Giriş
(5)

iş mülakatında bunu söylemek negatif midir?

asırlardır yandaş bir süredir çağdaş
ben bir şirkete iş başvurusu yapmıştım, dedik ki iki hafta sonra görüşelim. ben de bu sırada başka bir şirketten gelen teklifi kabul ettim ve işe başladım. ama asıl istediğim şirket görüşme yapacağım şirketti, o yüzden bu görüşmeye de girmek istiyorum. şu an çalıştığım yer sektörde kulağa güzel gele
ben bir şirkete iş başvurusu yapmıştım, dedik ki iki hafta sonra görüşelim. ben de bu sırada başka bir şirketten gelen teklifi kabul ettim ve işe başladım. ama asıl istediğim şirket görüşme yapacağım şirketti, o yüzden bu görüşmeye de girmek istiyorum. şu an çalıştığım yer sektörde kulağa güzel gelen bir yer fakat ulan madem orda işe girdin sen yarın bizi de satarsın gibi bir intiba da oluşturmak istemiyorum. piyasanın durumu malum, bir iş bulmuşken kaçırmak istemedim, şirket de güzeldi ve girdim. siz ne düşünüyorsunuz burada çalıştığımı belirtme konusunda?
0
asırlardır yandaş bir süredir çağdaş
(21.09.23)
Ben başka bir yerde işe başladım demek durumunda değilsiniz ki? Gidin görüşün eğer anlaşırsanız yeni işinizi bırakıp diğer yere geçersiniz. Zaten sözleşmede yazsın yazmasın işverenler ilk iki ay deneme süresi diye milleti çıkarıp duruyor. Çok kafanıza takmayın, zaten sözleşmede de yazıyordur büyük ihtimalle kontrol edin. bu iki aylık deneme süresinde ayrıldığınız için de şirkete karşı bir sorumluluğunuz olmayacak (ihbar süresi vs. gibi).

Yalnız en doğrusu bu kabul ettiğiniz iş yeriyle görüşme sürecinde teklifi olumlu karşılayıp şu an başka bir yerle daha görüştüğünüzü atıyorum 3 gün içinde haber vereceğinizi söyleyip sonrasında haber beklediğiniz yere ulaşıp bir iş teklifi aldığınızı, süreci hızlandırabilip bilemeyeceklerini sormak ve ona göre karar vermek olurdu.
0
akhenaten
(21.09.23)
negatif olur.
hiç bahsetmeyin.
0
nuisance
(21.09.23)
sigorta girişi yaparken vs. isteseler göremezler mi orada çalıştığımı peki? sonradan bi de yalancı durumuna düşmek istemem.
0
🌸asırlardır yandaş bir süredir çağdaş
(21.09.23)
ben olsam görüşeceğim kuruma diğer x kurumundan iş teklifi aldığımı ve prensipte anlaşmak üzere olduğumu bu görüşmeyi gerçekleştirmenin iş etiğine aykırı olduğu için görüşmenin iptalini rica ederdim.

ama bunu telefonda yapardım karşı taraf beni çok istiyorsa zaten kendisi teklif ile gelirdi.
0
alp9900
(21.09.23)
ne kadar buyuk bir sirket bilemiyorum ama iki ustte sordugunuz soruya iliskin olarak, sizi ise alan kisi ile, sigorta girisinizi yapan kisi bambaska insanlar/departmanlar. bir araya gelip boyle seyleri konusmuyorlar genellikle. ben de bir sorun cikacagini sanmiyorum. ama elbette bilemeyiz. insanlar birlikte ortaklik yaptigi sirketlerden kac yillik elemanlarini caliyor, is ortami bu, olur boyle seyler.
0
kassiopeia
(21.09.23)
(7)

Hava temizleyici işimi görür mü?

not sure if serious
Geceleri cam açamıyorum, yatmadan önce odayı güzelce havalandırıp öyle yatıyorum ancak sabaha kadar içerisinin havası ağırlaşıyor. Sabahları da yorgun kalkıyorum, balkona çıkıp biraz hava alınca kendime geliyorum. Alsam bu hava temizleyicilerden gece çalıştırsam iş görür mü?
Geceleri cam açamıyorum, yatmadan önce odayı güzelce havalandırıp öyle yatıyorum ancak sabaha kadar içerisinin havası ağırlaşıyor. Sabahları da yorgun kalkıyorum, balkona çıkıp biraz hava alınca kendime geliyorum.

Alsam bu hava temizleyicilerden gece çalıştırsam iş görür mü?
0
not sure if serious
(19.09.23)
Hava temizleyiciler genelde sadece havadaki partikulleri (toz, bakteri vb) suzup filtreliyor. Odada dusen oksijen orani gibi seylere katkilari olmaz.
0
sertac akin
(19.09.23)
sertac+1
bir nebze fark ediyor ama en güzeli camı hafif aralık bırakmak
0
kisa
(19.09.23)
Biraz bile aralasam sabaha karşı çok gürültü oluyor. Metro geçiyor.

Klimanın fan modu işe yarar mu acaba havayı tazeler mi acaba
0
🌸not sure if serious
(19.09.23)
Odanın kapısı hep açık evin topu net 50m2
0
🌸not sure if serious
(19.09.23)
Nemlendirici daha işe yarar olur alerjin yoksa
0
hasmetizm
(19.09.23)
Ev sizinse ve bu durum ciddi rahatsızlık veriyorsa havalandırma sistemi kurmayı düşünebilirsiniz.
0
akhenaten
(19.09.23)
Yok ev benim değil, hani durum ciddi rahatsızlıktan çok hayat kalitemi etkiliyor. Hayat zaten yeterince zor hiç olmazsa uyuduğum uyku daha verimli olsun asdfghk :’)
0
🌸not sure if serious
(19.09.23)
(1)

Banka hesabı yokken bireysel emeklilik

obez kirpi george
Merhabalar, eski firmam garanti bankası ile çalışıyordu, zorunlu bes için de garantiye ödeme yapılıyordu her ay.sonra ben firma değiştirince garantideki kredi kartı, maaş kartı vs. iptal edip kapattırdım.şimdi garanti bireysel emeklilik mi her ne ise orada hala biraz fon duruyor galiba, bunu yeni ba
Merhabalar, eski firmam garanti bankası ile çalışıyordu, zorunlu bes için de garantiye ödeme yapılıyordu her ay.

sonra ben firma değiştirince garantideki kredi kartı, maaş kartı vs. iptal edip kapattırdım.

şimdi garanti bireysel emeklilik mi her ne ise orada hala biraz fon duruyor galiba, bunu yeni bankaya nasıl taşıyabilirim?
0
obez kirpi george
(18.09.23)
Aslında banka aracı bu konularda, siz Garanti Bankasından, atıyorum İş Bankasına taşımayacaksınız BES hesabınızı. Garanti Emeklilikten Anadolu Hayat Emeklilik'e taşıyacaksınız. Garanti Emeklilik kendi başına bir şirket, Anadolu Hayat da İş bankasının BES için birlikte çalıştığı şirket.

Ancak emeklilik hesabınızı taşımanıza da hiç gerek yok bu arada.
0
akhenaten
(18.09.23)
(2)

çamaşır makinasında beyaza dönüşen ekru ceket

feldspar
bilirsiniz bazı anneler her şeyi karman çorman çamaşır makinasına atar ve bazı kıyafetlerin rengi bozulur. benim de ekru kot ceketim böyle bir yıkama sonucu beyaza dönüştü. bunu tekrar ekruya nasıl dönüştürebilirim :( çok üzgünüm. tekrar almak istesem alamam. pahalı bir ceketti.
bilirsiniz bazı anneler her şeyi karman çorman çamaşır makinasına atar ve bazı kıyafetlerin rengi bozulur. benim de ekru kot ceketim böyle bir yıkama sonucu beyaza dönüştü. bunu tekrar ekruya nasıl dönüştürebilirim :( çok üzgünüm. tekrar almak istesem alamam. pahalı bir ceketti.
0
feldspar
(18.09.23)
O iş öyle olmuyor ki :D İçinizdeki sanatçıyı ortaya çıkarıp boyamak isterseniz başka tabi.

Giden renk geri gelmez :(
0
akhenaten
(18.09.23)
Maalesef o renk geri gelmez, eğer düz beyaza döndüyse yine iyi, benimkiler bazen hareleniyor.
öte yandan ceketinizi boyayabilirsiniz, ama aynı renk olur mu, şansa kalmış.
0
SiyamkedisiZorro
(19.09.23)
(2)

zamaninda bir web sitesi vardi fransizca eski sarkilari calan

UriahHeep
boyle fransa bayragi filan vardi sitede. Aklima takildi hatirlayan var mi?
boyle fransa bayragi filan vardi sitede. Aklima takildi hatirlayan var mi?
0
UriahHeep
(18.09.23)
Doğrudan siteyi değil de fransızca eski şarkılar çalan nir yer arıyorsanız radiooooo.com var.

Ülke, dönem ve müzik temposu seçip dinleyebiliyorsunuz.
0
akhenaten
(18.09.23)
@akhenaten cok keyifli bir siteymis tesekkurler
0
🌸UriahHeep
(18.09.23)
(10)

Şişe bira vs kutu bira

nundu
Yıllardır öyle aşırı olmasa da iyi kötü bira içerim ama hayatımda sanırım hiç kutu bira almadım. Hep de merak ediyorum şişe bira varken insanlar niye kutuyu tercih ediyor. Kutu birayı içmek şişeye göre daha zor, ayrıca hijyenik değil. Bi de metalik tat da geçebiliyor bazen kutu içeceklerde. Şişe bir
Yıllardır öyle aşırı olmasa da iyi kötü bira içerim ama hayatımda sanırım hiç kutu bira almadım. Hep de merak ediyorum şişe bira varken insanlar niye kutuyu tercih ediyor. Kutu birayı içmek şişeye göre daha zor, ayrıca hijyenik değil. Bi de metalik tat da geçebiliyor bazen kutu içeceklerde. Şişe birayla aralarında da fiyat farkı ya yok ya da yok gibi bi şey. O zaman efes şişe yerine efes kutu almak için nasıl bir sebep kalıyor?
0
nundu
(16.09.23)
taşıması kolay, çöpü az, soğutması kolay benim aklıma bunlar geldi ve olduğu sürece teneke alıyorum. ışık görmüyor bir de tat olarak fark yok bence
0
oldz
(16.09.23)
Sogumasi kolay +1
Tadinda oyle buyuk bir xegisiklik yok hatta siseye gore ben daha cok seviyorum. Sisede bira tadini kutuya gore daha az aliyorum bilemiyorum
0
mor oje
(16.09.23)
Hijyen konusunda bir sıkıntı yok. Çünkü üst kapakları alüminyum folyo kaplı.

Metalik tat geçmez. Çünkü kutunun içi ayrıca kaplı.
www.google.com

İçerim. İçerken hiç zorlanmadım. Bir zorluğu yok bence.
0
Mirket
(16.09.23)
Konuya biraz alakasız bi yerden giriyorum ama birayı mümkünse bardakta içmek lazım. Yoksa gaz yapar :)

www.youtube.com
0
plutongezegendegilmi
(16.09.23)
@pluton

Ben de mümkün oldukça hep bardağa döküp içerim :)

@Mirket

Ya o benim beceriksizliğim de olabilir ama ben kutu kolayı falan da çok beceremiyorum içmeyi. Daha doğrusu böyle lıkır lıkır içme rahatlamasını alamıyorum. Alüminyum folyo da hepsinde olmuyor gördüğüm kadarıyla sanki.
0
🌸nundu
(16.09.23)
@nundu işin satıcı tarafında olarak söyleyeyim, artık hepsinde var sanırım. yani efes, tuborg, carlsberg, amsterdam, bremen, budweiser, blanch 1664, bomonti, varım, beck's...

bu markalarda olduklarını söyleyebilirim en azından.
sanırım covid döneminden sonra iyice arttı bu olay.

bir de reddit'te bununla ilgili bir post okumuştum. hani bir aralar facebook'ta seneler önce bir paylaşım vardı "teneke koladan kola içen çocuk bilmemne virüsünden öldü. meğer kola tenekesine fare işemiş!!" şeklinde. bu efsane en azından yurtdışında da yaygın denilebilir. çünkü reddit'te de millet bu yüzden olduğunu falan sanmış ama yok.

asıl amaç hijyenden falan çok, o alüminyum folyoya da yazı, renk, baskı vs. yapıyorlar. bir nevi ürünün tamamlayıcısı yani. biraz da hijyen takıntılı bireylerin içini rahatlatmakmış :))

kısa bir bilgiden sonra, sorunu cevaplayayım;
metalik tat denir mi bilmem ama, efes ve tuborg özelinde konuşursam teneke biraların tadı bana bir miktar daha "sert" veya "keskin" geliyor.
şişe versiyonlarında öyle bir durum yok ama.
şişedekileri daha bi' "lıkır lıkır" içebiliyorum.

kutu tercihinin sebebi de tamamen insanların cam şişeyle, ağır cam çöpüyle, depozitosuyla vs. uğraşmak istememesi. ve evet oldz+1 teneke kutu biralar bariz daha çabuk soğuyor.
0
thedepressed
(17.09.23)
@thedepressed

Fare idrarından leptospiroz hastalığı bulaşıyor bu bi gerçek. Kutu kolalardan vs çok bulaşma öyküsü var, bize tıp fakültesinde çok anlattılar. Özellikle sel vs gibi durumlardan sonra vakalar çok artıyor böyle içeceklerden bulaşmada. O yüzden evet hepsinde koruyucu olması lazım, artık varsa çok iyi. Pandemiden beri özellikle dikkat etmedim var mı diye, öncesinde bazılarında vardı diye hatırlıyorum.
0
🌸nundu
(17.09.23)
Şişe taşırken ses yapıyor, meraklı komşulara etiket olmamak için kutu alıyorum
0
useless
(17.09.23)
eve alacaksam kutu, disarida iceceksem sise alirim. bence de kutudan direkt icmek konforsuz, o yüzden evde bardaktan icerim. kutunun avantaji saklamasi, tasimasi, sogutmasi daha kolay, sisenin tek avantaji daha kolay icilebilmesi. tat farki bence yok, varsa da ben farketmiyorum.
0
sir gawain
(17.09.23)
Ben de bir tek kırmızı tuborg içerken kutu alıyorum, şişesi yok çünkü. Onun dışında şişe alıyorum ama hiç bu kadar detaylı düşünmedim şişe almamın sebebi camın daha kaliteli bir malzeme olması, içimi daha güzel geliyor.

Yalnız şimdi düşününce kırmızı tuborgun şişesi çıksa onun yerine kutu tercih ederim heralde, çünkü alışkanlık :D
0
akhenaten
(17.09.23)
(6)

Teknik CV'de "zayıf noktalar"ı yazmak ve öss

WithWorth
ilan'da geçen ve benim uzaktan aşina olduğum konuları belirtmek hakkında ne dersiniz ?bir de öss 10.000 derecesi yazılır mı ? (başvurulan yerdeki herkesin çok daha iyi)edit: müthişsiniz arkadaşlar, teşekkürler cevaplar için.
ilan'da geçen ve benim uzaktan aşina olduğum konuları belirtmek hakkında ne dersiniz ?

bir de öss 10.000 derecesi yazılır mı ? (başvurulan yerdeki herkesin çok daha iyi)

edit: müthişsiniz arkadaşlar, teşekkürler cevaplar için.
0
WithWorth
(16.09.23)
zayıf noktalar derken, konu hakkında az buçuk konuşup iş görecek bilgi varsa yazılır.
şahsen öss sıralamasını yazan bir cv görsem bu ne ego derdim.
0
kondansator
(16.09.23)
Teknik CV'de zayıf noktanın ne işi var.

10 bin fikri çok kötü.

İyi bir şeyi kötü gösterme fikri sıkça yapılan bir şey ve inanılmaz itici.

Sınav sıralaması mantık dışı bir şey. Tecrüben varsa bitmiştir. CV'de bunun olması zaten uygun değil. Bu ancak görüşmede sorulabilir. Onda da bir şey sallayıp geçersin. Teknik pozisyonlarda İK söz sahibi değildir genelde. Bilmiyorum desen de tecrüben varsa geçebilirsin görüşmeyi.
0
dissendium
(16.09.23)
zayıf nokta, öss skoru bunlar manasız. CV'nin tek bir amacı olmalı. aranan pozisyona uygun iş yapabilir-iş yapmış, eline aldığı görevi tamamlayabilir olduğuna ikna etmek.
0
orpheus
(16.09.23)
CV'de ÖSS puanının bir anlamı yok +1

İletişim bilgileri, mesleki deneyim, eğitim bilgileri, varsa işin gerektirdiği yazılımsal ve diğer teknik ekipmanlar arasından hakim olduklarınızı gösteren liste ve yine varsa anlamlı referanslar olması gereken temel bilgiler.

Kötü yönler, iyi yönler, mesleki hikayeler, kişisel ilgi alanları gibi şeyler mülakatta sorulduğu takdirde cevaplandıracağınız şeyler.
0
akhenaten
(16.09.23)
Yukaridakilere ek olarak Yeni mezunsan az bildigin konulari ve sinav dereceni yazabilirsin. Cunku ise alirken senin potansiyeline bakiyorlar, ne bildigine degil.
0
zimbirik
(17.09.23)
"başvurulan yerdeki herkesin çok daha iyi"

bu kafayi acilen terket..nice ossde derece yapmis insanlar lise mezunlarinin yaninda beyaz yaka olarak calisiyor.. akademik basari hersey degil, oyle olsaydi cogunlugumuz duz amele olurduk.
0
cooperr
(17.09.23)
(2)

BES'in hangi kurumdan olduğunun bir önemi var mı?

biseysorcaktim
Yaklaşık 1buçuk sene önce çalıştığım yerde otomatik bes açılmıştı, kapatmadım. devam etmek istiyorum. o bankayı sevmiyorum, kullanmak istemiyorum.* bes'imi taşıyınca 1buçuk yıllık hakkım da gelecek diye biliyorum, doğru mu?* hangi şirkete geçtiğim önemli mi? bes fonları belli zaten. X şirkete geçsem
Yaklaşık 1buçuk sene önce çalıştığım yerde otomatik bes açılmıştı, kapatmadım. devam etmek istiyorum. o bankayı sevmiyorum, kullanmak istemiyorum.

* bes'imi taşıyınca 1buçuk yıllık hakkım da gelecek diye biliyorum, doğru mu?
* hangi şirkete geçtiğim önemli mi? bes fonları belli zaten. X şirkete geçsem Y şirketinin kurduğu fonu alamıyor muyum?
* komisyon, kesinti vs gibi şeyler az-çok aynı değil mi?
(sağlık sigortamın olduğu ve hali hazırda memnun olduğum kuruluşa geçmeyi düşünüyorum)
0
biseysorcaktim
(14.09.23)
Şöyle bir yazı var bakabilirsiniz

www.zeynepcandanaktas.com

Temelde sıkıntı şu, bağlı olduğunuz şirkete girerken çıkışa ertelenmiş giriş aidatı diye bir kesintiyi kabul etmiş oluyorsunuz bütün şirketlerde var bu. Bunun miktarı brüt asgari ücretin %8,5'i ve süresi 5 yıl. Siz değişiklik yapmak isterseniz bu beş yıllık aidatın alınmadığı ve artık alınamayacağı her yıl için toplu şekilde bu kesintiyi yapıyor. Bu da yaklaşık 5 bin lira civarında bir tutara denk geliyor.
0
akhenaten
(14.09.23)
Bunu BES'i taşıyacağınız kuruma sorsanız bence yardımcı olmaya çalışırlar. Hatta geçiş kesintisi filan varsa pazarlığını yaparsınız.
0
SiyamkedisiZorro
(14.09.23)
(8)

Bu aylarda bir anksiyete peydah oluyor mu ?

bluewhale
Yaz bitti, ortam sezsizleşti falan ortalığa bir hüzün çökmüş gibi olmuyor mu ? Nası geçiririz ?
Yaz bitti, ortam sezsizleşti falan ortalığa bir hüzün çökmüş gibi olmuyor mu ? Nası geçiririz ?
0
bluewhale
(13.09.23)
Mevsim geçişlerinde oluyor ( belki olur dediklerinden bilmiyorum ama ) olur oluyor .
0
dunyatuhaf
(13.09.23)
Olmuyor. Eylül ayını çok seviyorum. Hava güzel esiyor. Güzel bir koku oluyor. Sıcak değil, soğuk değil. Huzurlu hissediyorum. Nasıl geçebilir? Dışarı çıkın. Doğaya temas edin. Yürüyüş yapın.
0
dissendium
(13.09.23)
Anksiyete olmuyor, depresiflik oluyor yazdan sonbahara gecerken.
0
ahm1
(13.09.23)
valla bende ilkbaharda oluyor nedense:)
0
nothing in my way
(13.09.23)
hayir olmuyor. bende de ilkbaharda oluyor. yazin artiyor.
bir yerde okumustum intihar vakalari en cok yazin goruluyormus. yani kasvetli hava falan ogrenilmis seyler. asil huzun gunesli havada cokuyor
0
Kittie
(13.09.23)
Bende oluyor, çok bariz. Kışın ben ben değilim, sabah karanlıkta uyanınca bütün gün kendimi rus romanı karakteri gibi hissediyorum. Yaz halim ve kış halim ciddi oranda farklı. Ayrıca kışlık kıyafetler de çok zevksiz geliyor gözüme, herkesin üstünde lacivert, gri ya da haki tonlu kapitone montlar görmekten usanıyorum.
0
akhenaten
(14.09.23)
İşte buralara (eksiduyuru) yazıyorsun. Ne zamandır aramadığın arkadaşlarını arıyorsun görüşelim diyorsun. İzlenecekler listendeki filmleri izlemeye başlıyorsun. Bulunduğun sakin ortamdan ayrılıp nispeten daha hareketli merkezi yerlere daha sık gidiyorsun bu süre zarfında. Yazın enerjikliğinin yaratmış olduğu ivme iyice azalana mevsim normallerine dönene kadar tampon görevi görecek daha bir çok eylem ile kış moduna geçiyorsun.
0
Jazz
(14.09.23)
paranoya ve depresiflik gözlemliyorum
0
gadlemler
(14.09.23)
(8)

Önce kirip sonra özür dileyen yeni sevgili

polopan
Son 4-5 haftadir görüstügüm kiz her sey normal ve güzel giderken olmayacak bir seyden dolayi maraza cikartip telefonda "bana saygisizca davraniyorsun, kendimi kullaniliyormus gibi hissediyorum" tarzi kirici seyler söyledi. Ben sükunetimi koruyup seni anliyorum deyip konusmayi sonlandirdim. Biraz yen
Son 4-5 haftadir görüstügüm kiz her sey normal ve güzel giderken olmayacak bir seyden dolayi maraza cikartip telefonda "bana saygisizca davraniyorsun, kendimi kullaniliyormus gibi hissediyorum" tarzi kirici seyler söyledi. Ben sükunetimi koruyup seni anliyorum deyip konusmayi sonlandirdim. Biraz yeni iliski anksiyetesi belirtileri gösteriyordu zaten, bir seylerden tetiklendigini düsündüm ve uzatmadim. Bugün uzunca bir sesli mesaj gönderip özür diledi, asiri reaksiyon verdim, büyütülecek bir sey degildi cok üzgünüm, buzlari eritip kaldigi yerden devam etme fikrine acik misin dedi. Ben duygusal ve hassas bir insanim böyle inislerim cikislarim olabiliyor dedi. Daha önceki görüsmelerimizde de arada bir duygularinda cabuk yükselisler ve düsüsler yasadigini söylemisti. Bazen hizli reaksiyon veriyorum, olgunlasmamis insan davranisi gösteriyorum, sonradan düsününce farkina variyorum demisti. Kenara not alip devam etmistim, simdi uygulamali görmüs oldum.

Acikcasi bu sikintisiyla aktif olarak basa cikmaya calismadikca kendisiyle saglikli bir iliski kurulabilecegi konusunda pek bir umudum yok. Öte yandan kendini taniyip anlamaya calismasi, bazi seyler karsisinda olgun davranamadigini acikca paylasmasi, özür dileyip telafi etmeye calismasini da görmezden gelmiyorum. Iyi bir terapistten yardim almasi gerekir gibi hissediyorum ama ben psikolog degilim, üstten bakarak konusmak ve teshiste bulunmak istemiyorum. Sadece kendim uzun süre terapi almis biriyim, kendisinin hic terapi deneyimi yok söyledigi kadariyla. Yaslarimiz da az degil, 30 üstüyüz ikimiz de.

Bu tarz bir durumda nasil davranmak gerekir?

Edit: Araya bir kac ekstra detay ekledim.
0
polopan
(11.09.23)
bir defa şans tanınabilir diye düşünüyorum. esas bundan sonraki davranışları önemli zaten. istikrarsız bir insansa sağlıklı bir ilişki kurulamaz evet. "normalde" 30 yaşını geçmiş bir insan böyle hataları bir ilişkinin toplam süresi boyunca 1 ya da 2 kez yapar. O hakkını başta kullanmış olsun.
0
sanguine
(11.09.23)
Kişisel olarak hatasız ve mükemmel olduğunuzu düşünüyorsanız, hanımefendi hayatınız boyunca aradığınız partner değilse, aşık olmadıysanız, hayal kurmuyor, heves dolmuyorsanız, uğraşması zor bir durum olacaktır. Otomatik tepkiler (eylem ve söz) çocuklukta kazanılmış şeyler oluyor genelde, psikolojiye merakınız yoksa, destek olmak sizin için yük ise vedalaşın derim. Profesyonel destek de alsa süreci tek kişilik olmayacaktır, tüm farkındalıklarının suçlamasını en yakınındaki kişiye yapar insanlar kendini keşfetme ve baştan sevme aşamasında. Buna alanı olmayan veya bu alanı yaratacak tecrübesi olmayan birisi için zor bir deneyim olacaktır.
0
hasmetizm
(12.09.23)
Ingilizce cok guzel bir ayrim var, emotional vs sensitive. Ikisi ayni sey degil. Hepimiz hassas olabiliriz ancak duygusal olgunluk verdigimiz tepki ile ve nasil bas ettigimiz ile ilgilidir. Bunun yaninda sizin de tetiklendiginiz durumlar vardir ve baskalarina gore gereksiz ya da fazla olabilecek tepkileriniz olabilir. Ikili duygusal iliskiler genellikle yaralarimizla en cok sinandigimiz iliskiler oluyor, bag kurma ihtiyacimiz, kendimize dair inanclarimiz vs hepsi gun yuzune cikiyor. 4-5hafta karar vermek icin, bence, yeterli bir sure degil, konusa konusa devam etmeyi tercih ederdim. Bunun yaninda hem onun hem sizin tarafinizdan boyle olaylar yasanmasi gayet normal, hepimiz koca bir gecmisle, sorunlarla doluyuz, kimse copsuz uzum degil. Kim icin caba gostermeye, sabirli olmaya deger, kim sizin icin bunu dusunecek, bunlari zaman gosteriyor.
0
kassiopeia
(12.09.23)
Sizin için overanalyze modumu serbest bırakayım iki dakka :D

Senaryo 1- Alındığı durum gerçekten kendi açısından ya da genel görüşe göre haklı görülebilecek bir sebepti ancak çeşitli nedenlerden (yaş, kaybetme korkusu, hatalı bağlanma biçimi vs.) geri adım atıp kafasında sizin ilişkiyi bitirme ihtimalinizin korkusundan kendini kurtardı. Bu çok kötü bir durum, tehlike çanları çalıyor.

Senaryo 2- Alınma sebebi kendi açısından haklı olmasına rağmen sizin kendisini yeterince tanımadığınızı kabul ederek size ılımlı yaklaşma yolunu seçti. Bu anlaşılır bir şey, ancak konuyu sohbet havasında ele alıp açıklaması iyi olurdu.

Senaryo 3- Alınma sebebinin haksız olduğuna inandığı için özür dileyip konuyu tatlıya bağlamak istedi, bu olumlu ama dengesiz bir durum. Gelecekte bunun tekrarı muhtemelen olacaktır.

Senaryo 4- Alınma sebebi genel kabule göre haksız görülebilecek bir durum ve kendisi de aslında böyle düşünüyor ama karakter yapısı haksız olduğunu düşünmesine engel oluyor ve konuyu kapatmak istiyor, bu durumda büyük ihtimalle sizi alıştıra alıştıra duruma adapte etmeye çalışacaktır bilinçli ya da bilinçsiz şekilde.

Senaryo 5- Başka ufak nedenler vardı, bunları sizle konuşmadı zaten alınmış haldeyken üstüne bir şey daha olunca fazla tepki verdi ve verdiği tepkinin o olay bazında abartılı kaçtığı belliydi o da tatlıya bağlamak istedi. Her insan saçmalayabilir, bu tatlıya bağlama tavrı gelecekte alacağı tavra göre olumlu ya da olumsuz olabilir.

Velhasıl: Ortada belli ki konuşulmayan bir şey var. Bu şey büyümeden konuşsanız iyi olur. "Arada böyle olabilir" demek bunun altında bir sebep yatmadığı anlamına gelmiyor. Neden arada böyle olabildiğini, hangi korkusunun bunu tetiklediğini, o an ne hissederek böyle yaptığını konuşup anlamaya çalışın. Eğer ilişkide gelecek görüyorsanız sert yapmak yerine bu korkusunun endişesinin yersiz olduğunu telkin ederek ilerleyin. Bunun için psikolog olmak gerekmiyor aslında, bu da temel insani bir yaklaşım. Şu zamanda sorunsuz insanı kim görmüş ki siz bulasınız :D
0
akhenaten
(12.09.23)
4 / 5 hafta içinde henüz yeni tanışıyorsunuz. Arıza (!) çıkardıktan sonra üzerine düşünen, yazmak yerine de sesiyle (tonlama) sizden özür dileyen ve bu esnada da hatasını kabul eden birisi candır bana kalırsa. İyi anlaştığınız, heyecanlandığınız birisini bulmak kolay değil ki hemen atalım, yerine yenisi gelsin...
0
charbiel
(12.09.23)
Gercegi soylemek gerekirse bu sekilde toksik cevap veren kisiler sonradan duzelmiyor.Iliski gelecege evrilirse muhtemelen 15 sene sonra da bir seylere bozulup surat asan bir karakterle birlikte olacaksin.
0
turkuaz
(12.09.23)
Yaşlarınız kaç olursa olsun; şimdiye kadar ilişki içerisinde bulunduğunuz bireyler ki; aileler dahil, bazen olaylar karşısında alınan aksiyonlarda belirleyici olabiliyor. İlişkilerin başlarındaki heyecan yerini rutinlere bırakmaya başladığında ezber tepkiler de ortaya çıkıyor. İlişkiyi yaşadığınız kişiyle de buraya içinizi döktüğünüz gibi konuşursanız, birbirinizin ihtiyaçlarını daha bet duyar ve karşılamaya hevesinizin olup olmadığını anlayabilirsiniz. "Her türlü konforsuz duygunun temelinde, karşılanmamış ihtiyaç vardır." der Marshall Rosenberg. "Olmayacak bir şeyden dolayı mazara çıkarttı" olarak yorumladığınız şey, onun için karşılanmamış bir ihtiyacının sonucunda ortaya çıkan duygu ve beden dili olarak size yansıdı. Bu olayı sizin "kırıcı" olarak adlandırmanız da sizin karşılanmamış bir ihtiyacınız ve sonrasında yaşadığınız duygudur. Düşünceleri duygulardan ayırmak, kendini ifade edebilmek, o an kişide ve karşısındakinin iç dünyasında ve bedeninde neler olup bittiğini daha iyi anlamak için kullanılan çok sade ve etkili bir iletişim metodu var. Bazen terapiye gerek kalmıyorx bazen de terapi alabilmek için ilk adım olabiliyor. İlginizi çektiyse Şiddetsiz İletişim'i araştırabilirsiniz.
0
from where i ride
(12.09.23)
uzak dur. yol ver gitsin.
0
ayseee
(12.09.23)
(6)

sanat tarihi kitabı önerileri

denizzz
sanat tarihi hakkında okumalar yapmak istiyorum. aslında esas olarak ilgimi resim tarihi çekiyor. var mı önerileriniz? benim için başlangıç olacağından okunması kolay kitaplar tavsiye edebilirseniz daha iyi olur.
sanat tarihi hakkında okumalar yapmak istiyorum. aslında esas olarak ilgimi resim tarihi çekiyor. var mı önerileriniz? benim için başlangıç olacağından okunması kolay kitaplar tavsiye edebilirseniz daha iyi olur.
0
denizzz
(11.09.23)
Aradığınız şey Türkçe kaynaklar için çok zor aslında biliyor musunuz :D Bloglar vesaire dışında derli toplu resim sanatının gelişimini konu alan çok kitap yok. Başlangıç kitapları genel olarak her şeyi kapsar; mimari, resim, yerli, yabancı vs... Diğer kitaplarsa genelde belirli bir periyot için yazılmış (örn. 15.yy) sizi sıkacak kitaplardır.

Türkçe güzel bir kaynak var mı bu şekilde bilmiyorum ama aradığınız tarzda bir yapısı olan What Paintings Say: 100 Masterpieces in Detail diye bir kitap var. Seçilmiş 100 adet eseri inceliyor.

Kitabın içeriği şöyle, videosu varmış; www.youtube.com
Bu da d&r linki, ama stokta yok diyor; www.dr.com.tr

Kitap daha çok resim nasıl yorumlanır temalı.

Bu arada sadece resim değil, ancak başlangıç kitabı olarak sıklıkla önerilen bir kitap da Gombrich'in Story of Art'ı. Bunun Türkçe çevirisi var, sanatın öyküsü olarak bakabilirsiniz.
0
akhenaten
(11.09.23)
Ntv yayınlarının sanat isimli harika bir kitabı var. Agırlık görsel sanatlar üzerine. Bence kesinlikle edinmelisiniz
0
limonlu eksi
(11.09.23)
Twitter’da the cultural tutor bu konularda cok guzel floodlar yapiyor tavsiye ederim.
0
gibicibicis
(11.09.23)
(bkz: Sözden İmgeye Batı Sanatında İkonografi) güzel bir kitaptı, işinize yarayabilir.
0
salihdt
(11.09.23)
Gombrich - Story of Art +1
0
gergedan
(11.09.23)
500 sanatçının 500 eserinin yorumu için bunu düşünebilirsiniz :

static.nadirkitap.com
0
diyecevaplandı
(11.09.23)
(2)

ekonomi üzerine kaynaklar

mrctrk
Merhaba, Ekonomi parentezinde ,mikro ve makro ekonomi, emlak, teknik ,temel analiz, sektör analizi ,şirket analizi, ve borsa konusunda, Selçuk geçer gibi popülüst olmayan, Atilla yeşilada gibi emlak balon deyip insanları yanlış yönlendirmeyen. konuları anlaşılır , basit ve gerçekleri ile birlikte
Merhaba,

Ekonomi parentezinde ,mikro ve makro ekonomi, emlak, teknik ,temel analiz, sektör analizi ,şirket analizi, ve borsa konusunda,

Selçuk geçer gibi popülüst olmayan, Atilla yeşilada gibi emlak balon deyip insanları yanlış yönlendirmeyen.
konuları anlaşılır , basit ve gerçekleri ile birlikte anlatan, tavsiye edebilceğiniz yerli ve yabancı youtube veya podcast tavsiyeleriniz var mı ?

Bu anlamda beğendiğm bazıları ;

Zengni muallim (youtube)
Karavanda borsa (youtube)

Teşekkürler.
0
mrctrk
(10.09.23)
Siz bir süredir bu tarz şeyler soruyorsunuz, onun için söylemek istedim. Anadolu üniversitesi iktisat bölümünün 4 yıllık bütün müfredatının kitaplarına internetten ulaşabiliyorsunuz.

Eğer alanınız iktisat ya da ilişkili bir alan değilse ve sıfırdan bir şeyleri anlamaya çalışıyorsanız o ders kitaplarının hepsini düz kitap okur gibi de olsa ve aklınızda kalmayacak olsa dahi baştan sona bir okuyabilirsiniz, ondan sonra bence kendi kendinize ilerleyebilir hale geleceksinizdir.

Bir de teknik analiz ve day trading konusunda her zaman şüpheci olmakta fayda var. Teknik analizlerin kendi kendini doğrulayan kehanetler olduğu ile ilgili çok dikkate değer eleştiriler her zaman vardı ve bunun aksini gösteren çok şey de yok. Yani insanların genel psikolojisinin bir göstergesi olan destek ve direnç seviyeleri ya da trendler gibi geniş ve yorumsal ölçekli gerçekten topluluk psikolojisiyle iç içe göstergeler dışında kalan o çok çeşitli tipte formasyonlar çok da güvenilesi şeyler değil.
0
akhenaten
(11.09.23)
akhenaten;

çok teşekkür ederim, önerinizi dikkate alacağım.

Evet alanım iktisat değli, sadece normal bir vatandaş olarak ekonomik sistemi anlayarak , her şeyden öne defansta kalmak.

kitap gibi kaynaklar yerine daha çok dürüst ve gerçekçi kişilerin tecrübelerden faydalanarak pratik bilgilerle kendimi güncellemek bana daha mantıklı geliyor.
0
🌸mrctrk
(12.09.23)
(6)

Pastel boya aldım, napcam bunu ben?

beetlejuice
Bir anlık gazla 24lü toz pastel boya aldım. İlkokuldan gayrı resim yapmışlığım yok ama çok tatlılar <3 dayanamadım aldım. Hatta bi de yıllar evvel keçeli boya kalemleri almıştım ve bir çizgi bile çekmedim. Sanırım fetişimi keşfediyoruz şu an. Kağıttan başka nerede kullanılır, ne yapılır? Sanatkarlık
Bir anlık gazla 24lü toz pastel boya aldım. İlkokuldan gayrı resim yapmışlığım yok ama çok tatlılar <3 dayanamadım aldım. Hatta bi de yıllar evvel keçeli boya kalemleri almıştım ve bir çizgi bile çekmedim. Sanırım fetişimi keşfediyoruz şu an. Kağıttan başka nerede kullanılır, ne yapılır?
Sanatkarlık yok, zanaatkarlık daha ziyade...
0
beetlejuice
(10.09.23)
Pastel boyaları eritip saç kurutma makinesi ile tuval üzerinde şekil vererek kullanabilirsiniz <3
0
ruhen hastayim ben
(10.09.23)
@ruhen hastayim ben toz boya ısıyla eriyor mu? Sanki bıçakla kazıyıp yapılıyor gibi. Bir de sanırım sabitleyici spray sıkılması gerek en sonunda. Resim bilgim bitti :')
0
🌸beetlejuice
(10.09.23)
Tam da okulların açılış zamanına denk geldi demek. Derslerine çalışmaya teşvik etme şartıyla komşunun çocuğuna hediye edin.
0
diyecevaplandı
(10.09.23)
O eritme işi yağlı pastelle olur, toz pasteli eritmeye çalışmayın. Komşunun çocuğuna da vermeyin, boyaya yazık. :)

Canson gibi kalın kâğıtlarda çok güzel sonuç verir, keçeli kalemi de marker yerine kullanırsanız her iki anlamsız alışverişinizi birleştirip bir şeyler yapmış olursunuz. Kâğıt dışında bir yüzeyde çok bir şey olmaz, zamanla tebeşir gibi dağılır gider.

İlla birine verecekseniz güzel sanatlar, endüstriyel tasarım, moda tasarım vs öğrencisi bulup verin :)
0
kobuzchu kiz
(11.09.23)
Ek: kendiniz kullanmaya karar verirseniz sabitleyiciye bir sürü para vermeyin, bulabildiğiniz en ucuz saç spreyini alın, işinizi görür.
0
kobuzchu kiz
(11.09.23)
Teknik olarak olur mu olmaz mı bilmiyorum ama görüntü olarak hoş olabilir gibi geldi, teknik olarak olurunu olmazını siz bakarsınız

Üzerinde gömülü dikdörtgen bir eklenti olan sehpa gibi bir şey alıp eklentiyi çıkarın ve pasteli istediğiniz gibi eklentinin altında kalan girintili bölgeye serpin, renk geçişleri falan yapın. İçine simli şeyler, yapraklar falan da ekleyebilirsiniz. Sonra üstünü uygun epoksiyle kapatın. Üzerinde kahve falan için.
0
akhenaten
(11.09.23)
(6)

Taraftarı olunan takımın değiştirilememesi

Bir ben var benden şurada
Tamam münferit de olsa değiştiren vardır ama sorum onlarla ilgili değil daha genel, bir insan neden mensubu olduğu dinden eşinden ya da ne bileyim ülkesinden çoluğundan çocuğundan gerekli şartlar oluşursa vazgeçebiliyor da taraftarı olduğu takımdan vazgeçemiyor, bunun altında yatan sebep ne olabili
Tamam münferit de olsa değiştiren vardır ama sorum onlarla ilgili değil daha genel, bir insan neden mensubu olduğu dinden eşinden ya da ne bileyim ülkesinden çoluğundan çocuğundan gerekli şartlar oluşursa vazgeçebiliyor da taraftarı olduğu takımdan vazgeçemiyor, bunun altında yatan sebep ne olabilir?
0
Bir ben var benden şurada
(10.09.23)
çevresi tarafından alaya/linçe uğramamak için olabilir ancak bahsettiğin diğer değerleri değiştirmek bence takım değiştirmeye göre daha zor ve dikkat çekici.
0
makarnavodka
(10.09.23)
niye değiştirsin ki. değiştirdiği takımın tutuğu takımdan ne farkı var ki? ha ancak belki çok sevdiği bir oyuncu gelir onun etkisiyle bir sempatisi olabilir.
verilen örneklerde çok doğru gelmedi bana. insan zamanla eşiyle sorunlar yaşaya bilir veya din konusunda okuyarak doğru yolu bulabilir(din değiştirmekte aynı mantıkla gereksiz dinlerin birbirlerinden farkı yok) ama taraftarlıkta bir mantık yok ki.
0
my fault
(10.09.23)
Bence güzel soru düşündürdü. Küçüklükten kurduğumuz bağ ile ilgili sanırım. Kadınım, fenerbahçenin hiçbir maçını izlemem taraftar falan değilim ama takıma hep sempatim var. Fanatik baba kardeşler göre göre, hmm bu önemli bir şey duygusu küçüklükten yerleşmiş olabilir. Çünkü takım tutmayan eski erkek arkadaşımın babasının da futbola ilgisi yoktu mesela. Din insanın yaşam amacını belirleyen önemli unsurlardan biri, hayatını buna göre şekillendiriyorsun ya da din sebebiyle hayatın ciddi şekilde etkilenebiliyor günümüzde olduğu gibi. O sebepten onunla kurulan bağ zamanla zayıfladı.

Bu arada evrimsel bi açıklaması da olabilir. Erkekler grup halinde avlanırlar ve grup halinde yapılan aktiviteler hala olduğu gibi onlara keyif verir. Rekabet doğasında var erkeklerin. Evrimsel baktığında takımını bırakıp karşıya geçmen takıma zarar vereceğinden sosyal baskıya neden olacak bir durum. Zaten takım mevzusunun öldürmeye varacak kadar abartılmasının sebebi evrimsel bence.
0
personaa
(10.09.23)
evet, bu lafı biri demişti yıllar önce. "din değiştirirsin, cinsiyet değiştirirsin saygıyla karşılanır ama takım değiştirirsen dalga geçilir" vs. diye.

diğerlerini değiştirirken bir argümanın var çünkü. "okudum, düşündüm, ettim, artık dinler mantıklı gelmiyor" dersin değiştirirsin. "milliyetçilik de saçma. nüfus cüzdanımda türkiye vatandaşı yazsa ne olacak, brezilya vatandaşı yazsa ne olacak" dersin değiştirirsin.

ama takım değiştirirsen "lan adamlar iki güzel transfer yaptı diye takım mı değiştiriyorsun. her sene transferlere göre takım mı değiştiricen" falan denir. çıkar amaçlı bir ilişki hissi verir.

başka istisnai bir sebebin varsa değiştirebilirsin. atıyorum kulübün, taraftarların yıllardır ciddi bir duruşu vardır, o zaman değiştirsen fazla bir insanın bir şey diyeceğini sanmıyorum. ama sağlam bir duruş olmalı bu. iki politik slogan attı diye takım değiştirirsen dalga geçilir. o sloganları atanlar da iki ay sonra ne slogan attıklarını bile unutur çünkü.
0
ahm1
(10.09.23)
Tamamen kıçımdan sallıyorum: Taraftarlık zaten sonradan edinilen, kendi inşa ettiğin zamanla da irrasyonelleşen bir olgu. İlk başta, çocukken değiştirilebiliyor zira taraftarlığa duygusal yatırım yapılmamış; sebep de çoğunlukla ya doğal (Trabzonluyuz), ya dışsal (Babam da Beşiktaşlı) ya yüzeysel (Geçen sene Galatasaray şampiyon oldu), ya da mantıksal (En güçlü takım Fenerbahçe)

Ama yıllar geçince taraftarlık derinleşiyor; hem maddi, hem manevi yatırım yapılıyor, uğruna zaman ve para harcanıyor... Bu süreçte de taraftarlığın o ilk sebebi yeniden yorumlanıp sanki o takımın taraftarı olmak kişinin özünde olan bir şeymiş de, ilk sebep sadece vesile olmuş gibi bir hikaye oluşuyor. Yani bir nevi gerçeklikten kopuş söz konusu. Tabi bu sırada kişi o taraftar grubunun bir parçası da oluyor. Yani o noktada taraftarlık bir yandan kişinin benliğinin, diğer yandan da toplumsal kimliğinin parçası... Bu noktada bunu oturup düşünerek değiştirmek mümkün değil zira kişi ile tuttuğu takım arasındaki bağ rasyonel değil, duygusal bir bağ. Kişi inancını sorgulayıp, dinini değiştirebiliyor çünkü onun özünde hala "Denileni yap, cezadan kaç, ödülünü al" gibi temel bir mantık var.

Özetle bir yalan inşa edip ona inanıyorsun, aynı yalana inanmış inanlarla bir aradasın. Yetişkin halinle daha önce yarattığın yalanı inkar edip yeni bir yalana inanman pek mümkün değil, zira bu hem kendini reddetmek, hem de ait olduğun gruptan başka bir yalan inşa etmeye çalışmak için (Yani özünde herhangi bir fayda sağlamadan) ayrılmak demek.
0
salihdt
(11.09.23)
Ben de cevaplarla paralel bir şey diyecektim, çünkü takım "takım tutulur gibi tutuluyor"

Takım değiştirmek temelde hayata bakış açınızı değiştiren bir şey değil. A takımını ya da B takımını tutuyor olmak sizin hakkınızda sosyal bir çıkarım yapmaya sebep olmuyor. Dahası bir takımı desteklerken onun başarılı ya da başarısız gitmesinin sizin hayatınıza yansıyan bir yönü yok.

Örneğin insanlar bu futbol takımlarının hisse senetlerinden hangisine yatırım yapacakları konusundaki fikirleri gayet de değişiyor :D

Konu basit aslında. Takım değiştirmek için bir sebep yok, kendinize sebep bulursanız değiştirirsiniz.
0
akhenaten
(11.09.23)
(2)

İngilizce okuma yapabileceğim ücretsiz platformlar önerir misiniz?

hold the door
Readingimi ve genel olarak da ingilizce seviyemi geliştirmek için okuma yapmak istiyorum. quora veya reddit gibi herkesin yazıp çizdiği yerlerden ziyade bbc gibi dili düzgün kullanan yerlerde okuma yapmaya niyetlendim. BBC sıktı biraz.Bilim, teknoloji, sağlık alanında okuma yapabileceğim nereleri ön
Readingimi ve genel olarak da ingilizce seviyemi geliştirmek için okuma yapmak istiyorum. quora veya reddit gibi herkesin yazıp çizdiği yerlerden ziyade bbc gibi dili düzgün kullanan yerlerde okuma yapmaya niyetlendim. BBC sıktı biraz.

Bilim, teknoloji, sağlık alanında okuma yapabileceğim nereleri önerirsiniz? Dergi, pdf veya alternatif yöntemler olur more to read 2 çöz, wikipedia'da takıl gibisinden. iPad'im var.

Fakat new york times gibi ücretli platformlara para verecek bütçem yok malum öğrenciyim.
0
hold the door
(10.09.23)
VOA News olabilir, seviye de seçilebiliyor. YDS için hazırlanan metin kitapları da kullanılabilir, metinlerin cümle cümle analizleri mevcut. Hem advanced cümle yapıları ve kelimelerle akademik anlamda da katkı sağlar. Özellikle Modadil Yayınları'nın metin kitaplarını tavsiye ederim.
0
morca
(10.09.23)
Project gutenberg
0
akhenaten
(11.09.23)
(10)

Ciddi ilişkisi olanlara bir soru

sasailic
Ciddi düşündüğünüz adı henüz konulmamış bir ilişki de olabilir veya evlenmiş olabilirsiniz. Ne kadar sıklıkla tartışıyorsunuz? Ne kadar sıklıkla birinizin özür dilemesi gereken bir şey oluyor? Uzun süreli ciddi de düşündüğüm bir ilişkim var ama neredeyse her gün geriliyoruz ve çok sıkıldım bu durumd
Ciddi düşündüğünüz adı henüz konulmamış bir ilişki de olabilir veya evlenmiş olabilirsiniz. Ne kadar sıklıkla tartışıyorsunuz? Ne kadar sıklıkla birinizin özür dilemesi gereken bir şey oluyor? Uzun süreli ciddi de düşündüğüm bir ilişkim var ama neredeyse her gün geriliyoruz ve çok sıkıldım bu durumdan. Çevremde bu konularda fikir alabileceğim birisi yok size sormak istedim.
0
sasailic
(09.09.23)
Bu kisiye ve iliski dinamiklerine gore cok degisir. Kimi bu gerilimden kavgadan beslenir, iliskiyi de canli tutar bu durum. Kimisi de (ben mesela) kavga gurultu sevmez, konusarak cozmeye calisir.

Her gun diyorsaniz bu iliskinin dinamiginden ote bir sorun varmis gibi geldi. Iliskinin kendisinde olmayabilir ama kisilerde bir ruhsal sorun olabilir, iliskiye yansiyor olabilir. Evlilik dusunceniz varsa cift terapisi iyi gelebilir.
0
mor oje
(09.09.23)
4 Yıldır birlikteyiz, ayrılmak gibi bir düşüncem yok ondan da buna yakın bir his hiç almadım. Böyle tarif edince garip oldu :D Anlatmak istediğim, gelecek planında ayrılık konusunun acabası yok kısaca.

Zaman zaman ciddi tartışmalarımız oldu. Bunların hepsi ilişkiyi bir üst aşamaya taşıma dönemlerinde gerçekleşti ya da bunların sonucunda ilişki bir üst noktaya taşındı bilemiyorum. Zannedersem ben de o da arada "ben git gitde kendimi bağlıyorum bu ilişkiye ama acaba onun için öyle değil mi?" Hissiyle alınganlıklar yaşadı. Neticede hepsinin sonunda iki tarafın da ilerleme arzusunda olduğu görüldü. Checkpoint noktaları gibi bir şey sanırım bu. Bu tarz tartışmalar git gide azaldı. 1,5 yıldır falan bu tarz bir şey yaşanmadı, arada evlilik göndermeleri gibi şeyler yapılıyor artık, sanırım bir kriz evresi daha kapıda :D

Tartışmalar hiçbir zaman suçlamaya dönük olmadı, daha ziyade "neden böyle yapıyorsun anlamıyorum, anlamam lazım." eksenindeydi. Tartışmalar hiçbir zaman sessizlikle bitmedi "evet tamam anlaşıldı" hissiyatıyla bitti. Zaman zaman birkaç güne yayıldıkları oldu ancak sonraki tartışmaların hiçbiri öncekilerden temel alarak ikinci defa gündeme gelmedi. Kimsenin kırmızı çizgisinin diğerininkiyle ayrıkırı kaldığı olmadı ve bence en önemlisi kimse çirkinleşmedi.

Rapor böyle :D size yazarken kendim de düşünmüş oldum bir taraftan.

Tartışmaların olması doğal ancak hemen hergün olması bence biraz sakince oturup birbirinizi anlamaya çalışmanızı gerektiriyor. Birbirinizi anladığınızda anladığınız şey kabul edebileceğiniz bir şeyse bu güzel, yok değilse daha bu tartışmalar çok devam eder ve muhtemelen iyi bitmez, bunu da yaşadım.
0
akhenaten
(09.09.23)
Tartışmaların ya da gerginliklerin ilişkiyi diri tuttuğuna katılmıyorum. Beraber olduğum insan, her ne kategori altında olursa olsun, yanında en rahat ettiğim insan olmalıdır her zaman. Tam tersi gerginsem onu görünce sakinlesmeliyim.

Fikir ayrılıkları tabi ki olur, iki bambaşka insanız sonuçta, herkesin yediği şeyler, sevdiği renkler farklı. Bu olumlu anlamda tartisma, esas ilişkiyi besleyen şeyler iki insanın farklılıklari. Bunlar kısa vadelidir, kin ya da kazanma/kaybettirme duygusu yoktur, bunlarda özür dilenmez, sonraki güne sarkmaz gerginlige dönüşmez


İnsanlar, çoğunluk, partnerlerine kendi iradelerini empoze etmeye çalışıyor, bu da gerginliğe tartismaya yol aciyor. İşte gereksiz kıskançlik, sonra fazla müdahale, gereksiz hesap sorma, benim dediğimi yapsin/dinlesin tavrı, temelsiz ve sık alinganliklar, güvensizlikler. Normal bir ilişkide bunları çokça yaşıyorsam o ilişki sağlıklı değildir, iki tarafı da zehirler zaten.
0
sanguine
(09.09.23)
tartışma var tartışma var, aslında özür boyutuna gidiyorsa taraflar hata yaptıklarının farkında demekki. bizde çok olmuyor ya, x bir konuda tartışabiliyoru ancak öyle özürlük bir durum olmuyor. tartışmayı yaratan konuların temeline inmekte fayda var. atıyorum, ben x konusunu aşırı abartıyor olabilirim ve bu yüzden tartışma çıkartıp özür diliyorumdur
0
kondansator
(09.09.23)
Şimdi düşündüm ayda bir mi desem dedim ama o da çok net gelmedi. Yani o kadar az ve önemsiz şekilde oluyor ki aklıma bile gelemiyor.

Her gün gerildiğim bir ilişkim oldu, özellikle beraber yaşadığımız 6 ayda. Her gün rahatlamak için ailemle falan konuşurdum çünkü daraliyordum :) olmadi. Her gün ben yapamam.
0
logisticsmanager
(09.09.23)
Biz ilk sene o kadar sık o kadar şiddetli tartıştık ki benim önceden toplamda 8 yıllık bir ilişki deneyimim vardı farklı insanlar ile. Onların toplamından daha fazlasını o 1 sene içerisinde yaşamışımdır. Çok değişik bir deneyimdi.

Dedim herhalde toksik ilişki dedikleri bu oluyor çünkü hiç normal değil. Ben sesimi yükseltmem, şiddet uygulamam. Sesimi yükseltmeye, neredeyse şiddet uygulama noktasına geldim.

Biraz daha devam etseydi sonlandıracaktık. Fakat karşınızdaki insan afaderseniz mal değil ise, tartışmalardan bir şeyler kapıyor, özeleştiri yapıyor veya karşı tarafı öyle kabul ediyor, bir şeyleri sorun etmemeye başlıyorsa ya da soruna yol açacak yola girmiyor, yol açacak şeyleri ortadan kaldırıyor ise kavgalar azacaktır.

Birbirini iyi tanımamaktan da kaynaklanıyor. Çünkü ister istemez aile veya çevreden gördüklerimizle bir takım çıkarımlar yapmak durumunda kalıyoruz karşı taraf için. Kimisi tecrübe ile sabit nokta atışı şeyler oluyor. Kimisi de boşuna günahını almışım, boşuna kuruntu yapmışım, kekoluğumdan yapmışım, eski kötü tecrübelerimden ötürü böyle davranımışım.. gibi farkındalıklarla sonuçlanıyor.

İlk 1 yılda her gün, gün aşırı veya 2 günde 1 olan kavgalar ilk 1 yıldan sonra haftada 1 olarak devam etti. Şu an ya 2-3 haftada 1 ya da ayda 1 şeklinde devam ediyor ki bu da normal yani insan yeri geliyor kendisi ile bile tartışıyor anlaşamıyor. Eşimde öfke sorunu vardı onu da baya dizginledi. Kavga etsek de yükselmiyoruz artık.

Yani burada önemli olan, kavgalar size bir şey katıyor mu? Verilen savaşların sonu aydınlık mı? Eğer böyle bir gelişim gözlemleyemiyorsanız yolu ayırmakta fayda var ister sevgili olsun ister eş olsun.
0
ananiyimioguz
(09.09.23)
1 sene sevgili olup evlendik, 1 seneyi de evli olarak devirdik. sevgiliyken sadece 1 kez kavga etmiştik. evlenince de 4 5 olmuştur. 2 senede toplam bu kadar. hiç biri 3 saatten uzun sürmedi, özür dilenip kapandı.

ben huzur seviyorum böyle rahat ediyorum ama normali budur diyemiyorum çünkü bu biraz da karaktere bağlı. kimi arkadaşlar var ki kavga ettikçe evliliği daha tutkulu sürdürdüğünü iddia ediyor. kendilerini öyle iyi hissediyorlardır.
bu işin normali yok hangi şekilde iyi hissediyorsan senin normalin o.
0
kaptan maydanoz
(09.09.23)
Tartışma ve kavga arasında büyük farklar var ancak yine de "her gün" fazladan da fazla bana kalırsa. Bir insan her gün neye gerilebilir ki? Hayat kötü, zor bla bla da insan sevdiğinin yanında onu o gün mutsuz eden şeyden bahseder, çok lazımsa şikayet eder, beraber dertleşilir istiklal marşı ve kapanış... Fakat her gün sevdiği insana geriliyorsa orada bir durup dışardan bakmak gerekir bence.

Tartışmalara da gelince, çiftler elbette tartışırlar. Normal bir ses tonuyla, çözüm odaklı ve açık iletişim ile halledilemeyecek hiçbir konunun olduğunu düşünmüyorum. Bizim tartışmalarımız genellikle kahkahalarla bölünüyor. Ciddi ciddi tartışırken arada mutlaka birimiz şaklabanlık yapıp konunun buharını alıyoruz. Konularda genellikle "anladım, dikkat ederim, haklısın, bu konu değişmeyecek ama orta yolda buluşalım" cümleleriyle bitiyor.

Durum raporuna da gelirsek 2 yıl, 0 kavga, gülüp eğlenmeli nice tartışma (10'u bulmamıştır o da).
0
charbiel
(09.09.23)
20+ senedir evliyim, 20 defa tartışmışızdır belki, o da adabıyla, kırmadan, karşılıklı hissettiklerimizi paylaşarak. Sık tartışma illa kötü değildir belki, nasıl tartıştığınıza bağlı. Gerginlik kesinlikle iyi değil, insan sevdiceğinin yanında huzurlu hissetmeli.
0
SiyamkedisiZorro
(11.09.23)
Bu arada, bu tartışmaların yarısını evlenmeden önce ve evliliğin ilk senesinde yapmışızdır.
0
SiyamkedisiZorro
(11.09.23)
(7)

Kuran gerçekten etkileyici ve şairane bir kitap mı?

Unde bach canim
Sesi çok güzel kişiler müzikal şekilde okuyunca her şey etkileyici olur da, iddia edildiği gibi araplara göre gerçekten onjektif bakıldığında etkileyici be şairane dizelere mi sahip?Arapça bilmediğim, bilsem bile anadilim olmadığı için yorum da yapamıyorum
Sesi çok güzel kişiler müzikal şekilde okuyunca her şey etkileyici olur da, iddia edildiği gibi araplara göre gerçekten onjektif bakıldığında etkileyici be şairane dizelere mi sahip?

Arapça bilmediğim, bilsem bile anadilim olmadığı için yorum da yapamıyorum
0
Unde bach canim
(08.09.23)
Arapça ile ilgili bir merakın varsa mahir ünsal eriş ile töre sivrioğlu nun arap dili ve kültürü konuştukları bölüm güzel, kuran'a da değiniyorlar haliyle
open.spotify.com
0
freebird5406_2
(08.09.23)
Ben biliyorum Arapça. Kim yazmış yahut kim indirmiş olursa olsun bence olağanüstü bir kitap.

Klasik Arap şiirine benzemiyor. Yani beyitlerden oluşmuyor. Hatta ilk başta "bu da ne ola ki?" diyebilir bir Arap. Ancak çok sıradışı bir ahengi ve üslûbu var.

Ekleme: incil aramice, tevrat ibranicedir. Tarz ve hitabet aynı demek için (ki alakası yok) bu üç dile hakim olmak gerekir.
0
yadigar
(09.09.23)
İncil, Tevrat, Kuran, hepsi aynı elden çıkmış gibi aynı tarz ve hitabetle yazılmış kitaplar. Birisi tutunca diğerleri de "aa bu yöntem çalışıyor bak" deyip kopyalamış gibi. O tarz ve tonlamayla ne yazılsa benzeri etkileyiciliğe sahip olurdu zaten.
0
gallienus
(09.09.23)
Benim bildiğim kadarıyla her arap, Kur'an arapçasını anlayamıyor...Bu yüzden hem türkçede hem başka dillerde farklı çevireleri mevcut.

Kur'an arapçası, arabistan'da kullanılan günlük arapçadan farklıydı sanırım...
0
gadlemler
(09.09.23)
Kuranın dili eski olduğu için çok rahat olmasa da ne dendiğini anlıyordur normal bir arap. Ama pek etkilenmiş durmuyorlar. Adamlar kuranı kafasına yastık yapıp camide uyuyorlar mesela rahat rahat. Bir arabın konuşurken kurandan alıntı yaptığını da pek duymadım. namazlarını kılıp işlerine bakıyorlar.
0
parka
(09.09.23)
yalnız atlanan bir durum var kurana tanrının veya muhammedin yazdığı bir kitap olarak bakmamak lazım. o dönemin gücü elinde bulunduranları tarafından(muhammed sonrası dönem), o dönem ki arap siyasetine yön vermek ve bir anlamda halkın karşısında güçlerini korumak için yazıldığını unutmamak lazım. bu yüzden o dönem okuyanlar için etkileyici, şairane, ilahi ne derseniz deyin bir güçte olması gerekliydi. bu yüzden size de böyle geliyor olabilir.
0
my fault
(09.09.23)
Etkileyici ve şairane diye ayırdığınızdan anladığım kadarıyla hem anlatımı hem de tınısı üzerinden ayrı bir değerlendirme arıyorsunuz. Arapça'da ne ifade ediyordur bilmiyorum ancak bana vurgulandığı kadar etkileyici gelmiyor, zaten bir kutsal kitaptan da edebi etkileyicilik beklememek gerekir sanırım, bu tip bir karşılaştırma nereden çıktı anlamadım hiçbir zaman, bir dönem de kuranda yazan her şeyi "bilimsel açıklamasından önce işte burada yazıyordu" diye irdeleyen bir grup insan vardı artık çok yoklar sanırım. Bence böyle şeyler olayı özünden ayırıp konuyla ilgili olmayan başka bir hale sokuyor.

Bu arada incil ya da yeni antlaşma aramice değil. Aramice İsa'nın anadili, ancak o dönemde İsa'nın yaşadığı bu bölge Roma'nın doğusu ve hakim dil Yunanca. Bu bölgede yaşayan topluluklar kendi yerel dilleri haricinde anlaşmak için Yunanca da biliyorlar. İsa'nın da Aramice dışında Yunanca ve İbranice biliyor olması çok doğal. Ancak bunun da ötesinde yeni anlaşma havarilerce mektuplar şekilde yazılıp imparatorluğun her yerine yollanan metinlerin derlenmesiyle oluştuğu için Yunanca olması çok doğal ki zaten mevcut kayıtlar da Yunancaya dayanıyor. Ha eğer derseniz ki "ama orijinal incil farklı" orijinal incil elimizde olmadığı için bir şey söyleyemeyiz, onun da Yunanca yazılmamış olması için bir sebep yok, bölgenin genel geçer dili bu. Ancak bugün elimizle tutup gördüğümüz ve dilini inceleyebildiğimiz incil yunanca yazılan bir kitap. Tevratın da (ya da daha doğrusu Tevratı da içeren Tanah'ın) tamamı ibranice değil, kısmen aramice de içeriyor. Eklemek istedim.
0
akhenaten
(09.09.23)
(4)

Bu olayın bir adı var mı?

burnley
Merhaba. Hani bazen yemek yerken falan birden ağızdan sessiz, basınçlı şekilde bir hava atılır. Geğirme desem değil çünkü geğirme sesli çıkan bir hadise. Hıçkırık desem değil, o da kuş gibi öttüren bir şey.Bahsettiğim olayın tanımlanmış bir ismi var mıdır acaba? Doktora o durumla ilgili bir sıkıntım
Merhaba. Hani bazen yemek yerken falan birden ağızdan sessiz, basınçlı şekilde bir hava atılır. Geğirme desem değil çünkü geğirme sesli çıkan bir hadise. Hıçkırık desem değil, o da kuş gibi öttüren bir şey.

Bahsettiğim olayın tanımlanmış bir ismi var mıdır acaba? Doktora o durumla ilgili bir sıkıntımdan bahsedeceğim de, adı varsa uzatmadan daha kolay olur :)
0
burnley
(08.09.23)
ağızdan gaz çıkarma
0
Flybutter
(08.09.23)
Üzerinize afiyet aynı osuruk gibi geğirmenin de sesli olması şart değil, ancak midemde çok gaz birikiyor da diyebilirsiniz.
0
akhenaten
(08.09.23)
Ben çok sık yapıp hıçkırık izlenimi veririm ama evet, o da geğirme ama leydi geğirmesi.
0
prole
(08.09.23)
"Sessiz geğirmenin" kendisinden bahsediyorsun.
0
diyecevaplandı
(08.09.23)
(2)

"bunlar gerçek hayatta ne işime yarayacak"ın ingilizcesi

portico quartet
ingilizcede tam olarak buna karşılık gelen bir deyiş var mıdır? eğer yoksa bunu en anlaşılır biçimde ingilizceye nasıl çevirirdiniz?
ingilizcede tam olarak buna karşılık gelen bir deyiş var mıdır? eğer yoksa bunu en anlaşılır biçimde ingilizceye nasıl çevirirdiniz?
0
portico quartet
(08.09.23)
How is this going to be of any use in real life?
0
hold the door
(08.09.23)
Aradığınız çeviri şu videonun başlığı

www.youtube.com
0
akhenaten
(08.09.23)
(10)

Youtube premium vs spotify

personaa
Bende youtube var, spotifya gerek var mı sizce ses kalitesi vs çok farklı mı?
Bende youtube var, spotifya gerek var mı sizce ses kalitesi vs çok farklı mı?
0
personaa
(07.09.23)
Spotify daha derli toplu ve müzikte yaygın ve kullanımı kolay.

Ancak onun dışında bence premium varken bir de spotifya gerek yok.

Ben de aynı durumdayım.
0
Lubb
(07.09.23)
Bende spotify var. Aile üyeliği olmasa youtube premium'a geçerdim.
0
prole
(07.09.23)
Ben ikisini de kullanıyorum, spotify daha temiz, liste ve radyo önerileri daha uyumlu. Youtube music'te topluluk önerileri kısımları falan çok gereksiz geliyor bana, hiç ilgimi çekmeyen şeyler dolu ekranda.

Çok video izlediğim için tutuyorum premiumu.
0
akhenaten
(07.09.23)
youtube premium tokatlar, devam.
0
gule gule
(07.09.23)
youtube music'ten dinlersen fark yok. Fakat aratınca milletin paylaştığı videoları sesleri de gösterebiliyor onlara dikkat et.

Youtube'un önerileri çok daha iyi bence. YT Music ile bir albüm/liste dinledim bitti ve devamında önerileri devam etti diyelim, ben kapatmadan 1 saat falan dinleyip oha ne güzel şarkılar ekledi ve tam benlik dediğim çok oldu. Spotify'da illa bi geçerdim.
0
nhk ni youkosu
(07.09.23)
YouTube premium varsa bence gerek yok.
0
soft
(07.09.23)
Bende ikiside var. Spotify da podcastler var onun icin para oduyorum. Birde sadece muzikler cikiyor albumler falan cok duzenli.

Youtube ise bulunmayan her sarkiyi buluyor mesela spotifyda cikmayan birsey yuzde yuz yt de cikiyor.

Ben podcast dinlemesem sadece youtube kullanirdim sahsen
0
Zetnikov
(08.09.23)
İkisini de kullanıyorum.

Youtube premium'u aile hesabıyla kullanıyoruz. Reklamsız izleme özelliği daha çok işimize yarıyor. Yani ben youtube vanced kullanıyorum zaten ama annemler dereklamsız izlesin diye kullanıyorum daha çok. Ayrıca yine onlar spotify kullanmıyor youtube müzik kullanıyorlar. Ben çok müzik dinlemiyorum ordan. Sadece spotifyda loopa almak istemediğim guilty pleasure şarkılarımı youtube müzik'ten dinliyorum :d

Spotify asıl müzik dinleme platformum. Tavsiyeler, listeler gibi özelliklerini pek kullanmıyorum aslında ama Türkiye'ye ilk geldiklerinden beri kullanıyorum artık alışkanlık var, kendi playlistlerim var vs o yüzden bırakmak zor geliyor.

Podcastler için de google podcast kullanıyorum. Spotify'da podcastlerle müziklerin karışması hoşuma gitmiyor.
0
nundu
(08.09.23)
YouTube premium müzik kalitesi daha iyi geliyor bana o yüzden Spotify iptal ettim.
0
giovanne
(08.09.23)
youtube 256 kbps, spotify 320 kbps kalite sunuyor. bana göre ikisi de çöp. kaliteli kulaklığınız varsa deezer'dan flac kalitesiyle dinleyin. (1411 kbps)
0
beatbox yapan metalci
(10.09.23)
(4)

işe girdikten iki hafta sonra ayrılmak?

asırlardır yandaş bir süredir çağdaş
Bu işi nasıl yapıyoruz? Şirketin ortaklarıyla aram çok iyi, birbirimizi severiz. Çok tatlı adamlar da zaten. Diğer ortaklara karşı bana referans olup işe aldılar beni. Yoğun bir dönemleri. Ama güzel, istediğim bir iş fırsatı yakaladım. Şimdi ben bu adamlara ayrılacağımı nasıl söyleyebilirim?
Bu işi nasıl yapıyoruz? Şirketin ortaklarıyla aram çok iyi, birbirimizi severiz. Çok tatlı adamlar da zaten. Diğer ortaklara karşı bana referans olup işe aldılar beni. Yoğun bir dönemleri. Ama güzel, istediğim bir iş fırsatı yakaladım. Şimdi ben bu adamlara ayrılacağımı nasıl söyleyebilirim?
0
asırlardır yandaş bir süredir çağdaş
(07.09.23)
Açık açık söylemek lazım. Söyledikten sonra bir süre daha zaman geçirip sorunsuz ayrılmaya çalış.
0
prole
(07.09.23)
dürüst olun, neyse olay söyleyip ayrılın.
0
nuisance
(07.09.23)
Bu düşündüğünüz gibi sorun olan bir şey değil, doğrudan söyleyeceksiniz. Gelecek kurmak ve para kazanmak için çalışıyoruz. Nerde daha çok gelişip, daha çok kazanacaksanız oraya gidersiniz. Garip de değil, anlaşılmaz da değil, alışılmadık sürpriz bir şey de değil. Her zaman olan bir şey. Onlar da "hadi ya, senin adına sevindim, sağlık olsun başarılar dilerim" diyecekler ya da kendileri başka bir teklif yapacak. Böyle yani bu olay.
0
akhenaten
(08.09.23)
Gereksiz duygusallığa gerek yok. Sonuçta iş hayatı bu daha iyi bir fırsat bulduğunuzu söyleyip ayrılacaksınız. Tahmin edebiliyorum şu an çok kafa yoruyorsunuz ama bundan 1 ay sonra ne sizin ne de ayrıldığınız şirketin umrunda olmayacak bu durum.

Bu arada yok güzel ayrılayım geri dönerim belki vs gibi şeylere de kafa yormam ben olsam başladıktan 2 hafta sonra ayrılan bir çalışanını bir şirket kolay kolay tekrar istihdam etmez.

Son olarak bunlar şahsi yorumlarımdır. ytd.
0
nuevo
(08.09.23)
(1)

dayanıklı ve zarif çiçek önerisi

denizzz
ofisteki masama koymak için şöyle 15-20 gün sulanmadığı zamanlarda bile ölmeyecek, fazla hassas olmayan ama aynı zamanda şık bir çiçek arıyorum. ne önerirsiniz?
ofisteki masama koymak için şöyle 15-20 gün sulanmadığı zamanlarda bile ölmeyecek, fazla hassas olmayan ama aynı zamanda şık bir çiçek arıyorum. ne önerirsiniz?
0
denizzz
(07.09.23)
Beyaz orkide, benim var her türlü umursamazlığıma ısrarla dayandı şimdi sizin sorunuzu görünce hatırladım 10 gündür falan sulamadım heralde. Bir kere tüm yapraklarını hastalık dolayısıyla kesip sadece kökünü bıraktım tekrar çıktı, yaz kış durmaksızın açıyor.

Doğrudan güneş almayan ama aydınlık bir yer verin yeter.

Benim baktığım türün adı Phalaenopsis amabilis (L.) Blume
0
akhenaten
(07.09.23)
(2)

Borsaya etki edebilecek pozitif ve negatif değişken ve indikatörler

mrctrk
Merhaba,Ezbere veya trendlere göre yatırım yapmaktan kaçınan birisiyim, borsada risk ve getiri açısından bir hesaplama yapmak amacı ile, hangi değişkenleri pozitif veya negatif olarak değerlendirebiliriz. Öreğin ; Pozitif etki: yüksek enflasyon olumlu politik söylemler baskılanan döviz kuru
Merhaba,

Ezbere veya trendlere göre yatırım yapmaktan kaçınan birisiyim, borsada risk ve getiri açısından bir hesaplama yapmak amacı ile, hangi değişkenleri pozitif veya negatif olarak değerlendirebiliriz.

Öreğin ;

Pozitif etki:

yüksek enflasyon
olumlu politik söylemler
baskılanan döviz kuru
alternatifsizlik
ülke kredi notları
şirket karlılıklarının artması
kur korumalı hesaplardan borsaya geçişler


Negatif etki :

Potansiyel düzletmeler ve kar satışları
Doğal afetler vb
seçimler , belirsizlikler vb.
ekonomi otoritesi üzerinde olan, atamalar, istifalar vb. gibi

Teşekkür ederim.
0
mrctrk
(07.09.23)
Siz endekse yatırım yapmaktan bahsediyorsunuz. Şirket odaklı yatırım yaparsani bu etkenlere ihtiyacınız olmaz olsa da karliliginiza etkisi minimum olur.
0
alimcgraw
(07.09.23)
Ekonomik veriler duruma göre pozitif veya negatif etki yaratır, bu verileri yorumlamak için gündemin hep içinde olmalısınız.

Örneğin bugünlerde (daha belirgin bir örnek olduğu için abd üzerinden gideceğim) ekonomik veriler büyümeyi işaret eden şekilde geldiği için borsa geri çekiliyor, çünkü enflasyonist ortamda büyüme verilerinin yüksek gelmesi faiz artışını tetikler faizler artarsa da dolara geçiş artar ve borsadan çekilme başlar insanlar. Ancak enflasyon baskısı olmasaydı aynı veriler pozitif etki yapacaktı.

Şu sıralar takip edilen en önemli veriler GSYH (GDP) oranları, TÜFE (CPI) oranları, satın alma endeksleri (PMI), İmalat, hizmet sektöründeki yükseliş ve azalışlar, devlet tahvil getirilerindeki değişimler, istihdam verileri ve ayrıca bütün dünyada çok takip edilen bir de abd tarım dışı istihdam verisi var. Bunlar temeldir, piyasalar genelde belirgin tepkiler verir ancak dediğim gibi "içinde bulunulan ortama göre tepkiler değişir"

Bunlar dışında daha genel ölçeği yansıtan MSCI endekslerini takip edebilirsiniz. MSCI World gelişmiş ülke endekslerini, MSCI EM gelişmekte olan piyasa endekslerini, MSCI EAFE abd hariç gelişmiş ülke piyasalarının durumunu gösterir.

Bu tip verileri tek bir yerde gösteren ekonomik takvimler var, onlardan birini kullanın. Bir süre sadece açıklanan verilere ve veriler açıklandıktan sonra o verilerle ilgili çıkan haberlere bakın ve sonra piyasayı takip edin. Bir noktadan sonra bağlantıları oluşturmaya başlarsınız.
0
akhenaten
(07.09.23)
(13)

asla çözemediğim uyku sorunu

birsorusorayim
Selamlar, uzun uzun yazmayı düşünüyorum ki, belki küçük bir detaydan bir şey yakalanır, oradan house m.d lik yapılır da, belki faydası olur bana. yaş kırk, cins erkek, ağır işitme kaybı var. lise ve üni zamanlarını saymazsak, yirmilerimin ortalarından beri uyku sorunum var diyebilirim. o gençlik yıl
Selamlar, uzun uzun yazmayı düşünüyorum ki, belki küçük bir detaydan bir şey yakalanır, oradan house m.d lik yapılır da, belki faydası olur bana.

yaş kırk, cins erkek, ağır işitme kaybı var. lise ve üni zamanlarını saymazsak, yirmilerimin ortalarından beri uyku sorunum var diyebilirim. o gençlik yıllarında tabi uykusuzluğun etkisini daha az hissediyordum ama şimdi çekilir gibi değil. hem fiziksel, hem psikolojik olarak yıpratıyor.

benim durumum şöyle; gece uyuyamıyorum, 11-12 gibi, insan gibi yatağa giriyorum ama sabaha kadar dön dolaş uyku yok. ama gündüz uyuyabiliyorum onda hiç sorun yok. yani sabahı edip sekiz dokuz gibi yatarsam, akşam dört gibi kalkıyorum. bazen daha uzun. ama iş güç durumları olduğu için bu ancak tatil zamanları ya da işsiz zamanlarımda mümkün olabiliyor.

uyku düzeni gençlik zamanlarımda böyle geceden gündüze kaydığı zaman ve bunu değiştirmek istediğimde, bir gün uyumayıp akşamına sızıyordum ve bir süre düzelelbiliyordu bu durum. ama şimdi durum şöyle; sabaha kadar uyumadım diyelim ve uyku düzeninin oturtmak istediğim için gündüz de uyumamaya karar verdim. ancak çoğunlukla gece yine uyuyamıyorum. yani iki gün boyunca hiç uyumamış oluyorum.

bu gece uyuyamama sorunu için zamanında uyku ilacı almıştım pskytrdan bir kaç yıl önce. gyrex diye bir ilaç 25 mg yi ikiye bölüp içiyordum ve yarım saat bi saat içinde deliksiz, kesiksiz bir uykuya dalıyordum sabaha kadar. ama ilaç yoksa durum aynı. geçen ecza kutusuna bakarken gördüm biraz kalmış bu ilaçtan. uykuyu da düzene sokmaya çalışıyordum ve kullanmaya başladım. yine uyuttu güzel bir şekilde ama sıkıntılı bir ilaç, kafayı ağırlaştırıyor. yani gece 11 de alsam ertesi gün 12-13 e kadar ancak kendime gelebiliyorum, sürdürülebilir bir durum değil.

işitme kaybı var, bağırsak sorunu var (yüzde doksan ishalim ve günde en az beş kez tuvalete çıkıyorum) ağır spor yaptığım dönemde de uyku sorunu aynıydı. hatta çok yorgun olduğumda bazen hiç uyuyamıyordum. 10-15 kg fazla kilolu halimle de aynıydı uyku sorunum, fit halimle de. çok kahve içtiğim dönemler oldu. acaba kafein mi bunu yapan dedim ve sıfırladım iki ay boyunca kafeini. değişen bir şey olmadı. düzenli seks hayatımın olduğu zamanlarla olmadığı zamanlar arasında bir fark yok. düzenli mast yaptığım zamanlarla üç ay boyunca cinsel perhiz yaptığım dönemler arasında fark yok.içki çok içmişsem sızabiliyorum doğal olarak. ama hiç içmediğim dönemlerle düzenli ve orta seviye miktarda içtiğim dönemler arasında fark yok.

her türlü öneriye, bilgiye, tecrübeye açığım. aktar ürünleri olur, meditasyon olur, müzik olur, şu tür spor vs olur. her şeyi denemek istiyorum, şimdiden teşekürler.
0
birsorusorayim
(07.09.23)
bağırsak ikinci beyindir derler. sürekli ishalsen belli ki bir sorun bağırsaklarında. gidip baktırın derim.

uyku getirebilecek doğal yöntemler deneyebilirsin. melisa çayı ya da kedi otu.
0
elorelia
(07.09.23)
40 yaşındayım ve 20'lerin ortasından beri düzgün uyuyamıyorum diyorsunuz. Bence bu biraz ufak tavsiyelerin ötesinde bir çözüm gerektiriyor, sanırım siz de bunun farkındasınız.

Psikiyatriden ilaç yazdı doktor diyorsunuz, peki bu tedavi dönemi nasıl sonlandı? Tamam her her şey çözüldü dediniz, doktor da peki o halde geçmiş olsun dedi ve bitti mi yoksa zaten uyuyorum atık deyip doktora gitmekten vaz mı geçtiniz?

Uyumaya yardımcı ilaçlar tek bir tane ve hatta tek bir çeşit değil, eğer bahsettiğiniz ilaç sizde çok fazla uyku haline sebep oluyorsa bunu doktora söyleyip farklı bir ilaç denemeniz gerekir eğer önem arz eden bir durum varsa.

Sorununuzun çözümü var, lütfen aksatmayın. Gerekli yöntemlerle belli bir periyotta doktorun yönergelerine uyarak bu işten kurtulabilirsiniz. Bence bu güzel bir şey, yani hiç üstüne kafa yormanıza gerek yok doktora gidin ve yaşadığınız şeyler hakkında düzenli olarak ona bilgi verin ve buna göre geri kalan şeyleri o halledecektir.
0
akhenaten
(07.09.23)
@akhenaten

psikiyatri tedavisi sanırım 1 yıl devam etti. o dönem ailevi sebeplerle çok kötü bir süreç yaşamıştım. zaten depresyon tedavisi uyguladı, prozac vermişti. daha önceki yıllarda da bir kaç kez farklı doktorlara gitmiştim. başka antidepresanlar kullanmıştım ama toplam süre bir kaç yıldır ilaç kullandığım. söylediklerinizde haklısınız, ben yaşadığım sıkıntıları anlatırken doktora, uyku sorunumu da bir yan sorunmuş gibi anlatıyordum. esas sorun duyma sorunu ve bunun sosyal hayattaki yansımalarıydı. aslında sadece uyku için, uykuya odaklı bir tedavi araştırabilirim.
0
🌸birsorusorayim
(07.09.23)
@birsorusorayim bence iyi edersiniz, uyku sorunları depresyonla bağlantılı olabildiği gibi bağımsız da olabiliyor her ikisinin yansıması da aynı olmasına rağmen çözümleri farklılaşabiliyor. Ben de benzer bir şikayetle tedavi almıştım, önce depresyondan şüphelenildi ancak uyku sorunu devam ettikçe sadece uykuya yönelik farklı bir ilaç kullandım bir süre ve yıllardır uyku düzenimle övünür hale geldim. Aksatmayın lütfen.
0
akhenaten
(07.09.23)
@akhenaten

inşallah aksatmam:) çok teşekürler
0
🌸birsorusorayim
(07.09.23)
sebep baykuşlar ve tavuklar olabilir. aranan house m.d tespiti. okan bayulgen ibrahim selim'e katılmış, dakika 37:50'den itibaren gece uyumayıp gündüz uyuma durumunun programını yaptığını söylüyor, profesörleri çağırıp konuşmuşlar. muhabbet de bir ceo'nun akşam 8'de yatıp sabah 3:45'te uyanmasından çıkıyor. ben okan'ın o programını ilgimi çekmediği için izlemedim, kafayı nereye vursam uyurum çünkü, bulunup izlenebilir, muhabbet kralı zamanlarından büyük ihtimalle.

www.youtube.com
0
onemoremile
(07.09.23)
@onemoremile

burada da iki durum var, birincisi tüm çalışma hayatımız gün üzerine kurulu ve ben yada büyük çoğunluk, okan bayülgen gibi gece oturup gündüz yatarım ve yine de paramı kazanırım
diyemiyor malesef. ikincisi de, sağlıkla ilgili. melatonin, leptin, d vitamini, ruhsal sağlık vs. yani çoğunlukla gece uykusunun en sağlıklısı olduğunu söylüyor doktorlar. onlar da bilimsel veriler üzerinden konuşuyorlar. ama en önemlisi maddi sebepler sanırım. ben imkanım olsa, çalışmak zorunda olmasam, en azından az uyumaktansa yeteri kadar uyumak için gündüz uyur gece takılırdım.
0
🌸birsorusorayim
(07.09.23)
houseluk bir durum yok gibi uzun vadede vucudunu bu düzene alıştırmışsın. 15-20 gün sıkıntı çekip gündüzleri uyumayarak normal uyku düzenine geri dönebilirsin.

stanfordhealthcare.org

uyku ilacı yerine uyumadan 30dk önce melatonin alabilirsin. son 2-3 saat ekranlardan uzak dur loş bir odada takıl kitap oku vs.

uyku düzeninin neden kaydığı ise psikolojik olarak incelenmeli. yani gündüz yaşadığın sorumluluklardan kaçış olabilir. bazı antidepresanlar uyku düzeni konusunda işe yarayabilir. bu kısmı da bir psikiyatr ile görüşebilirsin.

sindirim sistemi hakkında biraz paraya kıyıp uzman bir fonksiyonel tıp hekimi ile görüşmelisin. şimdilik ev yoğurdu, iyi bir probiyotik takviye alabilirsin.
0
orpheus
(07.09.23)
Benzer bir cevap verilmiş ama yaşadığınız durum bana sorundan çok biyolojik ritim gibi gözüktü. Ben de akşam 9dan sonra uyanık kalmakta çok güçlük çekiyorum ve sabah 4-5 gibi güne başlıyorum ve tavsiye edildiği gibi 3 gün uyanık kal, kendini yor ve gibi tavsiyelerle değiştirebildiğim bir durum değil, gecelerce 12de de uyusam sabah erkenden uyanıyorum, arkadaşım benim aksime gece yaşayan bir insan, sabah 8-9dan önce uyumuyor ve gün içinde de öğleden sonra 3 gibi zorlukla uyanıyor, ikimiz de işlerimizi kendimize göre ayarlayabilme lüksüne sahibiz, her zaman olmasa da.

Keşke çalışma saatlerinizi kendiniz belirleyebildiğiniz bir düzene geçebilseniz doğanızla savaşmak durumunda kalmazsınız.
0
(07.09.23)
Telefona meditopia indirip uyku meditasyonlarini bi deneyin.
0
instant crush
(07.09.23)
ben de üniversite 1 den beri (2. öğretimdim) geç uyuyup geç kalkan bir insanım. iş hayatımda da erken uyanmak gibi bir derdim yok. dolayısıyla yaşam tarzım bu ama sizinki sanırım bir rahatsızlık seviyesine gelmiş. bir dönem rutinimi değiştirmem gerekiyordu ve zorlanmıştım. Melatonin kullandım yaklaşık 5 ay falan. melatonin içtiğimde (venatura marka) faydasını görüyordum açıkçası. uykuya dalmamı kolaylaştırıyordu. ama ben hiçbir zaman uykum olmadan yatağa girmem. tv karşısında uykum gelir, gözlerim kapanır ancak o zaman yatağa koşar direkt yatarım. uyku gelmeden yatağa girmek benim uykumu daha da kaçırıyor, sizde öyle mi bilmiyorum. sabah sersem uyanma gibi bir etkisi de olmuyordu. bir yan etkisi de yok hatta bazı faydaları bile var makalelerden okuduğum kadarıyla. velhasıl bir deneyim derim, bir şey kaybetmezsiniz. tabii sorunu kalıcı olarak tedavi edecek gibi durmuyor ama...
0
motosiklet burclu adam
(08.09.23)
Geçmiş olsun, uyku sorunları hayat kalitesini en çok etkileyenlerin başında geliyor. Umarım bir an önce düzeni kurabilirsiniz. Bir süre boyunca yatmak istediğiniz saatten 1 saat önce 3 mg melatonin takviyesi alın ve alttaki uyku hijyeni kurallarına uyun. 2 hafta içinde baya mesafe alacağınızı düşünüyorum.

Uyku Hijyeni İçin İpuçları
Uykunuz gelince yatağa gitmelisiniz.
Uyuyamazsanız yatakta fazla vakit geçirmemelisiniz
Yatak odası çok sıcak ya da çok soğuk olmamalı tercihen karanlık ve hafif serin olmalıdır
Yatak odası sadece uyku ve cinsel aktivite için kullanılmalı, çalışma odası ve televizyon odası olarak kullanılmamalıdır
Hafta sonu ve tatil süresince sabah kalkış saatleriniz çok değişmemelidir
Gün içinde uyumamalı, dayanamıyorsanız 1 saatten kısa süreli ve saat 15:00’ ten önce şekerleme yapılmalıdır
Alkol, kafeinli içecekler ve çikolata tüketimi uyku saatinden 4-6 saat öncesinde kesilmelidir
Yatmadan önce sigara içilmemelidir
Akşam yemekleri çok ağır yenmemeli ancak yatağa da aç gidilmemelidir
Uyku öncesi ağır spordan kaçınmalı, egzersizler akşamüstü saatlerine kaydırılmalıdır
Yattıktan sonra günlük düşüncelerden uzak durulmalı, yatak odası dışında düşünülüp çözümlenerek yatağa yatılmalıdır
Uykuyu bozacak ilaçlar (antidepresanlar, kortizon, grip tedavisinde kullanılan ilaçlar, bazı kalp ilaçları vb.) uykuya yakın saatlerde alınmamalıdır
0
ceo07
(08.09.23)
1. Sabah erkenden mümkünse yürüyorken güneşe bak.
2. Sabah kalkar kalkmaz bol tuzlu limonlu su iç.
3. Yatmadan bir iki saat önce magnezyum bisglisinat. En az 200mg.
4. Uyuduğun oda full karanlık ve serin olmalı. 25 dereceyi geçmesin.
5. Uyku saatine üç dört saat kala 1-2 saatlik yürüyüş yap yine.
6. Kahve, kafein falan içeren şeyler no no no.

Pirensesler gibi uyumazsan gel yüzüme tükür dfdsf
0
alperz
(08.09.23)
(19)

Bu samimiyet mi yoksa densizlik mi?

sekizdokuzon
Dün daha önce tanismadigim biriyle yüz yüze bir görüşme yaptık iş için. Kariyerim ve yapmak istediklerim hakkında konuştuk, karşımdaki kadın hem yaş hem de deneyim bakımından benden yukarıda. Konuşmanın bir yerinde "Sen şu şu işleri yapamazsın, sende o enerji yok. Enerjin düşük, hatta konuşmanın baş
Dün daha önce tanismadigim biriyle yüz yüze bir görüşme yaptık iş için. Kariyerim ve yapmak istediklerim hakkında konuştuk, karşımdaki kadın hem yaş hem de deneyim bakımından benden yukarıda. Konuşmanın bir yerinde "Sen şu şu işleri yapamazsın, sende o enerji yok. Enerjin düşük, hatta konuşmanın başında benim de enerjimi aşağı çektin. Ama samimi, iyiniyetli birisin. Seninle bir şekilde çalışmak isterim." dedi. O an bir tık şok oldum, enerjici kadınlar da vardır neticede. Sonra kendimi doldurmamak için "E yorgundum, iki gündür çocuk bakıyordum. Kadın gördüğünü söyledi" diye düşündüm ama bir taraftan da bir tık kırıldım. Ben bunu bu şekilde söylemezdim. Sonra da aslında ustalastigim bir alan olmadığını, bu yasta mesleksiz olmanın büyük sıkıntı olduğunu falan söyledi. İnsanların karşısındakinin gardini düşündükten sonra dört koldan saldırması da yine sık karşılaştığım bir tavır. Ve daha kötüsü kendimi bu tip durumlarda savunamiyor olmam. "He evet ben gerçekten de işe yaramaz biriyim, haklısın. Zamanını aldım." kafasına giriyorum.


"Kadın dürüst, gördüğünü söyledi ve sana yardım etmeye çalıştı sekizdokuzon" ile "İnsanların patavatsızlıklarindan, kaba saba tavirlarindan ve hal bilmezliklerinsen bıktım." arası bir yerdeyim. Ya bir de burcumu sordu, balık dedim diye daha bir acıdı. Eve geldim, CV'mde doğum tarihimi değiştirmeyi falan düşündüm. Kendisi de başak burcuymus, çok hareketli, canliymis. Aslında balık burcu insanları onu sakinlestiriyormus. Bir de burç ırkçılığina maruz kaldım. Ha bir de Nişantaşı'nda oturuyormuş kendisi, bu bilgiyi de araya sıkıştırdı. Sultangazi onun için karadelikmis, her türlü insan varmış (ben Sultangazi'de oturuyorum).

Tarafların ikisi de kadın ve aralarında 15 yaş fark var.

Nasıl yorumlamali bu durumu? Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(07.09.23)
Apaçık densizlik
0
olaylar olaylar
(07.09.23)
enerjici kadın falan değil bu bildiğin narsist kişilik bozukluğu. karşısındakinin gardını düşürüp -bir de üstüne iyi niyetlisin derken sen istesen de bana zarar veremezsin diyor- daha rahat kontrol edecek aklı sıra. aynı ortamda çalışacak olsan bile bu insanla direkt olarak çalışmamanı öneririm.
0
william morris
(07.09.23)
Burç konusuna değinmeye bile gerek görmüyorum ama bu enerji konusu çok rahatsız edici olmaya başladı gerçekten.

Yani doğru düzgün bir karakter tahlili yapamayıp eksik gördüğü yönleri söyleyemeyen herkes enerjisi düşük deyip geçiyor gibi geliyor. Aynı şekilde birinin iyi ve öne çıkan yönünü tahlil edip bulamayan, enerjisi çok iyi deyip geçiyor. Ayrıca bunun ölçülebilir bir kıstası da yok, kişisel olarak mı beğenmiyor, gıcık mı oldu, çekici mi buldu, itici mi buldu da diyor yoksa işe uygun olmayan farklı bir durum mu gördü bilemiyorsunuz daha kötüsü kendi de bilemiyor, enerji işte :D

Birilerinin buna bir dur demesi lazım artık cidden çok saçma. İnsan kaynaklarına falcı falan alsınlar oldu olacak, onlar daha bi insan sarrafı.
0
akhenaten
(07.09.23)
nasil bir is hic bilemiyorum, burcun ne alakasi olabilir bu is muhabbetinde onu da bilemedim. yukardaki arkadaslara bir dereceye kadar katilmakla birlikte, onemli olan sizin tavriniz. kendinizi savunup savunmamaktan ziyade, neden bu kadar merkezinizden cikip CV'nizdeki dogum tarihini degistirmeyi dusunebilecek hale geliyorsunuz. buraya bakmaniz lazim. bu tur densiz, terbiyesiz, kendini bilmezler her yerde var, ama her biri icin kendinizi degistiremezsiniz ve bu kadar etkilenmemelisiniz.
soyledigi sacmaliklari duydugunuz anda verdiginiz tepkinin de bir onemi yok, hepimiz insaniz, sok oldugumuz anda bir tepki veremeyip sonrasina 'ne yasadim ben ya' diye dusunebiliriz ve kirilabiliriz bunlar insanca, bunda sorun yok. ama siz sonrasinda kendi merkezinizden cikmissiniz. buraya bakmayi dusunebilirsiniz. ayrica siz kadindan yardim istememissiniz, 'yardim etmek istedim' bahanesi altinda istenmeden verilen tavsiyeler, insanlara densiz densiz konusmalar bir bitse keske.
0
kassiopeia
(07.09.23)
Hiç sevmem böyle muhabbetleri. Enerjim düşük olmasa bile düşerdi.
0
Kahvedesu
(07.09.23)
Burcumu farklı söyleyip enerjici bayanların tavırlarındaki değişikliği deneyimlemek istedim. Ne kadar subjektif ve iş bilmez olduklarını görüp içimi rahatlatacaktım. Gerçi bir sonrakine "Reis de balık burcu ama pek sakin değil yani, ayık olmakta fayda var" da diyebilirim. Ay ne bileyim, yıldım ya.
0
🌸sekizdokuzon
(07.09.23)
İş yerlerine eğitim vermeye gidiyorum. "İnsanların cinsiyetine, ırkına, dinine ve yaşına göre ayrım yapamazsınız" diyordum, bunlara "burcuna göre" maddesini de eklemeliyim.
Şöyle söyleyeyim, bu şekilde konuşan bir insan kaynakları bana o şirket hakkında olumlu intiba vermez.
Sultangazi / Nişantaşı hikayesi ayrı komedi. sizin üzerinizden ego tatmini yaşamış.
Şimdi ben desem ki "benden 15 yaş büyüksün, derin pörsümüş, bana enerji muhabbeti yapıyorsun" ayıp olur mu, olur. Onun yaptığı da ayıp.
Ama işe girdikten sonra o kadınla çalışmayacaksanız o zaman değerlendirebilirsiniz işi.
0
SiyamkedisiZorro
(07.09.23)
burç vesaire dediyse he deyip geçin. insanları burç üzerinden analiz eden hiç kimsenin hiç bir yorumunu dikkate almam.

nişantaşı ve sultangaziden bahsetme şekli de doğrudan faul.

örtülü kibir, hiç üzülmeyin. hayat hepimiz için eşit koşullarda ilerlemiyor. kaldı ki sizi gerçekten tembel, mesleksiz vesaire görüyorsa bile motivasyon konuşması, mentörlük böyle yapılmaz.
0
Phoebe
(07.09.23)
sadece burç mevzusuna değineceğim.
burç değil, doğum haritası önemli deseydiniz de öyle kalakalsaydı :)
ayrıca başağın enerjisi yüksek değildir, sadece çok çalışmayı bilirler.
bir de oldukça eleştirel ve memnuniyetsiz tiplerdir, hareketleri normal yani. üstüne, suratsız ve sıkıcıdırlar. bir daha görürseniz bunları iletin kendisine. ayrıca "evde kalmış kız kurusu" tarzı bir tip olma ihtimali bayağı yüksek :)
0
candide
(07.09.23)
kadin sizin enerjinizi dusurmus ama farkinda bile degil. kendi enerjisini yukseltmek icin baskalarinin enerjisini emiyor sanirim. hic umursamayin, bence o kadinla calisilmaz ama siz bilirsiniz.
0
Sour
(07.09.23)
Leş birisi gibi duruyor. Birlikte çalışma meselesini bilemem de böyle tiplerin bu saldırgan tavrını iyiye yorarsaniz kendinizi çok hirpalarsiniz.

Zamanında şu kavram kafamı çok açmıştı bu tavra dair:
(bkz: saldırganla özdeşim)
0
encokbenisevinnolur
(08.09.23)
Burçlardan bahseden biri fizik prof.u bile olsa bı daha dikkate almam
0
abuzer
(08.09.23)
abuzer +1

ayrıca insanların sizin hakkınızda ne düşündüğünü bu kadar ciddiye almamanızı tavsiye ederim. hele de yeni tanıştığınız halde oturduğunuz yer ya da karakteriniz ile ilgili böyle patavatsız yorumlar yapanları.
ben de enerjisi hep aşırı yüksek olan insanlarla çalışamıyorum mesela, napayım şimdi o hanımefendiyi gördüğüm yerde "of bu yaşta bu enerji allah etrafınızdakilere sabır versin" mi diyeyim.
0
felfela
(17.09.23)
kadının yaptığı dengesizlik.

tamamen seni manüpüle etmeye çalışıyor.
bakma sen bunlar kıskanıyor bile olabilir. arada 15 yaş var az değil.
sen modunu düşürme tam tersi hırslı ol bunlar seni daha hırslı yapsın.
kendini ''daha iyisini yapacağım sen de izleyeceksin'' gibi hırslandır.
0
alt4y
(13.11.23)
muhatap bile olma. saçma sapan bir tip. kendini iyi hissetmek için karşıdakini aşağı çekmeye çalışan kompleksli biri. çok belli.

ayrıca sour'un da dediği gibi senin enerjini düşürmüş. e kendi insanların enerjisini çeken biri? söylesen bu tipler hatasını da kabul etmez. uzak durulması gereken insanlardan.
0
blackkmamba
(13.11.23)
okurken o kadar sinirlendim ki. hadsizlik, densizlik, terbiyesizlik.

bu tipler karşıdakini aşağılayarak kendilerini yüceltme eğiliminde sürekli. iğreniyorum bu tarz insanlardan. içine bir iki küçük güzel sözümsü bir şeyler söylüyo ki sizin gibi kendinizi sorgulayın ben mi acaba kötü düşünüyorum diye.
0
chanandler bong
(13.11.23)
aklıma birden geçenlerde yaptığım iş görüşmesi geldi:) kadın nedense başından beri konuşmama taktı, yavaş konuşuyormuşum. sesim tam gitmiyormuş falan. bu şekilde verimli görüşme olmaz, istersen başka zaman görüşelim falan dedi ısrarla. halbuki konuşmamda falan bir şey yoktu. tabii ki baştan sona zordan konuşmayla geçen bir görüşme, sonuç da olumsuz geldi:) bana çok tuhaf geldi, nasıl bir şey bekliyor bu insanlar anlamıyorum. sinir oldum nedense.
0
nothing in my way
(13.11.23)
Hatun tipik balatayi siyirmis bir beyaz yaka. Etiketci, kartvizitci.
Mesleksizlik baska, bir konuda ustalasmamis olmak baska. Kafasi karisik baya.

Ozetle, salla diyorum...
0
cooperr
(13.11.23)
ya bir şey diyeceğim çok kaba konuşmak istemiyorum ya da keskin bir cevap vermek istemiyorum ama ego mastürbasyonu yapan geri zekalı bir kadını okumuşum gibi geldi şu an bana. gece gece sinirlendim. böyle geri zekalılarla muhatap bile olmak istemiyorum şahsen. böyle insanlarla çalışmak zorunda kalanlara da üzülürüm açıkçası.
0
cenkay burker
(13.11.23)
(5)

borsayla ilgili sorularım var.

sizofren06
1- merhaba üstadlar hisse neden artar neden azalır?2- borsayı çizelgelerini hangi siteden takip edebilirim?3- can alıcı soru hangi hisseleri tavsiye edersiniz?
1- merhaba üstadlar hisse neden artar neden azalır?
2- borsayı çizelgelerini hangi siteden takip edebilirim?
3- can alıcı soru hangi hisseleri tavsiye edersiniz?
0
sizofren06
(06.09.23)
1- beklentiye göre azalır artar.
2- investing en kolay anlaşılır olanı.
3- kullandığınız bankanın yatırım bülteni olur. 8 10 hisse onerirler genelde. Siz de 3 5 tanesini alın.
0
allah yazdiysa bozsun
(06.09.23)
1- İzole haliyle şöyle, senin bir şirketin olsun ve bunun da değeri yapılan hesaplara göre 1000 lira olsun. Sen de şirketin tek sahibi ol. Bu durumda şirketin hisselerinin %100'üne sahipsindir ancak sonra şirketi satmak istediğinde bu defter değeri üzerinden alıcıyla bir pazarlık yaparsın. Alıcının gözünü boyayıp şirketi 2000 liraya da satabilirsin, alıcı seni karamsar bir havaya sokup 500 liraya da şirketi alabilir. Neticede bu alım satım şirkete biçilen değere göre yapılır.

İşte bu satımı halkın geneline yapınca şirketi halka arz etmiş oluyorsun. Atıyorum şirketin %30 hissesini küçük parçlara ayırarak belli bir değerden halka arz ediyorsun, ondan sonra bu parçalara (hisse senetlerine) sahip olanlar piyasada bu hisse senetlerini yine şirketin değerini gösterir şekilde alıp satmaya devam ediyor.

Bu hisse senetlerinin fiyatı da şirketin açıkladığı kar ve zararlar, yatırım kararları, gelecek planları ölçüsünde değerleniyor ya da değer kaybediyor. Eğer insanlar şirketin durumunu iyi görüyorsa hisselerin değerinin zaten ilerde daha da yükseleceğini düşünüp daha çok paraya almaya gönüllü oluyor, değerinin düşeceğini düşünenler de daha az paraya elden çıkarmaya razı oluyor.

2- Fark etmez
0
akhenaten
(06.09.23)
1. soruya en basit cevap: üniversite sınavı ile aynı mantık. talep çoksa fiyatı artar. talep yoksa fiyatı düşer.
0
alperz
(06.09.23)
1- borsa, coin aynı mantık. talep varsa, suni talep oluşuyorsa, milleti gaza getirebilip satılıyorsa artar. talep olmazsa, hisse potensiyeli yoksa, millet düşecek beklentisi içine girerse düşer.
2. bir bilgim yok.
3. bunu önerecek kişi zaten kendisi yapar. ytd.
0
rhan
(07.09.23)
1-Hisse fiyatı bildiğin pazar mantığında artar ya da azalır. Hisseyi satan adam 10 liradan satışa koyar. Alan çıkar. Bir sonraki satıcı bakar 10 liradan gidiyor, 12 der. Onu da alan çıkar. Ev fiyatları da böyle artıyor ya da azalıyor.

2-Investing.com

3-Bu soruya kimse cevap vermez yasal olarak. SPK'dan yatırım danışmanı lisansı olmadan, aranızda danışmanlık anlaşması olmadan kimse tavsiye veremez. Zaten kulaktan dolma bilgiyle de bu iş olmaz. Bence ciddi bir yatırım eğitimi alın önce. Ama teknik analiz falan değil yani temel ekonomi, bilanço okuma vb. İlk başta hisse yerine borsa fonlarını da inceleyebilirsiniz. ORada alım satımı en azından profesyoneller yönetir.
0
anten
(07.09.23)
(2)

irade kelimesinin ingilizce karşılığı nedir?

soft
will mi willpower mı volition mı?
will mi willpower mı volition mı?
0
soft
(06.09.23)
Will ve willpower duruma göre aynı anlama gelen ama duruma göre birbiri yerine kullanılamayan benzer sözcükler.

Örneğin "he has a strong will" yerine willpower da gelebilir. Ancak "You brought me here against my will" derken willpower kullanırsanız tuhaf olur. Willpower daha çok sadece iradeyi değil iradenin gücünü de vurguluyor, burada sadece "güçlü bir irade" olması gerekmiyor, güçsüz bir iradeyi de vurguluyor olabilirsiniz; "Poor dear, you really have no willpower." gibi.

Volition'ı duymamıştım, bakınca gördüm ki will ve willpower yerine geçen daha ağdalı bir sözmüş, nadiren resmi kullanımda tercih edilebiliyor, günlük konuşmalara uygun değil. Will ingilizcenin germen tarafından gelen bir sözcük, volition fransızcadan geçen bir sözcük anlamı aynı ancak nüansı ve hissiyatı farklı.

Bir sözcüğün genelde tek bir anlamı olmuyor, illa tek bir eşleşme bulmak için uğraşmayın bence.
0
akhenaten
(06.09.23)
Spesifik bir anlamda kullanmıyorsan will kullan. "İrade" genel olarak "will" demek. Mesela "özgür irade" doğrudan "free will"
0
prole
(06.09.23)
(8)

parfümü nasıl kullanıyorsunuz?

metematik
tenine sıkan var, elbiseye sıkan var, sadece boynuna sıkan var. siz nasıl kullanıyorsunuz? en sağlıklı ve doğru kullanım nasıl olmalı?
tenine sıkan var, elbiseye sıkan var, sadece boynuna sıkan var. siz nasıl kullanıyorsunuz? en sağlıklı ve doğru kullanım nasıl olmalı?
0
metematik
(05.09.23)
Üzerimde önemli bir kıyafet varsa temas ettirmemeye özen gösteriyorum...(daha önce gece elbiseme iz yapmıştı.) iki karış uzaktan özen gösteriyorum.
0
gadlemler
(05.09.23)
Sokacağım yere losyon suruyorum.
Sonra birer adet kulak arkasi, bir adet boyun bir adet bilegin ustu(alti degil).

Herkesin kendine göre biraz bu. Net bir bilimi yok, vücut yapisina, terlemeye falan değişir.

Elbiseye sikiliyor da çok tercih etmiyorum.
0
logisticsmanager
(05.09.23)
Deodorant koltuk altı, parfüm boyun ve kulağın arkasına doğru.
0
d max
(05.09.23)
Boynuma sıkıyorum, kıyafetime de geliyor zaten. Erkek.
0
prole
(05.09.23)
Doktorumun parfümlerin akciğer kanseri yaptıgını söylediginden beri boyun hizama değil de yogun solumamak için gögüs hizamdan aşagı sıkıyorum.
0
limonlu eksi
(05.09.23)
Erkeğim, 2 boyun, 2 bilek, 1 kıyafet. (eu de toilette)
0
kimlanbu
(05.09.23)
Parfüm giysiye sıkılan bir şey değil, tamamen parfümün doğasına aykırı bir şey bu. Parfüm bilek, dirsek içi ve boyun gibi vücut ısısının yüksek olduğu yerlere sıkılır buralardan vücut ısısıyla aromatik yağlar etrafa yayılır. 3 nota da ayrı bir zamanda ayrı kokular yayar.

Yani tercihen siz kumaşa da sıkabilirsiniz ama bu karton bardakta şarap içmek gibi bir şey olur. Ama karton bardağın şarabın tadına etkisi kumaşın parfüme etkisinden daha az. Isı parfümün kokusunu çok büyük oranda etkiliyor, ayrıca kaliteli ve pahalı parfümlerin esas para eden kısmı olan dip notalarının kokusu sadece teninizde işlevsel olan bir şey.
0
akhenaten
(05.09.23)
Parfüm kıyafete sıkılmaz. Herkesin teninde farklı bir kokuya dönüşür. Tene sıkılır o yüzden.
0
roe
(05.09.23)
(2)

hisse senedi yatırımı

kondansator
selamlar, şirket durumundan, seviyesinden bağımsız olarak her ay bir miktar yatırım yaptığınız hisse senetleri var mı? yoksa her ay analiz ederek mi giriş yapıyorsunuz
selamlar, şirket durumundan, seviyesinden bağımsız olarak her ay bir miktar yatırım yaptığınız hisse senetleri var mı? yoksa her ay analiz ederek mi giriş yapıyorsunuz
0
kondansator
(05.09.23)
Var ama bu dediğiniz şeyi yapmadan önce de zaten o yatırım yaptığınız şirketi detaylı incelemiş ve göz ucuyla da olsa takip ediyor olmalısınız. Verileri kuvvetli, o verilerin marka değeriyle günlük hayatta da görünür olduğu bir şirket bulursunuz aradaki iniş çıkışlara çok aldırmadan düzenli alım yaparsınız. Çünkü yaptığınız analiz uzun vadelidir, bir yıl sonrayı değil, 5 yıl sonrayı görmeye çalışmışsınızdır vs. Tabi arada bir şirketin hala sizin ön gördüğünüz çizgide gidip gitmediğine bakarsınız.

Ancak ortalıkta dolaşan uzun vadeli yatırımcılık temalı podcastlar genellikle warren buffet gibi yabancı ve özellikle de abd merkezli yatırımcıların sözlerini temel alarak ilerliyor, buffet'ın sözleri elbette hafife alınacak şeyler değil ancak o söylediklerini

1- Hem abd piyasası üzerinden ifade ediyor
2- Hem de genel olarak ekonominin belli sınırlar içerisinde stabil olduğu, iniş çıkışların belli bir beklenti dahilinde seyrettiği "daha" tahmin edilebilir bir çizgideki senaryolar üzerinden konuşuyor.

Bizim ve diğer birçok gelişmekte olan ülkenin piyasaları çok hareketli.

Böyle ortamlarda olağan dışı yükseliş hareketleri oluştuğu zaman birikmiş kârınızı alacağınız zamanı bilmek (bkz. kâr realizasyonu) önemli. Aksi taktirde yatırım yaptığınız şirket ayakta güçlü durmaya devam etse bile siz atıyorum hisseyi aldıktan 2 sene sonra kendinizi %2000 karlı durumda bulabilirken 3 sene daha geçince hisseyi ilk aldığınız noktadan çok da ileri gidememiş halde bulabilirsiniz.
0
akhenaten
(05.09.23)
Türkiye için her şirketin iyi veya kötü dönemleri oluyor, çok hızlı bir piyasamız var. Eğer her ay bir miktar parayı borsada değerlendirmek amacındaysanız hisse senetleri yerine hisse ağırlıklı fonlar almanızı öneriririm. Tabii ki bu durumda bir fon yönetim ücreti ödeyeceksiniz ancak paranız aktif yönetildiği için tatmin edici bir getiri elde edebilirsiniz.

NNF, MAC, HVZ, ST1 gibi fonlar yer yer alıp sattığım, beğendiğim fonlar. tefas.gov.tr'de fonlarla ilgili detaylı bilgi bulabilirsiniz.
0
loras
(05.09.23)
(1)

adıyla yaşasın ingilizce with mi by mı

not sure if serious
bu dilekte adına yaraşır yaşasın anlamı var değil mi? o yüzden de bana ''by'' kullanılır gibi geliyor ''may your child live by his/ her name'' gibi
bu dilekte adına yaraşır yaşasın anlamı var değil mi? o yüzden de bana ''by'' kullanılır gibi geliyor ''may your child live by his/ her name'' gibi
0
not sure if serious
(04.09.23)
Hiçbiri değil mi? Benim bildiğim o deyim ingilizcede"live up to one's name" olarak var. Örneğin "may he live up to his name." Filmi vardı ordan hatırlıyorum.
0
akhenaten
(04.09.23)
(3)

Kedi ısırması sonucu şişlik

bu da mi nick degil
Cumartesi günü kedim pencerenin önüne gelen sokak kedisine sinirlenip ayağıma saldırdı, ısırıp tekmeledi. İlk gün çok üstünde durmadım geçer diye ama gece bileğim şişmeye başladı ve üstüne basmakta zorlanmaya başladım. O yüzden pazar sabahtan acile gittim. Kedimin aşıları tam olduğu ve benim de teta
Cumartesi günü kedim pencerenin önüne gelen sokak kedisine sinirlenip ayağıma saldırdı, ısırıp tekmeledi. İlk gün çok üstünde durmadım geçer diye ama gece bileğim şişmeye başladı ve üstüne basmakta zorlanmaya başladım. O yüzden pazar sabahtan acile gittim. Kedimin aşıları tam olduğu ve benim de tetanos aşım olduğu için kuduz aşısına gerek görmedi doktor ama enfeksiyon için antibiyotik ve merhem verdi. Dünden beri onu kullanıyorum ama şu an epeyce şiş ve hâlâ yürümekte zorlanıyorum. Daha önce böyle bir şey tecrübe eden var mıdır acaba? Yaklaşık kaç günde geçer? Bir de yarından itibaren tatile çıkacağım, denize vs girmek daha kötüleştirir mi, bandajlamalı mıyım yoksa açık mı kalmalı? Ya da tekrar doktora gitmemi mi önerirsiniz?

Bu konuda tecrübesi ya da bilgisi olan birileri yanıtlayabilirse çok sevinirim.
0
bu da mi nick degil
(04.09.23)
Özellikle kedi ısırığı için değil ancak her türlü enfeksiyon bölgesi temiz tutulmalı, deniz dediğiniz şey sıvı toprak. İçinde her türlü canlı cansız şey mevcut. Sizde de görece baya rahatsızlık veren bir enfeksiyon mevcut, haliyle bunu bir de denize sokmamak sizin faydanıza olur.
0
akhenaten
(04.09.23)
takipte kalın antibiyotik sonrası da 2-3 gün içinde şişlik ve kızarıklık artıyorsa tekrar bir hekime başvurun.
0
orpheus
(04.09.23)
2 güne geçer. ince görmüş hayvan. benimki çok ısırıyor sanki düşmanıymışım gibi. özellikle kollarıma hasta. kolonya döküyorum kabaran yere 2. günü görmüyor bile. kolonya basın.
0
bisorumvargaliba
(05.09.23)
(14)

cumartesi tam gün çalışır mısınız?

Aslan damat
merhaba,İş haftanın 6 günü ve çalışma saatleri 09:00-18:00 arası.Evinize en az 2 vesait tramvay+metrobüs veya 3 vesait olursa tramvay+metro+metro şeklinde. iş; mali işler, bütçe-raporlama. tüm gün dört duvar arasında geçecek bir iş. 6-12 ay kadar idare edebilecek paranız var kenarda.Bu şartlarda bir
merhaba,

İş haftanın 6 günü ve çalışma saatleri 09:00-18:00 arası.
Evinize en az 2 vesait tramvay+metrobüs veya 3 vesait olursa tramvay+metro+metro şeklinde. iş; mali işler, bütçe-raporlama. tüm gün dört duvar arasında geçecek bir iş.

6-12 ay kadar idare edebilecek paranız var kenarda.

Bu şartlarda bir işyerinde çalışır mısınız?

yaş; 38
0
Aslan damat
(04.09.23)
daha iyi bir is bulabileceksem baska yere bakarim. cumartesi detayi onemli degil.
0
buenosdias
(04.09.23)
cumartesi detayi benim icin en onemli sartlardan biri olurdu, insanin hayat kalitesini 3/4 dusuruyor bence. baska bir is bulabilecek durumum varsa calismam, ya da baslarim ama is bakmaya devam ederim. calisirken is daha kolay bulunuyor biraz dogru sanki.
0
kassiopeia
(04.09.23)
yeni mezun olduğumda hiç bakmadan gece gündüz çalışmıştım, ama şimdi 2 çocuk aile vb, çok zor, ama işşizsem çalışırım, çalışırken iş bulmak daha kolay.
0
ravenudon
(04.09.23)
hocam bence 2 şeyi göz önüne almak lazım karar verirken. birincisi maddi olarak karşılığını alacak mısınız düzgün bir şekilde, ikincisi de sizi geliştirecek ya da en azından cv'nize yazdığınızda size katkısı olacak bir iş mi? eğer bunlardan biri yoksa ben tercih etmezdim. hayatımın yaklaşık 2,5 yılında cumartesileri çalıştım ve pek çekilecek dert değil herkesin izin gününde çalışıyor olmak ve kendinize çok az kişisel zsaman bırakmak. ama eğer karşılığı buna değecekse düşünülebilir belki.
0
bu da mi nick degil
(04.09.23)
Yeni mezun oldugumda da böyle calismazdim cünkü genclik enerjisi de hizli bitiyor. Yas 38 demissiniz. Tecrübeniz var yani. Bence kabul etmeyin. Kölelik bu resmen. size ayda 150 bin lira para mi veriyor sanki bu is de haftada 54 saat calistiriyor sizi? yol karsilamiyor, bir sey yapmiyor.
Kabul et, yaninda is ara da demiyorum cünkü bu yogunlukla calisan insanin kafasi baska bir seye enerjisini yatirmayi kaldirmaz.

"bu da mi nick degil" güzel bir noktaya deginmis. eger cv icin cok iyi olacaksa ve maddi olarak cok iyi tatmin edecekse belki bir sene bu iste calismayi düsünürsünüz ama bir seneden sonra bir gün bile cekmeyin kahri. bu iki sarti da karsiliyorsa is, maksimum bir senenizi verin, alacaginizi alin ve ayrilin.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.09.23)
ben de @konuşma ben konuşuyorum gibi düşünüyorum, buraya başlarsam iş görüşmelerine gidecek dermanım kalmaz saplanıp kalırım gibi. şartları da çok iyi değil yol parası yok, gayrettepe gibi yerde günlük 120 lira yemek parası veren bir firma. oradan bile az çok belli ediyor bence kendini. reddediyorum arkadaşlar teşekkürler.
0
🌸Aslan damat
(04.09.23)
12 ay işsiz kaldığınız zaman başvurduğunuz yerlerin yaklaşımı da değişiyor. Ben olsam işi alıp bakınmaya öyle devam ederdim.

Kenarda duran paranız aradığınız işi bulana kadar değil, iş bulamadığınız zamanlar için durmalı. Aksi takdirde iş aramak için 6-12 ay sizi idare edebilecek bir miktarı harcamış oluyorsunuz, yeni gireceğiniz işi baya pahalıya getirmiş oluyorsunuz yani. Değer mi? Bence değmez.
0
akhenaten
(04.09.23)
Parası iyiyse pazar günü de çalışırım.
0
hayirsiz
(04.09.23)
Çalışmam.

Zamanimizi satiyoruz da nereye kadar satiyoruz. Yani cumartesi de calisirsaniz satacak zaman kalmiyor artik.
0
logisticsmanager
(04.09.23)
ben hep inat ettim . günde 8 saatten fazla çalıştıran yerle vardı her ghün yarım saat veya cumartesileri 2-3 saat gir medim ama başka iş bulabildim sonrasında.
0
ShadowOfMoon
(04.09.23)
Daha iyi bir is bulana kadar mecbur calisilacak. 6-12 ay yetebilecek paraya dokunmam, cok bir para degil.
0
hot potato
(04.09.23)
Kesinlikle çalışmam.
Hele de kenarda idare edecek param varsa birkac ay, asla girmem oraya.

Çünkü girersen baska ise girmesi zor olacak, bir bakmissin 2-3senedir oradasin. Her zaman bir tik iyisi vardır,bir sure disimi sikar daha iyi sartlarda bir yere girene kadar beklerim. Hayatin zehir olur valla.
0
stavro
(04.09.23)
çalışmam. tecrübe ettim ve saçma olduğunu gördüm.
0
yankee jumping
(05.09.23)
Asla. Tüm dandik kariyerimi iş yeri dışında daha çok vakit geçirmek üzerine kurdum. Mesailere gitmedim,. Terfi dilenip yükselmedim. Üç kuruş fazla kazanacağım diye ruhumu satmam.
0
hasmetizm
(05.09.23)
(9)

İş yerleri böyle samimiyetsiz mi ?

skr1292
Yeni bir işe başladım. saçma sapan şeyler. İnsan ben niye böyle şeylerle uğraşıyorum diyor. Ekip lideri yazmış mesela hedefimiz şu, şunu yapmaya çalışıyoruz diye. Samimiyetsiz bir ortam. Her iş yeri böyle mi. İşim masabaşı yazılım desteği falan veriyorum.
Yeni bir işe başladım. saçma sapan şeyler. İnsan ben niye böyle şeylerle uğraşıyorum diyor. Ekip lideri yazmış mesela hedefimiz şu, şunu yapmaya çalışıyoruz diye. Samimiyetsiz bir ortam. Her iş yeri böyle mi.

İşim masabaşı yazılım desteği falan veriyorum.
0
skr1292
(04.09.23)
hedefini söylemesi mi samimiyetsiz anlamadım?
ama evet çok samimi ortamlar değiller. dıştan öyle gözüküyor ama.
0
jelly bear
(04.09.23)
her iş yerinde, ya da belli bir amaç doğrultusunda bir araya gelmiş gruplarda hedef koyulur evet.

tam olarak neyin samimiyetsiz geldiğini yazarsan belki daha yardımcı olabiliriz.
0
king lizard
(04.09.23)
Neyin samimiyetsiz olduğu belirsiz +1
0
logisticsmanager
(04.09.23)
çalışma hayatına hoşgeldin. muhtemelen ilk işin ve kurumsal dil sana garip geliyordur. bir zaman sonra alışırsın.
0
sir gawain
(04.09.23)
İş ortamı samimiyet beklemek için yanlış yer aslında, önemli olan şey kibar ve herkesin işine gücüne baktığı bir ortam olması. Samimiyet bunun üstüne yalnızca bir artı olabilir.

İnsanlar işe alınırken kişisel özelliklerinden ziyade yapılacak işteki yeteneklerine bakılıyor, aksi ayrımcılık olurdu, kime göre samimi mesela? Kimin geçinmeye hakkı olduğuna bu tarz özelliklere göre karar veremezsiniz. Haliyle birbirine çok zıt kutuplardaki insanlar ister istemez aynı işi yapmak için bir araya geliyor, burada önemli olan hırgür olmadan herkesin birbirinin alanına saygılı olarak işleri yürütmesi. Bunu yapmak için de arada bir mesafe bulunmalı, bu da size samimiyetsiz geliyor olabilir.
0
akhenaten
(04.09.23)
Evet samimiyetsiz. İş yerlerinde, hele de satış yapılan yerlerde; "Wow arkadaşlar süperiz, mükemmeliz, şöyle sattık, böyle hedefleri tutturduk" muhabbeti hiç bitmez. Az satanlarla çok satanlar birbirlerine kırdırılır, zira şirket satış yapanlara prim falan vermek istemediği için insanları birbirlerine düşürüp onları at gibi yarıştırma derdindedir.
0
salihdt
(04.09.23)
herhangi bir hedefim olmadan calismak istemezdim sanirim, ozellikle de bir ekip isi ise yaptigim. kendi isinizi yaparken de bir hedefiniz olur, su kadar para yapayim, su kadar musteriye ulasayim, su isi su zamanda bitireyim gibi gibi. ayrica is yerinden nasil bir samimiyet beklediginize gore degisir, insanlarin birbirine kibar ve saygili davrandigi, kole muamelesi gormediginiz, gercekci beklentiler icinde olan bir ekiple calismak, yaptiginiz isin deger gormesi vs. yeterli. is yeri sonucta bu, isimizi yapip cikacagiz.
0
kassiopeia
(04.09.23)
İşin samimi olmasına da gerek yok. Ama şirket amaçları ile kendi amaçlarını hiç ama hiç denk düşüremiyorsan o zaman o sektör sana göre olmayabilir.

Mesela bankacılık sektöründe müşteriden yapılacak kesintileri tıkır tıkır alırken, hala burada daha fazla kesinti yapmak in proje yaparken kendini insanlığa ihanet ediyor gibi hissediyorsan, yöneticinin koyduğu hedefler sana çok komik hatta adice gelir.

Ama bir telekominikasyon alt yapısı yapıyorsan ya da araç geliştiriyorsan falan o zaman insanlığa ihanet ediyor gi i düşünmüyorsun. araç geliştirirken yaptığın testlerin ileride insan hayatını korumak üzere olduğunu biliyorsun, sana koyulan hedefler o kadar da batmıyor.

Tabi ki tüm şirketlerin ilk amacı para kazanmak, kar etmek. Koyulan tüm hedeflerin de amacı daha çok para kazanmaya çıkıyor. Ama 2. Amaç müşteriyi soymak mı, onlara teknoloji mi taşımak, araçlarını güvenli hale mi getirmek? Bu 2. Amaç işte senin ortamı samimi bulup bulmamanı etkiliyor.
Eğer kar etme amacı dışında, sana daha anlamlı gelen bir sektör varsa, o zaman orada san göre daha anlamlı ve samimi bir ortam bulabilirsin
0
zimbirik
(04.09.23)
iş hayatına hoş geldin. ticari işletmeler için durum çoğunlukla böyledir.
0
ezkaza
(04.09.23)
(11)

Arkadaş grubuyla iletişimi kesme

gnosis
10 yıllık bir arkadaş grubum var. Lisede tanıştık o zamandan beri arkadaşız. Hayat hepimizi farklı illere dağıttı ama hala Whatsapp, sosyal medya üzerinden iletişimimiz devam ediyor, yılda 2-3 kere buluşuyoruz. Şimdi yazacaklarım çok çocuksu gelecek belki ama bu 10 yıllık arkadaş grubu doğumgünümü u
10 yıllık bir arkadaş grubum var. Lisede tanıştık o zamandan beri arkadaşız. Hayat hepimizi farklı illere dağıttı ama hala Whatsapp, sosyal medya üzerinden iletişimimiz devam ediyor, yılda 2-3 kere buluşuyoruz.
Şimdi yazacaklarım çok çocuksu gelecek belki ama bu 10 yıllık arkadaş grubu doğumgünümü unuttu ve ben çok kırıldım. Doğumgünüm Ağustos ayının ilk haftasında. Ağustos ayı boyunca bir arama ya da mesaj bekledim ama gelmedi. Ağustos sonunda bir buluşma planımız var, orada kutlarlar herhalde dedim ama buluşmada bahsi bile geçmedi. Birinin iş arkadaşının yakın zamanda doğumgünüymüş, ona hediye seçtik hep birlikte ahahaha...
Bu sabah sonunda biri hatırlayıp Whatsapp grubuna senin doğumgününü unuttuk galiba, geçen aydı dimi yazmış. Çok meşgulüm bu aralar her şeyi unutuyorum gibi mesajlar atmışlar.
Şimdi ben bu "arkadaşlar"la iletişimi aniden mi keseyim, yavaş yavaş mı keseyim?
0
gnosis
(04.09.23)
ben de bir kere unuttuklarında çok kırılmıştım ama sonra iş-aile-sosyal hayat derken ben de istemeyerek unutunca dedim ki insanlık hali bazen unutuluyormuş demek ki.
0
ananiyimioguz
(04.09.23)
kutlansa güzel olurdu ama kutlanmaması arkadaşlığınızı oluşturan temel taşları (güven, dayanışma-destek v.b.) zedeleyecek boyutta değil. bir de 25+ olup doğum gününe bu kadar anlam yüklemeye gerek yok bence. kutlanması çok tatlış evet ama kutlanmıyor diye de bu kadar kırılmak, ne bileyim, aşırı bir reaksiyon sanki.

insanlık hali + 1

ama yine de sizin için bu çok önemliyse konuşmayı deneyebilirsiniz, tekrarlanması halinde kesersiniz iletişimi.
0
Phoebe
(04.09.23)
en iyisi insanlık hali +1 deyip sineye çekmek.

arkadaşlığınız, yaşadıklarınızı, anılarınızı ve onların sevdiğiniz yönlerini terazinin bir kefesine koyun, doğum gününüzü unutmalarını diğer kefeye. hangisi ağır basıyorsa ona göre davranın
0
yemrem
(04.09.23)
Bu sebepten arkadaşlık bitirilmez. Insanlık hali deyip geçmek lazım.
0
nic cage
(04.09.23)
Artık muhabbetler sarmıyorsa, eskisi gibi tadı yoksa, kafalar çok farklılaştıysa birden kesin gitsin.
Ama arkadaş ortamını seviyorsanız, eğleniyorsanız böyle bir şeyden dolayı iletişim kesmek fazla.
İnsan yeri geliyor kendi doğum gününü fark edemiyor ben şaşırmıştım bir kere kutlanınca aa bugün müydü diye. Herkesin günlük hayatında bir sürü derdi tasası var ya takılmayın böyle şeylere bu kadar.
0
Dağcı
(04.09.23)
Bir kişi unutunca ben de insanlık hali, önemli değil diyorum ama bir kişi değil dört kişi unuttu. Her gün Whatsapp'ta yazışıyoruz, birinin bile aklına gelmedi. Sonuçta gözden uzak olan gönülden de uzak oluyor demek ki dedim. Herkesin bulunduğu yerde yeni arkadaşları var. Uzun süredir birbirimizi tanıyor olsak da yanındakiler hayatında daha etkili ve önemli oluyor.
Hala kararsızım ama kendileriyle sosyal medyada ekli ama sokakta karşılaşınca kafasını çeviren tanıdık seviyesine inmeyi planlıyorum.
0
🌸gnosis
(04.09.23)
10 yıldır herkes herkesin doğumgününü kutluyor mu ki ya? Çok şaşırdım valla :D Bence çok da büyük bir olay değil. Sizin kendi dinamikleriniz sonuçta, bu kadar önem veriyorsanız bitirin tabi ama her yıl doğumgününüzü kutlayacak tarzda bir çevre edinebilesiniz sanmıyorum.

Ayrıca bir daha ergen olmayacaksınız, ergenlikten beri süregelen arkadaşlıkların yeri çok farklı. İyi ya da kötü bilemem, ancak 30 yaşında tanıştığınız insanlardan çok daha farklı bir iletişim olur eski arkadaşlarla.

Bence farklı sorunlar yoksa sırf doğumgünü için çok büyük israf.
0
akhenaten
(04.09.23)
Evet, 10 yıl boyunca herkes herkesin doğumgününü kutladı.
Bu ay birinin doğumgünü var, o zamana kadar ne tavır alacağıma karar vermem lazım.
0
🌸gnosis
(04.09.23)
belli ki sizin icin onemli ve kalbiniz kirilmis. 10 yillik arkadasligimi ben bunun icin bitirmem ama sizin icin bu kadar onemli ise, iletisim, iletisim iletisim... mutlaka kibarca soyleyin, bir sonraki bulusmada arkadaslar benim dogum gunumu unuttunuz, bu benim icin onemli, kirildim demek inanin zor degil, kirilgan olmaktan o kadar korkuyoruz ki, oyle bir hale geldik ki, yapici tartisma yapmayi, yakinlik kurmayi, iletisimi tamamen unuttuk. eminim arkadaslariniz, hepsi degilse bile, yeterince bir kismi anlayacaktir. kirildiginiz bir seyi 10 yillik arkadaslarinizda soylemekte bir sorun olmamali, eger cocukca oldugunu dusunuyorsaniz kirildigin seyin de cocukca oldugunu ve kirilmamaniz gerektigini dusunuyorsunuzdur muhtemelen. oncelikle kendinize buna kirilma ve uzulme hakki verin, uzuldugunuzu kabul edin, bunun icinde biraz durun, bu izni kendinize verin, sonra insanlik hali olabilecegini ve dunyanin sonu olmadigini, insanlarin size deger verdigini kendinize hatirlatin, sonra paylasin ve ozulerini kabul edip, yola devam edin. insanlara duzeltmek icin sans vermeden hayatinizdan cikarmak sizi daha cok uzebilir.

eger 10 yillik arkadasim, surekli baska bir hata yapmiyorsam, dogum gununu unuttum diye aniden beni hayatindan cikarsa, elbette uzulurum, yas tutarim ama arkadasimi ve arkadasligimi sorgularim, bunu benimle konusacak kadar yakin gormedigini, arkadasligimiza deger vermedigini dusunebilirim. bana onemli gelen size gelmeyebilir, ve tersi de gecerli ama bana bunu soylemezsiniz bunu bilemem, dolayisiyla ingilizce cok guzel bir deyis var 'set up for failure', kendimi o kadar da suclu hissetmem sanirim.
0
kassiopeia
(04.09.23)
öncelikle evet çok çocuksu geldi.
lisenin üzerinden 10 yıl geçtiğine göre üniversiteler bitmiş, millet iş-güç-(Ağustos ayı olduğunu da düşünürsek)-tatil telaşına kapılmıştır. Yaş ilerledikçe doğum gününe verilen önem giderek azalacak. belli ki sen diğerlerine göre daha çok önemsiyorsun ama bu hep böyle gitmeyecek.

arkadaşının iş arkadaşına hediye aramasını da şöyle yorumlayabilirsin: iş yerinde sürekli farklı insanların doğum gününü kutlamak ve onlara hediye almak, doğum günlerini arkadaşının gözünde artık keyif alınan bir kutlama olmaktan çıkarıp yapılması gereken bir görev haline getirmiş. buradan yola çıkarak çalışmadığına veya diğerlerine kıyasla çok rahat bir işin olduğuna dair bir iddia ortaya atacağım :D

sonuç olarak, insanlık halidir unutulur demek lazım. he ille ben arkadaşlığımı keseceğim diyorsan da doğum gününü unutan arkadaşlar mı daha iticidir yoksa doğum günü unutulduğu için arkadaşlık kesen kişiler mi onu da iyi düşünmek lazım.
0
hrskrs
(05.09.23)
Bu duyuruya gelen cevaplardan sonra arkadaş grubumdakilerin doğumgününlerini kutlamamaya karar verdim:)
Hangimizin işi daha rahat, hangimizinki daha yoğun bilmiyorum ama evet üçü o sırada yıllık izindeydi. Bütün gün sosyal medyada olan insanların meşguliyet bahanelerine inanmıyorum.
Bu konuda başka forumlarda benzer sorulara verilen cevapları okudum. Kendinizi birinci plana koyun gibi şeyler yazmışlar. Ben de ailemi ziyaret için memlekete gideceğim tarihi planlarken bu arkadaşlarımın organizasyonlarını dikkate almamaya karar verdim. Tarihler denk gelirse buluşuruz olmuyorsa ekstra bir çaba sarf etmeyeceğim.
0
🌸gnosis
(06.09.23)
(2)

haftaların verimsiz geçtiğini hissetmek

alp9900
bugün pazartesi güzel verimli bir haftaya başlamak için ne yapılabilir?kendini verimsiz hisseden ve sürekli pazartesileri bir kişiyi kendine getirecek neler olabilir? (çay, kahve hariç)
bugün pazartesi güzel verimli bir haftaya başlamak için ne yapılabilir?

kendini verimsiz hisseden ve sürekli pazartesileri bir kişiyi kendine getirecek neler olabilir? (çay, kahve hariç)
0
alp9900
(04.09.23)
Ne kadar sürede ne iş yapacağınızı, nelerin öncelikli, nelerin sonraya kalabilir olduğunu bilmeden işin ucundan tutmak zor. Hafta içinde işin akışına kapılıp yapılıyor bunlar ama araya tatil girince yine bir durup düşünmek gerekiyor. Kendinize uygun bir program oluşturursanız yani cuma gününden "pazartesi gelince şuradan başlayacağım" diyebilirseniz böyle şeyleri de daha az yaşarsınız.
0
akhenaten
(04.09.23)
tatilden sonra bir anda yapılması gereken işlerler karşılaşınca insanın hiçbirini yapası gelmiyor, tüm o işler gözünde büyüyor. yapmanız gerekenleri madde madde yazın, yaptıkça yanlarına tik atın. yapılması gereken işlerin yanında artan tikleri gördükçe daha iyi hissediyorsunuz.
0
yemrem
(04.09.23)
(4)

gülünmemesi gereken yerde yahut olur olmadık gülmek

isveperver
toplu taşımada, cenazede, toplantıda, arkadaşla kahve içerken vs aniden gelen bağlamdan kopma ya da içinde bulunulan durumun farkındalığıyla beraber gülmek psikolojik bir problem midir? delilerce kahkaha değil belki ama en azından bir tebessümle başlayan, zamanla belki artan ya da azalan ve anlamsız
toplu taşımada, cenazede, toplantıda, arkadaşla kahve içerken vs aniden gelen bağlamdan kopma ya da içinde bulunulan durumun farkındalığıyla beraber gülmek psikolojik bir problem midir? delilerce kahkaha değil belki ama en azından bir tebessümle başlayan, zamanla belki artan ya da azalan ve anlamsız karşılanan gülüşmelerden bahsediyorum.

uykumu yarıda kesip soruyorum bu soruyu şu an.
0
isveperver
(04.09.23)
Normaldir, heralde gece eskiden yaptığınız saçmalıklar aklınıza geliyor yerin dibine giriş yapıp çıkıyorsunuz. Bu da normal :D
0
akhenaten
(04.09.23)
Normal ve sağlıklı da bence. Gülmekten utanmayın lütfen
0
hasmetizm
(04.09.23)
Cenaze dışındakiler normal. Mesela neden bağlamadan kopuyor ya da kopma ihtiyacı hissediyorsunuz? Herhangi bir durumla mücadele yöntemi mi? Belli durumların içinde bulunduğu bağlam ile ilişkilenme sorunu mu var? Yoksa toplumsal ilişkilerin gereklerini yerine getirirken bir uyumsuzluğa mı işaret ediyor? Birinin çektiği acıya da gülme ile karşılık verecek biçimde gelişen bir davranış kalıbı mı? Bu durumlar istisnai mi yoksa genel mi? İstisnai ise hangi koşullarda ortaya çıkıyor? Bunları irdelemek gerek.
0
prole
(04.09.23)
Bununla ilgili Coupling adlı dizi de giggle loop (kıkırdama zinciri) adlı bir bölüm var. Olayı çok iyi özetlemiş. Fakat bu başlık altında izleyecek olan kişileri şimdiden uyarıyorum. Bunu izlerseniz. Artık siz de giggle loop olayının bir parçası olursunuz.

www.youtube.com
0
janavarorion
(04.09.23)
(9)

İş hayatını hiç sevemedim

abelardo
Yok mu benim gibi olan. Mezun olduğum günden beri nefret ediyorum iş hayatından. Yarın pazartesi ve yine sendroma girdim.
Yok mu benim gibi olan. Mezun olduğum günden beri nefret ediyorum iş hayatından. Yarın pazartesi ve yine sendroma girdim.
0
abelardo
(03.09.23)
Ben de bayılmıyorum açıkçası ama çok sevmem lazım kafasına da girmemek gerekiyor. Ben sevdiğim işi yapıyorum mesela, ama bir şeyi bir zorunluluk olarak yapınca işn kendisini sevseniz de olmuyor o. Hayatınızdan 5-6 günü 6-8 saati iptal edip zorunlu olarak verdiğiniz şeyi bir yere kadar sevebilirsiniz.

Belki böyle düşünürseniz en azından nefret etmemeye başlarsınız.
0
akhenaten
(03.09.23)
Is hayatından değil de iş arkadaslari ve onların çoğunlukla değişmez oluşu beni çıldırtıyor, anlasamiyorsan yandın.
0
sanguine
(03.09.23)
Fransa'daki ilk isimde pazar günleri zor uyurdum, stres/anksiyete tarzı. Insanlar iyiydi ama yaptığım iş bana Uygun değildi (kısa dönem üretim planlaması, sürekli gelecek 48 saat planlaniyor). Karakterime uygun olmayan bir yapiydi is.

Risk aldim ve uzatmak istemedim. Adamlar üzüldü çünkü iyi yapıyordum ama maliyeti neydi yani bana.

Neyse 3-4 ay is aradıktan sonra su anki isime güle oynaya gidiyorum. Ha tabi yukseldim ettim ama hep aynı şekilde gidiyorum. Bir kere bile lanet olsun demedim, yarın pazartesi demedim.

Kısacası bu biraz yapilan is ya da calisilan insanlarla alakali da olabiliyor.

Ha bazen harbiden sevilmiyor calismak yalan yok :)

Bu arada cok sevmek zorunda da değilsiniz. Misal benim bazi çalışma arkadaslarim benim kadar sevmiyor kesin çünkü ne yükselmek istiyorlar ne başka bir şey. Ömürleri sonlarina kadar bu şekilde devam etmek istiyorlar. Ki bunda yanlışlık yok, genel olarak hepimiz vaktimizi satiyoruz.
0
logisticsmanager
(03.09.23)
Benzer durumu yaşadım. İş yeri değişikliğine git. Yeni iş yerinde çalışmaktan nefret etmediğimi aksine gergin bir iş yerinden, işten dolayı sevmediğimi kavradım.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(03.09.23)
Çatıştığın şirket ile alakalı olabilir. Daha mutlu olacağın alternatif ilanları kovala. Bu arada bir de mesleğin ile alakalı sertifika, eğitim vb araştır derim
0
kondansator
(03.09.23)
tersi işsizlik. o daha berbat birşey :)

ben işimin sevmediğim yanlarının üstüne gidiyorum. sürekli mızmızlanamam hadi öğrenelim neymiş bu iş diyorum kendime. yoksa zihnimde yük olmaya devam edecek.
0
error522
(03.09.23)
İşsizlik en kötü işten bile daha kötü bir şey. Bir insanın başına gelebilecek en kötü şey başkasına muhtaç olmaktır herhalde.
0
ruhen hastayim ben
(04.09.23)
evet. iş değiştirmek bana iyi geldi, çalıştığım yer çok iyiydi ancak iş tanımı bana uygun değildi.

neden sevmediğini kendine sor, ne olsa mutlu olurdun veya daha rahat çalışırdın vs
0
william morris
(04.09.23)
Ben de böyleydim hocam işten ayrıldım maalesef sonunda. Ama iyi mi yaptım kötü mü belli değil maalesef.
0
overthinker
(30.09.23)
(15)

Dizinizi kirmadan egilip yere dusen kalemi vs alabiliyor musunuz?

speedy
Ben alamiyorum da. Ya da egilince ellerinizle yere degebiliyor musunuz? Esneklik, atletik vucuda sahip olmakla alakalidir deyip geciyordum bunca sene. Hic sallamamistim. Doktorlar da soyluyor zaten dizlerinizi kirmadan egilip yerden bir sey almayin, belinizi incitirsiniz vs. Ama bir arkadas dedi al
Ben alamiyorum da. Ya da egilince ellerinizle yere degebiliyor musunuz? Esneklik, atletik vucuda sahip olmakla alakalidir deyip geciyordum bunca sene. Hic sallamamistim. Doktorlar da soyluyor zaten dizlerinizi kirmadan egilip yerden bir sey almayin, belinizi incitirsiniz vs. Ama bir arkadas dedi alabilmen lazim, nasil alamiyorsun, sen de problem var, bacaklarinda ya belinde problem olabilir, doktora git vs deyip korkuttu epey. Gerci diyen de cok bilgili biri degil isyerinde mavi yaka bir calisan. Dogru mu soyluyor?
0
speedy
(03.09.23)
Bazı insanlar esnektir bazıları değildir.
Göbeklilik, ileri yaş veya hareketsizlik ellerinizi diz kırmadan yere değdirmenize engeldir. Bunlar yoksa normalde değdiriyor olmalısınız. Ama değdiremiyorsanız da bu bir problem değil.
Isınmadan yapılırsa ve o şekilde bir şey kaldırmaya çalışılırsa zorlanırsa sakıncalı durumlar ortaya çıkabilir.

Yine de değdirmek istiyorsanız bir ay süreyle reformer pilatese gidin.
Büyük bir ihtimalle hallolur.
0
Mirket
(03.09.23)
valla bilmiyorum ama bence iyi bi şey değil. bel fıtığınız falan vardır farkında değilsinizdir, bi anda kitlenip kalırsınız. yapılabilir bi şey olsa da yapmamak lazım zaten.
0
nathanieltroy
(03.09.23)
Dizleri kırmadan yerden bir şeyi alabilmek artı gibi görünse de bu hareketi sürekli hale getirmek iyi değil. Çünkü doğrulurken bele fazladan yük biniyor. Ayrıca kilolu olmak burada daha kötü sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Dizleri kırarak yerden bir şey almak daha iyi. hem dizlere, hem de bele binen yük daha dengeli oluyor diye biliyorum.
0
diyecevaplandı
(03.09.23)
Alamiyorum ve almama da gerek yok.
Bu gereksiz mobility/esneklik manyakliginin olayi. Mobility sorunu olan kişinin belli bir sorunu olur da yere düşen şeyi dizleri kirmadan alamamak böyle bir şey değil.

Arkadasiniza bilgi olsun; deadlift 5 tekrar 200, squat 5 tekrar 195 yapıyorum. Gördüğümüz üzere vücudumda bel ve bacaklarla alakalı bir sıkıntı yok.

Bosuna kafanıza takmayin. Dizleri kirmadan alinacak bir şey agirsa yükün bele binmesini saglar ve tabiki dizler kirarak kaldirmaktan cok daha risklidir.
0
logisticsmanager
(03.09.23)
Çocuklar rahatça yapıyor bunu, çocukluktan beri hiç bırakmadığım için ben de öyle. Avuç içlerimin tamamını dizimi kırmadan yere koyup öylece durabiliyorum.

Sizde bir anormallik yok, bir süre esnemek için egzersiz yaparsanız kısa sürede fark eder.
0
akhenaten
(03.09.23)
Alamayız çünkü omurgamızın böyle öne doğru eğilmek gibi bir vazifesi yok, dik konumdayken öne doğru eğilmen için lumbar bölgeni zorlamam gerekir o da fıtık yapar, başımıza bunlar gelmesin diye kalça eklemimiz ve dizlerimiz var, bu eklemleri tam açıklığıyla kullanmak bir yetenektir ama arkadaşının verdiği akıl büyük oranda cehalet kokuyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(03.09.23)
Yalnız bu tip bir esnekliğin faydasız ve hatta zararlı olduğunu iddia eden arkadaşlara katılmıyorum. Birçok spor dalının antremanında vücut elastikiyetini artırıcı hareketler yapılır ve gereklidir. Mesela yoga baştan sona bu tip elastikiyeti gerektirir. Elastik bir vücudun bek, boyun fıtığı olma ihtimali kütük gibi bir vücuttan çok daha azdır. yaşlanmaya bağlı eklem sorunlarının çıkma ihtimalini azaltır.

Durup durup bir anda ellerimi diz kırmadan yere değdireceğim demek elbette ki sakıncalıdır, ancak zaman içinde vücuda bu elastikiyeti kazandırmak her zaman iyidir.

Not: Yoga spor dalı değil. Oraya takılmayın.
0
Mirket
(03.09.23)
su an alamiyorum. 10-15 sene once ben de boyle cevremde anket yapmistim. ellerinizi ayaginiza degdirebiliyor musunuz diye. cok alakasiz kisilerin degdirebildigini gordum.

cok alakasizlardan bazilari: sisman arkadasim avcunun icini degdirebiliyordu (birkac sene once tup mide ameliyati oldu)
annem ve teyzem. ben zar zor degdirebilirken onlar hic zorlanmadan yapiyorlardi. hani ben 25 isem o zaman onlar 50+ idi.

yani bence ne kol uzunlugu, ne bacak kisaligi, ne zayiflik... tamamen esneklik olay.
0
supergirl
(03.09.23)
@mirket; arastirmalari birakiyorum.
europepmc.org

"Overall, the evidence suggests that increasing range of motion beyond function through stretching is not beneficial and can actually cause injury and decrease performance. These findings should be used to challenge common warm-up practices in athletics."

pubmed.ncbi.nlm.nih.gov

"This conjecture is supported by the literature, where strong evidence exists that stretching has no beneficial effect on injury prevention in these sports. If this point of view is used when examining research findings concerning stretching and injuries, the reasons for the contrasting findings in the literature are in many instances resolved."

Bir kişinin esnek olması onun sakatliklardan korunacağı anlamına gelmez. Böyle olmasaydi strech yapanlarin sakatligi daha az olur diye bilimsel veri olurdu ama tam tersi var.

Yoganin ise yaramasi sebebi esneklik değil bazı hareketlerde kaslari çalıştırmasi.

Elinizde esnek olanlar daha az sakatlanir ya da strech yapanlar daha az sakatlanir diye veri varsa yazın. Ama supergirl dediği gibi kilolu olup esnek olan da var kaslı olup olmayan da. Mobility denilen olay gereksiz konuşulan bir şey. Günlük hayatinizi ciddi etkileyen bir şey değilse kafa yormaya gerek yok.

Hayır insanlığın yarisindan fazlasi bir tane bile barfiks yapamaz haldeyken dizler kırmadan egilmenin bu kadar umursanmasi garip.
0
logisticsmanager
(04.09.23)
benim diz kapaklarıma anca ulaşıyor, bağdaş bile kuramıyorum, yerde oturamıyorum, beden dersinde taklayı bile zor atardım.
0
ravenudon
(04.09.23)
üç dört sene önceye kadar avuç içlerimi bile yere yapıştırabiliyordum ya da oturur pozisyonda ayak parmak ucuna dokunma hareketinde parmak uçlarımı geçip topuğa kadar dokunabiliyordum ki çok hımbıl bi kişiyim öyle atletik bir insan değilim sadece çocukluktan gelen bir esnekliğim var. Ama son yıllarda eskisi kadar rahat yapamıyorum. Muhtemelen masa başında hareketsiz süremin artışı, bu işlerin zirvesi olan 25 yaşını geçmem (yaşlıyım demiyorum da sporcu olsam prime dönemim geçmek üzere olurdu artık) gibi nedenlerden kaynaklanıyor. Çocukken bi iki ay jimnastik kursuna gitmiştim, ordaki hoca da demişti çok esnek ama çok güçsüz diye. Gerçekten güçle ilgili hiçbir şeyi yapamıyordum ama esneklik alanlarında iyiydim.

Ankilozan Spondilit gibi bazı romatolojik hastaların teşhisinde bel ekleminden ne kadar esneyebildiği ölçülüyor. Yani tamamen bir hareket kısıtlılığı olması da sağlıklı değil. Herkes dizlerini bükmeden ayaklarına dokunmalı demiyorum ama dokunabilmek zararlı bir şey değil. Sık yapılmadıktan sonra esnek bir vücuda sahip olmak faydalı bile denebilir (aşırı esnek olmak ayrı orda bağ doku hastalıkları devreye giriyor)
0
nundu
(04.09.23)
Bence biz "esneklik" kavramının ne olduğunu tam anlamıyoruz. Esneklik dizleri kırmadan olduğun yerde eğilip yerden bir şey almak değildir, esneklik "eklem" ve eklem çevresindeki kasların/tendonların hareket kabiliyetini arttırmaktır, bu aynı zamanda mobilite dediğimiz bir özelliktir. Yani sen omurganı bir şekilde öne doğru eğdiğinde ya da eğilmeye zorladığında bu omurgaya ya da omurgayı saran kas-iskelet sistemine esneklik kazandırmaz çünkü aslında onun esneyebileceği bir açıklık yoktur, senin omurgayı eğme hareketin aslında omurgayı oluşturan omurları açma hareketidir, bunun da sağlıklı olanı yapısı gereği kısıtlı hareket kabiliyeti olan bir parçayı esnek olacağım amacıyla zorlamamaktır, dediğim gibi esneklik dediğimiz özellik eklemlerin ve eklem çevresindeki kasların/tensonların hareket açıklığını yükseltmek için yapılır. Misal squat yaparken kimisi yere paralel olacak şekilde çöker kimisi de eklem aralığını geniştir "ass to gras" seviyesinde yere kadar iner, esneklik budur, burada diz eklemlerinine bağlı tendonları ve o tendonlara bağlı kasları esnetmiş olursun, hayatın akışında işine yarayacak esneklik de budur, omurgayı öne doğru bükmek bu anlamda işine yarar bir yetenek değildir, bu hareketi yaparak sadece omurları açıp kapatıyorsun, bu sizin herhangi bir işinize yarayacak özellik olamaz bilakis arızalı bir harekettir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(04.09.23)
Yapabilirim ama asla yapmiyorum fitik olmamak icin. Mutlaka dizleri kirip egilin.

@mirket isimli arkadasa kesinlikle katilmiyorum. Bircok spor dalinda antrenman olarak yapiliyor olmasi sizin gunluk hayatta da bunu yapabileceginiz ve bir zarari olmayacagi anlamina gelmiyor. bu yanlis bir bakis acisi zaten.
Ve dizleri kirmadan egilmek tehlikeli bir hareketttir. Siz atlet degilsiniz.
0
stavro
(04.09.23)
kick boks hocam zamanında eğilemeyenin ya da bacaklarını açamayanın sırtına bindiğinden alabiliyorum fakat şimdi denedim bacaklarımı açma gerilemiş. sebebi de o döneme göre hareketin azalması, hareketsizlik de dolaylı olarak sıkıntı bana göre. ha bir şeyin var mı dersen yok.

bir yerde olması iyi, olmaması kötü olmayanlardan.
0
gule gule
(04.09.23)
Alabiliyorum.
0
Amaranta ursula
(04.09.23)
(8)

dini inanç

oberon
islamiyet ve genel anlamda klasik dinlere inancım yitti.ahiret/hesaplaşma kavramları beni teskin etmiyor artık. tanrı inancım ise zedelendi.ve bu dımdızlak hissetmeme, kaybolmuşluk hissine neden oluyor.ismet özel deyişiyle hangi suyun sakası olduğumu bilemez hale geldim.açmazlardayım.tam anlamıyla d
islamiyet ve genel anlamda klasik dinlere inancım yitti.

ahiret/hesaplaşma kavramları beni teskin etmiyor artık. tanrı inancım ise zedelendi.

ve bu dımdızlak hissetmeme, kaybolmuşluk hissine neden oluyor.

ismet özel deyişiyle hangi suyun sakası olduğumu bilemez hale geldim.

açmazlardayım.

tam anlamıyla dardayım.

n'apmalı, ne etmeli arkadaşlar?
0
oberon
(02.09.23)
muhtemelen, büyük bir şehirde hızlı bir hayat yaşıyorsunuz, veya içerinizde bulunduğunuz ruhsal durum bayağı bir ağır.
Bu gib durumlar bir çeşit depresyondan da kaynaklanabiliyor da olabilir , ki bu daha önce inancı güçlü biriyseniz.
Bence bu gibi durumların ilacı kafa dinleme ve sessizlik ve hayatı yavaşlatmak.

Çoğumuzun hayatı o kadar hızlandıki , bu hız içerisinde kendimizi unuttuk, kaybettik, çaresi yavaşlatmak hayatımızı dediğim gibi ta ki eskilerde olduğu gibi.
0
mrctrk
(02.09.23)
Hayatiniza anlam katacak baska seylere yonelmenizi oneririm.
Tutkuyla baglanabileceginiz bi hobi olur ya da gonulluluk esasina dayali calisan stklar olur.

Gidip arama kurtarma dernegine katilin eger ilginizi cekerse. Sel, yangin, deprem falan bi faydaniz dokunur. Size de iyi gelir faydali hissetmek.
0
zimbirik
(02.09.23)
valla çok da anlam yüklememek lazım zaten iki aşık olup yeni yerler görüp yeni yetenekler elde edip bağırıp çağırıp ağlayıp sızlayıp yeni arkadaşlar edindikten güzel bağlar kurduktan sonra mümkünse edinilen bilgileri yeni nesillere aktarıp soyun devamlılığını bilgisel olarak veya biyolojik olarak sağlayıp ölüp gidiceğiz işte o kısa aralığı nasıl yaşayacağınız size kalmış olsa da bir insanın yapabilecekleri neyse orada sınırlı kalacaksınız ister istemez. İster topluma faydalı olun ister faydasız, yapılabilecekleriniz sınırlı. Bu sınırlı çerçevede kendinize bir uğraş, bir amaç bulursanız zaman çabuk geçecektir.
0
ananiyimioguz
(02.09.23)
Anlam arayışında böyle duraksamalar, şüpheler olur. Devam etmek lazım. Yanlış ya da eksik ogrenmeler sonucu sağduyunuz tarafından uyarılıyorsunuz. Yaptığınız ettiğiniz şeylere daha dikkatli bakabilir, okuduğunuz kitapları en baştan okuyabilirsiniz. Farklı kaynaklardan faydalanın. Daha kapsayıcı, daha az köşeli. Rahatlatacaktır. Ama başta da dediğim gibi anlam arayışında bu tip mücadeleler kaçınılmaz. Kendinize yüklenmeyin.
0
sekizdokuzon
(02.09.23)
Alışırsın.
0
parka
(02.09.23)
Kaybolmuşluk hissinin sebebi bu zamana kadar doğru kabul ettiğini, yeri geldiğinde bel bağladığınız inançlarınızın yerinin boş kalması aslında. Yoksa "inancımı kaybettim, hayatın ne anlamı kaldı ki" psikolojisine girmeyin. Belli bir yaştan sonra inancını kaybeden insanlar böyle şeyler yaşıyor sıklıkla.

Hiçbir şey yapmanıza gerek yok, yeni şeyler yaşayıp, yeni şeylerle karşılaşıp yeni bakış açınızla olayları değerlendirirken o boşluklar kendiliğinden doluyor zaten.
0
akhenaten
(02.09.23)
Aslında tam da inancın yerine inanacak bir şey koyma ihtiyacı dinin özeti olmuş.

Çünkü zaten insan inanma duygusu ile yaratılmıştır, fabrika ayarlarında inanma duygusu vardır. Allah’a ve dine olan inancında sorun yaşayanlar ise yerine başka bir şeye iman edip/inanıp sonra da “tanrı yok, dinler yalan” diyor.

Neye inandığı çeşitlidir, ancak bu duyguyu tatmin edecek “yerine ikame” bir şeye ihtiyaç vardır hep. Kendilerine inanacak yeni bir şey bulanlar ona sıkı sıkı bağlanıp din/iman duygusunu bir şekilde dönüştürürler. Fakat bu duygusunu tatmin edeceği şeyi bulamayanlar için sanırım hayat daha bir karmaşık ilerliyor ya da ilerleyemiyor.

Nihayetinde herkes için mutlak var olan değişmez gerçek, yaratılışındaki kodlarına nakşedilmiş olan iman/inanç duygusudur.

Yani diyorum ki; hangi suyun sakası olduğunu bir kez daha düşün… Mesela balık da derya içinde olduğunu bilmezmiş. Ya da hoca Nasrettin misal, yüzüğünü samanlıkta düşürüp sokakta ararmış ya.
0
epitaf
(03.09.23)
İnancın yerine bir inanç ikamesi koymak birkaç kişiyle birlikte benim verdiğim cevapla da kesişiyor gibi görünüyor. Onun için yanlış anlaşılmamak adına daha iyi ifade etmek istedim kendimi.

Dini inanç taşıyan birisi özellikle de öte dünya inancı olan birisi öldükten sonra ilahi ve yanılmaz bir yargıyla iyiliklerin ve kötülüklerin yerini bulacağına ve haksızlığa uğramışlık hissinden kurtulacağına birçok zaman bel bağlayıp hayatındaki zorluklarla baş etmede bu inancı kısa yoldan bir çıkış aracı olarak kullanabiliyor, inancını kaybeden birisiyse bu tarz bir "neyse" deme şansına sahip değil. Aynı şekilde öte dünya inancı taşıyan birisi ölmüş yakınlarının kayıplarıyla baş etmede yine bu inancı kendi bunalımına bir çıkış yolu olarak kullanabiliyor, yakınlarının hala bir yerlerde var olduğunu hissetmek ölümle baş etmede oldukça işe yarar bir şey. İnançsız birisi bunu böyle göremiyor.

Aynı şekilde inançlı birisi başına gelen bir takım iyi veya kötü şeyleri bir ödül, rızık, lütuf ya da ceza, uyarı olarak ilahi bir güce bağlayıp bazı konuları anlamlandırmaya çalışmadan hayatına devam edebiliyor.

Siz inancınızı kaybettiğinizde hem şimdi hem gelecek için ancak esas zpr tarafı hem de geçmişte bel bağladığınız bu hislerden de oluyorsunuz, bu büyük bir değişim.

Ancak yeni şeyler yaşadıkça artık inanç faktörünü bir kıstas olarak almadan olaylar arasında neden sonuç ilişkileri kurmaya başlıyorsunuz. Bu bir "inanç fıtratının" değil, çevresiyle aktif ilişki içerisinde olan sosyal bir canlı olmanın getirdiği bir zorunluluk. Yaşadığınız olaylar hayatınızı ve psikolojik durumunuzu etkiler ve bunları bir neden sonuç ilişkisine oturtarak iyi olayların devamlılığını korumaya ve kötülerin tekrarından kaçınmaya çalışırsınız. Bunu da hayata bakış açısınızla yaparsınız dolayısıyla bunun din benzeri bir inanç faktörüyle ilişkisi yok. Anlatmak istediğim bu.
0
akhenaten
(04.09.23)
(9)

Şakadan Anlamayan, Muhabbet Edilemeyen Kişilere Ne Denir?

joker hakki
Böyle herkes tatlı tatlı muhabbet ederken illa muhabbetin içine limon sıkan tipler olur ya... Şakalaşamazsın, eğlenemezsin, böyle ortamın enerjisini emen, sıkıcılaştıran tipler için bildiğiniz, kullandığınız bir tabir var mı?
Böyle herkes tatlı tatlı muhabbet ederken illa muhabbetin içine limon sıkan tipler olur ya... Şakalaşamazsın, eğlenemezsin, böyle ortamın enerjisini emen, sıkıcılaştıran tipler için bildiğiniz, kullandığınız bir tabir var mı?
0
joker hakki
(31.08.23)
aşırı negatif insanların yanında duramıyorum çok fazla. cidden böyle boğuyo gibi oluyo. ben ruh emici diyorum genel olarak :D
0
chanandler bong
(31.08.23)
Killjoy
0
prole
(31.08.23)
Silinmeyeceğini bilsem tam karikatürlük bir yanıtım var ama :D

Suratsız :D üni de böyle bir arkadaşım vardı, kız. Çekilmez biriydi.
0
baldan kaymak
(31.08.23)
ruh emici :3

geldi yine tipini sevdiğim denir, ne denir başka :)
0
ananiyimioguz
(31.08.23)
Valla birisi bir başka kişi şakadan anlamıyor diye yakınıyorsa şakanın ne olduğu çok önemli bence. Ne şakacılar var, şaka adı altında her türlü sözü söylemeyi kendine hak görüyor.

Dolayısıyla şakanın ne olduğuna göre bu kişiye aferin bile denebilir.
0
akhenaten
(31.08.23)
cins
0
cooperr
(31.08.23)
şakaların tamamına yakını "bak seni yaralıyorum ama ciddi değilim ha" arkaplanına sahip olduğu için bazı insanlar bu arkaplanı yemiyor, ısrarcı olmamak lazım
0
lambırcek
(31.08.23)
bu tanıma NEMRUT cuk oturuyor.
0
onemoremile
(01.09.23)
Enerji vampiri
0
hasmetizm
(01.09.23)
(1)

Vadeli işlemler sözleşmesi ile gelecek kur tahmini

mrctrk
Sayın borsa guruları, Vadeli işlemlerde kontrat üzerindeki vade ve fiyat bilgisi aslında gelecekteki kur hakkında bir ipucu vermiyor mu ? örneğin an itibari ile F. XAUTRYM1223 sözleşmesi yani aralık 2023 vadeli tl altın kuru 1.869 tl , bu fiyat belirli bir mantıkla veya risk hesaplaması ile belir
Sayın borsa guruları,

Vadeli işlemlerde kontrat üzerindeki vade ve fiyat bilgisi aslında gelecekteki kur hakkında bir ipucu vermiyor mu ?
örneğin an itibari ile F. XAUTRYM1223 sözleşmesi yani aralık 2023 vadeli tl altın kuru 1.869 tl , bu fiyat belirli bir mantıkla veya risk hesaplaması ile belirlendiğine göre, ilgili vadede kurun olağan şartlarda bu tutarlara yakın olması beklenmez mi ?

Burada amaç yatırım sepet oranları belirlemede bu kurlardan faydalanmak

Cevap yazan herkese şimdiden tek tek teşekkürlerimi sunarım.
0
mrctrk
(31.08.23)
"ipucu" veriyor evet, ancak vadeli işlemlerde gördükleriniz çoğu zaman sizi yanıltabiliyor da...

uzun vadeli yatırımcılar hisse almak istedikleri zaman mevcut duruma bakıyor daha çok, dünya genelinde belli dönemlerde belli sektörler çok öne çıkar örneğin günümüzde yenilenebilir enerji yatırımları global ölçekte önem kazanıyor. Sonra bir şirket seçersiniz, bunu da daha çok bilanço analizleri, iş anlaşmaları ve elinizden geldiğince o şirketlerin "karakterini" tespit etmeye çalışarak yaparsınız. Bu aşamada endekslere dayalı teknik analizlerin size çok katkısı olmaz. Fiyatlama yöntemleri daha işe yarardır, şirkete bir fiyat biçmeniz gerekir bunun için de en tutarlı görülen yöntemlerden biri aslında indirgenmiş nakit akışları yöntemi ancak enflasyonun çok yoğun olduğu bir dönemde nominal olarak aşırı kazançlar görüldüğü için şu anda bu ne kadar sağlıklı sonuç verir bilemiyorum. Neticede fiyat sizin biçtiğiniz fiyata yaklaşınca şirketin hissesini alıp kenra koyarsınız.

Kısa vadede ise bence vadeli kontratlardan faydalanabilirsiniz ancak sadece vadeli kontratlardan değil. Temel analiz yöntemleri ve teknik analiz yöntemlerini bir arada götürmek en sağlıklısı. Örneğin bir merkez bankası başkanının konuşmasından sonra ya da bir ekonomik veri açıklandığında bu seçtiğiniz indikatörler parelel tepki veriyorsa bu destekleyici olur. Örneğin ABD gibi ülkelerde bu paralellikleri çok sık görürsünüz ancak bizim ülkede borsada duygusal hareketler çok yoğun yaşandığı için teknik analiz yöntemlerinin sizi yanıltma olasılığı da çok yüksek, çünkü mantığa dayalı hareket etmiyor çoğu zaman. Temel analizlerden elde edeceğiniz veriler dahi beklentiler doğrultusunda sonuç çıkarmayabiliyor.

Siz kafanızda bir mantık kurarsınız ancak çok alakasız bir şeyle karşılaşırsınız. Bu sizin kurduğunuz mantığın yanlış olmasını gerektirmez. Onun için işte herkes diyor ki borsaya gözden çıkarabileceğiniz kadar para yatırın, ya da aylık sizi etkilemeyecek tutarlarda taksit taksit alımlar yapın.
0
akhenaten
(31.08.23)
(2)

Bu laptop alınır mı

photo85
https://www.mediamarkt.com.tr/tr/product/_x515ea-bq868w-i3-11155g4-4gb-ram-256gb-ssd-15-6-w%C4%B1n11-laptop-gri-1222607.htmlLink buOfiste yazı yazmak dışında kullanımı olmayacakAlınır mı nasıl?Cahile anlatınızBütçe 10bin civarı
www.mediamarkt.com.tr

Link bu
Ofiste yazı yazmak dışında kullanımı olmayacak
Alınır mı nasıl?

Cahile anlatınız
Bütçe 10bin civarı
0
photo85
(31.08.23)
Ram 4gb çok düşük, yani yazı yazarsınız tabi ama sadece yazı yazarsınız. Atıyorum ofiste anti virüs yazılımı falan da kullanıyorsanız ya da mesela internet tarayısında birkaç sekme arkaplanda açık olacaksa (ya da benzeri ek yazılımlar çalışacaksa) bir müddet sonra sıkıntı olmaya başlar. Seneye başka laptop bakmaya başlarsınız heralde.

16gb'a kadar artırılabilir diyor gerçi, eğer yapabilecekseniz alıp ram artırın ancak bence hazır alıyorken minimum 8gb rami olan bir bilgisayar bakın.
0
akhenaten
(31.08.23)
Alınır. Office için yeterli ve kullanımda bir sorun olmaz.
İsterseniz geriye dönük olarak win 10 da yüklenebilir.
Yok bu haliyle kullanımda kalsın diyorsanız maksimum desteklenen ram boyutu 16 GB yazıyor ayrıntılı bilgilerinde. Ek olarak cihazda bulunan aynı ram modelinden 4 GB daha (Toplamda 8 GB olur) kuracağınız anti virüs yazılımıyla hayli hayli yeterli olur.

Bu modelin Windows işletim sistemsiz (freedos) olanından bulursanız daha ucuz olabilir.
Sonrasında kendiniz işletim sistemini kendiniz de kurabilirsiniz.

3d oyun veya 3d tasarım hariç yine bir çok şey yapılabilir bu sistem ile.
0
diyecevaplandı
(31.08.23)
(17)

hesabı ödeyip fişi göstermek

emenius sleepus
bu aralar dateleştiğim biri var. daha ikinci kez buluştuk. çok da pahalı olmayan bir şeyler yedik. neyse sonra hesap masaya gelmiyormuş, gidip ödememiz gerekiyordu. ben de ben öderim dedim ama o yok ben ödeyeceğim yaptı. ben de çok üstelemedim bu sefer çünkü önceki buluşmamızda da ben ödemiştim. öde
bu aralar dateleştiğim biri var. daha ikinci kez buluştuk. çok da pahalı olmayan bir şeyler yedik. neyse sonra hesap masaya gelmiyormuş, gidip ödememiz gerekiyordu. ben de ben öderim dedim ama o yok ben ödeyeceğim yaptı. ben de çok üstelemedim bu sefer çünkü önceki buluşmamızda da ben ödemiştim. ödemeyi yaptı sonra geldi fişi bana verdi al diye. o an aklımdan hicbir şey geçmedi hatta bir saniyeliğine komik bile buldum, sonra unuttum gitti. ama eve gidince fişe baktım ve garibime gitmeye başladı.

şimdi bu kişi bu hareketi sizce öylesine mi yaptı? yoksa bunun altında anlam aramam gerekiyor mu? yani bak hesabı ödedim vurgusu mu yapmaya çalıştı sizce? ne yapardınız böyle bir durumda, bu kişiyle tekrar buluşur muydunuz?
0
emenius sleepus
(30.08.23)
bu kadar odedim bak demek istemis herhalde.
farkinda olmadan bile yaptiysa cok ayip bir sey. ben daha gorusmezdim.
0
Kittie
(30.08.23)
Kac paraydi ki hesap? 2000 lira geldiyse acisini paylasmak istemistir belki :)
0
brkylmz
(30.08.23)
Valla belki çoğu insan için ilk günlerde böyle şeyler yapılması ayıp geliyordur ama bence tam tersi ilk zamanlar para konusunda hassas olmak daha iyi. Neye ne kadar ödediğini bilmek isterdim ben de şahsen.

Belki hiçbir şey düşünmeden vermiştir, belki görün diye vermiştir, belki ödeyin diye ima etmiştir ya da belki tamamen gevezelik olsun diye yapmıştır o anı yaşayan sizsiniz sonuçta, siz bilirsiniz. Bu kişinin karakterine bağlı bu.
0
akhenaten
(30.08.23)
Cok sacma bence. Diger ozellikler mukemmel degilse ben muhtemelen date seviyesinde devam etmezdim. Hesabi bolusmek istiyorsa, fazla geldiyse falan acikca soylesin. Bu ne boyle ergen gibi.
0
hot potato
(30.08.23)
Cok saçma ve yanlış bi hareket. Eger diger her bakimdan gayet iyiyse, ben amacını sorar, ikna edici bir şey (gayri ihtiyari olmustur belki bilemiyorum) duymazsam iletişimi keserdim.
0
nic cage
(30.08.23)
İlginçmiş.
"Kesinlikle ayrılmalık" bir olay değil ancak sebebini ben de merak ettim.
0
etna
(30.08.23)
fişi mi verdi yoksa adisyonu mu?
yani üzerinde sadece tutarın yazdığı slip fiş kağıdı verdiyse çok saçma, bak ne kadar girdi der gibi olmuş. çok ayıp bir şey.
ama adisyonu verdiyse bir nebze anlaşılır. yine saçma olur gerçi ama belki fiyat tahmin ettiğinizden farklı gelmiştir, yemekte de bunun muhabbetini yaptıysanız belki göstermek istemiştir, bilemedim.
0
abelardo
(30.08.23)
Bana da gerçekten çok ilginç geldi. Aklıma gelen ise fiyatlar yüksekti hanımefendi buna serzeniş etmek istemiş olabilir gibi geliyor.
0
drako
(30.08.23)
@drako ben kadın tarafıyım, beyefendi yaptı bu hareketi bana.
0
🌸emenius sleepus
(30.08.23)
yani seni ödediğin hesap kadar bende ödedim ödeştik demek istemiş olabilir.
aklına ben daha çok ödedim sen daha çok ödedin gelmesin diye bişeyler düşünmüş olabilir
0
basond
(30.08.23)
Türkiye'de 2 kişilik hesap ödemek büyük masraf. O yüzden ödeyen kişiyi rahatsız etmiş olabilir. Dışarıda yemenin oldukça ucuz olduğu bir yabancı ülke şehrinde yaşıyorum. Buna rağmen herkes kuruş hesabı yapıyor.
0
roe
(30.08.23)
7 yıllık evlilik dahil ilişkim de eşim hiç hesap ödemedi. Boşandıktan sonra anladım ben nasıl salak yerine konduğumu. Siz konmayın. Önceki bıluşmada ben ödedim diyen sizsiniz ve buna rağmen bu muameleyle karşılaştınız. İnanılmaz.
0
andy kaufman
(31.08.23)
Yol yakınken ayrılırdım ben. Sevmiyorum bu tür hareketleri.

Date'e devam da edilebilir seviyorsam bi tabi ama buraya bir soru işareti koyardım ben.
0
baldan kaymak
(31.08.23)
nerden buluyorsunuz bu tipleri merak ediyorum.
ilk bulusmalarda yapilacak bir davranis degil bu, normalde de degil ama o artik sizin iliskinize bagli.
fisi alip ne yapacaksin ki?
fis hala duruyorsa parayi öde, yol ver. :D
0
durgunfoton
(31.08.23)
Valla ben ki ikili ilişkilerde paranın hep lafını yapmış birisiyimdir.

Yani bölüşelim, bu seferlik sen öde, bütçem kalmadı şu an vs vs. gibi.

Hesap kitap da çok yaparım. Ama karşımdaki insan zaten ona göre davranıyorsa lafını bile etmem. Veya hesap yapmayı gerektirmeyecek çoğunlukta cebimde para varsa yine etmem. Ama huydur hesap yapman gerekiyorsa karşıya da yansıtabilirsin yani erkek şöyle cömert olsun böyle cömert olsun deyip de asıl hesabı kendileri yapan kadınlardan da hiç haz etmiyorum. Kendisi de öyle olsun o zaman.

Neyse yine de öyle ödeyip de bunu göze soktuğumu hiç hatırlamıyorum. Eğer o amaçla yapılmış bir şey ise, ödeme daha iyidir yani bence bir kadının gözünde. Çok saçma geldi bana bile.

Ne amaçla olduğunu da anlamadım yani acaba hani üstündekileri eşine verirsin ya cüzdan kart falan onun gibi düşünüp mü uzattı veye çöp kutusu olarak görüp elinize mi tutuşturdu yani hasbelkader mi gelişti yoksa başka çirkin bir çaba mı var ben de anlayamadım valla.
0
ananiyimioguz
(31.08.23)
altinda bir sey aramak istemedim acikcasi, cunku sacma bir hareket olmus. acaba fis/fatura toplayan biri misiniz? bu nedenle yapmis olablir mi?
cok sacma cunku, boyle bir nedeni olmali.
0
65 derece
(31.08.23)
bence rezil bir şey. bazen sadece küçük bir hareket bir insanın yanlış olduğunu anlamak için yeterlidir bu da o türden bi hareket bence.
0
melodramaticfool
(02.09.23)
(3)

Akıllı Saat Cahilinden bir soru

maksat muhabbet
Arkadaşlar MerhabaAkıllı Saatlerden pek hiç anlamıyorum ve kullanmadım, o nedenle size birkaç sorum var. Sorular çok salakça ve basit gelebilir, kusuruma bakmayın :)- Klasik tipli akıllı saatlerde, ben ekran arka planını istediğim gibi değiştirerek, kıyafetim ile uygun hale getirsem, ve ekran ışık a
Arkadaşlar Merhaba
Akıllı Saatlerden pek hiç anlamıyorum ve kullanmadım, o nedenle size birkaç sorum var. Sorular çok salakça ve basit gelebilir, kusuruma bakmayın :)

- Klasik tipli akıllı saatlerde, ben ekran arka planını istediğim gibi değiştirerek, kıyafetim ile uygun hale getirsem, ve ekran ışık ayarını kısarak hep açık tutabilir miyim? Böyle bir durumda, ne kadar şarjı gider?

- Akıllı saati alma amacım, bluethoot kulaklığım, cep telefonum ile entegre ederek, gelen aramaları görüp cevaplama, koşu ve yürüyüşlerde müzik GPS gibi aktiviteler..tavsiye edeceğiniz bir marka var mıdır? Telefonum Android; samsung s23+

Çok teşekkürler.
0
maksat muhabbet
(30.08.23)
Telefonunuz Samsungsa Samsung alın bence. Ben de kullanıyorum, memnunum. Kötü tarafı muadillerine göre pil ömrü daha az.

Saydıklarınız dışında telefondan uzaklaşınca titremesi, sabah alarmı saatten kapatmak, telefon kaybolunca saatten alarmı çaldırabilmeniz (sessizde de olsa çalıyor) gibi şeyler de var. Always on display var evet ama renkler gidiyor, siyah beyaz alternatif bir görünüm çıkıyor ekranda.
0
akhenaten
(30.08.23)
İlk dediğinizi always on display ile yalnızca apple yapıyor henüz sanıyorum tazeleme hızını çok düşürerek.

Diğer cihazlarda aod genelde oled ekranların yalnızca belli bir kısmı çalıştırma özelliğinden faydalanılarak siyah beyaz minik saat gösterme şeklinde oluyor. (Gördüğüm kadarıyla bütün cihazlardan haberim yok tabii)

Dediğiniz diğer özellikler de çoğunda var. Redmiwatch 3 var bende fiyatı (günümüze diğer ürünlere göre) makul. Kendi gps'i var telefonu bırakıp spora gittiğinizde lokasyon track ediyor, çağrı cevaplayıp saat üzerinden konuşturabiliyor (bu low end ürünlerin çoğunda yok) müzik kontrolü, bildirim, çağrı görme vs zaten pebble'dan beri olan şeyler.

güvendiğiniz bir alışveriş sitesinde xiaomi, redmi, amazfit, garmin, samsung arasından özelliklerine bakarak bir şey alsanız üzülme ihtimaliniz düşük.
0
hedep
(30.08.23)
Always on ıstersen e-paper teknolojili bir şeyler alırsan, rahatça açık kalır
0
conta
(30.08.23)
(7)

peeling'e gerek var mı?

beklenen buyuk istanbul depremi
(galiba bir önemi olmayan not: erkeğim)şimdiye dek cilt bakımı nedir bilmeyen biri olarak "bu kadar yaşlı gözükmemem lazım" diyerek bir günlük araştırmayla gerekli ürünleri aldım (yüz temizleyici, tonik, kil maskesi, serum, nemlendirici). çıkarımlarıma göre yüzüm için tamamlanması gereken adımlar şö
(galiba bir önemi olmayan not: erkeğim)

şimdiye dek cilt bakımı nedir bilmeyen biri olarak "bu kadar yaşlı gözükmemem lazım" diyerek bir günlük araştırmayla gerekli ürünleri aldım (yüz temizleyici, tonik, kil maskesi, serum, nemlendirici). çıkarımlarıma göre yüzüm için tamamlanması gereken adımlar şöyle:

- ölü cilt hücrelerinin temizlenmesi
- gözeneklerin sıkılaşması
- sivilce ve siyah noktaların temizlenmesi

aldığım ürünlerin bunların tümüne çare olacağını düşünürken, bugün "peeling"i duydum (önceden de duydum elbette de, ürünleri aldığım süreçte hiç aklıma gelmedi kendisi), bu peeling işlemi de ölü hücreleri temizlemek içinmiş.

sorum şu: şu klasik cilt bakım ürünleri ölü cilt hücrelerinin tamamen temizlenmesinde yardımcı olmuyor mu, illa peeling de gerekli mi? hiç peeling'le uğraşmadan da, yani -daha uzun vade de olsa- ilgili ürünlerin her gün kullanılmasıyla ölü ciltlerden tamamen arınılabiliyor mu?

not: aldığım ürünleri içeriklerinde ilgili bileşenlerin bulunmasına dikkat ederek aldım: ginseng, hyaluronik asit, salisilik asit, niacinamide ne ararsam var. mesela salisilik asidin de ölü derileri temizleme özelliği olduğu söyleniyor, dolayısıyla ek olarak peeling gibi bir işleme gerek var mı, bunu merak ediyorum.

teşekkürler.
0
beklenen buyuk istanbul depremi
(30.08.23)
Aslında hepsini bırakıp nemlendirici ve peeling kullansanız zaten çok belirgin, tanımlanmış bir problem yoksa her şey için yeterli. Nemlendirici ciltle ilgili her şeyin başı, arasından sadece tek bir şey kullanmanız gerekecekse nemlendirici olmalı. Peeling de fiziksel olarak ölü deriyi temizlemek için bir araç yine somut faydası çok yüksek.

Ancak tonik, yüz temizleyici vs gibi ürünler özellikle erkekler için gereksiz. Bunlar daha çok makyaj için yüzü hazırlama ve sonrasında temizleme aşamasında faydalı.

Bence bu kadar kompleks hale getirmeyin günlük nemlendirici ve haftalık belli günlerde peeling rutini hem basit ve sürdürülebilir hem de etkili. Tabi gözle görünür bir sonuç almak için birkaç yıl devam etmeniz lazım, yoksa sadece iyi vakit geçirdiğinizle kalırsınız. Eğer siz etkili bir başlangıç yapmak istiyorsanız bir dermatoloğa gidin eğer cidden hızlı bir peeling ihtiyacınız varsa evde uygulayacağınız hafif bir kimyasal peeling yazar salisilik asitle, doktorun yazdığı orana göre eczanede hazırlıyorlar.

edit: bu arada diğer sorunuza cevap yazılmıyor ilginç şekilde. Orada kokusu olgunlaşıncaya kadar demek istiyor, yani çiğ kokmamalı. İçeri biri girince "oo ne pişiyor" diye soracak gibi kokmalı.
0
akhenaten
(30.08.23)
Kadınım ve bunların hiçbirini kullanmıyorum. Cilt ve yaşlanma emareleri genetik.

Bu tür ürünlerle haşır neşir olup da cildi güzel olan bir insan görmedim. Benimse yüzümde en son lisede sivilce çıkmıştır.

Bence bir cildiyeciye gidin ve güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin hocam.
0
ruhen hastayim ben
(30.08.23)
gunes kremi eksik bu denklemde, gunes kremi olmadan ne yapsaniz bos gibi bir sey. ben yuzumu cok iyi bir zeytinyagli sabun ile yikiyorum, temizleyici kullanmiyorum. tonik yerine dogal su kullaniyorum simyevi ve badecanlar gibi markalarin, nemlendirici yerine de yine benzer markalardan yag. kadinim. bence kil maskesini haftada bir 10 gunde bir yapsaniz yeter.
ayrica yuz yogasi.
0
kassiopeia
(30.08.23)
Gözeneklerin büyüklügünü degistiremezsiniz, görünümlerini gecici olarak degistirebilirsiniz. Niacidamine kullanacaksınız.

Fiziksel peeling kullanmayalı cok oluyor. Kimsayasal peeling candir.

Hem slow aging hem de iyi temizleme icin kimyasal peeling diyorum. Bu ürünleri her gün kullanmıyorsunuz zaten. Özellikle baslarken, haftada bir ya da on günde bir gibi araliklarla kullanin.

Fiziksel peelingi hicbir sekilde kullanmiyorum. AHAli ürünleri koluma bacagima da sürüyorum. Ordinary'nin kirmizi AHAsi cok güclü bir peeling mesela, yüze kullanmiyorum onu. İyi bir günes koruma hepsinde gerekli tabii ki.

Hayir, salisilik kullanirken üstüne fiziksel peeling yapmaya gerek yok.
0
buf-e kür
(30.08.23)
çok teşekkürler cevaplar için. güneş kremini eklemeyi unutmuşum. kil maskesini de her gün yapmayacağım tabii, onu da belirtmemişim.

@akhenaten: bilmeden gereksiz zorlaştırmış olabilirim, ama aldığım ürünleri muhtemelen en azından bir süre kullanırım boşa almış olmayayım diye :ı

@buf-e kür: teşekkürler, salisilik asit kullanılırken kimyasal peeling'e gerek var mı peki? aldığım ürünlerden içeriğinde salisilik asit bulunanlar şunlar:

www.trendyol.com
www.trendyol.com
0
🌸beklenen buyuk istanbul depremi
(30.08.23)
1. Salisilik asit kullaniyorsan bence yeter.
2. Olu tabakayi sokup atmak temizlemek falan o kadar gerekli bir sey degil. Arac kaportasi gibi degil yani.
3. Cildin iyiyse iyidir. Peeling sana normalde sahip olmadigin bir cilt vermez. Faydasi duz gorunumde bir fark yaratmaktan ziyade cildi daha purussuz hale getirmesi, oyle olunca da uzerine makyaj daha iyi gidiyor. Onu da sen yapmiyorsun sanirim.
4. Peeling yaparsan/yaptirirsan cildin gunese daha hassas hale gelir. Cok disiplinli bir sekilde gunesten korunmuyorsan (ki %90 korunmuyorsun) cildinde daha fazla leke vs olusabilir, bu da 1 adim ileri 3 adim geri bir durum.
5. Nemlendirici ciltle ilgili her şeyin başı +1
0
hot potato
(30.08.23)
Siyah nokta için fiddy methoduna bakın. Bir de yaşlanma hususunda genetik şans önemli ama en en önemlisi güneşten korunma.
0
yazdonumu
(30.08.23)
(4)

Neden artık cep telefonlarinin bataryalarını çıkartamiyoruz?

Zetnikov
Eskiden yedek batarya alirdim ve sarjim bitince telefondakiyle degistirirdim. Hic yer kaplamiyordu. Simdi kocaman sarj aletini tasimam gerekiyor. Sinir bozucu bi durum
Eskiden yedek batarya alirdim ve sarjim bitince telefondakiyle degistirirdim. Hic yer kaplamiyordu. Simdi kocaman sarj aletini tasimam gerekiyor. Sinir bozucu bi durum
0
Zetnikov
(30.08.23)
1. Efektif alan kullanimi: bataryayi oyle bi bagliyorlar ki telefon alani max verimle kullaniliyor.

2. Sizdirmazlik: toz ve suda dayaniklilik icin telefonun acilmamasi lazim.

3. Onarimi zorlastirma: firmalar urunlerinin omurleri uzun olsun istemiyor.
0
floydian
(30.08.23)
Avrupa Birliği sürdürülebilirlik kapsamında bu konuda bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor. Eğer yasa geçerse telefon üreticileri değiştirilebilir bataryalı telefonlar üretmek zorunda kalacak. Takoz telefonlara geri dönebiliriz.
0
amortisman
(30.08.23)
Ticari strateji, sadece faydaya dayalı yorumlanamaz bence. Elbette cihazın kullanımı üzerinde olumlu yönleri vardır ancak buna benzer şeyler çok yayılıyor. Örneğin neden batarya koymadıkları sorulunca "zaten herkesin evinde batarya var" gibi bir cevap verebiliyor şirketler.

İlla eski klasik telefonlardaki gibi komple telefonun kapağı sökülüp çıkacak bir batarya olmasına gerek yok aynı sim kart çıkışı gibi sürgülü bir sistem de yapabilirler aslında ki @amortisman'ın dediği gibi yasa çıkarsa aynen böyle bir şey olacaktır.
0
akhenaten
(30.08.23)
floydian +1

Sorun entegre oldugu kadar tamir edilemez de olmasi. Mesela apple bataryalarda artik anakarta kodlama var, yetkili servis tarafindan degistirmeyince sorun cikariyor, veya bazi ureticiler oyle bir takiyor ki pili, degistirmek imkansiza yakin oluyor. Samsung galaxylerin bir jenerasyonunda ekrani kirmadan herhangi bir tamir yapmak imkansizdi mesela. Ben 6 yil iphone 6 kullandim ve 5 kere falan pili degistirdim kendi basima, 10 dakikadan daha kisa suruyor islem ama yenilerde daha zor, su ve toz gecirmezligi dolayisiyla cok fazla yapiskan var vs...
0
mirafiori
(30.08.23)
(4)

Seçime doğru yatırım stratejisi ve endeks tahmini

mrctrk
Merhaba, Borsa işlemlerinden pek anlamadığım için seçimden beridir yoğunlukta altında kaldım maalesef, endeks hızlı ve çok gitti , bugünden sonra altın bozup borsaya aktarmak ne kadar mantıklı olur , seçime kadar olağan şartlarda endeks nereye kadar gelebilir ? Sormamın bir sebebi de , Fed faiz a
Merhaba,

Borsa işlemlerinden pek anlamadığım için seçimden beridir yoğunlukta altında kaldım maalesef, endeks hızlı ve çok gitti , bugünden sonra altın bozup borsaya aktarmak ne kadar mantıklı olur , seçime kadar olağan şartlarda endeks nereye kadar gelebilir ?

Sormamın bir sebebi de , Fed faiz attırımlarını sonlandırırsa bu sefer altın onstan dolayı yukarı gidecek yani bu kadar bekleme sonucu tam kar almadanda sarı kızdan çıkmış olmak istemiyorum.

Geçte olsa seçime kadar olan süreçte doğru bir yatırım stratejisi belirlemek istiyorum , siz olsanız naslı bir yol seçerdiniz.

Mevcut düşüncem,

Altınları bozup seçime yakın tarihlere kadar %80 sepet oranında borsada veya yatırım fonlarında kalmak.
Seçime doğru borsa gevşediğinde bu sefer borsadan çıkıp sepette altın oranını %80 yapmak.

Şimdiden teşekkürler.
0
mrctrk
(30.08.23)
Kimse net bir şey söyleyemez ki, çalıştığınız bankaların ya da aracı kurumların raporlarını takip edebilirsiniz ilk olarak.

FED'in faizleri bir kere daha artıracağı beklentisi yükseldi powell'in son konuşmasından sonra, şu an herkes bugün ve yarın açıklanacak olan abd yurtiçi hasıla ve iş istatistiklerini bekliyor.

Türkiyede de durum arada şu anda. MB kredileri kısıyor, mevduat faizlerinin aşamalı artacağı bekleniyor ama hala tatmin edici gelmediği düşünülüyor haliyle kredi çekip parayı kullanamayan ve faiz oranlarını da yetersiz bulan herkes borsaya yöneldi, kkm'deki zorlaştırma da hızlandırdı sanırım bunu haliyle herkes borsa konuşuyor, balon riski de söz konusu böyle durumlarda.

Tamamen size kalmış yani.
0
akhenaten
(30.08.23)
Borsada fırsatlar bitmez. Ama endeks böyle güzel yükselirken bile borsaya girmediyseniz normal zamanda fırsatları degerlendirebileceginizi sanmıyorum. Siz fon ve altında kalın daha rahat olursunuz
0
deer hunter
(30.08.23)
Ülkede bırak 6 ay sonrası 6 saat sonrası bile öngörülemiyor, içinde bulunduğumuz dönemde benim kendi planım şöyle:

1. Sabit bir gelir garanti olsun
2. Varlığı sepet yapıp tek bir enstrümanda kalmamak
3. Borçları azaltmak (6 ay önceki TL ne kadar borçlanırsan iyidir strateji bitti muhtemelen faizler hızla yükselecek gibi)
4. Harcamaları olabildiğince kısmak, Temel ihtiyaçlar dışındaki alımları durdurmak
5. Eğer çocuğunuz varsa eğitim giderleri için şimdiden bir bütçe ayırmak.

Ben şimdilik bu sisteme geçtim, önümüzdeki günlerde neler olur bilinmez ama bu sene kış çok sert geçecek gibi (ekonomik açıdan)
0
solo
(30.08.23)
Borsada hisse senedi almakla bir şirketin hissesini satın alıyorsun. Şirketin değeri diğer tüm kıstasları gözardı etsek enflasyon nispetinde artacaktır. Dolayısıyla borsa, uzun vadede paranızın değerini enflasyona karşı korumak için iyi bir yöntem.
Ancak şu an borsadaki yükselişi, bir dönem coinlerin, başka bir dönem yine borsada Sasa ve Hektaşın yükselmesine benzetiyorum. Bilinçsiz yatırımcı 'Aaa Yükseliyor.' deyip alıyor. Onlar aldıkça yükseliyor. Yükseldikçe yeni yatırımcı alıyor. Bu ilk Coinlerde olduğu gibi ilk panik satışa kadar devam eder ve o tarihte elinde kağıt olanlar büyük zarar eder.
Ya da yabancı yatırımcıya güven telkin edilir ve yabancı yatırımcı gelmesiyle Borsa yükselmeye devam eder.
Bekleyip göreceğiz.
0
Tina
(30.08.23)
(3)

Sanal kartla taksit

nundu
Başka bir ildeki evimiz için site yönetimi üzerinden yatak almamız lazım, kredi kartına taksit yaptırırız dedi ama kartın fotoğrafını çekip gönderirsiniz dedi ki çok saçma bir fikir olduğu için öyle yapacağıma peşin alırım dedim.Peki sanal kart açıp onun bilgilerini göndersem, taksit yapabiliyor muy
Başka bir ildeki evimiz için site yönetimi üzerinden yatak almamız lazım, kredi kartına taksit yaptırırız dedi ama kartın fotoğrafını çekip gönderirsiniz dedi ki çok saçma bir fikir olduğu için öyle yapacağıma peşin alırım dedim.

Peki sanal kart açıp onun bilgilerini göndersem, taksit yapabiliyor muyuz sanal kart üzerinden? Alışverişi yaptıktan sonra sanal kartı kapatabiliyor muyuz? Daha önce hep getir, Yemeksepeti gibi yerlerde tek çekim alışverişler için kullandım o yüzden çok hakim değilim.
0
nundu
(29.08.23)
Evet, taksitler asıl karta yansır her ay. Mail order yöntemi ile çekim yapacakları için istemişlerdir fotosunu.

Yeterli kadar limit tanımlayıp taksit yaptırabilirsiniz. Sonra da kartı internet ve mail order alışverişine kapatırsınız.
0
John Bloor
(29.08.23)
Evet mail order dediler ama sonuçta kendi kartımın tüm bilgileri ellerinde olduğu sürede her türlü işlem yapabilirler, çoğu site 3d güvenlik mevzusunu saçma bir şekilde opsiyonel yapıyor.

O zaman direkt sanal kart üzerinden yapayım, teşekkürler
0
🌸nundu
(29.08.23)
Sanal kartta da benim anlamadığım şeyler var açıkçası. Örneğin bir yere normal kartınızla abone olup kartınızı kapatırsanız çekim yapılamadığı için üyelik yenilenmiyor ama yakın zamanda sanal kartla üye olup kartını kapatanların aboneliklerinin yenilendiğine dair şikayetler vardı.

En azından online aboneliklerde gözünüz tutmayan yerlere kart bilginizi vermek istemiyorsanız ya da gözünüz çok tutmasa da bazı programlardan ihtiyaca yönelik abonelikler alıyorsanız ve sanal kartla alayım sonra başım ağrımasın düşüncesi çok da işe yarıyor gibi görünmüyor.

Tek seferlik alışverişlerde durum farklıdır belki bilemiyorum. 3d secure de çok sembolik geliyor bana, gym üyeliğinde gözümün önünde onun bir taktiği var diyerek 3d secure'u bypass edebilmişti mesela kasadaki çalışan. Bu baya bir zaman önceydi gerçi, belki değişmiştir.
0
akhenaten
(29.08.23)
(9)

Vocabulary “öğrenme” üzerine

guitarissimo
Merhaba duyuru,Girdiğim testlerde upper intermediate çıkan bir seviyem var ama intermediate olduğunu daha bir gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. 3 sene kadar da hep yabancı ev arkadaşlarım, normal arkadaşlarım oldu. Ama son 3 senede pandemi vs. evimi kapattım kimseyle görüşmedim açıkçası pek bir şe
Merhaba duyuru,
Girdiğim testlerde upper intermediate çıkan bir seviyem var ama intermediate olduğunu daha bir gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. 3 sene kadar da hep yabancı ev arkadaşlarım, normal arkadaşlarım oldu. Ama son 3 senede pandemi vs. evimi kapattım kimseyle görüşmedim açıkçası pek bir şey de okumadım İngilizce. Semih Saygıner’ in her gün 1 kelime yılda 365 kelime yapar. mottosuyla önce bir kelime öğrenirim sonra ikiye çıkartırım gibi bir düşüncem vardı. Hatırlatması olan her gün bir kelime öneren bir app kurdum ancak bana öyle kelimeler öneriyor ki mümkün değil kalmıyor. Önce anlamına bakıyorum, zihnimde bir anıyla eşliyorum, cümleler kuruyorum. Youglish den cümleler dinliyorum. Yeld.io da dizi film sahnelerine bakıyorum. Lyric sitelerinden kullanılan şarkılara bakıyorum ama bana mısın demiyor. Her gün tekrar ediyorum öncekileri de.

Kelimeler de şunlar: taciturn, veracity, abstruse, desultory…etc.

Ben nasıl ezberleyeceğim var mı bir önerisi olan?
0
guitarissimo
(28.08.23)
Bence vocabulary konusunda en iyisi ilgili olduğunuz konularda normal okuma yapmak. Özellikle de iyi kaynaklardan makale vb. okurken anlamadığınız kelimenin anlamına bakıp geçerseniz, aynı kelime birkaç kez denk gelince baya güzel akılda kalıyor. Tabi bu durumda istediğiniz kelimeleri öğrenme şansınız azalıyor ama yine de kelime hazneniz genişliyor.
0
salihdt
(28.08.23)
örnek verdiğiniz kelimelerin hiçbirini bilmediğimi fark ettim :D

bu kelimeleri kullanarak hayali bir hikaye yazın. saçma vs. önemli değil. zihninizde eşleştirdiğiniz anıyı yazıya dökün mesela. yeni kelime öğrendikçe hikayeyi devam ettirin + yazdıklarınızı ara ara okuyun.
0
axl
(28.08.23)
İlgili olduğunuz konularda normal okuma +1
Ya da mesela bir roman ya da öykü kitabı seçip günde 2-3 sayfa okuyun, bilmediğiniz kelimeleri işaretleyin ve okumanız bittikten sonra dönüp sözlüğe bakın. (Okurken anlamı kontekstten çıkarabilirsiniz, o yüzden sonradan bakın, kelimeyi sözlüğe bakmadan öğrenirseniz daha kalıcı olur.) Bunlarla kendinize kelime kartları çıkarın, bunun için de uygulamalar var sanırım.
0
kobuzchu kiz
(28.08.23)
verdigin kelimeleri kanada'da yoldan 10 kisi cevirsem 9'u bilmez.
ise yarar kelimelere yonelin, vakit kaybetmeyin.

taciturn yerine reserved, veracity yerine accuracy gibi kelimeleri kovalamak lazim.
0
cooperr
(28.08.23)
vocabulary bu bahsettigin kelimeler degil. bunlari tabi ogrenemezsin cunku o app disinda bu kelimelere non-fiction kitap okumuyorsan rastlamazsin ve akilda kalmaz. bu kelimelere gerek yok.

metin oku. metinde kullanilan kelimelerden bilmediklerini not al. bazilari surekli karsina cikacak ve ulan buna gecen bakmistim bak yine karsima cikti demek ki onemli kelime diyeceksin. onlari ogren.

desultory hayatimda duymadim. is yerinde kullansam herkes yuzume bakar. yazdigin butun kelimelerin cok yakin anlami veren yaygin karsiliklari var. hangi app ise o app'i birak derim.
0
antikadimag
(28.08.23)
normal okuma +1
0
put it in your appropriate place
(28.08.23)
@mansur ark hocam zaten vocabulary bilgim fena değil yani şu an için 7 kelime biliyor değilim. Bu app bana sınav yaptı ve en son seviyeyi uygun gördü.

Tavsiye ettiğiniz gibi okuma mantıklı yalnız o ayrı bir özveri ve mesai gerektiriyor ve ben çok yoğun çalışıyorum.
0
🌸guitarissimo
(28.08.23)
@guitarisimo

Günde 10-15 dakikanızı ayırıp ilgili olduğunuz konuda bir iki sayfa okuyup ya da radio talkları dinlerseniz belki günde bir kelime öğrenmezsiniz ama ayda otuzdan daha fazla kelime öğrenmeniz kesin olur sanırım.

Yukarda yazdığınız kelimeler cidden çok gereksiz, uygulama size test yapmış ama testin sonucuna ve uygulamanın kalitesine bu kadar bel bağlamayın bence.

Örneğin çalışırken, bir yere gidip gelirken, uzanırken açın bloomberg radioyu dinleyin. Emin olun bilmediğiniz birçok sözcük, akronim ve phrasal verb öğreneceksinizdir. Ayrıca güncel ekonomiyi takip etmeniz de cabası.

Bir de sözcüklere çok takılmayın bence upper intermediate seviyesinde phrasal verb dağarcığınızı geliştirmek de bir o kadar önemli ve bunları kağıttan sırayla ezberleyip akılda tutmak mümkün değil, ancak duyarak oturuyor.
0
akhenaten
(28.08.23)
bunlar gibi nicesini gre'ye çalışırken ezberlemiştim. magoosh'un gre verbal kelimeleri için ücretsiz flashcard sitesi var, algoritmasını beğenmiştim, tavsiye ederim. çalışırken ayrıca kelimenin etimolojisine ve mnemonic'lerine bakıyordum. ikisinden biri illa ki akılda kalacak şekilde oluyor. tabi bu tür kelimelerin günlük hayattan çok literatürde ve basında kullanılan kelimeler olduğunun altını çizeyim.
0
inveniam viam
(28.08.23)
(13)

Hanımla mangal?

giovanne
2 kişi çok mu sıkıcı olur? öyle sabahtan akşama kadar duralım demiyoruz da akşama doğru 2-3 saat mangal peşine semaver takılalım diyorum.
2 kişi çok mu sıkıcı olur? öyle sabahtan akşama kadar duralım demiyoruz da akşama doğru 2-3 saat mangal peşine semaver takılalım diyorum.
0
giovanne
(28.08.23)
Eşinizin kişiliğine bağlı tamamen... Uyum sağlıyorsa hoşça geçer vaktiniz.
0
yadigar
(28.08.23)
neden sıkıcı olsun anlamadım.
0
sizofren06
(28.08.23)
Neden sıkıcı olsun anlamadim. Biz bahçede yapıyoruz konuşuyoruz yani. Zaten mangal bahane yani, maksat vakit geçirmek.
0
logisticsmanager
(28.08.23)
valla ben sabahtan akşama yapsak da sıkılmam. kişiye göre değişir.
0
axl
(28.08.23)
Ben de be neden sıkıcı olacağını anlamadım. Yani önemli olan vakit geçirmek sonuçta ikinizin de sevdiği bir şeyse neden sıkıcı olsun.
0
akhenaten
(28.08.23)
Bahçe değil de, bir piknik alanına gideceğiz normalde herkes kalabalık geliyor biz de daha önce kalabalık gittik. Sıkıcılık kısmı millet etrafımızda yok okey yok voleybol derken bizim böyle takılmamız sıkar mı diye düşündüm :)
0
🌸giovanne
(28.08.23)
yapilir, sikici olmaz
0
fakyoras
(28.08.23)
Açıkçası ben mangal deyince kalabalık ararım.
Hanımla 2 kişi bahçede yapıyorduk güzeldi.
Bir yere gidip de hiç 2 kişi yapmadık.
Ama piknik, balık tutma, çadır kurma vs yaptık farklı günlerde.
Bu tarz şeyler yapıyorsanız mangal da yapılır neden olmasın. Sadece 2 kişi için uğraştırdığına değmeyebilir.
O tarz kısa ve az kişili planlarda yemeği yanında götürüp sermek daha pratik bence.
Semaver çok uğraştırmaz ama o güzel olur.
0
ananiyimioguz
(28.08.23)
Mangala hep karı koca gidiyoruz, o yakmakla uğraşırken yardım ediyorum ama genelde dolanıp hazıra konuyorum :) her şeyi o yapıyor çünkü bundsn zevk alıyor. Ben de burnumu sokmuyorum. Toplu mangalın keyfi ayrı ama başbaşa da başka güzel, özellikle dere kenarı falan olursa
0
gadlemler
(28.08.23)
başbaşa da eğlenceli olur gayet. Sohbet, müzik dinlemece derken gayet keyifli. Biz mangal yapmıyoruz ama pikniğe gidiyoruz birlikte. illa oyun istiyorsanız scrabble alabilirsiniz yanınıza mesela.
0
fraise
(28.08.23)
Evde hanımla sıkılıyorsan piknikte de sıkılırsın :D komik bi soru olmuş ya.
0
elorelia
(28.08.23)
Normalde sıkılmıyorsanız mandalda hiç sıkılmazsınız hocam. Kamp vb takılırken biz çok keyif alıyoruz
0
kondansator
(28.08.23)
Niye sıkıcı olsun ki? Tavla da alın yanınıza. Miss
0
SiyamkedisiZorro
(29.08.23)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.