Giriş
(5)

Mesaiden sonra kafayı toparlayamama

sevilen progressive türkücü
Kafamı toparlamam uzun sürüyor, kendime gelmem 3 saatimi falan alıyor. Normal mi bilmiyorum ama kitap okumak bile eziyet gibi geliyor. Boş boş oturmak, yürümek istiyorum.Size de oluyorsa nasıl kendinize geliyorsunuz?
Kafamı toparlamam uzun sürüyor, kendime gelmem 3 saatimi falan alıyor. Normal mi bilmiyorum ama kitap okumak bile eziyet gibi geliyor. Boş boş oturmak, yürümek istiyorum.
Size de oluyorsa nasıl kendinize geliyorsunuz?
0
sevilen progressive türkücü
(15.04.24)
Yarim saat siziyorum koltukta sonra fisek gibi oluyorum
0
floydian
(15.04.24)
Titanic +1
Yani bu aslında kişiye bağlı. Misal ben twtich/youtube anlamsiz şeyler izliyorum biraz dizi falan izleyemem çünkü bir şey anlamaya çalışmak istemiyorum.
Meditasyon deneyebilirsiniz.
Yürümek güzel fikir.
0
logisticsmanager
(16.04.24)
Her zaman mı böyle? Bazen ne yaparsanız yapın dönemsel olarak yorgun hissedebiliyorsunuz. Hayat hiçbir zaman stabil değil. Böyle durumların yaşanması normal, siz de bu his geçene kadar uğraşacak yeni bir şeyler bulun, ilginizi çeken bir şeyle meşgul olmaya çalışın. Yaşadığınız histen kurtulamazsınız ama süreci atlatana kadar yardımcı olur.

Eğer az uyumaya başladıysanız toparlanana kadar daha erken yatın, eğer beslenme düzeniniz aksadıysa geri düzene oturtun. Bunlar çok etkili oluyor genelde.
0
akhenaten
(16.04.24)
@akhanaten
Çoğu zaman böyle. Yoğunluğun fazla olduğu günlerde daha fazla hissettiriyor.

Spora gidiyorum ama düzenli gidemiyorum.
Gece sık uyanmaya başladım belki ondan da kötü hissediyor olabilirim.
0
🌸sevilen progressive türkücü
(16.04.24)
Ben yemek yapıyorum ya da evden dısarı atıyorum hemen kendimi iyi geliyor.

Ben bir ara uyku problemi yaşıyordum. Gece terörü, epilepsi benzeri nöbetler, sık uyanma, kalitesiz uyku vardı. Gün içerisinde yaptıklarıma da yansıyordu. Sonra nöroloji uykuma yardımcı olacak antidepresan tarzı bi hap verdi. Yeniden doğmuş gibi oldum ve gün içinde konsantrasyonum arttı. İş öncesinde ve sonrasında başka şeyler yapmaya enerjim geldi. Tek sorunum uykuymuş.

O yüzden, belki de doktor tavsiyesiyle uykuya yardımcı olacak bir şeyler almanız, nörologla konuşmanız artı olabilir
0
jazzabel
(16.04.24)
(7)

Market pirincini yıkamak şart mı?

dejame
Daha kolay olsun diye cream of rice yapacağım. Tarifi çok basit, robotta pirinci un olana kadar çekiyoruz. İnternetten hazır almak yerine çok ucuza geliyor. Fakat marketten aldığım pirinci yıkamadan kullanırsam üstünde pestisit gibi zararlı maddeler var mıdır?
Daha kolay olsun diye cream of rice yapacağım. Tarifi çok basit, robotta pirinci un olana kadar çekiyoruz. İnternetten hazır almak yerine çok ucuza geliyor. Fakat marketten aldığım pirinci yıkamadan kullanırsam üstünde pestisit gibi zararlı maddeler var mıdır?
0
dejame
(15.04.24)
Bazı bitkiler topraktan siyanür alır. Elma ve pirinç bu bitkilerdendir. Elma, siyanürü çekirdeğinde depolar.

Pirinci sadece yıkamak değil birkaç saat ılık suda bekletmek doğru bir davranış olacaktır.
0
Mirket
(15.04.24)
her pirinci yıkamak gerekir. mercimeği de. bulguru da.
0
jelly bear
(15.04.24)
ne pirinci ne bulguru yıkarım yaparken. yıllardır ölmediiğime göre çok da bir problem olmasa gerek.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(15.04.24)
Pirinci yıkamanın esas sebebi nişastasından kurtarmak. Eğer yıkamazsanız hem çok kolay lapalanır hem de tadına etki eder. Örneğin japon mutfağında genelde pirincin kolay yapışması önemli oluyor, onun için öyle uzun uzun yıkanmıyor. Tadı da sizin kendi zevkiniz nişastalı severseniz yıkamayın.

Cream of rice nasıl oluyor bilmiyorum, tarifte yazdığı gibi yapın. Pirinci zaten lapa haline getirecekseniz yıkayıp yıkamamak çok da önemli olmaz ama tadını etkileyebilir.

Bir de pestisit olmasa bile en azından bir tozunu almak için dahi olsa soğuk sudan geçirmek faydalı. Neticede tarımsal ürün. Üretim sürecinde girdiği çıktığı yerlere güven olmaz.
0
akhenaten
(15.04.24)
pirinci yıkamazsan şekeri kilo aldırır. yıkanman şart.
0
sizofren06
(15.04.24)
Pirincin geldiği tırı/kamyonu, beklediği depoyu, paketleme sırasını vs. düşünürsen yıkaman en hayırlısı.
0
chicha_v2
(15.04.24)
bi tane gida muhendisi goruyorum instagram'da. paraboiling diye bir yontemi gosteriyor. pirinci yikamiyor ama suyla birkac dakika kaynatiyor. sonra suzup esas pilav yapma islemine geciyor.

yani anliyorum un yapacakmissiniz da, robotta un olur mu bilemedim. ogutucu lazim sanki ona. pirinc unu mu alsaniz :D
0
supergirl
(16.04.24)
(5)

Hatırlatıcı uygulama tavsiyesi

kanepeee
Diş fırçasını değiştirmek, berbere gitmek, çimleri biçmek gibi geniş aralıklarda yapılan işleri hatırlatacak bir uygulama arıyorum. tabi ilaç kullanıyorsam onu da her sabah hatırlatabilme özelliği fena olmaz.Örneğin her 2 ayda bir diş fırçasını değiştirmemi hatırlatsın. "ertele" tuşu olsun, bugün di
Diş fırçasını değiştirmek, berbere gitmek, çimleri biçmek gibi geniş aralıklarda yapılan işleri hatırlatacak bir uygulama arıyorum. tabi ilaç kullanıyorsam onu da her sabah hatırlatabilme özelliği fena olmaz.

Örneğin her 2 ayda bir diş fırçasını değiştirmemi hatırlatsın. "ertele" tuşu olsun, bugün diş fırçası alamadıysam yarın hatırlatsın. Yarın da alamazsam sonraki gün hatırlatsın. "değiştirdim" dediğim andan itibaren 2 ay saysın.

Android uyumlu olması şart. Mümkünse macos ve ios uygulamaları da olsun.
0
kanepeee
(14.04.24)
Telefonların dahili takvim uygulaması bunların hepsini yapıyor?

En azından samsungun takvimi ve google'ın takvimi için böyle.
0
akhenaten
(14.04.24)
Ben takvime sadece gerçekten vadesi olan toplantı veya ödeme gibi şeyleri koyuyorum. Takvim kalabalık olmasın diye.

Ivır zıvır olanlar içinse Microsoft To Do kullanıyorum ... Win, MacOS, Android, Browser hepsini destekler. Ücretsiz.

play.google.com
0
alfired
(14.04.24)
hocam aradığınız uygulama Habits (Loop Tracker) olabilir. Minimalist basit sade oldukça kullanışlı ve şık. tam tarif ettiğiniz özellikleri sunuyor. Özellikle bu kategoride çok fazla uygulama inceledim, 5 yıldan uzun süredir bunu kullanıyorum.

play.google.com
0
whimsically macabre
(15.04.24)
android deseymişsiniz tam süper olacakmış.
0
whimsically macabre
(15.04.24)
google keep'e bir bakın derim.
0
zalbarath
(15.04.24)
(3)

3. dünya savaşı geliyor mu?

olimpia
Geliyorsa veya geldiyse Türkiye nasıl konum almalı sizce?
Geliyorsa veya geldiyse Türkiye nasıl konum almalı sizce?
0
olimpia
(14.04.24)
kaç tane israil vatandaşı ölmüş? iran saldırıyı bitirdim dedi. misilleme yaıpldı ve olay kapandı. iyi geceler.
0
HellKeePer
(14.04.24)
Dünyanın sonu da geliyor ama bunun için birkaç milyar yıl öngrülüyor.

Gelecekte bir 3.dünya savaşı kaçınılmaz elbette. Ancak bunun için öncelikle taraflar arasındaki güç dengesinin daha da kapanması gerekiyor. Yeni teknolojiler ucuzlayıp erişilebilir oldukça ve diğer tarafta mevcut teknolojilere bariz derecede baskın yeni fikirler ortaya çıkmadıkça bu güç dengesi de eşitlenmeye devam ediyor.

Elbette bu açık bir anda kapanmayacak ve kapanma sürecinde de gittikçe güç kazanan taraf sadece dünya savaşını beklemeyecek. Bölgesel savaşlar, bloklar içinde öne çıkıp yerini sağlamlaştırmaya yönelik hamleler olacaktır ancak 3.dünya savaşı için bence henüz zaman var.

Ayrıca ekonomik yeterlilik de göz ardı edilemez. Savaş girişimleri olsa bile tarafların savaşları sürdürebilirlik güçleri eşit değil ekonomik olarak. msci acwi gibi endekslere bakarsanız sadece tek başına ABD'nin dünya ekonomisindeki payı %60'ların üstünde ve ABD yalnız değil. Bu bloğun karşısında "dünya savaşı" diye bir karşılaşmayı gerektiği noktaya kadar sürdürebilecek bir blok yok henüz. Dünya savaşının başlaması için öncelikle şu anda devam eden ticaret savaşının kazananının kim olduğunu görmek gerekiyor.

"Tepemizin tasını attırdınız, bence siz çok haksızsınız" kaynaklı bir dünya savaşının çıkması çok zor. Gerçi tek bir insan olarak tedirgin olmak için de illa dünya savaşı gerekmiyor. İnsanın bulunduğu noktada başlayan bir mahalle savaşı bile hayatını çok kötü etkileyebilir. Umarım daha kötü şeyler yaşanmaz ne diyelim.
0
akhenaten
(14.04.24)
ikinci dunya savasindan sonra tum dunya soguk savas boyunca bunu bekledi ama olmadi. bu muhtemelen artik olmaz. artik minik devletlere ve teror orgutlerine silah satma muhabbetinden oteye gecmiyor gibi bu tur seyler. hangi gelismis ulkenin halki rahatini bozup savas moduna girmek ister? topyekun savasin halk uzerinde onarilamaz etkileri oluyor. avrupa ulkeleri bu tur seylere asla girmez artik. cok salakca olur.

olursa da turkiye ikinci dunya savasindaki politikasini kopyalayip yapistirsin.
0
bohr atom modeli
(14.04.24)
(5)

Kredi kartı aidatı yasal mı ve iadesi nasıl talep edilir?

anaphylacticshock
Merhaba, Ziraat Bankası'nın BANKKART COMBO gold kredi kartını kullanıyorum. Hem maaş hesabım hem de kredi kartı hesabım tek kartta. Kredi kartımın Nisan ayı dönemine KART AİDAT ÜCRETİ adı altında yüklü bir mebla yansıtmışlar. Kart aidat ücreti kesintileri yasal değil ve iadesini talep etme hakkımız
Merhaba,

Ziraat Bankası'nın BANKKART COMBO gold kredi kartını kullanıyorum. Hem maaş hesabım hem de kredi kartı hesabım tek kartta.

Kredi kartımın Nisan ayı dönemine KART AİDAT ÜCRETİ adı altında yüklü bir mebla yansıtmışlar.

Kart aidat ücreti kesintileri yasal değil ve iadesini talep etme hakkımız var diye biliyordum ancak internette yasal deniyor.

Normalde her sene düşük bir miktar kesilirdi ama bu sene çekilen miktar gerçekten fazla geldi.

Yıllık aidat adı altında kesilen bu tutarlar gerçekten yasal mı?

Bu yıl ve önceki yıllarda kesilen aidat ücretlerinin iadesini toplu olarak talep edebilir miyim?

Bunun için nereye başvurmam gerekir?

(Bankayı aramadım. Arasam ne diyecekleri belli. Aylık belli bir tutar harcama karşılığında kesilen aidat ücretini puan olarak yansıtma kampanyası yapmışlar. Ben puan değil kesilen tutarların iadesini talep etmek istiyorum.)
0
anaphylacticshock
(13.04.24)
Her banka taksiti, kampanyası, puanı vesairesi olmayan aidatsız bir kart çıkarıyor. Bu kartları dışındaki kartların aidatı var. Ziraatin Bankart'ının da aidatı var.

Bankalar genelde telefon açıp, iptal ettiririm haa diye tehdit edip aidatını geri isteyen müşterilerine, eğer bankaya para kazandıran bir müşteriyse, bu seferlik deyip aidatın bir kısmını iade ediyorlar veya puan veriyorlar. Genelde de blöfü görüp kartı iptal işlemi yapıyorlar.

Ziraat Bankasının hiiiç o diyaloglara girmeden direkt kartı iptal edeceğini düşünüyorum ama bir şansını dene istersen.

Bu arada Ziraatin Bankkart Mobilde aidat iade sekmesi var. Orda 6 ay süreyle belirlediği kadar karttan harcama yaparsan aidatını otomatik iade ediyor. İadesi puanla mı oluyor onu bilmiyorum ama puanları da yine mobilden harcamalarını sonradan ödeme olarak kullanabiliyorsun. Diğer bankalar gibi şu tarihte veririm şu tarihe kadar harcamazsan keserim. o arada da sadece anlaşmalı yerde kullanabilirsin saçmalığı Ziraatte yok.

Ben bütün kredi kart sorularında Ziraat güzellemesi yapıyorum da seviyor muyum ben bu bankayı nedir :)
0
Mirket
(13.04.24)
Bahsettiğiniz durum mevduat hesaplarındaki "hesap işletim ücreti" konusundaydı. Kredi kartlarında durum biraz daha farklı. Sizin kullandığınız tarzda adında gold, platinum vb. ibareler olan kartların sağladığı bazı kampanyalar ve ekstra indirimler ya da ne bileyim özel danışmanlık hizmetleri falan oluyor. Kartın prestijine göre ambulans ya da taksi hizmeti veren falan bile var. Bunlara binaen bu tip kartlardan aidat alıyorlar ya da belirlenen tutarda minimum harcama taahhüdü veriyorsunuz. Ancak çoğu bankanın temel seviyede çıkardığı, sadece kredili harcama yapmaya yarayan ve çok bir numarası olmayan kartları da var. Onlardan almayı düşünebilirsiniz.
0
akhenaten
(13.04.24)
Tuketici hakem heyetine yaz yasal degilse iade olur zaten. (Bu sekilde iade alan gördüm ama ayrıntısını bilmiyorum)
0
sanguine mcqaer
(13.04.24)
Kredi kartı aidatı yasal.
Tüm bankalar "Aidatsız Kredi Kartı" çıkarmak zorundalar, çıkardılar. Onlara geçebilirsiniz.

Bankayı arayıp onlarla aylık belli bir tutar vs. gibi pazarlık yapabilirsiniz. Aslında banka bunu yapmak zorunda değil ama sizi kaybetmemek için yapıyor.
0
michael_knight
(14.04.24)
burdan aldım çok kez www.turkiye.gov.tr
0
ShadowOfMoon
(14.04.24)
(5)

Bir yakınınız kafayı sıyırmışsa ve tehlike yaratıyorsa ne yaparsınız?

santimantal
Bir yakınım var. 50 civarı yaşta.Ciddi kişilik bozuklukları var: obsesif kişilik. İnanılmaz cimri. İstifçi. Hurda ve çöplerle haşır neşir. Hiç para harcamaz. Varyemez. Aşırı gergin. Sürekli her şeyden yakınan, küfür edip duran vs vs...Eşi ve çocukları ona artık katlanamıyordu. Yıllardır eşi yatağını
Bir yakınım var. 50 civarı yaşta.
Ciddi kişilik bozuklukları var: obsesif kişilik. İnanılmaz cimri. İstifçi. Hurda ve çöplerle haşır neşir. Hiç para harcamaz. Varyemez. Aşırı gergin. Sürekli her şeyden yakınan, küfür edip duran vs vs...
Eşi ve çocukları ona artık katlanamıyordu. Yıllardır eşi yatağını bile ondan ayırmıştı.
Ve sonunda boşanma davası açtı. Evden uzaklaştırma kararı aldı.
Adam şu an kafayı iyice sıyırmış durumda.
Sürekli her yerde saçmalıyor.
Ailesini rezil ediyor.
Durumu tahlikeli de: Boşanma gerçekleşir ve mahkeme mal varlığını bölerse iyice kafayı sıyırıp çevresine zarar verebilir.

Adamda içgörü sıfır.
Ailesi çaresiz durumda.
Bu adama nasıl yardım edeceklerini bilmiyorlar.

Benim aklıma bir şey gelmiyor.
Belki bir çare vardır?
0
santimantal
(13.04.24)
Çevresine vereceği zarardan kastınıza bağlı biraz da. Çünkü anlattığınız kadarıyla kendisi yardım isteyecek ya da yardımı kabul edecek birine benzemiyor. Bu yaştan sonra ufkunun genişleyip yeni bir bakış açısı kazanması da çok zor. Eğer gidip insanları tartaklamayacaksa kendi haline bırakın siz de. Eğer etrafında kimse kalmadığını anlarsa belki bi ihtimal üstüne kafa yorar.

Herkes ortaklaşa şekilde "ne yapalım, ne desek lafımız geçmiyor, yaşına hürmeten ses çıkarmıyoruz" tarzında mı yaklaşıyor bu kişiye? Eğer durum böyleyse biraz daha otoriter davranmak gerekiyor sanırım.
0
akhenaten
(13.04.24)
acil psikiyatriden yatış ve ilaç tedavisi
0
bir soru sorcam
(13.04.24)
Muge Anli cozer anca galiba
0
The_Lollok
(13.04.24)
reşit çocukları varsa vesayet altına alınmasını ve hastaneye yatırılmasını sulh hukuk mahkemesinden istesinler.
0
paintov
(13.04.24)
Ben olayı tam anlamadım. Adam cimri, gergin, saçmalayan ve içgörüsü size göre olmayan bir adam.

Anlattıklarınızdan bunlar dışında bir sorun olduğu anlamı çıkmıyor.

Ailesi hem boşanma davası açıp hem uzaklaştırma kararı alıp ayrıca nasıl yardım ederiz diye mi düşünüyor?

Tehlikeden kastınız ne? Kime tehlike yaratmış ya da yaratabilir?
0
Mirket
(14.04.24)
(13)

Bir erkek neden kendisine sövülmesine rağmen engellemez?

Kahvedesu
Engellenirse daha çok takar diye mi?
Engellenirse daha çok takar diye mi?
0
Kahvedesu
(11.04.24)
Aynen bazı psikopatlar var öyle olur olmadık yerlerden stalk yapip kafaya takiyolar
0
abuzer
(11.04.24)
Çünkü engelleyince olur olmadık yerlerden iletişime geçmeye çalışıyorlar, bu daha korkutucu oluyor. @abu’nun dediği gibi takıntılı insan çok. Bir sürü hesabı olan, değişik sitelerden tc numarana kadar erişen türlü türlü tip var.
0
ruhen hastayim ben
(11.04.24)
Ruhencim bana dedin galiba, bahsettiğim kişinin zaten TC si ve adresi var. Oturup aramama gerek yok. Ama haklısın var böyle takıntılı tipler, evli adamın karısına kadar stalklayıp başka gruplarda paylaşan.
0
🌸Kahvedesu
(11.04.24)
Çünkü engellemek ergence bir hareket. Bana sövene cevap vermem, engellemem için düzenli sövmesi lazım.

Öte yandan
media.tenor.com
0
Bruce
(12.04.24)
Engel pek çözüm olmuyor zaten. Bana da baska hesaplardan yazan sapiklar denk gelebiliyor mesela.
0
Yourcousinmarvinberry
(12.04.24)
Sövdükten sonra tekrar iletişime geçti ve konuştuk.
0
🌸Kahvedesu
(12.04.24)
Ee ne diyor peki
0
abuzer
(12.04.24)
Selamı var abuzer sana.
0
🌸Kahvedesu
(12.04.24)
Ben olsam gıcık olsun diye oyle yapardım. Bütün erkekleri bilemem ama.
0
encokbenisevinnolur
(12.04.24)
Ben engel olayını sadece dolandırıcı hesaplar için kullanıyorum. Engelleyince başka zaman, başka yerde fırsat olunca devam ediyor kaldığı yerden. Engellemeyince azalarak bitiyor.
0
akhenaten
(12.04.24)
Ben. Üşeniyordur önemsemiyordur belki değişir diye bekliyordur. Normal yani
Bir de sövmek? Ucu çok açık… aptal herif demek de sövmek
0
Cezcez
(12.04.24)
Sövdükten sonra konuştuysa submissive'lik seviyor olabilir.
0
Bruce
(12.04.24)
ben zerre takmıyorum. en son bi tane kız böyle yaptı bu ay oldu. bıraktım öylece. uğraşamam valla harcadığım kilobyte a yazık. silip geçtim.

cahile laf anlatmakla uğraşamam. kendisine saygısı olan yapmaz zaten.

ha ısrarcı olan erkekse ve laftan anlamayıp sövülüyorsa; o bende yok. erkeğin böyle ısrarcı olanı hiç çekilmiyor. şahsen naz yapılıp ısrar bekleniyorsa gerçi onu da ben yapmıyorum ama neyse bu başka bişi :D
0
baldan kaymak
(13.04.24)
(4)

Bu bebek kedi davranışını yorumlayalım

morca
Mahallemde birkaç haftadır gördüğüm 3-4 aylık bir bebek kedi var. Annesi veya kardeşleri yok, tek başına hep. İnsanlardan aşırı korkuyor. Diğer kedilere mama götürdüğümde o da koşup geliyor ama daha büyük kedilerden de korktuğu için mamaya yanaşamıyor, uzaktan izliyor. Ben de onun önüne götürüp dökü
Mahallemde birkaç haftadır gördüğüm 3-4 aylık bir bebek kedi var. Annesi veya kardeşleri yok, tek başına hep. İnsanlardan aşırı korkuyor. Diğer kedilere mama götürdüğümde o da koşup geliyor ama daha büyük kedilerden de korktuğu için mamaya yanaşamıyor, uzaktan izliyor. Ben de onun önüne götürüp döküyorum, önce biraz kaçsa da sonrasında gelip yiyor.

Son günlerde ise hep şunu yaşıyoruz: onun önüne mama döküyorum, kaçmıyor ve yemeye başlıyor. Ben tam gidecekken elime pati atıyor. Pati attıktan sonra uzağa kaçıp geri geliyor mama yemeye bir de. :D İlk seferki derindi, çok kanadı. Neyse dedim. Ertesi gün yine aynısı oldu. Korkuyor desem patilemeden önce mamayı yiyor zaten, bir de tam ben geri çekildiğimde yapıyor hep bunu.

Bugün beşinci kez aynı şeyi yaşadık. Diğer kediler de arada pati atıyor ama onlarınki çizmiyor bile, uyarı patisi gibi daha çok. Bu çocuk gerçekten paramparça etti elimi, bugün yarım saat kan dursun diye bekledim. Elimi gören doktor arkadaşım kan durmazsa acile git de dikiş atsınlar bile dedi.

Önüne koyduğum mamayı da yiyen bu bebek kedi niye böyle yapıyor? Ben neyi yanlış yapıyorum? Önüne döküp gidiyorum, sevmeye de çalışmıyorum ki rahatsız olsun veya korksun. Fikir ve yorumlarınızı beklemekteyim.
0
morca
(11.04.24)
ilk aklıma gelen ona zarar verebileceğini düşündüğü oldu.

insan gibi değil, kedi gibi düşünmeye çalış yani ilkel bi varlık olarak :) daha çok küçük olduğu için insanları kategorize edememiş ve hangi davranışın nereye gideceğini bilmiyor muhtemelen.

yemek yerken, tuvalet yaparken ve uyurken korumasız olurlar onun için en ufak bi harekete aşırı twpki verebilirler, özellikle yeni tanımaya başladığı eylemlerde. şöyle düşün o tam dalmış yiyiyorken sen birden hareketlenip kalkınca ona karşı bi hamlede bulunduğunu sanıyor ve ona pati atarak tepki veriyor olabilir diye düşündüm. sonra kaçıyor bakıyor senden bi hamle yok ona zarar verebilecek geliyor yemeye devam ediyor :D

yaşı ilerledikçe alışır bu duruma aynı tepkiyi vermez :)
0
e mice
(11.04.24)
Karnı doyduktan sonra, (kedi aklınca) oyun oynamaya çalışıyor olabilir. İlk aylarda annesi öğretir, ama anne olmayınca beceremiyordur ... diye düşündüm.

Pençe atınca karşılık vermezseniz, 3-5 defadan sonra yapmaz (umarım).
0
alfired
(11.04.24)
e mice +1 diyorum.

Bizim iş yerinde beslediğimiz, kucağımızdan inmeyen, kendini herkese sevdiren kedi bile mama sırasında dokunmaya çalıştığında aslan kesilip bir anda takıyor pençeyi ya da tıslıyor. Çünkü mama yerken savunmasız ve tetikte oluyorlar sürekli. Hele de sokak kedisi ve sizinki gibi savunmasız, kendini savunmayı öğrenememiş bir kedi iyice korkup ani hareketlerde tepki veriyor olabilir.
0
pianeta
(11.04.24)
@e mice +1

Çalıştığım yerdeki yavrular da böyleydi, onların anneleri de yanındaydı ama anneleri aşırı korumacı olduğu için yavrulara hiçbir zaman dokunamadık ve haliyle çok yabancı ve ürkek kaldılar insanlara karşı. Bir keresinde gözü rahatsızlanan yavrunun birine damla damlatmaya çalışırken çıkardıkları dramanın haddi hesabı yoktu :D Büyüyüp irileştikçe yaklaşmaya başladılar. Şimdilerde korkmayı geçtim, özel ilgi bekliyorlar.
0
akhenaten
(12.04.24)
(6)

Halka Arzlarınızı Tavan Bozunca Satıyor musunuz Bekletiyor musunuz?

halitkin
Şahsen girdiğim hiçbir halka arzı satmıyorum ancak görüyorum ki birçok kişi tavan bozduğu an satıyor. Sizce ben yanlış mı yapıyorum? Siz nasıl bir strateji izliyorsunuz? Ben en azından 1 sene bekletme taraftarıyım, genelde 2 katına çıkıyor ancak önerebileceğiniz farklı bir strateji varsa uygulayabil
Şahsen girdiğim hiçbir halka arzı satmıyorum ancak görüyorum ki birçok kişi tavan bozduğu an satıyor. Sizce ben yanlış mı yapıyorum? Siz nasıl bir strateji izliyorsunuz? Ben en azından 1 sene bekletme taraftarıyım, genelde 2 katına çıkıyor ancak önerebileceğiniz farklı bir strateji varsa uygulayabilirim. Bir de GYO arzlarına katılmama kararı aldım, siz GYO'lar hakkında ne düşünüyorsunuz? Halka arza girerken sektör gözetiyor musunuz?
0
halitkin
(11.04.24)
benim de 20 30 bin oldu halka arz. zaten artık çok girilmiyor. bozmuyorum.şu ana kadar dolar altın euro ve bu hisseleri hiç bozmadım. ihtiyacım olmadıkça bozmam
0
ShadowOfMoon
(11.04.24)
benzer bir soru ben de sormuştum
www.eksiduyuru.com

ben satmıyorum şimdilik. bu arada GYO arzlarına ben de girmiyorum. yakında bir tane var. millet borçlarını katlımcılara ödetecekler diye yorumlar yapmış X'de. bu yüzden katılmayacağım GYO lara. aldıklarımı da henüz satmadım. zaten 3-5 bir sey biriksin diyorum.

twitter.com
0
exlibris
(11.04.24)
ben maliyet satisi yapiyorum tavan bozmasa da %150-200 falan olunca satiyorum, kalan duruyor. Aldigim parayla da normalde portfoyumde biriktirdigim hisselerden aliyorum.

halka arz olan firmaya da bagli tabii bu biriktirmeyi dusunecegim bir firma olursa arzi ucuz bulursam tavandan alirim da. Su an icin benim acimdan oyle bir firma olmadi.
0
wallcan
(11.04.24)
Ben satıyordum, artık satmıyorum. Sattığım arzların listesini tuttum excelde düzenli olarak günlük hesaplanıyor değerleri. Güncel sepet değeri benim sattığım değerin hayli üstünde. Aslında aralarından birçoğu çok da yükselmemiş, hatta ekside olanlar da var, ama yükselenler iyi yükselmiş. Bunlar da sepeti yukarı taşımış.

Ben kendi adıma gyoları tavan bozunca satıyorum, gerisini tutuyorum. Zaten takip etmek de zor geliyor artık.
0
akhenaten
(11.04.24)
Satmadım henüz hiç. Satmamaya çalışıyorum.
0
Amaranta ursula
(11.04.24)
Eylülden beri halka arz hisseleri satın alıyorum ilk başlarda tavan bozunca satıyordum. Sonra satmamaya başladım ama lazım olunca satıyorum.

Avpgyo vakasından sonra gyo hissesi almıyorum. Teknoloji şirketlerini kesinlikle almaya çalışıyorum. Bu parayı sonbaharda kullanmayı hedefliyorum bu yüzden tutabileceğim kadar tutacağım.
0
black holes in the sky
(12.04.24)
(4)

Göndericisi amazon olan ürünün iadesi - kozmetik

condom kurşunu
Güneş kremi aldık piyasdan baya uyguna bulduk ama sonra sktsi yakın ya da geçmiş olabilir mş diye kıllandım. Geldiğinde böyle bir durum yaşarsak iadesi kolay oluyor mu?
Güneş kremi aldık piyasdan baya uyguna bulduk ama sonra sktsi yakın ya da geçmiş olabilir mş diye kıllandım. Geldiğinde böyle bir durum yaşarsak iadesi kolay oluyor mu?
0
condom kurşunu
(11.04.24)
Evet kolay.
0
jackyr
(11.04.24)
Online pazarterkerinde çok fazla sahte güneş kremi var. Şikayetvar sitesine göre Amazon’da da varmış.

Geçmişte internetten almıştım ve kokusu vs çok kötüydü, sahte ama gerçek gibi görünüyor. Güneş işi şakaya gelmediğinden Rossmann. gratis gibi yerlerdeki indiirimlere bakın
0
kaset
(12.04.24)
Normalde ürünü açmadan her türlü iade edersin zaten. Ancak açsan bile kusur varsa yine iade edebilirsin Amazon’da. Başka platform olda açınca almaz da Amazon alabilir
0
kondansator
(12.04.24)
Aynı sebepten daha önce iade yaptım ben amazonda. Batch kodunu kontrol edip raf ömrü dolduysa bu sebeple iade etmek istediğinizi söylersiniz sorun olmaz. Ayrıca iade ettiğiniz aynı ürünü geri alacaksanız evden ücretsiz gelip alıyorlar iadeyi.
0
akhenaten
(12.04.24)
(5)

Hava temizleyiciler gereksiz mi?

chicha_v2
https://www.daikin.com.tr/hava-temizleme-cihazi-nemlendirmeli-mck55w_183187İstanbul'da yaşıyoruz, evde kedi de var. Zaman zaman hava çok kirli oluyor malum. Evimiz de nemli gerçi nemlendirme özelliği olmasa da olur ama kimisi pek işe yaramıyor gereksiz vs. diyor.Japonya'da her otelde, mekanda vardı
www.daikin.com.tr

İstanbul'da yaşıyoruz, evde kedi de var. Zaman zaman hava çok kirli oluyor malum. Evimiz de nemli gerçi nemlendirme özelliği olmasa da olur ama kimisi pek işe yaramıyor gereksiz vs. diyor.

Japonya'da her otelde, mekanda vardı bu cihazlardan. Gereksiz olsa adamlar kullanmazdı bir de size sorayım dedim kullanan var mı memnun mu bu cihazlardan?
0
chicha_v2
(10.04.24)
gereksiz değil de, o linkte paylaştığınız biraz gereksiz büyük. daha kompakt ve evde şık duracak cihazlar var.
0
malheiros
(10.04.24)
Linkteki ev için fazla büyük +1

Hem gereksiz hem değil. Öncelikle açık musluğun altında bardak kurulanmaz. Atasözü olsun bu da :D

Siz toz toplamak için bu cihazı açıp bir taraftan da kapı pencere açık oturursanız hiçbir işe yaramaz.

Ancak havalandırma sistemi oluşturup genel olarak ev içi havalandırmayı bu sistemle sağlayıp arada sırada, hava temizken camları açarsanız maksimum faydayı ancak o zaman görürsünüz. Neden böyle yapasınız? Sağlıklı bir insansanız çok gereksiz masraf ve bakım yükü doğurur. Sadece çok alerjik bir bünyeniz varsa mantıklı olur.

Ya da eviniz zaten havadardır, çok sık cam, pencere açmıyorsunuzdur yine faydalı olur.

Ancak esas derdiniz kedi kıllarıysa zaten aletin çalışma mantığına ters, çok verim alamazsınız. Bu aletler havadaki tozu topluyor, kedinin minimal düzeyde havada süzülecek türden kıllarını toplar, filtreye bakınca toplanmış kıllar görürsünüz ancak yere düşecek gibi normal ağırlıktaki kıllar düşer kalır yerinde. Bu alet tek merkezde duran sihirli bir elektrikli süpürge değil sonuçta. İçinden geçen havayı filtreliyor, yerdeki tozları vakumlamıyor. Bu amaçla kullanmak için robot süpürgeler daha faydalı.

Hani güneş ışığı vurunca havada uçuşan bir toz kümesi görürsünüz ya, işte onu azaltıyor.
0
akhenaten
(10.04.24)
Philips Ac3033/10 kullanıyorum, başka bir evde, otelde uyuyunca ağzım burnum tıkanıyor, gerçekten işe yarıyor.
0
kimlanbu
(10.04.24)
mi air purifier compact aldım geçen, bence iş görüyor
0
fuzuli
(10.04.24)
Böyle cihazlar insanın toleransını azaltmıyor mu?
İnsan kirli havaya çıkınca rahatsız olmaya başlayabilir.
0
parka
(10.04.24)
(14)

günün en güzel saatleri

deranzo1
akşamüstüne bayılıyorum. güneş etkisini yavaştan kaybetmeye başlamış, tatlı tatlı yüze vuruyor. mevsimlerden özellikle bahar, mfffs enfes. enerjik hissediyor insan. keşke 7-24 bu saatlerde yaşasak.siz ne insanısınız? gece, öğle, sabahın körü?
akşamüstüne bayılıyorum. güneş etkisini yavaştan kaybetmeye başlamış, tatlı tatlı yüze vuruyor. mevsimlerden özellikle bahar, mfffs enfes. enerjik hissediyor insan. keşke 7-24 bu saatlerde yaşasak.

siz ne insanısınız? gece, öğle, sabahın körü?
0
deranzo1
(08.04.24)
en az insanı görebileceğim saatler, gece uyku desek herhalde sabah 5-7 arası.
0
gule gule
(08.04.24)
Sabahları nedenini bilmiyorum ama hep kendimi dans ederken buluyorum. Herhalde yeni gün yeni umutlar babında :))
0
rock n roll
(08.04.24)
Ben de akşamüstülerini çok severim, özellikle de yazın.
0
fraise
(08.04.24)
Sabah günün ilk saatleri, 6-7 civarı.
0
pianeta
(08.04.24)
Akşamüstü+1
Gün batımını izlemeye bayılırım.
0
Amaranta ursula
(08.04.24)
Sabah 8-9 ve akşam üstü gün batımı insanıyım. Sabah taptazecik hava ve kuş sesleriyle gün batımında güneşin muhteşem tonlarına tapıyorum
0
mor oje
(08.04.24)
sabahın erken saatleri 7-8:30 arası. bayılırım.

hele gökyüzü güneşliyse ve ben sürüşteysem üff.
0
baldan kaymak
(08.04.24)
akşamüstleri çocukluğumdan beri en sevdiğim zamandır. okul otobüsü annem babam çalışıyor diye beni babannemlere bırakırdı. üniformamı değiştirir balkona geçerdim. suadiye'de yaşıyordu babannemler ve kocaman bir balkonları vardı. balkonun etrafı panjurlarla kapatılmıştı, onları ileri iterdik ki güneş çok rahatsız etmesin ama manzara da kapanmasın. halam börek ve pasta alır getirirdi. babannem çay demlerdi, salata yapardı. balkona oturur, panjurların arasından sızan akşam güneşi gözlerimizi almasına pek aldırş etmeden adaları izleyerek beş çayı yapardık.
yazın da yazlıkta, sahilden insanlar çekilmiş olduğunda, günbatana değin yüzeriz denizde. tüm sahil bize kalır. deniz hafiften soğur. helikopterböcekleri deniz üstnde çılgınca uçar. deniz durulur, adeta havuz gibi olur.
akşamüstü kesinlikle en harika zaman.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.24)
Sabahın şerri akşamın hayrından iyidir derler eskiler.
Ne varsa sabah var. Hele de gün ağarırken.
0
etna
(08.04.24)
Kesinlikle akşamüstü...
Ama gün doğmaya yakın ve doğarken de apayrı...ama tam tamına ayık olmuyor insan
0
gadlemler
(08.04.24)
sabah gun dogumundan oglene kadar olan sureye bayiliyorum. en verimli oldugum ve gunun en umut dolu donemi.
aksamustunu de severim, gorsel solen.
en sevmedigim sanirim 2-4 arasi gibi bir sey yapmak icin hem gec, hem erken olan saatler.
0
antikadimag
(08.04.24)
Sabahın körü her şey daha huzurlu geliyor. Yazın sabah 6-9 arası.

Hava ferah, sabah güneşi zihin açıyor, kahvaltı güzel, insanlarla günaydınlaşmacalar, sabah haberleri, yorgunluk yok, bir fincan kahve vs. vs.
0
akhenaten
(09.04.24)
O kadar değişti ki zaman içinde. Lisede uyumayıp sabahladığım dönemlerde güneşin doğduğu zamanlardı. Sonra sonra vücut dayanamayınca, saatleri ayarlamayınca güneş doğmadan evden çıktığım için sevmemeye başladım o saatleri. Gece uykusuna çok daha dikkat ettiğim için geceler pek bir şey ifade etmiyor benim için. Gündüz 8-12 arası herhalde artık.. Akşamüstü manzarası güzel bir yerdeysem daha çok hoşuma gidiyor.
0
black holes in the sky
(09.04.24)
her gün gün batsın diye beklerim. akşam-gece
0
ala09
(09.04.24)
(1)

Begonyamı kurtarınız sayın botanikçiler

prole
Merhaba. Resimlerde göreceğiniz begonya saksısı, içinde kuru bir dal ile bana iki sene önce geldi. Dal bu zamana kadar hiç yaprak vermemiş, hatta üst kısımları kuruyup kırılmış ve kısalmıştı. Kışın açan bir yaprağı alıp suda köklendirdim, birkaç yaprak verdi ve başka bir saksıya ektim. Ancak yaprakl
Merhaba. Resimlerde göreceğiniz begonya saksısı, içinde kuru bir dal ile bana iki sene önce geldi. Dal bu zamana kadar hiç yaprak vermemiş, hatta üst kısımları kuruyup kırılmış ve kısalmıştı. Kışın açan bir yaprağı alıp suda köklendirdim, birkaç yaprak verdi ve başka bir saksıya ektim. Ancak yapraklar bu saksıda hemen öldüler. Mevsim kaynaklıdır dedim ve tekrar köklendirdim. Sonra bir baktım ki resimdeki saksıda bulunan dal ilk defa böyle yaprak vermiş. Suda köklenen begonyayı da aynı toprağa ektim 3 gün önce. Ancak yeni ektiğim yapraklarda resimdeki gibi çürüme benzeri bir şey baslamış. Belki toprağa değdiği içindir, diye düşünüp alttan destek attım. Şimdi bu yeni ektiğimin durumu nedir ve nasıl kurtulur? Bir de eski dal neden böyle kurumuş ve nasıl kurtarılır? Ne yapmalıyım?Fotoğrafları paylaşıyorum, yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.

ibb.co
ibb.co
ibb.co
0
prole
(06.04.24)
Saksıdaki bahçe toprağı mı?

Bahçe toprağında yetişmiyor begonya, bu arkadaş Brezilyalı, tropikal. Tamamen torf kullanmalısınız. Torf içine de perlit karıştırın çünkü begonya toprağı gevşek ve havadar olmalı. Saksının dibine de çakıllar koyun, suyu süzmek için.

Begonya gevşek ve nemli toprak seviyor ama ıslak olmamalı, ıslak toprak hemen her bitkiyi öldürür. Hafif nemli olmalı, kuru kalmamalı. Toprak 1 cm derinliğe kadar kurudukça sulaycaksınız ancak saksıdaki bütün su da süzülecek. Suyun süzülmesi, saksı içinde birikmemesi çok önemli.

Bitkinin bulunduğu ortam da nemli olmalı, arada yapraklarını da nemlendirmelisiniz. Biraz zahmetli bir bitki. Ek olarak doğrudan güneşe maruz kalmamalı.
0
akhenaten
(06.04.24)
(5)

ağırlık/tekrar farkı

kibritsuyu
google'da aratınca upuzun yazılar çıkıyor. ben basitçe mantığını öğrenmek istiyorum.10 kiloluk dambılı 20 kere kaldırmakla, 20 kiloluk dambılı 10 kere kaldırmak arasındaki farkı bana kısaca açıklayabilir misiniz? ilkinde şunu yakarsın bunu kazanırsın, ikincide bunu yakarsın şuran gelişir, ya da ikis
google'da aratınca upuzun yazılar çıkıyor. ben basitçe mantığını öğrenmek istiyorum.

10 kiloluk dambılı 20 kere kaldırmakla, 20 kiloluk dambılı 10 kere kaldırmak arasındaki farkı bana kısaca açıklayabilir misiniz? ilkinde şunu yakarsın bunu kazanırsın, ikincide bunu yakarsın şuran gelişir, ya da ikisi de aynı, hiç farkı yok gibi basit bir açıklama bekliyorum.

ya da bir yüzücü olarak kendime uyarlayayım. tempolu şekilde 1600 metre yüzmek ile, hayvan gibi depar ata ata 400 metre yüzmek arasındaki fark bana ne olur?
0
kibritsuyu
(05.04.24)
temelde kuvvet ve hacim antremanı gibi yazdıklarını göreceksin ama yapılan çalışmalara göre kas gelişimi açısından pratikte arada devasa bir fark yok.

asıl farklar bence şunlar:

- tekrar sayısı çok arttığında erken yoruluyorsun ve sıkıcı hale geliyor.
- tekrar sayısı az olunca ağırlık miktarı çok artıyorsa bu sakatlık riski ve eklemlerine gerekesiz yük oluşturuyor.

bunun dışında da aslında bir sürü şey var. mesela 20 kilo dambılı formu bozmadan yapabiliyor musun yoksa fark etmeden belden destek alarak savuruyor musun ?

temelde hepsindeki amaç kasları tükenişe kadar götürüp kalan enerji ile bir miktar daha devam edebilmek. yoksa 1 kg ile 200 tekrar yapmanın bir esprisi yok. ama inan o bile sıfır etki değil, 1kgx200 tekrarla bile bir miktar kas kazanabilirsin.
0
orpheus
(05.04.24)
1-6 kuvvet
8-12 buyume
15+ dayaniklilik olarak gecer her yerde eger teorik bilgiyi soruyorsan.

ilk ikisini yapmis biri olarak asagi yukari dogru diyebilirim ama hic yuksek tekrar yapmadim.
0
bay b
(05.04.24)
Çok kabaca ve çok özetle Kas kütlesi kazanmak için kaslardaki mikroliflerde yırtılma ve yeniden onarım süreçlerinin görülmesi gerekiyor.

1- Çok ağırlıkla az tekrar yaparak kaslar üzerindeki şok miktarını artırıp yırtılma oranını sağlıklı ve yoğun bir seviyede tutuyorsunuz. Haliyle kaslardaki yeni mikrolif oluşumu daha yoğun oluyor.

2- Az ağırlıkla çok tekrar yaparak yırtılma oranını düşük tutup kas gelişimi sürecini yavaşlatıyorsunuz. Düşük yoğunlukta yapım-yıkım süreçleri kaslarınızın artıp azalmadığı bir denge noktasında kalıyor, formunuzu koruyorsunuz.
0
akhenaten
(05.04.24)
Yüzücüysen zaten konuya vakıf olman lazım.

Ben atletizmden örnek vereyim. 100 merte koşucusuna maraton ya da maraton koşucusuna 100 merte koşturamazsın. Birinde kaslar, patlayıcı güce diğerinde zamana yayılmış güce göre gelişmiştir.

Kısa mesafe yüzücüsüysen çok ağırlık ile az tekrar, NYAD gibi Küba'dan Amerika'ya yüzecek isen az ağırlıkla çok tekrar yapman uygun olur.

Bu arada NYAD filmini şiddetle tavsiye ederim.
0
Mirket
(05.04.24)
bence bunu en iyi açıklayan örnek arabalardaki turbo modu. nasıl fazla hızlı gidersen turbo devreye giriyor ve fazla yakıt harcıyor. bunun gibi. fazla agırlık olmayınca bu yakma moduna girmiyor.

ama senin vucudun için 10 kilo da o eşiği geçiyorsa çok farkı yoktur diye düşünüyorum.

buna benzer örnek te deli gibi koşmaları, oksijen yakma kapasitesi var, bu da ne kadar koşarsan koş daha fazlasının bir faydası olmayacak.

biz meslektaşız kendi spor deneyimime istinaden yazıyorum.
0
liberal
(05.04.24)
(6)

Çağlanın yendiği başka ülkeler var mı?

wild honey suckle
Bugün çalıştığım çok kültürlü okula çağla getirdim. Kolombiya'lısından, ABD'lisine, İspanyol'undan, Hintlisine kimse ne olduğunu bilmiyordu. Hatta İngiliz direkt tohum falan sandı. Çağla bizden başka nerelerde yeniyor, yoksa bize özgü bir şey mi?
Bugün çalıştığım çok kültürlü okula çağla getirdim. Kolombiya'lısından, ABD'lisine, İspanyol'undan, Hintlisine kimse ne olduğunu bilmiyordu. Hatta İngiliz direkt tohum falan sandı. Çağla bizden başka nerelerde yeniyor, yoksa bize özgü bir şey mi?
0
wild honey suckle
(05.04.24)
Ben de merak ettim. doğrudan şahit olan birileri gelmezse diye internette şöyle bir dolanınca iran ve akdeniz çevresi ülkelerde tüketildiği söylenmiş hep. Badem yetiştiriciliği yapılan yerlere de haritadan bakınca aynı yerler öne çıkıyor. ABD'de de sadece Kaliforniya'da yetiştiriliyormuş, oralardan tanıdıklarınız varsa bir sorun bence, sorduktan sonra editlerseniz müthiş olur :D
0
akhenaten
(05.04.24)
@akhenaten ya iran abd belki yetişiyor ama yaygın olarak yenmiyor muhtemelen. gerçi bir türk de ben hayatımda hiç görmedim dedi.
haftaya yunan'da olcam gidip sorcam insanlara öyle merak ettim:)
0
🌸wild honey suckle
(05.04.24)
Çağla aslında olmamış badem. ben meyvelerin olmamış halinin yendiği tek ülke bizimki diye biliyorum, ki hiç kimse yeşil erik bilmiyor. hatta üniversitede californialı bir arkadaşım vardı babasının badem tarlaları varmış, ona sorduğumda yenmez ki o diye cevap vermişti :)
aynı şekilde yeşil erik için de aynısını düşünüyorlar, olmamış erik yenmez diye. ben türkiyeden getirip ikram ettiğimde çok garipsemişlerdi :)
0
wendyangelamoiradarling
(05.04.24)
iran'da da populer çağla (yeşil/olmamış badem) ama belki her bölgesinde değil. tuza banarak da yiyorlar bizim gibi ve buna "chaqale bâdam" diyorlarmis. hatta çağla çorbası da yapıyorlarmış, "khoresh chaghaleh badoom" dedikleri.

wikipedia, türkiye ve iran dışında, israil ve arap ülkelerinde de yaygındır diye eklemiş.

fransa'da provence bölgesinde kuzu yahnisi gibi yemeklere de koyuyorlarmış. baharda akşam yemeklerinden önce aperatif olarak da yenebiliyormuş. portekiz'de şekerle kaplı çağla popülermiş.

edit (ek bilgiler):
lübnan ve suriye'de de yeniyormuş. bizim gibi tuzlayarak da yiyorlar. "لوز أخضر" (lawz akhdar) deniyor yani yesil badem.

yunanistan ve kibris'ta da yiyen varmis. onlar πράσινο αμύγδαλο (prasino amygdalo) diyor.

hindistan'nin bazi bolgelerinde de yeniyormus. hindi dilinde हरे बादाम (hare badam) olarak geciyor.

badem agaci yetistiren akdeniz bolgelerinde yenen yerler vardir, ispanya ve italya'nin bazi yerleri dahil. kazakistan ve ozbekistan'da da yetistiriliyor ve orda da yesil badem yiyenler varmis.
0
ermanen
(05.04.24)
Kuzey Kibris.
0
Yourcousinmarvinberry
(05.04.24)
Bu arada bir Malatyalı olarak ek yapayım;
Kayısı 'nin yeşil hâline de çağla denilir. Sadece bademe değil. Ve Malatyalılar in çoğu kayısıyı çağla iken yer, olgunlaşmış sarı kayısı yiyen pek görmedim
0
etna
(05.04.24)
(2)

Yıllardır duran hurda minibüs nereye bildirilir?

mirty
Heralde bir 10 yıldır duran üzerinde plakası olan bir minibüs var, arac hurda çingeneler içini çer çöp toplamak için kullanıyor. Nereye bildirilir? 155 yazan var, cevre bakanlığı yazan var, cimer yazan bile olmuş.
Heralde bir 10 yıldır duran üzerinde plakası olan bir minibüs var, arac hurda çingeneler içini çer çöp toplamak için kullanıyor. Nereye bildirilir? 155 yazan var, cevre bakanlığı yazan var, cimer yazan bile olmuş.
0
mirty
(05.04.24)
www.mevzuat.gov.tr

Karayolları Trafik Yönetmeliği
Onbirinci kısım
Çeşitli Hükümler
Terkedilen, Hasara Uğrayan veya Uzun Süre Parkedilen Araçlar

Madde 174 – (Değişik: RG-18/05/2007-26526)
Karayolunu kullananları uzun süre etkileyecek şekilde park edilmiş, terk edilmiş veya hasara uğramış araçları, durumu bir tutanakla tespit ederek kaldırıp götürmeye ve trafikten men etmeye trafik zabıtası yetkilidir.

zabita.ibb.gov.tr
0
akhenaten
(05.04.24)
mahallede bomboş duran hurda araç bir süre sonra ipsiz sapsızların buluşma noktası oldu, ateş yakmalar, 8-10 kişi geçtiğimiz kaldırıma oturup alkol almalar, geçmeye çalışırken tuhaf tuhaf hareketler filan, gayet de izmir'de düzgün bir muhitte. ben muhtara bilgi verdim, muhtar tanıyoruz çocukları falan dedi, olabilir ben ve mahalleli tanımıyoruz ve güvenlik endişesi yaratıyorlar, siz müdahale etmezseniz belediyeye gideceğim dedim. ertesi gün çekildi kaç yıldır duran hurda araç.

muhtarı deneyin derim.
0
Phoebe
(05.04.24)
(2)

Bir hissenin alınabilir olduğuna nasıl karar verilir?

dedeminhirkasi
Bu hisse henüz değerinde değil, alınabilir… işte öz sermaye borç vs bakıyorum ama anlamıyorum. Neye bakmam lazım bu hissenin kazandığı parayla değeri düşük diyebilmem icin
Bu hisse henüz değerinde değil, alınabilir… işte öz sermaye borç vs bakıyorum ama anlamıyorum. Neye bakmam lazım bu hissenin kazandığı parayla değeri düşük diyebilmem icin
0
dedeminhirkasi
(04.04.24)
Piyasa değeri / defter değeri
Fiyat / Kazanç oranı ilk bakılacak yerler. Bunların mümkün olduğunca düşük olması gerekiyor. Ama başkaca da bir sürü faktör var. Bunu öğrenmek için Temel Analiz yapmayı öğrenmen, Al Sat zamanlarını belirleyebilmek için de teknik analiz yapmayı öğrenmen gerekiyor. Tabi altyapı olarak ekonomi bilmen Dünya siyasetini çok iyi takip etmen ve isabetli öngörülerde bulunabiliyor olman gerekiyor.

Mahfi Hoca'nın ekonomiyi basit dille anlattığı kitaplar var. Onlarla başlayabilirsin. Youtube'da dünya kadar temel ve teknik analiz öğreten videolar var. Onlardan da istifade edebilirsin.
0
Mirket
(04.04.24)
Diğer teknik göstergelerin yanında fiyat kazanç oranı ve piyasa değeri / defter değerinde düşüş yaşanan yani görünürde ucuzlayan şirketlerin ne için ucuzladığı da önemli. Bunun için de sektör ve şirketle ilgili raporlara bakmanız gerekir. Şirketin borç durumu, gelecek yatırımları, mevcut yatırımları ve bunların devamlılığı önemli.

Şirket değerlemesi borsanın en temel ve en hayati noktası zaten. Tüm borsa yatırımcıların cevabını bilmek istedikleri tek soru bu aslında. Şirket değerlemesi yapan şirketlere bunlar için boşuna tonla para akıtılmıyor.

Sorduğunuz soruya en tutarlı cevabı vermenin ne kadar kompleks bir süreci içerdiğini görmenin en kolay yolu halka arz olan hisselerin borsaya gireceği fiyatın belirlendiği raporları okumak olabilir. Çünkü bu raporlar doğrudan sizin sorunuza cevap veriyorlar, şirkete değer biçiyorlar.

örneğin en son arz olan şirket olan ENTRA'nın değerlemesine şu linkten bakabilirsiniz

cms.icenterra.com.tr

Sizin sorunuz o linkte 65 sayfalık bir raporla cevaplanmış. Haliyle bu işlemi bireysel olarak yapamayacağınız için f/k ve pd/dd oranlarına bir bakıp, şirket bilançosunu inceleyerek borçluluk durumuna bir bakıp sektör hakkında okumalar yapıp haber akışlarını tahmin etmek kendine bir yol çizmek küçük yatırımcının elinde olan kısıtlı ancak kullanılan bir yöntem.

Teknik analiz için de bankaların raporlarına bakabilirsiniz.
0
akhenaten
(05.04.24)
(3)

borsayi mobil olarak nereden takip ediyorsunuz?

Sour
investing'den takip ediyordum, fakat turkiye piyasasini dogru vermiyor. turk sitelerden baktigimda farkli, oradan baktigimda farkli. turk bir mobil app ariyorum. bu arada ucretsiz bir sekilde hisseyi ayarladigim seviyeye geldiginde bana bildirim gonderirse sevinirim. var mi bildiginiz?simdiden tesek
investing'den takip ediyordum, fakat turkiye piyasasini dogru vermiyor. turk sitelerden baktigimda farkli, oradan baktigimda farkli. turk bir mobil app ariyorum. bu arada ucretsiz bir sekilde hisseyi ayarladigim seviyeye geldiginde bana bildirim gonderirse sevinirim. var mi bildiginiz?

simdiden tesekkurler!
0
Sour
(04.04.24)
Ücretsiz olarak gelen veriler altta bir yerlerde de yazar, 15 dakika gecikmeli olarak verilir. Anlık veri platformu istiyorsan aracı kurumunun veya bankanın mobil sitesini kullanabilirsin.

Futbol maçlarının anlık olarak ücretsiz yayınlanması gibi bir şey bu. Lisans gerektirir. Yasaktır. 15 dakika gecikmeli olarak yayınlayabilirler.

Sanmıyorum ama yasağı delen bir kurum varsa bilemem.
0
Mirket
(04.04.24)
matriks'ten takip ediyorum.

ama bankaların uygulamaları da anlık veriyor. teb, yapı kredi, qnb finans falan.. hepsini kullandım. hesabınız olunca anlık hisse fiyatı görme lisansı açılıyor.
0
tabudeviren
(04.04.24)
Garantinin e-trader uygulaması 2024 boyunca canlı veri yayını verecek ücretsiz. Oradan bakıyorum. Arayüzü göz kanatsa da iş görüyor, keşke değiştirseler arayüzü. 1995 senesi windows programları gibi bir arayüzü var.
0
akhenaten
(05.04.24)
(3)

geçmiş çağlarda beslenme - yeme içme hk

avatar is back
oruçluyken fark ettim aklıma geldi de biraz düşündüm. yani gün ortasına doğru dahi bişey yemeyip içmeyince baş ağrısı, halsizlik bitkinlik boy gösteriyor. tüm insanlık olarak sabahalrı bişey yiyip içiyoruz, öğle vakitleri bişeyler yiyip içiyoruz, akşamları da çok sağlam besleniyoruz. suyuydu içeceği
oruçluyken fark ettim aklıma geldi de biraz düşündüm.

yani gün ortasına doğru dahi bişey yemeyip içmeyince baş ağrısı, halsizlik bitkinlik boy gösteriyor. tüm insanlık olarak sabahalrı bişey yiyip içiyoruz, öğle vakitleri bişeyler yiyip içiyoruz, akşamları da çok sağlam besleniyoruz. suyuydu içeceğiydi falan ayrı zaten. hadi bir kaç asrı geçtim binlerce yıl önce bu düzen nasıldı? sallıyorum çin'de şian'da 3000 yıl önce veya anadoluda 2000 sene önce millet böyle sürekli bişeyler mi yiyordu?

yoksa zaten düzensiz beslenme, eksik beslenme şu bu 35-40 yaşında ölüp gidiyorlardı deyip geçer misiniz?
0
avatar is back
(04.04.24)
İnsanlar erken kalkıp avlanmaya gidiyorlardı dolayısıyla kahvaltı diye bir şey yoktu. Avlarsan akşam yiyordun. Aslında kahvaltı yapmak bizim bünyemize uygun bir şey değil. Kan şekerimizi oynatmış oluyoruz ve akşam olmadan acıkıyoruz, halsiz düşüyoruz.

Yıllardır hafta sonları hariç kahvaltı yapmam ve hafta içleri hep dinç olurum. 2 aydır da tek öğün besleniyorum inanılmaz sağlıklıyım. Herkes gripten dökülüyor bana bir şey olmadı.

Bahsettiğiniz sürekli bir şeyler yeme içme durumu çağımızın bir hastalığı bence. Hem organlarımıza zarar hem gün içindeki verimimizi azaltıyor. Eskiler de bu yüzden bizden daha dayanıklıydı bence.
0
ruhen hastayim ben
(04.04.24)
Tarih aralığına, coğrafyaya, iklime, özel dönem şartlarına, sosyal statüye, topluluk statüsüne, kültüre göre değişiyor.

Çin hakkında çok bir fikrim yok, ancak 2000 yıl öncenin Anadolusu dediğiniz zaman dilimi Roma'nın güçlü ve parlak olduğu dönemlere denk geliyor. Örneğin besili Roma lejyonerlerleri elbette hem iyi besleniyor, hem de iyi bir spor programları var. En basitinden incil okuyup toplumsal örüntüyü az çok görebilirsiniz. O dönemde de bolluk içinde yaşayan toplum kesimleriyle, fakirlikten kırılan gruplar var. Yeme içme adetleri bizden çok farklı değil. Örneğin "oburluğun" yedi büyük günahtan biri sayılması az çok fikir verecektir.

Sorduğunuz soru çok fazla genel kapsamlı, ancak en kısa cevabı "değişken".

Bizden çok daha iyi beslenilen dönemler de vardı, çok daha kötüsü de.
0
akhenaten
(04.04.24)
bu soruyu en basitinden iki grubu ele alarak cevaplayabiliriz. yerlesik hayata gecenler ve avci-toplayici yasayanlar. gunumuzde hala dunyanin cesitli yerlerinde cok basit sekilde yerlesik hayat yasayan, basit tarim ve hayvancilik yapan gruplar var. ornegin afrikada kucuk gruplar halinde tarim ve hayvancilik yapan topluluklar var. bunlarda bizim modern besin cesitliligimiz yok, undan yapilan basit ekmekler, ve keci inek gibi hayvanlardan elde edilen sut ile hayatlarini surduruyorlar. donem donem bazi meyve ve kok bitkileri topluyorlar.

ama hala yerlesik hayata tam gecmemis avci toplayici gruplar da var dunyada. ozellikle kuzey avustralya, papua yeni gine ve civardaki adalarda, brazilya amazon ormanlarinda, veya hint okyanusunda cesitli adalarda yasayan bazi insanlar bildigin ne bulurlarsa yiyorlar. yasadiklara cografyaya gore sabah kalkip balik tutuyorlar, maymun gibi buyuk hayvanlar yaninda, cesitli bocekler ve deniz kabulularni toplayip yiyorlar. bu topluluklarda ortalama yasam omru nispeten kisa ve hayatlari zor. bu zorluklar bu topluluklari yamyamliga da itiyor, ozellikle guney dogu asyada hala yamyam kabileler yasamakta.

ama eger karsilastirmayi akdeniz civari, anadolu ve mezopotamya ile yaparsak burada yasayan insanlar cok uzun suredir tarim sayesinde bolluk icinde yasiyor. elbette fakirlik var ama kitlik zamanlarin disinda halk yeteri kadar besleniyor. sadece gunumuzdeki besin cesitliligi az. mevsime gore degisen beslenme sekilleri var.
0
emrahday
(04.04.24)
(1)

Kışlık halı yazın sermek

ShadowOfMoon
ne olur. yer antalya. klima açık olacak 1-2 haftaya sürekli. evde kedi köpek var. koşarken ayakları kayıyor diye halı iyi oluyor. kokuşma vs mi çok olur
ne olur. yer antalya. klima açık olacak 1-2 haftaya sürekli. evde kedi köpek var. koşarken ayakları kayıyor diye halı iyi oluyor. kokuşma vs mi çok olur
0
ShadowOfMoon
(04.04.24)
Klima 7/24 açık kalamaz ki ama. Günde 1-2 saat bile kapalı kalsa halı nem çekecek ve gittikçe ağırlaşan şekilde kokacak.

Adana, Mersin, Antalya gibi illerde her sene millet boşuna komple kilime geçmiyor. Ben önermem.

Ancak halı çok eski tip ve uzun tüylü bir şey değilse bir nebze denenebilir. Bu arada altı kaymayan tipte malzemeden kilimler var mutlaka görürsünüz onları deneyebilirsiniz.
0
akhenaten
(04.04.24)
(8)

Aldığını geri getirmeyen komşu

takıl yani takmıyo belli
Bir komşumuz var, bazen apartmanda karşılaşıp konuşuyoruz hoş sohbet tatlı birisi.Arada bir birşeyler rica etmek için kapımızı çalar. Ağrı kesici, tornavida, sıcak su torbası, adaptör gibi şeyler istemişliği var. Ama durum şu ki, aldıklarını geri istemeden getirmiyor. En son birkaç ay önce okey takı
Bir komşumuz var, bazen apartmanda karşılaşıp konuşuyoruz hoş sohbet tatlı birisi.
Arada bir birşeyler rica etmek için kapımızı çalar. Ağrı kesici, tornavida, sıcak su torbası, adaptör gibi şeyler istemişliği var. Ama durum şu ki, aldıklarını geri istemeden getirmiyor. En son birkaç ay önce okey takımı istemişti. Bakalım ne zaman getirecek diye ses etmedim hala getirmedi.
Yaptığının hoş olmadığını da hissettirecek şekilde, inceden laf sokmalı bir şekilde geri nasıl istemeliyim?
Siz olsanız böyle bir komşuya yardımcı olmaya devam eder miydiniz?
0
takıl yani takmıyo belli
(03.04.24)
etmezdim. okey takımını nasıl istersin bilmiyorum ama başka bir şey istediğinde "ya o istediğin şey 2 hafta sonra bana lazım olacak, o yüzden veremem" de. anlar herhalde.
0
hrskrs
(03.04.24)
ben olsam bir tik daha degerli birsey ister, aynisini yapardim, umursamiyorsa huyu boyle derim, ama sinsilik sezersem iliskimi kesmis olurum.
0
durgunfoton
(03.04.24)
Karşısında unutubilirsiniz diye sizden aldıklarını liste yapın. Karşısında okuyun ve isteyin.
O istedi ayıp olmadı, siz hayli hayli isteyeceksiniz .
0
diyecevaplandı
(03.04.24)
Kapısını çalıp, "unuttunuz herhalde şu, bu ve o sizde kaldı" diyeceksiniz. O da geri verecek. Laf sokmaya gerek yok direkt iletişim iyidir.
0
pispinti
(04.04.24)
eee komşum hala taşın gelmesini mi bekliyorsun?
0
eurhka
(04.04.24)
fazla alttan strateji yapmaya gerek yok inceden inceden. Onun yerine bir sonraki seyi istediginde verirken "isiniz bitirince getirin lutfen, uzun sure kalinca sorun oluyor, ihtiyaciniz bittiginde hemen getirirseniz sevinirim" de olsun bitsin
0
The_Lollok
(04.04.24)
Ben yerinizde olsam son kez okey takımını da geri isterim, bir daha bir şey vereceğim zaman da "yalnız 1 haftaya bana da lazım olacak" gibisinden bir geri dönüş tarihi veririm.
0
akhenaten
(04.04.24)
"bizim okey takımı vardı sizde misafir gelecek oynayacağız da alabilir miyim" diye gidip geri isterim okey takımını.

sonra bir şeyler istediğinde vermemeye başlarım bizde o yok, başkasına verdim gibi çok da çabalamadan bahaneler söylerim bahane olduğunu anlamasından da rahatsız olmam.
0
sanguine mcqaer
(04.04.24)
(8)

Emlakçı adresi neden söylemez

adwokat
Merhaba. Ev satın alıcaz. Konum ve daire hoşuma gitti. Emlakçıyı aradım. Konum doğru mu dedim. Yok abi temsili konum ama yerimiz çok merkezi diyor.Kardeş merkezi denebilecek alan çok geniş tam neresi diyorum. Asla lokasyonu söylemiyor. Anayola 2 dk yürüme mesafesi diye konum veriyor.Yahu evi gezecem
Merhaba. Ev satın alıcaz. Konum ve daire hoşuma gitti. Emlakçıyı aradım. Konum doğru mu dedim. Yok abi temsili konum ama yerimiz çok merkezi diyor.

Kardeş merkezi denebilecek alan çok geniş tam neresi diyorum. Asla lokasyonu söylemiyor. Anayola 2 dk yürüme mesafesi diye konum veriyor.

Yahu evi gezecem nasıl olacak bu iş diyorum. Abi bizim ofiste buluşup geçelim diyor.

Nedir sizce bu arkadaşın amacı?
0
adwokat
(03.04.24)
Ev sahibine ulaşıp, emlakçıyı atlatma diye.
0
PoscheN
(03.04.24)
Veya lokasyon çok da iyi değil ama yüzyüze satışta kendine güveniyor

Temsili konum diye bir şey olmaz, evin konumu bellidir ya doğru verirsin ya yanlış. Satılan şeyin temsili bir fotoğrafı olabilir, atıyorum aynı apartmanda birbiriyle özdeş 4 daire satıyorsundur bir dairenin fotoğraflarını koymuşsundur temsilen. Ya da dairelerin birinde kiracı vardır, temsilen boş halinin fotoğrafını verip kiracı olduğunu belirtirsin. Bunlar anlaşılır, sonuçta fotoğraflar daireyi temsil ediyor. Evin yanlış konumu neyi temsil ediyormuş ki?

Uğraşmayın bence, böyle işlere girenlerden düzgün bir şey beklenmez. Akla mantığa ters.
0
akhenaten
(03.04.24)
Bunların çok boş vakti oluyor sürekli kazıklayacak adam arıyorlar.
0
1nisan
(03.04.24)
Satışlarda emlakçının aldığı miktar çok yüksek. Kira gibi değil. Satış bedelinin %2 sini alacak adam bu parayı kaybetmek istemiyor ve muhtemelen ev sahibi ile eğer müşteriyi ev sahibi kendi bulursa emlakçı aradan çıkar şeklinde anlaşmıştır.
Google maps ile bir konumu dolaş belki evi bulursun. Tabi ilanda evin dış cepheden resmi varsa.
0
nuevo
(03.04.24)
Ev sahibi anahtarı emlatçıya teslim edip 'sen sat' dememiştir. Evin camında veya internette sahibi de ilan vermiştir. Önden 'alırsam komisyon verecem' minvalinde imça attırıp sahibine ulaşecaktır. Amacı komisyonu garantiye almak
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(03.04.24)
konum beylikdüzü mü? genelde emlakçılar esenyurttaki evleri beylikdüzü olarak gösteriyor.
emlakçıların çoğu bu şekilde size ayrıca kağıt imzalatacaklar daireyi gördüğünüze dair ki sonradan ev sahibini bulup emlakçıyı aradan çıkartmayın.
en az 100k alıyor bir satıştan bu yüzden o belgeyi imzalamadan göstermiyor
0
eja
(03.04.24)
Yer gösterme belgesi diye bir evrak imzalatırlar. Yukarıda bazı arkadaşlar yakın şeyler yazmış ancak asıl sebebi bu. Önceden adresi söylerse sen gidip onu aradan çıkarabilirsin veya başka bir emlakçı olup diğer emlakçının portföyüne çökebilirsin.

Önce yüz yüze tanışıp, emlakçı olup olmadığını kontrol eder. Gerçek alıcıysan da, adrese gitmeden önce "abi prosedür var, şu yer görme belgesini bi imzalayıver" der, zorla imzalatır. Bu durumda evin tapusu sana geçerse her koşulda yasal komisyonu olan %2'yi senden tahsil edebilir.
0
kent sakini
(04.04.24)
evin yerini sana söylerse sen kendin gidersin oraya, zile basıp ev sahibi ile doğrudan görüşürsün. veya o mahalledeki bir esnaf veya komşu ile konusup ev sahibi ile doğrudan iletişime geçersin. bu durumda emlakçı komisyon alamaz. işte bu yüzden sana ev adresini vermiyor, ofisinde bulusup beraber gitmeyi öneriyor. ofiste bulusunca sana bir bir kağıt imzalatıp öyle gösterecek. eğer emlakçıyı aradan çıkarırsan tazminat ödemek zorunda kalacaksın.
0
benarrivo
(04.04.24)
(6)

Site çalışmıyor mu?

Unde bach canim
Çevre ve şehircilik bakanlığının sitesine uzun zamandır giremiyorum.csb.gov.tr sitesi yanında subdomaini olan http://yds.csb.gov.tr/ sitesi de çalışmıyor uzun zamandır. Sorun bende mi yoksa sitede bir sorun mu var?
Çevre ve şehircilik bakanlığının sitesine uzun zamandır giremiyorum.

csb.gov.tr sitesi yanında subdomaini olan yds.csb.gov.tr sitesi de çalışmıyor uzun zamandır. Sorun bende mi yoksa sitede bir sorun mu var?
0
Unde bach canim
(03.04.24)
attığın link sorunsuz açılıyor, fonksiyonları da çalışıyor. giriş yapıp işlem yapmak gibi bişeyler ise onu bilmiyorum, göremedim
0
avatar is back
(03.04.24)
bende de girmedi. İnternet milleni
0
jackyr
(03.04.24)
yurtdisindan denedim acmadi
0
cooperr
(03.04.24)
bakanlığın sitesine girdim attığın linke de girdim. işlem yapmayı falan diyosan bilmem ama girmek ve sayfalarda gezinmek açısından sorun yok. iss: superonline
0
semaforo de medianoche
(03.04.24)
Bende açıldı. Bilgisayardan, chrome kullanarak girdim.
0
akhenaten
(03.04.24)
Yurtdışından ulaşıılamıyor o halde
0
🌸Unde bach canim
(03.04.24)
(12)

Arkadaşlarınızı Arabanızla Eve Bırakıyor Musunuz?

french lover
Diyelim ki sizin aracınızla birlikte topluca bir etkinliğe gittiniz. Etkinlik sonlandığında arkadaşlarınızı tek tek eve bırakıyor musunuz?
Diyelim ki sizin aracınızla birlikte topluca bir etkinliğe gittiniz. Etkinlik sonlandığında arkadaşlarınızı tek tek eve bırakıyor musunuz?
0
french lover
(02.04.24)
Ben bırakırım evlerine. Hatta evlerine girdiklerine de emin olmadan oradan ayrılmam.
0
rock n roll
(02.04.24)
Beni bırakıyorlardı ama yol üstünde.
0
Kahvedesu
(02.04.24)
kendi aracımla milleti toplayıp gittiysek, dönüşte bırakırım. onun haricinde de buluştuğumuzda güzergah üstü-civarı arkadaşlarımı da yol üstü atar giderim. çok alakasız ters yöndeki arkadaşlara da metroya kadar vs teklif ederim. ama çok zıt-ters yöndekileri götürmedim pek gece yarısı değilse acil bişey yoksa, kendileri de istemez öyle bir çevrem de yok zaten.
0
avatar is back
(02.04.24)
Arabam yokken cok birakildim, ben de birakirim mutlaka.
0
hrskrs
(02.04.24)
bırakırdım. şimdi hiç biri yok. hayat.
0
false pretension
(02.04.24)
yol üstündekileri ve yakındakileri bırakırım ama aşırı yol değiştirmem hele trafikse falan girmem ana arterde bırakabilmek iyidir ist için bence seçici olunabilir.
0
ala09
(02.04.24)
bırakıyorum çoook uzak değilse.
0
jelly bear
(02.04.24)
Bırakıyorlar beni sağ olsunlar :)
0
sevilen progressive türkücü
(02.04.24)
Bırakılıyorum / bırakıyorum. Bazen evin önüne kadar bazen ~5dk yürüme mesafesinde, devamında gidilecek yola bağlı.
0
akhenaten
(03.04.24)
kız arkadaşlarımı beylikdüzünde otururken karşıya geçip bırakıyorum.
0
eja
(03.04.24)
ne kadar yakın olduğuma bağlı. sevdiğim insansa bırakırım. değilse metrobus-marmaray vs. en pratik ulaşıma bırakırım.
0
orpheus
(03.04.24)
yol üzeri herkesi bırakırım. sevdiğim arkadaşlarım için kendi yolumdan da saparım : )
0
co2s2
(03.04.24)
(3)

Netflix internetsiz film izleme

liberal
Bayramda internet baglantısı olmayan bir yere gidecegim ve şimdi evde dizileri laptop'a indirsem sonra bayramda netflixi açıp izleyebilir miyim.mobilde bu oluyor da laptop'ta bu olabiliyor mu?
Bayramda internet baglantısı olmayan bir yere gidecegim ve şimdi evde dizileri laptop'a indirsem sonra bayramda netflixi açıp izleyebilir miyim.

mobilde bu oluyor da laptop'ta bu olabiliyor mu?
0
liberal
(02.04.24)
Eğer laptoptaki uygulamasını indirirsen oluyor diye biliyorum.
0
blackjacksparrow
(02.04.24)
kobuzchu kiz
(02.04.24)
Laptopta windows uygulamasından kullanıyorum ben, oluyor.
0
akhenaten
(02.04.24)
(4)

Fon getirisi nasıl hesaplanıyor 1 ayda hangisi

optimistbakunin
Selam mesela ykbankta 54 faiz orani var. Para piyasasi fonu da aylık 4.08 yıllık 39.20Hangisi 1 ayda daha avantajlı cok getirir. Fonda bileşik olayini anlamadim oyle olunca daha mi cok oluyor diyorlardi da hic hesaplamadim da. Aydinlatacak var mi bu senaryolari
Selam mesela ykbankta 54 faiz orani var. Para piyasasi fonu da aylık 4.08 yıllık 39.20
Hangisi 1 ayda daha avantajlı cok getirir. Fonda bileşik olayini anlamadim oyle olunca daha mi cok oluyor diyorlardi da hic hesaplamadim da. Aydinlatacak var mi bu senaryolari
0
optimistbakunin
(02.04.24)
Fonlarda baktığın aylık haftalık yıllık getiriler, geçtiğimiz dönemde ne kadar getirdiğini gösteriyor. Önümüzdeki hafta, ay ya da yıl ne kadar getireceğini göstermez ve zaten bu da bilinmez bir şey.

Her şey sabit kalacaksa ne kadar getireceğini günlük getiriyi aylık ve yıllık orantılayarak bulursun ancak bunu yapabilmek için bileşik faiz hesaplamayı bilmelisin. Google'a sorarsan bileşik faiz formülü diye sana bir şeyler gösterecektir.

Şu anki haliyle her şey sabit kalırsa PPFları banka faizlerinden fazla veriyor gibi görünüyor. Bu fonların 3 avantajı var.

1. İlerde faizlerin yükseleceğini bekliyoruz. Vadeli hesap, vade bitene kadar bu yükselişten pay alamaz ama PPFları günü gününe alır. Tabi faizler düşerse de bu avantaj tersine çalışır.
2. Fondaki paranı lazım olduğu gün, en geç ertesi günü çekersin. Vadelide vade sonunu beklemezsen faiz gelirinden vazgeçmen gerekir.
3. PPFları 30 Nisana kadar stopaj vergisinden muaf. Vadelide söylenen faiz brüttür. Ondan stopajı düşeceksin.
0
Mirket
(02.04.24)
100.000 lirayı yüzde 54 faizle 1 yıl vadeyle mevduata koyarsanız 154.000 lira alırsınız. Bunu 12 aya bölerseniz 4500 lira eder. Yani aylık %4,5 faiz getirisi olur.

Kısaca aylık faiz için yıllık faiz oranı olan %54 (0,54) oranını 12'ye bölüp aylık faizi bulursunuz. %4,5 (0,045)

Para piyasası fonları ortalama mevduat faizleriyle yaklaşık aynı getirilere sahiptir çünkü zaten büyük oranda mevduat tutarlar. Ek olarak borçlanma aracı kullanırlar. Bu sebeple getiri oranları az da olsa değişebilir ancak karşılığında vade bozma derdiniz olmaz istediğiniz zaman paranızı başka yatırıma yönlendirebilirsiniz.

Eğer mevduat yatırımı yapacaksanız birkaç bankada hesabınızın olması ve paranızı en uygun hoşgeldin faizi verene götürmeniz sadece mevduat yatırımı yapma niyetindeyseniz heralde en uygunu olur. Böylece standart para piyasası fonlarının az da olsa önüne geçebilirsiniz.

Eğer sadece mevduat değil, başka araçlara geçişiniz de kolay olsun istiyorsanız görece yüksek hoşgeldin faizlerinden feragat edip her an altın, hisse vs. almanıza olanak tanıyacak para piyasası fonunda kalmanız daha mantıklı olur hareket kabiliyeti açısından.

Bileşik getiri anaparanızı sabit tutmayıp ay ay, gün gün ya da belirlediğinzi başka bir aralıkta düzenli artırarak yaptığınız senaryoyu anlatıyor. Ancak eğer hatalı bir yatırım yaptıysanız bileşik getiri, bileşik götürüye de dönüşebilir.

1. Ay bir fona 100.000 koyup, fon düştüğünde ya da daha da yükseleceğini düşündüğünüzde üstüne eklemeler yaparsanız haliyle kazancınız da sadece anaparanızı orada bıraktığınız senaryodan daha fazla olur. Atıyorum bir fonun senede %100 getiri vereceğini öngörüp yatırım yaptınız. 1 yıl içinde fonun fiyatı sürekli değişir, bazen ucuzlar bazen çok yükselir. Siz 100k koyup bıraksanız sene sonunda 200k alırsınız ancak fonun ucuzladığını ya da atağa geçeceğiniz anlarda eklemeler yaparsanız daha çok getiriniz olur. 100'ün yüzde 10'u 10dur. 150'nin yüzde 10'u 15tir. Böyle düşünün.

Burada anlattıklarım bir nevi kitap bilgisi, riskler değişken olacaktır. Bir fona yatırım yapmadan önce iyi düşünmelisiniz.
0
akhenaten
(02.04.24)
Anladim. Yani 1 ay kilitli kalabilir sorun yok bence. Ama bu durumda sanki faiz daha cok verdi gibi. Faiz 54e cikti ppf daha belli degil ondan mi ki acaba
0
🌸optimistbakunin
(02.04.24)
@optimistbakunin yapı kredinin verdiği %54 faiz hoşgeldin faizidir. Normalde bankaların kampanyasız faizleri merkez bankasının seviyesinin altında seyrediyor. Para piyasası fonlarının ortalama getirileri de hoşgeldin faizlerinden düşük kalabilir.

0,54 oranını 365'e bölerek günlük faizi bulup para piyasası fonunun günlük getirisiyle karşılaştırıp bir şeyler düşünebilirsiniz. Ancak para piyasaı fonları sabit getirili olmadığı için bir gün daha düşük, bir gün daha yüksek hafif değişken sonuçlar getirir.
0
akhenaten
(02.04.24)
(3)

emekli maaşı taşıma promosyonu

mark greg sputnik
iyi günler dostlar,erkek kardeşim, vefat eden babamın emekli maaşını alıyor. annem bana bu emekli maaşını taşıma promosyonundan onun da faydalanabileceğini söyledi, öyle bir şey görmüş sanırım. öncelikle sorum, bu gerçek mi? birader kendisi emekli olmadığı halde bu imkandan yararlanabilir mi?eğer öy
iyi günler dostlar,

erkek kardeşim, vefat eden babamın emekli maaşını alıyor. annem bana bu emekli maaşını taşıma promosyonundan onun da faydalanabileceğini söyledi, öyle bir şey görmüş sanırım.

öncelikle sorum, bu gerçek mi? birader kendisi emekli olmadığı halde bu imkandan yararlanabilir mi?

eğer öyleyse süreç nasıl işliyor? hangi bankanın bunu yaptığını, hangisinin ne kadar promosyon verdiğini vs. tek tek bankalarla görüşerek mi öğrenebiliriz? yoksa katılımcılar ve rakamlar belli mi?

benim gönlü zengin kardeşim "üşeniyom ya" diye hiç üstüne düşmüyor ama böyle bir imkan varsa kendisini fiştekleyeyim diyorum, taş atıyoruz da kolumuz mu yoruluyor sanki, yapalım şovumuzu.
0
mark greg sputnik
(29.03.24)
Evet ölüm aylığı alan hak sahipleri de prompsyon alabiliyor, linke bir göz atın.

www.sgk.gov.tr:~:text=Emekli%20ayl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20alan%20vatanda%C5%9Flar%C4%B1m%C4%B1za%20y%C3%B6nelik,bin%20lira%20promosyon%20%C3%B6demesi%20yap%C4%B1lacakt%C4%B1r.
0
akhenaten
(29.03.24)
evet yararlanır.
internete herhangi bir banka için xx banka emekli yaz çıkıyor zaten alınan paraya göre.

bu arada bulunduğu bankadan da promosyon alabilir. ama en yüksek hangisiyse ondan alsın. akbank iyi mesela.

bankaya gitmeden bile yapılabiliyor bazı bankalarda.

google'a akbank emekli yazdım. ilk sonuç
www.akbank.com
0
jelly bear
(29.03.24)
Mirket
(29.03.24)
(9)

''bekleyin geliyorum'' ne kadar süredir?

hunharca ben
sb. buluşmak üzere bir saatte anlaştık, büyük şehirdir, olabilir, tölere edilir. Lakin bu süre sizin için ne kadardır?
sb.

buluşmak üzere bir saatte anlaştık, büyük şehirdir, olabilir, tölere edilir. Lakin bu süre sizin için ne kadardır?
0
hunharca ben
(28.03.24)
yarım saattir.
0
limonlu eksi
(28.03.24)
Buluşulacak saat önceden belirliyse kişi çıkması gereken saatte çıktıysa ekstra durumlar için beklemeye tamamım. Trafik olabilir, kaza olabilir, türlü türlü şey olabilir sorun yok ama rahat davranıp 2 saatlik mesafeye yarım saat kala çıktıysa mantıklı bir mazereti yoksa bir daha buluşmamaya kadar varır iş benim için.

Spontane gelişen bir durum kişinin bulunduğu bölgedeyiz "bekleyin geliyorum" için beklenebilecek maksimum zaman 20-30 dakika. (Herhangi bir toplu taşıma kullanması gereken bir yerdeyse zaten o "bekleyin geliyorum" denecek yer değildir.)
0
mutekebbir
(28.03.24)
Sokakta, ayakta bekliyorsak 7 dakika,
Bir kafede sipariş vermeden bekliyorsak 12 dakika,
Bir restoranda biz yemeğimizi yiyor o sonradan gelecekse biz masada kalkana kadar (tahmini 45 dk.)
Bir barda eğleniyorsak 90 dakika,
Bir barda tek başıma onun gelmesini bekliyorsam 22 dakika.

Ama ben kendimi bildiğim için ve geç kalma konusu beni rahatsız ettiği için "kaç dakika sonra burada olursun?" diye soruyorum. Verdiği cevap beni tatmin etmezse bir de "şu anda neredesin?" diye soruyorum.

Her insan "geliyorum" derken farklı bir şey düşünebiliyor. Siz de bunu bilecek kadar tecrübe yaşamışsınızdır. O yüzden "bekleyin, geliyorum" lafının 2-120 dakika arası bir süreye denk geldiğini bilirsiniz.
0
michael_knight
(28.03.24)
20dk max, İstanbul için. Ben her yere saatinde gidebiliyorum şahsen, çevremdeki birçokları da ufak gecikmelerle ulaşabiliyor gideceği yere. Bazıları buluşma saatini cidden takmıyor, bazen biriyle bir yere gidecek oluyorum örneğin telefonda "çıktık çıktık, 5dkya iniyoruz" diyor halbuki alakası yok.

Yolda kaza olmuştur, trafik durmuştur anca o zaman çok gecikilir. Normal yoğun trafik bile engel değil saatinde gitmeye.
0
akhenaten
(28.03.24)
MK +1

Geliyorum kelimesini yalan söylemek için kullanan insanlar tanıyorum.

Beklerken ki konfora göre değişir. Geç kalan kişi kendini paralamasın yetişeceğim diye ama benim saygı ihtiyacıma da özen göstersin isterim. O yüzden limiti geç kalan değil bekleyenler belirler.
0
hasmetizm 2046
(28.03.24)
makul bir sebep söylemedi ise 30 dk olur maksimum.

istanbul için bazen gerçekten evdeki plan trafiğe uyamayabiliyor. yani kişi gerçekten de evden çıkması gereken sürede çıkmıştır ama, yolda trafikte vs öyle anormal bir durum vardır ki, 20-30 dk gecikebilir.

tabi bunu karşındakie insan gibi anlatmak gerekir. öyle sadece "bekle geliyorum" demeyle olmaz.
0
saturn
(28.03.24)
ya benim "beklemeyle" ilgili çok derdim yok. Telefonum yanımda olsun, şarjım %60'tan fazla ve internetin iyi çektiği bir yerde olayım, hele bir de kulaklığım yanımdaysa 2 saat de beklerim de burda önemli olan beklediğim kişinin kim olduğu ve bekleyin geliyorumdaki bağlam.

Mesela dört kişi sözleştik, üçümüz buluştuk mekana oturduk diyelim. O saatten sonra dördüncü kişinin geleceği saat kendini bağlar yani öncesinde muhabbet edilir, yemek/kahve/bira vs yenir içilir. Oradan başka mekana geçilecekse de kendisine denir şuraya geçiyoruz diye. Genelde yakın başka mekana geçilen buluşmalarda bulundum da arabayla uzak bi yere gidilecekse yarım saat diye düşünüyorum.
0
nundu
(28.03.24)
Kim vurduya gittim dönücem'e aylar yıllar dersek, bekleyin geliyorum da fakir ve orta direk olanlar için yarım saat civarı denebilir.

Elit, konformist, kariyer düşkünü kesim genelde bekletmeyi sevdikleri için onlar konu dışı.
0
diyecevaplandı
(28.03.24)
Yarım saat
0
basond
(28.03.24)
(8)

türkiye'de internet bilgisayar kullanımı istatistiği

jepa
akp'li bir akrabamla tartıştım biraz. konu şu, akp öncesi gençler arasında bilgisayar ve internet kullanımının diğer ülkelere göre daha az olduğunu iddia etti. ben de zaten internetin tüm dünyada o yıllarda gelişmeye başladığını ama o yıllarda da icq, msn gibi programalarda türk sayısının epey fazla
akp'li bir akrabamla tartıştım biraz. konu şu, akp öncesi gençler arasında bilgisayar ve internet kullanımının diğer ülkelere göre daha az olduğunu iddia etti. ben de zaten internetin tüm dünyada o yıllarda gelişmeye başladığını ama o yıllarda da icq, msn gibi programalarda türk sayısının epey fazla olduğunu söyledim. üstelik google 2001, youtube'un kuruluşu 2005 yıllarına dayanıyor. iphone zaten 2007de çıktı. tüm dünyada öyle büyük bir kullanım yoktu ki..

kısacası geçmişte okuduğumu hatılıyorum ama şu an henüz bulamadım. örneğin 2000 yılında yunanistan'da veya italya'da internet kullanımı ile türkiye'dekini karşılaştıran bir istatistik var mı?
0
jepa
(28.03.24)
akpli insanlarla tartışarak laf anlatamazsın. buzdolabı yoktu da derler. yağ kuyruğuna girdik derler. 100 tl indirim olunca marketlere koşmuyorlarmış gibi.
0
jelly bear
(28.03.24)
konuşmamak en iyisi. velev ki sen haklı oldun. çıkardın istatistiği önüne koydun. bu sefer başka saçma bir iddiada bulunacak. akpli seçmen açık açık söylenen yalanlarla kandırılıyor.
0
paintov
(28.03.24)
Bu konuyu siyasetten, siyasi parti fanatikliğinden ayrı bir şey ama arada sadece şöyle bir korelasyon var olabilir.
Ak partinin kuruluşu ve ilk iktidar olduğu zamanlarda internet denildiği üzere Türkiye'de yeni yeni yayılıyordu.Hemen hemen ergenlik yaşımız ile 56k modemlerin meşhur bağlantı sesleri aynı zamana denk geldiğinden o dönemleri de biliyorum.
O zamanlarda internete girmek şimdiki gibi elde telefonla yapılan bireysel bir eylem değil, evde bilgisayar da yoksa internet cafelerde kamunun yürüttüğü bir faaliyetti. Bireysel takılmak isteyenler cafedeki gözden uzak masalara geçerdi :) neyse..

Akrabanızın şu tezi savunması lazım aslında,
Türkiyemizde maalesef tamamen vakit israfı "boş yere" internet kullanımı diğer ülkelerle yarışır. Hatta sıralama ilk 10a çok rahat girer derse buna katılırım.

Yine şöyle bir tesbitte yapmak gerekiyor ki sosyal medyada muhalif kesim açısından ekonomik kriz Türkiye'ye sadece bu hükümet döneminde var olan bir şey.
Bu da yanlış.
Türkiye'de ekonomik kriz her daim var ve hala etkileri sürüyor.
Özellikle darbeler sonrasında dışarıya olan ekonomik bağımlılık, ekonomik krizlerin topluma verdiği zararların artması ve dışarıdan alınan şartları ağır kredilerle bu yük daha da artmıştır.

Kişisel olarak nasıl ki kredi çekerek diğer kredi borçları kapanmıyorsa ya da kapattığımızı sanıyorsak bir devlet için de dışarıdan faizli borç gelen parayla diğer borçlar kolay kolay kapanmıyor.

Hala mali yönden ağır kronik hasta olarak bu günlere geldiysek bizi ayakta tutan bu topraklara özgü başka önemli güçler olduğunu düşünmemek elde değil.
0
diyecevaplandı
(28.03.24)
Yeni yaygınlaşan bir teknoloji için arkdaşınızın iddia ettiği gibi olsaydı da bu akp'nin başarısı denemez ki.

Örneğin bakın bugün akp var, millet 5g kullanıyor biz neden hala 4g'deyiz? Yani eninde sonunda 5g'ye geçeceğiz ama bu geçiş bir başarıdan ziyade bir mecburiyet artık. Kökeni dışarda olan her teknoloji için bu durum az çok geçerli zaten.
0
akhenaten
(28.03.24)
İnternetin AKP döneminde yayılması, biraz hayatın normal akışında bu teknolojinin bu döneme gelmesi gibi diye düşünüyorum.
Benim parti ve hükümet ile beraber değerledireceğim konu, devletin bu harekete nasıl bir destekte bulunduğu olur, o kötüydü bence.

Biz o dönemlerde (Telekom özelleşmemişken) yurtdışındakilere göre hız olarak çok geriden geliyorduk, buna rağmen onlardan çok daha fazla para ödemek zorunda kalıyorduk, üstelik bunu ülkeler arası alım gücünü dikkate almadan söylüyorum.
Bizim için lüks bir şeydi internet.

Üstüne bir de çeşitli bahanelerle youtube gibi sitelerin yıllarca kapalı kalması konuları var.

Hala toplumsal olaylarda veya felaketlerde internetin özellikle yavaşlatılması da var. Yani genel olarak AKP döneminde internete kavuştuk, desteklediler diye bakamıyorum, daha çok köstek oldular diye düşünüyorum.
0
burfak
(28.03.24)
Teknolojinin yaygınlaşması siyasi reformlarla olur bunun için yasal düzenlemeler, alım gücünü kolastiran krediler, sansürün ve bürokrasinin azaltılması gibi düzenlemeler gerekir biraz komplike bir konu ama akrabanız haklı şöyle ki AKP'den önce Türkiye bugünkü gibi liberal bir ülke değildi mesela bugün ülkemizde dünya ile aynı anda piyasaya sürülen teknolojik ürünleri bulamazdınız elektronik ürünler karaborsada üstelik dünyanın vazgeçtiği elektronik ürünler bize fahiş fiyatlara satılırdı. Bugünün şartları ile düz mantık geçmişi mukayese ediyorsunuz (korelasyon hatası) büyük yanılgı. Eğer akp döneminde yapılan reformlar olmasaydı biz bugün dünyanın çok gerisinde kalmaya devam edecektik yani dünyadaki internet/ teknoloji kullanımı birbirine paralel artmıyor bizim seviyemiz gelismis ülkelerin seviyesine yükseldi. Bugün hala AKP döneminde yapılan reformları yapmamış, piyasas ekonomisine geçmemiş hantal bürokrasi ve sansürün olduğu ülkeler var bakın onların seviyesinde olurduk ilerleme hızı çok yavaş olurdu.
0
doharkoman
(28.03.24)
internet, icq, msn, youtube baz alınarak düşünülmüş ama bilgisayar, yani internete erişimi sağlayacak cihaz ve diğer ekipmanlar es geçilmiş. bilgisayarı bırak atarilere bile kemal sunal'ın lokanta camında imrenerek baktığı tavuk gibi bakıyordu genç nesil.
ayrıca google'dan önce yahoo, altavista, icq ve msn'den önce mirc vardı. 2000 yılında evinde online counter-strike oynuyordu avrupa. biz atari salonlarına gidiyorduk. sonra internet kafede sıraya giriyorduk tek bilgisayardan fifa98 oynamak için. tek bilgisayarda iki kişi, joystik de yok mouse'la oynuyor diğer kişi :)

yani bir bilgisayara sahip olma imkanı minimum seviyedeydi. neden? e para yoktu, ekonomi bitik, ülke derin bir krizin içindeydi. 2002-2014 dönemi türkiye'nin ekonomik anlamda altın çağı olmuştur. ilk başlarda avrupa birliği için büyük adımlar atıldı mesela, kutlamalar yapıldı müzakereler başladı diye. ab'ye uyum sürecinde atılan adımlar alım gücüne ve halka yansıdı. daha önce yapılmamış bir şeyler yapıldı yani. o yokluğu yaşamış milyonlarca insan neden oy veriyor sanıyorsunuz. çünkü en kötüsünü yaşadılar.

teknoloji her zaman gelişmeye açık bir kavram. sürekli de gelişmek zorunda zaten. bunlara erişim imkanı önemli. kısacası siyasetten bağımsız olarak söylüyorum akrabanız doğru söylemiş.

yani salt olarak o yıllarda teknolojik gelişim akp zamanına denk gelmiş de ondan öyle olmuş diyemeyiz.
0
Improbable
(28.03.24)
Akp'nin teknolojiyi yaygınlaştırma misyonu hiçbir zaman olmadı, 2002-2014 arası oluşturulan yapay alım gücüyle, şu an bedelini ödemeye başladığımız ucu kredilerle insanların erişimi kolaylaştı o kadar. Geliştirmeyi bırak her noktasında sansür uygulamaya çalışıyor.
0
mirty
(28.03.24)
(5)

Seçimden önce son çıkışlar , seçim öncesi ve sonrası yatırım taktiği

Rao
Tekrar selam sayın Kıdemli ekonomi ustaları, Malum seçim öncesi son haftadayız, amaç iyi bir strateji her türlü riskten korunmak ve en doğru strateji ile seçim sürecinden zararsız çıkabilmek. Bu anlamda bazı risklerimiz, -Kur riski (tl bazlı yatırım araçları için ) -Banka makas riski ( döviz , al
Tekrar selam sayın Kıdemli ekonomi ustaları,


Malum seçim öncesi son haftadayız, amaç iyi bir strateji her türlü riskten korunmak ve en doğru strateji ile
seçim sürecinden zararsız çıkabilmek.

Bu anlamda bazı risklerimiz,

-Kur riski (tl bazlı yatırım araçları için )
-Banka makas riski ( döviz , altın vb. alış ve satışları için )
-Fon karlarından %40 vergi kanununun hazır olması

Bazı potansiyel getiriler :

-Seçim öncesi dip yapacak borsada seçim sonrası tekrar yükseliş potansiyeli
-Potansiyel kur artışı nedeniyle döviz bazlı varlıklarında kur kaynaklı getiriler
-Altında kur ve aynı zamanda fed kaynaklı potansiyel getiriler

Mevcut durumda seçim öncesi ve sonrası ne zaman ve nasıl bir yol izlemeliyiz ?

Teşekkürler.
0
Rao
(26.03.24)
Fon kârlarından %40 vergi kanunu deyince tüm fonlara seçimden sonra %40 vergi gelebilir gibi bir anlam çıkıyor. Hal böyle olunca eldeki tüm fonları satmak çok yerinde olurdu, ancak hal böyle değil. Yanlış risk analizi de yanlış yatırıma götürür sanırım.

Kanunun neleri kapsayacağı tam olarak netleşti mi tam bilmiyorum ancak en çok konuşulanlar eurobond bulunduran borçlanma aracı fonları.

Banka makas riskinden ziyade bana sorarsanız banka makas sorunu var. Makas hali hazırda çok yüksek, bankalardan altın, döviz alınacak bir ortam bence bugün dahi yok. Risk çoktan gerçekleşmiş gibi duruyor, seçim sonrası ancak daha da derinleşebilir.

Piyasa raporları ABD'nin faiz indirim sürecine girmeye çabalaması nedeniyle ABD borsalarında yükseliş beklentisi olduğundan bahsediyor bu sıralar. Ancak bu durum da şimdilik belirsiz. 3 indirim yapılmasının olası gözüktüğü sonuçlardan sonra hala daha indirim sayısı azalır mı diye konuşuluyor.

Altın deseniz o da yukardaki muhabbetlerden etkileniyor aynı şekilde. Çok inişli çıkışlı şu sıralar.

Bizim piyasalar için yükseliş beklentisi var kimi kurumlarda, örneğin garanti emeklilikteki fon koçu sistemi çok yüksek riskli profillerde hisse payını baya yükseltti ve borçlanma araçları payını düşürdü.

Bence ortalık fazlaca karışık. Ben sadece fon konusunu düzeltmek istedim.
0
akhenaten
(26.03.24)
Fon deyince aklıma Cihat E. Çiçek geliyor. Ben fon almadığım için bilmiyorum ama geçen gün, seçime nakit gireceğim, tüm fonlarımı bozduracağım diyordu. %40 stopaj'ı geriye doğru işletirlerse sıkıntı olabilir.

Örneğin fonu 10 TL'den aldınız, şu an 90 TL, %40 geçtiğinde 120 TL olsun.
- Geriye doğru işletirlerse, karınız: 120 - 10 = 110 TL olur ve 44 TL vergi alırlar.
- 90 TL'den bozdunuz, geri fon aldınız diyelim. 120-90 = 30 TL karınız gözükür. 12 TL vergi alırlar.


Ben seyrettiğimden bu şekilde anladım. Ama olaya yabancıyım, yatırım tavsiyesi değildir!


.
0
kartallar yuksek ucar
(26.03.24)
ek olarak şunu söylemekte fayda var, hükümetin seçim öncesi faizini attırıp cazip hale getirmeye çalışması döviz bazlı yatırımları olanlar veya gönlü kayanlar için gel gel oyununa benziyor. Bu şekilde döşünüldüğünde seçim sonrasında dövizde hizli bir hareketliliik ihtimali de daha fazla attırıyor.

Hiç bir tavsiye olmamakla birlikte dün itibari ile , tüm tl bazlı varlıklardan çıktım tamamiyle döviz bazlı varlıklardayım.
Kurda bir düzeltme gelene kadarda çıkmayı düşünümüyorum. Seçim sonrası bıktırana kadar, ayni politikaya devam edeycekler. Ancak sonunda çare yok, her şey kendi değerini bulmak zorunda.
0
🌸Rao
(27.03.24)
fonlardan %40 vergi falan alınmayacak. 4-5 ay oldu herkes gece gündüz bunu konuşurken kimsenin 4-5 dk google araması yapmaması çok komik ve zavallıca. bir de analizler yazılmış üstüne. neyse yine de görevimizi yapıp açıklayalım ancak yine yarın öbürgün ekşide burada yine herkes %40 vergi geliyormuş la diye gezmeye devam edersiniz.

1- %40 vergi yok, %40'a kadar arttırma yetkisi var. bir çok şey de daha fena yetkiler var ama alındığı görülmedi. bu da deprem için finansman gerekirse diye getirilip duruma göre bakılacak dendi bişey çıkmadı. bu saatten sonra da çıkması mümkün değil. ha çıksa da bu bir fon vergisi değil, dövize yatırım yapan fonların vergisi. hatta gelse dahi BES'teki fonları da etkilemiyor bu arada.

seçimden sonra faiz politikası devam edeceği için kur daha da sakinleşir. okuduğunu anlamayan, vergi geliyor aloo, dolar uçacak kafası yüzünden zaten son 1-2 haftada doların ateşi çok arttı. seçim sonrasına bu riskler kalkacağı için kur riski de oldukça azalacak.

faizler arttırılmasa dolar uçacak, arttırılınca hükümet gel gel yapıyor gibi mahallenin takıntılı emekli albayı gibi bakmaya gerek yok. bu bakış açısıyla, haklı çıkmak için yalan yanlış analizler yapan muhalif ekonomistler ile ruh sağlığınızı bir kaç senede kaybedersiniz. 2 evi, arabası olan hayatını kurtarmış tonla insan biliyorum, böyle böyle zehirlendikleri için sürekli aç kalacakları düşüncesindeler. yazık gerçekten çok acıyorum.

yatırım taktiğine gelirsek; ben eylülden beri tl mevduattayım ve ppf'lerdeyim, %52 ve %53 ile iki defa bağlamıştım, yakında tekrar bittiğinde daha uzun vadeli olacak şekilde %57-58 ile tl mevduata alacağım. şu an itibariyle tl enflasyonundan da dolardan da yüksek kazandım. ppf'lerden ise çok daha iyi gelirim var, şu an yıllık %65 veren çokça ppf var.

ben eylülden beri yazıyorum ama sürekli alaycı şekilde "tut bakalım paranı tl'de devalüe olunca görürüm seni" gibi ergen lafları duymaktan bıktığım için artık yorum yazasım gelmiyor. evim arabam bana kadar var ama yatırımlık evi olanlar için temmuzdan sonbahara kadar bas bas bağırdı tüm aklı selim işi bilenler satın dediler. yine "devalüasyon gelecek, dolar 70 olacak" kafasıyla satmayanlar deli gibi pişman. yazlık bakıyordum favorilerde 20 küsür yer vardı 7-8 tanesi hala duruyor. ya arkadaş doların 27 olduğu yazdan beri aynı fiyatta hatta bazıları daha düşükte olan ilanlar nasıl oluyor? :) cahil bir adam youtube kanalı açmış ev fiyatları tekrar uçacak diyor. henüz kredi-konut ilişkisini çözememiş felaket tellallığı yapıyor. cidden akıl alır gibi değil.

potansiyel getiri için ben bist'e bakmazdım. umrumda değil, top 5 hisse haricine de elimi sürmem midem bulanıyor açıkçası. ama evet iyi bir potansiyel barındırabilir.
0
avatar is back
(27.03.24)
ülkede derin finanal okuryazarlık eksikliği olduğunu hepimiz biliyoruz ancak, kimseyi suçlamak bence çözüm değil, önemli olan doğrusunu bilenerin doğruyu paylaşması ki birli kirliliğinin bu kadar attıığı bir ortamda bunlar çok önemli.

Ülkede yüksek dolarizasyon var, ve bunun en büyük sebeblerinden biriside insanların finansal okur yazarlından önce yediği dayaklar. Siyasiler son yıllırda çeşitli söylemlerde halkı manipüle edip, defalarca ters köşe yaptılar. Parasal genişleme ile enflasyon
patlatılarak ülke tarihinde unutulmayacak bir servet transferine imza atıldı. Negatif faiz ortamında tl ye güvenip mevduattta kalanlar , tuik'in
kimsenin nerede olduğunu daha bilmediği market fiyatlarına göre açıklanan enflasyon rakamları ile kandırılırak mağdur edildi.

Bu sadece siyasiler ile kalmayıp, sözde doktor ekenomistler de aynı amaca hizmet ederek, yine insanları bilerek ve isteyerek yanlış yönlendirdiler. Bundan 3 -4 yıl kadar önce ev fiyatları balon patlayacak almaynı, söylemlerini unutmadık.

İnsanların bu psikoloji içerisinde , bu şekilde davranması, kimseye ve maalesef te özelliklede kendi ülkesinin para birimine güvenememesi çok normal. Dikkat edilirse okulda derslerine odaklanması ve çocukluğunu yaşaması
gereken bu ülkenin gelceğinin teminati gösterilen gençler daha o yaşta simit , kitiap fiyatlarından veryansın ediyor.

Geldiğimiz ekonomik süreçte her şey rasyonel görünüyor, hükümet sözde enflasyon ile mücadele ettiğini söylüyor. Ancak para arzına , kamunun hala tasarrauf yapmamasına bakarsak , gerçekten mücadele var mı bu ayrı bir konu.

Kaldiki seçim sonrası oluşabilecek bir yenilgide , tüm faturaların bedelinin ekonomi yönetimine kesilmeyceğini ve tekrar
nas ekonomisini dönülmeyeceğini kim garanti ediyor.

Ayrıca gerçek enflasyonun açıklanan enflasyonun kat be kat üzerinde olduğu bir ortamda , siyasi kaygılarla patinaj yaptırılan bir kurun değerin altında işlem görmesi , eksiye girmiş merkez bankası rezerveleri ve ihracata ve dövize bağımlı bir ekonomi varken nereye kadar devam edecek.

Ayrıca toplum olarak, kimsenin kurun zıplamasını vs istediğini düşünmüyorum.
Ancak kirli siyasi oyunlar ile sürekli kandırılan bir toplumunda bu kumpaslardan çıkış yolu aradığınıda unutmamak gerek.

Vergi konusunda %40 olarak hazır olduğunu yazmıştım, ama bu demek değilki uygulanacak, ancak böyle bir kanunun
olması bütçe için sürekli yeni kaynak arayanların başvurucağı bir yol olmaycak mı diye düşündürüyor.
0
🌸Rao
(27.03.24)
(8)

içimden gülmek gelmiyor. ne yapsam ?

duyurukullanıcısı
cidden içimden gülmek gelmiyor, iş falan biraz dert var başımda. ofiste herkes kıkır kıkır ben mahkeme suratı gibi full focus çalışıyorum.böyle fake gülmekte istemiyorum, sırf gülmek içinde gülmek istemiyorum ama baya bir milletin bakışlarından rahatsız olmaya başladım lan bunun da nasıl bir suratı
cidden içimden gülmek gelmiyor, iş falan biraz dert var başımda. ofiste herkes kıkır kıkır ben mahkeme suratı gibi full focus çalışıyorum.

böyle fake gülmekte istemiyorum, sırf gülmek içinde gülmek istemiyorum ama baya bir milletin bakışlarından rahatsız olmaya başladım lan bunun da nasıl bir suratı var insan biraz güler falan diye.

genel olarak da ciddi bir yüz ifadem var sanırım.

geçen bir arkadaşımla sohbet ediyorduk lan adam nasıl içten gülüyor, mutlu yani herif en saçma muhabbete bile basıyor kahkahayı lan dedim ben niye böyle olamıyorum...

ne yapmalı ?
0
duyurukullanıcısı
(25.03.24)
Mutlu olmak için bir sebep mi var? Yok.
0
prole
(25.03.24)
proleye katiliyorum. mizaha sarilalim en azindan.

mutluluk ve neseli olmak farkli bir de bence bu arada.
0
robert bosch
(25.03.24)
rahat olamıyorsunuz anladığım kadarıyla kendinizi salamıyorsunuz. insanlar çeşit çeşit kimisinin de baş etme mekanizması o kahkahalar oluyor kimisi içine atıyor vs.. sadece herkes çok eğleniyor ben böyle kaldım düşüncesinden çıkın ilk hata bu.
0
Ufuk
(25.03.24)
Hayatınızda sizi zorlayan tespit edebildiğiniz ve çözümü sizin elinizde olan bir sıkıntı varsa (dönemsel ağır iş yükü gibi) gülememeniz normal. Stresli dönemler de hayata dahildir. Ortada bir sorun varken ancak mutlu taklidi yapabilirsiniz.

Haliyle tekrar rahatlamak için bu sorunun çözümüne odaklanmalısınız. Bazen kendimizi sıkıp bir şeyleri atlatmamız gerekir.
0
akhenaten
(26.03.24)
Var mı mükemmeliyetçik?
0
hasmetizm 2046
(26.03.24)
Bence sahte gülmek demeyin o zaman uygulamak zor olur ama gülmenin beyne iyi geldiğini okumuştum. Bir çeşit terapi, meditasyon gibi düşünün ve arada bir gülmeye zorlayın kendinizi:) ya da geçici ise kasmayin ama uzun zamandır böyleyse belki bir terapistle sebebini öğrenmek iyi olabilir
0
Kediyi üzdün
(26.03.24)
Içinizden gelmiyorsa zorlamayın, akışına bırakın. Bir gün gelir illa ki.
Ama biraz da karakter ve hayattan beklentilerinizle de alakalı bir durum bu bence. Sizin tam tersinizim. Hayatınızla barışmak, makul hedefler koymak modu en azından optimimda tutuyor.
0
Amaranta ursula
(26.03.24)
mizaç ile alakalı.
soğuk ve kuru bir mizacınız olabilir.

bilmiyorum ama bu tür mizaçta baharatlı yiyecekler öneriliyor. suya zerdeçal atmak vs.
ama ben en çok sol tarafa yatmak ile ısınıyorum :)))

bir süre denenebilir. peynir, yoğurt, kahve, alkol, sigara da soğutuyor.

adam da nemli mizaçtır zaten sulu sulu gülüyormuş :D
0
janderzel zartanyan
(26.03.24)
(3)

youtube türkçe altyazı

1837837
tüm videolarda (haydi sadece ingilizce videolarda) online çeviri, teknoloji, yapay zeka bu kadar ilerlemişken neden türkçe altyazı yok? yapılamıyor mu? yapılmıyor mu?
tüm videolarda (haydi sadece ingilizce videolarda) online çeviri, teknoloji, yapay zeka bu kadar ilerlemişken neden türkçe altyazı yok? yapılamıyor mu? yapılmıyor mu?
0
1837837
(25.03.24)
Var? Eger video sahibi actiysa otomatik altyazi ekleniyor orijinal dilinde, onu da izleyen kisi sectigi dile cevirtebiliyor ayarlardan.

Edit: 2008'den beri varmis blog.youtube
0
sertac akin
(25.03.24)
peki videoyu yapan kişi videosunun daha çok kişiye ulaşacağını bildiği halde bunu neden açmıyor?
0
🌸1837837
(26.03.24)
@1837837 yeni videolarda çoğunlukla açık oluyor aslında, ancak fark etmemiş ya da önemsemiyor olabilir. Kanalın ne kadar ciddi yönetildiğine de bağlı. Eğer buna yönelik bir talep vs gelmediyse umursamamış da olabilir.

Konusuna göre yanlış çeviri nedeniyle zor durumda kalmak istemiyor ya da uğraşmak istemediği yabancı dildeki geribildirimlerle muhatap olmak istemiyor da olabilir. Biraz hedeflediği çerçeveyle de alakalı.

Bazı ülkeler internette toplu şekilde hareket edebiliyor, videonuz bir ülkenin dikkatini çekerse o bölgeden istemediğiniz kadar etkileşim alabiliyorsunuz. Eğer hedef kitleniz bunları kapsamıyorsa rahatsız edici olmalı.
0
akhenaten
(26.03.24)
(4)

şu hizmetçi kıyafetini nasıl betimlersiniz?

fakat
https://www.trendyol.com/annee-bakk/hizmetci-kostumu-p-106977200bir hikaye yazsaydınız, şu linkteki gibi kıyafetleri nasıl betimlerdiniz? bilmeyen biri bile gözünde canlandırabilsin
www.trendyol.com

bir hikaye yazsaydınız, şu linkteki gibi kıyafetleri nasıl betimlerdiniz? bilmeyen biri bile gözünde canlandırabilsin
0
fakat
(25.03.24)
'+18 sitelerdeki fantezi hizmetçi kostümü' şeklinde anlatılabilir.

Keşke tıklamasaydım. Her yerde karşıma çıkacak şimdi.
0
Mirket
(25.03.24)
french maid costume

fransız hizmetçi kostümü
0
inheritance
(25.03.24)
1800lü yıllardaki alışılageldik o hizmetçi giysisinin daha kısa bir etek ve parlak saten kumaşla yeniden tasarlanmış, papyon ve diğer süslemelerle bir fantazi kostümüne dönüştürülmüş hali.

Genel referans olarak "o bilindik hizmetçi giysisi" diye kullanırdım. Zaten çok klişe bir dizayn, birinin bilmediğini varsayıp yeni ya da alışılageldik olmayan bir şeymiş gibi en baştan betimlemek sıkıcı olacak ve gereksiz yer tutacaktır.
0
akhenaten
(25.03.24)
Gülse Birsel'in komedi dizilerinde zengin eve gelen hizmetçinin kıyafeti.
0
nawar
(25.03.24)
(9)

güncel kurutma makinesi sorusu?

bir ileti paylastim
selamlar. bir tane almayı düşünüyoruz, neye dikkat ediyoruz?ısı pompası olsun demişti bayideki adam. onun dışında servisi yaygın olan markalardan olsun tabii. çamaşır makinemiz 6 kg kapasiteliymiş. kurutmayı da abartmaya gerek yok demek bu. umarım yakın zamanda çok araştırıp alan ve çok memnun olan
selamlar.

bir tane almayı düşünüyoruz, neye dikkat ediyoruz?

ısı pompası olsun demişti bayideki adam. onun dışında servisi yaygın olan markalardan olsun tabii. çamaşır makinemiz 6 kg kapasiteliymiş. kurutmayı da abartmaya gerek yok demek bu.

umarım yakın zamanda çok araştırıp alan ve çok memnun olan vardır aramızda :)

kartlara hala 9 taksit varken alışverişimizi yapalım koyalım :D
0
bir ileti paylastim
(24.03.24)
Abartmaya gerek yok diye düşünmenin ötesinde, çamaşır makinasıyla üst üste koymayı planlıyorsanız aynı kilo kapasitesine sahip olmalı. Yoksa ebatları denk düşmüyor.

Isı pompası enerji tasarrufu açısından cidden önemli.

Gerisi çok önemli değil, temel programların hepsi her makinada var zaten.
0
akhenaten
(24.03.24)
enerji tasarruflu alın, çekmemesi için uzun süreli program var pamuklular için 2 saat kadar, elektrikten tasarruf edersinz.
kendini temizleyen model aldım her sene servis çağırmamak için.
bu gibi makinalar bir kere alınıyor abartmamak gerek ama işinize yaramayan bir modelde giden paraya acırım.
0
eja
(24.03.24)
Arçelik kullanıyoruz memnunuz. Giysilerde küçültme sorunu oluyor. Bunuda ütüleme ile cozuluyor.

Tam kapasite doldurunca bazen tam kurutmadan çıktığı ouyor giysilerin.
0
kaiserr76
(24.03.24)
A+++ kullanıyoruz. 100 kurutmada 150 kwh çekiyor. mutluyum.
kurutmayı büyük alırsan yarın öbür gün daha büyük makineye geçtiğinde rahat edersin. bence 8 kg alabilirsin.
beko kullanıyorum, giyside küçülme hiç yaşamadım. nemli kalma sorunu da hiç yaşamadım. koku da yapmıyor. kedi tüylerini çok iyi topluyor. avrupa'daki beko türkiye'deki beko'dan daha iyi kalitede deniyor, belki ondandır ama kendi tecrübeme göre tavsiye ederim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.03.24)
ayni marka almazsaniz camasir makinasi ustune kurmuyor servis, dolap alip oyle kullanabilirsiniz bilginiz olsun

edit: bosch kullaniyoruz cok memnunuz, camasir makinamiz lg, trendyoldan dolap alip kurduk oyle altli ustlu kullanabiliyoruz.
0
tahtakafa
(25.03.24)
Bizim kurutma makinesinde "yünlü" ayarı yok. Keşke olsaydı diyorum. Başka bir modelde "ılık hava" diye bir mod gördüm, o da keşke olsaydı dedim.
Sizin için de bunlar önemliyse göz önüne alın.
0
michael_knight
(25.03.24)
13 ila 35000 tl arasında modeller var inanın kafam karıştı. üst üste koymayacağım. koyacak olursam da dolap ile koyacağım.

bosch seri 6 ya da siemens 500 serisi aklıma yatıyor gibi. neden olduğuna cevabım yok.

hoover diye bir gerçek var. herkesin ucuz diye aldığı bir yandan olumladığı. ama 3-4 bin tl ucuz olsun diye kıyafet bozacak bir makine de istemiyorum. bir triko zaten 2-3 bin.
0
🌸bir ileti paylastim
(25.03.24)
istersen 350 bin ver ama makineye yün ya da yün karisimli ne atarsan at bozulur. kurutmaya yünlü girmez. o sebeple kriterin bu olmasin zaten. Annem LG aldi bu arada, o da cok memnun. Benim eski makinem Miele'ydi, o da cok iyidi.
cok ucmadan arada karar kil. 13 bin ile 35 binin ortasi 24 bindir. 24-26 bin civarinda bir sey al.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(25.03.24)
yillardir bosch IQ serisi kullaniyorum. en sevdigim ozellikleri:
- kendi kendini temizlemesi
- isi sensoru olmasi (kuruluk/islaklik derecesine gore sureyi yeniden duzenliyor)
- manuel, sureli, soguk ve sicak ayri programi olmasi (havalandirma ya da mikrop oldurme icin, ya da battaniyeden kedi tuyu toplamak icin ideal)
- buyuk olmasi (ayri ayri yikanan camasirlari tek seferde kurutabiliyorum)
- A+++ olmasi
- yorgan kurutmasi
- carsaflarin mis gibi cikmasi

yapmadiklarim ya da sevmediklerim:
- yunlu kurutmak (yunlu programinda bile olsa)
- kot pantalon kurutmak (dolap kuru modunda degil en azindan. elastik modellerin omru baya kisaliyor)
- sevdigim trikolari kurutmak (bir guvensizlik var evet)
- carsaflarin kirisik cikmasi
0
65 derece
(25.03.24)
(8)

okuldan atılma mevzuu

mark greg sputnik
iyi akşamlar dostlar,bu iş benim canımı çok sıkıyor ve korkumdan inanın öğrenci işlerine gidip sorasım bile gelmiyor.2017-18 (hazırlık) girişliyim ben. mezuniyet için gereken 240 kredinin NEREDEYSE yarısı duruyor. en son hesaplamalarıma göre 2024-25 son şansımdı. bu dönem 20 temizlesek, önümüzdeki y
iyi akşamlar dostlar,

bu iş benim canımı çok sıkıyor ve korkumdan inanın öğrenci işlerine gidip sorasım bile gelmiyor.

2017-18 (hazırlık) girişliyim ben. mezuniyet için gereken 240 kredinin NEREDEYSE yarısı duruyor. en son hesaplamalarıma göre 2024-25 son şansımdı. bu dönem 20 temizlesek, önümüzdeki yıl da fire vermeden 60 yapsak... yok, yine tutmuyor. üç ders sınavı filan var ama üç dersten fazlası kalabilir.

benim kesinlikle diploma almam lazım. yaşım geçti. öyle muslukçuluk, berberlik gibi bir meziyetim de yok. iş bulup iki sene çalışsam lise mezunu olarak ordan çıkınca bi daha iş bulamam yani öyle bi durum, ülke şartları malumunuz. onun da ötesinde zaten şu an okuduğum bölümün diplomasını almayı ben kendim için çok istiyorum, kazancında değilim, benim için bir çeşit hayat amacına dönüştü ama gerek şahsi denyoluklar gerekse hayat şartları vs. olmadı.

şimdi ben muhtemelen önümüzdeki yılın sonunda, okulu bitirmeme bir veya iki dönem kalmışken atılacağım.

bu durumda aklıma şu geldi: ben sınava tekrar girsem, bölümümü kazansam, verdiğim derslerin ne kadarını saydırabilirim? aynı okul, aynı bölüm. bu konuda bir sorun olur mu dersiniz? bu saydırma olayı nasıl oluyor?

ben sınava girip aynı yeri kazanırım, o kısım hiç problem değil. ama saydırdığım dersler içinde kayıp olur mu, orasını merak ediyorum. onun dışında genel olarak 30 yaşına gelip hala lisansı bitirememiş bu davar kardeşinize konuyla ilgili herhangi bir öneriniz, tavsiyeniz vs. varsa onu da alırım.
0
mark greg sputnik
(24.03.24)
pasif öğrenci olarak dışardan dersler belli koşullarda verilebiliyor onu bi araştır bence önce.
bölümü tekrar kazansan c altı dersler sayılmayacak muhtemelen
0
jelly bear
(24.03.24)
Böyle şeyler okuldan okula değişiyor, durumu öğrenci işleriyle konuşmanız zorunlu.

Yine de bütün dersleri saydırmanız çok olası olmasa gerek. Toplam muaf olunabilecek derslerin bir üst sınırı vardı ve bu üst sınır çok da yukarda değildi diye hatırlıyorum.

Daha önce sınıfımdan birisi başka okula gitmek için yeniden sınava girmişti ondan hatırlıyorum biraz, kafanızdaki hesap çok tutmayabilir.

Ancak burada duyduklarınız üzere moralinizi bozmak ya da beklentini yükseltmek yerine kesinlikle okulla konuşmalısınız.
0
akhenaten
(24.03.24)
Valla martın sonuna geliyoruz. Vakit kaybetmeden öğrenci işlerine sorun.
Cevaba göre sınava hazırlanırsınız en azından.

Fabrika işçileri büyük meziyetlere sahip insanlar değiller. Okulu bu kadar uzatmışsanız daha en az 2 sene daha okuman gerekecek. Bence vaktinizi iyi değerlendirin. Bölümünüzü bilmiyorum bu arada. Genel yazdım.
0
sevilen progressive türkücü
(24.03.24)
dost acı söyler derler.

rus dili ve edebiyatı bölümünü için 8 senede bitirememek doğru değil. bunu alışkanlık haline getirmişsiniz. eğer rusçayı iyi derecede öğrendiyseniz illa bu bölümü bitirmek yerine, size diploma imkanı sağlayacak açık öğretim fakültesine yönelebilir, 'uluslararası ticaret', 'lojistik' 'sivil havacılık' veya 'turizm' bölümlerinden birini okuyup, diploma alıp sahip olduğunuz türkçe-ingilizce-rusça yeterliliğini kullanarak iş hayatına atılabilirsiniz.


şuan iş hayatı için de sınırdasınız. 30'dan sonra iyi işler bulmanız daha da zorlaşacaktır.
0
tavish11
(24.03.24)
@tavish11,

sus yoksa inanırım. şşş...

abi evet o konuda diyecek bir şeyim yok gerçekten, ben çok saldım, 18'imden beri de çalıştığım için hiç "öğrenci" kafasına girip tamamen okula veremedim kendimi ama rusçayı çok seviyorum ve okuduğum, okula devam ettiğim süreçte de hakikaten hocaların çok sevip tuttuğu bir öğrenci oldum. bugün okulu olabilecek en düşük ortalamayla bitirsem bile yüksek lisans başvurumda beni önce değerlendirirlerdi diye düşünüyordum. bu yola gerçekten baş koymuş bir insanım.

şu noktada başka bir bölümü açıktan okumak benim için ihtimal dahilinde değil ne yazık ki, çünkü zaten yeterince işim gücüm var, ben sadece bu kadar emek verdiğim lisansı bitirmenin derdindeyim.

iş kısmı da çok problem değil. ben halihazırda çalışıyorum. a 101 kasiyeri olsam bile şu an ülkede asgari ücretin yaklaşık iki katı gelir elde edebilirim. yeter ki üni mezunu, ankara üni rus dili bitirmiş adam olayım. tek derdim bu. parasında değilim. yoksa elbette farkındayım, okulu bitirince de uçup kaçmayacağım.

@diss,

olm inan aklımdan geçti, dissendium kesin bu duyuruya cevap verir dedim, hatta şunu bile hazırlamıştım: www.youtube.com

ama bizde yaz okulu yok maalesef, keşke olsa... niye yok zaten onu da anlamadım. bırakın kardeşim okuyalım işte, niye 7-8 aya sıkıştırıyorsunuz bizi?
0
🌸mark greg sputnik
(24.03.24)
Öğrenci affı lazım sana.
0
ferenc
(24.03.24)
Aynı okulun aynı bölümünü kazanamıyorsun abi. Kaydını sildirmen gerekiyor tekrar kayıt olmak için, kaydını sildirirsen de yeniden kayıt olamıyorsun. Belki bu mevzu okuldan okula değişiyordur ama, net bi şekilde sor onu. Ya da aç yönetmeliği oku, vardır orada.

Başka okulda aynı bölüm olur ama. Ya da aynı okulda başka bölüm de olur.

Bu arada ben de bölümü 9 senede bitirdim (atılma yoktu o zaman). 140 kredinin 60'ını hayvan gibi kasıp tek senede vermiştim. Yani 2,5 yılda bitebilecek bi bölüm okuyormuşum :) Kütüphanede yatıp kalkmaya okeysen olabiliyor öyle şeyler.
0
plutongezegendegilmi
(25.03.24)
sen derslerine çalış af çıkar olmasa yatay geçiş falan yapıyor millet ona bakarsın daha kötü bi üniversiteye geçersin.
0
kveldulv
(25.03.24)
(7)

Tercümanlik neden bu kadar önemseniyor

Yourcousinmarvinberry
Geçen tercümanlik okuyan arkadaslarla bunun muhasebesini yaptik.ismi lazim degil, bir hoca var bazi piyasa kitaplarini Fransizcadan Türkçeye çeviren. Konu da tam buydu, çevirmenlik öyle yüksek meziyet veya derin birikim gerektirecek bir meslek degil fakat buna ragmen bahsettigim kisiye neredeyse Pla
Geçen tercümanlik okuyan arkadaslarla bunun muhasebesini yaptik.
ismi lazim degil, bir hoca var bazi piyasa kitaplarini Fransizcadan Türkçeye çeviren. Konu da tam buydu, çevirmenlik öyle yüksek meziyet veya derin birikim gerektirecek bir meslek degil fakat buna ragmen bahsettigim kisiye neredeyse Platon etiketi yapistiriliyor. Oysa ki kendisi ne sanatçi ne de yazar. Baska eserleri çevirmek disinda bir katkisi da yok.

Su durumda tercümanlikla, edebiyatla ugrasanlari niye abartiyorlar ki ?
0
Yourcousinmarvinberry
(24.03.24)
çünkü tercüman olmak için iki dili bilmek yeterli değil

iki kültürü bilmek, edebiyattan dilden genel kültürden anlamak, söyleyişi bilmek gibi insanın uzun birikimle edinebileceği şeyler

ama dediğin gibi daha düz çevirmenler hatta makina çevirisi yaptırıp basan yayın evleri de var
0
grimavi
(24.03.24)
hem ana dilini hem yabancı dili bileceksin, üstüne alanı bileceksin. mesela nietzsche çevirmek için almanca'yı bileceksin, nietzsche'yi bileceksin ki bu da yetmez üstüne ana diline de hakim olacaksın. bu kadar meziyete sahip türkiye'de kaç kişi var.

tabii çevirmenlerin çoğu palavra orası ayrı.
0
gule gule
(24.03.24)
Tercümanlık hakkındaki önyargınız doğru değil mütercimler derin entellektüel bilgiye sahip kişilerdir her dil bilen mütercim olamaz mesleğin itibarı buradan gelir.
0
doharkoman
(24.03.24)
En kısa yoldan kendi yaşadığım ve çok canımı sıkan bir yerden örnek vermem gerekirse kolay olsun diye çevirinden gideyim diye okumaya başladığım birçok kaynakta kafamı karıştıran yerler oluyor ve "dur bakalım orjinalinde ne demiş" diye orjinal kaynağa gidiyorum. Nihayetinde kolay olsun diye başladığım çeviri kaynağı tamamen terk edip orjinalden devam ediyorum. Bu cidden can sıkıcı.

İyi çeviri kötü çeviri diye bir durum var. Edebi metinlerde ve bilimsel metinlerde ayrı ayrı şeylere çok dikkat etmek gerekiyor. Bazı edebi metinlerin çeviri olduğu o kadar bariz ki, dilin donukluğundan eserden soğuyorsunuz bu da satış rakamlarının düşmesi demek. Bilimsel metinlerde ise konuya hakim olmayan çevirmenin yaptığı çeviriler sözcük seçimlerinden ötürü anlaşılmaz ve hatta daha ötesinde yanıltıcı bilgi verebiliyor.

Bunların dışında, örneğin oyun çevrileri çoğunlukla amatörlerce yapılıyor ve bu ciddi anlamda göz kanatıyor. Özellikle oyunlar söz konusu olduğunda neyin çevrilip neyin çevrilmemesi gerektiği de çok önemli. Karakter sınıflarında "mahir" falan gibi şeyler görmek çok anlamsız.

Bir şeyi okurken onun çeviri olduğunun farkına varmadan okumanızı sağlayan bir çevirmen cidden oldukça yetenekli biri olmalı.

Söylediğiniz şeye şaşırdım.
0
akhenaten
(24.03.24)
bence önemsenmiyor. ilk defa böyle bir şey duydum. çevremde tercümanlığı önemseyen tek bir kişi bile yok. hatta küfür falan ediyorlar.
0
zeleno
(24.03.24)
yabancı bir kitap alacaksam mutlaka hangi çevirisi daha iyi diye araştırıyorum.

Çevirmenlik benim gözümde yarı yazarlık gibi bir şey. Eseri vezir de eder rezil de.

Bu dediğim edebi eserler için geçerli.
0
burfak
(25.03.24)
Tarihi eserleri çevirenlere saygı duyar önemserim. Sonuçta o dönemin kelimelerinin, o dönemki anlamlarını bulmak ve o döneme uygun çevirmek kolay iş değil. Aynı şekilde fantastik kurguda hem o evrene uygun hem de çok güzel çeviri yapanlar var. Ona saygı duyarım. Bunların hepsi zeka, tecrübe ve emek istiyor. Bunların orijinalini görünce fark ediyorsun ne kadar iyi olduğunu. Yine kötü örnekleri görünce de ne kadar kötü olabileceğini... Aynı şekilde simultane çevirilere de (cümlenin yarısını atlayan futbolcu tercümanlarına değil) saygı duyuyorum. Çok kaliteli hareketler.

Onlar dışında tercümanlar ölü dillerden falan çevirmiyorlarsa ekstra bir saygı görmüyorlar hiçbir yerde. Evet, benim tercüman arkadaşlarım var. İngilizce-Türkçe çeviri işleri de yaptım öğrenciyken. Düz iş işte.
0
nawar
(25.03.24)
(14)

Oyalanmamız doğru mu?

ananiyimioguz
Uzun bir süredir insan ırkı olarak çok azımız dışında geri kalan herkesin oyalanıp gittiğini düşünüyorum ve bu bana rahatsızlık veriyor.Çünkü ben de oyalanıyorum. Kendi ırkım için faydalı bir şeyler yaptığımı veya yaptığımızı düşünmüyorum.Kitaplar, kurgular, filmler, diziler, siyaset, ideolojiler ha
Uzun bir süredir insan ırkı olarak çok azımız dışında geri kalan herkesin oyalanıp gittiğini düşünüyorum ve bu bana rahatsızlık veriyor.

Çünkü ben de oyalanıyorum. Kendi ırkım için faydalı bir şeyler yaptığımı veya yaptığımızı düşünmüyorum.

Kitaplar, kurgular, filmler, diziler, siyaset, ideolojiler hatta dinler.

Kısacık ümrümüzü güzel geçirdiğimizi düşünmemiz/sanmamız için yine kendimizin yaptığı, yani yine kendi beynimizden çıkan araçlar olarak görüyorum.

Bir kitabı okurken veya filmi izlerken o heyecan hoşuma gidiyor. Bir inanca kaptırıp gitmek, ölümden sonraki bilinmezliği doldurmak hoşuma gidiyor. Fakat yoğunlaşma bittiğinde pişmanlık hissi duyuyorum.

Sürekli belli yalanlar kurguluyor, birbirimizi inandırıyor ve bu kurgular hakkında tartışıp duruyoruz. Herkes kendince bir amaç buluyor, kimi dini inancı gereği orada söylenenleri uyguluyor veya uyguladığını düşünüyor en azından iyi hissediyor, kimi farklı duygusal veya bilimsel inanclar geliştiriyor onlara sarılıyor.

Bunu yapıyoruz çünkü birileri öyle istediği için değil de, yapmasaydık eğer türümüzün devamlılığını kendi kendine getiremezdik yani inanç meselesinin de evrimin bir parçası olduğunu düşünüyorum yani bu inancın illa dini olması gerekmiyor.

Fakat her ne olursa olsun, her ne bulursak bulalım oyalandığımızı düşünüyorum. Çoğumuzun "anlamlı" bulduğu şeylerin bile bir yalandan ibaret olduğunu düşünmek bana rahatsızlık veriyor.

Bu konuda ne yapabilirim?
0
ananiyimioguz
(23.03.24)
çocuk xd senin ilacın bu.. yap bak kalıyo mu bi tane varoluşsal sancın

bi de domates salata falan ekebilirsin
0
abuzer
(23.03.24)
çocuk da umduğum gibi olmayabilir :( ayrıca o da bir çeşit oyalanma ve anlam bulma nesnesi değil mi?

gerçi hoş, başka ne yapabiliriz ki herkes bir buluş yapacak diye bir şey yok.
0
🌸ananiyimioguz
(23.03.24)
öncelikle zaten her şey çok anlamsız, anlamı biz yaratıyoruz. sizin de kendi anlamınızı inşa etmeniz gerekir. oyalanıyoruz bu beni rahatsız ediyor, bir şeyler yapıyorum hoşuma gidiyor sonrasında pişman oluyorum demişsiniz ya. başka bir şey yapamazsınız çünkü. değiştirebileceğiniz şeylere odaklanın. değiştiremeyeceğiniz şeylerin peşinde heba olmayın. neye inanıyorsanız ailenize, sevdiğinize ya da devletinize, ona en iyi hizmeti kendinize yatırım yaparak, kendinizi geliştirerek, bu iğrenç sistemin dişlilerinden biri olmayarak yapmış olursunuz. savaşarak bir şeylerin elde edildiği dönem bitti. kim akıl sağlığını koruyorsa o güçlüdür.
0
tabii lan manyak mısın
(23.03.24)
türümün devamlılığı ya da insanlık umrumda değil, ben dünyaya oyalanmaya gelmişim kimseye bir zarar vermeden de zamanı gelince ayrılacam bu kadar
0
grimavi
(23.03.24)
Ne kadar kaliteli oyalanabiliyorsan o kadar iyi.
0
kimlanbu
(23.03.24)
Git Mardinli Şeyhmuz Amca'yla tanış. Yakınsın nasıl olsa.

www.youtube.com

Jadav Molai Payeng'la tanış diyeceğim de o uzakta.

onedio.com
0
Mirket
(23.03.24)
@grimavi +1

Dünyaya bir şey katmak benim de pek umrumda değil. Mesleğimdeki ilerlemem ya da ilgi duyduğum başka bir şey belirsiz bir gelecekte "dünyaya bir şey katmakla" sonuçlanırsa bile böyle bir niyetim olduğundan dolayı olmayacaktır. Zaten böyle bir şey de olmayacaktır.

Hayatın genel bir anlamı olduğunu sanmıyorum, ama yaşamaktan memnunum. Canımı sıkan şeyler var, ilgimi çeken şeyler de var. İnişli çıkışlı gidiyor işte. Olması gereken de bu gibi geliyor.

Gününüzün güzel geçmesiyle, güzel geçtiğini sanmanız arasında bir fark olduğunu da sanmıyorum. Hayatınızı kimseye muhtaç olmadan geçirmek için belli başlı sorumluluklar var, bunları yerine getirdiğiniz sürece geri kalan zamanda ne olduğu çok önemli değil bence.
0
akhenaten
(23.03.24)
Valla anlamsız da gelse sabah erken kalkıp kahvaltımızı yapacaz sporumuzu yogamızı yapacaz işimize gidecek en az emekle max parayı kazanmaya çalışacaz mutlaka her ay para biriktirecez en ucuza en güzel yemekleri nasıl yiycez onu düşünecez kaliteli uyku uyuyacağız mümkün olduğunca doyurucu cinsellik yaşayacaz. Buraya kadar olanları anlamsız da olsa yapacaz. Bunlar oyalanma değil. Bunlar yoksa sağlığımız ekonomimiz bozuluyor. Gücümüz azalıyor. Gücümüzü artıracağız. Fiziksel maddi manevi sosyal ekonomik gücümüzü artıracağız. Bunları düzenli yapıyoruz peki sonra? Hayatla ve insanlarla bağ kuracağız. Bu bağları da güçlendirecekğiz. Hayatın her anını bir festival olarak göreceğiz. Tamam herkes çok acılar çekti herkes oyalandı falan ama bi sürü güzellik de gördük. Öteki sperm birinci gelseydi sen bu güzelliklerin hiçbirini göremeyecektin. İyi ki gelmişiz.
0
gece abisi
(23.03.24)
Felsefe okumya başla. Uzun zamandır okuyorum
0
sonhakan
(23.03.24)
On not: telden uzun cevap yazarken site log off etmis beni ve gondere basinca cevap gitmedi. Cok sagol eksi duyuru. Genis konu ve oyalanmanin anlami degisebilir veya daha felsefi/derin de dusunulebilir. Biraz daha kisa maddeler yazim:

- hayata bir sey birakma istegi, oyalanmamanin ana temasi sanirim ya da toplum bilinci onu dayatiyor. Bunun en yaygin ve gecerli olani cocuk yapmak oluyor. Tabii bunu biyolojik/evrimsel bir icgudu olarak da dusunebiliriz.

- kendimizi karsilastiriyoruz. Son yillarda sosyal medya en buyuk etken. Bence karsilastirmayi birakmaliyiz. En azindan bir cok rastgele insanla. Ama ilham almak iyi bir sey veya sonucu iyi olabilir. Daha onemli kisilerden, sanatkarlardan, bilimadamlarindan ilham almak daha anlamli bence. Onlar da kendilerinden once gelmis buyuk kisilerden ilham alabiliyorlar veya onlarin calismalarini ilerletebiliyorlar. Boyle insanlar sayesinde de medeniyet/bilim/teknoloji vs. ilerlemis.

- dini ve ruhani durumlar da insani etkileyebiliyor ve kisi icin hayatin anlami oluyor. Ruhun veya bilincin sonsuz oldugu inanci ve bu umutla yasamak, dunyanin bir test oldugu inanci ve kendini bir yaraticiya adamak. Kisi, dunyada, dine ve kurallarina gore yasayinca da zaten tatmin oluyor ve oyalanmamis oluyor.

- kendimizi veya dunyayi evrenle karsilastirdigimizda her sey anlamsiz kaliyor. Bir anlam aramamiz da anlamsiz gibi. Ani yasamali bir nevi. Mutlu olmak ve insani degerlerimizi korumak en guzeli. En basitinden dusunursek, etrafimiza/cevremize yaptigimiz kucuk iyilikler ve yardimlar yeterli olabilir.
0
ermanen
(23.03.24)
bu dunya zaten oyalanma yeri

aslinda dinlere gore, bir cesit nezarethane. bir suc islendi ve biz o nedenle buradayiz.

babaannem cocukken hep soyle derdi, o zamanlar anlamazdim


malda yalan mulkte yalan, var birazda sen oyalan
0
foster
(24.03.24)
@grimavi +1
Bütün bilgeliğimle şunu eklemek istiyorum: ya ne yapacağıdık?

Girdiğiniz yolun sonu nihilizme çıkıyor, güzel bura.
0
kobuzchu kiz
(24.03.24)
einstein da olsan, mehmet emmi de olsan yasayacagin omur belli. bence oyalanmak daha iyi. einstein hayati boyunca calismis, belki de berbat bir hayat gecirmis. sonunda ikisi de hayatini kaybediyor ve yaptiklarinin kendileri icin hicbir anlami olmuyor.

biz einstein'i guzel aniyorsak bunun einstein'a ne faydasi var? adam oldu gitti. belki cok calistigi icin cok sevdigi bir yemegi bir kez daha yiyemeden oldu. bu yemek bence einstein acisindan tum bilimsel calismalarindan daha onemli bir sey olabilirdi. cunku hazzin da bir siniri var. belki bu adamin aldigi nobel mehmet emminin aldigi ikinci inekle ayni derecede haz verdi ona. on yillarca calisma sonucu aldigin haz mehmetin alti ay para biriktirip aldigi inekle ayni hazzi veriyor. kisisel olarak asiri kotu bir emek fayda orani degil mi bu?

biyolojik olarak ayniyiz, salgiladigimiz hormonlar ve yasadigimiz haz ayni. ne kadar cok sey yaparsak bu hazza ulasma esigimiz artiyor ki bu olumsuz bir sey.

ozetle bence oyalanmak dunyaya bir seyler katmaktan cok daha iyi. ignorance is bliss diye bosuna dememisler.
0
bohr atom modeli
(24.03.24)
Uzun bir süredir dediğin 200 bin yıldır böyle zaten. İnsanlığın küçük bir kısmı ilerlemeyi ve gelişmeyi sağlıyor. Geri kalanı da ikiye ayrılıyor. Buna doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sağlayanlar ya da uyanlar bir grup, topluma gram faydası olmayan yük olarak arkadan getirilenler/geri çekenler de diğer grup. Bırak tamamını, aynı anda yaşayan nüfusunun çeyreğinin Dünya'yı ileriye taşıyan adımlar atıp icatlar yaptığı bir toplum hiç olmadı zaten.

Sende yaşanan şey işte bu diğer iki gruptan birinde olduğunu fark etme anı. Nasıl oyalanacağın ve oylanırken topluma yük olup olmayacağın senin elinde. Kendini fazla yıpratmana gerek yok.
0
nawar
(24.03.24)
(10)

Geçmişte kalan insanların size verdiği eşyalar

orangesandsea
Diyelim ki geçmişte aranızın iyi olduğu bir insan size bir eşya verdi ama sonra kırgınlıklar veya vefat oldu ve aradan yıllar geçti. Bu eşyalarla ne yapıyorsunuz?Eski sevgili eşyası değil konu, eski bir arkadaşın verdiği kitap, babanızla aranız iyi olduğu dönemde size aldığı dolma kalem vs. Bu eşyal
Diyelim ki geçmişte aranızın iyi olduğu bir insan size bir eşya verdi ama sonra kırgınlıklar veya vefat oldu ve aradan yıllar geçti. Bu eşyalarla ne yapıyorsunuz?

Eski sevgili eşyası değil konu, eski bir arkadaşın verdiği kitap, babanızla aranız iyi olduğu dönemde size aldığı dolma kalem vs. Bu eşyalar size eski günleri hatırlatıp üzüyor ama elden çıkarmak da ayrı bir mesele, dolapta ceset saklamak gibi bir şey, yer işgal ediyor, üzüyor ama aynı zamanda bir şeylerin iyi olduğu zamanları hatırlatıyor.

Bazılarının maddi değeri yok ama bazılarının ise var altın kolye, antika fotoğraf makinası vs.

Siz ne yapıyorsunuz bunlarla?
0
orangesandsea
(23.03.24)
her taşınmada büyük kısmından kurtuluyorum. hatıra bir şeyini atmayacağım 1 veya 2 kişi vardır sanırım.
0
9kuyruklukedi
(23.03.24)
sagda solda yer kapliyo, sũrunuyo.
0
ala09
(23.03.24)
ufak tefek şeylerden kalan oldu. künye, fotoğraf vs. bi yerlerde duruyorlar öyle.
0
ermanen
(23.03.24)
Neden dolapta ceset saklamak gibi olsun ki? Geçmişiniz sizin parçanız, orada hatırlamak istediğiniz ya da ders çıkardığınız olayları size hatırlatan şeyler saklamanız gayet insani, olağan, doğal, belki de insanlığın başından beri yapılan bir şey.

Bu eşyalar size mutlu hissettiriyorsa neden atasınız? Ancak eğer bu eşyaların sizi üzdüğünü söylüyorsanız ve yarattıkları duygularla baş etmekte zorlandığınıza inanıyorsanız elden çıkarmak daha iyi olabilir.

Genel geçer bir formülü yok aslında, tamamen size bağlı bir durum. Ben bir şeyi değerli görüyorumdur hayatta atmam derim, başkası hayatının en kötü zamanlarını hatırlatan bir eşyayı baz alıp hiç elimde tutmam böyle şeyleri atar geçerim der. İkimiz de haklı oluruz.
0
akhenaten
(23.03.24)
eski sevgilileriminkiler duruyor. kullaniyorum da hatta. o baglanti kopuyor kafamda benim.
yine de vefat falan olursa kullanamam muhtemelen. atamam da. senin gibi kalirim. aslinda hepsini tek seferde atip kurtulmak lazim. biz kardesim oldugunde oyle yapmistik. neden bilmiyorum birkac gun icinde neredeyse tum esyalarini evden cikarmistik. ya birine verdik ya cope attik. birileri soylemisti herhalde cok bilincli yaptigimizi sanmiyorum. ben yillar sonra hala fotograflara bile bakamayan biri oldugum icin o esyalarla ayni evde yasamak beni cok yorardi muhtemelen.
0
bohr atom modeli
(23.03.24)
genel olarak pek bir sey atmam. bana verilen esyalari da atmam o yüzden.
0
robert bosch
(23.03.24)
Artık tutmak istemediğim hediyeleri, hatırası kalsın diye resmini çektikten sonra atıyorum. Ama iyice negatif bir duygu varsa direkt atardım sanırım.
0
firez
(23.03.24)
O insanla aramın iyi olduğu döneme ait olduğu için saklarım o eşya aramızın iyi olduğu zamanı temsil eder manevi değeri vardır yaşanmışlıklar vardır atılmaz.
0
doharkoman
(23.03.24)
Değer verdiğim bir insandan kalan bir şeyse işlevselliğine bakmadan saklarım. Ama hayatımdan çıkardığım birinden kaldıysa işlevselse kullanırım değilse atarım.
0
yazdonumu
(23.03.24)
eski sevgili eşyası ise zorlanırım ama mutlaka bir yerde vedalaşırım. vedalaştım. arkadaşlarımın, ailemin verdiği ise tutarım çok yer kaplamıyorsa.
0
gabe h coud
(23.03.24)
(13)

İnsanların çocuk ismi seçme kriterleri neden bu kadar değişti?

wild honey suckle
Eskiden türkçüler, türkçü isimleri koyar, dinciler, klasik arapça kaynaklı ama mantıklı isimler koyar, bir tık daha modernler de dönemin moda isimlerini koyar geçerdi.Şimdi isimler her kesim için o kadar kötü olmaya başladı ki.Paşa, Alfa gibi evcil hayvan isimleri koyanlar mı ararsın, liya, miya, ni
Eskiden türkçüler, türkçü isimleri koyar, dinciler, klasik arapça kaynaklı ama mantıklı isimler koyar, bir tık daha modernler de dönemin moda isimlerini koyar geçerdi.
Şimdi isimler her kesim için o kadar kötü olmaya başladı ki.

Paşa, Alfa gibi evcil hayvan isimleri koyanlar mı ararsın, liya, miya, nina, gibi dört harfli nereden geldiği ne anlam ifade ettiği isimler koyanlar mı, dincilerin 2 isim sevdası mı.. nerede kaldı zeynepler, mehmetler falan. islami isimse bunlar da islami. modern isimse, batuhanlar, gökçeler, dilaralar falan nerede? cidden anlamıyorum yeni nesilin bu denli kötü isimler koymasının bir sosyolojik nedeni var mıdır?

şu an okuttuğum sınıflarda sarya, parscan, hafız falan isimli çocuklar var. isim seçme kriterlerimizi bu kadar kökten değiştiren neydi?
0
wild honey suckle
(22.03.24)
Değişen kültürel yapı tabiiki.

İsim bir imajdır, insanların kılık kıyafeti, hangi restoranlara gittiği, nerede kahve içtiği nasıl değiştiyse, isimler de bununla paralel olarak değişti. Dizilere bakın kaç tane ahmet, dilara var, anlarsınız.

Hafız eski bir isim buarada.
0
biryazgünü
(22.03.24)
İsimler eskiyen şeyler bence ya. Bebek isimleri ve yetişkin-yaşlı isimleri her dönemde az çok farklı oluyor. Çok klasik mehmet falan gibi isimleri saymazsak bu hep böyleydi.

Bebekler isimleriyle birlikte büyüyor büyürken de eskitiyor. Sonrasında yeni gelen nesiller bunları dede, nene adı olarak görüp demode buluyor. Şu üst soy sorgulama modülü e devlette ilk açıldığında herkes gördüğü tuhaf isimleri yazıyordu neler neler vardı ekşide başlığı var hala.

İsimlerin garip gelmesi tamamen alışılmışlıkla ilgili değil mi sizce de. O isimlerle büyüyen insanlar bunları tuhaf bulmayacaklar. Ben bu tarz tartışmaları 10-15 sene öncesinden de hatırlıyorum. Furkanlar bile garip geliyordu, ilerde furkan dedeler mi olacak şimdi diye kıkırdıyordu insanlar. Şimdi her yer furkan doldu, çok alışıldık bir isim haline geldi hatta demode bile oldu.
0
akhenaten
(22.03.24)
Farklı olma çabası. Ve bence ülkede kültürel olarak bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Özellikle batıda böyle bir isim vermede kültürel değişim yaşanmıyor gördüğüm kadarıyla.
0
prole
(22.03.24)
bizim ülkenin insanı çok konuda eksik, bir şekilde eksikliklerini çocuklarından çıkarıyorlar. hem bizim kuşak hem bizden önceki kuşak.
0
gule gule
(22.03.24)
çocuğuma alper koyduğum için neden modern isim koymadın linci yedim arkadaşlarımdan. böyle bir algı var. erkek çocukların tamamı aras uraz pars filan
0
kaptan maydanoz
(22.03.24)
@prole evet batıda hala jack, sarah, beth ne bileyim klasik isimler devam ediyor. bizde herkes farklı olmaya çalışıyor. cidden artık yeni nesil isimleri hem anlamıyorum hem de garipsiyorum. Meva diye isim var mesela. Meva nedir? Nereden geliyor bunlar.
0
🌸wild honey suckle
(22.03.24)
Farklı olma çabası +1
Bir de Türkçe karakter olmasın, yabancılar kolay telaffuz etsin isteği var.
0
auroraaurora
(22.03.24)
böyle giderse insana isim yerine barkod dahi verilebilir.
www.indyturk.com
0
diyecevaplandı
(22.03.24)
Yabancı ülkelerde telaffuz konusu oldukça mantıklı ama farklı olma çabasına kahkaha atıyorum. Farklı olacağız diye girdikleri yolda herkesin kızının adı Lena, Eva falan oldu. Mehmet-Ayşe yerine Ömer Eymen-Eva olacak en yaygın isim. Farkında değiller :)
0
nawar
(22.03.24)
bi tanıdığım çocuğunun adını "efra" koymuş.
anlamını çok merak ettim google'da kaynağı birinin götü herhalde, allahtan gelen esinti yazıyor. lol
evde osmanlı türkçesi sözlüğüm var, tuğla kadar ona baktım. "kuruntulu, vesveseli adam" demekmiş. azıcık araştırsalar bari.
0
ofelia
(22.03.24)
ben de tersine klasik isim cok duyuyorum hatta icim bayiliyo mesela ayse, zeynep, ahmet, ali, muhammed. bi de bunlarin junioruni istemem cevremde herkesin ismi ayni en az 10 tane busra vardir aktif gorustugum, bir o kadar sena, zeynep, merve..... artik birinden bahsederken parantez acmam gerejiyor, mehmet zaten bizde dededen toruna kadar silsile seklinde gidiyo soyadlari da ayni olacak sekilde. kesinlikle farkli olmayi savunacagiz hele bu konudaki magduriyetim hat safhadayken. sorun sadcee farkli zannettiklerinin yine furya seklinde akranlariyla ayni ismi tasiyacak olmalari. en korkuncu benim icin ecrin ile ceylin...
0
ala09
(22.03.24)
Çünkü ebeveynler, çocuklarını yetişkinlik projeleei olarak görüyorlar. Isim koyma ile bu süreç başlıyor.
0
Amaranta ursula
(23.03.24)
orijinal olma isteği.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.03.24)
(21)

Gezi direnişi zamanında WhatsApp var mıydı?

fakat
Ben iddia ettim ki 2013 yazında WhatsApp yoktu, çünkü biz hiç kullanmadık, duymadık o zamanlar. Ama arkadaş o tarihlerde olduğunu ve kullandıklarını söyledi. İnanamadim. 2010'dan beri var mıydı bu uygulama, hatırlıyor musunuz?
Ben iddia ettim ki 2013 yazında WhatsApp yoktu, çünkü biz hiç kullanmadık, duymadık o zamanlar. Ama arkadaş o tarihlerde olduğunu ve kullandıklarını söyledi. İnanamadim. 2010'dan beri var mıydı bu uygulama, hatırlıyor musunuz?
0
fakat
(21.03.24)
Vardı tabii. Ben 2012 Başından beri aktif kullanıyorum, öncesinde de vardı.
0
fraise
(21.03.24)
Kurulduğunu gördüm zaten, yani bunu kullanıyor muydunuz, yaygın mıydı, biliniyor muydu, gezi'de gruplar kurulmuş muydu
0
🌸fakat
(21.03.24)
2013 yılına girerken yılbaşı hediyesi olarak kendime samsung galaxy s3 aldım. şimdi harici harddiske yedeklediğim fotoğraflara bakıyorum, whatsapp klasörü ve whatsapp
'tan gönderdilmiş fotoğraflar, videolar var. yani 2013'ün başında varmış.
0
kibritsuyu
(21.03.24)
Nasıl hiç kullanmamış olabilirsiniz 2013'te ki

Gayet tabi ki vardı, hatta ana mesajlaşma uygulaması whatsapp'tı zaten. Siz kaç yaşındaydınız ki 2013'te? Belki size ulaşmamıştı.

Gruplar da vardı ama her şey için hadi bi grup kuralım olayı yoktu, group chatler sonradan yaygınlaştı, aslında group chatleri yaygınlaştıranlar daha ziyade orta yaş üstü anne - baba tayfasıydı. Gençler o dönemde facebook gruplarını aktif kullanıyordu.

Whatsapp'ın çıkışı 2009, grup chatleri de 2011'miş şimdi google'dan bakınca.
0
akhenaten
(21.03.24)
Twitter daha güvenli görünüyordu bu yüzden Twitter kullanıldı daha çok. Gezi çok anonim bir olaydı.

Zaten bir süre sonra terör listesindeki gruplar ön plana çıktı ve olayları domine ettiler. Ben de bir çok twitimi sildim. WhatsApp güvenli gelmesi.
0
hebanon
(21.03.24)
20 yaşındaydım, Eskişehir'de hiç yoktu bizim orada , gerçekten şaşırdım. Facebook, Twitter kullanıyorduk, hatta telsiz uygulamaları vardı, garip
0
🌸fakat
(21.03.24)
Yaygındı ya, ben liseye 2010'da başladım, lisenin ilk yılında değilse bile sonrasında hep WhatsApp kullanıyoduk. 2013'te kesin vardı, inek öğrenci grubu olarak birbirimize çözemediğimiz soruları atıyoduk :D

Mesela eylül 2013'te kurulan sınıf grubumuz var ki öncesinde de aktif şekilde whatsapp kullanıldığını çok net hatırlıyorum. Twitter gezi ile beraber ülkede popülerleşti ama whatsapp öncesinde de vardı.

Ha ama bak şunu hatırlıyorum, whatsapp ilk çıktığında ücretliydi, ilk sene bedava sonra ücretli gibi bir olayı vardı, ha ben 2 sene bedava kullanmıştım, sonra da Facebook satın aldı whatsapp'i bedava oldu tamamen. Şubat 2014'te satın alım gerçekleşmiş ki 19 milyar dolardı bak hâlâ hatırlıyorum ödenen miktarı, o zaman zaten whatsapp kullanmayan yoktu ülkede.
0
nundu
(21.03.24)
2011de Kütahya’da üniversite okurken kullanıyorduk biz. Grup filan hatırlamıyorum ama.
0
Gradient_tabanlı_mor
(21.03.24)
gezide telefonum tuşluydu, ben mesajla haberleşiyordum, akıllı telefonlara geçiş dönemiydi herkeste yoktu
0
grimavi
(21.03.24)
vardi. ben lisedeydim ve sinifin whatsapp grubu bile vardi.
ama whatsapp e girince aa senin de mi whatsapp in var yazilan bir dönemdi :)
0
robert bosch
(21.03.24)
29 nisan 2012'de yüklemişim ilk olarak. hatta parayla yüklemiştim. 1 usd miydi neydi. sonra parasız falan olmuştu. tango ve viber diye baska alternatifler de vardi onlar ücretsizdi. muhtemelen onlar da kullanılıyordu o zamanlar. whatsapp bugünkü kadar popüler olmayabilir.

bir de internet paketleri daha sınırlıydı o zamanlar. o yüzden bu kadar yoğun kullanılmıyor olabilir. (internet paketleri 1-2 gb gibiydi sanırım. o yüzden insanlar cep internetini daha temkinli kullanıyordu ve bundan dolayı kullanım bu kadar popüler değildi.)

not: iOS kullanıcıları appstore - accounts - purchased başlığı altında hangi tarihte yükledikleriini görebilirler. android'de de vardır ama o kadarını bilmiyorum... prnt.sc
0
exlibris
(21.03.24)
İlk akıllı telefonumu (iPhone 4) 2010 sonunda aldım ve ilk yüklediğim uygulama Whatsapp'tı. Hatta Z kuşağı bilmez, o zaman WhatsApp ücretliydi, 1 dolar ödemiştim. Z kuşağı onu da bilmez, o zamanlar bu tip marketler TL üzerinden değil, USD üzerinden işlem görürdü.

Gezi zamanı WhatsApp gayet yaygın bir uygulamaydı, cayır cayır kullanıyorduk ama bu kadar kabiliyetli değildi. Grup kurma vardı ama sesli mesaj, arama, görüntülü görüşme ve konferans gibi özellikler yoktu.

Sesli mesajlar için telsiz benzeri kullanılan uygulamalar kullanıyorduk, Zello gibi.

Ancak grup haberleşmesi için Whatsapp'ı pek kullanmıyorduk, en azından ben ve çevrem öyleydi. WhatsApp daha ziyade kişisel yakın çevre ile iletişim kurmak içindi, kitlelerle iletişim için Twitter ve Facebook kullanılıyordu. Ekşi de aktifti.
0
10551037
(21.03.24)
Vardi, gruplardan bilgi akiyordu. Wp, twitter sag olsun guzel orgutlendik.
0
nic cage
(21.03.24)
Hatirladigim en eski tarih. 2011 son bahari idi. Universitedeydim hatta grup projesi falan vardi, bizimkiler whatsapp'da grup kurmuslar ordan haberlesiyorlardi, bana da whatsapp indir, gruba katil diye baski yapiyorlardi. Ben yenilige kapali, istemezukcu oldugum icin yuklememistim. Gezi zamani hayli hayli vardi ve populerdi, ben bile yuklemistim:)
0
freedonia
(21.03.24)
2011 eylulde bir kiz arkadasim 'whatsapl kursana ordan konusuruz' demişti de kurmustum ilk.
0
duster
(21.03.24)
2013 yazında whatsapp vardı. kesin bilgi.
0
benarrivo
(21.03.24)
vardı ama akıllı telefon herkeste yoktu.
0
ferenc
(21.03.24)
Ben whatsappı 2011 ya da 2012de kullanmaya başladım.
Şu anki telefonumda 2013ten sohbetler duruyor. Hiç silmiyorum. Baya aktif kullanıyordum.
0
jelly bear
(21.03.24)
Vardı. 2012'den beri kullanıyorum ben. Gezi'de daha ziyade Facebook ve Twitter kullanılıyordu. Twitter'ı da 2012'de açmıştım. Facebook'u ne zaman açtım hatırlamıyorum ama 2016 gibi bıraktım tamamen. Gezi döneminde yaygın olarak kullandığımızı hatırlıyorum. Gezi dönemi WhatsApp gruplarını hatırlamıyorum ama. Zaten Gezi pek organize bir direniş değildi. Sadece dezenformasyon ve dezenformasyon ile mücadele vardı internette de.
0
nawar
(22.03.24)
Biz lisede kullanıyorduk (2010) hatta android yeni yeni yaygınlaşıyordu hepimizde yoktu.

O yüzden bende nokia n96 vardı symbian için olan whatsapp ı yüklemiştim.

Sonra onu sattım sony ericsson xperia x10 aldım (2011) benim ilk android cihazım.

Ondan sonra gelsin uygulamalar gitsin uygulamalar.

Hatta o dönem çoğu arkadaşım blackberry massenger kullanıyordu ikisi arasındaki iyi kötü yönleri tartışıyorduk. Bir süre sonra bbm, wp ye direnemedi kayboldu gitti.

Edit: 2011 gibi yine çoğu arkadaşımda klavyeli nokia c3 veya e6 falan vardı oradan yazışıyorduk.

Geziye gelene kadar whatsapp ı yalayıp yutmuştuk. Sonra herkes android veya ios a geçti baya hayatımıza girdi whatsapp. Ama herkeste yoktu kısmına katılıyorum. Ben yaygınlaşma sürecine tanık oldum. Hatta 2-3 yıl sonra telegrama da ilk geçenlerdeniz arkadaş çevresi olarak. sene 2013 falan.

Gezide artık normal bir şeymiş gibi kullanıyorduk. Ama yoğunluktan mıdır sabotelerden midir bilmiyorum internette sıkıntılar oluyordu bağlanamıyorduk. O yüzden herkes konum ve wifi bilgisi paylaşıyordu.

Hey gidi günler.
0
ananiyimioguz
(22.03.24)
Whatsapp ilk sürümünü Şubat 2009'da yayınladı. en.wikipedia.org

Ben ilk kez 2010'da kullandığımı hatırlıyorum, eski yani bayağı.
0
vampir akrep
(22.03.24)
(24)

Bu şımarıklık mı?

dejame
A kişisi hava soğuk olduğu için kazak giyip işe gidiyor, ama regl olduğu için sıcak basıyor. Hemen B kişisini arayıp evden ince bir kıyafet getirir misin diyor. B kişisi evden çalışıyor, işe başladığı an yarıda bırakıp hazırlanıyor, yağmurlu havada şemsiye ve araba olmadan 20 dakika yokuşlu yollarda
A kişisi hava soğuk olduğu için kazak giyip işe gidiyor, ama regl olduğu için sıcak basıyor. Hemen B kişisini arayıp evden ince bir kıyafet getirir misin diyor. B kişisi evden çalışıyor, işe başladığı an yarıda bırakıp hazırlanıyor, yağmurlu havada şemsiye ve araba olmadan 20 dakika yokuşlu yollarda yürüyerek kıyafeti götürüyor, ama birazcık sinirleri bozuk. Zaten yürüdüğü yollar berbat, hava berbat, üstelik A kişisinin 2. ve 3. dersi boş, aslında gelebilir ama regl olduğu için rica etmiş oluyor sadece.

A kişisi B'ye çok teşekkür ediyor, B de ne demek, her zaman yaparım senin için diye güzel bir cevap veriyor.

Siz A olsanız böyle bir talepte bulunur muydunuz?
B olsaydınız aynı şeyi yapar mıydınız?

edit: kişi sevgilim
0
dejame
(21.03.24)
A olsam böyle talepte bulunmam. Prenseslik yapmış. hem arabası yok. Bye acımamış resmen.

B olsam şu an gelemem derim. Çünkü kıyafet acil değil. darlanmış sadece. Acil bi şey olsa giderim.
0
jelly bear
(21.03.24)
A olsaydım böyle bir talepte bulunmazdımi tam bir premseslik. Kollar çekilir yelpaze falan yapılır öyle deli sıcak basmıyor reglde. ha havasız sıcak ortam ile birleşip fenalaşacak kadar sıcak olsa herkes cam kapı açtırır.

b kişisi olsam zaten benden böyle birşey istenmezdi. annem babam olsa yaparım, arkadaşlığa artık okadar kıymet verilmemesi gerektiğini anladım.
0
eja
(21.03.24)
A ile B arasındaki samimiyet nedir? İlişki durumu nedir?

Mesela sevgilim istese böyle bir şey yapmam. Çocuğum istese yine yapmam. Ama arkadaşımsa eğer, yine yapmam tabi ki. Resmen şımarıklık bu :)
0
mustafakesekci
(21.03.24)
A kişisi, B'nin evden çalıştığı için hiç dışarı çıkmadığını, iki adım da olsa yürüyüş yapmadığını, kilo almaya başladığını, hep ev ortamında olmasının psikolojisini olumsuz etkilediğini düşünüp bir bahaneyle onu evden çıkarayım demiş olabilir.

Düşünceli arkadaş, eş, sevgili veya her neyse.
0
Mirket
(21.03.24)
Ben istemezdim aklıma bile gelmezdi bir insanı 20 dakika o havada yürütmek sırf sıcakladım diye. Kişinin genel tavrı ve talepleri de hep bu şekildeyse sorun bence. Ayrıca siz de o sırada çalışıyormuşsunuz, işiniz bölünmüş. Ama sevgiliniz genelde bu şekilde davranan biri değilse bir seferlik demek ki çok kötü hissetmiş deyip normal karşılanabilir sonuçta o anda ne hissettiğini biz bilemeyiz.
0
Mossy
(21.03.24)
a kişisi olsam çok zorda kalmadıkça böyle bir şey istemezdim, belki araba olsa ancak.
b kişisi olsam büyük ihtimal yapardım, ancak her zaman yapardım senin için gibi yalan bir cevap vermezdim. yani daha dürüst olmakta fayda var, çünkü b kişisi belli ki kızmış. valla getirdim ama çok ıslandım, yolda biraz sinirlerim bozuldu. belki boş dersinde gelsen ikimiz için de daha iyi olurmuş diye düşündüm filan demek en doğrusu ki sınırlar biraz otursun. yoksa karşı tarafa da haksızlık yapılıyor o içeride kalan öfkeyle.
0
red g
(21.03.24)
A olsam böyle bir talepte bulunmam. cocuk degilim.
hayatimdaki b'lere bakiyorum. onlar da getirmezdi heralde. belki ilkinde sasirdiklari icin yaparlardi ama rutinde yapmazlardi.

ben b olsam böyle bir sey hayatta yapmam. yan o zaman biraz der gecerim.
0
robert bosch
(21.03.24)
müdür taksi diye bir şey icat edildi. ben olsam taksiye atlar götürürdüm. 20 dakika yokuş gidilir mi
0
sizofren06
(21.03.24)
Hayatımdaki A kişisi benden böyle bir şey istemezdi zaten. İstedi diyelim, taksiyle göndereyim kapıdan al derdim. Ya da direkt kendisi söylerdi taksiye ver ben alayım diye. 20 dakkalık yokuşlu yol yürütecek de yürünecek de bir durum yok, şımarıklık evet.
0
pianeta
(21.03.24)
regli ve ateş basmasını bilen biri olarak isterdim ne abartmışsınız he. şemsiyen ve yağmurluğunun olmaması veya taksi binmemek (ki git gel muhtemelen indi-bindiye tekabül eder) erkeğin problemi. ayrıca kadını şımartasınız yoksa sevgili olmayın fwb veya ev arkisi olabilirsiniz (erkolara genel cevap). 20 dk yürüdü diye hayıflanan erkeğe selam veren kız kardeşime de yazıklar olsun(hepimizin başına gelir önemli olan ders çıkarmak)
0
ala09
(21.03.24)
A'nın talebi kesinlikle normal değil. O yüzden B'nin buna izin veren tavırları olmasa A'nın böyle bir şey talep etme ihtimali olduğunu sanmıyorum. B'nin konunun mantıksızlığına dikkat çekmeyip o yolu gittikten sonra şikayet etme hakkı yok. A da bu hareketi için çok teşekkür etmiş zaten. Başka ne yapacaktı, cebine harçlık mı sıkıştırsaydı bir de? :)

Hayatımda hiç A da B de olmadım ama B durumuna düşüren çok A gördüm. Tekrar edeyim burada bir hata aranacaksa hatalı olan A değil B. İnsanları belirli bir standarda/şımarıklığa alıştırıp sonra kendi yaptıklarınızdan dolayı onları suçlamamalısınız.
0
nawar
(21.03.24)
Bence simariklik. Ama sevgiliye simariklik yapilabilir. Uygunsa ve getiriyorsa ve soylendigi sekliyle ilerlemisse zaten sorun yok. Cift icin okeyse nasil durdugunun onemi yok. Ben olsam boyle bi simariklik yapmam, sevgilimin de yapmasini istemem. Abarti cunku.
0
nic cage
(21.03.24)
Normal bu durum, sevgiliyse ok.

Ha ciddi değilse yapmam orası ayrı ama hayat da müşterek. Belki şımartılmaya ihtiyacı vardı. Değer böyle ölçülmez tabi ama bazılarımızın bu yanıtlara da ihtiyacı var.
0
baldan kaymak
(21.03.24)
Şımarıklık.
Ama sevgilisine de şımarıklık yapamayacaksa kime yapacak insan?
Kimseye ne sevgilisine şımardığı için, ne kazağı getirdiği ne de getirmediği için yanlışsın demem.

Ama B kişisine derim ki "Eğer sinirleneceksen en başta getirmek istemediğini söyleseydin. Hem getiririm deyip hem sinirlenerek yanlış yapıyorsun. Sevgiline de haksızlık ediyorsun."
0
michael_knight
(21.03.24)
Şımarıklık, ben B olsam A ile o kadar ilerleyebileceğimi sanmıyorum.

Sevgiliye yeri gelir şımarılır tamam da sırf sıcak bastı diye yağmurlu havada birini işinden kaldırıp ince giysi istemezsin ya. O kadar mühimse 20-30dk izin alır kendin çıkarsın en fazla, hiç olmadı öğleni beklersin. Ben utanırım şahsen, ayıp da bir şey.

İlla şımaracaksan bir beklentiye girmeden laf arasında geçirirsin, karşındakinin jest yapası varsa kalkar gelir. Ama arayıp getir demek hoş değil cidden.

Çok daha güç şeyler de yapılır bir ilişkide ama tema sıcaklamak olmamalı bence.
0
akhenaten
(21.03.24)
A prenseslik yapmış burası kesin.
B olsam işim var sevgilim getiremem birtanem derdim.

bu olay ben ve eşim arasında yaşansa ben eşimden böyle bi talepte bulunmam normalde ama çok kötüysem ve istersem o bana çook çok önemli bir işi olmadığı sürece kesin getirirdi. benim prenseslik yaptığımı düşünse bile kesin getirirdi yani. işte bu yüzden evliyiz :D
0
turuncu tonlarda
(21.03.24)
B'nin fazla kilosu varsa A ona spor yaptırmak istemiş olabilir.

A nın böyle bi talepte bulunmaması gerekirdi ama B de kurulmasın. Takmaya başlarsa ayrılık çanları çalar
0
bass solo take one
(21.03.24)
Ben istemem erkeğim. Gerekirse taksiye biner gider gelirim.

Maalesef yapım gereği kimseye yük olmak istemem.
0
drako
(21.03.24)
eşim isterse yaparım çünkü bilirim ki eşim şımarıklık yapmak için böyle bir şey istemez, gerçekten ihtiyacı olduğu için ister. belki "nereden çıktı şimdi bu" diye hafif kendi içimde söylenirdim ama eşime karşı değil, anlık plan değişiklikleri genel olarak beni gerer.

burada kilit nokta sen kız arkadaşının ihtiyacı olduğu için değil şımarıklıktan istediğini düşünüyorsun hatta bundan eminsin. geçmiş şımarıklıklarının bardağı taşıran son damlası gibi görüyorsun belki de ama buradaki insanlar geçmişinizi bilmiyor. aranızdaki dinamiği bilmeyen insanlardan gelecek gazla aksiyon almayın bence, durduk yere gerginlik yaşayabilirsiniz. kız arkadaşınızsa o kadar da şımarabilsin size ki çok da teşekkür etmiş ne güzel.
0
hrskrs
(21.03.24)
Ben istemem kesinlikle ama bir yandan da erkek dediğin nazımı çekmiyorsa neden yanımda dursun diye düşünürüm.

Eşim istese de seve seve götürürüm alt tarafı 20 dk yol yürümüşsün nedir yani. Benden istesin üç tur kazak getirip defile yaptırırım.
0
Gradient_tabanlı_mor
(21.03.24)
A olsam böyle bir şey istemem. bir şekilde idare ederim.

B olsam, mal yaradılışlı bir insan olduğum için A daha bunu talep dahi etmeden "ayh kazan giymişim sıcak bastı" dediği anda " ben sana ince bir şeyler getireyim" diyip kendiliğimden götürürüm. A teşekkür eder, ama iki gün sonra da anlam bile veremediğin bir durumda "sen düşüncesizsin, umursamazsın, beni hiç umursamadın" diyip ağzına sıçar.

o yüzden istese bile götürmemek gerekiyor sanırım.
0
kibritsuyu
(21.03.24)
B kişisi kullanılıyor.
argo tabiri var ama banlanmayalım.
bunu ancak insan çocuğu için felan yapar.
0
nuisance2
(21.03.24)
A olsam istemem ama B olsam yaparim ne olacak gucenmem hic
0
aguen
(21.03.24)
aklıma bile gelmez böyle bir şey istemek. gider kendim alır gelirim. millet ne güzel seviliyor ama orası da ayrı...
0
suyin
(22.03.24)
(4)

Ağız içinde beyaz tabaka

sumuklurakun
Bu sabah uyandığımda ağzımın içinde ince bi tabaka vardı. Dilin üzeri yanakların iç yüzünü filan kaplamıştı. Islak peçete serilmiş gibiydi. Kolaylıkla çıktı. Herhangi bir ağrı yada kötü koku da yoktu. Neden olabilir? Pamukçuktan şüphelendim ama sanırım değil
Bu sabah uyandığımda ağzımın içinde ince bi tabaka vardı. Dilin üzeri yanakların iç yüzünü filan kaplamıştı. Islak peçete serilmiş gibiydi. Kolaylıkla çıktı. Herhangi bir ağrı yada kötü koku da yoktu. Neden olabilir? Pamukçuktan şüphelendim ama sanırım değil
0
sumuklurakun
(21.03.24)
diş macunundan olabiliyor. bol sıkma macunu. bir mercimek tanesi kadar macun tüm dişlerine yeter.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(21.03.24)
Macunu anca o kadar kullanıyorum. Suyla yıkadıktan sonra da gargara yapıyorum.
0
🌸sumuklurakun
(21.03.24)
Oral thrush olabilir diyor İngilizce arayınca - ki pamukçuk demek olduğunu şimdi fark ettim. :) Ek olarak lichen planus ve leukoplakia çıktı ama anladığım kadarıyla bu ikisi kolayca temizleyebileceğiniz şeyler değil. Pamukçuksa bile o kadar yoğunsa, devam ederse diş hekimine gidin bence.
0
kobuzchu kiz
(21.03.24)
Bende tarif ettiğiniz kadar yoğun olmamakla birlikte oluşmuştu bu. Yine de tarifinizden emin olamadım, bendeki durum sadece tükürük renginin beyaza kayması ve kıvamının koyulaşmasıyla ilgiliydi, pamukçuk gibi değil. Ortaya çıkışı da kayboluşu da çok hızlı olduğu için değiştirdiğim ağız yıkama suyundan kaynaklı olduğunu fark ettim. Kullanmayı bırakınca hemen geçti, sonra başka marka aldım tekrar ortaya çıkmadı.

Ağız yıkama suyu kullanıyorsanız değiştirmeyi ya da bir süre kullanmamayı deneyebilirsiniz.
0
akhenaten
(21.03.24)
(3)

Borsada İki gösterge arasındaki fark için alarm kurma

Rao
Sayın borsa üstadları, Diyelim ki altın sertifikası alacağız ancak , ancak bu alımı yaparken gram altın ile arasındaki makasın en düşük olduğu zamanda alım yapmak istiyoruz. Buna göre iki gösterge arasındaki farkın bizim belirlediğimiz değerin altına düştüğünde, alarmı tetikleyecek bir sistem oluş
Sayın borsa üstadları,

Diyelim ki altın sertifikası alacağız ancak , ancak bu alımı yaparken gram altın ile arasındaki makasın en düşük olduğu zamanda alım yapmak istiyoruz.

Buna göre iki gösterge arasındaki farkın bizim belirlediğimiz değerin altına düştüğünde, alarmı tetikleyecek bir sistem oluşturabilir miyiz ? . Tradingview vb. tarzı herhangi bir sistem de olabilir.

Veya en azından iki gösterge arasındaki makasları gösteren bir web sitesi veya her hangi bir sistem mevcut mu.

Teşekkür ederim.
0
Rao
(20.03.24)
Alarm var mı bilmiyorum ama gösterge olması açısından excelde kendiniz yapabilirsiniz.

İki göstergenin verisini çekeceğiniz bir kaynağı excele ekleyip aralarındaki kolerasyonu gösteren işlemi girebilirsiniz.

Hazırlaması çok karmaşık olmaz, eğer konu hakkında fikriniz yoksa "excele webden veri ekleme" temalı videolara bakabilirsiniz. Sonrasında matematiğini siz oturtursunuz.
0
akhenaten
(20.03.24)
bu işinize yarar mı? FX_IDC:XAUTRYG/BIST:ALTIN

s3.tradingview.com
0
tabii lan manyak mısın
(20.03.24)
@tabii lan manyak mısın, teşekkür ederim. Ancak, bunun üzerinden alarm oluşturabilirim tam olarak kavrayamadım.
0
🌸Rao
(20.03.24)
(7)

Emlakçının kira kontratını üzerine isteme sebebi?

Wolfware
ne olabilir?kardeşimin anlaştığı bir emlakçı var. daha önce de evini kiraya verdi bu emlakçı. şimdi bir müşteri daha bulmuş fiyatta anlaşmış. fakat kiracı olarak kendisi görünmek istiyor. benim aklıma gelen en basit şey muhtemelen kiracıyla anlaşacak onlardan x bir para alıp bize 1-2 eksiğini verece
ne olabilir?

kardeşimin anlaştığı bir emlakçı var. daha önce de evini kiraya verdi bu emlakçı. şimdi bir müşteri daha bulmuş fiyatta anlaşmış. fakat kiracı olarak kendisi görünmek istiyor. benim aklıma gelen en basit şey muhtemelen kiracıyla anlaşacak onlardan x bir para alıp bize 1-2 eksiğini verecek. bize anlaştığımız parayı verdikten sonra ne yaptığı umrumda değil açıkçası. ama onun kiracı olarak görünmesi bizim için bir tehlike yaratır mı onu merak ediyorum?
0
Wolfware
(19.03.24)
İşler sarpa sardı mı hakim ‘bu ev sahibi değil’ diyerek olsa olsa sizin aleyhinize sonuç olabilir. Kiracı hiç ödemeyip mahkemelik olduğunuzu düşünün
0
sagini solunu bilmez cahil
(19.03.24)
Ben evimi kiraya versem bile evimde neler oluyor, kim oturuyor bilmek isterdim. Ayrıca aidatlar vs. konusunda kat maliki olarak yönetime karşı sorumluluğunuz hiç bitmiyor. Bana uymaz yani o durum.
0
Mirket
(19.03.24)
Sizin lehinize bir durum olmadığı kesin.
Ben olsam asla kabul etmem.

Olası senaryolar.
Kirayı kendisi size gönderecek ama esas kiracıdan ne kadar aldığını asla bilemeyeceksiniz.
kendisi her yıl kendi belirlediği oranda zam yapacak belki ama size yansıması en fazla enflasyon oranında olacak.
Ev ile ilgili bir sorun olduğunda (bir demirbaş değişmesi gerektiğinde mesela) sizden parasını alacak ama aldığı paranın tamamını ilgili demirbaş ürün için mi kullanacak yoksa daha ucuz bir muadilini bulup farkı kendine mi alacak bilemeyeceksiniz.
Kendisi emlakçı olduğu için en az 10 yıl sizi parmağında oynatacak.

kesinlikle kabul etmeyin derim.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(19.03.24)
çok saçma kirayı siz ödüyorsunuz para veren sizsiniz. Kesinlikle tehlikeli ve anlaşılmaz. 3 kuruş fazla verin hayatın olagan akışından şaşmayın.

Mahkeme bile hayatın olagan akışını dikkate alır.
0
Fritz-X
(20.03.24)
Kardeşiniz sebebini sormamış mı ki?

Benim aklıma gelen çıkabilecek sorunların başında problemli bir durumda sorumluluğun kimde olacağı sorunu geliyor. Emlakçı kiracının sebep olacağı her sorunda koşulsuz sorumluluk almaya yanaşmayacaktır. Büyük ihtimalle "zaten ne sorun olacak ya" diye bakıyordur olaya. Dahası, kiracı kendini sorumlu hissetmediği zaman ortaya ne gibi ek problemler çıkacağı da belli değil. Ama belirsiz başka hususlar da var. Örneğin emlakçıyla kiracı arasında da bir sözleşme var mı? Varsa şartları neler. Bu sözleşme hukuki olarak hangi çerçeveye oturtulmuş.

Eksik çok durum var, hiçbir şey söylenemez ki.

Yani en sonunda kendinizi kiracının hiçbir sorumluluk kabul etmediği ve emlakçının da işi yokuşa sürdüğü bir pozisyonda uzun yıllar sürecek hak arayışı derdine düşmüş vaziyette bulmamanız için hiçbir sebep yok bence.
0
akhenaten
(20.03.24)
sakın ola öyle bir iş yapmayın. alt kiralama yaptırıyor olacaksınız, yani sözleşmede buna izin vereceksiniz ve bu sizin başınıza uzun vadede problem olur. adam gider suriyelilere yurt yapar, öğrenci yurdu yapar ve siz şikayet üzerine emlakçıya döndüğünüzde "seni ne ilgilendirir, sözleşmemize uygun" der.
0
malheiros
(20.03.24)
@malheiros'un dediği gibi alt kiralama konusunu siz mantıklı bulacak olsanız bile (bize anlaştığımız parayı verdikten sonra ne yaptığı problem değil demişsiniz) böyle bir durumda standart kira sözleşmesine imza atmanız saçma olur. Böyle bir işe girişecekseniz avukatın da yardımıyla sözleşme maddelerini tek tek pazarlıkla belirlemeniz gerekir. Emlakçının kendi menfaatine, kendi hazırladığı sözleşmeye koşulsuz imza atarsanız bundan karlı çıkmanız çok olası olmaz.
0
akhenaten
(20.03.24)
(6)

Spor salonunda kosu bandi kullanmada sinirlama mi var?

Zetnikov
Salon zaten bos ve bisikletin pedali cok agir ( bacak calismaya gerek kalmiyor resmen)Bana kosu bandi kullanimi 25 dk dan fazla yapmak yasak dedi onun yanina bisiklet flan yap dediBende bisikletler sikintili ve dinlenme gunu 1 saat tempo yuruyus yaptigimi salon kalabalik olursa yapmam hocam dedimSoh
Salon zaten bos ve bisikletin pedali cok agir ( bacak calismaya gerek kalmiyor resmen)

Bana kosu bandi kullanimi 25 dk dan fazla yapmak yasak dedi onun yanina bisiklet flan yap dedi

Bende bisikletler sikintili ve dinlenme gunu 1 saat tempo yuruyus yaptigimi salon kalabalik olursa yapmam hocam dedim


Sohbet boyleydi sizce 25dk kosu bandi siniri normal midir merak ettigimden soruyorum
0
Zetnikov
(19.03.24)
Salonun yoğun olduğu zamanlarda tek aleti uzun süre kullanmak yerine daha az yoğun zamanları tercih edebilirsiniz.

Ancak salon boşken böyle bir sınırlama mantıksız. Zaten böyle bir kuralın çıkış noktası salonun yoğun olduğu zamanlarla ilgilidir, ama size bunu söyleyen görevlinin bundan haberi yok ya da olayı yanlış anlamıştır. Bu da bir sıkıntı. Salon yönetimiyle konuyu görüşün.
0
akhenaten
(19.03.24)
Bisikletin ayarlari olur genelde. Çok yüksekse düşürün.

Salon kalabaliksa sınır olması normal. Ilk defa duymadım ben.
Yürüyüşü spor salonunda yapmaya da pek gerek yok.
0
logisticsmanager
(19.03.24)
25 dakikadan uzun süre koşu bandında olmanın kas iskelet sistemine vereceği zarar ya da kas yakmaya başlamak vs. gibi sebepler dışında bir sebebi yoktur herhalde. Ben gidip 40 dakika 2 bölüm dizi izlerken yürüyüp dönüyorum koşu bandıyla işim olunca.

Salon dolu olduğunda da kullanabilirsin sabaha kadar. Kimse karışamaz ama yazılı olmayan kurallara uygun değil. İşin kadar kullanıp geçersin onda da. Elektrik mi yakıyormuş? Neden yasakmış?
0
nawar
(19.03.24)
gittiğim spor salonlarında 30 dk derlerdi hep ama ben 1 saat de yapardım. dizlerimde hiç sıkıntı yaşamadım. bunun nedeni bana kalırsa cihazın ömrünü uzatmak adına uydurulmuş bir kural gibi geliyor. ve evet diğer üyeler de kullansın isteniyor olabilir.
0
false pretension
(19.03.24)
Koşu bandı, bakımı onarımı, amortismanı maliyetli bir alet. Kurumsal salonlar dışındakiler bu çeşit kısıtlama koyuyor.

Yoğunluğun yanında amortisman giderleri kaygısıyla yapılan bir kısıtlama yani.

Benim şu an gittiğim salonda 15 dakika diye yazı asılı mesela.
0
Mirket
(19.03.24)
Kimse yoksa istersen 6 saat koş ama sıra olursa 25 mantıklı
0
basond
(19.03.24)
(3)

Bu akrep zehirli midir?

tchuck
site grubunda atmışlar da, birinin bahçesinde mi ne görünmüş:https://ibb.co/R9NxrW1
site grubunda atmışlar da, birinin bahçesinde mi ne görünmüş:

ibb.co
0
tchuck
(18.03.24)
Bütün akrepler az ya da çok zehirli. En azından bütün akrepler sizi sokarsa vücudunuza zehrini aktarıyor. Sarı renkli olanların geneli çok daha zehirli. Siyah olanlar da zehirli ancak az etkili. Ancak alerjiniz vardır arının zehri bile sizi öldürebilir.

Kısaca hiçbir akrep tarafından sokulmak istemezsiniz.
0
akhenaten
(18.03.24)
beni soktu bunun yavrusu.
yavrusunun zehri bile 24 saatten önce geçmedi.
çok fena bunlar alerjiniz varsa öldürebilir bile.
0
rentts
(18.03.24)
aynısının daha genci tarafından sokuldum. fotodaki baya yetişkin.

boynumdan allahtan damara yakın bir yere denk gelmedi. deli gibi sızı yapıp şişliğe sebep oldu. alerjim olmadığı için sorun olmadı ama boğazım sıkılıyor gibi hissettim. yılan panzehiri verdiler anca nefes alabildim.

yani normal birini koldan bacaktan soksa öldürmez ama yukarıda dendiği gibi alerjisi olanlar + yaşlılar + çocuklar vs için ciddi tehlike.
0
patronaj1
(18.03.24)
(1)

apple'ın reklam politikasını şikayet etmek istiyorum.

avatar is back
komik gelebilir ama tak etmiş durumda. işim gereği haftada 6-7 uygulamayı test etmem gerekiyor. onun haricinde de sıkı bir oyun ve uygulama kullanıcısıyım. internet bağlantılı kullanırım %90.ancak oyunlarda veya uygulamalarda çıkan reklamlar artık asabımı bozdu.- 5 saniye içinde reklamın kapanacağı
komik gelebilir ama tak etmiş durumda.

işim gereği haftada 6-7 uygulamayı test etmem gerekiyor. onun haricinde de sıkı bir oyun ve uygulama kullanıcısıyım. internet bağlantılı kullanırım %90.

ancak oyunlarda veya uygulamalarda çıkan reklamlar artık asabımı bozdu.

- 5 saniye içinde reklamın kapanacağı sayacı çıkar, 1'den sonra hemen çarpı çıkmaz 2-3 saniyelik animasyon gelir
- bazen çarpı çıkıyor çarpıya basıyorum sanki ekrandaki "indir" butonuna basmışım gibi appstore'a yönlendiriyor! hayır ben çarpıya bastım anasını satayım ya, elimdeki cihaz iphone 15 pro bu telefon ile hassas çizim bile yapıyorum ama kocaman çarpıya basmaya gelince mi davarlaşıyorum?

bu ve nicesi. cidden hakkımı aramak istiyorum. 10 saniyede bir bile reklam koysun uygulamalar ona şikayetim yok. kullanmam ya da satın almam, almışsam da iade ederim bu kadar basit. ama diğer şeylerde aptal yerine konulmak sinirlendiriyor cidden.

apple'ın kendisine uzunca mail yazmak istiyorum ama kaale alınır mı? değilse başka ne yapabilirim? eu'da oturumum var oradan da şikayet edebilirim ama bişeyler yapmak istiyorum cidden.
0
avatar is back
(17.03.24)
Sizi inanılmaz iyi anlıyorum, ben de yapmıştım, öylesine "sizi anlıyoruz" temalı hazır metin gönderdiler. Reddit'te falan da birçok insan deli olmuş vaziyette bu konularda.

Ayrıca o berbat tasarımlı reklamlar elinizde iphone 15 de olsa bir milyoncudan telefon almış da onu kullanıyorsunuz gibi hissettiriyor.

Reklam konusunda hem içerik, hem sıklık hem de tasarım konusunda belli standartlar şart. Büyük ihtimal AB'nin falan el atmasını bekleyeceğiz buna da :D

Bir şey çıkmaz ama siz yine de şikayet edin.
0
akhenaten
(17.03.24)
(3)

pil şarj aletleri kullanan var mı?

high hopes of the sozluk
selamlar, pil şarj aleti almayı planlıyorum da hatta şunu gözüme kestirdim;https://www.amazon.com.tr/GP-Batteries-Recyko-Kalem-%C5%9Earjl%C4%B1/dp/B000RW6V3Q/ref=sr_1_9?crid=22U7O7RLZLDD&dib=eyJ2IjoiMSJ9.4WGt0Nvdt90QF-F1cJyF1MSx9J6ABpfsv_5igRXobLInMllXHZxabBuoBHmgZIdKhMqyb4QH6VlPQJSWnYURHCmprOxBaS-Y
selamlar, pil şarj aleti almayı planlıyorum da hatta şunu gözüme kestirdim;

www.amazon.com.tr

kullananlar memnun mu? çünkü ben 2008 yılında almıştım da hiç memnun kalmamıştım o zamanlar. varsa model tavsiyenizi de alırım.
cevaplar için şimdiden teşekkürler. iyi pazarlar
0
high hopes of the sozluk
(17.03.24)
Link yanlış.
İyi bir şarj aleti
Hem AA hem de AAA pilleri şarj edebilmeli
4 pil kapasiteli olmalı
Şarj miktarını ve şarjın tamamlandığını göstermeli.
0
Mirket
(17.03.24)
Linkte verdiğiniz marka pilleri şirketin verdiği fotoğraf makinasıyla kullanmıştım ben bir dönem. Yeteri kadar iş görüyordu. En azından kötü denemez.
0
akhenaten
(17.03.24)
Varta markası en iyisidir (bence tabii). Alman matkasıdır, ve Almanya'da üretilir.

A, AA, AAA sarj edebilen şarj cihazı modelini alın. Ben pilleri de Varta marka alıyorum. Hatta arabama aküyü de :)

(bence tabii)
0
alfired
(17.03.24)
(19)

Sizce bir yaratıcı var mı?

slm ben yalnız komando yasin
Yani bu evren tesadüfen mi oluştu yoksa deizmde ki gibi bir yaratıcı var ama dünyaya karışmıyor mu?
Yani bu evren tesadüfen mi oluştu yoksa deizmde ki gibi bir yaratıcı var ama dünyaya karışmıyor mu?
0
slm ben yalnız komando yasin
(17.03.24)
Stephen hawking fizik yasaları ile big bang’i defalarca açıklamaya çalıştı. Evet tesadüfen. Ama günlük dilimizde kullandığımız tesadüften bağımsız yasalarla mümkün kılınan bir tesadüf.
0
ruhen hastayim ben
(17.03.24)
Var mı yok mu bilmiyorum, bilen de yok zaten ve olmayacak. o yüzden umursamiyorum ve hayatımı da bu şekilde yaşıyorum.
0
logisticsmanager
(17.03.24)
yaratıcı yok ama çok umurumda da değil +1
0
gabe h coud
(17.03.24)
Olabilir ama bilemeyiz..
0
anon1m
(17.03.24)
inançsız biri olmama rağmen bunu olasılıklardan biri olarak görüyorum, simülasyonu da bir olasılık gördüğüm gibi o yüzden ateizme değil agnostizme yakınım sonunda ne çıkacak ben de merakla bekliyorum :)
0
grimavi
(17.03.24)
din mensubu kişiler tanrı der.

ama bilime göre evrenin oluşumu (ve/veya big bang) ile ilgili teoriler var. son görüşlerden birisi de kuantum dalgalanması (quantum fluctuation). yoktan enerji oluşmasıyla ilgili kısaca ama daha ayrıntılı tabii. çoklu evren teorileri de var.

metafizik/ütopik durumlar da düşünülebilir. veya daha üstün ırkların/uzaylıların/varlıkların yaratıcı olması veya onların bir deneyi olmamız vs.
0
ermanen
(17.03.24)
Her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten diye birer cümleye sığdırdığımız devasa ve imkansız özellikleri bir varlığa atfedince ve onu aynı zamanda hem ezeli hem de ebedi ilan edince nasıl bütün mantıksızlıkları ortadan kaldırmış olabileceğimizi ben anlamıyorum şahsen.

Anlamadığımız her şeyi bir tanrı figürüne atfetmek her şeyi yatağın altına itip odayı topladım diyen bir çocuğun davranışı gibi bence.

Kısacası bunun sizcesi bizcesi yok. Ya görüp bildiğimiz bu evren henüz tam olarak bilmediğimiz belli yasaların etkileşimleri sonucu var oldu ya da bu her şeye gücü yeten, her şeyi bilen, ezeli ve edebi varlık evreni "oldurdu".

İnsanlığın geçmişteki deneyimlerine de bakınca 1. İhtimal tartışmasız doğru olsa gerek.
0
akhenaten
(17.03.24)
Bence yok.

tesadüf ve teori terimlerini günlük hayatta kullandığımız halleri ile karıştırmanıza sebep olan fen bilgisi öğretmenlerinizin suçu hep.
0
nawar
(17.03.24)
+1 @grimavi
Kitaplarda yazdığı gibi olduğunu düşünmüyorum.
0
sevilen progressive türkücü
(17.03.24)
var kardes kesin bilgi.
0
gule gule
(17.03.24)
ya benim anlamadığım bir durum var. tanrı, allah, yaratıcı vs. diyince herkesin gözünde sanki yukarılarda bir yerde, kocaman tahtında oturmuş, önünde dev bir kontrol paneli olan bir figür canlanıyor. ona tanrı deniyor, yaratıcı deniyor. orada bir varlık var, oturmuş panelden yaratıyor, yok ediyor, kontrol ediyor sanki. var mı yok mu, tesadüf mü, bilimsel mi diye tartışılıp duruluyor.

yahu senin tesadüf, ötekinin bilimsel dediği, quantum dediği şey tanrının kendisi işte. dine inanan tanrı diyor, sen tesadüf diyorsun. bütün dinlerdeki tanrı tanımına uyuyor. tanrı dediğin şey o tesadüfün, o bilimselin ta kendisi işte. "tanrı diye bir şey yok, tesadüfen oldu", evet tesadüfen oldu, o tesadüfen olan döngüye biri çıkıp evrim diyor öteki çıkıp quantum diyor, beriki çıkıp tanrı diyor, ben de diyorum ki, tanrı dediğin şey doğanın, kainatın, bu yaşam döngüsünün ta kendisi işte.
0
kibritsuyu
(17.03.24)
@kibritsuyu

hocam bu tartışmalarda genelde semavi dinlerdeki gibi bir tanrı modeli üzerine konuşuluyor

senin dediğin gibi fizik kuralları da tanrıdır diyen açılımlar var tabi
0
grimavi
(17.03.24)
@ruhen hastayim bene ithafen... Stephen Hawking evrenin "neden" oluştuğunu açıklamadı, "nasıl" oluştuğu üzerine fikir beyanında bulundu. Popüler bilim zırvalarından ziyade makalelerine baksanız öğrenmiş olurdunuz.

Dolayısıyla evrenin tesadüfen oluştuğunu iddia edemeyiz çünkü büyük patlamadan öncesine yönelik hiçbir kanıt yok elimizde. Haliyle yaratıcı denen kavramın olup olmadığını da bilemeyiz. Tek bildiğimiz büyük patlamadan sonra evrenin nasıl gelişip hayat bulduğu.
0
truf
(17.03.24)
bilmiyorum. nereden bileyim :) büyük ihtimalle tanrı yok ama olsa da şaşırmam

@kibrit suyu: senin bakış açın ile tanrı yok denmesine imkan yok ki. tesadüfe de evrime de her şeye de tanrı diyorsun sen. bu tartısmalar genelde tam da dediğin gibi önünde kontrol paneli olan bir tanrı var mı yok mu şeklinde geçiyor. olaya senin gibi bakınca ateizmi çökertmiş oluyorsun :)
0
benarrivo
(17.03.24)
Vala ben var olduğu üzerine yaşamımı temellendirip, şekillendiriyorum. Bu benim için daha mantıklı ve iyi hissettiriyor.
0
Amaranta ursula
(17.03.24)
kitap gönderen bir tanrı olduğuna inanmıyorum ama kibritsuyu'nun dediği gibi bir şeye inanıyorum. Yani ben tencereyi dışarıda unuttuğumda içindeki şeyler küflenip bir ortam yarattığında tesadüfen de olsa onların yaratıcısı ben oluyorum sanki. Bu tür "her şeyi başlatan" bir yaratıcımız olabilir.
0
nhk ni youkosu
(17.03.24)
Hawking'in böyle bir iddiasi veya makalesi yok, olamaz da.

internette her okudugunuz, izlediginiz seye atlamayin derim.
0
Yourcousinmarvinberry
(17.03.24)
bir yaratici olabilir ama bence bu dinlerdeki gibi bir sey degil. einstein da boyle diyor.
0
bohr atom modeli
(18.03.24)
Yaratıcı var, dünyanın her bir zerresinde her an her şeyi o olduruyor, fakat sistemi öyle kurmuş ki, yarattıklarından özgür irade verdiklerinin müdahaleleriyle de işleyen ve şekil alan ama her zaman doğal haline mutlaka geri dönen bir sistem. Geri dönerken de onu bozanları bozarak geri dönüyor, ona saygı gösterenlere ise saygılı davranıyor, bozanlardan çok iseler.

İnsan denen o özgür irade sahiplerinin kendilerini tanımaları, anlamalı ve eğitmeleri için yaratılmış bir ortam diye düşünüyorum. Yaratıcı var, her an karışıyor ve müdahaleye izin veriyor, sıradışı müdahaleleri de oluyor. Ben çok yaşadığım için rahatlıkla söylüyorum.
0
muhayyer divan
(18.03.24)
(4)

amerikan emperyalizmi ve obama

WithWorth
1. afrikanın sömürgeleştirilmesinde herkesin bildiği avrupa devletleri; ingiltere, fransa, ispanya, portekiz, almanya vs. herkes var iken amerika böyle bir sömürgecilik yarışında neden yoktu ?https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/24/World_1898_empires_colonies_territory.png2. obama'nın rt
1. afrikanın sömürgeleştirilmesinde herkesin bildiği avrupa devletleri; ingiltere, fransa, ispanya, portekiz, almanya vs. herkes var iken amerika böyle bir sömürgecilik yarışında neden yoktu ?
upload.wikimedia.org

2. obama'nın rte ile görüşmesinde servis edilen beyzbol sopalı fotoğrafı hatırlarsınız.
Wikipedia'da şöyle bir maddeye rastladım üstelik amerika kökenli: tr.wikipedia.org

alenen göndermelerinin altında yatan fikir, kendi tarihlerinden gelen bu madde olabilir mi ? O dönem bu gönderme okunabilmiş midir dersiniz?
0
WithWorth
(17.03.24)
1 - Amerika'nın kendisi sömürge; İngiliz hakimiyetinden kurtulduktan sonra kendi içlerine döndükleri bir dönem var, yanlış hatırlamıyorsam bu siyasi olarak kabaca birinci dünya savaşına kadar da gidiyor. Bir de Amerika zaten devasa bir coğrafya, hele ki o zamanki popülasyon açısından bakılırsa kaynak sınırsız gibi bir şey ve bu süreçte kendi iç meseleleriyle uğraşıyorlar. En büyük sıkıntı insan kaynağı o da zaten özellikle güneyde kölelikle çözülüyor.

2 - Sopa konusu o zaman da gündem olmuştu diye hatırlıyorum. Amerika'yı bir bütün olarak görmek çok mantıklı değil bence. Hemen her dönem Amerika içinde "Bizim ne işimiz var başka ülkelerin işlerine karışıyoruz" diye bir ses var, zira öyle ya da böyle harcanan para Amerikan halkının vergileri, sağda solda ölenler Amerikan gençleri. Bu insanların bir şekilde ikna edilmesi lazım... Zaman zaman "Biz Dünya'nın hamisiyiz" fikri ön plana çıksa da zaman zaman Trump gibi "Hiç işim olmaz, kapatırım ülkeyi, kimseyi sokmam, kimseye de karışmam" kafasında insanlar da başa gelebiliyor.
0
salihdt
(17.03.24)
1.Afrikanın sömürgeleştirilmesi aşamasında Amerikanın kendisi sömürgeydi. 5 kişinin öldürüldüğü müthiş(!) Boston katliamından 1. Dünya savaşının üçüncü yılına kadar Amerika Birleşik Devletleri 'Amerika Amerikalılarındır' politikasını güdüyordu. Daha sonra da zaten Fiziki sömürgeye gerek olmadığı, ekonomik tedbirlerle ve istihbari çalışmalarla da zahmetsiz bir şekilde dünyanın sömürülebileceği keşfedildi ve Wilson prensipleri devreye sokuldu.

2. Zaten yapılan hareket de bizdeki 'Aba altından sopa göstermek.' sözünün ete kemiğe büründürülmüş hali değil mi?
0
Mirket
(17.03.24)
Afrika'nın genel manada sömürgeleştirilmesi süreci geç bir dönem (19.yy) bu sırada ABD artık bir koloni değil.

Ancak ABD'nin kolonilere ihtiyacı yok. Sömürgecilik faaliyetleri şeytani amaçlarla ilişkilendiriliyor ancak bu olayların yaşanma sebebi temelde ufak yüzölçümüne sahip avrupalıların ihtiyaçları olan çoğu şeyi kendi topraklarında bulamıyor olması. Avrupa konumu gereği Çin ve Hindistan gibi ülkelerle de her zaman rahatlıkla ticaret yapamıyor ve bu sırada bilimsel ve teknolojik gelişmeler ilerlemeye sevam ediyor. Sanayii faaliyetleri gelişiyor. Hammade ve kaynak lazım, ama yok. Avrupa ülkelerinin birbirlerine karşı güç yetiremedikleri zaten yüzyıllarca süren savaşlarla defalarca görüldü. Ancak afrika ve başka küçük adalar güçsüz ve kaynakları bol vaziyette orada duruyor.

ABD ise böyle değil, ABD bulunduğu kıtanın büyük bölümüne yayılmış bir devlet ve bu topraklar neredeyse el değmemiş, kaynaklarla dolup taşıyor. Dolayısıyla ABD'nin koloniye ihtiyacı yok. Bunun üstüne ABD hala süper güç olan ABD değil. Kendi bölgesinde uğraştığı birçok problem var.

ABD tarihiyle ilgili Allan Nevins'in ABD tarihi diye bir kitabı var, çevirisini de Halil İnalcık yapıyor. Onu okuyabilirsiniz.
0
akhenaten
(17.03.24)
2- Bahsettiginiz "big stick diplomacy" zaten: sen diplomasini guzelce konusarak yap ama elinde her ihtimale karsi elinde sopan olsun diyor. Ordunu, gucunu goster tehdit unsuru olarak kullan diyor. Yanlis anlasilan ya da yorumlanan bir sey yok ortada. Mirket'in dedigi gibi aba altindan sopa gostermek iste Obama'nin yaptigi.
0
freedonia
(17.03.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.