Giriş
(3)

Kişilik ile karakter aynı şey mi? Değilse fark ne?

sonhakan
...
...
0
sonhakan
(16.03.22)
Valla benim dusumceme gore kisilik cok daha ozel ve ozgun biseyi temsil ediyor. Karakter ise bir anlamda kisiligin alt kumesi gibi. Bir kisi sonucta gunluk hayatta bircok farkli karaktere burunebilir ancak gunun sonunda hangi karakterlere burundugunu ya da burunecegini belirleyen sey senin kisiligin oluyor.

Misal dusununce seyi farkettim, oyunlarda filmlerde falan hep karakter tanimini kullaniyoruz. Yani oyuncular, aktorler falan hep bir karaktere burunuyorlar, kisilige degil. Bizler de oyunlarda karakter seciyoruz kisilik degil. Bu sekilde bir ayrim bile dile oturmus durumda. Bu anlamda dusununce de yine bir kisilik birden fazla karaktere burunebilir anlami cikiyor. Birden fazla kisilige burundugu zaman ise ortaya psikolojik sikintilar tarzi seyler cikiyor.

Coklu kisilik bozuklugu mesela, direkt kelime manasi olarak dusunuldugu zaman kisinin tek bir kisiligi olmasi gerektigi manasi cikiyor zaten.
0
j r r tolkien hayrani
(16.03.22)
Kişilik en genel karakter özelliğidir, çok çeşitli davranış kalıplarından söz edilebilir; sinirli, alçalgönüllü, hırslı, elitist, uyumlu, çıkarcı, dürüst vs.

Bu davranış kalıplarından biri bir insanın diğer tüm davranışlarını yansıtış biçimini etkileyen şekilde merkezde yer alır, bu bir kimsenin kişiliğidir.

Sahip olduğumuz kişiliği ise dışarıya çeşitli davranış kalıplarıyla yansıtırız, bu da bizim karakterimizdir.

Karakter özellikleri kişilik ekseninde zamana, duygu duruma ve dış etkenlere bağlı değişebilir ama özlerindeki kişilik aynıdır. Kişilik de değişebilir, ancak bu uzun süreli aktif bir çaba ya da uzun süreli maruz kalınan deneyimler gerektirir.

Örneğin kişilik olarak hırslı iki kişinin haksızlığa uğradıkları bir durumda bunlardan birisi daha sinirli bir şekilde hakkını elde etmeye yönelirken, diğeri daha uzlaşmacı bir tavırla kendisini esas amacından saptırmayacak tavizler verme yoluna gidebilir. Bu iki kişi sinirli ya da taviz veren hallerini patronlarıyla ya da arkadaşlarıyla konuştukları senaryolarda başka davranış kalıplarıyla değiştirebilirler yani başka karakter özellikleri sergileyebilirler, ancak asıl olan her seferinde belirledikleri amaçlara ulaşmak için hırslı oluşlarıdır.
0
akhenaten
(17.03.22)
Karakter amaç, kişilik araç.
0
onemoremile
(17.03.22)
(6)

alkolsüz bira

zalbarath
her açıdan alkollü biradan daha mı üstün?bir de her gün 0.5 lt tüketmenin herhangi bir zararı olur mu?
her açıdan alkollü biradan daha mı üstün?

bir de her gün 0.5 lt tüketmenin herhangi bir zararı olur mu?
0
zalbarath
(16.03.22)
hem kafa yapmıyor hem kilo aldırıyor şişkinlik yapıyor. bana çok anlamsız gelen bi içecek ama zevk meselesi.
0
roket adam
(16.03.22)
Normal biranın eline su dökemez bence.
0
j r r tolkien hayrani
(16.03.22)
Tam aksine hiçbir açıdan alkollü biradan üstün değil.
0
himmet dayi
(16.03.22)
bana çok manasız geliyor ama arkadaşım içiyordu. geçen markette gordon's'un alkolsüz cinini görünce yargılamayı bıraktım.
0
bohr atom modeli
(16.03.22)
Açılın alkolsüz bira seveni geldi.

+ Her açıdan alkollü biradan daha mı üstün?
- Hayır değil ama kola gibi içecekleri rahat tokatlar. Alkolsüz bira anlamsız değil ama Normal biranın eline su dökemez tabii. Eğer normal bira ile sorunlarınız varsa alkolik olma gibi, biranın tadı alabileceğiniz tek unsur alkolsüz bira. Bunun yanında epey serinletici.

+ bir de her gün 0.5 lt tüketmenin herhangi bir zararı olur mu?
- Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olacak ama sanmıyorum olacağını fakat yine de içmeyin ya her gün.
0
put it in your appropriate place
(16.03.22)
Birayı ne için içtiğinize bağlı, bence çok açık değil mi bu?

Yani sizin bira içmekteki amacınız alkolün verdiği etkiyle gevşemek isteyişinizle alakalıyla alkolsüz bira ne gibi bir üstünlüğe sahip olabilir bu konuda bir açıklama getirebilir miyiz bu konuda?

Ancak birayı sadece tadı için içiyorsanız ve örneğin işyerinde de "keşke sarhoş olmayacak olsam da bir bira içsem şimdi" diye düşünüyorsanız o halde tabi ki alkollü bira yerine tercih sebebi olabilir.
0
akhenaten
(17.03.22)
(14)

Sezaryen doğuma babanın katıl(ama)ması

gmzo
Kendimi hep normal doğum fikrine alıştırmışken, bıcırık pozisyon almadığı için %90 önümüzdeki hafta sezaryen ile dünyaya gelecek. Tam bu yeni düşünceye kendimi alıştırmaya çalışırken, doğum yapacağım hastanede (Kadıköy Medicana) anestezi doktorlarının babayı sezaryene almadığını öğrendim. Kadın doğu
Kendimi hep normal doğum fikrine alıştırmışken, bıcırık pozisyon almadığı için %90 önümüzdeki hafta sezaryen ile dünyaya gelecek. Tam bu yeni düşünceye kendimi alıştırmaya çalışırken, doğum yapacağım hastanede (Kadıköy Medicana) anestezi doktorlarının babayı sezaryene almadığını öğrendim. Kadın doğum uzmanımız, anestezi uzmanıyla konuşuruz yine dedi ama, Youtube'da izlediğim (pandemi öncesi bu hastanede çekilmiş) doğum videolarının hiçbirinde baba yok hakikaten.

Fotoğrafçının alınıp babanın alınmaması çok saçma geldi bana, öyle değil mi? Bizim zaten öyle fotoğrafçı tutma, video çektirme gibi bir niyetimiz yok. Araştırdığım kadarıyla yurtdışında spinal veya epidural anestezi oldukça, yani genel anestezi olmadıkça babalar da alınıyor. Bizim için çok özel olan bu anı paylaşmak istiyoruz açıkçası, o yüzden tecrübeli olanlarınızdan duruma nasıl yaklaşmalı fikir edinmek istedim. Teşekkürler şimdiden.
0
gmzo
(15.03.22)
fotoğrafçının alınıp babanın alınmaması çok saçma evet haklısınız. medicana hastanelerinde ameliyathaneye hasta dışında kimse alınmıyor sanırım sağlık görevlisi değilse. iki arkadaşımın sezaryen doğumuna eşleri girememişti. birinin ablası bir başka hastanede hemşireydi, onu almışlardı.

sizin için eşinizin o sırada orada olmasının ne kadar önemli olduğunu doktorunuzla paylaşın, ben olsam bir istisna yapılabilir mi veya bir başka yolu var mıdır mutlaka doğum öncesi öğrenirdim. hayırlı olsun bu arada, mutlulukla güzelliklerle büyütün bebeğinizi :)
0
evde liyakat kalmamis
(15.03.22)
Kurtköydeki Ersoy Hastanesinde bana da izin vermemişlerdi. Sezaryen doğum bir çeşit ameliyat, cerrahi operasyon olduğu için annenin güvenliği açısından almamalarını anlayışla karşıladım. Normal doğum neyse ama sezaryende kesip biçme işi olduğundan belki de o şekilde görmek iyi gelmezdi diye düşünüyorum şimdi. Fotoğrafçı kısmına bişey diyemiyorum tabi, bana kalırsa sezaryen doğuma fotoğrafçı da alınmamalı.
Şimdiden gözünüz aydın, Allah sağlıkla kucağınıza almayı nasip etsin.
0
mustafakesekci
(15.03.22)
Abi deneyimim yok ama o kadar kanlı bıçaklı ortamda olmak gerçekten iyi gelecek mi babaya? Bir de en sevdiklerini o halde görmek falan. 3 dakika sonra kavuşacak zaten, bilemedim anne veya baba değilim belki o yüzden gereksiz geliyor. Ama o anda panik hali, psikolojik ve olası fiziksel riskleri (bayılma düşme vs) gözetiyor olabilirler.
0
rewlack
(15.03.22)
ben de 3 hafta sonra doğuracağım, babayı pcr testi ile alıyorlar. (ataşehir memorial)
tabi planlı doğum olmaz ise pcr sonucu gelmeyeceğinden almayacaklardır.
daha önce de aynı yerde epidural doğum yaptım, genel anestezi yoksa hep babayı ve fotoğrafçıyı alıyorlardı.
ancak bu durumu neden bu kadar umursadınız ki?
baba zaten baştan yok. yani sizin ameliyathanede epidural iğnesi olma aşamalarında yok.
bebek çıktıktan sonra da yok.
yani totalde 5 dakika olacak, sonra bebeği ona verecekler gidecekti zaten. o 5 dakikada da canınızla ve bebeğinizin iyi olup olmadığı ile uğraştığınızdan çok da baba görecek bir gözünüz olmuyor. yani öyle her dakikaya eşlik edilen, el ele tüm sürecin birlikte yaşandığı romantik ve paylaşımlı bir ortam yok. kısa bir karambol ve kapanış.
hastanenin yaptığı saçmaymış ama baba da çok gereksiz bence.
ha ben yine çağırdım babasını o ayrı. girebiliyorsa girsin, neler çektiğimi görsün :)

edit: sizi şimdi hatırladım. şeker yüklemesi fazla çıkan kadınsınız daha önce konuşmuştuk. bir siz bir ben bir doğuramadık şu bebekleri :)
0
kenarortay
(15.03.22)
@rewlack hocam baba kaldıramayacak olsa söyler, sorduğum da bu değildi ama görüşünüz için teşekkürler yine de :)

@kenarortay "baba da çok gereksiz bence" demişsiniz, bu da sizin görüşünüz elbette ama bana da bu ve "neler çektiğimi görsün" yaklaşımları çok ters :) tam doğru ifade edememiş olabilirim kendimi ama, mesele zaten benim babayı görmemden çok, babanın çocuğunun dünyayla ilk temasını, ilk ağlamasını deneyimleyebilmesi. vajinal veya sezaryen önemli değil, karambol olsun olmasın bu anları paylaşmak hem baba-bebek, hem anne-baba bağları için değerli. eşim hamilelik boyunca ne çektiğimi ve bundan sonra ne çekeceğimi anlayacak kadar empati becerisi yüksek ve duyarlı bir insan. tüm kontrollere birlikte gittik zaten, bana hamileliği kolaylaştırabilmek için hayatımızla ilgili sorumlulukları aylardır büyük oranda kendisi yüklendi. fakat ben de tüm bu süreçte babanın hem toplum, hem düzen tarafından sürekli dışlandığını düşünüyorum. babalar da hayatlarında oldukça önemli bir değişim geçiriyorlar, ama nasıl olduklarını soran yok, 1 hafta - 10 gün sonra işe dönmek zorundalar babalık izni diye bir şey yok, sezaryen doğuma alınmaları kolaylıkla engellenebiliyor. sonra bu adamlar çocuklarına neden mesafeli, neden eşit sorumluluk üstlenmiyorlar, neden anne kadar bağ geliştirmiyorlar?
0
🌸gmzo
(15.03.22)
eğer babanın doğuma girmesi sizin için önemliyse hastane değiştirin. ben doğumda tektim, şu an olsam yine tek olmayı seçerim (sezaryen).
0
deartheodosia
(15.03.22)
@deartheodosia doktoruma çok güvendiğim için hastane değişimi seçenek dahilinde değil maalesef.
0
🌸gmzo
(15.03.22)
ben gecen sene pandeminin gobeginde daha asilar filan piyasada yokken yaptim dogumu fulya acibadem'de. pcr testiyle girdi baba da doguma. planli bir sezaryendi ve genel anestezi degildi. kanli bicakli bir ortam gormuyor bu arada baba. anne ne kadar goruyorsa baba da o kadar goruyor dogum kismini. ben esimin de olmasini cok istemistim hem kendimi iyi hissetmek icin onun yanimda olmasini istedigimden, hem de bence cok guzel bir an olan bebegin ilk dogdugu anlara onun da sahitlik edebilmesini istedigimden. esimin oyle ozel bi istegi yoktu ama sen istiyorsan gelirim dedi, oyle geldi. dogum sonrasi hep iyi ki gelmisim mucizevi bi hismis dedi hala guzel hatirliyor o anlari. bebek dogdugunda annenin kucagina veriliyor hemen ve baba da o sirada orada oluyor, guzel ve ender yasanan bir an bence. doktorunuzla konusun, doktor inisiyatifinde alinabiliyor baba da doguma.
0
in vino veritas
(15.03.22)
bu durum hastaneden hastaneye değişiyor. ben geçtiğimiz şubatta acıbadem altunizade' de doğum yapmıştım (sezaryen), eşim de, fotoğrafçı da doğumda yanımdaydı. ama hamileliğimin ilk ayları pandemi koşulları ile ilgili uygulamaları daha ağırdı o zamanlar doğuma baba alınmıyordu. hatta muayeneye de alınmıyordu. doğumdan önce eşimden pcr testi istenmişti. her hastane farklı uygulama yapıyor bu konuda. açıkçası benim doğum yaptığım hastane de olmaz deseydi ille de olsun demezdim. size kalmış çok istiyorsanız doktorunuz tekrar şansını deneyebilir. şimdiden tebrik ederim, sağlıkla gelsin bebişiniz :)
0
isyankar tosbaga
(15.03.22)
Fotocu dedigimiz kisi belki bu olaya 500 kere sahit olmus hemsire kadar bilincli birisi.
Baba dedigin cat diye dusup bayilsa bayilirken 3-5 hortum koparsa 2 kisiyi kendine bakmak zorunda biraksa daha mi iyi?

Babalar bu olaya girmek istemiyor zaten, sirf olay cikmasin diye tamam diyorlar.
Benim arkadasimi doktor almadi, adam sevincten koridorda halay cekti.
Karisini o halde gorunce bir daha sevismeyen adamlar falan var.
0
divit
(15.03.22)
Yazmışsınız zaten sezeryan olacak diye. Yani anestezi alacaksınız, ortamda açık yara ve kanlar olacak. Epiduralle yapılan vajinal doğum gibi birsey değil bu zaten, bildiğiniz açık ameliyat bu. Fotoğrafçının da alınmaması lazım buna. Vajinal doğuma baba, fotografçı ve kaynana da girebilir.
0
sumuklu asilzade
(15.03.22)
Biraz tuhaf bir öneri ama babayı fotoğrafçı olarak gösterseniz, bir makine ödünç alırsınız elbet bir tanıdıktan diye düşündüm. Genel anestezi ise alınmaması oldukça normal, ama epiduralde olmamasının manası yok bu hiçbir pandemi önlemi kalmamışken.
0
kullanıcıadımbuolsun
(15.03.22)
Sezaryen bir operasyon, normal doğum doğal bir süreç.

Bir operasyon sırasında sizi travmaya uğratacak, ameliyatın seyirini etkileyecek, sizin istemeden doktorları strese sokup hata yapmalarına sebebiyet vermenize yol açacak birçok olay yaşanabilir.

Örneğin eşinizin kalbi durabilir. Bu durum karşısında insanların ne yapacağını kestirmek güç ve doktorlar için siz herhangi birisiniz, sizi tanımıyorlar. Siz olsanız içeri alır mısınız?

Kalp durması örneğini olayı anlatan siyah beyaz bir durum olduğu için verdim, ancak birçok farklı senaryo düşünülebilir.

Her şey sizin ameliyatı kaldırıp kaldıramamanızla ilgili değil.
0
akhenaten
(15.03.22)
Sezaryen sırasında bebeği kanlı kanlı çıkınca düşüp bayılıp kafasını yere çarpan bir baba tanıyorum. Muhtemelen bu sebeple almıyorlar.
0
physcos physcos
(16.03.22)
(11)

Favori abur cuburlarınız nelerdir?

duchess jessamine
sb
sb
0
duchess jessamine
(15.03.22)
tadelle, amigo cips, peynirli çubuk kraker
0
birmilyonunvarmi
(15.03.22)
lays fırından, tadım fıstıx taco, züber lokma antep fıstıklı, probis, torku tam çikolatam(çok underrated bir şey bu)
0
veritaslibertas
(15.03.22)
Cips olarak; Doritos alaturka, lays fırından haşhaşlı, cipso deniz tuzlu.

Çikolata; fıstıklı damak, milka çilekli, genel olarak kinder

Bisküvi; hanımeller damla çikolatalı, negro

Kraker; bumbo, balık kraker, krispi peynirli

Diğer: rulokat, browni intense, magnum bademli, haribo (özellikle ekşli olanlar)
0
akhenaten
(15.03.22)
Lindt deniz tuzlu bitter çikolata, m&ms tuzlu ve karamel.
0
emininsel
(15.03.22)
Eti Cicibebe, Kinder Bueno White, Lindt Lindor sütlü (ama fiyatına bakıp bakıp vazgeçiyorum artık), Kahve Dünyası Bonte, her türlü tuzlu karamelli çikolata, patlamış mısır + cranberry kurusu, çiğ kaju + dut kurusu, çıtır çilek kurusu, ekşi jelibon türevleri. Tuzlu abur cubur aramıyorum, favori cipslerim Lays fırından ve Pringles klasik.
0
kobuzchu kiz
(15.03.22)
Yeşillikli Lays, Doritos Turca, limonlu Lipton, Kinder süt dilimi ya da Milkten, kakaolu Eti Puf, Caramio, Laviva
0
dissendium
(15.03.22)
patlamis misir,
eti bi dolu
0
Coma
(15.03.22)
züber atep fıstıklı, eti form ekşi mayalı, patos acılı.
0
mikahakkinen
(15.03.22)
Dido Gold
0
mamihlapinatapai
(15.03.22)
vişneli hoşbeş
limonlu popkek
beyaz çikolatalı gofret
0
onemoremile
(15.03.22)
Kahve Dünyası Gofrik.


Başka da abur cubur yemem Türkiye'de.
0
ırene adler
(15.03.22)
(31)

Bugun McDonald's tr'den cekilecek olsa son kez gidip yemek icin

stavro
Kapisina dayanir misiniz? Kuyruga girer misiniz?Rusya'da bu olunca cok asiri tuhaf geldi de insanlara sorayim dedim. McDonald's insanların sirf karın doyurayim diye gittigi yer gibi geliyor bana, oyle lezzetli bir şeyi falan yok, bu kadar seveni var miymis diye dusundum.Milletin McDonald's'a bu kada
Kapisina dayanir misiniz? Kuyruga girer misiniz?

Rusya'da bu olunca cok asiri tuhaf geldi de insanlara sorayim dedim. McDonald's insanların sirf karın doyurayim diye gittigi yer gibi geliyor bana, oyle lezzetli bir şeyi falan yok, bu kadar seveni var miymis diye dusundum.

Milletin McDonald's'a bu kadar duskun olmasini tahayyul edemedim. McDonald's Rusyaya ilk girdiginde de böyle olmuştu.
Lezzetli mi geliyor bu millete bu kadar yoksa o kulture duskun olduklarından mi?
Lezzetli geldiginden degildir diye düşünüyorum. Ne bileyim burgerci mi kalmadi ulkede?

Siz McDonald's seviyor musunuz, kapıda kuyruga girer misiniz son kez yemek için?
0
stavro
(11.03.22)
Ruslar bunun için Sovyetler Birliği'ni yıktı abi nesi garip geliyor, adamlar seviyor.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(11.03.22)
Gider bi Double Köfteburger bir de Big Mac yerim ama çok sıra varsa işim olmaz. Bence lezzetli. Homemade burgerler ile alakası yok tabii ama spesifik bir tadı var. Ben beğeniyorum.
0
himmet dayi
(11.03.22)
Bunun icin sovyetler birligini yikmalari tuhaf geliyor zaten abi iste.
Bu kadar lezzetli mi geliyor bigmac falan?
0
🌸stavro
(11.03.22)
15-20 yaş aralığında olsam kesin girerdim.
asla tüketmiyorum bu arada*

bir eklemek istediğim önemli bir şey var, evet junk food içeriği kötü, çöp gıda falan ama ülkeden ülkeye içerik ve kullanılan ürünler değişiyor. bizdeki kötünün de kötüsü olduğu için buradan kıyaslama yapıp rusları anlamamız zor olabilir.
0
rewlack
(11.03.22)
Eskiden guzeldi ozellikle mcdonaldsa ailece gidiyorduk.
Taksimde ilk acildiginda da kuyruk olmustu.
Sirayla anadoluya acildiginda da kuyruk yapiyordu.

Simdi kalitesi asiri dustu, lezzetsiz baya.
ulkeden cekilse haberim olmaz.

Belki ruslarda hala iyi kalitede urun satiyordur.
0
divit
(11.03.22)
Ben yıllardır yemiyorum, ne mc ne burgerking, çünkü aşırı lezzetsiz. köfteler köfte gibi değil. eskiden nasıl yemişim anlayamamıştım son yediğimde, ya da sonradan mı bozdu bilmiyorum. yüksek fiyat ve kalitesiz ürün sunuyorlar.
butik bugercilerden yiyorum.
cevap: kuyruğa girmem.
0
veritaslibertas
(11.03.22)
@rewlax
10-15 farkli ulkede McDonald's denemiskmdir. Hepsi vasat. Bu sahsi düşüncem tabii ama.
0
🌸stavro
(11.03.22)
Yok abi lezzetinden değil, sen yıllarca bi halkı bir şeylerden mahrum edersen halk haliyle ona daha çok bağlanır, bu da onun gibi bir şey kaybetme korkusu işte. Elde etmek için her şeyi yaparlar ülkeyi de dağıtırlar. Sen bunu fark etmişsen bu zayıflığı kullanmak istersin, bunları ülkeden çekip halkı mevcut yönetime karşı ayaklandırmak istersin. Yani sevip sevmemekle pek ilgisi yok daha çok sosyolojik bir konu.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(11.03.22)
Kılımı bile kıpırdatmam. Önünden geçiyor olsam, sıra olmasa bile girmem.
0
Fusha
(11.03.22)
Giderim ama çok kalabalık varsa gitmem.
Burger King duruyorsa gitmem. İkisinin farkı yok benim için.
0
sevilen progressive türkücü
(11.03.22)
bunun icin sovyetler birligini yikmadilar. komunizm insan dogasina aykiri sacma sapan bir sistem oldugu icin cok bile dayandi.

soruna cevap: gitmem, evde yaptigim hamburger 50 kat daha lezzetli oluyor.
0
baldur2
(11.03.22)
hayatta gitmem abi
0
sizofren06
(11.03.22)
çok fazla sıra varsa girmem ama az sıra varsa sıraya girerim ve ağlayarak bigmac yerim muhtemelen. birkaç tane de fazla alırım.

28 yaşımdayım. :(
0
Hallegadola
(11.03.22)
mcdonalds yemem ama belki gidecek bi restorana giderim ben de. ruslar büyük ihtimalle çok uzun süre modern dünyanın nimetlerinden uzak kalacaklarını bildikleri için yükleniyor olabilirler.
0
roket adam
(11.03.22)
Gitmem ama gideni de anlarım. Tadını sever, yurtdışına çıkma imkanı da yoktur son kez yiyeceğini bildiği için yer, bir gariplik göremiyorum.
0
uvcray
(11.03.22)
Çocukken happy meal'larını ve verdiği oyuncakları severdim. Birçok insanın iyi kötü üniversite ve çocukluk zamanlarından anısı var bu tip mekanlarda. Sonuçta marka kimliğini çok öne çıkaran bir şirket mc donald's bir şekilde gıda dünyasının "ünlüsü." sırf ünlü birini yolcu etme anlamında dahi birçok kişi gidip bir son yemek yiyebilir.

Neyini anlayamadınız ki? Sizin için bir anlamı olmayan şeyin birçok insan için olabilir. Yani insanların bir şeylere anlam yüklemesi çok olağan bir davranış. Ben şahsen buna şaşırmanıza şaşırdım. Lezzetle falan da bir alakası olması gerekmiyor bunun.
0
akhenaten
(11.03.22)
Ben bayadır yemedim, ama bu aralar rejim gibi bişey yapıyorum fast food yemem yasak. Şimdi bunu okuyunca canım çekti. Kimseye çaktırmadan gidip yesem mi diye düşünüyorum. Son günleri olsa yine gider yerdim. Doublecheesespor.
0
condom kurşunu
(11.03.22)
Gitmem, zaten normalde de yemiyorum çok dandik bence ürünleri. Rusyayı bilmiyorum ama Ukrayna’da mcdonalds çok popülerdi, baya insanlar süslenerek lüks restorana gider gibi gidip uzun uzun oturuyorlardı. Algılar farklı yani. Starbucks da benzer muameleyi Türkiye’de görüyor mesela öyle düşün
0
zikardo
(11.03.22)
En son 5-6 yıl önce mi yedim ne zaman yedim hatırlamıyorum.

O zaman da kötüydü şimdi bu maliyetlerle iyice kötü olduğuna eminim.

Bir tek patatesleri güzeldi çok sıra yoksa son bi patateslerini yerim belki. Onun harici hamburger için falan sıraya girmem. Beşiktaş'taki herhangi bir hamburgerci daha iyidir MCD ve BK'den.
0
chicha_v2
(11.03.22)
@akhenaten
Anlayamamis olmamin nesini anlamadiniz ki:)
Bayagi dandik tatsız tuzduz 2dk da hazirlanmis fastfood sattiklari icin insanlarin boyle duskun olmasina sasirdim iste.

Bir hamburgerci oldugu icin de lezzetle iliskilendirdim haliyle. Tema parkı falan degil nihayetinde, burger restorani oldugu icin lezzetle iliskilendirdim.
Baska insanlara lezzetli mi geliyor diye merak ettim bana lezzetsiz gelen sey.

Hani McDonald's dusuk kalite bir şey, ogrenci isi yemek satiyor, bir ozelligi yok hani, o yuzden şaşırdım. Yani Newyorkta meşhur bir steakhouse kapanacagini açıklasa, insanlar son kez yemek icin akin etse tuhaf gelmez.
İyyy McDonald's tan yemek mi yenir falan demiyorum, yersin gayet de bu duskunluk tuhaf geldi ikamesi olan, ekstra bir ozelligi veya yuksek kalitesi bir ayricalogi olmayan ucuz fastfood restoranina bu duskunluk, anlatabildim mi bilmiyorum. Yoksa kendim de defalsrca yemisomdir McDonald'stan
Neden sasirmama sasirdiniz anlamadim:)


Hani bir kebabci vardir efsane kebabi vardir, insanlar kalkar şehrin dort tarafindan gider mesela. Burasi kapanacak olsa insanlsrdaki tepkiyi anlarsin. McDonald's olayinin neden tuahf geldini, aradaki farkı anlatmaya çalıştım.
0
🌸stavro
(11.03.22)
Valla ben fast food severim (30 E). Normalde de basic tatları severim. Yeni şeyler tadıyım diye düşünmem ama denk gelirse ya da arkadaşlar giderse denerim.
Damak tadım öyle elimden bişey gelmiyor.
Pizzaya ketçap falan sıkarım (belki dandik pizza yiyor da olabilirim)
Akşamları neredeyse her gün dışardan yemek söylerim.
Büfelerin tavuk burgerleri hoşuma gider.
Ön bilgiden sonra;

Mc kapancak olsa sıra çok yoksa son kez bir big mc yerim.
O tadı bir daha bulamayacağım çünkü (sosu falan yapılır tabi de). Bana lezzetli geliyor ve yerken ciddi ciddi keyif alıyorum.
0
ceketimi alip cikcam
(11.03.22)
Demek istediğim, insanların mc donald's ülkeden çekiliyor diye oraya gitmesindeki en büyük etkeni lezzetle ilişkili görmenizin sizi yanıltıyor olabileceği. Mc Donald's bir fast food markası; buna lüks bir restoran muamelesi yapamayız. En başta kendisinin böyle bir iddiası yok zaten.

Ama mc donalds birçok kimsenin geçmişinde yeri olan, dünyaca bilinen ve üzerinden big mac endeksi gibi fiyat endeksleri çıkarılan son derece ünlü bir marka. French fries olayının geniş çapta yaygınlaşmasını sağlamış ve hamburger kültürünü dünyada yayıp insanların diyetlerine katarak çeşitli gurme burgercilerin gelişmesinin önünü açmış tarihi değeri olan da bir marka. Aynı zamanda fast food denilen başlı başına bir konseptin kilometre taşlarından. Müzelik bir marka yani.

Mc donald's'ın bir ülkeden çekilmesi onun bilinirliğiyle de birleşince büyük bir olay oluyor ve insanlar da bunun bir yerinde bulunmak isteyebilirler. Berlin duvarı da sadece bir duvardı örneğin, ancak bizim evde dahi bir parçası duruyor.

Söylemeye çalıştığım şey, bu bir gıda markası diye bu olayın yarattığı etkinin sebebini sadece ürettiği ürünlerin lezzetinde ararsanız bu sizi bir sonuca götürmez. Zannetmiyorum ki kimse mc donald's'ın çok harika burgerler yaptığını iddia etsin. Böyle bir şey yok. Olmasına da gerek yok.

Kötü bir markadan aldığınız düşük kaliteli bir gündelik kıyafet de sizin için çok daha büyük bir anlam ifade ediyor olabilir. Her zaman "ne kadar kaliteli ki sanki bir değeri olsun" deyip kestirip atamayız ki. Yumiyum görünce heyecandan zıplayan insanlar var ve bunun sebebi yumiyumun harika bir şeker olması değil kesinlikle.
0
akhenaten
(11.03.22)
Keşke toplumun sağlığıyla oynayan her firma gitse. Hamburger zaman zaman güzel bir yiyecek olabilir ama daha başarılı yapan butik firmalar var artık. Cevabımdan da anlaşılacağı gibi kılımı kıpırdatmam.
0
guitarissimo
(11.03.22)
Çok kötü. O berbat şeyleri yiyip bir de üstüne asla para vermem. Ülkeden cekilseler umrumda olmaz.

Kendi hamburgerimi, mayonezimi, hardalımı kendim yapıyorumspor.
0
old possum
(11.03.22)
Yani şehirden gidiyor diye son kez yerdim aşırı lezzetli olmasına gerek yok. Ki zaten bazı ürünlerini seviyorum ben.
0
zimbirik
(11.03.22)
son kez yemek için kapısına dayanırım ama kuyruk varsa girmem. o kadar değil. elli çeşit alternatif var.
0
tabudeviren
(11.03.22)
Bizim icin McDonalds onemli degil. Yüz tane alternatif burgerci var. Bunlarin yaninda yerli ve milli Amerikan alternatifi de var. McDonalds bu gün Almanya´da, Hollanda´da ya da Türkiye´de is yapamaz batar ise bu kimsenin ozel hayatini yerle bir etmez. Bu o ülkenin rejim degisikligine gideceginin, tekrar ice kapanacaginin, tarihinde korkulacak yerlere gideceginin gostergesi degildir. Marka basarisizliga ugramististir, batacak duruma gelmistir, o pazardan cekilmistir. Hikaye burada biter.

Bizim batili kimligimizi koruyacak mihenk taslari cok. Biz McDonalds´a kalmadik. Amerikan kültürü biz yas alirken cok buyuk bir rol oynadi. Bizim hep alternatifimiz olur.

Rusya icin isler cok farkli. Hayatla, yasayan seylerle, dünya ile iliski demek bu markalar.
0
buf-e kür
(11.03.22)
Burada canımı çektirdiniz gittim mcdonaldsa. İki bigmac ekstra sosa 98 TL verdim. Sanırım kapansa özlemeyeceğim artık. Her şey çok pahalı. :(
0
Hallegadola
(11.03.22)
McDonalds tavukburgerini severim. senede 2-3 defa gider yerim.

kapaniyoruz dese uzulurum ama kuyruga filan girmem. artik baska ulkeye gidince yenecek bir sey olarak kalir o benim icin.
0
supergirl
(13.03.22)
Şimdi aklıma geldi, kochlöffel vardı mesela türkiye'de. Kaç yıl durdu bilmiyorum ama kapandı. Tutunamadı heralde. kimse de sıra olmadı, belki de geç gelip erken gittiği için. İnsanlar benimseyememiş olabilir.
0
ceketimi alip cikcam
(13.03.22)
McDonalds global ve çok ünlü bi marka, illa çok lezzetli olmasına gerek yok.

Zamanında Işid lideri miydi birini McDonalds ısmarlayarak konuşturmuşlardı diye hatırlıyorum. Ortadoğuda Rusya'da vs. bunlardan uzak kalan tipler için büyük şey bu. Düşünsene Türkiye'de bu markaların hiçbir yok ama tvde filmlerde sürekli görüyorsun, markette le cola ve pınar hamburger var. McDonalds açılmış deseler koşarak gider denersin. Zaten reklamlarda dikkat edersen diş macununa bile "Amerikanın bir numaralı X'i artık Türkiye'de" diyorlar. Bizde bile yiyor bu. Sanki batıda yıllardır müthiş şeylerle yaşıyorlar bize ilk defa geldi kafası. Rusya da bunu yaşıyor ve kaybetmek istemiyor.

Özetle, bu lezzetten çok marka algısı bence. Türkiye'de Starbucks biraz bu konumda mesela.
0
nhk ni youkosu
(13.03.22)
(17)

Tiyatronun elektriği kesilir mi hakkında ne düşünüyorsunuz ?

ceketimi alip cikcam
Moda sahnesinin artan fiyatlara tepki olarak / ya da bütçeleri olmadığı için faturalarını ödemeyecekleri açıklamasını duymuşsunuzdur.Bugün de elektriklerinin kesildiği haberini gördüm.https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1501842297536884738Bunun sorumlusu enerjisa mı ? sabancı mı ? da sabancıl
Moda sahnesinin artan fiyatlara tepki olarak / ya da bütçeleri olmadığı için faturalarını ödemeyecekleri açıklamasını duymuşsunuzdur.

Bugün de elektriklerinin kesildiği haberini gördüm.

twitter.com

Bunun sorumlusu enerjisa mı ? sabancı mı ? da sabancılar tiyatroyu karartıyor, tiyatro salonunun elektriği kesilir mi ? tarzında tepkiler veriyorlar. Sonuçta bir fatura gelmiş ödenemezse elbet kesecekler ? Sonuçta faturayı ödemekte zorlanan tek işletme onlar değiller. Tek onlar ödeyemiyorlar gibi davranıyorlar. Tamam sanat olduğu için öyle diyorlar da bana biraz fazla geliyor o tepkiler açıkcası.

Yanlış mı düşünüyorum, siz neler düşünüyorsunuz ?
0
ceketimi alip cikcam
(10.03.22)
abi hayat o kadar analitik değil.
aksanata veya benzer başka sanat etkinliklerine gırla para döküp reklam yapmaya çalışan bir ticari dev kurum, standart bir kobi/dükkan kadar masraf yapan ama tek başına tiyatro dünyasında epey önemli bir yere sahip kuruma bunu yaparsa kaşıkla kazandığı itibarı kamyonla kaybeder. kaldı ki sanat desteği vs altında zaten destek olan kurumun vergilerinden düşülüyor, hanelerine aynı oranda eksi bile yazılmayacaktı.

ha devamının geleceğinden, bunun suistimal edileceğinden korkumuş(!) olabilirler ama başka bir açından da şans kapılarına gelmiş ama görememişler. deseydiler ya %50sine (en azından) biz enerjisa olarak sponsor oluyoruz. biletlerde de adımız basılsın vs.


ad hominem yapacağım ama taşradan çıkıp holding olunca vizyon bu kadar oluyor.
ad hominem 2: sabancı, sanat yatırım diye evren'in tablolarını alıyordu, bir sahnenin faturasını mı ödeyemecek?

artigercek.com
0
rewlack
(10.03.22)
Faturaların yüksek olduğu bir gerçek, buna tepki verilmesi beklenen bir davranış. Tepki veren kişi ve kurumların bunu bir olay haline getirip kamuoyu yaratma çabası da beklenen ve olağan bir durum. Haliyle elektrik sağlayıcısının elektrik kesmesi de yine beklendik ve olağan bir durum.

Bu ve benzeri olaylar sonucunda olası iki şey yaşanacak; ya yeterli kamuoyu oluşturulup elektrik faturalarında düzenlemeye gidilecek ya da tepki veren taraf(lar) durumu kabullenip ya faturaları ödeyecek ya da işyerlerini kapatacak.

Yani ben anormal hiçbir taraf göremedim bütün bu olup bitenlerde.
0
akhenaten
(10.03.22)
Evet tepki göstermek normal, ben biraz , tiyatromuzu karartıyorsunuz gibi söylemlere ve bunun elektrik dağıtıcısının tasarrufundaymış gibi kısmına takılmıştım.

Sonuçta hükümet sorumlusu.

@rewlack dediklerin mantıklı.

ön not: bir art niyetim yok, karanlıkta otursunlar demiyorum sadece olaya farklı açılardan bakmak için fikirlerinizi merak ettim.
0
🌸ceketimi alip cikcam
(10.03.22)
Aslında konuyu etraflıca anlattılar tiyatro olarak, insanlar faturayı dayanışmayla ödeyelim dediler, tiyatro da bu tek aylık bir çözüm olur sorun burada daha sistematik, sadece bizim değil kültür sanat sektörünün devlet işbirliğiyle kalıcı çözüm bulunmalı diye

Tiyatrolar özel de olsa bunlar da birer kamu hizmeti görüyor, ben tiyatro sevmem fakat kültürel etkinlikler insanların ihtiyacı olan şeyler, yukarıda arkadaşın dediği gibi her şey analitik değil, ne gerek var diye başlayınca okulları da kapatalım hep masrafa kadar gider
0
freebird5406_2
(10.03.22)
moda sahnesi, faturaları ödememe kararı aldığında ne düşündü acaba? elektriklerin kesileceğini düşünmediler mi? ya da kesemezler, sosyal medyada linç başlatırız falan diye mi düşündüler?
0
co2s2
(10.03.22)
Cok guzel yapmislar, elektrigin bu kadar artma sebebi tam olarak sabanci sirketi zaten.
Ozellestirip sattiklari icin boyle oldu.

ilk defa insanlar dogru yerleri protesto etmeye basladi.
0
divit
(10.03.22)
rewlack+1
co2s2+1


bir tiyatro kurumu sadece bir ticari işletme olarak görülmemeli. kamusal bir hizmet var, hatta devletin yeterince sağlamadığı/sağlayamadığı bir kamu hizmetini üstleniyorlar. kaldı ki aynı emek, sermayeyle çok daha karlı iş yapabilecekken özel teşebbüsle bu işe kalkışmışlar neblim mandal satan bir dükkan muamelesi görmemeli.
0
jimjim
(10.03.22)
Kesilir niye kesilmesin? Faturasi odenmezse kesilir, bunda anormal bir durum yok. Burada sanat icra ediliyor buranin faturasoni biz karşılayalim dersen bunun sonu gelmez. Mutlaka bir nokta "o tiyatroya kiyak gectiler de buraya niye yapmadilar" elestirisi gelir.

Falanca kisinin tablolarını aldilar, efendim su kadar sanata destek yaptılar da bunu mu yapamiyorlar kiyaslamasi dogru degil. Nihayetinde bu ticari kuruluslarin sanata destek harcamalari da vergi avantaji ve prestij ile pasif getiri saglamasindan dolayi yapiliyor, duygusal bakmaya gerek yok.
Bu elestrileri gereksiz buluyorum.

Faturalarin yuksekliginin elestrilmesi lazım.
0
stavro
(10.03.22)
Tiyatroların "biz sanat yapıyoruz, herkes bize destek olmalı" düşüncesini hiçbir zaman anlayamadım.
Benim gözümde kebapçı, çilingir, terzi neyse tiyatro da odur. Para kazanma amaçlı kurulmuş bir şirket.

Bunda da ayıp bir şey yok. Her sabah neredeyse hepimiz uyanıp para kazanmak için bir şeyler yapıyoruz.

Eminim ki çok daha karmaşık bir hesap vardır ama salon yaklaşık 200 kişilik. Bilet fiyatları yaklaşık 100 lira.
Salonun tamamen dolduğu 2 saatlik bir oyun bu aşırı zamlı elektrik faturasını ödemeye yetiyor.

Hayırlısı olsun,
0
michael_knight
(10.03.22)
fırıncı,bakkal,manav,restoran,esnaf,halk paşa paşa ödesin ama tiyatro sanat yapıyor diye ödemesin yok öyle şey. keserler gözünün yaşına bakmazlar.
işin doğrusu önce ödersin sonra tepkini koyarsın .
0
jamswety
(10.03.22)
yukarıdaki yorumlardan da anlaşılacağı gibi -yorumum saygısızlık olarak anlaşılmasın-
tiyatro gibi kültür sanat aktiviteleri normal düz şirket işleyişi gibi algılanıyor. benim de dahil olduğum bir grup da diyor ki; hayır sağlık gibi eğitim gibi gerekli, şart bir kamu hizmetidir.

okuma yazma bilmeyen birinin niye ihtiyacım olsunki demesi gibi; toplumsal olarak neye ne için ihtiyacımız olduğunu bilmediğimizden ne olacak orası da bir işletme diyoruz. olmasa da ölmeyiz gibi algılıyoruz ama olmasa ölürüz aslında orası kaçırılıyor.

özetle, kesilmesi teorik olarak doğal, pratikte olmaması gereken birşey, tepki vermekte haklılar.
0
jimjim
(10.03.22)
Elektriği açmışlar bu arada.

twitter.com
0
🌸ceketimi alip cikcam
(10.03.22)
kamunun faydasına olmayan tek bir iş yok.
kamu faydası orada kalkarsa başkası temin eder.
tiyatro da -şart, elzem- bir kamu hizmeti değil,
ekmek fırını elzem mesela. su elzem. çöp toplamak elzem. kanalizasyon altyapı doğalgaz elektrik elzem. bunlar tiyatrodan daha kutsal.
üstünlük atfedip de hak aramanın Modası geçti
0
comp
(10.03.22)
Bilet fiyatları çok yüksek o yüzden ben de bilet almadan gelip tiyatrolarınızı izleyeceğim, para da vermeyeceğim diyenler gidip tiyatroyu izleyebiliyorsa buna hakları var.
0
syabk
(10.03.22)
Polemik olması için değil de merak ettiğimden sormak istiyorum: Bu işletme, yani Moda Sahnesi, (sevdiğim de bir yer bu arada) kar amacı gütmeyen bir işletme midir?

Hasılattan oyuncular ve masraflar için ödeme yapıldıktan sonra kalan kısım işletmecinin cebine gitmiyor mu? Vakıf ya da dernek statüsünde midir? Bugüne kadar hep zararına ya da ucu ucuna mı iş yapmıştır?

Eğer kamu yararına çalışan vakıf ya da dernek statüsündeyse, evet, yanlış bir iş yapılmıştır. Elektriği kesilmesin. Yok efendim ticari işletmeyse, ödesin faturasını.
0
kaptankedi
(10.03.22)
Elektrik dagitim sirketleri tekel olduklari icin eger protesto kanali da olmazsa fiyatlar maliyetlerden bagimsiz olarak mutlaka halkin dezavantajina olur. Ses cikardiklari icin bu acidan tebrik ederim kendilerini.
0
dunal
(10.03.22)
burada onemli olan ses cikaran biri olmasi.
Tiyatro falan sevmem ama bu adamlar olmasa herkes kuzu kuzu odemeye devam eder bunun sonu yok sonsuza kadar devam eder zamlar.

Bak adam sak diye dikkati cekti.
istese bagis yapin odeyemiyoruz da diyebilirdi.

Bunun gibi 3-5 kurum ciksa sirketler geri adim atar.

Les gibi internete 100 tl oduyoruz kimse sallamiyor.
Bu zamlari fransada yapsan internet sirketini yakarlar.
0
divit
(10.03.22)
(4)

basit ingilizce sorusu 2

0zlem
fotodaki gibi örnek soru cümlelerinde hangisi geleceğini hep karıştırıyorum.mesela bu soruda are gelse de anlamlı olmuyor mu?bunun mantığı tam olarak nedir?bir formülü falan mı var?https://i.hizliresim.com/evnb527.JPGçok vurmayın yeni öğreniyorum.
fotodaki gibi örnek soru cümlelerinde hangisi geleceğini hep karıştırıyorum.

mesela bu soruda are gelse de anlamlı olmuyor mu?

bunun mantığı tam olarak nedir?

bir formülü falan mı var?

i.hizliresim.com

çok vurmayın yeni öğreniyorum.
0
0zlem
(08.03.22)
çok yetkin değilim, daha güzel açıklayan birisi çıkacaktır, ama çıkana kadar benim cevapla idare edin :D

bu aslında türkçe düşünmekten kaynaklı bir sorun. bol pratikle dinlemeyle bu tip şeyler kendiliğinden kaybolur.
bu noktada problem do ve are arasında sanırım. yoksa is ve does için bir şüphgeniz yok değil mi?

türkçede yaşıyorsun diye soruyoruz ya, bu tip şeyleri biz şimdiki zamanda kullanıyoruz ama ingilizcede hep geniş zamanda ifade ediliyor.

formül bilemeyeceğim ama bu tip soruların geniş zamanlı olduğunu bilerek cevaba ulaşmayı deneyebilirsiniz.

sen nerede yaşarsın?
are ise sanki daha anlık bir şey. şu an nerede yaşıyorsun (ayak bastığım noktada) pek şimdi? (bir adım ötede) ya şimdi? (bir adım daha attım)
sen nerede yaşarsın? (adım adım söylenmez, istanbul da yaşıyorum işte)
gibi bir düşünce yardımcı olabilir mi=?
0
kisa
(08.03.22)
is ve are için fiilde kesin -ing olmalı eğer yoksa
do does'dır. peki hangisidir? kişiye göre karar vereceksiniz.
0
rewlack
(08.03.22)
@kisa

Evet, do does de sıkıntı yaşamıyorum onu öğrendik çok şükür :)

sıkıntı do mu are mı kısmında ama dediğiniz yöntem mantıklı teşekkürler

@rewlack

Do does onda sıkıntı yaşamıyorum diğer söylediğinizi dikkate alıcam teşekkürler
0
🌸0zlem
(08.03.22)
Where do you live? Nerede "yaşıyorsun" yaşamak sizin yaptığınız bir şey, olduğunuz değil. Bu yüzden yapmak fiiliyle etkileşime giriyor, olmak fiiliyle değil.

Where are you from? Nerede"sin." bir yerde olursunuz, bir yerde bulunma halini yapmak fiiliyle açıklayamazsınız. Olduğunuz yeri de olmak fiiliyle tanımlarsınız, yapmak değil.

Çok zor değil aslında.

Are kullandığınız cümleler bizzat sizin ya da özne kimse onun olduğu şeylerdir. Bizzat öznenin kendi özüyle ilgilidir. Yapmak fiilinin kullanıldığı cümlelerse öznenin fiiliyle, hareketiyle, bir eylemi yapıyor oluşuyla alakalıdır.

Ben şuyum, buyum, ben mutluyum derken bir oluştan bahsediyorsunuz. Ben uçuyorum, yaşıyorum, gidiyorum derken "yaptığınız" fiillerden bahsediyorsunuz.

Nerede yaşıyorsun derken aslında yaşamak işini nerede gerçekleştiriyorsun, nerede yaşamak olayını yapıyorsun diye soruyorsunuz. Bu yüzden do kullanıyorsunuz. "Yaşamak" sizin yaptığınız şeyin adı, olduğunuz şeyin adı değil.
0
akhenaten
(08.03.22)
(2)

kyk geri ödeme

kulagima guzel gelen her seyi dinlerim
kyk kredisi borcu taksitlerini başından beri 8 aydır bu zamana kadar vadesi içinde ödedim, herhangi bir yapılandırma işlemim yok. askerlik tecil işlemleriyle uğraşırken unutkanlıktan şubat taksidini ödememişim. 2,6 lira gecikme zammı işlenmiş sadece. bugün şubat ve mart taksitlerini ziraat mobilden
kyk kredisi borcu taksitlerini başından beri 8 aydır bu zamana kadar vadesi içinde ödedim, herhangi bir yapılandırma işlemim yok. askerlik tecil işlemleriyle uğraşırken unutkanlıktan şubat taksidini ödememişim. 2,6 lira gecikme zammı işlenmiş sadece. bugün şubat ve mart taksitlerini ziraat mobilden ödedim. e-devlette hala ziraat bankasından ödeyebilirsiniz açıklaması var. vergi dairesine düşer mi, ziraat bankasına ödemeye devam mı?
0
kulagima guzel gelen her seyi dinlerim
(07.03.22)
Ödemeler e devlete geç düşüyor. Her ayın 15 imden sonra işleniyor diye biliyorum
0
kablelvuku
(07.03.22)
3687 sayılı "Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanunu" Madde 17'ye göre;

"Borç taksitlerini zamanında ödemiyenlerin birinci defada borçlarının bir
seneliği, tekrarında ise tamamı ivedilik kazanır. Bu tarihten itibaren borç 6183 sayılı kanun hükümlerine göre malsandıklarınca tahsil olunarak Gençlik ve Spor Bakanlığına ödenir."

www.mevzuat.gov.tr
0
akhenaten
(07.03.22)
(9)

spor ve diyet yapacak motivasyonu nasıl buluyorsunuz?

ted
özellikle çalışan kişilere soruyorum bunu.pandemi ile birlikte çok ciddi bir kilo aldım. pandemi başlangıcında 90 kilo civarlarındayken 110-115 arasına kadar çıktım. son 10-15 kiloyu da son 5 ayda aldığımı söylemem lazım. son 5 aydır çalışıyorum. (evde yemek yapmıyorum genelde, dışarıdan yiyorum ve
özellikle çalışan kişilere soruyorum bunu.
pandemi ile birlikte çok ciddi bir kilo aldım. pandemi başlangıcında 90 kilo civarlarındayken 110-115 arasına kadar çıktım. son 10-15 kiloyu da son 5 ayda aldığımı söylemem lazım. son 5 aydır çalışıyorum. (evde yemek yapmıyorum genelde, dışarıdan yiyorum ve genelde de fastfood maalesef) boyum da 182-183 gibi.
sorum şu, diyet ve spor yapacak motivasyonu nasıl buluyorsunuz?
tabii en iyisi diyetisyen ile çalışmak, spor salonuna gitmek. bunun farkındayım. ancak şu anda tez yazıyorum ve son birkaç ay kaldı. spor salonuna gidecek pek vaktim yok. evime yürüme mesafesinde güzel bir spor salonu da bulamadım.
yani aklımda tez bitsin, diyetisyen ile çalışayım, spor salonuna gideyim var ancak bunu da birkaç ay yapma şansım yok.
ama direkt diyet yapacak motivasyonu da bulamıyorum, diyetin faydasını görmeye başlamak için birkaç hafta yapmam lazım, o noktadan itibaren devam etmek daha kolay olur diye düşünüyorum ancak o ilk birkaç hafta için motivasyonu bulamıyorum.
Siz kendinizi nasıl motive ediyorsunuz?
0
ted
(07.03.22)
Ben de senin gibiydim, sonra bi arkadaşım bana bu işin motivasyonla değil disiplinle ilerleyeceğini anlattı hayatım değişti. Motive olmayı beklersen gelmez, gelirse 2 gün sonra tekrar gider ama kendini bu konuda disipline edersen ömür boyu seninle kalır.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(07.03.22)
Benzer durumdayım. Her şeyi teze endekslemekten oluyor biraz da. O süreç de inadına uzadıkça uzuyor. Tez bitsin taşınayım, tez bitsin tatil yapayım, bitsin şu kitapları okuyayım diyip duruyordum. En sonunda sağlığımı etkilediğini görünce online diyetisyene başvurdum - hayatımda ilk defa- Bana bir program yazıldı ve harfiyen uydum. İlk haftada 1 kg kaybettim. Kilo verebildiğmi görünce diyete daha sıkı sarıldım. Şu an 3.5 kg kadar verdim. 3 haftada. Geri dönüp başladığım tarihe bakıyorum 3 hafta önceki benle şu anki halim arasında bile bariz fark var ve güzel hafifledim. Kısacası en iyi motivasyon başlamak. Benim diyetim 1 aylık planlandı ama ben devam edeceğim. Ben diyete cuma günü başlamıştım öyle pazartesi olsun da başlayayım diye beklemedim bile. Siz bunları burayq yazdıysanız diyeti de sporu da yaparsınız. Hemen başlayın.
0
buzbebek
(07.03.22)
Başlarda spora gidene kadar mırın kırın edip salon çıkışı "oh be iyi ki gelmişim" hissiyatlarını biriktirerek devam ediyordum. Çünkü siz sporun sizi yoracağını düşünseniz de aksine yoğun tempoda tükenmeden çalışabileceğiniz enerjiyi kazandırıyor.

Artık sporu bıraksam bitkin düşüp depresyona gireceğimin farkındayım. Onun için eskisi kadar zor gelmiyor gitmek. Gittikten sonra gelen enerji ve rahatlık hissiyse zaten paha biçilemez.

Bu mırın kırın etmeden spora gitme alışkanlığını edinmem düzenli devam ederek 3 ayımı almıştı. Böyle şeyler tamamen rutn ve alışkanlıkla alakalı. Rutini oturttuktan sonra çok yoğunum gibi bahanelerin anlamsız olduğunu fark ediyorsunuz. Ben eve akşam 7'de geliyorum örneğin. Sabah 6:30'da çıkıyorum. Buna göre pratik yemekler belirledim, yemeklerimi de kendim yapıyorum. Artık bunları düşünmeden yaptığım için de her şey gayet sürdürülebilir.
0
akhenaten
(07.03.22)
Motivasyon gerektigini dusunmek en buyuk yanilgi bence.
Yani ise gitmek icin motivasyon bulmuyorsunuz mesela, ooof lanet olsun ya deseniz de gidiyorsunuz cunku 1) tartismaya acik degil, 2) sorgulamayacaginiz kadar rutin.

Ben spora vs ilk basladigimda en faydasini gordugum sey karar verme kismini ortadan kaldirmakti. Yemekle ilgili mesela, ay ne pisirsem aksam falan derseniz yorgunlukla falan basa cikmak zor olur. Benim verdigim kararlari elimine etme taktigim suydu: ne zaman ne yiyecegime karar veremezsem omlet ve salata yiyordum. Yemekle ne icsem diye dusunmemek icin hep su veya soda iciyordum. Boylece otomatik olarak fast food, sekerli icecek gibi seyleri eliyorsunuz beslenmenizden.

Vaktiniz oldugu zamanda biraz fazlaca yapip stoklayabilirsiniz. Mesela soslamadan agzi kapali kapali kaplarda sakladiginiz salata bir kac gun rahatlikla durur. Icine tavuk, balik, yumurta, mercimek vs gibi seyler ekleyerek hem tadini degistirirsiniz hem de protein oranini arttirirsiniz.

Sabah yogurda kattiginiz protein tozu ve musliye seker orani yuksek olmayan bir meyve ekleyerek ekmek, pogaca yemekten daha guzel bir kahvalti etmis olabilirsiniz falan filan.

Neyse uzatmayayim, demem o ki spor saatinizi de takviminize ekleyin. Youtube'da bir suru video var, onlari yaparak baslayin. Hergun 7-10 bin adim atin. Hayatinizin %80ini duzgun beslenerek, mumkun oldugunca aktif olarak gecirmeye calisin. %20lik hata payi normal. Caniniz istemese de mutsuz mutsuz yapin yani nolacak, kol kasiniz bunun farkinda degil ki. Motivasyona gerek yok yani.
0
sopiro
(07.03.22)
motivasyon konusunda şöyle bir yanılgı oluyor genelde, bir şeyi yapmak için önce motivasyonun geleceğini sonra harekete gececeğimizi düşünüyoruz ancak işleyişte tam tersi oluyor. yani önce harekete geçiyoruz sonra yaptıkça motivasyonumuz oluşuyor. yani ünlü spor markasının sloganı gibi bazen sadece yap gitsin (just do it) demek gerekiyor.

@Kaleci Saçlı Forvet'in de bahsettiği gibi motivasyonu oluşturmak ile motivasyonu korumak farklı şeyler. Ne yaparsanız yapın bir şeyi ritüel haline getirdiğinizde o size bir süre mutluluk verir ve hayat enerjinizi yükseltir, çünkü hayatınızı kontrol edebildiğinize dair bir izlenim oluşturur. Bu noktadan sonra motivasyonun korunması için disiplin gerekiyor.

Yapılan uzun dönem araştırmalara göre en uzun süre motivasyonu koruyanlar, içsel motivasyona sahip ve bunu hayatlarındaki kısa geri dönüş alabilecekleri bir döngüye bağlayanlar. Yani demek istediğim spor yapmanın, iyi beslenmenin sağlıklı bir hayat yaşamını herkes bilir ama geri dönüşü çok zor görülebilirdir, ya da karı kız tavlamak için spora başlayan karı kız bulduğunda veya bu yolla bulamayacağını düşündüğünde vazgeçecektir. En uzun soluklu spora devam edenlerin hayatlarındaki stresi atmayı spor ile ilişkilendirenler olduğu görülüyor. Yani hem hayatlarındaki stresi belirli bir zamana sıkıştırmış hem de yaptıkları sporun sonucunda salgılanan endorfin ile yaptıklarının geridönüşünü hemen almış oluyorlar ve bu beynin ödül mekanızmasını çalıştırdığı için daha uzun soluklu bir döngü, bir alışkanlık yaratmaya fayda sağlıyor.

Alışkanlık oluşturma ile ilgili faydalı olacağını düşündüğüm popüler 2 kaynak önereyim.
(bkz: iyileştiren alışkanlıklar)
(bkz: alışkanlıkların gücü)

Umarım faydası olur.
0
elvan abeyiylegezse
(07.03.22)
disiplin anahtar, motivasyon ise o disiplini sürdürmek, arada aynada kendine bakmak ile oluyor.

illaki yapmak istiyorsan da hiç bir şey sana engel olamaz, ofiste bir arkadaş, öğlen yemek arasında gidiyordu salona mesela. günde kendine ayıracak bir iki saatin olması lazım.
0
selam
(07.03.22)
bulamıyorum. söve söve aynı işe gider gibi gidiyorum. spora bayıla bayıla giden insan sayısı azdır zaten tahminim.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(07.03.22)
Bende yoktu motivasyon. Cok yemeye başlayınca fizyolojim degisti. Eskisine gore cok yiyorum son bir aydir, cok yiyince de enerjik ve dinc oluyorum. Enerjik olunca da spora gidip agirlik basasim geliyor, bu sekilde cok iyiyim. Umarim boyle gider. Yemeyi bir tik dsha arttirmayi düşünüyorum.

Tabii benim kilo fazlam olmadigi icin yemeyi arttirmaktan cekinmiyorum. Yemegi arttirdigim kadar antrenmani da arttiriyorum zaten. Cok yemek + çok antrenman muthis bir moral ve motivasyon veriyor bana.
Spora gitmezsem kotu hissediyorum.
0
stavro
(07.03.22)
Sporda bir hedefim var; daha ağır kaldirmak.
Misal pandemi sonrası squat 120 kglara düşürdüm çünkü 1.5 senedir bara degmemistim. Şu an geçen 1 maksimum 180.
Ama spora sadece yürümek, iki ağırlık kaldirmak için gitsem motive olmazdim. Neyse kısacası bir hedefim var spor yaparken.

Diyet konusunda da kalori takibi dışında bir şey yapmıyorum pek.

Ben cuma aksam, pazar ve sali aksam gidiyorum. O yüzden çok is saatinden etkilenmiyorum.
0
logisticsmanager
(07.03.22)
(8)

Rahmetli annemin adını düğün davetiyesine nasıl yazmalı?

i m cool with that
Bazıları merhum diye belirtiyormuş, ben belirtmeme taraftarıyım ama bilmedim. Siz olsanız nasıl yapardınız? Veyahut aynı durumda olanlar nasıl yaptınız? Çevrenizden nasıl gördünüz?
Bazıları merhum diye belirtiyormuş, ben belirtmeme taraftarıyım ama bilmedim. Siz olsanız nasıl yapardınız? Veyahut aynı durumda olanlar nasıl yaptınız? Çevrenizden nasıl gördünüz?
0
i m cool with that
(06.03.22)
Dini hassasiyetlerden bağımsız olarak "Merhum" uygun bence.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(06.03.22)
6 ay önce yaptım
4 ebeveynden üçü hayatta değildi.
düğün işi genelde "aileler için", "aileler tarafından" yapıldığı için ebevynlerin isimlerini yazdık. normal şekilde yazdık.
solda kızın anne baba isimleri ve altında soyadı
sağda erkekğin anne baba isimleri ve altında soyadı.
merhum yazmadık. belirtmeye gerek de yoktu.
0
etna
(06.03.22)
Özellikle belirtmenize bence de gerek yok, en fazla olacak şey, belki, annenizle tanışmak isteyen bir iki kişiye açıklama yapmanız gerekebilir. Hepsi bu. Ama o davetiyeyi hep saklayacaksınız. İnsanları davet etmekten çok, sizin için bir hatıra eşyası olarak önemli bu davetiye. Nasıl istiyorsanız öyle yaptırın.

Merhum yazmak istemezseniz alternatif olarak belki adının başına küçük bir siyah kurdele (veya yazılı olmayan başka bir işaret) koymayı düşünebilirsiniz davetiyenin tasarımıyla uyumlu olacak bir şekilde.
0
akhenaten
(06.03.22)
Biz yazmistik esimin babasinin adini. Ama keske. Merhum yazdaydik cunku karsi aileyi tanimayanlar esimin babasini soruyolardi. Öyle bi an da hos olmuyor.
0
c1b2k3
(06.03.22)
Rahmetli babamin adini, merhum vs kullanmadan yazdirmistim. Bir arkadasimin annesinin adi saniye'ydi. Annesi hayatta olmadigi icin, i'nin uzerindeki noktayi kalp seklinde yazdirmislardi.
0
marcelorios
(06.03.22)
C1b2k3 ün dediği gibi illa ki tebrik etmek için soranlar olacak her seferinde açıklamaktansa bu sebeple belirtilir
0
freebird5406_2
(06.03.22)
Kankacim öncelikle Allah rahmet eylesin. Aynı zamanda da Allah Mesud etsin. Ancak merhum değil "merhume" dır doğrusu.
0
allah yazdiysa bozsun
(06.03.22)
biz soyisimleri yazdık. xxxx ve yyy aileleri gibi. merhum vs yazmak bana garip geldi.
0
scudman1
(06.03.22)
(4)

burasi neresi (izmir?)

hot potato
https://www.reddit.com/r/UrbanHell/comments/t6r9sw/lived_in_and_abandoned_apartments_in_izmir_turkey/ bunun izmir'de nerede boldugunu bilen var mi? avrupada vs terk edilmis yerler gormek mumkun ama turkiye'deki sehirlerde fakir yer gordum ama terkedilmis yer hic gormedim, o yuzden garibime gitti.
www.reddit.com

bunun izmir'de nerede boldugunu bilen var mi? avrupada vs terk edilmis yerler gormek mumkun ama turkiye'deki sehirlerde fakir yer gordum ama terkedilmis yer hic gormedim, o yuzden garibime gitti.
0
hot potato
(05.03.22)
Ya adliye çevresi.

Ya da kahramanlar tarafı.

Edit: yineiyisinoxford haklı Kemeraltindaki yer. Ama kahramanlardan halkapinara giderken bu tarz terketti binalardan çok var. Tehlikeli bölge. Sakın gitme.
0
westblack
(05.03.22)
Sorudan bağımsız, tam olarak terk edilmiş sayılmaz sanırım, hatrı sayılır miktarda pencerede perde ya da panjur görünüyor ve çoğu hanede klima takılı. Terk edilmiş olsa sırf hurdacıya satmak için yine sökerlerdi klimaları. Filtre ve fotoğraf açısından kaynaklı bir etki gibi geldi bana. Terk edilmişlik için kriterlerimiz ne ki mesela? Fakir bir semtte %40-60'ı boş bir bina terk edilmiştir diyebilir miyiz?
0
akhenaten
(05.03.22)
Kemeraltı'nın girişinde.
goo.gl
www.gercekizmir.com
0
yineiyisinoxford
(05.03.22)
arkadaşlar orası öyle terkedilmiş falan bir yer değil. sizi böyle düşünmeye iten şey bakımsızlığı mı onu anlamadım? basmışlar siyah beyaz filtreyi saçma sapan bir algı olmuş.

yer muhit olarak izmirin en işlek yerlerinden biri. Saat kulesi tarafındaki kemeraltı girişi.

orada bitişik nizam bir apartman yıkılmış yıllar önce hafriyatı da duruyor zaten dikkat ederseniz. o nedenle zaten kalan binaların dış cepheleri leş gibi. belki onlar da dönüşüm gibi bir şeye girecek veya davalık falan ama terkedilmiş veya girmemen gereken bir yer değil zira milyon tane insan geçiyor o sokaktan ama gece vakti tabi dükkanlar kapandığı için hiçbir yerde olduğu gibi tavsiye edilmez.
0
biseysorucam
(06.03.22)
(4)

north face mont

omonia
merhaba arkadaşlarsoğuk ankara havalarıda giyilcek month arayışındayım. aslında biraz uzun düşünüyrdum... sizce şu parasının karşılığını verir mi?yoksa north face in diğer teknolojik montlarına mı bakmalıyım..https://www.morhipo.com/the-north-face-dogal-tuy-dolgulu-mont/22833325/detay?magaza=3120004
merhaba arkadaşlar

soğuk ankara havalarıda giyilcek month arayışındayım. aslında biraz uzun düşünüyrdum... sizce şu parasının karşılığını verir mi?
yoksa north face in diğer teknolojik montlarına mı bakmalıyım..

www.morhipo.com
0
omonia
(02.03.22)
ben olsam 2-3 katmanlı dağcı montlarından alırdım ama onlar herkesin tarzına göre değil tabii.

mesela: www.ersinoutdoor.com
www.decathlon.com.tr

alternatif: www.atlaskamp.com
www.atlaskamp.com
0
motosiklet burclu adam
(02.03.22)
www.amazon.com

Eşime bundan aldık. Gümüşhane’de. Çok memnun. Amazon dan aldık ona da. Outdoor kıyafetlerde falan ekstra vergi oluğundan tr fiyatları yüksek. Benzer performans montlar yurtdışında daha uygun. Son kur artışlarıyla ve kampanyalarla hala tr daha mantıklı olabilir denk gelirse
0
bir ileti paylastim
(02.03.22)
motosiklet burclu adam'in decathlon'dan onerdigi montu giydim butun kis, asiri memnunum, oneririm.
0
la lykia
(02.03.22)
Mango Man'de baya kalın, eskimo montu gibi kalın, yakası ve kapüşon içi yün, içi de kaz tüyü dolgulu olan montlardan aldım geçenlerde, 900 liraya düşmüştü.

North Face'ın marka değeri o kadar yükseldi ki kesinlikle hak etmiyor bence artık bu fiyatları. En azından benim için öyle, siz bilirsiniz ama eğer sadece evden çıkıp, arabaya ya da servise atlayıp ofis ortamına gittiğiniz bir hayatınız varsa alın bu montu. İnşaat mühendisi falansanız hiç bakmayın bile.

Çünkü North Face'in kalın şişme montları da var dışarda uzun süre geçirenler için ama fiyatları tamamen saçmalık.
0
akhenaten
(03.03.22)
(10)

2. Dünya Savaşı-Türkiye

Kaleci Saçlı Forvet
Kimsenin bize bulaşmaması enteresan değil mi? Yani şu tabloya göre birinin "lan zaten ortam karışık 2 bomba da şuraya gönderelim" dememiş olması bana çok ütopik geliyor sizin için de öyle mi? Teşekkür ederim.
Kimsenin bize bulaşmaması enteresan değil mi? Yani şu tabloya göre birinin "lan zaten ortam karışık 2 bomba da şuraya gönderelim" dememiş olması bana çok ütopik geliyor sizin için de öyle mi? Teşekkür ederim.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(02.03.22)
Almanlar zaten uğraşacak durumda değillerdi Türkiye ile, diğer tarafta durduk yere neden böyle bir şey yapsın.
0
bartholomew87
(02.03.22)
o dönemde savaşa girmemek için ne gerekiyorsa yapılmıştı, bir o yana bir bu yana göz kırparak neredeyse bitime kadar iki tarafı da idare etmek müthiş bir siyaset/uluslararası ilişkiler başarısıydı. zaten artık savaş bitmek üzereyken biz de tarafımızı seçmiştik dostlar alışverişte görsün hesabı.
0
reanarchy
(02.03.22)
Abi bi fikrim yok sadece enteresan geliyor, misal "bunlar da Almanların müttefikiydi ilk savaşta" deyip arada bize de sallayabilirlerdi belki. Yani Osmanlı ilk savaşın "ağır" bir tarafıyken ikinci savaş da neredeyse Hitler'in ilk savaşın sonuçları nedeniyle sağa sola saldırmasıyla çıkmışken bizim böyle tarafsız kalmamız kimsenin de bize bulaşmaması bana çok değişik geliyor.
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(02.03.22)
Bence esas ilginç olan İsviçre'nin tarafsız kalabilmesi.

Ama garip değil, çünkü tarafsız kalmak anlamında bir savaş verdik sayılır biz de. Hiç öyle kolay olmadı.

Bugün de bir süredir Ukrayna sosyal medya üzerinden bize övgüler yağdırıyor mesela, muhtemelen amaçları Rusları bize karşı kışkırtmak, böyle bir şey olursa şu hali hazırda akan savaş ortamında bir anda batıyla tüm ilişkimizi kesip Rusya yanında duramayız. Bunun hem altyapısı yok, hem de Rusya'yla ticaret dışında doğru düzgün hiçbir uluslararası bağımız yok. Avrupa'yla ise çok bağımız var. Dolayısıyla Ukrayna'da, Rusya bize "ya bendensin ya onlardan" dediğinde Ukrayna tarafında savaşa girmek zorunda kalacağımızın farkında.

Türkiye savaşa girmek istemiyorsa dengeyi güzel ayarlamalı.

Bu durum 2. Dünya savaşında çok daha vahimdi. Yani öyle kolay olmadı o füzeleri üstümüze çekmemek.
0
akhenaten
(02.03.22)
Mesela İngiliz uçakları "yanlışlıkla" Alman kontrolündeki Rodos yerine Muğlayı bombalamış bi kere. Asıl amaç Türkiye'yi savaşa çekmek muhtemelen. Almanya yanında savaşa girecek bir Türkiye Müttefik devletler için çok fazla bir zorluk çıkarmayacak ama sonuç olarak Ortadoğu bağlantılarını güçlendirecekti
0
nundu
(02.03.22)
Evet ve bu kadar uzun bir süreç içinde bunun gerçekleşmemesi mucize sayılır aslında.
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(02.03.22)
Bu ne haritası?
0
herzan
(02.03.22)
2. Dünya Savaşı olurken o esnada Türkiye haritası.
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(02.03.22)
Almanlar, İngiltere’yi bombalayıp iyice köşeye sıkıştırınca, Chirchill Almanları oyalamak için Ortadoğu’da cephe açıyor. Yani bu harita eksik aslında ve gerçekten Türkiye ortada kalmayı beceriyor. Eskiden bunu da kuru bi hamaset sanırdım, ama gerçek, Trnin diploması başarısı. Almanlar en başından Ortadoğu’yu hedefleseydi yada trde Norveç’te ki gibi aktif maden falan olsaydı belki tr yi de işgal ederlerdi.
0
ya volna
(02.03.22)
Bu biraz da savasin seyri ile alakali.
Nazi almanyasinin olasi İstanbul'u isgal plani bile hazırdı. Harita urerinde kamp kurulacak yerler bile belirlenmiştir hatta. Sutlucede bir toplama kampi planlanmistir. Ama is o noktsya gelmedi.
Yani kimse dur bir bomba da sursya sallayim demez. Savaş cok sikintili bir surectir, kimse mecbur kalmadıkça buna kalkismaz. Cikarlsro dogrultusunda hareket ederler ulkeler, cikarlar savasa girmeyi zorunlu kiliyorsa girerler, savasmis olmsk için değil.

Bugün Rusya da keyfinden girmedi savasa ayni sekilde. Putin bir sabah kalkıp dur ulan bir kac Ukraynali sivil avlayalim da batı bizden korksun demedi.
0
stavro
(02.03.22)
(2)

Seramikle uğraşmış olanlara bir sorum var da

freebird5406_2
Fabrikasyon olmayan el yapımı seramik kupaların ağız kısımları neden genelde kalın oluyor, elde üretirken çeperi inceltmek çatlaklaklara mı sebep oluyor merak ettim bilgisi olan varsa :)
Fabrikasyon olmayan el yapımı seramik kupaların ağız kısımları neden genelde kalın oluyor, elde üretirken çeperi inceltmek çatlaklaklara mı sebep oluyor merak ettim bilgisi olan varsa :)
0
freebird5406_2
(01.03.22)
Eşim uğraşıyor, oradan yorum yapacağım ana cahilliğim baki.

Seramik çamuru porselen kadar dayanıklı değil, o yüzden çok inceltilemiyor.

Diş hekimi bilgilerime dayanarak da , porselenin pişme sıcaklığı seramiğe göre çok daha yüksek olduğu için daha dayanıklı olduğunu söyleyebilirim.
0
bir ileti paylastim
(02.03.22)
Kendim seramik yapmadım ama mö.3000'lerden 50-100 sene öncesine kadarki her dönemden çok sayıda seramik kapla içli dışlı biri olarak ağız profili gayet ince seramikleri de çokça gördüm, hatta yunan seramiklerinde yumurtakabuğu olarak adlandırılan tipte örnekler var. Böyle adlandırılıyor çünkü bildiğiniz yumurtakağu kadar ince cidarlılar, bunların da ağız profilleri düz.

Büyük ihtimalle dönemsel bir alışkanlıktır. Kapların tarihlendirmesi bile çoğunlukla tipolojik sınıflandırmayla yapılıyor zaten, bir dönem bir ekol başlıyor, herkes ustasından ne gördüyse onu yapıyor.

Atıyorum el yapımı kabın ağzındaki o profil, o ürünün fabrikasyon olmadığının bir ifadesi de olabilir.
0
akhenaten
(02.03.22)
(5)

peynir buzluğa atılır mı?

kimwexler
öncelikle, zaten çoktan attım, ama gugıl hazretlerine sorunca atılmaz gibi paylaşımlar da gördüm. atılır diyen de var. gün gelip de buzluktan çıkardığımda peynirim yaşayacak mı? tulum peyniri: not
öncelikle, zaten çoktan attım, ama gugıl hazretlerine sorunca atılmaz gibi paylaşımlar da gördüm. atılır diyen de var. gün gelip de buzluktan çıkardığımda peynirim yaşayacak mı?

tulum peyniri: not
0
kimwexler
(28.02.22)
Tulumsa bir sey olmaz. Beyaz peynir buzluktan cikinca sekli semali kayiyor, anca borege konuyor.
0
fakyoras
(28.02.22)
fakyoras +1
0
lemmiwinks
(28.02.22)
Tulum, lor, çökelek, dil peyniri ya da diğer kuru peynir çeşitleri için hiçbir sorun olmuyor. Eğer taze ve özellikle suda bekletilen tipte ve yumuşak kıvamlı bir peyniri dondurursanız da kıvamı yumuşuyor, ama kimisi de böyle seviyor zaten.

Neticede peynirin yenebilirliğini etkileyen bir sorun olmuyor.
0
akhenaten
(28.02.22)
sulu peynirlerin yapısı buzlukta bozulduğu için atılmaz ama lor peyniri atılır veya beyaz peyniri böreklik çatala güzelce ezip yufkaya da sararsan atılır.
0
neira
(28.02.22)
ben tüm peynirleri atıyorum buzluğa ama tadı çıkarınca buzluğa atmadanki lezzetinde olmuyor tabii özellilke yağsız tuzsuz olanların tadı iyice su gibi oluyor, onu bil de at :) bozulma açısındansa 1 senedir tuttuğum peynirler var hiçbir şey olmadı, peynirin yaşar :)
0
e mice
(28.02.22)
(10)

Allah ve inanç ile ilgili filmler

levent bilgen
İlk aklıma gelen örnekler 21 Grams, Leviathan, Pi'nin Yaşamı, Şeytanın Avukatı...İnsanın Allah'la, inançla ve varoşsal referanslarla ilişkisini ve sorgulamalarını içeren, dini kavramları irdeleyen, kendince tanımlayan film önerilerinizi bekliyorum.
İlk aklıma gelen örnekler 21 Grams, Leviathan, Pi'nin Yaşamı, Şeytanın Avukatı...

İnsanın Allah'la, inançla ve varoşsal referanslarla ilişkisini ve sorgulamalarını içeren, dini kavramları irdeleyen, kendince tanımlayan film önerilerinizi bekliyorum.
0
levent bilgen
(26.02.22)
The Man from Earth
0
bahçedekisandal
(26.02.22)
The Invention of Lying
0
lancelot du lac
(26.02.22)
Dogma www.imdb.com
0
kobuzchu kiz
(26.02.22)
The Sunset Limited.
0
anatomik
(26.02.22)
meetings with remarkable man
0
diyojenimtırak
(26.02.22)
The Man from Earth +1

Ek olarak biraz daha hicivsel yaklasimla PK www.imdb.com
0
sertac akin
(26.02.22)
Hristiyanlık özelinde the two popes var.
0
akhenaten
(27.02.22)
Winter Light + 1 çok iyi filmdir.
The Sacrifice - 1986 - Andrei Tarkovsky
0
fobfilm
(27.02.22)
Life of brian
Luther(2003)
The Twilight Zone: Season 1, Episode 28 (A Nice Place to Visit)
0
sorucu
(27.02.22)
Takva, Book of Eli
0
congratulationsyouwon
(08.03.22)
(11)

Osmanlı Hristiyan olsaydı

Kaleci Saçlı Forvet
Bu konu hep aklıma takılmıştır. Bi anektod vardı Papa Fatih Sultan Mehmet'i Hristiyan olmayan davet etmişti, gerçektir değildir bilmiyorum ama gerçek olsaydı ve kabul edilseydi, Osmanlının Katolik bir Hristiyan olması sonrası için ne kazandırırdı? Bunu sorarken Hristiyanlık süper bir din demiyorum a
Bu konu hep aklıma takılmıştır. Bi anektod vardı Papa Fatih Sultan Mehmet'i Hristiyan olmayan davet etmişti, gerçektir değildir bilmiyorum ama gerçek olsaydı ve kabul edilseydi, Osmanlının Katolik bir Hristiyan olması sonrası için ne kazandırırdı? Bunu sorarken Hristiyanlık süper bir din demiyorum ama bugün Avrupa aynı zamanda dini bir birliktelik üzerine de kurulu, Osmanlının yeri ne olurdu bu birlik içinde Avrupa'nın ABD'si mi olurduk yoksa alelade bi Avrupa ülkesi mi olurduk. Ekonomik ve sosyolojik olarak bugünkü durumumuzdan daha iyi olurduk gibi geliyor bana her halükarda ama nihai sonuç ne olurdu acaba. Tabii bunu sorarken ben Osmanlının yine çağdaşları gibi yıkılacağını düiünüyorum ama siz yıkılmamış olduğu bir senaryo üstünden de gidebilirsiniz. Teşekkür ederim.

Edit: Bu arada hiçbir dine mensup değilim dinlere karşı bi sevgim de yok düşmanlığım da, sadece alternatif bir sonuçta ne olurdu diye merak ediyorum.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(26.02.22)
osmanlı teknik olarak katolik olamazdı. olsa olsa ortodoks olurdu. bizi arap ülkelerinden ve kültüründen olabildiğince uzak tutacağı gerçeğinden hareketle çok daha iyi durumda olurduk muhtemelen.

başımıza gelen kötü şeylerin çoğu ortadoğu kültürü ve dini etkisi altındaki insanlardan kaynaklanıyor.
bir fransa-almanya olmazdık belki ama birçok konuda ispanya ve italya seviyelerinde olurduk en azından.
0
bohr atom modeli
(26.02.22)
Osmanlı Hristiyan olsaydı Osmanlı diye bir imparatorluk olmazdı. Osmanlı Devleti gaza politikasıyla hareket etmiş bir Türk devletidir. Yani amaç İslam'ı yaymaktır. Amaç İslam'ı yaymak olduğu için yapılan savaşların amacı budur. Bu nedenle ordu Viyana'ya kadar gidecek motivasyonu bulmuştur. Hristiyanlığı kabul etmesi Osmanlı'nın var oluş amacına terstir. Doğal olarak yayılma duracağı için Osmanlı denen devlet Marmara Bölgesi'nin ötesine geçemezdi. Avuç kadar bir beylik olarak kalırdı ve yok olurdu. İslam'ın Osmanlı'ya en büyük katkısı gaza için yapılan savaşlar sonucunda büyük toprak kazanmasıdır. Hristiyanlığın ise Osmanlı'ya hiçbir katkısı olmazdı. Çünkü Hristiyanlık Orta Çağ'da cennetten yer satılan, bilimin engellendiği bir ortamda yer alıyordu. İslam ise bilginler sayesinde daha zengin bir durumdaydı. Fatih ile Hristiyanlık arasında sürekli zorlama bir bağ kurulmaya çalışılıyor. Fatih bunu kabul etseydi ki etmesi imkânsız, gavur padişah diye kendisini asarlardı.

En fazla Sırbistan düzeyinde bir devlet olurdu. Dünyada hiçbir etkisi olmazdı.
0
dissendium
(26.02.22)
Abi dediğine çok katılmıyorum Hristiyanlar da 1500 yıldır falan kendi aralarında ya da Müslümanlarla savaşıyor, yani Hristiyanlığı kabul etselerdi de savaşmak için, özellikle o dönem için yine bi motivasyonları olurdu muhtemelen, bu yine toprak kazanılmasını sağlayabilirdi. Biz Hristiyan olduk hadi oturup çayımızı kahvemizi içelim demezlerdi sanırım.
0
🌸Kaleci Saçlı Forvet
(26.02.22)
tarihsel olarak, kusatma olarak ne degisirdi bilmiyorum ama arap kulturunden uzak kalirdik. din kardesligi adi altinda su anki multeci sorunumuz da olmazdi mesela. ab'ye de daha kolay girerdik. en kotu kucuk, etliye sutluye dokunmayan bir avrupa ulkesi olurduk. asyada topragimiz da olsa sirf dinden sade avrupa kitasindan sayilirdik otekilestirilmezdik.
0
Kittie
(26.02.22)
Valla Osmanlı değil ama, tarihte Türkler kadar çok din değiştiren başka bir millet yok sanırım, Musevi, Hıristiyan, Budist vs olan bir sürü Türk topluluğu / askeri / komutanı / devleti var tarihte.

İlginç bir şekilde İslam hariç hiçbir din "tutmamış". Tabi başka milyon tane sebep de vardır da, Türklerin asıl olayı askerlik olması ve İslam'daki cihat anlayışı güzel bi sinerji yakalamış gibi görünüyor.

Yani üretimden, ticaretten, sanattan anlamayan bir topluluk var elinde. Asıl meslekleri sağa sola saldırıp yağma yapmak. Zamanın en yeni ve cool ideolojisi de senin yeteneklerinle uyumluysa ona yönelmek en mantıklısı.

Demek istediğim, eğer Türkler Müslüman olmasalardı zaten Osmanlı olmazdı büyük ihtimal. O saatten sonra da tüm ordu Müslüman, Fatih din değiştirse onu takip edip etmeyecekleri şaibeli.

Bi de işte Müslüman olmayan Türklerin, günümüzde istisnasız hepsinin asimile olmuş olması durumu da var. "Alelade bir Avrupa ülkesi" olmak, başımıza gelebilecek en iyi şey olurdu diye düşünüyorum. Gagavuz Türkleri, Karaylar, Uygurların hali ortada.

Edit: bu arada fun fact, Fatih'in oğlu Cem Sultan Vatikan'a kaçıyor, en son da torunları falan Hıristiyan oluyor diye hatırlıyorum.
0
plutongezegendegilmi
(26.02.22)
osmanlı hristiyan olsaydı bizans olurdu. bizans osmanlı aynı şey.

fark yok.
0
duyurukullanıcısı
(26.02.22)
İslâm olmasa da o dönem zaten gaza akımları her yerde var. Sürekli sınırları zorlamak, gasp etmek, Sümer döneminde bile mevcut. Yani Osmanlı Müslüman olmasaydı olmazdı söylemi safsata ki Fatih Sultan Mehmed'e değin Hristiyanlar devlet yönetiminde etkin görev alıyor. Fatih Mehmed bunları yollayıp devlet yönetiminde tamamen ele geçiren ilk padişahdır. Bu yüzden ki Halil İnalcık Osmanlının gerçek kurucusuna Fatih der.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(26.02.22)
bence en önemlisi anadolunun türk oldugu değil grek ve ermeni oldugu kabul edilirdi.
osmanlı hristiyan yani ortodoks olsaydı yine rusya ile çekişirdi.
ortodoks hristiyan dünyasının lideri kim olacak diye.
ruslar slav nüfus desteğine, yükselen ivmesine ve kuzey asyadaki sınırsız topraklarına dayanarak yine avantajlı olurdu.
osmanlı avrupada islamiyeti yaymak motivasyonunu kaybederdi, aksine ortadoğu ve afrikadaki müslüman halkları sömürgeleştirmek motivasyonuna sahip olurdu.
abd gibi olması imkansız çünkü bir akdeniz ülkesi. avrupanın lideri yine okyanusa kıyısı olan ingiltere almanya fransa olurdu.
hristiyan oldugu için avrupadaki olumlu ve olumsuz gelişmelere daha çok dahil olurdu.
fransız ihtilali ve napolyon savaşlarında daha aktif olurdu.
monarşi eninde sonunda yine yıkılırdı en geç 2.dünya savaşında veya sonraki darbe dönemlerinde.
yıkıldıktan sonra kurulacak cumhuriyet yunanistana çok yakın olurdu hatta birleşme bile gündeme gelebilirdi. hatta yunan ayaklanması olmazdı bile. bizans gibi bir ülke olunurdu ve yunanlar ayrılmak istemezdi.
0
dafuq
(26.02.22)
önceki cevabın silinmesi sonrası edit'lenmiş cevap:

II. mehmet papa'nın teklifini kabul etseydi devletin başında 2 gün kalamazdı. o zamanın eşrafı ona göre bir alternatifi başa getirir, sistem aynen devam ederdi.

takvimi geriye sarıp islam'ın yayılışının kısıtlı kaldığı bir senaryo üzerinden gidelim:

ortadoğuya yakın oluşumuz dolayısı ile müslümanların azınlık olduğu bir durumda, zamanımızın ve kaynaklarımızın büyük kısmı din temelli çatışmalar ile harcanırdı.

protestanlık sonradan bunu değiştirse de hristiyanlık, islam'a göre ekonomik ve sosyolojik açıdan daha kısıtlayıcı, tutucu bir din idi. bundan dolayı endüstri devrimi öncesinde ekonomik ve sosyolojik olarak kesinlikle daha iyi durumda olmazdık. protestanlığı benimsediğimiz ölçüde erken kapitalist dönemde bazı sistemleri oturtma şansımız olabilirdi. ancak rusya ve dinen karşıtımız olan doğudaki komşularımız karşısında, oluşturduğumuz ekonomik yapıyı bozmadan pek fazla dayanamazdık. 1. dünya savaşı sonrası dünyada olduğu gibi bizde de imparatorluk konsepti yıkılırdı.

refah açısından geri kalmamızda avrupa'daki dini birliktelik elbette bir yere kadar geçerli ancak bizim muhafazakar akademik tayfanın iddia ettiği kadar büyük bir faktör değil. zira dünyanın gördüğü en büyük iki savaş da hristiyanların kendi arasında patlak verdi.
0
zgrydn
(26.02.22)
ingiliz fransız alman ortadoğuda yaşamıyor, din de yok, yüzlerce yıl olmuş dinini unutalı, dünyanın en kanlı savaşını başlattılar 2 kere, milyonlarcası birbirlerini boğazladılar

tarihi eğer şöyle olsaydı diyerek baştan kurgulamak imkansız
0
comp
(26.02.22)
Avrupa dini bir birliktelik üzerine kurulu değil aslına bakarsanız. Bizim ülkenin bakış açısından böyle bu. Avrupa soy bağları üzerine kurulu. Batı, orta ve doğu Avrupa içerisinde teknik olarak aynı dine mensup olmalarına rağmen derin ayrılıklar var.

Bunu anlamak için geç antik çağ tarihine bakmanız gerekiyor, Roma'nın yıkılış sürecinde germen kabilelerinin toprak bölüşümleri kritik öneme sahip. Yüzyıllar boyu karolenj ve merovenj hanedanları daha geç dönemlerde capetler, bourbonlar, plantagenet, tudor, hanoverlar gibi belli başlı aileler arasında miras olarak parçalanıp birleşen topraklarda kurulu bu ülkeler. Bizim "Türki cumhuriyetler" dediğimiz yapıdan çok daha sıkı fıkı bir ortak geçmiş var aralarında. "Aynılık" hissiyatı dini yakınlığın çok ötesinde. Dini aynılığın sebebi dahi bu ailelere mensup monarkların din değiştirmiş olması. Avrupa'nın hristiyanlaşma süreci çok ilgi çekici bir konu ama bizim ülkede ne ilginç ki Avrupa tarihi ile ilgili yazılmış çevrilmiş kitapların sayısı çok az. Özellikle de geç antik çağ ve orta çağı konu edinen kitaplar daha da az.

Osmanlı hristiyan da olsa balkan ülkelerinden ya da ermenilerden çok da farklı olamazdı.

Türkiye'deki Müslümanlar Avrupayı "Hristiyan devletler birliği" olarak görüyor. Bundan daha yanlış bir tanımlama çok zor yapılır sanırım. Zaten bugünkü Avrupa'nın Hristiyanlıkla pek bir ilgisi alakası da kalmadı.

Hristiyan olmamızın bize tek artısı bugün yaşadığımız kimlik bunalımını yaşamıyor olmamız olurdu. Bugün İslami kaygılarla ne batı ne de doğu bloğuna ait hissedemiyoruz, ancak dünyanın güç dengesi bu bloklar arasında kurulu.
0
akhenaten
(26.02.22)
(8)

Günlük protein ihtiyacınızı ne şekilde karşılıyorsunuz?

msb
Fitness ve B. Building'le ilgilenenlere sorum.Protein alma yöntemleriniz/miktarlarınız nedir?
Fitness ve B. Building'le ilgilenenlere sorum.

Protein alma yöntemleriniz/miktarlarınız nedir?
0
msb
(23.02.22)
120 gram civarı alıyorum bunu 2 kaşık şeklinde protein tozundan kalanını yemeklerden alıyorum. Yemekte de genelde tavuk hindi falan yiyorum 2-3 öğün olarak.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(23.02.22)
ben de 120 gramı görüyorum. 30'u protein tozundan kalanının ağırlığı tavuk ve kontrafile. nohut mercimek falan da çok yiyorum hafta bi nohutlu yemek yapar, birkaç gün yerim.
genelde 1 gün tavuk 1 gün baklagil/sebze 1 gün kırmızı et döngüsünde.

yetişemezsem protein barlar ve Bigjoy'un proteinli çorbası da yedek kulübesinde bekliyor.
0
patronaj1
(23.02.22)
yumurta, 30gr protein takviyesi, porsiyonlara bölünüp dondurucuya atılmış tavuk göğüsleri, yağsız mercimek haşlaması (genelde içine bir de yumurta kırarım) ekseninde gidip geliyor ağırlıklı olarak.

O döngüden çıkmak istediğimde arada bir değişiklik yapıp kullanmak için soya kıyması bulunduruyorum, kırmızı eti düzenli karşılayamadığım için yine arada bir kullanıyorum.

90-100gr aralığında tutuyorum günlük alımı.
0
akhenaten
(23.02.22)
Kg*1.5-2
Sabahları protein süt (25gr) ya da proteinli yogurt(15gr)

Öğlen genelde 250-300 gr arası et

Akşam gene benzer

Şimdi sabahki yogurt/süt olayının yerini kendi myprotein(aromasia) ile yapacağım tarifler alacak.
0
logisticsmanager
(23.02.22)
Karsilayamiyirum. Gunluk ihtiyacim 120-150gr arasi ve bu oyle az buz bir rakam değil. Gunde 120-150gr proteini ortlama bir insan kolay kolay alamaz. Hayvan gibi et tavuk yumurta yemen lazim.

Bana sorarsan protein tozu sart. Ki protein tozu kullansan da cok kolay degil gunluk ihtiyaci karşılamak.
Ben zaten protein ihtiyacımi tutarli bi sekilde devamlı karşılayacağımi bildigim icin kasmiyorum. Ama bugunden itibaren ihtyaci karsilamaya baskayacak olsam rahat yarisini protein tozundan karsilarim. Obur turlu hem maliyet açısından hem de midenin almasi acisindan zor. Gercekten 120gr protein dediğin az buz bir rakam degil ve bu benim gibi 70kg civari bir adamin "minimum" ihtiyaci. Agirligin fazlaysa ve kas orani da fazkaysa bu rakam daha da yüksek olacak. Tavuk ve etin agirliginin yaklasik %22sinin protein oldugunu dusunursek kolay degil o kadar protein almak. Bayağı gommen lazim yani.

Protein ihtiysci hesabı:
Yag orani cikarilmis vücut agirligi*2.70(minimum 1.50)
0
stavro
(23.02.22)
sabahları mutlaka yumurta (1-3 arası)+peynir+süt
bazen hindi füme, yulaf proteini

öğlen ve akşam mutlaka et, tavuk, balık.
dönüşümlü bunları yiyorum. köfte, steak, kavurma, kuşbaşı, kıymalı yemek, tavuk haşlama, tavuk sote, vs ne olursa

yukarıdakileri yiyemediğim günlerde protein tozu

ki ben 100-120 gr arası alıyorum. 150gr falan almıyorum yani.
0
dafuq
(23.02.22)
Azını etten, çoğunu kuru baklagillerden
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(24.02.22)
Ne kadar kütle kazanmak istediğinize ve antrenmanınızın ağırlığına göre protein ihtiyacınız değişir. Antrenman yaptığım günler 5-6, yapmadığım günler 4 öğün yiyorum. Bitkisel ve hayvansal protein kaynaklarını öğünlere istediğiniz gibi dağıtabilirsiniz. Ben her öğün en az 30 gram almaya dikkat ediyorum. Yukarıda bahsedilenlere ek olarak lor peynirini de tavsiye ederim. Bir de süt içecekseniz yatmaya yakın için. Uykudayken vücut o proteini kullansın.
0
schopenhauerin kedisi
(25.02.22)
(1)

yurtdışı yüksek lisans kyk erteletme

Nickbulamadım
Yurtdışında yüksek lisans yapıyorum. kyk kredi borcumun ödemesi bu haziranda başlayacak, bunu nasıl erteletebilirim?
Yurtdışında yüksek lisans yapıyorum. kyk kredi borcumun ödemesi bu haziranda başlayacak, bunu nasıl erteletebilirim?
0
Nickbulamadım
(23.02.22)
buradan "Yüksek Lisans / Doktora Sebebiyle" erteleme seçeneğini seçip ilgili adımları izleyebilirsiniz ancak bir ay kala erteleme işlemlerini başlatabiliyorsunuz diye hatırlıyorum, daha önce olmuyordu. bir de erteleme cevabının gelmesi vade başlangıcını geçerse vadesi gelen taksiti ödemeniz gerekiyor. Ayrıca ertelettiğiniz zaman borcunuz mevcut yurt içi üfe'ye göre yeniden hesaplanıyor ve bu da baya bir artış demek. bu yüzden çoğu kişi gecikme faizi ödemeyi tercih ediyor erteleme yerine.

evet saçma, ama öyle.

www.turkiye.gov.tr
0
akhenaten
(23.02.22)
(12)

Köpeğim ısırdı

euteamo
SlmlarKendi köpeğim benı ısırdı. İki tane kocaman diş izi Acayip de sızlıyo elimYakın Bi özel hastaneye geldimBiz bakamayız hasekiye gidin dediDikiş falan lazım değil, sarar ağrı kesici verir diye gelmiştimYaklaşık Bi buçuk yaşında Bi kere kuduz aşısı olduBu ay ikinciyi yaptıracaktımNe yapsam?
Slmlar
Kendi köpeğim benı ısırdı.

İki tane kocaman diş izi
Acayip de sızlıyo elim
Yakın Bi özel hastaneye geldim
Biz bakamayız hasekiye gidin dedi

Dikiş falan lazım değil, sarar ağrı kesici verir diye gelmiştim

Yaklaşık Bi buçuk yaşında Bi kere kuduz aşısı oldu
Bu ay ikinciyi yaptıracaktım
Ne yapsam?
0
euteamo
(21.02.22)
Hasekiye gidin
0
kuehles blondes
(21.02.22)
Doktora gidin, kimse size kuduz olmama garantisi veremez. Malumunuz kuduz tedavisi bulunmayan ve mortalitesi %100'e yakın bir hastalık. Bir aşıyla geçip gidecek bir şey için canı riske atmaya değmez.
0
akhenaten
(21.02.22)
Ya ama kendi köpeğim
0
🌸euteamo
(21.02.22)
Eğer hayvanı takip edebiliyorsanız aşı olmanıza gerek olmuyor. Çünkü hayvan kudurduğunda siz aşı olmaya giderseniz kuduz olmadan atlatabiliyorsunuz.

Yani sokakta ısırılsanız aşı olun derdim çünkü hayvanı tekrar bulamama sağlıklı olduğunu teyit edememe ihtimaliniz var. Ama evinizde köpeği gözlemleyebilirsiniz ve hastalanırsa aşıya gidebilirsiniz.

Kuduz vakası artık görülmüyor diye biliyorum ama bi araştırmanızda fayda var.

edit: hayvanı da 10 gün takip etmeniz gerekiyordu yanlış hatırlamıyorsam. Sonrasında risk kalmıyor.
0
zimbirik
(21.02.22)
@zimbirik: kuduz görülmüyor diye bir şey çok yok. özellikle köpek ısırıklarında takip mümkün değilse mutlaka aşı öneriliyor. şansa bırakamayacağınız bir sonuç söz konusu. görülmeme sebebi aşılama.

@euteamo bi bilen sizi şikayet etse kolluk kuvvetleri gelir zorla aşıya götürür. haberiniz olsun. ha köpek sahipli / kendinizin diye farklı bir uygulama söz konusu mu bilmiyorum. ama gerçekten tatavasız bir aşı, galiba 4 taneydi (olay günü ve 3-7-14. günler) olun kurtulun. her hastane yapmıyor. ama kuduz birimi ayrı oluyor yapanların 2 dk sürmüyor tüm işiniz.
0
vital
(21.02.22)
Evet kendi köpeğim, antibiyotik alıcam, ve köpek zaten benimle uyuyor, kuduz olduğunu sanmıyorum.

10 ikimizi de gözlemlicem, teşekkürler
0
🌸euteamo
(21.02.22)
bir buçuk yaşında, kendi köpeğiniz nasıl kuduz olabilir?
eğer bütün gün sokakta tek başına dolaşıp, 2-3 günde bir size görünüyorsa mantıken "belki" olabilir.

"kuduz görülmüyor" ya da "olmama garantisi verilebilir" diye bir şey var ayrıca.
bir tane hayvanın kuduz olması o bölgenin karantinaya alınmasına neden olan bir şey.
sağda solda tesadüfen görülen bir hastalık değil, toplum sağlığını riske atacak düzeyde tehlikeli.
üstelik havadan da bulaşmıyor kuduz, tükürükle bulaşıyor.
yani köpeğinizin ısırılmış olması lazım.

son derece lüzumsuz ama aklınıza takılacaksa olun geçin.

geçmiş olsun.
0
blatta hiberna
(21.02.22)
sahipli ve asili ise sorun olmuyor.
eger sahipsiz ve takip edemeyeceginiz bir kopek/kedi ise 5 doz
sahipsiz ama takip edebileceginiz bir kopek/kedi ise 3 doz yapiliyor (10.gune denk geliyor)
siz veterinerize bir sorun. ilk doz kuduz yapildi, ikiciyi de yakinda olacak; benim kendi kopegim/kedim olsa dert etmem. yara yerini iyice sabunlu suyla yikar, baticonlarim. bazi yaralar iltihaplanabiliyor, bu nedenle veterineriniz arayip hangi kremi kullanabileceginizi sorabilirsiniz, mutlaka yonlendirecektir.

ha eger ki kopegim genel olarak disarda kendi halinde dolaniyorsa, kirsalda yasiyorsaniz gibi gibi durumlar varsa gider asimi olurum, kopegime de yan yan bakip takip ederim :)

mardin kirsalda kuduz vakasi goruldu gecenlerde, artik gorulmuyor denilmiyor malesef.

doktor degilim 3 kere kuduz asisi oldum kedi/kopek sevdam yuzunden
0
65 derece
(21.02.22)
Ben başka taraftan bakacağım; köpeğiniz sizi neden ısırdı?
Kendi sahibine dönen agresyon sıkıntılı. Kendi köpeğim reaktif ama bize dönük bir agresyonu olsa bilmiyorum nasıl olurdu.

Sizi isirdiysa davranış eğitmeni bulmanizi tavsiye ederim (bakın eğitmen değil, davranış egitmeni).
Hatta sıkıntı varsa davranış veterineri de olabilir.

Bir de belirtisiz mi ısırdı? Yani hirlama vs olmadan?
0
logisticsmanager
(21.02.22)
@logictics uyardi, patisini silmeye calisiyordum

Evde benimle yasiyor, hic isirilmadi, kendi halinde gezmiyor
Antibiotikli krem surdum, bi de antibiotic aldim :-) Cok tesekkurler
0
🌸euteamo
(21.02.22)
Daha dün haberlerde gördüm, 7 kişiyi ısıran köpek kuduz çıkmış. Her ihtimale karşı gidin. Bir de kuduz aşısı her yerde olmuyor, o yüzden hasekiye gitmeniz şart.
0
candide
(21.02.22)
Dışarıda başka hayvanlarla iletişim kurmuyorsa evdeki köpek kendi kendine kuduz mikrobu üretemez elbette ki, hele ki aşılı hayvan.

Ama mesela bahçede bakılan bir köpekse yine riskli, bir fareden, sincaptan, kediden vs de kapabilir virüsü.

Devlet hastanesine gittiğinizde kedi bile tırmaladı deseniz basıyolar kuduzu ve tetanozu, riske atılacak bir şey değil çünkü.
0
John Bloor
(22.02.22)
(9)

Uzun dönem askere giden var mı?

adwokat
Tavsiye ediyor musunuz? Yoksa şimdiki aklınız olsa borçla bedelli vs. mi yapardınız?
Tavsiye ediyor musunuz? Yoksa şimdiki aklınız olsa borçla bedelli vs. mi yapardınız?
0
adwokat
(19.02.22)
347 kd olarak yapmıştım. Param da cebimde kald. Güzel anılar biriktirdim geldim, 33 yaşındayım hala anıları anlatıyorum. borç alıp bedelli yapmak mantıksız.
0
kanlakarisikyagmur
(19.02.22)
Benim zamanında yoktu bedelli ama olsaydı her tülü kullanırdım, bir günümü bile askerlik için harcamazdım.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(19.02.22)
Ben gittim geldim. Gitmeseydim 6 ayda hayatım harika olur muydu? sanmıyorum. Eğer elimde işim gücüm olsaydı 6 ay gider miydim, sanmıyorum.

Çok büyütülüyor askerlik olayı. Şartlarınıza göre düşünün bence. Ne yapıyorsunuz şimdi? Aktif olarak iş arayıp mülakatlara giriyor musunuz mesela? Oldu olacak mı işiniz? 6 ay sizi çok mu koparacak sektörden? Gitmeyin o zaman, bedelli yapın. Evde oturup oyun mu oynuyorsunuz? O zaman gerek yok, gidin gelin neden para harcayasınız?
0
akhenaten
(19.02.22)
akhenaten +1

Şartlara göre düşünmek mantıklı. aylık kaç para kazancınız var? 6 ay gitseniz ne kadar para kaybedersiniz.

Askerliğin güzel yanı sabır etmeyi ve sivil hayatın ne kadar güzel olduğunu anlamana yarıyor. Birde askerlik ortamı önemli. Asker arkadaşların kimisinin askerliği güzel geçiyor kimisinin berbat.
0
komando kani var bende
(19.02.22)
366 kd olarak yaptım. devletin 6 aylık tatil kampına katıldım :) çok güzel zamanlar geçirdim.

Bu arada benim yaptığım yerde küfür ederek bitmesini bekleyenler de vardı. bu tamamen sizin yeteneklerinizle alakalı bir durum. tek kd olmam büyük avantaj sağladı bana. terhisleri, bina giderleri vb işleri ben yapıyordum.
0
fernandoenes
(19.02.22)
bedellinin olmadığı dönemde 6 ay kısa dönem askerlik yaptım.

bana çok şey kattı mı? evet
ama kaybettiğim zamana ve çektiğim eziyete değer mi? hayır

rahat bir askerlik yaptım ama yine de imkanım olsa bedelli yapardım.

bana göre bir insanın bedelli yapmayıp askerlik yapması için
* ya maddi durumu kötü olmalı
* ya askerliğe çok hevesli olmalı
* ya da sivil hayatta yaşadığı ortamdan kurtulmak için sebep arıyor olmalı (sıkıcı hayat, iş yeri tazminatı almak, macera arayışı, belalı birilerinden veya aile ortamından kaçma için sebep gibi.)
0
dafuq
(19.02.22)
geçmişte doktora kaydı döneminde 1 gün bakaya kaldığım için sistem bedelli yapmama imkan tanımıyor. bu sebeple 3 martta askerim.

bugun bedelli imkanı taninsa 250.000 tl de verir bedelli yaparım.
0
a darkness coming
(19.02.22)
Uzun dönem derken 6 ay yaptım. Ben o parayı askerliğe vermezdim ya.
0
dissendium
(19.02.22)
369 kd yaptım, çok güzel günler geçirmedim, yine de iyi ki bedelliye girmemişim diyorum. kardeşim evli iken gitti, o bedelli yaptı. uzun dönem yapması çok zor olacaktı. şartlarına göre karar ver derim.
0
gazozailacatmauzmani
(19.02.22)
(6)

Sevgilinin ailesiyle tanışma eşiği

Berck
Bu mevzuya dair iki sorum olacak;1. Şimdiye kadarki ilişkilerinizde sevgililerinizin ailesiyle tanışma sıklığınız ne seviyelerde oldu? Sizden bu tür bir talepte her bulunana tamamdır dediniz mi?2. Bu tür bir aksiyonu ilişkinin mevcut zamanı itibariyle çok da gerekli görmediğinizde kırmadan nasıl iz
Bu mevzuya dair iki sorum olacak;

1. Şimdiye kadarki ilişkilerinizde sevgililerinizin ailesiyle tanışma sıklığınız ne seviyelerde oldu? Sizden bu tür bir talepte her bulunana tamamdır dediniz mi?

2. Bu tür bir aksiyonu ilişkinin mevcut zamanı itibariyle çok da gerekli görmediğinizde kırmadan nasıl izah edilebilir bu?
0
Berck
(19.02.22)
Ben istemem ama mecbur birakildigim oldu. evlilik mevzusu isin icine girmedikce ailelerle isim
olmaz. bunu kirmadan soylerim iste napcam aileyi durduk yere basa bela. evlenirken bile tanismak istemem asiri karsiyim bu islere.....
0
ala09
(19.02.22)
Hiçbirininki ile tanışmadım. Bir tanesi ile ayrılık getiren sebeplerden bir tanesi de buydu hatta.

İşleri gereksiz yere karışık hale getiren bir mevzu bu. Aile çok medeni, sevgili muhteşem bile olsa bir noktada hayatı zorlaştırıcı hale gelebilecek bir mevzu. Öte yandan tanıştırmanın getirdiği bir katkı da yok.

Evlenme yoluna girmediğim sürece tanıştırmam ben. Sevgiliye ve ailesine bağlı olarak talebini değerlendiririm, neden gereği olmadığını anlatırım. İlişkimi kötü etkileyecekse tanışmamak(sevgiliye zorluk çıkartan aile vs) tanışabilirim.

İzah etmek çok zor veya kolay olabilir ama bu tamamen sevgili ile ilgili bir durum. Bazısı için bunu yaparsak gereksiz erken evlilik baskı kurarlar diyip ikna edersin, bazısı bunu duyarsa ayrılır. Sen bilicen onu.
0
Jux
(19.02.22)
Açıkçası sevgilimin tavrına göre değişiklik gösteriyor. Eğer açık görüşlü bir aileyse ve sevgilim de "beni evden alsana ya, ben hazırlanırken sen de içerde oturursun bekleme dışarda boş yere" kafasındaysa ilk günü de olur, fark etmez.

Ancak bunun altında evlilik iması varsa bu durumda kendimi sıkıştırılmış hissederim, önce açıkça ilişkimiz üzerine konuşup ortak bir noktada mıyız diye emin olduktan sonra planlı programlı ucunun nereye çıkacağını bilerek bunu yapmak isterim.

Sizin durumunuz nedir bilemem tabi.
0
akhenaten
(19.02.22)
1. Evlenmek üzere değilsek ve hayatın akisindan kaynaklı bir mecburiyet olusmadiysa tanismak istemem/tanıştırmam

2. Evlenme durumu yokken bu tarz şeyleri doğru bulmuyorum diyerek reddederim
0
abuzer
(19.02.22)
1) eski esimle islerin resmiyete dokulmesi zamaninda gitmistim ailesine. Baska kimsenin ailesiyle tanismadim, tanismak da istemem. Ben kendi sevgililerimi ailemle tanistirirken de hic resmi bir sekilde olmadi. Mesela o arabada beni beklerken balkondaki anneme “merhaba x teyze” demistir, annem de “merhaba oglum, nasilsin” demistir veya arabayla bir yere birakmisizdir, biz kahve iciyorken o da ugramistir falan gibi ortamlarda tanistilar. Boyle bir talepte bulunan olmadi. Ben de talep etmedim.

2) yukarida bahsettigim sekillerde bir tanisma hali bence cok uygun ve normal. Ailemin onayi icin degil ama yarin obur gun basima bir sey gelirse nerede kimle oldugumu bilsinler diye hayatim hakkinda fikir sahibi olsunlar isterim tabii. Kadinlar guvenlik sebebiyle daha ilk bulusmada bile sosyal medya profili, bulusulan adres, kisi hakkinda bazi detaylar falan paylasirlae cevrelerindekilerle.

Ama dedigim gibi boyle hayatin normal akisi icinde degil de, ozel olarak planlanan bir ziyaret ve yemek falan gibi resmi bir organizasyonla tanisma halini kabul etmezdim.
0
sopiro
(20.02.22)
Açıkçası sadece bir sevgilimin ailesiyle tanıştım. Evlilik düşünmediğim, ciddi olarak ilerlemeyen kimsenin ailesiyle tanışmam. Ama bu konuda çok da keskin değilim. Mesela bir yere gidilecektir, onu ailesinin yanından alıp bir yere gideceğizdir vs ayak üstü şeyler olabilir tabii. Ben yemekli sohbetli tanışmadan bahsediyorum.
Talep gelmemişti, sevgilimin abisinin düğününe gittim orda tüm sülaleyle tanıştım. Sonrasında ailesi benimle ayrıca tanışmak istemiş, bir yemek yiyelim konuşalım demişler, sevgilim de sırası değil ilerde olur demiş.

Evlenirsek bir gün tanışırız o zaman, aceleye gerek yok derdim herhalde.
0
jazzabel
(20.02.22)
(16)

Arkadaş olacağınız kişinin siyasi görüşleri sizin için önemli midir?

norules
Sizinle tamamen zıt siyasi görüşlere sahip olan, bu görüşlerini dile getiren, savunan biriyle yakın arkadaşlık ilişkisi kurmayı tercih ediyor musunuz? Arkadaşlık yürüteceğiniz kişide etkiliyor mu sizi böyle detaylar, yoksa umurumda olmaz noktasında mı olursunuz?
Sizinle tamamen zıt siyasi görüşlere sahip olan, bu görüşlerini dile getiren, savunan biriyle yakın arkadaşlık ilişkisi kurmayı tercih ediyor musunuz?

Arkadaşlık yürüteceğiniz kişide etkiliyor mu sizi böyle detaylar, yoksa umurumda olmaz noktasında mı olursunuz?
0
norules
(17.02.22)
Etkiler. Umrumda olur. Manasız, takım tutar gibi fikir savunsa canımı sıkar sadece siyaseten değil.
0
karacigerim vur kadehlere
(17.02.22)
Siyasi görüş bir manada yaşama bakış açısını gösterdiği için aynı pencereden bakamadığım biriyle yakınlık kurmam çok düşük ihtimal. Fakat Siyasi görüşünden de önemlisi, siyasi fanatizm ve bağnazlık düzeyi benim için.
0
tamam sakinim
(17.02.22)
benim için önemli ya. etkiliyor. şöyle tabii fikir ayrılığımız olmasın, aynen benim gibi birisi olsun filan değil bahsettiğim. çok zıtsak, hele ki bazı konularda keskin fikirlerimiz varsa pek anlaşamayız diye düşünüyorum. bi de bu maalesef biraz türkiye'yle ilgili... şimdi açık konuşayım ben akp'yi seven biriyle mecburiyet haricinde muhatap olmak istemem ama almanya vatandaşı olsam (şimdi olmaktan bahsediyorum, sonradan) ve atıyorum yeşillere oy versem, başka partiye oy veren biriyle daha rahat anlaşabilirim.

çünkü orada her şey verdiğin oya bağlı değil, siyasetin etkileri buradaki gibi yıkıcı ve çok büyük olmuyor. haliyle aynı ölçüde kutuplaşma söz konusu değil. burda ben tartışmaya dahi girmiyorum çünkü kavga çıkarmaktan, birilerine zarar vermekten korkuyorum. orda arkadaşımla "yaaa oğlum hadi ordan, yanlış düşünüyon" vs. diye efendi gibi tartışıp arkadaşlığımı da koruyabilirim. çünkü o kadar agresif ve keskin olmaya gerek yok.
0
der meister
(17.02.22)
Siyasi görüş hayata bakış açısıdır. Hayata bakış açısı da yaşantıyı etkiler. Önemsiz diyen insanlar genel olarak sadece kafalarında kendilerine alternatif gördükleri ana akım bir iki görüş üzerinden düşünüyor bunu sanırım. Ya da kafalarında hayali, zıt siyasi görüşe sahip olmasına rağmen kendileriyle iyi anlaşma niyeti taşıyan insanlar yaratıyorlar.

Gerçekte siyasi görüşü farklı olan insanlarla çoğu zaman arkadaş dahi olmayız. Çoğu zaman ilgi alanları uyuşmaz çünkü. Siyasi görüşü farklı insanlarla genelde iş ortamında karşılaşırız ve malum, zoraki katlanırız bu kişilere.
0
akhenaten
(17.02.22)
Hiç umrumda değil.
Ne yapabileceğimize bakarim tamamen.
Ancak toplumda gördüğüm herkesin bunu umursadigi veya bir şekilde referans aldığıdir. Misal birlikte çalıştığım arkadaşlara hiç hesapsız onca iyilik yapar hic adaletten, hakkaniyetten sapmam ama onlar bana hep bir rezerv koyarlar. Bu benimle veya benim herhangi bir zaafimla ilgili değil tamamen onlarin gecmis deneyimlerinden kaynaklaniyor. Bizatihi itiraf ediyorlar bunu doğrusu.
0
fempusay
(17.02.22)
evet, benim için önemlidir. ha direkt olarak muhabbeti kesmem belki ama mesafeyi hep belli bir seviyede tutarım.
0
taçsız kral pele
(17.02.22)
Etkiliyor evet. Siyasi görüş birçok konuda fikir veriyor. Zıt görüşte biriyle farklı pencerelerden bakıyoruzdur. Arkadaşlık kurabileceğimi düşünmüyorum.
0
pink cadillac
(17.02.22)
Boyle bir arkadasim vardı. Hiçbir zaman politik konulara girmezdik. Birbirimizin siyasi gorusunu biliyorduk ve hic o konulara girmiyorduk.
0
stavro
(17.02.22)
türkiye'de yaşıyorsam %100 etkiler.
0
kanasla intihar eden adam
(17.02.22)
turkiyede etkiler+1 ama cogu arkadasim ozellikle is arkadaslarim. asiri terso olanlari hafiften fitliyorum dogru yolu gosterme gorevi... sadece siyasi gorus degil butun hayat tarzi bana ters olan ama hayvan gibi eglendigim bi arkadasim var. arada tartisitken ikileme dussem de vazgecemiyorum kendisinden. etkilemesi ilisigimi kesmesine neden olmuyor
0
ala09
(17.02.22)
siyaseten uç fikirlere sahipse ve her konuyu siyasete bağlayan bir tipse hiç istemem.
0
dafuq
(17.02.22)
Türkiye'deyse doğrudan etkiler. Türkiye'de siyaset çok keskin, hayatın her alanına yansıyor. Yabancı arkadaşlarımın çoğunun siyasi görüşünü bilmiyorum, ilişkimizi etkileyen bir durum olmuyor.
0
asteriks
(17.02.22)
akp'liyse ve hala akp'yi savunuyorsa yakını geç, arkadaşlık bile kurmam. tanıdık biri olarak kalır sadece.
0
himmet dayi
(17.02.22)
Siyasi görüşleri arkadaş olacağım kişiden daha önemli valla, siyasi görüşünü anladığım turşucuya bile gitmiyorum ben. Kutuplaşmanın merkezinden iyi akşamlar diliyorum.
0
turk kizi
(17.02.22)
Selamini bile almam
0
zimbirik
(18.02.22)
eskiden onemli degildi; ama artik ozellikle akp ve mhpli tayfanin kendinden olmayanlara neler yapabilecegini gordukten sonra, bunlarla arkadasligi kestim. hicbir akp ve mhp secmeniyle arkadas olmam, selam vermem, yardim etmem..benden uzak allah'a yakin olsunlar..
0
ubi dubium ibi libertas
(18.02.22)
(13)

"Sen" diye hitap edene "Siz" hitabıyla devam ediyor musunuz?

jonas
Sizden 10 yaş civarları daha büyük bir karşı cins. Belirli aralıklarla denk gelip konuştuğunuz durumlar oluyor. Samimiyetiniz yok. Abla/abi diyecek bir mevzunuz da yok.O kişi size "sen" formatıyla konuşuyorsa bu durumda karşı hitap tarzınız ne şekilde oluyor?
Sizden 10 yaş civarları daha büyük bir karşı cins. Belirli aralıklarla denk gelip konuştuğunuz durumlar oluyor. Samimiyetiniz yok. Abla/abi diyecek bir mevzunuz da yok.

O kişi size "sen" formatıyla konuşuyorsa bu durumda karşı hitap tarzınız ne şekilde oluyor?
0
jonas
(16.02.22)
Belli belirsiz, çok agresif olmayan bir "pardon tam ne dediğinizi anlamadım?" bakışı atıp bir kere vurgulu şekilde siz diye devam ediyorum konuşmaya. Sonrasında kendini düzeltmeyen birine henüz rastlamadım.
0
akhenaten
(16.02.22)
gözünün içine dik dik baka baka siz demeye devam ediyorum.
inadına daha da resmileşiyorum, samimi olmadığımızı hissettiriyorum.
0
leper messiah
(16.02.22)
Siz diye devam ederim.
0
asteriks
(16.02.22)
Bu arada biraz daha detaylandırayım; benim örnekte bahsettiğim kişi şu an apartman komşum oluyor mesela.

Kadın yeni taşındı, 1 aydır bizim apartmanda oturuyor. Ne zaman denk gelsek laflayacak bir şeyler buluyor ve hep "sen" diye hitap ediyor. Ben ısrarla "siz" diyorum, o ısrarla "sen" diyor :D

Benden minimum 10 yaş civarları daha büyük ve öyle yürüme niyetinde falan olmadığım sınıfta bir kadına hiçbir samimiyetimiz de yokken senli benli konuşmak benim içime sinmiyor doğrusu. Ama bu şekilde de biraz tuhaf bir durum oluştuğunu fark ettiğim için bir duyuru açıp fikirler görebilmek istedim.
0
🌸jonas
(16.02.22)
Oncelikle abla deme isin duser +1.

Senden yasca net buyuk kadinin sana sen demesi normal bence. Ki biraz daha zorlasan oglu yasindasin... Sen de siz demeye devam et. Hem "siz" mesafe barindirir. Mesafeni koru.
0
hot potato
(16.02.22)
yaşça büyüklere "siz" diye hitap edilir diye öğretildi ya küçükken ve büyükler için sen/siz fark etmez diye.. belki onunla alakalıdır yaklaşımı :) hatta yaşça/statüce büyük kişi sana "sen" diye hitap edene kadar sen, "siz" demeye devam etmelisin diye de dayatılmıştı bize küçükken görgü kuralı olarak. o nedenle tutumu çok tuhaf gelmedi.

şahsen bana "sen kendini ne sanıyosun lan??!" diye hitap edilmediği müddetçe senli benli muhabbet daha samimi geliyor :D amca, teyze, abla, abi vs gibi sıfatlar hariç tabii :D
0
e mice
(16.02.22)
Bana nasıl hitap ediyorsa öyle hitap ederim. Senli konuşmadan rahatsız oluyorsan o başka, ben olmuyorum.
0
sckxyss
(16.02.22)
Senli benliye bagliyorum ben de.
0
stavro
(16.02.22)
eğer ben de sen demeyi istersem sen-sen devam eder ancak samimiyeti olmayan biriyse,

sen dediği anda; -"siz derseniz sevinirim" der lafı ağzına tıkar doğru yere çekerim.
0
renegade
(16.02.22)
Bu bahsettiğiniz olay özelinde, aynı apartmandaki 'denk' mukimlersiniz. O halde sen demekte bir zarar yok sanki.
0
kaptankedi
(16.02.22)
Benden yaş ve statü olarak üst biriyse o bana sen dese bile ben ona sen demem. Örneğin müşavir avukatla konuşuyorsam o bana küçük olduğum için adımla hitap eder bense "x bey şu dosyada şöyle oldu"diye devam ederim. Ama aynı işte çalıştığım ve şakalaştığım biriyse yaşça büyük bile olsa adıyla hitap ederim. Samimiyet ve statü meselesi benim için.
0
turuncu tonlarda
(16.02.22)
patron, yonetici, samimi olmak istemedigim insan kaynaklari ve musteri disinda sen diyen herkese sen diye hitap ederim. hatta 80 yasinda bir teyze var rastgeldikce konusuyoruz. abla diyorum kirilmasin diye :))))))
0
nibba
(16.02.22)
sen diyince yürüme mi oluyor?
0
selam
(17.02.22)
(4)

Tem kullanırsam kaç para öderim? (istanbul)

Cesario
Arkadaşlar google ve yandex mapste rota oluşturuyorum, paralı yolu seçiyorum ama ücret yazmıyor.Beylikdüzü'nden Göktürk'e gideceğim. Esenyurt üzerinden Tem'e bağlanıp Mall of İstanbul tarafından tem'den devam edip gideceğim.Tahmini kaç gişeden geçerim ve ne kadar öderim? Ona göre hgs'ye para yükleye
Arkadaşlar google ve yandex mapste rota oluşturuyorum, paralı yolu seçiyorum ama ücret yazmıyor.

Beylikdüzü'nden Göktürk'e gideceğim. Esenyurt üzerinden Tem'e bağlanıp Mall of İstanbul tarafından tem'den devam edip gideceğim.

Tahmini kaç gişeden geçerim ve ne kadar öderim?

Ona göre hgs'ye para yükleyeyim. Kredi kartı otomatik bağlı değil çünkü.
0
Cesario
(13.02.22)
www.kgm.gov.tr

Buradan hesaplayabilirsin.

Esenyurt - Mahmutbey arası 6,5 TL

Mahmutbey sonrası bedava zaten.
0
himmet dayi
(13.02.22)
@himmet

Mahmutbey'den sonra bir gişe daha yok mu? Mahmutbey'den Odayeri kavşağına kadar sürücem. Esenyurt ile Mahmutbey arasında da gişe var diye biliyorum.

Nasıl 6.5 TL olacak %48 enflasyonla bu mümkün mü?

40 TL var HGS'de ona göre 50 papel daha atacağım.
0
🌸Cesario
(13.02.22)
geçişten sonra ödeme yapılabiliyor bildiğim kadarıyla.
0
sparkle kiddle
(13.02.22)
Odayeri kavşağı kuzey marmara ile ilgili, tem mahmutbeyden sonra ücretsiz. Temde giriş - çıkış ücreti var, esenyurttan sonra ıspartakule gişeleri var ama sizle ilgili değil o siz yolunuza devam ediyorsunuz. Rotanız esenyurt - mahmutbey; ücreti de 6,5tl.

Mahmutbey gişelerden çıkınca, mahmutbey kavşağından O7 mahmutbey odayeri bağlantı yoluna bağlanıyorsunuz. Burada İstoç, ikitelli, başakşehir kuzey, fenertepe SGS'leri var aynı yol üzerinde. Hepsinden geçtikten sonra Fenertepe gişelerine varıyorsunuz. Birkaç yüz metre gittikten sonra da Işıklar'da çıkış gişeleri var. Oradan çıkınca göktürk kemerburgaz hasdal için yol ayrılıyor d-20'ye bağlanıyorsunuz.

Şuradan bakın; www.kuzeymarmaraotoyolu.com

6,5 tl tem ücretine kuzey marmara yolunu dahil ettiğiniz için ortalama 30 lira civarı daha ekleyin.
0
akhenaten
(13.02.22)
(6)

arapca okumayi bilenler

lamartin
sizce kendi basima arap afabesini ogrenebilir miyim?isim geregi fazlaca arapca/farsca dokumanla muhattap oluyorum. surekli tercumanla calisiyo olsam da, isim, sehir, ulke adlari gibi basit yazilari tek basima okuyabilmek isimi cok kolaylastiracak. transliteration yapacak kadar iyi ogrenmeme gerek yo
sizce kendi basima arap afabesini ogrenebilir miyim?

isim geregi fazlaca arapca/farsca dokumanla muhattap oluyorum. surekli tercumanla calisiyo olsam da, isim, sehir, ulke adlari gibi basit yazilari tek basima okuyabilmek isimi cok kolaylastiracak. transliteration yapacak kadar iyi ogrenmeme gerek yok, ama evrakta bagdat mi, basra mi ya da fatima mi, bushra mu yazdigini anlayacak kadar ogrensem yeter.

velakin, bunu tek basima ogrenebilir miyim bilemiyorum. haftada en fazla 3 - 4 saatimi buna ayirabilirim. ne dersiniz?

kaynak verebilirseniz pek sukela olur
0
lamartin
(13.02.22)
Youtube’da Learn Arabic With Maha
İngilizce olarak çok güzel anlatıyor. Hem okumayı hem de ardından temel Arapçayı öğrenebilirsiniz.

Bir haftada Kuran harflerini okumayı öğreniyor insanlar ki bu daha kolay rahatlıkla öğrenirsiniz.
0
cilekli pasta
(13.02.22)
ogrenebilirsiniz. youtube'da bircok arap alfabesi ogreten kanal, video var. esim 1 ayda falan kendi kendine ogrendi, su an arap ulkesinde reklamlari, evraklari vs yavas yavas okuyabiliyor. yavas yavas okumasinin sebebi de uzerine gidip daha cok pratik yapmamasi.
kuran okumak cok farkli bir sey, onu kimi native araplar da yapamiyor, cok fazla hereke vs var.
lubnanli veya filistinli bir youtuber videosundan gunluk arapca yazimi ve okumasi ogrenebilirsiniz. ben bile marka isimlerinden veya arada insanlara sorarak cogu harfi ogrendim, esim kadar olmasa da cook yavas bi sekilde kimi kelimeleri okuyabiliyorum.
duolingo'ya da bakin, pratik yaparsiniz.
0
orange coffee
(13.02.22)
Öğrenmeniz birkaç saat alır. Okuma hızınızı geliştirmeniz birkaç hafta. Kendi başınıza rahatça öğrenebilirsiniz, zaten eğitmenin yapacağı bir şey pek yok size okumayı öğretmek için.
0
akhenaten
(13.02.22)
öğrenmen birkaç saat almaz da değil, o kadar da değil. önceden eğilmişliğin yoksa bambaşka bir alfabe arapça. almanca öğrenmiyorsun nihayetinde. kiril alfabesi gibi alışık olmadığın bir coğrafyanın harfleri. sağdan sola okuma, şeddeler, esreler, ötreler.. tecvid giriyor ileri seviyede misal. buna, bunlara biraz istidad gerekir.

kaynak veremeyebilirim ama az çok osmanlıca ve arapça bildiğim için bunu söyleyebilirim, öyle çok kolay bir alfabe değil. hele hele matbu değil de rika okumaya çalışırsan iş iyice çığırından çıkar. çok zorlanmazsın ama öyle günde 1-2 saatle öğrenilebilecek bir dil olduğunu düşünmüyorum naçizane. latin dili değil çünkü.
0
mermize
(13.02.22)
Biraz önyargı, biraz da alfabe alıştığımızdan farklı göründüğünden Arapça'nın zor olduğu düşünülüyor ama o kadar zor olmadığını düşünüyorum. Uzman değilim, acemi bile değilim, Arapça konuşamıyorum ama bahsettiğiniz şekilde özel isimleri okuyabilirim, basit kelimeleri tanıyabilirim.

Alfabe kolay, 1-2 günde öğrenirsiniz. Sonrasında da kısa zaman içinde istediğiniz seviyeye gelirsiniz. Youtube ve Duolingo'dan faydalanabilirsiniz.
0
kaptankedi
(13.02.22)
sadece alfabe ise evet, maksimum birkaç günde öğrenmiş olursunuz
0
Mossy
(13.02.22)
(9)

açık lise tam olarak nedir acaba? kardeşim kaydolmuş, delircem

der meister
konuya vakıf değilim, bilen birisi varsa sistemi açıklayabilir mi?erkek kardeşim lise son sınıf öğrencisi. son dönemi. çok tembel. online derslerle zaten hiç işi olmadı, açıldığından beri de annem zorla gönderiyor okula. anca cips yiyip lol izlesin. okula dair hiçbir isteği, hedefi yok. dil okuyor,
konuya vakıf değilim, bilen birisi varsa sistemi açıklayabilir mi?

erkek kardeşim lise son sınıf öğrencisi. son dönemi. çok tembel. online derslerle zaten hiç işi olmadı, açıldığından beri de annem zorla gönderiyor okula. anca cips yiyip lol izlesin. okula dair hiçbir isteği, hedefi yok. dil okuyor, kazanmak istediği yerler/bölümler var ama sıfır çaba; ayrıca ingilizcesi sandığı kadar iyi değil.

birkaç arkadaşı açık liseye kaydolmuş, bizim eleman zaten ısrar ediyordu, "burda kalırsam kafayı yicem" filan diye aramış annemi sanki hapis hayatı yaşıyor hıyar. annem de iyi ne halin varsa gör dedi, çok üstelemedi ama üzülüyor hiç değilse okula gidiyordu şimdi yatacak akşama kadar diye.

bunun bir avantajı, dezavantajı var mı? çocuklar niye böyle hevesle açığa geçmeye çalışıyorlar, okula gitme zorunluluğu ortadan kalkacağı için mi? diplomayı nereden alacak mesela şimdi bizim oğlan, mis gibi ilçenin anadolu lisesi dururken açıktan mı alacak? annem ona kızıyor zaten, "oğlum ben okuyamadım, açık liseyi 40 yaşında bitirdim, sen niye efendi gibi kendi okuluna gidip lisenden mezun olmuyorsun da benimle aynı diplomayı alıyorsun" diye.

bunun haricinde biraderimle neler yapabileceğimize dair fikriniz varsa onları da seve seve alırım. geçenlerde ankara'ya geldi yanıma. behzat ç'den dolayı çok seviyor ankara'yı. e ben de oradayım. kaleye gittik, müzeye gittik, kızılay'da takıldık, gençlerbirliği maçına gittik... dedim belki biraz heveslenir, ankara'da okul kazanayım der.

yok abi yok. sıfır. adam sabah yataktan kalkıp okula gitmiyor ya. depresyonda filan olduğunu düşünmüyorum. güzel bir arkadaş grubu var. her türlü etkinliği de sever, benim gibi sessiz sakin bir çocuk filan olmadı hiçbir zaman. okulda zorbalığa maruz kaldı ondan mı istemiyor diyorum ama hiç sanmam, tam aksine öyle bir durum varsa bu zırtapoz "bully tayfa"dandır kesin, hem aramız iyidir öyle bir şey olsa paylaşırdı diye düşünüyorum.

kendi haline bıraksak iyice mal olacak, bu sene kazanamayan adam daha hiç kazanamaz. ne yapacağımızı şaşırdık. en çok üzüldüğüm şey de boş çocuk olmaması. yani ne bileyim tarihi çok sever mesela. çoğu konuda az buçuk bilgisi vardır, iyi kötü bir ergen için vizyonu olan, düzgün eğitilse ve bir şeylerin üstüne düşse iyi işler başarabilecek, mutlu olabilecek birisi ama adam herhangi bir şey için ekstra bir nefes dahi almak istemiyor. yıldık cidden.
0
der meister
(10.02.22)
bu aralar ben de çok sık duyuyorum bu tür şeyleri. hatta baldızın oğlu da aynı macera peşinde. benim konuşup ikna etmemi istiyorlar. dayısı ile ticaret işlerine takılıyor bir yandan. para da tatlı gelince okuma hevesi hepten kaçtı. son sınıfı açıktan okuyacağım diye baldızın kafasını şişiriyor her gün. okumaya gönlü olmayanlar için fırsat kapısı. çocuklar birbirinden duyuyor muhtemelen.

diğer yandan okuyup işsiz kalanların halini de kendilerine dayanak yapıyorlar.
bizim zamanımızda okumak level atlamanın birinci koşuluydu. şimdi çok zorlaştı.
0
lazpalle
(10.02.22)
Konuya hakimim. Meslek lisesi mudur yardimcisiyim. Acik liseye çok ogrenci gönderiyoruz. Söyle ki, bu dönem zaten açık liseye kayıt yaptıramaz. Kayit donemi geçti. E zaten son sinif. Su an okuduğu okulda bitirmekten başka alternatifi yok zaten.
0
wilhelmwasmuss
(10.02.22)
köy den mezun ol açık liseden olma. cv sini ortaya koyduğunda açık lise diye burun kıvıran yöneticileri görünce ileride çok pişmanlık duyar.
0
jamswety
(10.02.22)
üniversitedeki açıköğretimin lise versiyonu. yılda iki defa gidip sınavlara girer o kadar.
anlattığın durum pek iç açıcı değil. benzer hedefsizlikte öğrencilerim oldu. aile için gerçekten zor bir durum.
pedagog veya artık yaş gereği normal psikolog ile görüşülmesini ısrarla tavsiye ederim.
o kadar amaçsızlık hiçbir zaman sağlıklı bir durum değil.
sabır diliyorum.
0
d e j i n
(10.02.22)
Yukarıda artık geçemez denmiş ama yanlış bilgi, 11 şubat mesai bitimi itibari ile örgünden açığa geçiş sonlanıyor. Yani eğer isterse geçebilir. Ara dönemde de geçiş mümkün, geçen öğrencilerim var.

Benim öğrencilerimden bahsettiğim gibi (12. sınıf) bu sene başında ve bu ara dönemde geçenler oldu, fakat bu öğrenciler halihazırda sınava hazırlanan dershaneye kayıtlı devam eden başarılı öğrencilerdi, ve argümanları da okulda farklı branş derslerinin sınavları ve okul yoğunluğunun yorgunluğu ile verim alamayacak olmalarıydı. Bence mantıklıydı da, eğer çalışan, disiplinli bir öğrenci olsa idi kardeşiniz ya da devam ettiği bir dershanesi/ kursu vs. olsaydı üzerine düşünülebilirdi. ( fakat sizin söyledikleriniz tam aksini işaret ediyor.)

Açık liseye geçtiklerinde almaları gereken kredi çok çok daha az oluyormuş, sadece zorunlu ortak dersleri alıp bitirecekler, hatta bu sene başında geçen öğrencim kendisinin mezun olma kredisini bile doldurduğunu söylemişti, sadece bu yıldaki zorunlu ortak dersler ( TDE, Mat, ing, anımsayamadığım bir kaç ders daha) sınavlarını verecekti. Ki bunlarda okul sınavlarına kıyasla daha az zorlayıcı. (hatta bu sene online sanırım)

Yanlış bilgi vermiş olmayayım ama sanırım diplomasını da Halk Eğitim Merkezinden alacak, orada gerekli bilgiyi verirler diye düşünmekteyim.
0
kucukne
(10.02.22)
yazar başlıkta "kaydolmuş" demiş. Altta kaydolabilir mi tartışması dönüyor.
Konuya dönersek, öğrencilerde moda oldu açık liseye geçme hadisesi. En başta başarılı öğrencilerin sınava daha çok vakit ayırabilmek amacıyla başlattıkları bir akımdı. Fakat gördüğünüz üzere evde yatayım, kim gitçek sabahın köründe tayfası da akıma dahil oldu.
Bence bu saatten sonra sizin müdahaleniz yeterli olmaz. Yaratılış, yetiştirilme tarzı ve çevre faktörü buraya getirmiştir. Gerekirse sene kaybeder, arkadaşları üniversite kazanır, gruptan elenir; o da yeni bir yol çizmek için motive olur. Bu durumun daha az enerji ve emek harcamalı varyasyonu ise özel üniversite talebi olacaktır.
0
adivar
(10.02.22)
Lise diplomasının kendisi pek etkili değil artık biliyorsunuz. Onun için nereden alındığının pek bir önemi olmasa gerekir. Robert ve Galatasaray gibi diplomalara değer veren özel sektör firmaları belki vardır, ancak geri kalanının sizce bir önemi var mı? CV'sine okuduğu liseyi zaten yazmayacaktır bile.

Ancak esas problem kardeşinizin eğitim hevesindeki kırılmada sanırım. Bence lisesinden çok bu konuya eğilseniz daha iyi gibi. Evet iyi bir eğitim görmüş kimseler şu sıralar hak ettiği değeri hissedemiyor olabilir, ancak bu bir kriz durumu. Normal şartlarda bu böyle olmamalıydı. Gelecekte de bu böyle kalmayacaktır, kalamaz. Bunu anlamasını sağlayın bence.

Eğitim hevesi yerindeyse, açık ya da örgün çok fark edeceğini sanmıyorum ben.
0
akhenaten
(10.02.22)
Acik lise 2.donem ilk kayıt basvuru suresi bitti. İsteyen herhangi bir halk eğitim merkezi müdürlüğünü arayıp kolaylıkla teyit edebilir.
0
wilhelmwasmuss
(10.02.22)
arkadaşlar kaydolmuş yazmışım ama kaydolmamış daha. onu düzelteyim. okuldan transkript almış. yarın halk eğitim merkezine gidecek. bu duyuruyu gösterdim, bak dedim süresi geçmiş diyorlar, "yoo bizimkiler hala gidiyo" dedi. bilmiyorum artık nasıl olacak ya da olacak mı...

ama sanırım üç aylığına da olsa dershaneye yazdıracak annemler. arkadaşları da orada olduğu için biraz heveslenmiş görünüyor. bugün eve gelince kendisi direkt gelip bana çalışacağını söyledi. hatta bizim okula girmek için kaç net gerektiğini hesaplamış; aslında çok uzak olmadığını, çalışsa yapacağını anlayınca gaza gelmiş gibi biraz... hadi inşallah.
0
🌸der meister
(10.02.22)
(2)

hastalık geçirdim/3.doz aşı olursam bünyeme negatif yönde etki eder mi?

neoluyokardesimnebutantantana
2 hafta önce hasta oldum.covid 19 geçirdiğimi düşünüyorum,tüm semptomları yaşadım neredeyse.ateş,boğaz ağrısı,hapşırık,burun akıntısı fln her sey vardı.final dönemi olduğu için pcr testi olamadım.yoksa finallere giremeyecektim.finaller bittikten sonra iyileştim.kendimi sağlıklı hissediyordum.ama yin
2 hafta önce hasta oldum.
covid 19 geçirdiğimi düşünüyorum,tüm semptomları yaşadım neredeyse.
ateş,boğaz ağrısı,hapşırık,burun akıntısı fln her sey vardı.

final dönemi olduğu için pcr testi olamadım.
yoksa finallere giremeyecektim.
finaller bittikten sonra iyileştim.kendimi sağlıklı hissediyordum.
ama yine de pcr testi olayım dedim,negatif çıktı.

yani sistemde 2 doz biontech aşılıyım ve hastalık daha önce hiç geçirmedim.
ama ben gecirdigimi düsünüyorum.
şimdi ben 3.doz aşıyı olursam eğer bünyeme negatif anlamda çok büyük etki eder mi,onun korkusu var.
bünyemi sarsar mı?

yoksa ''covid 19 geçirmiş olsan dahi 3.dozu rahatlıkla olabilirsin'' diyebiliyor musunuz?

teşekkürler şimdiden.
0
neoluyokardesimnebutantantana
(10.02.22)
gecmis olsun.

2,5 ay kadar once 2 doz asim varken (3.dozu beklerken), 2. dozunu 3 gun once olmus erkek arkadasimdan covid kaptim.

oncelikle sunu soylemeliyim ki covid'in esas belirtileri "vucut agrisi, yorgunluk, siddetli bas agrisi ve oksuruk" tabii her turlu sey covide yorulabilir durumda su an ama ben etrafimda covid geciren herkesten bu sikayetleri duyuyorum.
ha bir de koku gitti, cok enteresan bi duyguydu ama benimki hastalik bittikten bir sure sonra geldi geri yavas yavas. erkek arkadasiminki hala geri gelmedi.

yani bir ihtimal gecirdiginiz sey covid olmayabilir.

ha peki ya covid ise?

arastirmalarima gore (yabanci kaynaklarda buldum) covid gecirdikten 1 ay sonra asi olunabiliyor. ben oldum. hatta olmaya gittigimde covid gecirdim mi sordular, evet dedim umurlarinda olmadi (yer Avrupa). asidan da 1 ay gecti bir sorun yasamadim.

erkek arkadasimda hastaligin agir etkileri gecmesinden sonra nabiz problemi bas gosterdi, ilac kullaniyor. (2 aydan fazla gecti) doktor asidan hemen sonra covid oldugu icin olabilecegini soylemis ama tabii ki bu da kesin degil.

yani covid olma ihtimaliniz varsa bence 2-3 hafta bekleyip asi olmanizda fayda var.
0
supergirl
(10.02.22)
Covid geçirmek aşı olmada bir etken olsaydı hastalık geçirip geçirmediğiniz teyit edilirdi örneğin test yaparlardı zaten merak etmeyin.

Milyonlarca insan aşılanıyor, aralarında covid geçirip de hastalığının farkında olmayan kişi sayısı inanın fazladır.
0
akhenaten
(10.02.22)
(8)

24 yaşındayım bugüne kadar bütün sevgililerimi aldattım

schneeflocke33
hiçbirine de söylemedim. ama inanılmaz yük olmaya başladı. benim annemin mental bir hastalığı var ve bana da biraz yansıdı sanırım. kendime hiç güvenim yok, duygularımı ifade etmekte çok zorlanıyorum ve yanında rahat hissedemediğim biriyleysem yanımdaki insanın olmamı istediğini düşündüğüm gibi yaşa
hiçbirine de söylemedim. ama inanılmaz yük olmaya başladı. benim annemin mental bir hastalığı var ve bana da biraz yansıdı sanırım. kendime hiç güvenim yok, duygularımı ifade etmekte çok zorlanıyorum ve yanında rahat hissedemediğim biriyleysem yanımdaki insanın olmamı istediğini düşündüğüm gibi yaşamaya çalışıyorum, sürekli kaygılıyım. o insanla olmamam gerektiğini sonradan anlıyorum ve zamanımı çarçur ediyorum. sonra ilişkimde olmadığını ve olsa her şeyi düzelteceğini düşündüğüm şeyin peşinden gidip aldatıyorum sevgilimi. ve kısa süreler de değil. şuanki sevgilim ve eski sevgilimle neredeyse 1 yıl aynı anda beraberdim. hayatımın diğer alanları böyle değil ama buralarda sıçıp batırıyorum. allah kahretsin ki insanlar beni seviyor, nefret ediyorum bu durumdan kendimi sevemediğim için. şuanki sevgilim benden 10 yaş büyük ve onu sevmiyorum. ama sırf o beni sevdiği için onunla bir araya geldim. çünkü eski sevgilimin beni sevdiğine bir türlü inanamıyordum. off bilmiyorum. sizce napabilirim? şimdikinden ayrılmak çok zor geliyor çünkü bana çok aşık ve depresyon hastası, ve zaten ona çok acı çektirdim bugüne kadar. o da bir türlü bırakamadı beni. onun da pek özgüveni yok. o yüzden nasıl ayrılmalıyım? tavsiyesi olan varsa lütfen yazsın.
0
schneeflocke33
(07.02.22)
durumunuz müsaitse profesyonel yardım almanızı tavsiye ederim.

annenizin mental hastalığına göre değişir tabii ama genelde size yansımaz da, siz bir şekilde aynalar ya da üstünüze alırsınız.
zaten bu tip durumlarda çocuk ya da birinci dereceden yakın gibi kişilerin koruyucu amaçlarla terapi görmesi istenir.
o yüzden hemen araştırıp bir şekilde yardım almaya çalışın.
0
blatta hiberna
(07.02.22)
Terapiye gidiyorum zaten, teşekkür ederim :)
0
🌸schneeflocke33
(07.02.22)
İngilizce yazsaydınız ve yaşınızda tutsaydı, ev arkadaşımın yazdığını düşünürdüm. Aldattığın kişilerin ahı çıktığı için de mutlu olurdum. İlişkinden memnun değilsen, karşındaki insana söyle zahmet olmazsa.
0
barguzhale
(07.02.22)
ne kadar zamandır gidiyorsunuz bilmiyorum ama madem gidiyorsunuz, kendinize zaman verin.

anlattıklarınızın temelinde öz değersizlik ve sizin de dediğiniz gibi öz güvensizlik ve sevgisizlik var.
dolayısıyla konfor alanlarınızı terk etmek size normalde olduğundan daha zor gelebilir ve sizi hastalıklı da olsa sevenlere daha çok çekilirsiniz.

ayrılmanızın bir yöntemi yok, yani bir şekilde ayrılmanız gerekiyorsa ayrılacaksınız ama eğer tekrar geri dönecekseniz veya onun ısrarlarına dayanamayacaksanız belki de bir süre pasif kalmanız daha iyi olabilir.
0
blatta hiberna
(07.02.22)
(bkz: sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir )

Sadece sevildiğiniz için bulunduğunuz ilişki size güven ve konfor alanı sağlıyor. Ancak ilişkide heyecan ve tutku hissetmiyorsunuz muhtemelen, bunları da dışardan ikame etme ihtiyacı duyuyor olabilirsiniz.

Kendinize ve çevrenizdeki insanlara karşı dürüst olun. Evet, kolay olmayacak. Evet, insanların üzüldüğünü gördüğünüz için bok gibi hissedeceksiniz. Ancak sorunlarla yüzleşmek yerine sorunlarınızdan kaçarak bir yere varamayacak daha çok yorulacaksınız.

Prof. Dr. Acar baltaş'ın çok sevdiğim bir sözü var: "Her sorunun hızlı, kolay, ucuz ve yanlış bir çözümü vardır. O çözümde daha sonraki bir sorunun ana sebebini oluşturur" diyor.

Kendinize bir iyilik yapın, her ne için olursa olsun başkasını mutlu etmek için, başkalarının doğrularıyla yaşamaktan vazgeçin.

Kendinize, hayatınızdaki insanlara, değerlerinize ve hayatınıza aldığınız insanların değerlerine saygı duyun ama hiç kimse için değil kendiniz kendinize değer verdiğiniz, kendinizi değer verilmeyi hak eden bir insan olarak gördüğünüz için yapın bunu.

Öncelikle kendinizi sevin, kişisel gelişim kitapları goygoyu gibi değil. Yaşınız çok genç kendi değerlerinizi bulun, neler istediğinizi, nasıl biri olarak yaşamak istediğinizi ve olmak istediğiniz insana dönüşün.

Her ne olursa olsun başınızı yastığınıza koyduğunuzda huzurlu olarak uyuyabileceğiniz bir hayatınız olsun. Zor olabilir ama erişilemez değil.

Sonuç olarak ayrılmanın kolay yolu yok. Elbet üzecek veya üzüleceksiniz. Kendinizi ve durumu kabul edin. Dürüst, içten, samimi bir şekilde karşı tarafa ne yapmak istediğinizi açıklayın. Dirençle karşılaşabilirsiniz ancak eğer gerçekten karar vermiş iseniz arkasında durursunuz. Yolunuza devam edin. Sevmediğiniz bir insanın hayatında kalarak/kalmaya çalışarak ona kötülük yaptığınızı unutmayın.
0
elvan abeyiylegezse
(08.02.22)
Oncelikle sunu kendinize yalan soylemeden analiz etmeniz gerekiyor: Icinizden gelen istek birini aldatmak mi yoksa sadece baska biri ile baska heyecanlar yasamak mi?

Eger pesinden kostugunuz his birini aldatmanin, arkadan is cevirmenin ve yasak elmayi isirmanin tadi ise size bu noktadan itibaren yardim etmem zor. (Ki anlattiklariniz buna benzemiyor)

Eger cevap digeri ise monogamiyi birakip etik poligamiye de gecebilirsiniz. Iliskilerinize baslamadan once poligamik oldugunuzu duzgunce anlatirsiniz ve isteyen kabul eder isteyen etmez. Evet bunu kabul edecek cok insan yok ama insanlari aldatmaktan iyidir. Gecis sureci cok sancilidir uyarayim. (ama su an yasadiginiz sancidan iyidir)
0
cleric
(08.02.22)
bu gidişle karma sizi bir ömür vuracak. ki vurmuş da zaten depresyonlar terapiler uğraşıp duruyorsunuz. o insanlardan tek tek özür dileyip helallik alana kadar mutsuzluk ve bela yakanızı bırakmaz, üzgünüm.
0
adse
(08.02.22)
İnsanlar sizden çok yansıttığınız imajı seviyor olmasın? Kendiniz gibi olursanız kimsenin sizinle birlikte olmayacağından mı endişe ediyorsunuz? Gerçek sorun nedir bilmiyorum, ancak anlattıklarınız değil gibi.

Bence kendinizi insanlara tanıtmadan sizi sevip sevmedikleri hakkında bir kanıya varmanız yanlış.

"İlişkimde olmadığını, olsa her şeyin düzeleceğini düşündüğüm şeyin peşinden gidiyorum" demişsiniz. O ilişki tekil olarak "senin" değil. Birlikte olduğunuz kişiyle birlikte "sizin." Eğer bir şeyden hoşnut değilseniz bunun konusunu ilişkide olduğunuz kişiye açarsınız. Onun haberi bile olmadan, onun da taraf olduğu bir ilişkide kendi başınıza karar alıp sırf kendinizi memnun edecek şekilde işlere girişmezsiniz.

Durumunuz kanun kaçaklarına benziyor. Yani yakalanmadıkları için rüşvet yiyen ya da zimmetine para geçirmeye devam edip sonunda bunu normalleştirmiş ve hatta gelecek ay zimmetine geçireceği para üzerinden aylık gelirini planlayan birine. Size göre yaptığınız her şey normalleşmiş olabilir, ancak insanları kandırmak normal değildir.
0
akhenaten
(08.02.22)
(7)

Yeni bir diziye şans veriş süreniz ne kadar oluyor?

norules
Dijital bir platformdan yeni bir diziyi açıyorsunuz. Devam edip etmeme fikriniz yaklaşık ne kadarlık bir izleme süresinde şekilleniyor?Eskiden bu süre benim için 20 dakikaydı. İlk bölümünün ilk 20 dakikasında bir kanaate varıp tamam veya devam diyordum. Ama bu şekilde izlemeyi bıraktığım bir dizinin
Dijital bir platformdan yeni bir diziyi açıyorsunuz. Devam edip etmeme fikriniz yaklaşık ne kadarlık bir izleme süresinde şekilleniyor?

Eskiden bu süre benim için 20 dakikaydı. İlk bölümünün ilk 20 dakikasında bir kanaate varıp tamam veya devam diyordum. Ama bu şekilde izlemeyi bıraktığım bir dizinin, bolca boş vaktim olan bir günümde ilk 2 bölümünü tamamlayınca muazzam içine girmiştim ve çok sevmiştim. O günden beridir açtığım yeni dizilere temiz bir 2 bölüm şans veriyorum şahsen.

Siz nasıl yapıyorsunuz peki?
0
norules
(06.02.22)
ben 1 bölüm şans veriyorum
0
sizofren06
(06.02.22)
Valla net bir süresi yok bende. Kimisine yemek süresince şans veriyorum sadece, yemek bitince kapatıp geçiyorum. Sonra aklıma bile gelmiyor açmak. Kimisinin konusu çok ilgi çekiciyse ve işleyiş de insanı kanser etmiyorsa daha uzun süre şans veriyorum. Kimisinde saçma sapan bir hata farkettiğim anda kapatabiliyorum falan filan.
0
j r r tolkien hayrani
(06.02.22)
Değişiyor, örneğin Seinfeld'in 3. sezon 5. bölümündeyim ve ne zaman güzelleşecek diye merak ediyorum. Friends'i yıllarca 1-2 bölüm izleyip bırakmıştım. Sonra birgün çok sevdim ve bitirdim.

İlk bölümü izleyip beğenmedikten aylar sonra ikinci ve bundan birkaç ay sonra üçüncü bölümü izleyip beğenerek bir solukta bitirdiğim diziler de oldu (santa clarita diet, ne yazık ki iptal edildi evet)

Bazılarını ilk bölümün yarısında terk edip bir daha geri dönmedim, bazılarını 3-4 bölüm izledim...
0
akhenaten
(06.02.22)
Six feet under'ın ilk 7-8 bölümünü kelimenin tam anlamıyla zorla izlemiştim; üzerinden seneler geçti, en sevdiğin dizi nedir sorusuna hiç düşünmeden 'six feet inder' diyorum şimdi.

O gün bugündür eğer uzun soluklu bir diziyse ve çevremden özellikle de benzer zevklerim olan kişilerden olumlu yorumlar aldıysa 5-6 bölüm şans veririm. Kendi bulduğum bir dizide ise 2 bölüm kadar.
0
fraise
(06.02.22)
imdb puanı 8 üzeriyse 3-4 bölüm izlerim. the expanse hariç tüm dizilerde memnun kaldım. arkadaş tavsiyesi ise ve 7.5 puan üzeriyse 1-2 bölüm şans veririm. 8 üzeriyse 1 sezon bile şans verilebilir. e.g. the office.
0
gabe h coud
(06.02.22)
İlk bolum kadar.
0
stavro
(06.02.22)
eger cok begenilen bir diziyse 2-3 bolum zorlarim. Ilk sezonun ortasinda arap ati gibi acilan cok dizi var.
0
congratulationsyouwon
(07.02.22)
(1)

smoothie önerisi

panamera
Merhaba,şu malzemelerden nasıl bir smoothie yapmayı önerirsiniz? ananasportakalmandalinamuzkivilimoncevizyulaf
Merhaba,
şu malzemelerden nasıl bir smoothie yapmayı önerirsiniz?

ananas
portakal
mandalina
muz
kivi
limon
ceviz
yulaf
0
panamera
(06.02.22)
Muz ve cevize eğer varsa istediğiniz kadar bal da ekleyerek yapabilirsiniz.

Diğer malzemeleri ben pek tercih etmiyorum, belki kivi ve elma olabilir ama elma yazmamışsınız.
0
akhenaten
(06.02.22)
(10)

Öleceğiniz zamanı bilseniz şu an yapmadığınız neyi yapardınız

heathen
Mesela sigara içmek isteyip uzun dönemli zararlarından dolayı içmeyen biriyim ama yakında öleceğimi bilsem içerdim. Belki yarın bir gün öleceğim ama bunu bilmediğimden istediğimi yaşayamıyorum. Bu benim sinirimi bozan bir örnekti. Sizde ne var?
Mesela sigara içmek isteyip uzun dönemli zararlarından dolayı içmeyen biriyim ama yakında öleceğimi bilsem içerdim. Belki yarın bir gün öleceğim ama bunu bilmediğimden istediğimi yaşayamıyorum. Bu benim sinirimi bozan bir örnekti. Sizde ne var?
0
heathen
(06.02.22)
Zamanı biliyoruz ama yakında mı ölüyoruz yoksa daha çok mu var o da önemli.
Ben prezervatifsiz seks yapardım, hastalığıydı çocuğuydu dert etmeden.
0
baba jo
(06.02.22)
iste tam da o yuzden hayati dolu dolu yasamaya bak, erteleme hicbir seyi. ana odaklan. bununla ilgili okumalar yapmak istiyorsan sunlara bak:

(bkz: mihaly csikszentmihalyi) - (bkz: flow)
(bkz: Thich Nhat Hanh)

soruna cevap olarak: kesinlikle gezebildigim kadar ulkeyi gezerdim.
0
baldur69
(06.02.22)
2-3 yılım kaldıysa her şeyi satıp turist vizesiyle ABD'ye gider kalan ömrümü orda geçirirmeye çalışırdım. 6 ay bir şey diyemiyorlar zaten. Sonrasında yakalanıp sınır dışı edilmek (o da kolay değil gerçi) umrumda olmaz. Bu kez başka bir ülkeye gidip orda devam etmeyi düşünürdüm yakalanırsam.
0
himmet dayi
(06.02.22)
Çok saçma ama öleceğimi bildiğim için yapacağım hiç bi şeyin tadını çıkaramazdım gibi geliyor, bir de ‘ulan bir de ölmezsem’ düşüncesi de olurdu, o sebeple himmet dayı gibi kaçak olmayı ya da ne bileyim çılgınca harcama yapmayı falan göze alamazdım sanki. Oldum olası ne zaman öleceğimizi bilmiyor olmanın süper olduğunu düşünmüşümdür:)
0
(06.02.22)
başka yerleri gezmeye para yok ama olabildiğince adrenalin salgılatan sporlar denerdim.
önüme gelen her beğendiğim kişiye açılırdım, yatardım. sevdiğim tüm herkese onların en sevdiğim özelliklerini sıraladığım ve iyi dileklerimi sunduğum mesajlar atardım...

bonus: linkedindeki tüm "öv beni" temalı postlara "nobody cares" yazardım.
0
rallied
(06.02.22)
Ne yapacagimi sasirir bunalima girer oylece kalakalir olumu beklerdim. Olecegim zamani bilecekken hicbir seyden tat alamam.
0
stavro
(06.02.22)
Daha çok ibadet ederdim sanırım
0
etna
(06.02.22)
Şu an yapmadığım şeyler ne zaman öleceğimi bilmemekten çok maddi yetersizlikle alakalı. O yüzden hiçbir şey değişmezdi. Ölüm sebepli ertelediğim ya da yapmadığım bir şeyim yok.
0
akhenaten
(06.02.22)
bir suru sey var aklima gelen ama ilk once istifa ederdim sanirim. bi de profesyonellikten cikip yillardir icimde biriktirdigim heerr seyi rahatca soylerdim patronla ekurisinin yuzlerine.
0
in vino veritas
(06.02.22)
Valla cidden ne kadar vaktin kaldığı da önemli. Atıyorum hemen bu gece öleceğimi biliyorsam öyle gerilimli gerilimli beklemek yerine hayatta yapmam dediğim şeyi yapar intihar ederdim. Gerek yok öyle birkaç saat daha işi uzatıp, tat almadan beklemenin.

Yok 50 yıl sonra öleceksem de aynen devam ederdim. 2-3 yıl varsa da her şeyi bırakıp gider bir dünya turuna çıkardım.
0
j r r tolkien hayrani
(06.02.22)
(3)

sürahiler neden kirleniyor

rewlack
sizin sürahiler de kirleniyor mu?içinden bahsediyorumdamacana veya 5lt erikli tüketiyorum genelde.uzun kullanımda içinde beyaz, krecimsi, soluk bir tortu kalıyor. e peki bunun aynısı aldığım sularda neden görünmüyor? belli mi olmuyor? damacana hadi neyse, 5lt petlerde görünürdü en azından. ayrıca ma
sizin sürahiler de kirleniyor mu?
içinden bahsediyorum
damacana veya 5lt erikli tüketiyorum genelde.

uzun kullanımda içinde beyaz, krecimsi, soluk bir tortu kalıyor. e peki bunun aynısı aldığım sularda neden görünmüyor? belli mi olmuyor? damacana hadi neyse, 5lt petlerde görünürdü en azından.

ayrıca markadan bağımsız böyle bir durum var.
0
rewlack
(05.02.22)
Ben bu zamana kadar hiç rastlamadım, ama uzun süreli kullanım derken yıkıyorsunuz sürahinizi değil mi? sonuçta oda sıcaklığında nemli ortam her çeşit mikroorganizma için bulunmaz nimet. Kireç olması pek muhtemel değil, çünkü içme sularında cam sürahiyi kireç bağlatacak kadar bir kireç olmasa gerekir. Dediğim gibi, ben de hiç rastlamadım.
0
akhenaten
(05.02.22)
Yosun oluşuyor.
0
Mistyimage
(05.02.22)
Yosun ya da pas onlar.
0
garylineker
(05.02.22)
(5)

Covid test sonucu kaç saatte çıkar

aslil
Merhaba. İlk defa test verdim ama altı saat oldu hala sonuç e nabizda yok. Kac saatte çıkıyor ortalama bu sonuç?
Merhaba. İlk defa test verdim ama altı saat oldu hala sonuç e nabizda yok. Kac saatte çıkıyor ortalama bu sonuç?
0
aslil
(05.02.22)
12 saati buldu bizimki..
0
yitik yazar
(05.02.22)
Ortalama 24-48 saat deniyor ama 24 saatten kısa sürüyor genelde.
0
uvbray
(05.02.22)
Benim 2020'de 3 saat falan sıra bekleyip yaptırdığım testin sonucu hala gelmedi mesela, böyle de olabiliyor.
0
akhenaten
(05.02.22)
Ben dün yaptırdım 1 saatte çıktı
0
materyalist imam
(05.02.22)
Preşöbe 10da yaptırdım 15.30da cıktı
0
condom kurşunu
(05.02.22)
(5)

Amazon Kindle Paperwhite 4 mü, Kobo Clara HD mi?

taçsız kral pele
soru başlıkta.ayrıca bu cihazları kullanana varsa deneyimlerini de paylaşırsa sevinirim.
soru başlıkta.


ayrıca bu cihazları kullanana varsa deneyimlerini de paylaşırsa sevinirim.
0
taçsız kral pele
(05.02.22)
Paperwhite 2 ile kobo clara yi karşılaştırıp clara almıştım. Üç sene oldu, çok memnunum.
0
aslil
(05.02.22)
Clara HD kullandım, gayet memnundum.
Paperwhite 4'ü de birkaç saat kurcalayacak kadar kullandım. Hatta o sıralar Kindle'a mı geçsem diyordum ama vazgeçmiştim.

Kindle bi tık daha hızlıydı yanlış hatırlamıyorsam. Ama Kobo daha kullanışlı. Sayfa ayarları vs daha kapsamlı.
0
anatomik
(05.02.22)
Ben Kindle'dan şaşmam. Hele pw4 ile karşılaştırılabilecek bir cihaz değil clara hd.
0
lancelot du lac
(05.02.22)
Kobo clara hd kullanıyorum memnunum, kindle kullanmadığım icin karsilastirma yapamam.
0
passive aggressive
(05.02.22)
Ben kobo kullanıyorum, aura h2o. Kindle kullanan arkadaşlarım var, arada onlardan bir şeyler okuduğumda bir iki saat aldığım oluyor.

Neticede birini diğerine üstün kılan bir fark bence yok. Sonuçta elinizde tutarken biri diğeri değil, bunu anlıyorsunuz. Ama ne önemi var ki? İkisi de işlevini gayet güzel yerine getiriyor. Birini seçip alın gitsin.
0
akhenaten
(05.02.22)
(5)

İnstagram storyleri, (sosyokültürel açıdan bi soru)(uzayliya anlatir gibi)

stevie
Selamlar,Sorma amacım şu olacak, asagida ornegini verecegim ornek çok var..bu sekilde paylasilinca, paylasan tarafın tusa basmadan önceki beklentisi nedir? Begeni de almiyor story lerDün bir sey gordum. Önce gördüğümü anlatacagim ki siz de genelleyip fikir verebilin.(sanane demeyin lütfen, karismak
Selamlar,

Sorma amacım şu olacak, asagida ornegini verecegim ornek çok var..bu sekilde paylasilinca, paylasan tarafın tusa basmadan önceki beklentisi nedir? Begeni de almiyor story ler

Dün bir sey gordum. Önce gördüğümü anlatacagim ki siz de genelleyip fikir verebilin.(sanane demeyin lütfen, karismak elestirmek degil amacim. Biraz siradan duygulari anlamakta güçlük çeken bi insanim.)

Bir kadin arkadasim, bir baska şehre bir arkadaşına gitmişti. Story ler gelmeye basladi. Bi kac saatte 5-6 tane ki bunlar çok dogal artik.

*Birbirlerini etiketleyip birbirlerinin hikayesinde paylasmak.
S1- Baskasi tarafindan paylasilmak midir burada ana tema yoksa sadece kolaylik mi?

*Erkeklerin karsi cins ile daha fazla paylaşıma yönelmesi.
S2-erkekler kendi icinde daha az yaparken karsi cins ile daha fazla yapiyor. Karsi cinsi etiketleyip kendi arkadaslarinin arasinda bu sekilde paylasmak nedendir peki? Bir tür üstünlük hissi midir? Onceden daha kapalı bir toplumdu. Dogru diye bir sey yok. Deger verdigini yayınlamak yerine saklamak daha baskindi. Bakis açisi su an nedir?

*Cocuk habersiz fotografini çekmiş "su hale bak" gibi bisey demis.. story de paylasmis.. kadin bu stroyi story de paylasmis. Bu espiri oldugunu gördüğümüz şeylerin herkese yapilmasindaki beklenti nedir? Herkesin gülmesi midir?
0
stevie
(05.02.22)
Boyle bir başlığın altında kameraya poposunu dönüp, bunu hikayesinde paylasanlarin soruldugunu gormeyi beklerdim. En masum hallerini sormussun instagramin.

Ben de yeniyim ama böyle minnos sorulari cevaplayabilirim bence

S1) sanırım hikaye olarak kullanmanin kolayligi

S2)bunu gozlemlicek kadar vakit gecirmedim henüz ama bu tarz şeyler gorseydim "popilik" olarak yorumlardim

S3)ya işte ordan biri hikayeye laf aticak, üstüne muhabbet baslicak, kafa dagitilicak fln. Böyledir diye tahmin ediyorum
0
abuzer
(05.02.22)
Bence sorun sizin bu konu üzerine düşünüş şekliniz.

Birini etiketlemenin ya da bir story'de etiketlenmenin aynı anda geçerli birden fazla sebebi olabilir. Burada etiketlemenin işlevi "bu yanımdaki kişi şudur" diyerek o kişiyi ulaşılabilir ve bilinebilir hale getirmek.

Birisi bunu saygıdan yaptığına inanır, birisi arkadaşına birilerini ayarlamaya çalışıyordur ona ulaşsınlar diye etiketler atıyorum story'de onu övüp, birisi biriyle çok yakın olduğunu herkese göstermek istiyordur. Sizin varsaydığınız şeyler için yapan da vardır. Vardır yani...

Neden tek bir sebebe bağlı olması gerek gibi düşünüyorsunuz?

Erkeklerin kadınlarla daha çok paylaşım yapması anlaşılır bir durum çünkü erkekler arasında ve genel olarak "sap" tabir edilen durum insanların kafasında çok da iyi bir yere sahip değil. İnsanlar bir sebepten ötürü "sap" olmadıklarını göstermek istiyordur çünkü akranların beklentisi bu yönde eğilim olarak. Başka sebepleri de olabilir, bilemeyiz.

Bunların hiçbirinin öyleyse böyle diye belli bir mantık patterni yok. Birisi aşağılık kompleksini tatmin eder, birisi zaten daha açık yaşayan biridir. Başkası sadece kendi çevresinden kopuk hareket etmek istemiyordur vs.

Neticede sosyal medya araçları bu dönemin bir parçası. Herkes kot giyerken siz bol kumaş pantolonla dolaşıyorsanız ya moda anlayışınız çok farklıdır ya da başka bir gruba aidiyetiniz vardır. İnsanlığın başından beri falan bu işler böyle heralde.
0
akhenaten
(05.02.22)
@akhenaten : aslında düşünüş şeklim yok :( anlatsam inanamazsın ama görünce bir boşluğa ulaşıyor. arkadaşım paylaşınca, sonuçta ben de göreyim diye atmış oluyor. gördüm.. şimdi nasıl düşünmem / hissetmem gerektiğini anlamıyorum.

şu sahnedeki zürafa gibi oluyorum. bişey hissetmem gerekli. ama herşey donuk benim tarafta.
www.youtube.com (belgesel sahnesi. kan yok ama aslan zürafa yakalamaya çalışıyor)
0
🌸stevie
(05.02.22)
İnsanımız mutlu değil
0
olaylar olaylar
(05.02.22)
1) fotoğrafı bir kişi çekiyor değil mi? örneğin sen ben yanyanayız ve senin telefonun kamerası daha iyi, bu yüzden fotoğrafıda sen çekiyorsun, süsleyip püsleyip story atıyorsun, eğer fotoğrafı senden isteyip kendime göre süsleyip püsler ve öyle atarsam bu sefer senin yaptığını beğenmemiş oluyorum, ben senden daha iyisini yaparım diyorum, rekabete girmiş oluyoruz, bu nedenle biraz ayıp olmasın, biraz kolaylık olsun diye başkasının story'sini paylaşıyorum. etiketlendiğim de instagramdan bildirim geliyor bunu kendi story'ine de ekle diye, basıyorum düğmeye oldu bitti. sen kendini ve beni story'inde paylaşıyorsun ve onu sadece senin arkadaşların görüyor, benim arkadaşlarımın konudan haberi yok birazda o var.

2) erkeğin yanında bir kadın varsa diğer kadınlarında ilgisini çekiyor, bu biraz kadınların psikolojisi ile ilgili, eğer bu adamı bir kadın seçmişse değerlidir bakışı, biraz kör ölür badem gözlü olur atasözüne yakın. ona ilgi duyan biri varsa elini çabuk tutmalı kuş uçacak yoksa. ve tabii ki diğer erkeklere de ben sizin gibi abazan diilim bakın kadınlarla aram ne kadar iyi demesi.

3 ) flörtün parçası, o espriye sadece bir kaç kişi gülüyor. hoşlandığım/beğendiğim bir kadına çok güzelsin demek yerine biraz dalga geçmek "senin güzelliğin beni etkilemeye yetmez, başka maharetlerinde olması gerekir" mesajını veriyor ve o kişininde bana ilgisi varsa kendisini ispatlamaya çalışmasına yarıyor, sadece güzel değilim, çok güzel dans ederim, yemek yaparım, akıllıyım, zekiyim diye kendini bana ispatlamaya çalışıyor buna ne kadar mesai harcarsa o kadar hoşlanmaya başlıyor falan. eğer er kişi dişi kişisinde hoşlanmıyor ancak yine böyle yapıyorsa etrafındaki diğer kadınlara bu mesajı vermiş oluyor, "güzellikten etkilenmem, daha fazlası lazım, kim beni etkileyebilir?".
0
selam
(05.02.22)
(9)

Dinler ve Mezhepler

Zaman Tamircisi
Bu konuda net bir bilgim olmadığı için sormak istedim. Dinler arası geçişte bir sorun yokken mezhepler arası geçişi kısıtlayan engelleyen nedir? Yani ben normalde ateistim ama hadi diyelim Müslümanım, yarın desem ki ben Hristiyan oluyorum Budist oluyorum ne bileyim Yahudilik biraz daha karışık ama g
Bu konuda net bir bilgim olmadığı için sormak istedim. Dinler arası geçişte bir sorun yokken mezhepler arası geçişi kısıtlayan engelleyen nedir? Yani ben normalde ateistim ama hadi diyelim Müslümanım, yarın desem ki ben Hristiyan oluyorum Budist oluyorum ne bileyim Yahudilik biraz daha karışık ama gerekli şartlar oluşursa Yahudi de olabiliyorum Müslüman değilsem Müslüman da olabiliyorum kimse de niye oldun seni kabul etmiyoruz demiyor ama mesela halihazırda Sünni bir Müslümanken neden Alevi olamıyorum ya da Aleviysem neden Sünni olamıyorum bu neden engelleniyor? Yani ben kendi kendime Alevi/Sünni oldum derim de kabul olmaz muhtemel bu cemaatler tarafından. Hadi Yahudilerde olduğu gibi kan yoluyla soy yoluyla oluyor bu işler diyelim e biz Arap da değiliz ki kan yoluyla soy yoluyla nasıl bi aktarım zorunluluğu olacak. Nedir sizce? Teşekkür ederim.
0
Zaman Tamircisi
(04.02.22)
İlk önce Yahudi olamıyoruz zaten, yanlışım yoksa anneden geçen ırk kavramı Yahudilik. Musevi olunabilir ama Yahudi'lerin dinine mensup olmak için.

Mezhepler arası da geçişe kimse bir şey demez ya hu!

Bir alevi ben artık sünni mezheplere göre ibadet edeceğim derse seve seve kabul eder ve öğretir cemaatler.

Aynı şekilde bir sünni de ben artık Alevi öğretiye göre yaşayacağım dese ve cem evine gitse seve seve kabul ederler.

Ha başta bi kıllanır insanlar elbette ki, lan provakatör ya da ajan filan mı diye.
0
John Bloor
(04.02.22)
geçiliyor? hatta günlük ihtiyaca göre geçilmesi bile söz konusu. alevi mezhebi başka bir tarafa (bunu kendi fikrim olduğu için söylemiyorum durum tespiti yapıyorum) çünkü aleviliği mezhep olarak kabul etmeyen bir sürü insan var.

ama genel kabul görmüş mezheplerde durum farklı. hanefi olanlar mesela, kırsal alanlara gittiklerinde geçici olarak şafi mezhebine geçip, onun uygulamalarıyla hayatına devam edebiliyor. şehir hayatına döndüğünde tekrar kendi mezhebine dönüyor vs.
0
syozkn
(04.02.22)
yoo istediğiniz mezhebe geçebilirsiniz gayet, bir sıkıntı olmuyor.
insanlar niye sık sık değiştirmiyorlar derseniz de dinle aynı sebep. aileden ne geldiyse kişi de onu devam ettirme eğiliminde oluyor. ailenin zıttında düşünen insanlar nadirdir zaten.

genel konuşuyorum;
sünni bir aileden, o çevreden gelen birisi "aleviler dinin kurallarına genel olarak uymuyorlar" diyor. hatta dinsiz olarak görüyor. niye aleviliğe geçsin ki?

aynı şekilde alevi bir aileden gelen de "sünniler de çok muhafazakar, yobazlık derecesinde" diyor. bu kadar kendini sıkmaya ne gerek var diyor. niye sünniliğe geçsin ki?
0
rose parks
(04.02.22)
Tamam ikna oldum ben önyargılı girişmişim olaya haklısınız. Teşekkür ederim. Konuyla ilgili bilgisizliğimin bir nişanesi olarak duyuruyu da silmeyeyim ki herkes görsün :)
0
🌸Zaman Tamircisi
(04.02.22)
Bahsettiginiz seyi daha guzel sekilde aciklamaya calisayim:

Belli din ve mezheplere (+cemaatlere) gecme iradenizi belirtseniz bile o din/mezhep toplumunun sizi arasina kabul etmemesi.

Dunya uzerindeki din ve mezheplerin ciddi kismi yeni insanlari arasina katmaya calisan veya en azindan katilmasindan mutluluk duyan topluluklara sahip zaten. Mesele belli gruplara katilmak istemeniz durumunda kabul gormemeniz.

Musevilik gibi dinler ve Alevilik gibi mezhepler dini aidiyet disinda kulturel ve ailesel baglari da barindirirlar. Bunlara katilmak teknik olarak mumkun olsa da "gercekten onlardan olmadiginiz icin" kabul gormemeniz olasidir.
0
cleric
(04.02.22)
Aynen anlatmak istediğim daha çok buydu yani geçip geçmemek sorun değil anladığım kadarı ile ama kabul görmek aşamasında biraz problem var gibi ama bu da hepsinde değil sanırım daha kısıtlı topluluklar için böyle.
0
🌸Zaman Tamircisi
(04.02.22)
Bu arada Yahudi de olabilirsiniz. Musevi sözcüğü Türkçe'de olan bir şey. (belki bir de Arapça Farsça'da yeri vardır bilmiyorum) belki başka dillerde de Musevi gibi farklı adlandırmalar vardır ancak bu Musevi sözcüğünden bağımsız olur. Bu ayrım sadece Hristiyan demek yerine İsevi demek gibi (evet İsevi de gerçek bir sözcük) Örneğin İngilizce'de böyle bir ayrım yok.

Judaism dinine mensup olan kişiye Jew ya da Jewish denir. Bunun ırksal karşılığı ise Hebrew'dir ki bunun Türkçesi de İbrani.

Yahudi olmak istediğinizi beyan ettikten sonra bir oryantasyon, eğitim sürecinden geçersiniz. Sonuçta Beth Din sizi Yahudi olarak kabul eder ve biter. Ayrıca Dini bir kural olarak, sonradan Yahudi olmuş kişilerin eski aidiyetleri gündeme getirilmez, her zaman yahudiymişler gibi kabul edilir. Bunla ilgili açık bir pasaj vardı tevratta şimdi hatırlayamayacağım.

Kabul görmek biraz yaşla da alakalı. 30'lu yaşlardan sonra nasıl ki daha zor arkadaş ediniyorsunuz, bu da bundan bağımsız değil. Bir sosyal çevreye yerleşmek çekirdekten gerçekleşen bir olay daha çok. Neticede dinler kültürel şeyler, ben şu dindenim deyip kendinizi o dinden sayabilirsiniz, ancak bunun temelde ben evimin kralıyım demekten bir farkı yok.
0
akhenaten
(04.02.22)
Kabul gorme konusu o toplulugun dunyaya ve diger topluluklara bakis acisindan da cok etkilenir.

Mesela 90li yillarda Hans/Helga musluman oldu haberleri cok yaygindi ve ilgi cekiyordu.

O sirada toplum bati ile arasindaki teknolojik ucurumun icten ice farkinda oldugu icin bu tarz ufak ideolojik zaferlerle mutlu oluyordu. (Gerci dusununce hala oyle)

Bunun disinda bazi din/mezhep/cemaat/tarikatlar yayilmak icin buyuk efor harcarlar ve bunlarin amaci yayilmak oldugu icin yeni gelenleri iyi hissettirmek icin ellerinden geleni yaparlar.

Bazilarinin ise amaci kendi toplumlarinin kulturunu, ahlakini, duzenini ve toplumu uzerindeki gucunu korumaktir. Genelde defansta olan dinin takipcileri yeni gelenlere kuskuyla bakarlar.
0
cleric
(04.02.22)
Bir hatayı düzeltmek isterim, alevilik mezhep değildir.
Ne olduğunu açıklamak konusu bence öncelikle alevilerin görevidir, o yüzden kendi adıma şudur budur şeklinde bir tanımlama yapamam ancak mezhep olmadığı bilgisini düzeltmeliyim.

Onun haricinde belirtmek gerekirse mezhepler ya da inançlar arasında geçiş her zaman mümkündür.

Sünni ve alevilik özelinde bakarsak buradaki geçiş dediğiniz mevzu biraz karışık. Çünkü inanç farkı mevcut.

Örneğin kek yaptınız biri yoğurt kattı diğeri süt. Nihayetinde ikisi de kektir. Ancak biri kek diğeri börekse farklı şeyleri kıyaslıyoruz demektir. Alevilikle sünnilik arasında böyle bir durum vardır. (Ne biçim örnek verdiysem, acıktıysam demek)
0
epitaf
(04.02.22)
(7)

Hava durumunu nerden takip ediyorsunuz?

levent bilgen
Tahminleri ne kadar doğru çıkıyor ortalama?
Tahminleri ne kadar doğru çıkıyor ortalama?
0
levent bilgen
(02.02.22)
Twitter'da hava forum hesabı iyi bence.
0
msb
(02.02.22)
Meteorolojinin kendi uygulaması İstanbul için tam tıkırında çalışıyor, özellikle radarı uluslararası çapta servis verenlere göre çok daha doğru bilgi veriyor.
0
akhenaten
(02.02.22)
Huawei telefonumda yüklü uygulama verileri Accuweather'den alıyor. Çok isabetli. Özel bir adı yok, sanırım Huawei'e özgü.
0
pro9it9is9
(02.02.22)
weather.com ve accuweather'den alıyor kullandığım widget'ler bu ne be dedirtmedi.

Spesifik olarak yağmur rüzgar takip etmem gerekirse posedion system'den bakıyorum saatlik olarak.
0
hedep
(02.02.22)
Meteoroloji genel müdürlüğünün kendi uygulaması +1
0
kobuzchu kiz
(03.02.22)
Meteoroloji kesinlikle +1

Saatlik bile tutuyor, 5 günden fazla tahmin vermiyor, zaten verenlere de kulak asmayın pek bilimsel değil 5 günden fazlası.
0
John Bloor
(03.02.22)
www.yr.no

havayla bağlantılı bütün programları buna göre düzenliyoruz.
0
amelie poulain
(03.02.22)
(7)

Hocaya hitap

mezarkabul
Üniversite öğrencilerine soruyorum, mesaj, mail atarken nasıl hitap ediyorsunuz? Hocam ideali bence. Merhaba hocam, şu konuda bir şey danışmak istiyorum size vs normal geliyor bana ama merhaba x hocam ..... garip geliyor. Ben takıntılı biri olduğum için de garip geliyor olabilir. Sizce de garip mi?
Üniversite öğrencilerine soruyorum, mesaj, mail atarken nasıl hitap ediyorsunuz?

Hocam ideali bence. Merhaba hocam, şu konuda bir şey danışmak istiyorum size vs normal geliyor bana ama merhaba x hocam ..... garip geliyor. Ben takıntılı biri olduğum için de garip geliyor olabilir. Sizce de garip mi?
0
mezarkabul
(31.01.22)
merhaba hocam diyen var, x hocam diyen de var. sorun olmaz öyle şeyler.

direk konuya girip mail konusunda tüm derdini yazanlar var mesela, öyle yapma bak. gerçi sen de akademidesin herhalde, öyle yapsalar da tersleme bak. :D
0
passion rules the game
(31.01.22)
Hocayla iletişime göre değişiyor ya. Samimiyet yoksa hocam ideal.
0
invictae
(31.01.22)
@passion+1
Bi ara arkadaş gelen bir maili gösterdi öğrenci cidden her şeyi direkt konuya yazmıştı. Mesaj bölümüne SB yazsa sırıtmazdı o derece. O yüzden o tür bir mesaj atılmadığı müddetçe hocam, X hocam vs pek farketmez.

Yok illa birini sececeksek "hocam" şeklinde bir hitap "X hocam" şeklindeki bir hitaptan daha doğal geliyor bana da.
0
j r r tolkien hayrani
(31.01.22)
Benimki standarttı

Merhabalar Hocam,

bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı

İyi çalışmalar dilerim.

İmza
0
akhenaten
(31.01.22)
@tolkien hayranı, valla bana da çok geliyor öyle. Okuması aşırı zor oluyor çoğu zaman ben de uyarıyorum öyle durumlarda; konu kısmına kısaca genel bir şey yazın, asıl yazmak istediğinizi alt kısıma yazmalısınız vs diye :)
0
🌸mezarkabul
(31.01.22)
ikisi de okey.
0
rewlack
(31.01.22)
İyi çalışmalar vs dileyerek kapanış yapmalarında sorun yok. Onları takan hocalar sıyırmış bence. Lakin, sıfır ego olan hocaları da çileden çıkaran çok hoca gördüm, saçma sapan sorulara cevap verdikçe iki saniyede bulacakları bilgileri sormaya başlıyorlar. Ben de let me Google that for you sitesiyle cevap veriyorum bazen öğrencilere :)
0
🌸mezarkabul
(31.01.22)
(8)

Edebiyat klasikleri ve günümüz cinsiyet tartışmaları

amsterdam otlu sigarası
Merhaba,Henüz 20 sene önce çıkmış filmlerde dizilerde bile bazı sahnelere bakıp “bu kadar ayrımcılık, cinsiyetçilik de olmaz” deyip soğuyabiliyoruz. Hal böyle olunca 20. Yüzyılın ortasından, başından ve daha da eski yüzyıllardan kalma kitaplarda, 20. Yüzyıldan kalma filmlerde, hele de kadın erkek il
Merhaba,

Henüz 20 sene önce çıkmış filmlerde dizilerde bile bazı sahnelere bakıp “bu kadar ayrımcılık, cinsiyetçilik de olmaz” deyip soğuyabiliyoruz. Hal böyle olunca 20. Yüzyılın ortasından, başından ve daha da eski yüzyıllardan kalma kitaplarda, 20. Yüzyıldan kalma filmlerde, hele de kadın erkek ilişkileri tahlil edilen kısımları okur izlerken içimden “öff seni cinsiyetçi homofobik dayı valla iyi saçmalamışsın” falan deyip koca koca yazarlardan yönetmenlerden soğumaya başladım. Tabii ki bu eserleri dönemin şartlarına göre değerlendirmek lazım da yine de bu hislerden kurtulamadığımı fark ettim. Acaba fazla netflix izlemekten mi böyle oluyor? Size de benzer şeyler oluyor mu?
0
amsterdam otlu sigarası
(27.01.22)
Diziler filmler hayatın bir parçasıdır, sadece cinsiyetçilik üzerine değil ırkçılık da olsa eğer bir dayatma, manipüle etme yoksa ve o yapının bir gerçekliği olarak ele alındıysa rahatsız olmuyorum.
0
olaylar olaylar
(27.01.22)
İngiltere'de 100 sene önce kadınlar insan mıdır diye konferanslar düzenleniyordu, o dönem çıkan eserlerde böyle şeyler olması normal ama günümüzde ulaşılan zeka seviyesi nedeniyle bunları garipsemek de normal.
0
Zaman Tamircisi
(27.01.22)
Öyle şeyler olabiliyor, ben o dönemlerin feminist sayılabilir eserlerine de "çocuğa anlatır gibi, bu ne be" diyebiliyorum ama bu o dönemin yazarlarının suçu değil tabii, onun farkında olmak lazım. Bir de geçmiş dönemler yerine daha çok çağdaş yazar okumaya başladım, nedenlerinden biri de bu.

Filmlerde dizilerde bu kadar olmuyor, nedense kitaplarda daha çok gıcık oluyorum ama bir şeyler izlerken çok takılmıyorum.
0
kobuzchu kiz
(27.01.22)
Bana olmuyor. Çünkü bugun bakip da aa ne cinsiyetci denen seylerin cogu da aslında bugunun asiri hassas bakis acisiyla bakınca cinsiyetçi geliyor, gercekten cinsiyetci olduğundan değil.

Bir de zamaninda yazılan cizilenler cekilen filmler hepsi hayatın bir parçasıydı, gercek dunyayi yansitiyordu genel olarak. Bugun de oyle. Dolasiyla beni rahatsiz eden bir sey olmuyor.
0
stavro
(27.01.22)
e gayet normal.
shakespeare de cinsiyetçi nazım da. bunu tamamen bilinçli veya o dönemin yargılarıyla hareket ettiklerinden de yapıyor olabilirler, taa o zamanlarda bile sorsak karşı duracakları halde bilmeden/içselleştirdiklerinden de böyle yapıyor olabilirler. elbette dönemin koşullarına -yani hangi dönemlerde cinsiyetçilik veya patriarka etkisi artmış, azalmış, pik yapmış bunları da fark ederek- göre bakmak lazım.
napalm tüm dünyadan nefret mi edelim ? : )
0
rewlack
(27.01.22)
Hayır yaşadığınız hisler normal, okuduğunuz kitaplardaki düşünceler hala hayatta ve zaman zaman karşılaşabileceğiniz hatta bizzat öznesi olabileceğiniz yaşayan bir kültüre ait şeyler.

Antik Mısır'daki kölelikle ilgili şeyleri okurken ya da izlerken aynı hisleri, aynı şiddette hissetmezsiniz çünkü bunlar ölü bir kültüre aittir. Hayatınız boyunca kimsenin sizi kırbaçlayıp ölümüne çalıştıracağı endişesi taşımıyorsunuz, gerçek dışı geliyor bu düşünce.

Ancak hayatınız süresince kendinizin ya da sevdiğiniz kişilerin cinsiyet ayrımcılığına o ya da bu sebepten maruz kalma ihtimali çok yüksek.
0
akhenaten
(27.01.22)
Benzer şeyleri kalabalık insan grubu görünce de hissediyorum pandemiden öncesi nasılmış vay anasını diye.

Kitapları ise yazıldığı döneme göre okumaya dikkat eder tanrıya her gece yatmadan sjw olmamak için de dua ederim.
0
nickimin hakkini veremedim
(27.01.22)
Böyle şeylere takılmıyorum, çünkü sanat daha ağır basıyor. Ama John Fowles’dan Fransız Teğmenin Kadını’nı okurken şuna benzer bir ifade görmüştüm. Kaç yıl geçmiş unutmamışım bak.

“… önümde ilerlerken yol dikleşmişti ve her adımında eteği bileğinin birkaç santim üzerine kadar çıkıyordu, iç çamaşırı görünüyordu…”

Tabii bire bir böyle değildi ama kadının giydiği paçalı donun ayak bileğinden itibaren görünebileceğini vurgulayan, erotik bir anlatımdı :(
0
ruhen hastayim ben
(27.01.22)
(14)

Nasil filmler seviyorsunuz?

stavro
Sb
Sb
0
stavro
(26.01.22)
bilimkurgu, fantastik dışında her şeyi severim.
0
rose parks
(26.01.22)
Gerçekçi. Hayata dair somut şeyler söyleyen, insana bir bakış açısı katan.
0
asaf
(26.01.22)
önceden ağır sanatsal filmler sever ve izlerdim. birkaç yıldır komedi ve bilim kurgu izliyorum sadece. insana dair derin akıl yürütmeleri içim almıyor artık, istemediğim kadar gerçekçilik görüyorum gün boyu. hatta arkadaş çevrem de buna göre değişti, somurtkan insanlara tahammül edemiyorum artık.
0
akhenaten
(26.01.22)
Asaf +689987554
0
abuzer
(26.01.22)
Bilimkurgu ama Netflix bilimkurgusu değil doksanlı yıllar Event Horizon tadında filmler.
0
Zaman Tamircisi
(26.01.22)
Kemal Sunal ve Şener Şen filmlerini.
0
j r r tolkien hayrani
(26.01.22)
animasyon sevmiyorum. wall-e ve nemo hariç.

keyfime ve zamana göre, her türün ayrı zamanı var. aralık sonuna doğru home alone izlerim, harry potta izlerim ama yazın ortasında izlenmez, gibi.

bilim kurgu çok severim. moon, 2001 a space odyssey, contact her zaman izlenir. marvel filmleri tekrar izlenmez, dc filmleri tekrar tekrar izlenir.

korku filmlerine bayılırım. izlemediğim korku filmi yoktur, o derece. bir çırpıda 50 tane kaliteli korku filmi sayarım.

bir de bazı oyuncuları seviyorum, özellikle filmlerini izlerim, ne olursa olsun, düşünmeden izlerim. genelde yanıltmaz.

sandra bullock'tan nefret ederim, büyük bir yapım bile olsa izlemem. tom hanks imdb 5 almış filmde oynasa izlerim. zaten almaz da.

tom hardy, gary oldman, matt damon, john hamm, george clooney, henry cavill, ben affleck, casey affleck, cate blanchett, mark ruffalo, steve buscemi, ryan gosling, carey mulligan, sam rockwell, christian bale, hugh jackman, kevin spacey, gyllenhaal kardeşler, javier bardem, sean penn, leo, james mcavoy vs. bunlar ne yapsa izlenir.
0
gabe h coud
(26.01.22)
sanatsal olarak doyurmasi lazim. hikaye hitap etmese de "iyi is" demem lazim. artik agir gercekli trajediye zaman ayirmak istemiyorum daha hafif hissettirecek eglenceli, komik veya bilimkurgu ihtiyacim artti:/ izledikten sonra bana bir sey katip katmadigina bakarim. guncel sevdigim memnun kaldigim sinemaya gittigime mutlu oldugum bi film ornegi= last duel. trajedi olsa da suruleyici bi heyecani var ve uzerine cok konusacak sey birakiyor. yorucu gibi degil de heyecanlandiran tarzda bi dramdi
0
ala09
(26.01.22)
post-apocalyptic / distopya tarzı izlemediğim film yoktur. psikolojik filmleri ve korku sinemasını severim. bunlar haricinde de farklı janrlarda çok film izlerim ama hepsini pür dikkat izlemiyorum. bilim kurgu filmlerini de takip ediyorum. komedi, dc-marvel evreni ve bilumum animasyonlar hiç ilgimi çekmiyor yanından yöresinden geçmem.

eklemeyi unutmuşum: iran ve fransız sineması özel olarak ilgimi çekiyor. fransızların korku filmlerini, iran sinemasının bir şeyler anlatma derdini seviyorum.
0
coldegezenkutupayisi
(26.01.22)
Komedi. Özellikle absürd ve parodi. Hayat zaten hüzünlü, bir de film seyrederken üzülmeyelim.
0
d max
(26.01.22)
Korku ve sadece aşk odaklı olanlar dışında hepsi.

Yoğun olarak bilim-kurgu ve biyografi
0
ananiyimioguz
(26.01.22)
konusuz
0
do you remember me
(26.01.22)
sirf aksiyon filmleri disindaki hemen hemen tum filmleri severim moduma gore. bi de animasyon cok sevmiyorum. ama en cok tercih ettiklerim komedi, romantik komedi ve gerilim filmleri oluyor. bir de feel good movie'lere ne modda olursam olayim asla hayir diyemiyorum.
0
in vino veritas
(27.01.22)
çogunlukla gerilim ya da casuslu dedektifli aksiyon filmleri ''ajan salt'' gibi mesela.
0
gunbatimi
(30.01.22)
(19)

Yaptığınız yemekte bulyon ?

mimetorg
Selamlar değerli aşçılar,Yaptığınız yemeklerde et suyu veya tavuk suyu yerine, bunların yerine geçen bulyonlardan kullanıyor musunuz ? Kullanmak mantıklı mı değil mi ? Siz tercih ediyor musunuz ?İnternette zararlarına ilişkin çok net olmayan yazılar var, deneyimli yemek yapan insanların fikrini alma
Selamlar değerli aşçılar,
Yaptığınız yemeklerde et suyu veya tavuk suyu yerine, bunların yerine geçen bulyonlardan kullanıyor musunuz ? Kullanmak mantıklı mı değil mi ? Siz tercih ediyor musunuz ?
İnternette zararlarına ilişkin çok net olmayan yazılar var, deneyimli yemek yapan insanların fikrini almak istedim.
İyi günler dilerim.
0
mimetorg
(26.01.22)
hiç kullanmıyorum. zararlı olduğunu düşünüyorum. msg var içinde en basitinden. diğer katkılarını bilmiyorum detaylı fakat tavuk eti oranı da çok düşük ve bolca tuz var.
0
veritaslibertas
(26.01.22)
Kullanmıyorum, hem içeriğini hem tadını beğenmiyorum.
0
fotrsapka
(26.01.22)
Kullanmıyorum hem tadı kötü hem de aşırı tuzlu.
0
ekaterina
(26.01.22)
asla.
90larda bıraktık. zaten her şey zararlı koşarak kansere gitmeye gerek yok.
kullanmak mantıksız.
stok yapıyorum bazen keyfim yerindeyse. bknz stok: www.youtube.com
0
rewlack
(26.01.22)
bulyon ve margarin eve sokmayın.
0
jelly bear
(26.01.22)
bulyon katki maddelerinin zirvesi. evet yemegin tadini cok guzellestirir ama olmaz olsun. marketlerde kavanozlarda et suyu tavuk suyu vs. de satiliyor. onlarda da katki maddesi vardir ama dogala daha yakin gibi. onlari ara sira tercih edebilirsiniz. tuzot, knorr bulyon falan eve giremez
0
exlibris
(26.01.22)
bizim ailede en az 20 yıldır falan kullanılmıyor. öncesini de hatırlamıyorum.
0
paintov
(26.01.22)
bulyon zararlı bir şey içeriğine bakabilirsiniz.
0
mikahakkinen
(26.01.22)
Gerçek et/tavuk suyunun kokusu ağır geliyor, hele kemik suyuna hiç katlanamıyorum. Yemek yaparken kalan havuç tepesi, soğan kabuğu, pörsümüş biber vs sebze artıklarını buzlukta biriktirip sebze suyu yapıyorum bazen.
www.thekitchn.com

KFC usulü gravy yapmak için 1-2 küp bulyon, bol sulu noodle yapmak için de 1/4 ya da daha az küp bulyon kullanıyorum. MSG'nin zararlı olduğu inancı aşının otizme yol açması mevzusu gibi bir tane doktorun iddiasından kaynaklanıyor ve uzak doğuda 100 yıldır insanlar evde yemek yaparken tuz yerine MSG kullanıyor. Tükettiğim (tüketmemem gereken) şeker ve karbonhidrat miktarına bakınca makul miktarlarda MSG ya da kırk yılda bir bulyon tüketmekte zarar görmüyorum.
www.healthline.com
0
kobuzchu kiz
(26.01.22)
Valla ben kullanıyorum verdiği tadı da acayip seviyorum.
40 yaşındayım 20 senedir kullanıyorum desek henüz ölmedim.
0
etna
(26.01.22)
tavuk/kemik suyum olmadiginda arada kullaniyorum.
0
65 derece
(26.01.22)
tadını çok sevsem de kullanmıyorum uzun süredir. onun yerine tavuk suyunu kendim taze hazırlıyorum.
0
nolmus yani
(26.01.22)
Çok sık olmasa da kullanıyorum. Özellikle mantı suyuna 1 tane et bulyon atınca tadı şahane oluyor.
0
matilda
(26.01.22)
arkadaşlar msg yani monosodyum glutamat'ın bilinen bir zararı yok. şu an üşendim ekşi şeyler de bununla alakalı uzun bir kaynak var.
0
beter mi
(26.01.22)
Msg’nin bilinen kanitli bir zarari guncel meta analizlere gore yok. Eskiden one surulen pek cok advers reaksiyon daha guncel calismalarla curutulmus veya bulgular tekrarlanamamis, meta analizler de kesin bir zarari olduguna dair delil yok sonucunu cikarmis. Konu ile ilgili wiki makalesini birakayim; yeterli gelmezse pubmed veya google scholardan msg meta analysis vs diye aratip arastirabilirsiniz

en.m.wikipedia.org

Soruya cevap: bazen kullaniyorum; tavuk suyunu kendim yapiyorum ama iyi bir et suyu yapmak epey zahmetli o yuzden ozellikle onu kullanirim knorr marka. Zarari yok diyemem her seyini incelemis degilim, ama msg konusunda yukaridaki gorusum sabit.
0
gibicibicis
(26.01.22)
bulyonun tadı çok karakteristik, bir yemekte olunca hemen alıyorum tadını o yüzden evde kullanmıyorum. hoş çağrışımlar yapmıyor. sanki alelade hazır bir şey yemişim gibi geliyor.

onun yerine tavuk ya da et suyu olduğu günler onu kullanıyorum, fazlasını da buz kalıplarında dondurup ihtiyaç haline ikişer üçer atıyorum yemek pişerken.
0
akhenaten
(26.01.22)
tavuk et degil ama pilavda sebze bulyon kullaniyorum mutlaka, tuz atmiyorum ekstra. bulyon olmayinca tuzu ayarlayamiyorum :)

MSG'nin tuzdan daha fazla bir zarari yok fikrini savunanlardanim.
0
supergirl
(26.01.22)
Full kimyasal olduğu için almıyoruz
0
alicek
(27.01.22)
Kullanmıyorum.
0
ruhen hastayim ben
(27.01.22)
(9)

Diş teli metal mi olmalı porselen mi?

olimpia
Metal taktırdım ama çirkin duruyor. Görüntüsüne alışmakta zorlanıyorum. Porselen mi seçseydim? Ama porselen hem daha pahalı hem de diş çürüğüne sebep oluyor diye okudum. Diş teli hakkında bilgisi olan yazabilir mi?
Metal taktırdım ama çirkin duruyor. Görüntüsüne alışmakta zorlanıyorum. Porselen mi seçseydim? Ama porselen hem daha pahalı hem de diş çürüğüne sebep oluyor diye okudum. Diş teli hakkında bilgisi olan yazabilir mi?
0
olimpia
(25.01.22)
Dişinizin her yanında braketler ve telleri dolanıyorken metal ya da porselen olması öyle muazzam bir fark yaratmıyor emin olun. Ben 4 sene kullandım, bir aşamadan sonra alışıyorsunuz ve siz alıştıktan sonra artık sizde çirkin durmamaya başlıyor. Hayatımın en hızlı zamanlarında hep diş tellerim vardı, hatta çıkarılırken kendimden bir parça gidiyor gibi hissetmiştim.

Demek istediğim, gerek yok bence. Sonuçta porselen ya da başka bir maddeden de olsa ağzınızda bir dolu şey var. Öncekinden farklı hissetmeniz doğal.
0
akhenaten
(25.01.22)
1 haftaya alışırsın. görüntüsü kimsenin umrunda değil rahat ol.
0
mattiadestro
(25.01.22)
Lisede 4 sene boyunca taktim. (2002-2006) bizim zamanimizda porselenler cok cabuk sarardigi icin hic bir hekim onermiyordu. Taktigim surece hic umursamadim. Agiz dolusu guler, kahkaha atardim. Ben utanilacak bisey olmadigini aksettirdigim icin hocalarim, arkadaslarim hep destekci olmustu. Rengarenk lastikler almistim bir de, normalde ayda bir hekimim degistiriyordu bi sure onu izleyip asil degistirilecegini ogrendim sonra her brakete ayri renk takarak kendim degistiriyordum. Ergenligim cirkin Betty gibi gecmesine ragmen hicbirini onemsemedim cunku sagligim soz konusuydu.
0
dedim ben sana
(25.01.22)
Ben lisedeyken gözüken dişlerime porselen taktırmıştım çok memnundum. Sonucta aynaya bakan sizsiniz eğer porselen ile daha rahat hissedecekseniz porselen isteyin.
0
jazzabel
(25.01.22)
Ben metal ile gezdim zamanında. Alışıyor insan zaten bir yerden sonra. Bence porselen daha kötü. Birinde tel olduğu belli. Tamam tedavi görüyor falan işte. Porselen olanda dişlerde tuhaflık varmış gibi. Böyle fantastik diyar canlısı dişi...

(bkz: invisalign)
0
nawar
(25.01.22)
2 yıldır takıyorum nedense kimse umursamıyor gibi geliyor.

Sonunda ortodontik tedavinin normalleştiği gelişmişlik düzeyine geldik. Bu kadar kasmaya gerek yok.
0
denizgonen
(25.01.22)
cevaplara teşekkür ederim, rahatladım
0
🌸olimpia
(26.01.22)
Seramik de olsa, metal de olsa gözüküyor ve belli oluyor zaten.
Bir yerden sonra alışıyorsunuz.

Aksine seramik olanlar, bir şey saklamaya çalışıp da saklayamamış görüntüsü verdiğinde bence kendine güven eksikliği varmış duruyor.
0
burfak
(26.01.22)
benim dişler, dil ve çene çok güçlü, dilinle bile koparırsın, porselen dayanmaz dedi doktor :) sizin de öyleyse, metal daha iyi sonuç verir.
0
gabe h coud
(26.01.22)
(7)

AB'nin demokrasi ve insan hakları misyonunun nedeni?

ya ben lan neyse
neden ab gibi büyük bir organizasyon başka ülkeler için her alanda ve fırsatta demokrasi ve insan hakları çağrısı yapar, yeri gelir yaptırım bile uygular? kendi çıkarı nedir? bu misyonunun saikinin salt iyilik olduğuna inanmak ne kadar gerçekçidir?
neden ab gibi büyük bir organizasyon başka ülkeler için her alanda ve fırsatta demokrasi ve insan hakları çağrısı yapar, yeri gelir yaptırım bile uygular? kendi çıkarı nedir? bu misyonunun saikinin salt iyilik olduğuna inanmak ne kadar gerçekçidir?
0
ya ben lan neyse
(23.01.22)
Ortadoğu'dan bakınca, herkesin şeytani planlar yaptığını düşünebiliriz fakat gerçek öyle değil.

Koskoca bir ülkeler birliğini 'salt' iyidir-kötüdür diye sınıflandıramayız.
0
kapitalist gerilla
(23.01.22)
bunun kısa bir cevabı yok maalesef. tarih, kapitalizm, sosyalizm, refah devleti vs. vs. bir sürü konu var.

kısaca ve bildiğim kadarıyla şunları söyleyebilirim: ab'nin kendi içindeki misyonu kapitalist refah devletleri. yaşasın sermaye diyorlar ama insanları da hem ekonomik hem sosyal açıdan çok kötü durumda bırakmamak lazım ki bir daha ayaklanmalar vs. olmasın, sistem tehlikeye girmesin, her geçen gün sistemi sağlamlaştıralım istiyorlar. kendi içindeki misyonu bu iken dış işlere karışma meselesi daha zor sanırım. benim tahminim, kendilerinin böyle bir misyonu varken bunu yaparak kendi sistemlerini dünyaya da yaymaya çalışıyorlar. hem de artı bir sempati puanı kendileri için.
0
hlot
(23.01.22)
Cevredeki ulkelerin de bu düzende yonetiliyor olmasi işleri kolaylastiyor cunku. AB iyilik melegi falan değil yani evet. Hicbir uluslararası aktor dunyaya iyilik guzelik getirmek icin çabalamaz.
Yani bir suru sebebi vardir ve illa ki cikarlar soz konusudur ama en basitinden diktatorluk ile yonelitmeyen demokrasi ile yonetilen ulkeler ile ticaret yapmak da diplomatik iliskiler yurutmek de daha kolay ve daha guvenilir olacaktir.

Ayrica uluslararası aktorlerin eylemleri ve politikalri dis dunyaya karsi mesru gorunmek zorundadir. Mesru ve kabul goren davalar gutmen gerekir ki uluslararası alanda kabul gorebilesin. Yoksa sikintilsrin sonu gelmez. Yani imaj cok onemli.
Her seyden once vatandasi karsisinda bir mesruiyeti olması lazim zaten. Senin hakkini korumayan bir devlet ustu otoriteyi neden destekleyesin? Ab yivde bir devlet gibi dusunmek lazım bu noktada.
0
stavro
(23.01.22)
Halkın eğilimi hükümetin ağzını şekillendirir. Siz belli bir imaj çizerek başa geçtiyseniz örneğin eşitlikçi ve çoğulcu bir anlayış vaadiniz varsa ya da ait olduğunuz siyasi kimlik bu kavramlarla bütünleşikse izlediğiniz politika da bununla paralel olmalı. Eğer olmazsa, nasıl olacak? İnsanların sizden beklentileri var.

Şimdi atıyorum ak parti hükümeti lgbti yanlısı bir tutumla evlilik eşitliği için hamleler yapsa kendi tabanına bunu açıklayabilir mi?

Sihirli bir durum değil aslında, arz talep meselesi.

Halkın eğilimi değişir mi? Değişir, ancal bir motivasyon, bir sebep gerekir. Uzun vadeli politikaların ya da diğer ülkelerle girilen ilişkiler sonucu bu eğilimler değişebilir. Bugün avrupa insanı ağırlıklı olarak kendisini ifade özgürlüğü ve şitlik kavramlarıyla özdeşleştiriyor bunları kendi kültürleri olarak görüyorlar. Bunun tarihi altyapısı da var.

Avrupa'da soylu sınıf kendi keyfi istediği için kendilerini yok etmediler sonuçta. Haklar bildirgesi kralın "aa ne güzel şey bu" demesiyle imzalanmadı. 30 yıl savaşlarının bıraktığı izler var kültürde.

Diğer taraftan bu davranış modelinin kendi içinde kazanımları da var. Çünkü bu ülkelerin insanları bu dilden anlıyor, bir isveç örneğin biriyle silahlarla savaşmak yerine ekonomik olarak savaşmayı tercih eder. İkisi arasından silahları ve ekonomik savaşı seçecek ülkelerin insan stereotipleri de tamamen farklıdır.
0
akhenaten
(24.01.22)
En basit tanımıyla “huzursuzluk” yaşamamak için. Apartmanda haşere ve toksik bir çocuk varsa yan apartmandaki biri onların çocuklarına da zarar verme olasılığına karşı uyarabilir.

Savaş çıkarsa ucu kendine dokunabilir -ki suriyeden mülteci akınında gördük.

Ve diğer önemli bir husus da eski tip sömürü sistemi bırakıldı, köleleştirme yerini kontrat gibi “daha medeni” bağlayıcılarla yapılıyor. Bu yüzden menfaatlerine dolunulmadığı sürece (saddamın diğer ülkelerin petrol kaynaklarına saldırması gibi) huzursuzluk istenmiyor.
0
Unde bach canim
(24.01.22)
Avrupalı devletler, ABD'ye göre daha liberal/idealisttir (ekonomi/piyasa anlamında değil de uluslararası ilişkiler teorileri anlamında), realist değildir. yani işbirliği, demokrasi ve karşılıklı bağımlılığı amaç olarak görürler. Bunun yansıması da sadece kendileri değil tüm dünya demokrasi olursa dünyanın daha barışçıl bir yer olacağına duyulan inançtır. bkz: demokratik barış teorisi

anti-demokratik rejimlerde genellikle yoksuluk, gelir dağılımında adaletsizlik, kamu düzenini sağlamada sorunlar da vardır. bu yüzden anti-demokratik ülkelerde iç savaş, isyan, protesto, ayaklanma, darbe çıkması daha yüksek olasılıktır. bu sadece o ülkenin kendi içini etkilemez, dışarıya da terör, mülteci sorunu vs olarak yansır. bkz. arap baharı, libya ve suriye. yani AB'nin kendi güvenliğini sağlamak için diğer ülkelerin demokratikleş(tiril)mesi de bir ulusal güvenlik sorunudur.
0
halanne
(24.01.22)
işine öyle geldiği için. en son polonya belarus sınır mevzusuna bakınca, ab'nin insan haklarını kendi çıkarlarından önce tutmadığını anlayabilirsin. polonya sınırında mülteciler geçmesin diye insanları ölüme terk etti. çoluk çocuk bir sürü kişi öldü. benzerini yunanistan ege'de yapıyor. mülteci botları batırmaktan, mültecileri ıssız adaya bırakmaya kadar türlü insan hakları ihlalleri yapıyor. ama mevzu türkiye olunca, türkiye'nin tamamen uluslararası mevzuatlara uygun bir takım hareketlerine insan haklarına uygun değil diye beyanda bulunuyorlar.

işin özü politika gerektirdikçe dünyanın en hümanisti olabilirler. yeter ki kendi düzenleri bozulmasın o zaman da hitler'den farksız işler yaparlar.
0
paintov
(24.01.22)
(5)

Sırf anime seviliyor diye Japonya'ya gidilir mi?

ya ben lan neyse
animeleri hobi edinmiş biri turistik amaçlı giderse hayal kırıklığına uğrar mı?
animeleri hobi edinmiş biri turistik amaçlı giderse hayal kırıklığına uğrar mı?
0
ya ben lan neyse
(23.01.22)
Mevzuyu yalnızca animeye bağlayacaksak. Hangi animeleri sevdiğine bağlı, ormanda uçup dövüşmeleri seviyorsa yalnızca bilemem ama bazı animelerde japon kültürü çok güzel gözlemlenebiliyor bunları seven de gidip görmeyi ilginç bulacaktır sanki.
0
hedep
(23.01.22)
Gidilir gittim mutlu döndüm
0
basond
(23.01.22)
Neden hayal kırıklığına uğrayabileceğinizi düşünüyorsunuz? Yani ne beklediğinize bağlı biraz. Özel bir etkinliğe denk getirebilirsiniz ziyaretinizi, yok o olmazsa gidip restoranlarda ramen, onigiri gibi animelerde sıkça tüketilen şeyleri yiyebilir, kendinize geleneksel giysi ve aksesuarlar, mangalar ya da beğendiğiniz animelerin hatıra eşyalarından alabilirsiniz.

Yani gezileri buna göre yaparsınız zaten, sonuçta japonyaya ait bir şeyleri hali hazırda severken neden hiçbir fikrinizin olmadığı bir yere gidesiniz mesela? orayı japonyadan daha çok seveceğiniz kesin mi? eğer kesinse oraya gidin. Japonya'ya gidip dönmeyi karşılayabiliyorsanız dünyanın birçok yerine gidebilirsiniz sanırım.
0
akhenaten
(23.01.22)
gidilir.
0
janderzel zartanyan
(23.01.22)
Japonya'ya anime sevilmese de gidilir ama parasiz veya sinirli butceyle gidilmez. Hem cok pahali bir yer, hem de degisik oldugu icin gidince biraz kalmak lazim anlamak icin. Yoksa o zaman hayal kirikligi olur.
0
hot potato
(23.01.22)
(3)

Museum Pass Türkiye İle Muzekart Farkları

tum haklari saklidir
Anadolu'da 4-5 farklı şehirde müze ziyaretleri yapmayı planlıyorum. Muzekart alacağım ama Museum Pass diye birşey de var ve pek açıklama yapılmamış tam olarak farkı nedir acaba?
Anadolu'da 4-5 farklı şehirde müze ziyaretleri yapmayı planlıyorum. Muzekart alacağım ama Museum Pass diye birşey de var ve pek açıklama yapılmamış tam olarak farkı nedir acaba?
0
tum haklari saklidir
(23.01.22)
Museum Pass turistler için sanırım. Müzekart alman yeterli olucaktır.
0
clones
(23.01.22)
Benim bildiğim de müze kart tc vatandaşları için
0
senolll
(23.01.22)
Ufak farklılıklar var, örneğin İstanbul için museum pass ile aya irini müzesine girebiliyorsunuz, müzekartla girilmiyor. Ancak müzekartla da museumpass'le giremediğiniz aynalıkavak kasrına girebiliyorsunuz mesela. İzmir için de museumpass diğerinin aksine yamaç evlere girebiliyor efeste.

Böyle. internet sitesinde harita üzerinde görülüyor nerelere girebileceğiniz. Bir de museumpass 15 gün geçerli, müzekart bir yıl ve fiyat farkı çok yüksek pass için.
0
akhenaten
(23.01.22)
(9)

bana oyun önerebilir misiniz?

durme
oyunlar konusunda çok cahilim. en son oynadığım oyun outlaws. içinde adam öldürme, şiddet olmayan ve şehir filan inşa etmediğimiz bir oyun önerebilir misiniz? bilgisayarımı da çok yormayacak bir oyun olursa mutlu olurum :)teşekkürler
oyunlar konusunda çok cahilim. en son oynadığım oyun outlaws. içinde adam öldürme, şiddet olmayan ve şehir filan inşa etmediğimiz bir oyun önerebilir misiniz? bilgisayarımı da çok yormayacak bir oyun olursa mutlu olurum :)

teşekkürler
0
durme
(22.01.22)
Shapeshifting Detective
Her Story
0
heritage
(22.01.22)
oyun sektörünün ürettiği ürünlerin %99'undan fazlasını elediniz zaten öldürme ve inşa olmasın diyerek : )

Raft diye bir oyun var, denizin ortasında ufak bir salda başlayıp topladığınız çer çöple salınızı büyütüp geliştirip yeterince sabrınız varsa yüzen bir malikaneye çevirebiliyorsunuz. Gizli bir hikayesi de var içinde.

Piksel oyunlar içinde Graveyard Keeper var, mezarlık bekçisi olarak garip bir şehirde başlıyorsunuz, çok tuhaf işlere girişiyorsunuz. Oldukça geniş bir içeriği var.

Mantık ve makina öğrenimi üzerine kurulu iki oyun var biri "while True: learn()" bunda size oyun adı altında makina öğrenimini anlatıyorlar, diğeri de human resource machine; bunda da programlama mantığını kavrıyorsunuz.

daha sofistike bir şey olsun derseniz Kerbal Space Program var, bir roket yapıp yörüngeye, aya ya da diğer gezegenlere falan yolluyorsunuz. oldukça gerçekçi ve detaylı hazırlanmış bir oyun, olayın mantığını kavramanızı sağlıyor.

sims 4 her zaman bir seçenek.

eğer oynamadıysanız stardew valley ve terraria sayfalarına bir bakın.
0
akhenaten
(22.01.22)
-What Remains of Edith Finch
-To the moon
-Twelve Minutes
-Portal 1-2
0
lüzumsuz adam
(23.01.22)
Stardew Valley bi bakın oyun videolarına severseniz 100 saat oynarsınız sevmezseniz koşarak kaçarsınız öyle bir oyun.

Ben 100 saat oynadım :)
0
hedep
(23.01.22)
gris
0
late viper
(23.01.22)
Unravel
0
chavezding
(23.01.22)
Life is Strange serisi
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(23.01.22)
Timelie diye bağımsız oyunu tavsiye ederim. Hak ettiği değeri göremeyen efsanevi bir oyun.
0
put it in your appropriate place
(23.01.22)
heroes of might and magic 2 ve 3
bigisayarını yormaz strateji
0
hitsumo
(23.01.22)
(6)

Osmanlı zamanında alışveriş poşeti

vatanperver
Mesela sene 1650, şehir Bursa. Aktardan çay ve karabiber alacağız. Yanımızda kap kacak mı götürüyoruz, genelde neye koyuyoruz? Aktarda kese kağıdı diye bir şey yoktur herhalde? Yanımızda topraktan yapılma birer kap mı götürüyoruz, birisi çay diğer karabiber için? Çuval gibi bir şeye belki çay girer
Mesela sene 1650, şehir Bursa. Aktardan çay ve karabiber alacağız. Yanımızda kap kacak mı götürüyoruz, genelde neye koyuyoruz? Aktarda kese kağıdı diye bir şey yoktur herhalde? Yanımızda topraktan yapılma birer kap mı götürüyoruz, birisi çay diğer karabiber için? Çuval gibi bir şeye belki çay girer de karabiber olmaz.
0
vatanperver
(22.01.22)
Kese?
0
Zaman Tamircisi
(22.01.22)
kumastan yapilan kucuk torbalar, heybeler gibi esyalar kullaniliyordu muhtemelen. simdi dusundum de cop diye hic bir sey yok etrafta ne guzel, ne plastik ambalaj atigi, ne kagit, ne yumurta kartonu etraf tertemiz vay be
0
exlibris
(22.01.22)
baharat ya da şu an toz olarak kullandığımız diğer şeyler belki toz olarak satılmıyordu, örneğin karabiber top şeklinde tarçın çubuk şeklinde, insanlar evde havan gibi birşeyle taşla vurarak öğütüyor olabilirler kullanmak için

yine bunları da kumaş keselere koyuyorlardır diye düşünüyorum ben de
0
freebird5406_2
(22.01.22)
File gibi bir şey olabilir mi o zamanlar acaba? Bu arada örnek olsun diye yazmışsınız ama o dönemler çay yoktu ülkemizde.
0
mezarkabul
(22.01.22)
1650 bol keseden kesekagidi uretimi icin fazla erken. kitap/mektup gibi amaclar icin kagit uretilirse anca.

cevabim: bez torba ve kap kacak.
0
hot potato
(22.01.22)
bez torba ve file gibi örülen taşıma aksesuarlarının yanında yine örme sepetler ve daha geniş alışverişler için hamalların taşıdığı küfeler kullanılıyor. aynı şekilde tablalı at arabaları da başka bir taşıma aracı.
0
akhenaten
(22.01.22)
(6)

ilkel insanın sosyal ihtiyaçları nelerdi?

duyurukullanıcısı
baya mağada yaşayan 20 kişilik topluluktan bahsediyorum. yani yemek, barınma, kıyafet, güvenlik fiziki ihtiyaçlar onu anlıyoruzsosyal ihtiyaçları nelerdi peki?ben insanları güldüreyim, bu 20 kişinin lideri olayım, iki muhabbet edelim, şu dereye yürüyüp bi gelelimvar mıydı?
baya mağada yaşayan 20 kişilik topluluktan bahsediyorum. yani yemek, barınma, kıyafet, güvenlik fiziki ihtiyaçlar onu anlıyoruz

sosyal ihtiyaçları nelerdi peki?

ben insanları güldüreyim, bu 20 kişinin lideri olayım, iki muhabbet edelim, şu dereye yürüyüp bi gelelim

var mıydı?
0
duyurukullanıcısı
(18.01.22)
Kesin vardır. Dağa taşa resim çizmişler hep
0
birmilyonunvarmi
(18.01.22)
Gayet tabi ki, insan topluluk halinde yaşayan bir canlı. Grup içi etkileşim her zaman vardı.

Güzellik ve estetik olarak öne çıkmak da bu sosyal ihtiyaçlar içerisinde sayılabilir hatta, bunu özellikle belirtmek istedim çünkü kafanızda paleolitik insanı, insan doğasından çok soyutlamışsınız gibi geldi. Ne var ki, örneğin takı tasarımları paleolitiğe kadar gidiyor.

İnsan yine insan. Sadece şartlar farklı.
0
akhenaten
(18.01.22)
bir kaç gün önce aynı meraklarla dizi film belgesel arayışına çıktım ama bulamadım. çok dramatikleştirmiş eserler ya da tarih dersi videolarından fazlasına rastlamadım. çoğu kaliteliydi tabi ama bir insanın gözünden anlatılan bir film olsa şahane olurmuş mesela.

biraz makale bakındım bir yerde şöyle bişeyler geçiyor mesela;

"Bazı yorumlara göre mağaralar yaşam alanları olduğu kadar toplanma alanlarıdır da. Margaret Conkey’e göre Altamira Mağarası, komşu grupların sonbaharda bir araya geldikleri toplantı yeri olmuş olabilir. Toplanmaların nedeni, toplumsal ve siyasal olduğu kadar ekonomik de olabilir. Örneğin Güney Afrika’da Kalahari yöresinde Kung San halkı yılın çoğunu, çekirdek ailelerden oluşan yaklaşık 25 kişilik küçük gruplar halinde geçirmektedirler. Ancak kurak mevsimlerde, birkaç grup, sürekli su kaynaklarının çevresine, birbirine nisbeten yakın konumda toplanır. Böylelikle de yüzü aşkın insan bir arada barınır ve beslenir. Bu toplanmaların nedeni ekonomik zorunluluklara, güvenli su kaynaklarına yakınlığa bağlanıyorsa da, evlenmelerle, siyasal birliklerle de güçlenip gelişen toplumlar arası ilişkiler yoğundur."

tabi bireysel yaşama dair pek bişey bulamadım. Everyday life in prehistoric times adında 100 küsür sene önce yazılmış bir eser'in adını çok gördüm sanırım ona bir göz atmakta fayda var. bilglendiren arkadaşlar olursa ben de faydalanmış olurum böylelikle buradan
0
avatar is back
(18.01.22)
Şimdiyle hiçbir farkı yok. Günümüzdeki köy hayatından çokfarklı sayılmaz bence. Yoğun bir sosyal baskı gerçeği olduğuna da yemin edebilirim ama ispatlayamam.
0
psmstc
(18.01.22)
Kimdi şimdi çıkaramadım ama, "sadece canavarlar ve tanrı yalnız yaşar" diyordu.
Dolayısıyla insan sosyalleşme zarureti olan bir varlık olarak önümüzde duruyor öteden beri.
0
fempusay
(18.01.22)
Bence güreşiyorlardır.
Hayvan yavrularına bakınca hep boğuşuyorlar. İnsan da öyle yapmıştır.
0
d e j i n
(18.01.22)
(16)

İlişkilerde çok kavga etmek normal mi

abuzer
Sıkı bir ilişki testi izleyicisiyim. Kavga kısmına geçince çiftler hep "ouu biz çok kavga ederiz. Sesler yükselir, küfür ederiz o anlarda ama birbirimize değil, ortaya" vs diyorlar. Daha önce de etraftan "kavga edilmeyen iliskide bir gariplik vardır" diye çok duydum. Bu cidden böyle mi? Neden? Sağlı
Sıkı bir ilişki testi izleyicisiyim. Kavga kısmına geçince çiftler hep "ouu biz çok kavga ederiz. Sesler yükselir, küfür ederiz o anlarda ama birbirimize değil, ortaya" vs diyorlar. Daha önce de etraftan "kavga edilmeyen iliskide bir gariplik vardır" diye çok duydum. Bu cidden böyle mi? Neden? Sağlıklı iletişim kuramıyor olmak neden bu kadar normallesmis?

Karşılıklı sevgi/saygı olan ilişkinizde sürekli kavga ediyor muydunuz?
0
abuzer
(17.01.22)
eşimle tartışmalarımız çok olmuştur ama soruda tanımlanan seviyede kavgalarımız olmadı.
kavga ile canlı tutulmaya çalışılan ilişki sığ bir ilişkidir.
0
lazpalle
(17.01.22)
bana göre kavga etmek ilişkinin zayıfladığına işaret. ilişkilerim genelde 4-5 sene gibi uzun sürelidir ve hiç kavga etmem, bir kere bile.
0
gabe h coud
(17.01.22)
Kavga, kaostan beslenen insanlar için bir ihtiyaç. Kavga etmeyince eksiklik hissediyorlar bunu normal görüyorlar.
Ben ilişkilerimde kavga etmem. Kavga edeceğim, hakaret edeceğim insanla aynı ortamda bile bulunmak istemem. Saygı duymadığın biriyle ne kadar sağlıklı bir ilişki kurulabilir ki.
0
kaptan maydanoz
(17.01.22)
karakter mevzusu, annem babam sürekli her halttan kavga eder ama birbirlerini de çok severler. ben, ses yükseldiği an koparım, hiç kavga edemem.
0
lcha
(17.01.22)
Kavgaların sıklaştığı, seslerin yükseldiği ve küfürlerin başladığı ilişki sona yaklaşmış demektir. Birçok kişi itiraz edecek ama gözlemlerim bu şekilde.
0
ruhen hastayim ben
(17.01.22)
Kavga edilmeyen ilişkide anormallik vardır evet, çünkü siz iki bireysiniz. Farklı ailelerce yetiştirilip farklı deneyimlerden geçtiniz ve farklı fikirleriniz var. İnsan zaman zaman gergin olabilir ve fikir çatışmaları, anlaşmazlıklar yaşanması kaçınılmaz. Eğer yaşanmıyorsa ortada kendini yok sayan biri var demektir ve bunun sonumda da ya bir taraf sıkılır gider ya da ses etmeyen taraf artık patlar gider. Kimse kimse için biçilmiş kaftan değil, herkes büyük ya da küçük tavizler verip ortaklaşmalı.

Ancak bu çok kavga edilmesi normal demek değil. Bu adeta "ölmek mi istersin, ölene kadar 18 saat çalışmak mı" gibi bir soru. İkisinden birisi normal olmak zorunda değil.

İki yetişkin insan arasında tartışmalar yaşanması doğal, ancak bu saygı sınırlarının aşılmasını gerektirmiyor, uzlaşma yolları aramayı gözardı etmeyi, herkesin kendini düşünmesini gerektirmiyor. Eğer çözümsüzlük varsa ilişkiyi devam ettirip birbirinizi yiyip bitirmenizi gerektirmiyor.
0
akhenaten
(17.01.22)
@akh, "ilişkilerde anlasmazlik olmamali" diyen kimse gormuyorum bu duyuruda. Anlasmazliklarimi saglikli bir şekilde iletisim kurarak cozuyorsam neden birey olamiyorum bunu anlamadim
0
🌸abuzer
(17.01.22)
İlişkilerde ilk başlarda sık, sonrasında da aralıklarla kavga iyidir.

Kavga = arada iletişim var demek + taraflar kavgada olsa, aralarındaki sorunu çözme iradesi gösteriyor demek.

Ancak kuru kavgalar çoğunluktaysa ve sürekli kavga ediliyorsa, bu artık kötü bence. Sorunları çözmeye yönelik değil de, birbirine hakaret etme, yıpratma, ego tatminine yönelik kavgalar ise kötü.


.
0
kartallar yuksek ucar
(17.01.22)
Kavga var, kavga var. Öyle küfürlü hakaretli kavga varsa zaten saygı olmaz. İki kişi kavga ederken de ortaya küfür diye bir şey olamaz. Duvarı yumruklasan da mesela o karşı tarafa yaptığın bir harekettir. Dolayısıyla mesela sesler yükselebilir zaman zaman ama, bu bir tarafın diğer tarafı bastırmak için kullandığı bir araca dönüşünce şiddet oluyor. Küfür ve hakaret etmek de öyle.

Bana göre arada bir kavga edilebilir. Sonra da anlaşıp mesele çözülebiliyorsa bu sağlıklıdır zaten, olması gerekir. Kavga etmeyelim diye içine atarsan sürekli sonrasında daha büyük sorunlar çıkar ilişkide. Ama öyle düzenli ve psikolojik şiddet içeren kavgalar olmamalı elbette.
0
gmzo
(17.01.22)
cok kavga hic de normal bir sey degil. kavgaci biri olarak soyluyorum bunu benim kavgam sevgilimle degil ki. bi taraf yukseldigi anda digeri duser kavgaya donusmeden de gecebiliyo o hararet. ama karsilikli bagrisma bence asiri yipratici bir durum ve zedeler
0
ala09
(17.01.22)
Her ilişki kendine özel diye bir başlangıç yapayım. Benim ilişki tanımıma göre böyle kavga normal değil. Tamam, işyeri tartışması gibi olmuyor, bazen ses tonu biraz daha artıyor (ki bunu da kontrol etmeye çalışıyoruz), bazen gözyaşları giriyor ama küfür hakaret olmaz. Ki bence bu tartışmalar bile sık olmamalı, olmayacak hale döndürmek lazım ilişkiyi. Daha sonra aynı yatağa gireceğin adama/ kadına hakaret hiç olmaz.

20+ yıllık evli kadın olarak yazıyorum
0
SiyamkedisiZorro
(17.01.22)
tartışma elbet ki oluyor. ama kavga halinde çok sinirlendiğinde genelde hemen susarım, sakinleşmesini beklerim, konuyu değiştiririm. sakinleştikten sonra belki 3-4 saat sonra minnoş halimle yaptığının yanlış olduğunu fikrine katılmadığımı kızmasını istemediğini söylerim. o da birkaç kelam eder anlaşırız konu kapanır.

ben sinirlendiğim zaman da o konuşmaz, bana sarılır ya da sakinleşmemi bekler. çok uzun süre devam edersem kızar bi, ikimizde susarız mesela ama bu arada da el ele tutuşup yürümeye devam ederiz mesela. sonra da tekrar sakinleşip konuşup devam ederiz.

bu arada hiç birbirimize küfretmedik hakaret etmedik.

genelde bizde böyle devam ediyor. benim annemle babam çok zıtlaşır ve asla alttan almaz bir taraf. bu beni çok yordu. asla susmazlar kavga zamanında. böyle olmak istemiyorum çocuğum olduğunda da ileride bu hallerimizi görmesini istemiyorum. dolayısıyla susmak bence en iyi çözüm.
0
Hallegadola
(17.01.22)
@abuzer olamazsınız demedim ki, sanırım tanım farklılıklarından dolayı yanlış anladınız. Ben kavgayı daha kapsayıcı anlamda kullandım, tekme tokat ve küfürlerin olduğu bir anlamda değil. onun için aşağıda kavga ederken saygı sınırlarının korunması gerektiğinden bahsettim.

Yani sizin anlaşmazlık veya tartışma dediğiniz şeyle benim kavga dediğim şey aynı. Aynı şeyi söylüyoruz.

Eğer kavga ve tartışmayı şiddet dozu farklı iki ayrı şey olarak ayrırsak evet, "kavga" etmemeniz gerekir sağlıklı bir ilişkide.
0
akhenaten
(17.01.22)
normal şartlarda hiç kavga edilmemesi sıkıntılı bir sürece işaret ediyor aslında. "eeeh sikerler" eşiği var. onu geçmiş olabilirsin çünkü.

ayda yılda bir kavga olabilir de bundan fazla kavga ediliyorsa kendini tamamlayamamış, kaostan beslenen, toksik kişilerin ilişkisi olabilir o. hele evli falan değillerse "kurulu düzen" bahanesi de yok. o kadar kavga etmenin ne getirisi olabilir ki? kimsenin birbirini yıpratmaya hakkı yok.

böyle bir kalitesizlik var ama iş yerinde mobbing, ilişkilerde kavga her yerde aynısı var zaten diye normalleştiriliyor. bu çok saçma.
0
nawar
(17.01.22)
ben sana katılıyorum. sürekli kavga edilip didişilen ilişkiler kesinlikle huzursuz ve mutsuz bir aile ortamı doğuruyor. böyle bir çiftle aynı ortamda dahi bulunmak istemem, bu tarz arkadaşlarım vardı bizim yanımızda kavga eden ciddi ciddi görüşmeyi kestim. çevremde de var böyle paso kavga edip bunu birbirimizi çok seviyoruz diye normalleştiren, bence ciddi bir psikolojik problem bu. insan sürekli gergin yaşarken kendi duygularını zaten gösteremez ki.

benim de eşimle uyuşmadığım noktalar var ama çok seyrek kavga ederiz. birbirimizi kırana kadar devam ettirmek genellikle anlamsız. hele hakaret falan benim kırmızı çizgimdir. yani anlaşmazlık yok değil var, ama kavga yok. insan gibi medeni olarak tartışır, ya anlaşırız ya da agree to disagree olarak devam eder. ses yükseltmek falan dahi benim için çok aşırı şeyler.
0
roket adam
(17.01.22)
sağlıklı iletişimin tam olarak ne olduğuna dair ahkam kesemem, çünkü herkesin normali ve sağlıklısı kendine. sağlıklı tanımını da kişinin fonksiyonalitesini bozmayan şekilde yapmaya gayret ediyorum. benim etrafımda gördüğüm sürekli kavga eden o çiftler beni aşırı yoruyor ve geriyor. gerçekten negatif yükleniyorum, mümkünse o çiftlerle vakit geçirmemeye çalışıyorum. mesela kardeşim ve eşi sürekli kavga eden bir çift oldum olası, bayağı üzülüyordum bunlar ayrılacak yeğen başa kalacak diye en başlarda ama ayrılık falan yok iletişim tarzları öyleymiş meğer. manyaklar mı ne evet ama fonksiyonları devam ediyor, herhalde sağlıklı sınırlar içinde hala diyorum devam ediyorum.

yüz yıldır aynı adamlayım; dört senedir de evliyiz. küfürü hakareti konuşmuyorum, öyle bir şey söz konusu bile olmamalı normal şartlar altında ama birbirimize sesimizi yükselttiğimiz kavga sayısı bile gerçekten bir elin parmaklarını geçmez. sürekli kavga etsem yorulurum, motivasyonum düşer, ne bileyim o insanla paylaşımım doğal olarak azalır. hayata karşı bir hıncım varsa muhattabı kim ise ondan çıkarırım, çıkaramıyorsam da eşime anlatırım biraz yükümü alır rahatlarım. ben de bu şekilde fonksiyonlarımı koruyabiliyorum.
gerçi kavga var kavga var, misal ya bu mutfağı yine mi toplamadın o kadar yemek yaptım aşkolsun insan bari toplamaya yardım eder sitemini de kavga göreceksek işimiz iş :)
0
evde liyakat kalmamis
(17.01.22)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.