Ekşide birine mesajda "seni ciddiye alıp cevap verenaklımı si.." yazdım. Mesajla hakaret diye iki hafta çaylak yapmışlar.Mantıklı mı bu şimdi? Burada hakaret kendime yahu?
Ekşide birine mesajda "seni ciddiye alıp cevap veren aklımı si.." yazdım. Mesajla hakaret diye iki hafta çaylak yapmışlar. Mantıklı mı bu şimdi? Burada hakaret kendime yahu?
0
vizivozo (02.11.22)
İbretlik olay. İyi güldüm. :D
0
AlsterWasser
(02.11.22)
Bana hakaret var diye şikayet etmek nerden aklına geldi? Hadi onun geldi, moderasyon nasıl ikna oldu? Bu kişi muhtemelen korunan aktroll kitlesinden.
0
🌸vizivozo
(02.11.22)
küfürlerin bir mantısı aranmaz. bir erkeğe "ananı satayım" dediğinizde "kaçtan gidiyor" diye sormaz. sinirlendiğiniz ve orta şiddette bir küfür ettiğiniz algısı yaratır bu söz.
yazdığınız küfürde de hitabın, eylemin kime olduğu önemli değil. ortadaki fiil söyleniş bakımından da, kullanım yeri ve seçilen kelime açısından da küfür. normalleştirmemek ve birinin bu küfrü okuduğunda şikayet edebileceğini düşünmek gerek. yolda, otobüste, parkta söylediğiniz zaman da mesela, duyan kimse "neyse, kendine diyor Allahtan" deyip geçmez, söyleyen kişiye küfür etti gözüyle bakılır, mümkünse çoluk çocuk bir bahane ile biraz uzağa gönderilir.
0
lovemyself
(02.11.22)
anan babanla konusurken aklimi s. diyor musun? patronunla yoneticinle konusurken aklimi s. diyor musun? kendine etmen bir sey degistirmez fikirlerini kufur kullanmadan iletmelisin
0
nibba
(02.11.22)
@nibba ekşide de bu küfür dediğimiz olay hiçbir noktada yok ya sanki. Yaptığınız kıyasa bakın yahu göz var izan var.
Soruya cevap vermek gerekirse aşırı saçma olay şahsi fikrim. Aklımı si… kafama sı… ne var hocam bunlarda?
0
zoque
(02.11.22)
olaya farklı bakmak lazım. evet, ilk bakışta "kendime ettim, ne var" savunması makul gibi duruyor ama cümlenin yapısı öyle olsa bile anlamı öyle değil. hani yapıca olumsuz, anlamca olumlu cümleler var ya, işte bu da tersi gibi. şöyle ki, sen küfrü kendine etsen de hakareti karşı tarafa etmiş oluyorsun.
misal: "seni takıma alan aklımı s...m"
tamam, burada küfür kendine ama karşı tarafa hakaret var bence.
0
ahm1
(02.11.22)
ılık ekşiciler her zaman vardı, her zaman var olacak. şikayet geldiyse yönetimin yapacağı pek bir seçenek yok.
Bu sanırım her zaman vardı.Özellikle üniversitedeki derslerde ve Siyaset Meydanı, Oğuzhan Uğur Mevzular gibi programlardaki halini çok net tarif edebilirim.Soru sormak için mikrofonu/sözü alan insanın hiçbir soru sormadan sadece kendi fikrini paylaşması.Örnek vermeye çalışayım, bir televizyon progra
Bu sanırım her zaman vardı. Özellikle üniversitedeki derslerde ve Siyaset Meydanı, Oğuzhan Uğur Mevzular gibi programlardaki halini çok net tarif edebilirim.
Soru sormak için mikrofonu/sözü alan insanın hiçbir soru sormadan sadece kendi fikrini paylaşması. Örnek vermeye çalışayım, bir televizyon programında izleyicilerden biri konuğa soru sormak için mikrofonu alıyor, diyelim ki konuk da Maykıl Bey; - Mikrofonu alan: Merhaba Maykıl Bey, bana bir kere şöyle olmuştu, bence bu çok yanlış, bence devlet şöyle bir politika izlemeli, şunlar çok hatalı, biraz daha şu şekilde işler yapılmalı diye düşünüyorum.
Bu Türkiye'de yaygın bir alışkanlık mı yoksa çoğu kültürde bizimkindeki kadar sık görülen bir şey mi? Bunun bir adı var mı?
0
michael_knight (29.10.22)
net bir adlandırılma yapılmamış olabilir bu duruma. hiç duymadım. ama durum gayet bilindik. genel olarak utanılacak bir durum olarak görülüyor. eğer mikrofonu alıp yorum yapan kişi az da olsa bu alanda iş yapmış, tanınmış biriyse, tamamen değerini düşürüyor. organizasyonu düzenleyen kişiler de konuşmasını dinliyorlar sonuçta ve onlara "beni çağırmadınız ama hata ettiniz, bu konularda konuşmakta üstüme yok" demiş oluyorlar. bunu yapan insanların havalı olduklarını düşündüğünü gözlemledim hep. bazılarıyla bizzat konuştum. en son birkaç ay önce mikrofonu uzun zaman bırakmayıp, sadece düşüncelerini söyleyen bir yönetmen, çıkışta olduğum masaya gelip "...programda da belirttim, şu konuda şunlar yapılmalı" diye konuşmasına devam etmişti. herkesin bıyık altından güldüğünü gördüm. ama adam farkında değildi.
eğer mikrofonu alıp konuşan kişi tamamen halktan biriyse, o alanda isim yapmamışsa daha da utanılası bir durum oluşuyor. kendini tatmin amaçlı bir durum bu.
diğer kültürlerde de buna benzer örnekler gördüm. kendini öne çıkarma, kamera, mikrofon ve kalabalık görünce alttan alta beğenilme ve keşfedilme hissi, kendini önemseme gibi nedenleri var.
0
lovemyself
(29.10.22)
bence burada problematik olan seyirciye söz hakkının sadece soru sorulacaksa verilmesi. zamanınızı verip bir şey dinliyorsunuz, karşınızdakine kendi fikrinizi belirtme hakkınız da olmalı. bu illa sadece soru olmamalı. üniversitede çoğu hocam dersi, "sorusu, yorumu, görüşü, katkısı olan var mı?" diye bitirir. örneğin dün bir atölyedeydim, sunan kişi böyle bitirdi hoca da özellikle eleştirisi olan varsa daha mutlu olurum diye ekledi. orada kendi görüşünüzü anlatmak da soruya eşdeğer bence, eğer hala görüşünüz değişmediyse ya da kendi görüşünüzün daha doğru/kıymetli olduğunu düşünüyorsanız -bu bir sorun değil, normal- ortada zaten bir sorunsal var ve söylenmeye değerdir bence.
selam, 27 olacağım bu aralıkta. merak ettiğim bir olay var, ne arabam, ne evim, ne de herhangi bir mal varlığına sahip değilim. tek istediğim eski zamanlara geri dönebilmek. belki o zaman bişey başarırdım kafası. eski yazılarımı görüyorsanız eğer, bir şey başarabilmiş değilim hala. alkol olarak cidd
selam, 27 olacağım bu aralıkta. merak ettiğim bir olay var, ne arabam, ne evim, ne de herhangi bir mal varlığına sahip değilim. tek istediğim eski zamanlara geri dönebilmek. belki o zaman bişey başarırdım kafası. eski yazılarımı görüyorsanız eğer, bir şey başarabilmiş değilim hala. alkol olarak ciddi açıda bir bağımlılığım var kurtulamıyorum. şuan mesela saat 11 sabah, hala alkol içmeye devam edip eski zamanlarımı hatırlayıp eski yaşlarımı hatırlayıp üzülüyorum, yeri geliyo gözlerim doluyo yeri geliyo ağlıyorum. burada 23 yaşındayken attığım bir gönderi bile var. iyi değilim diye bir gönderimde var, sanırım ben hiçbir ilerleme kaydedemedim. tam bir hayal kırıklığıyım. kendimi böyle hissediyorum, ileri yaşlarda olan insanlardan gerçekten bir tavsiye istiyorum, yani, ne olacak böyle? hep böyle devam edecek sanırım ne bileyim ya hep takılıyoruz şöyle yapıyoruz böyle yapıyoruz diye geçiyo sanırım hayat ya. bir kariyer elde edemedim çünkü uğraştığım iş müzik. öyle vokal falan değil bayağı elektronik müzik. ne bileyim, burda olmuyo, acaba yanlış yerde mi doğdum neler oluyo bilmiyorum. doğru dürüst tartışacak kimsem de yok. her alkolde ağlayıp zırlamaktan sıkıldım. her sabah kalktığımda ağır bir tembellik içinde uyanıyorum ve canım hiçbir şey yapmak istemiyor. hiçbir şey ama. ne bir iş, ne bir güç, hep sallamaca. nereye kadar? ama farkındayım bunun. misal şuan bu şekilde anlatabiliyorum. iyi ya da kötü. ama böyle ne olacak? bir fikri olan, bir tavsiyesi olan? teşekkürler.
0
goodenuff (29.10.22)
bence öncelikle alkol bağımlılığı ile ilgili uzman destek alın. 27 yaşında malım mülküm yok diye üzülmemek lazım. ben 38 yaşımdayım, benim de arabam yok, evim kira. çok şükür iyi bir ailem, çocuklarım var. eğitim durumunuzu bilmiyorum ama mesleğinizi destekleyici eğitimler, yabancı dil eğitimi alın. bir yerden başlamak lazım. ben bu yaşımda iki yabancı dil üstüne arapça öğrenmeye başladım belki bir adım daha ileri giderim diye. oturup üzülerek ilerleme kaydedemezsiniz. ayağa kalkmanız lazım.
0
mustafakesekci
(29.10.22)
benim kariyerim çok şanslı ve doğru bir şekilde ilerledi, ciddi maaşlar aldım ama 27 yaşında ne evim ne de arabam vardı. buna kafayı takmana gerek yok. tavsiyem alkol bağımlılığından kurtulman ve asgari ücretle de olsa bir işe girmeye çalışman. bu seni en azından düzene sokacaktır, sonrasında ne yapacağına karas verirsin. ama en önemlisi alkolden kurtulmak zorundasın. senin en büyük derdin bu olmalı.
0
roket adam
(29.10.22)
O çukura düşmüş çıkmış biri olarak söylüyorum. Alkole son bir ay içinde verdiğin parayı hesapla. Birkaç yılda ne ederdi, onu bul, ondan sonra evim arabam niye yok diyebiliyor musun ona bak.
Sabahları akşamdan kalmalığın leş gibi kafasıyla kalktığında hiçbir şey için motivasyon bulamazsın kendinde. Önce bir arın. Öyle destek almayı falan da da düşünme. Buralardan da medet umma. Ne yaparsan kendin yapacaksın. Kendine yapacaksın.
Şu andan itibaren bıraktım diyeceksin. İlk birkaç hafta zor geçiyor ama inan atlatacak güç var sende.
Sonra işte renkleri görmeye, tat almaya, kokuları duymaya başlıyorsun. Sabahları balon olmamış kafayla uyanmamın güzelliğini yaşamaya başladıkça her şey için motivasyonun da artacak. Merak etme.
27 sıfırdan başlamak için hiç de geç değil. Ama önce arın. Kimseden de medet umma. N
Ne yaparsan kendin yaparsın, ne yaparsan kendine yaparsın.
0
Mirket
(29.10.22)
Uzman destegi ile alkolu birakarak ise baslaman lazim. Yasin genc ama bu sorunu cozemezsen hep keskeler seni yiyip bitirecek.
0
kuzey li
(29.10.22)
maddi durumu hiç olmayan bir ailede büyüdüm. 27 arabamı, motosikletimi, evin arabasını, askerlik parasını çoktan kazanmıştım. hayat şartları şu an hiçbiri yok sadece evin eski bir aracı var ve yeniden motosiklet almayı planlıyorum. 1 yıl sonra dünya çapında bilinen bir model için motosiklet alma planım var. Herkes böyle olamıyor, statü vs bir sürü konu var özellikle şans.
Ama bunlar yok diye üzülmeye gerek yok. Zamanla olur. Metalara mutluluk bağlamayın.
0
baldan kaymak
(29.10.22)
Abi parayı düşünme. Hiç düşünme diyorum, o yaşta düşünme değil. Biraz cesaret biraz şans ve istikrarlı büyümeyle para ve kariyer geliyor. Ben daha 23 yaşımda bu kafa yapısındaydım ve her geçen sene paranın katlayarak geleceğini biliyordum ve geldi. Şimdi maaşımı söyleyince çok laf yiyorum, 276k bu ay. Şirkete geçen sene giderim resti çektim Ocak ayında 3 maaş retention prim yani 4x276k maaş Nisan ayında 1.5-1.65 milyon (85 bin eur) ebit üzerinden oran bu, her sene eur bazında %6-7 büyüyoruz en az. sonraki her sene de aynı şekilde anlaştık. Gitmediğim her sene böyle devam. Kafayı yersin. Kusura bakma senin durumun üstüne böyle bir şey neden yazarsın görgüsüz ayı değil olay. Tough love kardeşim. Kalk çalış. Ben şimdi ara verdim ama bugün bile 2 saat de olsa çalışıyorum, Salı gününe bir iş yetiştiriyorum. Sabah ormanda 18 km koştum, geldim duşumu aldım. Temizlikçi çalışıyor, kaçtım bir kafede iş yapayım dedim. Her anını değerlendir. Konfor alanından ne kadar uzaklaşırsan o kadar büyüyorsun. Ne alkol bağımlılığından bahsediyorsun. Daha fazla gençliğini çöpe atma.
0
gabe h coud
(29.10.22)
yaş 32 oldu, ne ev ne araba var. hatta bu yaşta yeniden bir şeyler öğrenip kariyer değiştirmeye çalışıyorum. bunu 55 yaşından sonra yapanları ve başarılı olanları da gördüm.
bu hayatın düzeni senin kalp kırıklıklarını umursamıyor. geçmişine yas tutacaksan bunu olduğunca kısa tutmalı, sonra bir şeylerin peşinde koşmaya çalışmalısın. 27 yaş bazı şeylere başlamak için çok uygun bir yaş. şimdi başlarsan 37'ye geldiğinde elinde sevdiğin bir işin olacak. müzik hobim değil, mesleğim olsun diyorsan bu işi kendi halinde yürütmek yerine profesyonel ortamlara girmeye çalışmalısın. ne bileyim müziğin temellerini daha iyi öğrenip bu işin okulunda, konservatuvarda şansını deneyebilirsin.
zor bir durum, anlıyorum ama alkol bağımlılığı için destek alman gerek +1
0
lesmiserables
(29.10.22)
hayat 25 yaşında kurulan bir şey değil. senin yaşında üniversite okumaya başlamış, ailesi karşılayamayacağı için burs arayan çok insan biliyorum.
ilk olarak alkolü bırakmalısın. zararlı olduğunu biliyorsundur zaten, ama belki dinî açıdan hassasiyetlerin varsa, o pencereden bakmalısın alkol olayına. kendini engelle. bu tamamen sana kalmış bir şey.
hiçbir mal varlığına sahip olmaman çok normal. ama 10 yıl sonrası için bir adım atmalısın. bölümün işe yaramıyor mu? başka bölüm oku. yazıya mı ilgin vardı? yazarlık eğitimine git. bunun dışında, kendine güzel çevreler yap. eğlen. bu gibi şeyler kendini zorlamayınca olmuyor. bugün cumhuriyet konserleri var çoğu yerde. git dinle. ama kapıyı açıp da çıkmadığın zaman kendin için üzülmeye devam edeceksin.
her şey bir yana, 20 yıl sonra, bu günlerini özleyip, "genç olsam neler yapardım aslında" diye hayıflanabilirsin. bahane, insanın sürekli üreteceği bir şey.
son olarak da, o alkol tipini falan da değiştirebilir. burun büyüyor, cilt yamuluyor. içmen guzum.
0
lovemyself
(29.10.22)
27de bizimde yoktu. aileden destek olmadan zaten yapan varsa 85 milyonda 10dur.sen depresyondasın bir psikoloğa git acil.
0
mikahakkinen
(29.10.22)
Literatürde var mı bilmiyorum da 27 yaşında depresyona girdim ve 30 yaşına değin sürdü. Üstelik 30 yaşında çok daha büyük bir kriz geçireceğimi düşünürken 30’umda kabullendim ve depresyondan çıktım.
Öncelikle depresyonumun odağı kariyerden çok gençliğin elden kayıp gitmesiydi. Eski günleri çok özlüyordum. Hatıralara denk geldiğimde gözlerim kararıyordu, karnımda bir korku hissediyordum.
Şu an çalışmaktan kendime zaman ayıramadığım için eski günleri düşünemiyorum. Sana 9.00-17.00 çalışacağın işe gir demeyeceğim. Bunun tek çaresi seni strese sokacak bir şeyle yoğun şekilde uğraşmak zorunda kalman gerekiyor.
Tahini nasıl kullanıyorsunuz? Klasik hamurişleri, tatlılar ve humus türevleri dışında. Sofrada yemeklerde nasıl tüketilmeli. Mesela baktım biraz kızartmalarda kullanılmış ama tahin de bi çeşit yağ kızartma ile tüketmek için fazla yağlı olmaz mı yemek. Midemiz bulanmasın sonra? Ne bileyim ben peynir
Tahini nasıl kullanıyorsunuz? Klasik hamurişleri, tatlılar ve humus türevleri dışında. Sofrada yemeklerde nasıl tüketilmeli. Mesela baktım biraz kızartmalarda kullanılmış ama tahin de bi çeşit yağ kızartma ile tüketmek için fazla yağlı olmaz mı yemek. Midemiz bulanmasın sonra? Ne bileyim ben peynirin üstüne döküyorum çorbaya katıyorum pilava döküyorum tarzı kullanım alanlarınız varsa paylaşabilir misiniz?
Geçen gün tahinli irmik helvası yedim. Yok böyle bir şey diyorum. Efsane.
0
mekaniker
(29.10.22)
pekmez katar yerim, kahvaltıda ekmek banar yerim, hanım tahinli kek yapar, tahinli kurabiye yapar. kabak tatlısına dökerim. tahini her türlü tüketirim, çok da severim. marka olarak da Okyay ve Metin Baba markalarını tek geçerim. Açık ara en iyi markalar.
0
mustafakesekci
(29.10.22)
tahin ve fistik ezmesi vazgecemediklerimdendir. her seyin icinde seviyorum ben de. tahini kurabiye ve kekte kullanirim. pekmezle karistiririm. cocukken ekmegi once tahine sonra toz sekere bandirip yemeye bayilirdim tadi hala damagimda (hala nasil obez olmadigimi sorgularim ara ara :)). kabak tatlisinin uzerine (kaymak yerine) dokmeyi ve uzerine ceviz serpip yemeyi de cok severim. tahinin en az sevdigim hali tahin helvasi. sanirim tahinin o hafif buruk tadi hissedilmiyor diye pek sevmiyorum.
0
in vino veritas
(29.10.22)
Humus yapıyorum. Susam yağı bildiğim kadarıyla çok sağlıklı. Haşlanmış nohut varsa hemen humus yaparım, yoksa kırmızı mercimekle yarım saat içinde hazırlarım. Kahvaltıda mutlaka humus yiyorum, gün içinde tok tutuyor. Makro ve mikro besin açısından da çok zengin.
0
hadi ya la
(29.10.22)
porridge yaptığımda üzerine döküyorum biraz kahvaltı/1.öğünde.
0
AlsterWasser
(29.10.22)
akrabalar da çok kullanır bizde. kahvaltıda bir kaseye koyup, ekmek batırıp yerler en çok. ağzı buruyor, ama o tada alışınca istiyorsun. kabak tatlısının üstüne cevizle beraber dökerseniz efsane oluyor. suriye mutfağında yoğurtla karıştırıyorlar. ama çok az bir miktar. hafif rengini döndürecek kadar. tavuk yemeklerine özellikle, güzel gidiyor. pekmez ile karıştırmak zaten en bilindik yöntemi. çikolata gibi oluyor.
İlk duyurumuzda konudan biraz bahsetmiştim.1) Ev sahibinin tam iki ay önce kira zammı döneminde istediği kira artışını yapmıştık. 2) Geçen hafta "evi satıyorum tiyatrosu" ile birilerini getirip iki aya evden çıkın muhabbeti yaptı.(Şaka gibi yeğenini eve satın alan kişi diye getirmiş meğerse.)3) Bunu
İlk duyurumuzda konudan biraz bahsetmiştim.
1) Ev sahibinin tam iki ay önce kira zammı döneminde istediği kira artışını yapmıştık.
2) Geçen hafta "evi satıyorum tiyatrosu" ile birilerini getirip iki aya evden çıkın muhabbeti yaptı.(Şaka gibi yeğenini eve satın alan kişi diye getirmiş meğerse.)
3) Bunun üstüne siz evi satın biz yeni ev sahibiyle görüşürüz deyince de alıcıların numarasını vermedi, bizi aramalara boğmaya başladı.
4) Baştan itibaren hep amca vs. diye saygıyı bırakmadan konuştuk. Son aramasında ise kendimizi, durumumuzu ciddi bir biçimde ifade ettik.
Ve hele şükür bizi çıkarmaktan vazgeçti.
Adam 1.500 lira fazla kira alabilmek için müptezel gibi halen bizi arıyor.
Kira arttırım tarihi üzerinden ise henüz iki ay geçmiş, kira arttırma niyetini de açıkça bize diyemiyor...
Bu ısrarlı aramalarını açmalı ya da geri dönmeli mi? (Bazıları aramasına geri dön diyor, bazısı hiç aramayın telefonda sizi tahrik etmeye çalışır,
karşılaşırsanız da hukuk yoluna gidebilirsiniz bizlik bir problem yok deyin diyor.)
Sizce nasıl davranmalı?
0
psmstc (28.10.22)
Bloklayin?
0
nuisance
(28.10.22)
çok kesin ve agresif bir dille bir daha rahatsız edilmek istemediğinizi söyleyin.
0
retiredcolonel
(28.10.22)
Evinize çöktük. Arama artık deyin.
0
romario
(28.10.22)
Açmayın. Telefon konuşmasının bir şahidi olması mümkün değil ters bir konuşma geçerse. Bloklamayin da... söylemek istediklerinizi mesaj ya da ses kaydı gönderimi yoluyla WhatsApptan iletmenizi rica ediyorum diye bir mesaj falan atın.
0
encokbenisevinnolur
(28.10.22)
insanı çok huzursuz eden bir konu bu. alakasız bir detay olacak ama, evi kiraladıktan sonra dış kapanın anahtarını değiştirdiniz, değil mi?
iki ay önce yaptığınız anlaşma şimdi bozulamaz. bir sene önce olmuş olsa, sözleşme yenilemesinde dile getirse tamam da, bu çok düz bir mantık. şimdi siz çıksanız, başkası girse ocak ayından sonra onu da çıkarmaya çalışacak.
bence de açmayın telefonlarını. mesaj atın lütfen, diye yazın. çok kızsanız bile asla sinirli bir cümle-kelime yazmayın adama.
ev sahibinin de, kiracının da empati kurabileni düşmeli. sırf resmî hakkı diye komşusunun beşte bir fiyatına oturan kiracı da var, iki ay sonra daha fazla kira almak isteyen de. hangi taraf olursanız olun, ev sahibini/kiracıyı tanımanız gerekiyor önceden. bir kahve içseniz az çok anlaşılır zaten. geçen de biri "ev sahibi boşanacağı eşine daha az nafaka versin diye kiramızı sözleşmede az gösterdik" diyordu. karısına acımayan size acır mı, adam bunları taciz ediyormuş çıkın diye... ne saçmalıklar bunlar... çok geçmiş olsun.
0
lovemyself
(28.10.22)
Telefon konuşması geçmesin aranızda. Aradığında müsait değilim yazın isterseniz diye mesaj atın. Sözleşme senesi bitene kadar kira artırımı söz konusu olmasın. Satıyorsa satıştan sonra yeni ev sahibinin numarasını paylaşmanız yeterli olacaktır diyip konuyu kapatın. Kira artırımı işini de zamanı geldiğinde konuşuruz tabii diyip kapatın.
0
yercekimini kendine ceken adam
(28.10.22)
“Kiramı ödemezsem, aidatı geciktirirsem, eve zarar verirsem beni arayın lütfen” derdim ben olsam. Bu yapılan taciz. Şikayet edin.
0
ruhen hastayim ben
(29.10.22)
@sivrisinek Kira oranını %50 arttırdık. @lovemyself evet evet taşındığımız gibi değiştirdik. Neyseki.
Selamlar. Bir evin var kiraya vermek istiyorum. Sarı siteye ilanı koydum ama bir sürü emlekçı arıyor tabi. Aralarından bir tanesi doğalgaz aboneliği açtırmak için bir tüzel kişiliğin kaşesini barındıran sözleşme görmek istiyor gaz tedarik şirketi dedi. Bana aşırı saçma geldi ama adam 1 Haziran'dan i
Selamlar. Bir evin var kiraya vermek istiyorum. Sarı siteye ilanı koydum ama bir sürü emlekçı arıyor tabi. Aralarından bir tanesi doğalgaz aboneliği açtırmak için bir tüzel kişiliğin kaşesini barındıran sözleşme görmek istiyor gaz tedarik şirketi dedi. Bana aşırı saçma geldi ama adam 1 Haziran'dan itibaren değişti bu süreç o yüzden insanlar çok haberdar değil falan dedi.
Böyle saçma şey olamaz dimi? Emlakçı beni yiyor gibi geldi de bilen duyan varsa diye sormak istedim.
0
yercekimini kendine ceken adam (26.10.22)
Hangi şehir yazmamışsınız, fakat en azından Ankara ve İstanbul'da böyle bir durum söz konusu değil. Kira sözleşmesini bir A4 kağıda iki madde kendiniz ev sahibi ile aranızda karalayarak da yapabilirsiniz. O kırtasiyelerde satılan matbu evraklardan olmasına bile gerek yok.
0
malheiros
(26.10.22)
istanbul'da böyle bir şey yok. zaten her şeyi online başvuru ile yapıyorsunuz artık hiç bu belgeyi sormadılar.
0
tok oldugumuz halde yaftalar yiyoruz
(26.10.22)
aleni seni yiyor hocam o emlakçı. herkes kendi mülkünü gerçek kişi olarak kiraya verebilir (mülk sahibi gerçek kişi ise). hiçbir gaz tedarikçisi de sen emlakçı aracılığı ile vermemişsin diye gaz vermemezlik YAPAMAZ.
0
mustafakesekci
(26.10.22)
Sahibinden ev kiraya verebilirsin sorun olmaz ama evden cikarken sorun olabilir. Kimse evden cikmak istemiyor ve gerelirse mahkeme karariyla dahi zorla cikiyorlar. Tahliye taahhutnamesi ne nasil yapilir nasil imzalanmali detayli arastir madur olma.
0
kuzey li
(26.10.22)
emlakçı sizi yiyor. bilmediğiniz bir şeylerden konuşup, işi bilene, yani kendisine devretmenizi istemiş. daha yeni sıfır eve gaz bağlattık, herbi şey yapıldı, hiç de tüzel kişilik falan gerekmedi.
ama ilan sitede dururken sürekli sizi arayacaklar. bazıları artist artist "seni kazıklarlar, ben tahmininin iki katına veririm kiraya" diyecek. "evi siz de gösterin, ama hazır kiracım var, ben de göstereyim" diye uzlaşmacı yaklaşan olacak, abartılı kibarlıkla sana üstinsanmışsın gibi konuşan da olacak. çünkü evi atıyorum 5 bine kiralarsan, o emlakçı bir günlük iş karşılığı 9 bin alacak kiracıdan. elbette her yöntemi denerler.
Yani tabi boğazı da tutucam biraz ama hergün 10bin adım atsam mesela bir faydası olur mu?
Yani tabi boğazı da tutucam biraz ama hergün 10bin adım atsam mesela bir faydası olur mu?
0
condom kurşunu (25.10.22)
Olur tabi. Metabolizman hızlanır güzel olur
0
kisa
(25.10.22)
Yürümeden yatakta yatarak da kilo verilir. Tamamen kalori açığı ile alakalı. Yürümenin bu olaya tek etkisi kalori açığını artirmasi.
Yapacaginiz her ekstra şeyin faydası olur. Günlük yediğiniz her şeyi kalori olarak takip ederek başlayin ve su siteden kac kalori yaktığınıza bakin; tdeecalculator.net
0
logisticsmanager
(25.10.22)
olur.
0
gurur
(25.10.22)
10.000 adım = 200 kalori Bir paket cibs = 568 kalori
48 kiloluk bir insanı yürüyüşüyle 148 kiloluk bir insanın yürüyüşü, 18 yaşında biriyle 38 yaşında birinin yürüyüşü, hayatı boyunca oturmuş biriyle aktif birinin yürüyüşü, kadın ile erkeğin yürüyüşü, midesi boş biriyle tokun yürüyüşü, ilk yürüyenle 100 gündür yürüyenin yürüyüşü, 2 km/h lik tempo ile 6 km/h lik yürüyüş elbette ki aynı kaloriyi yaktırmaz.
Ben bunlar zaten biliniyordur diye bu konuya girmeden, zayıflamak için kalori yakmaktansa kalori almamaya odaklanmanın daha doğru olacağına vurgu yapmak istedim ama sanırım konuyu biraz daha açmak gerekti.
Protein, yağ ve karbonhidrat dengesini ayarlayıp, alınan toplam kalori miktarını da azaltmadığınız sürece zayıflayamazsınız.
0
Mirket
(25.10.22)
Verilir. Ben öyle kilo verdim. Oradan biliyorum.
0
nawar
(26.10.22)
İmkan varsa bisiklet tercih edilerek çok daha iyi sonuçlar alabileceğinizi söyleyebilirim. Yürümenin sıradan ve sıkıcı bir hale dönüşebilme ve dolayısıyla bırakma riski yüksek fakat bisiklet ritüeliyle birlikte bir disiplin ve süreklilik sağlayabilir. Tabi bisiklet için uygun mesafeyi güvenle ve keyifle alabileceğiniz bir yerde yaşıyor olmak önemli.
0
Jazz
(26.10.22)
düzenli yürüyen ve yemeğine de dikkat eden bir akrabam eridi gözümün önünde. hiçbir diyet programına uymadı. ama her gün, evde misafiri olsa bile bırakıp aynı saatte yürüdü ve adımlarını da saydı. yağmur çamurda bile "neyse bugün de gitmeyeyim" demedi. o kadar dikkat edince zaten eve gelip yarım ekmek gömesin gelmiyor, emeğine saygıdan yemeği de kısıyorsun. azmedin, yaparsınız.
0
lovemyself
(26.10.22)
10k adım = 200 kalori mi ? 10k adım = şu kadar kalori yazan adamdan koşarak uzaklaş :)
10k adım atarak kilo verirsin ama burada işin püf noktası devamlılık. kafayı kırıp yağmur çamur kar demeden her gün 10k adım atarsan 3-4 ayda 10kg garanti verirsin. ( kola patates vs junk food yemeyeceksin tabi)
0
rentts
(26.10.22)
tempolu yürüme çok daha farkettiriyor.
0
nuisance
(26.10.22)
nuisance +1 yürümeden yürümeye fark var.
0
lazpalle
(26.10.22)
İbni Sina da 1000 yıl önce yazmış en iyisi itidalli yürüyüştür diye. (İtidalli diyor ama tempolu demek istiyor). Bir de bazen işte yazıyorlar şu kadar kaloridir diye ama o biraz hileli. Çünkü kalori yakımı sonrasında da devam ediyor ve iş sadece kalori değil dört beş farklı yoldan iyileşiyor vücut sıkılaşıyor falan.
komşum ayva reçeli yapmış da bana da ikram etti sağ olsun. fakat şimdi bu kaseyi geri verirken boş vermek olmaz dimi? ben böyle şeyler yapmıyorum, yemek de pek yapmam. nasıl vermeli bu kaseyi geri? yoksa hiç vermeyeyim mi?
komşum ayva reçeli yapmış da bana da ikram etti sağ olsun. fakat şimdi bu kaseyi geri verirken boş vermek olmaz dimi? ben böyle şeyler yapmıyorum, yemek de pek yapmam. nasıl vermeli bu kaseyi geri? yoksa hiç vermeyeyim mi?
0
summer timetable (25.10.22)
Reçel veya çikolatalı kremalardan koyup verin. Hazır satılıyor zaten.
0
ruhen hastayim ben
(25.10.22)
Hiçbir şey bilmiyorsanız hazır puding yapabilirsiniz. Ya da hazır tatlı alabilirsiniz. Boş vermek ayıp. Hiç vermemel ihtimal dışı. En kötü meyve koyup verilir benim bildiğim.
0
buzbebek
(25.10.22)
annem bir şey olmadığı zaman meyve koyup verir. üzüm, erik gibi ufak meyvelerden koyabilirsiniz.
0
candide
(25.10.22)
Fındık, fıstık da olabilir.
0
michael_knight
(25.10.22)
findik fistik veya meyve +1
0
fakyoras
(25.10.22)
Kuruyemiş/ patlamış mısır vs de konulabilir. Tabağı iade edin, boş da olsa iade esin.
0
physcos physcos
(25.10.22)
tabağı kesinlikle geri verin. yoksa bir kadın asla o giden tabağı unutmaz. hoş da olmaz.
bir şeyler yapmaya hiç vaktim yoksa memleketinden gelen, değerli bir şey veriyorum ben. yani, hazır fındık değil de, Karadeniz'den gelen taze fındık, gibi. ya da siz de hazır, ama biraz daha doğal yapım bir reçel alın, kaseye koyup, kendiniz yapmış gibi verin. azıcık yalan oluyor ama, karşılık gibi olur. boş vermeyin, jeste jestle karşılık olsun.
0
lovemyself
(26.10.22)
Vermemek olur mu yahu shdfsg bizim komşu 2 ay sonra benim çay kaşığım sizde kalmış diye geldi geçen. Taşınırken çay ikram etmiş bardağı vermişiz 1 tane çay kaşığı kalmış.
Set falan oluyor herhalde bunlar neden bu kadar takıntılılar bilmiyorum ama unutmuyorlar. Yine öyle özel bir kaşık değildi anlamadım.
Ben hiç meyve veya kuruyemiş verildiğini hatırlamıyorum. Hiç bir şey olmasa evde bazen yaş pasta kesiliyor onu veriyordum.
Puding örneği gelmiş. Bir pudingi kasede dolapta bekletip kaseyi de ters çevirip tabağa yerleştirilerek servis edilebilir. Yanına yine isterseniz kuruyemiş koyarsınız.
Veya bence puding i yapan mozaik pasta da yapar bisküvileri doğrayıp karıştırıp strece sarıp yuvarlayıp dolaba atacaksanız çok basit bence.
0
ananiyimioguz
(26.10.22)
bir şey doldurup vermek zorunda değilsiniz boş verin gitsin bu kadar büyütülecek bir şey değil.
0
astronom bey
(26.10.22)
Kaseyi geri verin ama boş vermeyin. Ben genelde boş tabağı bi paket Türk kahvesi ile birlikte veririm. Pratik ve temiz iş.
0
parlayanyildiz
(26.10.22)
Reçel yazanlar olmuş ama bence çok saçma olur misilleme gibi, reçel öyle olmaz bak böyle olur der gibi... En iyisi kuruyemiş.
altin bileklik var ama surekli kopuyor. cok seviyorum ama kac kere tamir ettirdik aldigi yere tekrar tekrar kopuyor hatta kopma disinda klipsi de surekli açiliyor. gorustugumuz zamanlar bile takmaya çekiniyordum surekli kontrol ediyordum kolumda mi diye. ayrilirken de ozellikle bana birakti almadi.
altin bileklik var ama surekli kopuyor. cok seviyorum ama kac kere tamir ettirdik aldigi yere tekrar tekrar kopuyor hatta kopma disinda klipsi de surekli açiliyor. gorustugumuz zamanlar bile takmaya çekiniyordum surekli kontrol ediyordum kolumda mi diye. ayrilirken de ozellikle bana birakti almadi. ondaydi bileklik tamirden getirmis yanindaymis cikardi birakip gitti. simdi bu bilekligi ne yapsam satmak igrenc geliyor. satsam ona benzeyen baska yerden alsam mi diye dusundum ama manevi degeri ne olacak:( sevdigim bir insan kotu ayrilmadik da. kendisine soramam baglarimizi zor kopardik bahane gibi olur yazmasi. oyle kutusunda duruyor taktigim tek bileklik oydu
0
ala09 (24.10.22)
uskudar kuyumcular carsisinda tamir ederler onu karatas'a git
0
nibba
(24.10.22)
sürekli kopuyorsa takmayın, illaki düşer. bence bekletin. takmayın. birkaç sene sonra, özellikle hayatınıza biri girdiğinde satarsınız. zaten ayarı düşük oluyor onların, kopacak kadar inceyse falan çok para etmez. kısacası, hemen bir şey yapma düşüncesinden kurtulun, dursun şimdilik öyle..
0
lovemyself
(25.10.22)
Kolye takmayı seviyorsanız biraz üzerine koyup kolyeye çevirtebilirsiniz, bu esnada klipsi de tamir edilmiş olur. Sevmiyorsanız maalesef kutuda durması daha iyi yoksa kopup giderse daha üzülebilirsiniz.
Nasıl ifade etsem tam bilemiyorum, direkt olay üzerinden gidip tartışmak en iyisi sanırım:Yıllar evvel bir barda arkadaş ortamında oturuyoruz. Kadınlardan birisi elf gibi, çok güzel. Tuvalete gitti geldi ''offf ağbi nasıl sıçmışım'' diye geri döndü. Bana çok itici gelmişti. Arkadaş ile aramızda bu m
Nasıl ifade etsem tam bilemiyorum, direkt olay üzerinden gidip tartışmak en iyisi sanırım:
Yıllar evvel bir barda arkadaş ortamında oturuyoruz. Kadınlardan birisi elf gibi, çok güzel. Tuvalete gitti geldi ''offf ağbi nasıl sıçmışım'' diye geri döndü. Bana çok itici gelmişti. Arkadaş ile aramızda bu mevzu açıldı bir yerden ve kararsız kaldık:
Kadınların güzelliğinde kibarlık, incelik DAHA fazla/yerleşik mi sizce?
Bunu bir erkek yapsa da kaba ve itici bence ama kadın yapınca daha itici geliyor. Demek ki kafamda kadınlar daha ''çiçek'' olarak kodlanmış ve bakıyorum etrafımdakilere e öyle? Tabii ki aynı argümanla, örtük korumacılık, centilmenlik ayaklarında cinsiyetçilik, türlü dayatmalar yapılabiliyor biliyorum. Ama diğer yandan anlattığım olaydaki gibi durumlar bana ne kadarı dayatılmış rol, ne kadarı tabiattan geliyor diye sorgulatıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
0
Piukh (24.10.22)
Bunu söyleyen 10 üzerinden 5 ve altı kadının güzellik anlamında puanını sıfıra çekerim. 7-8 arasının 2-3 puanını kırarım. 9 ve üzerini bir süre 7 puanda tutup tekrar çıkarırım. Kimin söylediği çok önemli yani. Elf gibi kadının sıçtığını paylaşması kaideyi asla bozmaz.
Kodlanmış şeyleri kurcalamayı çok sevmiyorum ben. İçimden ne geliyorsa, olaylar ve durumlar karşısında nasıl hissediyorsam ben oyum.
0
IncredibleMau
(24.10.22)
bir kadın olarak, ben de estetik bulmuyorum. ama şu da var, aynı lafı söyleyen bir erkeğe de dünya ahiret yan gözle bakmam. kızlar rahat ve cool görünmeyi kabalıkla karıştırıyorlar. ve kim ne derse dersin, kadınlara kibarlık her zaman yakışıyor. yapay bir minnoş oyuncak bebeğe dönüşüp konuşmalarını balık gibi yapmadıkları sürece kibarlık iyidir.
0
lovemyself
(25.10.22)
Her insana kibarlik yakisiyor. Kol gibi sıçtığını söyleyen kim olursa olsun bi garip bulabilirim. Ama bir erkek derse çok fena tiksinirim net.
Sen kadınlara ilgi duyusordundur o yüzden kadınların böyle bir tepki vermesine daha büyük tepki verirsin. Ben erkeklerden hoşlandığım için bir erkekten gelen tepki beni tiksindirir.
Aynı cümleyi bir kadından duysam belki muhabbet normal akışında devam eder. “Nası sıçıyosun evinin dışında bi yerde “ diye konuya devam edebilirim.
0
zimbirik
(25.10.22)
Muhtemelen şok etkisi. Dış güzelliği belli bir zerafetle beraber kodlanıyor. Bunun tersi olunca da etkisi daha büyük oluyor.
0
SiyamkedisiZorro
(25.10.22)
Zimbirik + Ben de aynı şekilde kadınlar söylediğinde kaba bulurum ama münasebetimi kesmem. Bunu bir erkek söylese tekrar aynı ortam içinde asla bulunmam hayatımdan yok ederim :)
Halo Etkisi, bir kişi, olay, ortam, kurum veya nesne hakkında sahip olunan olumlu ya da olumsuz bir izlenimin ilgili o öznenin tüm özelliklerine genellenmesi eğilimidir.
Bugün 15 katlı bir binanın yangın merdivenine çıktım. Manzarası güzeldi, şöyle çevreyi izleyim biraz dedim. Ancak baş dönmesi ve bayılacakmış hissine kapıldım. Demirlere tutunarak geri içeri girdim. Nabzım tahminim 150leri görmüştür. Daha önce hiç böyle bir şey hissetmemiştim. Yükseklik korkusu son
Bugün 15 katlı bir binanın yangın merdivenine çıktım. Manzarası güzeldi, şöyle çevreyi izleyim biraz dedim. Ancak baş dönmesi ve bayılacakmış hissine kapıldım. Demirlere tutunarak geri içeri girdim. Nabzım tahminim 150leri görmüştür. Daha önce hiç böyle bir şey hissetmemiştim. Yükseklik korkusu sonradan ortaya çıkabilir mi?
0
takıl yani takmıyo belli (24.10.22)
Ben yüksekte çekilen videoları izlerken bile düşüyorum. Sonradan ortaya çıkabilir.
0
dissendium
(24.10.22)
Kalıcı olmayan, anlık bir şey de olabilir. Çok da şey yapma.
0
Mirket
(24.10.22)
Gökyüzüne bakmayın yeter.
0
Gebeş kaplumbağası
(24.10.22)
sonradan cikabilir bende surekli yeni yeni fobiler, alerjiler vs. cikiyor 28yas
0
ala09
(24.10.22)
15 katlı bir apartmanın yangın merdiveninden korkmak sizde yükseklik fobisi olduğunu göstermez. bu insanî bir şey. nabzınız yükselmekte haklı. yükseklik fobisini şöyle düşünün, 4. katın balkonundan aşağıya bakamaz.
ama bunun dışında, yükseklik korkusu sonradan da ortaya çıkabilir. illa çocukluk travması gerekmez.
Ya da doğru hareket tarzı diye bir şey olur mu, merak ediyorum.1-2 saat önce Alsancak sahilde arkadaşımla oturmuş biralarimizi içiyorduk. Yanımıza elinde bir çiçekle bir tip yaklaştı, bu çiçeğin adı ne biladeer tarzı bir giriş. Biz tabi refleks olarak telefon vs yaydiklarimizi çantaya cebe attık. Ya
Ya da doğru hareket tarzı diye bir şey olur mu, merak ediyorum.
1-2 saat önce Alsancak sahilde arkadaşımla oturmuş biralarimizi içiyorduk. Yanımıza elinde bir çiçekle bir tip yaklaştı, bu çiçeğin adı ne biladeer tarzı bir giriş. Biz tabi refleks olarak telefon vs yaydiklarimizi çantaya cebe attık. Ya işte biz hırsız mıyız ya sen bana ne demek istiyorsun. O an farkettim sağdan soldan 3-4 kişi daha sardı etrafimizi. Ben de ortamı olcuyorum nasıl başımızdan savariz, bir de birinin gozbebekleri kocaman olmuş muhtemelen çekmiş bir şeyler. Yine çiçeğe döndük sonra senin memleket nere falan. Benim de o aşamada tepem attı, düşündüm ki la zaten bunlar ya içmiş bir şeyler saracak yer arıyor ya çarpacak birilerini arıyor. Madem makul bir şekilde savamiyoruz başımızdan biraz tansiyon yükselsin.
Tansiyon dediğim de zaten telefonu vs toplamamizdan alınıp saldırganlasan adam bela arıyor demek ki, o ana kadar ayağa kalkmamistim ayağa kalktım. Neyse ikinci gelen bir tip de sen benim kardeşime nasıl hırsız dersin diyip sayıp sovmeye başladı. Vuracakmış gibi yapıyor herhalde yokladı beni sabit kaldım. Bu defa yüzünü falan yaklaştırmaya başladı salyalar vs tukurmuyor da anlatabilmisimdir herhalde konumlanmayi. Etraftan da birkaç genç arkadaş orada oturanlardan herhalde, cekistirmeye çalışıyor tamam ayrılın tarzı bu küfür edeni çekiyorlar.
İşte ben de o anda hay dedim susarak nazikçe defedemedik, açıkçası devriye gezen polis bekçi bir bakar belki diyerek oyalanmis ve sıkmıştım da kendimi. Ben de ayağa kalktım, zaten kalktığı anda yarım iska geçen bir yumruk yedim. Sonra ana bacı sovdum artık nolursa olsun diye. Gitmiyorlar çünkü.
O arada polis aracı geçip gidiyordu arkadaşım da peşinden koştu çağırdı. Onları görünce gittiler zaten.
Neyse, baştaki soruya döneyim. İlk defa böyle bir durumda kaldım, belki biraz da ondan böyle düşünüyorum ama sonradan ya arkadaşımi da tehlikeye mi attım acaba gibi bir şey de geldi aklıma. Ayrıntılı anlatma sebebim de bu. Hani yapacak bir şey de yoktu adamlar durduk yere sardı bize yani belli bela arıyorlar. Sonra zaten sigara paketlerimiz gitmiş, hani demek ki mevzu da buymuş başta dusundugumuz gibi dedik ikimiz de.
Ne diyorsunuz, dersiniz?
0
encokbenisevinnolur (23.10.22)
O lokasyonda eskiden beri oluyor bu tip olaylar. Çok fazla telefon çaldıran var. Kaç sene önce bile oluyordu ki o zamanlar böyle bir ekonomik ortam yoktu. Bu insanlar genelde eşrefpaşa tarafından geliyor ve böyle gasp, hırsızlık ile yaşamaya çalışıyorlar.
Hiç muhatap olmamak lazım. Bir ara izmir romantizmi vardı. İzmir özetle bu işte. iş güç olmayınca millet eskiden beri telefon araklıyor.
0
seaman
(23.10.22)
bu tarz tiplerin size kafa atabilecekleri kadar yüzlerini yaklaştırmalarına izin vermeyin. en sevdikleri, adamı nasıl yere yıktım diye böbürlendikleri hareket siz hazır değilken kafa ya da yumruk atmaktır (bkz: sucker punch). hareketsiz falan da kalmayın. hangi eliniz sağlamsa yumruk yönünüze alın herifi konuşurken. çok haddini aşarsa ona göre kendini savunursunuz zaten haptan kafa gidik oluyor bunların. en güzeli tabii dalaşmamak. kavga dövüş bir şey çıksa temiz 2 sene mahkemesi sürüyor. adalet sistemimizde idam yok öldürmez ama gayet iyi süründürüyor kırk yılda bir adliyeye düşen vatandaşı.
0
rosencruz
(23.10.22)
bence doğru hareket tarzı sinirlenmemek. zaten sinirlenmemek her durumda doğru hareket tarzıdır. doğrusu önce telefonları cüzdanları cebe atmak, zaten yapmışsınız. sonra da belalı tip imajı çizmektir. sohbet ederek hem sizin nasıl tipler oldugunuzu anlamaya hem de açığınızı yakalamaya çalısırlar. ana kuzusu olmadıgınızı, her yolu bilen tipler oldugunuzu belli edecek şekilde konusmalısınız. bu konusmalar sohbet şeklinde olmamalı, kısa cevaplar şeklinde olmalı, ağır ağır olmalı, gülmeden ciddi şekilde olmalı. hala gitmezlerse ortam kalabalıklaştığı her hangi bir anda siz kendi aranızda konusarak uzaklaşabilirsiniz.
0
abelardo
(23.10.22)
Yani bela sizi bulmus zaten sizlik bir sey yok. O durumda kalkip gitmek beladan uzaklasmak veya belayı zaten bulduk artik yapacak bir sey yok diyip dalmak size kalmis. Pisi pisine bıçaklanmak falan da var isin icinde.
Ama adamlarin bela aradigi belli, yani alttan alsaydık boyle olmazdi durumu yok adam sorun cikarmaya gelmis zaten.
0
stavro
(23.10.22)
asla cevap vermeyerek işlerini yaptırmayacaksınız. en ufak bir temasta polis gelse de gitmiyorlar. onlar kızacak, küfür edecek, siz de "müsade ederseniz, bi şey konuşuyorduk" deyip, konuşmaya devam edeceksiniz. olmadı yer değiştireceksiniz.
küfür ettiklerinde, sizi hiç tanımadıkları ve aynı tezgahı günde en az yirmi kişiye yaptıkları için, bu gerçekten bir küfür olmuyor. ama rosencruz'un da dediği gibi, tartışma sırasında yakınlaştığınızda size kafa atmak için, telefon ve cüzdanınızı alıp kaçmak için fırsat kolluyorlar. hatta en iyisi uzaktan bile görseniz kalkıp caddeye doğru gitmek. konuşmak, küfretmek, kavga etmek büyük ihtimalle sizi mağdur eder.
geçmiş olsun.
0
lovemyself
(23.10.22)
Alsancakta telefon cüzdan hırsızlığı çok oluyor+1 Hep aynı numara. Sakin kalıp muhatap olmamak lazım. Yoksa iş büyüyor. İlgilenmeyince yol alıyorlar.
Bir arkadaşım birkaç iş teklifi almış. Karar veremiyor 3 gündür konuşuyoruz, yarın bir karar vermesi gerek. Bilgisayar mühendisliği mezunu.Öncelikle amacı yurtdışına gitmek ; İngilizceye öğreniyor şu anda.1.iş ; günde 11 saat çalışma ama kendine bir şeyler katabilecek bir iş. cv'ye katkısı olumlu. O
Bir arkadaşım birkaç iş teklifi almış. Karar veremiyor 3 gündür konuşuyoruz, yarın bir karar vermesi gerek. Bilgisayar mühendisliği mezunu.
Öncelikle amacı yurtdışına gitmek ; İngilizceye öğreniyor şu anda.
1.iş ; günde 11 saat çalışma ama kendine bir şeyler katabilecek bir iş. cv'ye katkısı olumlu. Ofis işi. Cumartesi pazar tatil.
2.iş ; günlük 9 saat çalışma insanlarla daha çok diyalog kurabileceği bir iş telefonla müşteri bağlamak gibi düşünebiliriz. Cumartesi yarım gün çalışma, pazar tatil.
En geç 1 sene sonra Türkiye'den ayrılmış olmayı düşünüyor. Hangisi daha mantıklı sizce onun için ? İki işin de maaşı aynı.
0
sassot (12.10.22)
hangisini seçerse daha iyi olur diye değil de hangisini seçmezse sonradan pişman olabilir diye tekrar bir düşünürse belki daha kolay karar verebilir.
0
vaveylababa
(12.10.22)
Bana 1 olumlu geldi.
0
havadakarada
(12.10.22)
yazdıklarınızdan şu anlaşılıyor, ikinci iş sadece maaş kazandıracak. onun dışında bir yıl telefonda operatör kısmında çalışmak bir deneyim değil. bir de, planların değişmesi gibi bir durum da var. belki bir sene sonra gidemeyecek. hasılı, 1'i seçsin. cv katkısı önemli. cumartesi pazar tatili de mühim.
0
lovemyself
(12.10.22)
kariyer yolu ve katkısını bi kenara bırakıyorum; kişisel tercihim haftaiçi ne kadar çalışırsam çalışayım, haftasonu çalışmayayım olurdu. kariyer fırsatına da bakılırsa yine 1. tercih ön plana çıkıyor, sonuç kendi adıma 1.
0
sirkelimon
(12.10.22)
Illa ikisi arasında ise 1
0
mirty
(12.10.22)
Iddia ediyorum birinci iş bir bok öğretmeyecek. Önemli şeyler Öğretecek denli önemli bir pozisyonda hiçbir firma çalışanını 11 saat çalıştırip yıpranmasını, işi öğrendikten sonra sirketten kacmasini istemez.
Zor mudur? Ben yeni kullanmaya başladım birkaç ay oldu. Kışın bottur çizmedir giyince nası kullanıyoruz arabda düz ayakkabı mı bulundurmak lazım kışın?
Zor mudur? Ben yeni kullanmaya başladım birkaç ay oldu. Kışın bottur çizmedir giyince nası kullanıyoruz arabda düz ayakkabı mı bulundurmak lazım kışın?
0
regina phalange (08.10.22)
Insan alisiyor +1 Ilk basta ben de zorluk cektim botla.
0
logisticsmanager
(08.10.22)
On yildir araba kullanirim gala cizmeye alisamadim. Arabada duz ayakkabim var sorun olmuyor.
0
kuzey li
(08.10.22)
Ayağına çok bol gelen, çok kalın tabanlı bir ayakkabıyla sürme acemiysen. Pedal hassasiyeti olmuyor.
0
glamdr1ng
(08.10.22)
Kendimi gordum bu soruda :) Merak etme kullan gitsin bosuna ayakkabi degistirmisim ben de ilk başlarda. Bi gun üşendim botla kullandim ondan sonra değiştirmedim.
0
ruby elixir
(08.10.22)
bot ağır olduğu için kullanmak zor oluyor. normal ayakkabıda gaza-frene ne kadar bastığını anlamaya alışmışsındır, botla alışması ayrı bir zaman gerektiriyor. ben botları çıkarıp spor ayakkabı giyerek kullanırım bu yüzden.
oldugunuz bir donem olduysa bundan nasil kurtuldunuz?surekli internetten arayip belirti kovaliyorum.sonra da pesine dusuyorum. ornrgin, kendimi cok yorgun hissediyorum bu ara ve son 1 senedir habire gidip kan sayimi yaptiriyorum. verdigim paraya mi yanayim surekli hastaneye gitmeme mi :((sonra da ya
oldugunuz bir donem olduysa bundan nasil kurtuldunuz? surekli internetten arayip belirti kovaliyorum. sonra da pesine dusuyorum. ornrgin, kendimi cok yorgun hissediyorum bu ara ve son 1 senedir habire gidip kan sayimi yaptiriyorum. verdigim paraya mi yanayim surekli hastaneye gitmeme mi :(( sonra da ya kanda gozukmeyen bi seyim varsa derken buluyorum kendimi. sadece bir ornek.
sorum nasil kurtuldunuz, nasil kurtulurum.
lutfen ben de oyleyim ve sunlari yapiyorum falan yazmayin. uygulamaya baslarim
0
Kittie (06.10.22)
Sınava hazırlandığım ve evde olduğum bir dönemde olmuştu. Sonra dışarı çıkınca tamamen yok oldu. Öncelikle evden uzaklaşmak gerekiyor. Yoğunluktan kafanı kaşıyacak zamanın olmadığında zaten bunlar yok oluyor. Bir de bu işin doğasını kabul etmek gerek. Biz insanız, canlıyız. Bütün canlılar bir gün ölür. Hasta olmak da normal bir şey. Hastalıkların büyük bir kısmının tedavisi var. Hasta olmanız kesin bir son değil.
Yorgun olmanın bence en gizli ve atlanan sebebi hareketsizlik. Fazla uyumak da buna sebep olabilir. Beslenmeyi de gözden geçirmek lazım.
0
dissendium
(06.10.22)
bir dönem tansiyonuma takmıştım kafayı. hep eczanelerde ölçtürüyordum yaşlı teyzeler gibi. önemsiyorum falan. bir kere eczacının gülümseyen gözlerine takıldım, içinden bana üzülüyordu çocuk. sonra dedim ki bunu aşmam lazım. ama hemen bırakmadım ölçtürmeyi.
size saçma gelecek ama, aşık olunca geçiyor. ya da aşk kadar kafanızı ve hayatınızı meşgul edecek gerçek bir olay olduğunda. bir de baktım ki koşuşturmaca arasında unutmuşum tansiyonu kafaya takmayı.
kendinizi yorgun hissedip hissetmediğini önemsediğiniz her an, kendinizi yorgun hissedebilirsiniz. festivallere, film gösterimlerine gidin. tanıdıklarınızı yemeğe çağırın, siz gidin. zamanla geçecek. kendinizi takıntılı hissetmeyin. herkesin takıntılı olduğu bir dönemi vardır, bu normal. geçecek.
Akşam yemeklerinde sofraya ailece mi oturuyorsunuz?
duchess jessamine
Yoksa herkes ayrı ayrı mı yiyor?
Yoksa herkes ayrı ayrı mı yiyor?
0
duchess jessamine (02.10.22)
tüm arkadaşlarıma çok garip gelse de bizim ailede herkes acıktığı zaman yemek yerdi. ne kahvatı ne akşam yemeğinde birlikte oturma gibi bir düzenimiz hiç olmadı.artık senede bir kaç kez yaptığımız aile ziyaretlerinde bunu yapmaya çalışsak da alışkanlığımız olmadığı için yine başarılı olamıyoruz.
0
hypathia
(02.10.22)
Annem ve babam zaman zaman ayri yiyor. Annem, babam biraz gec gelecekse beklemiyor. Ama eşim bensiz asla sofraya oturmuyor bile o yuzden biz her seyi beraber yiyoruz.
0
matilda
(02.10.22)
Hem benim ailem hem de eşimin ailesi beraber yer dolayısıyla bizde beraber yiyoruz. Ayrı yenmesi daha çok efor çıkarıyor üstelik:)
0
mirty
(02.10.22)
Bence akşam yemeği, iyi bir aile için ritüeldir. Ev halkının tamamı o saatte dışarda olmamak için gayret sarfetmeli, evde bulunanların tamamı aç değilse, yemeyecekse bile o sofraya oturmalıdır.
0
Mirket
(02.10.22)
hiç ayrı yemedik. biri dışarda yemiş ve tok gelse onun acıkmasını bekleriz, çok acıkan az bi şey atıştırır, meyve yer.
0
lovemyself
(02.10.22)
hayatımda hiç ailece yemek yemedim galiba. iki kişi bile oturur zor yer bizim evde. yalnız yeniyor genelde.
0
emenius sleepus
(02.10.22)
ailece otururuz. biri gecikecekse (makul bir gecikme tabii) onu da bekleriz muhakkak.
0
south park in kapusonlu uyesi
(02.10.22)
Bütün aile bir arada yaşarken kim acıkırsa gider yerdi. Hiç aynı masada oturmadık. Oturmaya da tahammül edemezdim sanırım.
Ha ben erkek arkadaşımı, flörtümü falan beklerim ama. Ondan da beklemesini isterim ne yalan söyleyeyim.
0
ruhen hastayim ben
(02.10.22)
Ailece yeriz. Evde olmayan, geç gelecek olan ya da yemekten önce işi çıkan ayrı yiyor.
0
Amaranta ursula
(02.10.22)
Anne babamla olan dönemde de, kendi ailemde de ailecek yiyoruz, kesinlikle ayrı ayrı yenmiyor.
0
roket adam
(02.10.22)
Geliş gidiş saatleri herkes için ortaksa ya da yakınsa yemek birlikte yenir, kahvaltı birlikte edilir.
0
black holes in the sky
(02.10.22)
haftasonları kahvaltı ve erken işimiz yoksa haftaiçi kahvaltı hariç birlikte yemiyoruz. yiyemiyoruz.
ne düşünüyorsunuz. kimisi büyük fırsat olduğunu düşünüyor, kimisi fiyatın asbit olmaması yüzünden büyük problemler çıkacağını düşünüyor. siyasi fikirlerden arınmış biçimde sizin fikriniz nedir. bir de son başvuru tarihi ne zaman.
ne düşünüyorsunuz. kimisi büyük fırsat olduğunu düşünüyor, kimisi fiyatın asbit olmaması yüzünden büyük problemler çıkacağını düşünüyor. siyasi fikirlerden arınmış biçimde sizin fikriniz nedir. bir de son başvuru tarihi ne zaman.
0
benibulmanlazim (28.09.22)
Genc kategorisine uyuyorum. Basvurmayi dusunmuyorum. Kendimce sebeplerim var: 1. 20 yil taksit odemek igrenc bi fikir gibi geliyor. Bence ev 20 yil taksitle degil, hadi olsun olsun 2 senede alinabilen bi sey olmali. Kira oder gibi ev sahibi olmak seklinde de gormuyorum, cunku zaten bi yandan kira da oduyor olacagim. Olme esegim olme. 2. Sureci takiple ugrasmak istemiyorum. Burasi turkiye, paralari alip ev yok hadi yallah diyebilirler guvenmiyorum. Ucunda ev olsa bile surecin gereksiz uzayacagini, can sikacagini dusunuyorum, ugrasmak, buna para vermek istemiyorum. 3. Ev almak gibi bi hayalim yok, annem babamin israriyla yapay bi hayal kurmak istemiyorum. 4. Evi alsam da tasinmayacagim icin kendim gitmedigim yerlerde ev kiralamakla satmakla ugrasmak istemiyorum. 5. Her ay oraya verecegim 2-3-?k tl'yi kiyafete, teknolojik alete, gezmeye tozmaya veririm coooooook daha mutlu olurum. En onemli sebep bu. 6. Isim sabit degil, issiz kalirsam taksitleri odeyemem. Gerci kimin 20 sene is garantisi var zaten, 20 senede ev sahibi mi olunur ya cok sacma. 3 sene sonra ölsem 3 sene keyif yapacagim parayi tokiye vermis olucam. Hell no.
Bi gun zengin olursam o zaman ev alirim, o zamana dek kiraya devam.
0
summer timetable
(28.09.22)
tokiden ev aldık. normal projesinden, ama ödeme mantısı aynı. ilk iki-üç sene ödedikçe borcunuz artıyor, çünkü altı ayda bir zam var. fakat bu zam enflasyonun çok altında. ama bir yerden sonra yokuş aşağı inmek gibi oluyor ödemeler. şöyle düşünün, bundan beş sene önce aylık bin lira taksit ödeyen adamın ödediği miktar (hesap makinesiyle yapmıyorum hesabı, atıyorum) şu an 3 bin olmuştur. aylık üç bin, sosyal konut olmayan, normal satıştaki bir ev için çok iyi, o evi almamış olsanız, kirada otursanız, kirası bile bunun üç katı olur zaten.
evet, yirmi yıl ödeme çok basıyor insanı. lafı bile kötü. ama siz bakmayın söylenenlere. tokinin iyi tarafları var. söylenilen zamandan genelde erken yapılıyor ev. bizim ev üç sene önce teslim edildi mesela, şu an kiracının ödediği miktar taksiti geçmiş durumda. bunun yanında, fiyatın sabitlenmesi, enflasyon olan bir ülkede çok zor. şimdi ayda beş bin ödeseniz çok dokunur belki, ama beş yıl sonra beş bin belki asgari maaşın dörtte biri olacak.
bir de, iki sene sonra parayı toplu ödeyip kapatabiliyorsunuz. o aşamada kredi çekip kapatıyorlar genelde. krediyi sabit ödeyerek kapatıyorsunuz. hasılı, summer timetable'ın dediklerini anlıyorum, ama imkanınız varsa girin. hatta bu olmazsa tokinin diğer açık arttırmalarına bakın. aldığınız şey illaki değer kazanacak ve şimdi zorlansanız bile, en kötü ihtimal üç sene sonra rahat ödüyor hâle geleceksiniz. ömür boyu kira ödemek çok daha zor.
0
lovemyself
(28.09.22)
Devlet uygun fiyata ve uygun ödeme yöntemiyle ev satıyor. Alabiliyorsanız kaçırmayın, alın.
Bu kadar insanın mağdur edilmesine hiçbir hükümet izin vermez. (Galiba, çünkü Türkiye'deyiz. Hiçbir şey kesin değil)
0
michael_knight
(28.09.22)
şansım olsa girerdim yatırım olarak. normalde ev alma şansı olmayan insanlar için güzel bir fırsat.
0
roket adam
(28.09.22)
2019'un sonunda duyurulan proje için kur'alar çekildi, proje başlamadı. ödemeler de başlamadı tabi. sıfır. en azından bölgelerden birisinde durum bu, twitirda anlatıyordu kurayı kazanan birisi
bir de yakın zamanda yapılan sitelerin hukuki konumu biraz farklı. mahalle olmadıkları için tokinin belirlediği sahtekar yöneticilik şirketlerine mahkumsunuz gibi bir şey. + başka işgüzarlıklar. ha ama eviniz oluyor o ayrı. www.gazeteduvar.com.tr
0
comp
(29.09.22)
Bu konuda görüşümü defaatle yazmıştım aratıp bulabilirsiniz projeye itiraz edenler genelde bilgi sahibi olmayan veya resmi kaynaklar yerine sosyal medya dezenformasyonlarına inanan kitle. Ben projeyi kesinlikle tavsiye ediyorum hatta malik olmasaydım şartları sağlıyor olsaydım gözü kapalı başvururdum o derece karlı alırken kazandıran ve her açıdan avantajli bir proje sadece maliyetinin (karının değil) %40 altında verilmesi bile girmek için bir sebep. Itiraz edenlerin konut fiyatlarından mortgagedan, kredilerden vs haberleri yok devlet garantili projeye inanmayıp saçma sapan ihtimalleri sunuyorlar böylesi fırsat yüz yılda bir gelir itiraz edenler mortgage ile ev alamazlar.
0
beemaker
(29.09.22)
Ev almak gibi bir hedefiniz, arzunuz isteğiniz varsa proje sizin için mantıklı. Çünkü alternatif ev sahibi olma yöntemleri daha pahalı.
20 sene ödeme uzun bir süreç, ama 20 sene barınma için zaten para harcamayacak mısınız?
Aynı muhabbetler birkaç sene önce yine dönüyordu, o süreçte ev alanlar hayatlarından gayet memnun. Benim gördüklerim öyle en azından.
Şartlar daha kolay olabilirdi diye talepte bulunmak ayrı bir konu, buna katılabilirim ancak şartların alternatif seçeneklerden daha kötü olduğunu söylemek başka bir konu. Ben böyle olduğunu düşünmüyorum.
0
akhenaten
(29.09.22)
Tokiye girerken şöyle bir madde var proje uygulanmazsa vs. Verdiğiniz para geri ödenirken gecikme faizi uygulanmadan ödeme yapılıyor. Yani verdiğiniz para kuş oluyor. Böyle güvensiz bir ortamda benim aklıma gelen ilk şey bu.
Selam, öncelikle arkadaş hakkında bilgileri vereyim. Ülkedeki en iyi okullardan birinden makine mezunu, 10 senede bitirebildi. Ailevi sorunları yok, herhangi bir engeli yok. Orta sınıf bir aileden.Çok gerçek dışı kriterleri var. Örneğin ortalaması düşük olmasına rağmen, yurt dışında sürekli master p
Selam, öncelikle arkadaş hakkında bilgileri vereyim. Ülkedeki en iyi okullardan birinden makine mezunu, 10 senede bitirebildi. Ailevi sorunları yok, herhangi bir engeli yok. Orta sınıf bir aileden.
Çok gerçek dışı kriterleri var. Örneğin ortalaması düşük olmasına rağmen, yurt dışında sürekli master programlarına başvuruyor. 5 bin dolardan aşağı çalışmam diyor mesela. Bu ülkede çalışılmaz deyip sürekli ülkeye gömüyor. Düzenli olarak yakınıyor. ABD yeşil karta başvuruyor.
Sorum şu, benzer durumda arkadaşınız hiç oldu mu? Nasıl bir yaklaşım izlediniz, doğrudan, kırıcı olmayı göze alıp net konuştunuz mu, yoksa yuvarlak kelimelerle güvenli alandan uzaklaşmadan konuşmaya mı çalıştınız? Bu noktada iletişimi kuran ve yakınan arkadaş, konuyu siz açmıyorsunuz.
Ukala olmak, Amazon'un sahibiymiş gibi Linkedin tavsiyeleri vermek bana komik geliyor. Ne dersem diyeyim böyle anlaşılacakmış gibi düşünüyorum. Bir yerden başlaman lazımdan öteye gidemedim şimdilik, bir de bilge adam gibi 6 aylık kursları önerdim, bunun dışında geçiştiriyorum.
Arkadaşınız benimki kadar ekstrem bir durumda da olmayabilir. Sadece yaklaşımınızı ve bunun olumlu/olumsuz sonuçlarını merak ediyorum. Psikologa gitsin harici önerileri de dinleyebilirim.
0
sarahkerrigan (28.09.22)
Benim tecrubem: Yardim istemeyen birine yardim edilemez & tavsiye istemeyen insan zaten dinlemeyecektir. "Bir yerden baslaman lazim" yeterince makul bir nasihat, onu bile sallamiyorsa yapacak pek bir sey yok bence.
0
hot potato
(28.09.22)
Ben bu tip insanlarla arkadaşlık yapamıyorum. Benim okulda da buna benzer iki tanıdığım vardı. Okulu aynen böyle uzattılar ve ortalamaları çok düşüktü, hayatta hiçbir şekilde kendilerinde hata, yanlışlık görmez, başkalarını suçlarlardı. Bu tiplerin genellikle aileden gelen rahatlıkları oluyor.
Karakterleri,huyları böyle bence onun bu durumu ile ilgili ona tavsiye vermenize gerek yok. Bir sorun yok ortada zaten. Onun yaşantısı böyle. Kimisi çalışmayı sever kimisi böyle bir şeyle uğraşmamayı. Belliki pekte maddi sıkıntısı yok, böyle yuvarlanıp gider bu.
0
GoodMorningTeacher
(28.09.22)
Hiç çalışmış mı bu kişi? Gerçek dışı kriterler iş hayatını hiç bilmemekten kaynaklanıyor olabilir. Öncelikle yargılamam. İşsizlik herkesin başına gelebilir. Zaten bu durum işsizlikten değil, iş beğenmemekten oluşmuş.
Bu şekilde zaman kaybettiğini, tecrübe kazanınca maaşının, işinin iyileşebileceğini, yurt dışına gitme ve diğer kişisel hedeflere çalışırken de zaman ayırabileceğini söylerdim. Kırıcı konuşmanıza gerek yok. Arkadaş da olsanız kimsenin anası babası değilsiniz. Zaten okulu 10 yılda bitiren biri bu konuyu sizin kadar umursamıyordur.
0
dissendium
(28.09.22)
@dissendium, bir iki tane kısa dönem staj hariç sıfır deneyim. Hiç çalışmamış. Dediğim gibi, yakınan taraf kendisi, yoksa haklısın. Durup dururken kimseye senin yolun yol değil denmez.
0
🌸sarahkerrigan
(28.09.22)
yardım istemeyen-yardıma ihtiyacı olduğuna ikna olmamış kimseye yardım edemezsiniz.
0
orpheus
(28.09.22)
@sarahkerrigan, ben de öyle tahmin etmiştim. Buradan yürüyebilirsiniz. Önce bir ortamı gör, belki seversin gibi heveslendirici tavsiyeler vermek daha iyi sonuç verir. Diğer türlü ters teper. Bir de kanıtlarla konuşmak lazım. Avrupa'da bile bildiğim kadarıyla 5 bin dolar yüksek bir maaş. İnternetten ülkelere göre ortalama maaşları gösterebilirsiniz. Sadece iyi bir okuldan mezun olduğu için tecrübesiz birine bu paranın verilmeyeceğini söyleyebilirsiniz.
0
dissendium
(28.09.22)
tavsiyeni istemeyen birine tavsiye vermek için bu soruyu sorup zamanını kaybetmek üzücü. bence enerjini kendi hayatını üst seviyeye taşımak için harca
0
hopp
(28.09.22)
aynısı başıma geldi. maaş beğenmedi, iş beğenmedi. ben stajyerdim, işte ister istemez ilerledim, ama o sürekli şikayet etti. ona işin doğrusunu ısrarla göstermeniz bir işe yaramaz bence. okulu erken bitirmesi, ortalamasını iyi tutması da işine yarardı, muhtemelen ailesi de bu konuyu onunla çok konuştu, ama işe yaramadı. ne derseniz deyin size akıl verecek, iş beğenmeyecek.
bu arada, o arkadaşım uzun seneler sonra yurtdışına gidip orada işçi olarak çalıştı. tanıdık kimse onu görmeyip kınamayınca daha kolay çalışabildi sanırım. buraya gelip yine de yurtdışında olmaktan ötürü mutlu olduğunu söylüyordu tabi, övüyordu durumunu. hasılı, can çıkar huy çıkmaz. siz de kafanıza takmayın. bazı arkadaş yavaş yavaş konuşur, bazısı çok atiktir, bazısı da böyledir işte. bir renk olarak kabul edin, doğruyu gösterme niyeti sizi yorar.
0
lovemyself
(28.09.22)
Benim de böyle çok arkadaşım var maalesef. Genelde tavsiye değil de "haklısın abi ülkenin durumu çok kötü gerçekten de" falan diyorum genelde.
Bi çok insanın kafada böyle hazır "şablon"ları var. Dışardan değiştirmek zor / imkansız. Yani ülkenin kötü olduğuna, daha iyisini hakettiğine falan inanıyorsa inanıyordur yani, ne yapıcaksın. İnanç bu. Kendi tecrübeleri değiştirirse değiştirir.
0
plutongezegendegilmi
(28.09.22)
Dost acı söyler
0
beemaker
(29.09.22)
arkadaşıma sövmeyeceksem kime söveceğim? tabii ki arkadaşınıza dandun konuşacaksınız, gerekirse aşağılayacaksınız. alınıp güceniyorsa arkadaşınız değildir.
edit: sen yapmıyorsan, sen de onun arkadaşı değilsindir. boş da verebilirsin.
kızılay kan bağışı süresinin dolduğunu mesaj atmıyor muydu?
coldegezenkutupayisi
uzun zamandır düzenli kan bağışı yapıyorum. neredeyse iki yıldır kızılay'dan tekrar kan verebilirsiniz mesajı almıyorum. ben mi yanlış hatırlıyorum bilmiyorum ama eskiden üç ay süre dolduğu zaman tekrar kan verebilirsiniz mesajı geldiğini hatırlıyor gibiyim. ben mi hayal görüyordum yoksa kızılay mes
uzun zamandır düzenli kan bağışı yapıyorum. neredeyse iki yıldır kızılay'dan tekrar kan verebilirsiniz mesajı almıyorum. ben mi yanlış hatırlıyorum bilmiyorum ama eskiden üç ay süre dolduğu zaman tekrar kan verebilirsiniz mesajı geldiğini hatırlıyor gibiyim. ben mi hayal görüyordum yoksa kızılay mesaj atmayı mı bıraktı?
0
coldegezenkutupayisi (28.09.22)
Normalde kan vermeden önceki formda e-posta ve gsm numarası yazma yerinin altında bağış zamanım geldiğinde bilgilendirmek istiyorum* şeklinde bir tick koyma yeri var ama gönümüzde her şey dijitalleştiği için bu sistem çalışmıyor olabilir. bu durumda yapılabilecek en net şey kanver.org'tan kan verme randevusu oluştururken çıkacak bağış zamanım geldiğinde bilgilendirmek istiyorum tick'ini işaretlemek olacaktır. hem randevulu gidildiğinde doktorun da hoşuna gidiyor. bütün gün canı sıkıldığı için ekrandan dur bakiim kaç randevu kalmış diye bakıyor asafsdf.
0
onemoremile
(28.09.22)
@onemoremile; valla her seferinde işaretliyorum o kutucuğu ama bir yıldır hiç mesaj gelmedi. söylediğinizi deneyeceğim daha önce hiç randevu alıp kan vermedim, mesaj geldiği zaman çadırdan veriyordum. bir de o şekilde denerim, teşekkürler.
0
🌸coldegezenkutupayisi
(28.09.22)
bu arada kan randevusu almaya çalışırken en yakın ne zaman kan verebileceğinizi de yazıyor tarih olarak. bir bu arada daha orada yazan tarih kafanızı karıştırmasın son yıllarda 2 aya düşürdüler süreyi. erkekler için 3 ayda birdi normalde. kadınlarda son durumu bilemiyorum. ama bence 2 ayda bir herkese gelmeyebilir, doktora danışmak lazım.
0
onemoremile
(28.09.22)
ben hep üç ayda bir veriyorum. değiştiğini bilmiyordum, bir teşekkür daha edeyim :) oradaki tarih iki ayda bir diyorsa kendim takip etmem gerekecek yine.
inanamıyorum çalışan bir uygulamanın bile bozulduğuna. şimdi kontrol ettim en son mesaj iki sene önce gelmiş. hatta arada bağışınız şu kadar kişiye ulaştı diye de mesaj atılmış. ondan sonrası hep doğum günü tebriği. garip gerçekten.
0
🌸coldegezenkutupayisi
(28.09.22)
Oluyor işte devlet işleri çok mantık aramamak lazım.
En temizi de daha kan verirken sedyede (çok zorlamıyorsa) telefonun 3 ay sonraki ilk cumartesisine hatırlatıcı eklemek.
0
onemoremile
(28.09.22)
kan verebilirsiniz mesajı eskide kaldı sanırım. artık 3 ay sonra kan bağışı olan bölgeleri size haber veriyorlar aynı işi tek mesajla çözüyorlar ne de olsa maliyet hesabı bence.
0
erty_ksk
(28.09.22)
bana o mesaj günü dolar dolmaz geldi. sanırım bir ay önceydi. sizin numaranız sisteme girilememiştir.
Kim milyoner olmak ister bir bölümü farklı günler mi çekiliyor?
ceann deas
Kenan İmirzalıoğlu'nun arkasındaki seyirciler çok dikkatimi çekiyor aynı bölümde bir yarışmacıda kapşonlu giymiş kız otururken diğerinde askılı bluzlu birisi var acaba yıl içinde herhangi bir zamanda yarışmacıları toplu yarıştırıp sonra kesip biçip birleştirerek yeni bölüm gibi mi sunuyorlar?
Kenan İmirzalıoğlu'nun arkasındaki seyirciler çok dikkatimi çekiyor aynı bölümde bir yarışmacıda kapşonlu giymiş kız otururken diğerinde askılı bluzlu birisi var acaba yıl içinde herhangi bir zamanda yarışmacıları toplu yarıştırıp sonra kesip biçip birleştirerek yeni bölüm gibi mi sunuyorlar?
0
ceann deas (13.08.22)
Bu tarz programlarda kimin ne kadar soru bileceği, kaç yarışmacının bir programda yarışacağı belli olmayacağı için farklı günlerde çekilmesi çok olası.
O arkada izleyenler de listede olan sonraki yarışmacılardır büyük ihtimal ile.
0
John Bloor
(13.08.22)
Çok büyük olasılıkla bizim izlediğimiz anlamda bölüm çekmiyorlar. Zaten buna gerek de yok. Mesai saati süresince birer kişilik yarışma bölümcükleri çekip sonra bunlardan seçip arka arkaya yayınlıyorlardır. Mesela bir egzantrik karakter, sonra bir ağır dramalı yarışmacı, sonra güzel kız, araya başarı hikayeli biri falan diye kolaj yapıyorlar.
0
mikro patlama
(13.08.22)
bir çekim gününde belli sayıda yarışmacı var. tüm bunları çekip sonra bölümlere ayırıyorlar.
hatta aramızda kalsın, sezon tatili öncesi 2 günde 5-6 bölümü çıkaracak içerik çekildi.
0
patronaj1
(13.08.22)
elbette öyle yapıyorlar. programın temposuna göre arka arkaya getiriliyor yarışmacılar. üç tane olay yarışmacı arka arkaya gelse, programın geri kalanı sıkıcı olur, araya serpiştiriyorlar. bu çok normal. devamlılıkta sıkıntı olmasın diye sunucu hep aynı tarz ve koyu takım giyiyor.
Yeğenimin(erkek) bu hafta 1.yaş günü. Ne alsam karar veremiyorum. Oyun havuzu(adı neyse artık) düşündüm ama evlerini öyle bir şeyle kaplamak da istemiyorum. Önerileriniz var mıdır? Ücret sınırı yok.
Yeğenimin(erkek) bu hafta 1.yaş günü. Ne alsam karar veremiyorum. Oyun havuzu(adı neyse artık) düşündüm ama evlerini öyle bir şeyle kaplamak da istemiyorum. Önerileriniz var mıdır? Ücret sınırı yok.
1. yaşta çocuk kimin aldığını hatırlamaz, kısa süreli belleği var sonuçta. bence aileyi memnun edecek bir şeyler al. 3 yaştan sonra sadece onu mutlu edecek şeylerden alman daha iyi olur. kıyafetlerde daha klas, güzel duran çok güzel modeller var. bence sevinir anne babası.
bir de, düşüncenizden vazgeçmeyin, evde yer kaplayan bir hediye alırsanız kısa sürede kaldırılır. aileye yazık :)
0
lovemyself
(08.08.22)
lovemyself'e katilmakla beraber kiyafet de 2-3 aya dogru duzgun giymeden kuculecek neticede. hele klas'ini pahalisini almak tumden gereksiz. ben olsam altin falan alirdim.
Merhabalar,Şuan sevdiğim ve değer verdiğim bir arkadaşımla otururken. Aklıma bir eşyasıyla dünyayı gezen birinin olduğunu takıldı fakat eşyanın ne olduğunu bulamadık. Hatırlayan varsa bu eşya neydi. Saçma haber sitelerinde de çıkmıştı. Eşyasının da fotoğradını eyfel kulesinin orada falan çekiyordu.
Merhabalar, Şuan sevdiğim ve değer verdiğim bir arkadaşımla otururken. Aklıma bir eşyasıyla dünyayı gezen birinin olduğunu takıldı fakat eşyanın ne olduğunu bulamadık. Hatırlayan varsa bu eşya neydi. Saçma haber sitelerinde de çıkmıştı. Eşyasının da fotoğradını eyfel kulesinin orada falan çekiyordu.
Acil cevap bekliyoruz
0
andy kaufman (09.07.22)
Amelie filminde de vardı böyle bir hikaye. Bahçedeki şirin baba heykeli bütün ülkeleri dolaşıyordu. belki onun parodisi yapılmıştır ya da izlemediyseniz diye yazayım dedim.
0
lovemyself
(09.07.22)
bir ara bahçe cücelerini (gnome) gezdiriyordu birileri. eyfel'in önünde, big ben'in önünde falan çekilmiş fotoğraflar hatırlıyorum.
Bir kişi düşünelim. çocugu lgs'de çok ta iyi olmayan ama idare eder bir yüzdelik puan almış olsun.Bu kişinin eşi çalışmıyor kendisi 25 bin tl aylık maaşı var, ayrıca kendi oturdugu evi kira değil, kira aldıgı iki iş yeri var buralardan 10bin ve 9bin toplam 19bin toplam kirası geliri var.Bankada ayrı
Bir kişi düşünelim. çocugu lgs'de çok ta iyi olmayan ama idare eder bir yüzdelik puan almış olsun.
Bu kişinin eşi çalışmıyor kendisi 25 bin tl aylık maaşı var, ayrıca kendi oturdugu evi kira değil, kira aldıgı iki iş yeri var buralardan 10bin ve 9bin toplam 19bin toplam kirası geliri var.
Bankada ayrıca bir miktar birikmişi var, kara gün için sakladıgı.
Sigortası gerçekten yattıgı için emekli oldugunda bugunun parasıyla 11 bin gibi emekli maaşı alacak.
Ayrıca kira geliri almadıgı ama kendine ait iki tane de küçük evi var. Pek değeri fazla değil bu evlerin.
Bu kişi kırk yasında diyelim.
Şİmdi bu kişi çocugunu ÖZel liseye vermek istiyor, senelik 105 bin civarı okul ve yemek bedeli tutuyor.
Ayda ortalama 9 bin desek. Bu kişinin ikinci çocugu da oldugunu düşünürsek çocuklarının geleceği için ortalama bir lise, doğa gibi bir yere mi vermeli yoksa 105 bin gibi üni kazandırmada iyi, ingilizce hazırlık ve dersleri olan güzel bir okula mı vermeli.
Soran kişinin kafası çok karışık. hem eğitim için vermek istiyor hem de bu ülkede buna degecek bir eğitim yok, ortalama bir liseye ver, doga gibi sonrasında yurt dışına gönderme peşinde ama ya o 4-5 sene sonra bu imkanlar olmazsa. En fazla 2 çocuk için istanbulda bir ortalama ev parasını eğitim için harcamış olurum düşüncesinde.
Kendisine tavsiyeniz ne olur.
0
liberal (03.07.22)
üni kazandırmada iyi, ingilizce hazırlık ve dersleri olan güzel bir okula vermeli tabii ki. yurt dışı işi çoğu zaman yalan olur, ki zaten astarı yüzünden pahalıya gelir. yabancı dil en iyi orta okulda, hadi bilemedin lisede öğreniliyor. özellikle ingilizce için üniversite çok geç. o yüzden muhakkak ingilizce hazırlık okumalı çocuk.
tabii ki kimseyi yargılamak kimseye düşmez ama işte çocuk yapılırken bunlar planlanmalı. kardeşinin varlığı çocuğun istikbaline engel olmamalı. çocuğu geride tutmanın anlamı yok, gerekirse okul masrafı için ev satılır. çocuk okutmak böyle bir şey. kardeşinin zamanı geldiğinde de onun için şartlar zorlanmalı tabii ki.
not/edit:
bizim zamanımızda hiçbir ilkokulda yabancı dil öğretilmiyordu, şimdikiler tabii ki daha şanslı ama çevremdeki tüm okul arkadaşlarım orta okul ve lise döneminde dil öğrendiler, şakır şakır yabancı dilleri var.
çocuk liseye gelmişken, en kötü lisede yabancı dil öğrenirse öğrenir. zaman makinesi yoksa ve çocuğu ilkokula döndüremiyorsak, yapılacak en iyi şey lisede yabancı dile boğmak.
bu arada orta okulda ingilizce, lisede almanca birer yıl hazırlık okudum. ikisi de tüm derslerin yabancı dil olduğu okullardı. üniversite sınavında dil sınavından tama yakın not aldım, alanım filoloji. 15 yıllık çevirmenim.
dil konusunda ne dediğimi biliyorum yani. yabancı dili asla üniversiteye bırakmayın.
0
blatta hiberna
(03.07.22)
Ben bir eğitim derneğinde fizik öğretmenliği yapıyorum, bu 4 yıllık lise hayatı gerçekten çok önemli bir insan için. İyi, kötü alışkanlıkların kazanıldığı, eğer iyi bir arkadaş çevresi ve iyi bir eğitim alınırsa ahayatta 3-0 önde olacağı bir süreç. Özel liseye vermek istemesi çok normal. Biz eğitim derneğinde ihtiyaç sahibi, başarılı öğrencilere ücretsiz ders veriyoruz, benim öğrencilerim çok iyi anadolu liselerinde okuyan, sorumluluk sahibi çocuklar ama okulları maalesef kötü, dersleri hiç verimli geçmiyor. Eğer devlete verirseniz mecburen ek ders, etüt merkezi, dershane ihtiyacınız olacak. Zaten devlet lisesine gidenler son 10 yıldır açık liseye geçmeye başladılar, açık liseye kayıt olup dershane ile çalışıyorlar.
Doğa kötü bir okul, size bir faydası olmaz. Bu tip özel okullarının eğitim faydası pek olmuyor, sadece çevre açısından avantajlı. İstek vakfı da öyle. İstek in tek iyi yanı, istek'ten mezun öğrencinin yeditepe'de okurken indirim kazanması. İtü vakfının belirli çalışma alanlarında olan ailelere indirimleri oluyor.
Ya da final temel lisesi gibi temel liseler var. Ben olsam evime yakın olan temel liseleri araştırırdım. Bunlar dershane mantığında çalışıyorlar, özel okula göre daha avantajlı, finalin İstanbul'daki bazı şubeleri çok iyi, çekmeköy final, kadıköy final, altıntepe final var, bunların yöneticileri de iyi. Bu yıl burada okudu diye bir sonraki yıl indirim yaparlar. Öğrenci ve öğrenci veli açısından da temiz. Temel lise olduğu için de daha uygun ücreti var.
0
GoodMorningTeacher
(03.07.22)
lisede en iyi yere bile gönderse, her çocuk kendi kapasitesi kadar yaşar. o kapasiteyi yükseltmek daha önemli diye düşünüyorum. alakasız görünecek, ama kişisel fikrim şu: o çocuğu özel okula göndermek yerine her hafta çocuğu ile bir biletli etkinliğe gitse, daha çok faydasını görür. baba ile gidilen bir tiyatro oyunu, beraber izlenilen bir bale çok daha etkili olur. çocuğun karakteri değil asıl söylediğim, derslerine de daha çok etkisi olur. çocuk özel liseye-üniversiteye gittiğinde ailesine karşı kendisini borçu hissetmiyor (ki, öyle hissetmesini istememiş de olabilir baba) ya da "daha çok çalışayım, ailem bana çok güveniyor" demiyor. ders çalışma bir farkındalıktır. instagram keşfetinde gezinmek eğlenceli gelmiyor çocuklara. o harcayacağı parayı çocuğun üst başı için marka kıyafetleri için harcasa dünyanın en mutlu çocuğunu görebilir karşısında. o da birkaç ay sonra normalleşir, ayrı konu.
şunu demeye çalışıyorum: özel okul üniversite için bir basamak değil. iyi bir üniversite kazanmak istemek, üniversitenin önemini bilip, eğitimi sevmek önemli. üstelik, zenginler arasında okuyunca daha da zengin olana özenme ihtimali daha fazla.
ben olsam çocuğa eğitimin önemini göstermek, yine de buna inanmayıp vasat bir yerde kalırsa onu kendialanında desteklemek isterdim. büyük konuşmanın kralını yapıyorum, özel okula göndermedim, göndermem de. nişantaşı üniversitesi mezunu birini işyerinde yüceltmem. ama odtü iyidir, boğaziçi iyidir. boğaçiçi kazanamamış, niğde'de okumuş biri de boğaziçi mezunundan daha iyi enstrüman çalabilir, ya da daha karizmatik olabilir. bunların ayrımını yapmak ve çocuklara fazladan para dökmemek gerektiğini düşünüyorum.
0
lovemyself
(03.07.22)
Bir çocuğun gelişimindeki en önemli yer lise bence. İyi bir liseye giden biri kendini her yerde belli ediyor. Meslek lisesinden alıp boğaziçine koyduğun çocukta hep bi şeyler eksik kalıyor.
0
mg3929
(03.07.22)
akademik başarı istiyorsa bilfen, dil ögrenmesini istiyorsa ted'e versin. diger özel okullarin birbirinden farki yok, hatta en pahali en iyi diyeceginiz okullarda akliniza hayalinize gelmeyecek sorunlarla karsilasirsiniz.
0
tadellesever
(03.07.22)
oncelikle kullanicilardan birinin dedigi gibi yabanci dil orta okulda, en kotu lisede ogrenilemiyor maalesef. o ise ilkokulda baslanacakti ya da "en kotu" orta okulda. cocugun kapasitesine de bagli olmakla birlikte lise cok gec yabanci dil icin. o yuzden oyle cok pahali okula gerek yok cunku bir anda cocuk muthis bir seviyeye gelemeyecek.
yabanci dile onem veren, kalifiye yabanci ogretmen calistiran ortalama bir okul yeterlidir.
bunun yaninda okulun sadece ticarethane mantiginda olmadigindan da arastirarak emin olun. ornegin kultur koleji cok ucuk degildir diye dusunuyorum ve bir hayli yeterli bi okuldur.
ayrica uni sinav basarisi da cocugun kapasitesine bagli yine. anadoluda, bize gore koy gibi olan kucuk sehirlerden istanbulda okul kazanip gelen cocuklar sayica azinlik degil. ama ozel lise hep bir ayricalik saglar tabii ki. yine demek istedigim illa cok ucuk rakamliya gerek yok.
0
Kittie
(03.07.22)
22 yıllık bir eğitimci olarak "lovemyself"e sonuna kadar katılıyorum. Kişi öğrenmeyi sevdikten sonra köy okuluna bile gitse başarı onu bulacaktır. Bu konuda Jean-Jacques Rousseau'nun Emilie adı kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
0
enolgun
(03.07.22)
Şu veya bu kesin öneride bulunamıyorum ama bir noktaya değinmek isterim. Lise yılları çocuğun ergenliğe girdiği kişiliğinin şekillendiği yıllar. Özü ne kadar iyi olsa da insanoğlu bozulmaya meyilli. Parayı üniversiteye saklayıp mahallenin lisesine verirseniz ve orası da serseri yuvası olursa illa ki etkisi olacaktır. Özel okullarda da tabela olup serseri yuvası olan var elbet. Bu noktada özel veya devletten ziyade düzgün ortamı olan okul bulmak gerek. Bunu da ancak eş dost referansı ile bilirsiniz. Ne özel liseler oluyor barajı anca geçiyor öğrenciler, ne devlet liseleri var veli profili düzgün çocuklar iyi yerler kazanıyor.
0
cilekli pasta
(03.07.22)
Çocuk anadolu lisesine girsin özel ingilizce kursuna gitsin o parayla da yurtdışında master yapsın
0
photo85
(03.07.22)
Edit : anadolu lisesi olmuyorsa düz lise
0
photo85
(03.07.22)
Açıkçası yaptığınız şey kumar oynamak. Çocuğa milyon dolar da dökseniz belki iş imkânı çok az olan bir bölüm okumak isteyecek, okuyacak. İngilizce konusu da abartılıyor. Ben üniversitede öğrendim. Yeterli seviyede İngilizceyi üniversitede de öğrenebilir. Shakespeare düzeyinde olmaya gerek yok. Ben kendini hiç kasmadan Türkçe konuşur gibi İngilizce konuşan fabrika müdürü tanıyorum. Her şey çok iyi olmalı düşüncesi sizi gerçek hayattan uzaklaştırır. Birçok şirkette girişte İngilizce mülakat yapılırken işin kendisinde 10 saniye İngilizce kullanılmıyor. Bir de üniversite artık bir hedef değil. Sınava 3 milyon kişi giriyor. İyi üniversite, iyi bölüm artık eskide kaldı. Ne okursan oku, nerede okursan oku, tonla rakibin oluyor. Çok iyi liselere gidip kötü üniversite, kötü bölüm kazanan çok insan var.
0
dissendium
(03.07.22)
Lisede IB veya AP gibi uluslararası müfredatları öğreten okullardan birini tercih edin. Hazırlık ve 9/10da bir pre-IB programı veya IGCSE öneriyor olabilirler, bunlar da iyi, en azından İngilizce bilgisi ilerleyebilir. IB diploması ile yurtdısında üniversite secenekleri daha çok artmış olur. Tek koşul değil tabii ama çok yardımcı. Doga koleji bayagı kötü bir okul, öğretmenlerine doğru düzgün ödeme yapmaması ile meshur. Yani bıkkın, her an gitmeye isyan etmeye yakın bir eğitimci grubu veya yeni mezun tecrübesi cok olmayan kişilere denk gelebilirsiniz.
Bunlar ısın mekanik kısımları. Cocugunuza yapacagınız en büyük iyilik kendisine spor, sanat gibi alanlarda fırsatlar yaratmanız, bir şeyler denmesine destek olabilmeniz. Okumayı, öğrenmeyi sevmesinde rol modeli olabilmeniz.
Yani okulda at binme saati olması lüzumsuz bir şey, cocukların çeşitli kulüp aktivitelerine, iyi bir rehberlik servisine, işinden bezmemiş kurumundan tiksinmeyen öğretmenlere erişime ve araştırmayı ve eleştirel düşünmeyi destekleyen bir müfredata ihtiyaçları var. Daha az önce bir kitapta okudum, iyi çocuk yetiştirmenin en önemli kriterinin iyi yetişkin rol modellerine erişim olduğu, iyi okulun cok daha az öneme sahip bir kriter olduğunu gösteren bir araştırmadan bahsediyordu.
Ben olsam eğer çocuğumu uluslararası müfredat öğreten ortalama bir liseye verir, burdan tasarruf ettiğim parayı da hobi, terapi, dil eğitimi, seyahat ve tasarruf gibi başka alanlara yönlendirerek çocuğumun daha açık fikirli ve kültürlü bir insan olmasına yardımcı olurdum. Okul her sey degil.
(20 senelik eğitimciyim, uluslararası okullarda ingilizce edebiyat öğretiyorum.)
Çok sade kıyafetler giymeyi sevdiğimden son zamanlarda bu tarz elbiselerle doldurdum dolabımı. Genelde her girdiğim ortamda bir cıvık ortaya atlayıp "Neneme dönmüşsün." diyor. Çok mu demode gerçekten? Yirmilerindeki biri için çok mu yaşlı işi? Benim hakkımda eski kafalı gibi kötü bir izlenim veriyor
Çok sade kıyafetler giymeyi sevdiğimden son zamanlarda bu tarz elbiselerle doldurdum dolabımı. Genelde her girdiğim ortamda bir cıvık ortaya atlayıp "Neneme dönmüşsün." diyor. Çok mu demode gerçekten? Yirmilerindeki biri için çok mu yaşlı işi? Benim hakkımda eski kafalı gibi kötü bir izlenim veriyormuş, öyle diyen de oldu. Bana sadece zarif, süssüz ve kendi halinde geliyor açıkçası.
0
vestasy (31.05.22)
altına düz beyaz sneakers (stan smith ya da keds gibi) belinde kahverengi ince bir deri kemerle demode görüntüden kurtulabilir.
0
rentts
(31.05.22)
Bir ben mi seviyorum bunları ya. Güzel diyecektim ki gömülmüş:)
0
kisa
(31.05.22)
ruhum daraldı. beyaz, krem, su yeşil gibi bi ton olursa gideri var
0
ala09
(31.05.22)
bence cok tatlu kizlara cok yakisiyor
0
nibba
(31.05.22)
boya, kiloya bakar bu isler. resimdeki hatunda nenelik bir durum yok..
0
cooperr
(31.05.22)
Bende pek sevmedim, çok sade.
0
Topalordek
(31.05.22)
uzun kadınlara aşırı gidiyo bence. uzun ince ama
0
westblack
(31.05.22)
Görseldeki ablada on numara beş yıldız durmuş.
0
kumandanim
(01.06.22)
uzun ince hanımlarda gerçekten şık duruyor, görseldeki de öyle.
demode filan değil, özellikle ingiltere'de her köşe başında olmasa da epeyce karşılaşılabiliyor. marks&spencer'da her daim bulunabilir bi model.
0
kaptankedi
(01.06.22)
Boy-kiloya göre değişiyor. Bu modele yakışmış mesela. Günlük hayatta aksesuarlarla çok canlandırılırsa giyilebilir bence. Başa renkli bir bandana- minnoş ayakkabılar ile etnik durabilir. dekolte biraz açılıp, uygun büstiyer ile havalı olabilir. takılar, düğmelerin açık-kapalı hali derken, canlandırılabilir. hiç dokunuş olmazsa sıkıcı olabilir sadece.
kendinize ait dokunuşlar yaptıktan sonra, modaya uymadığınız için "ayy nenem gibi" diyenlerin halt etmesi olur.
0
lovemyself
(01.06.22)
görseldeki kadın ne giyse yakışır, bence kıyafet güzel değil.
Uzun zamandır annemi balkan turuna götürme niyetindeyim. Geçenlerde anneannem ben de gelirim dedi, herkes birden saçmalama sen nasıl yürüyeceksin falan deyince hemen dedi ki yok şaka yaptım ya :’) bu olay benim çok içime oturdu, çünkü orda bi aslında şansını denedi, herkes öyle deyince bir şey diyem
Uzun zamandır annemi balkan turuna götürme niyetindeyim. Geçenlerde anneannem ben de gelirim dedi, herkes birden saçmalama sen nasıl yürüyeceksin falan deyince hemen dedi ki yok şaka yaptım ya :’) bu olay benim çok içime oturdu, çünkü orda bi aslında şansını denedi, herkes öyle deyince bir şey diyemedi. İçime en çok dokunma sebebi bizim memleketimiz oralar, 5-6 yaşlarında gelmişler bir daha hiç gitmemiş. Dedem çok görmek istedi göremedi, anneannemde de aynısını yaşamak istemiyorum gezdirmek istiyorum oraları. Ama gerçekten nasıl yürüyecek kısmının içinden çıkamadım.
Anneannem 75 yaşında, yaşına göre oldukça dinç her işini kendi görüyor ancak dizlerinden ameliyat olduğu için çok yol yürüyemiyor dizleri ağrıyor. Bir sürü tur baktım, turlar çok koşturmacalı, sürekli otobüs falan, çok perişan olur. Uçakla bir yere geçsek, ordan birkaç şehir duruma göre kendimiz gezsek otobüsle mantıklı olur mu? Biz Üsküplüyüz oralara götürmek istiyorum daha çok ama başka nereleri görebiliriz bu yöntemle? Bugün de debede arabayla balkan turu yapan birini gördüm, bu da kafama yattı ama arabaya alışıp uzun yola gidebilmem 1 yıldan önce zor, boşuna perişan olmayın 1 yıl bekle mi dersiniz? Çünkü kendimiz gitsek bile yürümesi zor olduğu için her türlü araba en makulü gibi :( işin içinden çıkamadım, tavsiyesi olan var mıdır?
Biraz uzun oldu, özetle: çok yürüyemeyen biriyle balkanlarda birkaç şehir gezmek için en mantıklı yol hangisi? Üsküp dahil hangi şehirleri plana almalıyız? Maliyet önemli değil.
0
anneboleyn (29.05.22)
O kadar uzun beklemeyin, turla gidin. Yorulduğu yerde zaten oturur dinlenirsiniz. Heves etmiş o kadar :) bir daha ne zaman görecek. Hem hevesi olursa biraz daha fazla yürüyebilir. Destek bastonu alırsınız, otobüsler direkt gezilecek noktalara götürüyor genelde. alkan turu rehberleri eminim alışıktır zaten yaşlıca turistlere, o yardımcı olur
0
helena
(29.05.22)
tur şirketlerinin günlük gezileri çok koşturmacalı değil. ekstra turlarına giderseniz belki yorabilir anneannenizi. bazı turlarda helena'nın da dediği gibi orta yaşlı ve yaşlılar çok oluyor. bence turla gidin. zaten araba bekliyor. yorulduğunda otobüste durursunuz. yani aklınızda "gelmişken her yeri gezelim" mantısı olmasın. hiç yürüyemeyecek durumda olsa kendiniz gidin derdim ama kısa mesafe yürüyorsa gidin. siz de fazla gezmeyeceğinizi baştan kabullenin.
mesela bazı yerlere gidiliyor, iki saat boş zaman veriliyor size. siz daha yakınlarda durun. iki saat boyunca yürümeniz gerekmez sonuçta.
bundan bağımsız olarak, gidin derim. ben anneannemle yurtdışı yolculuk yaptım, şu an hayatta değil ve en güzel anılarımız orada oldu. kendim için bir şey yapmamayı hedeflemiştim. ama zorluklar çıkınca da kahkaha attık, yeni yerler görünce de hevesle baktık, ve sonuçta iyi geçti. şikayetlenmedikten sonra her yer güzel. bizim bir artımız da, yemek ayırt etmememizdi. anneannem de ben de mızmızlık yapmadık. o rahatsızlıklarına göre yiyecek bir şeyler illaki buldu her yerde. bir de memleket toprağıymış, ay keşke hemen gitseniz :) çok heyecanlandım sizin adınıza :)
Balkanlar turu hakkında çok bilgi sahibi değilim, ama tavsiyem turda ne varsa oraları kabaca görmek yeterli. Üsküp'te bir kahve içse bile mutlu olacaktır.
0
lovemyself
(29.05.22)
anneannem 72 yaşında ayak ağrısına rağmen 15 ülke dolaştı. inanılmaz bir motivasyon kazanıyorlar
0
axwell
(29.05.22)
Turla gitmeye gerek var mı bilemedim, mesela bizim turistik yerlerde günlük turlar satılıyor orada da vardır. Otelinizi ayarlayın, otellerde de tur vs satılır, taksiyle giderseniz, planınızı kendiniz yaparsınız, en olmadı siz hergün gezersiniz anneanneniz bir gün dinlenir.
0
wishmaythşngs
(29.05.22)
İçimi çok rahatlattınız, güzel cevaplarınız için teşekkür ederim :) turları inceliyorum karar verince tur şirketine de bir danışacağım durumu
0
🌸anneboleyn
(29.05.22)
Merhaba, ne kadar hassas düşünmüşsünüz, iyi ki böylr güxel insanlar var, Teşekkğr ederim :) Bence turla bile olmasa, düz ayak oteller airbnb evleri bulsanız, böyle güzel manzaralı da olur. Biraz evde, biraz sokakta yaşayabilir, yemekleri tadabilir. Ben tur mantığını sevmiyorum, insan şehri yaşayamıyor sanki o hengamede. Belki de anane karar verir hangisi güzel diye :)
Düşüncenize, yüreğinize sağlık, çok duygulandım bu planınıza :)
0
damba
(30.05.22)
Cok tatli bir plan. Ben sizin yerinizde olsam uskup gibi merkez bir yere ucup oradan araba kiralarim. Araba cunku her turlu daha rahat olur. Tura bagli kalmazsiniz, begendigi yerde belki spontan olarak dhaa uzun kalirsiniz vs cok guzel olur. Eger hedef sadece uskupse orada kendinize gore “yavas” daha az kosturmali bir plan hazirlayabilirsiniz, bence tura gerek yok. Airbnb dairesi de evde yemek hazirlama acisindan (anneanneler secici olabilir) iyi olur. Genel olarak turlarda soyle oluyor, ekstra tur satin almayinca otobus turu satin alanlari indiriyor, turu almayanlari indirmiyor filan sacmasapan seyler.
0
kuehles blondes
(30.05.22)
Dizi protezli anneyle gezen kız tavsiyesi, uçaktan sonra tur otobüsüne bindiğinizde en arkadaki 4lü koltuğu alın, hanımefendi arada dizini uzatır, yan koyar vs vs.
Balkanların yolları çok iyi değil, dağlık olduğu için gayet virajlı. Gtmişken Bosna'yı da görmeden olmaz.
0
whoosie
(30.05.22)
ben genelin aksine tur yerine kendi aranıcızla gidin diyorum. kontrol hep sizde olacak. kafanız rahat, oh mis. belki bazen turun verdiği 1 saatlik dinlenme molası size yetmeyecek, belki siz "ulan turdakiler ile gezip ananemi tek mi bıraksam şuradan, yoksa yanında mı durayım?" diye ikilemlere düşeceksiniz. o kendisini rahat hissetmeyecek belki..
dedeağaç ve kavalayı arabada gezersiniz. selanik'te konaklama yaparsınız. oradan 4 saatte kuzey makedonya'da ohri ya da 5 saatte üsküp'e geçer konaklarsınız. son olarak da bulgaristan turu belki cebel'de bir gece konaklama ile dönersiniz. ama mutlaka tekerlekli ve hatta mümkünse oturaklı bir walker alın yanınıza.
0
duster
(30.05.22)
Balkanlar’da araba kullanmak zor, bunu da ekleyelim
Aynı renklerin zeminde olduğu B-F, C-H, D-E çiftlerinde renk komşulukları birbirini tutuyor ama kırmızı rengin zeminde olduğu A-G çiftinde yeşil aynı yerdeyken mavi ve sarının konumları farklı. Dolayısıyla bu iki piramit aynı piramit değil.
G ve A piramitlerini kırmızı solda kalacak şekilde yatırırsak E piramidi renk sırası ortaya çıkmalı G bunu sağlıyor A sağlamıyor.
A yanlış.
0
akhenaten
(21.05.22)
@akhenaten +1 A yanlış Hepsini kafanızda prizmayı çevirerek bulmaktansa hızlı çözümü de şu şekilde. Hepsi aynı prizmadan alınan görüntüler olduğuna göre;
1- iki renk aynı konumda iken 3. renk farklı olamaz. Bu A ve D yi ilk şüpheli yapar. Mavi ve sarının görüntülerdeki konumları aynı) Ama ikinci taramayı yapmadan hangisinin başka bir prizmaya ait bir görüntü olduğunu bilmeyiz.
2- İki farklı görüntüde iki renk farklı konumda iken 3. renk iki görüntüde de aynı olamaz. Bu da A ve G'yi öne çıkartıyor. (ikisinde de 3 renk aynı, yeşil ikisinde de aynı konumda ancak diğer renklerin konumları farklı.)
Sonuç olarak, kesişim noktası olan A kesin olarak farklı bir prizmaya ait bir görüntüdür diyebiliriz.
0
yeninesiltupcu
(21.05.22)
F Üst ve alt sıradaki renkleri karşılaştırınca; yani A’yı E, B’yi F ile karşılaştirinca, alt satırdaki üçgene yeni bir renk ekleniyor. Bu kurali bozan F. Bu tarz mantık sorularında bir sürü doğru cevap olabilir ama doğrusu en basit olanıdır genelde.. Doğru cevabı biliyorsanız yazın lütfen…
Psikoloji ile ilgili veya bilgili olanlar bakabilir mi?
Dartagnan
bende bir durum var ama. bu durumun neyle alakalı olduğunu, nasıl bir psikolojik durum olduğunu çözemedim. bilenler bana ipucu verip, araştırmam gerekeni yol gösterebilir mi?durum şöyle: gün içerisinde bir şeylerle uğraşırken atıyorum yemek yaparken, yürürken ya da çalışırken o durumla alakalı bir o
bende bir durum var ama. bu durumun neyle alakalı olduğunu, nasıl bir psikolojik durum olduğunu çözemedim. bilenler bana ipucu verip, araştırmam gerekeni yol gösterebilir mi?
durum şöyle: gün içerisinde bir şeylerle uğraşırken atıyorum yemek yaparken, yürürken ya da çalışırken o durumla alakalı bir olguyu saçma sapan, ortada bir nedene dayanmadan belirleyip "şöyle yaparsam şöyle olacak ileride" deyip kumar oynamaya başlıyor gibi hissediyorum.
daha spesifik bir örnek vereyim size. mesela yürüyorum yolda tamam mı işte yolda giderken önümde bir direk görüyorum oraya kadar 5 adımdan fazla gidersem eğer normal adımla ilerideki bir sınavımı kazanacağım ya da önemsediğim birisi bana yazacak vs. örnekler çoğaltılıp gidebilir. o an o durumla alakalı değil ve gelecekte olacak bir şey ve yapılan bir kumar gibi garantisi de yok ama olursa öyle rahatlıyor gibi hissediyorum olmazsa gün içinde modum düşüyor vs.
0
Dartagnan (19.05.22)
Bilişsel çelişki
0
freebird5406_2
(19.05.22)
Bilişsel çelişki kuramını inceledim. Anladığım kadarıyla başta mantıksız ve rasyonaliteye oturmayan şeyleri rasyonaliteye oturtma çabası var. Fakat benim durumumda ortada bir belirsizlik var. Yani şöyle olursa böyle olacak minvalinde bir "şans" faktörü. Ayrıca geleceğe dair yani mevcutta kafamda oturmamış bir şey gibi de duran bir şey değil. Umarım anlatabilmişimdir.
0
🌸Dartagnan
(19.05.22)
Apofeni'ye benziyor.
0
Erva
(19.05.22)
Genel anksiyete düşürmek için insanın kendine yaptığı bir şey aslında, OKB'den muzdarip kişiler de sık sık böyle totemler tutar. Sıkıntı olmaya başladığı şey totemlerini veya ritüellerini yerine getiremedikleri zaman çok kötü şeyler olacağına inanmaları ve ritüelli/totemi artık "compulsion" olarak yerine getirmeye başlama evreleri. Sizin böyledir demiyorum kesinlikle ama anksiyete ile bağıntılı olabileceğini düşündüm bir an paylaşmak istedim. Belki totem tutarak rahatlamak istiyorsunuzdur, sınava girerken uğurlu çorabını giymek gibi. Eğer bu durum sizi rahatsız ediyorsa profesyonel bir bakış iyi gelecektir burada kim ne derse desin "bir tahmin"den öteye gitmez
0
laputa
(19.05.22)
OCD olabilir. (Obsesif Kompülsif Bozukluk) Genelde sadece kirlilik kaygısı olarak biliniyor ama bu şekilde olanları daha yaygın.
Şey tarzı örnekler var, lambayı kapatacaksınız mesela odanızda. "4 kez açıp kapatmazsam ailem ölecek vs." tarzı davranışlar.
İyi haber ise bu konuda terapiler çok ilerledi. Bir profesyonele görünürseniz süreç kısa da olsa uzun da olsa çözüleceğini düşünüyorum.
0
aguen
(19.05.22)
Bu durum çok görülüyor. Birkaç dizi ve filmde de bu konu işlenmişti. "Şöyle olursa istediğim olacak" ya da "Şuraya kadar nefesimi tutabilirsem sınavı geçeceğim" gibi şeyler. Amelie'de bile vardı sanıyorum. Beyin hayatı neşeli hale getirmek için oyun oynuyor. İş ve özel hayatınızda yoğun bir sürece girerseniz aniden bittiğini göreceksiniz.
0
lovemyself
(19.05.22)
Sizinkinin sıklığını bilemiyorum. Bunu bazen ben kasten yaparım. Hayattaki heyecan ve belirsizlik, tehlike eksikliğinin dolaylı bir sonucu bence. Risk almayınca ya da şartlar itibariyle risk alamayinca yani risk alacak bir şey zaten olmayınca, elinin altında olanı bir tehlike fantazisine dönüştürebiliyor insan.
Orhan Veli'nin bir hikayesi var, işsizlik isminde. Belki o da bu konuya kafa yormak adına bir kapı açabilir size.
eşim annesini babasını kaybetti ne yazikki. ikisini de bikaç yıl aralıkla. biz de yaklaşık 1 senedir evliyiz, eşim son dönem hep aynı rüyayı görüyor. annesi ve babası rüyasında kavga ediyor. rüyada bir neden yok, sadece fiziksel şiddete varan bir kavga goruyor. geçmişte annesi babasi arasi da birbir
eşim annesini babasını kaybetti ne yazikki. ikisini de bikaç yıl aralıkla. biz de yaklaşık 1 senedir evliyiz, eşim son dönem hep aynı rüyayı görüyor. annesi ve babası rüyasında kavga ediyor. rüyada bir neden yok, sadece fiziksel şiddete varan bir kavga goruyor. geçmişte annesi babasi arasi da birbirlerine aşık olsalar da kavgalı bir süreç de olmuş onu etkileyen. neyse sonuç olarak bize bu rüyanın psikanalizini ya da tabir mi dersiniz, yorumlayacak olan var mı? teşekkürler
0
rafetli gunler (14.05.22)
öncelikle, ciddi bir yorumlama için eşinizin yorumlayan tarafından tanınması gerekiyor. benim annemi rüyamda görmemle eşinizin ya da sizinki bir değil. ama şunu söyleyebilirim,
kaybedilen yakını görmek çok normal. bilinç o kişilerle görüşmek istiyor. tartışmalarını görmek de, onları gördüğü zamanı huzursuz kılacak bir şey. kişisel bir yorum olarak, eşinizin ölüm korkusu yaşadığını ve anne-babasını mutlu anlarıyla hatırlamaktan kaçındığını söyleyebilirim. mutlu görse belki onlarla beraber gitmek ister diye bilinçaltımız böyle minnak oyunlar yapıyor. "orda kavga var, kal burda" diyor bir nevi.
acı ie yüzleşsin, "ölüler rahmet istedi demek" gibi vefat edenler kaynaklı değil de, kendi açısından görsün bu olayı. bir de, onların vefatından sonra kendisini tamamen koyuvermemişse, sorumluluklarına-hayatına kısa sürede geri döndüyse, bu yüzden acı çekiyor olabilir. kavga bunun da sembolü.
0
lovemyself
(14.05.22)
Eşinizi tanımak gerek +1
Aynı olaya şahit olan çoğu insan kendi hayata bakış açısına göre çok farklı açılardan olayı değerlendirir.
Atıyorum eşiniz aslında anne babasının çift olmaması gerektiğine inanıyordur ve şimdi dini inancı gereği, öte dünyada kendi müdahalesi de olmaksızın başbaşa kalıyor olmaları eşinizi rahatsız ediyordur içten içe. Yani burada temel nokta duruma eşinizin müdahale edemiyor olma hissi aslında, yoksa öte dünya olgusunun ne derece doğru olduğu başka bir konu.
Bunun daha farklı bir modelinde belki de eşiniz anne babasının öte hayatta bir arada mutlu olduğu senaryoyla acısını hafifletmeye çalışıyor ancak bu hissi bir türlü tam anlamıyla yaşayamıyor olabilir. kendisi neden bu düşünceye inanamadığı cevabını bilinçli haldeyken kendisine vermekten çekiniyor olsa da cevabı zihni ona rüyalarında veriyor olabilir.
Başka bir açıdan, eşiniz belki de anne babasını güzel hatırlaması gerektiğine inandığı halde kötü anıları bastırmakta güçlük çekiyor ve bunlar rüyalarında açığa çıkıyor olabilir. Ölen yakınlarımızı iyi hatırlamak isteriz, bunun birçok toplumsal nedeni var. Ancak bu her zaman mümkün olmaz ve eşiniz anne babasına olan sevgisi karşısında onları bu şekilde hatırlamanın acısını yaşıyor olabilir. Bir çeşit suçluluk duygusu hissediyor olabilir.
Daha farklı bir bakış açısından, eşiniz anne babasının yokluğundan acısını çok yoğun hissettiği için zihni ona "bak böyle şeyler de oldu, onlar varken de her şey harika değildi" vurgusunu yapıyor olabilir.
Birbiriyle çelişen bu senaryoların hepsi mümkün, daha farklı senaryolar da oluşturmak mümkün. Tamamen eşinizin kim olduğuyla ilgili bu, eğer bu durum onu ciddi anlamda kötü etkiliyorsa uzman tavsiyesi almasında her zaman fayda var.
Hep başkalarından duyduğum şeyi kendim yaşadım. Hayatı bir rakam değildi, bu para olmadan da hayatımi idame ettiririm. Acil paraya ihtiyacım yok. 7 de biri buhar oldu kriptolarla oynarken. 2-3 yıl sanırım giderlerimi asgari düzeye getirirsem aynı parayı biriktirebilirim.AncakBeni asıl delirten bu ya
Hep başkalarından duyduğum şeyi kendim yaşadım. Hayatı bir rakam değildi, bu para olmadan da hayatımi idame ettiririm. Acil paraya ihtiyacım yok. 7 de biri buhar oldu kriptolarla oynarken. 2-3 yıl sanırım giderlerimi asgari düzeye getirirsem aynı parayı biriktirebilirim.
Ancak
Beni asıl delirten bu yaşamış olmak, o parayı ise yarayan bir yere harcamamis olmak, kardeşime bir yakinima vermemiş olmak, sokak hayvanlarına vs harcamamis olmak, tatile gitmemek gibi yıllardır feragat ettiğim şeyleri yapmak. Vs
Bunları düşündükçe kendimi çok kötü hissediyorum. Bu histen nasıl kurtulabilirim. Bunca zaman para biriktirmek harcamalarımi kontrol etmek hep sevdiğim zevk aldığım bir şeydi. Biriktigini gördükçe daha rahat harcamaya başladım, daha beni mutlu eden şeyler yaptım. Verdiği güven iyi hissettiriyordu.
Şimdi hayatımdan birkaç yıl daha bu parayı biriktirmek için gidecek ve ben ayarlarım bozulmus gibi hissediyorum yani o kadar parayı havaya atmisken ben nasıl eskisi gibi harcayacağım 50-100 liranın hesabını yapabileceğim. Karnım ağrıyor.
Nasil atlattiniz.
Bu arada Kalan paramı bir tane "görece" güvenilir (yani yükselmesinden ziyade Luna gibi delist olmayacağına inandığım) bir coine koydum. Olur da 6 katına vs çıkarsa (en son Aralık 2021de çıkmış) zararimi kurtarmak söz konusu olabilir. Binance i de telefonumdan yüklediğim den beri ilk kez sildim. Sanırım verdiğim emrin süresi de 90 günmus. Bu süre boyunca bakmamayi planlıyorum.
Bir borcum yok, olağanüstü bir durum olmazsa maasimla geçinip gene rutin birikime (belki birkaç bin lira) devam edebilirim.
Ama yine çok kötü hissediyorum mesela annemden utanıyorum nasıl konuşacağımi bilmiyorum (tabi ki soylemicem) kardeşimden utanıyorum. Kedimden bile utanıyorum mama alırken fiyatlarını incelediğim ama ona yıllarca yetecek mamanın parasını çöpe attığım için.
Nasıl azalır bu his. Tutumlu olmayı bırakıp yarın yokmuş gibi harcayayayim mi? Yani gözlerimin önüne 5-10 sene öncesi, tatile eğlenceye gitmeden öylece evde oturduğum yıllar geliyor. Resmen param değil emeğim, yıllarim, saatlerim, günlerim feragat ettiğim her şey gitti.
0
sanguine (13.05.22)
Yanlış yazmışım başta paranin 6-7'de biri kadarı kaldı. Başta kaybım 4te 3 kadardı ve beklesem çıkardı ancak çıkılmaz bir noktaya soktum son birkaç günde panik olduğum için.
0
🌸sanguine
(13.05.22)
Önceki sorularınıza baktım. Altında da zarar etmişsiniz. Bence siz Türk lirası dışında bir şey kullanmayın. Abartmadan keyfinize göre harcama yapın. Diğer tarafa götürülmüyor bildiğiniz gibi.
0
dissendium
(13.05.22)
2-3 yıl da değil, 5 sene falan biriktirsem (kendimi çok kasmadan) toplarım o parayı. Onu da düzelteyim mobilde oldugum için ekleyemedim.
0
🌸sanguine
(13.05.22)
para yonetmeyi bilmiyorsan paran olmasin. Hep krediye gir araba al motor al. O zaman istesen de kaybedemezsin.
0
divit
(13.05.22)
Zamanında bende kriptoda kaybettim ama 4 aylık birikimdi benim için, ilk başta çok kızdım kendime ama yapacak bisey yok deyip saldım. Onun yerine araba aldım vs o parayı daha az biriktirip yemeye başladım. İnsanı üzüyor, tuhaf bir duygu kaybetmek, bende bide okb var sen düşün. Gerekirse psikolojik destek al. Borç alıp birşeyler almak onları ödemekte mantıklı. Mecbur ödeme yapmak zorunda kalırsın. Elinde somut birşey de olur.
0
Topalordek
(13.05.22)
29 yasında gencecık yakısıklı dağ gibi bir akrabamız 4 trılyon kaybettı bitcoinde , geçen hafta kendini astı ve öldü. geride 10 aylık bebegı ve eşi , onu cok seven aılesını bıraktı. en azından boyle bısey yasamadın. hayat devam edıyor. saglıklı ol da para ne ki, yıne kazanırsın. dusunmemeye calıs ve bundan sonrakı adımlarını doğru at.
0
camene87
(13.05.22)
utanmayı. böyle şeyler olur hayatta. sadece, paranın bir kısmını batırdığınız yerde tekrar çıkma ihtimaliniz çok düşük. birincisi, bu konuda uzman değilsiniz ve bir yara aldınız. ikincisi, kimse bu şekilde zengin olmuyor. üçüncüsü ise bence en kritik olanı: o üzüldüğünüz, yapsaydım daha iyiydi dediğiniz yere hiç gelemeyeceksiniz zaten. yani isterseniz şu an kaybettiğiniz miktar kadarını kazanın, yine bırakmayacaksınız. daha sonra yine kazanın biraz daha, yine paranızı çekip kardeşinize, bilmemkime vermeyeceksiniz. çünkü yükseliyor diyeceksiniz. neden zarar edeyim ki, diyeceksiniz. bu sebeple, memur olanlar birçok kişiden daha çok mülk sahibi oluyor. kredi çekiyor, düzenli ödüyor, geleni-gideni belli. riske girmiyor. riske giren de ya fena batıyor, ya da arada çıkıp arada batıyor. elbette aile desteği vs olanlardan bahsetmiyorum.
bence çıkın o piyasadan. daha bilindik sularda yüzün. az bir miktar kaybetmişsiniz, yarısını da kaybedebilirdiniz sonuçta. hepsi de gidebilirdi. bir yol çizin kendinize. bu yol "paramı çatır çutur harcıcam" da olabilir, daha basit mantıkla "şimdi bi araba alayım, seneye satıp karşılar ederim" de olabilir. ama risk sizi mutsuz kılar. bu yazdıklarım maddi açılımlardan çekinen, o konuda garantici birinin yazdıklarıdır. dikkate almayabilirsiniz de. ama asla mutsuz olmayın, işi kötü yerlere çekmeyin. yaşamak için kazanıyoruz, kazanç hayatımızın amacı değil.
0
lovemyself
(14.05.22)
para kısılarak biriktirilmez. kendini sürekli geliştir. her sene gelirini katla. belki bu bir başlangıç olur senin için. para harcamamak için evde oturacağına, bir şey yapmayacağına ekstra iş yap, iş öğren. şöyle düşün; 5 lira kazanıp 3 harcayıp 2 biriktireceğine, 10 lira kazanıp 6-7 harca. eğer kariyerinin ya da side hustle'ın üstüne koyarsan, küçük de olsa büyüme şansın varsa, bileşik faiz gibi düşün, mutlaka büyük birikimleri tekrar yaparsın.
0
gabe h coud
(14.05.22)
1) Para biriktirmek için tek yol tasarruf yapmak değildir. emek verip ek para kazanabileceğin şeyler var. 2) hayatındaki en mükemmel tecrübelerden birini yaşadın. kolay yoldan para kazanılmıyor. kazanılsa da riski çok, bir anda herşeyin gitme ihtimali var. bu günden sonra ne kumar ne coin gireceğini sanmıyorum. 3) paranın hepsini de kaybetsen ne olacak? belli ki kendi kendini götürebilecek bir bilgin yeteneğin var, en kötü ihtimal araban olmaz, telefonun kötü model olur, belki istediğin yemekleri evde yaparsın...kaldı ki seninle benzer şeyleri yaşayan o kadar insan var ki. yalnız değilsin. sağlık en önemli şey, onu korumaya bak
0
monicapp
(14.05.22)
Büyük miktar ne abi? Ona göre tavsiye verelim. Büyük ihtimalle 60-70 bin kaybettin. Geçen seneden bugüne 1.4 milyon TL olan param şimdi860 bin. Üstelik BİST yüzünden.
0
ikikerekac
(14.05.22)
paranın kaybettiğin kısmı senin kazancın miydi? kaybettigin kısım havadan geldiyse uzulmezdim ben olsam.
0
tabudeviren
(14.05.22)
total zararım 4000dolar ve dün ossura ossura uyudum.
0
sameidiot solo
(14.05.22)
Yanlış anlaşılmasın paramın YUZDE 85 kadarını kaybettim ilk cümlede yanlış yazmışım.
Yani çok değişik hissediyorum sirazem kaydı, biriktirdiğim miktar arttıkça harcamalarımi daha güvenle yapıyordum, dhaa kolay istediğim şeyleri daha kaygısız alıyordum.simdi gene o hardcore tutumluluk moduna mi geri döneceğim. Hayrına 1000 lira bir yere vermediğim halde yüz katını çöpe atmış olarak şimdi nasıl hareket edeceğim onu düşünüyorum.
Tam anlayamamış da olabilirim ben de ilk kez böyle bir şey yaşıyorum. Tavsiyelere çok teşekkür ederim, benzer durumda olanları duymak istiyorum.
0
🌸sanguine
(14.05.22)
Hocam sizce gerçekten tatile gitmeyip, kendinizden kısıp para biriktirmek ve bunu buyütmek için kumar oynamak mantıklı mı, size ne getirecek, daha çok para mı, daha çok oara size tefah ve mutluluk mu sağlayacak.
Siz o refah ve mutluluğu tatile gitmeyi bıraktığınızda kaybettiniz zaten. Parayı bu kadar büyütmeye odaklanmayıp tatilinize, hobinize bütçe ayırsanız zaten ulaşmaya çalıştığınız mutluluğu refahı yakalacaksınız.
Bence artık buna dur deyin. Mutluluğunuza yatırım yapın
0
zimbirik
(14.05.22)
hayat her zaman mükemmel olamaz. acı çekmekten, üzülmekten, utanmaktan sürekli kaçamayız, gerek yok. üstelik hep böyle yaparak asla yeterince ders çıkaramazsınız. şimdi bana kızabilirsiniz ama baya baya hata yapmışsınız, bir karar almışsınız ve yanılmışsınız ki olabilir.. ama bu kararın sorumluluğunu alıp, bu acı ve sıkıntıyla devam etmelisiniz en azından bir süre. o yüzden kendinizi pohpohlayacak birşey aramayı bırakın. bir bedeli olmalı yani. gidip kahrolun demiyorum ama 50-100 liranın hesabını yapacaksınız tabi sizin şu anki durumunuzda, bundan daha normal ne olabilir?
illa avutacak bir dayanak bulacaksak; deneyim satın almış ve paranızı buna harcamışsınız gibi düşünün. anlamadığım işlere girdim, fütursuz davranmadım ve sonunda kendimi eğitmek için bu parayı harcamış bulundum deyip geçin. hala yok 6 katına çıkarsa, şu olursa bu olursa, halam erkek olursa amcam olur kafası taşıyorsanız üzülmeye devam edebilirsiniz. ya finansal bilginizi geliştirin ya da bilen birilerinden danışmanlık alın.
ayrıca şakasız söylüyorum; her şeyin başı sağlık. hayatta ve sağlıklıysanız -psikolojik sağlığınız da aynı oranda önemli- bu en kıymetlisi. o yüzden hayatta ve sağlıklı kalmaya bakın.
geçmiş olsun.
0
rewlack
(14.05.22)
ilk hata birikiminin tümünü cryptoya yatırman. halbuki olması gereken seni üzmeyecek kadar rakamlarla girip kazandıkça bunu crypto sermayene eklemen. işler iyi giderse kazancını koruyacak kadarını içeride tutup fazlasını başka ve daha güvenli bir yatırım aracına aktarmandı.
Söylenen fiyattan çok fazla çıkıyor mu yoksa değer mi?
Söylenen fiyattan çok fazla çıkıyor mu yoksa değer mi?
0
beyaban (13.05.22)
40 yaş üstü ve 18 yaş altı kabul edilmez gibi bir şartı olan tur vardı. instagram'da gördüm sanırım. öyle bir şeyse, değer. yoksa, dedelerle, teyzelerle, ağlayan bebelerle çekilmez.
rehber de çok önemli. gittiğim bir turda komisyon almak için, rehber bir milyoncuya götürüp alışverişe zorlamıştı, leğen falan bakmıştık :P akhsdas
0
gabe h coud
(13.05.22)
kultur turu niyetine gidiyorsan (cevre gezisi ve safari var sende mesela) git ama tatil de olur ne guzel uygun fiyatli da gibi bir dusuncen varsa gitme. i tekne turlari hic guzel olmuyor. ben kaliteli bir sirketle daha once gittim. o tekneleri her tur sirketi kullaniyor. benim hosnut kalmadigim turu duzenleyen sirketin burada bi sucu yok demek istiyorum. o tekne turlari falan cok kalabalik oluyor. baska tekneler de geliyor o saatlerde diger tur sirketleri getiriyor. multeci deniz kacisi gibi bi sey. tur genel olarak pismanliktir. kendi turundakiler duzgun ciksa bile diger turlardan da insanlarla bulustugun yerler oluyor iste. igrenc bir sey tur. kisisel fikirlerim tabii ki. tura bayilan arkadasim da var. hem de en ucuz turlara gidiyor. git belki sen de seversin :)
0
Kittie
(13.05.22)
söylenen fiyatın üstüne çok para gidiyor. ek turlar, şu eğlenceye isteyen gider demeler, bazı yerlere giriş biletini karşılamamalar, yurtdışı ise zaten bilmemen vergisi-bileti falan derken, fena para gidiyor. genelde günde iki öğün veriyorlar zaten, bir öğünü siz karşılıyorsunuz. bir de her gidilen yerin meşhur bir yiyeceği oluyor, bir kumaşı-kıyafeti oluyor ve alıyorsunuz. derken, atıyorum 10 bine bir tura katılıyorsanız, 4 bin cebinizde olursa mutlu bitirirsiniz.
izmir'den boyoz siparişi versem trakya’da bir şehire gelir mi ya? gelirse de güzel olur mu( arkadaşlar tutturdu bize boyoz ısmarlaman lazım diye) getirteyim de sussunlar artık modundayım
izmir'den boyoz siparişi versem trakya’da bir şehire gelir mi ya? gelirse de güzel olur mu( arkadaşlar tutturdu bize boyoz ısmarlaman lazım diye) getirteyim de sussunlar artık modundayım
Alsancak Dostlar Fırını Getir'de varmış ama bulunduğunuz ilde hizmet veriyor mu bakmak lazım. alsancakdostlarfirini.com
Pişmiş olarak ise bir arkadaşım her izmir'e geldiğinde istanbul'a götürür ve en fazla ertesi günü güzel olduğunu söyler. 1 günde kargo ile gelirse izmir'den isteyebilirsiniz.
0
faithless
(13.05.22)
A101 deki çöp. Boyozla alakası yok. İzmirden kargoyla boyoz gönderen bir yer yok. Fakat dostlar fırınına ulaşırsınız size belki belli bir ücret karşılıgında izmirden kargo ile gönderir o da 2 gün sonra elinize ulaşır. Isıttıgınız zaman kötü bir şey yersiniz. Boyoz dedigin fırından çıkınsa o an taze taze yenilir max 12 saat bekler
0
limonlu eksi
(13.05.22)
@limonlu tahmin ediyorum kötü olacağını ama beynimi yediler kötü falan yesinler de sussunlar :) kuzenimi arayayım da o alıp otobüse versin bari daha çabuk elimde olur kargoya göre.
0
🌸melodi
(13.05.22)
biri gidip fırından hamurunu alacak. kargo falan olmaz, hemen gidip otobüs firmasına verecek, siz de bekletmeden alacaksınız. bagaj konulan yer eğer çok sıcak olursa da olmaz ama.
bana özel araçla getirmişlerdi ve sıcakta kalmamasını sağlamışlardı, gelince buzluğa koydum, hiç sorun olmadı. istediğimde çıkarıp fırında pişirdim hemen.
bir de, sorunuz bu değil ama, boyozu merak edip, deyip de seven bir izmir dışından insan evladı görmedim. bir ısırıp atıyorlar. "içi neden boş" diyorlar. "ee bu mu yani" diyorlar. demesinler :)
ek olarak, A-101'de çöp, limonlu eksi'ye katılıyorum.
İş dışında görüşmüyoruz ama iş yerinde samimiyiz diyebilirim. Benim bir iki aya işten ayrılma ihtimalim var. Şimdi gram taksam çok. Tek bay olarak çocuğu görmeye de gidesim yok saçma olur. İbanına para atmak çok mu saçma? Evden çalışıyoruz yüzyüze çok göremiyorum. Para atarsam kaç atim?
İş dışında görüşmüyoruz ama iş yerinde samimiyiz diyebilirim. Benim bir iki aya işten ayrılma ihtimalim var. Şimdi gram taksam çok. Tek bay olarak çocuğu görmeye de gidesim yok saçma olur. İbanına para atmak çok mu saçma? Evden çalışıyoruz yüzyüze çok göremiyorum. Para atarsam kaç atim?
0
mg3929 (05.05.22)
Bence bütçenize uygun bir LEGO Duplo seti çok iyi olur. Minimum 3-5 yaşına kadar kullanır. Gram altın çok diyorsanız 300-400 liralık ebebek hediye çeki de olabilir.
0
Amaranta ursula
(05.05.22)
Ya bence iş dışinda görüşmüyosan kesinlikle öyle büyük bişe alma. Gir kotonun sitesinde 2-3 parça zıbın mıbın seç. 100-150 tl filan yeter. Ev adresine kargoyla yolla bitti gitti. Hiç öyle büyük bişe almana gerek yok hele de altına hiç. Yakın akrabalar bile almıyor.
0
turuncu tonlarda
(06.05.22)
Hediye alman daha mantıklı. "görünce aklıma geldi, almak istedim" dersen kıymete de biniyor. düşünmüş, seçmiş, alıp getirmiş, zahmet etmiş oluyorsun.
altın ya da para göndermek gereksiz. çoğu samimi arkadaş bile kıyafet alıyor. 200 liraya kral bir zıbın takımı alırsınız. ya da montesori diye kakalanan herhangi bir obje, kadınlar seviyor öyle şeyleri. eğer hediye verecek kadar görüşmüyorsanız, arayıp tebrik etmeniz yeterli bile. çocuk hediyesi çok samimi akraba ve aile içinde bir şey.
dermapen, gözaltı ışık dolgusu, balkabağı peeling gibi yüze uygulanacak işlemleri yaptıran var mı aramızda? güzellik merkezleri yapıyor ama sanırım uygulayan doktor değil. ben aşırı korkuyorum böyle şeylerden kötü sonuç almaktan. güzellik uzmanları da belli bir eğitimden geçiyor biliyorum ama nedens
dermapen, gözaltı ışık dolgusu, balkabağı peeling gibi yüze uygulanacak işlemleri yaptıran var mı aramızda? güzellik merkezleri yapıyor ama sanırım uygulayan doktor değil. ben aşırı korkuyorum böyle şeylerden kötü sonuç almaktan. güzellik uzmanları da belli bir eğitimden geçiyor biliyorum ama nedense çok merdivenaltı bi tabir gibi geliyor bana. kime, nasıl güvenip de yaptıracağız yaptıranlar varsa aydınlatabilir mi? teşekkürler.
0
dedim ben sana (04.05.22)
Korktuğunuz şeyi yaptırmayın bence? Dermapen mesela bir güzellik uzmanına sorsan onu öyle bir pazarlıyor ki hemen yaptırmam gerek diye düşünüyorsun. Halbuki hayatta yüzüme yaptıracağım bir uygulama değil. Benim rastladığım güzellik uzmanlarının bazıları tam pazarlamacı kelimesinin sözlük anlamıyken ve kişiyi ağa düşmüş gibi hissettirirken, bazıları da gerçekten insanın üzerine üzerine gelmeyen profesyonel kişilerdi. Güveneceğin mümkünse doktorlarla beraber çalışan bir merkez bulmalısın. Araştır bol bol, güvenebileceğin bir merkez bul. bahsettiklerimin ücreti de daha yüksek oluyor bu arada.
0
maq
(04.05.22)
bir doktorun güzellik merkezine gittim daha önce. cerrahtı. daha rahattı içim. yine de bazı sıkıntılar yaşadım. gözaltı ışık dolgusu saçma sapan oldu, dermapen sırasında iğne damara geldi sanırım ve suratımda geçmeyen bir leke oluştu. yani doktor da olsa bazı sıkıntılar oluyor illaki. ama asla doktor olmayan bir yere gitmem. güzellik uzmanı dediğiniz, maq'ın da yazdığı gibi sizi komplekse sokup, işlem yaptırmaya psikolojik olarak zorluyor. "sadece soracağım" diye giriyorsunuz kapıdan, suratınız iğrençmiş, nasıl insan içinde dolaşıyormuşsunuz der gibi kötülüyorlar.
hasılı, uzun zamandır yeri olan ve doktor olan birine yaptırın. öncesinde internetten bilgi toplayın ve doktorunuza da bol bol danışın.
bir de, cilt bakımı için kaliteli markaların ürünlerini düzenli kullanmayı da deneyebilirsiniz. çünkü bahsettiğim merkezler çok pahalı artık. önceden 600'e yaptırdığım işlemi 2500'e yaptırıyorum. Ki, benimkiler hep bakım, dolgu vs yaptırmıyorum. watsons-gratis gibi yerler ve loreal gibi uyduruk markalar dışında, cilt için kaliteli ürünler aldım. Mbr gibi. Sephorada buluyorum genelde bu ürünleri. Çok işe yarıyor. Bu seçeceği de düşünün derim.
0
lovemyself
(04.05.22)
hahaha evet lovemyself’in dediği gibi, güzellik merkezindeki bazı uzmanlar “bu suratla bu yaşa nasıl geldin” muamelesi yapabiliyorlar. Yani biraz kendine güveniniz azsa veya kötü bir döneminizdeyseniz sömürmeye eğilimli olabiliyorlar. Bu konuda dikkatli olun. Kendinizi iyi hissettiğiniz yerlerde yaptırın.
Bizmopen adlı çiğneme tabletini çiğnerken kusma noktasına geldim. Ben bunu direkt yutsam ne olur?
Bizmopen adlı çiğneme tabletini çiğnerken kusma noktasına geldim. Ben bunu direkt yutsam ne olur?
0
spackinq (03.05.22)
Zorunlu durumlarda yutulabilir.
0
pro9it9is9
(04.05.22)
ezip, öyle yutun bence. doktorum çiğneme tabletlerinin yutulmasının doğru olmadığını söylemişti. mideye gitmeden önce bi şeyler olması için çiğneme tabletiymiş onlar.
Tam olarak sigara icmedegim iki hafta oldu. Haftasonları ve keyfim iyiyken pek yoklamıyor ayrıca nikotinli sakız da kullanıyorum. Ama iş yerinde bir şeye sinirlendiğimde karşıma parçalayacak, çatacak bir şey çıksa gibi hissediyorum. Böyle mallıklar, haksızlıklar, sinir bozucu insanlar olunca sinirl
Tam olarak sigara icmedegim iki hafta oldu. Haftasonları ve keyfim iyiyken pek yoklamıyor ayrıca nikotinli sakız da kullanıyorum. Ama iş yerinde bir şeye sinirlendiğimde karşıma parçalayacak, çatacak bir şey çıksa gibi hissediyorum. Böyle mallıklar, haksızlıklar, sinir bozucu insanlar olunca sinirleniyorum ve sanki derin bir üzüntü oluyor… Eve gelip sağlıksız bir şeyler (pasta, cips gibi) yemek ya da alkol (kırmızı şarap) içmek istiyor ve yapıyorum da. Şimdi bu yaşadıklarıma bakınca diyorum ki, neden bırakıyorum. Sebebim sağlık genel olarak ama dayanamadığımı hissediyorum. Nasıl olacak bu? Haftaiçleri 4-5 sigara, haftasonları 5- 10 tane falan içiyordum herhalde bu arada.
0
maq (03.05.22)
Sigaranın hiçbir faydası ve hiçbir mantıklı açıklaması yok. Sigarayı bırakarak bir şeyden mahrum kalmıyorsunuz öncelikle bunu kabullenmek gerek. Neysek ki az içiyormuşsunuz, bırakmanız daha kolay olur. Şimdi az içiyorum dersiniz ama emin olun gün gelir ve artık günde bir paket içen birisi olursunuz, o zaman bırakmak daha zor olur. Yaşadığınız zorluklar herkesin yaşayabileceği şeyler. Hepimiz sinir bozucu bir şeyle karşılaşınca rahatlamaya ihtiyaç duyuyoruz. Ben de halen bazı kötü anlarda alkol, cips gibi şeyler ararım. Kahve içerim, bir şeyler yaparım yani özetle, bunun sigarayla bir ilgisi yok. İnsanlık hâli. Sigara; stresi azaltan, üzüntüyü geçiren, insanı sakinleştiren mucize bir ürün değil. Eğer öyle olsaydı hayatı boyunca hiç sigara içmemiş insanların hali iyi olmazdı. Etrafınıza bakın, sigara içmeyen insanlar sinirlenince, üzülünce ne yapıyor? Belki biraz yol gösterici olur. İki hafta iyi bir süre. Artık kendinize nikotini tamamen unutturarak devam edebilirsiniz. Allen carr'ın o meşhur bir saatlik videosunu izlemenizi tavsiye ederim.
Yaklaşık 1.5 yıldır bırakmış biri olarak söyleyebileceklerim bunlar. Sağlıklı ve sigarasız günler dilerim.
0
bayc
(04.05.22)
sigaraya başlayana kadar doğduğundan beri kaç yıl sigara içmedin? bu sorunun cevabında her şey gizli.
0
alperz
(04.05.22)
16 yaşlarında (lise) otlanarak başladım galiba. 19 yaşlarında üniversitede gerçek anlamda içmeye başladım. Ama ne ilgisi var bence bir ilgisi yoktur. Sonuçta irade meselesi olmalı.
0
🌸maq
(04.05.22)
16 yıl sigarasız yaşadın. niye tekrar yaşayamayasın?
0
alperz
(04.05.22)
sigarayı bırakmanın en iyi yöntemi sanırım bu aşağılık bir olaymış gibi görmek. how ı met your mother'da sigaraya bakış açılarını görmüştüm. yurtdışında da bir etkinlik sırasında sigara içeceğim yer danıştığım garsonlar falan bana çaktırmamaya çalışarak küçük görmüşlerdi beni. sonra diyosun ki, hakikaten de öyle. üçüncü dünya ülkesi alışkanlığı sigara. içine duman üflemek, ciğerlerinde dolanan dumanı geri üflemek... sağlıksız ve özenti dolu bir şey. dışardan bakıldığında çirkin durduğunu fark ediyorsun. bence bu açıdan da bakmaya çalışın.
ben böyle bakmaya başlayınca bırakmadım, ama dışarda sigara içerken bi tık utanıyorum :) sadece evde içmeye başladım. şu saat oldu, bir tane içtim mesela. kokusundan da tiksinebilirsiniz bi de :)
kararsız kaldım sormak istedim. şu anki işim yurtdısı şirket remote akşam 5ten gece 2ye kadar ama istediğim saatte calısıyorum, iş yogunlugu fazla değil, çoğu gün 2-3 saat calısıp günü kapatıyorum. calısma saatime bakan yok, karışan yok. aldıgım iş teklifi ise istanbulda bir bankada, ofise gitmem ge
kararsız kaldım sormak istedim. şu anki işim yurtdısı şirket remote akşam 5ten gece 2ye kadar ama istediğim saatte calısıyorum, iş yogunlugu fazla değil, çoğu gün 2-3 saat calısıp günü kapatıyorum. calısma saatime bakan yok, karışan yok. aldıgım iş teklifi ise istanbulda bir bankada, ofise gitmem gerekecek. aksam 5te işten ayrılabilirsin, mesai hiç yok dediler...iki işi de otomasyona bağlayıp gül gibi geçinirim diyorum, bu şekilde 6 ay bile çalıssam 2 sene calısmama gerek kalmayacak.
0
monicapp (02.05.22)
yaparsın. arada, haftada bir arkadaşlarınızla etkinlik zamanı ayırın kendinize. farklı insanlar görün. bir de tavsiyem, kimseye iki işte çalıştığınızı demeyin. bir ekstra iş çıkar, ya da laf gelir, olumsuz bir şey gibi kullanırlar. istediğiniz zaman da çıkarsınız birinden.
fakat çalıştığınıza değecek bir hedef koymanızı da tavsiye ederim. "6 ay sonra şunu alacağım" gibi hedefler. yoksa bunalabilirsiniz belki.
0
lovemyself
(02.05.22)
Zorlanirsan birakirsin az para odeyen/gelecegi az olan isi.
Hedef koy ama ivir zivir esya alacagim diye koyma. yatirim falan yap ki o kadar ugrastigina degmis olsun yillar sonra donup bakinca.
0
hot potato
(02.05.22)
hiç düşünme yap derim. 5'te biten işten sonra tonla zaman kalıyor, ki sen 2-3 saat yeterli diyorsun. bir işten gelen parayı full dolar cinsinden yatırıma at gitsin ki değsin. 2 sene bile böyle götürebilirsen dönüp baktığında çok iyi yerlere gelmiş olabilirsin maddi açıdan.
0
avatar is back
(02.05.22)
Ben olsam yapardım.
0
gabe h coud
(02.05.22)
Bankadaki iş büyük ihtimalle kolay ve otomasyona bağlanacak gibi olmayacak. Bankalar bir işi otomasyona alabilme ihtimalin varsa zaten bunu sana yaptırıp sana 2 katı kadar iş verirler. Fazla mesaisi olmasa da normal mesai yoğun geçebilir. Tabi ki bankadan bankaya, ekipten ekibe değişiyordur. İt tarafında çalıştığını varsayarak konuşuyorum.
İki iş yaptığını kesinlikle gizlemelisin. Ve herhangi bir belge ile, sistem ile herhangi bir kişinin bunu kanıtlama imkanı olup olmadığını bi araştır derim. Çalıştığın ülkede yatan vergin, sağlık sigortana falan türkiyeden erişilmediğine emin ol. Çünkü bankaların çoğunda iki işte çalışmak yasak. Tazminat ödemek, ya da kovulmak falan kötü olur böyle bir nedenden.
Türkiyede ödediğin vergi ile alakalı bir değişikliğe neden oluyorsa senin yurt dışındaki işin o zaman bu yeni şirket anlayabilir.
0
zimbirik
(02.05.22)
Ben yüksek tempolu iki işi 5 ay kadar sürdürebildim birlikte. Gündüz mesaisinden sonra oturup çalışmak beni çok yıprattı. Ama sizin işlerinizin beyin yakma seviyesine göre değişir bu. Ben tam konsantre çalışmamı gerektiren bir iş yapıyorum. Gene de denenebilir, olmazsa gündüz işi bırakılır.
0
inawen
(03.05.22)
var çok benzerini yapan bi arkadaşım. keşke ben de yapsam demiştim.
guneydogu turundayim turle geziyoruz. gece ucte nemrut dagina gidilcekmis, gunesin dogusu izlencekmis. gece kalkmaya useniyorim ertesi gun devam ediyor uykusuz kalicam bir, yurume yolu varmis epey yarim saat daga tirmancakmisiz baya. gitmemeyi dusunuyorum ama giden var mi deger mi sizce
guneydogu turundayim turle geziyoruz. gece ucte nemrut dagina gidilcekmis, gunesin dogusu izlencekmis. gece kalkmaya useniyorim ertesi gun devam ediyor uykusuz kalicam bir, yurume yolu varmis epey yarim saat daga tirmancakmisiz baya. gitmemeyi dusunuyorum ama giden var mi deger mi sizce
0
aydonno (02.05.22)
Bir daha ne zaman böyle bir fırsatı yakalayacaksınız? Bence muhakkak gidin. Hep uyuyabilirsiniz ama hep böyle bir manzaraya şahit olmazsınız.
0
helena
(02.05.22)
oraya kadar gidip de nemruta çıkmayanı allah bildiği gibi yapsın. bir gün uykusuz kalıverin ne olacak yani, öyle bir deneyimi, ortamı bir daha ne zaman yaşayacaksınız.
4 kere çıktım, hatta bir tanesinde ayağım sakattı, bir tanesinde de bütün gün gezip gece hiç uyumadan çıkıp ertesi günü gene bütün gün gezmiştik. gene olsa gene çıkarım.
sıkı giyinin, çok soğuk oluyor. yanınıza enerji verecek atıştırmalık bir şeyler alın.
edit: şunu da eklemek lazım, orası da millet bahçesi yapılıp her yere beton dökülmeden görmek için son şansınız olabilir.
0
halanne
(02.05.22)
Gitmedim ama gidecegim gunu bekliyorum, oraya kadar gitmisken kacirmayin derim.
0
Gı
(02.05.22)
Böyle bir bağlamda gitmeme düşüncesi bile ürkütücü.
0
but that was just a dream
(02.05.22)
Tek bir şey soylicem; git
0
abuzer
(02.05.22)
kesinlikle git, oraya kadar gitmisken bunu yapmamak olmaz cidden. yorulursun, zor olur filan ama o aksam veya ertesi gun telafi edebilecegin bir sey. bu sansi ise belki bir daha hic bulamazsin.
0
der meister
(02.05.22)
Ben gittim. Gitmeden önce de merak ediyordum ama gerçekten çok yorucu. Meraklısı için muazzam bir yer mutlaka. Değmez demek doğru değil ancak akrabalar gezdirmek için hususi götürmeseler bu kadar yorucu olduğunu bile bile gideceğim bir yer değildi. Yörede, "oraya bir kere çıkan eşek, iki kere çıkan eşekoğlu eşek" diyorlar. Zevkinize kalmış.
0
nihayet
(02.05.22)
Bu arada heykellerin dibine kadar çıkan patika gibi asfaltsız bir yol da var. Bahsedilen yolu yürümenize gerek kalmıyor. Ama herkesin bildiği bir yol değil. Toros'uyla o yoldan çıkıp gelenler de vardı. Biz oradan gelmedik pek tabi. İndikten sonra tepeye epey yol yürümüştük.
bu gün doğumu izlenir. sıkı giyin. mumkunse çanta yük alma, ufak termosun varsa çay, kahve doldur. için ısınır
0
mr sua
(02.05.22)
git ama çok katlı giyin.
orada ley düğümü var ;) senin için bir anlamı varsa.
geç kalmadıysan umarım gitmişsindir.
0
janderzel zartanyan
(02.05.22)
Malatya 'dan mı gideceksiniz Adıyaman'dan mı? Adıyaman tarafının yolları nispeten daha iyi. Ama Malatya tarafı taş çok, yol yok ve daha dik.
0
etna
(02.05.22)
güneydoğu turunda nemrut dağına çıkıp, ertesi gün örneğin diyarbakır şehir gezisine katılmayın, otelde uyuyun, daha mantıklı. hayatımda yaptığım en güzel şeylerden biriydi. yanımda engelli biri vardı, pıtır pıtır çıktı. güneydoğu gezisinin tek güzel yanı olabilir.
bir de, seneler sonra bile kime güneydoğu gezinizden bahsetseniz nemrut dağını soracak. "oraya gitmedim yaa"yı defalarca söylemek zorunda kalacaksınız. gideyim mi diye sorduğunuza göre yaşınız çok genç. yatırım tavsiyesidir, gidin. giderken de kalın giyinin. kalın giyindikten sonra ekstra kalın bir şeyler daha giyinin. sonra bir kalın şey daha alın yanınıza. fena soğuk olur.
0
lovemyself
(02.05.22)
tesekkurler cevaplar icin kismetse gidicem. eksiduyuru tek yurek oldu resmen nemrut icin :)
3 yıllık iş arkadaşlığı sonra, sosyal yaşamda da telefonlaşma falan var 3-5 ayda bir buluşuyoruz. Kız arkadaşını da tanıyorum sohbetimiz vs var.Düğününde ne takmalı? Askere giderken ben görmeye gelinmedi. Ailem 200-200 tak diyor.Altınlar da çok pahalı. Sizce bu işin en standardı nedir?
3 yıllık iş arkadaşlığı sonra, sosyal yaşamda da telefonlaşma falan var 3-5 ayda bir buluşuyoruz. Kız arkadaşını da tanıyorum sohbetimiz vs var.
Düğününde ne takmalı? Askere giderken ben görmeye gelinmedi. Ailem 200-200 tak diyor.
Altınlar da çok pahalı. Sizce bu işin en standardı nedir?
0
baldan kaymak (01.05.22)
Bunun bi standardı yok bence. Benim tavrım şu; çok çok yakın arkadaşıma çeyrek, çok yakın olmasa da uzun zamandır tanıdığım ve beraber güzel anılarım olan üniversiten arkadaşıma gram, işyerinden tanıdığım kişiye bazen 150 bazen 200 tl para. Altını ancak aile takar hele ki bu devirde altının çok pahalı olduğu bir zamamda.
Tabi ki sizin statünüze de bağlı, çevrenizde zengin olarak bilinen tanınan veya işyerinde yönetici pozisyonundaysanız rakamı arttırabilirsiniz. Mesela 200 değil 500 takarsınız.
0
turuncu tonlarda
(02.05.22)
Ekleme;
İlla altın alayım bana dönüşü de altın olsun derseniz yarım gram diye bişi var, tahminen 450 tl filandır, onu alın bence.
0
turuncu tonlarda
(02.05.22)
ben 200 takardim uzulerek. eger varsa 200-200 gibi de olur.
0
ala09
(02.05.22)
kız arkadaşını tanıman, ona da para takmanı gerektirmez. zaten sırada beklerken göz atarsan, çok sayıda para takan olduğunu da göreceksin. sadece arkadaşına 200 tak, hiç de ayıp olmaz. en son düğüne gittiğimde taktığım az mı olur derken kankaları birleşip bir çeyrek takmışlardı, amcanın 100 taktığını görmüştüm de içim rahatlamıştı. altın falan fazla bu ilişki için. bana güvenin.
eğer içiniz hiç rahat etmeyecekse alternatifli gidin, yakın akrabalardan sonra neler takılıyor görürsünüz zaten. ortalama bir şey takarsınız.
0
lovemyself
(02.05.22)
Bu isim standardı yok +1. Gönlünüzden ne geçiyorsa onu takin ki durumunuz yoksa zaten insanlar anlayışla karşılar.
0
Mcfly
(02.05.22)
Düğüne tek katılacaksanız 200 olabilir ama iki kişi iseniz yiyip içip 200 takmak çok az. 400 lira takın bence. Altın pahalandı ise düğün masrafı da pahalandı bu takının amacı da birlik destek olduğuna göre? bir kişi ağırlamanın maliyeti 200 lira vardır bu devirde adamın sizi ağırlama masrafı çıksın en azından :)
Şöyle bi şey okudum ve çok garip geldi: https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/482/cunup-iken-tutulan-oruc-gecerli-midir-?enc=QisAbR4bAkZg1HImMxXRn5PJ8DgFEAoa2xtNuyterRk%3dCenabetken hiçbir ibadet yapılamazken nasıl oruç tutulabiliyor? Bunun günahı sadece normal zamanda cenabet gezmekle aynıymış. İl
Cenabetken hiçbir ibadet yapılamazken nasıl oruç tutulabiliyor? Bunun günahı sadece normal zamanda cenabet gezmekle aynıymış. İlginç değil mi bu?
0
mg3929 (01.05.22)
Cenabetlik oruca engel değildir. Bu diyanetle alakalı bir durum değil. Orucun şartları belli: belirli süreler içerisinde yeme-içme-cinsel ilişkiden uzak durmak. cünüp olma hali ise namaza engeldir, çünkü abdestli olmak gerekir. ikisi farklı şeyler. orucun şartları arasında "abdestli olmak" yok yani.
bazı kaynaklarda bu durum "bir vakit namaz süresini cenabet iken geçirmemek" olarak yazılır, çünkü oruç tutan kişinin namaz da kılmaya niyetlendiği kabul edilir.
bunu şöyle düşünün: akşam alkol alıyorsunuz, gün boyu namaz kılmıyorsunuz, ama gündüz oruç tutuyorsunuz. olur mu? olur. başka günahlar, bağımsız bir ibadetin sevabını etkilemez. "ya hep ya hiç" diye bir düşünce sistemi bizim yapımızda var, ramazanda alkol kullanmanın daha günah olduğunu, ya da "madem başörtülü, erkek arkadaşı da olmayacak" görüşünü biz kendimiz oluşturuyoruz.
hasılı, itibar ediniz. bunun dışında "orucun bir farzı da abdestli olmaktır" diyen insanın kaynak gösteremeyeceğini unutmayınız. diyanetten bağımsız, dinî kurallar böyle çünkü. ha, bu soru-cevaptan "cenabet cenabet gezin" anlamı çıkarılmaz, onu yazmaya gerek duymuyorum zaten. cevap bir tavsiye değil, orucun farzlarıyla alakalı, ilmî bir cevap çünkü.
sevgi dolu yarınlar diliyorum.
0
lovemyself
(01.05.22)
İngilizce kaynaklardan araştırdım onların da hepsi diyanetle uyumlu. Gerçekten gusül almadan oruç tutuluyormuş. Şaşkınım, cevaplar için teşekkürler.
0
🌸mg3929
(01.05.22)
şöyle düşün adam öldürmek de günah ama oruç bozmuyo. o başka bir şey. cenabet olarak oruca başlamak orucu bozmaz. fakat masturbasyon veya seks ile cünup olunca bozuluyor.
0
jelly bear
(01.05.22)
Bu meseleler sadece diyanetle ilgili değil. Onlar da dinin kaynaklarına göre açıklama yapıyorlar. Diyanetten önce de bir çok fıkıh kitabında bu hususlar mevcuttur.
Oruçta vücuda giren, abdestte ise vücuttan çıkanlar bozar genel kaidedir. dikkat edilirse cünuplük oruçlu olmaya engel değil ama oruçluyken kişinin "kendi iradesiyle" yaptığı elle tatmin sonucu meni çıkması orucu bozar. (Uykuda ihtilam olmak ise orucu bozmuyor)
Cünüplük hali de asla bir namaz vaktini geçmemelidir.
0
Erva
(01.05.22)
E kadınlar neden regliyken tutamıyor o zaman? Regli olduğunda abdestsiz oluyorlar. O yüzden namaz da kılamıyorlar, oruç da tutamıyorlar. O zaman oruç tutamamalarının başka nedeni mi var?
@zimbirik güzel soru yanlış kıyas, abdestle alakası yok, öyle olması emredildiği için öyle. niye yanlış kıyas: uzun yola(sefer) çıkınca da halin kuvvetin yerinde oluyor ama farz namazları 2 rekata düşürmek zorundasın. hayır ben iyi hissediyorum tam kılacağım diyemiyorsun, o farz senden düşüyor, ruhsat değil yani zorunluluk.
0
comp
(01.05.22)
kadınlar regl iken tutamaz diye bir şey yok aslında tutmayabilir var
0
mantık
(01.05.22)
@zimbirik ayrıca bunun hikmetleri vardır. En temelde kaynaklara bakmak lazım.
Yine burada dikkati çeken ise kadın regl halindeyken her istediği an o özel halden kurtulmak için boy abdesti alamayacağı.
Annemin ağrıyan dizleri için vitamin/krem tavsiyesi
ayseee
Annemin ağrıyan dizleri için vitamin/krem tavsiyesi olan var mıdır?kireçlenme var dizlerinde, 10 yıldır devam ediyor. doktora gidiyoruz ancak egzersiz veriyorlar başka krem vitamin vb. vermiyorlar ağrılı bir şekilde yaşasın diye sanırım. doktorların umrunda değil.
Annemin ağrıyan dizleri için vitamin/krem tavsiyesi olan var mıdır?
kireçlenme var dizlerinde, 10 yıldır devam ediyor. doktora gidiyoruz ancak egzersiz veriyorlar başka krem vitamin vb. vermiyorlar ağrılı bir şekilde yaşasın diye sanırım. doktorların umrunda değil.
0
ayseee (27.04.22)
doğal yöntem olarak bamya tohumunu araştırın derim.
bir de kolajenleri araştırın. eklem için uygun tip olanını. ancak özelikle kullanacağınız tavsiyenin içeriğine bakmanız gerek. 2000lik bir işe yaramıyor. Ama günde 10000lik bir takviye, iki ay içerisinde etkisini gösterebilir.
ikisi için de önce araştırın derim. ben kullandırdım ve geri dönüşü çok iyi oldu. ancak doktor değilim.
0
lovemyself
(27.04.22)
kireçleme olduğundan emin misiniz? artrid olmasın? kolay çıkmıyor çünkü, sinsi bir hastalık. ra faktöre falan ve bir sürü şeye daha aynı anda bakmak lazım.
kolajen, glikosomin, paça çorbası, d vitamini, bamya tohumu+1
0
rewlack
(27.04.22)
at kestanesi balsamını da araştırın isterseniz, iyileştirmiyor ama ağrıları çok hafifletiyor (dizimdeki ödem ve bağ zedelenmesi için kullanıyorum dönem dönem). ayrıca bamya tohumu+1.
Şu an tr'nin gerçekten kurumsal diyebileceğimiz 3-5 şirketinden birinde çalışıyorum. Ortamım rahat, iş arkadaşlarımla aram iyi. Üstlerimden falan baskı hissetmiyorum, iş yüküm de çılgın değil maaş brüt 18.750tl. Ama işim çok stabil ve beni körelten bir iş. Buradan istersem bu şekilde emekli olabilir
Şu an tr'nin gerçekten kurumsal diyebileceğimiz 3-5 şirketinden birinde çalışıyorum. Ortamım rahat, iş arkadaşlarımla aram iyi. Üstlerimden falan baskı hissetmiyorum, iş yüküm de çılgın değil maaş brüt 18.750tl. Ama işim çok stabil ve beni körelten bir iş. Buradan istersem bu şekilde emekli olabilirim, yüz kızartıcı suç işlemedikçe işten atılacağın bi yer değil. İngilizce vs kullanmıyorum. Ayda 1-2 hafta ofise gidiyorum.
Büyük bir holdingin bankasında sevdiğim bir bölümle görüşüyorum. Ekibe baktım biraz millet hep robert kolej falan mezunu. Ekibin geneli eğitim anlamında iyi türkiye şartlarında. Burada ben biraz beyaz yaka savaşları olur mu diye çekiniyorum. Gidersem ekipteki en tecrübesiz ben olacağım. Bi de mesela banka pandemide yemek kartlarını iptal etmiş falan böyle şeyler beni çok çıldırtıyor.
Yani özetle şimdiye kadar iş değiştirmediğim için işler ciddiye bindikçe tırsıyorum biraz. Mesela işe başladım 3 ay sonra sevmeyip çıkardılar ne yapıcam vs konularını da düşünüyorum. Maaşım daha yüksek olacak ama ne kadar yüksek olacak bilmiyorum henüz belli değil. 4 yıldan fazladır iş hayatındayım yaş 28.
0
mg3929 (27.04.22)
Konfor alanınızdan çıkmazsanız bir süre sonra körelirsiniz. Memur zihniyetiyle hayat geçmez bence
0
regina phalange
(27.04.22)
ben geçenlerde ilk uzun süreli çalıştığım yerden cıktım. müthiş bir his. mutlaka çıkmalısın.
0
floydian
(27.04.22)
ayda 1-2 defa ofis ve 18750. emekli olana kadar çalışın. 35yaşında da monoton hayat isteyeceksiniz.
0
gatherer
(27.04.22)
35 yaşındayım, monoton hayat istemiyorum. kendimizi zorlamıyorsak nasıl gerçekleştireceğiz yapmak istediklerimizi? mevcut şirketinizde yükselme imkanları var mı, belki de aradığınız zorluğu orada bulursunuz.
0
montreal
(27.04.22)
Ben de konfor alanımdan zor çıkıp iş değiştirmiştim fakat sizin durumunuzda ben olsam mevcut işimde devam eder ve kendimi geliştirebileceğim konularda bireysel ilerlerdim.
Şu an bahsettiğiniz şekilde bir iş bulmak çok zor çünkü.
0
alaimisema
(27.04.22)
Ben sizin yerinizde olsam değiştiririm. Memur gibi olmuşsunuz orada. Yeni şirketteki alana geçmek istediğinizi söylemişsiniz zaten. Bu başlı başına iş değiştirmek için yeterli.
Ayrıca rutindeyseniz şuan daha fazla orada kalırsanız o şirkete bağımlı hissetmeye başlayacaksınız. Daha çaresiz hissedeceksiniz olduğunuz noktada.
Bende kurumsal bi bankada çalıştım 4 sene, daha işten çıkartılan 1 kişi bile duymadım, kulağıma gelmedi. Yüz kızartıcı bir şey yapmadıktan sonra işten çıkartılmazsınız köklü şirketlerde.
Ben bir de kişisel deneyimimden bahsedeyim, bir şirket ne kadar iyi ürünler çıkartıyorsa ve çalışanları ne kadar kendi işleri ile meşgulse ekip içindeki dedikodu miktarı, beyaz yaka savaşları vs o kadar azalıyor. Bu konuda endişe etmeyin.
0
zimbirik
(27.04.22)
Türkiye'de şu koşullarda mevcuttaki harika işini sakın değiştirme. Heyecan ve gelişim istiyorsan yurtdışını düşün. Çalıştığın yerden daha iyi bir yer bulman imkansız ülkemizde.
0
adventchant
(27.04.22)
Is bankasindaydim ben, muhtemelen sen de benzer bir yerdesin, sartlar dedigin seylere benzerdi, gidip cok uber bir sey yapmadigim surece emekli olurdum :) sonra akbank'a gectim, muhtemelen sen de ya akbank ya ykb, insan profili benzerdi ama dedigin gibi is guvencesi vs yoktu. (Yeni kurulan bir ekibe kidemli olarak gecmistim, yoneticim de eskiden isbankta benimle ayni ekipte olan biriydi o yuzden cok sikinti cekmeyecegimi biliyodum). Is degistirdigimde ben 26 yasindaydim, oncesinde 3 yil ilk bankada calismistim.
Eger rolantide yasayip emeklilige gin saymak istiyosan simdiki yerinde kal. Kisayip uzalmazsin. Maasin cevrendekilere gore biraz daha az olur ama work life balance filan derken onun etkisi de azaliyor biraz.
3 ay sonra "sevmeyip" cikartmazlar eger performansin cok cok kotu degilse. 2015 temmuzundan beri calisiyorum 5. Is yerimdeyim su anda , 6 ay - 3 yil - 1.5 yil - 1.5 yil seklinde gecti hayatim, simdiki yerde de 3 aydir calisiyorum.
0
fakyoras
(27.04.22)
Ben işin illa ufuk açıcı ve insanı yüceltici bir şey olması gerektiğine katılmıyorum. Herkes işini sevmek zorunda da değil.
Bana kalırsa yapılan iş, senin hayattan almak istediklerin ve aldıkların karşılığında, o hayata olan borcunu ödemektir.
Ailenle takıl, sevgilinle takıl, hobilerinle uğraş, yeni yerler gör, değişik etkinlik ve kulüplere katıl. Dil öğren. Müzik aleti öğren. Hayat geçip gidiyor. İşim sürekli çok iyi olsun, sürekli yükseleyim diyen insanlar bu şeyleri yapmaya vakit bulamıyorlar. Tamam ileride iyi paralar kazanıyorlar ama 40ımdan 50limden sonra çok rahat olmaktansa 20'imden beri normal rahatlıkta yaşamayı tercih ederim.
O yüzden deli mi kovalıyor derler bizim oralarda, boşuna rahatını bozma derim.
Ama hayattan farklı anlamlar, heyecanlar çıkaramıyorsan, iş üstünde ürettiklerin seni tatmin ediyorsa sadece.. o zaman heyecan ara değiştir derim. Değiştirmek iş kalitesi ve maddiyat için iyidir. Bankada belki net olarak 5k daha fazla alırsın ama iş yükü bankaların çok fazla. Her an bir geliştirme gelebilir. Esnek çalışma saatleri olabilir.
Ben sektörde yeniyim. Daha yeni 27 oldum. Tatil beldesine yerleştim. Evden çalışıyorum. Dediğiniz tarzda kurumsal bir şirkette yazılımcıyım. Ama benim baktığım birim çok monoton. Öyle son teknolojileri falan takip etmiyorlar. Yaptığım işler aşağı yukarı aynı. Sırf iş olsun para gelsin diye çalışıyorum. Kalan zamanda köpeğim, kız arkadaşım ve hobilerimle ilgileniyorum. Yarın öbür gün çoluk çocuğa karışacağım onlarla ilgileneceğim. Gezeceğim. Hiç öyle şu an kazandığımın 5 katını kazanayım demiyorum. Bu iyi bir şey değil aslında konfor alanından çıkmak gerekebilir.. hatta belki kafamdaki girişimleri başlatsam milyoner olacağım (1000de 1 ihtimal) ama şuan için yetiyor, bu şekilde de mutlu olabiliyorum.
0
ananiyimioguz
(27.04.22)
Keyif insanıyım diyorsan mevcut yerinde kal. Macerayı seviyorsan ve olası kötü sonuçlara katlanacaksan yeni iş yeri ile anlaş.
0
kanlakarisikyagmur
(27.04.22)
En fazla 2 yılda bir istifa eden ve rahat, kolay iş yapılan yerde çalışamayan biri olarak iş değiştirmenin artılarına dair şeyler yazabilirim ama zaten yazmışlar. Ben de tersini söyleyeyim: türkiye'de kurumsal görünen çoğu yer huzurlu değil. O açıdan şanslısınız. Gittiğiniz yer huzurlu çıkmayabilir, bunu baştan kabul edin gidecekseniz. Mevzut durduğunuz yerde orta vadede terfi imkanı varsa terfi almayı düşünün bence. Yönetici olarak transfer olmak daha iyi olur sonradan.
Benim müşterilerimde uzun yıllar çalışmış insanlar oluyor. Onların sonraki terfileri de daha kolay oluyor. Ben hiç öyle bir kariyer yaşamadım. hiç yönetici vs olmadım. Birkaç kere şirket değiştirdim. Kurumsal tarafta pek çalışmadım, kurumsal şirketlere danışmanlık verdim. Şimdi kendim freelance olarak çalışıyorum. Belki de bu yüzden stabil, aynı şirkette yıllarca kolay bir işi yapmalı kariyerlere özeniyorum biraz.
0
perferil
(27.04.22)
bence önemli olan yeni gireceğin adamlarla karşılıklı beğenişmen. anlık bir sinerjinin tutturulması. bu olmuyorsa gittiğin yer eziyet olacaktır.
2 sene türkiye'den sonra aynı işi 2 seneyi aşkın bir süredir yurt dışında yapıyorum. aynı iş, aynı büyük operasyon...
bu işte, bu grupta, en iyilerden biri olduğumu düşünüyorum. fakat ara sıra daral geliyor.
sevişeceğim, sinerji oluşturacağım bir teklif gelirse istifa eder giderim.
fakat öte yandan burada istediğim kişiye, istediğim şekilde atar gider yapabiliyorum, işi kendime göre organize ediyorum, bağımsız çalışıyor gibiyim, altım yok, üstüm yok gibi, komple operasyona son vermezlerse ölene kadar çalışırım. bu konfor da rahat işin ilginci.
yaş 30.
0
rain when i die
(27.04.22)
4 yil ziplamak icin guzel sure. konfor balonunun patlatip risk almazsan oldugun yerde sayarsin +1
kapitalizm boyle birsey iste, sen bir sirkette burda rahatim, buradan emekli olurum diye 20 seneni verirsin, 20 sene sonra biri gelip seni kovarsa bir daha kolay kolay is bulamazsin, bu birkac tanidigimin basina geldi ve bir beyaz yakanin yasayabilecegi en boktan seylerden biri.
kendinizi koseye sikistirmayin.."boyle iyi ya" dedigin anda bitersin..
0
cooperr
(27.04.22)
eğer 35 ini geçmişsen son 7 8 senedir aynı şirketteysen, yönetici olmadıysan ve olma ihtimali de görmüyorsan o zaman çalıştığın şirkete bağımlı oluyorsun. Maaşını az veriyorlar, kıdemini engelliyorlar. Önüne taş koyuyorlar yani. Senin yerine genç birini almayı tercih ediyorlar. o anda iş değiştirmek istesen seni alacak şirket bulamıyorsun çünkü konfor balonunun içinde yaşamışsın uzun süredir.
Bu nedenle ben iş değiştirmenizi öneririm. bu konfor balonu atlayınca sonuçları pek hoş olmaz. kendinizi her yönden geliştirmeniz lazım. Eğer aynı işte kalacağım diyorsanız da bi yüksek lisans falan yapın yönetim kadrosuna kendinizi yaklaştırın.
0
zimbirik
(27.04.22)
eğer arada 10 bin net maaş farkı yoksa, kalın olduğunuz yerde.
bu devirde Mobbing olmayan bir işyeri bulmak o kadar zor ki. normalde iş değiştirmeler süper bir şeydir ama sorunsuz bir işyerinin kıymetini bilmeli. ek gelir yollarını arayarak kendinizi motive edebilirsiniz, ya da haftada iki defa tiyatroya, operaya gidin, ne bileyim. Robert kolejlilerle dolu ortam bana biraz korkunç geldi açıkçası..
0
lovemyself
(27.04.22)
Sen macera arıyorsun dostum. İşine devam et. Kendine yeni hobiler edin. Saygılar.
İstanbuldayım, iftar saatinde başka bir şehre uçuşum var. Direkt istanbul iftar saatinde orucumu açmam gerekir değil mi? Doğuya uçuyorum zaten mantıken istanbul saati geç olacağı için problem olmaz?
İstanbuldayım, iftar saatinde başka bir şehre uçuşum var. Direkt istanbul iftar saatinde orucumu açmam gerekir değil mi? Doğuya uçuyorum zaten mantıken istanbul saati geç olacağı için problem olmaz?
0
mg3929 (16.04.22)
İstanbul ile diyarbakır arasında 40-45 dk vardır. Garanti olsun diye ist saatine uymak gibi yaklaşım doğru bulunmuyor. Daha çok sevap olacak diye bu gibi bir cevaz yok. Hassasiyet göstarip hangi vakitte nerede olacağınıza göre hareket etmeniz daha uyğun olur.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(16.04.22)
Tam iftar saatinde havada mısınız? Bu durumda da, gideceğiniz yere varıyorsanız da, iftarı bulunduğunuz yere göre açarsınız. İndiğiniz ya da uçakla üstünden geçmekte olduğunuz şehir baz alınır. Eğer doğudaki şehre inmişseniz, oranın iftar saati geldiğinde İstanbul'u beklemeniz gerekmez. Hiçbir mezhep ya da hoca bu şekilde görüş bildirmedi, rahat olun.
selamlar, yemek takımı falan taşımış olanınız var mı yurtdışına? bir sıkıntı çıkıyor mu? iyi sarılı olduğunu varsayarak soruyorum tabii. kırılma ihtimali elbette göz önünde bulundurulan bi durum.
selamlar, yemek takımı falan taşımış olanınız var mı yurtdışına? bir sıkıntı çıkıyor mu? iyi sarılı olduğunu varsayarak soruyorum tabii. kırılma ihtimali elbette göz önünde bulundurulan bi durum.
0
elektrodöner (04.04.22)
seneler önce taşımıştım. patlattığımız naylon bi şeyler var ya, onlara, farklı kalın naylonlara ve gazetelere hepsini sarmıştık. bir-iki parçada "çok da abartmayalım" dedik, onlar kırılmıştı. her parçayı bin kat sarın. sanırım görevliler bir şey diyor mu anlamında sordunuz, biz başka bir sıkıntı çekmemiştik.
0
lovemyself
(04.04.22)
Kalın kullan at plastik/köpük tabaklar oluyor, tabakların arasına onlardan da koyabilirsiniz
Merhaba, karşı komşum ile aramızdaki bir durumu danışcam. İlişkimiz düz komşuluk ilişkisi seviyesinde. Kötü değil. Bizde çocuk yok. Komşumda var 2 tane. Bisiklet, puset, scooter vs katta. Buna hiç sözüm de yok. Çocuklar olunca bunları eve sığdırmak zordur diye düşündüm hep.Ancak ayakkabı ve faraş ko
Merhaba, karşı komşum ile aramızdaki bir durumu danışcam. İlişkimiz düz komşuluk ilişkisi seviyesinde. Kötü değil. Bizde çocuk yok. Komşumda var 2 tane. Bisiklet, puset, scooter vs katta. Buna hiç sözüm de yok. Çocuklar olunca bunları eve sığdırmak zordur diye düşündüm hep.
Ancak ayakkabı ve faraş koyması bir miktar rahatsız ediyordu. Çok da takılmadım. İkimiz de kiracı değiliz, tartışalım istemedim. Velhasıl geçen gün duvara monte bir ayakkabılık yaptırmış kapısının yanına kata. Merak ediyorum. Hukuken bu dolabı sök demek diyebilmek mümkün mü?
Ve siz olsanız nasil davranırdınız?
Not: Sök demeyeceğim ama bunun saygısızlık olduğunu da düşündüm. Rahatsızlık hissettiğim için danışmak istedim.
0
baal (20.03.22)
Ortak alanlara herhangi bir eşya koymak yasak olmalı. Ama çok rahatsız etmiyorsa, sizi engellemiyorsa bulaşmamak belki daha doğru olabilir ya da bina/site yönetimi varsa o kanaldan genel bir uyarı yapılması yerinde olabilir.
Kapı önünde ayakkabı hoş görünmediği kadar yanlış aynı zamanda. Nasıl ki eve gelince montumuzu cüzdanımızı çantamızı kapının dışına bırakmıyorsak ayakkabıların da içerde olması gerekiyor, evet saygısızca.
0
orient blue
(20.03.22)
ortak alanlara eşya koymak yasak, onu geçtim sizin komşu inşaat yapmış resmen. ama bunun muhattabı siz değilsiniz, apartman yönetiminin halleniyor olması lazım. apartman içindeki o tarz yapılar çok çirkin ve varoş görünüyor maalesef.
0
roket adam
(20.03.22)
Görüntüyü falan geç, feci koku yapar.
0
garylineker
(21.03.22)
Geçenlerde ev alırken dikkat edilmesi gerekenler diye bir soru vardı. Kapı önüne ayakkabı konusunu yazmayı unuttum diye üzülmüştüm.
Kapı önlerine ayakkabı bırakılıyor olması, o apartmandaki insanların kafa olarak henüz köyden kente göç edemediklerinin, toplu yaşama ayak uyduramadıklarının göstergesidir diye düşünürüm.
Komşu kafasına göre ortak alana, yani bina içi oluyor bu, bişeler söküp takıyor monte ediyorsa, mubtemelen yönetimi vs olmayan alelade bir binadasınız. Yoksa böyle birşeye cüret edemezdi.
Ek olarak, apsrtamnda kapı önüne bu tür şeyler yapan bir insanla/aile ile muhatap olmamayı tercih ederdim. Bunu yapan insanların yaşam tarzı, ahlakı, görgüsü, kültürü vs birşeyleri konuşarak çözmeye müsait değildir.
0
mahone
(21.03.22)
hukuken mümkün, ama bunu ters anlayacaktır. sizin giriş-çıkışınızı engelleyen bir durum yoksa bunu anlamlandıramaz. genelleyerek söyleyeceğim, ayakkabılarını dışarıda bırakan, ayakkabılığını girişe koyan insanlar sıkıntılıdır. yazılmış zaten, apartman hayatını çok iyi bilmiyorlardır.
bence öncelikle hiç takmamaya çalışın. kafanıza taktıkça büyür iş, bir de bakarsınız kavga edebilecek kadar çok takmışsınız. eğer bu işe yaramıyorsa, hemcinsiniz olan komşu ile konuşun. olabildiğince kibar dille. "içeriye almanız mümkün mü" deyin, çalınır, bir şey olur, falan gibi mantıklı gerekçeler de bulun. ama bu konuşmayı mantıklı karşılamama riskini de düşünün. ikiniz de ev sahibisiniz ve kötü olmanız can sıkar.
geçmiş olsun.
0
lovemyself
(21.03.22)
boşver onun normali o ara bozmaya değmez.
0
ya ben lan neyse
(21.03.22)
Muhtemelen herhangi bir acil durumda musait mekanin ulasilabilirligini etkiledigi icin zaten koymamasi gerekir. Health and Safety acisindan uygun degil yani. Haliyle apartman yonetiminin mudahale etmesi gerekir.
Saygisizca oldugu kesin.
0
sopiro
(21.03.22)
Sürprizi sona sakladım. Binada kapı önünde duran ayakkabıları geceleri toplatan bir yönetim vardı. Herkes gözü kapalı oy atıyordu. O bıraktıktan sonra kimse devralmak istemediği için olay benim komşuya kaldı. Adam yönetici yani. :)
0
🌸baal
(21.03.22)
çocuklarınin puseti arabası scooteri falan tolere edilebilir ama dolap yaptırmak baya abartı bir hareket ve bunu kimseye sormadan yapmasıda bir tuhaf
0
all girls dream
(21.03.22)
ahh tam da benim komşuyu tarif etmişsiniz.
bunları istediğin kadar uyar, istedin kadar kibarca söyle asla ama asla anlamazlar. anlayabilecek kapasite olsa zaten bu davranışın yanlış olduğunu, apartmanda yaşayan diğer insanların rahatsız olabileceğini düşünebilirlerdi. benim karşı komşum karı-koca akademik kariyer yapmış, okumuş etmiş insanlar (göya) görsel olarak biz rahatsız oluyoruz bir de onların alt komşusu gün aşırı apartmanın whatsapp grubundan sürekli gürültü olduğuna dair şikayette bulunuyor, adam artık çıldırmış savcılığa başvurmuş o derece. yönetici defalarca uyardı, yıllardır aynı şekilde ayakkabı-bisiklet vsvs koyan 1-2 daire daha var. uyarmak da yeterli gelmiyor. bakış açıları bu kadar dar insanlar oluyor genellikle. ne şehirli olabilmişler, ne de köylerinde kalabilmişler. apartmanda yaşamanın kurallarından hepsi bihaber. böyleleri yüzünden bile insan kendi evinde sinir stres sahibi oluyor.
benim tavsiyem madem yönetici de kendisi, başkası yönetici olana kadar hiç bulaşmamanız yönünde. söyleseniz de kafaları basmaz, söylediğinizle kalır, hem bu davranışlarına engel olamamış olursunuz, hem aranız bozulur, hem de daha fazla sinir sahibi olursunuz. yönetici değiştiği zaman şikayetinizi iletirsiniz. allah sabır versin.
0
isyankar tosbaga
(21.03.22)
Cevabım çözümsüzlük ve ironi içerir: Olaya iyi tarafından bakmayı deneyin; belki dolap sayesinde ortalıktaki eşyaları ve ayakkabıları kaldırır?
0
balik kraker
(22.03.22)
Balık krakere tamamen katılıyorum, birebir aynısını düşündüm, çözümsüzlük ve ironi dahil, bu arada ayakkbıyı bile anladım da faraş çok iyiymiş:)
0
Gı
(22.03.22)
ortak kullanım alanlarında apartman toplantısı ile karar çıkmadığı sürece bir şey konamaz. buna bisiklet, puset vs. de dahil. acil bir durum söz konusu olduğunda çıkışları daraltıcak bir nesne konamaz. örneğin binaya zarar vermeyen bir deprem de o ayakkabılık devrilebilir, merdiveni kapatabilir veya hane halkının çıkmasına engel olabilir veya o sırada panikle çıkmak isteyen insanlara zarar verebilir.
arkadaşlar iyi pazarlar.doğru düzgün işini yapan, departmanda en çok çalışan, mesai saatinden önce işe gelip en geç çıkan bir finans çalışanı idim.departmandakiler en yeni ben olduğum ve menfaatlerine zarar verdiğimi düşündükleri için bir şekilde ayağımı kaydırdı.patron ne olup bittiğini sormadı bil
arkadaşlar iyi pazarlar.
doğru düzgün işini yapan, departmanda en çok çalışan, mesai saatinden önce işe gelip en geç çıkan bir finans çalışanı idim.
departmandakiler en yeni ben olduğum ve menfaatlerine zarar verdiğimi düşündükleri için bir şekilde ayağımı kaydırdı.
patron ne olup bittiğini sormadı bile, ben de kendimi savunmamayı tercih ettim, çünkü bıkmıştım.
yeni iş aramaya başlıyorum.
eski iş yerindeki yönetici de işten ayrıldı. onun yerine geçen kişi bana hayatta referans olmaz. aramızda bir çekişme uyumsuzluk vardı zaten.
yeni iş görüşmesinde bu son işyeri için ne diyeceğimi bilemiyorum.
14 aydır çalışıyordum.
yeni iş görüşmelerinde son işyerim hakkında ne söylemeliyim ? kovdular dediğimde başarısız olduğum düşünülür, nasıl bir sebep daha iyi uygun olur, fikirlerinizi rica ediyorum.
0
laf salatasi (20.03.22)
Referans zorunlu bir şey değil ki. Referanssız girebileceğiniz yerler de var. Ben şimdiye kadar hep referanssız girdim. Ne diyeceğiniz en kolay şey. Profesyonel değildi deyin. Keyfî kararlar alınıyordu deyin. Kovulduğunuza göre gömmek serbest.
0
dissendium
(20.03.22)
abi 10 tane iş görüşmesi yaptım son 1 ayda. sadece 1'i referans sordu. o da saçma sapan bir firmaydı zaten.
şirket kültürüne alışamadım ayrıldım de.
0
floydian
(20.03.22)
Cok garanti isi olan tonla arkadasim kovuldu, ben de kovuldum. 10 senedir calisan arkadasimi kovmuslar bugun.
Artik cok yadirganmiyor bu durum. Eger kod girmedilerse stifa ettim desen de olur, sirket batti da diyebilirsin. Kriz vardi kuculmeye gittiler cikardilar de.
Onemli olan bunu derken ezilmemen, ezildigin anda gorusmeyi kaybedersin.
Referans isi hikaye zaten, onu o zaman dusunursun.
0
divit
(20.03.22)
herhangi bir şirket bir kişinin daha önce çalıştığı yerden sgk çıkış kodunu göremez.
büyük amerikan ve alman şirketleri background check yapıyorlar. referans yanında bir de çalıştığın şirketin santral numarasından hr'ı arayıp soruşturuyor. verdiğin evrakları düzenleyen kurumları yine santral numaralarından arayıp evrakları teyit ettiriyor.
eski işyerindeki yöneticiyi referans ver. neden onun yerine geçen kişiyi referans vereceksin ki. referans verdiğin kişiyi arayıp ne zaman birlikte çalıştınız, kime raporluyordu, bir daha bu kişiyle çalışmak ister misiniz, olumlu olumsuz yanları neler sorularını soracaklar.
0
gabe h coud
(20.03.22)
kovuldum deme. eski işyerini kötüleyecek herhangi bir konuşma ise asla yapma. benim pozisyonumda çok insan vardı, küçüldüler, ben de ayrılma kararı aldım, değişiklik düşünüyordum de. ya da hiç bilmedikleri bir yerse taşındılar bile diyebilirsin. ama kibar bir dille bile işyerini kötülersen anlaşma sıkıntıları olan biri diye fişlenirsin. iş görüşmelerinde eski işyeri ve patronu hakkında olumsuz bir şey diyenin üstünü çizerler, temel ik kuralıdır. profesyonel yerlerde böyle.
Yer desen üsküdar. Bina milattan önce. Ev yerin dibinde. Gerçekten bunun 625e satılma ihtimali var mı?https://www.sahibinden.com/ilan/emlak-konut-satilik-ms-emlaktan-uskudar-dogancilarda-2-plus1-80m2-balkonlu-satilik-1005571474/detay
Yer desen üsküdar. Bina milattan önce. Ev yerin dibinde. Gerçekten bunun 625e satılma ihtimali var mı?
Var. İyi semt, iskele ve Marmaray a yürüme mesafesi. Onarım ve bahçe düzenlemesiyle hiç fena olmaz. Aynı bölgede yüksek girişleri 1200e ancak alırsınız.
0
kaptankedi
(17.03.22)
param olsa durmaz alırdım. o derece diyim. Marmaray, metro, vapur yürüme mesafesi. bekar ve çalışan için ideal. kirası net 3.500'den başlar, o da ışık görüyor mu diye bakmadığım için dedim. odalar ışık görüyorsa 4bine canı isteyen oturur. bina yenilendiğinde üstüne para koyarsınız, kaç milyonluk daire çıkar ordan. Üsküdar'da bir metrekaren bile olsa çok kıymetli.
0
lovemyself
(17.03.22)
Simar Melim bey bunu begendi. Restorasyon isleriyle ugrasmayi seven ve parasi olan kimselerin alacagini dusunuyorum
0
ckgoneforawhile
(17.03.22)
ya abicim allah aşkına, evin duvarına mı verilyior sanıyorsun bu para? arazisine veriliyor.
bulunduğu mevkide 5 yıl sonra kentsel dönüşüm gelirse 5 katı edecek o toprak.
0
tchuck
(17.03.22)
Kentsel donusume girmez bu ev, girse girerdi zaten. Tapusu falan duzgun degildir yola karisiyordur arsasi.
Evin dogalgazini actiramazsin kombi eski tip, zaten ufo soba ve termosifon kullanilmis bu yuzden. Ayda en az 1500 tl elektrik faturasi gelir.
Icini biraz yaptirip 50bin harcayarak ogrencilere kiraya verilebilir baska da bir ise yaramaz. Otursan oturulmaz depremde gider bu ev. Ha o cevredeki evlerin hepsi boyle depremde nanay, ama kozmetik olarak iyi durumdalar. En azindan gazdan zehirlenip gitmezsin.
Para konusunda yorum yapamiyorum, bu paraya c sinifi araba ediyor anca. 1 milyon yazsa onu da yadirgamam.
0
divit
(17.03.22)
Eski bina, kentsel dönüşüm falan filan bunları ben de biliyorum da eski binayı görür görmez kentsel dönüşümü yapıştıranlar hiç üsküdara adım atmadı sanırım arkadaşlar. Buranın depremle yerle bir olmadan kentsel dönüşüme girme ihtimali yok. Restorasyonla adam edilebilir evet ama ev yerin dibinde.
0
🌸mg3929
(17.03.22)
hahahaha alirlar. 600e degil 1milyona da alirlar. piyasa cok garip. hic mi gormedin besiktasta zindan ilanlarini. uskudar asigi gider alir en basitinden. ev sahibi de biliyordur evin durumunu ama alan cikar elbet demistir ki evet cikar.
gercek dunyaya donersek:
icini yaptirsan bile su evin disini ne yapacaksin?! hafif siddetli bir depreme dahi dayanmaz. kentsel ise zorunlu kentsel diye bir sey yok. apartman yanassaydi para vermeye coktan girerdi kentsele. demek ki girmeyecek. ha bir uzmana baktirilsa yikim karari cikar. bu ev anca oyle bir durum olacaksa alinir.
yoksa metroya yakin, semti iyi vs diye burada oturulacaksa uskudarda metroya yakin bir parka cadir kurmak daha mantikli :)
0
Kittie
(17.03.22)
bu evin içine 300bin tl harcarsanız çiçek gibi olur, tanıyamazsınız bile. yalnız tabi içi güzel bir mezarlık olur ancak ciddi bir depremde.
0
nuisance
(17.03.22)
İçine 300 harcayıp çiçek yapsan bile 6 ay sonra o rutubet evi eski haline çevirecektir. Herşeye çözğm bulabilirsiniz ama bir ev rutubet alıyorsa çok zor.
625 e aldın, 300 masraf ettin kime kaça satacaksın burayı? 100k kazanmak için 1m a yakın parayı ben bağlamam buraya.
Bu evin konum ve olanaklarını, beylikdüzündeki sıfır bir daireye değişirim. net.
0
Arthur Dayne
(18.03.22)
bu ev alınır diyen doktora görünsün. hastalıklı bir toplumuz ya gerçekten. insanlar böyle bir evde yaşanabileceğini iddaa ediyor. bide buraya içinde ölmeyi beklemek için 300k para verilirse şahane olurmuş. bak bak zeka küpüne bak.
0
ishak77
(18.03.22)
konum mükemmel, sırf kentsel dönüşüme girsin de gelsin diye bekletirim. 625 bin lira bir golf parası değil şu anda. muhtemelen 1750-2000 lira civarı kiraya da gider. insan yaşasın istemezsen merkezi depo olarak da tutulur.
0
roket adam
(18.03.22)
Bu sokakta tüm yapılar yenileniyor zaten. Yenilenmiş olanlar var, ve tam su an inşaatı suren de bir bina var. (Bunun iki ya da üç yan binası)
Bu bölgede kat artısı verilmediği için cepten yaptırmak zorundasınız. Çok para. Bu eski binalarda genelde yaşlı ve geliri olmayan insanlar var.
Karot alınsa, belediye ertesi gün binayı boşaltma ve yıkım kararı alır zaten. Gel gelelim diğer mal sahipleriyle anlaşıp inşaata başlanması eziyet olabilir. Muhtemelen davalık olunur, birilerinin evi icradan satılır vs
Bu binaya 600mt mesafede başka bir bina 2 sene önce yıkıldı ve öylece bekliyor mesela…
Ayrıca bölgedeki tüm binaların iskanı, kat mülkiyeti vs var.
Araba kullanmaya başladıktan ne kadar süre sonra bunu deneyimlediniz? Yaklaşık 8 aydır şehir içinde araba kullanıyorum, sizce şehirler arasi kullanabilecek duruma gelmiş miyimdir? Manuel kullanıyorum ve henüz hiç kaza yapmadım, sürtmedim vs çok şükür. Ankara'dan Beypazarına gidicem. Ay inşallah yola
Araba kullanmaya başladıktan ne kadar süre sonra bunu deneyimlediniz? Yaklaşık 8 aydır şehir içinde araba kullanıyorum, sizce şehirler arasi kullanabilecek duruma gelmiş miyimdir? Manuel kullanıyorum ve henüz hiç kaza yapmadım, sürtmedim vs çok şükür.
Ankara'dan Beypazarına gidicem. Ay inşallah yola çıktığıma pişman olmam.
0
Gradient_tabanlı_mor (17.03.22)
arabamı aldığımda ilk olarak 4 saat şehirlerarası yolculuğa çıkmıştım. şehirlerarası yolculuk şehir içinden çok çok daha rahat.
0
adventchant
(17.03.22)
@adventchant, evet herkes böyle söylüyor ama şehirler arasinda ölümlü kaza oranı daha yüksek ve bir sürü kamyon tır var. ;/
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(17.03.22)
ilk uzun yol tecrübem ehliyetimi aldıktan uzun yıllar sonra olmuştu. O güne kadar hep uçak kullandım ama araçla uzun yolun keyfi başkadır bana kalırsa. İstanbul gibi şehir içi yerlerde kullanmak çok daha stresli bir iş. Navigasyonunuz açık olsun, arada göz ucuyla keskin virajları önden görüp hızınızı ona göre düşürün. Aracın yağına suyuna baktırın. Olası bir yolda kalma durumunda arayabileceğiniz çekici hizmetlerinin numaralarını kaydedin. Kasko, trafik sigortası ya da yetkili araç servisinizin ücretsiz hizmetleri olabiliyor onları bi kontrol edin. Tek başına gitmektense yanınızda bir yol arkadaşı olması her anlamda iyidir uzun yolda.
EK: Bu arada evet ağır vasıtalardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın. Dikkatiniz hep yolda olsun, başka şeyler düşünüp dalıp hız yapmayın.
0
msb
(17.03.22)
arabamı ilk aldığımın 3. günü şehirlerarası yolculuk yapmıştım. gerçi mersin-adana arasıydı :/
0
birmilyonunvarmi
(17.03.22)
tam hatırlamıyorum ama cok uzun bir süre değildi. bence artık cıkabilirsiniz. zaten uzun bir rota değil. şehirlerarası hıza alıştıktan sonra şehiriçine girince reflekslerinizi unutmayın :)
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(17.03.22)
Siz şeridinizde kaldıktan sonra problem yaşamazsınız merak etmeyin. Kamyonlardan ve tırlardan da diğer araçlardan korktuğunuz kadar korkun ya da kaçın.
Şerit takip önemli, diğer konula şehir içindeki gibi; başka insanların hata yapma ihtimaline karşı azami dikkat, trafiğe uyumlu bi hız, navigasyon ile çıkışların girişlerin kontrolü o kadar.
Eskiden uzun yol tecrübesi çok önemliydi, neredeyse tüm şehirler arası yollar gidiş gelişti ve bölünmemişti.
Her gün hatalı sollamadan dolayı kafa kafaya çarpışan arabalar ve ölümlü kazalar olurdu. Asfalt kalitemiz de çok kötüydü, araç teknolojisi de.
Şimdi bölünmemiş yol yok, hatalı sollama ile kafa kafaya biriyle çarpışmak neredeyse imkansız. Artık yeni moda yavaş giden büyük aracı sağdan sağlayıp emniyet şeridindeki tırın/kamyonun altına girmek maalesef.
Rahat olun, stres yapmayın, trafiğin akışına uyun, çok yavaş gitmeyin. Hızlı gitmeyeceğiniz zaten belli.
Önünüzdeki araçla mesafenizi koruyup hızınızı dengeleyin, o giderse başka araçla yapın bunu, tabi ki hız sınırları içerisinde. Trafikle beraber akarsanız kolay kolay bişey olmaz.
Yavaş giden bir ağır taşıtın arkasında düşerseniz acele etmeyin, uygun zamanda sağlıklı bir şekilde sollayın.
0
John Bloor
(17.03.22)
arabayı aldıktan 1 saat sonra, çorum-ankara yaptım. sonraki gün de ankara eskişehir :D
dümdüz yol başkan. bas geç. dert edilecek bir şey değil.
0
glamdr1ng
(17.03.22)
şehir içi birkaç denemeden sonra uzun yola çıkanlardanım. sorun yaşamamıştım. 8 aydır kullandığına göre rahat rahat gider gelirsin.
naçizane birkaç tavsiye; yol boşsa bile gaza gelip radara yakalanmayın ve mümkünse tek başına çıkın yolculuğa.
bu arada @John +1 yollar gayet iyi.
0
Improbable
(17.03.22)
bir yıl dolmamıştı sanırım benim de. kesinlikle çıkın, yoksa yirmi-otuz yıldır araba kullanıp şiir dışına çıkamayan çok tanıdığım var. sadece, ilk uzun yol deneyimlerimde, korkusuzluğun da verdiği cesaretle saçma yanlışlar yaptığımı fark ettim sonradan. misal, benzin istasyonundan ana yola geçerken "o araba çok ilerde yaa, geçerim" diye fırlamayın sakın. hiç araç kalmayıncaya kadar bekleyin. "sollayıvereyim" demeyin. abartılı bir dikkatiniz olsun ve bunu hep koruyun.
bunun dışında müzik dinleyin, yola bakın, keyifli zaman geçirin. kutsal anlardır yolculuklar.
0
lovemyself
(17.03.22)
Viraja, kavşağa girerken yeterince hız düştüğünüzden emin olun. Düz yolda hızınız anlaşılmıyor. İki yıl şehir içinde kazasız araç kullanıp, otoban çıkışına girerken savrulan, aracın kontrolünü kaybeden arkadaş var. Temkinli olursanız sorun yaşamazsınız.
0
zihua
(17.03.22)
Kurallara uyun, hız sınırlarını aşmayın, bir de yorgun yola çıkmayın hiç bir şey olmaz.
Daha uzun rotalarda en çok 4 saatte bir mutlaka mola verin dinlenin.
0
kaptankedi
(17.03.22)
Ehliyetimi aldıktan sonraki ilk bir kaç sene işim oldukça ödünç alarak babamın arabasını kullandım. Kendi arabamı aldıktan sonraki bir sene içinde ilk uzun yoluma çıktım (Ankara - İstanbul). Kurban bayramı (ilk gün) sabahıydı ve erkenden çıkmıştım. Yollar bomboştu ve çok güzel bir deneyimdi.
0
norek
(17.03.22)
İlki 3. Ay 50 km lik bölünmüş yol gidiş-geliş,tavsiyem hız adaptasyonu ve dikiz aynaları hakimiyeti.
Bir yere vesikalık fotoğraf vermem gerekiyordu, özel bir şartı yoktu biyometrik gibi. Hadi dedim güzel vesikalık fotoğrafım olsun, berbere gittim, güzelce giyindim, saçlarımı yaptım falan.Hayalimde şu vardı: https://images.unsplash.com/photo-1500648767791-00dcc994a43e?ixlib=rb-1.2.1&ixid=MnwxMjA3fDB
Bir yere vesikalık fotoğraf vermem gerekiyordu, özel bir şartı yoktu biyometrik gibi. Hadi dedim güzel vesikalık fotoğrafım olsun, berbere gittim, güzelce giyindim, saçlarımı yaptım falan.
Nasıl desem, yüzümdeki kırışıklar belli olsun, bir taraf gölge kalsın, kafam biraz yamuk dursun istemiştim. Tabi öyle bir vesikalık fotoğrafı resmi işlemlerde kullanabilir miyim, onu da bilmiyorum.
Mahallenin bıçkın fotoğrafçısı mı bu işten anlamıyor, kamerası/ışığı mı kötü, yoksa talep bu olduğu için isteneni mi yapıyor?
0
vatanperver (17.02.22)
Aslında ilk iki foto da benzer ekipmanla çekilir çekilmesine ama ilkinde hem ışığın açısı farklı hem de lens. Alan derinliği de sığ. Yoksa çok farklı değiller. Son foto ise hem kötü kalitede çekilmiş hem rötüş yapılmış hem de taranmış, yoksa ikinci fotodan aman aman farkı yok teknik açıdan.
Vesikalık deyince ışığın eşit dağıldığı, gölge alanın olmadığı, her yerin net olduğu bir foto akla geliyor, o yüzden öyle çekiyor fotoğrafçılar. Tabii bu şekilde çekince de biraz “ruhsuz” oluyor foto.
0
orient blue
(17.02.22)
biyometrik fotoda zaten gülünmez, retuş yapılmaz.
0
ankarakecisi
(17.02.22)
vesikalık tamda bu şekilde olur zaten. bütün yüzün net ve eşit bir şekilde aydınlatıldığı, mimiksiz fotoğraflardır. hangi fotoğrafçıya gidersen git vesikalık istiyorum dediğinde bunu çekecektir. ama senin istediğin tarz daha çok business portre veya editorial portre diye geçer. bunu da fotoğrafçıya belirtmen lazım.
0
astronom bey
(17.02.22)
Sizin fotoğrafınızın derinliği yok, ışık kötü kullanılmış. aslında özetle çeken kişinin sanatsal bir bakışı, bir imzası yok.
vesikalığı mahalledeki fotoğrafçıya çektirmeyin. fotoğraftan anlayan birini alın, arkaya fon olarak bir şey koyun. boyası güzel olan bir duvar dibinde de durabilirsiniz. amatör olarak bile fotoğraf çeken kişi çok daha iyi işler çıkaracaktır. dükkanı olanlar genelde basmakalıp şekilde çalışıyorlar. çekilen fotoğrafı gidip onlarda Tab ettirebilirsiniz.
0
lovemyself
(18.02.22)
ışığın eşit dağıldığı, gölge alanın olmadığı, her yerin net olduğu +1
Vesikalık deyince istenen bu. Ama mahallenin bıçkın fotoğrafçıları genellikle rötuşu fazla kaçırıyor. O konuda önceden fazla rötuş yapmamalarını (hiç yapmamalarını?) rica edebilirsiniz.
evet el sıkışılırsa bir şekilde öğrenecekler net aldığım maaşı o zaman yalancı olmuş olurum amaaaadoğru söyleyince de yüksek maaş vermeye yanaşmıyorlar gibi geliyor. nedir bunun oluru? yoksa ben mi yanlış yorumluyorum acaba?
evet el sıkışılırsa bir şekilde öğrenecekler net aldığım maaşı o zaman yalancı olmuş olurum amaaaa
doğru söyleyince de yüksek maaş vermeye yanaşmıyorlar gibi geliyor. nedir bunun oluru? yoksa ben mi yanlış yorumluyorum acaba?
0
floydian (17.02.22)
Önceki maaşını söylemek zorunda değilsin. Ancak Ocak ayında işe girmiyorsan kümülatif vergi matrahından ötürü vergi dilimin değişiyorsa aradaki farkı kendin ödersin vergi dairesine.
0
himmet dayi
(17.02.22)
dogru yorumluyorsun. dersen ki eski yerden 3k aliyordum. sana 5k vereceklerse bile maks 4k verirler. bu isler boyle. her turlu de haklar odenmiyor. kazanan hep isveren. o yuzden bu konuda yalan soylemeyi dogru buluyorum. bir sey derlerse sonradan eski deneyimlerim bu yondeydi ben de gecinebilmek icin kendimi dusunerek bu sekilde davrandim dersin.
@Kittie, şunu da merak ediyorum. ben işimden istifa ettim sonra bu olayı fark ettiler ve sırf gıcıklığına vazgeçebilirler veya maaşı düşürebilirler yani büyük risk değil mi?
0
🌸floydian
(17.02.22)
sigorta kaydindan mi goruyorlar ayrica. goremezler ki zaten maasini. bunlar bir nevi gizli bilgi. her isteyen o zaman yeni aldigi kisi uzerinden rakibinin odedigi paralari az cok tahmin eder. bence gorulmuyordur. ama oyle olsa bile ne sorun olacak ki. yani bunu gorup maasini dusuren sirket de somurucunun onde gidenidir. zaten calisma uzun vadede uzer.
0
Kittie
(17.02.22)
Su anki maasiniz degil de maas beklentiniz sorulmuyor mu zaten? Beklentinizi belirtin yeter.
0
kuehles blondes
(17.02.22)
yok valla baya şu anki maaşı soran denk geliyor bana.
sgk dökümünden görebiliyorlar diye biliyorum.
0
🌸floydian
(17.02.22)
maaşını bir sonraki şirket göremez. SGK kayıtlarında böyle bir şey mümkün değil. Sen açıklarsan ya da eski şirketinden kümülatif matrah getir derlerse ve sen de kabul edersen ancak. Bir de iş teklifi yapan ile kümülatif matrahı alan aynı kişi olmayabilir. yine yırtma durumun var.
0
gabe h coud
(17.02.22)
o zaman söyleyerek kerizleniyoruz resmen. çok teşekkürler.
0
🌸floydian
(17.02.22)
aradaki farkı elden veriyorlardı dersin bir şekilde ortaya çıksa bile.
0
slow like honey
(17.02.22)
Hep en az %10-15 yuksek soylerim, oynat devam diyorum..
0
cooperr
(17.02.22)
Üstünü elden veriyorlardı diyeceksin, kim bilecek. Buna inanmayacakları insanı insanı işe almazlar zaten, yıllardır fazla söylerim(dikkat çekici şekilde abartmadan) kimsenin sorguladığını görmedim.
0
Jux
(17.02.22)
Önceki maaşını niye söylüyorsun ki zaten? Kafandaki rakam neyse onu söyle. Daha hiç aldığım maaşı söylemedim hiçbir iş görüşmesinde. Türkiye'de çok tuhaf bu adetler. Hak ettiğini düşündüğün parayı söylemek ayıp değil. En fazla pazarlık edersin.
0
anten
(17.02.22)
ben yalan söyledim. çünkü eski işyerimden almam gerekenin çok altında alıyordum, teklif eden işyeri de "bu piyasanın üstünde alıyordur kesin" gözüyle baktı bana. ik ile görüşünce öyle bir hissiyat aldım. ve çok yüksek söyledim maaşımı. onlar da bu duruma göre bir teklif sundular. eski maaşımı da öğrenmediler. yine de her ihtimale karşın "resmî olarak bir kısmı gösteriliyor ama, şu kadar da ek bir şey diye sanırım üstünü kapatıyorlar, anlamıyorum o işlerden pek" gibi bir laf etmiştim. ama sorun olmadı zaten, o yalana da gerek yokmuş.
ve evet, eski işyerinizden aldığınız maaşı muhakkak söyletiyorlar. bir keresinde ikcı arkadaşım "az daha ben teklif edecektim, meğer yarısını veriyorlarmış" dedi. ve söyleyeceği maaşın yarısına adamı aldıklarından bahsetmişti. o zamandan beri insafsız davranıyorum ikcılara :)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.