[]

müşteri hizmetleri tuşlama sorunu

yurt dışında yaşıyorum. yeni aldığım iphone 12 mini ile iş bankası müşteri hizmetlerini aradığımda yaptığım tuşlamaları algılamıyor. bunun sebebi ne olabilir? nasıl düzeltebilirim?




 
baska bir yeri arayip deneyin. tusa bastiginizda ses geliyor mu diye. eger geliyorsa sorun bankada.


  • buenosdias  (09.07.21 16:36:56) 
@buenosdias başka yeri aradığımda böyle bir sorun olmuyor, sadece iş bankasında.


  • sanxis  (09.07.21 16:41:49) 
birinden rica edip baska bir telefondan deneme sansiniz var mi?


  • buenosdias  (09.07.21 16:53:53) 
sadece isbankasi'nda oluyorsa sorunun sizin tarafta oldugunu dusunmeniz neden ki?

isbankasini baskasina aratin bakalim onlarda nasil esas...
  • supergirl  (09.07.21 18:50:43) 
[]

hint aksanı

Hintli bir firmaya iş başvurusu yapmıştım, az önce görüşme için aradılar.

Anladıklarım şöyle: wşdscnfdedks job oppurtunity fmdıjosadkfn

ingilizcem fena değil (ielts 7), avrupalılarla her gün konuşuyorum ama hindistanla hiç işim olmamıştı.
Yes yes dedim ama hiçbir şey anlamadığımı fark edince ofiste olduğum için müsait olmadığımı söyledim, daha sonra konuşalım dedim. şimdi benim geri aramamı bekliyor ama aramaya çok korkuyorum. söylediklerini anlayamazsam özür dileyip kapatayım mı ne yapayım? ayıp mı etmiş olurum?

 
Hint aksanına alışkın olmadığı. Yavaş konuşmalarını rica et.


  • 1917  (18.12.20 13:09:46) 
hint ve çin aksanı gerçekten zor anlaşılır. siz adamı susturun ve siz sorular sorun ve basit sorular olsun bunlar. hala da anlaşılmıyorsa kusura bakmayın heralde telefondan dolayı dedikleriniz net anlaşılmıyor diyip kapatın veya zoom üzerinden görüşme ayarlayın. en azından yanında birkaç kişi olur belki onlarla anlaşırsınız.


  • elektr10  (18.12.20 13:11:05) 
anlayana kadar sor. sorun sende degil onlarda.


  • baldur2  (18.12.20 13:11:52) 
Youtube da hintlilerin çokça teknolojik alet, telefon incelemeleri var, bazen en önce onlar inceleyip yorum yapıyor onları izleye izleye bu aksanlarına alıştım


  • freebird5406_2  (18.12.20 13:14:01) 
Freebird +1. Bir programlama dilinde yeterli icerik sadece hintli hocalarin yuklediklerinden olusuyordu. Ingilizcem cok iyi olmamasina ragmen zamanla alismistim. Cidden bastan zor. Bence arayin anlamadim musait degildim gurultu vardi tam duyamadim daha once filan deyin


  • ala09  (18.12.20 13:42:51) 
Ayyy fecidir bazıları. Hatta bir Hintli arkadaşa bir Alman arkadaşın "sen hiç Hintli gibi konuşmuyorsun, konuşurken kafanı da sallamıyorsun" şeklinde öküz ötesi bir yorumu olmuştu ama içten içe Alman'a hak vermiştik.

Benim size tavsiyem görüntülü görüşme yapmaya çalışın ve onların her sorusuna "... böyle anladım" şeklinde neyi anladığınızı özetleyerek cevap vermeye başlamanız. Bir süre sonra alışırsınız ama adamların aksanları hakkında sakın yorum yapmayın (alınırlar), ama kendi dil kapasiteniz konusunda da çok mütevazı olmayın.
Size cevap yazarken çok düşündüm "çok divers bir ortamda çalışmıyorum, o yüzden tam anlamadım" gibi bir şey söylemeniz yerinde olur mu diye, sonra vaz geçtim.
  • SiyamkedisiZorro  (18.12.20 13:50:13) 
Yavaş konuşmasını rica edersen anlayış gösterirler çünkü tüm dünya biliyor onların konuşmalarının ne kadar anlaşılmaz olduğunu.


  • Uncle Sam  (18.12.20 15:56:03) 
yavaş konuşma ricası + konuşurken dudak takibi


  • ludwig boltzmann  (18.12.20 18:18:15) 
[]

Eşzamanlı olarak sıra numarası takip etmek

Başlık anlamsız oldu, basitçe özetlemeye çalışayım.

Birimde 3 kişiyiz ve her birimiz takip ettiğimiz işlere sıra numarası alıyoruz. Bu sıra numaraları tek bir tabloda toplanıyor. Şöyle:

1-Ahmet
2-Mehmet
3-Ayşe
.
.
.

Şu anda bu taloyu serverda tutuyoruz ve yeni sıra numarası alacağımız zaman servera bağlanıp sıradaki numaraya adımızı yazıp kaydediyoruz. Ofis dışındayken, server bağlantımız yokken ya da çok acil durumlarda bu işi yapmak sıkıntı oluyor. Sürekli birbirimize "tablo kimde açıksa sıradaki koda benim adımı yazabilir mi" diyoruz.

Bu işi daha pratik hale getirebilmemin yolu nedir? Server bağlantımız yokken nasıl yapabiliriz? Mobil uygulama önerilerine de açığız.
Şimdiden teşekkürler.

 
Tabloyu Google Drive gibi bir yere taşıyamaz mısınız?


  • kobuzchu kiz  (23.12.19 14:21:09) 
Sizin için her yerden ulaşabileceğiniz, mobil uyumlu bir program (web sitesi şeklinde) yazabilirim. Şartları görüşürüz. Öyle çok para istemem.


  • işimdeyim gücümdeyim  (23.12.19 17:07:36) 
Office 365 ile SharePoint’e atın dosyayı.


  • birdenbire  (23.12.19 23:20:39) 
Dosyanın Google drive ya da sharepoint'e atılması en pratik çözüm gibi duruyor. Bir de Microsoft flow ile otomatik iş akışları tasarlanabilir. Örneğin bir mail atarak sıradaki numarayı döndürme vs gibi. Biraz araştırmak lazım.


  • conta  (26.12.19 09:55:44) 
[]

Kedim kısırlaştırıldı

Veteriner boyunluk takmadı. Kedim narkozdan uyanalı 6 saat oluyor ve uyandığından beri kendini yalıyor. Bunun bir zararı olur mu? Engellemeye çalışınca sinirleniyor ama enfeksiyon kapacak diye korkuyorum ama sonra tehlikesi olsaydı veteriner boyunluk takmaz mıydı diye düşünüyorum. Çok tedirginim :(




 
Bizimkine de takmamışlardı. Kendine gelince aynen yalayıp duruıoyrdu. Hatta abartıyordu bazen tüylerini koparır vs gibiydi. Ama geçti bitti. Enfeksiyon vs olmadı hiç.


  • mahone  (21.12.19 23:32:12) 
Boyunluk korkunç bişey, dikişleri vs koparmasın gözünüz üstünüzde olsun bişey olmaz inşallah.


  • Cremisi  (22.12.19 00:31:11) 
yalamasa sıkıntı olmaz diyeceğim. ama dediğiniz yalıyorsa gerekli. sürekli kontrol edemezsiniz. bir kedide olmaz başkasında olur. götürün anlatın durumu iş işten geçmeden.


  • not dark yet  (22.12.19 01:27:38) 
[]

kart bilgilerinin çalınması

dün akşam kredi kartımda ne olduğunu hatırlayamadığım bir harcama gördüm ve bankayı aradım. internet üzerinden 180 tl'lik bir harcama yapılmış ve 3 takside bölünmüş :) açıklamada sadece "param" yazıyor. kartımı hemen kapattırdım yenisini istedim. Parayı geri alabilcem mi belli değil ama bu nasıl dolandırıcılıktır anlamadım. neden sadece 180 tl'lik harcama yapıyorlar ve neden takside bölüyorlar? kartımın 15 bin tl limiti var.
ayrıca bazı alışverişlerimden sonra bankadan mesaj geliyor, size ait değilse bizi arayın diye. bu sefer neden gelmemiş? neye göre mesaj gönderiyorlar?



 
göze batmasın diye öyle almıştır belki? ama batmış işte.


  • dedim dedim de kime dedim  (05.11.19 10:52:12) 
kartin calisip calismadigini görmek icin kücük meblalarla basliyorlar ve reaksiyon gelmezse meblayi yükselterek devam ediyorlar.
Takside bölmesi de bankanin dikkatini cekmek istemedigindendir.

Banka seni uyarmamistir cünkü uyari genelde baska sehir ve ülkelerden alisveris yapildiginda oluyor. Tahminen sana cokta uzak olmayan birileri yapmistir.
  • VIPCH  (05.11.19 10:52:52) 
buna literatürde traşlama deniyor. karttan 1 sefer yüksek meblağlı işlem yapılırsa kart sahibi anlayıp kartını sizin yaptığınız gibi hemen iptal ettiriyor. ama ufak tutarlarda işlem yaptığında çoğu kullanıcının gözüne çarpmıyor, çarpsa bile herhalde bi yerden almışımdır ama unuttum diyor. böylelikle dolandırıcı aylarca hatta yıllarca bu şekilde kartınızdan fayda sağlıyor.


  • yemrem  (05.11.19 11:10:59) 
harcama itiraz (chargeback) başvurusunda bulunun, 3d ile ödeme yapılmadıysa ki alışverişi yapan siz değilseniz 3d ödeme mümkün değil, bankanın iade etmesi lazım.


  • shadowfollower  (05.11.19 11:16:37) 
[]

kedim depresyona girer mi?

yaklaşık 1 yaşında erkek kedim var, ikimiz birlikte yaşıyoruz. evimizde 2 günden daha uzun süre yalnız bırakmadım. ev dışında da yalnızca annemin evine götürdüm, orada birkaç gün birlikte kaldık.

bu hafta sonundan itibaren önümüzdeki 3 hafta boyunca şehir dışında olacağım. kediyi anneme emanet edeceğim ama tam 25 gün benden ve evimizden uzak kalmış olacak. daha önce hiç gitmediği bir yer değil, evdeki insanlar da yabancı değil ama ilk defa bu kadar uzun süre ayrı kalacağız. hiç sallamayabilir ama terkedilmiş gibi hissedip depresyona girer mi diye korkuyorum. bu konuda yapabileceğim bir şey var mı? mesela benim eşyalarımın etrafta olması hoşuna gider mi?
şimdiden teşekkürler

 
Köpeklerde daha çok oluyor bu. Kedilerde pek olmaz. Ben de olmadı mesela. Görünce biraz trip atıyorlar. İşte gelmiyor, uzak duruyor 1-2 gün. Sevdirmiyor falan. Sonra düzeliyor. Tamamen yalnız kalsa olur da, yanında birileri varken olmaz bence.


  • nasıl yani  (05.08.19 11:12:36) 
döndüğünüzde biraz kedi eylemeniz gerekecek. birkaç gün trip atar sonra gelir. ama kokunuzun sindiği 1-2 eşya iş görür diye tahmin ediyorum. kediler alanlarını kokuyla belirler. sizin kokunuzun sindiği 1-2 eşya o alanda sizin de bulunduğunuz ve onu terketmediğiniz mesajı verebilir. tabii 25 gün kalmaz koku herhalde ama yine de iş görür :)
dönünce gönlünü alırsınız artık.

  • matilda  (05.08.19 11:32:20) 
benimkini ne kadar uzun bırakırsam o kadar tavır alıyor ama annemin evini de seviyor dolayısıyla gözüm arkada kalmıyor. kedilerin fazla umursadığını zannetmiyorum açıkçası, keyfi yerinde oluyor, öyle hüzünlenip depresif takılmıyormuş, gayet rahat keyfi yerinde oluyor. ben geri dönüp eve getirdiğimde biraz tavır yapıyor ama en fazla 1 gün sürüyor.
van kedileri biraz daha hassas oluyorlar, o şekilde cinse göre bir miktar değişim gösterebilir.

  • tiny penny  (05.08.19 13:30:47) 
3 hafta uzun bir süre ama dönüşte yine alışacaktır size.

ben 1 hafta yalnız bıraktım gerçi her gün bir kişi gelip baktı ama dönünce eve girdiğimde hiç pas vermedi yavaş yavaş kokusunu bırakınca alıştı. (Tekirdir kendisi)

yalnız davranışlarında değişiklik oluyor. mesela adını söylediğimde hep bir miyav derdi. 1 haftalık aradan sonra cevap falan vermiyordu. yine en baştan başladık ona da alıştı eski haline döndü.
  • sakatattor  (05.08.19 14:36:17) 
[]

Saçma olur yapma / Ne kaybedersin yap

erkek arkadaşım şehir dışından bir iş teklifi aldı. ertesi gün olumlu/olumsuz dönüş yapması gerekiyordu. aynı gün akşam maalesef annesi aile içi şiddete maruz kaldı. evde nasıl bir kaos ortamı yarattığını tahmin edebilirsiniz. öyle bir durumda evden ayrılma kararı alamayacağını düşündüğü için firmayı arayıp biraz zaman tanımalarını istedi ama İK yetkilisi gün içinde kararını bildirmesi gerektiğini söylediği için işi kabul edemedi. tekrar böyle bir şey yaşanmaması için annesinin yanında olması gerektiğini düşünüyordu. ama birkaç gün sonra çok pişman oldu (anne babası barıştı) ve firmayı geri arayıp hala alım yapmadılarsa işi kabul etmek istediğini söyledi. İK yetkilisi neden başta reddetiğini sorunca özel bir ailevi sebep yüzünden demiş. Özel sebebin ne olduğunu sormuşlar ama utandığı için açıklamamış, yalan da söylemek istememiş. henüz başka birini almadıkları halde, bizde güvensizlik yarattın diyip reddettiler. bütün bayram tatilini pişmanlık içinde geçirdi, hala çok kötü hissediyor.

bir yanım diyor ki sen ara söyle, o utanmış söyleyememiş ama kariyeri için büyük bir fırsatı kaçırmasın. diğer yanım diyor ki arayıp ne diyeceksin "ben x'in sevgilisiyim, şu yüzden kabul edemedi lütfen işe alın". iş hayatında hiç karşılaşılmış bir durum değildir, çok saçma olur. ama sonra daha ne kaybederiz ki diyorum. kendisinin arayıp bunu söyleme ihtimali yok, o yüzden bu ikileme düştüm. siz böyle bir durumla karşılaşsanız ne yapardınız? kendinizi hem benim yerime, hem de İK'cı yerine koyup cevap verirseniz çok memnun olurum.
şimdiden teşekkürler.

 
Mantıksız.


  • 6 yasimdan beri metal dinliyorum  (10.06.19 00:12:45) 
Bir şey yapmayın.
Erkek arkadaşınız bu durumun ik tarafından bilinmesini istememiş, hiç araya girmeyin.

  • pike  (10.06.19 00:14:20) 
yapma kesinlikle.
ben ik cı olsam "adam kendisini ifade edemiyor bak sevgilisi aradı." diyebilirim. ya da "kesin adam pişman oldu, daha önemli bir işi vardı, en sorunca bir şey uyduramadı şimdi sevgilisini sacdı" diye düşünürüm.
sevgilin adına konuşacak olursam, hem güven kırıcı bir şey, hem de onun gururunu zedeleyici.

elde tutulur tek yanı yok.
  • mojiziku  (10.06.19 00:17:49) 
duruma yorumum: keşke İK yetkilisine ilk sorduğunda söyleseydi. "ailevi sebepler" sık kullanılan bir bahanedir çünkü. güvensizlik yaratması doğal. -dedem öldü, amcam hastalandı, hastanedeydim - gibi yalanlar daha çok işe yarayabilirdi.

cevap:siz sakın bir şey yapmayın.

tavsiye:işi hala çok istiyorsanız İK yetkilisine değil de bölüm müdürüne/yetkilisine durumu izah etmek tek seçenek gibi geliyor.
  • ilkot  (10.06.19 00:17:52) 
Yapma


  • Kahir ekseriyet  (10.06.19 00:18:52) 
Sen karışma


  • (s)AINT  (10.06.19 00:21:59) 
gururu incinir yapma


  • selam  (10.06.19 02:21:31) 
Yapma. Onun takılıp kötü hissetmesi normal. Sizin bu süreçte yapabileceğiniz en iyi şey önüne bakması için gereken motivasyonu ve güveni ona sağlamaya çalışmak olur.


  • new day new life  (10.06.19 02:29:43) 
Müdahale etme, sevgilinin yapması gereken, ilk aradığında ailevi sebepler nedeniyle su anda düşünemediğini soyleyeip bir iki gün ekstra süre istemekti. Olan olmuş,


  • crucio  (10.06.19 08:01:06) 
[]

kedide hastalık mı var, dayak mı yemiş?

baktığım bir sokak kedisi var. bir haftadır evde yoktum, bugün geldiğimde böyle buldum. kafasının iki yerinde tüy yok. alerji gibi bir hastalık mı yoksa başka bir kedi mi hırpalamış anlamadım. veterinere götürmem gerekir mi?

ibb.co

ibb.co

 
Tırnak yemiş gibi gözüküyor. Başka kedi de yapmış olabilir kendi de. Yara kurumuş sanırım. Tüy çıktıkça düzelir. Fotoğraftan göremediğim açık yara varsa çok azcık madecassol sürüp 2 dk yalamasını engellerseniz çabuk iyileşir.


  • boyalı kuş  (01.01.19 23:28:39) 
Egzama, mantar filan da oyle gorunuyor. Buradan anlamak zor, strese girince de cikabiliyor boyle seyler kedilerde, belki yoklugunuz yaramamistir


  • red g  (01.01.19 23:32:39) 
deri hastalığı olası veterinere götürmenizi tavsiye ederim çünkü buradan başlayan dökülmeler daha sonra yayılabiliyor.


  • mysql34  (01.01.19 23:43:36) 
2. Fotodan bişey anlaşılmıyor ama İlk fotoda görülen tırnaklanmış. Burnunda çizik de varsa kesin dayak yemiş. Dönemleri yavaştan başladı, kavgalar da başladı.


  • mslny  (02.01.19 00:51:27) 
[]

Akn kalkması ile taahhüt paketleri nasıl olacak?

Eskiden akn’ye göre fiyat belirleniyordu, bundan sonra nasıl olacak?

Taahhüdümün dolmasına 2 ay kaldı ve daha şimdiden ttnet taahhüt verin diye her gün yana döne arıyor. Aynı soruyu kendilerine sordum, bir cevap alamadım, henüz belli değil dediler. Taahhüdü şimdiden vermek mi mantıklı yoksa beklemek mi? 100 gb akn için ayda 80 lira ödüyorum. Ne yapmamı önerirsiniz?


 
yok beklemek mantıklı,çünkü tahaütlü kullanıcılar etkilenmiyor, onlar da kazığı pis sokacaklar ki böyle yana döne arıyolar.

yani tahüütlülerin etkilenmediğini bi kaç yerde okudum ama telefonla teyit alın.

ayrıca ne ödeyeceğini bilmeden 2 ay önceden tahaaüt vermek acayip saçma bir hareket.
  • killerbee  (30.12.18 18:56:51 ~ 19:00:11) 
hız değişmeden ve ek ücret ödemeden devam edecekmişim ttnet'in attığı mesaja göre.


  • g7mor  (30.12.18 19:08:23) 
2018 bitmden taahhüt uzatırsanız, şuan ki zamsız tariflerden uzatmış olacaksınız sanırım. 2 ay sonra taahhüt yenilediğinizde yeni tarifelerden yenilenir sanırım.


  • Carlito Brigante  (30.12.18 19:24:37) 
benim de 2 ay sonra taahhüt bitiyor ve 24 ay daha yeniledim. olay şu:

şuanda akn'li tarifelere geçiş yapılıp taahhüt yenilenebiliyor. 31 aralıktan sonra akn kalkacağı için direkt sınırsız olarak taahhütünüzün sonuna kadar kullanabiliyorsunuz. ancak 1 ocaktan sonra artık akn'li paket olmayacağı için taaahütünüzü ya sınırsız paketten yenilemeniz gerekecek (fiyatları 100 küsür tlye çıkacak) ya da yeni çıkacak kotalı paketlerden yenilemeniz gerekecek. eskiden olduğu gibi 50gb kotalı paket olacak 50gb'ı aştığınızda internet kesilcek. ek kota alınca açılacak. cep telefonlarındaki gibi.

yani zamanınız varken taahhüdü yenileyin ve 2 sene sınırsız internet kullanın
  • mr.goodcat  (30.12.18 20:08:03) 
BTK opsiyonunu hayata geçirip btk.gov.tr’den şikayet kaydı oluşturarak somut sonuca gidiyoruz.


  • levent bilgen  (30.12.18 22:04:47) 
[]

kediden anlayanlar

ara sıra eve aldığım bir sokak kedisi var. son bir aydır sanırım 6-7 gün evde kalmıştır. ilk günlerde sessiz sakin, yemek verirsen yiyen, kendine bir köşe bulup uyuyan ve benimle hiç ilgilenmeyen kedi son iki gündür kudurdu :)

bi kere kesinlikle dibimden ayrılmıyor. hangi odaya gitsem fıtı fıtı peşimden koşturuyor ve miv miv miv ayaklarıma dolanıyor. 5 dk tuvalete gitsem koridorda sanki işkence ediliyormuş gibi miyaaavv miyaaaaav diye inliyor.

kendini sevdirmek için sürekli bacaklarıma sürtünüyor. tamam gel seveyim diyorum, mest olup sırt üstü yatıyor ve anında tırnaklarını çıkarıp ellerimi tırmalıyor. hayır diye kızıyorum. bu sefer de sakin bi şekilde elimi iki patisinin arasına alıp dişlerini geçiriyor. ellerimi kurtarayım derken o gazla bacaklarıma saldırıyor. bu hareketleri yaparken o minnoş gözleri seri katil gibi bakıyor, korkuyorum :) haşin mi seviyorsun diye soracaksınız ama hayır. çok nazik bir şekilde boynunun altını kaşıyorum mesela. mırr mırrr mırrr yuvarlanırken bir anda canavara dönüşüyor.

mutfakta yemek hazırlarken gözlerini kocaman açıp ciyak ciyak bağırıyor. mama koyuyorum, hah yiyor derken vazgeçip yine geliyor. bu sefer mesela yoğurt veriyorum, onu yemeye başlıyor. ama tezgahın başına geçtiğim anda yine gelip başka bir şey istiyor. bunu yapmadığı tek yiyecek yaş mama. verirsem bitirene kadar başından ayrılmıyor. ama tamamen doymuş olsa bile ben yemeğimi koyup oturunca tabağın içine atlıyor. bugün tabağımı elimde tutarak ayakta yemek zorunda kaldım.

mobilyaları, koltukları tırmalamasını anladım ama en muzdarip olduğum konu saksılar. evde kum olduğu ve kuma yapmayı öğrendiği halde saksıları eşeliyor. tuvaleti geldiği için mi yoksa eğlencesine mi yapıyor anlamıyorum. bu yüzden gözümü üstünden ayıramıyorum. bir dakika içinde bir bitkimi kökünden söküp parçalamıştı. bağırınca da korkup kanepenin altına saklanıyor, kıyamıyorum kerataya.

kedi sahipleri anlar, bunlar tamamen normal davranışlar mı? özellikle saksılarla ilgili alabileceğim önlem var mı? elime ayağıma saldırmamayı öğretebilir miyim?

son soru: komşum diyor ki "kediyi ara sıra eve alarak iyilik yapmıyorsun. sana alışıyor ve artık sokakta mutlu olamayacak." haklı mı sizce?

 
sokak kedilerinin pek ayarı olmuyor, küçükken alsaydın o zamandan beri hayır hayır deseydin öyle yapmazdı sanırım yavru da değil.

benim de çok başıma geldi, böyle karnı acıkınca eve gelen, yemek yiyen, uyuyup sonra dışarı çıkan 3 5 gün gelmeyen bi sürü sokak kedisi besledim.

aynen geliyor atlıyor kucağına seviyorsun usul usul, hiç bişey yok hart diye bütün dişlerini geçiriveriyor, uyarı falan yok yani. ayar da yok.
  • killerbee  (21.12.18 20:19:47 ~ 20:22:54) 
oncelikle bu kedinin asisi yoksa kediden bagimsiz olarak siz kendinize kotuluk yapiyorsunuz, kedi arada disari cikabilir ama sizin anlattiginiz gibi cogu vaktini disarida geciriyor ise ozellikle ic dis parazit asilari daha bir onem kazaniyor, siz de hem kuduz hem tetanos asisini bir dusunun derim.
eger sokakta yasamak konusunda cok kuvvetli hisleri yoksa bu kediyi daha uzun sureler evde tutmak hafta sonlari aksamlari tasmayla disari cikarmak da bir cozum olabilir.
onun disinda bizim evdeki saksi topragini genelde kediler kendi kumu kirliyse veya sevmedigi bir koku falan varsa kullaniyor. yani sorununuz neden saksiya yapiyor degil niye kumuna yapmiyor olmali? psikolojik bile bir sebebi olabilir.
tirmalama konusuna gelince her sert davrandiginda onu kibarca ama kesin olarak uyaracaksiniz, bagirmak, dovmek, cezalandirmak yok, ise yaramaz, sadece kinlenir daha sonra daha beter saldirir veya sizden korkar, size guvenmez.
diger bir olay da duzenli olarak tirnaklarini kisaltmak ama iste sokak kedisi oldugu icin bu konu biraz sikintili, yani kendi korumasi azaliyor.
tuvalete girince miyavlamasi ise iki turlu cozulebilir, ya kapali kapi ardindan konusup rahatlatacaksiniz, ya miyavlamasin diye uyari tonunuzla uyaracaksiniz ya da hic sesinizi cikarmayip kendi kendine sakinlesmesini bekleyeceksiniz. diger olasilik ise kapiyi acik birakmak ama bu cok mantikli bir cozum degil, uzun vadede sorun cikariyor.
  • mavicorap  (21.12.18 21:29:25) 
Çünkü kedi. Tek açıklaması bu bence.


  • veritaslibertas  (21.12.18 21:58:47) 
[]

Sokak kedisini eve aldım

Daha önce soğuk havalarda birkaç kere eve aldığım kediyi bugün yine eve aldım. Sanırım 6-7 aylık bir dişi. Çok sağlıklı görünüyor, tüyleri uzun parlak. Az önce uyurken karnını seviyordum, tüylerinin arasında küçük bir siyahlık gördüm. Ben severken mi oldu yoksa canlı bişey mi anlayamadım ama hareket ediyor gibi geldi. Dikkatli bakayım derken kedi huylandı uyandı. Bakıcam derken ellerimi tırmaladı. Şu anda kanepede uyuyor yine. Bit olabilir mi acaba? Bit görsem anlamam o derece uzağım konuya. Ne yapabilirim?




 
büyükse kenedir, bit olmaz pire olur hayvanlarda.


  • killerbee  (19.12.18 22:08:49) 
veterinerden pire damlası alıp ensesine kendiniz damlatabilirsiniz. veterinerden rica ederseniz açıklar nasıl yapıldığını. basit zaten.


  • inawen  (19.12.18 22:11:54) 
Yok büyük değil minicik. Pireyse ne yapmam lazım?


  • sanxis  (19.12.18 22:12:06) 
Piredir o. Sokak kedilerinde olması çok normal. Seni de ısırır ama dikkat et kaşınabilirsin tüm gece. Ense damlası damlatman lazım.


  • sta  (19.12.18 22:12:59) 
Piredir o. Kulaklarının altı/boynu ve kasık bölgesine bi bakın, tüylerinin dibinde kepek gibi ama siyah döküntüler de olur pireyse.


  • kobuzchu kiz  (19.12.18 22:13:15) 
Yess, pire. Daha kucukmus ama. Veterinere yasini da soyleyin


  • balpolen  (19.12.18 22:17:43) 
Evet şimdi gördüm kesinlikle hareket ediyor. Ayrıca tüylerinin arasında siyah toz gibi döküntüler var. Yarın veterinerden ilaç alırım ama evde kalmasının bir sakıncası var mı? Yanımda yatmadığı sürece bana bulaşacak bişey mi pire? Ne bileyim battaniyeyi halıyı filan yıkamam gerekir mi?


  • sanxis  (19.12.18 22:17:53) 
Şimdi sözlükte okudum, baya gözüm korktu :(


  • sanxis  (19.12.18 22:35:51) 
Butun eve yayilir simdi, gecmis olsun.


  • acemi  (19.12.18 22:45:21) 
Yorganları yakma sakın.


  • goodz  (19.12.18 22:47:59) 
pireler etrafta hayvan varken insanlara pek gecmez. tuylu tuylu kediler onlar icin daha ideal bir ortam. bizim kedi de bir yerlerden pire kapip gelmisti. bir hafta sonra farkettik. ne bize bulasti ne de evin baska yerlerinden cikti. yarin veterinere goturun pire damlasi versin.


  • crucio  (19.12.18 22:51:54) 
Peki ben bu kediyi iki haftadır 3-4 kere eve aldım, pireli olduğunu yeni fark ettim. Şimdiye kadar hiç ısırılmadım, eve yayılmamış ihtimali hiç yok mudur? Durduk yere huylanıp evi ilaçlatmak istemiyorum :(


  • sanxis  (19.12.18 22:55:18) 
hocam etrafi bir kolacan et yuksek ihtimal eve bulasmamistir @crucio'nun dedigi gibi. tesekkurler bu ince davranisin icinde


  • jedilance  (20.12.18 00:06:32) 
icinizi rahatlatmak adina soylemek istedim, bizim kedi de pirelendi kac kere ama eve yayilmadi hicbir zaman.


  • aydonno  (20.12.18 00:43:06) 
[]

bitkiden anlayanlar

bu ortancayı geçen hafta aldım, saksısını değiştirdim. ilk 3 gün destekledi ama son iki gündür iyice boynunu büktü. sebebi ne olabilir? balkonda duruyor, doğrudan güneş ışığı almıyor, akşam güneşi alıyor biraz. susuz mu kaldı acaba diye sabah evden çıkmadan biraz su vermiştim ama akşam geldiğimde daha beter olduğunu gördüm. şimdi yine su koydum tabağına. solacak diye korkuyorum ne yapmam lazım?




 
Susuz kalmış gibi görünüyor. Ortanca bol su seviyor. Ozellikle toprak degistirdikten sonra saksinin altindan cikana kadar suladiniz mi? Genelde su sevenleri bu ayarda sulamak gerekiyor. Şu an ölüyor demek icin erken, birkaç gün daha izleyelim mi?


  • beetlejuice  (15.05.18 21:32:03) 
Saksı değiştirme dediğimiz olay şöyle yapılır. Eski saksıdan bir numara büyük bir saksı alınır. Tabanına bitkinin kök boynunun aynı hizada kalmasını sağlayacak kadar toprak konur. Bitki eski saksısından kök formu bozulmayacak ve eski toprağıyla kök bütünlüğü zedelenmeyecek şekilde çıkarılarak yeni saksısına oturtulur. kenar boşluklarına toprak ilave edilir ve can suyu verilir.

Özellikle çiçeklenmiş bitkide bu işlem çok incelikle yapılır.

Yukarıdaki bilgiler ışığında senin bitkiyi biraz döverek bu işlemi yaptığını düşünüyorum.

Zaten seralarda, mükemmel bir şekilde hazırlanmış ortama ve bol hormonla beslenmeye alıştırılmış bitki, ayrı eve çıkınca bir 'Noluyoruz Lan!' dönemi geçirir. Bu doğaldır.

İnternetten bilgilerini bulup bu bitki için uygun ışık ve su ortamını sağlayıp beklemekten başka yapacağın birşey yok.
  • oguz altun  (15.05.18 22:02:18) 
[]

evimde başka bir kayıtlı seçmen görünüyor

oturduğum eve taşınalı birkaç ay oldu ama ben ikametimi henüz buraya aldırmadım. erken seçim kararı alınınca da seçim sonrasına kadar beklemeye karar verdim çünkü seçim tarihinde eski yaşadığım ilde olacağım.

apartmanın girişine seçmen listeleri asıldı ve benim evimde başka birinin kayıtlı olduğunu gördüm. şimdi ben gidip bunu bildirsem, sen nereden biliyorsun orda yaşamıyorsun ki diyecekler. ne yapabilirim?


 
Sizden önce oturanlar olmasın? Belki onlar da kayıtlarını aldırmamıştır.


  • inheritance  (08.05.18 12:55:17) 
oradakinin kaydını sildirebilmen için elinde senin adına düzeblenmiş fatura ve kira kontratı ile gidip ikametgah adresini bahsi geçen yere taşıtman lazım. herkesin 2 tane ikametgah adresi bulunabiliyor. öncelikli ik. adres. oy kullanacağın yer olarak seçtirirsen diğerinden de adamı sildirmiş olursun.


  • polynikes  (08.05.18 12:56:11 ~ 12:56:38) 
ikameti aldırmak dışında yapılabilecek bir şey yok. nasıl sizin ikametiniz hala eski adresinizdeyse onlarınki de öyle olabilir.


  • nrmnm  (08.05.18 12:56:26) 
apartmandakiler evde benden önce bir kadının oturduğunu söylemişlerdi ama listede bir erkek ismi yazıyor. ev sahibine bu ismi soracağım. öyle biri oturmadı derse o zaman ne yapacağım bilmiyorum.

@polynikes iki tane ikamet adresi mümkün olduğunu hiç duymamıştım. faturayla muhtara mı gidiyorum?
  • sanxis  (08.05.18 12:57:30 ~ 12:58:39) 
muhtara değil nüfus müdürlüğüne gideceksiniz.


  • nrmnm  (08.05.18 13:17:13) 
taşınma arifesindeyim önce muhtarlıktan bir kağıt alınıp ordan nufus mudurluğune gidiceksin dediler son gün 12 mayıs bu arada. muhtarlık olayı sanırım henuz elimde adıma fatura olmamasından kaynaklı emin değiliz o konuda.


  • eja  (08.05.18 13:38:12) 
[]

Mesaj atayım mı?

Ayrılığın 5. Gününde, “mesaj mı atsam” evresine geldim. Bitiren benmişim gibi görünse de aslında onun istediği ama beni üzmemek için yapamadığı ve sürekli ertelediği sonucuna vardığım için madem öyle ayrılalım dedim. O da tamam dedi. Günlerdir hiçbir şekilde iletişim kurmadık ve haber almadık birbirimizden. Ne düşünüyor ne hissediyor çok merak ediyorum. O da beni düşünüyor mu diye merak ediyorum hatta çatlıyorum. İyi olduğunu, rahatlamış olduğunu görürsem çok üzülürüm ama daha mı kolay atlatırım acaba diye düşünüyorum. Benden tamamen vazgeçtiğini görürsem mecburen durumu kabullenip önüme bakmam daha mı kolay olur? Mesaj atıp konuşmaya çalışayım mı?




 
5 gün boyunca hiç konuşma olmadıysa her iki taraf için de bitmiştir bana göre. Hiç uğraşma.


  • dissendium  (27.04.18 20:08:31) 
atma.


  • susadım çeşmeye varmaz olaydım  (27.04.18 20:16:10) 
Atma.


  • Amaranta ursula  (27.04.18 20:21:43) 
Başka zaman olsa atma derdim ama bugün at diyorum yav. İçimden öyle geldi.


  • i m cool with that  (27.04.18 21:14:42) 
Telefon başında çaresiz bekleyenlerin sesi ol; at. Kim bilir ne güzel bi aşk filizlenecek yine. Kesinlikle at.


  • IncredibleMau  (27.04.18 21:56:06) 
Attım. Çok kötüyüm, nerdesin gelicem dedi. Geldi. Çok ağladı, ben nefes alamıyorum nolur çözelim dedi.
Bu gece yaşadıklarımız benim aklımın ucundan geçmezdi. Gözümle görmesem bu kadar üzgün olduğuna inanmazdım. Hayretler içindeyim. Gecenin bu saatinde kalbim pır pır :)

@i m cool with that “içimden öyle geldi” demen beni baya etkiledi :)

@IncredibleMau cevabın beni çok cesaretlendirdi! Yorumuna tik atmamla ona mesaj atmam arasında 5 saniye vardır :)

Çok teşekkürler!
  • sanxis  (28.04.18 03:10:18) 
[]

meritokrasi e-kitap ağı

vardı bir zamanlar, ne oldu acaba? başlık mı taşındı, sansürlendi mi? bu ağ hala kullanılabiliyor mu?




 
@duyulmasi ben zamanında bilgisayarıma gerekli uygulamaları kurup istediğim kitapları almıştım, masaüstünde bir klasör olarak duruyordu tüm kitaplar. o bilgisayarım artık bende olmadığı için bakamıyorum ama hala o klasörden kitaplara ulaşmak mümkün mü? yani eski kullanıcılar hala faydalanabiliyor mu yoksa her şey tamamen silindi mi?


  • sanxis  (15.12.16 13:28:00) 
Ağ aktif
son güncelleme 24 eylül

  • sleepy  (15.12.16 13:33:19) 
[]

ingilizce sorusu

"tarihlerin çakışması" nasıl denir? tarihlerin çakışmasını önlemek için lütfen gelmeden önce haber verin gibi.




 
overlap kullanabilirsin.


  • okumayi sevmeyen okur  (14.10.15 11:33:40) 
To prevent a clash of dates, please let us know before your arrival.
To prevent the dates from clashing with each other...

İyi anlamda olmayan çakışmak için clash kullanılır.
  • sesee  (14.10.15 11:44:59) 
overlap +1


  • re 1809  (14.10.15 11:54:07) 
coincidence veya overlap kullanılabilir


  • ertalpius  (14.10.15 12:01:41) 
conflict. ya da overlap de olur. ama clash, coincidence filan olmaz. bence.

To prevent conflicting dates...
  • tepedeki psychedelic adam  (14.10.15 12:08:36) 
tamamen günlük konuşmalardaki kulak dolgunluğuma dayanarak söylüyorum, o sebeple yanlış olabilir.
coincidence olumlu durumlarda kullanılır
clash buradaki çakışma yerine daha fiziksel bi çakışma gibi hatta çarpışma
conflict çıkar çatışmasındaki çatışma gibi ama olabilir de.
overlap'i ise iş programı vs hazırlarken tarihleri üst üste çakıştırmak anlamında direkt kullanıyoruz. yani doğru olarak düşünebilirsin.
  • okumayi sevmeyen okur  (14.10.15 12:12:33) 
Olur yahu. Overlap üst üste gelmektir. Clash de tam anlamıyla çakışmak. Üst üste gelen her zaman ya da olay illaki kötü olacak anlamına gelmez ama bir şey çakışırsa kelimenin sertliğinden dolayı olumsuz bir anlam katar. Overlap ve clash için de aynı durum geçerli.

www.oxforddictionaries.com
3 numaranın daha ilk örneğinde aynı ifade var.
"it is hoped that clashes of dates will be avoided"

Ha conflict de olur, coincide da olur. Seç beğen al.
  • sesee  (14.10.15 12:14:55) 
amma uğraştık ha, bi de duyuru sahibi resmi belgede yazacağım falan dememiş, belki msn'den kıza yazacak.


  • okumayi sevmeyen okur  (14.10.15 12:17:22) 
sesee'nin de dedigi gibi

ortusmesini soyluyorsan overlap

negatif anlamda kullanarak caksimasini soyluyorsan clash
  • whoami  (14.10.15 14:35:22) 
[]

sevgiliye forma almak

beşiktaşlı sevgilime doğum gününde forma alayım dedim ama yeni sezon formaları biraz tipsiz mi ne? o yakası falan.. ne dersiniz beyler? beğeniyor musunuz?

www.kartalyuvasi.com.tr


 
Salt kırmızı olan vardı, o baya güzel.


  • angelus  (09.12.14 09:54:48) 
tipi olması önemli değil ki. maksat forma olsun. eğer fanatik bir taraftarsa sevecektir. ki linkteki forma çirkin de değilmiş.

not: galatasaraylıyım
  • dafuq  (09.12.14 09:59:01) 
bu formayı mağazalarda bulmak zor. ben değişim yapacağım yapamıyorum öyle diyeyim. çok satıyor ve çok güzel forma. internetten siparişte hemen gelir.


  • us97  (09.12.14 10:22:22) 
bu formaya tipsiz mi dedin?

BJKlı br erkek olarak bence çok güzel.
  • efrasiyab87  (09.12.14 10:38:54) 
tamam vurmayın. çogzel forma.

pekiiii bir de şöyle sorayım. sevgiliniz forma hediye alsa mutlu olur muydunuz? formanız yok diye düşünün.
  • sanxis  (09.12.14 10:48:12) 
Bana sevgilim ben askerdeyken doğumgünümde göndermişti. Kendi gelse o kadar mutlu olmazdım.


  • angelus  (09.12.14 10:51:51) 
sevgiliye format atmak diye okudum ya la :)
valla bence çok güzel
not: GS'liyim.
  • j000ker  (09.12.14 10:52:46) 
Çok güzel forma. Ben de aldım bir tane bunun aynısından.

Mutlu olurdum.
  • aguilas negras  (09.12.14 10:52:48) 
Forma iğrenç bence ama hoşuna gider madem Beşiktaşlı, al sen.


  • i was made for you  (09.12.14 11:01:01) 
çok kötü görünüyor :/ ben beğenmedim.


  • sayns  (09.12.14 11:06:44) 
[]

ses kaydı

elimde bir tape var. ama çok kısık sesle konuştukları için tam anlaşılmıyor. etrafta da bazı gürültüler var. konuşmanın içeriği benim için çok önemli. bu konuşmaları anlayabilmenin bir yolu var mı?

cemaatçi falan değilim, kayıt da siyasi değil :p


 
Anladığım kadarıyla bu işlerle (ses) fazla ilgili değilsin. Player'ın ekolayzır ayarlarıyla oyna... Aimp' player'da oynatıyorsan (türkçe) DSP yöneticisinden artırma ayarını artır azalt.

Hızı artırıp azaltarak tekrar tekrar dinle.

Her şeyin sesini kesip iyi bir hoparlörle bir kaç kez dinle.

Şimdi programlarla şunları şunları yap diyeceğim anlaman zor. En basit yollar bunlar.
  • lesley mateas  (10.10.14 11:49:45) 
aimp player'da arttırma efektinin ingilizcesi enhancer


  • lesley mateas  (10.10.14 11:51:32) 
VLC PLAYER mi ne vardı orda sesi mi miktar daha fazladan yükseltmek mümkün normalde %100 mesela orda %200e çıkabiliyor. kalite biraz bozulur ama ses zaten düzgünse yükselir duyulur


  • ergenpezeveng  (10.10.14 11:57:10) 
Wmp için bir ayar var mı peki?


  • sanxis  (10.10.14 12:04:13) 
bilmiyorum


  • lesley mateas  (10.10.14 17:05:44) 
[]

annem kendini dine verdi

önceden de ibadetini yapmaya çalışan inançlı bir insandı ama son 2-3 yıldır dindarlığı çok acayip boyutlara taşıdı.

ne zaman eve gelsem kuran okurken buluyorum. eskiden akşamları beraber çay içip televizyon izlerdik, şimdi ben izlerken o kuran okuyor.

çok sık oruç tutuyor. bilmem ne ayında 1 hafta tutmak çok sevapmış, şunun için niyet ettim 3 gün tutucam vs hiç bitmiyor.

bütün işlerimizi namaz vakitlerine göre düzenliyoruz. "anne hadi çıkıp bi kahve içelim" diyorum, "ezan okunacak yarım saat sonra" diyor.

her cuma türbe türbe geziyor. eve bir sürü dini kitap yığdı. okumadığı hurafe kalmadı. bana da yaptırmaya çalışınca "anne bu ne saçmalık ya" diyorum. "öyle deme kızım kitapta okudum" diyor. televizyonda da nerde abuk subuk dini sohbet varsa bulup izliyor.

çok fazla ibadet etmesi kendi tercihidir diye hiçbir şey demiyorum ama dünyaya bakışı, olayları yorumlaması da çok değişti.

olumsuz bir şey olursa "bu neyin cezası" ya da "bu bir sınav, sabır göstermeliyiz". çok zorlandığım bir ders var diyelim, "sen allah'tan yardım iste, o kolaylık gösterir". karar vermekte zorlandığım bir durum varsa, "iki rekat namaz kıl, rüyaya yat. allah sana hayırlısını gösterir"

geçen sene bir gün başı çok ağrıyormuş. namaz kılayım, "öleceksem de secdede öleyim" demiş ve namazda bayılmış. kardeşim eve gelip annemi bulunca ambulans çağırdı da öyle kurtuldu. doğalgazdan zehirlenmiş meğer.

yani hangi birini anlatayım bilmiyorum ki. kızsam olmuyor, anlatsam anlamıyor. fazla eleştirince "senin imanın çok zayıfladı" diye kızıyor bana.

hiç sosyal hayatı yok. ölmeden mezara girdi desem yeridir. üniversite mezunu ve 30 yıl çalışmış bir kadın. bir sendikaya ya da derneğe üye ol, sosyal sorumluluk projelerine katıl diyorum. çok anlamsız buluyor. madem hayatının odağına dini koyacak, acaba mevlevi tarikatına falan mı yönlendirsem diye düşünüyorum. en azından tasavvufu öğrenir, hurafelerden uzak durur. yoksa kendi beynini yiyip bitirecek. ne yapmak lazım?

 
Annen kaç yaşında ? ve nasıl ilk bulaştı bu işlere yoğunlaştı ?
arkadaş çevresi mi değişti ?bir komşu mu önerdi o da uydu ?
geçmiş yıllarda benim annem de biraz abartmıştı sonra ona interneti öğrettim . bir notebook verip eline google ile tanıştırdım .
dedim ne ararsan onu bulursun.
sonra baktım herşeyin abartısından vazgeçmiş makul duzeyde okuyor inceliyor guruplar kurmuş tartışıyor.
sana da öneririm .
  • devilone  (22.09.14 15:13:50) 
annem de benzeri.
samanyolu tv'deki beyazbaşörtülü anneanneler gibi. her şeye şefkat gösterip boynunu büken, her şey allahtandır diyen bir tip. ama daha fazlası sizdekinden. sürekli kuran okuyan, okutan, evde tv açınca "bu saçma sapan şeyleri açaçğınıza kuran açın deyip hacı kanalı açan, arapça konuşulan şeyleri kutsal gören, bizlere de baskı uygulayan biri. neyse ki ailemle beraber yaşamıyorum. -tatillerde bile evde fazla olmamamın sebebplerinden biri-


annemin sosyal bir hayatı yoktu. zaten ilçede yaşıyorduk. o sebeple her sabah mahalle camisineki mukabelelere ya da kuran kursuna giderdi. sanırım oralarda verilenler\öğretilenler bu hale getiriyor. anneniz de öyle yerlere, kuran kursuna, bir cemaate falan gitmiş miydi?

sizinki yine size fazla karışmıyor gibi. erasmus ve interrail yapmış, uzunca bir seyahattan sonra eve döndüğümün ertesi günü "gavur yerlere gideceğine mekke'ye medine'ye gideydin ya, imanın zayıflamış senin, inancın azalmaya başlamış. gözümde nokta kadar değerin yok" diyebildi bana.

pek cevabım yok ama duyuruyu takipteyim. anormal bir şeyler var gibime geliyor.

diyanet denilen kurumdan da, cemaatlerden kaçtığım kadar kaçıyorum açıkçası. mevlevi tarikatı o kurumlara göre çok daha iyi bir yer oalrak görüyorum nacizane fikrimce.
  • dahinnotha  (22.09.14 15:32:31) 
bu 'okuma günleri'ne falan gidiyor mu? bence komşularının/arkadaşlarının yönlendirmesi vardır mutlaka. o kişilerden uzaklaşmasını sağlamak çözim için başlangıç olabilir gibi. bir de bi eksiklik mi var hayatında? mutsuz mu? bişeyler istediği gibi gitmiyor mu? yani bundan medet ummasının sebebi ne? bir derdi ya da korkusu var bence. onu bulmanız lazım.


  • sheridans  (22.09.14 15:37:37) 
annem de uzun yıllar evvel benzer bir değişim geçirdi.

önceleri düz dinciyken sonra kuranın okuması/okutulması/tefsir ve arapçaya sardı. çeşitli evlere, cemaatimsi (ama daha ufak, kadınlardan oluşan) sosyal gruplara falan gitmeye başladı. televizyon izlemez, her söylenene inanmaz, araştırır, deli gibi okur, hayat için mücadele eder, çok aktif bir kadındır, arkadaş grubunun lideridir falan ama sonuçta ağır dinci ve muhafazakardır. neyse ki kuran derslerinin yanı sıra son birkaç yıldır ücretli arapça ders de veriyor artık, en azından ek gelir kapısı oldu.

yapacak bir şey mi var? ne yazık ki yok. ağır müslüman bir ebeveynle yaşamanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. artık yaşantımıza müdahale etmediği müddetçe dokunmuyoruz. o da alıştı artık zaten. öyle bir baskıda bulunmuyor. epey uzun sürse de hiçbir işe yaramadığını anladı. bir de hoca falan diyorlar artık. kişisel tatminini de yaşıyor. sonuçta herkes mutlu. umarım rayına girer sizin aile de. dinle ilgili bile olsa herhangi bir şeye kanalize olması lazım. yoksa sadece ibadet edeyim oturayım ev işi yapayım geri kalan ne varsa allaha bırakayım derse kafayı cozurtabilir.
  • sir gawain  (22.09.14 15:52:03 ~ 15:57:10) 
yetişkin bir insan olduğuna göre annenizin kendi inandığı doğrular yönünde yaşaması bana yanlış gelmedi açıkçası.
ancak, kendini dine adamış olması her şeyi doğru anlayacağı anlamına gelmez tabi. bir arkadaşımın ailesi de büyük depremde kendilerini, çocuklarını evden çıkaracaklarına namaz kılıp dua etmeye başlamışlar. Rasyonel düşünceye ne kadar aykırı olduğu ortada ama dine de uygunluğundan şüpheliyim.
Çok üzerine gitmeyin ama bu gibi tehlikeli hareketlere karşı uyarın bence. olmazsa sözüne güveneceği bir hoca falan bulun bilemedim.
  • chavezding  (22.09.14 15:58:14) 
Hiçbir cemaate kuran kursuna falan gitmiyor. Parası olsa kesin giderdi ama bağış falan istiyorlarmis sürekli. Para veremeyenlerden pasta borek yapmasını istiyorlarmis. "Param yok, pasta börek yapmaya da halim yok" diyor. En azından hala biraz mantıklı olabiliyor diye seviniyorum.

Çok mutsuz olduğunu görebiliyorum. Bir kere zorla psikologa götürdüm. bir daha gitmedi. O kadar para vermek sacmalikmis. Nasil goturebilirim bilmiyorum.
  • sanxis  (22.09.14 15:58:19) 
Yakın bir tanıdığımızda yaşadık benzer durumu. Normal davransaydı karışmaman gerektiğini düşünürdüm ama bu son bayılma olayı sıkıntı gerçekten.

Bahsettiğim insanın annesi de psikolog yardımını para yüzünden istememişti çocuk üniversitelerin gönüllü yardımları vs gibi bir şey uydurmuştu ve para verdiklerini gizlemişti annesinden. Bilmiyorum ne kadar doğru olur ama böyle bir şey deneyebilirsin bunun için. Yardım almanız şart diye düşünüyorum çünkü bir süre sonra iyice zor ciddi bir boyuta varabiliyor bu durum.
  • april12th  (22.09.14 16:12:50) 
öncelikle benim annem değişim yaşamadı zaten dindardı hala dindar biz hep namaz saatine -oruç zamanına göre ayarlarız onunla olan işimizi gücümüzü bu zor birşey değil insan annesine saygı duymalı hem. Çatıştığımız şeyler de olur ama genel olarak saygı içinde geçiniriz kendisi ilmihal de okur, kuran da okur, başka kitap da okur biz alırız bazen bazen o duyar ister ayşe kulin filan da mı okumz mesela annen? kadınlar sever genelde onun kitaplarını. ve en önemlisi benimki sürekli meşgul hep yoğun. ki benim annem ev hanımı ilkokul mezunu ama nerdeyse her evladıyla bi üniversite okudu annelerde heves/merak en önemli faktör :). bu kadının hiç mi bişeye hevesi yok? bir de anlaşılan bilmem ne ayı dediğine göre muhtemelen dini bilgilerini biraz zayıf yoksa o şevvaldir muhtemelen (ramazandan sonraki ay) bilmiyorsan öğrenecek yanlışı düzelteceksin, annen kıymetliyse tabi. aaa ben hoşlanmıyorum niye böle yapıyo yapmasın demekle olmaz. şu anki tarzınla sen direk dini eleştirmiş annene negatif yaklaşmış, zayıf inançlı oluyorsun kadın da seni dinlemez. ben süper müslüman değilim ama ailede benim kadar fıkıh ilmihal tecvid vs bilen yoktur :p kadın gelir sorar. hiç kafasını bulandırmaz illa bi cevap buluruz sorusuna.
annen 30 sene çalışmış, üniversite bitirmiş..anlamadım nasıl parası yok -emekli değil mi? nasıl sosyal ortamı yok? bizim ev hanımı hatunların 3er 5er günü var bunların bazısı kahvaltılı bazısı şehirdışı. bi sene dil kursuna gidiyor bi sene el işi kursuna gidiyor filan. bunlar çok para isteyen şeyler değil. belediyelerin bi sürü kursu var.
benim anladığım bu kadın yalnız, aktivitesi yok, parası yok yaş da biraz ilerleyince zaten dini faaliyet artar o iyice kendini bunlara vermiş. siz de iyice boş bırakmışsınız kadını...
bence eleştirmeden yaklaşmalısınız anne gel şunu yapalım demelisiniz baban demeli --bizimkiler 50 yaşına kadar başbaşa tatile gitmiş değillerdi son 5 yıldır gidiyorlar mutlular vb. Müslüman bir kadının ibadetini yapması son derece normal... Siz sadece takip edeceksiniz mantık dışı şeyler yapıyorsa, türbelerden tekkelerden medet umuyor başka herşeyi sallıyor hale geldiyse bilgi olarak sağlam temellere oturmasını sağlayacaksınız ve tekraren kusura bakmayın bu kadını bu kadar boş bırakmayacaktınız.
  • niye ama  (22.09.14 16:26:37 ~ 16:29:38) 
Youtube' dan Yaşar Nuri videoları açın ve bir şekilde onun da dinlemesini sağlayın, direkt siz yönlendirmeyin, bırakın o dinleyip ilgi duysun. Aynı şekilde onun kitaplarını da alıp hediye edebilirsiniz.

Yalnız (bkz: Carrie) filmi gibi olmuş, bu tür bir değişimi ne kadar erken yaparsanız o kadar iyi.

Değişimden kastım, gerçek Kur' an inancı ile o hurafelerin yazılı olduğu kitaplara inanç farkı.
  • pozzecco  (22.09.14 19:09:49) 
+1 pozzecco tam bunu diyecektim, madem illa kendimi dini vereceğim diyor Yaşar Nuri Öztürk tipi laik müslüman olsun bari de beyni yanmasın iyice.


  • i was made for you  (22.09.14 19:20:00) 
[]

ebeveyn-çocuk ilişkileri diyalektik midir?

kuşak farkından doğan çatışmalar, çocuğun hem kendi ayakları üstünde durmasını bekleyip hem de korumacı davranan ebeveynin içinde bulunduğu çelişki, çocuğun da ebeveyn olunca kendi çocuğuna benzer şekilde davranması sonucu başka bir boyutta doğan yeni çatışmalar, ailenin yokluğunu bile düşünemezken onlar gibi olmayı hiç istememe... diyalektik olarak yorumlanabilir mi?




 
Babayla olan cocuk iliskisi, eger odipal karmasanin icinde kalirsak diyalektik olarak yorumlanabilir. Cocugun babayi olumsuzlamasi(babaya duyulan korku) ve pesinden bu olumsuzlamanin olumsuzlamasi(babayla ozdeslesme) diyalektik bir surec olarak gorulebilir.

Ama odipal karmasanin icine girdigimiz icin buradaki baba da soyut bir varliktir. Somut iliskilere yansitilabilir mi? Kucuk bir ihtimal
  • protector  (09.07.14 14:38:45) 
[]

yıllık izin sorunsalı

şimdi bizim şirket bayram tatilini tüm hafta olarak verecekmiş ve haftanın kalan 3 gününü yıllık iznimizden kesecek.

ben müdürüme dedim ki "bayramda tatile gitmem mümkün değil ve ilerideki tatil planımı gerçekleştirmek için bu 3 güne ihtiyacım var, mecburi olarak izin verilince tatil planımı iptal etmek zorunda kalıyorum."

adamın cevabı:" bedavadan 3 gün izin yapınca (bayram günleri olan pazartesi-salı-çarşamba) sesin çıkmıyor, şirket birleştirip 3 gün kesince ouuvv. isterlerse bayram tatilini bile vermezler, sana parasını veriyor isterse çalıştırır. isterse 29 ekim hariç tüm tatillerde çalıştırır. ama tatil yapıyorsun yine de isyan ediyorsun. nankörlük etmeyin, çok kötümsersin. sürekli negatif enerji yayıyorsun. bak şu firmada 1 mayıs'ta çalıştılar vs vs"

buradan konuşa konuşa konuyu cumhurbaşkanlığı seçimlerine, benim solculuğuma, anarşikliğime getirdi. oruç tutmayışıma da inceden dokundurarak bağladı.

bazı lafları beni kışkırtmak için, kendi de inanmadığı halde abartarak söylediğini biliyorum, öğrendim artık. ama sabır sabır bir yere kadar. bu şimdi orospu çocukluğu değil mi ya?

 
Dik alası.


  • reyals  (30.06.14 11:18:03) 
Müdüre en güzel cevap o 3 gün izin yapmaya zorladığı günler için rapor almak olacaktır.


  • teknikekip  (30.06.14 11:20:30) 
Ta kendisi


  • rubiks cube  (30.06.14 11:39:33) 
Daniskasi!
Yillik izin yuzunden suan calistigim yerden ayrilacagim.

  • delifaruk  (30.06.14 13:20:10) 
Dik alası, ta kendisi, daniskası da sen bu adama hiç bir şey demedin mi karşılık vermedin mi? ben buna şaşırıyorum. hani sağlık anlamında bir mecburiyetim yoksa maddi gelir olarak her haksızlığa diklenirim. bugüne kadar da diklenmişimdir. ne demek lan öyle.


  • oraletarya  (30.06.14 13:40:20) 
@oraletarya bugüne kadar diklendiğim için bugün bu laflara maruz kalıyorum aslında :) burada çalışmak için hiçbir mecburiyetim yok, ama herhangi bir yerin de bundan farkı yok. 4 yılda 5 iş değiştirmiş biri olarak söylüyorum. çözüm iş değiştirmek değil, düzeni değiştirmek :)


  • sanxis  (30.06.14 14:44:54) 
[]

bir şarkı arıyorum

10 sene once dinlemistim. Enstrümental, dingin bir şarkı. Elektronik degil. Yanlış hatirlamiyorsam grubun adı ion.

Bi buldurun be abi.

Not: bu soru duyuru insanlarinin sarki bulma konusundaki uzmanligini anlatmam sonucu bir arkadasim tarafindan sorulmustur. Utandirmayin beni panpalar :)

 
2006 tarihli bir albümleri var: www.ion.equilibriummusic.com


  • conrad moricand  (02.03.14 00:08:23 ~ 00:10:01) 
[]

iş görüşmesindeki diyalog

gittiğim bir iş görüşmesinde işveren, önceki tecrübelerimden yola çıkarak bundan sonraki işimde olmasını istediğim neler olduğunu sordu. ben de "organizasyon şemasındaki yerimi ve görev tanımımı net olarak bilmek istiyorum" dedim. önceki işimde "ne iş olsa yapar" gözüyle baktıkları için yaşadığım olumsuzlukları anlattım. bu diyalogtan sonra bana hiç söz vermedi. kendisi konuştu konuştu ve görüşmeyi bitirdi. bunu olumsuz bir tavır olarak algıladım. acaba bu cevabımda yanlış bir şey mi var? yorumlarınızı rica ediyorum.




 
bence çok haklısın, çok büyük problem çalışma koşulları açısından. ama işverenin bundan sonra ne konuştuğunu da bilmek lazım olumsuz bir tavır sergileyip sergilemediğini anlamak için,


  • nilmiye  (24.05.13 12:09:03) 
Cevabında yanlış hiçbir şey yok. En kötü ihtimalle, yine "ne iş olsa yapar" diyecek bir işverenden kurtuldun.


  • arnold schwarzeneger  (24.05.13 12:09:42) 
@nilmiye bundan sonra bana firmayı anlattı uzun uzun. neden böyle bir elemana ihtiyaç duyduklarını, nasıl bir görev vereceklerini vb. bundan sonra bana sorduğu tek soru "uygun gördüğümüz ücret beklentinizin altında olursa yine de iş teklifi yapalım mı".


  • sanxis  (24.05.13 12:18:39) 
1- doğru bir şekilde konuşmuşsun
2- senin beklentilerini öğrenip, adam da kendi şirketini anlatmış.. bi olumsuzluk yok. ücretle alakalı soru bile sormuş sana.

  • bilmemkacincinick  (24.05.13 12:44:20) 
sözün verilmeyip alındığı durumlar var bir de. eski işyerindeki durumun da bu hususla alakalı olabilir mi acaba? sana 'ne iş olsa yapar' gözüyle bakmalarında kendi payını görmeni ve yeni işinde de bunları tamamlamanı tavsiye ederim.


  • cosmicgadin  (24.05.13 13:29:35 ~ 13:30:07) 
eralube ile görüşmeye gittim bundan 1 yıl kadar önce. 1 saat konuştuk muhabbet ettik.pozisyon mt pozisyoun satış olduğu için. İlişki ses konu iletişim . mukkemmel...

Adam son seninle premsipte sorun yaşamayız. 1 hafta içerisinde dönüş yapacağız. prosedür belge sabıka kadı şu bu için mail deki evrakları hazırlarsın fln dedi 1 hafta geçti tık yok aradım fln fln yalan oldu olabşiliyor böyle
  • netadam  (24.05.13 15:03:27) 
[]

ne yapsam?

işten ayrıldım. param var, zamanım var. 1-2 ay iş aramayacağım. doyasıya tatil yapmak istiyorum. ama bütün arkadaşlarım, sevgilim çalışıyor. kimseyi ikna edemedim. kardeşim sınava gireceği için ailemle de gidemiyorum. ne yapsam ben yaa?

not: 25 yaşında kadınım.


 
sevgiliden ayrı tatile gitme problem olur aklı kalır.


  • elif gorse mertek sanan ordinaryus  (04.05.13 12:29:40) 
Fuckbuddy bul.


  • gorki  (04.05.13 12:31:05) 
tek git tatile, bu kadar basit


  • gates  (04.05.13 12:33:03) 
tabii ki de tek başına balıkesir körfezine git.


  • tetebangura  (04.05.13 14:20:35) 
malatya'ya gel.


  • etna  (04.05.13 14:31:11) 
düşünme bile tabii ki kendi başına tatile çık. izmir muğla taraflarına git rahat rahat takıl. işten ayrılmışsın zamanın var dinlenmek gezmek senin de hakkın, kimse gelmiyor diye gitmeyecek değilsin.


  • soulfree  (04.05.13 14:56:39) 
[]

sportmen insanlara bir soru

özet: çalışan ve spor yapan insanlar için beslenme programı nasıl olmalı?

spora başladım, 10 gün falan oldu. haftada en az 4 gün gidiyorum. hocanın verdiği plana göre 1,5 saat çalışıyorum. henüz 1 gram bile zayıflamadım. demekki rejim yapmadan olmuyor.

hafta içi 8-6 çalışıyorum. işten çıkıp direk salona gidersem 7de spora başlamış oluyorum. ama bu arada bişey yememiş olduğumdan spor çıkışı kurt gibi aç oluyorum. spordan 2-3 saat önce iş yerinde yiyeyim desem, evden bişeyler götürmem gerekiyor (ızdırap) hadi ona da katlanalım. ne hazırlamam lazım bilemiyorum.

öyle sıkı rejimler falan yapamam. beni tok tutacak, yeterli besini almamı sağlayacak basit bir liste lazım sadece.

 
kahvaltıda 1-2 yumurta ye. rafadan şekilde. peynir ve zeytin ye. ekmeği mümkün olduğunca azalt.
ara öğün fındık fıstık yiyebilirsin.
akşam yemeğinde de tavuk,et,balık veya bakliyat ye. ekmeği pilavı az tüket. evde yoğurt yapma imkanın varsa akşam yemeklerinin yanında bir kase ev yoğurdu ye. ayrıca yemeğin yanında salata da yiyebilirsin.

tatlılardan, hamurişlerinden, bisküvilerden, meşrubat ve kolalardan uzak dur. çayını kahveni şekersiz iç.
  • durdenist  (15.01.13 12:04:11 ~ 12:11:00) 
amacın kilo vermek ise karbonhidratı azaltıp proteini alman lazım gün içinde 6 öğün yap ilk iki öğün ve antremandan önceki öğün karbonhidray sabah kahvaltıda 50 gr. karbonhidrat takviyesi yap yanında işte yumurtalı omlet falan yaparsın. ondan sonrakı öğünde bir tane muz yiyebilirsin öğle yemeğin protein ağırlıklı olsun tercihen karbonhidrat ekleyebilirsin örneğin ton balıklı salata gibi diğer ara öğünlerde protein alırsın(hindi göğsü tavuk göğüs vb.) antremandan önce 2 tane elma yersen yararlı olur antreman çıkışında da yine proteinli bir yemek yemen şart.


  • lathspell  (15.01.13 12:07:54) 
lan aklım gitti bu başlığı ne zaman açtım diye, programımız birebir aynı. ben de 1-2 haftalık araştırmayla 1 haftadır uyguladığım programı yazıyorum.

sabah kahvaltıda, 6.20 gibi eti lifilif ve 1 adet haşlanmış yumurta. eti lifilife alışma dönemindeyim sütü hafif ısıtıp kasede karıştırıyorum az tokluk hissedecek kadar yiyorum..

12 de öğlen yemeği, fabrikada fiks çorba artı 2-3 çeşit yemek çıkar 1 dilim kepek ekmeği ile normal tokluğu yakalayıncaya kadar yiyorum..

akşam 7 gibi, ufak bi ekmek arası yapıyorum ton balığı falan mide boş kalmasın diye..

8.30 - 22.0 arası spor

22.30 da güzel bi salata hazırlıyorum, üstüne tavuk ızgara,ton balığı, yumurta gibi seçenekler koyuyorum.. spordan sonra 1 adet haşlanmış patates götürülerek karbonhidrat ihtiyacıda giderilmiş oluyor.

12 gibi de yatarım.

sabah kahvaltısı ve öğle yemeğinden 2 saat sonra meyva falan yiyorum arada yada light biskivü.

günde min 8-10 bardak su.

Uzun vadede sonuç alacağımı umuyorum.
  • soluman  (15.01.13 12:11:25) 
sabah kahvaltıyla güne başlamak önemli. metabolizmanın çalışması için kahvaltı şart. yumurta, peynir, zeytin klasik br kahvaltıdan 1-2 saat sonra bir ara ögün o da 1 elma veya kuru meyve olabilir. ceviz, badem olabilir. ögle yemegi sebze veya et/tavuk/balık olabilir. fakat benim yaptıgım ögle yemegimde sebze varsa akşam et tavuk balık yiyorum, veya tam tersi. ögle yemeginden 2 saat sonra yine ara ögün o da tost olabilir yagsız seklde veya yine meyve olabilir. akşam yemeğini en geç 7 bucukta yemeye çalışın. ondan sonra da midenize su dışında birşey girmesin. gün içinde de suyu 8 bardak kadar tüketin.
akşam 10 bucukta ton balıklı salata falan aman diyim.
şunu bilin ki akşam yenilen hiçbr şeyin yakımı olmaz, bunu bilerek hareket edin.
farkı kısa sürede göreceksiniz.
  • the god fadil  (15.01.13 12:24:21) 
Spordan sonra salata yemek bilinenin aksine "amaan" dedirtmez,yani seni geriye götürecek derecede bi yan etkisi yoktur. bakma millet ezbere konuşuyor. Ben profosyonellerden aldım bu programı, spordan sonra gıda almak gerekiyor.


  • soluman  (15.01.13 12:30:59) 
soluman, zaten profesyoneller yatma saatinden 3 saat önce yemek yemeyi kesmenizi önerir. eğer 10:30'da o salatayı yiyip de ardından 12 gibi yatıyorsan yağ yapıyorsun demek.


  • madyb  (15.01.13 12:49:21) 
@maydb EĞER SPOR YAPIYORSANIZ vücuttaki kas kaybını önlemek için idman sonrasında protein takviyesi şart oğlu şart. Adam gece 10da spordan çıkıyorum diyor biz ona 7'den sonra hiç birşey yeme mi diyelim? Elbetteki en sağlıklısı akşam yemeğinden önce spor işini halledip dediğiniz saatlerde gıda alımını bitirmek, benim anlatmak istediğim gece 22.30 da kavurma kaşarlı pide yenmesiyle light ton balıklı salata yenmesi arasında dağlar kadar fark olduğu. Genel olarak aman salata yemeyin diyemezsiniz.Beslenme işi genelleme yapılacak bir mevzu değil, bünyeden bünyeye göre reaksiyon değişiyor, burada kola zararlı mı faydalı mı tartışması yapmıyorum ki büyük bir genelleme yapalım. İdmandan sonra güzelce bi salata yapıp yenir 2 saat sonra da mis gibi yatılır.


  • soluman  (15.01.13 13:03:10) 
arkadaşım, o zaman sadece ızgara tavuk yersin kilona uygun olarak. ton balıklı salata, üstüne tavuk, yumurta(ki sarısını koymaman lazım) vb. gereksiz karmaşa + yatacaksanız zarar.

"22.30 da güzel bi salata hazırlıyorum, üstüne tavuk ızgara,ton balığı, yumurta gibi seçenekler koyuyorum.. spordan sonra 1 adet haşlanmış patates götürülerek karbonhidrat ihtiyacıda giderilmiş oluyor." şunu yapıyorsanız geceleri her türlü yağ yapıyor olursunuz bu kadar basit ve net. siz bir iki haftada araştırıp, netice olarak da bi süredir uyguluyorsunuz programınızı.

ben senelerdir spor yapıyorum(salon değil), beslenmenin etkilerini bildiğimden dolayı söylüyorum şu an söylediklerimi. akşam 10buçuktan sonra yediğiniz o salata + patates size yağ olarak dönüyor.

inatla itiraz edecekseniz devam edin.
  • madyb  (15.01.13 13:25:28) 
@soluman ben uzun süre diyetisyene gidip, hayatında sürekli spor olan birisiyim. ne kadar geç saatte sporun biterse bitsin, gece yediğin her şey sana yağ olarak geri döner. bu kadar net. sizi kim yönlendirdiyse yanlış yönlendirmiş, siz uygulayabilirsiniz ama insanlara böyle bilinçsiz tavsyelerde bulunmayın bari.


  • the god fadil  (15.01.13 13:42:18) 
gece 10:30'da yemek yiyip 12de yatağa gitmek gibi bir faciayı sakın yapma.


  • durdenist  (15.01.13 13:47:30) 
yumurta sarısından kimseye zarar gelmez ekstre protein çeşitli minareller b vitaminleri ve yağ yakımına yardımcı maddeler bulunur.


  • lathspell  (15.01.13 13:48:05) 
Önyargı + cehalet hakkaten yıkılamıyor arkadaş, günlük yaktığınız kalori aldığınız kaloriden az ise kilo alırsınız, idman sonrası vücudun kas onarımı için kullanacağı ürünler için YAĞ olacak diyen adamla tabi ki tartışmayıp programıma devam edecem, ne yani sizi dinleyim de bu programla 35 kilo veren kardeşimi mi dinlemeyim yoksa askjdkl


  • soluman  (15.01.13 13:54:09) 
durdenist çok yanlış konuşuyorsun asıl bence günün en önemli öğünü yatmadan önce yenilen öğündür. yatmadan önce alıcağın 30-35 gr casein proteini gece uyurken kaslarını beslemene yardımcı olacak. kaslar asıl uyku sırasında yenilenir.


  • lathspell  (15.01.13 15:29:49) 
bugüne kadarki tıp bilimi bizi yanıltmıyorsa dolu mideyle yatağa gitmek intihardan farksızdır.


  • durdenist  (15.01.13 15:57:52) 
[]

çalışma ortamınız nasıl?

kaç kişi aynı odada çalışıyorsunuz? ışık, ses vb durumu nasıl? temizliğiniz yapılıyor mu? çay,kahve içebiliyor musunuz?

mesela biz odada 7 kişiyiz. yanıbaşımızda üretim olduğu için ortam çok gürültülü, üstelik herkes birbiriyle konuşuyor ve hiç durmadan telefon çalıyor. temizlik yapılmıyor. gün ışığını görmüyoruz, penceremiz falan yok.

edit: ben mühendisim. odada 3 mühendis, 3 teknisyen, 1 teknik ressam var. daha kötü yerlerde çalıştığım için şu anda çok şikayetçi değilim. en azından burası sıcak oluyor.

 
-5. kattayım.
Sanırım yeterli olur.

  • quaker  (08.01.13 10:12:21) 
2 kişiyiz. karşılıklı masalarımız. 6. kattayım. çay kahve istediğim zaman istediğim kadar içebiliyorum. temizlik her aksam yapılıyor. çöpler bosaltılıyor masalar siliniyor hatta masamı bile topluyor, masamı topluyor derken dagınık evrakları toplu halde buluyorum. tabi gizlilik derecesi olan şeyleri masa da bırakmıyorum. bi maslak manzaramız var hiç yoktan iyidir.


  • nofearman  (08.01.13 10:15:19) 
30 civarı. dışardan pek ışık almıyor (binanın arasına bakıyor daha çok), gürültü yok, telefon sesi seyrek, konuşmalar genelde sessiz (dışarıdan birileri gelmedikçe). temizlik her akşam yapılıyor. çay kahve için otomatik makine var ama dandik. cafe var bir de. istersek kendimiz de kettle ile yapabiliyoruz.


  • lemmiwinks  (08.01.13 10:16:11 ~ 10:23:47) 
tek basima kendi odamdayim. bolme duvarlarla ayrilmis kucuk bir oda ama penceresi buyuk ve ferah. gayet sessiz, aydinlik. duzenli temizlik yapiliyor. cay, kahve makinesi hemen koridorda.


  • freefroglet  (08.01.13 10:17:29) 
aynı katta yaklaşık 100 kişi. yarısı müşteri ilişkileri. sabahtan akşama kadar 50 kişi aynı ağızdan telefon ile konuşuyor. senden daha kötüleri de var.


  • raif_efendi  (08.01.13 10:18:13) 
şu an ofiste tekim pencereden kar yağışını izliyorum. öğleden sonraları temizlikçi kadın geliyor. çay kahve gırla.


  • sifirin altinda  (08.01.13 10:19:54) 
19 kişi büyük bir servis, gün ışığı pek almıyor ama paso çay kahve içiyoruz.


  • mavikalem  (08.01.13 10:20:07) 
85 kisi acik ofis. ama 4'er kisilik ufak bolmeler var. Bolmeler baya yuksek cok gurultu olmuyor. 8.kattayiz 2.kopru manzaramiz var. Cay-kahve ve soguk mesrubat sinirsiz. Abur cubur dolu bir sepetimiz var. Her gun ogleden sonra meyve geliyor. Her sabah temizlik yapiliyor.


  • crucio  (08.01.13 10:21:12) 
küçük bir odada 2 kişiyiz. temizlik sabahları biz gelmeden yapılmış oluyor. çay, kahve serbest.


  • aliyoni  (08.01.13 10:21:18) 
uçak hangarında çalışıyorum,
yaklaşık 200 kişi aynı anda farklı uçaklarda çalışıyoruz,
ofiste çalışmıyorum temizlik sürekli yapılıyor gürültü oluyor
-10 derecede dondurucu rüzgarda gece 12 den sabah 5 e kadar kanat üzerinde ellerim titreyerek çalıştığım oldu.
40 derecede mezar gibi bir yerde günümü geçirdiğimde oldu.
  • basond  (08.01.13 10:22:23) 
Biz de 7 kişiyiz ofiste. genelde çok sessiz bir ortam oluyor, sadece klavye sesi duyuluyor. Bazen de biri müzik açarsa hafiften o çalıyor.
Çay kahve vs var. bir duvar sadece pencerelerle dolu, aydınlık yani ortam. Temizlik düzenli olarak yapılıyor.
şimdilik ofisten aktarabildiklerim bunlar, evet tekrar sanxis'e dönüyoruz.
  • barix  (08.01.13 10:26:04) 
ah ah çay kahve yasak :(

bizde de üretim gürültüsü var. fabrikanın köşesinde pimapenden yapılma küçük ofis işte. 5 kişiyiz. temizlik de ayda yılda bir...
  • yue  (08.01.13 10:26:40) 
Kahvem yanımda
Tek kişiyim odada
Evden çalışıyorum
Karşımda pencere ve kar
İstediğim zaman telefonumu kapatıyorum
Bazen arkadaşlarım geliyor
Onlarla muhabbet ederken de çizim yapabiliyorum
Gün ışığından faydalanmak için çok erken kalkıyorum
  • sadegazoz  (08.01.13 10:26:48) 
8 kişiyiz,önümüzde bahçemiz var,istediğimiz kadar çay kahve içiyoruz,o diil dışarıdan istediğimiz yemeği söyleyebiliyoruz(tutarına bakmaksızın),her akşamüstü meyve servis ediliyor,bunun dışında akşamüstü dışardan pasta börek de söylüyoruz.
( hepsini şirket ödüyor)

  • pazardanaldimbirtane  (08.01.13 10:29:52) 
@sanxis soruna cevap vereceğim fakat nasıl oluyor da öyle sağlıksız bir ortamda çalışmanızı bekleyebiliyorlar? iş yeri kaynakları departmanınız yok mu? bir de ne iş yapıyorsunuz merak ettim.

Bizim ofis 15 kişilik filan yalnız genelde 10 kişi gelir. Telefon çok nadir çalar. Cep telefonlarıyla konuşanlar dışarı çıkar. kübiklerde oturuyoruz. kocaman camdan bir duvarımız var dışarıya bakan, ışık gayet iyi yani. ses durumu fena değil, konsantre sağlanabiliyor. temizliğimiz de pazartesi-çarşamba-cuma öğlenleri yapılıyor. çok detaylı olmuyor ama idare ediyor. Çay ve kahve mevcut.
  • interview with the vampire  (08.01.13 10:36:19) 
-5. katta çalışan arkadaş ne iş yapıyor merak ettim, insaf yani.


  • yasanmamısyıllar  (08.01.13 10:46:40) 
@interview with the vampire eski çalıştığım ofis'te iki kişiydik. temizlik yapılmıyordu, çay kahve vardı ama bitince patronun tekrar almasını beklememiz gerekiyordu ki bazen uzun süre almadığı oluyordu. kışın ısınma kötüydü, temizlik yapılmadığı gibi bizden bekleniyordu ve yapmayınca bir de üstüne laf sokmaya çalışıyordu hain patron. çalışma saatleri "esnek"ti ve maaşlar da düzenli ödenmiyordu.
şirket küçük olduğu için başka departman yoktu ve salak gibi patronu yarı yolda bırakmamak için işten istifa etmiyorduk. Bir de sürekli düzelecek, büyüyeceğiz, birileriyle konuşuyorum ortak olacaklar vs deyip duruyordu. Bir süre sonra tübitak'tan destek alıp gebze'ye geçtik orada şartlar biraz iyileşmişti ama yine her şey düzensizdi ve sonunda istifa ettik iki çalışan da. şimdi biraz, yok yok çok salaklık yaptığımızı düşünüyorum. bence kötü ise çalışma ortamınız patronun yalanlarına inanmayın. patron her zaman patrondur. o bir şekilde kendini döndürür, onu yarı yolda bırakacağınızı vs düşünmeyin.

  • barix  (08.01.13 10:47:25) 
aynı odada demiyeyim de, aynı lobide 5 kişiyiz. açık ofis normalde şirket, ama biz biraz daha ayrılmış bir ortamdayız onlardan. florasan ışığı var, gün ışığı yok. ses olarak yalnızca çok hafif bir havalandırma sesi geliyor. çay, kahve vs kendimiz istediğimiz kadar alıp içebiliyoruz. çaycı çayı yalnızca demliyor, ve boşları topluyor.

ek: her akşam temizlik yapılıyor. 10-15 dakikada bir bizim lobiden bi kişinin mutlaka 3-5 dk lık bi görüşmesi oluyor.
  • hope ender  (08.01.13 10:47:27 ~ 10:49:03) 
ben tekim ama tüm odaların kapıları açık olduğundan pek izole bir ortam yok. çayım kahvem istediğimde gelir suyum masamdan eksik edilmez. üst katta dokuma makinası olduğundan sürekli titreşim ve ses var o olmasa çok mutlu olurdum. başka bir şikayetim yok


  • zenc  (08.01.13 10:51:24) 
ben de yazayım bari.

-1. kattayız ama kotta. o yüzden manzaramız var fena değil. ofis aydınlık. düzenli temizlik yapılıyor.
3 kişiyiz ofiste ama bi şef var o da cam bölme gibi bir yerde onun haricinde 2 kişi orta büyüklükte bir ofis genişçe masalar ferah bir çalışma ortamı.

ha şantiyedeyken 25m2 de 7 kişi çalıştığım olmuştu 6 ay falan. ayrıca bir toplantı masası bir de plotter vardı. aşırı sıkışıktık ama öyle çalışmanın da avantajları vardı.
  • fakir ama gururlu genc  (08.01.13 10:51:56) 
Merak eden arkadaşlar olmuş..
-5. kattayız, reklam ajansı.. 70 küsür kişi..
Gün ışığı yok. Sigara içmediğimden binadan çıkmıyorum.
Akşam olduğunu sadece saate bakarak anlayabiliyorum.
  • quaker  (08.01.13 10:53:40) 
@barix e tabi canım o ne öyle ya. yarı yolda filan kalmaz kimse. böyle düşünmeyin.


  • interview with the vampire  (08.01.13 11:10:52) 
5 kıattayım , halka şeklinde bir çalışma odası duvar yok tamamen cam ve ışık giriyor (camlar kısmen filtreli )

35 kişi aynı odadayız , (diğer birimlerden gelenleri saymıyorum ) 4 lü yonca şeklinde paneller bilgisayar ekranından alt seviyede , herkes birbiriyle konuşuyor , muhabbet ortamı bol ve gerekli.

telefonda konuşanlar kendi arasında konuşanlar , uzağa seslenenler herşey var..

herkes mühendis veya programcı..

çayın kahvenin dibini buluyoruz gün boyunca. telefonlar hiç susmaz , temizlik hergün yapılıyor.
  • kennym  (08.01.13 11:14:33) 
Rahat pampa. Sağımda Galata Kulesi solumda Galata Köprüsü var. Genelde odada yalnızım. Ziyaretçi olmadığı sürece soran yok.


  • hadji  (08.01.13 11:25:03) 
6 katlı binanın 2. katındayım, open office çalışılıyor, kat için 800 m2 desen burada 30 kişi vardır. en üst katta restoran, an alt katta çok güzel bir spor salonu var. katın her tarafı cam (plaza) güneş alıyor. temizlik vs akşamları yapılıyor. mutfak ve sohbet odası var, büyük yuvarlak koltuklar, çiçekler vs.

ofiste dönem kapanışları dışında sürekli geyik, muhabbet döner, sesli değil tabi, sohbet odasında ya da masa başlarında 2li 3'lü gruplar halinde. haftada en az 2 kere doğum günü partisi, bilmem ne partisi verilir, cuma günleri öğleden sonra da happy hour yapılıyor.

ben vergi ve finans müdürüyüm, gün içinde toplantı üstüne toplantı yapıyorum.
  • [silinmiş]  (08.01.13 11:25:34) 
2. kat.
odamda tekim.
yaklaşık 25-30 kişilik bir ofis.
odanın bi duvarını kaplayan bi cam mevcut epeyce aydınlık.
çay kahve servisi var.
her akşam çöpler alınır masam silinir.
pazardan pazara temizlenir oda cuma akşamından dağınık olsa p.tesiye toplanır.
harbiye manzaralı
bilgiişlem odasından bildiriyorum.
  • lord  (08.01.13 12:01:51 ~ 13:40:50) 
aynı odada 3 kişiyiz ama oda zaten maksimum 3 kişi alabilecek kapasitede. ışık yeterli, yan taraftaki sekreteryadan biraz ses geliyor ama aşırı değil. çay, kahve servisi var. temizlik her haftasonu yapılıyor.


  • nesilsiz  (08.01.13 12:26:24) 
bizim de açık ofis 5'i devamlı 1 de ara sıra gidip gelen elemanımız var.elektronik sektörü olduğu için üretim gürültüsü hiç yok.ama satışcı da bu ofiste olduğundan sürekli müşteri gidip geliyor onların sesi çok rahatsız ediyor bazen.aydınlanma, ısınma konusunda sıkıntı yok. full cam bi cephe, kalorifer ve klimayla ısınıyoruz.çay kahveyi de sekreter yapıyor biz mutfaktan alıyoruz.


  • gakgul  (08.01.13 12:38:31) 
@justamiracle : Yazık bana :)


  • quaker  (08.01.13 12:43:41) 
[]

uzun yol

yarın ilk defa uzun yolda araç kullanacağım. strese girdim resmen.

kolaydır dimi? yanlış yola falan girip kaybolmam?


 
ormana sapıp bir kulübe görürsen, sakın hadi içeri girip bakalım hatta çatı katına çıkıp bir bakalım demezsen birşey olmaz


  • secilmis uye  (07.09.12 16:13:19) 
kesin yanlış yola girersin. o hızla giderken buradan döncekmiydik dönmicekmiydik derken kaçırırsın sapağı :) bol şans


  • smoothcriminal  (07.09.12 16:14:17) 
güzel bir cd / kaset hazırla, sevdiğin içecek ve yiyecekleri depola arabaya...
uzun yol iyidir, candır. canım çekti :))

kafaya takma fazla.
50-60 gidip milleti delirtme. adam gaza gelip sıkıştırır falan.
110'u çok geçme ki ani bir şey olursa heyecan yapmadan yavaşlayabil.
otobüs ve özellikle kamyonlara dikkat et; durup dururken sağa sola kırabiliyorlar.
3 şeritli yollarda orta şeritte takıl alışana kadar bir süre.
  • velhasilkelam  (07.09.12 16:19:15) 
teknik olarak şehir içinde araba kullanmaktan daha kolay. dikkatini açık tut, uykusuz ve yorgun olma yeter.


  • robin crusoe  (07.09.12 16:30:58) 
şehir içinde araba kullanmaktan çok daha kolay ve çok daha sıkıcı stres yapılacak bişey yok. eğer yokuşlu virajlı bir yola çıkacaksan gece çıkmazsan iyi olur, tavsiye etmem geceleri hem görüş hem kamyon trafiği sıkıntı yaratabilir.


  • lordabbas  (07.09.12 17:03:40) 
gps varsa kolaydır. yoksa google maps'ten gideceğin yolları bak. ayrıca 2-3 saatte bir mola ver. bacaklar açılsın. gerin, esne, kendine gel.


  • trakyali gulyabani  (07.09.12 17:25:35) 
bilmediğin bir yolda gidiyorsan yavaş git. yavaş derken 90'ın altına inme.


  • izafi  (07.09.12 17:31:58) 
Sırf uzun yolda araba sürebilmek için gitmeyeceğim yere gitmişliğim vardır.
-Kolaydır.
-Ama riski daha fazla olduğu için dikkati bırakmamak gerekir.
-Yolun gidiş geliş olduğu yerlerde sollama konusunda çok çok temkinli olmanız gerekir, gerekirse takılın kamyonun arkasına ama emin olmadan sollama yapmayın.
-Hızınızı da kontrol edin, 110-120 sanırım yasal hız sınırı, onu aşmayın, hem benzin tüketiminiz için de 90 civarı daha uygun olur.
  • firez  (07.09.12 17:46:46) 
gidiş ve gelişin aynı yol üzerinde olduğu bölünmüş yollarda sollama çizgilerine çok ama çok dikkat et. yolun ortası düz çizgi ile bölünmüşse sollamayacaksın. önündeki kamyon 15km hızla gidiyor olsa bile sollamaya çıkma. göremediğin bir tepe çukur bir alan olur çıktığın anda başka bir araç ile kafa kafaya gelirsin. kesikli çizgiler varsa ve görüşün açıksa solayabilirsin.

uzun yolda bilmen gereken en önemli şeylerden biri budur.
  • orpheus  (07.09.12 23:56:30) 
[]

patronumla yaptığım konuşma

az önce patron beni yanına çağırdı. biraz ayar verdi, biraz gaz verdi falan öyle uzun uzun konuştu. maddeler halinde özet geçiyorum.

1)yaşanan bir problemi şu şu nedenlerden dolayı çözemiyoruz dedim. "çözemiyosanız ben size niye para ödüyorum" dedi.

2)"başladığınız günden itibaren zirveye tırmanan bir başarı grafiğiniz vardı, ama şimdi motivasyonunuzda büyük bir düşüş görüyorum. neden?" dedi. cevap veremedim çünkü motivasyonumu düşüren birçok sebep var. salak iş arkadaşlarımdan tut, dengesiz yöneticime kadar... sebebini söyleyin çözelim diyor ama hiçbir söylediğimi kabul etmiyor ve beni eleştirmeye devam ediyor.

3)benden beklentileri çok yüksek. tek elimle tüm işleri çekip çevirmemi istiyorlar ama yetişemiyorum. bir kişi işten çıktı ama yerine eleman almayı kabul etmiyorlar. burası devlet dairesi gibi olmuş, miskin miskin yayılıyomuşuz akşama kadar.

4)benim ekip arkadaşım olarak gördüğü biri var. aynı ofisteyiz ama o bambaşka bir iş yapıyor, bana hiçbir konuda destek değil. hatta olan bitenle hiç ilgilenmiyor. ama patron bizim beraber çalıştığımızı düşündüğü için bölümden daha iyi bir performans bekliyor. tabi ben bunları dile getiremiyorum...

daha anlatacak çok şey var ama uzatmak istemiyorum. gerçekten çok bunaldım. ilk maddede yazdığım cümle yüzünden daha iyi bir şeyler yapmak bile gelmiyor içimden.

gittiği yere kadar idare mi edeyim, gidip başka iş mi bulayım(gitsem ne değişecek bu dördüncü işim), daha başarılı ve mutlu olacağım bir alana mı yöneleyim, mesleği mi bırakayım ne yapayım abi ben?

 
Tipik patron şirketi. Orada çalışacağına git ufak bir dükkan aç başında dur.


  • bilan  (09.08.12 16:44:51) 
eğer kafanda başka bir iş bulmak gibi bir şey oluştuysa zaten, bence patrona tüm aksaklıkları birer birer söylememen ve itirazlarına karşı çıkmaman için bir sebep yok. gerçi önce iş bul, sonra atarlan tabii ama anlattığın kadarıyla klasik patron tribine girmiş adam. hasta etti beni burda akşam akşam.


  • papaya  (09.08.12 16:46:29) 
örnekler vererek, patrona motivasyon düşürücü sebeplerinizi açık açık anlatın. işlere yetişemediğini de düzgün bir dille belirtmeniz gerek.

bunun akabinde gerçekten anlamıyorsa sorununuzu, iş değiştirmeniz en mantıklısı. sektör değiştirmeye gerek olduğunu sanmıyorum. daha mutlu olacağınız bir alanda, en alttan başlayacağınızı, herşeyi sıfırdan öğrenmek durumunda kalacağını unutmayın.

şunu düşünün: şu anki işimi sevmem için nelere ihtiyacım var. eğer ihtiyaçlarınız patron tarafından karşılanabilecekse, şu anki işinizde kalın. karşılanamayacaksa, yeni işinizi bulurken ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir şirket bulun.
  • saygilarefendim  (09.08.12 16:47:11) 
hani patronu da anlamak mümkün. adam diyor ki arkadaş anlat derdini söyle sen sus pus duruyorsun. adam da kızar yani. ben olsam ben de kızarım. bu yazdıklarını bize değil patrona söyle. en kötü işten atar sen de o da rahatlarsınız.


  • ayiadam  (09.08.12 16:48:13) 
1-Haklı da olabilir haksız da.
2-Haksız.
3-Haklı da olabilir haksız da.
4-Her şeyi söyleyin.

Ayrıca, @bilan +1
  • grgn  (09.08.12 16:54:00) 
siz dertlerinizi ifade etmezseniz bilemez. siz uygun bir dille anlatın standart olarak alternatif çözüm önerileri veya tersleme ile cevap verebilir. duruma göre karar verirsiniz. tüm iş yerlerindeki standart saçmalıklar aslında. bir yerden sonra ya iş değiştireceksiniz ya da kendinizi yiyeceksiniz.


  • azeroth  (09.08.12 17:01:31) 
o patronu da, iş arkadaşını da siktir et.
hem şirkete hakim değil, hem bir haltı beğenmiyor, hem de yönetim vasıflarından yoksun.
düzeltmek için harcadığın emeğe yazık.
  • thebug  (09.08.12 18:50:16) 
hepsine xx ama anlatamıyorum, yy ama tabi anlatamıyorum vs demişsiniz.

niye anlatamıyorsunuz? karşınıza çekip sizi sorguya çekip anlatıyorsa, anlatacaksınız sebeplerinizi. siz köle o da efendiniz değil ki. ticaret yapıyorsunuz bir yerde. verdiği paranın karşılığı kadar çalışıyorsunuz. bütün gerekçelerinizi anlatmanız lazım. siz anlatmazsanız nasıl bilecek de hak verecek. böyle laf işitmeye devam edersiniz. çünkü açıklamıyorsunuz, karşı taraf da haklı olarak suçluluktan sustuğunuzu düşünüyor.
  • girl in a coma  (09.08.12 19:30:53 ~ 19:33:15) 
[]

ben ne yapayım?

mühendisim. 3 yıldır özel sektörde çalışıyorum. zaman zaman işimden keyif alsam da, genel anlamda mutlu değilim. yoğun iş temposu, yüklenen sorumluluklar, çatışmalar, patron korkusu, belirsiz mesai saatleri vs...dişimi sıktığım çok zaman oldu. çıkıp gitmek yerine sineye çekip işime devam ettim. ama bu durum kaç sene gider böyle? 40 yaşındaki üretim müdürümüz, 10 yıl emek verdiği firmasından bir anda çıkarıldı. "5 yıl sonra şu kadar maaş alıyor olucam" hayalleri bile avutmuyor artık. bu şekilde devam edemeyeceğime eminim.

aylarca kpss'ye hazırlandım. netlerim çok iyiydi, 1 yıl içinde kesin atanırım diyip katlanıyordum işe.
ama sınavım çok kötü geçti. kadro sayısı 2 katına çıkmadıkça atanmam mümkün değil. hoş, atansam çok mu mutlu olacaktım, bilemiyorum..

ylsy'yi düşündüm biraz. şartları sağlıyorum. geçerliliği bu yıl dolacak olan bir ales punım var. tercih yaparsam muhtemelen doğuda bir üniversiteye atanırım. dil eğitimi, yurt dışında yüksek lisans falan güzel bir rüya. ancak benim ciddi bir ilişkim var. mecburi hizmetle birlikte aşağı yukarı 6-7 yıl ayrı kalmak söz konusu. sevgilim "mutlu olacaksan git" diyor ama tabi ama gidersem, bu onu gözden çıkardığım anlamına gelecek. buna da gönlüm razı olmuyor.

"kendi mesleğimi yapmasam mı acaba?" noktasına geldim. daha az kazansam da, daha mutlu olacağım bir alana mı yönelsem? 25 yaş yön değiştirmek için geç midir?

aslında ufak çaplı bir iş kurmak en güzeli olurdu. ama ne parlak bir fikrim var, ne de birikimim.

bir ajansa kaydolup figüranlık falan mı yapsam? daha renkli bir hayatım olur en azından.

psikiyatra gidip, depresyona girmişim diye kutu kutu ilaçlarla beynimi uyuşturmak istemiyorum. sağlıklı kafayla, gerçekleri görerek, fazla uçmadan, yeni bir yol vermek istiyorum hayatıma.

çok mu?

edit: 3 yıl boyunca fabrikalarda çalıştım. bütün iş tecrübem imalat üzerine. satışa ya da kaliteye yönelmeyi falan da düşündüm ama, aynı şeyin laciverti...

 
ben 29 yaşındayım ve ciddi ciddi başka bir alana yönelmeyi düşünüyorum. 25 kesinlikle geç bir yaş değil.


  • saruwatari  (09.07.12 17:27:59) 
"Sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir" .
diye iddialı bi laf var. 25 yaş tabii ki geç değil. Bir şeyleri değiştireceksen geçen hergün kayıp sadece. (Bunları söyleyen kişinin durumu da senden çok farklı değil. Sadece adım atmadan önce biraz iyi analiz yapmak lazım. Mühendisliğimiz bi işe yarasın bari.)

  • hottamale  (09.07.12 17:33:35) 
ben 24 yaşındayım daha 2. sınıfa geçtim lan ne diyonuz olm siz


  • LORDS  (09.07.12 18:02:19) 
seneye 24 yaşında hiçbir halta yaramayacak bölümümden mezun olup ara vermeden yeniden üniversite sınavına girip bu sefer istediğim bi bölümde bi 4 sene daha okumayı planlıyorum ne diyosunuz.


  • albayrak  (09.07.12 18:07:20) 
21 yaşında mezun oldum hep kendi işimi yaptım askerlik de yapmadım (kadın olmamdan sebep)

28 yaşında, ülke,iş, meslek değiştirdim. Zorlandım bunaldım ama şimdi iyiyim memnunum. Yapılmaz diye birşey yok.

Anlamadığım şey kız arkadaşının bi şekilde yanına gelme şansı yok mu çok mu uçtum bilmiyorum ama bu ülkede evlenince eş durumu filan var ? ne biliyim sanki akademik yapsan endenozyaya gidecekmişsin gibi konuşmuşsun.
  • niye ama  (09.07.12 18:33:46) 
bende 25 yaşındayım ve mühendisim. 8 yüksek lisans dersinden 1 inden kaldım bu dönem tez alacağım.. askerlikte yapmadım.tüm tecrübem proje ve stajlardan ibaret.. bu zamana kadar 5 kuruş para kazanmadım , hayatımı kuracak tek adım atmadım ya da attırmadılar ( askerlik ve tanıdık meselelerinden giremedim hiç bi yere).. anlayacağın senden daha kötü durumda olanlar var yani, hiç yoktan tecrübe edinmişsin görmüşsün ve ne yapmayacağını biliyorsun buda bir şey.. iyi tahlil et ve o alanda ne olursa olsun yürü. sen geç kaldıysan ben ölmüşüm...


  • pamuk proton ve 7 elektron  (09.07.12 19:04:00 ~ 19:06:19) 
1- Devam edemeyeceğine eminsen uğraşma ama Piyasa böyle, gittiği yere kadar.
2- Kadrolar hiç belli olmuyor, sürprizler her zaman olabilir. Atansan mutlu olma garantisi yok ama neyin garantisi var ki zaten.
3- Boru değil üniversiteye hoca olcan hele doğuda kadro sıkıntısı olmadan batıdan çok daha hızlı şekilde prof olursun ve çok daha fazla maaş alırsın. Gelmeyen hatunada güle güle, kendi bilir. Doğuda hatun olayı daha kolay senin gibi büyük şehirden gelmiş bir bayanla evlencen işte. Memurların çoğu gibi :)
4- Mühendis biri öyle kolay kolay başka alanda çalışamaz. Hele daha az para için ??
5- Sermaye yoksa işte yok, etrafımız parlak fikirli ama sermayesiz insanlarlar dolu.
6- Ünlü olman çok düşük ihtimal
7- Psikiyatra kolay kolay gitme, helede devlet hastanelerine!
8- Çok değil bu durumdaki biri için :P
  • commander64  (09.07.12 21:21:49) 
Herkes aynı dertten muzdaripmiş. Bütün hepsini tek tek okudum ben de mühendisim ve bıraksam mıııı bırakmasam mıı diye çok çelişiyorum 24 yaş çok mu geç, 2 senedir sektördeyim falan. Önce bi cesaret geliyor sonra korkuyorum. Yapacak bir şey yok sanırım. Bunala sıkıla devam :(


  • yokartkk  (10.07.12 11:08:09) 
Ya arkadaşlar ne olacağını bekliyordunuz ki, en azından okumuş bir meslek sahibi olmuşsunuz. Beden işi falanda yapmıyorsunuz, rahat olun ya, kimse prens albert le prenses caroline değil bu ülkede, yaşayın gidin işte :)


  • commander64  (11.07.12 18:01:46) 
[]

işe iade davası

bizim şirkette bir arkadaş vardı. adamın performansından memnun değildiler. sürekli toplantılar yaparak işleyişi düzeltmeye çalışıyoduk falan.. neyse sonunda baktılar olmayacak, adamı işten çıkardılar. toplam 8 ay çalışmış oldu.

şimdi bu arkadaş işe iade davası açmış şirkete. bizim patronlar da benden bu adamın yaptığı usulsüzlükleri tespit etmemi ve mahkemede delil olarak sunmamı istiyorlar. yalancı şahitlik değil de, adamın açığını bulup tazminat almasını önlemeye çalışıcam yani.
ben bu durumdan rahatsızım. böyle bir şeye bulaşmak istemiyorum.

ama bir yandan da adama kızıyorum. bunu alışkanlık haline getirmiş. daha önceki iş yerlerine de dava açmış. bilmem kaç milyar para kaldırmış. bizim şirkette de kendinden memnun olmadıklarını bildiği halde ne bunu düzeltmeye çalıştı, ne de kendi çıktı. "kovsunlar beni" diye bekledi resmen. kısacası bu tazminatın hakkı olduğuna inanmıyorum.

ama yine de bu işlere karışmak istemiyorum.

ne yapayım dostlar?

 
durum zor gibi. önemli olan hak ve iş ahlakını göz önüne alman. o senin işin ise yapacaksın. yapmalısın. diğer insanları keriz yerine koyamazsın. ben olsam, tüm açıklarını güzel bir rapor halinde sunardım. gözlem yeteneğin iyidir diye seni seçtiklerini düşünüyorum fakat bu tarz işlerde sakın hislerinle karar verme, delil bul yoksa vicdan azabı çekersin.


  • t3hn0  (26.06.12 11:40:37) 
burada anlattığın şeyi bile mahkemede tanıklık ederek anlatsan yeter senin hesabına. madem bu işi meslek haline getirmiş bu lavuk sen de ona vur. işten çıkarmanın geçerli olduğuna dair kanıt olmalı. işçinin performansının yetersizliğine ait delil olmalı. bu da yargıtay kararlarına göre 1 uyarı veya 1 performans ölçümünden sonra belli olacak iş değil. 8 ay boyunca sürekli uyardığınıza göre, sürekli böyle devam ettiğine göre bu yazılı uyarılar veya tanık ifadeleri mahkemede lehinize olacaktır. yalnız işe iade davaları yüzde 90 işveren aleyhine sonuçlanır.


  • pomolilik  (26.06.12 11:41:25) 
yalnızca doğruları anlat. işveren ne der diye düşünme. o adamın da haklı olduğu noktalar varsa söyle. bir kavgada yüzde yüz haklı yoktur. ama şahitlik etmek istemiyorsan etme. özel sektör ahlaksızdır unutma.


  • santiago nasar  (26.06.12 11:45:04) 
doğru olduğuna inandığın şeyi yap panpa. o işe karışma bu işe karışma niye yaşıyoz lan biz? hem sen ne yaparsan yap karar yüce türk adaletinin.


  • tuvalet kaşığı  (26.06.12 11:53:07) 
[]

geldi yaz ayları, gevşedi gönül yayları

evet nedir bunun çaresi?

işe konsantre olamıyorum. hatta şu anda iş yerinde bulunmaktan acayip mutsuzum. geçen sene tatil yapamadım. bu sene de yıllık izin hakkım yok. çıldirazeiim..

istifa edip tatile gitmeyi falan düşünüyorum.

nasıl dayanmalı bu tatil yapma güdüsüne?

 
Kız mısın erkek mi?


  • coca--cola  (11.06.12 11:23:35) 
cinsiyet: kadın
yaş: 25
şehir: ankara
  • sanxis  (11.06.12 11:26:04) 
O zaman seve seve çıkacaksın tatile, hiç çözüm yolu falan arama.


  • coca--cola  (11.06.12 11:27:02) 
montla seviş.


  • mükreminçıtır  (11.06.12 11:37:10) 
çık çık çık ordan hemen


  • stayout  (11.06.12 11:38:53) 
yaninda eski$ehir gibi bir guzellik bekliyor seni


  • exxxessive  (11.06.12 11:54:44) 
exxxessive,

18 yıl eskişehirde kaldım, ailem orada olduğu için de hâlâ giderim her ay 3-4 gün, ben göremedim herhalde güzelliğini. Varsa tavsiyen kafeler hariç, daha sık gideyim ben de.
  • coca--cola  (11.06.12 12:06:29) 
haftasonları kaç+1


  • merena  (11.06.12 19:30:02) 
[]

kim milyoner olmak ister yarışmasına katılan çocuk

duyuruda birisi mülakata çağrıldığını yazmıştı. (git: 384709) sözlükte bu tarife uyan bir arkadaşın yarıştığını okudum. kendisinin yarışma görüntülerini bulabilir miyiz acaba? ilginç bir arkadaştı, merak ettim.




 
yarışmacıyı görür görmez direk o duyuru gelmişti benim de aklıma :)


  • hmm peki  (23.04.12 13:29:11) 
Hangi gün yarıştığını biliyorsan veya tahmin ediyorsan şurada: tvarsivi.com tüm bölümleri var. Artık entry tarihinden falan bulursun herhalde.

Düzeltme: Son bölümde bu eleman 15000 TL'den başlayarak devam etti. Bir önceki bölümde yarışması yarım kalmıştı, daha bugün izledim. :)
  • Lethe  (23.04.12 13:31:59 ~ 13:33:01) 
sadece duyuru numarasını başında # olmadan yazıp git yapıyorsunuz. (git: 400133)


  • rony  (23.04.12 13:36:35) 
ilk yarıştığı program burda: tvarsivi.com

1 saat 15. dakika'da çıkıyor. kesin o duyurunun sahibi. duyuruda istanbul erkek lisesi son sınıf öğrencisiyim diyor. programda da aynısını dedi.
  • hmm peki  (23.04.12 13:43:46 ~ 13:44:02) 
sözlükteki başlığa baktım da kimse farketmemiş. sözlük yazarı biri o duyurunun linkini yazsın bari başlığa :)


  • hmm peki  (23.04.12 13:45:15) 
ya bu siteyi yasaklamışlar iş yerinde. youtube linki yok mu acaba? ya da adını söyleseniz öyle aratsam?


  • sanxis  (23.04.12 13:45:34) 
  • Labyrinthe  (23.04.12 15:14:38) 
o cocukla 6 kusur ay koroya beraber gittik. adi omer faruk. duyuruda takiliyor mu bilmiyorum ama o potansiyel var:)


  • mayeskuel  (23.04.12 15:32:13) 
[]

sosyal hayatım hakkında bir soru

babamı kaybettik, kardeşim şehir dışında okuyor. annemle birlikte yaşıyoruz. kendisi emekli. erkek arkadaşım var. ikimiz de çalışıyoruz.

ben sabah işe giderken annem uyuyor. akşam iş çıkışı sevgilimle bir yerlere gitsek, eve dönünce ben uyuyorum. annemle gün boyu hiç görüşememiş oluyoruz. her ne kadar çoğu zaman bişey demese de, bazen "bugün hiç görüşemedik", "sana sevdiğin x yemeğinden yapmıştım" demesinden anlıyorum ben onun sıkıldığını.

iş çıkışı direk eve gelince ya da annemle dışarı çıkınca da sevgilimle görüşemiyoruz haliyle.

hadi hafta içini bir şekilde geçirdim diyelim. hafta sonu sadece pazar günümüz boş. o gün ne yapacağımı şaşırıyorum. sevgilim plan yapmış oluyor, annem alışverişe gitmek istiyor vb. bir de arkadaşlarım pazar günü görüşelim derlerse kime hayır diyeceğimi şaşırıyorum.

dün sabah annemle kahvaltıya gittik. öğlene doğru eve gelip duş aldım, hazırlandım ve arkadaşlarla buluşmaya gittim. akşama doğru da sevgilimle buluştum.

bu arada hiç evde oturup kitap okuyamadığımı, film izleyemediğimi tahmin ediyorsunuzdur. çünkü evde olduğum süreyi annemle paylaşmak istiyorum, çünkü zaten sabahtan akşama kadar yalnız kalıyor.

şimdi ben ne yapayım da hem herkesle birlikte kaliteli zaman geçirip hem de kendime vakit ayırabileyim?

ayrıca soranlar olacaktır diye söylüyorum. annemin çevresinde pek arkadaşı yok. çünkü uzun yıllar yaşadığımız ilden taşındık. haftada 2-3 gün spora, kursa vb gidiyor ama tek arkadaşı benim.

cevaplar için teşekkür ederim.

 
çok yoğunmuşsun gerçekten. kime nasıl vakit ayırırsın bilemedim şimdi :/
sevgilinle arkadaş ortamını birleştirmekten başlayabilirsin ama. zaten sevgilinin senin arkadaş çevrenle güzel iletişim kurabiliyor olması gerekir. ayrıca annenle de ileşitimi iyi olursa evinize gelir rahat rahat herkesle görüşürsün.
zormuş ya bilemedim
  • neira  (19.03.12 10:42:34) 
Ben şahsen akşam yemeğini mümkün mertebe evde yiyerek en azından sofrada vakit geçirmeye çalışıyorum. İş çıkışı eve gelip 1 saat yemek için durabiliyorum böylece, ardından da dışarı çıkıp kız arkadaşımla buluşuyorum. Tabi sizin sevgilinizle aranızdaki mesafeyi bilmiyorum ama aşılamayacak kadar çok da uzak değildir elbet.


  • 9uncu nesilim ama para bende  (19.03.12 10:42:59) 
evlenin ve annen de sizle yaşasın. (imza: annen)


  • salak oldugum icin burdayim  (19.03.12 10:54:21) 
cumartesi çalışmak zorunda olmayacağın bir iş bulmaya çalışabilirsin. iş ve ev arasındaki mesafe kısalırsa ordan bi yarım saat kazansan fln. ve evet ortamları birleştirmek lazım. sevgilin evinize gelebilse mesela..bi de sevgilini hergün görmicen artık. annenin de senden ayrı sosyalleşebilmesi şart. böyle gitmez, zor yani..


  • jimicik  (19.03.12 10:57:09) 
simdi bu aile iliskilerinize de bagli aslinda. mesela annenle aksam yemegi yiyip vakit gecirdigin zamanlarda erkek arkadasini da plana dahil edebilir misin? boylece haftada bir-iki aksam sevgilin size yemege-oturmaya gelebilir. hep beraber film de izlersiniz. yataga 15 dakika erken gidip uyumadan once biraz okuyabilirsin. anneni onu mesgul edecek seylere yonlendirebilirsin; bir hedef vermek gibi. mesela bir orgu/dikis dergisi al; gordugun hirkayi/etegi/vb. cok begendini soyleyip yapmasi icin ikna et. tamamen uydurdum ornegi, sen kendi annene adapte edersin. bunlar geldi aklima.


  • freefroglet  (19.03.12 11:03:39) 
evde kitap okuyacaksan annenin dizine yat öyle oku. onun da müthiş hoşuna gidecektir. arada bir kitapla ilgili bir şeyle söyle. unutma bir gün onu da kaybedeceksin,ve o gün belki de şu anki sevgilinden ayrılalı yıllar geçmiş olacak. önceliği annene ver.sonra sevgili sonra da arkadaş. kitap okumayı falan bırakalı bizim de yıllar oluyor. kitabı da otobüste metroda falan okursun artık.


  • ground  (19.03.12 11:09:51) 
bence önceliği annenize vermelisiniz, sonuçta babanizin kaybetmissiniz, kardeşiniz yanında değil, ve yalnız bi insan. eğer ki anneniz sevgilinizden haberdarsa birlikte birşeyler paylasabilirsiniz. siz yanında olmadığında sevgilizin arkadaşları var, arkadaşlarınızın diğer arkadaşları ve ya sevgilileri var, ama yanında olmadiginizda anneniz gerçekten yalnız.

bir de ne sevgili ne de arkadaş, bir tek ailesi kalıyor yolun sonunda insanın yanında,
  • antihero  (19.03.12 11:33:51) 
bırazda annen ve kız arkadasınla bırlıkte vakit geçir,tanışıyorlarmı bilmiyorum ama annen tanışırsa çok mutlu olacaktır (bence).


  • Bysb  (19.03.12 11:40:33) 
sevgilin hakkında kötü bi şey söyleyemem tabii ki, ikinizi ve ilişkinizi tanımıyorum. ama şu kadarını söyleyim sana, sevgililer her zaman senden iyisini bulduğu zaman tekmeyi basarlar (tabir için özür dilerim ama böyle). istediğin kadar sev, istediğin kadar ilişkiniz iyi olsun, aşk her zaman geçicidir.

babanı kaybetmek annen için kolay olmamıştır (bu arada başınız sağ olsun). kardeşinin de olmaması anneni ciddi anlamda yalnızlık psikolojisine sokar. benim annem babam da boşandı ve aynı şeyleri ben de yaşıyorum. yapman gereken sevgilinle annen arasındaki dengeyi bulman ve ağırlığı annene vermendir. sevgiline bunu anlatmak zorundasın. sana anlayış göstermek zorunda. her gün değil de 2 veya 3 günde bir görüşün mesela.

eğer bunun için sana trip yapacak bi sevgilin varsa zaten pek hayır gelmez kendisinden. anneni yalnız bırakma yani, belli etmese de üzülüyodur.
  • yazaryan  (19.03.12 11:43:59) 
başın sağolsun, anneni yalnız bırakma.

arkadaşları azalt, sevgiliden de azıcık kıs zamanı. anlasın o da. bi de annen ne kadar sosyalleşebileceği yer varsa gitsin, onu bu konuda destekle&motive et. zaten 1-2 sene içerisinde o kendi çevresini yapar, işleri yoluna daha iyi koyar. evde sıkılmasın, sıkılacaksa dışarda sıkılsın.
  • repins  (19.03.12 12:02:55) 
anneler candır,üzülmez anneler


  • taha1907  (19.03.12 13:03:41) 
sevgilinizle bir iki hafta görüşmezseniz ölmezsiniz, evet biliyorum insan hergün görmek istiyor ama sevgilinize durumu biraz açarsanız anlayış göstereceğini sanıyorum. göstermezse kendisini ekşiduyuru ahalisi olarak sopalayabiliriz.
anneniz tv izlerken yanında oturup kitap okuyabilirsiniz.

  • r_u_h  (19.03.12 13:17:14 ~ 13:17:33) 
bence anneni bir adım ön plana al zor dönem geçiriyor hem annen ya boru mu bu..sevgilinizde bir zahmet bu duruma anlayış göstersin hem sevgiliniz böyle zor durumda sizle görüşmek istiyorsa en azından iş çıkışınıza gelip eve kadar size eşlik edip sizle vakit geçirmiş olabilir..iş arası öğle yemeği için uğrayabilir..


  • andlee  (19.03.12 13:20:13) 
sana sevgilerimi gönderiyorum arkadasım.


  • slalom  (19.03.12 18:05:01) 
[]

nedir bu 4+4+4?

bu tasarı yırtık dondan çıkar gibi nasıl çıktı birden bire?

içeriği nedir?

itiraz edeni çok ama destekleyeni görmedim. ne yapılmaya çalışılıyor?

muhalifleri döverek saf dışı bırakıp yapılan oylama geçerli midir?

nereye doğru gidiyoruz?

aydınlatın beni panpalar..

 
8 yıl boyunca tek tip tek yetenek öğrenci yetiştirmemek için, dünyanın hiç bir yerinde olmayan 8 yıl KESİNTİSİZ eğitimi bırakıp 4. yıldan sonra uygun ve alternatif eğitim vermek için yapılıyor. gayet de makul.


  • efruz  (12.03.12 12:27:20) 
merak etme iyi bir yere gidiyoruz.
Tabi eğer avrupa kriterlerini örnek alıyorsak ve benimsiyorsak iyi bir yere gidiyoruz ki ülkemizdeki çoğu insan da benimsiyor uymaya çalışıyor. Bu sistem de çoğu yabancı ülkelerde olan bir şey diyolla. yani bizim şuanki mevcut 8 yıllık kesintisiz eğitim çok az bir ülkede var diyolla.

  • komutanlogar  (12.03.12 12:31:57) 
ben de cok bilgili degilim ama anladigim kadariyla
ilk 4ten sonrasi zorunlu olmayacak.
11 yasinda cocugun yetenegini anlayan mukemmel egitim sistemimiz* hepsini ya evlendirtecek ya da imam hatipe falan gönderecek.

* 18 yasinda öss'den(simdiki ismi neyse artik) gelen puana göre karambole, bilip bilmeden bolum secilen sistem.
  • natnan  (12.03.12 12:33:35 ~ 12:34:04) 
başka amaçla hizmet ediyor, modernlik ve çağı yakalama ile alakası yok.


  • bilan  (12.03.12 12:49:12) 
Keşke eğitimi modernleştirmek amacıyla yapıldığına inanabilsem...
Ömer Dinçer geçenlerde bir açıklama yaptı.
“İmam hatiplerin orta kısmı niye eğitim vermesin?”
Bu açıklama yasanın amacının ne olduğunu birinci ağızdan gösteriyor.
  • livaneli kadir  (12.03.12 13:09:39) 
okuduklarımdan aklımda kalanlar. Çocuk ortaöğretimi uzaktan okuyabiliyor, bu da demektir ki direkt olarak ilkokul sonunda çocuk okuldan alınabilecek. Zaten uzaktan eğitim falan kimse takip etmez.

Amaç çocukları okula erken başlatıp, okuldan alınmasının önünü açmak. İlkokuldan sonra isteyen çocuğunu alır okutmaz, evlendirir, satar, kullanır. İsteyen de takunyax tesbih sıkörtıl müslümbörd tayfasında eğitime verir hesabı
  • bonjurkes  (12.03.12 13:36:16) 
@efruz, @komutanlogar:

lan yemin ederim millet bilmeden işkembeden sallıyor, yok avrupa'da böyleymiş, kesintisiz eğitim yokmuş. her denilene inanmayın açın interneti araştırın.

aha avrupa'da genel olarak eğitim yapısı: eacea.ec.europa.eu

asıl şu anki 4+4+4 eğitim sistemi avrupa'da yok! bakalım avrupa'nın hangi ülkelerinde ilköğretim KESİNTİSİZ olarak kaç yıl:

- danimarka'da 9-10 yıl!
- estonya'da 9 yıl!
- finlandiya'da 9 yıl!
- isveç'te 9 yıl!
- norveç'te 7 yıl!

hiçbir ülkede 10-11 yaşında meslek okulu yok. 10 yaşında mesleki yönlendirme yapılamaz.

4+4+4 kapsamında çıraklık yaşı 11'e düşürüldü, çocuk işçilerin önü açıldı.

yine aynı kapsamda fatih eğitim projesi çerçevesinde alınacak altyapı ve teknolojik ekipmanlar ihale kapsamından çıkarıldı. meb artık istediği firmayla 15 yıla kadar sözleşme imzalayabiliyor.

www.eurydice.org adresinden inceleyin bakalım hangi ülkede eğitim sistemi nasıl işliyor. muhalefet de muhalefet değil ki doğru düzgün bilimsel gerekçelerle itirazını ortaya koyamıyor! pedagojiden, eğitimden anlamayan herifler kendi kafalarınca sistem geliştiriyor.
  • neyehbe  (12.03.12 14:02:07) 
[]

phrasal verb ezberleyemiyorum

bildiğim phrasal verb sayısı 5-10'dur. cümle içinde kullandığım ise 3 falan. okuyorum, ezberledim sanıyorum, yine unutuyorum. ne yapmak lazım? bir mantığı yok mu bunların? up gelince anlam şuna kayıyo, off gelince şöyle oluyo falan gibi?




 
cümleyi ezberlemek iyi bir yoldur.

assets.cambridge.org
www.englishclub.com
www.ingilizcechat.net
vb
  • anonimyususer  (07.03.12 15:08:00 ~ 15:08:37) 
look'a up gelince sözlükten bakmak, look'a for gelirse aramak diye düşünmüyorum ben, look up = sözlükten bakmak, look for= aramak diye yazıyorum beynime, öteki türlü olursa look out a dışarı bakmak diye anlam yüklerim kendi bütçeme göre ve sakınmak, dikkat etmek anlamını gözardı ederim.


  • irbat  (07.03.12 15:08:13) 
sınav için öğrenmek istiyorsan ezberden başka şansın yok, zira hiçbir mantığa uymuyorlar.
ingilizceni geliştirmek için öğrenmek istiyorsan yabancı dizi ve kitap, başka çaresi yok..

  • pitcheuse  (07.03.12 15:08:29) 
ilk etapta "look", "look up", "look forward", "look around" vb. tüm versiyonları farklı sözcükler gibi algılayıp öğrenmeye çalışmak lazım. pratik ile zamanla sohbetin gidişinden verb'ün oradaki formunu kendi spesifik anlamıyla duymaya/anlamaya başlarsın. konuşurken kullanmak, bunlarla beraber zaman içinde gelişir.


  • blackdog  (07.03.12 15:44:53) 
icini rahatlatmak icin yaziyorum, abd'lilerin bile anlamini bilmedigi, kullanmadigi phrasal verbler oluyor arasira.

abd'de yasamama ragmen ben de phrasal verb kullanmiyorum. kullandigim 10 taneyi gecmez. sinav icin iki gunluk ezberlemeni tavsiye ederim. o senin anlik hafizana yazilir zaten. genelini ogrenmek istiyorsan konusma pratiklerinde akilda kalanlari kullanirsin

unutma, life is too short to learn all the phrasal verbs.
  • servicio  (07.03.12 17:05:18) 
"kurgusal sözlük" diye bi kitap vardı, böyle kalıpları phrasal verbleri ses benzerliğinden yola çıkarak bazı türkçe cümlelerde kullanıyordu; yardımcı olabilir belki.


  • alleycat  (07.03.12 23:04:12) 
[]

tahammülsüz olmak

şöyle bir sorunum var, hadi bunu çözelim. karşılaştığım problemlere karşı kayıtsız kalamıyorum. çok canım sıkılıyor. problemi yaratan insanlarla tartışıyorum. geriliyorum. kırıcı oluyorum vb.

özellikle para karşılığı satın aldığım hizmetlerde özen bekliyorum ama genel olarak aptal yerine konmaya dayanamıyorum.

dersaneye gidiyorum mesela. kayıt olurken 24 kişilik dedikleri sınıf şimdi 35-40 kişi. her hafta birileri ayakta kalıyor, sandalye çekiyorlar kapının önüne. koridorda ve kantinde sigara içiliyor. sınıf havasız diye dışarı çıkıyorum, zehirleniyorum. idareye bildirdim şikayetlerimi. hepsini çözücez, ilgilenicez dediler. 4 haftadır hiç bişey değişmedi. en sonunda patladım artık. önümüzdeki haftaya kadar bu sorunları çözmezseniz şikayet edicem sizi(sigara yüzünden) ve başka dersaneye gidicem dedim. sevgilim bile bu tepkime hak vermedi. "ne yapsınlar yani" dedi.

başka bir örnek.. her sabah gazete aldığım bir market var. gazetenin eklerini vermiyorlardı. çalışanları uyardım, ama yine yok. gazeteyi alırken kontrol ettim, ekleri göremeyince istedim. bulamadılar, gelmemiş dediler."buranın sahibi kim, çağırın konuşucam" dedim, tabi kimse sallamadı. kızdım, sinirlendim ve bir daha oraya gitmedim.

sinemaya gidiyorum, salon buz gibi. herkes montuyla oturup izliyor filmi. ben gidip şikayet ediyorum. hatta gitmemi engellemeye çalışanlar oluyor. "boşver otur" diyorlar.

burger kinge gidiyorum. eleman patates kızartmasının başında iş arkadaşıyla sohbet ediyor, patates doldurma bahanesiyle. biz orda sap gibi dikiliyoruz. azarlayınca da "niye öyle yaptın" tepkisini alıyorum.

iş yerinde de çok oluyor böyle şeyler. mail attığım ve telefon ettiğim halde unutuyorlar o işi yapmayı. aklım almıyor yani nasıl bu kadar salaklık olabilir.

bunlar gibi bir sürü durum.. o kadar çok karşılaşıyorum ki bu olaylarla insanları değiştiremeyeceğime göre kendimi törpülemem lazım. yıpranıyorum, sinirlerim bozuluyor.

bence bizim toplumda var böyle bişey. "aman boşver", "olur böyle şeyler", "neyse artık olmuş bi kere", "ne yapalım yani"

mesela sabah 9'da ve 10'da iki kere hatırlattığım bir işi arkadaşım hala yapmadı. şu anda da stajyer kızla muhabbet ediyor. sorucam şimdi ne yaptın diye "haa ben onu unutmuşum yeaa" diyecek. ben de diyecem ki sen ne sorumsuz bir adamsın.

ruh hastası manyağın teki de olabilirim. ama öyleysem bile bunu düzeltmem lazım. ne yapayım, doktora mı gideyim?

 
dediklerini yapmiyorlar degil,sen dediklerini yaptiramiyorsun gibi geldi bana.


  • serabetan  (16.02.12 10:49:29) 
sanxis@ yemin ederim kendimi gördüm sende malesef haklısın bizde kimse hiç bir şeyden sorumlu olmadığından aman sendecilik meslek olmuş belediye taşerona iş yaptırır adam açtığı cukuru kapatamayacak kadar sorumsuzdur biri düşer ölür eee sorumlu yok :D işte herkes böyle devlettin en üstünden en alttaki adama kadar bana ne lan ne uğraşıcam modunda uğraşanlara yada uğraşmaya çalışanlarada sana ne lan gerizekalı sen mi kurtaracan memleketi muhabetti yaparlar. ben kabullendim herkesle kavga etmekten yorulup sende bana ne lan diyip bırakıyorsun.


  • genıus  (16.02.12 10:49:35) 
@serabetan kimseye dediklerimi yaptırmaya çalışmıyorum, herkesin işini düzgün yapmasını bekliyorum.


  • sanxis  (16.02.12 10:54:07) 
Empati yapmayı dene, belki o seni kızdıran insanların yerinde olduğun zamanlar olmuştur seninde, tepkinin derecesi önemlidir bir de, iğneleme farklıdır herkesin içinde küçük düşürmek azarlamak farklıdır, ama genele haliyle durumunuzu haklı buluyorum, sadece biraz daha ılımlı davranmak en başta size iyi gelecektir...


  • mephisto__  (16.02.12 10:55:47) 
keşke hepimiz senin gibi olsak, tepkisiz olmaktan çekiyoruz milletçe. adam gibi yaşamak için senin gibi olmamız gerekiyor bence. o yüzden denilenleri takma, bildiğini oku. konuşmayıp içine atarsan bir gün birine daha fena patlarsın.


  • lord andurien  (16.02.12 10:57:49) 
"burger kinge gidiyorum. eleman patates kızartmasının başında iş arkadaşıyla sohbet ediyor, patates doldurma bahanesiyle. biz orda sap gibi dikiliyoruz. azarlayınca da "niye öyle yaptın" tepkisini alıyorum.

iş yerinde de çok oluyor böyle şeyler. mail attığım ve telefon ettiğim halde unutuyorlar o işi yapmayı. aklım almıyor yani nasıl bu kadar salaklık olabilir.

mesela sabah 9'da ve 10'da iki kere hatırlattığım bir işi arkadaşım hala yapmadı. şu anda da stajyer kızla muhabbet ediyor. sorucam şimdi ne yaptın diye "haa ben onu unutmuşum yeaa" diyecek. ben de diyecem ki sen ne sorumsuz bir adamsın. "

bunlar senin sözlerin ve bazi yetenek eksikliklerinden kaynaklanan bir sallanmama durumun var.

gerekli yetenekler ,liderlik,ikna edebilme,sempatiklik,nefret etme,saygi duyma etc gibi yeteneklerin olsa zaten ikinci defa söylemene ihtiyac kalmaz.
  • serabetan  (16.02.12 10:58:47) 
@serabetan adam olana laf bir kere söylenir. biz köydeki eşeklere bile 2 kere yürü diyoruz. 3.yü söylemiyoruz ama bazısına 10 defada söylesen kar etmiyyor liderlik falan alakası yok mal her yerde maldır


  • genıus  (16.02.12 11:06:41 ~ 11:07:31) 
ayni seyleri ben de yasiyorum.. daha okudumda sonunun nasil bitecegini biliyordum..
burada bizim sorunumuz söz dinletememek degil bence.. insanlarin umursamazligi yada bizim gibilerin obsesyon dedikleri takinti durumu. yada tahammülsüzlük adi her neyse..

o kadar cok gereksiz is güzar insan var ki, bazen tamam diyorum ugrasmayacagim sakin olacagim ama yok olamiyorum! bunun bir caresi varsa söyleyin ama bildigim kadariyla sakinlestirici disinda caresi yok :/
  • Mügüs  (16.02.12 11:14:13) 
hacı bunun çözümü basit aslında,

İnsanları ve kurumları şikayet edeceksin. Dersane koridorunda sigara mı içiliyor? Bas şikayeti kaymakamlığa, canlarını okusunlar. Memnun değilsen, istediklerini yapmıyorlarsa, paralarını ödeme, başka dersaneye geç.

Marketi gidip yaysata şikayet et, gerekiyorsa market değiştir. Sinemada salon buz gibiyse, sosyal medyayı kullanarak salonun ağzına sıç, adamlar arayıp öpe öpe özür diliyorlar.

Burger King'de öyle birşey yapan çalışanı git müdürüne şikayet et, ya da direk BK'ya şikayet et.

İş yerinde ise, sen elinden işi çıkar, top stajyerdeyse, bir kere uyar, sonra salla. İki gün sonra o iş neden olmadı diye sorun çıkarsa, ben yaptım stajyere gönderdim de işin içinden çık.


Başka insanları düşünme, önemseme, insanların ağzına sıç, şikayet et. İnsanlar bunlardan anlıyor çünkü, herkes koyun olmuş, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyor.

Çok sinirlenme, sen bir kere uyar, sonra şikayetini et devam et. Değer verdiğin 3-5 kişi varsa onlara ayrıcalık tanı, gerisi için yukarda dediklerimi uygula, kesinlikle rahat edersin.

Başkasının işi sana düştüğünde de onların sana yaptıklarını sen onlara yap, ama her zaman önce kendi kıçını kurtar.
  • bonjurkes  (16.02.12 11:14:56) 
mal her yer de mal degildir,yani maldir ama isyerinde ya profesyonellik eksiktir ama bu durumda profesyonel oldugunu düsünen kisi ki bu durumda "sanxis ya da sizin" in ortamla uyusmadigi gerekcesiyle ayrilmis olmaniz/olmasi gerekir.diger durumda ise tipik liderlik yetenegi eksikligi vardir bu kadar basit.kisisel algilamaya gerek yok.

diger insanlar o kisiye saygi duyuyorsa ya da ondan korkuyorsa belki seviyorsa ikinci defa söylemesine gerek birakmazlar,o is olur.hee eger sistem elestirisi yapcaksak bu kisinin saydigi cogu durum tüm dünyada böyle ya da destek bekleniyorsa "aaa dostum süpersin ama kimsenin seni sallamamasi onlarin sucu" seklinde (metaforikti bu arada) burasi dogru yer degil.ben ne anlatildiysa ve kisinin uslubundan böyle algiladim olayi.
  • serabetan  (16.02.12 11:15:13) 
Bunun çözümü yok, dediğin gibi düzen fail. insanlar değişmeli sen değil. Aydınlanma çok çok uzakta artık. Bu düzensizlik değişmez, sen de buna alışamayacağına göre bunda yer alan insan ve kurumlara minimal düzeyde invazyon en sağlıklısıdır, yoksa sinir hastası olur insan.


  • dokuzeylul  (16.02.12 11:15:29) 
@serabetan sen de haklısın tabi ne diyim. burger kindeki adamın hızlı servis yapması için atatürk gibi müşteri gelmesi lazım.


  • sanxis  (16.02.12 11:15:56) 
burdaki hic bir sey kisisel degil en basta ben ne sanxis i taniyorum ne de digerlerini.

www.eksiduyuru.com

diger yazdiklarina da baktim bi genel olarak,insanlara karsi dogru yaklasimi sergileyemiyorsun ya da insanlar saydigim durumlardan dolayi sana istedigin önemi vermiyorlar.

kolayca yalan söylüyorlar etc bunlari eger seni daha degerli görseler,saygi duysalar yapmazlar.

yani sorunun büyük kisminin sende oldugunu düsünüyorum eger zaten isyerinde insanlar dediklerini yapsalar burger kingdeki adamin yaptigini normal karsilarsin.ya da gözüne batmaz.ama senin durumunda herseye karsi bi tepki gösterme durumun var gibi geldi.

yoksa hakkini ara,sikayet et,söke söke al ama benim gözlemledigim o degil,hee "serabetan yanlissin oglum sen" de diyebilirsin o ayri.

ama genelde insanlar kendilerini objektif degerlendiremezler,ondan ilk olarak elestirel bak bende neler eksik diye bak.sonra düzelir belki hersey.
  • serabetan  (16.02.12 11:21:30) 
serabetan siz muhtemelen çevrenizdeki olayların işleyişini üstün liderlik vasfınıza yoruyorsunuz ama öyle değil, sonuçta her yetişkin birey sorumluluğunu bilmek ve işini yapmak zorunda, herkesin başına bir lider mi dikeceğiz nedir yani?

sanxis siz de biraz daha rahat olmalısınız, siz rahatladıkça bu tip gecikmeler de daha az acı verir, yoksa bu stresle yaşanmaz.
  • pinking of you  (16.02.12 11:21:43) 
Ben konuyu, işyeri iletişimi haricinde "liderlik" vasfıyla ilintili bulmadım. @serabetan arkadasıma katılmıyorum.

Arkadasımızın asabi bir yaklasımı söz konusu olmuş olabilir ki zaten kendisi de paradox sayılabilecek bu durumundan şikayetçi.
  • dokuzeylul  (16.02.12 11:29:55) 
#serabetan, aslında yukarıdaki yazıda tarif edilen sensin. #sanxis, sendeki tek rahatsızlık, sana rahatsızlık verecek düzeyde sorumluluk sahibi olman. Nasıl ki sorumsuzluk kötü bir özellik, aşırı sorumluluk sahibi olmak ta öyle, çevrene kendine yüklenmelere başlarsın. Sana %150 katılıyorum, bu toplumun genelinde sorumluluk bilinci gelişmediği için kimse yanlışı düzeltmeye kalkmıyor çünkü aynısını o da yapıyor ve yapacak, dolayısıyla eğer o yüzden birisine kızmaya başlayacaksa önce kendinden başlaması lazım. Senin liderlik vb gibi problemlerin yok, biraz sorumluluk düzeyini aşağı indir rahat edersin.


  • azurre  (16.02.12 11:54:40 ~ 11:55:59) 
anlattiginiz orneklerde hakli gozukuyorsunuz. ama yaninizdaki insanlarin "niye oyle yaptin ki?" diye sormasi tepkinizin ayarindan suphelendiriyor beni. saygiyi elden birakmadan, sakinliginizi koruyarak sikayet ederseniz bilmiyorum isler ne kadar degisir ama en azindan yadirganmazsiniz. Belki karsinizdaki de anlayisla karsilayip hak verecek daha cok cabalayacaktir. Ama bagirip cagirdiginizda karsinizdaki kisinin tek dusundugu "sen kimsin ki bana bagirip cagiriyorsun" oluyor, asil konu arka planda kaliyor.

he icinizde sinir harbi yasamaniz acisindan pek yapacak bir sey yok.. umursamayin demek kolay..
  • natnan  (16.02.12 12:10:22) 
insanlarin "niye öyle yaptin ki?" deme sebebi, "eyvah rezil olduk" demenin bir baska yolu..
bu tip insanlar hemen empati yaparak karsida ki insanin rencide oldugunu düsünürler, oysa hic kimse "neden rencide" oldugu ile ilgilenmez sadece üzülüp üzülmedigine bakar..

ayrica bazi arkadaslar isi ver yapmazsa "ben pasladim" dersin, demisler ancak is hayatinda öyle olmuyor, aslarinizdan üslerinizden oldugu kadar sorumlusunuz o kisinin is yapmamasi demek sizin basarisiziliginiz demek.. ve bazi kisilerin sirtindan gecinen asalaklar "amaan yeeaa ne de olsa ben yapmasam biri yapacak öyle kalmayacak ya bu is" diyebiliyorlar..
  • Mügüs  (16.02.12 12:27:22) 
"aa bu benim :)"
bilmiyorum vallahi arkadaş. aynı benimn şikayetler. bir dediğini bir kerede anlayan, yaptığı işi işi olduğu için yapan adam bulmak çok zor.

dinletememek değil abi, ne alakası var ya, sana patataes kızartması verecek adamı etkilesen nolur etkilemesen nolur. orada nasıl bir performans göstereceksin ki.

işini yaptığı için bir adama minnet duymayacaksın bi kere. nezaket de bazen geri tepiyor.
bir çözüm bulunursa diye takipteyim.

benim de agrasif bilinmemin nedeni bunlardır. anlıyorum seni :)
  • haki  (16.02.12 12:32:42) 
sıradan birisi olduğundan kaynaklanıyodur. her sabah tembihlemene rağmen seni sallamayan bakkala sen değilde x5'inden inip azar çeken taşaklı biri gitse o bakkal "peki abi" der bidahada yapmaz. ve ya senin sağlam biri olduğunu bilse vb.
insanlar böyle yavşak zaten. ama bu böyle. suçlu onlar olsa ne değişir.

  • zzrex  (16.02.12 16:56:37) 
[]

Bana Neler Oluyor

Çok keyifsizim.
Yeni bir işe başladım. 1 ay oldu. ama daha şimdiden sıkıldım. geldiğimden beri iki eski çalışanı işten çıkardılar. üç kişi de kendisi ayrıldı. ister istemez tedirgin oldum. aslında işten çıkarılmak da pek umrumda değil. sadece boş boş evde oturmak istiyorum. biraz kitap okumak. saçma tv programları izlemek. ama işsizken parasızlık çok koyuyor.
ilk iş yerimden beri kendimi hiç bir işe tam veremiyorum. aidiyet duygusu hissetmiyorum. bu yüzden yaptığım işe konsantre olamıyorum. yapmam gerekenleri sürekli erteliyorum. mesai saatlerinde internette takılıyorum. (mesela şu anda. tabi bugünün resmi tatil olması ve bizim tam gün çalışmamız ayrı konu)
bir yanım diyo ki "aklını işe ver, adam gibi çalış, maaşın da iyi daha ne istiyosun, senin yerinde olmak isteyen binlerce insan var"
bir yanım da diyo ki "sabah 6da uyanmaktan bıktım, cumartesi işe gitmek istemiyorum, daha rahat bir işim olsa, daha az kazansam ama daha huzurlu olsam vs"
hiç sosyal hayatım kalmadı nerdeyse. ayda bir kere alışveriş merkezine gidip dolaşmaktan, belki sinemaya girmekten başka yaptığım bir halt yok. sevgilimle bile görüşemez oldum, çünkü o da aynı şartlarda çalışıyor. ama onun ilk işi olduğu için çok hevesli ve kendini ispatlama derdinde. sosyalleşmek umrunda değil.
iş sorunları bir yana, bende genel olarak bir tembellik var. kendime uyuz oluyorum. 1 yıldır araba almak istiyorum mesela. sürekli bakıyorum ilanlara. ama kıçımı kaldırıp harekete geçmedim(pek imkanım da yok, ona girmiyorum) annemle güçlerimizi birleştirip ev almaya karar verdik. sürekli ev bakıyorum bu aralar. ama işten çıkarılırsam diye girişim yapmaya korkuyorum.
ne olcak benim bu halim. gittikçe mutsuz oluyorum. ne önerirsiniz, sırt çantamı alıp interrail mi yapayım, psikoloğa mı gideyim, iş mi değiştireyim (bu arada 1 yılda 3 iş değiştirdim) ne yapayım nerelere gideyim.. daha da yazarım aklıma bir sürü şey geliyor ama kimse okumaz diye nokta koyuyorum.

 
derdinin çaresi sende, karakter olarak tembel bir insansın, iş yapmak yerine boş boş gezip havadan sudan yaşamak düşüncesindesin, bende bir zamanlar öyleydim, ve bu kuşağın çoğunun sorunu bu dediğin.

30lardan gençsin diye tahmin ediyorum
bu yaşlar açıkcası kariyer ve gelecek yapabileceğin tek yaş, 30dan sonra tecrübeni konuşturabilirsin sadece zira her zaman daha az maaşa daha çok çalışmaya hazır gençler bulunabiliyor

eğer kendini değiştirip çalışmayı sevemezsen ve istekli olarak çalışmazsan 10 yıl sonraki hayatın tahmin edemeyeceğin kadar boktan olacak ve ne sen ne de akrabaların sana saygı duyamayacaklar

ne yazıkki insanlar ürettikleriyle değerlendiriliyorlar ve iş yapmayan para kazanamayan ve bir şey üretmeyen birine kimse ne değer verir, ne saygı duyar, sadece küçümser
  • efrasiyab87  (29.10.11 11:22:51) 
doktora git bence.


  • Pukay  (29.10.11 12:06:19) 
"en kötü iş, işsizlikten daha iyidir" değil de ona yakındır. sık dişini yeni bir iş bulana kadar.


  • shell  (29.10.11 12:15:56) 
interrail yap. biraz nefes al.


  • xvyz  (29.10.11 12:38:52) 
  • jaaaccckkk  (29.10.11 15:33:21) 
[]

ingilizce'de

"birlikte olmak için ikna etmek, kandırmak" gibi anlamlar için kullanılan fiil nedir? aklını çelmek anlamında yani.
babanız beni kandırdı, evlenmeye ikna etti desem mesela?



 
"tricked" olur gibi geldi bana


  • kobuzchu kiz  (18.10.11 15:40:34) 
entice?


  • lamneth  (18.10.11 15:40:46) 
chatting somebody up olabilir, veya evlenmeye ikna ettiyse stealing one's heart olabilir.


  • deliverance  (18.10.11 15:41:33) 
trickte direk bi hile var ama. sanırım arkadaşın sorduğunda biraz da cezbetmek anlamı var.


  • lamneth  (18.10.11 15:41:36) 
lure into marriage


  • zaidral  (18.10.11 15:42:34) 
deceive olabilir.
bunu kötü olarak mı söylemek istiyorsunuz yoksa nüktedan bi havada mı.

  • tepedeki psychedelic adam  (18.10.11 15:44:09 ~ 15:45:00) 
seduce


  • orcu  (18.10.11 15:53:37) 
to trick someone into marriage
benim bildiğim kalıp bu. ama burada kötü bir anlam var. öbür türlü convince işinizi görür sanki.

  • homo sapiens gotgobekus  (18.10.11 15:53:55) 
persuade somebody to be together //
your father convinced me to marry him //

örnek cümledeki kandırma fiili negatif bir anlamda olmadığından pozitip ikna anlamına gelen fiiller kullanılır, türkçe gibi düşünülmez. yani;

persuade veya convince fiilleri uygundur.
  • kalinixta agapi mou  (18.10.11 15:57:42) 
twist his/her arm da denir.


  • kediebesi  (18.10.11 16:35:23) 
[]

otobuste kaniti izliyordum

mola verdik. en son komsulardan biri olu bulunmustu. sonra ne oldu bi anlativerin be catliyazeim.




 
hahaha ben de yaptım bunu geçen neyse, yanlış görmediysem, komsu çocuğun anasıyla iş pişiriyormuş, o sırada ölen komsu gözkulak oluyormuş cocuk olanları gormuş korkutmak için dovmusler sonra öldü diye ormana atmışlar suçu birilerine yıkmışlar ama başını izlemedim bilmiyorum, sonuçta çocuk güya ölmemiş yaralı bulundu. the end.


edit: gözkulak olan komşu şantaj yaptı diye öldürülmüş
  • drip nick i zaten kullanilmakta  (23.08.11 03:54:06 ~ 04:32:02) 
[]

araba alsam mı?

10 bin lira kadar param var. araba almak istiyorum ama kararsızım. işte kararsızlık nedenlerim :

almamalıyım çünkü: bu parayla alınacak arabanın fazla maddi sıkıntı çıkarır ve satarken zorlanırım. arabanın masrafları (benzini, vergisi,bakımı vs) aylık giderimi artıracağı için para biriktirmek zorlaşacak. işsiz kalırsam bum masraflarla başa çıkmam daha zor olacak. 1 sene daha beklesem hem daha iyi bişey alırım, hem de maddi açıdan daha rahatlamış olurum.

almalıyım çünkü: ailemde kimsenin arabası yok. acil bir durum olduğunda ya taksiye biniyoruz, ya da birinden yardım istiyoruz. iş yerim sanayi bölgesinde ve servis yok. sabah akşam 2 vasıta değiştiriyorum. pikniğe, havuza vs gitmek için hep araba lazım oluyor. tanıdık birileri gitse de bizi de çağırsa diye bekliyoruz. bir de artık annemi karda kışta, bayıltıcı sıcakta yürütmek istemiyorum.

 
zamanında aynı çelişkiyi yaşamıştım, almayı seçtim. zaman zaman sıkışsam da hep iyi ki almışım dedim.


  • pisekar v2  (21.07.11 10:27:40) 
10 bin liraya alacağın arabanın masrafı boyunu aşacaktır.

ha eğer hesap yapıp (yakıt+vergi+muayne+trafik sigortası+bakım+olası kaza masrafları) sadece günde verdiğin iki vasıta ücretini, pikniğe parka gideceğin masraflarla birbirini karşılayacaksa al.
  • koskoca devletin adi osmanli len  (21.07.11 10:39:00) 
10bin lira az para degil. secenekleri iyi degerlendirirsen biraz dikkatli bakinirsan cok fazla sorun cikarmayacak bir araba bulabilirsin.


  • co2s2  (21.07.11 10:40:08) 
10 bin liranın üstüne 10 bin lira da kredi çekerek istediğin gibi ve ikinci eli kolay satılan bir araba alırsın belki.
Böylece hem 1-2 lira fazla çekip arabanın tamirlerini yaptırırsın hem de olur da işler kötü giderse hemen satabileceğin bir araban olur. (mesela bir kaç ay önce arkadaşım Toyota Corolla'sını 2 saatte sattı sahibinden.com'da)

  • michael_knight  (21.07.11 10:43:59) 
seneye daha çok para biriktirip alabilirsin. işe gidip gelirken 2 araca binmektense ufak ucuz bir motosiklet alıp onla idare edebilirsin.


  • fukka  (21.07.11 10:54:56) 
Al panpa. Aileni arabanla gezdirmenin, baskasina muhtac olmadan ayaginizi yerden kesen bi arabanizin olmasi guzel bi duygu. Fakat bence tuplu al. Riskli falan da degil. Akbilden ucuza seyahat edersin.


  • durdenist  (21.07.11 11:03:48 ~ 11:04:22) 
almamalısın. trafikte sinir katsayıların yukselecek bunu bi düşün. sakinliğin elden gidebilir bunu da düşün. şimdi alıcan arabayı bütün ilgini ona vereceksın ihmal edeceğin seyler olacak. maddi külfeti var. ne alacaksın bu var? alacağın araba kesin sorunlu olacak vs.. bırak boşver bisiklet al.


  • dokuzeylul  (21.07.11 11:08:04) 
2006 ford fiesta kazasız ve 19 bin km de. düşünürsen mesaj at.

not: fiyat tabi ki 10 bin değil.
  • cedric tweedledee  (21.07.11 11:12:18) 
Merhaba,
Benzer tipte bir arabam vardı. Başlarda sık sık kullanıyordum, sonra fark ettim ki araba sahibi olmam çok anlamsız. Neden?

- Bostancı'da oturuyorum. Kadıköy, Taksim, Bakırköy vs her yer elimin altında ve toplu taşıma ile insan gibi seyahat edebilme şansım zaten var.
- Arabanın masrafı çok oluyor. Kendi masrafları bir yana, yakıt çok pahalı.
- İstanbul trafiği gerçekten çekilmez dert.
- Sadece haftasonu şehir dışı için araba kiralıyorum. İndirim, kampanya filan derken Budget'tan bile günlüğü 70 lira civarına araba kiralayabiliyorsun. Üstelik en kötüsü senin alacağın arabadan kat kat daha iyi olacaktır.
- Şehir içi uzak mesafe içinse bir taksiciyle filan anlaşabilirsin, ya da korsan taksi vs.

Tüm bunları göz önüne al ve hesap et; bana hak vereceksin.
  • kurzon  (21.07.11 11:13:16) 
bence al.


  • mahnita  (21.07.11 11:30:12) 
Oooovvv. Her gaffadan bi ses çıkmış. Sana kesin cevabı söylüyorum! :p
10 milyarın varsa, 8-9 milyarlık bir araba bulup artan paranı da masrafları için harcayabilirsin. Benim şahsi önerim, aynı zamanda kullandığım araba olan ford ka'dır. 4 kişi rahatça gezebilirsiniz. Bagajı da yeterlidir. 1.3 motor zaten. Kilometrede şehir içi 250 uzun yolda 200 civarı yakıyo. kilometresi düşük bir ford ka bulabilirsen daha iyi olur.. Bu arabaların motorları gerçekten sağlam. Yedek parça ucuz. Zaten fiesta parçalarıyla hemen hemen aynı. Ayrıca küçük araba her zaman avantajlıdır şehir içinde. Ford Ka yı bi düşün derim ben.

  • Cimo  (21.07.11 12:05:10) 
bence almalısın. alacağın araba da saydığın olumsuzluklardan ötürü hızlı paraya çevrilebilen, az yakan, parçası bakımı ucuz olan bir araba olmalı. bence 6000 lira civarına 94-96 arası bir broadway al. ayağını yerden keser ve seni ne yakıtta ne de tamirde üzer. temizini bulmak da mümkündür. ama istanbul içinden pek tavsiye etmem.


  • jaaaccckkk  (21.07.11 12:17:46) 
al hocam, hiç düşünme.
Masraf falan da açmaz, korkma hem 10 bin liralık arabanın masrafıda fiyatına göre olur zaten.
kalkıp da 30 bin liralık masraf açmaz.
motorunu şanzımanını göster ustaya iyi derse al. Bunlar dışında ki sorunları başını fazla ağrıtmaz. Yakıt olayına gelince de bütçeni sarsmayacak kadar kullanırsın. Bir sene arabasız gezdiğine değmez.
  • chaoslord  (21.07.11 13:35:06) 
kriz cıkacak ya euro altın fln al kenarda dursun


  • bryan fury  (21.07.11 17:58:54) 
[]

İş yerinde sorunlar

öncelikle (git: 274201 )

patronumla konuştum. tüm sıkıntılarımı birbir anlattım. işte aldığım cevaplar:
1) cumartesi mesai yapmamak diye bir şey yok. ben sana iş görüşmesinde "cumartesi mesai yok" diye yanlış söyledim. sonra da biraz idare ettim ama hata yaptım. burda iş olduğu sürece gelmelisin.

2)bizde sadece yılbaşında zam olur. onun dışında zam yapmayız. senin yanlışın var. öyle dememişimdir.

3) asgari geçim indirimin maaşının içinde ödeniyor. sana ne kadar maaş dediysem içinde hepsi var, ekstra bir ödeme yok.

şimdi ben ne yapayım? bir gün bile durmak istemiyorum burda. kendimi resmen kandırılmış hissediyorum. iş bulmadan çıkıp gitsem aptallık mı yapmış olurum?

 
Adam açık açık yalan söylüyor işte. Şikayet edebildiğin tüm durumları şikayet et. En yakın zamanda da o iş yerinden ayrılmış.


  • theodor  (08.07.11 14:57:12) 
bas istifayı git. göt gibi kalsın pezevenk. ne lan bu babasının uşağımı var burada.

not: deli gibi hastayım, işteyim, asabiyim!
  • derman  (08.07.11 14:59:13) 
Bu şartlarda çalışamayacağını, istifa edeceğini söyle. Eğer sözleşme yaptıysan, yasal ihbar süresine dikkat et.

Not: Eğer duyuruya yönlendirmek istiyorsan "bkz" ile değil de "git" kullanmalısın.
  • shangrilla  (08.07.11 15:01:22) 
şu dakka gider istifa ederim ben olsam, şaka mı lan bu?


  • kelimeyounu  (08.07.11 15:06:53) 
bir süre daha çalışmaya devam et. Bu sürede avukat veya işi bilin biriyle konuş. Ayrıca yine bu süre içinde bulabildiğin, elde edebildiğin tüm kullanabileceğin belgeleri toplamaya bak. Son olarak tüm belgelerle birlikte git dava aç. Tazminatınıda iste tabi.


  • poseidon1  (08.07.11 15:09:45) 
iş bulmadan istifa etme. iş ara bulunca çık.


  • teflon  (08.07.11 15:19:09) 
iş bul öyle çık


  • azeroth  (08.07.11 15:33:08) 
çok çok zor durumda kalmayacaksan istifa et.. şerefsizler, sinir oldum.
hatta istifa ederken de elimde konuştuklarımıza dair belgelendirebileceklerim var diye de tehdit et. yavşağın oğlu!
ne diye sorarsa götoş ses kaydı var diyebilirsin
inandırıcı olmayacak biliyorum ama az da olsa belki diyebilir.
şaka gibi at kafası
  • koskoca devletin adi osmanli len  (08.07.11 15:33:23) 
İş bul ondan sonra ayrıl. Sen bırakınca şirketin göt gibi ortada kalmaz, geçin onları.


  • benlik bu kadar  (08.07.11 15:34:53) 
menejerlik oyunlarinin diliyle soylersek considering his options durumuna gecis yapmanin zamani gelmis sanirsam.
birikim / is potansiyeli durumlarina gore derhal istifa verip tatile cikabilir, kafani dinlerken is arayabilir; ya da is ayarladiktan sonra ayrilabilirsin.
is aradiginin duyulmasi ile sartlarin degisirse bilemem.
  • viva paulista  (08.07.11 15:50:55) 
kim olsa senin hissettiğini hisseder. İş bulana kadar orada kal iş bulunca çık. Onlara iş aradığını çaktırma. İş bulmadan çıkma. Eğer dayanabilirsen tabi.


  • cemek  (08.07.11 15:53:03) 
Öncelikle tebrikler, hiç vakit geçirmeden direk konuştuğunuz için. Bence direk basmayın istifayı. Bunlar çalışma hayatında sık karşılaşılan şeyler duygusal değil profesyonel ve akılcı davranın. Buradan geçeceğiniz yerde şu an çalışıyor olmak avantajlıdır. Önce iş bulun bir süre daha dişinizi sıkın. Ama emin ol adam olmaz o patrondan senin suyunu çıkartır ama yarın öbürgün bir ikramiyeyi zammı çok görür işleri iyi gider yılbaşında kötü gidince kusura bakma çeker. Avukattır şikayettir uğraşmaya değmez bence boşverin. Doğru karar verdiğinize inanıyorum umarım hayırlısı olur sizin için.


  • manfool  (08.07.11 15:57:08 ~ 15:57:59) 
bir ik personeli olarak cevap veriyorum,

1- haftalık çalışma süren 1er saat yemekleri düştükten sonra 45 saati geçiyor ve fazla mesai ücreti almıyorsan o paraları mahkemede çatır çatır alırsın

2- zam konusunda ne yazık ki yapacak bir şey yok. sonuçta hiç bir işveren iş sözleşmesine yılda .. kere şu kadar zam yapılır yazmaz.

3- 2. soruyla bağlantılı olacak yine. eğer iş sözleşmen yok ise (yok gibi anladım)verdiği maaşı asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla agi dahil olarak gösterebilir.

nacizane tavsiyem bu küçük patron işletmesiyle uğraşmak istemiyor isen maaşını alır almaz (içeride paran kalmayacak şekilde) bas istifayı git. otursun göt üstü. ihbar filan da hiç bir şey alamaz senden.

yok uğraşıcam dersen de bir avukat bul noter kanalıyla iş akdini haklı nedenlerle feshedip mahkemeye ver.
  • payroller on the moon  (08.07.11 19:33:54) 
[]

iş yeri hakkında sorunlar

birinci problem: cumartesi günleri mesai olamdığı için önceki işimden daha düşük bir maaşla şimdiki işime girmeyi kabul ettim. 2-3 ay boyunca cumartesi günleri mesai yapmadım. sonra patron bir cumartesi çağırdı, gittim. o günden beri (2 aydır)her cumartesi çalışıyorum. bunu artık normal bir durum olarak görüyor. "cumartesi günü şunu yaparız" falan diye bana sormadan iş planlıyor.

ikinci problem: iş görüşmesinde bana teklif ettiği maaşı düşük bulmuştum. kabul etmeyeceğimi anlayınca "şimdilik durumum iyi değil ama 6. ayda bir iyileştirme yaparım" demişti. ne haziranda ne temmuzda zam almadım.

üçüncü problem: bu adam çalışanların asgari geçim indirimini ödemiyor.

şimdi ben bütün bunları nasıl dile getireyim? şirket tam bir patron şirketi. adamla bütün gün birlikteyiz. odalarımız yanyana. bütün para işlerine bizzat kendisi bakıyor. nasıl anlatayım derdimi?

 
tipik bir davranış. derdini düzgünce anlat; önceki işyerinden neden ayrıldığını (cumartesi mevzusu) ve şu anda mağdur olduğunu söyle. ama bunu yaparken seni çalışmak istemiyor konumuna sokmasına müsaade etme. asla geri adım atma bu tip insanlar tutturabildiklerine herşeyi mübah görürler. kararlı ve ciddi bir şekilde konuşabileceksen konuş yoksa seni mat edecekse daha beter olur durumlar ona göre.


  • african rain  (08.07.11 11:03:50) 
tek çalışan siz değilseniz çalışma bakanlığı'na şikayet edin.


  • bitter cikolata  (08.07.11 11:04:25) 
Yol yakınken istifa et adam olmaz o adam. Ben çıkarken aynı tıynetteki patron 2 saat dil dökmüştü, ama hala ve hala bu şartları iyileştirme sözü vermiyordu. Bir de gerçek maaş üstünden sgk yatırdığını söyleyip asgariden yatırıyordu. Çıktım çok memnunum.


  • manfool  (08.07.11 11:12:24) 
bi kere o ilk cmtsi giderek sessiz anlaşma imzalamışsınız, yani ben gelirim hacı cmtsi emişsiniz. baştan gitmeyecektiniz. gitgide bokunu çıkarır bu adam ben sana diim. sizinle bişi konuşmak istiyorum de. geç karşısına hiç ezilip büzülmedene tak tak tak söyle. böyle bi vaatte bulunmuştunuz bunu gerçekleştirmenizi bekliyorum de. bol şans.


  • mahnita  (08.07.11 11:54:45) 
Sanki ben bu patronu bir yerlerden anımsıyorum ama haydi hayırlısı :)


  • lebanon  (08.07.11 14:56:58) 
[]

işten izin alabilmek

şu anda çalıştığım yerden memnun değilim, bu yüzden başka yerlere başvuru yaptım ve bir yerden görüşmeye çağrıldım. ama çalıştığım yerden izin almam çok zor. görüşmeye gidebilmek için ne desem?




 
hastayim de.


  • nawres  (11.02.11 16:32:16) 
kimseyi öldürme, kimseyi hastalandırma. (ya gerçekten olursa diye korkar durursun)

""bir dava konusunda hazırlık aşamasında fikrimi almak istediler. şu gün şu saatte şu adliyede savcı ile görüşmem gerekiyor"" olabilir belki?
  • homeless  (11.02.11 16:33:30) 
iki gündür çok hastayım, sağlık ocağına götürüp ilaç yazdırdılar.ama izin vermediler.


  • sanxis  (11.02.11 16:33:55) 
o anda bir sorun çıkmış ve acil gidip geleceğini söyle. mesela otogardan bir akrabayı alıp eve bırakıp gelicem de.


  • advest  (11.02.11 16:36:45) 
hocam her ne bahane uydurursan uydur o bahanenin başına gelmesinden korkmayacağın bir şey olsun. ben çok korkuyorum zira böyle şeylerden :S. x'im öldü, y'm hasta. gibi bahaneler ürkütüyor beni.


  • homeless  (11.02.11 16:40:11) 
istifanı vermıssen, ihbar suresı ıcınde zaten kanunen boyle bi hakkın var. gunde 2 saat mıydı neydı. istersen birlstirip kullanabılıyordun fln.


  • bryan fury  (11.02.11 17:02:32) 
açık açık söyle. zaten memnun değilmişin işten.


  • karamelsiz  (11.02.11 17:03:50) 
evin doğalgazında kaçak var kontrol için igdaştan gelecekler de


  • svarte dauen  (11.02.11 17:32:41 ~ 17:32:59) 
afedersiniz ama oha. izin vermediler ama sağlık ocağına götürüp ilaç mı yazdırdılar? manyak mı bu insanlar? nerde çalışıyosunuz yani nasıl bir iş özel değilse merak ettim?


  • be forever young  (11.02.11 19:09:56) 
hastayım deyip işe gitmeyin ama iş görüşmenize gidin. aynı gün bir sağlık ocağından doktordan rica ederek işbaşı kağıdı alın.


  • vampir akrep  (11.02.11 19:36:15) 
abim de aynı bu şekil. istemeyerek çalıştığı firmadan izin alamıyorum diyor. iş görüşmelerine gidemiyor. evde ailecek ne dediysek boşa. arkadaş yalan mı kalmadı izin istemek için. vermezlerse siktirin lan dersin çeker gidersin. hapis mi sanki bana !!


  • ronaldo17  (11.02.11 19:40:17) 
arabayı bıraktığım serviste arabayla kaza yapmışlar. polis beni çağırıyormuş ifade vermek için de. sonradan birkaç kere daha mahkeme için zart için zurt için diye bahaneler uydurmaya elverişlidir.

kuzenim doğum yapmış veya kuzenimin karısı doğum yapmış da geçerlidir.
  • locco  (11.02.11 19:40:29) 
be forever young, bir fabrikada çalışıyorum. ostim böyle maalesef.


  • sanxis  (12.02.11 08:53:58) 
[]

çok fazla mesai saatleri!

2 aydır çalıştığım iş yerimde nerdeyse her gün mesaiye kalıyoruz. akşam 9dan önce çıktığımı hatırlamıyorum. cumartesi tam gün ve hatta pazar günü de çalışıyoruz. fazla mesai ücreti de almıyorum. bugün 11e kadar mesai yapınca artık sabrım taştı.
normal mi bu durum yahu yoksa bi keriz biz miyiz?



 
-Kerizsiniz desem? IK'yla görüşmen gerek kanımca.


  • cnky  (22.11.10 22:49:18) 
normal diyil. yılda 270 saati geçmemeli. sizin haftada yaptığınız mesai neredeyse ayda yapılacak sınırda sanırım.

ayrıca ödemek zorundalar. talep edin veya ihbar edin. ödemeleri de sınırı aşan sürelerde çalıştırmalarına dayanak olamaz.
  • tedirginlik hucresi  (22.11.10 22:49:58) 
işe başvuru yapıldığında sorulması gereken soruların başında fazla mesai ücreti veriyor musunuz? normal bir durum değil müdürün/takım liderinle gidip konuş mesai ücretini istiyorum.

ek bilgi bazı kurum ve kuruluşlarda beyaz yakalılara mesai verilmez yine müdürler ve yöneticiler mesai ücreti almaz.
  • anarche  (22.11.10 22:51:40) 
yeni bir iş aramayı düşündün mü? yada şikayet etmeyi?

Yada konuşmayı konuşmayana semer vuran çok olur..

"Hayır" kelimesini öğrenene kadar çok daha fazla mesai kalırsınız.
  • sivrisinek  (22.11.10 22:54:27) 
ne kadardır çalışıyorsun?bende de aynı sorun vardı "zamanında gelir,zamanında giderim arkadaş" dedim.e doğal olarak kötü örnek oluyorsun diğer koyunlara.tabi şirketin işine gelmedi verdiler tazminatımı gönderdiler.


  • han20  (22.11.10 23:59:55) 
çalışma bölge müdürlüğü'ne şikayet edin


  • mr fusion  (23.11.10 00:22:33) 
merak etme yakında işten çıkarırlar:D


  • outlawrider  (23.11.10 00:37:35) 
ayıptır sorması pr net'te mi çalışıyorsunuz:D


  • outlawrider  (23.11.10 00:37:54) 
iş arayacaksın hocam. bizim şirkette de var senin gibi arkadaşlar. akşam 9'dan önce gitmezler. ctesi full çalışırlar. gerekirse pazar da gelirler. mesai de almıyorlar. siz yöneticisiniz kolpalarıyla.

ben de 1 yıl ctesi gittim. 10da gidiyordum 1 gibi çıkıyordum. diğerleri biraz gıcık oluyordu bana. bir gün patrona ben artık ctesi gelmiycem dedim. patron sinir oldu bana. istemeye istemeye kabul etti. yoksa çıkacaktım. o sinyali de aldı zaten. akıllı adam. maaşından kesinti yaparım dedi. sen bilirsin dedim. 3 aydır %10 fazla alıyorum hatta. iş hayatı işte böyle risklerle dolu, böyle tuhaf bir şey:)

tabi işinde iyi olman önemli. geçen yıl firmaya 700 bin lira kar ettirdim. sen de kendi muhakemeni yap, şirketteki önemin nedir. beni kaybetmeyi göze alabilirler mi diye. bir de hep iş ara. nereye gidersem gideyim 6. aydan sonra iş bakmaya başlıyorum. hobim. çok şirket değiştirenleri sevmezler derler ama hikaye. onlar nasıl hep daha iyisini istiryorlarsa sen de çalışan olarak hep daha iyisini istemelisin. yok sabit kalayım, fazla iş değiştirmek iyi değil filan. bu kafadaki çalışanı çok severler işverenler.
  • atmosphere  (23.11.10 10:24:30) 
giriş çıkış saatlerinizi belgeleyebiliyorsanız dava açıp fazla mesai ücretini alabilirsiniz. ters bi durum olursa aklınızda bulunsun...


  • merhum  (23.11.10 11:24:53) 
[]

para biriktirmek

dostlar yakında ilk maaşımı alacağım.biraz borcum var, önce onu ödemeyi düşünüyorum.kalanını biriktirmek için en iyi yöntem nedir?hem param değer kaybetmesin, hem de aklıma estiğinde kolayca harcamayayım.öyle çok bir para değil onu da belirteyim.




 
birikecek olan mebla ne kadar? ona göre yol gösterebilirim.


  • alkolik imam  (05.11.10 12:10:19) 
ayda 1000 lira kadar kenara koyabilirim.


  • sanxis  (05.11.10 12:47:27) 
faize yatır, uzun vadeli bi şey olsun mesela bir sene.


  • ikinci ihtimal  (05.11.10 12:48:42) 
ayrı bir hesap aç, maaşın yattığı gibi 1000 lirasını oraya koy.


  • 386 dx  (05.11.10 12:52:40) 
çeyrek al koy kenara


  • atrin  (05.11.10 12:54:52) 
bu aralar dolar babayı almış durumda, hazır düşükken dolar alabilirsin.

her ayın başında ayırabildiğin kadar miktarla altın alıp kenara koyabilirsin.

biriken paralarla tatile çıkarsın, sevdiklerine hediye falan alırsın, ya da o parayı ev/araba için peşinat yaparsın.

neyse, bunlar teoride mümkün olup pratikte pek de uygulanamayan şeyler. gerçekleşmeyecek planlar dünyasına hoşgeldin hacı :)
  • matthias coltrain  (05.11.10 12:58:05) 
altın alabilirsin. ben cebimde nakit olunca pek har vurup harman savuruyorum. altın olunca bozdurmasına üşenip harcamaktan vazgeçebilirsin.

edit: bu arada dolara güvenme. fed dolar basımına başlıcakmış yakında. baya bi değer kaybetcek gibi duruyor.
  • emrag  (05.11.10 13:08:30 ~ 13:24:24) 
b tipi yatırım fonu alın.en ideali.b tipi likit fon.paranız azalmaz ancak artış miktarı çok azdır.sonuçta 1000 lira korunur.bir ay sonra da atıyorum 1020 lira falan olur.onu almak için yatırım hesabı açtırırsınız mevcut hesabınıza.atm'ye gittiğinizde bakiye bilgisinde onu göstermez.bozdurmadan çekemezsiniz.


  • grgn  (05.11.10 13:12:43 ~ 13:15:34) 
bence borca gir. para biriktirmenin en mantıklı yolu eksiklikleri taksitle borca girerek ödemek gibi. misal aylık bin lira kenara koyabiliyorsan 4-5 bin liralık bir ürün varsa kafanda onu al, taksit taksit öde derim.

bir diğeri b tipi likit fon.
şu aralar epey karlı gitmekte.

benim tavsiyem borca girmek demek zaten para biriktirmek demek felsefesinden hareket etmen :)
  • yoa  (05.11.10 13:24:35) 
yapı kredinin altın hesabı var. ben onu kullanarak ayırabileceğim para kadar altın alıyorum ve o hesapta tutuyorum. böylece çeyrek altın vs tarzı derdim olmuyor, hırsız girerse çalar mı şeklinde korkum da olmuyor. başka bankalarda da vardır belki, bir araştırın derim.


  • vejeteryan vampir  (05.11.10 13:31:25) 
kesinlikle bir mala bir şeye yatırmak en mantıklısı,aksi halde hiç kenara atamıyor insan hemen +1000 liralık yaşamaya başlıyorsun:) ev araba vs. alamıyorsan ben paramı koleksiyon yaparak değerlendiriyorum. örn. eski selanik kartpostalları topluyorum ebay den, hayatta değer kaybetmez zart diye de satılır ilgini çeken bu tarz bir şey varsa değerlendirebilirsin. değişik oldu biraz ama gidebilir...


  • geldim yoksun  (05.11.10 16:21:48) 
borca gir. ileride kolay paraya çevirebileceğin birşey al. araba olur, arsa olur, altın olur. borca girmek kadar sağlam para biriktirme yöntemi bilmiyorum.


  • and justice erol  (05.11.10 17:08:12) 
1
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.