Giriş
(13)

Kadikoy barlar sokaginda yasanir mi?

serseri marti
Gencler ne dusunuyorsunuz, kadikoy barlar sokaginda (kadife sokak) bir daire kiralasam bekar bir erkek olarak, orada yasayabilir miyim, yoksa fittirir miyim gurultu vs'den? malum kiralar cilgin, bir tek orada uygun bir seyler bulabildim.
Gencler ne dusunuyorsunuz, kadikoy barlar sokaginda (kadife sokak) bir daire kiralasam bekar bir erkek olarak, orada yasayabilir miyim, yoksa fittirir miyim gurultu vs'den? malum kiralar cilgin, bir tek orada uygun bir seyler bulabildim.
0
serseri marti
(07.11.21)
Yaşanmaz
0
kisa
(07.11.21)
Ben yaşardım, ailem hep sessiz sakin, nezih emekli semti türünden yerlerde yaşamayı isterdi ve öyle de yaptılar hep. Ben de belki de ondan dolayı hep hareketli, olaylı, cıvıl cıvıl yerlere ilgi duydum.

Kapıdan inince olayın içinde olacağım yerleri seviyorum. Siz de severseniz yaşanır. Ama her saniye şu ses bir dursun artık diye kendinizi yiyip bitirecekseniz o sesler yıllarca her saniye yanınızda olacak. Sizin karakterinize bağlı kısaca.
0
akhenaten
(07.11.21)
bu sadece hareket sevip sevmemek değil, ben yaşamadım fakat yaşayanlar şundan şikayetçiydi özellikle yazın cam açık uyumak durumundasın fakat 24 saat bitmeyen bir gürültü, sen istesen de istemesen de evin içinde, yazın çok daha çekilmez oluyormuş
0
freebird5406_2
(07.11.21)
Nö dostum nö. Moda'da yaşayan arkadaşım bile şikayetçi gürültüden.
0
dreamnesiac
(07.11.21)
Tarz meselesi. Kabadayı filmindeki ali Osman'ın oğlu gibi bir hayatın varsa neden olmasın? Ama kimsenin duvarına işemeyeceğinin garantisi yok sanırım.

Bir de ufak bir ayrıntı vereyim, geçen cuma mevzubahis yerde oturuyoruz. Biraz ileride tatlış bir kedi koklaya koklaya kendi etrafında dönüyor. Dedim ki "çişini yapacak". Kedi mastırı eşim ise "toprak falan yok mümkün değil" dedi. Gerçekten de ufukta hiç toprak yoktu. Kedi utana sıkıla çişini kaldırım taşının hafif çukurda kalan köşesine yaptı. Ardından çişin üstünü kapatmak için tırnaklarıyla betonu kazımaya çalıştı. Uğraştı uğraştı, bir sağdan, bir soldan... Tırmalama sesi bir an bana kadar geldi. Sonra utanarak uzaklaştı. İşte o an dedim ki "Allah hepimizin belasını versin."
0
prole
(07.11.21)
ilk bir kaç gün, süpermiş burası dersin. sonra uykular haram olunca, nerden geldim buraya, dersin.

imza: iki sene modada yaşamış ve zor kaçmış biri.
0
scudman1
(07.11.21)
Birak yasamayi aksam saati ekmek almaya gidemezsin yolda bicak takabilirler acik havadan korona kapabilirsin.
Hayatim kadikoyde gecti 2 senedir gitmiyordum, bu hafta gittim sok gecirdim.

Beyoglunun eski halinden bile kotu olmus.
Turizm bolgeleri bile bu kadar karisik ve les degil.
0
divit
(07.11.21)
Asla yaşanmaz, daireyi bedava verseler bile gitmeyin. Müşteri olarak güzel ama sakin olarak berbat bir sokak.
0
BuddyGuy
(07.11.21)
Delirirsiniz. Ssokağın bitmeyen gürültüsünün dışında, oradaki binaların arkada bahçeleri ortak ve onlarca barın bahçesinin sesi ölümcül bir uğultu olarak evi dolduracaktır. Eğlence bitti sakinleşti derken iki ergen sevgili pencerenizin altında iki saat bağırarak kavga edecek. Sonrasında uyuyabilirseniz sabah evden çıktığınızda apartmanın önünde ya kusmuk ya idrar ya da en iyi ihtimalle kırık şişe olacak.
0
whoosie
(07.11.21)
asla.
moda saint josephin sokağından, insan kalabalığı nedeniyle taşındım ki yoğunluk kadife'yele kıyaslanamaz. hele bir de gürültü, kir pasak. evlerin hepsi depreme dayanıksız derin çatlaklı.

asla asla asla. parkta yatın daha iyi.
0
rewlack
(07.11.21)
Kişiye göre değişir. Ben yıllarca yaşadım ve takmadım gürültüyü. Hem şimdiki Ağaç Ev' in sokağında hem de Kadife' de yaşadım. Yatak odaları arkaya bakıyor zaten.
0
guitarissimo
(07.11.21)
moda komple sesli gibi anlatılmış da her yeri bir değil. mühürdar ve yaver bey'de yaşadım. sanki istanbul'da bile değilmiş gibi sakindi. ama barlar sokağı falan delirmek için birebir. acı çekmek istiyorsanız girin.
0
erenderk
(07.11.21)
Kadife sokakta kafayı yerdim herhalde ben, birkaç yıldır gitmiyordum geçenlerde bir gece oradan geçmem gerekti, walking dead seti gibiydi yemin ederim.
0
lappuntamento
(08.11.21)
(8)

Dating App - Görüşme öncesi yürütülen "iletişim dönemi" hakkında...

magni
Selam. Bir konuda fikirlerinizi öğrenebilmek istiyorum.Dating app'lerden eşleşip konuştuğum kişilerle whatsapp'a geçiyoruz ve bir süre de oradan iletişim halini devam ettiriyoruz. Sonrasında görüşüp durumlara bakıyoruz, nedir ne değildir diye.Benim eşleşip de iletişim yürüttüğüm kadınların tamamı, g
Selam. Bir konuda fikirlerinizi öğrenebilmek istiyorum.

Dating app'lerden eşleşip konuştuğum kişilerle whatsapp'a geçiyoruz ve bir süre de oradan iletişim halini devam ettiriyoruz. Sonrasında görüşüp durumlara bakıyoruz, nedir ne değildir diye.

Benim eşleşip de iletişim yürüttüğüm kadınların tamamı, görüşme öncesindeki o iletişim sürecinde hiç renk vermek istemiyorlar. Temkinliler, söylediğim güzel şeylere "Yüz yüze görüşülmeden belli olmaz" şeklinde cevaplar veriyorlar. Mesela arada seksi bir detay paylaştığımda frenleniyorum falan. Görüşme öncesi süreçte düz sohbet etmek istiyorlar sadece.

Bende durumlar bu şekildeyken, geçen gün bir arkadaşımla buluştuk. Sohbette Tinder, OkCupid mevzuları döndü. Arkadaş bana oradan konuştuğu birkaç hatunla olan sohbetlerini gösterdi. Henüz hiç görüşmemişler ama sanırsın ki 10. kez görüşecek kadar "sıcaklar". Görüşme sonrası evde yapacakları aksiyonlara kadar derin sohbetler falan...

Anlamadım valla. Bana denk gelen insanlar nasıl hep bu derece soğuk ve mesafeli olabiliyor da ona denk gelenler bu kadar sıcak olabiliyor.

Sizlerin dating app görüşmeleri öncesindeki sohbetleri genelde ne seviyede gelişiyor peki? Benimki gibi mi, yoksa arkadaşımınki gibi "daha sıcak" sohbetler mi?
0
magni
(06.11.21)
O iş değişiyor ya çok sıcak samimi olduğunda da işler yürümeyebiliyor.bi bakmışsın ghosting. Dating appler bizim ülkemizde işe yaramıyor
0
olaylar olaylar
(06.11.21)
kişiden kişiye göre değişir bu işin standartı yok. önemli olan yüz yüze görüştükten sonrası.
0
kelepir
(06.11.21)
Çok fazla şey etkili olabilir. Örneğin senin sohbet etme tarzın daha muhafazakar kalıyordur, karşındaki kişi kendisini sınanıyormuş gibi hissedip çekimser kalıyordur. Tam tersi, çok rahatsındır önce seni tanıyıp ısınmak istiyorlardır. Belki sebep sen değil karşındakidir, insanın tipi öyle ya da böyle karakterini de yansıtır, belki de hoşlandığın tip kişiler hep benzer bir sosyal çevreye tekabül ediyordur?

Ya da sadece böyle denk gelmiştir. Kesinlikle bir cevabı yok bu sorunun.
0
akhenaten
(06.11.21)
konuuğun kadınlar o sırada 938 tane daha erkek arasından seçim yapmaya çalışıyordur
0
bir soru sorcam
(06.11.21)
senin konuşma biçiminden kaynaklı aslında denk gelmekle alakası yok, aynı kişilerin numarasını o arkadaşlarına ver o kadınları yine aynı sıcak hale getirirler. bu arada benimde seninki gibi. bu biraz konuşurken kelimeleri nasıl seçtiğin veya karşı tarafın kelimelerini nasıl yorumladığın ile alakalı. üstü kapalı bir şekilde cinsellikten bahsetmeli, emojilerin nasıl kullanıldığını iyi analiz etmelisin. ben yüzmyüze daha iyiyim bu konuda mimikler vs. daha faydalı oluyor yazılı iletişimden bu nedenle dating app kullanmıyorum.

mesela aşağıda bir dialog var, videonun sonlarına doğru, kelimelerin nasıl çarpıtılığına dikkat et.

www.youtube.com
0
selam
(07.11.21)
@bir soru sorcam Ama başlıkta bahsettiğim arkadaşımla konuşan kadınlar da sadece onunla konuşmuyordur bence :/
0
🌸magni
(08.11.21)
sen bir tık daha kalitelisin belki, ciddi ilişki isteyenler geliyor.
arkadasın daha ilk cümleden belli ediyordur niyetini onun gibilerde ona geliyordur.

valla tinderde her gun baskasıyla yatan kızda evlenmek istiyor, ben anlamıyorum o kızları da. o yuzden muhtemelen senin ciddi ilişki potansiyelin daha yuksek olabilir.
0
hopp
(12.11.21)
Kadınım, görüşme öncesi telefon vermek falan asla yani.
Ama konuşma içeriği kişiden kişiye ve beklentiden beklentiye değişir. Dirty talkingle başlayan veya bunu seven de var, normal düz sohbet edip sonra daha samimiyete geçildiği de oluyor veya düz başlayıp buluşunca çok daha yakınlık kurulduğu da olabiliyor. Olay etki tepkiyi iyi analiz etmek. Hem kendi istediğiniz modu iyi aktarmak hem de karşı tarafın tepkisini anlayabilmek yani. Sırf eşleşmeyi kaldırmasın diye hoşlanmadığınız biçimde ilerlemek de mantıklı değil bence.
0
rewlack
(12.11.21)
(8)

yunanistan bu cesareti nereden buluyor?

super gazi
herkese iyi akşamlar.ne zamandan beri sormak istediğim bir soru vardı şimdi soralım.yunanistan sürekli türkiye'yi tehdit edip duruyor.hayır adamlar bu cesareti nereden buluyorlar?.yunanistan küçük bir ülke,hatta bizim arkadaşlar gitmişlerdi buraya ziyarete,görebildiğim kadarıyla türkiye ayarında bir
herkese iyi akşamlar.ne zamandan beri sormak istediğim bir soru vardı şimdi soralım.yunanistan sürekli türkiye'yi tehdit edip duruyor.hayır adamlar bu cesareti nereden buluyorlar?.yunanistan küçük bir ülke,hatta bizim arkadaşlar gitmişlerdi buraya ziyarete,görebildiğim kadarıyla türkiye ayarında bir yer(insan kalitesi vb şeyler),öyle sanayisi,güçlü bir toplumu falan olduğunu düşünmüyorum,tabii nüfus konusuna girmeyeceğim,adamların tarihlerinde küçük asya felaketi diye bir olay var.buna rağmen buraya saldırmaya düşünüyorlar.hayret ediyorum.yani yunanistan'da yaşayanların hepsi ciddi ciddi bunu düşünüyor mu?yani burayı işgal etmeyi.diyelim böyle bir şeye cesaret edebildiler,bunu kimin öncülüğünde yaparlar?yada küçüklüğümüzden beri okuduğumuz tarih derslerinde ki şeyler olabilir mi bu coğrafya yeniden,siz bu konuda ne düşünüyorsunuz peki?
0
super gazi
(04.11.21)
Avrupa Birliği'ne güveniyorlar, onlar da yav he he deyip biraz fon verip gönderiyor bunları. Fakat kendi içlerinde de bizde olduğu gibi militarist ruhlu insanlar var, bize yansıtılan hep bunlar olduğu için ülkenin tümünü böyle zannediyoruz, halbuki alakası yok.
0
Zaman Tamircisi
(04.11.21)
turkiye nereden buluyorsa oradan buluyor. butun ulkelerin mantik disi millyetci sanrilari var.

"hepsi ciddi ciddi bunu düşünüyor mu?" hayir.

"küçüklüğümüzden beri okuduğumuz tarih derslerinde ki şeyler olabilir mi bu coğrafya yeniden" sanmiyorum
0
hot potato
(04.11.21)
Yunanistan'da yaşayanlar ciddi ciddi turkiyeyi işgal etmeyi düşünmüyorlar. Sizin ciddi ciddi bunu düşünmeniz asıl tuhaf olan
0
dafuq
(04.11.21)
Valla olay direkt tribunlere oynama meselesi. Ona bakarsan Turkiye de surekli dunyaya kafa tutuyormus gibi gozukuyor. Sence gercekten kafa tutuyor mu peki? Milletin gazini almak icin yapilan aciklamalar. Nasil ki burada 'osmanliyi diriltecez, herkes akilli olsun' tarzi aciklamalari duyunca kendinden gecen bir kitle varsa onlarda da 'Turkiye ye sunu sunu yapacaz' deyince kendinden gecen kitle var.
0
j r r tolkien hayrani
(04.11.21)
Asla bizim ayarımızda değiller.
Bir kaç devletin gazına geliyorlar sadece. Amerika'ya da askeri üsler verdiler.
Bizim onlarla savaşmamıza gerek yok.
Sınır kapılarını açtığımızda anda Ortadoğu ve Asya'dan gelen göçmenlere
- hadi goçlarım göreyim sizi.. dedik mi tamamdır.
Hatırlayın geçen sene başlarında olanlar:
streamable.com

Doğuda da emenistanın tehditleri, büyük ermenistan hayalleri var(dı) bir zamanlar ama Azerbaycan onlara yetti.

Yunanistan Türkiye'ye karşı bir şey yapmayı asla düşünemez. Kamuoyunu rahatlamayı amaçlıyor kendi hükümetleri.
İnternette Yunan spiker diye arama yapın Türkiye'nin yükselişini ve ona karşı izlenmesi gereken taktikleri ne yapılması gerektiğini anlatan Yunan milliyetçisi birini göreceksiniz. O derece türkiye karşıtı biri . Bazen konuyu yerli yapım silahlarımıza getirir ve
yaptığımız füzeler hakkında sinirli bir şekilde bir videosunda:
- sanırım gerçek menzillerini savaş çıktığında göreceğiz.

Almanya'ya da Türkiye'ye karşı kendilerine gerekli yardımı yapmadığı için oldukça kızgın olarak:
- aslında Doğu ve batı Almaya'nın hiç birleşmemesi gerekirdi.

Bu arada İran'ın da ABD ve İsrail'e tehditleri yıllardır bitmez hiç bir şey de yapamazlar.
0
Erva
(04.11.21)
yunanistan tarihini araştırmanızı öneririm, ha ben araştırdım mı hayır ben de üşendim ama sağda solda izlediğim videolarda özellikle cem gürdeniz generalin mavi vatan projesiyle alakalı videolarda karşıma çok çıktı bu yunanistan olayı.

yunanistan için vekil devlet diyolar, yani amerika'nın finanse ettiği, stratejik üst amaçlı kullandığı bir ülke.

tam anlatamamış olabilrim ama merak ettiğiniz şey 'yunanistan'ın vekil devlet olması'
0
killerbee
(04.11.21)
Yunanistan ve Türkiye iç politikaları gereği birbirleriyle didişiyorlar. Yunanistan milliyetçilerine göre Türkler onların ata topraklarına kapak atmış "gayrihristiyan" barbarlar. Türk milliyetçilerine göreyse Yunanlar kendi egemenlerine başkaldırıp devleti zarara uğratmış, aslında hiçbir zaman birlik olmaya yanaşmamış "gayrimüslim" güvenilmez bir halk.

Yunanistan AB'de, Türkiye ona saldıramaz. Türkiye ve Yunanistan NATO müttefiki, Yunanistan Türkiye'ye saldıramaz. NATO haricinde AB'nin geri kalanı da bu savaşın çıkmasını istemez. Böyle bir şey olamaz kısaca. Türkiye ve Yunanistan hukuki kimlikleri uluslararası düzlemde tam ve eksiksiz olan, aktif dünyanın parçası, bilindik devletler.

Türkiye'de Yunanistan da buna güveniyor. Bu iki halk milliyetçi düşünce ekseninde birbirlerinin nemesisi. Ne var ki ikisinde de milliyetçi fikirler ön planda, haliyle doğal olarak politikalarını buna göre şekillendiriyorlar.

Böyle bir savaş olur mu? Olur, ancak çıkması yıllar alır. Nato dağılır, Türkiye Rusya-Çin bloğuna tam olarak geçer ve bu blok Batı bloğuyla olan münakaşasının dozunu arttırırsa böyle bir savaş çıkabilir. Bunun dışında o-la-maz. Şu anda olan ne anlaşmazlık varsa bir şekilde birinin taviziyle de olsa masada çözülmek zorunda. İki devlet de bu sebeple tüylerini kabartıyor.

Ayrıca günümüzde hiçbir devletin kendi başına ordu büyüklüğünün bir önemi yok. 2021 yılında artık bunu konuşmuyoruzdur heralde. Malta da istese bize kafa tutabilir, köy kadar yer diyerek saldıramayız. Çünkü AB. Basit.
0
akhenaten
(04.11.21)
ABD ve müttefikleri gözlerini Çin'e çevirip bütün güçlerini oraya kaydırma senaryoları yaparken Rusya'nın doğusunu da boş bırakmak istemiyip Akdeniz'de ve Ege'de bulabilecekleri her noktaya yığınak yapıyorlar. Çok net bir şekilde bir NATO ülkesi olan Türkiye'ye güvenmiyorlar. Bu nedenle bizim ülke hariç Kuzey Irak dahil her yerde üs parselliyorlar.

Hal böyle olunca da Yunanistan kıymete biniyor ve sesi çıkıyor.
0
buck rogers
(04.11.21)
(15)

Kişilerden borç alınca rahat edebiliyor musunuz?

gmzo
4 ay önce araba almak için bir miktar (70k) kredi çekmeye karar verdik. Hesap kitap yaptık, 2 senede rahat rahat ödeyebiliriz, hiçbir şeyden de geri kalmayız dedik. Keşke kimseyle konuşmadan gidip çekseydik, aileler bir miktar biz yardımcı olalım, faiz ödememiş olursunuz, kendinizi sıkmadan istediği
4 ay önce araba almak için bir miktar (70k) kredi çekmeye karar verdik. Hesap kitap yaptık, 2 senede rahat rahat ödeyebiliriz, hiçbir şeyden de geri kalmayız dedik. Keşke kimseyle konuşmadan gidip çekseydik, aileler bir miktar biz yardımcı olalım, faiz ödememiş olursunuz, kendinizi sıkmadan istediğiniz zaman ödeyin diyerek üstteki rakamın yarısını verdiler (tamamını da verirlerdi de, pandemi vurdu işleri).

Yalnız bankaya iki senede yavaş yavaş ödeyecektik borcu, şimdi benim içim katiyen rahat etmiyor ve üst baş almadan, ek harcama yapmadan maksimum tasarrufla ailelere borcu bir an önce kapatasım var. Gidip keyfine 250 tl'lik bir şey alsam bile kötü hissediyorum. Neyse ki birkaç aya kapatmış oluruz gibi görünüyor. Yani uzun vadede yardımları dokunmuş oldu elbette ama kısa vadede hem kendimi, hem de eşimi çok sıkmış oldum.

Siz nasılsınız böyle durumlarda? Borcunuz varken rahat rahat gezer misiniz, lüks harcama yapar mısınız?

Galiba bundan sonra banka dışında kimseye borçlanmayacağım.
0
gmzo
(04.11.21)
Ben de rahat etmezdim. Önümüzdeki yıl maaşlar zamlandıktan sonra bi kredi daha çekip ailelere borcunuzu kapatıp, yine yavaş yavaş ödersiniz.
0
himmet dayi
(04.11.21)
ben de sizin gibiyim. ailelerden bile olsa para isteyemiyorum. verecekse karşılıksız versinler. yoksa her türlü kredi çekerim/çekerdim. benim kendi ailem de öyle kimseden borç para almadılar kredi çektiler kapattılar.
0
Hallegadola
(04.11.21)
fikri bile çok kötü geliyor, o yüzden hiç borcum olmadı bugüne dek. umarım bundan sonra da olmayacak.
0
erenderk
(04.11.21)
Durum sebeplere göre çok değişir. Sizin durumunuzda ben olsam diye konuşacak olursam, kendi adıma borcu almadan önce biz planımızı iki sene boyunca şu kadar miktarı bankaya ödeyecek şekilde yaptık, yardımcı olmak isterseniz seve seve kabul ederiz ama ödemeyi hızlandırmak da huzurumuzu kötü etkileyecektir diye açıklar, "bir an evvel bir geri dönüş olmayacağını" açıkça söylerdim. Eğer aile bu söz üzerine teklifini geri çekemeyecek tarzda bir yapıya sahipse geri çekilme hakkı vermek için tekliflerini kibarca reddederdim.

Bütün tasamı açıkça ortaya koyduktan sonra hala yardımcı olmak istiyorsalar ya da reddettiğim halde ikinci kere teklif ederlerse o zaman dert etmeden alırım. Beni rahatsız eden şey "adettendir" diye kendilerine de külfet olacak bir şeyin altına girdiklerini hissetmem olur kısaca. Yoksa ailelerinizin yardım tekliflerini geri çevirmeyin bence, böyle durumlarda anne babalar sırf yardım ettikleri için mutlu oluyorlar.
0
akhenaten
(04.11.21)
Kisilerden borc almam, bankaya giderim faizimi veririm kendi yagimda kavrulurum. Elime para gecerse oderim, gecmezse sallarim. Ritmi ben ayarlarim.

Sagdan soldan borc almak insanin toplum icindeki guvenirligini zedeliyor kesinlikle, zamaninda odesen bile.
0
cooperr
(04.11.21)
aile ise sıkıntı yok,

sen kendi çouğuna yardım etmez miydin?

kafanda bir ödeme planı çıkar ona göre öde.

rahat ol. böyle şeyleri kafana takarsan hiç bir şeyin tadı çıkmaz.

sana destek olan bir ailen olduğu için mutlu ol.
0
duyurukullanıcısı
(04.11.21)
Ben de biraz daha rahat düşünmeni tavsiye edeceğim. Arkadaş, akraba olsa bi derece ama o kişiler senin ailen. Aynı durumda onlar da olabilirdi, krediye faiz ödemesinler diye sen de destek olabilirdin. Bu çok normal bişi. Karşı taraftan bununla ilgili olumsuz bir tepki, laf sokma olmadığı sürece elin rahatladığında yavaş yavaş ödersin. Ailenden bu desteği alabildiğin için gerçekten şanslısın.
0
ırene adler
(04.11.21)
başkasından borç almaktan nefret ederim. gider paşa paşa bankadan borcumu alırım, 70 bin dediğine yazacağı faiz 5-6 bin olacak max zaten. özellikle ailedeki para muhabbetlerinden nefret ediyorum, yaptığım her hareket "bak borcu var ama geziyor tozuyor" diye insanların gözüne batar çünkü. ayrıca faiz ödemediğin sürece borç aldığın paranın aynısını ödemiş olmuyorsun, yani ailenden 70 bin alıp 1 sene sonra 70 bin tl olarak geri ödersen aslında 50 bin tl ödemiş gibi oluyorsun enflasyondan ötürü, ailemi bu duruma düşürmek zarar ettirmek de hoşuma gitmez.
0
roket adam
(04.11.21)
benzer durumdayım, yaz ayında araba alırken annemden borç aldık. sağolsun her zaman kendinizi sıkıştırmayın ne zaman eliniz bollaşırsa o zaman ödersiniz diyor ama içimiz rahat etmiyor. aylardır resmen yemiyoruz, içmiyoruz elde avuçta ne artarsa kenara atıyoruz niyetimiz yılbaşından önce bitirmek. bankaya borç bu kadar bunaltmıyor insanı, yakınlardan borç almak daha sıkıntı bana göre, manevi yükü daha fazla. borç yiğidin kamçısı diye boşa söylememişler. evladım istesin canımı veririm para ne ki diyorum, ama annemin de o parayı kolay kazanmadığını bildiğim için tek derdimiz bir an önce geri ödemek.
0
kakamelsokoban
(04.11.21)
Bir an duyuruyu ben mi yazdım acaba dedim :) aynı şekilde bir hafta önce, araç almak için 70 bin eksiğimizin 45 binini ailelerden aldık. Biz istemedik, faiz ödemeyin boşuna diyerek ısrar ettiler. Birebir aynı şeyi düşünüyorum, kredi çeksem aylık ödeyebileceğim tutarı belirler ona göre kendimi ayarlardım ama şimdi borçlu olduğumu biliyorum ve standart bir taksitim yok. Elimize geçen maksimum tutarı ödeyip borcumuzu kapatmak istiyoruz. Araba aldık ama ben çok gezip, keyfi harcamaktan kaçınıyorum, kesinlikle aileler böyle bir şey düşünmez bu arada. Bizden çok istediler araba almamızı, şöyle şöyle öderiz dediğimizde cümlelerimizi tamamlattırmadılar bile istediğiniz zaman ödeyin diye. Ama benim de içim rahat etmiyor. Her şeyden kısmaya çalışıyorum. Dediğin gibi 2 sene yerine belki 6 ayda kapatacağız borcumuzu ve belki 10 bin lira faiz ödemekten kurtulduk ama biraz huzursuz oluyor insan. Birebir aynı durumdayız yani, yalnız değilsin :)
0
hrvl
(04.11.21)
açıkçası araba vs almak için ailelerimizden yardım istemiyoruz ama alsam da bırak rahatsız olmayı, geri bile ödemezdim herhalde:D
0
co2s2
(04.11.21)
Aile arkadaş fark etmeksiniz geriliyorum.

Lüks harcamayı bırak kendimi iyice sınırlarım, gezmeyi de tozmayı da unuturum gibime geliyor.

Bir keresinde çok yakın arkadaşımdan bir maaş kadar borç almıştım. Çocuğun en az 10-15 katı bankada parası vardı, ihtiyacı yoktu yani o paraya. Neyse o ara işten çıktım, birkaç parça ödemiştim ama askerlik girdi araya falan derken sürekli borcumu düşündüm durdum. Ailemin de durumu iyi değildi onlara da kapatın ben size öderim diyemedim. Sonrasında işe girer girmez ilk iki maaşımla kapattım borcumu.

Araba alırken de açıkçası bankaya borçlanmak daha mantıklı geliyor bana da. 5-10 bin faiz öder ailem de olsa kimseye sıkıntı vermem, kendimi sıkıntıya sokmam.

Şu an bir yıllık daha kredim var mesela ama iki şişe şarap alıyorum kendime. Anama babama borcum olsa almazdım :D
0
chicha_v2
(04.11.21)
iyi kafa hocam. öde kurtul kafandan çıksın. yani borçlu olmak iyi bir his değil ama devir böyle. bankalarla uğraşacağına aileden al ver daha makul. sıkın kendinizi birkaç ay kafanızı boşaltın değer.
0
fatihkkk
(04.11.21)
aileler dedigin esinle senin anne-babaniz diye anladim.
kimi anne-baba al der, sonra problem eder. benimkiler mesela hic almadim ama alsam geri bile odetmezler cok eminim.
yani bunu netlestirmek lazim, sen kendini bilirsin de esinin annesi-babasi nasildir durustce soylemeli.

anca size para verip zora duserlerse vicdan yapilir. yoksa kafaya takacak konu degil bence. oyle bi durumda da mecbur kredi cekip borcu kapatirsiniz.
0
Kittie
(04.11.21)
cok rahatsiz edici bir durum olsa gerek. hic borcum olmadi su ana kadar.

Bence kilit cumle su: ust bas almadan, ek harcama yapmadan maksimum tasarffula... yani oncesinde ek harcamalar yapip surekli ust bas mi aliyordunuz? bu kadar borca girip de ek harcama yapilmamali zaten. tatiller iptal, gereksiz alisveris (giyim, elektronik yenileme, eglence aktivitelerinin pek cogu vs) iptal.
0
Sour
(04.11.21)
(11)

Fransızca & Almanca

liberal
Merhaba arkadaşlar,size bir anket ile birlikte geldim.Şu an liseye yeni başlayacak olsanız ve imkanınız da olsa, veya yaşı büyükler çocukları için de bunu cevaplayabilir.1- Fransız liseleri ve sonrası Fransa'da üniversite ve orada bir yaşam.2- Alman&Avusturya lisesi veya almanca eğitim veren alev gi
Merhaba arkadaşlar,
size bir anket ile birlikte geldim.

Şu an liseye yeni başlayacak olsanız ve imkanınız da olsa, veya yaşı büyükler çocukları için de bunu cevaplayabilir.

1- Fransız liseleri ve sonrası Fransa'da üniversite ve orada bir yaşam.
2- Alman&Avusturya lisesi veya almanca eğitim veren alev gibi liseler ve sonrasında almanya'da üniversite ve orada bir yaşam.

Siz hangisini seçerdiniz, ayrıca yaşınızı da yazabilir ve anketime katılım gösterirseniz sevinirim.
0
liberal
(01.11.21)
Bu tamamen hangi alanda çalışma planlandığıyla alakalı bir şey. Fransa'nın A sektörü gelişmiştir, o alanda çalışan insanlar için Fransızca bilmek fayda sağlar. B sektöründe Almanya öncüdür, bu alanda çalışanlar için Almanca olmazsa olmazdır.

Yaşam kısmına gelince, bir ülke bir sektörde öncü olsa bile o alanda iş gücüne çok ihtiyacı olmayabilir.

Kısacası bu seçimi yapacak kişinin hangi alanda ilerleyeceği üzerine bir planı yoksa yaptığı seçimin de çok bir anlamı yok açıkçası. Kişisel zevkine göre bir seçim yapabilir.

27
0
akhenaten
(01.11.21)
cocugun neye egilimi olduguna gore degisir.

fen matematik ise almanca
sanat sepet ise fransizca

dil ile de bitmiyor, sonra sectigi universitenin de ekolu onemli, dikkat etmek lazim.

39
0
cooperr
(01.11.21)
Üniversitelerini düsünerek Almanca derim.

Fransiz sistemindeki hoca-ogrenci iliskisini hic sevmiyorum. Hoca gelir, anlatir, ona pek soru sorulmaz, seve seve ulasilmazlari oynar; Türkiye´dekiler gibi... Almanya´daki üniversite anlayisi cok farkli.

Almanya´da lise ve üniversitede ogrenci cok daha ozgur alana sahip, bununla birlikte tek basina hareket edecek ve tek basina kararlar verecek kadar da ozguvenli ve isini halledebilen biri olmasi sart.
0
buf-e kür
(01.11.21)
şu anda almanca çalışıyorum, akademideyim, özel sektörde de çeşitli ama çoklukla alman şirketlerinde çalıştım.
eğitimle ilgili danışmanlık destekleri de verdim. bununla birlikte; fransız liseleri diyorum. mümkünse orada yaşam diyorum.
bir de bi noktadan sonra yetişkinler, ebeveynler olarak daha fazla yönlendirme yapamıyorsunuz. en doğrusu/ideali diye bişey yok. fransada üniversite okuyup, ben rusyaya gitmek istiyorum da diyebilir. sizlik bir durum yok yani.
ısrarla fransız ekolü dememin sebebi (özellikle bu yaşta) alman eğitiminin konservatif, içkin yapısı. fransız eğitim sistemiyse -her şeye rağmen- daha liberal daha aşkındır. hayatta herhangi bir şeyden vazgeçerse alternatif bulma imkanı kolaylaşır diye düşünüyorum.

yaşım 30 civarı : )
0
rewlack
(01.11.21)
Türkiye'de Fransız liseleri Alman liselerine göre daha çok sayıda. Bu da seçeneğin artması demek. Bir de Fransız liseleri daha tanınmış. Ben Fransa'da yaşamayacak olsaydım bile Fransız lisesine giderdim. Yaşam konusu bundan bağımsız.

28
0
dissendium
(01.11.21)
Fransa mı kaldı, oldukça hantallaşmış, geri düşen ülke. Dahası Avrupa'nın birçok ülkesinde Almanca konuşuluyor. Kıyaslanamaz bile, doğrudan Alman lisesi, Almanca.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(01.11.21)
almanca eğitim veren bir anadolu lisesinde okudum. seçme şansım ve imkanım olsa kesinlikle direkt alman lisesinde okurdum. alman lisesi yetmiyorsa en azından abitur verebilen diğer almanca öğretim yapan liselere bakardım. o da olmuyorsa ennn azından sprachdiplom/dsd alabileceği bir lise arardım. ancak bunların hiç biri olmuyorsa fransız liselerine bakardım.

mühendis - 31
0
roket adam
(01.11.21)
cocuk ne okumaya meyilli? politika vs ise fransiz, bilim, mühendislik ise alman okulu.
30
0
Coma
(01.11.21)
eğitimi kendi normalarınızla değerlendirmeyin.
dil veya üniversite "meslek edindirme" için seçilemez.

eğitim, yaşam, gelişim, kazanım hepsinin toteline bakıldığında elbette fransız liseleri daha iyi bir seçenek.
alman lisesine de gitse pişman olmaz.
hem mühendis, hem sosyal bilimci/sanatçıyım.
30
0
jimjim
(01.11.21)
Fransiz mezunuyum, lisenin 1 kurus ekmegini yemedim verdigi ozguven disinda.

Gecmise donsem yabanci liseye zaten gitmem. en guzel zamanlarinda esek gibi calisip sabaha kadar odev yapiyorsun, en fazla 5 ustunden 2 almak icin.
Yazlarin falan okulda geciyor.
Hocalarin egosu kaprisi omrunu kisaltiyor.
Bir de parani aliyorlar.
O paraya 2 ev alsam su an yatardim.

Fransizi da almani da ayni.

Ha 2 okul arasinda kalsam is bulma acisindan almani secerdim.
Su an benim meslegimde(muhendis) almanlik iyi.
Ayrica almanlar disardan isciye daha acik.

Fransiz ik'si ile gorusmek yerine kafana sik daha az aci cekersin. Universite kaydi bile oyle, adamlar is yapmamak icin dogmus.

Is bulma derdi yoksa fransizca kulturu almani dover.
Fransizca egitim alinca tonla dile kulture asina oluyorsun.
0
divit
(01.11.21)
alman&avusturya. fransizcayi da fransayi da pek sevemedim

27
0
ala09
(01.11.21)
(6)

Kahve çekirdeklerinin taze kalması için

sevenay
Ne yapıyorsunuz? 500 gramlık paketi açtım şimdi kara kara düşünüyorum. Çabuk tüketilmeyecek epey bekleyecekler. Elbette taze kalamazlar ama süreci nasıl yavaşlatabiliriz?Aklıma sadece vakumlu kavanoza koymak geliyor fakat ona da yatırım yapılır mı bilmiyorum. Yine de verdiğim paraya değdi dediğiniz
Ne yapıyorsunuz? 500 gramlık paketi açtım şimdi kara kara düşünüyorum. Çabuk tüketilmeyecek epey bekleyecekler. Elbette taze kalamazlar ama süreci nasıl yavaşlatabiliriz?
Aklıma sadece vakumlu kavanoza koymak geliyor fakat ona da yatırım yapılır mı bilmiyorum. Yine de verdiğim paraya değdi dediğiniz bir marka falan varsa bir deyiverin.
Teşekkürler.
0
sevenay
(01.11.21)
benim ev sahibim buzdolabina koyuyordu.
0
Coma
(01.11.21)
Kaliteli çekirdek aldıysan içinde geldiği tek yön valfli paket işini 1 aya kadar görür. Aynı zamanda çıtçıtlı kapanabilir oluyor iyileri.

Bu yoksa normal kavanoza streç gerip kapatabilirsin ama degassing önemli, dışarı hava vermemesi ideal saklama koşulu değil.

6 aydan uzun süre için vakumlu poşet+buzluk.
0
Bruce
(01.11.21)
Mirket
(01.11.21)
Nem, ışık ve hava temasından korumak gerekiyor kahveyi. Vakumlu kapların tam olarak yaptığı da bu. ben bir süre şu tipte bir ürün kullandım; tinyurl.com kullandım ama muntazam bir fark oldu mu diye sorarsanız hayır olmadı. Hatta fark edilir hiçbir şey olmadı. Sadece kahve içmek daha eğlenceli bir hale geldi, böyle ne bileyim, daha törensel bir havası oluyor bunu açıp sonra değirmende öğütmenin.

Bundan önce muhafazası güzel kahvelerden alıp paketinden çıkarmadan, ağzı büzülen keten bir torbanın içinde muhafaza ediyordum.
0
akhenaten
(01.11.21)
Vakumlu kahve kutusu. Benimki su: www.coffeecircle.com
Bir yila yakin oldu kullanali. Ben bir kilolugunu kullaniyorum. Bir ayda bir kilo bitiyor. Uzun süre derken, 4-5 aydan mi bahsediyorsunuz? O zaman vakumlu almak mantikli olabilir.

Her gün kahve iciyorsaniz normal, hic sizdirmayan iyi bir metal kutu da gayet iyi bir cozum bence.


Vakumlu kutular pahali. Ama sürekli degistirip, yilda 2-3 tane alacaginiz seyler de degiller.
0
buf-e kür
(01.11.21)
öğütülmemiş-kavrulmuş çekirdek kolay bayatlamıyor ama havadan nem alıyor asıl sorun bu. contalı kapaklı bir kavanozda 2 ay kadar aromasını kaybetmeden kalabilir.
0
orpheus
(01.11.21)
(5)

Müzekart'taki inanılmaz mantık hatası

kibritsuyu
Bugün müzekart aldım. 300 küsur müzede 1 yıl geçerli, 60 lira.Müzekart sitesini gezerken fark ettim, museum pass diye bir kart var, aynı 300 müzede sadece 15 gün geçerli, 600 lira.Museum pass kapadokya var, sadece 3 gün ve sadece kapadokya civarında geçerli, 230 lira.Nasıl yani yahu? 60 liraya bütün
Bugün müzekart aldım. 300 küsur müzede 1 yıl geçerli, 60 lira.

Müzekart sitesini gezerken fark ettim, museum pass diye bir kart var, aynı 300 müzede sadece 15 gün geçerli, 600 lira.

Museum pass kapadokya var, sadece 3 gün ve sadece kapadokya civarında geçerli, 230 lira.

Nasıl yani yahu? 60 liraya bütün müzelere 1 yıl sınırsız girmek varken, 3 gün kapadokya için 230 lira, 15 gün türkiye için 600 lira? Üstelik hepsine tek giriş hakkın var.
0
kibritsuyu
(30.10.21)
Bazı yerlerde sanki müze kart geçmiyordu. Yanlış hatırlıyorda olabilirim
0
ayhsegull
(30.10.21)
yabancilar icin o kart.
0
in vino veritas
(30.10.21)
Museum Pass'le müzekartla giremeyeceğiniz müze içi müzelere girebiliyorsunuz. Efes'teki yamaç evlere müzekartla giremiyorsunuz, ama museum pass'le girebiliyorsunuz mesela. İstanbul için Aya İrini müzesi de böyle olmalı. Böyle yerler var daha.

Bunun dışında hatırladığım kadarıyla müzelerdeki hediyelik eşya satan yerlerden indirimli alışveriş ve sıra beklemeden geçiş gibi özellikleri vardı.
0
akhenaten
(30.10.21)
Hocam museum pass ile müzekart ile giremeyeceğimiz yerlere girebiliyor bile olsak 15 güne 600 lira nedir? Efes yamaç evler için tek seferlik giriş 55 lira, göreme karanlık kilise 30 lira. Müzekart'la girilmeyen her yere gidip, hepsine tek seferlik bilet alıp girsen yine 600 - 60 = 540 lira etmez. Üstelik girilebilene de 15 gün süren ve tek giriş hakkın var. Bu çok mantıksız.

Museum pass'in yabancı turistler için olması en mantıklı gerekçe bence.
0
🌸kibritsuyu
(31.10.21)
yabancılar için o, yazılmıi zaten.
0
adivar
(31.10.21)
(5)

şarkı bulmaca

syozkn
çok az ipucu vereceğim ama burada ne şarkılar bulunduğunu gördüm ümidim var o yüzden. çocukluk arkadaşıma verdiğim bir karışık cd'nin ilk şarkısıydı. girişi bize biraz komik gelirdi o sebeple aklımızda kalmış orası. şarkının geri kalanını hiç hatırlamıyoruz.dinlediğimiz zamana göre düşününce şarkını
çok az ipucu vereceğim ama burada ne şarkılar bulunduğunu gördüm ümidim var o yüzden.

çocukluk arkadaşıma verdiğim bir karışık cd'nin ilk şarkısıydı. girişi bize biraz komik gelirdi o sebeple aklımızda kalmış orası. şarkının geri kalanını hiç hatırlamıyoruz.

dinlediğimiz zamana göre düşününce şarkının 1995-2002 arasında bir yerlerde çıkmış olması muhtemel.

söyleyen amcanın zenci sesli olduğu aklımızda kalmış ya da tok sesli bir abi olabilir.

şarkının girişi aynı şöyleydi;

ummm (es) tıs aha!(es) um tıs yee!

es kısımlarında yarım saniye kadar es verirseniz aşağı yukarı hatırladığımız kısımı ağzınızla söyleyebiliyorsunuz gibi geldi şöyle yazınca.


tıs kısımları ağızla mı yapılıyordu anımsayamıyorum ama umm kısımları böyle hafif erotik bir umm işte. rap-hip hop tarzı bir şeydi gibi aklımızda kalıyor.


tekrar edeyim

ummmm tıs aha ummm tıs yeaaa!


:)
0
syozkn
(30.10.21)
Şansımı deneyeyim.

www.youtube.com
0
dissendium
(30.10.21)
bu mudur ki www.youtube.com
0
akhenaten
(30.10.21)
candy shop diil dimi :)

edit: candy shop diil in da club'i kastetmisim :) in da club diil dimi?
0
in vino veritas
(30.10.21)
maalesef hiç biri değil. bunu sorduğum insanların bir çoğu will smith şarkısını söylüyor genelde ama o değil :( diğerleri de değil. keşke olsaydı ama değil ühüh
0
🌸syozkn
(31.10.21)
keşke ses atsan. daha kolay olur.
0
Sour
(06.11.21)
(8)

küçük araba hasarları neden önemli?

erenderk
soru saçma gelebilir. arabam yok, olsun gibi bi isteğim de hiç olmadı. o yüzden anlamıyor olabilirim. kardeşimin arabası var. dün biri çarpıp gitmiş, bi yeri minik çizilmiş. ben böyle minik çizik, küçük çapta içe göçme vs görsem hiç umursamam bile, devam ederim öyle. ama o hemen sanki çok büyük bi ş
soru saçma gelebilir. arabam yok, olsun gibi bi isteğim de hiç olmadı. o yüzden anlamıyor olabilirim. kardeşimin arabası var. dün biri çarpıp gitmiş, bi yeri minik çizilmiş. ben böyle minik çizik, küçük çapta içe göçme vs görsem hiç umursamam bile, devam ederim öyle. ama o hemen sanki çok büyük bi şey olmuş gibi tamire götürüp birkaç yüz lirayı gözden çıkarabiliyor. bana motor ve genel aksam bozulmadığı sürece çizik/göçüğe çok takmak garip geliyor. niye böyle? benim göremediğim bi önemi mi var bunların? araba satılınca kötü durmasın diye mi hepsi? neden sürekli satma ihtimali düşünülüyor? araba sahibi olmak öyle bi şey mi? hep satacak gibi mi kullanılır araba? öyleyse, rahatsız edici bi duygu değil mi bu? evdeki eşyalar da çiziliyor, bozuluyor, satma ihtimalini düşünüp yaptırmaya göndermiyoruz. araba bu bi de dışarda yani sürekli, illa ki bi şeyler olacak. yarıp geçmediği sürece çizilmiş olsun, öyle kalsın nolur ki? satılacağı zaman komple tüm çizikler düzeltilir, bir kerede aradan çıkmış olmaz mı? niye her seferinde olay oluyor? araba sahiplerinde anlamadığım bu tuhaf hassasiyetin sebebi nedir?
0
erenderk
(30.10.21)
Türkiye'de genel olarak bir boya takıntısı var. Bu doğru. Abartılı bulmakla birlikte bu ufak hasarların giderilmesini kısmen doğru buluyorum. Doğru bulduğum kısmı da şu; boya ve altındaki astarın çizildiği durumda ilgili sac parça oradan paslanmaya başlar ve paslanma içten devam eder. O ufak çizik kapatılmazsa parça komple hurda olabilir. Bu da çok ciddi bir problem bence.

Bir de neden satacak gibi kullanılır kısmına degineyim. Evet her zaman satacak gibi kullanılır. Çünkü her zaman satılır. Bir aracı 40 yıl kullanıp en sonunda hurdaya ayırma işi bir tek köylerde falan kaldı muhtemelen. O yüzden ev eşyası ile kıyaslamak doğru değil. Zaten eve 300 bin liralık eşya almıyoruz. Eğer öyle bir şey alırsak da (atıyorum bu bir tablo olsun) onun bırak çizilmesini, tozlanmasını bile göze almaz kimse. Bu kadar yüksek değerde bir şeyin (araba için maalesef diyelim) değerini kaybetmesine göz yummak ekonomik anlamda mantıklı değil. Özellikle bizim gibi hayat şartlarının zor olduğu ülkelerde.
0
himmet dayi
(30.10.21)
Genel olarak bizim insanlar arabalarına çok önem verir, özellikle erkekler.

Bir çok şeyden önce gelir arabaları, ben bunu genel olarak arabanın ülkemizde zor ulaşılır bir emtia olmasına bağlıyorum.

Arabaya doymuş, belirli bir yaş üstü insanlarda bu huy zamanla azalıyor. Ben mesela kolay kolay araba yıkatmam bile, senede bir bilemedin iki kere yıkatırım.

Ulan yine kirlenecek çünkü! Yakıt alırken oradaki süngerli cam silme zımpırtısıyla camları siler geçerim.

Ufak tefek vurukları, çizikleri asla önemsemem. Koşa koşa yaptırsam hemen yarın başka biri daha vurabilir çünkü, İstanbul bura.

Ama bunları şimdi 40 yaşında biri olarak söylüyorum, 20 yaşlarımda ben de arabamı yıkar, siler, cilalardım.

Eğer vuruk/çizik saca inmediyse çürüme ve paslanma riski olmaz, eğer bu risk varsa yaptırmak lazım tabi ki.
0
John Bloor
(30.10.21)
Almanya’da ingiltere’de yaşamıyoruz maalesef. Bir maaş karşılığında alınmıyor araçlar. 5-6 bin lira maaşı olan adamın 150bin liralık bir araba alması bile ya yıllarca birikim ya da kredi borcu anlamına geliyor. Bunu araç almanın maliyeti kısmına girmeden bilmek anlamak mümkün değil. Ee bir de sürekli artan araç fiyatları gerçeği var. Aracın fiyatı çizilmeden vuruktan düşüyor. Bugün 150’ye aldığı arabasını bu sebeplerle 135’e satan biri 1 ay bekleyip yeni araç alayım dese aynı fiyat bandında istediği araba 150’den 165’e çıksa 30bin açıkta kalmış olacak mesela. Ufak görünebilir ama 30bin lira bu kriz ortamında 5-6bin maaş alan biri için çok büyük para

Tüm sebep bundan mütevellittir
0
avatar is back
(30.10.21)
Çok anlaşılmayacak bir yanı yok aslında, eğer araba fiyatları bugünkü durumda 5-45 bin gibi bir bantta olsaydı durum farklı olurdu.

Birkaç durum var;

1- İnsanlar arabalarını uzun süre sorunsuz kullanmak niyetiyle alıyorlar.
2- İnsanlar uzman değil.

Müşteri kitlesi bu. Bu insanlar uzun süre biriktirdikleri parayı toplu şekilde bir araca vermeden önce kazıklanmadıklarından emin olmak istiyorlar. Psikolojik bir yönü de var bunun, yıllarca ya da aylarca çalışarak kazandığınız parayı tek seferde bir yere verirken onun üzerindeki en ufak bir ezik size büyük görünür. O parayı "kusurlu" herhangi bir şeye vermek istemezsiniz.

Aynı şekilde insanlar araçlarını satabilmek de istiyorlar. Bu çeşit ezik ve boyalı ürünleri kendileri sorun etmese dahi, eğer değerinde satamazsam elimde kalır endişesi yaşıyorlar ve bu endişenin mantıklı sebeplere dayalı olması gerekmiyor. Çünkü, millet yeni araba almak için her seferinde tekrar sıfırdan para biriktiremez. Sadece araba almak için çalışmıyor bu insanlar. Haliyle elindekini satması gerekecek.

Türkiye'de otomobil son derece değerli bir şey. Eğer erişilebilir olsaydı böyle olmazdı. Anlaşılmayacak hiçbir şey yok bence bunda.
0
akhenaten
(30.10.21)
bence derin değilse önemsiz. çizik falan boyatmak gereksiz yani sonra satarken boyalı diye laf ediyorlar. ama vuruksa tabii yaptırılmalı
0
jelly bear
(30.10.21)
bence de önemsiz. 0 aldığım aracın sağında solunda bir sürü çizik var, napayım yani şimdi yenisini mi alayım. bana kalsa hemen boyatırım ama herkes "satarken zor olur abi" diyor. tek bir çiziğe uygulanacak boya işlemine bile takılacak kadar pimpirikli adamlarla dolu otomobil piyasası. bu da maddi sebeplerin yanında bir de türk insanının aracı kendi kişilğinin bir parçası olarak görmesi. Aşırı bir anlam yükleniyor yani, arabası çizilince kendi çizilmiş gibi ağlıyor,
0
roket adam
(30.10.21)
Piyasada o kadar dolandırıcı var ki insanlar o yüzden ince eleyip sık dokuyor. En büyük sebep bu.

Bir de arabaya bakılarak araba alınmaz, sahibine bakarak araba alınır der atalarımız.
0
westblack
(30.10.21)
geçen sene arabama arkadan çarptılar bagaj kapağı yamuk fırsat bulup hala uğraşmadım, devamında arka tampondan bir daha çarptılar, kapısında bir derin bir de nerde kimin yaptığını bilmediğim 1 parmak göçük var. inan umrumda değil, satılacağı zaman da böyle koyarım ilana alan uğraşsın. ya da kaskodan yaptıracağım zaman üstüne eklerim tek seferde çıkar. her gün sağlığımız/hayatımız elimizden gidiyor. herhangi bir eşya aşınmış kırılmış buna bu kadar takılmak boş iş. bence karakter meselesi.
0
orpheus
(30.10.21)
(6)

Sağlıklı ve yapması kolay yemekler

admiral
Ne olabilir?
Ne olabilir?
0
admiral
(27.10.21)
Brokoli, karnabahar buharda haşlanır, sonra üzerine zeytinyağı-limon dökûlüp yenir.
0
msb
(27.10.21)
Fırın poşet alınır, içine kemikli veya kemiksiz tavuk butlar atılır. Kafana göre parçalanmış soğan, patates, varsa havuç falan atılır. Biraz tuz, zevke göre baharat konur. Poşetin ağzı bağlanıp 2-3 kürdan deliği açılır. sıcak bi fırında 45 dakika tutulur. Afiyetle yenir.
0
Mirket
(27.10.21)
Yarım fincan limon, zeytinyağı karışımı, temizlenmiş bir çupranın içine dışına her tarafına sürülür. Çupranın içine bir dilim limon bir dilim soğan bir defne yaprağı konur ve balık fırın poşetine konur. Soğan, patates havuç vs ye ve daha sonra fırın poşetine yukarıdaki işlem uygulanıp afiyetle yenir.
0
Mirket
(27.10.21)
Balkabağı, patates, havuç, karnabahar, brokoli, dolmalık kabak, patlıcan zevke göre doğranıp bir fırın tepsisine güzelce doldurulur; tuzu eklenir, üzerine de içerisinde biraz kekik ve sarımsakla hafif kızdırılmış zeytinyağı dökülür (yağ çok değil, karıştırınca hepsini ince bir film şeklinde kaplamaya yetecek kadar)

sonra olduğu gibi fırına. (önceden 10dk ısıtılmış, 200C) Sebzelerin üstü minik minik kararmaya başlayınca alınır ve yenir.

pişince cidden güzel oluyor tatları.
0
akhenaten
(27.10.21)
Menemen ve bulgur.
0
j r r tolkien hayrani
(27.10.21)
Dun yaptim. 200gr kiyma, tuz ve karabiberle yogrulur. Tepsinin ortasina yuvarlak sekilde dagitilir. Cevresine dilimlenmis domates ve kuru sogan koyulur. Domates ve soganin uzerine hafif yag ve tuz gezdirilir. 180derece firinda yarim saat pisirilir. Afiyet olsun.
0
dedim ben sana
(28.10.21)
(12)

İstanbul trafiğindeki artışın nedeni nedir?

admiral
Mahalle aralarında bile trafik sıkışık. Özellikle son zamanlarda daha da arttı. Bunun nedeni ne olabilir?
Mahalle aralarında bile trafik sıkışık. Özellikle son zamanlarda daha da arttı. Bunun nedeni ne olabilir?
0
admiral
(27.10.21)
benim gördüğüm ve sinir krizi geçirdiğim sebeplerin başında herkesin şahsi aracını alıp kendini yollara vurması. her arabanın içini özellikle inceliyorum trafikteyken, her araba sadece 1 kişi var. toplu taşıma kullansalar incileri dökülecek sanırım. ekremin yerinde olsam iş çıkışı ve işe gidiş saatlerinde şahsi araç kullanmayı çok özel durumlar dışında yasaklarım. paşalar toplu taşıma kullanmayı öğrensin.
0
pelovann
(27.10.21)
insanlar covid nedeniyle toplu taşıma kullanmayı azalttı doğal olarak.
paşalıkla ilgili bir durum değil, gayet doğal yani.
taksi bulmanın zorlaşması da aynı sebebe dayanıyor bence.
0
blatta hiberna
(27.10.21)
blatta, istanbul trafiği covidle beraber ortaya çıkmadı malumunuz, ben genel bir yorum yaptım. paşalıkla ilgili bir durum maalesef ki.
0
pelovann
(27.10.21)
Okulların açıldığı ilk günden beri kriz geçiriyorum ben. Okul servisi zorunlu falan olsun, ne güzeldi trafik aylarca swh.
0
akhenaten
(27.10.21)
gelen araplar ile birlikte artan nüfus,
ekonomik sebeplerle yatırım amacıyla alınan araba sayısındaki artış,
covid nedeni ile toplu taşıma yerine özel araç tercihi

artıştaki sebepler bunlar
0
dafuq
(27.10.21)
pandemi nedeniyle özel araç kullanımı çok arttı.
0
co2s2
(27.10.21)
blatta hiberna +1
0
since1907
(27.10.21)
blatta + 1
0
dreamnesiac
(27.10.21)
istanbul nufusundaki artışın nedeni nedir sorusuyla aynı bu sorunun cevabı. 25 milyon vatandaş ufacık bi alana toplanmış ne olacağıdı demek lazım.
0
roket adam
(27.10.21)
Otomatik vitesin yayginlasmasi artirdi. Gecerken dikkat et hepsi otomatik.
Eskiden yetenek sebepli insanlarin yarisi eleniyordu trafige cikamiyorlardi.
Diger yarisi da debriyajdan yoruldugu icin cikmiyordu.

Ben manuel sahibiyken yokusli trafikli yerlere gitmek istemezdim, ise hayatta arabayla gitmezdim sol ayagim felc olurdu.
Simdi tuvalete bile arabayla gidiyorum.

Manuel arabayi da istanbul'da cok zor sattim, soran herkes manuel deyince kapatiyordu telefonu.
0
divit
(27.10.21)
Valla toplu tasimada multeciler gibi surunmemek icin ciddi para verdik arabaya, paşa olmasam da İstanbul halki belki bir nebze trafikten kurtulur diye kendimi toplu taşımada heba edecek kadar erdemli duyarlı ve kolektif düşünen biri değilim sahsen.

Of bu ne trafik yaa diyen insanlarin rahatini degil kendi rahatimi dusunmek tercihim. Trafiğe bayilmiyirim ama iki saat sogukta durakta arac bekleyip ondan sonra tikis tikis aracin icinde saga sola donemeden yolculuk yapmaktansa tikanmis trafikte arababin icinde oturarak muzigimi acip agir agir giderek işten eve gitmek daha mantikli geliyor. Yani buna pasalik mi denir bilmiyorum istanbul trafiği belki azalır diye toplu tasimada sürünmek istemiyoruz genel olarak, olay bu. Ahmet mehmet eve hizli gitsin diye ben neden rahatimi bozuyorum? Boyle bir kolektif düşünceyi kimseden bekleyemezsin.

Arabada da daima tek kisi oluyorum, ne yapayim konu komsuyu arabaya mi toplayayim trafikte kalabalik etmesinler diye? Arabayi zaten toplu tasima lanetinden kurtulmak icin aldik zamaninda, keriz miyiz o kadar mtv, sigorta, benzin, bakim masrafi odeyelim yoksa değil mi?

Trafik artisinin sebebi dedikleri gibi covidden sonra cogu kisinin sahsi aracini kullanmaya baslamasi. Bunun yanı sıra araba fiyatlari surekli arttigi için araba almaya normalde pek yanasmayan insanlar son iki yılda "simdi almazsak ileride asla alamayacagiz" mantigiyla arabaya saldirmak zorunda kaldilar ve cok daha fazla kisinin arabasi oldu.
0
stavro
(27.10.21)
Nufusun 10 milyon olduğu zaman var olan yollar ile, şu anki var olan yollar arasında çok büyük bir artış farkı yok.

Aklıma gelen büyük ilçeleri/semtleri şöyle bi hayal ettim;

Saymaya ve yazmaya başladım ki sildim sonra hepsini, neredeyse eski semt ve ilçelerin tamamının yollarında belki de 50 senedir hiç bir değişim ve genişleme yok.

Aksine yaya kaldırımı için daralmalar bile var, aslında iyi bir inceleme yaparsak belki de 1970-1980'lerden beri İstanbul'un ana arterlerinde hiç bir değişiklik olmadığını görebiliriz.

Sürekli artan araç nufusu, hiç artmayan yollar ile başka bir sonuç imkansız.
0
John Bloor
(28.10.21)
(9)

Emeğin karşılığının olmaması

Cenk Daniels
Çalışıyoruz, didiniyoruz, haftanın 45 saatini bir şirketin modern kölesi olarak geçiriyoruz, fakat sermaye sahibi insanlar hiç çalışmadan parasıyla çok kolay para kazanabiliyor. Bu durumu düşününce motivasyonum düşüyor ve emeğin karşılığının olmadığını düşünüyorum.Usd faizi bonoda %7 seviyelerindeyk
Çalışıyoruz, didiniyoruz, haftanın 45 saatini bir şirketin modern kölesi olarak geçiriyoruz, fakat sermaye sahibi insanlar hiç çalışmadan parasıyla çok kolay para kazanabiliyor. Bu durumu düşününce motivasyonum düşüyor ve emeğin karşılığının olmadığını düşünüyorum.

Usd faizi bonoda %7 seviyelerindeyken, normal mevduat faizi %16 lardayken parası olan parasına değer katarken emek harcayarak para kazanmak zoruma gidiyor bazen.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Teşekkürler
0
Cenk Daniels
(27.10.21)
o sermaye de çalışarak ve doğru zamanda doğru kararlar verilerek kazanılıyor yalnız bunu unutuyorsun. dedenden bir mal kalsa bile dedenin onu elde etmesi lazım yani. o yüzden yaptığın karşılaştırma yanlış. sen de elindeki emeği kullanarak paradan para kazanılacak sermaye elde edebilecek bir iş yaparsan sen de o pozisyona geçersin.
0
roket adam
(27.10.21)
Türkiye'de belli bir kesim bu şekilde. Esas sorun kazanılan paranın anlam ifade etmemesi. Çalışan boşa çalışıyor gibi yani. Bu yüzden Türkiye'de en iyi iş memurluk oluyor.
0
admiral
(27.10.21)
45 saatten fazla çalışanlar da var benim gibi.
ama zengin olanlar için çok dar bir çerçevede tanım yapmışsın.
hepsi aynı değil. kendi bildiklerimden örnekler vereyim.

patron: hala hepimizden daha çok çalışıyor. paranın ve hırsının kölesi olmuş durumda.

patronun arkadaşı: hasbelkader fırsatları iyi değerlendirip ticaret ile zamanında voliyi vurmuş. daha sonra belli yatırımlar (emlak vs.) yaparak istanbul'un dışına kaçmış daha çok hayatın keyfini çıkarmakla meşgul. hatta bir ziyaretinde ben 10 sene sonra geleceğim sen hala eksi 1'de (patronun odası garaj katında) uğraşıyor olacaksın diye patrona laf sokmuştu.

borsacı tanıdık: kendini teknik ve psikolojik olarak çok iyi yetiştirmiş. zamanında çok hatalar yapmış ama tecrübe edinerek artık bağımsız şekilde para kazanan ve 9-5 modern kölelikten kurtulmuş biri.

akraba: o da yıllardır esnaf. süper zengin değil ama ortalamanın gayet üstünde. o da işinin esiri olmuş durumda. gece gündüz aklı fikri iş kovalamakla telefonla konuşmakla geçiyor.

atadan parayı bulmuşları bir kenara koyarsak bu adamlar gibi olmak da kolay değil. o kadar hırs ve motivasyon sahibi değilim mesela. ticaret yürütecek kadar insani ilişkilerim de güçlü değil. sonra kalkıp onlar niye ben niye böyleyim diye söylenmek doğru olmuyor. ben de kendimce borsa ve finans işleri ile emeklilik günlerimde daha rahat etme hayalleri içindeyim.
not: eyt
0
lazpalle
(27.10.21)
Ben aylardır düzgün bir bilgisayar almak için para biriktiriyorum, ben biriktirdikçe bilgisayarın fiyatı da kendini biriktiriyor. Bir türlü denkleşemedik. Bir süredir bunu düşünüyorum.
0
akhenaten
(27.10.21)
aynen öyle düşünüyorum. tarihin her döneminde çalışmak köleliktir. çalışmak ne ara kutsallaştırıldı anlamıyorum.
0
dafuq
(27.10.21)
birisi bir tweet atmıştı, diyor ki fakire 1000 dolar ver, iki haftaya bitirir hepsini. zengine 1000 dolar ver, iki haftada ikiye katlar. birisi de buna cevap veriyor, diyor ki : fakirin yaşaması için o 1000 doları harcaması lazım, zenginin ise yaşaması için zaten parası var, 1000 dolar tamamen ekstra oluyor.

bir yerde de şöyle bir geyik vardı : adam diyor ki, bir haftadır borsada oynuyorum, 1.5milyon dolarla kapattım haftayı. öbürü de soruyor : ooo süper, kaç parayla başladın? öbürü cevap veriyor : 2 milyon dolarla.

şimdi bizim durumlar da bunlara benziyor aslında. fakir adamın ticaret yapması için sermayesi yok. olmayacak da. küçük küçük başlaması da mümkün değil. insanlar hollywood filmlerindeki gibi istifa ediyorum vs diyemiyor.

benim asıl derdim, normalde bir bok olamayacak kişilerin sırf aileleri zengin diye paradan para kazanmaları
0
co2s2
(27.10.21)
@co2s2,

genel hatlarıyla yazdıklarına katılıyorum aslında ama şu cümlene karşı çıkacağım:

"benim asıl derdim, normalde bir bok olamayacak kişilerin sırf aileleri zengin diye paradan para kazanmaları"

şimdi zengin olmayan insanların genelde yakındığı şey, babadan dededen zengin olan insanların şanslı olması ve o hayata hak etmeden ulaşmış olmaları. öte yandan senin bu cümlende bahsettiğin konuyu açarsak, zeka dediğimiz şey de insanın çalışarak kazandığı bir yetenek değil. doğuştan geliyor aynı zenginlik gibi. o yüzden zeki ama fakir bir adamın zengin ama kafası çalışmayan adama laf söylemesi kendi içinde çelişen bir durum.
0
del piero10
(27.10.21)
Bu duruma bi ara fena kafayı takmıştım, nerde okudum nasıl okudum bilmiyorum şu yaklaşım bayağı bir değiştirdi her şeye bakışımı:
Dünyada şuan yaklaşık 100 milyonu aşkın engelli, 157 milyon kronik hastalığa sahip, hala temel besine bile erişme sorunu yaşayan milyar insan var.
Aileden kalan maddi/manevi/genetik (güzellik büyük asset, uzun boy, renkli gözlülük vs gibi çoğaltın işte) bu tip unsurların ötesinde bir çok insan karaciğeri sıkıntılı doğuyor mesela. Biz bizden üstteki sınıfa öykünürken(çok bilenirdim ben eşşek gibi çalışırken emeksiz dünyalarca mal mülkle doğanlara) bizim halihazırda sahip olduğumuz rastgele gelişmiş bir çok başka artıları düşünüyor muyuz ? Şükür değil abi bu öyle algılama şükür falan etme zaten emek sömürüne, sadece hayatın rastgeleliliği ile barış yapmak diyorum ben buna.
Özetle nereye vardım derseniz, bu dünyada denge imkansız. Yaşam varsa kaos var. Haksızlık adaletsizlik var. Kartlar böyle dağıtılmış, annelerimizin yumurtalığına bir sonraki sıradaki sperm ulaşmış olsa, bahsi geçen kronik hastalıklarla doğanlar gibi bir ömür zulüm içerisinde yaşamamız için hiçbir sebep yok. Belki bir sonraki de seni top model yapacaktı kim bilir ? O yüzden oyna devam.
0
wiekannich
(27.10.21)
@del piero10 : zeka tamamen doğuştan mı geliyordur? emin değilim. daha doğrusu çocuğun yetiştirilme biçiminin, en azından zekanın ortaya çıkması anlamında önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum. tabii burada da ailenin maddi kaynakları önemli bir faktör oluyor. yani ailenin "mirası" öyle de önemli, böyle de önemli.

ancak, kafası çalışmayan adamlardansa, kafası çalışan adamların iş yapıyor olması daha mantıklı değil mi? ikisi de diğer insanlara haksızlık, adil değil ama işlerin daha verimli olması, daha fazla insanın daha ferah yaşaması için bunu kabul etmek daha kolay.
0
co2s2
(28.10.21)
(1)

Ayakkabı hakkında

patos64
Arkadaşlar şu kumaşı böyle delikli delikli ayakkabılar var ufak ufak delikler, anlatabildim umarım:). Şimdi onlardan hiç almamıştım önceden de kirlenmesi kafama takıldı, kirlendiğinde nasıl temizlenir? Lekesi kolayca çıkmaz gibi duruyor da.
Arkadaşlar şu kumaşı böyle delikli delikli ayakkabılar var ufak ufak delikler, anlatabildim umarım:). Şimdi onlardan hiç almamıştım önceden de kirlenmesi kafama takıldı, kirlendiğinde nasıl temizlenir? Lekesi kolayca çıkmaz gibi duruyor da.
0
patos64
(27.10.21)
Valla pek kirlenmiyor aslında, ayakkabı spreyleri var bir de toz ve su tutmayan. Onlardan kullanabilirsiniz.

Gözüme çok kirli görünürse atıp makinaya yıkıyorum. Sadece delikli ayakkabıya özel değil ama bu, bilemedim. Siz kirlenen ayakkabılarınıza başka ne yapıyorsunuz ki?
0
akhenaten
(27.10.21)
(13)

Sevgiliye dair hissedilen "Bu kadın bana fazla" hissi...

norules
Bir süredir beraber olduğum biri var. Daha onu en başta gördüğümde "Bana düşmez ya" diye içimden geçirmiştim. Ama tanıştık, görüştük. Sevgili olduk.Kendisi dış görünüş olarak oldukça alımlı, dikkat çeken bir kadın. Bir mekana girdiğimizde hemcinslerinin bile baştan aşağı süzdüğünü defalarca yakaladı
Bir süredir beraber olduğum biri var. Daha onu en başta gördüğümde "Bana düşmez ya" diye içimden geçirmiştim. Ama tanıştık, görüştük. Sevgili olduk.

Kendisi dış görünüş olarak oldukça alımlı, dikkat çeken bir kadın. Bir mekana girdiğimizde hemcinslerinin bile baştan aşağı süzdüğünü defalarca yakaladım. Kadınlar birbirlerine bu süzme eylemini genelde yapabiliyorlar ama bu defakinin farklılık düzeyini ayırt edebiliyorum, tecrübe. İyi bir iş kariyeri var. Önemli bir şirkette, iyi bir pozisyonda. Benden bayağı bayağı fazla kazancı olduğunu tahmin etmek zor değil. Çok sosyal, gezmeyi dolaşmayı çok seviyor.

Ben ise daha sakin bir hayat yaşayan biriyim. Öyle aşırı bir sosyal hayatım yok. Bana yeten ve ortalama bir işim var.

Fiziksel olarak elim yüzüm düzgündür, bir kadına nasıl davranılması gerektiğini bilen nazik biriyimdir. İletişim yönüm güçlüdür. Frekansımın tuttuğu kişiyle iyi eğlenirim, onu da eğlendiririm. Sanırım kendisini de bunlar çekti.

Sorun şu ki beraber dışarıda toplum içerisinde zaman geçireceğimizde ben kendimi "gergin" hissediyorum. Bu gerginlik hissi de daha buluşma hazırlığımda başlıyor. Belki çok saçma gelecek ama sanki dışarıdayken bizi gören insanlar, bizi yakıştırmıyorlar falan gibi hissediyorum. Oysa nereden bilecekler ki neyin ne olduğunu. Ev ortamına girip başbaşa kaldığımızda ise rahatlıyorum.

Gözlerinin içi gülen, "Yanında kendimi huzurlu hissediyorum" diyen bir sevgilim var ama ben bu kafadan kurtulamazsam bir çuval inciri berbat edeceğim diye endişeleniyorum.

Bir el atın dostlar... Duruma ne diyorsunuz?
0
norules
(27.10.21)
yeni ilişki herhalde, zamanla alışacaksın sen de, normalleşecek şu an gözündeki yüceliği, o zaman rahatlarsın sanırım. yarı tanrı falan değil sonuçta, kendini baltalama.
0
veritaslibertas
(27.10.21)
iyi zaman gecirirsiniz, iki sene sonra ayrilirsiniz. her yasadiginiz da yasamaya deger. el atmadim ama eyyorlamak istedim
0
ala09
(27.10.21)
İki gönül bir olduktan sonra kimin ne düşündüğünü ne umrunda ki ? İlişkilerde bu tip statü bildiren unsurların düşünülmesi bile bana üzücü geliyor, aklıma bir aralar kız arkadaşım işsiz kaldığında kasiyer olarak çalışmıştı bir dönem "benden utanıyorsundur" belki vs tarzında birşeyler söylemişti, tam aksine ben onla gurur duyuyordum, yalnız kadınlarda bu olay erkekteki kadar anlayışla karşılanmıyor tecrübem bu yönde (bkz hipergami) dikkatli olmak lazım.
0
wiekannich
(27.10.21)
Onun güzelliğine de, hayat standartlarına da bi zaman sonra mutlaka alışacaksın. Alıştıktan sonra cool hareketler sergileyip sevgisini, sadakatini tırt sebeplerle sınamaya kalkarsan eğer büyük tekme yersin. Aranızdaki uçurumun o da farkında. Sen bunu unutursan eğer "vay g.tü kalkmış bunun" der sana mutlaka bi ders verir.

imzayı atana kadar alttan al bence :)
0
IncredibleMau
(27.10.21)
eğer üstünlük sadece fiziksel güzellikse

huzurlu hissetmekle, aşık olmak çok farklı şeyler
yani geçmişte üzüldüğü için seni kullanmıyorsa

birbirinizden üstün olduğunuz, merak duyduğunuz konular varsa
1-2 aya adapte olursun, dert etcek bi şey yok

ayrıca akıllı kadınlar fiziksel güzelliğin geçici olduğunun farkında olarak tercihler yapar
0
bir soru sorcam
(27.10.21)
Dışarıdan sizi gören insanların ne düşündüğünün ne önemi var?

Yanlış anlama ama bu aşağılık kompleksinden kurtulman lazım. Gerisi önemli değil.
0
himmet dayi
(27.10.21)
Çok net olan bir şey var bence. Bu hisler karşı tarafa iyi hissettiren şeyler değil. Bu güvensizliğiniz nihayetinde başka davranışlarınızı da etkiler ve karşınızdaki kişiyle iletişiminiz donuklaşır. Tuhaf bir ortam oluşur yani ister istemez...

Bu kişi bir nedenle sizi beğenmiş. Siz kendinizi ondan daha iyi görseniz de kendi adına, gidip kalmak üzerine karar onundu zaten.

Kendinizi eksik görmeyin, ama kendinizi üstün görün de demiyorum. Bunların hepsinin tuhaf yansımaları olur. Bunun sizin meseleniz olmadığını kendinize anlatıp tüm bu meseleyi bir tarafa bırakmalısınız. Siz kendiniz bu kişiyle ilgili beğenip beğenmediğiniz yönlere odaklanın.
0
akhenaten
(27.10.21)
akhenaten +1
Bunun dezavantajı çıkıyor ortaya zamanla o yüzden bu histen kurtulman lazım.

Şunu kabul etmek lazım, bazen insanların kendinde olumlu görmediği bazı özellikler başkalarının başka eksiklerini tamamlıyor. Klişe ama geçerli bir bakış açısı; kendine sen değer vermezsen başkası vermez. Onu yukarıda gördüğün sürece bunun gerçeğe yansıması da kolaylaşır.

Kimseyi bişeye zorlamıyorsun neticede, bunu sorun etse seninle olmazdı. Olduğuna göre şimdilik etmiyor demektir ama sen buna devam edersen etmeye başlayabilir.
0
Bruce
(27.10.21)
insanın sevgilisine karşı böyle hissetmesi tabii ki saçma ve ben bu tarz uyumsuzlukların çözülebilecek şeyler olduğunu düşünmüyorum. fazla diye düşünüyorsanız fazladır. bugün yarın ona göre şekil alır o ilişki zaten ve biter büyük ihtimalle. benim anlamadığım böylesi bir hisle boğuşup nasıl sevgili olabildiniz? ya ben böyle işlerin cahiliyim ya da siz biraz hızlı davranmışsınız gibi geldi. bana sevgili olmak için bazı temel konularda (uyum gibi) biraz daha rahatlamış/belli konularda anlaşılmış olmak gerekiyor gibi geliyor.
0
erenderk
(27.10.21)
ya kaybetme korkusu sarmış seni. dostum kaybetme diye bir şey yok ilişkilerde. istediğin kadar mükemmel ol güzel bir ilişkiden ayrılınca mükemmel olan da çok üzülüyor kötü olan da. ilşki içinde iken üstün taraf her zaman olacak bunda da sne olmayıver. senden üstün birisi senin yanında olmaktan mutlu iken sen ayrıldığınızda tek kaybedenin kendin olacağını düşünerek kendini germe boş yere. sen kendin ol frekansı yakalamışsın işte. dik dur yanında. her şey olacağına varıyor.

başkalarını da salla yani mesele beraberken başkalarına değil sana bakması seni dinlemesi. başkalarının ona bakması değil. bu ülkede kızlara başkaları hep bakıyor hem de ayı gibi.

aranızdaki uyumu da dengelersiniz zamanlar bazen sosyal bazen durgun güzel güzel gider.
0
andlee
(27.10.21)
Bu kafadan kurtulmazsan sıkıntı yaşayacağın konusuna katılıyorum. İster istemez kısıtlayıcı veya özgüvensiz davranmak karşı tarafı zamanla rahatsız edebilir. Yapman gereken şey insanların birbirine denk bile olsa herkesi eleştirdiğini ve yargıladığını ve ilişkinin devam etmesini sağlayanın statü, dış görünüş vb. gibi şeylerden çok iki kişinin arasındaki dinamikler olduğunu kabullenmek.
Bu kadar harika bir kadının seçimlerine de güvenmek lazım :) İlişkiden aradığı şey huzur, güvenlik vs. olabilir dışarıya karşı nasıl görünürüzden çok (öyleleri de var ama belli ki sizin sevgiliniz değil)

Örnek verirsek ben hayatım boyunca hep kitap okumayı seven entelektüel seviyesi bana yakın ve cool bir sevgili hayal ettim. Kendim de insanlarla çok içli dışlı değilim. Kendimce akademik ve kariyer olarak başarılıyım ve güzel bir kadındım (kilo almama ve mutsuz görünmeme sebep olan olaylardan önce) O zamana kadar bu saydığım özelliklerde çok erkekle tanıştım ancak hiç huzurlu hissettiğimi hatırlamıyorum.

Şimdiki nişanlım kitap okumaktan nefret ediyor ve en tahammül edemediğim şeylerden olduğunu sandığım bozuk bir Türkçesi var. Giyimine falan da dikkat etmez ve akademik açıdan başarı kovalayacak biri de değil. Ama ben de huzurlu hissediyorum ve inanın bu hissi dört dörtlük bir erkeğin yaşatacağı tutkulu bir aşka da değişmem. Bazı insanlar stabillik ve belirlilik sever.
Beni mutsuzken de sinirliyken de kiloluyken de kendimden nefret ederken de gerçekten sevdiğini gördüğüm biri benim için başarılı zengin iyi giyimli arkamızdan "vay be ne cool çift" dedirtecek bir erkekten daha değerli.
0
eatpraylaw
(28.10.21)
bu modla devam edersen elindekinin kaçırırsın, sonuçta olanlar olmuş kendini sana eş hissetmiş artık "o bana fazla" diye düşünmenin bir mantığı yok.
0
lcha
(28.10.21)
Kimler kimlerle beraber. Nice güzel kızlar maganda cahil tiplerle arkadaşlık yaptı, sonunda da ezildi. Anlattığınıza bakılırsa siz gayet uygun görünüyorsunuz birbirinize. Mutluluklar.
0
firez
(28.10.21)
(5)

Kimlik değiştirme sorunu

pikap
Bugun yeni kimlik kartı almak için nüfusa gittim. Eski kimliğimi gösterdiğimde babaniz olmadan islem yapamam dedi. Sebebi eski kimligimin on yıllık olduğundanmiş. Fotografim çok eskiymis. bana benzemiyormus. Benzememe kismi yalan bence. Eski de olsa benziyor hatta biyometrik fotoyla yan yana koydum
Bugun yeni kimlik kartı almak için nüfusa gittim. Eski kimliğimi gösterdiğimde babaniz olmadan islem yapamam dedi. Sebebi eski kimligimin on yıllık olduğundanmiş. Fotografim çok eskiymis. bana benzemiyormus. Benzememe kismi yalan bence. Eski de olsa benziyor hatta biyometrik fotoyla yan yana koydum bakin dedim. Bu arada prosedur boyleyse tabii ki babamla gidecegim ama kurumlara guvenmekte insan zorlaniyor.mesela adam diyor ki benzemiyor. Yani bu kismi anlamadim. Bana benzetebilse islem yapabilecek miydi. Kendi inisiyatifine mi kalmis? Sorun benzememek mi belli bir yil gecmis olmasi mi tam olarak. Bunu soyledigimde de ben o sorumlulugu alamam resmi belge vs dedi. Yani gercekten on yil kusur eski kimlik olunca ailemle mi gitmem gerekiyor.
0
pikap
(26.10.21)
Ne alaka anlamadım. Kimliğimi kaybettim deyince hiçbir şey sormuyorlar. Eskisini götürme, kaybettim eski kimliğimi de. Belki verirler o zaman.

Ben sadece biyometrik foto ile gittim. Başka kimlik vb. yoktu yanımda.
0
himmet dayi
(26.10.21)
Nüfus memurları tam kanser sebebi;

Bir seferinde kayıp için gitmiştim, kayıp için ailenizden biriyle gelmelisiniz demişlerdi. Bu arada şehir dışında tatildeyim, uçağa binmem gerekiyor akşamına. Her neyse, dedim benim kimim kimsem yoksa ne olacak peki? Komşunuz falan gelsin diyor :D Dedim siz şaka mısınız, akşam uçağa yetişeceğim saçmalamayın. Sonra akraba ilişkileri testi yaptı amca hala teyze dayı kim varsa sordu, eski kaldığım adreslerimi sordu. Cevap verdim aldım kimliğimi. İşin kötüsü normalde biyometrik bilgilerim alınmıştı onlar da sistemden silinmiş.

Yani evet, hangi keskin zekalının ürünüyse bu iş gerçekten böyle bir şey var. "Aha bu dayıya sor" sistemiyle çalışıyorlar.
0
akhenaten
(26.10.21)
Hay allahim kacinci yuzyildayiz ugrastigimiz islere bak. 70 yasinda adami beni tespit etsin diye yanimda surukleyeceğim yani.
0
🌸pikap
(26.10.21)
Yani burada işimiz görülmediği için bu tip önlemleri saçma görmek normal sayılır ama nüfus memurları kandırılarak ne dolandırcılıklar olduğunu görseniz veya bir gün başınıza gelse önlemek için tüm aile üyelerinizle gidersiniz nüfusa.

Yani tmeelde şunu kabul edin, memur sizin siz olduğunuza inanmadıysa dediğini yapacaksınız.
0
atom karincanin torunu
(26.10.21)
Başka bir ilçede şansını deneyebilirsin. Ben öyle yaptım.
0
hebanon
(27.10.21)
(7)

Başarılı bir mobil uygulama yapma ihtimali sıfır mı?

Benyinegulerim
İstediğiniz herhangi bir uygulamayı android ve ios için yazacak, yayınlayacak beceriniz var diyelim. Bunun indirilme, beğenilme şansı artık sıfır mı sizce? Şu an teknoloji kanalları artık alanı domine eden şirketler yüzünden bunun mümkün olmadığını söylüyor. Ne düşünüyorsunuz?Edit: söylemek istedikl
İstediğiniz herhangi bir uygulamayı android ve ios için yazacak, yayınlayacak beceriniz var diyelim. Bunun indirilme, beğenilme şansı artık sıfır mı sizce?

Şu an teknoloji kanalları artık alanı domine eden şirketler yüzünden bunun mümkün olmadığını söylüyor. Ne düşünüyorsunuz?

Edit: söylemek istedikleri şey sektör domine ediliyor ve aradan sıyrılmak zor.
0
Benyinegulerim
(26.10.21)
onu söyleyen kimse bir daha takip etme, saçmalık.

teknoloji hiçbir zaman bitmez. sonlanmaz. her zaman devam eder. sadece senin vizyonun sığ ise görüş alanın dar demektir. o sebeple herşey yapıldı diye sanabilirsin.

şurada discord kaç yaşında? cluphouse daha oturmadı bile. daha yapılacak binlerce şey var.
0
duyurukullanıcısı
(26.10.21)
Sıfır değil. Pazarlamaya ne kadar sermaye ayırdığına bağlı. "Uygulamayı yapayım, markete atayım. Orada keşfedilsin." diye düşünürsen tarihin en iyi uygulamasını yapsan da hiç indirilmeyebilir. Günümüzde kulaktan kulağa yürümüyor bu işler. Reklama, tanıtıma parayı basan düdüğü öttürüyor. Piyasayı domine eden şirketlerin gölgesinde kalmak tabii ki beklenen bir şey ama "artık mümkün değil" demek absürt.
0
himmet dayi
(26.10.21)
aslında ihtimal var gayet yok değil de bence tek sıkıntı;

biraz dikkat çeksen, piyasada daha güçlü olan bir şirket daha iyisini veya benzerini yapıp önüne geçebilir ve sönebilirsin.

eğer demek istedikleri o ise haklılar. ama uzmanlık ve geniş çaplı bir altyapı isteyen (herkesin he deyince yapamayacağı) bir ürün ortaya koyarsan bu ihtimali de azaltırsın.
0
ananiyimioguz
(26.10.21)
alakası yok. daha yepyeni tiktok gibi, clubhouse gibi örnekler var. her gün çıkan yeni hypercasual oyunlar var. vesaire, vesaire.
0
roket adam
(26.10.21)
Açıkçası ben "bunun için kesin bir uygulama vardır" diye arayıp bulduğum ve daha önce kullanmadığım bir uygulamayı indireceğim zaman öncelikli olarak kaç kişinin oy verdiğine ve bunların kaçının 4-5 yıldız olduğuna bakıyorum. Örneğin +1m kişi tarafından 4.5 yıldızı olan bir uygulamayı +500k kişiden 4.9 yıldız almış bir uygulamaya tercih ediyorum.

Diğer taraftan kullanıcı etkileşimi daha düşük bir uygulamanın arayüzünü daha çok beğendiysem geliştirici açıklamasına ve yorumlara verdiği cevaplara bakıyorum, samimi geliyorsa riske girip indiriyorum. Eğer klasik esnaf kafasında yazılmış bir şeyse hiç dokunmuyorum.
0
akhenaten
(26.10.21)
bir arkadaşım (32 yaşında), 20'li yaşlarda olan çocukların kurduğu şirkette işe girdi geçen hafta :D Google Play Store'da milyonlarca indirilen bir oyun yapmışlar genç yaşta bile şirket kurup yürümüşler mesela.
0
nhk ni youkosu
(26.10.21)
orpheus
(26.10.21)
(4)

konserve mantar ile mantarlı makarna yapılır mı?

la lykia
evde tat konserve mantar var.kremalı mantarlı makarna olur mu konserve ile?olursa nasıl olur, onu da normal mantar gibi mi kavurmalı?çok teşekkürler.
evde tat konserve mantar var.
kremalı mantarlı makarna olur mu konserve ile?
olursa nasıl olur, onu da normal mantar gibi mi kavurmalı?
çok teşekkürler.
0
la lykia
(19.10.21)
Makarnayı bilmiyorum. Konserve mantarı normal mantar gibi kavurarak pişirince bariz bir tat farkı oldu. Bir daha konserve mantar almam dedim.
0
inheritance
(19.10.21)
Konserve mantarlar turşu gibi, temelde mantar ama tadı çok farklı. Eğer yakıştırıyorsanız olur. Ben önermem.

Konserve mantarı ben daha çok salatalarda, kumpir gibi şeylerin içinde, bir şeyin yanında soğuk meze olarak falan kullanıyorum. yemek yapmak için uygun değil.
0
akhenaten
(19.10.21)
Valla makarnayla olmayacak seyi ben bilmiyorum. O yuzden ben olur diyorum.
0
j r r tolkien hayrani
(19.10.21)
Tadı güzel olmuyor. Konserve mantarların tadılastik gibi.
0
e mice
(19.10.21)
(4)

araba'da işe yarayan uygulamalar

ayseee
var mı öyle güzel uygulamalar..yandex ve hgs yükledim başka bir uygulamaya gerek var mıdır?
var mı öyle güzel uygulamalar..

yandex ve hgs yükledim başka bir uygulamaya gerek var mıdır?
0
ayseee
(07.10.21)
YouTube premium
0
stavro
(07.10.21)
eğer obd2 vericisi almayı düşünürseniz torque var. verici üzerinden araç bilgisayarına bağlanıp aracın hızından, araç sensörlerinin durumuna ve hatta parçacık filtresinin mevcut tıkanıklık durumuna kadar her şeyi görebilirsiniz.

youtu.be
0
akhenaten
(07.10.21)
fuelio. aracınız için yaptığınız masrafları takip edebiliyorsunuz. istatistik çıkartabiliyorsunuz.
0
inheritance
(08.10.21)
radar, çevirme uygulamaları. mavili bir tane vardı unuttum adını güzeldi.
0
Whily
(08.10.21)
(9)

Çikolata mı çiçek mi?

invictae
Üst edit: Çiçeğin çok daha özel olduğuna karar kılıp Taze Çiçek'ten bir buket gönderdim. Her şeyden önce siteye ekledikleri görselin neredeyse aynısıydı giden çiçek. Gönderdiğim kişi de çok çok mutlu olduğunu söyledi. Fikir veren herkese çok teşekkürler. Çok çok sevdiğim ve değer verdiğim bir büyüğü
Üst edit: Çiçeğin çok daha özel olduğuna karar kılıp Taze Çiçek'ten bir buket gönderdim. Her şeyden önce siteye ekledikleri görselin neredeyse aynısıydı giden çiçek. Gönderdiğim kişi de çok çok mutlu olduğunu söyledi. Fikir veren herkese çok teşekkürler.


Çok çok sevdiğim ve değer verdiğim bir büyüğümün doğum günü yaklaşıyor. Yaşı epey var... Farklı şehirlerdeyiz, o nedenle yüzyüze kutlama imkanım yok.

Aklımda birkaç hediye vardı ama ben istiyorum ki tam gününde gitsin, eh kargo ile bu mümkün olmayacak. Hediyeleri eledim.

Çikolata veya çiçek göndermeyi düşündüm. Çiçeksepetinin son zamanlarda çok rezilliklerine şahit oluyoruz, sürprizimi piç etsin istemiyorum.

Tazeçiçek diye bir uygulama buldum, tecrübe edeniniz var mı? Buradan yanında not ile güzel bir çiçek gönderebilirim.

Veya Melodi Çikolata'dan güzel bir kutu çikolata. Melodi Çikolata'nın hem ekşideki hem genel yorumları çok güzel. İstanbul içine aynı gün teslimat da yapıyor. Yani tm istediğim gibi doğum gününde gidebilecek.

Göndereceğim kişi çiçekleri, hayvanları, doğayı çok seven birisi. Çikolata yemeye de bayılır :)

Hangisini göndersem? Fikir verir misiniz? Sanki gönlüm çikolatadan yana gibi. Çiçek fotoğrftaki gibi olmaz, soluk olur falan kötü görünme ihtimali daha yüksek gibi geliyor. Ne dersiniz?? Değerli fikirlerinize gerçekten ihtiyacım var.
0
invictae
(07.10.21)
çikolata hacı.
çiçek solunca, hüznü kalıyor.
0
seyduna6687
(07.10.21)
Çikolatayı çok seviyorsa kendisine alır:) Bence çiçek daha almak daha hassas bir düşünce.
0
beraesad
(07.10.21)
Çiçek almanın sembolik anlamı çok büyük, bence bu kişinin daha önce çiçek almadığını düşünüyorsanız ya da biliyorsanız çiçek yollayın. Ama eğer böyle bir durum yoksa işlev daha önemli, o zaman çikolata ama güzel bir çikolata. Eğer hediye olmaya layık farklı bir çikolata yoksa yine çiçek.
0
akhenaten
(07.10.21)
ben çicek tercih ederdim
0
all girls dream
(07.10.21)
Çiçekteki tek çekincem: gerçeğinin fotoğraftaki gibi olmayıp mezarlık çiçeği gibi gitmesi :D

bunun olmayacağından emin olabilsem...
0
🌸invictae
(07.10.21)
eğer çok fantastik bir çiçek göndermezseniz, mesela orkide gibi sıklıkla gönderilen bir çiçek gönderirseniz mezar çiçeği gibi gitmez. sirkülasyonu bol olan çiçekler daha taze olur.
0
co2s2
(07.10.21)
çiçeksepeti.com ve çiçeksepeti.net birbirinden farklı siteler. çiçeksepeti.net gerçekten facia ve pişmanlık. çiçeksepeti.com işini düzgün yapıyor. Şuana kadar pişman etmedi beni. Gününde saatinde güzel çiçekler gönderebildim.

Ben olsam çiçek gönderirdim. Yaşlıların şeker hastalığı olabiliyor, çok da çikolata yiyemiyorlar.

edit: çikolata yemeye bayılır demişsin. O zaman güzel bi çikolatacıdan enfes bi çikolata gönderebilirsin.
0
zimbirik
(07.10.21)
@zimbirik, "çiçççeksepeti varvar" bunlardan hangisi oluyordu :D
0
🌸invictae
(07.10.21)
Ben olsam çiçek gönderirdim. Çiçeği daha özel görüyorum, bana da çikolata vs çiçek durumu olsa çiçekte daha mutlu olurum.

Çiçeksepetini anneler günü, öğretmenler günü gibi zamanlarda hiç kullanmadım ama normal zamanlarda hiç sorun yaşamadım. Yani o kötü yorumlar yoğun zamanların yorumları olabilir. İnsanoğlu olumsuzu paylaşmaya meyilli olumluyu değil.
Oturduğu mahalleden bir çiçekçi bulup whatsaptan fotoyla onaylamak suretiyle de gönderebilirsiniz.
0
somethinginthewayshemoves
(08.10.21)
(18)

araba sürmeyi manuelde mi öğreneyim otomatikte mi?

buenosdias
ders almayı düşünüyorum da. hangisini seçsem bilemedim. normalde otomatik derdim. ama atıyorum bi yerde eski püskü manuel araba kullanmak zorunda kaldım. otomatiğe alıştığım için süremezsem dezavantaj olacak.
ders almayı düşünüyorum da. hangisini seçsem bilemedim. normalde otomatik derdim. ama atıyorum bi yerde eski püskü manuel araba kullanmak zorunda kaldım. otomatiğe alıştığım için süremezsem dezavantaj olacak.
0
buenosdias
(07.10.21)
Manuel öğrenirsen avantajı olur. Atıyorum şirket aracı kullanmak durumunda kalırsın ve manueldir. Manuel kullanmayı bilen biri otomatikte hiç zorlanmaz. Tersine ise alışması çok zor olur.
0
himmet dayi
(07.10.21)
Tabiki manuel vites.
Otomatik olan bastın mı gidiyo zaten
0
etna
(07.10.21)
beklentinize, yaşamınıza göre değişir. ben de kursa yeni yazıldım, otomatik ehliyet alacağım. şirket arabası kullanmak gibi bir durum yok, büyük şehirdeyiz, arabamız otomatik. hızlıca da öğrenmem lazım. manuel ile uğraşmamı gerektirecek bir durum yok yani. kendinize göre değerlendirip karar vermelisiniz.
0
gmzo
(07.10.21)
Manuelde hata yaparsan en fazla stop eder kalir, otomatikte baslayinca frenle gazi karistirdi dukkana daldi oluyor.

Acemilik bence hep manuel olmali.
0
divit
(07.10.21)
otomatik ehliyet ile manuel araba kullanamazsınız zaten, yasak. tabi yakalanmadığınız sürece. otomatik ehliyeti manuele çevirmek için de yeniden ders alıp sınava girmeniz gerekiyor.

ayrıca yasal kısmı önemli değil diyorsanız bile manuel alırsanız otomatiği kendi çabanızla hemen öğrenirsiniz. ama otomatik alırsanız manuel öğrenmek için illaki ders almanız, çabalamanız gerekecek.
0
elorelia
(07.10.21)
otomatikte öğren. düz araba mı kaldı? 3. sınıf şirketler hariç hepsi otomatik vites araç veriyor zaten. %1'lik bir ihtimal için araba öğrenme işini işkenceye çevirme. muhtemelen hayatın boyuncamanuel araba kullanmak "zorunda" kalmazsın merak etme.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(07.10.21)
Zorunda kalmaktan kastınız nedir bilmiyorum, ama bu zamana kadar ehliyetiniz yoktu mesela? Aynı durumda "ehliyetim yok" demek yerine "otomatik vites ehliyetim var" diyebilirsiniz. Eğer tüm ihtimalleri dahil edecekseniz, evet manuel ehliyet tek seçenek.

Diğer taraftan, eğer kendi aracınız olmayacaksa ve farklı şirketlerle çalışıyorsanız, evet o zaman nihayetinde manuel bir araç tek seçeneğiniz olabilir.

Kısaca eğer kendi otomatik aracınız olacaksa otomatik alın bence, zaten adım adım manuel araçlar "zevk meselesi" olmaya başlıyor. Günlük kullanım için otomatik araçlar yaygınlaşıyor. Ama yok farklı farklı şirket araçlarıyla çok işiniz olacaksa manuel öğrenmeniz daha iyi şu dönemde.
0
akhenaten
(07.10.21)
otomatikte öğren manuel aracta kullanma.
0
sizofren06
(07.10.21)
manuelde tabii ki. bi insan niye sadece otomatik araba kullanmayı öğrenir hiç anlamıyorum. acil bir durumda kullanacağınız tek araba manuel olursa ne olacak? ya da şirket ehliyetiniz var mı dediğinde "var ama manuel kullanamam" mı diyeceksiniz?

ayrıca gayet etraf manuel araba dolu. sanki tedavülden kaldırılmış gibi yorumlar çok garip.
0
bohr atom modeli
(07.10.21)
Ben de manuel diyorum. Zaten otomatigi surebiliyorsun.
0
Pufpuf
(07.10.21)
Dünyanın binbir türlü hali var. Aracın bozulur acil birinden emanet alman gerekir, kiralaman gerekir, gece çocuk hastalanır araban serviste olur taksi bulamaz komşudan araba alman gerekir, şirkette bir durum olur sadece manuel araba vardır... belki teki bile başına gelmez ama binlerce ihtimal var. Ehliyet kursundan sonra hiç manuel araba kullanmadım bende ama ben olsam manuel ehliyeti alırım öyle aşırı zor efor sarfedeceğin bir olayı yok.
0
cilekli pasta
(07.10.21)
Manuelde öğrenmek daha iyi. Gaz fren karıştıranların iddia ediyorum tamamı uzun süre manuel kullanmamış, verseler manuel kullanamayacak olan sürücülerdir.
0
bana kedicik derdi
(07.10.21)
manuel, manuel, manuel.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(07.10.21)
arkadalsar herkese tesekkurler. durumumu soyle ozetliyim. 10 yildir ehliyetim var. ama sadece ehliyet alirken kullandim. sonra kullanmayi unuttum. sanirim o donem ehliyetler manuel veya otomatik ayrilmiyordu. o yuzden yasal sikinti yok sanirim. pekiyi bir sorum olacak. baslangicinda kendime manuel eziyeti cektirmektense, kolayca otomatik ogrensem. sonra vakit bulunca manuel'e donsem? niye soruyorum cunku bana gore asil olay vites degil, yol, direksiyon hakimiyeti, ozguven falan. bunlari otomatikte kazandigim zaman manuel'de tek is vites ve debriyaj hakimiyeti olacak. diger turlu hem yol hem direksiyon hem vites hem debriyaj hakimiyeti hepsini bir arada baslangicta ogrenmek zorunda kalacagim. haksiz miyim?
0
🌸buenosdias
(07.10.21)
Ben olsam hiç manuel'le uğraşmazdım. Hala manuel araba üretiliyor olmasına bile şaşırıyorum.
0
pispinti
(07.10.21)
Manuel araba kullanmayı öğrenme isini niye bu kadar abartıyor insanlar, dünyada anlamadığım gizemlerden birisi gerçekten.

Otomatik aracta neyi öğreneceksiniz ki? Yani alay veya küçümseme amaçlı sormuyorum, gaza basıyorsun gidiyor, frene basıyorsun duruyor işte.
0
wilhelmwasmuss
(07.10.21)
Ehliyet zaten varsa ve işle ilgili araç durumu falan yoksa otomatik öğren geç. Acil durumda kullanabilecek kadar manuel biliyorsundur ehliyet aldığına göre (stop ettirmeyip yokuşta kaçırmayacak kadar)

Otomatikte öğrenecek ne var diyenler ilk araba kullandıkları zamanları unutmuşlar veya zaten çok iyilermiş. Aracın boyutunu algılayıp sıkışık yerlerden sürtmeden geçebilmek, 3D düşünüp park edebilmek veya örneğin daha uzun araçla dönüşleri nasıl yapacağını kestirebilmek gibi şeyler otomatikte de alışmadığınız sürece başınıza dert olabilir. Arabanın üç boyutlu yapısını ve hareketini algılayıp sonra diğer araçlarla uyumlu olmak yani. Mesela İstanbul'da sinyal vermeden önüne kıranlar, takip mesafesi bırakınca önünü dolduranlar var alışman gerekiyor. Şerit değiştirmek için bazen başkasının önüne burnunu kırman gerekiyor vs. bunlar gayet otomatik ile de çalışılabilecek öğrenilecek şeyler.
0
nhk ni youkosu
(07.10.21)
Kadinsaniz otomatik, erkekseniz manuel kullanmayı öğrenin.
0
Kirmizibavul
(08.10.21)
(7)

squid game ***AŞIRI SPOILER*** izlemeyen açmasın

kibritsuyu
arkadaşlar izledim bu diziyi, sözlükte mantık hataları falan denmiş, bunlardan mı bahsediyorlar, bazı şeyleri anlayamadım.1. madem dede oyunun kurucusu ve eğlence için böyle bir şey yapmış. niye ikinci bölümde oyunu feshetme oylamasında en son ve belirleyici oyu kullandığı halde red oyu verip oyunu
arkadaşlar izledim bu diziyi, sözlükte mantık hataları falan denmiş, bunlardan mı bahsediyorlar, bazı şeyleri anlayamadım.

1. madem dede oyunun kurucusu ve eğlence için böyle bir şey yapmış. niye ikinci bölümde oyunu feshetme oylamasında en son ve belirleyici oyu kullandığı halde red oyu verip oyunu feshediyor? orada hakikaten bunaklığı mı tuttu, yoksa anlamadığım başka bir sebebi mi var?

2. front man polisin kardeşiymiş. polisin arşiv kurcalamasından yanlış anlamadıysam 2015 yılı şampiyonu muymuş neymiş, harfler korece olduğu için baktığı kağıtlardan bi halt anlamadım. yani bu oyun her yıl oynanıyor, kardeş de 2015'te şampiyon olup tezkere bırakıp orada mı kalmış? yoksa geri dönmüş 5-6 sene şehirde takılıp yeni oyun için tekrar mı gidip front man olmuş? polis abi kardeşini yeni kaybolmuş gibi arıyordu. 6 yıl durup durup aramayı akıl edecek hali yok ya? anlamadım bu kardeş ne zaman kaybolmuş, ne zaman ve nasıl front man olmuş da polis abisi gelmiş arıyor?

3. organ olayı nedir? ben maskeli çalışanların teşkilat kurup hazır ölen adamlar varken front man'den gizli organ ticareti yaptıklarını düşündüm. fakat doktor yarışmacı bulmalar, onca düzen içinde adamı kaçırıp kimse görmeden kamera kaydı silmeler, organı çıkarıp satacak ekipman, düzenek, dalgıç personel, tüpler müpler. koskoca fiyonklu tabutu da, yansın diye konulan fırının içinden uzaktan kumandalı düzenekle aşağı alıyorlar falan. adamlar fırının içine cesedi başka yere aktaracak uzaktan kumandalı düzenek kurmuş. bunları front man biliyor, organdan mı haberi yok? yoksa organ işi de front man ve dedenin bilgisi dahilinde mi?

4. polis 29 numaranın daire maskesini çalıp onun yerine geçiyor. şeker oyunundan sonra da ölen kare maskeyi alıp 29 numarayı boş bırakıyor. hadi kimse görmeden nasıl aldı taktı orayı geçelim. sonra birinin öksürükle mors kodu verip "29 numara" mesajı verdiğini anlayıp geri 29 numara oluyor. o kısmı hiç anlamadım, öksüren kim, sen geri nasıl 29 numara oldun?

devamı gelebilir.
0
kibritsuyu
(06.10.21)
1. finalde bunu hatırlatıyor. herkes bildiği halde geri döndü diyor. yani tam rızayı almak için yapmış. haklılığını kanıtlamak için
2. bu tam net değil. ama ikinci sezon front man e odaklanacak diyolar bazı sitelerde.
3. organ tamamen gizli.front manin haberi yokmuş. tüpler ve dalgıç ekipleri VIP lerin kaçışı için hazırda bekletilen ekipmanlar. bu teşkilat bu ekipmanları kullanıp işlerini halletmişler.
4. 28 ile 29 arkadaş. organ mafyası. aralarında da mors kodu ile iletişim kuruyolar. 28 öksürüp iletişim kurmaya çalışıyor ama cevap gelmeyince şüphelenip bi sonraki buluşmada (ameliyat) 29 u kenara çekip sorguluyolar.
0
sttc
(06.10.21)
1 - kartvizitler ilk dağıtıldığında oyuncular ne tür bi oyunun içine gireceklerini bilmiyorlardı. Bilselerdi belki katılmayacaklardı. Fesihten sonra yeniden katılanlar kendi rızalarıyla oraya geldiler sonuçların da farkında olarak. Dışarıdaki sefil hayat - oyundaki tehlikeli sonuçlar ya da olası kazanç arasında tercihte bulundular. Dolayısıyla adil bir şey çıktı ortaya.

2 - emniyetteki konuşmaları tam hatırlamıyorum ama bana front manin yakın zamanda kaybolduğunu düşündüren şey odasındaki ölü balıklardı. Kardeşinin bir şekilde bu oyunu öğrenmesi lazımdı. Abisinin odasındaki kartı bulması gerekiyordu, dolayısıyla odaya girmesi lazımdı. Balık detayı olmasa belki ben abisinin yakın zamanda kaybolduğunu düşünmeyecektim. Mantık hatası mı yoksa dekor hatası gibi küçük bir şey mi bilemedim.

3 - organ ticareti bana da çok saçma geldi. Allahın unuttuğu adasında nerden gemi ayarladın da organ ticareti yapar oldun. Saçma. Halbuki başka bir halt karıştırıyor olsalar daha mantıklı olurdu.

4 - polisin rütbe değişimi, içeri sızma gibi eylemlerine zemin hazırlamak için organ ticareti yapan ekipte olduğu gibi zorlama detaya benziyor. Ben de anlam veremedim.
0
IncredibleMau
(06.10.21)
dizide mantık namına bir şey yok ki mantık hatası olsun, üzerine düşünmeden yemek yerken falan bakmalık dizi işte.

1. dede onlara ikinci bir şans veriyor ve öleceklerini bile bile bu defa kendi rızalerıyla oyuna geri dönüyorlar. son bölümde dede yatakta tiradını yapsın diye var o sahne, başka bir nedeni yok. burada daha saçma olan şey, iki yüz küsür kişi oy kullanıyor ve kimin kazanacağı son oya kalıyor, tv8 yarışması gibi dizi anasını satayım fjkhsdfdkjs.

2. polisin kardeşinin 2015'te yarışmayı kazanması ve sonrasında kore'nin en zengin adamlarından biri olmasına rağmen sivilde sığır gibi o tek göz otel odasında yaşamaya devam etmesi büyük saçmalık ama ne yazık ki öyle sanırım. çünkü otel görevlisi kadın bir haftadır kirayı ödemediğini söylüyor. zaten polis, annesi merak ettiği için o otele gidiyor. yani adam yeni kaybolmuş, adaya gitmiş yarışmayı yönetmek için.

3. dizinin en filler oğlu filler yan hikayesi buydu sanırım. yarışmayı takıntı derecesinde dikkatli ve zeki bir front man yönetiyor ama bodrum katta personel organ mafyası kuruyor, yetmiyor yarışmacılardan birini koğuştan çıkarıp her gün saatlerce çalıştırıyor, bizim kerizin haberi yok. evet insan gerçekten de hayret ediyor ama senaryo böyle yazılmış.

4. polisin yarışma içinde fink atması, önce işçi, sonra asker, sonra vip'lerin garsonu olması tam bir çocuğun yazabileceği dandik ajan hikayesi. ona öksürükle mors mesajı gönderen adam organ işi yapan ekipten. çünkü yerine geçtiği 29 numara da onlardanmış. falan filan.
0
sir gawain
(06.10.21)
1- Bu basit bir şey, dizide ana tema zaten "bir şans vermek" üzerine kurulu. Dizi içinde birkaç kez demokrasiye vurgu yapılıyor. Kural olarak oyuncuların çoğunluğu sağladığı takdirde oyunu bitirebilecekleri söylenmiş. Yani oyunun "hür iradeyle ve gerçekten istenerek oynanması" gibi bir ideal var.

Bir eşitlik varsa ve o eşitliği bozacak tarafsız bir irade ortada yoksa eşitliğin çekilmek isteyenler lehine bozulup, kalmak isteyenlere de dönme şansı verilmesi tek mantıklı seçenek. Haliyle burada mantık hatası yok.

Mantık hatası bu kadar eşitlik vurgusu yapılırken dedenin oyuna imtiyazlı olarak dahil olması ve bununla da kalmayıp başrole yardım etmesi.

2. ve 3. sorularına dizide net yanıt verilmedi, bu açıdan mantık hatası denemez. Sonuçta bu dizi, gelecek sezonu olacaktır.

4. Evet bu da bir mantık hatası! Ama olmaya da bilir. Olmamasının tek ve mantıklı bir yolu var. Front man tarafından kollanıyordu. İstediği gibi dolaşıp etrafı ve olanları görmesine izin verildi. Sadece bilgileri dışarı sızdırmaması için kontrol altında tutuldu.
0
akhenaten
(06.10.21)
bence mantık hatası olan kısım karı ve kocanın birlikte katılması. lan hadi ilkinde katıldın bilmiyordun, ikincisinde niye bi daha geliyorsun, bir kişi kazanacak işte ödülü.
0
bohr atom modeli
(06.10.21)
1. önce gitmeye karar vermiş olsalar bile sonra her şeyi bilerek, kendi rızalarıyla geri döndüler durumu için. bir nevi haklılığını ölüm durumunda bile kanıtlama girişimi.

2. kardeşlerin yakın olduğu hissiyatını aldım. oyunun organizasyonunda sanırım önceki yıllarda katılan oyunculara görev alma seçeneği sunulabiliyor. dolayısıyla 2015 kazananı front man'in 2021 edisyonuna liderlik yapması için davet edildiğini düşünüyorum. yeni bir ortadan kaybolma gibi geldi bana, önceki yıllarda front man de sade vatandaş olarak yaşamıştır bence.

3. oyun organizasyonunda güvenilirlik faktörü açısında daha önceki yıllarda çalışan kişilere görev vermeleri makul gibi. oyunun birkaç edisyonunda askerlik ve işçilik yapmış olan, detayları öğrenmiş olan minik bir çalışan topluluğu ekstra kazanç sağlamak için bu işe girişmiş gibi. bu topluluk içinde kare olan bir yönetici olduğundan dolayı da ciddi anlamda borcu olan ve doktorluk geçmişi olan birini de yarışmacı olarak alınabilir adaylardan göstererek almıştır sanırım.

4. maskelerdeki vericiler üzerinden kimin kaç numara olduğu anlaşılıyor. kare maskesini almak polis için stratejik olarak zekice bir hareket ama yan odasındaki kişi polisin sahip olduğu eski maske numarasını mors alfabesiyle seslenince kare maskeyi kullanmaktansa 29 numara maskesinin daha avantajlı olacağını düşünmüş olabilir.
0
yviene
(06.10.21)
@sttc +1

@bohr atom modeli şanslarını arttırmak için olabilir mi? Sonuçta ikinci katılmada henüz çiftli ve/veya birbirine karşı oyunlara başlamamışlardı yani beklemedikleri yerden geldi.

edit: @yviene süper yorum müthiş deli gibi ayrıntılı.
0
emininsel
(06.10.21)
(10)

2. Viteste sürekli debriyaja basıyorum

zoque
Selamlar duyuru ahalisi, henüz 3 4 aylık aktif bir şoförüm. Aracım clio 1.5dci.Aracı sürerken özellikle şehir içinde ikinci viteste olmaktan nefret etmeye başladım çünkü ayağımı mecburen gazdan çektiğim noktada devir 1.2 altına düşünce vites boşta gibi araba hızlanmaya başlıyor devir biraz daha düşü
Selamlar duyuru ahalisi, henüz 3 4 aylık aktif bir şoförüm. Aracım clio 1.5dci.

Aracı sürerken özellikle şehir içinde ikinci viteste olmaktan nefret etmeye başladım çünkü ayağımı mecburen gazdan çektiğim noktada devir 1.2 altına düşünce vites boşta gibi araba hızlanmaya başlıyor devir biraz daha düşükse de araba sarsılmaya başlıyor. Bunun önüne de ancak kendimce debriyaj bastığımda geçtiğimi farkettim. Bu iş arabanın bir şeylerine bir şeyler yapıyor mu? Yoksa yıllık bakımlarını yaptır verdiğin zarar yıllık bakımda rutin değişen kalemleri etkileyen şeyler gibi bir durum mu vardır?

Son olarak bu normal mi, değilse önüne nasıl geçebilirim?

Şimdiden çok teşekkür ederim..
0
zoque
(05.10.21)
Benim hatirladigim arac viteste ise zaten uygun hiz araligini koruma egilimindedir. 1. Viteste araca gaz vermeseniz bile kendi kendine gidecektir.

2deki hizlanma ile 1deki hizlanma ayni mi oluyordu bilmiyorum ama daha yavas gitsin istiyorsaniz 1. vitese takmaniz lazim. Ama orada da gitme egiliminde olacaktir.

Bu yuzden surekli vites degistiriyor, bu yuzden surekli araci boşa alıyoruz. Manuel kullanacaksanız buna alismak zorundasiniz. Bayadir arac kullanmadigim icin tecrubelerim birazcik ucmus ama durum bundan ibaret gibi geldi.
0
ananiyimioguz
(05.10.21)
tam tersine gazdan çekince araç yığılır ve yavaşlar boşta gibi hızlanamaz, devir düştüğü için titremeye başlıyorsa ya gaz vereceksin. gaz verdiğinde hızın yüksek kalıyorsa da vites düşürmen gerekir.

sürekli yarım debriyaj yaparsan hem debriyaj balataların erken biter hem de bir gün yokuşta duman için kalır, yokuşu çıkamazsın. araba yanıyor zannedersin.
0
orpheus
(05.10.21)
2den1e olayının suyunu çıkarmak da bir yerde şanzımanı dağıtır diye okumuştum sanki ama tamamen hayal ürünü olabilir bu dediğim. Yoktu dimi öyle bir olay :)
0
🌸zoque
(05.10.21)
evet tamam @orpheus dürtünce anımsadım, benim dediğim belli bir hız aralığında gitme eğilimi olayı motor freni yaparken idi. Karıştırdım. Araç bulunduğu vitese göre hızlanmıyor. Ama bulunduğu vitesin uygun hız aralığını korumak için gaz vermeniz lazım +1

vites değiştirmeden yavaşlarken o vitesin hız aralığının altında kalırsanız araç titriyor. Siz de o sırada debriyaja basıyorsunuz aracı rahatlatmak için. Sonra vites değiştirmeden tekrar debriyajı kaldırdığınızda, eğer gaz vermezseniz veya hızınız bir şekilde artmadıysa, yine mevcut vites için gerekli hızı sağlayamayacaksınız. O yüzden 1 ve 2 arası mecburen gidip gelmek gerekiyor. Sarsmadan düzgün yaparsanız vites geçişlerini, diğer türlü vites değiştirmeden sarsa sarsa yavaşlayıp hızlanmalarınıza göre çok çok daha az zarar verirsiniz debriyaj balatasına.
0
ananiyimioguz
(05.10.21)
Motor gaza basmadığınızda rölanti devrinde durmaya çalışır. Haliyle 2. viteste gazı bıraktığınızda araç ilk anda kendi ağırlığı sebebiyle yığılır gibi olur fakat hemen sonra rölanti devrine çıkmaya çalışırken dişli oranına göre bir miktar hızlanır ve belli bir hızda sabit olarak gider/gitmeye çalışır (eğim yoksa). Tabii bu yüksek viteslerde olmaz (anormal tork üretmiyorsa tabii araç), ilk iki viteste olur genelde. Dizel araçlarda tork yüksek olduğundan aniden hızlanma hissini yaşıyorsunuz. Özetle normal bir durum yani.

Bunu yumuşatmak için mecburen ya debriyaja basılı vaziyette bekleyeceksiniz, ya vites düşüreceksiniz ya da boşa alıp debriyajı bırakıp sonra duruma göre tekrar uygun vitese geçeceksiniz. Debriyaj balatasına zarar veren şey yarım debriyajdır, bu şekilde balata sürtmeye/aşınmaya devam eder. Ya tam kavrama yapmalı ya da tamamen ayırmalısınız. Debriyaja basılı tutmak balatayı korurken yayı yıpratır. Ama burada bahsettiğim yıpranma/aşınma öyle hemen olacak bir şey değil, binlerce kilometreden bahsediyorum. O yüzden abartmamak kaydıyla istediğiniz gibi kullanın, kısa vadede bir şey olmaz.

Ama en sağlıklısı ya viteste durmak ya da hızlıca boşa almaktır (debriyajı bırakarak ve sadece düşük hızlarda).
0
orient blue
(05.10.21)
Önce şunu belirteyim. Düz yolda giden araç, yokuşa falan denk gelinmediği sürece 2'den 1'e alınmaz. Araç sadece tamamen durdu ise ya da artık durmaya çok yakın ise 1'e alınır.

Giden aracı 1'e alırken zor geçer zaten. Bunu sürekli yaparsanız o şanzımanı bir süre sonra elinize alırsınız.

Sizin yaptığınız şey temelde doğru aslında. Yani araç 2. viteste ise ve 1000 devire doğru iniyorsa, gaza da basmamanız gerekiyorsa debriyaja basmanız lazım ki araç hızlanmasın. Bu arada ikinci viteste giden araç yine yokuşa denk gelinmediği sürece stop etmez. Devir iyice düştükten sonra tekrar bir miktar artarak yürümeye devam eder. Bu hız yeterli ise debriyaja basmanıza gerek yok. Ama atıyorum önünüzde bir araç var ve yavaşlıyor ya da ilerde trafik var. O zaman debriyaja basıp boşa alıp ayağınızı frenin üstüne koyarak ilerlersiniz. Trafik durunca da durursunuz.
0
himmet dayi
(05.10.21)
Yıllık bakımda debriyaj balatası değişmez. Dizel arabada 2. Viteste debriyaja gerek yok, debriyajsız halletmeye çalış, alışırsın. Debriyaj sadece vites geçişlerinde ve kalkışlarda kullanılır, araba yarım debriyajda sürülmez, tam debriyaja alınıp boşta gidilmez. Bunlar hem arabaya zarar hem güvenli bir sürüş tarzı değil.
0
bana kedicik derdi
(05.10.21)
Tam olarak aynı şeyi ben de yaşıyorum ve ben de 4-5 aylık şoförüm. Yavaşlamam gerektiğinde araç titremeye başlamasın diye debriyaj kullanıyordum. Sonradan daha uygun bir yöntem fark ettim. Debriyaja basmak yerine vitesi boşa alıyorum, ondan sonra istediğim kadar ve vites düşürmek gerekmeden frene basabiliyorum. Tekrar hızlanacağım zamansa o anki hızıma göre (ki genelde araç durmak üzere değilse 2. vites oluyor bu) uygun vitese takıp gaz vererek devam ediyorum. Gayet akıcı oluyor.

Örneğin bir kasise yaklaşırken boşa alıyorum, yavaşça frene basıyorum; araç boşta olduğu için yavaşlamaya başlama hızınız kaç olursa olsun hiç titreme olmuyor. Uygun hıza geldiğimi düşününce vitesi takıp gaz vererek devam ediyorum. Kavşaklarda da aynı şey. Kavşağa yaklaşırken boşa alıp yavaşlamaya başlıyorum, vites düşürmem gerekmediği için dikkatim kavşakta oluyor. Kavşak girişinde durmamı gerektirecek bir ortam yoksa hızıma uygun vitese takıp devam ediyorum; durmam gerekiyorsa da durana kadar frene basıyorum ve araç boşta olduğu için gayet rahat bir duruş oluyor.
0
akhenaten
(05.10.21)
Verdiğiniz her cevap çok kıymetli oldu gerçekten. Çok çok teşekkür ederim hepinize.
0
🌸zoque
(05.10.21)
Anlattigin olayda bir yerde bir sikinti var. Gazdan cektiginde hizlanmmamasi lazim, aksine yığılır araba. Bir yerde bir yanlış var. Debriyaja basmani gerektirecek bir durum da olmamasi lazim duracak kadar yavaslamasigin surece. Ve Debriyaja neden basma ihtiyaci hissediyorsun anlamadım o kismi.
Bir seyleri yanlis yapiyorsun ama gormek lazım simdi o esnada.
Gazdan cektiginde araba hizlanmaz ama.

Baahettigin durumda gaza basmiyorsun ama arac rolanti hiziyla halen ondeki trafikten hizli gidiyor diyorsan bu durumda bir noktada debriyaja basman lazim zaten ki ya duracaksın ya da vites düşüneceksin zaten. Bunu da devir dusup arac sarsilma noktasina gelmeden yapacaksin haliyle.
0
stavro
(05.10.21)
(10)

Sevgilinizi en cok hangi özelligi sebebiyle sevdiniz?

catgroove
Simdiki ya da gecmisteki sevgiliniz olabilir. Onu sizin icin özel yapan en önemli özelligi neydi? Cinsiyet belirterek cevaplarsaniz daha bir şükela olur.
Simdiki ya da gecmisteki sevgiliniz olabilir. Onu sizin icin özel yapan en önemli özelligi neydi? Cinsiyet belirterek cevaplarsaniz daha bir şükela olur.
0
catgroove
(26.09.21)
temas edince elektrik carpiyordu gozlerine bakinca da tramsa geciyordum. cok zeki buluyordum bu da ciddiye donusme sebebiydi
0
ala09
(26.09.21)
Anlayışlı, göz önünde olmayı ilgi çekmeyi sevmeyen biri oluşu(bazıları bunu dikkat çekmek için çok yapar ya insan sinir olur), küsen ve tripli biri olmayışı...(k)
0
laputa
(26.09.21)
Benim için dört şey önemliydi; duygusal uyum, tensel uyum, sosyal uyum ve karakter uyumu.

Seviyorum demekten çekinmediğim, dokununca heyecanlandığım bir adam. zevklerimiz benzer ya da tamamlayıcı. aynı zamanda da tartışırken savaşa dönmeden birbirimizi anlamaya odaklı kalabiliyoruz.

Bunlardan birisi eksik olsa yapamazdım; ama sanırım en sevdiğim özelliği bu sonuncusu. İkimiz de inatlaşmıyoruz, bir şey için rövanş almaya ya da ödeşmeye yeltenmiyoruz. Eski ilişkilerimde bu durum beni çok yormuştu. Bu uyumluluk hali çok hoşuma gidiyor, onun yanında kendimi norveç vatandaşı gibi hissediyorum swh. :D
0
akhenaten
(26.09.21)
Öncelikle enerjisi. Enerjik bıcır bıcır kadın seviyorum. Yavaş insanlarla kimyam uyuşmuyor.
Zeki olması. Bence aradığım en önemli özellik bu. Muhabbet edemiyorum derin bir şekilde
eğer kişi zeki değilse. Asla başaramıyorum bunu.
0
westblack
(26.09.21)
Tarif etmek zor, bir sürü şey var ama bence en çok dikkat çeken şey uyum. Beraber eğlenebiliyoruz, gezmeyi seviyoruz, benzer hayaller kuruyoruz. Birçok şeyde uyum zaten özel yapıyor.

Erkeğim.
0
dissendium
(26.09.21)
esprili olmayan kişiler ile yapamıyorum. Komik olması lazım.

Kafa yapısı uygunluğu ve güven de çok önemli
0
zimbirik
(26.09.21)
Ondan önce sorduklarında onun sahip olduğu özelliklerinden birini bile saymazdım belki de. Tipine, kokusuna, karakterine, sadece benim anlayabildiğim mimiklerine, yürüyüşüne, saçlarına, ses tonuna en küçük bir tüyüne bile hayranım.

Çok dürüst, çok güveniyorum sevgisine, her şeyimiz çok açık, her şeyi çok rahat konuşup paylaşabiliyoruz.
0
Hallegadola
(26.09.21)
Eskisi için zeka. Aşırı zekiydi, bir kere okuduğunu unutmuyor. Hafızası çok iyi. Üniversite sondayken sınava tekrar çalışıp tıp kazanmıştı. Sonra cutie bir insandı, sanırım en sevdiğim özelliğiydi ve çok güzeldi. Güzel bir yaşam enerjisi vardı. Birlikte zor zamanları atlatmış, birbirimize destek olmuştuk.

Yenisi de çok zeki. Çok güzel, çok seksi. 10 üzerinden 11. Aşırı dışa dönük. Herkesle çok kısa zamanda arkadaş olabiliyor. Nerede nasıl davranacağını çok iyi biliyor. Çok iyi plan program yapıyor. Çok düzenli.

İkisinde de “onunlayken her şeyi başarabilirim, sırtım yere gelmez” hissi. Değer verildiğini hissetmek. Benim için çok önemli.
0
gabe h coud
(26.09.21)
Centilmenliği sebebiyle. Hayatta centilmen olmak Çok ince ve başka bir şeydir.
0
velvetmorning
(26.09.21)
yanında kendim olabiliyordum. bir şey derken kırk kere düşünmüyordum. aklıma geldiği gibi pat diye söylüyordum. yan yana boş boş durunca bile sıkılmıyordum.
0
asırlardır yandaş bir süredir çağdaş
(28.09.21)
(5)

Hangi Dijital Yayın Platformunu Kullanıyorsunuz?

dreamnesiac
SB.Evde kullanıp memnun olduğunuz tüm yerli- yabancı platformları yazabilirsiniz.Örnek: Netflix, MUBI, BluTV, GAIN, AppleTV+ ....
SB.

Evde kullanıp memnun olduğunuz tüm yerli- yabancı platformları yazabilirsiniz.

Örnek: Netflix, MUBI, BluTV, GAIN, AppleTV+ ....
0
dreamnesiac
(26.09.21)
Mubi
0
Bruce
(26.09.21)
netflix ve primevideo. netflix'in arama özelliğinden hiç memnun değilim. düzgün bir browsing sistemi oluşturulmalı. sanırım şu anki sistem izleme oranı düşük yapımların izlenme oranını artırmaya yönelik düşünülmüş ama bence çok rahatsız edici haberleri olsun.

prime'ın da aynı şekilde arama özelliği ve arama sonuçlarında aynı diziye ait sezonları birbirinden bağımsız diziler gibi teker teker göstermesinden memnun değilim.
0
akhenaten
(26.09.21)
Netflix ve ssport plus var ücretini ödediğimiz. Onun dışında iptv de var diğer bütün içeriklere de ulaşabiliyoruz.
0
sta
(26.09.21)
mubi
0
adivar
(26.09.21)
Netflix-ayda yilda bir dizi izlemem icin
Mubi- ayda bir iki film
Blutv - bi kac dizi takip (pavyon vs izlemece)
Amazon prime - neredeyse 2 kere acmisizdir. Dizileri pek sarmadi.
Iptv - canli kanal yayinlari icin
0
brkylmz
(26.09.21)
(3)

Çıkar telefonunu göster tişörtü

avatar is back
Çok hoşuma gitti 1-2 tane alıp giymek istiyorum. Zincir mağazalarda olmaz değil mi bu? Nerden alabilirim? Mesela lcw’de klasik tişörtler kısmında var mıdır?
Çok hoşuma gitti 1-2 tane alıp giymek istiyorum. Zincir mağazalarda olmaz değil mi bu? Nerden alabilirim? Mesela lcw’de klasik tişörtler kısmında var mıdır?
0
avatar is back
(26.09.21)
semt pazarlarında olur
0
fff02561
(26.09.21)
pazarlar dışında, istanbul için, şehir merkezlerinden uzakta kalan konut alanlarındaki ufak çaplı avm'lerde ve mahalle butiklerinde bolca bulabilirsiniz.
0
akhenaten
(26.09.21)
LC Waikiki'de var ama biraz daha 'modern' versiyonları. Ben aldım bi tane.
0
istambul
(26.09.21)
(12)

Amazondaki kağıt mendil

inheritance
https://www.amazon.com.tr/dp/B086CSH2XG/ref=cm_sw_r_cp_apa_glt_i_9PVFM0DH90N5QXFG48Q6Bu ürün 1 tane 10lu paket mi yoksa 10 tane 10lu paket mi? 1 tane 10lu paket ise çok pahalı değil mi?
www.amazon.com.tr

Bu ürün 1 tane 10lu paket mi yoksa 10 tane 10lu paket mi? 1 tane 10lu paket ise çok pahalı değil mi?
0
inheritance
(05.09.21)
yazıyor yorumlarda 1 adet 10lu diye. familia için normal olabilir. bimde var ucuz.
0
jelly bear
(05.09.21)
10'lu paketten kastın içinde 10 tane paket olan büyük bir paketse onun adedi 1.

Satılan şey şu: i0.wp.com

edit: djklasdaskl. galiba benim dediğim gibi değil. cebe koymalık 1 paket sanırım. hakkaten belli olmuyor yalnız.
0
himmet dayi
(05.09.21)
baslikta iki kere yazmislar hocam daha ne yapsinlar
0
nibba
(05.09.21)
10lu paketten kastım içinde 10 tane olan 10 paket. Toplam 100 kutu kağıt mendil olan büyük bir paket.
0
🌸inheritance
(05.09.21)
şerh koyuyorum kardeşim. satılan şey içinde 10 tane kağıt mendil olan tek paket ise mesuliyet kabul etmem.
0
himmet dayi
(05.09.21)
cebe konulan paketlerden 10 tane işte. şüphesiz bu.
0
jelly bear
(05.09.21)
himmet dayı +1

10arlı onlu paketten "bir tane"
0
kucukne
(05.09.21)
Ürün eğer içerisinde 10 tane kağıt mendil olan tek cep paketi gelirse itiraz edebilirsiniz zira ürün ölçülerinde "27.4 x 11 x 4.6 santimetre" yazıyor.

Ürün ölçüleri kısmı sanıldığından daha önemli bir bölüm, hiçbir zaman göz ardı etmeyin.

Bu tarife göre sipariş verince almanız gereken şey; içerisinde 1 adet 10 taneli mendil. Gerçi satıcısı amazonmuş zaten, çok da şey etmeyin.
0
akhenaten
(05.09.21)
fiyati pahali cunku kargo "ucretsiz" yani fiyatin icinde. kargo daha pahalidir urunden.
0
robokot
(05.09.21)
bahsedilen şey içinde 10 tane cebe koyulacak boyutta kağıt pendil paketi olan ve 10'lu olarak paketlenmiş kağıt mendil. bunun karşılığında 10 paket cep mendiliniz olacak.

evet insan20 liraya 10 tane 10'u paketlenmiş, toplamda 100 paket mendil alacağınız büyük bir paketten bahsedildiğini zannediyor, sanki öyle bir kampanya varmış gibi. zira fiyatı bir paket için çok yüksek, 10 oaketlik büyük bir paket için de kammpanya yapılıp satılabilecek bir fiyat.

geçen hafta çağdaş market'ten 6,95'e almışım selpak marka. şimdi de migros'a bakıyorum: www.migros.com.tr
0
kibritsuyu
(06.09.21)
10 adet tekli mendil net
Bim a101 de daha ucuz 3-4 lira gibi bir fiyat. Kullan kullan at

www.a101.com.tr
0
exlibris
(06.09.21)
müşteri hizmetlerinden gelen cevap, kaosa gerek yok :)

"10 paket selpak olarak XXXX Bey yani görselde gördüğünüz 1 paketten 10 adet gelecek tarafınıza"
0
teritori
(06.09.21)
(2)

Multivitamin takviye tavsiyesi

jamiro
Alabilir miyim, özellikle neden tercih etmeliyim noktasında da bir şeyler yazarsak daha güzel olur.
Alabilir miyim, özellikle neden tercih etmeliyim noktasında da bir şeyler yazarsak daha güzel olur.
0
jamiro
(05.09.21)
Bu soruyu öncelikle kendinize sorun, neden aklınıza vitamin takviyesi almak geldi?

Almanızda bir sakınca yok, en azından zehirli değil sonuçta. Her yerde satılıyorlar reçetesiz. Artık ilaç statüsünde bile değiller. Gerçek şu ki bünyenizde belli bir vitamin eksikliğinden kaynaklı doktora gitmenizi gerektirecek bir sorun yoksa bu tip takviyeler sizi atom karınca yapmayacak. Böyle bir eksiklik olup olmadaığını da en iyi şekilde kendinize yukardaki soruyu sorup vereceğiniz cevaba göre bir doktora giderek öğrenebilirsiniz.

C vitamini alabilirsiniz. C vitamininin sentetik ya da doğal alınması arasında bir fark yok ve doğalında her gün zaten almanız gerekiyor. Ayrıca fazla aldığınızda depolanmadığı için sorun da yaratmıyor.

Multi-vitaminler içerisinde depo vitaminler de var. Dolayısıyla bir kutu bittikten sonra ya da reçetesinde belirtilen süre kadar kullandıktan sonra bir süre kullanmaya ara vermeniz gerekiyor.
0
akhenaten
(05.09.21)
Rossmanda multivitamin var a-z depot diye. Ben ondan kullanıyorum
0
condom kurşunu
(05.09.21)
(2)

Adnan Oktarcıların

owaki
"İngiliz derin devleti"ni ağızlarına sakız etmelerinin sebebi nedir? Yine twitterda gündemdeler, oradan istikametle meraklandım. Genelde israil, abd vs olur bu tür komplo terorilerinde de
"İngiliz derin devleti"ni ağızlarına sakız etmelerinin sebebi nedir? Yine twitterda gündemdeler, oradan istikametle meraklandım. Genelde israil, abd vs olur bu tür komplo terorilerinde de
0
owaki
(05.09.21)
Bir anlamı ya da sebebi yok. "Cult" böyle bir şey. Dünyanın birçok yerinde benzeri şeyler oluyor. Birisi çıkıp bir dünya insanı bir şeylerin gerçek olduğuna inandırıyor. Jonastown toplu intiharını inceleyebilirsiniz, bu tür şeylerin varabileceği en uç noktalardan biri.

1978'de Jim Jones diye bir adamın etrafına toplanıp onun anlattığı şeylere inanan 900'den fazla insan çocuklarıyla ve bebekleriyle birlikte siyanür içerek intihar ettiler. Herhangi bir şekilde, herhangi bir açıklamayla bunda mantık bulabilir misiniz? Mantığa gerek yok ne yazık ki bazı şeylerde. Bu olayın orjinal ses kaydını her yerden bulabilrisiniz. mesela şuradan; www.youtube.com

Size tavsiyem bu tür grupların söylemlerinde mantık aramaya çalışmayın. Yapılabilecek en büyük hatalardan birisi bu.
0
akhenaten
(05.09.21)
Eskiden ingiltere süper güçtü. Her şeye yön veriyordu abd gibi. Sömürgeleri 2. Sıradaki fransadan daha çoktu ve osmanlı tarihine denk gelen güçlü rakip de buydu.
0
ubermensch
(05.09.21)
(7)

kırmızı sarabı evde açıp şişeye boşaltıp pikniğe götürmek?

ShadowOfMoon
şarap sevdiğim için pikniklere şarapla gidiyorum orda açıyorum ve şarap ikram edilmeli algısı olduğundan herkes geliyor içiyor :Do yüzden artık evde açıp götüreyim diyorum.bozulmaması için napabilirim ve plastik pet şişeler mi cam şişe mi daha iyi olur ve açıp şişeye koyduktan sonra dolaba mı koymal
şarap sevdiğim için pikniklere şarapla gidiyorum orda açıyorum ve şarap ikram edilmeli algısı olduğundan herkes geliyor içiyor :D
o yüzden artık evde açıp götüreyim diyorum.

bozulmaması için napabilirim ve plastik pet şişeler mi cam şişe mi daha iyi olur ve açıp şişeye koyduktan sonra dolaba mı koymalıyım mesela 2 gün sonra içeceksem?

aldığım şaraplar ucuz şarap mesela dlc melen buzbağı gibi kırmızı
0
ShadowOfMoon
(05.09.21)
Evdeki şişeye götürüp koyunca şarap olduğunu anlamayıp istemeyecekler mi? Bana sağlam bi plan gibi gelmedi :D

Gideceğin gün aç, dolaba koy, giderken yanına alırsın sonra.

"Şarap 1-2 günde bozulmaz" gibi bir algı var, belki çürümüyordur da tadı değişiyor sonuçta.

Kısa süre kalacağı için pet ya da cam olması farketmez. Hangisi daha rahatsa.
0
plutongezegendegilmi
(05.09.21)
şarap hava almadığı sürece sorun olmaz. hava alsa da sorun olmaz. uzun süre güneşe maruz kalırsa sirkeleşir.
0
phonex
(05.09.21)
İçeceğin kadarını termos şişeye koyup ağzını dayayıp içsen istemezler gibi geliyor.
0
curukturpkokusu
(05.09.21)
aynen, termos kesin çözüm. hem sağlıklı olarak saklanması hem de kimsenin anlamaması açısından :D
0
passion rules the game
(05.09.21)
termos + bir adet decoy vişne suyu diyorum ben. test edildi, çalışıyor :)
0
aguen
(05.09.21)
Yeterince zengin olsaydınız zaten pikniğe gitmeseniz de içecekleriniz için aynı şeyi yapacaktınız :D piyasa şişesinden çıkarıp daha güzel bir şişeye koymak yani. Dolayısıyla uygulama konusunda sorun yok, yapılabilir bir şey.

Ama haklı derdiniz şarabın ilgi çekmemesini sağlamak olduğu için tabi ki janjanlı bir şişedense en iyisi bence de termos. Termos korunaklı, hava almıyor ve ısı muhafaza etmek gibi güzel bir özelliği var. Bundan daha iyi bir çözüm olacağını sanmam.
0
akhenaten
(05.09.21)
sarap birlikte icince guzel zaten?

sarabi plastige sokmayin. cam cok daha ideal. tasirken cok sallamayin, sarabin tadi kotu tasindiginda degisiyor gercekten. gitmeden evden cikmadan once aktarin diger siseye.

Ucuz saraplar fazla havalandirmaya gelmezler! Bir siseden digerine aktarirken zaten havalandirma ve karafe etme yapilmis oluyor. Ikinci bir oneri, kotu sarabi oldugunca soguk icin.
0
buf-e kür
(05.09.21)
(4)

Parfüm tavsiyesi

put it in your appropriate place
Birkaç aydır görseldeki Hugo Boss'u kullanıyorum. Başka bir parfüm alsam mı diye düşünüyorum ama ne istediğimi bilemediğim için elim kolum bağlı.Genelde ofiste kullanıyorum parfümü. Sabah geldiğimde ve öğlen azar azar sıkıyorum ama ne kadar kalıcı emin değilim. Nadiren akşam çıkarken de sıktığım olu
Birkaç aydır görseldeki Hugo Boss'u kullanıyorum. Başka bir parfüm alsam mı diye düşünüyorum ama ne istediğimi bilemediğim için elim kolum bağlı.

Genelde ofiste kullanıyorum parfümü. Sabah geldiğimde ve öğlen azar azar sıkıyorum ama ne kadar kalıcı emin değilim. Nadiren akşam çıkarken de sıktığım oluyor. Sabah sıktığımda 156489 saat kalıcı bir parfüm yoktur tabii.

Şimdi günde birkaç sefer sıktığımda oha hayvan oldu olacak parfüm komple boşaltsaydın denmesini istemiyorum fakat yanımda duran insanların da üff müthiş bir koku var ortamda hafif hafif yumuşak yumuşak söylemleri olursa güzel olurdu tabii. Sanırım biraz yer çekimsiz ortamda muz yediğimde karpuz tadı gelsin istiyorum gibi bir şey oldu.

Sonuç hangi parfümü tavsiye ederseniz.
0
put it in your appropriate place
(01.09.21)
Hangi dönem? Akşam dışarı cikmalik yoksa ofis? Çünkü akşam dışarı cikmalik parfüm ile ofis farkli. Ofiste kimsenin buram buram black orchid falan kokmasini istemezdim.

Benim tavsiyem genelde terre dhermes. Her sezona gider. Parfüm versiyonu daha kalici ama bende normal versiyonu daha iyi.
Onun dışında daha çok örnek var. Eğer tek parfüm her yere kullanmalik diyorsaniz farkli cevap olur'
0
logisticsmanager
(01.09.21)
Hugo Boss Reversed

Kokusu cidden çok hoş, bayıcı değil. "İyi ki almışım" diyorum her sıktığımda.
0
deveyidiken
(01.09.21)
Parfüm tamamen sizin görünüşünüzle ilgili bir şey. Dünyanın en yakışıklı, karizmatik tipi de olsanız üzerinize giden ve gitmeyen kokular olur. Koku stilin bir parçası, giyiminizle, saç ve ten renginizle, boyunuzla, üslubunuzla uyumlu olması gerek.

Örneğin mülayim ağır başlı bir tip olup da ağır baharat ve deri kokuları kullanırsanız o koku sizinmiş gibi durmaz, az önce o kokuyu kullanan birinin yanından gelmişsiniz de koku üstünüze sinmiş gibi durur.

O yüzden bence biraz kendinizi anlatın.
0
akhenaten
(01.09.21)
Sauvage
0
hepbiarayisicinde
(02.09.21)
(6)

Wattpad ve telif hakkı

pstm
Bir roman yazıyorum ve danışabileceğim kimsem yok. geri dönüş almak için wattpad de yazmalı mıyım? fikrimi çalarlar mı? ve fikrimi kitap bitmeden korumaya almanın bir yolu var mı? yoksa kitap bittikten sonra izlemem gereken yol nedir? teşekkürler.
Bir roman yazıyorum ve danışabileceğim kimsem yok. geri dönüş almak için wattpad de yazmalı mıyım? fikrimi çalarlar mı? ve fikrimi kitap bitmeden korumaya almanın bir yolu var mı? yoksa kitap bittikten sonra izlemem gereken yol nedir? teşekkürler.
0
pstm
(01.09.21)
yazdığınız bölümleri yayınlamadan önce kendinize e posta ya da mektup olarak gönderip (zarfı açmadan muhafaza edeceksiniz) olası bir ihlal söz konusu olduğunda içeriği ürettiğinizi ispatlayabilirsiniz.
0
marla is in my head
(01.09.21)
Düzenli olarak e posta atıyodum kendime zaten çok teşekkürler.
0
🌸pstm
(01.09.21)
Bu işler de bir yol sayılır mı bilmiyorum ama orada demo olarak paylaşın. Yani kısmen paylaşın eser asıl haliyle sizde bulunsun.

İnternette,
-ben yazdım geri sildim diye bir şey yok zaten. Bir yerlerde kopyası bulunur.
0
Erva
(01.09.21)
Fikirler çalınabilen şeyler değil, ürünler (bu konu bazında eserler) çalınabilir. Yani birini "sizin fikrinizi kullandığı" gerekçesiyle suçlayamazsınız, ancak ve ancak sizin üretilmiş olan eserinizi kullandığı gerekçesiyle suçlayabilirsiniz.

Telif hakkı için izlenmesi gereken özel bir prosedür yok. Bir eser "üretildiği andan itibaren" eser sahibi o eserin telif hakkına sahip olur, tescil zorunluluğu yoktur. Anlaşmazlık durumunda eserin size ait olduğunu ispatlayabilmeniz gerekir. Bu ispat da eserin erişilebilen en erken tarihli kopyasının sizin elinizde ya da sizin adınıza kayıtlı olduğu görülecek şekilde bulunabilir olması.

Bunun için de kişinin kendisine iadeli taahhütlü olarak posta yoluyla eseri ulaştırması, e-posta olarak göndermesi ya da noterde onaylatması sık tercih edilen yollar. Temel olarak yayınladığınız internet sitesinde gönderiyle ilişik bir tarih varsa bu da iş görür ancak elektronik kayıtların manipüle edilebilmesi kolay olduğu için ispat sırasında karmaşa çıkması ihtimali artar.
0
akhenaten
(01.09.21)
(bkz: sahiplen) böyle bir sistem var.
0
oldtimer
(01.09.21)
Telif tescili dışında yasal bir yolu yok. Diğer öneriler sadece telif ihlali durumunda elinizi güçlendirir.
0
armagan abanuz
(01.09.21)
(23)

Doktorlugun tercih olarak fiyat (bedel)/performans orani rezalet degil mi?

robokot
Hekimligi bir aşk olarak goren kisiler bir kenara (bunun azinlik oldugunu dusunuyorum) - "iyi bir gelecek" icin tip fakultelerini dolduran gencler genelde hayatlarinin nasil sekillenecegini biliyorlar mi? gecmis hikayesini, bugun gunluk yasantisi / temposu / sorumlulugu / yukumlulukleri ve bunlara k
Hekimligi bir aşk olarak goren kisiler bir kenara (bunun azinlik oldugunu dusunuyorum) - "iyi bir gelecek" icin tip fakultelerini dolduran gencler genelde hayatlarinin nasil sekillenecegini biliyorlar mi? gecmis hikayesini, bugun gunluk yasantisi / temposu / sorumlulugu / yukumlulukleri ve bunlara karsilik kazandiklari ortalama paraya baktigimda acimadigim bir doktor gormedim.

bu sadece turkiye'de de degil, yabanci doktorlarda da benzer seyler goruyorum ama turkiye hele ekstra kotu.

hayvan gibi calis, derece yap, kazan, sonra 6 sene egitim, son 3 senesi pratik ve hastanelerde ofisboy gibi gorulme, itilip kakilma, uzun saatler... sonra mecburi hizmet! kalk git yasadigin yerden duyanin bir ucuna butun hayatin askiya alinsin. uzmanlik istiyorsan hayvan gibi yine calis tekrar ki TUS veresin (hem de yks / öss all starlara karşı), hadi onu verdin tekrar egitim 3-6 sene - yas kemale eriyor bu arada ama hayatini yoluna koyamiyorsun neden? uzmanlik aldin yallah mecburi hizmete! yan dal yaptin, yallah mecburi hizmete... tum bunlardan sonra istedigin bir yerde yasayabilecegin de garanti degil.

hadi tum bunlari atlattin, 36 saat nobetler, ozellikle turkiye'de hastanelerde siddet - zor sartlarda calisma. hikayelerini dinledigim kadariyla yukarida bahsettigim tum bu surecte mobbingin allahini yiyorlar bir de, hiyerarsi cok kati. alt ust iliskileri cok belirgin. en dandik sirkette insan kaynaklarina gidilip olay yaratilacak seylerin 10 katina millet gikini cikarmiyor.

sistem seni turkiye'ye de bagliyor, cogu diger meslekli gibi baska ulkelere mobilitenin onunde diger mesleklere gore cetin engeller var.

bu kadar inanilmaz tempolarda gecen gunduzun olmadan calisiyorsun, kendini tehlikeye atiyorsun (en az 1 kere covid gecirmemis doktor kaldi mi?) aldigin maas hafif tecrubeli bir muhendis maasi bile degil bazen. rezillik degil mi ya? hekimlik aşkı olmayan, sadece buyuk umutlarla bu ise girmis "tip mi bilgisayar muhendisligi mi?" sorusu aklindan gecmis biri icin tam bir cehennem olmali. ki gosterilen cabayi alinan egitimi dusunelim, o kadar emegi en dandik meslege bile versen cok daha iyi para kazanirsin ve cok daha esnek bir hayat tarzin olur zaten. fiyat (bedel) performans orani cok dusuk bir tercih bence, yaniliyor muyum?

cevrenizde tercihlerini "tip olsun da neresi olursa olsun" diye dolduran gencler nasil bir hayatlari olacagini biliyorlar mi genelde? yoksa sadece tıp diye mi yaziyorlar? yoksa ben ortalama (dunyaya hekim olmak icin gelmis olmayan) bir doktorun hayatini yanlis mi yorumluyorum?
0
robokot
(01.09.21)
Statü var. Parası da kötü değil. İş garantisi de var.
0
roe
(01.09.21)
statü pek umursadigim bir sey degil sahsen, kimseye de doktor diye ozel bir sey hissedecek degilim ama anlayabilirim sanirim kimisi icin onemli oldugunu.

parasi kotu degil de... verdigin emege, ilerlemek icin yaptigin fedakarliklara ve gundelik calisma tempona bakinca da mi iyi parasi? bence degil ya hic. ben bir doktorun %10'i emek gostermemisimdir herhalde - ne lisede, ne universitede, ne sonrasinda. ne mecburi hizmete gittim, ne ekstra zorlu sinavlara calistim ne pandemide onlerde savastim... bir uzman doktordan daha cok kazaniyorum oturdugum yerde altimda donla - ama bu bana ozel degil. Bir doktorun %50'si emek gosterecek biri HERHANGI bir meslekte cok daha fazlasini kazanmaz mi kolayca? f/p kotu derken bundan bahsediyorum. tip doktoru olmayan biri icin 9 / 12 yil kicinin uzerinde sadece kitap karistirarak egitim bir doktora derecsi demek. statuyse o da statu: "dr. bilmemkim" bu insanlar benzer surede egitim + mecburi hizmetler ve stresli ortamda calisma, gunduzu gecesi belli olmayan bir hayat temposuyla cok az kazaniyorlar bence.
0
🌸robokot
(01.09.21)
Tıp fakültelerini genellikle ailelerinden uzakta, yatılı olarak fen lisesi okuyanlar tercih ediyorlar. Tercih değil aslında, bir zorunluluk, öğrencinin ailesinin durumu belli, kendi geleceğini sağlama alması lazım. Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik bölümlerini tercih ediyorlar onlar için geleceklerini sağlama alacakları bölümler bunlar. Garanti işe, garanti maaşa ihtiyaçları var. Bu ülkede hangi meslekler bu garantiye sağlıyor ya da sağlayacak?

Aslında tıp fakültelerinin durumu sizin yazdığınız gibi değil. Fakültedeki eğitimleri, sonraki stajları sizin yazdığınız gibi yorucu bir süreç değil. Evet sıkı bir çalışma, disiplin var, bunu özellikle öğrencilere baskılıyorlar, hatta bu baskı diş hekimliği bölümünde daha fazla. Ama insanla uygulamalı çalıştıkları için böyle bir sistem var. Bu sistem olmazsa, olmaz. Bu sistem tıp fakültelerinin taban puan sıralamasına göre de ne yazıkki esniyor. Zorunlu hizmetten de çok az doktor şikayet ediyor.

İnanılmaz fazla emek verip doktor oluyorlar, maaşları az konusuna katılmıyorum. Doktorlar uygulamalı bir sağlık eğitimi alıyorlar ve bunu uyguluyorlar. Ortalama bir tıp fakültesi mezunu için doktor maaşı normal. Meslek olarak bakarsak üreten, kendisini geliştiren doktor sayısı ülke geneline göre çok az. Elbette üreten, kendisini geliştiren, alanında en iyi olan doktor zaten hak ettiği maaşı kazanıyor. Ama bunun dışında kalanlar için maaş normal. -tabiki ekonomiye göre maaşları daha uygun olabilir, ama doktor oldukları için üreten, yapan meslek grupları ile aynı maaşı almaları mantıklı değil- Her mesleğin, bölümün kendi zorluğu var işte.

O alt üst ilişkisi, baskı ilk yıldan başlıyor yukarıda saydığım bölümlerde. Bir yerden sonra çok normalleşiyor olan biten. Birde sürekli olan bir durum değil. Bunun dengesini sağlıyorlar fakültelerde. Asistan öğrenciye kötüyse, profesör iyi davranıyor.
0
GoodMorningTeacher
(01.09.21)
Kesinlikle rezalet.
Statü yok.
Parası kötü.
Sadece işsiz kalmayacaklarını umuyorlar.
Nasıl bir bedel ödeyeceklerinin farkında değiller.
0
pro9it9is9
(01.09.21)
TIP mi bilgisayar muhendisligi mi ikileminde kalan kusura bakmasin da bu bedeli odeyecek.

Boyle bir ikilemde kalinmamasi lazim. Bilgisayar muh mi elektrik elektronik muh mi ikilemi olsa anlarim ama boyle alakasiz bolumler arasinda nasil ikilemde kalinir

Soruya gelecek olursak ne kadar statu yok denilse de toplum nazarinda statusu en yuksek meslektir.
Sunu unutmayin.Bizim gibi toplumlarda hayata yenik baslayan kisilerin yirtmak icin egitim ve meslek secimi tek sanslari.Bu sanslarini kulanirken gencler mumkun oldukca garanti tercih yapmaya calisiyorlar.DOktorlugun zorlugunun herkes farkinda ancak doktorluk disinda bu gruptaki insanlar icin makus talihini tersine dondurebilecek garanti bir meslek yok.Is garanti, kazanc genel ortalamanin ustunde,statusu cok iyi. Tek kotu tarafi ortalamanin cok cok ustunde calismaniz bekleniyor.Insanlar calisirim ne olacak, baska sansim mi var kafasiyla bunu gormezden geliyor.

Zaten bu mantik yuzunden son donemde doktorlugu tercih eden gencler genelde kaymak tabakanin ailelerinden cikmiyor. Ya doktor anne babanin cocuklari yada sosyoekonomik durumu daha kotu ailelerin cocuklari oluyor genelde.Bu son kisim sahsi yorumumdur herhangi bir veriye dayanmiyor
0
turkuaz
(01.09.21)
Tıp eğitimi yukarıda söz edildiği gibi basit bir uygulamalı eğitim, "meslek lisesi" eğitimi değil. Ciddi bir mental çaba var temelinde.
Bu nedenle de vasıfsız işçi maaşı almaları (özellikle asistanların) hiç kabul edilebilir bir durum değil.
Oğlum bu yıl üniversite tercihi yaptı. Söylediği şu: anne, tıp okumanın bir mantığı var mı, yok. Bak, bir imza yüzünden ağır ceza mahkemelerinde sürünüyorsun. Bak, bir cerrahın parmakları kesildi, hayatı kaydı.
Hariçten gazel okumak kolay.
0
pro9it9is9
(01.09.21)
Valla bence de emek/getiri oranı çok düşük, ama manevi tatmini vardır diye düşünüyorum.

Yani bizim sektörde Google'da bile çalışsan temelde çöp (a.k.a reklam) satıyorsun. Sektörün büyük kısmı benzer şekilde çöp satmak üstüne. Okumuş etmiş o kadar insanın tek amacının "nasıl daha iyi çöp satarız, nasıl patronları daha zengin ederiz" olması baya trajik bişey aslında. Bankacılık, e-ticaret, sosyal medya, oyun, habercilik vs. vs. kullanıcıyı exploit etmek üstüne olmayan çok az iş kolu var. Ya da devlete, askere, istihbarata çalışıyorsun. Beni epey rahatsız eden bişey bu mesela.

Öbür tarafta ağrı kesici bile versen en azından birinin derdine derman oluyorsun. Tertemiz iş.

Ayrıca yurtdışına gitme olayı da çok zor değil gördüğüm kadarıyla. Bizim doktor arkadaşlardan baya giden oldu, gittikleri yerde daha iyi para + daha düzgün çalışma şartlarına sahipler. TR dışında makas o kadar da açık değil yani.
0
plutongezegendegilmi
(01.09.21)
Net rezalet.

Aynı puanı alan mühendis arkadaşlarım (makina-bilg-elektrik) yarısı yurtdışında kalanı aselsan tai de falan çalışıyor.
0
adventchant
(01.09.21)
sadece f/p olarak değerlendireceksek, kendini iyi donatmış onkoloji, onkolojik cerrahi, dermatoloji, gastroenteroloji, beyin cerrahi uzmanının f/p oranına yaklaşabilecek meslek bulunmuyor.
0
altinci nesil caylak
(01.09.21)
Eskiden (10+ yıl) doktorlar orantısız derecede çok kazanıyorlardı ve saygınlıkta zirveydi. Şu anda da iyi kazanıyorlar ama işte eskiden kazanılan tutarlar kadar olmadığı için tatmin etmiyor.

Tıp öğrencileri bölümlerine girdiği andan itibaren üniversitenin diğer bölümlerine nazaran el üstünde tutulur, hocaları keza öyle, üni bütçelerinin büyük bir kısmı üni. hastanelere ayrılır… e sonuçta bu el üstünde tutulan kişiler kendi deyimleri ile “ayak işi” yapmaya başlayınca memnuniyetsizlik doğuyor.

Bedel/fiyat endeksine de anca belli branşlar dahil edilebilir. Yoksa bir aile hekimi neyin bedel/fiyat endeksini yapabilir? Cerrahi branşlar desen anlarız da o da zaren tus’ta barajı geçen herkesin kazanabileceği bölümler halinde şu an. Çünkü hekimler diğer tüm insanlar gibi rahat/risksiz çok para kazanmak istiyor.
0
giovanne
(01.09.21)
- Sonsuza kadar maas ve is garantisi
- Yesil pasaport
- Yuksek maas(vali ile ayni neredeyse)
- Yilda minimum 20 gun izin
- okuldan sonra tek satir okumadan emekli olabilme imkani
- guclu meslek lobisi

Bundan daha iyi bir meslek olsa en yuksek puan onun olurdu.

Doktorlar da memnun olmasa istifa etme sanslari var.
E-ticaret yapabilirler, getir kuryesi olabilirler, yazilimci olabilirler.

Banka bile ayricalikli hizmet veriyor.
www.qnbfinansbank.com

Statu muhabbetine hic girmedik daha. kiz tavlamada avantaj, ev tutarken avantaj..
Akraba ve arkadaslarin gereksiz yalakaligi...
0
divit
(01.09.21)
TR için kesinlikle katılıyorum. Yurtdışını bilmiyorum ama türkiyede doktorluk şu anki maaşını değil 2 katını versen yapamayacağım bir şey. Zamanında burada anlatmıştım (bkz: #90534842) toplumun en eğitimli ve en zor yetiştirilen kesimi, en eğitimsiz kesiminin önüne yem gibi atılıyor resmen. Yemişim yeşil pasaportunu.
0
roket adam
(01.09.21)
Valla katılmakla katılmamak arasındayım.

Bizzat tanıdığım 3 doktor arkadaşımı örnek vereyim:
1- TUS'u da kazanıp okuyup dişini sıkıp, kendi muayenehanesini açıp 40 yaşına gelmeden ev-araba-villasını alıp oturan var
2- 6 yıllık eğitimi bitirip TUS yerine dil çalışıp yurtdışına taşınan var.
3- 6 sene okuyup TUS'a girmeyip, işyeri hekimliği yapıp, farklı iş yerlerini bağlayıp 1 ev 2 son model arabasını almış olan var.

Özetle, eşek gibi çalışıyorum ama bunların hiçbirini yapamıyorum. Çalışıp emek harcayıp sürünen doktor arkadaşım yok ama çalışıp emek harcayıp hala evi arabası olmayan diğer meslek sahibi arkadaşlarım var (kendimi de bu gruba dahil ederim) O nedenle doktorlara oturup ağlamak yerine, komple sisteme bakalım bence.
0
lcha
(01.09.21)
Maalesef öyle ya.

Her bir cümlene hak verdim okurken. Ben mühendisim, kardeşim doktor. Önceden de zordu arkadaşlarımdan biliyorum ama son yıllarda iyice zorlaştı.

Taşrada belki saygı duyuyordur hala insanlar ama büyük şehirde köpek gibi bakacaksın ukalalığıyla geliyorlar. Mağara adamı gibi muayene sırasında içeri dalıyorlar, usülden, konuşmaktan haberleri yok. En ufak bir şeyde doktora patlamak için bekliyorlar. Acile gelenlerin inanılmaz bir çoğunluğunun sorunu poliklinikte çözülebilecek, acil olmayan şeyler. Bir de onları eğlemek için uğraşıyorlar. Geçenlerde bir hasta sizce benim başım ağrıyor mu diye sormuş kardeşime :)

İş arkadaşları ve yöneticileri de hastalar ve yakınları gibi doktorlara kötü davranıyor. Mobbing almış başını gitmiş. Denildiği gibi okulda da öyle olduğu için çok anlamıyorlar ama özel sektörde onda biri yaşansa birkaç sene yiyecek tazminat kazanırsın. Hastane yönetimi sadece sayılarla ilgileniyor. Nöbet boyunca 200'den az hasta baktığında yavaşsın diyerek baskı yapıyorlar. Dakikada bir hasta bakmanı ve o hastaların başına bir şey gelmemesi lazım bu kez malpraktis derdi ile baş başasın. O zaman da hiçbir yöneticinin arkalarında duracağını sanmıyorum. Biz böyle bir şey demedik diyip kenara çekilecek tıynetteler çoğunlukla.

Yeri geliyor tüm günün yorgunluğunu bir teyzenin Allah razı olsun'u geçiriyordur ama uzman olsan dahi profil aynı. Ancak niş alanlarda çalışıp, kendini kanıtlayıp, özel muayenehanede muayene başına 400-500 tl aldığın noktada rahat edersin.

Aklı olan başka bölümlere gitsin bence. İyi kötü fakültede olan da ya gidecek ya kaderine razı gelecek.
0
chicha_v2
(01.09.21)
kesinlikle rezalet. ancak aşk, tutku,idealler dışında tıp yazan liseli genç profili orta direk veya altı ailelere mensuptur.
-anlaşılsın diye abartarak örnekliyorum- hiçbir sabancı durduk yerde bu kadar çile çekmez, çok kafalıysa bile gider en iyi okullarda ekonomi okur, işletme okur döner mis gibi kariyer yapar, yükselir maddi manevi tatmin olur. çünkü garantici olmasına gerek yokyur, sınıf atlama ihtiyacı hissetmez.

tıp doktorluğu neredeyse hala türkiye gibi genç ve zorluklardan gelerek kurulmuş bir ülke için hala saygın ve önemli bir meslek; hala eski dönemlerdeki koşullar hatırlanarak sınıfsal bir geçiş mesleği olarak görülüyor, görece daha çok kazandırdığına inanılıyor. büyük göçlerden önce bir süre daha böyle devam edecek. iyi doktorlar avrupaya gittiğinde, çığ gibi artan vakıf üniv.leri mezunları çoğaldığında tıp da pek çok meslek gibi itibar kaybedecektir buralarda.


son soruya dönecek olursak, yineliyorum o çocuklar galatasaray lisesinden, saint joseph'ten, istanbul erkekten falan mezun olmuyor genelde. yozgatın bir kasabasından mezun 17 yaşındaki çocuğun en büyük hayali hala tıp fakültesi hatta doğuda, taşrada falan bir tıp fakültesi bile büyük birşey. diğer türlü de hep çile olacak ona; tüm çevresinde zaten çileli ve üstelik karşılık alamamış bir kitleyi görerek büyüyor. ne istesin?

son derece haklısınız.
0
rewlack
(01.09.21)
Doktorun nerede çalıştığına bağlı.
Kendi muayenehanesindekiler 8 ayrı ev sahibi olabiliyor. Adamlar darphane gibi para basıyor.

Her mesleğin cilvesi var. İlk yıllarda çileyi çekip sonra tonla para kazanılacaksa asgari ücretle yaşayıp ölen insanların ülkesinde çok şanslılar bence
0
photo85
(01.09.21)
kötü niyetli art niyetli doktorlar olabilir, bence en saygı duyulması gereken hatta en saygı duyduğum meslek. adalet bak. çalışıyorum savcı hakime gram saygım yok. çünkü doktor kadar saygın olamıyorlar, makam mevki olarak kendilerini üst görseler de bence doktor daha saygın bir meslek. paradan puldan çok saygı hazzı daha önemli olabilir.
0
mikahakkinen
(01.09.21)
cevaplar icin tesekkurler arkadaslar. cok iyi kazanan kisilerden statu kazanan kisilerden ornekler verilmis, dogrudur onlar da vardir.

benim daha cok onemsedigim burada, "para kazanmak", "araba ev sahibi olmak" ile "hayatinin kontrolunun elinde olmasi", "gorece stressiz bir yasam" ve en onemlisi "elindekinin tadini cikarabilecegin zamaninin ve kafa rahatliginin olmasi" arasindaki baginti.
0
🌸robokot
(01.09.21)
Doktor ya da her meslekte yozgat'ın köyünden çıkanlar var. Robert Kolej, Galatasaray Lisesi mezunu doktor arkadaşlarım var. ÖSS birincisi doktor arkadaşım var.

Tercih meselesi. Doktorluk bu ülkede en prestijli mesleklerden ancak doktorların çalışma şartları kötü. Çok yoğunlar. O şekilde yaşamdan keyif almak zor. Ama bu kişiler hayatları boyunca sürekli disiplinli yaşamış insanlar. Herkes barlarda sabahlayacak diye bir şey yok. 3-5 yıldır instagram'da hava atılabilecek işler popüler oldu. Barista denilen garsonlar kasılıyor falan..

Çok yüksek puan alıp tıp seçmeyen biri mühendislik okusa yine özel sektörde çürüyecek. özel sektörden bıkıp Kpss kasarak kamuya geçmek isteyen çok mühendis var.
0
roe
(01.09.21)
Bence siz cok yanlis gelmissiniz.
0
balpolen
(01.09.21)
konudan bağımsız olarak, aradığınız sözcük ücret. ücret/performans oranı.
0
akhenaten
(01.09.21)
uzun vadede değil. türkiye'de doktor sayısı nüfusa oranla çok çok az. o yüzden kazançlar uzun süre düşmeyecek. hala ortalamanın çok üzerinde. belli başlı alanlara yönelirse de bir genel müdür kazancına ulaşır.

asistanlık sürecinde zaten odtü mezunu bir mühendis kadar para kazanıyorsun.

belki tek zorluğu asistanlıktaki uzun nöbetlerdir. bir de insanlarla muhattap olmayı sevmiyorsan o kadar insanla iç içe olmak sevilmeyince yapılmayacak şey değil. onun dışında avantajı çok.
0
black mamba
(01.09.21)
bugun debeye 1. siradan girmis su entry de bu soruyu sorarken toparlamaya calistigim dusuncelerimi ozetliyor: eksisozluk.com

...ki mecburi hizmet(ler)e deginmemis bile.

@akhenaten, tesekkurler ama yok, aradigim bir kelime yok. fiyat / performans standart bir kalip ya, sakayla karisik onu kullandim. yoksa fiyat tarafinda doktorun cektigi eziyetlerin toplami var.
0
🌸robokot
(04.09.21)
(4)

Google'da belli siteleri kalıcı olarak filtrelemenin yolu var mı?

akhenaten
Örneğin xhaber.com adresinden gelen sonuçları bana hiçbir zaman göstermesin gibi...
Örneğin xhaber.com adresinden gelen sonuçları bana hiçbir zaman göstermesin gibi...
0
akhenaten
(31.08.21)
aradığın kelime -site:xhaber.com
0
nahtoderfahrung
(31.08.21)
@nahtoderfahrung evet onu kullanıyorum, onun için kalıcı diye belirtmiştim ama teşekkürler
0
🌸akhenaten
(31.08.21)
Yok, aynısını Pinterest'i engellemek için araştırdım. -pinterest eklemekten başka yolunu bulamadım.

Aşağıdaki cevap üzerine edit: o.O
0
kobuzchu kiz
(31.08.21)
krtkartal
(31.08.21)
(3)

Dizüstü Bilgisayar Tavsiyesi

2027
Arkadaşlar Merhaba, Akademisyen bir arkadaşa dizüstü bilgisayar bakıyoruz. Geniş ekran olması, istatistik vs kullanacağı paket programların sorunsuz çalışması, hafızasının iyi olması gibi özellikleri önemsiyor. Marka / model tavsiyeleriniz olursa almak isteriz. Bütçe 7000 civarı. İki model bulmuş si
Arkadaşlar Merhaba,
Akademisyen bir arkadaşa dizüstü bilgisayar bakıyoruz. Geniş ekran olması, istatistik vs kullanacağı paket programların sorunsuz çalışması, hafızasının iyi olması gibi özellikleri önemsiyor.
Marka / model tavsiyeleriniz olursa almak isteriz. Bütçe 7000 civarı. İki model bulmuş size de sorayım bunları.

- Casper Nirvana s600
- Asus x515 BRO24T i5

oyundur, dizidir o amaçlı düşünülmüyor ağırlıklı olarak iş amaçlı kullanılacak. Neler önerirsiniz? Teşekkürler.
0
2027
(31.08.21)
www.hepsiburada.com

Dün 6500 liraydı ara ara takip etsin.
0
atom karincanin torunu
(31.08.21)
Şu anda detaylı bakamayacağım ama fikir olması açısından yazıyorum çok büyük boyutlu ve yoğun formüllü excel dosyalarıyla çalışıyorsa, örneğin daha önce ortalama bilgisayarlarda bir işlem başlattığı için donup kalan excellerden çok çekiyorsa vesaire, ana fikri anladınız;

32gb ram ve i7 10. nesil işlemcili bilgisayarlara baksın (7000'den fazla olabilirler, ancak ihtiyaç duyuluyorsa duyuluyordur, duyulmuyorsa duyulmuyordur)

Yani tabi ki büyük ve karmaşık dosyalarla uğraşıyorum ama abartmayalım diyorsa 16gb ram ve i7 8.nesil bilgisayarlara baksın.

Ekran kartlarını önemsemeyin, hatta oyun oynanmayacaksa ekran kartı güçlü olan bilgisayarlardan uzak durun, zira ekran kartları bilgisayarın en pahalı parçası ve eğer tasarım yapıp render almayacaksanız ya da oyun oynamayacaksanız işinize yaramayacak. Arkadaşınızın kalitesini önemsemesi gereken üç parça var; ram, cpu ve ssd. kırmızı listeye koyması gereken de bir parça var; gpu.
0
akhenaten
(31.08.21)
ornek:
www.hepsiburada.com

Business laptop olarak ben U islemci ve bilindik bir kasa kombinasyonu oneririm. Eger Thunderbolt lazim degilse sart degilse Ryzen U islemciler cok daha verimlidir.

Ha Thunderbolt sart ise Intel U islemciler de fena degildir.

Elitebook ve Thinkpad onerebilecegim seriler olur kullandigim icin. Diger Business sinifi laptoplari bilmiyorum ancak aluminyum kasa onceliginiz olmali.

Hafiza dert degil, 240gb de alsaniz arttirma sansiniz var gayet basit bir islem zira NVME ssd ler cok ucuzladi.

H serisi islemciler cok sarj tuketir zira oyun laptopudur bunlar. Oyun oynanmayacaksa ekran kartina ihtiyac yok.
0
bana kedicik derdi
(31.08.21)
(4)

Titizlikten nasıl kurtulurum?

ir mania
Çocukken de vardı bu bende bişey kafamda kirli diye kodlandiysa ona dokununca elimi dezenfekte ederdim. Kornoyla birlikte tekrar coştu
Çocukken de vardı bu bende bişey kafamda kirli diye kodlandiysa ona dokununca elimi dezenfekte ederdim. Kornoyla birlikte tekrar coştu
0
ir mania
(31.08.21)
Mantıklı bir davranış olmadığını kendinize anlatmaya çalışabilirsiniz belki, eğer bahsettiğiniz kadar sık dezenfeksiyon uygulaması size hiçbir zarar vermiyor olsaydı bir sorun olmazdı, ancak zarar veriyor.

Elinizi her dakika bir dezenfektanla da temizleseniz de sonuçta dışarda ellerini ağzına yüzüne götürmeden rahatça kullanıp eve gelince sabunlayan kişiden daha korunaklı bir hale ulaşmış olmuyorsunuz. Olmadığınız gibi onun teni sizinkine göre çok daha sağlıklı cebiyse kullandığınız dezenfektanın cinsine göre çok daha mutlu kalıyor, yani sağlık açısından ve maddi açıdan da sizden daha olumlu bir yönde seyrediyor bu kişi.

Yapmayın kendinize böyle. Ellerinizi bir kap dezenfektandan hiç çıkarmadan dolaşsanız da bu etrafa ışık saçmanıza sebep olmayacak ki... optimal bir temizlik seviyesi vardır bunun daha üstü diye bir şey yok, sadece kendinizi aşındırmak olur ötesi. Yanınızda dezenfektan taşıyın tabi ki örneğin dışardayken elinizi ağzınıza götürmeniz gerekirse kullanırsınız, ama kaç kere böyle bir durumla karşılaşabilirsiniz ki?
0
akhenaten
(31.08.21)
psikiatrik tedavi şart. tek başınıza tam tedavi imkansıza yakınken doktor önerileriyle hızlı şekilde yol alırsınız.
altında yatan sebepler bulunmalı, onarılmalı. bu eylem buz dağının görünen yüzü.
hemen randevu almaya çalışıp süreci başlatın.
0
rewlack
(31.08.21)
Kirli kirlidir buna yapcak bi şey yok
Doğrusunu yapıyorsun

Ama bazen kirlenmek gerekiyor bu durumda en ufak çekince taşımadan gereğini yapabilmelisin
Nasıl olsa temizlenme imkanın olacak

Kirli kodladığın yerlerden taviz verceksin
Sayısını azaltcaksın

Temiz yerlerin sayısını arttırcaksın
Kendin de temiz kullanacaksın, temizleyeceksin, sonraki sefere temiz olacak
0
bir soru sorcam
(31.08.21)
@rewlack kimden randevu alayım?
0
🌸ir mania
(31.08.21)
(4)

Fıstık ezmesi

kararsızataletfilozofu
Markette satılan polmak gold şekersiz ürününü ara sıra tüketiyorum.Yer fıstığı, peynir altı suyu tozu, bitkisel emülgatör içeriği var.Oda socaklığında muhafaza ediniz yazıyor.Merak ettiğim şey ise açtıktan sonra bu ürün 1 sene boyunca bozulmuyor mu oda sıcaklığında ?Kesin bir tarih belirtilmemiş açı
Markette satılan polmak gold şekersiz ürününü ara sıra tüketiyorum.
Yer fıstığı, peynir altı suyu tozu, bitkisel emülgatör içeriği var.
Oda socaklığında muhafaza ediniz yazıyor.

Merak ettiğim şey ise açtıktan sonra bu ürün 1 sene boyunca bozulmuyor mu oda sıcaklığında ?
Kesin bir tarih belirtilmemiş açıldıktan sonra bu kadar süre içerisinde tüketiniz diye.

Bazı markaların ürünlerinin içinde koruyucu da var, fiyat farkını verip bunlardan almak az tüketen biri için daha mantıklı görünüyor.

Sizin tercih ettiğiniz fıstık ezmesi veya spor öncesi atıştırmalıklar varsa tavsiyelerinizi alabilirim.
0
kararsızataletfilozofu
(30.08.21)
Açıldıktan sonra bir sene boyunca bozulmayabileceğini size düşündüren şey ürünün tavsiye edilen tüketim tarihi mi? Değilse nedir? Tavsiye edilen tüketim tarihinden dolayı bir sene bozulmayacağını düşünüyorsanız o tarihler hiç açılmamış ambalajlar için geçerli.

Ürünün ambalajını açtıktan sonra bozulma süreci başlar, saklama koşuluna göre fıstık ezmesi 2-3 aydan sonra yenemez hale gelir. Birçok ürün için üreticilerin kesin tarih vermeleri çok mümkün değil çünkü saklama koşulları ve özellikle hijyen durumu ürünün bozulma sürecini çok fazla hızlandırabilir, bu da yanıltıcı olur.
0
akhenaten
(30.08.21)
n11'den binbir yörem alıyorum, iyi gibi.aybahçe de fena değil.
açınca 6-9 ayda falan tüketin yazıyor. gerçi öyle iyi kapanmış vaziyette değil de kavanozda kutuda falan geliyor.
0
passion rules the game
(30.08.21)
@akhenaten ,
Ayrıntı vermediği için açıldıktan sonra şu kadar süre diye tett ye kadar dayanır diye planlıyordum.
Koruyuculu olanlar daha mantıklı olacak gibi görünüyor o zaman.

@passion rules the game ,
6 ay iyi bir süre bence açıldıktan sonra buzdolabı veya oda sıcaklığında muhafaza diye bir ibare var mı ?
0
🌸kararsızataletfilozofu
(30.08.21)
açıktaysa 6 ay falan, buzdolabı daha uzundur ama arkadaşın dediği gibi 2 ay içinde falan yağı tepeye çıkıyor ve en altta acı bir şeyler kalıyor.
0
passion rules the game
(30.08.21)
(1)

Bozulan Telefonu Kurtarma Çabam - 1

biseysorcaktim
Selam herkese,özet: sıvı teması yüzünden şarj soketi çalışmıyor, şarj ederken ısınıyor. sanırım kısa devre var. nasıl onarırım?----detay:Huawei P10 cihazım deniz suyuna maruz kaldı. Naylon koruma kılıfı içindeydi, ilk etapta su almadı, ancak denizden çıkınca naylonun içinde kalmaya devam edince nem
Selam herkese,

özet:
sıvı teması yüzünden şarj soketi çalışmıyor, şarj ederken ısınıyor. sanırım kısa devre var. nasıl onarırım?

----
detay:
Huawei P10 cihazım deniz suyuna maruz kaldı. Naylon koruma kılıfı içindeydi, ilk etapta su almadı, ancak denizden çıkınca naylonun içinde kalmaya devam edince nem olarak almış sanırım.

İlk etapta telefonda sadece wifi ve şebeke problemi vardı, bir kaç saat sonra onlar da geçti ve hiç bir sorun kalmadı. ancak şarj alma konusunda iyi değildi. sonra şark ederken ısındığını farkettim. şuan şarj olmuyor.

diğer aksamlarında sorun olmadığını ve şarj olsa çalışacağını düşünüyorum.

az önce içini açtım, şarj soketini çıkardım ve o şekilde şarj aletine bağladım. şarj kablosunun sokete girdiği yer (type-c yuvası) inanılmaz ısındı. bu durumda sorun buradan kaynaklı diyebilir miyiz?
az önce filtreden geçirilmiş su ile yıkadım bu parçayı (içerisinde bozulabilecek tek parça mikrofon). deniz suyu kalıntısı kaldı ise ve tuzlu su sebebiyle oksitlenme varsa onu engellemek istedim. iyice kuruduktan sonra tekrar deneyeceğim. yapabileceğim başka ne var?
0
biseysorcaktim
(30.08.21)
Daha önce bir kere samsung telefonumla yanlışlıkla denize girip bir saat falan vakit geçirmiştim. Çıktığımda kapanmıştı, ıslak halde olduğu için çalıştırmadım, elektrik akımında sıvıdan dolayı tutarsızlık olacağını düşünmüştüm. İlk etapta telefonu elimden geldiğince nemli tuttum ve üzerinde tuzuyla kurumadan tatlı suya batırılmış pamuk ve kumaşlarla temizleyebildiğim kadar yerini temizledim ve kuruladım.

1 gün boyunca açmadan bekledim ve şansıma ertesi gün sorunsuz olarak çalışmaya devam etti.
0
akhenaten
(30.08.21)
(1)

Kyk yapılandırma

ırene adler
>>>Kyk borcu yapılandırma için basvuru süresi ve ilk taksit ödeme bir ay uzatılmadı mı?Basvuru süresi son gün 31 Agustos'tu. İlk taksit ödeme 30 Eylüldü. Şimdi bakıyorum ivd.gib'ten hala 30 Eylül gözüküyor ilk taksit ödeme süresi. Gecen hafta bu süre uzatılmıstı diye biliyorum. Acaba o uzatma kyk iç
>>>Kyk borcu yapılandırma için basvuru süresi ve ilk taksit ödeme bir ay uzatılmadı mı?

Basvuru süresi son gün 31 Agustos'tu. İlk taksit ödeme 30 Eylüldü. Şimdi bakıyorum ivd.gib'ten hala 30 Eylül gözüküyor ilk taksit ödeme süresi. Gecen hafta bu süre uzatılmıstı diye biliyorum. Acaba o uzatma kyk için gecerli değil miydi?
0
ırene adler
(30.08.21)
Merhaba; yeni bir kanun, yönetmelik vs. çıkınca uygulamaya geçme sürecinde muhatap için zor durumlar oluşabiliyor. En iyisi gençlik ve spor bakanlığının iletişim hattını arayıp öğrenmeniz olur. Ben de böyle yapmıştım covid nedenli erteletme sürecinde. Dışardan duyduğunuz şeyin gittiğiniz kurumda bir karşılığı olmadığı sürece ortada kalıveriyorsunuz.

En basitinden, evet öyle bir şey var ama bize yazı gelmedi; sizin süreniz geçmiş artık gelse de bir şey yapamayız ya da geçen süredeki taksitleri ödemiş olmalıydınız gibi absürt şeyler söylenebilir, uğraşırsınız.
0
akhenaten
(30.08.21)
(5)

İstanbulda deprem sonrası ev fiyatları

adwokat
99 depreminden sonra fiyatların inanılmaz düştüğünü söylüyor büyüklerimiz. Bugün deprem olsa fiyatlara nasıl yansır? Bana 3’e 5’e katlar gibi geliyor nasıl düşecek ki?
99 depreminden sonra fiyatların inanılmaz düştüğünü söylüyor büyüklerimiz. Bugün deprem olsa fiyatlara nasıl yansır? Bana 3’e 5’e katlar gibi geliyor nasıl düşecek ki?
0
adwokat
(30.08.21)
deprem sonrası mevcut binaların hepsine süpheli bakıldığından talep azaldı fiyatlar düştü. şimdi ise ayakta kalanlar deprem yönetmeliğine uygun yapıldı diye ben diyeyim 3 sen de 5 kat allah ne verdiyse fiyatlar uçar. hele ki yaş olarak yeni binaların fiyatları hepten arşa çıkar.
0
lazpalle
(30.08.21)
bence ekstra bir durum olmaz. aynen artmaya devam eder oldugu gibi. oyle bi etki hissedilmez.

ustteki arkadasin da belirttigi acidan bakarsak; deprem olsa, sonrasinda bir 100 yil falan herhalde deprem olmaz bir daha.
yani insanlar onemsemeyecek hepten. fiyatlar o yuzden dusmez ama ekstra artmaz da.

su an da zaten fiyatlar, aman deprem geliyor hayatta kalmak icin bunlar lazim diye yukselmiyor ki. coktu cokecek evine de 1 milyon isteyen var sonucta. alicisini da buluyor...
0
Kittie
(30.08.21)
O donemler zaten ev fiyatlari boyle abuk subuk artmiyordu, piyasa daha kirilgandi.

Sahibinden.com yoktu insanlar ev fiyati takip edemiyordu, bizim ev sahibi istedigi fiyatin tam yarisina satabilmisti deprem oncesi.
Yani ev sahibi kendi evine fiyat bicemiyordu cunku gazete ilanlarindan yuruyordu piyasa.
Bu kadar cok emlakci da olmadigi icin normal seyrinde gidiyordu ev fiyatlari.
Su an euro'dan daha hizli artiyor.

Ikincisi ev icin banka kredisi yoktu, krediyle ev almak cok korkunc bir seydi. Esten dosttan dolar olarak borc alinirdi ev almak icin.
Esin dostun yoksa ev alamazdin.

3- ailede okumuslar disinda parasi olan yoktu.
Bagkur sgk bilmezlerdi sabit maasi olan(emekli vs...) kisi cok azdi.
Simdi insanlar silkelense milyon tl dokuluyor.


Su an deprem olsa %5 dusse cebinde milyon tl olan ve hazirda bekleyen yuzbinlerce insan var.

Haziranda kredi dustu diye 93lu arkadas tak diye istanbul'dan ev aldi. 7/24 param yetmiyor diye aglayan arkadas.

Karsi komsumuz ogretmen emeklisi 2 milyonlari hazirmis ama ev bulamiyorlarmis.
Cok fakir var ama bir yanda da cok zengin var.
0
divit
(30.08.21)
deprem olunca çok binanın yıkıldığı sıkıntılı semtlerdeki eski binaların fiyatları dip yapar. 99 depreminde beylikdüzü'ndeki eski evimize 5-10 bin dolar teklif ediyorlarmış, etraftaki binalar yıkılmış bu bina zaten patates durumda, e normal. bunları da anca yatırım olarak alırsın. ben yine de divit'in dediği sebepten eskisi kadar dramatik bir düşüş olacağını sanmıyorum. güzel bir yerdeyse şu an gidip yıkılmış ev tapusu bile alırım özellikle istanbul sahil kesiminde, hiç sorun değil.

oturulacak sağlam ve yeni binaların fiyatları da katlanıyor olacak zira yıkılan binalardan ötürü arz düşmüş olacak.
0
roket adam
(30.08.21)
Depremden hemen sonra başka bir deprem için hazırlıklar yapılmaya başlanmıştı o zaman... Birçok insan evlerinde deprem çantalarıyla yaşıyordu. Gelecekte beklenen bir depremin yarattığı psikolojiyle, hele ki o dönemde yeni alınacak evlerin "depreme ne kadar dayanıklı" olduğu konusu çok öne çıkmıştı.

Örneğin dediğinizin tam tersi olarak o dönemde depremde hiç zarar görmeyen başakşehir bölgesinde (o zaman ilçe değil siteydi) evler çoğunlukla inşaat halinde olmasına rağmen fiyatları artışa geçmişti deprem sonrasında.

Şimdi olacak bir depremde yeni konutlar depreme karşı dayanıklı inşa edildiğinden ve beklenen deprem sonrası kısa zamanda başka bir deprem en azından şimdilik dillendirilmediğinden aynı etki oluşmayabilir, hatta fiyatlar çok daha fazla artabilir.
0
akhenaten
(30.08.21)
(11)

Neden insan olduk?

hlot
Bkz. https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTbXjFXVLGNMQC9yrFyYybyx0u7wEnzu_zPrg&usqp=CAUYeryuzunde bu kadar canli var, bizden once milyarlarca yil yasam surmus ama biz gelmisiz iclerinden en akillisi olan turden bireyler olmusuz. Neden 10 milyon yil onceki bir sincap, 40 milyon yil o
Bkz. encrypted-tbn0.gstatic.com

Yeryuzunde bu kadar canli var, bizden once milyarlarca yil yasam surmus ama biz gelmisiz iclerinden en akillisi olan turden bireyler olmusuz. Neden 10 milyon yil onceki bir sincap, 40 milyon yil onceki -atiyorum- bir penguen olmadik da geldik simdi butun turleri, baska gezegenleri bile inceleyebilen, milyarlarca turun icindeki en zeki turun bireyleri olduk? Burada şanstan öte bir iş var gibi?

Ne dusunuyorsunuz bu konu hakkinda?
0
hlot
(21.08.21)
Bence ruh kavramına inanıyorsunuz. Ruh diye bir şey yoksa neden olmasın ki? Bir insan üreyip sincap doğuracak hali yok. O insanın yavrusu olarak doğup bilinç kazandın sadece
0
neysene
(21.08.21)
Bir seye inanmiyorum. Soru soruyorum.

Tamam iste, neden sincabin yavrusu olmadik da bir insanin yavrusu olduk?
0
🌸hlot
(21.08.21)
Soru mantıklı değil, bu soruyu sorman için bir nedensellik olmalı. Buna bağlanan tek gerekçe ruh kavramıdır. Mesela reenkarne olan senin özbenliğin yani ruhundur. Bir hayatta sincap diğer hayatta insan olduğun düşüncesini aktarırlar. Bu dinsel düşüncelerin ürettiği kendi içinde tutarlı, bilimsel olarak saçma bir soru.
0
neysene
(21.08.21)
Dinsel dusunceyle ne alakasi var anlamadim.

Diyorum ki dunyada milyarlarca tur var. Bir sincabin da yavrusu olabilirdim, bir kedinin de yavrusu olabilirdim ama milyarlarca turun iclerinden en bilincli olan insanin yavrusu oldum. Piyango vurmus gibi hepimize.
0
🌸hlot
(21.08.21)
random işte. belki başka galaksilerde başka gezegenlerde çok daha şanslılar var?
0
passion rules the game
(21.08.21)
@hlot
“ Bir sincabin da yavrusu olabilirdim”
Yahu olamazdın. Başta söylediğin bilinci sonradan kazandın. Özetle anne olan kişinin seni var ettiği madde ve nesnelerin bir birleşimisin. Bir tavuğun budu, bir elmanın vitamini, bir mercimek tarlasındaki 1 avuç mercimek proteini, bir su havzasındaki 1 litre su. Her neyse işte. Seni oluşturan unsurlar bunlar. Tabi anne babanın dnaları.

Evlatları olmasaydın seni oluşturan atomların bazıları bir meyve kurdunda, bazıları bir keçinin midesinde falan olurdu.

Direkt bunların başka ve tam bir bedende toplanması ruh kavramıyla oluyor. Neyini anlamadığınızı anlamadım ben de
0
neysene
(21.08.21)
anladığım kadarıyla "ereksellik" denilen mantık hatasını yapıyorsunuz. insan olmamızın nedeni gezegenleri inceleyebilmek değil, insan olduğumuz için gezegenleri inceleyebiliyoruz. insan olmamızın nedeni de evrim.
0
arkadakiadam
(21.08.21)
@arkadakiadam: kimse beni anlamiyor galiba. Ben nerede "gezegenleri inceleyebilmek icin insan olduk", "sunu bunu yapmak icin insan olduk", "insan olduk, cunku cok yuce bir amacimiz var" demisim? Yazdiklarimin bunlarla uzaktan yakindan ilgisi yok.
0
🌸hlot
(21.08.21)
@hlot o halde cevap sadece evrim :)
0
arkadakiadam
(21.08.21)
Bu biraz babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi tarzı bir soru olmuş.

Neden olmasın? Çok fazla sayıda tür canlı var, bize daha yakın olanlar da var aralarında örneğin bizim gibi diğer iri maymun türleri olan şempanze, orangutan ve goriller.

Nedense insanlık kendisini mucizevi bir tür olarak görmeye çok eğilimli. Gerçekteyse bizim temel olarak en büyük farkımız kapsam bir dil geliştirebilmiş olmamız. İnsanlar ne kadar zeki olursa olsun, eğer her doğan insan ateşi kendi başına yeniden keşfedecek olsaydı yukarda saydığım türlerden çok da bir farkımız olmazdı yaşayış olarak.

Yani evet, insan bir canlı olarak diğerlerine göre daha avantajlı bir yola sahip olmuş, ancak bu hiç de belgesel dillerindeki gibi "göz kamaştırıcı, akıl almaz" falan bir durum değil. Gaza getirmeyin bence kendinizi.

Nihayetinde yaşayıp ölüyoruz hepimiz. Bilgi sahibi olup bir şeylerin farkında olmanızın doğanın kendisi için çok bir önemi yok. Bunlar sadece insan olarak sizin içinizi hoş eden şeyler, çünkü malum, siz kendiniz insansınız.

Bu çok farklıyım hissi gerçekten hayrete düşürüyor beni. Örneğin canlılığın geri kalanı olmadan insan tek başına bir canlı olarak yaşayabilir miydi? Eğer güçten ve hakimiyetten bahsedeceksek bunlara olumlu cevap verebilmeliyiz. Ancak ne yazık ki hayır. Ortada bir ekosistem var ve biz de yaşamı bu ekosisteme bağlı olan bir parçayız. Bugün işler bizim lehimize diye yarın değişmeyeceğinin bir garantisi yok.

Hal böyleyken insan olmanız sizce neden bu kadar önemli? Hayatınız boyunca hiç iktidarda olan bir partiyi desteklemediniz sanırım :) Ondan yabancı geliyor size bu his.
0
akhenaten
(22.08.21)
Benden önce yazıldıysa kusura bakmasınlar okumadan yazacağım.

Bunun cevabı bizi diğer canlılardan ayıran bir özellikte gizli; o da beynimiz. Beynimizin fazlaca hatta doğa tarafından desteklenmeyecek kadar gelişmiş olması her şeyi açıklıyor. Peki neden doğada böylesine enerjimizin neredeyse büyük bir kısmını kullanan bir organa sahip olduk? Cevabı tamamen homo sapiensin bulunduğu şartlarda gizli.

Bunu basitçe beş maddeye indirirsek; karşıt baş parmaklar, içinde bulunduğumuz doğal çevrenin değişmesi, iki ayak üzerinde durmamız, et tüketmeye başlamamız ve ateşi kullanmamız.

Bu yollardan geçtiğimiz için bugün devasa bir şekilde her şeyi yönetebiliyoruz.

Edit: yav bir soruyu nasıl bu kadar yanlış anlayabilirim hayret ettim. Şemayla başlığı görünce atlamışım hemen.

Neyse olaya şöyle de bakılabilir, belki de insan sandığımız kadar “en üst” akıl/canlı değildir. Swh
0
ruhen hastayim ben
(22.08.21)
(9)

Tacizci veya sapık gibi mi görünmüşüm?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Bugün aile eczanemize gitmiştim. Eczanede ben, eczacı bir de muhtemelen eczacının (erkek) arkadaşı olan (aile dostu gibisinden) genç bir kadın vardı. Ben doktorun yazdığı ilaçları eczacının vermesini beklerken kadın üstüne çeki düzen vermek isterken bir anlığına tişörtünü kaldırdı
Merhaba arkadaşlar,

Bugün aile eczanemize gitmiştim. Eczanede ben, eczacı bir de muhtemelen eczacının (erkek) arkadaşı olan (aile dostu gibisinden) genç bir kadın vardı. Ben doktorun yazdığı ilaçları eczacının vermesini beklerken kadın üstüne çeki düzen vermek isterken bir anlığına tişörtünü kaldırdı ve ister istemez göbeği göründü. Ben de istem dışı bir şekilde kadının açılan göbeğine bakarken buldum kendimi. Kadın muhtemelen gördü beni. Her şey çok kısa bir süre içinde gerçekleşti. Sonra hem kadını hem de eczacıyı selamlayarak ayrıldım ancak oradan çıktıktan sonra kendimi kötü hissettim. "Acaba kadın bana sapık gözüyle mi baktı?" diye huzursuz oldum. Bana böyle bir gözle bakılmasındansa ölmeyi tercih ederim.

Kadın rahatsız olsa ve durumu eczacıya anlatsa eczacı "İnatçı iyi çocuktur, öyle bir niyeti olmaz." diye savunur beni. Çünkü eczacılarla birbirimizi çook uzun zamandır tanıyoruz. İlaçlarımızı falan istisnasız hep oradan alırız.

Sizce kadının bana sapık gözüyle bakma ihtimali var mı? Siz ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(19.08.21)
muhtemelen bu yazıya ve bunu düşünmeye harcadığın mesainin binde birini harcamamıştır kadın ve düşünmemiştir. en fazla bir anlık düşünüp unutmuştur. yanındaki çocuğa falan ayh bu da bana baktı gibisinden lafını edeceğini hiç sanmam. türkiyede yaşıyorsa zaten her gün senin baktığının on katı öküz gibi süzüyorlar kızı. çok etkileyeceğini sanmam bunun.
0
fff02561
(19.08.21)
Tacizci ve sapık gibi görünmek için genelde tacizci ve sapık olmanız gerekir. Olmadığınız biri gibi görünmek çok kolay ve sık rastlanabilecek bir şey değil. İnsanın duruşu, beden dili, ses tonu çok şey anlatır. Karşınızdaki insanda bunu yalnızca hisseder. Çoğu şeyi bilinçli yapmıyoruz. Takmayın kafanızı.
0
akhenaten
(19.08.21)
Bahsettiğiniz gibi olduysa gayriihtiyari baktığınızı düşünmüştür, belki de hiçbir şey düşünmemiştir, kötü hissetmenize gerek yok.
0
shakespearesmother
(19.08.21)
gözünüz takılmış, normal.
olayın yaşandığı sahneye bağlı olarak, bir anlığına tişörtünü kaldırması bakmanızdan daha anormal bile olabilir.
0
blatta hiberna
(19.08.21)
Bence kadın bunu düşündü ya da düşünüyorsa bile sapik olan odur.
0
encokbenisevinnolur
(19.08.21)
Bence kadin sapik, seni taciz etmis.

Aynisini sen yapsan linc ederlerdi.
0
divit
(19.08.21)
Genelde kadının başına gelen şey bana çok olur. Üstümü başımı düzeltirken ya da rüzgarlı bir havada eteğim açıldığında ve birisi beni gördüğünde hiç sapık gözüyle bakmadım.
0
Hallegadola
(20.08.21)
O esnada kıllı ve göbekli bir abinin de tişörtü açılsa insan anlık olarak gözü dalar ve bakar, sıkıntı yok, kadın da aşırı kezban değilse üstünde durmamıştır.
0
John Bloor
(20.08.21)
olaya farklı ancak gerçek bir yönüyle bakayım, tipiniz nasıl? türk toplum standartlarında derli toplu, temiz, özgüvenli, bakımlı, güçlü ve yakışıklı mısınız?

eğer evet’se sapık damgası yemeniz abartılı hamleler yaprak bakmadıysanız imkansıza yakın.

yok cevap hayır’sa, yani tipsiz, bakımsız, ezik, diksiyonsuz ve özgüvensiz biriyseniz, tipiniz de Allah’ın yüzüne gülmediği insanlardansanız, bu damgayı yeme ihtimaliniz 10x artacaktır.
0
bugisme
(20.08.21)
(13)

Sınıfsal çatışma anlatılan dizi/film önerisi

Olric
Sb
Sb
0
Olric
(19.08.21)
la zona (2007)
0
blatta hiberna
(19.08.21)
The platform
Los lunes al sol
Sarmaşık
I, Daniel Blake
(ilki tam olarak beklentinizi karşılar, ancak diğerleri de işçi sınıfı hikayeleri)
0
shakespearesmother
(19.08.21)
Ken Loach izleyebilirsiniz.
0
signore
(19.08.21)
%3 isimli dizi fena değildir
0
lappuntamento
(19.08.21)
Ken loach + 1
Novecento (1900)

Ayrıca 2006 yılından bu yana düzenlenen işçi filmleri festivalinin sitesinden her yıl gösterilen filmlerin listesine bakabilirsiniz.
0
temasettin
(19.08.21)
Bilim Kurgu tadında istiyorsanız yukarda da bahsedilen %3'ün ilk sezonu gayet güzel (sonra bozuyor ama önemli değil, ilk sezonu kendinize final yapabilirsiniz)

Daha tarihsel olsun derseniz Downton Abbey var. İngiltere'deki alt aristokrasinin yavaş yavaş silinip yeni bir üst orta sınıfın oluşmasını görebiliyorsunuz.

Sonra yine bilim kurgu olarak In Time diye bir film var. Bence güzelim konuyu harcamışlar ama izlenir. Kısaca para yerine zaman kullanan insanların yaşadığı bir distopya.

Sonra yine bilim kurgu olarak Downsizing ve Upload var. Downsizing ekonomik zorluklar çeken orta sınıfın kendini küçültüp oyuncak malikanelerde falan yaşamasını anlatıp sona doğru saçmalıyor yine. Upload'sa bence şimdilik güzel giden bir komedi. İnsanlar kendilerini ölüm sonrası için para verip sanal cennetlere yükletiyor. Parası çok olan güzel bir müşteri hizmeti alıyor, az olan buglarla dolu sistemlere yükleniyor falan.
0
akhenaten
(19.08.21)
La valla
0
ala09
(19.08.21)
parasite. en iyi film oscarı aldı 2019'da.
0
pardus
(20.08.21)
Potemkin Zırhlısı
0
unabomber
(20.08.21)
Ken Loach ayak takımı, riff raff
0
whoshothesheriff
(20.08.21)
the good lord bird
0
curious mind
(20.08.21)
Dizi olarak;

Downton Abbey
0
put it in your appropriate place
(20.08.21)
Bilimkurgu olarak, yeni çekilen Cesur Yeni dünya... Süper
0
exiztenz
(20.08.21)
(12)

Duyurunun zevksiz insanları (!) bana güneş gözlüğü seçelim mi

aguen
Merhaba duyuru, Saçma giyinmeyi cok seven bir insanım. Aylardır bulamadığım gözlük geçenlerde rastgele denk geldi. Seçemedim tabii bir sürü güzel şey var. Yarı ironik olacağı için benim gibi zevksiz insanlara ihtiyacım varİsyerinde takım elbise üstünde bu, altta ise ayaklarımda renkli puma x-ray ve
Merhaba duyuru,

Saçma giyinmeyi cok seven bir insanım. Aylardır bulamadığım gözlük geçenlerde rastgele denk geldi. Seçemedim tabii bir sürü güzel şey var. Yarı ironik olacağı için benim gibi zevksiz insanlara ihtiyacım var
İsyerinde takım elbise üstünde bu, altta ise ayaklarımda renkli puma x-ray ve dinozorlu coraplarimla dolanacagim.

Hangisi en iyi sizce:
www.nopeetstore.com
www.nopeetstore.com
www.nopeetstore.com
www.nopeetstore.com
0
aguen
(19.08.21)
gerçekten mi?
töbestrağfurullah diyerek 1 diyorum. bence çok bir önemi de yok hocam herhangi birini al geç
0
veritaslibertas
(19.08.21)
hahaha keyifli bir soru olmuş. ben de 1 demeye geldim.
0
penceredengorunenmorbina
(19.08.21)
1 veya 3 :D
0
passion rules the game
(19.08.21)
Ben de 1i düşünüyordum herkesin onaylaması iyi oldu. Buraya güvenebileceğimi biliyordum :)

Puma x-ray'i de burada bir soruda görmüştüm zaten. Bakalım yazan diğerleri hangi gözlüğü seçecekler
0
🌸aguen
(19.08.21)
1
0
kimberly
(19.08.21)
çok eğlenceli :)
1 diyorum.
0
blatta hiberna
(19.08.21)
Kırmızısı çok güzelmiş o.0
0
kobuzchu kiz
(19.08.21)
3 güzel de.
Gökkuşağı hassasiyeti olanları rahatsız etmesin bir de :)
0
pro9it9is9
(19.08.21)
Hem güzel hem $10 ucuz cidden kararsız kaldım umarım bu tarz saçma bir koleksiyonum olmaz gelecekte :/

@pro9it9is9: Zamanında soru sormuştum dalga geçilmişti gokkusakli çorap vs ama ona da reklam çıktı subtle pride ürünleri diye. Zuckerberg çalışıyor.

İsyerim yarı kamu gibi ama zamanında bir iki trans hakları tartışmasına girdim, yeni adımlarla gelen yasitlarim sagolsun artık modern bir yer
0
🌸aguen
(19.08.21)
Giyim söz konusu olunca üründen ziyade konu sizsiniz bence. Her ürünün güzel duracağı biri bulunur yoksa.

Ama aradığınız kuru cesaretse ben tercihimi 1.den yana kullanıyorum. Neden derseniz şu aşırı sıcaklarda hafif de olsa yanıp bronzlaşmışsınızdır. O mavi zımbırtı güzel durur. Tam tersi ikincisi ise çok boğar bence.
0
akhenaten
(19.08.21)
renkli ve zevksiz giyinmeyi seven biri olarak bana biraz abartı geldi. yine de boş geçmeyip 1 diyorum
0
olutaklidi
(19.08.21)
(9)

Ogrenim kredisini geri odememis olanlar

hot potato
Basiniza neler geldi?Planiniz nedir?Mezun olali 8 sene oldu benim. e-haciz'de vs bir sey gormedim bakinca.
Basiniza neler geldi?
Planiniz nedir?

Mezun olali 8 sene oldu benim. e-haciz'de vs bir sey gormedim bakinca.
0
hot potato
(19.08.21)
çalışıyorsan bir sabah para çekmek için atm'ye gidersin şoka girersin...

ya da eft yapacağın tutar acilinden, bakiyeyi sıfır görürsün.

bankayı ararsın, bilgi veremiyoruz vergi dairesinden hesaplarınıza bloke konmuş, orayla görüşmelisiniz yanıtını alırsın...

sonra gidersin vergi dairesine kol gibi taksitlere bölerler, daha maaşın hesabına geçtiği anda ışık hızında kesintiyi alır, geri kalan hesabına geçer...
0
istanbul gecesi
(19.08.21)
30 Agustosa kadar yapılandırma var. Ben basvurup ödücem. Yapılandırmada faizin çok büyük kısmı siliniyor.

Kendi hesaplarımı kullanamıyorum doğru dürüst. Maaş gelince hemen annemin hesabına atıyorum filan. Sıkıldım artık.

Henüz haciz gelmedi bu arada bana, 2015'te baslamıstı ödeme durumu.

Yine de tedbir olarak para bırakmıyorum.
0
ırene adler
(19.08.21)
Ben yarın törenle son taksitimi yatıracağım umarım, ancak ödememiş bir tanıdığım var.

Şöyle ki kendisinin maaş hesabına bloke kondu ve çekip ödemek istediği halde parayı vermedikleri için sağdan soldan borç alarak ödemeyi yapıp blokeyi kaldırabildi. Onun borcu 4-5bin falan kalmıştı gerçi. Ödeyemese devamında ne olacaktı bilmiyorum açıkçası.
0
akhenaten
(19.08.21)
bloke oranı %25 değil mi, ben mi yanlış biliyorum? ödenmemiş borç yüzünden hesaplara komple el koyulması, hesaba 3 bin lira yatsa bile bir kuruşunun hesap sahibi tarafından kullanılamaması gibi bir durum söz konusu mu?
0
alevli deniz sortu
(19.08.21)
Cok cahilce birkac sorum olacak:

E-haciz'de bir sey goremiyorsam bloke olacak durumda degilim anlamina mi geliyor?
Yapilandirma nadir sunulan bir firsat mi? Su an Turkiye'de degilim ve 31 Agustosa kadar basvuramam. Kacirirsam ne olur?
0
🌸hot potato
(19.08.21)
Bunun yüzünden bir aracıma haciz konulmuş. Yarım saat önce yapılandırma işlemini başlattım ödeyeceğim artık.

@hot potato GİB üzerinden vergi dairesine gitmeden yapılandırabiliyorsunuz.
0
new day new life
(19.08.21)
Haciz gelenler ne kadar süre ödemedi?

Haziran 2019'da ödemem başladı o tarihten beri aksatmadan ödedim. En son Ekim 2020'de ödeyip Kasım'da askere gittiğim için askerlik sebebiyle erteleme başvurusu yaptım. Üstüne kyk'yi aradım talebiniz işleme alındı yazıyor 2 gün sonra askere gidicem takip edemeyeceğim artık dedim sıkıntı yok onaylanır sizin ödeme aksatmaniz yok dedi. 6 ay boyunca talebiniz işleme alındı diye kaldı orası. Nisan sonunda döndüm askerden işe tekrar başlamam bu ayı buldu geldiğimden beri de sadece Kasım 2020 taksidini ödedim :/ Eylül'de 5 aylık Kasım'da 5 aylık ödemeyle günümüze ulaşmayı planlıyordum İnş hazmetmezler :/
0
materyalist imam
(19.08.21)
2013'te ödemeye başlamam gerekiyordu, yüksek lisans nedeniyle erteledim. 2015'te birkaç taksit ödedim, sonra yurtdışına gittim. 2019'da Türkiye'de bir devlet üniversitesinde çalışmaya başladım. Birkaç ay sonra e-haciz geldi. %20 ödemeden bloke kaldırmayız dediler. Bu sürede hesaptaki parayı kullanmak mümkün değil. Babama o kısmı ödetip geri kalanı taksitlendirdim. Sonra o taksitleri de ödemedim. Aralık ayında çıkan yapılandırmada faiz sildirip ödedik. Taksitleri ödeseydim yaklaşık 10K civarı taksit ödeyecektim, yapılandırınca 5K ödedim. Belki yardımı olur.

Not: %20 vergi daireleri arasında değişiyormuş. Benim borç İstanbul'da bir VD'ye bağlıydı. Ankara'da VD'ye gitmiştim bloke gelince. Onlar İstanbul ile pazarlık yaparsanız tutarı düşürebilirsiniz demişti. Pazarlık denedim ama kabul etmediler, lazım olursa denemekte yarar var.
0
evrim halkasi
(19.08.21)
Gelir idaresinin sistemine nedense giremiyordum 3-4 saattir, adresimde/mernis kaydimda falan sorun oldugu icin giremeycegim sandim ama simdi acildi, ben de basvurdum yapilandirmak icin. Tesekkurler herkese.

Ek/alakasiz soru: Benim zamaninda ogrenim kredisi ve burs basvursu secenekleri vardi, tercih yaparken. Ben ikisini de isaretlemistim ve kredi cikmisti, sadece burs secen bazi sinif arkadaslarima burs cikti diye hatirliyorum... Simdi nasil o sistem? Neye gore burs veya kredi cikiyor?
0
🌸hot potato
(19.08.21)
(3)

Z kuşağı ve Recep İvedik

chicha_v2
Meme sayfalarında falan sıkça Recep İvedik videoları veya fotoğrafları görüyorum.Sempatik mi buluyorlar yoksa dalga geçmek amaçlı mı kullanıyorlar anlamadım.Hangisi acaba?
Meme sayfalarında falan sıkça Recep İvedik videoları veya fotoğrafları görüyorum.

Sempatik mi buluyorlar yoksa dalga geçmek amaçlı mı kullanıyorlar anlamadım.

Hangisi acaba?
0
chicha_v2
(19.08.21)
Tabi ki dalga geçiyorlar. Z kuşağında recep ivedik sevenlere çok az rastlarsın. Netflix neslini hafife almamak gerek.
0
burty
(19.08.21)
burty +1

z kuşağının müzik ve mizah anlayışını ben de yer yer eleştiriyorum ancak recep ivedik'i beğenmediklerine eminim.
0
duster
(19.08.21)
Recep İvedik hiçbir zaman "sevilmedi" ki? "Tiplere bak" diye gülünmek için yaratılan bir karakter bu. Taklit ettiği kesimdeki insanlar bile alay ederek yaklaşıyor; ancak zaman geçtikçe bu alaylı tavırlar özellikle düşük gelir düzeyindeki gençlerde yerleşik hale geliyor. "Sevme" hissi bundan kaynaklı. Yani, "recep ivedik şakalarıyla eğlenmeyi sevme."

Bu durumda da kuşak çok bir etken değil. Büyük merkezlerdeki gençler daha kullan-at bir şekilde kullanıyor bu imgeleri. Kırsaldaysa daha yerleşik bir halde; artık "şaka olduğunu unutup benimsedikleri" bir noktaya kadar içine girebiliyorlar. Çalıştığım yerde kırsaldan çalışmaya gelen birçok genç görüyorum, hepsi bayılıyor böyle şeylere. Sayıları hiç de az değil.

10-15 Sene önce internette, okullarda, üniversitelerde haşır neşir olduğumuz Y kuşağıyla bugünkü aynı yerlerde karşılaşılan Z kuşağının birbirinden bir farkı yok. Y kuşağını bugünkü çalışan kimlikleriyle ele almayın. Aradan yıllar geçti, beğenilen, sevilmeyen, gülünen şeylerin cismen değişmesinden doğal bir şey yok. Sadece Youtube'a her saniye yeni videolar yükleniyor. Ancak ruh olarak çok fazla şey değişmiş değil. Recep İvedik bir kıstas olamaz bence bu anlamda.
0
akhenaten
(19.08.21)
(3)

sitemi kim facebook'ta paylaşmış?

ahm1
yeni açtığım siteme en çok ulaşılma yeri olarak "m.facebook.com / referral" yazıyor. şaşırdım, facebook'a sitemle ilgili bir şey yazmamıştım. acaba hangi güzel insan, hangi sayfada sitemin linkini paylaşmış, bunu bulmam mümkün mü?
yeni açtığım siteme en çok ulaşılma yeri olarak "m.facebook.com / referral" yazıyor. şaşırdım, facebook'a sitemle ilgili bir şey yazmamıştım. acaba hangi güzel insan, hangi sayfada sitemin linkini paylaşmış, bunu bulmam mümkün mü?
0
ahm1
(19.08.21)
site adresini googleda yazıp sonuna facebook yazıp aramayı dene. linke ulaşabilirsin belki.

baska çözüm aklıma gelmiyor
0
MiraTaurus
(19.08.21)
onu denedim ama bulamadım o şekilde.
0
🌸ahm1
(19.08.21)
şöyle bir şekilde aratmayı deneyebilirsiniz

"site ismi" inurl:facebook.com

tırnaklar dahil. tırnaklar önemli. ancak muhtemelen sonuç çıkmaz çünkü ya kişisel zaman tünelinde ya da gruplar içinde paylaşmıştır, dolayısıyla dışardan görülemez.
0
akhenaten
(19.08.21)
(1)

Babaya basit kullanımlık Samsung akıllı telefon önerisi?

burakinho
Selam.Babamın mevcut kullandığı ve yenisini alıp kullanacağı telefondan ekstra özellik olarak sadece şöyle beklentileri var: - Whatsapp kullanabilmek.- Bol bol fotoğraf, video çekebilmek. Bunu seviyor.- Web tarayıcısından haber sitelerini turlayıp gündem takibi yapabilmek.Marka olarak Samsung istiyo
Selam.

Babamın mevcut kullandığı ve yenisini alıp kullanacağı telefondan ekstra özellik olarak sadece şöyle beklentileri var:

- Whatsapp kullanabilmek.
- Bol bol fotoğraf, video çekebilmek. Bunu seviyor.
- Web tarayıcısından haber sitelerini turlayıp gündem takibi yapabilmek.

Marka olarak Samsung istiyor. Ne önerirsiniz acaba?
0
burakinho
(16.08.21)
Son zamanlarda A02s var. Üç kameralı, giriş segmenti (anne-baba telefonu denilen) telefonlardan. Ayrıca çentik ekran da genel olarak hoşa giden bir şey. (Fotoğraf çekmeyi çok seviyor dediğiniz için söylüyorum, 64gb depolama alanından aşağısını almamaya çalışın.)

Bahsettiğiniz ihtiyaçları karşılayacaktır.
0
akhenaten
(16.08.21)
(1)

youtube telif hakkı?

rofwts
merhabalar elimde bir programlama kitabı var.bu kitaptan yararlanarak(bazı bölümleri okuyarak) youtube da bir eğitim serisi başlatsam telif yer miyim?şimdiden teşekkürler
merhabalar

elimde bir programlama kitabı var.bu kitaptan yararlanarak(bazı bölümleri okuyarak) youtube da bir eğitim serisi başlatsam telif yer miyim?

şimdiden teşekkürler
0
rofwts
(16.08.21)
youtube'a özel telif hakları yasası gibi bir şey olmadığından, eğer yayınınızda kullanacağınız kitabı herhangi bir yazılı yayında kullanır gibi uygun şekilde kaynak gösterirseniz (videoda sesli olarak bahsetmenizin yanında açıklamalarda da bir dipnotla kurallı bir kaynakça girdisi olarak ekleyebilirsiniz.) sorun olmayacaktır.

kitabı alıntılar şeklinde okumak da sorun olmayacaktır, ancak bütün şeklinde bölümleri okumak niyetindeyseniz onun için özel izin almanız gerekir.

şuraya bakabilirsiniz; "Bir eserden alıntı yapmak istiyorum, alıntıda uymam gereken satır, sayfa vb. bakımından sınırlandırmalar var mıdır?" şeklinde bir soru cevaplanmış; tinyurl.com
0
akhenaten
(16.08.21)
(2)

Babamın patoloji sonucunu yorumlayabilir misiniz?

lideraydin
Babam çorlu devlet hastanesinden patoloji sonucunu almış fakat yakın tarihe randevu alamadığı için sonuçları doktora gösteremiyor henüz.Anlayanlar yardımcı olursa sevinirim. Teşekkürler.Edit: resim net çıkmamış link bırakıyorum.https://www.resimyukle.org/images/2021/08/16/ec3ff15eb02ddab40cc6341d84f
Babam çorlu devlet hastanesinden patoloji sonucunu almış fakat yakın tarihe randevu alamadığı için sonuçları doktora gösteremiyor henüz.

Anlayanlar yardımcı olursa sevinirim. Teşekkürler.

Edit: resim net çıkmamış link bırakıyorum.
www.resimyukle.org
0
lideraydin
(16.08.21)
Benim anladigim babaniz gastrit olmus cunku helicobacter pylori bulunmus intestinal kisimda. Buna bagli olarak da metaplazi olusmus. Yani doku hasarina bagli hucre donusumu. Korkulacak bir sey yok gibi duruyor. Ama hekim en dogrusunu soyleyecektir.
Gecmis olsun
0
balpolen
(16.08.21)
tanıda belirtildiği kadarıyla babanızda gastrit varmış, ayrıca biyopsi alınan yerde h. pylori adlı bakterinin sebep olduğu bir enfeksiyon görülmüş.

kısacası hiçbir şey yapmadan kendi kendine geçmesini bekleyeceğiniz bir durum yok, doktora gidip gerekli tedaviyi almanız şart.
0
akhenaten
(16.08.21)
(20)

E ben tekrar himym’a başladım :/

somethinginthewayshemoves
Merhaba. En sevdiğim dizi how i met your mother. Lost, prison break, the walking dead bayıla bayıla izledklerim. Got u okuduğum için dizisini benimseyemedim. İstiyorum ki karakterleri seveyim, çıtır çerezlik olsun ama eğleneyim de. Ya da komedi değilse de hikayeye kapılayım o yarım saat. Friends fan
Merhaba.

En sevdiğim dizi how i met your mother.

Lost, prison break, the walking dead bayıla bayıla izledklerim.
Got u okuduğum için dizisini benimseyemedim.

İstiyorum ki karakterleri seveyim, çıtır çerezlik olsun ama eğleneyim de. Ya da komedi değilse de hikayeye kapılayım o yarım saat.

Friends fanları kızmasın ama 4-5 bölüm izledim himym’dan sonra ama maalesef devam edemedim.

Beraking bad de izledim birkaç bölüm, sanırım tam adamcağızın palazlanacağı zamanda bıraktığım için kapılıp devam edemedim. Sizce deneyeyim mi tekrar izlemeyi?

Başka diziler de var izlediğim tabii ama ben en çok himym’a benzesin istiyorum. O olmazsa the walking dead’e benzesin.

Ya da apayrı şu dizi var aaa izlemedin mi derseniz ona da bakarım.

Tam uyuyacakken aklıma geldiği için dağınık yazmış olabilirim, okuduğunuz için teşekkür ederim.
0
somethinginthewayshemoves
(16.08.21)
himym 2. turdayım. breaking bad'e devam etmenizi öneririm. Komedi olarak da seyretmediyseniz brooklyn nine-nine
0
faithless
(16.08.21)
benim ilk izlediğim yabancı diziydi himym. 3 kere falan izledim. ama friendsi de 3 kere izledim. onu da çok sevdim.

onun harici komedi olarak sırasıyla
the office (ilk sezonda pes etme sakın) - izlediğim en iyi komedi dizisi
brooklyn 9-9
big bang theory öneririm.
0
jelly bear
(16.08.21)
Bahsettiklerinizin hicbirini acikca 5-6 bölümden fazla izlemedim.

Su hayatta ben bunu kesin yeniden izlerim dediğim diziler;
Justified
Bosch
Mindhunters
Psych
The wire

Onun dışında hastasi olmasam da sevdiklerim;
Burn notice
Ncis
Scrubs
0
logisticsmanager
(16.08.21)
eşim de friends'in 2-3. sezonuna kadar sizinle aynı fikirdeydi. şimdi hmym'mı friends mi diyince friends diyor. güzel dizidir friends, devam ederseniz çok seversiniz.
onun dışında ben lucifer'a başladım, sevdim bayağı
0
matilda
(16.08.21)
@matilda +1

Friends'in handikapı eski olması. 3 5 bölümde alışamaman çok normal. Biraz daha zaman verirsen himym seven biri olarak sevmeme ihtimalin olduğunu düşünmüyorum.

Komedi olarak modern family de severim. Married with Children döneminden Ed O'neil hayranı olduğum için bende yeri bambaşka.
0
materyalist imam
(16.08.21)
seinfeld. sanırım 5 kere baştan sonra izlemişimdir. şu anki sitcom'ların temelini oluşturan bir dizi bana kalırsa. espriler ve dumurluklar şu zamana kadar halen güncel.

birde the office var. 3 kere izlemişimdir.
0
false pretension
(16.08.21)
The it crowd -- komedi dalında

OZ (the oz diil) --- kesinlikle izlemelisin dalında

Fleabag --- kadınlar için güzel dizi dalında

Brekin bede 4 kez basladim. Sonuna geldim. Hala "ne zaman sevicem" diye bekliyorum
0
abuzer
(16.08.21)
breaking bad'in ilk birkaç bölümü sıkıcıdır zaten, devam etmeniz lazım.
sonradan açılıyor.

bunun dışında şu anda izlediğim schitt's creek'i önerebilirim.
çok sevdim :)
ilk birkaç bölüm "abartılı mı, komik mi, nedir?" diye düşünürken, sonra kahkahalara boğdu beni açıkçası.
çok eğlenceli bence yani, çerezlik dediğiniz için size uygun olabilir.

seinfeld, will and grace, modern family, two and a half men de öneririm tabii klasikler olarak.
0
blatta hiberna
(16.08.21)
ben de senin gibiydim, biraz itelersen friends çok iyi gidiyor. ben 2. sezondan sonra alıştım ve çok sevdim.
0
veritaslibertas
(16.08.21)
The it crowd.

Breaking bad ilk 6-7 bölüm kanser hastalık falan geçiyor, sonra adam niyeti bozduktan sonrası güzel. Yani 7. Bölümden falan başla gitsin ama mutlaka izle derim.
0
Kahir ekseriyet
(16.08.21)
Modern Family
0
black holes in the sky
(16.08.21)
himym tarzı dizilerin çoğu eski; o yüzden ısınmak zor. friends'i ben de aynı arayışla 1-2 bölüm izleyip bırakmıştım defalarca. sonra başka bir denememde, heralde ruh halim uygundu, çok hoşuma giderek sonuna kadar izledim. ikisini karşılaştıranlar bence sadece birini izlemiş bunların. ikisi de tema olarak aynı, farklı özellikleri olan bir grup arkadaşın günlük rutinlerini anlatıyor. konu o kadar genel ki insanların bu kadar kıyas yapmaya girişmelerini anlamıyorum.

bu ikisi arasındaki süreçte beğenerek izlediklerim şöyle; two broke girls, big bang thory, young sheldon, modern family.

modern family özellikle favorim. hala dönüp dönüp izliyorum rastgele bölümler şeklinde.

biraz bu konseptin dışına çıkarsanız jane the virgin var. bu da latin amerika'nın kültürünü temel alan bir çeşit komedi. ben izlerken eğlenmiştim. zaten karikatürize olan pembe dizi senaryolarını biraz ironik ama kabullenici bir şekilde tiye alıyor. bir çeşit latin amerikalıların "evet bazen aşırı dramatik olabiliyoruz nolmuş yani" demeye çalıştığı bir dizi.
0
akhenaten
(16.08.21)
himym da 2 kez izledim ama friends i rastgele açıp izlemelerle beraber cok daha fazladır. fanı değilim ama iddia ediyorum friends’e bi şans daha verirseniz sonra gelip duyuruya teşekkür edersiniz:)

onun dışında office, modern family, parks and rec, b99, scrubs +1
0
i think therefore i am
(16.08.21)
Friendse kesinlikle devam. Himym hastası biri olarak hiç sevmemiştim başlarda ama 3.sezondan sonra bırakamadım.
0
sta
(16.08.21)
brooklyn nine nine ve scrubs.

himym, friends ve bahsettiğiniz diğer dizileride (walking dead dışında) izleyen biri olarak bu ikisini epey seviyorum. scrubs'ın tek kötü yanı yüksek çözünürlüklü hali yok maalesef.
0
shadowfollower
(16.08.21)
Yaaa hepiniz harikasınız. Ne güzel ayrıntılı ayrıntılı anlatmışsınız <3
Tamam, friends i iki sezon öflesem de izleyeceğim. Sonrasında da artık sarmazsa vedalaşırım ama umutlandım.
Ardından brooklyn nine nine a yükseldim.
Sonrası için de bolca öneri vermişsiniz zaten, hepsine bakacağım.
Çokl teşekkür ederim canım duyurum.
0
🌸somethinginthewayshemoves
(16.08.21)
Coupling (ingiliz versiyonu)

Seven çok sever(en sevdiğim komedi dizisi), kimine fazla edepsiz veya yapay da gelebilir. Birkaç bölüm izle bak.
0
nhk ni youkosu
(16.08.21)
bence himym ile en yakın olanlar:

it crowd
office
big bang theory
brooklyn 9-9
how to sell drugs online (fast)

komedi haricinde suits ve blacklist izleyebilirsin

ama tüm diziler için ortak önerim, en azından 3-4 bölüm dişinizi sıkın. biraz dizi yoluna girsin, karakterleri tanıyın, sonra mecbur izliyorsunuz. hangi dizi unuttum, "ben bu diziyi neden izliyorum" diye çok sordum kendime ama öyle böyle izledim diziyi (sonradan hatırladım dizi : unbreakable kimmy schmidt)
0
co2s2
(16.08.21)
friend
fleabag
b99
modern family
office
good place
the marvelous mrs. maisel

hepsi de cidden sürükleyip kalkamayacağınız diziler

harikaharikaharika
0
chanandler bong
(18.08.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.