Giriş
(19)

Kafayı yemek üzereyim.

kozm
Selam seferoğulları, 2 senedir ingilizce ile uğraşıyorum sadece.. işim bile yok. 1.5 sene alt yapımı yapılandırmakla geçti ve 3,4 gramer kitabı bitirdim. Yaklaşık son 5 aydır toplu ingilizce dersi alıyorum. Listening ve reading konusunda gözle görülür bir ilerleme kaydettiğimi görebiliyorum. Fakat h
Selam seferoğulları,

2 senedir ingilizce ile uğraşıyorum sadece.. işim bile yok. 1.5 sene alt yapımı yapılandırmakla geçti ve 3,4 gramer kitabı bitirdim.

Yaklaşık son 5 aydır toplu ingilizce dersi alıyorum. Listening ve reading konusunda gözle görülür bir ilerleme kaydettiğimi görebiliyorum. Fakat her türk evladı gibi speaking konusunda kafayı yemek üzereyim çünkü ne yapacağımı bir türlü kestiremiyorum.

sadece ama sadece tek atımlık bi 400 bin param var ve önümde sadece 1 senem var. Ne yapmalıyım? 1 senede bu iş için 400'ü car cur etmeye hazırım, yeterki adam gibi konuşabileyim. Mesala iş yerinde sunum yapabileyim.

1. irlanda dil kursları, 6 aylık hem çalışma fırsatı hem dil okulu dedikleri,
2. cambly, preply vb.. özel hoca, Allah ne verdiyse iyi hoca bulana kadar aramak
3. Özel bir kurs'ta conversation için iyi bi hocam bul yüz yüze daha anlamlı ve etkili olur.

İngilizce seviyem için bir fikir: Depending on your circumtances you may wish to opt for one method or the other.

Fakat speakingim sıfır. :/

Teşekkürler şimdiden.
0
kozm
(06.05.24)
bence sorun ingilizce degil senin bunu takinti yapman ve mukemmeliyetci olman. 5 aydir toplu ders alip 3,4 gramer kitabi bitirip speakinginin sifir olmasi imkansiz.
0
buenosdias
(06.05.24)
benim tavsiyem turistik bir yerde konusabilecegin bir ise gir, tur sat, barmenlik, garsonluk vs.
0
Ley
(06.05.24)
buenosdias, tespitin çok güzel, fakat bir çözüm yolu sunmadıkça etkisiz.
0
🌸kozm
(06.05.24)
biz türklerin çoğunda bulunan konuşmaya çekinme durumuyla karşı karşıyasın. Önce çekinmeyi bırak. speaking konuştukça gelişir. kendini geriye çekme.

Ayrıca speaking demek kelime demek. Kelime eksiğini gidermen lazım. Kelime çalış. Okuduğunda kelimenin anlamını bilmekle kullanmak farklı şeyler. Bazen kelimenin anlamını bilirsin ama konuşurken aklına gelmez.

cambly vs bence çok faydalı değil. yüzyüze konuşmak her zaman faydalı. Yurt dışında bulunmak kesinlikle fayda sağlar. 3. maddedeki durum da fayda sağlar.

Ama herşeyden önce çekinmeyi bırak ve konuş. Karşındaki yine anlar seni merak etme.
0
nuevo
(06.05.24)
nuevo, teşekkür ederim dostum.
0
🌸kozm
(06.05.24)
dissendium, teşekkür ederim dostum. Sektör itibariyle global şirketlerde konuşmama gibi bir lüksüm yok zaten. İş anlamında fırsatlarımı genişletmeye çalışıyorum, yönetici kaygısı taşımıyorum. Problemim, ingilizce olarak neredeyse hiç ağzımı açmış olmamam.. Sürekli listenin yapıyorum ama, türkçe düşünüp ingilizce konuşmaya çalışıyorum. Pratiğim yok.
0
🌸kozm
(06.05.24)
3 aylık tatile çık. Kurs falan onlar hikaye, gözünü boyamaktan başka bişey değil. Tatile çık, sosyalleş, partiler, arkadaş edin, bomba gibi dönersin. Hem çok daha ucuz.
0
numlock
(06.05.24)
Gerekirse I go you come gibi olsun ama konuşmaya başla. Şu yazdığın cümleyi bi kerede söylemek istiyosun ama öyle olmaz. Bunu yazabiliyorum ama niye söyleyemiyorum diye düşünüp iyice kilitliyosun kendini. Dil konuştukça açılır. Şimdi A0 ile başlarsın konuşmaya, sonra gelişir. Konuşacak kimse bulamıyosan kendi kendine konuş. Kafanın içinde Türkçe olan düşünce konuşmalarını ingilizce yapmaya zorla, sonra da kendini kontrol et yanlış bir cümle mi kurdum doğru muydu diye.

Benim ingilizcem reading ve listeningde c2 seviyesinde ielts sonucuma göre ama speaking ve writing'im b2 civarı çünkü ikisini de çok kullanmıyorum günlük hayatta. Ama yurtdışına tatile gitsem ikinci günden sonra c1 seviyesine çıkar, 2 ay sonra eski hâline döner, böyledir yani bu iş.
0
nundu
(06.05.24)
Soruda ingilizcenizin gayet yeterli bir düzeye ulaştığından ama speaking konusunda zayıf kaldığınızdan bahsetmişsiniz.

Verdiğiniz cevapların birinde ingilizce olarak ağzınızı hiç açmadığınızdan bahsetmişsiniz.

Eh, 5 gramer kitabı bitirmek eminim size gramer konusunda bir şeyler katmıştır. Aynı şekilde uzun süreler listening çalışmak da öyle. Belli ki faydasını görmüşsünüz. Yöntem belli kısaca.

Verdiğiniz 3 örnek de yeterince uygun. Bence en az masraflıdan en masraflıya doğru temkinli bir süreçte ilerleyin. Sadece speakingi geliştirmek için tonla para harcamanın bir alemi yok. Diğer skiller nasıl geliştiyse bu da öyle gelişecek.
0
akhenaten
(06.05.24)
gramer kitabini karsiniza alip dert anlatmiyorsaniz o kadar gramer kitabina gerek yok. speaking icin konusma alistirmasi yapacaksiniz baska yolu yok. bunu desteklemek icin de kitap okuyacaksiniz.

gramer denen sey zaten b2 gibi biter genelde. atla deve degil ki. onemli olan kelime haznesi ve pratik kazanmak.
0
bohr atom modeli
(06.05.24)
madem bu kadar takıntılısın en başta bu işe doğrudan yurt dışında başlayacaktın. türkiyede boşuna 1,5 yıl ve para harcamışsın.

malta, irlanda,ingiltere mümkünse kanada-abd arkana bakmadan koş git.
0
my fault
(06.05.24)
1 sene çok uzun bir süre 400 Bin TL'de ciddi bir rakam. Paranız cebinize kalsın. Belirttiğiniz gibiyse alt yapınız var size en fazla 3-4 ay yeterli. Yapmanız gereken yabancı bir gurbetçi (expat) bulup arkadaşlık etmek ya da ingilizce konuşma kulübü olan kafeler var haftada 1 defa gitseniz yeterli olur. Konuşma olmadığı sürece değişen bir şey olmaz.
0
doharkoman
(06.05.24)
yallah speaking cluba... evde kendi kendine konuşursan, günlük yazarsan vs iyidir. ydışı bilmiyom asosyalsen bi işe yaramaz ama o stresi atmana yarar bkz. malta en uygunu ama kitle önemli full göcmenlerle dil çalışmak no dostum
0
ala09
(06.05.24)
ingilizce konuşmak zorunda kalacağın bir yere 1-2 aylığına tatile git +1

aç kalmamak için illa alışveriş yapacaksın, mecbur kalıp konuşacaksın. sonra açılırsın zaten, kaldığın yerde arkadaş edinirsin falan. hostel, pansiyon gibi yerlerde senin gibi turistler bol olur, sohbet muhabbet ingilizce... gerisi gelir
0
kurbanlik koyun
(06.05.24)
chat gpt ile bi pratik yapmayi dene bence
0
foster
(06.05.24)
Cevap her zaman yurt disina gitmek degil, insanlar neden hep bunu oneriyor pek anlamiyorum. Yani 16 yasinda bir ogrenciyseniz ve yurtdisina gitmek demek egitim hayatinizi bir sure orada devam ettirip mufredati ingilizce gormek ve demek ise tabii kullanmak zorunda kalirsiniz ve ilerleme olabilir, ama yetiskin bir insan icin hicbir plan vs olmadan yurt disina gidip ingilizcenizin gelismesini beklemek luzumsuz. Turkiye'deki kendi hayatinizi dusunun, bircok sey her ulkede digital olarak yapiliyor artik. Markete gidip, alisverise gidip, restorana vs gidip tek kelime konusmamaniz mumkun. Insanlar da "ay bizim dili bilmeyen biri olsa da sohbet etsek" demiyor yani, herkesin vakti yok boyle seye. Bir sekilde denk gelmesi gerek oyle bir ortamin.

Guvenilir bir dil okulundan (yabanci bir ulkede de olabilir) birebir online ders alin derim ben. (Kullandiklari kitap, metod, ogretmen kalitesi vs icin guvenilir okul diyorum.) Bazi okullarda bu ders paketlerini online/yuzyuze olarak degistirme ihtimaliniz oluyor. Birkac hafta deneyip memnun kalirsaniz o ulkeye/sehre gitmeyi biraz da o kulturu tecrube etmeyi deneyebilirsiniz. Olmazsa en azindan ulasim, konaklama, vize masraflariniz cebinize kalmis olur.

Ben zaten Ingilizce ogretmeniyim. Yukarida bahsettigim sekilde baska bir yabanci dil ogreniyorum. Kendi calismam - online ders- ulkede ders kombinasyonunu kullanarak.
0
sopiro
(07.05.24)
anadili ingilizce olan bir ulkeye gidip 400bin bitene kadar kalman, kursa gitmen ve bir yandan da mumkunse part time calisman lazim.

illa buyuk sehirlerden biri olmasina gerek yok, hatta olmasa daha iyi olur, irlandanin ucra kosesindeki bir kursa git ki ingilizce konusmak disinda bir sansin olmasin.

6 ay icinde ozellikle listening/speaking de baya bir fark hissedersin. 1 sene icinde de sunum yapacak kivama gelirsin eger gramer oturduysa ve biraz da yetenek varsa..

onun disinda yok camblyden yardir, yok ozel ders, yok guneye git turistleri parmakla.. bunlarla olmaz. vakit, para ve enerji kaybi..
0
cooperr
(07.05.24)
hepinize çok teşekkür ederim seferoğulları.
0
🌸kozm
(07.05.24)
hocam utanmadan sıkılmadan cambly yada italki gibi yerlerde kendine amerika aksanı hocalar dene. begendiginle calıs. benzer sorun bendede vardı. ispanyolca ögreniyordum baya ders aldım 6 ay falan sımdı canavarım. korkma adamın gorevı senı konusturmak zaten
ıstedıgın kadar kekeleyebılırsın. sımdı lutfen dusunmeyı bırak kaydını olustur.
0
Zetnikov
(20.05.24)
(5)

Araba sürme sorusu

ya ben lan neyse
debriyaja bastığımız sol ayağımız ile diğer pedallara bastığımız sağ ayağımızda topuklar hep sabit mi?
debriyaja bastığımız sol ayağımız ile diğer pedallara bastığımız sağ ayağımızda topuklar hep sabit mi?
0
ya ben lan neyse
(06.05.24)
sağ ayakla iki pedal kontrol ediyosun, topuğu sabit tutarsan çok kontrol sağlayamazsın. sol ayakta da topuk sabit olursa pedala basmadığın zamanlarda ayağın ön kısmı sürekli havada olacak, çok yorar. yani her iki ayakta da topuğu sabit tutmak gereksiz ve de zor.
0
mustafakesekci
(06.05.24)
Topukları sabit tutmaktan ziyade mümkün olduğunca topunuzdan destek almaya odaklanın. Topunuzu sabit tutamazsınız. Bu olayın konuşulma nedeni ayağınızı komple serbest şekilde gaz ve frene kaldırıp indirmenizi önlemenin önemini vurgulamak. Gaz ve fren pedalları hassasiyeti yüksek parçalar. Boş bulunup fazla güç uygularsanız ani tepkiler alırsınız. Bu sebeple ayağınızı destekli tutmak önemli. Ancak komple topuğunuzu sabit tutamazsınız zaten.
0
akhenaten
(06.05.24)
Sol ayak için: Benim ayağım çok büyük olmadığından mıdır bilemem ama topuğumu yere koyarsam debriyaja basmam imkansız olur. Kaç tane manuel araba kullandıysam hiçbirinde sol topuğum yerdeyken debriyaja basmamışımdır.

Sağ ayak için: pedallar arası boşluk da önemli ama topuk sabit fren gaz yapmak bana zor geliyor. Frene basılacağı zaman ayağı hafif sola, gaza basılacağı zaman da hafif sağa kaydırmak zor değil.
0
duguit
(06.05.24)
Evet sabit ancak bu ezbere dayalı değil refleks olarak. Belli bir süre sonra alışınca refleks olur illa zemine deymesine gerek yok. Pedallara basarken ayağınızı yukarı çekmenize gerek yok topuk zeminde sabit kalacak şekilde ayağınızı sağa sola oynatabilirsiniz. Debriyaj pedalını çoğunlukla vites değiştirmeden önce kullanacaksınız pedalı kullanmayacağınız zaman ayağınız soldaki ayak dayama yerinde sabit kalacak.
0
doharkoman
(06.05.24)
kurslarda özellikle debriyajdan yavaş yavaş çek diye topuk sabit diye öğretiyorlar.(çekerken öyle, basarken değil) Bence onu duymuşsun. Yani ayağını birden geri çekme, topuk yerdeyken yavaş yavaş bilek hareketiyle kaldır diyorlar ve ben de öyle yapıyordum.
0
nhk ni youkosu
(06.05.24)
(4)

bluetooth kulaklık ömrü ne kadardır?

abelardo
benim huawei freebuds 3i bluetooth kulak içi kulaklık 2.5 sene kullanım sonrası bataryası çok zayıfladı, bir tane kulağından hiç ses gelmiyor, çok ciddi bağlantı sorunları yaşıyor. çoğu zaman bağlanmıyor. normal mi?siz kaç yılda bir yeniliyorsunuz?
benim huawei freebuds 3i bluetooth kulak içi kulaklık 2.5 sene kullanım sonrası bataryası çok zayıfladı, bir tane kulağından hiç ses gelmiyor, çok ciddi bağlantı sorunları yaşıyor. çoğu zaman bağlanmıyor. normal mi?
siz kaç yılda bir yeniliyorsunuz?
0
abelardo
(06.05.24)
Bluetooth veya değil, 2 seneden sonra hepsi gidiyor eğer çok iyi bir şey almadıysanız.

Ben de JBL'in klasik kulaküstü olanlarından 2 senedir kullanıyorum. Genel olarak iyi gidiyor ama nadiren geç bağlanmaya başladı. yer yer manuel bağlamam gerekiyor vs. Bir de earbuds 2 pro var o henüz 1 senesini doldurmadı bir sorun yaşamıyor
0
akhenaten
(06.05.24)
Beats Solo 2 kulaklığımı 2019 yılında almıştım ve halen kullanımda. Son bir yıldır eskisi kadar aktif kullanmıyorum ancak hala hem bağlantı hem ses hem pil konusunda çok çok iyi.
Bir dönem Senheiser bluetooth kulaklık almıştım şarj süresi abartısız 2 saatte bitiyordu ve lanet etmiştim kulak içi kulaklık mevzusuna. Bir kaç defa kullanmaya çalışıp kullanamadım resmen çöp oldu, çekmecemde bir yerlerde sonsuza kadar bekleme modunda artık.
Son 1 yıldır iş sebebiyle günlük olarak abartı bir şekilde airpods 3 kullanıyorum, neden bu zamana kadar almamışım dedirtti. Ses kalitesi olsun şarj süresi olsun çok memnunum. Bakalım bu ne kadar gidecek..
0
foolrules
(06.05.24)
Önceki kulaklığı xiaomi mi airdots pro'nun hem kulaklık hem de kutu bataryası 2 sene sonunda ömrünü doldurmuştu.

Şimdi kullandığım Jabra Elite 85T ise 2 seneyi doldurdu. Batarya performansında düşüş var ama hala gayet iyi, benim kullanımımda hala kulaklığın şarjı bitmeden benim kulaklıkla işim bitmiş oluyor. Yani performans düşüşü benim kullanımını etkileyecek düzeyde değil. Kulaklığın performansında da bir sorun yok, arıza vs yaşamadım. 3 seneden fazla kullanırım bu gidişle diye düşünüyorum.
0
10551037
(06.05.24)
2019'da kendime aldığım AirPods 2'yi babam halen kullanıyor. 5 yıl olmuş.
Bir şarjda yaklaşık 30-40 dakika telefonla konuşabiliyor, 1 saat civarında da müzik-video dinleyebiliyormuş.
0
michael_knight
(06.05.24)
(4)

Kredi Kartı Borcumu Geciktirirsem Ne Kadar Faiz Biner?

depresif çocuk
Şirket için gerekli bir harcamayı cebimden yaptım, yaklaşık 65.000 tl. Kart limitim de 75.000 TL zaten.Bana geri vermeleri 1-2 hafta sürecek gibi görünüyor. Bu süreçte ne kadar faiz biner sizce?
Şirket için gerekli bir harcamayı cebimden yaptım, yaklaşık 65.000 tl. Kart limitim de 75.000 TL zaten.

Bana geri vermeleri 1-2 hafta sürecek gibi görünüyor. Bu süreçte ne kadar faiz biner sizce?
0
depresif çocuk
(06.05.24)
1-2 hafta icinde faiz binmez nakit para cekimi yapmadiysan. hesap kesiminden sonraki son odeme tarihinde tum donem borcunu odemezsen faiz baslar.

Diyelim ki senin kredi kartin donemleri ayin 1'inde baslatiyor 31'inde bitiriyor olsun.

5 mayista harcama yaptin diyelim 65bin
31'inde hesap kesimi yapilacak ve bu borc o hesap dokumunde gorunecek.
mayis 1-31 tarihli hesap dokumu icin son odeme tarihi de 12 haziran olsun diyelim. gecirmemen gereken tarih bu.
0
hot potato
(06.05.24)
Yukarıdakine ufak bir ek yapayım; eğer borcunuzun tamamını 12 Haziran'a kadar ödemezseniz, ödemediğiniz kısma gecikme ya da alışveriş faizi (Asgari tutarı ödeyip ödemediğinize göre değişiyor hangisinin ne kadar işleyeceği) hesap kesim tarihinden (örnekte 31 Mayıs) işliyor. Yani "İki gün geciksin bir şey olmaz" derseniz aslında 12 günlük (Hesap kesim ile son ödeme arasında genelde 10 gün oluyor sanırım) faiz ödüyorsunuz.
0
salihdt
(06.05.24)
Bir daha şirket için harcama yaparken son ödeme tarihinizi de bildirip ondan önce geri ödeme almanız hayrınıza olur. Gecikme durumunda şirket belki faizi karşılar ancak düşen kredi notunuzu geri iade edemez. Bu durum birkaç kere tekrarlarsa yarın krediye ihtiyacınız olduğunda zorlanırsınız, şirket de size kredi vermeyecektir haliyle.

Faiz içinse yukarıda denildiği gibi son ödeme tarihiniz önemli.
0
akhenaten
(06.05.24)
son ödeme tarihini geçtiniz ve ödeme yapmadınız, 65000 lira için günlük (vergisi ile birlikte) yaklaşık 120 lira faiz çıkar. faiz oranları yüzde 4.5 - 5 arası değişiyor bankaya göre.
0
biseysorcaktim
(06.05.24)
(4)

Bu et normal mi

ananiyimioguz
https://ibb.co/bBDR71bhttps://ibb.co/hM0RxGDhttps://ibb.co/M81BVC5https://ibb.co/5BRN8X3https://ibb.co/StRq3Jqhttps://ibb.co/8mKbqxGDaha yeni aldık şimdi açtımDışı kırmızı iç tarafları sanki önceden pişmiş gibi
ibb.co
ibb.co
ibb.co
ibb.co
ibb.co
ibb.co

Daha yeni aldık şimdi açtım
Dışı kırmızı iç tarafları sanki önceden pişmiş gibi
0
ananiyimioguz
(04.05.24)
Etin birbirine temas eden kısmı kararır. Normaldir. Afiyet olsundur.
0
Mirket
(04.05.24)
Hmm sanirim ilk defa birbirine temas eden et aliyoruz dogru shdjf :(

Thank you :*
0
🌸ananiyimioguz
(04.05.24)
Aslında o kısımlar kararmıyor, dış kısımların rengi açılıyor.

Etin doğal rengi koyu, çok hafif morumsu, sönük bir renk. Bu rengi myoglobin veriyor. Et oksijenle temas halinde kaldığı sürece myoglobin reaksiyona girerek oksimyoglobine dönüşüyor ve rengi parlak kırmızıya kayıyor.

O koyu kısımları bir süre açıkta bırakırsanız kızarır. Bu durum milyonlarca yıldır böyle aslında, eğer aldığınız etlerde genel olarak bunu hiç görmüyorsanız kırmızı görünsün diye hileli işlemlerden geçmiş etlerden alıyor olabilirsiniz. Bu pazarlama taktiği olarak yapılıyor çünkü. Tabi illa hileli olması gerekmiyor, eşit derecede havalandırılmış da olabilir.
0
akhenaten
(05.05.24)
Teşekkürler peki kabın içine baya kanı akması ve airfryer da pişirirken iyice her yerinden kan fışkırması normal mi çok zor pişirdim uzun bir süre çiğ kaldı.
0
🌸ananiyimioguz
(05.05.24)
(4)

Borç ödemek mi yatırıma devam etmek mi?

skr1292
Yatırıma ayırdığım ufak miktar para var şu an BIST ve fonlarda işlem görüyor.kredi kartlarına ve kmh hesaplarında borcum var. eğer borsadaki paramın tamamını çekip borç ödersem aylık 1700 liralık faizden kurtuluyorum. siz olsanız ne yapardınız?
Yatırıma ayırdığım ufak miktar para var şu an BIST ve fonlarda işlem görüyor.

kredi kartlarına ve kmh hesaplarında borcum var. eğer borsadaki paramın tamamını çekip borç ödersem aylık 1700 liralık faizden kurtuluyorum. siz olsanız ne yapardınız?
0
skr1292
(04.05.24)
Vadesi geçmiş borç varken yatırıma para ayrılmamalı. Bunu prensip edinmekte fayda var. Vadesi geçmiş borç miktarında elinizde para varsa teknik olarak o para size ait değil artık.

Eğer gecikme faizinden daha fazla kazanç sağlarsanız teknik olarak ödemeyi geciktirmek işinize gelebilir ancak bu her zaman mümkün olmaz. Ayrıca elde ettiğiniz kazancın faizlere giden kısmı da kârınızdan gereksiz bir kesinti haline dönüşmüş olur. Yani bu tutarı sizden yatırım yaptığınız araç kesse muhtemelen ona yatırım yapmazdınız, neden kendiniz buna sebep olasınız ki?

Bunun yerine borcunuzu düzenli ödemeyi ve bunu hiçbir koşulda bozmamayı prensip edinirseniz bence uzun vadede hem daha sağlıklı borçlanma alışkanlıkları edinirsiniz, hem borç ödeyememekten kaynaklı riskleri azaltırsınız.
0
akhenaten
(04.05.24)
Benzer şeyi düşündüm zamanında, o zaman borç faizleri de yüksek değildi. Asgari ödeyip faize bırakmak yükselen borsa ile birlikte mantıklı olabiliyordu.

Şimdilerde faizler yükseldi, aylardır bir sürü faiz ödüyorum. Borç miktarı da artınca faiz artık dikkate değer bir meblağa ulaştı.

Tavsiyem bunu alışkanlık yapmamanız yönünde.

Ancak elinizde duran birikimi bozdurduğunuzda geri koymak zor olabilir. Eğer birikime para ayırıyorsanız, bir süre onu borca yönlendirin derim. Ama elinizdeki birikimi sıfırlamayın borcu kapatmak pahasına. Belki faizi azaltmak adına bir kısmına nakite döndürmek daha mantıklı olabilir
0
biseysorcaktim
(04.05.24)
Önce borç ödenir her halükarda borç ödemesi öne alınır.
Hayat bu, sürekli değil.Sonu var. Ölümden sonra varislerimizi kalan borçlarla ayrıca üzmemek lazım.
0
diyecevaplandı
(04.05.24)
kmh ve kredi kartı oraları artık eskisi kadar düşük değil, ancak kar ve zarar durumu borsanın durumuna bağlı eğer borsanın dahada çıkacağına inanıyorsunuz , iyi haberler bitene kadar bekleyin. Daha sonra yüksekten bozup borcunuzu kapatırsınız.
Ama her durumda risk alıyorsunuz, olağan dışı bir haberde borsa geriyede gelebilir.
0
Rao
(04.05.24)
(4)

Hisse senedini kime satıyoruz?

ya ben lan neyse
bende bir miktar hisse senedir var diyelim -hiç olmadı- bunu satmak istediğimde kim alıyor? halbuki kimin aldığını bilmeden hemen satabiliyorum. bu nasıl oluyor?
bende bir miktar hisse senedir var diyelim -hiç olmadı- bunu satmak istediğimde kim alıyor? halbuki kimin aldığını bilmeden hemen satabiliyorum. bu nasıl oluyor?
0
ya ben lan neyse
(03.05.24)
Sen 'ben şu fiyattan satıyorum diyorsun. Seninle aynı fiyattan satanlar kuyruğu giriyor.
O fiyattan almak isteyen biri çıkarsa en öndekinin hisselerini alıyor.Çıkmazsa kuyruk öylece bekliyor.

Bütün bunlar dijital ortamda olduğu için sattığını kim almış göremiyorsun.
0
Mirket
(03.05.24)
buraya soru yazdığın gibi hisse senedini koyuyorsun, cevap yazanlar gibi meraklısı varsa gelip alıyor.
0
duyurukullanıcısı
(04.05.24)
Hisse senedini siz satmıyorsunuz aslında. Siz satış emrini veriyorsunuz.

Emir aracı kurumunuzdan borsa istanbula iletiliyor oradaki sistemi tam olarak bilmiyorum ben de açıkçası, halka yönelik kolay ulaşılabilir açıklamalar koysalar keşke

Ama kabaca piyasa yapıcı bir sistem var. Bu sistem gelen satış emirleriyle alış emirlerini eşleştiriyor. En düşük satış teklifleri, en yüksek alış teklifleriyle eşleştiriliyor. Sonra eşleşen emirler arasında takas gerçekleşiyor ve süreç ilerliyor. Bu olayın canlı görsel halini eğer veri paketi satın aldıysanız derinlik analizi tablosunda görürsünüz.

Derinlik analizi tablosunda satış emirleri en küçükten en büyüğe sıralanır (en ucuzdan satanın malı en önce satılır), alış emirleri de en yüksekten en düşüğe sıralanır (en yüksek teklif veren en önce alır) ortada da kesişme noktası bulunur bu iki taraf birbirini nötrleyerek eritir.

Kısaca siz birine satış yapmıyorsunuz, dolayısıyla alıcıyı bilmeniz de olası değil. Siz BIST'e benim bu hissemi şu fiyattan sat ya da şu fiyata kadar sat veya ne kadar verirlerse o fiyata sat diye emir veriyorsunuz. BIST'teki sistem satışı ya da alışı yapıyor.
0
akhenaten
(04.05.24)
Alım satım eşleştirme robotları (yazılımlar) saniyede 500bin ve hatta daha fazla alım-satım işlemini gerçekleştirebilecek kapasitede.

Siz x fiyattan y adet hisseyi sat dediğinizde, zaten kuyrukta olan ve alım bekleyen işlemlerden sizin verdiğiniz fiyatla karşılaştırılıyor.
0
biseysorcaktim
(04.05.24)
(9)

Discord nedir?

michael_knight
Discord nedir? Neden tercih ediliyor? Sahibi kim?
Discord nedir?
Neden tercih ediliyor? Sahibi kim?
0
michael_knight
(03.05.24)
Eski forumların uygulamalı(App) hali gibi düşün.

Sesli, görüntülü görüşmeye de izin veriyor. Genelde oyun oynayanlar onun üzerinden yayın veya paylaşım yapardı ama bizim arkadaş grubumuzun discord serverı da var mesela. WhatsApp veya telegram göre daha düzenli, tablı(başlıklı) sekmeler açabiliyorsun. Bence cidden yeni nesil forum bu işte :D
0
nhk ni youkosu
(03.05.24)
Twitch'in yan ürünü olarak ortaya çikti. Twitch'deki chat'in farkli bir versiyonuna da sahip. Ayrica Telegram gibi yazip konusabiliyorsun private olarak.
0
Yourcousinmarvinberry
(03.05.24)
Arkadaş grubuyla iletişimde kalabilmenin en kolay ve iyi yolu.

Sunduğu özellikleri (bütün server üyelerine görünür, sürekli açık voice channel, ekran paylaşımı vs.) Discord kadar iyi sunan başka bir uygulama benim bildiğim pek yok.

Birisini aramaya üşenen ve çok da sosyal olmayan bir insan olarak, arkadaşlarımın server'da hali hazırda zaten konuşuyor olduğunu görünce direk bağlanıp 15-20 dk. sohbet edip daha sonra istediğin zaman çıkmak kadar sosyal olarak tatmin edici bir şey yok.

Sahibini tanımıyorum.
0
king lizard
(03.05.24)
Arkadaşlar gerçekten aptala anlatır gibi anlatabilir misiniz?
Sadece özel server'lara bağlanarak mı çalışıyor yoksa Whatsapp gibi merkezi bir yere de bağlanıyor mu yoksa ikisi birden mi?
Gizlilik sağlamak için Whatsapp ve Telegram'a göre bir avantajı var mı?

Yapay zeka tool'larından bazılarını kullanabilmek için girmek zorunda kalıyorum ama hiçbir şey anlamıyorum.
0
🌸michael_knight
(03.05.24)
Kurulan server'ları adı server ama aslında kendi altyapını kurmuyorsun tabii ki hepsi Discord'un kendi altyapısında, Discord'a bağlı.

O yüzden Whatsapp ve Telegram'a göre gizlilik sağlamak için bir avantajı olduğunu sanmıyorum.
0
king lizard
(03.05.24)
elinizde 3 kişilik, 500 kişilik ve 100 bin kişilik 3 grup/topluluk var diyelim. bu 3 gruba da aynı anda hizmet verebilen(yönetim veya katılımcı iki taraflı da) bir uygulama olduğu için kullanılıyor.

istediğiniz gibi özelleştirebiliyorsunuz, yönetebiliyorsunuz ve arayüzü de çok kolay. serverlar @king lizard'in dedigi gibi.
0
gule gule
(03.05.24)
bu kadar yaygın olmasının sebeplerinden biri teknik olarak başarılı olması. tüm platformlarda ve web'de iyi şekilde kullanılıyor.

gizlilik konusunda bir iddiası olduğunu sanmıyorum, varsa bile mesnetsizdir ve o amaçla kullanılamaz.

kendisi aynı zamanda kahvehane gibi. server'ları kahvehane, içindeki odaları da masa gibi düşünün. istediğin kahveye gidip istediğin masaya oturabiliyorsun.

özelleştirme oranı yüksek. hem ücretli hem ücretsiz seçeneklerle kullanılıyor.

biz evden çalışıyoruz ve iletişim, dosya paylaşımı, başka araçlarla entegrasyon, geçmiş konuşmalarda arama, video görüşme, ekran paylaşımı gibi amaçlar ile hem slack hem zoom kullanıyoruz.

discord bu işleri iyi yapıyor. o yüzden aramızda "slack ve zoom'a para ödemekten vazgeçip, bedava discord'a mı geçsek" tartışması oldu. bedavasında bazı özellikler kapalı, paralısına geçersek bile daha az ödemiş oluruz şeklinde konuşuldu.

kendine ait bir sunucuya kuramıyorsun. yani data'n onlarda.
hatta oluşan datayı satmak ve özel amaçlar için kullanmak konusunda cömertler bildiğim kadarıyla.
0
biseysorcaktim
(03.05.24)
Biz çok bir özelliğini kullanmıyoruz, en basit olarak server oluşturmayı whatsapp grubu kurmak gibi düşünün bu serverların içerisinde sürekli aktif olan ses kanalları var buraya bağlandığınızda (bağlanmak derken tek tıkla oluyor bu) o an orada olan diğer kişilerle doğrudan konuşmaya başlayabiliyorsunuz, arama kapama çaldırma vesaire yok. Bununla birlikte aynı ekranda yazışma paneli de bulunuyor. Ortak kanaldan müzik vs dinletme, ekran görüntüsü üzerinden yayın açma gibi özellikleri de var.

Ses çözünürlüğü skype gibi muadillere göre daha tatmin edici. Oyun oynarken kullanıyoruz. Başka topluluklarla bir ilişkimiz yok, sadece grup içi iletişim.

Güvenlik konusunu da düşünmedik hiç bu sebeple. Ekstra bir güvenlik sunduğunu sanmıyorum +1
0
akhenaten
(03.05.24)
Eskiden teamspeak vardı, oyunun içerisinde teamspeak ile oyuncular birbiri ile konuşabilirdi. Teamspeak bazı yönlerden yetmediği (arkadaşının oyununu izlemeyediğin, karşılıklı oynayamadığın vs.) için discord geliştirildi diyebiliriz. Discordun çıkış mantığı budur. Gerçek amacı ise; oyun içerisinde sesli sohbet ortamı yaratmasıdır. Misal bu özellikler bugün PS5' e bile entegredir.

Mesajlaşma sistemi merkezidir. Yazdığın yaptığın herşey discord sunucularında saklanır.
0
krtkartal
(03.05.24)
(8)

diyet sonucu tartıda aynı durmak

mantarliborekk
1 haftadır karatay diyeti yapıyorum. arada kaçamaklar oluyor evet ama normalde 2 dilim kek yiyorken yarım dilim yiyorum , gibi küçük kaçamaklar. bunlar zayıflamama engel mi gerçekten?tamamen yasaklı listesine uymam mı gerekir. çünkü öylesi imkansız gibi benim için.porsiyonlarım azaldı kahvaltı öğle
1 haftadır karatay diyeti yapıyorum.

arada kaçamaklar oluyor evet ama normalde 2 dilim kek yiyorken yarım dilim yiyorum , gibi küçük kaçamaklar.

bunlar zayıflamama engel mi gerçekten?
tamamen yasaklı listesine uymam mı gerekir. çünkü öylesi imkansız gibi benim için.
porsiyonlarım azaldı kahvaltı öğle aksam hepsi sağlıklı protein ağırlıklı.
anladım neden böyle oluyor?
sonradan tartıda düşer mi yoksa olsa olur muydu şimdiye kadar?
0
mantarliborekk
(02.05.24)
Karatay diyetinin içeriği nedir bilmiyorum ancak bir hafta genel olarak kilo değişimi görmek için kısa bir zaman. Eğer çok sağlıksız şok diyetlerden birini uygulamıyorsanız 2 ileri 1 geri ancak 1 ayda gözle görülür bir fark ortaya çıkar.

Bunun sebebi gerek tartının hassasiyeti gerekse sizin tartı alışkanlıklarınızla alakalı. Tartıların yanılma payları ve tartıldığınızdaki kıyafetler, boşaltım durumunuz, sırf o günlük yediğiniz yemek, içecekler vs gibi etmenler küçük ölçüde göstergeyi değiştiriyor.

Doğru sonucu görmek için kilonuzu kaydedip genel gidişin aşağı mı yukarı mı yoksa sabit mi olduğunu takip edin.

Bir de hafif de olsa egzersiz programı uygulamayı ihmal etmeyin. Tek başına diyetle özellikle hareketsiz bir yaşama sahipseniz kaslarınız da erir ve çırpı kollu bir hal alabilirsiniz.
0
akhenaten
(02.05.24)
Karatay diyeti ne yapıyor bilemem de kalori takibi olmadan yapılan diyetlerin çoğu özellikle diyet bilincisi, beslenme bilgisi olmayan kişilerde patliyor. Sebebi de yediginizin ne kadar kalorili olduğunu kestirememek.

1 hafta kısa süre evet ama benim dediklerinizden anladığım ise yaramamasi olasi.
Diyeti yapacaksaniz tdee'den hareketsiz kalori hesaplaması yapın. Sonra yediginiz her şeyi tartin ve kaç kalori çıkıyor hesaplayin.
0
logisticsmanager
(02.05.24)
Her gün aynı saatte tartilmaniz gerekiyor öncelikle, boşaltım durumu vb çok etkliyor dendiği gibi. Ayrica çok kısa bir süre.
0
sanguine
(02.05.24)
aralıklı oruc yap bence işe yarıyor.
0
sizofren06
(02.05.24)
Spora gidip agirlik kaldirip kas kazaniyorsan sabitleniyor cunku kasinda agirligi var.

1 hafta vucudun adapte olmaya calismasi vs cok bisi bekleme bence
0
Zetnikov
(02.05.24)
Kilodan değil de ölçülerden(bel, kalça vs) kontrolden yapmak daha sağlıklı bence. Egzersiz yoksa ani etki görmen de çok zor ayrıca.
0
hasmetizm 2046
(02.05.24)
İnsülin direncini kırmak yaklaşık iki hafta sürüyor o yarım dilim keklerle diyeti başa alıyorsunuz bu diyet değil atıştırmalık olarak ham kuruyemişlerden tüketebilirsiniz günde tek öğün beslenirseniz iştahınız kapanır ve süreciniz hızlanır tatlı krizi çekmezsiniz atıştırmalık yemeye ihtiyac duymazsınız.
0
doharkoman
(02.05.24)
başlangıç kilonuz kaç? aşırı kilolu olunca ilk günden beri çok fark ederken, daha normal bir kilodaysanız az az fark eder. azdan az, çoktan çok...

bir de vücudu şaşırtmanız lazım. mesela hiç karbonhidrat yemeyin. hiç kek yemeyin. kaçamağı bırakın.
0
co2s2
(02.05.24)
(4)

coin'lerin düşmesi

hknty
borsada hisselerin düşmesinin somut sebepleri oluyor genelde ama coin'ler neden düştü? bir açıklama, durum, olay falan mı oldu?
borsada hisselerin düşmesinin somut sebepleri oluyor genelde ama coin'ler neden düştü? bir açıklama, durum, olay falan mı oldu?
0
hknty
(01.05.24)
cz 4 ay hapis cezası, abd enflasyon verileri, borsalarda korkunç long oranları vsvs
0
avatar is back
(01.05.24)
Bir hikayeleri yok. Yükselmeleri için bir sebep yok.
Amerikan ekonomisinin iyiye doğru gidişi, teknoloji şirketlerinin atılım yapmasının amerikan ekonomisini büyüteceğinin ortaya çıkması, dolar bazlı yatırımlara alternatifi ortadan kaldırıyor. Amerika faiz indirmiyor. Büyümeye devam ederken bir yandan da dünyadaki dolar fazlalığını geri çekebiliyor.

Ayrıca son gerilimler, kıymetli madenlerin para'ya alternatif olabileceğini gösterirken Coinlerin güvenli liman olamayacağını gösterdi.
Coinlere bağlı ETF'ler hayal olarak kaldı
vs
0
Mirket
(01.05.24)
1- Yaklaşık 4 yılda bir bitcoin arz yarılanması oluyor. (Bitcoin halving diye bakın)

2- Geçmişte bu 3 kere oldu ve olduğunda fiyatlar kısa sürede çok yükseldi.

3- 2020'deki halving'den sonra 2024'e kadar bu herkes için genel bir bilgi haline geldi.

4- 2023'te herkes az ya da çok elinde bitcoin tutmaya başlayarak 2024'teki halving zamanını bekledi.

Nisan ayı içinde halving gerçekleşti ama görünüşe göre bu sefer talep çok fazla olduğu için fiyatlar beklendiği kadar artmadı. Çünkü herkes zaten bitcoinini alıp "hadi artık yükselsin" diye bekliyordu.

Böyle olacağını öngören birçok makale de yazılmıştı aslında. Bundan sonra ne olur bilinmez ama bu düşüş baya geniş bir kesim tarafından bekleniyordu.
0
akhenaten
(01.05.24)
cz 4 ay hapis cezasi aldi, kara para aklanmasina karsi yeterince onlem almadigi icin, yersen..

bu piyasada haberler dususun ve artisin bahanesi, sebebi degil. sebebi diye bir sey olacagini da sanmiyorum bu kadar volatile aciklanamaz sebeple.

mesela iki gun sonra 100 bin dolar olur ona da bir ton sebep yazilabilir, kripto borsasinda somut sebep aramak mantikli degil ozellikle aylik vadelerde.
0
gule gule
(01.05.24)
(9)

Bir plaza çalışanının bir günü nasıl geçiyor?

nundu
Şimdi bu sorunun benzerini bir iki yıl önce yine sormuştum ama yeterli detay vermediğim için yanlış anlaşılıp biraz tepki almıştım. O yüzden elimden geldiğince açıklayıp soracağım;Ben, ailem, akrabalarım, arkadaş çevrem ve hatta yakın arkadaşlarımın ailelerini kapsayan geniş küme çevremde herkes ya
Şimdi bu sorunun benzerini bir iki yıl önce yine sormuştum ama yeterli detay vermediğim için yanlış anlaşılıp biraz tepki almıştım. O yüzden elimden geldiğince açıklayıp soracağım;

Ben, ailem, akrabalarım, arkadaş çevrem ve hatta yakın arkadaşlarımın ailelerini kapsayan geniş küme çevremde herkes ya memur ya da söylendiği zaman ne yaptığı az çok kafada canlanan işlerde çalışıyor. Ben doktorum, arkadaş çevremin zaten %90'ı doktor, doktor olmayanlardan bi iki avukat, birkaç tane mühendis var ama mühendisler de akademide şu an; annem hemşire babam öğretmen, arkadaşlarımın aileleri yine doktor, öğretmen, asker vs diye gidiyor.

Kısacası hayatımda hiç satın almacı, pazarlamacı, ne bileyim satış müdürü tarzı görevlerde çalışan beyaz yakalı kimseyle tanışmadım. Bu ve bu tarz diğer titre'a sahip insanların işte bir günü nasıl geçer diyince aklıma

Excel
Mail
Toplantı

üçlüsü dışında bir şey gelmiyor ama mesela excel'de ne yapıyorlar ya da gün boyu kiminle ne mailleşiyorlar konusunda da bilgim yok.

Bunları küçümsemek için kesinlikle söylemiyorum yanlış anlamayın, gerçekten saf bir merakla soruyorum. Misalen, bir satın almacının ortalama bir günü nasıl geçiyor? Yarın bir gün bu tarz pozisyonda çalışan biriyle tanışırsam saf saf sorular sormamak için buraya yazıyorum.

Cevaplar için şimdiden teşekkürler
0
nundu
(30.04.24)
Misal ben tedarik zincirindeyim (satin alma yaptım önceden, simdi yoneticiyim);
- satin almacilarin portfolyosuna bakip garip bir şey var mi diye göz gezdiriyorum.
- siparis gecikmesi sebebiyle ay sonunda fatura edilemeyecek siparis var mi ona bakıyorum (ki hep var), varsa satın almaci ile konuşuyorum.
- ay basiysa geçen ayın on time to request/promise, stock fill rate, non stock on time to request/promise, tedarikçi on time to request gibi kpilari hesaplayip corporate sistemine giriyorum.
- musteriler tarafindan escalate (Türkçesi yok bunun :/ edilmis seylere bakiyorum.
- ay sonunda ayın stock, intransit, days on hand gibi stok verilerini corporate sistemine giriyorum. Ay başında o ayin tahmini verilerini veriyorum.

Satin almaciyken yaptiklarim;
- sabah mrp tarafından yaratılan siparişleri tedarikcilere yollamak (edi denilen sistem varsa direkt sap üstünden yoksa pdf)
- onaylanmamis po'lara bakip tedarikcilerden yola cikarma günü onayini istemek
- gec onaylananlarda erkene almaya calismak, mrp'nin istemediklerini ertelemeye calismak.
- sistemde takılı kalan tedarikçi faturalarina bakmak
- idoc denilen sap sistemindeki mesajlarin sikintilarina bakmak
- tedarikçi ile aylık talep tahmini performansi ve tedarikçi performansi görüşmesi yapmak
- tedarikciyr 24 aylık talep tahmini yollamak
- gün içinde tedarikçilerden, musterilerden gelen maillera cevap vermek.
- hazir olan mallarin yola çıkması. Misal benim organizasyonun aylık x anda 70 konteyneri var. Haftada 4 kamyon, ufak tefek de hava kargo.

Toplanti deme ya çok var lanet olasilar. Misal bugünkü toplantilarimi yaziyorum;
Yeni çıkacak ürün grubu için cin'deki fabrika ile üretim kapasitesi, malzeme yeterliliği vs görüşüyoruz çünkü proje kötü geçti fabrika yetisemiyor siparislere.

Sonra başka bir ürün grubunun müdürü ile konusup benchmarking yapacağım.

Sonra emea bölgesinde aylık konteyner ihtiyacı tahmini toplantisi

Bir satin almaci ile 1to1

Amerika'daki ic tedarikci ile onlarin asya'daki tedarikcilerinden drop ship nasıl yapariz konusmasi

Bir adet lanet olasi musterinin escalation toplantisi
0
logisticsmanager
(30.04.24)
plaza çalışanı değilim ama ucundan sayılabilirim belki. sizi anlayabiliyorum :) benim arkadaş çevremde de mühendis ve doktor çok var, onlar da aynı şeyi merak ediyor :)

bir doktor, mühendis, marangoz gibi meslek sahibi olmayan çalışanlar hem yaptıkları iş açısından hem de hiyerarşik açıdan çok çeşitli malum. yani bunun satın almacısı olduğu gibi satın alma müdürü de var. o yüzden yaptıkları iş elbette aynı değil ama çok genel hatlarıyla birkaç şey karalayayım.

satın almacı dediğiniz için onun üstünden gideyim. adı üstünde zaten; işletmenin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmet alımlarını yapar basitçe. bunu yaparken gün boyu tedarikçilerle görüşür/konuşur/yazışır, alternatifler arar, fiyat alır, bu verileri saklar, karşılaştırır, yetkisi dahilinde karar verir ya da amirine danışır ve nihayetinde satın alımı gerçekleştirir.

her işletmenin günlük bir rutini vardır. örneğin her gün üretim birimiyle görüşüp ihtiyaç kontrolü yapılabilir ya da önceden her bir malzeme için alım takvimi oluşturulmuştur, o takip edilir, aksaklıklara müdahale edilir, vesaire.

excel, mail ve toplantı demişsiniz ya, aslında doğru bir özet olmuş. yukarıda saydıklarım ve benzeri ve işler temelde kayıt altına alma (excel vb.), haber verme/alma (mail) ve istişare (toplantı) ile yürütülüyor. yani böyle bir çalışanın günü ağırlıklı olarak monitör karşısında veri girip o verileri analiz ederek, sürekli telefonla ya da mail ile haberleşerek geçiyor.

örnekler çok çeşitli ama bence hangi işkolunu merak ediyorsanız önce kafanızda o işin tanımını canlandırın, sonra nasıl yapılabileceğini az çok çıkarırsınız. oradan hareketle de o kişinin günü nasıl geçiyor tahmin edebilirsiniz.
0
orient blue
(30.04.24)
Ofise gittiğim dönemlerde ve pandemi öncesi şu şekilde, alan yazılım:

Ekibin %90'ı sigara içiyor. Yemek öncesi sigara, yemek sonrası sigara, toplantı sonrası sigara. Saatlik sigara molası 10-15 dk civarı. Yemek 1 saat yaklaşık. Yani 8 saatlik mesainin 5 saatinde çalışılıyor. Burda da günlük 1 saat minimum toplantı var kaçamadığın. Dün mesela 3 saat toplantıydı benim.

Mail çok kullanılmıyor, slack gibi araçlar yaygınlaşmaya başladı şirket içi işlerde. Bizde şu şekilde:

Kodlama/Tasarım
Toplantı
Sigara -içmiyorum ama ekip içince sen de içmiş sayılıyorsun :D
0
sarahkerrigan
(30.04.24)
Bir tanıdığım raporlamada çalışıyor

Şirketlerin söz konusu dönemlerde ve yıl içinde yaptığı bütün datayı okunur hale getirip bilanço, gelir tablosu, nakit akış tablosu gibi şeyleri üretiyorlar. Bunların da belli detaylı ulusal ve uluslararası standartları var tabi, ayrıca vergilendirme ve muhasebeyle alakalı belli bir takım ek faktörler oluyor. Aynı zamanda bu süreçte irili ufaklı birçok problem ortaya çıkıyor. Örneğin günümüzde enflasyon düzeltmeleri gibi sorunları oluyor, gibi.

Ama ne iş yapıldığıyla ilgili bir konuda "beyaz yaka" çok geniş bir çerçeve olmuş. Bu yüzden çeşitli alanlardaki insanlar ne diyebileceğini şaşırıp soğuk yanıtlar vermiş olabilir. Sonuçta farmakoloji uzmanları, halk sağlığı uzmanları ve genel cerrahlar temelde doktor olsalar da çok farklı çalışma hayatlarına sahipler değil mi? Birisi size bir doktor ne iş yapıyor diye sorsa buna genel kullanılan anlamda doktoru tanımlamanın ötesinde, sağlık sektöründe çalışan bir eleman olarak mesleğin her yönünü kapsayıcı bir cevap vermeye çalıştığınızda çok yüzeysel kalır. Sizin sorunuzdan anladığım kadarıyla, sizin merakınızı giderecek cevaplar aslında baya detay istiyor. Bu yüzden beyaz yaka diye genellediğinizde çok tatmin edici yanıtlar almanız zor olsa gerek. Önceki soruda öyle bir problem yaşamanızın sebebi bu olsa gerek.
0
akhenaten
(30.04.24)
meseleye plaza çalışanı olarak değil de, büyük şirket çalışanı olarak bakmak lazım. (büyük derken ciro olarak değil, organizasyon olarak) çünkü excel-mail-toplantı şeklinde özetlediğimiz şey, kişilerin/departmanların yaptığı işlerin üstlere ve şirketin geri kalanına raporlanması amacıyla oluyo çoğunlukla. yani şöyle ki, normalde bir kişi 100 birim iş yapabilecekken, 2 kişi toplamda 190 birim iş yapıyor çünkü zamanlarının belli bir bölümünü de, birbirlerinin ne iş yaptığını konuşmakla harcıyorlar.
0
co2s2
(30.04.24)
@edmond honda

İlk sorduğumda küçümsüyormuşum gibi anlaşılmıştı, "Siz de excel mail dışında bir şey yapmıyorsunuz" demişim gibi tepkiler gelmişti. Ben de öyle bir anlaşılmaya neden olmamak için belirteyim dedim ama yine böyle anlaşılmaktan kurtulamadım gördüğüm üzere :)

Diğer bölümler tıp fakültesine uzak konumlandığı için pek diger bölümlerle sosyalleşme imkanı olmuyor. Ayrıca bence asıl sizin doktorlara karşı önyargınız var ama gereksiz sert bir üslupla yazmışsınız o yüzden konuyu uzatmak istemiyorum.

"Öğrenmek isteyen öğrenirdi" öğrenmek istiyorum işte buraya sordum, bu sitenin amaçlarından biri de insanların merak ettiklerini öğrenebileceği bir platform olması değil mi?
0
🌸nundu
(30.04.24)
10 senelik beyaz yaka bilgisayar mühendisiyim.
sabah gidip masama otururum çay kahve yan masadakilerle sohbet filan. sonra ufaktan işlere başlarım. işlerim zaten jirada task olarak bellidir. sırayla çözerim. yapabildiğim kadarını yaparım, acilse zorlarım acil değilse yaya yaya yaparım. öğlen çevrede arkadaşlarla yemek yemeye gideriz. o da ayrı bir sosyallik oluyor her gün yeni yer seçiyorsun filan. sonra kahve alırız bir kahveciden, ofise döneriz.
benim işim yazılım yani genel olarak. iş analisti bana ne iş verirse o işi yaparım. ama genelde ne kadar sürede, ne tempoda çalışacağıma kendim karar veriyorum. 3 gün evden 2 gün ofisten çalışıyorum.

merakını da anlıyorum, abim de doktor/cerrah o da hep ofiste napıyorsunuz ki yani bilgisayar başında tüm gün napılır diye sorup durur.
0
yenibirgüzelnick
(30.04.24)
E-ticaret alanında çalışan, ekip yöneten bir beyaz yakalı olarak ortalama bir günümü yazayım. Haftanın 1 günü sadece ofise gidiyorum. Evde olduğum günlerden örnek vericem.

-Sabah mesaiden 10 dk önce kalkıyorum, teams'te ekibe ve ekip gruplarına bir göz atıyorum.
-Ardından mailleri kontrol ediyorum.
-Günün toplantılarına göz atıp varsa hazırlık, onları yapıyorum.
-Ekipten beklediğim konular varsa, deadline gelmişse onları yokluyorum.
-Kendi iş planımda yapacaklarım var mıydı takvime bakıp onları ilerletiyorum.
-Saat 9-10 itibariyle toplantılar başlıyor onlara giriyorum.
-Toplantılar sonrası/esnası ordan burdan bir şey geldiyse o konulara bakıyorum. Gerekliyse devreye gidiyorum, değilse eskale ediyorum ekibe.
-Aylık ve haftalık sunum datalarını değiştiriyorum bu aralar. Formatta oynamalar yapıyorum.
-Bizim işte operasyon da çok olduğu için operasyonel konulara bakıyorum, satıcıların aksiyonlarını takip ediyorum.
-Kullandığımız tool'u ve ortaktaki dokümanları bol bol inceliyorum.
-It geliştirme yapmış olabiliyor veya ongoing bir proje olabiliyor aynı esnada, UAT testleri yapıyoruz development ortamında.
-Kendi yöneticim veya yönettiğim ekiple kısa catch up'lar yapıyorum uzaktan çalıştığımız için anca öyle bir araya gelebiliyoruz.
0
mor oje
(30.04.24)
Yazılım danışmanlığı yapıyorum.

Mevcutta yaptığım işte uluslararası bir şirketin merkezinin ve tüm ülkelerdeki şubelerinin kullandığı bir yazılım sistemleri bütününün içerisinde çalışıyorum.

Bu tüm sistemler bütünü bir ürün ama arkadasında birçok teknoloji ve ekip var. 2,5 ayda 1 herkes bir araya gelip 3 gün boyunca sonraki 10 haftada neler yapılacak, neler öncelikli, kimin yapacağı şey kiminkinin ön şartı şu bu gibi şeyler konuşuluyor ve her ekip kendi 2,5 ayını elindeki kaynaklar (insanlar, onların bu ekip için çalışacakları zaman vs) gözetilirek planlar. Ayrıca son 10 haftalık dönemde neler yapıldı, ne eksikti, ne iyiydi, ne sorunlar vardı vs konuşulur.

Sonra da bu 10 haftayı 2 haftalara bölerek, her 2 haftanın başında o 2 hafta ayrıntılı planlanır. Ne yapılacak, kim kimden ne bekliyor. Kim test edecek. Testin kapsamı ne olacak. vs vs.

Buraya kadarki işlerin olduğu ekibe proje ekibi deniyor. Bir de destek ekibi var. Orada da 3 iş yapılıyor:

1-Artık belirli bi şablona bağladığımız, çok uzun uzun tartışmadan mevcut yapıya eklemleyerek devreye alabileceğimiz projeler oluyor. Mesela X ülkesindeki şube de bu ürüne dahil olmak istiyor. Onlarla ön toplantılar organize edip ürünü, onlardan ne beklediğimizi, projenin nasıl olacağını vs anlatıyoruz. Sonra onlara doldurmaları gereken şablonları veriyoruz. Onlar doldurunca bi toplantı daha yapıp üzerinden geçiyoruz. Anlamadıkları veya onların ülkesine özel farklı yönetilen şeyler vs varsa onları konuşuyoruz. Onlarla ilgili kararları veriyoruz. Her şey netleştiğinde çalışmaya başlıyoruz. Çalışma bitince testçiler test ediyor. Hatalar düzeltilince test sonuçları ürünü kullanacak ilgili kişilere sunuluyor ve ok devreye alalım denirse devreye alma planlanıyor ve yapılıyor.

2-Üründe çeşitli hatalar, bazı ek talepler, ufak projecikler, bazı bilgilerin güncellenmesi vs gibi rutin destek işleri oluyor. Kimisi doğrudan kullanıcıdan geliyor kimisine biz kendimiz karar veriyoruz.

3-Ürünün amacına göre yapılması gereken bazı şeyler var. Mesela bizim üründe müşteriler tırların ve otobüslerin üzerinde bulunan çeşitli donanım ve yazılımlarla farklı hizmetler alıyorlar. Bu hizmetlerin aboneliği, faturalanması şu bu yapılmalı. Müşteri app'ten kendi abone oluyor. Faturalama vs'yi merkezden tüm ülkeler için biz yapıyoruz. Bu süreçte çıkan hatalar olabiliyor. Ay başlarında ay sonlarında yapılması gereken işler oluyor. Yapılan işlerin takibi, sistemler arası senkronizasyon, mutabakat vs için de bir şeyler yapılması gerekiyor. O tip şeyleri yapıyoruz.

Böyle uzun uzun anlattım ki temelde ne yaptığımız biraz kafanızda canlansın.

Sıradan bir günde ne yapıyorum:
-proje sorumluluklarımdan planlanmış bir işim varsa onu yapıyorum. Gerekirse ilgili takım arkadaşlarımla veya diğer takımlardan insanlarla iletişime geçiyorum.

-destekte yaptığımız projelerle ilgili bir işim varsa onları yapıyorum. Bazen 2 veya 3 kişi beraber çalışabiliyoruz.

-Acil hata varsa onlarla ilgileniyorum. Çözmek için bir sürü değişik ekiple görüşmem gerekebiliyor.

-Rutin işler varsa onlar önceden planlanmış oluyor. Mesela tüm ülkelerin ön ödemeli aboneliklerin faturalanması, fatura pdflerinin ilgili sistemlere yüklenmesi ve müşterilere gönderilmesi, e-fatura süreci olan ülkelerde devlet portaline e-faturaların yüklenmesi, faturaların ve ertelenmiş gelir kayıtlarının muhasebeleştirilmesi, holding merkezi ile şubeler arası masraf kayıtlarının muhasebeleştirilmesi gibi şeyleri cuma günleri yapıyoruz. Cuma sabahı önce faturalanacak her şeyi kontrol ediyorum. Hata, eksik gedik var mı diye bakıyorum sonra gerekli işleri yapıyorum.

Tüm bu işleri yönetmek için ara ara ekip içi toplantılar yapıyoruz. Mesela X projeler grubu için 2 günde bi 15-20 dk, Y projeler grubu için haftada 1 holdingdeki bir ekibin de dahil olduğu bir toplantı, genel rutin destek işleri için her gün 15 dk napıyoruz ne ediyoruz problem birinden bi ihtiyaç var mı toplantıları vs vs.

Toplantılar dışında aramızdaki iletişim için mail, teams kullanıyoruz.

Yaptığımız işleri dokümante etmek için sharepoint, confluence vs gibi şeyleri kullanıp güncelliyoruz.

İş takibi, planlar, kimde ne iş var vs vs için Microsoft Azure DevOps'u kullanıyoruz.

Tabi bir de yaptığımız iş gereği şirket içi veya ürünler teknolojilerle ilgili okuma araştırma yapmamız gerekiyor.

Excel'i de bi şeyi analiz ederken filan kullanıyoruz. Ya da mesela ülkelere şablon verirken excel olarak veriyoruz filan filan.
0
perferil
(30.04.24)
(3)

2. El eşya satışı, vergi ve diğer şeyler

akhenaten
Bilgisayarımı satmayı düşünüyorum, daha önce internetten hiç satış yapmadım onun için kafam karışık.1- Bunların vergilendirilmesi gerekiyor mu? 2- Satışta benim adıma kesilen faturayı da alıcıya vermenin herhangi bir sakıncası olur mu? Teşekkürler
Bilgisayarımı satmayı düşünüyorum, daha önce internetten hiç satış yapmadım onun için kafam karışık.

1- Bunların vergilendirilmesi gerekiyor mu?
2- Satışta benim adıma kesilen faturayı da alıcıya vermenin herhangi bir sakıncası olur mu?

Teşekkürler
0
akhenaten
(29.04.24)
2. Sorudaki cümle biraz düşük olmuş, ben ürünü alırken bana kesilen faturadan bahsediyorum.
0
🌸akhenaten
(29.04.24)
1- Yıllık belli bir tutara kadar bu gibi alışverişler vergiden muaf olmalı. Şimdi bilen biri gelip anlatır.
2- Faturayı vermenizde bir sakınca göremiyorum.

Çok dikkatli, temkinli olmak istiyorsanız "şu bilgisayarı şu kişiye sattım" diye bir kağıt yazıp karşı tarafa da "alıcı" olarak imzalatın. O bilgisayarla suç işlenmesi gibi bir durumda açıklamanız kısa sürsün. Ama o kadar düşünmeye gerek yok bence.
0
michael_knight
(29.04.24)
Vergiden muaf, satabilirsiniz. Adınıza kesilmiş faturayı karşı tarafa vermenizde bir sakınca yok.
0
doharkoman
(29.04.24)
(4)

Hava temizleyici gibi tüy, toz toplayıcı var mı?

kumandanim
Evde 2 kedi olmasından mütevellit tüy ve sebebini bilmediğim aşırı toz var. SAğda solda gördüğüm hava temizleyici makinelerden kullanan var mı? Bunlar tüy ve tozları da topluyor mu?
Evde 2 kedi olmasından mütevellit tüy ve sebebini bilmediğim aşırı toz var. SAğda solda gördüğüm hava temizleyici makinelerden kullanan var mı? Bunlar tüy ve tozları da topluyor mu?
0
kumandanim
(29.04.24)
topluyor. winix bu işte iyi. electorlux, philips,dyson da öyle.
0
bir ileti paylastim
(29.04.24)
şu aralar bende bu ikilemdeyim winx pro olan model şu an trde satılan en iyisi ama sadece 30 cm kadar yanında olan tüyleri çekiyor hadi 50 cm olsun, birçok videosunda öyle vakum gibi bir olayı yok.
robot süpürgeniz var mı şu yuvarlak olanlardan? vieoları izledikten sonra hava temizleyiciden vazgeçip robot süpürgeye yöneldim.
0
eja
(29.04.24)
Geçenlerde benzer bir soru sorulmuştu orada da söylemiştim.

Hava temizleyiciler havadaki toz partiküllerini filtreler. Bu aletlerin çalışma mantığı "havayı" filtresinden geçirerek geçemeyecek kadar büyük partikülleri ayıklamak. Bu aletler tek bir noktada duran sihirli elektrikli süpürgeler değil. Elektrikli süpürgeler nasıl ki verimli şekilde hava filtrelemiyorsa bu aletler de odanın bir ucunda yerde duran kedi tüyünü toplamaz. Eğer toplayacak olsa evde fırtınalar eser zaten. Skydiving tulumuyla dolaşmanız gerekir içerde. Yanaklarınız lülülülü diye titreşir. Gürültüden de duramazsınız.

Kedinin havada süzülecek kadar hafif kılları toplanır, kedinin aletin çok yakınındayken döktüğü kılları da havada kaldığı sürede aletin filtresine girerse toplanır. Yani filtreye baktığınızda kedi kılları görürsünüz, ama bu demek değil ki bu kıllar verimli şekilde toplanıyor ve ortalıkta çok daha az kıl kalıyor. Bu alet bunun için değil. Hava temizleyiciler havadaki tozu toplar. Yani içeriye güneş ışığı vurduğunda ışık hüzmesinin içinde daha az toz görürsünüz. Eğer ev tozuna alerjiniz varsa sizin için iyi bir şey.

Sizin ihtiyacınıza göre robot süpürge daha mantıklı bir seçenek.
0
akhenaten
(30.04.24)
tüy değil ama tozdan muzdariptim, ben de bakıyordum ama benim problemim elektrik süpürgesiymiş. tozları düzgün almıyormuş. bak evim dyson ile bir kere süpürüldü, o havadaki uçuşan tozlardan eser kalmadı. daha önce bildiğin güneş vuran yerde böyle tüycük/ toz perdesi görüyordum.

fiyatları bir alet değiller bunlar ama bütçeniz uygunsa önce bir dyson edinin.

robot süpürgelerle ilgili de şöyle bir şey duydum; süpürürken etrafı tozutmadığı için yerde sabit duran daha sonra ufak bir harekette havalanan parçaları da topluyor diyorlar. bu yüzden hava temizliği için faydalıymış.
0
air
(30.04.24)
(23)

eksisozlukte yazarlari engellemek iyi mi kotu mu size?

buenosdias
eskiden sevmedigim goruse sahip yazarlari engelliyordum. ama sonra baktim ki nerdeyse gundem olan her 10 basliktan 7'sinin ilk 2,3 entrysi gorunmuyordu. bu da sinir bozucuydu. mantikli dusununce yanlis geliyor. bir insani tek basligi ile yargilayip susturuyorum gibi..belki adamin baska alanlarda isi
eskiden sevmedigim goruse sahip yazarlari engelliyordum. ama sonra baktim ki nerdeyse gundem olan her 10 basliktan 7'sinin ilk 2,3 entrysi gorunmuyordu. bu da sinir bozucuydu. mantikli dusununce yanlis geliyor. bir insani tek basligi ile yargilayip susturuyorum gibi..belki adamin baska alanlarda isime yarayacak, hosuma gidecek faydali entryleri vardir.... simdi yeni uyelik yaptim. herseyi gorebiliyorum.

acaba engellemeye devam mi edeyim bilemedim? siz ne dusunuyorsunuz.
0
buenosdias
(29.04.24)
İnsanları neden engellediğinize bağlı. Çok troll var mesela onların diğer görüşlerini okumak size bir şey kazandırmayacaktır. Belki arada kaldıklarınız için not alabilirsiniz baktınız farklı konularda görüşlerine not almaya başlıyorsunuz o zaman engellersiniz.

Bir de birisini engellediğinizde onu susturuyormuşsunuz gibi düşünmeyin, suseri uçurmuyorsunuz ki o yazmaya devam ediyor okuyan da okuyor.
0
peki madem
(29.04.24)
ben engellemiyorum bırak mal ne yazarsa yazsın diyorum.
siyasi görüşünden dolayı küfür edeceğim adam bambaşka bir konuda bana çok yardımcı olabiliyor.
0
OgutucuRecep
(29.04.24)
engelliyorum nickaltımda engellediğim troller yazmış hatta öncemesaj atıp kudurtup sonra engelliyorum, özellikle aktrolleri engellemeye 10 dk harcıyorumdur her gün. eklentiler çok işe yaramadı gördüğümü salak salak konuşanı amaçsız anket dolduranlarıda engelliyorum
0
eja
(29.04.24)
politik gorusu nedeniyle genellikle engellemiyorum, gorusune katilmayabilirim ancak dediginiz gibi baska alanlarda enteresan bilgi verebilirler. engelledigim yazarlar genellikle kadinlara ve lgbt bireylere karsi nefret dolu basliklar acan/entryler giren kisiler oluyor, ya da yine bu anlamda kendi kucucuk dunyalari ile 'dahice' tespitler yapan kisiler oluyor. bu kisilerin baska alanlarda verebilecegi bilgileri bilmem gerekiyorsa evrenin bana baska yollarla ulastiracagina inaniyorum. zira bu tur entryleri gormek benim ruh sagligim icin daha zararli. varsin bunlarin en begendigi kiyida kosede kalmis 10 filmi de bilmeyivereyim.
0
kassiopeia
(29.04.24)
AKP'li ve dinci bir insanın, yukarıda bahsedildiği şekilde başka bir konuda bana faydalı olmasi bu sebeple onu engellememek imkansız. Onun bakış acisina ihtiyacim yok, onun bakıp gördüğü bir şeyin bana faydalı olması mümkün değil.

Her şeyden önce siyasi görüş ve dünya görüşü önemli. İlk üye olduğumda 15-20 sene önce umrumda değildi, çok uzun yillar kimseyi engellemedim. Ama son yıllarda korkunç bir radikallesme var AKP'lilerde. Ve her zamanki eleştirileri siraladigimda cimere şikayet ederimler bir kenara ölüm tehdidi bile gönderen oluyor. Ilımlı ılımsız fark etmeden AKP'liyse veya dinciyle direkt engelliyorum neden bahsettiğinin bir önemi yok.
0
sanguine
(29.04.24)
Ekşi sözlükte senelerce mal listemde 3 kişi vardı, ne zaman ki aktroll'ler azıttı, şu an binlerce engelli vardır.

Olması gereken sözlük yönetiminin dik durup hepsini şutlaması ama sonra gidip sözlüğü kapatıyorlar, bet sitelerine dönüyor iş. Binlerce hesabı kontrol edenlere baksan da bir avuç hain bebe.

Özetle engellemek iyidir, en azından bir gün dik duracak olurlarsa engelli listelerini kullanıp tek bir satır kodla hepsini temizleyebilirler.
0
kimlanbu
(29.04.24)
Karşıt görüş başka, aktroll başka önce bu ayrımı yapabilmek lazım.

Aktroll denen kitle organize bir şekilde insanları ve dahası sözlük gündemini manipüle etmeye çalışan Prof bir yapı. Yani merak etme bu insanları engelleyerek hiçbir şey kaybetmezsin. Atıyorum bilim kanalında, sinema, müzik vs zaten bir entrysi yoktur herifin:)

2.si de üslup. Sadece futbol fanatikleri değil en entelektüel konularda bile insanlar saçma bir şekilde kamplasip karşısındaki herkese her şeye sovebiliyor. Bunları da kesinlikle affetmiyorum.

3. Astral seyahate inanan, Evrim karşıtı böyle aciklayamadigim luzumsuz bir tayfa var. Bunları da engelliyorum anında.
0
makbur
(29.04.24)
engelliyorum. başlıklarını engellemiyorum. çok lazımsa log out olup başlığa bakıyorum.
0
gabe h coud
(29.04.24)
irkci, ayristirici, cinsiyetci, nefret dolu söylemleri, gereksiz erotizm icerigi olanlari bazen engelliyorum.
bir sey kacirdigimi düsünmüyorum.
0
robert bosch
(29.04.24)
engellemeden olur mu,

- atatürk hakkında karalayıcı yazı engelle geç.
- terörist, dersimci, soykırımcı engelle geç.
- aktroll, oktroll, boktroll engelle geç.
- sikimsonik ünlü ile ilgili paylaşım engelle geç.
- ad hominem yapanları (özellikle siyasi başlıklarda) engelle geç.
- xx.xx.xxxx tarihli lig maçları engelle geç.
- kadınlar şöyle böyle diyeni engelle geç(buna karşı yine erkekler de şöyle yazanı engelle geç).
- herhangi bir kutsala sallayanı engelle geç.
- şu işsiz kalacak bu işsiz kalacak tayfada spesifik yavşaklar var o tayfayı engelle geç.
- istenmeden ref link paylaşanları engelle geç.
- gerçekleşmemiş olay hakkında başlık engelle geç.

daha da aklıma geldikçe eklerim, bunları engellemeden sözlüğe bakınmak adblocksuz internette gezinmeye benziyor.. çoğu başlığın ilk 2-3 entrysi kayıp zaten bende zamanında başlıklarını engelle yapmadığımdan, düzeltmesi de çok zor oluyor sonra.

bir de özel mesaja sen'li şekilde yazanları yine engelle geç.
0
gule gule
(29.04.24)
Başkalarının fikirlerine göre hareket edecekseniz, benim fikrime göre iyi değil hatta kötü. Ben olsam engellemezdim katılmadığım fikirlere dahi tahammül ederdim. Farklı fikirlere açık olmak lazım. Not: Engelleme içgüdüsünün arka planında sanırım değişim korkusu yer alıyor
0
doharkoman
(29.04.24)
Terör örgütü (PKK, Hizbullah, FETÖ, DHKP-C, Adnan Oktar vs) sempatizanları,
Kötü trol olup açtığı başlıkla insanları birbirine düşürmeyi amaçlayanlar, (Benim tuttuğum takım, desteklediğim siyasi görüş vs olması hiç fark etmez, derhal engellerim. Eskiden trollüğün bir adabı vardı, artık yok.)
Düz dünyacı - aşı karşıtları,
Spiritüalizm, doğu mistisizmi ve benzeri şeyler meraklısı olup ipe sapa gelmez şeyler anlatanlar,
Herhangi birine karşı yazdığı entryde hakaret içeren ifadeler kullananlar,
Boş başlıklar açanlar, (Özellikle sosyal medyada etkileşimi arttırmak için yapılan ünlü kişilerle olan tartışmaların sözlüğe başlık olarak taşınması durumundan bahsediyorum)
Anketçiler,
Nefret söyleminde bulunanlar, (genelde ırkçı ya da cinsiyetçi söylemler üzerinden somutlaşıyor)
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik edenler,
Haddini bilmeden, terbiyesiz bir üslupla özel mesaj gönderenler,

Başta olmak üzere pek çok yazarın hem entrylerini hem de başlıklarını derhal engelliyorum. Bir kullanıcıyı sadece karşıt görüşte olduğu için engellemem. Örneğin "XXX gerekçelerle aşı yaptırmadım, yaptırmayı da düşünmüyorum." demesi benim için engelleme nedeni değildir ama "Aşı yaptıranlar gerizekalıdır." ya da "Aşı yaptıranlar X süre sonra ölecek." gibi ifadeler kullanıcıyı ışık hızıyla engellemem için yeterlidir.

"X partisine/kişisine oy verdim zira Y politikalarından çok memnunum." demesi istediği kadar karşıt görüş olsun, benim için engelleme nedeni değildir ancak bu düşüncelerini diğer parti ya da adaylara hakaret eder şekilde ifade etmesi derhal engel nedenidir.
0
10551037
(29.04.24)
Sözlüğü 4te 3ü engelli +1

Benden başkalarının da deneyimlemiş olmasına sevindim, dediğin gibi gündem olan başlıkların ezici çoğunluğu engellediğim tipler tarafından açılıyor. Bu da bu başlıkların kasıtlı açıldığının göstergesi, sözlük gündemi suni olarak belirleniyor.

İlla aktroll olmak zorunda değiller, gule gule'nin söylediği konularda ayrıştırıcı ve kışkırtıcı fikri olanlar da engelli bende. Mesela maç başlığında gs'ye fetöcü, koç ürünlerini boykot ediyoruz vs diyenleri de engelliyorum.
Yahu bunu diyen adamın başka konudaki fikri niye önemli olsun benim için. Yazacağı max bilgi onedio'dan çaldığı ilginç bilgiler aparması olacak.

Kaldı ki sıradan insanların fikirlerini merak etsem twitter kullanırdım, ekşinin bir artısı yok bu anlamda.

Ben badi ekliyorum değerli birilerini gördükçe, onların entrylerini okuyorum.
0
Bruce
(29.04.24)
eskiden kimseyi engellemiyordum, eskiden...
fikir özgürlüğü mü dersiniz, bozuk saat bile günde 2 kez doğru gösterir mi dersiniz bilemem ama kimseyi engellemezdim.
ancak bir noktadan sonra boş yapan o kadar arttı ki sadece okuması bile büyük zaman kaybı oluyordu. bir de ciddiye alıp vakit ayırmaya kalksam ömrümden boşa giden zamana yazık.
tek başlıktan/entryden engellemiyorum. beni huylandıran bir şey görürsem profili açıp bakıyorum, tek tük mü yoksa hep mi saçmalıyor diye. boş yapmaya adanmış hesaplar kendini belli ediyor zaten ve engelliyorum.

o kadar yazmışım da şimdi baktım 15 kişi engellemişim, daha fazla sanıyordum..
0
late viper
(29.04.24)
Engellemek istemiyorum fakat maaşlı troller cidden can sıkmaya başladı. Adam partisi lehine başlık açıyor, diğer troller de 1 dakika içinde entry giriyor. Bayadır sözlükte gündem takibi yapmıyorum, merak ettiğim bir konu varsa başlığa uçuyorum.
0
Erestor
(29.04.24)
biri direk mesajla kufur etmedikce engellemiyorum, umrumda degil.
bunlar engelle engelle bitmez cunku, ayrik otu..
0
cooperr
(29.04.24)
Yani kaç kişi engellediğimi bilmiyorum. Bunun sayısına bakabiliyorsak biri söylesin, bakıp güncelleyeyim bu yazıyı. Engelle engelle bitmiyorlar. O yüzden "bu hali ile bile Ekşi Çöplük olduğuna göre demek ki engellemesem nasıl bir lağım olacak" diyorum. Hiçbir şey kaybettiğimi düşünmüyorum. Aksine engelleme kriterlerimi genişletiyorum. Kimsenin düşük zekalı ve salt küfür içerikli entrylerini göremedim diye üzülecek değilim.

Kaldı ki başkalarının fikirlerine de o fikirler objektif bir şekilde düşük zeka ürünü* ise saygı duymak zorunda değiliz. Engeli bas, geç.

* eksisozluk.com
0
nawar
(29.04.24)
rahatsız edeni, trollü engellersiniz tamam. hadi hoşuna gitmeyeni de engellersiniz ama hoşunuza gitmeyen herkesi engelliyorsanız bu ciddi bir sıkıntı. tahammülsüzlük. geçen biri yazmış şu kadar bin kişi engelledim diye. bu baya hastalıklı bir kafa yapısı. ondan sonra toplumda neden kutuplaşma var. bu zihniyetle uzlaşılmaz ki. her farklı düşünceye engel basıyor.
0
blackkmamba
(29.04.24)
Kimseyi engellemiyorum zira sozlugu okumuyorum. %95 cop yazar. Ya hepsini engellemem lazim, ya da hic bakmamam lazim. Ikinci secenek daha efektif.
0
hot potato
(29.04.24)
bu arada kusura bakmayın da bu kadar çok kişiyi engelliyorsanız iktidar olsanız muhalif gazetecileri içeri atarsınız :D hiç inkar etmeyin. aynı zihniyet çünkü. beni de çok engellediler ama küfür falan yoktu. tartışmada cevap veremeyince basıyorlar engeli.
0
blackkmamba
(29.04.24)
Bütün sözlüğü engellemekle uğraşacağıma sadece badilere eklediğim kişilerin entrylerini okuyordum. Yeni badileri de mevcut badilerin beğendikleri entryler üzerinden buluyordum. Ha bir süredir sözlükten gündem takip etmeyi tamamen bıraktım tabii.
0
aloha snackbar 3
(30.04.24)
Siz ekşi sözlükteki ifade özgürlüğüyle ilgili adaleti sağlamakla görevli bir pozisyonda mısınız? Sanmıyorum. O halde neden kişisel alanınızı kurmayasınız? Bu da sizin kendi özel alanınızdaki hakkınız.

Zaten sözlüğü ne için kullandığınıza göre belli bir grubu komple de engelleyebilirsiniz. Atıyorum siz ekşi sözlüğü sadece teknolojik incelemeler için kullanıyorsunuzdur elinizden geliyorsa kalan herkesi engelleyip sadece teknoloji incelemesi yazanları bırakabilirsiniz yani, siz engellediniz diye kimsenin ifade özgürlüğüne halel gelmiyor ki :D bu hususa dikkat etmesi gereken kişiler sözlük yönetimi. Sizin gibi diğer insanların da orada içerik üretmeye hakları var. İşin özgürlüklerle ilgili kısmı burası. Ancak sizin de onların hangilerini görmek istediğinize karar verme hakkınız var. Bu durum diğerlerinin ifade özgürlüğünü engellemez ya da zararlı bir durum da yaratmaz.

Bu kadar büyütmeyin olayı, şaşırdım yorumların bazılarına :D

Siyaset konuştuğunuz ayrı bir mecra vardır, ekşi sözlüğe geldiğinizde kafanızı rahatlatıp biraz başka şeyler görmek istiyorsunuzdur. Sorun ne bunda? Ya da hiç konuşmak istemiyorsunuzdur. Yapmayın lütfen.
0
akhenaten
(30.04.24)
Ben farklı fikirleri de takip etmek, iletişimde kalmak istediğim için KÜFÜR EDENLER HARİÇ kimseyi engellemiyorum.

Çok faydasını da gördüm. Pek çok yanlışımı düzelttim, pek çok yeni şey öğrendim.


.
0
kartallar yuksek ucar
(30.04.24)
(13)

Ne versen yiyecek misafir ve itibar konusu

beyfendi
Misafirin "yemek için zahmete girme çok, ne varsa onu yeriz" diyeni sizin gözünüzde profili küçük, genel konularda da zahmete girmeye değmez biri konumunda biri midir?Sorudaki maksadı, aradaki samimiyetin durumu vs. gibi konuları uzun uzun yazıp daha net bir şey sorayım istedim ama gelecek cevabı ma
Misafirin "yemek için zahmete girme çok, ne varsa onu yeriz" diyeni sizin gözünüzde profili küçük, genel konularda da zahmete girmeye değmez biri konumunda biri midir?

Sorudaki maksadı, aradaki samimiyetin durumu vs. gibi konuları uzun uzun yazıp daha net bir şey sorayım istedim ama gelecek cevabı manipüle etmemek adına en yalın haliyle ilk akla geldiği şekliyle soruyorum.

ek: çok samimi olmadığınız, yeni yeni tanıştığınız biri olduğunu varsayın.
0
beyfendi
(29.04.24)
aksine profili yüksek, can dostum, tam güvendiğim kişi/kişiler demektir.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(29.04.24)
El üstünde tutulması gereken, profili en yüksek kişidir.
0
rock n roll
(29.04.24)
Hocam gelen misafir "Ben bi biftek alayım" dese daha mı hayırlı misafir olacak anlamadım. Ben ki çok yemek seçen biriyim, gittiğim evde ne yemek varsa onu yerim, olması gereken budur yani
0
nundu
(29.04.24)
Ben çok şaşırdım böyle bir soruya. Hayır değildir tabi ki, hiç böyle bir şeyin düşünülebileceğini bile bilmiyordum.

Yani zahmet etmeyin diyen insanın bunu söylerkenki niyeti değişebilir. Kimi laf olsun diye söyleyip aksinin yapılmasını bekler, kimi gerçekten samimi şekilde söyler. Ancak "ben misafir gittiğim yerde iyi yemek beklerim" diyen birisiyle hiç karşılaşmamış olsam da, böyle birini görsem çok şaşırır ve hakkında olumsuz düşünürdüm.

Yani aslında cidden şaşırdığım için ne desem bilemedim. Ben yemeği özensiz buldum, daha iyi olmalıydı diyen biriyle karşılaşacağımı hiç sanmıyorum.

Sizin nereden aklınıza düştü ki bu? merak ettim.
0
akhenaten
(29.04.24)
Nundu +1
Akhenaten +1
0
jülsezar
(29.04.24)
Profili düşük? Aklıma bile gelmez.
0
unabomber
(29.04.24)
Yemek daveti gerçek bir durum değil sadece örnekti aslında. Gelecek misafirin yemek için özel siparişinin olması kulağa abes şekilde nasıl küstah geliyorsa, benim örnekte de nezaket kör göze parmak olmuş. Asıl kastettiğim aslında nezaketin, iyi niyetin yanlış anlaşılıp, insanın kendine ne kadar değer veriyorsa başkalarının da ona sadece o kadar değer vermesiyle ilgiliydi. Aşağılık kompleksi olan, öz değeri düşük birinden de benzer durumlarda benzer şeyler söylemesi beklenir ya hani, bunun ayrımını bizi çok da iyi tanımayan insanlar yapabiliyor mu acaba onu merak ediyorum.

"ne versen yiyecek misafir" deyimini geçen haftalarda fatih altaylı'nın yayınlarından birinde duymuştum. o başka bir bağlamda kullanmıştı bunu ama aklıma bunu getirmişti.
0
🌸beyfendi
(29.04.24)
Misafir ağırlayacaksam ve yemekli olacaksa güzel bir ana yemek ve meze, tatlı vs olur masada. Eğer birisi ben et, tavuk, balık yemem derse mezelerle bile idare edebilir. Hele ki en baştan "zahmet etmeyin" dedilerse gerekirse dışardan istediği bir yemeği söylerim, eşim evdeki mevcut malzemelerden bir şeyler ayarlar.

Eğer evime çağıracak kadar değer veriyorsam en iyi şekilde ağırlamaya çalışırım, hiç kimse için "zahmete değmez" demem.

Çok samimi bir arkadaşım geliyordur, o zaman duruma göre gerekirse dışardan pizza söylesem de sıkıntı olmaz. (hatta pizza daha pahalıya geliyor sdfgsdf)
0
kimlanbu
(29.04.24)
@beyefendi, anladım. Eh tabi, insanın kendine verdiği değer nasıl muamele gördüğünü de etkiliyor ister istemez. Ancak örnek biraz zorlayıcı olmuş gerçekten. Yemek konusundaki tavırlar genelde kültürel kodlarla sıkı sıkıya sınırları çizilmiş şeyler.

Örnek bir açıdan da iyi olmuş, çünkü "insanın kendine verdiği değer" talepkarlıkla ilişkili değil her zaman. Şımarıklık ve bencillik gibi kavramlar da var. Eğer kendine saygı konusu yanlış anlaşıldıysa belli bir zihinsel çıta aşılıp bu olumsuz sınırların içine de ilerlemek olası.

İnsan hakkını koruyabimeli, gerektiğinde mesafe koyabilmeli bu daha çok karakterle alakalı bir durum. Kendine saygısı olan insan şunları şunları yapar demek çok güç. Birçok konuda bu geçerli, davranışlar ortamın kokusuna göre anlam kazanır. Kendine saygısı olan ve olmayan insanlar arasındaki fark da onlar istese de istemese de kendisini bu sebeple hissettirir zaten.

Çevrenizdeki insanlar da haliyle farkında olsunlar ya da olmasınlar bunu algılayacak ve ona göre davranacaklardır.
0
akhenaten
(29.04.24)
Empati, nezaket, tevazunun eziklik olarak algılandığı bir toplumda, evet “düşük profil.” Ben düşük profilliyim mesela bu bakış açısına göre. Ama bencil, kaba ve kibirli olacağıma ezik olayım daha iyi.
0
auroraaurora
(29.04.24)
Bence öylesine söylenen, otomatik bir laftır. Hiçbir anlam ifade etmez.
0
michael_knight
(29.04.24)
Ben de gittiğim yerlerde bunu. söylerim ama öylesine değil, samimiyetle. Asıl maksat görüşmek konuşmak ne de olsa.
Düşük profilli biri olma meselesi değil bu bana göre.
Arkadaşlarının yanına hal hatır sorma kılıfı altında sadece midesi için gidenlerden ben de hoşlanam.
0
diyecevaplandı
(29.04.24)
enteresan bir soru, hic dediginiz gibi bakmamistim.
soyle yazmissiniz; iyi niyetin yanlış anlaşılıp, insanın kendine ne kadar değer veriyorsa başkalarının da ona sadece o kadar değer vermesiyle ilgiliydi. Aşağılık kompleksi olan, öz değeri düşük birinden de benzer durumlarda benzer şeyler söylemesi beklenir ya hani, bunun ayrımını bizi çok da iyi tanımayan insanlar yapabiliyor mu acaba onu merak ediyorum.

buna istinaden sanirim ben soyle dusunuyorum, ben degerliyim, benim degerim bana hazirlanan sofra ile belirlenmedigi gibi sofrayi hazirlayan kisi tarafindan da belirlenmiyor. ama kendi degerimi bildigim icin bana ozen gosteren insanlarla birlikte olmayi seciyorum (ve ben de ozen gosteriyorum). yeni tanistigim birinin hazirladigi/hazirlamadigi sofra benim degerimden cok onun ozeni/ozensizligi/zamani olup olmadigi/aliskanliklari/kulturu ile ilgilidir. dolayisiyla bu konuya deger uzerinden degil bu cercevede yaklasirim. zamani olmamis olabilir, ya da ozensiz biri olabilir. eger yakin arkadaslarim davet ediyorsa zaten ne varsa onu yeriz evet, bazen de yemeyiz, mukellef sofra hazirlarlar.

son olarak, beni yemege davet eden birine hic dediginiz gibi bir sey deme ihtiyaci duymadim acikcasi, beni yemege davet ettiyse ztn ne pisirip pisirmeyecegini dusunmustur, o onun sorumlulugunda olan alandir, boyle bir yorum yapma ihtiyaci duymam, tesekkur ederim, gidip gidemeyecegimi soylerim ve bir sey getireyim mi derim, hele hele de yeni tanistigim biriyse.

yakinimsa zaten usulunu bildigim icin kendini misafir agirlamak icin paralayan biriyse soylerim boyle bir sey sanirim. dediginiz yorumu genellikle kendim birine gitmeyi teklif ettiysem soylerim, yani 'ayse sana geleyim aksam ama lutfen bir sey hazirlama vs.' gibisinden.
0
kassiopeia
(29.04.24)
(5)

güney afarikadan çıkan beyaz tenli/sarışın insanlar

Unde bach canim
bunlar oraya yerleşmiş avrupa kökenli insanlar mı?mesela elon musk, charlize theron ya da birçok sarışın native ingilizceye sahip insanlar.
bunlar oraya yerleşmiş avrupa kökenli insanlar mı?

mesela elon musk, charlize theron ya da birçok sarışın native ingilizceye sahip insanlar.
0
Unde bach canim
(27.04.24)
Sömürgeci soyları.
0
prole
(27.04.24)
Kırma
0
the sound and the fury
(27.04.24)
@the sound kırma olsa melez renkte olması gerekmiyor mu?
0
🌸Unde bach canim
(27.04.24)
Hollandalı ya da ingiliz yerleşimcilerin torunları
0
nundu
(27.04.24)
Hollandalıların 1600'lerde kurduğu koloniden orada kalanların soyları. Yüzlerce yılda bir sürü olay oluyor tabi. Haliyle bunlar bölgenin yerleşik bir parçası artık. Birçoğu kendilerini Avrupalı olarak bile görmüyor zaten.

Afrikaans diye bir dil konuşuyorlar, zaman içinde Hollandacadan ayrılan bir dil.
0
akhenaten
(27.04.24)
(5)

bu nasıl habercilik?

izole
haber linki şurda: https://habergundem.mebmebbis.com/2024/01/2024-yerel-secimlerinde-istanbul.htmlhaber tarihine bakıyoruz 6 ocak 2024 yazıyor. bu arkadaşlar yazdıkları haberi hiç mi kontrol etmiyor. yoksa bilerek yapılan bir algı çalışması falan mı? nerden baksan tutarsızlık.
haber linki şurda: habergundem.mebmebbis.com

haber tarihine bakıyoruz 6 ocak 2024 yazıyor. bu arkadaşlar yazdıkları haberi hiç mi kontrol etmiyor. yoksa bilerek yapılan bir algı çalışması falan mı? nerden baksan tutarsızlık.
0
izole
(27.04.24)
"Kurum, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Ekrem İmamoğlu'na karşı yarışmış ve seçimi kaybetmişti." diye bir cümle de var.
Muhtemelen aramalarda çıkıp siteye ziyaretçi çekmek için otomatik olarak keywordler ile oluşturulmuş metinler.
0
norek
(27.04.24)
chatgpt yazmış
0
avatar is back
(27.04.24)
Ben siteye takıldım. "Mebmebbis" diye bir siteden haber takip etmekle zaten büyük risklere giriyor olabilirsiniz.
0
prole
(27.04.24)
Dün bbc documentary podcast'te dünyadan 3 gazetecinin dezenformasyon konusundaki yayınını dinledim birisi böyle sitelerden bahsetti yapay zeka araçları ile sahte makaleler yazdırıp arama motoru optimizasyonu ve insanlarda güven uyandırmaya çalıyorlar. (Haber makale sayısı çokluğu ile)

Tabi bu kadar abuk bir siteyi nereden buldunuz bilemedim.
0
anon1m
(28.04.24)
Hocam AI'ın yürüttüğü öngörülemez spontane kodlar sebebiyle paralel evren webine bağlanmışsınız. Paradoksal bir olaya sebep olmadan sayfayı kapatıp google'a bilgi verin.
0
akhenaten
(28.04.24)
(6)

Bes mantıklı mı yapan var mı

meraklitursucu
Bes için ne düşünüyorsunuz? Devlet katkısı ve fonları düşününce mantıklı geldi ama bilemedim.
Bes için ne düşünüyorsunuz? Devlet katkısı ve fonları düşününce mantıklı geldi ama bilemedim.
0
meraklitursucu
(26.04.24)
maaştan otomatik kesildiği için ben çıkmadım, hiç yoktan birikim oluyor , bana öyle bir faydası var, fonu da en riskli fonu seçtim getirisi yüksek şuan için.
0
jülsezar
(26.04.24)
BES yaptırmak mantıklı. Çünkü o para otomatik kesiliyor, bozdurması zor, 56 yaşımı veya biraz daha devlet katkısı hak etmeyi bekleyeyim diye insan bekliyor ve böylece para birikiyor. Unutuluyor.

BES finansal olarak mantıklı değil. Kendiniz her ay o kadar parayı alıp bir yatırım aracında değerlendirseniz daha fazla kazanırsınız ve istediğiniz anda bozup başka bir yatırıma geçebilirsiniz.

BES yaptırın. Ama fonları olduğu gibi bırakmayın, kendiniz seçin.
Önemsemediğim ve neredeyse varlığını unuttuğum BES sayesinde zamanında ev aldım.
0
michael_knight
(26.04.24)
fonlar riskli, yüksek getiri istiyorsanız riskli fonlar seçeceksiniz ben seçtiğimde kaybım çok oldu, dengeli fonlar ise aşırı az kazandırıyor dolara yatırsam daha çok kazanırdım o para ile. 10. senem seneye dolunca çıkıcam devlet para veriyor diye getirisi düşük yatırım aracında kalmak istemiyorum açıkçası.
0
eja
(26.04.24)
kenara para atılmış oluyor. biriken parayı da doğru fonlara koyarsanız, mevduat faizlerinin ya da döviz artışlarının çok üzerinden bir gelir elde etmeniz mümkün olur.
0
co2s2
(26.04.24)
15 yıl boyunca düzenli olarak artan miktarlarda bes birikimi yaparsan (hisse senedi fonlarında) multi milyoner olursun emekli olunca. bu kadar net.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(26.04.24)
Eğer siz yatırım araçlarına hakimseniz ve aktif olarak kullanabiliyorsanız; yaptığınız yatırımlar denk gelen risk kategorilerine göre BES fonlarının üzerinde değerleniyorsa BES mantıksız olur.

Ama yatırım anlamında derinlemesine bilginiz yoksa ya da bilginiz olsa bile gerekli dikkati veremeyecek bir iş hayatına sahipseniz BES mantıklı olur. En azından hayatınız boyunca yapacağınız yatırımların bir bölümünü de BES'in oluşturması işinize gelir.

Hiçbir yatırım aracı tek başına saf doğru olan değil. Eğer öyle olsa herkes ona yönelirdi. Her türlü yatırımın pozitif ne negatif yönleri var. Örneğin BES çok kafa yormanız gerekmeyen dertsiz bir yatırım, ayrıca devlet desteği alan bir yatırım. Sonuçta idare etmesi kolay, bozması zor. Diğer taraftan tam olarak kontrolünüzün olmadığı bir yatırım. Size birikim sağlar, ancak BES'le çok sıra dışı yüksek bir birikim elde etme olasılığınız yok, BES fonlarını bu derece iyi yönetiyor olsanız zaten kendinizi BES fonlarıyla yetineceğiniz bir alana kısıtlamazsınız, yani neden yapasınız ki bunu? BES'te aktif bir yönetime sahip değilsiniz. Paranız sadece BES fonlarında kalır. Fon getirileri düştüğünde alıp tek tek seçeceğiniz hisselere, emtialara, kripto varlıklara vs. dağıtamazsınız.
0
akhenaten
(26.04.24)
(11)

ilişkimiz 2 hafta sürdü diyen birileri ne yaşıyor?

mr.goodcat
herkesin herkesle flörtleştiği bir dönemdeyiz. bazısına sorulduğunda ilişkimiz 2 hafta sürdü diyor mesela. bu kadar kısa süren bir ilişkinin başlangıç miladı mı oluyor o halde? zaten 1-2-3 hafta dediğin periyot flörtleşme periyodu. yani bir şey oluyor da o bir anda ilişkiye mi dönmüş oluyor, ne oluy
herkesin herkesle flörtleştiği bir dönemdeyiz. bazısına sorulduğunda ilişkimiz 2 hafta sürdü diyor mesela. bu kadar kısa süren bir ilişkinin başlangıç miladı mı oluyor o halde? zaten 1-2-3 hafta dediğin periyot flörtleşme periyodu.

yani bir şey oluyor da o bir anda ilişkiye mi dönmüş oluyor, ne oluyor yani?
0
mr.goodcat
(25.04.24)
onlar genelde hayatında birisi olsun diye beraber oluyorlar, diğer taraftan başkalırıyla görüşmeye devam ediyorlar. daha iyisini bulunca da ayrılıyorlar. bunu genelde yeni kuşak yapıyor. 38 yaşındayım, benim zamanımda böyle değildi. şimdi her şey çok hızlı gelişiyor ve her şey çok normal kabul ediliyor.
0
numlock
(25.04.24)
bunu diyen birinin görece daha uzun ya da daha derin bir iliskisi olmamistir herhalde. senin iliskiye yükledigin anlam belki daha uzun süren daha derin bir sey icin gecerli. ama o da bu duyguyu yasamak, bir seylere anlam yüklemek istedigi icin böyle diyor. biraz daha yasi kücük birinin yapacagi bir sey gibi bence de.
0
robert bosch
(25.04.24)
aslında sorumu tam doğru yöneltemedim.

ben ilişki neden 2 hafta sürüyor demiyorum. 2 hafta süren bir ilişki nasıl başlıyor. yani buna nasıl ilişki denebiliyor? bana göre 2 haftalık şey flörtleşmedir. yani ilişki demek için 2 haftanın öncesinde bir flört aşaması geçmesi gerekiyor.

yani;

flört --->> x --->>> ilişki --->> 2 hafta sonra the end

bu x'de ne oluyor yani?
0
🌸mr.goodcat
(25.04.24)
onu 2+2=4 mantığında düşünemezsin. evet anlıyorum demek istediğini ama belli bir süreç söylenemez. olsun olsun ortalama 20 gün olsun flört. başlangıç düdüğü yok bu işin.
0
numlock
(25.04.24)
flört yok bence direkt one night two night stand ama bir yandan da cok zaman da gecirmece sonra ayrilik. :(
0
robert bosch
(25.04.24)
bir ay bir yerde calisan da iki sayfa cv yaziyor su projeyi ustlendim, sunu cozdum, bunu hallettim vs, ayni hesap.
0
cooperr
(25.04.24)
Bir yerden kabul ediyorlar işte. Kimi dating uygulamalrını silince başladık sayıyor, kimi üstüne konuşup anlaşınca, kimi daha tanışır tanışmaz... Neticede insan bir noktada "evet benim artık bir ilişkim var" diyor, doğru olsun ya da olmasın. Çünkü bazen tarafların biri kendi kendine de gelin güvey oluyor.

İlişkiler söz konusuysa her şey mümkün. Çok anlamaya çalışmayın.
0
akhenaten
(25.04.24)
hiç bir şey olmuyor. sadece lafta 2 hafta. nereden sayarsan say
0
abelardo
(25.04.24)
Ben uzun süredir o dünyadan uzaktayım ama ilk sevişmeden itibaren sayıldığını düşünüyorum.
Yani sevişmişler, görüşmeye devam etmişler ve 14 gün sonra "bir daha görüşmeyelim" demişler.
0
michael_knight
(25.04.24)
Seni seviyorum dendiyse o ilişki başlamıştır benim için. Kriterim bu.
0
kaptan maydanoz
(26.04.24)
@kaptan maydanoz ilişkinin başlamasıyla "seni seviyorum" denmesi arasında ortalama 3-4 ay var benim tecrübelerimde.
Bence o çok büyük bir adım.
0
michael_knight
(26.04.24)
(20)

Sevgilinizle aynı eve çıktınız ama ayrılırsak evden kim ayrılacak?

veritaslibertas
Böyle bir sorunumuz var,4 aydır birlikteyiz, sevgilim benim yaşadığım eve yerleşti, 4 yıldır burada yaşıyorum ben.Gelirken kendi evini olur da ileride bir sorun yaşarsak diye kapatmadı ve kardeşine bıraktı. Kardeşine de dedi ki ayrılırsak dönerim buraya.Buraya kadar normaldi her şey.Sonra güvensizli
Böyle bir sorunumuz var,
4 aydır birlikteyiz, sevgilim benim yaşadığım eve yerleşti, 4 yıldır burada yaşıyorum ben.
Gelirken kendi evini olur da ileride bir sorun yaşarsak diye kapatmadı ve kardeşine bıraktı. Kardeşine de dedi ki ayrılırsak dönerim buraya.
Buraya kadar normaldi her şey.
Sonra güvensizlik yaşadığını, artık kardeşine evden çık diyemeyeceğini, ayrılırsak evden kimin gitmesi gerektiğini konuşabileceğimiz bir zeminde birlikte yaşamayı sürdürmemizi istedi. Evden gitmesi gereken kişi olmak istemiyor, benim de ayrıldığımızda gidebilmem konuşulsun istiyor, kim uygunsa o çıksın diyor.
Ben onun güvensizliğini gidermek adına kabul ettim bunu ama bu bana adil gelmiyor şu an ve kendimi güvensiz ve korkmuş hissediyorum. Bu evden çıkarsam şu an tek başıma başka bir eve geçecek gelirim ve lüksüm yok.
Gelirlerimiz de eşit bu arada.
Bugün de bu konuyu konuşup bu şekilde yapamayacağımı söyleyeceğim ama size sormak istedim. Bunun doğrusu eğrisi nedir?
Bana daha şimdiden bu hesaplara girmiş olmak bile tuhaf hissettiriyor
0
veritaslibertas
(25.04.24)
böyle basit hesaplara gerek yok. erkek ayrılır, nokta.
0
numlock
(25.04.24)
pardon, düzeltiyorum. 4 yıldır sen o evdeymişsin zaten. tabi ki sen kalacaksın.
0
numlock
(25.04.24)
Abla akıllıymış baya. Tabi ki sen kalacaksın.
0
Gradient_tabanlı_mor
(25.04.24)
Ev sizin, tabii ki o ayrılacak. 4 yıl boyunca siz yasamissimiz. Kontrat da sizin üzerinize değil mi? Bu konu tartışmaya kapalı bence.

Édit: ayrıca bu konuyu ben de hiç anlayamadım. İlk taşındığında tüm ihtimalleri göz önünde bulundurarak evi kardeşine bırakması anlaşılır. Fakat dönüp dönüp bu konuyu konuşmak oldukça garip.
0
fraise
(25.04.24)
bunu konuşan kişiyle oracıkta ayrılırdım. konuşmuşken sevgili nafakasını da konuşun.
0
gabe h coud
(25.04.24)
fraise +1
0
jülsezar
(25.04.24)
Siz ev arkadaşı değilsiniz, sevgilisiniz. Sorun yaşarsak kim evden ayrılacak konuşması nasıl yaptınız ben anlayamadım. Bir de böyle bir konuşma yapılıyorsa zaten sıkıntılı bir durum vardır bir olmamışlık vardır o ilişkide. Kaldı ki o senin evine gelmiş oturmuş, gidecek biri varsa o gidecek sen değil.
0
rock n roll
(25.04.24)
Fraise +1
4 yillik evinizde kalkip gidecek haliniz yok, cok sacma buldum
0
mor oje
(25.04.24)
garip bir muhabbet, evime tasinir tasinmaz benle bunun muhabbetini acan adama/kadina aninda yol veririm yahu. bu bariz benim 4 senedir yasadigim eve cokme plani..vay anasini..
0
cooperr
(25.04.24)
güvensizliğini gidermek için kendinin ve ailenin tüm mal varlığını onun üzerine yapmaya ne dersin ?

"artık kardeşine evden çık diyemeyeceğini", kardeşine evden çık diyemiyor, ama sana diyebiliyor. sen çoktan o evden çıktın hocam, sadece farkında değilsin derim.
0
WithWorth
(25.04.24)
Daha olayın başında gülümseyerek "kardeşine diyemiyorsun ama bana diyebiliyor musun yani? Başta planımızı yapmıştık, eğer sürekli değişecekse neden planlıyoruz ki?" Demeniz lazımdı. Israr ederse zaten plan tutmuyor gördüğün gibi, günü gelirse bakarız deyip sıyrılırdınız. Bu zaten ben çıkmam anlamına gelirdi.

Ama sizinki böyle gelişmediğine göre belki kardeşine çık demesi gerekmediğini hatırlatabilirsiniz. Evde zaten kendi kalıyormuş, kardeşi gelme demez heralde. Baktılar birlikte yaşamak zor, sonrasında ayırırlar evi. O da artık kardeşler arasında bir mesele. Siz ne yapacaksınız?

Ayrıca kendi adıma ben bir de sorardım "4 ayda kardeşine çık diyemeyecek hale geliyorsan acaba ilişkimizin ne kadar süreceğini düşünüyordun buraya gelirken?" diye :D belli ki 2 hafta falan süreceğine inanmış.
0
akhenaten
(25.04.24)
Thetruenorth+1
Yani bana da çok tehlikeli bir profil çizdi. Böyle bir şeyin konuşulabilir olması bile çok garip geldi zaten.
0
logisticsmanager
(25.04.24)
Ne igrenc bir insan ya bu. Bu seninle evin yeni kiracisi olmak icin bile birlikte olabilir. Kardesine niye cik diyemiyormus, gitsin kardesiyle beraber yasasin oyle bir durumda madem cik diyemiyor. Insan sunu soylemeye utanir ya. 4 yildir burda ben varim tabii ki sen gideceksin, evime mi cokeceksin utanmadan derdim ve ayrilirdim hemen ayrica.
0
Kittie
(25.04.24)
4 yıldır yaşadığın evinden 4 ay birlikte olup ayrılma potansiyelin olan biri için ayrılacaksın öyle mi? Söylerken bile ne kadar saçma geldi.
Ev senin. Ayrılmayı kimin istediğinden bağımsız o gider.
0
crinix
(25.04.24)
Kaç yıllık evinizi neden bırakasınız. Adil olan kız arkadaşınızın ayrılması.
İlişki devam ederken sevgiliye, evden kim gidecek bi konuşalım diye uyanıklık yapmak da enteresanmış.

Madem kim uygunsa o çıksın diyor ben uygun değilim diyip konuyu kapatın. Uzun uzun ikna çabasına girerseniz bu abla sizi ikna eder muhtemelen.
0
juliette
(25.04.24)
yuuuh amk... "Kardeşine de dedi ki ayrılırsak dönerim buraya.
Buraya kadar normaldi her şey." buraya kadar da anormal her sey. kendim de dahil etrafimda bir suru "ayrilirsak suraya giderim" hesabi yapan arkadasim oldu, gidecegimiz yeri kenarda tuttuk, bozmadik. fakat hicbirimiz sevgilimize acik acik soylemedik, dile getirilecek bir olay degil cunku. evlilik sözleşmesine falan da benzemiyor bayagi kotu, tatsiz bir sey bu. kapiya koyma zamani gelmis
0
ala09
(25.04.24)
Trol müsünüz anlamadım ki, böyle bir teklif kabul edilemeyeceğine göre şaka yapıyorsunuz herhalde. Böyle birine selam bile verilmez çünkü.
Ciddiyseniz; talebin ahlaksızlığı bir yana, isteseniz de hukuken olmaz, kontratı devredemezsiniz, kontratta bu şart vardır, ev sahibi çıkarır.
0
firez
(26.04.24)
Kontrat sizin uzerinizeyse polis çağırıp evden attirabilirsiniz bile biran once yol verin derim bu dönemde yeni ev tutup tasinmak bile 50 60 bin tl abla güzel yol bulmuş evinize çökmesine izin vermeyin bir an önce kurtulun yoksa baş agritir
0
apocalipy
(26.04.24)
Teşekkürler herkese yanıtlar için.
Trol değilim öncelikle ve gerçekten çok huzursuz bir haldeyim. Öyle polise gitmelik kapı önüne koymalık bir durum yok. Güvensiz hissettiği için kendi adına bir çözüm aradığını söyledi. Sadece kendini güvenceye almak korumak adına yaptığı şeyi benim de yapmam ve sınırımı çizmem gerekiyor. En yakın zamanda da konuşacağım bu şekilde.
0
🌸veritaslibertas
(26.04.24)
evliyken mala çökmeye çalışanı gördüm de sevgiliyken kiralık eve eşyalara çökmeye çalışanı ilk defa görüyorum. yeni sevgilisiyle eve nasıl çöktük ama demez inş.
0
Unde bach canim
(27.04.24)
(7)

Esiniz film izlerken cok soru soriyo mu?

lapaz
https://9gag.com/gag/aRBQQxB burdan esinlendim
9gag.com burdan esinlendim
0
lapaz
(24.04.24)
Eşim yok, kız arkadaşım sormuyo.
0
Bruce
(24.04.24)
Ben kimsenin esi degilim ama arkadaslarima cok soru soruyorum.
0
hot potato
(24.04.24)
Alistim tabi hatta o istemeden yapıyorum bazılarını;
Film izlerken bir şey aklına takıldı ve filmin gidişatıni zerre etkilemeyen bir şey. Misal filmde bir şey oldu "bunu nasıl yaptı ki orayı açıklamadi". Yani zerre umrumda olmayan bir nokta ama kafasina takiliyor
Bir de bir şey kacirirsa geri dönüyor.
Izlerken asla konusamiyor durdurmak gerekiyor.

Alıştık tabi :) ben tuketip geçiyorum filmi, o her şeyi anlamaya çalışıyor.
0
logisticsmanager
(24.04.24)
Bilmiyorsam bilmediğimi söylerim biliyorsam açıklarım. Film izlerken sessiz olunmalıdır vb zorundalıklar yüklemek hoş değil. Hedef değil yolculuk keyiflidir
0
hasmetizm 2046
(25.04.24)
boş bir film izliyorsak ben yorum yapar, göme göme izlerim. mesela kahramanımız yüksek bir yerden atladı diyelim, yok uçsaydın bi de filan derim. eşim (erkek) pek konuşmaz.
0
elorelia
(25.04.24)
Bizde soru soran taraf benim ama bunun nedeni izledigim filmlerde ana konuya tam konsantre olmuyorum.Mesela evde gecen bir sahnede esim daha cok diyologlara ve ana hikayeye konsantre olurken ben evin dizayn detaylarini incelerken kaybolabiliyorum.Ev konusu sadece ornekti.Bunun gibi dikkatimi dagitan detaylar yuzunden ana konuyu takip etmek bazen ikinci planda olabiliyor.
0
turkuaz
(25.04.24)
Biz filmi vakit geçirmek için konu mankeni olarak kullanıyoruz genelde o yüzden konuşmalar çok oluyor :D

Ciddi ciddi bir filme odaklanarak, sinema kültürümüz artsın diye bir filmin başına oturmuşluğumuz az. Böyle yapınca da zaten herkes durumu ciddiyetle ele alıyor :D bunun sayısı bir bilemediniz iki elin parmağını geçmez.
0
akhenaten
(25.04.24)
(3)

Minik Heykeller Yapma

fahrenheit456
Merhaba arkadaşlar, hobi olarak ahşap oyma işiyle ilgileniyorum, ancak resim heykel vs geçmişim olmadığı için 3 boyutlu cisimleri hayal etmekte zorlanıyorum. Ahşap ile başlamadan önce 3 boyutlu modeller yapabileceğim ve tekrar tekrar kullanabileceğim malzemeler var mıdır? Oyun hamuru geldi aklıma am
Merhaba arkadaşlar, hobi olarak ahşap oyma işiyle ilgileniyorum, ancak resim heykel vs geçmişim olmadığı için 3 boyutlu cisimleri hayal etmekte zorlanıyorum. Ahşap ile başlamadan önce 3 boyutlu modeller yapabileceğim ve tekrar tekrar kullanabileceğim malzemeler var mıdır? Oyun hamuru geldi aklıma ama daha kullanışlı tavsiyeler gelir diye düşünüyorum. Teşekkürler şimdiden.
0
fahrenheit456
(24.04.24)
Oyun hamuru kaba şekiller alabilir ama detaya indikçe çatlaklar oluşur zorlanırsınız.

Modelleme killeri var, hobi malzemesi satan yerlerde bulursunuz. Bunlar daha kolay ve detaylı şekil alır. Polimer killer var. Bunları isterseniz sonradan fırınlayıp kalıcı hale de getirebilirsiniz. Plastilin gibi malzemeler de var.
0
akhenaten
(24.04.24)
Bunlardan hangileri tekrar tekrar kullanılabiliyor? Çünkü amatör olarak yapıyorum zaten her seferinde kil almak istemiyorum
0
🌸fahrenheit456
(24.04.24)
Polimer kili pişirmediğiniz sürece tekrar kullanabilirsiniz. Kullanmadığınız zaman streç film gibi bir şeyle sarın ya da havasını alıp poşete koyun ki havayla temas edip kurumasın.
0
kobuzchu kiz
(25.04.24)
(10)

patiswiss ablanın istifası

kanatlı kontun müşfik öpücüğü
malum çikolata olayındaki ceo abla istifa etmiş ama bu marka zaten ona ait bir kuruluş değil mi? markaya topyekün bir tepki olsa (ki sosyal medya dışında kimsenin haberi yoktur diye düşünüyorum) marka sahibi yine kendisi olduğu için tepki devam ederdi. azıcık geri çekilse iki gün sonra unutulur gide
malum çikolata olayındaki ceo abla istifa etmiş ama bu marka zaten ona ait bir kuruluş değil mi? markaya topyekün bir tepki olsa (ki sosyal medya dışında kimsenin haberi yoktur diye düşünüyorum) marka sahibi yine kendisi olduğu için tepki devam ederdi. azıcık geri çekilse iki gün sonra unutulur giderdi zaten bu olay ama şimdi bile istifa etmesi neyi değiştirdi anlayamadım.

benim göremediğim bir anlamı var mı gerçekten bu istifanın yoksa olayı soğutmak için yapılan bir hamle mi?
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(23.04.24)
hiçbir anlamı yok. isim değiştirip ürünleri yeni ambalajda pazarlarlar bence yakında.
0
deartheodosia
(23.04.24)
yönetim kurulu başkanlığından istifa etti sadece. yerine geçeni kukla gibi kullanır olur biter.
0
numlock
(23.04.24)
e madem bir işe yaramayacak pratikte niye böyle bir hamle yaptılar ?
0
jülsezar
(23.04.24)
Gördüğüm kadarıyla Migros çikolata ürünlerine kampanya düzenlediği halde bu ürünü raftan geri çekti.
İnternetten izlediğim kadarıyla diğer zincir marketler de bu ürünü geri çekmiş.(teyitsiz bilgi)
Bunlar doğruysa ve bu tesis bu zincir marketlere malı konsinye veriyorsa ki büyük bir ihtimalle öyledir. Bu firma zaten battı demektir.

İstifa, belki kurtarırım çırpınışıdır bana göre.

Diplomasıda mı sahteymiş?

twitter.com
0
Mirket
(23.04.24)
süreci gerçekten kötü yönettiler.
Önce şirket yönetim kurulu başkanının arkasında duran bir açıklama yaptı. Sonra da kendisi istifa etti zaten. Yani ilgiyi üzerlerine çekmek için ellerinden geleni yapmış gibi oldular. Halbuki ölüye yatsalar zamanla olay unutulacaktı. Hep böyle oluyor böyle şeyler.

Yurt dışına satış yapıyorlar asıl bunlar. Devlet eliyle ürünlere bir kontrol gelmezse ve yaptırım uygulanmazsa bunlara birşey olmaz.
0
nuevo
(23.04.24)
Sureci basindan beri siritarak izliyorum, istifanin bir anlami yok..

Bu hatun gibi normalde bakkal isletemeyecek ama ailevi zenginlik sayesinde sirket yoneticiligine yukselen bazi tipler taniyorum, bunlar tipik secilerek degil atanarak koltuk isgal eden, ici kof pseudo yonetici takimi, bence parazit.

Bu abla role kendini fazla kaptirinca ifsa oldu, o kadar.
0
cooperr
(23.04.24)
anlamsız sadece piyasa gazı alınmak için yapılmış olay
0
basond
(23.04.24)
Yaptığı çirkeflik için bence yönetim kurulundan istifa etmek durumunda kalması yeterli. Ne bekleniyor ki zaten? Ömür boyu zincire vurulup utanç içinde sokaklarda yürütülürken acıkınca da taş mı yesin? Yeterince rezillik yaşadı bence, akıl parası olmuştur.

Ama ama şimdi esas problemli kısım ortaya çıktı, marka adı mevzusu daha büyük sıkıntı. Bakalım ne olacak :D
0
akhenaten
(24.04.24)
anlamsız bir firma anlamsız bir yönetim şeması. kendisi ceo ablası genel müdür amcası sahadan sorumlu ceo falan filan. tüm akrabalar bir görevde 5 kişilik ancak holding gibi takılan bir firma. ceoluktan istifa eder, yönetim kurulu başkanı olur.
0
mikahakkinen
(24.04.24)
şirketin sahibi olmakla yönetim kurulundan istifa etmek çok ayrı şeyler. şirketin boyutuna göre yönetim kurulunun oluşturulma sebebi bambaşka olabilir. küçük şirketlerde, gerçekten iş yapan ve genellikle şirket ortakları ile çalışanlardan oluşan bir yönetim kurulu olur. daha büyük şirketlerde, şirket ortaklarının yanında dışarıdan danışmanların yer aldığı, şirketi yönetmeyen, sadece yön veren bir kurul olur.
0
co2s2
(24.04.24)
(4)

Silikon uçlu kulaklık kulağımda durmuyor?

dejame
Yıllardır kulak içine girmeyen kulaklıklardan kullanıyorum. Ama daha iyi müzik ve izolasyon istediğim için kulak içi modellerden bir tane aldım Amazon'dan. Şimdi kargoda, fakat arkadaşımda aynı modeli denediğimde hiçbir şekilde kulağımda durmadı. Farklı boyutta uçlarla geliyor, diğerlerini denesem d
Yıllardır kulak içine girmeyen kulaklıklardan kullanıyorum. Ama daha iyi müzik ve izolasyon istediğim için kulak içi modellerden bir tane aldım Amazon'dan. Şimdi kargoda, fakat arkadaşımda aynı modeli denediğimde hiçbir şekilde kulağımda durmadı. Farklı boyutta uçlarla geliyor, diğerlerini denesem durur mu acaba?

Daha önce de denediğim silikon uçlular hiçbir şekilde kulağımda durmamıştı. Amazon iade alıyor diye biliyorum ama paketi açıp kullandıktan sonra iade etmek hiç içime sinmiyor.
0
dejame
(22.04.24)
airpods pro var, bende de durmuyor 3 çeşiti de. kulağımın sürekli temiz ve yağlanmamış olması gerekiyor anca öyle. o da cildim yağlı olduğundan taktıktan 2-3 saat sonra bile sıkıntı başlıyor. sporda falan hiç kullanamıyorum direkt düşüyor zaten.
0
garavel
(22.04.24)
galaxy buds2 pro ve haylou gt7 kullandım. ikisi de hiç kulağımdan düşmedi.
0
inheritance
(22.04.24)
"Farklı boyutta uçlarla geliyor, diğerlerini denesem durur mu acaba?"
Benim de durmuyordu ve sorun takılı olarak gelen silikon uçları değiştirmememdi. Kulak deliğime uyan ucu bulduktan sonra gece uyurken bile düşmüyor kulağımdan.
0
gnosis
(22.04.24)
İlk yapmanız gereken şey diğerlerini denemekti aslında. Herkesin kulak yapısı farklı hatta bir insanın iki kulağı bile farklı olabiliyor. İki kulağınızda da her ucu ayrı ayrı deneyin. Farklı ölçülerde uçlar farklı kulağınıza uyabilir.

Silikon uç olmazsa ve iade edemezseniz veya etmek istemezseniz internette köpük ve farklı malzemelerden kulaklık uçları da satılıyor.
0
akhenaten
(22.04.24)
(11)

Asiri pahali gida ürünleri ve boykotlar

Yourcousinmarvinberry
Son birkaç gündür ekside bu tarz basliklar var malum.Peki normalde ticaret bakanligina fahis fiyatli ürünler ihbar edilemiyor muydu ?
Son birkaç gündür ekside bu tarz basliklar var malum.

Peki normalde ticaret bakanligina fahis fiyatli ürünler ihbar edilemiyor muydu ?
0
Yourcousinmarvinberry
(21.04.24)
Türkiye'deki gıda enflasyonu, maliyetten kaynaklanan bir enflasyon. Sebepleri şurada uzun uzun anlatılıyor.

www.youtube.com

Ha, bu arada fırsatçılar var mıdır? Vardır elbet. Ama çözüm kısa sürelerde boykotlarla gelecek gibi değil. Bu ülkede soğan depoları basıldı, Bim'ler taşlandı falan. Şimdi de bu boykotlar bana çok komik geliyor. Kahveci protesto ederek Gazze katliamını durdurmak gibi bir şey.

Ayrıca serbest piyasa ekonomisinde fahiş fiyat diye bir şey nedir, onu da bir türlü anlayabilmiş değilim.
0
Mirket
(21.04.24)
Piyasa fiyatının uçuk derecede üstündeki ürünleri şikayet edebiliyorsunuz. Atıyorum aynı marka model ve aynı donanıma sahip bir bilgisayar 3 yerde 20 bin lirayken başka bir yerde 60 bin liraysa o 60 bin olanı şikayet edebiliyorsunuz.

Ama restoranlarda piyasa fiyatının kendisi sorun olmaya başladı. Birçok insan 25-35 bin arası maaşla çalışıyor. Daha doğrusu bu maaş aralığındaki insanların gittikleri mekanlar artık onlara lüks gelmeye başladı. Yeme ihtiyacını karşılamak için değil de biriyle vakit geçirmek için gittiğiniz tarzda mekanlarda bir yemek kişi başı bin lirayı bulabiliyor rahatlıkla. Çoğu yerde bunun üstüne çıkabilirsiniz artık istisna sayılmaz bu.

1000 lira da 35 bin için aylık kazancınızın %3'e yakın bir kısmı ediyor. Ayda iki kere dışarda yeseniz maaşın %6'sı gitti. Bu mekanlar ki birkaç sene önce sürekli gidilebilen yerlerdi. Bu tek kişi için böyle, ailecek gitmek bambaşka bir hikaye oldu.

Sorun yönetimdedir, işletmecidedir, insanların kendisindedir önemli değil artık. Bu durum rahatsızlık uyandırıyor. Dolayısıyla bakanlığa şikayet bir yöntem olsaydı bile insanların sadece bunla yetinmek steyeceğini sanmam.
0
akhenaten
(21.04.24)
Şikayet yapılabilir.

Ama bunların kesin çözümü, bakanlık eliyle merkezi bir fiyat takip sistemi.
Bilmem hangi ilin hangi ilçesinde bir market/dükkan/galeri fiyatta yaramazlık yaptığı an Ankara'dan görünmeli.
Tüm hepsi anlık takip edilmeli.
Yapanlar/failler fotoğraflar video ile tvlerde ifşa edilmeli. Halk kendisine fahiş fiyattan ürün satanları, stoklayanları yakından tanımalı.
Bu hususta hukuki düzenlemeler olmalı.
Hep TV'den tanıdığımız sadece sanatçı siyasetçi zengin vs. değil halkın cebine göz diken, kanuni boşlukları kendi menfaatleri için kullanan kişileri de tanımayalıyız.

Para cezası kesmek asla yetmiyor. Çözüm değil.
Faturası yine bize yani tüketiciye yansıyor.

Bir de yıllardır çıkarılamayan üretici ve tüketici için olumlu bir çok yönü bulunan hal yasası meselesi varmış. Ona da göz atılmalı.
0
diyecevaplandı
(21.04.24)
@diyecevapland'nın tarif ettiği yolun sonu komünizme çıkıyor.
Rusya denedi onu. Başaramadı :)
0
Mirket
(21.04.24)
fahiş fiyatın fahiş olduğunun anlaşılabilmesi için market ürünü gibi bişey olması lazım. Her yerde satılan X marka X gram ürün bir yerde 10 lira diğerinde 20 ise buna müdahale edilebilir.

Ama et döner bir yerde 100 lira diğerinde 500 lira ise, biri kıymadan diğeri bonfileden yapıyor olabilir bilemeyiz. Biri düşük kira veriyor öbürü çok yüksek veriyor olabilir vs. vs.

Hani Türkiye'de zaten gıda güvenliği yok, peynirlerin veya ısıl işlem görmüş etlerin çoğu çöp, bu yüzden ucuzlar. Şimdi işini düzgün yapıp görece pahalıya peynir satan sucuk satan yerlere ceza kesip kalitesize mahkum kalmak da var. Çok hassas konular. Ha ama şu var, mesela Afyon'dan Kayseri'den düzgün sucuk alsan kilosu 500 lira, İstanbul'da daha kötüsü 800 lira olabiliyor. Ama o şehirdeki maliyetler de gerçekten öyle belki de. Bu sefer haksız rekabet, sizin kiranız az diye bu şehirdeki üreticilere dava açılsa mesela? Çünkü internet sağlayıcılarda olmuştu bu, düşük olan yükselmişti sonunda :D Serbest piyasa bile ters çalışıyor ülkede.
0
nhk ni youkosu
(21.04.24)
İstemiyorsan almazsın o kadar. İsteyen istediği fiyattan satar. Sen özellikle bir marka ya da ürün istiyorsan o parayı vermek zorundasın.
0
ferenc
(21.04.24)
@ Mirket aslınde kastettiğim o değil.Ticarerin de bir usul, adabı olmalı. Piyasayı alt üst eden ve insanları zor duruma koyan bu noktada dağadaki teröristten farksızdır. Durum böyleyken devlette gücünü göstermelidir.

Böyle kriz anlarında bile serbest piyasa kavramına sarılan o zaman kazancı kadar devlete vergisini versin. Samimiyetini göstersin.
0
diyecevaplandı
(21.04.24)
Bu "Fahiş fiyat" anlatısının gerçekleşmesi için çok garip bir şeyin olması lazım: Neredeyse bütün gıda esnafı birbiriyle anlaşmışçasına deli gibi fiyat yükseltip bir kurabiyeye 150 lira, bir tabak makarnaya 400 lira fiyat çekerken talebin aynı kalıp da toplam tüketimin bu esnafları ayakta tutacak kadar canlı kalması için insanların da kafalarına silah dayıyor olmak lazım...

Sözlükte de bahsetmiştim. Esnaftan ya da şirketlerden etik beklemek normal değil; ürünün içeriği konusunda devletin denetimi lazım ki kırmızı biber yerine kiremit tozu, fıstık yerine bezelye yemeyelim. Ancak fiyat konusunda devletten bir şey beklemek saçma. Ne bekliyoruz, devletin pastaneye baskın yapıp "Bir kilo baklava 2000 lira olamaz" demesini mi? Pastane açan adamın "herkesin alabileceği fiyata baklava satma" zorunluluğu mu var yoksa devletin "Halka ucuza baklava temin etme" misyonu mu?

Diyelim ki köşedeki pastane sahibi gaza geldi ve popüler anlatıdaki gibi altına bir mercedes daha çekmek için bütün fiyatları iki katına çıkardı... Bu, adamın kontrolünde olan bir şey. Ancak bu adamın "İnsanlar yemezse ölürler" niteliğinde bir şey satmadığını kabul edersek bir iki şey olmasını bekleriz

a) Bu adam fiyatları piyasa dinamiklerinin tersine yükselttiği için müşterisi kalmadı, battı
b) Adam zam yapmasına ve belki toplam müşterisi düşmesine rağmen daha fazla ciro yapıyor

A şıkkı geçerliyse konuşmaya gerek yok zaten. Ama B şıkkı geçerliyse bu o ürünün bizim alım gücümüzü geçmesine rağmen başkaları için normal fiyatlı olduğunu gösteriyor. Yani burada esnafı suçlamanın anlamı yok. Ya o çevre bir anda lüks bir çevre haline geldi ya da biz fakirleştik... Çoğunlukla da cevap bu işte. Fakirleştik... Herkes aynı deecede fakirleşmediği için talep hala canlı ki esnaf ayakta kalabiliyor.
0
salihdt
(22.04.24)
Maalesef çok ciddi bir enflasyon var. Personel çalıştıran bir işletmenin personel masraflarını %50 artırıp, "bunu sineye çek" diyemezsin. Personel, kira, elektrik, vergi vs. her şeyi yansıtmak zorunda işletmeler.

İnsanlar kendileri de bu durumu gördükleri için, esnafa hak veriyorlar. Ancak bunu fırsata çevirmek isteyenler de var. Serbest piyasa olduğu için devlet regüle ettiği ürünler hariç, diğer ürünlerin fiyatına karışamaz. Adam isterse bire alır, bine satar.

Bence en güzeli, cebinize uymayan, bir anda çok hızlı artış yapılan ürünleri tüketmemek. Serbest piyasanın kendi kendine oturmasını sağlar.

Ayrıca toplumda o kahve 1.000 TL olsa da içecek, son yıllarda oldukça zenginleşmiş bir %5 te var. Ne olursa olsun, bazı işletmelerin fiyatları bizim bütçemizi çok aşacak.


.
0
kartallar yuksek ucar
(22.04.24)
Durum tespiti yapmak konusunda yaşanan bir sıkıntı yok aslında. Fiyatlar yükseliyor, maaşlar daha az yükseliyor. Bunun sonucunda her geçen ay alım gücü daha aşağı iniyor. Bunda herkes hemfikir, herkes farkında. Ekonomik durum birkaç yıl öncesine göre daha inişli çıkışlı.

Anlaşılmayan nokta sanırım buna insanların nasıl tepki vermesi gerektiği. Daha doğrusu insanların "doğru tepkileri" vermesi bekleniyor. Ancak dünya böyle işleseydi kurulan hiçbir devlet ve krallık yıkılmaz, hiçbir savaş çıkmaz, hiçbir ekonomi bozulmaz, hiçbir sistem zora girmez herkes huzur ve refah içinde yaşardı. Ne var ki topluluk olarak insan böyle uygun tepkiler vermiyor. Hiçbir zaman vermedi, hiçbir zaman da vermesi mümkün değil. Kırk yılda bir spontane verilen bir tepkinin doğru yere temas ettiği illaki olur ancak bu genel eğilim değil hiçbir zaman. Şimdi ortada böyle bir sorun ve bu sorunun yarattığı rahatsızlık varken bu konuda uzman ya da yetkili olmayan insanların sorunun kaynağını analiz edip buna en uygun tavır konusunda ortaklaşarak hareket etmesini beklemek sanırım gerçek dışı bir beklenti olur. Topluluğun vereceği tepkinin detaylarındaki öngörülemezlik de kendi içinde bir bütün olarak mantıklı bir olay aslında. Toplumun neye tepki verip neye vermeyeceğini kestirmek bir noktaya kadar mümkünken detaya inildikçe bu tepkiyi nasıl vereceğini söylemek güç. Toplum bir tepki verip rahatsızlığını belli ettikten sonra konuyla ilgili olanlar da bu tepkinin nasılına ve niçinine kafa yormak yerine ne tür aksiyonları alırız diye düşünmeli herhalde. Bence yanlış olan biraz da toplumu idealize edip en uygun şekilde davranmasını beklemek. Buna bu denli kafa yormak hiçbir şeyi çözmez sanırım.
0
akhenaten
(22.04.24)
Soruyu net algilayamayip, uzun cevap yazan arkadaslara ithafen;

Bahsettiginiz özel isletmeler, restoranlar da birer "esnaf" aslinda. Ve her esnaf grubu gibi, ticaret bakanliginin borusu bu arkadaslara da pekâla ötebilir(tabii istenirse).

Olay market-cafe ayrimi degil yani aslinda.
0
🌸Yourcousinmarvinberry
(23.04.24)
(1)

Google finans sorusu

heartwork
Vadeli piyasadaki fiyatları çekebildiğimiz bir kod var mı excele??
Vadeli piyasadaki fiyatları çekebildiğimiz bir kod var mı excele??
0
heartwork
(21.04.24)
Özellikle bir kod mu olsun istediniz bilemedim ama aksini söylemediğiniz için yazayım

Veri sekmesine girip "web'den" yazan butona bastığınızda veriyi çekeceğiniz sayfanın url'sini yapıştırıp oradan tabloyu aktarabiliyorsunuz, evet belirlediğiniz aralıkta ya da isteğiniz üzere veri kaynaktan güncellenebiliyor.

Şimdi bakınca şu site varmış mesela, www.borsadirekt.com

Ya da kendinize uygun başka bir site bulup deneyin.
0
akhenaten
(21.04.24)
(5)

patiswiss olayının özeti

WithWorth
ekşi karışmış, mevzu nedir ?3 başlık + üst editler olunca sorayım dedim.
ekşi karışmış, mevzu nedir ?

3 başlık + üst editler olunca sorayım dedim.
0
WithWorth
(20.04.24)
Linkedin'de birisi çikolatalarınız küflü demiş, çikolataları üreten şirketin sahibi de seni avukatlarıma dövdürtürüm demiş, ayrıca kariyeriyle dalga geçmiş.

Özetle yöneticiye yakışmayacak bir yaklaşımda bulunup olayların büyümesine sebep olmuş.
0
kimlanbu
(21.04.24)
Ek

CEO 2004 ÖSS de 45/45 net yapmış. Kfldldld
0
jackyr
(21.04.24)
İşi daha tuhaf hale getiren kısım, linkedin'de birisi çikolatalarınız küflü dememiş tam olarak. Aldığım çikolatalar küflüydü, büyük ihtimalle tedarik sürecinde doğru muhafaza edilmiyorlar diye migros'tan şikayetçi olmuş.

Çikolata markasının ceo'su da üstüne alınmış, alınmakla kalmayıp baya şikayet eden kızın evine falan laf atmış. Üstüne Migros'u savunmuş. Hiçbir suç içermemesine rağmen yasal süreç başlatmakla korkutmaya çalışmış. Sırf aldığım çikolatalar küflü çıktı dendiği için, bütün olay bu.

Haliyle absürt bir durum olunca insanlar da "yok artık bu kadar da olmaz" şaşkınlığıyla konuşa konuşa gündeme yerleştirmiş.
0
akhenaten
(21.04.24)
Ayrıca kadın, verdiği cevaplarla Migros'u işin içine karıştırdı.
Ekşi, Buna cevap olarak Migros'u bu marka ürünleri kaldırmaya davet etti.
Konu Ekş'yi de aştı ve Twitter'da Migros'un bu ürünleri kaldırmazsa boykot edileceği trend oldu.
Migros Ürünleri inceleme maksatlı kaldıracağını duyurdu.
Migros'un ürünleri raftan çektiği haberleri geldi.
Marka, özür dilediğini duyurdu.
:)
0
Mirket
(21.04.24)
şikayet eden kişi klasik beyaz yakalı egosuna maruz kalmış.
0
nothing in my way
(21.04.24)
(3)

Android - Bildirim kaydedilicelere ne oldu?

ananiyimioguz
Denediklerimin hiç biri sağlıklı çalışmıyor. Normalde app bazlı history tutardı ben de silinen mesajları veya yanlışlıkla beğenenleri falan görürdüm.Yeni bir android update ile güvenlik açığı diye kapatıldı mı ne oldu bilen var mı?Aslında tüm gerekli izinleri de veriyordum halbuki. tabi her bildirim
Denediklerimin hiç biri sağlıklı çalışmıyor. Normalde app bazlı history tutardı ben de silinen mesajları veya yanlışlıkla beğenenleri falan görürdüm.

Yeni bir android update ile güvenlik açığı diye kapatıldı mı ne oldu bilen var mı?

Aslında tüm gerekli izinleri de veriyordum halbuki. tabi her bildirimi okuması ne kadar güvenli orası tartışılır ama yine de ben seviyordum.

Çalışan bir yöntem bileniniz var mı?
0
ananiyimioguz
(20.04.24)
Bildirim geçmişi var ayarlarda telefonun kendisinin. Çok geçmişe kadar kaydediyor mu bilmiyorum ama gün içinde gelen bildirimleri oradan kontrol edebiliyosun.
0
nundu
(21.04.24)
aa öyle bişey gelmiş onla mı çakışıyor acaba. o kısa ama son birkaç tane gösteriyor
0
🌸ananiyimioguz
(21.04.24)
Samsung için Good Lock diye bir uygulama var. Bir şekilde ya Samsung'un bizzat kendi geliştirdiği ya da desteklediği bir uygulamaydı bu detaylarını hatırlamıyorum şu an. Galaxy Store'dan indiriyorsunuz.

Microsoft Powertoys mantığında çalışıyor. Uygulamanın 2 bölümü var bir kısmı NovaLauncher gibi tema uygulamalarında yaptığınız şeyleri yapmak için, diğer kısmı da daha çok powertoys mantığıyla çalışan bildirim geçmişi, titreme geçmişi, geliştirilmiş ekran görüntüsü alma, dokunmatik özelliklerini geliştirme, özel çoklu dokunma, kamera asistanı gibi şeyler için.

Sizin aradığınız şey bu uygulamadaki NotiStar özelliği. Belirlediğiniz aralığa göre 1 yıla kadar bildirim geçmişini tutuyor. Uygulamalara göre eleme, ekleme ve gruplandırma falan yapabiliyorsunuz.

youtu.be
0
akhenaten
(21.04.24)
(6)

Tansiyonunuzu ölçer misiniz?

abelardo
Yüksek tansiyon çoğunlukla belirtisi olmayan bir durumTansiyon hastaları hasta olduklarını tesadüfen öğreniyorlar. Siz en son ne zaman tansiyon ölçünüz? Niçin olcmuyorsunuz? Yaşım küçük tansiyonum normaldir diye mi düşünüyorsunuz?
Yüksek tansiyon çoğunlukla belirtisi olmayan bir durum
Tansiyon hastaları hasta olduklarını tesadüfen öğreniyorlar. Siz en son ne zaman tansiyon ölçünüz? Niçin olcmuyorsunuz? Yaşım küçük tansiyonum normaldir diye mi düşünüyorsunuz?
0
abelardo
(19.04.24)
Bir sıkıntı hissedersem kendimde o zaman ölçüyorum.
0
rock n roll
(19.04.24)
her doktora gittigimde olculuyor, asagi yukari 6 ayda bir doktora ugruyorum.
senede bir de kan tahlili yapiliyor, rutin kontrol.
hic kendim olcmedim.

41E
0
cooperr
(19.04.24)
Kalp sorunlu olduğu için sık sık ölçmek zorundayım da, bir gün bir arkadaşa gel seninkini de ölçeyim dedim. Ölçtüm. Yok yahu yanlış oldu bir daha ölçeyim dedim. Yine ölçtüm. Ayağa kalkabiliyor. Başı falan ağrımıyor. Galiba benim alet bozuk dedim. Eczaneye götürdüm. Sonra da hastaneye götürdüm direkt. Hiçbir şikayeti yoktu. O gün bugündür ilaç kullanır.

Not: Eczacı da doktor da Yanlış oldu deyip ikişer defa ölçmüştü.
0
Mirket
(19.04.24)
Bir şeyleri ölçmek gibi bir hobim var. Sadece tansiyon değil; şeker, oksijen seviyeleri, nabız takibi, uyku süreleri gibi şeylerin da kaydını tutuyorum. Ayrıca evde sıcaklık, nem değerlerine düzenli bakarım. Bununla da bitmiyor luxmetreyle evdeki ışık değerlerine de bakıyorum. Bitti mi? Hayır, sıvılardaki tuz oranları için refraktometre kullanıyorum, yemek termometresini saymaya lüzum yok. Bitki toprağı için de nem ölçer... Daha da var. Ben de bu tarz bir manyağım işte.

Ama her neyse, tansiyonumu ölçüyorum evet :D
0
akhenaten
(19.04.24)
@akhenaten
Tdsmetre de işe yarayan bir şey. Tavsiye ederim. Bende var. :)

www.hepsiburada.com
0
Mirket
(19.04.24)
Böyle şeylerin saplantı haline geleceğinden korktuğum için ancak bir sıkıntı olduğunda ölçüyorum.
0
eisberg
(19.04.24)
(4)

Türkçe Yazım Kuralı Sorusu

stronzo
Merhaba arkadaşlar."Sosyoloji Bölümü'nden mezun oldum" şeklinde mi yazılmalı "Sosyoloji Bölümünden mezun oldum" şeklinde mi?
Merhaba arkadaşlar.

"Sosyoloji Bölümü'nden mezun oldum" şeklinde mi yazılmalı "Sosyoloji Bölümünden mezun oldum" şeklinde mi?
0
stronzo
(19.04.24)
Kesme işareti olmadan yazacaksınız.

tdk.gov.tr:~:text=Kurum%2C%20kurulu%C5%9F%2C%20kurul%2C%20birle%C5%9Fim,Y%C3%BCr%C3%BCtme%20Kuruluna%3B%20T%C3%BCrkiye%20B%C3%BCy%C3%BCk%20Millet
0
akhenaten
(19.04.24)
"Bölüm"ün de "b"si, eğer belirli bir kurumun sosyoloji bölümünden bahsetmiyorsanız küçük olmalı. Ama mesela "Fittiri Tırttan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu" diyorsanız büyük olacak.
0
prole
(19.04.24)
Bölümün B'si de büyük olmalı sanırım.

tdk.gov.tr

18. maddedeki son örneğe bakın. Yine de burada tam bir netlik yok çünkü Sosyoloji Bölümünü bir kurum adı olarak kullanmıyor olabilirsiniz. Örneğin "Sosyoloji Bölümüne iletilecek dilekçe örneği" gibi bir kullanımla "sosyoloji bölümünü bitirdim" şeklindeki bir kullanım arasında fark var gibi. Bu durumun sebebi yine yolladığım linkteki 20. maddeden kaynaklı.

Eğer yazdığınız metinde Sosyoloji Bölümü doğrudan kurum olarak fakültenin bir departmanını belirtmek amaçlı kullanıldıysa büyük, sadece hangi bölümden mezun olduğunuzu genel bir metinde belirtmek içinse küçük yazmak doğru olur herhalde. Burada esas olan

Örnek 1 - "Ben de aynı üniversitenin Sosyoloji Bölümünden mezunum." (ben de diplomamı o fakülteden aldım)
Örnek 2 - "Ben de diğer adaylar gibi sosyoloji bölümünden mezunum." (ben de sosyoloji eğitimi aldım)

İlk örnekte spesifik olarak tek bir kurumdan bahsedilirken ikinci örnekte herhangi bir sosyoloji bölümünden bahsediliyor.
0
akhenaten
(19.04.24)
cevaplar için çok teşekkür ederim, çok faydası oldu.
0
🌸stronzo
(19.04.24)
(14)

Mobil tarifenize ne kadar ödüyorsunuz?

kukuleta
Yıllardır kullandığım 40 GB internetli epey bi konuşmalı tarifeme 130 lira gibi bir tutar ödüyordum.Bugün Türk Telekom'dan aradılar. Taahhütüm bitiyormuş, aynı paketin taahhütsüz fiyatı 1900 küsür lira, taahhütlüsü de 580 liraymış.Bana çok uçuk geldi bu artış.Tamam o zaman başka operatöre geçeceğim
Yıllardır kullandığım 40 GB internetli epey bi konuşmalı tarifeme 130 lira gibi bir tutar ödüyordum.

Bugün Türk Telekom'dan aradılar. Taahhütüm bitiyormuş, aynı paketin taahhütsüz fiyatı 1900 küsür lira, taahhütlüsü de 580 liraymış.

Bana çok uçuk geldi bu artış.

Tamam o zaman başka operatöre geçeceğim muhtemelen diyerek kapattım.

Haziran'da taahhütüm bitmeden yeni bir teklif sunarlar mı acaba?

Siz ne kadar ödüyorsunuz?
0
kukuleta
(18.04.24)
30gb işte ek şeyler falan 425tl vodafone
0
duyurukullanıcısı
(18.04.24)
15 gb,1000 dk 125 tl türk telekom faturalı.

taahhüt bitiyorsa kendi numaranızla başka bir firmaya geçin. geçiş yapacağınız firma en az yarı yarıya daha ucuz bir öneri sunacaktır size.

not: türk telekom ev internetim bitti aradım istediğim tarife için 350 tl önerdiler comnet'e geçiş yaptım 170 tl ödüyorum aylığa vurunca.
0
biravekahve
(18.04.24)
30 gb 2000 dk 250 sms tt
320 tl taahhütlü faturalı
0
sevilen progressive türkücü
(18.04.24)
Aynı paket derken aynı içeriklere sahip adı farklı başka bir tarife mi yoksa doğrudan bire bir kendi tarifenizin taahhütsüz fiyatı mı?

Sözlükte bunla ilgili entryler vardı. Operatörler doğrudan kendi kullandığınız tarifenin taahhütsüz fiyatını söylemekten çekiniyor. Gerekirse cimerden bilgi edinme dilekçesi falan atarak tam olarak kendi tarifenizin taahhütsüz ücreti nedir onu öğrenin. Bunun sebebi var olan tarifelerin fiyatlarında değişiklik yapmanın, yeni tarifeye fiyat biçmekten daha zor olması deniyordu. Eski tarifeye sadece zam yapılabiliyor, haliyle %200-300 gibi fark koymak zor oluyor yasal olarak. Ancak yeni tarifeye sıfırdan fiyat vermek başka. Bu yüzden atıyorum 30gb internet görünen ama çok ufak tefek farklılıkların olduğu bir ton naylon tarife var ortalıkta.

Bunun dışında 580 lira piyasa fiyatı, doğrudur. Malesef böyle paket fiyatları.
0
akhenaten
(18.04.24)
taahhutsuz 34GB int+1000dk 550₺

sms bile yok
0
ala09
(18.04.24)
Vodafone 40 GB. 390 TL. Şubat ayında bu tarifeye geçtiğim için böyle ucuz. (Düzeltme: ilk 3 ay böyleymiş sonra 500 küsür bir şey olacaktı galiba, şimdi aklıma geldi.)

580 lira bana biraz fazla göründü. Biraz daha inceleseniz 400 - 450 civarında bir teklif olması gerek gibi geliyor bana. Bilgi değil, his.
Şubat ayından önce 200 TL karşılığında sınırsız internet paketim vardı.
0
michael_knight
(18.04.24)
Vodafone
20gb
1000dk
250 sms

194tl. Faturalı.
0
Amaranta ursula
(18.04.24)
500 lira ödüyorum 20 gb spotify ucretsiz vodafone
0
eja
(18.04.24)
Turkcell yıllık 120GB, 12.000 dakika ve 6.000 SMS paketine aylık 310TL ödüyorum.
0
pispinti
(18.04.24)
Vodafone 260 sanırım. 30 gb faturalı
0
gabe h coud
(18.04.24)
35GB 2000DK 250SMS - 320TL - Türktelekom - 1 Yıllık taahhütlü
0
ananiyimioguz
(18.04.24)
Prime 25 GB ₺140. 2-3 ay sonra yenilenecek. ₺300 falan fiyat çıkar herhalde.
0
nawar
(18.04.24)
Bu arada artık herkes numara değiştirerek operatörün kendi abonelerinden bile daha uyguna paket alıyorlar ve haksızlık oluyor, hem sürekli bir operatör geçişi oluyor vs. diye numara geçişleri arasındaki kampanyaları ya kaldırmışlar ya da düşürmüşler avantajlarını diye duydum, yanlışım varsa düzeltin
0
ananiyimioguz
(18.04.24)
160 ödüyorum sonbaharda yaptım taahhüdü, 12 GB 1000 dk 100 sms Vodafone
0
sanguine
(19.04.24)
(5)

Götüüür kelimesi sizde neyi ifade ediyor?

Boris
Soru bir arkadaşım ekolünden geliyor. Arkadaşımın kız arkadaşı x diyelim. Y’de benim arkadaşım.X’e kendi arkadaşlarıyla whatsapp grubunda önceki sevgilileri soruluyorİsimlerini yazdıktan sonra başka bir arkadaşı da götüüüürr diye yazıp random atıyorSonrası sesli mesaj şeklinde ilerliyor konuşmanın.Y
Soru bir arkadaşım ekolünden geliyor.
Arkadaşımın kız arkadaşı x diyelim. Y’de benim arkadaşım.

X’e kendi arkadaşlarıyla whatsapp grubunda önceki sevgilileri soruluyor
İsimlerini yazdıktan sonra başka bir arkadaşı da götüüüürr diye yazıp random atıyor
Sonrası sesli mesaj şeklinde ilerliyor konuşmanın.

Y isimliArkadaşım da bunu görünce haliyle x’ten soğuyor.

Siz ne tepki verirdiniz bu durumda?

Ayrıca x eski sevgilileriyle olan fotoğraflarıda tutmuş telefonda ya da gittiği tatilde yaptıkları haritaya kadar silmemiş. Guya görmedim hatırlamıyorum diye geçiştirmiş
0
Boris
(18.04.24)
X ile Y sevgili değil mi ,

Götüüüür orada yarasın maşallah iyi götürmüşsün manitaları anlamında kullanılmış.

Ama arkadaşlar arasında yapılır böyle muhabbet, geçmiş ile ilgili konuşulmuş, y nin görmemesi gerekirdi.

Ancak götüüür ü xin arkadaşı yazmış, bu durumda x den niye soğuyor y ? Yoksa başka bir şeye mi takıldı ?
0
jülsezar
(18.04.24)
Ali, ayşe desen anlaşılacak konu x,y ile denkleme dönüyor.

Kız dayanışması her zaman vardır, nasıl erkek muhabbeti varsa kız muhabbetinin de aşağı kalır yanı yok, hatta kız muhabbeti daha da uçuk, boyundan işlevine her şeyi anlatıyorlar.

Y'nin yapması gereken o random atan arkadaşına sırada sen varsın demesi.
0
kimlanbu
(18.04.24)
E bozulurum ben de haliyle, sevgilinin eski sevgilileri tabi ki olabilir bu doğal ancak sevgili olduğunuz kişi "eski sevgililerim" temalı bir gırgır şamata şeması oluşturup bir de bununla eğlendiği için hatırlatıcı şeyler arşivlemişse, bu, en iyi ihtimalle insana "iyi hissettirmez." Arkadaşlar arasında bu konu açılabilir elbette ama sizin tarif ettiğiniz şey baya detaylı duruyor.

Yanlış tanımış olabileceğimi düşünürüm, samimiyetini sorgularım. Birkaç laf çarparım eskilerin eskide kalmasıyla ilgili. Sonra bir süre takip eder davranışlarını ölçüp tartar ne yapacağıma öyle karar veririm.

Birinin eski sevgili koleksiyonuna girmek için çok da hevesli olmam doğal olarak.

Tabi sorunun diğer tarafı da, bu kişi bunları neden görüyor? Bazı şeyler kişiye özel kalmalı. Böyle bir şeye şahit olmak moral bozucu ama halbuki X, Y hakkında daha farklı düşünüyor olabilir. İlişkileri yıllandıkça tutumunu değiştirebilir. Çünkü şu aşamada belli ki arkadaşlar sevgiliden daha eski. Sevgilinin önce bu kişinin hayatında bir yeri olmalı. Biraz da "ne bekliyordun ki" derler insana.
0
akhenaten
(18.04.24)
ek bilgiye cevap,


hoş değil tabi ki eski fotoğrafların telefonda durması, ama bunu nasıl öğrendiğinizi de merak ettim. yedeklese anı vs dese harddiskte bir nebze. benim instagramda exim ekli duruyordu misal. tenezzül bile etmedim silmeye. exim de tenezzül etmemiş sadfsg. kız arkadaşımın galerisinde ne var bilmem o da benimkini bilmez, aynı şekilde instada exi mi ekli kim ekli.

ama ne olursa olsun güven kırılırsa demek ki bir birinize uygun değilsiniz demektir. haklı haksız aramaya gerek yok.

bir de ilişki ne kadar sürelik, ne kadar bağ var. o konuda akhenaten +1

benim 15 yıllık arkadaşlarım var görüştüğüm, bunlar sevgilim/eşimden hep eski olacaklar. sevgililerimize saygısızlık etmeden geçmişi konuştuğumuz olur/olabilir.
0
jülsezar
(18.04.24)
Öncelikle başlığa cevap vereyim; devamında anlattığınız bağlam çerçevesinde "götüüüüür" kelimesi bana sevişmeyi / seksi ifade ediyor. Samimi arkadaş gruplarının içerisinde olabilecek basit bir muhabbet bu. Sadece bu yüzden bir insandan soğumazdım.

Eski sevgililerin fotoğraflarının saklanma konusunda ise ben saklayana da silene de hak veririm açıkçası. Ben özellikle silmem, ama bundan rahatsız olanları da anlayışla karşılamak lazım.
0
pispinti
(18.04.24)
(17)

Ofise çalışanları mutlu edecek ne alınabilir?

PoscheN
Şirketin 20.000 civarı mili birikti, ofistekileri mutlu edecek bir cihaz vs alayım istiyorum.Tam otomatik kahve makinelerinden düşündüm ama onu aldıktan sonra asıl mesele başlıyor. Tahmini aylık 20.000 üzerinde kahve süt vs masrafı olur. Başka öneriniz var mı?
Şirketin 20.000 civarı mili birikti, ofistekileri mutlu edecek bir cihaz vs alayım istiyorum.

Tam otomatik kahve makinelerinden düşündüm ama onu aldıktan sonra asıl mesele başlıyor. Tahmini aylık 20.000 üzerinde kahve süt vs masrafı olur.

Başka öneriniz var mı?
0
PoscheN
(17.04.24)
Onların fikirlerini al ona göre hep birlikte karar verin.
0
rock n roll
(17.04.24)
Çalışanlara sorun.
Hem fikirlerinin alınması hoşlarına gidecektir.
Hem de sizin görmediğiniz bir ihtiyaç vardır belki de.
0
Mirket
(17.04.24)
Eğer herkesin çok iyi geçindiği bir ortam değilse bence fikir almayın. Konu iş dışındaki şeyler, örneğin sürprizse hiç hesapta yokken gelen şeyi herkes az çok beğeniyor genelde. Ama tartışmaya açınca çok öznel ve zevke dayalı bir konu olduğundan haliyle ortaya birçok fikir çıkıyor, herkesin beklentisi farklı doğal olarak. Bu fikirler çok değişkense hem sonuçta büyük kısmının hevesi boşa çıkıyor hem de varsa gruplar arasında "onların dediği oldu" vs. sürtüşmeleri besleyen bir durum oluşuyor.

Tam otomatik kahve makinası bence iyi, kahve masrafınız yok mu zaten onu tam anlamadım? Eğer normalde çekirdek değil de türk kahvesi tüketiliyorsa espresso yerine suyunu vs. kendi veren arçelik telvelere de bakabilirsiniz.
0
akhenaten
(17.04.24)
Hava temizleme cihazi?
0
eja
(17.04.24)
bence de fikir almayın sonra hepsinin ortak fikri olan şeyin kahve makinesindeki gibi sürekli maliyeti de olabilir bu sefer siz zor durumda kalırsınız.

öneri olarak ise ofis çalışan sayınızı bilmediğim için yazıyorum siz uygunsa değerlendirirsiniz

Herkese bir travel mug alınabilir, kahvelerini evden gelirken getirirler.

Masaüstü oyun seti olabilir arada bir kısa molalar vermenin ve stresi azaltmanın eğlenceli bir yolunu sağlamış olursunuz :)

Kablosuz şarj pedlerinden alabilirsiniz sayıca çoksanız 3 kişiye bir tane düşecek gibi gibi
0
Kediyi üzdün
(17.04.24)
1-2 kişi çalışıyorsa fikirlerini al. fazlasıyla fikir sormanın manası yok. iyi bir kahve makinesi alın, kullanmak isteyenler şahsi kahvelerini filtrelerini getirip kullansınlar. biz de öyle, sütü kahvesi herkesin dolapta duruyor.
0
avatar is back
(17.04.24)
Belirlediğiniz seçeneklerden birini seçmelerini isteyin. Hem sizin istediğiniz bir şey olur hem onlar da istedikleri olmuş gibi hissederler
0
sumuklurakun
(17.04.24)
Kapsül kahve makinesi olabilir. Her çalışan kendi kahvesini alır size masraf olmaz. Benim çalıştığım yerde böyle.
0
jazzabel
(17.04.24)
Ben kötümserim bu konularda.
Kahve makinesi kesinlikle almayın. Kahve masrafı var, arızası-tamiri var, temizliği var, etrafa pislik yaratması var.
Hava temizleme cihazı alırsanız nereye koyulacağı sıkıntı çıkarır, herkes kendine yakın olsun diyecek. Birileri de "ofiste hava o kadar kötü ki cihaz aldılar" diyecek.
Çalışanlara sormanın ne kadar kötü bir fikir olduğunu zaten güzelce anlatmışlar.

Bence en iyisi o millerin yok olup gitmesi. Millerle printer kağıdı, tükenmez kalem gibi şirketin zaten aldığı bir şey alıp geçin.
Mümkünse hiçbir şey almayın. Yapacağınız alışverişi beğenmeyen mutlaka olacaktır, bu sorumluluğa girmeyin.
0
michael_knight
(17.04.24)
yeni beklentiler yaratmayacak, hakkinda dedikodu yapilmayacak seyler alin. isyeri oldugu icin kiymet bilinmemesi, nankor yorumlar yapilmasi olasi. kotu insanlar olduklarindan degil sen, ben de yapariz. is hayatinin dinamikleri yuzunden dogamizda var.
0
buenosdias
(17.04.24)
Yani nasıl bir yerde çalıştığınızı bizden iyi biliyorsunuz. Ben böyle sorunlar olmayan bir ofisteyim. 15 kisiyiz ve bir tane bile sıkıntılı insan yok.
Bu sebepten bu sorunun bende cevabı ekip toplantısında sormak. Ha ama yok garip bir ortamdaysaniz, bu sıkıntı olacaksa o zaman başka fikir bir anket yapıp içine x adet fikir koymak olabilir. Bu sekilde en azından demokrasi olur.

Ben çok şaşırıyorum bazen insanlarin nerelerde calistigina. Iş arkadaşı olunmaz, ofiste bir şey sorulmaz falan. Herkes çok negatif genelde iş hayatı ile alakalı.
0
logisticsmanager
(17.04.24)
Kapsül kahve makinası +1.
0
drako
(17.04.24)
Kesinlikle fikir sormayın. Mutlu sonla bitme imkanı yok. Hatta çalışan sayısı ne kadar fazla ise o kadar sorun çıkabilir.

Beyaz yaka kahve ile çalışır ama kahve makinesinin bakımı, gideri şusu busu fazla. Sırf bakım vb. maliyetlerden kaçınmak için satın alma maliyetini 1 yıllık kira bedeli olarak ödeyip kiralayan büyük firmalar biliyorum.

Kapsül ya da 87 çeşit yapmaya filtre kahve makinesi fikirleri güzelmiş. Alternatif olarak sandalyeler yeni ve ergonomik değilse onlar denenebilir. Gerçi ofis sandalyelerinin fiyatları aldı başını gitti. Dinlenme/Eğlence odası gibi bir şey için TV+PS5 olabilir.

Ofise demirbaş olarak alınmayacaksa hediye çekleri de olabilir. Attık bütçeye göre bir yemek organizasyonu ya da ofiste "Happy Friday" falan da olur.
0
nawar
(17.04.24)
Kesinlikle fikir sormayın. @nawar +10
0
WithWorth
(17.04.24)
tam otomatik kahve makinesi alın. bu çekirdekli olanlarından. ilk başta jest olarak siz alın 1 kg'luk çekirdek kahvelerden birkaç paket. (amazonda bolivar marka çok iyi 1kg 319TL)
sonrası sizde deyin. aralarında bittikçe dönüşümlü alsınlar. eski iş yerimde öyleydi
0
limonlu eksi
(17.04.24)
hediye/alisveris ceki
0
icim urperiyor
(17.04.24)
Carbonator
0
lapaz
(17.04.24)
(13)

yap / yapma

inspired by a true story
2 hafta flort ettigimiz, coookkk hoslandigim adam beni aniden ghostladiktan sonra klasik "sorun sende degil bende" konusmasi yaparak benimle gorusmek istemedigini soyledi. ben de ne yapayim, durumu kabullenmeye calisiyorum. sorun su ki bu arkadasla biz ayni dans kursuna gidiyoruz ve kursta her turda
2 hafta flort ettigimiz, coookkk hoslandigim adam beni aniden ghostladiktan sonra klasik "sorun sende degil bende" konusmasi yaparak benimle gorusmek istemedigini soyledi. ben de ne yapayim, durumu kabullenmeye calisiyorum.

sorun su ki bu arkadasla biz ayni dans kursuna gidiyoruz ve kursta her turda partner degistirerek dans ettigimiz icin denk gelme ihtimalimiz cok yuksek. beni reddettikten sonraki ilk derste ozellikle benimle dans etmek icin yanima geldi (denk gelmedik) hayir diyemedim ama kendimi cok huzursuz hissettim. belki yaniliyorumdur ama benim ilgimi kaybetmek istemiyor ya da beni gormezden geliyormus gibi gorunup kalbimi daha fazla kirmamak icin de fake bir ilgi gosteriyor olabilir. iki turlu de kalbim daha cok kiriliyor. ayrica kafami resetlemeye calisirken, kursta onu gorucem anksiyetesi yetmezmis gibi bir de "acaba benimle dans etmek isteyecek mi" gerginligi yasiyorum.

bu durumu ortadan kaldirmak icin kendisine acikca "bana biraz zaman ver, sana karsi ilgimi kaybedince, kendimi hazir hissedince yeniden seninle dans etmek icin ben sana gelirim" demeyi dusunuyorum. boyle hem fake ilgisinden kurtulurum, hem dans etme ihtimalimiz ortadan kalkar, hem de ben kendimi hazir hissettigimde o da bunu biliyor olur.
ne dersiniz? sacma mi dusunuyorum?

dipnot: karsimdaki kisi (tamamen benim yorumum) aldatilarak terk edilmis olma travmasini atlatamamis, o gunden beri yaklasik 20 kadinla gecici iliskiler yasamis, ozguveni cok yuksek gorunen ama bir yandan da cok kirilgan bir adam. taktik filan yapip ilgisini nasil yeniden kazanirim derdinde degilim, boyle bir adami hayatimda istemiyorum ama ilgim hala bitmedi, azalarak bitsin istiyorum.tesekkurler.
0
inspired by a true story
(16.04.24)
Kral oltayı atmış bekliyor. 21. Olma yolunda gidiyorsunuz. Reis yaaaa
0
allah yazdiysa bozsun
(16.04.24)
@arbre valla baska dans kursu yok, kucuk bir ilcede yasiyoruz. ayrica olsa bile neden ondan kacinmak icin kursumu degistireyim? ben sadece ilgim bitene kadar kafam rahat gidip geleyim istiyorum.
0
🌸inspired by a true story
(16.04.24)
Öyle bir konuşma yapmanıza gerek yok. Kurstaki diğer insanlara nasıl davranıyorsanız ona da öyle davranmalısınız. Bunu yapabileceğinizi düşünüyorum. Sizi reddetmiş bir insan var karşınızda, bırakın ne yapıyorsa yapsın sizin hayatınızda bir etkisi olmamalı artık.
0
pispinti
(16.04.24)
Kursu birakiniz derim. Baska kurs olmamasina ragmen.
0
WithWorth
(16.04.24)
hocam arkadaş sıradakine geçmiş, sizi de mesafeli ama yedekte tutuyor. yazması kolay uygulaması zordur ama yapmanız gereken tek şey umursamamak.

Bu arada aldatılarak terk edilmiş ve travmasını atlatmak için 20 kadında ilişkiye girmiş adam zaten bir önceki ilişkisinde kendisi de aldatıyordur. Bu kesin gibi bir şey...
0
yeninesiltupcu
(16.04.24)
Hiçbir şey yapmayın.
"Benimle dans etme" diye konuşmanız büyük bir şey yapmak oluyor. Siz hiçbir şey yapmayın.
Onunla dans ettiğiniz 5-6 dakikada da kendinize hakim olun.

GKK. Gönül kaçanı kovalar.

Siz ilgilenmeyince büyük ihtimalle o sizinle ilgilenecek. Yine ilgilenmeyin. İlgilenirseniz anında yine kaçacak.
Bu güvenilmez adamı unutun. Zaten bu kişiyle geçireceğiniz zaman harcanmış zaman olacak, sonradan pişman olursunuz.
Hiçbir güzel aşk hikayesi bu anlattığınız şekilde başlamıyor.
0
michael_knight
(16.04.24)
bambambam diye konuşacağım.

Önünüzde iki seçenek var
1. Kurstan ayrılmak
2. Kursta kalmak

Böyle bir sebep yüzünden kursu bırakıp kendinizden ödün vermemelisiniz.

Kaldığınız takdirde de bir an evvel bu tabulaşmaya müsait tavrınızdan vazgeçip bu kişiyle dans edip konuyu kapatmalısınız.

Bu kişiyle bundan sonra kendisi istese dahi birlikte olmamalısınız. Yaptığı şey en objektif haliyle dengesizce. İnsan hayatta dengesizlikler de yapabilir, ama bundan kendisi ders çıkarıp kendi hayatını düzene sokmalı. Bu görev size ait değil. Bu kişiden zarar görme ihtimaliniz yüksek. Benim bu zamana kadar gördüğüm kadarıyla insanlar ilişkilerde hata yaptıklarında affedildiklerinde ders çıkaramıyorlar, affedilmediklerinde alıyorlar bu dersi. (tabi bu kişinin ne hissettiğini bilmiyorum, sadece bu kişi size geri dönmek isterse diye size söylüyorum bunu, belki de umrunda değil onun.)

Hal böyleyken olayı daha fazla romantize etmeyin. Bittiğini kabullenin. Bunu kabullenmeniz için onunla dans etmek bir yöntem. Eğer olayı kafanızda büyütüp bu dans işini tabu haline getirirseniz kendiniz zarar görürsünüz. Yapmanız gereken şey sanki yaşananların hiçbir önemi yokmuş gibi her şeyi normalize etmek. Yalnız siz böyle umarsız göründüğünüz zaman bu kişinin egosunu incitip ondan tekrar ilgi görmeye başlayabilirsiniz. İşte o aşamada bu ilgiyi kibarca elinizin tersiyle itebilirseniz fenafillaha ermiş olacaksınız :D bir daha da böyle bir konuda bu şekilde hissetmeyeceksiniz hiçbir zaman.

Ayrıca "biraz zaman ver" tarzı şeyler söylemeyin lütfen, hiç tasvip etmedim. Böyle davranmak sizi duygusallaştırıp olayla baş etme sürecinizi uzatır sadece. "Belki sonra" deyip geçin en fazla.
0
akhenaten
(16.04.24)
ercu+1 hem ozguvenli hem kirilgan olmasina gumledim. tam bi narsist reismis amq hastasi
0
ala09
(17.04.24)
Yapma

Ortam garip olmasın, dans partnerini değiştirirken denk gelince sorun olmasın diye direkt gelmiş olabilir.

Ayrıca aynı kurstasınız, 2 hafta flört ettiniz, ghostladı ama ghostlamayıp ilgilenmediğini belirtti. Ben bu zaman çizelgesini anlamadım. Aynı kursta olduğunuz için ne zaman ghostladı ne zaman dansa kaldırdı karıştı orası.

Bu arada yaklaşık 20 kadınla geçici ilişkiler yaşamış olmasının paylaşım sebebi ya arkadaşça sohbet ya da 21. geçici ilişki olmanızı iistemesi. Siz onu istemeyince de devam etmeye çalışmış normal iletişime.
0
nawar
(17.04.24)
@ercu direkt sayi vermedi ama aldatildigi iliskisi bittiginden beri (5 yilda) hayatina 15-20 kadin girdigini soyledi.

@nawar yok oyle degil, bariz sekilde benimle dans etmek icin salonun obur kosesinden bana dogru geliyor. zaman cizelgesi basitce soyle. ayni dans kursunda birkac aydir tanisiyoruz, 2 hafta flort ettik, sonra birden iletisimi kesti. bir hafta sonra dans kursunda karsilastik ve iliski istemiyorum vs dedi.

guncelleme: sonuc olarak yapmadim arkadaslar. ama ben mesafemi korumaya calistikca, o beni daha cok zorluyor, gozunu surekli ustumde hissediyorum. yine benimle dans etmek icin karsi koseden geldi. dersten sonra salondan cikarken herkese dogru el sallayip iyi aksamlar dedim, bana eliyle opucuk atti. ne kafasi yasiyor bilemiyorum.
0
🌸inspired by a true story
(17.04.24)
Sende heyecan uyandirmayi seviyor.Sen bu hikayede sadece bahanesin.Hic sallamasan, sallamadigini da belli edecek kadar cool olsan muhtemelen o tekrar kapini calacak ama bunu yapabilecek gibi gozukmuyorsun.
0
turkuaz
(17.04.24)
@turkuaz belki haklisin ama hoslandigim ve (sayesinde) cok yukseldigim adam beni istemedi diye 3 gun sonra onu sallamiyor gibi davransam, bu onu sallamadigim anlamina gelir mi? bence gelmez, sallamiyor gibi yaptigim kabak gibi gorunur olur. zaten su anda gercekten sallamiyor olsam, flort ederken o kadar da hoslanmamis olurdum. e adam biliyor benim ondan cok hoslandigimi, demez mi ayak yapiyor diye. bence der.
0
🌸inspired by a true story
(17.04.24)
@inspired by a true story,flort doneminiz ile su an arasinda fark var.O zaman iliski ihtimali varmis ancak su an neden olmayacagina dair aciklama yapilmis bir tarafsiniz.Dolayisiyla bir gunde beyazdan siyaha gececek psikolojide olun demiyorum ama bu surec yasanmisken ayni ilgiyi gostermemeniz ona daha notr davranmaniz eski duygularinizin sahte oldugunu gostermez.Bence dogru olan bu.
0
turkuaz
(18.04.24)
(2)

Goethe Institut Hangi Kitabı Kullanıyor?

Etanglement
Eğitim kitabı ücrete dahil değildir diye yazmışlar, bu kitabı önceden edinip çalışmak istiyorum. Yarın Almanca eğitimi için kayıt olacağım
Eğitim kitabı ücrete dahil değildir diye yazmışlar, bu kitabı önceden edinip çalışmak istiyorum.
Yarın Almanca eğitimi için kayıt olacağım
0
Etanglement
(16.04.24)
Ben giderken kendi kitapları vardı kendi logolarıyla. Hala aynıdır. Bu tür kitaplar özellikle alt seviyedeyseniz kendi kendinize çalışmaya uygun değil pek. Etkinlik kitabı formatındalar, sınıf ortamı dışında pek bir numarası yok. Eğitmen eşliğinde kullanılıyor.
0
akhenaten
(16.04.24)
A1 seviyesi için Netzwerk Neu kullanıyorlar.
0
semyasa
(17.04.24)
(19)

Hayatınızdaki en mutlu anların kaçı sporla ilgili?

nundu
Öyle çok aşırı fanatik, futbol/basketbol vs ile yatıp kalkan holigan biri değilim, ama şimdi hayatımdaki en mutlu 10 an listesi yapsam aklıma gelen örneklerden minimum 3-4 tanesi spor dünyasından olaylar. Yani öyle mutsuz bir hayatım da yok ya da çok boş beleş de yaşamadım şimdiye kadar neyse ki ama
Öyle çok aşırı fanatik, futbol/basketbol vs ile yatıp kalkan holigan biri değilim, ama şimdi hayatımdaki en mutlu 10 an listesi yapsam aklıma gelen örneklerden minimum 3-4 tanesi spor dünyasından olaylar. Yani öyle mutsuz bir hayatım da yok ya da çok boş beleş de yaşamadım şimdiye kadar neyse ki ama hayatta yaşadığımız olaylar anlık mutluluktan ziyade süreç gibi olduğu için "en mutlu an" kategorisine girecek spesifik olayların sayısı o kadar fazla değil gibi.

Bununla ilgili meşhur bir alıntı da vardı, Nick Hornby diye aklımda kalmış ama futbol kitapları yazan başka birine de ait olabilir, işimde gücümde çocuk sahibi adamım ama hayatımın en mutlu anlarının çoğunda futbol var gibi bir sözdü.

O yüzden mesela futbol vs takip etmeyen, spor dünyasına uzak kişiler için bunun yerini dolduracak bir şey var mı diye merak ediyorum bi yandan da. Messi'nin 2022 dünya kupası şampiyonluğu mesela hayatta en çok mutlu hissettiğim iki üç andan biri net olarak benim. Hele bi Arjantinli için falan tahayyül edemiyorum. O yılların birikmişliğini atan anlık mutluluk hali biraz zor yakalanacak bi şey gibi geliyor ki zaten futbolu futbol yapan da bu tabii.
0
nundu
(16.04.24)
Sayılır mı bilmiyorum ama yoga yapıyorum, burgularda çok iyiymişim hocam söyledi. Çok iyi düzeyde esneğim. Hatta bunu geliştirmeye çalışıyorum.
0
rock n roll
(16.04.24)
Futbolseverlik ayrı bir olay. Bence ayrıca incelenmesi gereken bir olgu. Başlığı spor ve mutluluk üzerine açmışsın. 14 yaşımda Tae Kwon-Do yla başladım spora, hayatımın hiçbir evresi sporsuz geçmedi ve bana aşırı mutluluk vermiştir.

Sen spor severlik deyip Arjantini de işin içine katıp milli duygularla bezemişsin ama iki tane Tae Kwon-Do cu ya da halterci Dünya Şampiyonu kızımızın ismini say desem sayamayacağını tahmin ediyorum.

Dediğim gibi Futbol seyri severlik ayrı bir olgu. Futbol hakemlik eğitimim de var, lisans almadım gerçi. Ayrıca Beşiktaşlıyım derim de şu an kalecisi kim bilmem. 20 yaşımdan sonra Hiçbir maçın 90 dakikasını baştan sona seyretmedim. Asla da hayatımda bir mutsuzluk ya da eksiklik hissetmedim.
0
Mirket
(16.04.24)
eğer sporu kendim yapmıyorsam, hayatımdaki en mutlu anlarım listesine almak aklıma bile gelmez.
0
co2s2
(16.04.24)
başlığı spor diye açmamın nedeni, oraya futbol yazarsam basketbol, tenis, voleybol sevenleri dışlama durumu. Mesela geçen yaz voleybol avrupa şampiyonluğumuz da benim top 50'ye girer. Nadal'ın kazandığı son Avustralya açık yine girer, basketbolda 2010 dünya şampiyonası sırbistan maçını da yazarım. Bunlar beni inanılmaz mutlu eden anlardı. Olimpiyatları her sene düzenli takip ederim ama olimpiyatlarda aldığım keyif, bu anlık mutluluk peakleri gibi değil. O kadar benimsediğim olimpik sporcu hatırlamıyorum.

Ezberden birkaç tekvandocu sayabilirim, dünya şampiyonu halterci kızımızı haberlerde gördüm ama ismi aklımda değil ama bunun soruyla ne alakası var çözemedim. İkisi de aşırı ilgili olduğum sporlar değil, ben tüm sporlarla çok ilgiliyim iddiasında bulunmadım. Ama mesela 1988 olimpiyatlarında hayatta olsam belki naim'in şampiyonluğuna da bu kadar sevinecektim ya da muhammed ali'nin dövüşlerine yaşım yetse o da bu listeye girecekti.
0
🌸nundu
(16.04.24)
Mutlu hissettiğim anlarin hepsinde olaylarin oznesi benim, aktif bir roldeyim ve ekran karsisinda degilim.

Herhangi bir sey izledigim herhangi bir an benim icin cok mutlu kategorisine kolay kolay giremez. Mac izlemek gibi aslinda benim bir sey yapmadigim, sadece izleyicisi oldugum bir an bana o tatmini saglamaz, saglamiyor. Benim hayatta daha buyuk mutluluklarim tatminlerim var.

Hayatinda futbol olmayanlar senin yasadigin bu hissin yerine bir sey koyma geregi duymuyor olabilir. Cunku bir seyi izlerken olaylara gostedigin pasif sevinc aslinda insan hayatinda cok buyuk bir yere sahip degil, izledigin bi filmi sevmek gibi.
Kendimle alakali mutlu oldugum onca sey var. Izledigim bir seyden mutlu olmak bunlarin en kucugu. Spor yapmak bunlardan biri. Ama izlemek degil.
0
zimbirik
(16.04.24)
ne kadar mutluluğum varsa hepsinde galatasaray’m var.
0
baldan kaymak
(16.04.24)
iki ama ikisini de cocukluguma bagliyorum, bugun olsa etkilemez yani.

1- raikkonen'in f1 sampiyonlugu, sandalyeden araba vites tabaktan direksiyonla tum sezon her yaris 70 tur beraber suruyordum. 12 yas.

2- ilhan mansiz'in altin golu, 7 yas.
0
gule gule
(16.04.24)
2008 ya da 2009'da sanirim 3-2 biten efsanevi türkiye cek cumhuriyeti futbol maci haric hicbiri :) o da 14 yasinda falan oldugum icin o zaman.

linki buldum
www.youtube.com

insanin fatih terim fonuna giresi geliyor. cidden güzel macmis. 3-2 öne gectigimizde volkan in rakibi ittirip kirmizi kart almasi ise tam bizlik olmus.
0
robert bosch
(16.04.24)
%70'i. galatasaray ve milli takim.
0
buenosdias
(16.04.24)
Amator olarak Muaythai ve boks kasiyordum. Bi gun bi uyusturucu saticisi bana saldirdi ve adami dovmustum. Arkasina bakmadan kacmisti o gun insanlar beni tebrik etmisti fena mutlu oldum
0
Zetnikov
(16.04.24)
10' da 3-4 fln vardır heralde - ki ben anlık mutluluklardansa biraz daha sürekliliği olan huzurlu olma duygudurumunu daha çok tercih ediyorum.

Fenerbahçe Euroleague şampiyonluğu ilk aklıma gelen.


Sporla ilgili en mutlu olduğum anların da çoğunda Fenerbahçe basketbol takımı var.
0
kumandanim
(16.04.24)
neredeyse hepsi.

ben spor aşığı bir adamım ama fanatik değilim, kültürel açıdan çok kıymetli bulduğum bir olgu spor. aynen senin dediğin gibi, arjantin şampiyon olduğunda yaşanan o mutluluk bambaşka bir şey. yahut şampiyonlar ligi maçlarının olduğu günün sabahında uyanmak ve milyonlarca insanla o aynı kıpırtıyı hissetmek, dünya kupası'na üç gün kalmışken nijerya'dan tut polonya'ya kadar onlarca ülkede çocukların aynı heyecanı yaşadığını bilmek... bu çok ucuz (hatta ücretsiz) ama yine de inanılmaz güzel bir deneyim.

benim için çocukken de böyleydi bu. babam pek eve uğramazdı, star tv'de sabri ugan'ın sesiyle şampiyonlar ligi maçlarını anamın dizinin dibinde, battaniyeye sarınıp izlerdim. saf mutluluktu resmen. lech poznan'ın şov yaptığı dönem, 2011-12 olması lazım, kar altında oynanan bi maç vardı, sanırım salzburg maçıydı. o zaman polonyalı bi kız arkadaşım vardı poznanlı, ben FM'deki kariyerlerimden dolayı lech'i zaten çok seviyordum. o maçın oynandığı akşam bizim orada da kar yağıyordu. totomu sobaya verip bilgisayardan izlemiştim.

keza altı yıl kadar önce çok alakasız bi şekilde pazar günü öğleden sonra izlediğim bi holstein kiel maçı vardı almanya 2. liginde. patates kızartması ve sosis almıştım marketten. saat öğleden sonra 2-3 gibi. keyfim yerinde. kiel'in stadyumu kutu gibi minicik çok sevimli zaten, izlerken bile huzur doluyor insan. böyle hani her şey tam denk gelir de çok iyi hissedersin ya, transa geçmiş gibi keyifli ve saf bi 90 dakikaydı benim için.

yani anlayacağın işin içinde illa "kazanma" olmasına bile gerek yok ya. f1'de 2021 sezonunun son turu olsun, arjantin'in dünya kupası şampiyonluğu olsun, kura çekimleri olsun, akşamüstü dışarıda tatlı tatlı hafif bi esinti varken oturup dünya kupası maçı izlemek olsun... kendi hayatıma, hayatımdaki insanlara, şahsi başarılarıma yönelik beş tane mutluluğa karşılık sporla ilişkili 55 tane vardır herhalde.

artık tabii pek imkan olmuyor ama nhl play-off'larında gece boyu buz hokeyi izleyip sabah 6'da periyot arasında doğan güneşi izleyip cuvaret içmek, maç bitiminde yatağa uykulu ve mutlu girip AYU GİBİ uyumak...

ben spor tutkum olmasa yüzde yüz balici filan olur ve çok erken ölürdüm ya.
0
mark greg sputnik
(16.04.24)
Sıfır (0). Takım tutmuyorum, hiçbir sporu özellikle takip etmiyorum. Kendim de spor namına fitness ve yürüyüş/koşu yapıyorum, yaparken iyi hissediyorum ama sıralamaya girmez :D
0
akhenaten
(16.04.24)
Kendimi desteklemek için bir cevap daha yazmak istemezdim ama şimdi aklıma geldi,

Hayatımızda bir mutluluk ölçüm cihazı olmadığı için iki an arasındaki mutluluk kıyasını yapmak zor ama biri sana en mutlu olduğun 10 anı sorarsa aklına çok spesifik şeyler gelir üniversite sınavı kazanmak, sevdiğin kişiyle önemli bir an, çocuk sahibi olmak vs vs. Ama bunlarla beraber izlediğin bir maç ya da bir yarış da gelir çünkü paylaşılmış bir mutluluk o durum. Yani üniversite sınavını kazanman bireysel, hadi en fazla 15 kişiyle paylaşabileceğin bir mutluluk ama takımının şampiyon olmasını milyonlarca kişiyle paylaşıyosun. Yani ailemle, arkadaşlarımla, sevgilimle geçirdigim ve çok mutlu olduğum günler var, eğitim hayatımda ya da iş hayatımda başarılı olup mutlu olduğum zamanlar var ama çok spesifik olanlar hariç bunlar genel hayat mutluluğuna katkısı var ama 10 sene önceki bir arkadaş buluşmasında da çok mutluydum be demek zor yani. Ama Beşiktaş'ın 2021 şampiyonluğunda Göztepe maçında Ghezzal'ın attığı penaltı golü, 2002'de İlhan Mansız'ın altın golü gibi anlar beynimde capcanlı duruyor. O an yaşadığım mutluluklar minimum bir senelik bekleyişin anlık coşkusu olduğu için de çok etkili hisler oluşturuyor.

Mesela Bayer Leverkusen taraftarlarına sorsan hayatındaki en mutlu gün ne diye, futbolla yatıp kalkmayan standart bir taraftar bile dünkü şampiyonluklarını ilk 5'e koyar. Ömürlük bir bekleyiş ve muhteşem bir şampiyonluk kazandılar, bunun "Pehh futbol işte" diye küçümsenmesi yanlış geliyor.
0
🌸nundu
(16.04.24)
yazdığını görünce yine yanıtlayayım istedim.

kesinlikle katılıyorum. futbol peh işte diyen kimse uzaklaşıyorum. golfle ilgilensen ilgisini çeker çünkü. futbolu basit buluyor. ben onunla deşarj oluyorsam benim için o dur. küçümseyenlerin yüzüne laf etmiyordum önceden, artık öyle bir laf ediyorum ki bir daha karşılaşmayalım bile.

ayrıca biz kimiz ki yüzyıllardır milletlerce uluslarası branşta kabul gören bir spor türünü yargılayacağız bakışı yok. voleybolu da ben sevmiyorum ama pehh voli demiyorum. karşısındakine saygı duymayan insan, düşmanımın çöpüne bile layık değil.

benim için önemliler:
11.12.13 juventus galibiyeti
12.05.12 şükrü saraçoğlu şampiyonluğu
mauro icardi’nin takıma katılması
bayern münih ile süper 3 lü kupa yılı

üzüntülerde de var:
ulu johan elmander in çok geç transferi
0
baldan kaymak
(16.04.24)
Verilen cevapların benim yazdıklarımla ilgisi var galiba şeklinde bir alınma oldu bende. Onun için cevap vereyim dedim.

Ben sporseverlik deyince akla 'futbol seyretme severliği'nin gelmesi konusuna takıldım ve onu dile getirdim sadece.
Daha önceki cevabımda da söylediğim gibi ben kendimi bir sporsever olarak nitelendiriyorum ama yönetmek ya da yönetimine katkıda bulunmak zorunda kaldığım birkaç maç dışında hiçbir maçı 90 dakika boyunca seyretmedim.

Bana küçük ya da kötü gelmiyor. Ben bu olaydan bir zevk almıyorum. Zevk alana da söyleyebileceğim olumsuz bir söz yok. Haddim değil.

İlaveten golf de oynadım ve zevk aldığımı söyleyemem. Onu da sevmem yani. Tenis desen seyretmeyi severim bak. Ama o da baştan sona değil.

Yani sporseverliğin ayrı, Futbol seyretme severliğin ayrı şeyler olduğunu düşünüyorum. Bu benim düşüncem. Herkes istediğini düşünebilir ve hiçbirini küçümsemem. Hepsine saygım sonsuz.
0
Mirket
(16.04.24)
Hayatımın en mutlu hissettiğim günü; 17 Mayıs 2000.

İleride çocuğum olursa sadece onun hissi geçebilir.
0
jonas
(16.04.24)
Resmen şaşkınlıkla okudum bu duyuruyu.

Ömrüm boyunca oturup düşünsem insanların spordan dolayı mutlu olabileceği aklımın ucundan geçmezdi. Hele ki ilk sıralara eklenmesi filan. Olayların öznesi bile değilken sadece dışarıdan izlerken hem de.

Bir süre buna şaşırmaya devam edeceğim. Nası ya nasıııı?
0
Gradient_tabanlı_mor
(16.04.24)
@gradient ‘e bir yanıt yazacağım :)

toplumun gerçek anlamda parçası olmak demek bence ait olduğun yada iz bulduğun parçayı taşıyan yada temsil eden bir başkasının başarısıyla mutlu olmaktan geçiyor.

ben merkezcilikten uzak birlikte bir paydada keyif alıyorsun.

şöyle düşünelim şampiyonlar ligi final yada dünya kupası final maçı. 11-11 toplam 22 oyuncu olacak sahada.

hiç konuşulmasa izlenmese herkes evinde maçtan bir haber. ama konuşuyoruz buluşuyoruz kafeye gidiyoruz. 22 kişi kadar sporcu değiliz ama bir şekilde parçası olup sohbet aracı haline getiriyoruz. kaybedene takılıyoruz falan.

ee dalga geçme seviyen ve yüzünü güldürme seviyesi de yüksek ise al sana anı :)

ilk sıralara gelme olayına gelince daha mutlu olaylar yaşanmadığı içindir. şahsen çocuğum olsa onu birinci sıraya koyardı gönlüm.

bu bence daha çok seni sen yapan, keyif aldığın şeylerin etkisi ile ilgili. eğlenceli bir noktaya güzel bir bakış açısıydı, yazmak istedim. konuşurum bile bu konuyu. çok değişik şeyler çıkabilir bence içerisinden. :)
0
baldan kaymak
(18.04.24)
(2)

Hafif kıvırcık/dalgalı arası erkek saçı?

dejame
Saçlarımı pek uzatmıyorum. Üstten aşağı doğru çektiğimde burnumun ortasına geliyor en fazla.Ama istiyorum ki saçlarım daha canlı olsun, bukleler tatlı gözüksün. Şu an pek bukle oluşmuyor, hafif dalga yapıp kalıyor. Tam anlatamadım ama biraz daha iyi gözüksün istiyorum. Hiçbir saç ürünü kullanmıyorum
Saçlarımı pek uzatmıyorum. Üstten aşağı doğru çektiğimde burnumun ortasına geliyor en fazla.
Ama istiyorum ki saçlarım daha canlı olsun, bukleler tatlı gözüksün. Şu an pek bukle oluşmuyor, hafif dalga yapıp kalıyor. Tam anlatamadım ama biraz daha iyi gözüksün istiyorum. Hiçbir saç ürünü kullanmıyorum, hatta yıllardır dümdüz defne sabunuyla duş alıyorum. Kuruluk - kepek gibi hiç problem yaşamıyorum ama duştan çıktıktan sonra bakım yağı veya şekillendirmeye yardımcı neler kullanabilirim?
0
dejame
(16.04.24)
Aynı tarzda saçlarım vardı, öncelikle şunu bilmelisiniz ki o "ışıl ışıl saçlar" doğal değil. Öyle bir şey yok, baya bir emek var o saçlarda. Eğer gerçekten başarılı bir sonuç istiyorsanız baya bir yaşam tarzına dönüştürmek gerekiyor işi.

Her şeyden önce eğer şekil vermeden doğal şeklini korumak ve aynı zamanda canlı görünmesini istiyorsanız saçlarınızı yavaşça kurutmalısınız. Fön yok, sadece havluyla bukleleri bozmadan nemini alıp 3-4 saat açık havaya çıkmayacaksınız. Saçı tarama işini duşta saçınız ıslakken yapacaksınız. Yıkanırken saçlara çok haşin davranmayacaksınız.

Saç kremi şart, arada bir saç maskesi de kullanın. Kuruma sürecinde, hafif nemliyken kafanızı aşağı eğip buklelere hafif hafif bastırarak köpük kullanmalısınız. Kıvırcık saçlar için olanları alın.

Güneş saçınıza mümkün olduğunda az temas etmeli. Rüzgar da düşman. Defne sabununu da unutun. Saçınızı nemlendirecek ve elektriklenmeyi önleyecek her şey mübah.

Bu saydıklarımı düzenli olarak sürdürmek tam bir çılgınlık, saçımı kestirmeye karar verme sebebim de buydu. Ama sonuç alıyorsunuz o ayrı.

Bunlar arasında en hızlı ve etkili sonucu bence yıkama ve kurulama rutinine ek olarak iyi nemlendiricili bir ürün seçip ona bağlı kalmak ve köpük tarzı bir şekil korucuyu kullanmak geliyor. Mükemmel olmasa da yeterli ve sürdürülebilir düzeyde düzgünleşir saçınız.
0
akhenaten
(16.04.24)
Siz bence tam olarak "Hakan Mengüç" saçı istiyorsunuz.

İşte o saç: www.hakanmenguc.org

Görenler hayrete düştü: www.hakanmenguc.org

Saçlarımla anılmak istiyorum: www.hakanmenguc.org

Saçları ile söyleşi yaptık: www.hakanmenguc.org

Blendax saç ödülünü Hakan Mengüç kazandı: www.hakanmenguc.org
0
burka
(16.04.24)
(10)

asgari ödeme tutarı

hknty
kredi kartının sadece asgari ödeme tutarını ödeyince gecikme faizi işlemiyor sanırım. banka neden böyle bir şey yapıyor? mesela 1000 lira yerine 300 lira ödicez diyelim. neden kalan 700 lirayı almıyor? o 700 lirayı sonraki aya mı deverediyor yoksa bütün aylara mı bölüyor. nasıl alıyor?
kredi kartının sadece asgari ödeme tutarını ödeyince gecikme faizi işlemiyor sanırım. banka neden böyle bir şey yapıyor? mesela 1000 lira yerine 300 lira ödicez diyelim. neden kalan 700 lirayı almıyor? o 700 lirayı sonraki aya mı deverediyor yoksa bütün aylara mı bölüyor. nasıl alıyor?
0
hknty
(16.04.24)
Almıyor derken? Yanlış mı anladım?

Banka almıyor değil, ödemesi gereken kişi ödemiyor. Dolayısıyla faiz işliyor. Banka normal alacağına bir de faiz işleyip daha çok kazanıyor.

700 faizle beraber diğer ayki Ekstrende geliyor.
0
saturn
(16.04.24)
almıyor derken yani o ay ödemek zorunda bırakmıyor. aylık ödemenin ufak bir kısmını ödeme imkanı tanıması bile ilginç geldi.

asgari tutarı ödeyince ekstradan gecikme faizi işlemiyor sanırım. yanılıyor muyum? sanırım sadece hala ödenmemiş olduğu için sonraki ay da 700 liradan faiz alınıyor.
0
🌸hknty
(16.04.24)
Ödemediğin tutar için faiz işliyor. Ekstrede görebilirsin alışveriş faizi falan gibi isimleri olur.
0
etna
(16.04.24)
Gecikme faizi işlemez ama asgari harici borca akdi faiz işler. 700tl'nin akdi faizini son ödeme tarihinden itibaren değil de ekstrenin kesildiği gün başlatır. Asgari haricini ödememek size kalmış, banka paranın üzerine faizi, gecikme bedeli vs. gibi ek ücretleri de ekler bir dahaki ekstrenize yansıtır.

YK'nin websitesinde hesaplama detayları verilmiş, 1000TL'nin asgarisini ödersen 15,75TL faiz işliyor. 1000TL'ye karşı hiç ödeme yapmazsan 23,50TL gecikme faizi işliyor.
0
Tutkun
(16.04.24)
Asgari tutarı ödemenin size faydası gecikmeye düşmüyor olmanız ve bu sayede kredi notunuzun etkilenmemesi. Aynı zamanda borç ödememe halinde işleyecek yasal süreler de buna uyum sağlıyor.

Asgari ödemenin size zararıysa borcunuzu kapatmamış olmanız. Borcunuza gecikme faizi işlemiyor, ancak alışveriş faizi işliyor. Alışveriş faizi de aylık bir oranla verilir ve günlük yansıtılır. Atıyorum %3 alışveriş faizi varsa bu kalan ödenmemiş borcunuzun bir ay sonra %3 artmış olacağını gösterir ve bu artış günlük olarak gün başına düşen tutar kadar siz ödeyene kadar borcunuza eklenir. Asgari tutarın altında ödeme yapmışsanız ayrıca bir de gecikme faizi işler.

Yani banka hiç faiz işletmiyor değil. Neden böyle bir şey yapıyorlar, çünkü bankanın bir kaybı yok. Üstüne sizden faiz geliri elde ediyor. Eğer borcunuzu hiç ödeyemezseniz de sizin borcunuzu varlık şirketlerinden birine satıp kendi alacağını alıyor. İnsanın başına her şey gelir, siz borcunuzu ödeyebilecek biri olmanıza rağmen o ay alacağınız ödemeleri alamamış ya da yapmanız gereken başka ödemeleri önceliklendirmiş olabilirsiniz. Eğer böyle istisnai bir durumda bile kredi notunuz düşecek olsa kredi kartı kullanmaya daha soğuk bakardınız. Bu da bankaların işine gelmezdi. Asgari ödeme tutarı sadece "o ay için durumunuz sıkışık olduğunda" mantıklı bir şey. Bi nevi bankaya güvence vermiş oluyorsunuz ve olay geçici olarak tatlıya bağlanıyor. Sonuç olarak herkesin işine geliyor.
0
akhenaten
(16.04.24)
Kredi kartının "Kredi" kısmı biraz da o asgari tutar ödendikten sonra kalan, ödenmeyen ve faiz işletilen kısmı. Bankalar için kredi kartını kazançlı hale getiren de biraz o, zira kredi kartları tek başına çok karlı ürünler değiller. Özellikle faizin yüksek olduğu Türkiye gibi bir ülkede eğer müşteriler kredi kartı ekstrelerini tam ve zamanında ödese bu banka için pek de hoş bir şey olmazdı, zira sizi 30-40 gün civarı bir süre bedavaya fonlamış olurdu. Yani müşterinin asgari tutarı ödemesi bankanın işine geliyor ve eğer devlet "Bundan sonra asgari ödeme tutarı 100% olacak" dese buna muhtemelen ilk bankalar karşı çıkardı.
0
salihdt
(16.04.24)
duydugum kadariyla bankanin en sevdigi musteri borcun asgarisini odeyen musteriymis. cunku borcun oldugu surece musterisin. ve evet kalan borca faiz uygulaniyor.

eskiden asgari odeme toplam borcun %10'uydu. gencken bu sebeple epey faiz odedim sahsen.
0
supergirl
(16.04.24)
peki bu durumda borcun süresi uzuyor değil mi? mesela aylık 1000 lira toplam 12 ay borcumuz var. ilk ay 1000 lira yerine 400 lira ödüyoruz diyelim. 6 ay böyle devam ettik. 12 bin liralık borçtan sadece 2400 lira ödendi. 9600 lira hala duruyor. bu durumda 12 değil daha uzun süre devam edecek borç. yanılıyor muyum?

enflasyon yüksek olduğu için böyle yapan çok var sanırım.
0
🌸hknty
(17.04.24)
asgari ödeme tutarını ödeyince kalan tutar için faiz işliyor. o yüzden soru hatalı, konu kilit.
0
benarrivo
(17.04.24)
--1000 lira toplam 12 ay borcumuz var. ilk ay 1000 lira yerine 400 lira ödüyoruz diyelim. 6 ay böyle devam ettik. 12 bin liralık borçtan sadece 2400 lira ödendi. 9600 lira hala duruyor. bu durumda 12 değil daha uzun süre devam edecek borç. yanılıyor muyum?


++ 1000x12 ay borcunuz varsa ve ilk ay 400 oderseniz ikinci ay 1000+(600 ve faizi)+varsa bu ayki harcamalariniz=borcunuz olur. 1000 liralik taksidiniz varsa her ay 1000 lira ekstrenize isleyecek. sanki o ay harcamissiniz gibi. borc eger 12. ayda kapatirsaniz daha uzun surmez.
0
supergirl
(17.04.24)
(5)

Mesaiden sonra kafayı toparlayamama

sevilen progressive türkücü
Kafamı toparlamam uzun sürüyor, kendime gelmem 3 saatimi falan alıyor. Normal mi bilmiyorum ama kitap okumak bile eziyet gibi geliyor. Boş boş oturmak, yürümek istiyorum.Size de oluyorsa nasıl kendinize geliyorsunuz?
Kafamı toparlamam uzun sürüyor, kendime gelmem 3 saatimi falan alıyor. Normal mi bilmiyorum ama kitap okumak bile eziyet gibi geliyor. Boş boş oturmak, yürümek istiyorum.
Size de oluyorsa nasıl kendinize geliyorsunuz?
0
sevilen progressive türkücü
(15.04.24)
Yarim saat siziyorum koltukta sonra fisek gibi oluyorum
0
floydian
(15.04.24)
Titanic +1
Yani bu aslında kişiye bağlı. Misal ben twtich/youtube anlamsiz şeyler izliyorum biraz dizi falan izleyemem çünkü bir şey anlamaya çalışmak istemiyorum.
Meditasyon deneyebilirsiniz.
Yürümek güzel fikir.
0
logisticsmanager
(16.04.24)
Her zaman mı böyle? Bazen ne yaparsanız yapın dönemsel olarak yorgun hissedebiliyorsunuz. Hayat hiçbir zaman stabil değil. Böyle durumların yaşanması normal, siz de bu his geçene kadar uğraşacak yeni bir şeyler bulun, ilginizi çeken bir şeyle meşgul olmaya çalışın. Yaşadığınız histen kurtulamazsınız ama süreci atlatana kadar yardımcı olur.

Eğer az uyumaya başladıysanız toparlanana kadar daha erken yatın, eğer beslenme düzeniniz aksadıysa geri düzene oturtun. Bunlar çok etkili oluyor genelde.
0
akhenaten
(16.04.24)
@akhanaten
Çoğu zaman böyle. Yoğunluğun fazla olduğu günlerde daha fazla hissettiriyor.

Spora gidiyorum ama düzenli gidemiyorum.
Gece sık uyanmaya başladım belki ondan da kötü hissediyor olabilirim.
0
🌸sevilen progressive türkücü
(16.04.24)
Ben yemek yapıyorum ya da evden dısarı atıyorum hemen kendimi iyi geliyor.

Ben bir ara uyku problemi yaşıyordum. Gece terörü, epilepsi benzeri nöbetler, sık uyanma, kalitesiz uyku vardı. Gün içerisinde yaptıklarıma da yansıyordu. Sonra nöroloji uykuma yardımcı olacak antidepresan tarzı bi hap verdi. Yeniden doğmuş gibi oldum ve gün içinde konsantrasyonum arttı. İş öncesinde ve sonrasında başka şeyler yapmaya enerjim geldi. Tek sorunum uykuymuş.

O yüzden, belki de doktor tavsiyesiyle uykuya yardımcı olacak bir şeyler almanız, nörologla konuşmanız artı olabilir
0
jazzabel
(16.04.24)
(7)

Market pirincini yıkamak şart mı?

dejame
Daha kolay olsun diye cream of rice yapacağım. Tarifi çok basit, robotta pirinci un olana kadar çekiyoruz. İnternetten hazır almak yerine çok ucuza geliyor. Fakat marketten aldığım pirinci yıkamadan kullanırsam üstünde pestisit gibi zararlı maddeler var mıdır?
Daha kolay olsun diye cream of rice yapacağım. Tarifi çok basit, robotta pirinci un olana kadar çekiyoruz. İnternetten hazır almak yerine çok ucuza geliyor. Fakat marketten aldığım pirinci yıkamadan kullanırsam üstünde pestisit gibi zararlı maddeler var mıdır?
0
dejame
(15.04.24)
Bazı bitkiler topraktan siyanür alır. Elma ve pirinç bu bitkilerdendir. Elma, siyanürü çekirdeğinde depolar.

Pirinci sadece yıkamak değil birkaç saat ılık suda bekletmek doğru bir davranış olacaktır.
0
Mirket
(15.04.24)
her pirinci yıkamak gerekir. mercimeği de. bulguru da.
0
jelly bear
(15.04.24)
ne pirinci ne bulguru yıkarım yaparken. yıllardır ölmediiğime göre çok da bir problem olmasa gerek.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(15.04.24)
Pirinci yıkamanın esas sebebi nişastasından kurtarmak. Eğer yıkamazsanız hem çok kolay lapalanır hem de tadına etki eder. Örneğin japon mutfağında genelde pirincin kolay yapışması önemli oluyor, onun için öyle uzun uzun yıkanmıyor. Tadı da sizin kendi zevkiniz nişastalı severseniz yıkamayın.

Cream of rice nasıl oluyor bilmiyorum, tarifte yazdığı gibi yapın. Pirinci zaten lapa haline getirecekseniz yıkayıp yıkamamak çok da önemli olmaz ama tadını etkileyebilir.

Bir de pestisit olmasa bile en azından bir tozunu almak için dahi olsa soğuk sudan geçirmek faydalı. Neticede tarımsal ürün. Üretim sürecinde girdiği çıktığı yerlere güven olmaz.
0
akhenaten
(15.04.24)
pirinci yıkamazsan şekeri kilo aldırır. yıkanman şart.
0
sizofren06
(15.04.24)
Pirincin geldiği tırı/kamyonu, beklediği depoyu, paketleme sırasını vs. düşünürsen yıkaman en hayırlısı.
0
chicha_v2
(15.04.24)
bi tane gida muhendisi goruyorum instagram'da. paraboiling diye bir yontemi gosteriyor. pirinci yikamiyor ama suyla birkac dakika kaynatiyor. sonra suzup esas pilav yapma islemine geciyor.

yani anliyorum un yapacakmissiniz da, robotta un olur mu bilemedim. ogutucu lazim sanki ona. pirinc unu mu alsaniz :D
0
supergirl
(16.04.24)
(5)

Hatırlatıcı uygulama tavsiyesi

kanepeee
Diş fırçasını değiştirmek, berbere gitmek, çimleri biçmek gibi geniş aralıklarda yapılan işleri hatırlatacak bir uygulama arıyorum. tabi ilaç kullanıyorsam onu da her sabah hatırlatabilme özelliği fena olmaz.Örneğin her 2 ayda bir diş fırçasını değiştirmemi hatırlatsın. "ertele" tuşu olsun, bugün di
Diş fırçasını değiştirmek, berbere gitmek, çimleri biçmek gibi geniş aralıklarda yapılan işleri hatırlatacak bir uygulama arıyorum. tabi ilaç kullanıyorsam onu da her sabah hatırlatabilme özelliği fena olmaz.

Örneğin her 2 ayda bir diş fırçasını değiştirmemi hatırlatsın. "ertele" tuşu olsun, bugün diş fırçası alamadıysam yarın hatırlatsın. Yarın da alamazsam sonraki gün hatırlatsın. "değiştirdim" dediğim andan itibaren 2 ay saysın.

Android uyumlu olması şart. Mümkünse macos ve ios uygulamaları da olsun.
0
kanepeee
(14.04.24)
Telefonların dahili takvim uygulaması bunların hepsini yapıyor?

En azından samsungun takvimi ve google'ın takvimi için böyle.
0
akhenaten
(14.04.24)
Ben takvime sadece gerçekten vadesi olan toplantı veya ödeme gibi şeyleri koyuyorum. Takvim kalabalık olmasın diye.

Ivır zıvır olanlar içinse Microsoft To Do kullanıyorum ... Win, MacOS, Android, Browser hepsini destekler. Ücretsiz.

play.google.com
0
alfired
(14.04.24)
hocam aradığınız uygulama Habits (Loop Tracker) olabilir. Minimalist basit sade oldukça kullanışlı ve şık. tam tarif ettiğiniz özellikleri sunuyor. Özellikle bu kategoride çok fazla uygulama inceledim, 5 yıldan uzun süredir bunu kullanıyorum.

play.google.com
0
whimsically macabre
(15.04.24)
android deseymişsiniz tam süper olacakmış.
0
whimsically macabre
(15.04.24)
google keep'e bir bakın derim.
0
zalbarath
(15.04.24)
(3)

3. dünya savaşı geliyor mu?

olimpia
Geliyorsa veya geldiyse Türkiye nasıl konum almalı sizce?
Geliyorsa veya geldiyse Türkiye nasıl konum almalı sizce?
0
olimpia
(14.04.24)
kaç tane israil vatandaşı ölmüş? iran saldırıyı bitirdim dedi. misilleme yaıpldı ve olay kapandı. iyi geceler.
0
HellKeePer
(14.04.24)
Dünyanın sonu da geliyor ama bunun için birkaç milyar yıl öngrülüyor.

Gelecekte bir 3.dünya savaşı kaçınılmaz elbette. Ancak bunun için öncelikle taraflar arasındaki güç dengesinin daha da kapanması gerekiyor. Yeni teknolojiler ucuzlayıp erişilebilir oldukça ve diğer tarafta mevcut teknolojilere bariz derecede baskın yeni fikirler ortaya çıkmadıkça bu güç dengesi de eşitlenmeye devam ediyor.

Elbette bu açık bir anda kapanmayacak ve kapanma sürecinde de gittikçe güç kazanan taraf sadece dünya savaşını beklemeyecek. Bölgesel savaşlar, bloklar içinde öne çıkıp yerini sağlamlaştırmaya yönelik hamleler olacaktır ancak 3.dünya savaşı için bence henüz zaman var.

Ayrıca ekonomik yeterlilik de göz ardı edilemez. Savaş girişimleri olsa bile tarafların savaşları sürdürebilirlik güçleri eşit değil ekonomik olarak. msci acwi gibi endekslere bakarsanız sadece tek başına ABD'nin dünya ekonomisindeki payı %60'ların üstünde ve ABD yalnız değil. Bu bloğun karşısında "dünya savaşı" diye bir karşılaşmayı gerektiği noktaya kadar sürdürebilecek bir blok yok henüz. Dünya savaşının başlaması için öncelikle şu anda devam eden ticaret savaşının kazananının kim olduğunu görmek gerekiyor.

"Tepemizin tasını attırdınız, bence siz çok haksızsınız" kaynaklı bir dünya savaşının çıkması çok zor. Gerçi tek bir insan olarak tedirgin olmak için de illa dünya savaşı gerekmiyor. İnsanın bulunduğu noktada başlayan bir mahalle savaşı bile hayatını çok kötü etkileyebilir. Umarım daha kötü şeyler yaşanmaz ne diyelim.
0
akhenaten
(14.04.24)
ikinci dunya savasindan sonra tum dunya soguk savas boyunca bunu bekledi ama olmadi. bu muhtemelen artik olmaz. artik minik devletlere ve teror orgutlerine silah satma muhabbetinden oteye gecmiyor gibi bu tur seyler. hangi gelismis ulkenin halki rahatini bozup savas moduna girmek ister? topyekun savasin halk uzerinde onarilamaz etkileri oluyor. avrupa ulkeleri bu tur seylere asla girmez artik. cok salakca olur.

olursa da turkiye ikinci dunya savasindaki politikasini kopyalayip yapistirsin.
0
bohr atom modeli
(14.04.24)
(5)

Kredi kartı aidatı yasal mı ve iadesi nasıl talep edilir?

anaphylacticshock
Merhaba, Ziraat Bankası'nın BANKKART COMBO gold kredi kartını kullanıyorum. Hem maaş hesabım hem de kredi kartı hesabım tek kartta. Kredi kartımın Nisan ayı dönemine KART AİDAT ÜCRETİ adı altında yüklü bir mebla yansıtmışlar. Kart aidat ücreti kesintileri yasal değil ve iadesini talep etme hakkımız
Merhaba,

Ziraat Bankası'nın BANKKART COMBO gold kredi kartını kullanıyorum. Hem maaş hesabım hem de kredi kartı hesabım tek kartta.

Kredi kartımın Nisan ayı dönemine KART AİDAT ÜCRETİ adı altında yüklü bir mebla yansıtmışlar.

Kart aidat ücreti kesintileri yasal değil ve iadesini talep etme hakkımız var diye biliyordum ancak internette yasal deniyor.

Normalde her sene düşük bir miktar kesilirdi ama bu sene çekilen miktar gerçekten fazla geldi.

Yıllık aidat adı altında kesilen bu tutarlar gerçekten yasal mı?

Bu yıl ve önceki yıllarda kesilen aidat ücretlerinin iadesini toplu olarak talep edebilir miyim?

Bunun için nereye başvurmam gerekir?

(Bankayı aramadım. Arasam ne diyecekleri belli. Aylık belli bir tutar harcama karşılığında kesilen aidat ücretini puan olarak yansıtma kampanyası yapmışlar. Ben puan değil kesilen tutarların iadesini talep etmek istiyorum.)
0
anaphylacticshock
(13.04.24)
Her banka taksiti, kampanyası, puanı vesairesi olmayan aidatsız bir kart çıkarıyor. Bu kartları dışındaki kartların aidatı var. Ziraatin Bankart'ının da aidatı var.

Bankalar genelde telefon açıp, iptal ettiririm haa diye tehdit edip aidatını geri isteyen müşterilerine, eğer bankaya para kazandıran bir müşteriyse, bu seferlik deyip aidatın bir kısmını iade ediyorlar veya puan veriyorlar. Genelde de blöfü görüp kartı iptal işlemi yapıyorlar.

Ziraat Bankasının hiiiç o diyaloglara girmeden direkt kartı iptal edeceğini düşünüyorum ama bir şansını dene istersen.

Bu arada Ziraatin Bankkart Mobilde aidat iade sekmesi var. Orda 6 ay süreyle belirlediği kadar karttan harcama yaparsan aidatını otomatik iade ediyor. İadesi puanla mı oluyor onu bilmiyorum ama puanları da yine mobilden harcamalarını sonradan ödeme olarak kullanabiliyorsun. Diğer bankalar gibi şu tarihte veririm şu tarihe kadar harcamazsan keserim. o arada da sadece anlaşmalı yerde kullanabilirsin saçmalığı Ziraatte yok.

Ben bütün kredi kart sorularında Ziraat güzellemesi yapıyorum da seviyor muyum ben bu bankayı nedir :)
0
Mirket
(13.04.24)
Bahsettiğiniz durum mevduat hesaplarındaki "hesap işletim ücreti" konusundaydı. Kredi kartlarında durum biraz daha farklı. Sizin kullandığınız tarzda adında gold, platinum vb. ibareler olan kartların sağladığı bazı kampanyalar ve ekstra indirimler ya da ne bileyim özel danışmanlık hizmetleri falan oluyor. Kartın prestijine göre ambulans ya da taksi hizmeti veren falan bile var. Bunlara binaen bu tip kartlardan aidat alıyorlar ya da belirlenen tutarda minimum harcama taahhüdü veriyorsunuz. Ancak çoğu bankanın temel seviyede çıkardığı, sadece kredili harcama yapmaya yarayan ve çok bir numarası olmayan kartları da var. Onlardan almayı düşünebilirsiniz.
0
akhenaten
(13.04.24)
Tuketici hakem heyetine yaz yasal degilse iade olur zaten. (Bu sekilde iade alan gördüm ama ayrıntısını bilmiyorum)
0
sanguine mcqaer
(13.04.24)
Kredi kartı aidatı yasal.
Tüm bankalar "Aidatsız Kredi Kartı" çıkarmak zorundalar, çıkardılar. Onlara geçebilirsiniz.

Bankayı arayıp onlarla aylık belli bir tutar vs. gibi pazarlık yapabilirsiniz. Aslında banka bunu yapmak zorunda değil ama sizi kaybetmemek için yapıyor.
0
michael_knight
(14.04.24)
burdan aldım çok kez www.turkiye.gov.tr
0
ShadowOfMoon
(14.04.24)
(5)

Bir yakınınız kafayı sıyırmışsa ve tehlike yaratıyorsa ne yaparsınız?

santimantal
Bir yakınım var. 50 civarı yaşta.Ciddi kişilik bozuklukları var: obsesif kişilik. İnanılmaz cimri. İstifçi. Hurda ve çöplerle haşır neşir. Hiç para harcamaz. Varyemez. Aşırı gergin. Sürekli her şeyden yakınan, küfür edip duran vs vs...Eşi ve çocukları ona artık katlanamıyordu. Yıllardır eşi yatağını
Bir yakınım var. 50 civarı yaşta.
Ciddi kişilik bozuklukları var: obsesif kişilik. İnanılmaz cimri. İstifçi. Hurda ve çöplerle haşır neşir. Hiç para harcamaz. Varyemez. Aşırı gergin. Sürekli her şeyden yakınan, küfür edip duran vs vs...
Eşi ve çocukları ona artık katlanamıyordu. Yıllardır eşi yatağını bile ondan ayırmıştı.
Ve sonunda boşanma davası açtı. Evden uzaklaştırma kararı aldı.
Adam şu an kafayı iyice sıyırmış durumda.
Sürekli her yerde saçmalıyor.
Ailesini rezil ediyor.
Durumu tahlikeli de: Boşanma gerçekleşir ve mahkeme mal varlığını bölerse iyice kafayı sıyırıp çevresine zarar verebilir.

Adamda içgörü sıfır.
Ailesi çaresiz durumda.
Bu adama nasıl yardım edeceklerini bilmiyorlar.

Benim aklıma bir şey gelmiyor.
Belki bir çare vardır?
0
santimantal
(13.04.24)
Çevresine vereceği zarardan kastınıza bağlı biraz da. Çünkü anlattığınız kadarıyla kendisi yardım isteyecek ya da yardımı kabul edecek birine benzemiyor. Bu yaştan sonra ufkunun genişleyip yeni bir bakış açısı kazanması da çok zor. Eğer gidip insanları tartaklamayacaksa kendi haline bırakın siz de. Eğer etrafında kimse kalmadığını anlarsa belki bi ihtimal üstüne kafa yorar.

Herkes ortaklaşa şekilde "ne yapalım, ne desek lafımız geçmiyor, yaşına hürmeten ses çıkarmıyoruz" tarzında mı yaklaşıyor bu kişiye? Eğer durum böyleyse biraz daha otoriter davranmak gerekiyor sanırım.
0
akhenaten
(13.04.24)
acil psikiyatriden yatış ve ilaç tedavisi
0
bir soru sorcam
(13.04.24)
Muge Anli cozer anca galiba
0
The_Lollok
(13.04.24)
reşit çocukları varsa vesayet altına alınmasını ve hastaneye yatırılmasını sulh hukuk mahkemesinden istesinler.
0
paintov
(13.04.24)
Ben olayı tam anlamadım. Adam cimri, gergin, saçmalayan ve içgörüsü size göre olmayan bir adam.

Anlattıklarınızdan bunlar dışında bir sorun olduğu anlamı çıkmıyor.

Ailesi hem boşanma davası açıp hem uzaklaştırma kararı alıp ayrıca nasıl yardım ederiz diye mi düşünüyor?

Tehlikeden kastınız ne? Kime tehlike yaratmış ya da yaratabilir?
0
Mirket
(14.04.24)
(13)

Bir erkek neden kendisine sövülmesine rağmen engellemez?

Kahvedesu
Engellenirse daha çok takar diye mi?
Engellenirse daha çok takar diye mi?
0
Kahvedesu
(11.04.24)
Aynen bazı psikopatlar var öyle olur olmadık yerlerden stalk yapip kafaya takiyolar
0
abuzer
(11.04.24)
Çünkü engelleyince olur olmadık yerlerden iletişime geçmeye çalışıyorlar, bu daha korkutucu oluyor. @abu’nun dediği gibi takıntılı insan çok. Bir sürü hesabı olan, değişik sitelerden tc numarana kadar erişen türlü türlü tip var.
0
ruhen hastayim ben
(11.04.24)
Ruhencim bana dedin galiba, bahsettiğim kişinin zaten TC si ve adresi var. Oturup aramama gerek yok. Ama haklısın var böyle takıntılı tipler, evli adamın karısına kadar stalklayıp başka gruplarda paylaşan.
0
🌸Kahvedesu
(11.04.24)
Çünkü engellemek ergence bir hareket. Bana sövene cevap vermem, engellemem için düzenli sövmesi lazım.

Öte yandan
media.tenor.com
0
Bruce
(12.04.24)
Engel pek çözüm olmuyor zaten. Bana da baska hesaplardan yazan sapiklar denk gelebiliyor mesela.
0
Yourcousinmarvinberry
(12.04.24)
Sövdükten sonra tekrar iletişime geçti ve konuştuk.
0
🌸Kahvedesu
(12.04.24)
Ee ne diyor peki
0
abuzer
(12.04.24)
Selamı var abuzer sana.
0
🌸Kahvedesu
(12.04.24)
Ben olsam gıcık olsun diye oyle yapardım. Bütün erkekleri bilemem ama.
0
encokbenisevinnolur
(12.04.24)
Ben engel olayını sadece dolandırıcı hesaplar için kullanıyorum. Engelleyince başka zaman, başka yerde fırsat olunca devam ediyor kaldığı yerden. Engellemeyince azalarak bitiyor.
0
akhenaten
(12.04.24)
Ben. Üşeniyordur önemsemiyordur belki değişir diye bekliyordur. Normal yani
Bir de sövmek? Ucu çok açık… aptal herif demek de sövmek
0
Cezcez
(12.04.24)
Sövdükten sonra konuştuysa submissive'lik seviyor olabilir.
0
Bruce
(12.04.24)
ben zerre takmıyorum. en son bi tane kız böyle yaptı bu ay oldu. bıraktım öylece. uğraşamam valla harcadığım kilobyte a yazık. silip geçtim.

cahile laf anlatmakla uğraşamam. kendisine saygısı olan yapmaz zaten.

ha ısrarcı olan erkekse ve laftan anlamayıp sövülüyorsa; o bende yok. erkeğin böyle ısrarcı olanı hiç çekilmiyor. şahsen naz yapılıp ısrar bekleniyorsa gerçi onu da ben yapmıyorum ama neyse bu başka bişi :D
0
baldan kaymak
(13.04.24)
(4)

Bu bebek kedi davranışını yorumlayalım

morca
Mahallemde birkaç haftadır gördüğüm 3-4 aylık bir bebek kedi var. Annesi veya kardeşleri yok, tek başına hep. İnsanlardan aşırı korkuyor. Diğer kedilere mama götürdüğümde o da koşup geliyor ama daha büyük kedilerden de korktuğu için mamaya yanaşamıyor, uzaktan izliyor. Ben de onun önüne götürüp dökü
Mahallemde birkaç haftadır gördüğüm 3-4 aylık bir bebek kedi var. Annesi veya kardeşleri yok, tek başına hep. İnsanlardan aşırı korkuyor. Diğer kedilere mama götürdüğümde o da koşup geliyor ama daha büyük kedilerden de korktuğu için mamaya yanaşamıyor, uzaktan izliyor. Ben de onun önüne götürüp döküyorum, önce biraz kaçsa da sonrasında gelip yiyor.

Son günlerde ise hep şunu yaşıyoruz: onun önüne mama döküyorum, kaçmıyor ve yemeye başlıyor. Ben tam gidecekken elime pati atıyor. Pati attıktan sonra uzağa kaçıp geri geliyor mama yemeye bir de. :D İlk seferki derindi, çok kanadı. Neyse dedim. Ertesi gün yine aynısı oldu. Korkuyor desem patilemeden önce mamayı yiyor zaten, bir de tam ben geri çekildiğimde yapıyor hep bunu.

Bugün beşinci kez aynı şeyi yaşadık. Diğer kediler de arada pati atıyor ama onlarınki çizmiyor bile, uyarı patisi gibi daha çok. Bu çocuk gerçekten paramparça etti elimi, bugün yarım saat kan dursun diye bekledim. Elimi gören doktor arkadaşım kan durmazsa acile git de dikiş atsınlar bile dedi.

Önüne koyduğum mamayı da yiyen bu bebek kedi niye böyle yapıyor? Ben neyi yanlış yapıyorum? Önüne döküp gidiyorum, sevmeye de çalışmıyorum ki rahatsız olsun veya korksun. Fikir ve yorumlarınızı beklemekteyim.
0
morca
(11.04.24)
ilk aklıma gelen ona zarar verebileceğini düşündüğü oldu.

insan gibi değil, kedi gibi düşünmeye çalış yani ilkel bi varlık olarak :) daha çok küçük olduğu için insanları kategorize edememiş ve hangi davranışın nereye gideceğini bilmiyor muhtemelen.

yemek yerken, tuvalet yaparken ve uyurken korumasız olurlar onun için en ufak bi harekete aşırı twpki verebilirler, özellikle yeni tanımaya başladığı eylemlerde. şöyle düşün o tam dalmış yiyiyorken sen birden hareketlenip kalkınca ona karşı bi hamlede bulunduğunu sanıyor ve ona pati atarak tepki veriyor olabilir diye düşündüm. sonra kaçıyor bakıyor senden bi hamle yok ona zarar verebilecek geliyor yemeye devam ediyor :D

yaşı ilerledikçe alışır bu duruma aynı tepkiyi vermez :)
0
e mice
(11.04.24)
Karnı doyduktan sonra, (kedi aklınca) oyun oynamaya çalışıyor olabilir. İlk aylarda annesi öğretir, ama anne olmayınca beceremiyordur ... diye düşündüm.

Pençe atınca karşılık vermezseniz, 3-5 defadan sonra yapmaz (umarım).
0
alfired
(11.04.24)
e mice +1 diyorum.

Bizim iş yerinde beslediğimiz, kucağımızdan inmeyen, kendini herkese sevdiren kedi bile mama sırasında dokunmaya çalıştığında aslan kesilip bir anda takıyor pençeyi ya da tıslıyor. Çünkü mama yerken savunmasız ve tetikte oluyorlar sürekli. Hele de sokak kedisi ve sizinki gibi savunmasız, kendini savunmayı öğrenememiş bir kedi iyice korkup ani hareketlerde tepki veriyor olabilir.
0
pianeta
(11.04.24)
@e mice +1

Çalıştığım yerdeki yavrular da böyleydi, onların anneleri de yanındaydı ama anneleri aşırı korumacı olduğu için yavrulara hiçbir zaman dokunamadık ve haliyle çok yabancı ve ürkek kaldılar insanlara karşı. Bir keresinde gözü rahatsızlanan yavrunun birine damla damlatmaya çalışırken çıkardıkları dramanın haddi hesabı yoktu :D Büyüyüp irileştikçe yaklaşmaya başladılar. Şimdilerde korkmayı geçtim, özel ilgi bekliyorlar.
0
akhenaten
(12.04.24)
(6)

Halka Arzlarınızı Tavan Bozunca Satıyor musunuz Bekletiyor musunuz?

halitkin
Şahsen girdiğim hiçbir halka arzı satmıyorum ancak görüyorum ki birçok kişi tavan bozduğu an satıyor. Sizce ben yanlış mı yapıyorum? Siz nasıl bir strateji izliyorsunuz? Ben en azından 1 sene bekletme taraftarıyım, genelde 2 katına çıkıyor ancak önerebileceğiniz farklı bir strateji varsa uygulayabil
Şahsen girdiğim hiçbir halka arzı satmıyorum ancak görüyorum ki birçok kişi tavan bozduğu an satıyor. Sizce ben yanlış mı yapıyorum? Siz nasıl bir strateji izliyorsunuz? Ben en azından 1 sene bekletme taraftarıyım, genelde 2 katına çıkıyor ancak önerebileceğiniz farklı bir strateji varsa uygulayabilirim. Bir de GYO arzlarına katılmama kararı aldım, siz GYO'lar hakkında ne düşünüyorsunuz? Halka arza girerken sektör gözetiyor musunuz?
0
halitkin
(11.04.24)
benim de 20 30 bin oldu halka arz. zaten artık çok girilmiyor. bozmuyorum.şu ana kadar dolar altın euro ve bu hisseleri hiç bozmadım. ihtiyacım olmadıkça bozmam
0
ShadowOfMoon
(11.04.24)
benzer bir soru ben de sormuştum
www.eksiduyuru.com

ben satmıyorum şimdilik. bu arada GYO arzlarına ben de girmiyorum. yakında bir tane var. millet borçlarını katlımcılara ödetecekler diye yorumlar yapmış X'de. bu yüzden katılmayacağım GYO lara. aldıklarımı da henüz satmadım. zaten 3-5 bir sey biriksin diyorum.

twitter.com
0
exlibris
(11.04.24)
ben maliyet satisi yapiyorum tavan bozmasa da %150-200 falan olunca satiyorum, kalan duruyor. Aldigim parayla da normalde portfoyumde biriktirdigim hisselerden aliyorum.

halka arz olan firmaya da bagli tabii bu biriktirmeyi dusunecegim bir firma olursa arzi ucuz bulursam tavandan alirim da. Su an icin benim acimdan oyle bir firma olmadi.
0
wallcan
(11.04.24)
Ben satıyordum, artık satmıyorum. Sattığım arzların listesini tuttum excelde düzenli olarak günlük hesaplanıyor değerleri. Güncel sepet değeri benim sattığım değerin hayli üstünde. Aslında aralarından birçoğu çok da yükselmemiş, hatta ekside olanlar da var, ama yükselenler iyi yükselmiş. Bunlar da sepeti yukarı taşımış.

Ben kendi adıma gyoları tavan bozunca satıyorum, gerisini tutuyorum. Zaten takip etmek de zor geliyor artık.
0
akhenaten
(11.04.24)
Satmadım henüz hiç. Satmamaya çalışıyorum.
0
Amaranta ursula
(11.04.24)
Eylülden beri halka arz hisseleri satın alıyorum ilk başlarda tavan bozunca satıyordum. Sonra satmamaya başladım ama lazım olunca satıyorum.

Avpgyo vakasından sonra gyo hissesi almıyorum. Teknoloji şirketlerini kesinlikle almaya çalışıyorum. Bu parayı sonbaharda kullanmayı hedefliyorum bu yüzden tutabileceğim kadar tutacağım.
0
black holes in the sky
(12.04.24)
(4)

Göndericisi amazon olan ürünün iadesi - kozmetik

condom kurşunu
Güneş kremi aldık piyasdan baya uyguna bulduk ama sonra sktsi yakın ya da geçmiş olabilir mş diye kıllandım. Geldiğinde böyle bir durum yaşarsak iadesi kolay oluyor mu?
Güneş kremi aldık piyasdan baya uyguna bulduk ama sonra sktsi yakın ya da geçmiş olabilir mş diye kıllandım. Geldiğinde böyle bir durum yaşarsak iadesi kolay oluyor mu?
0
condom kurşunu
(11.04.24)
Evet kolay.
0
jackyr
(11.04.24)
Online pazarterkerinde çok fazla sahte güneş kremi var. Şikayetvar sitesine göre Amazon’da da varmış.

Geçmişte internetten almıştım ve kokusu vs çok kötüydü, sahte ama gerçek gibi görünüyor. Güneş işi şakaya gelmediğinden Rossmann. gratis gibi yerlerdeki indiirimlere bakın
0
kaset
(12.04.24)
Normalde ürünü açmadan her türlü iade edersin zaten. Ancak açsan bile kusur varsa yine iade edebilirsin Amazon’da. Başka platform olda açınca almaz da Amazon alabilir
0
kondansator
(12.04.24)
Aynı sebepten daha önce iade yaptım ben amazonda. Batch kodunu kontrol edip raf ömrü dolduysa bu sebeple iade etmek istediğinizi söylersiniz sorun olmaz. Ayrıca iade ettiğiniz aynı ürünü geri alacaksanız evden ücretsiz gelip alıyorlar iadeyi.
0
akhenaten
(12.04.24)
(5)

Hava temizleyiciler gereksiz mi?

chicha_v2
https://www.daikin.com.tr/hava-temizleme-cihazi-nemlendirmeli-mck55w_183187İstanbul'da yaşıyoruz, evde kedi de var. Zaman zaman hava çok kirli oluyor malum. Evimiz de nemli gerçi nemlendirme özelliği olmasa da olur ama kimisi pek işe yaramıyor gereksiz vs. diyor.Japonya'da her otelde, mekanda vardı
www.daikin.com.tr

İstanbul'da yaşıyoruz, evde kedi de var. Zaman zaman hava çok kirli oluyor malum. Evimiz de nemli gerçi nemlendirme özelliği olmasa da olur ama kimisi pek işe yaramıyor gereksiz vs. diyor.

Japonya'da her otelde, mekanda vardı bu cihazlardan. Gereksiz olsa adamlar kullanmazdı bir de size sorayım dedim kullanan var mı memnun mu bu cihazlardan?
0
chicha_v2
(10.04.24)
gereksiz değil de, o linkte paylaştığınız biraz gereksiz büyük. daha kompakt ve evde şık duracak cihazlar var.
0
malheiros
(10.04.24)
Linkteki ev için fazla büyük +1

Hem gereksiz hem değil. Öncelikle açık musluğun altında bardak kurulanmaz. Atasözü olsun bu da :D

Siz toz toplamak için bu cihazı açıp bir taraftan da kapı pencere açık oturursanız hiçbir işe yaramaz.

Ancak havalandırma sistemi oluşturup genel olarak ev içi havalandırmayı bu sistemle sağlayıp arada sırada, hava temizken camları açarsanız maksimum faydayı ancak o zaman görürsünüz. Neden böyle yapasınız? Sağlıklı bir insansanız çok gereksiz masraf ve bakım yükü doğurur. Sadece çok alerjik bir bünyeniz varsa mantıklı olur.

Ya da eviniz zaten havadardır, çok sık cam, pencere açmıyorsunuzdur yine faydalı olur.

Ancak esas derdiniz kedi kıllarıysa zaten aletin çalışma mantığına ters, çok verim alamazsınız. Bu aletler havadaki tozu topluyor, kedinin minimal düzeyde havada süzülecek türden kıllarını toplar, filtreye bakınca toplanmış kıllar görürsünüz ancak yere düşecek gibi normal ağırlıktaki kıllar düşer kalır yerinde. Bu alet tek merkezde duran sihirli bir elektrikli süpürge değil sonuçta. İçinden geçen havayı filtreliyor, yerdeki tozları vakumlamıyor. Bu amaçla kullanmak için robot süpürgeler daha faydalı.

Hani güneş ışığı vurunca havada uçuşan bir toz kümesi görürsünüz ya, işte onu azaltıyor.
0
akhenaten
(10.04.24)
Philips Ac3033/10 kullanıyorum, başka bir evde, otelde uyuyunca ağzım burnum tıkanıyor, gerçekten işe yarıyor.
0
kimlanbu
(10.04.24)
mi air purifier compact aldım geçen, bence iş görüyor
0
fuzuli
(10.04.24)
Böyle cihazlar insanın toleransını azaltmıyor mu?
İnsan kirli havaya çıkınca rahatsız olmaya başlayabilir.
0
parka
(10.04.24)
(13)

günün en güzel saatleri

deranzo1
akşamüstüne bayılıyorum. güneş etkisini yavaştan kaybetmeye başlamış, tatlı tatlı yüze vuruyor. mevsimlerden özellikle bahar, mfffs enfes. enerjik hissediyor insan. keşke 7-24 bu saatlerde yaşasak.siz ne insanısınız? gece, öğle, sabahın körü?
akşamüstüne bayılıyorum. güneş etkisini yavaştan kaybetmeye başlamış, tatlı tatlı yüze vuruyor. mevsimlerden özellikle bahar, mfffs enfes. enerjik hissediyor insan. keşke 7-24 bu saatlerde yaşasak.

siz ne insanısınız? gece, öğle, sabahın körü?
0
deranzo1
(08.04.24)
en az insanı görebileceğim saatler, gece uyku desek herhalde sabah 5-7 arası.
0
gule gule
(08.04.24)
Sabahları nedenini bilmiyorum ama hep kendimi dans ederken buluyorum. Herhalde yeni gün yeni umutlar babında :))
0
rock n roll
(08.04.24)
Ben de akşamüstülerini çok severim, özellikle de yazın.
0
fraise
(08.04.24)
Sabah günün ilk saatleri, 6-7 civarı.
0
pianeta
(08.04.24)
Akşamüstü+1
Gün batımını izlemeye bayılırım.
0
Amaranta ursula
(08.04.24)
Sabah 8-9 ve akşam üstü gün batımı insanıyım. Sabah taptazecik hava ve kuş sesleriyle gün batımında güneşin muhteşem tonlarına tapıyorum
0
mor oje
(08.04.24)
sabahın erken saatleri 7-8:30 arası. bayılırım.

hele gökyüzü güneşliyse ve ben sürüşteysem üff.
0
baldan kaymak
(08.04.24)
Sabahın şerri akşamın hayrından iyidir derler eskiler.
Ne varsa sabah var. Hele de gün ağarırken.
0
etna
(08.04.24)
Kesinlikle akşamüstü...
Ama gün doğmaya yakın ve doğarken de apayrı...ama tam tamına ayık olmuyor insan
0
gadlemler
(08.04.24)
sabah gun dogumundan oglene kadar olan sureye bayiliyorum. en verimli oldugum ve gunun en umut dolu donemi.
aksamustunu de severim, gorsel solen.
en sevmedigim sanirim 2-4 arasi gibi bir sey yapmak icin hem gec, hem erken olan saatler.
0
antikadimag
(08.04.24)
Sabahın körü her şey daha huzurlu geliyor. Yazın sabah 6-9 arası.

Hava ferah, sabah güneşi zihin açıyor, kahvaltı güzel, insanlarla günaydınlaşmacalar, sabah haberleri, yorgunluk yok, bir fincan kahve vs. vs.
0
akhenaten
(09.04.24)
O kadar değişti ki zaman içinde. Lisede uyumayıp sabahladığım dönemlerde güneşin doğduğu zamanlardı. Sonra sonra vücut dayanamayınca, saatleri ayarlamayınca güneş doğmadan evden çıktığım için sevmemeye başladım o saatleri. Gece uykusuna çok daha dikkat ettiğim için geceler pek bir şey ifade etmiyor benim için. Gündüz 8-12 arası herhalde artık.. Akşamüstü manzarası güzel bir yerdeysem daha çok hoşuma gidiyor.
0
black holes in the sky
(09.04.24)
her gün gün batsın diye beklerim. akşam-gece
0
ala09
(09.04.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.