Giriş
(10)

vakit geçirmelik siteler

nasil olacak bazi seyler
sözlük ve twitterdan sıkıldığınızda hangi sitelere girip vakit geçiriyorsunuz?
sözlük ve twitterdan sıkıldığınızda hangi sitelere girip vakit geçiriyorsunuz?
0
nasil olacak bazi seyler
(20.12.20)
Reddit

Vikipedi
0
dissendium
(20.12.20)
9gag, reddit
0
killerbee
(20.12.20)
genelde youtube. eskiden 9gag'e girerdim artık aşırı ergen geliyor. haberler için t24. başka bir şey kalmadıysa 101 falan oynarım online.
0
himmet dayi
(20.12.20)
Ekşi şeyler
YouTube
Online oyun
0
pro9it9is9
(20.12.20)
facebook, instagram, linkedin falan. ama çok değil sadece biraz bakıp çıkma.
bunlardan sonra ingilizce siteler. bbc, guardian falan..
0
tabudeviren
(20.12.20)
tüm yaptıklarımı yazmışsınız. hep klasik şeyler yapıyoruz ya, bunaldım artık :)
0
🌸nasil olacak bazi seyler
(20.12.20)
Letterboxd'de film listesi düzenliyorum
0
ryhmer
(20.12.20)
driveandlisten

buradan şehir seçip arabada radyo eşliğinde o şehirde geziyorum
0
siyah gece
(20.12.20)
Quizlet uygulamasına bakıyorum arada kim ne not almış diye. 172 yıl sonra mobil sitesini nihayet yapan turkcealtyazi org'a bakıyorum yeni çıkan film/diziler için.
0
IncredibleMau
(20.12.20)
www.log.com.tr

Günlük teknoloji ihtiyacımı karşılıyor.
0
halitkin
(20.12.20)
(4)

Pandemiyle Başa Çıkmaca

Bluesque
Neler yapıyorsunuz?Sorum aslında gününüz nasıl geçiyordan öte, bu uzayıp giden belirsizlikle başa çıkmak için neler yaptığınız.Bir süredir beni ciddi olarak zorlamaya başladı. Haberler zaten iç karartıcı; birbirinin aynı olan flu günler, uzayıp giden mesai saatleriyle geçip gidiyor gibi. Bir yandan
Neler yapıyorsunuz?

Sorum aslında gününüz nasıl geçiyordan öte, bu uzayıp giden belirsizlikle başa çıkmak için neler yaptığınız.

Bir süredir beni ciddi olarak zorlamaya başladı. Haberler zaten iç karartıcı; birbirinin aynı olan flu günler, uzayıp giden mesai saatleriyle geçip gidiyor gibi. Bir yandan evde olmaya şükrederken işten arta kalan zamanda hiçbir şey yapmak istememe.. Karantina başlarındaki Netflix'ler Houseparty'ler ev yapımı ekmekler falan da çoktan miladını doldurdu sanki.

Ne dersiniz?
0
Bluesque
(19.12.20)
Virüsü düşünmüyorum. Sırf evdeyiz diye evde bir şeyler yapmak zorunda değiliz. İnsanları hayatı verimli yaşama çabası yoruyor. Halıda yuvarlanmak da yerine göre rahatlatıcı bir aktivite olabilir. Ben kendime şu soruları soruyorum. Virüs olmasaydı ertesi gün ilk uçakla New York'a mı gidecektim? Ya da virüs olmasa evde nükleer enerjiyle ilgili deney mi yapacaktım? Hayır. Ben her zaman yapmam gereken şeyleri yapıyorum. Yabancı dilimi geliştiriyorum. Şu Netflix de çok abartıldı. Netflix'teki filmlerin çoğu herhangi bir film izleme sitesinde de var.
0
dissendium
(19.12.20)
TR'deki ekonomik sorunlar hariç :

Uzayıp giden bir belirsizlik yok. 8 ay önceye göre pek çok şey daha belirli ve öngörülebilir. (sosyal medya gürültüsü kafanızı karıştırmasın)

Tamamen eskiye dönebilir miyiz ? Muhtemelen bazı alışkanlık ve rutinler değişecek ama korkulacak ve insanın uyum yeteneğini zorlayacak düzeyde değil.

Pandemiden ayrı olarak dünya ekonomik ve siyasal düzlemindeki kırılmalar daha ciddi olasılıklar barındırıyor.
0
qaram
(19.12.20)
Evet kabak tadı verdi bence de.
İş güç de tehlikede hal böyle devam ettikçe. Virüs denen şey bugün bitmiş olsa Çok daha kötü günler ekonomik olarak bekleyecek bizi. Şimdi herşeyi pandemiye bağlayanlar yarın pandemi bitince işsizlik ekonomik sorunlar vs insanlar daha bi buhrana girecek gibi.
Sonumuz hayırolsun şimdiden.
0
erty_ksk
(19.12.20)
haberleri bırak, ben sadece buradan ve sözlükteki gündemden haberdar oluyorum, hangi kanalı açsam korona korona korona, ölen insanlar, şunlar bunlar.

mart ayında bıraktım haber izlemeyi psikolojim ciddi şekilde etkileniyormuş meğerse.

onun dışında, depresyonla mücadele et, evde spor yap, online olarak arkadaşlarınla görüş, oyun oyna, hobi edin vb vb.
0
killerbee
(20.12.20)
(4)

Sakarya'da Yaşam

pccopath
Ahali selamlar,Sakarya'dan ciddi bir iş teklifi aldım. Pozisyonun devamının gelmesi ve yönetici olmak çok zor olmayacak (1 yıl).Hali hazırda 30 yıldır nispeten daha küçük, Sakarya'ya da çok uzak olmayan bir ilde yaşamaktayım.Evliyim, beş yaşında çocuk var, hanım asgari ücretle çalışıyor, benim de ke
Ahali selamlar,
Sakarya'dan ciddi bir iş teklifi aldım. Pozisyonun devamının gelmesi ve yönetici olmak çok zor olmayacak (1 yıl).
Hali hazırda 30 yıldır nispeten daha küçük, Sakarya'ya da çok uzak olmayan bir ilde yaşamaktayım.
Evliyim, beş yaşında çocuk var, hanım asgari ücretle çalışıyor, benim de kendi danışmanlık şirketim var. Gelir durumum iyi ama bazen var bazen yok işte (malum esnaflık zor iş :))
Gelen teklifin maddi kısmı doyurucu, makam kısmı eh işte ama devamlılığı bitmeyecek bir pozisyon.
-soru(lar) :)
30 yıllık geçmiş bırakılıp, 11 yıllık kariyer kenara koyulup (bitedebilir), aileyi alıp Sakarya'da yaşanır mı?
yaşanırsa, ailecek nerede yaşamalı?
bir müddet bekar takılacağım için, bekar nerede yaşanılır?
0
pccopath
(19.12.20)
Serdivan
0
dissendium
(19.12.20)
yaşadığın yeri bilmiyorum ancak bi karadeniz şehrinden kalkıp gelmeyeceksen uyum sağlamakta çok zorlanırsın. çok fazla göç almış bi şehir ve ağırlıklı olarak klasik özgüveni yüksek bilinci düşük anadolu halkından oluşuyo nüfusu, apaçi demekte ben bi sakınca görmüyorum. ayrıca deprem anlamında zemini kötü ve yazları inanılmaz nem oluyo. artılarına gelecek olursak büyük şehirlerin dibinde bi büyük şehir ve doğaya, denize uzak değil.
seçim senin...
0
johnnie w lker
(19.12.20)
serdivan ve adapazarı dışındaki yerler umutsuz vaka maalesef. eğer yine küçük ve muhafazakar bir şehirden gelip, insanına alışkınım diyorsanız adapazarı'nda görece nezih mahallelere bakılabilir. Ama ben alışamamıştım adapazarı'nın o kaosuna, her daim gergin insanına. tavsiyem, serdivan özellikle yazlık tarafındaki evlere bakmanız. (üniversite öğrencisiydim, yerlisi değilim.)
0
dr doofenshmirtz
(19.12.20)
Sakaryadaki Üst kesimin yaptığı gibi. İzmitte yaşayıp iş için sakaryaya gidebilirsin. Sakaryayı sakaryalılar bile sevmiyor öyle bktan bir şehir.
0
soru icin geldim
(19.12.20)
(11)

Gebze-Levent her gün git gel yapmak

damba
Mesai saatlerim: sabah 10 akşam 18.00. Evim Gebze’de, haftaiçi her gün özel arabayla Levent’e git gel yapsam ne kadar dayanırım acaba? Saat 18.00’de köprü trafiği berbat görünüyordu bi kere, ama 16.00 civarı daha mı açık oluyor Levent’ten Gebze’ye gitmek için? Acaba biraz zaman geçince patrona ben e
Mesai saatlerim: sabah 10 akşam 18.00. Evim Gebze’de, haftaiçi her gün özel arabayla Levent’e git gel yapsam ne kadar dayanırım acaba?

Saat 18.00’de köprü trafiği berbat görünüyordu bi kere, ama 16.00 civarı daha mı açık oluyor Levent’ten Gebze’ye gitmek için? Acaba biraz zaman geçince patrona ben erken işe gelip, erken işten çıksam olur mu diye sorsam nasıl olur?

Arabam manuel ve köprü trafiği beni çok yoruyor. Debriyaj bence sert ve ben de güçsüz bi insanım.
0
damba
(18.12.20)
Akşam saatlerinde Tuzla, Çayırova, Gebze yönünde de trafik oluyor. O yolculuk 2 saati geçebilir.
0
dissendium
(18.12.20)
dayanılacak gibi değilmiş :( özellikle de istanbul trafiğinde hem de manuel araç kullanmak zorunda olacağın için.
bu arada debriyaj balatalarına (öyle mi deniyordu?) bir baktır. ömrü dolmak üzereyse değiştirilsin, biraz pahalı ama pamuk gibi olur debriyaj, kullanım rahatlığı açısından çok farkeder.
0
pati
(18.12.20)
o kadar uzun iatanbul trafiği manuel ile çekilmez bencede.
0
sutlu nescafe
(18.12.20)
ben her gün yaklaşık bir saati servisle gidip bir saat geliyordum, usandım. Yılların sonunda iyice yoruldum. Servisin tavanında cam var, inmeye son on beş dakika kala filan ordan dışarı bakıp bir gün sonra salınacak mahkum gibi filan hissediyorum kendimi. Arada arabayla işe gideyim diyorum ama ona bile üşeniyorum, süremem şimdi onca yolu diyorum ki benim araç otomatik ve trafiksiz bir yol. Ona rağmen tercih etmiyorum. Bence iş için çok konforsuz ve çekilmesi zor bir mesafe.
0
a perfect lie
(18.12.20)
Çıldırdır o yol.
0
Andrew
(18.12.20)
biraz da nereden gideceğinize bağlı olur o durum. 2. köprü sonrası kuzey Marmaraya bağlanıp gebzeye kadar trafiksiz gidebilirsiniz ama bununda bir maliyeti var. Bu maliyeti ben işinize gelir mi bilemiyorum.

Ben arabada zaman geçirmeyi seven birisi olarak trafik olmadığı sürece günde 100 km git gel yapabilirim.
0
ludwig boltzmann
(19.12.20)
@lutwing o yolu kullansam maaşım biter herhalde (:
0
🌸damba
(19.12.20)
Neyse o zaman ben bi ev bakmaya vs başlayayım
0
🌸damba
(19.12.20)
gebze, banliyö treni, marmaray, metroyla levent yapamıyor musun?
o da 2 saat sürer ama seni yormaz hem oturursun hem de oyalanacak vaktin olur
0
esref
(19.12.20)
@esref aslında köprüyü geçene kadar bile toplu taşıma kullansam harika olur, ama ailemin evi burası, Gebze. Ve onların yaşı çok genç değil. Toplu taşımayla birlikte onlara virüs bulaştırırsam diye endişe ediyorum.
0
🌸damba
(19.12.20)
banliyo-marmaray hattı boş denecek kadar sakindi birkaç ay önce iş saatlerinde.
levent metro hattının da sakin olduğunu duydum kullananlardan
bir kere denemeye değer
0
esref
(19.12.20)
(5)

Covid kedilere bulaşırsa?

silver apple
Örneğin Dünya da bir bölgede 500 kedide covid teşhis edilse sizce Dünya nasıl bir tepki verir? Dünya üzerindeki bütün kedileri itlaf mı ederler?
Örneğin Dünya da bir bölgede 500 kedide covid teşhis edilse sizce Dünya nasıl bir tepki verir? Dünya üzerindeki bütün kedileri itlaf mı ederler?
0
silver apple
(15.12.20)
virüs yarasalardan geçti dendi, yılanlardan geçti dendi. Herhangi bir itlaf oldu mu?

Kuş gribinde mesela bütün hayvanlar mı itlaf edildi?
0
himmet dayi
(15.12.20)
dünyayı bilmiyorum ama bizim ülkemizde münferit şekilde sokakta gördüğü kedileri katletmeye çalışan insan sayısı oldukça çok olur.
0
reanarchy
(15.12.20)
Bütün kediler olmasa da itlaf edebilirler. Danimarka milyonlarca (15 milyondan fazla) vizon itlaf etti. Vizonlar kürk nedeniyle değerliler. Buna rağmen kısa sürede itlaf ettiler. Yarasalar ve yılanlar itlaf edilmez çünkü bu hayvanlar insanlarla sürekli karşılaşan canlılar değiller. Ama vizon çiftliklerinde vizonların insanlarla fazlasıyla teması var. Kuş gribinde çiftliklerdeki tavuklar itlaf edilmişti. Burada kriter insanlarla temas hâlinde olan bir canlı olup olmaması. İş ciddiye binerse olmayacak şey yok.
0
dissendium
(15.12.20)
"kedi coronavirüsü" diye bir şey var bu arada hali hazırda, eskinden de varmış yani. sanırım siz şu an bizden onlara covid bulaşmış olsa gibi bir senaryo düşündünüz, bu ona cevap olamaz tabii. ama tersini düşündüyseniz onlarda zaten olan bir şey yani. şöyle bir makale var örneğin 2018'den.

www.turkiyeklinikleri.com

sokak kedilerinde (kediden başka türe bulaşmayan türden) zaten baya olduğu söylenen bir şey diye biliyorum. fip'e dönüşüyor galiba, kedi için ölümcül tehlikesi olabiliyor. yavru sokak kedilerinde duyarsınız zaten fip'i de.
0
nimberjack
(15.12.20)
bir arada 500 olayını bilemem de bulaşan kediler var, hatta geçen yayın çıktı 2-3 günde antikor oluşturup belirtisiz atlatıyorlarmış.
0
passion rules the game
(15.12.20)
(7)

mümkün mü?

Tochinoshin
Tamamen kapalı, dışarı madde çıkışı veya içeri madde girişi olmayan bir sistemin toplam ağırlığı sonsuz zamanda artar veya azalabilir mi? Mesela çelikten bir kutu yaptık ve içine bir şeyler koyduk. Kimyasal tepkime gibi bir olay sonucu kutunun ağırlığında bir değişim görebilir miyiz?
Tamamen kapalı, dışarı madde çıkışı veya içeri madde girişi olmayan bir sistemin toplam ağırlığı sonsuz zamanda artar veya azalabilir mi? Mesela çelikten bir kutu yaptık ve içine bir şeyler koyduk. Kimyasal tepkime gibi bir olay sonucu kutunun ağırlığında bir değişim görebilir miyiz?
0
Tochinoshin
(15.12.20)
Ağırlığı dediğin için cevap yerçekimi. Jüpiter’e götürürsen, ya da Dünya’nın bir şekilde yerçekimi artarsa, ya da yerçekiminin daha yüksek olduğu bir noktasına taşırsan, mümkün.
0
stewie
(15.12.20)
@stew başka hiçbir durumda mümkün değil mi?
0
🌸Tochinoshin
(15.12.20)
İlk sorudaki koşullarda mümkün değil.
0
fezagezgini
(15.12.20)
Kavram karmaşası var sorunda.

Fizikte sınırlarından madde girişi ve çıkışı olmayan sisteme kapalı sistem denir. Anlatmak istediğin şeyin zaten bir tanımı var. Kapalı sistemden bahsediyorsun.

Madde miktarı değişimi demek kütle değişimi demektir. Kütle ve ağırlık farklı kavramlar. Ağırlık bir kuvvettir. Bahsettiğin durumla bir ilgisi yoktur.

Son olarak kütlenin korunumu yasası nedeniyle kapalı bir sistemdeki kütle hiçbir zaman değişmez, her zaman sabittir.

Kimyasal tepkime gerçekleşse de açığa çıkan maddeler kutunun içerisinde kalacağı için kütle değişimi gerçekleşmez.

Bu anlattıklarım klasik fizik için geçerli.
0
dissendium
(15.12.20)
her şey zamana yenik düşer. çürüme... oksijen ile tepkimeye giren her şey kısa veya uzun vadede yok olur. bi metali siz ne kadar sudan ve dış etkenlerden izole ederseniz edin atomlar sonsuza dek ilk günkü kondüsyonunda kalamazlar.
0
johnnie w lker
(15.12.20)
Madde ve enerjiyi farklı olarak kabul ediyorsan ve dışarı giriş çıkışı yasak olan sadece madde ise evet kütle kaybı gerçekleşebilir. Madde herhangi bir reaksiyon ile enerjiye dönüşür ve bu enerji kutundan dışarı çıkarsa kutunun toplam kütlesi de azalmış olur.
0
diyanet takvimi
(15.12.20)
mümkün radyoaktif bozunma

o çelik tüpün içinde radyoaktif bir madde varsa bozunma esnasında kütlesinin bir kısmı enerjiye dönüşerek kaybolacaktır. bu enerjinin bir kısmı mesela gama ışıması gibi çeliğin içinden geçip gider, alfa ve beta ışımaları çeliği geçemez ama muhtemelen ısı olarak enerjisini atacak ve sistem dışına aktaracaktır.

teorik olarak alfa ışıması (alfa iki proton ve iki nötron) zaten bir kütle kaybı yaratır, alfa parçacığı kütleli bir parçacıktır.

beta ışıması tek bir elektrondan oluşur kütlesi yoktur, yüksek hızlı beta ışıması çelikten geçemez ama yok da olmaz muhtemelen çeliğin iç duvarında elektron fazlası oluşturup zaman içinde dış yük olarak iletkenlikten dolayı dışarı atılacaktır.

tüm bunlarla beraber paritikte hiçbir kap tamamen sızdırmaz değildir.
0
orpheus
(15.12.20)
(5)

ingilizce

daisyy
ingilizcemi b1 duzeyinde gelistirmek icin ne yapabilirim kurs demeyin ise yaramadı denendi onaylandı diyeileceginiz bir oneriniz var mı?
ingilizcemi b1 duzeyinde gelistirmek icin ne yapabilirim kurs demeyin ise yaramadı denendi onaylandı diyeileceginiz bir oneriniz var mı?
0
daisyy
(14.12.20)
tek yol var. Her gün düzenli olarak çalışmak. internette epey bir uygulama/kaynak var.
0
but that was just a dream
(14.12.20)
Bol kelime. Her gün 2, 3 saat BBC okuyun. Bilmediğiniz kelimeleri öğrenin. Türkçe altyazılı dizi izleyin. Reddit'e kayıt olun. Yazı yazmaya çalışın. İyi bir grammar kitabı alın. Ne kadar zaman ayırırsanız o kadar gelişir.
0
dissendium
(14.12.20)
kurs işe yaramıyorsa demek ki üzerine düşmüyorsunuz. sihirli bir değnek yok ki size öğretecek. düzenli olarak zaman harcamanız, emek vermeniz gerek. verilen örnekler kurstan daha fazla çaba gerektiren şeyler.
0
bohr atom modeli
(14.12.20)
yabancı hatun agaaaa

edit: inanılmamış hayret. bu sayede çoğunuzdan çok daha iyi şakır şakır konuşuyorum.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(14.12.20)
Türkçe altyazılı dizi izlemeyin. Zerre faydası yok.
0
put it in your appropriate place
(14.12.20)
(4)

Telefondaki yan tuşlar

dissendium
Telefonumun yan tarafındaki ses açma tuşu kırıldı. Fiyat sorduğumda bir yer tuşların tanesi 20, 30 TL arası dedi, başka bir yer de 10 dolar dedi. İki yer de tümünün değişimi için 150 TL dedi. Daha önce aynı sorunu yaşayan varsa fiyatlar gerçekten bu seviyede mi?
Telefonumun yan tarafındaki ses açma tuşu kırıldı. Fiyat sorduğumda bir yer tuşların tanesi 20, 30 TL arası dedi, başka bir yer de 10 dolar dedi. İki yer de tümünün değişimi için 150 TL dedi. Daha önce aynı sorunu yaşayan varsa fiyatlar gerçekten bu seviyede mi?
0
dissendium
(14.12.20)
Hangi telefon? Modeli ne yani?
0
himmet dayi
(14.12.20)
Samsung J7
0
🌸dissendium
(14.12.20)
Aslında tuşların takım fiyatı 1 2 dolardan fazla değil ama tuş fiyatından hariç ekranın yapıştırıcısının değişmesi gerekecek, işçilik ile birlikte sizden talep edecekleri para 100-200 arası bir şey olur.
0
battal gemalmaz
(14.12.20)
J7 arkadan normal tornavida ile açılıyor. Tuşların tanesi 5 TL. 25 de işçilik alsa toplamda 30TL tuş başına.
0
excespeace
(14.12.20)
(10)

GSS prim borcumu yapılandırayım mı?

hadi ya la
26 yaşındayım, işsizim, ailemle yaşıyorum, hiç gelirim yok.25 yaşı doldurduğumdan beri borcum artıyor.Ne yapmamı önerirsiniz? Şu an 1500 TL civarında borcum gözüküyor.
26 yaşındayım, işsizim, ailemle yaşıyorum, hiç gelirim yok.
25 yaşı doldurduğumdan beri borcum artıyor.

Ne yapmamı önerirsiniz? Şu an 1500 TL civarında borcum gözüküyor.
0
hadi ya la
(14.12.20)
Hiç gelirin yoksa gelir testi yaptır. Borç birikmez.
0
dissendium
(14.12.20)
gelir testi yaptır arkadaş doğru demiş.

ayrıca yapılandıracaksın da ödeyemezsen sonra bir yaptırımı , tüm borcun tek seferde ödenmesi gibi bişey olursa eğer daha zora düşebilirsin. onu da araştır.
0
killerbee
(14.12.20)
gelir testiyle borçtan kurtulmak birlikte yaşadığın haneye asgari ücretin 3 te 1 inden az maaş girmesi gerekiyor diye biliyorum.

bir araştırmanızı öneririm dostum.
0
konsomatrix
(14.12.20)
Gelir testi için baya fakir olman lazım, evdeki birinin üzerine ev araba varsa yapmıyorlar bile. Aylık gelir de kişi başı 800 lira falan olacaktı en son.

Üsttekiler sana uymuyorsa yapılandır.
0
Tochinoshin
(14.12.20)
Yıllar evvel bana da büyük tutarda bir şey yansıtmışlardı. Kafalarına göre af çıkarıp düşürdüler de düşürdüler. Ödeyeni düdüklesinler dedim ben de.
0
IncredibleMau
(14.12.20)
yaşadığın ev gelirinin asgari ücretin 3'te 1'i olması lazım gelir testi yaptırıp muaf olmak için. ailenle yaşıyorsan o iş zor.

zamanında gss'yi aylık 400-500 tl'den başlatmışlardı sonra aylık 70-80 tl'ye düştü. bakarsın ileride muaf tutulursun. sigortalı işe girince eski borçların siliniyor diyorlardı, ama doğru mu bilmem.
0
hayley williams ile evlenecek genc
(14.12.20)
Yaşım 25 olunca gelir testi yaptırmıştım, haneye çift maaş giriyor, muaf olamadım tabii. Babam ısrar ediyor yapılandır, ödeyelim diye ama ödemek hiç akıl kârı gelmiyor. En kötü ne olabilir ki? İşim düşerse parasını öder hastaneden hizmet alırım sonuçta, değil mi?
0
🌸hadi ya la
(14.12.20)
Gözüken borç, yapılandırılmış şekli zaten.

Gss borçları başvuru aranmaksızın otomatik olarak yapılandırıldı
0
kraltaci
(14.12.20)
ben 20 binliraya yakın gss prim borcu ödedim şaka gibi ama gerçek.

geçmişten toplu borcum vardı ilk çıkığı zaman, 3000 5000 2500 2500 ödedim.(yurtdışında çalıştığım için gelir bildirimi yapamadım en yüksek dilimden borçlandırdılar) ha bitti dedim, bitmemiş, ilaveten bir sürü borç çıkardılar onları da ödedim, zaten her ay düzenli ödemeye başladım ilk ödemelerimi yaptıktan sonra.

yine yetmedi geçtiğimiz sene 2015 yılından kalma borç çıkardılar ona da yasal faiz işletip 100 liralık borcu 900 küsür olarak önüme sürdüler ve onu da ödedim.

ödemeyene bişey yok ama ödemeye başlayınca adamın yakasından düşmüyolar.

en son sgk daki memur dedi, seni gözüne kestirmişler bu kadar da olmaz arkadaşım diye. itiraz mitiraz ettik öyle yaptık böyle ettik ama olmadı yine de ödedim. üstelik türkiyede bile yoktum o tarihlerde, pasaporta, giriş çıkışlara, yabancı yerde çalıştığıma dair bir sürü evrak almama yani hukuki olarak ispatlamama rağmen.
0
killerbee
(14.12.20)
işsiz insandan haraç alan bir sisteme her şey mübah.. evde tek yaşayan işsiz bir arkadaş veya akraba yanına ikametgahınızı taşıma imkanınız olursa gss borcunuz çıkmaz. ya da bildiğim kadarıyla gitmediği halde yurtdışında bir yeri ikametgah gösterenler de varmış.
0
jepa
(14.12.20)
(24)

bir evi fakir gösteren ufak detaylar

proletarier aller lander vereinigt euch
öyle gelip de sunta tezgah lamine parke falan yazmayın buraya daha ufak şeyler arıyorum. ben başlıyorum. evin herhangi bir yerinde şu aletten-aletlerden varsa benim için fakir evidir:https://n11scdn.akamaized.net/a1/450/ev-yasam/vitrifiye-urunler/seramik-siva-alti-ve-siva-ustu-delikli-porselen-sabun
öyle gelip de sunta tezgah lamine parke falan yazmayın buraya daha ufak şeyler arıyorum.

ben başlıyorum. evin herhangi bir yerinde şu aletten-aletlerden varsa benim için fakir evidir:

n11scdn.akamaized.net

www.eykayapi.com

hayati not: linç etmeyin evimde bu seramik zımbırtıdan da var parkelerim de lamine tezgahım da sunta.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(13.12.20)
musluğa asılı sarı bez
elektrikli ısıtıcı (bimden alınma 100 liralık olanlardan)
tuvalet için ayrı terlik olması
tuzluğun içinde pirinç
dolaplı divan :(
0
theseachange
(13.12.20)
oha bunlar fakfakirlik belirtileri. evde tezgahı kemiren insan eşyaları. hatta bi kademe arttırıp katalitik de ekleyebilirim bunlara.
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(13.12.20)
store.donanimhaber.com

Nedenini bilmiyorum ama öyle bir izlenim oluşturuyor.
0
dissendium
(13.12.20)
arttırıyorum;

içinde deniz kabukları, pullar vs. olan şeffaf jel mum
ortalıkta gezen iskambil destesi
kirli cam kül tablası (sekizgen olandan)
kapaklı ekmek dolabı (ekmeğin niye özel dolabı olsun ya ööööff:D)
herşeyin içine gazete sermek
0
theseachange
(13.12.20)
üzülme ya hepimiz öyleyiz bu kriterlere göre. ki bu kriterleri boşver zaten öyleyiz. neyse sonuçta verdiğin örnek çok iyiydi, ben ufak detay isteyince böyle şeyler arıyordum. ernet ve musluk ucu borusu pek ufak detay değil aslında.
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(13.12.20)
Muhtelif yerlere dikey yaslanmış halılar.
0
IncredibleMau
(13.12.20)
Plastik cicek.
0
(13.12.20)
battal gemalmaz
(13.12.20)
Banyoda doğrudan duvara yapıştırılmış ayna veya bu aynanın bebe mavisi-pembe ucuz ve sert plastikten çerçevesinin olması
Çamaşır makinası örtüsü
Bürümcüklü koltuk örtüsü : everyg.com
0
irene
(13.12.20)
Üzerinde renkli plastiği olan sürahi.
Marketten alınmış, üzerinde kabartma beneklerin olduğu su bardağı.
Plastik tabure.
0
ruhen hastayim ben
(13.12.20)
Banyoda legen ve kova.
0
(13.12.20)
kimse yazmamış;

- yoğurt kabına konan saksı çiçekleri
0
condom kurşunu
(13.12.20)
abiler ablalar iyi güzel de çok bariz şeyler yazıyorsunuz olmuyor ki böyle. ufak detay diyordum :((

edit: hadi bir iki şey daha ekleyeyim. metal evye, çıplak ampul, geniş alanları komple kapatan halı-yolluk ve son olarak tezgah üstündeki şu karolar:

encrypted-tbn0.gstatic.com

edit 2: valarmurgulis çünkü banyoda yerler ıslanıyorsa ortamda bir fakirlik var demektir.
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(13.12.20)
Hepsini anladım da tuvalet için farklı bir terlik olması niye fakirlik oluyor onu anlamadım.

Kendi cevabım gelirsem de işyerlerinin reklam için yaptığı saatler, takvimler vs.
www.google.com
0
valarmurgulis
(13.12.20)
çünkü alaturka tuvaletlerde olur ve taharet alırken yerler falan ıslanır :D o suyu öbür odalara taşımamak için tuvalet terliği olur.

hatta tuvalette plastik maşrapa olur. sifon vanasına yapma çiçekler falan asılır.

ek olarak:
fayanslara sticker yapıştırmak
üzerlik denilen nohutumsu kuru tohumların ipe dizilerek yapıldığı süs eşyası
0
theseachange
(13.12.20)
Gırgır süpürge
Çöp kovasına geçirilmiş market poşeti
El örgüsü çarkı felek paspas
Düz elektrik anahtarları ve prizler, görsel olmadan anlatmak zor ama bilenler hatırlamıştır.
Plastik su ısıtıcı (sapsız cezve gibi olanlardan olacak)
Sapı plastik meyve bıçağı (ucu 5 cm falçata gibi olanlar)
0
istege bagli sigortasiz
(13.12.20)
Proletarier kardeşim ufak detay dediğin çıplak ampul mü? Benim evde bile 3 tane çıplak ampul var. İlla maaşımızı mı yazalım buraya...
0
irene
(13.12.20)
mutfaktaki sarı bez en zengin evde bile olur fakat siz görmezsiniz. yardımcı onu kullanır gerekirse atar veya bir yere saklar.
0
nuisance
(13.12.20)
@irene insanı-evi fakir yapan detaylar değil bu arada sorum aslında bir evi fakir gösteren ufak detaylar.
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(13.12.20)
O zaman ütü masasının ortalıkta olması ve üzerine atılmış kot pantolon, hatta pantolonun kemeri eskimiş sarkıyor böyle. Kot da kotluktan çıkmış, bollaşmış ve de allı güllü nevresimler yatak odasında.
0
irene
(13.12.20)
İçinde x seyahat falan yazan promosyon duvar saati, promosyon takvim.
0
nickimin hakkini veremedim
(13.12.20)
@theseachange şimdi alaturka tuvaleti olmayan evlerde tuvalete nasıl gidiliyor bana açıklayabilir misin?orası ne olursa olsun ıslanıyor Bi şekilde.
0
valarmurgulis
(13.12.20)
fırfırlı tüylü tığ işli damacana örtüleri olabilir. şöyle mesela:
2.bp.blogspot.com

şu tür renk, malzeme ve estetiğe sahip her item:
www.altuntasgrup.com.tr

şu tür plastik ve özellikle bu kahverengi renge sahip ayakkabılıklar:
n11scdn.akamaized.net

dantel görünümlüsünden muşamba masa örtüsü:
www.ortucum.com

böyle dokulu, hafif parlaklı muşamba gibi duvar kağıtları oluyor, onlar da olur. böyle bir kenarı kalkmış ya da yırtılmış olur falan.
0
nimberjack
(13.12.20)
Bunlar fakirlik degil de milletce ne kadar da zevksiz oldugumuzun gostergeleri..

Yurtdisinda, kirasinin, cocougun ozel okulunun sirket tarafindan odendigi bir expat olarak Turkiye'de calisip gelmis birinin yaptirdigi Gulbag'a bir gece vakti tasiyip birakiverseniz asla siritmayacak denli Turk mimarisine sahip bir apartmanda oturuyorum. Evin icinde merinos cekyatlar, merinos salon takimlari, mutfakta o katlanabilen masa, hatta kaplamasi kalkmis sokulmus ama 3. kalite muteahit isi mutfak dolap kapaklari falan olan bir evde oturuyorum. Herkes sinif atladigimi falan dusunuyor. Oyle de bir ironi var.

Zevksiziz zevksizligimizi bir de ihrac etmisiz yani.

Ama eve girince gurbetten memlekete donmus gibi oluyor :)
0
SevdaliBulut
(13.12.20)
(2)

Şu parçanın tam adı nedir?

Depik
https://imgyukle.com/i/YpF9heİnternette bulamadım.
imgyukle.com

İnternette bulamadım.
0
Depik
(12.12.20)
3-way elbow, PVC connector yazınca çıkıyor.
0
dissendium
(12.12.20)
Üçlü köşe boru bağlantısı
0
Erva
(12.12.20)
(9)

öğretmenler kaç puanla atanıyor/atanamıyor?

avatar is back
son günlerde neredeyse milyonlarca tweet'le gündemdeler. müthiş bir azim valla tebrik ederim. biraz baktım da çok kişi yakınıyor kaç yıllık emeğim boşa gitti falan diyeninden, kpss çalışmaktan atanamadan profesör oldum diyene kadar çok kişi var. ortalama branş bazında veya sınıf öğretmenlikte puanla
son günlerde neredeyse milyonlarca tweet'le gündemdeler. müthiş bir azim valla tebrik ederim. biraz baktım da çok kişi yakınıyor kaç yıllık emeğim boşa gitti falan diyeninden, kpss çalışmaktan atanamadan profesör oldum diyene kadar çok kişi var. ortalama branş bazında veya sınıf öğretmenlikte puanlar ne seviyede ki?

bir de mesela 60bin atama isteniyor, tek kalem de bu kadar çok atama oluyor mu yahu?
0
avatar is back
(12.12.20)
Ben 80le atanamıyorum (alan pdr). Atanma puanları branşa göre baya değişiyor ayrıca. Pdr’de atanamayan kişinin puanıyla diğer branşlarda derecede falan olabiliyosun. 60 bin isteyenler ben gibi sınırın altında kalanlar. O sayıda atama ihtimali çok düşük bence ama geçen sene 40 bin atadılar mesela.
0
Hazelelif18
(12.12.20)
Alanına göre değişir ama 70-74 arası p10 puanıyla ve eğer şu branşlardan birindeysen kesin atanırsın:

- Din kültürü
- Lise matematik
- Okul öncesi (bunun puanı 60 bile olabilir)
- İngilizce
- Sınıf öğretmenliği
- Türkçe öğretmenliği

80 bile alsan atanamayacağın bir örnek branş:

- Felsefe
0
Avoiding The Puddle
(12.12.20)
@hazalelif18 ve @Avoiding The Puddle

kpss'de o puanlar zaten kolay değil mi? kpss'ye girmedim ama bi arkadaşım hiç çalışmadan girip 78 civarı almıştı. yoksa bu alan bilgisi kısmı mı çok zor?
0
🌸avatar is back
(12.12.20)
Geçen sene pdr birincisi 84 almıştı bu sene 87 sanırım. 90lara çıkan yok bizde. Bir de yığılma faktörü var 1 soruyla çok kişi oynuyor sıralama. Ama tabiki 80 yüksek bir puan değil fazla haklısınız.
0
Hazelelif18
(12.12.20)
KPSS'nin sözel ve eşit ağırlık kısımlarında (yani branş ve bilgine göre konuşuyorum) matematik çok ayrıştırıcı bir yere sahip.

Senin o arkadaşın muhtemelen matematiği çok iyi yapmış, 25 net falan çıkartmış olmalı. Bir de standart sapması yüksek olan bonus sorular var.

ÖABT'de de 20 net barajını geçenler güzel puanlar elde edebiliyor. Eğitim bilimleri safi ezber işi onu zaten geç.
0
Avoiding The Puddle
(12.12.20)
Sağda solda atama tweetleri atanlar genelde yıllarca kpss’ye girmiş ve 70’den yukarıya çıkamamış kişiler oluyor. Benim atandığım dönem 40 bin alım olmuştu bunlara hala yetmemişti. Daha fazlasını istemişlerdi, görüyorum ki hala istemeye devam ediyorlar.

Bir de sınıf öğretmeni olarak şu konuda ufak bir sitem edeceğim. Sınıf öğretmenliği atamalarındaki taban puanın 70’lerde olması çok eleştiriliyor ancak 70 alan bir sınıfçı da insanların bir gününü bile geçirmek istemeyeceği yerlerde görev yapmak durumunda kalıyor. Yani öyle imrenilecek bir durumları yok, aksine insan acıyor. Mesela ben istanbul’un en güzel ilçelerinden birinde doğup büyüdüm. Ege veya iç anadolu bölgesini bile beğenmeyip tercih vermedim. Daha sonra İstanbul’da yine güzel bir ilçeye atandım. Bu da 70’lerde bir puanla maalesef çok zor. Demek istediğim, taban puana bakarak hedef belirlemek insanı yanıltır. Hangi branştan olursanız olun yüksek bir puan alırsanız zaten güzel bir yere atanırsınız.

Ekleme: Ben de kpss’ye ilk girdiğim zaman 89 almıştım. Maalesef p10 türü öğretmenlik için yeterli olmuyor. Eğitim bilimleri ve alan eğitimi gk ve gy’den daha zor. Bu da puanları düşürüyor.
0
ruhen hastayim ben
(12.12.20)
Lol
Neredeyse en fazla atama yapılan bölüm sınıf öğretmenliği. Biri de gelmiş tweet atanlar 70' aşamayanlar diyor. Arkadaşın coğrafya, kimya, biyolojiye ayrılan kontenjanlardan haberi yok galiba. 80-85+ alıp atanamayan on binlerce insan var. Güler misin ağlar mısın.
0
The colors of my sea perfect color me
(12.12.20)
Tweet atanlar 70'i geçememiş diye düşünenler bayağı yanılıyor. Fizik öğretmenleri 88, 89 ile atanamıyorlar çünkü kontenjan yeterli değil. Atanmayı sağlayan şey aslında tamamen kontenjan. Kontenjan ne kadar yüksek olursa puanlar o kadar düşer. Sınıf öğretmenliği üzerinden değerlendirmek iyi bir yaklaşım değil çünkü Türkiye'de en fazla kontenjana sahip olan bölümlerden biri.
0
dissendium
(12.12.20)
Alanına göre epey değişken +1
Benim branş özel eğitim, bizde geçen Ağustos atamasında 66’ya kadar düşmüştü, keza okul öncesi de öyle. Sınıfçılar da sanırım 70 küserlerde seyrediyor.

60 bin atama ise bence hiç gerçekçi bir beklenti değil, yani vermezler o kadar kontenjan. 20 bin sabit hadi en fazla 30 bin olur.

Tweet atanların profile gelirsek; hadi kontenjanı olmayan veya kuş kadar kontenjan verilen, gerçekten atanması imkansıza yakın olan bölümleri bir kenara ayırıyorum ama Türkçe öğretmenliği, sosyal bilgiler, sınıf öğretmenliği gibi alanlardan mezun olup da atanamıyoruz diye ağlayanları da anlayamıyorum.
Etrafımdan çokça şahidim, bu bölümlerden mezun olup canını dişine takıp çalışarak yeterli puanı alıp atanan arkadaşlarım var. Yani imkansız olsa, kontenjan olmasa neyse de bu dediğim alanlardan mezun olup da söylenenleri anlamıyor ve samimi bulmuyorum.
Bunlar da ağlıyorsa fizik, felsefe, edebiyat gibi alanlardan mezun olanlar ne yapsın yani?

Ha gönül ister ki özelde şartlar iyileştirilsin, millet atanmak için kendini yırtmasın ama Türkiye gerçeği maalesef. Öğretmenlik okuyunca insanlar en büyük çareyi atanmakta görüyor.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(12.12.20)
(5)

cv taslağı atar mısınız?

Tochinoshin
2. bir sayfayı geçmemeli değil mi ikinci sayfaya bakılmıyor?3. özel ders tecrübesi cv'ye nasıl yazılmalı? iş tecrübesi kısmı altına altına "YDS'ye yönelik İngilizce özel ders, 2017-devam ediyor" gibi olabilir mi?
2. bir sayfayı geçmemeli değil mi ikinci sayfaya bakılmıyor?

3. özel ders tecrübesi cv'ye nasıl yazılmalı? iş tecrübesi kısmı altına altına "YDS'ye yönelik İngilizce özel ders, 2017-devam ediyor" gibi olabilir mi?
0
Tochinoshin
(12.12.20)
2. Bir sayfayı geçmemeli fikrini saçma buluyorum. Bir sayfaya her şeyi sığdırmak bayağı uğraştırıcı ve anlamsız. Tam tersi, iş tecrübelerini açıklarsan, yapabildiklerini yazarsan CV dolu gözükür ve daha çok incelenir. Bir sayfa CV'ye bomboş da diyebilirler. CV bir çeşit kendini pazarlama alanıdır. İki sayfa yazmak istiyorsan iki sayfa yaz. Bu benim kendi tecrübem.

3. CV işe göre yazılırsa daha isabetli olur. Başvuracağınız yer özel dersi tecrübesine sahip olmanızı önemsiyor mu? Önemsemiyorsa yazmaya gerek yok.
0
dissendium
(12.12.20)
arkadaşlar insanlar çok üşengeç ve ilgisiz. bir sayfayı geçirmenizi önermem. ayrıca "YDS'ye yönelik İngilizce özel ders, 2017-devam ediyor" yerine "Yabancı dil özel ders" demeyi tercih ederdim. unutmayın ki orda önemli olan ne yaptığınız, neyi nasıl yaptığınız değil. merak ediyorlarsa onlar sorsunlar. burada gerekli olan şey sizin "özel ders" verebiliyor oluşunuz bence. umarım aradığınız işi bulursunuz.
0
pietro
(12.12.20)
2 sayfayi gecirmiyorum ben.
0
baldur2
(12.12.20)
Canva'da gayet hoş ve 1 sayfaya sığdırabileceğiniz taslaklar var.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(12.12.20)
10+ senelik ve de farkli farkli bir suru sirkette calistiginiz bir kariyeriniz yoksa bir sayfayi asmasi abes. kendinizi kisa ve oz bir sekilde ifade etmek onemli bir yetenek bir de gereksiz laf kalabaligi varsa cv'de, okuyanda antipati yaratabilir.

o yuzden oluyorsa bir sayfayla kisitlamakta fayda var.
0
hot potato
(12.12.20)
(2)

2014’te gündem olan garip internet sitesi neydi?

belgesiz zamir
Selamlar dostlar. Muhakkak ki hatırlarsınız, 2014’te sanırım yurt dışında yaşayan bir adamın internet sitesi sözlükte baya gündem olmuştu. Her bir sayfada görsel ve altında garip açıklamalar vardı. Dünden beri ne alakaysa aklıma takıldı, bulamıyorum da bir türlü. Hatırlayan dostlarımız sitenin adını
Selamlar dostlar. Muhakkak ki hatırlarsınız, 2014’te sanırım yurt dışında yaşayan bir adamın internet sitesi sözlükte baya gündem olmuştu. Her bir sayfada görsel ve altında garip açıklamalar vardı. Dünden beri ne alakaysa aklıma takıldı, bulamıyorum da bir türlü. Hatırlayan dostlarımız sitenin adını yazabilir mi acaba? Teşekkürler.
0
belgesiz zamir
(10.12.20)
Sümer gibi bir şeydi adı. Siteyi bilmiyorum.
0
dissendium
(10.12.20)
Aynen, site sahibinin adı sümer’di :)
0
🌸belgesiz zamir
(10.12.20)
(8)

Hayalleriniz, Hedefleriniz ve Arzularınız önümüzdeki sene ve seneler

put it in your appropriate place
Yeni yıla girmek üzereken Hayalleriniz, Hedefleriniz ve Arzularınız ne durumda? Senelik olur, uzun vadede olur.Sabah 8 akşam 5 masa başı kurumsal firmada çalışıyorum, sene sonunda 7 yıl bitmiş olacak.Yaş düz hesap 32. Şahsen 40 yaşıma geldiğimde `düz klişe bir beyaz yakalı tipi` olmak istemiyorum. A
Yeni yıla girmek üzereken Hayalleriniz, Hedefleriniz ve Arzularınız ne durumda? Senelik olur, uzun vadede olur.

Sabah 8 akşam 5 masa başı kurumsal firmada çalışıyorum, sene sonunda 7 yıl bitmiş olacak.

Yaş düz hesap 32. Şahsen 40 yaşıma geldiğimde düz klişe bir beyaz yakalı tipi olmak istemiyorum. Aylar sonra bugün ofise gittim, bir dertlendim yav.

Geriye dönüp baktığımda iyi bu hayatı yaşadım diyebileceğim bir hayat istiyorum kısaca. Bir şeyler yapmaya da çalışıyorum.


Kitap okuyan biriyim. Sene 2017 filan. Yaş 28 o zaman. Dedim 35 olduğumda, sahip olduğum tek şeyin kitaplar olmasını istemiyorum. Nitekim de olmadı. Birkaç sene içerisinde elimden geldiğince yaptım bir şeyler. İşte yurtdışı gezmesi olsun, İngilizce olsun, sinmeası tiyatrosu.


Bu sene yalan oldu. Gene bir şeyler yaptım ama ne bileyim, geçen seneyi özlüyorum.

Seneye neler yapabilirim bilmiyorum. Spora gitmek en büyük niyetim. Konuşma bozukluğum var. R, L ve Y harflerine dilim dönmüyor. Pandemi azalırsa bu ikisine odaklanabilirim.

Sizin neler?
0
put it in your appropriate place
(09.12.20)
ana işinden sonra ikinci bir iş öğren. eski sscb eğitim sistemi. ve bu ülkeden nasıl gidebiliyorsan git. 55 yaşındaki yazar tavsiyesi
0
ankarakecisi
(09.12.20)
beyaz yakayım ama kot pantolon tshirt ile işe giden versiyondan, iş beni sıkmamakla beraber 45 yaşımdan sonra dayanabileceğimi sanmıyorum. onun için 45-50 yaş arası için premium tesisat işi yapan şirket kurma hayalim var. sözleşme ile çalışacağız en temiz ve en hızlı işi yapacağız :) şu an da evde elektrik hariç tesisat anlamında kendi başıma yapamadığım hiç bir şey yok, bilgiyi genişletmek için senelerce antreman yapacağım.

kısa dönem hedef ise pandamı sonrası avrupada aynı sene 4-5 büyük rock festivaline katılmak.
0
ludwig boltzmann
(09.12.20)
35'e gelmeden borsadan, çalışmama gerek kalmayacak şekilde gelir sağlamak ve bir veterinerde çalışmaya devam etmek.
0
Amory Lorch
(09.12.20)
ben de beyaz yakayım, teknik bir iş yapıyorum. bizim sektörde (it) acayip büyük bir potansiyel ve para var, bu alanda ilerlemeye çalışıyorum. onun dışında hobi olarak video çekmeyi öğrendim bu sene, bir sürü kitap okudum, spor yapıyorum bisiklet sürüyorum, gezmeyi seviyorum, yazmayı seviyorum. covid öncesi dönemde bol bol gezdim, bir sürü anı biriktirdim, video foto bir sürü şey var. yani genel olarak böyle gitse okeyim yav.

benim tek derdim sevdiklerimin yaşlanması ve onları kaybetmek, onlara güzel bi hayat yaşatmak, onun dışında pek bi şey kafama takılmıyor hayatımla ilgili.
0
roket adam
(09.12.20)
0 hedef, 0 arzu, 0 hayal olarak 2020'yi uğurlayacam.

Bu sene pandemiden bağımsız olarak üstümden geçti.

Bir ton hobim var, uğraş istesem bulur yaparım. Ama keyif almıyorum. Motivasyon diye bir şey kalmadı. Bayağı depresyondayım. Alışverişe falan sarmamdan belli. Sürekli bir şey almak istiyorum ama malum her halt zamlandı.

En son gittim Grogu oyuncağı aldım. Canım sıkıldıkça kafasına vuruyorum, force çekiyor. :p

Yaş 32, iki aya 33 oluyorum. Hayatı kaçırmışsım gibi.

Bu ara popüler olan söylem halimi özetliyor ya. İncinmişim. :D
0
faith no more
(09.12.20)
26 yaşındayım. bir şey kalmadı açıkçası. hep hayal kurdum, hep bir şeyler istedim, en depresif zamanımda bile bir şekilde ümidim vardı. yıllar içinde sürekli başa sardığımı görüyorum. yeni yıldan hiçbir beklentim yok. eğer ölmeyeceksem sanırım sağlıklı olmayı dileyebilirim, çünkü sağlıksız olmak gerçekten zor ve üzücü olmalı. sağlıklı olmak bile yeterince lüks zaten benim için, fazlasını beklemiyorum. beklemek de değil mesele zaten, olmayacağını biliyorum. annem ve kardeşim üzülmeyecek olsa ölmeyi isterdim belki. sıkıldım. bir yere varamıyorum. o yüzden bir şey beklemiyorum artık.
0
der meister
(10.12.20)
Düşününce kabaca iki isteğim var. Birincisi ABD'de sevdiğim bir işi yaparak yaşamak. İkincisi de kendi işimi kurabilmek. Artık 40 yaşında mı olur, hiç olmaz mı, orasını bilmiyorum. Sevdiğim şeyleri hedef hâline getirerek onları değersizleştirmem. Film izlemeyi seviyorum ama bir tane bile izlenecek filmler listesi yapmadım bugüne kadar. Bazı şeyler sırf hayat güzel olsun diye yapılmaz bence.
0
dissendium
(10.12.20)
2020 koronadan bağımsız olarak üstümden geçti +1
Yine de çok şükür sağlıklıyım ve işim var.

Hedef: minnoşumla daha da çok gezmek, biraz daha uzak yerlere gidebilmek. Kışlık ekipman edinip kışın da kamp yapmak. Yabanilik yapmamak ve insan içine karışmak için kendimi zorlamak.

Arzu: kafama göre biriyle tanışsam, hatta ilk görüşte aşık olsak fln, güzel olurdu.

Hayal: lotoyu tutturup istifa etmek :/
0
pati
(10.12.20)
(17)

kimligini yenilemeyen?

müptezel dostoyevski
cevremde 1 kisi bile kalmadi kimligini yenilemeyen, tek ben kaldim galiba, var mi 2023 e kadar bekleyen ben gibi birileri
cevremde 1 kisi bile kalmadi kimligini yenilemeyen, tek ben kaldim galiba, var mi 2023 e kadar bekleyen ben gibi birileri
0
müptezel dostoyevski
(09.12.20)
ben :D ne o öyle kredi kartı gibi ben onu kesin kaybederim
0
false pretension
(09.12.20)
Ben de varım. Değiştirmeye üşeniyorum.
0
dissendium
(09.12.20)
benimki 2003'ten kalma.
0
misterturist
(09.12.20)
Yenilemedim, artik ne zaman cektirdigimi bile hatirlamadigim bir fotografimin oldugu eski kimligimi kullaniyorum hala.
0
(09.12.20)
ne para kaptırcan boşver
0
alperz
(09.12.20)
benim de eski hala.
0
prezarlatif
(09.12.20)
Benimki de eski. Kendi rızamla şart olmadıkça vesikalık fotoğraf çektirmemek için son güne kadar direnirim diye düşünüyorum.
0
hair freak
(09.12.20)
2023'e kadar uzatıldı mı ya o? Vallahi rahatladım, ben bu aralar iş yerinden izin almayı düşünüyordum değiştirmek için, boşuna gerilmişim.
0
rahip janick
(09.12.20)
Gı +1
benimki de eski.
noterlerde falan bazen ukalalık edip "değiştirmeniz lazıaam" diyenler oluyor ama bir sorun da yaşamadım.
2023'e kadar uzatıldığını bilmiyordum, öğrendiğim iyi oldu.
0
blatta hiberna
(09.12.20)
Benimki de eski
0
peki madem
(09.12.20)
kimlikler için süre kısıtlaması yok.

ehliyetler için 2023 son.
0
nuisance
(09.12.20)
Ben ilk çıktığında hem kimlik hem ehliyeti yenilemiştim ama eşim hala ikisini de yenilemedi.
0
battal gemalmaz
(09.12.20)
benim de eski. ölmezsem değiştiririm :/
0
naksidil
(09.12.20)
Eski benim de.
0
playing star again
(09.12.20)
pandemi nedeniyle milletin kimlik yenileme onceligi kalmamis olabilir, dolayisiyla nufus mudurlukleri biraz tenha olabilir, tam da degistirmek icin guzel bir zaman. bence gidip degistir.
0
exlibris
(09.12.20)
Ben de yenilemedim hala.
0
ms brownstone
(09.12.20)
Noterde sıkıntı yaşadığım için yenilettim ben de, ev alırken problem çıkardılar.
0
roket adam
(09.12.20)
(8)

En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz/gıcık olduğunuz süper kahraman

yazdonumu
Hangisidir? Ve neden?Benim en sevdiğim Batman. Çünkü yok mutasyonmuş vay efendim uzaylıymış falan olayları yok. Bilimi,teknolojiyi ve zekâsını kullanıyor.pek haz etmediğim Superman. Küçükken uzaylı olmadığım için superman olmayı hayal edemezdim ama batman da normal insan olduğu için batman olmayı ha
Hangisidir? Ve neden?
Benim en sevdiğim Batman. Çünkü yok mutasyonmuş vay efendim uzaylıymış falan olayları yok. Bilimi,teknolojiyi ve zekâsını kullanıyor.pek haz etmediğim Superman. Küçükken uzaylı olmadığım için superman olmayı hayal edemezdim ama batman da normal insan olduğu için batman olmayı hayal edebilirdim. Sanırım o yüzden Batman en sevdiğim. (Aslında en sevdiğim süper kahraman Darkwing Duck ama şimdi onu süperkahraman saymıyor etrafımdakiler ondan Batman yazdım)
0
yazdonumu
(08.12.20)
süper kahramanların hepsine gıcık oluyorum.
0
AlsterWasser
(08.12.20)
captan amerika kadar gıcık bir karakter yok çizgi film olsun, film olsun.
favorite ise hulk. kafasına göre bam bam.
0
duyurukullanıcısı
(08.12.20)
Örümcek Adam'ı severim. Kahramanlık görevini hiç bırakmadı. Batman öyle değil. Canı isteyince kahramanlık yapıyor, istemeyince gidiyor. Gündüz uyuyor. Bu halkın gündüz sorunu olmuyor mu? Batman olsa olsa part-time kahraman olabilir.
0
dissendium
(08.12.20)
spiderman'i çocukluğumdan beri çok severim.
çizgi filmini (90'lardaki the animated series) hiç kaçırmazdım, hâlâ yemek yerken falan açıp izlerim arada bir.
jenerik müziğine de bayılırım.
new york sokaklarını, esprilerini, atmosferini çok seviyorum.

batman'i de seviyorum, gotham falan, o dark havası hoşuma gidiyor.
dark knight serisini, hikâyesini de seviyorum.
gerçekçi olduğu için belki.

captain america sevimsiz bence ama oturup da izlemedim açıkçası.
batman ve spiderman dışında pek süper kahraman kültürüm yok.

edit:
bu arada deadpool'u da seviyorum ama filmi çekilene kadar haberim bile yoktu süper kahraman olarak.
filmler dışında da bir şeyini bilmiyorum, okumadım.
ryan reynolds'a genel olarak güldüğüm için deadpool'u da sevmiş olabilirim.
0
blatta hiberna
(08.12.20)
En sevdigim maske idi. Hiçbir derdi yok. Dünya şeyime minare diğer şeyime. Tek derdi Coco bongo da dans etmek.
Dünyayı kurtarmaya çalışan hiçbir süper kahramanı sevmiyorum.
Konuyla alakasız ama terminator u çok seviyorum. Çok delikanlı adam.
0
allah yazdiysa bozsun
(08.12.20)
En sevdiğim benim de Batman. Sebebi de seninkiyle birebir aynı. Olağanüstü bir gücü yok. Parasını iyi işlerde kullanıyor.

En sevmediğim Wonder Woman. Sanırım sebebi Gal Gadot. Bence çok sıradan bir güzelliği var ama kadına tanrıça gibi davranılıyor.
0
himmet dayi
(09.12.20)
Süper sayılır mı bilmiyorum ama batman in sayıldığı yerde John constantine süperin de süperidir.

En nefret ettiğim de captain america.
0
Giovanni Pipitto
(09.12.20)
Örümcek adamı severim, çünkü bizden biri. Esprili, komik, eğlenceli, Zeki ve çalışkan bir öğrenci. Adam hem okuyor hem çalışıyor. Sonunda hem bilim adamı hem de süper kahraman oluyor. Sanırım dünya üzerinde en çok sevilen kahraman diye okumuştum. Bir de kimseyi öldürmemiş kötü karakterlerden, çizgi romanların sonlarına doğru kendisinin gücünün uyguladığından kat be kat daha yüksek olduğunu ama incitmemek için hepsini açığa çıkarmadığı gibi bir şey de görmüştüm. Fox kids’te yayınlanan 94 yapımı çizgi filmini çok severim, zaten en iyi örümcek adam evreni olduğu kabul edilir, sonunda yine stan lee çıkıyor, Allah rahmet eylesin,

Wolverine’i de aşırı severim. Hem çizgi filmden hem de Hugh jackmandan ötürü :)

Sevmediğim ise kaptan Amerika bana göre vasıfsız, bu kılkuyruk yerine başka birine super soldier enjekte edilseydi saha çok işe yarar bir adam olurdu. Zaten kendisi tamamen 2.dünya savaşı propagandasıdır.
0
Hallegadola
(09.12.20)
(1)

Tedarik Zinciri veya Risk Yönetimi

lorenz egrisi
Arkadaşlar merhaba,Yeni mezun sayılırım(ekonometri) ve önümde iki iş seçeneği var; Birincisi uluslararası bir firmada sipariş ve dağıtım uzman yardımcısı pozisyonu ki tedarik zinciri bölüm müdürüne bağlı olarak çalışacağım ve SAP SD üzerinden çalışacağım. Sipariş takibi, stok kontrolü vs vs.İkinci i
Arkadaşlar merhaba,
Yeni mezun sayılırım(ekonometri) ve önümde iki iş seçeneği var;
Birincisi uluslararası bir firmada sipariş ve dağıtım uzman yardımcısı pozisyonu ki tedarik zinciri bölüm müdürüne bağlı olarak çalışacağım ve SAP SD üzerinden çalışacağım. Sipariş takibi, stok kontrolü vs vs.
İkinci iş seçeneği ise risk yönetimi, denetim, karapara aklamayı önleme ve uyum üzerine. Bu firma yerli bir firma ve çok da kurumsal olduğunu zannetmiyorum açıkcası. Departmanda ben ve bölüm müdürü olacağız.
Bana kalırsa, tedarik zinciri ilgimi çekiyor. Ama sizce yapacağım iş(sipariş ve dağıtım uzman yardımcısı) tedarik zincirini ne kadar kapsar? Ya da siz olsanız hangsini seçerdiniz?

Teşekkür ederim.
0
lorenz egrisi
(07.12.20)
Ben olsam tedarik zincirini seçerdim. Gördüğüm kadarıyla endüstri mühendislerinin de çalıştığı bir alan. Tecrübe kazanılırsa büyük yerlere girilebilir.
0
dissendium
(07.12.20)
(3)

Askerlik tecil sonrası durumlarla alakalı yardım alabilir miyim?

Dartagnan
Ben yeni mezunum. 2 sene sonraya tecil oldu askerliğim. Şu an tecilimi bozmak istesem bozabiliyor muyum?Bozmak için nasıl prosedür gerekiyor?Ve bu prosedür sonrası beni askere ortalama ne kadar zaman sonraya çağırırlar?Tecrübeli erkekler yardımcı olursa çok memnun olurum.
Ben yeni mezunum. 2 sene sonraya tecil oldu askerliğim. Şu an tecilimi bozmak istesem bozabiliyor muyum?

Bozmak için nasıl prosedür gerekiyor?

Ve bu prosedür sonrası beni askere ortalama ne kadar zaman sonraya çağırırlar?

Tecrübeli erkekler yardımcı olursa çok memnun olurum.
0
Dartagnan
(07.12.20)
Celp dönemlerini araştırın. Bu dönemler dışında askere gidemezsiniz. Ben mayıs celbinde gitmiştim. Başvurumu da 1 ay kadar önce yapmıştım. Askerlik şubesine en yakın celp dönemi için başvuru süresi içinde giderseniz başvurunuzu yapabilirsiniz. Bir süre sonra da birliğiniz açıklanır.
0
dissendium
(07.12.20)
askerlik şubesine istediğin anda tecili bozdurma dilekçesi verebilirsin ama askeriye seni ne zaman isterse o zaman alır.

ilk celp döneminde de gidebilirsin 2 sene sonra da tamamen onların insiyatifine kalmış.
0
killerbee
(07.12.20)
Eskiden, celp dönemlerinin yaklaşık 2 ay önce biten başvuruları oluyordu. Mesela kasım celbinde gitmek için 31 ağustos son başvuru tarihiydi. Şimdiki sistemi bilmiyorum. Covid de etkiliyor tabi. En doğru bilgiyi askerlik şubesinden alırsınız. Celp dönemlerini ve son başvuru tarihlerini söylerler size.
0
the coon
(07.12.20)
(21)

sokağa çıkma yasağı sizi de bu sefer çok boğdu mu?

proletarier aller lander vereinigt euch
ilk 2-2,5 aylık süreçte bu kadar bunalmamıştım da şimdi afakanlar basıyor soda şişesine oturasım geliyor sizde de böyle mi durumlar?
ilk 2-2,5 aylık süreçte bu kadar bunalmamıştım da şimdi afakanlar basıyor soda şişesine oturasım geliyor sizde de böyle mi durumlar?
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(06.12.20)
hava kötü olsa zaten yasak olmasa da dışarı çıkasım gelmez, ama bu hafta sonu hava bu kadar güzelken eve tıkılmaktan bunaldım evet :(

ilk başlarda bana da bu kadar koymuyordu ama koronayla ilgili her şeyden, aylardır her yerde korona görmekten duymaktan o kadar bıktım ve bunaldım ki şimdi bayağı koyuyor.
0
pati
(06.12.20)
ben alışkınım çok sıkılmadım. ama internet olmasaydı durum daha değişik olabilirdi...
0
false pretension
(06.12.20)
Tüm aile üyeleri evde olunca normalden fazla ses oluyor. Sessizliği seven biri olarak kafam şişiyor. Yasağın en kötü taraflarından biri bu bence.
0
dissendium
(06.12.20)
Ben asiri mutluyum. Tamam cikaak iyiydi ama sikayet etmek yerine evde vaktimi degerlendirdim, beklettigim evdeki bazi isleri yaptim, kitap okudum, dizi izledim, tembellik yaptim, pencere pervazlarini bile sildim, kirlenmis :)) kisacasi; sizin elinizde sikilmak veya sikilmamak
0
mor oje
(06.12.20)
Hayır, aksine dönüşümüm bitiyor yarın işe gideceğim iki hafta, hiç istemiyorum gitmek. Ev iyi ya.
0
Hallegadola
(06.12.20)
Spora ve akşam dışarıya çıkamamak dışında bir sorun yok. Herşeye alışıyor insan. Yasak hepimizin sağlığı için, sokağa bak bomboş ne tuhaf bir şey. Yüzyılda 1 gelir böylesi bir olay keyfini çıkar diyorum kendime.
0
Amory Lorch
(06.12.20)
Ben ilk yasaklarda daha çok boğulmuştum sanki. Sağlık çalışanı olduğum için her gün hastaneye ve sık sık nöbete gidip bir de üstüne her gün evde olmak aşırı kötüydü. Sonra istifam kabul oldu da kafam rahat şimdi asjsj. Bir de evi değiştirmemizin de etkisi var herhalde bende. İlk yasaklardaki evimiz balkonsuz ve çok eskiydi. Şimdi büyük teras var da açık havaya çıkabiliyorum içerde bunaldıkça.
0
ms brownstone
(06.12.20)
Evcimen biri olmama rağmen beni de boğdu. İlk yasaktaki keyif kalmadı artık. Film izlerim dedim ama saatlerdir izleyecek bişey bulamıyorum. Sabrımız kalmamıştır.
0
IncredibleMau
(06.12.20)
Bende de böyle oldu. İlkinde çok iyi gelmişti ama şimdi hiçbir şeye odaklanamıyorum, çalışamıyorum falan. Tatsız.
0
plutongezegendegilmi
(06.12.20)
Alıştım artık yadırgamıyorum
0
kondansator
(07.12.20)
boğulmadım, aksine evde yapılması gereken ve ertelediğim bir sürü şey vardı, onları hallettim.
biraz da yorulmuştum son zamanlarda, dinlendim.
iyi bile geldi sayılır.
0
blatta hiberna
(07.12.20)
Kesinlikle çok boğdu. Sürekli evden çalışıyıyorum bir de, her sabah uyandığımda ne yapıyorum ben neden yaşıyorum gibi düşünceler doluyor kafama.
0
roket adam
(07.12.20)
işim gereği sürekli dışarıdayım ve kalabalık ortamlardayım. covide yakalanmamam mucize. bana kalsa hiç çıkmam keşke evden çalışabilseydim :(
0
kestane gürgen palamut
(07.12.20)
baya bunalım takılıyoruz evet.
0
duyurukullanıcısı
(07.12.20)
dunya depresyon, kaygi ve intihar oranlari tavan yapmis durumda. covid'den daha cok kisi olduruyor bunlar.
0
baldur2
(07.12.20)
Zaten evcimen olduğum için evde kalmak beni ekstra boğmuyor da 9 aydır evden çalışıyorum hala düzenimi oturtamadım, zaman yönetimini öğrenemedim. İş verimim düştü ama bir yandan da sanki uyanık olduğum her an çalışıyorum, işi düşünmediğim bir saat geçirmedim şu 9 ay. Ofise gidip işimi yapmayı, evde olunca da rahat olmayı özledim. Bu sınırsızlık beni boğuyor.
0
peki madem
(07.12.20)
Hah iste ayni bu durumdayim @peki madem. Evde olunca da ev isi yapabiliyor veya kendime vakit ayirabiliyor degilim ki
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(07.12.20)
baldur2 +1. hatta geçenlerde covidin insanlara kafayı yedirtecek olması diye başlık açacaktım:) bence bu böyle gittikçe insanlar kafayı yiyecek çok net.
0
nothing in my way
(07.12.20)
14 gün boyunca evden çalıştım. sadece 2 kez pazara çıktım. daha da devam ettirebilirdim. beni pek boğmuyor bu karantina meselesi. meğer hayatım karantinaymış da ben yeni farketmişim.
0
dedim ben sana
(07.12.20)
Cumartesi pazar 11'de uyanmışız, hanımda bende çocuk gibi sırıta sırıta gezindik evin içinde. İşler için kötü bir şey ama cidden en azından bizim ihtiyacımız varmış. Dışarıda telefonda çok kötü oldu yaaa tavrı ile gezip konuşuyorum ama iyi geldi. Sözde kendi işimiz pazar günü bile sabahın 8'inde kalkıp gidiyorduk yıllardır.

Not : Geçen dönem kapanmada da aynı fikirdeydik.
0
synax
(07.12.20)
(2)

Bu evin kiriş ve kolonlarında sizce bir terslik var mı?

bigcaptain
merhaba, oturmak için malum sitede ev bakıyorum. bir evi beğenmiştim fakat sonra dikkatli bakınca kirişlerin aynı hizada gitmediğini ve kolonun yamuk olduğunu farkettim. ayrıca kirişin bir tanesi en sonda kolonla bağlanıp bitmiyor duvara bağlanmış gibi. İzmirdeki son depremden sonra açıkçası biraz d
merhaba, oturmak için malum sitede ev bakıyorum. bir evi beğenmiştim fakat sonra dikkatli bakınca kirişlerin aynı hizada gitmediğini ve kolonun yamuk olduğunu farkettim. ayrıca kirişin bir tanesi en sonda kolonla bağlanıp bitmiyor duvara bağlanmış gibi.
İzmirdeki son depremden sonra açıkçası biraz daha dikkatli hareket etmeye karar verdim.

Sizlerinde fikirlerini almak isterim.

hizliresim.com
hizliresim.com
0
bigcaptain
(06.12.20)
İnşaatçı değilim ama şuna benzettim.

scontent.fsaw2-2.fna.fbcdn.net
0
dissendium
(06.12.20)
Döşeme üstünü görmeden nasıl buna benzettiniz?

Ankastre kiriş olduğu için kesit tutması için boyunu uzatmış olabilirler. Bir sorun yok.
0
catch the arrow
(06.12.20)
(8)

Türkiye’de çalışmaya başlamak/ Yurtdışına yüksek lisansa gitmek

kırmızıayakkabılıgargamel
26 yaşındayım. Bu zamana kadar gönüllü, zorunlu stajlarım, part time işlerim dışında tam zamanlı iş deneyimim olmadı. İki üniversite bitirdim. Şu anda CV’mi biraz daha zenginleştirmek için eğitimler alıyorum ve iş başvurusu yapıyorum, fakat geri dönüş olmuyor. Ama olacağına inanıyorum bir şekilde. A
26 yaşındayım. Bu zamana kadar gönüllü, zorunlu stajlarım, part time işlerim dışında tam zamanlı iş deneyimim olmadı. İki üniversite bitirdim. Şu anda CV’mi biraz daha zenginleştirmek için eğitimler alıyorum ve iş başvurusu yapıyorum, fakat geri dönüş olmuyor. Ama olacağına inanıyorum bir şekilde.

Ailemin yanında yaşıyorum ve yaşam standartlarımın düşük olmasından yoruldum. Öğrenciyken belki o kadar zorlamıyor ama yaş ilerledikçe zorlamaya başladı. Bir an önce işe girme niyetindeydim. Fakat şimdi Avrupa’da bi yüksek lisans fırsatım da var. Ayrıca burs bulma ihtimalim çok çok yüksek. Biraz ülkeden bunaldım, sıkıldım, öğrenci gibi yaşadım, yeter modundayım. Acaba diyorum çalışıyor olsaydım daha mı az bunalırdım? Daha mı az gitmek isterdim yurtdışına?

Türkiye’de kalırsam alacağım maksimum maaş 5.500 TL bu arada kendi alanımda. İşte deneyim toplaya toplaya daha da yükselebilir, tecrübe çok önemli bu alanda. Ama yükseğimi yapıp geri dönersem bazı etiketlerim de olacağı için daha yüksek kademede maaş alabilirim.

Biraz ailemde: döndüğünde 29 yaşında olacaksın ve doğru dürüst çalışmamış olacaksın, yeter artık öğrenci olduğun düşünceleri var. Babam memur, en büyük hayali KPSS’yle atanmam. Dolayısıyla onu da anlamaya çalışıyorum daha geniş
çaplı düşünemiyor. Bir de yurtdışında bulunduğum sürece evlenemeyeceğim için, babam başına kalacağımdan korkuyor (: (kadınım) Onların onayının olmaması da beni olumsuz etkiliyor açıkçası.

Bir sene burda çalışıp sonra duruma göre mi yükseğe başvursam diye düşünüyorum. Ama ya iş bulamazsam aylarca, gitmediğimle kalmış olacağım.

Yani kısaca çalışmaya başladığımda daha mı az oluyor yaşama tahammül seviyesi? Hiç deneyimlemedim. Bi de çalışmaya başlayınca ne değişecek hayatımda? Daha iyi çeken internet, Zara’dan sezonda alınmış ürünler beni mutlu etmeye yeter mi? :( (biraz sığ düşünüyorum, daha geniş düşünmem için yardım eder misiniz?)
0
kırmızıayakkabılıgargamel
(06.12.20)
1- %90 git derim ama daha iyi bir fikir almak için bölümünden ve master programından bahsetmen gerekiyor ki değer mi diye bir fikir verilebilsin
2- Çalışma konusu çok değişkenli bir problem, bu nedenle yine meslekten mesleğe işe başlama zamanının yarattığı risk bayağı bir değişiklik gösteriyor. Bununla birlikte "çalışmayı bilmek" pek çok iş için önemli bir gösterge ve işverenler kendi alanlarında olmasa da çalışma tecrübesine sahip insanları daha çok seçiyorlar.

Bonus not: Niye yurtdışında evlenemeyesin?
0
cursor
(06.12.20)
Kanadadan %100 burs almıştım 2005 yılında
aynı zamanda da çalıştığım yerde 8 ayda müdür olmuştum

Master da yapsam müdür olurum işte, hazır müdür olmuşken tekrar okul mokul uğraşamam dedim gitmedim.
kafama sıçayım.
15 senedir kanadada olabilirdim.

Orada yaş evlilik bok püsüre kimse takmaz
git ufkun açılır, dönmezsin, orada evlenir hayat kurarsın mis

5500 de para değil.
kaybedecek hiç birşey yok
3 katı maaşı bırakıp giden var (mesela ben)
0
summatinyourteeth
(06.12.20)
Keywords: YLSY. Bu sene kaçırdın gerçi. Kesinlikle git yurtdışına. En sikik yerde yl bile yapsan buraya döndüğünde “yurtdışında eğitim görmüş” oluyorsun ve bu iş başvurularını doğrudan etkiler.

Bunun yanı sıra babanı dinle, memurluğu yabana atma derim. Ne mezunusun, iş imkanları nedir bilmiyorum ama devlet memurluğu birçok açıdan cazip.
0
giovanne
(06.12.20)
ik cıyım.

29 yaşında hiç iş tecrübesi olmamış birini işe almam.

yüksek lisansı gözünüzde çok büyütüyorsunuz, özel sektörde bir geçerliliği yok. işe alınırken sizi 1 adım ileriye koyacağını sanmıyorum ( eğer mühendis vs.. değilseniz)

bir şekilde işe girmeye bakın, iş işte bulunur, çalışırken iş bulmak daha kolaydır bir yerden başlamak inanın en iyisi.

evet çalışmaya başlayınca böyle dertler azalıyor, iş hayatı, iş arkadaş çevresi, stres, yükselme azmi vs.. derken zaman geçiyor.

alalınız ne? neden en fazla 5500 tl alacağınızı düşünüyorsunuz? az para değil ama yine de sormak istedim.
0
benaslinda
(06.12.20)
Bölüm belirtmeden, yazılan her şey havada kalır bence. Yüksek lisans Türkiye için her zaman daha yüksek maaş demek değil. Yüksek lisans dersleri iş hayatına çok uzak olabiliyor. Ekonomik durumunuz iyiyse yurt dışında yüksek lisans mantıklı olabilir. Bu arada KPSS'yi araştırmadan eleştirmeyin bence. Özel sektör çalışanları cumartesi günü işe giderken memurlar cumartesi günü de tatil yapıyor.
0
dissendium
(06.12.20)
Türkiye'de sektörden bağımsız olarak iş hayatına ne kadar geç girilirse o kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Çoğu ülke master bittikten sonra 1-2 yıllık çalışma vizesi/oturum izni veriyor. İlk iş tecrübemi böyle yaşamayı tercih ederdim.

Öte yandan ana baba dırdırı kadar insanın yaşam azmini emen şey az bulunur. Dırdırın şiddetine göre bir an önce finansal özgürlüğünüzü kazanmaya başlamak kötü bir seçenek değil.

Ama ana baba dırdırının vereceği zararla Türkiye'deki iş hayatının vereceği zararın karşılaştırmasını iyi yapmak lazım.
0
bruce mclaren
(06.12.20)
meslek yazılmadığı için fazla bilgi verememiş kimse ama ik'cıların laflarına takılma. avrupaya gidip ufkunu genişleteceğin yaşlardasın. en kötü iyi bir yabancı dilin olur. orada part-time iş bulup hem deneyim kazanırsın hem de tl karşısında giderek değeri artan euro biriktirebilirsin.
0
jepa
(06.12.20)
yüksek yapıp dönsen daha iyi bir maaş alamazsın. çok net.
eğer imkanın varsa, öyle bir ülkeyse vs git master'a ama dönmemek üzere git. son sene çalış part time. kalmaya bak. kalabilecek gibiysen mutlaka git.
eğer asla uzun vadeli yurt dışı düşünmüyorum diyorsan yükseği nerede olursa olsun unutup işe başla. aylarca iş bulamama durumunda daha az parayla bir işe başlayıp deneyim kazanacaksnız.

tahammül seviyesi çalışmaya başlamakla değil, hayat kurabilmekle artıyor. kendi bütçenizi ve hayatınızı yönetip ilerlerseniz belki daha iyi olur. belki bir kaç sene çalışıp hem para biriktirip hem de ne istediğinize daha iyi karar verip daha sonra gidersiniz mastera . yurt dışında yaş olayı anlamını yitiriyor , geç kalmış olmazsınız yani.
0
jimjim
(06.12.20)
(6)

Sosyal sınıf tabu mu? Varlığından bahsetmek ayıp mı?

i ve been mistreated
İnsanlar Üst- orta üst- orta - alt orta - alt sınıf olarak gelir düzeyleri ve tüketim alışkanlıklarına göre kabaca ayrılmıyor mu? Eğitim ve entelektüel sermaye de bunda muhakkak biraz pay sahibi oluyordur. İnsanlara bu konulardan bahsedince neden “niye insanları böyle ayırıyorsunuz, herkesi bir bire
İnsanlar Üst- orta üst- orta - alt orta - alt sınıf olarak gelir düzeyleri ve tüketim alışkanlıklarına göre kabaca ayrılmıyor mu? Eğitim ve entelektüel sermaye de bunda muhakkak biraz pay sahibi oluyordur. İnsanlara bu konulardan bahsedince neden “niye insanları böyle ayırıyorsunuz, herkesi bir birey olarak değerlendirmek gerekmez mi” türü tepkiler alıyorum? Kendi sınıfımızı bilmek bizi siyasi açıdan daha bilinçli, ayakları yere basar hale getirmez mi? Niye insanlar rahatsız oluyorlar ki?
0
i ve been mistreated
(06.12.20)
En basit şekilde; bir kısım insanı, kendileri kolay bir şekilde seçemedikleri ve değiştiremedikleri bir neden yüzünden diğer bir gruptan daha alt şeklinde ayırmak ve bunu insanların yüzüne söylemek hoş değil.

Kendi sınıfını bilmek insanı daha bilinçli yapar ama daha mutlu yapar mı ve insanlar bunu ister mi soru işareti.
0
archmage mahmut
(06.12.20)
bu sınıfların farkında olmak başka şey. altını çizip ayrıştırmak başka şey. sınırı ve aradaki farkı bilmek gerek. yaklaşımda da böyle bir ayrıştırıcı dil, bakış açısına sahipseniz elbette rahatsız olur insanlar.

ben kendi adıma sabancı olmadığımı biliyorum ama sabancılarla aynı insani hak ve özgürlüklere sahip olduğuma en azından sahip olmam gerektiğine inanmak istiyorum. (pratikte gerçek olmayabilir)

bir de ahlak ve böyle yargılar, sınıf farkındalığı vs zaten orta sınıf içindir. bu arada orta sınıf kavramı da kendi içinde bir oksimoron aslında. sınıf temsiliyeti için bir çatışma/çelişki/antonist-protogonist ayrımı lazım. (işçi sınıfı ve burjuva sınıfı gibi. ) orta sınıf neden sınfı olsun? neye karşı olarak ne argüman üretiyor. öte yandan yine kavram olarak sınıf kavramı zaten günümüde toptan anlamını yitiriyor. neyse bunlar işin teorik tarafı..

özetle insanlar demokratik bir ortam, bakış açısını önceliklendiriyor artık. pratikte bu demokratik ortam sağlanamasa da en azından kağıt üstünde öyle olabileceğini düşünmek istiyorlar.

sınıf bilincinin ayaklarımızı yere basar hala getirememesi de az önce açıklamaya çalıştığım "sınıf bilincinin" artık mümkün olamaması. ben hangi paydaşlarla, neye karşı ya da neye istinaden "dayanışacağım" da bana faydası olacak? bireyselleşme(olumlu anlamda kullanıyorum) ve bireysel özgürlükler artık sınıf olmaya, sınıf doğruları için birarada hareket etmeye engel oluyor. kollektif bir temsil olmayınca da ben tek başıma bir yere yamanamıyorum.

özetle evet, yıl omuş 2020 bence de artık herkesi birey olarak değerlendirmeli. o bireyler kendi ekonomik ve sosyal sınıflarında yaşayıp gitseler de kalabalıklardan söz edemeyiz artık.
0
rewlack
(06.12.20)
@rewlack söylediklerinizin neredeyse hiçbirine katılmıyorum
çok zenginlerle aynı özgürlüğe sahip olduğuna inanmak istemekle kalmak yerine o özgürlüğe ulaşmak için siyasi mücadele verirseniz bir noktada kendinize belli açılardan benzeyen insanlarla dayanışmanız gerekecek.

Bu kadar literatüre rağmen orta sınıfın olmadığını iddia etmeniz çok tuhaf gerçekten. Size orta sınıfın sözlük tanımını getiremem, herhalde siz de google kullanabiliyorsunuzdur.

Yine insanların olmasa da öyle düşünmek istemesinden bahsediyorsunuz. Acaba siz gerçeklerin farkında olmak yerine hayal dünyasında, kafasında kurup inandıklarına yaşamayı seven biri misiniz? Niye insanlara bunu genelliyorsunuz?

Türkiyede orta sınıfın vergilerle nasıl sömürüldüğünü öne çıkararak çok güzel dayanışabilirsiniz bence. Siyasi düşüncelerinizi gerçekten çok merak ettim, bana kıyasla çok başka düşünüyorsunuz.
0
🌸i ve been mistreated
(06.12.20)
:D
canım arkadaşım,
insanların neden böyle bir eğilimde olduğunu kendimce; gözlemlediğim kadarıyla açıklamaya çalıştım.
vergiler, sömürüler hak ihlalleri vs ben de hepsinin farkındayım. kimsenin o "özgürlüğe ulaşma" motivasyonun bulunmadığı kabulüyle (bunu da gözleme dayanarak söylüyorum) neden kalmadığını açıklamaya çalıştım. bu doğrudan olup bitenleri doğru bulduğum ya da benim de öyle düşündüğüm anlamına gelmez. ne diyeyim inşallah dayanışırlar/Dayanışırız da değiştiririz birşeyleri. ama bakiim hiç de öyle durmuyor kimse. hayal dünyasında yaşamak asıl bizim doğruları, gerçekleri göstererek diğer herkesin de aynı duyarlılık ve bilinçle yaklaşmasını beklemek olur.
hayat ne yazıkki bu kadar rasyonel bu kadar modernist değil artık bunu söylüyorum.

açtığınız duyuruda insanlar neden böyle davranıyor diye sormuşsunuz bu cevpları bunun için. bir kez daha belirtmek istedim. insanların özgürlüğe ulaşmak için sınıfsal bir mücadele vermeli mi vermemeli mi değil; neden sınıfsal mücadele vermedikleirni anlatmaya çalışıyorum. zira göremiyorum, belki ben göremiyorumdur.
0
rewlack
(06.12.20)
Sınıf ayrımı üçüncü kişilerce yapılan bir ayrım. İnsanların bir arada olup hak aramaları için mantıksal olarak kendilerini sınıflandırması gerekir. Bu nedenle bu ayrım insanlarda geri teper. Bu noktada mesleklere göre yapılan ayrım bile sınıf ayrımından daha gerçekçi sonuçlar verir. Sınıf ayrımı konusunda eksiklikler ve yetersizlikler de var.
0
dissendium
(06.12.20)
Evet doğru düşünüyorsun .

İnsanlar temelde inançlarına göre ayrılırlar. tarihte siyasette ekonomide de bu hep böyledir.
Maddiyatın aşırı önemsendiği bir dünyada haliyle insanlar maddiyata göre sınıf/kesim oluşturuyorlar.

İnsanı, aileden kültürden inançtan akrabalık bağlarından ve duygu ve maneviyatından ayırıp biresellik adı altında sadece nefes alan bir ham madde olarak ele almak demek herkesin gözüyle görmediği bir global bir güce adapte olması anlamına da geliyor. Küresel çalışmalar da bu yöndedir.
(Parçala böl yönet politikası sadece Ortadoğu'da uygulanmıyor)
Bu türden örnekleri bazı bilim kurgu filmlerinde de görebiliriz.

Bireysellik, kendimizden ayrılmak ve aslında bize ait olmayan, birileri tarafından önümüze konan bir konsepti başka alternatifi yok mudur bile demeden kabullenmek demektir.

Bunda çeşitli yayınlarda, sosyal medyada yürütülen ve yine bizzat sosyal medya platformlarının da algı operasyonlarında payları büyüktür.
Körü körüne takip edilen "markalar"
algı ve hayattaki diğer kişisel tercihlerimizde etkili olmaktadırlar .
Bu şekilde başkalarının oltasına takılmayı Özgürlüğün ve bireselliğin peşinde koşmak zannediyoruz maalesef.
0
Erva
(06.12.20)
(4)

Dr. house hk

kadera bach
7. ve 8. sezon nasıl? Biraz sıkmaya başladı:hasta gelir House bir şeyler bulur, tedavi eder bölüm biter. 7. ve 8. sezon da böylemi genel olarak. Bir ara house delirmişti, epey hoştu o bölümler. Gene böyle şeyler gelecek mi? Bölümler 40 dk ve bir sezonda 24 bölüm olduğu için yoruyor. O yüzden sormak
7. ve 8. sezon nasıl? Biraz sıkmaya başladı:
hasta gelir House bir şeyler bulur, tedavi eder bölüm biter.
7. ve 8. sezon da böylemi genel olarak.

Bir ara house delirmişti, epey hoştu o bölümler. Gene böyle şeyler gelecek mi?

Bölümler 40 dk ve bir sezonda 24 bölüm olduğu için yoruyor. O yüzden sormak istedim.
0
kadera bach
(06.12.20)
8. sezonda hapishanede geçen bölüm var. O iyiydi.
0
dissendium
(06.12.20)
ilk 6 sezonu izlediysen izle bitir derim.
spoiler filan vermeyim durduk yere sonuna kadar izle :)
0
bnmzz
(06.12.20)
7. Sezonu hatirlamiyorum niyeyse ama 4. Sezondan sonra benim en sevdigim 8. Sezondur. House sanki bi ekstra gamsiz, ekstra bi eglenceli tip oluyor :d tekrar tekrar acar izlerim.
0
eazy
(06.12.20)
dizinin en güzel yerlerine gelmişsiniz esasen :)
0
syozkn
(06.12.20)
(3)

Yabancı televizyon kanalları

dissendium
Yabancı televizyon kanallarını İnternet'ten nasıl izliyorsunuz? Özellikle ABD ve İngiltere kanallarını İnternet'ten izleme şansımız var mı?
Yabancı televizyon kanallarını İnternet'ten nasıl izliyorsunuz? Özellikle ABD ve İngiltere kanallarını İnternet'ten izleme şansımız var mı?
0
dissendium
(06.12.20)
IP TV kullanyorum. Afganistan kanalları bile var. Öyle diyeyim.
0
himmet dayi
(06.12.20)
youtube'da haber kanallarinin cogu canli yayin yapiyor
0
neverletyougodown
(06.12.20)
@neverletyougodown, Youtube'daki haber kanallarını biliyorum. Benim aradığım gün boyunca yayın yapan kanallar. Sadece haberlerle sınırlı olmamalı, reklamları bile göstermeli.
0
🌸dissendium
(06.12.20)
(3)

iktidar ve muhalefet

katunca
bununla ilgili ingilizce bi metin yazıyorum ama iktidar ve muhalefet için ne diyebilirim? power ve opposition diye çeviriyo ama mantıklı gelmedi
bununla ilgili ingilizce bi metin yazıyorum ama iktidar ve muhalefet için ne diyebilirim? power ve opposition diye çeviriyo ama mantıklı gelmedi
0
katunca
(05.12.20)
Muhalefet için opposition kullanılıyor. Birçok kez gördüm.

Power and opposition ifadesi de kullanılmış.

www.researchgate.net
0
dissendium
(05.12.20)
ruling party ve opposition
0
robokot
(06.12.20)
Asgari demokrasilerde yürütme erkinin başındaki parti için ruling party daha uygun ama Türkye hakkında yazıyorsanız regime, hatta direkt Erdoğan regime der geçerim ben olsam.
0
bruce mclaren
(06.12.20)
(4)

Bu nedir tam olarak?

çılgındünya
Ne işe yaradığını çözemedim
Ne işe yaradığını çözemedim
0
çılgındünya
(04.12.20)
Kağıda zımbalanmış zımba telini çıkartır
0
paramolacak
(04.12.20)
Zımba teli sökücü +1
0
dissendium
(04.12.20)
bunun ismi sekreter tırnağı :)
0
sizofren06
(04.12.20)
Zımba teli sökücü+

Amacı dışında kullanılmasıyla zamanla tırnakları yamulur bi de bunların.
0
IncredibleMau
(04.12.20)
(15)

Güzel korku/psikolojik gerilim film tavsiyesi?

Deathrow
Var mı? Böyle ekranda birden belirmeli çığlıklı şeyleri izlemem. Korku diye çekilen bir çok filme kahkaha atmışlığım var. Başlıkta belirttiğim alanda favori filmlerinizi yazar mısınız?
Var mı? Böyle ekranda birden belirmeli çığlıklı şeyleri izlemem. Korku diye çekilen bir çok filme kahkaha atmışlığım var.

Başlıkta belirttiğim alanda favori filmlerinizi yazar mısınız?
0
Deathrow
(30.11.20)
Sybil 1976
www.imdb.com
0
Amaranta ursula
(30.11.20)
Kimse yazmadan: conjuring 1-2
0
mor oje
(30.11.20)
repulsion
0
tepedeki psychedelic adam
(30.11.20)
Fractured izledik yakın zamanda. Fena değildi.
0
dissendium
(30.11.20)
The Wailing
0
eazy
(30.11.20)
A dark song
0
turkce konusan uzayli
(30.11.20)
It follows
0
suicides underground
(30.11.20)
tabiki
conjuring
0
jamswety
(30.11.20)
A perfect murder
The tane
Diaboliqiue
What lies beneath
Countdown
Hepsi muhteşemdir
0
deer hunter
(30.11.20)
The game olacaktı
0
deer hunter
(01.12.20)
Under the shadow(2016) izlemiştik beğenmiştik.
0
basingse
(01.12.20)
jacob's ladder
0
nothing in my way
(01.12.20)
Mientras duermes
La cara oculta
Contratiempo
El cuerpo

Ve daha fazlası, ıspanyol gerilim sineması diye aratirsan bulabilirsin.
0
austra
(01.12.20)
Annabelle serisi Conjuring ile bağlanıyordu sanırım, Insidious serisi, film değil ama inanılmaz korkutucu bir dizi olarak Marianne.
0
Uncle Sam
(01.12.20)
The others
Hide and seek
0
duster
(01.12.20)
(3)

virus yuku

exlibris
simdi anlatiyorlar ya, bu virusu ne kadar az alirsan o kadar hafif atlatirsin, ya da vucut daha az viruse karsi daha iyi savasir. eyvallah maskeyi takip fazla viruse maruz kalmiyoruz diiyelim.ama diyelim ki 2 adet virus girdi vucudumuza (rakami salladim) bu virus hemen cogalmaya baslamiyor mu? once
simdi anlatiyorlar ya, bu virusu ne kadar az alirsan o kadar hafif atlatirsin, ya da vucut daha az viruse karsi daha iyi savasir. eyvallah maskeyi takip fazla viruse maruz kalmiyoruz diiyelim.

ama diyelim ki 2 adet virus girdi vucudumuza (rakami salladim) bu virus hemen cogalmaya baslamiyor mu? once iki virus sonra dort sonra 16 sonra xxxxx adet coogalmiyor mu? ne oluyor?
0
exlibris
(30.11.20)
vücudun antikor üretene kadar az virüsle mücadele etmesi başka, bir sürü virüsle başka.
0
malheiros
(30.11.20)
Virüsler hücre değil ki bölünerek çoğalsın. Virüsler konak hücreden faydalanarak çoğalıyorlar. O şekilde bir artma söz konusu değil.
0
dissendium
(30.11.20)
Virüs hücreye girdiği zaman kendi kopyalarını yaptırır hücreye. Yani gerçek sayı bu değil ama 2 tane virüs 10 saatte 1 milyon hücreye giriyorsa 10 tane virüs için bu süre kısalacak, hücre sayısı artacak. Virüs için çalışan hücre sayısının artışına bağlı olarak da etkilenen organ sayısı artacak.
0
curukturpkokusu
(01.12.20)
(58)

Eşim sürekli hasta ve işten kaçıyor

hkocaman
3 senelik evliyiz, çocuğumuz yok. Eşim evlendiğimizden beri sadece 1 ay bir yerde çalıştı kalan yaklaşık 35 ayda bütün gün televizyon karşısında yatıp yerli ve yabancı dizi izlemektedir. Bir çok defa bunu sorun edip tartışmaya açsam da bir şekilde olayları manipüle edip (ya tartışmayı bağırma çağırm
3 senelik evliyiz, çocuğumuz yok. Eşim evlendiğimizden beri sadece 1 ay bir yerde çalıştı kalan yaklaşık 35 ayda bütün gün televizyon karşısında yatıp yerli ve yabancı dizi izlemektedir. Bir çok defa bunu sorun edip tartışmaya açsam da bir şekilde olayları manipüle edip (ya tartışmayı bağırma çağırma seviyesine getiriyor, ya da olayla ilgisi olmamasına rağmen bir anda anne ve babamı kötüleyerek konuyu değiştirmektedir) Annem ve babam biraz daha eski kafa muhafazakar insan olsalar da, özlerinde gerçekten iyi insanlardır, annem geldiği zaman oturup da "kızım hadi şunu yap ben oturucam" diyen bir insan değildir. Kalkar kendi hazırlar herşeyi genelde. Zaten biz İstanbul'da onlar da Ankara'da olduğu için 365 günün sadece toplasan 10 günü beraberizdir. Yeni evli olduğumuz dönemde annem eşimin tembelliğini görünce (evde misafir varken sabah 11'de kalkıyordu veya uyandırılana kadar kalkmıyordu. Kendisi bütün gün evde yatmasına rağmen ben işten geldikten sonra yemeği bana pişirttirmeye çalışıyordu)bir iki kez laf soktu. Annemin laf sokması yanlıştı ama ben de eşim bir şekilde karşılık verir diye araya girmemiştim. Daha sonra bu yaptığım davranışın yanlış olduğunu düşünerek annemleri gelmeden telefonla uyarmaya başladım. Annemlerin olmadığı dönemde de çamaşır asıp dolaba dizmek harici hiçbir işi tek başına yapmıyor. Yemek kesinlikle yapmıyor. Bir kaç kere instagramdan gaza gelip yemek pişirmiştir o kadar. %95 yemek işi bende. Ya ben işten gelmiş yorgun argın bulaşık makinesine eşya dizip, bir yandan yemek yapmaya çalışırken, yatmaya devam etmekte olduğu kanepede uzanmış trendyoldan alışveriş yapıyor. Neredeyse her günümüz bu şekilde.
Hastalık kısmına gelecek olursak. Evlendiğimizden beri: örümcek korkusu, bağırsak solucanı korkusu, beyin felci korkusu, hpv korkusu, kanlı dışkı korkusu, geç adet korkusu, akciğer kanseri korkusu, ağız kanseri korkusu, diş eti siğili korkusu, dil siğili korkusu ve aklıma gelmeyen sayısız korkudan ötürü ev işlerini yapmamayı bahane ediyor. Suratında sürekli bir mutsuzluk var. Yeni mobilya alınacağı zaman çok mutlu oluyor. İKEA'ya gideleceği zaman yine mutlu oluyor. Kredi kartına para gönderince mutlu oluyor. Onun harici genelde ya doktora gitme planı kuruyor, ya da hastaneye mi gitsek diye bana soruyor. Artık bunaldığımı, psikolojik destek alması gerektiğini söylediğimde beni ciddiye almıyor. Yardımı reddediyor.
Ben tek başıma evi geçindirmekte çok zorlanıyorum. Standart kredi kartı taksidimiz 8.000 civarı, 3.000-3.500 civarı vergi veriyorum. 2.000 TL eşime gönderiyorum, 4.500TL civari da ev kirası veriyorum. Bu sabit giderleri karşılayacak parayı kazanamadığım aylarda eksiye düşüyorum (şu an oldukça eksideyim) ama buna rağmen harcamalarda kısıtlamaya gitmeye çalışmıyor. Benim yemek hazırlamadığım her gün aşağı yukarı öğlen ve akşam toplam 120TL'lik yemek söylüyoruz. Ben aileden zengin birisi olmadığım için extra çalışmadığım zamanlar parayı denkleştirmede çok zorlanıyorum. Bunu bir türlü ona anlatamıyorum ama. Ya nası desem, hani gel 50.000TL kredi çekelim mobilyaları yenileyelim desem ona, tamam hadi der heyecanlandır. Beni durdurmaya çalışmaz, anlatabiliyor muyum?
Evde sürekli bir drama ortamı var. İzlediği Türk dizileri gibi entrikalı konuşmalar, kavga çıkarıcı hareketler yapıyor. Konuyu yumuşatmaya çalışıyorum ama bir şekilde kavga çıkarmaya çalışıyor, sürekli olarak huzursuzluk var evde. Alttan almayıp, onunla sözlü çatıştığımda baskın geliyorum haklı olduğum için. Benim baskın gelmeme tahammül edemeyip karakterime laf ediyor, anneme babama laf ediyor, kariyerime laf ediyor, göt yalayarak para kazandığımı ima ediyor vs.
Kavga esnasında ben de az malın gözü gibi davranmıyorum. Onun bana söylediği bütün aşağlıyıcı cümleleri ben de ona ediyorum altta kalmamak için. Ben de onun tembelliğiyle, uyduruk üniversitesiyle aşağılıyorum. Çünkü başka kozum yok. Tutup da eşime şiddet gösterecek bir adam değilim. Tek yapabildiğim o bana sözle bel altı vurduğunda benim de ona sözle bel altı vurabilmem.
Sürekli kavga edilen bir ortamda büyümüş. Ben ise kavgasız bir ortamda büyüdüm (bu da çok sağlıklı değil çünkü hep babam alttan almış). Gerçekten evlilikte huzur arıyorum ama olmuyor bir türlü. Sanki ilişkimiz hiç düzelmeyecek gibi geliyor.
Daha geçen hafta ağzında bir tek kendisinin görebildiği ağız tümörünü diş hekimine gösterdik boşu boşuna 350TL para verdik. O hastalık biter bitmez sırtında bir ağrı başladı ve 4 gündür yatıyor kanepede ağlamaklı bir suratla. 9 kez bulaşık makinesi doldurdum, tezgahı sildim. Etrafı topladım yerleri süpürdüm. Bir yandan da işe gidip geliyorum. Az önce konuşmaya çalıştım ve beni ilgisizlikle suçladı. Onu yalnız bırakıyormuşum, hastalığını ciddiye almıyormuşum. Suçlu benmişim.

Daha önce 2 3 kez evi terkettim ama aynı akşam geri döndüm onun aramasından sonra. O da 1 2 kez terketti ama geri döndü aynı gün. Boşanmaktan da korkuyorum. Bizim ailemizde pek yoktur böyle boşanmak, etmek.

Ne olur yardım edin. Ne yapmalıyım? Onu seviyorum ve düzelmesini istiyorum ama olmuyor bir türlü.

EDIT: Misafir konusunda daha hassas davranıyor son 3 4 aydır. Kalkıyor, ilgileniyor, beraber yapıyoruz ve ağırlıyoruz. O konuda düzeldi yani. Anlatmamın sebebi ailemle niye ters düştüğünün kökeninden bahsetmek içindi. Ailemle de telefonda görüşüyor problemsiz bir şekilde. Onlar bize gelmeden önce geriliyor sadece.
0
hkocaman
(29.11.20)
Adama hem hizmet ediyorsun, hem karnını doyuruyorsun, hem geçimini sağlıyorsun, hem de sevişerek fiziksel ihtiyaçlarını gideriyorsun. Üstüne para verse bunlardan ikisini dahi ayni kişiye yaptıramaz. Valla bravo.

Sizin oralarda boşanma yoksa kalkıp sizin oralara gitme sen de. Bosan, tek başına yaşa.
0
elorelia
(29.11.20)
daha önceden farklı mıydı eşiniz?

hani bazı durumlarda konuşmak, psikolojik destek almak falan iyi gelir tamam da sizin anlattığınız olayların elle tutulur tarafı yok. hazır çocuk falan da yokken yollarınızı ayırın.
0
hadsafhada
(29.11.20)
siz erkek tarafı mısınız? metinden anlamakta zorlandım da.
0
theseachange
(29.11.20)
@elorelia metni yazan erkek
0
austra
(29.11.20)
Yanlış anlaşılma olmuş, ben erkeğim.
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
Sadece bu anlattıklarınıza göre (karşı tarafın da argümanları vardır muhtemelen): Boşanma korkunuzun üstüne çalışın ve aşın diyebileceğim. Bazı boşanmalar evlilik kadar kutlu bir olay. Bir hatanın bedelini hayat boyu ödemek ne kadar mantıksız. Bir yandan da nafakasız boşanmanın yollarını araştırın.

Bu ekonomik krizde gereksiz yapılan her alışveriş ziyan. Borç durumunu gerekçe göstererek, kullandığı kredi kartını kullanıma kapatıp borcunu yapılandırın. Asla kredi kartı vermeyin. Sadece nakit verin makul giderlerde kullanması için. Ev için gereken alışverişi kendiniz yapın. Yemek pişirmek istemediğiniz günlerde, kendiniz dışarda yiyip gelin. Kendisi napıyorsa yapsın. Onun bilmediği bir hesap açın, borçtan kalan parayı oraya aktarın.

Çocuk isterse ASLA yapmayın.
0
gayda
(29.11.20)
Boşan gitsin bu ne ya, hafakanlar bastı okurken. Ailemizde boşanmak yok vs ne demek ya.

Ayrıca şu birkaç şeyi bilirsek belki daha iyi yorum yapabiliriz; nasıl tanıştınız, ne kadar sevgili kaldınız, yaşlar kaç? Evlenmeden önce bu huylarıni gizliyor muydu, siz mi sezemediniz?
0
austra
(29.11.20)
Kimseye kolay kolay ayrılın, boşanın yazmıyorum bu sitede ama bence boşanın. Okurken ben sıkıldım. Bu arada aileniz her şeyin farkındadır. Boşanırsanız niye boşandınız diye sormaz kimse.
0
dissendium
(29.11.20)
'Onu seviyorum ve düzelmesini istiyorum ama olmuyor bir türlü.'

Düzelmeyecek. Olmayacak. Kavga etmekten drama yaratmaktan başka iletişim şekli bilmeyen insanlar, kendilerinde bir sorun da görmüyorlarsa, ölene kadar öyle devam ediyorlar.

Ayrıca şiddet her zaman fiziksel olmaz. Sizin ilişkiniz şiddet dolu.
0
otonomo
(29.11.20)
Arkadaşlar şunu tekrar belirteyim. Özünde iyi bir insan olduğunu biliyorum ve onu seviyorum. O sebeple boşanmayı düşünmek bile beni çok üzüyor ve korkutuyor. Ayrıca boşanırsak ne yapar ne eder? Ben onu çok sahiplenmiş durumdayım. Korumamdan çıkmasını göz almak bile ürkütüyor.

Başka bir yolu yok mu? Benzer deneyim yaşayanlar hep mi boşandı?
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
Yani bilmiyorum çok tek taraflı anlatılmış gibi geldi ama gerçekten anlattığınız gibi ise böyle biriyle ilişki devam ettirmeye gerek yok. Sizi baya kullanıyor, böyle bir ilişkinin devam edebilmesi çok enteresan cidden. Bir de nafaka da ister şimdi ayrılsanız. İş falan aramıyor mu hiç?

Kendi başınıza huzurlu yaşarsınız hiç değilse.
0
playing star again
(29.11.20)
gayda +1000
karşı taraf acaba neler düşünüyordur diye kendime sordum.

yavaş yavaş gücünüzü çekin, bir bakın bakalım kendi haline neler yapabilecek. yemek yapmayın, bulaşık yıkamayın, temizlik yapmayın. sorumlulukları ona yükleyin.
bence tamamen bencil olun

nafaka vermeden, daha fazla zarar almadan boşanmanın yollarını arayın. ayrıca bu süreçte de kozunuz olsun, toplamaya çalışın.

bunca sene çok iyi dayanmışsınız.
şu anda kendinize kötülük ediyorsunuz, böyle de gitmez zaten. kim ne,der ne düşünür diye düşünmeyin, boşanmak bu durumda bayram demek olur gibi.

bol şans
0
MtKrt
(29.11.20)
@hkocoman

yazmadığım şeyler vardı ama dayanamadım.
siz boşanmak istediğinizi söyleseniz, o çok iyi bir insan dediğiniz kişi acaba nasıl bir canavara dönüşecek? nafaka için neler neler yapacak?

sizi tamamen kullanıyor, başka bir açıklaması yok, iyi niyetinizi sömürüyor.
hatta "oh bee kapağı iyi yere attık, evlendim kurtuldum" diye de düşünüyordur. belki de sağlam nafaka koparmak için böyle davranıyordur.
ama hiç bir şey göründüğü kadar masum değil, o kesin.
0
MtKrt
(29.11.20)
@MtKrt
benden 4 yaş küçük, ikimiz de 30lu yaşların başındayız. mezun olduğu bölüm işsizlik sıkıntısı çektiği için yaptığı görüşmeler olumlu sonuçlanmıyor. hem ülkenin hali de malum. görüşmelere gidiyor ama kimse işe almıyor.
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
bence tedavi olasi lazim. diyorum ama bencil de geldi biraz.
annen annesine durumu anlatsin. kuzenimde böyleydi, is ciddiye binince birazcik duzeldi.
0
wishmaythşngs
(29.11.20)
“8 000 civarı, 3.000-3.500 civarı vergi veriyorum. 2.000 TL eşime gönderiyorum, 4.500TL civari da ev kirası veriyorum”
20.000tl aylık geliriniz varsa bence bir şekilde onu kendi işinize dahil edebilir ya da ona bir iş kurabilirsiniz. Bu yola gelecek mi bakalım?

Ben de daraldım bu arada okurken
0
her giriste sifresini unutan adam
(29.11.20)
Tembelliğin bu kadarına tahammül edemezdim ben ya... Para kazanmıyorsa ev işlerini üstlenmeli çünkü evlilik hayat ortaklığıdır. Belki depresyon geçiriyodur diycem ama baştan beri böyle diyosunuz, bu kadar uzun süremez ki...
Bence çift terapisi ayağına terapiye başlatın, belli ki sorun psikolojik. Olmuyorsa da lütfen çok yıpratmayın kendinizi, kimseye heba etmeyin ömrünüzü.
0
megalomaniac
(29.11.20)
Evlenmeden önce de hastalığa bu kadar takmış mıydı?
0
oyokbuyoknevar
(29.11.20)
boşanma ufukta gözükünce gerçekte kimle evli olduğunu göreceksin.

nafaka versen de farketmez, en acilinden boşan. nafaka seni rahatlatır bu durumda.

"korumamdan çıkması" sözü hiç hoş değil, bu arada. koca koca insanlarsınız.
0
stewie
(29.11.20)
@stewie
bensiz pek fazla ayakta durabileceğini sanmıyorum, o sebeple söyledim. belki yanılıyorumdur, ki umarım yanılıyorumdur.
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
psikolojik olarak bir rahatsızlığı var gibi duruyor, belki majör depresyondur. bu kadar seviyorsanız, kesinlikle profesyonel yardım almasını sağlayın bir şekilde. terapi/ilaçlarla iyi olacaktır.
0
candide
(29.11.20)
Abi manyak mısın ne stigmasından korkuyorsun? Boşa gitsin. Babasının evinde yayar bir tarafını istediği kadar dizi izler. Böyle bir kadına bunca zaman iyi dayanmışsınız. Aklıma arkadaşım geldi. Benzer durum. Boşanırken her şeyini verdi, kurtuldu. Dünyanın en mutlu, en hafif insanı oluverdi. Sizi suyun altına çeken bir ağırlık var. Kesin kurtulun nefes alın. Birisi arkadaşın üstüne avukat atsın.
0
catch the arrow
(29.11.20)
Hocam yarın boşan rica ediyorum. Ya da çok seviyorsan, son kez şans ver kendisine net bi şekilde düzelmezse boşanacağını söyle, bikaç ay daha bak düzeldi düzeldi, düzelmedi yol ver gitsin. Böyle hayat geçmez.

Böyle olacağını bilsen evlenmezdin değil mi? Cevap burada gizli. Zararın neresinden dönülürse kardır.
0
sekerse tehlike
(29.11.20)
Eşiniz gayet ne yaptığının bilincinde. Büyük ihtimal eşinizin ailesi de durumun bilincinde. Sizin gibi evliliği olan çiftlerde bu işler böyle yürüyor. Kadın hiçbir şey yapmıyor, üstüne istedikleri olsun keyfi bozulmasın diye hastalıklar, bahaneler, kavgalar. Eşiniz kendi keyfini, rahatını düşünerek sizin hayatınızı mahvediyor. Siz onu sanırım yağmurda kalmış yavru kedi/köpek olarak görüyorsunuz. Napar siz olmasanız, kim bakar, bir eli bulaşıklara dokunsa aman ne olur elleri, deterjan koklasa ne hallere düşer, ailesinin evine gitse ne derler ona, sonuçta hayatınızın geri kalanını geçirmeyi planladığınız birisi diye düşünüyorsunuz ama düşünmeyin.

Siz şuan sadece kendinizi harcıyorsunuz, ilerde çocuğunuz olursa eşiniz değişmeyecek, çocuğun tüm sorumlulukları sizde olacak. Belki siz yıkayana kadar çocuğu yıkamayacak, çocuk elinden iş gelecek yaşa gelince ondan bile beklentiye girecek. Çocuğunuz olursa eşiniz ona da hayatı zehir eder.

Eğer siz eşinizin beklentilerini bilerek karşılaşamazsanız size de ailenize de hayatı dar eder. Kavga gürültü yine istediğini yaptırır. Yarın öbür gün işiniz bozulsa, haliyle eşinizin keyfi bozulacak valla evi terk eder, benim keyfim, rahatım senin yüzünden bozuldu diye. Her insanın evlilikten beklentisi farklı. Belki siz bu evlilikten pekte rahatsız değilsinizdir, sonuçta 3 yıldır böyleymiş ilişkiniz. Kimisi 3 ay böyle birine dayanmaz.
0
GoodMorningTeacher
(29.11.20)
@wishmaythşngs

ben annesine daha önce 1 ya da 2 kez telefonda açıklamaya çalıştım durumu. ama onun da elinden birşey gelmiyor denese de. onlar telefonda nasihat verince bu sefer onlara da bağırmaya başlıyor.
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
@sekerse tehlike

evet evlenmezdim.

bu arada ben onu kesinlikle pışpışlamıyorum. yapması gerekeni yapmadığında soğuk davranıyorum. yapması gerektiğini hatırlatıyorum. defalarca söylüyorum. yeri geliyor ben tartışma açıyorum. ama yine dönüyor dolaşıyor en başa dönüyoruz, gelişme yok yani.
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
Bekara boşamak kolay ama hocam böyle devam etmez bu iş. Tüm yazılanları okudum, iyi ki bekarım dedim bir an. Bu nedir yahu böyle hayat geçmez.
0
electrobuzz
(29.11.20)
Yani makul düşünce, işsizliğin aile bütçesine katkıda bulunmaya mani olmayacağı. Eşit mal paylaşımı bu yüzden var ve olmalı. İlla nakit olmak zorunda değil ki katkı. Para kazanmanın zorluğunu takdir eden insan (zor para kazanmak) bu krizde alışverişe abanmaz hayat arkadaşının parasıyla. Deterjan için bile indirim kovalanacak dönem bu, içerdeyim diyorsunuz bi de. 20 gün evde yemek pişirse, +2400 lira katkı demek bu. Bu dönem çiftlerden birinin işsiz kaldığı aile az değil; evde kalan çocuklara bakıyor, yemek yapıyor cinsiyetten bağımsız. Bu masraflarda kesintiye gidiliyor gözlemlediğim bütçe elvermeyince.

Ama ideali tarif eden yaklaşımlar işe yaramaz sizin durumunuzda. Sorun elbette psikolojik, belki depresyonda, depresyon tedavi edilebilir bir şey. Ama hastalık takıntıları, ilgi açlığı filan daha köklü psikolojik sorunlar bunlar. Sizin göstereceğiniz hiçbir ilgi yetmez zaten. Sadece madden değil manen de parazit besliyorsunuz.

Ama zaten aradığınızı bulmuşsunuz bi yerde, bu konuda da belki özeleştiri yapmalısınız. “Provider” rolü üstlenmişsiniz, “korumamdan çıkmasını göze almak bile ürkütüyor” demeniz çok dikkatimi çekti. Siz bu rolü üstlenmişsiniz (bilinçli veya bilinçsiz onu siz bilirsiniz), şimdi baş edemiyorsunuz veren taraf olmakla. Ama böyle dinamikler kardeşlikte, arkadaşlıkta, hiçbir ilişkide çok kolay değişmiyor. Silme imkanı varsa, silip yeniden başlamak daha kolay.

Bir de tek taraflı anlattığınız kadarıyla söylüyorum, profil tanıdık bana. İş bulmasına da ümit bağlamayın. Şimdi bir birim alışveriş yapıyorsa, artar; şimdi tercih edilen markaların üstüne çıkılır; şimdi ev işlerinde destek olmuyorsa, temizlikçi tutulur; şimdi yemek yapılmıyorsa, iş bulunca zaten yapılmaz. Kendi maaşı yetmez, yine size girer. Ama iş bulursa nafakadan yırtarsınız çocuk olmayınca, o da olumlu.
0
gayda
(29.11.20)
@j r r tolkien hayrani

normalin ne olduğunu bilmiyorum. evde 3 güne bir sözlü tartışma olması normal mi? her dışarı çıktığımızda, avmde, sokakta anlaşamamamız normal mi? benim alttan mı almam gerekiyor? hep erkek mi alttan almalı huzur olması için? kadınların pms öncesi erkeğe kötü davranması normal mi mesela?

Anlatabiliyor muyum? Evlilikte ne normal ne normal değil ben de algılayamıyorum. O sebeple yardım istedim.
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
@gayda

işe girerse tüm maaşıyla istediği masayı alacağını söyledi. eve katkı ya da borçlarıma yardım etme hususunda bir düşüncesi yok.
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
36 ayın 35inde hiç çalışmamak ve bunu artık normalleştirmek. evde tüm gün oturup kocasının vereceği parayla yaşamak. anne babaya saygısızlık, elini bir taşın altına sokmamak ve kendisi haricinde herkesi suçlamak. boşan güzel abicim, boşan mutlu ol.
0
ismim ibrahim
(29.11.20)
Cocuk yapma sakin, eninde sonunda bosanirsiniz zaten, cocuga da sana da yazık.
0
kveldulv
(29.11.20)
Böyle bir profilin düzelme ihtimali % 1 bile değil.
Evlilik paylaşmak demek, tek taraflı bir sömürü düzeni değil.
Ne kadar erken kurtulursan o kadar iyidir.
0
alfred
(29.11.20)
kardeşim bence oturup konuşmanın zamanı gelmiş. ortada gerçekten psikolojik bir problem de olabilir. sürekli hastalık hissi, sürekli şikayet bunlar sağlıklı insanın istese bile sürekli yapabileceği ve sürdürebileceği şeyler değil. bence boşanma vs konusundan önce bi pro yardım alın derim. yani düşünsene insan çalışmak istemediği için her gün ağrım var diye yatabilir mi, hasta taklidi yapabilir mi? bana mantıklı gelmiyor. ha artık uğraşmak istemiyorsundur, onu da anlarım gayet mantıklı, o zaman da bence boşanmak mantıklı. özellikle kavgasız bir ortamda büyüyen sen için huzur en büyük hakkın bence, yazık günah.
0
roket adam
(29.11.20)
Boşa. Boşanın demiyorum bak, boşa.
0
pass
(29.11.20)
Pass +1 boşa.
Çocuk yapma, boşa.
İlk işin iyi bir avukat bulup kadına nafaka vermemenin yollarını ara ve boşa.

Ulan bize böyle adamlar rastlamaz ya. Ben sevgilime bu kadının yaptıklarını yapamam mesela. Anında boşanır.
0
Hallegadola
(29.11.20)
Siz her şeyi yüklenmişsiniz. Nasıl olsa beni seviyor, başkasını bulamaz, benden de boşanamaz diyor. O yüzden çok rahat davranıyor. İş bulamaması nedeniyle psikolojisi bozuk. Psikiyatriste götürün mutlaka. İşsizlikten kendinde hastalıklar buluyor ve size sarıyor. Daha da düzelmiyorsa konuşun ve boşanın. Ömür boyu çekilecek çile değil. Sakın çocuk yapmayın.
0
beyaztenlikiz
(29.11.20)
Okurken şiştim. Allah yardımcın olsun. Böyle kadın çekilmez. Evlilik terapisine gidin derim de alacağın cevaplar az çok belli. Çocuk yapma aman deyim. Otur ciddi şekilde konuş uyar, duygu sömürüsü yaparsa yeme, gerekirse de ayrıl dostum ne diyelim. 3 yıl böyle ise işkence görmüşün sen haberin yok.
0
Topalordek
(29.11.20)
İşte işsizlik büyük bir derttir, onu çeken bilir. Masaya istemsiz güldüm. İşsiz insanın derdi ilk maaşıyla masa almak olmaz ya. Hobi olarak çalışacak çalışırsa, siz yine aynı. Girip bakın sözlükte ilk maaşla yapılanlar başlığına.

Psikolojik destek oh ne ala filan da, sizin demenizle olmaz. Sizin ısrarınızla bi fayda zor yani, kendi iradesiyle çözüm araması lazım işe yaraması için. Ayrıca, otuzlu yaşlar diyorsunuz, geride yıllar var insanı o yaşa getiren demek. Böyle davranış motiflerini oluşturan yani. Öyle üç beş kere psikologla konuşayım da düzeleyim gibi bi şey yok.

Eninde sonunda boşanmaya sıcak bakacaksınız. Ama o zamana kadar yıpranacaksınız, bezince boşanacaksınız. Bu problemi faydaya dönüştürmek için bana makul gelen muhatabınız neyi niye yapıyordan ziyade kendi durumunuza odaklanmanız. Şikayet etsek de değiştirmek için böyle yetersiz kaldığımız durumlarda, aslında bi sekonder faydamız oluyor gözümüzden kaçan. Nasıl böyle bir evliliğe sürüklendiğinizi anlarsanız kendi zaaflarınızı anlarsınız gibi geliyor bana. O zaman da o şimdi seviyorum dediğiniz insan sizin zaaflarınızı nasıl istismar etmiş (bilmeyerek veya bilerek) görecek ve kaçınılmaz olarak tiksineceksiniz.

Çift terapisi de denenebilir, çünkü biz ne okuyorsak sizin gözleminiz. O yazsa böyle tek taraflı, eşim okuduğum okulu küçümsüyor dese sadece, diğer konulara değinmese, ona da hak verilirdi. Ama sadece yazdıklarınıza bakarsak, ben olsam kendime odaklanırdım nası böyle bi tufaya düştüm diye. Diğer ilişkilerinizi (arkadaşlık, aile, akraba, iş hepsi) bi tartmakla başlayın, memnun etmek için çok fazla feragatte bulunduğunuz bi durum var mı misal? Motif aramak lazım yani, benzer rollerde buldunuz mu kendinizi daha önce diye.
0
gayda
(29.11.20)
Bir cok kisi boşan yazmış. Biraz da kendimden bahsedeyim cunku ben de haksizsam bunlari duymak isterim. Pandemiden beri homeoffice calisiyorum. Evin bir tane odasini ofise çevirdik orada masam bilgisayarim vs var. Sabah 7'de kalkiyorum bazen 8-8.30a kadar calisiyorum. Surekli bilgisayar başında oldugum icin itici oldugumu soyluyor. Mesela bu kadar bilgisayar başında calismak bir kadin gozuyle itici mi? İlla spor salonuna mi gitmem gerekiyor itici olmamak icin? Ayni sekilde pandemiden beri haftada 2 kez internetten arkadaslarla bulusup wow oynuyoruz. Sadece Pazartesi ve Cuma her biri 3 er saat sürüyor. Bu zaman araliginda esim yalniz kaliyor, tvdeki dram dizilerini izliyor. Diger gunlerde ve Kalan zamanlarda esimle disari cikiyoruz kisa yuruyusler yapiyoruz. Avmlere gidiyoruz orada dolasiyoruz, alisveris yapiyoruz. Ama benim uzun mesai saatlerim onu boguyor olabilir mi? Ayni sekilse onun izlemek istedigi dizileri ben sıkıcı buluyorum. Son donem psikolojik dram dizilerini takip ediyor ben 10dk dayanamiyorum izlemeye. Mecburen yalniz birakiyorum. Arada beraber izledigimiz de oluyor tabi. Surekli yalniz degil yani.
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
işin pc başında olmak itici olan bişey yok. kendi kafasında bir dünya var orada da seni oraya uygun görmüyor. muhtemelen çok fazla yerli dizi izliyor ve instagramda çok takılıyordur. oradaki pembe hayatlar gözünü boyamıştır. ne yaparsan yap düzelmez. boşanmak istemiyorsan da en sakin en sorunsuz günde karşına al ve boşanmak istediğini sakince söyle. sakın kavgalı günde söyleme. ciddi görün ve sorunları anlatma. sadece hayal ettiğim kişi sen değildin de geç. sorunu bu şekilde kendinde aramaya başlar. 100 saatte hatalarını anlatsan bişey değişmez. kilit 10 kelime yeter. hayal ettiğim kişi bu değildi ve artık sevmiyorum de.
0
avatar is back
(29.11.20)
şu an covid pozitifim, ağrım sızım ve acayip yorgunluk var ama bir gün bile yatıp dinlenemeden gecem gündüzüm birbirine karışmış bir şekilde 3.5 aylık bebeğe bakıyorum (benim de eşim doğumdan sonra evi terk etmişti, 1 ay evde yalnız kaldım). bugün ayrıca yemek yaptım, iki posta çamaşır yıkayıp astım/kuruladım (fırsat bulursam banyo yapacağım ve kuruyan çamaşırları toplayıp yerleştireceğim; bunları da bebeği uyutmaya çalışırken yazıyorum). evi devamlı toplama modundayım, eşimse içtiği su şişesini bile koltuğun altına yuvarlıyor (bugün evdeki çöpleri topladı, bulaşık makinasını doldurup boşalttı hakkını yemeyeyim şimdi). biraz önce eşimin (benim sürekli düzelttiğim ve onun devamlı dağıttığı) çamaşır çekmecesini düzenledim. eşim negatif çıkmasına rağmen benden daha fazla hasta mesela. neden bunları yazdım? eşim benim hakkımda duyuru açsa tıpkı senin yazdıklarını yazar ve buradaki herkes de boşansana der. halbuki hiç de öyle değil. bir de eşinin ağzından dinlemek gerek. duyurunda anlattığın kadın profilini okuyunca ne kadar kötü bir evlilik, ne kötü bir eş diyor insan ama iki tarafın anlattıkları o kadar farklı oluyor ki kimseye haklısın haksızsın diyemiyorum. eşin neler anlatırdı acaba?
0
deartheodosia
(29.11.20)
@deartheodosia

Benle ilgili sorulariniz varsa yanitlarim.

Esim corona pozitif olsa, ispat edemem ama yemin edebilirim, sadece ve sadece tuvaelete kalkar. Mutfaga gidip 1 bardak su almaz. Kanepeye yatip kivranir durur sadece.
0
🌸hkocaman
(29.11.20)
senle ilgili soruları senin değil eşinin yanıtlaması gerekiyor. sen de bizi anla, inanması güç bir durum. bizimki gibi evlenen kadına "gelin" denen bir memlekette kadının bu kadar yan gelip yatması ve senin de buna 3 yıldır yeter behh dememen hayli enteresan.

oyokbuyoknevar'ın sorusunu tekrarlamak istiyorum. evlenmeden önce nasıldı? kaç sene görüştünüz? hiç mi falso vermedi? bile isteye mi evlendiniz?

bu arada nafaka diyen arkadaşlar, siz de biliyorsunuz ki çocuk olmadan nafaka falan olmuyor ortada. hele 3 yılda asla. Karısını 40 yıl eve hapsedip sonra 20lik almak için kadını sokağa atanlar için bu nafaka olayı. acunun şeymaya verdiği de tamamen sus payıydı.
0
birsürüsorumvarr
(29.11.20)
sadece terapiyle duzelirse ok, onun disindaki tüm yollar benim icin ayrilmaya cikar.
atiyorum ailesine söyledin, kizinizi uyarin böyle böyle ben bosanacam basdemiyorum. ondan sonra düzelirse ben kullanildigimi düsünürüm.

bir de insan kardesi olsa dayanamaz nesini seviyorsun ki artik yani bikmadin mi?

bir de ekstra senaryo ekleyecegim, annenlerin paraya ihtiyaci olsun onlara para gondermis ol, tepkisi ne olacak.
0
durgunfoton
(29.11.20)
abi sen ne kadar iyi niyetli bir insansın ya. hala kendinde hata arıyorsun ve itici mi diyorsun.
hala o çok iyi bir insan diyorsun
kusura bakma ama sen eşek olursan semer vuran çok olur.
sürekli çalışmışsın ve kadınlarla ilişkin olmamış sanırım
yukardakilere katılıyorum. bir an önce nafaka ödemeden boşanmanın yollarını ara
0
dafuq
(29.11.20)
bence siz sevildiğinizi, değer gördüğünüzü hiç hissetmiyorsunuz ve yazılan profildeki bir insan zeka seviyesi ya çok düşük ya da alemin çakalı biri. benim de dikkatimi işe girerse alacağı masa çekti. bunda bile sizin gelirinizle karşılamadığı hayalden bahsediyor. her hareketiyle sizi yetersiz gören biri. kendini daha iyilere layık zannediyor ama bir eş olarak selamı bile haketmiyor bunca değersiz tavra.

deneyebilirsiniz bazı şeyleri. maddi kısıtlama gibi ya da sıkıştım arabayı satayım gibi bi şey atın internetten daha ucuz modellere bakın borçları ödemek için mesela.(gelirinize göre araba olduğunu varsaydım)
maddi ve manevi yanınızda hissetmediğiniz için yani basit şeyler atın olay çıkaracak mı yoksa çözüm mü düşünecek. sorumlulukla tanışması lazım. @durgunfoton "sonradan düzelse o saate kadar kullanıldığımı düşünürüm" demiş buna da hak verdim ama siz de ilişkiye çok bilinçli yaklaşım sergilemek değil duygusala bakmaya çalıştığınız için bence direkt boşanmadan bahsetmek yerine ufak tefek hesapta olmayan olaylara tepkisine iyice bakın. eşim dediğiniz insan avmde dolaşmak dışında da yanınızda olduğunu hissetmeniz gereken kişidir. standart evlilik yalnız olmaktansa eşiyle paylaşınca iyi olunan şeydir bence. yalnızlık çok daha iyiyse neden evlenilsin. ha bu değil ki her sorun cıktıgında boşan ama başından beri bir düşünün kaç kere eşime güveniyorum deyip paylaşım sergilediniz. "o halleder" dediğiniz ne var sandalye almak dışında?

geçmiş olsun.
0
ala09
(29.11.20)
“Aynı kaynım” bile değil, “aynı kedim”
0
dedi ve gitti
(30.11.20)
yukarda verilen cevapları okumadım. tüm yazdıklarınızı da okumadım gerci.
yalnız benim anladığım, eşinizde bazı ruhsal hastalıklar (muhtemelen okb ve depresyon) varmış gibi duruyor.
çünkü (sizin anlattığınıza göre) tavırları normal ve sürdürülebilir değil.
önce bir evlilik danışmanına, oradan da psikoloğa veya psikiyatra gidilip tedavi yoluna gitmek lazım.
0
prizmatik
(30.11.20)
üstteki cevapları okumadım ama eminim herkes birçok konuda zaten söylenmesi gerekenleri söylemiştir.

ben biraz daha psikolojik açıdan bakmak istiyorum.
zaten "babam hep alttan almış" cümlesi her şeyi anlatıyor, detaya gerek yok.
babanızla aynı kaderi yaşamakla ilgili bir sorununuz var.

bilinçaltında ya babanızı çok sevip, ona bir noktada belki acıma ya da şefkat duygusuyla yaklaşır ve onu yalnız bırakmamak için onunla aynı kaderi paylaşırsınız ya da babanızdan nefret edersiniz ve hayat sizi babanız olmaya zorlar.

ikisi de iki ayrı uç, iki ayrı denge ama iki aynı sonuç.
biri babayı yalnız bırakmamakla, biri babayı affedememekle ilgili.
sizinkinin ilk durum olduğunu düşünüyorum.
uzun lafın kısası, babanızla olan bağınızda bir fazla bağlanma ya da fazla empati olmuş, bunu düzeltmeniz lazım.
bu da terapiyle olur.

bu konularda annenizin de rolü vardır elbette.
eşiniz burada aslında bilinçdışından çağırdığınız, size babanızın yaşadıklarını yaşatacak, onunla kendinizi aynı hissetmenizi sağlayacak bir piyon gibi.
o yüzden boşanın demiyorum, zaten sizin ailenizdeki ilişki dengesi düzene girince ya eşiniz düzelir ya da kendiliğinden süreç işler ve boşanırsınız.

bu sorunu çözmezseniz boşanıp tekrar evlenseniz de kendinizi yine aynı döngüde bulursunuz çünkü bilinçaltınızdaki pattern bu.
terapiye gidin.

edit:
çift terapisinden bahsetmiyorum.
siz gitmelisiniz terapiye.
"sorun çıkartan ve hatalı/haksız olan o, ben neden gidiyorum?" diyebilirsiniz ama bunu yukarıda açıklamaya çalıştım.
bu aslında farkında olmadan sizin çağırdığınız bir şey.
bunu neden yaptığınızı bulup çözmeniz önemli, eşinizin ya da diğer dış etkenlerin bir önemi yok.
siz değişirseniz, onlar zaten değişir.
o yüzden hayatınıza neden böyle birini çektiğinize, aldığınıza dair kendinizle çalışmanız lazım ilk etapta.
0
blatta hiberna
(30.11.20)
dahiliye+psikiyatri
düzenli ilaç kullanımı
0
bir soru sorcam
(30.11.20)
Boşanın diyemem "bekara karı boşaması kolay gelir." derler .Eşinizin burnunun sürtülmesi gerekiyor. Sizin onu terketmeyeceği, hep yanında olacağınız aklında onun için bu özgüven.
0
komando kani var bende
(30.11.20)
@blatta hiberna

tartışma esnasında ona kendimi savunurken, "niye annene karşı babanı da savunmuyorsun" diyor. "Madem etik değerlerin, kuralların var. Annenle de yüzleşip babanı savunsana benzer durumlarda" benzeri şeyler söylüyor. Bu dediklerinizle paralel olabilir mi? Her tartışmamızı evlendiğimizden beri aileme indirgiyor.
0
🌸hkocaman
(30.11.20)
evet, paralel.
yani tabii bunları bilinçli olarak söylemiyordur.
belli ki bunu sizi bir anlamda pasif bulduğu ya da "beğenmediği" için kınama amaçlı falan söylüyor ve ne söylediğinin farkında değil.
ama söylediği şey doğru.

niye annenize karşı babanızı savunmuyorsunuz?
öncelikle zaten evin "çocuğu" olarak bu sizin göreviniz değil aslında.
aynı zamanda, çünkü muhtemelen babanız annenizle başa çıkamadığına göre, siz hiç çıkamazsınız diye düşünüyorsunuz.
o yüzden siz de babanızla aynı kaderi paylaşarak, onu yalnız bırakmamış oluyorsunuz.
bir nevi yoldaşlık gibi.

şimdi de siz başa çıkamayacağınız sorunlar yaratan, altından kalkamayacağınız şeyler yaşatan bir kadınla, ne kadar sessiz kalmıyor olsanız da günün sonunda her şeyi alttan alıp düzeninizi bozmadan yaşamaya devam ediyorsunuz.
boşanamazsınız çünkü babanız da boşanmamış zaten.

bir kırılma yaşayıp boşansanız, ikinci bulduğunuz eşiniz de bu sefer mesela işkolik olup eve gelmeyecek, siz bunun aynısını başka bir insanla yaşayacaksınız.
babanızdan öyle öğrenmişsiniz ve bu şekilde bir bağ kurmuşsunuz.

babasından dayak yiyen kadının kocasından da dayak yemesi gibi.
genel konuşuyorum tabii ama orada öğrenilmiş olan aile düzeninin, kültür etkisinin falan dışında, derinlerde bir yerde annenin kaderine ortak olma da vardır.
sizdeki de bunun gibi.
yani bilinçaltınızda, "madem kurtaramıyorum, bari yalnız bırakmayayım. baba bak, ben de aynı şeyi yaşıyorum, sen yalnız değilsin" demiş oluyorsunuz.
0
blatta hiberna
(30.11.20)
blatta hiberna+1

şema örüntüleriyle ilgili okumanızı öneririm naçizane.

kitaplar: hayatı yeniden keşfedin, mod terapi.
0
Phoebe
(30.11.20)
vallahi bazı acılardan kendimi gördüğüm icin cok yuregime dokundu bu duyuru.
bence eşiniz cok ciddi depresyonda. majör depresyon gibi duruyor.
yukarda yazılanlar bana biraz vicdansızca geliyor, cunku kadının bunların hiç birini bile isteye yaptıgını dusunmuyorum.

öte yandan sizin de yadıma ihtiyacınız var ve blatta'nın dediklerine cok katılıyorum. bu asırı verici rolu size guvende hissettiriyor.(kendimden biliyorum)
0
galandar kostumu
(04.12.20)
İster kadın tarafı olsun ister erkek, boşanın gitsin.. Neyi bekliyorsunuz? Düzelmez.
0
yetersizbakiye
(05.12.20)
Boşanmaya kalksan o kadın senin iliklerini söker. Çalışmayan kadınla evlilik en büyük hatadır. O kadın ev işi yapmaz çünkü tembelliğe alışmıştır. Eve destek de olmadığı için tüm yük üzerinde olur.
0
kickboxer
(05.12.20)
(6)

böyle bir durumda hukuk okunur mu?

super gazi
herkese iyi akşamlar,herkese sağlık dolu mutlu ve huzurlu günler diliyorum..aslında yazacağım başlık daha farklı bir şey olacaktı ama kendimize otosansür uyguladık işte,neyse..üniversite sınavına hazırlanıyoruz 34 yaşından sonra,aslında bir iddiam yok,üzülecek yada kaybedecek bir şeyim yok.eşit ağır
herkese iyi akşamlar,herkese sağlık dolu mutlu ve huzurlu günler diliyorum..aslında yazacağım başlık daha farklı bir şey olacaktı ama kendimize otosansür uyguladık işte,neyse..üniversite sınavına hazırlanıyoruz 34 yaşından sonra,aslında bir iddiam yok,üzülecek yada kaybedecek bir şeyim yok.eşit ağırlık yada sözel bölüm yazacağım bitirdiğim bölüm ve okul dolayısıyla,bakıyorum sözel bölümlerin hepsi işe yaramaz ve leş..bomboş bana göre..eşit ağırlık bölümleri fena sayılmaz yazarsam muhtemelen eşit ağırlık bölümleri yazacağım(tabii gerekli olan puanı almayı başarabilirsek)şimdi mesela hukuk bölümünü yazabilirim,ama asıl sormak istediğim şudur ki,neden herkes hukuk okumak istiyor?.bu işte çok para mı var?avukat dediğimiz kişiler çuvalla mı para kazanıyor yada ne bileyim bu bölümü okumak prestijli ve itibarlı mı?(hayatımızda hiç artımız olmadı,bunu okuyarak mesela bir prestijimiz olur mu?)

şimdi de gece gece siyaset yapayım,memlekette adalet yok,hukuk zaten hiçbir zaman olmadı buna rağmen neden millet hukuk okumak istiyor?.yani bu bölümün ne avantajı var?.hukukun olmadığı bir yerde millet neye göre karar veriyor ki..bir de tavsiye eder misiniz bu bölümü..

son olarak türk-alman üniversitesi diye yeni açılan bir üniversite varmış,buraya giden yada yakını okuyan var mı?eğer puan tutturabilirsem buradaki bölümlerden birkaçını yazmayı düşünüyorum.tavsiye eder misiniz?

herkese mutlu günler ve geceler diliyorum..
0
super gazi
(28.11.20)
öncelikle; noktalamalardan sonra lütfen boşluk bırak, bu şekilde hiç okunur değil yazın ne yazık ki.

avukatlığın daha bir forsu vardı, şimdilerde itibar zedelenmesi yaşıyor da olsalar avukatlık bu ülkede doktor ve mühendislikle beraber top 3 jenerik meslekten biri. öğretmen bunların arasından yeni düştü, mühendislik sallanıyor, avukatlık ise mühendisliğin hemen arkasında. bu yüzden idealist olmasalar da yapabileceğini düşünenler hukuk okuyor.
0
Jux
(28.11.20)
türk alman hukukta okuyan bi tanıdığım var. on numara üniversite. bir kere almanca hazırlıkta kafalarına vura vura öğrettiler o almancayı. diğer devlet okulları b1 derecesi ile salarken bu adamlar c1 testdaf belgesi istiyor hazırlığı geçmek için. tanıdığım kız bir senede hazırlığı bitirmek için hastanelik oldu çünkü almanca temeli yoktu. neyse, sonra hukuk fakültesinde almanca hukuk derslerine giren hocalarının bazıları almanyada birebir yasaları yazan ekipten proflar doçentler. ben tırt bi okul sanıyodum ama arkadaşı gördükçe anladım ki baya sağlam.

yalnız bu sene 12binden aldı ta hukuk. tutturması çok zor.
0
birsürüsorumvarr
(28.11.20)
Hocam sözel, sayısal ayrımları bu ülkedeki eğitim sisteminin en büyük sorunlarından biri. Öğrenciler hayata direkt sınırlanmış olarak başlıyorlar. Sınırlanan öğrenciler alanlarındaki en yüksek puanlı bölümlere girme eğilimindeler. Sayısalcılar için eğilim tıp, diş hekimliği yönündedir. Eşit ağırlıkçılar için eğilim hukuk yönündedir. 18 yaşındaki bir lise öğrencisi hak, hukuk bilmiyor. Puanına göre, çevresinden duyduklarına göre tercih yapıyor. Avukatlığın son durumu bildiklerime göre çok iyi değil. Staj süresince düşük ücret teklif edebiliyorlar. Avukatlık aynı zamanda çevre meselesi. Kişisel çaba gerektiren bir iş. Karakteriniz buna uygunsa, hedefleriniz varsa okuyabilirsiniz.
0
dissendium
(28.11.20)
(bkz: #69397004 )
0
blue eyes white dragon
(28.11.20)
Türk-Alman'da yüksek lisans yapıyorum, 10 numero okul, devlet üniversitesi olduğuna hala inanamıyorum.
0
euteamo
(28.11.20)
para kazanmak ve meslek olarak yapacağınızı düşünerek hukuk okumanızı önermem. belli bir yaştan sonra asgari ücretin biraz üzerinde maaşla işe başlama çok zor geliyor.
0
konsomatrix
(29.11.20)
(16)

Bilmediğiniz dillerde sevdiğiniz şarkılar

peki madem
Hiç anlamadığınız dillerde sevdiğiniz, tekrar tekrar dinlediğiniz şarkılar var mı?İşbu soru bir damla Almancam olmamasına rağmen haftalardır sürekli AnnenMayKantereit dinlemem nedeniyle sorulmaktadır.Büdüt: Asıl sormak istediğim soruyu sormamışım. Şarkıları paylaşabilir misiniz?
Hiç anlamadığınız dillerde sevdiğiniz, tekrar tekrar dinlediğiniz şarkılar var mı?

İşbu soru bir damla Almancam olmamasına rağmen haftalardır sürekli AnnenMayKantereit dinlemem nedeniyle sorulmaktadır.

Büdüt: Asıl sormak istediğim soruyu sormamışım. Şarkıları paylaşabilir misiniz?
0
peki madem
(27.11.20)
Ohoo. Bulgarca, Rumence, Sırpça, Gürcüce... çok var. Hatta Türkçeden bile çoktur.

Birer tane yazayım.

Rumence

www.youtube.com

www.youtube.com

Bulgarca

www.youtube.com

Sırpça

www.youtube.com

Gürcüce

www.youtube.com
0
dissendium
(27.11.20)
yok ya, sözlere odaklanıp mutlaka sözleri anlamaya, hiç olmazsa kelime yakalamaya çalışıyorum.

edit: bilmediğim dil veya bilinmeyen bir parça olmasa da bu ara buna sardım: www.youtube.com
bir de şu yıllardır en sevdiklerimden: www.youtube.com
0
pati
(27.11.20)
almanca bir şarkı vardı adını hatırlamıyorum. aşırı slow ve damardı. erkek söylüyordu. "ich liebe dich and genzifo" vardı nakaratında, tüm nakarat aklımda ama yazarsam saçmalamış olurum. hatırlayan varsa yaziversin süper olur valla.
0
diffarentiationation
(27.11.20)
freebird5406_2
(27.11.20)
@freebird5406_2 Múm linki bırakarak can evimden vurdun beni!
0
🌸peki madem
(27.11.20)
Fince ve Almanca leziz şarkılar var ayrıca neden dili bilmem gereksin ki, mırıldanmak/eşlik etmekse sorun yok ezberlerim kolayca
0
owaki
(27.11.20)
@owaki Amacım sevdiğiniz şarkıları öğrenmekti aslında.
0
🌸peki madem
(27.11.20)
Annenmaykantereit denince böğrüme ağrı giriyor. Temmuz'da koronain bok ettiği konseri aklıma geliyor. Şimdi dışarı çıkmayacak olsaydım daha uzun bı liste yapardım ama aklıma gelenler şöyle:

İzlandaca
Ólöf arnalds- eg umvef hjarta mitt
youtu.be

Portekizce
Dead Combo- ouvi o texto muito ao longe
youtu.be

Fransızca
Sam Karpienia- leş voyageurs
youtu.be

Senegalce(?? Bunun dilini anlayamadım)
Ablaye cissoko& Volker goetze- sıra
youtu.be

Arapça
El Far3i- tghayarti
youtu.be

Zazaca
Esrare deyir- gulam
youtu.be

Yunanca
Mana mou i agapi mu
youtu.be

İbranice
Hadag nash- sun
youtu.be
0
Amaranta ursula
(27.11.20)
Fransızca öğrenirken karşıma gelen bir şarkı az çok bişeyler anlamaya başlmaıştım sayesinde. www.youtube.com
çok eğlenceli geldi
Ayrıca,
www.youtube.com
www.youtube.com
0
spacevan
(27.11.20)
portekiz:
youtu.be
0
cooperr
(27.11.20)
dili hiç bilmiyor değilim, temel seviye sayılırsa eğer,

pljuni i zapjevaj moja jugoslavijo: www.youtube.com

dirlija: www.youtube.com

ilkine bayılıyorum. gizli gizli ağlayıp yugoslavya'yı özlüyorum.

dirlija aşırı şirin bir şarkı, dilime dolandı, bırakamıyorum. bu arada türklerin zaten bu şarkılardan bissürü kelime çıkarması mümkün dili hiç bilmeden... hep bizden şeetmişler çünkü hehe.
0
der meister
(27.11.20)
Cevaplar için çok teşekürler yavaş yavaş hepsini dinliyorum. Ben de size Akadca bir şarkı bırakayım: www.youtube.com
0
🌸peki madem
(27.11.20)
Oi Va Voi - D'Ror Yikra çok seviyorum.
www.youtube.com
0
kendi helvasını kavuran zombi
(27.11.20)
Folon Salif Keita
youtu.be
0
ankarakecisi
(27.11.20)
www.youtube.com

ibranice dinliyorum!!!
sürekli, arabada, evde..
0
janderzel zartanyan
(27.11.20)
alfred
(28.11.20)
(12)

Maddi yardım ettim ama kandirildim mi?

goklerdengelenkarar
Arkadaşlar selam. Lüks sayılabilecek bir semtte, migros önünde çok düzgün giyimli 25-30 yaş aralığında bir kadın bana bir bakar mısınız dedi. Buyrun dedim. Rica etsem bana evime goturulebilecek bir yemek veya süt, yumurta, ekmek benzeri gıda maddesi alabilir misiniz? Çok özür dilerim bunu istediğim
Arkadaşlar selam.

Lüks sayılabilecek bir semtte, migros önünde çok düzgün giyimli 25-30 yaş aralığında bir kadın bana bir bakar mısınız dedi. Buyrun dedim. Rica etsem bana evime goturulebilecek bir yemek veya süt, yumurta, ekmek benzeri gıda maddesi alabilir misiniz? Çok özür dilerim bunu istediğim için dedi.

Ben de biraz maddi sıkıntı içerisindeyim. Açıkçası kendimde de neredeyse hci apra yoktu. Kartımın puanlariyla çok ufak birşeyler alabileceğimi söyledim. Sadece sut ve ufak çocuğu için iki adet süt burger almak istedi. Biraz daha limitimiz var dediğimde bu yeterli olur dedi. Hepi topu çok ufak bir meblağ tuttu.

Açıkçası ben de o puanları parasız kaldığımda kendi evime kullanmak için düşünüyordum. Bana bu soruyu sordurtan da bu şu ands. Yoksa bu tutarda kandirildim bile onemsemem normal zamanlarda.

Daha sonra karşılaştığımızda maddi yardımda bulunmak istediğimi söyleyince eşinin cezaevinde olduğunu, küçük 2 yaşında çocuğu olduğu için çalışmadığını (çocuğu göremedim bu arada), zaten maddi destek aldığını, sadece o destek tükenince eve gıda malzemesi lazım olduğunu söyledi. Maddi desteği de kabul etmedi.

Aynı durumda olduğu bir anda karşılaşırsak sadece yine gıda ihtiyacını karşılaşan yeterli olabileceğini, maddi yardım kabul etmediğini söyledi.

Yok zamanimda ufak da olsa desteğimin dogru adrese gittiğinden emin olmak için soruyorum bunu sadece. Sizce kandırdı mi beni yoksa doğru adres miydi destek için? Emin olabilirsem yüklü alışveriş yapıp yardımcı da olmak istiyorum çünkü söylemesi ayıp.

Dediğim gibi giyimi çok modern, temiz, eli yüzü çok düzgün bir insandı. Dilenci vs değildi benim gördüğüm.
0
goklerdengelenkarar
(27.11.20)
nasıl bilebiliriz ki. içine sinmiyorsa tekrar bir şey yapma. iki tane süt burger de cebinden düşürsen üzülmeyeceğin bir tutar,i öyle düşün. sıkma canını. bir tatlılık yapmışsın
0
her giriste sifresini unutan adam
(27.11.20)
iyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir.

şüphe varsa, o iyilik olmaz dostum. en azından sadakam olsun diyip, geçiştirebilirsin.

çünkü esas paran yokken verdiğin para bereket getirir.

<3
0
janderzel zartanyan
(27.11.20)
Beni yanlış anlamanızı istemem arkadaşlar. Bundan sonrakine biraz başka destek olmayı düşündüm de boşa gitmesin istedim. İyilikle ego tatmin etmek gibi bir niyetim yok. Lütfen yanlış anlamayın.
0
🌸goklerdengelenkarar
(27.11.20)
Süt ve süt burger alıp daha sonra da maddi yardım kabul etmiyorsa bence doğru adrese gitmiş yardımın.
0
istege bagli sigortasiz
(27.11.20)
Ben inandım ama o iş şöyle işliyor. Başta ekmek, yumurta demiş. Siz ekmek, yumurta almakla uğraşmak istemeyeceğiniz için direkt para verecektiniz kendiniz alın diye. O da direkt para almış olacaktı sizden. Ama siz para vermediniz. Para vermediğiniz için de alışverişi kısa tuttu ve başta söylediği şeyleri almadı.
0
dissendium
(27.11.20)
Eğer içinizde şüphe varsa kasiyerlere ya da başka kişilere sorabilirsiniz bu kadını. Ne olduğu söylerler.
0
komando kani var bende
(27.11.20)
bu tarz yardımlar yapmayın.
doğru / yanlış anlamak zor ama size tavsiyem yapmayın.
bu alanda çalışan birisi olarak söylüyorum yapmayın böyle şeyler.
ilgili kamu kurumlarına, belediyelere yönlendirin.
kadın belki psikolojik rahatsız belki dolandırıcı?
bu vicdanın kendi kendine çekişmesini önlemenin en iyi yolu onu ilgili kuruluşa yönlendirmek. bunlarla ilgili size milyon tane yaşanmış örnek olay anlatabilirim. insanlar bakış açısını değiştirdikçe bu işin peşinde olan insanlarda taktik değiştiriyor. market önü, lokanta önü, cami, kırtasiye vs. önü bitmiyor yani.
yardım yapmayın. duyarsızlıkla alakası yok. yardımdan faydalanan dolandırıcıları ayıklanması zaman aldığından gerçekten yardıma ihtiyacı olan yoksun kişiler yardımları daha geç alıyor. yardım talebinde bulunan insanların %95 i yalan beyanda bulunuyor. üzerine çit dairenden 5 katlı bina olan adam ben görme engelliyim bana nasıl yardım etmezsiniz diyerek ortalığı birbirine katıyor. doğru raporlu görme engelli. binan var dediğimizde, dairelerde çocuklarım oturuyor kira almıyorum ki diyor. kısacası yardım yapmayın. büyük ihtimal sizi kandırdı.
0
seyduna6687
(27.11.20)
şehir istanbul ise şöyle düşün: parasız pulsuz biri bu şehirde nasıl hayatta kalabiliyor? imkansız değil mi? o halde karşındaki yalancı.

başka küçük şehirlerde pek olmaz bu. olsa da o kişinin ne olduğunu bilirler.
0
kickboxer
(27.11.20)
Gönlünüze göre olsun her şey ;

Sakın yanlışta anlamayın, gerçekten ihtiyaç sahibi olup şunu al, bunu ver diyene denk gelmedim hiç.

Atölyeye iş almaya gelen bir ablamız var, lokum gibi yani nasıl desem ekmeğin içine koyup yiyeceğiniz bir de oğlu. Beraber geliyorlar iş almaya kaçtır dikkatimi çekiyor kadının ayağında mes gibi elde dikilmiş bezden bir şey , oğlanın ayağında çift çorap terlik bu soğukta. İnanır mısınız 3 hafta uğraştık ayakkabı vs. alabilelim diye , en sonunda ikna etmiş hanım, anasına oğluna kızına ayakkabı mont pijama alabildik. Merdiven yıkayıp,bizden aldıkları 3 kuruşla evine destek olan kadından bahsediyorum.

Geçen ay , kazandığı her kuruşu başka kadıncıklara harcayan şerefsizin biri ile evli bir ablamızın 4 kızına ayakkabı, üst baş , iç çamaşırı alabildik. Yine kavga kıyamet zorla. aldığımız botları evde hiç çıkarmadan giyen , hatta depremde sokağa fırlarken botlarını giyip üstüne market poşetinide giyip çıkan insanlar bunlar. En ufak talepleri olmadı , beklentileride yoktu ama göz görüyor.

Marketlerde bazen denk geliyorum , kasada para alışverişe yetmiyor önümdeki vatandaşın, onun bile talebi olmuyor, usulca bu kalsın diyor, dayanamıyorum bakıyorum temel ihtiyaç malzemesi ben öderim diyorum, ısrar ısrar zorla kabul ediyorlar ama gözlerinin içi yakıp geçiyor adamın ciğerini.

Not: Bunları , bak ben ne kadar yardımseverim , sevin beni övün beni diye yazmadım. Umurumda olan şeyler değil. Bu kadar ihtiyaç sahipleri insanların bırakın yardım demeyi iğne bile talebi olmadığını , o kendilerine has dik durma çabalarını bilebilmeniz için anlattım.

Dediğim gibi gönlünüze sorun , o en güzel teraziniz.
0
synax
(27.11.20)
Ya aman be hocam kaçı kaç kuruş ne düşünüyorsun neyse ne. Allah kabul etsin de geç boşver
0
optimistbakunin
(27.11.20)
Kimsenin günahını alamayız niyetini bilemeyiz ama devlet kurumlarımız ve belediyelerimiz kimseyi ekmek, süt vs. alamayacak durumda bırakmıyor. Zor durumdaki ailelere kira yardımı dahil her türlü sosyal yardım temin ediliyor. Bu durumda biriyle karşılaşmanız durumunda ilgili kurumlara yönlendirebilirsiniz. İlla yardımda bulunmak istiyorsanız evsizlere yardımda bulunmanızı tavsiye ederim çünkü onların gerçekten yardıma ihtiyaçları var ve devlet tarafından yeteri kadar destek görmüyorlar.
0
acebi
(27.11.20)
ben beden diline ve tavrına bakıyorum. bunu alışkanlık haline getirdiği ve utanmadığını rol yaptığını fark edersem vermem. bu güne kadar da rol yapmayanına rastlamadım.
0
orpheus
(28.11.20)
(8)

Tense soruları

tebaloeyy
10-C, 32-E demiştim fakat cevap anahtarı öyle demiyor.
10-C, 32-E demiştim fakat cevap anahtarı öyle demiyor.
0
tebaloeyy
(26.11.20)
10 E mi?
0
dissendium
(26.11.20)
32-d

when the sand grains "were" : geçmiş zaman var burada. o yüzden "would measure" olması garanti.

10 : bana kalsa , ben de "c" diyebilirdim ama öyle değilse, "will complete" diyeceksiniz başka çaresi yok. tek mantık , hep gelecek zaman kullandığımız için is responding yerine will respond diyeceksiniz.
0
co2s2
(26.11.20)
2 sorunun cevabına da A diyor, o zaman cevap anahtarı yanlış diyorum?
0
🌸tebaloeyy
(26.11.20)
cevap anahtarı doğru olabilir, ama 10'da neden C değil de A onu bi bilen açıklasa iyi olur:)
0
lalu
(26.11.20)
10 un c olmama ihtimali yok. kraliçeye sor c der.
0
makarnavodka
(26.11.20)
10'un A olma imkanı yok bence. 32 için A oldu diye laf etmem ama o da hoşuma gitmedi.
0
co2s2
(26.11.20)
@makarnavodka kraliçeye sordum cleveland dedi:(

@co2s2 benim hiçbiri hoşuma gitmedi, bildiğimi de unuttum.
0
🌸tebaloeyy
(26.11.20)
bu soruları ösym sınavlarından ama cevap anahtarlarının bulunamadığı karanlık çağlardan. iki ayrı kaynakta bulabildim. 32'ye d (bence iyi soru değil), 10'a c denmiş.
0
sanat guresi
(28.11.20)
(3)

Oda nem oranı kaç olmalı?

Mehmet Ersoz
yüzde olarak evdeki bir odanın nem oranı kaç olmalı acaba?
yüzde olarak evdeki bir odanın nem oranı kaç olmalı acaba?
0
Mehmet Ersoz
(21.11.20)
%40-%60 arası.
0
himmet dayi
(21.11.20)
İklimlendirme dersinde yüzde 65 demişti hoca.
0
dissendium
(21.11.20)
minimum %40 diye biliyorum ben de. kbb doktorları hep bu yönde tavsiye veriyor.
0
la lykia
(21.11.20)
(19)

İş Değiştirmede Kararsız Kalmak

a piece of cake
Merhaba sevgili duyurucular,Halihazırda çalıştığım firmada 2 yıldır terfi, zam vb. alamadığım için iş değiştirmeye karar verdim ve arayışlara girdim. Çalışma şartlarım ekip arkadaşlarımdan çok aşağıda. Örneğin birçok çalışan benden yüksek maaş alıyor, şirket aracı bulunuyor vb. Bu nedenle uzunca bir
Merhaba sevgili duyurucular,

Halihazırda çalıştığım firmada 2 yıldır terfi, zam vb. alamadığım için iş değiştirmeye karar verdim ve arayışlara girdim. Çalışma şartlarım ekip arkadaşlarımdan çok aşağıda. Örneğin birçok çalışan benden yüksek maaş alıyor, şirket aracı bulunuyor vb. Bu nedenle uzunca bir süre burnout yaşadım ve ayrılmaya karar verdim. Şu an çalıştığım firma global bir eğitim markasının distribütörlüğünü yapıyor. İş arkadaşlarım ve yöneticilerim kaliteli ve bana birşeyler katabilen insanlar. Çalışma koşullarım çok rahat, sabah 8:30'da başlayan mesaiye 10'da gelebiliyorum, akşam erken çıkabiliyorum bunlar sorun olmuyor.

Diğer firmayla görüşmelerim olumlu gitti ve bana teklif yaptılar. Şu an çalıştığım şirkete göre nispeten daha küçük bir şirket. Ancak yine global bir markanın distribütörlüğünü yapıyor. Bu şirket bana şu an çalıştığım yerden 1.500 TL daha fazla maaş, araba ve 3 ayda bir prim teklif etti. Pozisyon satış uzmanı. Ben adamlara tamam dedim ve benden en yakın zamanda başlamamı bekliyorlar.

Daha sonra şu an çalıştığım firmaya böyle bir teklif olduğunu kendilerinin de bana bir teklifi olup olmadığını sordum. İlk başta performansına bağlı olarak ocak ayında birşeyler yapabiliriz belki dediler. Bana belirsiz bir konuşma yaptıklarını için ayrılık kararımı ciddi boyuta taşıdım. Resmi mail attım vs. bunun sonucunda yöneticilerim beni ikna etmek için defalarca görüşme yaptılar. Yeni bir marka alacaklarını, beni o alanda değerlendirmek istediklerini, farklı bir pozisyona geçiş yapacağımı, maaşımı da diğer firma ile aynı orana getirip araba vereceklerini söylediler. Ve benimle çalışmaya devam etmeyi çok istediklerini söylediler. Ancak önüme bir sözleşme vb. konulmadı.

Sonuç olarak inanılmaz kararsız bir durumda kaldım. Bir tarafta 2 yıl boyunca emek verdiğim iş, kurduğum ilişkiler, yeni pozisyon, daha yüksek maaş gibi imkanlar diğer tarafta ise yeni insanlar tanıma fırsatı, farklı bir alanda çalışma imkanı ve iyi performans göstermem halinde yükselebileceğim bir pozisyon.

Not: Konum Istanbul.

Tavsiyelerinize açığım...
0
a piece of cake
(21.11.20)
1500 TL fazla ise bir dakika durmazdım.
0
dissendium
(21.11.20)
Sözleşme konulmadı dediğine göre şu anki şirketinin sözüne itibarın yok. Riske atma derim.
0
elorelia
(21.11.20)
@dissendium ben de aynı şeyi düşündüm ama aynı maaşı teklif etti çalıştığım yer de. O nedenle kafam allak bullak olmuş durumda.
0
🌸a piece of cake
(21.11.20)
@elorelia evet şirkete güvenim yok. Yani üst yönetim kısmına. Ama kendi departman yöneticilerime var ve bana yaptıkları teklifle ilgili üst yönetimle de görüştüklerini ve çok sıcak karşıladıklarını söylediler.
0
🌸a piece of cake
(21.11.20)
%80 ihtimalle verilen sözler karşılık bulmayacaktır veya sizi tatmin etmeyecektir. bu kaide hiçbir şirkette değişmez.

öteki taraf size primle birlikte (3 ayda bi maaş olduğunu varsayarsak) 2000 tl fazla maaş teklif etmiş. asgari ücretin 2300 tl olduğu yerde 2000 tl fark gayet ideal oluyor
0
oekuklu
(21.11.20)
Kesinlikle inanmayın, yaparız ederiz tavrı gibi konusmuslar, eğer bu kadar ciddi ve sizi kaybetmek istemeselerdi, ertesi gün sözleşme yapar imzalardınız
Bir de söyle bir sey var, demek siz söylemeseydiniz sizi bu kosullarda calıstırmaya devam edeceklerdi, değerinizi umursamıyorlar

yeni işiniz bence hayırlı olsun :) yeninin enerjisi güzeldir
0
blackgirl00
(21.11.20)
Inanma, eger kalirsan cepte olursun, oyle gorurler. Nasil olsa gitmedi baska ihtimali de yok erteleyelim derler. Bas git yeni yere.
0
mor oje
(21.11.20)
Oyalama taktikleri bunlar. Bulduğun yeni işi kaybetmiş olacaksın, şimdiki yer verdiği sözü tutmayacak ve işine gelirseye gidecek Bu işin sonu.
İş hayatında her zaman profesyonel düşünmelisin, daha iyi şartlar nerede ve neresi garanti ise oraya gitmelisin. Ortada Yeni sözleşme falan da yok diyorsun. Ben kalmazdım
0
dadasalon
(21.11.20)
Bence konuyu çalıştığın şirkete bile açmaman gerekirdi, "iş buldum ben gidiyorum" diyip konuyu kapatman lazımdı.
0
braveheart xakah
(21.11.20)
bu kadar önemsedikleri biri olsaydınız, 2 yıl boyunca zam alırdınız. basın geçin yeni şirkete
0
avatar is back
(21.11.20)
lutfen kanmayin.
0
ala09
(21.11.20)
inanma. opecek seni. ayrıl git öbür şirkete. ;)
0
faaip de oiad
(21.11.20)
mevuct şirket zaten senin şu an arayış içinde olduğunu anladğı için senin yerine adam aramaya başlamıştır bile. sen öteki tarafı reddedip burda klamaya devam etsen de 2 gün sonra senden daha az maaşla birini alırlar seni gönderirler. bence düşünmeden yeni yere ok de.
0
condom kurşunu
(21.11.20)
Çalışma koşullarım çok rahat, sabah 8:30'da başlayan mesaiye 10'da gelebiliyorum, akşam erken çıkabiliyorum bunlar sorun olmuyor.

Virüsten dolayı mı böyle?
Hep mi böyleydi
Gerçi sözlerinde durup zam yaparsalar daha çok çalışmanı beklerler

İstifa dilekçeni yaz, ikya teslim et, bi nüshasına da teslim aldım yazdır
Söz verdiğiniz yeni sözleşmeyi imzalarsak karşılıklı yırtarız dersin
Burada kalmak istediğim aldığım teklifi paylaştım de

Sonra da arkana bile bakma

Sonuç alamazsan
diğer tarafa da bu evrağı gönderip sözlemeyi imzalaya çalış
Ortada kalma
0
bir soru sorcam
(21.11.20)
Ben ayrılık konuşulduktan sonra geri adim atmamaktan yanayım uzun vadede ilk gözden çıkarılacak kisi olursun hakkin olanı daha önce verselerdi o zaman.
0
pofudukayi
(21.11.20)
değişim iyidir diyorum. aynı yerde uzun uzun çalışmak köreltebiliyor insanı.
0
The_Lollok
(21.11.20)
Yaptığın işe kafadan 1500 tl daha fazla değer biçen bir yer var birde maaşını değiştirmek için her zaman iş değiştiremeyeceksin bu tip konuşmaları en azından buradan ayrılırken yap net konuş, ama ben olsaydım bende değiştirirdim
0
Diskirminant
(21.11.20)
yeni eleman, eldeki elemana göre daha değerlidir.

bu iş dünyasının yazılı olmayan bir kuralıdır. senin yerinde olsam gözüm kapalı bir şekilde iş değiştirirdim.

3 yıl çok severek çalıştığım, sahibinden fazla sahiplendiğim bir şirketten mobbing yüzünden ayrıldım. o yüzden şirketi düşünme, kendini düşün.
0
facebook
(21.11.20)
Kesinlikle yeni iş. Düşünme geç geç
0
üç nokta
(21.11.20)
(5)

Dove sabun alternatifi

cliquot
Merhaba,Evde sürekli dove sabun kullanılıyor. Katı sıvı gayet memnunuz. Ancak bu ürünler ithal. Fiyatı önemli değil. Yerli malı muadili var mıdır? Varsa nereden alınır?
Merhaba,
Evde sürekli dove sabun kullanılıyor. Katı sıvı gayet memnunuz. Ancak bu ürünler ithal.
Fiyatı önemli değil. Yerli malı muadili var mıdır? Varsa nereden alınır?
0
cliquot
(18.11.20)
dove sabunun diğer sabunlardan bir farkını görmediğim için hacı şakir diyebilirim.

yüz yıkama durumu varsa zaten dove ile yıkamayın yazık cildinize. eşek sütü sabunu gibi bir ürün deneyebilirsiniz.
0
lcha
(18.11.20)
Hacı Şakir şu an Colgate-Palmolive'e ait. Tariş'in sabunlarını çok beğeniyorum ben. Genel olarak zeytinyağı firmalarının sabunları güzel oluyor. Aktarlara bakabilirsiniz ek olarak.
0
fotrsapka
(18.11.20)
denk gelirse eyüp sabri tuncer aliyorum.
0
durgunfoton
(18.11.20)
Dove un yerini tutan bir sabun yok, digerleri elleri kurutuyor. Migroslarda satilan olivos sabunlar var. Onlar yerli sanirim, mandalinalisi harika. O da dove gibi kremsi ve elleri kurutmuyor. Baska da aklima gelmedi.
0
balpolen
(18.11.20)
Dove rezillik. Dalin kullanın. Ciddiyim.
0
dissendium
(18.11.20)
(4)

Kanser, moral ve destek

titanyum
Merhaba,Bugün çok üzgünüm ve içimi buraya dökmek istedim. Yazdıklarım sizi de üzebilir. Yaşadıklarımı birilerine anlatmak biraz olsun beni rahatlatıyor. Bugün her zaman ki monotonlukta geçerken kuzenim aradı. Ağlıyordu, kardeşinin kanseri tekrar nüksetmiş akciğere sıçradığından şüpheleniyorlarmış. Ç
Merhaba,

Bugün çok üzgünüm ve içimi buraya dökmek istedim. Yazdıklarım sizi de üzebilir. Yaşadıklarımı birilerine anlatmak biraz olsun beni rahatlatıyor.
Bugün her zaman ki monotonlukta geçerken kuzenim aradı. Ağlıyordu, kardeşinin kanseri tekrar nüksetmiş akciğere sıçradığından şüpheleniyorlarmış. Çok yalnız kaldı, eski günleri çok özlüyor, morali çok kötü nolursun uğra ziyarete gel dedi. Vaka sayıları çok artmadan önce seyrek aralıklarla uğramaya çalışıyordum. Aylardır bişey bulaşır korkusuyla gitmiyorum. Telefondan sonra ziyarete gittim ve hiç iyi değildi. Yanımızdaydı ama çok ağrısı vardı. Konuşamıyor, sadece bizi dinliyordu. Çok zayıflamış. Bir süre sonra uykusu geldi ve odasına gitti. Ailesi iyileşmesi için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyor, doktor doktor geziyor.

Babası, dedesi, babaannesi kanserden vefat etti. Halası ve abisi kanser oldu, şükürler olsun iyileştiler. Şimdi savaşma sırası onda ve 23 yaşında. Her şey dişindeki küçük bir şişlikle başladı. Doktorların parça almasıyla, 3 ay içinde yanağı kocaman oldu. Osteosarkom dediler. Çene kemiğini aldılar, tekrarladı 2. defa bacağından kemik alıp çeneye koydular. Gözüne sıçradı dediler, gözünü temizleyip elmacık kemiğini aldılar. O gözünü kullanamıyor şu anda. Beyne sıçradı dediler, onun için de tedavi gördü temizlendi. Heyet toplandı, yurt dışında tedavi olmalı diye karar alındı. Tedavi için Amerika’ya başvurdular. Akciğere sıçradığından şüphelendikleri için durduruldu. Ağzındaki tümörden dolayı konuşamıyor.

Çok zor, çok. Çaresizlik neymiş öğrendik. Corona her şeyi daha da berbat etti. Tedavisi aksadı. Aylarca ameliyat olmayı bekledi. Ne pis bir tümörmüş 1 gün olduğu yerde durmuyor, ameliyatı beklerken beyne sıçradı. Ameliyat oldu, eve geldikten bir kaç gün sonra mide kanaması başlamış. Mide kanaması geçirdiğini anlamamış. Üzülmesinler diye kötü olduğunu da kimseye söylememiş. Sabaha karşı fenalaşıp hastaneye kaldırıldığında öğrendik. Saatlerce kan verildi. Artık iyileşeceğine inanmıyormuş. Bazen daha ölmek istemiyorum diye, bazen de artık ölmek istiyorum diye ağlıyormuş. Bunların hepsi 1,5 sene içinde oldu. Hep birileri ziyaretine gelsin diye bekliyor ama annesi iyileşsin diye gözlerinin içine bakarken virüs bulaştırmaktan korkuyoruz. Bugün görünce öyle mutlu oldu ki, gözleri gülüyordu. Neşelendi. Elimizden geldiğince çok dikkat ettik, ama yine de korkuyorum.

Onun için de bir mucize olsun istiyorum, çok dua ediyorum. Atlatabilsin şu illeti. Çok sevdiği meyveyi tekrar ısırarak yiyebilsin. Acı çekmeden kahkaha atabilsin. Ağrıları son bulsun. Konuşamıyor ama mesajlaşıyoruz. Film, dizi izlemeyi çok seviyor. İzlediğim güzel filmleri öneriyorum. Onu anlamaya çalışıyorum ama yaşayan bilir derler. Ona daha fazla nasıl destek olabilirim, neler yapabilirim?

(Kuzen.: E)
0
titanyum
(16.11.20)
Geçmiş olsun çok. Eğer dışarı çıkabiliyorsa, arabanız varsa gezdirebilirsiniz belki. Değişiklik olur.
0
dissendium
(16.11.20)
Almak istediği, yapmak istediği bir şeyler varsa onu yapması için destek olabilirsin.
0
OrangeYellow
(16.11.20)
Çok geçmiş olsun. Şifa diliyorum. Size de güç ve sabır diliyorum. Çünkü bazen üzülmekten, üzerimize düşenin ne olduğunu unutabiliyoruz.

Yapacağınız şey belli: O hastalığı mental olarak önce sizin yenmeniz gerek.

Asla acı yarıştırmak için yazmayacağım burdan sonraki cümleleri.

Arkadaş ve akraba çevremde 20'li, 30'lu, 40'lı ve 50'li yaşlarda birçok tanıdığımı kaybettim. Birçoğunda ortak yaşanan bazı olaylar var. Onlardan birini anlatmak istiyorum.

En son belki yüzlerce kişiyi çocuk sahibi yapmış ve tek bir sevmeyeni olmayan çok donanımlı bir doktor abimizi kaybettik. Hastalığının hangi döneminde ne kadar tedavi edilip ne kadar edilmeyeceğini biliyordu. Tedavisi devam ederken hayata dair yapmak istediği her şeyi yapmaya çalıştı. Çevresindekilerle beraber dolu dolu yaşadı. Tedavi sürecinde kendisi ve çevresindeki herkes her şeye hazırlandı.

Yakınındaki tüm insanlarla kurduğu sevgi bağı özlem ve çok güzel anılar olarak yaşamaya devam ediyor.

Bu güzel anılarla yaşayanların arkasından daha az acı çektiğini görüyorum.

Başta söylediğim şeyi tekrar söylüyorum: O hastalığı mental olarak önce sizin yenmeniz gerek. Hastalık ana temasından vazgeçin ve elinizden geldiğince onunla güzel zamanlar geçirmeye çalışın. Onun için yapabileceğiniz en önemli şey budur.
0
pass
(16.11.20)
Eger durumu musaitse fiziksel olarak gitmek yerine video call yapabilirsiniz. Hatta discord gibi bir uygulama uzerinden ekraninizi paylasip google earth uzerinden caddeleri/ gormek istedigi yerleri birlikte gezebilirsiniz.
0
nax
(16.11.20)
(8)

Hiçbir sorumluluğunuz, kimseniz olmasa nereye gitmek isterdiniz?

isabella was a ginger
Diyelim ki belli bir miktar paranız da var. Dünyada herhangi bir yere gidebileceksiniz. Ama bir süre sonra çalışmanız da gerekecek. Basit bir yaşam istiyorsunuz. Birtakım gönüllülük işleri de olabilir. Hayvanlarla, doğayla ya da fakir çocuklarla ilgili. Nereye gidip, ne işle uğraşmak isterdiniz?
Diyelim ki belli bir miktar paranız da var. Dünyada herhangi bir yere gidebileceksiniz. Ama bir süre sonra çalışmanız da gerekecek. Basit bir yaşam istiyorsunuz. Birtakım gönüllülük işleri de olabilir. Hayvanlarla, doğayla ya da fakir çocuklarla ilgili. Nereye gidip, ne işle uğraşmak isterdiniz?
0
isabella was a ginger
(15.11.20)
Güney Fransa'da motorla gezme fikri güzel geliyor, orada bağlarda çalışırım üzüm toplayıp şarap yapımı falan
0
vedatchilipeppers
(15.11.20)
ABD'ye giderdim. İş kurmaya çalışırdım.
0
dissendium
(15.11.20)
Portekiz
0
burka
(15.11.20)
norveç. doğası güzel, insanı az, huzuru çok, soğuk çünkü sıcak sevmem, telaşsız, sistemi oturmuş, insa nları düz acaba onu mu demek istedi bunu mu demek istedi diye lafın altında bişey aramayan, dürüst, sözlerini tutan, söylediği saatte söz verilen yerde olan , arkadaşlıkların mıçmıç olmadığı, kişiler arasında sınırların belli olduğu, çocuklarını olması gerekitpği gibi bir birey gibi yetiştiren insanların bulunduğu canım norveçte olmak isterdim. muhtemelen de öğretmen olduğum için çocuklarla ilgili bişeyler yapardım.
0
dedim ben sana
(16.11.20)
Portekiz +1
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(16.11.20)
yeni zelanda. beni bu kadar büyüleyen başka bir yer görmedim. ölmek istediğim yer yeni zelanda'dır.
0
bohr atom modeli
(16.11.20)
lizbon ya da barselona
0
az icilmis izmarit
(17.11.20)
ABD'ye giderdim.
0
battal gemalmaz
(17.11.20)
(17)

kaprisli iş arkadaşları

kakamelsokoban
selam arkadaşlar. aslında soru değil de dertleşmek gibi yazmak istedim buraya, çok daraldım çünkü. bi devlet kurumunda çalışıyorum, kadınların yoğun ağırlıklı olduğu ancak bu kadınların yaklaşık %80inin 30 yaş üstü ve bekar olduğu bir kurum. evli olanlarımız %20lik kısım kadar ve bunun da aşağı yuka
selam arkadaşlar.
aslında soru değil de dertleşmek gibi yazmak istedim buraya, çok daraldım çünkü.

bi devlet kurumunda çalışıyorum, kadınların yoğun ağırlıklı olduğu ancak bu kadınların yaklaşık %80inin 30 yaş üstü ve bekar olduğu bir kurum. evli olanlarımız %20lik kısım kadar ve bunun da aşağı yukarı %5i çocuklu kısmını oluşturuyoruz.

malum kamuda esnek çalışmaya geçildi, tüm personel işe bir hafta gidiyor bir hafta gitmiyor. yalnızca işe gittikleri hafta çalışıyorlar, diğer hafta idari izinli sayılıyorlar. 10 yaş altı çocuğu olanlar için de evden çalışma getirildi. kimi kurumlar direkt idari izin vermişler ama bizde iş yoğunluğu olduğu için gelip gitmekle uğraşmayın siz hep evden çalışın dediler, yani diğerleri gibi bir hafta çalışıp bir hafta izinli değiliz, hep iş başında olacağız ama memnun olduk toparlanıp eve geldik bugün de ilk haftamız bitiyor.

şimdi bu %80lik kısım için şöyle bir bilgi vericem. bu kadınlar evlenmek isteyip evlenememiş değiller. evlenip de koca kahrı mı çekicem diyip evlenmeyi hiç düşünmemiş olan, çok güzel, çok bakımlı ve hayatı doya doya yaşayan kadınlar. pandemi patlayana kadar en az 2 ayda bir farklı ülkelere giden, geniş arkadaş çevreleri olan, ekonomik bağımsızlıkları olan, kendi ayakları üzerinde duran, akıllı, kültürlü, birikimli kadınlar. bir kısmı çocukları çok seviyor ama sırf çocuk sahibi olmak için biriyle evlenip kaynana, görümce, elti saçmalıklarına bulaşmak istememişler. bunlar onların açıklamaları, benim yorumum değil bu arada. dışarıdan bakınca "yaşıyorsunuz bu hayatı" denilecek, zaman zaman kendi seçimlerimi bile sorgulatacak kadar hayatın keyfini çıkararak yaşayan bir tayfa. içlerini bilemem tabii ki.

aynı arkadaşlar çocuklularla ilgili herhangi bir pozitif ayrımcılık yapıldığında ise çıldırıyorlar. hem kendi seçimleri sonucu bunu tercih etmişler, ama en basiti 10 yaş altı kadınların evden çalışma hakkına o kadar kızmışlar ki bakanlığa kadar arayıp iptal ettirmekle uğraşıyorlar. en sonunda onların gazını almak için de çocuklular da haftada 2 gün işe gelsin o zaman diye karar çıkmış. pazartesi ve salı günleri işe gideceğim ama haftada 2 gün kızımı kime bırakıp gideceğim kara kara düşünüyorum şu an. eşim de sağlıkçı olduğu için izinleri kapalı, ne yazık ki onunla dönüşümlü çalışma şansım yok, eve bile zor geliyor yoğunluktan. evet evde çocuklu çalışmak işyerinde çalışmak kadar verimli olmuyor kabul ediyorum, en az %20 kapasite kaybım var ama bunu da akşamları kızımı uyuttuktan sonra çalışmaya devam ederek kapatmaya çalışıyorum mesela. benim çocuğum var çalışamıyorum deyip kenara çekilmiyorum. kimsenin ağzına laf vermiş olmayayım diye ekstra dikkat ediyorum. asla çocuğumu kullanıp kafa izni vs gibi ayrımcılık istemedim, istemem de. ama bunu yapmayacağımı bile bile benim dışımda verilmiş bir kararda bile bana düşman oluyorlar. kararı veren ben değilim, uygulamaya koyan ben değilim. ben sadece bana verilmiş bir hakkı kullanıyorum. şikayeti olanlar gidip üstlerle konuşmak yerine bize surat yapıp laf sokarak huzursuz ediyorlar, düşmanca davranıyorlar. bu sürekli kalacak bir uygulama değil en nihayetinde. bir süre sonra yine yüzyüze çalışacağız ama yarınlar yokmuşcasına kin gütmeye başladılar iyiden iyiye. benim kızdığım ve eleştirdiğim nokta bu. şikayet merci ben değilim neticede.

kızımı bırakacak birini bulmak biraz da şu açıdan zor, hem evde kedimiz var kedi olduğu için ne temizliğe ne çocuk bakımına gelecek birini bulmak kolay olmuyordu zaten. bir de eşim sağlıkçı olduğu için pandemide yüksek risk grubunda bir çalışan olduğu için bulduğumuz bakıcılar da riske girip bizimle çalışmak istemiyor. ben de kızımı başkasının evine götürüp bırakmak istemiyorum dünya kadar kötü şey görüyoruz duyuyoruz açıkçası güvenemiyorum.

geçen hafta cuma günü işlerimi toparlamaya çalışırken bile bir afra tafralar, laf sokmaya çalışmalar, yok eve gidenler kendilerini izinli sanmasın, evden de çalışılacak sonuçta bu bir idari izin değil vs kendi aralarında konuşur gibi bize duyurmaya çalışmalar. hayırdır bir problem mi var desem, ay yok canıım sadece konuşuyoruz vs diyecekler mesela sanki ben yok yere problem çıkarıyormuş gibi olacağım. lanetler olsun zaten son gün diye sustum, duymamaya çalıştım, bütün dertleri üzerimize oynayıp birimizle kavga çıkartıp içlerini dökmekti ama ne ben ne de diğer anneler sesimizi çıkartmadık nasılsa uzun süre görüşmeyeceğiz diye.

şimdi de pazartesi salı 2 gün kızımı kime nasıl bırakıp gideceğimi düşünmek zorundayım sırf onların çekememezliği yüzünden.

daha önce de buna benzer bir şey oldu mesela, aldım karşıma konuştum en çok sesi çıkan bir tanesini. dedim ki neden böyle yapıyorsun bu senin tercihinse sen kendi seçiminin ben kendi seçimimin sonuçlarına katlanacağız. ben 3 senedir işe uykusuz geliyorum, kakasıydı, kusmuğuydu, hastalığıydı, dişiydi bilmem ne derken bütün hayatımın ekseni kaydı ama ben istedim ben doğurdum bunları göze alarak yaptım bu çocuğu. bir yandan eşimin ailesi de sorunlu insanlardan oluşuyor, bir sürü ailevi sorunla da boğuşuyorum. sen bunların hiçbiriyle uğraşmak istemediğin için kendini bunlardan uzak tuttun. ben bu sorunlarla boğuşurken sen norveçte kuzey ışıklarını izliyordun örneğin. ya da dünyanın herhangi bir yerinde arkadaşlarında geziyor, eğleniyordun. herkesin hayatının kendine göre artısı eksisi var, neden böyle kendi işine yaramayan bir şey olduğunda düşman kesiliyorsun diye sordum.

verdiği cevap şu oldu.

"senin seni seven bir kocan, mutlu bir evin, güzel sağlıklı bir çocuğun var. benimse ne sevenim, ne de sevdiğim var. sen üzülsen bile evine gider ailenle teselli bulursun benim bunları yapma şansım yok. o yüzden sen üzülsen bile tolere edebilirsin ama ben edemem. o yüzden işime gelmeyince sesimi çıkarıp durumun düzeltilmesini istemek benim hakkım."

belki de yanlış düşünüyorum ama bu düşünce tarzı bana bencillik gibi geldi. ben böyle bir şey düşünsem dahi karşımdakine bu kadar açık konuşacak kadar cesur olabileceğimi sanmıyorum açıkçası.

ben bunu saf bir bencillik olarak değerlendirdim. siz olsanız ne düşünürdünüz?

Cevap verenlere şimdiden teşekkürler, sevgiler.
0
kakamelsokoban
(13.11.20)
Akıllı, kültürlü, birikimli demişsin de bence bunlar geri zekâlı. Siz de onları üstünüze şikâyet edin.
0
dissendium
(13.11.20)
Kadınların çalışmasının yasaklanması lazım slkdgjsdgj. Şaka bi yana ortam çok kötüymüş hocam geçmiş olsun.

İkiniz de haksızsınız bence.

İşyerinde verilen maaşın, tanınan hakların sadece işle ilgisi olması lazım, aileyle, iş dışındaki hayatla ilgili değil. O açıdan arkadaşlarınız "ortada bir haksızlık var" demekte haklılar. "Benim çocuğum var zaten hayatım zor vs." şeklinde düşünmeniz hatalı.

Öte yandan devlette çalışıyorsunuz ve bu konuda kararların akıllı mantıklı bir şekilde alınması zaten imkansız. O durumda "o da gelsin" yerine "ben de gitmeyeyim" demek lazım. Bunu kişisel bir mesele haline getirmek manyaklık.

Yine de "onlar yüzünden böyle oldu" diye düşünmeyin, yani size verilen o hak zaten adil değildi, hiç verilmeseydi zaten bakıcı vs. bir şey ayarlamanız gerekecekti. Bakıcınızı ayarlayın. Sadece annelere özel bir düzenleme yapıldığında "yahu onların ne suçu var, onlara da bu hakkın tanınması gerek" diyin, siz de bencillik yapmayın. Belki zamanla düzgün bir iletişiminiz olur.
0
plutongezegendegilmi
(13.11.20)
Aslında sorunun kaynağı bu evden çalışma konusunun tüm çalışanlara eşit olmaması. Çalıştığınız kurumun çalışanlar arasında bir tartışma ortamı oluşmayacak şekilde bunu planlaması gerekirdi. İş yerine çalışmaya gelenlere ek izin mi eklenir, ek maaş mı eklenirdi bu tartışma ortamı oluşmasın diye ayarlamaları gerekirdi. Sizin bahsettiğiniz durumda ister istemez çalışanlar arasında bu şekilde tartışma ortamı oluşması normal.

Siz nasıl iş arkadaşlarınız için dışarıdan baktığınızda "hayatlarını yaşıyorlar, keyifleri yerinde, şanslılar" diye düşünüyorsanız şuan onlarda siz evli, çocuklu olduğunuz için sahip olduğunuz haklar için "ne kadar şanslı, evinde çalışırken keyfi ne kadar yerinde" diye düşünüyorlar. Bu düşüncenin kaynağı da iş yerinin yanlış planlaması.

Onların yaptıkları yanlış size böyle tavırlı davranmaları doğru değil. Sonuçta bu sizin kendi düzenlemeniz değil. Ama sizin tavrınız aynı şekilde yanlış. İnsanların ne yaşadıklarını bilmeden bu şekilde konuşmanız hiç doğru değil. Onların evlilikleriyle ilgili sorunları yok, çocuklarıyla ilgili sorunları yok, eşlerinin aileleriyle ilgili sorunları yok ama başka sorunları olup olmadığını bilemeyiz. Bir insanın dışarıdan hayatı yaşıyor gibi gözükmesi, hayatında sorunlar olmadığı anlamına gelmez. Ben bebek bakıp sabaha kadar uyumuyorken sen gezip tozdun diyemezsiniz. Bilemezsiniz insanlar ne yaşıyor.
0
GoodMorningTeacher
(13.11.20)
Ben bu hikayedeki evlenmemeyi tercih etmiş olan tarafım. Benzer bir durum benim çalıştığım yerde de yaşansa ben de karşı çıkardım. Ama tutup "onlar da işe gelsin" diye değil, hep beraber evden çalışalım madem" olarak ayaklanırdım muhtemelen.

Çocuğu olan birine pozitif ayrımcılık yapılmasını doğru bulmuyorum. Üremek ya da ürememek kişinin kendi tercihidir. Evlenmek de öyle. Ama sırf biri üredi diye ona ek avantaj sağlanıyorsa, hayatında tercih etmediği bir şey yüzünden karşıdaki kişi neden haksızlığa uğrasın ki?

Not: Kendi açından baktığında haklı görebilirsin ama ben de kendi açımdan baktığımda eksik kısımlar görüyorum.
0
lcha
(13.11.20)
Yukarıda yazan arkadaşlara katılmakla birlikte, o insanlar bir şeyler yaşamıyor da olabilir. Keyifleri inanılmaz yerinde de olabilir. Bu da kendi hayatlarını planlamaları sayesinde oluşan bir durum olur. Durup düşünmüşler bir şeylerden fedakarlık etmişler. Siz ise bunları göze almışsınız, böyle bir sorumluluğun altına girmişsiniz. Bu yanlış demiyorum bu arada, ama iki tarafın da seçimleri ve sonuçları söz konusu.

Ancak bunlar iş hayatından bağımsız şeyler. Size “siz çile çektiniz bebek baktınız, bu da ödülünüz, evden çalışın.” Denmemiş. Nedense öyleymiş, bu doğal bir hakkınızmış gibi yazmışsınız. Üzgünüm ama değil. Çocuğunuzu bırakacak yer olmaması vs büyük sıkıntı anlıyorum ama günün sonunda işyerindeki kimseyi ilgilendirmez bu. Tamamen sizin sorununuz. Bunları göze alan sizsiniz. Bu bir pozitif ayrımcılık hakkı doğurmuyor. İnsanlar pandemin ortasında işe gitmek zorundaysa siz de gitmelisiniz, evden çalışılabiliyorsa onlar da çalışabilmeli. Özel hayatınızda ne olduğu burada bir parametre değil.

Arkadaşınız da inanılmaz saçmalamış bu arada eklemeden geçmeyeyim. İkinizin argümanlarını da haksız buldum.
0
anneboleyn
(13.11.20)
Ben de arkadaşlara katılıyorum. Bu noktada "benim çocuğum var, öyleyse başkalarına tanınmayan bir rahatlık hakkı bana tanınmalı" gibi bir şey bana biraz ayrımcılık gibi geliyor. Bu devlete göre pozitif olabilir ama çocuksuz bir vatandaş olduğum için bana bildiğin negatif ayrımcılık yani. Sizin çalışma rahatlığınız, başkalarına ekstra iş yükü olarak da yansıyor veya yansıyacak olabilir. Sizin covid olma riskinizi neden bekar takım arkadaşlarınız üstlensin?

Ancak, bu insanlarla neden bu münakaşaya girdiğinizi anlayamıyorum. Ben olsam devlet vermiş kardeş, paşa paşa hakkımı kullanıyorum der geçerdim. Bunu niye bu kadar kafaya takıyorsunuz ki?
0
roket adam
(13.11.20)
arkadaşlar genel olarak şunu söylemek istiyorum ben burada evden çalışmak benim hakkım demedim yalnızca bana böyle bir hak verilmiş ve ben bunu kullanıyorum dedim. ama arkadaşların sinirlenip muhatap alacağı bir merci değilim ben, şikayet olanlar üst merciye gerekli başvuruyu yapmak yerine gelip bana ve diğer annelere çemkirmeleri, laf sokmaları sizce normal mi yani? eleştirdiğim nokta bu. evet ortada bir haksızlık var ama bu haksızlığı yaratan ben değilim, çözüm noktası da ben değilim bunun için idari kısım var. onlar bana, ben onlara kavga ederek çözülecek bir şey değil bu. hoşuma gitmeyen bir uygulama olduğunda ben de o uygulamaya katılanlara mı surat yaparak çözmeliyim yani?

bir de sen de geziyorsun tozuyorsun diye ona söylememin sebebi başta o arkadaşın senin çocuğun var eşin var hayat sana güzel demesi üzerineydi zaten. sen benim hayatımın olumlu yanlarını görüyorsun ama senin hayatının da bana göre olumlu yanları bunlar dedim. tamamen seçim meselesi sonuçta. kimse kimsenin kişisel tercihlerini ve sonuçlarını eleştirememeli bana göre.
0
🌸kakamelsokoban
(13.11.20)
bu tiplere ne dendiğini herkes biliyor ama haklılar. çocuğu olana neden pozitif ayrımcılık yapılıyormuş? bak kendin söylemişsin "benim tercihim" diye.

sadece küçük çocuğa üzüldüm.
0
ya ben lan neyse
(13.11.20)
Yav zaten haftanın 3 günü, adamları ne zaman görüyorsun da sana surat yapıyorlar da sinirleniyorsun onu gerçekten tam anlayamadım ben. 2 gün de gözünü kapat devam et derim.
0
roket adam
(13.11.20)
@j r r tolkien hayranı evet onlar bir hafta işe gelip çalışıyor diğer hafta idari izinli sayılıyor. biz her hafta evden çalışacaktık. şu an için yapılan uygulamaysa 2 gün işyerinde diğer günler evden çalışma, bizim için idari izin yok.
0
🌸kakamelsokoban
(13.11.20)
Kadınların kadınlara yaptıkları eziyeti çekememezliği kimse kimseye yapmıyor. Bekar kadınların siz çocuklu çalışanlara çemkirmeleri evet yanlış. Bu sorun bence de böyle çözülmemeli.
Bu kararı üst mercilere şikayet edip sorgulatmaları gerekir üst merci de kolaya kaçıp çözümü sizleri iki gün işe getirtmekte bulmuş. Asıl ben o arkadaşın yerinde olsam buna ses çıkarırım. Hep beraber iyi şartlarda çalışmak varken, benim şartım kötüyse onlar da iki gün gelsin madem diyip sakinleşmek çok anlamsız.
Bekar çocuksuz olup evinde yaşlı ya da kronik hasta bakan kadınlar ne olacak peki, onlara sorsak bize de izin verilsin diyecekler.
İş arkadaşınız ya da sizin için tamamen haksızsınız diyemiyorum. Ama bu süreçte işe gitmek zorunda olanlara da fazla mesai, siz evdekilerden bir saat işe geç başlama hakkı gibi iş yükünü az da olsa hafifletecek şeyler yapılsaydı keşke
0
umutsuzevjınıkı
(13.11.20)
Benim durumum birazcık farklı.
Erkeğim. 9 senedir otizmli kardeşime, yasal vasisi olarak tek başıma bakıyorum.
O süre içinde hiçbir çalıştığım iş yerinden bir ayrıcalık istemedim. Hatta ne evli insanların sahip olduğu ek haklara sahip olabildim ne de bekarlar gibi "hayatımı" yaşayabildim.

İnsani açıdan bakarsak:
Ofise zırt pırt çocuk getirilmesi, buldumcuk anne babalar, anne babaların sürekli/bazen ayrıcalık istemeleri duygusal olarak benim de canımı sıkıyor ve kendimi eksik hissetmeme yol açabiliyor. Bu konuda hayatının bir dönemine gelmiş olup da bir şekilde evlenememiş/çocuk sahibi olamamış insanlarla empati kuruyorum.

İş olarak bakarsak: Mevcut haklar neyse o. Evli çocuklu kendine verilmiş haklardan yararlanır, eşi çocuğu olmayan da avucunu yalar. Kimsenin de itiraz etmeye hakkı olmaz.

Orta yol: karşılıklı anlayış.
0
trixi
(13.11.20)
çocuk yapmak gibi tamamen bir yaşam tercihi olan bir konuyla, "bacağını kırsaydın da işe gidemeseydin ama yine de gel deselerdi ne olurdu" gibi tamamen istem dışı olan ve iş yapmaya engel olan bireysel bir sağlık sorununu nasıl bir tutabiliyorsunuz anlam veremiyorum açıkçası.
0
roket adam
(13.11.20)
çocuklu insanlara ayrıcalık tanınması gayet makul bir şey
yasal hakkını hiç acımadan kullan

o çocukların en güzel şekilde yetiştirilmesi, çocuksuz insanların kuzey yıldızlarını izledikten sonra ülkelerine döndüklerinde rahat etmelerini, emekli olduktan sonra emekli maaşlarının yatmalarını sağlayacak

hepimizin vergileri tanımadığımız çocukların okumalarına, insanların tedavi ve sosyal yardım almalarını sağlıyor
böylece sokakta yürürken cüzdanımız için bıçaklanma ihtmalimiz bir nebze engelleniyor
işimizi kaybedersek açlıktan ölme ihtimalimiz azalıyor

bi tek kirli havamız bedava
0
bir soru sorcam
(13.11.20)
çocuklu insanlara pozitif ayrımcılık avrupanın çoğu ülkesinde olan bir şey, bu tiplere sorsak avrupa şöyle güzel böyle güzel ama kıskançlık çekememezlik olunca şark kültürü damarları tutar.
çoğu ülkede çocuklu ailelere vergi indirimi, çocuk parası v.s olur. demek ülkede bunlar olsa bu tipler hasetinden kendi kendilerini yermiş.

bu anlattığın hikayedeki tipler bizim milletin genel çekememezliği aslında, sozlukte de sık sık görürüz, bu meslek niye bu kadar maaş alıyor, niye bu kadar rahat çalışıyor ben eziliyorum o da ezilsin v.s. diye her gün farklı bir konu.

sizin yerinizde olsam alttan almaz direk, hatta bu konuda sert çıkardım bir daha sizin 100metre çevrenizde bu konuyu açmaya cesaret edemezlerdi.
0
nuisance
(13.11.20)
hepsi gerizekalı +1
haklısınız
0
basond
(13.11.20)
Bence haklisiniz. Digerlerinin size gicik olmasi yanlis, size verilmis bir hakki kullaniyorsunuz alti ustu. Bu kurali da siz koymamissiniz neticede. Olmasi gereken sorunu is yerinin cozmesi, en bastan "madem evden calisilabiliyor, herkes evden calissin" idi. Veya illa ofise gitmesi gerekiyorsa birilerinin is yerinin bu durumu bir sekilde kompanze etmesi gerekirdi (ek ucret, ek izin gunu vs).

Sikayetler "hayir onlar da evden calismasin madem, bize mi sordular cocuk yaparken" ekseninden ziyade, "ee oluyormus demek ki biz de evden calisalim o zaman" ekseninde olmasi lazimdi.
0
taurina
(14.11.20)
(8)

Beyler bi kız var...

sorumu sorup gidicem
Merhaba, Yoğun çalışan bi insanım. Eve neredeyse sadece uyumaya giriyorum. Büyük bir sitede oturuyorum ve kat komşularımı bile tanımıyorum. Geçenlerde asansörde bir kadın ve bir erkekle karşılaştık. İyi akşamlar faslından sonra kadın kişisi sürekli benim kat komşum olduğunu, bazen beni gördüğünü, bi
Merhaba,
Yoğun çalışan bi insanım. Eve neredeyse sadece uyumaya giriyorum. Büyük bir sitede oturuyorum ve kat komşularımı bile tanımıyorum. Geçenlerde asansörde bir kadın ve bir erkekle karşılaştık. İyi akşamlar faslından sonra kadın kişisi sürekli benim kat komşum olduğunu, bazen beni gördüğünü, bir ihtiyacı olursa gelip gelemeyeceğini? sordu. Yanındaki arkadaşın neyi olduğunu kestiremediğimden tabii diyip uzaklaştım. 2 gün önce çöp atmaya çıkarken kapıda karşılaştık tekrar. Naber maber faslından sonra tanış olduk. O erkek kişisinin kuzeni olduğunu, yeni taşındığından falan bahsetti. Kendisini beğendim ama gerçekten çok işim vardı. Bir gün gelirsin bir şeyler ikram ederim falan dedim aaa harika olur falan derken öyle söz kestik. telefonunu almak aklımdan bile geçmedi. Ayın 7-10 günü falan iş dolayısıyla yurtdışında oluyorum. Yine o dönemlerden biri ve denk gelme şansımız düşük. Oturduğu daireyi biliyorum. Salaktan bi bahaneyle bir şey isteyip telefonunu alıp bu süreçte 1-2 kendimi hatırlatsam mı; yoksa önce iş sonra diğer iş mantığıyla döndüğümde tesadüf mü kovalasam. Arayı pek soğutasım yok güzel bi çekim almıştık birbirimizden.
0
sorumu sorup gidicem
(13.11.20)
Go go go! bir tatlı al, kendime alıyordum size de almak istedim de geç.
0
lcha
(13.11.20)
kale bos, top onune gelmis; sen vurmamak icin direniyorsun :) anlattigin kadari ile, golu at artik
0
sweetoffice
(13.11.20)
Garip bir durum. Böbreklere dikkat.
0
dissendium
(13.11.20)
İşi -en azından ikinci seferde- -istemeyerek de olsa- ağırdan aldığımın farkındayım ama tatlı götürmek veya salaktan kapısına gitmek daha önce hiç yapmadığım şeyler. Pek doğal gelmiyor. Biraz da böyle düşündüğüm için sorayım dedim.
0
🌸sorumu sorup gidicem
(13.11.20)
Tövbestağfirullah bildiğin cinsel seks teklifi. Aşağıda tasmalı bir köpek gördüm sizin mi diye kapısını çal. İşte benzer bir bahane bul, onu da mı buraya yazıyorsun. Vurduğun gol olsun, ayağına taş değmesin.
0
stewie
(13.11.20)
Boşver aga o senin peşinden koşsun hiç uğraşma.
0
Lethe
(13.11.20)
Evini biliyosan ve söz kestiyseniz telefonla falan uğraşma, geriye bir adım atmış gibi olur . Direkt müsait bir gününde yemeğe çağır ondan sonra zaten telefon melefon hepsi senin. Hele yemek falan yapabiliyosan of diyim sana
Beline kuvvet
0
yarey
(13.11.20)
Karakterine en uygun yolla yaklaş da, çok kaptırma. İyi etüt et nedir kimdir.

Senin yazdığından asansörde onu ilk defa gördüğün anlaşılıyor.
Önceden arada denk gelme-selamlaşma, asansör arkadaşlığı, köpek gezdirirken gülümseşme falan da yok. Bu durumda, yanında kuzeni de olsa bir erkek varken bu kadar rahatlıkla konuya girebilen birine kim olursa olsun dikkatli yaklaşmak lazım.
Kınamıyoruz, kıllanmıyoruz ama tedbiri de elden bırakmıyoruz.
Hadi bakalım.
0
testudos
(13.11.20)
(4)

Konum takibi

dissendium
Telefonda konumumuzu takip edecek, gittiğimiz yolları haritada gösterecek bir uygulama var mı Android için?Şuradan şuraya şu kadar km yürümüşsünüz gibi bilgiler veren bir uygulama da olur. Harita olursa daha güzel olur.
Telefonda konumumuzu takip edecek, gittiğimiz yolları haritada gösterecek bir uygulama var mı Android için?

Şuradan şuraya şu kadar km yürümüşsünüz gibi bilgiler veren bir uygulama da olur. Harita olursa daha güzel olur.
0
dissendium
(12.11.20)
(bkz: google konum geçmişi) bunu yapıyor zaten.
0
inheritance
(12.11.20)
google konum paylaşmayı açarsanız dediğiniz olur.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(12.11.20)
siz böyle bir şey istediğinizi bilmeden google bunu sizin adınıza yapıyor zaten:D
0
co2s2
(12.11.20)
Peki İnternet'in açık olması gerekiyor mu kaydedilmesi için? İnternet kapalı olsa da kaydeder mi?
0
🌸dissendium
(12.11.20)
(4)

şu şarkının bir kısmında eminem ne diyor?

proletarier aller lander vereinigt euch
https://www.youtube.com/watch?v=ttWQK5VXskA30. saniyede bir şeyler diyor güneşlenme cihazının içindeyken. bi türlü anlayamıyorum ya kaç yıldır dinlerim bu şarkıyı. bu sefer fena taktım.edit: sitcom sorsam herkes doluşmuştu neredesiniz yıllardır yurt dışında yaşayanlar bi el atın çabuk deliriyorum.
www.youtube.com

30. saniyede bir şeyler diyor güneşlenme cihazının içindeyken. bi türlü anlayamıyorum ya kaç yıldır dinlerim bu şarkıyı. bu sefer fena taktım.

edit: sitcom sorsam herkes doluşmuştu neredesiniz yıllardır yurt dışında yaşayanlar bi el atın çabuk deliriyorum.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(10.11.20)
tell them i'm tanning here diyor herhalde
0
eazy
(10.11.20)
ben de bi tanning here duydum gibi ama cümle başında aşırı vurgulu bir kelime de var.
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(10.11.20)
Yorumlarda buldum.

Your band's out here!

DONT TELL THEM IM TANNING!
0
dissendium
(10.11.20)
vay bee

ben de bakmıştım daha önce yorumlara ama keşke tekrar baksaymışım teşekkürler
0
🌸proletarier aller lander vereinigt euch
(10.11.20)
(5)

dağlık karabağ analizi?

soru icin geldim
Azerbaycan ciddi anlamda masada kazandı mı? yoksa o kadar emek boşa mı gitti? rusyanın amacı nedir? kazanımlar ve kayıplar nedir? ermnilerin akıbeti ne olur? Türkiyenin kazanımı?sınır kapıları açılır mı? umarım açılmaz ama.
Azerbaycan ciddi anlamda masada kazandı mı? yoksa o kadar emek boşa mı gitti? rusyanın amacı nedir? kazanımlar ve kayıplar nedir? ermnilerin akıbeti ne olur? Türkiyenin kazanımı?

sınır kapıları açılır mı? umarım açılmaz ama.
0
soru icin geldim
(10.11.20)
Masada da kazanması gerekiyor artık.
Çok belli olmasa da Türkiye'nin bu konuda yol gösterici olmaması imkansız. Mesele tabi Ermenistan'la sınırlı değil . Masadaki her maddede Rusya'nın da (gizli) kazananan olmasının önüne geçilmesi hususu var .

Ermenistan kökenli Rusyadan bir kadın gazeteci Ermenistanın başına gelenlerin sebebi olarak bir zamanlar Rusya'yı kâle almadığını dinlemediğini belirtiyordu. Ermenistan'ın büyük askeri zayiatı ile Rusya bu şekilde ne kadar kıymetli olduğunu gösterdi. Tabi Ermenistan bu kuyruk acısı nedeniyle bu hükümetle Rusya ile iş birliği ve diplomasi sağlanamaz . Rusya kendine göre bir hükümet isteyecek ya da dizayn edecektir yüksek ihtimal.

E tabi Karabağın da Hocalı gibi rahat(!) olmadığını anladı Ermenistan. O günler zaten artık arşivlerde kaldı. Yerde rahat durmayana bela göklerden geliyor.
Bir zaman adaleti ebabil kuşları, bir zaman da sihalar sağlar.
0
Erva
(10.11.20)
Emeğin boşa gitmesi mümkün değil. Azerbaycan Türk Siha'ları sayesinde Ermenistan'a çok büyük zarar verdi. Şu noktadan sonra Ermenistan o bölgede eskisi kadar agresif davranmaz. Şu süreçte en kazançlı ülkelerden biri Türkiye. Siha'lar bir kez daha gerçek çatışmalarda başarılı oldu.
0
dissendium
(10.11.20)
azerbaycan baya baya karabağı geri aldı. ermenistan savaş meydanında darma dağın edilmiş. azerbaycan'nın bu olayların başında istediği şeyler vardı. bunları edinmenin yanı sıra bunlardan çok daha fazlasını edindiler. ermeni askerleri karabağı terk ediyor ve oraya azeriler tekrar yerleşemeye başlayacak. rusya ise her masanın kazananı zaten. bir şekilde o topraklarda var olacaklar. kalıcı mı değil mi rusya'nın gerçek amacı ne bunu zaman gösterecek.

türkiye için ise artık azerbaycan ile karayolu bağlantısına sahip olacak. türkiye'nin en büyük kazanımı siha'ları bence. aktif bir savaşta çok büyük rol aldılar.

ermeniler ise bu şu anlaşmanın ve savaşın tek kaybedeni. hem kocaman bir tokat yediler hem de artık azerbaycan'a karşı eskisi gibi yalandan kabadayılık yapamayacak. ermeni hükümeti de yakında devrilir.
0
amandil
(10.11.20)
Kazananlar Rusya ve Azerbaycan
Kaybedenler Ermenistan ve Türkiye

Rusya Karabağ'da gözlemci olacak. Üs kuracak. Türkiye o bölgeye adım atamaz artık. Ermenistan toprak kaybetti.
0
boray eris
(10.11.20)
neverletyougodown
(10.11.20)
(7)

Ölüme çok yakın hissetmek / uzun vadeli planların anlamsızlaşması...

msb
Son yaşadığımız olayların, 2020 yılının vb de çok etkisi var muhtemelen. Eskiden uzun vadeli planlarım, 5-10 sene sonrası için hedeflerim vardı, şimdi yarını çıkartalım gözüyle bakıyorum. Tasarruf bile yapasım yok pek. "Bugün buldum bugün yerim hak kerimdir yarına" düsturuyla yaşıyorum, ki doğru ola
Son yaşadığımız olayların, 2020 yılının vb de çok etkisi var muhtemelen. Eskiden uzun vadeli planlarım, 5-10 sene sonrası için hedeflerim vardı, şimdi yarını çıkartalım gözüyle bakıyorum. Tasarruf bile yapasım yok pek. "Bugün buldum bugün yerim hak kerimdir yarına" düsturuyla yaşıyorum, ki doğru olan bu belki de bilmiyorum.

Ben mi depresyondayım yoksa milletçe ya da dünya insanları olarak aynı durumda mıyız acaba?
0
msb
(09.11.20)
Çoğunluk survival moda geçti
0
freebird5406_2
(09.11.20)
Aa ben
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(09.11.20)
Ben o şekilde düşünmüyorum. Suçu yıla atmayı anlamsız buluyorum ben. Suçlu olanlar sadece insanlar. Başka kimse değil. Koronavirüsün çıkma sebebi vahşi hayvanların yaşam alanlarının insanlar tarafından yok edilmesi, üstüne vahşi hayvanların gerçek dışı inanışlar nedeniyle insanlar tarafından tüketilmesi. Yaşanan her şeyin açıklaması var.
0
dissendium
(09.11.20)
yok ya hala o moda geçemedim. kendim için uzun vadeli bir hedefim yok ama yarın ölecekmiş gibi de hazır değilim. yapmak istediğim çok şey hala var. bir yandan da geride kalacak olanı düşünme sorumluluğu var tabi, hatta çok pahalı olmasa hayat sigortası yaptıracağım.

bonus: eksiup.com
0
pati
(09.11.20)
Hayat sigortam var. Aileme bir miktar para kalacak ben ölürsem. Bu durumdan sonra biraz rahatladım kişisel olarak. Sanki onlara karşı olan sorumluluğum azaldı. Bir de galiba kaza da da bir miktar ödeniyor. Sigortam olmasa kafayı yerdim heralde. Sigortam 10 aydır fln var bu arada. İzmir mevzusundan sonra olmadı.

Bazen diyorum ki çok kafam atarsa gider ölürüm, ailem de kahrolmaz da oarayı yerken iyi bir şekilde hatırlar beni. Bu düşünce çok nice :D
0
mobydick
(10.11.20)
Ben de 3 4 gündür azan anksiyetemle bunları düşünmeye başladım. Ne için yaşıyoruz acaba? Bunu sorguluyorum.
0
elitoangelito
(10.11.20)
bence bu durumda olmayanlar varoluşuna dair en ufak bir farkındalık yaşamamış, her türlü koşulda zaten sığır gibi hayat yaşayan kesimdir. bu bunalım ve survival'a dönüş hepimizin şu anda yaşaması gereken bir şey. silkinip kendimize gelmek için. ''tek bir sebepten bir kere öleceğiz''i bilerek virüsten, depremden, adaletsizlikten, ayrı ayrı korktuğumuz herşeyin bir araya gelip rutinimizi yöneten ana motivasyonumuzu, gelecek için çalışan sorumluluk duygumuzu ele geçirmesinden kaçınabiliriz. ve ''bir kere yaşayacağız''dan da bu yaşamın bir anlamı olması gerektiğini hatırlatmalıyız kendimize. zor zamanlar hakikaten. ama direne direne aşacağız.
0
firdaus
(10.11.20)
(5)

İngilizce sorusu

the real brad pitt
https://ty.gl/twj2pldBen bunu aldım. Seviyem inter. Sıfırdan bu kitaplara başlayacağım. Nası pekiştiririm?İng roman mı alsam. Ne önerirsiniz roman olarak. Başka ne yapabilirim. Şunu tam öğrenmek konuşmak okumak yazmak istiyorum ya.
ty.gl

Ben bunu aldım. Seviyem inter. Sıfırdan bu kitaplara başlayacağım. Nası pekiştiririm?

İng roman mı alsam. Ne önerirsiniz roman olarak. Başka ne yapabilirim. Şunu tam öğrenmek konuşmak okumak yazmak istiyorum ya.
0
the real brad pitt
(09.11.20)
burdan basla, gramer ögrenirsin. seviyene göre okuma kitabi yavas yavas alirsin. youtubetan da günlük konusma örneklerini dinle.
0
durgunfoton
(09.11.20)
Düz roman almayın. Oxford'un seviyeli kitapları iyidir.
Bunun dışında YouTube'da English With Lucy/Vanessa ve Ingilizce Konu Anlatımı kanallarından da öğrenebilirsiniz, kitap almanız şart değil. Yine de siz bilirsiniz.
0
ryhmer
(09.11.20)
Youtube’da FK Language diye bir kanal var. orada tavsiye niteligindeki videolari izleyebilirsiniz. Gunluk konusma icin de bence kanalin cok guzel video listeleri var. kanala genel olarak bir goz atmanizi tavsiye ederim. Kolay gelsin :)
0
invictae
(09.11.20)
Youtube Etkili Pratik İngilizce
0
kaset
(09.11.20)
Her gün BBC, CNN, Euronews haberleri okuyun. Kelime öğrenin.
0
dissendium
(09.11.20)
(9)

plastik enjeksiyoncular, endüstriyel tasarımcılar

duyurukullanıcısı
bir firma bana olan borcunu nakit olarak değil plastik enjeksiyon kalıbı olarak ödeyeceğini söyledi.avukattı davaydı vs vs uğraşmaktansa kabul ettim.ben onlara bir tasarım vericem onlar bana kalıp verecekler.böyle garanti satılacak bir ürün var mı?
bir firma bana olan borcunu nakit olarak değil plastik enjeksiyon kalıbı olarak ödeyeceğini söyledi.

avukattı davaydı vs vs uğraşmaktansa kabul ettim.

ben onlara bir tasarım vericem onlar bana kalıp verecekler.

böyle garanti satılacak bir ürün var mı?
0
duyurukullanıcısı
(08.11.20)
Hahahahaha. Duyduğum en saçma ödeme yöntemi.

Önce şu soruları sorayım: O kalıp hangi makinede basılacak? Plastik hammaddeyi nereden temin edeceksin? Kalıbın periyodik bakımlarını kim yapacak. Kalıp kırılırsa tamirini kim yapacak?

Bu arada plastik hammadde için tedarikçiler 500 kilo gibi çok büyük miktarlarda MOQ (minimum sipariş miktarı) verirlerse hammadde alamazsın. Az miktarlarda alırsan da kol gibi fiyattan satarlar. O zaman da ürünün rekabetçi olmaz.

Neyse, garanti satılacak ürün: Cep telefonu kapağı ama modeller güncellendikçe kalıbın çekirdeğinin atılıp yeniden yapılması gerekebilir.

Onun dışında bir milyoncularda satılan bilimum plastik malzeme olabilir ama Çin gibi bir ölücü ülkeyle başa çıkamazsın Türkiye şartlarında. Çin fiyatlarıyla rekabet edemezsin yani.

Geçmiş olsun. Aman, hayırlı olsun.
0
himmet dayi
(08.11.20)
Ben olsam siperlik üretirdim.
0
dissendium
(08.11.20)
Enjeksiyon kalıbı pahalı bildigim kadarıyla ama basacak hammadde ve makine lazım. Plastik mobilya ayağı olabilir.
0
opitseri
(08.11.20)
abi ne yaptın sen ya:) himmet dayıya katılmakla birlikte bazı sorularım var. Kaç gözlü bir kalıp olacak? Yolluk sistemi ne olacak? Maçalı mı olacak? Dahası sen kalıbı kaç tonluk ve kolon arası ne olan makinede basacaksın? Kalıp çekirdekleri nasıl sertleştirilecek? Kaç adet baskı yapabilecek? Tek renkli mi toksa çok renkli mi olacak?
Sıcak yolluk sistemli olacaksa ne marka meme ve manifold kullanılacak? Aklımda çok fazla soru var. İnşallah hakkında hayırlısı olur.
0
Restclean
(08.11.20)
ya hacılar ben ürünü söyleyeceğim onlar kalıbı yapacak kaç gözlü hangi makine falan filan teknik işlere takılmayın. şöyle şöyle olsun derim ürün çıktıktan sonra yaparlar ona göre

benim işte şimdi üretimde veya satışta sorun yaşamayacağım bir ürün bulmam lazım. cep telefonu kapağı gibi. ama ben nereden bilicem hangi kapak satılır falan?

bakımını, garantisini falan firma yapar.

piyasa koşulları. yapacak bir şey yok.

araba pazarı gibi kalıp pazarı tarzı bir yer var mı ya? atıyorum benim elimde çöp kovası kalıbı var nasıl satılır bu? kalıp olarak? 10 ton?
0
🌸duyurukullanıcısı
(08.11.20)
abi amaç akıl vermek değil sadece yardımcı olmak. Fakat yazdıklarımız maliyet ile alakalı. Adam sana 50bin tl lik mi kalıp yapacak yoksa 500 binlik mi? inan bunlar önemli. Kalıp gözü sayısı ise sen yaptırdığın ürünü basarken maliyetini direkt etkiler. Aynı ürünün birim fiyatı 10 kuruşta olabilir 1 tl de. Bu yüzden sordum.
Peki sen kendin basıp satmak yerine elinde tasarımı olan biri için kalıp yaptırsan ve o adama satsan olmaz mı? böylece çok daha az uğraşarak paranı kurtarabilirsin belki.
0
Restclean
(08.11.20)
Eğer bu adamların yaptığı işi biliyorsan en çok sattığı Ürün hangisi onu tespit et bence, en kötü gider kalıbı fasonculara satarsın, ama gidipte giysi askısı kalıbı alırsan zor olur
0
Diskirminant
(08.11.20)
@Restclean
eyvallah hocam.

olur tabi neden olmasın. bende dertten kurtulmuş olurum. nereden bulucam o x kişisini?

mail mi atıcam mesela firmalara?
0
🌸duyurukullanıcısı
(08.11.20)
çok ilginç yaa.
bende migrosa yazılım yazayım peynir alırken.
plastik enjeksiyon sektörü alayı dolandırıcıdır.
kalıp üreticisinden basan firmaya kadar.

en basitinden sen firmaya kaliteli hammadde verirsin, çoğu hammaddeye çöküp en leş malzemeden malzemeni döker. 24 saat başındamı bekleyeceksin ?

yada adam enjeksiyon makinesinin basıncını düşür tutar, parçanın sivri yerleri oluşmaz.

enjeksiyon firmalarına lanet edip enjeksiyon makinesi alan firmalar var.

kısaca alacağını affet, daha az zarar edersin.
2. el enjeksiyon makineleri gırla satılıyor nette, plastik basmakla para kazanılcak olsa o makinler hurda fiyatına satılmazdı.
0
aslindasorunumpsikolojik
(09.11.20)
(6)

Korona virüs hayvanlara da bulaşır mi?

ElfElf
Evcil kedilerimizi ve kuşlarımızı düşünüyoruz bu duyuruda. Buluşacağını pek sanmıyorum ama önlem almalıyım. Kuşlara normal grip iken de yaklaşmam normalde.
Evcil kedilerimizi ve kuşlarımızı düşünüyoruz bu duyuruda. Buluşacağını pek sanmıyorum ama önlem almalıyım. Kuşlara normal grip iken de yaklaşmam normalde.
0
ElfElf
(07.11.20)
Ohoo. Vizonlara bulaştı. Danimarka yüz binlerce vizonu itlaf ediyor. Hatta koronavirüs ilk çıktığında şempanzeler korumaya alınmıştı. Hayvanlara da bulaşabiliyor ama kediler için son durumu bilmiyorum. Kaplanlara ve aslanlara bulaşıyor.
0
dissendium
(07.11.20)
evet insanlardan kedilere bulaştığına dair haber de vardı.
0
rose parks
(07.11.20)
Kesin olarak bir şey söylemek zor.
Bulaştığını dair bazı haberler vardi; ama ne kadarı doğrudur orasını kestirmek zor.
0
pangea
(07.11.20)
konunun uzmanı değilim ama bu mesele çok önemli. lütfen işin doğrusunu bilelim kulaktan kulağa yanlış bilgi yayılmasını engelleyelim.
kedilere köpeklere o lanet hastalık bulaşmıyor.

Covid 19 dediğimiz şey bir virüs çeşidi. Bu tip virüs ailesinin temel adı "Corona" bugün gündemimizdeki de bunun bir yeni türü.
Kedilerin kendi içlerinde de bu isimle adlandırılan bir virüs var. Ama onların "Corona"sı ile bizim "corona" mız birbirlerinden tamamen farklılar sadece isimleri benziyor ve hatta aynı. Ama sadece üst aile isimleri aynı yoksa farklı farklı şeyler.

Kedi-köpekten yana endişemiz yok.
Ama başka hayvanlarda olabilir mi olabilir diyorlar. Virüs komple yepyeni olduğu için bilgi birikimimiz de yok her şey olabilir. Çalışılıyor, öğreniliyor.

Kedi - köpekten yana endişemiz yok. Bizden onlara - onlardan bize bulaşmıyor, yayılmıyor.

Yamuluyorsam düzeltin. ( konunun uzmanı değilseniz düzeltmeyin. yoksa birisi o ihtimale inanıp hayvanları katledebilir. )
0
andoreii
(08.11.20)
Gripte hayvan hastalığı domuzdan insana bulaşıyor. Ama insandan kediye bulaşıyor mu ? Veterinerlere sormak lazim.
0
ycaycayca
(08.11.20)
(4)

Dunya nufusu ve kadin erkek orani

karlmarx
MerhabaDunyadaki kadin erkek sayisinin son durumu nedir? Esitlik biyolojinin hangi ozelligiyle korunuyor? Ve bir gun bir cinsiyet digerine ustun gelecek olursa bu hangisi olur ve neden? Her cevap tik, gelsin beyon firtinasi.Tesekkur ederim.
Merhaba

Dunyadaki kadin erkek sayisinin son durumu nedir? Esitlik biyolojinin hangi ozelligiyle korunuyor? Ve bir gun bir cinsiyet digerine ustun gelecek olursa bu hangisi olur ve neden? Her cevap tik, gelsin beyon firtinasi.

Tesekkur ederim.
0
karlmarx
(07.11.20)
%50 - %50 olmadığı belli. Ancak %50’ye yakın bir oran. Basit bir istatistik dersi almış kimselerin şaşırmayacağı bir konu yani. Dış etmenlerle bu oran arasındaki fark açılabilir elbet. Örneğin; savaşlar, kız çocuklarının aldırılması vs vs...
0
ruhen hastayim ben
(07.11.20)
Eşitlik yok.

en.wikipedia.org
0
dissendium
(07.11.20)
Kumarda neden her zaman kasanın kazandığını istatistikle açıklayan bir yazı okumuştum geçen. Ekşişeyler'deydi herhalde. 10 kere atılan yazı turada bir yüzün çok daha fazla gelmesi muhtemelken, tekrar yüzlere binlere çıkınca oran yüzde 50'ye yaklaşıyormuş hep. Cinsiyet dağılımıyla ne kadar alaka kurulabilir bu açıdan bilmiyorum ama aklıma yatıyor benim.
0
IncredibleMau
(07.11.20)
ben kendimi bildim bileli 51 kadinlar 49 erkekler seklinde bilgim. yani baydi bu bilgi. yanlislikla su icsem orucum bozulur mu muhabbeti gibi paso gazetelere duserdi. hatirlamiyor musunuz?

hatta devamini da diyeyim.kadinlarim sayisi artip erkeklerinki azalacak ancak kadinlar erkekliksizlikten yok olmayacak cunku kadinda xx var yani erkekte xy. kadindaki x'ten erkek olusturulacak vs vs. abidik gubidik seyler
0
turbo sadık
(07.11.20)
(2)

Georgia Gürcistan anlam ayrımı?

mikahakkinen
Şimdi eyalet Georgiyayla Gürcistanın anlamı aynı mı?
Şimdi eyalet Georgiyayla Gürcistanın anlamı aynı mı?
0
mikahakkinen
(07.11.20)
aziz george dan geliyor büyük ihtimalle. aynı bence.
0
kelepir
(07.11.20)
dissendium
(07.11.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.