Giriş
(2)

vfs global den randevu alan var mı yakın zamanda ?

seindfeld
adamlar ya karaborsadan randevu satıyor ya da kendi özel başvuru sisteminden başvurmanızı istediği için randevu açmıyorlar. Özel firmalar neden bu kadar kolay kendi kafalarına göre at koşturabiliyorlar anlamıyorum
adamlar ya karaborsadan randevu satıyor ya da kendi özel başvuru sisteminden başvurmanızı istediği için randevu açmıyorlar. Özel firmalar neden bu kadar kolay kendi kafalarına göre at koşturabiliyorlar anlamıyorum
0
seindfeld
(19.03.23)
Ben de böyle düşündüm ama 1 hafta sonra bütün ay için açıldı randevular.
0
logisticsmanager
(19.03.23)
vfs global özel bir şirket ve berbat yönetiliyor türkiye operasyonu. Gerçi dünyada da berbatlar. Hint şirketi diyeyim oradan pay biçin.

Daha önce türkiye'de bazı çalışanlarının randevuları tur şirketlerine sattıklarına dair çok dedikodu çıktı. Doğrudur değildir kimsenin günahına girmeyelim. Ama benim aylarca alamadığım randevuyu "vizeci" denen adamlar şak diye aldı parasını verince o da enteresan tabii.

Onun dışında sabah akşam takip edin. Durum acilse, yani iş ya da eğitim falan gibi bir niyetle alıyorsanız bazı ülkelerin konsolosluklarına mail atıyorsunuz, onlar sizin adınıza randevu oluşturuyor vfs global'de.

Ben bir defa böyle acil bir ihtiyaç için konsolosluğa mail atarak çözdüm işi.
0
anten
(19.03.23)
(8)

bu iş tekliflerinden hangisini kabul ederdiniz? neden?

baldan kaymak
birbirine rakip iki grubun iki farklı sektörde firmaları:ilk seçenek:1200 eurorta yoğunluk, bilinen sektör - duyum: yoğun ancak benim için olmayacak. dijitalleşme düşükremotesenior rol - bir sonraki rol koltuğu dolu.+ yan haklarilk seçenek:1750-1900 euryoğunluk bilinmiyor, sektör dışı - duyum: yoğun
birbirine rakip iki grubun iki farklı sektörde firmaları:

ilk seçenek:
1200 eur
orta yoğunluk, bilinen sektör - duyum: yoğun ancak benim için olmayacak.
dijitalleşme düşük
remote
senior rol - bir sonraki rol koltuğu dolu.
+ yan haklar

ilk seçenek:
1750-1900 eur
yoğunluk bilinmiyor, sektör dışı - duyum: yoğun olduğu yönünde
dijitalleşme yüksek
hybrid (3'e gün 2 yada 2'ye 3 gün şeklinde değişiyor) - ulaşım desteği var
executive role - bir sonraki rol koltuğu dolu.
+ yan haklar ancak ilk seçeneğe göre toefl derece alırsan ek maaş.
0
baldan kaymak
(19.03.23)
Çok maaş veren
0
basond
(19.03.23)
chatgpt'ye sordum ahahaha şunu dedi.

"Hangi iş teklifini kabul edeceğim, benim kişisel tercihlerim, hedeflerim ve beklentilerime bağlı olacaktır. Ancak, yukarıdaki seçenekleri genel olarak değerlendirirsek, ikinci seçenek daha cazip görünmektedir.

İkinci seçenekte daha yüksek bir maaş teklif edilmekte ve daha yüksek bir pozisyonda yer alınmaktadır. Ayrıca, dijitalleşme seviyesi yüksek olan bir sektörde çalışmak, gelecekteki iş fırsatlarına daha iyi hazırlanmamı sağlayabilir. Hybrid çalışma modeli de, esnek bir çalışma düzeni sunarak iş-yaşam dengesini koruma konusunda bana yardımcı olabilir.

Bununla birlikte, her işin avantajları ve dezavantajları vardır ve karar vermeden önce tüm faktörleri dikkate almak gerekir. Örneğin, birinci seçenekte daha az yoğun bir çalışma ortamı bulunabilir, bu da iş-yaşam dengesine daha fazla katkıda bulunabilir. Bu nedenle, her iki seçeneği de detaylıca değerlendirmek ve kendime en uygun olanını seçmek için tüm faktörleri göz önünde bulundurmak isterim."
0
hknty
(19.03.23)
İş yoğun ama bana yoğun olmayacakmış, açıkcası işte hiçbir şey belli olmaz. Bu zamana kadar senin pozisyonun hep rahat bilinir. Ama sen gelirsin bir anda işler yığılır. Bu yüzden bu bilgiyi çok da ciddiye almam.

Remote ve hibrit çalışma modelinde işten işe değişse de hibrit her zaman en iyisidir. Remote çalışan bir çok arkadaşım yöneticiye bağlı olarak farkında olmadan mesai yapmak zorunda kaldığını söylüyorlar. Ama bir başka durum işe başlarken 3-2 hibrit modelin kesinliği konusunda konuşmak gerekir. Hibrit başlayıp sonra iş gereği hep gelmen gerekebilir durumu olmasın.

Bir sonraki rol koltuğu dolu, illa orada yükselmek zorunda değilsin.

Yan hak, yüksek maaş her zaman artıdır.
0
tulumba
(19.03.23)
ilkinin avantajini goremedim. remote olmasi mi? duyumla tercih yapilmaz, yarin bir sey olur biri ayrilir yeni proje gelir o yogunluk degisir.

her turlu ikinci.
0
antikadimag
(19.03.23)
yüzde 50-60 fazla maaş veriyor 2. seçenek. diğer şartlara da baktığımda 2 diyorum
0
paintov
(19.03.23)
"yoğun ama sana yoğun olmayacak" büyük ihtimalle yalandır. Hatta genelde böyle satılan pozisyonlar daha önceki üç çalışanın delirip bunalıp istifa ettiği pozisyonlardır:D
0
anten
(19.03.23)
maaş yüksek
toefl kasarsan ek getiri
hibrit (bence avantaj)

bunların avantajlı olduğu düşünüldüğünde tabi ki 2 oluyor. yoğunluk falan geç onları hikaye. herkes yoğun. kimse seni boş oturtmaz.
0
mr.goodcat
(19.03.23)
maaşı daha yüksek olan. ayrıca hybrid>remote. ikinci seçenek.
0
deartheodosia
(19.03.23)
(3)

Ürünümü satmaları için komisyon vermek mantıklı mı ? (Affiliate)

sassot
Kendim emek vererek oluşturduğum dijital ürünlerim var; intro, after effects ve e-book. Her birinin alanı farklı örnek veriyorum sadece örnek ; introlar youtube da seyahat kanalı olanlar için. after effect'ler oyun kanalları için. e-book'ta kripto finans ile alakalı.(Örnek verdim hiçbirinin alanı bu
Kendim emek vererek oluşturduğum dijital ürünlerim var; intro, after effects ve e-book. Her birinin alanı farklı örnek veriyorum sadece örnek ; introlar youtube da seyahat kanalı olanlar için. after effect'ler oyun kanalları için. e-book'ta kripto finans ile alakalı.

(Örnek verdim hiçbirinin alanı bunlar değil.) Ben bu ürünlerimi satmaları için alanında ilgili kişilere mesaj atıp sattıkları ürün başına komisyon vereyim diyorum. Örneğin after effectler için youtube videoları çekenlere, oyun videoları çekenlere mesaj atıp böyle böyle sattığın her ürün için şu kadar komisyon vereyim diyorum.

ya da e-book için kripto sayfalarına mesaj atıp sattıkları her kitap için %14 komisyon vericem. Bunun takibini de kişilere özel bir kod vericem indirimli kod, o kod ile alışveriş yapanları ben görebiliyorum, o kişi de kendisinin kodu ile alanların takibini yapamazsa diye ben site üzerinden canlı video çekip o kişiye atarım şu kadar kişi aldı senin payın şu kadar diye.

bunu yapmak mantıklı mı sizce ? aklımda şöyle bir korku var ; dijital ürün oldukları için yayılması çok kolay, ben her alan kişiye özel olarak maille farklı şifrelerle yollayacağım ama o kişi başka bir yere upload edip benim ona verdiğim şifreyi başkalarına vererek kullanmalarını sağlayabilir.

bunun dışında aklıma başka, yara alabileceğim ya da suistimale uğrayabileyeceğim bir nokta gelmedi.
0
sassot
(19.03.23)
Satış başına komisyon verecekseniz zaten direkt bir maliyet de oluşturmuyor. Eh, satış yapıp diğer tüm masrafları ve affiliate giderini düştükten sonra hala para kazanıyorsanız mantıklı tabi.

Diğer yandan dijital ürünler için bahsettiğiniz sorun her zaman için geçerli. Sonuçta insanlar Spotify aile hesaplarını, Netflix üyeliklerini, Shutterstock hesaplarını vb. hep paylaşıyor. Bunu altetmenin kolay bir yolu yok... Stratejik olarak insanların bu tür şeylere daha az tenezzül ettiği gelir seviyesi yüksek pazarlara yönelebilirsiniz belki ama o da her ürün için mümkün olmayabilir tabi.
0
salihdt
(19.03.23)
bu dediğin işler için zaten sistemler mevcut, bunu amazon yapıyordu zamanında hala yapıyor mu bilmiyorum.

karar vereceğin şey komisyon ve bu komisyonu ürüne yedirmek,, pazarlamayı yapacak kişiler şuna bakar, 70 liradan 10 satış yaptım, 700 lira, bunun %10'u benim, 70 lira, sen bu yetmiş lirayı verirken %15 stopaj düşeceksin, 15 lira, 70 - 15 = 55 lira. bu işi yapacakların hesaplarında o bergi bile yok, direkman 70 lira alacağını düşünüyor, ilk ödeme sonrasında aklındaki rakamı alamayan sistemi terk eden kişi çok oluyor.

bu dediğin işler için öyle kod vermene falan gerek yok, bunu yapan reklam servisleri var, üye oluyorsun sana bir js kodu veriyorlar, sisteme ekliyorsun, ardından hangi ürünlerini satacaksın sisteme linklerini veriyorsun, banner, gif vb. reklam medyalarını yüklüyorsun, ardından ürünler için pazar seçiyorsun, o pazarda satış yapanlar arada sırada siteyi ziyaret edip ürünlere bakıyor istediklerini alıp satıyorlar, tüm takip işini o panelden yapıyorlar.

satış kısmında ise dağılım kaynağını tespit edilebilmesi için satılan her bir dijital dosyada çok küçük random değişiklikler (otomatik olabilecek şekilde) yapılıyor, örneğin bir vürgül atlanıyor, bir kelimedeki harf atlanıyor vs, bir fotoğraftaki bir pixel farklı bir renk ile değişiyor falan, bunların kayıtlarını tutuyorsun, ardından eğer içerik internette yayılmış ise dosyayı indirip kimin yaydığını bulabiliyorsun. hesabını kapatıyorsun falan.

genel olarak insanlar para verdikleri şeyleri kolayca paylaşmazlar, zira bir "bedel ödediler" ve bu bedelin maliyeti kişiden kişiye değişiklik gösterir. burada bir tatlı nokta var, çok ucuz olursa yayılır, çok pahalı olursa protesto olarak yayılır, orta noktada kalırsa yayılma pek olmaz. buda üründen ürüne, pazardan pazara farklılık gösterir.

dediğin yöntem en çok satış yapılacak yöntemlerden biri bu yöntemdeki en büyük sıkıntı satışı yapacak olanların yasal olmayan yöntemleri de kullanabilecekleri gerçeği, çalıntı kredi kartı ile yapılan alışverişler, kandırılan insanlar falan olacak. eğer bir platform üerinden yaparsan benimle bunların ilgisi yok diyebilirsin.

bir başka yöntem ise affiliate yerine influencerlar kullanmak. en azından pazarlamada kullanılacak kelime ve yöntemleri daha fazla kontrol edebilirsin.
0
selam
(19.03.23)
afilliate marketing zaten dünyada çok yaygın bir sistem, niyeyse türkiye'de çok tutmadı.

Bunun için platformlar var zaten tek tek kendiniz uğraşamazsınız. Takibini de yapmanız zor.

Böyle bir sisteme dahil olup linklerinizi paylaşabilirsiniz. Doğru insanlar sisteminize katılırsa başarılı oluyor.

Bu arada mikro influencerların olduğu bir network kurmak daha etkili olabilir.
0
anten
(19.03.23)
(3)

Daha önce hiç spor yapmamış bir kadın sıkılaşmak için nasıl başlamalı?

Dartagnan
Kendim bir süredir sporla içli dışlıyım. Kız arkadaşımı da teşvik etmek istiyorum. Kendisi de istiyor ama başta ağır geldiği için(et bölünmesi, ilk adaptasyon vs) geri duruyordu.Evde mat eşliğinde haftada 3 günlük bir programla başlaması, spor hareketlerini de youtube videoları eşliğinde yapması onu
Kendim bir süredir sporla içli dışlıyım. Kız arkadaşımı da teşvik etmek istiyorum. Kendisi de istiyor ama başta ağır geldiği için(et bölünmesi, ilk adaptasyon vs) geri duruyordu.

Evde mat eşliğinde haftada 3 günlük bir programla başlaması, spor hareketlerini de youtube videoları eşliğinde yapması onun için güzel bir başlangıç olabilir diye düşündüm. Fakat pilates mi yoksa kendi vücut ağırlığı ile temel hareketleri mi yapmalı, yoksa bir sporcunun kanalından mı gitmeli şu an araştırma aşamasındayım.

Özellikle yeni spora başlayan bir kadına tecrübe ile gördüğünüz bir program önerisi, youtube kanalı vs paylaşabilir misiniz?

Not: Başlangıç için spor salonu erken diye düşünüyorum. Vücut ağırlığı ile yapmaya yönelik ev içi öneri verirseniz sevinirim.
0
Dartagnan
(18.03.23)
İlk bi kaç hafta ağırlıksız ya da çok düşük kilolar ile squad ve bench press yapsın diyorum ben. Hareketlerin nasıl yapıldığını istediği yerden öğrensin. Zamanla bunlara ağırlık ekler ve yeni bir hareket ekler.
0
baba553
(18.03.23)
You Tube da Leslie videoları sıkılaşmak için ideal
0
esin
(18.03.23)
Tam tersine başlangıç için spor salonu daha ideal. Dikkat edin, spor salonuna yeni başlayanlara genelde o aletlerde çalışmalar verilir. Daha ileri seviyelerde halter, serbest ağırlık vb ile devam edilir.

Spor salonundaki başlangıç seviyesi aletler vücut ağırlığından daha hafif çalışmalar yapmanıza yardımcı olur. Ayrıca hiç spor yapmamış bir bünye vücut ağırlığı antrenmanlarında çok kolay sakatlanabilir. Aletlerle çalışmak sizi doğru vücut duruşuna zorlar, hareketi doğru yapmanızı sağlar.

En temel hareketlerden biri üstünden örnek vereyim:
www.youtube.com

Gördüğünüz gibi hiç spor yapmamış biri bu hareketi çok fazla hatayla yapabiliyor. Video da bunu göstermiş. Kol, omuz, bel sakatlıkları çok mümkün.

Oysa aynı hareketi şu aletle yapmak hem daha kolay, hem yeni başlayan biri için daha az sakatlık riski barındırır.
www.youtube.com

Vücut ağırlığı antrenmanları da risklidir bu yüzden. Büyük ihtimalle birçok hareketi yanlış yapacak, bu yüzden fayda sağlayamayacak, üstüne sakatlanma riski doğacak. Fayda sağlayamayınca sıkılacak bir de.

Sıkılaşma dediğimiz şey aslında yağ kütlesinin azalması, kas kütlesinin artması ve güçlenmesi demek. Bunu da tek başına egzersizle ve tek bir egzersiz türüyle sağlayamaz. Yani sadece yürüyüş, koşu, ağırlık, pilates falan fayda etmez.

Kondüsyon çalışmaları,
kas artırıcı ağırlık çalışmaları,
kasları uzun tutmak için basit pilates ve esneme hareketleri
Çok iyi beslenme
Çok iyi uyku.

Kas artırıcı çalışmalar deyince özellikle kadınlar "ya ben kas istemiyorum" der. Ama zaten bahsettiğimiz dwayne johnson vücudu değil her sağlıklı insanın ideal kas oranına ulaşmak.

Kas kütlesi arttıkça, vücut daha hızlı yağ yakar. O yüzden kaslı insanlar daha zor yağlanır, kassız insanlar daha hızlı yağlanır.

Bu kadının başlangıç rutini fena değil. En düşük ağırlıklarla tekrarlanabilir. Birer gün arayla haftada 3 gün ideal bir program bu.
www.youtube.com

Bu antrenmanın önüne 10 dakika yürüyüş, sonrasına 10 dakika yürüyüş yapmak iyi olur.

Antrenmana başlamadan önce de mutlaka ısınma ve esneme yapmalı.
www.youtube.com

gibi.
0
anten
(18.03.23)
(8)

Almanca sorusu

dissendium
Merhabalar. 4 aydır Almanca öğreniyorum. Cümle kurmaya çalışıyorum ama akmıyor. Bunu ne zaman aşarım? Almanca bilenler siz böyle bir durum yaşamış mıydınız? İngilizce bu dilin yanında bebek işi gibi gelmeye başladı. Bende mi sorun var acaba? Okuma olarak durum daha iyi. Sağ olun.
Merhabalar. 4 aydır Almanca öğreniyorum. Cümle kurmaya çalışıyorum ama akmıyor. Bunu ne zaman aşarım? Almanca bilenler siz böyle bir durum yaşamış mıydınız? İngilizce bu dilin yanında bebek işi gibi gelmeye başladı. Bende mi sorun var acaba? Okuma olarak durum daha iyi. Sağ olun.
0
dissendium
(17.03.23)
Youtube’ta goethe institut’ün sertifika videolarındaki yöntemle çalışın. Dil seviyenize göre 100-150 kelimeyi kartlara yazın. Sonra karıştırıp bir kart seçip önce soru cümlesi sonra düz cümle kurun veya o sorunun cevabını verin ama evet hayır gibi basit bir cevap olmasın. Örneğin: doktor kelimesi için “şehir merkezindeki hastanenin doktorunu tanıyor musun?” gibi uzatın. Cevabı da yine uzatarak verin “Evet tanıyorum. Dün onu kahve içerken gördüm.” gibi.

Daha ileri bir seviye için de bir konu seçersiniz. Örneğin burçlar. Sonra bu konuda akıcı konuşmaya çalışırsınız. Böylelikle o konuya dair terimleri de öğrenmiş olursunuz.

Ben bu şekilde aklıma ilk gelen senaryoya ait cümleyi kurmaya çalışıyordum. Bu sayede hem akıcı oluyordu hem de bilmediğim kelimeleri de öğreniyordum. Sonra o kelimeleri de artikelleriyle beraber karta yazıp ekliyordum. Bence tek başınıza yapabileceğiniz en etkili çalışma budur. İmkan ve zaman varsa kursa gitmek en güzeli.
0
ruhen hastayim ben
(17.03.23)
üçüncü bir dili öğrenmek ikinciye göre her zaman daha zor oluyor sanırım. bende de aynı sorun vardı, ben kelime eksikliğinden olduğunu düşünüyorum. nihayetinde ingilizceyi kaç senedir biliyorum, kelime dağarcığımda haliyle daha fazla. oturup kelime ezberlemek belki faydalı olabilir çünkü almancada fazla zaman kipi yok zaten, onu çözdüyseniz sorun kelime olabilir sizin durumunuzda da
0
Olric
(17.03.23)
1.5 - 2 seneden sonra yavaş yavaş ama akan cümleler kurmaya başlarsın. Gerçekçi hedefler koy kendine, o kursu almanya'da alsan bile 3-4 ayda akıcı cümle kurman zor. (C1 almancam var oradan hareketle)
0
roket adam
(17.03.23)
Günlük tutun. Konuşma pratiği yapma fırsatınız varsa preply falan üzerinden yapın. Günlük kesinlikle tutun ama.
0
anten
(17.03.23)
B2 kurunda en geç b2 bitince dili çözülüyor insanın. Eğer almanca konuşulan bir ülkede yaşamıyorsan, kurstaki herkesle türkçe ya da ingilizce bilmiyormuşçasına hep almanca konuşmayı kararlaştırıp bolca vakit geçirmeye çalışabilirsiniz. Bunu yapanlar zar zor anlaşsa da b1 den itibaren ciddi iletişim kurabilecek akıcılığa erişiyorlar. Gerçekten ne kadar kullanırsanız o kadar çabuk oluyor. Yapamıyorum dememek yetersiz de görseniz öğrendiğiniz şeyleri kullanmaya zorlamak gerekiyor.
0
bitanisanseversin
(17.03.23)
Ben de 6 aydir ogreniyorum. Gece fiil cekimleri yaptigim kabuslar goruyorum. Gercekten dedikleri kadar varmis. Grameri ne kadar iyi ogrensem de basit cumleler dahi ikina sikina cikiyor.
0
congratulationsyouwon
(17.03.23)
Kursa gitmiyorum bu arada. Kendim öğreniyorum.
0
🌸dissendium
(17.03.23)
Almanya'da 6 senedir cümle kuramayan Türkler var.
0
abi bi dizi buldum on numara
(18.03.23)
(2)

şiir dergileri

gule gule
merhaba, günümüzde yayınlanan şiir dergisi veya içinde şiirler paylaşan edebiyat özelinde nitelikli sayılabilecek dergiler var mıdır, varsa isimleri nelerdir? özellikle 90 sonrası doğumluların görece genç şairlerin şiirlerinin yayınlandığı.
merhaba, günümüzde yayınlanan şiir dergisi veya içinde şiirler paylaşan edebiyat özelinde nitelikli sayılabilecek dergiler var mıdır, varsa isimleri nelerdir?

özellikle 90 sonrası doğumluların görece genç şairlerin şiirlerinin yayınlandığı.
0
gule gule
(17.03.23)
buzdokuz
sadece şiir
0
black holes in the sky
(17.03.23)
varlık dergisi hala çok iyidir.
0
anten
(17.03.23)
(9)

Beyin ameliyatı sonrası davranış değişikliği?

Bartebly
Merhaba;Kardeşim yaklaşık 1.5 ay önce beyin ameliyatı geçirdi. Beyninden 2 cm kadar bir kitle alındı ancak henüz pataloji sonucu çıkmadı. Ameliyattan sonraki 3. haftada ciddi davranış değişiklikleri belirmeye başladı. aşırı yemek yemek, aynı cümleleri sürekli tekrarlama, çabuk sinirlenme ve anlaşılm
Merhaba;

Kardeşim yaklaşık 1.5 ay önce beyin ameliyatı geçirdi. Beyninden 2 cm kadar bir kitle alındı ancak henüz pataloji sonucu çıkmadı. Ameliyattan sonraki 3. haftada ciddi davranış değişiklikleri belirmeye başladı. aşırı yemek yemek, aynı cümleleri sürekli tekrarlama, çabuk sinirlenme ve anlaşılmadığını belirtmek, karşı tarafı dinlememe gibi... Ameliyatın bu tür davranış değişikliklerine sebep olup olamayacağını sorduk ameliyatı yapan doktora ve onkoloji profesörüne ancak iki hekimde ameliyatın bunu tetikleme ihtimalinin düşük olduğunu ve psikiyatri desteği almamız getektiğini söylediler. Benzer süreci yaşayan varsa deneyimlerini paylaşırsa çok sevinirim.

Çok teşekkürler.

Eşit: arkadaşimin sorusu.
0
Bartebly
(16.03.23)
Patoloji, operasyonun ayrıntıları (biyopsi mi tümüyle çıkarmak mı) ve kitlenin yeri bilinmediğinden, yanıtlamak zor.
Operasyondan üç hafta sonra yakınmaların başlaması nedeniyle yeni görüntüleme de gerekebilir.
0
pro9it9is9
(16.03.23)
Ben saglikci vs degilim ama beynin calismasi ile alakali okudugum kitaplarda boyle ameliyatlarda karakter degisiminin olasi oldugunu duymusum.
Ama hemen olmayip sonradan gelismesi durumu degistiriyor olabilir tabi.
0
zimbirik
(16.03.23)
Alinan bolgenin tibbi olarak neresi oldugunu iletebilirseniz bu soruya biraz olsun yanit alabilirsiniz. Su haliyle cevap vermek mumkun degil pek.
0
gibicibicis
(16.03.23)
Uzman değilim. Ancak beynindeki iyi huylu(!) tümôr amileyatla alınan iki yakınınımda da (biri 30 yıl evvel, diğeri 5-6) ameliyat sonrası davranış değişiklikleri oldu aynen bahsettiğiniz gibi. İkisi de zamanla geçti. Rayına oturdu. Ama tabii zilyon çeşit beyin ameliyatı var. Kardeşinizinkinde durum nasıldır, bir şey diyemem. Çok geçmiş olsun...
0
yadigar
(17.03.23)
Sağ temporal lob tan 2 cm büyüklüğünde bir lezyon alınmis
0
🌸Bartebly
(17.03.23)
Çok normal. Şunu okuyun derim www.kitapyurdu.com
0
spankenstein
(17.03.23)
Normalde beyin ameliyatının karakter/davranış değiştirme ihtimali var ama
konusunda uzman iki doktor ihtimal düşük dediğine göre, beynin muhtemelen görece risksiz bir kısmıyla oynandı. yine de ameliyat kaynaklı bir değişim olduysa düşük ihtimal tutmuş manasına geliyor ki o da mümkün.
0
vizivozo
(17.03.23)
her şeye de inandırmayın kendinizi de çocuğu da.
0
sanemz
(17.03.23)
Oluyor... Babamda da yaşadık.

Tabii ciddi bir ameliyatın sonrasında psikolojik olarak da bir etki olabilir.
0
anten
(17.03.23)
(4)

Amerika iş fikri

UriahHeep
Sizce Türkiye de üretilip ABD pazarında en karlı ne satılır?Türkiye ve Abd de şirket kurduğumuzu düşünsek.
Sizce Türkiye de üretilip ABD pazarında en karlı ne satılır?
Türkiye ve Abd de şirket kurduğumuzu düşünsek.
0
UriahHeep
(16.03.23)
Erkek arkadaşımın abd de kurduğu bir şirketi var türkiyeden yazılım ihracatı yapıyor. Yat sektöründen eczacılığa kadar çok fazla alanı var.
0
ruhen hastayim ben
(16.03.23)
Urun olarak;
Daha kolay olarak tekstil urunleri ve kozmetik urunleri, dogal urunler, sabun vs...
Biraz daha ugrasli ve masrafli yoldan mobilya

Ya da hizmet, call center, it destek vs... Bir tanidik bir sehirdeki taksi hizmetlerinin telefon operasyonunu turkiye'den idare ediyordu mesela.
0
mirafiori
(16.03.23)
Birçok aşamasını en iyi bildiğiniz iş en karlı iştir derler.

Şu an tekstilden gıdaya, otobüsten, mermere hatta hizmet sektörüne kadar onlarca ürün ve hizmet sayabilirim ama hangisini biliyorsunuz? Tedarikçisini, nakliyecisini orada pazarlayacak adamı networkü tanımanız önemli.

Atıyorum ben diyeceğim ki tekstil... Ama ben işi bildiğim için, tedarikçi tanıdığım olduğu için 50 cent'e mal ediyorumdur. siz piyasayı bilmediğiniz için 2 dolara mal ediyorsunuzdur.

bir de bazen üretmek yerine önce ürün almak isteyen müşteriyi bulmak, atıyorum otellere sabun, şampuan vs satacaksınız. Gidip önce fason üretecek üreticilerden fiyatlar alın. Pazarlık yapın. Sonra o fiyat teklifleriyle birkaç butik otele gidin ürün numunelerini gösterin, fiyat teklifi verin. Siparişleri alın, kendi markanızla şişeletip satmak da bir yol. Ama sektörü bilmek yine önemli.
0
anten
(16.03.23)
Doğru sorular doğru cevapları getirir. En karlıyo değil satabileceğimiz ürünü arayın. Bana kalsa doğal taş takı en karlisi. Ama sen satabilir misin mesele bu.
0
deer hunter
(16.03.23)
(9)

Ümraniye kiralık ev

deepex
Ümraniye de suriyeli bir ailenin kaldığı çok merkezi konumda dublex bir dairemiz var.raiçi şu an 10 bin tl ye 3 dakikada kiralarlar. suriyeli arkadaşımın ödediği kira 3.500 tl. her artış ayı hep ağladı ve 5 senede geldiği rakkam 3.500.ama arkadaşın sosyal medyadaki fotolara bakıyorum benden çok daha
Ümraniye de suriyeli bir ailenin kaldığı çok merkezi konumda dublex bir dairemiz var.raiçi şu an 10 bin tl ye 3 dakikada kiralarlar. suriyeli arkadaşımın ödediği kira 3.500 tl. her artış ayı hep ağladı ve 5 senede geldiği rakkam 3.500.
ama arkadaşın sosyal medyadaki fotolara bakıyorum benden çok daha kaliteli giyiniyor.kapalı çarşıda çanta satışı yapıyor çantalar 5 binden başlıyormuş dibi yok fiyatların. olm madem 5 den çanta satıyorsun bana niye acındırıyorsun kendini kira konusunda dediğimde abimsin şöylesin böylesin.
bu gün yine gevşek gevşek foto koymuş sinirlendim kiran 7 bin dedim abi naptın %100 zam olurmu felan filan. yapmadığım yıllara say dedim.ödeyememler falan.
dedim 5 bin kira ve kontrat bitimnde çıkaaksın dedim ok dedi..
üzülmemi gerektirecek bir durum var mı.aşşağılık ev sahiplerinden olmak istemiyorum.
0
deepex
(16.03.23)
suriyelilerin ülkede fiziksel olarak bulunmaları bile bizim onlara bir lütfumuz. ne yani bir de bedavaya ev mi vericen?
0
sert siyah krom
(16.03.23)
suriyeli olmasından bağımsız olarak, bir kiracıya gerçekten zam yapabileceğin tek yıl 5. yılın. 5. yıl dışında devlet 10 yıl boyunca maksimum tüfe kadar (hatta son 1.5 senedir max %25) zam yapmana izin veriyor. 10 yıl dolmadan herhangi bir haklı sebep sunmadan çıkartman mümkün değil. adam 5. yılı bu şekilde atlattıysa, bir beş yıl daha rahatlıkla eve çökebilir, sen de hiç bir şey yapamazsın. buna hazırlıklı olarak ilerle derim.

üzülecek bir şey yok, çok hesap kitap yapmana da gerek yok zaten yasa çok net ve açık, hukuki haklarını bil ve uygula yeter. 5. yılda rayice yaklaştıracak bir zam yapmak senin hakkın, bunu yapmazsan 10 yıl boyunca bunun sıkıntısını yaşarsın.
0
roket adam
(16.03.23)
bence adamın milliyetinin burada bir önemi yok. Türk de olabilir bu kiracı, bu durumda düşük kiraya oturan türkler de var.

Adamın işinin de bir önemi yok. Adam ayda 100.000 kazanıyor da olabilir.

Burada kilit konu sizin adamla yaptığınız anlaşma. Maalesef Türkiye'de ev sahipleri kira kontratının ticari bir sözleşme olduğunu unutuyor. Siz bu adamla bir sözleşme yapmışssınız. Bu sözleşmenin şartlarını beraber kararlaştırıp altına da imzayı atmışsınız. Türkiye'de kira yönetmelikleri, bu konudaki artış şartları da belli.

Enflasyon? Bu bir ihtimaldir her zaman piyasanın değişme ihtimali vardır ve her yatırım gibi gayrimenkulun de bu tarz riskleri var. Bunları da öngörmek ev sahibinin derdi kiracının değil. Gayrimenkul her zaman çok kazandıracak diye bir kural yok maalesef gayrimenkul sahipleri öyle olmasını umuyor ama öyle değil.

Evi tutan isterse acun ılıcalı olsun. Siz adamla kira 5 senede 3500'e varacak şekilde bir anlaşma yapmışsınız. Sözleşmede "gelirin şu kadar olursa kiran bu olur" diye bir madde yok ki... Adamın gelirinin, milliyetinin, su an civardaki ev fiyatlarının da sözleşmeyle alakası yok. Ha 5 sene dolmuş kira düşük kaldıysa rayiç belirleme için yollar var ona bakabilirsiniz.

Adam tüccar olduğu için pazarlık konusunda da iyiymiş işte bir şekilde ikna etmiş sizi artışlarda.

Mesela şöyle düşünün, ben bir tedarikçiyim. Domates satıyorum. Bir restoran benden 2 ton domates için kilo başına 2 tl fiyat veriyor. Anlaşıyoruz. Aradan zaman geçiyor bakıyorum ki bu adam çok zengin. Ne diyeyim? Adama gidip sen lüks restoranmışsın, tabağı 500 liraya çorba satıyorsun bana daha çok öde mi diyeyim? Sizce adam sözleşmeyi göstermez mi bana? Arada hiçbir fark yok.
0
anten
(16.03.23)
aşağılık değilsin. yapıştır geç. çünkü bugün yasa yasa diyenler yarın tam tersi bir yasa olsa takmayacak bunu. kiracı da böyle. sana ağlarken çantaya 10 lira indirim yapmaz. kimsenin derdi yasa da değil.

ayrıca anlaşma bir şeyi değiştirmiyor. anlaşma var tamam da anlaşmanın için boşaltılmış o ne olacak? bir miktar paraya anlaşılıyor ama o paranın içi boşaltılıyor. bu amlaşma değişmiş oluyor gibi.

ayrıca çıkartabilmenin yolları var yasal olarak. kardeşine satarsın. yeni ev sahibi olarak oturacak yeri yoktur vs. çıkartırsın bir şekilde.
0
hknty
(16.03.23)
@anten

"Mesela şöyle düşünün, ben bir tedarikçiyim. Domates satıyorum. Bir restoran benden 2 ton domates için kilo başına 2 tl fiyat veriyor. Anlaşıyoruz. Aradan zaman geçiyor bakıyorum ki bu adam çok zengin. Ne diyeyim? Adama gidip sen lüks restoranmışsın, tabağı 500 liraya çorba satıyorsun bana daha çok öde mi diyeyim? Sizce adam sözleşmeyi göstermez mi bana? Arada hiçbir fark yok."

bu ikisi aynı şey değil. kiracılar durumum yok vs. diyerek acındırıyor. ödeyemem diyerek indirim istiyor. e bakıyorsun sonra rahat bir hayat yaşıyor. madem öyle bu adam da indirim yapmazdı. aynı şey değil iki durum.
0
hknty
(16.03.23)
Yasalar neyse onu talep edebilirsiniz. Kabul etmezse dava açılır mahkeme karar verir. Kişinin kaç parasının olduğunun hukuken bir önemi yok. Milliyetinin de hiç ama hiç önemi yok.

Kiracıya indirim yapma ihtiyacınız yoktu, yapmışsınız hata olmuş. Bundan sonra yapmazsiniz.
0
logisticsmanager
(16.03.23)
@hknty inanin fark yok ikisi de bir alisveris sozlesmesi. Sozlesmenin iki tarafi var, bir taraf kendi cikarini korumadan imza atinca digeri onu dusunmez ki. Muzakere etmeyi bilmeyen bir kulturumuz var, bunlari bastan konusmuyoruz.

Adam kendini acindirmayi pazarlik kozu olarak kullanmis basarmis. Ha bu arada bir sebep sunmak zorunda da degil. Ev sahibi istedigi fiyati soyler, kiraci odeyebilecegi fiyati soyler is konusulur cozulur ya da cozulmez. Adam evin bahcesine helikopterle bile iniyor olsa su an ben bu fiyata anlastim pasa gonlum boyle istiyor odemem der yine hakli. Anlatmaya calistigim sey o maalesef, cogu ev sahibi kira sozlesmesinin niteliginin farkinda degil.

Kiraci kendi cikarini, ev sahibi kendi cikarini yasal sinirlar icinde korur. Tabii ki ev sahibinin yapabilecegi seyler var.

5 sene dolmus, kira tespiti isteyebilir. Bilirkisi inceler, bir kira belirler geriye donuk talep eder. Ama evin rayicini dusuk gostermissinizdir mesela o zaman, komik bir zam alma ihtimali de var. Surec bir seneyi buldu ve diyelim ki enflasyon costu. Talep ettiginiz para yine dusuk kalabilir bu da ihtimal.

Evi devredin denmis. Dogru yapilabilir. Ama bu da bedava degil, cunku kardesinize devrederk3n bile tapu harci odersiniz. Bu da iki tarafin da yani devredenin de devralanin da rayicin %2sini odemesi demek. Bazi durumlarda bu odeme zamli kiranin getirisini goturuyor. Oturur bakarsiniz kiraci 2 sene daha otursun daha ii dersiniz. Bu arada evi devrettiniz diyelim kiracinin sizle olan sozlesmesi biter. Ama yeni ev sahibi de hemen cikaramaz ve kiraci birkac ay daha oturabilir yasal olarak. Sizin beklediginiz kari almaniz 2 seneyi bulabilir yani. Rayici bilmeden konusmak zor ama bu ihtimaller de var.

Her sey yolunda gitti sizin icin yeni kiraci buldunuz... adam odeyecek mi bakalim soz verdigi ucreti.

Ben hem kiraci hem ev sahibi olarak yaziyorum bunlari. Bir de ailemde gayrimenkul sektorunde insan bol. Dedigim gibi cogu ev sahibi bu sozlesmelerin baglayiciligini bilmeden atiyor imzayi. Bir de gayrimenkul hakkaten zor bir yatirim. Herkes ev alinca surekli cok getirisi olacak saniyor ama bu is oyle degil iste. Her yatirim gibi bunun da riskleri var, kar beklentisinin yaninda zarari da goz onunde bulundurmak ona gore hesap yapmak lazim bunu qnlatmaya calisiyorum.

Sozum meclisten disari ama bircok ev sahibi bir alisveris yapildigini da dusunmuyor. Kiraciyi eve muhtac, ev sahibinin her istegine kafa sallamak zorunda saniyor. Ama degil iste. O yuzden kosullari riskleri, ekonominin gidisatini dusunerek sozlesme yapin. Muzakere edin bastan.

Yine sozum meclisten disari ama eminim ve goruyorum da, bu durumu yasayan ev sahibi gidiyor yuksek fiyattan bir kiraci buluyor yine ayni hatalari yapiyor. 3 sene sonra kira yine dusuk kaliyor boyle donup duruyor.

Halbuki cok basit, kontrata kiraciyla orta yol bulup enflasyon su orani g3ctiginde kira artis orani bu olacaktir, bunu gecmediginde bu olacaktir yazmak zor degil. Ha ama devlet bi yasa getirir kira artisi bunu gecemez diye... yasa>sozlesme. Yine zarar.

Keza kiraci icin de boyle. Ben mesela daha once depozito sorunu yasadim, simdi kira kontratina sozlesme sonunda alacagim depozito oranini yazdirdim ongordugum enflasyon oraninda. Kontrati ne zaman bitirdigimiz fark etmez benim alacagim belli. Ev sahibim basta sasirdi, once mirin kirin etti, biraz pazarlik ettik yillik kiranin birazini pesin odemeyi onerdim kabul etti. Pazarlik hakkimi kullandim.

Ama benim kiracim boyle bir taleple gelmedi, dedigim gibi kendi cikarini korumak kendi bilecegi sey. Ama iyi de bi iliskimiz var ben de bu yil civardaki herkes %100 zam yaparken %25 yaptim. Cunku duzenli odeme yapan, sorunsuz kiraciyi kacirmak istemedim.

O yuzden diyorum gayrimenkul garanti yatirim algisiyla hareket etmek buyuk hata. Bana gore gayrimenkul oldukca riskli bi yatirim. Yanlis anlamayin sadece butun ihtimaller ustunden dusunmek lazim onu anlatmaya calisiyorum.

Ben sizin yerinizde olsam duygusal tepkiler yerine once adami alir pazarlik ederim. Cunku cikartmak icin cok ugrasirsiniz 5 senelik bi kiraciyi. Ama tum kozlarimi kullanirim.

Yine de duzenli kira odeyen ve durumu ii bir kiraci, yuksek odeme vaadi veren tanimadigin adamdan iyidir. Su an piyasa oyle ki, insanlar odeyemecegini bile bile evsiz kalmamak icin ev tutuyor.

Daha sozlesmenin 1 senesi dolmadan odeme sorunu yasayan ev sahipleri var ki bu adamlar full zararda. Kiraciyi cikartmaya ugrasacak, o arada kirayi alacak ya da alamayacak. Ya da cok sonra alacak. Ev 1 sene bos dursa en azindan o stresi yasamaz.
0
anten
(16.03.23)
5 yıla kadar kira artışı TÜFE ile sınırlıdır, 5 yıldan sonra rayiç kira bedeli tespit davası açılabilir. Kanun bu şekilde. Bence bugüne kadar kiracıya kanunen haklarını vermişsin sırada kendi hakkını almak var. Bu seni vicdansız/aşağılık ev sahibi yapmaz.

Kanunun sana böyle bir hak verdiğini, mahkeme yoluna gidilirse konunun uzayacağını, masrafların kiracının üzerine kalacağını belirt. Çevredeki konutlar ne seviyedeyse o civarda uzlaşmaya çalışın. Üzülecek birşey yok şartlar hepimiz için ağır.
0
Lethe
(17.03.23)
nereli olduğu önemsiz. fazla kibar ve duyarlısın sanırım, dava açsan 10 -13 kira belirlenir ve dava masrafını öder, kiranı söyle ve al olmuyorsa çıksın.
0
babafingo
(17.03.23)
(13)

Standart Dışı Köy?

birisi
Merhaba,Malum deprem felaketini yaşayıp çok şükür sorunsuz atlatmış bir aileyiz.Herkes gibi bizim de aklımızdan acaba kırsala mi gitsek diye düşünceler geçiyor ara ara. Meslek öğretmenlik olduğu için nispeten daha kolay olur gibi geliyor.Ancak neresi olabilir bilmiyoruz. Benim köyüm yok. Eşimin var
Merhaba,

Malum deprem felaketini yaşayıp çok şükür sorunsuz atlatmış bir aileyiz.

Herkes gibi bizim de aklımızdan acaba kırsala mi gitsek diye düşünceler geçiyor ara ara. Meslek öğretmenlik olduğu için nispeten daha kolay olur gibi geliyor.

Ancak neresi olabilir bilmiyoruz. Benim köyüm yok. Eşimin var ama orasi da bizim için uygun bir yer değil. Herkesin sürekli herkesin hayatına karıştığı, dedikodunun ve hayata müdahalenin çok uçlarda olduğu bir yer.

İnsanların bizi inanç, kılık kıyafet, yeme içme vb konularda gözetlemeyecegi, dedikodumuzu yapmayacağı, hayatımıza müdahale etmeyeceği, tam tersi bizi güzelce kabul edip farklılıklara saygı duyarak keyifle muhabbet etmeye, arkadaş olmaya çalışacağı bir köy veya kasaba var mıdır güzel ülkemizde?

Yoksa bunlar sadece bir hayalden mi ibaret?
0
birisi
(15.03.23)
Sadece son soruna cevap vereyim.

Evet.

İlla ki olsun dersen Kırklareli köylerine bir bak derim.
0
Mirket
(15.03.23)
kirsaldaki binalar daha mi iyi sanki. guneydogudaki koylerdeki binalar da yikildi iste.

ayrica ogretmenseniz istediginiz koyu secebiliyor musunuz ki, atama yok mu.

"ictigimizi gozetlemesinler, dedikodumuzu yapmasinlar, farklililklarimiza saygi duysunlar vb..." kismina yorum yapma geregi duymuyorum.
0
hot potato
(15.03.23)
o koy turkiyede yok kardesim veya alevi koylerinden falan bulacaksin. mardin olabilir bak
0
ala09
(15.03.23)
Bu aralar ev alma düşüncemiz vardı. Şehirde apartman dairesi almaktansa uygun bir arsa bulup müstakil ev yaptırmak niyetiyle sordum sorumu.

Evet direk köy seçip atanma şansım yok ama en azından bazı yerler belirleyip onlara tayin olmak için uğraş verebilirim.

Herhangi bir köyde birkaç gün yaşayan veya Müge Anlı programlarını az çok bilenler sorumda ne sormak istediğimi gayet iyi anlamıştır diye düşünüyorum.
0
🌸birisi
(15.03.23)
Muğla Köyceğiz köy mü bilmiyorum ama bütün üst gelir Kadıköy, Cihangir, Feriköy tayfa orada.
0
guitarissimo
(15.03.23)
Ben kendi köyüme yaptırdım ev, gayet huzurla yaşanabilecek bir yer.

Fakat Müge Anlı izleyip, oradan çıkan tek tük örnekleri genel-geçer şeyler sanıp, bunun üzerinden üstten bakar bir tavırla "bizi rahat bırakırlar mı" diye yaklaşıyorsan herhangi bir yerde rahat etme şansın yok diye düşünüyorum.

En basitinden gittiğin yer köy. Köy hayatı ile şehir hayatı farklı şeyler. Adapte olamayacaksan köye gitme. Yok gidiyorsan da köy sana değil, sen köye uyum sağlayacaksın. Öbür türlü sen oranın huzurunu bozmuş oluyorsun. Zaten köylerde de insanlar "yabancılar gelse de buraya yerleşse" diye dört gözle beklemiyorlar :) O yüzden en önce senin gittiğin yerin kültürüne saygı duymayı ve uyum sağlamayı göze alabilmen gerekiyor. Yoksa TR'de zencilerin, transların, gaylerin yaşadığı köyler de var, Almanya'dan Kars'a gelin gelen de var, var oğlu var yani.

Ama dert müstakil evse şehirde de var müstakil ev.
0
plutongezegendegilmi
(15.03.23)
inebolu ya bir bakin derim, koy degil ama kasba olarak bence cok guzel, potansiyeli var, hazir mustakil evler de var yaptirmaniza gerek kalamyabilir.
0
mavicorap
(16.03.23)
İzmir Şirince veya Urla/Bademli belki olabilir (Köyceğiz uymaz bence).

Ama Türkiye dışına bile çıksanız köy köydür. İnsan sayısı az olduğu için, gözetleme, dedikodu, filan falan demişsiniz ya, mutlaka rahatsız eder.
0
alfired
(16.03.23)
İznik'in köylerine bakabilirsiniz. İstanbul'dan birçok beyaz yaka oraya da göçüyor ve henüz çok bilinmiyor. Tabii yine de köy köydür, insanlar birbiri hakkında illa ki konuşur.
0
jangbogo
(16.03.23)
Herkes olumsuz yazmış. Fakat muglanın güzel köyleri var. İzmirin de güzel köyleri var. Köy olmasada güzel ilçe ve kasabalar var. Urlayı ve karaburunu inceleyin derim. Sizin hayalinizi okuyunca aklıma direk Karaburun geldi
0
limonlu eksi
(16.03.23)
Bu dediğiniz insan tabiatına aykırı. Kuzenim Avrupa'da bir köyde yaşıyor orası da aynı:)

Özellikle küçük yerlerde insanların bol bol vakti olduğu için yapacak çok da bir şey olmadığı için birbirlerine sarıyor.

Bu dediğinize en yakın yerler bodrum datça falan gibi biraz daha eğitimli insanların yerleştiği köyler. Ama orada da aynı muhabbetler var emin olun:D
0
anten
(16.03.23)
Bu dediğinize en yakın şey köy değil nispeten küçük adalar olabilir. Bozcaada gibi ama mesela Gökçeada değil.
0
elestirman
(16.03.23)
çanakkale ya da balıkesir düşünün ama ada düşünmeyin. yaz ayları dışında çok büyük mahremiyet yaşarsınız. kışları, fırtınalarda sıklıkla adada mahsur kalırsınız. hastane vs yok.
0
co2s2
(16.03.23)
(4)

Araba ile Yunanistan vize isleri

morinyo
Arkadasimla arabayla Yunanistan’da bir tur yapmak istiyoruz. Benim vizem var fakat arkadasimin vizesi yok. Kendisinin ilk Schengen basvurusu olacak. Vize basvurusunda seyahatin araba ile yapilacaginin aciklanacagi bir mektup ve otel rezervasyonlarini sunmak yeterli olur mu? Daha once araba ile tur i
Arkadasimla arabayla Yunanistan’da bir tur yapmak istiyoruz. Benim vizem var fakat arkadasimin vizesi yok. Kendisinin ilk Schengen basvurusu olacak.

Vize basvurusunda seyahatin araba ile yapilacaginin aciklanacagi bir mektup ve otel rezervasyonlarini sunmak yeterli olur mu? Daha once araba ile tur icin Schengen’e basvuran oldu mu?

Yoksa fake ucak rezervasyonu ile sanki hic araba ile gidilmeyecekmis gibi basvurmak daha mi saglikli olur?
0
morinyo
(14.03.23)
yunanistan adaları için kuşadasındaki feribot firmalarını arayın onlar sizi yönlendiriyor. vizeyi uçakla al buradan arabayla gidersen benzeri akıllar veriyorlar. kuşadasında vfs global vize ofisi de var.
0
mikahakkinen
(15.03.23)
Biz geçen sene arabayla gittik Yunanistan'a.

Vize alırken arabayla ilgili bir tek ruhsat fotokopisini vermiştim sanıyorum. Arabayı hiç karıştırmasanız da olur bence. Uçakla gidecekmiş gibi rezervasyon yapmakta sakınca yok.
0
chicha_v2
(15.03.23)
Tur firmalarından alın vizeyi ücreti neyse verip. Bir şey atlamak çok olası çünkü başkasının arabasında seyahat falan ruhsatı verecek, dilekçe yazması gerekecek tek başınıza çok karışır.
0
anten
(15.03.23)
5 sene önce arabayla gitmiştim ve bu sene tekrar gitmek için bu sabah tekrar kontrol ettim. Kosmos vize merkezinin internet sitesine girin, ulaşım şekli araba olarak seçince ne tür evraklar istendiği yazıyor. Araba size ait değilse, arac sahibinden vekalet almanız gerekiyor. Ve her halükarda araca yeşil sigorta yaptırmanız lazım. Çok teferruatli değil, ben aldığımda tur firmasına yaptırmadım, kendim yaptırdım. Yine kendim yapacağım, çok zor değil. Formu doğru doldurun, istenen evrak listesini eksiksiz hazırlayın, yeterli.
0
you shall not pass
(15.03.23)
(20)

TİP ne yapar sizce seçimde?

johndoe001
Her yerde yükselişine dair tweetler görüyorum, sözlük de aynı şekilde. Bir yankı odası meselesi mi 99 ÖDP'si gibi mi yoksa bir sürpriz yapabilirler mi?
Her yerde yükselişine dair tweetler görüyorum, sözlük de aynı şekilde. Bir yankı odası meselesi mi 99 ÖDP'si gibi mi yoksa bir sürpriz yapabilirler mi?
0
johndoe001
(14.03.23)
Minimum 10+ milletvekili çıkarır diyorum.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(14.03.23)
99 ödp'si döneminde seçim barajı %10'du ve ittifak sistemi yoktu. O dönemde çocuktum tabii de babam ödp'nin kurulma sürecinde yer alan birisi olduğu için az buçuk biliyorum o süreci, sonuç olarak insanlar seçim günü geldiğinde barajı geçemeyecek partiye oy verip oyları hiç etmek yerine baraj geçecek partiye verdiler.

Şimdi ittifak olduğu için baraj derdi yok. Hemen her ilde de 100 bin oy bir vekil ediyor. Bu durumda ittifak içinde akıllıca tasarlanmış bir planla hem ittifakın hem de muhalefetin oyunu bölmeden vekil çıkarılabilecek bir düzen elde edilebilir.

Bugün Sera Kadıgil youtube'da Gerçek Gündem kanalında konuşmuş onu izliyordum tam şimdi. O da bunu diyor. Ama sanırım ittifak içinde henüz tam anlaşmaya varılmamış bu konuda. Bi de HDP de kendi adıyla seçime girmiycek muhtemelen Yeşil Sol Parti olarak girecek seçime, onu da yarın duyuracaklar. Birkaç güne belli olur seçim planlaması.

Eğer mantıklı bir planlama yapılırsa %3 oy ile 10 küsür vekil çıkarabilir TİP. Oy pusulalarında kim nerde olacak o belli olsun, bi de seçim dönemindeki anketlere bakıp ona göre TİP'e verebilirim ben de.
0
nundu
(14.03.23)
HDP ile veya Millet ittifakıyla ittifak yapabilir. Aksi taktirde oyları bölmek ve barajı geçemediği için Meclis dışında kalmak kaçınılmazdır.

Tanınan isimleri Bağımsız aday olarak seçime girebilir ve o durumda 4 isim meclise girebilir.

Her durumda Mecliste grup kuracak çoğunluğu hiçbir şekilde yakalayamayacağı için insanların hoşuna gidecek birkaç etkili konuşma dışında Türk siyasi hayatında bir etkisi olmayacaktır.
0
Mirket
(14.03.23)
%1 bile alamaz. TR'de hiç bir karşılığı yok.
0
roket adam
(14.03.23)
Türkiye'de işçiler akp'ye veriyor, biraz daha hali vakti yerinde olan beyaz yakalı işçiler tip'e verirse verir. Bence yankı odası / algıda seçicilik.
0
nhk ni youkosu
(14.03.23)
tüm twitter'da aynı 1,5-2 milyon kişi var sürekli. kk'yi de babacanı'da rt'liyor tip'i de.
0
avatar is back
(14.03.23)
algıda seçicilik değil kesinlikle ve karşılığı yok da değil...
epeydir tüm partileri takip ediyorum; tip dahil. net bir şekilde popülerliği arttığı, çıkışları çok iyi...

O kadar ki son 15 gündür çok fazla programda yer alıyorlar ve spikerler de bunu telaffuz ediyor. yükselişteler. hedefleri %3 idi, en az +10 çıkaracaklarına inanıyorum
0
gadlemler
(14.03.23)
Sahadan bildiriyorum karsiligi yok.
0
unidentified floating object
(14.03.23)
Allık konuşulan gruplarda bile tipe oy vermekten bahsediliyor.
0
kullanıcıadımbuolsun
(14.03.23)
Roket adam benim bu dünyadaki tersyüzüm sanırım, bir insana hiçbir konuda mi katılmam, yüzde ikiyi bulabileceğini düşünüyor ve umuyorum, yüzde 3 olaganibir senaryo olur... Yüzde birin üstü de başarıdır...
0
hewit
(15.03.23)
bari matematiksel veri olsun diye google trendlere baktım, bugünlerde çok popüler 'görünen' Memleket partisini de yanına koydum.

trends.google.com

Lütfen bu başlık dursun 14 Mayıs'ta sonuçlar üzerinden de çıkarım yaparız.
0
nhk ni youkosu
(15.03.23)
tip'i değerlendirirken kendi şartlarına göre değerlendirmek lazım. yani tutup da %10'lara çıkacak hali yok maksimumu 5 alır o yüzden 5 alırsa inanılmaz başarılı demeli. 3 alırsa çok başarılı, 2 alırsa başarılı, 1 alırsa normal. bence insanlara vereceği oyun boşa gitmeyip mecliste vekil çıkarmaya yarayacağına ikna ederlerse -doğru bölgelerde kurulan mantıklı ittifaklarla ve bunları halka iyi anlatabilmekle yapılır bu- %3'ü görüp çok başarılı olabilir diyorum.
0
semaforo de medianoche
(15.03.23)
%1 alsin opsun basina koysun. %5 nedir arkadaslar yapmayin.
0
antikadimag
(15.03.23)
bence %2 iyi olur. twitter sosyal medya yanıltıcı.
0
mikahakkinen
(15.03.23)
antikadimag+1

%1 ve üstü başarıdır, aşağısı başarısızlık. sosyal medyaya bakacak olduğumuzda %110'lara dahi çıkabilir.
0
gule gule
(15.03.23)
Geçenlerde çok güvenilir bir pazarlama araştırmaları şirketinin başkanı şöyle bir tweet attı: "Twitter Türkiye'nin %20-25'ini yansıtıyor. Markalar bu mecrayı değerlendirirken bunu unutmasın" bence aynısı siyasi partileri de etkiliyor.

Diğer sosyal medya kanalları da, meta, instagram, tiktok insanlara ilgi duyduğu şeyleri gösteriyor. Yani son zamanlarda sosyal medyada çok fazla Tip içeriği görüyorsanız bunun sebebi algoritmanın sizin ve yakın çevrernizin bu içeriklere ilgi duyduğunu düşünmesi. Türkiye'nin değil sizin çevrenizi ve sizin ilginizi baz alıyor. Bu kanallar Türkiye için daha kitlesel yani herkes kullanıyor ama algoritma faktörü var.

Mesela algoritmayı şaşırtın, görüşünüzün tam tersi içeriklere bakın. Bir anda hiç görmediğiniz bir siyasi dünyayla tanışacaksınız. Aynısı onlar için de geçerli. Siz tip içerikleri görüyorsunuz ama emin olun haberi bile olmayan milyonlar var.

Bir de şöyle bir durum var, TİP işçi partisi olmasına rağmen Cihangir ve Moda'da yaşayan solcu görünümlü liberallerin sempatisini kazandı. Cihangir ve moda solcuları dediğimiz kitle yani:) Bunun şöyle bir etkisi de var, buralarda reklamcı, pazarlamacı, sosyal medyacı, dijital pazarlamacı popülasyonu fazla. Haliyle TİP'in sosyal medya içerikllerini de muhtemelen bu kitleden birileri hazırlıyor. Biraz bu kitlenin kendine yaptığı içerikler yani.

Meslek gereği Türkiye demografisiyle çok içli dışlıyım, ben kişisel olarak TİP'in çok sınırlı bir kitlede karşılığı olduğunu düşünüyorum. AYnen 99 ÖDP'si çok doğru örnek. %1 alırsa büyük başarı. %2 alırsa zaten %100 bir artış sağlamış olur:) Partinin son dönemde görünür olduğu doğru ama sadece bu kitle için değişik bir alternatif olabilir.

Yukarda google trends linki çok doğru bir örnek. Google türkiye'nin bilinçaltını yansıtıyor herkes kullanıyor genç yaşlı... %100 güvenilir bir veri değil ama dikkat alınabilecek bir oran bu.

Türkiye'de siyasi partiler de, seçmen de gazeteciler de veriyi dikkate almıyor ya da yorumlayamıyor. Ya da en fenası işine gelen veriyi baz alıyor. Herkes çok romantik bakıyor mevzulara TİP'in durumu da öyle.

Bir diğer kişisel yorumum da şu, türkiye'de ideoloji odaklı partilerin yüksek oy alma ihtimali hiçbir zaman olmadı, olmaz da. Mesela Saadet partisi, mesela milliyetçi partiler, mesela sosyalizm üzerine temellenen partiler. İşçi partisi de "işçi" kimliğinden önce sosyalist kimliğini inşa ettiği için, hala soğuk savaş paradigmalarıyla kendini inşa ettiği için büyük kitlelerce benimsenmesi mümkün değil. maalesef sağ muhafazakar partiler gibi, sol partiler de kendini geliştirmekte çağı yakalamakta başarılı değil. İşçi sınıfının mücadelesini de soğuk savaş sosyalist bakış açısına sıkıştırmak da doğru değil. Siyasi görüşler, ideolojik tezler ddogmatik olmamalı. Türkiye'de çok tipik ve sığ bir sol algısı var sol partiler bile çok basmakalıp bakıyor. Sadece wikipedia'da bile left-wing political views yazınca 50 farklı yaklaşım çıkıyor. Yani şu an TİP gibi ideoloji odaklı partilerin yepyeni bir siyasi yaklaşım getirmeleri lazım ama yapamıyorlar. Yapamadıkça da eski ve ideolojik kör kalıyorlar.

Yani şöyle düşünün, 2000 yılında doğmuş insanlar oy kullanacak bu seçimde. Bu adamda TİP'in şu anki ideolojisinin ya da konuşma şeklinin karşılığı yok ki. Z kuşağı serbest girişimciliği ya da gig ekonomisini, serbest çalışmayı en çok kovalayan kuşak. 30 yaş altı şirket kuran insan sayıları giderek artıyor mesela. Bu adama TİP bir şey vadetmiyor ki. Bu adamı liberal sol ya da sosyal liberalizm gibi Türkiye'de henüz benimsenmemiş ama ingitere ya da almanya'da aktif görebileceğiniz ideolojiler daha kolay tavlar.

Özetle TİP %1 falan alır. İttifak işi değiştirir tabi.
0
anten
(15.03.23)
%1 bile alamaz. twitterı türkiye sanıyor millet.
0
Hallegadola
(15.03.23)
%1.73 galiba son rakam.
4 milletvekili.
0
nhk ni youkosu
(15.05.23)
4 Milletvekili demişim, 14 Mart'ta
0
Mirket
(15.05.23)
akp ve mhp'ye yaradı.
0
Erestor
(15.05.23)
(10)

bu evleri nasıl alıyorlar?

baldan kaymak
2m tl altında ev yok.Bu evleri bu insanlar nasıl alıyorlar? Maaşlı işte çalışarak almak çok zor gibi geliyor.Merak ediyorum gerçekten nasıl oluyor bunlar?Karavanlar dahil 500k tl'den başlıyor ikinci elleri.
2m tl altında ev yok.

Bu evleri bu insanlar nasıl alıyorlar? Maaşlı işte çalışarak almak çok zor gibi geliyor.

Merak ediyorum gerçekten nasıl oluyor bunlar?

Karavanlar dahil 500k tl'den başlıyor ikinci elleri.
0
baldan kaymak
(13.03.23)
Artık birşey satmadan birşey almak mümkün değil.
eğer mesleğe yeni başlamış biriyseniz bırakın evi araba almak bile imkansız gibi birşey.
0
alicandan
(13.03.23)
belli bir yaşın üstündekiler artık alabiliyorlar. birikmişin üstüne banka + aile + arkadaş borçları ile. ortalama bu şekilde.
0
candide
(13.03.23)
türkiye’de çok iyi para kazanan ciddi bir kitle var. beyaz yakalı olup karı koca beraber -100 aylığı olanlar, küçük şehirlerde küçük müteahhit, mobilya işleri yapıp büyük para vuranlar, vs vs. 2m eskisi gibi büyük bir para değil yani.

eskiden de ev alamayan dar gelirli kesim şimdi de ev alamıyor çok değişen bir şey yok.
0
roket adam
(13.03.23)
dunyanin heryerinde belli basli sehirlerde durum boyle, bence biz hala bircok acidan basindayiz bu isin, daha da pahali hale gelecek.
0
cooperr
(14.03.23)
son 4-5 yıllık haberler ama aşağı yukarı bilgi verebilir. türkiye'de 23 milyon haneden 13 milyonu kendi evinde oturuyormuş. bir diğer bilgi ise ülkedeki kayıtlı konut sayısı yaklaşık 40 milyon. burda ilk akla gelen şey binlerce kişinin birden fazla evinin olması. sizin sorunuzda ise evet birikmiş bir para, arsa veya aileden kalan bir para - satılacak bir şey olmadıkça gerçekten çok zor.



www.emlakjet.com
www.yeniakit.com.tr
0
jepa
(14.03.23)
anadan babadan mirasları var ya da para döndürüp alıyor. 9 tane kredi kartı ve her bankadan ek hesabı var olan arkadaşım 2 milyona ev aldı. aylık ödemesi 20 bin falan.
0
mikahakkinen
(14.03.23)
Gelir dağılımında adaletsizlik derken bahsedilen bu. Alamayan hiç alamıyor, alan 2-3 tane alıyor, alamayana kiraya veriyor.

Türkiye'de kobi sınıfında bir esnaf, sanayici, küçük üretici mesela kendini çok zorlamadan ev alabilir. Hatta kredisiz trink parayla alır. Bugün bir sanayi sitesini gezin, hepsini silkelesen en azından yarısında anadolu'da ev alabilecek nakit çıkar kasadan.

Bir de büyük şehirlerde çok yüksek kazanan beyaz yakalı sınıfı var. Karı koca şu an 30'arbin kazanan bir çift de kendini biraz zorlasa ev alır. Birinin maaşını harcamasalar, her ay enflasyondan koruyarcak yani enflasyonun etkisini sıfırlayacak bir fona koydu diyelim. Yatırımla enflasyon yokmuş gibi düşünebiliriz. 24 ay ayda 30 binle geçinebilirlerse ki 15 kira 15 yaşam masrafları idare edilebilir ellerinde 720 bin olur. geri kalan 1,3 milyonu kredi yapıp 2 milyonluk bir eve girebilirler. Şu an halkbank ya da ziraat'ten 1,3 milyon kredi çekersen kampanyalı fiyattan 21.000 taksitle ödüyorsun. 30-30 kazanıyorlardı. 21000 kendi evinin taksidi, geriye 40000 tl kalıyor. (burada enflasyondan bağımsız düşündüm çünkü bu düzeyde beyaz yakalının maaş artışı zaten enflasyon oranında oluyor, ya da kazancını o ayarda bir fonda değerlendirirse zaten birikimi aynı oranda kalabiliyor)

bunlar dışında maaş dışında geliri olmayan ortalama kazanan bir çiftin ev alabilmesi epey zorlu çok iyi yatırım planı ve kararlılık gerektiriyor.

Şunu yapan insanlar tanıdım mesela işe başladığı gibi ilk maaşından itibaren yatırım yapıp 30-40bine arsa alıyor. 1 sene sonra enflasyon+%20 koyup satıyor başka arsa alıyor. Onları satıp daha büyüğünü alıyor. Böyle böyle elindeki nakiti büyütüyor. 10 sene içinde bir ev parasına ulaşıyor alıyor.

Ama bu biraz kişisel beceri işi yani herkes yapamaz, hem o iradeyi gösteremez hem gayrimenkul alım satımı yapmak, değerlenme ihtimali olan yer bulmak da marifet işi hem de üstüne kar koyup satmak baya tüccarlık. Bunu deneyip çok para yakan da oluyor saçma sapan yerler alıp.
0
anten
(14.03.23)
turkiye de bir suru zengin sirtlan var. paradan para kazaniyorlar. dusunsene 100 tane kirada evin var. onlarin geliriyle her ay 1 tane ev alabiliyorsun. kartopu gibi her ay daha da buyuyorlar
0
buenosdias
(14.03.23)
memleketleri o şehir olunca alınıyor daha önceden evi arsası kalan mirası olduğu için
sıfırdan almak için iyi maaşlar lazm
0
bir soru sorcam
(14.03.23)
anten'in söylediği mantıklı geliyor ama çevremde gerçekten 60-70 bin kazancı olan birkaç çift bunu yapamadı. Ya ev bulamıyorlar ya o krediyi alamıyorlar vs. O parayı kazananın gideri de çok olabiliyor duruma göre. Yani en ideal şartlarda, yeni evli (altın vs. gelmiş) borcu olmayan çocuğu olmayan düşük kiraya oturan çift bunu yapabilir o da kredi bulabilirse.

Tabii 2-3 yıl önce otomobil alabilmiş çiftler o konuda daha şanslı. İki araba olsa satsan al sana 1 milyon lira. Üstü de kredi.

Hep çift dedim, çünkü yalnız bunu başarmak imkansız sanırım.
0
nhk ni youkosu
(14.03.23)
(2)

Yabancı biri ile evlilik için gereken şartlar

my pink
Türk vatandaşı ile Türk olmayan biri evlenecek.ikisi de Türkiye'de değil ama nikahı orda yapmak istiyorlar.Türkiye ye sadece nikah kıymak için gidecekler, öncesinde gitmeyecekler.Nikah tarihi vs almak için şahsen mi gitmek gerekiyor?Hangi belgeler gerekiyor ve nerden alınıyor?
Türk vatandaşı ile Türk olmayan biri evlenecek.
ikisi de Türkiye'de değil ama nikahı orda yapmak istiyorlar.
Türkiye ye sadece nikah kıymak için gidecekler, öncesinde gitmeyecekler.

Nikah tarihi vs almak için şahsen mi gitmek gerekiyor?
Hangi belgeler gerekiyor ve nerden alınıyor?
0
my pink
(10.03.23)
Nikah başvuruları şahsen yapılmak zorunda. Ya da eşlerden biri diğerinin vekaletiyle başvuruyu yapabilir. ama bunu gitmeden sorun telefonla. Tabii bu türk vatandaşları için. Yabancıyla evlilik konusunda prosedür daha farklıdır muhtemelen.

Nikah başvurusu için başvurduğunuz belediyeye sormanız lazım. Genelde standart bir prosedür var ama belediyeden belediyeye ufak farklılıklar olabiliyor belgelerde. Ama her şekilde sağlık raporu falan almanız gerek. bunu en iyi nikah için başvuracağınız belediye yönlendirir. Ne lazım, nereden alınabilir vb. gibi.

Her koşulda önden gitmeniz lazım Türkiye'ye. Galiba 90 gün sonrasına kadar gün alınabiliyor nikah için. Yani yaz için düşünüyorsanız tam bu tarihlerde ilgili belediyelere başvurmanız lazım. Bir de sadece nikah kıymak için Türkiye'ye gitme kısmı biraz iyimser. Çünkü mutlaka öncesinde halletmeniz gereken şeyler olacaktır. Özellikle yabancı türk evliliği olduğu için ekstra belge, bürokrasi çıkar.
0
anten
(10.03.23)
Türkiye ye sadece nikah yapmak icin gitmek istemek epey hayal bir durum yalniz. Ilk evliligimi bir yabanciyla istanbulda nikah kiyarak yapmistim, evlenecek kisilerin bizzat basvuru yapmasi gerekiyordu. istenilen evraklar da bu basvuruda listeleniyor, icinde saglik raporu falan da var. Gitmeden zor. Ben istanbulda yasiyordum o zamanlar cok kosusturdugumu hatirliyorum.

2. Evliligimi taze yaptim, bu sefer ben türk vatandasi degildim esim türk vatandasi. Ikimiz de yurtdisinda oldugumuz icin ve sürekli bir devlet dairesine git kagit al ver olayi oldugu icin oldugumuz yerde evlendik.
Ya türk konsoloslugu, yada yasadigimizin yerin evlendirme dairesinde evlenecektik, biz yasadigimiz yerin devlet dairesini sectik cünkü saglik raporu istemiyordu ve müracaat icin gidip bizzat görüsmemiz gerekmiyordu online basvurdum. Dogum belgesi, evlilik ehliyet belgesi, varsa önceki evlilikle ilgili belgeler, ayrintili ikamet belgesi vb bir cok belge isteniyor. Bürokratik bir sürec var ve uzaktan yönetmek öyle cok kolay olmaz, eksik belgedir, eski tarihli belge, yok orjinali degil, tercümesi yeminli degil vb hesapta olmayan sorunlar cikabilir acil gidip düzeltilmesi gereken, gerekirse evragi yeniden aliyorsunuz. O yuzden nikahi türkiyede yapmak biraz zor.
0
eick
(10.03.23)
(5)

evli kardesin borcu icin aranmak

buenosdias
az once bi avukatlik burosu kardesimin borcu icin aradi. kendisiyle aramiz acik. pek gorusmuyoruz. o yuzden avukatlik burosunun dogal yollarla telefonumu bulmasi imkansiz. bu durumu sikayet, dava etme hakkim var mi?
az once bi avukatlik burosu kardesimin borcu icin aradi. kendisiyle aramiz acik. pek gorusmuyoruz. o yuzden avukatlik burosunun dogal yollarla telefonumu bulmasi imkansiz.

bu durumu sikayet, dava etme hakkim var mi?
0
buenosdias
(10.03.23)
telefonunuzu gayet kolay bulabilirler, bu icralık borcu olan avukatlık bürolarının tipik taktiği.
ele güne rezil ederek borcu toplamaya çalışıyorlar.

sizi rahatsız ettikleri için belki bir yerlere şikâyet edebilirsiniz de, kardeşinizle ilgili bir durum yok.
0
blatta hiberna
(10.03.23)
teknoloji bu kadar gelismis degilken bile kuzenimin kardesinin esini (kardesini de degil) yillarca aradilar, illallah edip odedi adam.

bankalar mesela borcu acik arttirma ile satiyor, alan kurulus da boyle konu komsudan toparlamaya calisiyor, genellikle kar ediyorlar sonunda.
0
kassiopeia
(10.03.23)
Bankalar batık kredilerini Varlık Yönetim Şirketlerine satıyorlar.
Bu şirketler, borçlular üzerinde baskı oluşturarak tahsil yoluna gidebiliyorlar.

Hala yayındaysa Netflix'te bu şirketlerin işleyiş biçimini anlatan 'İnsanlar İkiye Ayrılır' adlı çok güzel bir Türk filmi vardı. İzlemenizi tavsiye ederim.
0
Mirket
(10.03.23)
Normal şartlarda arayamaz. Arayıp "kardeşinizin borcu sebebiyle arıyorum" diyemez. KVKK yani kişisel verilerin korunması kanununu var artık hayatımızda ve çok ilginç bir şekilde aşırı ciddiye alınıyor bu Türkiye'de.

Borç durumu, maddi konular kişiseldir. Kardeş bile olsa başkalarıyla paylaşılmaz. Sizin telefon numaranız da kişiseldir ve kendi isteğiniz dışında paylaşılamaz. Tabii hat sizin üstünüzeyse. Kardeşiniz üstüne olan bir hatsa ve siz kullanıyorsanız o ayrı. ya da kardeşiniz sözleşmeye kendi numarası gibi sizin numaranızı verdiyse o ayrı.

ama genelde bankalar ve hukuk büroları ve tahsilat aracı şirketleri gerçekten şaşırtıcı bir şekilde bunu ihlal ederek "seni ele güne rezil ederim" yöntemiyle para tahsil etmeye çalışıyor. Burada şuna güveniyorlar, yasal takip seviyesinde borçlu insanlar genelde köşeye sıkışmış hissettikleri için bankayla falan ters düşmeye korkuyorlar. Çoğunun aklına bile gelmiyor bunun yasal olup olmadığı. Gelse bile "aman bankayla iyice ters düşmeyeyim" diye bir şey yapmıyor.

Burada bile görebilirsiniz yazılanlardan insanlrın bunu ne kadar normalmiş gibi karşıladığını ama baya baya illegal şu anda bu.

Oranı atıyorum ama 10 kişiyi böyle arıyorlarsa sadece 1-2'si bankaya ya da aracı kuruma dava açıyor. Zaten bu şekilde çok tahsilat yaptıkları için o dava açanlara verdikleri tazminatların kat kat fazlasını kazanıyorlar. bu davalar da fire sayılıyor.

Konuşmanın detayları ve numaranıza nasıl ulaşıldığı konusu belirleyici olacaktır ama hukuk sitelerine bakarsanız bu şekilde ihlaller sebebiyle açılmış tazminat davaları ve bankalardan/aracı kurumlardan alınmış tazminatlar var görebilirsiniz.

Siz yine de kardeşinize bir sorun numaranızı o mu vermiş. O verdiyse çünkü şikayet ettiğinizde sizin bilginizi kendinin gibi beyan ettiği için onun başı ağrır.

Ama gerçekten o vermediyse ve banka/aracı kurum illegal bir şekilde size ulaştıysa, üstüne bir de kardeşinizin finansal durumuyla ilgili bir bilgiyi sizle paylaştıysa hem sizin hem de kardeşinizin ayrı ayrı kişisel verileri ihlal edilmiş demektir.

Bence bir avukata danışın.
0
anten
(10.03.23)
Baroya bir dilekçeyle şikayet edin avukatı.
0
signore
(10.03.23)
(4)

2021 Megane

kisa
Merhabalar,Tecrübem ve bilgim yok ama nedense her şeyi bilen adam imajım nedeniyle araba alımı için uzman görüşüme ihtiyaç duyuldu anlamam dediğim halde.Otokoc bayisinden satın alınacak araç için gidip ben neye bakabilirim?Öneriniz var mıdır?
Merhabalar,

Tecrübem ve bilgim yok ama nedense her şeyi bilen adam imajım nedeniyle araba alımı için uzman görüşüme ihtiyaç duyuldu anlamam dediğim halde.

Otokoc bayisinden satın alınacak araç için gidip ben neye bakabilirim?
Öneriniz var mıdır?
0
kisa
(10.03.23)
filo çıkması olup olmadığını sorun ilk önce. yanıt evet ise belki biraz daha pazarlık kozunuz olabilir. ancak otokoç ise dandik mahalle arası galerisinden daha kurumsal bir yer olduğu için rahat davranabilirsiniz. kendi ekspertizlerine garanti verebiliyorlar sonuçta.
0
duster
(10.03.23)
en önemlisi meganenin tutan motoru hangisi onu araştırmak lazım. rent a car ve taksi geçmişi almaması önemli. kmsi önemli. otokoç kendi firmalarından 2. el alırken çok detaylı inceliyor. kurumsal firma çok sıkıntı olmaz.
0
mikahakkinen
(10.03.23)
Mutlaka dışarıda ve kurumsal bir firmada ekspertiz yaptırın, insanın müdahelesi olduğu her yerde hata olabilir.
0
John Bloor
(10.03.23)
Kurumsal firma olması fark etmiyor. Koç otoyu bilmiyorum araçları nerden temin ediyor. Ama genelde bu tarz kurumsal firmalar bünyesinde araç kiralama hizmeti varsa, kiralamadan çıkan araçları da ikinci el olarak satıyor.

Koçoto bünyesinde avis var benim bildiğim. Onu bir sorun mutlaka bu araçta kiralama geçmişi var mı diye. 2021 Megane filoda da, günlük kiralama da da çok tercih edilen bir araç. Böyle bir hikaye mümkün
0
anten
(10.03.23)
(4)

Yeni iş için: ingilizce pratik yapabileceğim nereler var?

baldan kaymak
Yeni başlayacağım işte ingilizce daily speak gerekecek.Bana biraz öneride bulunabilir misiniz? Geçiş sürecinde hem dili hem kulağı geliştireceğim yüzyüze yada online platform var mı?Mümkünse karşımda bir türk olsun istiyorum olmazsa da sorun değil. B1 seviyeyim, b2 sonunda bırakmıştım sonra pandemi
Yeni başlayacağım işte ingilizce daily speak gerekecek.

Bana biraz öneride bulunabilir misiniz? Geçiş sürecinde hem dili hem kulağı geliştireceğim yüzyüze yada online platform var mı?

Mümkünse karşımda bir türk olsun istiyorum olmazsa da sorun değil. B1 seviyeyim, b2 sonunda bırakmıştım sonra pandemi vs ihtiyaç olmamıştı. Bana pratik yapabileceğim birileri gerekiyor.

Yer ist anadolu.
0
baldan kaymak
(09.03.23)
Meet2talk a bak online ya da kadıköy'deki yerinde.
Websitesi var.
Cambly de inceleyebilirsin
0
gadlemler
(10.03.23)
ac Seinfeld ya da Friends izle, altyaziyla.
bilmedigin kelimeleri not al, anlamadigin yerleri tekrar tekrar izle.
0
cooperr
(10.03.23)
preply var daha uygun fiyatı
0
anten
(10.03.23)
her gün sosyal medyadan bir yabancıya sorsan canı sıkılna kadar konuşma ihtimali yüksek
0
bir soru sorcam
(10.03.23)
(6)

depremler yaşamak istediğiniz ev modelini değiştirdi mi?

sanemz
ben önceden kesinlikle kalabalık bir apartmanın herhangi bir dairesi derdim, müstakil evden korkardım şimdi değişti müstakil ev diyorum.
ben önceden kesinlikle kalabalık bir apartmanın herhangi bir dairesi derdim, müstakil evden korkardım şimdi değişti müstakil ev diyorum.
0
sanemz
(09.03.23)
Karşıyaka merkeze taşınmak üzereydim. Evin eski olması beni bozmaz diyordum. Tırstım. Gitmiyorum.
0
Mirket
(09.03.23)
değiştiremedi.
çünkü ülke genelinde müstakil ev kavramı diye bir şey yok.

ya en yakın market ve sinemaya 100km uzakta yaşayacaksın ya da 60-70bin tl kira verebilir durumda olacaksın.
0
tchuck
(09.03.23)
değiştirmedi, sadece bostancı tarafında ev bakıyordum o fikirden tamamen vazgeçtim fay hattı üstü olduğu için. tip olarak müstakil olursa daha iyi ama apartman da olur.
0
roket adam
(09.03.23)
Villa bakıyorum. Evet
0
gabe h coud
(09.03.23)
kayseri'de bi arkadaş 2 yıldır satamadığımız villa 2 günde satıldı. yeni müstakiller 10 milyondan başlıyor artık dedi.

balıkesir'de kaya zemin bi mahallede inşaat yapıyoruz. toki'de oturan bi aile geldi. bulundukları mahallenin zemini kötü diye çok da tercih edilmeyen bi mahalleden sırf zemini sağlam diye ev bakıyolar.
0
b1020
(10.03.23)
Bu trend muhtemelen 1 yıl devam eder sonra herkes aynı alışkanlıklara döner.

99 depreminden sonra istanbul'un zemin haritası çıkarıldı.
Bitişik nizam binalar riski dendi...
yeni yönetmeliğe göre bina seçin dendi.

Peki ne oldu? daha bu yılbaşına kadar millet moda'da 60 yıllık birbirine yapışık binaların en alt katında oturmak için ayda 30 bin kira ödüyordu.

Bu arada müstakil ev güvenli diye bir şey yok. 99 depreminde yalova taraflarında müstakil 2 katlı, tek katlı yazlıklarında yaralanan hayatını kaybeden çok insan oldu maalesef.

Doğru zemine, doğru teknikle, doğru malzeme ve işçilikle yapılmış ev en güvenli ev. İster 20 katlı olsun, ister tek katlı.
0
anten
(10.03.23)
(3)

Pasaport çalınırsa başıma ne gelebilir?

madurumdamadurum
..
..
0
madurumdamadurum
(09.03.23)
düşen malezya uçağında sahte pasaportla seyahat eden kişiler tespit edilmişti fakat türk pasaportu ne kadar değerli, tartışılır.

bunun dışında pasaport kimlikle aynı şey. kimlik kullanılarak ne yapılıyorsa pasaportla da yapılabilir.
0
deartheodosia
(09.03.23)
banka hesabi acip kredi basvurusu yapmak aklima gelen bir ornek.
yurtdisinda pasaportla acilabilen banka hesaplari var ama tabi kredi icin ekstra bir KYC daha yapiyorlar (ve yeni hesaplara vermiyorlar)

diger bir aklima gelen de faturali telefon numarasi almak ve borc takmak. bunu sanirim e-devletten gorebiliyorsunuz adiniza acilmis faturali hatlar diye bir yerde.
0
supergirl
(09.03.23)
Pasaport kimliktir, nüfus cüzdanınızla yapılabilecek her şeyi yapabilir pasaportu bulan.

Mesela bir arkadaşımın kimliği kaybolduğunda kimliği bulan birisi banka hesabı açıyor. Banka memuru tabi ki kimlik fotoğrafıyla falan ilgilenmiyor hiç açıyor hesabı.

Sonra bir de sahibinden.com hesabı açıyor kimliği bulanlar. Burada sahte ev/araba ilanlarıyla milletten kapora toplayıp bu arkadaşın adına açılan hesabın ibanını veriyorlar.

Tabii millet şikayet edince sahibinden.com'da görünen isim arkadaşın ismi.
Banka hesabı arkadaşın adına...

Olayı şöyle haber alıyor kimliğin esas sahibi... Bir gün bankadan arıyorlar adınıza açılan hesap bloke edildi bankaya gelmeniz gerekiyor diye. Gidiyor diyorlar böyle böyle dolandırıcılık süphesiyle hesabınız kapatıldı.

Diyor ki benim bu bankada hiç hesabım yok ki...Derdini anlattı yeni kimlik aldığı tarihleri falan gösterdi bir şekilde kanıtladı kendisinin olmadığını ama dert yani.

Bu süreçte yaşanan en komik durum şuydu: Arkadaş hesabı kendisinin açmadığını, başkalarının kayıp kimliğini kullanarak açtığını söylüyor. Kapatılmasını istiyor.
Banka diyor ki hesabı siz açmadıysanız kvkk gereği bu hesapla ilgili verilere erişemezsiniz:D

En son bankayı kimlik kontrolü yapmadığı için dava etmeye niyetliydi ama ne oldu bilmiyorum.

Demem o ki kimlik kaybeder kaybetmez hemen bildirilmeli.
0
anten
(10.03.23)
(10)

Hukumet değişirse dolar ne olur?

sonhakan
Düşer mi yükselir mi?
Düşer mi yükselir mi?
0
sonhakan
(09.03.23)
yukselir. cunku zaten yuksek ama tutuyorlar
0
ala09
(09.03.23)
yükselir.

doları 25li seviyelerde tutmak yeni hükmetin ciddi başarısı olacak. çünkü mevcut hükumet kalsa 50'leri geçeriz 1-1.5 senede.
0
tchuck
(09.03.23)
değişse de değişmese de yükselir. türk lirası oldukça değerli şu anda (örnek: asgari ücretin dolar karşılığı). doları 19'a peglemişler ve burada tutmaya çalışıyorlar ama sürdürülebilir değil
0
ted
(09.03.23)
6lı masanın tekrar toplanması bile CDS'lerde bahar rüzgarları estirdi. Bunun yanına bir de faizlerin serbest bırakılacağını eklersek ilk anda bir iyimser havanın eseceğini Döviz fiyatlarında cüzi de olsa bir düşme meydana gelebileceğini düşünebiliriz.

Ancak hükümet değişsin ya da değişmesin, bu enflasyonla ve bu cari açıkla Döviz fiyatlarının bu seviyelerde tutulabileceğini düşünmek hayalcilikten de öte bir şey olur.

diye düünüyorum.
0
Mirket
(09.03.23)
Dolarin baskilanmasinin yaninda bir kac mesele var.

- 20 senelik bir sistem degisecek her anlamda bu riski arttiran bir faktor ne olursa olsun bir bocalama olacak.
- Mevcut sistemin nasil yaptigini her zaman goremedigimiz/ anlayamadigimiz bize aciklanmayan politikalari var. Uyduruyorum su an 20 de tutabilmenin sebebi katar la yaptigin 3. havalimani anlasmasiysa bu tip seyler degicek bunlarin etkisi ne olur gorecegiz.
- Mevcut yonetimin ne kadar kolay gidecegi bir baska mesele.
- Sistemin aktorleri, parayi elinde tutanlar buna 5 li cete de baska bir sey de. Bazi seyleri hizli degistirebilirler. Hatir gonul, nasil olsa biz bir imtiyaz alirizcilikla artik her sey kuralina gore arasinda fark olur.
- Dij Gucler in tutumu muhim. Sanilanin aksine farkindaysaniz olacak yeni gocmen politikasi sebebiyle AB cok mutlu degil muhtemel bir yonetim degisikliginden. Bunun iki yansimasi olur ya daha fazla imtiyaz ve para akisi olur gocmen politikasini ayni tutmak icin, yada iliskiler daha da gerilir bu da yine risk arttiran faktor.


Ha deyince ulkeye nakit akisi olmayacak yonetim degisince orasi kesin. Bir noktada guven tazelenip bu isler tekrar 2008 oncesine doner mi gorecegiz. Umumdumuz o ama kisa donemde cok buyuk pozitiflik bekleyen hayallerde yasiyor. Havuzdaki gibi bir dibe vurup basip cikmak mesele.
0
wallcan
(09.03.23)
Kısa vadede yükselir. Uzun vadede düşer.
0
scholar
(09.03.23)
ben döviz kurlarının hayvan gibi baskılandığını, seçim sonrasında aynı hükümetle ya da başka bir hükümetle bu baskılanmanın biteceğini ve kısa vadede doların ciddi artacağını düşünüyorum. sonrasında biraz biraz düşer gibime geliyor.
0
co2s2
(09.03.23)
Türkiye'nin ekonomik anlamda problemlerinin tek kaynağı yönetim değil.

katma değerli ürün ve hizmetler üretemeyen, ucuz işgücüne dayalı bir montaj sanayisiyle para kazanmaya çalışan ama ihraç ettiğinden daha fazla ithal eden bir ülkenin bütçe açığı bitmez. Parası da döviz karşısında erir.

Çok basit ve klişe bir örnektir ama atıyorum levi's pantolonları türkiye'de fason üretiliyor. Bir tekstil fabrikası üretiyor bunları. Rakamı sallıyorum pantolonun tanesini 10 dolara satıyor levis'a. Bu görünüşte bir ihracat. Sonra Levis bu pantolonu alıyor, 50 dolara Türkiye'de bir mağazaya geri satıyor. Yani sen 10 dolar kazanıp, 40 dolar harcıyorsun her üründe. o 40 doları temin etmek için ne yapıyorsun? Borç alıyorsun:)

Türkiye her zaman ucuz işgücünü öne çıkarttı. 2000'lerde de, 90'larda da, 80'lerde de... hatta 60'larda bu işgücünün birazını almanlara sattı...

Tamam ekonomi politikaları konusunda söylenecek çok şey var, ateşe benzin döktükleri çok an oldu garip kararlarla... Ama bu yangın hep vardı. Dozajı arttı. Şimdi yönetim değişirse o ateş sönmeyecek sadece kontrol altına alınacak... O da alabilirlerse.

Bütün sermayesini ev ve arabaya yatıran bir ülkeden bahsediyoruz gözünüzü seveyim:)
0
anten
(09.03.23)
yalandan bi duser ilk bir kac gun sonra roketler. zaten bu saatten sonra hayvan gibi dusmesini de kimse istemez. bundan sonra yapilmasi gereken fiyat istikrari ve alim gucunun artmasi. aniden TL'nin cok degerlenmesi her seyi alt ust eder ithalat tavan yapar.
0
bay b
(09.03.23)
bunlar dövizi baskıladıkların için ilk etapta yükselir. tüik de verileri bu sefer gerçek açıklamaya başlayacak, yani ne kadar devlet kurumu varsa, yangına körükle gidecekler. bak akp gitti, ülke ne hale geldi dedirtmek için. ama tahmini 1 birbuçuk yıl sonra reel bir düşüş olur.
0
seyduna6687
(09.03.23)
(1)

sosyal medya resim-video paylaşımları

duyurukullanıcısı
ya mesela bir video paylaşıcan, instagram dik istiyor ama cover fotosunu kare istiyor, youtube yatay istiyor, facebook da istediğin gibi koy diyor.mesela tek bir video için baya 8-10 tane ayrı görsel hazırlaman gerekiyorbunun kolay bir yolu var mı?
ya mesela bir video paylaşıcan, instagram dik istiyor ama cover fotosunu kare istiyor, youtube yatay istiyor, facebook da istediğin gibi koy diyor.

mesela tek bir video için baya 8-10 tane ayrı görsel hazırlaman gerekiyor

bunun kolay bir yolu var mı?
0
duyurukullanıcısı
(08.03.23)
Var, tasarımı yaparken yatay bile olsa, kare bir alan oluşturabilirsin.
böylece tek tasarım yapman yeter.

XABY
XABY

Bu bir dikdörtgen. Ama ab ab kısımları bir kare.
Youtube'a koyduğunda tamamı görünecek.
Instagram'a koyduğunda X ve y işaretli kısımlar gidecek ab ab olan yer gözükecek.

Sen tasarımın ana öğelerini, mesela başlık, logo, metinler vb bu kare alana oturtursan, XY olan yerlere "görünmese de dert olmayacak" şeyleri eklersen sorun çözülür. Bu bir fotoğraf olduğunda da fotoğrafın ana öğesini kareye denk gelecek şekilde kadrajlarsın çözülür.

Atıyorum bir youtube görselinin başlığı tam ortada olur, kenarlarda desenler yer alır sadece.
0
anten
(08.03.23)
(9)

Almanya veya Fransa Yüksek Lisans

sapere aude
Merhaba İstanbul'da iyi bir üniversitede İşletme bölümü okuyorum, önümüzdeki Şubat ayında mezun olacağım. Mezun olduktan sonra Avrupa'da yüksek lisans yapıp orada kalmak istiyorum. Henüz 2 ülkenin dilini de bilmiyorum sadece B2 seviye İngilizcem var.Ancak hangi ülke yüksek lisans için daha uygun olu
Merhaba İstanbul'da iyi bir üniversitede İşletme bölümü okuyorum, önümüzdeki Şubat ayında mezun olacağım. Mezun olduktan sonra Avrupa'da yüksek lisans yapıp orada kalmak istiyorum. Henüz 2 ülkenin dilini de bilmiyorum sadece B2 seviye İngilizcem var.

Ancak hangi ülke yüksek lisans için daha uygun olur bu konuda yardımınıza ihtiyacım var.

Ücretsiz veya çok düşük ücretli olan bir üniversiteden kabul alma ihtimalimin ayrıca burs bulma ihtimalimin en yüksek olduğu ülke hangisi?
0
sapere aude
(06.03.23)
Fransa'da kafası çalışan ve çalışan Türk aç kalmaz. Tedarik zincirine yonelirseniz yüzde 99 iş bulursunuz. Benim türk ve Hindistanlı arkadaşlarımdan kimse sıkıntı çekmedi.

Ama elinizde fırsat varsa gitmeden 1-1.5 sene çalışıp gitmenizi tavsiye ederim. Sebebiyse nerede olursa olsun "deneyimsizlik" olayı her yerde var.

O yüzden ben herkese 1-1.5 sene deneyim sonrası masteri tavsiye ederim.

Para vs bilgim yok. Son sorduğunuz soruya da pek bilgim yok. Yalnız bu dediğiniz üniversiteler ingilizce olmaz genelde, özel üniversitelerin dili ingilizce oluyor. O konuda araştırmak lazım.
0
logisticsmanager
(06.03.23)
kabul alma, burs alma konusu ülkeden çok kişiye, başvuruya göre değişiyor. İlk fırsatta en yakın yurtdışı eğitim fuarına gidin, en azından okullar ya da temsilcileriyle görüşür fikir alırsınız.

akare.com.tr

Başvuru mektubunuz,
Referanslarınız,
Değerlendiren komiteyi ne kadar etkileyebildiğiniz vs önemli.
Almanların da fransızların da türklere karşı önyargı oranı aşağı yukarı aynı şu
ortamda.

www.mastersportal.com üzerinden okul ve burs imkanlarına bakabilirsiniz.

Yüksek lisans konusunda birkaç strateji var. Sizin neyi amaçladığınız önemli.

Atıyorum iyi bir üniversite ama hangisi? Yani koç ya da boğaziçi'nde okuyorum, akademik başarım çok iyi, fransa ve almanya'nın en prestijli okullarında yükek lisans kovalıyorum... Bu ayrı bir kafa...

İstanbul üniversitesi & marmara üniversitesi öğrencisiyim. Derdim eğitim ve yaşam standartları iyi bir avrupa ülkesinde iyi kötü bir yüksek lisans bulmak, sonra da iş bulup oraya yerleşmek... Bu bambaşka bir kafa.
0
anten
(06.03.23)
almanyada master ucretiz. bircok ingilizce program var. ama kabul alma ihtimalini yukseltmek isteniyorsa ingilizce (toefl vs.) veya almanca (goethe) dil sertifikalari avantaj olur. bunun yaninda bir sure is deneyimi veya evs gibi avrupda gonullu calismak da buyuk avantaj saglar. bunlar disinda not ortalamasi, motivasyon mektubu ve referans mektubu gibi kriterlere de bakiyorlar.

almanyada bir ogrencinin aylik gideri 800 euro civari olacaktir ve bunun en onemli parcasi kira olur. ogrenci vizesi ancak 180 gun yari zamanli ya da 90 gun tam zamanli calismaya izin verir. ozellikle iletisim gerektiren isleri bulmak zor olabilir ama getir veya amazon kuryeligi gibi isler, okul kutuphanesinde calismak gibi imkanlar olabilir.
0
emrahday
(06.03.23)
@anten teşekkürler cevap için, amacım iyi kötü bir yüksek lisans bulup belirttiğim üzere orada kalmak.
0
🌸sapere aude
(06.03.23)
O zaman bence araştırmanızı geniş tutun dediğim gibi sorbonne'da okumak istiyorum gibi bir hedefiniz yoksa, tek dert ortalamaüstü bir okula gidip iş kovalamaksa daha geniş düşünün.

Şu anda AB içinde yabancı öğrenci kontenjanlarında önceliği ukraynalılara veriyorlar. Kalan kontenjanlara AB dışı öğrenci alıyorlar. O biraz kısıt yaratıyor türkiye'den giden başvurulara.

Yüksek lisans konusunda alanınızla ilgili ya da yüksek lisans yapacağınız alanla ilgili bir iş deneyimi çok fark oluşturuyor. Bence bir iş tecrübesi edinin öyle başvurun.

Şimdi şöyle bir gerçek de var... Seçim sonrası mevcut siyasi iklim gençleri gererse (hangi parti kazanırsa kazansın), çok fazla başvuru ve yığılma olacaktır ki son 2 yılda inanılmaz bir yüksek lisans başvurusu var avrupa'ya ekonomi sebepli. Bunların içinde 30-35 yaşlarında kariyerli insanlar da var. En azından bu yaz dönemi yoğun geçer. Sonra biraz daha insanlar sakinleyince sonraki dönemlere başvurmak daha sağlıklı olabilir.

Haliyle okullar ve konsolosluklar çok daha seçici ve katı yaklaşıyorlar kabul ve vize konusunda.

Başvurunun da bir maliyeti var her okula 100-200 euro vereceksiniz başvuruda, evraklar falan da bir maliyet... o yüzden olabildiğince hazır olun başvuru öncesi.

Şu anda okulda uluslararası öğrenci projelerine katılma şansınız varsa mutlaka katılın.

Bu arada almanya koşullarını bilmiyorum detaylı ama çoğu ülkede ücretsiz üniversite ancak EU pasaportu olanlara sunulan bir hak. Bizim gibi non-eu ülkelerden tuition fee istiyor birçoğu. Ama dediğim gibi ülkeden ülkeye, okuldan okula bu koşullar değişebiliyor. Bazı okulların türkiye gibi ülkelere de eu hakları sunduğunu gördüm.

Bu arada polonya, macaristan, çekya, hırvatistan gibi ülkeler de hem daha uygun okullar, hem daha uygun yaşam maliyetleri hem de hiç fena olmayan okullar sunuyorlar. Üstelik iş bulma ve oturum konusu daha esnek bunlarda.

İsveç ve hollanda yaşamak için çok pahalı olmakla birlikte gördüğüm en en organize yabancı öğrenci platformlarına sahip.

studyinsweeden.com adresine bir bakabilirsiniz. Okullar pahalı ama, burs imkanları oldukça fazla.

Özellikle hollanda diğer avrupa ülkelerine göre biraz daha kozmopolit olduğu için daha rahat olabilir süreçler.

Ben bir alternatif olarak da birleşik krallık okullarına bakın derim.

İtalya avrupa'daki en ucuz okulların olduğu ülkelerden biri. ama iş bulma şansınız nedir bilemem sonrasında bir de yaşamak için çok pahalı.

Bir de bazı okullar ve ülkelerde belli bölümlere özellikle teknolojiyle alakalı bölümlerde ayrıcalıklar tanınıyor.

İşletme okuyorsunuz. Mesela önceki yıl almanya'da "dijital girişimcilik yüksek lisans programı" sunuyordu bir okul. Baya da bir kurum ve şirketin desteğini almış program iyiyidi. Nereden başvurursan başvur bedava ama bir başvuru şartları var 4 a4 sayfası:) Dijital pazarlama, teknoloji ve işletmenin çakıştığı bölümleri bir araştırın. Burada bu alanlarla ilgili olduğunuzu gösterirseniz burada imkanlar ve başvuru kabul şansı artabilir.
0
anten
(06.03.23)
almanyada universite ucret olayini biraz daha acayim. devlet universiteleri alman, ab vatandasi ya da turk vatandasi farketmeden ucretsiz. ozel universiteler ucretli ama almanyada devlet universiteleri hem egitim, hem imkanlar hem de ogrenci profili olarak ozel universitelere oranla cok cok iyi. zaten cok da fazla ozel universite yok.

ucretsiz ama bazi eyaletlerde donemlik harc ucreti var. bu yaklasik donemlik 300-400 euro civarinda oluyor. ama bu harc karsiliginda verilen ogrenci kimligi ile toplu tasimadan ucretsiz yararlanabiliyorsunuz. yani verilen ucret zaten kendini kurtarmis oluyor.

ilk planda bir ogrenci icin en buyuk problem ev veya yurt bulmak oluyor genelde. bunun icin okuldaki ogrenci topluluklarindan yardim istenebilir. bu topluluklar mezun olan ogrenciler ile yeni baslayanlari iletisime gecirip bosalacak evlere basvuru sagliyorlar.

bir baska buyuk problem ise gelir grantorlugu. ogrenci vizesi basvurusu sirasinda yabancilar dairesi o ogrencinin aylik gelirini garanti etmesini istiyor. her sene degismekle beraber yaklasik 800 euro gibi bir rakam gerekiyor ve bir yillik miktarin banka hesabinda bloke olmasini isteyebiliyorlar. ya da almanyada yasayan garantor olabilecek biri gerekebiliyor.
0
emrahday
(06.03.23)
emrahday +1.

ben kabul aldim ama gitmedim (baska yere gittim). almanya'ya mastera giden arkadaslarimin da cogu almanca bilmiyordu hatirladigim kadariyla. genellikle part time calisarak masraflarini cikardilar, zorluk yasayan olmadi.

yuksek ingilizce skoru her turlu kabul almada onemli (ozellikle ingilizce programlar icin) o yuzden B2 neye tekabul ediyor tam bilmiyorum ama toefl'in uzerine gitmek verimli bir strateji. Soylendigi gibi masterlar ucretsiz zaten ama ustune burs alamazsin, tektuk kurumlarin verdigi falan burslar da en muthis ogrencilere gider. burs bulamayacakmis gibi plan yap.

ben kesinlikle polonya, macaristan, çekya, hırvatistan gibi ülkelere bakmazdim. zaman kaybi. istanbul'da iyi bir universitede yap daha iyi. bu ulkelerde zaten kolay kolay kalamazsin, kalmak da ister misin sanmam.
0
hot potato
(06.03.23)
2 ülkenin dilini de bilmiyorum - bu buyuk handikap. Mavi yaka maraba kontenjanindan dil bilmeden cikabilir, ama beyaz yakanin gidecegi ulkenin dilini bilmemesi buyuk sikinti, ezerler. Bence su halde anadil ingilizce olan ulkeler disinda baska bir ulkeye gitmeye pek hazir degilsin.

Ben olsam paniklemeden sunlari yaparim:

- oncelikle kariyerimde ne yapmak istedigime karar veririm. Isletme okuyorsun, finans sektorunde mi calisacaksin, yoksa satisa mi yoneleceksin..yelpaze cok genis. Bunu anlamak icin ilk once turkiye'de biraz calisman gerekebilir.

- sonra karar verdigim konuda hangi ulkede ne imkanlar var ona bakarim. Belkide o konuda Fransa cok ilerde, Almanya degil, vs..

- Ulkeyi bulduktan sonra A1-B1 seviyesine falan gelmek icin 1 sene kadar kendimi o dile gomerim turkiye'de. O sirada okul basvurularini yaparim.

- Ondan sonra vizeyi alir uzarim.

Butun bu asamalari tamamlaman tahminen 3-4 sene surer. Tahnminen yasin 25-26 olur. Bu da yuksek yapmak ve yurtdisina uyum icin iyi bir yas. Sonrasi artik sana kalmis.

Ha yok bunlar bana gelmez ugrasamam, acil uzamam lazim diyorsan, o zaman amariga/UK/commonwealth. Bunlardan baska bir yere bakmam. Onceligim kesinlikle amariga olur.
0
cooperr
(06.03.23)
Ülke dili bilmeden çalışma kısmında Fransa için açmak isterim;
Çalışma dili ingilizce olan bir sürü firma var. Birinde ben çalıştım, 30 ülkeden insan vardi. Onun dışında zamaninda konuştuğum şirketlerde çalışma dili ingilizce dendi çok kere. Şu an çalıştığım yerde Fransızca bilmeyen beyaz yakalar var. Büyük sirketlerde dil onemsenmez. Role göre istenir; misal ekip yöneten kişinin Fransızca bilmesi normal ama amerikali müşteriye account manager olacak adamin Fransızca bilmesine gerek yok.

Türkiye'ye kıyasla bu ülkelerde hq olan yabanci sirket sayisi fazla, hq olunca dil ingilizce oluyor zaten.
0
logisticsmanager
(06.03.23)
(4)

Artik son care dizinin yapimcisiyla görüsmek kaldi.

lepidodendron
Behzat C.'de absinthe icip dagildiklari sahnede calan müzigi soruyorum. Ud ile icra ediliyor. Ayni müzigin daha uzun versiyonu Tahsin restoranda eski günleri hatirlarken de caliyordu. Her nedense bu müzigin Pilli Bebek'in elinden ciktigini hic sanmiyorum da yanilmaya da zevkle hazirim hani.Birileri
Behzat C.'de absinthe icip dagildiklari sahnede calan müzigi soruyorum. Ud ile icra ediliyor. Ayni müzigin daha uzun versiyonu Tahsin restoranda eski günleri hatirlarken de caliyordu. Her nedense bu müzigin Pilli Bebek'in elinden ciktigini hic sanmiyorum da yanilmaya da zevkle hazirim hani.

Birileri yardimci olsun yahu, bak lütfen diyor yalvariyorum hatta.
0
lepidodendron
(06.03.23)
Shazam fayda etmedi mi?

O bölümün sonundaki künyeyi okuyun orada yazar bütün eserlerin adları.

Muhtemelen bir film müzisyenine siparişle yaptırılmıştır.

O bir albüme koymuş olabilir. Ama bazen müzisyenler koymuyor bir platforma öyle kaynayıp gidiyor.
0
anten
(06.03.23)
abicim bi link mink falan koysanız da bulmak istediğiniz şey için bizi uğraştırmasanız? aradan geçmiş 10 küsur yıl, şimdi ben nereden hatırlayayım absinth sahnesinde çalan müziği?

linki yoksa bile "35. bölümün 15. dakikasında" falan deseniz, linki kendim bulmaya da razıyım.
0
kibritsuyu
(06.03.23)
dedigin muzigi biliyorum dizi muzikleri cd'sinde yoktu o parca
ayni club'larda calan elektronik muzik gibi paylasilmadi hic
0
nibba
(06.03.23)
Arkadaşın aradıgı kısım herhalde bu videonun 3dk 10sn'den itibaren başlıyor youtu.be
0
limonlu eksi
(06.03.23)
(1)

yalıtım amaçlı akustik panel

daglien
İyi bir mikrofon aldım. Şöyle, duşakabin gibi yada 2 tane duşakabin gibi diyelim. İçine girip kayıt yapabileceğim bir akustik panel varmı bildiğiniz?
İyi bir mikrofon aldım. Şöyle, duşakabin gibi yada 2 tane duşakabin gibi diyelim. İçine girip kayıt yapabileceğim bir akustik panel varmı bildiğiniz?
0
daglien
(06.03.23)
yurtdışında vocal booth diye hazır kabinler satıyorlar.

Burada var mı bilmiyorum.

Türkiye'de çok zor olabilir bulmanız.

Ama kendiniz de yapabilirsiniz.
0
anten
(06.03.23)
(3)

yatırımlık arazi veya köy evi , emlakçı tavsiyeleri

mrctrk
Merhaba, Eğe ve akdeniz bölgesinde Düşük bütçe ile alınabilecek hala uygun kalan ve kısa ve orta vadede değerlenme potansiyeli yüksek yerler sizce nerelerdir internet üzerindeki emlakç arkadaşlara sorduğumda hiç kimse yoğurt ekşi demiyor. Güvenilir emlakçı tavsiyelerine de açığım. Çok teşekkürler
Merhaba,

Eğe ve akdeniz bölgesinde Düşük bütçe ile alınabilecek hala uygun kalan ve kısa ve orta vadede değerlenme potansiyeli yüksek yerler sizce nerelerdir internet üzerindeki emlakç arkadaşlara sorduğumda hiç kimse yoğurt ekşi demiyor.

Güvenilir emlakçı tavsiyelerine de açığım.

Çok teşekkürler.
0
mrctrk
(04.03.23)
Balıkesir Edremit Kızılkeçili ve güre beldelerine bir bakın. Ulaşımı kolay hava temiz sular harika deniz var.
0
deer hunter
(04.03.23)
daha önce de benzer bir duyuruya yazmıştım aynısını yazayım, bir ev ya da arsanın değerlenmesi için (enflasyona bağlı fiyat artışından bahsetmiyorum, çoğu insan 5 sene önce 100'e aldığı arsa bugün 500 oldu diye seviniyor da o enflasyon sadece:) birçok kriter var, bunu da bir emlakçının tahmin etmesi mümkün değil. Değerlenecek diyen de %90 atıyordur. ya da elinde kalan yeri size itelemeye uğraşıyordur.

"Ben enflasyon falan hesaplayamam karışık işler" diyenler için ben basitçe şöyle bir yöntem uyguluyorum. Bir sabit seçiyorum ki bu altın oluyor genelde.

atıyorum arsayı 100 liraya aldım. aldığım gün altın 1 liraydı. Yani 100 altın ediyor.
aradan yıllar geçti, arsayı sattım 400'e. Ne büyük kâr değil mi? ama altın da 4 lira olmuş. Yani arsam hala 100 altın. Aradaki fark sadece enflasyonmuş. Alım gücümü artırmadı yani o artış.

Altın 4 lira, arsa 800 lira olsaydı, ben 200 altın alabilecektim. Yani net varlığım artmış olacaktı.

Yani genelde şu hesabı uyguluyoruz: Satış fiyatı-alış fiyatı=kar.
Ama bu eksik. Şuna da bakmalı gayrimenkulde.
Aldığım fiyatla ne alabiliyordum, sattığım fiyatla ne alıyorum?

Bunu bi cebe koyalım. Bu hesapla bakınca aslında değerlendi denen çoğu yerin aslında olduğu yerde saydığını görürsünüz.

Peki bu farkı sağlayacak gayrimenkul nasıl olur?
-Arsa özelinde bu o bölgeye talep ve yerleşim potansiyelidir.
-tarım arasidir, imar gelir.
-Civara üniversite, sanayi bölgesi, havaalanı, yeni bir site, avm vb yerleşim başlatacak bir proje gelir.
-Yol geçer, büyük bir yatırım olur, turizm potansiyeli artar vs... Ancak böyle büyük atılımlar lazım.

Bunlara bağlı değer artışları da genelde aşırı hızlı yaşanır, yakalamak çok zor olur. Atıyorum 10 liraya aldığın arsa 1000 lira oldu ama nasıl oldu? Her yıl 1 lira arttı değeri. Sonra bir havaalanı haberi geldi. Bir anda 800 lira arttı, sonra yine 1 lira 1 lira artmaya devam etti. İşte o 800 lira artışın olduğu anı, olmadan önce yakalamak lazım.

Bu kişisel bir hesap ama benim gözlemim özellikle ıssız bölgelerde nüfus artış oranına yakın oluyor değer artışı. Atıyorum ataşehir bölgesinin nüfus artış hızı, arsa değer artışını da paralel artırmış.

Sıradan bir vatandaşın, emlakçının bu tarz değişimleri zamanında öngörmesi mümkün değil. Ancak daha proje aşamasında haber alması lazım. O da çok sağlam bir çevre demek. Atıyorum ağaoğlu'nu tanıyorsanız adamın yeni projesini nereye yapacağını bilirsiniz. ataşehir daha ataşehir değilken oradan arsaları toparsınız. Gerisi fısıltı gazetesi.

Şimdi gelelim en civcivli kısma, Türkiye'de özellikle arsa piyasası hayal satmak üzerinedir bu yüzden.

genelde şu oluyor. Elinde yüklü para olan biri ya da birileri kuş uçmaz kervan geçmez bir yerin "değerlenebileceğini" düşünerek yok paraya dönüm dönüm topluyor. Sonra civarda fısıltı gazetesi çalışmaya başlıyor. Çünkü birileri arsa topluyor dönüm dönüm. İnsanlar diyor ki burada bir hareket başlayacak. Bu sefer emlakçılar arsa kovalamaya başlıyor. Herkes kendince bir hikaye uydurmaya başlıyor, köprü gelecek, fabrika kurulacak vs...

Sonra millet tarlasına 100'ken 300 lira fiyat biçiyor. Bu arada komşu şehirlerden de insanlar geliyor akın akın. Onlar da 300'e aldığı yerin 600 olacağını umuyor. Sonra bu arsaları yok pahasına toplayanlar yavaş yavaş eldeki stoğu bu heyecanlı kitleye satıyor.

O arada satan kazanıyor. Ama elbet bir yerde orada büyük bir hareket olmayınca piyasa düşüşe geçiyor. Çünkü arsalar elden ele dolaşıyor ama bir hareket yok. Herkes birbirine "burası değerlenecek" diye arsa satıyor. Bir yerde patlıyor bu umut. İşte o zaman birinin elinde kalıyor oralar. O arada satan kazandı. Satamayan kaldı.

Aslında sandalye kapmaca oyunu gibi, müzik durana kadar dönersin, müzik durunca birileri oturur birileri ayakta kalır.

Bunun en yakın örneği kandıra'dır istanbul için. 2010'lardan beri inanılmaz talep vardı. Herkes oranın değerleneceğine inandı. Buna inananlar başkasını da inandırdı. İstanbul'a 40 dk bir yer mutlaka değerlenir dendi. Sürpriz, istanbul doğuya değil kuzeye ve batıya genişledi.

Özetle arsa işi şans, öngörü ve çevre işi. Ama çevre ve şans yoksa öngörü işi kumar.

Dediğim gibi, sıradan vatandaşın hatta emlakçının bile bir bölgenin 5-10 yıl içinde ne gibi değişim geçireceğini bilmesi mümkün değil.

Allah aşkına 1990-2000 yılları arasında ataşehir'de inek otlatıyorlardı. 2010 yılında oranın istanbul'un en pahalı yerlerinden olacağını kaç emlakçı öngörebilmiştir? Ya da başakşehir... Ki bunlar şehir içi bölgeler az çok tahmin yürütülebilir. Buna rağmen birçok insan göremez bunu. Başakşehir dediğin yer tarlayken, 1,5 sene içinde 10 tane büyük inşaat projesi geldi. Tüm piyasa birkaç ay içinde ivme kazandı. O aralığı yakalayan yakaladı.

Bir de diyorsunuz ki ege akdeniz gibi daha az şehirleşmiş yerler ne olur? benim akrabalarım var gayrimenkul işinde, onlara soruyorum onlar da "ne olur?" diyor:) ha tanıdığı inşaat firmaları bir yere iş yapıyorsa, onlar da civardan yer kovalıyor hepsi o.

İşte o yüzden emlakçılar size cevap vermez. O arsaları ya kendine alır ya çevresine aldırır.

Bir emlakçı size "şuralar çok değerlenecek" diyorsa büyük ihtimal ucuza aldığı yeri size pahalıdan satmaya uğraşıyordur. O yüzden yukardaki maddelerin hepsini kontrol edin.

çok var öyle değerlencek diye 30-40 yıl bir ailenin elinde bekleyen arsalar... Babamdan kalma bir yer vardı mesela çanakkale'de 40 sene geçti, beklediler beklediler sattığımız paraya gülersin.

Bir not: ARsa bakarken metrekare fiyatını da hesaplayın, sadece toplam fiyatı değil.
0
anten
(05.03.23)
anten çok teşekkürler, gayet detaylı ve açık bir şekilde açıklamışsınız
0
🌸mrctrk
(05.03.23)
(3)

Alım satım vergi işleri hesabım doğru mu?

havadakarada
Kafamda tam netlestiremedim. Diyelim ki Trendyol üzerinden bir ürün satacağız. Ürünün maliyeti 100 TL. Bu ürünün %15 trendyol komisyonu olacak. Bildiğim vergiler eğer doğruysa %18 KDV + %15 gelir vergisi. Bunlar harici 30 TL kargo ücreti ve 20 TL kargo icin paket ve poset ucreti var. 50 TL net kar i
Kafamda tam netlestiremedim. Diyelim ki Trendyol üzerinden bir ürün satacağız. Ürünün maliyeti 100 TL. Bu ürünün %15 trendyol komisyonu olacak. Bildiğim vergiler eğer doğruysa %18 KDV + %15 gelir vergisi. Bunlar harici 30 TL kargo ücreti ve 20 TL kargo icin paket ve poset ucreti var. 50 TL net kar ile satmak istiyorsam yaklaşık 350 TL gibi bir rakama satmam gerekir. Bu rakam doğru mu? Bana garip geldi çünkü 10 liralık bile ürünler satılıyor. Nasıl oluyor bu iş biri basitçe anlatırsa güzel olur.
0
havadakarada
(04.03.23)
limited bir şirketiniz varsa kurumlar vergisi ödersiniz. %25. satıştan gelen paradan tüm maliyetlerin toplamını çıkarın, paketleme için 20 tl harcadınız, bunun kdv si düşer, bunun maliyeti gider olarak yazılır. kargo için 30 tl harcadınız, bunun kdv si düşer, maliyeti gider olarak yazılır. dolayısıyla giderleri düştükten sonra kalan rakam brüt kârınız. onun üzerinden vergi ödeyeceksiniz.

tabi bunların dışında hiç satış yapmasanız bile şirketin bir takım maliyetleri var. bunları da hesaplamanız gerek.

trendyol da iade geldiğinde yine ekstra maliyetleriniz ortaya çıkıyor.

youtube ta trendyol maliyetleri vb arama yaparsanız excel üstünde tatlı tatlı anlatıyorlar.

ürün kategorisine göre komisyon değişir, ürün fiyatına göre kargo değişir, ürün boyutuna göre kargo değişir. öyle çok basit bir şekilde 2x2 4 diyemeyiz, videoları izleyip excel üstünde kar zarar, kaç ürün hangi noktada kaç paradan satılınca başabaş noktasına geliyorsunuz çalışmanız gerek.
0
wct3 org
(04.03.23)
@wct3org sahis şirketi. Bu verdiğim vergi oranları doğru sadece nasıl hesap edilir ondan emin olamadım. Gider hesaplamayi bilmiyordum mesela. Youtube'dan da bakarım ama anladığım kadarıyla 3 aşağı 5 yukarı benim hesapladığım gibiymiş.
0
🌸havadakarada
(04.03.23)
bunun için bazı araçlar var işiniz kolaylaşır.

Aslında genelde ticarette kabaca 1'e aldığını 3'e satarlar. Aynen dediğiniz gibi, 100 liralık ürünü yaklaşık 300 liraya satmanız lazım.

şu aracı kullanabilirsiniz:
nesatilir.com

Burada en azından gelir vergisi hariç bir komisyon hesabı yaparsınız. ÜStünden gelir vergisini siz düşersiniz.

Perakendede gördüğünüz ürünlerin çoğu 3'te 1 fiyatına malolur. Atıyorum 300 liralık bir ürün, o satıcıya 100 liraya geliyordur. O satıcının aldığı toptancı 100 liraya satıyorsa 30 liraya üretiyordur gibi gibi.

Çiköfte zincirleri iyi örnektir buna. 1kg çiköftenin fiyatı yanılmıyorsam restoranlarda 120 lira olması lazım. Bayiler bu fiyattan satar yani müşteriye. Ama gidip ana merkezden 40 liraya falan alırlar bir kg çiköfteyi. Anlaşmaları böyledir.

istoç'a gidin, tekstilkente gidin bakın ürünlere toptancılarda. trendyol fiyatlarına bakın toptan fiyatlarına bakın.

10 liraya ürün satan adam ya üreticidir ya da 1-2 liraya falan alıyordur.

Bu arada her ürünün komisyonu aynı değil %7'den &20'ye göre değişir trendyol komisyonları.

KDV de her üründe aynı değil bazısında %8 ona da bakın.
0
anten
(05.03.23)
(20)

Ev sahibi senetlerimi vermiyor, kirayı da elden alıyor ne yapabiliriz?

ananiyimioguz
Henüz daha 3. kirayı veriyorum.Ancak bana diyor ki bu bina komple benim, paraları apartman görevlisine veriyorsunuz ben ondan alıyorum. IBAN dan olunca beni sıkıntıya sokuyor diyor.İlk başta ayıkamadım ama şimdi aklıma geldi, adam bu kiracı bana 3 aydır ödeme yapmıyor çıkarıcam derse ne yapabileceği
Henüz daha 3. kirayı veriyorum.

Ancak bana diyor ki bu bina komple benim, paraları apartman görevlisine veriyorsunuz ben ondan alıyorum. IBAN dan olunca beni sıkıntıya sokuyor diyor.

İlk başta ayıkamadım ama şimdi aklıma geldi, adam bu kiracı bana 3 aydır ödeme yapmıyor çıkarıcam derse ne yapabileceğiz, ne hak talep edeceğiz?

Neyse hadi öyle bir şey yapmadı diyelim düzenli ödedikten sonra..

Bir de 1 yıllık senet aldı, ödedikçe benden geri alacaksın demişti.

E onları da vermiyor sürekli unuttum getirmeyi diyor.

Bu ev sahibi ne yapmak nereye varmak istemektedir?
0
ananiyimioguz
(04.03.23)
Olay baştan yanlış ama geri dönüş olmadığı için bundan sonrasının çaresine bakmalı. Öncelikle senetleri bilerek unutuyor. Çünkü ileride çık derse çıkmam veya fahiş zammı kabul etmem demene karşı seni mahkemeyle korkutacak. Hiç kira ödemediğini iddia edecek.

Whatsapptan yazın bence x bey/hanım. 3. Kirayı da görevliye verdim ama 3 senet de hala gelmedi gibisinden.
0
ruhen hastayim ben
(04.03.23)
Eğer "3 aydır ödeme yapmıyor çıkarıcam" derse, haklıdır. Elindeki senetleri de 12si bir arada, muhtemelen faiziyle sizden alır.

Senetlerinizi geri alın.
0
alfired
(04.03.23)
Az önce iş yerine geldi çocuğunu diş bakımlarına getiriyor, yine hatırlattım, a tamam bırakayım ben akşam olmadan dedi. Büyük ihtimalle yine unuttum a yatacak.

Ama aramızda kirayı bırakıcam ben bugün gibisinden bi konuşma geçirdim. Iban muhabbetini yine açtım falan. Bunların kamera kaydı var, indirip tutsam işime yarar mı?
0
🌸ananiyimioguz
(04.03.23)
git yeri nerdeyse sen al senetleri. ihmale gelmez sıkıntılı durum. bundan sonrada seneti almadan ödeme yapmayacağım de.
0
xrated
(04.03.23)
Eskiden benim bu tarz bir ev sahibim vardi, ama kirayi verirdim seneti alirdim. Senet yoksa kira da yok derdim. En kotu kira odediginize dair imza alin, elinizde odeme yaptiginiza dair kanit olsun. Eskiden kira kontratlarinda imza bolumu olurdu ay ay, belki hala vardir.

Ha ama eskiden kirayi elden almak suc gibi degildi, simdi buna yanasmayabilir cunku sizin elinizde maliyeye sikayet etme kozu geciyor bu durumda da.
0
sertac akin
(04.03.23)
bu kabul edilebilir bir şey değil. seneti almadan ödemeyi kesinlikle yapmayın. bina komple benim demesi ile dikkati başka yere çekmesi şüphe uyandırıyor.

başıma geldi:
ödemesini yapılan senetler bende olduğu halde icraya verildiğimi biliyorum. allahtan senetleri saklamıştık. borç bittikten 7 yıl sonra icraya verildim, eve ödeme emri gelmişti. avukat ile bu sakladığım senetleri kanıt gösterip davadan haklı bir şekilde ayrıldım.

çok dikkat edin.

çok ama çok dikkat edin.
0
Leonardo~Da~Vinci
(04.03.23)
çok sakat bir durum. seni her an kapının önüne koyabilir + elindeki senetlerle icra takibi başlatabilir ve derdini hiçkimseye anlatamazsın.

ilk olarak senetleri bir şekilde al gerekirse kapısına git. gene de kirayı elden vermek kabul edilebilir değil. tahmin edeceğin üzere gelir vergisi vermek istemiyor.

kamera kaydı, ses kaydı bunlar hukukta ikincil. senet ve resmi ödeme yapılmayan konut bunlar anında aksiyon alınacak durumlar.

bence bir avukat tutmanda fayda var. 3-5 bine kıy bu durumdan kurtul.
0
orpheus
(04.03.23)
Peki ben apartman sakinlerinden kira sözleşmelerinin bir örneğini alsam ( en azından alabildiğim kadarını ) sonra da adliyeye gidip bu ev sahibi kiraları bankadan almıyor, araştırabilirsiniz diye dava açacağım yönünde ben de tehdit edebilir miyim?
0
🌸ananiyimioguz
(04.03.23)
küçük hesaplar peşinde koşan ev sahibi… hem vergiden kaçıyor hem de senin için ileride hiç kira ödemedi iddiasını da saklı tutuyor. kesinlikle yazılı olarak bi şekilde kiraları ödediğinizi belirtin ve ondan banka üzerinden ödeme almadığına dair yine yazılı şekilde beyan alın. neden kiraları banka üzerinden kabul etmediğini sorun mesela…
0
deartheodosia
(04.03.23)
yıl olmuş 2023 nasıl böyle işlere girişiyorsunuz anlamıyorum. iban almadan, ibanı kontrata yazdırmadan nasıl imzalıyorsunuz. üstüne birde senet veriyorsunuz.
0
astronom bey
(04.03.23)
Senetlerin herhangi bir yerinde kiraya karşılık yapılmış senet yazmıyorsa ayrıca bunu da kanıtlaman gerekecek.
Adam, borç vermiştim, senet onlara karşılık, hem senetlerini ödemiyor ve hem de kirayı ödemiyor dese verebileceğin hiçbir cevap yok.
Kendini kötü bir duruma düşürmüşsün.
Bir avukat bul bence.
0
Mirket
(04.03.23)
anadolu üçkağıtçılığı ay çok pardon irfanı böyle...

avukata koş. yoksa bir ihtimal avukata şimdi vereceğin paranın kat kat fazlasını adama vermek zorunda kalabilirsin.

bildiğim kadarıyla adam sana iban bildirmek zorunda. sen ona kirayı ödemek için bir yol bulamazsan adamı bunun için mahkemeye bile verebiliyorsun bildiğim kadarıyla. avukatlar daha iyi bilir.
0
alperz
(04.03.23)
Kirayı elden verince kira sözleşmesinin arkasında bunu yazıp imzalamak için alan vardı, o sayfaya bunu raporlayıp ikinizinde imzalaması lazım.

Bir de whatsappdan falan konuşuyorsanız ödemeyi yaptım ödemeyi aldım diye en azından mahkemeye verilirseniz bir şansınız olabilir. Ama senetlerden kurtulamazsınız. Onları kesin alın.

Seneti almadan kirayı ödemeyin. Eğer bir şekilde anlaşmazlık çıkarsa ve evden çıkmak durumunda kalırsanız evi boşalttığınıza dair noterle bildirim yapın. Her şey yasal ve kağıt üzerinde devam etsin
0
zimbirik
(04.03.23)
Valla ben aradaki emlakçıyı da aradım bugün mesgule attı. Sonra apartman görevlisi aradı ismail bey bugün parayı bırakacağınızı söyledi evde yoksunuz dedi.

Dedim biz evde kalmıyoruz bugün getiricem ama senetleri bıraktı mı dedim? Bıraktı dedi. A iyi o zaman geleyim ben akşam dedim.

Akşam aradım, geldim bahçeye gelin vereyim kirayı dedim. Ya benim acil işim çıktı arabadayım oğlanı göndereyim, ona verir misin dedi. Ama senetler arabada benim yanımda, onu ben yarın bırakırım dedi. Kesin sende dimi bıraktı ismail bey? dedim. Evet evet bende dedi gerekirse eve bırakırım ben olmasam da alırsın dedi pazar veya pazartesi. Tamam dedim kapattım ama hanım benim içime sinmedi senet olmadan vermeyelim dedi çocuğu geri gönderdik sdfjsg. Tamam abi siz 1-2 güne tekrar getirirsiniz dedi.

Bakalım ne olacak.
0
🌸ananiyimioguz
(04.03.23)
iban'a gönder hocam
memleketin bir hırsızı eksik olsun
0
bir soru sorcam
(04.03.23)
oğuz kardeşim: şunu motto yap kendine önce mal sonra para.

senedi eline almadan para mara verme. belli ki bizim gibi memur çocuğusun. biz böyle yetiştirildik ama parayı verme hemen. önce bir malı koysun adamlar ortaya. ondan sonra parayı göster ama verme. sürünsün pezevenkler.

ben otuz senede bunu öğrendim.
0
alperz
(04.03.23)
Boyle olmaz adam acik acik art niyetli. Bundan sonra kirayi sadece bankadan yollayacagim bu yasal degil deyin. Siz cekingen davrandikca basiniza is alirsiniz. Dusunun adam 1 sene kira odemeden oturdu deyince hicbir kanitiniz yok.

Ayrica aleni vergi kaciriyor. Bankadan yollamak zor ne demek yahu
0
anten
(04.03.23)
Valla bugün gelmiş haktan hukuktan bahsediyor nurdaginda adam bi bina yapmış 6lik demir kullanmis alllahtan da korkmuyorlar diyor.

Neymis yapı denetim gelip fotoğrafları çekip gidince demirlerin çoğunu geri sokuyorlarmis. Kimi yerde kolon demirlerini birbirine bile baglamamislar vs biseyler anlatıyor. Neymis kendi başlarında durmuş.

E yarım saat sonra kirayı dedim ben nakit taşımıyorum zor oluyor Iban ver ona atayım. Yok o bana sıkıntı oluyor diyor. Ne oluyor vergi mergi mi dedim, he ya sorma diyor shdhf az önceki hak hukukçu gitti. Cogu müteahhit böyle galiba.

Allah bilir kendi de öyle yapmistir 9 kat tabut olmaz umarım.

Kira işini de aynen ne zaman senet o zaman kira seklinde yürüteceğiz bakalım. Iban işi aramızı gerebilir şimdi yüz göz olmayalım. Senetleri vermezse öyle oluruz. Zaten hanım nerden geldik buraya bir de 7 kattan ev bulduk antebine de yüksek binalarina da.. demeye başladı duruma göre celalleniriz :)
0
🌸ananiyimioguz
(04.03.23)
Siz bilirsiniz ama böyle adamlara güven olmaz. yarın sizin 2 katınızı ödeyen kiracı bulduğu an "bu bana aylardır kira ödemiyor" diye ihtarı çeker. Neyle kanıtlayacaksınız?
0
anten
(05.03.23)
Kirayı vermedim senet gelince veririm dedim, apartman görevlisine bırakmış şükür geçmiş ayları da neyse ki, aldık bakalım.
0
🌸ananiyimioguz
(06.03.23)
(12)

ev parasını vadeliye koymak mı ev alıp kiraya vermek mi

regina phalange
bir miktar birikmişim var. bu peşinat yapıp kredi çekip yatırımlık ev alayım düşüncesi oluşmaya başladı. vereceğim taksit beni öldürmeyen bir taksit yani verebilirim orda sıkıntı yok ama alacağım yerde kiralar düşük yani kredi taksidini bile ödemiyor. ama peşinat parasını vadeliye koysam %27 ile güz
bir miktar birikmişim var. bu peşinat yapıp kredi çekip yatırımlık ev alayım düşüncesi oluşmaya başladı. vereceğim taksit beni öldürmeyen bir taksit yani verebilirim orda sıkıntı yok ama alacağım yerde kiralar düşük yani kredi taksidini bile ödemiyor. ama peşinat parasını vadeliye koysam %27 ile güzel bir para bırakıyor.


bu faizler bu şekilde yüksek devam eder mi ya da böyle büyük bir karar vermek için seçimi mi beklemek gerekir tam olarak ne yapmak lazım tam oturtamadım kafamda. her türlü düşünceye açığım.
0
regina phalange
(04.03.23)
ben olsam güvenli liman olan döviz de beklerdim bir kaç ay. ne olacağı hiç belli değil. akp kalsa da faizleri fırlatabilir, muhalefet gelse başa, onlar da faizleri arttırabilir. yıl sonu dolar beklentisi olmuş 30-35 tl'de falan kalmak komik olur açıkçası. kendi evin yoksa oturmalık olsa her şartta kredi çek al derdim de şimdi bilemedim çok belirsiz her şey
0
avatar is back
(04.03.23)
Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu yerde %27 faiz söylediğin gibi güzel bir para bırakmaz.

Kredi çekip ev alabilecek durumdaysan ve çekeceğin krediyi ödeme konusunda sıkıntı çıkarmayacak garantili bir işin/gelirin varsa hiç durmayıp evi al.

Bu sene kira krediyi karşılamıyorsa bile seneye karşılayacaktır.
0
Mirket
(04.03.23)
ben bu yasalarla kiralamak için ev satın almam. en az 5 sene kira artışı yapamayacaksın ve en az 10 sene kiracı evin tapusu kendindeymiş gibi oturacak.
eğer yatırım için alacaksam içini boş bırakırım. değerlendiğinde satarım.
bu sistemde kiracıyla uğraşılmaz.
hele düşük kiralı ve kirasının taksitini bile karşılamayacak bir muhitteyse o işe hiç girmem. öyle yerde yaşayan tipleri tahmin etmek hiç zor değil.
0
astronom bey
(04.03.23)
ev almak her zaman kazandırır. faiz sadece enflasyonun kabettirdiği değerin bir miktarını sana geri verir.
0
orpheus
(04.03.23)
enflasyonist dönemlerde ev, araba ve diğer mallar her zaman daha çok değerlenir. sadece kira geliri olarak bakma eve. paranın değerini de koruyor kira geliri ekstrası oluyor. parayı faize koysan ufak bir kur atağında faizin kat kat fazlasını zarar yazarsın diyeyim sana.

seçim sonrası için bir şey demek güç.
0
xrated
(04.03.23)
Riske girip 1 ay faize koyardım ben olsam. Çünkü çok tatlı para bırakır. 1 ay sonra ev fiyatı da dolar da çok artmaz diye düşünüp riske giriyorum. Yarin bi anda dolar 35 olursa ayvayı yedin tabi.
0
baba553
(04.03.23)
Reel olarak mevduatta getiri yok götürü var suan. Seçenek bile değil benim için.


Ev daha mantıklı tabi ki ancak duan kredi kullanımı çok sınırlandırıldı. Bankaya gittiğinizde kaç bin kullanabiliyorsunuz mesela sordunuz mu ?
0
Mcfly
(04.03.23)
bu devirde yatırımlık ev alınmaz bence. bunun kiracısı var, depremi var. faiz her zaman daha kazançlı geliyor bana. evini hiç satmadıktan sonra değerlense ne olur ki.
0
nothing in my way
(04.03.23)
hocam sakın ev alma arsa al daha iyi. bir kısmıyla arsa al. bir kısmıyla sepet yap dursun. bak ben arsa aldım 2 sene içinde 50 bin tl değeri 500 oldu. kiracıyla ugrasılmaz kanser olursun.
0
sizofren06
(04.03.23)
peki diyelim ki ev sıfır ya da mal sahibi satıp başka şehre gidiyor yani ev boş kalıyor. sıfırdan kiracı bulsam bile kiracı ile uğraşmak dert mi gerçekten?

peşinat dediğim 1.000.000 tl, %27 faizle 22.500 para bırakıyor. bence güzel para. maaşlı bir çalışan olarak extra ve bedava bir besin benim için. ama işte kiraya versem zaten hem kredi ödüyor olucam hem 22.500en çok daha düşük bir kira gelirim olacak, kafam karıştı valla.
0
🌸regina phalange
(04.03.23)
Ev al ama kiraya verme
0
cccbehzatccc
(04.03.23)
Ev için birikmişim var dediğinize göre yüklü bir meblağdan bahsediyoruz. Oturmak için alacaksanız ayrı, yatırım niyetiyle bakıyorsanız ayrı değerlendirmek lazım. Oturmak için alınan ev bir ihtiyaçtır, o yüzden doğru zaman bulundu mu almak mantıklı.

Yatırımlık ev apayrı bir konu.

Ama bu kadar yüklü bir parayı tek bir enstrümana bağlamak her zaman risk, özellikle yatırım için ev bakıyorsanız.

Öncelikle evi hemen almayacaksanız, yıllık enflasyonun üstünde getiri sağlamanız lazım ki evi fiyatlarının artışı karşısında erimesin birikiminiz.

%27 enflasyonun altında kalıyor.

Enflasyon konusunda yazanlar doğru diyor, enflasyon ortamında mal edinmek daha avantajlı görünebilir.

Ama ev fiyatları son 2 senedir bu yükseliş trendinde, bu sürekli olmayacaktır. Yani geçen seneden buraya %100 artan evin fiyatı belki bu seneden sonra artmaya devam edebilir, ama %100 artmayabilir.

Yani ev her zaman kazandırır inancı var bizim ülkemizde ama o iş öyle değil. Kazandıran gayrimenkul çok kazandırabilir, ama hepsi değil. Bizde herkes evi her zaman kazandırsın istiyor o yüzden öyle bir inanç var.

Atıyorum seçimden sonra bir kanun çıktı, yabancıya konut satışı durdu,
kentsel dönüşüm yasaları değişti, eski evlerin durumu değişti,
imar yasaları değişti bişeyler oldu...
Türkiye yatırım aldı enflasyon düşüş eğilimine başladı...

bunların hepsi ihtimal. Hepsi ev fiyatlarının artış hızını etkiler.

O zaman ne olur? sen 1 milyona ev aldın. Çünkü o ev geçen sene 500bindi. Bu sene 2 katına çıktı. Sen 1 milyon saydın ev aldın. Seneye de 2 milyon olur dedin. Ama şartlar değişti, enflasyon düşüşe başladı, döviz yavaşladı. senin 1 milyonluk evin 2 milyon yerine 1.6 milyon oldu. Yani geçen sene %100 artarken, bu sene %60 arttı. Seneye de belki %30 arttı.

Ekonomi güven verince borsa yükseliş trendine girdi mesela, borsa fonları ev fiyatlarından daha fazla arttı. Evin %60 artarken fonlar %80 arttı diyelim. Potansiyeli kaçırdın.

Yani oturmak için alınan ev ihtiyaçtır, ama yatırım niyetiyle alınan bir ev yatırımdır ve o gözle değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Mesela 1 milyon liranız var, hepsini döviz yapar mısınız? Yapmazsınız. Altın? Yapmazsınız. Bütün 1 milyonu verin borsaya koyalım? aklınız gider yapmazsınız. Fon alalım, ama tek bir fon aynı fona koyalım? Onu da yapmazsınız çünkü bunların hepsinin düşme ihtimali de var bilirsiniz. O yüzden şunu yaparsınız 1 milyon mu? birazıyla altın alayım, birazıyla döviz, biraz da maceracıyım hadi kalanı fona ve borsaya koyayım. YAni riski dağıtırsınız değil mi?

Ee ev olunca yatırım için alırken onun da değer kaybı ihtimali var ama gözü kapalı alıyor çoğu insan? Değerlenir diyoruz ama ya şimdiki kadar değerlenmezse? Ya da alabileceğim diğer yatırım araçları daha çok artarsa ev fiyatından? Kira getirisi? Genelde %10-%15 civarında oluyor evin fiyatına kıyasla değer mi? Bir de düzenli ödenebilecek mi? üstelik her sene artışlar da düşük kalacak.

Yani almak istiyorsanız karar sizin alın ama, eğer bekleme niyetiniz varsa mantıklı yatırım enstrümanlarına risk oranına göre dağıtmayı düşünürdüm ben. Döviz, kıymetli madenler, fonlar vs, bilgim neye yetiyorsa yani.
0
anten
(05.03.23)
(4)

Şişli Feriköy

sapere aude
Nasıl bilirsiniz?
Nasıl bilirsiniz?
0
sapere aude
(04.03.23)
Ben sevmiyorum. Sokakları düzensiz, ne zaman yürümeye kalksam sinir krizi geçiriyorum. Evler de eski. Yeni olanlar da o paraları hak etmez. Mekanları güzel ama sanki kenar mahallenin birini boşaltıp içine refah seviyesi yüksek kesimleri doldurmuşlar gibi. Çok anlamsız geliyor.
0
ruhen hastayim ben
(04.03.23)
izmirden taşınıp 1 sene oturdum. insan kalitesi iyiydi, sokakta yürümesi bile keyifliydi. bir daha istanbula taşınacak olsam taşınacağım tek yer diyebilirim.
0
mister green
(04.03.23)
feriköy bayağı büyük bir bölge aslında bu soru için. tekinsiz noktaları da var ama genel olarak benim de çok çok sevdiğim bir yer istanbul'da. esnaf kültürünün hala ciddi anlamda devam ettiği de bir yerdir. bana biraz bu "türk dizilerinin ilk bölümünde ana karakterin mahalleliyi selamlayarak yürüdüğü sokak" izlenimi veriyor, öyle anlatayım.
0
knight of cydonia
(05.03.23)
dünyanın parasını ödeyip yaşam kalitenizi düşürmek istemezsiniz emin olun:)

Sıkışık sokaklar, güneş görmeyen binalar, kalabalık, trafik, eski binalar, bitmeyen altyapı sorunları, 7 milletten birbirinden değişik huyları olan komşular...

Sırf 3-5 tane hipster pizzacı ve alkollü mekan açtı diye popüler olmuş bir semt.
0
anten
(05.03.23)
(6)

Muhalefet

cokponcik
Şunu yapsa, çıksa mesela doğa günü düzenliyorum ben gelin dese. Bu berbat hale gelen salda gölü kaz dağları vs. Bunların önceki sonraki halleriyle görselleri şöyle bir gösterse bir sunumla. Ne bileyim ormanları vs gösterse anlatsa bakın buralar imara açıldı böyleydi bu duruma geldi dese. Etkili olma
Şunu yapsa, çıksa mesela doğa günü düzenliyorum ben gelin dese. Bu berbat hale gelen salda gölü kaz dağları vs. Bunların önceki sonraki halleriyle görselleri şöyle bir gösterse bir sunumla. Ne bileyim ormanları vs gösterse anlatsa bakın buralar imara açıldı böyleydi bu duruma geldi dese. Etkili olmaz mı? Yapıyorlar da ben mi görmüyorum yoksa?
Siz ne düşünüyorsunuz?
0
cokponcik
(03.03.23)
Ya abi bunlar çok ponçik şeyler ama muhalefete verecek insan zaten verecek, vermeyecek olan şu kitle sence bundan anlar mı: twitter.com
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(03.03.23)
zaten muhalefete oy verecek olan kitle bunların farkında.

rte'ye oy verecek kitlenin ise bunlar umurunda değil, o yüzden rte'ye oy vereceklerden seçmen kazanmak için doğa, salda gölü, orman morman doğru yöntem değil. orman kesip saray yapılınca adam seviniyor bile itibar diye.

doğru yöntem iş, aş, para, namus vs.
0
kibritsuyu
(03.03.23)
dolar 100 lira olsa da gene oyum erdogan'a diyen insana istersen apokaliptik film izlet kar etmez.
0
buenosdias
(03.03.23)
Türk seçmeni için bunların hiçbir önemi yok. Ben üniversitede siyasal iletişim alanında 2 önemli hocadan ders aldım. Sosyolojik altyapısını anlatmak uzun sürer ama tüm araştırmalardan, analizlerden çıkan sonuç şu:


iki tane konu var:
1-İnsanlar adaya oy veriyor. Parti programı, parti, vaatler, siyasi gelişmeler falan çok geri planda. İnsanlar adayı seviyorsa benimsiyorsa kendine yakın görüyorsa oy veriyor. Bu kadar. Yani muhalefetin yanında muhafazakar seçmenin de seveceği bir aday gösterirse muhalefet partileri, ancak öyle kazanabilir.

2-Türkiye, polonya, rusya, yunanistan gibi bir zamanlar büyük, sonra sınırları daralmış ülkelerde büyük ve iddialı vaatler çalışıyor. hatta abd'de bile görebilirsiniz bunu. Çin yükseldikçe ABD "acaba eski gücünde mi" tartışılmaya başlandı. Trump "Make America Great Again" dedi, başka hiçbir şey konuşulmadı.
İktidar da bunu yapıyor. "Dünyaya meydan okuyan türkiye" "her masada varız" vb söylemler basit görünebilir ama türkiye ortalamasında çok karşılığı var bunun. Ve inanın bana biraz zayıflasa da hala var.
0
anten
(03.03.23)
muhalefete oy vermeyecek insanların umrunda değil bunlar etkili olmaz, teoride güzel şeyler
0
freebird5406_2
(03.03.23)
yakın zamanda, hala reis'e oy vermeyi düşünen biriyle hiç konuştunuz mu? veya hala akp diyen birinin sokak röportajını vs. dinleseniz de olur.

o zaman ne yazık ki böyle şeylerin onları hiç etkilemediğini siz de düşünmeye başlayacaksınız.

sonrasında, yeni önerilerinizi bilmek isterim.
0
emricardo
(03.03.23)
(33)

kim abi bu kılıçdaroğlu'nu sevenler

gule gule
ana muhalefet lideri adam, chp'ye oy atan ne kadar çevrem varsa imamoğlu ya da yavaş diyorlar aday için. ben de bu iki aday için tarafım fakat adam gelmiş diretiyor ben ben diye bugün. o zaman 5 parti çıkar imzalarız gibi bir şey de söylemiş yanlış bilgi yoksa kendisi tarafından.yıllardır her seçimd
ana muhalefet lideri adam, chp'ye oy atan ne kadar çevrem varsa imamoğlu ya da yavaş diyorlar aday için. ben de bu iki aday için tarafım fakat adam gelmiş diretiyor ben ben diye bugün. o zaman 5 parti çıkar imzalarız gibi bir şey de söylemiş yanlış bilgi yoksa kendisi tarafından.

yıllardır her seçimde ekran başında umutla izleyip her seferinde tecrübelendik diye dönüyoruz. millete istifa et diye bağırıp, 1 değil 2 değil bilmiyorum kaç seçim kaybedip 5 diyen var 11 diyen var hala yerinde durmak nasıl bir şey ve bunlar zafersiz hepsi kayıp kim tutuyor orada bu adamı. şaka gibi sayılar gerçekten. yaşımdan dolayı sadece başa gelişini biliyorum daha doğrusu baykal'ın nasıl gittiğini hatırlıyorum öncesine dair bir fikrim yok. yokluktan mı gelindi de tutuluyor hala.

terlik olsa terliğe verilir denen günlerde altılı masa erdoğan'a rakip olarak erdoğan'ı gösterse yine kazanamaz gibi geliyor artık bu nasıl bir zihniyettir.

kısacası anlamıyorum bu adamı kim seviyor, kim tutuyor ve nasıl kalıyor hala diretebiliyor bir şeyler için? sizin düşüncelerinizi merak ediyorum ben neyi kaçırıyorum tam olarak.
0
gule gule
(03.03.23)
Kim bu abi kilicdaroglu'nu sevenler? sorunuza cevap vereyim; annem mesela, elestirmeni bile istemez. cok seviyor. Kilicdaroglu bana gore de hatalari olmasina karsin (buraya tek tek yazmayacagim) yerden yere vurulacak biri degil. Hep soylerim Adalet yuruyusu turk siyasi tarihinin en onemli olaylarindan biridir mesela bana gore. Kisacasi kendisine karsi bir antipatim yok, aday olursa gider oyumu veririm. Ama turkiye ben ve benim annemden ibaret degil tabii ki.

Ekrem Imamoglu'nu su donemden itibaren aday gostermek dunyanin en riskli islerinden biri; maalesef duzgun isleyen bir adalet sistemimiz olmadigi icin her an mahkeme karari sayesinde alip iceriye atabilirler. Yoksa seve seve gidip oy verirdim.

Mansur Yavas cok iyi bir belediye baskani ama iyi bir cumhurbaskani olabilir mi? bunu bilemiyorum cunku dogru duzgun bir demecini gormedim ulusal konular hakkinda. ayrica sag parti kokenli olmasi hem turk solu tarafindan hem de kurtler (istedigimiz kadar inkar ederim kurt secmen secimlerin belirleyicisidir cogu durumda) tarafindan cok kabul gormeyen birisi olmasina neden oluyor. Aday olsa Mansur Yavas'a da Kilicdaroglu gibi gider oyumu veririm ama Imamoglu gibi istekli olmam sanirim.

Kürt secmenler ve sol gruplarin buyuk kismi kilicdaroglu'nu desteklemek istiyor. 6li masada da soyle bir durum var, masayi fikrini ortaya atan, bu insanlari birlestiren, 2018 secimlerinde baska partilere milletvekilleri veren chp ve kilicdaroglu idi. Masadakilerde bir vefa duygusu var sanirim. Bir de Ankara ve Istanbul gibi iki buyuk belediyeden birini kaybetmek istemiyorlar zira bu cok buyuk bir kayip secim kampanyasi doneminde bile.

Velhasil normal bir ulkede olsaydik Kilicdaroglu benim icin cok kotu bir aday degil, cevremde de genel olarak kimse kendisine antipati ile yaklasmiyor. ama yukarida da soyledigim gibi turkiye ben ve benim cevremden ibaret degil; benim cevrem zaten cogu akplinin dile doladigi ''ulusalci, kemalist, laikci, chpli teyzeler, eskinin postal sevicisi, beyaz turk, elitist' kitlesi ve tek dertleri akp'nin gitmesi. Iste bu noktada anadoludaki amcalar kilicdaroglu'na oy verir mi, bilemiyorum zira onlar icin kilicdaroglu bir öcü. Umarim haksiz cikariz gun sonunda hep birlikte de kilicdaroglu kazanabilir. Diger ihtimaller elenmis gibi cunku.
0
fraise
(03.03.23)
Kılıçdaroğlu'nu bu kadar seven yoktu. En azından sosyal medyada. Görünüşe göre bir miktar troll ordusu kurmuş.
Bir miktarı da aktroll. CHP teşkilatı da tabi.
Benim anlamadığım nokta neredeyse tüm muhalif gazeteciler, youtuberlar kk'cı olmuş.
Çok acayip şeyler dönüyor.
0
vizivozo
(03.03.23)
Annem +1 :) cumhuriyetin ve hukuk devletinin degerini en cok bilen o ve onun gibi kadinlar oldugu icin tek laf ettirmem o ayri. Bakin insanlar daha resmen yeni uyandi 20 yildir ne yapildigina, resmen devletin ne kadar curumus oldugunu gorup sasiran bir kesim var, deprem bolgesine gidip bugun 'harekete gecen' sosyal medya fenomenleri oyuncular falan baya bildigin chp'li teyzeler diye dalga gecen, bu insanlari algilama yeteneyi olmayan insanlar yani.

Neyse, ayrica adalet yuruyusu kesinlikle cok guzel bir eylemdi +1 - ciddi bir kesim sivil toplum hareketinin ne oldugunu, siddetsiz eylemi anlamiyor ya da cabuk unutuyor cok seyi bence.

Benim kendisiyle en buyuk derdim Ekmeleddin olayidir, benim icin sondu.

Son olarak en buyuk dilegim genc birinin aday olmasi, yas ortalamasi 33 yas olan bir ulkede, her allahin gunu teknolojiden ve yeni dunyadan uzak dedeleri gormek midemi bulandiriyor. 55 yaslarinda zehir gibi insanlar var ulkede, birakin artik.
0
kassiopeia
(03.03.23)
Benim. Bu adamın kaç seçim kaybettiği de umurumda değil. Depremin ilk gününden itibaren olumlu yönde çok ciddi bir değişiklik yaşadı ve bunu her demecinde gösterdi, göstermeye de dev ediyor. İmamoğlu aday olsa siyaset yasağı garabetini onaylayıp adaylığını boşa çıkaracaklar, Mansur Yavaş'ın ise siyasi geçmişi ne yazık ki yeterince birleştirici olmasını önlüyor, mükemmel belediye başkanı olmak bile bazen yeterli olmuyor. Üstüne üstlük bu üç kişi içinde elindeki gücü bile isteye azaltmak için yapılması gerekeni yapacağına koşulsuz güvendiğim tek kişi de KK.

Ben de bu arada pek çok kişide gördüğüm "KK aday olmasın" diretmesini aynı senin gibi anlamıyorum. Daha doğrusu şöyle diyeyim: Bir tutum hangi noktada "diretme" olarak nitelenmeye başlıyor?
0
xiduyuru
(03.03.23)
ya ne fark eder ya? aday kim olursa olsun muhalefete verecek adam neyden endişeleniyor ki? o zaman iktidara versin beğenmeyen. kılıçdaroğlu en yumuşak en rahatsız etmeyen aday. yüzde 12 bandında hdp oyunu alabilecek tek aday. yani sevdiğimizden değil kötünün iyisi.
0
mikahakkinen
(03.03.23)
Ben, çevrem hatta görüşlerimizin uymadığı mhp bbp li olan arkadaşlarım var onlar dahi seviyor. İnternette belli merkezlerden yürütülen troll ordusu ve bu işten çıkarı olan fenomenlerden ibaret değil dünya. Aday olmasın diye diretenlerin çoğu zaten başka partililer başka ittifaklar. Birçoğu da bot hesap troll. Onlar dizayn etmeye çalışıyor.
Adamlar zaten her yere adaylığına karşı olduklarını yazıyor, millet de böyle algı var nereden nereye geldik diyor. Niye inanıyorsun ki?
0
patos64
(03.03.23)
Alevi kesim :)

Kılıçdar Kadar koltuk sevdalısı biri yoktur. Gerçi var. O da bahçeli.

Son 10 yılda 1 puan partisinin puanını arttiramamis. Kazanamacagi da kesin bir aday. Ama işte belki kazanırız rant yeriz diye. +70 insanların hayatımızda rol oynamasindan çok sıkıldım. Eren Erdem tiplerin başımızda rol oynamaya çalışmasından çok sıkıldım.

Ben açıkçası oy kullanmama kararı aldım.

Nasılsa imamson dışında kimse kazanamayacak.
0
jackyr
(03.03.23)
Ben futboldan bir örnek vereyim, kim seviyor bilemem ama niye seviyorlar anlatayım.

Türkiye'de futbol kulüplerinin en çok sevilen futbolcuları kimdir?
Kendini en çok yırtanlar. Mesela İbrahim Üzülmez, mesela Sabri Sarıoğlu...

Bu adamların yeteneği, golleri, tekniği falan kimsenin umrunda olmaz. Ki zaten yeteneksizlikleri malum. Ama çok sevilirler. Çünkü "abiii adam çok mücadeleci..." tribi vardır bunlarda.

Mesela sen kaleye maçta 10 tane isabetli şut çek bir tane alkış almazsın. Üstüne gol olmadı diye küfür yersin. Sabri bir tane şut çeker o da kalenin 20 metre uzağından outa çıkar. Ama golü kaçırınca kendini yerden yere attığı için bütün tribün onu alkışlar. Niye? "Abbbii adam kendini çok adamış maça baksan yerde yuvarlanıyor".

Ya da sen aşırı teknik oyna sakin sakin isabetli paslar ver. İbrahim üzülmez 50 metre amaçsız bir depara çıksın, sonunda duramayıp topla beraber taç çizgisini geçsin ama çok koştu kendini parçaladı diye alkışlanır.

Kimse demez ki abi kulübe bağlıysan, başarıya bu kadar açsan o şut tekniğini bi düzelt be artık profesyonel futbolcusun... O adamın her şutunun dışarı çıkacağını bilirler, yine de alkışlarlar o kendini parçaladı sahada diye. Çünkü bu adamlar galibiyet için değil, taraftarı tatmin etmek için çıkar sahaya.

Türkiye'de icraate bakılmaz, şova bakılır.

Şimdi bu örnekleri alın siyasete uyarlayın. Hah işte sorunuzun cevabı çıkar.

Kılıçdaroğlu'nu bir şey yaptığı için değil, tribünlerine oynadığı için seviyor herkes. Birçok siyasetçi gibi.

Mesela muharrem ince de böyleydi... Adam hep kendi taraftarını kendi seçmenini gazlayacak konuşmalar yaptı. Costurdu da costurdu... eee noldu? Gerçekten seçim kazanmak isteyen adam karşı tarafın seçmenini kazanmaya çalışır.

Mesela 2002'yi hatırlayanlar varsa şu detayı hatırlarlar, şimdiki iktidar partisi muhafazakar oylarıyla gelmedi başa. Adamlar muhafazakarların desteğini aldı ama hem abdullah gül, hem recep tayyip erdoğan özellikle liberal, batı yanlısı seçmene ve kürtlere oynadı.

İktidarın ilk 2-3 seçim vaatleri avrupa birliği'ne tam entegre bir türkiye'ydi.
Kürt sorununun çözümüydü. Çünkü kendi taraftarını değil, karşı tarafı kazanınca iktidar olacağını fark ederek hareket ettiler.
0
anten
(03.03.23)
Kılıçdaroğlu ismi bir yana öncelikle bu denli yaş almış siyasilere çok net şekilde karşıyım. 91 doğumluyum, ömrümün en güzel olabilecek zamanları AKP iktidarıyla geçti. Büyük bir kesimin belirttiği 'muhalefet adayı tuzluk olsa dahi oyum onadır' ifadesini de bunun yansıması olarak düşünüyorum. İçime sinmemekle birlikte ben de o grup içerisindeyim, artık son bulması gerekli. Evet, bunun gerçekleşmesi için en güçlü aday çıkarılmalı, sonsuz kere haklı bir görüş; ancak yaş almış siyasilere karşı olmamın sebebi de bu. Çünkü siyaset senelerdir ezberlenmiş isimler üzerinden devam ediyor, herkes yer etmiş koltuklarda. Dünkü iyi parti hizipçiliği buna güzel bir örnek -tabi ki partinin bütününü kastetmiyorum-; Türkiye tarihinde bu kadar suça, gizli kapaklı işlere bulaşmış olduğu halde halen devlet ve toplum gözünde itibar gören sağ siyaseti aklım almıyor. Kötülüğü karşı tek parça olmak bu kadar zor olmamalı. Mevcut durumda KK adaylığı etrafında birleşilip, canhıraş geleceğin planlanması gerekiyor.
0
lüzumsuz adam
(03.03.23)
Ben severim kendisini.

6 Benzemezi bir araya ondan başkası getiremezdi ve bu 6 benzemez bir araya gelmese iktidar bir 150 yıl daha iktidarda kalırdı.

Alevi diyenler olmuş. Dünyanın en ırkçı devletlerinden birinde bir zencinin başkanlık yaptığı bir çağda hala bunu diyebilenlerin alnı secdeye değen mevcut iktidarla yola devam etmelerini öneririm.

Halkın çoğunluğu kimi istiyorsa o olmalı diyenler olmuş. Tüm aday olabileceklerin altalta sıralandığı tüm kamuoyu araştırmalarında halkın çoğunluğu mevcut başkanımızı istiyor. Ona oy verin.

Ben seçilirse ne yapar diye bakıyorum. En makulu Kılıçdaroğlu geliyor.
0
Mirket
(03.03.23)
Kendisini nedense hiç sevmiyorum, sevemiyorum. Hele son zamanlardaki ille de ben tavrı iyice delirtti. Kazanılabilecek seçimi kendisi egosu ile heba edecek. Halkın pozitif havasını negatife döndürüyor.

Kendisinin erdoğan karşısında hiç şansı yok. Yahu görmüyor musunuz AKP'liler dua ediyor dede gelsin karşılarına diye.

Dede ise biliyor son seçimi artık. Bunda kazansa da kaybetse de daha fazla koltukta oturamaz. O da diyor araya belki cumhurbaşkanlığı sıkıştırır emekli olurum. Olmazsa da kimse bir şey demiyor zaten. 6 li masayı kurmuş diyorsunuz onu da adaylığını tasdik edip iyi partiye bunu razı etmek için kurmuş. Allah aşkına İP olmasa kılıçdaroğlu seçim mi kazanabilir? Kendisi de biliyor bunu. Adaylığını dahi oldu bittiye getirmeye çalışıyor.

Kendisine oy vermeyeceğim. Memleketin bu halde olmasının 2 numaralı sorumlusu. Demokrat deniliyor kaç seçim kaybetmiş hala o koltukta oturabiliyor. Peh.
0
drako
(03.03.23)
ben sevmiyorum.
tayyip karşısında kaybedeceğini düşünüyorum. çünkü bu adam herkese hitap etmiyor. hitap ettiği kitle küçük. imamoğlu öyle değildi mesela. burada konu karşı tarafın oylarını almakken bu ortamda, deprem sonrası öfke dolu toplumda kılıçdaroğlu kendi oylarına ne kadar sahip çıkabilecek, şüpheli.
0
deartheodosia
(03.03.23)
"ya ne fark eder ya? aday kim olursa olsun muhalefete verecek adam neyden endişeleniyor ki?"

problem burada zaten, iktidarın değişmesi için muhalefetin oyları yeterli değil. muhalefetin dışında, geçmişte iktidara oy vermiş insanların oylarını alması lazım kazanmak isteyenin.

bu da daha önce defalarca kaybetmiş biriyle olmaz diyor insanlar, yeni bir yüz, genç bir insan, yeni bir enerji istiyor insanlar.

%30-35 ya da %40-45 neyse artık, zaten oy verecek muhalefet adayına, beni de aday koysalar oy verecekler, ya da herhangi birini de.

%50'nin üstüne çıkmak için karşı tarafın seçmenine alternatif sunmanız lazım.

Madem daha önce bir çok kez seçin kaybetmiş birini aday yapmakta sıkıntı yok, o zaman sadece bir seçim kaybetmiş ama ilk defa %30 üstünde oy almış İnce'yi aday yapalım tekrar!
0
John Bloor
(03.03.23)
Ben seviyorum. Sevmeyenleri anlayamıyorum asıl.

Koltuk sevdası var diyorsunuz, bu adam bahçeli'ye başbakan ol demedi mi. Ülkece ne çektiysek sağcılardan çektik ve ülkenin 40%ı solcu sayılabilecekken 10%luk payları için sağcılara yönetimin verilmesini istemiyorum.

Eğer ülkücüler tarafından sırtımızdan bıçak yemeseydik 2015'te tayyipten kurtulacaktık. Kendisi gitse başkası gelse ne yapabilecek, hangi vaadine karşısınız yerine gelen biri daha fazla ne yapabilir?
0
aguen
(03.03.23)
Arkadaşlar şimdi hepimizin RTE karşıtı olduğunu kabul ederek cevap veriyorum, yani tabii ki öyle değil ama bir anlığına öyle kabul edelim.

Bakın elimizde adaylığı açıklandığı anda "bu kesin kazanır" şeklinde parıldayan bir aday yok, yani gerçek olan bu. Yani senin benim veya bir başkasının gönlünden geçen herhangi bir adayın sorgusuz sualsiz kazanma ihtimali yok bu sadece bizim gönlümüzden ona yüklediğimiz değerle alakalı bir konu, burada amaç kim aday olursa olsun destekleyip kazanmasını sağlamak, başka bir olay yok. Normalde asla katılmadığım "sonrasını sonra konuşmak" olayı ne yazık ki burada tek çalışacak sistem. Abi ben RTE'yi istemiyorum ama KK aday olursa ona da oy vermem şeklinde yaklaşıldığında otomatik olarak RTE'ye hizmet etmiş gibi oluyoruz biraz, ben bunu anlayamıyorum sadece. Bir noktada gönlümüzden geçeni unutmamız gerekiyor, yani KK'yi sevip sevmeme oy verme aşamasında bir kriter olmamalı, başka da bir çözüm yok gibi.

Bir de ek yapayım: Sanırım ülkenin yönetim şekliyle alakalı bir kafa karışıklığı var, KK ya da aday olan başka biri seçildiğinde mevcut sistemde devam edilmeyecek ülke parlamenter sisteme geçip seçilen kişi parlamenter sistemde Cumhurbaşkanı olacak sonra eskiden olduğu gibi ülkeyi yönetmek için hükümeti Başbakan kuracak. Bunu da atlıyor birçok kişi. Mesela ben Cumhurbaşkanlığı için KK'ye milletvekili seçiminde TİP'e oy veririm, KK seçilip de parlamentoya "hadi Başbakanı seçin ülkeyi yönetsin" dediğinde hükümeti kurma görevi alan kişi gelsin TİP milletvekiline anlatsın derdini, benim için asıl önemli olan süreç burası, Cumhurbaşkanı KK olmuş diğeri olmuş beriki olmuş önemli değil, RTE olmadığı sürece hepsi olabilir. Önemli olan Hükümetin kurulma süreci benim için ama bence hala ülkenin büyük bir kısmı sürecin böyle olacağını bilmiyor RTE'de olduğu gibi yine Tek Adam dönemi olacağını düşünüyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(03.03.23)
Ben sevmiyorum ama tayyipi daha çok sevmşyorum o yüzden kk’ya basarım tatava yapmadan.
0
regina phalange
(03.03.23)
Kılıcdaroglu koltuk bağımlısı fln değil size bunu empoze eden aklınıza sokan popülist yıkıcı aktroll ordusu.İnsanların algılarını istedikleri her yöne çekebiliyorlar.Muharrem incenin erdoğanın elini sıktığında aynısını ona yapmadılar.Algı yönetme ihtiyacı duymadılar.Neden çünkü ince parti gücünü geçici elinde tutabilen biri olduğu içindi.Asıl örgütlenme gücünü yaratan kk ydı

Koyun deyip dalga geçtiğiniz aktroller ne kadar tehlikeli bilmediğiniz belli

www.youtube.com
0
smokee
(03.03.23)
yani kendisine ekstra bir hayranlığım yok ama doğru adayın kk olduğunu düşünüyorum. en başından beri aday profiline uyan isim kendisi. madem geçiş süreci diye bir şey olacak bu durum kendisi için biçilmiş bir kaftan.
aslında kk kazanacak aday değil demek kim olursa olsun rte seçimi kazanacak demek bir nevi. çünkü 6'lı masa belirlediği adaya seçimi kazandırmak için var olmuş bir oluşum. yani isimler önemli değil önemli olan sistem diye savunuyor çünkü. ana argümanı bu. isimlerin önemli olduğu rejim buntek adam rejimi. 6'lı masa bunun karşıtı oluşmuş bir ittifak değil mi? kazanacak aday kazanabiliyorsa zaten 6'lı masaya veya başka birine ne gerek var? çünkü böyle kazanacak bir garanti isim yok. mesele bu.
bence iyi parti kendisini büyük bir cendereye atmıştır. 6'lı masanın birlik olup seçemediğini millet mi seçecekmiş diye propaganda yapmaya başlar karşı cenah. meral akşener büyük bir hata yapıyor kk adaylığına karşı çıkarak. hatta kendisi karşı çıkmıyor dünkü metinde imzası var uzlaşmışlar ama kendi partisine topu atarak sıyrılmayı düşünüyor. bunda bile doğrudan ben istemiyorum diyecek cesareti gösteremiyorken...
0
debian
(03.03.23)
@Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet, haklısın ama umarım hemen parlamenter sisteme geçmek gibi bir hata yapmazlar. Adam yıllarca bu gücü kullanıp ülkeyi bu hale getirdi şimdi aynı haklarla ülkeyi biraz düzeltip sonra geçmeliler. Ben altılı masanın aceleci olacağını ve parlamenter sisteme çok hızlı geçileceğini düşünüyorum ama bilmiyorum bakalım. (Bu arada, ben içten içe başkanlık sistemine evet diyenlerin güç karşı tarafa geçtiğinde neler olabileceğini görüp illallah etmelerini istiyorum.)

soruya cevap: ya Kılıçdaroğlu kötü değil ama halka güvenemiyoruz o yüzden herkes aday olmasın diyor. Şu an kimse tek başına %50 alamıyor kim karşıdan oy koparabilir ona bakmak lazım.
0
nhk ni youkosu
(03.03.23)
nhk ni youkosu esasında parlamenter sistem nihai hedeflerden biri ama bu tabii bugün seçildim yarın geçeyim şeklinde olmaz diye düşünüyorum, yani Tek Adam gücüyle ülkenin tabutuna alelacele çakılan çiviler aynı hızla sökülüp ülke hem ekonomik hem sosyal açıdan biraz daha stabil hale geçince sistem değişir, tabii bu noktada Meral Akşener'in "benim Cumhurbaşkanlığı hedefim yok ben Başbakan olmak istiyorum" söylemleri var, bu istek ne kadar dizginlenir ya da dizginlenebilir orası da belli değil.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(03.03.23)
ben severim ama aday olmasını istemiyorum. burada amaç akp den kopan oyları toplayacak aday koymak. maalesef kk bunu yapamaz.
0
xrated
(03.03.23)
her gün aleyhine çalışan ana akım medyayı, iktidarın propaganda makinelerini, kendisine yönelik her türlü ahlaki ve hukuki kriterden yoksun, fiziksel ve sözlü saldırıları (dayak, suikast girişimi, yoluna bok dökülmesi vs.) hesaba katınca bence iyi bile idare etti. belediye seçimlerindeki başarı, iyi parti'nin meclise girişi vs. birebir kendi organizasyonunun sonucudur. ayrıca eğer cb makamı sembolik hale gelecekse, cb olacak kişi yetkilerini devretmeye razı olacaksa bunu yapmaya en uygun kişi kesinlikle kendisi. aday olmazsa da yapacak bir şey yok. şu an x bir aday için kimsenin kapris yapma lüksü yok.

yine de tayyip erdoğan iktidarının bunca yıldır dalga geçtikleri kılıçdaroğlu tarafından bitirildiğini görmek eğlenceli olurdu. "merdivene ters biniye ehe ehe ehe" diyerek eğlenen azgın güruhun yüzünün alacağı ifadeyi görmek için bile kılıçdaroğlu'nu düşünmeden desteklerim.
0
zgrydn
(03.03.23)
- ankara'yı, istanbul'u kazandıran,
- siyasete ekrem imamoğlu'nu ve mansur yavaş gibi isimleri getiren,
- iyi parti'yi meclise sokan,
- bu sayede akp-mhp'ye ciddi zarar veren,
- 6'lı masayı kurup 23 senedir en ciddi alternatifi oluşturan,
- şahsen 1 yalanını bile yakalamadığım, "hayır o öyle oldu" diyemediğim biri,
- herkese gülücük saçsa da sosyal demokrat sıfatını aşırı hak eden bir isim.

ayrıca yerelde, özellikle egede, akdenizde çok sevilen biri.
ben böyle saydım ama kemal kılıçdaroğlu'na oy vermeyeceğim.
şunu diyebilirim, kemal kılıçdaroğlu'na saydırılan hiçbir laf orijinal değil. hepsi akp medyasının bulduğu argümanlar.

o olmasa da ekrem olsa "pkk'lıları işe alan adam", "mal kaçıran adam", "biz yanarken tatile çıkan adam" falan diye yine eksiduyuru'da sorular açılırdı.
0
patronaj1
(03.03.23)
Fraise ve kaleci saçlı forvete +1

Buna ek olarak bu adam aslında zamanında eleştirdiğimiz sol değil de ortaya yakın düşünceleri ile, sağa sırtını dönmemesi ile, sağcılara yaranmak için zaman zaman tayyipten rol çalması ile daha kapsayıcı bir insan haline geldi.

Mesela şuan tip aslında bana en düzgün gelen parti, ama biliyoruz ki asla birinci parti çıkamazlar, söylemleri çok radikal. Beni kazanıyorlar. Ama halkın büyük kısmını bu radikal söylemlerle kazanamazlar.

Kk bu açıdan yumuşak bir geçiş için en doğru aday. Ve evet parlementer sistemde cumhurbaşkanı değil başbakan söz sahibi. Ve taa ilk günden beri kk başbakanlığı daha dinamik diğer adaylara bırakmaya hazır.
0
zimbirik
(03.03.23)
KK'yi sevenler demeyeyim de, yavas'in aday olmasinin ulkeyi sokacagi kaosu goremeyenlere endiseyle bakanlar diyeyim.

cogu arkadas secimi kazanacagiz is bitecek saniyor, devleti bastan kurmak gerekecek ve bu surecin ne kadar zorlu olacagi konusunda kimsenin bir fikri yok. Yavas aday olsun, bir donem sonra ulkeyi sonsuza kadar siyasal islama terkederiz.
0
hewit
(03.03.23)
benim bilader. adam iyip'i secime soktu, bayilmasam bile bir muhalefet blogunun kurucusu oldu ki tarihte ornekleri cok azdir ama bu tarz durumlarda kacinilmazdir. kendileri diyor 2 sene icinde tekrar parlementer sisteme donulecek diye ve bu tarz bir sureci en iyi yonetebilecek adam sonra da birakip gidecek zaten kac yasina gelmis. ayrica secim kazanilinca her sey gulluk gulistanlik normal mi olacak zannediyorsunuz? o tarz bir kaos ortamini yine KK gibi itidalli, akli basinda, her kesime ortak mesafede duran birisi yonetebilir. adam ayrica masadaki en buyuk partinin genel baskani aday olmak en dogal hakki. meral cok merakliysa cikar kendisi aday olur fitnecilik yapacagi yere.

edit: mecliste chp'ye oy vermeyecegim.
0
bay b
(03.03.23)
bence kurgusu yanlış 6lı masanın
başkanlık sistemi türkiye için ideal
ortak hükümet sisteminin yürümeyeceği daha 6lı masadan belli
%1 oylu davutoğlunun tripleri düşünemiyorum bile

kk ben başkan olcam, kabine'de liyakat üzerine kurulacak
kimsenin uzmanlığına karışmıycam
meclis'in de daha anlamlı yetkileri olacak deseydi
ben bile kk'ya basabilirdim (istemesem de)

şu ülkede istenmeyen 2 kişi var kk ve rte
gerisine okey herkes

bu durumda ne olacak, 2. tura kalır da kk kaybederse
belki de asıl istediği olacak muhalefetin keyfini sürecek
adamın vizyonu muhtar yardımcılığı üzerinden istihdam
birisi de gelsin muhtarları kaldırısın, onların yerine kaymakamlığa 5 kişilil birim kursun max.
0
bir soru sorcam
(03.03.23)
Aga sen bu ekşisözlüğe ya da duyuruya bakma. burada chp tek başına iktidar olur ama gerçekler farklı .anadolu köyleri ya da büyükşehir merkezleri kk'yı sevmiyor. kk'yı sevenler İzmir ve antalya'nın 50 yaş üstü biraz eğitimli ve fanatik sol görüşlü insanları.
Ülkenin çoğunluğu yeni bir yüz istiyor.
0
komando kani var bende
(03.03.23)
açık konusalım aleviler seviyor. onun dışında sevenler çok azdır.
0
abelardo
(03.03.23)
artik kendi devrinin gelmesini bekleyen gazeteciler, siyasiler, burokratlar seviyor ve destekliyor. kk aday olmasin diyenlere kk cumhurbaskani olmasin demisler gibi davraniyorlar. kazanamazsa insanlarin yuzlerine nasil bakacaklar cok merak ediyorum.
0
aydonno
(03.03.23)
Tüm yorumları okuyamadım ama cevaben;

Ben seviyorum. CHP'yi Baykal dönemindeki fosil ulusalcı kafadaki insanların doldurduğu demode partiden alıp getirdiği yer için bile saygım var. 7586 seçim kaybetti geyiği de haksız eleştiri.

2010 referandumunda daha 2-3 aylık genel başkandı ve HDP'nin boykot ettiği, liberallerin yetmez ama evet dediği bi oylamada zaten kazanma şansı yoktu.

2011 genel seçimi akp'nin zirve dönemiydi. Karşısında kim olursa olsun %50 alacaktı o dönemde.

2014 cb seçiminde bahçeli ile ittifak yaptı, kaç tane aday sundu bahçeli hiçbirini kabul etmedi. Herkesin eleştirdiği Ekmel ile aldığı oy oranı 2018'de çok övülen M. İnce+Akşener+Temel Dede oy oranı toplamıyla hemen hemen aynı. Öncesindeki yerel seçimlerde Mansur Yavaş'ı aday gösterdi mesela ve trafoya kedi girmese o seçimde seçtirecekti. Mansur Yavaş boşluktan peydah olmadı bi anda CHP içinde. MHP gibi sert bir partiden kendi saflarına aldı.

2015 Haziran seçiminde HDP'yi de gizliden desteklemesine rağmen %25'lik oy oranı yakaladı ve AKP'yi iktidardan etti. Bugüne benzer şekilde Bahçeli tarafından ihanete uğradı tüm emekler çöpe gitti.

2016 darbe girişimiyle beraber Erdoğan'a desteğin zirveyi gördüğü dönemlerden sonra 2017 referandumunda hayır cephesini neredeyse tek başına topladı ve mühürsüz oy vs kıl payıyla kaybetti.

2018'de iyi partiye verilen vekiller, kurulan millet ittifakı gibi faktörler gayet başarılı siyasi hamlelerdi. İnce'nin çıkıp ağladığı kadar da desteksizlik olmadı.

2019 zaten malum Ekrem İmamoğlu'nu aday göstermesi mesela çok hafife alınıyor. Adı hiç bilinmeyen bi adamı şu an milyonların umudu yapan Kılıçdar. Başkası cesaret edemezdi linçlenirim diye. Muharrem İnce mesela çok adı geçiyordu o seçimde İstanbul için ve kendisi de istiyordu. Aday olsa yine kaybedecekti %99.

Bakın adalet yürüyüşünü, altılı masayı kurup ülkenin geleceğini inşa çabalarını anlatmadım bile. Hataları yok mudur, tabii ki vardır. Demirtaş'ın dokunulmazlığını kaldırılmasına evet demesi mesela bence büyük bir hatadır. Ama hayrı şerrinden çok fazla biri olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca benim etrafımda kendisini seven pek çok CHP'li de var. Hiç öyle yalnız da değilim. Sosyal medyada laf edenler genelde jahrein erlik vs gaza gelen ergenler ya da akp'nin dolduruşuna gelenler.

Mansur Yavaş iyi bir belediye başkanı olabilir ki aslında yaptığı bazı güvenilmez işler de var neyse onu geçiyorum. Ama cb adayı olmak başka bir süreç. Mansur Yavaş'ı miting yaparken oy isterken düşünemiyorum bile mesela.

İmamoğlu çok daha ideal bir aday olabilirdi belki evet ama onun hakkında da siyaset yasağı kararı var. Seçilse bile mazbata alamayacak. Ayrıca şimdi seçilecek cb bi dönem yapacak ve siyasetten emekli olacak altılı masanın kararına göre. İmamoğlu sonraki süreçte CHP'nin başına gelmesi gereken bir isim bence.

Şu anki durumda Kılıçdaroğlu gayet iyi ve kazanacak adaydır. Bir yanına İmamoğlu, bir yanına Yavaş'ı alıp 30 büyükşehri gezse yeterli olur zaten :)

Akşener'in yaptığı da en hafif tabiriyle siyasi ahlaksızlıktır. Dün akşam imza attığın metin ortadayken bu açıklamayı yapmak "Benim imzamın kıymeti yok" demektir.
0
nundu
(03.03.23)
partisinden bölücü tipleri atmadığı sürece ben olamam mesela. itiraz edenler olsa da tekin'in, tanrıkulu'nun tuhaf tuhaf demeçlerini gördükçe sevesim varsa sevemiyorum.
0
alperz
(03.03.23)
Ben değilim. KK başkanlığındaki CHP AKP'den farksız. KK, Reis gibi tek adam.
0
Kahvedesu
(03.03.23)
(21)

lgbt neden bu kadar coştu son 1-2 yıl içinde?

mark greg sputnik
propaganda demek istemiyorum ama özellikle avrupa'da çok agresif bir LGBT dokunuşu görüyorum her şeyde. geçen buz hokeyi maçı izleyeyim dedim isveç'te, hepsinin forması gökkuşağı dolu. nereye baksam aynı olay.homofobik birisi olmadığımı düşünüyorum. eşcinsellik benim nazarımda ayıplanacak bir şey de
propaganda demek istemiyorum ama özellikle avrupa'da çok agresif bir LGBT dokunuşu görüyorum her şeyde. geçen buz hokeyi maçı izleyeyim dedim isveç'te, hepsinin forması gökkuşağı dolu. nereye baksam aynı olay.

homofobik birisi olmadığımı düşünüyorum. eşcinsellik benim nazarımda ayıplanacak bir şey değil, kim nasıl istiyorsa öyle yaşasın. beni ilgilendirmiyor, topluma zarar verdiğini filan da düşünmüyorum. seslerini duyurmak, heterolarla aynı haklara sahip olmak, ayrıma maruz kalmamak vb. isteklerini de anlıyorum.

benim ilgimi çeken nokta başka HİÇBİR ŞEY bu kadar ilgi görmezken çok yoğun bir lgbt bombardımanının peydah olması. yani neblim ırkçılık olsun, başka bi şey olsun asla bu kadar kapsamlı ve organize bir aktivite içerisinde değil.

büyük resimci biri değilim ama son 2-3 yılda böyle inanılmaz biçimde coşan LGBT vurgusunun sebebini merak ediyorum. ben mesela eşcinsellerin netflix'e "bizden de karakter koyun!" diye baskı yaptığını hiç sanmıyorum. başka hiçbir şeyin üzerinde durulmazken eşcinsellik neden bu kadar moda oldu?

inanın "insanlar uyandı, birimiz kadını diğerimiz erkeği seviyoruz diye kötü olmadığımızı anladı" filan diye düşünmeyi isterdim ama ben kesinlikle bunun böyle olduğuna inanmıyorum. öte yandan "büyük resmi" de göremiyorum açıkçası. çıkar, amaç ne ki? "amaç filan yok" diyorsanız, niye lgbt'den başka bir şey göremiyoruz? aynı hassasiyeti başka hiçbir alanda görmüyorum çünkü.

umarım yanlış anlamazsınız, tekrar altını çizerek söylüyorum ki homofobik bir insan değilim, klasik tabirle "gey arkadaşlarım da oldu" ve benim bu durumla hiçbir problemim yok açıkçası ama durduk yere niye böyle lgbt diye coşulduğunu gerçekten anlamıyorum. bu tip şeyler genelde uzun zamanda olur, toplumsal bir harekete dönüşür, ya da bi şeyin sonucunda ortaya çıkar vs... bu ne aga her yer gökkuşağı oldu, ne alaka? iki yılda aydınlandı mı herkes?
0
mark greg sputnik
(02.03.23)
Lgbt, kadın haklarını desteklesem de ikisi üzerinden bir ekonomik pazar da var, stk lardan kapitalist şirketlere kadar diye düşünüyorum
0
freebird5406_2
(02.03.23)
lgbt ve cinsiyetsizlik aldı yürüdü. normalde cinsiyetsiz bir dil olan türkçeye bile zorlama bir sürü şey sokmaya çalışıyorlar.

mesela sokabildikleri bir ucube: bilim insanı. yahu bilim adamı denir ona. adam zaten insan demek. sanki adam erkek demekmiş gibi bilim insanı diyorlar.
0
alperz
(02.03.23)
yo, gayet de bilim insanı, iş insanı olmalı. hiç bi kadına “adam” denildiğini duymadım ben?

bunun dışında yazdıklarına katılıyorum. büyük resme göre dünya nüfusunu düşürmekmiş amaç, öyle bi şeyler okumuştum.
0
deartheodosia
(02.03.23)
duymamış olabilirsin. tüm sözlüklerde adam kelimesinin ilk anlamı insandır. erkek çoğu yerde 3. anlamdadır. adamın biri, adam olmak, adam gibi falan hepsinde aynı şey söylenir. insan...

kanunda bile adam öldürmek der. insan öldürmek demez.
0
alperz
(02.03.23)
ekmek kapısı. büyük firmalar ve kurumlar bu konuda fazla duyar kasarak reklam yapıyorlar. cebinden para vermeden hayır işi yapmış gibi oluyorsun yani. bir kaç seneye söner bu akım.

bu arada erkeklere adam, dişilere kadın denir. adam insan demek değildir. aşağıda tek tek iki cins için karşılıkları yazdım.
kız-oğlan
dişi-erkek
kadın-adam
hanım-bey
bayan-bay
karı-koca
avrat-herif
0
abelardo
(02.03.23)
Sadece LGBT degil ki. Multiculturalizmden tut hastaliklara, obezlige, disabilityden hayvan haklarina, veganliga farkindalik, duyarlilik cok artti. Burda cinsiyetin disarda kalmasini bekleyemezsin. Zaman duyar kasma devri. Milyarda bir gorulen bir hastalik buluyorlar mesela o kisinin yasadigi zorluklari, toplumdaki onyargiyi anlatan belgeseller, yazi dizileri cikiyor falan. Woke kulturu medyayi, eglence dunyasini, bir cok sektoru ele gecirdi, dili degistiriyorlar euphemism'de .okunu cikardilar old demeyelim offensive olur elderly diyelim falan diye kafayi yedirtecek noktaya geldiler. Karsi cikan cancel ediliyor, aforoz ediliyor. Lgbtnin promote edilmesi icin elitlerin dunya nufusunu sinirlamasi plani falan deniyor. Kallergi plani, great replacement falan var Avrupa'nin kimliksizlestirilmesi jewish conspiracy teorileri falan dolu teori var, o kadar .okunu cikariyorlar ki artik insanlar konspiracy teorilere inanacak gibi oluyor.

Bu arada bir olayi anlatayim: twitter'da Bir aktrol var 30k takipcili zamaninda bir tartisma yasadim bununla, bunu hafizaya attim ben 1 hafta 10 gundur surekli tweetlerini sikayet ediyorum. kufur derecesinde ona buna saydiriyor surekli, sonuc yok twitter'dan. Inceledik, ihlal yok falan diye cevap geliyor. En sonunda chpliler lgbtli, trans bunlar ahlaksiz bunlar falan diye bir tweet atmis, caat diye yapistirdim sikayeti :) twitter'dan cevap geldi, sikayetiniz sonucu x'in hesabi dondurulmustur diye. 2-3 gundur tweet atamiyor cezali su an. Iste bunlar hep LGBTye verilen onem.
0
freedonia
(02.03.23)
adam kelimesinin değişmesinin vakti gelmiş demek ki. sözlükler de değişsin. adam değil, “insan”.
0
deartheodosia
(02.03.23)
ırk konusunda da benzer tutum var ya işte lotr dizisinde siyah elf var diye ağladı onlarca koca adam dshdsh. Hemen her dizide siyahi ya da diğer etnisitelerde karakter sayısı eskisine göre çok daha fazla.

Sjw biriyim bence ve bir yere kadar bu tutum hoşuma gidiyor. Mesela 1900lerin başında kitabı yazan adam o dönemki normlara göre yazmış ve şimdi baktığımızda ırkçı diyebileceğimiz bir insan diye 2020lerde çektiğimiz dizide siyahi oynatmayacaksak büyük ölçekte bakarsak siyahi aktörlerimiz taş mı yesin :D

Ama bi yerden sonra evet bu saçma dediğim tutumlar da oluyor. Yani benim genel bakış açım şu; insanlık tarihinde hep ikinci planda tutulan kimlikler son 100 yıl içinde artık saygı görmeye ve toplum içinde kabul edilmeye başlıyor (ki lgbt konusunda bu daha da yeni o yüzden daha çok görüyor olabiliriz son dönemde) kadınlar, beyaz olmayanlar, eşcinseller (Roma'da falan yaygın diyebiliriz ama yine de övülen bir şey değil) hep ezilmiş gruplar. Beyaz, heteroseksüel erkeklerin bu mutlak üstünlüğü artık bitiyor ve bu paradigma değişimi bazen saçma şekilde sunulan içeriklere de yol açabiliyor evet ama genel olarak eşitlik açısından normal bir süreç.

Mesela ortalama 30 karakterin olduğu bir dizide 3 lgbt karakter var diye laf ediyolar işte netflix yine lgbtflix olmuş diye ama zaten oransal bakıldığında insanların %10'u heteroseksüel değil toplumda. Ha ne oluyor bazı dizilerde bu oran çok daha yüksek olabiliyor o zaman abartı diyebiliriz ama kime ne sonuçta senarist böyle kurgulamış :)

Ayrıca arkadaşların dediği gibi ekonomik olarak da avantajlı. Biraz Che'nin resimleri üzerinden kapitalist meta yaratılması gibi yorumluyorum ben.

tl;dr: paradigma değişimi, lgbt haklarının kadın ve siyahi haklarına göre daha geç kabul görmesi ve para kazandırması

Edit: Adam kelimesi sözlükte insan olarak geçiyor ama toplumsal olarak erkek anlamında kullanılıyor. O yüzden bilim insanı gibi ifadeleri kullanmaya çalışıyorum ben de

Bunları Türkiye standartlarında beyaz denebilecek heteroseksüel bir erkek olarak yazdım bu arada ama bu süreci destekliyorum genel hatlarıyla. Ama dediğim gibi benim de "ehh abartmayın" dediğim durumlar olmuyor değil. Mesela JK Rowling'in kurduğu "anti trans" cümleler yüzünden son zamanlarda çıkan Hogwarts Legacy oyununa 0 puan veren inceleme yazarları, boykot eden hatta redditte oyunun subredditinde yazan kişilere dm atıp spoiler veren insanlar vardı dsdsh bu kadar manyaklık bence de saçma.
0
nundu
(02.03.23)
@alperz +1, bilim insanı uydurma ve yanlış bir terim.

Neyse, "great replacement theory" diye bi mevzu var. Kabaca batıda yönetici sınıfın beyaz nüfusu azaltıp, göçmen nüfusu artırmaya çalıştığını iddia ediyorlar. İşin nüfus azaltma ayağı bu.

Mantığı TR'ye uyarlarsak, AKP'nin şehirlerde yaşayan CHP'li beyaz yakanın eşcinsel olmasını, çocuk vs. yapmamasını teşvik edip, yerine ülkeye gelen Suriyelilere vatandaşlık dağıtması gibi düşünebiliriz. İktidarı garantiliyorsun.
0
plutongezegendegilmi
(02.03.23)
1-son 1-2 sene patlamadı, lgbtilerin örgütlü mücadelesi 100 yillik bir tarihe sahip, son 30 yilda daha yogun olarak akademide ve sahada görünür oldular. biz görmüyorduk, simdi biz de görüyoruz.

2- political correctness büyük bir bela, buna bir de böyle bir pazarin oldugunu gören moda ve medya sirketlerini de ekleyelim. görünürlük meselesinde bunlarin etkisini yadisamamak lazim. bir de medyada gördügü her seyin pesinden gidenler var, hic anlamadan bilmeden ben gender fluid im diyor gencler, yapma güzel kardesim, che tisörtü giyince solcu olmuyorsun, gökküsagi pozlari verince gender bender olmuyorsun. tam tersine cok degerli bir mücadelenin ticarilestirilmesine alet oldugun icin mevcut mücadele alanını işgal ediyorsun, gercek öznenin sesi senin kuru gürültün yüzünden isitilmiyor.

3- homofobik degilim diyerek baslayan her cümle homofobik bir yargi ile sonuclaniyor. gerek yok. yüzlerce yildir edebiyatta, son 100 yildir sinemada, son 50 yildir televizyonda her gün hetero ask iliskilerine tanik oluyoruz, gözümüze gözümüze heteroluk sokuluyor, kimse bunun "kapsamli ve organize bir aktivite" oldugunu düsünmüyor. lgbtilerin görünür olmasi, heterolarin görünür olmasi kadar normal, bir saldiri altinda imis gibi hissetmeniz anormal.

4- cinsiyetsizleştirme projesi, nüfus kontrolü, hepimizi ibne yapacaklar gibi komplo teorileri, benim gibi "büyük resim" merakliisini bile güldürüyor. kimse durduk yerde cinsiyetsizleştirilmez, kimse netflixte iki erkegin öpüstügünü gördügü icin escinsel olmaz. 70 yil önce amerikada siyahlar restoranlara, okullara ve kiliselere girdiginder "bunlar da heryerdeler, siyahlara karsi degilim ama her yer siyahlarla doldu. toplumumuzu ele gecirecekler, sürekli cogaliyor diyen irkci beyazlarla bizi cinsiyetsizleştirecekler, escinseller her yeri isgal ediyor diyenler arasında cok fazla fark yok.

5- cogunlukta olanlar tüm dünyanın cogunluga göre düzenlemesini isterler, kendinden başkasina yaşam hakki tanımayan ve kendi kimliginden başka kimliklerin temsilini bir tehdit olarak görenler, kendi iktidarlarinin ne kadar görünmez oldugunun farkina varamiyorlar.
0
tadellesever
(02.03.23)
lgbtliler eziliyor mu? Evet, aşağılanıyorlar, evlenme hakları birçok ülkede yok , vb vb.
bazı sjw'ler abartıp işin b.kunu çıkarmıyor mu? o da evet.
0
vizivozo
(02.03.23)
Komplo teorilerini sacma bulurum da genelde, burada olay, kapitalizmin kendini uyarlamasi ve gelistirmesi. Feminizm de mesela en cok kapitalizmin isine yaradi, kadinlar calisip independent olmakla kafayi bozup, Anne olmayi, kadin olmayi, sevmeyi sevilmeyi unuttu. Onceden aileyi gecindirmek icin bir kisinin maasi yeter, kadin da cocuklari buyuturdu, simdi kadin da calismak zorunda. Kim karli gozukuyor? Patronage.

Gelir dagilimi adaletsizligi tarihte var olmayan seviyelerde, temiz Suya erisimi olmayan milyonlarca insan, seriat veya diktatorlukle yonetilen onlarca ulke var ama adamlar unisex tuvaletin yayginlastirilmasi icin yuruyus yapiyor.
0
baldur2
(02.03.23)
Batının türbanı da bu. Bizde nasıl sürekli başörtüsü mağduriyeti, laik dinci kutuplaşması yaratılıyorsa orada da cinsiyet, ırk tartışmalarını kullanıyorlar, sis bombası atıp milleti uyutuyorlar.
0
speedy
(03.03.23)
tam olarak cagimizin vebasi bu woke kulturu ve politik dogruculuk.

olayin buyuk resim kismini bilemeyecegim ancak bireysel yaklasacagim. insanlarin kendilerini topluma kabullendirmek icin duyar kasmalari konusu amerika'da hayatin her yerinde karsina cikiyor. yani bunlarin personal identity kavrami uzerinden tartistiklarini falan goremezsin, amaclari sadece dogru gozuken seyi soylemektir. bunlar yuzunden kimse agzini acamiyor artik.

bir de kurumsal yapida da bu degisimler yasaniyor. mesela her kurum biz daha woke'uz ulan diye vanayi biraz daha aciyor. sahibinden'de otomobil fiyatlarinin sonsuz donguye girip yukselmesi gibi her sirket logosunu gokkusagi yapiyor. cunku yapmazsan linc yiyeceksin. tam bir fasizm.

ondan sonra sirketlerde diversity alimlari var mesela. ben artik dunyada ayrimciligin irk, ten rengi, cinsiyet uzerinden degil de tamamen mali durumdan kaynaklandigini dusunuyorum. ama mesela okulda ailesi zengin siyahi bir arkadasim vardi. cocuk olabilecek en rahat hayati yasiyor amerika'da. hem privileged hem de underprivileged haklarindan yararlaniyor siyahi oldugu icin. onunde acilmayan kapi yok. kalibresinden daha iyi okullara ve islere giriyor boylece.
0
antikadimag
(03.03.23)
sevgili arkadaşlar, zihninizde adam kelimesini erkek kelimesiyle eşleyerek türkçe adına büyük bir hata yapıyorsunuz. dil aklın aynasıdır. dilimizi koruyalım. bizim dilimizde cinsiyet farkı çok az kelimede var. o da cinsiyetin gerekli olduğu durumlar için kullanılıyor. yüzyıllardır yazılan metinlerde, konuşulan cümlelerde adam kelimesinin anlamı belli ve net.

erkekler tuvaleti diyoruz. adamlar tuvaleti demiyoruz. adam öldürmekten hapse giriyoruz. doktor olmuşsun ama adam olamamışsın diyoruz. adam sen de! diyoruz. diyoruz oğlu diyoruz.

woke'çuların zokasını yutmayın. üçkağıda getiriyorlar.
0
alperz
(03.03.23)
Arkadasim stk il yoneticisi. Ilgilendigi konu cevre toprak... kendisine durduk yere teklif geldi. Bizimle ilgili bi etkinlik duzenle size 50bin tl bagis yapalim.

Hedef mi? Pazari genisletmek. Lgbt giyim buyuk rant mesela.
0
halk
(03.03.23)
alperz+1

'Adam gibi bir iş bul kendine' denilen kişi erkek midir kadın mıdır?
Ya da buradaki 'adam' kelimesinin terine erkekler için ne densin, kadınlar için ne densin?
0
Mirket
(03.03.23)
adam kelimesinin kadinlara uyduguna katilmiyorum. annenizi adam olarak mi dusunuyorsunuz? sokakta bir kadini arkadasiniza gosterirken adama bak der misiniz? bir olayi tarif ederken arkadasiniz size adamin biri dukkandan cikti derse hangi cinsiyeti dusunursunuz?

adamin toplumdaki karsiligi bellidir, sjw'lerin inlerine girecegiz derken yanlis inlere girmeyelim.
0
antikadimag
(03.03.23)
eger cinsiyet soz konusu ise annemi kadin, babami erkek olarak dusunuyorum.

bir kadindan bahsederken “adama bak ya nasil konusuyor” diyorum. gencler haric kimsenin de cikip “adam degil o kadin” dedigini duymadim.

bir insanin cinsiyetini vurgulayacaksam kadin erkek derim. vurgulamayacaksam adam ya da insan derim. cins olarak insandan bahsedeceksem insan derim. bana ilkokulda ortaokulda ailem ve hocalarim boyle ogretti. 90’larda okudugum tum kitaplarda da boyle yaziyor.

ne yapayim simdi yeni cikti bu diye buna mi adapte olayim? kelimenin anlami belli. zorla neden degistiriyoruz?
0
alperz
(03.03.23)
@tadellesever 4.maddeye cevap vereyim. Propagandanin hedefi: yeni nesil gencler, teenler, cocuklar zaten sen ben degiliz. Benligi, kisligi oturmus 30-40 yasindaki kisinin 2 diziyle, sanatciyla mi LGBT olucaz diye dalga gecmesi, Kadikoy'de kendi mahallesinde yasayan laikin barima gidiyorum, ickimi iciyorum, AKP iktidari geldi de ne oldu islamci mi oldum ben simdi demesi gibi bir sey. Sen olmadin kardesim ama toplum oldu, toplum oluyor, cik bak Anadolu'ya adim basi imam hatip, tarikatler, cemaatler, kuran kurslari gecligin basina coreklenmis. Ek olarak: eksisozluk.com
0
freedonia
(03.03.23)
Aldous Huxley'in cesur yeni dünya adlı romanını okuyarak kapitalizmin ne yöne evrilmek istediğini anlayabilirsiniz.

LGBT konusunun bugünkü şekliyle ele alınması da bu yola hizmet ediyor.
Ayrımcılık yapılması, toplumdan dışlanması ayrı bir konu. Bu önyargıların önüne geçilmesi değil mevzu.

türkiye'deki yansımaları ise çok başka. Türkiye "duyarlılık ithal etmeye" bayılıyor. Alakasız bir konu ama oradan anlayabilirsiniz. Zenci mi, siyahi mi, afro-türk mü tartışması.

Mesela türkiye'de bir süredir "zenci demeyelim, siyahi diyelim" tartışması dönüyor. Vay efendim negro ismini değiştiriyor. Siyahi ve zencinin kelime anlamı aynı. Biri farsça, biri arapça sadece. Negro da bunların ispanyolcası ve bir sıfat. Birinin fiziksel özelliğini tanımlamak ırkçılık değildir. Esmer, sarışın, mavi gözlü, siyahi, beyaz tenli demekten farkı yok mesela. Bunu bir hakaret amacıyla kullanmakta sıkıntı başlıyor. ABD'deki sorun negro kelimesinden türetilen "nigga" kelimesi ve bunun aşağılamak için kullanılması. Yani aynı örnek değil ama anlatmak için söyleyeyim: Birine sarışın demek sorun değildir. Ama mahalllede kavga çıktığında birine "şşşş sarı gel lan buraya" derler ya işte orada iş değişiyor gibi gibi.

bunu ABD'de azınlık haklarıyla ilgili bir tartışmada bir zenci söyledi ve çok haklıydı. Ben sana "beyaz" dediğimde sen bundan utanmıyorsun. Ama sen bana "siyah" demeye çekiniyorsun çünkü "siyah" olmanın kötü bir şey olduğunu düşünüyorsun. O yüzden siyah demek istemiyorsun. Yani ya birine beyaz demenin de ırkçılık olduğunu kabul edelim ya da siyah demenin ırkçılık olmadığını kabul edelim çünkü siyah olmak aşağılanacak bir durum değil diyordu. Pozitif ayrımcılık aslında ayrımcılığın kendisidir.

Bir başka örnek, kadınlar az kazanıyor konusu. Bu abd'de geçerli bir durum. Türkiye'de istatistiki olarak öyle büyük bir fark yok kadın ve erkek maaşları arasında. zaten herkes az kazanıyor:D Ama niyeyse ABD'de bu popüler olunca türkiye'de de gündem oldu. Halbuki türkiye'de aslında işçi sınıfının daha başka sorunları var konuşulması gereken hem kadınlar hem erkekler için. Ama biz sırf popüler diye onu konu etmeyi seçtik.

LGBT konusu da öyle. Türkiye ile dünyanın arasında çok büyük farklar var aslında kültürel olarak. Düşünün 70'lerde 80'lerde türkiye'nin en popüler sanatçıları zeki müren ve bülent ersoy. Huysuz Virjin TV'lerde prime time program yapıyordu. ABD'de, İngiltere'de 80'lerde ya da 90'larda bir drag queen'in program yaptığını hayal bile edemezdiniz. Ama biz bu konuyu da kendimize özgü kodlarla değil, nedense ABD'de popüler olduğu haliyle değerlendiriyoruz.
0
anten
(03.03.23)
(2)

Ekonomi 101

kararsızataletfilozofu
Elinize 150bin tl geçse,Kredi borcunuz var şimdi yatırınca 1,89faizli 75bin 2 senede 1000ödenecek olanBunu kapatır mısınız hemen yoksa taksit taksit öder misiniz ?Elde kalan para 75veya150 bunu ne yapmak lazım ?Kısa-orta-uzun vadede ?Çok para olmadığının farkındayım,Alışveriş filan yapıp kalanı dola
Elinize 150bin tl geçse,
Kredi borcunuz var şimdi yatırınca 1,89faizli 75bin 2 senede 1000ödenecek olan
Bunu kapatır mısınız hemen yoksa taksit taksit öder misiniz ?

Elde kalan para 75veya150 bunu ne yapmak lazım ?
Kısa-orta-uzun vadede ?

Çok para olmadığının farkındayım,
Alışveriş filan yapıp kalanı dolara yatırmak mı lazım
0
kararsızataletfilozofu
(02.03.23)
Simdi bu ekonomi 101 degil finans. ekonomi 101 arz/talep bir de GDP = consumption + investment + government + net exports falan.

faiz masraflarin, elindeki nakdin ayni donemdeki beklenen getirisindan fazlaysa borcu kapatirsin. dusukse sadece aylik odemelerini yaparsin. tamamen oranlara bagli. mesela bircok kisi "borcu kapatma, elindeki parani dolar yap ve bekle" diyebilir. ama dolar kisa vadede illa ki yukselecek diye bir sey yok. dikkatli, mantikli dusunmek lazim yani.

"Alışveriş filan yapıp" - alisveris ne alaka, hem bu kadar borc var hem de cok bir birikim yokken.
0
hot potato
(02.03.23)
hot potato gayet iyi özetlemiş aslında.

Tamamen size bağlı bu durum.

Şimdi mesela tefas'ta göz kararı baktım 6 aylık getirisi &90, yıllık getirisi %200, 3 yıllık getirisi %600 civarı olan fonlar var.

6 ay önce 150bin ile bu fona katılan adam su an neredeyse 2 katını geri almış.

Burada asıl soru şu, siz o stresi yönetebilir misiniz? Mesela sabah kalktığınızda hesapta 150 bin tl yerine 140 bin tl gördüğünüzde uykunuz kaçar mı? Çünkü o fonun yükselişi gibi düşüşü de mümkün. Ya da bu fon önümüzdeki 1 yıl içinde o performansı göstermezse b planınınz var mı?

Bu riski minimize etmek için parayı riski oranlarına göre farklı enstrümanlara dağıtabilecek misiniz? bu kadar çabaya getirisine değecek mi gibi gibi...

Bir de krediyi bazen erken kapatmanın da avantajları oluyor eğer faiz indirimi vs oluyorsa.

Oturup hesabını yapıp bakacaksınız yani:)
0
anten
(03.03.23)
(7)

insanlar nasıl ev alıyor, süreç nasıl işliyor?

gezer
toplam 46 bin tl gelirimiz ve zar zor toplayabildiğimiz 650 bin civarı peşinatımız var. zar zor derken cidden zar ya hadi neyse. ev alalım dedik. sıfır ev almaya güç yetmiyor. ikinci el bakıyoruz. 1,5 milyon kredi çeksen aylık ödemesi 33bin tl civarı. ilk sene zorlar, sonra rahatlarız hadi bunu da k
toplam 46 bin tl gelirimiz ve zar zor toplayabildiğimiz 650 bin civarı peşinatımız var. zar zor derken cidden zar ya hadi neyse.

ev alalım dedik. sıfır ev almaya güç yetmiyor. ikinci el bakıyoruz. 1,5 milyon kredi çeksen aylık ödemesi 33bin tl civarı. ilk sene zorlar, sonra rahatlarız hadi bunu da kabul ettik. bi ev bulmuştuk mesela 1,7 milyon. emlakçıyı aradık kredi durumu nedir diye. sizin peşinata o kadar kredi çıkmaz, iki aile uğraştı çıkmadı dedi. ev satılmış sonra ve 1,1 milyon kredi çıkmış. kredi hesaplanırken gelir de dikkate alınıyormuş, sonradan öğrendik.

e şimdi ev bakıyoruz. ekspertiz ücreti 3-4 binmiş. üç tane eve baktırsak zaten 10bin liramız gitti bu süreçte. zaten devlet bankaları 300.00den fazla kredi vermiyor diyorlar.

nasıl olacak bu iş? biz mi bir yeri atlıyoruz? ev şöyle şöyle alınır, yanlış yerden başlamışsınız diyorsanız nedir bu işin yolu yordamı?
0
gezer
(01.03.23)
bu donemde kazanciniz cok iyi degilse ancak aileden destek ile ev alabilirsiniz. o yoksa kredi oder gibi para biriktirip, onu da yabanci para ile borsada degerlendirirseniz belki ileride alabilirsiniz ev. bir diger secenek de, cekebileceginiz kadar kredi cekip alabileceginiz bir ev alip onu kiraya vermek, ileride onu satip kendi oturabileceginiz bir ev almak.
0
lemmiwinks
(01.03.23)
1.Şu adresten en ucuz kredi veren bankaları tespit et.
www.enuygun.com
2. Bir şubesine aile gelirinizi hesaplamış olarak git ve bana en fazla ne kadar konut kredisi verirsiniz ve bunun aylık ödemesi nasıl olur diye sor.
3. Aldığın cevapla elindeki parayı topla. Toplamdan, emlak alım satım vergisi miktarını ve emlakçı komisyonunu düş.
4. O toplama yaklaşan ama aşmayan bir ev bul. Emlakçıya, Evin tapu değerini sor. (eksper de yaklaşık o değeri bulacak ve alabileceğin kredi, yaklaşık olarak o değerin %80 i kadar)
Yani eksperin bulacağı aşağı yukarı değer belli ve iş kesinleşince eksper parasını alıyor banka. Yani eksper ve dosya masrafı bir defa. Ne kadar olduğu verdiğim linkte var.

Not: Aylık ödeyebileceğin krediyi hesaplarken, bankanın zorla yapacağı, hayat sigortası, DASK, konut sigortası masraflarını da göz önünde bulundurmayı unutma.
0
Mirket
(01.03.23)
1,5 milyona 33bin çok gibi geldi, vakıfbank sarıpanjur kredisi çekmiştim ben daha uygun olmalı. evi alırken eksperdi dosya masrafıydı bunlar araya karışıyor zaten bunları gözden çıkar. aylık ödeyebileceğin maksimum rakamı belirle. o paraya da alabileceğin en iyi evi al. 2 seneye zaten rahatlıyosun. benim ev kredim şuan çevredeki kiraların 10da 1i kadar 3 sene oldu evi alalı. ev kredisi az çıkarsa ihtiyaçla da tamamlayabilirsin eksik kısmı.
0
hobarey
(01.03.23)
Hocam şu an ev alıyorum, bi iki bilgi vereyim:

Bankalar genelde aylık gelirinin yarısı kadar kredi veriyor. Yani 46 lira geliriniz varsa aylık ödemesi 23 olan bi kredi çıkar. Belki ana-baba kefil olursa artabilir, ama genel durum bu.

İkinci el evlerde %80 kredi çıkmıyor, 2 milyona kadar %60, üstü için %50. Yani 1,5 milyon kredi alabilmeniz için 3 milyon değeri olan bi ev bulmanız lazım, bu durumda da peşinat yetmiyor.

Bi de eve bakarken ucu ucuna bakmayın, elinizdeki para + kredinin bi %10 altını hedefleyin. Çünkü tapu harcı, emlakçı parası vs. derken bir sürü "görünmez masraf" da oluyor.

Bu peşinat ve ödeme gücüyle bence 1,5 milyon üstü ev almanız zor. 1,3 milyon civarı evlere bakmanız lazım gibi görünüyor.

Bu bilgiler aklınızda bulunsun, bi de iyi hesap kitap yapın da işte emlakçı kaporası, eksper ücreti falan diye fazladan para kaptırmayın millete.

Kolay gelsin.
0
plutongezegendegilmi
(01.03.23)
Ya geliri çok yüksek oluyor şu anda ev alabilenlerin, ya da ellerinde yüklü bir para oluyor.

Sizin durumunuzdakiler de bütçeleri ve imkanları el veriyorsa yatırımla eldeki birikimi büyütüyorlar. Şu anda 650.000 var demişsiniz. 650000'i tl olarak tutmadığınızı umuyorum.

650.000 fena bir rakam değil, yani doğru kararlarla doğru yatırım enstrümanlarıyla birkaç sene içinde el alabileceğiniz bir sermayeye evrilebilir.
0
anten
(01.03.23)
küçük, oturmayacağın bir ev al, kiraya ver. sen de kirada oturmaya devam et. elin rahatlayınca üstüne koyup oturacağın ev alırsın ya da 2. evi alıp 2 kira alıp büyük bir eve kira verirsin. taksidini ödeyemeyeceğin duruma düşürme kendini. evi alır haraç mezat satarlar, peşinatından da olursun.
0
gabe h coud
(01.03.23)
2013-2020 boyunca 100.000 usd civarı olan, takip ettiğim bir sitenin daireleri şimdi 175.000 usd ve üstü. 2022 martta 33000 usd olan apart şimdi 43.000 usd üstü. Dolar bazında müthiş arttı evler, belki ekonomi-siyaset daha stabil olursa fiyatlar da dolar bazında düşer.
Bekleyebilirseniz temelden küçük bir şeye girip teslim alınca onu satarak ve bunu 2-3 defa yaparak paranızı artırabilirsiniz
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(01.03.23)
(10)

Araç piyasası düşer mi? (İkinci el)

ditu
Not: Lütfen elindeki mal değer kaybeder diye tedirgin olan arkadaşlar yazmasın.Temiz ikinci el araçlar 600 bin liradan başlıyor. Rezalet bir durum var ortada. Deprem vs derken her kulvarda oy kaybetmeye başladılar. Sizce seçim öncesi olası bir ÖTV indirimi veya yüksek adetli araç sipariş hamlesi gel
Not: Lütfen elindeki mal değer kaybeder diye tedirgin olan arkadaşlar yazmasın.

Temiz ikinci el araçlar 600 bin liradan başlıyor. Rezalet bir durum var ortada. Deprem vs derken her kulvarda oy kaybetmeye başladılar. Sizce seçim öncesi olası bir ÖTV indirimi veya yüksek adetli araç sipariş hamlesi gelir mi?
0
ditu
(28.02.23)
Seçim öncesi ötv indirimi gelebilir adettendir.

ama onun dışında araç fiyatlarının düşmeyeceğine dair uzun bir iktisadi açıklama yapılabilir. Özetle şu anda piyasada en ucuz sıfır otomobilin 500.000 lira civarında olduğunu görebilirsiniz. Bu ortamda eli yüzü düzgün bir ikinci el otomobilin fiyatlarının bu seviyede olması kaçınılmaz.

Bir de 10 kişiye 2 otomobil düşen bir ülkeyiz. Ortalama araç yaşı 10'un üstünde.
Yani piyasada öyle ciddi bir arz da yok otomobil az aslında bu nüfusta bir ülke için.

İstanbul trafiği aldatmasın ülkedeki araçların çoğu küçük bir şehirde toplanmış coğrafi olarak.

Haliyle üretici olmayan, sıfır araç arzı düşük bir ülkede ikinci el kıymete biner.

"Yaaaaa bayilerde araç yok" diyenler olacaktır. bayilerde araç olmayışının sebebi bayinin otomobili riske girmemek için az az getirmesi.

Biz zengin bir ülke değiliz, zengin taklidi yapan düşük gelirli bir ülkeyiz. Yani kazandığımızdan fazla harcıyoruz. Hem bireysel hem ülkesel olarak. Bu sebeple fiyat artışı kaçınılmaz. Fiyatların düşmesi zor bence.
0
anten
(28.02.23)
ötv indirimi geleceğini sanmam ama araç siparişi gelebilir tabii. bunun için araç fiyatlarını dolar bazında takip etmen lazım. dolar bazında şişik araçları satın almamak lazım. mesela daha dün baktım mercedes gla serisinde 2. el araçlar 100 bin dolar bandını geçmiş durumda, aracın normal satış fiyatından 20-25 bin euro daha fazla demek bu. bu araçları şu an zirveden alırsan zarar edeceğin kesin. ama atıyorum normal egea alacaksan, e bulunan da bir araç, en erken zamanda almakta fayda var.

tl bazında değer sürekli artacak onu zaten saymıyorum, yapacak bir şey olacağını da sanmam.
0
roket adam
(28.02.23)
ötv indirimi gelmez kesin bilgi.

fakat deprem sonrası şu an arz-talep çok dengesiz bir durumda(depremde bir sürü araç pert oldu, aracı olmayan depremzedeler de araç almaya çalışıyor) . bir süre sonra muhtemelen sonbaharda araç bulunurluğu düzelir.
0
nuisance
(28.02.23)
seçim sonrası dolar artınca bu fiyatları görmen hayal olur.
0
kanasla intihar eden adam
(28.02.23)
Deprem gibi afetlerden sonra geçtim indirimi ek vergiler bile gelebilir. Araç piyasası da düşmez zira millet sıraya girmiş. Bayilerde yüzlerce kişilik sıralardan bahsediliyor ve bu insanlar 60-100 bin lira gibi (700-800 binlik araçlar için) hava parası ödüyor.

Tüm bunlara ek olarak millet parasını bankada, faizde, altında tutmak yerine artık araba alıp onu yatırmayı tercih ediyor.
0
giovanne
(28.02.23)
Ev kredisi gibi sıfır araçlarda 3-5 aracı kapsayan bir düzenleme gelebilir. Onda da araç bulamazsınız zaten.
Şu an ki güncel Ev kredisi oranları ile ev alabilen duydunuz mu?
Sonuçta talep var ve bu talep bitmez. Fiyatlar da düşmez.
0
neymis
(01.03.23)
pandemi + deprem yikimi..

OTV'nin dusmesini beklemek hayal bence, hangi hukumet olursa olsun..
0
cooperr
(01.03.23)
kasım sonunda 2. el bir araçla aracımı yeniledim bayide.
ben aracı alırken hyundai i30ların sıfırına çıkardım eğer sıfır alabilecek olsaydım. bayideki arkadaşlara öyle mi yapsak dediğimde dedikleri şuydu: 150 kişilik sıra var, her ay 5 adet sıfır geliyor bu bayiye. ve arada torpilliler vs de oluyor, sıra gelmesi uzun sürer. ek olarak zaten bayiler yok cam filtresi yok bilmem ne diyerek zaten o ötv indirimini başka şeylerden çıkartıyor, hiç beklemeyin demişti bana. sözün özü ciddi bir arz fazla olmadığı müddetçe kısa vadede ötv indirimi gelse de sana bana faydası olmuyor. ki deprem bölgesinden gelecek ciddi bir talep olacak, ek olarak zaten depremin de ciddi bir maliyeti olacak maalesef.
ötv de zaten ilk 1999 depreminden sonra gelmiş ve deprem vergisi olarak da biliniyor. yeni gelecek hükümet ne kadar iyi niyetli olsa da elinde sih,rli değneği olmayacak sonuçta.
0
sirkelimon
(01.03.23)
Daha önce uzun uzun çok yazdık, özetle;

ötv düşse bile alacak araba nerede? ÖTV düşmesi için araç bolluğu olması lazım, ki araç satılmadığı vergi kaybı olduğu, sektör zor durumda kaldı diye devlet ötv indirmeli ve stok eritmeli piyasa.

Küfür edeceksiniz ama ben devletin yerinde olsam arttırırım ötv'yi, insanlar sıfır araba almak için rüşvet veriyor, "bana da biraz daha vergi verir herhalde" diye düşünürüm.
0
John Bloor
(01.03.23)
(30)

Kanada'ya taşınır mıydınız?

whatdreamsnevercome
%100, sorunsuz bir şekilde taşınma imkanınız olsaydı, taşınır mıydınız? Yerimde olsaydınız taşınır mıydınız?Yazılımcıyım, son dönem işlerim iyi gidiyor, iyi bir semte taşındım. Mutluydum, sonra Türkiye her zamanki gibi cıvıtmaya başladı. Gelecek kaygısı başladı, şuan oturduğum semtte uzun süre otura
%100, sorunsuz bir şekilde taşınma imkanınız olsaydı, taşınır mıydınız? Yerimde olsaydınız taşınır mıydınız?

Yazılımcıyım, son dönem işlerim iyi gidiyor, iyi bir semte taşındım. Mutluydum, sonra Türkiye her zamanki gibi cıvıtmaya başladı. Gelecek kaygısı başladı, şuan oturduğum semtte uzun süre oturabilecek durumda olmamaya başladım. Yani bu evden çıksam, mevcut semte tekrar taşınma ihtimalim yok, çünkü kiralar artık 100bin liralara dayandı şakasız. Ve bu semt dışında bir yerde yaşamak da beni tatmin etmeyecek artık (istanbulda çok yerde yaşadım) bunun da sebepleri var. (hem istanbulun, türkiyenin bu kadar derdini kahrını çekip hem de istemediğim semtteki evlere 30-40bin lira kira ödeyemem).

üstüne bu deprem dalgası eklendi. sıradaki depremde bizim oturduğumuz evin yıkılmama ihtimali çok düşük. (evin eskiliğinden ziyade, bulunduğu konum nedeniyle) bunun üzüntüsü var üstümde.

her şey iyi gidip, iyi gelir kazanıp projelerim yatırım almasına rağmen "istediğim evi" satın almamın 20-25 yıldan önce mümkün olmadığını, bu ülkenin fırsatlarının ben ne kadar koşarsam koşayım benden o kadar uzaklaşacağını anladım.

deprem dönemi olan devletin eksikliği, insanların düştüğü haller, istanbul'un, izmir'in, adana'nın vb. önümüzdeki yıllar yıkılacak olması, ev arzındaki yetersizlik, hukukun kalmaması, ekonominin ne yaptığını bilmemesi gibi şeyler beni çok yordu.

çok yordu. tahmni edemeyeceğiniz kadar yordu. çalışıp çalışıp, elimde olmayan koşullar nedeniyle geri düşmek beni çok yordu.

--------

velhasıl önce amerika'ya gidişin yollarını araştırdım. çok mümkün olmadığını anladım kısa zamanda. çok zor, çok düşük ihtimal, uğraşmaya kendimi paralamaya değmeyecek kadar düşük bir ihtimal. avrupa, şu aşamada çok cazip gelmiyor.

kanada ise %100 oluyor, o bölgede de arkadaşlarımız var üstelik. ama baktığım zaman yazılımcı maaşlarını da çok beğenmedim o bölgede. ama hem kalıcı oturum hem vatandaşlık almak daha mümkün.

ülkemi normalde seviyordum, istanbulda yaşamayı da. buradaki arkadaşlarımal buluşmayı da.

ama bir günün sabahı her şeyini kaybetme ihtimali olan bir ülkede bu tür şeylerden de doyasına keyif alamıyorum artık.

siz olsanız taşınır mıydınız?
kanaada çok toz-pembe bir ülke değil. mutsuz olma ihtimalim de yüksek. ama sanki orada bir gelecek var gibi geliyor. en azından ev alabilriim, en azından daha rahat yaşayabilirim. buradaki mücadeleden ve düşüncelerden çok yoruldum.
0
whatdreamsnevercome
(26.02.23)
genel iklim ve buraya olan uzaklığı sebebiyle kanada aklımın ucundan dahi geçen bir yer değil. olağanüstü bir para kazanacağım bir durum yoksa hiç mantıklı gelmiyor bana (şahsi fikrimdir)

(edit: evden çalışan biri için) --> istanbulda 100 bin lira kira vermeden de insan gibi yaşanabilecek bir çok yer var ve deprem kuşağında da değiller. illa caddebostan fenerbahçe takıntısı olan biri değilseniz iyi para kazanan biri istanbulda ülkenin dertleriyle uğraşmadan da iyi bir hayat yaşayabiliyor.

illa yurtdışına taşınacaksam, eğer kalıcı olarak gitmeyi düşünüyorsam ab ülkeleri veya abd'yi, geçici olarak gideceksem hızlıca para vurabileceğim uae gibi ülkeleri tercih ederim.
0
roket adam
(26.02.23)
@roket adam,

işte insan gibi yaşamk konusu baya göreceli hale geliyor o noktada. caddebostan/fenerbahçe bölgesindeki sosyal olanak (köpeğini çıkaracağın devasa parkıdır, çevresindeki sakinliktir şudur budur)/demografik yapı istanbul'da başka yerlerde yok. sarıyerde de ataşehirde de şişlide de oturdum. oraları bir daha tercih etmek istemem.

bilmyiorum belki kendimi ikna etmeye çalışıyorumdur. ama hepsinin ötesinde türkiyede bir gelecek göremiyorum artık. en azından kendim için.

amerika olsa zaten 1 saniye bile düşünmez, sormazdım bile.
kanada benim de çok hazettiğim bir yer olmadığı için sorma fikir alma gereği duyuyorum.
0
🌸whatdreamsnevercome
(26.02.23)
Kanada iklim açısından sıkıntılı. Bu sorun olmayacaksa taşınılır. Alım gücü maaşlar ne durumda buna da bakmak lazım.
0
seaman
(26.02.23)
şuan şirketim üzerinden elde ettiğim gelirin aynısıyla kanadada aslında daha iyi bir alım gücüne ulaşıyorum. (bu tabi geçici, dolardaki baskı kalkınca türkiye'de de fiyatlar dolar karşısında yerlebir olacak/yerle bir olmaya mecbur)
0
🌸whatdreamsnevercome
(26.02.23)
İstanbuldaki çıtanız kiraların 100k olduğu yerdeyse minimumda ve ona rağmen buradan ev almayı karşılayamıyorsanız o zaman kanadada da eşdeğer bir çıta koyarsanız oradaki yaşamı karşılayamayabilirsiniz gibi geliyor bana.
Şuan demografik yapı olarak fenerbahçe altına inemiyorsanız o zaman kanadada da sizin gibi beyaz yakalı göçmenlerin yaşadığı mahalleler sizin çıtanızın altında kalabilir. Çünkü o mahallelerde de her kültürden her milletten insan olacak ve demografik açıdan sizi tatmin edeceklerini sanmıyorum.
Çünkü sizin içinde bulunduğunuz (bulunmak istediğiniz) çevre türkiyede ve diğer ülkelerde hala iyi koşullarda yaşadığı için kendi ülkesinden ayrılmıyor kolay kolay.

Ama gidip bi demeden bilemezsiniz. Sakinlik, sosyal devlet anlayışı, hayat kalitesi yüksek olacak. Bir şey kaybetmezsiniz gidip bir kaç yıl yaşasanız ve duruma baksanız.
0
zimbirik
(26.02.23)
100% tasinirdim. Hatta tasindim ve asiri memnunum. "Cok kotu ulke, kurulu duzenimiz olmasa aslinda TR muthis"ciler gelecektir birazdan. Herkesin zevkleri, hayata bakisi falan farkli tabii o yuzden genellemek sacma.

Bu arada ev almak demissin de Turkiye'de her turlu ev almak 10 kat daha kolay. Motivasyonunun sadece maddi ise hayal kirikligina ugrayacaksin. O kadar ugrastiktan sonra daha yeni ev alim misal 30 sene mortgage ile, ayni cabayi, para biriktirme disiplinini falan Turkiye'de gostersem su an 3. evi almistim herhalde. Yasamaya deger yerlerinde konutlar Turkiye'ye gore cok cok daha pahali, onu kafanda oturt oncelikle.
0
hot potato
(26.02.23)
Toronto, Vancouver gibi büyük şehirleri emlak açısından bayağı pahalı 1+1 düzgün evler 2000 küsur cad çıkıyordu ben bir ara araştırdığımda. Ev ve muhit hayalin varsa orası da İstanbul gibi emlak krizinde. Daha küçük şehirlerde de işini yapabilir misin düşünmen lazım.

Benim gördüğüm, Hollanda'ya gidenler çok mutlu olup hemen ev alıyor (çünkü devlet yabancılara kredi işini kolaylaştırmış galiba, hemen mortgage'a girebiliyorlar) Hollanda'da iş imkanın var mı bir bak derim. 5 yılda vatandaşlık alabiliyorsun (ama şu an TC vatandaşlığını bırakman gerekiyor)

"çalışıp çalışıp, elimde olmayan koşullar nedeniyle geri düşmek beni çok yordu."
Daha geçen yakın arkadaşımla aynısını konuştuk. İş hayatına başlarken hayal ettiklerimizde bulduklarımız çok farklı ve çok kötü. Maaş olarak dolar cinsinden geriye gitmemek için kasıyoruz yıllardır, bırak zammı :D

Tek seçenek Kanadaysa gidip 5-6 yılımı verip vatandaş olup sonra rahat olayım dersen mantıklı. Çifte vatandaş olmadığımız her an riskteyiz. Kanada (veya herhangi batı ülkesi) vatandaşı olarak gerekirse gidip AB'de de iş ararsın en azından ülkeye girip yüz yüze görüşme ihtimalin olur.
0
nhk ni youkosu
(26.02.23)
iyi kötü mutlu olduğun yerden neden ayrılıyorsun ki? o istediğin evde de otursan saraylarda da otursan kesinlikle mutsuz olacak ve kendine mazeretler yaratıyorsun gibime geliyor. türkiye'de işler çabuk değişir. bugün bozuk ekonomi yarın düzelir. bunların hepsi düzelir. anan baban kardeşin arkadaşların yanında mı, yanındaysa bunlardan maddiyat uğruna ayrılmayı kantara koyduğunda hangisi ağır basıyor hesabını kendin yap.
0
deranzo1
(26.02.23)
cok caresiz olmadikca kanada gocmenlik icin (ulkenin sunduklari bakimindan) cok iyi bir ulke degil.
siralama abd>ab>kanada>avustralya seklinde.

ama abd ve ab'ye gidemiyorsam evet niye tasinmayayim? hic olmadi geri donersiniz yani begenmezseniz. beklentilerinizi gercekci tutarak giderseniz hayal kirikligi da yasamazsiniz.
0
antikadimag
(26.02.23)
Tek tasinma isteğiniz paraysa tartışılır.
Misal Türkiye'de yaşamak baya kötü. O sebepten bana Fransa'da kazandığım paranın 3 katını falan verseler anca gelirim Türkiye'ye. Gelirsem de birkac yil anca çünkü cekemem o hayati uzun süre.

Sizin derdiniz Türkiye'deki hayat değil ama maddi gibi. Bu noktada bir de özellikle emlak demissiniz ama kanada benim de bildiğim emlak konusunda baya sıkıntı. Bence tek derdi emlak/para olan biri için mantıklı değil.
0
logisticsmanager
(26.02.23)
Gelir açısından değecekse gidilir. Onun dışında bir evde 2-3 yaşayan almancı tayfa gibi sadece gitmek için gidilmez.
0
scholar
(26.02.23)
kendim taşınırım. senin yerinde olsam da taşınırdım.

normalde kuzey amerika merakım yok, hatta ABD'den nefret ederim ama buz hokeyini çok seviyorum. soğuk iklim seviyorum. kanada, ABD'nin daha sosyal versiyonu gibi yönetim anlamında. aynı şeyin laciverdi ama biraz daha sevilebilir ve tercih edilebilir geliyor bana. öyle aç açıkta kalmayacaksam gidip yaşamak isterdim. montreal, toronto vs. olmasına da gerek yok yani winnipeg, calgary filan bile olur. veya daha küçük bir yer.

ailesine, dostlarına, yaşadığı yere çok bağlı olan ve başka yerde mutsuz olacağını düşünen insanları anlayabilirim. onlar, "dışarıda mutlu olacağıma burada mutsuz ölürüm" diyebiliyor. bu insanın gitmesinin manası yok mesela, gitmesin. yalnız senin gibi fikirleri, düşünceleri olan insanlar için bence İMKAN DA VARKEN türkiye'de kalmanın manası yok. en kötü geri dönersin. farkındayım bu da kolay bir şey değil ama ben olsam giderdim.

deprem bu ülkedeki sorunların en büyüğü bile değil bu arada. ona gelene kadar öldürebilecek veya psikolojiyi bozabilecek o kadar şey var ki... bu depremi de birkaç aya unuturuz, görürsün. bir daha işte artık ne zaman vuracak olursa. gölcüklü sayılırım. 99'u hatırlıyorum. devamında olanları da. dünyanın hiçbir yerinde "sıradan vatandaş" zaten çok zeki veya bilinçli olmaz. bu sistem, politika, devlet işidir. bu ülkenin başındakiler (akp gitse bile) böyle reformlar yapar mı, güvenilir bir düzen oluşturur mu? sanmıyorum.
0
mark greg sputnik
(26.02.23)
1 2 yıl için taşınabilirdim.
0
dissendium
(26.02.23)
30-40bin lira kiralardan bahseden biri turkiye'nin kaymak tabakasindandir.
kanada, kaymak tabakadan gelen birini zorlar.
seni mutlu edecek evler de burada milyon dolarlardan basliyor zaten.

kanada overrated bir mavi yaka ulkesi, ustunu iklimi, saglik sisteminin bitikligi....Ben olsam amerika'ya bakarim, kanada'ya hic bulasmam.
0
cooperr
(26.02.23)
hali hazırda yurt dışındayım.

kanada için bir firma bana teklif verse ve kabul alırsam, koşa koşa giderim.

vatandaşlık alana kadar da dönmem.
0
rain when i die
(26.02.23)
sadece başlığı okuyarak evet diyorum. söz konusu lüksemburg yada kanada ise gerisi teferruattır.
0
baldan kaymak
(26.02.23)
trde bir yazılımcının fenerbahçeden aşağı oturmam takıntısı şımarıklık. kanadaya gidin biraz burnunuz sürtülür ayaklarınız yere basar.

yazılımcılık burada geçici süreliğine diğer mesleklere göre iyi kazanan bir meslek fakat kanadada bir mavi yakalıdan çok farklı bir maaş almayacaksın. o yüzden gidip görün.
0
nuisance
(26.02.23)
@nuisance,

ya cidden kendinizi böyle mi tatmin ediyorsunuz? "yazılımcılar aslında çok dandik, yakında sürünecekler" diye falan mı tatmin ediyorsunuz? ben hayatımın 10 yılını gecekonduda yaşadım, bir daha da kendimi öldürür ama yine de oralara geri dönmem. tüm ülke gecekonduya dönüşürken ben de buraları terketmek istiyorum. çünkü evet "fenerbahçe şımarıklığı" var üstümde. insan gibi insanlarla komşu olup, dışarı çıkınca bir parkta yürüyüş yapabildiğim bir yerde yaşamak istiyorum. çünkü 7 gün 24 saat çalışyıorum ve zaten tüm 10lu ve 20li yaşlarım fakirlik içinde ölüp bitmişken, bi 20 yılımı daha berbat yerlerde berbat şartlarda berbat kiralarla geçmesin istiyorum.

kanadadaki emlak piyasasını ben de biliyorum bu arada malesef. ama aslında burada anlatmak istediğim şey şu: yüksek kira ödüyorsam, karşılığında bir yaşam satın alayım. yaşam dediğiniz şey de, türkiyenin %99'unun hiç yaşamadığı şeydir.
0
🌸whatdreamsnevercome
(26.02.23)
standartiniz ev satin almaksa evet kanada uygun bir yer degil ama ulkeden ve ulke gundeminden uzaklasmak bence insana cok sey katar. isim olsa sizin gibi, giderdim.
0
ala09
(26.02.23)
yazılımcıyım, tr şartlarına göre iyi kazanıyorum. evim var, hatta fazladan evim var başka yatırımlarım da var. fena bir semtte oturmuyorum ama fenerbahçede ev kiralarım daha altı olmaz diyecek kadar uçmadım, sonuçta bir beyaz yaka bordrolu çalışansın.

ticaret yapmadığın veya kendi işini kurmadığın sürece olabilecek şartlar belli, fenerbahçe çok populer bir destinasyon atadan dededen gayrimenkul zenginleri de orayı istiyor ayda 8-10bin usd kazanan digital nomad ta, arap veya rus zengini de...

siz kendi çapınızın farkında olun bence, bunun da en iyi yolu orada en fazla bir mavi yaka kadar olabileceğiniz kanadaya yerleşmek olabilir.
0
nuisance
(26.02.23)
@nuince, ayda 8-10k usd kazanıyorum eşimin maaşı ve şirket ortaklıklarımdaki haklarım hariç. şmdi fenerbahçede yaşamayı isteyebilir miyim?
0
🌸whatdreamsnevercome
(26.02.23)
yani hocam sonuçta bu işin hem mantık hem de duygusal tarafı var. genel olarak insanlar trnin olumsuz ruhsal ikliminden duygusal olarak etkilendikleri zaman da gitmek isteyebiliyorlar, bunu anlayabiliyorum. bu gruba dahil olduktan sonra artık gitme gitmeme kararı değil nereye gideceğini tartışmak lazım. siz de belli ki en kaymak tabakadaki bir birey olarak sizi fiziksel olarak etkilemese bile kendinize buradaki ortamdan psikolojik olarak bunaltacak bir hayat kurmuşsunuz. ayrıca bir dönem avantajlı piyasa şartlarından ötürü (düşük kiralar, döviz kazanma vs) fenerbahçe, caddebostan gibi istanbul'un creme de la creme denebilecek şartlarda yaşamışsınız ama bu anormal olan dönem şu anda bitti ve o bölgelerin tekrardan eski seviyelerine ulaşmasından etkilendiniz gibi görüyorum. standart bir beyaz yakanın fenerbahçede yaşaması zaten ütopik bir dönemdi ve bitti veya azaldı, eskiden de yoktu yani böyle bir şey milyonların hayal bile edemeyeceği bir bölge ve döviz kazanan birey de tlnin değer kaybetmemesiyle daha da maliyetli bir yaşam sürmeye başladı (zaten tüm planını tlnin değer kaybına bağlayan bir hayat düzeni kurmak da yanlış olurdu)

kanada dediğimiz yer de dünyanın yüzölçümü olarak en büyük ülkelerinden bir tanesi. emlak piyasasına da hakimim demişsiniz, o zaman tavsiye olması babında, bence şehir bazlı bir duyuru daha açsanız daha isabetli tavsiyeler alabilirsiniz diye düşünüyorum. çünkü sizin derdiniz hem maddi ama biraz da manevi, maddi konu belki daha fazla kazanmanızla çözülür ama manevi olarak bu "bavulunu toplamış olma" hissiyatını çözemezsiniz. belki de gidip birkaç sene bu privileged hayattan uzaklaşıp, standart bir göçmen olarak yaşamak iyi gelecektir (eleştirmek için değil ciddi söylüyorum)

son olarak bir de gideceğiniz yerin vergi durumunu da araştırın derim, yurtdışına iş yaparken tl çok rahat bir ortam sunuyor şu an için kimse vergi falan sormuyor ama mesela kanadada gelir vergisi ödemek durumunda kaldığınız durumu da hesaplamak lazım. (edit. hani zaten düşünmüşsünüzdür de yazayım dedim)
0
roket adam
(26.02.23)
taşınmam. Türkiye'de istanbul'dan başka bir şehre göç ederim. yazılım işi uzaktan da yapılıyor diye biliyorum. gelirim iyi ise, arsa alır ve o arsaya kendi müstakil evimi inşa ederim. depreme dayanıklı ve istediğim şekilde yaparım. istanbul'daki korkunç kutu evlerde kalmam.

neden Türkiye'den ayrılmam? çünkü ailem, sevdiklerim, arkadaşlarım ve anılarım burada. bu kocaman bir ömür demek. hayat demek. başka diyarlarda bunu inşa etmek uzun sürer. insan ömrü kısa. yurtdışı benim için değil, çocuklarımın kendi hayatını inşa etmesi için güzel bir seçenek olur.

tabii benim perspektiften böyle görüyorum. sizin şartları bilmiyorum.
0
Leonardo~Da~Vinci
(26.02.23)
Yazdıklarınızdan anladığım oldukça duygusal bir insansınız. Bu sebeple sizin olumsuz bir durumda mutsuz olma eğiliminiz yüksek olabilir.

Öncelikle konu paraysa, Türkiye'de para kazanmak birçok ülkeye göre daha kolay. "Yoooooeeaa ne alaka" demeyin. Maaştan bahsetmiyorum, para kazanmaktan bahsediyorum. Yazılımcısınız, kendi işinizi kurup para kazanma şansınız çok daha kolay birçok ülkeye göre çünkü türkiye'de sistem işverenin zenginleşmesi üzerine. Vergi indirimleri, vergi düzenlemeleri, sık sık gelen vergi afları, maaşların düşüklüğü vb... Vermek zorunda olmadığınız yan haklar... Hele ki yazılım ihracatı yapıyorsanız, yani dolar kazanıp TL ile maaş ve harcama yapıyorsanız muhteşem... Kur farkının yanında yararlanabileceğiniz teşvikler, ihracat sebepli vergide daha da indirim vs....

Diğer konularda yazdıklarınızdan biraz toplumun genelinden "izole" bir hayat aradığınızı anlıyorum. Açıkcası kanada gibi ülkelerde bu aradığınızı bulmanız zor. Bir yazılımcı ortalama 50-60 dolar kazanıyor saatte. Bir tesisatcı 30-40 dolar saat ücretiyle çalışıyor. Yani muhtemelen o dünya para bayılacağınız evinizin, tabii maaş/ev fiyatlarına bakıp alabilirseniz, tam karşınıza koca f150sini park eden bir mavi yakalıyla dip dibe oturma ihtimaliniz yüksek.

Orta sınıf her yerde orta sınıftır:)

Ben maaşla çalışacaksam gitmem. Kendi işimi kurup çok kazanacağımdan eminsem hemen giderim.

Sizin yerinizde olsam oralardan remote iş kovalar, burada yaşarım.
Ya da dubai vb gibi yerleri kovalarım.
0
anten
(26.02.23)
senin için problem türkiye'de yaşamayı sevmen. yani eğer oturduğun muhitte, kiralar uygun ve evler sağlam olsaydı bu fikir aklını böyle meşgul etmeyecekti. o yüzden muhitini depremden az etkilenecek ve sağlam evlerin bulunduğu bir konuma kaydırman olabilir.

benim aylık gelirim senin kadar olmasa da iyi. ama şöyle de düşünüyorum gidersem bu standartı yakalayamam. dayanılmaz olmayana kadar gitmem fikrindeyim
0
paintov
(26.02.23)
Bro Kanada'ya taşınıp da mutlu olan bir tane tanıdığım yok alayı geri döndü, bazısı çoluğunu çocuğunu bırakıp falan geri döndü öyle bir geri dönüş, Kanada sanırım adaptasyonu çok zor bir ülke, ben taşınmazdım.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(27.02.23)
eger belli bir gucunuz var ise usa icin E1 YA DA E2 vizelerini dusunun derim. ben E2 aldim aklinizda soru olursa mesaj atin. kanada hakkinda bilgim yok ama malum usa ve yazilim tartisilmaz.
0
oscar
(27.02.23)
"%100, sorunsuz bir şekilde taşınma imkanınız olsaydı, taşınır mıydınız?"

sonrasını okumadım; net taşınırdım.

türkiye'de hayatımı idame ettirmek için vereceğim çabanın belki iki üç katını verirdim ama en azından düzgün bir ülkede yaşardım ve bu çaba için elimde bir motivasyon olurdu.
0
knight of cydonia
(27.02.23)
hayır. kadıköyde oturmak zorunda değilsin. radiohead, u2, guns and roses dinleyen insanların böyle düşünceleri oluyor…
0
sert siyah krom
(27.02.23)
abi bence boğaza karşı yalıda oturmak istemiyorsan türkiye'de bu gelirle elde edemeyeceğin çok az şey var. ayda 5 bin dolar kredi ödesen 100 bin lira ödemeyse 20 milyonluk ev alabilirsin. o yüzden anlamsız geldi.

ayrıca hedeflere de tek seferde ulaşmak mümkün olmasa da adım adım ulaşılabilir. yani bugün yalı alamasan da ufak bir yer alırsın. 3-5 yıl sonra satıp başka yer alırsın. böyle böyle büyürsün.
0
hknty
(04.03.23)
(15)

Erdoğan muhalefet olunca

sailor
Merhaba,Geçen gün Ruşen Çakır, "Erdoğan kaybedince AK Parti kadroları çözülür, kısa süre içerisinde mevcut oyları dibi görür" tarzında bir yorum yaptı.Bekir Ağırdır da başka bir ortamda, "Erdoğan muhalefet olunca şimdiki muhalefet gibi insaflı olmaz. 300 bin kişiyle Taksim'de miting yapar düzenli ol
Merhaba,

Geçen gün Ruşen Çakır, "Erdoğan kaybedince AK Parti kadroları çözülür, kısa süre içerisinde mevcut oyları dibi görür" tarzında bir yorum yaptı.

Bekir Ağırdır da başka bir ortamda, "Erdoğan muhalefet olunca şimdiki muhalefet gibi insaflı olmaz. 300 bin kişiyle Taksim'de miting yapar düzenli olarak, iktidara hayatı zehir eder. Ülkeyi erken seçime götürmeye çalışır." dedi.

Sizce hangi senaryo daha gerçekçi?
0
sailor
(26.02.23)
A şıkkı
0
Mirket
(26.02.23)
A.
Belli kitleler aynı İstanbul'da olduğu gibi para yiyemeyince, sağa sola kuzen yeğen koyamayinca, tesvikler dagitilmayinca çoğunun siyasi görüşü kalmaz ki yok.
0
logisticsmanager
(26.02.23)
encrypted-tbn0.gstatic.com

En fakiri bile 3 kusak yetecek kadar kenara koydu. Miting yapmaya yemez cunku o sirada yurt disina kacmaya, vatandaslik almaya veya delilleri yok etmeyle mesgul olacaklar.

Asil biz gelen iktidara hayati dar ederiz bunlari hemen yargilamaya, caldiklarinin bir kismini da olsa geri almaya calismazlarsa.
0
another satisfied lover
(26.02.23)
Ne akp 20 yıl önceki akp, ne de rte 20 yıl önceki rte. rte artık muhalefet yapamaz. Başka bir kafayı bir yaşıyor. Ya ülkeyi terk eder, ya da iktidarı bırakmamak için her yolu dener. Allah'ın Trump'ı iktidarı vermemek için neler yaptı, doğru dürüst devletin hiçbir organına sahip olmadığı halde.
0
vizivozo
(26.02.23)
ilki. çünkü tayyipin o eski gücü yok. azalarak bitecekler. akp'nin vadesi doldu.
0
candide
(26.02.23)
benim fikrim; ak parti ve erdoğan'ın seçilmesini sağlayan besledikleri o azınlık tayfa değil bilakis iktidardan doğrudan veya dolaylı hiçbir şekilde fayda amacı gütmeyen, bunu talep etse bile bu talebi gerçekleşmeyen o asıl çoğunluk. bence bu insanların kararı kaybedilmesini ve kazanmasını sağlayabiliyor. örneğin; param yok, yiyecek ekmeğim yok, bir sürü sorunum var ama benim oyum erdoğan'a sözünü söyleyebilen kesim bu noktada belirleyici oluyor.

yani demem o ki doğrudan beslediği o parazit azınlık ilk yenilgide kendisini besleyecek bir başka organizmaya tutunur kalır. şunu unutmayın, para demek güç demektir. ve bu beslenen güç bağımlısı kitle her zaman bir yolunu bulur. (money talks) elbette olası bir yenilgi durumunda her siyasi cenah için hızlı bir reaksiyon verebilmek, toparlanabilmek çok güç olur fakat burada önemli olan sonrasındaki süreçtir. beslenen tayfa kolaylıkla bu saf geçişini yapabilir hatta bunu kimse yadırgamaz ne muhalefet ne iktidar tarafı. ama esas olarak bu bahsettiğim "asıl" çoğunluğun reaksiyonu belirleyicidir. nitekim bekir ağırdır ağabey bunu kastediyor açıklamasında. diğer açıklamlarında da buna paralel ifadeler söylüyor sıklıkla. ve ben bekir ağabey'in açıklamasını rasyonel buluyorum.
0
debian
(26.02.23)
b. ve sadece bu yüzden a.k. partisi seçimi kazanması gerektiğini düşünüyorum.

-ekonomi dibin dibini görmüş durumda. ki dünyanın en büyük depramini gördük, ultra mega yardımlar yapıyoruz söylemini hiç vakit kaybetmeden pompalamaya başladılar.
-yargı tamamına yakın olarak kendi kadrolarında. yeni gelecek bir muhalif bu sebepşe istediğimi,z hesaplaşmayı kolayca yapamayacaktır. ayrıca basın hala büyük oranda ellerinde. yeni gelen muhalif toplumsal kutuplaşmayı engellemek adına zaten çok sert girişimlerde bulunamaz-ihaleci puştları yargılamak, torpille iş veya maddi çıkan sağlayanlara, dini siyaset veya çıkarı için kullananlara gereğini yapmak gibi- ki çok daha büyük dertleri olacak.
-kitlesinin sanıldığı kadar azaldığını sanmıyorum. hala herifi peygamber gibi gören ve algıları kapalı devasa bir kitle var. ellerindeki basınla-hadi o susturuldu, müthiş çalışan fısıltı gazeteleriyle (90 ları ve o zamanlardaki türban eylemlerini hatırlayanlar bilir.tek bir gazetede tv de haber olmamasına rağmen yüzbinlerce kişiyi sokağa dökebiliyorlardı) bakın biz lozanı kaldırıp petrolleri-elmasları çıkaracaktık. bunlar dış güçler. o yüzden ülke bu durumda söylemini çok hızlı yayacaklardır. ve zaten kucağında bomba bulan seçiliş muhalif çok zorda kalacak, muhtemel bir erken seçimle bu sefer daha güçlü bir şekilde yeniden iktidara gelecekler.

kendi adıma ülkede milyonların inandığı lozan yalanının, biten ekonominin ellerinde patlaması için yeniden a.k. partisinin yeniden seçilmesi gerektiğine inanıyorum. ha 3-5 sene daha ülke soyulacak. yaşadığımız her boktan şeyin benzeri yaşanacak. adamın ev hanımı komşu kızı rektörlük yapacak. 5 li çete 15 li olacak doğru. ama toplumsal bir akıl tutulması yaşadık biz. ve bunun bedelini ödememiz gerekli.
0
unabomber
(26.02.23)
erdoğan muhalefet olmaz, hakkınızı helal edin der çekilir.
0
duyurukullanıcısı
(26.02.23)
erdoğan yaşadığı sürece muhafelet olmaz, olamaz.
0
nuisance
(26.02.23)
Ekonomide dibin dibini gördük diyen arkadaşım:

Bu ülke insanının iyimserliğini seviyorum aslında.

Suriyeliler, Afganlar, Afrikalılar, Pakistanlılar için şu an bir cazibe merkeziysek ve büyük buhran Amerikası ile ilgili birkaç kitap okunsa 'dibin dibi' olmak bir yana çok iyi durumda olduğumuz aşikar aslında.

Daha göreceklerimiz var. İnan düşmeye yeni başladık.
0
Mirket
(26.02.23)
Bizim muhalefete hayranım. Darbeler dışında bu ülkede hangi siyâsî lideri yargılandı? Darbe döneminde yargılanan siyâsîler de kahraman edildi ha.

RTE öyle veya böyle kazanma planları hazır olduğunu düşünüyorum. RTE son kez başkanlık yapar, son döneminde cumhuriyet tarihinin en iyi lideri vb. seçilir, madalya verilir, görevi biter, aşırı lüks hayatını devam ederken iktidarlar bile fikir danışır, tarih sahnesinden yavaş yavaş silinir, 7 ceddi de her zaman her yerde kırmızı halıyla karşılanır. Yargılanacaksınız geyiği yapanların alayı saftirik. 12 Eylül darbe anayasasının değiştirilmediği ülkeden bahsediyoruz, Kenan Evren’in yargılanmadan lüks bir hayat yaşadığı, katıldığı programda da çok rahat hem sağdan hem de soldan astırdım dediği ülke burası. Saftiriklere göre RTE ve tayfası 20 yıl iktidarı elde tuttuğu ülkeden harıl harıl kaçma planları yapıyor. Ulan şu an RTE bu özgeçmişle istediği ülkede krallar gibi yaşar. İngiltere'nin, Almanya'nın, ABD'nin vb. 20 yıl Türkiye gibi bir ülkeyi domine etmiş bir siyasi lidere kapılarını mı kapatır. RTE'ye dava açtığınız gibi bu ülkeyi bırak dünya ayaklanır. TV'ler ve basın yüzyılın rezaleti başlıkları atar, ikinci Adnan Menderes vakası, millî irade yok sayılıyor gibi başlıklar...

En çok daha şunu merak ediyorum, "aman AKP'nin tabanı kızmasın, AKP tabanına yaranalım" diye sesini çıkamayan ve malum kitleye yaranan muhalif iktidara gelince cidden bunları yargılayabilecek mi?
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(26.02.23)
açıkçası ben erdoğan'ın kaybedeceğini düşünmüyorum çünkü sosyal medya ve ekşi sözlüğe göre oy dağılımı söz konusu olsaydı çok daha önce erdoğan tarihin tozlu sayfalarına eklenmişti. ama bir türlü öyle olmadı. olmuyor.

benim görüşüm ve gözlemim şu ki; erdoğan taraftarları daha da konsolide olarak çıkarsa bu süreçten kimse şaşırmasın. yani ben buna şaşırmam artık. ama olurda erdoğan seçimleri kazanamayacağını düşünürse öncelikle seçime girmez diye düşünüyorum. girer ve kaybederse de tüm duygusal hayal kırıklıklarına rağmen 2.seçenek daha mantıklı geliyor bana.

her şeyi bir kenara bırakın bu ekonomik krizde dahi akp tek başına birinci parti çıkabiliyorsa hala çoğu ankette bunu görmezden gelmek kendini kandırmak olur. yani adamlar eski sistemde olsak iktidarlar hala...
0
pardus
(26.02.23)
mamaları bi kesilsin görücem ben akp'Li kitleyi.
0
ayseee
(26.02.23)
%50 alamayacağı kesin ama parti olarak hala en yüksek oyu alan parti olabilirler de. İşler karışık.

Bekir Ağırdır'ın söylediği bence doğru ve öyle olursa biz "ulan 10 yıldır biz niye bunu yapamamışız gerçekten muhalefet yokmuş" diyeceğiz bence.

Ama umarım dağılıp giderler. Normal şartlarda hukuksuz her şeyin cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum ama pek ümidim yok. Bence herkes tuttuğunu öpüyor ve yanına kâr kalarak hayatına devam ediyor. Burası böyle bir ülke.

benim en büyük korkum, bu kadar kötü şey üzerine altılı masanın gelmesi ve her şeyin onlara yıkılması. Cumhurbaşkanlığını pek kullanadan hızlıca parlamenter sisteme geçmeleri ve sonra yeni bir sağcı iktidar... Sebep sonuç ilişkisi kurma yetisi yok çünkü çoğu insanda. Ha yaşlıların yıldan yıla hayatlarını kaybetmesi işin matematiğini biraz etkiliyor ama ne bileyim.
0
nhk ni youkosu
(26.02.23)
Ben size C şıkkını söyleyeyim. muhalefet bunlardan çekindiği için perde arkasında iktidarla anlaşıp göstermelik bir iki soruşturma dışında şimdiki iktidarı rahat bırakacak. Birçok şey hasıraltı edilecek. Hatta kılıçdaroğlu'nun tam olarak şu demeci gözümde canlanıyor: "Ne yapalım cadı avı mı başlatalım? böyle bir şey olabilir mi?"

Maalesef Türkiye'de seçmen de bazı gazeteciler de fazla saf ya da saf taklidi yapıyor.

Öncelikle AKP içinde çıkar odaklı bulunan bir kitle var tamam. Ama bu partinin içinde duygusal olarak buraya ait hisseden ve ne olursa olsun aşırı bağlı bir kitle de var, hem de sayıları hiç düşük değil. Son İstanbul seçiminde sokaklarda ağlayıp dövünenleri görmediniz galiba. Eğer bu deprem yaşanmasaydı, iktidar rüzgarı bir şekilde arkasına almaya başlamıştı yine.

Diğer konu, küçücük bir muhtarlıktan, üst düzey tüm kurumlara, medyaya, bürokrasiye kendi adamlarını oturtmuş bir iktidar, koltuktan inince, yeni gelenlere hayatı zehir eder. İBB'nin bile çalışır hale gelmesi neredeyse 1 sene sürdü ki sadece belediye meclisi bile ne kadar kitledi imamoğlu'nun elini hatırlayın.

Algı çok kolay manipule edilen bir şey. İktidar el değiştirirse, şimdiki basın sabahtan akşama kadar tüm ekonomik sıkıntıları yeni gelen iktidara yıkacak ve eminim bunda da başarılı olacak. Bürokrasi de ülkeyi tekrar bir erken seçime götürmek için elinden geleni yapacaktır.

İyi niyetten kastım tam da burada başlıyor. Muhalefette ya da gazeteciler arasında iktidar değişince usulsüzlüklerin peşine düşüleceğini sanan bir kitle var. Muhalefet ve iktidarın perde arkasında görüştüğüne dair bir sürü dedikodu çıktı. Seçim sonrası kimseye dokunulmasın, böylece yumuşak kavgasız gürültüsüz bir geçiş olsun diye.

Tabii tüm bunlar seçimi kaybederlerse ihtimali... Bir de kaybetmeme ihtimali var ki, hiç de az değil. Oyları düşebilir, ama öyle efsane bir kayıp olmayacaktır.

Biraz yaşadığınız mahalleden çıkın, insanlar her şeye rağmen destek veriyor görebilirsiniz.
0
anten
(27.02.23)
(6)

150k tl ile ne yapılır?

baldan kaymak
Ufak bir dükkan açılabilir mi mesela?
Ufak bir dükkan açılabilir mi mesela?
0
baldan kaymak
(25.02.23)
Ufak bir dükkan için 50k dekorasyon tadilat gibi işlere gitse, 100k da malzeme, cihazlar, alarm, kamera, tabela, reklam gibi alanlara gitse açılabilir aslında bir yer kiralanıp.
0
ananiyimioguz
(25.02.23)
Bu dönemde yapılabilecek en temiz iş vergi vermeden yapılabilecek tüm işlerdir. Yüksek ticaret hacminiz olmadığı sürece küçük yatırımlarla kurulan işletmeler mali yükümlülükler altında ezilmeye mahkum maalesef.
0
apocalipy
(25.02.23)
ticaret risktir evet risk oranınızı , işin tutmasını, müşteri potansiyelini , vs çok iyi hesaplamalısınız.

Belirli bir süre cepten yemek durumunda kalacaksınız, bunun içinde bütçe ayırmanız gerekecek.

Ama en doğrusu , yapacağınız işiz eğer online yapabiliyorsanız online başlayıp, potansiyeli görmek, sonrasında her şey istediğiniz gibi ise dükkan açmak olarak devam etmek olacaktır.

Ama benim de tavsiyem vergi vermeden yapılacak işlerden başlamanız olacaktır, muhasebeci ücreti, vergiler, Bağkur ,işyeriniz yoksa dükkan kirası bunların altından kalkabilmek için bulunduğunuz bölgede rekabeti az, talebi veya kar marjı yüksek işler olması gerekir.

O paraya gayrimenkul vs gibi yatırımlar da yapıp, sermayenizi büyütüp, geniş bütçe ile ileride başka işlerde düşünebilirsiniz.
0
mrctrk
(25.02.23)
Ticaret risk değildir. Yanlış işi yanlis şekilde yapanlar ve doğru işi dogru şekilde yapanlar vardır. Öyle iş vardır bir buçuk milyona kurulur ayda yüz bin zor kazandırır öyle işler vardır yuzelli bine kurulur ayda 50 bin kazandırır. Birden çok faktöre bağlı ama evet 150 bine bir çok seçenekte dükkan açılır o dükkanın başarılı olması başka bir hikayedir. 28 yıllık magazaci olarak söylüyorum bunları.
0
deer hunter
(25.02.23)
Ben genelin aksine, 150bin ile de 50bin ile de 10bin ile de is kurulabilecegini dusunuyorum.

Meslek geregi sifirdan gelme cok patron ile tanistim. Oyle ufak sermayelerle basliyorlar ki. Sadece yukarda da yazildigi gibi dogru isi, dogru sekilde yapmak lazim. Hayalperest olmamak lazim.

Mesela 150bin ile dukkan acmak bir hayal. Ama 20-30bin ile pazarda satacak urunler bulup pazara cikmak gercekci. Gida disi urunler tabii, giyim, taki, mutfak esyasi vb.

Bir de yaptigin isi bilmek onemli. 2 ornek biliyorum. Bir kadin girisimci mesela 30bin sermayeyle toptancilardan ic camasiri toplayip trendyolda satip kendi gecimini saglayacak bir hacme ulasmis bu bir ornek.

Bir diger ornek iki ortak 45bin sermayeyle baslayip corap isine girdiler. 2 sene icinde 3 milyona bir grup sirkete markayi sattilar. Ama guzel bir konsept yakaladilar tum olay paketlemeydi. Ortaklardan biri matbaada calistigi icin kutu yapmayi iyi biliyordu.

Yani isi bilmek de onemli bu ornekte gordugunuz gibi.

Hayalperest olmayip, butceyi iyi yoneten, atiyorum pazara cikmaktan sokakta bagira bagira urununu satmaktan bile erinmeyecek insan kazaniyor bir sekilde.
0
anten
(25.02.23)
@anten nick'li arkadaş 150 bin TL ye mağaza açmak hayal kısmı hariç mükemmel açıklamış durumu. İş bilenin kılıç kusananin
0
deer hunter
(25.02.23)
(8)

japonyadaki köpük evler

sanemz
niye yapmıyoruz bundan eksileri neler? ben yapsam gülerler mi? https://www.google.com/search?q=k%C3%B6p%C3%BCk+ev&sxsrf=AJOqlzXEUaDKEk8AZEU9YlvQ8NYIm3N1RA:1677242955311&source=lnms&tbm=isch&sa=X&ved=2ahUKEwjmnLb0mK79AhU7gv0HHcNuAYUQ_AUoAXoECAEQAw&biw=1366&bih=635&dpr=1
niye yapmıyoruz bundan eksileri neler? ben yapsam gülerler mi?
www.google.com
0
sanemz
(24.02.23)
Bizim toplumda büyük ev fetisi var. Kimse küçük eve girmek istemiyor yeni nesil hariç. Yeni nesil de şehir merkezinde oturmak istiyor. Şehir merkezinde yapamayacağına göre tutmaz.
0
Mcfly
(24.02.23)
twitter.com

bu şekilde toprak ev uygulaması varmış, hem inşaası kolay hızlı hem de ısı izolasyonu iyi oluyormuş, bunu da takip et istersen
0
freebird5406_2
(24.02.23)
Sivas'ta galiba Hobbit evleri yapılıyordu onlara bi bak onlar daha güzel.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.02.23)
Türkiye'deki sorun ev tekniği değil, iş ahlakı, dürüstlük.

Bu evleri de yapsan dürüst olmayan bir inşaat şirketi bunları da kötü malzemeden yapacak, özensiz bir firma gidecek atıyorum sel basabilecek bir yere kuracak bunları falan filan.

Herkes işini düzgün yapsa,
doğru binayı doğru yere dikse,
devlet düzgün denetimler yapsa zaten bunlara gerek kalmaz.
0
anten
(24.02.23)
ben de benzer bi yazı okumuştum Amerika'da, TR'de vs yasaklanmış, sebebi de bu köpük evler kanserojenmiş diye okumuştum ama inanın kaynak hatırlamıyorum.
mantıksız da değil çünkü köpük petrokimyasal bir ürün. ben yazıyı okurken japonyada yasaklanmamış olmasına şaşırmıştım.
0
sirkelimon
(24.02.23)
boyle bi alan yok bi kere ama biraz daha zorlarsak 25m2 çadir övucez herhalde
0
ala09
(24.02.23)
eğer depreme dayanıklı olsun istersen tek problem deprem değil ki? rüzgar var, yağmur var, kar var, hayvan var. var oğlu var.

eğer yapıyı yapacağın yer gerekli koşulları sağlıyor ise, o bölgenin geleneksel bina biçimlerine bakıp gerekli alanları uyguladıktan sonra yapabilirsin tabii ki.


yapılırken gülerler, sonra susarlar. sonuçta bişi olsa bile tamir etmesi gayet kolay, ucuz.
0
selam
(24.02.23)
@selam,
japonya da hepsi de var ve orda kullanılıyormuş bu evler. kanserojenmiş ama onu bilemem.
0
🌸sanemz
(24.02.23)
(13)

İstediğiniz arabayı satın alamayınca ne yapıyorsunuz?

ditu
Mevcutta arabam yok. Kredi çektiğim halde bütçem istediğinim arabayı almaya yetmiyor. Siz olsanız ne yapardınız? Bütçenize göre araç mı bakarsınız yoksa istediğiniz aracı alana alana kadar para mı biriktirirsiniz?
Mevcutta arabam yok. Kredi çektiğim halde bütçem istediğinim arabayı almaya yetmiyor. Siz olsanız ne yapardınız? Bütçenize göre araç mı bakarsınız yoksa istediğiniz aracı alana alana kadar para mı biriktirirsiniz?
0
ditu
(24.02.23)
İstediğiniz aracı alana kadar para biriktirirken istediğiniz aracın fiyatı da arttığı için ulaşılamaz bir döngüye gidiyorsunuz.

En güzeli bir tane alıp borcunu bitirmek. Sonra onu satıp üstüne biraz koyup model yükseltmek. Onun borcu bitince bir daha.. böyle böyle 5-6 yıla istediğiniz aracı alırsınız bence
0
ananiyimioguz
(24.02.23)
Bütçemin %10-%20 altında bir araç bulmaya çalışırım (çünkü bir aracın sigorta, satın aldıktan sonra ilk bakım vb masrafları da var). Arabaya da fazla anlam yüklemem:)
0
anten
(24.02.23)
2. el düşük kmsine bakarım.
0
mikahakkinen
(24.02.23)
bütçemin yettiğini alırım.
bi yerden başlamak lazım sıfırdan araba olmak çok zor.

ama araban olunca ufak ufak yükseltebiliyosun.
0
jelly bear
(24.02.23)
istemedigim arabayi aliyorum.
0
baldur2
(24.02.23)
O an araba ihtiyacım varsa bütçemin yettiği kredili aracı alırım.
Araba ihtiyacımın aciliyeti yoksa para biriktiririm tabii ki.
0
roket adam
(24.02.23)
araba piyasası patlayacak diye ekşide mastürbasyon yapıyorum :D
0
yazar yazmaz yazan yazar
(24.02.23)
bütçemin yettiği en iyi arabayı alırım. borcu bitince satar istediğim arabayı alırım.
0
alaimisema
(24.02.23)
İstediğiniz arabayı alamıyorsanız, para biriktirerek de alamayacaksınız maalesef. Sizin biriktirdiğinizden daha fazla artmaya devam edecek fiyatı. Kredi + elinizdeki ile satın alabileceğiniz en iyi seçeneği satın alın. Sonra o kredinin taksidi bu enflasyonda eriyecek, elinizdeki araç da diğerleri nasıl değerleniyorsa öyle değerleneceği için daha sonra satarak ve üzerine bir miktar daha kredi çekerek(diğerinin taksidi artık gözümüze gelmiyor, zam falan filan aldık o eridi) istediğinizi alabilme şansınız olur.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(24.02.23)
işimi görecek en ucuz arabayı alır, param kalıyorsa yatırım yapardım. tabi araba da bir yatırım sayılır Türkiye'de ama başka bir yatırım yapardım.
insan istediği şeye hiç yetişemiyor, hep eksik kalıyor maalesef, ancak iyi yatırım yapıp yeterince sabredersen ileride bir şansın oluyor.
0
tiny penny
(24.02.23)
zamanında mx5 alacaktık diye söyleniyorum
0
gurur
(24.02.23)
butceme gore arac alir devam ederim.
0
cooperr
(24.02.23)
bütçeye yakın araç kap.

yoksa bir daha alamazsın.

türkiye için konuşuyorum.

avrupa'da aşağı yukarı fiyatlar benzer.
0
rain when i die
(25.02.23)
(7)

İstanbul dan göç için devler teşvik paketi hazırlasa etkili olur mu?

sonhakan
Deprem icin yatırım yapılacağına İstanbul da memleketine dönenlere ciddi teşvikler verilse ben daha doğru ve etkili olacağını düşünüyorum. Ne dersiniz?
Deprem icin yatırım yapılacağına İstanbul da memleketine dönenlere ciddi teşvikler verilse ben daha doğru ve etkili olacağını düşünüyorum. Ne dersiniz?
0
sonhakan
(23.02.23)
öyle zaten de yapmıyorlar işte. istanbul finans merkezi açtılar ankarada'ki çoğu kurumu istanbul'a taşıdılar. ellerinde olsa, hayvancılığı ve tarımı da istanbul'da yapalım derler bunlar.

bugün sadece yabancıya konut satışını 2025'e kadar durdurduk ve vatandaşlık satmayı kafadan durdurduk derse ve anadoluya yatırımlar başlasa bile istanbul hem boşalmaya başlar ciddi oranda hem de evler boşa çıkmaya başlar. üst seviye evlerin fiyatlarının kontrolden çıkma sebebi "adam rusa 10 milyona satmış, adam arapa 8 milyona satmış ben neden 2'ye satayım diye diye oldu. normalde o evlerde it sektöründekiler, finanstakiler, doktorlar üst seviye esnaf ve tüccarlar oturması gerekirken onlar itilerek orta seviyeye düşürüldü, öğretmen mühendis hemşirede alt seviye asgari ücretlilerin yanına gitti. bunların düzenlenmesi bile neredeyse çoğu harabe sayılacak evin boşalmasını sağlayarak yıkılması sağlanabilir.

istanbulda 6,6 milyon mesken var, ikamet edilen konut sayısı 5 milyona yakın. boş ev de var aslında.
0
avatar is back
(23.02.23)
yaş kaç derim :)
devlet ve hükümet düşündüğünüz gibi birşey değil.
şimdi ne olduklarını yazardım ama duyuruyuda kapatırlar.
0
aslindasorunumpsikolojik
(23.02.23)
kanal İstanbul diye proje yapan adamlardan bahsediyorsunuz. Finans merkezini yazmışlar. Nüfusu Anadolu’ya kaydırabilecek bir vizyon çıkmazdı mümkün mü bunlardan?
0
sibertenik
(24.02.23)
Sağ hükümetler böyle bir işe girişmez. Türkiye'de büyükşehirlere düzensiz göç, gecekondulaşma gibi konular Menderes'ten Özal'a, oradan Erdoğan'a uzanan bir süreç. Fabrikalarda çalışacak ucuz işgücü olsun diye anadolu'ya yatırımı azaltıp büyükşehirlere göçü zorladılar.

Mesela CHP'nin 2015 Haziran seçimlerinden beri üstünde durduğu Merkez Türkiye projesi var Anadolu'ya en az 2,5 milyonluk bir üretim dağıtım merkez şehri kurulması konusunda. Bu tarz projeler, tarım destekleri ve uzaktan yapılabilecek sektörlerin Anadolu kentlerine dağıtılması lazım.
0
nundu
(24.02.23)
insanlar memleketine gidecekte oradaki iş ve gelir durumu ne olacak? emin olun çevremde bir çok kişi geçimimi sağlayacak sabit gelirim olsa memlekete giderim burada bir gün kalmam diyor. e giden herkese de devlet iş yaratamaz. öyle olursa sen şehirde çalışıp ödediğim ekstra verginle onları beslemiş olursun sırf gittiği için teşvik verirsen.

aslında doğrudan göç özelinde değil ama dolaylı olarak kısmi teşvikler var eğer kalkınmada öncelikli alanlara giderseniz yapacağınız tarım-hayvancılık-sanayi iş kollarında her biri için ayrı teşvik paketleri var. üniversiteden bir arkadaşım bu şekilde anadoluya gitmişti istanbul'dan. kafası zehir birisiydi tarım için bir çok teşvik aldığını duymuştum. hatta susuz tarım mıydı neydi bunlarınki. elbette yeterli mi yetmez çok daha fazlası olmalı. bir caydırıcı güç değil şuanki hali.
ama herkesin de memleketlerine gitmesini sağlamak imkansız. türkiye kuruluşundan bu yana nüfusunu ülke sathına dengeli dağıtamamıştır.
0
debian
(24.02.23)
Bu teşvik ancak uzaktan da çalışabilecek beyaz yakalılar için sağlanabilir.

Çünkü uzaktan çalışamayan adamın gittiği yerde işe ihtiyacı var. O şehirlerin o potansiyeli yok. Şu olabilir, finans, pazarlama, yazılım, insan kaynakları vs birçok iş kolu uzaktan yapılabiliyor gördük. Şirketlere bunları uzaktan çalıştırmak için teşvikler verilebilir.

Amaaaaa benim tanıdığım istanbul'un beyaz yaka profili bunu yapmaz. Gitmezler yani. Birçoğu kalmak ister.

Bunlar bu kafada olsaydı, şu anda zaten moda'da, beşiktaş'ta, kadıköy'de, ataköy'de 50 yıllık binalarda yer bulmak için birbirlerini parçalıyor olmazlardı.

Diyelim ki gittiler. O zaman da küçük şehirdekiler için bir enflasyon başlayacak. Düşün istanbul'da özel sektör maaşları birçok ile göre daha yüksek. Bunlar yüksek maaşlarla daha küçük şehirlere gidince oradaki ev sahipleri, işletmeler kuduracak.

Düşün orta seviye bir beyaz yaka çiftin evine 50-80 bin arası para girebiliyor. Şimdi bu adamlar uzaktan çalışmak için Bursa'ya, Tekirdağ'a , Antalya'ya, Bodrum'a, Datça'ya, Eskişehir'e vs dağılacaklar. İstanbul'da kiraya 20 bin lira veriyorsa bu çift, orada aynı evi 10.000'e tutabiliyor. Ee evsahibi elbette diyecek, orada verdiğin parayı isterim diye. Mevcut kiracısı varsa diyecek buradan çık istanbullu kiracı isterim diye....

Sonra Eskişehir'in yerlisi bu sefer başlayacak geçinememeye...

Yani İstanbul'un durumu çooook kaotik çok. İstanbul deprem riski şu an türkiye'nin en büyük sorunu hatta güvenlik sorunu da bir yandan.
0
anten
(24.02.23)
teşvik sadece beyaz yakaya uzaktan çalışana uygulanır diye bir şey yok, her alanda ticaret tarım hizmet sektörü vs fakat bunun bütüncül bir programı olmalı

geçen senelerde gençler köye diye bir tarım teşviği uygulanmaya çalışıldı fakat içeriği zayıftı ve ülkenin ekonomisi bunu sürdürmeye yetmedi
0
freebird5406_2
(24.02.23)
(4)

CMS kullanmak yerine sıfırdan web sitesi yapmak mantıklı mı?

hadi ya la
Cevap kişiye ve ihtiyaca göre değişir mutlaka. Benim durumum şu şekilde;Asıl amaç bu projeden para kazanmak değil, işin front-end/ui-ux kısmını öğrenmek. Benim için öğrenme projesi olacak.Aklımdaki alt projeler için main bir domain alacağım, onlar için subdomain veya farklı alt siteler oluşturacağım
Cevap kişiye ve ihtiyaca göre değişir mutlaka. Benim durumum şu şekilde;
Asıl amaç bu projeden para kazanmak değil, işin front-end/ui-ux kısmını öğrenmek. Benim için öğrenme projesi olacak.

Aklımdaki alt projeler için main bir domain alacağım, onlar için subdomain veya farklı alt siteler oluşturacağım. Ana sitenin adı çok genel olmalı. çünkü alt sitelere giderken onun da adı gözükecek. Mesela,

Ana site: abc.com
Dil öğrenimiyle ilgili blog/özel ders vs içeriği: abc.com/languages
veya languages.abc.com

Müzikle ilgili blog kısmı abc.com/music
veya music.abc.com

gibi olacak.

Bunlar gibi niche kategoriler olacak;
languages
self-help
finance
music
science
podcast
news
psychology
health
cooking

Bu kategoriler için içerik oluşturmak istiyorum. Gerekirse outsourcing yapıp dışarıdan da yazar alabilirim.

Tasarımı çok minimal olacak. Bu benim aynı zamanda bi öğrenme projesi. İçindeki olaydan ziyade benim proje bazlı bu tür şeyleri pratik etmemi sağlayacak. Anlattıklarım genel bir fikir oluşturmak için yeterli mi acaba?

Visual Studio Code indirdim, çok eskiden web tasarımı yapardım, domain ve hosting alıp çocukken çok basit şeyler yapmıştım. Şimdi hayalime devam etmek istiyorum. Bu aşamada önereceğiniz şeyler var mıdır? Fikirleriniz çok değerli, teşekkürler.
0
hadi ya la
(23.02.23)
Eskiye göre web geliştirme çok değişti. Arada dağlar kadar fark var. Tavsiyem bir udemy kursu alıp oradan bir giriş yap, kendi kendine çok zorlanırsın.
0
p133mmx
(23.02.23)
Hocam bence "ne kadar" öğrenmek istediğinize göre gidebileceğiniz 2 yol var:

1- Siteye ekleyeceğiniz içerik kısıtlıysa (diyelim günde 5-10 tane yazı), "static site generator" öğrenebilirsiniz. Hugo mesela baya güzel: gohugo.io

Bu arkadaşa custom tema yapayım falan derseniz orada bi miktar css/js falan da yazabilir, pratik yapabilirsiniz.

2- İlla sıfırdan frontend yazıcam derseniz de backend için servisler var, database falan hiç uğraşmıyorsunuz, kendisi hallediyor, sadece frontend'e odaklanıyorsunuz. Benim favorim: pocketbase.io ama farklı alternatifleri de var supabase vs gibi.

Bu seçenekte backend'iniz bu oluyor, siz sadece oturup frontend'i keyfinize göre sıfırdan yazıyorsunuz.
0
plutongezegendegilmi
(23.02.23)
amaç öğrenmek ise bir cms sisteminden örnek alınıp devam edilir, böylece hızlı bir öğrenme olur, gördün anladın uyguladın kısmı çalışır.

cms kullanmak ise ben bunu iş olarak yapacağım içerik kraldır diyip içerik üretip/ürettirip hazır ürünlere yönelip içerik üreterek para kazanmak için yapılır.
0
selam
(23.02.23)
Anladığım kadarıyla siz içerik de üretmek istiyorsunuz, yazar almayı düşündüğünüze göre.

Bir blogun hem içeriğini yazıp, hem sıfırdan kodlamak sizi çok yorar.

Bir de bu alanda iş dalları çok genişledi. Yani bundan 10 yıl önce ux designer diye bir iş tanımı yoktu ya da çok nadir görülüyordu. Ya da ui designer... Bir front end developer tüm bunlarla ilgileniyordu. Ki çocukluğum demişsiniz, muhtemelen statik web siteleri yapılan dönemlerden bahsediyoruz. Bir "webmaster" gelip her şeyi yapar giderdi sadece html ve css ile. JS bile kullanmazdı çoğu.

Şimdi her biri ayrı bir iş kolu. Haliyle apayrı uzmanlıklar. Hepsinde aynı anda ilerlemeye çalışmanız sizi çok yorar, dikkatinizi dağıtır. 2 ay sonra uğraşmak bile istemezsiniz.

Bence önce kendinizi hangisinde geliştirmek istediğinizi seçin.

UX designer dediğimiz kişi bir uygulamanın, sitenin hatta bazen fiziksel bir ürünün kullanıcı dostu olmasından sorumludur. Deneyimle ilgilenir. Web alanından bahsediyorsak, bir sayfadaki metin içeriğinin uzunluğu ne olmalıdan tutun, buton büyüklükleri nasıl olmalı, sitedeki içerik nasıl organize edilmeli gibi işlerle ilgilenir. Herhangi bir kod bilgisi ya da tasarım bilgisi şart değildir bu iş için. Ama olsa faydası olur. Coursera'nın google ux kursunu tavsiye ederim başlangıç için.

UX design aslında projenin stratejik planlama safhasıdır diyebiliriz. Sitenin ya da uygulamanın çalışmayan, ama çalışınca nasıl görüneceğini, hangi butona basınca nereye gidileceğini gösteren maketlerini hazırlarlar figma ya da adobe xd gibi programlarla. Bunun dışında kullanıcı testlerini yürütürler, hedef kitle analizi yaparlar. Site içinde ürün ya da hizmetler düşünürler buna uygun olarak.

UI Design tasarımla alakalı bir konudur. Web sitesi ya da uygulama nasıl görünecek? Fotoğraf dili nasıl olacak? Fontlar, renk paletleri gibi görsel öğeler nasıl olmalı gibi konularla ilgilenir.

Bir grafik tasarım bilgisi gerektirir. Genelde grafik tasarım kökenli insanlar bu alanda kendilerini geliştirir ve çalışırlar.

Front end developer dediğimiz insanlar UX ve UI ekibinin maket olarak hazırladığı şablonu kodlar ve çalışır hale getirir. HTML, CSS, JS temel bilmeleri gereken konulardır. Ama bugün için yeterli değildir. Bunun dışında React, Angular, Json vb konularda da bilgi sahibi olmak gerekiyor. Versiyon kontrol ve test teknolojilerine aşina olmak gerekiyor gibi gibi.

Bir insanın tüm bunlarda aynı anda ilerlemesi çok mümkün değil. Mantıklı da değil. Her biri ayrı meziyetler istiyor çünkü.

Bence envato gibi platformlara bakın, oradaki tutoriallara göz gezdirin. Hangi alandaki tutoriallar size daha uygun görünüyorsa o alana yaslanın.

İçerik üretme arzunuz için de hiç sıfırdan kodlamaya uğraşmayın, vaktinize eforunuza yazık. Çünkü hayal ettiğiniz gibi bir sayfayı yapabilmek tek başınıza bugünkü standartlarla oldukça fazla efor harcamanız gerekir. Muhtemelen sonuç da istediğiniz gibi olmaz hiçbir zaman.

Bir tane cms sistemi alın, zaten özellikle front end alanında ilerlerseniz o templatei bir noktadan sonra siz kurcalar modifiye edersiniz.



Uzun uzun anlattığım konuyu şöyle özetleyeyim. OTomobil üretimi gibi düşünün.

UX designer arabanın ne işe yarayacağını sorar. arazide mi gidecek? Yolda mı? Yaşlı biri mi kullanacak, bir yarışçı mı? Yoksa bir aile mi? Yük taşıyacak mı? Sadece yolcu mu? Yoksa hem yolcu hem yük mü?

Buna göre arabanın boyunu, lastik tipini, koltuk sayısını, bagaj hacmini ve bagajın açık mı yoksa kapalı mı olacakğını, kasalı mı kasasız mı olacağını düşünür. İdeal motor tipini, şanzımanın kullancıyıa göre otomatik mi manuel mi olacağını düşünür. Ana iskeleti hazırlar. Arabanın farklı kullanıcı tiplerine göre donanımlarını belirler. sis farı olsun mu? Koltuk ısıtma koyalım mı, koltuklar sökülebilsin mi gibi? Arada kullanıcı testleri yapar. Mesela kullanıcıların kahve sevdiğini görünce ön konsola 2 tane kahve bardağı yeri koyalım der. Konu tamamen sürücünün araçtaki sürüş deneyimiyle alakalıdır yani.

UI designer, UX'in tasarladığı iskeletin nasıl görüneceğini düşünür. Rengi ne olsun, jantlar nasıl görünsün, tasarım köşeli mi olsun daha yuvarlak hatlı mı, iç tarafta nasıl bir malzeme kullanılsın? Ahşap, plastik, krom? Gösterge paneli sportif mi sade mi olsun gibi gibi...

Front end developer, henüz çalışmayan arabayı alır ve çalışır hale getirir. Elektrik aksamını takar, motoru tasarlar, genelde hazır bir motoru satın alıp arabaya uygun hale getirir, şanzımanı aktarma organlarını sorunsuz güç aktaracak hale getirir. İdeal yakıt tüketimi için arabayı optimize eder.
0
anten
(24.02.23)
(6)

bina sakinlerinin onayı olmadan kentsel dönüşüm için binanın yıkılması

matilda
Böyle bir haber gördüm. Böyle bir şey ne kadar yasal? Konut dokunulmazlığının ihlaline girmez mi apartmandakiler yıktırmak istemiyorsa? https://www.evrensel.net/haber/483274/buyukcekmece-belediye-baskani-vatandasin-keyfini-beklemeyecegiz-yikmaya-devam-edecegiz
Böyle bir haber gördüm. Böyle bir şey ne kadar yasal? Konut dokunulmazlığının ihlaline girmez mi apartmandakiler yıktırmak istemiyorsa?

www.evrensel.net
0
matilda
(23.02.23)
Kanunen çok bilmemekle birlikte karot alıp yıkacaklarını söylüyor, karot aldı C30/37 olması gereken beton C8/10 çıktı diyelim, mantıken bunun deprem bölgesindeki içine girilmez raporu verilen binayı yıkmaktan çok farkı yok. Halk sağlığı için yıkılması gerkeiyor. İyi çıkarsa zaten yıkamıyor yanlışım yoksa.
0
wallcan
(23.02.23)
Konunun hukuki kısmına girmiyorum fakat kesinlikle çok dogru bir karar. Ve bu kararın yasalaşması bile lazım. Ve acilen izmirde de uygulanması gerekiyor.
Neden derseniz bina olmuş 65 yaşında. Her yanı dökülüyor. Ama gel gelelim özürlü 3-5 komşu yüzüne apartmanın kentsel dönüşüm süreci tıkanıp kalıyor .
Bu komşuların bahanesi de şu oluyor:
-Yerine yenisi yapılınca evim küçülecek
-Elinde hiç kanıtı yokken bizim bina çok saglam dayansın dayanabildigi kadar
-bina yıkılınca yenisi yapılana kadar kirada mı sürünecegim.

Bu insanlar hiç olumlu tarafından bakmıyor. Bina yıkılsa 8 kat üstüne çökse 1 metrekare alanı bile kalmayıp ölecek bundan korkmuyor. Ama dairem küçülür diye korkuyor.
Bu konu kesinlikle katı bir şekilde kat sakinlerinin ne zırvaladıgına bakmadan derhal uygulamaya konulmalı.
0
limonlu eksi
(23.02.23)
bina sorunluysa yıkım bence de doğru ama hukuk açısından sıkıntılı bir durum. bunda mülk sabininin veya 3/2 çoğunluğun rızası ve onayı gerekiyor. bu şu şekilde olur; atıyorum 10 daireli binada yıkım ve dönüşüm için yeterli çoğunlukta atıyorum 6 kişi evey demişse dönüşüm oluyor. ama 6 kişi hayır diyince konu sürümcemede kalıyor.

insanların şu vaziyette hayır yıkılmasın demelerini anlamıyorum. bizim burda önceden 2+1 evini dönüşüm için gelen müteahhitlere ben aynısını isterim küçük kabul etmem diyen ev sahipleri şimdi sağlam olsunda isterse 1 oda eksik olsun diyorlar...
0
debian
(24.02.23)
illa yıkkılacak diye bişi yok ki? kolonları güçlendirme yapıyorlar
0
selam
(24.02.23)
bu olay yasalaşsa, yüksek rantın söz konusu olduğu bölgelerde sağlam binalara da çürük raporu verir yıkarlar. karot analizini yapan yeri denetleyen yerin denetlenmesi falan lazım bizim gibi ülkelerde. para için neler yapabileceklerini unutmayalım.
0
Piyano piyano bacaksız
(24.02.23)
Kamu faydası > bireysel fayda

Araba aldığında muayeneden geçmiyorsa trafiğe çıkamıyorsun değil mi? Arabanın eksik neyi varsa onarıp hatta bazen baştan yapıp öyle trafiğe çıkıyorsun. Çünkü kamu düzenini tehlikeye atıyorsun eksik bir araçla. Bu da aynı.

Özellikle istanbul gibi ekonominin merkezi olan bir yerde, eski binaların oluşturduğu risk çok daha büyük. Hem onbinlerce insanın hayatı söz konusu, hem de olası bir felakette sağlık, afet yönetim, arama kurtarma gibi hizmetlerin daha fazla aksamasına sebep oluyor her yıkılan ya da hasar gören bina.

Uzun vadede şehrin toparlanmasının daha uzun sürmesi, bunun bölge ekonomisine ve ülke ekonomisinin canına okuması ihtimali var. Bu yüzden devlet oturmaya uygun değildir dediği evin dönüştürülmesine karar verebilir. "Sen oturmak istesen bile", devletin kamu yararı için böyle bir karar alması etik açıdan sorunlu değil.

Pandemide de aynısı oldu. Mesela sokağa çıkma yasağı kamu yararı için uygulandı. Seyahat özgürlüğüne aykırı değil mi? evet aykırı. Ama sen "ben riski alıyorum" desen bile, başkasını riske atacağın için devlet sokakta gezmeye müsaade etmedi.

Yine etik açıdan baktığımızda, türkiye'de emlak piyasası "serbest piyasa" kurallarıyla dönüyor. Yani risk de, kazanç da, kayıp da piyasanın kendi dengesiyle belirleniyor. Ev kiraları, ev fiyatları konuşulurken serbest piyasa ekonomisine yaslanıyorsak, bu durumda da aynı ilkelerle değerlendirdiğimizde yine bir sorun yok.

Kimse seni eski ev al diye zorlamıyor.
Evi alırken evin deprem dayanıklılığını sorgulayabilirdin,
ya da çok eskiden aldığın, aileden kalan bir evin, zaman içindeki yıpranmasını onarıp onarmamak senin tercihin.
Eğer bu maliyet seni aşıyorsa, mülkü elinde tutmak zorunda değilsin.
O zaman evi satıp maliyeti karşılayabilen birine devredebilirsin.

Devlet regülasyonu belirler. Yani bu nitelikte evde oturabilirsin der.
Geri kalan piyasaya kalır. Sen ister o nitelikte bir ev al,
ister o niteliklere uymayan bir evi ucuza al ama o niteliklere uygun hale getir yatırım yapıp,
İstersen hiç ev alma, kirala.

This is what we called, "serbest piyasa".
Ev fiyatlarını, kiraları tartışırken serbest piyasanın tatlı yanlarını sevdik hep.

İşte bu da tatsız yanı.
0
anten
(24.02.23)
(17)

Amerika maaşı vs Avrupa maasi

bonjourrr
Amerika'da yazılımcı maaşı 8 10 k dolar civarında ama hayat pahalı okul sağlık vsAvrupa'da 3000 3500 Euro civarında. Ama sosyal devlet olduğundan sağlık okul.vs ücretsizMaddi olarak karşılaştırınca hangisi daha mantikli
Amerika'da yazılımcı maaşı 8 10 k dolar civarında ama hayat pahalı okul sağlık vs

Avrupa'da 3000 3500 Euro civarında. Ama sosyal devlet olduğundan sağlık okul.vs ücretsiz

Maddi olarak karşılaştırınca hangisi daha mantikli
0
bonjourrr
(21.02.23)
sağlık harici amerika bana daha mantıklı geliyor.
avrupada da sağlık sistemi müthiş değil.
0
jelly bear
(21.02.23)
Kişiye bağlı.
Amerika'daki hayat süper olsa bütün Avrupalı yazilimcilar giderdi. Gitmiyorlar, demekki Avrupa'da yaşamanın güzellikleri var.
Ama eminim "Avrupa'da hayat çok kötü, onlar yaşamayı bilmiyor" tayfa gelecektir.

Bu sorunun cevabı sadece para ile alakaliysa amerika. Ama hayatta tek şey para değil. Misal bir saniye bile işten atılma korkum yok Fransa'da. Hastalanirsam ne olur korkum da yok. Bunlar bana göre önemli seyler.

Neyse yani iki tarafin da güzel yönleri var, kişiden kişiye degisir.
0
logisticsmanager
(21.02.23)
tamamen maddi olarak bakarsan amerika daha mantiklidir. ozellikle remote calisma sansin olursa daha ucuz bir yerde yasayip kazandigin yuksek maasin keyfini surebilirsin. sirketler kapsamli saglik sigortasi da yapiyor diye biliyorum amerika'da.

avrupa'nin artilari farkli. nispeten guvenli, evsiz oranlari daha dusuk, daha cok yaya ve bisiklet odakli sehirler vs.
0
lemmiwinks
(21.02.23)
Bazi Avrupa ulkelerini haric tutarsak, sadece ortalama olarak bakarsak ABD'de gelir daha fazla. Ama calisma kulturu de Avrupa'dan daha farkli.

O sebeple neresinin daha mantikli oldugu kisiden kisiye degisir, eger birisi digerine gore her acidan daha mantikli olsaydi o yone dogru bir goc olurdu ama oyle bir durum yok, herkesin hayattan beklentileri farkli.
0
sertac akin
(21.02.23)
abd denilince de hangi eyalet ve sehir oldugu onemli. yazilimci acisindan degerlendirildiginde, ornegin san francisco maaslari cok iyi ama ev kiralari cok ucuk. Seattle daha makul. bu sehirler kariyer anlaminda da cok buyuk adim. Diger taraftan diger eyalet/sehirlerde de guzel firstalar olabiliyor ornegin utah texas gibi.

avrupada da benzer durum var. almanya, hollanda, danimarka gibi ulkeler maas ve sosyal destek acisindan dengeli ulkeler. kariyer anlaminda da cok fazla firsat sunmaz ama stressiz rahat yasanir.

burada karar verirken yas, evlilik ve cocuk gibi durumlar degerlendirilmeli. ornegin evli ve cocuklu bir aile icin oncelik is guvenligi, sosyal destekler, ucretsiz egitim ve kres imkani, cocuklara ayrilacak zaman onemli olabilir. bu durumda net fayda acisindan issizlik maasi, cocuk parasi, ucretsiz egitim, daha az calisma saatleri olan almanya, hollanda gibi ulkeler daha rahat bir hayat sunacaktir.

ama daha fazla risk, bununla beraber daha fazla firsat kovalayan insanlar icin abd avantajli. hem daha az vergi yuku, hem de daha fazla is ve kariyer imkani acisindan abd her turlu daha iyi. bir de yuksek kalifiye ve gelir diliminde daha yukarida olanlar icin de abd avantajli.

avrupada gelir arttikca vergi oranida arttigindan bir sure sonra insan kendine soruyor bu kadar cok vergi oduyorum ama bunun bana geri donusu oluyor mu diye. ornegin almanyada issiz birinin eline tum desteklerle beraber 2500 euro civari para gecerken, yuksek kalifiye calisip 4000 euro almak kotu hissettirebiliyor. ama issiz kalinca da hayat standardinda hicbir degisim olmadan yasamak da calisirken guven verici ve cok huzur verici.

avrupada da isvicre hep atlaniyor, bircok acidan abd nin avantajlarini sunarken ayni zamanda bir avrupa rahatligi var ulkede.
0
emrahday
(21.02.23)
"Avrupa'da sağlık okul vs. ücretsiz".

Değil aslında, "sosyal devlet" ile ilgili çok temel bi misconseption bu.

Geçenlerde bi haber vardı, UK'de insanların ödediği vergiler hariç, sağlık için yaptıkları "ek ödemeler" US'ten fazlaymış gelirlerine oranla. Veya işte Hollanda'da isen zorunlu özel sağlık sigortası yaptırıyorsun falan. Ödediğin para daha fazla ve zorunlu, seçme şansın yok. Üstüne başkalarına da bakmak zorundasın. Zaten göçmenleri de o yüzden ülkeye alıyorlar, kendilerine bakacak birileri olsun diye. ABD temelde böyle değil, o yüzden maddi olarak çok daha avantajlı ve hep öyle olacak.
0
plutongezegendegilmi
(21.02.23)
amerikadaki en kapsamlı sigortayı dahi yaptırsan avrupa'da yaşadığın alım gücünün en az 2 katını yaşarsın amerikada.

avrupa, orta direğin çok daha rahat orta direk olacağı bir yerdir.
amerika zenginleşebileceğin yerdir.

amerikada çalışan zengin olur.
0
tchuck
(21.02.23)
"Amerika'daki hayat süper olsa bütün Avrupalı yazilimcilar giderdi. Gitmiyorlar, demekki Avrupa'da yaşamanın güzellikleri var." - denilmiş.

Gitmiyorlar değil, gidemiyorlar. ABD'de computer science en çok okunan bölüm. Bunu okuyup üzerine doktora yapan sayısı da çok fazla. Bu birinci sorun.

İkincisi ise ABD çalışma vizesi çok problemli. İş teklifi alıp hemen gidilemiyor.

Alım gücü yüksek ülkelerde 3-5 kuruşun peşine düşülmez. Maddi açıdan çok fark olmaz. ABD'nin ortamı daha rekabetçi, Avrupa daha liberal.

ABD'den remote iş teklifi alabilirsin ama ABD'de çalışma izni olayı zor baya.
0
scholar
(21.02.23)
Amerika ve abd'de maaşlı bir orta sınıf olarak yaşayacağınız hayat aşağı yukarı aynıdır. Eviniz, arabanız, tatilleriniz vb... Hatta ABD'de alım gücünüz bir yazılımcı olarak AB'ye kıyasla daha yüksek olabilir.

Farklar şunlar:
-ABD'de işten çıkarılma ihtimali daha yüksektir. AB ülkelerinde o kadar yüksek değildir. AB'de regülasyonlar daha sıkıdır.

-ABD'de işsiz kalırsanız hemen iş bulamazsanız çok sıkıntı yaşarsınız. AB'de ülkeye göre değişmekle beraber işsizlik dönemi ABD'ye göre daha az yıpratıcı geçer.

-AB genel olarak bir şirketin en alt maaşıyla en üst maaşı arasında bir oran tutturma eğilimindedir. Şöyle diyelim, almanya'da ortalama bir otel çalışanı yılda 40000 euro kazanıyor. Bir yazılımcı 45000 50000 euro kazanıyor. aha kanıt:
lohntastik.de:~:text=The%20monthly%20median%20gross%20salary,in%20Germany%20is%20€1%2C889.00.&text=25%25%20of%20Hotel%20And%20Catering,earn%20more%20than%20€2%2C223.00.

-Yani AB içinde genel olarak herkes meslekten bağımsız birbirine yakın kazanıyor biraz kalifiye bir iş yapıyorsa.

-AB'de daha insancıl bir çalışma kültürü vardır. ABD'de Türkiye'ye daha yakın biraz iliğini kurutan bir çalışma kültürü vardır. Daha da rekabetçi ve performans odaklıdır. Mesela ben kendi şirketimin Paris ofisinde 56 yaşında hala senior pozisyonda çalışan adam gördüm. Normalde o yaşta bu çapta bir şirkette yönetici değilsen barınman zordur ABD'de. Ama paris'te adam sendika güvencesiyle işinin başında.

-Mesela bizim uluslararası projelerde ABD ve Türkiye ekipleri sabahlamaya daha yatkınken, AB ekipleri 6 dedin mi dükkanı kapatır genelde. Bunu iyi bir şey olarak söylemiyorum, iş kültürlerinin farkını anlatabilmek adına bir örnek.

-ABD'de okul ve sağlık ücretli ve oldukça pahalı. Ama AB'de sağlık için bir çözüm bulsan bile eğitim yine pahalı. Çünkü birçok ülkede o ücretsiz devlet üniversitesi sadece AB pasaportunu kapsıyor. Türk pasaportuyla çocuğun için yine epey bir para ödersin. Bu arada AB'de de zorunlu sağlık sigortası vs maliyetleri var.

-Amaaaa....Orta sınıfın biraz üstüne çıktığın zaman mesela yönetici pozisyonlara geldiğinde ABD'de gelirinin net bir sınırı yoktur. AB'de gelir dengesi önemsendiği için çok aşırı ütopik maaşlar kazanma ihtimalin yoktur genel olarak. Kazansan da çok vergi ödersin.

-Uzun vadede kendi işini kurmak istersen, ABD daha fazla imkan ve potansiyel sunar. AB'de iş kurmak ve yürütmek 1-2 istisna dışında ABD'ye göre daha eforlu ve maliyetli olabilir.

-ABD daha kozmopolit bir ülkedir en azından belli eyaletlerde. Avrupa daha homojen dağılmıştır. Amsterdam, Berlin, Paris dışında expat olarak hep yabancısındır. Hatta bunlarda bile "yabancı"sındır.

-AB ülkeleri homojen ülkeler oldukları için göçmenler daha büyük kültürel ve ekonomik sorunlar olarak geri dönüyor onlara. Bu da çeşitli kültürel travmaları ve reaksiyonları tetikliyor. ABD zaten bir göçmen ülkesi olduğu için kültürel farklılıklar Amerikan kültürü içinde eriyip gidiyor. Bunlar çok kişisel konular olmakla birlikte bir AB ülkesinde işyerinde ya da okulda "cultural bias" yaşama ihtimaliniz daha yüksek. ABD'de bir şirkette hindistan, almanya, çin, türkiye, ingiltere kökenli insanlarla bir arada çalışmak çok olağandır. Bir AB şirketinde bu tam olarak öyle değildir. Anlatması zor ama, ABD'de amerikan kültürü, amerikan ideali herkesin ortak buluşma noktasıdır. Almanya'da mesela %90'ı alman olan bir ekipte alman kültürü herkesin ortak noktası olamıyor. Olamadığı için de ister istemez sınırlar daha belirginleşiyor.

-Orta ve uzun vadede AB içinde başka bir ülkeden çalışmaya gelenlere karşı negatif bir reaksiyon gelişmesi, hayatın onlar için biraz daha zorlaşması daha olası bu yüzden yukardaki sebeplerle. Bunlar çok detay ve kültürel konular. Biraz da kişisel durumlar ama bunları da düşünmek önemli uzun vadeli bir plan yapıyorsanız.

Özetle eğer orta sınıf hayatı kıyaslayacaksanız, AB ve ABD arasında çoooook da farklar yok. Sosyal hayat ve iş kültürü açısından hangisi size uygunsa onu seçin.

Ama orta sınıfın biraz üstüne çıkmaya başlayınca AB'de hayat standardınız ve geliriniz aşırı şekilde fark etmeyecek. ABD'de ise hayat standartlarınız, geşiriniz çok fark eder. Uzun vadeli iş kurma vb planlarınız varsa da ABD bunun için daha uygun bir ülke.

ABD zirveye çıkmanın AB'ye göre daha kolay olduğu ve ödülünün büyük olduğu bir iş kültürüne sahip. Eğer rekabetçi ve yüksek performanslı bir ortamda çalışmaya aşinaysanız önünüz çok açık. Ama ABD'de tökezlediğiniz noktada toparlaması daha zor.

AB ise birçok durumda seviyede size aşağı yukarı aynı standartları ya da birbirine yakın standartları sunan bir kültüre sahip. Tökezlerseniz toparlamanıza yardımcı olacak daha fazla unsur var.
0
anten
(21.02.23)
cok daha detayli aciklayanlar var ama kisaca soyle dusunuyorum ben:

ekonomik acidan amerika cok daha mantikli. firsatlar ve kariyer acisindan da cok daha mantikli. hollanda/ingiltere'deki maaslar biraz artti gorece olarak ama ayni pozisyonda abd'de calisirsan en az 2 kati maas alirsin. giderlerin 2 kati artmaz.

mantiksiz olan yerler, is/yasam dengesi - kultur - saglik konusu (sirketlerin bir cogu ozel saglik sigortasi sagliyor, bu cok da onemli degil sanki) - notice period'un kisaligi - vize sorunlari - uzak olmasi
0
fakyoras
(21.02.23)
osuruktan nem kapiyorsan, memur zihniyetliysen avrupa.bence en buyuk avantajlarindan biri anavatana yakinlik ve bircok ulke icinde takilmadan gezme imkani.

girisimciysen, korkusuzsan, para pesindeysen amerika. vahsi kapitalizm, 300milyon salak arasindan vurulmadan siyrilma savasi. kural falan yok, bir nevi squid game.
0
cooperr
(21.02.23)
Hayatın iş ise ABD.
İş yaşam dengesi dersen Avrupa

Bizim şirketin Avrupa ofislerinden birinden ABD ofislerinden birine geçen yazılımcı arkadaş aşırı çok çalıştığından bahsediyor. 30 günlük yıllık izin 14 güne indi. Akşam geç saatlere kadar ofiste. Herkes birbirinin gözüne bakıyor, kimse erken çıkan kişi olarak görünmek istemiyor.
Avrupa'daki ofiste 17:00 oldu mu Windows+L ye basılıyordu.
0
nop
(21.02.23)
en sevdigim konu.

simdi bu konuya net sekilde amerika demeyen adam amerika'yi tanimiyordur cok net. ulke degistirecek bir turk icin bu bir tartisma konusu bile degil. dunya uzerinde %50 maas artisi icin is degistirmekte tereddut etmeyecek insanlar %150 maas artisina burun kiviracak oyle mi? bakin avrupa'da 10 senede kazanacagin parayi 5 senede kazanmaktan bahsediyoruz. kendi kendini emekli ediyor insanlar amerikada devlete ihtiyac duymadan. ve avrupa'daki gibi 65'i beklemiyorlar.

konu konu gidelim.

saglik: en abartilan konu. kendimden ornek vereyim. saglik icin benden kurus calismiyor hastanelere. gecen 3-4 dolgu yaptirdim odedigim miktar 0$. iyi bir sirkette calisiyorsan sagliga ulasim da, odeme de mevzu bile degil, gecelim.

guvenlik: yine abartilan bir mevzu. abd'de tekinsiz yer coktur, ama sen zaten oralarda yasamayacaksin ki? yani amerika'nin bu yuzunu hic gormeden yasamak mumkun ve zaten yine iyi bir isin varsa o sehirlere ve mahallelere hic isin dusmez.

egitim: avrupa'nin maddi acidan avantajli oldugu tek konu. abd'de egitim pahalidir. cocugunu iyi devlet okuluna vereceksen iyi muhitte oturman lazim o zaman da kiralar ucuyor. ozele versen cok para. avrupa bunu daha iyi cozmus durumda. bu nedenle cocuk varsa bu avrupa lehine yazar.

avrupa'nin amerika'ya kiyasla iki avantaji var.
1) tarihi ve kulturel yapisi cok daha saglam. amerika'da dumduz suburban sprawl sehirler var dallas, phoenix gibi. sehir demeye bin sahit ister. benim yasadigim seattle'da 100 senelik binanin onunde tarihi diye secde ediyorlar.
2) is guvenligi mevzusu. maalesef amerika'da sirketlerin karliligi azaldiginda kimsenin gozunun yasina bakmadan kapinin onune koyarlar. bu noktada sirket odakli bir ekonomi var ve iyi calisman gerekiyor. su aralar layoff'larla calkalaniyor tum ulke mesela. ama high risk high reward.

peki amerika'nin saymadigimiz diger avantajlari neler
1) entegrasyon. buraya ucak teker koydugu anda amerikalisin. avrupa'da almanlarin, fransizlarin arasina girebilmek icin iyi sanslar.
2) iklim. avrupa'nin guneyi disinda rezil bir iklimi var. gunes goremiyorsun. gerci ben de seattle'dayim ama burasi bile avrupa'ya kiyasla daha gunesli.

velhasil aradaki maas farklari %30-40 falan olsa tartisilir derdim ama ayni sirketin ayni pozisyonunda amerika'da 2 katindan fazla maas almak varken tartisilacak bir konu yok. avrupali yazilimcilarin amerika'ya gitmeme sebebi amerika'ya gitmenin zor olmasi bu arada. yani hadi ben geldim amerika'ya denmiyor maalesef butun dunyanin akmaya calistigi bir yer ve gocmenlik inanilmaz kisitli durumda. ortalama avrupali muhendis de konfor alanini birakmak istemiyor adam kendi ulkesinde rahat rahat yasarken bir turk caresizligi ile maceraya atilmak istemiyor mantiken.

avrupa icin sadece istisnai kisisel sebepler olabilir. onlara da kimse bir sey diyemez zaten. ama genel gecer konusursak bu sorunun cevabi net amerikadir. hele genc, bekar bir yazilimci icin.
0
antikadimag
(22.02.23)
@scholar +1. konuyu bilen bir arkadas.

@el cevap; hocam sizin bilgiler baya eski kalmis. o stem mevzusuna amerikalilar uyanali cok oluyor. bugun amerikali, gocmen herkes comp sci okuyor. bolumler dolup tasiyor, sinif yetismiyor. benim okudugum okulda en populer major acik ara cs idi.

saglik sigortasi primleri konusulacak seyler degil. ayda 100$ bile vermiyorum. aile olunca biraz daha artsa da cuzi rakamlar bunlar. saglik hizmetleri de pahali falan degil. o rakamlar sigorta sirketleri icin sisirilmis rakamlar. en boktan durumlari yasasan, en agir ameliyatlari olsan $2k-3k'dan fazla para odemezsin. out of pocket maximumlari var sigortalarin. cogu zaman sadece deductible odeyip gecersin. benim sigortam mesela 0$ deductible cebimden kurus cikmiyor.

abd'de sendikal hak yok. evet yok da sirketler bunu sagliyor. mesela isten cikarilinca en az 3 ay daha maas almaya devam ediyorsun. bunu devlet zorunlu kilmiyor is yeri talent cekebilmek icin teklif ediyor. hatta gecen meta'nin layoff'unda 1 senelik maaslarini pesin odediler insanlara. ki bu bir yazilimci icin vergi dusulmus hali deneyimli yazilimci icin $140-150k yapiyor. varsin avrupa'daki is guvenligi sizin olsun beni meta'dan kovun diyesi geliyor insanin.
0
antikadimag
(22.02.23)
Yazılım gibi skill based işlerde bir iş başvurusuna belki 10 000 başvuru olur. Bu kadar rekabet varken başlangıçta 8-10k dolar gerçekçi bir rakam değil. İşsiz kalırsan 6 ay iş bulma süren var. Bir de seni dışarıdan işe almak için ekstra para ödeyecek iş veren. Bunu yapmaya muhtemelen yanaşmazlar.

ABD'ye para dökmeden direkt iş teklifi ile giden çok çok azdır. Bu belki 90 larda falan oluyordur. Şu an ABD'deki Türklerin çoğu kaçaktır. Legal olanlarının da çok sağlam eğitimi vardır. Ama her koşulda stresli bir ortam. Çocuğu olan biri için eğitim, sağlık vb konular zorlayıcı olabilir.

entegrasyon konusu bir tık daha avantaj gibi olsa da amerikan insanı avrupa insanı kadar kibar değil. Bir ingiliz sabırlı oluyor mesela. Adamlar savaş esirlerini bile en iyi şekilde tedavi ediyorlar.

ABD'den bir defa çıktın mı bir daha giriş yok. Avrupa böyle değil. ABD'ye ya tam giriyorsun, ya tam çıkıyorsun. Başka ülkeye geçeyim sonra tekrar ABD olayı vatandaşlığın yoksa çok zor bir şey.
0
scholar
(22.02.23)
@scholar

"amerikan insanı avrupa insanı kadar kibar değil. Bir ingiliz sabırlı oluyor mesela. Adamlar savaş esirlerini bile en iyi şekilde tedavi ediyorlar."

kaptan bu cikarimi nasil yaptin harbiden merak ediyorum...hangi savasta ingilizlerin eline esir dustun de seni tedavi ettirdiler?

benim tanidigim ingilizlerin eline esir dussen, birak tedavi ettirmeyi canli gomup ustune beton dokerler. batinin geneli ortadoguluyu sevmez, yagmurlu gunde su vermez.

Insancillik acisindan avrupa/amerika fark etmez, ayni seyin laciverdi. Gocmensin iste, yurtdisina cikmis Turkun, kacip Turkiye'ye gelmis bir Afgandan pek bir farki yok.
0
cooperr
(22.02.23)
@el cevap; eyvallah hocam. allah bagislasin, ben de cocugumu amerika'da yetistirmek istemem aslinda ama maddi durumu birakip avrupa'ya gidebilir miyim emin degilim. aslinda bu da benim dusundugum bir sey gecen arkadasla konustuk cocugum olursa kulturel olarak 'amerikan' olmasindan korkuyorum.

dediklerinize karsi cikmak icin degil de tartismaya ilave olsun diye birkac ek.

saglik konusunda ilave soylenecek bir sey kalmadi. dedikleriniz dogru. benim sigorta oldukca iyi ve bunu argumanimi guclendirmek icin ozellikle soyledim. evet her sigorta boyle degil ama boylesi de var ve iyi sirketlerde olsun olsun 500 hadi 1000 deductible olsun. cok fark etmiyor. benim argumanimin ozeti su; "bu ucretler aradaki $60-70k'lik maas farkinin icinde ihmal edilebilir."

cocuk konusu problemli olabilir, cocugum olmadigi icin detay bilemiyorum ama tahminim yine maas farki icinde cozulebilecek bir sorundur. maas farki o kadar buyuk ki hemen her seyi kompanse ediyor. cocuk varsa esinizin de calistigini dusunun, maas farki uzerinden yilda $100k'ya yakin fark olur rahatlikla avrupa ile kiyasla.

velhasil tartisma genel olarak bir abd-ab karsilastirmasi degil. sizin bahsettikleriniz genel olarak iki ulkeyi karsilastiriyor. ancak duyuru bir yazilim muhendisi icin yani amerika'da orta ust sinif hayati yasatacak bir meslek uzerinden karsilastirma. bu meslekte, boyle paralar alindigi zaman amerika'nin sosyal devlet olmayan yanlari torpuleniyor. ben yazilimci degilim bu arada belli bi seviyede kazanan herkes icin gecerli bunlar.

sonuc olarak iyi bir kazanc uzerinden tartistigimizi unutmamamiz lazim. orta halli bir meslek mensubu icin, yilda $100k altinda kazanan biri icin abd oldukca riskli ve tercih edilmeyecek yonleri one cikan bir ulke olabilirdi. ama bir yazilimciysam yilda $200k post tax yapiyorsam geri kalan konular teferruat oluyor maalesef. butun argumanlarimin ozeti ve dayandigi nokta budur.

son olarak populer major noktasinda sadece kendi okulumdan genelleme yapmiyorum elbette. bu son yillarda degisen, oldukca konusulan bir trend.
bkz stanford; en populer major cs www.collegeraptor.com
bkz harvard: ikinci sirada cs. (concentrations sekmesine gidin)
oira.harvard.edu

yani avrupalilarin gelmeme sebebini soyle dusunun. kendi ulkenizde, kendi kulturunuzde refah icinde yasiyor, istediginizi alabiliyorsunuz zaten. niye daha fazla abd'nin zorlu gocmen yasalariyla cebellesip duzenimi bozayim degil mi? zaten istesem de gidemeyecegim. ancak bizim gibi ucuncu dunya vatandaslarinin gurbette expat olacaklarsa ve firsatlari varsa yasamalarinin ciddi avantajli oldugu ulke abd'dir.
0
antikadimag
(22.02.23)
(12)

inanç/ruhsal durum konuları

firemanjonny
dün gece kayınpederleri umreye yolladık, mübarek olsun, ben küçük yaşlardan itibaren ailesinde din eğitimi verilmiş 5-6 sene öncesine kadar da 5 vakit namaz kılan biriydim, 35 yaşında erkek bireyim. bi 5-6 senedir fikirlerimde çok değişimler oldu, en son enkazdan çıkarılan bir yavrucak varken biri t
dün gece kayınpederleri umreye yolladık, mübarek olsun, ben küçük yaşlardan itibaren ailesinde din eğitimi verilmiş 5-6 sene öncesine kadar da 5 vakit namaz kılan biriydim, 35 yaşında erkek bireyim. bi 5-6 senedir fikirlerimde çok değişimler oldu, en son enkazdan çıkarılan bir yavrucak varken biri tekbir getirmeye çalıştı orda olsam ağzına vururdum çok sinirim kalktı o anda, sonra acayip bir farkındalık geldi "ne oldum lan ben böyle" dedim, ama şimdi de olsa aynı şekilde gıcık olurdum. bir yanda umreye insan uğurladık, otobüs önünde ağlaşanlar (niyeyse), diğer yanda benim ailem burda seslerini duydum kimse gelmedi artık ses yok diye ağlaşanlar, içimden fuck the system diyip dağ başına yerleşesim geliyor, umre bildiğin turistik ziyaret farz değil bi bok değil, yani şuan bahamalara gidip dönüp götünün fotosunu instagrama atan kızlardan farkın yok orada ihram içinde sırıtp poz vermenin, ver o parayı yardım olarak bitsin gitsin, inancın içinde yine sevap kazan hatta daha çok sevap kazan, umre sevabı bile yazılır ek olarak hayır yapma sevabın bonusun olur, ki bunu yapan da gördüm sosyal medyada çok takdir ettim. tabi bunu kendilerine demedim, lüzum da yok, bişi de değişmez. insanı ateist yapacaksa bu iktidar kadar başarılı başka kuruluş olamazdı. işin garip yanı on sene önce çok daha mutluydum, nispeten konulara cevabım vardı kendimce, şimdi zerre mutlu değilim, farkındalık-sorgulama arttıkça girdap etkisi yapan bir belirsizlik doğuyor. sıkılıyorum daralıyorum çıkamıyorum. dil öğrenmeye olan ilgim aşağı düştü, hiçbir iddialı çıkış yapmaz oldum/faydası yok, konuşmaya bile eriniyorum, hayat kalitem yerlerde, geleceğe olan ümidim/beklentim sıfır. kendi gerçekliğimi yaratıp yalandan mutlu mu olmaya çalışayım, inanç konularını sümen altı mı edeyim, insanların cehaletine gülüp geçeyim mi ne bok yiyim. psikoloğun faydası olur mu, aynı durumda olan, önerisi olan başımın üstünde, akıllı bişeyler işitmeye çok ihtiyacım var.

cevaplar için çok sağolun, bi noktayı yanlış ifade etmiş olabilirim, kişilerden dolayı dinden uzaklaşmıyorum, din kişilere her türden kabahatin saklanabileceği kılıflar bahşediyor, insan beyni de seçici-geçirgen olduğundan kaza/fıtrat/mukadderat/takdir-i ilahi deyip dini anlamda işin içinden çıkıveriyor, garibime giden din denen nesnenin burdan çekince çine kadar uzaması.
0
firemanjonny
(15.02.23)
“Dini olanın vicdanı olmaz” diye bir söz var. Zamanında arama kurtarmaya giden ekipler namaz molası verdiğinde duymuştum ilk defa bunu.

İçinde bulunduğunuz buhranı anlıyorum. Vicdanlı bir insansınız demek ki. Bu düzeni siz değiştiremeyeceksiniz. O yüzden kendinizi bu konularla yıpratmak yerine elinizden gelen yardımı yapabilirsiniz. Herkes kendi yaşadığını biliyor sonuçta.
0
ruhen hastayim ben
(15.02.23)
Müslümanlara kızıp İslam'a küsmeniz mantıklı değil, siz ve biz eğer imanlıysak İslamiyeti daha güzel yaşayalım, yeni nesile daha güzel örnek olalım. Kötü yöneticiler, vicdansız bazı insanlar da müslüman diye biz neden kendi imanımızdan şüphe edelim?

Umreye gitmeyip parasını bağışlasaydı daha mı iyi olurdu? Daha mı iyi olurdu bilmeyiz ama çok güzel olacağı aşikar, peki ama ya bağış da yaptıysa? Ya da çok önceden parasını ödediği için gittiyse?

Ben hiç umre'ye gitmedim, hiç hacca gitmedim. Ama ne zaman buraya giden insanları eleştirip "arap'lara para yedireceğine fakire fukaraya ver" tarzı bir eleştiri görsem şu cevabı veririm;

"siz bu sene tatile gitmeyip o parayı fakir verecek misiniz?"

Gavura kızıp oruç bozulmaz, siz yine de kötü örnekleri baz almayın kendinize.
0
john bloor
(15.02.23)
Benzer durumlardayız hocam. Etrafımda da senin/benim gibi çok insan var konuşuyoruz dertleşiyoruz benzer endişeleri/fikirleri paylaşıyoruz.

Maalesef ben de beş vakit değilse de namaz kılar, kuran okur, cumaları camiye giderdim ancak özellikle 15 temmuz sonrası dinin içine siyaset iyice karışınca hocalardan da vaazlarından da iyice tiksindim. Dedemin cenazesinde hazır kalabalıkken yeni yapılan camisi için para dilenen hocanın orada boğazını sıkmak istedim. Bir tek elimde belli belirsiz inancım ve alışkanlıktan mıdır bilmiyorum tuttuğum orucum kaldı.

Hele son zamanlarda din kisvesi adı altında yapılan kötülükleri, şarlatanlıkları gördükçe iyice uzaklaşıyorum. Dinin bir suçu yok gerçi ama içimden gelmiyor yani.
0
chicha_v2
(15.02.23)
Ateistim ama "akp dinden soguttu" "siyasete din karistiranlar soğuttu" soylemleri bana çok garip geliyor.

Müslüman olmak şu demek değil mi; Allah diye bir şey var, tüm evreni o yarattı, hz muhammed i peygamber olarak gönderdi vs. Benim bu bilgiye inanip inanmamami Akp etkileyemez ya xd çok saçma xd evrim fln okuyup kafanız karismiyo, başkası x davranışı yaptı diye bu bilgiye olan inanciniz sarsılıyor. Bu sebep sonuç ilişkisi çok saçma geliyor bana.

Tamamen dinden uzaklastiginizda kafanız rahatlayacak bence :) Bende öyle olmuştu. Çünkü önceden hep bir yerlerden bir şeyler bekliyordum, dua ediyordum, umuyordum. Gerceklesebilme ihtimali var mı yok mu bakmiyordum. Bedava nasılsa, ümit et :) Dolayisiyla gerçekleşmeyince hayal kırıklığı... Bir de sürekli bir sorumluluğu yerine getirmenin/getirmemenin huzursuzluğu.. yok namazı kaçırdım, çok orucu bozdum

Şimdi gercekciyim. Biliyorum ihtimalleri. Uzun yıllardır mutlu yaşıyorum.
0
abuzer
(15.02.23)
Ben de benzer bir süreçten geçerek dinden uzaklaşmıştım. Kendini "biz müslümanlar" olarak tanımlayan kapalı gruplar var. Bunların ne karakterleri, ne savundukları; kesinlikle hiçbir şeyleri benim inandığım değerlerle örtüşmüyordu. Bu durum tamamen iradem dışında beni buz gibi soğuttu açıkçası. Ben öylece sanki kendime dışardan bakıyormuşum gibi bu uzaklaşma sürecini izledim. Hiçbir aktif rolüm olmadı bu konuda.

Artık son geldiğim noktada eğer gerçekten bir sınav falan varsa bu sınav ancak bu acayipliğin içinde bulunmamakla geçilir heralde noktasındaydım. Şimdiyse çoktandır sadece hiç umursamıyorum bu konuları.
0
akhenaten
(15.02.23)
olur tabi psikoloğun yardımı, olmaz olur mu!
ancak, tecrübelerime dayanarak söyleye bilirim ki bu tür depresif ruh hallerinde ilaç tedavisi çok iyi ve hızlı sonuç veriyor.
doğru ilaç çok önemli olduğundan, doğru psikiyatrist'le görüşmek çok önemli. bunun için de kesenin ağzını biraz açmak lazım; zira özel psikiyatrist ücretleri çok yüksek. yine de uzun vadeli mental sağlık ve mutluluk düşünülecek olursa, iyi bir psikiyatriste görünmek iyi bir yatırım olarak görülebilir.
0
pangea
(15.02.23)
@abuzer'in ilk 2 paragrafı +1

Yani kötü örnekler var diye niye inancınızdan soğuyorsunuz ben de anlamıyorum. Ben inançlı biriyim ama bugüne kadarki sorgulamalarım inananların "inancıma göre" ters eylemlerinden olmadı. Niye onları referans alayım ki? Referans alabileceğim daha nitelikli kaynaklar varken bana ne alkol alan türbanlıdan, sevap yapmak varken umreye gidenden.

Bir de yanlışım varsa düzeltsin biri umre genelde hac kurası çıkmayan, hacca parası yetmeyen ya da hacca gidip geldikten sonra maddi durumu el verdiği için tekrar oraya gitmek isteyenlerce tercih ediliyor. Annem babam da yıllardır kura çıkmasını bekliyor ve kura çıkmazsa en azında umreye gidip oraları görmek istiyorlar yine inançları gereği. Yani adam ya da kadın ister inancına göre umreye gider ister sevap yapar. Bu bana ne ya da bize ne? Herkes de gidip ihramda poz vermiyor. Poz verip paylaşandan bir inançlı olarak da yine bana ne diyorum. Ünlü düşünürün dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.

Daha iyi hissettirecekse psikolojik destek alın ama inanç bence kişinin kendi içinde çözebileceği bir şey. Belki psikolog bu süreçte bunu aydınlatmaya eşlik eder.
0
Amaranta ursula
(15.02.23)
dini yanlış uygulayanlar yüzünden dinden soğumayı ben de anlamıyorum. bir insan dinden, din konseptini saçma bulduğu, dinin doğruluğunu sorgulamaya başladığı için uzaklaşır. ya da uzaklaşmalı. yani ülke gerçekten süper vicdanlı dindarlar tarafından yürütülüyor olsaydı dindar kalmaya devam mı edecektin? dini sorgulamak böyle bir şey değil, üzgünüm. dini sorgulamak, dinlerin varlığından şüphe etmeye başlamak, insanın ilk çağlardan itibaren batıla duyduğu ihtiyaç ile örgütlü dinlerin ortaya çıkışı arasındaki ilişkiyi kurabilmek demek. çok daha büyük ve teorik bir düşünme süreci. üç beş salak insanın yaptığıyla dini inancının dengesi bozuluyorsa ya sağlam bir inanca sahip değilsin, ya da bu konuları daha önce hiç düşünmemiş olmanın toyluğunu yaşıyorsun. gerçekten sorgulamaya başladıysan biraz araştır, oku, akepeliler gibi minicik bir bağlamın içinde değil, üzerine gerçekten kafa yorarak düşün. sonunda en azından omuzlarında yük olan gereksiz bir dertten kurtulmuş olursun.
0
sir gawain
(15.02.23)
ben de dindar sayılabilecek bir ailede büyüdüm, özellikle son 7-8 senedir fikir olarak dinden uzaklaştım. uzaklaşma sebebini iyi düşünmek lazım.

dini iyi uygulamayanlar yüzünden soğumak ayrı (bence saçma)
dini kötüye kullananlar yüzünden soğumak ayrı (bence bu da saçma, onların yaptığı onları bağlar)
dinin bazı kısımlarını sorguladığın ve aklına yatmadığı için soğumak, işte bu en çok yaşadığım şey. evet sorguluyorum, bir yaratıcının olması değil, ancak hikayenin geri kalanında benim hiç aklıma yatmayan şeyler hala var. bu yüzden dinden uzaklaşıyorum ama bundan mutsuz değilim, allah akıl vermiş aklı da sorgulamak için vermiş diyorum kısaca.

onun dışında dil öğrenmen, hayat motivasyonun düşmesi, konuşmak istememen, bunların dinle alakası yok sadece kendini kandırıyorsun. seninle alakası var. senin kendi sorununu çözmen lazım.
0
roket adam
(15.02.23)
ben tasavvuf ve felsefeyle de ilgilenen bir imamdan şu cümleyi duymuştum:

"İnsanlar beklentileri için inanıyor. İşi rast gitsin, talihi açık olsun, sağlığı yerinde olsun diye. Ama inanmak bunları sağlamaz. İnanmak hayatını kolaylaştırmaz. Ama zor zamanlarını daha sabırla atlatmanı sağlar.

Basit görünen ama aslında bugün şikayet edilen konular tam da bununla alakalı. Çünkü herkes bir çıkar uğruna inanıyor. Çevre edinmek, kabul görmek...

Bence dindar görünen insanların hataları yüzünden kendinizi yıpratmayın. Herkes kendinden sorumlu bu dünyada.


Bu problemin yanında bir problem daha var. İnsanlar kendileriyle değil, başkalarıyla ilgilendikleri için de bu noktaya geliniyor. İster inançlı olun, ister inançsız, kafanız başkalarıyla meşgul olduğu sürece mutsuz olursunuz. Kendi hayatınızla ilgilenin sadece. Başkalarının inançları sizin meseleniz olduğu sürece işin içinden çıkamazsınız. Bu ateistler için de böyle, dindarlar için de... Herkes kendi düşüncesini dayatma derdinde.

Bundan din eğitiminin sadece şeklen verilmesinin etkisi büyük.

Ben okumayı çok seven bir insanım. O yüzden birçok dinle ilgili araştırma yaparım, tarihe meraklıyım. Dini bir otorite değilim elbet ama kendi fikrimi paylaşayım.

Benim okuduğum islamiyet aslında oldukça rasyonel bir din. birçok inançla kıyaslanınca. Aslında bugünkü protestan hristiyanlığa çok yakın bir çizgide. Çünkü birçok inanç insanı maddiyattan uzaklaşmaya teşvik ederken islam çok dengeli bir noktada duruyor.

Şimdi şöyle bir noktadan bakalım. İslamın altın çağı denen dönemde, matematikten tıp bilimine inanılmaz bir ivmelenme yaşanıyor. Düşünün platon eflatun adıyla bu bölgede kabul görüyor.

Sonra bugün tartışığımız noktaya geliyoruz. Burada işte bakış açısı değişimi söz konusu.

En basit haliyle ibadetleri ele alalım. Mesela hac... Hac bugün uçağa atla, görevleri yerine getir 5 yıldızlı otelde konakla, turistik alışverişini yap ve eve dön şeklinde yorumlanıyor.

Oysa şöyle de düşünebilirsiniz. Bu aslında bir yolculuk. İnsanın kendi içsel dünyasına da yaptığı bir yolculuk. Eski çağlarda insanlar binlerce kilometre kat ediyor, belki köyünden ilk defa bu sebeple çıkıyor. Başka kültürleri görüyor, yolda hac yolunda gidenlerle arkadaşlık ediyor, yemeğini paylaşıyor. Başka köylerde şehirlerde misafir oluyor. Onlarca farklı ırktan, milletten insanla tanışıyor. Dünyanın aslında hem çok büyük hem çok küçük olduğunu öğreniyor. Uzaktan tanımayıp düşmanlık ettiği insanların aslında kendi gibi dertleri olduğunu görüyor. Kaynaşıyor... Belki bugün atladığımız şey budur.

Bugün baktığımızda belli bir yaşa gelince insanlar borç harç gitmek zorunda hissediyor. Oysa paran yoksa, imkanın yoksa gitmemelisin denmiş bu ibadet için. Sadece para da değil konu, mesela başkasının hakkına girmemen gerekiyor giderken. Nedir o? Diyelim ki sen hacca giderken kullandığın para yüzünden çocukların o ay daha az yemek yiyecek.

ya da baban hasta. Sen yokken annene ve kardeşine daha çok iş düşüyor. Onların işleri aksıyor o zaman da senin yaptığın ibadet sıkıntılı. Hacca / umreye gidiyorsan geride sen yokken hayatın sen varmış gibi akması lazım yani.

Ya da çok tartışılan kurban... Kurbanın olayı gidip şov yapmak değil. Eskiden marketten et alamıyosun. Hayvanın varsa kesip yiyorsun. Yoksa yok... O yüzden kendi hayvanından birini ayır, yılda bir kere onu ihtiyacı olana paylaş. Ama bizde kurban = elde ekmek ve piknik tüple kavurma beklemek.

gibi gibi...

Anlatmaya çalıştığım usüllerle kafayı bozmuş herkes. Oruç nasıl tutulmalı, namaz nasıl kılınmalı, iftarda ne yenilir falan...

Ama bunları niye yaptığını düşünmeyi öğrenmemiş kimse.
0
anten
(15.02.23)
bu kadar zor durumda insan varken, tatil/umre benim de çelişkim
ama kimseyi kınamamak gerek
sizin verdiğiniz örnek özelinde değil ama
bazı insanlar ömür boyu kendilerinden kısar, çocuğuna verir başkasına verir
sonra olmadık zamanda kendini hatırlar, kendi için bir şey yapmak ister

burada denge önemli ne bütün birikimi bağışlamak ne de kendine harcamak
2isini de aynı anca yetecek para varsa ne mutlu
0
mantık
(15.02.23)
Ben ney sesi bende gıcık olma hissi yarattığı için Itri dinlemekte zorlanıyorum. Ve bu durum bende bir nefret uyandırıyor şu açıdan: kendi kulturumun en büyük bestekarini zevk alarak dinleyemiyorum ve bunda benim payım yok.

Biraz şey gibi bir durum o kadar sistematik olmasa da, otomatik portakalda alexe Beethoven dinletirken şiddet görüntüleri gösteriyorlar ya, sonra Beethoven duyunca midesi bulanıyor. Tam olarak böyle.


Bahsettiğim sahne şu:
youtu.be
0
encokbenisevinnolur
(15.02.23)
(7)

ülkede neden telsiz kullanımı bu kadar az?

astronom bey
özellikle polis,itfaiye gibi resmi kurumlarda telsiz var ama sanki kullanılmıyor veya verimli kullanılmıyor.özellikle amerikada bakıyorsun polis bütün iletişimi telsizle yapıyor. devamlı yakasında telsiz var araçta giderken, olaya müdahale ederken doğrudan merkezle telsizden konuşuyor.bizde ki polis
özellikle polis,itfaiye gibi resmi kurumlarda telsiz var ama sanki kullanılmıyor veya verimli kullanılmıyor.

özellikle amerikada bakıyorsun polis bütün iletişimi telsizle yapıyor. devamlı yakasında telsiz var araçta giderken, olaya müdahale ederken doğrudan merkezle telsizden konuşuyor.

bizde ki polislerin elinde hep telefon var devamlı tefonla birilerini arıyorlar. telefon üzerinden talimat alıyorlar. geçen bir video da gördüm polislerden biri silahla adam peşinde diğeri elinde telefon durumu merkeze bildirmeye çalışıyor.
aynısı ambülanslar içinde geçerli merkezi telefonla arayıp hastayı hangi hastaneye sevk edeceklerini öğreniyorlar.

bu deperemlerde belediye başkanı söylüyor telefonla kimseye ulaşılamamış.

telsiz kullanımı yaygın olsaydı anında müdahale daha kolay olmaz mıydı.
0
astronom bey
(15.02.23)
Abi en basitinden telsizle bir frekanstan sadece bir kişi konuşabiliyor, yani ben bi frekansı kullanırken mesela başka bi birim kullanamıyor orayı, o nedenle çok pratik bi kullanım değil aslında. Ha ama Amerikalılar nasıl çözmüştür o kısmı bilmiyorum bizde böyle bir durum var.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(15.02.23)
Aslında altyapımız kötü değildi, 2000'lere kadar moto kuryeler bile telsizle iletişim kurardı. Polisi jandarmayı söylemeye gerek yok, denizlerde hala çok sık kullanımı var.

Sanırım bireysel olarak görevlilerin taşıması ve kullanması telefona göre çok avantajlı değil artık. Araçlarda hala var telsiz gördüğüm kadarıyla.

Ülkemizin neredeyse %97-98'i cep telefonu kapsama alanında, amerikayla karşılaştırmamak lazım. Orada birbirine çok uzak küçük küçük kasabalar vs var sanırım. Coğrafya ile alakalı olabilir yoğun telsiz kullanımı.

Her polis/jandarma/itfaiye/ambulans vs araçlarında telsiz cihazı olmalı, ama bireysel olarak her görevlinin taşıması mantıklı mı bilemedim.
0
john bloor
(15.02.23)
yıl 1999-2000 falan. cep telefonu daha çıkmamışken mahallede bir abimiz vardı. dışarıda elinde telsizle dolanırdı. diğer telsiz de evdeydi. eşiyle iletişimi öyle kuruyordu mahallede. sonra cep telefonu yaygınlaşmaya başlayınca telsizi görmez olduk. o yüzden çok kullanılmıyor.
0
prole
(15.02.23)
Birinci elden bilgi değil de uzaktan gözlemlerim bunlar;

Cep telefonuyla konuşmanın pahalı olduğu günlerde Aycell veya Avea polislere ve şu anda hatırlamadığım başka kamu çalışanlarına çok ucuza ve kendi tarifesindekilerle sınırsız konuşma olan bir paket sattı.
Tam fiyatları hatırlamıyorum ama diğer markalar 100 liraya sınırlı dakikalar satarken bu tarife 30 liraya ve tüm memurlarla sınırsız gibi bir kampanyaydı.

Böyle olunca tüm polisler de bu tarifeye geçti ve bir süre sonra hepsi sürekli telefonla haberleşmeye başladığı için telsizin kullanımı düştü galiba.
0
michael_knight
(15.02.23)
ABD'deki olay ve profesyonel cihazlar nasıl emin değilim ama normal telsizlerin mesafesi 4-5 km sanıyorum. Deprem vb. şeylerde işe yarar ama çok uzaktaki biriyle konuşulmaz herhalde.

Bu arada çok alakasız bir konuda, film için araba sahnesi çekerken mikrofonu radyo frekansıyla verip arkada başka araçtan kaydetmek/dinlemekle ilgili bir video izlemiştim. Radyo sinyali iletmenin de belli mesafeleri kuralları var yoksa suç diyordu.
0
nhk ni youkosu
(15.02.23)
Telsizcilik aslında oldukça önemli ve birçok ülkede devletlerin de oldukça önemsediği bir konu.

Çünkü afet vb durumlarda gsm şebekesi çalışmadığında en sağlam iletişim kanalı telsizdir.

Küçük el telsizleri 4-5 km menzillidir ama profesyonellere yönelik telsiz sistemleri 60-70 km'ye kadar menzile sahip oluyor.

Bir de röleler sayesinde kıtalararası bile iletişim kurabilirsin istersen.

Bu yüzden amatör telsiz grupları vs de çok yaygındır dünya genelinde. Devletler dolaylı da olsa destekler bu tarz organizasyonları.

Birden fazla birimin bulunduğu telsiz operasyonlarında ise farklı yöntemlerle bunu aşıyorlar.

Yurtdışında bütün güvenlik güçlerinin, sağlık ekiplerinin telsizleri var.

Çok basit bir detay gibi görünebilir ama oldukça önemli bir detay. Telefon çalışmıyor çünkü gördük.

Bizim toplumsal alışkanlıklarımız var maalesef bu tarz detayları çok önemsemiyoruz. Kamu görevlileri de ya zor geldiği için, ya üşendikleri için ya da alışmadıkları için telsiz yerine telefonu tercih ediyorlar. Ama bunun ciddi ciddi alışkanlık olarak kazandırılması lazım.
0
anten
(15.02.23)
Eski b tipi lisansli amatör telsiciydim. Telsizi öğrenmek emek, okuma ve pratik gerektiriyor. Her röle'nin kendi kodu ve kodlaması var dolayısıyla günümüz dünyasında çaba gerektiren her işte olduğu gibi insanlar uğraşmak istemiyor. Yaygınlığı azalıyor ancak fanatiklik düzeyinde gruplar halen mevcut. Belirli takvimle konuşan gruplar var.
0
mirty
(16.02.23)
(1)

bu zemin depreme dayanıklı mıdır?

biravekahve
marn-killi kireçtaşı-kireçli kiltaşı. tc(ceylan formasyonu) olarak geçiyor bölge. Haritalara göre 3.dereceden deprem bölgesi fakat yorumlayacak bilgiye haiz olan arkadaşlar varsa teşekkür ederim. bölge: Hadımköy/İstanbul
marn-killi kireçtaşı-kireçli kiltaşı. tc(ceylan formasyonu) olarak geçiyor bölge. Haritalara göre 3.dereceden deprem bölgesi fakat yorumlayacak bilgiye haiz olan arkadaşlar varsa teşekkür ederim. bölge: Hadımköy/İstanbul
0
biravekahve
(11.02.23)
Ibb deprem zemin raporu vqr bakabilirsiniz. Ama insaat kalitesi zeminden daha onemli
0
anten
(11.02.23)
(2)

99da kaç saat sonra sağ çıkabilmişlerdi

Tisatiaşer
99 depreminde veya sonrakilerde kaç saat sonra sağ olarak kurtulanları hatırlıyorsunuz en fazla?
99 depreminde veya sonrakilerde kaç saat sonra sağ olarak kurtulanları hatırlıyorsunuz en fazla?
0
Tisatiaşer
(10.02.23)
100 saati geçen kurtarmalar vardı ama şu an hava çok soğuk şartlar farklı.
0
orpheus
(10.02.23)
Maalesef bu kadar uzun sure enkazda kalanlarda bobrek yetmezligi, doku ezilmesine bagli tibbi sorunlar olusuyor ve bircogu enkazdan sag cıksa bile hastanede vefat edihor diyorlar.
0
anten
(10.02.23)
(14)

Deprem sonrası otoparka inmek

nhk ni youkosu
Bir olası senaryo da benden:Deprem bitti bina yıkılmadı, direkt dışarı çıkabiliriz veya en alttaki otoparka gidip arabayı alıp çıkabiliriz (ama ya bina üstüne çökerse veya merdivenler sıkıntılıysa? otopark kapısı açılacak mı o da bir sıkıntı)Fakat arabayı almak uyumak, başka yere gitmek vb. için iyi
Bir olası senaryo da benden:

Deprem bitti bina yıkılmadı, direkt dışarı çıkabiliriz veya en alttaki otoparka gidip arabayı alıp çıkabiliriz (ama ya bina üstüne çökerse veya merdivenler sıkıntılıysa? otopark kapısı açılacak mı o da bir sıkıntı)

Fakat arabayı almak uyumak, başka yere gitmek vb. için iyi olacak.

ne yaparsınız?
0
nhk ni youkosu
(09.02.23)
Ilk depremde yikilma, catlak olusmadiysa artcida yikilma sansi daha dusuktur
diye
hic bir bilimsel yani olmayan, sadece kendimi rahatlatacagim bir dusunceyle, iner arabayi alir hemen disari cikarim.

bilimsel degil, tamamen kendi uydurmam, kimseye ornek teskil etmesin.
0
Corc
(09.02.23)
Otoparka asansörle inme konusu sıkıntılı bence ama artçıları beklemektense kesinlikle merdivenlerden uçarak aşağı iner arabayı alır kaçardım.
0
vedatchilipeppers
(09.02.23)
aslında doğru olan depremden dışarı çıkabiliyorsan çıkman. bir sürü hiç eve girmemen.
2. artçı ile çok yıkılan ev oldu.

ki bazı evler artçı olmasa da yıkıldı. çünkü gücünün %99unu kaybetmişti. videolarda gördük.

ben olsam heralde panik halde arabayı alır açık bi alana geçerdim.
0
jelly bear
(09.02.23)
Böyle bir durumda sizin gibi otoparka telaşla inecek bir sürü insan olacak.

Öncelikle elektriklerin kesik olacağını unutmayın. Yani kapalı otoparksa zifiri karanlık olacak. Telaşla kontrolsüz hareket eden çok olacaktır. Herkes aynı anda çıkışa gidecek.

Arabayı çıkarmaya çalışırken sağa sola çarpanlar, karanlıkta otoparkta yürüyenleri koşturanları fark etmeyip çarpanlar vb. bunlar çok olası senaryolar.
Özellikle residence tarzı yüzlerce dairenin olduğu binaların otoparkları.

Bir de aynı anda bir sürü araç çıkışa yönelecek, orada yığılma olacak. Hele bariyerli, otomatik kapılı vs bir otoparksa arabayla çıkış konusu epey uzun sürebilir. Kapıda kuyruk da oluşabilir.

Böyle bir durumda öncelik her zaman can güvenliği olmalı.

Dışarı çıkmayı başardınız. Bina sağlam duruyor. Komşularınızla koordineli bir şekilde araçları çıkarmayı konuşabilirsiniz. Ya da varsa açık otopark alanı orayı tercih edin.

Benim oturduğum sitede 1000'in üstünde daire var. Otoparkta en boş halinde bile 100'ün üstünde araç oluyor. Düşünsenize aynı anda 100 arabanın son sürat çıkmaya çalıştığını

İşte bu yüzden büyük sitelerde özellikle deprem tatbikatları, toplanma alanları çok önemli. İnsanlara ilk olarak bu noktaya ulaşmaları tembihlenmeli. ama eminim buna rağmen birçok insan hemen arabasına koşacaktır.
0
anten
(09.02.23)
Deprem sırasında merdivenler ya da asansörler kullanılmaz. Depremden sonra merdivenleri kullanabilirsiniz ama asansör yine kullanılmaz. @Corc'un dediği, kendisinin de ifade ettiği üzere bilimsel yanı olmayan ve yanlış bir bilgi.

Geri kalan her şey için @anten +yıldızlı 1
0
nawar
(09.02.23)
Şart değilse arabayı almam. Şart ise önce yakınları dışarı çıkarırım, garaj kapısı ve rampası sağlam mı kontrol ederim, sonra hızla merdivenle inip arabayı çıkarmayı denerim. Anten'e katılıyorum bu noktada. Bizim sitede 41 katlı 3 bloktan 1000 daire var ve tek şeritli fakir bir mahalleye çıkıyor. O yoldan çıkmak imkansız olacaktır.
0
roket adam
(09.02.23)
deprem anında binanın en riskli-kurtulması en zor hatta imkansız alanı olan bodruma inmezdim.

önce ilk fırsatta dışarı çıkarım. binayı ve çevre binaları dışarıdan gözle kontrol ederek hasar tespiti yaparım. artçıların ne zaman geleceği belli değil bu yüzden binada risk görüyorsam uzaklaşırım. ayrıca denildiği gibi ortalıktaki kaos geçmeden kabalık otoparktan araç çıkarmak imkansız gibi.
0
orpheus
(09.02.23)
deprem sarsılması bittikten sonra ilk fırsatta dışarı çıkmalısınız. deprem durumunda asansör kullanılmaz. merdivenler de binaların en zayıf yerleridir. buralarda vakit kaybetmeyin. bir kısım vatandaşımız eşya almak için evine girdiği sırada 2. depreme yakalanarak vefat etti, yani hasar tespit yapılmadan eve girmek de pek mantıklı durmuyor. deprem çantasıyla en yakın toplanma alanına gitmek lazım.
0
b1020
(09.02.23)
yanlis biliyor olabilirim ama kapali garajlar ayni anda siginak olarak üretilmiyor mu? mesela bizim istanbuldaki binanin kapali garaji(8 kat 8 daire ve 8 araclik otopark) ayni anda siginak olarak insaa edildi ve öyle kayitli. oraya güvenirim yani.(2015 yapim)

önce ailemle disari cikar,etrafin durumana göre tek basima gidip arabayi cikartirdim. garaj kapilari manuel olarak da aciliyor iceriden zincir ile
0
c1b2k3
(09.02.23)
Önce canımı düşünürüm. Dışarı çıkarım. Dışarıda ne olup bittiğini, depremin ayrıntılarını öğrenirim. Sonra otoparkın durumunu kolaçan ederim, çıkış ve yoğunluk var mı şeklinde. Arabayı illa alacaksam bunlardan sonra alırım
0
mellifica
(09.02.23)
o zaman temel olarak, kapalı değil açık otopark daha mantıklı çıkarımı yapıyorum şu an. Eskiden hep kapalı otoparklı bina bakardık sanırım artık deprem bölgesinde tersi daha mantıklı.

Çünkü İskenderun'daki arkadaşlarım arabalarıyla akrabalarının olduğu köye gittiler ve o sayede bir şekilde yemek-su-ateş vs. buluyorlar. Başlangıçta toplanma alanı, ısınma, yemek, tuvalet falan olmuyor ki İstanbul'daki durumda çok daha uzun sürecektir. Tabii arabayla şehri terk edecek yol da kalmaz sanırım veya aşırı trafik olur. Ama yine de o depremde sağ kalmak ve şehri terk etmemek de çok riskli olacak gibi geliyor bana.

edit: benimki de tek apartman 20 araba falan var. Büyük rezidanslar siteler güvenli tasarlanmıştır diye umuyorum ama onlarda da insan kalabalığı çok dediğiniz gibi.
0
🌸nhk ni youkosu
(09.02.23)
ilk çöken merdivenler,asansör boşlukları ve balkonlar olmaktadır. bilin de.
0
deepex
(09.02.23)
99 depremini izmitte yaşadım.
tabi depreme zihnen hazırlanmak, bina sallandığında deprem çantasını alrıım, merdivenden kaçarım, şunu yaparım diye planlamak hiç yapmamaktan iyidir.

ama deprem olduğunda bu planların hiçbirisi aklınıza gelmeyecek. o an panikle saçmada olsa aklınıza ilk gelen şeyi yapacaksınız. bir amaca yönelik hareket etmeyi deneseniz bile çok büyük ihtimalel yapamayacaksınız.

depremin sizi odanın içinde savurma gücünü yaşamadan tahmin edemezsiniz.
99 depreminde 1 dakikaya yakın salladı.

amcam yıkılmayan evde, deprem süresince yatak odasının kapısına ulaşıp yan odaya çocukların yanına geçememiş. bildiğin yerde emekleyerek kapıya ulaşamamış.
aynı amcam kendisinde kalan yeğenini unutup onsuz bahçeye inmişler. dakilar sonra aileden birisinin aklına gelmişte eve dönüp yeğeni indirmişler.

başka örnek annem yatakta kitlenip kalmış, rahmetli babamın omzuna boynuna tırnaklarını öyle bir geçirmişki babam annemden kurtulup yatakdan çıkamamış.

kendimden örnek vereyim. çatı katında deprem esnasında hemen uyandım, kendimi üstü açık terasa attım. deprem sürecinde değil binadan çıkmak, ayağa kalkamadım.
2 ayağımın üstüne kalkmayı her becerdiğimde sarsıntı beni yeniden yere yapıştırdı. ulan bu böyle olmayacak deyip kedi gibi sürüneyim bari dedim, onu bile beceremedim zaten sarsıntı bitti.


ayrıca filmlerde hani yüzlerce binlerce at toplu halde koşar, çok güçlü bir nal sesi gelir. işte ben şahsen o sesin 100 kat güçlüsünün topraktan geldiğini duydum. ancak bu kadar tarif edebiliyorum. sadece o ses bile insanın donup kalmasına yeter.

deprem oldu koştum merdivenden dışarı attım kendimi diyenler, deprem değilde depremcik oldu desinler.

depreme depremden önce hazırlanılır.
deprem olunca şunu bunu yaparım demek, ancak deprem teğet geçerse uygulanabilir.
0
aslindasorunumpsikolojik
(10.02.23)
önce kendimi kurtarırdım. 10 15 dk sonra bina yıkılmadıysa arabayı alırdım alabilirsem
0
gizemli dede
(10.02.23)
(4)

survivor ne olacak?

kibritsuyu
izlediğimden falan değil, sırf merakımdan soruyorum.şu ortamda epey bir süre ne yayınlanabilir, ne de yayınlansa izlenir artık. yani normali yarışmanın sonlandırılıp herkesin evine yollanması, hem belki ailesi yakını depremzede olanlar da vardır.herhangi bir açıklama var mı takip edemedim, acun bunu
izlediğimden falan değil, sırf merakımdan soruyorum.

şu ortamda epey bir süre ne yayınlanabilir, ne de yayınlansa izlenir artık. yani normali yarışmanın sonlandırılıp herkesin evine yollanması, hem belki ailesi yakını depremzede olanlar da vardır.

herhangi bir açıklama var mı takip edemedim, acun bununla ilgili bir şey söyledi mi? yoksa deprem gündemden düşene kadar oyalayıp devam etmeyi falan mı düşünüyor?
0
kibritsuyu
(09.02.23)
bahis yapılsa ben paramı millî yas bitiminde tam gaz devam etmesine basardım.
0
alperz
(09.02.23)
Zaten bu sene izlenmediği, reytinglerin düşük olduğu yazıldı çizildi her yerde. Kaldırmak için bahane olabilir.
0
John Bloor
(09.02.23)
ya son hızla milli yas bittikten sonra devam edecek kaldığı yerden. Deprem özel programı bile yapılabilir baş sağlığı mesajları vs.

Ya da ratingler çok düştüğü için bunu da fırsata çevirmek için "yasta olduğumuz için bu sene survivor devam etmeyecek" diye prim kasılır.
0
anten
(09.02.23)
Gelirlerinin depremzedelere gönderileceği son canlı bir final yayını.
0
baba553
(09.02.23)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.