Giriş
(11)

evliler için ailelerde kalma / ailelerin gelip kalması konusu

roket adam
sorum şu: ne sıklıkla birbirinizin ailesine gidip kalıyorsunuz? ya da aileleriniz size kalmaya geliyor.yaklaşık 1 senelik evliyiz, eşimin ailesinde sürekli bir kalma muhabbeti var. siz gelin kalın, biz gelelim kalalım vs vs. bizim ailede de tam tersi kalma hiç yoktur, 2-3-4-5 saat oturursun gece bil
sorum şu: ne sıklıkla birbirinizin ailesine gidip kalıyorsunuz? ya da aileleriniz size kalmaya geliyor.

yaklaşık 1 senelik evliyiz, eşimin ailesinde sürekli bir kalma muhabbeti var. siz gelin kalın, biz gelelim kalalım vs vs. bizim ailede de tam tersi kalma hiç yoktur, 2-3-4-5 saat oturursun gece bile olsa dönersin, ben zaten misafirliği de misafir de hiç sevmem. bu noktada eşimle değil ama ailesiyle biraz ters düşüyoruz. kibarca başka yerde uyuyamıyorum diyorum, ya da korona, iş güç, bizim ev zaten küçük gibi vs bir şeyleri bahane ediyorum ama ileride sorun olacak gibi görünüyor bu mevzu. şimdi eşimin de kalbini kırmamaya çalışıyorum ama inanılmaz ısrar ediyorlar.

bi de yazın mesela bi yazlık kiralayayım 1 ay takılalım dedim, hanım direkt bizimkiler de gelir en az 1 hafta kalır, ne diyeceğiz onlara dedi. yani tatilde bir hafta onlarla kalmak kesinlikle istemiyorum, ama kırıcı olmayacak bir şekilde bunu belirtmek lazım. tüm kiralama mevzusunu iptal ettirmeden nasıl bir bahane uydurmak lazımdır? benzer durumdaki arkadaşlar nasıl yönetiyor bu durumu? (hepimiz aynı şehirdeyiz bu arada)
0
roket adam
(09.03.21)
Aynı şehirde yatılı gelen kayınvalide kayınpeder de hiç duymadım. Başka şehir olsa evlatlarını özler gelirler en iyi şekilde ağırlarsın da aynı şehirde akşam oldu mu çeksin gitsin evine.
Babannem 96 yaşında tek yaşıyor ona diyoruz gel iki gece kal diye evim barkım var benim diyor. Sizinkilere de kendi evlatları kibar dille anlatsın.
0
cilekli pasta
(09.03.21)
Valla nişanlılık arifesindeyim. Sevgilim yokken dahi böyle şeylerden nefret ettiğimi söylemiştim. Müstakbel Nişanlımın ailesi de benim ailem gibi şükür.

Ha böyle bir şey yaptılar bir defa emrivaki. İkincisinde saygı maygı dinlemem kovardım meşgulüz yeni evli çiftiz biz diye.

Kadın kişisiyim.
0
Hallegadola
(09.03.21)
Ben de aynı şehirde birbirinin evinde kalma muhabbetini ilk kez duyuyorum ve hiç normal bulmadım. Herkesin kendi düzeni, rahatı var. Eşinizle açık açık konuşacaksınız, konuyu o yönetecek, başka yolu yok bunun.
0
gmzo
(09.03.21)
kardeş ben sana bu konuda diyorum ki net ol öyle kırmayım dökmeyim derken işler boka sarar bu konularda. bir defa sen kesinlike onlarda kalma kesinlikle. az davet et. davet ettiklerinde de sakın kal deme ama bunları tek başına yapamazsın eşine direk söyle durumu hatta de ki hastalıkta ihtiyaç halinde her zaman başımın üstünde yerleri var ama ben ne böyle sık görüşmeye hele de böyle kalmalı durumlara razı değilim aşırı rahtsız oluyorum. senden de bu konuda hassas olmanı istiyorum de. eşin de kesinlikle sensiz falan onlarda kalmasın. eşin duruma sıcak bakmazsa ve gerçekten rahatsız oluyorsan bu konuda selam kavgalar hazır ol. benim tavsiyem bir ay sağlam kavga bile uzun dönem bu huzursuzluktan iyiidir. git gelleri kesin azalt. gerekirse başkalarına git şehir dışına git başkalarını çağır.
0
andlee
(09.03.21)
ben de aynı şehirde olup birbirinin evinde kalma olayı hiç duymadım. kalma olayı cenazede, belki lohusalıkta falan olur. onun dışında gece yarısı da olsa herkes evine döner.
0
dafuq
(10.03.21)
cozum.

esin desinki kendi ailesine, ben roket adamin ailesine izin vermedim. simdi kendi ailemi alamam.

oyle karsilikli anlastik desin. hele covid zamani hic olmaz desin. esinin seninle antat oldugunu, ve asil problemin ailesi oldugunu varsayiyorum.
.
0
camussar
(10.03.21)
Senin erkek olman işleri kolaylaştırır. Ben istemiyorum sen onlarda kalmayacaksın, onlar da bize her sakka gelmeyecekler kalmayacaklar, işim gücüm var yoruluyorum kafam sessizlik istiyor benim de. Ve sen de kesinlikle onlarda kalma ve eşine de sen yokken onlarda kalmasına izin verme +1. Bu resmen asalak yaşama belirtisi çünkü. Hiç gereği yok saçmalık sadece. "Kocası izin vermiyo" deyip kabullenmeleri daha kolay.
0
1bir1bir1
(10.03.21)
offf okurken rahatsız oldum benim de en korktuğum ve irite olduğum konulardan biri göt göte yaşamaktan ne zevk alıyorlar hiç mi ağırlık oluruz demiyorlar:/ madem o kadar huy edinmişler eşinizi bırakın bence arada kalsınlar kimlerle kalıyorlarsa siz eve dönün diyebilirim. tatil için çüş devenin nalı. çok geçmiş olsun ben de bu vesileyle nefretimi kustum.
0
ala09
(10.03.21)
Erkek olmak nasıl bir avantaj...
Yazmış bir arkadaş; net bir biçimde "roketadam'ın ailesi de gelmeyecek, siz de gelmeyin, ayıp olur"+1

Bana temizliğe gelen bir hanımın ailesi öyleydi. Minibüsle iki durak mesafede oturuyorlar ama örneğin bayramın birinci günü (normalde evde olur büyükler) oğluna geliyor bayram sonuna kadar bayram tebriklerini oğlunun/gelinin evinde kabul ediyorlar.

Örf/adet çok farklı olabiliyor yani. Bunu benimsememek de sizin elinizde.
0
SiyamkedisiZorro
(10.03.21)
lütfen eşinle açık bir şekilde konuş, sizin ailede anladığım kadarıyla bu çok normal karşılanıyor ama bu bana ters geliyor, başımın üstünde yerleri var gelsinler misafirliğe yesinler içsinler sonra evlerine dağılsınlar de. Belli ki eşin ve eşinin ailesi için aynı şehirde yaşayıp kalmalı ziyaretler oldukça olağan. senin için bunun ters olduğunu ve bundan rahatsız olduğunu istemediğini eşinin net anlaması ve ailesine gerekirse eşinin söylemesi gerekli. aksi takdirde aile bütünlüğünüzün bozulmasına kadar gider bu iş
0
wendyangelamoiradarling
(10.03.21)
Evli değilim, tek yaşadığım için arabayla on on beş dakika uzaklıktaki ailem gelip bende kalmaya çok istekliydiler ilk başta. Zamanla konuşarak, evdeki düzenimin bozulduğundan, zaten yakın bir mesafede oturduğumuzdan bahsederek ikna ettim. Artık ayda bir kere kalmak istiyoruz diye haber vermiyorlar. Ben davet edersem geliyorlar. Bence açık olmanız gerek.
0
ruhen hastayim ben
(10.03.21)
(6)

Eşim az önce banyoda düştü

gmzo
Gözüm karardı bi an bayıldım sanırım diyor. Büyük bi gürültüye uyandım, rezervuar kırılmış yerdeydi. Ben bağırarak gittim, kapıyı açtığımda gözleri açıktı kalkıyordu. Birkaç bira içmişti, sinüzit aktı ve kustu. Şimdi iyi uyutmadım ama katiyen hastaneye gitmek istemiyor iyiyim diyor. Ne yapmam lazım
Gözüm karardı bi an bayıldım sanırım diyor. Büyük bi gürültüye uyandım, rezervuar kırılmış yerdeydi. Ben bağırarak gittim, kapıyı açtığımda gözleri açıktı kalkıyordu. Birkaç bira içmişti, sinüzit aktı ve kustu. Şimdi iyi uyutmadım ama katiyen hastaneye gitmek istemiyor iyiyim diyor. Ne yapmam lazım
0
gmzo
(27.02.21)
Görünürde bir şeyi yok
0
🌸gmzo
(27.02.21)
Tansiyon ölçme aletimiz yok maalesef
0
🌸gmzo
(27.02.21)
Nabzına baktım şimdi 61 saydım bir dakikada. Başını vurduysa diye korkuyorum ama kesinlikle gitmem şimdi hastaneye kötü olursam söylerim diyor
0
🌸gmzo
(27.02.21)
Dilini çıkarttırın ve sağa sola uzatmasını isteyin, Güldürün, suratı simetrik mi diye bakın, mantıklı birkaç cümle kurmasını isteyin. Düz bir çizgide yürümesini isteyin, ellerini yana açtırıp, her iki elin parmak ucuyla burnuna dokunmasını isteyin. Yapamadığı varsa ambülans çağırın.
0
Mirket
(27.02.21)
tansiyon ve gün içerisinde kusma beyin kanamasına kadar gidebilir. belki de hiç bir şeyi yoktur ama riske neden atasınız. sabah doktora gidiniz.
0
bisorumvargaliba
(27.02.21)
Geçmiş olsun, alkol almış olmak dışında anlattıklarınızın aynısı bir akrabam yaşadı, beyin kanaması geçirmiş.
0
evanka
(28.02.21)
(4)

Israrla gürültü yapan alt komşu

havadakarada
Sabah nedir akşam nedir bilmiyorlar ailecek. Birkaç kez uyardık yine aynı. Akşam erken uyuyup sabah erken kalkıyorum iş için. bir de adam sürekli küfürlü konuşarak bağırıyor evin içinde. Şimdi bunlara ne yapmak lazım? Gerçekten çok can sıkıcı bir durum.
Sabah nedir akşam nedir bilmiyorlar ailecek. Birkaç kez uyardık yine aynı. Akşam erken uyuyup sabah erken kalkıyorum iş için. bir de adam sürekli küfürlü konuşarak bağırıyor evin içinde. Şimdi bunlara ne yapmak lazım? Gerçekten çok can sıkıcı bir durum.
0
havadakarada
(13.02.21)
hiç bişey yapamazsın, en fazla polemiğe girersin yine de hiç bişey değişmez hatta zararlı bile çıkabilirsin.

imkanın varsa taşın.
0
killerbee
(13.02.21)
Anlamaz ki oküz
0
kirmizipilotkalem
(13.02.21)
her fırsatta panodan elektriklerini kesin.
0
frostpunk
(13.02.21)
Bu tipler değişmiyor, tecrübeyle sabit. Taşınmak dışında çözüm yok.
0
gmzo
(14.02.21)
(8)

Evde uskumru yaptım

alperz
Bizim sokaktaki balıkçıdan gaza geldim uskumru aldım. Fileto yapıp tavada ızgara ettim. Evi havalandırmama rağmen hala sanki ince ince balık kokuyor her yer. Daha önce hiç evde böyle balık pişirmediğimden başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi istiyorum. Ne yapacağız bütün mutfağı sirkeyle mi sileyim?
Bizim sokaktaki balıkçıdan gaza geldim uskumru aldım. Fileto yapıp tavada ızgara ettim. Evi havalandırmama rağmen hala sanki ince ince balık kokuyor her yer. Daha önce hiç evde böyle balık pişirmediğimden başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi istiyorum. Ne yapacağız bütün mutfağı sirkeyle mi sileyim? Evde sirkeli su mu kaynatayım?
0
alperz
(08.02.21)
Silme, havalandır bekle. Zamanla geçecektir.

Ayrıca balığı sadece tereyağında kızartırsan koku yok denecek kadar azalıyor.
0
sylr
(08.02.21)
Afiyetler olsun.
Havalandırinca geçer ama febrez alıp migrostan onu da hoca edebilirsiniz.
Tabi sirke karbinattgibi çözümler de var ama febrezi alın hoca edin yarın saat sonra her yeri açın yarım saat bekkeyin (böylece zaten vakit de geçmiş olur :)l
0
kisa
(08.02.21)
kucuk bir yanmaz kap ile ocakta bir miktar su-camasir yumusaticisi kaynat 25-30 dk, mis gibi kokar her taraf.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(08.02.21)
Çamaşır yumuşatıcı kaynatıp da zehir solumayın.
Lütfen.
Yani siz yine istiyorsanız yapın da,
Çocuğunuz, hayvanınız varsa onlara solutmayın.
0
Mirket
(08.02.21)
sirkeli su kaynatın ocakta düşük ateşte. ilk aşamada biraz sirke kokuyor ama sonra balık kokusu tamamen geçiyor. alternatif olarak adaçayını yakıp gezdirebilirsiniz evde. yine ocakta lavanta kaynatmak da güzel oluyor.
0
gmzo
(08.02.21)
Sirkeli su kaynatın ya da suya biraz kahve koyup kaynatın. Evde tütsü ya da kokulu mum varsa onu da deneyebilirsiniz. Ayrıca buzdolabı kokusunu çekmek için süt ya da karbonat kullanılıyor. Düz mantıkla belki bir kaba süt yada karbonat koymak da kokuyu çekebilir
0
yazdonumu
(08.02.21)
arkalı önlü açtım camları bütün gün. şimdi koku kalmadı galiba.
0
🌸alperz
(08.02.21)
Kuru bir kaç kaba karbonat koyun, faydası olur.
0
oligomer
(08.02.21)
(27)

Evli çiftler harcama dağılımını nasıl yönetiyor?

goodyes
Kadın ve erkek çalışıyorsa masraf dağılımı ve para birikimini nasıl yapıyor genelde, siz nasıl yapıyorsunuz? Bu aralar bunu çok merak ediyorum. Mesela geçen eşi de kendisi de bankacı olan bi abi “eşim kendi harcayacağı parayı alır, geri kalan maaşını benim hesaba yatırır hesap yönetimini ben yaparım
Kadın ve erkek çalışıyorsa masraf dağılımı ve para birikimini nasıl yapıyor genelde, siz nasıl yapıyorsunuz? Bu aralar bunu çok merak ediyorum. Mesela geçen eşi de kendisi de bankacı olan bi abi “eşim kendi harcayacağı parayı alır, geri kalan maaşını benim hesaba yatırır hesap yönetimini ben yaparım” diyordu. İdeali böyle mi? Siz nasıl yapıyorsunuz?
0
goodyes
(03.02.21)
Evlilik ve öncesinde nişanlılık süresince, eşim ne kazandıysa hesabında biriktirdi, bütün harcamaları ben yaptım. Ben karşılayamadığım zamanda birikim hesabı olarak tuttuğumuz onun hesabından kullandık.
Her ay sonunda gelir gider hesabını ben yaparım, eksik varsa onun hesabından gerekeni tamamlarız. Nakit ihtiyacı varsa ben veririm.
Tahmin ediyorum ki banka kartını atm'ye takıp para çekmeyi unutmuş bile olabilir bu 10 yılda.
0
quaker
(03.02.21)
herkes kendi parasını harcıyor.

1. faturalar ortak (cep telefonları hariç)
2. yemek için alışveriş ortak.
3. misafir çağıracak olan kendi alışverişini yapar.
4. kozmetik herkes kendi öder.
5. araç masrafları ortak.

daha öne denenen ortak bütçe yönteminde plansız harcamlar yapan bir taraf olunca sıkıntı oluyor. şimdi hesaba gerek kalmıyor. yaşasın bağımsız bütçe.
0
helenart
(03.02.21)
erkeğim. kartı hanıma teslim ettim. bana harçlık veriyor. dünya umurumda değil.
0
iddaaci
(03.02.21)
Kredi kartları ortak
İsteyen istediğini alıyor, soran yok, haber verebilir isterse
ama genelde "al canım" diyoruz.

para ortak birikiyor.
kart ödeniyor sonra ay sonu
kalan parayla da pound alıp biriktiriyoruz.

paralar, poundlar, kart ödemeleri bende
eşim bana sık sık para gönderiyor, benim maaş + ek gelirler benim hesapta birleşiyor.
0
summatinyourteeth
(03.02.21)
Taraflardan biri "benim param benim param", "eşimin parası da benim param" diyorsa o evlilik yürümez.

Böyle olmayacak şekilde ayarlanması gerekiyor.
0
hayirsiz
(04.02.21)
1.5 yıllık evlilik. Maaşlar aşağı yukarı aynı. Mesela ben kenara 5x ayırıyorum, eşim 4x. Herkesin birikimi kendi hesabında. Herkes kendi kalan parasından özel harcamasını yapıyor. Ortak harcamalar ortak. Ama birbirimizden para esirgeme, ailelere yardım konusunda çekince falan olmuyor. Birikimler farklı olsa da kimde ne kadar var biliyoruz. Bir harcama olunca da ortak giriyoruz. Tam bir kanka galiba eşim.

Edit: Yatırım danışmanlığı genel olarak bende. "Altın al" diyorum, "vadeliye yatır şimdi" diyorum, yapıyor. Kaybedince de sorun etmiyor (muhtemelen tolere edilebilir kayıplar olduğu için:)
0
prole
(04.02.21)
Bizde "Sende ne kadar kaldı bende şu kadar var, tamam şunun için şu kadar ayıralım, haftaya da şu ödenecek" şeklinde dönüyor işler.
0
joker hakki
(04.02.21)
Evli değiliz, birlikte yaşıyoruz. Partnerimin üç katı kadar maaş alıyorum. Kira, aidat ve faturalara ait ödemeleri o yapıyor. Market alışverişleri ve yemek siparişleri bende. Ayrıca eve ev tekstili, küçük ev aletleri vs alınacaksa yine ben alıyorum. Tatillerde de kazancımız oranında harcıyoruz, o bir harcıyorsa ben üç şeklinde. Ekstra tatile çıkılacaksa, lüks bir harcamamız olacaksa tamamen ben karşılıyorum.
0
feliss
(04.02.21)
Ha, eklememe gerek yoktur tabii ama onun dışında herkes kendi kredi kartı ve banka hesaplarına sahip. Kişisel olarak ne isterse alıyor. Yatırımlarımız da ayrı ama birbirimize danışıyoruz hisse, döviz, cripto currency vs alım-satımlarında. Bir de tabii bunlar ayrı diyorum ama herhangi bir şekilde bir ihtiyacımız olursa, harcamamız gerekirse, ev, araba vs alacak olursak birkimlerimizden ortak bir şekilde harcarız.
0
feliss
(04.02.21)
Senin paran benim param yok. Bir sey alirken birbirimize soruyoruz.
Excel tablomuz var. Aylik max market harcamasi limiti belli, elektrik faturalarını giderleri kirayi her şeyi yazıyoruz. Harçlık da bırakıyoruz. Kalan miktarı hisse senedi ya da fon alarak değerlendiriyoruz. Bunlar benim hesabımda ama benim diye dusunmuyorum bizim diye düşünüyorum.

Sene sonunda kimin eve ne kadar para soktuğunu bileceğiz ama bu tamamen data icin, gelire göre farklı bir yaşam yok :)

Bu sağlıklı finansal iliskiyi 2 seye borçluyuz.
1) ailelerimize destek olmamiza gerek yok.
2) ikimiz de birçok insan için cimri sayılırız. Para harcama davranışlarımiz çok benzer bu konuda tartışmıyoruz hic. Ikimiz de alisveris düşkünü vs olsaydık da problem olmazdi. Sorun bi taraf daha tutumlu diğerinin daha savurgan oldugu zamanlarda ortaya çıkıyor bence.
0
sonsuz
(04.02.21)
Masrafların tek elde toplanması önemli. Tüm masrafları ben yönetirim. Harcamaları yaparım. Eşim eksik kalan kisimlari için takviye yapar. Artan olursa da çeşitli araçlarda değerlendirmeye çalışırız. Ama bu bu sıralar pek mümkün olmuyor.
0
grid
(04.02.21)
eşim har vurup harman savurucuydu, yavas yavas ögrendi. artık en azından buyuk harcamalardan önce soruyor.
her sey bende, gelirler de giderler de. ama giderler hep cok oldugu icin butce dengelemek cok yorucu oluyor benim icin:(
0
art vandaley
(04.02.21)
Herkesin kendi kartı ve hesabı var, ortak harcamaları kime denk geliyorsa o yapar. Bireysel harcamalarda ufak tefek şeyler konuşulmaz, daha büyük harcamalar yapılacaksa diğeriyle konuşulur. Maaşlar yatınca kartlar ödenir, eşim kira ve faturaları öder, eksik kalırsa ben takviye yaparım (gelirimiz yaklaşık aynı). Altın alınacaksa eşim, döviz alınacaksa ben alırım. Birikim takip ettiğimiz bir Excel dosyamız var. İkimiz de savruk olmadığımız için çalışıyor sistem, evlendiğimizde konuşmadık hiç nasıl yapalım diye kendiliğinden böyle gelişti.
0
gmzo
(04.02.21)
Ben evin kredisini ödüyorum ve kredi kartımı kapatıyorum. Eşim evin diğer masraflarını ödüyor ve eksik kaldığımız boktalarda birbirimize harçlık veriyoruz aslında ortak her şey. Ama evle ilgili genel ödenecek şeyleri onun maaşından ödüyoruz. Bir de o ayın 15 inde alıyor ben de ayın başında aldığım için aslında daha güzel oluyor 15 günde bir yeni maaş geliyor gibi oluyor birbirimize harçlıklarımızı o şekilde veriyoruz
0
esinikaybetmiscorap.
(04.02.21)
Eşim maaşını her ayın son iş günü alıyor. Kira faturalar krediler vs tüm ödemeler onda. Benim hesabıma da gönderiyor. Ben maaşımı çok geç aldığım için genelde benim maaş çarçur oluyor bir işe yaramıyor. Hesaplarımız bir asla senin paran benim param hesabı yapmayız.
0
suicides underground
(04.02.21)
evin tüm harcamaları, ev kredisi, araç kredisi, gezme tozma masrafları vs her şey bende. eşim kendi parasını harcıyor, kendi harcamalarını yapıyor, isterse biriktiriyor artanı. bazen benimki yetmezse ondan para istiyorum o kadar.

neden böyle yapıyoruz, onun harcamaları bana saçma gelebiliyor erkek olduğum için. benimkiler de ona saçma geliyor bazen. kendi kazanıp kendi harcayınca karışmıyorum. özellikle kadın çalışma özverisini gösteriyorsa iki taraf ta kendi parasını harcayabilmeli yoksa evliliklerden problemler oluyor. gidip araba kredisi çektirip kıza ödetmek falan büyük sıkıntı ve stres kaynağı, söylemiyorlar ama taşıyorlar bu mevzuyu yıllarca. kazansın ne yapıyorsa yapsın, kendi arabamı da kendim öderim en temizi bu, dolayısıyla bir çok evlilikteki o temel polemikleri kesinlikle yaşamıyoruz.
0
roket adam
(04.02.21)
Herşey ortak. Para ortak hesaba aktarılır tüm masraflar oradan ödenir alışveriş, kredi kartı, krediler vs. Herkes normal harcamalar dışındaki harcamalarında bilgi verir. Maşallah sorun yaşamıyoruz.
0
FAtE
(04.02.21)
"erkeğim. kartı hanıma teslim ettim. bana harçlık veriyor. dünya umurumda değil."

şöyle olmayı o kadar çok isterdim ki :D süper olay valla
0
jugador
(04.02.21)
Benim banka kartim ve kredi kartim esimde.Esim yapacagi tum harcamalari burdan yapar. Maaslardan arta kalanlar da dahil olmak uzere yatirimlarin nerelerde degerlendirilecegini ben yonetirim.Bu birikimlerin bir kismi benim hesabimda bir kismi onun hesabimda. Görüldügü gibi ortak bir havuzuz
0
turkuaz
(04.02.21)
Biz kirayı, faturaları bölüşüyoruz. Elektrik, internet birimizde, su ve doğalgaz diğerinde gibi.

Kalan parayla da birikim yapıyoruz. Ben uğraşmayı sevdiğimden hisse senedi kovalıyorum, o vadeliye veya çok uygunsa dolara/altına yatırıyor.

Keyfi harcamalarda vs. de birbirimize karışmıyoruz. Ben konsol aldım mesela kendim ödedim, o kendine hobi malzemeleri aldı kendi ödedi mesela.

He keyfi 1000 dolarlık harcama yapacak olsam sorarım, araba vs. alacak olsak yine ortak paydada buluşuruz bir şekilde.

Bizim de kendiliğinden gelişti, taraflardan biri çok dengesiz harcamalar yapmıyorsa özerklik iyidir bence.
0
chicha_v2
(04.02.21)
Evlendiğimizde ortak hesap açacaktık, ikimizin de internet bankacılığı ile ulaşabileceği bir hesap sunan banka bulamadık. Şimdi herkesin maaşı kendi hesabına yatıyor. Eşim kirayı, faturaları, kendi kredi kartını ödüyor. Ben de kendi kredi kartımı ödüyorum. Eşim her ay değişken meblağ gönderiyor bana, döviz alıp kendi hesabımda biriktiriyorum. öyle disiplinli bir ortam yok. Gidere göre ya ondan çıkıyor ya benden. Her şey ortak. buyuk harcamalarda istişare ederiz birbirimizle.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(04.02.21)
Ben savurganim, esim tutumlu. Kredi kartlarini pos cihazlarinda asla kullanmamaya karar verdik. Ne alırsak alalim nakit kullaniyoruz. Internet alisverislerinde hesaptaki canli parayi hemen kredi karti hesabina transfer ediyoruz. Hesapta varsa aliyoruz. Kirayi, faturaları ayirdiktan sonra maasi hanima teslim ediyorum. Bana harclik veriyor. Tum harcamalar onda. Oh. Kafa rahat.
0
Kirmizibavul
(05.02.21)
şu an evli değiliz ama evlenirsek şöyle yapcaz.

ikimizin geliri birleşecek. Bu toplam paranın;

- %20'si benim kişisel harcamam,
- %20'si kendisinin kişisel harcaması,
- %30'u ev harcamaları,
- %30'u yatırım.
0
makarnavodka
(05.02.21)
"erkeğim. kartı hanıma teslim ettim. bana harçlık veriyor. dünya umurumda değil."


yemin ederim evlenince hayat felsefesi yapicam bunu. 15 senedir buradayim, gordugum en efsane cevaplardan biri. haha.
0
baldur2
(05.02.21)
Tüm harcamalar ortak... TL, döviz, altın birikimlerini eşim yapıyor. Bitcoin birikimlerini ben yapıyorum.
0
humat
(06.02.21)
Birlikte çalıştığımız için bizim açımızdan çok kolay. Bütün para bende toplanıyor :D Kiralar, kredi kartları, krediler, maaşlar, faturalar, sigortalar vs bütün ödemeleri ben yapıyorum. Kenara atılacak, dövize çevrilecek vs parayı çeviriyorum. Cebimizde genel bi para oluyor harcamak için kimin neye ihtiyacı varsa. Para biterse yine harcanabilecek kısımdan ben veriyorum. Marketi filan da kartlardan yapıyoruz. Haftalık rapor veriyorum, şunu şöyle yaptık, bunu böyle yaptık, şu kadar kaldı haberin olsun gibi. Öyle yani özet olarak iş ortak, havuz ortak, harcamalarda ayrı gayrı yok ama yönetim tek elden.
0
pandispanya
(06.02.21)
ikimizde ihtiyacımızdan fazla kazanıyoruz herkes kendi parasını harcıyor artanı ek hesapta vade yapıyoruz
0
basond
(06.02.21)
(39)

Mesleğiniz nedir ?

garavel
Herkes yazılımcı gibi değil mi ya, gerçekten nereye kafamı çevirsem her taraf yazılımcı ve bir o kadar da sektörde açık var diyor işverenler.Yazılım harici bir meslekle uğraşanlara sorum, mesleğiniz nedir ?
Herkes yazılımcı gibi değil mi ya, gerçekten nereye kafamı çevirsem her taraf yazılımcı ve bir o kadar da sektörde açık var diyor işverenler.

Yazılım harici bir meslekle uğraşanlara sorum, mesleğiniz nedir ?
0
garavel
(01.02.21)
moda tasarımcısıyım
0
fragile lady
(01.02.21)
Önce arkeoloji, sonra sosyoloji bitirdim. Önce organizasyoncuydum, sonra nasıl olduysa son işimde iş geliştirme uzmanıydım. Şimdi de İstanbul Üni'nin açığından çocuk gelişimi okuyorum :D Diğer yandan da işletmeci mi, aşçı mı, garson mu, barmen mi, temizlikçi mi olduğumu bilmediğim bi işim var. İleride belki kreşte çalışırım :P
Böyle bakınca, keşke yazılımcı olsaymışım diyorum, en azından ne olduğun belli işte ne güzel :D
0
pandispanya
(01.02.21)
ingilizce öğretmeniyim. bundan 6 sene önce birkaç ay çalışır, başka iş bulur istifa ederim diye başlamıştım. sınıflarımı, öğrencilerimi öyle özledim ki... tanıdığım insanlara itiraf edemediğimi burada dile getireyim ben bu işi yapmayı çok sevmişim aslında.
0
dimpled
(01.02.21)
mühendisim. yazılımcı olsam güzel kapılar açarmış bana ama o kadar ilgim yok ki. mesleğimi seviyorum.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(01.02.21)
insaat mühendisiyim
0
ben de
(01.02.21)
Planlamacıyım. Bana da herkes ikcı gibi geliyor.
0
nickimin hakkini veremedim
(02.02.21)
@ben de sektörde durum nasıl ? maaşlar tatmin ediyor mu ?

@nickimin hakkini veremedim biraz daha açar mısınız ? ne bitirdiniz mesela, ne yapıyorsunuz tam olarak ?
0
🌸garavel
(02.02.21)
yayin operatoru. bana da benden baska bu isi yapan yok gibi geliyor
0
ala09
(02.02.21)
@garavel

türkiye piyasasini maalesef pek bilmiyorum ama maasimdan memnunum. diger sektörlerdeki corona durgunlugu ile kiyaslayacak olursam gayet iyi durumdayiz diyebilirim.
0
ben de
(02.02.21)
Psikoloğum. Bizden bol bol var gibi bu aralar :)
0
kullanıcıadımbuolsun
(02.02.21)
Yazılımcıyım herkes avukatmış gibi geliyor
0
Kahir ekseriyet
(02.02.21)
mühendis, teknoloji yatırımları danışmanı

fikrin ve paran varsa yapmak istediğin işte mühendislik içeriyorsa arayacağın kişi benim.
satış pazarlamaya karışmam geri kalan herşeyi halleder ürün bu, fiyat bu, kazanacağın para bu, yapman gereken bu diyip mevzuyu teslim ederim. tr/eu/iskandinavya çalışıyorum.
0
duyurukullanıcısı
(02.02.21)
Mimar / akademisyenim. Her ikisiyle de aşk / nefret ilişkisi yaşıyorum. Mimar olmak deli işi, akademisyen mimar olmak için tamamen keçileri kaçırmış olmak gerekiyor, özellikle tasarım alanında.
0
gmzo
(02.02.21)
onu yazmayı unutmuşum bana da herkes influencer gibi geliyor. bir şekilde sosyal medyadan ucuza para kazanma derdinde insanların çoğu, yapana da saygı duyuyorum haksız değiller.
0
🌸garavel
(02.02.21)
Bir diğer nereye baksan rastlanılan meslekteyim, avukatim
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(02.02.21)
Endüstri mühendisiyim. Yazılımcı olsaydım keşke diyorum. Yazılım dillerine yatkınlığım var. Zevkle yapardım. Şu an endüstri mühendisliği beni tatmin etmiyor.
0
himmet dayi
(02.02.21)
Sınıf öğretmeniyim. Ben de herkes yazılımcı sanıyordum.
0
ruhen hastayim ben
(02.02.21)
çevirmenim.

herkesin mesleğinin ne olduğundan ziyade, sabah şirkete gidip akşam döndükleri monoton bir dünyadalar diye düşünürdüm.
benimkinden çok farklı bir düzen bu.
en azından 2020'ye kadar farklıydı.
artık herkes benim gibi.
kendimi yalnız hissetmiyorum :)
0
blatta hiberna
(02.02.21)
@himmet dayi endüstri mühendisi ne yapar ? şuanki bulunduğunuz pozisyonunuz ve iş tanımınız nedir acaba ?
0
🌸garavel
(02.02.21)
Turizmciyim. Turdur, oteldir falan bakıyorum. Alaylıyım, 15 seneyi geçkin uğraşıyorum.
0
habarbey
(02.02.21)
universite doneminde (marmara reklam) produksiyon asistanligindan baslayip amirligine kadar geldim, tv calisaniydim.. yuksek lisans doneminde (arel grafik tasarim) free lance grafik ve tv baglantilarim sayesinde cevirmenlik yaptim.. akabinde medya ve uzantilarindan daralip meslek degistirmeye karar verdim.. o sirada ogretmenlik firsati cikti karsima dil ve sahip oldugum toefl`dan oturu.. 11 yil once oylesine basladigim meslege, ogretmenlik sertifikasi ile profesyonel olarak devam ediyorum..

bana herkes issiz gibi geliyor.. asiri pesimist ruh halimden de kaynaklaniyor olabilir..
0
mecik balit
(02.02.21)
@garavel

ne iş olsa yaparız abi :d

şaka bi yana üretim ve hizmet sektörlerinin birçok alanında çalışma imkanı var. yani hastanede çalışan arkadaşım da var, trt'de de çalışan arkadaşım da var, üretim sektörü ağırlıklı oluyor genelde ama işte alternatifler de çok fazla.

ben otomotiv sektöründe kısa bir süre planlama akabinde uzun süre proje yönetimi bölümlerinde çalıştım. şu an çalışmıyorum. yeni bir iş için istifa ettim. yeni işte süreç tamamlanmak üzere. otomotiv değil bu kez. yine üretim sektörü. pozisyon satın almaya bağlı bir uzmanlık diyeyim.

Genel olarak planlama, proje yönetimi, kalite, üretim (üretim mühendisliği, yalın üretim, verimlilik vb. ile ilgili tüm bölümler), satış, satın alma, ürün geliştirme (tasarım değil) vb. gibi pozisyonlarda çalışıyor endüstri mühendisleri.
0
himmet dayi
(02.02.21)
Kimya mühendisiyim. >10 yıldır boya argecisi olarak çalışıyorum.

Bana da duyurunun %85'i yazılımcı veya avukat gibi geliyordu :)
0
pati
(02.02.21)
sinema & televizyon mezunu, modern tavla oyuncusuyum.
0
ateistanbul
(02.02.21)
Turist rehberi & ziraat teknikeri
0
beetlejuice
(02.02.21)
yazılım.(eğitimim) çiftçi.(ata mesleği) öğretmen.(bilgisayar, girdim bitirdim. bitiremem sanıyordum ama bitirdim) taksici. (baba mesleği. yapmıyorum. eskiden adam olmayınca geceye çıkardım.)
0
phonex
(02.02.21)
Akademisyenim, siyaset bilimi alaninda doktoraya devam ediyorum, ayni zamanda ders veriyorum.
0
feliss
(02.02.21)
Ameleyim (müteahhit), kat karşılığı verilecek yeriniz varsa verin yapayım :)
0
John Bloor
(02.02.21)
yazilimciyim. bana da herkes benden cok kazaniyormus gibi geliyor.
0
lemmiwinks
(02.02.21)
teknikerim. hep bir şeyleri tamir ettim. şimdiyse ar-ge yapıyorum. bana da herkes benden çok kazanıyormuş gibi geliyor.
0
hemsta
(02.02.21)
finansçı/akademisyen/oyuncak tamircisi:)
0
yemrem
(02.02.21)
Hafta içi akşam 5'e kadar memurum, sonrası ve hafta sonu tam zamanlı esnafım. Kafamın içinde 24 saat esnafım. Şu, su verenin itfaiye hortumunu sevdiğiniz esnaflardan değilim, suyumuz var :)
0
synax
(02.02.21)
avukatım
0
her giriste sifresini unutan adam
(02.02.21)
Yazılımcıyım, bana da herkes yazılımcı olmaya çalışıyor gibi geliyor.

Neyse yazılımcı olun, belki ülke daha iyi bir yer olur 50 sene sonra.

youtu.be
0
chicha_v2
(02.02.21)
siyaset bilimi mezunuyum, işsizim.
0
rojhat
(02.02.21)
devlet memuruyum, düz.
0
birfincankahvedahaisteyenadam
(02.02.21)
Eskiden hava indirme teğmen'dim. yani paraşütçü piyade. muvafaktaname ile memurluğa geçtim.
0
komando kani var bende
(03.02.21)
tamirciyim bildiğin tornavida anahtar gres yağ tamir işi.
0
basond
(03.02.21)
Mali müşavirim. ben de çoğunluğun yazılımcı olduğunu düşünenlerdendim.
0
naksidil
(03.02.21)
(17)

bir kadının eşini kurtarmak gibi bir sorumluluğu var mıdır sizce?

denizince
selamlar,bugün böyle hareketsiz adamlardan çok başlık açıldı, ben de derdimi açayım. evet sorum başlıkla... yani hayattan duygusal olarak beklentisini tüketmiş, zaruri ihtiyaçları dışında bilgisayarın başından kalkmayan, konuştuğunda ya sarkazm yapan ya da ümitsiz gelecekten bahseden, 2 ayda bir art
selamlar,

bugün böyle hareketsiz adamlardan çok başlık açıldı, ben de derdimi açayım. evet sorum başlıkla... yani hayattan duygusal olarak beklentisini tüketmiş, zaruri ihtiyaçları dışında bilgisayarın başından kalkmayan, konuştuğunda ya sarkazm yapan ya da ümitsiz gelecekten bahseden, 2 ayda bir artık durumundan sıkılıp hareketlenen sonra eski haline geri dönen, tasarruf yapmak için keyif alacağı aktivitelere bahane bulan bir adamı kurtarmak gibi bir vazifem var mı? "iyi günde kötü günde"deki kötü gün bu mu, yani onun depresif halini tolere etmek mi? şahsen aile bütünlüğümüz bozulacak olsa bile (boşanmaktan bahsetMİyorum) ben kendi yolumu çizmeliyim gibi hissediyorum. zira ömür geçiyor ve ben 5 yılımı yüzümü ona dönerek, kendimi dış dünyaya kapatarak geçirdim. benim yapım da içedönük ama bu kadarı fazla geliyor.
0
denizince
(21.01.21)
İtfaiye misin sen yoksa psikiyatr mı. Senin adam hayattan emekli olmuş. TV kumandası gibi düşün. İki tane dandik pil alırsın hemen biter. Sonra birini atar yerine Duracell takarsın. Kumanda bir tane bitik pil ve bir tane Duracell pille canavar gibi çalışır. Sen bu ilişkideki Duracell'sin.

Kendi hayatını kurtar önce.
0
pass
(21.01.21)
evlenmeden önce durum neydi? geçici bir durumsa, işsiz vs kalmış bunalıma girmişse ilerde toparlayabilir, destek olunabilir. ama kadınların erkeklere bakışı çok farklı. karşı tarafa saygıyı yitirdikten sonra toparlaması zor oluyor oldukça. ki ben öyle algıladım. yetersiz görüyorsun eşini.
0
benim adim kerim hepinizi severim
(21.01.21)
@benim adim kerim
evlenmeden önce de ağırbaşlı bir yapısı vardı ama bu kadar kötümser değildi. ülkenin hali malum, sadece memlekette olan biteni takip etmek bile insanın ruhunu yıpratıyor. iş yerinde beklediği değeri göremiyor, işini iyi yapsa da sosyal olmamaktan kaybediyor. ayrıca finansal olarak da zamanla geriye gittik. bütün bunlar birikince bu noktaya geldi. ama bence bunlar bahane olmamalı, insanın içinde yaşama hevesi varsa yine bu duruma gelmez. aslında ilk zamanlarımızı düşününce baştan beri böyle bir kara delik varmış içinde ama ben iyimser bakmışım hep, görmezden gelmişim.
0
🌸denizince
(21.01.21)
Böyle bir sorumluluğun yok tabi ki. 5 yıl uzun süre. Umut kalmamış. Yola başka şekilde devam etmelisin belli ki.
0
elorelia
(21.01.21)
Evet eş kurtarılmayı istiyor mu acaba?
Siz neden böyle bir rol üstlenmeye çalışıyorsunuz ayrıca? Belki de iğneyi kendinize batırarak başlayabilirsiniz.
0
sevenay
(21.01.21)
sanki benim esim yazmis gibi geldi biraz. ben de sanirim boyleyim. telefon/bilgisayar ile internette takilmak disinda bir sey yapmiyorum, kendimi gelistirmiyorum, bir aktivite uretmiyorum, ot gibi yasiyorum. arada bir ufak gaza gelsem de hemen geciyor. ozellikle son donemde cok depresifim. maddi olarak ileri gidiyoruz sadece ama esimin gerisinde kaliyorum artik.

cevap olarak:
kurtarmak gibi bir vazifen yok tabi ki. kendi yolunu cizmek istiyorsan cizmende bir sakinca yok ama bosanmadan da bunu yapamazmissin gibi anliyorum yazdiklarindan, cunku 5 yilda zaten yapmamissin. muhtemelen sikilmissin esinden, ortak bir gelecek de gormuyorsan zorlamaya gerek yok. hem evli kalip hem kendi yolunu cizmek mumkun mu bilmiyorum, o evlilik olur mu ondan da emin degilim. ama bi ihtimal sen kendi yolunu cizerken esin sana uyum gosterebilir (once bunu deneyebilir, olmazsa ayrilabilirsin de). kendi yolunu cizmek baskalariyla birlikte olmak vs. degilse tabi.
0
lemmiwinks
(21.01.21)
Bence var, ama bu kişisel bir şey, evlilikten ne anladığınıza göre değişiyor. Başkası yok der, doğrusu odur falan.

Bahsettiğiniz durum depresyon gibi görünüyor. Sonuçta bir hastalık. Siz hasta olsanız ve o sizi kendi halinize bıraksa ne hissederdiniz, onu düşünebilirsiniz.
0
plutongezegendegilmi
(21.01.21)
kurtarılmak isteyen insan kurtarılır.
talep edilmemiş yardımın altında da büyük bir ego yatar.
zaten ortada bir depresyon olmakla birlikte, kurtarılacak bir şey de yok bence.
yani konuyu o açıdan ele almak bence biraz dönüp kendinizi sorgulamanız gereken bir konu.
anlamaya çalışmaktan çok, beklentili ve yargılayan bir durumunuz varmış gibi geldi bana.
zaman içinde buna dönüşmüş de olabilirsiniz tabii.

ama insan hayatının da evliliklerin de inişleri ve çıkışları oluyor.
eşiniz sizde bir yılgınlık yaratmış olabilir.
bunu konuşup bazı çözümler getirmeniz lazım.
terapiye mi gidilecek, sosyal hayat mı canlandırılacak, artık duruma göre onları siz belirleyeceksiniz.
buna da yanaşmıyorsa, birlikte bir hareket planı yapamıyorsanız, o zaman kendi planlarınızı yaparsınız.
0
blatta hiberna
(21.01.21)
Eşinizi "iyileştiremezsiniz", eğer kurtarmaktan kastınız buysa. Ama iletişim kurmaya çalışabilirsiniz, terapiye yönlendirebilirsiniz, birlikte üretken olmayı ve bir şeyler paylaşmayı önerebilirsiniz.

Eşim bu durumda olsa sırtımı dönüp "ben kurtaramam bu adamı" diyemem. Ama eşime yüzümü döneceğim derken kendime sırtımı dönersem hem kendimi, hem de ilişkiyi tüketirim. Dolayısıyla dengeyi sağlamaya çalışmak gerekiyor. Ve evet "hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde ve kötü günde" tam olarak bu.

Edit: Yani eşinizin kalp hastalığı olsa, kalp hastalığını siz iyileştiremezsiniz, doktordan yardım almanız gerekir. Ama bakımına, beslenmesine yardım eder, yürüyüşe yönlendirirsiniz. Bunun gibi düşünebilirsiniz.
0
gmzo
(21.01.21)
e bu şey değil mi ya? evlilik?
0
nuisance
(21.01.21)
seviyorsan var, sevmiyorsan yok. her şey sana bağlı. ben erkeğim, evli değilim ama mesela gerçekten seviyorsam eşimi, zorluk yaşadığında da, bir batağa saplandığında da onu oradan kurtarmaya çalışırım, hatta kurtarmaktan keyif de alırım. gerçi bende biraz kahraman olma hevesi de var ama.

ama tabii kişiyi döndüremeyeceğiniz bir nokta da olabilir. o noktada da o iş biter.

ama ufak bir zorlukta kaçan birinden de hazzetmem.

gerçi siz hala boşanmayı düşünmüyorsunuz. o halde çizin kendi yolunuzu bence.

çok çelişkili şeyler yazdım ama olay detaylarda çok değişkenlik gösterdiği için ve geçen 5 senenizi bilmediğimiz için böyle konuşabiliyorum ancak.
0
ardt
(21.01.21)
@kıyıya vuran dildolar

biraz hızlı ve argo bir giriş ama doğru tespit bravo, bende de pasif agresiflik vardı. gerçi çeşitli delirmeler sonucunda fark ettim ve aştığımı düşünüyorum.
0
🌸denizince
(21.01.21)
cevaplarınız için çok teşekkürler...

açıkçası bırakıp kaçma gibi bir niyetim yok. kendisini seviyorum da, bunun yanında saygı duyduğum pek çok özelliği de var. örneğin, fiziksel olarak ne kadar hantalsa zihni o kadar hareketlidir, keyfi yerinde olunca çok güzel muhabbet ederiz. dünyaya karşı umursamaz olduğu için kaygılı zamanlarımda bana farklı bakış açısı sunar, rahatlarım. çoğu şeyi düşünmüş ve kafasında bir yere oturtmuştur, bu halini seviyorum.

ben bu noktaya kadar onun hayatımdaki varlığını öncelik sıralamasında en üste koydum, şimdi artık önceliği kendime verip, o bana uyum sağlasın diye düşünerek hareket etmek istiyorum. böyle bir hamle yapmamın ilişkimize de iyi geleceğini seziyorum, ama emin değilim. belki de kopmaya sebep olur.
0
🌸denizince
(21.01.21)
"""iyi günde kötü günde"deki kötü gün bu mu""

Değil. O yapı itibariyle böyle. Bu kötü gün değil. Uyuşamıyorsanız ve böyle cidden huzur bulamıyorsan boşanman gerekir.
0
1bir1bir1
(22.01.21)
Birlikte spor yapın. Birlikte video oyunları oynayın. Yeni sohbet topicleri bulun. Cinselliğe yeni fanteziler ekleyin. Sarılın.
0
hasmetizm 2046
(22.01.21)
bence bir ilişkideki en önemli konulardan biri de yaşam enerjisi ve keyfi ile ilgili aradaki makasın aşırı açılması. daha durağan yaşayan çoğunlukla hiç değişmiyor çevreden gözlemlediğim kadarıyla. diğer taraf ya kendinden vazgeçiyor ama içinde bunun yanlış olduğunu bildiği için aşırı mutsuz oluyor. ya da kendini seçiyor ki bu da ilişkinin bitmesine neden oluyor.

iyi günde kötü günde bence tam olarak bu değil zira aynı şey diğer taraf içinde geçerli. o da sizin bu durumlardan etkilendiğiniz için kötü gün kısmında olduğunuzun farkında değil mi? farkında. şayet yine de hayatından memnunsa ve adım atmaya yanaşmıyorsa o zaman bu sizi aşar ve ömür boyu mutsuz olursunuz. ama o da sizin kötü günde olduğunuzun sorumluluğuyla somut ve devamlılığı olan adımlar atacaksa, mesela bir uzmanla görüşecekse, kendisine çekidüzen verecekse, o zaman elbette yanında olmaya devam edersiniz.
0
Phoebe
(22.01.21)
Sorumluluğunuz yok bana kalırsa. Ama birşeyler yapayım diyorsanız şu kitabı tavsiye ederim.
www.kitapyurdu.com
Bu kitapta evliler için bir bölüm var.
0
Anthony McCarten
(23.01.21)
(2)

Ev Yapımı Pasta

ruiz
Merhaba,Sağlıksız market ürünleri ile değil de doğal/sağlıklı ürünlerle evde yaş pasta, tiramisu yapmak istiyorum.Tavsiye edebileceğiniz web sayfası, video, kanal veya hesap var mıdır?teşekkür ederim.
Merhaba,

Sağlıksız market ürünleri ile değil de doğal/sağlıklı ürünlerle evde yaş pasta, tiramisu yapmak istiyorum.

Tavsiye edebileceğiniz web sayfası, video, kanal veya hesap var mıdır?

teşekkür ederim.
0
ruiz
(19.01.21)
Hayalimdeki Pasta (instagram)
0
since1907
(19.01.21)
İşlenmiş şekersiz, glutensiz tarifler bakıyorsanız @fitmuhendisce ve @sekersizlezzetler hesaplarındaki tarifleri yapıyorum ben, hep de çok güzel oluyor
0
gmzo
(19.01.21)
(1)

Yeni yila basladigimizdan beri erken kalkamiyorum

kuehles blondes
Selam!Bakin bu cok enteresan ama 31.12.2020 sabahina kadar alarm vs olmadan erken kalkiyordum. 01.012021den beri yataga yapismis haldeyim. Mesai 9da basliyo, 9da gozlerimi zorlayarak aciyorum. Evden cikmiyorum, hicbir sey yapmak istemiyorum, hep bi yorgunluk... d vit eksikligi, demir, b12 filan heps
Selam!
Bakin bu cok enteresan ama 31.12.2020 sabahina kadar alarm vs olmadan erken kalkiyordum.
01.012021den beri yataga yapismis haldeyim. Mesai 9da basliyo, 9da gozlerimi zorlayarak aciyorum.

Evden cikmiyorum, hicbir sey yapmak istemiyorum, hep bi yorgunluk...
d vit eksikligi, demir, b12 filan hepsi gibi duruyor, test yaptiricam ama hissedilen yeni yilla beraber bu depolar gece 12den sonra resetlenmis gibi.

Soru: sizde de yeni yila gecisle boyle bir sey oldu mu? Test yaptirmak disinda (haftaya halledicem) siz nasil hallettiniz?
Kanndegerleri disinda sebebi ne olabilir?
0
kuehles blondes
(09.01.21)
Bende öyle bir problem olmadı ama olası sebepler:
- menstruasyon döngüsü (pms dönemi ve regl olduğum günler daha çok uyuyorum)
- hareketsizlik
- ortamdaki hava kalitesi
- hava değişimi, sabah çok karanlık olması
- beslenme (fazla karbonhidrat ve şeker tüketimi)
0
gmzo
(09.01.21)
(20)

insanların fiziksel özelliklerini yüzlerine karşı eleştiriyor musunuz?

nonik
pandemi sürecinde biraz kilo aldım, evde sıkıntıdan kendime bakım kürleri falan da yapmadım - üşengeçliğimden. şirkete arada bir gidiyorum. her gittiğimde birileri "sen kilo mu aldın, aaa beyazların çıkmış, saçların fazla uzamış" diye konuşup duruyor. sivilcem çıksa "aa suratın sivilce dolmuş niye s
pandemi sürecinde biraz kilo aldım, evde sıkıntıdan kendime bakım kürleri falan da yapmadım - üşengeçliğimden. şirkete arada bir gidiyorum. her gittiğimde birileri "sen kilo mu aldın, aaa beyazların çıkmış, saçların fazla uzamış" diye konuşup duruyor. sivilcem çıksa "aa suratın sivilce dolmuş niye stres yaptın". en son bugün de biri "saçların neden bu kadar kötü olmuş bakım yapsana" deyince artık kendi içime içime patlayacak duruma geldim. pandemi var, kuaföre gitmiyorum, saçımın kendim evde kırıklarını alıyorum, temiz olmaktan başka illa da o bu bakımı yapayım diye uğraşmıyorum, e hareketsizlikten kilo aldım. ne yapayım?

bu ayıp değil mi ya, ben mi abartıyorum? ben kimseye gidip oran kötü buran kötü demem. ne bileyim belki zaten kafasına takıyordur, zaten üzülüyordur, en basiti banane yani zaten aynaya baksa görüyor kendi de.

çok samimi arkadaşlarınızı dışarıda tutarsanız (iyi niyetle uyarma ya da tavsiye verme vs. gibi hadi diyelim belki denir), siz böyle şeyleri söylemeyi normal buluyor musunuz? ben mi fazla alınganım?
0
nonik
(07.01.21)
Evet hadsizlik bu, insanlar fikirleri sorulmadan konuşmamaları gerektiğinin farkında değiller
0
freebird5406_2
(07.01.21)
Kilo konusu: psikolojik sorunlar nedeniyle değil ama hareket etmemekten kilo aldığını düşündüklerime şaka ve tavsiye yollu söylerim.

Geri kalan her şey aptal insan işi.
0
prole
(07.01.21)
Yaptıkları ayıp ve yanlış. İnsanların fiziksel özelliklerini asla dile getirmem, dile getireni de hiç hoş karşılamıyorum.
0
fotrsapka
(07.01.21)
bunlar küçükken aaa kepçe kulak, ooo şişko domates, ayı vb. gibi tabirleri arkadaşlarına söyleyen ve ailesi tarafından uyarılmayan, eğitilmeyen insanların büyümüş versiyonları. yıllarca saçların önü açılmış, bu yaşta nasıl döktün vs.. şeklinde sözlere maruz kaldım. ulen aynaya bakıyorum gayet var saçım, yapısı öyle napayım yani. niye bana bunu bir sorunmuş gibi söylüyorsunuz ki. 37 yaşına geldim hala şekil verebileceğim saçlarım mevcut kafatasımın üstünde. şimdi gidip bunu söyleyenlere baksam kel olmuşlardır. oldularsa olmuşlardır tabi ki banane de yani benim durumumdan da sanane işte. insanlarımız böyle eğitimsiz maalesef.

yakışıksız ve saçma, abartmıyorsun, alıngan da değilsin. içinde yaşadığımız toplum birbirinin hayatına müdahil olmaya çok hevesli bir toplum maalesef. kesinlikle normal değil. "ben böyle seviyorum/istiyorum" deyip sırıtıp geçeceksin böylelerine. samimi arkadaş zaten nerede ne konuşacağını bildiği için samimi arkadaştır, sınırları bilir.
0
Improbable
(07.01.21)
Ben de alinirim, ve kimseye fiziğiyle ilgili bir şey demem
0
yarey
(07.01.21)
Abartıyorsun. Fiziksel özelliklerinizi bu kadar kutsallaştırmayın. Kilo almışsan almışsındır. Beyazın çıkmışsa çıkmıştır. Bu ayıplanacak bir şey değil. Senin vücudun senin kararın.

Karşındaki sana bunu söyleyince kilo almış olmuyor musun. Benim saçım yok. Kel denmesi neden zoruma gitsin. Kelim işte. Hadsizlik değil bu. İnsanlar samimiyet ölçünüze göre sizinle diyalog kuruyor. Hehehe pis şişko tombili keltoş puhahaha diye geçilmediği sürece sorun yok.

Evet saldım bu ara deyip geçmek varken dünyanın en sığ muhabbet konusunu gurur meselesi haline getirmenin kapris ve eziklik olduğunu düşünüyorum.
0
pass
(07.01.21)
Abartılı bir negatif değişim olmadığı müddetçe ne dikkat eder ne de söylerim. Ben iltifatçılardanım, genelde olumlu şeyler söylerim özellikle kadınlara :) İnsanlar kendini iyi hissedince mutlu oluyorum.
0
msb
(07.01.21)
Bu terbiyesizlikten başka bir şey değil, insanlar sınırlarını bilmiyor. Burada bile eziklik ve kapris diyen olmuş, yok artık.
0
gmzo
(07.01.21)
karşımdakini incitmemek adına genelde olumsuz bir şey söylemem (işte dişinde maydanoz kalmış ya da terlemişsin biraz deodorantımı vereyim de sık falan derim max.) ama bana söylenmesinden rahatsız olmam pek. özellikle kilo aldıysam bunun söylenmesini tercih ederim çünkü bu beni kilo vermek için kamçılar :D
0
theseachange
(07.01.21)
@pass, zaten kilo aldım biliyorum, saçımın beyazladığını da görüyorum, istesem evde kendim de boyarım ama zaten takmıyorum saçımda beyaz olmasını. sorun benim bunu kafaya takıp takmamam değil ki. ha ben artık bir yerden sonra takmaya başladım o başka ama bence sorun insanların düşüncesiz olması. ya karşısındaki insan hassas bir dönemden geçiyorsa ya da karakter olarak hassassa, ilaç kullandığı için kilo alıyorsa ya da ne bileyim sırf ona kilo aldın dendiği için gidip kendini kusturarak bulimik olacak kadar zayıfsa.

ben zaten kendimle de dalga geçiyorum ama insanların bu şekilde konuşabilmesi garip geliyor. dediğin gibi "en sığ muhabbet konusu" olabilir. ayrıca samimiyet ölçüsüne göre de kurulmuyor bu muhabbet, samimi arkadaşlarım söylese ben de alınmam yapıcı alırım eleştiriyi ya da güler geçerim. ofiste karşılaştığım insanlar bunlar.
0
🌸nonik
(07.01.21)
ayıp tabi, abartmıyorsun bence. Böyle şeyler genelde söylemem kimseye, çünkü hem üzerime vazife değil hem de aynaya bakınca görüyordur zaten.

en fazla şu olabilir, çok sevdiğim çok yakın bir arkadaşım kilo verme işini abartmıştır ve artık yüzü çökmüştür hasta gibi görünmeye başlamıştır farkında değildir. o noktada iyiliği için bence daha fazla zayıflama gibi bir öneride bulunabilirim.
0
aquarium
(07.01.21)
Toplum olarak bu incelikleri kaybetmeseydik, insana bu değeri vermekten vazgeçmeseydik zaten şu an bu hallerde olmazdık. İncelik de bir gelişmişlik göstergesidir, zarafettir, iyiliktir.

Üzülme, boşver. İncelikli insanların çoğalmasını dileyelim sadece. Üzülme.
0
1bir1bir1
(07.01.21)
Hadsizlik bence de.
Başkasının her nevi özeli hakkında yorum yapma hakkını kendinde gören insan sayısı çok fazla ülkemizde.
Dedikoducudur aynı zamanda bu tipler.
0
auroraaurora
(07.01.21)
çok aptalca bi şey bu ya. ee napıym yani, bunu söyleyen kişinin istediği gibi olması için çaba mı sarfetmeliyim ya da bıçak altına mı yatmalıyım yani, maksatları ne bu tip insanların anlayamıyorum. sen de onu eleştirmeye başla, rahatsız hissettir bence. eminim ki bir sürü eksiği vardır.
0
deartheodosia
(07.01.21)
Turk insaninin small talktan anladigi bu iste:)
0
freedonia
(07.01.21)
ayıp tabii ki ama bizim insanımız böyle. anca yakın arkadaşlarıma oo kilo almışsın falan derim ama o da goygoy olsun diye. ne ayıp.
0
candide
(07.01.21)
Haklısınız şirket ortamında böyle ya. Ben pozitif bir şey görürsem söylüyorum sadece aa saçların ne güzel gibi. Diğer konularda samimi de olsam susarım. Karşı tarafın o konuyu açıp fikrimi sorması lazım.
0
jazzabel
(07.01.21)
evet insanlarin cogu aptal oldugundan kendi gozuyle gorebildigi biseyi senin fark etmemis olma ihtimalin varmis gibi davraniyor. hadsizlik ve aptallik olarak degerlendiriyorum bu tarz seyleri. sirf can sıkmak icin olumsuz konusan insanlarla mumkun oldukca iletisim kurmuyorum. iletisime mecbursam, olumsuz yorumlarinda israrci olanlari bozuyorum, ben daha can sıkıcı oluyorum boylece iletisimi kendi isteyerek sınırlamış oluyor o kisi benimle. 3 yasinda degilse herkesin gorebildigi seyleri kendisi o an kesfetmis gibi soylemek sacmaligin daniskasi. ama ne yazik ki insanimiz kendisine sorulmayan seyler hakkinda cok degerli (!) yorumlarindan karsisindakini mahrum birakmamak konusunda cok comert :s
0
in vino veritas
(07.01.21)
Benim çocukluktan beri çok fazla beyaz saçım var. Lisede bir gün yemekhane sırasında arkamda 2 çocuk özellikle bana duyurmaya çalışarak dalga geçmişlerdi “bu yaşta ne yaşadı acaba”, “çok mu dertli” falan diye ve o zaman çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Şimdi böyle takmıyorum tabii ki ama hala gereksiz ve hadsizce geliyor birinin dış görünüşüyle ilgili yapılan yorumlar.
0
ms brownstone
(07.01.21)
Kesinlikle hayır.
0
hayirsiz
(07.01.21)
(9)

Nevresim

bisorumolacaktı
Nerden alıyorsunuz nevresimlerinizi sevgili duyuru ahalisi? Bir de birkaç yıkamadan sonra tüylenme yapmaması için hangi kumaşı/markayı tercih etmeliyim?Teşekkürler..
Nerden alıyorsunuz nevresimlerinizi sevgili duyuru ahalisi?
Bir de birkaç yıkamadan sonra tüylenme yapmaması için hangi kumaşı/markayı tercih etmeliyim?
Teşekkürler..
0
bisorumolacaktı
(05.01.21)
ben en son Taç'ın kendi websitesinden basic ranforce'lardan ve everyday satenlerden aldım. memnunum. sanırım pamuk saten tabir edilenler daha iyi oluyor tüylenme yapmama açısından.
0
nimberjack
(05.01.21)
madame coco, jua home güzel. pamuk satenler gerçekten düz pamuktan iki kat daha iyi.
0
ala09
(05.01.21)
Marka değil ama sıklığa bakmanızı öneririm. Ne kadar yoğunsa o kadar iyi.
0
kullanıcıadımbuolsun
(05.01.21)
H&m Home
0
gmzo
(05.01.21)
İkea’nın yüksek kalitede nevresim takımları. Mükemmel. Saten dokuma, yüzde yüz pamuk. Her hafta yıkanıyorlar üç yıldır, taş gibi. Kumaş hem tok, hem yumuşacık. Terletmiyor, yakmıyor.
0
gayda
(06.01.21)
Teşekkürler herkese çok yardımcı oldunuz.
@gayda pamuklanma ya da tüylenme hiç mi yapmıyor yoksa az olsa da var mı?
0
🌸bisorumolacaktı
(06.01.21)
Sıfır. Hiç yapmıyor pamuklanma/tüylenme. Renkleri bile çok az soldu. Saten dokuma pamuklar için söylüyorum bunları.

Bunun bi altı olanlarda renkler çok gitti. Onlar da yüzde yüz pamuk. Ama onlarda da pamuklanma olmadı.
0
gayda
(06.01.21)
Sitesinde saten dokuma diye yazmıyor ama nasıl anlarım bir fikriniz var mı ?
0
🌸bisorumolacaktı
(06.01.21)
Ben de bilemedim, aldıklarımın hiçbiri satışta değil şu an baktım da. Ama aldığım dönemde, fiyatları diğer ürünlere göre yüksekti. Belki öyle bi karar verebilirsiniz :/ İki takım aldım o dönem, ikisi de taş gibi.

İkea'dan aldım daha ucuz iki takım daha var, onlarda da pamuklanma olmadı, yine memnunum. Ama bu ucuz olanları misafirlerde kullanıyorum, çok sık kullanılmadığı/yıkanmadığı için bir şey diyemeyeceğim.
0
gayda
(08.01.21)
(19)

bebek büyütmek cidden bu kadar zor mu yahu?

jonestown
ya da madem bu kadar zor neden bunu sürekli söyleyenlerin 2 3 çocuğu var..2 buçuk ay sonra anne olacağım, süreci rahat atlattım diyebilirim ve sonrasını da cidden kafaya takmadım hiç, uykusuz kalmak sürekli onunla ilgilenmek vs hiç stres oluşturmadı üstümde. ama cidden bişeyden çok bunaldım artık..y
ya da madem bu kadar zor neden bunu sürekli söyleyenlerin 2 3 çocuğu var..

2 buçuk ay sonra anne olacağım, süreci rahat atlattım diyebilirim ve sonrasını da cidden kafaya takmadım hiç, uykusuz kalmak sürekli onunla ilgilenmek vs hiç stres oluşturmadı üstümde. ama cidden bişeyden çok bunaldım artık..

yakın ya da uzak etrafımdaki çoğu insan sürekli normal muhabbet arasında bile benim için dünyanın sonu geliyormuş gibi hayatım bitmiş mahvolmuş gibi yorumlar yapıyorlar. en basiti uykuyu unut, hiç uyuyamayacaksın. bunlar iyi günlerin bol bol uyu.. yahu bu bebek hiç mi uyumuyor günde 7 8 saat uyku beklentim zaten yok bebekle ama 24 saat nasıl hiç uyuyacak vakit olmaz ki?

kendini unut hayatın tamamen ona göre olacak diyorlar, nailart çok severim mesela, tırnaklarıma bakıp onu bırak saçını taramaya vakit bulamayacaksın diyolar. yahu saç taramak kaç saniye, duş almak kaç dakika? tamam yeni doğan döneminde belki olabilir ama iddia ettikleri süre 2 3 yıl.

çalışma hayatımda aylarca günde 18 saat çalıştığım, 2 3 saat uykuyla hayatıma devam ettiğim zamanlar oldu. öyle çıtkırıldım bi bünyem yok. yaklaşık 1 sene kendim bakacağım sonrasında çalışma hayatına döneceğim. madem bebek böyle bişey annesi bakamıyor başkası nasıl bakacak bu bebeklere?

bebek tecrübesi olanlara soruyorum, bu iş cidden bu kadar zor mu yoksa insanlar laf olsun diye mi söylüyorlar, onlar mı işbilmez ben mi fazla rahatım?

ha bi de şey var, herşeyi sayıp, ama bi kere gülünce herşeyi unutursun demeleri.. unuttuğun şeyi bana niye anlatıyorsun madem..
0
jonestown
(03.01.21)
doğan çocuğun bir rahatsızlığı yoksa hepsi gereksiz abarti. 6. aydan sonra zaten kendi düzeni olan bir canlı. hayatını çocuğa endeksleyenlerin sorunu kendi hayatlarından vazgeçip bunu bir amaç gibi görmeleri. oysa zaten temel ihtiyaçları sağlandıktan sonra çocuk kendi büyüyen bir canlı.
0
helenart
(03.01.21)
Yeni nesil ebeveynlik zor malesef. Ben, annemler, arkadaşlarım, tanıdığım herkes bir şekilde, sokakta okulda büyüdük. Ama şimdi arkadaşlarımdan kimi görsem çocuğu için sürekli projeler hazırlıyor, her şeyi araştırıyor, TUS'a hazırlanır gibi çocuk bakıyorlar. Biz büyürken bu kadar külfet olmadık. Uykusuzluk konusu doğrudur. Çocuklar gece açıkıp falan uyanıyorlar. Kariyerist değilsen çok da büyük mesele değil. Ama etrafındakilerin senden beklentisi büyük olunca 24 saatin de o çocuk olabilir. Hayırlı olsun. Umarım rahat büyütürsün.
0
prole
(03.01.21)
bebeğim yok, olmasını da istemiyorum. çünkü gerçekten çocuk "yetiştirmek" zor.

sırf uyku değil sorun, stresi var. bebeğin sağlığından endişeli olacaksın, kendi evebeynliğinden şüphe ediyor olacaksın (neden ağlıyor, neden susturamıyorum...), iş stresi, eşinle gerginlikleriniz, artık çocuğum var kendi hayatımı ona göre yaşamak zorundayım, bireyliğim kalmadı... bebek de hep bebek kalmayacak, şimdiden maması var bezi var, para yetiştirmek zor. ileride büyüdükçe derdi masrafı artacak. o ana odaklanmak zor, geleceği de düşündüğünden stres iyice artacak. ya çok hastalanırsa, bir yerine bir şey olursa, kaybolursa, öğrenmede zorluk yaşarsa, doğru ahlakı öğretmezsem, arkadaşlarından derslerde veya maddi durumda geri kalırsa... travma yaşarsa, ya onu kaybedersem...

he çalışan annelere daha zor tabii de çalışmıyorsan daha çok vakit bulabilirsin hobilerine.

bu stresi göze alıp, cesaret edebilenlere tebriklerimi iletiyorum.

hiç iyi yetiştirilmemiş, hep ihmal edilmiş, kötü muamele görmüş bir çocuk olarak çocuk yetiştirmenin gerçekten çok zahmetli ve fedakarlık isteyen bir şey olduğunu düşünüyorum. ay bunları yazarken bile afakanlar bastı.

----
edit: çocuk bu büyür demek yanlış. büyür ama doğru yetişir mi? insan gibi insan olur mu? onun hayatından sen sorumlusun ve tabii ki her şeyini detaylıca düşünüp hesaplayacaksın. oyuncak değil bu, canlı.
0
batlegolas
(03.01.21)
eşinin desteği oldukça önemli. ancak ilk 6 ay neredeyse sadece anneye bağımlı olarak yaşıyor çocuk.

yukarıda aktarılanların da abartı olmadığını ayrıca söyleyeyim. yaşadıkça göreceksin. ancak bir şekilde üstesinden geliniyor.
0
tantunisultansuleyman
(03.01.21)
Eğer çocuğa mama vermeyeceksen(ki verme her annenin sütü bebeğine yeter bu konuda çok netim) evet çok zor. Devamlı emmek istiyor, hiç uyumuyor, hep bir sorun vs.
4.5 yaşında çocuğum var 4 senedir psikoloğa gidiyorum. Doğum sonrası depresyonum hala geçmiyor. Bana çok zor geldi çünkü 2 sene hiç uyumadan emzirdim 1 kere bile biberon ve emzik kullanmadım. Hala doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum ama zorluyor işte :)
0
sta
(03.01.21)
konuşanların bir garip psikolojisi var, onu ben bu güne kadar anlayamadım. daha çok laf olsun torba dolsun diye konuşuyor insanlar. veya başlarından geçen zorlu tecrübeleri durmadan anlatmayı severler ya, onun gibi birşey galiba. umarım azalarak biter bu muhabbet, zira hiç hoşlanmıyorum. madem tecrübelerimizi anlatmaya bayılıyoruz, ilk kez anne olacak birine tecrübelerden süzülen olumlu, yapıcı, faydalı sözler söylemeleri gerektiğini düşünüyorum. insanın zihnine baştan olumsuzluklar yüklenince zamanı geldiğinde olaylarla karşılaşınca kötümserliği artıyor. ben bu anlamda anne itiraf sayfalarını da sevmiyorum. kafamızda büyütüyoruz, başkalarında da aynı isyanları görünce iyice kurban psikoljisine giriyoruz. ben böyleydim yani, çok zorlandım ama zorlanmama gerek yokmuş. şimdi geriye bakınca anlıyorum. bebekle evde olmayı planladığım 2 yıl için başka hedefler koymadan kendimi bebeğin ritmine bıraksam daha az sinir stres sahibi olurmuşum.

hiç uyumayacaksınız diye birşey yok, bebek uyudukça uyursunuz. ama bebeğin uyku düzeni beslenmek için 2-3 saatlik periyodlara ayarlı olduğundan biz yetişkinler böyle bölük bölük uykuyla uykumuzu alamıyoruz. o yüzden hiç uyunmamış gibi geliyordur o söyleyenlere :) bakım için de aslında zaman var ama hormonlardan mıdır nedir eskisi kadar elzem olmuyor sanki. o lohusa topuzu illa ki yapılacak, o pijamanın dizleri çıkacak :)
bakınca bebekle ilgilenmek atla deve değil, dediğiniz gibi iş hayatımızda ne projeler yetiştirmişizdir, ne streslerle baş etmişizdir. bence insanı tüketen özellikle bebek çok minikken mekana kısılmış olma hissi.. çevrenizde yardım alabileceğiniz birileri olursa daha mutlu ilerlersiniz süreçte. zaten sonra da bir düzen oturur, alışırsınız.

neticede rahat bir yapınız varsa çok güzel, umarım böyle devam edersiniz. hem siz hem bebeğiniz için en güzeli bu.. sağlıkla sevgiyle büyütün..
0
evanka
(03.01.21)
1. aydan sesleniyorum, uykusuzluk vs. alisiliyor öldürmüyor yani. yalniz hamileyken verilen tavsiyelerden birini ciddiye alacak olsaydim kesinlikle gogus uclari icin hamileyken bakim yapmak gereksinimini ciddiye alirdim. ne dogum ne uykusuzluk, hicbiri gogus ucu yaralari kadar yipratip can yakmadi. gumus kapaktir, kremdir vs.dir hamileyken basla sonra cok canin yaniyor diyen kimseyi dinlemedim asiri pismanim. 1 aylik aglayarak emzirme surecinden sonra ancak iyilesti yaralarim. o konuya odaklanmani tavsiye ederim. firsat buldukca uyu diyenlere de cok aldirma bence, uyku depolanabilen bisi diil sonucta, ne kadar uyursan uyu bebekten sonra yine uykusuz olacaksin ama dedigim gibi öldürmüyor. hamileyken ben de senin gibiydim, dogum sonrasi da ayni kafadayim hala (gerci 1 ay oldu daha sonra delirirsem simdilik bilemiyorum :)) ). bir diger tavsiyem de kimseyi, kimsenin anneligini, kimsenin bebegini kendinle kiyaslama. herkes kendine ozgu cunku. eyyorlamam bu kadar. simdiden hayirli olsun, saglikla gelsin, mutlu bir bebek olsun.
0
in vino veritas
(03.01.21)
Kan değerlerini sürekli kontrol altında tut çünkü özellikle magnezyumun ve vitaminlerin eksikse sağlık sorunları ve depresyon insanın peşini bırakmaz. Mutlaka mutlaka bunlara dikkat edecen.

En önemli şeyi söylüyorum mutlaka bunu yap. Bebeğe sen bakıyorsan kocan da eve baksın. Evle ilgilenen biri mutlaka olsun çünkü annenin iş yükü ilk yıllarda azaltılmalı ki anne tükenmişlik yaşamasın, özellikle gerginlik, kaygı, öfke gibi duygular çoğalmasın, bebeğe sütü aracılığıyla bu duyguları yüklemesin. Bunun için annenin bebeğe odaklanması ve bunu yaparken bakımının sağlanması (hiç değilse evin temizliği düzeni ve çamaşırı ütüsü babanın işi olsun yemek ve bebeğin bakımı ve babaya ve bebeğe olan manevi destek annenin işi olsun) çok çok önemli.

Bunu mutlaka sağla. Mutlaka. Yoksa o bebek babanın gözünde kıymetsiz olur, sen de "doğal görevini yapmış" olursun, ortada ailenin ve bebeğin huzurunu önemseyen bir erkek olmaz. Bunu mutlaka yap. Evet ilk aylarda biraz zorlayacaktır bebek ama senin bakımına dikkat edildiğinde hepsi kolaylaşacaktır.

Yalnız kalma. Her işi sırtlanma yüklenme her şeyi ben yapayım diye atlama her şeye. Bebeğine bak kendini sağlam tut moralin halin sağlığın iyi olsun gerisi kolay.
0
1bir1bir1
(03.01.21)
çocuk sahibi değilim ama bebeği olan 30'larındaki arkadaşlarımın söylemlerinden hareketle konuşuyorum, kesinlikle kendi hayatlarının kalmadığından şikayet ediyorlar. tüm hayatları bebeğe endeksli bir şekilde yaşıyorlardı. bu tabii ki iş hayatında proje yetiştirmekten farklı çünkü iş hayatında her zaman yemişim işini abi ya diyebilirsiniz, bi seferlik sallayabilirsiniz, çocukta öyle değil, bir kere bile atlama şansınız yok. her şeyi sürekli mükemmel şekilde yapmak zorundasın, bi kere yanlış yaptığında ufacık bebeğin hayatı söz konusu oluyor. bu sebeplerden ötürü evet çocuk sahibi olmak zor diye hissediyorum ben de. bir de bebeğin çiftlere yüklediği ekstra sorumluluk, hayatın tekdüzeleşmesi, cinselliğin azalması - bitmesi ve çiftlerin birbirinden uzaklaşması gibi bir sorun da oluşuyor, zaten o yüzden belli bi yaştan sonra evlilikleri çocuk yürütüyor diyorlar.

ben de 30'unda evli bir birey olarak çocuk yapmayı ancak "tüm hayatımı bebeğe endekslemeye karar verdikten" sonra planlıyorum açıkçası olursa tabii, yani gezme tozma kendim için yaşama işlerini bi kenara bırakıp sadece çocuk için yaşamayı kabul etmem lazım önce. çünkü en az bi 10-15 sene çilesi var bu işin, sonra da 50 yaşına geliyorsun zaten.
0
roket adam
(03.01.21)
Kesinlikle çok haklısınız, ben de çok rahatsız oluyorum bu sürekli söylenenlerden ve açıkçası çoğunun hazır olmadan, erkenden, mahalle baskısıyla ya da ezberden çocuk yapanlar olduğunu düşünüyorum. Henüz çocuk sahibi değilim ama kardeşlerimle aramızdaki yaş farkı çok olduğu için hem annemlerin gözlemledim, hem de kendim bakımlarında aktif rol aldım. Dolayısıyla iyi bir fikrim var nasıl bir şey olduğuna dair.

Özellikle eltim ve kaynım çok fenaydı bebekleri doğduktan sonra ilk sene. Yok hiçbir yere gidilmiyor, yok gezilmiyor, yok her şey bebeğe göre oluyor. E herhalde yani ne bekliyordunuz? Kenara atacaktınız, siz gezecektiniz de kendi kendine büyüyecek miydi? Kaldı ki eltimin anne ve babası da üst katlarında yaşıyor yani.. Ne zaman isteseler bırakıyorlar çocuğu.

Bilmiyorum bana çok tuhaf geliyor. Kolay değil, elbette çok zor özellikle ilk aylar ama insan kendini hazırlamış olmalı buna. Henüz kendisi yeterli olgunluğa erişememiş insanlar çocuk sahibi olunca böyle oluyor bence.
0
gmzo
(03.01.21)
çocuk algınızla ilgili bir şey ama helenart'a daha çok katılıyorum.

etrafımdaki kendi yaşıtım annelere bakıyorum (ki çok yakın arkadaşlarım da var, dışarıdan bakmıyorum yani) dediğiniz gibi saç baş ayrı yerde.
manikür, pedikür gibi şeyler zaten yok.
perişanlık, devamlı çocuk çocuk çocuk düşüncesi ve tamamen ona endeksli bir yaşam.
hayatları mahvoldu resmen.

diğer yanda, kendi bebeklik resimlerimde annemin lohusayken bile kırmızı ojeli olan elleri, bebekliğim boyunca fönlü ve röfleli saçları ve normal bir hayat.

iki yıl boyunca meşhur bir bebek maması markasında çalıştım, annelerle birebir muhataptım ve bilgi verebilecek konumdaydım.
çocuğun belli bir düzeni olur, "mama saatinde yemiyorsa zorlamayın ve elinizde kaseyle/biberonla peşinde koşmayın ya da her istediğinde emzirmeyin, sonraki mama saatine kadar bekleyin." derdik, dilimizde tüy biterdi.
bunu uygulayan anne yok gibi bir şey.

yakın çevremde "ama istiyor" diye 15 dakikada iki kere bebeğin ağzına meme dayayan anne var.

daha emekleyemeyen bebek için salon eşyalarını salondan çıkartıp, ortasına kocaman yorgan seren var.

çevremdekilerden birinin dört buçuk yaşındaki kızı hâlâ bezine kaka yapıyor.
bir başkası da "belki öğretmenler disiplin verir biraz" diye iki yaşını geçince kreşe göndermeyi planlıyor.

ilk altı ay zordur, uyku düzeni, emzirme veya süt yoksa mama düzeni oturtmak gibi şeyler bazı bebeklerde gerçekten zor olabiliyor.
ama sonrasında bebek ev hayatına uyum sağlamalı, sağlayacak şekilde büyütülmeli.
bebeğin ya da çocuğun her istediğine evet demek, her istediğini yapmasına izin vermek ve hayatınızı ele geçirmesine göz yummak çocuk büyütmek değil, uzun vadede çocuğa zarar vermek demek zaten.

bir de şunu görüyorum.
instagram'da kendini çocuğuna adamış anneleri takip ettikçe, yemek yapmak için çocuğu bir saat parkına koyduklarında bile "kötü anneyim" hissine falan kapılıyorlar.
sürekli bebek bakımı ve annelik forumu okuyup, devamlı sosyal medyadan bu konuları takip ediyorlar.
bunun annelerin psikolojisini aşırı olumsuz etkilediğine birebir şahidim.
0
blatta hiberna
(03.01.21)
5 yasinda bir velet sahibi olarak bildiriyorum: evet zor. evet uyumuyorlar.

oyle incik cincik ilgilerini cok cekecek o yuzden onlar ayaktayken yapamayacagin hobilerini unut. nailart kullum imkansiz yani kendin yapmayi seviyorsan. nerede vakit bulacaksin?

ki bebesini 40 gunlukten itibaren aksam ezani okunur okunmaz yataga dehleyen bir anne olarak soyluyorum bunu. bir de dusun esin etrafindakiler falan cocuklari geceyarisina dek oturtan tiplerdense hepten bitti gun.

esinden destek gormezsen etrafindakiler sinir yuku olursa evet yani soylenenler hakli. dus aliyorsun ama nasil aliyorsun. o sac taraniyor ama nasil taraniyor. yani surekli sana yapisik bir yasam formu. cocuksuz halindeki kafa rahatligi ile bunlari yapman imkansiz.

5 yasindaki danam hala gecenin bir koru uyanir ve yanima gelir salona orada devam eder uykusuna. bu bile arka planda bir tab aciyor beyni surekli mesgul ediyor. o surekli hazir olda sorumluluk hali insani bu kadar yoran sey zaten.
0
2oda1salon
(03.01.21)
@

olumlu düşünceler ve tavsiyeler içim teşekkür ederim, diğerlerine de elbette fikir verdikleri için ayrıca teşekkür ederim.

elbette zor olacak, saatlerce kendime ayıramayacak saçımı başımı yapamıycak her duştan sonra nailart yapamıycak her istediğimde özgürce çıkıp gezemeyeceğim. bunların bilincinde ve biçok şeye doymuş olarak bu bebeği yapma kararı aldık. zaten bebek düşüncesinden önce de eşimle aylar öncesinden çılgın gibi devam eden sosyal hayatımızı frenlemiş bazı insanların hiç yapamayacağı çoğu şeye doymuş durumdaydık. hayatını tamamen başka şeye odaklamak konusuna gelirsek de, hangi insan hayatının hangi döneminde bunun için yüzde yüz hazır hisseder ki zaten? güçlü bi psikoloji ve kabullenmeyi fedakarlık yapmayı bilen bir bireyin bunu da aşılmayacak bir sorun haline getireceğini düşünmedim hiç. bu yüzden de dediğim gibi kafam hep rahattı stres yapmadım ama insanların bunu bu kadar zor yansıtmaları beni cidden geriyor maalesef.

çocuk büyütmek elbet büyük sorumluluk, büyük bilinç isteyen iş ama sağlıklı düşünen her birey o çocuk olduktan sonra bunu yoluna koymayı, delirmeden atlatmayı bilir gibi geliyor hala..
0
🌸jonestown
(03.01.21)
Bebekten bebeğe değişir.
Bir arkadaşım ilk oğlan bebeği hiç uğraştırmadığı için ikinciye cesaretlendiğini, ama sonra ikinci bebekle pişman olduğunu söylemişti.
Ben tek bebekle pes ettim mesela. Çalışma koşullarım kötüydü, mobbing vardı.
Eş ve aile desteği varsa daha kolay olabilir.
0
pro9it9is9
(03.01.21)
doğuma bu kadar az süre kala böyle şeyleri düşünmeniz size yarar değil daha çok zarar getirir. eğer şu durumda değil de çocuk yapmayı düşünme aşamasında olsanız çok daha farklı yazardım ama siz artık annesiniz. bu çocuk dünyaya gelecek ve siz ömrünüz boyunca ona kendinizden daha çok bakacaksınız. bu korkulacak bir şey değil. ben anne değilim ama vakti gelince olmayı çok isterim. siz gerçekten kıskanılacak bir azınlıktasınız. anlattığınız kadarıyla tüm zorlu aşamaları aşmış, sağlıklı bir birey yetiştirecek sağlıklı bir annesiniz. hadi insanların düşüncelerini vazgeçin ve kendi gerçekliğinize odaklanın. bundan 3 ay önce köpek sahiplendim. küçüklüğümden beri istediğim bir şeydi ve o bile bazen işlerimi aksatmama sebep olabiliyor. ama böyle bir durumda asla onu atmayı veya başkasına vermeyi veya ya keşke yapmasaydım tüh dedikleri gibi oldu köpek almak çok büyük sorumlulukmuş demiyorum. çünkü onu seviyorum ve bu bana yük gelmiyor. evet bazı günler uykusuz kalacak, bazı günler duş bile alamayacaksınız çok doğru. ama bunları dünyaya getirdiğiniz yavruyu görünce unutacaksınız çünkü o sizden bir parça.

ayrıca dedikleri kadar abartan kadınlar gerçekten tembel :) işten eve gelip ayaklarını uzatıp yemek bekleyen bir kocanız yoksa, ve en azından yanınızda 3-4 saat duracak bir kişi anneniz/kayınvalideniz veya bir bakıcınız varsa gerçekten abartıldığı kadar zor olduğunu düşünmüyorum. siz de öyle düşünmeyin ve zor olmasın. şimdiden hayırlısı olsun.
0
melina
(03.01.21)
@jonestown

Sevgili arkadaşımız, insanların bu işi bu kadar abartmalarına bakma. Bence dengesizce şikayet ettikleri ve sürekli olumsuzluğa odaklı yaşadıkları için böyleler. Halbuki şöyle bir söz var ki doğaya baktığın zaman da bunun %100 uygulamasını görebilirsin:

"Çocuklarınızı eğitmek için büyük çabalara girmenize gerek yok. Çünkü onlar sadece sizi taklit ederek öğrenirler. Siz kendinizi eğitin yeter."

Bu minvaldeki o yazıyı Üstün Dökmen'in ağzından yazan da var başka kişilerin ağzından yazan da. Ama bu yazı %1500 doğrudur.

Ayrıca anne babalık bir insana hayatı öğretmek demek. Hayatta şimdi ve burada nasıl yaşanacağını öğretmek demek. Sen istemez misin o da evladı olduğunda kendini kendi hayatından tamamen soyutlamak yerine kendi hayatına evladını da onun faydasına olacak seviyede dahil etsin, mesela hobilerini yapmak istediğinde onunla birlikte yapsın, ona yeni şeyler katsın... istemez misin? Bence çocuk büyütmek o kadar da ağır bir yük değil, biz neysek yavrumuz da en az o olacak, ona göre davransak yeterli gibi.
0
1bir1bir1
(03.01.21)
çocuğum yok ama bunun zor olduğunu bilmek için çocuk sahibi olmaya gerek yok bence. o 2-3 tane yapanların bilerek yaptığını düşünmüyorum:) bana kalırsa çok büyük sorumluluk, insanların farkında olmadığı kadar büyük.
0
nothing in my way
(03.01.21)
Çocuğum yok, ama ikiz yeğenlerim var.
Bana göre bebeklik döneminin en büyük zorluğu gaz çıkarmada zorlanan yeğenimin bazen saatlerce ağlamasıydı. Sinir harbi.
1-3 yaş dönemi süper; ama düşmesinler, kendilerine zarar vermesinler diye sürekli takip etmeniz lazım.
3-6 yaş döneminde sürekli oyun ve ilgi istiyorlar. Benim pilimi 2 saatte bitiriyorlar. Onların enerjisi bitmiyor. Öğlene kadar kreşe gidiyorlardı kapanana kadar. Öğleden sonra birkaç saat öğretmenlerinin verdiğini aktiviteyi yapıyorlar. En geç 22.00’de uyuyorlar. Bu da 7-8 saat birlikte oyun oynamanız veya site bahçesinde arkadaşlarıyla oyun oynarken gözlemeniz demek.
Abimin eşi çocuklar 1 yaşındayken çalışmaya başladı. Ev işleri ve çocukların bakımını annem ve kayınvalide üstlendi. Onlar hiç şikayet etmiyorlar, ama ben dayanamazdım valla. Çalışan annenin bakım için desteği olması şart bence. Abimler sosyal hayatlarına son sürat devam ettiler. Allah tüm yeni ebeveynlere benim annem gibi birini nasip etsin. :)
0
auroraaurora
(03.01.21)
Çocuğum yok ama biri bebek iki çocuk bakımı deneyimim var. Zorlukları da var güzellikleri de. Önemli olan sizin kendinizi buna hazır hissetmeniz. Hayatınız değişecek ona göre şekillenecek. Bu bir gerçek. Hayatınızdan kariyer olsun, sosyal hayat olsun doyum almışsanız ve anlayışlı, sorumluluk sahibi bir eşe sahipseniz çok endişe etmeyin. Annelerinde gözlemlediklerim bunlar. Mutluluklar dilerim
0
skywalker.anakinn
(04.01.21)
(7)

robot süpürge kullananlar. mop özelliği kullanışlı mı?

mr.goodcat
bazı modellerde mop özelliği de var biliyorsunuz. bazıları sürekli mopluyor bazılarına da şurayı mopla burayı moplama falan diyebiliyorsunuz..sormak istediğim bu mop özelliği kullanışlı mı? yani beklenen performansı veriyor mu yoksa sadece yeri nemlendiriyor mu? yani olmasa da olur mu? süpürme ve çe
bazı modellerde mop özelliği de var biliyorsunuz. bazıları sürekli mopluyor bazılarına da şurayı mopla burayı moplama falan diyebiliyorsunuz..

sormak istediğim bu mop özelliği kullanışlı mı? yani beklenen performansı veriyor mu yoksa sadece yeri nemlendiriyor mu? yani olmasa da olur mu?

süpürme ve çekme işlemleri zaten bilindiği gibi tavsiye ediliyor ama fiyat farkı vererek mop almaya gerek var mı onu öğrenmek istiyorum.

bir de sorguladığım nokta ne kadar çok özellik o kadar çabuk bozulma olduğundan moplu alıp da sonra başıma dert almak istemiyorum.

teşekkürler.
0
mr.goodcat
(21.12.20)
bizim ev halılı ve halılar beyaz. o mob halıların kenarlarını pisletti ve 1-2 defadan sonra hiç kullanmadık. alırken çekiş gücü iyi olduğu için s5 max almıştım, yine olsa yine alırım çünkü süpürme kalitesi benim için önemli olan.

özet: mob özelliğini kullanmıyoruz.
0
trajikomix
(21.12.20)
Silme özelliği gereksiz. Benimki de siliyor ama toz alma gibi bir silme düşünün yani illa ki tertemiz olmuyor ve benim üstünden bi daha silmem gerekiyor. Şimdiki aklım olsa sadece süpürme özelliğini alır geçerim. Üstelik evimde halı da yok. Buna rağmen silme özelliğini beğenmiyorum.
0
sacrilegious
(21.12.20)
aynı pis suyla dolanıyor mopta, bi de halıları kaldırmak lazım geliyor bence kullanışlı değil. sadece süpürmesini kullanıyorum ben
0
rayde
(21.12.20)
ben kullanıyorum ve gayet kullanışlı buluyorum.
evde çok halı yok, sadece salonda ve yatak odasında var.
halı olmayan yerlerde çok rahat oluyor.
evet, sadece toz almak gibi, yani öyle leke falan çıkarırcasına bir silme söz konusu değil.

ben xiaomi vacuum mop aldım (mop pro değil) ve evde beş kedi var.
gündelikçi de geliyor ama makineyi de her gün, bazen günde iki kere kullanıyorum.
su haznesine biraz da yüzey temizleyici ekliyorum, yerler en azından silinmiş gibi oluyor ve parlıyor, daha temiz görünüyor, daha temiz kokuyor.
ben çok sık kullanıyorum mop özelliğini, bence tozlanmayı da azaltıyor.
özellikle parkelerde pronto gibi bir yüzey temizleyici kullanırsanız daha güzel oluyor.

sonuçta altındaki mikrofiber bez de kirleniyor, yani öyle ya da böyle bir şekilde toparladığı bir toz oluyor.
evet, bu mop özelliği de yeterli değil ama hiç yoktan iyi bence.
0
blatta hiberna
(21.12.20)
Ben kullanıyorum ve memnunum. Vacuum mop pro kullanıyorum, büyük su haznesi aldım ek olarak, bol su seçeneği ile kullanıyorum ve lekeleri de çıkarıyor. Ev 110 metrekare, sadece salonda halı var, sileceği zaman halının olduğu yere sanal duvar ekliyorum ve işin yarısında makineyi durdurup, mopu lavaboda yıkayıp (simsiyah su çıkıyor) geri takıyorum. İçine az yüzey temizleyici de koyuyorum mis gibi oluyor.
0
gmzo
(21.12.20)
Ekleme yapayım: Vacuum mop pro mop yaparken her harekette Y şeklinde bir yol çiziyor, yani ileri geri yapıyor, böylelikle lekeler de çıkıyor. Diğer modellerde bu yok, çok araştırarak aldım.
0
gmzo
(21.12.20)
Bazı modeller moplama konusunda daha iyi. Fakat genel itibari ile biraz daha geliştirilmesi gerekiyor moplama özelliğinin.

Benimki dümdüz süpürür gibi giderek mop yapıyor.

Haftada bir süpürmeden sonra mop yapıyorum. 30 dakikada bir bezi çıkarıp temizleyip yeniden takın diyor. Yıkadığımda bezden akan su çok çok da temiz olmuyor.

Fakat çok lazım mı hayır, pişman mıyım hayır çünkü evim halısız hiç yoktan iyidir, halı olsa uğraşmam.
0
denizgonen
(21.12.20)
(6)

Foxconn intiharları ve kapitalizmden kaçış imkanları

jacque
Apple, Dell, HP, Motorola, Nintendo, Sony ve Nokia gibi şirketlere hizmet veren Çin'deki bu fabrikada yaşanan intiharlardan, intihar edilmesin diye gerilen ağlardan ve sözleşmelerden az önce haberim oldu. Çin'deki kötü çalışma koşullarını ve intihar oranlarını zaten biliyordum. Ama dört yıldır kulla
Apple, Dell, HP, Motorola, Nintendo, Sony ve Nokia gibi şirketlere hizmet veren Çin'deki bu fabrikada yaşanan intiharlardan, intihar edilmesin diye gerilen ağlardan ve sözleşmelerden az önce haberim oldu. Çin'deki kötü çalışma koşullarını ve intihar oranlarını zaten biliyordum. Ama dört yıldır kullandığım iPhone 6s'i değiştirmek istediğim şu zamanda bu haberleri görmek kendimi bir çıkmazın içinde hissettirdi.

Zaten çok para kazanmıyorum, çok da harcamıyorum ki sanırım kazansam harcamayı severdim. Yine de bu çarka destek veriyor olmak beni son zamanlarda daha da huzursuz hissettirmeye başladı. Dijitale iş yapıyorum. Dolayısıyla kaliteli akıllı cihazlar olmadan çalışmam imkansız. Müşterilerle karşı karşıya olduğumdan giyimime de dikkat etmek durumundayım.

Merak ettiğim, böyle hassasiyetleri olan insanlar giyim, teknoloji vb. alışverişlerinde hangi markaları tercih ediyor? Ya da yapılması gereken arada bir gelen bu huzursuzluklara ket vurup devam mı etmek?
0
jacque
(20.12.20)
bahsettiğiniz foxconn intiharları dolayısıyla firma da başka firmalara taşeron iş vermişti. h&m, inditex başta olmak üzere çokuluslu giyim firmalarının türkiye dahil kimi ülkelerde çocuk işçi çalıştıran taşeronlara üretim yaptırdığı ortaya çıkmıştı. konuyu araştırıyoruz denmiş, tedarik zincirimizi değiştirdik açıklaması yapılmıştı. veya 2013 yılında bangladeş'de uluslararası giyim firmaları için üretim yapılan bir bina çökmüş, 200'e yakın işçi hayatını kaybetmişti. veya makyaj malzemelerinde kullanılmak üzere hindistan'da çocuk işçiler mika üretiminde çalıştırılıyor. e işte taze bir soma faciası var önümüzde.

dönem dönem bangladeş'teki gibi infial yaratan durumlar yaşanır. uluslararası kamuoyu baskısı, yerel bir takım siyasi kaygılarla falan "çözümler"(!) üretilir. ama nihayetinde kapitalimde olan kapitalizmle çözülüyor: tedarik zincirini kaydırma, reklam politikaları, yapısal sorunları tartışmak yerine günah keçileri ilan etme falan. ne ulusal ne uluslararası bazda bir konsensüs sağlanması imkansız hocam. türlü belgeseller, girişimler, bm örgütleri, sendikalar falan bazı taze, naif girişimler olmaktan öteye gidemiyor, bir noktaya kadar demokratik sostur bunlar. fazlasına ne güç yeter ne de güç yetirirler. farkındalık sahibi, iyi onsan olmaya çabalamaktan başka işlevsel yol yok kendi adıma. konu bağlamında naomi klein'in şu kitabını da tavsiye edip kaçayım:
www.kitapyurdu.com
0
her şey
(20.12.20)
tüketim zincirinin içerisinde olup para ile bir şey satın aldığınız sürece bundan kaçış yok. en devinden en küçüğüne her şirket işçi çalıştırır ve o işçinin genelde gözünün yaşına bakmaz. foxconn öyle de sanki flormar işçisinin, demir çelik sanayii işçisinin, burada satın aldığınız herhangi bir üretim bandından çıkmış ürünün işçisinin durumu çok mu farklı? aynı şeyin şiddet skalasında biraz azını biraz çoğunu yaşıyor herkes. bu sebeple ben çok takılamıyorum bu konuya.

düzene minimum destek vermek istiyorsanız işinizi yapmanızı gerektiren, hayatınızı kazanmanıza yardımcı olan şeylerin dışında tüketimi minimuma indirmeyi deneyebilirsiniz. tükettiğiniz bazı şeylerde yerel küçük üretim yapan üreticiye yönelebilirsiniz belki. onun dışındaki her şey bence anlamsız. şehirli olup en doğaya düzene saygılı yaşam biçimini benimseyen insan bile o benimsediği tarzın sektörüne para kazandırır, o sektörün de masumlupunu bilemezsiniz. çünkü kapitalist düzende bence masumiyet diye bir şey yok.

çark bu olduğu sürece destek olmamak için yapmak gereken şey çarktan tamamen çıkmak, çıkamıyorsanız ya da çıkmak istemiyorsanız (ki ikisi de gayet saygı duyulabilir durumlar) yapacak bir şey yok. tüketim kültürünün ve kültür endüstrisinin bombardımanından ve saçmalıklarından bile kaçsanız bir şeydir bence.
0
nimberjack
(20.12.20)
Böyle hassasiyetleri olanların bir eylem anlamında başka markaları kolay kolay tercih edeceğini sanmıyorum. Ne de olsa tüketim alışkanlığı da bir nevi esarettir. Yeni çıkan bir ürün olduğunda tutamıyor insanımız kendini 32-72 ay taksitle ne yapar eder alır o ürünü.
Ortalığı kapitalizm sarmış ama her nasılsa eldeki o emanet Kredi kartımızla bir şeylere sahip olmanın avantajını yaşıyoruz gibi bir algı var.

Dünyada bir çok ünlü giyim markalarının kadına destek adı altında bazı faaliyet ve kampanyalara girdiğini görüyoruz ama onların özellikle Asya ve ya uzak doğu üretim tesislerindeki çalışan işçi kadınların hallerinden hiç haberimiz yok .
Demek ki mesele ikiye ayrılıyor: tanınmış marka olarak batıda zenginlere hitap ederek onların kendi ürünlerinden almasını sağlamak doğu da ise zar zor hayat sürenlerin emeğinden adeta çalarak neredeyse üretim maliyetlerini bedavaya getirmek.
Her iki nokta da kazanç var. Yeterki insanların gözünde "marka ol" .
Böyle durumlarda reklamlarda gençler ve bekarlar ve sevgililer ve rahatlık, kolaylık kavramları hayatının merkezinde olanlar hedef kitledir. özellikle gençler ve bekarların bakmakla yükümlü oldukları bir aile söz konusu olmadığından parayı çok düşünmeden harcadıkları ortadadır.
Kızı cafeye vs. götürdükten sonra o an hesabı ödeme zorluğu çeken yiğitlerimiz(!)de az değildir hani. (Kolay mı davan o senin :)

Ortalama olarak İnsanımızın tüketim alışkanlığı maddi açıdan bir kaç tık üstte olanların hayatını ve alış veriş alışkanlıklarını taklit etmekten geçiyor .
Galiba yeni ve arka planda ürünler keşfedemezsek bu şekilde devam edilecek.

Foxconn intiharları için wikiye de bakabilirsin.
0
Erva
(20.12.20)
Elimizden geldiğince az tüketmek dışında bireysel olarak yapabileceğimiz bir şey yok. 6s'iniz idare ediyorsa kullanılmayacak dereceye gelene kadar değiştirmeyin, gerekirse bataryasını değiştirin, vs. Benim de telefonum 4 senelik ama kullanmaya devam ediyorum.
0
gmzo
(20.12.20)
Foxconn şirketi sadece bahsettigin firmaya ürün satmiyor, o kadar çok firmaya satıyor ki foxconn alandan almayacagim desen digerlerinin ne mal olduğu ortada aslinda. Ben misal foxconndan alıyorum malzeme, cok az ürün olsa da tedarikcim foxconn. Yani ufak firma olsa kestirip atilir da Türkiye'den daha fazla ticarete sahip firmadan bahsediyoruz.

Neyse, böyle raporlar var; tedarik zincirinin etikligi arastiriliyor. Misal kendi firmamda oldukça önemli bu.
www.fastcompany.com

Bu tarz şeyler bulabilirsin.
Onun dışında ben misal Fransa'da made in eu ya da made in france alıyorum çünkü belli insani seviyede olduğunu biliyorum. Malesef Türkiye'de bunu bilemiyoruz, hepimiz görüyoruz o tekstil firmalarinda, flormarda bir sürü patron firmasinda olanlari. Malesef halk da fakir ve bilgi seviyesi düşük olduğu icin emekcinin yaninda olmaz/olamaz (para yok), devletin de amaci zaten emekci degil ucuz is gucu.

Misal keşke vestel kullanabilsek ama ne calisanina insan gibi davranan bir firma ne de kaliteli. Açıkçası vestel alacagima baska firma alirim.

Bu arada tüketime katilmayabilir ya da alirken dayanıklı ürün alabilirsin, bu sekilde daha az siklikta degistirirsin ya da tamiri kolay olur. Bu konuda Avrupa birligi iyi calisiyor misal firmalara baya baski yapiyorlar.

Türk firmalarla ilgili böyle arastirma var mi bilmiyorum ama socially responsible/ethical supply chain diyerek arastirabilirsin. Lüks firmalarin misal tedarik zinciri normal firmalardan daha kötü oluyor, misal nike'in ki Louis Vuitton'dan daha etik çünkü cok daha büyük bir kitleye hitap ediyor.
0
logisticsmanager
(20.12.20)
mevcut işinizi ve yaşam standardınızı koruyarak bu sistemin dışına çıkma şansınız yok maalesef. yiğit özgür karikatüründeki olduğu gibi, azıcık kenara çekileyim derseniz de "sığır gibi yaşıyor" diyecekler.

kapitalizmden kaçmak için foxconn intiharlarına kadar beklemiş olmanız da bana ilginç geldi açıkçası... ona gelene kadar günlük yaşantımızda bile görebileceğimiz bir sürü berbat örnek var.

şöyle düşünün: sovyet rusya'da yaşıyor ve sosyalizmden nefret ediyorsunuz. hadi illegal yollarla bir şekilde kendinizce kapitalistlik yaptınız diyelim, sistemin dışına çıkmanız mümkün olur muydu sizce? şimdi de öyle işte... her şeyin düzeni bu temele göre oluşturulmuş.

o yüzden gmzo'ya katılıyorum: tüketimi minimumda tutmaktan, daha bilinçli olmaktan ve akıl sağlığını korumaya çalışmaktan başka yapabileceğimiz pek bir şey yok gibi. kapitalist sistemin dışına çıkacaksanız bireysel olarak çok fazla şeyden vazgeçmeniz ve neredeyse yok olmanız gerekir.

tüm insanlık başka bir sisteme geçiş yapsa belki çok fazla şeyden feragat etmemize gerek kalmazdı ama herkes aynı şekilde devam ederken siz ayrılmayı istiyorsanız "kaybeden" siz olursunuz, diğer her şey devam eder.

o yüzden genel olarak daha yüksek bilinç düzeyi, mümkünse en azından yakın olduğunuz kişilere de bu korkunç şeylerden bahsetmek, tüketimi azaltmak vs. en doğru yol olur bireysel seviyede.

kolektif olarak ne yapılabilir bilmiyorum. kraldan çok kralcı, açlıktan kokan ağzıyla "adam risk almış fabrika açmış abüüü" diye sermaye savunan, "o açıyor da ben niye açamıyorum? en başta para niye bazı insanların elinde toplanmış? niye milyonda bir istisnalar dışında insanlar bir arpa boyu ileri gidemiyor?" sorusunu sormayan, köyden çıkıp da şehirde 2700 lira maaş aldığı için her şeyin çok iyi olduğunu düşünen belki milyarlarca insanla ne yapabilirsin ki?
0
der meister
(20.12.20)
(9)

İstanbul'la ilgili romanlar

love my way
Bir ödevim için İstanbul'la ilgili bir kitabı yorumlamam ya da iki kitabı karşılaştırmam gerek. Şiir kitabı v.s. de olur ama ben roman tercih ederim daha hakim olduğum bir tür olduğu için. Sadece İstanbul'da geçmesi yeterli değil, İstanbul'u da hikayeye dahil ediyor olması gerek. Dönemi önemli değil
Bir ödevim için İstanbul'la ilgili bir kitabı yorumlamam ya da iki kitabı karşılaştırmam gerek. Şiir kitabı v.s. de olur ama ben roman tercih ederim daha hakim olduğum bir tür olduğu için. Sadece İstanbul'da geçmesi yeterli değil, İstanbul'u da hikayeye dahil ediyor olması gerek. Dönemi önemli değil hatta farklı dönemlerden olursa çok daha güzel olur. Var mı önerileriniz?
0
love my way
(10.12.20)
KAtre-i Matem var ilk aklıma gelen. Lale Devri İstanbul'unda geçiyor.
0
teletabi
(10.12.20)
Ahmet Ümit kitapları genelde böyle oluyor: İstanbul Hatırası, Sultanı Öldürmek (bu biraz daha dönem romanı), Beyoğlu Rapsodisi ilk aklıma gelenler.
0
angelus
(10.12.20)
ihsan oktay anar kitaplarında istanbul'u uzun uzadıya betimler. okurken galata sokaklarında,kahvehanelerde,hanlarda gezersiniz. ama belirsiz zaman ve fantastik bir kurgunun içinde. işe yarar mı bilmem.
0
denef
(10.12.20)
Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi'ne bakabilirsiniz, hem roman hem müze olmasıyla ve müzenin Çukurcuma'da bulunmasıyla kenti hikayeye hem kurguda hem gerçekte dahil ediyor. Çukurcuma'nın yanı sıra başka semtler (Şişli, Nişantaşı gibi) ve Hilton Oteli gibi kentin simgesel mekânlarını kullanıyor. "Şeyler ve Hatıralar" kitabına da ulaşabilirseniz hatta iyi bir ödev çıkar ortaya.
0
gmzo
(10.12.20)
Aklıma Ayşe Kulin' in Veda adlı kitabı geldi. Osmanlı' nın son günlerinde, işgal altındaki İstanbul'da bir konakta yaşananları anlatıyor.
0
Amaranta ursula
(10.12.20)
Fikret Adil romanları: Asmalımescit 74, Intermezzo, Avare Gençlik & Gardenbar Geceleri
0
fotrsapka
(10.12.20)
Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ı üzerinde başka İstanbul romanı tanımam.

Okumalısınız.
0
ekucukoglu
(10.12.20)
Of her dönemden her tarzda bir sürü öneri gelmiş, çok mutlu oldum. Çok çok teşekkür ederim herkese.
0
🌸love my way
(10.12.20)
(bkz: huzur)
0
iddaaci
(10.12.20)
(11)

Ikinci el otomobil piyasası

gmzo
Önümüzdeki aylarda araç alma niyetimiz var, acelemiz yok. Sözlükteki başlığı takip ediyorum da, her iki uç görüşte de bir sürü yorum yapan var :)Ocak 2020 fiyatlarına dönülmesi mümkün değil elbette ama, pandemi nedeniyle fırlayan fiyatların, aşılamanın başlamasıyla birlikte bir miktar geri çekileceğ
Önümüzdeki aylarda araç alma niyetimiz var, acelemiz yok. Sözlükteki başlığı takip ediyorum da, her iki uç görüşte de bir sürü yorum yapan var :)

Ocak 2020 fiyatlarına dönülmesi mümkün değil elbette ama, pandemi nedeniyle fırlayan fiyatların, aşılamanın başlamasıyla birlikte bir miktar geri çekileceği beklentisinde olmak çok da yanlış değil gibi geliyor bana ama bilemiyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz?
0
gmzo
(10.12.20)
arabalardan ve ekonomiden pek anlamam; ama bir vatandas olarak sunu rahatlikla soyleyebilirim. turkiye'de bu saatten sonra hicbirseyin fiyati dusmez. kaldi ki ortada kitlesel bir fiyatlandirma var. milyonlarca kisinin hadi fiyatlari dusurelim diyecegini sanmiyorum. hele ki bu isi gelir kapisi olarak goren ac insanlarla doluyken.
0
buenosdias
(10.12.20)
Bence önümüzdeki yaza kadar tekrar bir zıplama olmaz diye bekliyorum. Önümüzdeki aylarda şimdiye göre hafif bir düşme olabilir ama fiyat bazında %10 olmaz diye düşünüyorum.

Alacağınız aracın fiyatı yüksek değilse (300-400 bin filan), bence beklemeye değmez. Uygun aracı zaten bir iki günde bulacaksınız diye bir şey yok. Ben olsam aramaya başlardım, istediğiniz ve içinize yatan aracı bulursanız, 3-5 bin lira için beklemezdim.

Temiz ve kısa sürede masraf çıkartmayacak aracı bulmak çok daha önemli.
0
burfak
(10.12.20)
hani bir laf var alan yok satanı şey edeyim diye :) faizler düşükken peynir gibi araç satılıyor, satıcılar talep geldikçe ve sıfır km. otomobil olmadığı için fiyat arttırıyorlardı. misal bende aracımı satılığa koydum. aynı model ve benzer km ve özellikte araçların en yükseği 130 -135 bin tl ise ben 120 bin tl rakam yazdım. 2 aydır arayan kişi sayısı sadece 1. uzun zamandır favorilerime aldığım araçlar satılmadı ve satıcı götüm götüm 500 -300 tl fiyat indiriyor. yani piyasada son 1.5-2 aydır durgun. tekrar bir zıplama yaşanmaz ama fiyatlar çok da düşmez.
0
delidir yakalayin
(10.12.20)
Döviz ve virüste kötüye gidiş olmadığı sürece seve seve düşmek zorunda.
0
alfred
(10.12.20)
100bin TL fiyat yazmış adam fiyatını 80bine 70bine çekmeyecek, kıyı kıyı 95e falan indiren olur belki. ama dolar ve/veya enflasyon oranında bir artış da olmaz. yani reelde inmiş olur. bu sene 100bin olan, seneye de 100bin olur.
0
co2s2
(10.12.20)
@cos2s2 ben de bu düşünceyle bir sene beklesek mi diye düşünüyorum, şu ortamda fiyatın artmaması da düşüş demek aslında. ihtiyacımız da acil değil.

Yalnız favoriye eklediğim ilanların ikisi son bir ayda fiyatlarını parça parça toplam 10 bin TL düşürdü (190 bin - 210 bin TL civarındaki araçlar).. 15 ilan eklemişim, 3'ü satıldı. Geri kalan 10 ilanın da satma niyetlerinin olmadığını, ortamdan faydalanıp bu fiyatlardan satılıp satılmayacağını denediklerini düşünüyorum açıkçası.
0
🌸gmzo
(10.12.20)
türkiye'de fiyatlar düşmez. en iyi ihtimal sabit kalır. insanımızda katır inadı var. 2 sene sabit kalsa enflasyondan fiyatı %30 düşmüş olur zaten.
0
stewie
(10.12.20)
2020 başından beri bu fiyatlar düşer çok yüksek dedim. kesin düşer, düşecek diye araba değiştirmeyi erteledim. mart ayında sıfırı 170 bin civarında olan araç şu anda 300bin küsürlere satılıyor ve boş paket. Bu dolar kuru ve vergi mantığı ile sıfırların düşeceğini sanmam. İkinci elde kış ayları, kredi faizlerinin artması falan talep azalırsa biraz düşecektir, ama bu düşüş en fazla %20 civarlarında olur. Eğer paranız hazır ise ikinci elde fırsat araçlarını takip edip uygun bulduğunuzu alın derim ben.
0
kraldan cok kralci
(10.12.20)
mesleğinizi ya da ne iş yaptığınızı bilmeden konuşuyorum. bence şu anda araba alma zamanı değil, hele hele ihtiyaç değilse hiç değil. insanları işten çıkartmasalar da, maaşlar tam yatmıyor, kısa dönem ödeneği bilmemne.. sağlam dediğiniz sektörlerde bile millet batıveriyor. dolar altın borsa vadeli mevduat vs paranızı saklayın derim.
0
co2s2
(10.12.20)
piyasada hareketlilik azaldı evet, bundan dolayı da elden çıkartmak isteyen vatandaş ilandaki fiyatı azar azar düşürüyor. fakat bu fiyatların düştüğü anlamına gelmez. yüzde on bile sayılmaz bu bahsettiğiniz düşüş, ki bu da piyasanın hareketsizliğinden.

kış ayları geldiğinde zaten piyasa durgunlaşır, en az şubat mart aylarına kadar da durağan geçer. havalar azıcık düzelmeye başladığında talep ve dolayısıyla fiyatlar artar.
yani bence almaya kararlıysanız çok fazla da beklemeyin, sadece almak istediğiniz/takip ettiğiniz araçların tüm artılarını eksilerini iyi incelemeye çalışın ki bunca çaba ve kafa patlatmanın sonucunda hayal kırıklığı yaşamayın.
0
gkhncnzdgn
(10.12.20)
otomobiller en yüksek fiyatındayken bu ülkede satış rekorları kırıldı ve çoğu bayide araç bulunmuyordu. buradan tahmin yürüt, sence düşer mi fiyatlar?
0
etna
(10.12.20)
(10)

Anksiyete nedir?

valarmurgulis
Nedir bu herkesin ortak sorunu, somut olarak örnek vererek anlatabilir misiniz? Kelime anlamını biliyorum ama kafamda tam oturmuyor.
Nedir bu herkesin ortak sorunu, somut olarak örnek vererek anlatabilir misiniz? Kelime anlamını biliyorum ama kafamda tam oturmuyor.
0
valarmurgulis
(07.12.20)
doğmamış bebeğe don biçmek (olumsuz yönde)
0
nahtoderfahrung
(07.12.20)
İnsanın ilkel hayatta kalma içgüdüsü, sürekli kötü bir şey olacak kaygısı ve her an tetikte olmanın getirdiği gerginlik.

insanoğlu yıllardır bu temel içgüdüyü bu zamana kadar taşıyor ve hayatı tehdit eden unsurlar(yırtıcı saldırısı, mevsim şartları vb..) ortadan kalkmış olmasına rağmen yerine gereksiz şeyleri koyarak bu içgüdüyü devam ettiriyor.
0
montakristokondu
(07.12.20)
anksiyete bir hastalıktır. çok kötü bir hastalık hem de. insanın hayat kalitesini sıfıra düşürür. şimdi insanların bahsettiği anksiyete bu anlattığım değildir. ufak tefek moral bozukluğudur. anksiyete şiddetine göre ilaç tedavisi ve psikoterapi gerektirir.
0
iddaaci
(07.12.20)
öf. berbat bir şey. kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor. ben ağır bir anksiyete hastasıyım. günlük ihtiyaçlarım için gittiğim süpermarkette bile korkuyorum. birisi ters bir şey söylerse, kasiyer beklemediğim bir laf ederse, ya paramı evde unuttuysam... böyle abuk sabuk onlarca korku söz konusu. hiçbir zaman kafam rahat değil. hep bir şeylerden korkuyorum. bazen korktuğum başıma geliyor ve korktuğum şeylerin aslında o kadar da korkunç olmadığını fark ediyorum. böyle olunca daha çok sinirleniyorum.

mesela ben "çıkıp yürüyüş yapayım" diye düşündüğümde aklımda direkt olarak "umarım bıçaklamazlar" düşüncesi beliriyor. "bıçaklasalar hastaneye yetişebilir miyim?" diye düşünüyorum. "ölürsem annem çok üzülür mü? kardeşim ne yapar?" falan gibi düşünceler geliyor aklıma.

şaka yapmıyorum maalesef. bir nevi AŞIRI farkındalık hali diyebiliriz. kafada kötü senaryolar dönüp duruyor. şöyle arkana yaslanıp kahve içecek olsan, "acaba çin amariga'ya savaş ilan etti mi??? ya şu an nükleer bombalar dünyanın bir ucundan diğer ucuna uçuyorsa??" diye düşünüyorsun.

benim tedavi olacak param yok açıkçası, yavaş yavaş kafayı yiyorum böyle. acayip saçma ve lüzumsuz düşünceler olduğunu biliyorsun ama kafa kendi kendine çalışıyor işte, durduramıyorsun. kafasına eseni yapıyor.

sonuç itibariyle çok ürkek, her türlü deneyimden kaçınan, sıradan bir insan için "sıradan" olan eylemler için ekstra efor sarf etmek zorunda olan birine dönüşüyorsun.

inanılmaz boktan bir şey. bazı insanlar öyle topluluk önünde konuşurken heyecanlanmayı anksiyete zannediyor... anksiyete öyle bir şey değil. aslında belli düzeyde anksiyete zaten insana gerekiyor. hepimiz bazı şeylerden korkuyoruz, bazı şeylere karşı temkinliyiz. anksiyete bu "korkaklık" halinin seni tümüyle ele geçirmesi, her şeyden korkar hale gelmek.

ben bazen patronumun yaptığım işi hiç beğenmediği için çok sinirlendiğini düşünüyorum mesela. telefon sessizde. "aramış mı?" diye bakıyorum. aramamışsa bile kendi kendine çok sinirlendiğini, benim de hassas olduğumu bildiği için kalbimi kırmamak adına ses etmediğini düşünüyorum misal. halbuki adam "bak şunu yanlış yapmışsın" derken bile beni öven, her zaman iyi davranan, benimle çalışmayı kendisi istemiş bir insan.

anksiyete korkunç ve bombok bi şey. tüm dünyanın yükünü omuzluyorsun, yatıp uyumak da dahil hiçbir eylemi KAFAN RAHAT gerçekleştiremiyorsun.
0
der meister
(07.12.20)
çok kahve tüketimi tetikliyormuş diye okumuştum.
0
walter white kilikli
(08.12.20)
Anormal bir şekilde kaygılı hissetmek.
Bende belirsizliğe katlanamama gibi durumlar da olmuştu.
Mesela bir süre evde yalnız kalmam gerekiyordu.10 gün boyunca eve hırsız girer diye doğru düzgün uyuyamamıştım.
Uykusuzluktan ölsem de gece uyanıp sabaha kadar ayakta duruyordum.En ufak bir ses duyunca bir daha uyuyamıyordum.

İnsanın hayatını cehenneme çeviren bir hastalık yani, tedaviden sonra demiştim ki “dünyadaki cehennemde yaşıyormuşum.”
0
Fiyu
(08.12.20)
Diger insanlarin normal karsiladigi durumlarda (senin de gecmiste 100% normal karsiladigin durumlarda) biri kafana silah dayamis ve seni oldurmek uzereymis gibi bir vucut / zihin tepkisi verdigini dusun. Bunun sacma oldugunu rasyonel olmadigini tum benliginle bildigin halde bu tepkini durduramadigini dusun. Hatta durdurmaya calistikca kotulestigini dusun. Senin kontrolun disinda, ve seni kontrol eden, beyninin primal taraflarinin kontrolden cikmasi sonucu ortaya cikan bir korku. gereksiz oldugunu bildigin, ama bilginin isine yaramadigi bir teror.

Bunun sonucu zamanla o acilari hissetmemek icin o durumlardan kacmak, normal hayatta fonksiyonunu yitirmek, belki isini - iliskilerini kaybetmek, bazen artik evden cikamayacak duruma gelmek. Kontrol altina alinmazsa.
0
robokot
(08.12.20)
Düzeyleri de var sanıyorum, ben yukarıda arkadaşların bahsettikleri şiddette değil ama daha hafifini yaşıyorum birkaç senedir. Kadınlarda hormonal döngüyle birlikte de zaman zaman şiddetlenip hafifleyebiliyor, benimki öyle.

Yanlış teşhis koyulan (alerjik astım dediler alakası yok) bir nefes darlığım vardı mesela. Meğer kaygıdan dolayı ağızdan nefes alıp verdikçe nefes açlığı oluşuyormuş, tam nefes alamıyormuş gibi hissedip ağızdan daha derin nefes almaya çalışıyordum (esnemeyle mesela), bu da kısır döngüye sokuyormuş iyice. Nefes egzersizleri, yoga, meditasyonla çözdüm.

Sonra mesela uçağa binmekten hiç korkmazdım, korkar oldum. O da uçma anksiyetesiymiş, bağlantılı diğer kaygılı halimle. Uçağa binince özellikle kalkana kadar kalbim atıyor, karnım ağrıyor, ellerim terliyor. Havalandıktan sonra uçak sakin uçmaya başlayınca geçiyor :) Gereksiz bir korku olduğunu bilsem de engelleyemiyorum, alkol yardımcı olabiliyor.

Bazen de mesela sevdiklerime bir şey oldu / olacak kaygısı yaşıyorum, alakasız durumlarda. Atıyorum eşim markete gittiğinde bile gelebiliyor bu korku, halbuki ne alakası var? Bunun gibi şeyler.
0
gmzo
(08.12.20)
Sürekli olumsuz düşüncelere sahip olma. Herşey yolunda gittiğinde bile başına felaket gelecek hissi. İşler yolunda gitmediğinde depresyonla beraber görülüyor bende.
0
ashleybon
(08.12.20)
Babamlarin haylaz ve garip bir kedisi var, 8-9 aylık falan. Kedinin garipliği bir şekilde garip olmadik bir yere saklanıp bulunamaması ve uzun süre oradan cikmamasinda, yani 1 gün boyunca bulunamayabiliyor.

Geçenlerde de bunu yapmış, işte konusuyoruz telefonda, dedim ki ya o girmiştir saklanmıştır bir yere cikar. Ama çıkmamış bir yerden. Ama 24 saat bile geçmemesine rağmen (ki diyorum ya kedinin huyu da bu) 70 türlü senaryo yazmışlar, ölmüş camdan atlamış araba çarpmış, zehirlenmiş, bir şeyden elektrik çarpmış kablo kemirirken ama evin içinde bulamıyoruz, dışarı atladı ama evi bulamıyor... ama o kadar yazmışlar ki annemle beraber dinlerken "e öldü herhalde yapcak bir şey yok" moduna geçtim.

işte anksiyete budur, olmayanı olmayacağı olmuş; ölmeyeni ölmeyecegi ölmüş yapar.

ha sonra kediye noldu, buzdolabının arkasında herhalde sıcak hoşuna gitmiş uyumuş, sabah da uyandırmış bizimkileri.
0
encokbenisevinnolur
(10.12.20)
(2)

yök'e öğretim üyesini şikayet etmek

yeahbutso
öğretim üyesi ders dışında konu işliyor ve bununla öğrencileri sorumlu tutuyor.bologna kriterleri kapsamında ders içerikleri internet sitesinde sabit (olması gereken)ancak bununla alakasız konular işlendi.basit bir örnekle, türk anayasası hukuku dersinde 1982 anayasası işlenmedi.bu durumda böyle bir
öğretim üyesi ders dışında konu işliyor ve bununla öğrencileri sorumlu tutuyor.

bologna kriterleri kapsamında ders içerikleri internet sitesinde sabit (olması gereken)

ancak bununla alakasız konular işlendi.

basit bir örnekle, türk anayasası hukuku dersinde 1982 anayasası işlenmedi.

bu durumda böyle bir şikayeti yök dikkate alır mı
0
yeahbutso
(02.12.20)
Bölüm - dekanlık - rektörlük şeklinde ilerlemelisiniz +1

Bu sadece sizin şikayetiniz olmazsa, diğer arkadaşlarınız da dilekçe yazarsa sonuç alma ihtimaliniz daha yüksek. Hepiniz dilekçe yazın, cevap alamazsanız bir üst idare merciine geçin.
0
gmzo
(02.12.20)
Şikayet et gitsin.

Ders saatleri konusunda 2 kere şikayet ettim bunları. Okul yönetimi topu hocaya hoca öğrenci işlerine öğrenci işleri rektörlüğe atıp durdu.

3. sefer doğrudan hocayı şikayet ettim. Çünkü ders saatlerini o düzenliyordu. Ders saatleri şikayetim sonrası dediğim gibi düzenlendi. Çünkü öyle olması gereken bir durumdu, yönetmeliklerle filan sağlam delillerle başvurdum. İlk ders hoca neden şikayet ettiğimi sordu. Bende daha önce sözlü olarak başvurduğumu sonrasında 2 kere daha şikayet ettiğimi fakat ısrarla talebimi yerine getirmediklerini söyledim. Bu başladı " ya işte ne gerek vardı, bize söyleseydin yardımcı olurduk, biz seni zaten tanıyoruz vs vs" kıvrandı durdu.

Dersten AA ile geçtim. Kimse takamaz bana, taksaydı onu da şikayet ederdim.
0
infernalcadre
(02.12.20)
(11)

üst kattaki komşunun dayanılmaz sesi

lacrim
2 tane çocugu olan öğretmen bir çift var yukarı katta. gece 12 - 1 e kadar dayanılmaz bir şekilde ses yapıyorlar. kaç kez uyardık bağırıp çağırıp kapıyı suratımıza kapattı. senin sesini çekmek zorunda mıyız gece 12 de diyorum çekmeyin o zaman gidin burdan diyor. bu durumda ne yapılabilir?
2 tane çocugu olan öğretmen bir çift var yukarı katta. gece 12 - 1 e kadar dayanılmaz bir şekilde ses yapıyorlar. kaç kez uyardık bağırıp çağırıp kapıyı suratımıza kapattı. senin sesini çekmek zorunda mıyız gece 12 de diyorum çekmeyin o zaman gidin burdan diyor. bu durumda ne yapılabilir?
0
lacrim
(01.12.20)
valla işin zor. genelde kaçmak çözüm oluyor böyle durumlarda.
0
kickboxer
(01.12.20)
1- onun çıkardığı desibelden daha yüksek bir desibele erişecek ve onu şu an senin olduğun duruma getireceksin.
2- Polis çağıracaksın ( gerek hukuki uğraşa gerekse sonrasında yaşanması muhtemel dalaşmaya katlanacaksın)
0
paramolacak
(01.12.20)
Böyleleri sesten etkilenmiyor. Onlar bağışıklık kazanmış haldeler. Ancak gece 2 de duvarı matkapla delersen falan rahatsız olurlar ama o zaman da tüm apartmanı rahatsız edersin.
0
kickboxer
(01.12.20)
Ya apartmanda oturmak böyle bir şey, insanlar çocuklarına söz geçiremiyor bazen. Oynamak istiyorlar. Anne ve babayı suçlu göremiyorum. Apartmanda oturmak bu şekil karşılıklı fedakarlıklar gerektiriyor.

Ben ve kardeşim 20li yaşlardayız. Küçük çocuklardan daha çok ses çıkarıyoruz, dans ediyoruz şarkı söylüyoruz bağır çağır konuşuyoruz bazen. Karadenizliyiz sesimizin volumü yüksek. Beş katlı apartmanın en üst katında oturuyoruz. Üçüncü katta oturan komşu bir alt kat komşumuza ses geliyor vs diye şikayete gelmiş. Alt komşumuz teyze annemin arkadaşı, oğulu ile yaşıtım, çocuk profesyonel aşçı ve evde de yemekler yapıyor. Kesme tahtasında yine şeyler kesmiş çok ses gelmiş onu şikayet etmeye. Çok yıkanıyorsunuz demiş vs. Evde tek başına yaşayan bir adammış şikayete gelen. Bazı insanların evinde az ses olur, bazen yalnızlıktan bazen başka şeyden. Ama çoğu insanlar ailece yaşıyor ve çocukları ağlıyor, kavga ediyorlar, gülüyorlar, eğleniyorlar. Yapacak bir şey yok, idare edecek komşular birbirini.
0
Hallegadola
(01.12.20)
öğretmen olmasına rağmen böyle kaba saba tipler olması da işinizi zorlaştırıyor. site/apartman yöneimiyle iletişime geçmek, polis çağırmak, onlar uyuduğunda tavana terlikle vurmak, tavana hoparlör bağlamak :) gibi seçenekler geliyor aklıma.
0
jepa
(01.12.20)
@hallegadola'nın yazdıklarını ağzım açık okudum. apartmanda yaşamak gece yarısı gürültünüzle insanları rahatsız etmeyi meşru kılmaz. 5 kişilik bir ailede büyüdüm, geceyarısı ancak ve ancak kırk yılda bir misafir geldiyse ve çocuğuyla geç saate kadar oynandıysa gürültü olurdu onda da uyarılırdık ve daha sakin oyunlara geçerdik. çocuğun 12-1'de ayakta işi ne zaten?

@lacrim, apartmanda yaşama kültürü olmayanların gidip dağda yaşamaları gerekir aslında ama şartlar malum. kapıda aldığınız tepkiden nasıl ayılarla yaşamak zorunda kaldığınız ortaya çıkmış. böyleleriyle baş edilmiyor, siz gürültü yapsanız da rahatsız olmuyorlar. memlekette hukuk böylelerine işlemiyor genelde. aynı durumda sayılırız, biz önümüzdeki yaz taşınacağuz ve taşınırken bu meseleyi soruşturmaya çalışacağız. Başka yolu yok gibi.
0
gmzo
(01.12.20)
Arkadaşlar infial yaratmışım pardon, yanlış anlaşılmaya mahal vermeyeyim, burada komşuların tabi ki hatası var. Buna bir şey demiyorum zaten, inşallah konu sahibi de tez zamanda çözer bu işi. Bazen çocuklara söz geçmiyor, insanların hepsi de duyarlı değil. Bunu söylemek istemiştim sadece. Linç yemeyeyim yoktan yere. :(
0
Hallegadola
(01.12.20)
çocuklu evde elbette normalden biraz daha fazla ses olur.
en basiti bebek ağlar ve buna anlayış gösterir, fedakârlık yaparsınız mesela.
ya da ne bileyim, nadiren oynadığı gürültülü olabilen bir oyuncağı vardır, tatsızlık çıkmasın diye sesiniz çıkmaz, komşuluk der geçersiniz.

ama çocukları disipline etmemekten ve apartmanda yaşamayı bilmemekten kaynaklanan saçma sapan gürültü çekmek tabii ki apartmanda yaşamanın özelliklerinden biri değil.

polis çağırmak çözüm olabilir ama sürtüşme çok artar.
yine de başka çare yok gibi.
0
blatta hiberna
(01.12.20)
Cimere yazın.
0
kirmizipilotkalem
(02.12.20)
İyi niyetli bir aile bile olsa o şekilde kodlanmış çocuğu uzun süre susturamaz. Taşınmak en mantıklısı.
0
arnold schwarzeneger
(02.12.20)
doğru düzgün ebeveyn olsalar zaten çocukların o saate kadar uyanık kalmalarına izin vermezler.
0
nuisance
(02.12.20)
(6)

nevresimden anlarım diyenler

blue eyes white dragon
bekar adamım. ben pamuklu seviyorum bu tip şeyleri. içerinde gram naylonumsu şeyler oldu mu kullanamıyorum. internetten alayım diyorum ama bunun bir de biraz inceleyince, ince olanları, öbür tarafı görünenleri falan oluyormuş. bunu anlayabilir miyiz? bir ölçüsü falan var mı? o ince olanları da dandi
bekar adamım. ben pamuklu seviyorum bu tip şeyleri. içerinde gram naylonumsu şeyler oldu mu kullanamıyorum. internetten alayım diyorum ama bunun bir de biraz inceleyince, ince olanları, öbür tarafı görünenleri falan oluyormuş. bunu anlayabilir miyiz? bir ölçüsü falan var mı? o ince olanları da dandik oluyor. daha önce aldığım için biliyorum.
0
blue eyes white dragon
(23.11.20)
Bir santimdeki çözgü ipliği adedini belirten tel sayısına bakın. Bazı markalarda xx tel diye yazıyor. Tek başına yeterli değil ama görmeden anlayabileceğiniz tek yöntem bu.
0
Depik
(23.11.20)
Genel olarak marka-fiyat da bakabilirsiniz. 50-60 liralik nevresim %100 pamuk olsa bile kiytirik olur genel olarak.
Depik’in dediginin ingilizcesi thread count (belki ing yazan paket olur vs)

Pamuk saten cok guzel olur mesela.
0
kuehles blondes
(23.11.20)
H&M'den 3 takım kullanıyorum 3 yıldır değiştire değiştire, eskimedi bile çok memnunum.
0
gmzo
(23.11.20)
Us polo assn çok güzel. Evlenirsem çeyizime koyarım
0
Unde bach canim
(24.11.20)
internetten alacaksanız indirimde madame coco veya english homedan alabilirsiniz. ben aldım memnunum. internette çok ince dedikleri çarşaflardan da aldım, pamuklu ve ince evet ama ince olmasından kaynaklı bir sıkıntı da yaşamadım.
0
curukturpkokusu
(24.11.20)
tac'ın pahalı nevresimleri bayağı iyi oluyor. Tavsiye ederim.
0
kraldan cok kralci
(24.11.20)
(6)

2021 Yazı

gmzo
Nasıl olacak sizce, tatil, gezme tozma bakımından?Şu an durumlar kötü ama 2020 yazını bile rahat geçirdi insanların çoğu, o yüzden her şekilde 2021 yazında gezer herkes gibi geliyor. Çok fena yurtdışı planı yapasım var, bunaldık iyice yahu :(
Nasıl olacak sizce, tatil, gezme tozma bakımından?

Şu an durumlar kötü ama 2020 yazını bile rahat geçirdi insanların çoğu, o yüzden her şekilde 2021 yazında gezer herkes gibi geliyor. Çok fena yurtdışı planı yapasım var, bunaldık iyice yahu :(
0
gmzo
(19.11.20)
herkese aşı yapılabilecek mi o sıkıntı muhtemelen pasaport kontrolünde aşın var mı diye kontrol ederler.
0
aziz dostum jack
(19.11.20)
2021 yazı, 2020 yazından beter olacak, planlarınızı erteleyin. aşı maşı gelmeyecek o tarihe. bunlar boş hayaller.
0
matilda
(19.11.20)
@matilda, bunu neye dayanarak söylüyorsunuz? ne olduğu bilinmeyen, tüm dünyayı perişan eden virüsün dördüncü ayında bile sınırlar açılıp 2-3 ay boyunca neredeyse her şey normale dönmüşken aşılar çıkmaya başladıktan sonra mı "daha kötü" olacak?

hani yaza düzelmeyecek, yaz için plan yapmanızı önermem vs. deseniz neyse de "2021 yazı 2020 yazından daha kötü olacak" çok iddialı ve abartılı bir ifade değil mi?
0
der meister
(19.11.20)
Türkiye için 2020 yazından bir farkı olacağını sanmıyorum. Altı üstü 6-7 ay sonrasından bahsediyorsunuz, o döneme kadar türkiye gibi bir ülkeye aşı gelmesi, organizasyonu yapılması imkansız, gelse bile bir çok insan zaten yaptırmayacak haklı olarak. Büyük ihtimalle hiç bir şey değişmez ve kısıtlamalar devam eder.
0
roket adam
(19.11.20)
Vallahi meister'a katıldım, bu kadar iddialı konuşunca biraz daha açıklama gerekiyor @matilda.
0
🌸gmzo
(19.11.20)
mayıs ayı içerisinde maske zorunluluğunun artık kalkacağını ve tamamen eskisi gibi olamasak da normale dönmeye başlayacağımızı düşünüyorum.
0
dis kapinin mandali
(20.11.20)
(5)

Yeni Binaya Taşınmak

imnotsureabout
Herkes -bakan dahil- yeni yapılmış binaya geçin diyor da bu riski tamamen sıfırlıyor mu ki?Türkiyedeyiz sonuçta bi yolunu bulup yine yapan yapmıyor mudur yapacağını? Malzemeden çalmak kalitesiz beton kullanmak falan..Hem zemine niye dikkat ediyor o zaman insanlar ev alırken?
Herkes -bakan dahil- yeni yapılmış binaya geçin diyor da bu riski tamamen sıfırlıyor mu ki?
Türkiyedeyiz sonuçta bi yolunu bulup yine yapan yapmıyor mudur yapacağını? Malzemeden çalmak kalitesiz beton kullanmak falan..
Hem zemine niye dikkat ediyor o zaman insanlar ev alırken?
0
imnotsureabout
(04.11.20)
yeni binaya gecin gecmeye calisin. zeminine de baslatmasinlar simdi.

cahil cahil.konusuyorlar yok 5 kattan fazla izin vermeyecegiz vs. hala ayni kafa.
arkadas olay su isi kuralina gore yapmiyorlar kuralina gore yap suyun ustunde 100 katli yap. ama kuralina gore yap. yeni binalarda millet caldigini bildigi icin ustune emniyet veriyorlar calsa da yine de yeter demiri beton kalitesi de artti. daha yirmi yil oncesinde dogru duzgun hazir beton yoktu.

korkmayin 2008 ve sonrasi iyidir..kolay kolay bir sey olmaz. eski binalar da yikilir 30 ve ustu ozellikle.
0
turbo sadık
(04.11.20)
çalsalar dahi eskilerle kıyaslanamaz bile. ayrıca zemine de dikkat etmek gerekir, hem sağlam zemin hem yeni bina olursa en güzeli olur.
0
candide
(04.11.20)
Simülasyonlardan falan gördüğüm zemin sallanma şiddetini çok etkiliyor.

2000 öncesi binaların betonları ustanın insafına kalmış ve çok kötü diyorlar. İçindeki demir de dümdüzmüş, şimdikiler daha iyi tutunsun diye nervürlüymüş. Her halükarda hazır betonla yapılan yeni konut daha iyi. Yanlış hesap vb mümkün mü bilmiyorum ama.
0
nhk ni youkosu
(05.11.20)
"yeni bina saglamdir" etiketi, bilhassa koyden kente gocun patladigi, 99'a kadar olan surecte dikilen pek cok apartmanin plansiz projesiz, kontrolsuz, hesapsiz, kitapsiz, korkunc uygulama yanlislari ve malzeme kusurlari ile uretilmis olmalarindan ileri geliyor. oyle ki, 99 depremlerindeki yikimlar kuresel olcekte muhendislik icin bir laboratuar islevi gordu. "ha, geri zekali gibi etriye demirini bir metrede koyarsak boyle oluyormus demek ki", "duz demir ve metre karede 500 kg tasiyan rezil bir betonla bile bu kadar ayakta kalabiliyomus" gibi cikarimlar elde edildi.

99 depreminden sonra algi birazcik degisti. yonetmelikler goreceli olarak uygulanmaya baslandi. ama kok neden ortadan kalkmadi. turkiye'deki curume oldugu gibi duruyor. bu yuzden, yeni bir yapinin depremi sag salim atlatacagina, yapiyi yerinde gorup muayene etmeden, deneye tabii tutmadan, kimse kefil olamaz.

bir de yukaridaki sozler ikamet edilecek apartman dairesi icin gecerli. depreme misafirlikte mi, yolda mi, is yerinde mi, okulda mi, tunelde mi, sinemada mi, yemekte mi denk gelecegiz? evimizin saglamligindan emin olsak dahi, yolda kopru uzerimize yikilmayacak mi? misafir oldugumuz evde uzerimize duvar devrilmeyecek mi? is yerimiz sapasaglam kalacak mi? bu sorularin yanitini siz veremezsiniz. bunlarin yaniti icin "devlet" diye bir kurum var. bu kurum, bizi korumuyorsa, depremden korunmak icin verdigimiz haracin uzerine cokup alakasiz yerlerde bunlari har vurup harman savuruyorsa, bizi felaketle basbasa birakip ustune "keske hasarli evlerde oturmasalarmis" diyorsa, tek yapabilecegimiz yapici, pozitif bir dille anlatmak, kamuoyu olusturmak, sabirla didinmek vs.

benim nacizane gorebildigim, secebildigim budur.
0
viva paulista
(05.11.20)
viva paulista +1

Deprem uzmanı değilim fakat mimarı, az çok bu işlerin içerisindeyim. Medyada deprem bina dönüştürme temelli "kentsel dönüşüm" algısı yaratmak için kullanılıyor. 99 öncesi tüm binalar yıkılsa ve yerlerine yenileri yapılsa her şey çözülecekmiş gibi davranılıyor. Böyle bir şey yok.

Kentsel dönüşüm ulaşım, açık alanlar, kamu binaları gibi birçok farklı faktör üzerinde çalışılarak planlanmalı. Kadıköy'ün merkezinde oturuyorum, işe gidip gelmek için vapuru kullanıyorum, böylelikle İstanbul trafiğine bir araç daha eklememiş oluyorum. Gel gör ki oturduğum ev 50 yaşında, aynı şartlarda yeni bir binaya geçsem iki katı kira vereceğim (ve yine emin olamayacağım). Ya da İstanbul'un çeperine taşınıp, araba alıp, trafiğe katılıp, ulaşımıma bir saat daha ekleyeceğim. Bunu aklım, mantığım almıyor ne yazık ki ve bu şartlar söz konusuyken tüm sorumluluğun vatandaşa atılması iki yüzlülük! Kaldı ki İstanbul'un en gözde ilçelerinden Kadıköy'de depremden sonra sığınılacak doğru düzgün bir açık alan yok! Kapanacak yollar ve zarar görecek altyapıdan bahsetmiyorum bile. Ama ben 5 bin lira kira verip yeni binaya geçersem depremden çok iyi korunmuş olacağım ve bu konudaki tüm sorumluluk bende. Yersen!
0
gmzo
(05.11.20)
(4)

Sadece ellerim ve ayaklarım üşüyor. Fikirleriniz / tavsiyeleriniz ?

winston insani
Merhabalarİstanbuldayım, henüz kombi yakmıyorum (siz yakıyor musunuz ki?) İçeride t-shirt ile durabiliyorum, üşümüyorum böyle ama ellerim ve ayaklarım buz gibi resmen.Pekmez mi içsem ne yapsam, var mı tavsiyeleriniz?
Merhabalar

İstanbuldayım, henüz kombi yakmıyorum (siz yakıyor musunuz ki?) İçeride t-shirt ile durabiliyorum, üşümüyorum böyle ama ellerim ve ayaklarım buz gibi resmen.

Pekmez mi içsem ne yapsam, var mı tavsiyeleriniz?
0
winston insani
(03.11.20)
Pekmeze limon sık iç. Kansız kalmışın.
0
1bir1bir1
(03.11.20)
Sadece tişört ince kalıyor bana. Polar falan giyiyorum. Yine de kombi açmak gerekiyor artık. Evin yönü ve yüksekliği önemli tabii. Güneşi güzel alıyorsa gerekmeyebilir belki.
0
pass
(03.11.20)
Bence de artık kombi vakti geldi.
0
aynenbencede
(03.11.20)
Evimiz güney cephe olduğu için İstanbul'da bugüne dek güneşle ve kombiyi açmadan idare ettik ama, bugün hava kapalı olunca kombiyi açtık, yoksa ısınmadı ev.
0
gmzo
(03.11.20)
(5)

deprem çantası üzerine

not sure if serious
her zaman söyleniyor bunun hazırlanması, iyi hoş, teoride çok doğru ve faydalı bir şey olabilir ama ya pratikte? deprem anında binanın yıkılması saniyeleri bulabiliyor. biz o hengamede çantaya mı koşacağız yoksa kendimizi mi güvene alacağız ne yapacağız? kaldı ki hadi ulaşabileceğim biryerde denk ge
her zaman söyleniyor bunun hazırlanması, iyi hoş, teoride çok doğru ve faydalı bir şey olabilir ama ya pratikte? deprem anında binanın yıkılması saniyeleri bulabiliyor. biz o hengamede çantaya mı koşacağız yoksa kendimizi mi güvene alacağız ne yapacağız? kaldı ki hadi ulaşabileceğim biryerde denk geldi ve o anda çektim yanıma aldım. e ben sevdiklerime fayda sağlayamadıktan sonra tek başıma ne yapayım o çantayı? bireysel herkes kendine çanta hazırlasın derseniz bak o başka. şimdi geldi aklıma.

siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? bir çözümünüz var mı?
0
not sure if serious
(03.11.20)
Önceden güvenli bölge hazırlayacaksınız kendinize. Hayat üçgeni oluşturabileceğiniz bir yer. Çanta orda bekleyecek. Deprem olunca da herkes oraya koşacak. Binanın yıkılması 5 sn’den önce olmaz. O şokla kalakalmamanız, atik olmanız lazım. O yüzden önceden bir yer belirlemeniz lazım ki o sırada nereye gitsem diye düşünmeyin.
0
sta
(03.11.20)
Olması > hiç olmaması

Öyle bir hal olabilir ki, çanta yanınızda, sevdiğiniz ise az uzakta ama sadece el geçecek kadar bir boşluk var aranızda.
Suyu uzatırsiniz mesela? Dudukle sesinizi dışarı duyurursunuz, fener ile karanlıkta sürünerek ulaşırsınız vs.
0
kisa
(03.11.20)
Çanta lazım bir ürün, ama o hengamede kimse erişemez, anca evde sürekli sırtında falan taşıyarak gezmen lazım.
0
paramolacak
(03.11.20)
Binaya bişey olmazsa da çantayı alıp dışarı çıkarsın. İstanbulda mesela hiç öyle İzmirdeki gibi hızlı yardım geleceğini, çadırlar kurulacağını falan sanmıyorum. Sağ kalan da hayat mücadelesi verecek (evi zarar gördüyse giremiyorsa)

Depremde göçükte kalırsan da yanında düdük, fener, su, yiyecek olması güzel olur. Tabii dibimizdeki çantayı bile açabilir miyiz boşluk olur mu bilmiyorum. Beton binalarda hayat üçgeni yalan deniyor. Hele ilk katlardaysan bütün yük üstünde.
0
nhk ni youkosu
(03.11.20)
Biz çanta hazırladık, amaç büyük deprem olursa ve bina ayakta kalırsa çantayı alıp sokağa çıkmak, böylece yanımızda en azından yedek kıyafet, ilkyardım ekipmanı ve su-bisküvi bulunması. Kamp için kullandığımız çadır - uyku tulumlarımız var, onları da girişteki dolaba koysam mı diye düşünüyorum hatta ama karar veremedim o an onları almakla uğraşmak mantıklı mı.

Bina çökerse Allah yardımcımız olsun zaten.
0
gmzo
(03.11.20)
(12)

istanbuldakiler kombiyi açtınız mı

benevolent sun
ben 2020'nin startını bugün vereceğim sanırım. Sizde nedir durumlar?
ben 2020'nin startını bugün vereceğim sanırım. Sizde nedir durumlar?
0
benevolent sun
(01.11.20)
Merkezi sistem, iki gundur yaniyor kaloriferler, kombili evde olsaydim daha psikolojik olarak açmaya hazir olmazdim, kalorifer sicaginin havayi kurutmasini sevmiyorum.
0
Gı
(01.11.20)
Açmadık.
0
ms brownstone
(01.11.20)
pek kolay üşümem ama bugün açılışı yaptım biraz.
0
zartanyan
(01.11.20)
ben de kararsızdım ama küçük dokunuşlar yapacağım galiba artık.
0
🌸benevolent sun
(01.11.20)
merkezi sistem var bizim binada.
bugün ev birden bire çok soğuyunca "yaktılar mı acaba?" diye baktım, yakmışlar.
sıcak sevmediğim için evin havasını kıracak kadar açtım, 1-2 saat sonra kapadım.
0
blatta hiberna
(01.11.20)
🌸benevolent sun
(01.11.20)
Yok yakmadık, sabaha karşı ev soğumuş oluyor ama güneş çıkar çıkmaz ısınıyoruz ev güney cephe olduğu için. Güneşsiz ilk günde açmak zorunda kalırız büyük ihtimalle:)
0
gmzo
(01.11.20)
biz açtık
0
basond
(01.11.20)
Açtık. Çatı katı.
0
chavezding
(01.11.20)
Ben açmadım üşüyüp kalın kalın giyinmek hoşuma gidiyor şu dönem. Dayanılamayacak noktada açarım sanırım.
0
irene
(01.11.20)
açtık valla.
0
lenin benim amcam olur
(01.11.20)
Ağvada şömineler yanıyor.
0
tunaktunaktun
(02.11.20)
(5)

Bulaşığın canını çıkaran hard kapitalizm makine önerin lütfen

ya ben lan neyse
aldığımız arçelik makine abartmıyorum, hiç yıkanmamış gibi çıkarıyor bulaşıkları. ayrıca ıslak ve deterjan kokuyor. para mevzusundan şimdi değiştireceğiz.renkli bulaşıkların boyasını çıkarsın önemli değil. çizsin, eritsin... max 5 bin verebilirim. bayadır takip etmiyorum Allah bilir onların da fiyat
aldığımız arçelik makine abartmıyorum, hiç yıkanmamış gibi çıkarıyor bulaşıkları. ayrıca ıslak ve deterjan kokuyor. para mevzusundan şimdi değiştireceğiz.

renkli bulaşıkların boyasını çıkarsın önemli değil. çizsin, eritsin... max 5 bin verebilirim. bayadır takip etmiyorum Allah bilir onların da fiyatı uçmuştur ya...

teşekkürler.
0
ya ben lan neyse
(01.11.20)
Benim bulasik makinem 2004 lu bir bosch. Cok memnunum. 5 programli idi bunca zamandir 70 derecede yikar durur. Daha bi leke, koku gelmedi, gormedim.

Lakin,

Ben asla yemek artikli bir tabak, yemek artikli bir celik tencere koymadim. Tum bulasigi once su altinda aritip , tabak, catallari sadece yemek yagi gitsin diye koyuyorum. Teflon ve turevlerini koymuyorum. Tencereleri ise elde yikiyorum. Catal kasik ise masadan alip yine oldugu gibi koymuyorum. Suda elle ovup oyle koyuyorum.

Ama tabii biz 2 kisiyiz, sadece aksam yemegi var.

Kalabalik ve 3 ogun evler icin bu is zor.
0
Filinta61
(01.11.20)
1000 TL'lik altus makinam var. Bulaşığı neredeyse olduğu gibi koyuyorum. Baya temizliyor. Arkadaş yeni pahalı makinalarda sensör var. Çok temiz koyarsan yıkamıyor demişti xd kirli koy bakam. Kabasını çok alma.
0
glamdr1ng
(01.11.20)
eksisozluk.com

Şu entry'de güzelce anlatmıştı birisi, bulaşıkları yıkamayan makinesinin pervanelerini ve filtrelerini nasıl temizlediğini ve sonra makinenin bulaşıkları temizlemeye başladığını. Hiç yıkanmamış gibi çıkarıyor diyorsunuz ya, belki benzer bir problem vardır. Böyle çözülür umarım değiştirmeden.
0
gayda
(01.11.20)
Makinanızda bir sıkıntı olsa gerek, bizde de arçelik var ve tertemiz pasparlak yapıyor, hem de içinde birkaç gün bekletiyoruz bulaşıkları desem yeridir. Ben olsam eldeki makinayı tamir ettiririm.
0
roket adam
(01.11.20)
2017'de aldığımız 3 programlı Bosh var, yemek artıklarını çatal - kaşıkla temizleyip koyuyoruz, asla sudan geçirmiyoruz, hiç sorun yaşamıyoruz. Makinenin çok doldurulması, parlatıcı kullanılmaması bu konuda sıkıntı çıkarabilir.

Ev hanımları bulaşığı durulayıp makineye koymayı marifet sanıyor, temizliğe yardımcı gelmeden evi temizlemek gibi sanırım. Lütfen yapmayın, suyu boşuna harcamayın.
0
gmzo
(01.11.20)
(16)

Netflix

chezsoi
Arkadaslar, heyecanli, bir sonraki bolumu izlemeden duramadiginiz turde dizi ariyorum. Heyecanli bir film de olur. Ne izliim yaa.
Arkadaslar, heyecanli, bir sonraki bolumu izlemeden duramadiginiz turde dizi ariyorum. Heyecanli bir film de olur. Ne izliim yaa.
0
chezsoi
(31.10.20)
Bodyguard
0
gmzo
(31.10.20)
barbarians
0
basond
(31.10.20)
Bodyguard'ı izlemistim. Tesekkurler..
0
🌸chezsoi
(31.10.20)
ozark netflix'teki en underrated yapım muhtemelen, izlemdiysen izle. en heyecanlı dizi değildir ama boş aksiyondansa böyle kaliteli oyunculuk ve senaryoyu tercih ederdim ben.
0
Jux
(31.10.20)
Bu aralar nedense hicbir sey izleyemiyorum. Ilgimi cekmesi sart. Gerci kis uykusunu izledim am o baska. :)
0
🌸chezsoi
(31.10.20)
çeker ilgini sen güven bana.
0
Jux
(31.10.20)
Tamam :)
0
🌸chezsoi
(31.10.20)
how to get away with a murder canim dizim benim dun finalini izledim ve bitmesi canimi sıktı.

Lucifer, The Haunting tepedeki ev de ilgi cekici ilk sezon tabii ki.
0
hindistan cevizi
(31.10.20)
To the lake
0
mya
(01.11.20)
Üçüne de başlayip,sıkılıp birakmistim.
0
🌸chezsoi
(01.11.20)
ozark +1

dirty john - ikinci sezon.
aksiyon değil, ama sonraki bölümü izlemek istiyorsun çünkü gerçek hikaye.
mini dizi zaten, hafta sonluk.
0
blatta hiberna
(01.11.20)
suburra. 2. sezonu da geldi.
0
scudman1
(01.11.20)
Ozark +3
0
put it in your appropriate place
(01.11.20)
Ozark +4
Bir de travellers
Bir de %3

Konulari kurgulari gayet basarili
0
taurina
(01.11.20)
Tesekkurler..
0
🌸chezsoi
(01.11.20)
Spotless. Acayip keyif aldım 1 sezon zaten. Finali dandik sadece.
0
roket adam
(01.11.20)
(4)

Muhabbet kuşumuz

sutcuyumbensutcu
var sizden deli olmasın. Odadan çıktığımız anda ya da yalnız kaldığı anda çok yüksek bir desibelle ötmeye baslıyor. Ya da onunla ilgilenmezsek deli gibi bağırıyor. Ama öyle acı ceken bi bağırma değil cik şeklinde klasik muhabbet kusu ötüsü ama o kadar yüksek sesle ötüyor ki başım ağrıyor. Kendisiyle
var sizden deli olmasın. Odadan çıktığımız anda ya da yalnız kaldığı anda çok yüksek bir desibelle ötmeye baslıyor. Ya da onunla ilgilenmezsek deli gibi bağırıyor.
Ama öyle acı ceken bi bağırma değil cik şeklinde klasik muhabbet kusu ötüsü ama o kadar yüksek sesle ötüyor ki başım ağrıyor.

Kendisiyle de ilgilenmiyor değiliz yemek yerken bile masamıza koyuyoruz kafesini mutffağa getirip. Sürekli salıyoruz da.

Daha ne yapmak lazom bu deliye ve neden böyle ötüyor.
0
sutcuyumbensutcu
(31.10.20)
arkadas alin yanina ?
0
oscar
(31.10.20)
@oscar'ın yazdığını yapma durumunuz yoksa siz yanında değilken radyo açmak işe yarıyabiliyor. artı kafesin kapısını açıp eve alıştırırsanız daha iyi olur. bırakın gezinsin, masaya kafesini koymak yerine masaya kendisi gelip yediklerinizden didiklemeye başlayacaktır güvenini kazandığınızda.
0
dark-tower
(31.10.20)
Öncelikle kuşun geniş bir kafesi olsun, petshoplardaki kafeslere çok küçük ve yeterli değil.

Sonrasında kafesinde vakit geçirmek için oyuncakları olmalı, fakat bu oyuncaklar plastik değil de kağıt / kartondan yapılmış parçalanabilir oyuncaklar olmalı.

Kuşunuz mümkün olduğunca dışarı çıkmalı, ideali siz evdeyken hep dışarıda olmalı.

Tüm bunların yanı sıra, büyük ihtimalle kuş bağırdığı zaman ilgi gösterdiniz / kafesinden çıkardınız. Artık her bağırdığında ilgileneceğim izi düşünüyor :) Kuşunuz bağırdığında değil de, sakin olduğunda, güzel güzel öttüğünde "aferin güzel kuşuma" diyerek ilgi gösterip kafesinden çıkarın bundan sonra. Böylelikle ilgi çığlıkları azalacaktır.
0
gmzo
(31.10.20)
Ayna takin.
0
luluki
(01.11.20)
(5)

Ülkeler vatandaşlık verirken eğitim seviyesine bakıyor mu?

ya ben lan neyse
"bu ülkesinde arkeologmuş okumuş adam bunu vatandaş yapalım." gibi?
"bu ülkesinde arkeologmuş okumuş adam bunu vatandaş yapalım." gibi?
0
ya ben lan neyse
(30.10.20)
Ülkeler nedir? 200 tane ülke var. Hangisinden bahsediyoruz?
0
chavezding
(30.10.20)
fark etmez. herkese vatandaşlık veren ülke yoktur herhalde?
0
🌸ya ben lan neyse
(30.10.20)
Her ülke için farklı durum. Örneğin Avustralya için 'çalışma izni' alabiliyorsun. O zaman okuduğun okuldan dil seviyene kadar her boka bakıyorlar. O da çalışma izni sadece. Ben öyle her önüne geleni vatandaş yapan bir ülke bilmiyorum.
0
himmet dayi
(30.10.20)
kanada ona göre puan verip en yukarıdan az az alıyor mesela.

Bazıları tam tersi, okumuş gerekmiyor ama ülkenin tesisatçı-elektrikçi, kasap, berber falan ihtiyacı var, öyleysen gidebiliyorsun. (ki yine Kanada'nın böyle programı da vardı hatırladığım kadarıyla)

Amerika greencard ile loto gibi rasgele "Amerikan rüyası" dağıtıyor. Onda hiçbir şey önemli değil.

Senin dediğine en yakını "talent visa." Ödüllü sanatçı vs. isen daha rahat gidip oturma izni alabiliyorsun.

Vatandaşlıkla ilgili değil ama bunlar, gidip oturabilmenle iş bulabilmenle ilgili. Sonra 3-5 yıl kalınca sınavlarına girip vatandaşlığa ayrıca (herkesle aynı şekilde) olanak kazanıyorsun.
0
nhk ni youkosu
(30.10.20)
Hep çalışma izinlerinden bahsedilmiş çünkü sorduğunuz soru kişinin çalışma hayatı ile ilgili. Medeni ülkeler vatandaşlık verirken eğitim düzeyine değil, vatandaşlıkla ilgili meselelere bakar. Yani kişi ülke dilini iyi konuşabiliyor mu, tarihi ve kültürü ile ilgili bilgi sahibi mi, vatandaşlık alma motivasyonu ne, ülkeye hayırlı bir vatandaş olarak katkı sağlayacak mı diye bakar (bilgim İsviçre özelinde). Babam Türkiye'den Isviçre'ye 16 yaşında göç etmiş, 25 sene ülkede onuruyla çalışmış, şaşırtıcı derecede iyi almanca bilen ve ülkenin sosyal meseleleri ile yakından ilgili bir ilkokul mezunu olarak kolayca vatandaşlık almıştı mesela. Ha, mülk satın alınması veya 3-5 kuruş yatırım karşılığında vatandaşlık satan muz cumhuriyetleri varsa, eğitim düzeyi doğrultusunda vatandaşlık veren ülke de vardır herhalde dünyanın bir köşesinde, bilemem.
0
gmzo
(30.10.20)
(12)

elleriniz için hangi dezenfektanı kullanıyorsunuz?

chihirovekohaku
Eczacıbaşı Maratem yüzde 70 alkol içeriyormuş. Tüm obsesifliğimle dedim ki "Olmuşken şöyle yüzde 80-90 alkol olsun içinde." Var mı bildiğiniz yüzde 80-90 alkollü dezenfektan?
Eczacıbaşı Maratem yüzde 70 alkol içeriyormuş. Tüm obsesifliğimle dedim ki "Olmuşken şöyle yüzde 80-90 alkol olsun içinde."

Var mı bildiğiniz yüzde 80-90 alkollü dezenfektan?
0
chihirovekohaku
(29.10.20)
Alkol oranının yüksek olması sadece ellerine zarar verir, daha fazla alkol daha hijyenik diye bir kural yok, sabunla bile elimine edilebilen bir şey neticede bu virüs. Ellerini düşünüyorsan daha cilt dostu ürünlere yönel derim.
0
Avoiding The Puddle
(29.10.20)
rebul lavanda kolonya. su sabun..
0
sutlu nescafe
(29.10.20)
avoiding the puddle+1
dezenfektan pek kullanmıyorum, kullandığımın da markasını unuttum şimdi.

sürekli elimi yıkıyorum, gerekirse kolonya kullanıyorum.
0
blatta hiberna
(29.10.20)
Blatta hiberna +1

Maratemi biz üretiyoruz o yüzden adım başı her yerde, tüm masalarda var. Herkes çok memnun ama benim nefesimi tıkıyor kokusu ve ellerimde egzama oldu. (Ama normalde de cildim hassas zaten)

Dezenfektan kullanacağım zaman bunu kullanıyorum. Kokusu hoş bile denebilir, ellerime de zarar vermiyor. www.hepsiburada.com
0
irene
(29.10.20)
Promast el dezenfektani. Deodorantli ve el kremi nemlendiricili.
0
fempusay
(29.10.20)
Kendim yapıyorum
0
purplee
(29.10.20)
Bebak'tan memnun kaldım ben de ama sadece dışarıdayken ve ellerimi yıkama şansım yoksa kullanıyorum.
0
gmzo
(29.10.20)
hic bir dezenfektan su ve sabunun verdigi temizlik hissini vermiyor, ama disaridayken mecburen kullaniyoruz, ben nilco kullaniyorum, memnunum. isletmelerin kapilarina koyduklarini da kullanmiyorum onlara da guvenemiyorum, suyla karistirmis olabilirler ya da hijyenik doldurulmamis olabilir diye dusunuyorum

www.hepsiburada.com
0
exlibris
(29.10.20)
Avoiding the puddle +1. Yeterli alkol derecesinde olmasi yeterli cunku alkol ayni zamanda deriye de zarar veriyor. Zaten kolonya kullaniminin gittikce azalmasinin sebebi buydu hatirlarsaniz.
0
dunal
(29.10.20)
Maratem
0
1837837
(29.10.20)
www.hepsiburada.com

şunu taşıyorum. %70 alkol, gerçekten vodka gibi hahah. Ellerime bi zarar vermedi ama kişiden kişiye değişiyor, kiminin elleri soyulmuş falan. Ben dışarıdayken günde 3-4 kez bununla ovuşturuyorum sanırım.
0
nhk ni youkosu
(29.10.20)
Alkollü dezenfektan için %70 optimum orandır. Daha yükseğe çıkınca dezenfekte edici özelliğini kaybetmeye başlar.
0
Haldamir
(29.10.20)
(4)

Bankacı maaşları sorusu

gmzo
1. Bir bankada "senior officer" olarak çalışan, döviz transferleri ile ilgili işlemleri yapan, sorunların giderilmesine destek olan, 20 yıllık deneyimi olan biri ne kadar kazanır?2. Tam pozisyonu bilmiyorum ama yine bankada, şubede, gişede değil ama müşteri ile ilgilenen, satış yapan, yaklaşık 15 yı
1. Bir bankada "senior officer" olarak çalışan, döviz transferleri ile ilgili işlemleri yapan, sorunların giderilmesine destek olan, 20 yıllık deneyimi olan biri ne kadar kazanır?

2. Tam pozisyonu bilmiyorum ama yine bankada, şubede, gişede değil ama müşteri ile ilgilenen, satış yapan, yaklaşık 15 yıllık deneyimi olan birisi ne kadar kazanır?

Ne kadar fark eder bilmiyorum ama banka İş Bankası. Teşekkürler.
0
gmzo
(08.10.20)
1. Sorunun cevabı 7-8 civarı + çok fazla yan hak.
0
atacaksinfinke
(08.10.20)
20 yillik deneyimin 15binden asagi almasi cok olasi degil.

Ikinci siradaki personel 7-8 bandinda olmali en fazla
0
ala09
(08.10.20)
Cevaplar için teşekkürler.

@ala09 ben de öyle düşünüyordum ama sorudaki iki kişi bir çift, kira ödemiyorlar, çocukları yok ve yurtdışına tatile gitmenin pahalılıktan mümkün olmadığını söylüyorlar. evlerine 22 bin lira giren ve kira ödemeyen bir çift yılda 1-2 hafta yurtdışına çok rahat gider diye düşünüyorum.. bu yüzden sormuştum aslında.
0
🌸gmzo
(08.10.20)
@gmzo, bence onlar mazaret ariyolardir gitmek istememelerine :) veya baska borclari vardir sizin bilmediginiz yuksek faizli dusuk vadeli krediler vardir vs. Her insanin istirabi farklidir, birini olduren sey digerini etkilemez bile mesela.

Veya varyemezlerdir? Kefenine cep diktirenlerdenlerdir?
0
ala09
(10.10.20)
(8)

Bi sağlık sorunum var

the real brad pitt
Selam. 1 sene falan önce doktora gittim. Sebebi şuydu. Nefesim yetmiyor ve derin nefes alma ihtiyacı hissediyor, uyuyamıyordum. Doktor baktı bise yok dedi. Sonra da düzeldi. Psikolojik. Bende okb var ciddi anlamda uzuun süredir dip not. Son 2-3 haftadır yine başladı bu. Gün içinde aklıma gelmediğind
Selam.

1 sene falan önce doktora gittim. Sebebi şuydu. Nefesim yetmiyor ve derin nefes alma ihtiyacı hissediyor, uyuyamıyordum. Doktor baktı bise yok dedi. Sonra da düzeldi. Psikolojik. Bende okb var ciddi anlamda uzuun süredir dip not.

Son 2-3 haftadır yine başladı bu. Gün içinde aklıma gelmediğinde sorun yaşamıyorum. Ama şu an gibi yatarken lan yine olacak diye düşünüyorum. Ve sürekli derin nefes almaya çalışıyorum. Hep de alamıyorum doğal olarak. Uyuyamıyorum. Sürekli aklıma girdiği için gün içinde de oluyor.

Uyku ilacı alırsam bu sefer onsuz uyuyamaz hala gelir miyim diye endişe ediyorum.

Okb çok pis bir sey. Bence sorun yine o.

Siz ne diyorsunuz ne yapabilirim. Düşündüm çözüm bulamadım.
0
the real brad pitt
(14.09.20)
🌸the real brad pitt
(14.09.20)
psikolojik dendiğinde psikologa ya da psikiyatra neden gitmediniz ki?
uzun süredir de okb varmış zaten.

ilaç kullanmanıza gerek olursa yönlendirirler.
bir terapiste gidin, okb'nizi çözün.
fiziksel nedeni olmayan bir şey için ilaçla yaşamanın anlamı yok.
okb çözülemeyen bir şey değil.
0
blatta hiberna
(14.09.20)
10-12 senedir psikoloğa da psikiyatr’a da gittim. İlaç falan da kullandım ve evet bence okb çözğlemeyen bir şey.
0
🌸the real brad pitt
(14.09.20)
biraz şeytanın avukatlığını yapacağım ama...
çözülmesini istediğinizden emin misiniz?

çünkü genel kanının aksine insanlar aslında "her şeyi yaptım ama geçmiyor işte" diyerek içlerini rahatlatıp geçmesini istemedikleri sorunlarına daha da sarılırlar.
yani insanların çoğu aslında iyileşmek istemez.
öyle bir şey olabilir mi?

bunu tartabilirsiniz kendi içinizde.
başka birilerini, başka terapi yöntemlerini deneyin.
0
blatta hiberna
(14.09.20)
Kafanda bitirmen lazım, bende de vardı kendimi ikna ettim psikolojik olduğuna. Şuan sorunum kalmadı.
0
diffarentiationation
(14.09.20)
"ölürsem de öliim aq, ne kıymetli canım varmış" de, sal gitsin. Ölmediğini goruceksin xd
0
abuzer
(14.09.20)
Anksiyeteye bağlı nefes açlığı ise 4-7-8 tekniği ile meditasyon çok işe yarıyor. Kaygılandığımızda ister istemez ağızdan nefes alıp veririz, bu da vücutta karbondioksit birikmesine sebep olarak nefes açlığına sebep olur. Hatta bu açlığı gidermeye çalışıp esnemek durumu daha da kötü hale getirir.
Burundan nefes almaya odaklanıp bahsettiğim tekniği araştırın.
0
gmzo
(14.09.20)
anksiyeteye bağlı ise ben spora abanarak çözdüm diyebilirim.
0
roket adam
(14.09.20)
(6)

robot süpürge karşılaştırması

asilsiz suclama
roborock s5 max ve xiaomi vacuum mop pro arasında kararsız kaldık. arada da baya bi fiyat farkı var. bu fiyat farkına rağmen roborock almalı mıyım? bu fiyat farkına değecek özellikleri var mı roborcok'un?
roborock s5 max ve xiaomi vacuum mop pro arasında kararsız kaldık. arada da baya bi fiyat farkı var. bu fiyat farkına rağmen roborock almalı mıyım? bu fiyat farkına değecek özellikleri var mı roborcok'un?
0
asilsiz suclama
(11.09.20)
ben de araştırıyorum. tüm farkları bilmiyorum ama mop pro da çoklu harita oluşturma yok. viomi v2 pro tavsiye ederim o yüzden. mesela mop özelliğini kullandığınızda halılar hariç harita yaparsınız. süpürme için haritalar dahil harita yaparsınız. size lazımsa böyle bir özellik v2 pro da ve s5max ta var bu.
0
xrated
(11.09.20)
Hocam doğru araştırma yapmamışsınız o nedenle kararsız kalmanız normal.

1- su toz tankı farklı
2- emiş gücü farklı
3- sınırlı alan bildirimi farklı: biri dijital diğeri magnetic band (güncelleme geldiyse bilmem ben alırken farklıydı)
4- muhtemelen tırmanması farklı
5- şarj süresi farklı

Bu görüş ışığında işinize geleni seçebilirsiniz.

Ben Viomi v2 aldım; yükseğe tırmansın, sulu da çalışsın, dijital engel yeterli olsun istemiştim. Siz de hangi değerler sizin için önemliyse ona göre seçim yapın. Sizin ortamınızı bilmeden söyleyeceğimiz tüm öneriler yanlış olur.
0
lcha
(11.09.20)
s5 max kullanıyorum çok çok çok memnunum ama vacuum mop pro ile karşılaştıramam.

tırnamışı iyi, haznelerinden memnunum, mt2 yi 1 dk da temizliyor, farklı su ve çekiş gücü seçebiliyorsunuz, no go zone ları çok başarılı ..
0
benaslinda
(11.09.20)
ben nija c1 aldım yani mop pro. s5 te harita daha iyi galiba. valla 3200e aldım önce 2800 sonra 2500e düştü. 2 binlik fark bence yazılımıyla alakalı. malzeme kalitesinin çok değişeceğini sanmıyorum ancak electroluxun üçgen olanı köşelere giriyorsa avantaj. yuvarlak olanlar köşelere giremiyor.

www.electrolux.com.tr
0
mikahakkinen
(11.09.20)
Biraz geç gördüm ama en azından sonradan okuyanlara faydalı olur.

Mijia serisi en problemli seridir. Vacuum mop pro da bu seriden. Bir güncellemeyle cihazınız geri dönüşsüz kullanılamaz hale gelebilir. Vacuum mop pro ve özellikle 1c kullanan arkadaşlara tavsiyem, gelen güncellemeleri hemen yapmayın 15-20gün bekleyin forumlardan araştırıp öyle yapın.

Roborock ise en problemsiz ve kalite farkı olan seridir xiaomide.
Güncelleme problemi vs yaşamazsınız. Zaten ayrı bir firma ve xiaomi için üretim yapıyor.

Roborock üst segment, mijia orta segmenttir.

En kötü özellikleri ıslak mopla halı üzerine çıkmaları bence. Kirli mop halıda hem iz bırakıyor hem de kokutuyor halıyı.

Bu arada ikisine de servis desteği bulmanız çok zor türkiyede. Garantili aldım dersiniz ama bir bakmışsınız satıcının servis dediği yerde bakkal var. İnternette bununla ilgili araştırma yapabilirsiniz.

Tavsiyem amazon.de'den alın ne alacaksanız. En azından 2 sene amazon garantisi oluyor. Hem daha ucuza geliyor hem de türkiyeden aldıklarınızdan daha hızlı geliyor şaka gibi.
Özellik karşılaştırması internette bolca var. Bakabilirsiniz.
Bu arada ikisini de kullandım, sattım, şu anda başka bir süpürge kullanıyorum.
0
artci sarsinti
(12.09.20)
Ben de çok araştırdım ve mop pro'da karar kıldım, hatalı bilgiler veriliyor.

- Mop pro'da alan sınırlandırma ile halıların moplanmasını engelleyebiliyorsunuz, 10 saniye almıyor.

- S5 max'ın şarjı daha uzun gidiyor ama eviniz 200 metrekare değilse bu kadar şarj süresine ihtiyacınız yok, bizim ev 120 metrekare ve %70 şarj ile bitiriyor işini. Zaten şarjı azalınca gidip şarj olup, kaldığı yerden devam ediyor.

- Mop pro'nun mop esnasında kullandığı Y şeklindeki hareket daha efektif mop yapmasına imkan sağlıyor.

- Toz haznesi, çekiş gücü gibi özelliklerde de roborock daha iyi değil. Şuradan özellikleri karşılaştırabilirsiniz: hizliresim.com

Özetle fiyat farkına kesinlikle değmeyeceğini düşünerek Mop pro aldım ve çok memnunum. Sözlükte roborock fanboyluğu oluştuğu için herkes s5 tercih etmeye başladı ama hiç gerek yok.
0
gmzo
(12.09.20)
(30)

3buçuk Yıllık İlişkinin Uzak Mesafeyle Sonlanması

parcaliham
İkimiz de 30'lu yaşlarımıza yakınız. 3buçuk yıllık bir ilişkimiz vardı. Kendisi yüksek lisansa avrupa'ya gidince araya uzak mesafe girdi. En nihayetinde, 'sana karşı sorumluluk hissediyorum ve geleceğimi yalnız planlamak istiyorum. açıkçası başkalarını da deneyimlemek istiyorum.' diyerek terk edildi
İkimiz de 30'lu yaşlarımıza yakınız. 3buçuk yıllık bir ilişkimiz vardı. Kendisi yüksek lisansa avrupa'ya gidince araya uzak mesafe girdi. En nihayetinde, 'sana karşı sorumluluk hissediyorum ve geleceğimi yalnız planlamak istiyorum. açıkçası başkalarını da deneyimlemek istiyorum.' diyerek terk edildim.

bu 3buçuk yıllık ilişkide 2 yıl aynı evde yaşadık. o ise bu sürecin onu domestik/daha içe kapalı hale getirdiğini, yurtdışında olunca bir daha yaşayamayacağını düşündüğü hayatını yaşamak istediğini söyledi.

elbette bazı sorunlarımız vardı. son 6 ayda başlayan güven sorunlarına (ben bir nedenden dolayı güvenmiyordum) onun sürekli 'güvenini kazanacağım, bana inan' demesi ile son buluyordu. Nihayetinde, 'ben seni ikna etmeye çalışırken, bir baktım ki aslında ben de ikna değilim.' dedi ve her adımında beni de düşünmek zorunda oluşundan yorulduğunu ve geleceğini yalnız planlamak istediğini söyledi.

bu kararın kendi kişiseline dair bir karar olduğu için elimden bir şey gelmeyeceğini hissediyorum. ısrara yönelik, iknaya yönelik her adımım onu daha da uzaklaştıracak gibi hissediyorum. kendisine açıkça, onu sevdiğimi, kendimden emin olduğumu ve bir şekilde düzeltilebilecek bir şey varsa ilişki için elimden geleni yapabileceğimi söyledim. o kadar.

ey dostlar, sizce bu işin geri dönüşü var mı?

kasım başında, daha önceden planladığım, onun ülkesine (şehrine trenle 2buçuk saat) 3 aylık bir programım var. eli mahkum gideceğim ve 3 ay kalacağım.

en mantıklı düşünce, onu geri kazanmak istiyorsam 2 ay sessizliğe bürünmek ve aynı ülkeye seyahat ettiğimde, ben geldim, müsait olduğunda görüşmek ister misin? demek ve o noktadaki durumu değerlendirmek olduğunu düşünüyorum.

ancak bu da sadece boşa ümitlenmekten öte olmayacağını içten içe hissediyorum. canım yanıyor.

not. ben erkeğim.
0
parcaliham
(04.09.20)
@üğpoıuy+1

Geri dönüşü yok. Ben olsam onun şehrine gidince bile asla geldim/ görüşelim demezdim. Boşa ümitlenme derim ben.
0
Amaranta ursula
(04.09.20)
Duyurunun sonuna gelene kadar bunu bir kadın yazmış diye düşünüyordum. Çünkü genelde erkekler bir deneyimleme meraklısı oluyorlar. O yüzden üğpo+1 (kızım bu nasıl nick, yazması çok Zormuş)

Kız arkadaşını dürüstlüğünden dolayı takdir ediyorum. Sende hiç soru işareti bırakmamış böylece. Sana da başkalarını deneyimlemeni tavsiye ederim. Kasım başında kız arkadaşın aklına bile gelmeyecek. Belki 3 ay da orada deneyimlersin.

Ben olsam geri kazanmaya çalışmaZdım. Sessizliğin onu uzaklaştırmamak için değil kafanı dinlemek için olsun.
0
irene
(04.09.20)
ey dostlar, sizce bu işin geri dönüşü var mı?
cümlesini okuyunca cinsiyetini anladım, yanılmamışım.

geri dönüşü yoktur kardeşim.
güzel güzel bitirmişsiniz. ikiniz de durumu kabul edip yolunuza devam edin.
0
jimjim
(04.09.20)
6,5 senelik ilişki 6sı long distance olarak devam etti. Güven mevzusundan değil, ama atalet mevzusundan dolayı ayrıldım, kadın tarafıyım. Erkek tarafı, ayrılığı 6 ay kadar kabullenemedi, hatta geldi belki bi yerden döner diye işi evlilik konusuna dahi getirdi.

Arada ciddi bir sevgi ve ilişki varken bu kararlar kolay verilmiyor. Geçmiş olsun, zorlamayın yolunuza bakın.
0
lcha
(04.09.20)
erkek tarafı olduğunu hemen anladım ben. Geri dönüş olmaz gibi, araya hem mesafe hem de mutlaka başkaları girecek gibi duruyor. Geri dönüş olsa bile bu senin tarafından olmamalı. Sana düşen bundan sonra sessiz kalıp hayatına devam etmek. Olursa ancak öyle olur. senin çabanla tekrar başlasanız bile sağlıklı olmaz o iş.
0
aquarium
(04.09.20)
Hiç ayak yapmamis, açık açık söylemiş derdini. Peşinden gitmenin manasi yok. Bırak.
0
elorelia
(04.09.20)
Bence hiç deneme artık. Kız açık açık boynuz takmak istemiyorum deyip ayrılmak istemiş. Sende yeni yollara sapmaya başla
0
bigcaptain
(04.09.20)
Bence imkanın varsa gitme. Gidersen haber etme. Açıkçası başta okuyunca ben de kadın tarafı sandım seni.
Gidip de haber verirsen anca kızın ortamında “peşimi bırakmıyor yha pff” “aynen kızım xd” tarzı muhabbetlere konu olursun. (Ne kadar elit bir kız olsa bile kız muhabbetleri bu tarzdır)

Gururlu dur, o oldurmaya çalışsın bir şey olacaksa bile.

He bir de, hiç arayıp sormazsan, takmazsan kısacası egosu zarara görür iletişime geçmeye çalışır.
0
bugun hava gunluk gureslik
(04.09.20)
Sen oraya gidene kadar o başkalarını "deneyimler". Bence geri dönüş olsa bile dönmemelisin.
0
dissendium
(04.09.20)
Ayrılığın geri dönüşü olmaz. Bunu kabullen. Uzak mesafe kadar saçma bir şey yok. Önüne bakıp sağlıklı ilişkiler yaşamalısın.
0
ruhen hastayim ben
(04.09.20)
Tekrar bir ilişki için deneme +1
Mümkünse gitme +1
Gidersen de haber etme +1

Kız ayrılmak istemiş ve açık açık söylemiş her şeyi. Zorlamanın anlamı yok. Siz de kendi hayatınıza bakın. Sizden olmayacakmış demek ki. Nasip.
0
Hallegadola
(04.09.20)
bir insan en sorunsuz şekilde böyle terk edilir. yazan herkese katılıyorum. geri dönüşü yok, olmasın da zaten. en az güveneceğin insan gözü dışarda ve gözü aç insan modelidir. o arkadaşımız da tam böyle biri. sen onu ne yapıp edip ikna etsen bile asla mutlu bir ilişkin olamaz. çünkü o deneyimleme arzusunu bitiremezsin. bir şekilde o dediklerini yapar, aldatılırsın. çünkü ilk fırsatta yaptığı şey bu.

ilişkiniz çok da sağlam bir temele dayanmıyormuş. o kişi hayatını yaşamak istiyor, sen de öyle yap. o 3 aylık tatilini de imkanın varsa iptal et. kendine çile çektirme boşuna. oralarda tribe girersin. o zamana kadar belki de unutursun bile tekrar aklına getirme. bu süreçte en zararlı düşünceler "aynı evde yaşadık bir sürü şey yaptık beraber hayatımdan 3.5 yıl verdim" gibi şeyler. şunun farkına var, o bu tarz şeylere değer vermemiş. sen de olan oldu diyip başkalarını deneyimle.
0
siyahliadam
(04.09.20)
Bu arada arkadaşlara ek olurda dönerse sakın affetme olur mu
0
olaylar olaylar
(04.09.20)
Geri dönüşü yok bence de.

Ayrıca şu cümleye maruz kalmayı allah kimseye nasip etmesin, be ne yav "açıkçası başkalarını da deneyimlemek istiyorum"

Şu cümlede de bir itiraf var sanki.....
0
austra
(05.09.20)
"açıkçası başkalarını da deneyimlemek istiyorum"

Bütün olayın özeti bu hocam, hiç detaylarda kaybolup, şöyle miydi acaba yoksa böyle miydi deme. Tipik Erasmus hikayesiymiş sizinkisi.
0
Avoiding The Puddle
(05.09.20)
Valla çok ilginç ama .. yukarıdaki herkes+1
0
primetime
(05.09.20)
Bir de şu var. Gerçekten size geri dönse, sizin içiniz rahat edecek mi, onu eskisi gibi kabul edebilecek misiniz? Bence siz de affetmeyebilirsiniz içerlerde bi yerde kalır sanki.

İçiniz yanıyor olması o kadar normal ki, senelerin ilişkisi. Sizde bir şeyler bitmeden bitmiş bi durum, e illa ki acı olacak. Acı çekmeniz demek, ona geri dönerseniz acı çekmezseniz demek değil. Ayrılıkta acı sağlıklı bir şey, onu kabullenin lütfen.

Hayırlısı olsun.
0
kırmızıayakkabılıgargamel
(05.09.20)
@üğpoıuy +1

Sana saygılı ve dürüst bir şekilde başka kişilerle de tecrübe edinmek istediğini söylemiş. Senin de dediğin gibi ayrılık sebebi onun kendisiyle ilgili olan bir istek ve ben olsam kararına saygı duyardım. Onun ülkesine gidince de mesaj at ama bence fazla beklentiye girme.
0
chitosan
(05.09.20)
belli ki hayatındaki en önemli şey herhangi bir sevgili bulmak ve onla yatakta uzanıp sevişmek gibi basit şeyler değil. kendisini çok iyi anlıyorum. hehehe.
0
bohr atom modeli
(05.09.20)
Öncelikle aşırı bencil bir hareket. Bir o kadar da dürüst. Hani milletini bilmesem şu hareketi bir Alman falan yaptı derim yani. O kadar ruhsuz. Hipergamiye yenilmişsin, ağzınla kuş tutsan da fayda etmez. Kazanamazsın. Kadın kişisi seni artık alt seviye görmeye başlamış, mesele onun yurtdışına gidebiliyor oluşu, senin ise Türkiyeye mahkum kalmış oluşun. Hatun başka aşklara yelken açıp deneyimlemek istemiş çok net. Üzülme. Yıllardır yurt dışında yaşayan biri olarak TR'den gelenlerde default hareket oluyor bu, sonrasını kişisel deneyimlerimle söyleyeyim. Aradığını yabancılarda bulamayınca (ilgisizlik, romantizm eksikliği, özel hissedememe) sonucu kadın kişisi bunalıma giriyor. Bu gözler bir gece bunalıma girip ex'ine yalvar yakar önce ist ordan adanaya uçup evinin önünde alkolü basıp ağlama krizlerine gireni gördü. Rahat ol, next'e bas babacım. Şuan dediğim gibi ağzınla kuş tutsan kurtaramazsın, he midesizsen ilerde yine döner mi diyecek kadar gevşeksen, o next'e daha kuvvetli bas hatun kişisi ilerde o dediğim moda girince beyni rewire edip fabrika ayarlarına dönünce seni arayacaktır.
0
wiekannich
(06.09.20)
bence kilit nokta domestik kelimesi. bu rolleri istemiyor. istememe hakkı baki, kimse de yargılayamaz bunu. size de dürüstçe ve en yalın şekliyle söylemiş. bence çok rasyonel ve ayakları yere basan bir karar vermiş ve bunu sizinle paylaşmış, başka gerekçeler uydurup sahte davranmamış.

kararına saygı duymalısınız.
0
Phoebe
(07.09.20)
erkek milleti ne hale geldi ya, yazık valla :)
0
dafuq
(07.09.20)
kritik kısım: "geleceğimi yalnız planlamak istiyorum. açıkçası başkalarını da deneyimlemek istiyorum"

dönerse senindir, dönmezse hiç senin olmamıştır..

How I met your mother'da lily dönmüştü.. ama reelde oyle olmayabiliyor da o işler.. sen bitmiş say hayatını yaşa...asla ve asla ve asla armaya iletişim kurmaya da çalışma..
0
orion
(07.09.20)
yazan herkese çok teşekkür ederim.

zor bir yas sürecine girdim.

her şey zamanla geçer diyerek kendimi teselli ediyorum.

sağolun.
0
🌸parcaliham
(22.09.20)
BİR BUÇUK YIL SONRA GELEN EDİT:
Bu süreçte ayrılıktan sonra neredeyse hiç temas kurmadık. Bir iki mesajına ve aramasına kibarca arkadaş olmayacağımızı hatırlatarak, mesafe koyarak cevapladım.

6 ay önce uzun bir mail: mutsuz olduğunu ve her gün uyandığında yarattığı enkazı hatırladığını ve bunu düşünmekten bir türlü kurtulamadığını söylüyor. Sıklıkla ağladığını vs. söylüyor. Maile cevap vermedim.

Bir hafta önce uzun bir mektup: halen bu enkazla boğuştuğunu ve ne yapacağını bilemediğini söylüyor. başkalarının ilişkileri tekrar toparlayabiliyoruz, bizim ilişkimiz neden bu kadar katı ve net, neden tekrar bir araya gelemiyoruz? gibi cümleleri var.

Bu mektubu da şimdilik cevaplamadım.

Bazen gece uyurken, neden tekrar olmasın? diyorum. Sonra hemen bu düşünceleri aklımdan uzaklaştırıyorum. Çok üzücü yine de her şey.

Önerileriniz varsa dinlemek isterim. Siz, sizi terk eden ve geri dönen kişiyle tekrar denediniz mi? Sonuçlar nasıl oldu?
0
🌸parcaliham
(31.12.21)
öncelikle üğpoıuy duyuruya dönmüş baya sevindim. (Sonradan gelen edit: Şimdi de üzüldüm çünkü eski başlığı hortlatmışsın)

Cevabım ise bu işin geri dönüşü yok. Başkalarını da denemek istiyorum lafı mideni kaldırmıyor mu? Orada sevgi kalmamış bitmiş gitmiş bak ben 11 yıllık ilişki deneyimiyle buradayım 3 kere affettim. (Sonradan gelen edit: Bilmeden burada cevabı vermişim demek ki ileri görüşlüyüm.) Şu saatten sonra sana dönerse bile sebebi "denediklerinde" tutunamamış olması. Sal dostum ne olursa olsun geçecek ve sen bir başkasını daha çok seveceksin.

Abi sakın yapma aklına da düşmüş neden olmasın diye madem. Ex den next olmuyor muhterem. Hani olanı elbet var ama onlar böyle sonlanmıyor. Çok üzgünüm ama oradan güzel bir şey çıkmaz sal gitsin.

Denedim, canımı yakmak istediğinde kucağında zıplatan erkeklerle kıyaslandım bu oldu. Meğersem 20 cm ve duvarda seviyormuş. Bunu söyleyen kadınla ben hastane hastane dolaşmıştım babası için, ölüm haberini aldığına babasının benim kucağımda yatıyordu.
0
guitarissimo
(31.12.21)
Yapma dostum. Gerekirse kafanı buz dolu kovaya yok, kendine gel. Senden ayrılıp kimlere gittiyse yine onlara gitsin. Sen ağlama duvarı değilsin. Sana zehri veriyor yavaş yavaş. Zaten 3,5 yıl kaybetmişsin. 6 ay da yas ile kaybetmişsin. Şu an önündeki yıllarda olabilecek güzel şeylerin önünü kapatıyorsun.

Bu arada ayrılma gerekçesinde "başkaları" olmasa tekrar dene derdim ama başkaları olaya karıştıysa tekrar denememelisin.
0
dissendium
(31.12.21)
"başkalarını deneyimlemek istiyorum" çınnnn çınnnn çınnnn.
ne zaman (ne niyetle olursa olsun) seni şu kadar özlediğini, arkandan öyle böyle ağlamadığını yazsa, üstteki cümle kafanda çınlasın.

deneyimlemek, domestik. kalsın.
0
comp
(31.12.21)
"Başkalarını deneyimlemek istiyorum" gibi bir laf edebilen birisi hiçbir zaman sevmemiştir. Hiç aklınızı karıştırmayın hayatınıza bakın. Yoksa yine üzülürsünüz.
0
gmzo
(31.12.21)
Erkekleri anlamak zor! Benim ev arkadaşım yabancı, nişanlı gibi bir şeydi. Çocuğa tekmeyi bastı, muhtemelen onun da derdi; başkalarını deneyimlemek. www.eksiduyuru.com

Ben yakından her şeye şahit oldum. Kurtulduğuna dua etmelisin! Bu tarz bir insana nasıl güvenebilirsin ki?
0
barguzhale
(31.12.21)
(29)

Ev sahibi kötü niyetli mi?

efemsradyo
• Haziranda ev tutuldu (1)• Temmuz 1'de temmuz kirası ödendi (2)• Eylül 3'te üniversite uzaktan öğretim kararı aldı.• Eylül 4'te ev sahibi ile konuşuldu, dediği şu; "durumunuzu anladım, evi kiralık'a koyuyorum siz de ilan verin, ay sonuna kadar kiracı çıkarsa sözleşmenizi feshederiz" Soru şu; bu
• Haziranda ev tutuldu (1)
• Temmuz 1'de temmuz kirası ödendi (2)
• Eylül 3'te üniversite uzaktan öğretim kararı aldı.
• Eylül 4'te ev sahibi ile konuşuldu, dediği şu; "durumunuzu anladım, evi kiralık'a koyuyorum siz de ilan verin, ay sonuna kadar kiracı çıkarsa sözleşmenizi feshederiz"
Soru şu; bu ev sahibi ay sonuna kadar eve yeni kiracı çıkmazsa bizden kira almaya devam edecek belli ki. Lakin bu şartlarda kira ödememiz anlamsız. Konu yargıya taşınmadan veya taşınırsa;

Ne yapmalı, nasıl yapmalı ve ne zaman yapmalı?

(1) 10 haziranda üniversitenin olduğu şehre günü birlik gidip evi gördük ve ev sahibi ile dostane şekilde anlaştık, kira kontratını 12 ay olmak üzere hazırladık, noter işini ev sahibinin kendisi tamamlayacağı sözüyle evi temmuz ayından başlamak üzere tutup kapora ve temmuz kirasını ödeyerek evden ayrıldık.
(2) okul yaz ayı boyunca "aksi olmadıkça normal eğitim yapacağız" açıklamaları yaptığı için temmuz ağustos ve eylülde kiraları günü gününe ödedik.
0
efemsradyo
(04.09.20)
Ev sahibi gayet iyi niyetli gözüküyor. Olanlar, uzaktan eğitim falan sizin suçunuz olmadığı gibi ev sahibinizin de suçu değil. Sözleşme süresi bitmeden evden çıkan siz olduğunuz için yeni kiracı bulamazsa sizden kira almaya hakkı var. Yapacağınız bir şey olmayabilir. Sağa sola ilan verip yerinize kiracı bulabilirseniz en temizi olur.
0
kobuzchu kiz
(04.09.20)
Kirayı ödemeye devam edeceksiniz.

Ev sahibi iyi niyetli davranmış. Yerinize kiracı bulursanız ya da kendi bulursa sözleşmeyi feshederim demiş. Olağanüstü sebep ev ile ilgili değil, okul ile ilgili. Ev sahibini bağlayan bir durum yok. Aynı olağanüstü sebep ev sahibi için de geçerli. O nasıl kiracı bulacak?
0
himmet dayi
(04.09.20)
Biz mi enayiyiz anlamıyorum, ben ev sahibinin yerinde olsam şanssızlık der başka kiracı arardım, nitekim yakın zamanda kiracımız işte çıkarıldı, son kirayı de ödeyemedi hatta, evden ayrıldı, kirayı da sonradan durumu olunca ödedi.(karşılıklı iyi niyet) Yasal hakkı bilemem ama ben olsam böyle bir durumda, hele de bir öğrenciden kira almazdım. (Öğretim üyesi olmadığınızı varsayıyorum ama öyle olsa da bi şey değişmezdi benim açımdan)
0
Gı
(04.09.20)
kobuzchu kiz +1

Şuan kötü niyetli demek haksızlık olur. normal bir şey istediği. genelde bu tarz durumlarda 1-2 ay kafadan gözden çıkarılır. ekimi de istemesi doğaldır. 3-4 ay sonra istemeye devam ederse kötü niyetli belki olabilir ama hakkı sonuçta.

şuan feshedelim diyecek ev sahibi sayısı %1 zaten. ekstra iyi niyetli olurdu o durumda.
0
fezagezgini_4
(04.09.20)
ev sahibi iyi niyetli +1 daha geldi ve bu konuda mutabakat saglandi sanirim...
0
hewit
(04.09.20)
Anladığım kadarıyla ev sahibinin vicdanına kaldık...

Peki ben, yasalar çerçevesinde kendi durumumu savunabilecek durumda değil miyim? Tbk 331 enine boyuna okunduğunda konu yargıya intikal ederse işin boyutu değişir mi, ülkede içinde bulunduğumuz dönemde benzer hususta emsal bir karar çıkmış mıdır duyan eden var mı? Arkadsşı olur eşi dostu olur?

N'aptınız a dostlar?

Okula giderim diye düşünüyordum, okul dibinde ev tuttuk bu yüzden. Olmadı, bir de bununla mı uğraşayacağım şimdi?
0
🌸efemsradyo
(04.09.20)
ben sadece tek bir şeyi merak ediyorum. imzaladığınız kira sözleşmesini okudunuz mu hiç?
0
mcsword
(04.09.20)
Hocam kontratında ne yazıyorsa o. Karşılıklı bir mal üzerine anlaşma yapılıyor imza atılıyor, bu iki taraflı garanti ve güven sağlaması için.

Tam tersi yönden bakalım, ev sahibi "yeğenim okula gidecekti ama uzaktan eğitim nedeniyle gitmeyecek siz evden çıkın o da burada yaşasın" deseydi, o zaman siz de iyi madem çıkalım mı diyecektiniz?


O nedenle ev sahibi isterse kontrat bitim süresine kadar sizden kira almaya devam edebilir. Ama bu kadar uğraşacağını sanmıyorum kiracı bulunur 1-2 aya.
0
lcha
(04.09.20)
Icha +1

Ki uzaktan eğitime geçileceğini sağır sultan dahi tahmin ediyordu, ikinci dalga muhabbetleri ta o tarihten belliydi.

Adam bir de 20 gün evi bedelsiz vermiş, kötü niyet değil gayet iyi niyetli davranmış. Bence işgüzarlık yapmaya kalkan sizsiniz
0
KaraSakall
(04.09.20)
siz bir iş hayatına başlayın da "noluyoruz" olun.

ev sahibi fazla iyi niyetli. artık böylesini görünce ben olsam çatır çatır "sözleşme yaptık- çıkarsan çık. icraya hazır ol." derim.
0
zoque
(04.09.20)
"Lakin bu şartlarda kira ödememiz anlamsız."
hayır, değil.
olaya kendi açınızdan bakmayın, kendi kendinize yorumlamayın.
resmi sözleşmeye imza atmışsınız.
sözleşme demek, "ben sana bir yıl kira vereceğim, sen de buna güvenerek harcama yapabilirsin/kredi çekebilirsin" demek.
harcama ve kredi olmasa, adam paraları tomarla evinin odalarından birinde biriktirse bile sonuçta sözleşme ona bu paranın geleceğini garanti ediyor.

zaten hukuk da bunu anlamsız bulmamış olacak ki, mal sahibine böyle bir yasal hak tanımış.

tam aksine, ev sahibi iyi niyetli çıkmış.
bir de ilan falan açmış sitede.
kiracı bulursa hakkından vazgeçeceğini, sorun olmayacağını söylemiş.
yapacak bir şey yok, kiracı bulunamazsa kirayı ödeyeceksiniz.
ödemezseniz sizi dava edecek, 1-2 yıl sonra kira borcunuzu toplu olarak avukat masrafıyla birlikte alacak.

yapmanız gereken şey, aşırı hızlı bir şekilde o eve kiracı bulmak.
0
blatta hiberna
(04.09.20)
hocam norveçmi burası ?
nasıl kafalardasınız anlamıyorum.
ay sonunda evi boşaltıyorum diyeceksin bitti.
eğer kanunen sözleşme sonuna kadar kira alma hakkı varsa (ki yok) buyursun gitsin mahkemeye avukata tahsil etsin.
bu yaşıma kadar tek bir evsahibinin erken tahliye nedeniyle mahkemeye gittiğini duymadım. en az 7-8 kere evi erken boşayıp sadece o ayın kirasını ödeyen duymuşumdur (ben dahil)
0
aslindasorunumpsikolojik
(04.09.20)
Olaya kendi açımdan bakmam, olayda taraf olmamdan kaynaklı olabilir mi sevgili arkadaşlar?

Klişe bir laf da olsa bu ülkede hak var hukuk var. Sözleşme yapıyoruz da günümüz günümüze uyuyor mu bu topraklarda? Kaldı ki pandemi ülke değil dünyanın konusu. Bu yüzden -iyi ki varlar- yasalar bana hak tanıyorsa hakkımı isterim,arzularım.

Empati yapıyoruz daha ne olsun,eylül kirasını vermemek de bir seçenek idi, sonuçta birkaç ihtardan sonra süreç başlıyor. Ama biz vermişiz kiramızı. Kaldı ki üniversite ve avm dibinde -gerçek dip- bir daire için evin sahibi sanmıyorum kiracı sıkıntısı yaşamaz...

Bakalım kısfmet.
0
🌸efemsradyo
(04.09.20)
Ev sahibi belki senden gelecek kiraya göre kredi cekti belki sağa sola sacacak. Bilemezsin ve seni ilgilendirmez de. Sonuçta o sözleşme bunun için yapılıyor. Tabi şu durumda sen de haklısın ( gerçi okulların açılmayacagi da belliydi ama ) senin yerinde kim olsa evi boşaltmak ister. Ev sahibi sözleşme bitene kadar senden kira alamaz. Evin kiralanabilecegi makul süre boyunca alabilir. Makul süre de iki üç ay olarak yorumlanıyor sanırım ama ev sahibinin mahkeme ila uğraşacağıni sanmam. Karşılıklı iyi niyet çerçevesinde anlasmaniz lazım.
0
elorelia
(04.09.20)
Ev sahibine hak veren arkadaşlara katılmakla birlikte, "mahkemeyle uğraşma" diye bir şey olmadığını da belirteyim, bi dilekçe veriyorsun sadece gerisini avukatlar hallediyor, tüm kalan masrafları da karşı taraftan alıyorlar.
0
roket adam
(04.09.20)
kaç kere yazılacak bilmiyorum ama ev sahibi kötü niyetli değil.
ancak siz biraz işgüzarlık yapıyorsunuz; bunun yerine anlaşmaya ve birini bulmaya uğraşın.

evet, emsal durum var yakın çevremde. hatta benzer sebeplerden.
ev sahibi haklı olarak yılın devamındaki kiraları da talep etti. kiracı olan arkadaşlarımdı, fazladan 2 aylık ücreti vermeyi önerdiler. mahkemelik oldular. ev sahibi leyhine karar çıktı, kalmadıkları toplam 7 ayın kirasını da aldı ev sahibi.

neresi anlaşılmıyor bilmiyorum ama elinizdeki sözleşme 1 yıllık. evde akar, kokar, kalınamaz duruma sebep olan bir olay yoksa sözleşmeyi haklı şekilde feshedemezsiniz ki ev sahibiniz zaten kolaylık sağlamış. ne yapsın önceden ödediklerinizi de geri mi versin?

bir de okulların açılmayacak olmasının konuyla ne ilgisi var? kayıt tarihi gelince ev tutsaydınız o zaman?
0
rewlack
(04.09.20)
Bu topraklarda günümüz günümüze uymuyor, bu konuda haklısınız ama buna sebep olan ev sahibiniz değil bu durumda üniversite. O yüzden hakkınızı arayacaksınız, mantık çerçevesinde, üniversitenizde aramalısınız.
0
gmzo
(04.09.20)
ortada yasal şeyler varken olaya kendi açınızdan bakarsanız, kiraları ödersiniz.
kirayı alma hakkı yok diye bir şey de yok, sözleşme süresi boyunca kalan ayların kirasını şak diye alır.
çevremde örneğini görmüşlüğüm var.

bu iş sizin açınıza göre değil, hukuka, kurala, kaideye göre şekilleniyor.
neyi anlamak istemediğinizi gerçekten anlamıyorum.
eylül kirasını vermemek de seçenekti falan diyorsunuz hâlâ.
vermeseydiniz, icrayla birlikte öderdiniz eylül kiranızı.
bu bir "seçenek" değil, yasal olarak ödemekle yükümlüsünüz.
mal sahibiniz peşinize düşmezse kanatsız melek seviyesine çıkacakken bir de kötü niyet sorgulayıp, lütuf olarak kira yatırıyormuş gibi davranmanız enteresan.
0
blatta hiberna
(04.09.20)
@gmzo üniversiteler önce yüz yüze deyip daha sonra mı online geçti ? ne alakası var.

Pandemi sürecinde haziran ayında bu durumu öngöremeyip risk almış arkadaşlar.
0
fezagezgini_4
(04.09.20)
@fezagezgini_4 evet, haziran ayında yök bundan sonra max. %40'ı derslerin online yapılabilir dedi, %60'ı yüz yüze olacak sonucu çıktı. üniversiteler buna göre pozisyon aldı, görüşler istendi, kurullar toplandı, kararlar verildi. sonra yök "her üniversite kendisi karar versin" dedi bayram öncesi, karar sürecinin işleyip tekrar kararların verilmesi eylül ayını buldu. hala açıklama yapmayan kurumlar var.eylül bunun için çok geç bir tarih, o kadar da öngörülemez bir süreçte işlemiyor pandemi süreci.
0
gmzo
(04.09.20)
Ev sahibi davranmasi gerektiği gibi davranmis. Yurtdışında da durum böyle işliyor. Kira sözleşmesi bitmeden çıkmak isterseniz yerine birisini bulmaniz lazım. Ama tek madur sen değilsin yani çoğu ogrenci boş eve aylarca kira ödedi.
0
superfluid
(04.09.20)
@gmzo evet yök belirttiğiniz kararı verdi ama kimse tamam yüz yüze olacak diye düşünmedi akademisyenler ne de öğrenciler, ve üniversiteler hala komple online yapma ihtimalini bırakmadılar.

haziran ayında üniversiteler normal çalışmaya anca döndü ve mayıs-haziranda tedbirler esnetildi. tedbirler yeni kalkmışken gidişatı gözlemeden ev tutmak pek mantıklı değil. temmuzun ortasından sonra hadi ağustos diyelim vakaların artması ile beraber hala yüz yüze yapılacağını düşünen var mı ?. o kadar öğrenci şehir değiştirecek, 6 kişilik yurtlarda kalacak.

Bazı bölümler lab için temmuz ayında video çekmeye başladılar.

siz hibrit yapma kararı açıklayan üniversitelerin gerçekten yapacağına inanıyor musunuz
vaka 1700e dayanmışken? ne ilk ne orta ne yüksek öğretim hiç biri yüz yüze yapamayacak. taş çatlasa 1 ay yüz yüze yaparlar.

yani haziranda ev tutmak bence alınacak bir risk değil.
0
fezagezgini_4
(04.09.20)
Kim iyi niyetli kim kötü niyetli muhabbetini geçersek konu yargıya taşındığı andan itibaren sizin lehinize çıkma şansı yok zaten.

Hukuk niyete göre işlemiyor.

O sebeple siz yerinize kiracı aramaya bakın bence.
0
ihanet kac kisilik
(04.09.20)
ev sahibiniz oldukça yapıcı ve mantıklı yaklaşmış, kesinlikle kötü niyetli değil.

ancak yazdıklarınızı okudum ve şunu söylemek istiyorum; ben ev sahibiniz olsam ve bu yazdıklarınızı görsem asla kiracı falan aramam direkt mahkeme ile tüm kalan kiraları alır, üzerine bir de avukat masrafı ödetirdim size.
0
i am 6 do you wanna be 9
(04.09.20)
Ev sahibi kararınca itimat göstermiş bunu diyoruz zaten. Sen seni destekleyen yorumlar beklemişsin anlaşılan.

Bu arada, sağlık bakanlığı üniversitelere mümkünse komple uzaktan yapın diyor.

www.memurlar.net

Edit: alttaki @j r r tolkien hayrani cebaına +1000
0
fezagezgini_4
(04.09.20)
Ev sahibi de kendince haklı. Evi belki yatırım için aldı ya da kredi falan ödüyor. O yüzden bir de onun açısından bakmak lazım.
0
kickboxer
(04.09.20)
ev sahibi kötü niyetli değil, bana sorarsanız iyi niyetli de değil, normal pragmatik olması gerektiği gibi bir ev sahibi işte. lakin duygular şelale olmuş mahkeme yargı ülkenin akibeti vb. bence ortada bu kadar büyütülecek bir durum yok hocam, bunlar her ne kadar olağanüstü sebeplerle de gerçekleşse olağan durumlar. eğer imzaladığınız matbu kira sözleşmesiyse, yani şöyle bir şey ise

www.emlakgundemi.com.tr

bk. madde 8 bir ay önceden haber verilmesi şartıyla fesih imkanı koymuş, burada benim atladığım bir şey varsa biri anlatsın lütfen ama siz tebliği yapmışsınız, gerekirse whatsapp'tan da ayrılmak istiyorum senden yazın yazılı da elinizde olsun, bu bir aylık süre ekim ayına taşıyorsa da ekimden taştığı gün kadar (3-4 günlük) kirayı öder yada depozitodan düşer eyvallahlaşırsınız.

çok mu basitleştiriyorum kaçırdığım bir şey mi var tam da anlayamadım ama bir adam işten çıkarıldı mecburen evi boşaltıp memlekete dönecek diyelim, bir de tefeci mafya gibi ev sahibi mi geziyor peşinde nerede benim 10 aylık kiram yada yeni kiracım diye yani. olağan insani olaylar bunlar. madde 8.
0
engelbert humperdinck
(05.09.20)
10 haziran'da 12 aylık kontratı imzaladığınız anda 12 ay x kira bedeli kadar tutarı, sözleşmede aksi belirtilmemiş her şartta ödemek zorundasınız. okulun açıklamaları, pandemi gibi faktörler sözleşmeye madde halinde eklenmediği için ev sahibi 10/10 haklı.
0
in a world of magnets and miracles
(05.09.20)
bu iş ne oldu acaba? duyuruyu açan arkadaş bizi bilgilendirse keşke. sözleşme imzalayıp sonra lütuf gibi eylül'ü ödedim daha ne istiyor? demesi epey ilgimi çekti.
0
parcaliham
(01.09.24)
(10)

Xioami Robot Süpürge

kismisolungac
Xiaomi Mi Robot Vacuum Mop Pro Akıllı Robot Süpürge3095 liraya düşmüş n11 de. Almak istiyorum memnun olan çok arkadaşım var.Fakat aklımda bir kaç soru var, fikri olan paylaşırsa çok sevinirim.1. Acaba fiyatı daha çok düşer mi? 11.11 ya da black fiday indirimini beklesem mi?2. Evimde halı yok, sadece
Xiaomi Mi Robot Vacuum Mop Pro Akıllı Robot Süpürge
3095 liraya düşmüş n11 de. Almak istiyorum memnun olan çok arkadaşım var.
Fakat aklımda bir kaç soru var, fikri olan paylaşırsa çok sevinirim.
1. Acaba fiyatı daha çok düşer mi? 11.11 ya da black fiday indirimini beklesem mi?
2. Evimde halı yok, sadece salonda bir kilim var ama oyuklu, acaba onu süpürmede sıkıntı yaşar mı? Bu kadar para verip aldığım bişeyde sıkıntı yaşamak istemiyorum. Oluklu gibi kilimi olup robot vacuum tecrübe etmiş var mıdır?

Teşekkürler şimdiden.
0
kismisolungac
(04.09.20)
kilim fotosunu at sana söyleyeyim. büyük ihtimal sorun olmayacaktır ama görmekte fayda var. bende var kullanıyorum evde. baya bildiğin yeni model halıların üstüne çıkıp süpürüyor. kilimin de hakkından gelir bence.
0
erty_ksk
(04.09.20)
1. Fiyatı 11.11'de düşer ama nereden düşer? Döviz her gün rekor kırıyor. Kasım ayına kadar ne olur kim bilir. Bir arkadaşım bu ay içinde doların 8'i geçeceğini iddia ediyor.

2. Kilim çok hafif ise peşinden sürükleme ihtimali var. Bence de foto paylaş bakalım.
0
himmet dayi
(04.09.20)
@erty_ksk kilim bu;
(git: urun.n11.com)

hani üzerine çıkar çıkmasına da, benim köpeğim de var üzerindeki tüyleri süpürür mü endişem.

@himmet dayı Dolar konusunda haklısın ben sanırım alıcam bunu :) olmadı satar kar bile edebilirim :)
0
🌸kismisolungac
(04.09.20)
O püsküllere kesin takılır. Ayrıca mop olmayan modellere bakabilirsiniz. O mop olayı aşırı işlevsel değil diye biliyorum. Bizde mopsuz var aşırı memnunuz.
0
Take it away honey
(04.09.20)
Aynı modeli 10 gün önce aldık, aşırı memnunuz. Bu kilime benzer bir kilim var bizde, saçağını altına katladık ne olur ne olmaz diye ama süpürüyor gayet.

Mopundan da memnunum ben, bu model Y şeklinde mop uyguladığı için diğer modellerden daha başarılı. Fakat içerisinden sadece toz haznesi ve ikisi bir arada toz + su haznesi çıkıyor, o yüzden sadece mop yaptıramıyorsunuz. Biz ayrıca sadece su haznesinden alarak durumu çözdük.
0
gmzo
(04.09.20)
yani püsküllü bişeyde hiç denemdim. belki içe kıvırırsın süpüreceği zaman.
bilemedim bak şimdi.
0
erty_ksk
(04.09.20)
5 aydır aynı modeli kullanan biri olarak net bilgi vermeye geldim.

aldığın ürün f/p olarak en iyi ürünlerden birisi. öncelikle onu belirteyim.

resimden anladığım kadarıyla yorumlayayım; halının püsküllerinden kesinlikle kurtulman gerek.Bu haliyle kesinlikle o püsküller makineye dolanır ve ileride kesinlikle bozar.
püskülden kurtulursan bu kilimi eğer aşırı hafif bir şey değilse rahat süpürür.

aşırı ince hafif bir kilimse köşelerinden altına cırt cırt yapıştırıp zemine biraz daha tutturman işe yarar.

bir örnek vereyim, bizdeki (git:www.google.com ) resimdeki kedi paspasını süpüremiyor. hafif olduğu için oradan oraya sürüklüyor.
0
bugisme
(04.09.20)
fiyati normal, zaten 3000 liraydi son haftalarda hep, ben amazon'dan aldim saticisi amazon olacak sekilde, oraya da bi bak istersen. en azindan bi sorun yasarsan esnafla muhattap olmazsin.
0
hjarteblod
(04.09.20)
Merhabalar, aldım ürünü. Linkini attığım kilimde hiç bir sorun yaşamadım fakat holdeki hafif kilimlerin üzerinden geçemiyor kaldırıyor kıvırıyor, bir şekilde kurtulmayı başarıyor ama kilimin hafif olması dezavantajmış püskülden ziyade. O kilimlerin sorun yaratacağını hiç düşünmemiştim.
Püskülleri şimdilik kesmedim ama kesmeyi düşünüyorm. Robot hiç takılmadı bu arada.
Çekiş performansını çok beğendim, fakat turboda baya ses yapıyor haliyle bu da normal sanırım :)
0
🌸kismisolungac
(10.09.20)
bir senedir hergün çalışıyor evde köpek var aşırı memnunuz, almadığın hergün ziyan öyle diyim
0
mirty
(10.09.20)
(8)

Nikah - dugun duzenlemesi

dunal
Merhaba Arkadaslar,Merak ettigim konu su. Nikahlar uzerine guncel duzenleme sizi rahatsiz ediyor mu, neden? Genel gorusu merak ettigim icin soruyorum. Tesekkurler.Aa'ya gore duzenleme su sekilde:" Genelgeyle, 14 ilde izin verilmeyen sokak/köy düğünü, sünnet düğünü, kına gecesi, nişan gibi etkinlikle
Merhaba Arkadaslar,
Merak ettigim konu su. Nikahlar uzerine guncel duzenleme sizi rahatsiz ediyor mu, neden? Genel gorusu merak ettigim icin soruyorum. Tesekkurler.

Aa'ya gore duzenleme su sekilde:

" Genelgeyle, 14 ilde izin verilmeyen sokak/köy düğünü, sünnet düğünü, kına gecesi, nişan gibi etkinlikler cumadan itibaren ülke genelinde uygulanacak.

Nikahlarda oyun oynanması ve dans edilmesine, toplu yemek dahil olmak üzere her türlü yiyecek-içecek servisi/ikramı yapılmasına izin verilmeyecek.

Düğünler nikah merasimi şeklinde yapılabilecek, düğün ve nikahlar en fazla 1 saatte tamamlanacak.

Gelinle damadın birinci ve ikinci derece yakını olmayan 65 yaş ve üzerindekilerle 15 yaş altı çocuklar düğünlere ve nikah törenlerine katılamayacak.

Nikah merasimi şeklinde yapılacak törenlerde en az bir kamu görevlisinin görevlendirilmesi sağlanarak denetim faaliyetlerine ağırlık verilecek."

twitter.com
0
dunal
(03.09.20)
Ben tamamen yasaklanmasını tercih ederdim.illa evlenmek isteyen gidip evlendirme dairesinde vlensin ama düğünlere izin verilmesi bu dönem için saçmalık,bile bile lades.

Bu süreçte biri kuzenim birisi yakınım düğün yaptı.her ikisinede direk gelemem dedim.
0
duptıs
(03.09.20)
Güncel düzenleme rahatsız etmiyor, bütün yaz gevşetip şimdi tekrar kapatmaya çalışmaları rahatsız ediyor. Tamamen yasaklansa daha iyiydi +1
0
kobuzchu kiz
(03.09.20)
Rahatsız edici. Bir saatte hangi nikah tamamlanır ki? Nikahtan önce bu insanlar aynı ortamda bulunmuyorlar mı ya da nikahtan sonra herkes evlerine mi gidiyor? Nikahtan önce ve sonra eminim insanlar bir arada saatlerini harcıyorlar. Etkileşim fazlasıyla oluyor. 15 yaş altı katılamaz uyarısı da komik olmuş. Düğünlere 15 yaş altındaki çocuk katılamıyor ama sünnet düğünü yapılan çocuk 15 yaşından küçük. Vaka sayısı 1600 olmuşken bu tip şeylere izin vermek umursamazlıktan başka bir şey değil.
0
dissendium
(03.09.20)
Tamamen yasaklanmalıydı +1

Şu ortamda okullar açılmasın diyenlere kızılıyor, hele hele öğretmense bunu diyen yatmak istiyor diye suçlanıyor da, okulları açmak isteseler düğün salonu sahiplerinden, otel sahiplerinden önce eğitimi düşünüp bütün yaz yasaklamış olurlardı bu tip etkinlikleri. Virüs de bu kadar yayılmamış olurdu ve okullar kontrollü bir şekilde açılabilirdi. Şu dönemde kapitali düşünen yöneticiler kadar bu düğünleri yapan insanlar da bencil, başka bir şey değil. Ben düğün yapacak olsam gözüme uyku girmezdi ya birine bir şey olursa diye ve iptal edip, sadece nikah yapardım. Gerçekten nasıl bir kafaya sahip insanlar anlamıyorum.
0
gmzo
(03.09.20)
beni şu dönemde düğün yapanlar rahatsız ediyor. bu yaz nişanlanmayan, evlenmeyen kalmadı maaşallah :D

keşke düğün olayını komple yasaklasalar da sırf nikah yapıp dağılsalar.
0
invictae
(03.09.20)
dostlar alışverişte görsün. bu kültürde büyüyen herkes bilir ki o nikah 1 saat içinde asla tamamlanmaz. hele o akraba meselesi düşman başına, kan çıkar aileler arasında o gelsin bu gelmesin denilirse. ama işte bir uygulma yayınlandı mı, hı evet yayınlandı.
0
Phoebe
(03.09.20)
Kesinlikle tamamen yasaklanmalıydı, muhtemelen bir iki haftaya kesin bir yasak gelecek zaten.
0
roket adam
(03.09.20)
Öncelikle, bu süreçte düğün yapan insanların bencil olduklarını düşünüyorum.

Bu düzenleme doğrusu pek bir şey ifade etmiyor. Yaz başından itibaren düğünleri yasaklamasalar bile düğüne katılacak kişi sayısına, düğün süresine bir kısıtlama getirebilirlerdi. Düğündeki konuk sayısı 40-50 kişiyi geçmemeli, bir saatte tamamlanmalı gibi. Muhtemelen yine ekonomik sebeplerle böyle bir adım atmadılar. Düğün sezonunun bitişine doğru yalnızca süre kısıtlaması getiriyorlar. Yetersiz ve samimiyetsiz bir düzenleme. Rahatsız eden yönü bu.
0
chihirovekohaku
(03.09.20)
(8)

Evde beslemek için hangi kuş

Kat
Evde beslemek için uysal, çocuklarla arası iyi, bakımı kolay olursa tabi daha da iyi bir kuş türü önerebilir misiniz? Muhabbet kuşları, papağanlar her türlüsü olabilir. Kuş alma ve besleme tüyoları da çok makbule geçer. Teşekkürler
Evde beslemek için uysal, çocuklarla arası iyi, bakımı kolay olursa tabi daha da iyi bir kuş türü önerebilir misiniz? Muhabbet kuşları, papağanlar her türlüsü olabilir. Kuş alma ve besleme tüyoları da çok makbule geçer. Teşekkürler
0
Kat
(29.08.20)
keşke hiç almasanız. geçen gün evlerin birinin balkonunda kafesin içinde bir kuş gördüm. hava alsın diye kafesle çıkarmışlar. o manzara bayağı bir üzdü beni. hayvanat bahçesi mantığından pek bir farkı yok gibi.
0
anarsika
(29.08.20)
Çok haklısınız kafeste kuş görünce ben de hep üzülüyorum ama onu seversek, güzel bakarsak, evde uçmasına izin verirsek petshoptaki halinden daha mutlu bir kuş olmaz mı diye de düşünüyorum. Kimse kuş almazsa petshoplarda da kuş olmaz diyceksiniz onda da haklısınız. Kararsız kaldım kedi köpek hamster alerjim olduğu için pek bir seçeneğim de yok. Cevap için teşekkürler almaya kesin karar vermeden önce dediklerinizi de önüne alacağım.
0
🌸Kat
(29.08.20)
*göz önüne
0
🌸Kat
(29.08.20)
adam kusa resmen muebbet hapis cezasi vermis ama sorsan hayvansever.

resmen dunyanin en buyuk paradoksu.
0
baldur2
(29.08.20)
Ben bir muhabbet kuşu sahibi olarak yazayım;

Siz almazsanız zaten o zavallı kuşçuk, kuşçudaki veya petshoptaki o b*k götüren kafeste 15-20 kuşla birden yaşayacak. Bizim kuşu aldık, bulduğumuz devasa (epey büyük yarım metre vardır boyu) kafese koyduk, hayvancağız önce yeni eve alıştı. Şimdiyse ev içinde kafese sadece uyumadan uyumaya giriyor. Kapı pencereye tel çektik, olabileceği en özgür ortamda. Yatak odasından salona oradan mutfağa falan geziyor. Bazen beni taksi niyetine kullanıp kafamda oturarak salondan odalara geliyor.
Satılan Muhabbet kuşları doğada yaşayabilen cinslerden değil. Eğer el kadar kafeste tutacaksanız hiç almayın. Ama alıştırıp evde salarım diyorsanız alın. Çok meraklı ve eğlenceli kuşlardır. Bizimki bizimle kahvaltı eder, öğlen ekmeğimizi didikler, akşam tv izler kendince bulduğu oyuncaklarıyla oynar. Gece uyumaya kafesine girer.
0
helena
(29.08.20)
Muhabbet kuslari cok uzun yillardir ulkemizde uretiliyor malesef. Bize hep bakamayip verenlerden geldi kuslar, cok uzun sene yasayabiliyorlar iyi bakarsaniz, evde ucmasina ve kafasina gore takilmasina izin verirseniz. Bizdeki son kus 8 yasina kadar yasadi, kafesine sadece su ve mama icin girer, kalan zamanlarda istedigi yerde uyur, gezer, takilirdi. vitamin vs verirsiniz zaten, internetten bulursunuz detayi. Sakin evden kacmasina izin vermeyin, kediler yakalayip catir cutur yiyorlar. Bir de bizim hatamiz evinde baska kuslar olan birine birkac gun emanet etmek - sakin yapmayin, diger kuslarla kavga edip oldurulebiliyorlar. Kuslar birlesip bizimkinin gagasini parcalamis, o da aninda olmus. Hala icimizde yaradir, keske emanet etmeseydik.

Bir de serinde, ruzgarda, sogukta kalamazlar. Durgunlasip, surekli size sokulmaya baslarlarsa oy ne tatli diyip normal sanmayin, hemen veterinere goturun ki antibiyotik vs baslatsin.

Fazla hassaslar kuslar. Alternatif olarak alerji yapmayan kopek cinsleri var, barinaklarda arastirip eminim sokaga atilmis alerji yapmayan cins kopek bulabilirsiniz. Malesef barinaklar her cinsten kopeklerle dolu (yavruyken karne hediyesi olarak satin alinmis ve sorumluluk artinca sokaga atilmis) ve hepsi yuva sahibi olmayi hakediyorlar.
0
kurbanlik koyun
(29.08.20)
Forpus papağanlarına bakabilirsiniz, iyi bakarsanız 20 sene yaşıyorlar. Fakat iyi ilgilenmeniz, kafes dışı ve verimli zaman geçirmesini (oyuncaklar, oyun alanları) sağlamanız, yalnızca tohumlarla çekirdeklerle beslemeyip mamalar hazırlamanız gerekir.

Bizim forpus papağanımız var iki senedir ve canımız, ciğerimiz oldu. Hatta başkalarının da kuşlarına iyi bakmasına yardımcı olmak için bir Youtube kanalı açtık, ilginizi çekerse bakabilirsiniz: www.youtube.com

Kuşlar uçmaları sebebiyle insanlar için özgürlüğü çağrıştırıyorlar, bu yüzden kimileri evde beslenmeleri ile ilgili hassas olabiliyor. Sanki kediler, köpekler, hamster'lar evde beslenmek için yaratılmışlar gibi.. Günde iki kez yarımşar saat yürüyüşe çıkarınca köpekler çok mutlu oluyorlarmış gibi. Sevgi dolu ve ilgili bir evde kuşlar çok mutlu olabiliyorlar, siz bunu anlayabiliyorsunuz zaten.
0
gmzo
(29.08.20)
uysal bir pakistan papağanı ya da sultan papağanı tavsiye ederim.
0
sinek kral
(29.08.20)
(13)

Okulların açılması, Öğretmenler Hk.

jamiro
Bugün öğretmenler okulda görevlerine başladı. Devlet okullarında 1 milyondan fazla öğretmen çalışıyor bir o kadar da özel okullarda vardır diye düşünüyorum.Ortamdaki salgın göz önüne alındığında bu kararı hala doğru bulan var mı gerçekten merak ediyorum, sözlükteki yorumları da takip ediyorum fakat
Bugün öğretmenler okulda görevlerine başladı. Devlet okullarında 1 milyondan fazla öğretmen çalışıyor bir o kadar da özel okullarda vardır diye düşünüyorum.

Ortamdaki salgın göz önüne alındığında bu kararı hala doğru bulan var mı gerçekten merak ediyorum, sözlükteki yorumları da takip ediyorum fakat burda yazar olmayanlar da fikir beyan edebilir diye burdan da yazalım istedim.

Alınan kararı doğru buluyor musunuz özetle soru bu.
0
jamiro
(24.08.20)
evet doğru buluyorum.

öğretmenlerin çok büyük bir kısmı tatillerini, memlekete gitmelerini ve gezmelerini eksik etmedi.

elbette evinde oturanları da vardır ancak gezmeye geldiğinde geri durmayan öğretmenlerimiz seminer olunca riskli diyorlar.

gitsinler de bu süreçte uzaktan eğitimde nasıl eğitim ve öğretim yapılacak biraz görüş, fikir belirtsinler, eğitimlerini alsınlar.
0
eeb
(24.08.20)
Yani şöyle düşünüyorum; bütün konserler veriliyor, bütün tatil mekanları tıklım tıklım dolu, anaokullari açık, insanlar büyük plazalarda çalışıyor, kurs merkezleri, dershaneler açık. E o zaman öğretmenlerin seminere gitmesi de o kadar abes bir durum değil. Kaldı ki eeb'in dediği gibi de hepsi karantinaya girmış de oturmuş durumda değiller. Birbirlerinin dibine girmeyip, maskelerini takip gayet de seminerlerde bulunabilirler. Ki benim öğretmen arkadaşlarımın çoğu bu karari destekliyor.

Avrupa'daki cogu ülkede vaka sayıları artmasına rağmen okulları komple açtılar bu arada.

Edit: Westblack+1 bu sene komple uzaktan eğitim yapılacaksa öğretmenler okuldaki materyaller ile birlikte bu işi götürmeyi bence de.
0
fraise
(24.08.20)
Bu lafım istisnalarını kapsamamakla birlikte çevremdeki bütün öğretmen tanıdıklarım maşallah tatilinden gezmesinden eksik kalmadı.

Hatta bazıları sağlık çalışanlarına da laf etti işleri bu zaten diye.

Hepimiz çalışıyoruz, hepimiz risk altındayız.

İşlerine gelince tatil, işlerine gelmeyince pandemi.

Senin de işin bu, git seminerine yeni düzende eğitim konusunu tartış.
0
denizgonen
(24.08.20)
Öğretmen çocuğuyum. Onlar gezerken bulaşmıyor, okula gidince mi bulaşıyor? Polis ve doktora ya da her gün işine giden insana bulaşmıyor mu? Market çalışanları da her gün bir sürü insanla muhatap oluyor. Öğretmenler evde oturdukça sağlık çalışanlarının motivasyonu düşüyordur. Adamlar kendi ailelerinden bile uzakta virüsü taşımamak için.
0
gelmeistemem
(24.08.20)
Bence uzaktan eğitim sınıfa kurulacak olan materyallerle ve sistemlerle yapılmalı. Evde verilen uzaktan eğitim olmaz. Hem 3 saat ders ver hem 10 saat ek ders parası al derse girmiş gibi. Asıl sorun burda.

He okullarda internet vs yok doğru, Ama doğru olan bence öğretmenin okulda ders anlatması.
0
westblack
(24.08.20)
öğretmenlerin daha doğrusu benzer şekilde çalışanların okullara gitmesini/seyahat hareketliliğini "yanlış bulmuyorum". Ancak öğrencilerin okullara gitmesini doğru bulmuyorum.

Öğretmenler eğitimi daha faydalı nasıl sürdürebileceklerine dair planlama, hazırlık vs için yan yana gelmiş olabilirler. Ayrıca öğrenci nüfusuyla kıyaslandığında öğretmen sayısı çok çok daha az; aynı şekilde yetişkin bilinciyle çocukların dur yapma'dan anlamaz hallerini de kıyaslayamayız.

temennim; öğretmenler verimli olacak bir eğitim sistemi için planlama yapsın. okullar daha da önemlisi üniversiteler açılmasın.
0
rewlack
(24.08.20)
Okullar öğretmenlere her birinin ayrı sınıflarda eba'dan uzaktan eğitimi sağlıklı, İnternet kopmalar olmadan verebilecek bir şekilde sistem kurabiliyorsa gelsinler okulda çalışsınlar. Bir haftalık seminer neyse de okullar açılana kadar uzatmışlar. Çoğu okulda bu sistem olmadığına göre çocuklar sadece eba tv' den mi takip edecek dersi? Öğrenciler için böylesi zararlı olabilir.

Liseden yeni mezun oldum, tercih dönemi iki ya da üç hafta önce pazartesi başladı ve tercih danışmanlığı yapan rehber hocamız tatilini tercihler başlamadan iki gün önce bitirdi, Antalya'da orada burada gezmediği yer kalmadı :)) kendini düşünmüyorsun bari tercih yapacak öğrenciyi düşün, mesela.
0
black holes in the sky
(24.08.20)
Öğretmenler seminere başlayıp, önlemlerini alarak planlama yapabilirler elbette. Fakat yüz yüze eğitimin nasıl olacağını ya da daha doğrusu sürdürülmesinin nasıl mümkün olacağını aklım almıyor. Diyelim bir öğrenci covid oldu, tüm sınıf ve sınıfa derse giren öğretmenler kendilerini 14 gün karantinaya mı alacak? E bu öğretmenlerin girdiği diğer sınıflar, dersler ne olacak? Ya da pozitif kişi ile temaslı koca bir sınıf hiçbir şey olmamış gibi derslere girmeye, eve gidip gelmeye devam mı edecek? O zaman nasıl kontrol altında tutacağız bu salgını?

Türkiye'de okulların açılması ile Avrupa'da okulların açılmasını kıyaslayamayız. Avrupa'daki çoğu ülkede sınıflar 20-25 kişilik, öğrenciler okula yürüyerek gidip geliyor. Bizde 40-45 kişilik sınıflarda eğitim almak için uzun süren servis yolculukları yapıyor öğrenciler maalesef.
0
gmzo
(24.08.20)
Ingiliz hukumeti de aciyor. Bu hafta okullarin acilmasi ile ilgili bir suru propaganda yaptilar, halki ikna etmeye calisiyorlar. Risk az diyorlar, burdan takip edebilirsiniz: twitter.com
0
neverletyougodown
(24.08.20)
Elbette doğru buluyorum. Hadi işin kaynağından yazalım, aynı tepkiyi veren öğretmenler maaş,atama,özlük işleri için okulun açık kalmasını onaylıyor ama iş kendilerine dönünce yooo olaaamaz nidaları yükseliyor.

Mart ayında kronik rahatsızlıktan dolayı evden iş yapıyordum , hiçbir şey aksamadı bazı öğretmenlerin okula gelip evraklarını imzalamaları gerekiyorken söylemiş oldukları cümle şu ''synax neden yok ? eee nolmuş ki diyabeti varsa'' şimdi bu öğretmenler (hiç bir sağlık sorunları yok) sabahtan beri şikayet halindeler.

Okul idareleri daha geçen hafta kaymakamlık ve ilçe sağlık kurulu kararı ile filyasyon ekiplerinde çalışma yaptılar, bunlar insan değil öğretmenler minnoş ?

Dahası diğer kamu personeli ne yapsın, temassız kamu birimi mi kaldı ? Saymaya başlasam sayfa uçar gider.

Bu istemezükçülerin fotoğraflarını paylaşsam olay olur , 2 öğretmen haricinde yaz tatilinde evde izole olan yok ama sorsan pandemide okula neden geliyoruz.
0
synax
(24.08.20)
Kurslar da açık Haziran başından beri ama tekrar online eğitim için altyapılarını güçlendirmeye çalışıyorlar. Okullar açılacaktır belirtilen tarihte ama yüz yüze eğitimin yıl boyu kesintisiz devam edeceğini pek sanmıyorum. Yaz boyu seyahate, tatile yasak gelmedigi için ülkenin dört bir yanından toplanıp gelen öğretmenlerin okullarda birbirlerinin ve öğrencilerin sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunu düşünüyorum. Hibrit ve seyreltilmiş eğitimden tekrar online eğitime geçilecek gibi geliyor bana.
0
epistemic_regress
(24.08.20)
6 aydır hiçbir şey yapmadan maaş alıyorlar, diğer meslek grupları çalışırken onların da artık işe dönmesi normal. bana kalsa yüz yüze başlayana kadar gitmesinler ama o zaman maaş da almasınlar, hatta maaşları sağlık çalışanlarına verilsin. milyonlarca lira çöp, yazık.

bu arada sağlık çalışanı falan da değilim, öğretmen arkadaşlar mesaj kutumu yeşillendirmesinler.
0
candide
(24.08.20)
18 yaşından beri çalışan ve çalışmayı çok seven biri olarak 6 aydır evde oturmak gerçekten can sıkıcı bir durum. Ama bir yandan da öğretmenlerin seminer döneminde okula gitmeleri mantıklı bir hareket değil. Bugün iki canlı yayın dinledik, müdürümüz bir konuşma yaptı ve dağıldık. Bunu kendimizi ve çevremizdekileri riske atmadan evden de yapabilirdik.

Kaldı ki daha yüz yüze eğitime başlanacak. Bugün okullar için uyulması gereken tedbirleri duysanız gülersiniz. Öğrencilerin yemek yemesi yasak mesela. Ya da teneffüslerde bir buçuk metre sosyal mesafe korunacakmış. Benim öğrencilerim ikinci sınıfa gidiyor sizce buna ne kadar uyulacak? Her neyse. Ben önlemimi alıyorum. Çalışmayı da dert etmiyorum. Ancak bu mantıklı bulduğum anlamına gelmiyor. Bana kalsa sadece okulları değil, kafeleri, otelleri, hatta iş yerlerini de kaptırım.
0
ruhen hastayim ben
(24.08.20)
(14)

Istanbul isyeri/ev - maas/kira orani

bollocks44
arkadaslar selam, is yerine 2km uzaklikta bir ev buldugunuzu varsayalim (lokasyonun onemi yok bu ornekte), 8 bin lira maasinizin yuzde kaci sizin icin psikolojik limittir? 8k maasa 4k kira vermek absurd mu? istanbul'u hic bilmiyorum, ankara'dan tasinacagim, omrumu yolda gecirmek istemiyorum. saygila
arkadaslar selam, is yerine 2km uzaklikta bir ev buldugunuzu varsayalim (lokasyonun onemi yok bu ornekte), 8 bin lira maasinizin yuzde kaci sizin icin psikolojik limittir? 8k maasa 4k kira vermek absurd mu? istanbul'u hic bilmiyorum, ankara'dan tasinacagim, omrumu yolda gecirmek istemiyorum. saygilar.
0
bollocks44
(19.08.20)
maasin yuzde 50'sini kiraya vermek sacmadir. yuzde 25'inden fazlasi verilmemeli.
0
baldur2
(19.08.20)
maaşa direkt oranlamak yanlış olur 100k kazanıyorsun diye 40-50k kira ödemek zorunda değilsin. 10-15k civarına çok güzel bahçeli evde de yaşayabilirsin.

kriter yaşam standartları yeterli olan evde oturmak. bu da semte göre çok değişiyor aslında. 8k gelir için benim psikolojik limitim 2500, müthiş bir ev bulduysam 3000 max olurdu.
0
orpheus
(19.08.20)
8k maaşa 4k kira absürtlük, 2.5 normal, max 3.
0
benaslinda
(19.08.20)
istanbulda semtler arasında bile kiralar çok oynuyor. Mesela modada aynı ev 4K iken 5-6 km kuzeyde aynı ilçeye bağlı başka bir yerde o kira 2K oluyor ve modaya ulaşması dolmuşla 10-15 dk.
0
denizgonen
(19.08.20)
8k maaşa 4k kira verirseniz, faturalar, yeme-içme filan elinizde avucunuzda bir şey kalmaz. Kış aylarında sadece doğalgaz için 400-500 TL fatura ödeyeceksiniz, öyle düşünün. Daha bunun hobisi var, kültür-sanat-spor etkinlikleri var, tatili var.. Yani 8k maaş alıp sadece hayatta kaldığınız bir yaşam üzer.

Dolayısıyla 2500'ün üzerine çıkmamalı diye düşünüyorum ben de.
0
gmzo
(19.08.20)
1000 de aidat vardır orada. Kışın doğalgazla faturalara da 1000 giderse geriye 2000 lira kalıyor. Hastalığı sağlığı var bunun ben olsam tutmam. Aidat ile birlikte 2500 veririm anca.
0
cilekli pasta
(19.08.20)
8k maaşa en fazla 2.5k kira veririm.
birde o kadar yakın oturacaksınız diye bi şey yokki. önemli olan geliş gidiş güzergahının basit olması. hızlı gelip gidiyosanız mesela ne önemi var o kadar yakın oturmanın.
örneğin benim evle işyeri 20 km mesela. arabayla 20 dk gidip geliyorum.
0
sizofren06
(19.08.20)
yuzde 50 cok cok fazla.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(19.08.20)
- 8 bin gelire karşılık en fazla 2000 TL kira öderim, benim için sınır budur.
- 8 bin gelire karşılık 4 bin kira mantık dışı.

Ankaralılara İstanbul diyince hemen "oo abi çok trafik var orada" söylemi gelişiyor. Evin 2 km mesafede olması değil, ofis ve evinin İstanbul'un neredesinde olduğu, ev-ofis arası demiryolu ulaşım imkanı, iş yeri servisi var mı vb. daha önemli.
0
Lethe
(19.08.20)
Metro veya anadolu ise marmaray hattı üzerinde biraz uzaklaşabilirsiniz.

Olmuyorsa ben 3 bin hatta belki biraz üstünü gözden çıkarırdım. Ha ben iki kişi yaşıyorum, tek kişi 1+0 daireyi falan çok daha ucuza bulabilir ama yine düzgünce mahallelerde düzgünce binalar 2000den başlıyor.
0
nhk ni youkosu
(19.08.20)
Maaşın %25'i gibi bir rakam mantıklı oluyor genellikle. Max 2-2.5'luk bi yer bakman lazım. Aidat, fatura, ulaşım, gezme tozma zart zurt derken cebine aylık bin lira kalır, çilekeş bir hayat yaşarsın. İstanbulda 8 bin maaşa "yol çekmeme" gibi bi lüks yok hocam özellikle de beyaz yakalıysan.
0
roket adam
(19.08.20)
2,5 verilir
0
i ve been mistreated
(19.08.20)
5 ve üzeri kirayı hak eden semtler var. Onlar dışında hiçbir yere 2 binden fazla vermezdim. Oturabiliyorsan bu semtlerde otur. Ama gidip de orta halli bir yere 4 verme.
0
ruhen hastayim ben
(19.08.20)
Verilir bence. Tek kisi veya bakacagin +1inle yasarsin gayet. Asosyal de olmazsin. Iyi yerlerde de takilirsin arada.
Ayrica cok merak ettim tum duyuru 8k uzeri mi kazaniyormus yoksa herkes 500 lira kiraya mi oturuyor sjsjsj
2k altina yer yok zaten.
8k kazanan da 4k verir isterse
0
Kittie
(19.08.20)
(28)

eve aldığınız şeyleri hâlâ yıkıyor musunuz?

lenin benim amcam olur
çoğu arkadaşım bunu bırakmış. ben hâlâ paketleri sabunlu suyla yıkamaya devam ediyorum. sizde durum ne?
çoğu arkadaşım bunu bırakmış. ben hâlâ paketleri sabunlu suyla yıkamaya devam ediyorum.

sizde durum ne?
0
lenin benim amcam olur
(11.08.20)
2 aydır falan bir şeyi yıkadığım yok. kimsenin markette paketleri yaladığını görmedim o yüzden saçma geliyor.
0
catch the arrow
(11.08.20)
Yıkamıyorum, yıkamıyordum da. Sadece kampta ortak buzdolabına koyduğum su şişelerini yıkıyorum eve gelince.
0
pati
(11.08.20)
Hiçbi zaman yıkamadım
0
mg3929
(11.08.20)
Her zaman yikiyorum. Belki büyük sehirde yasadigimdandir. Diyelim biri eline hapsirdi sonra paketi tuttu. Bence az da olsa riski var. Zor da gelmiyor açıkçası. Elimi sabunlarken iki tane ürünü de sabunluyorum. Bence bırakmayın. Insanlar önlemleri bıraktığı için vaka sayıları arttı.
0
howfaristhesky
(11.08.20)
Paketinden çıkarabildiklerimi çıkarıp başka pakete aktarıyorum ve ambalajı atıyorum (çerez gibi), diğerlerinin üzerine yüzey dezenfektanı sıkıyorum (eskiden sabunla yıkıyordum), yıkanınca zarar görmeyen meyve sebzeleri (muz gibi) suyla yıkıyorum, zarar görenleri (mesela salatalık veya marul, buruşuyorlar) temiz bir kaba koyup kaldırıyorum, yiyeceğim zaman yıkıyorum.

Dün markette ürünleri raflara maskesiz yerleştiren çalışanları görünce doğru olanı yaptığımı bir kez daha anladım.
0
gmzo
(11.08.20)
hiçbi zaman yıkamadım suya acıyorum. bozulmayacak paketlileri balkona koyup en azından 24 saat bekletiyordum, hala öyle yapıyorum.
0
muslugubozukhayrat
(11.08.20)
hiç yıkamadım +1 o gün açacaksam lavaboya yakın yerde açıp elimi yıkıyorum, ertesi gün veya daha sonra açacaksam öylece rafına koyuyorum.
0
engelbert humperdinck
(11.08.20)
Yıkıyorum. Eskiden de yıkardım.
0
thewomaninpurple
(11.08.20)
Marketten gelen her şeyi pandemi öncesinde de sabunla olmasa bile suya tutup, öyle dolaba yerleştiriyorduk. Şimdi sıklıkla sabunla yıkıyoruz.
0
GoodMorningTeacher
(11.08.20)
corananın yüzeyden bulaşması o kadar kolay değil diye bilimsel bir araştırma görmüştüm. elinizi ağzınıza burnunuza götürmemeniz gerekir diyordu. maske ve sık el temizliği yeterli gibi.
0
walter white kilikli
(11.08.20)
Artık yıkamıyorum, buzdolabına koyulacakların paketini açıp başka kaba aktarıyorum ve ellerimi yıkıyorum. Bekleyebilecekleri bekletiyorum. İçilecek şişeyse yıkıyorum sadece birebir ambalajla ağız teması olacaksa. Zaten onları coronadan önce de silerdim ya da yıkardım.
0
kullanıcıadımbuolsun
(11.08.20)
hiç yıkamadım, çamaşır suylu bezle siliyorum.
0
ma ya
(11.08.20)
Genelde direk şişeden tüketeceğim içecekleri sabun + suyla yıkıyorum (bira gibi)

Cips vb'ni ise ıslak mendille silip açık havada bekletiyorum min 2 3 saat
0
materyalist imam
(11.08.20)
yıkıyorum.
0
avianthem
(11.08.20)
Ilk zamanlar sabunluyordurm artik sadece yalandan bi suyun altina tutuyorum.
Bunu koronadan once de yapardim. Toz falan olabiliyor diye.
Yani virus acisindan bakarsak su an yaptigim seyle yikamamak arasinda bi fark oldugunu sanmiyorum.
0
Kittie
(11.08.20)
Hala sabunla yikiyorum ya da bir kac gun balkonda ya da kullanilmayan odada bekletiyorum.
0
65 derece
(11.08.20)
paketli ürünleri sabunlu bez ile siliyorum.

damacanayı dezenfektan sıkıp siliyorum.
0
false pretension
(11.08.20)
acayip bir şekilde corona'nın başından beri eve aldığım hiç bir şeyi yıkamadım.

ki corona'nın o kadar da sakin geçmediği romanya'da yaşıyorum.
0
rain when i die
(11.08.20)
"hala" derken. ne degisti ki?
0
hot potato
(11.08.20)
Hiç yıkamadım, kapı önünde bekletiyorum bir süre o kadar. Kargo geldiğinde direkt elden aldığım için koliye dezenfektan sıkıyorum o kadar.
0
jazzabel
(11.08.20)
Birkac ay yikadik, baktik boyle yasamak cok zor biraktik :)
0
msb
(11.08.20)
ben hic yikamadim. hic ekstra bir sey yapmadim. koronanin az oldugu bir yerde yasiyorum.
0
yoggi
(11.08.20)
En başından beri hiç yapmadım. Marketten aldığım veya kargoyla gelen ürünü buzdolabı, dolap vs neyse yerleştirdim, yeri geldikçe kullandım/yedim/içtim. Bu tip davranışları fazla takıntılı ve abartılı buluyorum.
0
Lethe
(11.08.20)
Lethe +1
hiç yapmadım.
0
amelie poulain
(11.08.20)
Saldık gitti, artık poşetleri, ambalajları yıkamıyoruz.
0
kimlanbu
(12.08.20)
ambalaj yıkamayı bıraktık
0
gazozailacatmauzmani
(12.08.20)
Şu an salgın, ilk başladığından (Mart-Nisan ayı) daha kötü durumda. Hızlı bir yayılma var. Önlemlere dikkat etmekte, hatta artırmakta fayda var!


.
0
kartallar yuksek ucar
(12.08.20)
Biz de ilk üç ay yıkadık şu an yıkamıyoruz.
0
chicha_v2
(12.08.20)
(4)

Çalışanı maske takmayan marketi nereye şikayet edebilirim?

gmzo
Keşke fotoğraf çekseydim, o an aklıma gelmedi. Mopaş'ın Kadıköy'deki bir şubesinde raflara ürün yerleştiren üç çalışan maskesizdi. Nereye şikayet edeyim? Bir işe yarar mı şikayet?
Keşke fotoğraf çekseydim, o an aklıma gelmedi. Mopaş'ın Kadıköy'deki bir şubesinde raflara ürün yerleştiren üç çalışan maskesizdi. Nereye şikayet edeyim? Bir işe yarar mı şikayet?
0
gmzo
(10.08.20)
Kendilerine söylediniz mi?
0
etna
(10.08.20)
BİMER
CİMER
@EGM
@SuleymanSoylu
@CBErdogan
0
himmet dayi
(10.08.20)
@etna maske takması gerektiğini adı gibi bilen insanla muhatap olup, sinirimi bozmam ne işe yarayacak? ciddiye alıp taksa bile, marketten çıktığım an geri indirecek.
0
🌸gmzo
(10.08.20)
saçma duyarları ciddiye almayıp o marketi umarım şikayet edersin. türk halkı her konuyu dramatize etmeye bayılıyor.
0
wmeh
(10.08.20)
(5)

Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Doğum Paketi

gmzo
Tamamlayıcı sağlık sigortası yaptıracağım, önümüzdeki sene hamilelik planlıyorum, o yüzden doğum paketi ilk bakışta mantıklı geldi. Sigortayı yaptırdıktan 12 ay sonra kullanılabiliyor sigorta, doğum paketi için 2 bin lira vereceğiz fazladan. İki senede 4 bin lira vermiş olacağız yani, gebelik süresi
Tamamlayıcı sağlık sigortası yaptıracağım, önümüzdeki sene hamilelik planlıyorum, o yüzden doğum paketi ilk bakışta mantıklı geldi. Sigortayı yaptırdıktan 12 ay sonra kullanılabiliyor sigorta, doğum paketi için 2 bin lira vereceğiz fazladan. İki senede 4 bin lira vermiş olacağız yani, gebelik süresince muayene, test ve doğum ücreti dahil oluyor buna. Acıbadem, Amerikan Hastaneleri dahil değil ama Medipol, Kolan, Central Hospital gibi kurumlar var..

Çocuk planlama işini yeni yeni düşünmeye başladığımız için henüz uzağım bu konulardan, o yüzden emin olamadım. Özel kurumları tercih ederim her şekilde sanırım ama, "bu sigortayı yaptırmasaydım keşke, Acıbadem'i tercih edeceğim" gibi bir düşünce oluşur mu sizce? Süreçle ilgili deneyimi olan suserlardan yardım bekliyorum..
0
gmzo
(10.08.20)
Eşimin hamileliğinden anladığım kadarıyla; hamileliğin başından itibaren kendinize bir doktor bulmanız gerekiyor. Bu doktor sizin -sözle konuşulmasa da- badiniz oluyor. Hamileliğiniz süresince sürekli ona muayene oluyorsunuz ve doğumunuzu da o yaptırıyor. Bizim doktorumuz gece 2'den öğlen 2'ye kadar yanımızdaydı mesela. (Umarım sizin ki bir avazda doğar)

O nedenle bulduğunuz doktor hangi hastanedeyse (muayenehanesine gittiğiniz doktor hangi hastanede doğum yaptırıyorsa) o hastanelerde geçen bir sigorta çok işinize yarar. Biz 2017'de sadece doğum için hastaneye 3.000-TLnin üstünde para ödedik. (Epidural'lı oldu) ve yukadıda "sigorta geçiyor" dediğiniz özel hastanelerden biriydi.

Dolayısıyla sigortadan önce çevrenize sorup doktorunuzu bulmaya çalışın. O doktorun çalıştığı hastaneyi kapsayan bir sigorta yaptırın. Tabi doktorun iki sene içinde oradan ayrılmayacağının garantisi de yok.

Veya garatici davranır tüm hastaneleri kapsayan bir paket yaptırırsınız. Takdir sizin.
0
yargin
(10.08.20)
Kesinlikle önce doktorunuza karar verin. Bebek için karar verince zaten bir jinekolojik muayene şart. Birkaç doktor belirleyip görüşün muayene olun, doktoru da öyle seçin.

anadolu sigortadan tamamlayıcı yaptırdım ben, onda sadece yaptırdığın ilk ay hamile olamaman şartı var. Kasımda sigorta başlayıp aralık ayında Tüp bebek tedavisine başladım ben mesela.
0
ninotevtidze
(10.08.20)
Eşimin tamamlayıcı değil, normal sağlık sigortası doğum paketli idi. Son poliçeden 8 ay sonra hamilelik şartı vardı. (Allianz bu arada) tüm Dr. Kontrolleri özel bir muaynehanede yapıldı, tamamını karşıladı. Doğumu acıbadem de ve misafir hekim şeklinde yaptı, yanılmıyorsam 120tl gibi bir ödeme yapıp çıktık (epidural,2akşam konaklama)
0
oligomer
(10.08.20)
Tamamlayıcıda doğumun ne kadarını ödeyecek onu öğrenin. Normal özel sağlık sigortası bile bir limit veriyor sonuçta. Eğer ödeyeceği tutar düşükse belki normal ÖSS daha mantıklı olabilir.
0
kumulatifvergimatrahi
(11.08.20)
Doğum teminatı limitsiz, tamamını karşılıyor yani, 10 kez de gebelik takibini karşılıyor.. Tahliller, vs. de dahil. AXA, Allianz, Anadolu hepsinin bekleme süresi 12 ay şu an.. Dolayısıyla ortada henüz bir şey yokken doktora karar vermek de pek zor, iyice kafam karıştı :)

Çok teşekkür ederim cevaplar için, biraz daha düşünüp değerlendirmek gerekecek anlaşılan.
0
🌸gmzo
(11.08.20)
(9)

İkea Karyolalarını Nasıl Bilirsiniz?

kendi helvasını kavuran zombi
Şunlar falan çok hoş değiller mi? Kime sorsam bazasız yatak alma diyor :/ https://www.ikea.com.tr/urun-katalogu/yatak-odalari/karyolalar/karyolalar/79277279/leirvikluroy-cift-kisilik-karyola.aspxhttps://www.ikea.com.tr/urun-katalogu/yatak-odalari/karyolalar/karyolalar/89931560/hemnesluroy-cift-kisil
Şunlar falan çok hoş değiller mi? Kime sorsam bazasız yatak alma diyor :/

www.ikea.com.tr

www.ikea.com.tr
0
kendi helvasını kavuran zombi
(09.08.20)
alttakine benzer bir şey aldım geçen ay, fena değil bence güzel
0
passion rules the game
(09.08.20)
üstteki nefis bi yatak, diğer metal karyolalarını da tavsiye ederim çok dayanıklı oluyor hepsi, demonte edip tekrar kurabilirsiniz. ahşap karyolaları da demonte etmeyecekseniz ilk kurulumdan sonra üzerinde hop hop zıplamazsanız bir sıkıntı yaşamazsınız ama demonte edip tekrar kurduktan sonra çöp oluyorlar.
0
theseachange
(09.08.20)
Linkleri acmadim ama ikea karyolam var, bazali malm.
Tasindim, demonte oldu ve tekrar kuruldu yani. Hicbir sey olmadi, ayni saglamliginda devam ediyor.

Monte ederken vidalari, vidalarin girdigi delikleri vs yalama yaparsaniz o zaman kotu tabi tasinirken filan.
0
kuehles blondes
(09.08.20)
Üstteki gıcırdayabilir diye son anda vazgeçtik malm lüroy aldık. Alt çekmecelerini almadık. Silmesi aşırı zevkli ve rahat. Bazalı olunca altını temizlemek için çekmek gerekiyor bunda öyle bir şey yok. Eğer depolama alanına ihtiyacınız varsa çekmeceyi de alabilirsiniz. 6 aydır hiç ses yapmadı çok rahat kullanılıyor.
0
ykyt
(09.08.20)
3 senedir Hemnes kullanıyoruz, çok memnunuz.
0
gmzo
(09.08.20)
Üstteki metal olandan bizde var. Yaklaşık 10 yıldır kullanılyoruz. Sallanınca Gıcırdaması dışında bi sorunu yok.
0
super kahraman olsaydim baba olurdum
(09.08.20)
En üsttekinden koşarak uzaklaş
Gıcırtıdan uyuyamıyorum
0
photo85
(09.08.20)
Ayni soruyu 2 3 ay once ben de sormustum. Daha sonra gidip ilk linktekini aldik ve acaip memnunuz.

www.ikea.com

Alt baza yerine biz su modeli aldik, kurmasi biraz zahmetli ama baya saglam, gicirdama yapacagini hic sanmam
0
oscar
(10.08.20)
3 yil cekmeceli brimnes kullandik, 1 kez olsun gicirdamadi. Sonra demonte edilip baska yere tasindi, yeniden monte edildi, 2 yildir da orda kullaniliyor, hic bir sorunu yok. Arada cekmecelerin tutma yerlerine bacaklarimizi surtuyorduk yer olmadigi icin. Simdi 6 aydir cekmeceli malm kullaniyoruz, o da gayet saglam simdilik, gicirdamadi hic.

Cekmeceli yatak kullandiktan sonra bazanin buyuk amelelik olduguna karar vermistim, kaldirmasi vs eziyet cunku. Cekmece epey rahat, icleri de kocaman.
0
taurina
(10.08.20)
(4)

Klimadan sivrisinek girer mi?

ufoozgur
Arkadaşlar çılgın bir sorum var. Evimizde her yer kapalı. Camlarda sineklik var. Yaklaşık bir 20 gün önce klima takdırdık. Klima çalıştırdığımız her gün en az 15 sivrisinek belirdi evde. Bir 10 gün önce ise tatile gittik. Ev kapalıydı tamamen. Klima çalışmadı.Eve geldiğimizde tek bir sivrisinek bile
Arkadaşlar çılgın bir sorum var. Evimizde her yer kapalı. Camlarda sineklik var. Yaklaşık bir 20 gün önce klima takdırdık. Klima çalıştırdığımız her gün en az 15 sivrisinek belirdi evde. Bir 10 gün önce ise tatile gittik. Ev kapalıydı tamamen. Klima çalışmadı.

Eve geldiğimizde tek bir sivrisinek bile yoktu. Ancak dün tekrar klimayı çalıştırdığımızda yine bir 10 tane sivrisinek ortaya çıktı.

Klimanın işleyişini biliyorum, o yüzden çok imkan vermiyorum ama klimayı açmadık birkaç gün ve sinek de yoktu.

Sizce nereden geliyor olabilir?
0
ufoozgur
(20.07.20)
teknik olarak mümkün değil :) çok çok , ama çok küçük bir ihtimal klimanın tahliye hortumu tıkanmış ve klima içinde su birikmiştir. bu birken suda da sinek larvaları olabilir. ama tekrar ediyorum çok çok ama çok küçük bir ihtimal :)

diğer bir neden ise banyo, mutfak gibi çok nemli bölgelerde yumurtlamış vs olabilir.
0
janavarorion
(20.07.20)
Bizim başımıza geldi. Duvardaki delik düzgün kapatılmamış ve delik kalmış. Oradan giriyordu.
0
nhtzmc
(20.07.20)
duvardaki delik +1. sağı solu kuytuyu iyi kontrol edin.
0
istanbul gecesi
(20.07.20)
Bu sabah kapalı olan pencereyi açtım ve sineklik ile cam arasında ölü sivrisinek buldum. Biz de aynı sorunu yaşıyoruz bu yaz ilk kez, klimamız yok kafayı yemek üzereyiz. Sineklikten bile giriyorlar sonucu çıkardım..
0
gmzo
(21.07.20)
(5)

Pms i çok şiddetli yaşamak başka türlü bir rahatsızlığın belirtisi mi?

epistemic_regress
Yalnızca düzenli spor yaparsam sıkıntısız geçiriyorum bu dönemi. Bazen bir hafta önce başlıyor, her anlamda darmadağın oluyorum. Bu kadar şiddetli yaşıyor olmam başka bir rahatsızlığa işaret eder mi?
Yalnızca düzenli spor yaparsam sıkıntısız geçiriyorum bu dönemi. Bazen bir hafta önce başlıyor, her anlamda darmadağın oluyorum. Bu kadar şiddetli yaşıyor olmam başka bir rahatsızlığa işaret eder mi?
0
epistemic_regress
(18.07.20)
Jinekolojik muayene olmanızda fayda var bence. Bazen kistler veya hormonal bozukluklar neden olabiliyor buna. Ama hepsi normal olsa da böyle devam edebilir.
Bence yeterince çalışmıyorlar jinekoloji alanında. Bunların çoktan çözülmüş olması gerekirdi, şu zamanda yüz nakli yapılıyor yahu...
0
megalomaniac
(18.07.20)
pms zaten pre-mens syndrome demek, yani regl öncesi yaşanan "dönem" böyle tanımlanıyor.
ama bunun daha ilerisi pdb var (Premenstrüel Disforik Bozukluk).

illa bir tanıya da ihtiyaç olmak zorunda değil.
çünkü pms'e de pdb'ye de bir çözüm sunamıyor hiçbir doktor.
evening primrose oil kullandım, o biraz iyi geliyor diye.
fakat bu sefer ayın genelindeki rahatlığı regl öncesi süreçte yaşamam gerekirken, bütün ay pms döneminde gibi yaşadım.

ben de aynı anlattığınız gibiyim, çok sorun yaşıyorum.
aşırı uykulu oluyorum, uykum derinleşiyor, kendimi kaldıramıyorum.
iştahım anlamsızca artıyor.
hem fiziksel, hem duygusal olarak çok hassaslaşıyorum.
normalde bir şeyin başından saatlerce kalkmayabilecek kadar iyi odaklanabilen biriyken, kafamı toplayıp bir saat bile doğru düzgün düşünemiyorum, bütün deadlineları kaçırıyorum.
düşüncelerim çok değişiyor.
ve daha bir sürü şey.

regl döneminizde bir aksama, gecikme vb. olmadıkça başka bir şeye fiziksel olarak işaret edeceğini sanmıyorum ama bir baktırın tabii.
0
blatta hiberna
(18.07.20)
@megalomiac +1

Sizinki bambaska bisi olabilir ama yakin bi arkadasima endometriosis teshisi kondu. Aslinda Cok yaygin bir hastalikmis ancak Ben daha once duymamistim. Arkadasim su anda tedavi icin dogum kontrol hapi kullaniyor.
0
euteamo
(18.07.20)
Ben de aynı durumdayım, pcos'um var ama onunla direkt alakalı değil. 30'uma yaklaştıkça şiddeti arttı bende.

Tamamen kurtulmak zor ama bana yardımcı olan şeyler:
1. Döngümü takip edip bu tarihlere önemli deadline'ları, seyahatleri, vs. denk getirmemeye çalışmak. Eşimi tarih yaklaşınca uyarmak. Bu tarihlerde kendime karşı daha affedici olmak, mümkünse daha az çalışmak.
2. Yoga ve meditasyon. Bu ikisiyle birlikte farkındalık, kötü düşüncelere sürğklendiğimde (çoğunlukla) fark edip, düşüncemi seyrini değiştirebiliyorum artık.
3. Bu dönemde uyku düzenim çok etkilenebiliyor, gece uyuyamıyorum, uyuyup gecenin bir yarısı uyanıyorum ve tekrar dalamıyorum, vs. Bu da tabii ertesi günü çekilmez hale getiriyor. Buna çözüm olarak magnezyum takviyesi kullanıyorum, sadece pms döneminde ve regl'in ilk 1-2 gününde.
4. Kafeini azaltmak (normalde günde 2, pms döneminde günde 1) ve düzgün beslenmek. Canım özellikle bu dönemde saçma sapan şeyler yemek istiyor ama direnip, kuruyemişle, fıstık ezmesiyle filan geçiştirince sonunda daha iyi hissediyorum. Cipslere, paketli gıdalara dalarsam sonu daha kötü oluyor. Aynısı alkol için de geçerli, PMS döneminde alkol almıyorum.

Megalomaniac kesinlikle haklı, bu alandaki çalışmalar doğum kontrol hapı bulununca bırakılmış gibi,çünkü ciddi bir gelir elde edebilecekleri bir alan değil. Kadınlar olarak bu konuda baskı oluşturmamız gerekiyor aslında, biz çektik, sonraki nesiller çekmesin en azından. Her ay bir haftamı yarı fonksiyonel bir insan olarak geçirmek zorunda kalıyorum.
0
gmzo
(18.07.20)
PMS'te magnezyum hapına başlayın ve adetinizi başlayınca kesin. Magnezyum doğal kas gevşetici olduğu için işe yarıyor. www.medikalakademi.com.tr
0
kaset
(18.07.20)
(6)

D Vitamini Ölçümü

gmzo
Eşimin de benim de D vitaminimizi ölçtürmemiz gerekiyor. Haydarpaşa Numune'ye bağlı semt polikliniğinde, dahiliyede eşime "burada ölçemiyoruz" demişler ve nerede ölçtürebileceğimizi söylememişler. Aile hekimi de artık ölçemediklerini söylemişti. Kadıköy'de nereye gitmemiz gerekiyor?
Eşimin de benim de D vitaminimizi ölçtürmemiz gerekiyor. Haydarpaşa Numune'ye bağlı semt polikliniğinde, dahiliyede eşime "burada ölçemiyoruz" demişler ve nerede ölçtürebileceğimizi söylememişler. Aile hekimi de artık ölçemediklerini söylemişti. Kadıköy'de nereye gitmemiz gerekiyor?
0
gmzo
(16.07.20)
Aile hekiminde ölçtürmeye kalkıştığımda "Çok maliyetli olduğu için artık bizim ölçmemize izin verilmiyor" denmişti. Çok özel bir durum olmadıktan sonra sanırım artık devlete ait sağlık kurumlarında ölçülmüyor. O yüzden özele gitmeniz gerekebilir.
0
Thredith
(16.07.20)
mart ayında devlet hastanesinde ölçtürmüştüm.
0
inheritance
(16.07.20)
İki gun once annemi haydarpasa numuneye goturdum. Ftr poliklinigine d vit icin kan yesti istedi ve yaptirdik bugun de sonucu cikti hatta.

Acaba klinikten klinige degisiyor mu bilemedim. Ftr poliklinigi istedi bizden
0
exlibris
(16.07.20)
Rana Beşe'ye bir bakın, Kuyubaşı'nda.
0
aynabugusu
(16.07.20)
@exlibris yeldeğirmeni semt polikliniğine gitmiştik, o yüzden olabilir.

eski gata şimdiki abdülhamit han hastanesini aradık, araştırma hastanesi olduğu için hepsi yapılıyor dediler, pazartesi gideceğiz, bakalım..
0
🌸gmzo
(16.07.20)
haya-darpaşa nın ek hizmet yei valide bağ a gidin
0
gadlemler
(16.07.20)
(9)

Su anda avmye gitmek akillica mi?

The Student
Ilk gundenberi evden burnumu cikarmadim. Hem endiseliyim hem de uzerime duseni fazlasiyla yaptim bence. Herkeste baslayan sıkılma lar bende daha geç başladı ama başladı. Evde başım ağrıyor artık. Avm ye gidip ufak bi alışveriş yapıp bi kahve bi yemek toplamda 1 saat bile geçirmeyeceğim i biliyorum a
Ilk gundenberi evden burnumu cikarmadim. Hem endiseliyim hem de uzerime duseni fazlasiyla yaptim bence. Herkeste baslayan sıkılma lar bende daha geç başladı ama başladı. Evde başım ağrıyor artık. Avm ye gidip ufak bi alışveriş yapıp bi kahve bi yemek toplamda 1 saat bile geçirmeyeceğim i biliyorum ama yine de içimde çok ukde... Siz ne diyorsunuz bu fikre?
0
The Student
(29.06.20)
valla ben maskemi takıp her yere gidiyorum. daha avm'ye gitmedim ama ihtiyaç duymadığım için gitmedim. çünkü bildiğim kadarıyla elbise denemek vs yasak. ben de trendyola sardım o yüzden.
ama maskenizi takın, sosyal mesafenizi koruyun. elinizi yüzünüze sürmeyin ve hayatınızın tadını çıkarın. çünkü korona ne zaman hayatımızdan gidecek bilmiyoruz, sürekli evde kalmak da psikolojinizi bozar. eğer fırsat varsa zorlu gibi, kanyon gibi açık alanı bol bir avm ye giderseniz içiniz daha çok rahat eder. açık alanda virüsün yayılma ihtimali çok düşük. sanırım 638'de 1 gibi bir oranı vardı.
0
matilda
(29.06.20)
"akıllıca" değil. orada halledilmesi gereken bişey olmadıkça gitmiyorum. yaşamak için çok ta gerekli olmayan bir aktivite olarak avm'de kahve + yemek aylardır evde oturmanın karşılığını sıfırlayabilir.
0
foolrules
(29.06.20)
Dikkat ettiğiniz sürece bir sıkıntı olacağını sanmıyorum. Belki yemek yenmeyebilir sadece.
0
elorelia
(29.06.20)
ben gittim, çıktıktan sonra üzerime dezenfektan döküp yakasım geldi. kimse dikkat etmiyor. mecbur kalmadıkça avm'ye gitmeyi tavsiye etmiyorum.
0
oz suser
(29.06.20)
ben mecbur kalmadıkça gitmem.
0
ya ben lan neyse
(29.06.20)
ben 10 gün önce bakırköy capacity ve carousel'e gittim.

decathlon'un olduğu avm yeteri kadar boş ve güvenliydi. hiç rahatsız olmadım.
diğeri daha kalabalıktı, kalabalıktan biraz rahatsız oldum ama çok problem değildi. işim önemli olmadıkça oraya tekrar gitmem. decathlon'lu olana giderim.

starbucks'a görevli dikmişlerdi. kapıda da kuyruk vardı. belli bir orana göre müşteri alıyorlardı. hatta ben gördüğüm sırada kapasite olduğu için sadece al-götür satıyorlardı. bazı kahveciler boştu.

eğlence olsun zaman geçirsin diye gidilmez ama işiniz varsa ya da artık illa birini görmek/bi yere gitmek istiyorsanız kalabalık olmayan birine gidilebilir.
0
biseysorcaktim
(29.06.20)
netten kızıma aldığım ayakkabı gelmediği için gitmek zorunda kaldım. açık hava avm olanını tercih ettim. (antalya erasta) gitmişken de kendime birkaç tişört aldım. bunun dışında gitmedim, zaruri bir şey olmazsa gitmeyi de düşünmüyorum.

avm'ler önlem almış gibi olsa da insanlar yamyam gibi, bu kadar zaman evden çıkmadıysan, dışarıda insanların tedbirli olduğunu falan zannedeceksin ama gördüklerin şoka uğratacak seni, bırak kahveyi-yemeği alacağın bir şey varsa alıp koşarak kaçacaksın, olan psikolojine olacak. bence temiz havada yürüyüş yapın daha iyi.

ha çok ukde kaldı diyorsan tedbirlerini alıp alacağın şeyleri oyalanmadan al. gel eve duşunu al, kahveni yap balkonda iç mis gibi.
0
Improbable
(29.06.20)
Evden sıkılıp yine kapalı alana gitmek yerine, parka, sahile filan gitseniz, içiniz çok daha rahat olur. Ben de Decathlon'a gitmem gerektiği için bir kez avm'ye gittim ve bir arkadaşın daha dediği gibi çıktıktan sonra üzerime baştan aşağı dezenfektan dökesim geldi.
0
gmzo
(29.06.20)
2 defa gidip saatlerce takıldım. Yemek de yedim, alışveriş de yaptım. Yeme içme mekanları popüler açık alanlardan (sahil vb.) daha güvenli bence. İn cin top oynuyor Cumartesi ve Pazar gecesi bile. Tek sorun klimalar çalışmadığı için özellikle mağaza içlerinin çok sıcak olması.
0
auroraaurora
(29.06.20)
(18)

Dışarıdan yemek yemeye başladınız mı?

gmzo
3 buçuk aydır dışarıdan bir simit bile alıp yemedik, yemeksepetinden 30 tl, 40 tl indirim bildirimleri gelip duruyor, belli ki sipariş oranı tüm çılgın normalleşmeye rağmen düşük hala. Siz ne durumdasınız, sipariş vermeye başladınız mı?
3 buçuk aydır dışarıdan bir simit bile alıp yemedik, yemeksepetinden 30 tl, 40 tl indirim bildirimleri gelip duruyor, belli ki sipariş oranı tüm çılgın normalleşmeye rağmen düşük hala. Siz ne durumdasınız, sipariş vermeye başladınız mı?
0
gmzo
(28.06.20)
Haziran başından beri neredeyse her gün veriyorum dışarıdan sipariş.
0
pamplona
(28.06.20)
3 defa bizim buradaki balıkçıdan eve söyledim. onun dışında en son yemeksepeti siparişim şubatta.
0
levpontryagin
(28.06.20)
başladım. işe gidince zaten dışarıda yemiş oluyoruz teknik olarak.

bütün pandemi sürecinde dışarıdan söyleyen arkadaşlarım da oldu.

virüsün bu şekilde bulaşma riski düşük. hiç durduk yere grip oldunuz mu, yoksa etrafınızdaki bi arkadaş mı bulaştırdı? virüsler kişiden kişiye yayılır. malzemelerden bulaşma riski çok düşüktür (yok değil)

ama bu süreçte haber kanalları öyle alçakça haberler yaptı ki, virüs bazı yüzeylerde 3 gün yaşıyormuş diye insanlar korkuya sevk edildi.
0
antikadimag
(28.06.20)
Ahaha. Karantinanın en çılgın günlerinde dahi sipariş verdim tabi i. Bu hastalık damlacık yoluyla bulaşıyor. Yemekten değil
0
trgydl
(28.06.20)
karantinadayken bile sipariş veriyordum.
güvendiginiz, temiz olduğunu bildiğiniz bir yerse sorun olmaz, pişmiş yemekle bulaşmıyor.
torbasını, ambalajını vb. çıkarırken dikkat edin yeter.
0
blatta hiberna
(28.06.20)
@blatta ambalajdan falanda bulaşmaz
Sadece kargocu covid ise maskesi yoksa ve bağıra bağıra 30 saniyeden fazla 1 metre mesafede sizinle konuşuyorsa bir ihtimal..,
Yahu 85 milyonluk ülkede günlük vaka sayısı 1300 olan virüsten bahsediyoruz. Poşetten Yemekten virüs bulaşsaydı günde 1 milyon vaka olurdu en az.
0
trgydl
(28.06.20)
Arkadaşlar, yalnızca gıda yoluyla bulaş riskini düşürmek için değil, sosyal etkileşimi minimum seviyeye indirmek için normal şartlar altında aldığımız birçok hizmeti almadık, ürün alışverişini erteledik. Karantinanın en katı olduğu dönemde bile sipariş verdiğiniz için sizleri tebrik ederim, fakat toplum sağlığı açısından doğru bulmadığını belirtmek zorundayım.
0
🌸gmzo
(28.06.20)
Daha dün balcan kebabı yedim lokantadan.
0
komando kani var bende
(28.06.20)
hiç kesmedim dışardan yemeyi, azaltmıştım bir ara şimdi normal devam
0
fezagezgini
(28.06.20)
@trgydl insanları yanlış yönlendirmeyin. dünya sağlık örgütünün sitesinde açık açık "covid-19'un ana bulaş yolu insandan insanadır fakat, nesneler ve yüzeylerde de bulaşabilir" diyor. kulaktan dolma bilgilerinizi bir de yaymayın rica ediyorum. www.who.int
0
🌸gmzo
(28.06.20)
gecen hafta buraya sorup siparis verdim. sen de guvendigin yerden soyleyebilirsin, gelen posetlere falan cok temas etmeden evin sagina soluna surmeden atarsin.
0
exlibris
(28.06.20)
Evet. Ara ara dışarıdan söylüyorum.
0
put it in your appropriate place
(28.06.20)
@trgydl kesinlikle ama kesinlikle katılıyorum. bu öyle yüzeyden falan bulaşan bir şey olsa, covid olmayan insan kalmamıştı dünyada.

dünya sağlık örgütü v.b. kuruluşları referans alanlar, lütfen bu kurumların güvenilirliğini ve tutarlılığını kontrol edin. onlara ve bizim sağlık bakanlığımızın ilk zamanlardaki tutumlarına bakarsanız, maske de önleyici ve gerekli bir şey değildi. şimdi açık havada dahi maskeyi zorunlu hale getirip oksijen alma özgürlüğümüzü engellediler! covid'den kurtulalım derken başka hastalıklara neden olacaklar şimdi de.

@gmzo, soruna cevap olmadı ama bu konuya değinmeden edemedim.
0
Thredith
(28.06.20)
Ben marttan beri veriyorum ama tekrar kendim ısıtıp yiyiyodum ne olur ne olmaz diye. HAziranın başından beri ısıtmıyorum hiç.
0
superfluid
(28.06.20)
@trgydl:
ambalajdan, torbadan vb. bulaşabilir çünkü elden ele bir temas oluyor ve torba yüzeyinden de bulaşabilir.

@gmzo:
markete gitmeden eve sipariş verilmesiyle, dışarıdan yemek istemek teknik olarak farklı değil.
ki marttan beri hiçbir markete ve büyük mağazaya girmedim ve ben de aldığım birçok hizmeti almadım.

temiz olduğunu bildiğiniz, güvendiğiniz bir yerden istediğiniz sürece yemek siparişi pişmiş olduğu için biri üzerine hapşırıp, öksürüp, yemeği yalamadıkça (ki bunlar her restoranda zaten var olan hijyen kuralları) yemeğin kendisinden bulaşma ihtimali yok.
ambalajını dikkatli çıkartır, evde gerekirse bir daha ısıtır ve elinizi yıkar, yersiniz.
bunda doğru bulmayacak bir şey yok.
kısıtlamanın en yoğun olduğu dönemde, restoranlar kapalıyken bile eve paket servise izin veriliyordu.
kaldı ki, birçok restoran da zaten sosyal teması azaltmak için kapıya bırakıp gidiyor siparişleri.

ve evet, kiyiya vuran dildolar+1
0
blatta hiberna
(28.06.20)
Veriyoruz ama her geleni hala mikrodalgada 2 dk çeviriyoruz
0
waztp
(28.06.20)
asla.
en az 1 sene yemem.
0
rewlack
(28.06.20)
Hayatını ne idüğü belirsiz Etiyopya lı bir başkanın örgütüne göre düzenleyeceksen ne ala.... vücudunda hangi virüsler var ve bu virüsler nasıl bulaşıyor biliyor musun? Yanlış anlama ama bu evham sizi daha kötü etkiler virüsten
0
trgydl
(28.06.20)
(15)

Covid19 aşısı çıksa ve zorunlu olsa

encokbenisevinnolur
gönüllü olarak yaptırır mısınız?ya da nasil bir tavir alırdınız?
gönüllü olarak yaptırır mısınız?
ya da nasil bir tavir alırdınız?
0
encokbenisevinnolur
(27.06.20)
Yaptırırım tabii. Sonuçta bebekken de bir sürü aşiyi zorunlu olarak yaptırıyoruz, bir zarari yok aksine faydalı.

Aşı çıksa da yaptırsak diye bekliyorum ben hatta.
0
fraise
(27.06.20)
yaptırmazdım kesinlikle doğal bağışıklık kazanmayı tercih ederim. sonuçta aşıların uzun vadeli yan etkilerini bilemiyor olacağız. ayrıca yapılan çalışmalar hastalığa atlatanların sadece %10'unda hafıza oluşturan antikorların oluştuğunu ve belirli bir süre da oluşan antikorların kaybolduğunu gösteriyor. bu durum virüsün vücut tarafından bir tehdit bile olmadığının göstergesi.
0
sting
(27.06.20)
ilk aşıyı yaptırmak biraz ürkütücü gibi ama etkileri hakkında tatmin edici sonuçlar açıklanırsa koşa koşa yaptırırım. mevcut durumumda değil de, düzenim kurulu bir hayatım olsaydı etkilemiyor olsaydı beklerdim 1 sene sonrasında yaptırırdım
0
avatar is back
(27.06.20)
zorunlu aşı diyorsun, ne yapardınız diye soruyorsun. zorunlu aşıda seçme hakkı verileceğini sanmıyorum, bizim ne düşündüğümüz kimin umurunda olacak ki?

aşı karşıtı falan değilim ama ben corona aşısını yaptırmazdım en azından önümüzdeki 3-4 sene için. yeni bir hastalık. aşının uzun süreli yan etkisi olur mu olmaz mı belli değil. ben o riske girmek istemiyorum kendi adıma. bak 90'larda eradike edilmiş hastalıklar için gönül rahatlığıyla gider yaptırırım örneğin, adam 30 yıl önce aşıyı olmuştur hala zımba gibidir ya da işte tüm dünya aşılanmıştır o hastalığa karşı, derim ki aşı işe yarıyor ve belli ki ciddi bir yan etkisi de yok, yaptırmamak olmaz. ama corona başka bir olay. çok yeni. çekinirim açıkçası öyle çat diye gidip aşısını olmaktan.
0
der meister
(27.06.20)
Şu anda çıkacak aşıyı yaptırmaktansa doğal bağışıklığı tercih ederim.
0
trgydl
(27.06.20)
yaptırırım. aşılarda az da olsa o hastalığa ait virusler bulunur. bu sayede hafif de olsa hastalığı geçirerek bağışıklığı kazanırım.

ben aşının nereden çıktığına dikkat ederdim. bir kere ercüment'in aşısını güven vermediği için yaptırmazdım.

çıkacak veriler önemli. bu arada aşı konusundaki çekinceleri anlayabiliyorum fakat 3-4 sene sonra olacağın aşının 5 sene sonra çıkaracağı yan etkileri kimse bilemez. bu yüzden aşının firması ve yapılan çalışmanın verileri çok önemli.
0
false pretension
(28.06.20)
Cevapları okudum ve oha diyorum. Arkadaşlar siz aşı otizm yapıyor tayfasından falansınız heralde?

Elbette yaptırırım aşıyı.

Aşılar onaylanana kadar bin tane aşamadan geçiyor “Al sana aşı, gel kobayımız ol beyaz yakalı koray” demiyorlar..
0
sydney
(28.06.20)
yaptiririm.

sirf bu buyuk resimci, gotumuze cip takacakci tiplere gicik oldugum icin.
0
baldur2
(28.06.20)
Ben de yaptırmak istemem, biraz yaygınlaşması lazım.
0
bbb_1
(28.06.20)
sydney +1.

aşı onaylanana kadar zaten yeteri kadar deneniyor. tabi uzun dönemde beklenmeyen etkileri çıkabilir ama covid'e yakalanıp ölmektense aşı olmayı tercih ederim.
0
mrtkp1234
(28.06.20)
Buralarda böyle tipler varmıydı ya Sydney+1

Öyle bir anlatılmış ki sanki bu zorunluluk öncesi yeterince test yapılmamış onay alınmamış gibi.

Yan etkileri ne olabilir yani zombi mi olacağız ? Yada çip mi takacaklar bizi izlemek için :)
0
infernalcadre
(28.06.20)
Tabii ki yaptırırım, aşı karşıtı kampanyaların ne denli başarılı olduğunu yorumlarda dehşet içerisinde izliyorum şu an.
0
gmzo
(28.06.20)
Bazi seyler zorunlu olamaz. Sunnet mesela. Vucut butunlugu kutsal cunku. Asiyi da bu kategoride degerlendiriyorum. Covid icin ise muhtemelen yaptirmam. Hem ne kadar faydasi olacagi hem yan etkileri iyi temellenmis olmayacak cunku. 1-2 sene filan etkileri gormek icin cok az sureler.
0
dunal
(28.06.20)
Bekle gör klişesi +1
0
lion de la Turquie
(28.06.20)
bu covid denen meselenin arkasında ne olduğu belli olmadığı için ve kurumlar da başından beri sürekli çelişkili açıklamalar yaptığından (who'nun maske meselesi gibi) kesinlikle aşı yaptırmazdım. aynen daha önceki kuş gribi, domuz gribi vakalarında yaptırmadığım ve hatta hiç o genel grip aşısından da yaptırmadığım gibi.

"büyük resimci" diyorsunuz da, ben de esas sistem ne dayatırsa sorgusuz sualsiz onun peşinden gidip her beyana, açıklamaya, çözüm önerisine inananlara şaşırıyorum.
0
Thredith
(28.06.20)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.