Giriş
(4)

Yeni şarkıları/müzikleri/sanatçıları nasıl keşfediyorsunuz?

pianeta
Bir müziğe taktım mı günlerce, haftalarca dinliyorum. Sonra sıkılıp bırakıyorum tabi. Sonra tesadüf eseri yine karşıma beğendiğim bir müzik çıkıyor aynı şey başa sarıyor.Bakıyorum insanlar farklı farklı müzikler/sanatçılar keşfedip dinliyorlar. Nasıl yapılıyor bu tam olarak?Mesela Spotify'da 3 farkl
Bir müziğe taktım mı günlerce, haftalarca dinliyorum. Sonra sıkılıp bırakıyorum tabi. Sonra tesadüf eseri yine karşıma beğendiğim bir müzik çıkıyor aynı şey başa sarıyor.
Bakıyorum insanlar farklı farklı müzikler/sanatçılar keşfedip dinliyorlar. Nasıl yapılıyor bu tam olarak?

Mesela Spotify'da 3 farklı tarzdan 3 çalma listem var. En az 8 yıldır listelerdeki şarkıların %90'ı aynı. Açıp dinleyeyim diyorum bazen, ama sürekli aynı şeyleri dinlediğim ve hepsini bildiğim için hemen sıkılıyorum.

Ayrıca Spotify'ın "Çalma Listesi Radyosu" ve "Şarkı Radyosu" özelliklerini kullanıyorum tabi ki. Ama beğendiğim bir müziğin ya da listenin radyosundaki hoşuma giden müzikler de genelde listemde zaten var olan bir müzik oluyor.

Siz nasıl keşfediyorsunuz yeni müzikleri ve sanatçıları?


Dip: Elektronik, Deep House dinliyorum.
0
pianeta
(18.01.24)
cuma gunleri tiesto club life yayinliyor, oradan bir parcaya takilinca artistinden basliyorum derinine gidiyorum ft. yaptiklariyla sonu gelmiyor.
0
gule gule
(18.01.24)
spotify haftalık keşif her hafta yeni şarkılarla geliyor.
0
gabe h coud
(18.01.24)
Tematik müzik dinlerken keşfediyorum ben genelde.

Örneğin spor yaparken uygun hazır playlistler açıyorum. Bu aşamada önemli olan parçanın kendisi değil, ritmik amaçla bir liste açıyorum. Antrenman boyunca liste çalarken bazen hoşuma giden bir şarkı denk geliyor ekliyorum kütüphaneye.

Aynı şekilde mood listelerini de kullanıyorum. Atıyorum keyfim yerindedir haftasonu bir kahve koymuşumdur açıyorum bir liste. Temizlik yaparken başka bir tane...

Bir yerden denk geliyor.

Üniversite yıllarında daha çok mekanlarda duyarak ve arkadaş çevresinden yeni şarkı buluyordum.
0
akhenaten
(18.01.24)
Spotify'da müzik zevki benden farklı olan arkadaşlarımın listelerini dinliyorum.
0
black holes in the sky
(18.01.24)
(5)

Antidepresanların etki süresi nedir?

kukuleta
Psikiyatristimin tavsiyesiyle Lustral'e (100mg) başladım.Henüz 11. gün. Depresif durumumda herhangi bir değişiklik gözlemlemedim.Siz kaçıncı günde etki hissettiniz?
Psikiyatristimin tavsiyesiyle Lustral'e (100mg) başladım.

Henüz 11. gün. Depresif durumumda herhangi bir değişiklik gözlemlemedim.

Siz kaçıncı günde etki hissettiniz?
0
kukuleta
(16.01.24)
2 hafta der doktorlar oturması.
0
veritaslibertas
(16.01.24)
15. gün itibarıyla hissetmeye başlarsınız
0
summerjam0306
(16.01.24)
Yalnız paradoksal bir durum var burada. Antidepresanların etkilerini gösterdiği ve ruh halinizde değişiklikler yaşanmaya başladığı zaman aralığında antidepranın etki göstereceği tarihi merak etmeyen bir ruh halinde olacaksınız. Dolayısıyla üstünden belli bir süre geçip arkanıza dönüp bakmak aklınıza gelene kadar etkiyi fark etmek zor.

Siz bunları düşünmeden devam edin en iyisi.
0
akhenaten
(16.01.24)
Ben de süreden ziyade en yüksek dozla başlamasına şaşırdım. 25-50 ve 100 mglik formları var
0
marvellous someone
(16.01.24)
@marvellous ilk hafta 50 mg kullandım, sonra 100'e cıktım.
0
🌸kukuleta
(17.01.24)
(2)

Bazı mekanlar ve bazı insanlar sizin de ruhunuzu basıyor mu?

psmstc
Bunu yeni farkediyorum. Bazı insanlar ve bazı mekanlar her görmem her gitmemde ruhuma kasvet veriyor. Size de oluyor mu ve neyle ilgilidir bu?
Bunu yeni farkediyorum. Bazı insanlar ve bazı mekanlar her görmem her gitmemde ruhuma kasvet veriyor. Size de oluyor mu ve neyle ilgilidir bu?
0
psmstc
(16.01.24)
Herkese olur, hafızanın çeşitli türleri var. Gördüğünüz şeyler size doğrudan sıkıntı versiyese ya da sizin yaşadığınız sıkıntılı süreçlerde siz o zaman farkında olmasanız bile dolaylı yoldan oradalarsa size kötü çağrışım yapar.

Örneğin ben beyaz ışıktan bunalırım, lavantalı oda kokusundan aşırı rahatsız olurum. Dağınık öğrenci evi tarzı bir yer görürsem içim sıkılır.
0
akhenaten
(16.01.24)
Havalandırılmayan muhafazakar insan evlerinde oluyor bana. Asla cam açmıyorlar ve evde ağır bir yemek kokusu oluyor. Yanık salça gibi
0
ferenc
(16.01.24)
(9)

Fiziki Olmayan Altın Almak??

eisberg
Altına yatırımı seviyorum. Alış/satış rahatlığı ve saklama derdinin olmamasından dolayı fiziki olmayan altını tercih ediyorum (yatırım fonları ile). Ama büyükler hep "devletin ne yapacağı belli olmaz, bir bakarsın el koymuşlar bir bakarsın vergi gelmiş bir bakarsın uçmuş gitmiş" vs. telkinlerde bulu
Altına yatırımı seviyorum. Alış/satış rahatlığı ve saklama derdinin olmamasından dolayı fiziki olmayan altını tercih ediyorum (yatırım fonları ile). Ama büyükler hep "devletin ne yapacağı belli olmaz, bir bakarsın el koymuşlar bir bakarsın vergi gelmiş bir bakarsın uçmuş gitmiş" vs. telkinlerde bulunuyorlar. E onlarınki de tecrübe neticede, o da değerli.

E fiziki alsam bu sefer de alıp/satması ve saklaması dert. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sanaldan devam mı :)?
0
eisberg
(16.01.24)
Ben sanalcıyım. Ama etrafımdakiler de genelde fiziki almamı söylüyorlar aynı sebepten ve makas durumundan dolayı. Eğer uzun vadeli alıyorsam makası çok dert etmiyorum zaten. Eğer devlet hesaptaki altına el koyacak duruma gelirse, esnaf altıncılar s.sen de alış satış yapmazlar gibime geliyor. Yaparsa da o durumda sakız fiyatından alırlar heralde. Yani o el koyma mevzusu bence de hikaye. Üç beş kuruşluk makası da dert etmiyorsanız sanaldan devam derdim ben de.
0
pianeta
(16.01.24)
fiziki alırsan altın arzını piyasadan eksilteceğin için fiyatın yükselmesine neden olursun. tek başına belki etki edemezsin ama herkes senin gibi yaparsa etkili olur. oy vermek gibi bir şey.

bak zamanında hunt kardeşler nasıl toptan gümüş alarak piyasada gümüş sıkıntısı çıkartmış ve fiyatları uçurmuşlar.

globalbullionsuppliers.com
0
gabe h coud
(16.01.24)
Devletin sebepsiz yere yatırıma el koymasından bahsedenler aslında risk alıyorlar. Bu ortalığı karışmak manasına gelir. Yabancı ülkelerde dahil böyle art niyetli bir telkin herhalde hiçbirinde görülmez. Ceza yaptırımı vardır.

Yatırım konusunda arada aracı kurum olmadan devam edin derim.
5- 10 kilo kadar değil de bir kaç yüz gram fiziki altını çevrenize haber vermeden muhakkak saklayabileceğiniz bir yerler vardır olmalı. Ama taksim ederek saklayın.
0
diyecevaplandı
(16.01.24)
diğer birikimlerinizle birlikte banka kasasında saklayabilirsiniz
0
noxie
(16.01.24)
Bu söylenti uzun zamandır var.
Bu yüzden para yastık altına kaçıyor. Mehmet Şimşek'in çıkıp böyle bir durumun olmayacağının garantisini vermesi lazım. Ha inanılır mı? Orasını bilmem.
0
parka
(16.01.24)
Altının gramına el koyma gibi bir durum olmuyor. Ancak değeri düşürülüyor.

Arjantin örneği var elimizde. Altın fiyatı diyelim 4.000 TL/gram oldu. Banka size "4.100 TL'den gramını satarım" diyor. Peki ben altınımı bozacağım dediğiniz zaman "resmi kur 2.000 TL" diyor. "altınımı ver" diyorsunuz, vermiyor.

Yani elinizde olsa dışarıda 4.000 TL'ye satacağınız altını yarısına bozdurabiliyorsunuz.


NOT: Yatırım tavsiyesi değildir.


.
0
kartallar yuksek ucar
(16.01.24)
Alıp satması neden sıkıntı olsun ki? Yani tabi telefondan birkaç dokunuşla satmak kadar kolay değil ancak bence konusunu açacak kadar da büyük bir olay değil.

Evde saklama derdine de çok katılmıyorum açıkçası. Risk açısından bakarsak bence bankaların makasta hızlı bir ayarlamaya gitme ihtimali eve hırsız girmesi ihtimalinden daha fazla.

Yani hep bir eve hırsız falan girerse konusu açılır bu durumlarda ama en azından ben evine hırsız giren kimseyle karşılaşmadım henüz, illa ki oluyordur haberlerde görüyoruz. Ancak bankaların tuhaf karşılanan makaslar koyduklarıyla son yıllarda defalarca kere karşılaştık.
0
akhenaten
(16.01.24)
Kağıdın üstündeki altını devlet istediği kadar törpüler. Kağıt ile gerçek altın arasında fiyat farkı çok açılıyor. Fiziki altın "daha fazla dertlerimiz" olduğunda hayat kurtarır. Yoksa niye devletler kasalara altın yığmak için savaşırken sana bana kağıt satmaya çalışsın.
0
onepointzero
(17.01.24)
cozum; ALTIN.S1
0
foster
(17.01.24)
(9)

zencefil tozunu nasıl tüketmek lazım

duyuru
kullanan var mı, nasıl tüketiyorsunuz? doğrudan sıcak su ya da süte katıp karıştararak tüketilir mi mesela? ya da pişirme işlemi olmadan başka bişeylerle karıştırılıp yenir mi vs.
kullanan var mı, nasıl tüketiyorsunuz? doğrudan sıcak su ya da süte katıp karıştararak tüketilir mi mesela? ya da pişirme işlemi olmadan başka bişeylerle karıştırılıp yenir mi vs.
0
duyuru
(13.01.24)
sıcak şarabın içine ekliyorum tarçınla birlikte
0
freebird5406_2
(13.01.24)
Bir bütün limonu yıkayıp kabuğuyla falan blenderda çekiyorum. sonra bir kavanoza koyup üstüne zencefil tozu ve bal.
Her gün bir kaşık.
Ben yiyorum ama çayını yapanda var. bal sıcak olmaz halbuki yani.
0
Tina
(13.01.24)
geçen sene yapmıştım. balla karıştırarak tüketiyordum.

ama sadece zencefil tozu değil zerdeçal tozu ve bir şeyler daha vardı hatırlayamadım.
0
tabudeviren
(13.01.24)
balla karıştırıp azıcık limon sıkıyorum. karıştırıp macun kıvamına getirdikten sonra yüzümü ekşiterek tek seferde yutuyorum.
0
a7x
(13.01.24)
Zencefil tozunu ben kabak çorbası ve elma dilim patates gibi şeylerde baharat olarak kullanıyorum ben.

Siz öksürük için vs kullanacaksanız taze zencefili rendeleyip kullanmak daha mantıklı bence.
0
akhenaten
(13.01.24)
Tozu çay gibi kaynatıp içebiliyorsunuz. Ama taze olmadı kuru zencefil alıp kaynatıp içseniz daha iyi olur gibi geliyor bana.
0
hedep
(13.01.24)
zencefil tozu, bal, karabiber, kuru cin biber tozu(çay kaşığı ucuyla), polen ve çörek otuyla kafama göre oranlarla karıştırıp kaşıklıyorum. gripken veya başlangıcında çok iyi geliyor. soğuktan dolayı boğazda da sorun varsa yakıp çabuk iyileştiriyor. sıcak çayla öneririm. ama midenize de dikkat edin, yanma yapabilir.
0
MtKrt
(13.01.24)
Toz zencefilin özel bir kullanım koşulu yok. Halk arasında yaygın bala karıştırmak. Yutabildiğiniz her şekilde tüketebilirsiniz. Günde 2-4 gr arası tedavi edici özelliğe sahip. Toksisite durumu yok. Yalnız safra taşı sorunu olanlar doktora danışmadan kullanmasın. Gebelik ve emzirme döneminde kullanmayın.
0
beetlejuice
(13.01.24)
Zencefili ben yemeklere de katıyorum özellikle çorbalara, ama kaynatmıyorum, kaynatmanın zararlı olduğunu duydum en son baharat gibi ekliyorum. Balın içine, sütün içine direkt karıstırabilirsiniz. Hastalıkta limonla kardeş olurlar
0
Semi
(14.01.24)
(3)

İngilizcede tren, metro kelimelerinin kullanım farklılığı

Unde bach canim
Train, subway, metro kelimeleri farklılığı nedir. Hangisinde ne kullanılır? Mesela marmaray, aksaray metrosu veya tramvay için uygun kelimeler neler?
Train, subway, metro kelimeleri farklılığı nedir. Hangisinde ne kullanılır? Mesela marmaray, aksaray metrosu veya tramvay için uygun kelimeler neler?
0
Unde bach canim
(10.01.24)
Subway ve metro aynı şey kişinin nerede yaşadığına göre hangisini kullandığı da değişiyor.

Train ise bildiğiniz tren. Taşıtın adı yani, metro istasyonuna 10 vagonlu tren yanaşacak derken kullanırsınız.

Tramvay hattı için tram line dersiniz.
0
akhenaten
(10.01.24)
bunlar ülkeye göre değişiyor, çok karmaşık bir konu.

ingilterede yaşıyorsanız train dediğinizde anlaşılacak şey şehirler arası veya diğer ülkelere giden ve merkez istasyonlardan kalkan büyük trenlerdir. subway derseniz yer altı yaya gecidi anlarlar. metro pek kullanılmaz ama bizdeki metroyu kastettiğinizi anlarlar. şehir içinde yeraltından giden istanbul metrosu tarzı metroya ise "underground" veya "tube" derler.

amerika'da yaşıyorsanız tüm bu dediklerimi unutun. orada metroya train veya subway diyorlar sanırım.

valla yazarken yoruldum, ingilizce dünyanın 4 bir yanında farklı biçimlerde konuşulan bir dil. mesela iskoçya-londra arasında da bunlar tamamen değişiyor. o sebeple bu sorunuzun spesifik bir cevabı yok, yerine göre bakmanız lazım.
0
kent sakini
(10.01.24)
spesifik olarak london metrosuna "tube" diyorlar. halkin taktigi bi lakap ama kalici olmus
0
aguen
(11.01.24)
(4)

21 gün şeker tüketmemek

stationary traveller
selamlar, daha önce 21 gün veya benzeri sürelerde şeker tüketmeme kararı alanların görüşlerini merak ediyorum. birkaç sorum var. tecrübelerinizi aktarabilirseniz sevinirim, teşekkür ederim. amacım 21 gün sonunda paket gıda, abur cubur, gazlı içecekleri en minimize edecek şekilde hayatımda sınır koym
selamlar, daha önce 21 gün veya benzeri sürelerde şeker tüketmeme kararı alanların görüşlerini merak ediyorum. birkaç sorum var. tecrübelerinizi aktarabilirseniz sevinirim, teşekkür ederim. amacım 21 gün sonunda paket gıda, abur cubur, gazlı içecekleri en minimize edecek şekilde hayatımda sınır koymak. tamamen çıkarmak imkansız çünkü tatlıları seviyorum. bunu kabul ederek başladım. temel amaç kilo vermek değil, ideal kilomdayım göbeğim bile yok. vücudumu şekerden uzak tutmaya alıştırmak

1) ilk olarak çok su kaybı ardından 2. hafta yağ kaybı oluyormuş doğru mu?
2) meyvelerdeki şekerleri şeker olarak sayıyor muyuz? her gün bir porsiyon meyve tüketmek bu olaya zarar verir mi?
3) 2. gündeyim henüz kriz geçirmedim. sizce en zorlu dönemi hangi günler ve nasıl o krizle başa çıktınız? önerileriniz var mı?
0
stationary traveller
(10.01.24)
"Tatlı seviyorum" diyen biriyseniz size önerim meyvelerdeki şekerleri falan bir kenara bırakarak sadece çay şekeri ve tatlılar gibi dışardan takviye olarak aldığınız şekeri "azaltarak" başlamanız.

Zaten "tamamen bırakamam, tatlıları seviyorum" diyorken bence çok da detaya inmemelisiniz.

21 gün şeker tüketmemektense en gereksiz kategorilerdeki şekerli tek bir şeyi hayatınızdan tamamen çıkarmak ve böyle devam etmek uzun vadede 21 gün hiç şeker tüketmeyip eski alışkanlıklarınıza dönmekten çok daha faydalı olur sanırım. Bunu söylüyorum çünkü söylediğinize göre şekerden uzaklaşmak gibi bir arzunuz var. Gerçekçi olmak gerekirse 21 gün boyunca tüm şekeri keserseniz "bu iş bana göre değilmiş" diye eski hayatınıza dönüp bu konuyu da aklınızdan tamamen çıkarmanız çok olası.

Gereksiz kategori denince ilk akla gelen şey çay ve kahve gibi içeceklerden şekeri çıkarmak.

21 gün şeker tüketmeyerek nasıl bir kazanım sağlamayı umuyorsunuz ki? Merak ettiğimden soruyorum, böyle bir diyet varsa hiç duymadım. Kim söylemiş, ne zaman çıkmış nereye varmayı amaçlamış merak ettim açıkçası.

Ancak 21 gün konusunda ısrarcıysanız da evet meyveler oldukça şekerli gıdalar. Sağlığa etkisi nedir çok detaylı bilemiyorum ancak 21 gün gibi kısa bir sürede hiç şeker almayacağım deyip meyve yerseniz kendinizi kandırmış olursunuz denebilecek kadar şekerli şeyler meyveler. Hayat boyu yemeyeyim demek yanlış olur büyük ihtimalle, ancak 21 günlük kısa bir maraton için meyve tüketmemek daha tutarlı bir davranış olur.
0
akhenaten
(10.01.24)
eksisozluk111.com

öncelikle filmi mutlaka izlemelisin.

1- bu her diyette geçerli zaten. önce su gider sonra yağ. bunun önemi yok yeter ki kas kaybetme.

2- evet meyve de şeker. doğal moğal diye kanma. meyve de komple şekerdir. meyve yersen diyetini bozmuş olacaksın.

3- her gün (21 gün) zor geçiyor ve gerçekten de 3. haftadan itibaren psikolojik midir neyse artık şeker aramıyorsun.

ama bu iş sürdürülebilir bir şey değil. insansın sonuçta o şekeri illa ki yiyeceksin. çok kafaya takma.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(10.01.24)
Hayatımdan şekeri çıkardım. 2 seneden fazla şeker ve şeker türevi hiçbir şey yemedim. Paketli gıda tüketmedim. Hayatımda hiçbir şey değişmedi. Ne daha sağlıklı hissettim ne başka bir şey.

Ancak deli gibi spor da yapmama rağmen kolesterolüm hep yüksekti. Bir rahatsızlığım nedeniyle doktor kontrolünde ilaçla düşürebiliyorduk. Şekeri bırakınca kendiliğinden düştü.

İki senenin sonunda o kadar kasmamam gerektiğini düşündüm. Ev gezmesine gittiğimde önüme sütlaç konursa Ya da arkadaşım hadi dondurma alalım ya da ekler yiyelim derse hayır demiyorum.

Ben size şöyle bir tavsiyede bulunayım. Vücut daha tam anlamıyla bilimin çözemediği bir makine. Bu makinenin dengeleri genler sayesinde yüzyıllar içinde kurulmuş. Hayatınızdan herhangi bir şeyi geçici sürelerde çıkarıp koyup bu dengelerle oynamayın. O an görünmez, hissedilmez bir şeyin ayarını bozar yıllar sonra acısını çekersiniz.Yaşam tarzı olarak seçecekseniz yapın ama geçici süreler için yapmayın böyle şeyler.

Meyve şekeri de fruktozdur. Normal şekere nazaran daha sevimsiz bir ürün olduğuna dair yüzlerce kaynak bulabilirsiniz internette.
0
Mirket
(10.01.24)
Ben dönem dönem şekeri hayatımdan çıkarıyorum. Tatlı, çikolata, patates, unlu gıdalar, gazlı içecekleri çıkarıyorum. Sadece meyveyi çıkarmıyorum ama porsiyonuna dikkat ediyorum örneğin en fazla yarım elma tüketiyorum.

Günlük olarak ekmek tüketmediğim için yumurtaya abanıyorum. Pirinç yiyeceksem basmati kullanıyorum. Genellikle et, tavuk yanına baklagillerden koymaya özen gösteriyorum. Spor yapacağım günler bir miktar daha fazla karbonhidrat alıyorum.

1. haftanız çok zor geçecek. Ama sonra canınız hiç çekmeyecek. Bence uzun ömürlü uygulanacak bir şey değil. Ben birkaç hafta yapıp bir hafta özlediğim gıdaları tüketiyorum sonra tekrar çıkarıyorum. Hem alıştığım için zorlanmıyorum hem de devamlılık oluyor. Ha o şeker yediğim bir haftayı da abartmıyorum yine en fazla iki öğün besleniyorum ve en geç 6’da yiyorum.

Şeker tüketmediğinizde kendi bedeninize söz geçirebilmenin hazzını yaşıyorsunuz. Bu dönemlerde daha sabırlı ve güçlü olduğumu hissediyorum. İradem ile gurur duyuyorum.
0
ruhen hastayim ben
(10.01.24)
(5)

tek yaşayan kişi için uzaktan market alışverişi?

islergucler
kişi ileri yaşta ve maddi olarak kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. fakat tasarruf etme çabasıyla market alışverişlerinde bazı ürünlerden feragat ettiğini gözlemliyoruz.kırmızı et türevleri gibi nispeten yüksek fiyatlı ürünlerden bir sepet yapıp ayda bir uzaktan göndermek istiyoruz.sizce alışver
kişi ileri yaşta ve maddi olarak kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. fakat tasarruf etme çabasıyla market alışverişlerinde bazı ürünlerden feragat ettiğini gözlemliyoruz.

kırmızı et türevleri gibi nispeten yüksek fiyatlı ürünlerden bir sepet yapıp ayda bir uzaktan göndermek istiyoruz.

sizce alışveriş sepetine neler eklemeliyiz?
0
islergucler
(09.01.24)
Kıyma her zaman lazım olur, her türlü yağ,
0
sanguine
(09.01.24)
Kankacim sindiremedigi için tercih etmiyor olmasın. Misal annemin çok da yaşı yok ama kırmızı et yemekten uzak duruyor.
0
allah yazdiysa bozsun
(09.01.24)
Vakumlanmış kalıplar halinde beyaz peynirler eklenebilir. Birçok peynirci vakumlu satış yapıyor istediğinizde. Peynir fiyatları baya yükseldi uzun zamandır.
0
akhenaten
(09.01.24)
sarkuteri ürünleri
0
ala09
(09.01.24)
Et
Tavuk
Peynir
Zeytinyagi
Tereyagi
Kahvaltilik
Cay
0
brkylmz
(10.01.24)
(4)

bir yabancı dilin kaç kuralı olmalı ?

WithWorth
örneğin iyi seviyede italyancan standart günlük konuşma için bilinmesi gereken toplam 250 gramer kuralı var diyelim,farsçanın ise 800 olsun.bir dil için böyle bir sayıdan söz etmek mümkün mü ?ona göre "zor" olarak nitelemek uygun olur mu ?
örneğin iyi seviyede italyancan standart günlük konuşma için bilinmesi gereken toplam 250 gramer kuralı var diyelim,
farsçanın ise 800 olsun.

bir dil için böyle bir sayıdan söz etmek mümkün mü ?
ona göre "zor" olarak nitelemek uygun olur mu ?
0
WithWorth
(09.01.24)
bir dilde zorluk/kolaylik nitelemesini dil bilgisi kurali uzerinden yapmak biraz yaniltici olabilir. Cunku bazi kural var ki nerdeyse her cumlede uygulanir, bazi kuralsa cok istisna durumlarda kullanilir. ya da her kural gunluk konusmada karsilik bulamayabilir. Bazi kurallarsa uyulmadiginda iletisimi cok etkileyemeyebilir.

ornegin almancada artikeller der/die/das dilin cok onemli unsuru ve nerdeyse her cumlede ihtiyac oldugu gibi cumlenin -i hali veya -e haline gore farkli sekilde kullanilmasi dili zorlastiriyor. bununla birlikte bu artikellerin net bir kurali olmadigi gibi bircok da istisna icermesi dili zor hale getiriyor.

ama buna karsilik italyancada da artikeller var, hatta almancaya gore daha fazla il,i,l',lo,gli,la,le'. ama bu artikeller daha kuralli, "almanca ile karsilastirildiginda" yanlis kullanilmasi anlami cok ayri yerlere goturmuyor. hatta bircok durumda siir gibi cumledeki diger ogelere gore kafiyeli.

yani kisaca almancada da italyancada da benzer kural var ama nitelik bakimindan almancadaki kural agir basiyor, italyancadaki nispeten hafif kaliyor. o nedenle kural adedi olarak esit olan durum kuralin uygulanmasinin zorlugu hesaba katilinca daha karmasik hale geliyor.

tum bunlara ek olarak bazi dillerin telaffuzu kimi kisiyi zorlayabilir. bu zorluk da kisiden kisiye, ve o kisinin anadiline gore degisir. ornegin biz turkler icin almancadaki "r" harfine gelen sesi veya ingilizcedeki "th" kasiligi olan sesi cikarmak genelde zorlar. italyancada ise sesleri cikarabilsek de tonlamayi ve kelime uzerinde vurguyu yapmak zorlar.

ozetle cok fazla faktor var, sirf kural sayisindan bir degerlendirme yapmak yaniltici olabilir.
0
emrahday
(09.01.24)
emrahday' a genel anlamda katılmakla birlikte günlük konuşma dediğiniz için eklemek istiyorum;
günlük konuşmada kurallar esnetilir çoğu dilde, buna Türkçe de dahil.
0
kumandanim
(09.01.24)
Rakam bilemiyorum, ancak sorduğunuz konuyu Linguistic Semantics başlığı ile araştırïn.

Gramerden ve cümle dizilişi ile anlam belirlenemiyor. Konuşma dili de dahil olmak üzere semantik kurallar ile anlam elde edebilirsiniz. Bu kurallar yüzbinlerce olabilir (attım, ama öyle).
0
alfired
(09.01.24)
Diller arası yakınlık-uzaklık zorluğu belirlemede çok daha büyük bir etken. Azerice öğrenmek isteseniz kaç gramer kuralı olduğunun çok bir etkisi olmasa gerek, çünkü kafadan büyük bir kısmını hiç öğrenmeniz gerekmiyor, büyük bir kısmı da hazmetmetmesi kolay. Aynı şekilde daha önce bildiğiniz yabancı diller de etkili. Neticede yeni bir dil öğrenmek sadece gramer kuralı öğrenmekle ilgili değil. Hatta dili konuşmak için bilinçli şekilde hiçbir gramer kuralı bilmenize gerek yok, işi gerçeği çoğunlukla gramer bilmeden dil öğreniliyor.

Bir de bir dilde kaç gramer kuralı var diye bir ayrım yapmak çok güç. Kostaslarınız neler olacak en başta ki? Peki bu kıstaslar karşılaştırma yaparken mantıklı bir sonuç çıkaracak şekilde her dil için örtüşecek mi?
0
akhenaten
(09.01.24)
(15)

Baş Ağrısı ne sıklılıkta yaşarsınız?

magni
Geçenlerde bir arkadaşım "Benim hiç başım ağrımaz, en son ne zaman başımın ağrıdığını hatırlamıyorum bile" deyince aşırı imrendim, meğer böyle şanslı insanlar da varmış dedim. Zira benim sık sık can sıkıcı baş ağrılarım oluyor. Hayatımda stres unsuru eksik olmadığı için öyle de şahane bir tetkileyic
Geçenlerde bir arkadaşım "Benim hiç başım ağrımaz, en son ne zaman başımın ağrıdığını hatırlamıyorum bile" deyince aşırı imrendim, meğer böyle şanslı insanlar da varmış dedim. Zira benim sık sık can sıkıcı baş ağrılarım oluyor. Hayatımda stres unsuru eksik olmadığı için öyle de şahane bir tetkileyicim de mevcut tabii.

Peki sizde durumlar nasıl? Ne sıklıkta baş ağrısı yaşarsınız? (Örneğin ayda 1-2 kez gibi)
0
magni
(04.01.24)
aynı arkadaşınız gibiyim, 3 ayda max 1-2.
0
kojonotsuki
(04.01.24)
arkadaşın gibiyim, vurunca çok kötü vuruyor ama kırk yılda bir.
0
penceredengorunenmorbina
(04.01.24)
Benim de başım ağrımaz. Yılda bir belki.
0
ruhen hastayim ben
(04.01.24)
sadece sigarayı fazla kaçırdığım zaman ağrır. onun dışında pek ağrıdığını hatırlamıyorum.
0
mustafakesekci
(04.01.24)
işim gereği ben de sürekli bi stres içerisindeyim ama benim de öyle sık sık başım ağrımaz. en net çok içtikten sonraki gün gün boyu süren baş ağrısı oluyo o kadar.
0
chanandler bong
(04.01.24)
Başım dışında her yerim ağrır. :)
0
auroraaurora
(04.01.24)
Ayda 2-3 migren atağıyla merhaba. Utanmadan bir de 2-3 gün sürüyor her biri.
0
kobuzchu kiz
(04.01.24)
çok çok nadir, 2-3 ayda 1 belki
0
delidiyorum
(04.01.24)
en son migren atağının tamamen geçmesi nerdeyse 7 gün sürdü :(, kocaman kadın gece yatakta oturdum ağladım ağrıdan. çok uzun yıllardır özellikle kış aylarında hava durumu/basınç değişiklikleri nedeniyle sık atak gelebiliyor. vitamin, beslenme vb. dikkat edip hafifletmeye çalışıyorum.

migren ilacı relpax'ın da fiyatı aldı başını gitti, başı ağrımayanlar bu açıdan da şanslı.
0
Phoebe
(04.01.24)
7/24. Başım ağrımıyor dediğim zamanda bile aslında 2/10'luk bir baş ağrısı arkaplanda sürüyor.
0
akhenaten
(04.01.24)
migren var bende. ayda 1 kez gelir. bazen cok kotu olup uyuyup uyaninca da devam ediyor.
0
antikadimag
(04.01.24)
Migren var bende de ayda en az 1 kez gelir+1 özellikle pms döneminde. Onun dışında uzun süreli açlık, ekran süresi ve ağır kokuya maruz kalınca da tetikleniyor.
0
Amaranta ursula
(04.01.24)
Her hafta. Migren. mesela şu anda da var. Sevgiler.
0
invictae
(04.01.24)
3-4 ayda bir.
0
cooperr
(04.01.24)
grip olunca (senede iki uc) veya uyku duzenimi bozarsam
0
sttc
(05.01.24)
(3)

Teşhir ürünü kulaklık

blue_heart
Şu ürün alınır mı ptt avm den ? Yoksa risk almayıp diğer yerlerden mi alayım ?https://www.pttavm.com/qcy-melobuds-t18-tws-kulak-i%C3%A7i-bluetooth-kulakl%C4%B1k-te%C5%9Fhir-p-746761687?gad_source=4&gclid=CjwKCAiA4smsBhAEEiwAO6DEjfxGkVJ85YEYpgzBYyhYkmviKII8EXiPDsEb8mELwZLTSgjNY872ThoCYQMQAvD_BwE
Şu ürün alınır mı ptt avm den ? Yoksa risk almayıp diğer yerlerden mi alayım ?

www.pttavm.com
0
blue_heart
(01.01.24)
150 lira fazla ver temizini al
0
freebird5406_2
(01.01.24)
Kulaklıkları fiziki mağazadan aldığınızda çoğu yer iadesni kabul etmiyor hijyenik sebeplerle. Tutup satmaları çok şaşırtıcıymış.

Ben tercih etmem. Arkadaşlarımın kulak içi kulaklığını bile takamayan biriyim ben :D
0
akhenaten
(01.01.24)
pttavm'den hiç bi şey alma
0
carisch
(01.01.24)
(6)

antidepresan neden aliniyor ve ne ise yariyor

antikadimag
hayatimda mutsuzluktan duvarlara baktigim donemler de oldu, ciddi anskiyete gecirdigim surecler de ama hic antidepresan kullanmadim. insanlar neden antidepresan kullaniyor? surekli ve aylarca suren ciddi bunalimlar yasadigim bir donem oldu mesela ama antidepresan kullanmadim. cunku cevresel sartlard
hayatimda mutsuzluktan duvarlara baktigim donemler de oldu, ciddi anskiyete gecirdigim surecler de ama hic antidepresan kullanmadim.

insanlar neden antidepresan kullaniyor? surekli ve aylarca suren ciddi bunalimlar yasadigim bir donem oldu mesela ama antidepresan kullanmadim. cunku cevresel sartlardan dolayiydi bence ve o sartlar duzelince ben de duzeldim.

antidepresan alinca mutlu mu olunuyor? anskiyete duyulmayan bir gevseme/uyusma hali mi oluyor? diger bilissel ozelliklerde bir degisiklik oluyor mu? (hizli dusunme, hafiza vs)
0
antikadimag
(31.12.23)
Depresyon gibi hastalıkların da bunlar için üretilen ilaçların da çeşitli türleri var. Ne hastalık tek tür, ne de ilaçlar. Haliyle sorunuzun en kısa cevabı "öyle gerektiği için."

Basitleştrerek birini örnekleyelim, bazı insanlarda çeşitli nedenlerle salgılanan serotonin ya yetersiz oluyor ya da hızlıca geri emildiği için verimsiz kalıyor. Ssri grubu ilaçlar bu geri emilim sürecini yavaşlatarak daha uzun süre verim alınmasını sağlıyor.

Mutluluk-mutsuzluk kompleks konular. Antidepresan alarak mutlu olmazsınız. Almayarak da mutlu olmazsınız. Zaten depresyonda değilseniz mutlusunuzdur gibi bir şey de söz konusu değil.

Psikiyatrik rahatsızlıklar kişinin yaşam kalitesini birçok yönden etkiliyor. Eğer sorununuz ilaç yardımıyla çözülüyorsa ilaç kullanırsınız. Terapiyse terapi, bunlara gerek kalmadan başka bir yolu varsa bu yolla.

Ancak her yöntem herkeste işe yaramıyor tahmin edeceğiniz gibi.
0
akhenaten
(31.12.23)
Johann Hari- kaybolan bağlar kitabı belki bu konuda aradığınız cevapları detaylıca sunabilir size. Tavsiye ederim
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(31.12.23)
Değiştiremeyeceği çevre koşulları olanlar ve endojen ağır depresyona sahip kişiler kullanıyor.
Başka türlü yaşam sürdürülemiyor.
0
pro9it9is9
(31.12.23)
Öncelikle antidepresanların herkese şeker gibi dağıtılmasını doğru bulmadığımi söylemeliyim. Ancak bu "kimse antidepresan kullanmasın, gerek yok" anlamına gelmiyor asla. Antidepresan dediğiniz ilaçlar temelde vücudun ve beynin kimyasını düzenleyen medikal ürünler ve yukarıda söylenildiği gibi tek tip de değiller. Halk arasında hepsine antidepresan denilse de okbsi olan, şizofreni hastası olan, depresyon hastası olanların hepsi aynı ilacı kullanmıyor.

Depresyon ya da kaygi bozukluğu dediğiniz şeyler son yillarda oldukça popüler kültür malzemesi olsa da sandığınız kadar basit hastalıklar değiller. Kişiler bazen öyle ağır depresyon geçiriyorlar ki yataktan kalkıp banyoya gidecek gücü bulamıyorlar kendilerinde, bu durumda ne yapılacak? Mecburen ilaç kullanılarak düzenlemeye gidilecek. Psikotik vakalarda da ilaçtan başka şansınız yok mesela.


Tüm bunların haricinde terapiyle cozumlenemeyen durumlarda ya da terapiye destek olması açısından da psikiyatrik ilaçlar oldukça önemlidir.

Türkiye'deki durum ise biraz daha farklı. Terapiye erişim çoğu kişi açısından güç, bazıları ise terapideki o uzun süreli gelişim sürecindeki sabri kendisinde bulamıyor; bu durumda psikiyatrik ilaçlar da hemen bir sonraki tercih oluyor. Kişinin aylarca, yıllarca kendisini kötü hissetmesindense en azından bazı yaşamsal işlevlerini normallestirmesine destek oluyor.


Mutluluk ise bambaşka bir olgu; yüzyıllardır felsefe, psikoloji bu konu hakkında sayısız teori ortaya attı. Bir hap aldık, hop mutlu olduk diye bir şey yok tabii ki.
0
fraise
(31.12.23)
depresyon sırasında beynin kimyası değişiyor (hormonlar), bazı kimyasallar az salınıyor bazıları çok salınıyor ilaçlar bu beyin kimyasını tekrar düzenleme üzerine kurulu, düşünceleri, duyguları değiştirmiyor ancak beynin normal çalışmasını sağlıyor. beyin normal çalışmaya başlayınca kişi kendini daha iyi hissedip gündelik işlerini yapabilir hale geliyor.

Bu tür ilaçlar öyle sevgiliden ayrıldım, sevdiğim birini kaybettim çok üzgünüm gibi şeyler için değil.

o tür durumlarda verdiklerinde zaten kısıtlı süre kullanıyorsun.
0
selam
(31.12.23)
belki de yaşanan sorunun şiddetiyle alakalıdır. sizin yaşadığınız şeyin kendi yorumunuzun ötesinde hangi kriterleri sağladığını bilmiyoruz. bu anlamda tecrübeniz de bir referans noktası değil. diğer gerekli açıklamalar da yapılmış kabaca.
üstteki arkadaşa mesaj da gönderdim ama buraya girmeyi unutacağım için bir de buradan yazmak istedim belki okuyup da yanlış bilgi edinen olur diye: yas, melankoliyle ve depresyonla iç içe geçebilen bir mevhum. patolojik yas, karmaşık yas tanımlamalarıyla klinik düzeyde tedaviyi gerektirebiliyor. bu yuzden, sevilen birini kaybetme durumu tırnağım kırıldı gibi, sevgilimden ayrıldım gibi olayların da çok ötesinde.
0
dilhun
(06.01.24)
(6)

ehliyet dilemması manuel mi otomatik mi?

ezkaza
ehliyet kursuna yazıldım manuel ehliyet. yaş 27 erkek.derslerim henüz başlamadı ve şuan istersem ehliyet türünü otomatik olarak değiştirebilirim. ve bu konuda kararsızım. manuel araba almak gibi bir düşüncem asla yok. yani alırsam bu kesin otomatik olur. açıkçası araba konusunda hiç hevesli ve merak
ehliyet kursuna yazıldım manuel ehliyet. yaş 27 erkek.
derslerim henüz başlamadı ve şuan istersem ehliyet türünü otomatik olarak değiştirebilirim. ve bu konuda kararsızım. manuel araba almak gibi bir düşüncem asla yok. yani alırsam bu kesin otomatik olur. açıkçası araba konusunda hiç hevesli ve meraklı bir kişi de olmadım. otomatik araç vardı ailemde ama hiç kullanmayı bilmiyorum. direksiyona bile oturmuşluğum yok. sıfırdan ve yalnızca kurstaki gösterilenle öğreneceğim yani. durumum böyle.

hal böyle olunca sanki kurstaki az olan direksiyon dersi ile manuel araba öğrenebilme konusunda ciddi tereddütlerim var. geçen hatta benimle hemen hemen aynı durumda olan bir arkadaşım da bu ay içinde ilk denemesinde kaldı ehliyet direksiyon sınavında ve keşke otomatiğe yazılsaydım beklediğimden daha zormuş dedi.

sadece kursta gösterilenle manuel ehliyeti alabilen oldu mu? çoğu kişi zaten kurs öncesinde bilip alıyor gördüğüm kadarıyla. otomatiğe geçme konusunda ne dersiniz?
0
ezkaza
(28.12.23)
Valla ben olur da manuel kullanmak durumunda kalırsam diye manuel aldım. Mesela iş yeri araçları gibi. Sizde böyle bir ihtimal yoksa otomatik alın. Etrafımdakiler 10 sene sonra manuel araç kalmayacak diyor ama tabii belli olmaz.

Daha önce sürücü koltuğuna oturmamış biri olarak kurstaki bilgi ile manuel ehliyet alabildim ama çok mucizeydi benim sınavım. Özel ders gerekebilir yani.
0
Amaranta ursula
(28.12.23)
Hayatımda ilk kez sürücü koltuğuna ilk direksiyon dersinde oturdum. Hiiiçbir bilgim de yoktu, sıfır. Bu sene aldım zaten, yaş 30. 7 ders vardı, hepsine gittim. Onun dışında pratik de yapmadım. Derslerin öncesinde parkuru hayal edip sanki araba sürüyor gibi yaptım oturduğum yerde. Sınav öncesinde de sadece parkuru zihnimde canlandırıp durdum, nerede ne yapıyorduk. Bu. Bu kadar. Nitekim manuel ehliyeti ilk denemede aldım. Sakin kalırsanız yaparsınız, anlama kabiliyeti olan herkesin geçebileceği bi sınav. Kafanızda büyütmeyin.
0
nic cage
(28.12.23)
ben de hiç araba kullanmadan gittim kursa. sıfırdı yani. tabi aldığım zaman manuel-otomatik ayrımı yoktu. kursta öğrendim. ilk başlarda tek tük manuel kullandıktan sonra hep otomatik kullandım. ama manuel biliyorum. mecbur kalırsam kullanırım. manuelden devam et öğren bence. atla deve değil.
0
paintov
(28.12.23)
Ben 2020'de kurstan önce hayatımda hiç sürücü koltuğuna oturmadan ilk seferde aldım manuel ehliyetimi.

Manuel araç sayısı türkiyede hala çok fazla. Her zaman kullanmak gereken bir durum oluşabilir. Şirket aracı olur, ne bileyim acil hastanelik bir durum olur tek bulabildiğiniz manuel araçtır vs.

Bilmek bilmemekten daha iyi mi? Daha iyi. Hal böyleyken bence çok da irdelememek lazım ne kadar gereklidir ne kadar gereksizdir diye.
0
akhenaten
(29.12.23)
Manuel araç kullanmak hamallık. Otomatik alın, geçin.

İş yerleri de artık otomatik araç veriyor.


.
0
kartallar yuksek ucar
(29.12.23)
Tam 20 sene oldu ehliyetimi alalı. Bu süre zarfında sadece otomatik araç kullandım. Manuel araca binsem kullanamam, kullanmak da istemem, hiç ihtiyacım da olmadı. Gel 1 saatte öğreteceğim deseler ne gerek var derim. O kadar işim düşmedi 20 yılda anla.
Kendi aracım otomatik, kaskonun verdiği ikame araç otomatikti, şirket araçları da artık otomatik vitesli oluyor.
Geçtiğimiz ay şehir dışında araç kiralarken, adama otomatik vites olsun dedim, artık bütün araçlarımız otomatik zaten abi dedi.
Bir gün lazım olur muhabbeti bana zorlama geliyor. Nasıl rahat edeceksen öyle yap.
0
Aslan damat
(29.12.23)
(4)

sınır koymak hk.-iş

wishmaythşngs
Bir arkadasim var, iyi birisi, bir sorunumuz da olmadi ama red flag denir ya o konusurken cok rahatsiz oluyorum. Iki cumlesinden biri "biz ayni konumda calisan insanlariz" ya da benzer imalar. Biz ayni konumda degiliz ben ustuyum. bu ast ust iliskisinden bagimsiz olarak o benim patronum da olsa konu
Bir arkadasim var, iyi birisi, bir sorunumuz da olmadi ama red flag denir ya o konusurken cok rahatsiz oluyorum.
Iki cumlesinden biri "biz ayni konumda calisan insanlariz" ya da benzer imalar.
Biz ayni konumda degiliz ben ustuyum. bu ast ust iliskisinden bagimsiz olarak o benim patronum da olsa konu hakkinda bilgisi yok, getir gotur yapiyor. yeni mezun ama ondan daha iyi olanlar var.

bunun "ayni konum, esitiz" gibi laflari benim canimi cok sikti, esit falan degiliz, ben oldugum yere gelmek icin kopek gibi calistim.

hirsli biri ama o hirs orada kalmis, isinde ilerlemek icin bir cabasi yok. okuldan sevdigim bir arkadasim olmasaydi coktan terslerdim. Sanirim yakinda tersleyecegim. Fakat bu sefer ben "kendini birsey saniyor" olacagim yani alttan alsam sinir oluyorum, almasam yine bana negatif donusu olacak. ben hicbir is arkadasima ayni konumdayiz, degiliz muhabbeti yapmadim. bana mi tuhaf geliyor, anlamadim.

bu gibi durumlarda ne yapmak lazim?
0
wishmaythşngs
(28.12.23)
Valla belki "ben oldugum yere gelmek icin kopek gibi calistim." bunu vurgulamak iyi olabilir. En azından kendi içinde bir mukayese yapmasına sebep olabilir.
0
Amaranta ursula
(28.12.23)
Ben yerinizde olsam böyle bir şeyi doğrudan konuşmazdım.

Pozisyonlarınız farklıysa zaten çalışma sürecinde bu kişiye bazı işleri yönlendirmeniz gerekiyordur ya da beraber yaptığınız işleri son kez sizin gözden geçirmeniz gerekiyordur vs. Bu gibi durumlarda siz kendi pozisyonunuzun gerektirdiği role girerseniz o da anlayacaktır.

Benim gördüğüm kadarıyla bu gibi durumlar genelde üstün hatasından kaynaklı oluyor.
0
akhenaten
(28.12.23)
"biz ayni konumda calisan insanlariz"
zaten kompleks yaptığını bu şekilde belirtiyor
gayet farkında yani kurduğu cümlenin içi dolu olmadığının

kendini geliştirmesi açısından yönlendirme yapabilecek bir konumdaysan bir şans verebilirsin

arada kıskançlık varsa sağlıklı arkadaşlık yürümez zaten
0
mantık
(28.12.23)
İki cümlesinden biri öyleyse sizin de: aynı konumda değil aynı iş yerindeyiz sadece ve farklı yetenekleri, farklı birikimleri olan insanlarız.. diye arayı hafiften açın.

Onun hırslılığı aslında olduğu yerde kalmamış, biraz şekil değiştirerek sadece sizi çekememezliğe dönüşmüş gibi. Düşüncesine bakılırsa:
- Benden bir iş yapmamı isteme, bana üstlük taslama.. manası sezdim.

İş yerinde ne olursa olsun resmiyet esastır.
0
diyecevaplandı
(28.12.23)
(13)

İş yerlerinde samimiyetsizce kutlanan doğum günü seromonisi hk

dedeminhirkasi
Ne düşünüyorsunuz? Girdap gibi kurtulamiyorsun da. Katılsan samimiyetsiz mide bulandırıcı, katılmasan ayrı dert.
Ne düşünüyorsunuz? Girdap gibi kurtulamiyorsun da. Katılsan samimiyetsiz mide bulandırıcı, katılmasan ayrı dert.
0
dedeminhirkasi
(24.12.23)
Biri kendini feda edecek ve dogum gunu kutlanmayacak. Sonrasindakiler de boylece iptal. Biz oyle yaptik. Su an cit cikmiyor. Nazar degmesin ins
0
nic cage
(24.12.23)
Ben çok düşünmüyorum ya, iyiki doğdun diye iki şakşak yapıp pastamı gömüp devam ediyorum. Bence çok da büyütülecek bir olay değil :D Ancak insanlar gitgide irkilmeye başlıyor bu tip şeylerden onu fark ediyorum. Bakınca herkesin üstünde bir tedirginlik, ne yapsam ki şimdi bakışı, irileşmiş gözbebekleri, çaresiz espri denemeleri :D "Acaba hazırlıklara yardım etsem" mi gerginliği... Bu olaylar da ayrıca hoşuma gidiyor aslında. O anda birilerine bir şey kabul ettirmek daha kolay :D
0
akhenaten
(24.12.23)
Bizim yönetici pastayı alıyor. İki dakika mum, kutlama, 1-2 foto çekilip dağılıyoruz. Hediye işine girmedik. OLmasa da olur ama kimisi seviyor:/
0
Amaranta ursula
(24.12.23)
valla ayağıma kadar gelmiş beleş yaş pasta :D ki çok severim, her defasında uçarak katılırım.. para toplansa veririm.. doğan kişinin doğmuş olması pek umrumda olmuyor, "iyi ki doğdun" der geçer ve pastaya yumulurum.. yaşasın yaş pasta :D

hediye yok ama bizim buralarda. hediye olması itici olurdu.
0
tabudeviren
(24.12.23)
Oo beleş pasta diyip kutluyorum valla. Üzerine bu kadar düşünmedim hiç.

Bir de, iş yerinin zaten süper samimiyet içeren anlamlı bağlar kurulan yer olması gerekmiyor. Beklentileri düşük tutmak lazım
0
jazzabel
(24.12.23)
Aşırı rahatsız oluyom, geçende bı duyuru da acmistim bu konuya deginen....
0
abuzer
(24.12.23)
tek rahatsız olan ben miyim derdim a dostlar. aşırı samimiyetsizce, güya sosyalleşiyoruz muhabbeti, saçma sapan selfieler, pasta yerken gereksiz muhabbetler... işyeri burası, işini yap çık.
0
babemsi
(24.12.23)
Yapmayın arkadaşlar, aynı işyerinde mesai yaptığınız kişiye bir "doğum günün kutlu olsun" demek bu kadar zor olmasa gerek. Pasta şirketten oluyor bizde, acil işi olan doğum günü "çocuğunu" kutlayıp pastasını alıp gidiyor. Bu kadar.
0
SiyamkedisiZorro
(25.12.23)
Ben de sevmiyorum genelde ama pandemiden beri patronlar ofise gelmiyor biz de dönüşümlü çalışıyoruz ve ofiste çok az kişi oluyor. Biz de beleş pasta yemek için kullanıyoruz ve kalanları da ertesi gün gelen arkadaşlar yiyor. Bu hali sıkıntı değil bence.
0
peki madem
(25.12.23)
Öncekine ilaveten, "hadi arkadaşa hediye alalım" diye para toplamak itici ama. Pasta şirketten olmasaydı da pasta için ortak olurdum, ama hediye "cuk"
0
SiyamkedisiZorro
(25.12.23)
Fransa'da şöyle bir kültür var;
Doğum günü ya da özel bir kutlamasi olan kendi yiyecek getiriyor.
Hediye vs gibi şeyler sadece yeni çocuk dogumunda ya da işten ayrilirken.

O yüzden çok mutluyum. Ben de saçma bulurdum.
0
logisticsmanager
(25.12.23)
haftada 2 sabit olmayan gün ofise geliyorum. onda da şansıma doğum günü kutlaması denk gelirse, pastamı alıp kenara çekiliyorum. fazla düşünme derim. pastayı fazla kaçırma :)
0
gabe h coud
(25.12.23)
valla ben de devlet dairesindeyim, hani böyle olunca da bir nevi aynı insanlarla emekli olacaksın ortam iyicene samimiyetsizleşiyor sıkıcılaşıyor, özellikle kadın tayfanın beleşe pasta ve instagram paylaşımı etkinliğinden öteye gitmemeye başlıyor. Bir de 20 kişi var her ay istemsiz kutlanıyordu iyicene kabak tadı verip gereksiz bir masrafa da dönüyordu.

En son buna dahil olmak istemeyenler bunu net bir şekilde dile getirse de bu gösterişçi tayfa tarafından ciddiye alınmayınca da bu istemeyenler doğum günlerinde yıllık izin almaya başlayıp pasta parası toplanırken ben katılmadım deyip vermemeye başlayınca neyse ki bu saçmalık bitmeye yüz tuttu.
0
denizgonen
(31.12.23)
(9)

Okuldaki yilbasi yemegine ne yapayim?

balpolen
Gün gibi oluyor, ogretmenler odasinda. Kisir, borek falan.Kisir yapacaktim, 2 kisi yapiyor zaten. Mercimek koftesi ve patates salatasi da oyle ve kek de ve borek de ve kurabiye de.Bunlardan cifter cifter yapiliyor.Ben ne yapsam bilemedim, thank youuUn helvasi yapayim mi ya da irmik. Guzel yaparim ik
Gün gibi oluyor, ogretmenler odasinda. Kisir, borek falan.
Kisir yapacaktim, 2 kisi yapiyor zaten. Mercimek koftesi ve patates salatasi da oyle ve kek de ve borek de ve kurabiye de.
Bunlardan cifter cifter yapiliyor.

Ben ne yapsam bilemedim, thank youu

Un helvasi yapayim mi ya da irmik. Guzel yaparim ikisini de.
0
balpolen
(21.12.23)
Irmik helvasi guzelmis. makarna salatasi, zeytinyagli patlican, havuc ve mor lahana salatasi yapabilirsiniz
0
ala09
(21.12.23)
youtube.com
buradaki gibi bir irmik helvası yap nefis.
üstüne de biraz tarçın.
0
etna
(21.12.23)
Bugün canım şöyle %50 süzme yoğurt %50 normal yoğurtlu makarna salatası isteyip durdu.

O yüzden size de önerim makarna salatası :D

Makarnayı haşlayıp saklama kabında tutun. Garnitür ve yoğurdu sabah olunca okula götürmeden karıştırırsınız.

Bir de yanınızda kuru nane görürün, onu da okula varınca hemen kapağı açıp dökersiniz kokusu taze kalır.

Olsa da yesem :(
0
akhenaten
(21.12.23)
Aa hic aklima gelmemisti. Bizim oralarda ölü evinde un helvasi yapilir, irmikten ziyade. Burada herkes irmik demis ama sanirim ben un helvasi yapicam cunku onu daha cok seviyorum. Sarma dolmayi da artik ölü evine mi geldik diye dusunenler yapsin, biz yeriz.
0
🌸balpolen
(21.12.23)
Elmalı turtaa
0
Semi
(21.12.23)
mısır unlu zerdeçallı tuzlu kek, yapıp da övgü almadığım, tarif istenmeyen, kapış kapış gitmediği tek bir sefer bile olmadı.
youtu.be
0
Phoebe
(21.12.23)
Gozleme yap, olmadi pogaca yap. Ozellikle pogaca super olur. En kotu durumda kimse yemese bile alir evine goturur canin istedikce yersin.
0
j r r tolkien hayrani
(21.12.23)
Kuskuslu mor lahana salatası. Tam da mevsimi ve iyi bir nar ekşisi ve ekşili sos ile müthiş bir yancı olur...
0
silverleaf
(22.12.23)
Bir tatlı bir tuzlu yap, tatlı olarak çikolatalı brownie tuzlu olarak da mini pizza.
0
iwasbornonamountainside
(22.12.23)
(6)

"o seni sevdigi icin sana satasiyor"

ahm1
Eski gunleri huzunlu bir sekilde dusunurken annemin, abim bana satastigi zaman bunu soyledigi aklima geldi. Bazen ciddi kavga ederdik, o zaman da bunu soyluyor muydu bilmiyorum ama bu laf mantikli mi sizce? Bu laf size de soyleniyor muydu?"İnsan, sevdigiyle ugrasirmis" lafi da var ama bu baska, bu r
Eski gunleri huzunlu bir sekilde dusunurken annemin, abim bana satastigi zaman bunu soyledigi aklima geldi.

Bazen ciddi kavga ederdik, o zaman da bunu soyluyor muydu bilmiyorum ama bu laf mantikli mi sizce? Bu laf size de soyleniyor muydu?

"İnsan, sevdigiyle ugrasirmis" lafi da var ama bu baska, bu romantik seyler icin soyleniyordu.
0
ahm1
(20.12.23)
40 yaşında adamım. bunu genelde yeğenlere yapıyorum. (yeğenim yok. kuzen çocukları.) küçük bir ilçede baba tarafı sülale (yörüğüz) bir arada yaşıyoruz. 4-5 sokak olduğu gibi aynı soydan.

ben kız kardeşimle 10 seneden fazla konuşmuyorum. babam vefat ettiğinden beri mal-miras mevzuları haricinde de konuşmadım. borç isterse veriyorum. vakti gelince ödüyor.

bana ciddi bir konuda yalan söylemişti. kendisine "bana herkes yalan söyleyip kandırabilir ama ailem bunu yapmamalı. ne kadar kızsam da sövsem de bunu yapmamalı" demiştim.

birkaç yıl sonra duyduğu ve yanlış anlamış olduğu bir konu hakkında kendisi bana ağır sözler söylemişti. duyduklarının doğru olmadığını evrakla ispatlayınca özür dilemişti.

zamanla ona karşı olan kızgınlığım geçti. artık kırgın da değilim. benim için sokaktaki herhangi bir insan.

nazını çeken insanın sınırı zorlamak her daim tatlı bir uğraşıdır.
0
phonex
(21.12.23)
Normal değil, sevgisinden olduğunu varsayaak bile insan sevgisini sevgi dolu şekilde göstermeli. Bunu sağlamak da yetişme çağında ailenin görevi.

Ne yazık ki birçok anne baba bu konuda çok da başarılı sayılmaz. Kendinizi yormayın, istemediğiniz sevmediğiniz şeyleri söyleyin. Bazen insanların değişmesi gerekir; normal olan bu.
0
akhenaten
(21.12.23)
"Abinin seninle sataşması sorunu ile ilgilenecek vaktimiz/takatimiz yok veya ilgilenmek istemiyoruz bu nedenle seni sataşılmanın aslında iyi bir şey olduğuna ikna ederek aradan çıkıyoruz" anlamına geliyor bence.
0
peki madem
(21.12.23)
"sevdiği için sana sataşıyor" lafı sataşılan kişiyi idare etmek içindir ve çoğu zaman şu anlama gelir
"onun nazını çekeceğini bildiği için sana sataşmakta sorun görmüyor veya biz sana gıcık oldugu için sataştığı ihtimalini düşünmek istemiyoruz"
0
abelardo
(21.12.23)
@abelardo: heh aynen, cevap bu sanirim. "nazini cekecegini bildigi icin sana satasiyor"
0
🌸ahm1
(21.12.23)
aslında alıp karşılarına konuşmaları ve çözülmez bir sorunsa profesyonel yardım almaları gerekir ama bir taraf diğer tarafa kin gütmesin diye anne-babalar böyle şeyler söyleyebiliyor. bu gerekçe tabii ki kabul edilemez ama çocuğun çözemediği bu sorunu aileler de çözemeyecek kadar bilinçsiz genelde.
0
anna sun
(22.12.23)
(7)

insanların dertlerini paylaşmaması

denizzz
bu çok yaygın bir durum, değil mi? birebir sohbetlerde herkes halinden memnun gibi görünüyor, derdini tasasını pek anlatmıyor. ama yapılan araştırmalara baktığında nüfusun ciddi bir kısmı yaşamından memnun değil. bir de bu memnuniyetsizlik hali sadece ekonomik güçlük yaşayan insanlarla sınırlı bir ş
bu çok yaygın bir durum, değil mi? birebir sohbetlerde herkes halinden memnun gibi görünüyor, derdini tasasını pek anlatmıyor. ama yapılan araştırmalara baktığında nüfusun ciddi bir kısmı yaşamından memnun değil. bir de bu memnuniyetsizlik hali sadece ekonomik güçlük yaşayan insanlarla sınırlı bir şey değil, hali vakti yerinde olanlar da genel olarak bir tatminsizlik içerisinde. ama bu durum ne sosyal medya paylaşımlarına ne de arkadaş sohbetlerine yansıyor. bunu siz de gözlemliyor musunuz? "güçlü görünme arzusu" mu sizce bunun nedeni?
0
denizzz
(20.12.23)
Herkesin zaten milyonlarca derdi var, dert anlatıp kendi derdimi de yüklemek bana mantıklı gelmiyor sadece, güçlü görünme aezusu değil yani. Bir de aynı nedenle kimse dert dinlemek de ister mi çok emin değilim.
0
Bir ben var benden şurada
(20.12.23)
Ben gelip sana saatlerce dertlerimi anlatabilirim ama sen yarim-bir saatten sonra illallah dersin. Neden bu kadar derdi dinlemek isteyesin? Her gorusmede dert anlatirsan insanlar bir hafta sonra senden kose bucak kacar. Karsi taraf dunyanin en mutlu insani degil ki hayatini senin dertlerini cozmeye veya dinlemeye adasin.
0
ahm1
(20.12.23)
Valla bence olay insanlarin cogunun diger kisilere pek guvenememesinde ve onlari yakin kisi olarak gormemesinden kaynakliyor. Yani gunumuzde neredeyse her iliski bir cikar iliskisine donustugu icin kimse gidip de sikintilarini her gordugu kisiyle paylasamiyor. Kafasinda surekli 'bunu bana karsi koz olarak kullanir mi?' dusuncesi olusuyor insanlarda.

Yani mesele guclu gorunmek degil esasinda, gucsuz gorunmemek. Ikisi arasinda da cok buyuk fark var. Gucsuz oldugunu dusundugunde kendine karsi olan tum guveni kaybedebilirsin. Guclu olmadigini dusundugunde ise direkt gucsuz oldugunu dusunmez, guclu gorunmek icin caba sarfetmeye cabalarsin cunku ortada bir yerlerde oldugunu dusunursun.
0
j r r tolkien hayrani
(20.12.23)
Yukardakiler +1 insan dertlerini gerektiğinde samimi olduğu kişilerle paylaşır.

Bunu yapmayan insanlar da var, herkes hayatının bir döneminde karşılaşmıştır. Özellikle üst üste tekrarlandığında insanlar sizden haklı olarak uzaklaşır.

Yetişme sürecinde çoğu insan bunun dozunu öğreniyor deneye yanıla.

Zayıf görünmeme kaygısı olan da vardır tabi ama genellemeler üzerinden konuşuyoruz zaten.
0
akhenaten
(20.12.23)
her şeyi çok güzel göstermeye çalışarak karşı tarafı kıskandırmak, asıl kendileri kıskandığı için güzel şeylere sahip insanları. dürüst ve düzgün insanlar hayatının tüm gerçekliğini apaçık ortaya koyar iyisiyle kötüsüyle, çünkü kimsenin hayatı ne çok kötü veya çok iyidir, dünyanın kuralı budur. aksini iddia eden kendisiyle barışık değildir ve sahtedir. günümüzde insanların çoğunluğu bu. bir kısım da karşı tarafa güvenmediği için ve hayatındaki dertlerini paylaşırsa diğer insanların hassas noktalarından vurabileceği için bunları paylaşmıyor ki, bu konuda onları haklı buluyorum.
0
babemsi
(20.12.23)
sürekli olarak dert antalan biri sosyal olarak başarıya ulaşması çok zor, negatif bir etki verir , siz kendiniz dert paylaşan bir insanı dinelemeye ne kadar sabır gösterebilirsiniz, çünkü herkesin kendine göre derdi var yeterince .
O nedenle , dert üstüne dert dinlemek yorduğu için bir kaçınma söz konusu da olabiliyor.

Artı maalesef bizim toplumumuzda , insanlar zayıf noktalarını ve sıkıntılarını paylaşmak istemiyor, çünkü gün geliyor, bu durumlar kişinin aleyhine de kullanılabiliyor.
0
Rao
(20.12.23)
Guvenmek icin saglam bi zemin olmayan kimseye dert anlatmamak en sagliklisi. Insanlara dert anlatinca, yanlisinizi dogrunuzu, zayif yonlerinizi vs anlatinca anlattiginiz kisilerin islerine gelmeyen durumlarda tam da oralardan vurulmak icin muthis kozlar vermis oluyorsunuz. Dertlerinizi daha da buyutmemek icin aile disinda pek de konusmamak en iyisi. Yani illa da guclu gorunmek degil, korunmak istiyor da olabilirler.
0
nic cage
(21.12.23)
(4)

okuduğunu anlama (prospektüs)

kibritsuyu
"5 ml'lik 3 ölçek, günde 3 kere yemeklerden sonra kullanılır"sabah 3 ölçek, öğlen 3 ölçek, akşam 3 ölçek, yani günde 3 kere 3'er ölçek mi?yoksa sabah 1 ölçek, öğlen 1 ölçek, akşam 1 ölçek, yani günde 3 ölçek mi?
"5 ml'lik 3 ölçek, günde 3 kere yemeklerden sonra kullanılır"

sabah 3 ölçek, öğlen 3 ölçek, akşam 3 ölçek, yani günde 3 kere 3'er ölçek mi?

yoksa sabah 1 ölçek, öğlen 1 ölçek, akşam 1 ölçek, yani günde 3 ölçek mi?
0
kibritsuyu
(20.12.23)
ilki bence
0
jelly bear
(20.12.23)
Şu haliyle ikisi de olur çünkü anlam kapalı. Yazının genelinde anlamı açık eden bir nokta olabilir. Prospektüsü önlü arkalı çekip bir yere upload edebilirsiniz ya da ilacın adını verirseniz daha önce ilacı kullanmış birileri kendisinin nasıl kullandığını yazabilir.

Ancak en temizi kapanmadan en yakın eczacıya gidin. Sonuçta doktor belli bir kullanım önerisi vermemiş, prospektüsteki bilgiyi soruyorsunuz. Bunu da eczacı bilir.

Yazı doğrudan okununca günde üç kere üç ölçekten 9 ölçek içilmesi gerektiği anlamı çıkıyor ama bu alışılmadık bir miktar. Böyle olsa daha açık olmaları gerekirdi bence.
0
akhenaten
(20.12.23)
benzer bir prospektüste şöyle demiş;

Yetişkinlerde, 5 ml’lik 3 ölçek; 6 yaşından büyük çocuklarda ise 5 ml’lik 1-2 ölçek günde 4 kere yemekten sonra kullanılır.

1-2 ölçek 4'e bölünemeyeceğine göre sizin durumda 3x3 günde 9 ölçek gibi anlaşılıyor. yine de eczacı veya doktora danışmakta fayda var.
0
faberkastelli
(20.12.23)
evet arada "6 yaşından büyük çocuklarda ise 5 ml’lik 1-2 ölçek" de yazıyor, ben 6 yaşından büyük çocuk olmadığım için orasını yazma gereği duymadım. cümle bütünlüğünü bozmadan kısalttım.

yani ayırıcı noktamız matematik mi? "çocuklardaki 1-2 ölçeği üçe bölemeyeceğimize göre" diye düşünerek mi doz ayarlayacakmışız?
0
🌸kibritsuyu
(20.12.23)
(8)

Esler arasi maas farki max % kac olmali?

lapaz
Var mi boyle bi olay?
Var mi boyle bi olay?
0
lapaz
(19.12.23)
yok.
0
jelly bear
(19.12.23)
%50nin üstü nikahı düşürür :) şaka şaka. Yok böyle bir olay. Çalışmayan eş de olabilir nitekim.
0
Tisatiaşer
(19.12.23)
birinin maaşı "kendine harçlık yaparsın" kadar olmasın, yeter.
0
gabe h coud
(20.12.23)
İnsanlar nitelikten çok niceliğe yönelik bakıyor bu konuya, bence toplam hane geliri yeterli düzeydeyse maaş farkının çok bir önemi yok.

Evli çiftlerin kendilerinden ziyade yetiştikleri ailelerin sosyal statüsü geçmiş yaşantılarını ve hayat tarzlarını etkilediği için ister istemez yaşam tarzlarında uyuşmazlıklar ve gerilimler olabiliyor.

Her ikisi de aynı tarzda ailelerden gelen iki kişinin maaşları arasındaki uyumsuzluk nispeten daha az etkili olan bir şey.

Yani bu maaş ve maddi durum konuları konuşulurken esas bahsedilen şey aslında yaşam tarzındaki farklılık ve bunun yol açtığı sorunlar.

Bunun dışında ele geçen toplam hane geliri insani bir hayat kurmaya yetiyorsa aynı tip ailelerden gelen insanlar arasında "maddi statüden kaynaklı" sorun yaşanma olasılığı düşük.
0
akhenaten
(20.12.23)
şahsen şimdiye kadar hiç böyle bir şeye takılmadım. eşimin maaşı benden yüksek de olabilir, olsun da. kasa bir, beraber bir hayat sürüyoruz sonuçta
0
kondansator
(20.12.23)
kendi standardımı yaşayabileceğim gelirim olduktan sonra eşim isterse %1000 fazla kazansın bu niye sorun olsun ki mis gibi yaşarız, her meslek aynı kazanmıyor ki
0
freebird5406_2
(20.12.23)
Toplam hane düzeyi bir miktarın üzerindeyse sorun olmaz +1
Asıl sorduğunuz sanırım "kadın erkekten ne kadar fazla kazanırsa sorun olmaz?" Bunun da belli bir cevabı yok, kadının ve erkeğin ilişkilerinin tek belirleyicisi aldıkları maaş değil. Senelerce eşimden 2-3 kat kazanmış bir kadın olarak söylüyorum bunu. Hep şunu düşündüm "ben onun yerinde olsaydım bana nasıl davranmasını beklerdim".
0
SiyamkedisiZorro
(20.12.23)
Valla eslerden biri digerinin gelirinin cok ustunde kazaniyorsa ve yasadiklari hayat da o fazla kazanan kisinin cebinden cikiyor gibi gozukuyorsa bence sikinti olusur muhakkak. Atiyorum bir taraf 50 bin kazanirken diger taraf 150 bin kazanip gidip de 70 bin liralik bir evde kiralik olarak kaliyorlarsa, bir yerden sonra fazla kazanan taraf 'ben olmasam evin kirasi bile odenemez' diye dusunup ya digeriyle arasini bozabilir ya da bunu stres yapip hayatini cok daha zora sokabilecek durumlara kendisini ister istemez sokabilir.

Dolayisiyla her iki tarafin calistigini varsaydigimda -ki soru bence direkt ona yonelik- hemen hemen esit kazanmak en iyisi. Esit kazanma gibi bir durum ortada yoksa da temel giderleri birisinin karsilayamacagi, digerinin de gozu kapali sekilde karsilayabilecegi sekilde olmamamasi gerekir bence.
0
j r r tolkien hayrani
(20.12.23)
(22)

Kayinvalidenin pilot ogluyla yatilarda gidip gezmek istemesi

screwedup2
Merhaba,Ben ve esim pilotuz. Cesitli yerlere yatiya gidiyoruz. Kayinvalidem gezemeyi seven biri. Oglunun ucus programi aciklandiginda onunla bir yerlere gitmek istiyor. Kayinvalidem oglu ise girdiginde bosandi. Yani kendisi bekar ve ve maddi olarak biz yardimci oluyoruz. Onunla gittiginde ayni otel
Merhaba,

Ben ve esim pilotuz. Cesitli yerlere yatiya gidiyoruz. Kayinvalidem gezemeyi seven biri. Oglunun ucus programi aciklandiginda onunla bir yerlere gitmek istiyor. Kayinvalidem oglu ise girdiginde bosandi. Yani kendisi bekar ve ve maddi olarak biz yardimci oluyoruz. Onunla gittiginde ayni otel odasinda kalarak en azindan otel parasindan kurtarma gibi bir durum var ortada.

Gezmeyi gercekten cok seviyor ve ben bu durumdan rahatsiz olarak engel olmasam gidebildigi her yatiya esimle gitmek ister.
Ben gelin olarak bu durumdan rahatsizlik duyuyorum. Olabildigince nesnel anlatiyorum ki olabildigince nesnel yorum almak istiyorum. Bir gelinin bu durumdan rahatsiz olmasi sizce normal midir?

Bu arada meslege yeni basladigimiz icin borc icindeyiz ve maddi durumumuz o kadar da iyi degil. Neden ayri otel odasinda kalmiyor diye soranlari icin soyluyorum. Daha yeni ikimizin ilk arabasini alabildigimiz icin elimizde para bile yok. Ki olsa bile ben deli gibi gunde 13 saat calisip kendi paramin sefasini suremezken bizim paramizla tatillere cikmasi gezmesi bana batiyor.

Ilk evlenecegimizi soyledigimizde evlenmemizi istememisti tek ogluna biraz duskun.

Bu gezme olayindan rahatsizligimi esim anlamiyor. Sizce durum normal mi?
0
screwedup2
(18.12.23)
Bence çok haklısın. İzaha bile gerek duymadım her yatıya gitmek çok manitacılık işi evli oğlunu salabilmeli. Bütün enerjisini oğluyla atması kötü fikir
0
ala09
(18.12.23)
her şeyin bir ölçüsü var. sürekli sürekli olacak iş değil. insanlar anlayışsız ve vurdumduymaz olunca böyle sonuçlar ortaya çıkıyor. yaşanan durum normal değil. buna bir şekilde çözüm bulunması gerekiyor.
0
dedeminhirkasi
(18.12.23)
Maddi boyut haricinde ve sizin de bu seyahatlerde onlarla birlikte olmadığınızı varsayarak büyük bir problem göremedim ben.
0
elorelia
(18.12.23)
bence bu durum eşinizle alakalı, iki tarafın da gönlünü alıp orta yolu bulması gerekir
0
babemsi
(18.12.23)
Her seferinde değil de yüzde elli olduğu durumda bence normal. Hatta çok zorlarsam her seferinde bile normal karşılayacak sebepler bulabilirim.

Niye rahatsız olduğunuzu anlamadım. Ana oğul gezsin işte sizinle ne alakası var bu durumun? Kaynanam kocamla takılınca be güzel ana oğul hasret gideriyor diye düşünüyorum ben aklıma bile gelmez kıskanmak.
0
yenibirgüzelnick
(18.12.23)
Pilot oğlunun pilot gelinle evlenmesine itiraz eden annede ben bir çentik ararım.
0
onepointzero
(18.12.23)
Maddi durumunuza etkisi tam olarak nasıl oluyor, ben o kısmını anlayamadım. Sonuç itibariyle eşiniz otel ücretini tek de kalsa, annesiyle de kalsa ödemiş olmayacak mı? Uçak biletini mi siz alıyorsunuz? Yoksa komple tatildeki her şeyi mi siz ödüyorsunuz?

Bu durum haricinde birlikte gidiyor olmalarından eşiniz bir rahatsızlik duymuyorsa, siz de orada olmadığınız için ben de bir sorun göremedim. Eşiniz ile annesi arasındaki bir mesele bu bence.
0
fraise
(18.12.23)
siz bu yatılarda yanlarında değilseniz ve arkanızdan eşinizi size karşı doldurma gibi olaylar yoksa, yani siz eşinizle baş başayken her şey yolundaysa bırakın takılsınlar ana oğul derim normal şartlarda ama eşiniz bu durumdan kendisi hiç rahatsız olmuyorsa uzun vadede rahatsız olmakta haklısınız. böyle anneci adamlar ilişkilerinde dengeyi sağlayamıyor çünkü. eninde sonunda bir yerde ilişkiyi etkiliyor bu durum mutlaka.

üçünüz aynı odada kalıyorsanız çarşı karışır tabi.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(18.12.23)
Burada ne sorun var anlayamadım. Oğlu normalde tek gidecekken anne olarak oğluna eşlik etmesi, eşinden yeni ayrılmış bir kadın için güzel bir kafa dağıtma yöntemi.

Bu durumdan rahatsız olup engel olmak iyi niyetli birisinin yapacağı bir hareket değil bence. Bence gereksiz yere sorun çıkarıyorsunuz.
0
but that was just a dream
(18.12.23)
but that was just a dream +1

oyle bir yazmissiniz ki sanki ikisi birden surekli tatile gidiyor, sizi ozellikle yanlarina almiyorlar :D

Hatun bosanmis, dunyayi gezmek istiyor. Bu sirada oteli bedavaya getirmek istiyor, eger kocaniz bunu dert etmiyorsa problem ne anlamadim. Kocaniz zaten tahminen sabah annenizden once kalkip ucaga gidiyordur. Adam calisiyor yani, tatilde degil :)
0
cooperr
(18.12.23)
Şimdi öncelikle sebebini bilmesek de istenmeyen gelin olarak bi kalp kırıklığınız var. Bu, kayinvalideye karşı negatiflik tohumu atmış. Bu yüzden onların beraber bu kadar çok vakit geçirmesi sizi korkutmuş olabilir. Çok vakit geçirdikçe sizin çekirdek aileniz içindeki olumlu-olumsuz bilgiye sahip olacak validanım, eşiniz ne kadarına izin verirse tabi. Bu kaygı anlaşılabilir.

Diğer bir konu da eşini kaybetmiş ya da boşanmış annelerin koca misyonunu oğullarına yükleme eğilimi var eskilerde. Çoğunlukla bağımsız bir hayat yasayamadiklari icin olsa gerek. (aslan gibi oğlum var benim!) Zaten maddi anlamda böyle olduğunu söylediniz. Aile içi dengeyi bozan bi şey bu. Bu da kaygı verici.

Kadınların eşlerinin aile bağını koparması da doğumda annelerin oğullarıyla kesemediği göbek bağını gelinin kesmesi aslında. Duygusal olgunluğa erişmiş erkeklerde bu zaten yaşanmıyor, gayet güzel yönetiyorlar durumu.

Mesela bu söylediklerim soz konusu olmasaydı, borcunuza harcınıza rağmen rahatsız olur muydunuz aynı durumda?
0
beetlejuice
(19.12.23)
Ne kadin ne erkek hic kimsenin annesiyle bahsettiginiz siklikta ve yakinlikta vakit gecirmesini normal bulmam. Ustelik is seyahatinde surekli annesiyle beraber koca adam... Belki ben esimle bir sey konusacak, planlayacak, yapacagim, ergen gibi annen yaninda mi diye mi soracagim kocama hep? Yilda birkac kez normal. Fazlasi garip.
0
nic cage
(19.12.23)
Ailenin geçmişine ve gelişim sürecine bakmak gerekir. Ben pilot olsam annem istediği her yatıya benimle gelebilirdi. Bu konuda eşime karşı bir ihmalim olmazdı ama maddi olarak hiçbir şeyden kaçınmazdım.

Ama her insan pekala aynı değil, anne olmak kişinin kötü yönlerini alıp götürmüyor. Karşı taraftan bakıldığında tasvip edilmeyecek tavır ve tutumlar, çıkarcılık, fırsatçılık, işgüzarlık vb. çoğaltılabilecek durumlar varsa ben de hazzetmezdim.
0
Nature Works
(19.12.23)
Anne evliliği istememiş.

İşleri maddi olarak rayına oturtmaya çalıştığınız bir dönemdeymişsiniz.

Eşinizle yeni evli olduğunuz için ve annesinin de bu davranışı eskiden beri süregelen bir şey olmayıp görece yeni başlayan bir şey olduğu için eşinizle ilişkinizi nasıl etkileyeceğini anlamamışsınız.

Bu üç konu bu meselede canınızı sıkıyor anladığım kadarıyla.

Ben yerinizde olsam gözlemlerdim olayı. Annenin davranışı normal değil evet, sonuçta gezmeyi çok seviyor diye oğluyla "ayda yılda bir" sıklığından daha fazla seyahat etmesi absürt. Orası iş ortamı sonuçta. Anne-oğul hayatı bu denli iç içe geçmemeli. Bazı sınırlar var.

Diğer taraftan anladığım kadarıyla ortada zaten ailevi bir sorun var. Anne boşanmış. Bu birçok açıdan insanları etkiler. Siz böyle bir aileye girmişsiniz. Yani evde yangın varken gelip her şey normal gibi yaşamayı beklememelisiniz. Önce bu sıkıntılar atlatılmalı.

Ben yerinizde olsam bu durumu anneyle aramı düzeltmek için fırsata çeviririm. Hatta anneyi bir kere de siz yanınıza alın mesela?

Sonra bu olaylar yatıştıktan sonra eşim hala bunu sürdürmeye devam ediyorsa oturur konuşurum nasıl iş bu böyle diye.
0
akhenaten
(19.12.23)
ben anlayamadım sıkıntının ne oldugunu. anladıgım kadarıyla oğlu zaten yalnız oluyor bu seyahatlerde. annesi de onunla aynı odada kalıyor. annesi olsa da olmasa da sen bu zaten olmayacaksın. o zaman annesinin olmasında sıkıntı nerede anlayamadım.
sen eşinle beraber gitmek istiyorsan anlarım ancak oğlu tek olacak ise anne oğul neden bir olamasınlar.
maddi olarak da bir yük olmuyor anladıgım kadarıyla. uçak bileti ve otel parası da ekstra yük olmuyorsa sorun nedir?
sizin paranızla nasıl tatile çıkıyor? yemek yiyor en fazla. annenin yediği yemeği mi sorun ediyorsun
0
abelardo
(19.12.23)
Annesine aylik bazda ne kadarlik masraf yapiyor bu seyahatler dolayisiyla?

Iyi tarafindan bakin. EN azindan kiminle ne yaptigini biliyorsunuz.
0
turkuaz
(19.12.23)
Bu duruma bakılacak birden çok taraf var.

Maddi açıdan başlarsak,
- Bildiğim kadarıyla kayınvalideniz pas uçacak, pas uçarken pilotlara ek bir farklılık yok ise sadece vergiler ödenerek uçuyor yolcular. Bu ödenen ücret mi sizi rahatsız ediyor?
- Eşiniz otelde double kaldığı zaman ikinci kişi farkı oluyor ve onu da sizin bütçeden ödüyor ise bu mu sizi rahatsız ediyor?
- Sonuçta eşinizin yaptığı seyahat bir iş seyahati. Şirketin yatı sırasında çalışanlardan belirli beklentileri var ve kayınvalideniz olunca eşiniz bu beklentileri yerine getiremediği için iş kaygısı mı yaşıyorsunuz?

Manevi olarak:
- Eşiniz annesiyle fazla zaman geçirince sizden uzaklaşıyor mu? Kayınvalidenin düzenli bir eşi doldurma durumu mu var?
- Eşiniz ailesiyle sık görüşmeye devam ettiği için kıskançlık yapıyor olabilir misiniz?

Tüm bu soruları kendinize sormanız gerçek sebebi bulmanıza yardımcı olabilir.

Ha ben olsam belki bazı yatılara annemi götürürdüm ama artık benim de bir hayatım var, yalnız olmam gereken zamanlar var mesajını da verirdim.
0
en bi orijinal
(19.12.23)
bir iki kere merak ettigi yere gider de, ben hic normal bulmadim, koca adam niye annesiyle ayni odada kaliyor, bence rahatsiz edici, anne sonradan görme heralde.
sen de kendi anneni götür, ama kaynanan varken biz sonradan görme degiliz ayri odalarda kaliriz diye laf sok. masraflari da ortak hesaptan düs.
0
durgunfoton
(20.12.23)
Durumun normal olup olmaması işin sıklığına bağlı. Senede 2 veya 3 defadan fazla böylesi beraber seyahatler ilişkileri bozar. Şöyle söyleyeyim (ki olayın sadece maddi boyutu olmadığını gösterebileyim) kvalide sizden maddi destek almasa bile eşinizle senede 20 geziye çıkması sizi mutsuz eder miydi? Beni ederdi, çünkü yoğun iş temposu içinde muhtemelen ben bu kadar eşimle beraber olmazken onların birlikte olması bizim evlilik birliğini kurmamızı (evliliğin erken dönemlerinde) etkilerdi.
Bir de seyahat muhtemelen sadece konaklama ve uçak bileti masrafından ibaret değil. Orada gezecek, yemek yiyecek, ıvır zıvır bir şeyler alacak, günün sonunda geçimi için biz destek oluyorsak gözüme batar benim de. Bütün bu olayların üstüne bir de evlenmemi baştan istememişse... Neyse sakin...
Eşinizle annenin bu gezi çerçevesini çizin ama konuşmayı eşinizin yapması lazım, bunun için de ikna olması lazım. Yoksa bir seyahat sonunda eşinizle yollarınız ayrılabilir.
0
SiyamkedisiZorro
(20.12.23)
ufukta boşanma var maalesef.
0
tantunisultansuleyman
(21.12.23)
anne oğluna aşırı düşkün hastalıklı bir kadınsa ayrı, oğlunu tüm bu geziler için maddi manevi bir araç olarak kullanıyorsa ayrı.
ilki zaten evlerden ırak bir durum. yorum bile yapmama gerek yok, ama ikincinin neden rahatsızlık verebileceğini anlıyorum. sonuçta maddi olarak siz de sıkıntıda olduğunuzdan bahsetmişsiniz, geçimine yardım sağladığınız birinin sürekli olarak gezmesi herkesi huzursuz eder. ben mesela evladım dahi olsa, destek aldığım biri varken kendim kişisel harcamalarımı kısmaya özen gösteririm.
ayrıca yeni evli eşek kadar bir insanın kendi annesiyle bu denli çok zaman geçirmesi de sıkıntı. emin olun kadın tarafı olsa da aynısını derdim. insanların ailelerinden uzaklaşıp biraz kendi ailelerinin bilincinde olmaya başlaması gerekiyor.

uzun lafın kısası. madem geçinemeyecek derecede sıkıntısı var, yeni evli çiftin her şeyinden yararlanıp gezmeyiversin.

tşk
0
wild honey suckle
(21.12.23)
merhaba,

bir psikolog ve bir evin bir oğlu ile evli bir kadın olarak cevap vermek istiyorum:

''annenin ilk başlarda kafa dağıtmak için böyle seyahatlere çıkması normal'' diye yorumlar gelmiş, buraya bir nebzeye kadar hak verebiliriz, diyelim ki bu durum geçici, diyelim ki her seyahatine değil de bazı seyahatlere gidiyor anne.

yine de, başta evlenmenizi istemeyen ve sizin maddi gücünüzden alıp, başkasına ''keyfi'' olarak verilen paranın, sizi rahatsız etmesi bence çok normal. burada hissettiğiniz kıskançlık olabilir, öfke olabilir, değersizlik olabilir sizinle alakalı. ama dikkat, sizinle alakalı diye eşinizle alakalı değil, diyemeyiz. siz bir çiftsiniz, evlisiniz, sizinle ilgili olanlar eşinizi de ilgilendirir.

ben eminim ki tüm bu zor şartlar altında, kayınvalideniz zor durumda olsa, Allah korusun bir sağlık gideriz olsa ve yüklü miktarda ona para ayırmanız gerekse, bundan o kadar da rahatsız olmazsınız. ama söz konusu gezmek, tozmak ve ekstra olan bir şey. bunun yanında eğer başta evlenmenizi istemediyse ve oğlu işe girdiğinde kocasından boşandıysa, orada oğlu ile kurduğu sıkıntılı bir bağ olabilir, bunu eşiniz de kayınvalideniz de fark etmiyor olabilir. mesela, tamam artık oğlum güçlü, bana bakar diye bile boşandıysa, bu durum sıkıntılı. sizi de rahatsız eder. valideyi suçmalak doğru değil, bilerek yaptığını hiç düşünmüyorum, Anadolu'da erkekler sınır koymasa bir çok kayınvalidede bunu yapma potansiyeli ne yazık ki var, özellikle kocasıyla sağlıklı bir ilişkisi olmayan kayınvalidelerde.

eşinizin sizi anlamadığını düşünüyorsanız, ona duygularınızdan bahsedin, ve onu suçlamadan kendinizi ifade etmeye çalışın, sizin için de zordur eminim. ''kendimi şu şu duygular içinde buluyorum, ve ancak senin yardım edeceğini düşünüyorum. benim için evlilik birlik beraberlik ve huzur demek; bu yaşananlar benim huzurumu etkiliyor, acaba bana destek olmaya çalışsan, biraz daha empati kurmaya çalışsan, gerçekten buna çok ihtiyacım var.'' gibi cümlelerle yaklaşabilirsiniz.

ve bence mutlaka, evlilik terapisine gidin. ve sakın siz, annen seninle sağlıklı bir ilişki kuramıyor vs demeyin, dememeye çalışın. sizi anlamayacaktır, anlamadığı gibi size tepki de verir. siz üzülürsünüz. bunu uygun bir yolla evlilik terapistinden duyar zaten. ve aslında sizin neden ve ne için rahatsız olduğunuzu, yine aranızdaki hakem, yani terapist anlatır sağlıklıca diye umut ediyorum.

çok geçmiş olsun, sıkıntılı bir durum herkes için bence. ama hayat biraz böyle bir yer, ve evlilik de bazen strateji gerektiren bir ilişki süreci. kolaylıklar.
0
damba
(21.12.23)
(4)

Windows icin pdf okuyucu

tantamount_to_equivalent
Asiri duz kullaniciyim. Tek beklentim sadece sorunsuz pdf acsin, parasiz olsun, az yer kaplasin hafif olsun. 2-3 yildir Expert Pdf Reader kullaniyordum bugun mailimdeki onemli bir pdf'i acmak istedigimde hata verdi: https://hizliresim.com/r2lljta diger pdf'leri sorunsuz aciyordu oysa ki, dosya sorun
Asiri duz kullaniciyim. Tek beklentim sadece sorunsuz pdf acsin, parasiz olsun, az yer kaplasin hafif olsun. 2-3 yildir Expert Pdf Reader kullaniyordum bugun mailimdeki onemli bir pdf'i acmak istedigimde hata verdi: hizliresim.com diger pdf'leri sorunsuz aciyordu oysa ki, dosya sorunlu olsa chrome acmaz. Ne var simdi guncel iyi okuyucu? Tesekkurler
0
tantamount_to_equivalent
(18.12.23)
Adobe reader kullanmamanızın özel bir sebebi var mı ki? Ücretsiz kendisi.

www.adobe.com

Bunun ücretli versiyonu da olduğu için karıştırıyor bazı insanlar. İkisi farklı uygulamalar.

Hatta o kadar düz kullanıcıyım diyorsanız doğrudan web tarayıcıdan da bakabilirsiniz, bende adobe acrobat pro var ücretli versiyon olmasına rağmen genelde tarayıcıdan bakıyorum :D
0
akhenaten
(18.12.23)
@akhenaten senelerdir herkes adobe'a sovuyordu cok kasiyor, cok yer kapliyor diye o yuzden istemiyorum. Tarayicidan da zorunlu durumlar disinda pdf acmayi sevmiyorum, tarayicimda cok sekme actigim icin nerdeydi bizim pdf durumu oluyor
0
🌸tantamount_to_equivalent
(18.12.23)
Ben de o sövenlerden biriydim aslında ama eskisi gibi değil artık.
0
akhenaten
(18.12.23)
Sumatra ya bakınız. Ücretsiz.Oldukça az yer kaplıyor. Tarayıcı içinden PDF açıyor mu onu hatırlayamadım ama dosyayı indirdikten sonra da açılabilir.
Flash bellekte bulundurmak her zaman lazım.
0
diyecevaplandı
(18.12.23)
(8)

Doktora yapmanın zorlukları neler olabilir?

fraise
Ağustos sonunda yüksek lisansımi tamamladım ve bittiği güne kadar her gün "şu savunmayi yapayım; bir daha asla okul, sınav, tez yüzü görmek istemiyorum" deyip durdum (bunda danışman hocamın da etkisi olabilir, çok zorladı ve iletişim kurması çok zor biriydi.). Fakat son bir haftadır sürekli üniversi
Ağustos sonunda yüksek lisansımi tamamladım ve bittiği güne kadar her gün "şu savunmayi yapayım; bir daha asla okul, sınav, tez yüzü görmek istemiyorum" deyip durdum (bunda danışman hocamın da etkisi olabilir, çok zorladı ve iletişim kurması çok zor biriydi.). Fakat son bir haftadır sürekli üniversitelerin doktora başvuru sayfalarını açıp açıp kapatıyorum.

Biliyorum ki doktoraya başlarsam ders döneminden sonra yine çok zorlanacağım ve sürekli soylenecegim ama bitirdikten sonraki o başarmış olma hissini seviyorum galiba. Ayrıca ders çalışmayı ve yeni şeyler öğrenmeyi de seviyorum.

Alanım da sosyal bilimler ve üniversite sonrası hem akademik hem de mesleki eğitimlerin çok çok önemli olduğu bir bölüm. Bir ara da ikinci bir yüksek lisansa başlamayı düşünmüştüm.

Hem çalışıp hem doktora yapmanın zorlukları neler olabilir? Başlayıp pişman olan var mi? Birileri olumsuz bir şeyler söylemezse bu işin sonunda kendimi doktoraya başvuru yaparken bulabilirim sanırım.

Herkese şimdiden teşekkürler.
0
fraise
(12.12.23)
çevrem öğretim/araştırma görevlisiyken bile doktorasını yıllarca bitiremeyenlerle dolu. Ben ders dönemi + tez önerisi + 2 tez izleme sonrası bıraktım :D Doktora-terkim.

Gerçekten isteyip yüzde yüz asılabileceksen yaparsın. Birazcık bile içinden gelmiyorsa zulüm olur diyorum ben. "illa biter" diye de bişey yok, doktora bu. Ha sağda solda çok kötü tezlerle mezun olanları görüyoruz ama bilmiyorum benim hocalarım ve jüri üyeleri gayet sert ciddi tiplerdi.

Yani şöyle diyim, tüm hayatı akademi olanlar bile tezin sonlarına doğru deliriyor. Fakat doğal yetenek gibi hep makale ve tez yazmak için doğmuş tipler var, onlar çok rahat şekilde bitiriyor. Öyle biri misin bilmiyorum.
0
nhk ni youkosu
(12.12.23)
2022'de doktoramı bitirdim alanım sosyal bilimler. Dr. Öğr üyesi olarak çalışıyorum. Mesleğimi çok seviyorum ama bir kere daha doktora yapmak ister misin deseler elli kere düşünürüm. Sanırım yapmam. Başladığımda 30 yaşındaydım 5 yılda bitirdim. Hem çalışıp hem derslere yetişmek hem mental ve fiziksel anlamda zorluyor. Ama değmez mi vs diye düşünürseniz bitirdiğiniz anda daha fazlasını hedef koyuyorsunuz. Bu kaçınılmaz bence. Ancak bu öğrenme hırsı ve merakı olan biri zaten bu sürece sabredebilir. Sadece sizin değil sizi sevenlerin de hazır olması gerekiyor bence çünkü onlara ayıracağınız zamanı makaleler, yayınlar, dersleriniz çalacak. Ben evliliği erteledim mesela. İyi ki de öyle yapmışım çünkü evlilik hazırlıklarıyla tik vs veremezdim. Fikir vermesi açısından doktora tezlerinin ön sözlerine bakabilirsiniz diye düşünüyorum. Danışman-öğrenci dengesini kurmak, veri toplamak, ağır makaleler ve dersler, yeterlilik, tez izlemeler bunlara girmiyorum.

Bana göre zorluk seviyesi kabaca şu şekilde:
Doktora yeterlilik>doktoraya kabul almak>yüksek lisans tezi yazmak>lisansı bitirmek
Ben şu an post doc ve doçentlik kriterleri ile kafayı bozdum mecburen. Bitirince rahatlamıyorsunuz, her mertebe yeni sorumluluklar yeni dertler ekliyor.

Sonuç olarak ömrünüz boyunca keşke deneseydim demek istemiyorsanız elbette bu yola girin derim. Ama zor olduğunu ve fedakarlıklar gerektirdiğini bilerek girin. Her şey gönlünüzce olsun.
0
buzbebek
(12.12.23)
Akademide devam etmeyi düşünmüyorsanız pratikte doktoradan hiçbir kazancınız olmayacak zaten. Ayrıca işiniz nedir bilmiyorum ama overqualified görülme tehlikesi de taşır bunun sonu.

Doktora cidden yıpratıcı ve uzun da bir süreç. Sadece cv'ye eklemek için doktora yapmak bence çok anlamlı değil. Akademi dışında gerçek karşılığını bulamıyor hem.

Bunun yerine kendi yüksek yaptığınız alanı tamamlayıcı, benzer bir alanda ikinci bir yüksek yaparsanız aynı konuda sektör için muhtemelen gereksiz dozda bir dikey uzmanlaşma yerine sektördeki bilginizi yatay olarak genişletip göze çarpabilirsiniz. Ayrıca çok daha kolay olur.

Aynı zamanda tezli yüksek lisans yapmanıza da gerek yok bence. Zaten bir yüksek lisans teziniz ve ana uzmanlığınız var.
0
akhenaten
(12.12.23)
Tez yüzü görmek istemiyorsan doktora yapma. Master'da yaptığın tez tez falan değil. Buradan paylaşılan anketlerle yapılan tezler sadece bir training. Bu bir çaba bile değil doktora için.
0
ferenc
(12.12.23)
1 ay sonra yeterlilik sınavım var. Ama tek bir sayfa okumuşluğum yok hala. Bu sizin iş temponuz ve yaşam stilinizin ne ölçüde imkan verdiği ile alakalı. Ben çalışırken hazırlanamıyorum yeterliliğe. Ama benim yaşadığım yer ve koşulların buna imkan veremediği bir gerçeklik var.
0
Amaranta ursula
(12.12.23)
biraz senle biraz eşinle alakalı bir durum (destek anlamında) eşim bitirdi çok oldu doçent ünvanı aldı ama geçtiği seviyeler çok zorlayıcı. akademiden yürümek isterim dersen yayın yayınlamak hazırlamak vs bildiğin gibi zor işler(sosyal bilimlerde daha zor) ama imkansız değil.
tabi hocanın burada etkisi büyük.
yurtdışında yayın yapmak senin açından biraz daha kolay o anlamda türkiyedekiler kadar zorlanacağını düşünmüyorum.

özetle doktora sonrası yürüyecem dersen(ki bence kesin öyle olacak) zor yol ama senin için minik bir tık daha kolay.

ha sadece doktora yapar daha bakmam dersen yapma attığın taş ürküttüğün kuşa değmez.
detay için iletişimi biliyorusun :)
0
basond
(13.12.23)
Yüksek lisans süreci sonunda tövbe etme aşamasına geldiyseniz ve doktora yapacağınız yer, hoca benzer olacaksa eziyet olur.

İyi bir hocanın yanında, sağlam bir doktora yapacağım derseniz hayatınız doktora çalışmaları olacak, işiniz hobi gibi kalacak. Böyle olamayacaksa yine çok büyük eziyet olur.

Doktora sizi tek başınıza veya birilerine danışmanlık yaparak orijinal işler yapabilecek duruma getiren son aşama. Zor gelmezse ya uyduruk biriyle, pek bir şey öğrenmeden doktora yapıyorsunuz ya da siz aşmış bir insansınız demektir (master tezi zor geldiyse siz de çoğumuz gibi normalisiniz büyük ihtimalle).

Ders çalışmayı seviyorum demişsiniz. Belki dersleri (ve acı çekmekten keyif alıyorsanız yeterliliği) seversiniz ama tez ders çalışma gibi değil. Araştırma yapacaksınız, ortaya orijinal işler koyacaksınız. Bazen hiç bir yere gitmeyecek, bazen aylarca boşa çalışmış olacaksınız. Bunu kaldırabilecek misiniz?

Sosyal bilimlerde de, fen bilimlerinde de doktora yapan, yapmış birçok insan var çevremde. Sosyal bilimler çok daha zor çünkü çoğu zaman bir tek doğru yok ve herkes kendi doğrusunu çılgınca savunabiliyor. Bulgularınız, çıkarımlarınız, danışmanınızla ve tez jürinizle çakıştığında zorlanabilirsiniz. Bazen danışmanla jüri saçma sapan sebeplerle çekişir, sizin işiniz sekteye uğrar. Yeterlilikte hocanıza kıl olan birileri zor sorup bırakır. Hep olan şeyler.

Yukarıda yazılan "overqualified" olma durumu da çok ciddi. alanınızdaki durumu siz daha iyi bilirsiniz ama düşünmeniz gereken en önemli konulardan biri bu.
0
cosmicstring
(13.12.23)
Burada belirleyici soru "doktora yapmayı ne kadar çok istiyorsunuz?" İstemeden yapılan en basit işler bile zor gelir insana. Doktora ise istemeden yapılacak bir iş değil.

Doktora elbette kolay değil ama anlatıldığı kadar zor da değil. Zor diyenlerin büyük kısmı ya planlı çalışmıyor, ya danışman problemleri yaşıyor ya da sevmediği bir konu çalışıyor. Bu üç durumu yaşamıyorsanız çok zorlanmazsınız doktora yaparken.

Bunun dışında doktora yapmanın doğası gereği bazı zorluklar var.

Başta süre çok uzun. En erken 4 yılda bitirebiliyorsunuz (bunun bazı istisnaları var tabi).

Danışmanınızı mutlaka çok iyi seçmelisiniz (aynı konuya ilgi duymalı, sürekli iletişimde bulunabilmelisiniz). Danışman iyi değilse en baştan ya danışmanı değiştirin ya da başka üniversiteye geçin.

Doktorada en çok zaman alan dönem ders dönemi. Çalışırken dersleri takip etmek, sunum yapmak, her ders için makale çıkarmak (bu zorunlu değil ama beklenir) oldukça zaman alıyor.

Kırılma noktası yeterlik sınavıdır. Alanınızda tüm temel kavramlara, kişilere ve konulara hakimiyetiniz ölçülüyor bu sınavda. Çok iyi hazırlanmalısınız.

Tez dönemi ise en az zorlanacağınız dönem olacak. 6 ayda bir tez izleme komitelerinde tezinizin gelişimini sunacaksınız. 6 aylık dönemler planlı çalışan biri için çok uzun süreler. Yorulmazsınız.

Son aşama savunma aşaması. TİK'ler sağlıklı geçerse bu kısım da sizi zorlamayacaktır.

İlk etapta aklıma gelenler bunlar. Sormak istedikleriniz olursa yazabilirsiniz.
0
unuttum konu neydi
(13.12.23)
(9)

Ayrıldım pişmanım

FreSh
8 aylik bir ilişkim vardı ve son zamanlarda heyecanımı kaybettiğim, hiçbir şey hissetmedigim için 2 gün önce ondan ayrıldım. Işin garip tarafı ayrılırken sürekli ağladim ve şimdi de pişmanım. Onu aslında seviyor olduğumu fark ettim. Nasıl bir aptalliga düşüp de böyle davrandığımı inanın bilmiyorum.
8 aylik bir ilişkim vardı ve son zamanlarda heyecanımı kaybettiğim, hiçbir şey hissetmedigim için 2 gün önce ondan ayrıldım. Işin garip tarafı ayrılırken sürekli ağladim ve şimdi de pişmanım. Onu aslında seviyor olduğumu fark ettim. Nasıl bir aptalliga düşüp de böyle davrandığımı inanın bilmiyorum. Kendimi çözemiyorum, ne istediğimi bilmeyen biriydim hep zaten. Ama bu kez çok iyi, yanında huzurlu hissettigim, mutlu olduğum birini bulmuşken onu bırakarak gerçekten salakça davrandığımı kanıtlamış oldum. 2 gündür durmaksızın ağlıyorum, onu çok özlüyorum şimdi geri dönsem büyük bir hata yaptım desem dalga geçiyor gibi mi olur? Böyle bişey yaşayan oldu mu hiç bunu yapan ve karşı tarafın yaptığı?
0
FreSh
(11.12.23)
Çok fazla zaman geçmeden bu duygularınızı onunla da paylaşın, 2-3 gün içinde ağlayarak hata yaptığını söyleyen eski sevgiliye hemen hemen herkes inanır, hak verir, barışır.

Ama uzun süre ara verdikten sonra geri dönüş sinyali verilirse "benden daha iyisini bulamadı, denedi başkalarıyla, şimdi de bana geri dönüyor" sanar herkes.

Ben olsam gurur yapmam ve dayanırım kapısına.
0
John Bloor
(11.12.23)
+1 John Bloor.

Ne kadar süre geçtiği en önemli belirleyicilerden biri olur.
Sizi seviyorsa kabul eder.
0
crinix
(11.12.23)
Tavrınız çok güven verici olmasa da böyle konuşmaları sıcağı sıcağına yapmak en iyisi +1
0
akhenaten
(11.12.23)
Bence kafanız karışıkken daha da belirsizlik yaratmayın karşı tarafta. Önce kendi içinizdeki bu duygudurum değişikliğini çözmeye odaklanın, sonra karar verin.
0
lüzumsuz adam
(11.12.23)
lüzumsuz adam +1

kabul etse bile, daha sonra yine aynı şeyi yapıp bu sefer karşı tarafa da hasar vereceksiniz. bence şu anki durumunu kabullenmeye ve alışmaya çalışın.
0
MtKrt
(11.12.23)
pat diye ayrıldın yani öyle mi? bir süredir soğuk yapıyorsan ve sonrasında ayrıldıysan karşı taraf ta sogumus olabilir.
ama 2 gün önce pat diye "ben artık bir şey hissetmiyorum" deyip ayrıldıysa o zaman da dengesiz birisi gibi gözüküyorsun.
duygularından emin olmayan birisi hiç güven vermez. bence de bir an önce konuş ama yukarıda yazdıklarım önemli.
0
abelardo
(11.12.23)
@abelardo Bir süredir soğuk yapıyordum ve nedenini de bilmiyordum onun yanlış yaptığı bişey olmamasına rağmen. Ama insan bir insanın değerini kaybedince anlıyor ya o oldu bende ve belki de duygularimdan emin olmam için bunu yapmam gerekiyordu. En azından bırakmayıp ara vermeliydim maalesef akıl edemedim :(
Soguduysa ve affetmezse de hata yaptım dönüşü yok deyip kabullenecegim kendi düşen ağlamaz sonuçta

@akhenaten evet pek güven verici değil yaptıklarım haklısınız. Umarım güvenini tammaen kirmadan duzeltebilirim çok da geçmeden.
0
🌸FreSh
(11.12.23)
hiçbir şey demeden sadece seni özledim de yeter. başka açıklamaya gerek bile kalmaz.
0
OgutucuRecep
(11.12.23)
Rahat bırak sebepsiz soğuk yapıp dünyasını zindan etmişsin kafasından kim bilir neler geçti neler kurdu sonra anlamsızca ayrılmışsın şimdi pişmanım deme, gene darlayacaksın zindan edeceksin bir süre sonra hayatı.
Bırak ikinizde uzak durun birbirinizden
0
basond
(12.12.23)
(4)

erkekler için yüz temizliği

abelardo
erkekler için yüz temizliği nasıl olmalı?yüzümün yeterince temiz olmadıgını düşünüyorum. siz nasıl temizlik yapıyorsunuz? düz sabun mu? kese mi? yoksa jel mi? ne önerirsiniz?
erkekler için yüz temizliği nasıl olmalı?
yüzümün yeterince temiz olmadıgını düşünüyorum. siz nasıl temizlik yapıyorsunuz? düz sabun mu? kese mi? yoksa jel mi? ne önerirsiniz?
0
abelardo
(10.12.23)
La Roche Posay Effaclar serisi
kışın the ordinary ürünleri retinol vs.
yine the ordinary günlük ürünleri
0
gabe h coud
(10.12.23)
Yanakların pembiş pembiş olmasına sebebiyet verdiği için yüz için kese kullanmak uygun değil diye düşünüyorum. Yüzdeki cilt ile beden genelindeki cilt arasında fark var.
Daha hassas.

Sadece yüzde yağlanma hissettiğimde sabun kullanmak yeterli. Ayrıca jel vb. gerek yok
0
diyecevaplandı
(10.12.23)
şöyle olmalı diye bir şey yok bence kişinin kendiyle ilgili hissiyatına ve isteğine göre değişir duştan duşa şampuanla yıkar isteyen veya bir sorun görmüyorsa cildinde sadece suyla. bu cilt işlerinde kişinin kendi gözlemi önemli bir yöntem bazısına yeterli gelir birine az birine fazla. sana madem böyle bir yüz temizleme isteği geliyor çok düzenli değil de ara ara geliyorsa bu yüzü temizleme ihtiyacı bence sabun yeterli. düzenli olarak temizlemek istiyorsan da cilt tipine uygun bir yüz temizleme jeli al. bioderma güzel marka, la roche posay güzel marka, o kadarına gerek yok diyosan nivea falan al o da iş görür.
0
pietro crespi
(10.12.23)
Birkaç ayda bir siyah nokta bandı kullanıyorum. Bir de peeling rutinini bozmadan devam ettirmeye çalışıyorum. Gayet işe yarıyor gibi.
0
akhenaten
(10.12.23)
(1)

sıcak şarap ne kadar süre dayanır?

helios
merhaba,içinden meyveleri vs çıkartılıp buzdolabında kapalı muhafaza edilen sıcak şarabın ömrü nedir? Ne kadar süre daha tüketilebilir? 2 hafta önce sıcak şarap yapmıştık, biraz bol oldu bitiremedik. buzdolabına ağzını kapatıp bir kap içinde saklamıştım en geç bir gün içinde içerim diye. unutmuşum ö
merhaba,
içinden meyveleri vs çıkartılıp buzdolabında kapalı muhafaza edilen sıcak şarabın ömrü nedir? Ne kadar süre daha tüketilebilir? 2 hafta önce sıcak şarap yapmıştık, biraz bol oldu bitiremedik. buzdolabına ağzını kapatıp bir kap içinde saklamıştım en geç bir gün içinde içerim diye. unutmuşum öyle. çöp mü oldu dersiniz?
0
helios
(10.12.23)
Meyveleri çıkarsanız da çok sayıda tortu şeklinde posa parçacığı kalır ve onlar tadını bozar. Sıcak şarapta alkol de büyük oranda azaldığı için ağzını kapatsanız da çok bir esprisi olmaz.

Küf yapmadıysa içmeye içersiniz ama içerken ya ben bunu neden içiyorum diye düşünürsünüz.

Normal şartlarda sıcak şarabın ömrü soğuyana kadar, ancak ertesi gün de içilebilir.
0
akhenaten
(10.12.23)
(8)

Batı'da beyaz insan ne demek?

ya ben lan neyse
renkle alakalı değil sanırım. çünkü Türkleri beyaz kabul etmeyip yahudileri beyaz kabul ediyorlar.bu kavram bizim millete bir şey ifade etmiyor. bana da çok bir şey ifade etmiyor. batıdakiler beyaz derken neyi kastediyor?
renkle alakalı değil sanırım. çünkü Türkleri beyaz kabul etmeyip yahudileri beyaz kabul ediyorlar.

bu kavram bizim millete bir şey ifade etmiyor. bana da çok bir şey ifade etmiyor. batıdakiler beyaz derken neyi kastediyor?
0
ya ben lan neyse
(09.12.23)
Beyazlar var (asiller, aristokratlar tüccarlar), eskiden kalenin içinde yaşayanlar. Kalenin içinde saray var vs.

Yabaniler var (köylüler, piyade askerler filan), eskiden kalenin dışında yaşayanlar.

Vahşiler var (kabileler, doğulular mesela asyalılar filan), eskiden kale bile kuramamış boşta gezen, eşkiyalık filan yapan topluluklar.
0
alfired
(09.12.23)
Kavram 11 eylulden sonra cok degisti. Elbette ki sadece renkle alkali degil. Bir de akp sonrasi turkiye ve "eksen kaymasi" fenomeni var tabii.
0
hot potato
(10.12.23)
bu kavram bizim millete bir şey ifade etmiyor +1

Türk beyaz değilse ne? Valla İngiltere'de iş başvurularında sürekli soruyorlar, "White-other" diyorum zaten diğer seçenekler Asyalı Afrikalı vs. ama aslında trollük olarak "White-Roma" diyesim geliyor çünkü harbiden Roma'nın varolduğu topraklarda doğdum büyüdüm yalan değil :D

White-Asian mixed gibi seçenekler var, mesela kendini orta asyadaki Türklere bağlı hisseden de bunu mu seçecek? Zaten hepten saçma bu.

ayrıca "beyaz" diyince kastedilen şu galiba :D
www.youtube.com
0
nhk ni youkosu
(10.12.23)
Tam olarak renk ve tiple alakalı. Bizdeki çekik, arap, sarı tanımlarının kurumsal formlardaki halleri bunlar. Göçmenlerin sayı ve çeşitliliği artıkça bizim de resmi formlarda Türk, rus, arap diye görürüz. Ben iranlıyım ama arap değilim ya da ben ukraynalıyım rus değilim gibi bir durum değil bu. T.C vatandaşıyım ve diğer olarak ayrılan formlar görmüşsünüzdür. Hiç bilmeyen birisi ilk gördüğü zaman seni neye benzetiyor önemli olan o.

Amerikalılar zenci misin, meksika ya da çevresinden misin onu öğrenmek için bunu seçtiriyorlar. Irkçı görünmesin diye de diğerlerini eklemişler. :) Yani Amerika’da siyah, Asyalı, hispanic ya da Hawaiili değilsen beyazsın.

Serdar ortaç’a benziyorum asian mı seçmeliyim durumu da yok.Türkseniz ve white seçeneği varsa onu seçeceksiniz.

Türkleri beyaz kabul etmeyenler daha spesifik bir tanım yaptığı için kabul etmiyordur.
İngilterede white roma balkanlar için ya da gypsler için galiba.
0
nickini vermek istemeyen uye
(10.12.23)
bu hem coğrafi hem kültürel bir ayrım, iş başvurulurarındaki nerelisin kısmı da bunu hem kapsıyor hem kapsamıyor

özetle statü olarak

beyaz avrupalı aristokrat > beyaz avrupalı avam ve işçi > esmer / asyalı zengin > esmer asyalı avam işçi
0
freebird5406_2
(10.12.23)
Renkle alakası yok evet. Çıkış noktası köle ticaretinin yaygınlaşması. Köleler siyahi haliyle, sahipleri beyaz.

Sonraları kölelik kalkınca ve siyahiler haklar elde etmeye başlayınca diğer azınlık gruplar da yaygın olarak tanımlanmaya başlıyor. Siyah ve beyaz değişmeden kalıyor.

Beyaz sözcüğü avrupa kültürlerini ya da avrupadan köken alan abd, kanada, avustralya'da yaşayan avrupa kökenli insanları tanımlıyor.

Siyahsa sahraaltı afrika kültürlerini tanımlıyor.

Hispanik, asyalı, latin, ortadoğulu gibi farklı tanımlar ortaya çıkıyor. Zamanla politik ortama göre değişiyor vs.

Türklerinse azınlık olarak, göçle yerleşip belli başlı bir topluluk haline geldiği tek Ülke Almanya. Haliyle azınlık olarak uluslararası bir bilinirliğimiz yok. Böyle bir kategorizasyon da bizde olmadığı için net bir ırk ayrımımız yok. Olursa ya ortadoğulu denir ya da özbek ve türkmenlerle falan topluca (hispanik gibi) türkik denir.

Yahudiler yüzyıllarca Avrupa içlerinde yaşadıkları ve orada büyük oranda asimile oldukları için beyaz görülüyorlar, ancak yahudilerin durumu avustralya ya da kanada, abd gibi ülkelerden farklı. İsrail'deki yahudiler birkaç nesil sonra artık beyaz olarak görülmeyecektir sanırım.
0
akhenaten
(10.12.23)
Amerikan nüfus sayımında semitik milletlerde white diye geçiyor, Türkler ve İranlılarda.
0
thor44
(10.12.23)
turkler beyaz kabul edilmiyor diye bir sey yok. ortadogulular beyaz kabul edilir. turkler, yahudiler, araplar, berberiler dahil. her form doldurdugumda white olarak isaretliyorum cunku MENA bolgesi white olarak kabul ediliyor.

kabaca soyle ayriliyor amerika'da.

white - avrupali, ortadogulu, kuzey afrikali
latino - latin amerikalidir ama amerika censuslarinda white'lar latino ve non-latino diye ayrilir. yani whitelar ile ayni degerlendirildikleri de oluyor.
black - siyahlar
asian - cin, japon, hintli

daha kucukleri de var indian (kizilderili), pacific (malinezya, mikronezya vs)
0
antikadimag
(10.12.23)
(8)

hediye yerine hediye kartı almak

denizzz
alıcı olarak bunu hoş karşılıyor musunuz yoksa kaba mı buluyorsunuz?
alıcı olarak bunu hoş karşılıyor musunuz yoksa kaba mı buluyorsunuz?
0
denizzz
(08.12.23)
"Hediyeyi hediye yapan şey, maddi değeri değil, anlamıdır." (bir önceki yorumda denmişti, şimdi silinmiş) bakışını bir nedenle doğru bulmuyorum: yanlış hediye olma ihtimali. Bu da hediye verilen kişi üzerinde "ne yapıcam şimdi ben bunu; tutsam bir dert, atsam başka bir dert" diye gerilmesine neden olabilir. Bunun yanı sıra (hatta belki bundan önce) gereksiz üretim/tüketim, çevre kirliliği gibi sorun yaratacaktır muhtemelen.

Belki de en iyisi "değiştirilebilir hediye" almak. Veya kendisine sorarak almak. Adetleri yaşatmak zorunda değiliz. Bazı adetler gerçekten tamamen saçmalık.

Hediye kartı almak ister miydim diye düşündüm. Sonuç:
Çalıştığım şirket alıyorsa hoş, ama yakın arkadaşım alıyorsa nahoş/gereksiz/tuhaf. Arkadaşım bir gün bana içki ısmarlasın, yeter. Hatta o da gereksiz. Hatırlaması yeter.

Not: Hediye beklemek tuhaf geliyor bana. Belli günlerde hatırla(n)mak da tuhaf geliyor. Samimiyetsiz bir yandan. Ara sıra "kendime şunu alıyordum, sana da aldım", "seveceğini düşündüm. beğenmezsen başkasına veririm/kendim kullanırım" gibi tutumlar daha akılcı bence.
0
pantepember
(08.12.23)
karaktere göre değişiyor sanıyorum bu. ben mesela zor beğenirim, kendime alacağım şeyleri günlerce düşünürüm. benim için baya iyi bi hediye hediye kartı.
0
a7x
(08.12.23)
Belirli durumlarda mantıklı,iş yerinde,öğretmenler gününde vs. O kadar kişinin düşünüp bir hediyede karar kılması zor. Birebir alınan hediyelerde ise kaba,özensiz geliyor. Bana hediye edilmesini istemem.
0
asteriks
(08.12.23)
saçma sapan alıp bir köşeye atacağım bir şey verilmesindense hediye kartı verilmesi bence daha mantıklı.
0
my fault
(08.12.23)
hediye kartı tercih ederim. çünkü bana verilen hediyeler genelde hiç kullanmadıgım hoşuma gitmeyen bir kenarda bekleyen şeyler oluyor. hediye kartı ile kendi begendiğim şeyi alırım daha iyi.
0
abelardo
(08.12.23)
Arkadaştan geliyorsa daha bile çok hoşuma gider, sevgiliden geliyorsa hoş karşılamam. Püh yazıklar olsun derim :D
0
akhenaten
(08.12.23)
Geçen yıllardan birinde doğum günümde 3-4 arkadaş birleşip kitapyurdu'ndan hediye kartı almışlardı ve aldığım en iş yarar hediyelerden biriydi. Çünkü hepsi de hayatımda neye tam olarak ihtiyacım olduğunu bilecek kadar yakın olmayan, ama işimi neyin göreceğini bilecek kadar yakın olan insanlardı.
0
pianeta
(09.12.23)
Ben hediye kartı istiyorum. Özel anlamlar yüklemeyi ve sürprizleri sevmem finalde benim istediğim olsun isterim. Hatta aileme, sevgilime ve samimi arkadaşlarıma trendyol/hepsiburada hediye listesi hazırlayıp atarım. Bunlardan birini hediye olarak alabilirsin derim. Ucuzdan pahalıya baya bir çeşit olur, herkes mutlu.

Mesela birine ev hediyesi vs alınacaksa bu sefer ben liste talep ederim. Nelere ihtiyacın var yaz, link gönder öyle alayım derim. Yine herkes mutlu.
0
jazzabel
(09.12.23)
(3)

uzaktan tanışma - 2. görüşme

erbium
merhaba gençlerben abd'de yaşıyorum, tr'den bi kızla bi kere görüştük arkadaşlar aracılığı ile online. azıcık görüntülü konuştuk, sonra ne ben ne o yazdı iki haftadır. şimdi yazasım var da ne yazsam? şey desem nasıl mesela, "gene konuşmak ister misin bilmiyorum, istersen ayarlayalım yoksa da anlarım
merhaba gençler
ben abd'de yaşıyorum, tr'den bi kızla bi kere görüştük arkadaşlar aracılığı ile online. azıcık görüntülü konuştuk, sonra ne ben ne o yazdı iki haftadır. şimdi yazasım var da ne yazsam?
şey desem nasıl mesela, "gene konuşmak ister misin bilmiyorum, istersen ayarlayalım yoksa da anlarım" vs.
thnx
0
erbium
(07.12.23)
Aramızda saat farkı mi var gun farkı mi anlamadim 2 haftadir konusamadik diye girerdim ben.
0
duster
(07.12.23)
"Selam X, hiç konuşamadık ama benden taraf bir soğukluk olduğunu düşünmeni istemem. Eğer senin için de yoksa arayı kapatmayı isterim :)"

Kopyala, yapıştır, enter.
0
akhenaten
(07.12.23)
aradaki boşlukla ilgili açıklama yapmaya gerek yok, dün görüşmüşsün gibi devam et.
0
tabudeviren
(08.12.23)
(6)

Şikayet etmeli miyim?

top_secret
Bugün bir şahıs bana ait bir şeye bilerek zarar verdi. Büyük bir şey değil ama tavrı çok sinir etti beni. Şikayet edip sürüm sürüm süründürmek, onu hukuki açıdan mahvetmek istiyorum. Elimde delillerim var.Hangisini yapmak lazım?1-Şikayet et peşini bırakma / için soğur rahatlarsın.2- Uğraşmaya değmez
Bugün bir şahıs bana ait bir şeye bilerek zarar verdi. Büyük bir şey değil ama tavrı çok sinir etti beni. Şikayet edip sürüm sürüm süründürmek, onu hukuki açıdan mahvetmek istiyorum.

Elimde delillerim var.

Hangisini yapmak lazım?

1-Şikayet et peşini bırakma / için soğur rahatlarsın.

2- Uğraşmaya değmez belki bir daha görmezsin bile sal gitsin / sürekli kafamda kurup sinir oluyorum.
0
top_secret
(07.12.23)
Belalı biriyse uzak dur. Maddi/manevi zararını tazmin edeyim derken daha büyük belaya bulaşma bence
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(07.12.23)
Bunun cevabı birazda yaşla alakalı. 34 yaşında birisi olarak sal gitsin diyorum, ama 24 olsaydım uğraş derdim. Yaş kemale erince takmıyorsun bu tip şeyleri.
0
el conquerador
(07.12.23)
onu hukuki açıdan mahvetmen birkaç sene sürer. o zamana bırak sinirinin geçmesini, konu neydi onu bile unutursun. sal gitsin.
0
sir gawain
(07.12.23)
Deli popülasyonu çok arttı, birinin işi bitmeden başkası çıkar. Hangi birine yetişeceksiniz? Önemli olaylara saklayın enerjinizi.
0
akhenaten
(07.12.23)
Deliller şüpheye yer vermeyecek derecede netse mala zarar verme suçundan şikayetçi olun. Savcılık aşamasında uzlaşmayı da kabul etmeyin. Dava sonu HAGB alsa bile 5 sene süt dökmüş kedi gibi dolaşır ortalarda. Bir avukatla anlaşıp masrafları da üstüne yıkmış olursun. Bunlar içini hayli hayli soğutur.
0
Improbable
(08.12.23)
Birkac hafta once istanbulda aracla bir yere giderken sol taraftan bir arac hizla onume gecti ve gecerken de henuz bir yasinda neredeyse hic kullanmadigim aracima surterek gecti ve biraz boya tahribati ve minik bir gocuk olusturdu aracta.

Hava cok yagmurluydu, kadin da ben hic anlamiyorum falan dedi, ben de dedim ki fotograflari cekelim, numaranizi da verin ben sizi arayayim konusalim halledelim.

Sonra kadini aradim, kadin hatanin bende oldugunu, kendisinin bir hatasinin olmadigini soyledi. Tesaduftur ki benim de sabah yurtdisi ucusum var, zaten tatile gelmisim.

Kadina tamam anlasildi iyi gunler deyip kapattim, biraz da uzuldum. Yani bazen basimiza bunlar geliyor, insanlarin bu tavirlari da uzuyor ama yapacak birsey yok.

Siz de bosverin, kabullenin rahatlayin.
0
va
(08.12.23)
(3)

oda kokusu nerden alinir? begendikleriniz?

buenosdias
s/b
s/b
0
buenosdias
(07.12.23)
rebull, zara home olabilir.
0
orient blue
(07.12.23)
Miniso'da güzel kokular vardı en son baktığımda.
0
akhenaten
(07.12.23)
zara home'unkiler güzel ama tabi hepsi çok zararlı.
0
sta
(09.12.23)
(9)

üni için gelip eve yerleşen yiğen

9kuyruklukedi
*yıllardır yalnız yaşayan ve bundan hoşnut bireyim*yiğenim yaşadığım şehirde bir okula yerleşti. yurt çıkmadı.ben de tabii ki yurt çıkmadıysa bende kalabileceğini söyledim.yurt çıkarsa giderim diyordu.şimdiyse yurtta kontenjan açılmış ancak hem yiğen hem anne-babası yurda gitmesini istemiyor. anne h
*yıllardır yalnız yaşayan ve bundan hoşnut bireyim*

yiğenim yaşadığım şehirde bir okula yerleşti. yurt çıkmadı.
ben de tabii ki yurt çıkmadıysa bende kalabileceğini söyledim.
yurt çıkarsa giderim diyordu.

şimdiyse yurtta kontenjan açılmış ancak hem yiğen hem anne-babası yurda gitmesini istemiyor. anne hijyenik, baba maddi sebeplerden istemiyor. (fakir değiller bu arada)

benim baştan beri yurda gönderme gerekçem çocuğun aşırı içe kapanık, asosyal olması ve benle kalırken de bunu sürdürmesi, yeni arkadaş edinmemesi.
(okuldan gelip odaya kapanmak, telefon, tek başına avm gezmekle geçen bir kısır döngü)

yurdun sosyal ve psikolojik sebeplerden onun için iyi olacağını düşünüyorum ancak hepsinin gözünde "sen yiğenini sevmiyor musun istemiyor musun" gibi yargılayıcı bir durum oluştu. yurda gitse de arkadaş edinmez o falan diyorlar sanki bu çok normalmiş gibi.

yiğenle aramızda 20 yaş var haliyle benim düzenim ve psikolojimi etkiledi evde sürekli birinin olması.

yiğene güzelce açıklamaya çalıştım ama abimle (babası) aramı açmadan kırmadan nasıl konuşup yurda gitmesi için iyi gerekçeler sunabileceğimi bilmiyorum.

siz olsanız abinizle nasıl konuşurdunuz?
0
9kuyruklukedi
(07.12.23)
ben yine çocuğun yararı üzerine konuşurdum

yurtta zamanla bu içine kapanıklığını kıracağını, belki başlarda zorlanacağını fakat insan ilişkileri becerilerini bu yaşlarda edinmezse yarın mezun olunca iş hayatında da zorlanacağını, bir aile kurarsa aile ilişkilerinde de zorlanacağını açıklardım

bunları biraz daha genişleterek anlatırdım
0
freebird5406_2
(07.12.23)
Yurdun ucretini sen ode imkan varsa.
0
duster
(07.12.23)
Çocuğun yararına diye konuya girme bence. Ben çocuğun bu halinden memnunum deyip kestirip atarsa sana argüman kalmaz. Sonuçta çocuğun babası o. Karışamazsın.

Direkt olarak özel hayatının sıfırlandığı, kız arkadaşının, arkadaşlarının eve gelmek istemeyeceğini, gelse bile oluşacak manzaranın nahoş olacağını, para sorun ise arada ateşleyebileceğini, arada gelip kalmasında da bir sorun olmayacağını söyle.
0
Mirket
(07.12.23)
Arkadaşlarimi, sevgilimi vs rahat cağiramiom de kediş. Senin misafirin var gelmeyek diolar de

Çocuğun iyiliği için muhabbetine kimse inanmaz ve uzatilip ısrarcı da olmak da zor o konuda.

Yurdu bı denesin, belki ordan birileriyle tanışıp onlarla eve çıkar de
0
abuzer
(07.12.23)
Evat arkadaşlarım gelemiyo de kidi. Ben gelcektim bende kal derdim ama yegenim var demiştin zaten :') bi de sen kendi düzeninin insanısın hem. Net konuş, ama yaa falan deme. Sevmekle sorumluluğunu alıp bakmak ayrı şeyler ve ortada mecburiyet yok. Başı sıkıştığında destek olabiliyor olmanın da abine yetmesi lazım.
0
beetlejuice
(07.12.23)
Kesinlikle yolla. Annesi babasi hayatta olan yetiskin cocuga dayisi/halasi mi bakacak? Yani toplum kurallarina gore bile sen haklisin. Hele ki bahaneler rezalet. Hijyen ne ya? Yuru git.
0
hot potato
(07.12.23)
Mirket +1

"Abi gelenim gidenim olacak, üniversite dediğin 3-5 ay değil. 4 sene özel hayatımı nasıl sıfırlayayım" diyeceksiniz.

Yani normalde bunu abinizin düşünmesi gerek ama nasıl olduysa o düşünememiş. Konuyu özel hayata ve üniversitenin uzun bir süreç olduğuna odaklarsanız hem özel olduğu için çok fazla irdelenemez hem de zaman faktörünün uzun olduğu gerçeğiyle idare ediver diye kestirilip atılamaz.
0
akhenaten
(07.12.23)
Abinizin bunu düşünememe ihtimali yok, düşünmüştür elbette ama sonrasında konuşmamak işine gelmiştir. Ya da zaten yeğeniniz olduğu için bunu bir görev bilinci ile yapacağınızı düşünmüştür.

Para ver diyen yazarları da anlamıyorum, anne-babası onu şehir dışına gönderdiyse belli ki maddi güçleri var ve bunu göze almışlar.

Direkt açık konuşmaktan başka bir çare göremiyorum, aranızda soğuk rüzgarlar estirse bile. Evli değilseniz, evde birini daha isteseydim evlenirdim/ev arkadaşı alırdım vs gibi bir şey söyleyebilirsiniz belki...
0
silverleaf
(08.12.23)
yurt okul arası, ev okul arasından kısa ise oradan girebilirsiniz. dersleri kötü ise işte biraz dediğiniz gibi çevre edinmesini okul çevresinde takılmasını falan zorlamış oluruz dersiniz. yemek durumu falan... bunları çoğaltın her neyse detayları siz biliyorsunuz. sonra da hafta sonu gelsin kalsın çamaşırlarını yıkasın, ütülesin dinlensin odası dursun burada diye ekleyin.
0
malheiros
(10.12.23)
(10)

hijyen, tüketim kültürünün bir sonucu mu?

ahm1
bu aslında bazı postmodernistlerin söylemi sanırım ama geçen gün bir programda akademisyen ve yazar vedat ozan'ı dinliyordum ve özetle şöyle dedi: "eski çağlarda sıcak su bulmak çok zordu, dolayısıyla birkaç ayda bir yıkanılıyordu, belki senede bir. kimse yıkanmadığı için de kimse kimseye kötü kokmu
bu aslında bazı postmodernistlerin söylemi sanırım ama geçen gün bir programda akademisyen ve yazar vedat ozan'ı dinliyordum ve özetle şöyle dedi: "eski çağlarda sıcak su bulmak çok zordu, dolayısıyla birkaç ayda bir yıkanılıyordu, belki senede bir. kimse yıkanmadığı için de kimse kimseye kötü kokmuyordu. pis kalalım demiyorum ama saçlardaki yağın orada olmasının da bir sebebi var. şu an hijyen paranoyası yaşıyoruz." vs. diyip tüketim kültürüne bağladı bu kadar fazla temizlik ürünü tüketmemizi.

düşündüm de, tuvaletten çıktıktan sonra elleri yıkamanın illa ki faydası vardır ama 1-2 günde bir duş almanın, saçları yıkamanın da gereği olmayabilir cidden. tabii ki şimdi düşününce "ıyy yağlı yağlı olur mu öyle" diye düşünüyoruz ama bunun pis olduğu bize öğretilen bir şey zaten. çinlilerin yemek kültürünü garipsemekle aynı şey. 300 sene önceki insanların kendilerini pis hissettiklerini hiç sanmıyorum.

bu konuda ne düşünüyorsunuz? araştırmak için kaynaklar var mı?

edit: yazarın kendisi de küçükken sıcak su haftada bir verildiği için haftada bir banyo yapıyormuş. kimse kimseye kötü kokmuyordu ama çok terli biri gelince hala kokusu kötü geliyordu diyor. sanırım ben de ilkokulda haftada bir banyo yapıyordum. sadece bazen saçlarımı hafta ortasında 2. kez yıkıyordum. çocukken terimiz o kadar kötü kokmuyor mu, anlamadım. şu an haftada bir banyo yapmam imkansız.
0
ahm1
(07.12.23)
eskiden saçlarına metro havası ya da egsoz yapışmıyordu
buradan sık yıkanma modasını* reddetmek gibi ahlaki bi tavır çıkmayabilir. ama su zengini de değiliz.
0
lambırcek
(07.12.23)
@lambırcek'e ilave, eskiden yediklerimizde bu denli kimyasal katkı yoktu, bunun da tere ve çabuk kirlenme hissine etkisi var. Bir de kozmetik dünyası "yağlı saç = kirli saç" gibi bir algı yarattı. Oysa sebumun saç derisine faydasını sadece merak eden araştırıp öğreniyor. Koku işin kırmızı çizgisi elbette, vücutta bir noktada koku varsa orada bakteri vardır, kirlenmiştir ve en kısa zamanda temizlenmesi gerekir.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(07.12.23)
bir şeyin iyisine alışınca "eskiden bunu nasıl yapıyormuşuz ya" dersin. Koku duyusunda, temizlikte vs. her şeyde böyle bence.

Türkiye'de bazı kişilerde hijyen paranoyası var ama genel olarak bakarsak son 100 yılda insan ömrünün uzaması da bu hijyene bağlanıyor mesela.
0
nhk ni youkosu
(07.12.23)
Yani böyle düşününce ayakkbı giymeme akımları da var mesela. Bir video görmüştüm, adam "bana neden ayakkabı giymiyorsun?" diye soruyorlar halbuki ben en güzel ayakkabılara sahibim zaten, yalınayak dolaştığımdan beri kendimi harika hissediyorum falan diyor.

Teknolojinin hangi miktarının doğal olduğuna kim karar veriyor ki? Eskiden diyorsunuz da, eskinin de eskisi her daim var. Bunun sonu yok. O gün ne doğru düzgün tesisat vardı ne de bu kadar kapsamlı baraj sistemleri, haliyle yapılanıyordu. Bugün var, yapılabiliyor.

Bizim ülkede çok fazla eskiler romantizmi yapılıyor. Ben duya duya usandım artık aslına bakarsanız. Diğer taraftan antibiyotik gibi basit bir şey olmadığı için ishalden bile kolayca ölebiliyordunuz eskiden örneğin.

Bu yola girmeyin bence, bu yolun sonu hiç iyi yerlere çıkmıyor.
0
akhenaten
(07.12.23)
Kalabalık bir ilkokula giderek kokup kokmadığını test edebilirsiniz. Koku direkt ciğerinize işliyor.
Ayrıca, yıkanmak, banyo yapmak, duş almak farklı farklı kavramlar. Sıcak su bulamayan derede yıkanır, ama yine de temizlenir.
0
auroraaurora
(07.12.23)
akademisyen kimliğine bürünüp sallamış biraz anlaşılan. yağı kümden yok etmiyoruz zaten saçtan, ciltten. etraftan binbir pislik yapışıyor cilde. temizleyip kurulayıp nemli olsun diye yağlı krem sürüyoruz.
akademisyen(!)'in dediklerinde doğruluk payı var ama baktığı ve durduğu nokta yanlış. köyde herkes tezek koktuğu için ve burun da bir müddet sonra alışacağı için, köydeyken o kokuyu almaz olabilirsiniz ama bu durum cildinize, kıyafetinize, o kokuya sebep olan koku molekülleri, mikroorganizma vb her neyse, onların sindiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. ve bu sağlık için risktir. En başta da söylenmiş, bugün bir çok zararlı kimyasal molekül havada uçuşup bizlere yapışıp duruyor.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(07.12.23)
saçımızı yıkamadığımız zaman biriken şey sadece yağ değil ki? sigara kokusu, toz toprak vs... zaten saçtaki yağ 6 cm'e kadar gidiyormuş. saçın kalanı için o yağın bi faydası yok.

bence şurada sıkıntı var. iki günde bir duş almak normal örneğin. ama her duşta delicesine sabun, duş jeli, şampuan, krem cart curt kullanmak evet tüketim kültürünün bir sonucu olabilir. geçen bi kuaförün youtube kanalına takıldım. saç kremlerini yorumluyor ve hepsinin arkasında saça bolca uygulayın yazıyordu. halbuki uzun saça en fazla iki fındık büyüklüğü yetermiş.

ev için olan temizlik malzemelerinde de durum bu bence. geçen bi doktorun paylaşımında gördüm. atıyorum 2 lt suda bir damla çamaşır suyu bile en güçlü mikrobu öldürür diyordu. ben klozet harici bir yerde çamaşır suyu kullandığımı hatırlamıyorum ama tuz ruhu ile buzdolabını silen biliyorum mesela, çok saçma bu.

yani sonuç olarak reklamların filan bize normalmiş gibi göstermeye çalıştığı bazı ürün kullanım şekilleri var ve bunlar çok gereksiz katılıyorum. ama eskiden su yoktu az yıkanıyorduk bu normaldi, eee, bu devirde de az yıkanalım demek mantıksız.
0
elorelia
(07.12.23)
İnsanlar eskisine göre çok daha fazla bir arada yaşıyor (15 milyon İstanbul'da) ve etkileşim çok fazla, şehirler arası, uluslar arası uçuşlarla mikroplar çok hızlı ve uzaklara taşınıyor.
O yüzden mikrop çeşitliliği ve maruz kalınması çok daha yüksek eskisine göre.
Tüm bunlara rağmen yaşam kalitesi ve süresi uzuyor, çünkü abidik bir mikropla ölme ihtimalin düşük hijyen sayesinde.

Eskisi gibi dağda tek başıma yaşayacağım diyorsan, daha gevşek davranabilirsin bence.
0
burfak
(07.12.23)
(kesinlikle duyuruya cevaptır)

su hakikaten sayılı. öyle bol bol kullanmak, 2 günde 1 yıkanmayı bile alt sınır saymak bilemiyorum. ankarada sular uzun süre kesildiğinde içme suyu kullandık. bakanın biri 2 günde 1e indirdim yıkanmayı dedi de bu lütfunu ayıpladık.

daha 20 sene olmadı, haftada 1 yıkanmak normaldi. muhtemelen bazı yerlerde halen öyle. şimdi 2 günde 1 normal oldu. normal değişiyor. tüketim değişiyor.

her tenefüs 100lerce çocuk savaş ediyor, okul kokar, kokmalıdır

ilaç iyi bi şey tabii ama eskiden antibiyotiği alt ede ede ejderhaya dönüşmüş bakteri de yoktu
ih1.redbubble.net

çamaşır suyunda zaten 5 litreye 1 kapak atın yazıyor ki bu bile suları kirletiyor. biz o suyu içiyoruz. balık geliyor soframıza oradan. başka hayvanlar yiyor oradan bize ulaşıyor. eskiden insanlar eşerya koliden ölmüyordu, demek ki tuvalet temizleme yöntemleri mevcutmuş.
0
lambırcek
(08.12.23)
Vucut temizliği dışında tüketim kültürü sonucudur. Ev temizliği, aşırı kıyafet temizliği hem zaman hem de kaynak israfıdır.
0
ferenc
(08.12.23)
(4)

whatsapp profil fotosu ve profesyonellik

mark greg sputnik
dostlar iyi akşamlar,ben şu an iki işte birden çalışıyorum. bunların birini geçelim, sorun değil.diğerinde de müşteriyle doğrudan ilişkim yok. iş sebepli DEVAMLI muhatap olduğum bir kişi bile yok, şu veya bu sebepten bana yazması/beni görmesi gereken 2-3 kişi oluyor.benim de 30 yaşında herif olmama
dostlar iyi akşamlar,

ben şu an iki işte birden çalışıyorum. bunların birini geçelim, sorun değil.

diğerinde de müşteriyle doğrudan ilişkim yok. iş sebepli DEVAMLI muhatap olduğum bir kişi bile yok, şu veya bu sebepten bana yazması/beni görmesi gereken 2-3 kişi oluyor.

benim de 30 yaşında herif olmama rağmen pis bir huyum var, kendimce komik ya da saçma bulduğum çeşit çeşit şey koyarım profil fotoğrafıma. çok sık değiştirmem aslında ama 3 sene aynı fotoğraf olmaz yani.

sormak istediğim şu: BİREYSEL hesabımı kullanırken bu sizce profesyonellik ya da ne bileyim toplum ilişkileri açısından sorun olacak bi şey mi sizin için? neblim iş arkadaşınız ayda bir profil fotoğrafı değiştirse, antin kuntin şeyler koysa "manyak mı bu" filan der misiniz? ya da birine iş verceksiniz diyelim böyle bi tavır sizde güvensizlik uyandırır mı?

şu an benim düzenim ne kadar "casual" olabilirse o kadar casual, kaldı ki şu an çalıştığım insanların da hiç taktığını düşünmüyorum, o yüzden sonuna kadar ergenliğe devam edicem ama "gardaşım yapma üzülürsün" derseniz en azından ilerleyen yıllar için filan aklımda olsun. kurumsal iş hesabı kullanacak olsam orada zaten yapmam, ona girmiyorum bile.
0
mark greg sputnik
(06.12.23)
bu sadece yeni tanıştığın insanda problem oluyor. o da seni daha önce hiç görmediyse.
benim whatsapp adım "fikibok" mesela. kimseyi umursamadan yıllardır böyle
bence takma
0
jelly bear
(06.12.23)
hay yaşa hocam ne güzel dedin. sen böyle deyince aklıma eski bir arkadaşım geldi. yaşı benden büyüktü, çok sevip saydığım biriydi, bayağı bir süre görüştükten sonra facebook'ta ekleşecektik. benim de yine facebook'ta antin kuntin bissürü fotom, paylaşımım filan var. çekindim biraz. açıkça söylemiştim. yıllar sonra konusu açıldı, o yüzden daha çok ısınmış bana kendisi, hoşuna gitmiş. insan neyse o olmalı bi yerde galiba.
0
🌸mark greg sputnik
(06.12.23)
Ne kadar boş bir şeyle uğraşır geçerim. Tabii siz bundan keyif alıyorsanız, benim ve diğerlerinin önemi yok.

Diyelim sizinle iş yapıyoruz. Ben kazancıma bakarım, siz de kazancına bakarsanız. Gerisi 0.

Edit: Takılacak o kadar şey olduktan sonra ona sıra gelmez.
0
put it in your appropriate place
(06.12.23)
Aynı çalışma ortamında, aynı şirket bünyesinde sorun olmamalı elbette. Sonuçta siz bireysel hesabınızı kullanıyorsunuz. Size bir iş hesabı sağlanmamış ya da bu önemsenmemiş. Kim ne diyebilir?

Ancak "iş verirken" diye özellikle yazdığınız için diyorum; dışarıyla iş ilişkisi kurarken nötr olmak her zaman daha iyi. Sizin profil resminiz bir şey anlatıyor sonuçta. Her görüşten, her karakterden insan var. Profil fotoğrafınız sebebiyle iş kaçırmak istemezsiniz heralde.

Kendi adıma, iletişim kurduğum yerde bana uygun gelmeyen bir profil fotoğrafı görürsem bu bi acaba dedirtiyor, bundan sonraki her hoşnutsuzluk da üstüne "zaten belliydi" hissiyatı uyandırıyor ve genelde tekrar tercih etmiyorum. İlla özel çekim profesyonel bir şey kullanmanız gerekmiyor ama kendinizle ilgili ne kadar az şey anlatırsa o kadar iyi bence. Ha tam tersine bunun size kazandıracağı müşteriler de olur elbette ama orana vurulduğunda ne çıkar takdir sizin.
0
akhenaten
(06.12.23)
(5)

Vadesiz hesap günlük faiz veren bankalar

high hopes of the sozluk
selamlar, normalde garanti kullanıyoruz ama bazen vadeli hesaba geçirirken para vadesizde öyle duruyor. bazı bankalarda vadesiz hesaba eğer o gün dokunmadıysan paraya günlük faiz işleniyordu. zamanında cebteteb de vardı bu durum. şu anda en iyi faiz veren hangisi veya şunu kullanıyorum memnunum da d
selamlar, normalde garanti kullanıyoruz ama bazen vadeli hesaba geçirirken para vadesizde öyle duruyor. bazı bankalarda vadesiz hesaba eğer o gün dokunmadıysan paraya günlük faiz işleniyordu.
zamanında cebteteb de vardı bu durum. şu anda en iyi faiz veren hangisi veya şunu kullanıyorum memnunum da diyebilirsiniz.
çok teşekkürler şimdiden cevaplarınız için
0
high hopes of the sozluk
(06.12.23)
cepteteb de ve enpara da var ancak faizler biraz daha dusuk
0
foster
(06.12.23)
Enpara iyi
0
Mirket
(06.12.23)
aktifbank n kolay kullanıyorum yıllardır hem faiz oranları yüksek hemde işlem ücreti almaması her atmden sınırsız para çekme gibi özellikleri çok işe yarıyor. altın gümüş hesabı vadeli vadesiz döviz hisse senedi her ihtiyacı karşılıyor. pasoligte cabası tabi
0
gencfb
(06.12.23)
en iyiler burgan(on hesap) -sınırsız gün- %45 pasif bakiyeli herkes yararlanır
alternatif bank vov hesap -90 gün- %45-pasif bakiyeli -herkes yararlanır
akbank serbest hesap(1 aydan sonra düşer) %43 -kişiye özel
enpara (kişiye özel)-sınırsız gün- %42 - kişiye özel. ama enparada oranlar çok değişiyor aydan aya. diğerleri nispeteden daha stabil.
0
jelly bear
(06.12.23)
Garantide 1. para piyasası fonuna aktarabilirsiniz. Fonun birim fiyatı 0,042 kuruş zaten. Ufak miktar da olsa geçiyor. Lazım olunca da bozdurursunuz, valörü yok zaten anlık alınıp satılıyor.
0
akhenaten
(07.12.23)
(10)

deprem planın nedir?

olaguerr
merhabalokasyon neresi?taşınma planın var mı?deprem sonrası nerede kalmayı düşünüyorsun?mental ve maddi olarak bunu nasıl kaldırmayı düşünüyorsun?teşekkür ederim.
merhaba
lokasyon neresi?
taşınma planın var mı?
deprem sonrası nerede kalmayı düşünüyorsun?
mental ve maddi olarak bunu nasıl kaldırmayı düşünüyorsun?

teşekkür ederim.
0
olaguerr
(05.12.23)
İstanbul'dayım bir yere taşınma düşüncem ya da acil durum planım yok, böyle planların çalışacağını da çok düşünmüyorum büyük bir depremde, ayrıca planı ben değil devlet yapsın ben ne yapabilirim, bi düdüğüm var onu çalarım ölmezsem.
0
Bir ben var benden şurada
(05.12.23)
.Hatay
.Taşınma planım şimdilik yok.
.Aynı yerde kalma olasılığım yüksek.Bina dayanıklı çıktı
.Mental olarak diyeceğim "kader" . Çok kaygıya gerek yok o nedenle. Olduğu zaman (hayattaysak eğer) yapılacak şeyler var.
Maddi olarak ise duruma göre hazırda ne varsa kullanılır diyorum.
ama diğer yandna bu depremde bile "bir çok eve" sahip olanın da yardım kuyruğuna geçtiğini bilmek ayrıca düşündürüyor.

Şu bir gerçek ki yaşanan olaylara baktığımızda, dünya sandığımızdan çok daha değersiz. Kısa hayatta kalp huzuruna sahip olmanın değeri çok büyük.
0
diyecevaplandı
(05.12.23)
istanbul-kadıköy. 6 ay önce ciddi fiyat farkı vererek depreme dayanıklı olduğunu düşündüğümüz bir apartmana taşındık. çürük bir binada oturmamak bizim için en büyük önlem. depremde bina sağlam kalırsa gerisinin önemsiz olduğuna inanıyorum.

evde 1 haftayı çıkaracak temel ihtiyaçlar var, temel elektronikleri şarj etmek için güneş paneli ve haberleşme için telsiz vs. mevcut. aracımız acil durumda konaklama için güvenli bir yerde. evde yeterli bir miktar nakit tutuyoruz.
0
orpheus
(05.12.23)
istanbul.
60 yıllık binada yaşıyorum. aslında doğruya doğru bu ülkede ne yazık ki çoğu büyükşehir benzeri bir risk taşıyor. binamın yığma tuğla bir yapı olması ve 2 katlı olması beni bir nebze rahatlatıyor. bunlardan dolayı şu anlık taşınma planım yok.
deprem sonrası memleketim bodrum devlet memuruyum eğer sağ kalırsam muhtemelen devlet zaten depremden kaynaklı nakil imkanı verecektir diye düşünüyorum. gene de 10 seneye zaten memlekete dönme planım var.
yaşadığım ülke gerçekleri ne yazık ki ortada. var olan en sağlam binaya taşınsam da büyükşehirlerin hepsi ciddi bir deprem riski taşıyor ve deprem sonrası şehirden çıkamayacağımız ortada. kabullendim akışına bıraktım ben bu ülkenin vatandaşı olarak yapabileceklerimi yaptım ne yazık ki.
0
denizgonen
(05.12.23)
Depreme dayanıklılık testlerini yaptırıp iyi bir sonuç aldım, başka bir planım yok. Taşınmayı düşünmüyorum. Minimal bir deprem çantam var.

Artık bakıcaz.
0
akhenaten
(05.12.23)
lokasyon neresi?
istanbul

taşınma planın var mı?
hayır yok

deprem sonrası nerede kalmayı düşünüyorsun?
büyük bir deprem olursa ve evim barkım yıkılırsa umarım ölürüm diye dua ediyorum. o kaosta hayatta kalmak istemem

mental ve maddi olarak bunu nasıl kaldırmayı düşünüyorsun?
mental olarak büyük travmalar yaşayacağımız kesin. maddi olarak da altından kalkamayacağımı düşünüyorum.
0
exlibris
(05.12.23)
-Istanbul
-Planim yok ama ev sahibi cikmami istiyor, bina da deprem raporunda curuk tespiti aldi. Zengin olursam tasinirim veya mahkeme atarsa.
-Eger bu evdeyken olursa zaten yikilacagindan sonrasini dusunmeme gerek yok. Yikilmaz da sag cikarsam ailemin yanina antalya'ya gitmeye calisicam yollar acik olursa. Olmazsa da bilmiyorum o zaman dusunucez.
-Kaldirmayi dusunmuyorum, zaten imkan olsa eski binada veya genel olarak istanbul'da oturmazdim. Bu tarz secimleri yapabilecek ekonomik ozgurlugumuz bulunmamaktadir.

Birkac ay icinde sürpriz bi sekilde zengin olmayi diliyorum.
Sevgiler
0
nic cage
(05.12.23)
1. lokasyon neresi?

istanbul, maltepe.

2. taşınma planın var mı?

Tek taşınma planım bırakıp gitmek. Zihnimde evimin envanterini tutuyorum diyebilirim. Her an bu evin aynısını sıfırdan kuracak kadar para biriktirmeye çalışıyorum. Ankara'ya ailemin yanına dönmeye çalışırım.

3. deprem sonrası nerede kalmayı düşünüyorsun?

ilk etapta yürüme olarak 10 dk mesafede olan, inşaat altyapısından emin olduğum şirkete gidebilirim. Şirket bana sıcak ve güvenli bir yer sağlar ilk etapta. Kedimi, telefon, cüzdanımı ve montumu alıp şirkete giderim diye düşünüyorum (Allah korusun, inşallah hiç yaşamam böyle bir şeyi.)

4. mental ve maddi olarak bunu nasıl kaldırmayı düşünüyorsun?

İnançlı bir insan olarak Allah'ın dayanma gücü vereceğine inanıyorum. Sevdiklerini kaybetme konusunu ise düşünmek bile istemiyorum.
0
silverleaf
(05.12.23)
1 Beşiktaş
2 taşınma planım yok
3 yazlığa gidebiliriz durum ve şartlara göre
4 Ben Şener usummezsoy kafasındayım.Cok büyük bi deprem beklemiyorum.Dünkü bursa depremini bile doğru tahmin eden sayili kisilerden biri kendisi.
0
essoist
(06.12.23)
Deprem oldugu gun cekme karavan aliyorum. 100k tl
0
halk
(06.12.23)
(5)

Vaad edilen TOKİ evleri ne durumda?

parka
Hani seçim öncesi, cumhuriyet tarihinin en büyüktoplu konut projesi diye duyuruyolardı.
Hani seçim öncesi, cumhuriyet tarihinin en büyük
toplu konut projesi diye duyuruyolardı.
0
parka
(05.12.23)
başlamadı bile inşaatına
0
jelly bear
(05.12.23)
Taksitleri ödüyor mu insanlar?
0
🌸parka
(05.12.23)
yok o da başlamadı sanırsam
0
jelly bear
(05.12.23)
Deprem sonrası evini bekliyor henüz çoğu insan. Benim akrabalarım dün sözleşme imzalayabildi henüz, kura tarihi belli değil. Evlerin bir kısmı tamamlanmış gibi, birçoğunun da kaba inşaatı yeni bitmiş durumda.
0
akhenaten
(05.12.23)
valla 2019 da para yatırdığımız ve 2 senedir taksit ödediğimiz evlerimiz teslim edilmedi henüz, seçim öncesi duyurusu yapılan projeler için daha erken gibi gözüküyor.
0
gencfb
(05.12.23)
(4)

SGK meslek kodu

FreSh
1.5 ay önce kalite mühendisi pozisyonunda yeni bir işe başladım. Vize başvurum için işe giriş bildirgesi gerekiyordu, e devletten indirdim. Meslek kodumu kalite kontrol sorumlusu olarak seçmişler. Bu daha çok teknikerliğe yakın bir sey. İleride başka bir işe girecegimde veya emeklilik maaşı gibi kon
1.5 ay önce kalite mühendisi pozisyonunda yeni bir işe başladım. Vize başvurum için işe giriş bildirgesi gerekiyordu, e devletten indirdim. Meslek kodumu kalite kontrol sorumlusu olarak seçmişler. Bu daha çok teknikerliğe yakın bir sey. İleride başka bir işe girecegimde veya emeklilik maaşı gibi konularda bir sorun yaratır mı? Yoksa ikya bunu söyleyip çok geç olmadan duzelttirmeli miyim? Önemsiz bir şeyse boş yere uğraştırmak istemem kimseyi.
0
FreSh
(04.12.23)
hiçbir konuda sorun yaratmaz merak etmeyin.

zaten şimdi baktım, kodların içinde kalite mühendisi diye bir meslek kodu yok. yine olabilecek en uygun kodu seçmişler.
0
kibritsuyu
(04.12.23)
Önemli olup olmadığını şu an bilemeyiz, gelecekte meslek kodlarına göre bazı düzenlemeler yapılabilir sonuçta.

Düzeltilmesi zpr bir şey değil. Şirket bağlı olduğu sosyal güvenlik müdürlüğüne dilekçe yazacak geriye dönük düzeltilmesi için o kadar.
0
akhenaten
(04.12.23)
yukarıdaki cevaplardan sonra biraz daha detay vereyim madem.

meslek kodu şu durumlarda önemli. mevcut durumda da bu işlere yarıyor zaten:

eğitim belgeniz ile meslek kodunuz uyuştuğu ve bazı diğer şartları sağladığınız takdirde işveren prim teşviği alıyor. bunun sizinle bir ilgisi yok, yanlış kod seçerse işveren teşvik alamaz. o yüzden dert etmenize gerek yok.

ilgili mühendis odalarının, istihdam edilen mühendislere verilebilecek asgari ücret tarifeleri var. yani normal asgari ücret 11 bin lira, ama oda diyor ki makine mühendisinin maaşı asgari 20 bin lira olabilir. siz makine mühendisi iseniz ve sizi odanın tarifesinin altında çalıştırıyorlarsa doğru meslek kodu ile buna itiraz hakkınız olur. "ben makine mühendisiyim ama beni teknisyen diye gösterip odanın belirlediği ücretin altında çalıştırıyor" diye sözleşmeyi feshedip tazminat bile alabilirsiniz. tekrar ediyorum, kalite mühendisi diye bir kod yok, ama üniversitelerde bölümü olan bir mühendis iseniz ve mühendis olarak çalışıyorsanız meslek kodunuzun "makine mühendisi, endüstri mühendisi" gibi bir şeyle değiştirilmesini talep edebilirsiniz.

bir de bunun sizinle ilgisi yok ama başladık madem bilgi vereyim. kolay işverenlik denen bir şey var. işveren sigorta bildirgenizi her ay göndermiyor. tek sefer sisteme tanımlıyor, sistem onu otomatik olarak her ay onaylıyor. böyle ik servisi, mali müşaviri falan olmayan durumlarda kullanılıyor. evde çalışan temizlikçi, hizmetçi, çocuk bakıcısı, bahçıvan, apartman kapıcısı gibi her ay bildirge doldurup göndermekle uğraşamayacak işverenler için bir kolaylık. bundan yararlanmak için de çalışanın yukarıda saydığım türde kodlarda olması gerekiyor. ev hizmetlerinde gazaltı kaynakçısı çalıştıramazsın, kaynakçı çalıştırdığına göre sen o tip bir işveren değilsin diyor. kolay işverenlik yapıyorsan çalıştıracağın personel ancak ev hizmetinde çalışacak hizmetçi, bakıcı, temizlikçi, kapıcı, bahçıvan vs olabilir diyor.

bunlar dışında meslek koduna dair bir durum aklıma gelmiyor.
0
kibritsuyu
(04.12.23)
@kibritsuyunun verdiği şu bilgi hatalı: odanın belirlediği ücreti ödemiyor diye işçi sözleşmesini haklı nedenle feshedemez. Yargıtay’ın kararları açık: odaların belirlediği ücretler tavsiye niteliğinde olup asgari ücretin altında olmamak kaydıyla taraflar ücreti serbestçe kararlaştırabilir.

Dursun burada bu bilgi, belki birilerine yardımcı olur.
0
kojonotsuki
(05.12.23)
(14)

Tuvalet kağıdını peçete gibi kullanmak

Bir ben var benden şurada
Bu sizce ne kadar doğru, böyle bir şey olabilir mi? Birkaç gün önce arkadaşlarla aramızda bu konu üzerine bi konuşma geçti. Mesala yemek yerken kağıt peçete ihtiyacınız olsa ve evde kağıt peçete kalmadığını fark etseniz elinizi ağzınızı kullanılmamış/sıfır bi tuvalet kağıdıyla siler miydiniz? Ben "a
Bu sizce ne kadar doğru, böyle bir şey olabilir mi? Birkaç gün önce arkadaşlarla aramızda bu konu üzerine bi konuşma geçti. Mesala yemek yerken kağıt peçete ihtiyacınız olsa ve evde kağıt peçete kalmadığını fark etseniz elinizi ağzınızı kullanılmamış/sıfır bi tuvalet kağıdıyla siler miydiniz? Ben "abi ben galiba kullanmazdım çünkü bunlar en nihayetinde geri dönüşümlü kağıtlar, yani her ne kadar yıkanıp paklansalar da psikolojik olarak rahatsız olurdum kullanmazdım" dedim, siz ne dersiniz?
0
Bir ben var benden şurada
(03.12.23)
cok lazimsa kullanirim ama onlar cok ince oluyor yaprak yaprak oldugu icin. ekstra bir onyargim yok.

hic mi hasta oldugunuzda yani basiniza tuvalet kagidi rulosu alip burnunuzu silmediniz :)
0
yoggi
(03.12.23)
Sen havlu kağıt ya da selpaklarin geri dönüşümsüz saf selulozdan üretildiğini mi düşünüyorsun ?

Kullanırdım psikolojik olarak rahatsız olacak çok daha büyük şeyler var sıra buna gelmez.
0
Mcfly
(03.12.23)
kullanırım, psikolojik olarak rahatsız olmam
0
freebird5406_2
(03.12.23)
işyerinde asla kullanmam.
evde son seçenek olarak kullanırım.
kağıt mendil + peçete + havlu yoksa son seçenek olarak.
paketten bir tane hiç açılmamış alarak.
0
tabudeviren
(03.12.23)
ben hep kullanıyorum ne var ki bunda. tuvaletten alıp kullanmıyorum tabii, paketinden çıkmış sıfır halini alıp kullanıyorum, o da aynı fabrikadan çıkmış bir şey öbürü de sonuçta.

bu arada aynı bu muhabbet daha yeni izlediğim şu programda rapçi sefo tarafından yapılmıştı: youtu.be
üzerine bu soruyu görmem garip oldu :)
0
kim bilir
(03.12.23)
Teknik olarak anal bölge yüz bölgesinden daha hassas ve olumsuzluklara daha açık bir bölge değil mi? Hele ki hemoroid gibi faktörler iyice hassasiyet yapıyor.

Bu açıdan malzeme farklı olacaksa bile eminim tuvalet kağıdı daha makul bir seçenek olurdu.

Yani ben kullanmam şahsen, aklıma gelmez çünkü. Peçete yoksa gider elimi, ağzımı yıkarım. Zaten peçeteye silince de yemekten sonra yine elimizi ağzımızı yıkamıyor muyuz?

Ama eğer o an biri uzatsa al diye, hiç aklıma gelmez sizin gibi dülünmek. Sorunsuz kullanırım.
0
akhenaten
(03.12.23)
Kullanırım. Evde kağit havlu bitti dün, yenisini kadar açılmamış bir ruloyu kullandım sonra yeni kağit havlu alınca tuvalete koydum tuvalet kağıdını.

Öğrenciyken nezle olunca sınifa tuvalet kağıdı götürüyordum ya selpaktan daha yumuşak oluyordu ahshs herhangi bir tiksinme oluşmuyor bende bu konuda
0
nundu
(03.12.23)
bu duyuruyu okurken masamda duran tuvalet kağıdıyla bakıştık. her türlü kullanırım.
0
scudman1
(03.12.23)
kullanıyoruz zaten, çoğu kişi de kullanıyor. asıl garip olan durum sizinki :)
0
candide
(03.12.23)
Evde peçete, havlu kalmamışsa yeni ruloyu paketten alıp kullanıyorum, nezle olduğumda diğer peçeteler sert geliyor, bir ürün var onu bulamazsam ruloyla dolaşıyorum. Hepsi aynı şartlarda ve benzer malzemeyle üretiliyor duyduğum kadarıyla.
0
take stay
(03.12.23)
Çok sorun edilecek bir şey değil.

Ama uzun süredir görmediğimiz bir arkadaş ailesiyle ziyarete gelir de kendilerine bir şeyler ikram edilirse veya buna benzer davet etme gibi durumlarda her zaman için normal peçete bulundurmak daha iyi.
Yemeğin ortasında,
- ya kusura bakmayın evde normal peçete bitmiş.. diyerek kendilerine tuvalet kağıdını uzatmak uygun olmaz.
0
diyecevaplandı
(03.12.23)
kullanırım tabii ki, hiç düşünmemiştim hatta böyle bir şeyi şu ana kadar.

asıl beni rahatsız eden tam tersi durum. evde tuvalet kağıdı bitince popo silme işini diğer selpak ya da peçetelerle yapmak zulüm gibi geliyor.
0
king lizard
(03.12.23)
eve neredeyse hiç peçete almadım. hep tuvalet kağıdı kullanıyorum. misafir geliyor arada onlara da tuvalet kağıdı uzatıyorum :D
0
glamdr1ng
(03.12.23)
Kullanirim/ kullanıyorum hiç öyle takıntılarım yok.
0
wilhelmwasmuss
(04.12.23)
(10)

En begendiginiz erkek ismi

instant crush
Duyduğunuz begendiginiz hosunuza giden isimler hangileri erkek icin?
Duyduğunuz begendiginiz hosunuza giden isimler hangileri erkek icin?
0
instant crush
(03.12.23)
issey miyake
0
freebird5406_2
(03.12.23)
Savaş ve güç temalı isimlerin seksapeli baya yüksek oluyor bence; Savaş, Demir, Kaan, Berk (sadece Berk), Hakan, Ateş, Gökalp, Mete...

Bu temada olmasa da sevdiklerim; Çınar, Deniz, Ege, Orkun, Tolga, Ufuk, Ulaş...

Ama Savaş'ın yeri bende ayrı.
0
akhenaten
(03.12.23)
Ege, deniz, aras, mert
0
mor oje
(03.12.23)
Koray, Yağız, Agâh, Kerem.
0
black holes in the sky
(03.12.23)
Ali
Barış
Tuna
0
Amaranta ursula
(03.12.23)
ahmet, mehmet, kurasaki ichigo.
0
ya ben lan neyse
(03.12.23)
Kadin-erkek farketmez, icinde e gecen isimleri seviyorum. Engin, Ediz gibi isimler kulaga hos geliyor bence. Oglum olsa adini Engin koyarim herhalde.
0
chihirovekohaku
(05.12.23)
T ile baslayan isimleri seviyorum nedense.
Tarik gibi..
0
cooperr
(05.12.23)
mauro icardi
0
sonsuz
(05.12.23)
Burkay
0
melodramaticfool
(06.12.23)
(3)

gaming mouse - dpi

mister green
selamlar arkadaşlar,şu an piyasadaki bütün gaming mouselar 10k ve üzeri dpi ile pazarlanıyor. benim evdeki hem kablolu(steelseries rival 3) hem kablosuz(steelseries aerox3 wireless) mouselarımın da birinin 8500 diğerinin 18k dpi ı var. ben bu markanın steelseries engine uygulamasından dpi ayarı yapa
selamlar arkadaşlar,
şu an piyasadaki bütün gaming mouselar 10k ve üzeri dpi ile pazarlanıyor. benim evdeki hem kablolu(steelseries rival 3) hem kablosuz(steelseries aerox3 wireless) mouselarımın da birinin 8500 diğerinin 18k dpi ı var.

ben bu markanın steelseries engine uygulamasından dpi ayarı yaparken 3200 yapıyorum ama. oynadığım tek oyun lol, onun dışında iş yaparken de ayarı hiç değiştirmiyorum.fazlasında mouse görünmeyecek kadar hızlı oluyor.
bu arada monitörlerimden biri 32 inç 2k, diğeri 34 inç widescreen 4k çözünürlükte.

peki bu aletlerin tavan limitindeki dpi ayarlarını kim kullanıyor? tamamen pazarlama stratejisi mi, yoksa gerçekten kullanılıyor mu?
0
mister green
(02.12.23)
Bence tamamen pazarlama stratejisi. Zaten hemen hemen her markanın benzer uygulaması var, dediğiniz gibi oradan da yükseltilebiliyor. İlla ki kullanan vardır ama ben tamamen pazarlama ve şov olduğunu düşünüyorum.
0
allahkitapwesli
(02.12.23)
zamanında çok araştırmış birisi olarak söyleyeyim tamamen pazarlama taktiği. çok dpi sanki daha performanslı bir şekilde oyun oynanacağını garanti ediyor. 3000 dpi'dan yukarısı über gereksiz. onun yerine mouse'un ergonomisi, kablolu/kablosuz olması, tuşlarının yumuşaklığı/sertliği gibi faktörler bence daha önemli.
0
zen1th
(02.12.23)
Belli değerden yüksek dpi imleç kullanılmayan, mouse hareketine bağlı durumlarda kullanışlı oluyor.

Siz imlece göre düşünmüşsünüz. Ancak sadece mouseu ileri itmeniz gereken bir durum düşünün eğer bunu düşük dpi ile yaparsanız mouse pad bittikçe takır tukur indir kaldır yaparsınız mouseu hem de daha uzun sürer. Ancak 18k dpi ayarına alıp bunu yapmanız çok daha kolaydır.
0
akhenaten
(03.12.23)
(4)

Bir Arkadaşlik iliskisi Hk.

sanguine
Merhabalar, işyerinde gelişen olumsuz bir durum var canımı sıkan. Olayla alakası olmayan insanlara gösterdiğim davranışla alakalı biraz.Işyerinde birbirimizi eşit süredir tanıdığımız bir grup var. Ben genel olarak insanlara mesafeliyim, bu grubun çok da bir parcasiyim diyemem, onlar kendi aralarında
Merhabalar, işyerinde gelişen olumsuz bir durum var canımı sıkan. Olayla alakası olmayan insanlara gösterdiğim davranışla alakalı biraz.

Işyerinde birbirimizi eşit süredir tanıdığımız bir grup var. Ben genel olarak insanlara mesafeliyim, bu grubun çok da bir parcasiyim diyemem, onlar kendi aralarında daha çok takıliyor, ben istemiyorum zaten yüz göz olmayı.

Bu gruptan bir arkadasla nispeten kafamız daha çok uyuştu (cinsel yonelimimiz aynı vs) bununla düzenli içmeye de gidiyorduk. Sonra bu yazın saçmalamaya paranoyaklasmaya başladı, işyerinde herkes bunun aleyhine çalışıyormuş gibi. Çok önemsemedim, hatta yatıştırmaya bile çalıştım. bir süre sonra işle alakalı bir şey sormak için yanına gittigimde bana inanılmaz saçma ve sert bir tepki vererek başından savdi. Bu ana kadar dediğim gibi sürekli konuşuyor ve dışarıda da görüşüyorduk

O anda iletişimi kestim, bir daha suratına bakmadım. Bu olaydan sonra bu sefer patrona gidip siz ona (ben oluyorum) torpil yapıyorsunuz, onun dediği oluyor hep gibi şeyler söylüyor. Hatta o, odadan çıkarken ben içeri giriyorum ve patron direkt aha bunları söyledi senin hakkı da diyor. Bundan sonra komple her yerden engelledim sildim, Kendi manyakligi olduğu icin patron ona bir ceza vermek istedi fakat gruptaki diğer iki arkadaş gidip onun adına yalvarmislar yapmayın bu aralar kafası bozuk vs gibi.

Şimdi ben çocukluğunda, hatta üniversiteye gidene kadar çok ciddi zorbalığa uğramış bir insanım. Zaman zaman bu zorbalık kolektif bir hal de alırdı, olayla alakası olmayan insanlar da dahil olurdu vs. bu yüzden uniye başladıktan sonra yaşadığım şehre bile bir daha dönmedim. Şu an hiçbir sıkıntım yok zaten etrafıma güvenmediğim, istemediğim hiç kimseyi yaklaştırmiyorum. Ihtiyacım da yok. Son derece self sufficient bir hayatım var.

Bu yüzden en ufak bir rencide edici hareket, terbiyesizlik, densizlik beni aşırı tetikliyor, bana kimse saçma sapan şeyler söyleyemez, şakalar yapamaz mesela. Işyerinde bunu yaptığı için bozdugum birkaç kişi oldu, hiçbirinin suratına dahi bakmıyorum.

Bu arkadaş yaptığı terbiyesizliklerden sonra, önce hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya çalıştı, muhatap olmadım, hiçbir pişmanlık belirtisi göstermedi, aradan aylar geçti bu arada.

Ben diğer arkadaşlardan da soğudum hiçbiriyle konuşmuyorum, herhangi bir açıklama da yapmadım, ama ısrarla bana selam vermeye, konuşmaya devam ediyorlar.

Yani bu durum bircok kişi için anlaşılmaz olabilir, saçma gelebilir size ama durum bu. Benim dünyamda böyle hareketlere yer yok, bunu bana degil başkasına yapsaydı mesela çeker sorardım sen nasil boyle hareket edersin diye.
Ama bakıyorum arkadaşların umrunda değil. Adam iki gün önce beraber sarhos olduğu adamın arkasından iş çeviriyor.

Bundan bu duyarsizliktan çok rahatsız olmaya hakkım yok mu? Kimse kimseyle konuşmayı biraksin demiyorum, demem. Hep beraber bunlar takılırken, sanki bu absurtlugun sorumlusu ben misim gibi kendi kendimi disladim gibi bir şey oldu. Pişman değilim asla, gebersem konusmam. Hala da muhatap olmaya devam ediyor benle bu ortak arkadaşlarimiz. Yani siz adil olamayacaksaniz ne biçim arkadaşınız anasını satayım. Çok saçma geliyor bana bu durum.
0
sanguine
(01.12.23)
Yani tabi içten pazarlıklı, samimiyetsiz insanlarla bir iletişim yürütmek zor ve sizi de kötü etkileyebilecek bir durum.

Ancak sizi çok katı gördüğümden bir şey diyemedim. İnsanlar hatalar yapabilir, bazen kötü günlerinde olabilirler. Anlaşılamamış, derdini anlatamamış olabilirler. Bir insanı kötü yapan tek bir davranışı değil, düzenli şekilde bu davranışları devam ettirmesi, bunu karakterine yansıtmış olmasıdır.

Siz sanki biraz hızlı karar verip bundan da hiç geri adım atmıyor gibisiniz. Haliyle bu insanlar gerçekten samimiyetsiz mi yoksa siz mi çok katısınız emin olamadım ben :D

Şu diğer kişinin ne yaşıyor olursa olsun gidip ona torpil yapıyorsunuz demesi yanlış tabi ki. Ancak iş arkadaşını her yerden silip engelleyecek kadar büyütmemelisiniz bence bu olayı. Neticede orası iş yeri. Herkes birbiriyle öyle böyle anlaşırken, herkese tavırlı olan bir siz olursanız bu pek iyi sonuçlara yol açmayabilir. Sadece bu çalıştığınız yer özelinde böyleyse sorun değil, ancak atıyorum genel olarak insanlarla aranıza çok kalın duvarları hop diye koyabiliyorsanız bu o kişilerden çok sizi cezalandıran bir durum olur bence.
0
akhenaten
(01.12.23)
nacizane fikrim, gecmiste yasadiklarinizdan dolayi hem insanlara karsi asiri katilasmissiniz, hem de aslinda bu durumu pek halletmemissiniz ve etrafiniza duvarlar ormussunuz. yasadiginiz seylerin ciddi bir kismini kisisel algiliyor olma olasiliginiz da mevcut. sivri olmak boyle bir sey degil, ortami idare etmek de bunun cozumu degil. sinir koymayi ogrenmek onemli. siz sinir koymadan, insanlari direk siliyorsunuz. sinir koymak 'bana yakin olmak icin bunlara dikkat etmen gerekli' demektir ve yakin olmaya, onarmaya acik olmaktir. siz ne yakin olmaya ne onarmaya acikmissiniz gibi gelmedi bana yazdiklarinizdan. karsimdaki 100% en bastan benim istedigim gibi olsun istiyorsunuz ve olmayan herkesi siliyorsunuz. ama bu mumkun degil, hepimiz insaniz, sadece sizin yasam oruntunuz yok, herkesin gecmisi, ailesi, sosyal yasami var ve bunlar hepimizi, ayni sizi etkiledigi gibi etkiliyor. birbirmize sevgi ile sinirlar da koyarak bir arada yasamayi ogrenmek guzel bir secenek.
0
songforsomeone
(01.12.23)
songforsomeon +1

yakın ilişkiniz olan kişi ciddi bir yanlış yapmış size karşı ve onunla tüm iletişimi kesmek anlaşılabilir bir tercih bu noktaya kadar hak veriyorum size. ancak sonrasında tüm grupla iletişimi kesme ve onları duyarsızlıkla suçlama kısmı biraz sıkıntılı geldi bana. açıkçası ben de bir arkadaşım -isterse dünyada en yakın olduğum insan olsun- birisiyle kötü bir şey yaşadı diye diğer kişiyi direkt silip atmam. çünkü olayın merkezindeki kişilerden birisi olmayınca tam olarak olayın nasıl geliştiğini bilemezsin asla ve genelde diğer tarafın da olayla ilgili kendince bir açıklaması vardır aslında. hadi diyelim açıklaması da yok yakınım olan kişi %100 haklı bu sefer de diğer tarafın en azından bir pişmanlığı, bir özrü vardır herhalde. tabiki bu kişiyle eskisi gibi olamam ne olursa olsun ama direkt silip atamam da yani dediğim sebeplerden ötürü.

bu sebeplerden ötürü sizin durumunuzda olsam kimseden de küstüğüm kişiyle benim gibi küsmesini beklemem böyle bir şeye hakkım olduğunu bile düşünmem hatta. adil olmak demişsiniz ama adillik her yanlış yapanı silmek demek değil ki böyle olsaydı ne bizle konuşan insan kalırdı ne de bizim konuşacağımız. tabiki siz yetişkin bir insan olarak böyle kendinizi daha iyi hissediyorsanız böyle yaşarsınız o konuda bir şey diyemez kimse ama en azından insanları -içinizden de olsa- yargılarken bu açıdan da bir düşünün derim.
0
pietro crespi
(02.12.23)
arkadaşlarına olan tavrını saçma buldum. sizin aranızdaki özel bir mesele yüzünden ellerinde adalet terazisiyle gezmek zorunda değiller. adamla olan problemin o adamı bağlar, diğerlerine tepki göstermen abartı olmuş.
youtu.be
0
hrskrs
(03.12.23)
(10)

Böyle şanssızlıklar sizi de buluyor mu?

tavish11
Geçenlerde iPhone 14 aldım. Alırken birlikte şeffaf kılıf ve ekran koruyucu da aldım. Ekranı koruyucuz kullanmak daha keyifli diye takmayı erteledim ve olduğu gibi kullandım. Telefonu cebime koyarken özen gösterdim ama bir ara sırt çantamın içine atmıştım. Herhalde o ara çizildi. Temmuz ayında aldığ
Geçenlerde iPhone 14 aldım. Alırken birlikte şeffaf kılıf ve ekran koruyucu da aldım. Ekranı koruyucuz kullanmak daha keyifli diye takmayı erteledim ve olduğu gibi kullandım. Telefonu cebime koyarken özen gösterdim ama bir ara sırt çantamın içine atmıştım. Herhalde o ara çizildi.

Temmuz ayında aldığım telefonun Ekim ayında ekranı çizildi sanki kedi tırmalamış gibi. Ekranı kullanırken belli olmuyor ama güneş ışığı yansıyınca sürekli gözüm oraya gidiyor.

Çok canım sıkılıyor bu duruma. Telefondan soğudum.

Sizin de başınıza benzer şeyler geldi mi?

Not: 4 sene boyunca xs max kullandım. Bunun son 1,5 senesi ekran koruyucuzdu ve çizik bile yok. Yeni iPhone modellerinin daha hassas olduğunu düşünüyorum.
0
tavish11
(30.11.23)
Şanssızlık bu değil ya bile isteye olmuş…
0
Boris
(30.11.23)
Bu şanssızlık değil ki abi şanssızlık dediğin kavram çok farklı bir şey, sen üşengeçliğinin kurbanı olmuşsun sorun kaderde değil sende.
0
Bir ben var benden şurada
(30.11.23)
oldukça ucuz bir xiaomi telefonu ekran koruyucusuz 1dk kullanmadım. hatta baya pahalı ekran koruyucu aldım.
0
ferenc
(30.11.23)
Şanssızlık tanımını kullanmak kendimi avutmak gibi oldu galiba.

Gerçekten çok pişmanım bu kadar çabuk böyle bir şey olacağını tahmin edemedim
0
🌸tavish11
(30.11.23)
mat ekran koruyucu taktırırsan oluşan çizikler görünmeyebilir
0
freebird5406_2
(30.11.23)
Abi yanlış anlama cebinde falan taşısan neyse de bir de çantaya atmışsın çantada her türlü çizilir içinde ne vardır allah bilir, benim çantaya baksam tırmık falan bile çıkar :)
0
Bir ben var benden şurada
(30.11.23)
bu sanssizlik degil yaw..
0
cooperr
(30.11.23)
Çantanın içinin temiz olduğuna eminseniz ekranı silerken çizilmiş olması da çok olası. En çok bu sebeple çiziliyor bence camlar.

Böyle işler için ayrı bir temizlik bezi kullanılmalı. Çok amaçlı kullandığınız bezlerde oldukça sert granüller kalabiliyor. Siz yumuşacık bezle sildiğinizi düşünürken bir milimetreden daha küçük bir parçacık ekranı çizebiliyor.
0
akhenaten
(30.11.23)
Geçmiş olsun, çantaya atma süreçlerinde aynı sonuç doğuyor. Çantanın boş gözüne koyarken bile çekinirim şahsen.
0
kondansator
(01.12.23)
Bu şanssızlık değil bence. Riske girmişsiniz ve zarar gerçekleşmiş.
0
curukturpkokusu
(02.12.23)
(7)

Kurutma makinesinden ne kadar su çıkar?

michael_knight
Kurutma makinesi almayı düşünüyorum. Birkaç ufak sorum var.- Çamaşır makinesinde yıkanan tüm çamaşırları bir seferde atıp kurutabiliyoruz muyuz?- Bir makine çamaşır kurutsak ne kadar su çıkar? Su deposunu elle boşaltacağım. Her kurutmada boşaltmak gerekir mi yoksa 4-5 kurutma yapınca ancak mı doluyo
Kurutma makinesi almayı düşünüyorum. Birkaç ufak sorum var.
- Çamaşır makinesinde yıkanan tüm çamaşırları bir seferde atıp kurutabiliyoruz muyuz?
- Bir makine çamaşır kurutsak ne kadar su çıkar? Su deposunu elle boşaltacağım. Her kurutmada boşaltmak gerekir mi yoksa 4-5 kurutma yapınca ancak mı doluyor su deposu?
- Aklıma gelmeyen dikkat etmem gereken ne olabilir? Fiyatlar 12-30 bin TL arasında görünüyor ama bu fiyat farkının sebebi olan önemli bir özellik göremedim. Sadece marka farkı galiba.
0
michael_knight
(29.11.23)
yüksek devirde sıkma yapıldıysa çamaşır makinesinde zaten kuruya yakın çıkıyor o zaman su tankı her kurutmada dolmuyor. 7 kglık çamaşır makinasında yıkanan çamaşırları tek seferde kurutmaya atıyorum, ancak çamaşır makinasını hiçbir zaman tam dolu çalıştırmıyorum ek not olarak onu ileteyim. arçelik in en baz modeli var 5-6 sene oldu gayet memnunum. denim, hassas gömlek, çekme riski olarak sweathsirt ve kazak atmıyorum genelde çarşaf, havlu , diğer başına birşey gelse de kafama takmayacağım kıyafetler kurutmaya gider.
0
delidiyorum
(29.11.23)
evdeki hoover marka makine için konuşuyorum.
- evet kurutabiliyoruz ama bazen nemli kalabiliyor. o zaman kısa programda tekrar çalıştırıyorum. yani 3 saat sürebiliyor tam dolu çamaşır makinesinden çıkan çamaşırların kuruması.
-çamaşır makinesini tam dolu çalıştırdıysam (sıkma ayarı hep 800de) 1,5-2 lt civarı su çıkıyor. su haznesinde maksimum yeri gösteren bi çizgi var. 2 belki 3 yıkama idare edebilir. ama ben her seferinde bolaştıyorum. çünkü kapakta ağırlık olması hasar ihtimalini artırıyormuş. zaten filtreyi her yıkamada temizlemek gerektiği için kapaktaki suyu boşaltmak öyle aman aman zor bir şey değil.
-yani farkını tam olarak bilmiyorum. eski modeller kıyafetleri küçültüyor vs diyorlar. bizim de yaşadığımız oldu. biz uyguna almıştık açıkçası çok para vermek mantıklı değil. hassas kıyafetleri asıyorum yine ben.
0
elorelia
(29.11.23)
bende 9 kilo kapasitesi olan bir kurutma makinesi var, her kurutmada 9 kiloyu doldurmuyorum çünkü çamaşır makinem 6 kilo kapasiteli. buradan çıkan çamaşırları kurutunca, kurutma makinesinin 6 litrelik haznesinin neredeyse tamamı doluyor.

her seferinde elle boşaltmanız gerekiyor ancak alternatif olarak, makinenin arkasındaki tahliye borusunu bir lavabo tahliye borusuna yönlendirebilirsiniz, böylece her seferinde boşaltma derdi olmaz. yalnız bu işlemi doğru bir şekilde yapmanız gerekiyor yoksa su makinenin içinde kalıp bozulmasına sebep olabilir.
benim başıma geldi ama neyse ki çok eski bir makineydi.
0
kill all hipsters
(29.11.23)
3 kere full doldurarak kurutma yaparsan dolar haznesi ama çamaşır makinesinden ne ıslaklıkta çıktığına da bağlı bu. Ben her kurutmadan sonra bakıyorum zor bir şey değil 2 saniye falan sürüyor kontrol etmek.

bunun dışında toz haznesini de aynı şekilde temizlemen gerekiyor. bu da 5 saniye sürüyor.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(29.11.23)
Bende Siemens kurutma makinesi var. Yıkadığım kumaşın cinsine ve sıkma çevirim hızına bağlı olarak normal kumaşlı giysileri 800 devirde sıktırmışsam kesin doluyor kurutmanın haznesi. 1200 devirde havlu kurutmuşsam da yine doluyor.
0
SiyamkedisiZorro
(29.11.23)
1- Çamaşır makinanız kaç kilo yıkıyorsa aynı kilo değerinde kurutma alırsanız olur. Kurutma makinasını tam doldurmamak gerekiyor, ancak zaten atıyorum 9kg çamaşır makinasının haznesinden daha büyük 9kg kurutma makinasının haznesi. Aynı değeri alın kısaca.

2- Depo suyunu dökmek zahmetli bir şey değil 5lt'lik damacanadan sürahiye su boşaltmakla aynı iş gücünü gerektiriyor. Bu kısmı düşünmenin anlamı yok.
0
akhenaten
(29.11.23)
en temizi her kurutma sonrası su tankını boşaltmak. ancak imkanınız varsa su çıkışını gidere bağlatın.
0
inheritance
(29.11.23)
(8)

çamaşır kurutma makinesi

yuvarlanantencereninkapagi
hangi marka model kullanıyorsunuz,ne kadar süredir? memnun musunuz?25bin TL bütçem var. anladığım kadarıyla basit bir mekanizma, çok özellikli bir makineye gerek yok gibi düşündüm, ne dersiniz? baktiklarim arasinda profilo mantıklı gibi geldi. beko ve bosch'a genelde çamaşırların çektiğine dair yoru
hangi marka model kullanıyorsunuz,ne kadar süredir? memnun musunuz?
25bin TL bütçem var. anladığım kadarıyla basit bir mekanizma, çok özellikli bir makineye gerek yok gibi düşündüm, ne dersiniz? baktiklarim arasinda profilo mantıklı gibi geldi. beko ve bosch'a genelde çamaşırların çektiğine dair yorum yapılmış. grundig baya beğenilmiş ama uzun süreli kullanimda nasıl olur bilemedim. arcelik de güzel ama km serisinden uzak durun diyen de var. electrolux ve hoover servis açısından seceneklerim arasında değil.
0
yuvarlanantencereninkapagi
(28.11.23)
Hocam çok kısa bir bilgi vereyim, belki de biliyorsunuzdur ama:
Profilo: BSH (Bosch, Siemens) alt markası
Grundig: Arçelik alt markası Beko gibi.
Bir de teknoloji olarak kurutma makinaları 2 çeşit oluyor: Isı pompalı ve Isı pompası olmayanlar şeklinde.
Samsung baktınız mı? Bazı beyaz eşyaları Vestel üretimi, bilginiz olsun. Araştırmak lazım.
0
Ruprect
(28.11.23)
Ben yıllarca Beko kullandım, gayet de memnunum (2017 yılında almışız). Giysilerdeki çekme yanlış ayarda yikamayla ilgili tamamen. Ayrıca bazı giysileri asla kurutmaya atmamak gerekiyor.
0
fraise
(28.11.23)
Yaklaşık 1 ay once arcelik km900 , 9 kilo , isi pompalı modelini aldık. Haftada rahat 3 4 kere çalıştırıyoruz. Simdilik gayet memnunuz. Fiyat olarak 1 ay önce 16 bin civarındaydı, şu an ne kadar bilmiyorum. Şahsen ben bosh marka alma taraftarıydım ama hanım, arkadaşlarından bu modelin iyi oldugunu duymus , f/p olarak bakip buna yöneldik.
0
aksiyom
(28.11.23)
Biz de 15 gün falan oldu bosch aldık. 12 civarı kampanyalıydı.
0
baldan kaymak
(28.11.23)
Km900 var valla her şeyi çektiriyor. İyi kıyafetleri dışarda kurutuyoruz, gündelikleri atıyoruz. Yani arçelik böyle diğer markaları bilmiyorum her ayarı denedik gene de çekiyor.
0
mikahakkinen
(28.11.23)
Arçelik kullanıyorum, ısı pompası olması enerji tasarrufu için baya önemli.

Memnunum, 3 senedir kullanıyorum ama özellikle kışın hala alışamadım çamaşır işinin aynı gün bitmesine :D Baya rahat bir olay.

Ancak kıyafet alırken kurutma makinasında kurutulabilir etiketi olmasına dikkat edin. Erkekler için çok sorun olmuyor genelde kumaş çeşitliliği yok ama kadın kıyafetleri çok çeşitli kumaşların karışımından oluşabiliyor o yüzden dikkat etmekte fayda var.
0
akhenaten
(29.11.23)
bosch aldım kendinden temizlemeli modeli evde kedi tüyü için şimdiye kadar birşeyimiz küçülmedi çünkü uygun program kullanıyoruz, enerji tasarruflu model aldı arkadaşım boschun 30k idi 4 ay önce elektrik faturası 20 tl bile oynamamış.

hiç düşünmeden alın ama bütçeyi arttırabilirsen tasarruflu model alın pişman olmazsınız

çok özelliğe gerek yok kısmı doğru aldığımdan beri sadece 2 program çalıştırıyorum ama tüm modeller zaten tonla program ile geliyor öyle aman 2 programı olsun diye sorduğumda modeller standard demişlerdi bana.

alın aldırın asma derdi yok aşırı kırışık çıkmıyor makineden program bittiği gibi sıcakken katlarsanız ütüsüz giyilecek kadar düzgün oluyor.

bu arada donanım haber forumunda kurutma başlığına göz atın model yorumları oluyor.
0
eja
(29.11.23)
5 yıldır vestel marka kullanıyorum , çok memnunum . hiç çekme sorunu yaşamadım. kazakları atarken tedirgin olmuştum , önce evde giyilen eski birkaç kazak denedim küçülme olmayınca artık yıkadığım her şeyi kurutuyorum. kurutma süresi çok uzun sürmüyor ve toz toprak ip kıl tüy toplayıp temizlemesi süper .
evde kedi köpek besleyenler özellikle kullanmalı bence .
0
devilone
(29.11.23)
(2)

Sanat tarihi, mitoloji ile ilgili youtube kanalı önerisi

fraise
Bu aralar üniversiteden beri merakım olan sanat tarihi ile ilgili okumalar yapmayı ve bir şeyler izlemeyi çok seviyorum ama özellikle izlenecek kaynak kısıtlı biraz ya da ben bulamadım. En son Celil Sadik'in videolarını izlemiştim fakat hem hepsi bitti hem de çok uzun araliklarla video yayınlıyor ka
Bu aralar üniversiteden beri merakım olan sanat tarihi ile ilgili okumalar yapmayı ve bir şeyler izlemeyi çok seviyorum ama özellikle izlenecek kaynak kısıtlı biraz ya da ben bulamadım.

En son Celil Sadik'in videolarını izlemiştim fakat hem hepsi bitti hem de çok uzun araliklarla video yayınlıyor kanalında.

YouTube üzerinden ulasabilecegim; sanat tarihi, mitoloji uzerine güzel bilgiler veren, önerebileceginiz kanal varsa, paylaşabilirseniz çok sevinirim. Şimdiden herkese teşekkürler.

Not: Türkçe, İngilizce ya da Fransızca olabilir.
0
fraise
(28.11.23)
İngilizce için Yale'in roma mimarisi açık dersi var aşağıdaki linkte sessions sekmesine girip izleyebilirsiniz. Bunun TÜBA'da Türkçe altyazı eklenmiş versiyonu da olacaktı, bakarsanız bulabilirsiniz.

oyc.yale.edu

Khan Academy'de de sanat tarihi dersleri var.

www.khanacademy.org

Ek olarak çeşitli üniversitelerin de farklı sanat tarihi derslerini açık hale getirdiği oluyor. Örneğin şimdi bakınca Oxford'un da böyle bir uygulaması varmış; ancak ücretli.

www.conted.ox.ac.uk
0
akhenaten
(28.11.23)
Ben Great Art Explained kanalını pek seviyorum; ünlü tabloların hikayelerini anlatıyor.

youtube.com
0
wish i could find a way to disappear
(28.11.23)
(13)

aramızda enfiyenin ne demek olduğunu bilen var mı?

sir gawain
bugün bir muhabbette fark ettim ki benden başka kimse duymamış bile, kendimi çok yaşlı hissettim. bu bir tek benim çocukluğumda mı vardı ya, ne oldu sonra bir anda üretimi mi durdu?
bugün bir muhabbette fark ettim ki benden başka kimse duymamış bile, kendimi çok yaşlı hissettim. bu bir tek benim çocukluğumda mı vardı ya, ne oldu sonra bir anda üretimi mi durdu?
0
sir gawain
(28.11.23)
Ben biliyorum ama hiç denemedim. Viktoryen dönemden kalan royal warrantlı bir enfiye kavanozu geçmişti elime. O zaman neymiş bu snuff ya diye bakarken öğrendim.

Şunlardan bahsediyorum; www.theantiquedispensary.co.uk

Sanırım Mısır çarşısında hala satılıyormuş enfiye, birgün alıp deneyeceğim. Çok bilen olmaması doğal ama :D hiç kullanılmıyor ki
0
akhenaten
(28.11.23)
Gerçek hayatta hiç görmedim. Okuduğum kitaplardan falan duydum. Bi de anatomide enfiye çukuru var elde. Orda da hocalar anlatır enfiyenin ne olduğunu.

1996
0
nundu
(28.11.23)
buruna çekilen ve burnu açan bir toz olarak biliyorum. hatta enfiye kutusu olur metal. ama pratikte hiç görmedim.
0
orpheus
(28.11.23)
bilmiyordum, bir demet tiyatro'da mevzusu gecmisti pedere sormustum, eskiden kullanilan kafa yapici bir madde demisti.

82
0
cooperr
(28.11.23)
Abi bunun kullanılması için bir neden yok, eskiden sigara yokken tütünü bu şekilde kullanıyorlarmış, sonra sigara daha popüler olunca ihtiyaç kalmamış kullanımı azalmış. Senin sorun biraz şu an neden sabit telefon çok kullanılmıyor gibi bir şey aslında :)
0
Bir ben var benden şurada
(28.11.23)
üniversitede aktardan alıp arkadaşları hapşırık krizine sokmuştum :D
0
Coyote
(28.11.23)
duydum ama ne oldugunu bilmiyorum.
0
buenosdias
(28.11.23)
takır takır halen satılmakla beraber tütünün toz haline getirilmiş hali olup pek elzem bir şey değildir. onu çekip hapşururlar falan hoşlarına gider insanların
0
orgyadakull
(28.11.23)
83'lüyüm ama hayatımda duymadım.
0
sta
(28.11.23)
30+ yaş. İlk kez kitaplarda okuyup ne olduğunu öğrendim, bir kere de lisedeki edebiyat hocam bize enfiye çektirmişti :)
0
wish i could find a way to disappear
(28.11.23)
anatomi dersinde öğrenmiştim
94
0
yuvarlanantencereninkapagi
(28.11.23)
enfiye çukuru vardır; okulda, klinikte öğrendiğim
0
hunharca ben
(29.11.23)
Yaşlıyız muhtemelen. Ben biliyorum. Benim çocukluğumda aktarlarda satılırdı.
0
SiyamkedisiZorro
(29.11.23)
(2)

Yapay zeka ile yönetilen fonlar

Rao
Selamlar, Aşağıdaki linkten yapay zeka ile yönetilen fonlardan bahsediliyor, ülkemizde bu şeklide yönetilen fonlar hakkında bilginiz var mı ? hangileridir. Teşekkürler. (git: )https://www.youtube.com/watch?v=65_Ukoql9b8
Selamlar,

Aşağıdaki linkten yapay zeka ile yönetilen fonlardan bahsediliyor, ülkemizde bu şeklide yönetilen fonlar hakkında bilginiz var mı ? hangileridir.

Teşekkürler.

(git: )www.youtube.com
0
Rao
(28.11.23)
Doğrudan yapay zeka ile yönetilen fonlar var mıdır bilmiyorum ancak örneğin garanti emeklilikte bes'inizi otomatik fon koçuna devredebiliyorsunuz ve o kendi algoritmalarına göre sizin risk seçiminize uygun belli fonları alıp, ağırlığını artırıp azaltıp, ya da elden çıkararak çalışıyor.

Fonları yönetmiyor ama portföyü yönetiyor.
0
akhenaten
(28.11.23)
www.aktifportfoy.com.tr

baska fonlar da illa ki vardir.
0
exlibris
(28.11.23)
(11)

iş yeri çıkışımı vermiş ama içerde alacağım var

ayseee
içerde 16 bin alacağım var bugün benden habersiz çıkışımı vermişler haberim yok çalışıyorum. istifa dilekçesi yazmam gerekiyor mu ve eğer istifa dilekçesi yazarsam içerde kalan 16k maaşımın eksik olduğunu istifa dilekçesinde belirteyim mi? çünkü bu işyerim inanılmaz çünkü 3 aydır sgklarımı eksik ya
içerde 16 bin alacağım var bugün benden habersiz çıkışımı vermişler haberim yok çalışıyorum. istifa dilekçesi yazmam gerekiyor mu ve eğer istifa dilekçesi yazarsam içerde kalan 16k maaşımın eksik olduğunu istifa dilekçesinde belirteyim mi? çünkü bu işyerim inanılmaz çünkü 3 aydır sgklarımı eksik yatırmışlar maaşımı almadan istifa dilekçesi vermiyim mi?

bu arada benle beraber muhasebe ve diğer departmanda da 4 kişi işten çıkıyor.

patron beyin toplantısının bitmesini bekliyorum görüşmek için ya sabır.
0
ayseee
(28.11.23)
işten çıkarıldıysanız neden istifa dilekçesi yazasınız ki? hatta muhtemelen onlar size alacağım yoktur şeklinde imzalamanızı isterler, onu da imzalamayın.
0
elorelia
(28.11.23)
geçmiş olsun.

Ne kadar zamandır calıştığına göre bazı hakların mevcut. Hiçbir şekilde istifa yazmamalısın. onların seni çıkartmaları gerekmekte.

Ayrıca ssk çıkış kodu da önemli issizlik maaşı alabilmek adına
0
kaiserr76
(28.11.23)
Neden istifa dilekçesi veriyorsunuz ortada bir istifa yok ki, işten atılmışsınız. bu sebeple size içeride kalan paranızı, ihbar ve tazminatınızı hesaplayıp ödemeleri lazım.
0
montreal
(28.11.23)
istifa dilekçesi falan vermeyin. hatta haksız fesih ise işe iade davası açın, büyük ihtimal lehinize sonuçlanır. o durumda 8 maaş (yanlış bilmiyorsam) daha tazminat alırsınız
0
faberkastelli
(28.11.23)
Çıkışınızı zaten vermişler sizin istifa vermeniz anlamsız. Durumunuz arabulucuya kalacak gibi. Size önerim bir avukatla görüşün
0
limonlu eksi
(28.11.23)
bence işyerinden kimseyle, patronla vs. görüşme, avukat bul, konuyu anlat, git bugün için rapor al. iş yerinden uzaklaş ve avukatla nasıl çözeceğinizi konuşun bu durumu.
geçmiş olsun. avukatınız çatır çatır alır.
0
erty_ksk
(28.11.23)
edit ; 3 aydır çalışıyordum. sgk'Yı aradım. sizi sabah istifa etti olarak işten çıkarmışlar dedi ( ki haberim yok)... o yüzden adliyede arabulucu ile hakkınızı arayabilirsiniz buradan bir işlem yapamayız dediler.
0
🌸ayseee
(28.11.23)
İstifa etmiş gibi gösterilerek işten çıkarıldıysanız her şeyden önce ilk iş hemen noterden istifa etmediğinize dair ihtar göndermelisiniz. Bugün bunu yapın öncelikle. Zaman kısıtı var, kaç gün hatırlamıyorum ama geciktirmeyin. Yoksa istifa etmişsiniz gibi gösterebilirler, iş uzar.
0
akhenaten
(28.11.23)
toksik bir isyerine benziyor. sen de tecrubesiz gorunuyorsun. tam bir suistimal ortami var gibi duruyor. bir abi tavsiyesi olarak, bilen birine danismadan hicbirsey imzalama, yapma.
0
buenosdias
(28.11.23)
ibraname getirdiler şimdi alacağım tutar yazıyor tabi karşısında imza atmamı bekliyorlar ama daha hesabıma geçen bir tutar yok. patron toplantı yapıyor başka birileriyle onun bitmesini bekliyorum. paramı ödemezse imza atmayacağım. ama sonrada ödemezse ne yapacaz.
0
🌸ayseee
(28.11.23)
şu maaşı 4 takside bağlayan firma değilimi o ?

eğer öyle ise isabet olmuş bence , ödeme almadan hiç bir şeye imza atmayın ve istifa dilekçeside imzalamayın. Varsa kıdem tazminatınız vs. hepsini ve maaş alacağınızı talep edip, tüm alcaklarınızı aldıktan sonra o zaman imzanızı atarsınız ne gerekiyorsa

Geçmiş olsun
0
Rao
(28.11.23)
(3)

önce evlilik mi teklif edilir yoksa aile ile mi tanıştırılır?

ilgeru
sb. standart nedir veya nasıl olmalıdır? aile ile tanışmaktan kastım ailelerin tanışması değil. örneğin kızın erkeğin ailesiyle tanışması veya tam tersi gibi.
sb. standart nedir veya nasıl olmalıdır? aile ile tanışmaktan kastım ailelerin tanışması değil. örneğin kızın erkeğin ailesiyle tanışması veya tam tersi gibi.
0
ilgeru
(26.11.23)
Valla bence evlilik teklifi sonrası.
0
Amaranta ursula
(26.11.23)
Standart yok, nasıl olsun ki? Size ve aile yapınıza bağlı bir şey bu. Kimi insan var tanıştırma için kafa yormaz, spontane denk gelir de tanışılır. Kimileri özellikle erkenden tanışılsın ister, kimileri iş ciddiye binmeden asla tanıştırmam der. Kimileri evlenme teklif edip öyle tanıştırır.

Yani hatta ülkemizde evlenecek insanlardan önce ailelerin tanışması bile yaygın bir şey. Böyle düşününce iyice garip geldi. :D

Çok takmayın yani.
0
akhenaten
(26.11.23)
ben olsam evlenmeyeceğim birini ailemle tanıştırmam.
fakat bunun belli bir sırası yok. tanışma olursa 2 taraf da ciddi olduğunu bilecek zaten. teklif sonra da olabilir. zaten o durumda teklif formalite olur
kabul etmeyecek biri aileyle tanışmaz.
0
jelly bear
(28.11.23)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.