Giriş
(10)

Kocaeli'nin yaşanılası mahalleleri;

rumeli beylerbeyi
merhaba,kocaeli'ne yerleşme gibi bir planımız var. ilçeleri hakkında henüz yeterli bilgiye sahip değiliz. mutaassıp olmayan, rahat ve huzular yaşayabileceğimiz, kocaeli'nin en yaşanılası mahallesi hangisidir?
merhaba,


kocaeli'ne yerleşme gibi bir planımız var. ilçeleri hakkında henüz yeterli bilgiye sahip değiliz. mutaassıp olmayan, rahat ve huzular yaşayabileceğimiz, kocaeli'nin en yaşanılası mahallesi hangisidir?
0
rumeli beylerbeyi
(12.08.20)
değirmendere
0
war of the world
(12.08.20)
Kesinlikle yahya kaptan +1.
0
bahele
(12.08.20)
Yahyakaptan +1

Değirmendere sahil olarak güzel ama hiçbir şey yok orada. Ayrıca İzmit'e uzak.

Kent Konut da tavsiye ederim.
0
dissendium
(12.08.20)
Sadece bunlar isteniyorsa bence de degirmendere baya guzel. Biraz yukarilarda guzel bi daire bulursaniz keyifli keyifli yasar gidersiniz. Egede sahil kasabasinda gibi yasarsiniz.
Yahya kaptan da guzel ama bence ddere ye göre sıkıcı. Normal sehir hayati.
0
a perfect lie
(12.08.20)
yuzbasilar diye bir yer var kordonun yandan carklisi. ben karamursele.bayiliyorum
kocaelindeyim 7 aydir golcukte. daha once 2018 de otogarin orada 2019 da da basiskele tarafindaydim santiyelerim oradaydi cunku. esnafi insani vs en iyisi yuzbasilarin orasi. dinlenme yeri olarak da karamursele.bayiliyorum.
0
turbo sadık
(12.08.20)
kocaeli mi izmit mi?

Kocaeli ise değirmendere

izmit ise yahya kaptan - kent konut falan yalan
0
sunriseee
(12.08.20)
Mutaassıp olmayan --> yahyakaptan
0
roket adam
(12.08.20)
+ yahyakaptan

ek olarak başiskele tarafı acayip güzel ve modern. yeni y.kaptan gibi hatta.
0
iste o kavunici balik
(12.08.20)
Yahyakaptan çok söylenmiş ama herkes böyle düşündüğü için kiralar aşırı yüksek. Yenikent var orası da gayet iyidir. Merkezde Orhan mahallesi de iyidir.
0
nickimin hakkini veremedim
(13.08.20)
yahyakaptan tarafı iyidir ancak binalar çok yeni değiller. Bahçecik tarafında güzel evler mevcut ancak izmit merkeze araç ile 15-20 dk sürebilir ama daha yeşil ve huzurludur.

yeni yapılar olmak koşulu ile plajyolu taraflarına bakabilirsin.
0
kraldan cok kralci
(13.08.20)
(2)

Askerlikle ilgili birkaç soru?

roger cobb
Kısa dönem er olarak başvuru yaptım. Tercihim 1 kasım yazıyor belgede. 1- Kasımın 1'inde askerlik yapacağım tesiste mi olmam gerekiyor? günü geçirirsem ne olur?2- Kasım'ın 2. ya da 3. grubu da çıkabilir dedi görevli kadın başvuru sırasında. Bu ne demek? Başlama tarihimi aralık ayına vs erteleme ihti
Kısa dönem er olarak başvuru yaptım. Tercihim 1 kasım yazıyor belgede.

1- Kasımın 1'inde askerlik yapacağım tesiste mi olmam gerekiyor? günü geçirirsem ne olur?

2- Kasım'ın 2. ya da 3. grubu da çıkabilir dedi görevli kadın başvuru sırasında. Bu ne demek? Başlama tarihimi aralık ayına vs erteleme ihtimalleri var mı? Ne bu 2. 3. grup?

3- Sistem nasıl işliyor, önce 25 gün acemi ocağı, sonra normal askerlik yapacağım yere mi gideceğim? 2 farklı ilde kasımdan önce mi belli olacak? Kadın ekim sonu belli olur dedi. Çok geç değil mi? Nasıl hazırlanacağım o kadar kısa süre içinde?

4- Kıyafet yıkama falan nasıl oluyor, benim kıyafetlerim başkasınınkiyle karışır mı? Normal kıyafet birkaç parça alsam yeterli olur herhalde, asker kıyafetini, ayakkabısını falan onlar veriyor değil mi?

5- askerde kilo alır mıyım verir miyim? vücut yapma şansım var mıdır? fit olur muyum yani?
0
roger cobb
(12.08.20)
1. Sevk tarihinden sonra 1 ya da 2 gün yol izni olur. O süre içerisinde katılmanız gerekiyor.

3. Benim acemi birliğim 21 gündü. Yemin töreninden sonra esas birliğe gidiliyor. Ben ikisini de aynı yerde yaptığım için iki yer de aynı anda belli olmuştu. Bildiğim kadarıyla sadece jandarmanın esas birliği sonradan belli oluyor.

4. Çamaşır filesi veriyorlar. Çamaşırlarını filenin içerisine koyup, üstüne adını, bölüğünü yazıp birliğin çamaşırhanesine verebilirsin. Benim gittiğim şehirde yıkama yeri vardı. 15 20 TL'ye hafta sonları yıkattırıyordum. File açılmazsa, başka biri senin fileni almazsa, biri çalmazsa kaybolmaz. Her şeyi onlar veriyor ama acemi birliği için fazladan iç çamaşır ve çorap almak mantıklı olabilir.

5. Kilo verirsin. Benim gittiğim birlikte yemekler özel şirket tarafından yapılıyordu. Ona rağmen kilo verdim. Yemekleri kötü olan bir yere gidersen ya da kantini kötü olan bir yere gidersen kilo verirsin. Vücut yapma şansın yok. Vücut yapmak için beslenmen gerekiyor. Yeterli beslenemezsin. Ayrıca iyi uyuyamazsın.
0
dissendium
(12.08.20)
1- Geçirdiğin gün kadar geç biter askerlik.
2- Gruplar arasında 45 gün kadar oluyor sanırım, net bilgim yok.
0
shape of shapelessness
(13.08.20)
(9)

Üniversite tercihi için tavsiye

antreman kocu munir bey
Kardeşim beklediğinden düşük sıralamayla 52 bininci oldu. Şimdi tercih zamanında yardımcı olmaya çalışıyorum fakat biraz kararsız kaldık. Kendisinin öyle ideal gördüğü bir dal yok ama kafası mühendisliklere kayıyor gibi. Kendisi biraz rahat biri olduğu için endüstri mühendisliği önerdim ama itü, odt
Kardeşim beklediğinden düşük sıralamayla 52 bininci oldu. Şimdi tercih zamanında yardımcı olmaya çalışıyorum fakat biraz kararsız kaldık. Kendisinin öyle ideal gördüğü bir dal yok ama kafası mühendisliklere kayıyor gibi. Kendisi biraz rahat biri olduğu için endüstri mühendisliği önerdim ama itü, odtü gibi yerler tutmuyor tabii ki. Girerse özyeğin veya ışık'a gidecek. Geçen senenin puanına göre itünün inşaat mühendisliği tutuyor ama ben kendisine çok uygun olduğunu düşünmüyorum. Aileden bir mühendis de itüyü çok övdü fakat benim aklıma pek yatmadı. Ben çok türkiye odaklı olmaması ve mutlu olacağı bir alan seçmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani gidip şantiyeyle vs uğraşmak çok hoşuna gitmez bana kalırsa. Mimarlık gibi bir alanın da çok güzel olacağını düşünüyorum ama aile memur olduğu için direk kpss, iş bulma diye darlıyorlar. Bu bölümlerde okuyan/mezun olan varsa fikir verirse çok güzel olur. Farklı bölüm önerilerine de açığım.
0
antreman kocu munir bey
(10.08.20)
bilgisayar mühendisliği??
0
high hopes of the sozluk
(10.08.20)
Mimarlık kulağa hoş geliyor. Mümkün olsa isterdim ben de mimar olmak. Hakkında hayırlısı olsun.
0
ne zaman emekli olacagim
(11.08.20)
Mühendislik, mimarlık gibi alanlar hem eğitim, hem iş hayatında gerçekten zorlayıcı alanlar. Hele endüstri mühendisliği oldukça zor bir bölüm, iş hayatında iyi bir kariyere sahip olması için çok emek vermesi lazım.

Özyeğin ve ışık üniversiteleri de okunacak okullar değiller. Ne eğitimi, ne üniversite ortamı düzgün. Hani anca özyeğin de tam burslu okursa faydasını görür.

Bence biraz kardeşinizle oturup konuşun, mümkünse okulları gezin, kafasında hangi bölüm varsa bu bölümden mezun insanlarla konuşmasını sağlayın. Okulların tanıtım günlerinde hocalar görevli oluyor, onlarla konuşmasını sağlayın. Endüstri mühendisliği, mimarlık, inşaat mühendisliği aynı anda düşünülecek bölümler değil ki. Hiç mi daha önce kardeşinizle oturup konuşmadınız ya da ne yapabilir ne yapamaz bilmiyor musunuz?
0
GoodMorningTeacher
(11.08.20)
İTÜ inşaat mühendisliği tutuyorsa gidebilir. Siz uygun değil, hoşuna gitmez diyerek müdahale ediyorsunuz gibi görünüyor. En iyisi araştırıp istediği bölümü belirlemesi. Bölüm derslerine baksın, kariyer.net gibi sitelerde iş ilanlarına baksın.
0
dissendium
(11.08.20)
mimarlığın şöyle bir avantajı var diye düşünüyorum. öss sıralamanla okul içi ve sonrası başarı korelasyonu diğer bölümlere oranla daha az çünkü mimarlık mentalitesine yakın dersleri daha öncesinden görmüyorsun. 70 binden elektrik elektroniğe giren biri öyle kolay kolay 5 binden elektrik elektroniğe girenle mezun olduktan sonra kapışamaz. ama mimarlık belli olmaz. yalnız mimarlık severek okunması gereken bir bölüm çünkü 2-3 gün uyumayıp proje bitirmeye çalışmak çok olağan bir olay. sevmezsen hayattan soğursun.

onun dışında endüstri mühendisliği rahat laylaylom bir bölüm değil, ciddi matematik gerektiren bir bölümdür. bu kafayla okunursa mezun olunur ama ileride mühendislik yapamaz, iyiyse pazarlama, insan kaynakları gibi alanlarda başarılı olabilir ama.

özyeğin, ışık iyi üniversiteler değil. itü ile aralarında dağlar var. kalite okulların girebileceği bölümler arasında kendine uygun olanına karar versin.
0
hayley williams ile evlenecek genc
(11.08.20)
Mimarım, inşaat sektörünün içerisindeyim. Ekonomoimin en hızlı etkilediği sektör diyebilirim. Şuan büyük bir daralma ve istihdam sorunu var. Zaten tercih edilmemesinden dolayı sıralamalar oldukça düşmüş gördüğünüz üzere. İTÜ inşaat 15 bin sıralama ile alan bir bölümdü.
Ancak bu mesleği bir ömür boyunca yapacak belki de. Zaten minimum 4 sene sonra piyasaya atılacak o zaman ki şartlar neler gösterir bilinmez. Seçenekler içerisinde bölüm önemli değilse İtü gibi köklü bir okulu tercih etmesi vizyonu açısından da etkili olacaktır.
Mimarlık hakkında da sorularınız olursa yeşillendirebilirsiniz.
0
glavina
(11.08.20)
Yanıtlarınız için teşekkür ederim. Benim rahat birinden kast etmek istediğim bir şeye heves duymadığı zaman yaptığı işi kendini çok zorlayarak yapan biri. Endüstriyi mantıklı bulmamın sebebi biraz daha esnek bir branş olması. Zaten karışmıyorum ne seçeceğine asla ama ben de gerildim ister istemez.
0
🌸antreman kocu munir bey
(11.08.20)
Bolum degil de universitelerle ilgili bi yanlisi duzeltmek istiyorum.

Itu tamam iyi okul ama vakiflarla arasinda daglar falan yok maalesef. Iyi ozel universiteler para sayesinde iyi hocalari topluyorlar. Ustelik daha az kisiyle ders yapiyorlar. Oyle bos beles tipler de yok o okullarda. Varsa da azinliktalar. Kotu puanla girip okul birincisi cikan taniyorum. Parasi vardir, sinava calismamistir, dusuk puanla girer yani. Uni sinav notuyla belirlenmemeli ortamin kalitesi.

Ozyegin uni holding destegiyle iyi bi okul olmus olabilir.

Isik ise zaten ilk acilan ozellerden... yillarin egitim kurumudur ayrica
0
Kittie
(11.08.20)
Öncelikle mezunlarla konuşma, okulları gezme kısmına katılıyorum. Endüstri mühendisliği internetle alakalı tüm işlerde kullanılabilecek bir alan. Ancak onun neden hoşlandığı daha önemli. Telekom, dijital medya, UX özellikle her zaman iş bulabileceği alanlar, bu konudaki iş ilanlarına bakıp kapsamlarını öğrenebilirsiniz.

Mimarlık yapan arkadaşlarım maalesef iş bulamıyorlar ve çok zorlanıyorlar.

İlk yıldan İngilizcesinin çok iyi olmasına dikkat edin ve bu konuda cesaretlendirin. Özyeğin'in avantajı, şirket üniversitesi olduğu için kariyer için avantajı olabilir. Yine mezunlar daha iyi fikir verecektir.
0
kaset
(11.08.20)
(2)

Galatasaray Endüstri mi Yeditepe Bilgisayar mı

e1even1
Tercih günlerinin sonuna doğru kararsızlık yaşıyorum.Son 2 senedir mühendis olmak için sınava hazırlanıyordum ve son 1 senedir de bilgisayar mühendisliği istediğime karar verdim.Sınav sonucuma göre gelebilecek bilgisayar mühendislikleri-Galatasaray (6507)-Bahçeşehir (7081)-Yeditepe (8345)-sıralamam:
Tercih günlerinin sonuna doğru kararsızlık yaşıyorum.Son 2 senedir mühendis olmak için sınava hazırlanıyordum ve son 1 senedir de bilgisayar mühendisliği istediğime karar verdim.Sınav sonucuma göre gelebilecek bilgisayar mühendislikleri
-Galatasaray (6507)
-Bahçeşehir (7081)
-Yeditepe (8345)
-sıralamam: 7146
bahçeşehiri en başından eledim
Galatasaray bilgisayara sanırım sıralamam yetmiyor ama galatasaray endüstri mühendilsiğine yetiyor şu an başlıkta da olduğu gibi galatasarda endüstri mi yoksa yeditepede bilgisayar mı sorusunu soruyorum.
Yeditepenin avantajları şöyle
-bedava yurt
-bedava yemek bursu
-kampüsü
-aylık 500 tl harçlık 9 ay
-Bilgisayar okumak
Galatasarayın bana göre avantajları
-İsmi
-Devlet üniversitesi olması
-Konumu
-Fransızca hazırlık
-Ortamı ve arkadaşlık çevresi
-Mevcudunun az olmasından dolayı hocalarla daha samimi olunması
Sizce hangisi
0
e1even1
(10.08.20)
Bedava yurt çok cazip görünüyor. Yeditepe tam burslu oluyor sanırım. Eğer bursun kesilme riski olmayacaksa Yeditepe bilgisayar yazardım ben.
0
dissendium
(11.08.20)
fransızca öğrenmek sizin için bir avantaj olacak mı ona karar vermeniz lazım. eğer ilerde seçilecek iş sahasında işe yaramayacaksa fransızca öğrenmek yerine ingilizceyi mükemmelleştirmenin çok daha mantıklı olduğunu düşünüyorum.
bilgisayar mühendisliğine karar verdim de demişsiniz yeditepe bilgisayar daha cazip gibi. ama bölümü de araştırmak lazım tabii. diğer üniversitelere kıyasla durumu nedir...
0
not dark yet
(11.08.20)
(5)

üniversite tercihi

aligunal
Merhaba bir arkadaşım aşağıdaki soruyu sormamı istedi.Dokuz Eylül inşaat müh. bölümünden Demokrasi Üniversitesi makine müh. bölümüne yatay geçiş yapar mıydınız? Gördüğüm kadarıyla inşaat müh. iş imkanları baya kötü , Demokrasi üniversitesi ise apartman şeklinde kampüsü olmayan yeni bir üniversite i
Merhaba bir arkadaşım aşağıdaki soruyu sormamı istedi.

Dokuz Eylül inşaat müh. bölümünden Demokrasi Üniversitesi makine müh. bölümüne yatay geçiş yapar mıydınız? Gördüğüm kadarıyla inşaat müh. iş imkanları baya kötü , Demokrasi üniversitesi ise apartman şeklinde kampüsü olmayan yeni bir üniversite imkanları oldukça az. Siz hangisini tercih ederdiniz?
0
aligunal
(10.08.20)
okuduğun bölüm > okuduğun okul
üniversite tercihi değil bölüm tercihi yapın. 4 yıl sonra okul bitince hayatınız boyunca o mesleği yapacaksınız çünkü
0
war of the world
(10.08.20)
bölüm tercihi değil üniversite tercihi yapın. öyle yaptım pişman değilim. matematik mühendisinden bilgisayar mühendisine işletme mezunundan psikoloji mezununa çalışılan bi alandayım. Bölümden çok okuluna bakıyorlar.
0
lcha
(10.08.20)
Makine mühendisiyim. Makine mühendisliği için inşaat mühendisliğine göre daha çok iş ilanı görüyorum ama o yazdığınız üniversiteye kesinlikle geçmezdim. Daha iyisi varsa oraya geçilebilir.
0
dissendium
(10.08.20)
Normalde bölümün daha önemli oduğunu savunurum ama üniversitenin web sitesinde dombra çalıyor.
www.idu.edu.tr
0
archmage mahmut
(10.08.20)
Zaten üniversite böyle olmasa direk makineye geç dicemde üniversite çok garip makine muhendisliginde 5 tane akademisyen var. Erasmus kısmen var , mudek akreditasyonu yok, çap yandal yok, kampüs yok, labaratuvar yok . Fakat inşaat mühendisliğinde yeni mezunlar için hiç ışık göremiyorum genelde herkes olumsuz yorum yapmış.
0
🌸aligunal
(10.08.20)
(44)

Çocuğunuza "Dünya" ismini koyar mısınız?

semanful
Herkese merhaba,Eşimle amansız bir isim tartışmasına girdik. Eşim cinsiyeti belli olmayan bebeğimize "Dünya" ismini koymak istiyor. Bense bu ismin içime sinmediğini ve farklı bir isim bulmamız gerektiğini düşünüyorum.Bu düşüncemin en temel sebebi soyisminin "Kısa" olacak olması :) Bir de size soralı
Herkese merhaba,

Eşimle amansız bir isim tartışmasına girdik. Eşim cinsiyeti belli olmayan bebeğimize "Dünya" ismini koymak istiyor. Bense bu ismin içime sinmediğini ve farklı bir isim bulmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bu düşüncemin en temel sebebi soyisminin "Kısa" olacak olması :)

Bir de size soralım dedik, lütfen bir el atın, samimiyetle düşüncelerinizi paylaşın, şöyle bir anket bırakıyorum eğer seçenek dışında bir cevabınız varsa lütfen mesaj yada yorum yolu ile iletin.

docs.google.com

Şimdiden teşekkürler, iyi akşamlar.
0
semanful
(09.08.20)
Ben koymam. Feza nasil? Nedense ilk aklima o geldi
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(09.08.20)
Hayat koyardım ben olsam.

Hayat kısa.


Anlamlı ve güzel olurdu. Yoklamada adı okundugunda burda demesinde "kuşlar uçuyor" desin.

Minik insana şimdiden güzel bir ömür diliyorum.
0
ırene adler
(09.08.20)
isimle farklılaşma çabası çok anlamlı gelmiyor çocuğa sorma imkanı olamayacağı için.

Kız olursa Eda
Erkek olursa Cem

gibi Türkçe karakter içermesin, kısa ve net olsun diyenlerdenim.
0
msb
(09.08.20)
Ben de koymazdım. Hem kulağa güzel gelmiyor hem de çağrıştırdıkları güzel değil.

Ekleme: hayat kısa gibi soy isimle bağlantılı şeylerden de uzak dururdum. Bir insandan bahsediyoruz. Oyuncak değil ki.
0
ruhen hastayim ben
(09.08.20)
dünya isimli bir arkadaşım var. güzel bir isim bence.
0
tepedeki psychedelic adam
(09.08.20)
"Feza" kulağa hoş geliyor ancak şöyle bir aratınca anlamının "ümitsizlik" olduğunu öğrendim, pek içime sinmedi, tavsiye için teşekkürler :)
0
🌸semanful
(09.08.20)
Ben böyle bir isim koymazdım. İsminden nefret eden ve bu yaşında hala ailesine bu yüzden kızgın olan bir insan olarak ismin gerçekten çocuğun özgüveni üzerinde bile çok etkili olduğunu düşünüyorum. Özgün ya da çok marjinal olduğunu düşündüğünüz bir isimle bir insan çocukluğunu, öğrenciliğini, iş hayatını, bütün sosyal hayatını geçiriyor. Gerçekten yapmayın.
0
ms brownstone
(09.08.20)
Ben olsam koymazdim.
Simdiden guzel bir hayati olsun :)) <3
0
invictae
(09.08.20)
Ben koymazdım. Ama siz kız olursa koyabilirsiniz. Erkek olursa koymamak daha iyi.
0
dissendium
(09.08.20)
Anket böyle giderse eşim galip gelicek sanırım, iyi dilekleriniz için çok teşekkürler :))
0
🌸semanful
(09.08.20)
İki isim koyun, kavga bitsin.
0
prole
(09.08.20)
Doguracagim çocuğu severim diye düşünüyorum. O yüzden böyle bir kötülük yapmam.

Ayrıca isim konusunda tartışmak neden? Tek tarafin kararı ile olacak bir şey değil çünkü. Çok beğendiğim bir isim bile olsa eşim begenmezse üzerini siler geçerim. İllaki ortak beğenide buluşulur.
0
elorelia
(09.08.20)
Kız için de erkek için de çok kötü bir isim. Kusura bakmayın ama böyle abidik gubidik isimler koyanları hiç anlamıyorum, bir de soyadıyla esprili/sempatik bir kombinasyon yapmayı amaçlayanları. Kuşlar uçuyor densin diye çocuğun adını hayat koymak falan Twitter kültürünün içinde doğup büyümüş de çocuk sahibi olmuş ergen ruhlu bir çiftin yapacağı iş gibi geliyor kulağa. Deniz koyabilirsiniz cinsiyetsiz olarak, çok hoş bir isim.
0
aramızda kalsın
(09.08.20)
değişik sayılabilecek ama genel olarak beğenilen bir ismim var.
ona rağmen telefonda birine adımı verirken falan zorlanıyorum bazen.
bir de kolay unutuluyor, sürekli yanlış yazılıyor ya da söyleniyor.

kaldı ki, dünya değişik, nadir duyulan ve güzel sayılabilecek bir isim değil gibi.
illa değişik bir şey istiyorsanız biraz daha araştırın derim.
isim ve nereden esinlenilerek koyulduğu insanın kaderini bile etkileyen bir şey, iyi düşünün bence.


edit:
kobuzchu kiz +1 :)
bu ülkede ne başaklar, ne yapraklar harcandı.
dünya'ya kimse acımaz.
0
blatta hiberna
(09.08.20)
ben şahsen koymam
0
basond
(09.08.20)
ben koymam.
0
trajikomix
(09.08.20)
hayır
0
edaddy
(09.08.20)
Koymam. Çok dalga geçilir.
0
fezagezgini_4
(09.08.20)
soyisim ironik. ben olsam dümdüz bi isim koyardım. ismini dünya koymayın, yazık çocuğa.
0
scudman1
(10.08.20)
raskolnikov'un (suç ve ceza) ablasının ismi "Dunya" idi. Avdotya'nın kısa (şirin) formu. rusça ve diğer slav dillerinde ismi şirinleştirmek için kısaltmalar çok kullanılıyor, dmitri / dima, aleksandr / sasha gibi.

www.behindthename.com

artık ne isimler konulmuyor çocuklara, dalga geçilmeyecek isim az bulunur bu zamanda bence ona hiç takılmayın. tınısı güzel hiç kötü değil bence.

e: ayrıca bakınız;

www.behindthename.com

"Turkish form of Dunia"

far cry'ın oyun motorunun ismi de Dunia idi ki bayılırım seriye, buradan geliyormuş demek hm.

www.behindthename.com
0
engelbert humperdinck
(10.08.20)
Dünya ismi hiç kulağa hoş gelmiyor. Lila, venüs, kuzey, deniz, melis, gökçe gibi isimler ilk aklıma geldi.

Bence anne-babanın isimlerine uyumlu isim seçebilirsiniz ya da sizin isimlerinize kafiyeli isimler.
0
GoodMorningTeacher
(10.08.20)
Güneş koyucam ben.
0
pass
(10.08.20)
Hayırlı olsun, sağlıkla dünyaya kelsin.

Soyadıyla birlikte dalga geçilmesinden çok, bir sürü soru sorulur vs. Dünya Eda gibi birşey olabilir. Venüs ismi de güzel.
0
kaset
(10.08.20)
Bu aralar özellikle erkek çocuklarında cokca duyduğum bir isim ama ben bu ismi kendi çocuğuma koymam sanırım.
0
fraise
(10.08.20)
Bence de sifat tamlamasi veya cumle olusturacak isimler gulunc. Ayse Kisa veya Hasan Kisa bu kadar kotu durmazdi.
0
hot potato
(10.08.20)
Anketinize katıldım, hayır diyorum.

Alternatif olarak büyük resmi görüp Evren koyabilirsiniz ya da resmi küçültüp Ege koyabilirsiniz çocuğunuzun adını. "Evren Ege Kısa" da hoş oldu aslında.
0
basaran
(10.08.20)
Hayır. Bu evcil hayvan değil, oyuncak değil, bitki veya araba da değil ki ismini dünya koyasınız. İnsan evladı bu. İnsan olan evladına böyle kötülük yapmaz. Soyadıyla gerçekten çok talihsiz bir kombinasyon oluyor ama bu söylediklerim soyadından bağımsız.

Edit: venüs fln da koymayın ya :/ normal insan ismi koyun gitsin işte. "Farklı" olmak uğruna çocuğu soytarıya çevirmeyin. O isimle yaşayacak bütün ömrünü o çocuk. Yapmayın.
0
pati
(10.08.20)
dünya kız için fena bir isim değil bence ama kısa soyadıyla hiç iyi durmuyor maalesef
0
burya
(10.08.20)
@irene adler rullaz.
0
onemoremile
(10.08.20)
hayır hayır
0
nuisance
(10.08.20)
Soyadı "Kısa" olan biri çocuğunun ismini Dünya ya da Hayat koymasın lütfen. Çok depresif.Ad-Soyadı kombinasyonu çok önemli. Aklıma geldi, lisede bir hocamız vardı Aslan Kuş. Bir kız arkadaşım da çocukluğundan beri "Kızım olacak adını Banu koyacağım" diye diye beynimizi yemişti. Kızı oldu ama adını Banu koyamadı. Neden? Evlendiği adamın soyadı Alkan diye. Dikkat etmek lazım böyle şeylere.
0
SiyamkedisiZorro
(10.08.20)
dünya isimli tanıdığım var. gördüğüm kadarıyla hiç memnun değil.
0
tantunisultansuleyman
(10.08.20)
Ek olarak, lütfen Venüs de koymayın. Çok kötü, çok çok kötü.
0
aramızda kalsın
(10.08.20)
İnsana insan konulmalı. Dünya bir gezegen ismi :) bence hiç hoş değil. Şık bir insan ismi koyun lütfen
0
infernalcadre
(10.08.20)
Ne isimler var , neden koyulmasın ki?
0
ketcapli dondurma
(10.08.20)
bu çocuk elbet iş hayatına girecek, sonuna bey ve/veya hanım ifadelerini ekleyerek isim düşünmekte bence gerçekten fayda var.
0
Phoebe
(10.08.20)
isimin kendisinin çok kötü olmasından ziyade, soyadı ile birleşince komik de oluyor, kusura bakmasın eşiniz :)
0
kenarortay
(10.08.20)
Bir önerim çocuğa eşinizin değil kendi soyadınızı verebilirsiniz. Belki öyle uyumlu olur.
0
kaset
(10.08.20)
@semanful, abi feza nasıl ümitsizlik demek ya :) uzay demek değil mi feza?
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(10.08.20)
@proletarier aller lander vereinigt euch, "Feza" isminin anlamı diye aratınca ilk çıkan sonuç şu oldu: "Arapça kökenli bir Kız-Erkek ismi olan Feza "Ümitsizlik. Ucu, bucağı olmayan boşluk." anlamına gelir." Buna istinaden hızlı yorum yaptım ama sanırım uzay ve gök gibi anlamları da varmış :))
0
🌸semanful
(10.08.20)
güzelmiş ama ben koymam'ı işaretledim. ancak şimdi fikrimi değiştirdim, koyabilirim sanırım.

toprak, rüzgar, ekin, eylül, ateş, su, asya, akasya, evren, deniz... tüm bu isimler koyuluyor, çoğunlukla seviliyor. bunlar kabulken dünya neden kabul değil?

öte yandan, "dünya kısa" pek güzel bir ikili değil.

edit: feza'nın ümitsizlik anlamı da olduğunu sizden duydum. gökyüzü, uzayla ilgili olarak bilirim bunun anlamını.
0
biseysorcaktim
(10.08.20)
3. sınıftayken bu isimli bir çocuk vardı bizde herkes dalga geçiyordu. 2. donem çocuğu almak zorunda kalmıştı ailesi. Yapmayın.
0
iwasbornonamountainside
(10.08.20)
Güzel isim, koyarım. Dünya diye bir arkadaşım var. Aklıma hep Michael Jackson'ın Earth Song'u geliyor.

Ahmet, Mehmet, Ayşe gibi memur isimleri, Berat, Kevser gibi malum kesim isimleri, -han, -can vb. ile biten baş ağrısı yapan isimler yerine Dünya, Güneş ve Evrim gibi isimleri tercih ederim.

Hayat Kısa kötü (daha kötüsünü gördüm: Emre İtaatsizlik) ama Dünya Kısa'yı benim kafam Türkçede anlamlı bir ifade olarak parse etmiyor.
0
bruce mclaren
(11.08.20)
Bu sorunun biraz dedikodusunu yaptık da, o çocuk biraz tombul olduğu an yarım dünya diye dalga geçilecek, farkında mısınız?

Eşiniz iyi düşünmeli bence de, değişik olacağız diye çocuğu ziyan etmeyin arada.
0
kobuzchu kiz
(11.08.20)
(3)

Kpss gk/gy - Soru çözüm tekniği hakkında yardım :(

kostüm çok güzel prenses misiniz
Selamlar,Kpss gk-gy için deneme çözerken turlama tekniği kullanan var mı aranızda? Temel mantığı, yapamadığımız soruyu geçip en son tekrar bakmak ama daha ileri bir modeli varmış bunun. İlk 30-35 dk her bölümden en kolay soruları tarayıp çözüyorsun ve bu ilk tur oluyor. Bu turda sözel mantık ve zor
Selamlar,

Kpss gk-gy için deneme çözerken turlama tekniği kullanan var mı aranızda? Temel mantığı, yapamadığımız soruyu geçip en son tekrar bakmak ama daha ileri bir modeli varmış bunun.

İlk 30-35 dk her bölümden en kolay soruları tarayıp çözüyorsun ve bu ilk tur oluyor. Bu turda sözel mantık ve zor problemleri çözmüyorsun, önce çerez soruları yapıyorsun ve motivasyonun artıyor. Her alandan soru çözdüğün için de bunalmıyorsun. Sonra ikinci turda en başa dönüp devam ediyorsun falan. Süre sıkıntısına çok iyi geliyor demişler youtubeda baktığım kadarıyla.

Riskli midir bu yöntem bilemedim, ama memnun kalan da çok. Uygulayanınız varsa deneyimlerinize talibim. Ya da siz her derse kaç dk arıyorsunuz, yapamadıklarınıza nasıl dönüyorsunuz vs. bunları paylaşırsanız da çok işime yarar. Şimdiden teşekkür ederimm.
0
kostüm çok güzel prenses misiniz
(09.08.20)
Ben iki yıl önce girmiştim. 89 almıştım gk-gy’den.

Her soruya maksimum 1 dakika veriyordum. 40 soru bittiğinde 40. dakikayı aşmamam gerekiyordu. Sözel mantığı tek seferde çözememişsem en son bakmak üzere geçiyordum.

Matematikte ise çözemediğim soruyu yine sonra dönmek üzere hızlıca geçiyordum. Tarih beni biraz oyalıyordu. Çünkü üzerine düşünüp hatırlamam gereken şeyler oluyordu genelde. Oralarda yavaşlıyordum sadece.

60 70 dakika dolunca en baştan boşlarıma bakarak ilerliyordum. Yine çözemezsem ikinci kez boş bırakıp soruları eriterek ilerliyordum. Burada en zor şey soruyu boş bırakarak geçmek sanırım. Bir kere alıştıktan sonra takır takır soruları geçip en son temiz kafayla okuduğunuzda çözebiliyorsunuz.
0
ruhen hastayim ben
(09.08.20)
1. bölüme 1 saat veriyorum. 1 saat dolmaya yaklaştığında matematikteki duruma bakıyorum. İyi gidiyorsam 5 dakika ek süre verip çözmeye devam ediyorum. Sonra 2. bölüme geçiyorum. 2. bölüm daha kısa sürede bitiyor. Onun da süresi 1 saat. Sonra başa dönüyorum. Kalan sürede tüm boşlara bakıyorum. Hiç bakmadığım sorulara öncelik veriyorum. Sonra boşlara bakıyorum. Kısa notlar almak işe yarıyor. İkinci turda genelde problemleri çözüyorum.

Bahsettiğiniz sistemi ben uygulamam. Kafa çorba olur. Sonuçta o soruları çözmeniz gerekiyor. Bir dersi çözmeye başlamışken bir kez odaklanıp, çözmek daha temiz. Çünkü o dersi çözerken bilgiler akla gelmeye başlıyor. Isınmış oluyorsun o derse.
0
dissendium
(09.08.20)
Tam olarak @ruhen hastayım gibi çözüyorum sınavları. Her soru için 1dk Max. 1 dkyi geçerse soruyu geçer sonra tekrar bakarım.
0
westblack
(09.08.20)
(3)

Ekonomiye giriş

dissendium
Ekonomi öğrenmek istiyorum. Üniversitede mühendislik ekonomisi dersi görmüştüm. Paranın gelecekteki değerini falan hesaplamıştık. F/P, A/P diye bir şeyler hatırlıyorum. Faiz de vardı. Ben böyle şeyler değil de daha çok şirket ekonomisi, borsa gibi konuları merak ediyorum. Hangi kaynakları okuyabilir
Ekonomi öğrenmek istiyorum. Üniversitede mühendislik ekonomisi dersi görmüştüm. Paranın gelecekteki değerini falan hesaplamıştık. F/P, A/P diye bir şeyler hatırlıyorum. Faiz de vardı. Ben böyle şeyler değil de daha çok şirket ekonomisi, borsa gibi konuları merak ediyorum. Hangi kaynakları okuyabilirim? Kitap da olur, İnternet'ten de olur. Teşekkür ederim.
0
dissendium
(06.08.20)
Muhasebe/Maliye/Ekonomi/Finans farklı alanlar. Tam olarak ne istiyorsunuz önce onu netleştirin derim.

Aysel gündoğdu ve mahfi eğilmez kitaplarıyla başlayabilirsiniz. Daha detaylı çalışmak isterseniz yazdıklarınızdan yola çıkarak muhasebe+finansal muhasebe, finansal durum analizi, risk yönetimi gibi konu başlıklarıyla kaynak aramanızı tavsiye ederim.

Borsanın dinamikleri biraz daha farklı, benim pek ilgi alanım olmadığı için bilemiyorum.

Dil ve kapsam da belirtirseniz daha detaylı kitap/konu tavsiyesi de verebiliriz.

Imza: IIBF mezunu.
0
influx
(07.08.20)
@influx, dil Türkçe ve İngilizce olabilir. Kapsam ekonomi ve finans.
0
🌸dissendium
(07.08.20)
Selam,
Ekonomi için Mahfi Eğilmez ve Ercan Kumcu borsa için(Dünya Geneli işleyiş, Sermaye Piyasalarının Tarihi, Gelişimi ..) Asaf Savaş Akat.
0
Ven
(07.08.20)
(8)

hangi şehir ve/veya hangi ülke?

scudman1
para, iş vb tüm etkenler bir tarafa hangi şehir ve/veya hangi ülke de yaşamak isterdin? ve neden? yurtiçi, yurtdışı fark etmez.
para, iş vb tüm etkenler bir tarafa hangi şehir ve/veya hangi ülke de yaşamak isterdin? ve neden? yurtiçi, yurtdışı fark etmez.
0
scudman1
(06.08.20)
Ya çok sıcak ya da çok soğuk bir yerde yaşamak isterdim. Nordic ülkelerinin insanlarindaki o kibir hoşuma gidiyor mesela, onlarla bir süre yaşayıp saatlerce atışmak sonunda bayılana kadar içmek istiyorum. Ya da İtalya, güney amerika ya da ne bileyim İspanya gibi bir yere gidip full relax yaşamak da cazip geliyor. Bir de İrlanda ya da İskoçya insanlarını seviyorum, orada ömrümün sonuna kadar yasayabilirdim sanırım. Turkiye'de Ankara'yı seviyorum garip bir şekilde, ne zaman gitsem icim tarifsiz bir huzurla doluyor.
0
epistemic_regress
(06.08.20)
İtalya ya da fransa'nin güney kasabalarindan birinde. Sıcak havalarda denize girer, mis gibı bahçelerde gezinir, güzel yemekler yer, şaraplar içerdim. Akşamları arkadaşlarımla bağda, bahçede sofralar kurar; sohbetler ederdim. Kışın da ılıman bir iklimde yaşıyor olurdum.
0
fraise
(06.08.20)
Yunanistan/selanik.
Atam'ın memleketi.
0
paramolacak
(06.08.20)
Cok şehir var ya böyle, bir tane bulamam.
Güney fransa+1
Lyon
Annecy/ aix le bains
Saint petersburg

Düşündükçe daha da geliyor.
0
logisticsmanager
(06.08.20)
ABD. New York, Los Angeles. Sebep çok. Amerikan kültürünü seviyorum. İngilizce güzel dil. Başka bir dil öğrenmek zorunda kalmam. Teknoloji ilk orada çıkıyor. Araba almak Türkiye'deki gibi ölüm değil. Halkı sindirilmiş değil. Kimse bir kişinin ağzından çıkan lafa bakmıyor. Her gün haberlerde Orta Çağ konuları konuşulmuyor.
0
dissendium
(06.08.20)
Viyana/avusturya
Torino/italya
0
kanlakarisikyagmur
(06.08.20)
kanada, isviçre, isveç herhangi bir şehir olabilir sıkıntı yok.
kanadaya gitmedim, isveç ve isviçre muhteşem gelmişti bana.
0
seyduna6687
(06.08.20)
Güney Almanya, Avusturya, Isviçre.
Türkiyede Ankara, Karadeniz, Ege veya Marmara kıyılarında
0
samiabi19
(06.08.20)
(11)

30 yaşından sonra okunacak bölüm?

akatreil
30 yaşından sonra gelecege dönük olarak hangi bölümde okunabilir?Suanda zaten bir universitede calisiyorum memur olarak, calistigim universitede tip ve eczacilik harici butun bolumlere yetecek puanı da alabilirim gibi geliyor.Esit agirlikciyim, matematige yatkinligim var. Bu yuzden sozel ve esitagir
30 yaşından sonra gelecege dönük olarak hangi bölümde okunabilir?

Suanda zaten bir universitede calisiyorum memur olarak, calistigim universitede tip ve eczacilik harici butun bolumlere yetecek puanı da alabilirim gibi geliyor.

Esit agirlikciyim, matematige yatkinligim var. Bu yuzden sozel ve esitagirlik puanlari icin 450 üstü, sayisal puanlar icin 350 ustu puanlar alabilirim. Bu da calistigim yerdeki programlara yetiyor. Bilgisayar-yazilim muhendisligi, beslenme diyetetik, havacilik ve uzay bilimleri acilacak orasi olabilir. Psikoloji ya da hukuk olabilir. Taban puanlara baktim, kac netle alinabilecegine baktim, yani olur gibi geldi.

Ne diyorsunuz? Universite okuyacagina kursa git de diyebilirsimiz, hak da veriyorum ama hazir zaten calisiyorum ve çalıştıgım yerde bir programda okumak hem kolay hem avantajli olabilir gibi geliyor.
0
akatreil
(03.08.20)
Bilgisayar mühendisliği ya da hukuk mantıklı.
0
dissendium
(03.08.20)
beslenme ve diyetetik
0
noxell
(03.08.20)
bence meslek edinmek gibi bir derdin yoksa sosyal bilimlerden birini oku. siyaset, sosyoloji gibi. ufuk açıcı olabilir gerekli okumalarla da desteklenirse.
0
mehmed resad
(03.08.20)
YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ
0
hayirsiz
(03.08.20)
@cosmicstring

Universitedeki departmanim geregi bolumlerle cok fazla icli disliyiz. Devam konusunda zaten ogrencilere de cok sıkıntı cikartmiyorlar, bana da çıkacağını sanmam.

Meslek edinme acisindan "bana sifir fayda olsun, hobi istiyorum" modunda değilim, hayatin bin turlu hali var sonucta.

Suan aklimda net bir bolum yok ama sadece "keske 4 sene once atandigimda boyle bir adim atsaydim" diyorum, yeterince de gec kaldim ama belki ucundan kaçırmamışımdır diyorum.
0
🌸akatreil
(03.08.20)
Hukuk bitmiş
Yazılım mühendisliği olabilir
0
photo85
(03.08.20)
30 yasinda insan hayata daha farkli bakiyor. Ben olsam psikoloji okurdum mesela. Insani tanimak hayati tanimak daha farkli bir algiyla bu ogretileri lip gecmis tecrubelerinle birlestirmek daha degerli olur kanaatindeyim.
0
andack
(03.08.20)
Yaşın çokta bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Hangisini seviyorsan, ilgi duyuyorsan, derslerine zevkle gireceksen o bölümü oku derim. Şu "üniversiteye 18 yaşında başlanır" algısı bir tek bizde var sanırım.

Düşüneceğin tek şey, okurken maddi olanaklarının da devam etmesi. Gerisi fasa fiso.
0
freemannnn
(03.08.20)
hukuk falan yazma pişman olursun.
yazılım müh. +1
0
seyduna6687
(04.08.20)
Yazılım ya da grafik tasarım, animasyon vs

Teknoloji Çağı’nda mıydık?:)
0
damba
(04.08.20)
ben de üniversitede memurum. end. müh. kazandım örgünde. haftalık 40 saatlik mesaimi cuma,cmtesi pazar olmasını sağlayacak bir birime geçtim (kütüphane). amir insiyatifi dense de amirler üniversitede sıklıkla değişir ve yeni gelen amir buna razı olmayabilir. ki diğer memurlar da o okula gidiyor maaş alıyor, onun işini de biz yapıyoruz diye arkadan laf gelir.
0
tolgan
(04.08.20)
(6)

komşu edinme

nonik
yeni evli bir çift olarak aslında komşuluğun yaşanır olduğu bir siteye taşındık. genelde çocuklu aileler yaşıyor, sitenin whatsapp grubundan ve dışarıda insanlar arası etkileşimden gördüğümüz kadarıyla insanlar birbirlerini tanıyorlar ve sosyalleşegelmişler - pandemi donemini hariç tutuyorum. biz ka
yeni evli bir çift olarak aslında komşuluğun yaşanır olduğu bir siteye taşındık. genelde çocuklu aileler yaşıyor, sitenin whatsapp grubundan ve dışarıda insanlar arası etkileşimden gördüğümüz kadarıyla insanlar birbirlerini tanıyorlar ve sosyalleşegelmişler - pandemi donemini hariç tutuyorum.

biz karı koca çalışıyoruz ancak ben gördükçe özeniyorum, şehir içine de yakın olmadığımız için evde çok vakit geçiriyoruz kafa dengi bir komşumuz olsa ne güzel olur diye iç geçiriyorum.

durum bu, sorum ise komşu nasıl edinilir? günaydın münaydın selam veriyoruz ama ötesine nasıl geçiliyor? keşke tinder gibi komşu bulma appleri olsa :(
0
nonik
(02.08.20)
>keşke tinder gibi komşu bulma appleri olsa

var kapı ziline basıp 2 parça kek mek bir şey veriyorsun
0
nahtoderfahrung
(02.08.20)
Benim gördüğüm önce çocuklar arkadaş oluyor, bahçede oynuyorlar. Sonra anneler tanışıyor. Ya da çocuğunuz bahçede oynarken onun yanında durursanız diğer çocukların anneleriyle de karşılaşıp konuşabilirsiniz. Çocuk olunca gerisi gelebilir.
0
dissendium
(02.08.20)
Ben de aynı durumu yaşıyordum. Sadece karşı komşumuzla selamlaşma seviyesindeydik. Bir keresinde bebekleriyle aşağıda denk geldim, aracınız yoksa sizi götüreyim hastaneye demem yetti. O günden sonra sürekli zili çalıp yemekler getiriyor, bi ihtiyacın olursa kapıyı mutlaka çal diyor. Yani insanların gönlünü kazanmak çok kolay ve tüm olay sadece bu.
0
al basmadan donu var
(02.08.20)
kokmuştur çocukların canı isterler diye düşündüm deyip birşeyler götürebilirsin +1
0
basond
(02.08.20)
Kapı komşunuzdan başlayın. Sonra alt komşuya. Tatlı-pişi vb. yapıp vermek en güzeli. Tam da pazar öğlen vaktinde saat 1-2 gibi verseniz bence ikrama geçer. İlla çocuk olmasına gerek yok, hatta siz yeni evliyseniz çocuksuzlar daha iyi olur.
0
megalomaniac
(02.08.20)
arkadaşın dediği gibi, bişeyler yapıp ikram etmek, özellikle duruma göre, lokma, helva, aşure gibi şeyler olabilir.

zil çalıp bi fincan şeker bizde kalmamış komşum demek.

biz yeni taşındık, bi akşam oturmaya bekleriz demek.

böyle böyle türlü civciklikler vikvikçikler falan.

önemli olan bir nokta var, şimdi akşam eve gelip oh ne güzel takılıyorsunuz, bu işin boku çıkar da sabah akşam birileri gelirse isyan edersiniz.

ikincisi virüs var. bak arkadaşım 2 haftadır hastanede yatıyor, iki haftadır iyileşemiyor, ateşini 40 dan aşağı çekemediler kaldı ki en güzel özel hastanede yatıyor.

böyle de bişey var.
0
hem şişko hem deli
(03.08.20)
(1)

Sakarya ve İlçeleri Nasıldır?

mceydam
Arkadaşlar tayin için Sakarya'yı yazmayı düşünüyorum.İl merkezine yakın ilçeleri Ferizli Söğütlü Erenler gibi yerleri yazıp merkezde oturmayı düşünüyorum. Merkezde hangi mahalleler iyidir elit düzgüninsanların olduğu yerler neresidir? Sakarya nın iyi yanları kötü yanları nelerdir? Eşim de ben de öğr
Arkadaşlar tayin için Sakarya'yı yazmayı düşünüyorum.
İl merkezine yakın ilçeleri Ferizli Söğütlü Erenler gibi yerleri yazıp merkezde oturmayı düşünüyorum. Merkezde hangi mahalleler iyidir elit düzgün
insanların olduğu yerler neresidir? Sakarya nın iyi yanları kötü yanları nelerdir? Eşim de ben de öğretmeniz aracımız var. Ev almak veya kirada oturmak için hangi mahalleleri tercih etmeliyiz? Ayrıca genel olarak Sakarya nasıldır? Çevresi insanı imkanları nasıldır?
0
mceydam
(02.08.20)
Serdivan biraz daha modern. Adapazarı da fena değil. Erenler de bir yere kadar iyi. Diğer ilçeler biraz kırsal. Olanaklar daha az. Üniversite Serdivan'da olduğu için orası biraz daha elit sayılabilir. İyi yanı yeşil çok. Arabayla doğaya ulaşmak kolay. Kocaeli'ye 45 50 dakika uzaklıkta. Hafta sonları gelinebilir. Kocaeli zaten oradan daha büyük. Kocaeli'yi de geçerseniz zaten İstanbul var. Çevresi iyi sayılabilir.
0
dissendium
(02.08.20)
(7)

ülke virüsten kırılıyor mu?

msb
Sağlık bakanının tweet'inin altındaki yorumlara bakıyorum 10-15 dk'dır.İnsanların lokal gönderdiği verilere göre ülke virüsten kırılıyor olmalı. Ki açıkçası bakanlığın sunduğu veriler bana da 2 aydır gerçekçi gelmiyor.Başlardaki kriz yönetimleri fena değil gibiydi ama şimdi ölen ölsün kalan sağlar b
Sağlık bakanının tweet'inin altındaki yorumlara bakıyorum 10-15 dk'dır.

İnsanların lokal gönderdiği verilere göre ülke virüsten kırılıyor olmalı. Ki açıkçası bakanlığın sunduğu veriler bana da 2 aydır gerçekçi gelmiyor.

Başlardaki kriz yönetimleri fena değil gibiydi ama şimdi ölen ölsün kalan sağlar bizimdir kafasındalar direkt. Çalıştığım şirket bile rakamları baz alarak Ağustos sonu ofisi açma planları içinde.

Bir de bu işin tatil dönüşü var, tatilciler dönünce bi dalga daha olacak muhtemelen.

Siz ne düşünüyorsunuz?

twitter.com
0
msb
(01.08.20)
Bu işin tatil dönüşü diye bir aşaması kalmadı. O aşamanın geçildiği çok oldu. Plajlar, alışveriş merkezleri, parklar... her yer dolu. İnsanlar maskeyi dirseklerine takıp geziyorlar. Kaç haftadır sokağa çıkma yasağı yok. Üstüne TYT ve AYT başta olmak üzere sınavlar yapıldı. Toplu taşımada mesafe denen bir şey yok. Herkes yan yana oturabiliyor. Ayasofya şovuyla herkes oraya gitti. İpin ucu çoktan kaçtı. Tedavi başarısı nedeniyle ülke kırılıyor diyemem ama vaka sayısında belirgin bir azalma olmadığını söylemek çok kolay.
0
dissendium
(01.08.20)
iki uc hafta once mersinli yakinlarimizla konusurken 'mersinde tum hastaneler dolmus, bu yuzden sihhiye cadirlari kuruldu' vs dediler. Bunu birbirini tanimayan uc ayri aile soyledi. Belediyede calisan amcama sordugumuzda '(mersin chp belediyesi bu arada) 'yok abi ne cadiri?' dedi ki sonrasinda da hicbir yerde gormedik. keza istanbul'da cerrahpasa'da yer yok denildi, sonrasinda bunun da dogru olmadigini ogrendik. cogu kulaktan dolma bilgiler.

ha resmi rakamlar %100 gercegi yansitiyor mu? Hayir, zira test her zaman dogru cikmiyor, test sayisi az ve hasta oldugunun farkinda olmayan bile insanlar var.

Bir de isin su yonu var; hayati komple durduramayiz istesek de. Avrupada da durum bu, vakalar yine artiyor cunku insanlar bir yerde normale donmek zorunda. Bizde de oyle boyle normale donuldu, artik onlenemez duruma gelince yine tedbirler baslayacak muhtemelen.

Siz yine de tedbiri elden birakmayin, kalabaliklara girmeyin, hijyeninize dikkat edin. Bu virus bir yere gitmedi, bizimle. Uzunca bir sure de olacak. Sosyal medyada her cikan habere de inanmayin. Ruh sagliginizi cok etkiler bu durum.
0
fraise
(01.08.20)
Şu saatten sonra zannetmiyorum mart nisan aylarındaki gibi evde kal çağrıları, sokağa çıkma yasakları uygulansın. Çok zor. Okulların açılması var bir de. Uzaktan eğitimin kimseye yarar sağladığını düşünmüyorum. Sistem ilerlemekten hayat devam etmekten geri duymuyor. Aşı için umutlu çalışmalar var ama zaman gerektiriyor hala. İlaç bulundu mu son zamanlarda takip dahi etmiyorum. Ülke kalabalık, bazı şehirlerin nüfus yoğunluğu çok fazla. Bazı işleri bir yere kadar erteleyebiliyoruz, çıkıp yapmak gerekiyor. Maske, mesafe, temizlik tedbiri oldukça basit ve uygulanabilir bir önlem ama halkımız uymuyor. Devletin de elinde yapacak bir şey kalmadı. Maske cezaları ve sokağa çıkma yasakları uygulanırken bile insanlar bunu deliyordu, şimdi uyulmamasına şaşmamalı. Umarım ilerleyen günlerde her şey daha güzel olur.
0
black holes in the sky
(01.08.20)
Vakaları gerçek ve doğru kabul etsek bile günlük 1000 vaka az değil.

bayram etkisini görmeden vakalar artış eğiliminde.

ya durumu kanıksayacağız. bin armış dört bin artmış sallamayacağız.

ya da tedbire devam. günlük 1000 vaka sayısı ile okullar mümkün değil açılmaz. hele üniversiteler 0 ihtimal. belki vaka artışı az olan illerde ki lise ilkokul açılır anca. daha sinemaları açmadılar.
0
fezagezgini_4
(01.08.20)
o verilere maalesef bir süredir inanamıyorum
0
basond
(02.08.20)
benim düşüncem insanların mal olduğu ve ellerini ağızlarına burunlarına soktukları yönünde yıkamadan. her yer açık, kapalı mekanlarda bile camlar açık oluyor hani kafeye bara gittin püfür püfür esiyor yaz olduğu için öksüren tıksıran da kalmadı nasıl bu kadar bulaştırabiliyor insanlar kendilerine hayret ediyorum.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(02.08.20)
Bir not :

Malatya Valisinin günlük 100 vaka olduğunu söylediği bir dönemde Sağlık Bakanlığı Malatya’nın da içinde olduğu 7 ilden oluşan bölge için günlük 45 vaka açıklıyor. .
0
burya
(02.08.20)
(9)

Atatürk nasıl başarılı oldu?

lawyerk34
Çok şükür atatürk din taciri biri değildi.Fakat bu kadar zamanına göre modern ve mantıklı düşünen bir adam şimdiki topluma göre 1000 kat islamcı olan bir topluma nasıl önderlik edip modernleştirdi ?
Çok şükür atatürk din taciri biri değildi.
Fakat bu kadar zamanına göre modern ve mantıklı düşünen bir adam şimdiki topluma göre 1000 kat islamcı olan bir topluma nasıl önderlik edip modernleştirdi ?
0
lawyerk34
(28.07.20)
benim şöyle bir teorim var,

o zamanlarda muhtemelen tüm cahil cühela elemanlar sağa sola kaçmıştı zaten. savaşanlar ve meydanı koruyanlar zaten aklı başında bu vatanın çocuklarıydı.

bu sebeple savaş kazanıldığında zaten karar verici insanlar gelişmeye hazır insanlardı. bu sebeple modernleşme mümkün oldu.

işte 100 senede bu kaçanlar geri geldi çocukları falan oldu biz şimdi onlar ile uğraşıyoruz.

adam hayatı boyunca bir kere ailece tatile çıkmamış, kahveye gidip çay söyleyecek parası yok, ne çocuğuna bırakacağı bir eşyası var nede çocuğuna bir eğitim verebilmiş çocuk zaten işsiz adam hala ekonomi iyi yaşasın akp diyor.

bu adam işte cumhuriyet savaşında evi yurdu bırakıp topuklayan adam.
0
duyurukullanıcısı
(28.07.20)
Şimdiki topluma göre 1000 kat islamcı falan değildi ortalık. Bu bize aktarılan versiyonu. Osmanlı nedense arap gericiliğiyle karışıtırılıyor hep. O dönemin aydınları, eğitim almış entelektüelleri en son 1960 larda falan bu topraklarda gördük. yani o dönem eğitimsiz zır cahil insan sayısı fazlaydı fakirlik çoktu fakat lordlar kamarası hatrı sayılır vizyona sahipti. Ayrıca tanzimattan sonra -yeterince olmasa da- zaten nitelikli eğitim, modernist bakış açısı vardı yani.
Atatürk ikna konusunda nasıl başarılı oldu diyorsan bu da onun dehası. Koşulları doğru şekilde kullanması, izlediği strateji vs. Sev sevme ama bir tane daha örneği yok o yüzden işte.

*Ayrıca kitlelerin çaresizliğini de ekliyorum. Aç susuz can güvenliği olmadan en yabani biçimde yaşamaya çalışan, 12-13 yaşındaki çocukların savaşından medet uman bir kitle diyorum. Göt korkusundan ne denirse pek de sorgulamadan yapmış da olabilirler.
0
jimjim
(28.07.20)
Atatürk J. J. Rousseau, Ziya Gökalp, Namık Kemal gibi önemli kişilerden düşünce yönünden etkilenmiş. Bitirdiği Harp Akademisi dönemin en iyi okullarından biri. Fransızca biliyor. Eğitimi bugünün şartlarında bile iyi ve gerçekten çok zeki. Mücadele ettiği kitlenin seviye olarak çok üzerinde biri. Modernleşme kolay olmamış. Yapılan inkılaplara karşı çıkanlar olmuş. En basit örnek olarak Şapka Kanunu'na karşı çıkmış isyanlar var. Bugün bile birçok inkılabın eleştirildiğini düşünürsek halk yeterince modernleşmiş değil. Atatürk'ün başarısı bence çok basit şekilde yürütme görevinin başında olmasında yatıyor. Kanunlar sayesinde birçok fikrini uygulamaya koymuş.
0
dissendium
(29.07.20)
1912'de başlayan savaş serisi 1923'te bitmiş. Savaşı bitiren, Halkı besleyen zaten kral olacaktı.
Tarım yok. Fabrika yok. Üretimi yok . Halk fakir değil. Aç ve sakat.

Durumu iyi olan bir tek büyük memurlar, Toprak Ağaları ve Din üzerinden geçinenler.
İsyan edenler kim ?
0
ycaycayca
(29.07.20)
Ya bana bu biraz tarih bilmemek gibi geliyor.

Bu toprakların modernleşmesi tanzimat dönemiyle başladı, Atatürk dönemi ona kıyasla gerici bir hareket sayılır. Mithat paşa ile falan karşılaştırın mesela.
0
plutongezegendegilmi
(29.07.20)
gücü eline geçirene kadar takiyye yapmıştır. bu işler böyle.
0
prizmatik
(29.07.20)
Yukarıdaki cevaplarda Osmanlı'nın çok daha önceden beri batılılaştığına değinilmiş zaten. Onu tekrar belirtmeye gerek yok. Altı çizilmesi gereken nokta yirminci yüzyılın başına gelindiğinde zaten entelektüellerin birçoğunun batıcı olmasıdır. Atatürk de bunlardan biridir.

Mondros sonrası ortada Osmanlı falan kalmamışken ülkeyi yoktan var eden komutandır Atatürk. Ancak bu süreç kolay olmamıştır tabii ki. Yukarıda da söylendiği gibi bir yere kadar islamcılarla işbirliği yapması gerekmiştir. Daha sonrasında devletin tüm gücü eline geçtiğinde kafasındaki devleti kurmak için önünde bir engel kalmamıştır. Hem halk tabanında hem de siyasette kendine ve inkılaplarına muhalefet edenler olduysa da bunların hiçbiri onu engellememiştir.

Doğrusunu söylemek gerekirse yöntemleri demokratik değildir ancak belirtmek gerekir ki o dönemde demokratik yöntemlerle ilerleme sağlamak çok zordur. Zaman azdır ve çok şey başarmak gerekiyordur. Fakat bunları söylerken Atatürk'e yapılan muhalefetin boyutunu da çok abartmamak gerekir. Her ne kadar birtakım hoşnutsuzluklar mevcutsa da hem halkın hem de siyasetçilerin büyük bir kesiminin ona muhalif olduğunu söyleyemeyiz. Nihayetinde sömrüge olma yolunda giden bir ülkeyi ayağa kaldırmıştır ve bu, ona büyük ölçüde güven ve saygı kazandırmıştır. Böylece inkılapların en azından bir nebze daha kolay gerçekleştiği söylenebilir.
0
stronzo
(29.07.20)
Canakkale askeri zaferi sonrasi herkesin ona kurtarici gozuyle bakmasi
0
icim urperiyor
(29.07.20)
Herkes kendince fikir öne sürmüş ama üzgünüm hepsi eksik ve hatalı.

Cevaba gelirsek de, başarılı olan sadece ve tek başına Atatürk değil, Ankara Hükümeti. Ve o hükümetin kurulması da öyle bir gecede olmadı, o zamanın birçok aydını ve vatansever askerinin bir araya gelmesiyle, önce kongreler ve sonra da meclisin açılmasıyla devam etmiş bir süreç. O devrin insanlarındaki ahlaki tertip ve ülkeye karşı duyulan sorumluluk da tabii ki günümnüzden fersah fersah ötede.

Bugünün meclisi ile o zamanınkini kıyaslamamak lazım. O zamanki anadolu insanı nerdeyse her şeyden bihaber ve tebaa olarak yaşayan bir güruh. Sadece İstanbul görece bilinçli halka sahip ki o da saltanat hegomanyası altında.

Dolayısıyla tüm meşru komuta ve yönetim meclisin ve diğer bir deyişle Mustafa Kemal ile arkadaşlarının (ve tabii diğer mebuslar) elinde, halkı ikna etmelik vs. bir durum söz konusu olamaz.

Mustafa Kemal'in kişisel başarısı ise başkomutan seçildikten ve orduya komutanlık etmesinden sonra başlar ki sonrasını biliyorsun...
0
Avoiding The Puddle
(29.07.20)
(5)

bu etnik muzik hangi ulkeye ait ve hangi tur oluyor?

cay sigara
soru baslikta.https://twitter.com/SevvalElube/status/1286685797081546752tesekkurler.
soru baslikta.

twitter.com


tesekkurler.
0
cay sigara
(27.07.20)
balkan koro muzigi.

bulgar kadin korolarini misafir etmistik gecmiste, onlara benziyor.
0
la traviata
(27.07.20)
doğu avrupa halk müziği. videodaki lehçe olabilir. ya da bulgar filan. bilemedim.
0
tepedeki psychedelic adam
(27.07.20)
Kaval sviri bu,bulgar.

Sanıyorum linkteki klipte bu.

youtu.be
0
duptıs
(27.07.20)
Müzik olarak bunu buldum.

www.youtube.com

Şarkı yapılmış. Kişiler Bulgar olabilir de şarkı bence Bulgarca değil.

Sırpçada "Š" harfi var. Bulgarlar Kiril alfabesi kullanıyorlar.
0
dissendium
(27.07.20)
Sirene Koro var Türkiye’de de buna benzer çalışmalar yapan.
0
pass
(28.07.20)
(6)

tercih sorusu

anarsika
anestezi mi bilgisayar programcılığı mı? ikisi ne alaka diye soracak olabilirsiniz. amaç tamamen duygusal. hali hazırda kpss için uğraşıyorum. ikinci üniversitem olacak. iş kaygısı çekmek istemiyorum daha fazla. herkes fikrini belirtirse mutlu olurum.
anestezi mi bilgisayar programcılığı mı? ikisi ne alaka diye soracak olabilirsiniz. amaç tamamen duygusal. hali hazırda kpss için uğraşıyorum. ikinci üniversitem olacak. iş kaygısı çekmek istemiyorum daha fazla.

herkes fikrini belirtirse mutlu olurum.
0
anarsika
(27.07.20)
Şimdi hocam bence her ikisi de yeterince duygusal ama anestezinin ek sorumlulukları da var, bunu kaldırabilirim diyorsan ona göre değerlendirmek lazım.
0
lcha
(27.07.20)
Yapabilirim dersen anestezi
0
infernalcadre
(27.07.20)
Şöyle bir şey öğrendim. Lisans bitiren ön lisans bölümünden atanamıyormuş. Siz o bölümleri bitirseniz de lisans bitirdiyseniz o bölümlerden atanamazsınız. KPSS için düşünüyorsanız bunu araştırmanız gerekiyor. Özel sektör içinse sağlık sektörü daha mantıklı olabilir. Bilgisayar programcılığı bence biraz yetenek işi.
0
dissendium
(27.07.20)
@diss biliyorum. özel için soruyorum.
0
🌸anarsika
(27.07.20)
Anestezi.
0
since1907
(27.07.20)
KPSS'yi bilmiyorum ama sadece bilgisayar programcılığı okumanızın iş için bir faydası olmaz. O programın üzerine oturur 1-2 yıl kendim de çalışırım, sadece başlangıç için beni iteklesin derseniz belki faydası olur.
0
plutongezegendegilmi
(27.07.20)
(5)

Önümüzdeki bir yılda ne yapacağım hakkında fikre ihtiyacım var

epistemic_regress
Bir buçuk ay sonra kpss var ama yıl boyu çok programlı çalışmadığım ve artık son düzlükte de ittire ittire calisabildigim için patlama ihtimali yüksek. Kafamda bir sürü şey var, yapmak ya da yapmamak istediğim. Böyle durumlarda isleriy düzene sokup kendime bir yol haritası çıkarmakta zorlanıyorum, o
Bir buçuk ay sonra kpss var ama yıl boyu çok programlı çalışmadığım ve artık son düzlükte de ittire ittire calisabildigim için patlama ihtimali yüksek. Kafamda bir sürü şey var, yapmak ya da yapmamak istediğim. Böyle durumlarda isleriy düzene sokup kendime bir yol haritası çıkarmakta zorlanıyorum, o yüzden size sorayım dedim. Burada benden daha taze ve dinç dimaglar olduğuna inanıyorum.

Şimdi yapmak istediklerimi ve istemediklerimi yazayım teker teker.

Artık ailemle yaşamak istemiyorum. Dünden beri şehir disindalar ve ben 24 saatte daha sakin, iyi hissetmeye başladım. Detaya girmiycem ama ev içindeki curcuna beni iyice kitliyor, paralize ediyor, içimden hiçbir şey yapmamak gelmiyor. Yalnızca o anı atlatmaya yönelik çalışıyor zihnim ve o irrite edici anlar bitmiyor. Rahat, huzurlu olduğum bir zaman yok gün içinde. İstanbul'da yaşıyorum, bir işe girsem alacağım maaş maksimum üç bin lira. Bu maaşla İstanbul'da yaşamak çok zor olacak ama illa ki bir alternatifi vardır. Şehir değiştirmeyi bile düşündüm ama ne kadar mantıklı bir fikir olduğunu bilmiyorum şu an. O maaşla nerede yaşanır mesela?

Eğer ailemle kalmaya devam edeceksem özel okullarda ve dershanelerde çalışmak istemiyorum. Kpss ye hazirlanacagim gelecek sene de. İkisi bir arada yürümez, yine ücretli öğretmenlik yapmam gerekecek. Çok fazla boş zamanım olur böylece, sınava konsantre olabilirim. Peki sizce önümüzdeki dönem devlet eskisi kadar ücretli öğretmen alır mi? Malum eğitimin ne şekilde devam edeceğini tam bilemiyoruz, uzaktan eğitime bir süre daha devam edilebilir. Bu durumda da kadrolu öğretmenler dışında öğretmen calistirmalarina gerek kalmayabilir. Aranızda mebde çalışan ya da deneyimli, öngörüsü yüksek meslektaşlarım varsa beni bu konuda aydınlatabilir mi?

Eger kpss yi bu sene kazanamazsam, ailemle yaşamaya devam etmek zorunda kalırsam ve ücretli öğretmenlik de yapamazsam mecburen nefret ettiğim özel okul ve dershanelere döneceğim. Yıllardır aynı çıkmaza giriyorum aslında. Ama bu sefer hayatıma yeni bir açılım katmak adına bu en kötü senaryo gerçekleşirse yüksek lisansa kaydolayim diyorum. Hayatımda üstünkörü, elimin tersiyle yaptığım onca şey var ve lisans eğitimi de bunlardan biri. Kendimi alanimda yeterli bulmuyorum, geliştirmek istiyorum. Bu sene için dilediğim hiçbir şey gerceklesmezse Matematik alanında yüksek lisansa başlayacağım. İstanbul'da ya da.sehir dışında, onerebileceginiz bir üniversite var mı?

Valla aşağı yukarı böyle, yazarken biraz sıraya dizebildim bu düşünceleri en azından. Her türlü fikir ve tavsiyenize açığım. Buraya kadar okuduysaniz teşekkür ederim.
0
epistemic_regress
(19.07.20)
Kendini sıkıp sınavı kazanacaksın. Sihirli bir değnek yok maalesef.
0
ruhen hastayim ben
(19.07.20)
Kazanamazsam ne olur u da düşünmem lazım. Soylediklerimin hangisinde sihirli degnekten bahsetmisim, akıl danışmak istedim sadece.
0
🌸epistemic_regress
(19.07.20)
Yüksek lisansı iyi şekilde yapmak için İngilizcenizi geliştirmeniz ve bol bol makale okuyup araştırma yapmanız gerekecek. Bunlar sizi KPSS'den uzaklaştırır. Ayrıca yüksek lisans bitene kadar okul için para harcayacaksınız. Çalışmıyorsanız bu durum sorun yaratabilir. Bilgiler tazeyken sınavdan kopmamak daha mantıklı. Sonra aynı şeyleri baştan çalışmak daha zor olur. Özel okulda çalışıp kalan zamanı KPSS'ye ayırmak daha mantıklı. Atanınca zaten büyük ihtimalle başka şehre gidileceği için aileden ayrı yaşama düşüncesi de kendiliğinden gerçekleşecek.
0
dissendium
(19.07.20)
Hocam, önceki duyurulardan anladığım kadarıyla yaşınız 30+. Bu sene de kpss'nin olmama ihtimalini görüyorsunuz. Daha önce kolej,dershane,devlet okullarında ücretli öğretmenlik gibi deneyimlerinizin olduğunu tahmin ediyorum. Kadınsınız sanırım. Ailenizin yanından ayrılmak istiyorsunuz, peki. Branşınız aranan bir branş, deneyiminiz var, cinsiyetiniz daha çok tercih edilen cinsiyet. İstanbul dışında nispeten küçük bir ilde, daha kurumsal özel okullara başvursanız. Yahut ilk kertede kapağı bir küçük ile atıp orada herhangi bir özel okulla başlayıp daha sonra kurumsalı zorlasanız. Mesela bahsettiğiniz 3 bin tl maaşla Eskişehir'de tek başınıza 1+1 minik bir eve çıkıp geçinebilirsiniz. Eskişehir ve Çanakkale gibi iller size rahatlık bakımından İstanbul'dan da iyi gelir emin olun.
0
herseysermayeicin
(19.07.20)
Eylüle kadar hiçbir şey yapmazsam (sınav Eylül'de) sınav iyi geçmezse sonrasında is bulmam çok zor olur. Sınav şu an iyi de geçebilir, patlabilirim de ama genel motivasyonumu göz önüne alınca burun farkıyla patlayacak gibi duruyor. Bu durum beni kahretmiyor ya da eskisinden daha az calismamama neden olmuyor. Çalışıyorum yine ama kpss için çok da yeterli olmadığını biliyorum. Sınav bittiginde "şimdi ne olacak, napicam?" diye ortada kalmak, aylarca bunun depresyonunu yaşamak istemiyorum açıkçası.
0
🌸epistemic_regress
(19.07.20)
(6)

Yedek subay olmak istiyorum ama

marowak
Yıllar önce hastanede bana yanlış bir teşhis kondu. Baş ağrısı yaşamamdan dolayı nöroloji doktoru bana ekg sonucu epilepsi teşhisi koydu ve 2 yıl civarı ilaç kullandım. Bu doktora arada bir gittim kontrol için. Doktorun tayini çıkınca başka doktor ilgilendi ve epilepsi olmadığımı söyledi ve ilaçlar
Yıllar önce hastanede bana yanlış bir teşhis kondu. Baş ağrısı yaşamamdan dolayı nöroloji doktoru bana ekg sonucu epilepsi teşhisi koydu ve 2 yıl civarı ilaç kullandım. Bu doktora arada bir gittim kontrol için. Doktorun tayini çıkınca başka doktor ilgilendi ve epilepsi olmadığımı söyledi ve ilaçları kesti. Başka doktorlar da onayladı. Ama epilepsi olmadığıma dair bir raporum yok. E nabız sitesinde hastalıklarım kısmında epilepsi görünüyor. Yıllardır ilaç kullanmıyorum ve kontrole gitmiyorum, herhangi bir şikayetim de yok. Şimdi okulum bitti ve askerliği aradan çıkartmak istiyorum. Askerliği yedek subay olarak yapmak istiyorum ama bu durum yedek subaylığa engel mi? Sanırım tek muayene aile hekiminde oluyormuş, orada aile hekimi bana yedek subaylığa uygundur gibisinden bir belge, rapor falan veriyor mu?
0
marowak
(19.07.20)
Aile hekimi hastaneye sevk ediyor. Epilepsi ile hangi bölüm ilgileniyorsa o bölüme sevk edebilir.
0
dissendium
(19.07.20)
Yedek subaylık artık pek isteğe bağlı değil. Günümüde mühendislik fakültesi mezunlarını, doktorları filan zorunlu olarak yedek subay yapıyorlar. Ola ki ihtiyaç var, bahsettiğim mesleklerden yeteri kadar asker yok, o zaman isteyenleri düşünüyor devlet baba.

Sağlık olayına gelecek olursak, aile hekiminden başlayabilirsin. Yanlış teşhis nedeniyle epilepsi tedavisi olduğunu ama sonrasındaki tetkiklerde böyle bir şeyin olmadığını belirt. Gerekirse bunun için sağlık raporu almak istediğini söyle. O gerekli yönlendirmeyi yapacaktır. Hatta iş başvurularında sıkıntı yaşadığını da söylersin. Epilepsi olarak tam olarak ne tanısı koyuldu? Yani hangi tür epilepsi? Bir de kullandığın ilaç yada ilaçlar neydi?
0
silah taciri
(19.07.20)
@silah taciri

Teşekkür ederim öncelikle. Sadece epilepsi yazıyordu diye hatırlıyorum. Raporları atmışımdır ama bulursam yazarım. Epixx 500 mg kullanıyordum günde 2 kereydi yanlış hatırlamıyorsam.
0
🌸marowak
(19.07.20)
Aile hekimine bir şey söylememe gerek yok, zaten sadece bir şeyin var mi, boy, kilo vs soruyor. Yazdığına göre bir sağlık problemin yok. Aile hekimine hastalık söyleyip, hastaneye sevk alanlar genelde askerden yırtmak isteyenler. Bir de bu dönemde hastaneye gidilmez. İstersen e-nabizdan gizleyebilirsin eski kontrolleri.

Ayrıca hangi bölümden mezunsun bilmiyorum ama yedek subaylık düşük bir ihtimal oluyor, 6 aylık asker olabilirsin. Eğer ileriye dönük bir plan yapacaksan bunu göz önünde bulundur.
0
austra
(19.07.20)
Yedek subaylık ihtiyaç ile alakalı varsa alırlar yoksa normal yaparsın ayrıca istediğini belirtmen sonucu etkilemez.
0
Uncle Sam
(19.07.20)
@silah taciri'nin ilk söylediği doğru değil. Ben mühendisim, başvuruda yedek subaylık istemediğimi söyledim ve çıkmadı. Zorunluluk söz konusu değil. Mühendisler için çıkma şansı daha yüksek denebilir ama kesinlikle çıkar denemez.
0
dissendium
(19.07.20)
(5)

Mars’a neden drone götürmüyorlar?

jamiro
2020 misyonu için yeniden bir rover yapmışlar öncekine göre oldukça iyi kameralar, robot kol, sensörler vs koymuşlar. Bir de helikopter var tek pervaneli, garip bi şey. Oysa drone teknolojisi oldukça gelişkin neden drone yerine garip bi helikopter yapmışlar. Batarya desek helikopter de aynı. Drone y
2020 misyonu için yeniden bir rover yapmışlar öncekine göre oldukça iyi kameralar, robot kol, sensörler vs koymuşlar. Bir de helikopter var tek pervaneli, garip bi şey. Oysa drone teknolojisi oldukça gelişkin neden drone yerine garip bi helikopter yapmışlar. Batarya desek helikopter de aynı. Drone yapısal olarak hem hızlı hem çok da hassas. Sebep ne ola ki
0
jamiro
(18.07.20)
Drone hava olan bir ortamda uçabilir. Mars'ta hava olmadığı için sadece pervane ile Drone uçamaz. O helikopterin pervane dışında itici güç sağlayan başka bir motoru vardır.
0
dissendium
(18.07.20)
İlk olarak drone - uzaktan kumandalı, pilotsuz hava aracı. Neden quadcopter değil diye soruyorsanız mars'ta yer çekimi ve atmosfer yapısı vb. çeşitli teknik nedenlerden ötürü dört pervaneye gerek görmemişlerdir.
en.m.wikipedia.org

Bu arada mars'ın atmosferi var; en.m.wikipedia.org
0
archmage mahmut
(18.07.20)
Evet amacım neden quadcopter götürmüyorlar demekti düzeltme için teşekkürler. Anladığım kadarıyla 4 pervaneyi çalıştırmayı gerektirecek kadar ağır değil atmosferi.
0
🌸jamiro
(18.07.20)
Atmosferin yoğun olmamasını pervanelerin itecek hava bulamaması gibi düşünebilirsiniz. Havada kalabilmek için daha büyük, fazla, hafif ve hızlı pervanelere ihtiyaç duyarsınız.

m.youtube.com
Quadcoper olmamasını 3:32'de açıklıyor, temel olarak boyutlarını küçük tutmak içinmiş.
0
archmage mahmut
(19.07.20)
marsta ne var herkes gitmeye çalışıyor?
0
bebekbebesi
(19.07.20)
(14)

Suç duyurusunda bulunmalı mıyım?

adwokat
200 kişinin bulunduğu bir whatsapp grubunda oldukça bozuk bir üslup kullanan kişiyi uyarmam üzerine “Adres vercem gelemezsen seni burda pis rezil ederim, Gelmezsen s.... belanı” yazıyor (kişi küfürü alenen yazıyor ben sansürledim).Kendisini asteğmen olarak tanıtıyor korkutmak için (muhtemelen değil.
200 kişinin bulunduğu bir whatsapp grubunda oldukça bozuk bir üslup kullanan kişiyi uyarmam üzerine
“Adres vercem gelemezsen seni burda pis rezil ederim, Gelmezsen s.... belanı” yazıyor (kişi küfürü alenen yazıyor ben sansürledim).
Kendisini asteğmen olarak tanıtıyor korkutmak için (muhtemelen değil.)
Ben sakin kaldıkça ve cevap vermedikçe sinirleniyor. Israrla verdiği adrese gelmemi istiyor. “Öncesi ve sonrası diye de paylaşmazsam halini adam değilim” diyerek dövmekle tehdit ediyor. Ev adresimi bulacağını söylüyor.

Benim yazdığım tek şey ise bir derdin varsa özelden yaz grubu meşgul etme... ona rağmen bu mesajları 200 kişinin önünde yazıyor.
Daha sonra 3-4 farklı numaradan arıyor. Adres veriyor ve o adrese gelmemi istiyor. Adamsan gel diyor. Ben telefonu açmadığım için mesaj yoluyla bunu yapıyor.

Sizce bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunmaya değer mi? Yazdıklarını asla ciddiye almıyorum. Yazdıklarından 1 gram korkmadım da. Muhtemelen klavye delikanlısı.
Suç duyurusunda bulunsam bir şey çıkar mı sizce? Siz olsanız he deyip geçer miydiniz yoksa bu kişiyle uğraşır mıydınız?
Not: adı veya pp si yok. Sadece telefon no. gözüküyor.
0
adwokat
(17.07.20)
Muhtemelen bi şey çıkmaz, ama sen şikayetçi ol yine de.
0
antihero
(17.07.20)
Gönder tebligatı kendine gelsin,asteğmenim dediği kısımlarıda ekle dosyaya.bos beles adamlar ses çıkarmadıkça böyle esiyorlar.senin ne işin var o grupta ayrıca,saçma sapan insanların olduğu yerde durma.
0
duptıs
(17.07.20)
Bence suç duyurusunda bulunun; en azından böyle tehditler savurunca yanına kalmayacağını öğrensin. İnsanlara hiç ses çıkarılmadigi için bu hale gelip kendilerini kurtlar vadisı ağası sanıyorlar.
0
fraise
(17.07.20)
değer mesela eğer değil ise, kendini assubay olarak tanıtmak güzel bir suç.

eline savcılıktan resmi bir belge gelince işler değişir.
0
orpheus
(17.07.20)
@duptıs hocam grup oldukça resmi bir grup araya çürük elma girmiş nasıl olmuşsa.
0
🌸adwokat
(17.07.20)
Kesinlikle yapmalısın.
Avukat hakkını aramıyorsa millet ne yapsın
0
kisa
(17.07.20)
Bana sanki şiddetin dozajını fantezileriyle özellikle artırarak seni gitmemeye zorluyor gibi geldi.

Yapılacak en aptalca şey (ettiği lafları yedireceğine inansan dahi) çağırdığı yere gitmek. Salağın teki gururu incindi diye benimle güç sınayacak, gidicem oraya ve muhtemelen milletin önünde çingene gibi kavga edicez öyle mi? Rezillik. Planlı ve buluşmalı kavganın her türlüsü gerizekalılık.

Suç duyurusu++
Kalan ömrü boyunca tanımadığı insanlara atar yapmadan önce iki kere düşünür artık.
0
IncredibleMau
(17.07.20)
ortada bir tehdit var ve mis gibi kanıt da oluşmuş yazılı şekilde ve siz şikayet etmeli miyim diye soruyorsunuz. Muhtemelen polis kapısına dayandığında kuzenim yazmış diyerek özür dilecek vs ama siz yine de suç duyurusunda bulunun yoksa sizi daha da ezik görüp üstünüze gelebilir.
0
solo
(17.07.20)
Asteğmenlerde ilginç bir öz güven oluyor. Bazıları kendilerini dışarıdayken kışlada sanıyor, bazıları da kışla içinde kendilerini general zannediyor. Bu kişi de onlardan biri olabilir. Ben olsam dava açardım, gerçekten asteğmen çıkarsa ordudan atılmasını sağlamak için her şeyi yapardım.
0
dissendium
(17.07.20)
Ceza alabilir. Hagb çıkar ama en azından bir daha yapamaz. Karar tamamen sizin.

Asteğmen değildir zaten. Olsa açıkca yazmaz.
0
ihanet kac kisilik
(17.07.20)
Şimdiye kadar dava etmemiş bile olmanız çok garip.

aynı gruptan dava dilekçesinin başlığının resmini atın bakalım sonra neler oluyor :)

öncesi ve sonrası diye siz paylaşım yaparsınız.

Anıra anıra sizi arayıp geri çekmenizi "Rica edecek" . en kötü ihtimal küfürün dozunu arttırır. onları da ek belge ile sunarsınız.
0
janavarorion
(17.07.20)
Tabi ki bulunmalısın, gayet sonuç da alırsın. Ben kesin uğraşırdım hiç üşenmem.
0
aquarium
(17.07.20)
1-2 kez yazsa uğraşmam bak dalgana itle köpekle muhattap olmam derim de 2-3 gün sürdüyse 4-5 farklı numaradan aradıysa ya araya tanıdık sokar anladığı dilden çözerdim sonra da gruptan herkes önünde özür diletirdim, ya da suç duyurusunda bulunurdum. tanıdık varsa birinci yöntem süper bu arada 2-3 sene yeter ona, yoksa dava edin yanına kâr kalmasın.
0
garavel
(17.07.20)
Ben de ilk başlarda uğraşmazdım kesin. Durumun gidişatına göre eğer abartıyorsa şikayet ederdim(Şikayet etmem için bayağı abartmış olması lazım)

Sonucu buradan da paylaşın lütfen. Ayrıca ne kadar resmi olursa olsun 200 kişilik grup nedir ya. Ne resmiliği Allah aşkına :D 4x10 bench press grubu mu?

Demek ki o kadar da resmi bir grup değilmiş ki girmiş araya böyle bir tip.
0
bitchesaintshit
(17.07.20)
(14)

Hangi takımı tutuyorsunuz?

The Student
Anketimsi. 1. Beşiktaş2. Galatasaray. 3. Fenerbahçe. 4. DiğerBu Diğer belirtilmelidir. Teşekkürler.
Anketimsi.
1. Beşiktaş
2. Galatasaray.
3. Fenerbahçe.
4. Diğer

Bu Diğer belirtilmelidir. Teşekkürler.
0
The Student
(17.07.20)
4. diğer / gençlerbirliği
0
alevli deniz sortu
(17.07.20)
Fenerbahçe
0
dissendium
(17.07.20)
1. Beşiktaş
0
Barbaros59
(17.07.20)
1. Beşiktaş
0
rm
(17.07.20)
sence :')
0
since1907
(17.07.20)
4. diğer / Göztepe
0
redeath
(17.07.20)
Sen benim her gece efkarım, gözümdeki yaşım, sigara dumanım...
Sen benim damardaki kanım, alnımdaki yazım, şanlı BEŞİKTAŞIM!
0
silah taciri
(17.07.20)
1.Beşiktaş
0
adivar
(17.07.20)
4.diğer. Karşıyaka.
0
mikahakkinen
(17.07.20)
1. Beşiktaş
0
Cenk Daniels
(17.07.20)
cimbom
0
cooperr
(17.07.20)
Galatasaray
0
tantunisultansuleyman
(17.07.20)
1. Beşiktaş
0
nundu
(18.07.20)
2
0
essoist
(18.07.20)
(10)

Ayasofya’nın camii olması ve esnafın etkilenmesi?

mobildeyim
Ne dersiniz? Orda bir sürü lokanta vs var. Ayasofya müze olmaktan çıkarılınca oradaki esnaf etkilenir mi? Gerçi yine bir sürü turistik yer var ama ?
Ne dersiniz? Orda bir sürü lokanta vs var. Ayasofya müze olmaktan çıkarılınca oradaki esnaf etkilenir mi? Gerçi yine bir sürü turistik yer var ama ?
0
mobildeyim
(11.07.20)
Valla Topkapı, Kapalı Çarşı falan güzel ama yabancılar her zaman "Hagia sophia nerede" diyordu. Yabancı arkadaşlarımın merak ettiği yer oydu. Zaten covid işi de var, o esnaf uzunca bir süre kan ağlar gibi geliyor bana. Tüm turizm için geçerli ama oraya ekstra hamle yaptılar işte.

edit: turist rahatça girip gezebilecekse okey ama ayakkabılarınızı çıkarın şunu yapın bunu yapın derlerse?
0
nhk ni youkosu
(11.07.20)
Esnafın işine gelir.birde çok hezeyana sebep olacak bir şey değil,eski muahafazakar kafanın bir takıntısı.ilk başta bir gazla gider millet ama sonrası her cami gibi.orada şahane sultanahmed camisine giden adam sayısı belli zaten.ilk bir ay kalabalık olur sonra normale doner.
0
duptıs
(11.07.20)
Ziyarete açık olacak yine. Giriş de ücretsiz olacak. Sadece ibadet saatlerinde giriş yok denilir muhtemelen. Ziyaretçi açısından fazla bir şey farketmez diye düşünüyorum.
0
havadakarada
(11.07.20)
6 TL'lik Magnum'u 9 TL'ye satan esnaf büyük ihtimalle etkilenir.
0
dissendium
(11.07.20)
Niye etkilensin hocam ? "blue mosque"'ya geliyor turist. Ayasofya'ya mı gelmeyecek ?
Ayasofya Ayasofyalığından bir şey kaybetmedi ki.
0
fezagezgini_4
(11.07.20)
Turist için Ayasofya'nın cami müze kilise olması çok fark etmez muhtemelen, tekrar cami olması hasebiyle turiste bi zorluk çıkarılmadığı sürece aynı şekilde gelirler yine, o habitatın ticareti devam eder.
0
angelus
(11.07.20)
Etkilenmek mi?

Giris ucretini vermeyecek olan turistten o 100 lirayi cikartirlar muhtemelemen.
0
baldur2
(11.07.20)
Ayasofya'nin anlami sadece "istanbul'a gidince gorulecek tarihi kilise" degil yabancilar icin. Turkiye'ye gelmek istenmesinin baslica motivasyonu idi ayasofya, "gelmisken goreyim" degil. Gelmisken goreyim dedikleri yerler: sultan ahmet camii. Yani "e camiyken sultan ahmete gidiyorlarsa ayasofya'ya da gelirler ne olacak canim" demek ayasofya'nin hristiyanlara ne ifade ettigini bilmemek demek. Hristiyanlik bir roma imparatorlugu dinidir arkadaslar. Roma'nin merkezi de istanbuldur. Istanbul'un merkezi de ayasofyadir. Herkes mescidi aksa ile kiyasliyor ama asil olarak kabe ile kiyaslanabilir buranin onemi.
Genel anlamda istanbul genelinde bir turist dususu yasanacagini ongoruyorum sorunuza cevap olarak.

Not:typolar icin ozur. Mobildeyim malum
0
ala09
(11.07.20)
@ala09

tepki olarak belki yaşanabilir de, bazılarını da gaza getirebilir, Ayasofyada yapısal bir değişiklik olmayacak. camide olmaması gereken çizimler sadece ibadet vaktinde ışık tekniği ile karartılacakmış. bir tek yere halı konulacak anladığım kadarı ile sabit olarak. bu inananlar için Ayasofya'ya olan hissiyatı ne derece değiştirir. sonuçta 1934 yılına kadar cami olarak kullanıldı zaten.
0
fezagezgini_4
(11.07.20)
@fezagezgini_4, inananlar için şu değişir: artık orası "başka bir dinin mensublarının ibadetine açık". yani herkes için bir ortak noktası yok. bir şekilde el değmeden ayakta kaldığı sanrısı artık olmayacak. aktif olarak içinde insanlar sadece vakit namazlarını değil sünnet namazlarını da kılacaklar. şu an olan büyüsü bozulacak (ayak kokusu gibi detaylara girmiyorum bile). artık ayasofya'nın bir albenisi kalmayacak. mesele duvarlardaki freskler değil yani. ayasofya'ya gittiyseniz sizden daha büyük insanı neredeyse hiçleştiren müthiş atmosferindeki tanrıya teslimiyet hissini yaşamışsınızdır. hristiyanlar zaten burada ibadet etmiyordu ancak artık bu cezbediliği kalmayacak. umarım anlatabilmişimdir ne düşündüğümü.
0
ala09
(11.07.20)
(4)

Kişisel gelişim için eğitim safsataları-

mcgrain
İnternette bir sürü ücretli ve ücretsiz kaynak mevcut hitabet, vücut dili, ekip yönetme vs. ile alakalı. Bazı şeyler tabii ki deneyimle olacak şeyler fakat bu kurslara katılmış olan arkadaşlar, bu eğitimlerin gözle görülür bir katkısı oldu mu yoksa vakit ve nakit kaybı mı ? (bu arada kendimi çok eks
İnternette bir sürü ücretli ve ücretsiz kaynak mevcut hitabet, vücut dili, ekip yönetme vs. ile alakalı. Bazı şeyler tabii ki deneyimle olacak şeyler fakat bu kurslara katılmış olan arkadaşlar, bu eğitimlerin gözle görülür bir katkısı oldu mu yoksa vakit ve nakit kaybı mı ?

(bu arada kendimi çok eksik hissediyorum yeni biriyle tanışırken iyi bir etki
bırakamadığımı düşünüyorum.)

Merdiven altı bir çok kurumun "Liderlik" sertfikası dağıtması komiğime gidiyor :)
0
mcgrain
(10.07.20)
İş görüşmelerinde beden dilinin incelendiğini gördüm. İK çok seviyor böyle şeyleri. Onu bilen biri hareketlerine daha çok dikkat eder. Ben zaman yönetimi seminerine katılmıştım. Katkısı oluyor ama çok az. Böyle eğitimlere zaman ayırmak yerine meslekle ilgili kurslara katılmak daha faydalı bana göre.
0
dissendium
(10.07.20)
2005 den sonra ortaya çıkan kuantum bilmemne saçmalığının devamı. bende saçmalık ve keriz silkeleme. ben açıkçası vücut diline falan inanmam. bir işte iyiyse alırım,kötüyse almam. son yıllarda işin iyice cılkı çıktı. saçma ego tatminiyle uğraşmaktansa kpss çalışın daha iyi derim. çünkü 35+ da iyice insanı yoruyor bu davranışlar.
0
x571
(10.07.20)
bunlarda bilimsel temel aramak, bilimsel temeli olmamasından daha saçma bence. hitabet, vücut dili, ekip yönetme vs. hepsi yetenek. üstünde çalışıldıkça geliştirilebilen şeyler. ted'in en iyi konuşmalarına bak mesela. bunun neyinde bilimsellik arıyorsunuz anlamıyorum. ha şunu deseniz anlarım bu eğitimlerin çoğu teoriktir, önemli olan pratiktir eyvallah.
0
Sour
(10.07.20)
@playing star again soruda hitabet, vücut dili, ekip yönetme, liderlik vs. demiş. senin dediğinin ne olduğunu tam bilmiyorum.

karşında el pençe duran birinin karşısında bacak bacak üstüne atıp kendini yayıyorsan onun üstüsün demektir. bu da vücut dilinin bir göstergesidir. bunun neresinde bilimsellik arıyorsun tam olarak? :) veya hiç çok önemli bir sunum yaptın mı bilmiyorum. insan elini koyacak yer bulamıyor. işte bu durumda elinde herhangi bir nesne olması sana yardımcı oluyor. bu hitabet gücünü arttırıyor.

ha bilimsel mi değil mi bilemem ama bu body language konusunda yazılmış 3 milyon 800 adet kitap/makale varmış; scholar.google.com bir bakmak lazım. non-verbal communication olarak da bakabiliriz. bunlar boş diyorsanız retorik, iletişim vb. gibi tüm alanları boşvermek gerekir.

liderlik konusu da önemli. (bkz: frederick winslow taylor)'a bir bakın derim. bu alanın kurucularından; en.wikipedia.org

bir de dediğim gibi bunlarda ben bilimsellik aramam çünkü bunlar büyük oranda yetenek hatta sanat diyelim. yani üzerinde çalışıldıkça geliştirilebilen şeyler. ama dediğim gibi bilimsel değil de diyemem çünkü bu konuda hiç araştırma yapmadım :)

edit: bir de ben sana atfen yazmamıştım ama öyle sanıp alınmışsın sanırım. neyse duyuruna baktım. power posing'i daha önce hiç duymamıştım. şöyle bir bakayım dedim. google scholar'a yazdığım an ilk çıkan makale columbia ve harvard üniversitelerinde yapılmış. 1000 küsür atfı var; journals.sagepub.com

özet: The results of this study confirmed our prediction that posing in high-power nonverbal displays (as opposed to low-power nonverbal displays) would cause neuroendocrine and behavioral changes for both male and female participants: High-power posers experienced elevations in testosterone, decreases in cortisol, and increased feelings of power and tolerance for risk; low-power posers exhibited the opposite pattern. In short, posing in displays of power caused advantaged and adaptive psychological, physiological, and behavioral changes, and these findings suggest that embodiment extends beyond mere thinking and feeling, to physiology and subsequent behavioral choices. That a person can, by assuming two simple 1-min poses, embody power and instantly become more powerful has real-world, actionable implications.
0
Sour
(21.07.20)
(16)

işyerine 3 dklik daire vs 70 dklik villa

kleider
Biri yeni yapılmış sitede 2+1 ev ve işyerine çok yakın , gidiş geliş 10 dk, araba ile 3 dk başka artısı yok, diğeri ise hayalini kurduğum , koronda depremde , geceleri güzelce uyuyabilecegim sessiz, sakin, bahçeli , gürültüsüz , çok sakin muhitte villa ancak hergun İstanbul trafiği gelis gidiş ort
Biri yeni yapılmış sitede 2+1 ev ve işyerine çok yakın , gidiş geliş 10 dk, araba ile 3 dk başka artısı yok,

diğeri ise hayalini kurduğum , koronda depremde , geceleri güzelce uyuyabilecegim sessiz, sakin, bahçeli , gürültüsüz , çok sakin muhitte villa ancak hergun İstanbul trafiği gelis gidiş ortalama 150 dk .

Not: insan sevmiyorum

Siz olsaniz hangisini tercih edersiniz?

Teşekkürler
0
kleider
(10.07.20)
senin 150dediğin 180 olur 3saat
haftada 15 saat ayda 60 saat yılda 720 saat.
yılda 30 gün. 10 yıl gitsen 300gün. köprü falan filan 360gün. 1yıl.
10yılda 1yılı trafiğe vermek demek oluyor.
0
duyurukullanıcısı
(10.07.20)
Senin gönlündeki belli de fikrine destek arıyorsun.
0
antihero
(10.07.20)
3DK'lik daireye oy veriyorum.

Her gün 150dk insanı yıpratır. Çoğumuz zaten buna mecbur kaldığımızdan yapıyoruz ama bence insanca bir şey değil. Sabah iş öncesi yoruyor, akşam dinlenmeden önce iyice yoruyor. Kar var kış var yağmur var. Trafikte magandası var. E normal koşullarda 150dk demişsiniz bence de 180dk olur çoğu zaman. O evin tadını alamazsınız. Yada alamazsınız demiyim de ben alamazdım. Personel servisi durumu varsa ama düşünülebilir. Kendi arabanızla gidiyorsunuz varsayımına göre yorum yaptım. Yok personel servisi durumu varsa ve yolda uyumaya devam edebiliyorsanız ki ben öyle yapabiliyorum, o zaman müstakil evde devam edin derim.
0
ManikD
(10.07.20)
ben ikiyi tercih ederdim, sirf apartman hayatim olmasin ve bahcem olsun diye. fakat 3 saat cok ve yoldan sikilacaksin. maddi durumun iyiyse ve sonra begenmezsen degistirebilirim diyorsan daire.
0
durgunfoton
(10.07.20)
Tabii ki işyerine yakın daire. İstanbul trafiği adamı ya öldürür, ya katil eder. Siz villayı istiyorsunuz ama kendinize yol çilesini çektirmeye değmez. Emekli olunca villaya gidin.
0
wish i could find a way to disappear
(10.07.20)
Gönlünüzde bahçeli villa var anlıyorum ama kesinlikle 3 dklık daire. İstanbulda 3 dakikada evde olmanın değerini biraz çalıştıktan sonra anlarsınız. Siz eve dönüp işlerinizi halleder dinlenirsiniz. Karşıya vs geçenler yolda trafikte hala gitmeye çalışır. Yağmurlu günde hele 4-5 saatler söz konusu. Trafiğe hiç bulaşmayın.
0
gulmeyen adam
(10.07.20)
Tabiiki 3dklık daire.
İst gibi bi yerde 70 dakika çok. karda yağmurda en ufak bi trafik kazasında bu süre daha da artar.
Sessiz sakin diyorsun da, site içinde ya da vaniköyde boğaz manzaralı (önemli olan manzara değil semtin yerleşik düzeni olması) ya da bebek sırtlarında -ki kalmadı artık- değilse sessiz sakin olduğu kadar ıssız ve uzaktır. Böyle yerlerde alt yapı ve hizmet sorunları, güvenlik ya da herhangi bir hizmetin ulaşma sorunu da var.
Villada kalabilecek kişinin alternatifi 2+1 değildir zaten. Yani diğer bi deyişle dört başı mamur bi villa bulduğunuzda ve ulaşım,iş gibi durumlarınızı daha iyi hale getirdiğinizde güzel müstakil ev işi.
0
jimjim
(10.07.20)
1
0
elorelia
(10.07.20)
Hüzünlü bi post :(

İçim yana yana 2+1 olandan yana kullanıyorum tercihimi. Villa sizin de bizim de gönlümüzde tabii ama trafikten sonra o evin tadını çıkarabilecek misiniz bakalım? Trafik yaşlandırıyor?:(

Haftasonları İstanbul’a yakın yerlerde iki gecelik güzel villalar kiralarsanız, hem orman, hem havuz, hem ferah evler :)
0
kırmızıayakkabılıgargamel
(10.07.20)
çok net 1 derdim.

3 dakikada ev iş yapmak müthiş bi olay. İzmirde günde 2 saat yol yaptım 6 sene boyunca da bana yetti. İstanbulda 3 saati düşünemiyorum.

Ayrıca kişisel olarak ben villadansa kaliteli bi sitede yaşamayı tercih ederim sanırım. Villa gibi bahçeli, müstakil yapılar bana hitap etmiyor. Bahçedir, ottur böcektir uğraşmaktan hiç hoşlanmam. Site güzel akarı kokarı yok. Ses yalıtımı da iyiyse direkt 2+1 derim
0
nundu
(10.07.20)
Ben 2 diyorum. Benim de çalıştığım yer uzakta ama oturduğum yer ve ev yoldan daha önemli.2 saat trafikte geçiyorsa haftasonum ve işten döndüğümde 5-6 saat de evde geçiyor. Gözüm gönlüm açılmalı ferah olması lazım hele bahçem olsa .

Sizin için de ev önemli ise 2, trafik ve zaman önemli ise 1
0
jazzabel
(10.07.20)
3 dk lık daire tabiki. her gün yol çekilmez.

bir de evde ne kadar vakit geçirdiğiniz önemli.
0
mobydick
(10.07.20)
Ben villayı tercih ederdim. Yazın işten gelince havuza girilebilir. Tatil yapmak gibi bir şey. Bahçeli ev bence faydalı. Bahçe işini küçümsememek gerekiyor. Bizim bahçede küçücük kayısı ağacından kilo kilo kayısı çıktı. Sitede mangal yapamazsınız. Bahçede mangal yapabilirsiniz istediğiniz zaman. Birden çok oda her zaman daha iyi. İnsan daha az sıkılır. Çatı katında kitap okuyup aşağıda film izleyebilirsiniz. İş sonuçta emekli olana kadar var. Mantığı bir kenara bırakıp istediğim şeyi yapardım ben olsam.
0
dissendium
(10.07.20)
git gel 150 dk yolda geçirdikten sonra villada ne vakit geçireceksin ki?

mesai 0900-1800 olsun. demek ki 0740 gibi evden çıkman lazım. 0740'da evden çıkmak için bence en geç 0700'de uyanman lazım. 2300 gibi uyuman lazım.

1800'da işten çıkarsan 1910 gibi evde olacaksın. soyundun dökündün, elini yüzünü yıkadın, 1930. yemek hazırladın ve yedin 2030. kaldı geriye 2.5 saat.

sabah kahvaltın ve akşam yemeklerini zaman kazanmak için sürekli 'kaçamak' şekilde geçiştireceksin.

bu arada hafta sonlarında da hafta içindeki yol yorgunluğunu üzerinden atmak için, full dinlenmeye başlayacaksın ama bahçeli evin olduğu için tüm arkadaşların sana gelecek:D

yakın olan evde de, sabah 0850 gibi evden çıkmak için 0800 gibi uyanacaksın, hatta biraz daha erken uyanıp adam gibi kahvaltı edeceksin. 0800'de uyanmak için gece 12'de yatabileceksin. akşam 1810 gibi evde olacaksın. erken erken yemeğini yiyip 1900'da işini bitirmiş olacaksın. 5 (beş) saat sana kalacak.

üstüne, hesabımı doğru yapıyorsam, ayda 1500 lira kadar ekstra yakıt yakacaksınız. arabanın amortismanını / ekstra km ve servis maliyetini yazmadım daha!!!

AMA

yazın bahçede çay/kahve içip kitap okurken ya da mangal yaparken ya da bahçedeki çiçeklerle ağaçlarla ilgilenirken, tüm bu derde tasaya değdiğini göreceksin. 'iyi ki villadayım' diyeceksin.
0
co2s2
(10.07.20)
@dissendium saydıkların iyi güzel de bunları yapmaya vakit ve enerji kalmadıktan sonra nasıl yapacak :)
0
gulmeyen adam
(10.07.20)
@gulmeyen adam, bence zaman kalır. Ulaşım zorluğu arabası olan için biraz daha azalıyor. Toplu taşıma yok. Otobüs bekleme ya da servis bekleme yok. Trafik şehir içinde olur. Şehir içinden çıkınca villa uzak bir yerdeyse yol zaten boş olur. Kedi bile olmaz. Yolun çok uzamayacağını düşünüyorum. Bir de şöyle düşünüyorum. Ben 2+1 eve 50 dakika erken gitseydim evde ne yapacaktım? Ev zaten küçük. Seçenek yok. Ya duş alırsın, ya yemek yersin, ya televizyon izlersin. Bu işler bitince yapacak bir şey kalmaz. Bence bir saat trafik İstanbul için kabul edilebilir.
0
dissendium
(10.07.20)
(2)

Zaman

mg3929
Facebook mesajlarımda dolaşırken eski eksiduyuru nickimi gördüm. O zaman kullanıcım küfürlü entryden banlanmıştı sanırım. Üniversite yıllarında kullandığım bi hesaptı. Girdim baktım sorduğum sorular hala duruyor. 10 sayfaya bi göz gezdirince üniversite yıllarında yaşadıklarım gözümün önünden geçti.
Facebook mesajlarımda dolaşırken eski eksiduyuru nickimi gördüm. O zaman kullanıcım küfürlü entryden banlanmıştı sanırım. Üniversite yıllarında kullandığım bi hesaptı. Girdim baktım sorduğum sorular hala duruyor. 10 sayfaya bi göz gezdirince üniversite yıllarında yaşadıklarım gözümün önünden geçti. O zaman baya sinirlendiren bazı şeyleri hatırlamak için 1 dk falan düşünmem gerekti. 4-5 yılda unutmuşum.

Sonra biraz oturup bugünü düşündüm. Hayatımda neler yapıyoruma bi baktım. Iş dışında bomboş aptal saptal şeylerle uğraştığımı, kafa yorduğumu falan gördüm.

Soru: işi gücü bırakıp hayallerimizin peşinden mi koşalım napalım? Hayalim dediğim şey 2 senemi alacak. 29 30 yaşında tcye bir hayat kurmam imkansız mıdır?
0
mg3929
(01.07.20)
Hayalin ne olduğuna bağlı.
0
dissendium
(01.07.20)
@blueocean hayal değil hayat diyor. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinde bir kısım istikrarsızlık olduğu, Türk Lirasının diğer para birimleri açısından epey değersizleştiği, bütün devletlerin dış güçler adı altında bizimle uğraştığını düşündüğümüz bir ortam olduğunun söylemekle; bu ortamda hayat kurma amaçlı alınacak risklerin bi tarafında patlayabilme ihtimalinin yüksek olduğundan bahsediyor.

Tüm bunlara baktığımda evet haklı gibi gözüküyor. Gerçekten sağlam hayallerin varsa neden olmasın ama yukarıda bahsettiğim şartlarda ikinci üçüncü planların olması lazım. Nispeten kısa vadeli planlar tercih edilmeli. Sonuç olarak tabi ki koş.
0
infernalcadre
(01.07.20)
(3)

Cem yılmaz gosterileri listesi

seyyar satıcı
Bir tat Bir doku serisiCmylmz var sanırım askerden geldikten sonraBir de fundamental varBaşka var mı netten izleyebilecegimBonus soru:. Beyazıt Öztürk'ün beyaz show dışında tek kisilik showu var mi
Bir tat Bir doku serisi
Cmylmz var sanırım askerden geldikten sonra
Bir de fundamental var

Başka var mı netten izleyebilecegim


Bonus soru:. Beyazıt Öztürk'ün beyaz show dışında tek kisilik showu var mi
0
seyyar satıcı
(28.06.20)
1999 | Milenyum
1999 | Bir Tat Bir Doku
2007 | CMYLMZ
2010 | CMYLMZ Soru & Cevap
2011 | CM101MMXI Fundamentals
2014 | STANDartCY

sonuncusu ve geçen seneden beri oynadığı oyun yok nette. diğerlerini izleyebilirsin.

beyazın da "aileler yarışıyor" yarışması vardı beyaz show harici
0
avatar is back
(28.06.20)
BİFO da güzel
0
dissendium
(29.06.20)
Sanki 90ların sonu - 2000lerin başında Beyaz da bir gösteri yapıyordu ama adını hatırlayamadım.
0
silah taciri
(29.06.20)
(7)

aynı işyerinden ilişkiler hakkında görüşleriniz neler?

braveheart xakah
MerhabalarHer ne kadar başıma gelmesini istediğim bir durum olmasa da çalıştığım iş yerinde en az 5-6 çiftin bu işyerinde tanışıp evlendiğini öğrendim. 1 çift ben çalışıyorken evlendi, 1 çiftte nişanlıymış. Muhtemelen daha bilmediklerim de vardır. Bu arada bu evliliklerin geneli idari departmanlarda
Merhabalar

Her ne kadar başıma gelmesini istediğim bir durum olmasa da çalıştığım iş yerinde en az 5-6 çiftin bu işyerinde tanışıp evlendiğini öğrendim. 1 çift ben çalışıyorken evlendi, 1 çiftte nişanlıymış. Muhtemelen daha bilmediklerim de vardır. Bu arada bu evliliklerin geneli idari departmanlardaki çalışanlar arasında, ayrıca saha operasyonu da olduğu için belirtmek istedim.

Ayrıca bu zamana kadar 1 çiftten bir tarafın işten ayrıldığını ve bir çiftinde ayrı ayrı zamanlarda işten ayrıldığını biliyorum.

Çiftlerin kendi içinde ayrıldıklarını ise duymadım.

Açık konuşmak gerekirse, kendimi aynı işyerinden bir ilişkiye her zaman uzak tutmaya çalışırım ancak bu ilişkilere de şahit olduktan sonra demek ki olabiliyormuş diye de düşünmeye başladım.

Diğer duyurulara baktığımda da burada bu tür ilişkilere pek sıcak bakılmıyor. Hatta niyeti olana da vazgeç deniliyor :)

Kendi adıma idari binaya uzak olmamdan ve gördüğüm iş arkadaşı sayısı pek fazla olmadığından böyle bir ihtimal benim için pek mümkün değil :)

Ben sizin bu konudaki düşüncelerinizi ve iyi/kötü şahit olduğunuz veya başınızdan geçmiş olan tecrübelerinizi merak ediyorum daha çok. Avantajları ve dezavantajları neler olabilir?
0
braveheart xakah
(28.06.20)
ben yaşadım sorun oldu baya, yaşayan arkadaşlarım da oldu onlar için de baya sorun oldu. başarıya ulaşma ihtimali var lakin onlara değil başarılı olamayanların neler yaşadığına bakarsanız bu işten neden uzak durmanız gerektiğini görebilirsiniz. yaklaşık 1 sene geçti üzerinden ama hala denk geldiğimde rahatsız oluyorum. yakın zamanda iş değiştirmeyi planlıyorum, tabi ki ana etken bu değil ama etkisi olmadığını da söyleyemem.
0
nahtoderfahrung
(28.06.20)
@nahtoderfahrung aslında bu konu hakkında benim de kafamdaki en büyük düşünce bu. oldu ki aranızda iilişki istediğiniz gibi yürümedi ama bir yandan da iş gereği hala yüz yüze bakmak zorundasınız. Çok zor bir durum olsa gerek.

Diğer yandan ilişkiniz iyi ama iş gereği de birbirinize karşı istemediğiniz tutumlar sergilemeniz gerekecek. Karşınızdaki yabancı olsa çok üzerinde durmayacağınız bir mevzu, eve gelince sadece iş yerinde olup bitmiş bir şey olarak kalmayabilir. Evet gerçekten çok riskli.
0
🌸braveheart xakah
(28.06.20)
İşyerine göre değişebilir. Her gün göreceğim bir bölümde ise olmadığı an sorunlar başlayabilir ve orda olmadığı an ben o bölümde çalışmak istemezdim örneğin. Farklı bölümde ise sürekli görme ihtimali azsa deneyebilirdim.
0
Topalordek
(28.06.20)
@braveheart xakah bir de şöyle durumlar oluyor, zaten bütün gün iş yerinde görüyorsun daha sonra dışarda görüşme isteğin azalıyor. iş yerinde dikkatin azalıyor vs sayamacağım aklıma gelmeyen bir sürü şey var, yani olmazı olurundan daha fazla. ilk başta ben de aynı iş yerinden olmaz diyordum ama olunca da engel olamıyorsun.
0
nahtoderfahrung
(28.06.20)
Kıskançlık da olabilir. Karşı cinsle sık iletişim kurulabiliyor.
0
dissendium
(28.06.20)
çok kötüydü bir daha yapmam. (bkz. çok güzel olmuş bir daha olmasın)
0
harekatamiri
(28.06.20)
Bizim şirkette de evli çok çift var. Özellikle evlenene kadar büyük sorun. Biri diğerine raporluyorsa ne olacak vs. bir sürü sorun. Evlenenler arasında boşananlar da oluyor. Kişilerin olgunluk derecelerine bağlı olarak bazen bu sürece iş arkadaşlarını dahil ediyorlar, ya da düpedüz küsüp işi savsaklıyorlar. Hatırladığım bir çiftte de kadın şirketten başka birini bulmuştu, büyük rezalet çıkmıştı.
Sonuç olarak görüşlerim gayet negatif.
0
SiyamkedisiZorro
(30.06.20)
(1)

KPSS kaynak önerisi

dalgaci mahmut
Sıfırdan çalışmaya başlayacak biri için KPSS kaynak önerisinde bulunur musunuz? Konu anlatım kitapları soru bankları hangilerini hangi yatın evlerinden almak gerekiyor?Teşekkürler
Sıfırdan çalışmaya başlayacak biri için KPSS kaynak önerisinde bulunur musunuz?

Konu anlatım kitapları soru bankları hangilerini hangi yatın evlerinden almak gerekiyor?

Teşekkürler
0
dalgaci mahmut
(27.06.20)
Pegem ve Yargı tavsiye ederim.
0
dissendium
(27.06.20)
(7)

En beğendiğiniz kadın parfümü?

rose parks
Cinsiyet fark etmeksizin yanıtlayabilirsiniz. Özellikle esmerlere yakışanları da yazarsanız çok şükela olur.
Cinsiyet fark etmeksizin yanıtlayabilirsiniz. Özellikle esmerlere yakışanları da yazarsanız çok şükela olur.
0
rose parks
(25.06.20)
Molinard - autour de la vanille <3
Ama hiçbir yerde bulamıyorum.
0
pati
(25.06.20)
Shiseido Zen
0
dissendium
(25.06.20)
carolina herrera
212 vip
chloe
poeme
modern muse le rouge
0
in vino veritas
(25.06.20)
portrait of a lady yazılmış.
moschino cheap and chic aşırı kullanıyorum hafif bir koku
yves rocher-evidence ağır gibi geliyor ama kışın çok seviyorum
üzülerek lady million da ekleyeceğim guilty pleasureum...
not:esmer değilim
0
ala09
(25.06.20)
Dolce & Gabbana Light Blue
0
pislick0
(25.06.20)
castelbajac beautiful day, aşığıyım.
0
lolita
(25.06.20)
Obsession
0
balik kraker
(26.06.20)
(2)

Apaçi kimdir? Apaçiliğe Giriş 101 kıvamında

chihirovekohaku
Apaçi kimdir? Ne yapar?Kendilerine mi apaçi dediler yoksa onlara takılan isim mi bu? Nereden geliyor bu apaçi ismi? -Aile üyelerinden birinin çakal kasa bmw satın aldı. Civardan gelen tepkiler bu aracı sıklıkla apaçilerin kullandığı yönünde. Apaçi denince benim aklıma gelen serseri tipli bir rapçi g
Apaçi kimdir? Ne yapar?

Kendilerine mi apaçi dediler yoksa onlara takılan isim mi bu? Nereden geliyor bu apaçi ismi?

-Aile üyelerinden birinin çakal kasa bmw satın aldı. Civardan gelen tepkiler bu aracı sıklıkla apaçilerin kullandığı yönünde. Apaçi denince benim aklıma gelen serseri tipli bir rapçi görüntüsü. (Tanım için özür, hayalimdeki imajı paylaştım. Olayı hiç anlamamış olabilirim) Ama bundan fazlası sanırım apaçi.

teşekkürler!
0
chihirovekohaku
(24.06.20)
Apaçi daha çok Tofaş Şahin tarzındaki arabaları kullananlara deniliyor. Sadece o yeterli değil. O tarzdaki arabaları kullanırken leş müzikler dinleyen, drift yapmaya çalışan kişiler apaçi oluyor. BMW daha çok kıro, nargile içen, biraz daha zengin kişiler için kullanılıyor. Normalde apaçiler ilk görüşte saçlarından tanınırlar ama onların soyu 10 yıl kadar önce tükendi. BMW ile apaçi olmanın çok ilgisi yok.
0
dissendium
(24.06.20)
Sanırım ilk çıkış zamanı EMO tarzının bizdeki kekolara uyarlanan saç modeliyle oldu, 10 yıl belki biraz daha zaman önce bi ara EMO'lar türedi. Saçları, aksesuarları ve kıyafetleri farklıydı.

Bizdeki kekolar buna ayak uydurmaya çalışınca ortaya şuna benzer görüntüler çıktı;

www.egedesonsoz.com

Bu tiplere de millet apaçi demeye başladı, bunun üzerine de o saçma müzik eşliğinde saçma dans edenler buna apaçi dansı adını verdi.

Aslında bu tür her zaman vardı, zaman zaman evrim geçirip farklı isimlerle anılmaya başlandı.

Sonradan da genç yaştaki magandalara bu apaçi yakıştırmasını yapmaya başladık. Barzo, keko, apaçi vs.

Peki ne yapar apaçi? Apaçi diyince aklımıza ne geliyor şimdi?

Bunun cevabı için biraz instagram ve tiktok'ta sörf yapmak lazım.
0
John Bloor
(25.06.20)
(3)

Bir Türkçe kuralı

banusa
Çoğul cins isimlerin fiil çekimleri tekil olur gibi bir kural hatırlıyorum.Yani "kitaplar masanın üzerinde duruyorlar" değil de "kitaplar masanın üzerinde duruyor" olması gerekiyor.Yalnız ben kafamdan mı sıkıyorum bu kuralı, gerçekten var mı emin olamadım. İnternette de nasıl aratacağımı bilemediğim
Çoğul cins isimlerin fiil çekimleri tekil olur gibi bir kural hatırlıyorum.

Yani "kitaplar masanın üzerinde duruyorlar" değil de "kitaplar masanın üzerinde duruyor" olması gerekiyor.

Yalnız ben kafamdan mı sıkıyorum bu kuralı, gerçekten var mı emin olamadım. İnternette de nasıl aratacağımı bilemediğimden sanırım bir şey bulamadım bunla ilgili.

Sizin bilginiz varsa beni de bilgilendirebilir misiniz? Hatta bir kaynak verebilirseniz süper olur.
0
banusa
(20.06.20)
Özne yüklem uyumu diye aratabilirsiniz.
0
fezagezgini
(20.06.20)
"hayvanlar, bitkiler, soyut kavramlar" için geçerliymiş. başka istisnalar da var. ben de yeni öğrendim.

tr.wikipedia.org
0
absel
(20.06.20)
Anlatım bozukluğu konusunun özne yüklem uyuşmazlığı başlığında var. İnsan dışındaki varlıklar özne olursa yüklem üçüncü tekil kişiyle çekimlenir.
0
dissendium
(20.06.20)
(2)

Yeni Mezun Kimyager Olarak Ne Kadar Maaş İstemeliyim?

alicek
Küçük bir Anadolu ilinde çalışmak için iş görüşmesine gideceğim, en iyi olmasa da iyi bir üniden mezun oldum, orta düzey İngilizce, ehliyet, diksiyon cart curt var. Kendi şehrimde kimya sanayine ters bir yerde ikamet ediyorum, aslında ilk seçeneğim yaşadığım yerde bir iş bulmak çünkü kira yemek vs m
Küçük bir Anadolu ilinde çalışmak için iş görüşmesine gideceğim, en iyi olmasa da iyi bir üniden mezun oldum, orta düzey İngilizce, ehliyet, diksiyon cart curt var. Kendi şehrimde kimya sanayine ters bir yerde ikamet ediyorum, aslında ilk seçeneğim yaşadığım yerde bir iş bulmak çünkü kira yemek vs masrafım olmayacak ama 8-10 aydır işsizim, bir yerden başlamam lazım. Gittiğim yerde düşük olacağını düşünsem de kira masrafı var, fatura, yemek gibi masrafım olacak. Yeni bilgisayar almak istiyorum 5-6k onun masrafı olacak mesela, belli bir kısmını da kenara atmak istiyorum, kıyafet cart curt masraflarını minimuma tutarak ne kadar istemeliyiz? 3500 düşünüyorum fakat düşük mü olur nasıl bir yol izlemeliyim? Teşekkürler
0
alicek
(17.06.20)
Tecrübeniz yoksa ne kadar istediğinizin bir önemi yok. Tam tersi yüksek ücret söylemek olumsuz karşılanabilir. 3500 bana düşük gelmedi, yüksek geldi. Büyük şehir için bile yüksek. Yeni mezun için 2500 3000 arası düşünülebilir.
0
dissendium
(17.06.20)
Küçük bir anadolu ilinde 3500 başlangıç maaşına bir tarafları ile gülerler. Adil mi hayır değil 3500 lira bu ülkede bence de asgari ücret olmalı, insanca yaşamak için yeterli bir maaş da.

Gene de ülke gerçekleri. Başlangıç için büyükşehirde bile 3500 vermezler, anca 1-2 sene sonra verecekleri maaş. Ha tabi ki serbest piyasa ama emin ol arkandan asgari diyecek, fazla mesai istemeyecek binlerce kişi daha gelecek bir şansın yok.

Yaşadığınız şehirde kimya sanayiye ters olsanız da orada çalışın derim. Bu devirde 8-10 aylık işsizlik üstüne temel yaşamlara yetecek maaş bandında başka bir şehre taşınmak anlamsız.

Not:kimse senin bilgisayarınla cart curt masraflarınla ilgilenmiyor. Acı ama gerçek, Türkiyeye hoşgeldin.
0
denizgonen
(17.06.20)
(4)

üniversitede dinamik ve statik

ahada nick
advanced physic diye mi geçiyor?
advanced physic diye mi geçiyor?
0
ahada nick
(10.06.20)
Lisans için makine mühendisliğinde advanced durumu yok.
0
dissendium
(10.06.20)
bu konunun piri olan boğaziçinde baktım da bildiğin Statics ve Dynamics diye geçiyor.

dinamik kitabım mesela; Vector Mechanics for Engineers - Statics and Dynamics imiş.
statik kitabım ise; Engineering Mechanics imiş.
0
blue eyes white dragon
(10.06.20)
advanced genelde yüksek lisans için oluyır. İleri ..... gibi.
0
piotr
(10.06.20)
dinamik ve statik olarak ayrı dersler oluyor. makine mühendisiyim. ayriyetten birinci sınıfta fizik1 fizik2 dersleri vardı. tabii bunlar ileride tahrik tekniği, mekanik titreşimler, makine dinamiği, makine elemanları mukavemet cart curt diye farklı yönlere ayrılıyor. hepsi fiziğin bir uzantısı. advanced physics daha teorik olurdu herhalde. bunlar biraz daha somut kavramlarla alakalı.
0
bohr atom modeli
(10.06.20)
(1)

Ayt 5 net için?

Tamario
Merhaba sözel ağırlıklı Ea'cıyım.Ayt matematik 3 net planlıyorum ve herhangi bir konuya ağırlık vereceğim.Benim sorum şu, soru dağılımında mesela Parabol konusunda başka matematik konularını da bilmem gerekiyor mu? Yoksa hiç matematik temeli olmayan biri sadece parabol'a(Ve ya denklemlere vs.) çalış
Merhaba sözel ağırlıklı Ea'cıyım.
Ayt matematik 3 net planlıyorum ve herhangi bir konuya ağırlık vereceğim.

Benim sorum şu, soru dağılımında mesela Parabol konusunda başka matematik konularını da bilmem gerekiyor mu? Yoksa hiç matematik temeli olmayan biri sadece parabol'a(Ve ya denklemlere vs.) çalışırsa yapabilir mi?
0
Tamario
(06.06.20)
Birinci dereceden denklemler, çarpanlara ayırma, rasyonel sayılar, üslü sayılar, köklü sayılar konularını iyice öğrenmeden başka hiçbir konuya başlamayın.
0
dissendium
(06.06.20)
(16)

Hangi Avrupa ülkesinde yaşamak isterdiniz ?

garavel
Sb. Genelde malum almanya, hollanda, fransa veya belçika tercih ediliyor ekonomik sebeplerden dolayı, ispanya neredeyse hiç yok italya çok az, bir de iskandinav ülkeleri var. Siz nereyi seçerdiniz ve neden? Açıkcası iki ağır basan ülke almanya ve hollanda ama hollanda dil avantajından dolayı ( ingil
Sb. Genelde malum almanya, hollanda, fransa veya belçika tercih ediliyor ekonomik sebeplerden dolayı, ispanya neredeyse hiç yok italya çok az, bir de iskandinav ülkeleri var. Siz nereyi seçerdiniz ve neden? Açıkcası iki ağır basan ülke almanya ve hollanda ama hollanda dil avantajından dolayı ( ingilizcenin her yerde geçmesi ) ve daha canlı olması öne çıkıyor gibi. Sizce? Yaşayanlar varsa onların yorumlarını özellikle merak ediyorum .
0
garavel
(30.05.20)
Yasadigim icin diyorum; fransa güzel yer. Ozellikle paris ve civarinda yasamiyorsan.
Lyon isterim, bir kaç kere gittim. Çok ideal şehir. Rhone nehrinin etrafinda çok güzel oturabilecek, kosulabilecek yerler var. Havalimani güzel, ulaşım güzel, ne soğuk ne sicak. Cenevre yakini oldugundan is olanaklari da cok. Nufus da ideal (2m).

Onun dışında daha bir sürü var sehir de taniyacak kadar zaman gecirdigim cok fazla yok.
0
logisticsmanager
(30.05.20)
çocukluğumdan beri yurtdışı hastasıyım ben. sadece ekonomik sebepler değil. kültürel merak, farklı kültürleri görme/tanıma isteği vs. de etkili. yaş ilerledikçe tabii ki ekonomi, ırkçılık, yaşam standardı vb. şeyleri daha çok dikkate almaya başlıyorsun. ben sanırım 12 yaşımdan beri alman & rus sapığıyım. almanya'da yaşamayı çok istiyorum. hâlâ okuduğum için önümüzdeki beş yıl adına pek ümidim yok ama 32-33 yaş veya sonrasında gitme şansım olur belki.

senin de söylediğin gibi çoğu kişi almanya-hollanda diyor. alternatif olarak hırvatistan'ı sunacağım. zaten kız arkadaşım hırvat olduğu için gtüme tekmeyi yemediğim sürece istemesem de oraya gitmem gerekecek o türkiye'de yaşamak istemediği için. orada da mutlu olurum diye düşünüyorum, balkan memleketlerini severim ve hem onun hem de osmanlı'nın (hehe) sayesinde kültüre de bayağı aşinayım sayılır. tabii yugonostaljik bir bey olmamın da payı var ama bunu ortalık yerde pek söylemiyorum, hırvatlar genelde sevmiyor. "olm yugoslavya'yı yine kuralım ama sırpları almayalım bu sefer" diyorum, gülmüyorlar. imkânım olsa, bugün yerleşebilecek olsak giderdim.
0
der meister
(30.05.20)
Kuzey İtalya'nın kırlarında gezenti bir hayat yaşamak güzel olurdu. Alpler ile Po Nehri arasında bir yerlerde köy köy dolaşıp şarap içer suya girerdim.
0
vedatchilipeppers
(30.05.20)
3 seneyi aşkın fransa geçmişim var, doktorayı burada yaptım. 3 sene türkiye'ye dönüp tübitak projesinde çalışıp geri geldim, şu anda da burada yaşıyorum.

kuzey avrupa'yı tercih etmezdim, hem maddi, hem de manevi açıdan soğuk geliyor. hava da soğuk, insanlar da soğukmuş gibi. saçma olabilir, neyse.

almanya'da çok fazla türk var, muhatap olmak istemiyorum pek. polonya, çekya, macaristan, ispanya, italya; bunlar da akademik imkanlar bakımında biraz fakirmiş ya, maaşlar nispeten düşükmüş.

isviçre'de yaşamak isterdim açıkçası. masraflar fazla ama maaşlar da güzel. belki kalıcı bir pozisyon bulmak için isviçre'yi zorlayabilirim; hiç olmadı fransa artık.
0
chezidek
(31.05.20)
@chezidek fransa’yı avantaj ve dezavantaj yönünden değerlendirebilir misiniz? Sevdiğiniz, sevmediğiniz/ en zorlandığınız yönleri vs.
0
🌸garavel
(31.05.20)
İtalya ama köy fantezim falan yok. Direkt Roma'da yaşamak isterdim. Ya da İspanya, Barselona olabilir. Sebebi iklim, kültür, yaşayış, dil...

Almanya'da ya da Fransa'da yaşamak pek çekici gelmedi şu ana kadar.
0
dissendium
(31.05.20)
@garavel; Fransa güzel bir ülke. Eger uluslararasi bir sektordeysen (misal komsum magazalarin ic dizayni isinde ama Fransızca bilmiyor ve calisacagi kisiler normal fransiz dukkan sahibi) fransizca bilme zorunlulugun yok ki cok ilan gordum fransizca aramayan, ben kendi iki isimi de fransizca konusmadan aldim zaten.

Irkcilik, milliyetcilik gibi şeyler yasamadim. Bir kere bir ermeni spor salonunda gelip "talat paşayi biliyor musun dedelerimi oldurmus" falan dedi. Bunun disinda daha fransa'da noluyo lan dedigim olay yasamadim. Cogu kisi oldukca nazik ve kibar hatta. Tabi ben mizac olarak Türk'e benzemiyorum, isim olarak da ispanyol cagristiriyorum o yüzden etkili olabilir.

Calisan haklari konusunda kimse ellerine su dokemez. 7 hafta tatil, normal calisana 35 saat (benim gibi müdürler sinirsiz saat), isten atilmak imkansiza yakin gibi, kisa sureli issizlik olsa bana %100 maas ve normal calisana da %80 maaş veriliyor. Sağlık sistemi maliyet acisindan iyi ama randevu vs turkiye gibi değil. Ama Türkiyede yer gok ozel hastane ve fransa gibi cebimden para cikmasin dersen turkiyede de beklersin devletten randevu için. Ama disci, goz doktoru vs gibi şeyler hepsi odeniyor (ek sigortan varsa %100 ki sirket veriyor bu sigortalari ya da sen kendin de alabilirsin).

En büyük sikinti bana göre belgeye dayali islemin coklugu. 25 yillik Türkiye hayatimdaki belgenin 10 kati belge edindim Fransa'da.

Devlet isleri sikintili ama eninde sonunda çözülüyor.

Almanya'da araba, teknoloji daha ucuz. Ama orada daha cok calisip daha az tatil yapiliyor o da var.

Fransa güzel ülke, hele akdeniz insaniysan bizlere daha uygun. Isvec'e norvec'e oranla buraları tercih ederim.
0
logisticsmanager
(31.05.20)
Bahsettiğiniz ülkeleri görmüş daha önce Almanya ve Fransa’da yaşamış ve Eylül ayı itibariyle Hollanda’ya yerleşecek birisi olarak ben de düşüncelerimi paylaşmak isterim.

Almanya: Fransa’da yaşarken hep özenirdim burada yaşayanlara. Alman şehirlerini gezmek, orada bulunmak çok iyi gelirdi. Biraz davulun sesi uzaktan hoş gelir hesabı Düsseldorf’a gelince anladım ki çok kalabalık olmamızın yol açtığı bazı onarılamaz sorunlar var. Türklerin çok olması kültürel olarak bir çok şey ulaşılabilir kılmakla birlikte başa çıkmanız gereken bir dolu önyargı ve ayrımcılık sorunlarını da beraberinde getirmiş. Kimse sizin hakkınızda bir şey merak etmiyor bu çok acı. Doğrudan bir olay deneyimlemesem de bir özgüvensizlik hissediyordum genel olarak. Ekonomik olarak çok rahat, marketler çok ucuz kiralar hariç ger şey ucuz. Hayat genel olarak çok rahat diyebilirim. Bir de Fransa ile kıyasladığımda daha az yeşil daha az temiz hava var idi. Bu tabii şehre göre değişir. Güney Almanya daha sempatik gelmiştir hep.

Fransa: 5 ay kaldım ve zor geçti. Dil büyük bir problem. Almanya’da Türkler ne ise burada da Kuzey Afrikalılar öyle. Kalabalık bir müslüman nüfusu söz konusu. Almanlara göre daha kibirli davranışlar gözlemlemiştim. Almanların daha rahat olduklarını düşünüyorum. En önemlisi sosyal hayat sahiden çok kötüydü. Saat 6’da her yer kapanıyor, sokaklar bomboş, panjurlar çekiliyor. Pazar günleri de aynı. Fransızca zor ve güzel bir dil. Genel olarak marketler vs ucuz olsa da kiralar aynı şekilde pahalı. Lyon tarafları güzel. Burada yaşayan Türklerin genel anlamda mutsuz olduklarını gözlemlemiştim.

İsviçre: Çok defa gidiş gelişlerle yaklaşık 2 ay geçirdim Zürih ve Bern’de. 20’ye yakın şehir gezmiş birisi olarak içimi bu kadar daraltan başka bir ülkede hiç bulunmadım. Hayat pahalılığı bir tarafa katı kurallar ve sürekli ceza yeme korkusu hayatı zorlaştırıyor. İnsanlarla yakın ilişkiler kurmak çok zor. Türk nüfus az değil ve önemli ölçüde bir Kürt diasporası var. Pkk terör örgütü olarak tanınmadığı için Kürtler sürekli eylem yapıyorlar. Gezmek için güzel ama asla yaşamak istemezdim.

Hollanda: 5-6 şehir gezmiştim daha önce. Ekonomik olarak Almanya’ya nispeten pahalı bir yer. İnsanlar çok mutlu görünüyorlar. Liberal politikaların ve bu politikaların genel tutarsızlığının çok fazla yaşandığı bir yer sanırım. Açıkçası orada yaşayacak olmaktan ötürü bazı çekincelerim var önyargı ayrımcılık noktasında. Fakat yine de mutluyum.
0
but that was just a dream
(31.05.20)
cok net soyluyorum, avrupa'da hollanda disinda bir yerde yasanmaz. hem dil, hem is imkanlari, hem genel olarak gelismislik hem de yabancilara bakis acisi acisindan hollanda'dan daha iyi olan bir yer yok. dogasi ve ekonomik sebepleri ile Isvicre de iyi ama Isvicre Almancasi disinda dil bilmezler. almani, fransizi italyani dahil isvicreli olmayan kimseyi sevmezler ve istemezler bunu da gayet belli ederler. evli, cocuklu ve 45+ yasinda degilsen sehirlerinde yapacak hic bir sosyal aktivite bulamazsin.

5 yil Hollanda 1,5 yil Isvicre'de yasadim. Almanya, Belcika, Italya Fransa hepsini gezdim. Iyiki hollandaya yerlesmisim diyorum.
0
crucio
(31.05.20)
@crucio hollanda’da hangi şehirdesiniz? açıkcası gönlüm amsterdam dışında sessiz sakin bir yer istiyor. arkadaşım 5 ay arnhem’de yaşadı ve öve öve bitiremiyor fotoğraflardan gördüğüm gerçekten muhteşem bir yer ama iş imkanları nasıldır bilemiyorum tabi.

@but that was just a dream dediğiniz durum gerçekten can sıkıcı, 3-3,5 milyonun üzerinde türk var ve artık sizi ezberlenmişler mutlak bir önyargı var ve belki yabancı gözü ile bile bakılmıyor. ama yine de yazınızdan anladığım en yaşanılabilir yer almanya gibi. merak ettğim, fransa’da hayat bitiyor demişsiniz belli bi saatten sonra almanya farklı mı ?
0
🌸garavel
(31.05.20)
Açıkçası Türklerin çok olmasından kaynaklı sorunları (ki bu durumun epey bir getirileri de var) bir kenara koyarsak ben Almanya tercih ederdim. Aslında geçen sene benzer bir tercih yapmak durumunda kalmış birisi olarak Almanya’yı seçmiştim fakat eşimin eğitim durumundan ötürü Hollanda’ya yerleşmek durumundayız şu an.

Şöyle söyleyim Fransa’da 130 binlik küçük bir şehirde yaşadım. Herhangi bir insanla konuşmadan geçirdiğim bir sürü gün olmuştur. 6-7 gibi tüm marketler, mağazalar kapanıyor sokaklarda da kimseler kalmıyordu. Benzer bir duruma Hollanda’nın Venlo şehrinde ve İsviçre’nin Zürih hariç bir çok şehrinde de rastladım. Paris’te de sokaklar hiç hareketli değildi 9-10 gibi saatlerde. Aksine Düsseldorf her saat hareketliydi. Sadece şehir merkezi değil kenar mahallerinde bile büyük süpermarketler gece 12’ye kadar açıktı ve sabaha kadar toplu taşıma vardı. Hala da öyledir diye düşünüyorum. Fakat Düsseldorf’un Almanya’nın en büyük şehirlerinden birisi olduğunu unutmamak lazım.
0
but that was just a dream
(31.05.20)
Budapeşte'ye aşığım. Gördüğüm şehirler arasında net en güzeliydi.
O yüzden Macaristan hayalimdir :(
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(31.05.20)
havadan para geldigi ve oturma izni vs gibi konseptlerin olmadigi bir utopyadan bahsetmiyorsak (yani budapeste falan...) ingiltere.

neden? cunku ingilizce biliyorum ve bu yuzden kulturel olarak gorece az izole olacagimi ve kariyer olanaklarimin gorece olarak genis olacagini dusunuyorum.

"sunlar bunlar tercih ediliyor, italya ispanya tercih edilmiyor" derken... kimsenin "tercih" ettigi yok ki. herkes gidebildigi yere gidiyor. ispanya italya zaten issizligin yuksek, ekonominin kotu oldugu yerler. bunun ustune dil bariyeri, calisma dilinin cogunlukla ingilizce olmamasi gibi seyleri ekle. haliyle turkiye'den birinin is bulup gitmesi zor.

onun haricinde avrupa'da yasamiyorum ve yasamayi dusunmuyorum zaten.
0
hot potato
(31.05.20)
"@chezidek fransa’yı avantaj ve dezavantaj yönünden değerlendirebilir misiniz? Sevdiğiniz, sevmediğiniz/ en zorlandığınız yönleri vs."

@garavel: bürokrasi/kağıt kürek işleri biraz bunaltıyor insanı, ama gerekli belgeleri toparlayınca işlemler sorunsuz halloluyor.

dil problemi yaşanabilir, ilk geldiğimde işleri ingilizce halletmeye çalışmıştım. o zamanlar öğrenci olduğum ve baştaki işlemler hep yabancıların yaptığı şeyler olunca ingilizceyle yırttık, eğer işyeri yabancı ağırlıklı bir şirket/üniversite/kurum ise ingilizce geçerli olur ama sağda solda milletle muhabbet etmek için temel düzeyde fransızca şart.

yaşanılan şehre göre yaşam kalitesi değişebiliyor. büyük ve tarihi şehirlerde mimari çok güzel. daha önce doğuda, almanya sınırına çok yakın ve tarihi önemi olan bir şehirdeydim. binaları incelemekten kendimi alamazdım. insanları güzeldi.

şu anda paris'in 30 km güneyinde bir şehirdeyim. aradaki fark o kadar açık ki. burası paris'teki yüksek kiralardan kaçmak için sonradan yapılmış bir şehir. paris istanbul'sa burası sakarya gibi bir yani. sosyal imkanlar biraz kısıtlı, ama trenle 45 dakikada paris'in göbeğine ulaşmak mümkün.

ben akademik ortamdayım, çalışma şartları çok güzel. haftalık 35 saat, 55 gün iznim var. izin süresine haftasonlarını dahil etmiyorlar, teknik olarak 77 gün oluyor yani. şirkette olsam da şartlar benzer olurdu herhalde. kuzenim de 15 senedir gıda mühendisi olarak fransa'da, onun demesine göre çok abuk bir şey yapmadığın sürece işten çıkarılma gibi bir durum söz konusu da olmuyormuş sanırım.

başka da aklıma bir şey gelmiyor. özellikle sormak istediğin bir şeyler olursa mesaj atarsın hocam.
0
chezidek
(31.05.20)
bence bu tarz ülkelerde sosyal yaşama girmek zor. türk olmamızdan dolayı bir ön yargı var. sosyal hayat benim için önemsiz, yaşam şartları daha önemli diye düşünüyorsanız. hollanda iyi seçim olur. ancak hafta içi her yer 6dan sonra kapanıyor, iskandinav yaşamına benzer sakin bir yaşam bizim gibi akdeniz insanına sıkıcı geliyor.(amsterdam hariç) kuzey fransa hoşuma gitmişti, kuzey italya da öyle. almanya da çok türk olması dezavantaj. hollanda da türk çok. beklentiye göre değişir.
0
mikahakkinen
(31.05.20)
İsvicre'de büyümüş ve İsviçre vatandaşı biri olarak gözüm kapalı İsviçre derim bu soruya. Diğer Avrupa ülkelerinde uzun uzadıya kalmadım hiç; tatillerde vs gittim ama benim için Avrupa ülkesinde yaşayacaksam o ülke İsviçre olur ve çoğu konuda diğer ülkelerden fersah fersah ilerdedir bence. Öyle ırkçılık, kimseyi sevmeme vs gibi durumlarla da bir kere bile karşılaşmadım; aksine fazla mozaik bir ulke. Ha düzeni, kuralları sonradan gelen insanlara zor geliyorsa bilemiyorum; aksine benim İsviçre'de en sevdiğim şey bu düzendir. Şu anda Türkiye'de bu konuda çok zorlanıyorum.

Bir de belki Londra; gittiğimde bayağı sevmiştim.
0
fraise
(31.05.20)
(2)

Polinom kalan bulma

curt
Su soru nasil cozulur arkadaslar? Sagolun.
Su soru nasil cozulur arkadaslar? Sagolun.
0
curt
(27.05.20)
Soru tam okunmuyor galiba
0
epistemic_regress
(28.05.20)
-7 olabilir

sketchtoy.com
0
dissendium
(28.05.20)
(9)

İngilizce dinleme

dissendium
İngilizcemi geliştirmek için neler dinleyebilirim? Doğal içerikler olursa daha güzel olur. Uzun süren ve konuların sürekli değiştiği radyo programları gibi.
İngilizcemi geliştirmek için neler dinleyebilirim? Doğal içerikler olursa daha güzel olur. Uzun süren ve konuların sürekli değiştiği radyo programları gibi.
0
dissendium
(26.05.20)
Bbc’nin dinleme metinleri var. Araştırırsan bulabilirsin. Ben şunu buldum hemen:

www.bbc.co.uk
0
cemallamec
(26.05.20)
@cemallamec, bunlar çok eski ve çok kısa. Bir tanesi 5 dakika sürüyor.
0
🌸dissendium
(26.05.20)
www.bbc.co.uk bu adreste güncel olanları var.
0
ozdek
(26.05.20)
BBC4 Radyo Programlarını dinleyebilirsiniz.
0
kaset
(26.05.20)
@ozdek, eğitim için hazırlanan değil de gerçek hayattan olan konuşmalar arıyorum.
0
🌸dissendium
(26.05.20)
youtube'da içerik takip edebilirsin. teknolojiye merakın varsa mesela unbox therapy, hayvanlarla ilgili animal planet, komedi olarak trevor noah, bilim-felsefe olarak kurgesagt in a nutshell vs.
0
puslukitalaratlasi
(26.05.20)
@dissendium
oradaki linki incelerseniz bbc'nin diğer yayınlarına da geçiş yapabilirsiniz. bbc radyoları gibi mesela. ama hepsinin yayını ülke dışına açık mı bilmiyorum.

bu arada önyargılı davranmayın verdiğim link güncel olayları ele alıyor. eğer native seviyesinde dinleme ve anlamanız yoksa bu sizin için faydalı olacaktır.

yoksa gündelik radyo dinliyorum misal ama hala çoğunu anlamıyorum. özellikle politika. allahtan boris var da bbc ingilizcesiyle ortamı şenlendiriyor. canım benim.
0
ozdek
(26.05.20)
Spotfy da güzel podcastler var ilgine göre. Ben erkek olduğum halde lena durnham ın kadınlarla ilgili podcastini beğeniyorum çünkü temposu harika. Başlıklardan ilgine göre seçip bakabilirsin. Bazıları çok sıkıcı ama arada iyileri geliyor.
Rhetorical speeches var ayrıca.
0
sarcophagus
(26.05.20)
ne dinlersin bilmem ama mutlaka ilgin olan bir şeyi dinle. tüm konuşma boyunca algını yüksek tutarsın böylece. sevdiğin bir film falan yok mu mesela onların kamera arkası çekimlerini oyuncu röportajlarını galalarını vs izle. ben öyle yapıyordum bir ara
0
deranzo1
(26.05.20)
(18)

Türkler olarak neden hiçbir spor dalında başarımız yok?

garavel
Cidden merak ediyorum, aklıma ilk gelenler mesela futbol, basketbol ( hadi yine burda iyi takımlarımız var ama milli takım olarak bir şeyimiz yok) , f1. ya yanlış biliyorsam düzeltin bizim ülkede arabalar vs sevilir ama 1 tane f1’e pilot gönderip başarılı olan birisi var mı? Tenis, yüzme, olimpiyatl
Cidden merak ediyorum, aklıma ilk gelenler mesela futbol, basketbol ( hadi yine burda iyi takımlarımız var ama milli takım olarak bir şeyimiz yok) , f1. ya yanlış biliyorsam düzeltin bizim ülkede arabalar vs sevilir ama 1 tane f1’e pilot gönderip başarılı olan birisi var mı? Tenis, yüzme, olimpiyatlar vs. Şimdi illa ki örnek verenler olacaktır ama benim kastım mesela nadal gibi top class teniscimiz, sporcumuz yok. Bakıyorum İspanya’ya baskette müthiş başarılı, futbol desen zaten öyle, tour de france’da üst üste 3 şampiyonluk vs. Almanya ya da futbol müthiş, f1’e dünyanın en iyi pilotlarını yarıştırmış, dirk nowitkzki gibi bir adam dallas’ta nba’de şampiyonluk yaşamış vs. Brezilya futbol, f1 ( ilk aklıma gelenler bunlar ) Bi halter vardı mesela naim süleymanoğlu onu da bulgarlar yetiştirdi çocukluktan eğitti ekmeğini türkiye yedi, şuan yine halterde sıfırız adama üst düzey görev bile verilmedi.

Yani neredeyse her ülkenin öne çıktığı yerler var ama türkiyeden dünyada uzun süre başarılı olmuş kimse yok. Arda diyeceğim mesela tamam iyiydi ama 3-4 sene ortasaha olarak oynadı o kadar. Yeteneksiz miyiz yoksa eğitmeyi mi bilmiyoruz.
0
garavel
(18.05.20)
bu tabi ki ülkede spora verilen önemle alakalı bir şey bence. sporcu dediğin ufak yaştan yetişir ki başarılı olduğumuz branşlarda (güreş halter) hepsi ufak yaştan yetiştirilmeye başlanmış. ama bizde beden derslerinin bile saati azaltılıyor bir cacık işlemedikleri için. diğer ülkelerdeki gibi her çocuğu başarılı olabileceği branşa yöneltsek bu işi başarırız. sonuçta bizim nufusun yüzde onuna sahip ülkelerde bile ne sporcular çıkıyor.
0
carpenic
(18.05.20)
hem bireysel hem takım sporlarında profesyonellikten çok uzak ve duygusal sporcu yetiştiriyoruz. bu yüzden her dalda grafiğimiz çok dalgalı oluyor.
0
ben demistim zaten
(18.05.20)
@carpenic bende ondan bahsediyorum, balkan ülkeleri mesela inanılmaz basket kültürü var. sırbistan 7 milyon nüfusu var baskette çok iyi, yunanlar da öyle. novak djokovic yine sırp mesela. şaka gibi 80 milyonluk ülke ama hiçbir alanda o seviyede sporcumuz yok :)
0
🌸garavel
(18.05.20)
Hangi alanda başarımız var ki? Her şey pahalı. Bir hobimiz var mı? Enstrümanlar pahalı. %30 vergi daha gelecek. Kimse müzikle ilgilenemiyor. Spor yapayım dese insanlar doğru düzgün beslenemiyor. Kırmızı et 60 lira. Protein almadan sporcu mu olunur? Yazılımcı, start up çıkarsak desek teknolojik ürünler pahalı. Öğrenciler İngilizce öğrenemiyor. Ne çıkarıyoruz ki bu ülkede sporcu çıkaralım. En büyük takımlar bile avrupada rezil olup dönüyor. Hala gs nin 2000deki başarısının üzerine çıkılmadı. 20 yıl geçti.
0
black mamba
(18.05.20)
Kendi gözlemlerimi söyleyeyim. Çocukların belli bir yaşa kadar aileleri tarafından spor salonuna düzenli olarak götürülmesi gerekiyor. Ben antrenmana gittiğim zaman yaklaşık 3 saatim gidiyordu. 30 dakika gidiş, 1 saat antrenman, 30 dakika dönüş, 30 dakika temizlik. Çocukları bu süre boyunca takip etmek gerekiyor. Aileler çocukları bekliyor. Bu da anne ya da baba için antrenman günlerinde 3 saati ayırmak demek. Anne ya da baba çalışıyorsa bunu yapmak çok zor. Eğitim sistemimizde ödev denen bir şey olduğu için çocuklar derslerine daha fazla zaman ayırma eğilimindeler. Kendilerini bekleyen onlarca sınav var.

Kısaca ailelerin çocukları yönlendirmesi, zaman ayırması, özen göstermesi, okul ve spor dengesinin iyi kurulması, yaşanılan şehrin spor olanakları, iyi ve yeterli sayıda antrenörlerin olması etkili.
0
dissendium
(18.05.20)
spor ciddi emek isteyen bir olay. benim diyen aile bunu başaramıyor.

ben kızımı 3 sene haftada 3 gün günde 2 saat sürekli bir sporu yapması için götürdüm. hocaları sevdi, sporu da sevdi. yeteneği de varmış. ilk birinciliğini ilk yarışında aldı ve türkiye'de ikinci istanbul'da birinci oldu. ikinci sene yine türkiye ikincisi oldu. üçüncü sene takım olarak üçüncülüğü aldılar. bireyselde yaşının en küçüğü olmasına rağmen 4. oldu. (yani 11-12-13 yaş yarışabiliyorsa bizimki 11 yıl 0 aylık olarak katıldı-13 yaş 11 aylık olanlar işi götürdü tabi)

yani bu sporda bizden daha fazla emek harcayıp çok iyi yere gelecek olan çocuklarla tanıştım. bir tanesi çok ünlü hatta. babası da antrenör tabi.

o yüzden yetenek ve emek bir araya gelince oluyor olmuyor değil. sıkıntı bu emeği verebilecek kaç kişi tanıyorsunuz? ne yazık ki 3 senede çok gözlemledim en fazla 1 sene çekiyor insanlar. biz yaz tatiline bile gidemedik yarışma yüzünden..
0
ozdek
(18.05.20)
Güreş var, Hamza Yerlikaya Taha Akgül var birçok olimpiyat şampiyonu var. Totalde güreş de 39 olimpiyat şampiyonumuz var.

Avrupa ve dünya şampiyonları fazlasıyla var rıza Kayaalp gibi.

Halter bir rüzgardı devamı gelmedi ama güreş için ciddi altyapımız var.

Malesef ülkemizde spor ile meşgul olmak çocuklar gençler için ciddi mesele. Çocuk okul sınav test dershane üniversite sınav arasında spora önem veremiyor. Hepimizin en güzel yolları dershane sınav stresi ile geçmedi mi? Sorun bu
0
Fritz-X
(18.05.20)
Diğer arkadaşların söylediklerine ek olarak. Biz Türklerin duygusal olup eleştiriye tahammülü olmaması. Advocaat'ın geçen bir söyleşisi paylaşılmıştı. Hatta debe'ye girmişti. Orada söylüyordu adam. Türk halkı olumsuz şeylere dayanamıyor sonuçları ağır oluyor diye.
0
komando kani var bende
(18.05.20)
bu soruyu ben de çok soruyorum. 2012'de de 2016da da nedensiz çok ümitlenmiştim bu sefer parlarız belki diye ama olmadı olmuyor. ömrü hayatım şu 80 milyonluk ülkede olimpiyat görmeden geçecek galiba.

bana göre şöyle şeyler sebep olabilir:

1. yeteneğin ve bazı fiziksel özelliklerin rolünü abartıyor "star ışığı" arıyoruz, azimle çalışan bize göre düz bir sporcuya hakettiği değeri vermiyoruz, o çocuk star olabilecekken kırılıyor. onun kolu 3 cm uzun, bunun refleksleri yay gibi diye gerçek başarıyı getirecek olan çalışmayı, sıkı fundamental eğitimi azımsıyoruz.

2. yakın çevrede hep çok fazla dikkat dağıtıcı etmen (eğlence, drama, entrika trajedi) var ve biz de çok şükür buna yenilerini eklemekte başarılıyız.

3. başarısızlıkta da başarıda da gerçek sorunlarla yüzleşmekten kaçıyoruz sistematik, yapısal çözümler yerine hep o günkü basit talihsizliklere odaklanıyoruz. bir tür toplu safsata, histeri durumu. eğitimsizlikten veya edinilmiş yanlış tecrübelerden ötürü objektif düşünememe, sanırım doğu toplumlarının genelinde var bu durum.


ama basketbolda milli takım bazında 163 ülke arasında onbeşinciyiz. Kuzey Avrupa ülkeleri, Almanya vb gerilerde. www.fiba.basketball elbette daha iyi olabilir ama bu bir şeyleri doğru yaptığımız bir branş. diğer bazı branşlarda da (yüzme, jimnastik vb) 2010 ve sonrası doğumlulardan ümitliyim ben. metodolojiyi bilen, yurtdışı örnekleriyle kendini yetiştiren eğitmenlerle daha sık karşılaşıyorum. en azından eğitim verecek tesisleri ve tavsiyelere kulak asacak ana babaları daha kolay bulabildiklerini düşünüyorum... zaman gösterecek tabi.
0
engelbert humperdinck
(19.05.20)
Kendimizi geliştirme alışkanlığımız yok. Verilen şey neyse o. Üstüne koyma, devamını getirmekte çok büyük problemimiz var. Futbolcu olsun, basketçi olsun ya da başka sektörde bir noktaya kadar gelip, ötesine geçmeye gerek duymuyor. O noktada genelde vasatlığın bir basamak ötesi oluyor.

Babam Güldür Güldür'ü izliyor. Bir skeçte İngilizce konuşma geçiyor. Ali Sunal, bunun devamını getirmesini talep ediyor oyuncundan. Oyuncuda diyor ki; İngilizcem bu kadar, dahası yok. Zahmet edip, birkaç kelime cümle öğrenmeye tenezzül etmemiş.
0
put it in your appropriate place
(19.05.20)
uzun yillar basketbol oynadim, oglum 7 yasinda lisansli oynamaya başladi 9 yildir lisansli oynuyor, diger oglum 5 yildir banvitin altyapisinda oynuyor.

basketbol icin konusmak gerekirse (diger tüm sporlar icin de gecerli) altyapiya maddi kaynak ayirmiyor hicbir takim ve altyapi kültürü ne takimlarda ne ailelerde var. osuruktan takimda koçluk yapan yeni yetme antrenör kendini obradovic saniyor, 10 yasinda oyuncusuna ana avrak küfreden mi ararsin, oyun board'ini oyuncusunun kafasinda parcalayan mi ararsin, antrenörler ne oyuncu psikolojisinden ne de fizyolojisinden anliyor. teknik bilgi zaten sıfır. velilerin her birisi cocugunun birinci ligde oynayacak kapasitede oldugunu düsünüyor, bir kismi evde yaramazlik yapmasin ben ugrasmayayim diye kulübe oradan satranc kursuna oradan drama kursuna taşıyor cocugu. mac sırasında sayi atamayan 9 yasindaki cocuguna "gerizekali, bir sayi atamiyorsan siktir git oynama" diyen baba var. ilkokul cocuklarının oynadigi maçta veliler birbirine giriyor, hakeme sataşmıyor diye antrenöre bagiriyor tribündekiler. maçtan cikarken rakip takimin oyuncusu ufacik cocuga "nasıl koyduk" diyen yetiskinler var. kimsenin spor ahlakindan, sporcunun bedensel ve ruhsal ihtiyaçlarından haberi yok umurmsamiyorlar, herkes her macta en kazanan olmak istiyor, cocuklarını ona göre güdülüyor, bir sporcunun yetismesinin en önce sabir ışı oldugunu görmezden geliyor.

izmirde 100'den fazla altyaş grubu basketbol takimi var, bunlar icinde banvit -simdi teksüt oldu- ve belki bir iki takim -belediye destekli bornova, bergama, urla belediyesi mesela- altyapiya dikkat ediyor (bu belediye takimlari da ne yazik ki garibanliktan ve oyuncu havuzlarının darligindan başarılı olamıyor), oyuncu yetistirmeye calisiyor. digerleri oyuncudan aldigi para ve özel ders parasi ile yolunu bulma derdinde, basketboldan kazandıgını basketbola yatiran kimseyi görmedim ben.

böyle bir kültürde bir bok olmaz.
0
proteus
(19.05.20)
Genelde takım sporlarından söz edilmiş ama bireysel sporlarda da çok kötüyüz. Ufak tefek ülkelerden bile x sporunu domine eden adam varken bizde yok. Yani ispanyanın hem basketinin hem futbolunun dünya çapında şampiyonluk yaşaması anormal geliyor iki katıyız ya, tenis desen yine en iyiler onda.

Şimdi baktım Marc Marquez diye bir adam var mesela İspanyol sekiz kere grand prix şampiyonu olmuş adam. Kenan sofuoğlu diyolardı bi ara adam 3. lig şampiyonuymuş. Yine triatlon falan. Liste uzar gider, hiçbir yerde yokuz ya :)

Ya mesela fildişi sahilinden bile dünya çapında topçular çıktı, drogba, pepe vs. Senegal = sadio mane , mısır = salah. Yok abi türklerin bu derece top class hiçbir alanda hiçbir sporcusu yok. Senegal, mısır çok mu iyi? Örnekler uzar gider ya..
0
🌸garavel
(19.05.20)
okçuluk mu kaldı abi :) motosiklette kim var saydığım gibi top class?
0
🌸garavel
(19.05.20)
@garavel

hocam ispanya örneğinden konuşayım, valencia'da şehrin içinden geçen eski geniş bir nehir yatağı var, yedi kilometre uzunluğunda hayranlık verici bir park.

valencia.for91days.com

sabah burada koşmak, bisiklete binmek, köpeğini gezdirmek, hiçbir şey yapamasa yürüyüş yaparken oradaki sahalarda rugby, futbol oynayanları izlemek istemeyen herhalde ya ölmüştür ya inceden o yola girmiştir. şehrin yarısı sabah yarısı akşam buralarda. insanlar sporu yaşamın bir parçası olarak gördükleri için zaman ayırmakta zorluk çekmiyorlar, sabah akşam rutini olsun diye değil doğallıkla ve severek bunu yapıyorlar, yaptıkları için iyi hissediyorlar, gelişim de zorlama değil nesilden nesile doğal yollarla oluyor, çevredeki çoğu kişi spora saygı duyan kişiler olunca çocuklar da ben profesyonel olmak istiyorum dediğinde doğru yönlendirilebiliyor. içinde yaşadığımız şehirlerin, ortamın, spora bakış açısı ve kültürünün da insana bir şeyleri çocukluktan itibaren aşılıyor olması gerekir.
0
engelbert humperdinck
(19.05.20)
Küçüklüğümden beri çevrem nedeniyle sporun içerinde sürekli bulunduğumdan gözlemlerim;

Öncelikle spor kültürü diye bir şey yok. Spor hala bizde boş vakit öldürülen bir şey olarak görünüyor ve aman ne yapacağım, başka bir işim mi yok, ben zaten taş gibiyim anlayışı var. Bu mantık değişmedikçe ne yaparsan yap olmuyor.

Ülkemizde sporun maddi getirisi olmadığından insanlar çocuklarının spor yapmasını belirli bir yerden sonra; sen sporunu yap ama okulunu da ihmal etme, iyi bir yeri kazan orada devam edersin diyerek destekliyor. (Bu seçim zamanında önüme geldi.)

Sporu özellikle de amatör takımlar ve branşlarda en büyük destekci hala devlet bugün devlet çekilse çoğu branş kapanma noktasına gelir.(belediye, il özel idare, vb kulüpleri)

Yukarıda belirtildiği gibi yoğun bir çaba, disiplin, maddiyat gerektiriyor.
0
murtiii
(19.05.20)
Disiplin eksiği ve imkan darlığı adam 12 saat jimlastik mi çalışsın evine ekmek mi götürsün
0
basond
(19.05.20)
Tek cümlelik cevap;
Liyakata önem verilmemesi.
0
Mirket
(19.05.20)
alt yapımızın olmaması. hollandaya gittiğimde bunu gördüm. eindhoven şehrinde ki nüfusu 200 binli bir şehir, şehirde her yerin çim beton toprak futbol sahası olduğunu gördüm. yani insanları küçük yaştan itibaren spora başlatmak lazım. dershaneye değil özel derslere değil. altyapı her şeydir.
0
mikahakkinen
(19.05.20)
(3)

İspanyolca öğrenmek

dissendium
İngilizceden sonra ikinci yabancı dil olarak Almanca öğrenmek istemiştim. Başlangıç seviyesinde öğrendim ama bu dili sevmediğim için devam etmek istemiyorum. Mühendis olduğum için öğrendiğim dilin biraz da olsa işime yaramasını, iş için şansımı artırmasını istiyorum. İspanyolca ilgimi çekiyor. İspan
İngilizceden sonra ikinci yabancı dil olarak Almanca öğrenmek istemiştim. Başlangıç seviyesinde öğrendim ama bu dili sevmediğim için devam etmek istemiyorum. Mühendis olduğum için öğrendiğim dilin biraz da olsa işime yaramasını, iş için şansımı artırmasını istiyorum. İspanyolca ilgimi çekiyor. İspanyolca öğrenmem mantıklı mı? İspanyolca bilen arkadaşlar İspanyolca bilmenin faydasını görüyorlar mı?
0
dissendium
(05.04.20)
birileri sen mühendissin almanca öğren demeden yetişeyim.

dili ne amaçla öğreniyorsunuz?
belki lazım olur falan demek saçma.
isp. dünyada en çok konuşulan diller arasında. ama atıyorum yarın öbür gün almanyaya göç edeceksen şimdiden almancaya yüklen.
yok yavaş yavaş öğreneyim konuşmak için öğreneceğim dersen ispanyolca, italyanca iyidir mesela.

sırf fayda, yatırım vs düşünüyorsan çince diyorum.
0
rewlack
(05.04.20)
@rewlack, soruda dediğim gibi, Almanca öğrenmeye zaten başlamıştım, sıfır değilim ama öğrenmeye devam edecek kadar sevmiyorum. Benim amacım sadece iş ya da gereklilik için öğrenmek değil kesinlikle. Temelde kültür yatıyor. İkinci bir yabancı dil bilmek, o dili okuyup anlayabilmek istiyorum. İtalyancayı düşünmüştüm ama çok yaygın bir dil olmadığı için ona hiç başlamadım. Çince de ilgimi çeken bir dil değil.
0
🌸dissendium
(05.04.20)
tabii ki. cok rahat ögrenebilirsiniz ispanyolcayi. isinize niye yaramasin dünyanin yarisi ispanyolca konusuyor. bence cok rahat ögrenilir. ögrenemeyen varsa bence iyi calismamistir.
0
duygusuzromantik
(08.04.20)
(5)

şu ingilizce sorusunu anlatabilecek var mı

egokalp
zıtlık olduğundan C şıkkı olması gerekmez mi, cevap anahtarında A diyor?
zıtlık olduğundan C şıkkı olması gerekmez mi, cevap anahtarında A diyor?
0
egokalp
(16.03.20)
Although olmasi icin "olmasina ragmen" anlami olmasi lazim. mesela "Although I didn't have enough money, I went to Europe for travelling".

Verdigin cumlede "oyleyken boyle" anlami oldugu icin while kullanilmasi daha dogru.
0
crucio
(17.03.20)
Geçmişle bugün karşılaştırılıyor. Geçmişte ... yapılırken bugün ... yapılıyor şeklinde düşünürsek while anlamlı oluyor.
0
dissendium
(17.03.20)
Kıyaslama anlamı olduğu için "whereas" benzeri bir kullanım var burada, zaman belirteci değil.

Edit: Burada ''although'' hiçbir şekilde kullanılamaz, yanlış bilgi vermeyin insanlara yahu. Zaten ''while'' ve ''although'' neredeyse aynı şey falan da değil, bambaşka anlama ve kullanıma sahip iki kelime bunlar.

Şurada bebeğe anlatır gibi anlatmışlar. Bakınız, baktırınız efenim: ell.stackexchange.com
0
whyamy
(17.03.20)
While=although zaten ya, aradaki ince farkı native ler bilmiyordur, ikisi de olur de bekleme yapma geç
0
speedy
(17.03.20)
kıyaslama olmadığı için A, yani iki birbirinden bağımsız durumdan bahsediyor. Çok bağlantı kuramadım iki cümle parçacığı arasında.
0
theconqueror
(17.03.20)
(2)

Derse motive olamama/ dikkat dağınıklığı

caletti
Arkadaşlar lütfen bişeyler önerin. %60 verimle ders çalışıyorum. Dikkatim çok çabuk dağılıyor ders çalışırken.Dünya kadar ders çalışmam lazım. Bir ilaç vs tavsiyeniz var mı? Antidepresan falan da kullanabilirim. Yan etkileri umrumda değil. Hali hazırda cipralex kullanıyorum bilginize.
Arkadaşlar lütfen bişeyler önerin. %60 verimle ders çalışıyorum. Dikkatim çok çabuk dağılıyor ders çalışırken.

Dünya kadar ders çalışmam lazım. Bir ilaç vs tavsiyeniz var mı? Antidepresan falan da kullanabilirim. Yan etkileri umrumda değil. Hali hazırda cipralex kullanıyorum bilginize.
0
caletti
(23.10.18)
Alkol alinca ben daha çok odaklanan biri oluyorum. Alın bir şarap yavaş yavaş yorulmadan içerek başlayın.
0
zxcd
(24.10.18)
Erken kalkmanızı öneririm. 07.00'de uyanıp 08.00'de çalışmaya başlayabilirsiniz. Daha işe yarar bir çözüm için dikkatinizi nelerin dağıttığını belirlemeniz gerekiyor.
0
dissendium
(24.10.18)
(11)

Satranç sorusu

kapitalist gerilla
Siyahlar oyunu neden bırakıyor, kurtulma şansı yok mu?https://m.youtube.com/watch?v=t7xWurYObek
Siyahlar oyunu neden bırakıyor, kurtulma şansı yok mu?

m.youtube.com
0
kapitalist gerilla
(20.10.18)
Yok.
0
lenin benim amcam olur
(20.10.18)
Nh6 ile mat olacak ve engelleme sansi yok
0
s0phiesw0rld
(20.10.18)
Şahın kaçabileceği bir yer yok. At h6 oynanırsa şah mat.
0
dissendium
(20.10.18)
Beyaz at şah çekerse kaçabileceği yer yok.
0
hebanon
(20.10.18)
Öyle diyorsunuz ama oyun sırası siyahta, siyah piyonu h6 sürerse yine de mat mı oluyor?
0
🌸kapitalist gerilla
(20.10.18)
sıra siyahta oyun bırakıldığı anda. at h6 oynayamayacak yani aslında şu an çünkü sıra onda değil. siyah piyon h6'ya gelse at da onu yese şahın h7'ye gelme şansı var. yani 2 hamlesi daha var da sonrasını görüp bırakmış olabilir, ben göremedim.
0
tepedeki psychedelic adam
(20.10.18)
Adam veziri son sütuna yerleştirdiğinde iş bitmişti zaten diğer adam taş azaltmak uğruna kısasa kısas taş verdi. Çok bile kastı.
0
perfectum
(20.10.18)
-siyah şahın solundaki piyonu ileri sürer,
-beyaz muhtemelen atı ile piyonu yer ve şah çeker,
-siyah piyondan boşalan yere şahı çeker
-beyazın sonrasında hem şah çekip hem veziri koruyabileceği bi durum söz konusu değil. beyaz hangi hamleyi yaparsa yapsın siyah veziri alır ve iki kale + vezir ile üstünlük sağlar ki yüksek ihtimalle o durumda maçı alır.
0
johnnie w lker
(20.10.18)
siyah düşünüyor:
piyonu sürersem vezirle şah çeker (e6), şah f8 yapsam h6'daki piyonu yer, tekrar şah çeker, sıra bana gelir ama sürem de bitmiş olur, hep kısıtlı süre yüzünden, neyse sonraki maça bakalım.
0
g7mor
(20.10.18)
arkadaşlar bu forumda da millet benden bile kötü satranç biliyormuş. :D
siyah h6 yaparsa beyaz Ne7 yapar ve kaleyi yer ve hem pozisyon üstünlüğünden hem de taş üstünlüğünden beyaz yener. sadece mata odaklanmamak lazım bu durumlarda.
0
s0phiesw0rld
(20.10.18)
herkes saçma sapan yorumlar yapmış. Nh6 zaten mat olur. siyah h6 ile sadece oyunu uzatmış olurdu. GM'ler arasında bu tür konumlarda terk etmek hem erdem hem de saygı göstergesidir. Carlsen Morozevich'in üst düzey bir GM olduğunu biliyor ve bu yüzden terk etmiş.
0
ending credits
(20.10.18)
(4)

İngilizce Kelime Ezber Sorunsalı

yansima
Arkadaşlar geçen ay İngilizce kursuna başladım. Hoca ezberlememiz için bize 1000 kelimelik bir liste verdi. Bildiğim basit kelimeler de var ama bilmediğim, ilk kez karşılaştığım kelimeler de. Neyse şimdi bu kelimeleri elime alıp öylece okuya okuya ezberlemek çok zor ve sıkıcı geliyor. Ayrıca ben ezb
Arkadaşlar geçen ay İngilizce kursuna başladım. Hoca ezberlememiz için bize 1000 kelimelik bir liste verdi. Bildiğim basit kelimeler de var ama bilmediğim, ilk kez karşılaştığım kelimeler de. Neyse şimdi bu kelimeleri elime alıp öylece okuya okuya ezberlemek çok zor ve sıkıcı geliyor. Ayrıca ben ezberledim zannederken beyin kısa süreli belleğe kaydediyor ama uzun süreli belleğe geçiş olmuyor maalesef. Bu kelime ezberlemenin daha kolay yolu yok mu? Ya da bana belirlediğim kelimeleri ezberletecek bir telefon uygulaması vs.? Yardımlarınızı bekliyorum. Şimdiden teşekkürler.
0
yansima
(14.10.18)
Ezberlemeyin. Bir kelimenin birden fazla çevirisi oluyor genelde. Her bir çeviri için örnek cümleler bulun.
0
dissendium
(14.10.18)
@dissendium haklısınız ama onun için güzel bir zamana ihtiyacım var. Bende de o yok işte. :/
0
🌸yansima
(14.10.18)
O kelimelerin geçtiği cümleleri elle yazmak faydalı olabilir. Kaldı ki bildiklerini elersen muhtemelen çok fazla kelime kalmaz.
0
bos gezenin bos ustasi
(14.10.18)
Anki uygulamasıyla flashcard hazırlayabilirsiniz.

apps.ankiweb.net
0
einsteinin kedisi
(14.10.18)
(7)

Ben Nasıl Büyük Adam Olucam

denek hayatım
///\\\DİKKAT UZUN YAZI///\\\Çok yakında 27 olacağım ve mezun olduğumdan bu yana yani yaklaşık 2 yıldır işsizim. Uludağ uluslararası ilişkilerden 3.4 gibi bir ortalama ile mezun oldum. Öncesinde bıraktığım hukuk var, ona afla geri döndüm yani en azından bürokratik kısmını halletim ve kağıt üzerinde ö
///\\\DİKKAT UZUN YAZI///\\\

Çok yakında 27 olacağım ve mezun olduğumdan bu yana yani yaklaşık 2 yıldır işsizim. Uludağ uluslararası ilişkilerden 3.4 gibi bir ortalama ile mezun oldum. Öncesinde bıraktığım hukuk var, ona afla geri döndüm yani en azından bürokratik kısmını halletim ve kağıt üzerinde öğrenciyim. Ancak şu an İstanbul'a taşınacak ve öğrencilik yapacak durumum yok.

Mezuniyetimin öncesinde ve sonrasında pek de gelecek vaat etmeyen ve mutlu olmadığım işlerde çalıştım. Garsonluktan düz ameleliğe oradan dolmuş taksiciliğe uzanan geniş ama hiçbir anlamı olmayan iş geçmişi, hatta resmiyette yoklar bile. Hukuk kazanmışsın bırakmışsın işsizlik garantili bir bölüme geçmişsin, rahat mı battı da yaptın bu çılgınlığı diyecekler olacaktır. Ona sebep olan şeyi kısaca anlatayım. Bir kaza geçirdik yanımdaki arkadaşım ve sevgilim öldü ben de zaten çok alışamadığım şehri ve bölümü bırakmak durumunda kaldım.

Kaza öncesi, ölen arkadaşım ve başka bir arkadaşımla internet işleriyle uğraşıyorduk. Ufak tefek siteler, sosyal medya hesapları, sayfaları vs. Çılgın paralar kazanmıyorduk ya da üzerine kariyer inşa edebileceğimiz işler değildi bunlar ama işte bir üniversite öğrencisini döndürüyordu şöyle böyle. Kaza sonrası ben tamamen çekildim bunlardan.

Şehir ve bölüm değişikliği sonrası sadece derslere gidip geldim. Bir süre sonra hem maddi sıkıntıya düşmem hem de bir takım uzman ve yakın çevre tavsiyesiyle iş aramaya başladım. Önce okul bir şey ayarlar mı diye kovaladım, olmadı. Sonra iyi kötü bir gelecek vadedebilecek yerlere baktım ama pek bana uygun bir şey yoktu. Açıkçası bu benim ne aradığımı bilmemem ile mi alakalı yoksa denk geldiğim her ilanda benimle çok alakasız bölümleri aradıklarından mı bilmiyorum. Bir yeden başlamak lazım dedim ve garsonluktan saçma sapan bir maceraya başladım. Olası daha iyi part time iş, staj vs. fırsatlarını kovalıyordum bir yandan ama olmadı bir türlü. Bir süre sonra da sanırım umutsuzluğa yenik düşüp takip etmeyi bıraktım.

///\\\KİM OKUYACAK LAN BUNU DİYENLER BURADA BIRAKIP SON BÖLÜMLERE DOĞRU ATLAYABİLİR///\\\

Aslında aklımda hep akademik olmak vardı. Bu, bir zamanlar benim için ıslak ve renkli bir rüya gibiydi. Ancak zamanla bu hayalimden vazgeçtim büyük ölçüde. Yani evet halen bir akademik tatminsizlik, üniversiteden beklediğini bulamama durumu var ancak bir kariyer olarak akademisyenlik şu an için ülke şartlarını da düşününce çok hedefim değil. Mezuniyetim yaklaşırken bu vasıfsız işçilik olayı artık inanılmaz yıpratıcı bir duruma dönüşmüştü benim için. Belki iletişim yeteneklerim falan gelişir, iki insan tanırım vs diye itildiğim süreçten insan sevmeme duygumu pekiştirerek çıktım. Sonrasında da mezun oldum.

Akademik olma hayalim iyice ölmeden yüksek lisans yapayım dedim ama tek haneli netlerle öğrenci olan bölümlerin hocalarına beğendiremedim kendimi. Askere gideyim bari o zaman dedim, sağlık sorunu çıktı, gidemedim. Ben böyle boşlukta süzülürken herkes yolunu tutmaya başladı. Kimi önümüzdeki yaz kocası olacak hocasının üniversitesinde akademik kariyere atıldı. Bilgisayarı açsa kapatamayan kapatsa açamayanlar it işi buldu. İki gün önce Adwords duysa anama mı küfrediyon diye mevzu çıkaracaklar online marketing specialist oldu. Kiminin halasının komşusunun görümcesi tanıyordu birilerini öyle oldu, kiminin dayısı işe girdiği şirketin en büyük 3-5 müşterisinden biriydi öyle oldu.

Mezuniyet sonrası iş arama sürecinde ilanlarına bakıyorum ve kafamda hiçbir şey canlanmıyordu, halen de canlanmıyor. Yani nasıl oluyor da hem yeni mezun ya da giriş seviyesi diye bahsedilen işte 2-3 yıllık deneyim isteniyor kafamda oturmuyor. Ya da yazmışlar işte iyi derece İngilizce ve Office bilgisi. Bu benim kafamda hiçbir şeye denk gelmiyor. Nedir şimdi iyi derece Office bilgisi? Tatsuo Horiuchi olmamız mı lazım yoksa vlookup nedir bilsek, kullanabilsek yeterli mi bilmiyorum. İngilizce de aynı şekilde. Nedir iyi İngilizce, Baltimore mapushanesine düşsek sıkıntı yaşatmayacak seviye mi yoksa ne bileyim bir üniversitenin hazırlığını geçirtecek seviye mi nedir?

Hangi arkadaşımı arasam iş yok. Amah hp başka yerlerde olduğuna dair duyumları var. Bankacıyı arıyorum abi biz eleman çıkartıyoruz zaten ama sapcilar adam arıyor ve deli para kazanıyorlar ona bak sen diyor. Sapciyi arıyorum abi lanet olsun bulaşma bu işe, zaten düzgün ilan yok ama reklamcılar eleman arıyor çok çılgın para kazanıyorlar hem de diyor. Herkes eleman arıyor ama aslında kimse aramıyor. Böyle böyle oradan oraya sekiyorum.

Biraz köylü biraz memur bir aileden geliyorum. Onlara göre memleketteki birkaç büyük şirketten birinde kritik elemanlarından biri olmayacaksam zabıta falan olmam çok daha iyi çünkü sigortası falan var, maaşı sekmiyor falan öyle yani. İşsizliğin üstüne bir de başka bir ailevi olay eklendi ve kendimi daha önce birkaç yüz km yaklaşmaktan başka bir ilişkimin olmadığı bir Anadolu şehrinde kpss hazırlanmaya çalışırken buldum.

Saçma sapan bir haldeyken –kazadan önce ortağım olan- arkadaşım aradı. Askerlik ardından da evlilik işlerine gireceğini anlattı ve elindeki internet işleriyle ilgilenip ilgilenemeyeceğimi sordu. Süreç sonuna kadar işleri ayakta tutsam yeterdi, kazanç olursa da bana kalacaktı. Kabul ettim ben de zaten boşlukta süzülüyordum. Biraz internet işleri biraz kpss darken bir yıldan fazla bir süre geçti bu bilmediğim Anadolu şehrinde. Ben belki bakkala gitmeleri falan saymazsak 4-5 kere evden çıktım. Kafamda sürekli şimdi hava almaya bile çıksam olur da susarsam bakkaldan bir su alsam yok yere 1 lira zarardayım diye hesaplara girişiyordum. Masraf olur diye –biraz da kendime güvenmediğimden- yds, teofl vs bile bakmadım. Toefl olmuş 185$ nereye kasıyorum. Bu arada arkadaşın sitelerden, facebook işlerinden falan para geliyordu yalan söylemeyeyim ama yarını belli olmayan benim için her kuruş değerliydi.

Kpss sürecinde anladım ki ben kazanamayacağım sınava hazırlanmışım. Puan anlamında değil bu dediğim orada çok sıkıntım yok. Ancak görüyorsunuz ki sizin gibi milyonlar var ve “Bu kadroya kim başvuracak da referanslar yarışacak ya o kadar da değil.” diyorsun adamlar bakan, danışman referanslarıyla geliyor. Bu süreçten geçmiş arkadaşlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır sanıyorum.

Şu an halen arkadaşımın emanet ettiği işlerle ilgileniyorum, onlardan gelen parayla yaşamaya çalışıyorum. Ancak bu çok uzun sürmez. Yakında devrederim tekrar işleri kendisine. Birikmiş paramla, aile desteğiyle ne kadar sürer bu düzen bilmiyorum, bu enflasyon olmasa belki 8-9 ay daha götürürüm diyordum ama şimdi 6 ay götürmem bile mucize olur gibi.

Ailem de şu kurumun ilanı varmış, şu sınav varmış diye darlıyor. Elbette kötü niyetle yaptıkları düşünmüyorum bunu ama artık benim için inanılmaz yıpratıcı olmaya başladı. En son işte idari hakimlik sınavı dedikodusu çıktı. Arıyorlar kitapları aldın mı, ilan çıktı mı bulamadık vs diye. Her gün olmasa da 2-3 güne bir benzer muhabbetler. Ama anlatamıyorum sanırım onlara kendimi. Kazanamayacağım bir sınava hazırlanmanın maddi manevi yükünü. Olsun sen puanını al mülakatta elenirsen onların ayıbı olsun bu falan diyorlar. Onların ayıbı olsun da giren bana girecek. Korsanın korsanı kitapları da alsam yol parası, sınav parası darken en az 500 belki 600 lira gidecek. Halen optik form görmenin, test çözmenin, işsizliğin etkilerden bahsetmiyorum bile.

Rahat bırakın desem iki gün bırakacaklar üçüncü gün “e sen hâlâ iş bulamadın, bak özel sektör de ölü, hem sen n’apıcan özelde” muhabbetleri başlayacak, yüksek lisans kovalarken oldu bunlar zira.

///\\\KİM OKUYACAK LAN BUNU DİYENLER BURADAN DEVAM EDEBİLİR///\\\

Ancak ben mesleğimi yapabilmek için tek bir dile, coğrafyaya, devletle bağlı kalmak istemiyorum. Tam şu an “aha biri daha türkiye'den siktir olup gitmek geyiği yapacak” diye düşünüyorsunuz, farkındayım ancak öyle değil. Buradan kalıcı olarak siktir olup gitmek gibi bir gayem yok. Böyle bir iş yapmak istiyorum zira yıllarca çok kısıtlı bir komünite ile iletişim kurmak istemiyorum. Uluslararası bir karşılığı olsun yaptığım işin istiyorum. Diğer sebepse bir şekilde işimi kullanıp kısa süreli de olsa yurtdışına çıkabilirsem bunun döndüğümde halen bu memlekette bir çeşit kariyer boost etkisinin olması. Belki 15-20 yıl önceki gibi değil evet ancak halen gördüğüm kadarıyla kamu ya da özel bir şekilde yurtdışında iş yapmış insan daha kıymetli.

Emanet sitelerle ilgilenirken github, producthunt trendlerine bakmanın, terminal veya ide ekranlarını görmenin beni çok daha mutlu ettiğini fark ettim. Yaklaşık 16 yıldır bilgisayar-internet kullanıcısı olmama rağmen meraklı bir bilgisayar kullanıcısı olmanın çok ötesine geçemedim. Çok kısıtlı da olsa mysql, javascript, php, css, python biraz da algoritma ve network bilgim var. Ancak hepsi bu. Zaten hiçbir zaman linus torvalds bi’ dennis ritchie olmak gibi hayalim olmadı. Bu noktada bilişim ile daha yakın temas halinde olacak bir iş benim aradığım iş olabilir diye düşündüm. Muhtemelen bundan doğan bir algıda seçicilik ile de bir süredir hep böyle ilanlar görüyorum. Ancak aranan şeylere çok uzağım. En basitinden ne mühendislik çıkışlıyım ne matematik ne yönetim bilişim sistemleri. Tekrar sınava hazırlanıp bilgisayar mühendisliği ya da yönetim bilişim sistemleri programına yerleşmek ve oradan yüksek lisansa ilerlemek seçeneğini de düşündüm. Ancak bu sürecin yüksek lisans içermese bile benim için çok uzun ve sürdürülemez olduğuna kanaat getirdim. O zaman sadece yüksek lisans yapayım yönetim bilişim sistemleri gibi bir alanda dedim. Ancak programların geçmiş dönem Kabul listelerine baktığımda başvuru yapanların ve kabul alanların neredeyse tamamı mühendislik çıkışlı. Azınlıktaki mühendislik çıkışlı olmayanlar ise aynı üniversitenin farklı bölümlerinden mezun.

Acaba diyorum son paramla Userspots, UXServices, Barikat akademi kurslarına falan mı gitsem? Biliyorum bunlar birbiriyle alakasız işler ama durumum da ortada. Yoksa udemy falan mı kasıp ilerlemeye çalışsam? Öyle yapsam bile bunu nasıl sunacağım konusunda fikrim yok. Yoksa İngilizce sorunumu çözüp yurtdışında yarı burslu/burslu yüksek lisans mı kovalasam? Türkiye’de yüksek lisans yapmak istesem nasıl yapacağım bilmiyorum. Ne kendi mezun olduğum alanda ne üniversitede yapmak istemiyorum. Herkesin uluslararası ilişkiler uzmanı olduğu memlekette aynı insanlardan biraz daha can sıkıcı dersleri dinlemek mantıklı gelmiyor. Son çare gene kpss belasına bulaşacağım ancak bu süreçten nasıl çıkarım, çıkabilir miyim bilmiyorum.

Mini Manas Destanı’nı oluşturan dertlerimi okuduğunuz için teşekkürler.
0
denek hayatım
(10.10.18)
Abi okudum. Yardımcı olabilmek isterdim ama öyle bir şansım yok açıkçası. Sadece uplamak ve allah yardımcın olsun demek için yazıyorum.
0
the real brad pitt
(10.10.18)
Başın sağ olsun. Hukuku bitir bir şekilde.
0
dissendium
(10.10.18)
Eğer ailenin geçimi sana bağlı değilse canını sıkacak bir durum yok. Olaya şöyle bak, 27 yaşında bekar bir gençsin. Yani kendinden başkasına karşı sorumluluğun yok öncelikle. Bu demektir ki hangi mecraya atılırsan atıl başarısız olmaktan korkmana gerek yok. Yaşın genç daha merak etme. Kpss'yi memurluğu falan yapmak istemiyorsan yapma. istersen yurtdışına git sıfırdan başlamak garsonluk yap, istersen burda İnternet işi kovala, yeter ki ne yapamadığını değil ne yapacağını düşün yastığa kafanı koyduğunda.
0
chavezding
(10.10.18)
Ben de uluslararası ilişkiler okumak gibi bir mallık yaptım. Bölüm bir halta yaramıyor. Bankacı olacağım sanırım. Belki finans sektörüne geçebilirsiniz.
0
ovungec zeus
(10.10.18)
Yazar ol. Metaforlar çok iyi, bir roman yazabilirsin belki tutar.
0
perfectum
(11.10.18)
Hepsini okudum ve sana laflar hazırladım.

Yaşadığın zorluklarla elbette kıyaslanamaz ama ben de benzer bir süreçten geçiyorum. İyi bir üniversiteyi dereceyle bitirmeme rağmen sektör öldüğü için mezuniyetimden bu yana geçen 4 senede (yaş 27) garsonluktan, hostesliğe saçma sapan bir sürü iş yaptım. Ailem sürekli KPSS diye darlarken, ders çalışmaya bayılan bir inek olarak KPSS'yi duyunca bile artık neredeyse çarpıntım çıkacak.

1) KPSS'yi istemiyorsan salla. Ona çalışacağın vakitte bahsettiğin kurslar ve İngilizce eğitimi bence sana çok daha fazla şey katacaktır.
2) Hukuk bu, boru değil. O şansını elinden kaçırma ve mümkünse üniversitenin bulunduğu şehre gitmeye odaklan.
3) Bilgisayar bilgin ilerlememiş olabilir ama herkesten önce bu mevzulara ayıktığına göre diğerlerinden farklı olduğunu düşünüyorum. Madem evden çıkmıyorsun, ücretsiz kurslarla Ekim'e kadar bilgisayar bilgini pekiştirebilirsin. (Ücretsiz kurs için bilgeis.net'i de öneririm.
4) Ben de yüksek lisans yapıyorum ama 2 sene önceye dönsem girmezdim bu işe. Benim bölümüm için ilan açılmıyor, açılsa bile akademinin durumu da malum. Açıkçası şu an sadece yük olarak görüyorum. Yine de yurt içi ve yurt dışı eğitimler için ab-ilan.com'u düzenli takip etmeni öneririm.

Şu an arkadaşının sana pasladığı iş neyse bütün freelancer sitelerinde üyelik aç ve ilan ver, daha fazla insana ve işe ulaş.
Güzel bir temelin, bol vaktin ve iyi-kötü bir gelirin var umutsuzluğa kapılacak bir durum yok. Bu sene dişini sık ve kendini geliştirmeye bak.
0
jacque
(13.05.19)
Başın sağolsun. Hukuk'u bitir. jacque'ı dinle.
0
komando kani var bende
(13.05.19)
(35)

burcunuz nedir ?

Leonardo~Da~Vinci
burçlara inanmam ben ancak bugün kafam takıldı bi bakayım dedim. kadın bir bir beni anlatıyor(titiz ve planlı değilim, kadın uyduruyor). böyle şey olur mu yahu? sizde de böyle oldu mu? bunu nasıl başarıyorlar ki? ben yine de inanmamaya devam edeceğim yoksa bilim çarpar beni. sizin burçlarınızı merak
burçlara inanmam ben ancak bugün kafam takıldı bi bakayım dedim. kadın bir bir beni anlatıyor(titiz ve planlı değilim, kadın uyduruyor). böyle şey olur mu yahu? sizde de böyle oldu mu? bunu nasıl başarıyorlar ki? ben yine de inanmamaya devam edeceğim yoksa bilim çarpar beni. sizin burçlarınızı merak ettim. rezan abla, sen neymişsin be!

(başak burcu erkeğiyim.)
0
Leonardo~Da~Vinci
(24.09.18)
Valla ne yalan söyliim ben de bazen öyle düşünüyorum.

İkizler
0
Delay Fuze
(24.09.18)
Boğa
0
dissendium
(24.09.18)
'Cold reading' is a set of techniques used by mentalists, psychics, fortune-tellers, mediums, illusionists (readers), and scam artists to imply that the reader knows much more about the person than the reader actually does.

en.wikipedia.org

Barnum effect

The effect is a specific example of the so-called "acceptance phenomenon", which describes the general tendency of humans "to accept almost any bogus personality feedback". ... For example, while reading a horoscope, people actively seek a correspondence between its contents and their perception of their personality.

en.wikipedia.org


edit: Ayı burcuyum : )
0
idexo
(24.09.18)
Akrep

Ara ara bayağı sağlam tutuyor bende de o.O
0
helena
(24.09.18)
ikizler erkek
0
tabudeviren
(24.09.18)
Terazi
0
eazy
(24.09.18)
Terazi
0
rakicandir
(24.09.18)
cok sukur koc burcuyum.
0
bedbed
(24.09.18)
Burçlara inanmıyorum ama buradaki birçok kişinin işini kolaylaştırmak adına söyleyeyim; yay.
0
Bruce
(24.09.18)
İnanmayın, barnum etkisi yazmaya gelmiştim.
Benimki ise:
Kuyruğu var at değil kanadı var kuş değil.
karada bayılır suda ayılır.
0
Amaranta ursula
(24.09.18)
Boğa

İnsan nüfusunun 12'de 1'inin aynı özellikleri sırf doğum günleri yakın diye taşımasını beklemek bana çok mantıksız geliyor.
0
nundu
(24.09.18)
Ikizler
0
aquarium
(24.09.18)
Burcum yay fakat burçlara zerre kadar inancım yok.
0
ms brownstone
(24.09.18)
Koc burcuyum gunluk yorumlar falan degil de karekter ozelliklerinin uydugunu dusunuyorum.
0
ceann deas
(24.09.18)
balik erkeğiyim:))
0
lata
(24.09.18)
ikizler
0
bokmuhendisi
(24.09.18)
Yengeç.
0
kulagina kupe olsun
(24.09.18)
Senin gibi soyleyen ve cok iddaali konusan bir kizda denedim; oncelikle kesinlikle durust olacagina dair soz istedim. Sonra burcunun ozelliklerini bir bir okudum ona. Hemen hepsine vallaha dogru dedi. Tamamini okudum ve gercek durust cevap verip vermedigini tekrar sordum, evet dedi gercekten durust cevap verdim. Sonra ben de baska bir burcu okumus oldugumu itiraf ettik kendisine ve konu kilitlendi.

Ben: Ikizler.

Edit: he bir de su var, hicbir burcta olumsuz bir ozellikten bahsetmez kolay kolay. Herhangi bir burc bu burcun kadini gerizekali olur falan dedigini hic gormedim mesela. Yalanci olur dedigini falan. Uckagitci firsatci icten pazarlikci...
Olumlu seyleri hepimiz kendimize yakistiririz. Ikizler burcu zekidir dediigi zaman "tabi lan, ben zekiyim evet birebir tutuyor aslinda zekiyim ben" deriz.
0
stavro
(24.09.18)
başşşak erkek.
0
ya ben lan neyse
(24.09.18)
Terazi.

Dengesiz, kararsız, mükemmeliyetçi, estetiğe önem veren kişidir derler terazi için. bu 4'ü tutuyor. diğerlerini bilmem.
0
dont eat me
(24.09.18)
Yay
0
legolasin son oku
(24.09.18)
Aslan.
Aslan gerçekten benim, yüzde doksanbeş. Kalan yüzde beşlik kısmım ikizler, yükselen burcum.
0
megalomaniac
(24.09.18)
yılan. tısssss.

şaka ya şaka. kova.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(24.09.18)
tabii ki ikizler.
0
tepedeki psychedelic adam
(24.09.18)
tek burç çalışmaz normal burç yani güneş burcu sonra yükselen ve ay burcu bu 3'üne bakmak gerekir. koç akrep oğlak
0
kush
(24.09.18)
Kedi.
0
pike
(25.09.18)
Aslan
0
mysql34
(25.09.18)
Yay. Şükür ki yalnız değilim. Oranımız çok az çünkü :(
0
m e b
(25.09.18)
Aslan, yükselenim de yay galiba.
0
Lim5
(25.09.18)
yengeç ama yükselenim kova o yüzden bazen dolduruşa gelebiliyorum. Yengeç = ağlak bahsini hiç açmayınız rica edicem, değiliz.
0
saveur
(25.09.18)
ben yükseleni aslan olan bir boğayım, bu sene venüs boğalara yan dönüyor arkadaşlar, güneydoğu'dan gelen dik güneş ışınlarına dikkat edin, rica ediyorum.
0
Apocalypse
(25.09.18)
Yay
0
pati
(25.09.18)
Burcum akrep yukselenim de kova. Koru korune inanmiyorum ama temel ozellikleri bende tutuyor.
0
dedim ben sana
(25.09.18)
oolak
0
naksidil
(25.09.18)
Burç falan tamam da, bir de işin içine yükselen falan sokuyorlar. İyice leş oluyor. Yok ay burcu, yok efendim Venüs'ün şusuna göre, yok Mars etkisi. İnsan hissettiği burçta olmalı bence. Ben mesela at hissediyorum ama boğayım.
0
windowsguvenlikduvari
(25.09.18)
(7)

Düz lisans mezununun iş bulması bu kadar zor mu?

ceann deas
Sözlükte olsun forumlarda olsun herkes yüksek lisans yaptığından yoksa iş bulamadığından bulsa da asgari ücretten fazla kazanamadığından yakınıyor. Universite 3. Sınıf öğrencisi olarak iş arama deneyimim olmadığı için merak ediyorum normal lisans mezununun torpil falan olmadan 2.500 tlye işe başlama
Sözlükte olsun forumlarda olsun herkes yüksek lisans yaptığından yoksa iş bulamadığından bulsa da asgari ücretten fazla kazanamadığından yakınıyor. Universite 3. Sınıf öğrencisi olarak iş arama deneyimim olmadığı için merak ediyorum normal lisans mezununun torpil falan olmadan 2.500 tlye işe başlaması çok mu imkansız? Fen edebiyat fakültesi mezunlarını ve atanamayan öğretmenleri biliyorum ama mesela İstanbul’da bilişim sektörü için de geçerli mi bu durum?
0
ceann deas
(24.09.18)
yahu lise mi bu? düz lisans mezunu nedir? ağrıda işletme okursun 5 sene iş bulamazsın. boğaziçinde mühendislik okursun havada kaparlar.
0
elorelia
(24.09.18)
İş bulma hızı bölüme, üniversiteye ve kalifikasyona göre değişir. Lisans mezunu olup girdiği ilk işte bahsettiğiniz maaştan daha fazlasını alan insanlar var. İş bulmak için yüksek lisans şart denemez her bölüm için.
0
dissendium
(24.09.18)
Üniversite, yl, doktora falan bunlar güzel şeyler de son tahlilde önemli olan ne mezunu olduğun ya da ne kadar okuduğun değil ne işe yaradığın.
0
i ve been mistreated
(24.09.18)
Meslek lisansa göre daha zor
0
Delay Fuze
(24.09.18)
Bilkent bilgisayar mezunu (orta halli) arkadaş savunma sanayide 5.500 lira ile iş buldu. Okul ve bölüm çok önemli. Bırakmasam ben de o civarda çalışıyordum :(
0
Drakath
(24.09.18)
Akla gelen ilk 10 civari okuldan birinde okuyorsan degil. Yuksek lisansin is bulmaya etkisi az. İse girip isinde uzmanlastigin alana gore yuksek yapmak daha evla.
0
pofudukayi
(24.09.18)
Düz bir sekilde mezun olduysa zor. Okulu iyidir, daha az zordur falan.
Yuksek lisansa da guvenme, 20, 30 kisilik kontenjanlar aciliyor lisans gibi, herkes y.lisans mezunu. Ben kac kisi biliyorum derse bile gelmediler ve ayni tezin farkli versiyonlariyla mezun oldular. Sorsan master degree.
Yuksek lisans biraz ara donem gibi, ben yuksek bittikten 1 yil sonra is buldum. Arkadasim doktora 3. Sinifta. Ama proje falan oldu, burs aldim. Cevrem oldu. Bos gececegine, bu sekilde gecti.
0
wishmaythşngs
(24.09.18)
(8)

Matematik dersinde başarılı olan arkadaşlar...

ya ben lan neyse
nasıl çalıştınız/çalışıyorsunuz?"sadece derste dinlediklerimle bile çok iyiydim." diyen var mı?
nasıl çalıştınız/çalışıyorsunuz?

"sadece derste dinlediklerimle bile çok iyiydim." diyen var mı?
0
ya ben lan neyse
(22.09.18)
Analitik zeka ile doğrudan alakalı bir mevzu.

Mantığını kavramak lazım, soru tipi ezberlerseniz başarısız olursunuz ;)
0
Drakath
(22.09.18)
bendim bu matematiğim oldukça iyiydi sadece üniversitede matematiğe sıkı çalışmak zorunda kalmıştım. Dersi dinlerdim.
0
basond
(22.09.18)
valla ben hayvan gibi calisarak yapabilenlerdenim. derste dinleyip yapan da var ama onlarin da saglam bir temelleri var bence ya da matemetik alaninda ozel zekaya sahipler. sonucta kimse anasinin karninda trigonometri ogrenmiyor.

matematik calisinca saate bakmayi unutuyorum, icinde kayboluyorum, o derece zevkli benim icin.
0
Leonardo~Da~Vinci
(22.09.18)
Lise 2'de başladım çalışmaya. Lise bittiğinde iyi bir durumdaydı. 3 yıl boyunca konu çalıştım ve soru çözdüm. Daha sonra 1 yıl kendim çalıştım sınava. Sonra da matematik bölümünde 1 yıl okudum. Sonra onu bırakıp 4 yıl makine mühendisliği okudum. Toplam 9 yılda iyi diyebileceğim bir duruma geldi. Sürekli ilgilenmek gerekiyor. Zamanla olan bir şey. Konu çalışmak önemli. Bir de fizik, kimya ile ilgili problemler çözerken farkında olmadan matematik kullanılıyor.
0
dissendium
(22.09.18)
en son 12. sınıfta matematik gördüm üniversitede tıp okuduğum için ama okul hayatımda hep iyiydi matematiğim. Bence temelin iyi olması önemli. Matematik biraz dil öğrenmeye benziyor. Dilde de nasıl belli kurallar varsa ve işte temel kuralları tense çekimlerini falan bilmek gerekiyorsa matematikte de temel bir algılama var. Kafada oturttuktan sonra onu iş çok kolay. Lisede falan dersi derste dinleyip öğreniyordum konuyu, evde çalışmam sadece pratik olarak işe yarıyodu.

Ama mesela geometride hiç iyi değildim, karneme 4 gelen tek ders geometridir öğrencilik hayatımda. Sınavlara en çok geometri çalışırdım ama yine yapamıyodum.
0
nundu
(22.09.18)
matematik nasıl çalışılır, nasıl çalışılmaz sitemde makalelerimi okuyabilirsin

www.ersinkaban.com
0
rodeocu
(22.09.18)
Evet lisede oyleydim. Matematik de dahil hicbir derse oturup calismazdim, derste dinlerdim yeterdi. Zorlamayla olacagini dusunmuyorum, bazi beyinler sayisala yatkin. Ben de edebiyat dersinden tiksinirdim mesela.
0
stavro
(22.09.18)
bence ilk şart derste anlamak. çünkü evde kitaptan anlamak benim için daha uzun sürüyor.

derste dinlemek soruyu hangi yoldan çözmen gerektiğini öğretir ama çözümü öğrenmen için kendin pratik yapıp çalışman gerekir.

kendin çalışmazsan yine çözersin ama hızlı olmaz.
0
sttc
(22.09.18)
(20)

Derdinizi opeyim.

stavro
Boyle abuk subuk sacma sapan bir derdiniz var mi?
Boyle abuk subuk sacma sapan bir derdiniz var mi?
0
stavro
(10.09.18)
kupelerim eskidi. aynılarıni bulamıyorum, halbuki düz halka.
0
yuvarlanantencereninkapagi
(10.09.18)
Benim gumuscude var, alayim sana:)
0
🌸stavro
(10.09.18)
Hangi ülkeye yerleşeceğimize karar veremiyoruz.
0
quaker
(10.09.18)
Ayaklarım üşüdü ama çorap giymek istemiyorum.
0
dissendium
(10.09.18)
yaz bitti. mont giyme zamanı geldi
0
bana her yer cehennem
(10.09.18)
Yaz bitti + 1
Sabah kalktım ki sıcaklık 13, hissedilen 11 derece. Yorganlı morganlı yattım gece.
Yarın yeniden 29’a varıyormuş gerçi :)
0
aychovsky
(10.09.18)
Şu an en büyük derdim geçici yuva olduğumuz köpeğin ilk 24 saat içinde 3 kez eve çişini yapması. :(
0
ms brownstone
(10.09.18)
Yeteri kadar karbonhidrat alamıyorum
0
Delay Fuze
(10.09.18)
Mentor lazım
0
Giovanni Pipitto
(10.09.18)
@stavro, ahahah çok teşekkürler.
0
yuvarlanantencereninkapagi
(10.09.18)
modanın yakınından bile geçmediğim, hiç anlamadığım halde arkadaşım davet etti diye zorlu center'daki defile organizasyonuna katılmak zorundayım. kendi tasarımları sergileneceği için mevzu önemli. işten çıkıp nasıl gidecem, ne giyecem, gidince elimi ayağımı nereye koyacam fikrim yok. daraldım.
0
zgrydn
(11.09.18)
yemek sepetinden guzel sebze yemekleri siparis edemiyorum.
0
jimicik
(11.09.18)
- hangi ulkeye yerlesecegim sorunu abuk subuk dert degil yahu.
- Yaz bitimesi de gayet ciddi bir dert. En azindan kendi adima:) Montan da nefret ederim.
- En azindan aksam goruyorsun kediyi. Benim aksam gorecegim bir kedi yok:)
- Git otur bir kenarda izle defileyi cool cool:)
0
🌸stavro
(11.09.18)
ayakkabımın derisi çok yumuşak bugün ucunu sürttüm, derisi kalktı.
kelimelik oynuyorum ama baya kötüyüm öyle böyle değil.moraller bozuk.
0
damla sakızlı dondurma
(11.09.18)
istediğim cips bakkalda yok. almam için te ebesinin nikahına yürümem lazım. yürüyemem, ama canım çekiyor. aynı şey yer fıstığı ezmesi için de geçerli.....
0
nice tnetennba
(11.09.18)
Kahvenin ilk yudumunu yeterince beklemeden almışım dilim yandı acıyo
0
pastörizesüt
(11.09.18)
internetim bitmek üzere yenilenmesine daha 10 gün var.
0
xdenizx
(11.09.18)
oglen yedigim yemegin sosunda sarimsak varmis. buram buram kokuyorum su an. ustelik yakinlarda sakiz/listerine ya da ne bileyim kokuyu bir sekilde azaltacak bir seyler alabilecegim bir yer yok. agzim kapali oturuyorum oylece. hangi akla hizmet sarimsak koyarlar sosa!!
bir kasik kahve mi atsam agzima acaba?
0
65 derece
(12.09.18)
Kütüphanenin klimasından çok ses geliyor şu an, nehrin sesini duyamıyorum.
0
buf-e kür
(12.09.18)
kulaklığımı evde unutmuşum. ofisteki bütün aptal sesleri duyuyorum.
0
muslugubozukhayrat
(12.09.18)
(2)

delinin yildizi

yuvarlanantencereninkapagi
sevdiniz mi albümü? özellikle delinin yıldızı'ni çok sevdim. loopa almadan edemiyorum. bütün lise hayatımı tekrardan yaşıyor gibi hissediyorum.
sevdiniz mi albümü?

özellikle delinin yıldızı'ni çok sevdim. loopa almadan edemiyorum. bütün lise hayatımı tekrardan yaşıyor gibi hissediyorum.
0
yuvarlanantencereninkapagi
(10.09.18)
Ve Tekrar çok güzel. Bayağı dinledim.
0
dissendium
(10.09.18)
Beğenmedim. Sadece bu şarkı vasatı aşmış.
0
Delay Fuze
(10.09.18)
(4)

Bu düşüncelerim aptalca di mi?

ms brownstone
Şimdi bizim 4 senedir herkesten çok sevdiğim bir köpeğimiz vardı. 2.5 ay önce kaybettik maalesef kendisini. Hala her gün en iyi ihtimalle gözlerim doluyor, kötü ihtimalle de hüngür hüngür ağlıyorum 2.5 aydır. Onunla yaptıklarımız kadar yapamadıklarımız da geliyor her gün aklıma. Mesela annemler onun
Şimdi bizim 4 senedir herkesten çok sevdiğim bir köpeğimiz vardı. 2.5 ay önce kaybettik maalesef kendisini. Hala her gün en iyi ihtimalle gözlerim doluyor, kötü ihtimalle de hüngür hüngür ağlıyorum 2.5 aydır. Onunla yaptıklarımız kadar yapamadıklarımız da geliyor her gün aklıma. Mesela annemler onun için yıllar sonra bir yazlık almışlardı ama o göremedi yazlığı ya da ben izinlerimi onunla vakit geçirmek için ayarlamıştım ama onu son bir kez göremedim gibi şeyler dolaşıp duruyor sürekli aklımda.

Bu acıyı en üst düzeyde yaşadığım o ilk günlerde bir duyuru açmıştım burda ve o zaman çoğu insan başka bir köpek daha sahiplenmemiz gerektiğini söylemişti ama o zamanlar acısı çok tazeyken böyle bir şey düşünmemiştik hiç. Hala da hazır hissetmiyorum kendimi 10-12 sene başka bir köpeğe bakabilmek için ama ani bir cesaretle geçici bir yuva aranan ve bizim köpeğimize çok benzeyen bir köpeğe geçici yuva olmayı kabul ettik 3 haftalığına.

Yarın gelecek şimdi bu köpek bize. Ben yarın nöbetçi olduğum için pazartesi tanışacağım kendisiyle. Bir hevesle mamasını aldık, evde nerede yatacağını falan planlamaya başladık ama saçma sapan bazı düşüncelerimle içim bi buruk sanki.

Bizim köpeğimiz annemlerle farklı bir şehirde yaşıyordu ve biz onu kendi evimize almak istediğimizde annem "siz bakamazsınız, evde olmaz" vs diyerek karşı çıkıyordu. Onların yanında da bahçede yaşıyordu zaten. Ve maalesef köpeklerle pek anlaşamayan ve kedilere tam anlamıyla düşman bir köpekti. Bu yüzden Moda, Caddebostan gibi sahillere götürmeyi çok isteyip de götürememiştim onu hiç çünkü o kadar hayvanın olduğu bir ortamda çok zorluk çıkarırdı.

Şimdi yeni gelecek köpek bizim kendi köpeğimizin annemlerle bizi ziyarete geldiği zamanlar dışında kalamadığı evde kalacak, sürekli aklımdan geçen planlarla bizimle sahil sahil dolaşacak. Onu da tabii ki çok seveceğimden hiç şüphem yok, hatta sadece 3 haftalığına geçici yuvası olacağımızı bildiğim halde beni tanıyan herkes "ona da çok bağlanıp ağlarsın arkasından" falan demeye başladı ki gerçekten sokakta 2 dk oynadığım köpeğe bağlanan bir insanım. 2 hafta sonraya yapacağım tatil planımı falan da hep iptal ettim köpekle vakit geçirmek için, yani gerçekten hiçbir şeyi sakınmam ondan da. Ama sanki içim böyle saçma sapan bir şekilde buruk. Sanki başka bir köpeğe yapacağım şeylerle kendi köpeğimize ihanet ediyormuş gibi hissediyorum. Keşke her şeyi ona ya da onunla yapabilseydim diyorum. Biliyorum saçma bir düşünce ama başka bir köpeğe dokunduğumda bile "keşke o olsaydı" diye geçiriyorum içimden.

Bir sorum da yok galiba ama benzer şeyleri yaşamış birileri vardır belki diye tavsiye almak istedim biraz. Çok mu saçmalıyorum sizce? :(
0
ms brownstone
(08.09.18)
Saçma ya da aptalca değil. Hayvanlar da insanlar gibi. Bazıları şanslı, bazıları şanssız. Geçici yuva arayan bir köpeğe az da olsa bir süreliğine baktığında onun hayatını sürdürmesine yardım etmiş olacaksın.
0
dissendium
(08.09.18)
bence de sacma degil. onlar da bizim canimiz oluyor, aileden biri oluyorlar, arkadasimiz oluyorlar.

o ihanet ediyormus gibi gelme duygusunu bir insana karsi yasamistim. ama yok oyle degil cidden ihanet falan degil.

sen ona sevgini verdin, yeterince ilgilendin. omru yetmedi sadece diger yapacaklarina. ama bu onemli degil. harika zamanlar gecirdiniz bu onemli.

bu yeni kopekcik de... onu mutlu edeceksin gecici bir sure. senin kopegin hala hayatta olsaydi baska bir kopegi mutlu etmez miydin? ederdin bence. simdi de edebilirsin. bu ihanet degil, kopeklerr olan sevgin sadece. uzulme.
0
batlegolas
(08.09.18)
sokakta baktığım kedi de 2 haftadir piyasada yok. inan ben de ayni hissediyorum. hayir yani salak her eve gelisimde anahtar sesini duyup kapinin yanimda bitiyodu nerde olursa olsun.
0
aydogank
(08.09.18)
saçma değil, niye saçma olsun. ama ortalamanın dışında diyelim. bir varlığı bu kadar sevmek hem güzel hem de tehlikeli.
0
the kene
(08.09.18)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.