Giriş
(8)

Faiz indirim sinyali olabilir mi ?

Rao
Selamlar herkese, Aşağıdaki paylaşıma istinaden sosyal medya üzerinden bazı kişiler mesajın faiz indirim sinyali olduğunu iddia ediyor.Siz bu konuda ne düşünürsünüz. Teşekkürler. “Şu anda işi sıkı tutuyoruz. Ama bütün mesele yine geliyor, faiz olayına dayanıyor.İnşallah faizde atacağımız adımlarla
Selamlar herkese,

Aşağıdaki paylaşıma istinaden sosyal medya üzerinden bazı kişiler mesajın faiz indirim sinyali olduğunu iddia ediyor.Siz bu konuda ne düşünürsünüz. Teşekkürler.



“Şu anda işi sıkı tutuyoruz. Ama bütün mesele yine geliyor, faiz olayına dayanıyor.

İnşallah faizde atacağımız adımlarla enflasyonu son çeyrekte çok daha olumlu bir konuma taşımış olacağız.”

— Recep Tayyip Erdoğan | Türkiye Cumhurbaşkanı
0
Rao
(17.06.24)
Bence bu mümkün değil.
Bu faiz devam edecek ve reel sektörün canı çok yanacak.
Kötü durumda olan hastaya 'Sık dişini, iyi olacaksın.' demek gibi bir şeydi o.

diye düşünüyorum.
0
Mirket
(17.06.24)
Şimşek e verdiği kredinin yıl sonuna kadar olduğu şeklinde yorumlayanlar da oldu. Zaten sonuç alıyor gibi değil rasyonel politikası!
0
anon1m
(17.06.24)
Faiz indiriminin sene sonunda artık gündemde olacağı zaten bir süredir piyasada konuşulan bir konu. Kimisi yıl bitmeden 4. çeyrekte ilk indirimi göreceğiz diyor, kimisi yeni yıl ile birlikte indirimler başlayacak diyor. Zamanlama konunsunda kesin bir fikir birliği olmasa da sene sonunda faiz indirimi görme ihtimalimiz var evet.
0
cay koy geliyorum
(17.06.24)
Bir de şöyle bir olay var. Türkiye vadesi gelen borçlarını ödemek, enerji ve ilaç alabilmek için borç bulmak zorunda olan bir ülke.

Şu an Dövizi sabit tutarak ve TL'ye %40 faiz vererek aslında dövize %40 faiz vermiş oluyor ve ancak bu şekilde borç bulabiliyor.

Bundan ötesi nedir ki?
0
Mirket
(18.06.24)
Faiz indirimi eninde sonunda başlayacak zaten, büyük ihtimalle yılın ortasından sonra yavaş yavaş başlaması kararlaştırılmıştır. erdoğanın tarzı bu zaten; sessiz sakin, stressiz bi iş yapmıyor.
0
akhenaten
(18.06.24)
Faiz indirimi isteyen kesim belli muteahit galerici ve ihracaatcılar. Amaçlari daha fazla kar elde ebebilmek kalan % 90 lik kesim umrumda değil.

Faiz indirimi olsa fiyatlar yeniden zipliyacak ve turk milletine zerre faydası olmuyacak.

Faiz bu şekilde devam etmeli, hayali sirketler balon sirketler, üc beş sene önce para var diye muteahit olan galerici olanlar da piyasadan çekilsin.

Bende isterim faiz düşşün ama sıradan vatandaş faiz yükünü sırtlıyor sırf kan emici bir kesim kar yapacak diye
0
Fritz-X
(18.06.24)
enflasyon düşerse ağustosta ilk indirim gelir
çünkü 1 yıl sonunda dolarda ciddi artış olmaz ise tl ile dolara geçiş gerçekleşecek
bu durum lehimize olmaz

enflasyon oranı kadar faiz hedefleniyor
1 yıl sonrasını düşünmek gerekiyor faiz indirimlerini eleştirmek için
0
bir soru sorcam
(18.06.24)
Aldığımız tedbirler enflasyonu düşürmekte etkili olmuyor, faiz artırımına gidebiliriz.

O sözlerden bunu anlıyorum. Çünkü faiz düşürmek enflasyonu düşürmez.Faiz yükseltmek enflasyonu baskılar.

Bence faiz düşürmekten bahsetmek istedi yanlış cümle kullanıldı.
0
hebanon
(18.06.24)
(11)

Yazlıkçılara soru

dejame
Her yıl taşınma kaosu çıkıyor mu? Bu sadece tek sefer bile olmuyor, yaz boyu her git-gel sırasında valizler, çantalar, onlarca poşet, gıda, kıyafet, ne varsa arabaya doldurmaya çalışıyoruz. Kollarımız kopuyor her seferinde, bir de yazlığın işi asla bitmiyor.Komşulara bakıyorum arabasından inip bir s
Her yıl taşınma kaosu çıkıyor mu? Bu sadece tek sefer bile olmuyor, yaz boyu her git-gel sırasında valizler, çantalar, onlarca poşet, gıda, kıyafet, ne varsa arabaya doldurmaya çalışıyoruz. Kollarımız kopuyor her seferinde, bir de yazlığın işi asla bitmiyor.

Komşulara bakıyorum arabasından inip bir sırt çantasıyla iniyor, evinde keyif yapıyorlar.

Sizde durumlar nasıl?
0
dejame
(17.06.24)
Eldeki kıyafetin 4te birini ayırıp tek seferde yazlığa götürüp bırakıyorsun. Düzenli giyilen don tişört pijama gömlek neyse artık, günlük ve sadece yazın giyilecek şeyler orada kalmalı.
0
Bruce
(17.06.24)
Ben çantalı olanım ama bu sefer kedileri de getirdik. Yemin ediyorum bezdim. Bir daha kedi de getirmem eşya da. Tatil mi hamallık mı belli değil. Kampçı adamım, aracı 5 çocuklu aile babası gibi doldurup indiriyorum. İlk ve sondu.
0
prole
(17.06.24)
Evde kullanilacak esyalari asla tasimiyorsun, bir tane yazlik icin bir tane kislik icin aliyorsun.
Gidalari kislik evde bitirip gidiyorsun yazliga, gidince de yazlik icin alisveris yapiyorsun.

Zaten havlu nevresim falan 1 tane bile tasimamaniz lazim, yazligin ayri kisligin ayri takimlari olur.

Yazlik kislik arasina tasiyacagniz tek sey giyiminiz olabilir, onda da ic camasiri coraplar pijamalar kislik ve yazlikta ayri ayri durur zaten. Sen gunluk kiyafetini, ayakkabilarini falan tasirsin yazliga. Onu da yaparken gercekci olup kullanilmayacak seyler tasimazsin.

Mesela bikini bayo gibi seyler yazlikta durur. Sadece bir takim bikiniyi kisliga goturursun.

Posetlerde ne goturuyosunuz merak ettim cidden.
0
zimbirik
(17.06.24)
üniversite bitip yazları pek memlekete gitmemeye başlayıncaya kadar kafama sıkacaktım bu durumdan.

üstelik bizim evde maks 2 sefer oluyordu böyle büyük taşınma o bile ruhumu daraltıyordu. üstelik 30dk mesafe.

bizdeki kıyafetten çok dolaptaki yiyeceklerin ve bir kaç mutfak aletinin aktarılması idi ama araba dolduğuna göre bu kadar değil :D

zaten yazlık kıyafetlerin çoğunun yazlıkta olması gerekir.
0
jülsezar
(17.06.24)
Kıyafetler o kadar büyük problem değil aslında, bir valize hepimizin eşyası sığıyor fakat mutfak eşyaları ve özellikle gıda çok problemli. Normali bu sanıyordum ama bizim derin dondurucu ve ayrıca buzdolabı inanılmaz fazla miktarda gıdayla doludur. Onları da taşıyoruz nedense. Mantık olarak sezon yaklaştığında dolaptaki gıdaları azalt, bitir, gittiğin yerde yenilerini al, değil mi? Ama bizde öyle olmuyor.

Ayrıca ismini sayamadığım bir sürü ıvır zıvır, kap kacak, ne varsa poşetlenmiş. Komşular her seferinde şok içinde bizim hamallığı izliyor. Evde adım atacak yer yok şu an.
0
🌸dejame
(17.06.24)
ucuz ıvır zıvırların taşınması mantıksız. bir de siz yaz boyu diyorsunuz. o baya sıkıntı :D

ekmek yapma makinesi kahve yapma makinesi tost makinesi gibi şeyler taşınabilir ki yıllar içinde biz kahve makinesinden bir tane daha aldık yazlığa.

son yıllarda taşıma serüveni azalmıştı :D. şimdi ne yapıyrlar bilmiyorum.

ama gıda konusuna bir itirazım olmaz. o da bir seferlik iş.
0
jülsezar
(17.06.24)
güzel dertmiş

ben not defterine bir liste hazırladım
konaklamalı bir seyahat yaparken o checklisti kullanıyorum
eksik bi şey kalmıyor
0
bir soru sorcam
(17.06.24)
Biz bundan kaçmak için yazlığa yakın yere taşındık. Bahsettiğiniz şey daha da arttı.

Kahve makinesini taşımayalım diye 2’ledik. Bu sefer kahve açık kalmasın, bu paketi daha önce almıştık falan diye bu sefer açık yarım ürünleri oradan oraya taşıyoruz.

Serpme kahvaltı gibi. Hiç yenmeyen ama her gün sofraya çıkan koyu renkli reçel gibi. Atmaya da kıyamıyoruz. Oradan oraya gidip geliyor.

Ben sırt çantası ile hareket eden taraftaydım. Ne olacak lazım oldukça alırım diyordum. Bi sürü yarım şampuan oldu mesela. Hayat da pahalı artık.

Bir de, taşımaya alışınca bırakılmıyor. Çünkü mantıklı olan oymuş. Taşırken küfürler ediyorum ama ne olacak. Ona harcadığım zamanda da çok verimli bi şey yapmam.

O yüzden taşıyın hocam. Sevmiyorsanız da anne baba, karı koca, hangisi taşımak istiyorsa kızmayın. Yardım edin. İnsanlar ne güzel heyecanla bir şeyler hazırlıyor. Bırakın yapsınlar.
0
nickini vermek istemeyen uye
(17.06.24)
Biz de bir çanta gidenlerdeniz. Ama komşularımız var sizin gibi gelen :D

Onlar yazlıkta normal ev yaşantılarına devam etme düşüncesiyle bunu yapıyor. Haliyle ciddi ciddi ev taşıyorlar.

Bizim için yazlık evdeki yaşam farklı. Özene bezene detaylı yemekler olmaz mesela. Genele yoğutlu mezeler, makarnalar, tavada ızgaralar falan olur. Yazlığın kendi gardrobu var, havuz-deniz giysileri ve gereçleri burada. Ayrıca plaj kıyafeti havası taşıyan şeyler de hep orda. Gelirken az bir kıyafet alıyoruz. Bunlar da genelde yeni alınmış tshirtler, şortlar, bluzlar vs oluyor.

Yazlık mutfağında kapalı dolapların içinde günlük ihtiyacı karşılayacak, arada iki üç misafir ağırlayacak kadar yemek takımı var. Filtre kahve makinası var, yıllardır bozulmadı. Saç kurutma makinası, tarak vs. gibi şeyler hep var orada sabit. Sadece dışarda durmamasına özen gösterin yeter. Kapaklı dolaplarda, çekmecelerde bir şey olmuyor.

Yazın gelince koltuk örtüleri falan kaldırılıp toz alınıyor, yerler siliniyor, yemek takımları yıkanıyor, giysiler yıkanıyor falan birkaç saatte bitiyor. Eğer varsa ufak tefek tadilat onarım işleri olabiliyor sadece.

Şampuan, duş jeli vs gibi şeyleri de ordaki marketten alıyoruz.

Arada eksikliğini hissettiğimiz bir şey olursa da artık unutmazsak seneye onu da getiririz diyoruz napalım :D Yani hayatı baltalayacak kadar önemli bir şey olmuyor sonuçta.
0
akhenaten
(17.06.24)
Biz her sene 1 aylık kiralama yapıyoruz ve biz de arabada bagaj + 1 yolcu koltuğu full dolu gidiyoruz. Kaldığımız siteye dediğiniz gibi gelenler var, ama onların düzeni şöyle sabah simitle kahvaltı, öğle plajda hamburger, akşam da sigara + türk kahvesi şeklinde ve her gün aşağı yukarı böyle bir döngüde yaşam. 3 sezondur her yaz ve her gün aynı şeyleri giyen çift biliyorum ki bunların durumları gayet iyi. Artık biraz sıkılmışlık mı diyeyim, koyvermişlik mi diyeyim bilmiyorum ama ben yazlığa bile ne olur ne olmaz diye yazlık pantolon bile götürüyorum...
0
malheiros
(17.06.24)
Tam iki saat oldu yazlığa geleli, gülümsedim :)

Kap kacak ev tekstili bunların hepsi ihtiyaç kadar yazlıkta mevcut. Mutfak şefi vs. yok ama burada zeytinyağlı ve ızgara ile beslendiğimiz için hamur vs. yoğurmalık alet edevat taşımıyoruz. Az miktarda giysimiz de var.
Bavula kıyafetleri doldurup geliyoruz. Çamaşır makinesi de var haliyle bu sebeple gardrobu taşımıyoruz tamamen.
Yiyecek için de yarım kalan salça donmuş gıda vs için bime her sene gelen araç içi buzluktan aldık şu mavi kutular. O da yetiyor sonuçta markete burada da gidiliyor kışlıktaki gibi.
0
cilekli pasta
(18.06.24)
(4)

1 Kadeh sulu rakı kaç kalori?

we are floating in space
Yarısı rakı, yarısı su olacak şekilde hazırlanmış 1 kadeh rakı kaç kaloridir?
Yarısı rakı, yarısı su olacak şekilde hazırlanmış 1 kadeh rakı kaç kaloridir?
0
we are floating in space
(16.06.24)
180 200 civarı

Suyun kalorisi yok

Koyulan rakıyı ölçmek yeter
0
jülsezar
(16.06.24)
@jülsezar: seyrelince kalori düşer mi, anlamında.
0
🌸we are floating in space
(16.06.24)
Düşmez. Rakı miktarı aynı sonuçta
0
jülsezar
(16.06.24)
Tek rakı 40ml'dir.

40ml %45 alkollü rakıda 18ml alkol bulunur. 1 gram etil alkol 7.1 kcal'dir. 1 gram etil alkol 0,789ml'dir.

Dolayısıyla 1 tek rakıda 100,83 kcal enerji vardır. Duble olursa 201,66

Tabi neticede siz bardağa ne kadar rakı koyuyorsanız bu miktar ona göre değişir.
0
akhenaten
(16.06.24)
(11)

Bayrama hazır mıyız gençler?

sekizdokuzon
Bayramlıklar alındı mı? Temizlik yapıldı mı, barışılacak küsler listesi yapıldı mı?Şimdiden herkese iyi bayramlar.
Bayramlıklar alındı mı? Temizlik yapıldı mı, barışılacak küsler listesi yapıldı mı?

Şimdiden herkese iyi bayramlar.
0
sekizdokuzon
(15.06.24)
bayramlık checked
temizlik checked
küs olduğum kimse yok
memlekete uçak bileti checked

sana da iyi bayramlar karşim
0
buenosdias
(15.06.24)
Bayramda kimse ile küs değilim ama iş yok para yok kurban yok hiçbir şey yok
0
the sound and the fury
(15.06.24)
Bayramlık yok ama yeni perde aldım o da evin bayramlığı olsun. Temizliği de tatilde yapmayı planlıyorum, buharlı temizleyici aldım hatta dip köşe için heyecan dorukta. İyi bayramlar!
0
peki madem
(15.06.24)
bayramlık diye değil ama yakın zamanda yeni aldıklarım var onları valize atıp gideceğim.

temizlik yok evi bok goturuyor zaten gelen giden de yok, biz gideceğiz.

bayramda barışma olayına tamamen saçmalık olarak bakıyorum. barışırsam zamanla barışırım içimdeki kızgınlık geçerse veya umursamayacak duruma gelirsem. bunu bayram falan sağlamaz. kaldı ki ben de küs olduğum birini hatırlamıyorum.

iyi bayramlar hayırlı forumlar
0
ananiyimioguz
(15.06.24)
- Kılık kıyafet var zaten. Olanlardan temiz olanları giyeceğim.
- Küs olduğum kimse yok.
- 22 Haziran Cumartesi ilk Slovenya'ya gideceğim, 2 gece kalıp 24 Haziran pazartesi Zagreb.
0
put it in your appropriate place
(15.06.24)
Tatildeyim. Bayramdan sonraki halı saha maçına siyahi oyuncu olarak katılmayı düşünüyorum :) bayramınız mutlu olsun. El öpenleriniz çok olsun.
0
gabe h coud
(15.06.24)
bu editi izledikten sonra hiç hazır hissetmiyorum x.com
0
istiririm yalarim bir de
(15.06.24)
@geveze yazar: bayram temizliği bitebilen bir şey degil, zevk almaya bak. Sinuslerime kadar asperox sarı güç doluyum, oh.
0
🌸sekizdokuzon
(15.06.24)
@ istiririm yalarim bir de, edite gerek yok şarkı yapılmışı var: www.youtube.com
0
ananiyimioguz
(15.06.24)
Temizlik derdim yok cunku anamdayim.
Kiyafet kisminda guzel bi ayakkabi almak isterdim ama geciktim artik
0
lapaz
(15.06.24)
Dün hazır evdeyim alışverişe çıkıp üstüme başıma bir şeyler alayım dedim, erteliyordum hep. Acıttı. Bayrama buruk gireceğim.
0
akhenaten
(15.06.24)
(10)

Dinleyecek müzik kalmadı

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar,Bir süredir gerçekten müzik kıtlığı yaşıyorum. Spotify haftalık keşif de çare olmuyor. Dönüp dolaşıp aynı şarkıları/ grupları dinlemekten de aşırı sıkıldım. Allah'ını seven üzerime kaliteli şarkılar ve gruplar atabilir mi? Müzik zevkim çok çeşitli olmasına rağmen ağırlıklı olarak:
Merhaba arkadaşlar,

Bir süredir gerçekten müzik kıtlığı yaşıyorum. Spotify haftalık keşif de çare olmuyor. Dönüp dolaşıp aynı şarkıları/ grupları dinlemekten de aşırı sıkıldım. Allah'ını seven üzerime kaliteli şarkılar ve gruplar atabilir mi? Müzik zevkim çok çeşitli olmasına rağmen ağırlıklı olarak:

Indie
Grunge
Rock/ alternative rock
Jazz
Klasik
Metal (melodic genelde)
Tekno/ elektro
Enstrümantal
Latin
Folk diye devam ediyor. Daha vardır da aklıma gelenler bunlar şimdilik.

Var mıdır önerisi olan?

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.

Eli boş göndermeyeyim, "We're gonna lose our soul tonight" arkadaşlar.
open.spotify.com
0
Amaranta ursula
(12.06.24)
Diğer dillere dalın. :)

Örneğin Rusça: Kino, Louna, The Slot. Rock grupları.

İtalyancada da Angelina Mango'ya taktım bu aralar. Pop şarkıcısı ama sarıyor.
0
marsli gocmen
(12.06.24)
Ivo Dimchev - I cure
open.spotify.com

Rishloo - Freaks & Animals
open.spotify.com

Moloko - Statues
open.spotify.com
0
pispinti
(12.06.24)
Bruce
(12.06.24)
Latin seviyorsanız ve tanımıyorsanız David Bisbal'ın buleria diye bir albümü var. Bir süre götürür sizi.
0
akhenaten
(12.06.24)
Lisedeyken bach'i çok severdim, sonra o zamanlar torrent'ten 9gb lik bir bach rar'i indirmiştir. 1500 tane falan mp3 vardı içinde. Bunu Ünv dönemi odev gibi dinlemiştim tek tek.

Saydiklarinizdan -diğerlerine gore- en az esere sahip olan grunge kulliyatini bile baştan sona dinlemek aylarınızi alır.

Grupları, sanatçıları araştırarak albüm albüm dinlemek araştırmak çok daha keyifli bence.

Ai'ye bağımlılık da sizi biraz bu kisirdonguye sokmuş.
0
makbur
(12.06.24)
@makbur,
Aksine müzik konusunda çok sistemliyim. Sevdiğim grup ve sanatçıların (hatta türlerin albümlerini) diskografilerini kronolojik sırayla pek çok kez dinledim, dinliyorum. Sanırım ya müzik dinlemeye biraz ara vermeliyim ya da yeni şeyler bulmalıyım.

Herkese çok teşekkür ederim, tüm önerileri dinleyeceğim.
0
🌸Amaranta ursula
(12.06.24)
Odtude tanidigim dj youtubr un algo sunun daha iyi oldugunu soyluyor. Spotify birakip orayi deneyebilirisn
0
lapaz
(12.06.24)
(2)

ingilizce paraphrase uygulaması

laf salatasi
selamlar,ingilizce bir şey yazdığımda bu cümlenin alternatiflerini görmek istiyorum.ai de olur, internet taraması yada başka yöntemler.hangi siteleri önerirsiniz veya program ?teşekkürler.
selamlar,

ingilizce bir şey yazdığımda bu cümlenin alternatiflerini görmek istiyorum.

ai de olur, internet taraması yada başka yöntemler.

hangi siteleri önerirsiniz veya program ?

teşekkürler.
0
laf salatasi
(11.06.24)
Chatgpt
Quillbot
DeepL Write
0
but that was just a dream
(11.06.24)
Yani yazdığınız cümle konuşma kılavuzlarına girecek tipte kurallı ve kısa bir cümleyse internet aramaları iş görür ama ortalama bir cümlede ai tek çare. Chat gpt'nin ücretsiz versiyonu dahi gayet yeterli bulunun için.

Reddit ve quora gibi yerlerde insanlardan da cümleyi geliştirmesini isteyebilirsiniz ancak her cümle de sorulmaz tabi. Yalnız çok kritik yerlerde buraları da kullanabilirsiniz.

Sözcük bazında ise internette thesaurus sözlükleri var eş ve yakın anlamlı diğer sözcükleri görebiliyorsunuz ancak bu tip sitelerde arama sonucunda çıkan sözcüklerin arasından rastgele seçim yapmamalısınız nüans ve anlam önemli. Sadece "hah evet bu olur" diye emin olduğunuz sözcükleri seçin.

Türkçe üzerinden örnekleyelim mesela. artış ve yükselme sözcükleri finansal anlamda aynı anlamı karşılayabilir ancak birinin boyundan bahsederken boyu yükseldi demek istemezsiniz. Ancak thesaurus sözlüklerde artış diye arattığınız da yükselme sözcüğü de sonuçlar arasında çıkar. Bu açıdan dikkat edilmeli.
0
akhenaten
(12.06.24)
(3)

ChatGPT4 daha mı zeki?

michael_knight
ChatGPT'ye iş için bir şey yaptırmak istiyorum. Birkaç gün önce yaptı ama şimdi anlamıyor.Tam anlayacağı anda çok aptalca ve konuyla alakasız bir cevap veriyor.Para versem ChatGPT 4 daha mı zeki olacaktır? Yoksa çalışma şekli aynı mı olur?Ek: Prompt'u doğru yazamadığımı düşünüyor olabilirsiniz ama v
ChatGPT'ye iş için bir şey yaptırmak istiyorum. Birkaç gün önce yaptı ama şimdi anlamıyor.
Tam anlayacağı anda çok aptalca ve konuyla alakasız bir cevap veriyor.

Para versem ChatGPT 4 daha mı zeki olacaktır? Yoksa çalışma şekli aynı mı olur?

Ek: Prompt'u doğru yazamadığımı düşünüyor olabilirsiniz ama valla mükemmel yazıyorum prompt'u.
0
michael_knight
(11.06.24)
chatgpt4 ve chatgpt4o teorik olarak chatgpt3.5 a gore daha zeki ama pratikte her zaman daha iyi sonuc almak mumkun olmuyor. Cunku bu modeller her zaman determinist calismiyor.

bu durumla ilgili ilk kaynak olan openai dan bir aciklama yok ama benim tahminime gore openai cok agresif bir pazarlama stratejisi uyguluyor. bu da ellerinde hazir olmayan kaynaklarla pazarlama yapmalarina neden oluyor. tahminime gore ellerinde talep edilen yuku kaldiracak sunucu sistemleri veya mimari cozumleri yok. o nedenle sistemleri uzerinde yuk cok arttiginda sistemlerini daha dusuk kaynak tuketen modellere/sunuculara yonlendiriyorlar. bu da "cok iyi cevap veriyordu, neden simdi aptallasti" durumunu olusturuyor. ozellikle yogunlugun arttigi zamanlarda bu aptallasma cok belirgin oluyor.

isin kotusu bu durum sadece chatgpt3.5 icin degil diger tum modeller icin de oluyor. ozetle model yuksetmeniz probleminizi belli oranda cozer ama 100% garanti etmez.
0
emrahday
(11.06.24)
promptlarınız farklı ise iki zamanda, anlamayabilir, bir kelimenin yeri bile bazen doğru cevap verip vermemesini etkiliyor
0
gezegen olan pluton
(11.06.24)
Promtta gpt'ye rol çizmenin de faydası oluyor. Atıyorum üniversitenin x bölümünde görevli bir akademisyenin bakış açısıyla yaklaşmasını söyleyebiliyorsunuz.

Ücretli ya da ücretsiz hatalı sonuç üretebiliyor bunun çok bir çaresi yok henüz
0
akhenaten
(11.06.24)
(6)

kitapta kullanılacak resimlerin kaynakcada belirtilmesi

kurcalamabozarsin
apa formatıyla kaynakca hazırlıyorum, diyor ki once fotografcının adını yazcaksın sonra websıtesını verceksın.ıkı tane buyuk sorum var; 1. mesela fidanistanbul diye bir sayfa var dunya kadar bıtkı resmı var fotografcı yok kaynak yok, ben onu kullanıp altına kaynak fıdan ıstanbul yazsam olmaz mı?ıkın
apa formatıyla kaynakca hazırlıyorum, diyor ki once fotografcının adını yazcaksın sonra websıtesını verceksın.
ıkı tane buyuk sorum var; 1. mesela fidanistanbul diye bir sayfa var dunya kadar bıtkı resmı var fotografcı yok kaynak yok, ben onu kullanıp altına kaynak fıdan ıstanbul yazsam olmaz mı?

ıkıncısı mesela freepıkten resmı aldım arkadasımın uyelıgı var, freepık bana benım resmımı kullandın nerede satın aldıgının kanıtı mı der? nerden bılcek kı nerden aldım, ya da photoshoptan temızlesem mesela?
0
kurcalamabozarsin
(09.06.24)
Her şeyden önce internette gördüğünüz her şeyi yayınlayamayabilirsiniz. Copyright durumunun sizin kullanacağınız türde bir kullanıma izin vermesi gerekiyor. Özellikle ticari kullanıma yönelik kısıtlamalar olur örneğin. Genelde eğitim amaçlı kullanıma izin verilir ancak bazen eğitim amaçlı kullanımlarda çoğaltma yapılmasına izin verilmez vs. Fotoğrafı edindiğiniz yerde yazar bunlar eğer düzgün bir yerden edindiyseniz. Aksi halde fotoğraf sahibiyle irtibat kurup kullanım izni istemelisiniz. Bu tür konulara çok dikkat edilen bazı okullarda bu izinler ek şeklinde yayınlanabiliyor. Detayları ve ne istediğini danışmanınıza sormanız daha faydalı olur. Çünkü genelde hocalar daha serbest davranıyor, ben burda teorikteki durumu aktardım.

İkinci soru için, fotoğrafın uygun şekilde kaynağını verdiğiniz müddetçe, copyright açısından da sıkıntı yoksa sorun olmaz.
0
akhenaten
(09.06.24)
tesekkurler
tez yazmıyorum kitap yazıyorum danısman falan yok o sebeple, yayınevınde de bunları bılen yok o yuzden kararsız kalıyorum.
0
🌸kurcalamabozarsin
(09.06.24)
Bu durumda başınızın ağrımaması için sadece public domainde yer alan fotoğrafları kullanmanız en kolayı olur. Bir de adil kullanım kavramına bir bakmanızı önerebilirim. Eğer yazdığınız kitap bilimsel bir kitapsa adil kullanım konusu devreye girer ve yasada belirlenen sınırlar içerisinde daha geniş bir alanda hareket edebilirsiniz.

Aşağıda verdiğim linkte hem adil kullanımdan hem de izin isteğinin nasıl olması gerektiğinden bahsediyor.

library.ku.edu.tr
0
akhenaten
(09.06.24)
çocuk kitabı, çok teşekkür ederim.
0
🌸kurcalamabozarsin
(09.06.24)
ilk sitede istock görselleri kullanılıyor. fotoğrafçısı muhtemelen istock'ta yazıyordur ama teker teker bulmakla uğraşılmaz valla. glamour magazine'de görselin altına "istock" yazıp geçmişler.

istock görselleri telifsiz diye biliyorum ama ticari kullanımda sınırlayıcı şartları var, onlara bir bakarsınız siz.
0
kesmekes laleler
(10.06.24)
o kadar zor ki hepsinin kuralı ayrı ticari kullanımda mutlaka para istiyorlar, bende ne yapacağımı şaşırdım, 30 tane fotograf var. istocku da arastırıyorum simdi, çok teşekkürler.
0
🌸kurcalamabozarsin
(10.06.24)
(17)

Yorgun hissetmek.. Neden?

mor oje
Dramatik değil dümdüz yorgun hissediyorum. Durumlar şöyle;Haftada 4 spor yapıyorum (pilates, hiit, total body muscle)Hafta sonu 1 gün ormana gidip tempolu yürüyorum.Magnezyum (uyku ve eklemler için ayrı kapsüller) ve eklemler için kolajen destekli bir takviye kullanıyorum. Sağlıklı besleniyorum; sal
Dramatik değil dümdüz yorgun hissediyorum. Durumlar şöyle;

Haftada 4 spor yapıyorum (pilates, hiit, total body muscle)
Hafta sonu 1 gün ormana gidip tempolu yürüyorum.
Magnezyum (uyku ve eklemler için ayrı kapsüller) ve eklemler için kolajen destekli bir takviye kullanıyorum. Sağlıklı besleniyorum; salata-protein-sebze dengesini koruyorum. Her gün soda (içine limon sıkılmış) içiyorum. Kahve az içiyorum.
7-8 saat uyuyorum.

Ama hafta sonu 1 gün kesin bitik oluyorum. Uykumu alamamış gibi hissediyorum ama yeterli uyuyorum da. Ben niye yorgun hissediyorum sizce?
0
mor oje
(09.06.24)
Ruhsal bir yorgunluk olabilir mi? Ben ruhsal yorgunluğumu bazen bedensel hissediyorum çünkü.
0
rock n roll
(09.06.24)
Sadece hafta sonu 1 gün mü yorgun hissediyorsunuz? Eğer bütün bu temponun sonunda her Pazar evde pinekleme moduna geçiyorsanız psikolojik olarak "uf ne haftaydı ya yoruldum" moduyla yorgun hissediyor olabilirsiniz.
0
pispinti
(09.06.24)
@rock ruhsal olarak da iyiyim aslinda, enerjik hissediyorum :/

@gabe 3 ay once tam kan sayimi vs her seyi yaptirmistim. 3 ayda degisir mi acaba her sey :))
0
🌸mor oje
(09.06.24)
@pispinti hafta ici de bi tik yorgub hissetsem de spora gidecek ve egzersizi cikaracak gucum oluyor. Asil hafta sonu dusuyorum. Dediginiz de mantikli aslinda.
0
🌸mor oje
(09.06.24)
Dinlenme gunleri yurume isini yapmamayi dene sadece dinlen o gunler

Bende haftanin 3 hunu fullbody yapiodum dinlenmelerde 1 saat tempo yuruyus yapardim aynisi basima geldi 2 ay dayandim bir dene bakalim
0
Zetnikov
(09.06.24)
Valla bence bu tempoda yorgun hissetmek de normal bir noktada. Neticede biyolojik varlıklarız, mekanik bir yapıda değiliz.
0
Amaranta ursula
(09.06.24)
@zetnikov aslinda cok agir da gitmiyorum antrenmanalrda. Cunku agir gidince bir sure sonra eeeyh eytere be diyebildigim icin belirli bir dengeye oturttum. Eger hafta sonu gece disari cikacaksam yuruyusu yapmiyorum, ama cikmayacaksam da bi deneyimleyebilirim tabii.

@geveze yazar katiliyorum. O yuzden abartmadan belli bir seviyede yapiyorum. Ha bu da fazla geliyor olabilir, yuruyusu yapmayip bi deneyebilirim. Ama o da 1 saat ya, cok da atla deve degil aslinda
0
🌸mor oje
(09.06.24)
Haftada bir gün yorgun hissetmek doğal değil mi sizce de? Hafta içi ortalama bir insanın üstünde enerji harcıyorsunuz, 6 gün hareketli bir temponuz var. 1 gün de yorgunluğunuzu çıkarıyorsunuz. Ayrıca zihnen de enerjiğim diyorsunuz. Yani bundan doğal ne olabilir ki? İnsan yorulur @mor oje :D yorulabilirsiniz. Yorulabilme hakkını verin kendinize.
0
akhenaten
(09.06.24)
@akhenaten ofise gitmiyorum sadece spora gidiyorum. Ekstrem bir enerji de harcamiyorum aslinda vucudun normal ihtiyaci kadar diyelim. Yorgun hissedilir tabii ki insaniz ama bir gun boyle bitik hissetmek garip geldi bana :)
0
🌸mor oje
(09.06.24)
Buranın müdavimi olan arkadaşların artık bazı konuları çözmüş olmaları gerektiği inancındayım. Ama bazen de hayal kırıklıkları oluyor.

Şimdi haftada 17 gün spor yapıyorum denebiliyor da, çok defalar anlatıldı, bu spor denen şey nedir, siz kaç kilosunuz, günlük kalori ihtiyacınız nedir ve bu günler boyu yapılan sporun adı nedir? Yani kaç kalorilik bir spordan bahsediyoruz tam olarak.

Müdavimlerden gelen suyuma limon koyuyorum söylemi falan da ilginç geliyor bana. O limonu niye koyuyorsun arkadaşım, ne işe yarıyor? C vitamini diyorsan limon koyma suyuna 2 -3 dal maydanoz ye. Bu magnezyum denen olay nedir, ne işe yarar, kansere bile iyi geliyor mu. Salata protein tamam da, makrolarını ayarladın mı, neyde noksanın oluyor da salatayı özel belirtme gereği duydun.

Falan.
0
Mirket
(09.06.24)
@mirket bu kadar detaya girsem direkt doktora veya bir diyetisyene giderim. Mesela neden takviye aldigimi, meniskusumu falan anlatayim mi?
Makrolarima dikkat ediyorum, c vit iceren sebzeleri tuketiyorum, bilincli hareket ediyorum yani, tum tuslara basmiyorum. Burada bir fikir teatisi amaci var, tibbi bir amac pesinde degilim haliyle detay detay her seyi yazmiyorum
0
🌸mor oje
(09.06.24)
Onu diyorum ya ben de, bir kadının günlük c vitamini ihtiyacı 75 mg. O da bir tutam maydanoza gibi bir şey oluyor. Bakmayın artık öyle piyasada satılan pahalı pahalı c vitamini aldatmacalarına, ya da bi zamanların moda görgüsüzlüğü, iş yerine içine limon doğranmış su şişesiyle sağlıklı yaşam kasmalarına falan.
0
Mirket
(09.06.24)
@mirket; birkac nedenden dolayi limon suyu tuketmeye calisiyorum. Butun metinde bunu cekip almaya cok da gerek yok bence
0
🌸mor oje
(09.06.24)
Hiçbir şeyi cımbızlamadım ki ben.
Bak bir örnek vereyim.
Dizim ve omzum sakat. Ağırlık çalışamıyorum.
Haftada 4 gün tempolu yürüyüş ile hafif tempo koşu yapıyorum.
Nabzımı 95 ila 100 arasında tutarak 10 kilometre yürüyorum.
Yaktığım ilave kalori belli.
Günlük almam gereken kalori belli.
Vücut yağ oranım belli.
Makrolarım hesaplı ve belli.
Buna göre aldığım kalori ve makrolar belli.
Takviye olarak sadece balık hapı alıyorum. O da sadece 2 gün DENİZ balığı yiyemediğim haftalarda.

Not: Diyetisyen falan da değilim. Bu düzeni kurmak için diyetisyen olmaya da gerek yok zaten. Matematik gerekiyor sadece.
Yani napıyosan hesabını yaparak yap. Ötesi şov ile para tuzağı.
0
Mirket
(09.06.24)
bu kadar çok spor yapsam haftanın her günü yorgun hissederim :/ bence çok iyisiniz, o yorgunluk normal bir yorgunluk bence.
0
deartheodosia
(09.06.24)
d vitamini düşük olabilir mi? bende sorun o çıkmıştı.

bir kan tahlili yaptırın derim.
0
art cat chocolate
(09.06.24)
yorgun hissetmeniz gayet normal. uyku sürenizi arttırın. ben pazar günleri 12 de yatıyorum 10 da kalkıyorum öyle kendime geliyorum.
0
sizofren06
(10.06.24)
(7)

En son ne zaman altınıza kaçırdınız

adwokat
Yaşınız ve cinsiyetinizle birlikte yazar mısınız? Bir araştırma yapıyoruz
Yaşınız ve cinsiyetinizle birlikte yazar mısınız? Bir araştırma yapıyoruz
0
adwokat
(09.06.24)
Bilinçaltına postalayıp unuttuğum bir vukuatım yoksa eğer, kendimi bildim bileli olmadı böyle bir şey.
0
Mirket
(09.06.24)
ben çocukken çok yaramazdım çişimi kakamı çok tutardım tuvalete gitmek bile zaman kaybıydı benim için. dışarıda oyun oynuyorum çünkü. veya pc den atariden kalkmak istemiyorum. o yüzden altıma kaka ve çiş yapmışlığım ilkokulun sonlarına kadar vardır.

ondan sonra kaka kesildi ama çiş ortaokulun sonlarına kadar sürmüştür. gece uyumadan önce tuvalete gitmezsem, rüyamda çiş yapıp inanılmaz rahatlıyordum sonra ıslaklık ve sıcaklığın etkisiyle uyanıyordum, "ulan hay allah ya gerçek hayatta işemişim" diye sinirleniyordum.

e lise üni derken hiç böyle bir şey hatırlamıyorum, olmadı. olmasın da bir zahmet yani bir rahatsızlık yoksa sdfskg

sadece geçenlerde değişik bi ishal olmuştum totodan işiyordum resmen. o sırada gece uyurken ufak kaçırmışım 30e
0
ananiyimioguz
(09.06.24)
cok emin olmamakla beraber bir gun sarhosken yataga isedigimi tahmin ediyorum. islakligi baska bir sekilde aciklayamadim. yas su an 40, bu dedigim de 2 yil onceydi.


cocuk zamanlarimi hatirlamiyorum ama ilkokul cagina kadar yatagi islatiyordum diye hatirliyorum.

edit: simdi hatirladim. ilkokul birinci sinifta siraya isemistim.
0
supergirl
(09.06.24)
Çok net hatırlıyorum, ilkokul 4. sınıfta okuldan çıkıp arkadaşlarla dışarda sürtüyorduk. Sonra iyice sıkışınca bana müsade deyip vulkan zihin kontrol teknikleri uygulayarak yüksek bir iradeyle eve doğru yola çıktım. Ancak asansörü beklerken daha fazla dayanamamıştım. Neyse ki kimse görmedi o halimi. Annem de işteydi, ilk kez şimdi anlattım :D
0
akhenaten
(09.06.24)
Erkek, 46-47 arasındayım (doğumgünüm sonbahar), eğer uykuda yatağa işemek ise yanlış hatırlamıyorsam ilkokul sonları olması lazım. Ortaokula taşmadı zannedersem. Lakin tuvalete yetişemeyerek kaçırmak derseniz, geçen gün bile olabilir.
0
d max
(09.06.24)
4 ya da 5 yaşındaydım sanırım ama kreş öncesi olduğunu hatırlıyorum. Oyun oynuyorduk dışarıda. Annem eve alır da bir daha dışarı çıkarmaz diye sonuna kadar tuttum. Oyun bitti, dayanılmaz hale geldi, eve doğru koşarken yetişemedim. İyi ki eşofman gri değil siyahtı da ıslanınca oluşan renk değişikliği ile tüm sitenin diline düşmedim :)
0
nawar
(09.06.24)
Aklımın yettiği dönemde (3+ yaş yani) iki kez gece rüyada işediğimi görüp gerçekten işeme olayı yaşadım, ikisi de 4-5 yaşlarındayken oldu. Onun dışında hiç yaşamadım ki çocukluktan beri dışarda tuvalet yapmayı pek sevmeyen ve çişini bile eve kadar tutan bi manyaktım son 4-5 seneye kadar :)

Büyük tuvaleti de ortaokulda bi kere son ders ishal olup altıma yapmıştım hahaha o gün de şansıma babam okula gelmişti beni almaya. Büyük bir utançla sınıftan çıkıp babamı görünce inanılmaz rahatlamıştım shdhsh

Yaş 28, cinsiyet E
0
nundu
(09.06.24)
(6)

Bay tshirt ile bayan tshirt arasinda herhangi bir fark var mi?

Zetnikov
Fark var gibi ama tarif edemiyorum sizce?
Fark var gibi ama tarif edemiyorum sizce?
0
Zetnikov
(09.06.24)
kesimlerinde farklilik var tabii erkerin omuzlari ve gobek daha genis, kadinlarinsa memeleri var vs.

ornek: images.prismic.io
0
hot potato
(09.06.24)
Erkek tişörtlerinin kesimi düz, yan dikişlere bakarsanız dümdüz iner.
Kadın tişörtleri bele oturan kesim olur.

Böyle: images.app.goo.gl
0
kobuzchu kiz
(09.06.24)
@hot potato
@kobuzchu kiz

Peki vucut gelistirme yapan bir erkek mantiken bayan tshirti mi giymeli. Cunku daha iyi gibi geldi
0
🌸Zetnikov
(09.06.24)
Bel ve gogus konusunda bayan tsortu mantikli gibi gelse de bence omuzlar fiyasko olur.
0
zimbirik
(10.06.24)
Ben cevaba cevap vereceğim. Neticede tshirtü denediğinizde üstünüze oluyorsa, ben bunu giyerim diyorsanız giyin. O kısmın teknik olaylarla ilgisi yok, neticede oluyorsa oluyordur. Ancak, internetten vs. sipariş verirken durum çok daha riskli.

Sweatshirt almışlığım var benim de, özellikle oversize kesimlerde çok fazla unisex tasarım çıkabiliyor.
0
akhenaten
(10.06.24)
Allahınız varsa yapmazsınız demek istiyorum ikinci sorunuza. Doğru beden (omuz dikişlerinin yeri ve etek boyu özellikle) bir erkek tişörtü de kaslarınızı yeterince gösterir, merak etmeyin.
0
kobuzchu kiz
(10.06.24)
(23)

Türk yemekleri berbat ve de sagliksiz degil mi ?

Yourcousinmarvinberry
Mesela yöresel mutfaklara bakiyorsun, deniz ve sebze kültürü sifir.Nerede hamurlu, sekerli veya bol baharatli(tuz dahil) yemek çesidi varsa göklere çikariliyor(bknz. antep ve hatay mutfagi).Diyabet, tansiyon, kötü kolesterol ve hatta kanserojen için gayet uygun yiyecekler.Lokantalardaki sulu yemekle
Mesela yöresel mutfaklara bakiyorsun, deniz ve sebze kültürü sifir.
Nerede hamurlu, sekerli veya bol baharatli(tuz dahil) yemek çesidi varsa göklere çikariliyor(bknz. antep ve hatay mutfagi).

Diyabet, tansiyon, kötü kolesterol ve hatta kanserojen için gayet uygun yiyecekler.

Lokantalardaki sulu yemekler de 98% yag, salçali su ve patatesten ibaret.
0
Yourcousinmarvinberry
(08.06.24)
Çok sağlıklı değil fakat berbat değil. Geleneksel şekilde yapılırsa daha sağlıklı hale getirilebilir.
0
doharkoman
(08.06.24)
Berbat kesinlikle değil.
Aynı şekilde sağlıklı da değil, bunda hem fikir olabiliriz.

Bu arada birçok mutfak da sağlıklı değil. Fransız, italyan mutfakları da öyle Çok sağlıklı değil.

Benim türk mutfağında gördüğüm bir sıkıntı şu; hayat pahalılığı ve bazı ürünlerin kısıtlı olması sebebiyle karbonhidrat dayatilmis. Misal annem geldiğinde yemek yapiyor, kiyma siparişi veriyor adam başı azıcık. Diyorum bu ne? E alismislar Türkiye'de az kıyma ile yapmaya pilavla makarna ile doymaya.

Malesef Türkiye'deki sağlık sorunlarının sebeplerinden biri mutfak bence. Ama tadlari Çok güzel.
0
logisticsmanager
(08.06.24)
Turkiye'de sebze kulturu tabii ki sifir degil. Sen iki tane birbirine cok benzeyen mutfak (antep ve hatay, komsu sehirler zaten) secip bunlarda sebze kullanimi az demek ki Turkiye'de sebze yenmiyor demissin.

"Lokantalardaki sulu yemekler de 98% yag, salçali su ve patatesten ibaret."
gene yanlis genelleme var burada. turk mutfagi kalitesiz lokantalarda gordugun yemeklerden ibaret degil ki.

bu analiz metoduyla fransiz, italyan, hatta cin mutfagi falan da gayet sagliksiz bulunabilir.
0
hot potato
(08.06.24)
hayır değil. bolca sebze yemekleri var. zannetmiyorum ki başka ülkelerde bizdeki gibi ıspanak, beyaz lahana, kara lahana, yaprak, taze fasulye, barbunya, patlıcan, bezelye, mercimek, enginar, börülce, kuru fasulye, vb çeşit çeşit yemekler yapılsın.
iranlı birisi demişti, türkiyede bir sebzeden çeşit çeşit yemekler yapılıyor. bizde örneğin patlıcandan bir çeşit yemek yapılır, sizde çeşit çeşit patlıcan yemeği var.
0
abelardo
(08.06.24)
Kesinlikle hayır.

@logisticsmanager ve @hot potato +1 Hatta üstüne Meksika, ABD, Almanya, İspanya, Macaristan, Avusturya da eklerim.

Yani en basit hali ile düşününce kuru fasulye pilav ikilisi pizza, lazanya, calzone, arancini, panzerotto, spagetti ve diğer 75 makarna çeşidinden daha sağlıklı mesela. Aynı lezzette değil bu iki yemek dersen de yakın lezzetteki vereceğin herhangi iki yemek birbiri ile aynı derecede sağlıklı zaten. Genelde lezzetli dediklerimizi, lezzetli yapan şeyler aşağı yukarı aynı çünkü.

Deniz ve sebze kültürü sıfır değil. Sadece deniz ürünleri ile yapılanlar çok standart. Orası doğru. Akdeniz'de Yunanistan dışında öyle geniş deniz ürünü yelpazesi yok. Deniz ürününde geniş mutfağı olanların mutlaka ya bir yerde okyanusa kıyısı var ya da okyanusa yakınlar. Sebze kültürü de hayvan besiciliğinin topluma oranla kısıtlı olduğu yerlerde gelişen bir şey zaten. Türkiye'nin coğrafyası da çoğunlukla hayvancılığa uygun. Haliyle et daha zengin olacak tabii ki.
0
nawar
(08.06.24)
sebze kültürü gayet iyi.
0
ferenc
(08.06.24)
değil.

dünya üzerinde "yemek kültürü" sağlıksız olan belki de ülke abd'dir. o da çok geç kurulmasından kaynaklı.

sebze, et, tereyağı, zeytinyağı, baharat vs. olan yemek sağlıksız olmaz.

bence sizin "sağlık" algınız bozulmuş.

sağlıklı dediğiniz şey sebzedir, meyvedir, ettir, yağdır. bunlar düzgün kullanıldığı sürece yararlıdır.

yağ için margarin, sebze için şeker basılmış domates salçası kullanılırsa tabii ki kötü olur ama olması gerektiği gibi olan çoğu "geleneksel" tarif sağlıklıdır. en azından zararlı değildir.

kebabı zararlı bulup "yağsız" ama 300 ton şeker basılmış yoğurtları sağlıklı bulan biriyseniz kendi aklınızı gözden geçirin derim.
0
mark greg sputnik
(08.06.24)
bana da baharatli ve agir geliyor kesinlikle mola verilmesi gereken tarifler. duzenli olarak annemde yemek yedigimde midem ters duz oluyo. bir de asil sorun kahvalti bence sadece aksam yemegi agir olsa neyse diyecegin sabah kahvaltisi agir aksam yemegi agir is yerinde oglen yemegi. bazen yalandan sofra kalabalik gozuksun diye herkesin bildigi seyler yapiyorum carpiliyorum yemekten sonra. bir de yogurtlu mezeler of of hem yemek yiyosun yanina da yogurt direkt bayil. ulkede zaten gida denetimi, organiklik vs de olmayinca saglikli diye salatalik yiyosun saman cikiyo iyy turkiyede yemekler=kotu ama bunu sadece geleneksellerden soylemiyorum genel itibariyle sadelikten cok uzak geldigimiz noktada kaliteden de uzak. gunde 3 doz gavisconla dostluk baslasin
0
ala09
(08.06.24)
Açıkçası bunu pejoratif bir şekilde ifade etmeyi gereksiz buluyorum. Her toplum içinde bulunduğu şartlara göre şekilleniyor. Bu sağlıklı beslenme hikayesi çok çok yeni dahil oldu gündemimize. Hem Türkiye farklı bölgelerde farklı iklimler ve farklı haklarla kaynaşma dolayısıyla çeşit çeşit yemek bulunuyor.
0
anon1m
(08.06.24)
Hamur dediğin şey undur, buğday kaynaklıdır, eski buğdaylarla şimdikiler bir değil, 14 kromozomlu buğday bugün genetiği değiştirile değiştirile 49 kromozomlu olduğu söyleniyor. Ayrıca gluten problemi de genetiğin değiştirilmesi meselesi. Yani bugünkü Türk mutfağının temellerini bugünkü genetiği değiştirilmiş organizmalar ve tarım ilaçları içine işlemiş buğdaylar oluşturmuyor. Bu bir.

İkincisi, şeker için de aynı şeyler geçerli, bir yığın kimyasal ve mekanik işlemlerden geçiriliyor bu malzemeler, eski şeker ile bugünkü şeker de bir değil. Eski toprak dahi bugünkü toprak değil.

Üç, deniz kültürü sıfır demişsin, Karadeniz yemekleri hakkında Karadenizlileri çeşitsizlikle suçlamak neyin nesi anlamıyorum. Bizim ülkemizde deniz ürünü olarak %98 oranında balığın tercih edilmesi kötü bir şey değil, bu senin bakış açın sadece. Ayrıca denizlerin kirlilik oranı ve av yasağı gibi konular yine eskiden bugünkü gibi değildi, yine Türk mutfağını sağlıksızlıkla suçlayamazsın. Berbatlıkla hiç suçlayamazsın.

Ayrıca kanserojen yiyecek dediğin mesela margarindir, yanmış sıvı yağdır, yani malzemelerin kötü kullanılmasıdır, kullanmazsın olur biter.

Bütün derdin sağlık ve lezzetse senin elinde yani, doğaya %100 saygılı davranıp doğru düzgün yemek yaparsan sağlıklı beslenirsin. Bu. Sorun senin sorunun yani, Türk mutfağının değil.
0
muhayyer divan
(08.06.24)
yörükler dağdan yeni indi. tabii ki balıkla işleri yok. istanbul rumu değil ki iri yağlı balık olsun sofrasında. karadenizde bile anca hamsi

sebze var. hangi sebze ve ot varsa o yörede, sofrada da var.

şeker yeni icad edildi. rafine şeker.
şeker yokken pekmez, meyve özütü(ekşide burun kıvrılan tübitak projesi) vs kullanıyordu

saydıkların fast food. sofra yemeği değil.
0
lambırcek
(08.06.24)
Berbat diyemeyiz, sağık konusu da değişiyor. Türk mutfağı baya zengin bir mutfak, her türlü yemek var. Sizin biraz isyan edesiniz varmış, buradan çıkmış.
0
akhenaten
(08.06.24)
hiç mi ege'ye, akdeniz'e gitmedin çocuğum?

türk mutfağına berbat diyebilmek nasıl bir kompleksin neticesidir şaşkınım.

türk mutfağı gibi zengin kaç tane mutfak kaldı dünyada?
0
adivar
(08.06.24)
Genellemeler akıllı adamın işi değildir. Bin tane yemeği içeren mutfak için toptan sağlıksız nasıl denebilir. sağlıklı yemekten kasıt buharda Brokoli vb yemeklerse ülkemiz Akdeniz ve Ege mutfağı çoğunlukla sağlıklıdır. Börülce salatalar patlıcan çığırtma vb çok fazla sağlıklı yemekler yine Karadeniz ege iç Anadolu da da böyle sebze ağırlıklı tencere yemekleri de sağlıklıdır.
0
psmstc
(08.06.24)
Berbat mı?!!?? yok artık daha neler. Kurban olurum türk mutfağına ya. Çok merak ettim burası berbatsa neresi iyi sizce? Onu da yazsaydınız keşke.
0
Kediyi üzdün
(08.06.24)
Soru bahane, kebap şahane.

Bence bu kadar cevap gelince amaca ulasildi sanirim.
0
ermanen
(08.06.24)
değil.
0
gurur
(08.06.24)
aslında dünyanın en iyi lokal mutfaklarına sahibiz. hiç bir ülkede bu kadar fazla lokal mutfak yok. fakat pazarlayamıyoruz. fransızlar, italyanlar çok daha iyi olduklarını yüzyıldır iddia ediyorlar, filmlerini yapıyorlar, kitaplarını yazıyorlar, turizmini pazarlıyorlar. fakat bence öyle değil durum.
akdeniz mutfağının hası, ege, hatay, antep, karadeniz, hatta Çorum, Kastamonu bile Fransız mutfanından iyidir. :-)
0
ankarakecisi
(08.06.24)
30 yıldır londrada yaşayan amcam ve eşi antep e yanımıza geldi

2 sinin de mide bozuldu 2 günde.

bu nedir ya basıyorlar yağı salçayı biberi baharatı veya şerbeti, sonra güzel diyorlar afedersin bokuma karıştırsam o da güzel olur zaten diye dolanıyordu kalan günlerde hiç bişey yiyemedi sdfksgs

bu arada londrada restoranı var yani yemekten anlamıyor değil.

bana kalırsa türk mutfağının çoğu ağır ve sağlıksız evet bu konuya katılıyorum.

ama lezzetsiz diyemeyiz. bence gayet lezzetli. biz bazı yemek veya tatlıları yerken orgazm oluyoruz burada. varsın ağır olsun.

öte yandan genelleme yanlış, ege mutfağı diyetisyenlerin de önerdiği gayet sağlıklı ve hafif bir mutfak, onu niye hiçe sayıyorsunuz
0
ananiyimioguz
(08.06.24)
Ulkenin 3 tarafi denizlerle cevrili deniz urunu yiyemiyoruz bu konuda haklisin
0
Zetnikov
(08.06.24)
@ankarakecisi; abi bence sakin ol :) nasıl ülkeyi gezmeyen biri türk mutfağı hakkında konusmamaliysa fransiz mutfaklarini, bulundugun şehre göre bile degistigini, peynir/şarap/et/makarna vs her şeyi bulunduğun şehre göre marka değiştiği falan bir yer burası. Fransa'da her bölgenin lokal mutfağı var.
0
logisticsmanager
(09.06.24)
@logisticsmanager bana sakin ol diyeni ....
Halk bilim okudum. belgesel yönetmeniyim ve abartmayayım ama bu memleketi kasaba kasaba + 40 ülke gezdim desem yeridir. Lise yıllarında dayımın lokantasında her aşamada çalıştım. şimdi emekliyim ve gastronomi 2. sınıf öğrencisiyim. 2 kelam edecek kadar konuya hakimim.

@ankarakecisi; abi bence sakin ol :) nasıl ülkeyi gezmeyen biri türk mutfağı hakkında konusmamaliysa fransiz mutfaklarini, bulundugun şehre göre bile degistigini, peynir/şarap/et/makarna vs her şeyi bulunduğun şehre göre marka değiştiği falan bir yer burası. Fransa'da her bölgenin lokal mutfağı var.


@logisticsmanager
0
ankarakecisi
(06.07.24)
Türk mutfağındaki lezzetler sağlıklı ve kaliteli malzemeler ile yapılabilecek yemekler fakat özellikle gıda sektörünün kalitesizliği işletmelerin düşük maliyet yüksek kâr amacı sağlıksız yapmalarına sebep oluyor, birçok yemeği evimizde sağlıklı ve lezzetli yapabiliyoruz, bol yağ bol salça bol tuz yerine daha dengeli koyup lezzet elde edilebiliyor, tabi hamur ağırlıklı yiyecekleri doğrudan sağlıksız görebiliriz.

Yöresel mutfaklar hakkında fikrim kısıtlı olsa da antep yöresel yemekleri daha çok sebze ağırlıklıydı aslında ki bir çoğunu beğenmemiştim.
0
atom karincanin torunu
(07.07.24)
(12)

karşılıklı sevme mevzusu hk

baldan kaymak
çok sevilen ve sevildiğimiz kişi zarar vermemek için uzaktan sevicem ama seni çok seviyorum diye uzak duruyorsa ona mesaj atar mıydınız?not: ben daha inatçıyım, ölsem yazmam
çok sevilen ve sevildiğimiz kişi zarar vermemek için uzaktan sevicem ama seni çok seviyorum diye uzak duruyorsa ona mesaj atar mıydınız?

not: ben daha inatçıyım, ölsem yazmam
0
baldan kaymak
(08.06.24)
Zarar vermemek derken ne demek istiyor? Mesaj atmazdım.
0
rock n roll
(08.06.24)
gerçekten sevse uzaktan sevicem diyerek uzak duramazdı bence.
0
dilili
(08.06.24)
"Horse Lie" derdim. Üstüne sizin "ıssız adam triplerinize..." derdim.

Not: Kadın-Erkek fark etmiyor Issız Adam'daki "Adam"a takılmamak lazım
0
nawar
(08.06.24)
dilili +1
0
pispinti
(08.06.24)
at yalani+1
0
ala09
(08.06.24)
Olmaz olmaz çok saçma olmamalı
0
lüzumsuz adam
(08.06.24)
atmam tabi. hatta cevap olarak 'hadi ordan tırrrrrek' der önüme bakarım.
0
antihero
(08.06.24)
Bence kendi haline bırakın. Eğer ilgilenmezseniz "ee peki ya şimdi?" diyerek absürt bir şey yaptığını anlayıp geri gelecektir. Ama bu saçmalığın üstüne siz geri kabul ederseniz yazık olur.

Siz yazarsanız bu arabesk ruh hali iyice her yanını kaplar. Kendi kendine triplere girer.

Çok yazık valla, acil şifalar.

tabi bunu karşılıklı sevgi olduğunu söylediğiniz kısmı gerçek kabul ederek yazdım. bana sorarsanız işler çok da düşündüğünüz gibi olmayabilir, bi de o açıdan bakın. "üzmeden nasıl ayrılırım" sorusuna böyle bir cevap üretmeyi denemiş. ancak konuyu o kadar yumuşatmış ki saçmalamış.
0
akhenaten
(08.06.24)
önüne bak dostum.
0
kurcalamabozarsin
(09.06.24)
ona dokununca alev mi alıyorsun ne tür bir zarar vermek anlamadım. ateş ve suyun hikayesi geldi aklıma.


yol ver.
0
Hallegadola
(10.06.24)
sevgi böyle bi şey değil. önünüze bakınız+1
0
nic cage
(10.06.24)
gözden uzak gönülden uzak. sevmen ya da sevilmen zarar verecekse zaten uzaktanda olmaması gerekir. hiç vakit kaybetme yenisi
0
100binZar
(11.06.24)
(11)

Telefonunuzu En Uzun Ne Kadar Süre Kullandınız?

rock n roll
Şu an kullandığım 4 yıl olacak. Bir önceki kapanıp açılmayınca, bu telefon ailem tarafından doğum günü hediyesi olarak alındı :)
Şu an kullandığım 4 yıl olacak. Bir önceki kapanıp açılmayınca, bu telefon ailem tarafından doğum günü hediyesi olarak alındı :)
0
rock n roll
(07.06.24)
Telefonlarımın ömürleri 4-5 yıl arasında değişiyor. 4 yıldan az kullandığım olmadı. 5'i gören de çok yok. Hepsini bozulana kadar kullandım.
0
nawar
(07.06.24)
Canımın sıkıldığı bir gün kullandığım telefonları keep'e not etmiştim. Oradan baktığımda 1999-2024 arası 25 yılda 10 farklı telefon kullanmışım. En uzun süre kullandığım telefon 5 yılla Nokia 6230i.
0
pispinti
(07.06.24)
şu an kullandığım tel 8 yıldır kullanıyorum. kırılıp bozulmazsa bir süre daha kullanırım. iphone 7
0
exlibris
(07.06.24)
4 sene. bana ideal geliyor. hala kullanılabilir haldeyken satıp yenisini alıyorum.
0
jelly bear
(07.06.24)
Şu an iki telefonum var, kişisel telefonum 15 pro max 5 aylık. Şirket telefonu 15 - 7 aylık

Bundan öncekileri 2 sene sonra değiştiğim genelde.
0
gabe h coud
(07.06.24)
Iphone 5s 7,5 sene kullandım.

Şimdi Eylül 2021 senesinde aldığım SE var. Bakalım 3 sene olacak.
0
put it in your appropriate place
(07.06.24)
Ben olabildiğince uzun süre kullanmaya çalışıyorum. 2021 yılında almıştım sanırım, daha en az bir yıl kullanırım.
0
hayirsiz
(08.06.24)
10 yıldır eşimin eski telefonlarını kullanıyorum. dolayısıyla onun istatistiğini vereceğim. 4 yıl.
0
brakgn
(08.06.24)
Hemen hemen her yıl değişiyorum.
0
numlock
(08.06.24)
3,5 - 4 yıl arası. Daha az ya da daha fazla olmadı hiç
0
akhenaten
(08.06.24)
ilk ciktiginda aldigim iphone x'i halen kullaniyorum. yaklasik 7 yil oldu. bu sene yenisini alacagim ama.
0
bohr atom modeli
(09.06.24)
(6)

makalede resmi soyisim yazılmak zorunda mı?

deartheodosia
bi öğretim görevlisi ve doktora öğrencisi ile bi makale hazırlığındayız. soyismim eski eşin soyismi, kendi soyismimi kullanabilir miyim (resmi olarak yok)? avukatım soyisim için ayrıca dava açılmalı, o da vakit alır falan dedi.
bi öğretim görevlisi ve doktora öğrencisi ile bi makale hazırlığındayız. soyismim eski eşin soyismi, kendi soyismimi kullanabilir miyim (resmi olarak yok)? avukatım soyisim için ayrıca dava açılmalı, o da vakit alır falan dedi.
0
deartheodosia
(07.06.24)
kullanabilirsiniz

boşanınca kendi soy isminize dönmüyor musunuz direkt
0
jülsezar
(07.06.24)
Sadece S.W. diye imza taşıyan bir makale bile görmüştüm. Nerede yayınlayacaksanız oraya sorabilirsiniz aslında.
0
akhenaten
(07.06.24)
Resmi olarak boşanmadınız mı? Boşanma kararından sonra otomatik olarak nüfusa işlenmesi lazım.

Boşanmamış olsanız dahi evlenmeden önceki soyadınızı kullanabilirsiniz bilimsel makalenizde.
0
pispinti
(07.06.24)
jülsezar, çekişmeli olduğu için boşanma süreci bitmiyor
0
🌸deartheodosia
(07.06.24)
Öyle bir şart yok. Zaten dergilerde kimlik sormuyorlar, istediğiniz soyismi yazabilirsiniz. Evlendikten/boşandıktan sonra veritabanlarında kargaşa olmasın diye kendi soyismini kullanan çok sayıda kadın var.
0
evrim halkasi
(07.06.24)
ileride akademik bir kadroya veya doçentliğe vs. başvuracaksan jüriye yayınlarını sunacaksın. sunduğun yayında adı yazan kişinin sen olduğunu ispatlamanı isteyebilirler. Makalede isminin dışında Orcid ID'ni de kullan ki ileride böyle bir durumda ekstra bir kanıtın olmuş olur.
0
hrskrs
(08.06.24)
(3)

Atıf sorusu - ithenticate

durgunfoton
Arkadaşlar ben tezini yazdım, bu raporu alacağım ama aklıma takılan birşey oldu. Ben ofis bilgisayarını kullandım atıf eklerken, mendeley vardı.Sonra kendi bilgisayarımda 5-6 tane daha atıf ekledim. Word’te mendeley falan yoktu ben de kendim yazdım (düzgün cite ettim yani onda problem yok).Şimdi akl
Arkadaşlar ben tezini yazdım, bu raporu alacağım ama aklıma takılan birşey oldu. Ben ofis bilgisayarını kullandım atıf eklerken, mendeley vardı.
Sonra kendi bilgisayarımda 5-6 tane daha atıf ekledim. Word’te mendeley falan yoktu ben de kendim yazdım (düzgün cite ettim yani onda problem yok).
Şimdi aklıma takıldı, intihal raporu alırken sorun olur mu?
0
durgunfoton
(07.06.24)
İntihal raporu ile dediklerinizin bir ilgisi yok. Siz atıf vererek dahi, bir kaynaktan ardışık 3 kelimeyi aynı şekilde yazamazsınız ( elbette genel geçer şeyler hariç)

edit: sorun olmaz demediğim için mi tik almadım :D
etkisi yok dediğiniz durumun intihal raporuna, intihal yapmadıysanız sorun olmaz
0
jülsezar
(07.06.24)
Kaynakça yazımından mı bahsediyorsunuz sadece anlamadım tam. Yani "ben bu kaynağı kaynakçama manuel ekledim, sorun olur mu?" Diye mi soruyorsunuz? Birkaç kere okudum ama emin olamadım. Sorduğunuz buysa tabi ki hayır. Çeşitli stillerde otomatik atıf oluşturan sistemler kolaylık olsun diye var sadece. Hatta makale değil de tez yazıyorsanız bunları elde yazıyor olmanız daha faydalı, çünkü tezin amaçlarından biri zaten böyle şeyleri öğrenmek.
0
akhenaten
(07.06.24)
Atıfta intihal sadece kasıtlı bir şekilde yanlış atıfta bulunduysanız değerlendirilir. Mendeley ile ya da manual olarak yazılması intihalle ilişkili değil :)
0
e mice
(08.06.24)
(6)

YouTube kanalımın ilk videosu ne olmalı?

sekizdokuzon
Selamlar;Kendi imkanlarımla evde yaz boyunca günde üç kez 3-4 dakikalık videolar paylaşacağım. Matematik öğretmeniyim, işin sınav hazırlık boyutu da olacak ama yaz boyunca daha çok "Matematiğe neden ihtiyaç duyarız?", "Matematik nasıl çalışılır?", "Matematik okuryazarlığı", "Kavram yanılgıları" gibi
Selamlar;

Kendi imkanlarımla evde yaz boyunca günde üç kez 3-4 dakikalık videolar paylaşacağım. Matematik öğretmeniyim, işin sınav hazırlık boyutu da olacak ama yaz boyunca daha çok "Matematiğe neden ihtiyaç duyarız?", "Matematik nasıl çalışılır?", "Matematik okuryazarlığı", "Kavram yanılgıları" gibi alternatif konular üzerinden ilerlemek ve yaz sonuna doğru bir komunite yaratmak istiyorum. Hedef kitlem esasında matematiğe ilgi duyan, ilgi duymak isteyip duyamayan herkes. Bir discord kanalı da açıp oradan da kanal abonelerinin birbirleriyle ve benimle iletişim kurmalarını istiyorum. Karşılıklı fikir alışverişi ve yönlendirmelerle kanalı onlarla birlikte ilerletmek gibi bir niyetim var.

İlk videom nasıl olmalı? Buraya yazdığım gibi yapmak istediklerimi mi anlatayım, kendimi mi tanıtayım ya da bunların hiçbirini yapmadan yüklemek istediğim videoları sıradan yüklemeye başlayıp aralarda "Kanalın kullanım kılavuzu" gibi ara videolar mi yayınlayayım?

Hangisi daha iyi olur sizce? Teşekkür ederim.
0
sekizdokuzon
(06.06.24)
En hızlı hangi videoyu yapabiliyorsanız o.Bir an önce başlayın.
Siz takip ettiğiniz kanalların ilk videosunun ne olduğunu umursuyor musunuz? Benim hiç haberim yok, umrumda da değil.

Youtube için ben daha çarpıcı başlıklar düşünürdüm ama sizin tarzınızda olmalı videolarınız. Bunlar size uygun olmayabilir.
"2+2=5 Nasıl mı?" "Dans ederken fibonacci sayılarını kullanın" "1 hastalık 100 cinsel ilişkiyle maksimum kaç kişiye bulaşabilir?"
0
michael_knight
(06.06.24)
Bence kendinizi ve kanalı tanittiginiz bir video olabilir. Bu videoda da kanalda yer alacak videoların konularina, kanalın hedef kitlesine ve sizin amaclariniza yer verebilirsiniz.
0
Amaranta ursula
(06.06.24)
bence de ilk video önemli değil. sadece tek videosu olan kanala bakmam zaten. ilk videoyu atıp 1 hafta beklemeyin. 3-4 video atın ilk sefer de. sonra haftalık ya da kendi düzeninize devam edersiniz. sizin kim olduğunuzla da ilgilenmez insanlar tanıtıma falan gerek yok bence. tanıtım kısmını ilk videonun başına koyarsınız. ayrı videoya gerek yok.
0
jülsezar
(06.06.24)
Başta her gün üç video atacağım zaten algoritmayi yenebilmek için :p
0
🌸sekizdokuzon
(06.06.24)
Kuran'ın şifresi çözüldü
Numorolojiye göre ideal partneri bulma
Bu soruyu çözen çocuk kör oldu...

Sarmadıysa
evreninin dili matematik mi
İcat mı keşif mi
Popüler paradokslar
Algebra dan yapay zekaya!
0
anon1m
(07.06.24)
Düşündüğünüzün aksine bir komünite yaratmak istiyorsanız bence kesinlikle bahsettiğiniz yolu izlememelisiniz.

Kendi adıma Türkçe Youtube kanallarındaki en büyük eksiklik video başlığında aranan içerikle ulaşılan video arasındaki içeriklerin birbirini tutmaması.

Her şey için böyle ama matematik özelinde konuşuyoruz o yüzden buradan gidelim. Örneğin ders çalışırken aklınıza "ondalık sayılarda çarpma işlemi" takıldı. Bir video buluyorsunuz bunun ilk 1-1,5 dakikası falan "merhaba arkadaşlar" zımbırtısıyla geçiyor. Ondan sonra 2 dakika falan "çarpma herkesin aklını karıştıran bir konu, istatistikler de öğrencilerin çarpmada toplamaya göre daha az başarı gösterdiğini söylüyor ama ünlü matematikçi bilmem kimin de dediği gibi..." tarzında doldurma muhabbetle geçiyor. Bunlar olurken videonun her yerinde belli bir kalıp cümle dolaşıyor "ben size çok kolay bir yolunu anlatacağım arkadaşlar", "şimdi birazdan oraya geleceğiz, bu yolla çok kolay yapacaksınız" gibi gına getiren tarzda söz tekrarları...

Sonunda örnek bir soru yazılıyor, bunu da çözene kadar yine demagoji dolu bir anlatım var.

Neticede 50 saniyede hakkıyla anlatılacak bir konu için 5-10 dk uzunluğunda bir video oluyor ve hiçbir şey anlatmıyor.

Kısa, öz, anlaşılır, başlıkta vaat ettiğini anlatan videolar yok.

Komünite edinmek için en iyi yol kanalı tek ama yalnızca tek konuda özelleştirmek. Sizin bahsettiğiniz "matematiğe neden ihtiyaç duyarız?", "matematik nasıl çalışır" gibi konular kendi içinde ayrı bir alan. Bunları merak eden, ilgi duyan insanlarla belli bir konuda pratiğe dayalı bilgi arayan insanların kaygıları ve ilgileri farklı. Birinin, diğeriyle işi yok.

Eğer farklı temalarda içerik üretmek istiyorsanız bunu birkaç kanal üzerinden anlatabilirsiniz. Atıyorum "Matematik A" diye kanal kurar burada belli soru tiplerinin çözümlerini kısaca anlatırsınız. "Matematik B" kanalında uzun konu anlatımları çekersiniz. "Matemetik C" kanalında genel olarak matematik üzerine sohbetler yaparsınız vs. Böylece herkes ilgisi doğrultusunda istediği şeyleri bulacağı yere gider. Bu kanalların arasında da organik bir bağ kurarsınız, atıyorum kısa soru çözümleri olan yerde bu konuyu detaylı görmek istiyorsanız şuraya gidin diye yönlendirme yaparsınız isteyen o tarafa da bakar.

Sizin kanalınızın repertuvarı genişleyip orada bir birikim oluşunca insanlar birikmeye başlar. Ancak birileri "matematiğe neden önem vermeliyiz" videosu için kanalınıza geldiğinde bu konuyla benzer şeyler görmek ister. Sonraki videonuz "ondalık sayılarda çarpma" olursa ne alaka der gider.
0
akhenaten
(07.06.24)
(2)

borsada açılış öncesi eşleşme nasıl %0 oluyor?

tabudeviren
o kadar emrin eşleşmesinde neden artı veya ekside değil, böyle bir nötr noktada kalıyor? emir sayısı az mı gelmiş oluyor?
o kadar emrin eşleşmesinde neden artı veya ekside değil, böyle bir nötr noktada kalıyor? emir sayısı az mı gelmiş oluyor?
0
tabudeviren
(05.06.24)
Tam olarak anlayamadım eşleştirme yapıldıktan sonra seans başlamadan neden göstergede kar veya zarar oluşmadığını mı soruyorsunuz? Çünkü ekranda gördüğünüz günlük göstergeler gün başına göre artış ve azalış gösteriyor. Önceki güne göre değil. 0 noktasında baz alacak bir önceki değer olmadığı için de gün başlangıcı %0 kabul ediliyor ve gün içinde artış ve azalışlar seans başladığı andan itibaren başta oluşan bu fiyat üzerinden gösteriliyor.

Eğer belli bir hissenin seans başladıktan sonra nasıl %0 açılış yaptığını soruyorsanız, başka bir değerle başlamasından çok farkı yok aslında. Neticede cetvelin üzerinde bir yere denk gelecek o fiyat.
0
akhenaten
(05.06.24)
09.45'te teorik eşleşme denen şey başlıyor, 09.55'e kadar alım satimlar eslesiyor. 09.55'te ekrana yansıyan değerlerden bahsediyorum.
0
🌸tabudeviren
(05.06.24)
(4)

The sims 4 almak?

redcat
Çocukluğumdan beri sims oynamayı severim, en son 3’te bırakmıştım. 4 alayım mı steam üzerinden? Mutlu olur muyum oynarken? :P
Çocukluğumdan beri sims oynamayı severim, en son 3’te bırakmıştım. 4 alayım mı steam üzerinden? Mutlu olur muyum oynarken? :P
0
redcat
(04.06.24)
4ün base gamei ücretsiz :) ben ta 2de bırakmıştım. bak şimdi sen deyince benim de indiresim geldi :D
0
e mice
(04.06.24)
Base game derken? Ben bunu bir araştırayım yarın. (:
0
🌸redcat
(04.06.24)
Base game temel oyun, ek paketler olmayan hali. Bu temel üstüne istediğiniz ek paketi yükleyip oyunu genişletebiliyorsunuz.

EA games Sims'in cılkını çıkardığı için;

Sims 4'ün 15 genişleme paketi, 12 oyun içerik paketi, 20 eşya paketi, 31 tane daha küçük çaplı eşya paketi olduğu için temel, ek paketler olmayan oyunu ücretsiz yaptılar.

Bunların hepsini almaya gerek yok ama. Zaten hepsi aktif olunca oyundaki diyalog menüleri saçma sapan bir hal alıyor aradığınızı bulamıyorsunuz.

Paketlerin içeriklerine bakın sevdiğiniz 2 genişleme paketi, 2 oyun paketi bir de bunlarla bağlantılı eşya paketleri yeterli olur.

Ama genelde çocukluğa dair şeyler güncelde hayal kırıklığı oluyor :D Temel oyundan sıkılmazsanız genişletirsiniz.
0
akhenaten
(04.06.24)
torrentten indirdim, gayet iyi olan oyuncu bilgisayarımda inanılmaz yavaş, dakikalar çok yavaş ilerliyor özellikle tüm paketleri yüklerseniz bilgisayarı iyice yavaşlatıyor.

arada oynuyorum 3 kesinlikle 4 ten daha iyi.
0
eja
(04.06.24)
(4)

CCOLA türk hissesi nasıl sürekli yükseliyor ?

HellKeePer
İsrail dediler, boykot dediler teknik olarak bu hisse nasıl sürekli yükselişte olabiliyor?
İsrail dediler, boykot dediler teknik olarak bu hisse nasıl sürekli yükselişte olabiliyor?
0
HellKeePer
(03.06.24)
Protesto etmek için alıp döküyorlar ya.
Satışı artıyor. Ondan öyle.

Şaka bir yana, sağlam şirket, enflasyonist ortamda da yiyecek, içecek ve perakende sektörü iş yapar.
0
Mirket
(03.06.24)
Bireyselde boykotun çok bir etkisi olduğunu sanmıyorum. Coca colayı bugün boykot eden insanlar zaten benim çocukluğumdan beri boykot ediyor. Haliyle ani bir etkisi olsun sanmam.

Siz herhangi bir orta karar ve üstü restorana gidip kola isteseniz boykot ediyoruz onu gibi bir söz duyabiliyor musunuz? Ben denk gelmedim hiç. Bütün marketlerde de raflarda.

Ancak bist hisselerinin yükselmesi ve düşmesi için çok bir nedene de ihtiyaç olmayabiliyor her halükarda.
0
akhenaten
(03.06.24)
O işler öyle olmuyor hisse senedinin değerini belirleyen bir çok etken var karmaşık bir konu. Boykot yüzünden bir çok şirket ciddi anlamda pazar kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor.
0
doharkoman
(03.06.24)
Coca Cola Türkiye sadece Türkiye'de faaliyet göstermiyor, Türkiye dahil 12 ülkede faaliyet gösteriyor. Diğer ülkelerde yatırımlar yaptı-yapıyor ve faaliyetlerini genişletiyor.

Bunların yanında iyi yönetilen bir şirket. Arkasında da yine iyi yönetilen ve finansal olarak iyi durumda olan Anadolu Efes ve Anadolu Holding var.

Dönemsel olarak boykot sebepli satış düşüşü yaşıyorlar ama kötü ekonomiye vs de diğer şirketlere göre çok daha dayanıklı bir şirket. Büyük ihtimal bunlardan dolayı boykotların etkisi çok olmuyor. Yine muhtemelen yatırımcıları böyle boykotların genelde bir süre sonra sönümlendiğini ve yine öyle olacağını düşünüyor.
0
perferil
(03.06.24)
(6)

Hani kalıcıydı bu parfüm?

büyük engizisyoncu
Dior Homme EDT aldım geçenlerde çok beğenerek. Sephora'dan aldım bu arada orjinal.Intense daha yoğun biliyorum ama EDT hoşuma gitti.Her yerde bu parfümün çok kalıcı olduğu falan söylenmiş, hatta fragrantica'da bile kalıcılık puanı yüksek.E ben sıkınca niye kalıcı olmuyor bu parfüm? Burun körleşmesi
Dior Homme EDT aldım geçenlerde çok beğenerek. Sephora'dan aldım bu arada orjinal.
Intense daha yoğun biliyorum ama EDT hoşuma gitti.
Her yerde bu parfümün çok kalıcı olduğu falan söylenmiş, hatta fragrantica'da bile kalıcılık puanı yüksek.

E ben sıkınca niye kalıcı olmuyor bu parfüm? Burun körleşmesi falan da yaşamadığıma eminim çünkü ara ara yanımdaki arkadaşlara sorup test ediyorum (bahsettiğim arkadaşlar da burun körleşmesi yaşayacak kadar sürekli yanımda değil).
Sabah çıkarken 5 fıs falan sıkıyorum.
4-5 saat sonra 3-4 fıs daha sıkıyorum. Yetmiyor 2-3 saat sonra bir tur daha sıkıyorum.
Ama internette bahsedilen "3-4 saat sonra bile kol mesafesine rahatlıkla yayılıyor" durumunu kesinlikle yaşamıyorum.

E hani kalıcıydı bu parfüm? Genelde kıyafete sıkıyorum (omuz yaka civarına), birer fıs da kulak arkasına sıkıyorum.

Sabah çıkarken 5 fıs yerine 10 fıs mı sıkayım? Bu sefer de sinek ilacı gibi gezerim ortalıkta muhtemelen.
0
büyük engizisyoncu
(03.06.24)
Malesef her parfüm her kişide aynı olmaz. Bu sebepten parfümü almadan sıkıp bakmak daha ideal.

Dior homme sahibiyim ve sizin beklediginiz kadar değil yani.

Misal dior homme edp de benim tenimde hiç işe yaramadi ama dior parfum hayvan gibi kaliciydi. Çok değişiyor.
0
logisticsmanager
(03.06.24)
Orjinalliğinden ve yorumların edp versiyonu için yazılmadığından eminseniz cevabı kendiniz vermişsiniz aslında. Parfüm kıyafete sıkılmaz teninizdeki sıcak noktalara sıkmanız gerekir. Teee orta çağdan beri bunun adabı boyun, bilek ve dirsek içlerine ~30cm mesafeden sıkmak.

Parfümün tene teması kokunun kendisini de doğrudan etkiliyor. Zaten parfümü seçerken de teninizde denemeniz şart. Kumaşa parfüm sıkmayın.
0
akhenaten
(03.06.24)
Valla parfüm konusunda bilgisine güvendiğim kişiler hep kıyafete sıkılması gerektiğini çünkü tene sıkılınca ter kokusu vs ile karışıp kötü bir hal alacağını söylüyorlar hep. İlla tene sıkılacaksa da dediğiniz gibi kulak arkası, ense, kol içi gibi yerlere sıkılması gerektiğini söylüyorlar.
Ama zaten dediğim gibi 2 fıs kıyafete (omuzlar ve yakaya doğru) sıkıyorsam, birer fıs da mutlaka kulak arkalarına sıkıyorum zaten. Yine de yorumlardaki o kalıcılığı yakalayamadım bir türlü.
Ayrıca EDT versiyonu için yapılıyor bu yorumlar eminim.
0
🌸büyük engizisyoncu
(03.06.24)
kalici diyenler parfum banyosu yapiyormus, bana sirtini donup "sirtima da sik" denilince ogrendim. 5 fis yetmiyor vazelin mazelin hak getire
0
ala09
(03.06.24)
Üşenmedim sırf bu yüzden girip parfümün fragrantica yorumlarına baktım. Orda da insanlar ortalama 4-5 fısın 3-4 saat sonra bile kol mesafesinde alınabildiğini yazmışlar.
0
🌸büyük engizisyoncu
(03.06.24)
2009 yılında D&G the One parfüm almıştım havaalanından, bir sıkıyordum, 2 gün sonra bile herkes ne güzel kokuyor diyordu, geçen ay yine yurtdışından aldım, 2 saat sonra kokmuyor(çok azalıyor).
yani demem o ki firmalar eski parfümlerin kalitesini düşürüyor bence.

ps. her zaman EDP alıyorum.
0
ravenudon
(04.06.24)
(9)

İleride sosyal medyadan uzaklaşılır mı sizce?

ananiyimioguz
hatta böyle kullanmadığımız için havalı gezdiğimiz bir dönem yaşanır mı?nasıl ki geçmişte deli gibi facebooktan çıkmayıp o tarafı tükettik, instagramı da tüketir miyiz? twitter ı?yoksa onlar gider başkaları mı gelir?nasıl ki iş kariyeri fanatizmi, başkaları için çalışmak, beyaz yakalı olmak gibi ide
hatta böyle kullanmadığımız için havalı gezdiğimiz bir dönem yaşanır mı?

nasıl ki geçmişte deli gibi facebooktan çıkmayıp o tarafı tükettik, instagramı da tüketir miyiz? twitter ı?

yoksa onlar gider başkaları mı gelir?

nasıl ki iş kariyeri fanatizmi, başkaları için çalışmak, beyaz yakalı olmak gibi idealler yavaş yavaş etkisini yitiriyor,

bkz: plaza köylüleri - www.youtube.com

yani insanlar artık kendi işini kurmak, bir şey üretmek veya fiziksel bir işte ustalaşmanın daha kıymetli olduğunu düşünmeye başladılar.

oradaki doygunluğun bitip işlerin tersine dönmesi gibi (belki toplumun bu çalışma dinamikleri git gellidir yani dönem dönem tersine evrilecektir veya yapay zeka ile birlikte wall-e filmindeki gibi sadece oturup toto büyüteceğiz) ama sosyal medyada da böyle bir sanallıktan uzaklaşma olur mu?

yoksa yine filmlerden örnek vereyim, ready player one'daki gibi iyice sanala girip hatta sanal biz mi olacağız? bu konudaki görüşleriniz nedir?

daha ütopik düşünürsek insan beyninin sanal bir ortama aktarılıp ömür boyu orada ölümsüz bir şekilde yaşayabileceği bir ortam yaratmak da imkansız gözükmüyor sevgili black mirror severler.

sosyal medya insanların birbirinden etkilenip normalde gitmek isteyemeceği yerlere gitmek için can atması, normalde almak istemeyeceği şeyleri görüp almaya çalışması, ihtiyacı olmasa dahi ihtiyacı varmışcasına beyninin ona sinyaller göndermesi gibi sebeplerle kurulmuş bir dünya. Büyük şirketler için çok güzel bir nimet. bana bunun biteceği çok kolay gözükmüyor bizleri sağabildikleri kadar sağarlar gibi ama insanlarda bir isyan silsilesi başlayıp elektronikten, sosyal / yapay bir medyadan, hatta şehirlerden uzaklaşması da olası geliyor.

fikirlerinizi merak ediyorum.
0
ananiyimioguz
(31.05.24)
İnternetten ve sağladıkları kaynaklardan, bu kaynaklar üzerinden yarattığımız personalardan vazgecmeyiz. Bunun dönüşü yok ve yüzde yüz olumsuz bir durum değil. Söylediğiniz gibi yapmak zorunda olduğumuz işleri yapay zekâya yaptırıp bir tarafımızı buyutecegimiz, bahsedilen kanallari en efektif kullananın en zengin olduğu bir devre doğru ilerliyoruz. Evet, çok büyük ihtimalle süper zenginler bilinclerini sanal ortama aktarıp dünyada yapıp ettiklerini sürdürmeye ve geliştirmeye devam edecekler. "Yazılım öğren oc" desturu bir insanı ipten kurtaracak boyuta gelecek, bu donanımları kullanmayanlar avam takımı olarak algilanacak. Bambaşka bir devir başlıyor, Yusuf Güney gibi konuşmak istemezdim ama bu satırları okuyan herkesin her ne yapıyorsa mesguliyetini internet tabanlı ortamlara aktarması yapabileceği en vizyoner davranış olacaktır. Bu şu durmaz.

Bu arada süper soru3, sizin gibi zeki insanlari görünce inanılmaz mutlu oluyorum.
0
sekizdokuzon
(31.05.24)
Neden ve nasıl böyle bir şey olsun ki? Adı sosyal medya olur, başka bir şey olur; x platformu olur y uygulaması olur... Online bir kamusal alan oluştu, bundan geri dönüş yok artık.

Atı ulaşım için kullanıyor muyuz? Parşömene yazı yazıyor muyuz? Mumla ev aydınlatıyor muyuz? Tüplü tv kullanıyor muyuz? Walkman mi kaldı? Ciddi ciddi haber almak için radyo takip eden kaç insan var 5-10 falandır heralde. Kaç kişi basılı gazete okuyor artık? Her geçen yıl azalıyordur. E kitaplar da her sene yaygınlaşıyor.

Dünyada bir şey başladı mı ancak kendisinden sonraki başka bir şeye dönüşür. Kendisinden önceki bir hale evrilmesi pek mümkün değil. Eski bir giyim tarzı yeniden moda olsa dahi bire bir aynısı olmuyor, modernize olmuş şekilde geri geliyor.
0
akhenaten
(31.05.24)
Belki sosyal medya kullanım şekli değişebilir ama bu tür platformları hazırlayanların tekelleşmesi ve onların kuralları dahilinde hareket söz konusu.
geçen zamanda oldukça dillendirilen metaverse kavramı şu an sessiz bir büyüme içinde sanırım.
Hakkında şu an haber çıkmıyor.

insanlar zamanla tatmin edici bulamayıp sosyal medyadan uzaklaşsa da dünyadaki bazı gelişmelere baktığımızda insanı internete (ya da dijital ortama) sürekli olarak adapte edebilme çalışmaları var.
augmedted reality, bedene çip yerleştirme örneklerinde olduğu gibi.

Bu, görünen hissedilen her şeyin belirli algoritmalara bağlı olduğu ve her açıdan sayısal temele dayanan yeni tür yaşam konsepti demek.
yönetmekte gerçek hayata göre çok daha az maliyetli bir hal alıyır
0
diyecevaplandı
(31.05.24)
insanların bir paltformdan uzaklaşabilmesi için ondan daha cazip bir platform ile karşılaşmaları gerekiyor.
insanlar facebook dan uzaklaşmadı, instagram facebook'dan daha cazip olduğu için instagram'a geçtiler.
halbuki içerik çeşitliliği, yorum yapma vb. bakımdan facebook daha kapsamlı ancak instagram mobil cihazlara daha uygun bir platform. E insanlar da artık telefondan 2 dakika uzak kalamadığı için instagram'da takılıyor.
işin gerçek yüzü ise şu: zuckerberg instagram'ı patlatmak için facebook'u bilerek yerinde saydırdı, insanlar da oltaya geldi. günün sonunda kazanan yine zuckerberg oldu, adam para basıyor.
insanların bütün platformlardan uzaklaşması ise bambaşka bir konu. şu an en tepede olan instagramda gösterişin formatı belirlendi:yediğini içtiğini paylaş. yurt dışına çıkarsan fotoğraf paylaş. arabanda giderken kokpiti paylaş. takipçi satın al falan filan.
insan her şeyden sıkılabilen bir yaratık. bu sidik yarışından da sıkılabilir, neden olmasın. evlenip çoluk çocuğa karışınca bütün sosyal medya hesaplarını kapatmak bana çok cazip geliyor.arkadaşlarımın yüzde doksanıyla zaten bir araya gelemiyor veya gelmiyorum, milletin ne yaptığından bana ne
0
quaketrigger
(31.05.24)
Uzaklaşılmaz ama dönüştürülebilir. Bu bireylerin şahsi tercihinden ziyade toplum mühendisliğinin getirdiği rıza imalatı ile alakalı. Facebook'un terkedildiğine dair bir veri yok aksine facebook genişlemeye devamediyor zaten ikiside Meta'nın şirketi.

Bugüne kadar batılı şirketlerin hegemonyasında olan sosyal medya şirketleri ve internet gelecekte internet ikiye bölünecek doğulu (Çinli) ve batılı (ABD'li) şirketler olarak. Nasıl ki bir kaç yıl öncesine kadar esamesi bile okunmayan Tiktok youtube'a rakip olduysa yakın gelecekte çinli sosyal medya ağları ve arama motorları bugünün pazar lideri abd'li şirketlere rakip olacaklar hatta onların yerlerini almaları söz konusu.

Özgürlük alanı olarak pazarlanan sosyal medya her türlü bölücü terör örgütünün ve istihbarat gruplarının cirit bir silahtır ve nüfusunun büyük kısmı gençlerden oluşan Türkiye'de sosyal medya ve internet ciddi şekilde denetlenmeli ve filtrelenmeli ve hatta yerli milli alternatifi oluşturulup popularize edilmelidir.
0
doharkoman
(31.05.24)
Bence kullanım şekli değişebilir, mesela bir yerlere foto atma işi azalacak. Deneyimin ön planda olduğu bir platform gelirse daha güzel olabilir her şey. Mesela ben instagramın biteceğini düşünüyorum. YouTube gibi içerik üretenler olacak sadece foto, stroy atma işi bitebilir
0
olaylar olaylar
(01.06.24)
toplumun ne kadarı bilinçli ki böyle bi şey olsun. hiç sanmıyorum. instagram biter başka bi şey başlar. ayrıca sosyal kalabilmek için şart gibi artık uygulamalar.
0
deartheodosia
(01.06.24)
Sosyal medya dediğimiz şey tamamen kapitalizme hizmet eder, her şey pazarlama, ürün satma amaçlı düşünülmüştür, eğer sosyal medya ya ilgi azalırsa onun yerini tutacak başka bir şey bulunur.
0
Yalcin
(01.06.24)
Uzaklasmak bir yana dursun, bence ileride, kullanmayanlar/"yeterince" kullanmayanlar ev bile kiralayamayacak ornegin. Black mirror'da oyle bir bolum vardi. Herkes birbirini oyluyordu falan. Ona gore hizmet aliniyordu. Oraya dogru gidecegimizi dusunuyorum ben. Ve bu beni cok korkutuyor.
0
Kittie
(01.06.24)
(4)

depresyondaki sevgilinin yanında nasıl güçlü olunur

beatbox yapan metalci
merhaba herkese. 3 gündür geçmeyen çarpıntımı dindirmek ve kız arkadaşıma karşı nasıl doğru davranabileceğimi öğrenmek için yazıyorum bunları. kendisi çok uzun bir süre tus çalışıp atandıktan sonra depresyona girdi ve bu depresyon 3 aydır sürüyor. ilk 2 ay iletişimimiz düzgündü ama mayıs ayında tama
merhaba herkese. 3 gündür geçmeyen çarpıntımı dindirmek ve kız arkadaşıma karşı nasıl doğru davranabileceğimi öğrenmek için yazıyorum bunları. kendisi çok uzun bir süre tus çalışıp atandıktan sonra depresyona girdi ve bu depresyon 3 aydır sürüyor. ilk 2 ay iletişimimiz düzgündü ama mayıs ayında tamamen kabuğuna çekildi. tıp isteyerek okuduğu bir bölüm değildi, iyi de bir puan alıp istediği bir alana da yerleşti ama gerek tus bitince her şey harika olacak düşüncesinin boşa çıkması, gerek bu ay çalıştığı hocasının mobbing'i yüzünden bu ay çok kötü durumda artık. ilaca başladı (eferox) bugün 12. gün bunu baştan söyleyeyim. ve hocası haziran'da değişecek.

uzun yıllardır birlikteyiz, çok badireler atlattık zor günlerden geçtik ama hiç bu kadar kötü görmedim onu ve bu beni çok üzüyor. 3 gündür geçmeyen çarpıntım ve mide bulantım var, bu sabah 1 simiti 1 saatte yiyemedim. durumumu kendisine açıklarsam suçlu hissedip daha da üzülecek diye içimde tuta tuta çarpıntımın kalp krizine dönüşmesinden korkuyorum. ki kendisi de endişeli şeyler konuşamk istemediğini, elinden geleni yapıp çabaladığını söyledi bir hafta önce. "depresyondaki sevgiliyi mutlu etmenin yolları" başlığını okudum, yazılan çoğu şeyi yapıyorum, yıpratmadan yormadan yanında olduğumu hissettiriyorum ama sanki hala yetersiz kalıyormuşum gibi hissediyorum. günde birkaç kez mesajlaşıyoruz onda da evden çıktım eve geldim uyucam vb. şeyler yazılıyor. 7 yıldır hiç bu kadar az konuştuğumuz bir süreç olmamıştı endişeleniyorum.

bu süreçte ne yapmalıyım lütfen görmüş geçirmiş suser'lar tavsiye istiyorum. ilacın bu süreçteki etkisi ne olur? ne yapmaktan kaçınmalıyım ve neler yapmalıyım?
0
beatbox yapan metalci
(29.05.24)
Çok zor ve karmaşık bir şey değil mi. Aslında bir formülü yok ne yazık ki. Doğrudan şöyle yapın diyemem, zaten böyle bir şey olduğunu da sanmıyorum

Ama kendi yaşadıklarımdan bazı prensipleri çok önemsemek gerektiğini söyleyebilirim. Tamamen kendi haline kalması daha kötü hissettirecektir, tam tersi sizin aşırı yardımcı olma isteğiniz olduğunu hissederse yine daralmış hissedecektir.

Bence bir yöntem konuşmamak da faydalı. "Şunu şunu yapalım, bak iyi olacaksın" gibi yol haritaları bunaltıcı olabiliyor. Ya da o size gelip dert anlatmadığı halde sizin bir şeyler söylemek zorunda hissedip "geçecek geçecek, bunlar da geçecek" gibi şeyler söylemeniz de öyle.

Bence bunun en orta yolu bunaldıkça onun size açılmasını beklemek ve geleceğe yönelik çok konuşmadan sadece o an o sıkıntısına yönelik sohbet etmek. Bunu yaparken uygun dozda espriler serpiştirmek, bu kişiyi savunur sözler etmek kısacası tarafınızı belli etmek bence olumlu oluyor.

Eğer ortada bir dert yanma durumu yoksa sadece günün olağan akışına uygun şeyler konuşmak, depresyonla ya da zor süreçlerle ilgili şeyleri gündeme getirmemek iyi gelebiliyor.

Bir de yoğun duygular ağır şeylerdir, depresyonda olan birine çok yoğun hislerle yaklaşmamak daha faydalı sanırım.
0
akhenaten
(29.05.24)
Depresyon geçmişi olan biri olarak yazıyorum: yalnız yaşıyorsa yanına gidip bir köşede sessizce otur. Birlikte film izleyin, ağlayınca susturma, saatlerce konuşsa da dinle. Fiziksel olarak yanında olmaya çalış. Bol sabırlar.
0
sekizdokuzon
(29.05.24)
Çok uzak olmayan geçmişte benim de depresyon deneyimim olmuştu uzun süre. İlaç kullandım geçti bırakınca aynı dert düşünceleri yine geldi geri elbette. Şiddetsiz iletişim eğitimi aldığımda kendi duygularımı, ihtiyaçlarımı ve düşünce yapımı tanıdım. Kendimi ve başkalarını ne kadar çok yargıladığımı ve suçladığımı da fark ettim. Depresyon deneyimi konforsuz düşüncelerin insanı esir aldığı, başka şeylere odaklanmayı engelleyen bir deneyim. Bu konforsuz düşünceler de konforsuz duyguları yaratmaktadır. İnsan kendini ifade etmediği sürece de içinden çıkması zor bir durum. Tüm o çaresizlik, mutsuzluk hislerinin verdiği acının bağımlılık yapma ihtimali de var açıkçası. Kendini suçluyorsa eğer veya büyük bir utancı varsa depresyonun uzun sürme ihtimali de artacaktır. Ben insanların derdini ben diliyle paylaşmasına, duygularını anlamasına, ihtiyacını bulmasına başarılı şekilde yardımcı olabildigim bir eğitim aldım. Sevgiline dair Ayrıntı vermek istersen özelden yazabilirsin, iletişim tüyoları verebilirim, kendisini ifade etmediği sürece iyileşme sürecinin başlamayacağını düşünüyorum.
0
hasmetizm 2046
(29.05.24)
Hayatında ilk defa depresyona giriyorsa ilaç tedavisiyle yakın zamanda atlatır herhalde. ama kronik depresyon gibi bir olay varsa gerçekten iyi bir psikologla terapi sürecine yönlendirilmeli. 5 yıldır geçmeyen depresyonum var yanımdakilerin neşeli olması biraz iyi hissettiriyor.
0
ashleybon
(29.05.24)
(4)

İş hayatında kabuğuna çekilmeniz neden insanları bu kadar rahatsız eder?

psmstc
İyi kötü bir görüşme sıklığınız olan iş arkadaşları üstlerle biraz (20-25 gün) az görüşünce hemen görüşemiyoruz ya sen nerelerdesin?! vs deniyor hemen.. Halbuki sıkıntılar, zorluklar yaşıyorsunuz belki de kişisel hayatınızda o sebepten kabuğunuza çekilmişsiniz, bunu tabi söyleyemiyorsunuz da karşı
İyi kötü bir görüşme sıklığınız olan iş arkadaşları üstlerle biraz (20-25 gün) az görüşünce hemen görüşemiyoruz ya sen nerelerdesin?! vs deniyor hemen.. Halbuki sıkıntılar, zorluklar yaşıyorsunuz belki de kişisel hayatınızda o sebepten kabuğunuza çekilmişsiniz, bunu tabi söyleyemiyorsunuz da karşı tarafa…


İnsanları böyle “rutin dışı”lıklar, iletişim azalması niçin bu kadar tedirgin ediyor?

Bir de iş hayatında herkes dışa dönük, sosyal arkadaş canlısı olmak zorundadır diye gizli kuralı kim koydu acaba?

Teşekkürler…
0
psmstc
(29.05.24)
Kötü niyet yok ki burada. Nen de bir iş arkadaşımı uzun süredir görmezsem sorarım nerelerdesin, her şey yolunda mı diye. İnsanız sonuçta kötü bişi olduysa, başında bir dert varsa duyarsız kalmak istemem. Ki ben de sosyal ve arkadaş canlısı biri değilim.
0
playing star again
(29.05.24)
Çoğunlukla nezaketen söylenen içi boş laflar bunlar. Ben de otomatik cevap veriyorum: "Ayy haklısınız bu aralar hiç denk gelmiyoruz. x ile çok meşgulüm, yoruluyorum. Evden işe işten eve...Sizin de müsait olduğunuz bir zaman mutlaka görüşelim ama..."
0
gnosis
(29.05.24)
Görüşemiyoruz ya nerelerdesin diye sormaları tedirgin oldukları anlamına gelmiyordur bence. Bir süredir görüşmediğiniz biriyle konuşacak şeyiniz azalmıştır, kalıp olarak böyle bir şeyler dersiniz.

Aranızdaki yakınlığa göre siz de ister konuyu anlatırsınız, isterseniz de "evet ya bi ara bakalım" falan der geçersiniz.

Normal olan bu zaten, bir süredir insanlardan uzaklaştıysanız insanların bunun farkında olması iyi bir şey. 20-25 gün diyorsunuz. Bu dikkat çekecek bir süre. 3-5 gün sonra hemen damlıyor olsalar bi nefes aldırmıyorlar diyebilirsiniz belki ama 1 ay olmuş nerdeyse.

İnsanları da anlamak lazım. Kimi sizin gibi ilişilmek istemez, kimi de "bak hiç sormadılar bile" der. Hayatın akışı içerisinde böyle bir orta yol mecbur oluşuyor işte. 20-25 gün bence yeterli bir süre olmuş.
0
akhenaten
(29.05.24)
öylesine söylenmiş bir söz oldugunu düşünüyorum ben de. uzun süre görmediğin kişiye böyle dersin.

ama diğer söylediklerinize katılıyorum. iş hayatında herkes dışa dönük olmak zorunda gibi davranılıyor. eğer dışa dönük değilse kesin bizi beğenmiyor diye düşünüyorlar.

geçenlerde bir duyuru vardı. duyurudan birisine üst yönetimden eleştiri gelmişti. işleri yoğunken kimseyle sosyalleşmiyor diye :)
0
abelardo
(29.05.24)
(5)

Orta çağ Avrupa'sı atmosferli şarkılar önerebilir misiniz?

marsli gocmen
Böyle birazdan engizisyon mahkemesine çıkıp yargılanacakmışız ama cadılar konseyi bizi kaçırıp kurtaracakmış gibi hissettiren gotiğimsi müzik önerileri.Era - Ameno gibi.
Böyle birazdan engizisyon mahkemesine çıkıp yargılanacakmışız ama cadılar konseyi bizi kaçırıp kurtaracakmış gibi hissettiren gotiğimsi müzik önerileri.

Era - Ameno gibi.
0
marsli gocmen
(27.05.24)
Enigma olur mu?
www.youtube.com
0
Mirket
(28.05.24)
era - impera da güzeldir. bu da var

www.youtube.com
0
nothing in my way
(28.05.24)
rock müzik seviyorsanız haggard da bu dediğiniz tarza uygun.
0
bigcaptain
(28.05.24)
www.youtube.com

Bu kanalı tavsiye ederim bazı şarkıların ortaçağ temalı coverlarını yapıyorlar.
0
norek
(28.05.24)
A que por muy gran fremosura
youtu.be
0
akhenaten
(28.05.24)
(9)

Kirada olan birine ev hediyesi alınır mı?

winston insani
Merhabalar,Biriyle tanıştım, yaklaşık 1 ay önce yaşadığım şehre taşınmış ve kirada yaşıyor. Eğlenceli biri, yakın hissettim kendime, karşı cinsim ama tamamen arkadaş olarak bu düşüncelerim.Bugün henüz çaydanlığı olmadığını söyledi evinde muhabbet arasında, benim de aklımdan bir arkadaşı ile birlikte
Merhabalar,

Biriyle tanıştım, yaklaşık 1 ay önce yaşadığım şehre taşınmış ve kirada yaşıyor. Eğlenceli biri, yakın hissettim kendime, karşı cinsim ama tamamen arkadaş olarak bu düşüncelerim.

Bugün henüz çaydanlığı olmadığını söyledi evinde muhabbet arasında, benim de aklımdan bir arkadaşı ile birlikte bir "ev hediyesi" alma fikri geçti ama 2 tane soru var kafamda;

1. kirada olan birine ev hediyesi alınır mı? Yani bir kötülüğü olmaz heralde, hem yeni taşınmış ama kendi evi de değil, bilemedim.

2. kendisine sarktığımı düşünür mü bir ev hediyesi alsam? eğer bu şekilde düşünebilme ihtimali varsa hiç hediye almam daha iyi diye düşünüyorum :\
0
winston insani
(25.05.24)
Evine ilk giderken alınır tabi
Ama alıp da dışarıda verilmez.
0
Mirket
(25.05.24)
Kirayla ne alakasi var sjsjjs. Evi sonucta su an onun
0
mor oje
(25.05.24)
Samimi değilsen gereksiz, rahatsız edici hatta.
0
numlock
(25.05.24)
Kirada olan birine de ev hediyesini alınır tabii ki, evi sonuçta. Özellikle ilk defa gidiyorsanız evine bir hediye almak hoş olur.

Ama kendi evi de olsa dışarıda bulusuldugunda "ev hediyesi" diye almak biraz ilginç olabilir.
0
fraise
(25.05.24)
Ev hediyesini evin kendisine değil oturana aldığımız için alınır.
0
Bruce
(25.05.24)
eve ilk ziyarette ev hediyesi alınır, niye rahatsız edici olsun.

sarktığını düşünme konusunda ise kadınların sezgileri bu konuda kuvvetlidir.
0
orpheus
(25.05.24)
Ev hediyesi bir eve ilk kez ziyarete gittiğinizde verilen şeydir +1.
0
akhenaten
(26.05.24)
Çaydanlık mühim, nem belki mesaj vermek istemiştir, 'sana çay yaparım' diye. Yanına 500 gr filiz veya altınbaş çay da al git bence
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(26.05.24)
Alınmaz kirada olan insan meczup bir fakirdir ziyaret bile etmemelisiniz.
0
Mcfly
(26.05.24)
(8)

Iliskinin basinda yasi kucuk soylemek

lapaz
Etik mi? Yani kucuk gozukuyorken taliplerimi kacirmiyim diyorum.Kizlar max 3-4 yas istiyo gibi duruyo da. Su an fark 6-7
Etik mi? Yani kucuk gozukuyorken taliplerimi kacirmiyim diyorum.
Kizlar max 3-4 yas istiyo gibi duruyo da. Su an fark 6-7
0
lapaz
(24.05.24)
Gerek yok.
0
anon1m
(24.05.24)
etik değil
0
jülsezar
(24.05.24)
Etik olup olmadığından çok sebep olduğu şeyler önemli bence. Kendi adıma ben bir insanı tanırken onu tabiri caizse kazıyarak kodluyorum kafama. Sonradan aslında yaşım, adım, memleketim vesairem "şu" değil de "bu" derse, bu dediği dediği şey en başta normalde sorun olmayacaksa bile o değişim sorun oluyor. Karşımdaki yeni, başka bir insan gibi geliyor. Soğuyorum.

Birisi sizi bir şeye inandırabildiyse gerçeği öğrenince aptal gibi hissedersiniz. Kimse aptal gibi hissettiği ortamda bulunmak istemez.
0
akhenaten
(24.05.24)
Etik değil.

Kaldı ki bir daha görüşülmeyecek bir tek gecelik ilişki değilse, ilişkiye yalan ile başlamanın sağlıklı olduğunu düşündüren nedir? :)
0
nawar
(24.05.24)
Etik değil. Ben anında uzaklaşıyorum.
0
Phoebe
(25.05.24)
hem etik değil hem de yaşını yanlış söylediğini öğrenen talip nikah masasında bile terk eder adamı, yalanla başlayan ilişkiden ne hayır gelecek?
0
hrskrs
(25.05.24)
etik değil ama işe yarayan bir yöntem
0
benarrivo
(25.05.24)
Bir (kiz)arkadasima yasimi oldugumdan 8 yas az söylemistim. Hiç bir zaman gerçegi bilememisti.
0
Yourcousinmarvinberry
(25.05.24)
(15)

Köpeği varmış demek ki

michael_knight
Bir insanın köpek sahibi olduğunu öğrendiğinizde onunla ilgili ne düşünüyorsunuz?Bekar, evli, genç, yaşlı, zengin, fakir olması gibi bir bilgi daha eklenince düşüncelerinizde değişiklik oluyor mu?
Bir insanın köpek sahibi olduğunu öğrendiğinizde onunla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bekar, evli, genç, yaşlı, zengin, fakir olması gibi bir bilgi daha eklenince düşüncelerinizde değişiklik oluyor mu?
0
michael_knight
(24.05.24)
Sorumluluk sahibi derim. Ayrıca köpek birçok sosyal aktiviteyi direkt veya dolaylı yoldan engeldir, yani kendi kadar hayatındakileri de düşünüyor derim.
0
numlock
(24.05.24)
Bahçedeki bir köpek sorun değil.

Genellemek istemem ama köpek sahibi orta yaşlarda, bekar, maddi durumu iyi olan birinden arkadaşım da olsa biraz uzak dururdum.

Dış dünyaya ve diğer insanlara bakış açılarında olumsuzluk hissediyorum.
0
diyecevaplandı
(24.05.24)
bahçeli bir evde köpek besliyorsa olumlu.

apartman dairesinde besliyorsa olumsuz.
0
benarrivo
(24.05.24)
Sorumluluk sahibi +1
0
grimavi
(24.05.24)
Ya öncekinden daha olumlu düşünmeme sebep olur ya daha olumsuz. Evde nasıl yaşadıklarını görmem lazım.

Hayvan bulunan evin temizliğine dikkat edilmezse kokuyor. Eğer o ev kokmuyorsa harika, demek ki baya disiplinli, temiz biri. Cidden zor çünkü bunu başarmak.
0
akhenaten
(24.05.24)
Petshop ya da köpek üretenlerden para verip almışsa olumsuz düşünürüm. Barınaktan ya da sokaktan sahiplendiyse olumlu düşünürüm. Bir de güzel ilgileniyor mu, bakıyor mu o da düşüncemi etkiler.
0
rock n roll
(24.05.24)
rock n roll+1 kedi kopek cok severim ama oyuncak niyetine alanlardan fenalik geldi
0
ala09
(24.05.24)
Köpekler çok yakın bir geçmişte kurtlardan evrilmisler, ataları kurt. Kurtlar çok benzer özelliklere sahipler aslında.

Bir Kurt günde en az 10 km yürüyen bir canlı. Km'lerce alanı kendisine bölge olarak edinir. Geniş alanlarda sık haraket hayvanın en temel doğası.

Büyük bahçelerde, Bağda tarlada vs doğasına uygun besleyenlere lafım yok ama sırf kendi yalnızlık duygusunu tatmin etmek için hayvanı çok afedersin sik kadar bir apartman dairesine hapsedenlere ben uyuz oluyorum.

Müthiş canlılar, mucizevi bir karsiliksiz sevgileri var ve bu ozellikleri bunu bilen insanlar tarafından somuruluyor.
0
makbur
(24.05.24)
Nötr. Herhangi bir aksesuarı varmış gibi düşünürüm.
0
doharkoman
(24.05.24)
Köpeğin cinsi, diğer bilgilerden daha önemli.
0
nawar
(24.05.24)
Valla ben bir şey düşünmezdim taa ki tüm binanın 1+1 dairelerden oluştuğu apartmanda 2 köpek besleyen komşu mu görene kadar. Hayvanlar için çok üzülmüştüm. Bir çeşit bencillik geliyor. Köpekler kapıdan çıkar çıkmaz farklı bir hayvana dönüşüyor.
0
Amaranta ursula
(24.05.24)
Sahiplenmiş mi yoksa para verip mi almış bu konudaki tek kriterim budur. Köpek sahiplenmis biri olarak para verip cins köpek peşinde koşan insanlarla arama mesafe koyarım.
0
mirty
(25.05.24)
apartman dairesinde besleyen ex gf geldi aklına.

ben ona göre çok daha alt seviyedeyim ama cringe geliyor bana. davul değilseniz, denginiz düğünde figür olmak değil. eksi yi veriyorum orada ben. mantığım böyle çalışıyoe
0
baldan kaymak
(25.05.24)
çelik gibi bir iradesi olduğunu düşünüyorum. köpek bakmak güçlü irade ve disiplin gerektiriyor, saygı duyuyorum.
0
zararsızamip
(25.05.24)
@diyecevaplandı +1

bir de köpeğine oğlum/kızım diyorsa kaçarım.
0
WithWorth
(25.05.24)
(14)

Görücü usulü evlilik sizce çağdışı mı?

ulukayin
Eskiden daha toyken çok saçma ve çağdışı gelirdi. İki tane uzun ama başarısız ilişkiden sonra gayet mantıklı gelmeye başlıyor bu durum. Her iki ilişkimde de en başından evlilik odaklı yürümüşken yolun ortasında ve sonunda fikirsel anlamda aldatıldığımı gördüm. Evlilik bu kadar korkunç değil bana gör
Eskiden daha toyken çok saçma ve çağdışı gelirdi. İki tane uzun ama başarısız ilişkiden sonra gayet mantıklı gelmeye başlıyor bu durum. Her iki ilişkimde de en başından evlilik odaklı yürümüşken yolun ortasında ve sonunda fikirsel anlamda aldatıldığımı gördüm. Evlilik bu kadar korkunç değil bana göre. Hatta sevdiğin, değer verdiğin insanla bir ömür geçirme fikri bana nirvanaymış gibi geliyor bu hayata dair. Hâl böyle olunca dedim ki kendime madem sonuç odaklı bir şey istiyorsun, madem sürüncemede kalmış ilişkilerden nefret ediyorsun neden görücü usulü düşünmüyorsun?

Erkek tarafı benim bu arada.
0
ulukayin
(22.05.24)
Görücü usulü evlenmek çağ dışı, görücü usulü tanışmak şu devir için en mantıklı şey bence.
Sosyal medya sayesinde herkes istediği dünyayı yaratabiliyoeir, kim gerçek kim değil anlayamıyor insan. Bence arada ortak akrabalar/arkadaşlar gerekiyor artık. Sonra da tanışma süreci başlar.
0
numlock
(22.05.24)
Görücü usulü tanışsanız ne değişecek ki? Yani evlilik temelli ilişkiye başlamak nasıl oluyor ki? Evlilik temelli başlamadığınız ilişki olsa ve bu süreçte birbirinize gerçekten ısınıp evlenmek isteseniz "ama evlenemeyiz, evlilik temelli başlamadık ki biz" mi diyeceksiniz?

Ya da ailenizin uygun gördüğü biriyle tanıştınız diyelim, ikiniz de evliliğe fitsiniz. Böyle olunca sevgi de yanında otomatik mi geliyor?

Benim görücü usulü evlilik yapanlarda gördüğüm genel bir tavır var. Eşlerinden anneleri gibi bahsediyorlar. Evliliği baya kurumsal bir şey olarak görüyorlar genelde. Hatta çoğu evlendikleri kişiye çok bir bağ hissetmiyor, gözleri dışarda oluyor. Elbette herkes böyle değildir.

Eşinizi bulmak ve ilişkinizi düzene sokmak için çaba ve zaman harcayıp kötü ve güzel zamanlar geçirerek bir şeyler kurup öyle evlenme kararı almak yerine başkalarının, işin en zor kısmını sizin için halletmesini bekleyince bunun bir etkisi oluyordur diye düşünüyorum ya. Bu manzara bana şeyi hatırlatıyor,

Aileler ufak çocuklarını tanıştırır ya birbirleriyle "hadi arkadaş olun bakim" diye. Ondan nitelik olarak çok bir farkı yok sanırım.

İnsan kendi yuvasını kurabilecek yeterliliğe sahip olmalı. Bence doğrusu bu. Bu kadar karamsar olmayın.

Tabi burada gerçekten "görücü usulünden" bahsediyorum. Yoksa aileler tanışmada sadece aracı olup sizi bıraktılarsa (ki kaç aile var böyle?) birlikte bir şeyler kurmak için bir alanınız olduysa bunun ortak arkadaş yoluyla tanışmaktan çok bir farkı yok. Görücü usulü böyle bir şey değil.
0
akhenaten
(22.05.24)
çağdışı olsun olmasın, ne fark eder? bu sevgili olaylarından ağzı yanan insanların sarıldığı bir can simidi gibi bi şey. ailelerin/arkadaşların önerdiğinin tanışılan insandan daha uyumlu olacağı beklentisini çok anlamsız buluyorum.
0
deartheodosia
(22.05.24)
annenin, teyzenin "şu kızla konuş bak" diye darladığı görücülükse evet fazla geleneksel ce moderniteden uzak ama birileri aracılığıyla tanışmak diyorsan etrafımdaki çoğu bekar kişi bunu istiyor. e ilişkilerdeki belirsizlik ve beklentiler zorlayınca bu yöntem mantıklı

fekat evliliğe dair görüşünüz biraz gerçeklerden kopuk geldigini söylemeliyim. hayat arkadaşla ömür mömür dediğiniz şey ev arkadaşlığı. hatta içinde çok kez "fikirsel aldatmalar" yaşanabilir biraz daha evli arklardan fikir alabilirsiniz
0
ala09
(22.05.24)
Görücü usülü aslında yanlış biliniyor. Görücü usülünde, evleneceğiniz kişiye sizden başkaları karar veriyor. Bir geliyorsunuz, hiç tanımadığınız biri için: "işte bu senin karın olacak, hafta sonu düğününüz var" diyorlar.

Sizin bahsettiğiniz "şu kişi ile iyi anlaşırsınız", "şu kişiyle bir görüşün" tarzı anlaşmalı, görüşme usülü ilişkilerde hiç bir sorun yok. Görüşürsünüz, beğenirseniz devam edersiniz.


.
0
kartallar yuksek ucar
(22.05.24)
kartal +1. demek istediğim tam buydu.
0
numlock
(22.05.24)
benim bir omur gecirecegim partnerimi baskalarinin secmesi cagdisiligin otesinde mantiksiz.

benim partnerimde aradigim fiziksel ve fikirsel ozellikleri en yakin akrabayi gectim anne/babanin bile bilmesine imkan yok zira hepimiz bambaska insanlariz.
0
cooperr
(22.05.24)
Yaşadıklarınıza "başarısız ilişki" olarak değil; tecrübe olarak yaklaşırsanız, bir ilişkide yaşadıklarınızı önce sizin nasıl karşıladığınızı öğrenme fırsatınız olur. Daha sonra karşı cinsin hayat stratejilerine maruz kaldığınızda sizin geliştireceğiniz stratejilerin onlardaki tepkilerini öğrenirsiniz.Ailenizin görüşünü önemsemenizi anladığımı düşünüyorum. Bununla birlikte; hayatı, ilişkileri, ihtiyaçları karşılama isteği artık onların zamanındaki gibi değil. Yani, güncel değil. Onların vasıtasıyla tanışmak olabilir. Ancak "evlilik" niyetiyle baştan yaklaşmak, mantıklı olmaz diye düşünüyorum. Aynı şekilde; karşı tarafın da ilişki deneyimi azsa, "akıl almalar" ve yönlendirmelerle süren, ilişkilerden biri yaşanmış olunuyor.
0
from where i ride
(22.05.24)
Çoğu evlilik araştırmaları akademik yayınlar iyi evliliğin kendi benzer sınıfımızla, ekonomimizle, değerlerimizle örtüşen insanlarla olduğunu söylüyor

Yani öngörüsüne inandığın aileden birinin ya da bir arkadaşının, şöyle bir tanıdığım var, kafanız karakteriniz uyuşuyor gibi, bir de tanışıp siz vakit geçirip görün demesi aslında çok iyi bir filtreleme yapabiliyor

Bu tanışma önerme görücü usülü sayılmaz ya da modern görücü usülü diye bir isim takabiliriz :)
0
grimavi
(22.05.24)
bence de kafanizda kavram kargasasi olusmus. kartal +1. duyuru bana su karikaturu hatirlatti: 64.media.tumblr.com

gorucu usulu konseptinin icinde hic tanimadigin biriyle evlenip hop diye ayni eve tasinmak cinsellik yasamaya baslamak falan var. iki tarafin da secim sansi yok, gorucu usulunu radikal bir sey yapan da bu. diger turlu zaten secim ve tanima sansin olsa o normal dating olur, gorusecegin kisiyi ha uygulamadan bulmussun ha halanin karsi komsusu bulmus arada bir fark yok.

gorucu usulune geri donersek, bu devirde hangi kadin hic tanimadigi bir erkekle evlenmeyi kabul eder, onu bir canlandir kafanda.
0
hot potato
(22.05.24)
Cevap veren herkese teşekkür ederim. Fakat benim çevremde ve benim bildiğim görücü usulü evlilik hadi haftaya evleniyorsunuz değil. Bak işte şunun kızı varmış, şöyle şeylerle uğraşıyormuş (iş, hobi vs) görüştürelim mi sizi şeklinde bir görücü şeklindeydi aslında sormak istediğim soru.
Ayrıca bu devirde hadi şununla evleniyorsun, şu gün istemeye gidiyoruz diye bir şey kaldı mı ya? :)
0
🌸ulukayin
(22.05.24)
Şurada çoook güzel bir görücü usulü evlilik hikayesi var.
Kulaklığınızı takın, gözlerinizi kapatın bir 45 dakikanızı ayırın.
Seveceksiniz.

www.youtube.com
0
Mirket
(22.05.24)
Sizin tarif ettiğiniz "görücü usulü evlilik" değil.
Sizin tarif ettiğiniz "referanslı tanıştırılma."

Herkes kendine göre bir eş bulmak ister. Belki de ön yargıdır ama ben bu şekilde biriyle tanışmayı kabul eden bir kadınla mutlu bir evlilik kurabileceğime inanmıyorum. Bu gereksiz bir ön yargı olabilir çünkü annesi-teyzesi değil de kankası-arkadaşı tavsiye etse benim kafamda herhangi bir sorun yok.

Etrafın ne düşündüğünü çok da umursamayın, denemek istiyorsanız girin o işe.
0
michael_knight
(22.05.24)
Görücü usulü ile evlenmek çağ dışı. Birilerinin "iyi anlaşırsınız bence" diyerek tanıştırması, sonucunda evlenseniz bile görücü usulü evlenme sayılmaz. Haliyle çağ dışı da değil.
0
nawar
(22.05.24)
(6)

çalışma temposundaki inanılmaz mantık hatası

playing star again
neden çok yoğunken iki günde patır patır iş bitirebiliyoruz da, işler azaldığında sündüre sündüre tek işi bitiremiyoruz?illa stres mi lazım yahu iş bitirmek için?
neden çok yoğunken iki günde patır patır iş bitirebiliyoruz da, işler azaldığında sündüre sündüre tek işi bitiremiyoruz?

illa stres mi lazım yahu iş bitirmek için?
0
playing star again
(21.05.24)
erteleme alışkanlığıyla ilgili.
0
orpheus
(21.05.24)
İşler yoğun değilken nasıl daha iyi olur diye kafamda kurup düşünmeye çok zaman harcayıp işi pratiğe dökme zamanı geldiğinde sıkılmış oluyorum.

İşler yoğunken ezbere çalışıyorum, düşünmüyorum, kafa yormuyorum.

Benim durumumda böyle.

Böyle olmasa daha mı iyi? Bence değil, hiçbir şey değişmiyor. Çünkü işler yoğun değilken dümdüz iş yapıp teslim edince "burası böyle olsa ya, şurası şöyle olsa ya" diye çok fazla düzeltme oluyor. Yine aynı yere denk geliyor. İşler yoğunken kimse bunları da sorgulamıyor. Kısacası boş zaman her halükarda dolmak istiyor.
0
akhenaten
(21.05.24)
Yav ben de sinir oluyorum buna. Ama bazen acele yapılan işlerde çok hata çıkıyor, etraflıca düşünülmeden yapıldığı için.
0
sevilen progressive türkücü
(21.05.24)
belli miktardaki stres faydalıdır
0
basond
(21.05.24)
Erteleme alışkanlığı (hatta hastalığı) +1
0
pispinti
(21.05.24)
Stress zaten performansinimizi arttirmak icin ve bizi hayatta tutmak icin var.
Daha stresli bir projede daha hizli is bitirebilmenizin nedeni bu.
Stress sagliyor bunu.

Stress duygusunun evrimsel surecte bizle beraber gelmesinin nedeni bu zaten.
0
zimbirik
(21.05.24)
(22)

Bebeklerin yemek yemesinden tiksinmek

Gradient_tabanlı_mor
Kendim de hamile olmam dolayısıyla sosyal medyada karşıma sürekli bebek çocuk videoları çıkıyor. Bunların da yemek yeme videoları beni aşırı tiksindiriyor. Eskiden beri sevmem. Hiç de sevimli değil. Bunu siz de iğrenç buluyor musunuz? Acaba daha düzgün yemek yedirilemez mi bebeğe/çocuğa? Ağzı burnu
Kendim de hamile olmam dolayısıyla sosyal medyada karşıma sürekli bebek çocuk videoları çıkıyor. Bunların da yemek yeme videoları beni aşırı tiksindiriyor. Eskiden beri sevmem. Hiç de sevimli değil.
Bunu siz de iğrenç buluyor musunuz?

Acaba daha düzgün yemek yedirilemez mi bebeğe/çocuğa? Ağzı burnu bulaşık vıcık vıcık her yere bulaşmış filan. Niye düzgün yedirmiyorlar veya peçeteyle silmiyorlar?
0
Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
Ben tiksinmiyorum. Ne kadar düzgün yedirirsen yedir bebek tükürebiliyor, kusabiliyor. Peçeteyle siliyorlar, yine de çıkartabiliyor.
0
rock n roll
(21.05.24)
Çocukların belli bir miktar dağınıklık ve pislikle barışık olması gerekiyor. Her kaşıktan sonra yüzünü sildiğinizde çok rahatsız oluyorlar, oysa yemek yemeyi keyifli bir deneyim olarak yaşaması gerekiyor yiyecekle sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için. Ayrıca kokuları, dokuları yemeğe dokunarak, biraz atarak, koklayarak öğreniyorlar. Özetle bu "insan olma" deneyiminin bir parçası.

Tabi ki bu her yeri, kafası, bacakları yemek olsun öyle yesin demek değil. Sadece belli bir mihtar rahatlık onların keşifleri için gerekli.
0
fotrsapka
(21.05.24)
@fotrsapka, ya tamam rahat olsunlar da sevimliymiş gibi paylaşılmasın o zaman sosyal medyada. Zira iğrenç :D
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
%90'ı sevimli değil. Hatta canlısı, videodan kötü ama tiksinmiyorum. Hamile olduğun için tiksiniyor olabilirsin. Uzmanları daha iyi açıklar. Doğurduğunda bebek yedirme videoları ile fenomen olduğunu görmeyelim sonra. Ahahq
0
nawar
(21.05.24)
@nawar hamilelik öncesi de tiksiniyordum. döke saça yemek yenmesi beni mahvediyor. doğurunca umarım düzgün yemek yer çocuğum :(
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
Bana sevimli geliyor. Düşünürseniz de iğrenç değil. Yenecek kadar temiz bir şeyin yanağınıza, burnunuza değmesinde hijyen açısından bir sıkıntı yok.
Bebeğinizin gelmesiyle belki sizin de konuya bakış açınız değişir.

Çocuğun düzgün yemek yemesini beklemek biraz hayalcilik olur. Aylar boyunca ne yaptığında kolunun hareket ettiğini, ne yaptığında hareket etmediğini anlamaya çalışıyor bebek. 6. ay civarında başlıyor anne sütü dışındaki besinleri yemeye.
0
michael_knight
(21.05.24)
Valla bana baya net sevimli geliyor :D
0
akhenaten
(21.05.24)
Başlığı okur okumaz midem bulandı. Yıllardır yemek yiyen bebeklerin sevimli olmadığını toplum baskısı yüzünden dillendiremiyorum. Gerçekten mide bulandırıcı.
0
ruhen hastayim ben
(21.05.24)
Seni rahatsız eden şeyi çocukluktan getirdiğin çok belli, terapi almazsan aynısını çocuğa da geçirirsin. Sevmezsin normal de iğrenç bulmak çok sağlıklı değil bence.
0
hasmetizm 2046
(21.05.24)
sevimli buluyorum.

anne baba yedirirken her kaşıktan sonra silmelerinden bahsediyorsanız hem çok vakit harcar hem de peçete yetişmez. ayrıca sık sık silmek hassas tenlerini tahriş eder. bir kaşık sonra tekrar sileceksek silmenin manası yok.
bebeklerin kendilerinin yemesinden bahsediyorsak belli bir aydan sonra döke saça da olsa kendi başlarına yemeyi öğrenmeleri gerekiyor, motor becerilerin gelişmesi önemli.
0
hrskrs
(21.05.24)
ben de çok iğrenç buluyorum ama ben bebekleri ve küçük çocukların kendilerini de sevimli bulmuyorum :) kendimi bildim bileli de çocuk sahibi olmayı istemiyorum. Ben çok da küçük yaşta değilken kardeşim doğdu ve o bebekken de çok muhatap olmuyodum :d şimdi koca kız oldu üniversiteye geçecek neredeyse aramız çok iyi

edit: ben yemekle ilgili şeylerden çok tiksinirim ama o da var. Kan, hastalık vs yani çok takmam gore olayı pek etkilemez beni ama ıslak ekmek, alakasız yemeklerin birbirine karıştırılması falan direkt midemi kaldırır. Ünide bk, mcdonalds gibi yerlerde yemek yedikten sonra bi arkadaşım masada kalan patates, kola, soslar ve bi yerde karıştırıyodu sıkıntıdan öyle sohbet ederken iş olsun diye. Bi gün baya şiddetli tepki göstermiştim yapma şunu midem bulanıyor diye sdjjsd

Yani döke saça, salyalı yemek yeme olayı zaten bana ters
0
nundu
(21.05.24)
Ben huylu biri olmama rağmen bundan tiksinmem. Çocuk işte motor becerileri henüz gelişmediği için ağzını tam tutturamıyor, tükürüyor, eline yüzüne bulaştırıyor. Bunu yapmadan düzgün yemeyi öğrenemez, üstünü batıracak, rahatsız olacak ve düzgün yemeyi öğrenecek.
0
playing star again
(21.05.24)
İğrenç falan değil alış yani durmadan kusacak o bebek
0
Tina
(21.05.24)
olaca çocuğun için tehlikeli bir düşünce bu.psikiyatriste görün.
bebeklerin hiç bir şeyi çirkin olamaz.
0
deepex
(21.05.24)
iğrenç gelmiyor bana
0
basond
(21.05.24)
@deepex, yok bir de hastaneye yatayım istersen. Ne kadar abarttın. Alt tarafı pis görüntü sevmiyorum.
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
Yemek yemeleri ne ki :)
Öyle yemek yemeleri taa kaç ay sonra. O zamana kadar milyon defa kusacak, ağzını 100 defa silsen de bir şekilde her yeri kusmuk olacak. Sonra o alt açılacak, poposu temizlenecek, hele bir de erkekse alt açılınca her yere işeme riski olacak.
Kısacası yemek yenecek duruma gelesiye kadar geçirdiklerinden o zamana kadar o duruma çoktan alışmış olacaksın. Gözün görmeyecek bile ve hatta sana çok normal ve temiz gelecek.
0
yeninesiltupcu
(21.05.24)
@yeninesiltupcu evet muhtemelen kendi çocuğumdan tiksinmem. Ama başka bebeklerden tiksinmeye devam ederim :))
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(21.05.24)
bizimki doğunca hemen kraliyet akademisine gönderdik.
şu an yemek adabı konusunda şu noktada;
www.youtube.com
0
elorelia
(22.05.24)
Bebeğe yemek yedirirken bulaşır, bunun bulaşmama gibi bir yolu yok. Her bulaştığında da silemezsin çünkü ciltleri çok hassas, kağıt veya bez ne ile silersen sil tekrarlandıkça tahriş eder. O yüzden yeme işlemi bitince silinir temizlenir.
0
curukturpkokusu
(22.05.24)
beni de tiksindiriyor. o cake smash fotoğrafları falan var ya, hayatımda o kadar iğrendiğim başka az şey vardır.
annem de tiksinir.
bebekleri çok seviyorum ama yemekle oynamalarından, bunu da sevimli gibi gösterilmesinden aşırı nefret ediyorum.
burada iddia edildiği gibi bebeğin kusması ya da altını açmak gibi şeyler tiksindirmiyor. ama yemeğin böyle oyuncak edilmesine dayanamıyorum.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.05.24)
sen düzgün yedirirsin, tiksindiğin çocuk gördüğünde de (bu da nasıl vicdansa), bakmazsın olur biter. sanki kucağında yiyorlar. kendi çocuğuna verirsin 3 yaşında eline çatalı bıçağı, yanına ıslak mendili, yaslanırsın arkana. mis gibi.
0
numlock
(28.05.24)
(4)

Kredi kartı limit problemi

webbrowser
Selamlar, a bankasında limitim 250.000 tl idi 80kya düşürdüm ve b bankasındaki limitimi 65k’dan 85kya çıkarmak istedim b bankası yasal sınır gereği artıramıyoruz diğer bankadaki limitinizi düşürün dedi. Zaten 250kdan 80’e düşürdüm burda bir yanlışlık yok mu? B bankası diyor ki kredi kartı limitinizi
Selamlar, a bankasında limitim 250.000 tl idi 80kya düşürdüm ve b bankasındaki limitimi 65k’dan 85kya çıkarmak istedim b bankası yasal sınır gereği artıramıyoruz diğer bankadaki limitinizi düşürün dedi. Zaten 250kdan 80’e düşürdüm burda bir yanlışlık yok mu? B bankası diyor ki kredi kartı limitinizi düşürdünüz ama müşteri limitinizi düşürmemiş olabilir A bankası o yüzden sistemde sınıra takılmıştır dedi Yeniden A bankasını aradım durumu söyledim bizde öyle bir şey yok kredi kartı limiti ve müşteri limiti aynı dedi.
Bu sorunu nasıl çözebilirim?
0
webbrowser
(19.05.24)
Toplam limit gelirinizin 4 katını aşamaz bu sınıra takılıyor olabilirsiniz, limit düşürmeniz sisteme daha yansımamış olabilir 3-7 gün sürebiliyor yanısıması.
0
atom karincanin torunu
(19.05.24)
limit düşürme hemen işleme alınamıyormuş. Biraz beklemek gerkebilir
0
kondansator
(19.05.24)
Sizin durumunuza uyuyor mu emin değilim ancak düzenli kullandığınız bankada limit artırmak daha kolay oluyor. Şöyle ki hesaplarınıza çok sık para giriş çıkışı oluyorsa yani ay içinde yüksek hacim görünüyorsa bankanın algoritması gelirinizi normalde olduğundan daha yüksek varsayabiliyor. Bunla ilgili bildirim de yapıyor hatta.

Örneğin benim bankam aldığım maaşın çok üstünde bir gelirim olduğuna inandırmıştı kendini. Haliyle saçma bir seviyeye yükseltti kredi kartı limitimi, ben de düşürdüm geri.

Hal böyleyken bir bankaya gelir beyanında bulunduysanız belirttiğiniz gelir üzerinden hesaplama yaparken, diğeri kendi ölçtüğü hacmi baz alıyor olabilir. Bu durumda limit yükseltmek istediğiniz bankada istediğiniz limite ulaşmanız cidden mümkün olmayabilir.

Eğer durum buysa limit artırmak istediğiniz bankayı daha çok kullanın ve otomatik limit artırma talimatı verin. Bir süre sonra artacaktır.
0
akhenaten
(19.05.24)
Onlar hemen güncellenmiyor bankaların ortak sistemlerinde. Birkaç gün sonra deneyin düzelir.

@akhenaten bankalara gelir belgenizi verseniz bile arka planda gelir tahmin modeli çalıştırırlar. ödediğiniz faturalar, kredi kartları, kredi taksitleri, harcamalarınız, bir insanın yaşaması için gerekli tutarlar vs dikkate alınarak bu kişinin geliri x lira olabilir derler. ve size limit tanımlarken verdiğiniz tüm bilgilerden ziyade bu x lirayı kullanırlar. siz 50bin liralık bir bordro verseniz bile onlar bu modelle 60binlik bir tahmin yapabilirler ve tüm bankalar diğer bankalardaki ödeme alışkanlıklarınızı taksitlerinizi vs kullanıp modellemeyi yaparlar. hangi kredinin hangi bankada olduğunu bilemez ama a bankasında 100 bin kredisi var 3000 taksiti var şeklinde bilebilirler.
0
Euxinos
(19.05.24)
(11)

Eurovision Türkiye'de yapılsa altından kalabilir miyiz?

biseysorcaktim
Velev ki seneye Türkiye eurovision'a katıldı ve kazandı. 2026'da türkiye'de yapılacak olsun. anlık 150milyon kişinin izlediği, 30 ülkeden katılımcıların olduğu ve bir çok farklı kanalda aynı anda yayınlanan bu organizasyonun altından kalkabilir miyiz? 2004 için bile koşullara uygun iki yer varmış. b
Velev ki seneye Türkiye eurovision'a katıldı ve kazandı. 2026'da türkiye'de yapılacak olsun.

anlık 150milyon kişinin izlediği, 30 ülkeden katılımcıların olduğu ve bir çok farklı kanalda aynı anda yayınlanan bu organizasyonun altından kalkabilir miyiz? 2004 için bile koşullara uygun iki yer varmış. biri 14bin, diğeri 7bin kapasiteli. yarışmanın yapıldığı abdi ipekçi yıllar önce yıkıldı. büyük bir salon bulunur da, ebu'nun koşulları sağlanır mı emin olamadım.

uzun süredir yarışmayı takip etmesem de, 2004'ten beri çok şey değişti. sahneler çok büyük, her yer ekran, yarışmacı ülkeler şarkı değil şov ve sahne tasarımları ile önplana çıkıyor. cevaplar için teşekkürler.

çok büyük bir organizasyon. açıkçası artık bu yarışmayı çok saçma buluyorum. yarışmanın kendisinden ziyade organizasyonun karmaşıklığı daha heyecan verici bence.

olaya teknik açıdan yaklaşıyorum. 2004 yılındaki yarışma öncesi haberlerde bahsedilmişti; abdi ipekçi salonunda "300 km kablo kullanıldı" şeklinde bir haber hatırlıyorum. o zamandan beri şartlar daha da arttı sanırım.


edit: teknik altyapıyı evsahibi ülke sağlar şeklinde düşünmüştüm. yönetim, reji, kamera, zamanlama ve iletişim altyapısı gibi şeyler. muhtemelen hali hazırda organizasyon ekibi var ve onların desteği/yönetimi çerçevesinde ilerliyor. sorumu geri alıyorum.
0
biseysorcaktim
(19.05.24)
Evet çok karmaşık, çok sıkı timing gerektiriyor mesela bu seneki nemo’nun platformu gibi yenilikçi işler de var. Ama altından kalkılır teknik konuların, köklü bir organizasyon sonuçta. Türkiye’deki asıl sıkıntı güvenlik, dostluk ortamını sağlayabilmek olur.
0
sibertenik
(19.05.24)
iste oscar ister Eurovizyon ister nobel ödülleri vs olsun hepsinin altından bir inanç, ideoloji yatar.
Özellikle yahudilikten ve ezoterik yapılardan uzak şeyler de değildir bu verilen ödüller.

Bunların temellerine ve bir de Türkiye'nin Filistin tutumuna bakılırsa bu tür organizasyonları tasarlayanların Türkiye'yi seçmelerine ben ihtimal vermiyorum.
Gerekte yok.

Değil yurt dışı ödülleri Türkiye içinde bile, isim vermeyelim ama bazı verilen ödüller ve alanlar aynı zihniyete sahip ve halkın gerçeklerinden ve kültüründen uzak kişilerdir.

Pahalılıkmış, doğuda asker şehit veriyormuşuz, çeşitli sosyal sorunlarımız varmış vs. asla bu kimselerin umrunda değil.

Hal böyleyken siyonizmin etkisini siyasi alanda oldukça hisettirdiği batı ülkelerinde bile filistin'de yaşanan insani acılara verilen tepki üniversitelerin akademisyenlerini tutuklamaya kadar varmışken,
bizde akademi, sanat, spor, sosyete vs elit kesmin hemen her alanında beklenen ölçüde tepki bir ses yok.

Organizasyon karmaşık değil onlar düzeni bir şekilde kurmuş biz hemen anlayamıyoruz belki..
0
diyecevaplandı
(19.05.24)
Eurovisionu asiri abartmissin bence. Duyuruyu okudugumda ne oldugunu bilmesem olimpiyatlar ayarinda bir sey sanirdim. Dunyada cok kucuk bir kesimin onemsedigi bir sey, kimseninin de mukemmel olmasini bekledigi bir sey degil. Bir de kac kanalda yayinlandiginin falan organizasyonu duzenleyebilmekle ne alakasi var ki? Neyse, Turkiye rahat yapar.
0
hot potato
(19.05.24)
Ne açıdan sorduğunuza bağlı.

Teknik olarak altından kalkılır neden kalkılmasın? Buna kafa yormak bile lüzumsuz bence. Yer de bulunur, organizasyon da yapılır. Sizin sorunuz daha çok bunla ilgiliydi galiba. Hiç sorun olmaz.

Ancak kültürel olarak altından kalkamayız. Farkında mısınız bilmiyorum ama basit konser ve festivaller bile tuhaf gerekçelerle engellendi geçtiğimiz yıl. Sizse Eurovision'dan bahsediyorsunuz. Kaç tane siyasi ve sosyal problem çıkar hiç düşündünüz mü :D Yani nereden başlasam ki... Eurovisiona katılmamamızın tek sebebi bu tür konular zaten. Yoksa siz gerçekten "hep komşular birbirine yüksek oy veriyor hakkımız yeniyor" diye mi katılmadığımıza inanıyorsunuz?
0
akhenaten
(19.05.24)
Yapilamayacak bir şey değil öncelikle ben de kolayca hazirlanabilecegini düşünüyorum her seyin bunda bir sorun yok.

Yarışmanin alt yapısını kaldırabilmek ayrı bir şey tam anlamıyla ev sahibi olmak ayrı bir şey.

Fakat İstanbul buna hiç uygun değil, bir kere cok kalabalık ve tehlikeli bir şehir. Milyonlarca üçüncü dünya ülkesinden gelen mülteci, bir o kadar da kayıtsız insan var. Biz Avrupa'dan gelen insanları doğru düzgün agirlayamayiz, başlarına türlü şey gelir, 20 sene önceki Türkiye değil çünkü. Ayrıca çok çirkin, çok kötü sehirlesmis bir şehir. Geniş caddelerimiz yok, parklarimiz yok, insanların oturup sokaklarda içkisini yudumlamasi mesela imkansız. Çıkacak yaygarayi hayal edemiyorum bile.

Umarım Türkiye akp gidene kadar katılmaz, katılsa bile kazanamaz inşallah. Hoş hicbir Avrupa ülkesinin bu anlattığım sebeplerle Türkiye'nin kazanmasını isteyecegini de sanmıyorum.

Allah'ın küçücük malmosu bile aşırı derecede ferah, yeşil bir şehir.
0
sanguine
(19.05.24)
Eurovision'u yıllardır sene kaçırmadan izlerim. Son 10 seneyi yarışmanın iyice büyüdüğü ve prodüksiyonun arttığı dönem olarak düşünürsek; bu süreçte Kiev ve Lizbon gibi ufak ve ekonomik olarak çok da iyi durumda olmayan şehirler düzenledi. Lizbon'un sahnesi eleştirilmişti mesela ama kendine has bi yapısı vardı. Sonra 2022'de Torino düzenledi ki İtalyanın sanayi başkenti ve muhtemelen en kötü ev sahipliklerinden birini yaptı.

Zaten yarışmayı İsveçli ekip düzenliyor. Hizmet satın alımı gibi dönüyor iş yani sahne tasarımından prodüksiyona, canlı yayın yönetmenliğinden teknik işlere neredeyse tüm organizasyon İsveçlilere veriliyor hemen her sene. Sen parayı verirsen her şekilde yapılır ki bir Eurovision düzenleme parası öyle atla deve de değil.

İsveç'te yarışma çok iyi oluyor çünkü adamlar Eurovision'u çok sevip ciddiye alıyorlar. Kendi Eurovision şarkılarını seçmek için yıllık düzenledikleri melodifestivalen yarışması da neredeyse Eurovision kadar büyük bir olay.

İşin politik, kültürel vs kısımlarını tartışmaya gerek görmüyorum. 2004'te düzenlediğimizde Sertab Erener iki şarkı söyledi. İlki Everyway That I Can'di ve sahnede zenne dansçılar vardı. Sonraki şarkısında da semazenler dans etti. O dönemde kimse de bu ne rezalet demedi. Konjonktür değişirse ülkedeki buna bakış açısı değişir merak etmeyin. Sırbistan, Rusya, Azerbaycan gibi ülkeler çok mu lgbt destekleyen ülkeler? Hepsi Eurovision düzenledi sonuçta. Bence gereksiz tartışılan bir konu bu.

@diyecevapladı büyük resmi görmüş tabii ona diyecek bi şey yok(!)
0
nundu
(19.05.24)
Teknik olarak çok rahat altından kalkarız. Hatta İsrail'de terör tehdidi, Ukrayna'da savaş olduğu için oraları geçiyorum ama kalan her yer altından kalkar. Abartılacak bir şey göremiyorum ben. Zaten şartları ve nasıl ilerleyeceği belli olan bir program. Dijital alt yapısı da ortası. Tamamen bizim ya da ev sahibi ülkenin kontrolünde olan bir konu değil.

Yarışma kısmının altından kalkamayız ama orası kesin.
0
nawar
(19.05.24)
türkiye eurovisiondan kat kat büyük organizasyonları başarıyla yaptı. bunların yanında eurovision neki?
misal türkiye turu bundan daha zorlu bir organizasyon. 25-30 takım, bunların en az 6 bisikletçisi, ayrıca teknikerleri, doktoru, antrenörü. her gün farklı bir şehirde. devamlı hareket halindeki bir organizasyon ekibi. ayrıca son gün izmirden istanbula bütün ekiplerin sevki. uzar gider.
0
my fault
(19.05.24)
Yapar tabi yahu, gayet iyi yapar hem de. Türkiye'yi bu kadar da küçük görmemek lazım. 80 milyonluk ülke, too big to fail derler ya biraz öyle. Yukarıda da denmiş Türkiye'den daha küçük ülkeler İstanbul'dan daha küçük şehirler host etti bu organizasyonu çok defa. Ki biz de ettik zaten. Üstelik EU da bu işin organizasyonu ile ilgileniyor, her işi bizim üstümüze atıp gidecek halleri yok. Sonuçta EU, eminim bu organizasyon için de bin tane standartları vardır yol gösterici. Bu ülkede bir potansiyel var, istesek pek çok şeyi yaparız, genç ve dinamik bir nüfusumuz var.
0
playing star again
(19.05.24)
Daha önce sayısız uluslararası etkinliğe ev sahipliği yaptık her türlü altyapımız var neden altından kalkamayalım ki? Üstelik bu etkinliklerin yapıldığı ülkeler altyapı bakımından bizden çok daha geride.
0
doharkoman
(19.05.24)
Salonla ilgili de, çok desteklemesem de, Baküde düzenleneceği belli olduktan sonra inşaata başladılar 2011'de; 2012 Mayısında yarışmayı orda düzenlediler. İstanbul 2027 Avrupa oyunlarını düzenleyecek, 2036 olimpiyatlarına da aday. Orada da kullanılacak çok amaçlı bir salon yapılır yani gerekirse ki İstanbul'da şu anda da yapacak bi yer bulunur sıkıntı olmaz
0
nundu
(19.05.24)
(22)

Türkiye'de işler rayına mı girdi ?

garavel
Öncelikle durun vurmayın, girmediğini ve hala çok kötü olduğunu biliyorum.Ama şunu da farkediyorum, 1-2 sene önceye kadar toplumun çok büyük çoğunluğu yurt dışına göç etmeyi konuşurken ve tek hayat amacı bu gibi iken sizce de bunda bir azalma yok mu? Ya da benim mi karşıma çıkmıyor artık, eskisi kad
Öncelikle durun vurmayın, girmediğini ve hala çok kötü olduğunu biliyorum.

Ama şunu da farkediyorum, 1-2 sene önceye kadar toplumun çok büyük çoğunluğu yurt dışına göç etmeyi konuşurken ve tek hayat amacı bu gibi iken sizce de bunda bir azalma yok mu? Ya da benim mi karşıma çıkmıyor artık, eskisi kadar twitter'da ekşi'de vs konuşulmuyor gibi.

Ülke döviz olarak pahalı kesinlikle evet kabul, ama maaşlar da saçma bir şekilde döviz olarak yüksek gibi. Asgari ücret mesela, tr'de döviz olarak daha yüksek olduğu bi dönem yok galiba. Yazılımcılar, memurlar, doktorlar vs avrupa'da yaşayacağından daha iyi bir hayat yaşıyor gibi.

Doktor grevleri olurdu mesela, bıçak gibi kesildi. Doktor ortalaması 70k-120k arası diyorlar şimdi ne kadar doğru bilmiyorum ama deli para. Almanya - ingiltere vermiyor yani bu paraları kiraları vs de cabası. ( abartı da olabilir )

İstanbul hariç her yerde karı koca memur 40-40 alsa 80 bine gayet iyi yaşar gibi. Öğretmen maaşı mesela full ek dersler dahil 45i geçiyor diyorlar.

Anadolu'da bu rakamlarla yaşamayı saymıyorum hele.

Ben mi yanlışım ? Ne oldu birden böyle ?

Not : Türkiye'de değilim, dışarıdan gözlemdir.


Edit: Arkadaşlar sosyal çürümeye dair içinizi dökmeniz için açmadım ki postu? Ekonomik olarak bir soru sordum. Doktordan, memurdan , yazılımcıdan bahsettim. Ne diye cinayetlerden emeklilerden bahsediyorsunuz anlamadım anne babamın tek gelir kaynakları emekli maaşları ben de biliyorum emekliler için cehennem olduğunu. Sorunun hangi yerinde emekli geçiyor ? Türkiye hakkında '' bazı '' meslek gruplarına olumlu bir şey dedik diye akp'li olmuyoruz hemen.
0
garavel
(19.05.24)
alışıldı, kabullenildi sadece. ben her zaman yurt dışının daha iyi bir yer olmadığını savundum, hatta çoğu alanda türkiyedeki pratikliğin ve rahatlığın asırlarca gerisinde ama "insan hakları" var. bu da yeter zaten.

ekonomik olarak dersen de, türkiye ve genellikle türkler borcu borçla kapata kapata gününe devam ediyor. buna da karşı çıkan olmadığı için, insanlar buna da alışıyor.
0
numlock
(19.05.24)
asgari ücret ülkede çok küçük bir kesimin ücreti oldu. emekliler ihya oldu artık istedikleri KYK yurdunda dilediği gibi tatil yapabilecekler. kentsel dönüşüm adı altında mükemmel kentler kuruluyor. nüfusu gayet az olan istanbul'a göçü artırmak için yeni projeler devreye alınıyor. kanal istanbul artık konuşulmuyor. ekonomimiz zaten uçuyor. doktorlar grev yapmıyorlar zira doktorlara mhrs üzerinden kolayca ulaşabiliyoruz. doktor bile dövebiliyoruz artık. her şey güllük gülistanlık. ve evet depremler olmuyor ve kimseler ölmüyor. gençler dilediği arabayı kolayca alabiliyor. evlenecekler olanlar hemnececik ucuz evlerden alıp hemen yerleşebiliyorlar. evsahibi kiracı ilişkileri son 10 yılın zirvesinde olumlu anlamda. dilediğimiz telefonu bedava gibi yurtdışından satın alıp hemen kullanmaya başlayabiliyoruz. zaten yurtdışına çıkmak o kadafr kolaylaştı. vize başvurun hemen olumlu sonuçlanıyor. göçmenler gitti. reis elindeki sihirli değnekle her şeyi düzeltti. ortam süper kısaca...
0
exlibris
(19.05.24)
Bir aile düşün.
Evde tencere tava ne varsa satmış.
Gırtlağına kadar borca batmış.
Hiçbir banka kredi vermiyor ve kredi kartlarının hepsi patlamış.
Artık tefeciler de borç vermiyor. Tek tük veren tefeci bulurlarsa sevinç nidaları atılıyor.
Bobrekler satışa çıkarılmış.
Ve hala gideri gelirinden çok fazla
ve yetmezmiş gibi dışarıdan evsizleri çağırıp ağırlanıyor.
0
Mirket
(19.05.24)
şöyle de bir şey var, avrupa ve abd'de paran yoksa yoktur, bittin, that's it. türkiye'de parası olmayan bir şekilde, bir meblağ paraya ulaşabiliyor.
0
numlock
(19.05.24)
@dissendium abd başka bir seviye, hiçbir avrupa ülkesi de ona yakın değil. kıyaslamak gibi gaflete düşmüyorum, soru da troll değil.

ama almanyada yapacağı net 3200-3500 eur mesela. 80k net alsam ben gitmem mesela ( almanya özelinde ) 0’dan düzen kurmaya değecek miktarlar değil onu demek istiyorum. türkiye ile avrupayı kıyaslamıyorum ama bugün 100k alan bir doktor ( özel hastanede daha da yüksektir ) avrupa’daki meslektaşından daha iyi yaşayabilir. benim demek istediğim göçe can atan çok özel meslek grupları bıçak gibi kesildi aslında soru yanlış anlaşıldı.
0
🌸garavel
(19.05.24)
@dissendium; öyle bişey yok abi. 1 çikolataya da ülke kötülenmez. kiralar her ülkenin megakentlerinde yüksektir, ha dersen ki ben yozgatta, tokatta yaşarken rahat edemiyorum yobaz kitle yüzünden onu anlarım, o açıdan konu tartışılır. git tut berlinde yeşillikler içinde iki katlı ev bakayım kaç para, veya londrada veya romada veya viyenada veya amsterdamda :)
0
numlock
(19.05.24)
Seçime yakın olumsuz haberler veya yurt dışı ile bizim kıyaslanmamız artar sosyal medyada ama sosyal medya ile oluşan algı her şey değildir. Bir de sokakataki hayatın gerçekleri vardır.

Avrupa ekonomik krize girdiği an dışarıya gidenler geri gelmek için tekrar düşünecektir.
0
diyecevaplandı
(19.05.24)
Yurtdışı çok kötü, Türkiye çok iyi. Gitmeyin sakin, biz kuru croissant soğan yiyoruz.
Ibani atarim.
0
logisticsmanager
(19.05.24)
Sorun devam ediyor sadece kompanse edilmiş durumda. Herkes 5-6 sene önceye göre çok daha memnuniyetsiz. 2019'dan beri çok hızlı bir bozulma oldu ekonomik olarak.

Benin gözümde bir depremle aynı görüntü canlanıyor. Olay olurken insanlar bağırışır, tepki verir ortalık hareketlidir. İnsanlar ölür, binalar yıkılır. Deprem bittikten sonra ölen ölmüştür, yıkılan yıkılmıştır, bağırış çağırış kesilmiştir ama hiçbir şey daha iyi de değildir. Hiçbir şeyin düzeldiği de yoktur, sadece hareket sonlanmıştır. Kimse can havliyle bir şey yapmıyordur. Enkaz altında kalan dahi sessiz sakin birilerini bekliyordur. Benim gördüğüm manzara bu.

Doktorlar, diğer memurlar ve bazı mesleklerdeki insanlar bu süreçte toplu hareket ederek daha çok öne çıktı ve daha sıkı pazarlık yaptılar. Yazılımcıları örnek vermişsiniz bunlar zaten tüm dünyada yükselen bir grup, hem Türkiye'deki fiyat algısının bozulması, hem talep dolayısıyla dünya geneline oranla çok kazanıyor olabilirler.

Ancak birçok iş kolu döngüsel olarak sorunlarla uğraşıyor. Fiyatların artması ve maaşların artan fiyatlara ulaşma çabasının getirdiği sarmal artık kanıksanmış durumda. Ben şahsen artık dönüp dönüp aynı şeylerden şikayetlenmeyi saçma buluyorum ve daha az konuşuyorum bazı şeyleri. Birçok insan da böyledir.

İlk zamanlar "uff şu fiyatlara bak" diye konuşup duruyordu herkes. Şu şu kadar olur mu, bu bu kadar olur mu diye. E oluyor işte, alıştık artık baydı yani muhabbet. Sıkıp dişimizi yaşıyoruz işte. Olan bu.
0
akhenaten
(19.05.24)
dışarıdan bakınca evet öyle görünüyor. ama değil. insanlar kanıksadı sadece, alıştı biraz.

ben avrupa ederinde bi maaş alıyorum döviz ile ve istanbul'da kirada yaşıyorum. bir aldığım şeyi ikinciye alırken aynı fiyata alamıyorum. her gün dikkatli davranıyorum.

avrupanın pahalı bi şehrine bir kaç günlük tatile gittim ve türkiye ile benzer paralar harcadım! üstelik biraz cimri biriyim, ne giyimim ne yaşantım yüksek standartlara sahip değil.

kiram, 5ten 15e çıktı. başka bi eve geçsem 25-30 ödeyeceğim. barınmak ciddi bi mesele. kirası az (ya da normal) olan evden atılmaktan korkuyor. evden çıkarsa emlakçı+komisyon+taşınma derken kira x 3 ödeyecek iyi ihtimalle.

işsiz oranı çok fazla. dükkan sahipleri çok kazanıyor çoğunlukla çünkü onlar da ansızın gelebilecek kira ve diğer masrafları sübvanse etmek için fazla maddi güç sahibi olmak istiyorlar. bu yüzden çalışanına 25bin brüt verirken kendisi en az 10-15 katını kazanıyor. günün sonunda iki kişilik basit bir dürüme beşyüz, iki burger iki biraya bin lira yazıyorlar. asgari ücret 17bin tl ve 6 ay daha zam beklenmiyor.

ülkenin standart maaşı asgari ücret oldu. yeni işe başlayanlara sigorta yapmıyor bir çok işveren ve işe yeni başlayan çok insan 17bin'in altında maaş alıyor. münferit denmeyecek kadar bir oran bu.

termosa kahve koyalım, dışarıda bir parkta oturalım ya da bir bankta oturalım neredeyse mümkün değil. büyükşehirlerde parasız yol kenarına bile oturamıyorsunuz. belki kırsalda boş bi bank bulunur.

ülkede standartsızlık çok yüksek. param var, sağlıklı ve kaliteli bir şey yiyeyim, güzel bi etkinliğe katılayım, iyi bir kıyafet alayım diye bir şey neredeyse mümkün değil. paran varsa bile kalite yok. marketten aldığın her şey zehir neredeyse.

kırsalda yaşayan ve karı-koca memur olan kişi 80-90 alsın hadi. ülkede 5 milyon memur var. ülkenin kaçta kaçına denk geliyor bu? bu çift çocuk sahibi olsa buna kim bakacak? kreşler çok pahalı. birinin yarı maaşı çocuğa gidecek, çalışmasa daha iyi.

döviz bir süredir fazla yükselmiyor. hafif hafif yükseliyor. o yüzden iyi görünüyor durumlar. ama nereye dek gidecek, bir noktada kırılacak mı bilmiyoruz. ederi yıl sonu 40 civarında diye tahmin edilmişti.

kira sorunu olmasa belki "düzelmeye başladık" diyebilirdik belki.

doktorlar 100'ün üzerinde alsın hadi (ne kadar bilmiyorum da halk öyle biliyor). kaç doktor var, 200bin mi, yine ülkenin kaçta kaçına denk geliyor bu oran.

yazılımcılar ve doktorlar artık pek konuşmuyor diyelim. bu da doğru değil. yazılım sektörü de belli bi dolgunluğa ulaştı 5+ tecrübesi olanlar için çok kötü değilse de junior'lar için iş bulmak zor ve asgari ücret lafları ediliyor.

açıkçası trol bi soru olduğunu düşünmüyorum, çünkü ben de sizin gibi düşünürdüm haberlere ve medyaya bakarak. özellikle doların hafif hafif çıkıyor olması bir şeylerin düzeldiğini hissetmemizi sağlıyor. ancak ödenmeyen kredi kartlarına aylık yüzde 5 faiz geliyor. bankalar kredi vermiyor. verse bile yıllık faizleri çok yüksek.

insanlar paralarını harcamak ya da yatırım yapmak yerine mevduatta tutma eğiliminde, mevduat faizleri yüzde elli civarında. kapanan dükkanlar görüyorum bazen.

anadolu da ucuz değil. ilçeler ya da kırsallarda bile kiralar asgari ücretin yarısı ederinde, hadi olsun üçte biri. orada yaşayanlar (eğer memur değilse) asgari ücretten fazla almıyorlar çoğunlukla.

türkiyede memur sayısı 5milyondan az. ülke nüfusu 80milyon. işsizlik istatistikleriyle çok oynandı. açıklanan rakamların iki katı gibi düşünün (bir yıldır iş aramayan, işkur'a kayıtlı olmayan, öğrenci olan, yükseklisans'a kayıtlı olsan ve bir çok kriter işsiz sayılmıyor. halbuki bu insanların çoğu işsiz)

haliyle, gözlemleriniz doğru değil.
0
biseysorcaktim
(19.05.24)
Katiliyorum dolar bazli yuksek olmasi nedeniyle su an kriz azaldi
0
lapaz
(19.05.24)
düzelen bişey yok ama ilginç şekilde mesela öğretim görevlisi maaşı 600 dolarlara kadar düşmüştü bi ara, ben yaparken 800-900 dolardı, şu an 1500 dolar alıyor arkadaşım. Bu kadar artacak ne oldu? Döviz tutuldu. Ama bunun halka faydası var mı => yok. Çünkü ticaret dolar 45 liraymış gibi dönüyor, herkes fiyatını öyle belirliyor.

Bunun bi artısı var, mesela 2023 seçiminden önce dolar tutulurken eşimle acayip dolar biriktirebilmiştik. (kredi kartının asgarisini ödeyip bol bol dolar alıyorduk) Şimdi de 900 değil de 1500 dolar alan kişi ülkedeki harcamasını kısıp veya kredilendirip dolar biriktirebilir. Tabii faizler yükseldi daha yüksek faizle geri ödeyecek ama sonuç olarak bunu yapabiliyorsun. Beyaz yakalının yurtdışına tatile vs. gitmesinin bir sebebi de bu. 1500 dolar Türkiye'de pek bi halt etmiyor ama biriktirirsen batıda hala 1500 dolar = 1500 dolar. Türkiye'de 1500 doların alım gücü 800 dolar gibi.

Anadolu'da yaşam daha iyi ona hep katılıyorum. Ama İstanbul'da 80 bin alabilen biri başka şehirde o maaşı alamıyor. Ama asgari ve bi tık üstünü alanlar büyük şehirler yerine küçük şehirlerde yaşasa hayatları ciddi fark eder.

Özet(tl,dr): Gördüğüm duyduğum kadarıyla Türkiye içinde maaşın dolar olarak artmış olsa da pek fark etmiyor zira 3 dolarlık kahveye 5 dolar, 30 bin dolarlık arabaya 50 bin dolar vermek zorundasın. Yurtdışına da giden gitti, kalanlar alıştı. Türkiye'de bir şekilde yaşanıyor. Mesela geçen yıldan bu güne benim Türkiye'deki kredi kartı limitlerim 5 katına falan çıktı.(1 yıldır İngiltere'deyim)
0
nhk ni youkosu
(19.05.24)
gerçekten açıklayan ve cevap veren herkese teşekkür ederim. soru biraz amaçtan sapsa da genel bilgiler de verilmiş gayet faydalı oldu. ben şahsen işletme mezunu birisi olduğum için şuan ingiltere’de kazandığım miktarın türkiye’de yakınından geçemem bu çok apayrı bir mevzu. orta lisans sahipleri, vasıfsız, mavi yaka için avrupa cennet. türkiye de hala zaten çok kötü bunu tartışmaya gerek yok. ama yazılımcı, doktor gibi çok üst seviye işlerdeki tr maaşlarının avrupa ile arasında eskisi kadar da uçurum yok, o yüzden beyin göçü furyası bi tık azaldı hatta çevremde dönenler de oldu.

mesela londra’ya finansçı olarak 1 sene önce gelen başlangıç için gayet iyi de kazanan arkadaşım geçen ay komple döndü istanbula.

bir de ekonomiden bağımsız, insanlar avrupa’da ırkçılığı tattı o kadar da güllük gülistanlık olmadığını anladı. almanya göç vermeye başladı, hollanda başlığında sağın yükselişi ve uk - abd’ye gitme konuşuluyor vs. gidenler de seçerek gidiyor avrupa olsun polonya bile olsun kafası bitti artık almanya dahi gerilerde.
0
🌸garavel
(19.05.24)
bu kadar balık hafızalı olmayın ya. dolar euro 6 ay stabil gitti diye ekonomi düzelmiş olmuyor. bu ülke daha şunun şurasında iki üç sene önce doların iki ay içinde 8 liradan 18 liraya çıkışını canlı canlı gördü. oradan göz açıp kapayıncaya kadar 30 lira oluşunu da. bir sene sonra doların 60 lira olmayacağının bir garantisi var mı? yok. döviz bazında yüksek dediğin o maaşların kuş kadar kalması iki aylık yeni bir ralliye bakar. yani bu uçurumdan düşerken eskaza birkaç saniyeliğine dala takılınca "iyi ya artık düşmüyorum" demeye benziyor.

evet avrupa'da da enflasyon var ama 1 euro'ya aldığın çikolatanın seneye 2 euro olmayacağını biliyorsun, bunun rahatlığıyla yaşıyorsun. geleceğe dair kaygın azalıyor. insan doğada aslandan kaçan zebra gibi basit bir canlı değil, sadece o anı düşünerek yaşamıyor. gelecekte her şeyin daha kötüye gideceğini görebildiği için şimdiden önlemini alıyor.

yurt dışına göçte bir azalma olduğunu da sanmıyorum. evet bu son ekonomik çöküşün başlangıcında bir dalga oldu, herkesin dilinleydi ve gidenler gitti zaten. sadece o dönemde toplu bir göç dalgasına evrildiği için gündem olmuştu. şimdiyse daha bireysel, ama gitmek isteyen sessiz sedasız gitmeye devam ediyor. benim türkiye'de neredeyse arkadaşım kalmadı.

ps: adettendir, sona bir alım gücü farkı da sıkıştırayım. geçenlerde avrupa'da aldığım arabanın fiyatını asgari ücrete böldüm. yaşadığım ülkede bu arabayı 7 asgari ücretle alabiliyorsun. sahibinden'de türkiye fiyatına baktım. 47 asgari ücret yapıyor. evet türkiye'de işler gerçekten rayına giriyor.
0
sir gawain
(19.05.24)
bırakın ev araba almayı, artık ayakkabı-mont alırken bile alışveriş kredisi kullanıyor insanlar. bu durumda neresi iyiye gidiyor? şu an yaşanmıyor, hayatta kalmaya çalışıyor insanlar. türlü kısıtlamalar, tasarruflar vb. işler iyiye gidiyor, durumlar düzeliyor demek manipülasyondan farksızdır.
0
kondansator
(19.05.24)
Özet geçiyorum.
* Dövizi sabit tutup yurtdışına göre aşırı yüksek faiz veriyoruz. O yüzden döviz yağıyor ama bir noktada balon patlayacak. Çünkü karşılayacak gelir yok.
0
parka
(19.05.24)
Ha balon patlamadan önce büyükbasların ve yabancıların haberi olur, ama bizim olmaz. Hatırlarsanız nas nas deyip dövizi fırlatıp halka kitlemişlerdi. Şimdi tersi olacak.
0
parka
(19.05.24)
İşler rayına mı girdi derken neyi kastettiğiniz belli değil. Yüksek enflasyon ve ekonomi politikası kastediliyorsa ekonomik program başarıyla devam ediyor yaklaşık 9 ay oldu zamana ihtiyaç var (iktisat bilmeyen birine izah etmesi çok zor bu yüzden manipülasyona açık bir konu) Programa göre mayıs ayında enflasyon pik yapacak daha sonra düşüş eğilimine girecek.

Siz Türk toplumunun kanaatine, ne konuştuklarını vesaire ciddiye almayın onlarda tv'den sosyal medyadan (eksisözlük dahil) ne duyuyorlarsa, ne okuyorlarsa papağan gibi tekrar ediyorlar ne iktisat bilgisi var ne metod ne de dünya siyasetini takip etmek... Bizim toplumumuzda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan çok Kim toplumu manipüle ediyorsa ona inanıyorlar albenili sözlere çok fazla itibar ediliyor. Yurtdışına göç furyasıda sosyal medyada pr'ı en çok pr'ı yapılan konu oldu (Ekonomiden bağımsız olarak dünya genelinde ABD'ye göç furyası vardı ve hatta ilk sıralarda Fransa gibi ülkeler vardı Türkiye bu trendde ilk 10'da bile değildi) yoksa Türkiye'den her anlamda kötü ülkeler var bu ülkelerin vatandaşları sağa sola göç etmiyorlar. Yurtdışında yaşayan biri olarak Türkiye'de yaşamak bir çok ülkeye göre iyi insanların yakınmalarını ciddiye almayın.

Medya özelinde sosyal medya (ekşisözlük,twitter vs.) veya bir konunun yaygın kanaatte olması, çok konuşuluyor olması bir ölçüt değildir bu işlerin metodolojisi var. Bilim var yoksa chp'li teyze muhabbetine döner.
0
doharkoman
(19.05.24)
Sagdan soldan degil kendi gordugumu yazicam

1 - suanda her genc yurtdisina kacmaya calisiyor bir cok genc ozellikle kartellere para verip abd ye kacti hemde binlercesi. Buda abd bebek katili diyen yobazlar dahil.
Sadece istanbul ortasindayim benim semtimde genc kalmadi diyebilirim sokakta kimseyide goremiyorum kimi sorsam yurtdisina gitti diyorlar.
Suanda tr de bi ben kalmisim bunu anladim.

2 haberlere baktiysaniz ki hepsi gostermez ama doktorlarda ozellikle almanya tarzi yerlere kactilar yogun bir sekilde. Suanda hastanelerde bazi bolumlere randevu almak imkansiz bazi bolumlere ise en erken cok kovalsrsan gece gunduz 25 gunde belki bos yer bulursun. Doktor acigi olustu.

3 milyonlarca multeci var ve hastaneden cikmiyorlar ucretsiz diye. Bu yuzden tr vatandasi icin randevu almak ozellikle istanbulda asiri zorlasti.


Dipnot

Avusturalyada 4 sene yasadim. İnsan yurtdisinda yasayinca herkesden uzakta kaliyor sahte haberlere bel bagliyabiliyor. Ekonomi ortada dolar ortada alim gucu ortada. 1 bardak cay 5 liraydi oahali diyorduk bugun 30 lira istediler.

Daha dun 1 ispanyadan 1 arabistandan 1 de bangladeşden arkadasim geldi sohbet ettik ve benimle vedalasmaya calistilar dedim ne oluyor. Bana soyle soylediler ; hocam tr asiri pahali olmus biz seneye gelmeyecegiz ucak fiyatlarida cok pahali.
Ayrica onceden kafeye gelince herkes selam verirdi bisuru insan vardi neden simdi gelmiyor kimse dedi. İnsanlarin sanirim parasi yok dedi.

Vedalastik yapacak bisey yok yani
0
Zetnikov
(20.05.24)
Yurtdışı meselesi: Kalifiye olan, dil bilen, bunu göze alan gitti. Kalan da amiyane tabirle posa zaten. Kim Zort üniversitesi işletme mezunu olan, İngilizcesi a2 seviyesindeki ortalama bir elemanı ülkesine bekler ki?
Maaşlar meselesi: Evet görünürde yükseldi ama enflasyon da bir o kadar arttı. 45 bine nerede yaşıyorsun öğretmen olarak? Evinden çıkmak zorunda kalsan ya da tayin olsa maaşının yarısından fazlasını kiraya vermen lazım. Aynı şey 80 bin kazanan adam için de geçerli. yaşamaktan kastın hayatta kalabilmek ise belki ama çocuk yetiştiremezsin mesela.

bence insanlar sadece hayatta kalmaya çalışıyor. yoksa kapıları açsan türkiye'de 7 kişi falan kalır.
0
wild honey suckle
(20.05.24)
Eğriye eğri, doğruya doğru diyeceksek durum şu.

Türkiye son 4-5 yıldır gerçekten kötü bir dönem geçirdi. Herkes az ya da çok fakirleşti, alım gücü düştü. Bazı sektörler nispeten daha iyi durumda, toplumun bazı grupları felaket durumda.

Son 1 yıldır evet yine yüksek enflasyon var ancak bir şekilde "enkaz kaldırılıyor" tam olarak durumumuz bu. "Rasyonel politikalara" geçildi. Ben bu dönemi böyle tarifliyorum. CDS'lerimiz ciddi düşüşte, ülkeye sıcak para da olsa döviz giriyor, TCMB rezervleri toparlanma aşamasında, halen "yatırım yapılabilir" seviyede değiliz ama derecelendirme kuruluşlarından not artışları geliyor. Haziran ayında Türkiye'nin gri listeden çıkma olasılığı yüksek görünüyor.

Bunlar kısa vadede geniş toplum kesimlerine yansımaz ancak 2001 krizi sonrası dönem gibi düşünmek lazım 2005-2015 gibi bir dönemi yaşayacaksak daha 3-4 seneye ihtiyaç var.

Bana sorarsan ciddi kalıcı hasarlar da var. Örneğin konut konusu. Örneğin gelir dağılımındaki uçurumlar. Bunların giderilmesi artık çoook zor.
0
Lethe
(20.05.24)
Son senelerde yurtdisina gitme orani yukseldi, ayni hizla cozumun orda olmadigini gorenlerin sayisi da artti.

mutlu olan da coktu ama mutlu olmayanlar, her zaman gitmek isteyip nasil yapacagini bilemeyenleri biraz caydirdi.
0
my pink
(20.05.24)
(4)

Kahvaltıyı aradan çıkarmak mı atıştırmak mı?

Piukh
Bir süredir sağlıksız besleniyorum; sigara, alkol de sıklaştı. Hiç aç kaldığım da olmuyor. 7'de kahvaltı, 12'de iş yerinde öğle yemeği, 18.30'da eve gelince derken sürekli bir sindirim hali.Detoks gibi bir şey yapmak istiyorum bu sebeple. Kilo sorunum yok, her türlü 12.30 ile 19.30 arası yiyeceğimi
Bir süredir sağlıksız besleniyorum; sigara, alkol de sıklaştı. Hiç aç kaldığım da olmuyor. 7'de kahvaltı, 12'de iş yerinde öğle yemeği, 18.30'da eve gelince derken sürekli bir sindirim hali.

Detoks gibi bir şey yapmak istiyorum bu sebeple. Kilo sorunum yok, her türlü 12.30 ile 19.30 arası yiyeceğimi yerim diye düşünüyorum.

Kahvaltı yapmadan da çıkarsam halsizlik olur mu emin değilim. Sizce 1 muz, 1 bardak süt içip çıksam detoks bozulmuş olur mu? Nasıl düzenlemek lazım genel olarak?
0
Piukh
(19.05.24)
Ne halsizliği, hiçbişey olmaz. Süte muza da gerek yok, o dediğin zaten kahvaltı. 1-2 gün kafada kendini halsiz hissedersin sonrası mis gibi.
0
numlock
(19.05.24)
Ben yıllardır öğlen 12.30 ve akşam 18.00 de yiyorum. Arada sabahları açlık hissi geliyor fakat 10-15 dk sonra geçiyor zaten bir sürü sonra alışıp gidiyorsun. Kahvaltı filan yapmak da sağlıklı değil bence şeker hastası vs zorunlu bir durum yoksa yapmak akıllıca değil. Hafta sonu ailece yapılabilir ama haftaici bence hiç gerek yok
0
dedeminhirkasi
(19.05.24)
Sindirim sisteminiz işini yapıyor diye bu sağlıksız bir durum oluşturmuyor ki?

Detoks konusunun sıklıkla eleştirilmesi bir yana günde 3 öğün yemek yemek hala en çok önerilen beslenme rejimi.

Ancak ne yediğiniz ve ne kadar yediğiniz önemli.

Bir de sizin beslenme şartlarınız da çok önemli, örneğin Şirkette ne yiyorsunuz? Kahvaltıda ne yiyorsunuz? Atıyorum şirkette dışardan yemek yiyorsanız kullanılan yağların ve malzeme kalitesinin kahvaltıda yediklerinizden daha uygunsuz olması mümkünse bu sefer kahvaltıyı kesince sağlıksız besin payını daha da arttıracak olmanız da mümkün.

Ben kendi adıma ağırlaştığımı hissettiğimde daha sindirimi kolay hafif şeyler yiyorum. Abur cuburu, arıştırmalığı, keyif amaçlı yemeyi kesiyorum. Öğlen yemeği için evden tuzsuz kuruyemişler, muz, tahıllı bisküviler falan getiriyorum. Akşamları da mümkün olduğunca erken yemeye çalışıyorum. Baya işe yarıyor.
0
akhenaten
(19.05.24)
1 yıldan uzun zamandır kahvaltı yapmıyorum;
haftada en az 5-6 gün öğlen de yemiyorum.
akşam 7-10 arasında ne yiyeceksem yiyorum.
hiç sorun yaşamadım hatta kilom, şeker hastalığım, kolesterolüm düzeldi.
(bkz: aralıklı oruç)
(bkz: omad)

youtu.be
0
mhm
(19.05.24)
(22)

İç dökme duyurusu: İngiltere'den Türkiye'ye döneyim mi?

slymene
Selamlar, aklım çok karışık, şartları, olanakları önüme koyuyorum ama bir karar veremiyorum. Biliyorum bu sorular çok özel sorular ama biraz da içimi dökmek istediğim için buraya soruyorum.Evliyim, erkeğim, yaşlar ikimizin de 31, 7 aydır skilled worker visa ile İngiltere'deyim, maaşım 2800 pound. Eş
Selamlar, aklım çok karışık, şartları, olanakları önüme koyuyorum ama bir karar veremiyorum. Biliyorum bu sorular çok özel sorular ama biraz da içimi dökmek istediğim için buraya soruyorum.

Evliyim, erkeğim, yaşlar ikimizin de 31, 7 aydır skilled worker visa ile İngiltere'deyim, maaşım 2800 pound. Eşimi yanıma alma hakkım var, İngiltere'de 6 seneyi doldurursam vatandaşlık hakkım oluyor, 5 senelik vizem var zaten. Hanım Türkiye'de henüz, tam da onu da buraya alma kararını verme aşamasındayız işte, onun maaşı 50000 TL, memur, garanti iş, rahat iş. Ben gelmeden hemen önce Türkiye'den ev aldık, aylık 15000 ev kredimiz var ama o zorlamıyor artık.

Artık uzun süredir ayrı olduğumuz için hasret de binmeye başladı, özellikle eşim duygusal anlamda bana çok bağlı, her gün hasret konuşmaları yapılıyor telefonda, gözyaşları dökülüyor falan.

Bana gelirsek ben her yere adapte olabilen bir tipim, buraya da oldum, ben her yerde mutlu olurum, oluyorum. Türkiye'deki sorunların farkındayım, bazı şeylerden dolayı bedeller de ödedim ama Türkiye'de de gayet mutlu mesut yaşarım, burada da yaşıyorum. Türk insanıyla problemim yok, nerede yaşıyorsam bir şekilde adapte olurum. İngilizi de Türkü de seviyorum, kötü insan her yerde var.

Benim buradaki işim gelişmeme çok müsait, çalışma saatlerim çok iyi, haftada 4 gün çalışıyorum. Zor bir iş ama uzun vadede maaşımı ikiye bile katlayabileceğim potansiyel var. Eşim gelirse başlarda 3-5 ay bir adaptasyon sürecinin sonunda 2500 pound civarı maaşla o da işe başlayabilecek durumda. Yani ikimiz de burada olursak nispeten güzel maaşlarla rahat rahat geçiniriz.

Ben Türkiye'ye dönersem muhtemelen hem haftada 6 gün, hem de daha uzun saatler çalışacağım, maaşım aşağı yukarı 40000 TL civarı bir şeyler olur. Uzun vadede Türkiye'de de kendi işimi kurma potansiyeli var, tabii bunun için 1.5-2 milyon sermaya lazım, o da bende yok.

İşin özü, şu anda düşündüğüm tek konu eşim, o nasıl yapar, adapte olur mu, Türkiye'deki rahatlığı bırakmalı mı? İngiltere'de ilk 1-2 sene çok zorlanacak biliyorum, İngilizcesi de çok iyi değil.

Kısa vadede çocuk da istiyoruz, Türkiye'de kalırsak aile boyutuyla da çok fazla destek bulabileceğiz her anlamda, ailelerimizle de aralarımız çok iyi, gayet güzel ilişkilerimiz var.

Anlaşılan, ne Türkiye ile ne de İngiltere ile sorunum yok, hayatta geldiğim nokta itibarıyla hiçbir yer beni çok heyecanlandırmıyor zaten, hayatı rutine oturtup mutlu mesut yaşamak istiyorum, yeni yerler göreyim, yeni maceralar edineyim gibi dertlerim yok, önceden vardı, yoruldum artık, dinlenmek istiyorum.

En başta neden İngiltere'ye geldin diyecek olursanız, bir heves geldim işte, Türkiye'de 6 gün, günde 12 saat yaptığım işten memnun değildim ve çok yoruluyordum. Buraya her şey harika olacak hayaliyle gelmedim tabii de, hatta gayet güzel de adapte oldum, benim İngilizcem gelmeden önce de çok iyiydi, fakat adaptasyonun ne kadar zor olduğunu bizzat gördüm, şimdi eşimin bunu yaşamasını isteyip istemediğimden emin değilim.

Eşim ne diyor diye sorarsanız, onun da fikirleri belirsiz, genel anlamda o da çok fazla zorluk istemediği bir noktada, Türkiye'de nispeten mutlu, o gelirse benim için, birlikte olmak için gelir, bir süre sonra adapte de olur. Nihayetinde ben hangi yöne meyilli olursam o da beni takip eder, karar vermek biraz bana kalıyor gibi nihayetinde.

Biraz düzensiz yazmış olabilirim kusura bakmayın. Görüş, öneri, ne söylemek isterseniz dinlemek isterim.
Teşekkürler.

Edit: Birkaç detay daha vermek isterim. İkimiz de veteriner hekimiz, ben burada klinisyenlik yapıyorum, eşimin klinik tecrübesi olmadığı için burada food hygiene, meat hygiene inspector gibi işler yapacak official veterinarian olarak. Mezbahalarda, havaalanları gibi yerlerde çalışabilir. Ben buradaki hayatı da düzene sokuyorum, ufaktan para biriktiriyorum. Orta karar bir araba bile aldım burada.
0
slymene
(18.05.24)
Ben yerinizde olsaydım eğer eşimin 2 yıllık ücretsiz izin alarak yanıma gelmesini saglardim. Bu süre zarfı içerisinde duruma göre ingilteredeki düzenimi kurar yavaş yavaş da Türkiye den elimi çekerdim. Benim yönüm ingilterede kalmak şeklinde olurdu.
0
dedeminhirkasi
(18.05.24)
Şimdi sizin Türkiye'de süper bir kariyeriniz olsa denilebilirdi ki dönün sonuçta Türkiye ile derdiniz yok ki çok önemli nokta. Ben misal Türkiye'de yapamıyorum, o yüzden dönmem ve umarim dönmek zorunda kalmam.

Sizin durumdaki sorun dönüş şartları. Türkiye'de 40 bin lira ve çalışma şartları acayip kötü. Bu sizi özellikle bati Avrupa'nın çalışma şartları sonrasi acayip kötü etkiler (bugün berberle konusuyorduk nasıl oluyor berberde tatil falan diye, 5 hafta bizde ama ben biraz fazla alıyorum 5 hafta yetmiyor dedi. Dedim bunu Türk'ün yanında söyleme). Eğer Türkiye'de daha iyi maaş ve insancil çalışma şartları olacaksak sonuçta bu hayatta önemli olan esimiz, cocugumuz.

Bu arada dedeminhirkasi dediği gibi olabiliyorsa kesin deneyin. Riskiniz cok az sonuçta. Eşiniz de bakar nasılmis ne değilmiş diye.

Bu sorunun cevabı basit değil. Çünkü sizin Türkiye çalışma hayatiniz kötü, esinizin iyi. Esinizin oraya geldiğinde yapacağı belirsiz vs.
0
logisticsmanager
(18.05.24)
Selamlar, eşim nispeten yeni memur olduğu için ücretsiz izin hakkı yok henüz, olsaydı onu düşünüyorduk biz de.
0
🌸slymene
(18.05.24)
aynı yaştayız ve ben eşimle birlikte ingilteredeyim. o yüzden durumunuzu biraz da olsa anlayarak veriyorum cevabı. biz döneceğiz ancak sizin durumunuz özelinde bana göre eşinizin ingiltereye gelmesi daha doğru olacaktır.

türkiyede olup buraya gelmek veya bir avrupa ülkesine gitmek isteyen arkadaşlarıma hep bu işin tek bir doğrusunun olmadığını ve türkiyede neyi bırakıp geleceklerinin çok önemli olduğunu söylerdim hep. yani evet mesele hiçbir zaman sadece maddi değil, ingilterenin bizim ülkemizden daha üstün olduğu maddiyat dışı diğer yanlarını yaşayarak görmüşsünüzdür. çocuk olunca hele eğitim, gelecek, güvenlik açısından müthiş baskın ingiltere türkiyeye göre. adaptasyonun zor olduğunu kabul ediyorum. ama birlikte olduğunuz yerde zamanla bu sorunun halledileceğini düşünüyorum. siz önceden gelip bi hayat kurduğunuz için comfort zone'dan hiç ayrılmamış gibi hissedecek eşiniz eminim ancak tabi şu anda gözünüzde büyük haklı olarak.

diğer taraftan şu da bi gerçek ki, ülkede çok fazla problem var ama türkiyede de çok güzel şartlarda yaşamayı başaran insan da var. ancak arkadaşların da dediği gibi sizin dönüş şartlarınız pek iyi değil. ingilteredeki çalışma şartlarınızı düşününce pişman olma ihtimaliniz daha yüksek geldi bana.
0
bussuru1
(18.05.24)
eşin Türkiye'de iyi durumdaysa ve kaybedeceği şeyler olduğunu düşünüyorsa sıkıntı.

Biz de eşimle İngiltere'deyiz ben çalışıyorum o master yapıyor, pek sevemedi ve mesela iklimin onu çok etkilediğini burada öğrendik. İngilizleri de aklında nasıl hayal ediyordu bilmiyorum ama çok vasat pasaklı tipler olduklarını söylüyor ki biraz da haklı. İşler doğru düzgün yürümüyor emlakçı bile binbir türlü hata yaptı ben fark edip uyardım. Sağlık sistemi yine özellikle Türkiye'de özel sigortaya alışmış birini zorluyor ve korkutuyor(eşim). Yani kimi insan alışmakta zorlanıyor.

Ben 2014-2015'te İngilteredeydim, sevmiştim, şimdi yine mutlu gibiyim ama eş durumundan dönmek zorunda kalırsak naparız bilmiyorum. Bu arada eşimin İngilizcesi baya iyidir, o farklı kültürel şeylerden zorluk yaşıyor, dil bilmeyen eşiniz daha da zorlanabilir veya tam tersi bir şeyleri anlamadığı için belki hiç gözüne batmaz her şey pespembe de gelebilir emin değilim. Ücretsiz izin hakkı olmaması kötü.

Buraya geldiğimde Ankara Anlaşmasının arka kapısını bulup gelen tiplerle tanıştım. Türkiye'de pek iş yapamayan burada olmak 'zorunda olan' kişiler bi şekilde yaşayıp gidiyor, ama Türkiye'ye dönse de fena hayatı olmayacak kişiler bi dönmeyi düşünüyor. Mesela bizim Türkiye'de arabamız var hala satmadık, İngiltere'de henüz yok. Bu bile hanıma batabiliyor bazı rahatlıkları burada elde etmek -doğal olarak- vakit alacak. Türkiye'den gerçekten kafa olarak kopmuş mu o önemli (ben koptum, eşim kopmadı). Gerçi sen de kopmamışsın iki tarafı da severim yaşarım diyorsun. Bazı şeyler de gelince anlaşılıyor. Eşim ülkesini bu kadar sevdiğini buraya gelene kadar bilmiyordu :D

ek olarak, çocuk vs. planı varsa buraya adapte olup iyi konuma gelip çocuk yapmak bilmemkaç yıl alır. Sağlık sisteminde Türkiye'deki kadar ilgi olmaması, doktoru sık görememek, ebe ile doğurmak vs. bile kadınları acayip etkileyebilir. Hele acil bi durumda doktora ulaşılamazsa anında döneriz herhalde. Geçenlerde apandisiti patlayıp son anda müdahale edilen bi Türk'ü dinledik orada eşim böyle bişey olsa anında TR'ye dönerim dedi:)
0
nhk ni youkosu
(18.05.24)
Dön hocam dön,İngiltere alışması kolay bir ülke değil
0
Yılmaz920
(18.05.24)
"Eşim gelirse başlarda 3-5 ay bir adaptasyon sürecinin sonunda 2500 pound civarı maaşla o da işe başlayabilecek durumda." "İngiltere'de ilk 1-2 sene çok zorlanacak biliyorum, İngilizcesi de çok iyi değil."

Hocam yanlis anlama. Bu biraz iyimser bir hesap gibi geldi. Ingilizcesi iyi olmayan biri 2500 pound alamaz.Alir da yani ustaligi, zanaati olmasi lazim. %20 vergi, 5% pension'dan sonra elde bir sey kalmiyor. Fabrika, uretimde gece isi, mesailerle falan uzun saatler calisarak ancak. AB'den cikiliyor diye dogu avrupa can havliyle toplu goc yapti, Ukraynalilara da coktuler ucuz is gucu diye fabrika, depo isi bile kolay degil artik. Esinizi mavi yakaliliga alistirabilecek misiniz o onemli, Turkiye'de memurluk yapan biri iicn 2-3 kat zor. Esiniz bu zamanda is bulduguna sukretsin. Resesyonda zaten ulke.
0
freedonia
(18.05.24)
Mevcut isinden ucretsiz izin alabiliyor ise Ingiltere denemesi yapmak mantikli olur.
Ayrica ingiltere ucakla cok da uzak degil Tr ye. Sanki trene binip 3 gun uzaklara gurbetlere gidiyormus gibi tribe girmeye gerek yok bence :) Belli bir maasla ikiniz de calismaya basladiktan sonra senede 1-2 gidip gelinir.
Biz de gecen sene amerikaya tasindik. Ucak pahali ve 12 saat Tr ye, ayrica havalimani 3 saat mesafede. Pek de sevemedik ama bizim gibi kafa dengi 1-2 aile bulduk onlarla takiliyoruz keyfimiz yerinde, bir derdimiz yok. Biz de ayni yaslardayiz.
Hazir vize varken Ingiltere denemesi tavsiye ediyorum. En kotu ihtimalle sonra donersiniz. Sanki bi karar verdim bidaha donemem gibi bir dusunceye girmeye gerek yok.
0
The_Lollok
(18.05.24)
Hocam o zaman özür dileyerek söylüyorum ben olsam vakit kaybetmeden çocuk yaparım ki zaten öyle bir düşünceniz var. 9 ay içinde de eşiniz gelir siz gidersiniz. Çocuk doğunca da ücretsiz izinle eşiniz gelir. 2 sene yanınızda durur. Ben böyle yapardım.
0
dedeminhirkasi
(18.05.24)
Cevaplar için teşekkür ederim, hepsini dikkatle okuyorum.
Bakıyoruz işte, oturup karar vermeye çalışacağız.
Ücretsiz izin durumumuz yok eşim yeni memur olduğu için, e istifa edip dönerse de memuriyete dönme şansı yok. Eğer memurluk yapmayacaksa ona Türkiye'de güzel maaşlı, rahat bir iş yok maalesef. O yüzden kararımız kesin olacak. Ya o istifa edecek temelli İngiltere'ye yerleşeceğiz, ya da ben döneceğim.

Mesleği gereği o da skilled worker olacak eğer gelirse, nispeten kolay bir iş yapacak, 2500 pound maaş da başlangıç maaşı, 3-5 aylık adaptasyondan sonra rahat alabiliyor.
0
🌸slymene
(19.05.24)
Hocam ozel degilse ne is yapiyorsunuz? Ayrıca ustteki arkadas gibi cocuk +1
Ayrıca turkiyeye dönmek dışındaki tum secenekler +10
Turkiyeye donmeyi gerektiren buyuk bir sebep yok
0
optimistbakunin
(19.05.24)
@optimistbakunin
ikimiz de veteriner hekimiz hocam.
0
🌸slymene
(19.05.24)
Abi veterinersen bence avrupa iyi. Bak hatta ben kendi köpekten soyleyeyim; esinle beraber veterinary psychology alanina girip veterinary behaviorist falan olursanız çok güzel iş ve güzel de para var anglosakson ülkelerde (benim bildiğim batı Avrupa'ya oranla İngiltere'de veteriner daha pahali. Amerika zaten kafalari yemis halde millet sira bekliyor bu tarz şeylere).

Bu meslek ile bence sirtiniz yere gelmez ki çalışma saatlerinizin neden bu kadar fark ettigini de şimdi anladim. Evet Türkiye'de bu tarz meslekler malesef çok kötü genelde.

Bence batı Avrupa'da veterinerlik güzel olay.
0
logisticsmanager
(19.05.24)
mesleği yazmışsınız, gerçekten onun da 2500 net alacağını falan biliyorsanız gelsin. Bak şöyle diyim, Reddit'te falan bak (ki ben içeriden biliyorum) 5-6 ay iş arıyorsun ve yıllık 27000 pound brütlük iş bulmak bile aşırı zor.(ortalama 33 bin deniyor ama Londra ile ortalama o) Sen skilled worker olarak en az 38700 gbp'den bahsediyorsun ve ikiniz de bunu alırsanız İngilizlerin çoğundan daha iyi yaşarsınız. İleride özel kendi işinizi de yaparsınız.

bir not: dependant olarak gelirse istediği işi yapar, skilled worker visa alırsa şirkete ve mesleğe bağlı olur. "Aynı vize tipinde" 5 yıl kalırsan ILR'a başvurabiliyorsun. 3 yıl sonra skilled'den dependanta geçerse vs. o süre sıfırlanıyor haberiniz olsun. Fakat iki taraflı garanti için(işten çıkarılma gibi durumlar açısından) ikiniz de skilled olabilseniz süper tabii. Ama atıyorum sen çalışırken eşine veteriner kliniği açıp özel iş yapsın gibi şeylere girişirseniz ve sen indefinite aldığında onun yanına geçersen falan işler daha parlak olabilir sanki.
0
nhk ni youkosu
(19.05.24)
Ingiltere'de kal. Asiri evham yapan birini okudum bu entry'de. Ortada hicbir sorun yok, sen "ya sorun cikarsa" stresi yapiyorsun.
0
hot potato
(19.05.24)
Ben cevap vermeyeceğim de size kendinize cevap verdireceğim

Neden oradasınız?

- "Türkiye'de 6 gün, günde 12 saat yaptığım işten memnun değildim ve çok yoruluyordum. Buraya her şey harika olacak hayaliyle gelmedim tabii de, hatta gayet güzel de adapte oldum"

Neden kalmayı düşünebilirsiniz

- "Eşimi yanıma alma hakkım var, İngiltere'de 6 seneyi doldurursam vatandaşlık hakkım oluyor, 5 senelik vizem var zaten."

- "Benim buradaki işim gelişmeme çok müsait, çalışma saatlerim çok iyi, haftada 4 gün çalışıyorum. Zor bir iş ama uzun vadede maaşımı ikiye bile katlayabileceğim potansiyel var."

- "Eşim gelirse başlarda 3-5 ay bir adaptasyon sürecinin sonunda 2500 pound civarı maaşla o da işe başlayabilecek durumda."

Neden dönmeyi düşünebilirsiniz?

- "Türkiye'de kalırsak aile boyutuyla da çok fazla destek bulabileceğiz her anlamda, ailelerimizle de aralarımız çok iyi, gayet güzel ilişkilerimiz var."

- "İngilizcem gelmeden önce de çok iyiydi, fakat adaptasyonun ne kadar zor olduğunu bizzat gördüm, şimdi eşimin bunu yaşamasını isteyip istemediğimden emin değilim."

- "Eşim Türkiye'de nispeten mutlu, o gelirse benim için, birlikte olmak için gelir"

---

Sonuç: Kalmak için çok somut gerekçeleriniz var, dönmek için öne sürdüklerinizin tamamı ya varsayıma ya da eşinizin kendi konfor alanı konusundaki sizin endişelerinize ya da aile desteği gibi çok da somut olmayan duygusal sebeplere bağlanıyor.

Aslında anladığım kadarıyla eşiniz zaten oraya gelmek istiyor olsa diğer sebeplere hiç kafa yormayıp kalacaksınız. Haliyle tek sorun eşinizle ilgili. Ancak siz eşiniz için hep kendi korku ve endişelerinizi anlatmışsınız. Çok fazla onun payı yok bu akışta, buna rağmen en büyük belirsizlik de onun payına düşen kısım. Ben ne yaparsam o uyar da demişsiniz ama siz tersten gidiyorsunuz sanırım yöntem olarak.

Bence yaşadığınız bu kafa karışıklığını çözebilecek tek kişi eşiniz. Kendinizi boşuna sıkıntıya sokuyorsunuz. Anladığım kadarıyla (eşinizle ilgili belirsizlikler olmasaydı) siz kalmaya daha yakınsınız, eğer durum buysa eşinizle bu eğiliminizi örtülemeden konuşun. O da kendi açısından değerlendirsin.
0
akhenaten
(19.05.24)
"uzun vadede maaşımı ikiye bile katlayabileceğim potansiyel var." - burda uzun vadeden kasit max 2 sene ise, esin de gelip hemen 2500 net ile ise baslayacaksa bence denenebilir. senin maasi da net 2800 olarak farzediyorum.

ama uzun vadeden kasit 5+ sene ise ve garanti degilse, sadece potansiyel ise, salla diyorum, degmez.
0
cooperr
(19.05.24)
siz adapte surecinde yalnizdiniz ama esinizin yaninda siz olacaksiniz zannettiginiz kadar zorlanmaz. burda aklima takilan cocuk ve dogum sureci oldu kadinin annesi gelebilecek durumdaysa, calismayan biriyse vs onu da halledersiniz git gel yaparlar zaten bu uzak plan
0
ala09
(19.05.24)
Dönme.
0
AlsterWasser
(19.05.24)
eline bir firsat gecmis. döneceksen de vatandaslik almadan dönme derim.
0
robert bosch
(19.05.24)
Haftada 4 gun calisiyosun hala donmek kafanda. Eger olum sonrasi hayata inaniyosan eyvallah ama 1 hayatin varsa az calisma fazla eglenmek 1.hedefin olmali.

Donunce esin ve sen toplam 100k ile tc de hic bi sey yapamazsiniz. 65 inize kadar calismaya devam dersiniz.
0
lapaz
(19.05.24)
sonucta orada da ortalama maasli bir insansin
burada kendi isini kurma sansin varmis. orada bu cok daha zor olur diye dusunuyorum

1-5,2 milyon bulunmayacak para degil

2 clio parasi gibi dusunebiliriz
0
foster
(19.05.24)
(6)

bir haftadır oturarak çalışıyorum bağırsaklar mortingen mi?

duyurukullanıcısı
evden çalışıyorum ve getir falan filan derken bir haftadır evden çıkmadım, yemekler patates-tavuk vs. + her türlü abur bucur.bugün en azından bir 10dk yürüyeyim dedim ve karnım resmen reaktöre dönüştü sürekli bir guruldama ve gaz çıkışı mevcutbiraz düzene sokmak için ne yapmalıyım?
evden çalışıyorum ve getir falan filan derken bir haftadır evden çıkmadım, yemekler patates-tavuk vs. + her türlü abur bucur.

bugün en azından bir 10dk yürüyeyim dedim ve karnım resmen reaktöre dönüştü sürekli bir guruldama ve gaz çıkışı mevcut

biraz düzene sokmak için ne yapmalıyım?
0
duyurukullanıcısı
(18.05.24)
bol sıvı tüketimi. arada çorba için.
gün kurusu, kayısı kurusu yiyin :D
0
tabudeviren
(18.05.24)
hocam sağlıklı yaşama gayretinizi çok takdir ediyorum ama bence ya yediğiniz bir şey dokunmuştur ya da geçici bir şeydir. bir haftadır oturarak çalışınca bağırsaklar mortingen olsaydı benim 104 kere cenazemi kaldırmış olurlardı. bir hafta oturdu diye hiçbir sağlıklı insanın bağırsaklarına bi şey olmaz :)
0
mark greg sputnik
(18.05.24)
Sebze yemeyi Challenge olarak yap. Misal günde en az 5 farkli sebze meyve yiyeceğim diye.
Her yemekte sebze ve protein almaya çalış.
Sabahlari en azindan mobility yap. Misal tim anderson'un var böyle 10dk falan.
Evde calisiyorsan misal bir kettlebell ile armor building complex vs yapabilirsin. Olsun 15-20 dk haftada 3-4 gün.

Onkadar kısa sürede bir şey olmaz da uzun dönem sıkıntı.
0
logisticsmanager
(18.05.24)
Yürümeniz yeterli olacaktır heralde. Ya da en azından oluyor mu? Bugün yürümüşsünüz mesela, durum nasıl şu anda? Sorun daha çok mekanik gibi değil mi tarifinize göre? En güzel şekilde de beslenseniz böyle olurdu heralde. Yürümeye devam edin, sandalyede oturuşunuza da dikkat edin. İki büklüm oturuyorsanız öyle yapmayın, en azından ofisteki gibi yarı resmi durun. Gaz yapan şeyler de yediyseniz tuzu biberi olmuştur.

Şurada gaz sancısının nedenleri başlığında ilk sıradan vermiş hareketsiz yaşamı;

www.acibadem.com.tr
0
akhenaten
(18.05.24)
Düzene sokman için harekete devam et. Hareket etmek bağırsaklar için de iyidir.
Onun dışında günde 2 öğün ye, saatleri de belli olsun. Abur cubur falan gerek yok, öyle şeyler bazı akşamlar için gerekli. Bol doğal sıvı tüket, su olur, kefir olur, soda olur, çay kahve olur. Kahve çok içiyorsan bir o kadar da su içmeye gayret göster.

Bağırsaklar önemli meseledir, vücudun ikinci beynidir.
0
numlock
(18.05.24)
Bol sıvı,
Posalı yiyecek (sebze)
Kayısı, hünnap, erik, hurma kurusu (her gün 5'er tane bende çok işe yarıyor, 85kg)
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(19.05.24)
(11)

Hayatınızda kazandığınız en kolay para neydi?

sekizdokuzon
Merhabalar. Sene başından beri online eğitim veren bir şirketle çalışıyorum. Bir ay öncesine kadar YouTube kanallarında online dersler veriyordum, sonrasında video edit işlerinde yardımcı olmaya başladım. Branşımla alakalı çekilen videoları alt başlıklarına göre ayırıyorum ve dört videonun editi içi
Merhabalar. Sene başından beri online eğitim veren bir şirketle çalışıyorum. Bir ay öncesine kadar YouTube kanallarında online dersler veriyordum, sonrasında video edit işlerinde yardımcı olmaya başladım. Branşımla alakalı çekilen videoları alt başlıklarına göre ayırıyorum ve dört videonun editi için yaklaşık 1000 TL alıyorum. Bana göre, benim sektörümde bayağı kolay para klasmanında bir uğraş bu. Vicdanım sizlamiyor ama kendimi çok zorlamadan, erken kalkmadan, hoşlanmadığım insanlarla iletişim kurmaya çalışmadan hayatımı idame ettirecek kadar kazanıyorum ve bu beni inanılmaz hafifletiyor.

Siz en son ne zaman, hangi işi yaparken böyle hissettiniz? Ne kadar sürdü?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(18.05.24)
Ekim ortasında şirkete girip ciddi bir miktar yıllık performans primi aldım.
0
gabe h coud
(18.05.24)
zamanında çalıştığım bir şirkette 1-2 saat uğraşarak yaptığım ciddiye almadığım bir iş kategorisini, aynı sektörde freelancer çalışan bir arkadaşım benden müşterisi için istemişti, faturasını kendi adıma keserim parayı sana atarım demişti öyle anlaştık. yine 1-2 saat uğraştım ve o zamanın parasıyla maaşımın yarısından fazlasını almıştım.
0
nahtoderfahrung
(18.05.24)
2021'de epey büyük bir şirketin kurum içi eğitim videolarının metinlerini düzeltip 1-2 saatimi alan her metin paketi için 2000 lira alıyordum. Çok az işe çok iyi paraydı, işi yapan esas arkadaşın şirketle arası bozulunca benim de bozulmuş sayıldı :)
0
kobuzchu kiz
(18.05.24)
Kepçenin çalışmasını izlemek için para aldım. Tek işim buydu, oturup kepçenin kazı yapmasını izledim. Bence bu oyunu ben kazandım :D
0
akhenaten
(18.05.24)
15 senelik çıkamadığım izin paralarını s. s. vermeleri. su gibi geldi.
0
evimin paspasi
(18.05.24)
ortaokuldaydım. ben bu liseye giriş sınavına 2008'de girdim. o yüzden o aralık olmalı.

çok zengin bir arkadaşım vardı. kız ingilizce dönem ödevi tarzı bir şey için benden yardım istemişti, para da veririm demişti. uğraşmak istemediğim için uçuk bir meblağ sallamıştım, çok normal bir miktarmış gibi "tamam" demişti. yaptığım iş bir saat bile sürmemiştir. ingilizceyle arası iyi olmayan bir ortaokul öğrencisi için sıkıcı bir ödevden fazlası değildi. ben ingilizceyi hem seviyordum hem de iyiydi yani, çat çat üzerinde bile durmadan bitirdim.

yanlış hatırlamıyorsam 100 lira vermişti. şimdi baktım 2008'de asgari ücret 608 liraymış ki bu dediğim olayın 2007'de gerçekleşmiş olması daha muhtemel, sınav senesinde kimse öyle ödevle filan uğraşmıyordu çünkü. onu da geçtim yaşım 13 filan.
0
mark greg sputnik
(18.05.24)
1- bir roman çevirimi kitap basıldıktan birkaç sene sonra başka bir yayınevi almak istemişti. böylece bir çeviriyi iki yayınevine satmıştım. ikincinin parası havadan gelmişti.
2- spotify'da popüler olan bir listeme ücretle şarkı kabülü yapıyordum. bir dönem usd üzerinden güzel para kazandım. hala az çok geliyor bir şeyler.
3- pena'da entry'mi video yaparken ekşi sözlük para vermişti :)
0
sir gawain
(18.05.24)
banka promosyonu bence asiri havadan gelen bir para. online seminer izleyince full ek ders yatmasi da hakkindan fazla bi gelir. ama en cok bitcoinden kazanmisimdir o tatli donemde
0
ala09
(18.05.24)
Pandemide bir açıkhava avmsinden aylığı 3 bin TL'ye stand tuttum. 500 TL sini peşin verdim. 4 bin TL'lik de ürün koydum. Açıkhava avmsi olduğu için pandemide ve ardından çok iş yaptı. 350 bin TL ye yüzde 30 hisse vererek yatırımcı aldım. Bir sene sonra bir sene boyunca kazandığı 700-800 bin TL haricinde 1 milyon TL vererek hissesini geri verdim. Şimdi 4.5 sene sonunda 5 milyon TL'ye tamamını satıyorum. Stand zamanla mini dükkana donustu ama yılda 20 milyon ziyaretçinin geldiği bir yerin girisinde olmanın ve pandemide risk alıp tutmanın karşılığını misliyle aldım. 4.5 yıl boyunca kazanıp harcadigim paralardan hiç bahsetmiyorum. Kolay değildi çok yorucuydu ama aşırı karlı bir iş firsatiydi.
0
alimcgraw
(19.05.24)
Altcoinlerin birinden bir gecede araba parası aldım, tamamen şansına oldu.
0
mirty
(19.05.24)
Toplamda bir ya da iki saatimi alan, bazı metinleri birkaç kritere göre değerlendirme işi vardı, yaptığım işler arasında belki de en kolayı ve saat bazında en çok kazandıranıydı. Toplam iş için 3500 tl civarı almıştım iki yıl önce. Bir daha da gelmedi öyle bir iş:((
0
playing star again
(19.05.24)
(10)

Emeklilik sisteminin kârlılığı

twelfth
Varsayımlarımız şunlar olsun:- Maaş değil ama sağlık açısından babasından güvencesi olduğunu düşünelim elimizdeki kişinin. Yani işin içine sağlık güvencesini katmayalım bile.- 20 yıllık prim günü kalmış olsun. Emekli olduğunda da 20 yıl daha yaşayacağını varsayalım. Yani 20 yıl ödeyecek. 20 yıl da m
Varsayımlarımız şunlar olsun:

- Maaş değil ama sağlık açısından babasından güvencesi olduğunu düşünelim elimizdeki kişinin. Yani işin içine sağlık güvencesini katmayalım bile.
- 20 yıllık prim günü kalmış olsun. Emekli olduğunda da 20 yıl daha yaşayacağını varsayalım. Yani 20 yıl ödeyecek. 20 yıl da maaş alacak.
- Ülkenin durumu, 20 yıl sonra araplar bilmemne muhabbetlerini de bir an için unutalım.
- Şu an en düşük aylık dışarıdan prim ödemesi tutarı 6.500 TL. En düşük emekli maaşı ise 10.000 TL. Bu ikisinin arasındaki oranın sabit kaldığını varsayalım.

En düşük aylık prim ödemesi şu an 6.500 TL. En düşük emekli maaşı ise 10.000 TL. Enflasyonun ve dolayısıyla faizin sıfır olduğu durumda 20 yıl x 6.500 TL = 780.000 TL ödeyip 20 yıl x 10.000 TL = 1.210.000 TL geri alıyorsun. Bu da reel 55% ortalama getiri demek. Tabiki normalde ilk ödediğin 6.500 TL'den sağladığın getiri çok fazla iken son ödediğin 6.500 TL'den sağladığın getiri çok daha az. Fakat ortalama olarak yatırdığın paranın enflasyondan arındırılmış 55%'i kadar getiri elde ediyorsun eğer 20 yıl yaşarsan.

Yanlışım var mı? Benzer düşük riskli yatırımlarla kıyaslanınca daha avantajlı değil mi?
0
twelfth
(18.05.24)
Biz bu hesabı niye yapıyoruz? Devlet saçmalıyor demek için mi? Bu iyi bir yatırımdır demek için mi?

O bir yatırım sistemi değildir. Sigorta sistemidir.
Sosyal devlet, halkına bakar. Bakmak, aç ve açıkta bırakmamak zorundadır. Ancak öyle bir bakıma muhtaçlık durumu söz konusu olduğunda (ki bu durum, bir kaza, bir kronik hastalık ile her an ya da yaşlılıkla olabilir), o günler geldiğinde, senin, varsa eşinin ve çocuklarının bir nebze daha iyi şartlarda hayatınızı idame edebilmek için girmek zorunda olduğun bir sosyal ve sigorta sistemidir.

Yatırım olarak değerlendirilmesi yanlıştır.
0
Mirket
(18.05.24)
@Mirket Bu iyi bir yatırımdır demek için.
0
🌸twelfth
(18.05.24)
- Erkeklerde emeklilik yaşı 65. Beklenen yaşam süresi 75 yıl.
- Hesabında hata var 20 yıl boyunca ayda 6500 ödersen toplam 1.560.000 TL ödemiş oluyorsun. (6500*20*12)

Senin bakış açına bu yeni bilgiler ışığında bakarsak;
1.560.000 TL ödeyip 1.200.000 TL geri alıyorsun (20 yıl prim ödemek - 10 yıl yaşam süresi)

Para toplu halde olunca sahip olduğu güç nasıl hesaplanır, açıklanır. Terimleri bilmiyorum ama toplu para aydan aya gelen paradan çok daha güçlüdür.
20 yıl o parayı biriktirmiş olsan onu değerlendirebileceğin farklı yatırım kapıları açılır.
0
michael_knight
(18.05.24)
Hesabı 10 yıla göre yapmışsınız 20 yılda 1.56m ödeme yapıp kalan 20 yılda 2.4m ödeme alırsınız. Oran doğru ama, %53,85.

Ancak gerçek şu ki evdeki hesap çarşıya uymuyor. Emeklilik maaşı hiçbir zaman kârlılık üzerine kurulu değil. Emeklilik maaşı = güvence. Emekli maaşları her zaman için minimum hayatta kalma gereksinimlerini karşılamaya yaklaşıyor. En düşük emekli maaşının üstünde bir maaş da alsanız bugünkü gibi bir kriz ortamında zamlar oransal değil taban yükseltilerek yapıldığı için aldığınız maaş gittikçe asgariye yakınsıyor. Yani sizin birikiminiz eriyor bir yerde. Neticede emekli maaşı size stabil bir satın alma standardı vermiyor. Sadece hayatta tutuyor.

Yani anlatmak istediğim aslında emekli maaşı bir birikim değil. Böyle bakmayın. Emekli maaşı "hak kazanılan" bir şey. Hak kazandığınız şey ölene kadar minimum standartlarınızı karşılayacak bir devlet güvencesi elde etmek.

Bunun olumlu ve olumsuz yönleri var, en büyük olumlu yönü ölene kadar maaş alacak olmak. En büyük olumsuz yönü paranın işleyişinin kontrol edilemiyor olması.

Bu açıdan emekliliğe hak kazanmak her halükarda önemli, ancak bunu kârlılık açısından değerlendirebilir miyiz bilemedim. Bence şu soruyu sorun, "Ölene kadar minimum gereksinimlerimi karşılamak için 20 yıl boyunca her ay belirlenecek tutar kadar ödeme yapmayı ve bugünkü standartlarımı bu ödemenin eşdeğeri kadar kısmayı istiyor muyum?"
0
akhenaten
(18.05.24)
@Mirket, teşekkürler açıklamalar için
@michael_knight haklısınız 20 yıl yerine 10 yıl ile çarpmışım. Ama aynı hatayı hem cash inflow için hem de cash outflow için yapmışım. Yani aynı noktaya geliyor. Parayı toplu ödemediğim için ve toplu halde de almayacağım için ikisinin etkisini aynı sayabiliriz diye düşündüm.
@akhenaten Teşekkürler. Evet hata yapmışım hesapta. Sonucu etkilemiyor dediğiniz gibi.

Arkadaşlar SGK'nın ne olup olmadığını biliyorum. Finansal bir hesap olarak sorduğumu düşünün bunu lütfen. Yoksa zaten SGK'lıyız allaha şükür. Maaşımızdan bir miktarını semi-aktif yöneceğimiz şekilde yatırıma mı yönlendirsek yoksa SGK primi olarak mı yatırsak diye karar vermeye çalışıyoruz sadece. O yüzden ceteris-paribus tarzında diğer değişkenleri sabit tutarak sınırlı ve çerçeveli bir modelde bu reel getirinin makul olup olmadığını anlamaya çalışıyorum.

Özetle soru şuna evriliyor: Kimi dönemde yıllık enflasyondan arındırılmış %100 getiri bile sağlayabilirsiniz. Kimi dönem de tüm yatırım enstrümanlarının getirileri enflasyonun altında kalır ve yatırımlarınız reel olarak erir. Fakat 20 yıl boyunca her yıl enflasyondan arındırılmış kesin %2.7 (%53.85 / 20 yıl) getiriyi hiç fon yönetimi yapmadan sürdürmek harika bir şey midir diye anlamaya çalışıyorum.

PS: Böyle bir karşılaştırma yapmak için de 2024 yılındaki 10.000 TL'nin en kötümser hesabı vereceği bariz. Çünkü emekli hiç bu kadar fakir olmamıştı. Dipteyiz yani. Bu dibe rağmen iyi getiri ise her türlü iyidir diye düşündüm.
0
🌸twelfth
(18.05.24)
Dipte değiliz.
0
Mirket
(18.05.24)
@twelfth parayı toplu ödüyorsun sayılır. İlk yıl değil ama 20.yıla geldiğimizde eğer paraları kenara atsaydın toplu para sahibi olacaktın.
Bu arada gerçek hayatta aylık prim ödememiz çok daha yüksek oluyor ama emekli maaşı bir süre sonra en düşük emekli maaşı haline geliyor.

Emekli maaşında dipte değiliz şu anda 310 dolar. 169 dolara düştüğü zaman olmuş daha birkaç yıl önce.
cdn.kisadalga.net
0
michael_knight
(18.05.24)
@twelfth Ne kadar kazanıyor olduğunuz da önemli aslında. Burada konuşuyoruz ama temayı bilmiyoruz tam. Ayda 6.500tl sizin için önemli bir tutar değilse tabi ki mantıklı. O parayı harcamak yerine bunu yapabilirsiniz. Ancak emekliliğinizi "ana yatırım planı" olarak kurgulamaktan bahsediyorsanız ve diğer yatırımları kısmanız gerekecekse bence bir daha düşünün.

ben sizi anladım aslında, muhtemelen diğer arkadaşlar da anladı ancak tekrar vurgulamakta fayda var, sanırım anlatmakta zorlandığım şey şu;

Emeklilik (sgk emekliliğinden bahsediyorum, bes'lerden ya da sizin kişisel olarak emekliliğinize yönelik yaptığınız yatırımlardan bahsetmiyorum) bir yatırımdan daha çok bir hizmet alımı aslında. Yukarda @mirket sigorta demiş, ben de güvence derken bunu vurgulamaya çalışıyordum.

Şimdi bu neden önemli?

Eğer çalışarak emekli olamıyorsanız ancak dışardan prim ödeyerek emekli olmak mantıklı mı diye soruyorsanız tabi ki mantıklı olur. Neden yapabiliyorken ölümünüze kadar devlet güvencesi almayasınız?

Eğer zaten çalışarak emekli olabilecekseniz ve emekliliğe ekstra kaynak ayırıp prim ödeme tutarınızı artırmak istiyorsanız ben kişisel olarak önermezdim. Neden böyle yapasınız ki? Yani yüksek emekli maaşı da alsanız zaten bu ister istemez oransal olarak değer kaybedecek ve muhtemelen 20 yıl yaşamanız da bir şey fark ettirmeyecek çünkü siz 10. yılda falan baya eritmiş olacaksınız maaşınızı. Yani yaptığınız bütün o ödemeleri yapmasaydınız da neredeyse o kadar maaşı yine alıyor olacağınız bir senaryoya ilerleyeceksiniz. Bunun böyle olmaması için varsayımınızdaki senaryonun ciddi ciddi gerçekleşmesi gerekiyor.

Ek olarak bunu @michael_knight'ın da söylediği bir şey için yani düzenli maaş ödemesi için yapcaksınız. Toplu para ya da eşdeğeri ev, arsa vb. varlıklarınızdan kısmış olacaksınız. Yani emeklilik dışında yapacağınız potansiyel birikimin de önemli bir kısmını yaşlanınca maaşınızı nispeten yüksek tutmak için kullanmış olacaksınız.
0
akhenaten
(18.05.24)
@michael_knight En düşük derken, 10.000 TL'nin alım gücünü kastettim. Emekli maaşının geçinmeye "bu kadar" yetmediği bir dönem oldu mu emin değilim. Fakat dolar cinsinden emekli maaşı, bu durumu net olarak açıklamaz.

"Bu arada gerçek hayatta aylık prim ödememiz çok daha yüksek oluyor ama emekli maaşı bir süre sonra en düşük emekli maaşı haline geliyor."

demişsiniz ya tam olarak tartışmaya çalıştığım konu bu. Şu anki 6.500 TL'lik aylık prim ödemesi ile 10.000 TL'lik emekli maaşı oranının (65%) ne yönde ilerleyeceğini anlamak çok değerli olur. 10.000 TL'nin alım gücünün yerlerde olduğunu biliyoruz. Fakat yine de 6.500 TL'den daha yüksek. Bu oran mı daha iyi yoksa portföy tutmak mı? (toplu parayı elde tutma avantajını gözardı edelim.) Bu oran gelecekte hangisinin lehine değişecek?

@akhenaten Güzel noktalara değindiniz ama iş böyle karışmasın diye finansal bir analizden ibaret tutmaya çalışmıştım. Şöyle açıklayayım. Maaşım yüksek, yüksekten ödenen SGK'm var, ben ve ailem için ömürboyu devam edecek geniş kapsamlı özel sağlık sigortam var, bireysel emeklilik sahibiyim, ayrıca gayrimenkul yatırımım ve finansal yatırımlarım var, SGK'lıyım ve 6.500 TL'yi ödemek konusunda bir zorluğum yok. Burada eşim için ekstra bir 6.500 TL ödemek ile bunu dışarıda yatırıma yönlendirmek arasındaki marjinal farkın ibreyi nereye doğru ittiğini anlamaya çalışıyorum. Eşimin de finansal ve sağlık sigortası anlamında riskli bir durumu yok. Yani aç açıkta kalma riski oldukça düşük. Bu nedenle konuyu devletin ömürboyu vatandaşına bakması vb. parametrelerinden uzağında tutarsak bile 20 yıl öde, 20 yıl geri al şeklinde bir yatırım düzeneği finansal olarak mantıklı geliyor, katılır mısınız? 6.500 TL'yi harcamakla SGK'ya ödemek arasında bir karşılaştırma tabiki anlamsız olur bu arada. 6.500 TL ödemek ile karşılaştırılabilecek en mantıklı "rakip plan" uzun vadede enflasyonun her sene ortalama 2.7% kadar üstünde getiri sağlamasına rağmen riski sıfıra yakın bir yatırım planı olmalı diye düşündüm. Böyle bir plan da var mı çok emin değilim. SGK planının yumuşak karnı ise 6.500 TL ödemeler çok artarken 10.000 TL maaşların daha az artması olur, ki bunu da tam kestiremiyorum açıkçası.
0
🌸twelfth
(18.05.24)
20 yil ayda 6500 faize / dolara / altina / borsaya koysan muhtemelen daha karli olur. Kar var evet ama kar var diye mantikli anlamina gelmiyor. Alternatifleri de degerlendirmek gerekiyor. "Reel getiri" dusunurken enflasyon ve alim gucunu de isin icine dahil etmek lazim.
0
The_Lollok
(18.05.24)
(1)

Lego figürlerini nereden alabilirim?

jude
Lego figürlerinden aile tablosu yapmak istiyorum. Figürleri ve parçaları nereden alabilirim?
Lego figürlerinden aile tablosu yapmak istiyorum. Figürleri ve parçaları nereden alabilirim?
0
jude
(17.05.24)
Mağazaları var bazı avlerde;
lego.storeturkey.com.tr

Amazon'da falan da satışları var ben çocuklara hediye alıyorum bazen, çoğu yerden sipariş edebilirsiniz sanırım.
0
akhenaten
(17.05.24)
(4)

Saç modelimi değiştirmek istiyorum

chicha_v2
Öncelikle erkeğim, pandemide uzatayım dedim bir kere eşim uçlarından almıştı hala omuzlarıma geliyor saçlar ama herhangi bir model vs. yok.Saçlarım dalgalı ve ince bir de hafiften önler açılmaya başladığı için ya üç numaraya vurup devam edeceğim ya da önce kısaltıp farklı bi model deneyip daha sonra
Öncelikle erkeğim, pandemide uzatayım dedim bir kere eşim uçlarından almıştı hala omuzlarıma geliyor saçlar ama herhangi bir model vs. yok.

Saçlarım dalgalı ve ince bir de hafiften önler açılmaya başladığı için ya üç numaraya vurup devam edeceğim ya da önce kısaltıp farklı bi model deneyip daha sonra üç numaraya geçeceğim.

Açıkken Hasan Mezarcı'ya benziyorum, toplayınca güzel gözüküyor ama sürekli toplamak da baş ağrıtıyor.

İnternette falan ai aracı vs. var mıdır böyle fotoğrafımı yüklesem farklı modeller nasıl görünüyor görsem?
0
chicha_v2
(17.05.24)
encrypted-tbn0.gstatic.com

encrypted-tbn0.gstatic.com

Tepede gergin bir topuz yapınca kenarların açıklığı belli olur hem de o gerginlik baş ağrısı yapar, onun yerine daha aşağıda küçük gevşek bir topuz yapacak dökümlü duracak kesim iste

İnternetten low man bun hairstyle diye görselleri aratırsan örnek modeller bulursun, yukarıdakiler fena değil

Bu kısalıkta modelleri topuz yapmadan kulak arkasına atarak da kullanabilirsin alternatif model olarak
0
grimavi
(17.05.24)
Vur 3e gitsin. Hem sana değişiklik olur hem rahatlarsın. Sonra uzat istersen tekrar.
0
numlock
(17.05.24)
İlk seçenekten devam edin bence. Omuz altına kadar uzayan saçımı ilk kestirdiğim günü unutamıyorum. Bir süre kafamı sağa sola çevirirken ayarı kaçırıyordum hafiflikten. Kafamdan büyük bir yük kalkmıştı, kendimi resmen canlı hissettim.

Ayrıca gece yatarken özellikle de yaz akşamında ensede toplanmış saç olmaması ya da ensede toplanmasın diye arkaya atıldıysa onun ensede yarattığı gerginliğin olmaması gibi şeyler resmen lüks.

Banyo süresinin ne kadar kısaldığına, saç kurutmaya hiç ihtiyaç duymamaya insan hayret ediyor.

Bazen sıcak basınca o "kafamda saçım var" hissiyatı var ya, onun gitmesi çok güzel.

Hafif bir esinti çıksa içimde "elektriklenir şimdi bu yine" tatsızlığıyla dolanıyordum ortalıkta. Rüzgar çıkınca köşe bucak kaçıyordum. Şimdi fırtına çıksa dert etmiyorum, cidden özgürlük böyle bir şey :D

Madem bu kadar çile çekiyordun neden uzattın diyecek olursanız, kestirmeden önce bunları bu kadar büyük bir sorun gibi algılamıyordum. Kestirdikten sonra çılgınlık gibi geliyor.

Demem o ki, kestirin kurtulun. :D
0
akhenaten
(17.05.24)
bir kadın olarak saçımı toplu tuttuğum seneler boyunca görme kalitemin düştüğünü fark ettim.
saç modelleri için en iyi kaynak pinterest.
saç dökülmesini önlemek için de egş kozmetik at kuyruğu şampu.
0
janderzel zartanyan
(18.05.24)
(18)

Facebook kullanıyor musunuz?

nundu
Ben bi 6-7 sene önce falan hesabımı silmiştim sanırım. O zaman da whatsapp gruplarının katılımcı sınırı var diye dönem grubunu facebookta açmıştık onun için kullanıyodum. O grup dışında hiç kimsenin bir şey paylaşmadığı, sadece orta yaş ve üzerinin kullandığı tamamen ölü bir platformdu benim çevremd
Ben bi 6-7 sene önce falan hesabımı silmiştim sanırım. O zaman da whatsapp gruplarının katılımcı sınırı var diye dönem grubunu facebookta açmıştık onun için kullanıyodum. O grup dışında hiç kimsenin bir şey paylaşmadığı, sadece orta yaş ve üzerinin kullandığı tamamen ölü bir platformdu benim çevremde en azından.

Şimdi son yıllarda yaşıtlarım arasında da facebook'u çok duyuyorum da, eskisine göre daha mı aktif? Yani neredeyse başka bir sosyal medyanın olmadığı 2007-2010 arası dönemden sonra büyük bir düşüş içinde gibi gözlemliyordum da şimdi etrafımda daha çok duymaya başlayınca şaşırdım yani kim facebook kullanır ki diye.

Şu anki durumu nedir facebook'un? Siz kullanıyor musunuz? Evetse hangi amaçlarda nasıl bir işlevi var? Marketplace mesela Türkiye'de aktif kullanılıyor mu? Teşekkürler
0
nundu
(17.05.24)
Etrafımda kullanan kimse yok sanırım. Sadece hesabını hala kapatmayanlar var. Bir de yabancı arkadaşları olanlar kullanıyorlar çünkü avrupada falan hala aktif kullanılıyormuş.
0
veritaslibertas
(17.05.24)
Facebook var ama kullanmıyorum. Instagramı seviyorum.
0
rock n roll
(17.05.24)
var. gruplar için kullanıyorum.
arada scroll da yapıyorum gönderilere bakıyorum.
gruplar için hala vazgeçilmez. çok yardımlaşma dönüyor. bazen 2. el ürünlerimi üniversite gruplarında satıyorum ya da satılan bi ürünü alıyorum.
0
jelly bear
(17.05.24)
Neredeyse en aktif hobi gruplari hala facebook'ta. Aktif kullaniyorum (fake hesap, sahsi paylasim yapmiyorum)
0
brkylmz
(17.05.24)
Gruplar için kullanıyorum +1
0
kobuzchu kiz
(17.05.24)
aktif olan hobi grupları var, onun dışındaki goygoy-eğlence grupları ve kişisel iletişim 5-6 sene önce öldü.
0
orpheus
(17.05.24)
Yaşadığım yerin yabancılar grubu
Oturma izni ve vatandaşlık grubu

Bu ikisi dışında alakam yok.
0
logisticsmanager
(17.05.24)
Gruplar+1
Facebook asmis algoritmasi cok iyi, bana surekli yerli yabanci komikli yazi, yerinde tespit, karikatur dusuruyor, cogu da best of yani salak, sacma, sevmeyecegim seyler degil. Reelsindeki videolar da iyi yani. Pineklerken, toplu tasimada orda burda acayip sariyor.
0
freedonia
(17.05.24)
13 sene önce facebook hesabımı silmiştim, 5 sene önce de instagramı. keşke silmeseydim diye bi an bile düşünmedim, zerre lazım olmadı ikisi de şu zamana kadar :)
0
e mice
(17.05.24)
Yabancı gruplar arasında hala iyi yerler var, arada oralara bir şeyler sormak için giriyorum ama yanlışlıkla önüme düşen genel bir gönderiye bakarsam hayattan soğuyorum. İnanılmaz bir yere dönüştü cidden. Tek bir (1) tane olumlu bir şey bulmak mümkün değil.

Bir bakıyorum hamile bi kadına fotoğraf koymuş diye olmadık laflar eden dayılar, neneler. Bir bakıyorum gayet normal bir film afişinin altında plan yapmayın plan diyen dayılar. Bir bakıyorum kaka sahabe adı, batı bize bunu bilerek kötü bir şey gibi gösterdi diye sayfa sayfa yorum döşemiş kalabalık.

Yazarken fena oldum.
0
akhenaten
(17.05.24)
15 senedir kullanmıyorum çevremde de istisnalar hariç kullanan yok.
0
iwasbornonamountainside
(17.05.24)
Yasadigim ülkede expat gruplari var. Onun için kullaniyorum. Bi anasayfaya da bakar cikarim cok nadir komik bir sey paylasirim belki
0
robert bosch
(17.05.24)
iki sey icin kullaniyorum

1 - marketplace (alim/satim): cok iyi isliyor.
2 - gruplar: yurtdisi gruplarinda guzel geyik donuyor
0
cooperr
(17.05.24)
kullaniyorum. gruplar +1
ama gruplar olmasaydi da kullanirdim.
0
supergirl
(18.05.24)
Birkaç sene önce sildim ama görece biraz pişman oldum. Blender animasyon programı için gruplar vardı, muazzam yardımcı oluyorlardı.
0
put it in your appropriate place
(18.05.24)
8-9 senedir kullanmıyorum sanırım. Askerde eklemek için soruyorlardı. Kullanmadığımı söyleyince inanmıyor, onları "alt sınıf olarak görüp" onlarla askerlik sonrası bağı tamamen kesebilmek için sakladığımı düşünüyorlardı. Yani askerlik sonrası görüşmek istemiyordum çoğuyla, görüşmeyi düşüneceklerimle de saçma sapan triplere girdikleri için son 2 ayı konuşmadan geçirdik ama Facebook'um gerçekten yoktu.

Çevremde kullanan 2-3 kişi kaldı.
0
nawar
(18.05.24)
Aktif kullanmıyorum ama hesabımı silmedim. Bana eski güzel günlerimin hatırasıymış gibi geliyor.
0
ruhen hastayim ben
(18.05.24)
Kullanmıyorum.
0
Amaranta ursula
(18.05.24)
(19)

sizi en cok kizdiran, cinlerinizi tepenize getiren seyler nelerdir?

buenosdias
sadece ben de mi var bilmiyorum; amadolandiricilik bana cok asagilik bir suc gibi geliyor. taslanarak oldurulmeleri falan hic uzmez beni.sizi en cok kizdiran seyler neler?
sadece ben de mi var bilmiyorum; ama

dolandiricilik bana cok asagilik bir suc gibi geliyor. taslanarak oldurulmeleri falan hic uzmez beni.

sizi en cok kizdiran seyler neler?
0
buenosdias
(16.05.24)
Gecenin bir yarısı umarsızca gürültü yapan aslında magarada yaşaması gerekirken dogal alanında yaşamayıp apartmanda yaşayan komşu. Gecenin bir yarısı bagıra bagıra konuşurken tüm öfkem kabarıyor. Hapishanede yatan insanları anlayıp öfke nöbeti geçiriyorum
0
limonlu eksi
(16.05.24)
1.Emrivaki
2.Birşeyin çalışmaması/işlememesi
3.Haddini aşmak.
4.Köylü kurnazlığı, kendini zeki zannetmek.

Çıldırmam an meselesi hepsinde.
0
orangesandsea
(16.05.24)
şu sıralar en çok cinleri tepeme çıkaran şey yan komşum

bu izansızların köpeği var, bir kere bile dışarı çıkarmadılar hayvanı neredeyse 1 yaşına geldi köpek, kedi besler gibi köpek besliyor şuursuz. nefret ediyorum bunu yapmasından.

her sabah da karşılaşıyoruz benim köpeğimi seviyor, gerizekalı gibi köpek seviyor. tıpkı bir mal gibi köpek seviyor. salak salak sesler çıkarıyor hayvana, tetikliyor hayvanı, hayvan da heyecanlanıyor atlıyor zıplıyor, sonra hayvanıma sesini yükseltiyor hayır diye. sen kimsin lan? sen kimsin deli? allahın delisi

bok gibi de surat sallıyorum anlamıyor eq fakiri. pis bozucam bir gün.
0
ofelia
(16.05.24)
yemeğin çöpe dökülmesine gelemiyorum, kırmızı çizgim, maddi manevi emek harcanmış bi ürünün umarsızca atılması beni bitiriyor.
0
mirty
(16.05.24)
Hayvanlara şiddet.
0
ms brownstone
(16.05.24)
Umarsız insanlar beni deli ediyor. Yemekte ağız şapırdatmaktan tutun, otobüste ineceği durakta otobüs durana kadar bekleyip durduktan sonra milleti yara yara alelacele inmeye çalışanlara kadar hepsi. :D Her geçen sene daha fazla Downton Abbey'deki Violet Crawley'e dönüşüyorum.
0
akhenaten
(16.05.24)
1. Aptal yerine konmak. Çok zekiymiş de geri kalanlar anlamayacakmış gibi birilerini kandırmaya çalışmak.
2. Hayvana şiddet.
3. Önüne konulan hazır yemeğin keyfi sebeplerden beğenilmemesi.
4. Kendi yaşamsal faaliyetlerini yerine getiremeyen yetişkin insanlar. Yemek yapamayan, vs vs...
0
silverleaf
(16.05.24)
Trafikte biz edebimizle beklerken, arkadan gelenlerin araya kaynak yapmasi. Kuduruyorum sinirden, ifrit oluyorum.
0
mor oje
(16.05.24)
Saygisizlik
Dusuncesizlik
Anlayissizlik

Bu ucu beni cildirtan seyler

Ozellikle apartmanda, toplu tasimada, spor salonunda, toplumun bulundugi kalabalik yerlerde cok goruyorum hayattan sogutur
0
Zetnikov
(16.05.24)
E5te yol boş olmasına rağmen 50 km hızla giderek sol şeriti işgal edenlere çok sinir oluyorum. çoğu elinde telefon varken yapıyor bunu.

Bir diğeri de trafikte sıraya geçmiş beklerken sadece sinyal verdiği için kendini haklı sanarak senin önüne atlayan andavallar.

Gerçekten bazen arkadan gidip bir tane geçireyim diyorum benim arabam gider ama onunki de gitsin uğraşsın dursun.
bu kadar sinirli olduğumu bilmiyordum trafiğe çıkınca öğrendim ya da trafikten sonra böyle oldum.
0
Kediyi üzdün
(16.05.24)
markette yeni kasa açıldığında kasiyer "sıradan alayım" der demez arkamdaki uyanıkların fırlayarak kasaya geçmesi. her seferinde uyarıyorum. şöyle bu kadar basit bir toplumsal kuralda bile eşşek kadar insanları uyarmak zorunda olmak baya saçma aslında...
0
oldtimer
(16.05.24)
Her türlü düşüncesizlik. Metroda sesli video dinleyenler, mekanda başkaları yokmuşçasına bağıra bağıra sohbet edenler, apartmanda yaşadığını unutanlar, milletin hakkına girmeyi uyanıklık sananlar vs vs. İnsanlıktan soğutuyor.

Yardımseverlik adı altına gizlenmiş kibir veya hadsizlik
0
juliette
(16.05.24)
Çok çok var da. En önce aklıma gelen seni yönetmeye çalışıp ta manipüle etmeye çalışan ve ardından gayet masum bir tavırla "Ben senin iyiliğin için söylüyorum" diyen tayfa.
0
aslagülümseyenbirkediyegüvenme
(16.05.24)
Irkçılık
Ayrımcılık
Yabancı düşmanlığı

Eskiden milliyetçilik vardı ama ona mental sorun olarak bakıyorum artık.
0
Amaranta ursula
(16.05.24)
-kişisel alan ihlali

-bekletilmek

-sigara

-uykumun bölünmesi

-yobazlık (politik ve/veya manevi)

-birini ciddi ciddi dinlerken ahkam kesmeye başladığı sırada gelen konu hakkındaki kaçınılmaz fahiş hatalar.
0
AlsterWasser
(16.05.24)
hayvana şiddet.
0
redcat
(16.05.24)
Amaranta ursula+1

Empati yoksunluğu sebepli suçlar
0
hebanon
(17.05.24)
gurura haysiyete dokunan bir şey olmadıkça kolay kolay tepem atmaz.

özünde insan işte, yapabilecekleri belli. ilkeliz hala çoğu yönden.

şaşırmıyorum o yüzden artık bir şeylere.

öldürme, aldatma, yalan, küfür.. hep vardı ve olmaya devam edecek.

bunları normalleştirelim demiyorum. ama şaşırmak veya sinirlenmek bana saçma geliyor.

biri gelip çocuğumu öldürse önce bir tepem atar, sonra bu dünyaya getirmeyecektim diye kendimi suçlarım. malzeme belli yani ne umuyordum ki?

geçen bir anahtarımı düşürmüşüm karakola gittim. benden önce bir teyze vardı birisi bankamatikte yardımcı olucam diyip 30bin tl sini almış kaçmış.

hiç mi haysiyet yok hiç mi utanma yok nasıl alırsın nasıl harcarsın be adam diye ağlıyordu.

yok hiç biri teyzem yok, niye şaşırıyorsun. din bile işe yaramamış bu topraklarda.
0
ananiyimioguz
(17.05.24)
Hadsizlik,yobazlık,liyakatsızlık
0
asteriks
(17.05.24)
(2)

ING e turuncu hesap

f02561
Burdaki vadeliye paramı aktardım ama 32 gün vs hiçbir şey seçtirmedi para öyle duruyor. Bundan faiz getirisi alabilecek miyim çok karışık Bi uygulaması var bişe anlamadım kaç gün faizi falan seçmiyor muyduk
Burdaki vadeliye paramı aktardım ama 32 gün vs hiçbir şey seçtirmedi para öyle duruyor. Bundan faiz getirisi alabilecek miyim çok karışık Bi uygulaması var bişe anlamadım kaç gün faizi falan seçmiyor muyduk
0
f02561
(16.05.24)
belirli bir miktar altında faiz işlemiyor, ing günlük vadeli
2017den beri kullanıorum bende çözemyorum hala vercekmi faiz vermicek mi, faiz oranı değişken hesaba para gelince yükseltiyorlar veya görünenin altında alınıyor hoşgeldin faizi 1 ay sonra faizi düşürüyorlar
0
eja
(16.05.24)
Söylediğiniz hesabın işleyişini internet sitesinde yazdığı kadarıyla şöyle aktarayım.

Bu günlük faiz işleyen bir hesap haliyle vade sınırı yok, bu yüzden gün seçimi yapmıyorsunuz. İster 5 gün tutun ister 1 ay tutun isterseniz oraya koyup unutun. Neticede orada durduğu her gün için paranıza faiz işliyor

Ancak

Faiz hesaptaki tüm paraya işlemiyor, alt limitin üstünde kalan tutara işliyor. Bu limitler de internet sitesinde verilmiş.

Örneğin 100.000 lira yatırdığınız takdirde bunun 15.000 lirası vadesiz mevduatta bekler gibi duracak. 85.000 lirası ise gördüğünüz orandan faizlendirilecek. Gördüğüm kadarıyla hoşgeldin faizi olarak %54 denmiş.

O halde 100.000 liranızın 1 günlük getirisi

((100000-15000)/100)*(54/366)*1 = 125,41 lira olur.

Sonra bundan %7,5 stopaj alınır.

125,41*(1-0,075) = 116,00 lira bir günde vergisi ödenmiş olan kazancınızdır.

Sonra yukardaki hesabı 100.116,00 lira için tekrarlarsanız bir sonraki günkü kazancınızı bulursunuz. Paranızı çekene kadar bu böyle gider.

Hesapta 3.000 liradan daha fazla bakiye olması gerekiyor, ona dikkat edin.
0
akhenaten
(16.05.24)
(6)

bebek arabalı kişilerin metroda asansör kullanması gerekmez mi?

nic cage
buna dair bir kural, uygulama falan yazıyor mu bir yerlerde? hem onlar için hem de diğer insanlar için daha güvenli geliyor bu bana ama arabayla yürüyen merdiven kullanıyorlar. tutamayıp bi devrilse geçmiş olsun, sakatlık ölüm her türlü sonuç mümkün. gelişmiş ülkelerde de böyle mi acaba?
buna dair bir kural, uygulama falan yazıyor mu bir yerlerde? hem onlar için hem de diğer insanlar için daha güvenli geliyor bu bana ama arabayla yürüyen merdiven kullanıyorlar. tutamayıp bi devrilse geçmiş olsun, sakatlık ölüm her türlü sonuç mümkün. gelişmiş ülkelerde de böyle mi acaba?
0
nic cage
(16.05.24)
Aslında senin dediğin doğru. Yürüyen merdivenden indirip çıkarıyorlar aklım çıkıyor. Otobüste, dolmuşta da böyle. Ama otobüs ve dolmuşta ebeveynlerin hatası yok. Rampa olması lazım. Anne ve babayla beraber yolcular hep birlikte bebek arabasını sırtlayıp öyle bindirip, indiriyorlar.
0
rock n roll
(16.05.24)
bu dedigin 2,3 milyonluk avrupa sehri icin mantikli. ama 20 kusur milyon yasiyor bu sehirde. heryerde kuyruk. bi sekilde herkes o an kendisine uygun olan opsiyona yonleniyor.
0
buenosdias
(16.05.24)
Aslında bebek arabalarının yürüyen merdivenleri kullanması yasak ama burası Türkiye kurallar uygulanmıyor.

Adam öldürme, yaralama, dolandırıcılık, iş hukuki gibi bazı alanlarda kanun uygulanıyor ama özellikle sokaktaki düzenle ilgili kuralların çoğu uygulanmıyor.

O bebek arabası o metroya ulaşana kadar kaç tane kaldırıma park eden arabadan, kaldırıma ürün koyan esnaftan, yol verilmeyen yaya geçidinden, yürürken sigara içen insandan, hoparlörle domates satan satıcıdan, kaldırımdan giden motorsikletten kendini koruyarak geldi. Onlarca kanunsuzluğun içinden geçtikten sonra cezası olmayan bu basit kurala uymamaları çok normal.
0
michael_knight
(16.05.24)
Gerekiyor, onun için birçok yerde yürüyen merdivenler önünde engeller var aslında.
0
akhenaten
(16.05.24)
Bir kere avm'de yürüyen merdivendeyken (bant da olabilir tam emşn değişim ama eğimli bantlardan) inilen kısımdaki metallere bebek arabasının tekerlekleri sıkışmıştı. Çok korkunçtu ama allahtan bir şey olmadı, çekip çıkardılar. Tabi onlar çıkarana kadar arkadan gelen insanlar önde birikmeye ve sıkışmaya başladı, bir süre daha çıkaramasalardı hepimiz üst üste düşecektik. Kesinlikle asansör kullanmaları lazım.
0
playing star again
(16.05.24)
maalesef insanların birbirine saygısı yok, bebek arabası ile asansörde binmesi çok zor (tecrübe ile sabit) gençler 1 kat için bile asansör kullanıyor; ihtiyaç sahiplerine sıra gelmiyor
0
sweetoffice
(16.05.24)
(10)

sevgiliniz/esiniz/partneriniz konusmamiz lazim dese

robert bosch
ne düsünürsünüz? konu ne olabilir sizce?ben birinin, hatta annemin, öldügünü düsünürüm sanirim. ilk aklima gelen sey ayrilir olmaz diye düsünüyorum. siz?
ne düsünürsünüz? konu ne olabilir sizce?

ben birinin, hatta annemin, öldügünü düsünürüm sanirim. ilk aklima gelen sey ayrilir olmaz diye düsünüyorum. siz?
0
robert bosch
(15.05.24)
Ses tonu, beden diline göre bir fikir oluşur bende.
0
rock n roll
(15.05.24)
Ayrılık olmasa bile ilişkiyle alalalı ciddi bir sıkıntı olduğunu düşünürüm ilk. Yüz yıllık muhabbet bu, hatta sizin başlığınızı okurken içeriği açmadan önce de bunu düşündüm.

Ortada bir sebep yokken birinin öldüğünü düşünmem neden düşüneyim ki.
0
akhenaten
(15.05.24)
Sadece bunu söyleyeni de ciddiye alamıyorum ben.

İnsan olan, Ne hakkında konuşacağını da söyler. Mesela "akşam müsait olunca ilişkimiz hakkında konuşmak istiyorum" ya da "yarın görüştüğümüzde annenle ilgili konuşmak istiyorum" gibi.

@akhenatan da katılıyorum ayrıca. Ergen ruhlu insanların ilişkiyle ilgili olumsuz birşey söyleyeceğine işaret gibi geliyor. O yüzden sinir ediyor.
0
neden beni sevmedin
(15.05.24)
Birisi ölünce şak diye söyleniyor telefonda.

Genellikle sıkıntı ve uzun bir mevzu olduğunda söylenen bir cümle benim için.
0
orangesandsea
(15.05.24)
Ölüm haberini "konuşmamız lazım" diye veren birisini hiç duymadım. Sevgilim "konuşmamız lazım" dese ilişkide sorunlu gördüğü yerleri tartışmak istiyor diye düşünürdüm. Ayrılmak istiyor olabilir diye de aklımdan geçerdi.
0
pispinti
(15.05.24)
pispinti +1. bir de anneme bir sey oldugunu neden sevgilimden ogreneyim ki? ailemden biri arar soyler.
0
hot potato
(15.05.24)
olumsuz bir şey çıkmama ihtimalini sıfır görürdüm.

ama ölüm aklıma gelmez. ölüm çıkma ihtimali de sıfır :)
0
tabudeviren
(15.05.24)
rahatsız olduğu bişey olduğunu anlarım yemin ederim alnından öpüp "teşekkür ederim" derim. artık kimse konuşmuyor, duygularını, düşüncülerini "yanlış anlaşılırım, üzülür, alınır" diye dile getirmiyor. konuşmak kadar güzel bişey yok.
0
numlock
(15.05.24)
İlişkide bir problem vardır, konuşup orayı onaralım demiştir.
Farkında olmadan yaptığınız ilişkinize ya da kendinize ya da bir başkasına zarar veren bir hareketiniz vardır, onu anlatacaktır.
Bir arkadaşınızın ya da akrabanızın sizi suistimal ettiğini tespit etmiştir. Onu söyleyecektir.
Kariyeriyle ilgili bir gelişme olmuştur, sizden görüş isteyecektir.

Daha da sayarım.
0
Mirket
(15.05.24)
Otomatik tahminlerin hepsi yanında değerlendirme de getireceği için sempatiye düşürür insanı.
Ben Konunun ne olduğunu tahmin etmekle uğraşmam, o an empati ile dinlemeye ne kadar uygun olduğuma göre değişir cevabım.
Müsaitsem, rahatça paylaşması için alan açar, tüm dikkatimin onda olduğunu belirtirim.
Müsait değilsem, dikkatimi şu an veremeyeceğimi x zamanda dinlesem onun için uygun olur mu diye sorarım, yine de içinde paylaşmak çok canlı ise dinlemeyi deneyebilecegimi söylerim.
0
hasmetizm 2046
(16.05.24)
(5)

ufak bir cümle çevirisi

tabii lan manyak mısın
It's been at the back of my mind to call José several days now I haven't got round to it .Birkaç gündür Jose'yi aramak aklımın bir köşesindeydi... sonrası yok bende çevirdim yine anlamadım ne diyor burada karar mı verememiş cesaret mi edememiş? get around to something kalıbına bakıyordum da. bu b
It's been at the back of my mind to call José several days now I haven't got round to it .

Birkaç gündür Jose'yi aramak aklımın bir köşesindeydi... sonrası yok bende çevirdim yine anlamadım ne diyor burada karar mı verememiş cesaret mi edememiş? get around to something kalıbına bakıyordum da. bu bir şeyin etrafında dolaşmaksa bunun eş anlamlısı ona ulaşmaya çalışmak ama yanına yaklaşamamak gibi geliyor ve içimden bunu "onu aramak aklımdaydı ama henüz bunun yanından bile geçemedim" diye çeviresim geliyor. üzerime ingilizce atın lütfen. çok zor çok.
0
tabii lan manyak mısın
(15.05.24)
"Jose'yi aramak bir kaç gündür aklımda ama henüz fırsat bulamadım."

Chat GPT, Gemini veya Copilot kullanabilirsiniz.
0
fotrsapka
(15.05.24)
José'yi aramak aklımın kenarında bir kaç gündür duruyor ana daha telefona dokunmadım bile.

bir üşengeçlik durumu var sanırım, hani José'yi arasam ne olacak, ha yalova kaymakamı ha José gibi bir olay olmuş.
0
duyurukullanıcısı
(15.05.24)
shadowfollower
(15.05.24)
Bi ihtimal eğer ordaki now kafanızı karıştırdıysa o aslında "several days now" "Şimdiye gelene kadar birkaç gündür" anlamında.

"get round to (something)" bir phrasal verb burada olumsuz şekilde bir işi aradan çıkarmak için zaman bulamamak anlamında kullanılmış

Jose'yi aramak kaç gündür aklımdaydı ama hiç zaman olmadı.
0
akhenaten
(15.05.24)
deepl çevirisi:

José'yi aramak birkaç gündür aklımın bir köşesindeydi ama bir türlü fırsat bulamadım.
0
orpheus
(16.05.24)
(1)

BES Değişiklik Sorusu

calmdown
BES'e giriş yaptıktan sonra ilk defa iş değiştirdirdim. Garanti'den Agesa'ya geçmiş oldu. İki ayrı yerde BES var gibi duruyor. Bunları nasıl tek yerde toplarım?
BES'e giriş yaptıktan sonra ilk defa iş değiştirdirdim. Garanti'den Agesa'ya geçmiş oldu. İki ayrı yerde BES var gibi duruyor. Bunları nasıl tek yerde toplarım?
0
calmdown
(15.05.24)
Büyük ihtimalle "iki ayrı yerde bes var gibi" olmamıştır, gerçekten iki ayrı yerde bes hesabınız olmuştur.

Muhasebeyi arayıp görüşürseniz yardımcı olurlar. Normalde bir bankadan diğerine bes taşınırken bazı yükümlülükler oluyor ama belki zorunlu bes'te durum farklıdır.

Duruma göre ister taşırsınız ister eski besinizi devam ettirir yenisini iptal ettirirsiniz.
0
akhenaten
(15.05.24)
(3)

kredi faizi ile mevduat faizi arasındaki fark ?

ramazanali
Arkadaşlar herkese iyi akşamlar. Faiz hesabıyla ilgili mevduat faizini soruyorum bankaya %57 faiz diyor. Aylık yatırıyorum parayı bankaya bana ne kadar yansıyor? Bunu bulmam için 57'yi 12'ye mi bölmem gerekiyor?Kredi çekicem mesela %3,5 faiz diyor. Bunun yıllık eşleneğini bulmak için 12 ile mi çarpm
Arkadaşlar herkese iyi akşamlar. Faiz hesabıyla ilgili mevduat faizini soruyorum bankaya %57 faiz diyor. Aylık yatırıyorum parayı bankaya bana ne kadar yansıyor? Bunu bulmam için 57'yi 12'ye mi bölmem gerekiyor?
Kredi çekicem mesela %3,5 faiz diyor. Bunun yıllık eşleneğini bulmak için 12 ile mi çarpmam gerekiyor?
Mevduat faizini söylerken yıllık söylüyorlar kredi faizini aylık faiz olarak söylüyorlar. İkisini de aynı rakamlarla ifade etmeyince kafamda net bir rakam oluşturamıyorum.
Bilen varsa bu konuda bilgisini paylaşabilir mi?
0
ramazanali
(14.05.24)
kredi faizi az gözüksün diye aylık söylüyorlar.
mevduat faizi çok gözüksün diye yıllık söylüyorlar

aylık faizi 12 ile çarparsan sonuç az çıkar. her ay bileşik olarak katlanarak artıyor
yani 100 lira ay sonunda 103.5 oluyor. bir sonraki ay ise 103,5 üzerinden 3,5 faiz işliyor.
0
abelardo
(14.05.24)
garip bir sistem var. bileşik faiz çalışmıyor, düz oranda çalışmıyor.

işbank 100 bin lira, 12 ay vade, 4.75% aylık faiz kredide toplam geri ödemeye 144,500 lira diyor kendi sitesindeki araçta.

bileşik faiz uygulamayıp aylık 4.75% alsak -> 157,000 lira,
bileşik faiz uygularsak toplamda -> 174,521.27 lira ödüyoruz.

ya ben bir şeyi kaçırıyorum ya da bankanın uyguladığı kural farklı.
0
gule gule
(14.05.24)
Mevduat faizini hesaplamanın en kolay yolu günlük faize çevirmek

Örneğin 100000 liranızı %57 yıllık faizle 32 gün vadeyle bankaya yatırırsanız

((57/365)*(100000/100)*32)*(1-0,075) = 4.622,47 lira getiriniz olur. İşlemin sonundaki (1-0,075) kısmı %7,5 stopaj oranını kazancınızdan düşmek için. Stopaj oranları değişir buna dikkat edin.

Kredi faizi çok daha farklı. Buraya olayın mantığını yazıyorum ki hem merakınız giderilsin hem de neden bu konuya çok kafa yormamanız gerektiğini gösterebileyim.

Kredi faizleri bileşik olarak hesaplanır. Bileşik faiz için üretilen formüller var. İlk iş olarak aylık taksit tutarını hesaplamalısınız. Sonra bu aylık taksite göre geri ödeme tablosu oluşturabilirsiniz. Bu hesaplama basit faiz hesabından çok farklı. Geri ödeme konusunda kafanız karışıyor anladığım kadarıyla. Bir kredi faiz oranına bakıp aylık taksit oranını hesaplamak istiyorsunuz muhtemelen.

Aylık taksit hesaplama formülünün kendisi çok karmaşık.

Örneğin yukardaki @gule gule'nin örneğinden gidersek %4,75 faiz ve 12 aylık vadeyle 100.000 lira kredi aldığınızda bunun aylık taksit tutarını şu şekilde hesaplarsınız;

Aylık taksit = (100000*((12*0,0475)/12))/(1-(1+((12*0,0475)/12))^(-12))

Ancak bunu böyle hesaplarsanız yanlış sonuç alırsınız çünkü bir de işin içinde vergiler var. Faiz hesaplanan her ay hesaplanan faiz miktarına oranlanmış iki tane vergi ödersiniz. Bunlar güncelde %15 olarak ödenen BSMV ve KKDF vergileri. Dolayısıyla geri ödeme hesaplanırken bunları da faiz olarak düşünüp yukardaki formüle eklemeniz gerek. Yazdığım şeyi okurken benim de kafam karıştığı için burada tüm formülü tekrar yazmayacağım ama sadece aylık faiz oranını güncelleyeceğim

%4,75*(%15+%15+1) = %6,175 çıkar. Bu sizin gerçek kredi faiz oranınızdır, vergiler dahil hali yani. Yukardaki formüle de 0,0475 yerine 0,06175 girmelisiniz kısaca. Normalde vergi faiz olmadığı için faiz oranı içinde verilmez ancak borçlu olarak sizin için faizle aynı şeye sebep olduğundan, yani ödediğiniz toplam miktarın artışına sebep olduğundan faizmiş gibi hesaba katılır.

Her neyse, meşakkatli bir iş kısaca. Bunun yerine aylık taksit hesaplamak için excel'de ingilizcesi pmt ve türkçesi devresel_ödeme olan bir formül var bizim kredimiz için onu şöyle kullanacağız

=devresel_ödeme(0,06175;12;100000)

kolay değil mi?

Buradan aylık taksit tutarınız 12.042,40 çıkar. 12 ay sonunda da 144.508,84 lira ödeme yapmanız gerekir.

Şimdi aylık ödeme tutarınızı ve toplam geri ödemenizi gördüğünüzden mevduat mantığına oturtabilirsiniz. Buna rağmen bu ham kredi hesaplamasıdır. Burada ulaştığınız sonuca ek masraflar olabilir. Örneğin kredi tahsis ücreti ve sigortalar en yaygın olanları. Bunları da geri ödeme miktarınıza eklemeniz gerekir, ancak fark küçük olacaktır.

Ama neden böyle yapalım? @kartallar yuksek ucarın dediği gibi bu hesapları yapan siteler var
0
akhenaten
(15.05.24)
(1)

Şeffaf güneş kremi

condom kurşunu
Yağ olanlar değil de şimdi 30 faktörlü kremleri de şeffaf formatta satmaya başlamışlar. Alınır mı ki koruması olur mu? Yoksa 30 faktörlü süt formatında olan kremleri mi kullanmak lazım?
Yağ olanlar değil de şimdi 30 faktörlü kremleri de şeffaf formatta satmaya başlamışlar. Alınır mı ki koruması olur mu? Yoksa 30 faktörlü süt formatında olan kremleri mi kullanmak lazım?
0
condom kurşunu
(13.05.24)
Hangilerini diyorsunuz bilmiyorum ama içeriğine bakın

Sütlü dedikleriniz büyük ihtimalle çinko oksit ya da titanyum içerikli kremlerdir. Bunlar güneşi fiziksel olarak yansıtır. Sürmesi zordur, iyice ovuşturmak gerekir beyazlığı gidermek için. Cilt tarafından emilmediği için dokunmaya karşı daha dayanıksızdır ama dokunmadığınız sürece uzun süre dayanır.

Şeffaf dedikleriniz de büyük ihtimalle kimyasal içerikli olanlardır, bunlar da güneş ışınlarını emerek işlev görür. Sürmesi kolaydır, cilt tarafından emildiği için dokunmaya karşı daha dayanıklıdır ama 2 saatte bir teklarlamak önemlidir çünkü güneşe maruz kaldıkça etkisi azalır.

Aslında iki tip krem de bütün faktörlerdeki koruma için hep vardı. Tam anlamadım o yüzden demek istediğinizi ama şeffaf ve sütlü dediğiniz kremler ana hatlarıyla birbirinden bu şekilde ayrılıyor.
0
akhenaten
(14.05.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.