www.anadoluhayat.com.tr

46 yasindan 56 yasina kadar 10 yil yapiyorum. 25 bin tl giris ve 2000 aylik odeme. Ben mi yanlis yapiyorum? Siz de bir bakabilir misiniz?

Ödeyeceğiniz katkı payı toplamı
289.000 TL
Ödeyeceğiniz katkı paylarının getirisi
40.809 TL
Devlet katkısı toplamı
57.800 TL
Devlet katkısı toplamının getirisi
15.310 TL
+1
Sour
(13.03.26)
%20’nin %100’ü.
Daha erken çıkarsan %20’den kesiyorlar.

0-3 yıl: %0 (Sistemden çıkışta devlet katkısı alınamaz).
3-6 yıl: %15.
6-10 yıl: %35.
10 yıl+ ve 56 yaş: %60.
Emeklilik hakkı (10 yıl+ ve 56 yaş): %100.

Devlet katkısı anaparanın her zaman %20’si. Buradaki oranlar devlet katkısından çıkışta ne kadarının verileceği.
+1
gabe h coud
(13.03.26)
@gabe h could, tesekkurler, peki fonlarla bu tutar diyelim ki milyonlari asti, o zaman yine cikistaki (10 sene sonraki) paranin %20'sini mi katki olarak veriyorlar yoksa sadece yatirilan tutarin mi (fon kazanclarindan bagimsiz olarak).
0
🌸Sour
(14.03.26)
289.000 lira yatırmış olduğunuz gün devlet de bunun %20sini yatırmış olacak yani 289x0,20=57.800tl.

Siz o gün fondan çıkış yaparsanız ve 3 yıl dolmamışsa 57.800 liradan ve getirisinden pay alamayacaksınız.

Eğer 3-6 yıl arasındaysanız 57.800 liranın ve devlet katkısı getirisi toplamının (yani 57.800+15.310 liranın) %15ini yani 10.966 lirasını alacaksınız.

10 yılınız dolduysa ama yaşı doldurmadıysanız %60ını yani 43.866 lirayı alacaksınız.

Eğer emekli olduysanız 73.110 liranın hepsini alacaksınız.

Ancak devlet katkısı oranları, getirileri vs. İlerde değişebilir. Mevzuat değişiklikleriyle hak ediş oranları değişebilir vs. Örneğin katkı %25ti. %30 oldu şimdi ise %20. Önceden mücbir sebeple çıkış yoktu, şimdi evlilik ve ev alma gibi durumlarda kayıpsız belli bir miktar çekim yapabiliyorsunuz vs. Güncel haliyle şablon bu.

10 seneki paranızın %20si değil aslında, her ay 2000 lira yatırdığınız zaman devlet de her ay 400 lira yatıracak. Bu hak ediş hesabı siz çıkmak istediğinizde kaç lira biriktiyse o anki birikim için hesaplanıyor.
+2
akhenaten
(14.03.26)
(14)

delirmiş gibi yemek istediğiniz yiyecekler var mı?

Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
Ben sütlü tatlılara karşı böyleyim. Yaptıktan sonra biraz dolapta bekletin deniliyor ya, o beklemeye bile tahammül edemiyorum bazen.
Ben sütlü tatlılara karşı böyleyim. Yaptıktan sonra biraz dolapta bekletin deniliyor ya, o beklemeye bile tahammül edemiyorum bazen.
-2
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(13.03.26)
Yaprak sarma. Oturup bir tencere yiyesim geliyor da kendimi tutuyorum.
0
ekimoloji
(13.03.26)
Evde baklava varsa (özellikle midye baklava) gece rüyama girer.
0
himmet dayi
(13.03.26)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.03.26)
Zeytinyağlı yaprak sarması+1

Patates ve patlıcanla yapılan yemekler, makarna ve çiğ köfte.
+1
rock n roll
(13.03.26)
İçli köfte
Kısır
+1
egerbiryolcu
(13.03.26)
Kısır ve içli köfteye +100
Bir de ıspanaklı börek.
0
orient blue
(13.03.26)
Deniz börülcesi ekşilemesi, gittiğim yerde yapıldıysa artana evsiz gibi yumulurum. Turşusundan bahsetmiyorum ama, haşlanıp ekşili sosla karıştırılan taze tarifi.

Çiğnerken dokusu falan da çok güzel insanın ısırdıkça ısırası geliyor.
0
akhenaten
(13.03.26)
Toksam tüm yemekler aynı olur, açsam da en kolay ulaşabildiğimi seçerim. Bir lokma bir kot ceket felsefesi
0
artıküyeolmakistiyorum
(13.03.26)
tatlılar:
-bisküvili pasta (bir borcam tatlıyı 2 günde yerim)
-çikolatalı pudingli ve dondurmalı irmik
-un kurabiyesi (çay ile)

yemekler:
-patlıcanlı yemekler (etsiz)
-ıspanaklı gül böreği
-lahana sarması (etsiz)
-biber dolması (etsiz) (özellikle büyük biberlerden alır yerim yoğurtla)

diğer:
-lahana turşusu (şişene kadar yiyebilirim)
-çiğ lahana (çerez gibi gider valla)
-tuzlu yerfıstığı (bir oturuşta bir paket yerim ve bitti diye üzülürüm)
0
art cat chocolate
(13.03.26)
Taze ve fıstıklı baklava
Taze fıstıklı tahin helvası
Cevizli yaz helvası
Kiraz

Bunlar bizde öyle biraz yenip dolaba kaldırılacak şeyler değil tükenip bitene kadar uyuyamam.
0
mutekebbir
(13.03.26)
5 aydır acayip bi kabuklu yer fıstığı bağımlılığım var, hergün yemeden duramıyorum. ilk zamanlar nerdeyse yemek yerine yiyordum, şimdi azalttım ama yine de devam. ve bu süreç başlamadan önce sevmediğim bir yiyecekti
0
mezzosprite
(13.03.26)
ara ara çeşitli yiyeceklere bağlanıyorum. çok küçük yaşta ülker metro ile başlamıştı bu.

son zamanlarda ise kuruyemişlere sardım. bir ara kuru üzüm seviyordum, sonra tuzlu fıstık, şu sıralar ceviz.

ama her zaman sevdiğim bir şey var, o da yaprak döner. :)
0
tabudeviren
(13.03.26)
her zaman favorim fıstıklı baklava...
0
darthvader
(13.03.26)
Findik ezmesi
0
acelaacedebela
(14.03.26)
(14)

sizce kapatarak doğru yaptım mı?

baldan kaymak
Ön edit: burada kimseyi tanımıyorum, başlıkları birleştirip benimle ilgili fikir yürütmeyin zaten bunun önemi ne anlamıyorum. Arkadaşlarım için de başlık açıyorum. Bu benim içindi, dışında kalanlar değil. Yine soru gelince detaylandırdım bazı kısımları, bu sebeple üst alt karmaşası olmasın. Kimin su
Ön edit: burada kimseyi tanımıyorum, başlıkları birleştirip benimle ilgili fikir yürütmeyin zaten bunun önemi ne anlamıyorum. Arkadaşlarım için de başlık açıyorum. Bu benim içindi, dışında kalanlar değil. Yine soru gelince detaylandırdım bazı kısımları, bu sebeple üst alt karmaşası olmasın. Kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu aramıyorum ki red flag green flag sorayım, nasıl hayatlarınız var.

Peşin: erkek kişisiyim.

Dün, çalışma arkadaşımın da çağırmasıyla iş yerinde bir arkadaşımın sunum gösterisine katıldım.

Gösteri kadınlara yönelikmiş ama ben bunu oturana kadar bilmiyordum, sonradan fark ettik. Çıkamadım da hemen, gösteriyi sunan arkadaşım da herkesin için de ilgi gösterip gelip desteklediğim için teşekkür etti. %99 kadın gelenlerin, biz sohbete daldığımızdan farketmedik bile.

Sonunda da gösteriye ithafen bir paket verildi tüm katılımcılara. Kız arkadaşım yani partnerim için aldım bende.

Günü konuşurken akşam telefonda: partnerime anlattım ve paketi ona getireceğimi söylediğimde 'Vay efendim sen ilgi istiyormuşsun' mu dersiniz 'Avcılık' mı dersiniz sonunda da 'Ilık birisin herhalde' diyince benim şartel attı.

Arada o bana: 'sana göre biri bana yazsa ben yanıt vermeliyim' dedi, bende 'en iyi seçeneği elbette seçmeli, kıyas istiyorsan yapmalısın ama ben bu sebepten ötürü etkinliğe gitmedim, bilmiyordum bile içeriğini' dedim. Böyle diyince de 'sen kadınlarla ilgili şeyleri anlatıp, bak bana da ilgi var' dedirtiyorsun ve egonu tatmin ettirip, bana kendi içimde seni kaybetmemeli havası veriyorsun dedi, bende 'umursamıyorum bile ben bu tür şeyleri, başkası yazsa ben dönmem, yapıma aykırı, bana ters' dedim. Sonra o kelimeye takıldığım 'ılık' kelimesine döndüm. Bana 'böyle bir profille yapamam ben' dedi ve iyice çıldırdım 'Neredeyse 1 yıla yakın bir aradayız, bunu şimdi mi söylüyorsun' dedim. Sonrası kıyamet. Kavga ettik. Küfür falan etmedim elbette ama çok yükseldim, o da yükseldi daha da üstüne basa basa, sonunda da o şiddetli konuşmaya direnemedim. O kadar ki sesleniyorum, duymuyor bile sıfır iletişim. Çok rahatsız oldum, kapatabilir miyiz dediğimi hatırlıyorum. Birkaç sefer, lütfen kapatalım dediğimi hatırlıyorum sonunda ciddi olduğumu ve çok rahatsız olduğumu anlayınca durdu. Bende kapadım.

Kapadım ama çok üzüldüm. O öyle demese yükselmezdim. Dışarı çıktım, içim daraldı ama o kadar üzgündüm ki bi anda titremeye başladım, yok toparlayamıyorum ve içim rahat değil. Aradım 15 sn sürmemiştir belki; özür diledim, hoşçakal dedim.

Sonra bir daha konuşmadık. Siz olsaydınız ne yapardınız, vicdanıma rahat olmasını söyleyeyim mi?

bir kadına yada erkeğe öyle denmemeli. Hayır avcılık yapsam daha az gam yerdim. Böyle söylemesi de dokundu gururuma amk, biz onu düşünelim o da gitsin ne desin. Bak yine sinirlendim. Size partneriniz ılık/oynak (kadınlar arasında bunun karşılığı ne bilmiyorum) dese ne tepki verirdiniz?
0
baldan kaymak
(12.03.26)
saygısızlığa tahammül edersen daha büyüğünü görürsün mutlaka. benim başıma gelse partnerime anlattıktan sonra güler eğlenirdik bu duruma.
+6
antihero
(12.03.26)
Ne dediğine çok da takılacağımı sanmıyorum. Sorun dediği bir şeyde değil, bunları demesinin altında yatan agresif, suçlayıcı güvensizlikte. Sıradan bir olaya verdiği anlamsız yoğun tepkide.

Ama ılık demesindense avcı demesi daha sorunlu aslında. Kız arkadaşınız var ve erkekseniz eşcinsel değilsinizdir, bu da bunu sadece sinirle söylenmiş boş bir söz yapar. Avcı peki? Bu neden daha az sorun olsun ki? Gerçekten avcı olduğunuza inanıyor olabilir. Sorun bu değil mi?

Sırf iş yerinden bir arkadaşımın sunumuna katıldım diye bu kadar kurduysa nasıl olur bilmiyorum. Bilmeden katılmış olmam da önemli değil, canım istemiştir katılmışımdır. Güler eğlenirdik +1

Not: Bu cevabı olayın geçmişinde yatan ek sebepler olmadığını varsayarak veriyorum. Bu olayı tetikleyen sebepler olabilir, örneğin siz bilerek veya bilmeyerek kız arkadaşınızı sürekli kıyaslayan veya kıskandıran, kaşıyan biri olabilirsiniz; o da nihayet böyle bir tepkiyle patlamış olabilir. Bu onu tek başına haklı yapmaz, ama verdiği tepkiye bir anlam yükler. Şu an çok manasız duruyor. vs. vs.
0
akhenaten
(12.03.26)
fevri hareket ettiğinde haklı bile olsan kaybediyorsun, bunu öğrenmiş oldun. bir krizi-haksızlığı o an çözmek zorunda değilsin.
0
orpheus
(12.03.26)
Tam anlayamadım kız arkadaşınız sizinleydi ve bu dediklerinizi o mu size söyledi? Yoksa çalışma arkadaşınız ile beraber gittiniz siz kız arkadaşınıza vermek üzere hediyeyi aldınız ve bunun üzerine arkadaşınız mı bu lafları söyledi?

Büdüt :şimdi anladım galiba hediyeyi kız arkadaşınıza vermeniz üzerine olmuş.

Konudan bağımsız bana veya başkasına "sen de biraz ılıksın" gibi şeyler söyleyen insanlar ile zorunlu olmadıkça (iş gibi durumlar yani) konuşmam. Benim için kırmızı çizgi diyebiliriz.
0
peki madem
(12.03.26)
öncelikle o kadar kopuk bi anlatım olmuş ki anladığım şeyi doğru mu anladım emin değilim. kıskanmış ve agresif biçimde saldırmış.
0
deartheodosia
(12.03.26)
saka misin böyle biriyle yuva mi kurulur ömür mü gecer. bittigi iyi olmus.

ama sen de sinirini kontrol etmeyi düsünerek tepki vermeyi ögrenmelisin. ben de. herkes. :)
-1
Purple life
(12.03.26)
ben de tam anlayamadım. şu kısımda olay örgüsü kopuyor:

"Sonunda da gösteriye ithafen bir paket verildi tüm katılımcılara. Kız arkadaşım için aldım bende. 'Vay efendim sen ilgi istiyormuşsun' mu dersiniz 'Avcılık' mı dersiniz sonunda da 'Ilık birisin herhalde' diyince benim şartel attı."

anladığım kadarıyla bunu kız arkadaş diyor, ama nerde diyor, ne zaman diyor. neyi kapadınız? telefonda mı diyor? neye ithafen diyor? ona ne anlattın da böyle bir tepki verdi?

ama genel olarark iş yerinde bir sunuma (konusu ne olursa olsun) katılmakla avcılık, ılıklık ilişkisi kurulması çok absürd. sevgilim öyle bir şey dese o kadar şaşırırdım ki tepki veremezdim ilk başta ama sonra ayrılırdım heralde. ayrıca ılıklık filan hiç hoş değil, tam bir argo ve kezban ağzı.

yaptığın şey o kadar normal bir şey ki, yani istersen bile isteyerek katıl sunuma, hiçbir şey sevgilinin o düşünce yapısını haklı çıkarmaya yetmez. ben de erkek ve heteroseksüel olduğum halde, kadınlar günü sunumları olsun, lgbt kulübünün sunumları olsun her şeye katılıyorum. maksat çalışmamak ve networking yapmak.
+1
king lizard
(12.03.26)
vicdanınız rahat olsun bence, yaşadığınız durum nereden bakarsanız saygısızlık. sebebi ve konumu ne olursa olsun sizinle bu şekilde konuşan biriyle zaten anlaşmanız pek mümkün görünmüyor zira karşı tarafın konuşma şekli bel altı vurmak ve direk saldırıya geçmek gibi görünüyor, bu sadece basit bir kıskançlık yada öfkeyle açıklanamaz. kabul ettiğiniz / edeceğiniz her böyle durum da bir başka duruma yol açacaktır. anlatımınızdan anladığım kadarıyla kendinize şunu sormanız yardımcı olabilir; eski kız arkadaşlarım/ yada varsa eski eşiniz veya ailem yada arkadaşlarımın kız arkadaşları yada hatta burada yazan kişiler bu duruma böyle bir tepki verir miydi, ben gerçekten bunu mu hak ediyorum ? sadece buradaki cevaplar bile hak etmediğinize kanıt niteliğinde görünüyor. sizi olduğunuz haliyle kabul etmeyen ve sizi anlamayan, anlamak istemeyen insana hoşçakal dışında bir kelime söylememek kendinize borcunuz bence..
+1
darthvader
(13.03.26)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.03.26)
Siz haklısınız hocam, bence ayrılmanız sizin faydanıza.
+2
kumandanim
(13.03.26)
Seni tanidigim kadariyla (evet burada okuduklarim) olayin anlattigin gibi olmadigini ve kadinin hakli oldugunu tahmin ediyorum :)
+1
üğpoıuy
(13.03.26)
herkes burayı kaçırmış:

"Arada o bana: 'sana göre biri bana yazsa ben yanıt vermeliyim' dedi, bende 'en iyi seçeneği elbette seçmeli, kıyas istiyorsan yapmalısın ama ben bu sebepten ötürü etkinliğe gitmedim, bilmiyordum bile içeriğini' dedim."

ılık değil de ga... mı deseydi acaba bilemedim. sevgilinin, başka erkek seçeneklerini değerlendirmesine açık birisin. kadın bunu bildiği için sinirli ve güvensiz. ona izin verdiğine göre böyle şeyler senin için normal ve demek ki sen de hala arayışta ve değerlendirme sürecindesin.

sen kendin red flagsin, sevgilin ne olsun?
+4
art cat chocolate
(13.03.26)
Orayı kaçırmadık birkaç kişi anlamadık yazınca sonrada eklenen bilgi.
+1
peki madem
(13.03.26)
Abi boyle kavga nedenleri sadece bizim Turk milletinde oluyor nedense.Soyle iki adim geriye cekilip baksaniz o kadar sacma sapan kavga nedenleri ki bunlar.Sebebin sacmaligi yuzunden mantikli bir ogut vermek de zor.
0
turkuaz
(13.03.26)
(7)

Trafik soruları

arbre
Yav ben bu dönüşlerde sıkıntı yaşıyorum.1. Hocam sola ve sağa dönüş 1,5 tur diyor. Toplarken 1 tur diyor. Bazen dönerken 0,5 tur çevir diyor. Bunun doğrusu ne?2. Hız limitleri sadece D100 için geçerli diyor. Ana yol dışında tabela yoksa 50 sınırında 70 basabilirsin diyor. EDS yoksa devam mı yani?3.
Yav ben bu dönüşlerde sıkıntı yaşıyorum.

1. Hocam sola ve sağa dönüş 1,5 tur diyor. Toplarken 1 tur diyor. Bazen dönerken 0,5 tur çevir diyor. Bunun doğrusu ne?

2. Hız limitleri sadece D100 için geçerli diyor. Ana yol dışında tabela yoksa 50 sınırında 70 basabilirsin diyor. EDS yoksa devam mı yani?

3. D100'de önde soldan ya da sağdan biri sinyal verirse yol verme, yavaşlama diyor. İyi de öndeki geçecekse ne yapayım.

4. D100'de mesafe çoksa öndeki sinyal vermeden önüme geçebilir mi? Mesafe olsa da sinyal vermemek dallamalık değil mi?

Teşekkürler.
-7
arbre
(10.03.26)
1. doğrusu yok viraja araca konuma göre değişir. kimse sürerken tur saymıyor. her viraj aynı değil ki. her araba da aynı dönüş yarıçapına sahip değil. sürerken anlarsın dönüp dönmeyeceğini.

2. teknik olarak bir kontrol vs yoksa basabilirsin evet. ama bi radar arabasına denk gelirsen ceza yersin.

3. bunun gerçek hayatta karşılığı yok çok. imkanın varsa insanlara yol ver.

4. sinyal vermemek dallamalık evet ama gerçek hayatta trafik kurallara göre işlemiyor. sinyal vermeden geçen çok olur mesafe azsa bile. o yüzden bu sinyal vermedi önüme atlamaz heralde diye düşünmemek lazım. avrupada yaşamıyoruz.
+5
jelly bear
(10.03.26)
Mümkünse hocanı değiştir.
1. böyle bir şey yok. Kaç tur çevirdiğin, dönüşün çapı ile ilgili, dar dönmen gerekiyorsa çok tur çevirirsin, geniş dönmen gerekiyorsa daha az. Bir de ne kadar çevirirsen o kadar toplarsın mantıken.
2. Hız limitleri her yol için var, hepsi farklı. Yol tiplerine göre değişiyor.
3. Tabii ki yavaşla yol ver. Herkes herkese yol versin, trafikte birbirimize yardımcı olalım, boşuna stres sıkıntı yaratmayalım.
4. sinyal mesafeden bağımsız kullanılması gereken bir şey. Zaten düşünmeden sinyal vermek, her seferinde sinyal vermem gerekiyor mu diye düşünmekten daha kolay. Boşuna zorlaştırma hayatı kendine. Park yerindeyken bile sinyal ver geç. Kolun yorulmaz.
+4
burfak
(10.03.26)
İlk ikisini kurallar kapsamında bilmiyorum ama sinyal verdiğinizde yol değiştirme hakkı elde etmiyorsunuz.

Şerit değiştirirken için geçeceğiniz şeridin akışını bozamazsınız, kimsenin fren yapmasına sebep olamazsınız. Sinyal vermeniz hiçbir şeyi değiştirmez. İsterse çıkışı kaçırın, bunları yapamazsınız.

Eğer şerit değiştirirken kaza olursa, tüm suç şerit değiştiren araçtadır.

Sizin de kimseye yol verme zorunluluğunuz yok. Hatta sinyal veren araca, şeridenize girsin diye fren yapıp yol verirseniz, trafik akışını bozarsınız.

Sinyal veren varsa bırakın kendi düşünsün. Her sinyal verene yol verecek olsaydık ohooo
+4
substituent
(10.03.26)
her zaman sinyal ver çünkü önüne araba değil görmediğin motor atlayacak.

1 tur 1.5 tur diye br direksiyon ezberi sana kafayı yedirir. onu zamanla sen kendin bulursun. yol verme yavaşlama diyen hocayıda şikayet et gerekli yerlere.
+1
xu
(10.03.26)
1- Böyle bir şey hiç duymadım, virajın keskinliği direksiyon açısını doğrudan etkiler. Kural olarak sağa dönüş dar, sola dönüş geniş açıyla yapılır.

2- Hız limitleri her yerde geçerli. Birkaç gün önce yeni yasa haberi çıktı hatta, normalde %10 hata payı vardı onu da kaldırdılar. Neticede ara yoldan giderken trafik polisi ceza yazarsa ama burası D100 değil demenizin hiçbir etkisi olmayacak. Ayrıca hocanız neden tek otoyol D100 gibi davranıyor onu da anlamadım. Temden veya kuzey marmaradan giderken de pek ala ceza yiyebilirsiniz.

3- Böyle bir şey yok, kural tam aksini söylüyor. Kolaylık sağlanmalı. Tabi arkada dibinizden gelen araç varsa onu da gözetmelisiniz. Ancak özellikle de sizi geçmek için hızlanan araca kolaylık tanımanız gerektiği doğrudan mevzuatta yazıyor.

4- Sinyal vermeden evinizin otoparkında bile manevra yapmamalısınız. Sinyal vermek düşünülmesi gereken bir şey değil. Araç manevra yapacaksa sinyal verirsiniz. Başkaları da verir. Herkes her koşulda sinyal verir.

Hocanızı değiştirin.
0
akhenaten
(10.03.26)
mevzuatta nerede yazıyor, söyleyebilir misiniz?
www.mevzuat.gov.tr

Burada, 46b ve c şunları söylüyor:
"
b) Şerit değiştirmeden önce gireceği şeritte sürülen araçların emniyetle geçişini beklemek,
c) Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak şekilde şerit değiştirmemek,"

yani şerit değiştirmek sizin sorumluluğunuzda.
Ayrıca her isteyene yol verirsem, takip mesafeme durmadan birisini almam gerekir. Takip mesafesini tekrar sağlamak için fren yapmam gerekir. her seferinde bunu yaparsak trafik akışı fazlasıyla bozulur. Bu sebeple durmadan şerit değiştirmemelisiniz, kimsenin takip mesafesine girmemelisiniz, kimsenin hayatını riske atmamalısnız/atamazsınız.

Tabii mevzuatta, sırf haklıyım diye kazaya sebebiyet olmak da kusurlu sayılıyor, bu başka bir konu. Yani kazayı kurtarabilecek durumdaysanız, kurtarmalısınız. Aksi takdirde size de biraz kusur veriliyor.

Peki, kolaylık sağlamamız gerektiği nerede yazıyor?
0
substituent
(11.03.26)
@substituent, aynı kurallarda takip mesafesi ile ilgili de kurallar var. Onlara uyulsa, zaten arada müsait alan çıkıyor. Takip mesafesi uygulanmadığında zaten aslında "yardımcı olmak" derken kasıt, takip mesafesini olması gerektiği kadar açmak gibi bir şey oluyor.
Tek bir mevzuat maddesini alınca böyle bir şey denebilir, ama diğer maddelerle beraber değerlendirilmeli.
0
burfak
(24.03.26)
(9)

İlgi göstermek

arbre
İlgilendiğiniz kişiye flörtü, sevgilisi olduğunu öğrenmenize rağmen ilgi göstermeye devam eder misiniz? Doğru olanı sormuyorum. Bence birçok insanın yeni sevgililerini bu kişiler arasından bulduğunu düşünüyorum.
İlgilendiğiniz kişiye flörtü, sevgilisi olduğunu öğrenmenize rağmen ilgi göstermeye devam eder misiniz? Doğru olanı sormuyorum. Bence birçok insanın yeni sevgililerini bu kişiler arasından bulduğunu düşünüyorum.
-13
arbre
(09.03.26)
Sevgilisi olan kişiye yazacak kadar aşağılık değilim.
+7
Kahvedesu
(09.03.26)
garanti süresi oluyor. o bitince yazmaya başlıyoruz.
bu normal görülebilir mi? sevgilimiz varken de normal karşılayabilecek miyiz? cevap: hayır.
+2
lazpalle
(09.03.26)
Kahvedesu, olayları bilmesem inanacağım. :D
-6
🌸arbre
(09.03.26)
Etmem, birçok nedeni var. Etmeyecek olmamın en pragmatik sebebi henüz sağlam bir duygusal bağım olmayan yabancı biri için böyle bir uğraşa girmek çok gereksiz drama ortamı oluşturur zaten. Karman çorman bir iş. Uğraşmaya değmez.

En duygusal sebep de eğer bu kişi bana olumlu yaklaşırsa bunun kendisi güven kırıcı bir şey zaten. Yarın bana da yapar.

Mantık açısından da dışardan biri için, sırf hoşlandım diye böylesine risk alan biri çok da stabil bir karaktere sahip olmasa gerek. Tam Müge Anlı'daki, o her işini kördüğüm etmiş tipte birilerinin yapacağı işler.

Neresinden tutsam elde kalıyor.
+2
akhenaten
(09.03.26)
Daha geçenlerde bu konuyu bir arkadaşımla konuştuk. İlişkisi olan insanı otomatik olarak seçenekler dahilinde görmem ben. Haliyle de ilgi falan göstermem. Herkes için bu böyle zannediyordum ama değilmiş.
Baya baya hayvan gibi başkasıyla birlikte olan insanlara yürüyenler varmış etrafımızda.
İnsan değilsiniz.
+4
cay koy geliyorum
(09.03.26)
doğru bulmuyorum. kimse bulmamalı. asla yapmam.
+1
art cat chocolate
(09.03.26)
ilişkisi olan, boşanma aşamasında olan, nişanlı/sözlü vb. olan hiç kimseye ilgi göstermem zira bunlar benim için "aday adayı adayı" dahi olamazlar.
+2
Phoebe
(09.03.26)
Değil eşi, sevgilisi kafasında birisi olan birisine bile ilgi duymamak gerek.
+1
rakicandir
(09.03.26)
Yavrum biz ırz düşmanı mıyız?
+1
kullaniciadimvar
(09.03.26)
(14)

Türk edebiyati olmazsa olmazlariniz

Purple life
Roman- hikaye kategorisinde mutlak oku dediginiz neler var?
Roman- hikaye kategorisinde mutlak oku dediginiz neler var?
0
Purple life
(04.03.26)
ferit edgü - hakkari’de bir mevsim. yeri çok ayrıdır.
+2
lüzumsuz adam
(04.03.26)
Daha iyileri elbette vardır ama Orhan Kemal'in Eskici ve Oğulları bence vizyonsuzluğun ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu çok iyi anlatıyor.

Harcanan potansiyel, ebeveyn ve evlat çatışmasının yarattığı sorunlar, kendi kafesini kuran aileler, o ailelerden kaçmak isteyen çocukların doğurduğu problemler, fakirliğin ve iş bilmezliğin romantize edilmemiş gerçek hali. Bence herkes bir kere okumalı.
+3
akhenaten
(04.03.26)
Sait Faik'in Semaver, Lüzumsuz Adam, Alemdağ'da Var Bir Yılan kitapları.
Orhan Kemal +1
Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Huzur
Kemal Tahir Devlet Ana
Tarık Buğra Osmancık
Yakup Kadri Yaban
Halide Edip'in kurmacalarından çok Türk'ün Ateşle İmtihanı ve Mor Salkımlı Ev
Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar üçlemesi, Fikrimin İnce Gülü
Füruzan Parasız Yatılı
Ferit Edgü'nün kısa hikâyeleri
Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar, Tutunamayanlar
Son dönemde belki Murat Gülsoy, Ayfer Tunç'un ilk romanları. Ali Teoman olabilir. Orhan Pamuk Benim Adım Kırmızı
+4
black holes in the sky
(04.03.26)
Orhan Pamuk, Kemal Tahir ve son zamanlarda okumaya başladığım Reşad Ekrem Koçu benim için iyi ki Türkçe biliyorum dedirten başlıca üç yazardır.
-1
sekizdokuzon
(04.03.26)
Peyami safa nın yalnızız ve bir tereddüdün romanı,
Köy romancılığı için, Fakir Baykurt
Barıç Bıçakçı kitapları,
Hasan Ali Toptaş kitapları bence çok güzel ama maalesef boykot, karakteri kötü, ama yazdıkları maalesef çok başarılı, maalesef, maalesef,
Oğuz atay +1 diyorum hem tehlikeli oyunlar hem korkuyu beklerken
Adalet ağaoğlu + 1
ayfer tunc da +1 ama bazen de sevmiyorum biraz kararsız bırakıyor,
hüseyin rahmi gürpınar okunmalı,
Ercan Kesal, çok severim ne yazsa okunur,
Suat Derviş, çağına göre bence iyi yazmış,
İsmail güzelsoyu da severim,
Vedat türkali
+1
a perfect lie
(04.03.26)
Yaşar Kemal denmemiş bir kere bile abov

Edit: Herkesin zevki kendine tabii ama ben Tanpınar'ı 1 numaraya koyarım. Yaşar Kemal 2, İhsan Oktay Anar da 3 bence
+3
vedatchilipeppers
(04.03.26)
Bilge Karasu.
+1
tiredofwaiting
(04.03.26)
İhsan Oktay Anar
+2
anatomik
(04.03.26)
yukarıdakilere ilave olarak Yusuf Atılgan. Aylak Adam ve Anayurt Oteli.
0
awlmi
(04.03.26)
Benim için yerli edebiyattaki en önemli eser Aşk-ı Memnu’dur. Kitaplığımda farklı basımlarda üç Aşk-ı Memnu’m var, kıymetlilerim.

Bunun dışında ilk aklıma gelen olmazsa olmazlarım;
*Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür - Hüseyin Rahmi Gürpınar
*Bir Gün Tek Başına - Vedat Türkali
*İnce Memed - Yaşar Kemal
*Yenişehir’de Bir Öğle Vakti - Sevgi Soysal
*Seher - Selahattin Demirtaş
*Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan
0
mutekebbir
(04.03.26)
Puslu kıtalar atlası - İhsan Oktay Anar
+1
ekimoloji
(04.03.26)
Sabahattin Ali :
İçimizdeki Şeytan
Kuyucaklı Yusuf
Kürk Mantolu Madonna

Ahmet Hamdi Tanpınar:
Huzur
Mahur Beste
Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Peyami Safa:
Yalnızız
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Orhan Pamuk:
Benim Adım Kırmızı
Kara Kitap
Cevdet Bey ve Oğulları
0
su olsam ates olsam
(04.03.26)
Roman: Tanpınar, Yaşar Kemal, Oğuz Atay
Öykü: Mustafa Kutlu
+1
but that was just a dream
(05.03.26)
Vüsat bener, latife tekin, oğuz Atay, feyyaz kayacan kesinlikle okunmalı
0
adivar
(05.03.26)
(5)

Flörtlerinizde fail hikayeleriniz alınır

gabe h coud
Birine fit diyeceğime "çok sıkısın" demiştim. Kafa gitmiş, chicken translate gibi bir şey olmuş. Ne sıkı, nerem sıkı falan diye terslemişti. Sıkısın ne abi. Aşka doğru yelken açarken bir anda alabora olmuştum :))Aklıma geldikçe yazarım.Güno bu arada. Gününüz güzel geçsin.
Birine fit diyeceğime "çok sıkısın" demiştim. Kafa gitmiş, chicken translate gibi bir şey olmuş. Ne sıkı, nerem sıkı falan diye terslemişti. Sıkısın ne abi. Aşka doğru yelken açarken bir anda alabora olmuştum :))

Aklıma geldikçe yazarım.

Güno bu arada. Gününüz güzel geçsin.
-5
gabe h coud
(04.03.26)
Lise yılları. Bir kız var çok beğenirdim ve sonunda çıkmaya baslamisiz. Ama kız kilo almış yani.
Arkadaşa yazayim derken karşımda oturan kıza "bu kız da kilo almış oğlum" yazmıştım.
+2
logisticsmanager
(04.03.26)
20'li ve en hızlı zamanlarımda internetten tanıştığım bir kızla buluşmaya gittim. Fotoğraflarındakinden en az 10 yaş daha yaşlı görünüyordu, dilimin kemiği olmadığından "fotoğraflardaki kardeşin miydi" demiştim ahahgkasjdhfgj
+1
kimlanbu
(04.03.26)
Biriyle flörtleşip devam etmemiştik. Benim orada kalacağım kesin değildi falan... Aradan baya zaman geçtikten sonra tekrar karşılaştık, oturduk bir yere güzel geçti. Çaldırayım da kaydedersin dedi. Çaldıramadı, engellemişim swh. Bozuldu haliyle. Tuhaf bir durumdu o an, içimden bir yandan kendime püh suratına diyorum, bir yandan utandım, bir yandan ne desem bilemedim... Olmadı tabi.
+1
akhenaten
(04.03.26)
X flörtle gittiğim yeri y flörtle gitmişim gibi y'ye anlatmışlığım birden fazladır. Geçen şurada içtiğimiz kahve... diye başlayan cümlenin boş gözlerle bakışma sonrası ulan bu değil miydi yoksa aydınlanması büyük fail.
B12 ve nörolojik sıkıntılarım vardı kınamayın...
+1
Bruce
(04.03.26)
Direkt flörtümle aramızda geçen bir şey değil ama garip bir hikayemle karşınızdayım.

Bir tane kızla flört halindeyim üniversitenin ilk senesi. Üçüncü kez görüşüyoruz sanırım. Öğleden sonra taksimde buluşup ikişer bira içtik, sohbet muhabbet derken sağlı sollu şakalarımla sersemlettim kızı. İlk defa o gün öpüştük. Güzel yani pozitif gidiyor her şey.

Akşam dağıldık, ben de bir tane arkadaşımla buluştum ama bunun yanında başka bir arkadaşı daha var tanımadığım. Neyse tanıştık o arkadaşla da merhaba merhaba. Naber naptın muhabbetleri sırasında hani bir buluşmadan geldiğimi bildiği için, kızla nasıl gidiyor, kız ne yapıyor, nerede okuyor muhabbetlerine girildi.
Verdim ben de yüzeysel, temel bilgileri ve serice konuyu geçelim istiyorum doğal olarak. Arkadaşım ama yani ben başka bir muhabbete geçmek için her hamle yapacağımda yeni bir soru soruyor. Her şeyi bilmek istiyor manyak mıdır nedir. Olum napıcaksın ya bir tane insan işte, bırak normal boş muhabbetimize geri dönelim dimi? Yok.

Bu sırada ben daha 2. soruda bunun yanındaki arkadaşında bir gariplik sezdim. Vücut dili kademeli olarak değişiyor. Adam ağzımdan çıkan her bir kelimede konuya daha dikkat kesiliyor. Bu duruma da ayrıca uyuz oldum. Ne alaka diyorum kendi kendime ama neticede tanımam etmem, üstünde durmadım.
En sonunda bu eleman konuya dahil oldu. Hem de yani zart diye lafın arasına girdi ve kızın adını sordu. Şu an hikayeyi hatırlayınca tekrar şaşırdım o noktaya kadar nasıl isim telafuz edilmemiş acaba. Söyledim kızın ismini. Herifin şekli şemali bir garip oldu. Bir hal geldi buna uçan adam sabri gibi. Ben dedi bi telefon görüşmesi falan filan bir şeyler geveledi, uzaklaştı bizden.
Ben de boşluktan faydalanıp, arkadaşıma sallıyorum "olum sen nüfus memuru musun ne her boku soruyorsun" falan ama bir yandan da diğer elemanı kesiyorum. Arkadaşıma dedim ki "bu çocuk" dedim, "ne iş lan böyle garip garip bana?". O da anlam veremedi.
Haha hihi derken çocuk bi 3-5 dakika sonra geldi.

Terleyen bıyıklarının arasından aşırı ciddi bir sesle "siz x ile nerede tanıştınız?" diye sordu. "Hayırdır neden?" dedim. Herif "o benim eski sevgilim" dedi lan.
Masaya o an çok derin bir sessizlik çöktü. Bu mahçubiyeti yaşayan bilir arkadaşlar. Müthiş boktan bir durumun ortasında bulduk 20sine merdiven dayamış 3 kişi kendimizi. Birbirimize ve yere baktık bir süre.
En sonunda sessizliği yırtan o soru geldi. "Ne zamandır görüşüyorsunuz?" dedi. Takdir edersiniz ki bu soruya cevap vermek, ersoy'un tabiriyle mayın tarlasında vals yapmak demektir.
Haliyle ben misilleme yaparak, "siz ne zaman ayrıldınız" diye sordum.
"1 hafta önce" dedi.
Hassiktir dedim ya. Tüh dedim yani.

Çok meraklı arkadaşım, mateme bulanmış yıkılmış arkadaşını aldı ve gittiler. Ben de kızla bir daha görüşmedim.
Hikayem bu kadar teşekkürler.
+2
cay koy geliyorum
(04.03.26)
(9)

Saçım kıvırcık, ince telli, kurutmayı bilmiyorum

fildirfildir
Kurutunca cadı gibi oluyorum kabarmasından elektriğinden. Krem falan sürsem sonrasında çok ağır hissediyorum. Ama sinüzitim var kurutmam lazım. Yardım edin :(
Kurutunca cadı gibi oluyorum kabarmasından elektriğinden. Krem falan sürsem sonrasında çok ağır hissediyorum. Ama sinüzitim var kurutmam lazım. Yardım edin :(
0
fildirfildir
(03.03.26)
Saça uygun köpük, krem bulmak lazım bence.

Eğer gür saçlarınız varsa John Friedanın saç köpüğünü öneririm.
Cansız saçlarda morfoseun köpükleri daha iyi olur diye düşünüyorum.

Instagram keşfetinizde muhakkak görmüşsünüzdür, saç ıpıslakken şekillendirici uygulanmalı. Duştan tam çıkarken hemen köpük, krem ne kullanıyorsanız hemen uygulayın.

Bir de vigo ile kurutmak iyi olabilir, ama bence o da saçın bazı bölümlerini tel tel yapıyor, ya da ben de kurutmayı bilmiyorum hahhaah
+2
tulumba
(03.03.26)
Köpük kullanın, eğer hızlı kurutmak istiyorsanız ama elektriklenme de az olsun istiyorsanız mecbur bir şeyler kullanacaksınız. Hızdan kastınıza da bağlı gerçi... Kıvırcık saçlar için yazan veya buklelere vurgu yapan köpüklerden seçin.

Öncelikle tarama vb işleri duştayken hallediyorsunuz. Taramak önemli, saçınızı tarayın. Ama duştayken. Duştan çıkınca kafanızı öne eğip buklelere hafifçe bastırarak (çok değil) ıslaklığı alın, havluyla kurutma hareketi yapmayın, sadece hafifçe bastırıp bastırıp gevşetin. sonra elinize biraz köpük sıkıp yine kafanız öne eğik, bukleleri avcunuzla hafif hafif sıkarak uygulayın.

En sonunda da kurutma makinasını alıp düşük üfleme ayarında, uzaktan tutup elinizle de set yaparak acele etmeden kurutun.

Köpüğü abartmazsanız kafanızda herhangi bir şey var hissi uyandırmaz.
0
akhenaten
(03.03.26)
Sertleştirmeyen köpük + vigo. Köpük olarak syoss öneririm.
0
ekimoloji
(03.03.26)
benimki kalın telli kıvırcık. duştan sonra kafama tişört sarıyorum. kurutma makinesi kullanmıyorum. yarım saat sonra saç nemlendiricisi sürüyorum. bana yetiyorsa sana haydi haydi yeter.
0
yurtsuz john
(03.03.26)
çooook pahalı biliyorum ama ole* ile başlayan o meşhur markanın nemlendirici maskesi bana iyi geldi. köpük olarak syoss. onun dışında mikrofiber havlu ya da 100% pamuklu tişörtle suyunu alıyorum. curly girl methodları incelenebilir, ama çok ürün kullanıyorlar onlar da sıkıntı. ve evet zaman alıyor ama vigo ile kurutmalı. aynı saç tipine sahibim.
-1
serialchiller
(03.03.26)
çok ürün kullanacak vaktin yoksa en kolayı köpük. benim saçlarım bi ara çok kıvırcıktı. duştan sonra tarayıp fazla suyunu alıp kafamı öne doğru eğiyordum, parmaklarımla tarar gibi ayırıyordum, taft ın saç köpüğünü elime sıkıp saçlarımın uçlarını avuçlarımla yukarı doğru ittirerek sürüyordum. sonra da fön makinesinin en düşük ayarında bi 10 dk kurutuyordum. ama kafanı öne doğru eğip aşağıdan yukarı doğru kurut hatta vigo varsa onunla kurut. kuruturken bir elinle yukarı doğru kaldır saçlarını. böyle kurutursan kıvırcıkları bozulmuyor.
0
Sadece soruyorum
(04.03.26)
ben de aynı dertten muzdariptim john frieda'nın sampuan ve saç kremini kullanmaya başlayınca cadılıktan kurtuldum :-P urban'ın da saç spreyini kullanıyorum saçım ıslakken. saçımı taramıyorum ve kurutmuyorum
0
euteamo
(04.03.26)
Saçım ince telli, dalgalı, kolay kabaran, tüleren cinsten aynen.

En son dyson ın düz taraklı ucu kolaylaştırdı işimi. Kuruturken çok havalandırmıyor. Dysonlar saça çok zarar da vermiyor.

Bununla kurutup, en tepeyi düzleştiriyle yatıştırıp topuz yapıp yatıyorum. Sabaha hem düzgün hem de çok güzel oturmuş hafif bi dalgayla kalkmış oluyorum saçı açınca. 2-3 gün bile götürüyor o saç. Yaklaşık 20 yıldır zibilyon tane saç bakım aleti/ürünü kullandıktan sonra nihayet olayım budur :)

Saç spreyi, köpük, yağ vs hiçbir şey de kullanmıyorum, hiç sevmem yapış yapış ıyk
0
su olsam ates olsam
(04.03.26)
Uzerinde frizz yazan sampuanlari deneyin
0
narod
(05.03.26)
(15)

Görgüsüzlük gibi gelen davranislar

Purple life
Bana yemek paylasmak artik görgüsüzlük gibi geliyor.Benim de yaptigim bir seydi ve gercekten kötü niyetim yoktu. Ama artik görgüsüzlük ve hatta aclik gibi geliyor.Sonucta yiyen var yemeyen var. Parasini bulamayani geçtim. Diyet yapan var, alerjisi olan var. Cok degisik bir seyse cok yakinlarina gönd
Bana yemek paylasmak artik görgüsüzlük gibi geliyor.

Benim de yaptigim bir seydi ve gercekten kötü niyetim yoktu. Ama artik görgüsüzlük ve hatta aclik gibi geliyor.

Sonucta yiyen var yemeyen var. Parasini bulamayani geçtim. Diyet yapan var, alerjisi olan var. Cok degisik bir seyse cok yakinlarina gönderirsin ama full paylasmak bana artik görgüsüzlük gibi geliyor.

Günes gözlügü ve spor ayakkabi haric marka amblemi olan kiyafetler giymek de cok gereksiz geliyor.

Size görgüsüzlük ya da en azindan düsüncesizlik gibi gelen neler var?
0
Purple life
(02.03.26)
Yanlışlıkla iki kere açmışsın.

Ben de bakın kocam, evim, marka çantam paylaşımlarını görgüsüzce buluyorum.
+2
Kahvedesu
(02.03.26)
Yemek fotoğraflarına bakmaya bayılırım. Bana özellikle "bak şurası yeni açılmış gittim şundan yedim", "şu viral tarifi denedim çok güzel sen de dene" diyerek yemek fotosu atılsın isterim. Insta keşfetimin büyük bir kısmı yeme içme, mekan önerisi falan. Gördüğümde rahatsız olmam.

Marka amblemi minimal ve belli belirsiz değilse ben de rahatsız oluyorum. Boydan boya marka logolu şeyler giymem.
+3
kullanicadi
(02.03.26)
10 dakikada AI ile sunu yaptim. Bir haftasonunda bilmem ne projesi yaptim temali asiri zekali oldugunu alttan alttan vurgulayan paylasimlarin yapilmasi. Ozellikle surenin belirtilme kismi rahatsiz ediyor. Gercekci olmayan paylasimlarla insanlarin psikolojisini bozuyorlar.
+1
mbond
(02.03.26)
türkiye'de genel bir ahlaki çöküş var o yüzden görgüsüzlüğün sınırları zorlanıyor, genel olarak trafik kurallarına uymamak, hızlı giden arabadan direksiyon storysi atmak, futbol kavgası yapmak benim için yıllardır devam eden görgüsüzlük şekilleridir
+1
nahtoderfahrung
(02.03.26)
Yemek yapmak, markası gözüken kıyafet giymek benim için görgüsüzlük değil. Umrunda olan şey de değil.

Ama toplu taşımada bağırarak konuşan, “geçen x’e gittim şekerim” diyerek tüm vagona sesini duyurmaya çalışanlar benim için tamamen görgüsüz. Sabah 7 da yüksek sesle konuşanları kafam almıyor.

Kimseye zararı olmadığı sürece isterse direksiyon storysi paylaşsın, isterse biosuna yazar @ ekşi, yazsın.
-1
substituent
(02.03.26)
Yemek çok paylaşırdım ben en sevdiğim şeydi ama artık rahatsız oluyorum en büyük isteğim Instagram'a öne çıkanları gizleme özelliği gelmesi.
Çünkü bazen gittiğim bir yere ne zaman gittiğimi hatırlamam gerekiyor, yediğim o güzel yemeği nerede yediğime bakmam gerekiyor, bu gibi durumlar için kullanırdım ama artık hoşlanmıyorum sadece kendimin görebileceği şekilde saklama imkanım olsa güzel olurdu.
Kendi yaptığım şeyleri paylaşırım ama rahatlıkla, özellikle çikolata/tatlı yaptığım zamanlarda atmayı seviyorum.

Üzerinde markası belli olan şeylerden hoşlanmıyorum kıyafette asla tercih etmem bazı ayakkabılar amblem olarak belli oluyor yapacak bir şey yok Nike çok rahatsız etmez mesela ama New Balance'ın o kocaman N harfinden hoşlanmıyorum.
Çantada da üzerinde kocaman Chanel amblemi olan bir sırt çantam vardı, modeline bayıldığım için almıştım zaten orijinal değil ya rahatlığından çok sıkıntı görmüyordum takmakta bir de çok alacalı bulacalı bir modeldi göze batmıyordu.


Tamamı marka ismiyle dolu giysiler giyenleri görgüsüz olarak değerlendirebilirim sanırım hem de hiç şık değil asla anlamıyorum neden alınır bunlar.
Birinin yemek tabağımdan yemek almasını da görgüsüzlük olarak yorumlarım, sorsa bile, ne diyeyim ki alma mı diyeyim yani neyse...
Mesela atılan doğum günü kutlama hikayelerini tekrar paylaşmayı da biraz görgüsüzlük olarak yorumlarım, hızını alamayıp gelen mesajı paylaşan bile var, bence hoş değil.
0
mutekebbir
(02.03.26)
Yemek paylaşmak denince masada yediğinden ikram etmek geldi aklıma. Bunun nesi görgüsüzlük diye düşündüm. Ben sosyal medya kullanmadığım için pek fazla maruz kalmıyorum bu tarz içeriklere.
Günlük hayatta kendinden farklı olan bakışı ve davranışı ele veriyor bazılarının görgüsüzlüğü. Geçende kulak misafiri oldum. Adamın biri sokağımızda oturan engelli bir gençten "Yanlış anlamayın da engelli bir arkadaş var. Sürekli evden kaçıyor." diye birilerine sözümona dert yanıyordu. Hödük, evde zincire bağlı durmuyor o arkadaş diyemedim ya içimde kaldı. Ona kalsa sokağa adımını atmasın, kimsenin gözüne görünmesin istiyor herhalde.
Başka biri de siyahi birinin yanından L yaparak geçti. Hem ırkçı hem de saklama gereği bile duymayacak kadar sağduyusuz.
Maddi konular değil bunlar, ama kesinlikle sosyo-kültürel görgüsüzlükle alakalı.
+1
auroraaurora
(02.03.26)
yemek benim de çok gözüme batmaz. ama sadece yemek olacak. gittiği mekanı background'a alıp içki / yemek paylaşımı aşırı cringe bence.

bana daha çok ebeveynlerin yeni doğan bebekleri için yapılan şovlar görgüsüzce geliyor. balonlu ışıklı süslemeler yani. doğum günleri de buna dahil bu arada.

Avukat & doktorların instagram hesaplarına Av. ya da Dr. yazmaları da çok görgüsüzce (kişisel hesaplardan bahsediyorum iş içinse ok).

Yine marka gösterme meraklıları, evlerini gösterme meraklıları da görgüsüzler.

Sanırım bu kadar.
+1
elektr10
(02.03.26)
Yemek yiyen var yiyemeyen var, tatile giden var gidemeyen var, akşam güzel bir mekana eğlenmeye çıkan var çıkamayan var, güzel bir hobi edinmenin maddi yükünü kaldırabilen var, istediği halde yapamayan var. Bunları paylaşmak görgüsüzlük değil bence. Hatta en masumu yemek sanırım, herkes bir şekilde hergün yemek yiyor, fotoğraftakini yemese başka bir şey yiyor. Hayatı boyunca diğerlerini yapamayan insanlar var. Eğer insan hayatının doğal akışından bir parça gösteriyorsa o kişi öyle yaşıyordur. Yani az buçuk varlıklı bir insansanız hiçbir şey paylaşmamanız lazım bir yerde. Utanılacak bir şey değil ki bu.

Görgüsüzlük olan bu tip fotoğrafları imalı yorumlarla paylaşmak veya "göstermek" temasıyla paylaşmak. Hani şu pahalı otomobillerde mal beyanı yapan ve büyük ihtimal o aracın sahibi bile olmayan tipler gibi, yapaylık baya anlaşılıyor.

Bu konu dışında bence en görgüsüzce davranışlardan biri her ortamda birilerine yol göstermeye çalışmak. Misafirliğe geliyor örneğin, yok onu böyle yapsaydın, şu şöyle olmaz, bak ben seni şuraya götüreyim de orada gör bir de bunu, bak bu işi böyle yapacaksın falan diye sürekli bir şeyler zırvalayan insanlar var. Çok kötü ya, allah yakınlarına sabır versin.
+3
akhenaten
(02.03.26)
bu tarz şeyleri kafaya takıyorsak yaşlanıyoruz demektir. artık dönem değişiyor görgü kurallarıda değişiyor.

gün içinde o kadar çok görgüsüz hareket görüyoruz ki, artık düşünemiyorum bile.
0
mikahakkinen
(02.03.26)
@akhenaten +1
Birileri kolayca ulaşırken başkalarının ulaşamadığı şeylerin sonu yok ki.

Tatile çıkanların gittikleri yerlerden bol bol fotoğraf paylaşmasını çok seviyorum, merakla bakıyorum hepsine. (Müze, tarihi yerler, yabancı bir kültürün günlük hayatı, lokal yemekler... Yoksa havuz başında kokteyl fotoğrafları bir yere kadar.)
Yemek fotoğraflarıyla beraber tarifler ya da güzel restoran önerileri paylaşanları da seviyorum.
Konserden, tiyatrodan, sinemadan post atarken fikrini de paylaşanları yine seviyorum, "aa bu oyuna ben de gideyim, şu grup konsere gelirse kaçırmayayım" diye not alıyorum.

Kocişkolu, yeni gelinli, sunumlu, markalı, yapay, küçümseyen tavırlı ve bana görgüsüzce gelen şeyler paylaşan insanları zaten takip etmiyorum.
+1
kobuzchu kiz
(02.03.26)
Kalem, silgi veya yemek olsun kibarca da olsa birinin malıma çökmesi. Kalemimi unuttum alabilir miyim diyor sonra geri vermiyor. Adam silkiyor ayak üstü.

Destursuz davetsiz kişisel alanıma odama dalınması. Telefonuma bilgisayarıma bakılması. Topluca ortaya yemek alındığında sona kalan ürünlerin toplanması.
0
Hallegadola
(02.03.26)
Konu "gibi gelmek" ise yanlış kelime kullanımları, yanlış telaffuzlar, kişinin anadili hakkında yaptığı yanlışlar resmen görgüsüzlük bence. Gibi gelmesi de değil yani.
-2
muhayyer divan
(02.03.26)
alakasiz konularda surekli paradan puldan maldan mulkten bahsetmek.
alakasiz konularda dandik fistirik maasli beyaz yaka pozisyonunu one cikartmak.
surekli "ben aptal degilim, XYZyim" lansmani yapmak, kendini ispatlama ihtiyaci.
bunlar beni darlayan hareketler, malesef birkac tane cok sevdigim arkadas ile bu yuzden yollari ayirdim.

bir gazel ile bu cevabimi noktaliyorum:

derdime vâkıf değil cânân beni handân bilir
hakkı vardır şâd olanlar herkesi şâdân bilir
söylesem te'siri yok sussam gönül râzı değil
çektiğim âlâmı bir ben bir de allah'ım bilir.
+1
cooperr
(03.03.26)
Yurtdışına çıkınca her anın fotoğrafını paylaşmak…
0
but that was just a dream
(03.03.26)
(7)

Kendini bir yere ait hissedememe

ananiyimioguz
Baştan söyleyeyim herhangi bir bunalım veya varoluşsal kriz içinde olduğumu düşünmüyorum, hayatıma gayet dolu dolu devam ediyorum ama bu düşünce arada bir yokluyor, yine yoğun geldiği bir anda sormak istedim.Memur bir ailede büyüdüğümden olsa gerek, 30 yaşındayım, şuan 14. evimdeyim, 5 şehirde yaşad
Baştan söyleyeyim herhangi bir bunalım veya varoluşsal kriz içinde olduğumu düşünmüyorum, hayatıma gayet dolu dolu devam ediyorum ama bu düşünce arada bir yokluyor, yine yoğun geldiği bir anda sormak istedim.

Memur bir ailede büyüdüğümden olsa gerek, 30 yaşındayım, şuan 14. evimdeyim, 5 şehirde yaşadım, okulum da 8 kere değişti üniversite bitene kadar.

Şimdi hal böyle olunca bir yere bağlanma refleksi otomatikmen kayboluyor. Yerini uyum sağlamaya bırakıyor. Hatta aileye, insana, hayvana bağlanmada da sıkıntı var da neyse... (Yine de duygusuz ve robot gibi olduğumu düşünmüyorum ama gitmiş işte içimden bir şeyler)

Yurt dışına da gittim, londrada 2 ay, hollandada 1 ay kaldım, oradaki yaşamları da tam yabancılar gibi olmasa da biraz deneyimleyebildim. Genel olarak güzel, ama ölüp bitmedim.

Arkadaşlarımın çoğu ölüp bitiyor olacak ki veya artık burada hiç yapamıyor olacak ki yurt dışına gitti. Zaten biraz tanısanız buralarda yapamayacak, daha doğrusu yapmak istemeyecek tiplerdi. Yani zaten kimse dayatmadan dil öğrenmeler, yabancı kültür, yabancı diziler falan hak getire...

Ben o kadar oyunlar, yabancı diziler, filmler izlesem de hiç çekici gelmedi ne dilleri ne de yaşantıları. Ha refah düzeyleri, kimisinin yaşadığı evler falan hoş gelmiyor değil ama kendimi orada yaşarken hayal edemiyorum nedense.

Ama gel gelelim anadoluda da çok hayal edemiyorum. Ne burası olsun istiyorum ne orası.

Bu da bazen genel olarak dünyaya yabancılaşma gibi yansıyor bana. Arkadaşlarımın egeye, avrupaya, amerikaya kayması, benim güney doğuya gitmiş olmam da etkiliyor olabilir belki bilmiyorum. Ama buranın insanıyla da yapamıyorum. Aslında yapmasına yapıyorum da yok yani istediğim, aradığım bu değil.

İstanbulu sevsem de orada da yapamıyorum 15 yıl yaşadım ama şehir yoruyor. Ege biraz daha iyi, ama fazla modern insana tahammül edemiyorum. Az modernine de tahammül edemiyorum. Çok bilenine de edemiyorum, az bilenine de edemiyorum.

Sanırım ben ortalama bir insan oldum ama kendimi bir yere konumlandıramıyorum. Herhangi bir yere romantizm hissetmiyorum. Memleket, yurt dışı, istanbul, izmir... Bir düşünce, inanış veya kavramın fanatiği de değilim.

Bazen şeytan diyor ki yine de git bir ülkeye 1 sene dil okulu falan, o sırada uzaktan çalışmaya devam et, sonra oradan ya mesleğinden ya da hobilerinden bir iş bul çalış... Ama hiç çekmiyor ya. Kültürü, havası, insanı... Ne bileyim yorar yani.

Buralar yine daha çok bizim mahalle hani... Tüm görevleri bitirdiğin haritada geziyor gibisin. Ama şuan bile çoğu zaman tahammül sınırlarımı zorluyor, yakın gelecekte daha yobaz insanlarla dolacak gibi duruyor. Yani planlar o yönde... Dolmasa bile ürüyorlar namıssızlar.

Ne yapsam bilemedim ortaya bir sorayım dedim.
0
ananiyimioguz
(02.03.26)
bu biraz kisisel bir durum. benim için durum şöyle: ne yaparsan yap donup geleceğin yer yine kendi memleketin.

bunu biraz yemek gibi göruyorum. dünya mutfağında harika yemekler var hepsini yiyorsun ama günün sonunda ev yemeğini ozluyorsun. benim gibiysen odagini türkiye'de senin için en uygun sehire çevir.
0
buenosdias
(02.03.26)
Nereye gidersen git, ne yaparsan yap kendini bir yere ait hissedemeyeceksin. Normalde evlenip aile kurduktan sonra yerleşme hissi gelir derler ama sende o da olmadıysa bundan sonra muhtemelen olmaz.

Önce bunu kabul etmen lazım. Sonra bundan cidden muzdarip misin yoksa sadece canını sıkan bir durum mu onu anlaman lazım. Muzdaripsen hayatında bir "sabit" bulman için terapi şart. Değilsen de ara ara bu hissi yaşayıp hayata devam.
Nomadland filmini de izle derim.
0
Bruce
(02.03.26)
Ben evime ait hissediyorum, dışarıya karşı sizinle aynı hissiyata sahibim. Bu açıdan iyi para kazanabileceğim ve dışardan birilerinin zırt pırt bana nasıl yaşamam gerektiğini söylemeyeceği her yerde yaşayabilirim. İnsanlara çok kafa yormuyorum, münzevi hayatı da sevmiyorum. Sokakta yürürken her telden çeşit çeşit insan bir kalabalık oluştursun yeter.

Yapacak da pek bir şey yok heralde böyle şeyler için.
+2
akhenaten
(02.03.26)
antepteydin en son
0
Hallegadola
(02.03.26)
iyi bence boyle.
0
baldur2
(02.03.26)
Bu durum üzerine fazla düşünüyor olabilirsiniz? Bir yere ait olmak zorunda değilsiniz.
0
pembediken
(02.03.26)
Biz hâlâ birer avcı-toplayıcıyız dostum. Varmak istediğim bir yer yok, hayâl ettiğim bir yer yok. Tek isteğim "değişiklik"
0
birdirbir
(03.03.26)
(13)

kafa nakli / tüm vücut nakli

kibritsuyu
günün birinde sağlıklı bir kafayı boyundan alıp sağlıklı bir vücuda nakletmek mümkün olursa, bu işleme ne deriz? kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?yani vücuda kafa mı takıyoruz, kafaya vücut mu takıyoruz?edit: iki insanın kafalarını birbiriyle değiştirmek değil. tıbbi bir organ nakli işleminden bahs
günün birinde sağlıklı bir kafayı boyundan alıp sağlıklı bir vücuda nakletmek mümkün olursa, bu işleme ne deriz? kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?

yani vücuda kafa mı takıyoruz, kafaya vücut mu takıyoruz?

edit: iki insanın kafalarını birbiriyle değiştirmek değil. tıbbi bir organ nakli işleminden bahsediyorum. vücudu sapasağlam ama kafasına aldığı darbe yüzünden beyni/kafa bölgesi hasar alıp hayatını kaybetmiş kişiye, tam tersine, kafa bölgesi sağlam, vücuduna aldığı hasar yüzünden hayatını kaybetmiş kişinin kafasını takıyoruz. tıbben -henüz- mümkün olmadığını biliyorum, "vücudu hasar alıp ölen adamın beyni ölmüştür, kullanılamaz haldedir" gbi argümanlar konumuz dışıdır. ben işleme isim arıyorum.

ya da şu şekilde sorayım. bu işlemin sonucunda yaşayan kişi hangisidir?
📊 kafa nakli mi? tüm vücut nakli mi?

Bu anket sona erdi. 33 oy kullanıldı.

0
kibritsuyu
(27.02.26)
Birleştirilen parçaların boyutlarından ötürü "kafaya vücut takıyoruz" biraz manyakça geldi bana. Tencereye kapak değil de, kapağa tencere takmak gibi.

Oyum kafa naklinden yana.

edit: cevabı verdikten sonra soruyu bir daha düşündüm. afedersiniz biraz da sarhoş gibiyim ama ondan mıdır, sorunun kendinden mi tam anlamadım. Abi biz kafaları değiştiriyor muyuz ya bu senaryoda? Bir sağlıklı kafa ve bir sağlıklı vücut var. Hadi kafa sağlam olan adamın vücutta sıkıntı olsun, uzuvları falan olmasın diyelim de vücudu sağlam adamın kafasını napıyoruz? Vücudu aldık güzel, kafayı fanusa, kavanoza falan suyun içine mi bırakıyoruz yani vücut sağlamken kafa ne kadar hasarlı olabilir? Olabilir mi? Kafadan kurşunla öldüm mesela ben, vücudum sağlam sayılır mı? Sayılabilir gerçi doğru. Tam ikna olmadım ama neyse çok da şeyapmıyorum.
0
cay koy geliyorum
(28.02.26)
Vücut nakli deriz çünkü sabit olan şey kafa, nakledilen şey vücut.
+1
michael_knight
(28.02.26)
biz degisen takintili insanlariz, o yuzden vucut nakli.
0
cooperr
(28.02.26)
Böbrek nakli olduğunda böbreği naklediyorlsr eskisi atılıyor. Burada asıl kimlik kafada diye düşünüyoruz ya, beyin, o yüzden vücut nakli olması lazım. Eski vücut atılacak çünkü.
Buna rağmen hemen galat i meşhur yapıp kafa nakli denmesi lazım diyorum :)
+1
kisa
(28.02.26)
Vücut nakli. Çünkü olayın bilincinde olan kişi kafanın sahibi. O kişi de ben kafa nakli yaptırdım demez doğal olarak vücut nakli yaptırdım diyecek.
+1
sadakatsiz
(28.02.26)
Profesörün kafasını ilkokul mezununun vücuduna monte edersek diplomaları iptal mi edeceğiz? Kişi bu işlemle cahilleşecek mi? Hayır. Ya da bir erkeğin kafasını kadın vücuduna monte edersek ona ne erkek ne de kadın diyebiliriz. Cinsiyet anlamında önemli olan cinsel organlar. Kişilik dersek o zaman akıl mantık bilinç önemli.
0
ground
(28.02.26)
pandemi öncesi dönemdeydi sanırım, bu konu üzerinde çalıştığı söylenen bi cerrah vardı italyan diye aklımda kalmış. Orada konsept hep "tam vücut nakli" şeklinde geçiyordu. Çünkü kişiyi kişi yapan şey beyin. Beynin nerdeyse sen oradasın. O yüzden vücut sana naklediliyor. Ha ama muhtemelen günlük konuşmada kafa nakli denir daha ufak olanın değişmesi daha uygun gibi görünür.

Cevabı göndermeden not: Dediğim cerrahı buldum, Sergio Canavero. Kendisi de tam vücut nakli ifadesinin kullanılmasını destekliyormuş bu konuda.
+1
nundu
(28.02.26)
Ben mi yanlış anlıyorum, vücudum sağlam, kafam parçalanmış, sağlam bir kafa naklediliyor bana, o zaman kafa nakli oluyor.
0
(28.02.26)
@Gı, sen kimsin? Vücudu kendinin sayıp kafanı neden saymıyorsun? :) ben dediğin şey kafanda zaten. Vücuduna kafa takmayacaklar, kafana vücut takacaklar ki sen yine sen olabilesin. Kafan olmazsa o vücut da senin değil.
0
sadakatsiz
(28.02.26)
Siz, bizzat kendiniz olarak, kafa nakli yaptırdım diyemezsiniz, çünkü o zaman konuşan siz olmazsınız. Tüm vücudunuzu değiştirmişsinizdir.

Ancak başkaları sizin vücudunuza kafa nakli yaptırıp siz olmayan biriyle hayatlarına devam edebilir. Vücut sizin olur, ama siz orda olmazsınız. Onlar sizin vücudunuza yeni kafa taktırmış olur.

Yani ikisi de mümkün, ama sizin bulunduğunuz perspektiften siz asla kafa nakli yaptıramazsınız.
0
akhenaten
(28.02.26)
@sadakatsiz kafamı saymıyorum çünkü parçalanmış:) Kafası sağlam olan için yapılan işlem vücut nakli oluyor tabii, ortaya çıkan yeni insan kim olur onu tartışıyoruz sanırım.
0
(01.03.26)
Benim için kafa naklidir. burada hastanın pov’undan bakamıyorum ben. ontolojik olarak obje olan hasta, bu yüzden dışarıdan bakıyorum. Üçüncü göz olarak, büyük parçaya küçük parça takılıyor. hadi hasta gözünden de bakalım: benim kafam başka bir vücuda naklediliyor. kafamın nakli oluyor yani. lojistiğini düşününce de büyük parçayı sabit tutup küçüğü ona wire edersin.

bu işlemin sonucunda farklı bilinç, farklı kişi mi diye sorgulamak farklı bir konu ve sorunun özüyle alakasız bence.
0
eileengray
(01.03.26)
kendi düşüncemi de yazayım.

bence tüm vücut nakli olmalı. çünkü bütün kişilk, benlik, bilinç, kişilik özellikleri, eğitim, kültür, yaşayış, duygular, düşünceler hepsi kafanın içindeki beyinde. vücudun geri kalanı sadece beyni hayatta tutmak ve ameleliğini, getir götürünü yapmak için kullanılan organlar bütünü. aşk mesela hep kalple ilişkilendirilir ama kalp dediğin sadece bir pompa. kalp nakli olan adam gidip o kalbin eski sahibinin karısıyla devam etmiyor aşk buradaydı diye. hepsi beyninde. kalp beynine kan pompalıyor, akciğer o kana oksijen veriyor, böbrek süzüyor vs.

her şey kafanın içinde. vücudun sağlam, kafan parçalandıysa allah rahmet eylesin, kafası sağlam adama vücut oldun, yedek parça oldun sadece.
0
🌸kibritsuyu
(01.03.26)
(10)

Yabancı dilde eğitim çok saçma değil mi?

michael_knight
Eğitimi yabancı dilde vermeye çabalamamız çok saçma ve verimsiz değil mi?Adeta yabancı ülkelere vasıflı adam gerekirse diye yapıyoruzmuş gibi. Üniversitede hazırlık sınıfı sadece bir yıl yani 8-9 ay. Müthiş bir eğitim sistemimiz olsa bile lisans seviyesindeki dersleri anlayabilecek yabancı dili bir
Eğitimi yabancı dilde vermeye çabalamamız çok saçma ve verimsiz değil mi?
Adeta yabancı ülkelere vasıflı adam gerekirse diye yapıyoruzmuş gibi.

Üniversitede hazırlık sınıfı sadece bir yıl yani 8-9 ay.
Müthiş bir eğitim sistemimiz olsa bile lisans seviyesindeki dersleri anlayabilecek yabancı dili bir yılda öğretemeyiz ki.

Neden böyle yapıyoruz?
Diğer ülkeler de böyle mi yapıyor?
-3
michael_knight
(26.02.26)
Nası soru bu hocam :)

İngilizce, küresel internetin de bilimin de baskın dilidir. Bilimsel yayınlar, teknik dokümantasyon, akademik içerikler hepsi ingilizce. İnternetin %60’ı ingilizce iken türkçe %1-1,5 civarında. Ortalamanın biraz üstüne gidecek bi proje çalışma vs yapmak isteyen türkçe kaynak bulamıyor çaresi İngilizce oluyor. Daha bu öğle bi kurulum ve entegrasyon işinde, ki dünyada çok yaygın bir sistemdi, türkçe video sıfırdı youtube’da, yabancılardan izleyip yaptım mesela.
+7
avatar is back
(26.02.26)
Haklısın ve bu gibi konulara bütün olarak bakmak lazım .
Zorunlu eğitimin süresi , hazırlık sınıfları, ve yabancı dilde eğitim hepsi bir arada düşüldüğünde ülke için büyük kayıp.
Kalifiye iş gücü, istihdam konusunda büyük oranda kayba ve gecikmelere sebep oluyorlar. Beyin göçü de hızlanıyor . Konu bu kadar tartışmalıyken o halde yapılması gereken zorunlu eğitimin tarihine inmek ve sürecini anlamaktır.

İngilizce dünya dili falan değil , sömürgeci emparyalistlerin dilidir. Bir şeyin dünyada kabul edilmesi kapsamı ve temelinde iyilik niyeti ve insani fayda taşıması gerekir .
Dayatmalarla, siyasi zorlama ve entrikalarla sadece bir kaç yüzyıllık kombine edilmiş bir dil dünya dili olamaz.

Yabancı dil öğrenirken neredeyse hiç dile getirilmeyen sorunlardan bazısı , öğrenilen yabancı dilin ana yurtdunun da bizle olan tarihinin göz ardının edilmesi .
Mesela Fransızca öğrenen biri , Fransa'nın da ne olduğunu, tarihte bizle olan siyasi ilişkilerini veya bizi bölmeye çalışan terör örgütlerine yardım yapmalarını, Afrika'daki onlarca yıl çevirdiği dolapları ve oranın fakir insanına yıllardır nasıl kan kusturduğunu da bilmelidir.
Yoksa sadece demir yığını olan eiffel kulesiyle romantik empatiler kurmakla yetinilir.

Bu manada ABD yi de zaten uzun uzun söylemeye pek gerek yok. Günümüzden örnek verecek olursak İngilizcesini geliştirmek isteyen , sözde dünyadaki kimi elitlerin(!) ne karanlık işler çevirdiklerini biraz olsun anlamak 3 milyon civarındaki epstein belgelerine göz atabilir.

Kısacası sadece yabancı dil öğrenmekle, öğrenim ve o dili geliştirme sürecinde zihnen onlardan biri olmak arasındaki fark iyi anlaşılmalı. Yoksa yabancı dili sadece iş ve para kazanma için değil, "kendimizi kaptırmadan " onları da tanıma anlama açısından öğrenmek gerekir diye düşünüyorum.
-2
diyecevaplandı
(26.02.26)
köşede bakkallık yapıp sadece gelen geçene ekmek sigara satacaksanız yabancı dil öğrenmeye gerek yok.

ama örnek veriyorum. cep telefonu tamirciliği yapıyorsunuz. öğreneceğiniz, takip edeceğiniz tüm kaynaklar ingilizce.

ticaret, bilim, sanayi vs -> bunları yabancı dil olmadan yapmayı düşünmemek lazım.
0
co2s2
(26.02.26)
Bence eğitimin türkçe verilmesi saçma. Türkçeyi seçmeli dil yapsınlar yeter. En azından fen bilimleri böyle olmalı. Üretmediğin şeyin tercümesini yaparak işi daha da zorlaştırıyorsun, orjinalinden öğret ve bu alanları okuyabilmek için her üniversite bölümünde dil bilme şartı/hazırlık sınıfı koy. Tüm dersler de ingilizce olsun, akademisyenler de bu noktada kaliteli hale gelmeye başlar.
0
Unde bach canim
(26.02.26)
dezavantajli taraflari var ama avantajli taraflari da cok. ozellikle bazi alanlarda litaratur (kitaplar, tezler vs.) hep ingilizce. bu iceriklerin turkceye cevrilme orani cok dusuk. ornegin bilgisayar muhendisligi veya tip alaninda kitaplara baktigimizda ancak cok populer olmus kitaplar turkceye ceviriliyor, cevriler de birkac yil geriden geliyor. boyle olunca da bir meslegi sadece turkce kaynaklardan takip eden bir kisi cok geriden takip ediyor, neyin guncel neyin artik gecersiz oldugu tamamen karisiyor. Ayrica egitim alan kisiler kuresel rekabete girecek kisiler ayni zamanda, bu da buyuk dezavantaj olusturuyor.

1 yillik hazirlik egitimi de sifirdan baslayan biri icin cogu zaman yeterli oluyor, ama elbette bu ekstra caba gerektiriyor. zaten egitim sirasinda ya da mezun olduktan sonra da bu caba devam ediyor.

Bunun disinda bilgi akisi farkli ulkelerle entegre olundugunda verimli oluyor. Bu konuda hindistani iyi bir ornek olarak gosterebiliriz. hindistanda ingilizce egitim yaygin, bu nedenle yurt disinda bircok yetismis kisi gonderiyorlar. ama bu kisiler is gucunun yurt disinda kacmasi olarak dusunmemek gerek. ayni zamanda bu kisiler yurt disinda ulkeleri ve kulturleri icin bir temsilci oluyor. uygun pozisyonlarda yatirimlari kendi ulkelerine tasiyorlar, bilgi ve birikimi de yine kendi ulkelerine tasiyorlar. yani iki ulke arasinda karsilikli entegrasyon o ulkeleri diger ulkelere karsi avantajli hale getiriyor. ornegin buyuk IT firmalari ucuz is gucu icin hindistana ofis aciyorlar, ayni zamanda hindistan da elindeki is gucunu yatirim cekme araci olarak kullaniyor.

Turkiye olarak bizim elimizde de iyi egitimli, buyuk bir is gucu var. eksik olan ulkede yatirim ve is yok. yani yabanci dil egitimi almis kisilerin bir kismi yurt disina gidip oradan bilgi ve yatirim transferi yapacak ki turkiyede bir ekosistem olusacak.

kendi icine kapandiginda is gucu kaynagini kendine saklamis oluyorsun ama peki bu is gucunu yeterince verimli kullanabiliyor musun? gencler issiz.
+1
emrahday
(26.02.26)
Siyasi içerikli birçok şey söylenmiş.

Ama bir iş yapılacaksa bunların etkisi 0. Neticede ne kadar yetkin olabileceğiniz o alandaki çalışmaları ne kadar güncelden takip edebildiğinizle, ne kadar içinde yer alabildiğinizle ilgili. Dünyada sürekli bir şeyler oluyor, elinizde bugün için tam bir veri seti olsa bile yarın bu set artık tam olmayacak.

Bu açıdan eğitimde ingilizceye ihtiyaç duymamak için önce ingilizceye ihtiyacınız var. Çünkü önce güncele yetişmelisiniz. Ancak sonra o alanda atılım yapıp odak haline gelebilirsiniz.

Bakın sizin önerdiğiniz şey gelişim değil, yutdışına çıkışı engellemek için bir yetenek edinmenin önüne geçilmesini öneriyorsunuz. Bu yurtdışına çıkışı engellemez, aksine daha iyi bir eğitim için daha temelden yurtdışına çıkışı artırır. Beyin göçü bağlamında, insanlar ingilizce bildikleri için yurtdışına gitmiyor, insanlar yeterli yetkinlikte olabildiği için yurtdışına gidebiliyor. İngilizce bilen herkesi almıyorlar değil mi? Bu yetkinliği kazanamayan insana sizin de gereksiniminiz olmaz, önemli olan yetkinleşen insanı elinizde tutabilmek.
+2
akhenaten
(26.02.26)
Daha cok ing bolumler ozellerde var. Bence goz boyamak icin. Daha fazla para almak icin belki de. Ingilizce bolum mezunuyum, hazirligi atladim. Birinci sinifta millet dehsetle bakiyordu bana nasi atlamis diye. Ve hazirlik okumalarina ragmen sinifin yuzde 90i okudugu bolumden bi sey anlamiyordu, ezberleyip geciyordu. Aslinda yabanci dilde hazirlik sinifi kadar sacma bir sey yok. Cok gereksiz bir sey. Isteyen kursa gitsin ama iste bu da yine ekstra egitim ucreti kazanmanin bir yolu okul acisindan.
Universite disinda ise mantikli bir sey. Sonucta ingilizce global bir dil. Babamin zamaninda da fr ogretilirmis mesela. Bu zamanin dili de ing.
0
Kittie
(26.02.26)
bizim insanimiz yabanci dil ogrenmek ile yabanci dilde egitim gormek arasindaki farki ya bilmiyor ya da kaciriyor.

egitim turkce olmali, ingilizce olmasinin bence avantaji yok dezavantaji cok. kendi dilini iyi kullanamayan zaten yabanci dil falan ogrenemez.
ingilizce yabanci dil olarak ogretilmeli, ama o bambaska bir mufredat.
0
cooperr
(26.02.26)
@diyecevaplandı, ne demek istediğini anlayamadım. Fransa ve ABD kötü ülkelermiş ama dil öğrenmekle ilgisini tam kuramadım ben.
Bir dili öğrenirken o dili üretmiş olan topluluğun tarihini, alışkanlıklarını ve bakış açısını bilmek elbette önemli bir farkındalık.

Dünya’da en çok ilerleyenler diğer milletleri en çok dövenler, sömürenler oluyor ve bu çok doğal değil mi?

Ülke, il, mahalle, sülale, aile şeklinde topluluğu küçülttüğümüzde en refah içinde yaşayanlar genelde diğerlerine baskın gelenler değil mi?
Sülalede birisi vardır, birçok mala çökmüştür ve en refah içinde yaşayan odur. Hangi sülale veya sosyal sınıf güçlüyse diğerlerini sindirip ülke kurar.
Kibarlık ve nezaketle kurulup büyümüş bir imparatorluk gelmiyor aklıma.
-1
🌸michael_knight
(26.02.26)
yabancı dilde öğretim programları arttırılmalı. hatta ilkokuldan başlayarak 3 4 yabancı dil, ağır edebiyat ve stem dersleri, yoğun yaşam becerileri, vergisi algısı odası şusu busu her şeye değmeli. eğitim öğretim yılı 10 aya çıkarılıp günde 4 saat ders, geri kalanı yaşam becerisi / iş öğrenme şeklinde planlanmalı.

dünyalıların ne kadar aptal, türk halkının ne kadar zeki olduğunu görürsünüz. bir de kuyu kazma işini bitirirsek viyana'yı bile fethederiz.
+1
klassno
(26.02.26)
(35)

yaslandiginizi ne zaman anladiniz?

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum. mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakar
elbette aranizda filinta gibi 60'lik delikanlilar, beli bilezik kadar señoritalar vardir ama ben yaslandigini düsünenlere soruyorum.
mesela ben posta kutumuza atilan süpermarket brosürlerini incelemeye basladigimi fark ettim. eskiden direkt cöpe atardim. son birkac aydir acip neler varmis diye bakarak liste yapiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.02.26)
Tiktok kültürü bana çok hızlı geldi ondan da eksik kalayım dediğimde anladım
+4
grimavi
(25.02.26)
Net olarak: Boynum ağrımaya başladığında. Bu olmadan bir gün önce ben hala çocuğum ki diyordum.
0
tiredofwaiting
(25.02.26)
Dolmuş şöförü 'Amca' deyince.
0
Mirket
(25.02.26)
Çiçek fotoğrafı paylaşmaya ve çiçeklere hayranlık duymaya başladığımı fark edince :D
+7
titanic kemancısı
(25.02.26)
Yeni nesil rapcilere tahammül edemiyorum. Tahammulsuzluk bir yaşlılık belirtisi bence.

Ağır spor eskisinden daha fazla yoruyor. Bu yüzden uykuma daha cok dikkat ediyorum.

Uykusuzluk eşiğim cok düştü. Önceden hiç uykusuz ya da çok az uyku ile ertesi gunu idare edebiliyordum, artık çok zor geliyor.

Enerjim, algım eskisi gibi geliyor aslında değişiklik hissetmiyorum. Ama uykuma beslenmeme vs artık daha fazla ihtimam göstermem gerektiğini vücudum bana hatırlatıyor.

(40'a doğrudan selamlar :))
+1
makbur
(25.02.26)
yetiştirmem gereken işler olmasına rağmen artık sabahlayamıyorum. eskiden sürekli sabahlardım ve ertesi güne enerjim hiç azalmazdı.
+3
eileengray
(25.02.26)
hevesim azaldı her şeye karşı.

senin gençliğine s*çayım diye sövüp gözümün önünde dümdüz direğe tırmanırdı 60 yaşındaki babam.

olamadım onun gibi.
+1
yurtsuz john
(25.02.26)
6/49, loto falan gibi seylere asla para vermezdim, bosuna para kaybi olarak gorurdum.
lotonun deli gibi pesinde olan yaslilara bakip acirdim.

40'i devirince mantikli gelmeye basladi cunku artik yasal yollardan hayatimin sonuna kadar konforlu yasamama yetecek parayi kazanma olasiligim azaliyor. ufak ufak 6/49 oynuyorum, 300-500bin dolar ciksa yeter kafasindayim. hatta abi bir ciksin, bana yetecek kadarini alacam gerisini dagitacam valla billa diye totem yapiyorum, ama henuz ise yaramadi :D
+6
cooperr
(25.02.26)
soruyu görünce içesim geldi, ağlayacağım biraz.

yaşlanmada benim için daha önemli kriter fizikselden ziyade mental olanı. 31 yaşındayım, şu an biraz hayat şartlarının da etkisiyle kendimi çok yaşlanmış hissediyorum. çünkü artık önümde bir hayal, hedef, ulaşmayı düşündüğüm veya istediğim, bu fikirden heyecan duyduğum... hiçbir şey kalmadı. sevdiğim bir işi yapma şansım yok. aç karnımı doyurmak için eşek gibi çalışmam gerekeceği için yeni bir yol çizmem de kolay değil, milyon insanın içinden 3-5 tanesinin yaptığı enteresan işlerle motive olacak kadar iyimser bakmıyorum maalesef artık. işe gidip gelecek, akşamları dünden kalmış bulgura kaşık sallayacağım. sürpriz ya da yenilik faktörü yok. hiçbir şey değişmiyor, hiçbir şey heyecanlandırmıyor, hiçbir değişik şey olmuyor. kimseyle tanışamıyorum, hiçbir şey yapamıyorum.

fiziksel olarak fitliği de obezliği de görmüş, sigara içip bırakıp tekrar başlamış, alkol problemi yaşamış vs. birisiyim o açıdan fiziksel olarak "bitmişiz" dediğim, başka zaman "ooo daha ölmemişiz lan" dediğim oldu... ama mental olarak toparlamak bana çok daha zor geliyor artık.

ha ulu önder rammstein'ın dalai lama şarkısında da dediği gibi, ölene kadar yaşayacağız, yani nefes aldığımız sürece ölmüş gibi davranmanın manası yok. bu işler hiç belli olmuyor. 30'lu yaşlarının başında sıkışmış, çaresiz hisseden her adam bu kadar savrulsaydı ülke nüfusu 5 milyona düşerdi diye düşünüyorum bir yandan... bir yerde bu da döner herhalde. biraz öyle tutunmaya çalışıyorum.

ama soruya net cevap benim için 31 yaş şimdilik. kafam eskisi kadar çalışmıyor. hayatımda yeni hiçbir şey olmuyor. bi yere gidemiyorum, bi insanla "anlamlı" bir tanışıklığım olmuyor. inanılmaz sınırlı yaşıyorum. bu benim kafamı kemirip bitiriyor, konuşurken bile çok sınırlı bir kelime dağarcığıyla idare ediyorum mesela.

şimdi bilhassa beni tanıyan duyurucular "olm gören de ekstrem sporlarla ilgilenen biriydin zannedecek sen hep mal gibi yaşıyodun" diyebilir. kısmen doğru ama her zaman daha farklı, daha iyi bir şeyler olabileceğine dair umut taşıyordum. hep bir sürecin parçasıydım, hep bir şeylerin ortasındaydım. şimdi onu hissetmiyorum. hayat bizi 61 kenara be kardsm
+1
der meister
(25.02.26)
Ben alkol toleransımın azaldığını hissettiğimde fark ettim. Pubda sohbet muhabbet ortamında içilen 3 bira çakırkeyf yapmaya başladı.

Dışarıdan gelen yorum olarak, geçen hafta ilk defa gittiğim berber yaşımın %23 fazlasını söyledi. Zaten hep yaşından büyük gösteren biri olarak buna takılmazdım ama buna takıldım, aynada başka baktım kendime. Etrafıma sordum. Buna takılmam asıl yaşlılık belirtisi bence.
0
Bruce
(25.02.26)
Gençken cildim aşırı pürüzsüz ve lekesizdi. Çocuk cildi gibi yumuşacıktı. Cildimden anlıyorum ben bazı şeylerin değiştiğini.

Biraz reels tarzı bir cevap olacak ama bir de bir işi bitirdikten sonra "hıh" demek.
-1
sekizdokuzon
(25.02.26)
Üniversite yıllarında özellikle yurtta kaldığım dönem istisnasız her gece uyumadan kulakligi takar saatlerce bir sürü müzik dinlerdim. Birkaç yıldır asla yaptığım bir şey değil artık:( bunu fark edince çok üzülmüştüm. Sorumluluklar gün içinde o kadar yoruyor ki gece olunca artık zaman ayiramiyorum bir şarkıya bile. Veya sese tahammül edemiyorum. Hatta bazen o kadar çok dinlemiyorum ki bir gece ansızın çok canım çekiyor ve müzik gecesi ilan ediyorum. O gün dinlemek çok keyif veriyor. Şimdilik tesellim yolculukta dinlenen müzikten vazgeçmemiş olmak. Belki asıl o zaman yaşlanmış olurum:(
+1
egerbiryolcu
(25.02.26)
Bir gün bir konserde artık oturmalı konserlere gitme zamanım gelmiş diye düşünmüştüm.
0
mutekebbir
(25.02.26)
Pazarcılar "abla" demekten, "teyze, anne" demeye geçtiklerinde.
+2
pro9it9is9
(25.02.26)
2 hafta önce: Motosiklet montu önerdiler bildiğin amca montu ve bastım kahkahayı ama giydiğimde yakıştı. Sonra güzel bi kadın geldi içeriye aynı monttan almış, montla gayet güzel görünüyodu ve memnun olduğunu söyledi. İyice bozuldum.

Ha bir de motorda üşümeye başladım.
0
baldan kaymak
(25.02.26)
"ben hala gencim lan"

dediğimde.
+1
AlsterWasser
(25.02.26)
eskiden maçlara gidip bağırırdım falan şimdi ne kadar salakçaymış diye düşünüyorum. fiziksel olarak: eskiden babam mayısta falan süveter giyerdi neden giyiyor derdim? şimdi anladım neden giydiğini. eskiden donsuz gezerdim şimdi üşüyorum.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
İçime anneannem kaçmış gibi aniden çok erken uyanmaya başlayınca "hah, tamam" dedim ben. Kaçta yattığımdan bağımsız olarak neredeyse her sabah güneş doğmadan uyanmak dümdüz yaşlılık bence -_-
+2
kobuzchu kiz
(25.02.26)
Daha az uyku ile yaşamaya başladığımda.
+2
gabe h coud
(25.02.26)
Duştan sonra bazen kafam üşüyor yazma bağlıyorum:/
+6
Amaranta ursula
(26.02.26)
Türkiye’de bu yılın en çok dinlenen 5 şarkıcısı gibi bir liste görüyorum ve listedekilerin 4’ünün adını bile duymamışım, beşincisinin de sadece adını duymuşum ama tipi neye benziyor hiçbir fikrim yok. Hiçbirinin de hiçbir şarkısının adını sorsan bilmiyorum.


Ek: abartıyor muyum diye dönüp baktım, azıcık abartmışım. Lvbel C5 fanıyım o hariç Semicenk’in sadece adını duymuştum.

——
2025 yılında Türkiye'de en çok dinlenen şarkıcılar:
BLOK3.
Ati242.
Semicenk.
Era7capone.
Lvbel C5.

——-
+3
michael_knight
(26.02.26)
kabak tatlısını seviyorum artık.
+4
antihero
(26.02.26)
Kabak tatlisi yazmaya gelmistim

Bi de sade soda
0
üğpoıuy
(26.02.26)
ağrılarım artmaya başladım.

kabak tatlısı +1
0
Hallegadola
(26.02.26)
kafam sesi-kalabalığı kaldırmıyor, sosyallik azap gibi geliyor, hafta içi dışarda 2-3 saat geçirip eve dönsem bile ertesi gün pert oluyorum ve anlıyorum ki yaşlandım.
0
9kuyruklukedi
(26.02.26)
fırına ekmek almaya uğradığımda pide sırası vardı , pide alayım o zaman nostalji olsun diye düşünüp sıraya girdiğimde yaşı büyük bir abla konuşmaya başladı " biz çocukken her ramazan pide sırasına girerdik , eve giderken yarısını yolda yerdik .. " bunları ben de aynen yaşadıysam yaşlandım demektir diye düşündüm.
+1
devilone
(26.02.26)
Geçende öğle yemeğinde ortaokul anılarımı anlattım arkadaşıma. Eskileri yad etmek tipik yaşlanma belirtisi bence.
0
auroraaurora
(26.02.26)
yaşımın ilerlediğinin farkındaydım tabi ki ama 2 yıl önce ortopedi doktoru zihninizin aktifliği ile bedeninizin mevcut durumunu senkronize etmelisiniz yoksa bu tür sakatlanmaları daha ciddi boyutta yaşarsınız deyince aydınlandım :).
+1
Phoebe
(26.02.26)
34 yaşında ilk beyaz saç telimi gördüm ve yaşlandığımı anladım. Gidip boyatacağım :( saçımı hiç boyatmamış olmakla övünürdüm gençken.
0
kaptan maydanoz
(26.02.26)
kabak tatlisi oldum olasi, ilkokulda bile en sevdigim tatli oldugu icin ruhum hep 50+ diyebilir miyiz o halde? :p
sabahlayamamak, elbette.
cicek fotografi ve hatta kus gözlemi de var.
banyodan cikinca basin üsümesine de bir +1 yazalim.

arkadaslar hakkinizi helal edin, ben 96 yasima gelmisim.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Sebepsiz yorgunluğumun sebebinin iki gün önce yaptığım bir şey olduğunu anlayınca.
0
burfak
(26.02.26)
Otobüste giderken yanımda 22-23 yaşlarında biri duruyordu ayaktayız. Aynı direği tutuyoruz ellerimiz yakın duruyor. Her şey olağan, her şey sıradan...

O an bir detay fark ediyorum, ikimizin elindeki ten dokusu farklı. Çok değil ama var bir şey. Onun derisi bir şekilde daha canlı duruyordu. O an idrak ettim, sonra gerisi geldi.
0
akhenaten
(26.02.26)
Üniversiteye gireli 30 sene olduğunu farkettiğimde.
0
kumandanim
(26.02.26)
gelsene bu akşam mesajına saçma sapan bir bahane bulduğum an anladım ki yaşlanmışım.
0
jamswety
(26.02.26)
"Abi" diye hitap eden yaşlı insanlar çoğalmaya başladığında :(
0
kizil karga
(26.02.26)
(3)

buds pro 3 aldım telefonda çalışıyor ama bilgisayarımda ses bir an geliyor sonra gidiyor.

fakat
buds pro 3 aldım telefonda çalışıyor ama bilgisayarımda ses bir an geliyor sonra gidiyor. bağlanıyor ama ses kulaklıktan gelmiyor. önceki kulaklığım cayır cayır çalışıyordu aynı bilgisayarda. ne yapmam gerekiyor bulamadım bir yerde de
buds pro 3 aldım telefonda çalışıyor ama bilgisayarımda ses bir an geliyor sonra gidiyor. bağlanıyor ama ses kulaklıktan gelmiyor. önceki kulaklığım cayır cayır çalışıyordu aynı bilgisayarda. ne yapmam gerekiyor bulamadım bir yerde de
0
fakat
(22.02.26)
Onu yaptım. Zaten bilgisayara bağlı ses gelmiyor anlamadım
0
🌸fakat
(22.02.26)
Bir şey yapmak gerekmiyor aslında. Ben hem telefonda, hem windows hem macte bir kere bağladıktan sonra normal kullandım.

Bağlantıyı unutup pair moduna alıp yeniden bağlamayı deneyin denemediyseniz.
0
akhenaten
(22.02.26)
Macbook ise ses ayarlarindan output(cikis) ayarina girip kulaklik olarak secin.

(Bazen kendi kendine cikisi hoparlor olarak degistiriyor)
0
brkylmz
(23.02.26)
(15)

Chatgbt mi Gemini mi kullaniyorsunuz?

sonhakan
Arti ve eksi yönleri neler?
Arti ve eksi yönleri neler?
-9
sonhakan
(19.02.26)
grok kullanıyorum genelde memnunum
0
sweetoffice
(19.02.26)
çalışırken claude, günlük hayatta chatgpt
0
nahtoderfahrung
(19.02.26)
Aralıkta Geminiye notebooklm için geçtim, gpt'den daha iyi geldi birçok konuda. Kaldım.

ChatGPT ve Gemini dışında da AI kullanmadım. Gerisini bilemiyorum onun için.
0
akhenaten
(19.02.26)
chatgpt çok iyi anlıyor beni. görsel üretimi de iyi.

gemini'a prompt yaz diyorum görsel üretiyor.

bazı görsel promptları gemini ile daha iyi çalışıyor evet ama çoğunlukla chatgpt daha iyi.
0
art cat chocolate
(19.02.26)
gemini'ı sokakta çevirip gbt yapıyorum sonra polis olmadığımı anlayıp peşime elon muskı takıyor tam düşecekken alarm çalıyor uyanıyorum.
+2
okinawalı taş kağıt makas ustası
(19.02.26)
gemini + claude ikisi de ücretli.
bedava olanları ciddi saçmalıyor.
0
orpheus
(19.02.26)
metinde gbt görselde gemini.
0
koela
(19.02.26)
evde gemini, iş yerinde mecbur copilot.
0
datnet
(19.02.26)
chatgpt en fazla kullandığım llm.

claude, deepseek ve gemini de kullanıyorum. ama birincil olan gpt.
0
Algorix
(19.02.26)
Başta GPT olayına alışmıştım. Şu an %90 Gemini. Bunda bedava dağıtılan pro üyeliğin etkisi çok büyük.
0
jackyr
(19.02.26)
Başlarda hep chat gpt kullanıyordum.
Şimdi chat gpt - gemini - grok - cloude karışık kullanıyorum.
0
ananiyimioguz
(20.02.26)
Çoğunlukla Claude.
Arada bir ChatGPT.
Gemine, Grok alışkanlığım yok. Gemineya hiç ısınamadım.
Grokta arada bir görsel üretiyorum tasarım ihtiyaçlarım için. Bu konuda en iyisi denediklerim arasında
0
biseysorcaktim
(20.02.26)
akedemik olaylarda - notebooklm mükemmel ötesi.
günlük önerilerde gemini daha gerçekçi
sikko işlerde dahi yalan söyleyen chatgpt.
0
summerjam0306
(20.02.26)
Bu işin köylüsüyüm. Gemini daha rahatıma geldi. Google'a arama yaptıracağıma geminiye soruom.
0
mikahakkinen
(20.02.26)
bence en iyisi perplexity.En cok bunu sevdim
0
turkuaz
(20.02.26)
(17)

Sizi ne etkiledi?

ermanen
Sizi ne etkiledi (veya ne etkiler?) (olumlu yönde etkilemiş, cezbetmiş, büyülemiş veya aklınızı almış)Gördüğünüz, deneyimlediğiniz, başınıza gelmiş herhangi bir şey- film, dizi, anime, kitap, müzik, video, yazı, oyun, yapım, bilgi, deneyim, kişi, yiyecek/içecek, aktivite, nesne olabilir- gittiğiniz
Sizi ne etkiledi (veya ne etkiler?) (olumlu yönde etkilemiş, cezbetmiş, büyülemiş veya aklınızı almış)
Gördüğünüz, deneyimlediğiniz, başınıza gelmiş herhangi bir şey

- film, dizi, anime, kitap, müzik, video, yazı, oyun, yapım, bilgi, deneyim, kişi, yiyecek/içecek, aktivite, nesne olabilir
- gittiğiniz bir şehir, bir yer olabilir
- bir yerle, kişiyle ilgili anı olabilir
+1
ermanen
(19.02.26)
Bu ara güzel konuşan, kendini olduğu gibi ifade edebilen, kendine has insanlardan etkileniyorum.
+1
sekizdokuzon
(19.02.26)
martin eden romanı çok etkilemişti.
ergenken into the wild'dan çok etkilenmiştim ama çok şükür büyüdük.
hemen her öğretim seviyesinde etkileyen hocalarım oldu.
+1
black holes in the sky
(19.02.26)
Dire straits sultans of swing
Gitar ve bateri uyumu kusursuz
Nuri bilge nin iklimler filmindeki şahane ritim
Zeki demirkubuz yeraltı filmi engin günaydın rolü yaşıyor adeta.
Leblebi kuru üzüm uyumu. Her damağın tadı başa tabii ama uyum oranı epey yüksek
Behzat ç son sezon hariç çok iyi polisiye. Bi daha böyle bişey 20 sene sonra gelir.
Isırgan otu ve kantoron inanılmaz şifalı.
Cem yılmaz ın kartondan ev yapıyoruz skeci çok başarılı.[1 tat 1 doku] o yaşta bu olgunluk şaşırtıcı.
Wind of change hikayesi olan bi şarkı. Belgesel gibi.
Bülent ortaçgil şık latife yi güzel söyler.
Emre aydın sürpriz i teoman dan daha güzel söylüyor
+1
luluki
(19.02.26)
Tiyatroların atmosferini çok seviyorum. Sahne, oyuncular, dekor, kostüm, seyirciler, alkışlar...

Yükseklere bayılırım. Vialandda asansör oyuncagina binmiştim üç defa üst üste. Kalpten gidecek gibi olmama ragmen. Hem fobim var hem de büyüleniyorum. Sanal gerçeklik ile ilgili bir yüksek bir yerde yürüme deneyimi vardı hatta ilk ciktiginda çok popüler olmuştu. Onu da denemek istiyordum.Turistik cam teraslar olur onları çok severim. Hayalim de oludenizde yamaç paraşütü yapmaktı ama can güvenliği endişesiyle şimdilik rafa kaldırdım.

Tren yolculuklarini çok severim. Doğu ekspresinin bokunu çıkardıkları bir dönem vardı ben de gidip Eskişehir e gitmiştim canım tren çekmişti diye:d

Yiyecek olarak kurabiye cookie pasta tatlı türlerine bayılıyorum. Yolda yürürken kafelerin camekanlardaki eserleri hayranlıkla izlerim:d
+1
egerbiryolcu
(19.02.26)
Ben çok genç bir yaştan, kafam az buçuk çalışmaya başladığından beri ateistim. Hayatım hiçbir inanca sahip olmadan geçti.
Bikaç sene önce romayı gezdim. Didik didik dolaştım kiliseler şapeller sinagoglar falan her yere girdim çıktım ve gerçekten etkilendim.
İnsanların inanmışlığı etkileyici. Adamlar o kadar inanmış ve bu inancın üzerinden o kadar muhteşem eserler çıkartmışlar ki ortaya. Çok acayipti.
+3
cay koy geliyorum
(19.02.26)
Motosikletle uzun turlara çıkmak, pek tercih edilmeyen köy yollarından kıvrıla kıvrıla giderken coğrafyanın, şehirlerin, ülkelerin, insanların değişimini izlemek, akşam üzeri iki ağacın arasına hamak kurup hiçliğin ortasında uykuya dalmak, sabah gün doğarken uyanıp tekrar yola koyulmak... Bu yolculuklar bana içinde yaşadığımız çağın saçmalıklarını unutturup, kendimi bir nebze de olsa geçmiş yüzyıllarda benzer yolculuklar yapan gezginler gibi hissetmemi, dünyayı birazcık da olsa onların gözünden görebiliyormuş gibi düşünmemi sağlıyor. Yolda olmak, her türlü zorlu doğa şartlarına açık şekilde yolculuk etmek bana yaşadığımı hissettiriyor.
+1
thracia
(19.02.26)
Çocukluğumda yaşadığım dramalardan sonra kozasından çıkmış gibi bir his. Sonra üniversite ve çalışma hayatıyla ikinci bir şans hayatta. Derken para, kariyer, network ve imkanlarla gelen bir başka başkalaşım dönemi.
+1
gabe h coud
(19.02.26)
Kaliteli malzemeden üretilmiş herhangi bir şey. Mesela masa. Ama yüzeyi örneğin baklava dilimi şeklinde kesilmiş ve her dilimi renk renk dünyanın çeşitli yerlerindeki ünlü taş ocaklarından getirilmiş mermer ve porfir gibi kaliteli taşlarla döşenmiş bir masa. Böyle malzemesi kaliteli olan neredeyse her şeyden etkilenirim.

Tam tersi en sevmediğim şey kalitesiz plastik veya içi boş alüminyum vb. şeylerden üretilen bir milyoncu eşyaları. Hayattan soğutur.
+1
akhenaten
(19.02.26)
- seyahatler, özellikle alışılmışın dışındaki rotalar
- mimari atmosfer (çok çeşitli ama zumthor mesela)
- bilim tarihi ve felsefesi (lorraine daston, donna haraway...)
- the order of things'teki las meninas ve introduction chapterı
- tarihsel epistemoloji üzerine neredeyse her şey
- james turrell eserlerini deneyimlemek
- bir su damlasının solucan gibi takip edildiği teshima müzesi
- çöller ve ormanlar
- yol boyunca her kahverengi tabelaya sapmak ve keşfetmek
- bir parlak zekanın (babamın) parkinson's karşısında erimesi (olumsuz etki)
+6
eileengray
(19.02.26)
-Aniden ortaya çıkan memeler
-Herhangi bir zamanda ortaya çıkan memeler
+3
hakmut
(19.02.26)
Motosikletimi söküp takmak ve çadırı atıp uzun yola çıkmak özellikle hedefim belli değilse daha çok hoşuma gidiyor
+1
mirty
(19.02.26)
schopenhauer'in istenc ve tasarim olarak dunya kitabi. bir wise ass olarak cogu kitaba yukaridan ve elestirel bakarim. ama bunu okurken cok net sekilde benden daha zeki bir insanin beni yukari cektigini dusundum. adam yapmis. zeki biri tarafindan yazilmis bir kitap okurken aldigim hazzi cok az seyden aliyorum. spinoza ethica, derek parfit why anything why this makalesi cok random aklima gelen ornekler.

saglam filmler. mesela son donemde izledigim train dreams filmi baya yukseltti ruh durumumu. veya uncut gems'i soluksuz izledigimi hatirliyorum. 2001'i imax'te izledik gecen arkadaslarla. religious bir tecrubeydi.

st. petersburg'a beyaz gecelerde gidip cok etkilendigimi hatirliyorum. gece yarisi hava boyle gun dogumu gibiydi allak bullak etmisti beni ruyada gibiydim.
+2
antikadimag
(19.02.26)
Ben yetenekten çok etkilenirim.
Çok güzel bir oyun, çok güzel bir performans… konusundan bağımsız sadece mükemmel olduğu için ağlayabilirim.
+1
mutekebbir
(19.02.26)
Babamı gömdüğümüz an,
Arkamdaki, sırtıma yasladığım koca dağ yıkıldı da dımdızlak ortada kaldım gibi bir hisse kapılmıştım.
Hala çaresiz hissettiğimde bi yaslanmak isterim, yokluğunu farkedip ürperirim.
Onlarca yıl geçtiği halde bu hep böyle.
Alışılamıyor mu, benim mi eksikliğim, hiç bilemiyorum.
+1
Mirket
(20.02.26)
Vietnam ice coconut coffee.
0
Purple life
(20.02.26)
90'lar pop ve klipleri

gün içinde mutlaka bir şarkıyı mırıldanırım. kuşkusuz büyük etkilemiş beni.
+1
yurtsuz john
(20.02.26)
Arkadaşlarımla mangalda kokoreç yapıp içmek beni çok etkiler. Şöyle akşam 5 gibi başlarsın gün batımında içerken mangalda kokoyu gömdün mü, etkilenme süper olur.
+1
mikahakkinen
(20.02.26)
(9)

Gelecek geldi mi yoksa daha var mı?

msb
sb
sb
-3
msb
(18.02.26)
daha var. hala şoför ve öğretmen istihdam ediliyor.
+2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(18.02.26)
Uçan taksiyi havada görmedikçe gelmez
+2
parka
(18.02.26)
soforsuz arabayi gormedikce inanmam.
0
baldur2
(18.02.26)
15-20 sene daha var.
0
orpheus
(18.02.26)
Gelecek kesinlikle gelmedi ya... Çok üzgünüm bu konuda. Dünya 2.0'ın taşdevrini yaşıyoruz aslında.

Dünya 1.0 ateşin kontrolüyle başlıyor. Ateşin kontrolü deyince akla hemen gıda bazlı şeyler geliyor ama aslında ateş her şey. Ateşi kontrol edemezseniz neredeyse hiçbir üretim yapamazsınız. Çünkü metal kullanamazsınız, haliyle içeriğinde metal bulunan herhangi bir araçla üretilebilecek hiçbir şey üretemezsiniz. Bu da neredeyse her şey demek.

Dünya 2.0'ın ateşi de elektrik. Elektriği bugün hayatımızdan çıkarsak yarın 1800'lere falan döneriz. Sıkıntı şu ki elektriği ancak 1800'lü yıllarda pratik anlamda kullanmaya başlayabildik. 200 yıllık bir süreç.

Ateş ise 400.000 yıl önceydi.

Yani elbette insanlar ateşi kontrol etmeye başladıktan 200 yıl sonraki gelişime göre, elektrikten 200 yıl sonrası daha hızlı ilerlemiştir ama "o kadar da" değil. Çok fena bir şeyler başlıyor ve biz resmen geleceğin bambamlarıyız. Çakmaktaşlarıyız. Çok acı valla.
+4
akhenaten
(18.02.26)
Daha çok var
+1
basond
(19.02.26)
gelecek gelmeyecekmiş.
0
summerjam0306
(19.02.26)
Gelecek sanki uzakta duran bir şeymiş gibi konuşuyoruz. Oysa gelecek dediğimiz şey, yaşadığımız her anın bir saniye sonrası. Geldiği anda da adı değişiyor: geçmiş oluyor. Yani ayrı bir yerden gelen bir şey değil, zamanın akışı içinde sürekli üretilen bir kavram.

Einstein’ın Genel Görelilik kuramına göre zamanın gerçekten "sona erdiği" tek yer, tekillik (singularity) denen durum imiş. Eğer evren bir gün "Büyük Çöküş" yaşarsa, uzay ve zaman bile anlamını yitirebilir. O zaman gelecek gelmeyebilir işte.

Teknoloji açısından soruyorsan o da hızlı ilerliyor. Yapay zeka son dönemde ciddi bir ivme kazandı, başka alanlarda da gelişmeler var. Ama bu, filmlerde gördüğümüz her şeyin mutlaka gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, insanlığı geriye götürecek ya da tamamen bitirecek ihtimaller de her zaman var.

Kısacası gelecek geliyor, ama nasıl bir gelecek olacağı kesin değil.
İleri gelecekte bi Star Wars olsun isterim ama :)
0
ermanen
(19.02.26)
İcat edilebilecek her şey icat edildi, artık yeni bir şey olmaz.
0
michael_knight
(19.02.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.