Giriş
(2)

Evde az malzemeyle spor

tchuck
bahçeye 1-2 eşya alabilirim ek olarak;şuan elimde yalnızca ayarlanabilir dumbellar var matım var.diyorum ki; barfiks ve dips yapabileceğim bir şey aalyım bahçeye, 1 tane de basit bir bench alayım. bir de bar.sırf bu malzemelerle, bir application yardımıyla spor yapabilir miyim sizce?bana ne önerirsi
bahçeye 1-2 eşya alabilirim ek olarak;

şuan elimde yalnızca ayarlanabilir dumbellar var matım var.
diyorum ki; barfiks ve dips yapabileceğim bir şey aalyım bahçeye, 1 tane de basit bir bench alayım. bir de bar.

sırf bu malzemelerle, bir application yardımıyla spor yapabilir miyim sizce?
bana ne önerirsiniz? hem ekipman hem application olarak?
0
tchuck
(05.05.24)
1 Bench
1 Bar
1 Rack
0
Mirket
(05.05.24)
Kettlebell bir de dips/barfiks yapılabilecek bar.

Dan john amca okuyun. Easy strength, armor building complex vs. Efsane kitaplar. Ve hatta ileride kettlebell ile 10k Kettlebell Challange yapılabilir (ben yapıyorum şu an).

Sporu çok karıştırmaya gerek yok. Totalde push, pull, hinge, squat, abs bitti gitti yani. Bodybuilding kasmayan biri için en ideali strength training.

Ha rack alabilirseniz onu da alın kesin ama bence başlangıç için iki adet kettlebell ile front squat, overhead squat falan yeterli.

Ben 210 kg squat yapıyorum ve front squat ve overhead squat sonrası anladım ki bunlar çok çok daha zor.
0
logisticsmanager
(05.05.24)
(10)

Birikim Yapmak İmkansız Gibi Geliyor

depresif çocuk
Maaştan bağımsız olarak, alacak bir sürü yeni şey buluyorum.Almak istediğim saatler, parfümler, kıyafetler...Arabayı yükseltmek istiyorum.Dişlerimi yaptırma fikri de aklımın bir köşesinde duruyor.Bitmek bilmiyor.yeni dünya böyle mi artık? yoksa kişisel bir durum mu?
Maaştan bağımsız olarak, alacak bir sürü yeni şey buluyorum.
Almak istediğim saatler, parfümler, kıyafetler...
Arabayı yükseltmek istiyorum.
Dişlerimi yaptırma fikri de aklımın bir köşesinde duruyor.
Bitmek bilmiyor.

yeni dünya böyle mi artık? yoksa kişisel bir durum mu?
0
depresif çocuk
(04.05.24)
Evet, yeni dünya böyle. Birikimsiz, kıt kanaat geçinen insan modeline doğru hızla evriliyoruz ama bunu bahane etmemek lazım.

Bir bankada bir yatırım hesabı aç. Kazandığım her kuruşun yüzde şu kadarı de. Buna yolda bulduğun parayı bile dahil edip ne kadarı olduğuna sen karar ver. O kadar para kaç kuruş ya da kaç lira ediyorsa eline geçtiği anda gidip o yatırım hesabına aktarıp TMG kodlu fondan al ve unut.

İnan bir gün iyi ki yapmışım diyeceksin.
0
Mirket
(04.05.24)
Kişisel. Bunların hiçbirini yapmak istemeyenler var.
Tabiki günümüzde alacak daha fazla şey var buna karşı çıkmıyorum ama kimse zorlamiyor bizi almaya. Misal araba yani, millet 5-6 yıllık arabaya eski diyor.

Hobiyse bir şey diyemem misal parfüm benim hobim. Ama sizde hobi değil daha çok tüketim var gibi.
0
logisticsmanager
(04.05.24)
İmkansız değil, ben kazandığım paranın neredeyse tamamını biriktiriyorum. Bunda kendi işimi yapıyor olmanın da faydası var ama durumun olduğu halde biriktirmiyorsan, birikim yapmamak için bahane olmaz. Ayda hobilerime 10 bin tl harcıyorum.

Maaşlı maaşsız, her ay %10-15 biriktirme hedefi olan birisi ileride çok rahat eder.
0
hayirsiz
(04.05.24)
Sağlığınız için olanı hariç gereksiz harcamaları bırakmanızı öneriyorum. Gösterici tüketimin sonu yok. Ülkenin sosyal güvenlik sistemi çöktü yatırım yapın. Yarın ne olacağı belli olmaz.
0
anon1m
(04.05.24)
Dünya bu hale getirildi.
Kişisel durum mu? dediğin ise her şeyi ihtiyaç olarak gösteren veya hissettiren uygulamalara karşı olan zaafiyetlerimizle başlıyor.

Dünya ekonomisi şu an bir ihtiyaç olmamasına rağmen kişiye harcatma veya kişiyi borçlandırma üzerine kurulu.
Reklamlara dikkatli bakın hedef kitle bellidir.
Çocuklar mesela. "Yok veya olmaz kelimelerine yabancıdırlar. Anne baba da onlara karşı bir yere kadar direnir sonunda isyenileni satın alırlar.

Gençler,kendini birey olarak görenler ve özellikle bekarlar.
Bunlar da bakacak bir aileleri olmadığı için harcama yapmaya evli olanlara göre daha çok meyillidir.
Bireyselliğe tutulan, aslında yalnızdır. O yalnızlığı giderecek şeyler çoğunlukla yine harcamaya dayalıdır.

Dünü (hatta tarihi) unut, bugüne bak.. diye güzel bir şeymiş gibi önümüze sürülen "trend " kavramı bunun için var.
Neyin eskidiği veya yeni sayıldığını bile belirleyen şeyi, ona olan ihtiyacımız değil piyasayı elinde tutanlar belirliyor.

Zaruri ihtiyaçlarını sırala ona göre harcama yap istersen.
Eve kapanmak sadece salgın için değil tasarruf için de söz konusu
0
diyecevaplandı
(04.05.24)
bu hep olacak. villa alsan yanındaki daha büyük villaya gözün kayacak. keep grinding.
0
gabe h coud
(04.05.24)
Merhaba

Bence bu bir tüketim dünyası. Listenizdeki "saatler, parfümler, kıyafetler"in bir sınırı var. Kollarınızı saatler ile kaplayamaz, parfümleri üzerinize boca edemezsiniz. Dişleriniz ise sizin sağlığınızdır, bu ayrı bir harcama kalemi.

Dünya insanlara herşeyi tüketmesini salık veriyor. Maddiyatın, kültürlerin, bilginin bile. Sosyal medyada olanı biteni kaçırdığınızda (tüketemediğinizde) kendinizi kötü hissettiriyor. Oysa bu bana hastalıklı bir ilüzyon gibi geliyor.

Kendi adıma elimdekileri gitgide azaltan bir tavır izliyorum. Bana armağan gelen, giymediğim kıyafetleri veriyorum. Kitaplarımı 2. el alıyor, değiş-tokuş ediyor ya da armağan ediyorum. Örnekler çoğaltılabilir. Her ne kadar Fight Club filmi bence toplumun gazını almak için kurgulandıysa da şu sözüne hak veriyorum, diyordu ki:
"İhtiyacımız olmayan şeyler sahip olmak için gece gündüz çalışıyoruz. Sonra sahip olduğumuz şeyler bize sahip olmaya başlıyorlar". Bence basit, sade bir yaşamın dinginlik ve zenginliği çok değerli birşey. Parayla satın alınamayacak değerlerden.

Sizin durumunuz mevcut dünyanın akışına kapılmanız. Başınızı kaldırıp etrafınızın farkına varırsanız buna mecbur olmadığınızı görürsünüz. Bu duyuruyu açtığınıza göre bu gidişatı sorgulamaya başladınız diye yorumluyorum ben.
0
burka
(04.05.24)
Yeni dünya böyle değil şahsi bir durum. Yazınızda sorunuzun cevabıda var kıta kanaat etmeyen çoğu bulamaz.
0
doharkoman
(04.05.24)
dostum seni tanimiyoruz elbette ama girdigin duyurulardan yola cikarak bence tuketim ve alisveris bagimliligin var. elbette ki bir tek sen tek degilsin, bircok kisi bu oyunlara geliyor ama aklini kullanip onceliklerini netlestirmen lazim. bu gidisatla iki kati kazansan gene birikim yapamazsin. senin kadar kazanan birinin dis yaptirmasi gerekiyorsa tak diye cekip nakit verip yaptirabilmesi gerekiyor.
0
hot potato
(04.05.24)
Orta sınıfın erimesi de bu aslında; eskiden çalışırken hem yaşanabiliyor hem birikim yapılabilen insanlar artık birikim yapamıyor. Fakat gözlemim şu: çevremdeki ortayaş ve üstü orta sınıf, birikimini borsa, coin vb yatırım araçlarıyla yapmaya başladı
0
gadlemler
(05.05.24)
(8)

hurmanın glikoz şurubuna batırılması

gule gule
eskiden de bu kadar popüler miydi bilmiyorum ama son günlerde önüme çokça şu cinsten haberler düşüyor.hurmanın kendisi glikoz şurubunda bekliyor,içeriğinde hurma yazıyorsa glikoz şurubuna batırılmıştır.reklam olmasın bazı markaların barlarının ve çeşitli ürünlerinin içeriği sağlıksız değil diye alıy
eskiden de bu kadar popüler miydi bilmiyorum ama son günlerde önüme çokça şu cinsten haberler düşüyor.

hurmanın kendisi glikoz şurubunda bekliyor,
içeriğinde hurma yazıyorsa glikoz şurubuna batırılmıştır.

reklam olmasın bazı markaların barlarının ve çeşitli ürünlerinin içeriği sağlıksız değil diye alıyoruz fakat bu haberleri gördükçe bunlardan da uzaklaşacağız gibi gözüküyor. nedir bu işin aslı?
0
gule gule
(03.05.24)
Marketten hurma alırken içindekiler kısmına bakıyorum.
O dediklerinizde içindekiler kısmına "hurma, glikoz" gibi bir şey yazıyor.
Sadece "hurma" yazanları tercih ediyorum.

Neyse ki halen çoğu firma içindekiler kısmında yalan söylemiyor.
0
michael_knight
(03.05.24)
@michael_knight cevap için teşekkürler, sorumun çıktığı yer aslında içindekiler kısmında(barlar için) sadece hurma yazıyorsa bu hileye(glikoz şurubuna batırma) bulaşmamışlar şeklinde çıkarım yapabilir miyiz sorusu onu merak ediyorum.

malum yurtdışında ve türkiye'de aynı isimli ürünlerin içerikleri farklı ve her gün başka bir kimyasalın adını öğreniyoruz kabul edilmeyip geri gönderilen ihracat mallarından, hiçbir şeye güven kalmadı.
0
🌸gule gule
(03.05.24)
Ben içindekilerde yazmayınca glikoz olmadığını düşünüyorum. Ama ne sektörü tanıyorum ne de mevzuatı ve cezaları biliyorum.
Fakat fiyatından ve lezzetinden anlaşılıyor.

Glikozlu hurma 50 lira, glikozsuz hurma 200 lira (Elbette daha ucuz ve pahalı satılanlar da var ama genel olarak diyorum)
0
michael_knight
(03.05.24)
a101 çerezya medine hurması arkasında sadece hurma yazıyor 250 gramı 100tl gibi bişeydi
0
eja
(03.05.24)
Haberleri bilmiyorum fakat hurmaya glikoz şurubu eklenmesi yasal ve en masum olanlarından. İşin aslı şudur iktisadi şartlardan ve Türkiye'de bilinçli tüketicinin az olmasından dolayı küresel gıda şirketleri bakanlıklarda kuvvetli lobicilik yapıyor ve mevzuatı çoğunlukla kendi menfaatlerine uygun olarak düzenlenmesi için baskı yapıyorlar bu sadece Türkiye'de değil dünyanın her yerinde böyle fakat iktisadi şartlardan dolayı (kıt bir kaynağın nüfusa paylaştırılması) Türkiye'de bir çok ürünün kalitesi müreffeh ülkelere daha düşük ve tağşiş oranı yüksek. Bir de işin pazarlama kısmı var ürünlerin şeker miktarı arttıkça tüketimde artıyor.
0
doharkoman
(03.05.24)
Bu işin aslı nedir? Türkiye'de gıda seviyesi o kadar kötü ki neyin aslı olduğunu bilemezsin. Içine istediğini de katsa kontrol mekanizmalari yavaş ya da yok.

Sonuçta bakanının dünyanın en büyük gıda firmalarından birine danışman olduğu ülkede her şey olabilir.
teyit.org

Ustünde glikoz şurubu yazmayanı alıp olmadığına inanacaksiniz.

Ülkenin tombikler ülkesi olmasının sebeplerinden biri de gıda kalitesinin düşmesi zaten.
0
logisticsmanager
(03.05.24)
Bakanımızın geçmişte küresel bir şirkette kariyer yapmış olması olsa olsa alanındaki liyakatini ve tecrübesini gösterir bir de buraya teyit linki bırakmışsınız hiç gerek yoktu biyografisini okumanız yeterli olurdu bu konu sır değil ki (geçenlerde Diyanet işleri başkanımıza biyografisinde Arapça bildiği yazmasına rağmen yapılan itibar suikastına benziyor nasılsa her şeye inanan malum bir kitle var) malum bakanlıklarda artık teknokrasi var alanında liyakatli kişiler bakanlık yapıyor her neyse şartlar ortada bakanımızın kariyeri kısa vadede realiteyi değiştirmeyecektir komplike bir konu tek bir sebebi yok tağşiş oranının yüksekliği kıt kaynakların nüfusa paylaştırılması ile alakalı iktisadi bir konu uzun vade de böyle devam edecek her şeyin bir maliyeti var.
0
doharkoman
(03.05.24)
@doharkoman; prim oluyor mu böyle yapınca yoksa düz maaşın içinde mi var? Bir de sadece eksiduyurudan mi sorumlusun yoksa baska sosyal medyalar da gerekiyor mu mesai saati içinde ? Umarim maaş enflasyona yenilmemistir. Kolay gelsin, zor is seninkisi de.
0
logisticsmanager
(03.05.24)
(3)

Fransizcasi "fluent" olan birisi...

Yourcousinmarvinberry
Bana mesaj atabilir mi danismam gereken önemli bir sey var.Merci bcp.
Bana mesaj atabilir mi danismam gereken önemli bir sey var.

Merci bcp.
0
Yourcousinmarvinberry
(03.05.24)
Fluent değilim ama en kötü hanıma sorarım (fransiz).
0
logisticsmanager
(03.05.24)
Je suis à vous ordres mesdaimes and monsieur
0
mech
(03.05.24)
Buraya yazacak arkadaslar DM atabilirler.
0
🌸Yourcousinmarvinberry
(03.05.24)
(8)

diyet sonucu tartıda aynı durmak

mantarliborekk
1 haftadır karatay diyeti yapıyorum. arada kaçamaklar oluyor evet ama normalde 2 dilim kek yiyorken yarım dilim yiyorum , gibi küçük kaçamaklar. bunlar zayıflamama engel mi gerçekten?tamamen yasaklı listesine uymam mı gerekir. çünkü öylesi imkansız gibi benim için.porsiyonlarım azaldı kahvaltı öğle
1 haftadır karatay diyeti yapıyorum.

arada kaçamaklar oluyor evet ama normalde 2 dilim kek yiyorken yarım dilim yiyorum , gibi küçük kaçamaklar.

bunlar zayıflamama engel mi gerçekten?
tamamen yasaklı listesine uymam mı gerekir. çünkü öylesi imkansız gibi benim için.
porsiyonlarım azaldı kahvaltı öğle aksam hepsi sağlıklı protein ağırlıklı.
anladım neden böyle oluyor?
sonradan tartıda düşer mi yoksa olsa olur muydu şimdiye kadar?
0
mantarliborekk
(02.05.24)
Karatay diyetinin içeriği nedir bilmiyorum ancak bir hafta genel olarak kilo değişimi görmek için kısa bir zaman. Eğer çok sağlıksız şok diyetlerden birini uygulamıyorsanız 2 ileri 1 geri ancak 1 ayda gözle görülür bir fark ortaya çıkar.

Bunun sebebi gerek tartının hassasiyeti gerekse sizin tartı alışkanlıklarınızla alakalı. Tartıların yanılma payları ve tartıldığınızdaki kıyafetler, boşaltım durumunuz, sırf o günlük yediğiniz yemek, içecekler vs gibi etmenler küçük ölçüde göstergeyi değiştiriyor.

Doğru sonucu görmek için kilonuzu kaydedip genel gidişin aşağı mı yukarı mı yoksa sabit mi olduğunu takip edin.

Bir de hafif de olsa egzersiz programı uygulamayı ihmal etmeyin. Tek başına diyetle özellikle hareketsiz bir yaşama sahipseniz kaslarınız da erir ve çırpı kollu bir hal alabilirsiniz.
0
akhenaten
(02.05.24)
Karatay diyeti ne yapıyor bilemem de kalori takibi olmadan yapılan diyetlerin çoğu özellikle diyet bilincisi, beslenme bilgisi olmayan kişilerde patliyor. Sebebi de yediginizin ne kadar kalorili olduğunu kestirememek.

1 hafta kısa süre evet ama benim dediklerinizden anladığım ise yaramamasi olasi.
Diyeti yapacaksaniz tdee'den hareketsiz kalori hesaplaması yapın. Sonra yediginiz her şeyi tartin ve kaç kalori çıkıyor hesaplayin.
0
logisticsmanager
(02.05.24)
Her gün aynı saatte tartilmaniz gerekiyor öncelikle, boşaltım durumu vb çok etkliyor dendiği gibi. Ayrica çok kısa bir süre.
0
sanguine
(02.05.24)
aralıklı oruc yap bence işe yarıyor.
0
sizofren06
(02.05.24)
Spora gidip agirlik kaldirip kas kazaniyorsan sabitleniyor cunku kasinda agirligi var.

1 hafta vucudun adapte olmaya calismasi vs cok bisi bekleme bence
0
Zetnikov
(02.05.24)
Kilodan değil de ölçülerden(bel, kalça vs) kontrolden yapmak daha sağlıklı bence. Egzersiz yoksa ani etki görmen de çok zor ayrıca.
0
hasmetizm 2046
(02.05.24)
İnsülin direncini kırmak yaklaşık iki hafta sürüyor o yarım dilim keklerle diyeti başa alıyorsunuz bu diyet değil atıştırmalık olarak ham kuruyemişlerden tüketebilirsiniz günde tek öğün beslenirseniz iştahınız kapanır ve süreciniz hızlanır tatlı krizi çekmezsiniz atıştırmalık yemeye ihtiyac duymazsınız.
0
doharkoman
(02.05.24)
başlangıç kilonuz kaç? aşırı kilolu olunca ilk günden beri çok fark ederken, daha normal bir kilodaysanız az az fark eder. azdan az, çoktan çok...

bir de vücudu şaşırtmanız lazım. mesela hiç karbonhidrat yemeyin. hiç kek yemeyin. kaçamağı bırakın.
0
co2s2
(02.05.24)
(11)

Özgeçmiş Hobi Kısmına Şunları Yazmak Saçma Mı?

depresif çocuk
1) parfüm koleksiyonerliği2) ikinci dünya savaşı tarihibunlar takıntı seviyesinde meraklı olduğum konular. Ama biraz saçma durur gibi geldi.
1) parfüm koleksiyonerliği
2) ikinci dünya savaşı tarihi

bunlar takıntı seviyesinde meraklı olduğum konular. Ama biraz saçma durur gibi geldi.
0
depresif çocuk
(01.05.24)
artı veya eksi etkisi olmaz.
0
gabe h coud
(01.05.24)
artı veya eksi olabilir.

artı: aaa ben de bu konuları seviyorum diyebilecek hr, patron

eksi: saçma bunu niye yazmış ki diyebilecek hr, patron.
0
buenosdias
(01.05.24)
Eksi etkisi olur herhalde. Kurumsal is kulturunden uzak oldugun dusunulebilir. Bilmemne korosunda tenorum gibi somut veya yazlari akdeniz sahillerini temizleyen gonullu grubunu organize ediyorum gibi begeni uyandiracak seyler de degil yazdiklarin.
0
hot potato
(01.05.24)
"İkinci Dünya Savaşı Tarihi"
demeseniz de mesela "Churchill Doktrini" filan deseniz güzel olur. Tabii bu anlamda bilginiz varsa (bilmiyorsanız uçmayın sakın).

"Parfüm Koleksiyonerliği" yerine de, "Parfüm ve Duygular" deseniz, açıklarken de Şarap Kolleksiyoncusu gibidir deseniz mesela.

Günümüzde ilgi çekmek ve popülizm önemli. Detaylar ise önemsiz.
0
alfired
(01.05.24)
Hot potato +1

Bir de cok ergence buldum ben. Stajyer yazsa hos olabilir anca.
0
Kittie
(01.05.24)
hobi kısmı olmasın cv'de +1
0
kurbanlik koyun
(01.05.24)
hangi iş ve meslek yazılmamış ancak ikinci dünya savaşı geek bir izlenim veriyor bence. alakalı bir meslek değilse yazmamak daha doğru olur.
parfüm koleksiyonerliği iyi olabilir. özellikle satış pazarlama falansa dış görünüşüne önem gösteren, kokudan anlayan birisi diye düşünülebilir.
0
abelardo
(02.05.24)
Abi şimdi herkesten farklı bakacağım ben cv'de hobileri görmeyi seviyorum ve özellikle hayatında farklı şeyler olanlar ilgimi çekiyor. Yani parfüm koleksiyonu diyorsun, misal 20 tane varsa farklı ama bana basenotes'ta hednic var. Bu herif gibiysen o zaman bu gerçekten bir hobi.
Tarih konusunda da misal sana soru geldiğinde buna olan ilginin gösteriyorsan gene güzel.

Hobiler aslında kişiler hakkında ise alan kişiye bilgi verebilir. Misal bak ben fitness hobi derim ama bazı kişiye göre fitness yürümek, koşmak, iki hareket yapmak. Benim için 230 kg deadlift yapmak, 50 kg çantayı alıp taşımak, 20 kg yelek ile dağda yürümek, kitaplarını okumak, arastirmalara bakmak.

Yani aslında sen hobi diyince biz bundan ne anlamayiliz buna bakmak lazım. Sen ikinci dünya savaşı diyince bu konuda elinde 30 kitap varsa, misal Avrupa'da bu alanlarin gezmissen vs bu bize senin hakkında bilgi verir aslında.

Neyse yani benim kendi muhattap olduğum sirketler ve roller seviyesinde ben hobi kismini severim. Yöneticiler falan kendi tanitimlarini yaparken hobilerini de koyuyorlar o PowerPointlere ve gerçekten aklımda kalan şeyle hep hobileri, nerede calismislar, nerede okumuslar umrumda değil. Adamın hobisi misal hobi trenleri falandi. Çok ilgimi çekmişti.

Neyse çok konuştum :)
0
logisticsmanager
(02.05.24)
1 belki kurtarır da 2 saçma.
0
hrskrs
(02.05.24)
yazmak istiyorsan yaz, saçma olsun ne olacak. benim ilgimi çekerdi mesela. ama insanlar o kadar düz ki komik ve salakça algılayacak kişiler olacaktır tabii.
0
deartheodosia
(02.05.24)
Genellemeler kötüdür kabul ediyorum ama mesleği bu olmadığı halde ikinci dünya savaşına takık biri 15 yaşında bir ergen değilse çok olumlu düşünmem. Gavurların red flag dediği zımbırtı yani benim için bu ikinci dünya savaşı takıntısı. Ha bu red flag iş vermeye engel olmaz benim için ama çok da muhabbet etmeyi tercih etmem kendisiyle lol
0
nundu
(02.05.24)
(2)

microsoft teams için profil resmi ? (iş yeri)

HellKeePer
Kişisel fotoğrafı dışında avatar vs. kullanan var mı? neler kullanıyorsunuz ve hiç tepki aldınız mı? teşekkür
Kişisel fotoğrafı dışında avatar vs. kullanan var mı? neler kullanıyorsunuz ve hiç tepki aldınız mı? teşekkür
0
HellKeePer
(30.04.24)
bizim şirkette herkes kendi fotoğrafını kullanıyor ya da hiç kullanmıyor.
0
sir gawain
(30.04.24)
Çoğu kisi kendi fotosunu kullansa da komik fotolar olanlar da var ve enteresan olan baya 50 kusur yaşında kimsenin tepki vermeyecegi konumda kisiler.

Lgbti grubunda olanlar ona göre şeyler koyabiliyor misal bayrakli falan.
0
logisticsmanager
(30.04.24)
(13)

türkiye'de hiç bir şeyin yetmemesi

avatar is back
yani gerçekten illallah ettirdi. yürüyüşe parka çıkıyorum her yer insan, pikniğe gidiyorum yer yok, arkadaşlarla akşamları sakin cafe aramak için çokça cafe geziyoruz, bi yemeğe gidelim desek güzel mekanın önünde 10 dk sigara içip bekliyoruz, bayrama memlekete uçak bileti bakıyorum şimdiden haftanın
yani gerçekten illallah ettirdi. yürüyüşe parka çıkıyorum her yer insan, pikniğe gidiyorum yer yok, arkadaşlarla akşamları sakin cafe aramak için çokça cafe geziyoruz, bi yemeğe gidelim desek güzel mekanın önünde 10 dk sigara içip bekliyoruz, bayrama memlekete uçak bileti bakıyorum şimdiden haftanın 2-3 günü dolmuş kalanlarda da az yer var fiyatlar uçmuş, otellere baktım ailemi götürsem mi dedim, oteller tıklım tıklım. bunları geçtim, konut yetersiz araç yetersiz neye baksam ya yetersiz ya da çok talep görüyor.

abi bu nedir ya? gerçekten ülke nüfusu 2010'da 30 milyondu da biz mi bilmiyorduk yoksa şimdi 150 milyon mu? bir arkadaşla tartıştık bu konuyu, ben biz türklerin çok ciddi tüketim düşkünü olduğumuzu ve aşırı sosyalliğe bağladım o ise, yüksek istihdam ve yüksek maaşlara bağladı, köyden kalkıp gelen hastanelerde sağlıkçı okullarda öğretmen kamuda memur, öyle ya da böyle 1500$ maaş alıyor herkes neredeyse.

cidden nedir bu ya?
0
avatar is back
(30.04.24)
Boş şeylere vaktimiz çok.
Bu bir gerçek.
Kütüphanelerin boş olduğu bir toplumda sorun da çoktur.
0
diyecevaplandı
(30.04.24)
istanbulda?
0
abuzer
(30.04.24)
bence türkiyenin en büyük problemi ve her şeyin sebebi kalabalık olması. bu yazdıklarının sebebi de kalabalık olması. hindistan, bangladeş olma yolunda ilerliyoruz
0
abelardo
(30.04.24)
İstanbul için nüfus yoğunluğu problem
0
jülsezar
(30.04.24)
Doğru cevap, tüketimin artması.

Mesela bakın, 2020’de kişi başı harcama 8.5k dolar iken 22 de 10.5k dolar olmuş.
data.worldbank.org

Bunun sebebi para basılması, bunun sonucu enflasyonun artması, enflasyon artmasına rağmen faizlerin düşük tutulması.

Türkiye’yi yokuşa süren 3 olay bu. Para basmak deyince fiziki parayı düşünmeyin sadece. Seçimden önce, toplamda 1000 dolar tutarında kredi çektiğinizi düşünün, enflasyondan dolayı geri ödediğiniz miktar 600 dolar olsun mesela. Aradaki 400 dolar para basılarak karşılandı.

Son yıllarda para basılmasının sebebi, millete para dağıtmak. Bayağı bayağı para dağıltıdı kredi ile. Sebebi ise, seçimi kazanmak. Belliki başarılı oldular.

Bu grafikte dağıtılan paranın büyüklüğünü gösteriyor mesela, kredi genişlemesini: eksisozluk.com
0
substituent
(30.04.24)
Türkiye'de yüksek istihdam ve yüksek maaş mı varmış?

İstanbul nüfusu 16 milyon, anlık insan sayısı minimum 20 milyondur öğrencisiyle göçmeniyle turistiyle, bunun %1'i dışarda olsa 200 bin insan ediyor. 200 bin insan da İstanbul'da her türlü mekanı doldurur zaten. Bu kadar basit matematiği yok sayıp "Madem ekonomik kriz var, niye her yer dolu" diye konuşmak çok tuhaf geliyor bana
0
nundu
(30.04.24)
Sen de bu kalabalıkta +1 sin. Farkında olman seni o kalabalıktan ayırt etmiyor. Gel taşraya bu kalabalık yok
0
olaylar olaylar
(30.04.24)
Bu işin çözümü cem uzan'ın dediği gibi doğu illerine kumarhane açıp hem istihdam yaratıp hem de para getirisi sağlamaktır.
0
ferenc
(30.04.24)
Arz asil problem.
0
aloha snackbar 3
(30.04.24)
birinci sebep kalabalık ve nüfusun şehirlere dengesiz dağılımı. ikincisi ise insanların boş vakit geçirmekten tek anladığı şeyin kafeye restorana gitmek olması. biz türkler para harcamadan eğlendiğimizi anlamıyoruz. illa bir şeylere para ödenmeli, hizmet alınmalı, şımartılmalı, o tatmin duygusu yaşanmalı. insanlara da hak veriyorum, büyük şehirlerde yapacak bir şey yok. doğru düzgün doğa yok, doğa olsa ulaşım yok, ulaşım olsa her yer tesisleşmiş, vs. vs.
0
sir gawain
(30.04.24)
Vallaha paris'e gittiğimde ben de kalabalık diyorum, bunun gibi bir de lyon dedim onun dışında demedim. Oralarda da her yer dolu. Bunun sebebi nüfus yani. İstanbul'a bakan birinin herhangi bir şekilde araştırma yapmasına gerek yok, gereksiz kalabalık yer. Yaşanacak bir tarafı yok.

Bu sebepten buraya yigilmamaliydi ama hükümetler bu yolu seçti. Her şey oraya yigdi malum inşaat. Yoksa İstanbul'daki hayat biraz başka şehirlere yayilsa bu sorun olmayacakti.

Ha bu arada Türkiye gibi enflasyon tavan ülkelerde harcamanin artmasi da normal. Bugün 100 liraya yediğini 2 ay sonra 150 liraya yiyeceksin. E zaten ne araba ne ev alinabiliyor, hobi desen para, yurtdışı gezmek para. Yani insanlar ya eve tikilacak ya elinde olup bir şeye yetmeyen parayi harcayacak.

Türkiye'de çok para var diyen kendi çevresine bakıp bunu söyler. Yüksek istidham ve yüksek maaş. Maşallah sanırsın almanya. Şu an devlet para alıyor o kadar.
0
logisticsmanager
(30.04.24)
turkiye kaldirabileceginden cok nufusa sahip. sehirler korkunc. allah askina ankara kalesine cikip etrafa bir bakmanizi tavsiye ederim. manzara hindistan'in aynisi.

cayyolu'na guya varliklilar gitti tasindi. gidin google maps'ten bir uydu goruntusune bakin. parsel parsel arsa ceviren site dikmis, hicbir mantigi olmayan butunluksuz cirkin yapilasmalar olusmus. bunun fakirlikle alakasi yok. 1930'da turkiye alman sehir planlamacilarina sehir tasarlatiyordu. simdi ise kolay ve hizli rant kapisi aralandi. mafyalasma her yerde. ulke en son bir plana gore yonetildiginde 2002 sonrasi kemal dervis planlari takip ediliyordu.

biz 10-15 sene once universitede bunlari tartisirdik ve kalbim sikisirdi uzuntuden. korkarak anlattigimiz her sey oldu.

ileride ne olur? turkiye ayni iran, pakistan gibi devletin guclu oldugu ama halkin fakirlikten agzinin koktugu bir yer haline gelecek. kendini devlete hizalayan guclenecek, alip yuruyecek. memurluk ve mafyalik ulke gencligine sunulan opsiyonlar olacak.
0
antikadimag
(01.05.24)
Genelde büyükşehirlerde bu şekilde sebeplerini yorumlamak haddim değil fakat gözlemlerim ve tecrübelerime göre Türkiye'de insanların ekonomik durumu iyi yemeyi içmeyi ehli keyfi lüksü ve gösterişi seviyorlar insanlarda gereksiz bir araba sevdası var kadınlar estetik ve para düşkünü ve sokaklarda çıplak gezerek bedenlerini teşhir ediyorlar yazdıklarım gözüme batanlar genel gözlemler istisnalar kaideyi bozmaz. Benim tahminime göre Türk halkı sosyal medyadan, dizilerden , sosyal platformlardan kontrolsüz bir şekilde etkileniyor bunların hepsi pr'ın etkileri. Bu durum aynı zamanda istatistiki bir veri olmasa da Türk ekonomisinin ne kadar canlı olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilebilir. İstanbul yaşanacak bir yer değil Bu arada köyden kente göç 90'lı yıllarda bitti.
0
doharkoman
(01.05.24)
(9)

Bir plaza çalışanının bir günü nasıl geçiyor?

nundu
Şimdi bu sorunun benzerini bir iki yıl önce yine sormuştum ama yeterli detay vermediğim için yanlış anlaşılıp biraz tepki almıştım. O yüzden elimden geldiğince açıklayıp soracağım;Ben, ailem, akrabalarım, arkadaş çevrem ve hatta yakın arkadaşlarımın ailelerini kapsayan geniş küme çevremde herkes ya
Şimdi bu sorunun benzerini bir iki yıl önce yine sormuştum ama yeterli detay vermediğim için yanlış anlaşılıp biraz tepki almıştım. O yüzden elimden geldiğince açıklayıp soracağım;

Ben, ailem, akrabalarım, arkadaş çevrem ve hatta yakın arkadaşlarımın ailelerini kapsayan geniş küme çevremde herkes ya memur ya da söylendiği zaman ne yaptığı az çok kafada canlanan işlerde çalışıyor. Ben doktorum, arkadaş çevremin zaten %90'ı doktor, doktor olmayanlardan bi iki avukat, birkaç tane mühendis var ama mühendisler de akademide şu an; annem hemşire babam öğretmen, arkadaşlarımın aileleri yine doktor, öğretmen, asker vs diye gidiyor.

Kısacası hayatımda hiç satın almacı, pazarlamacı, ne bileyim satış müdürü tarzı görevlerde çalışan beyaz yakalı kimseyle tanışmadım. Bu ve bu tarz diğer titre'a sahip insanların işte bir günü nasıl geçer diyince aklıma

Excel
Mail
Toplantı

üçlüsü dışında bir şey gelmiyor ama mesela excel'de ne yapıyorlar ya da gün boyu kiminle ne mailleşiyorlar konusunda da bilgim yok.

Bunları küçümsemek için kesinlikle söylemiyorum yanlış anlamayın, gerçekten saf bir merakla soruyorum. Misalen, bir satın almacının ortalama bir günü nasıl geçiyor? Yarın bir gün bu tarz pozisyonda çalışan biriyle tanışırsam saf saf sorular sormamak için buraya yazıyorum.

Cevaplar için şimdiden teşekkürler
0
nundu
(30.04.24)
Misal ben tedarik zincirindeyim (satin alma yaptım önceden, simdi yoneticiyim);
- satin almacilarin portfolyosuna bakip garip bir şey var mi diye göz gezdiriyorum.
- siparis gecikmesi sebebiyle ay sonunda fatura edilemeyecek siparis var mi ona bakıyorum (ki hep var), varsa satın almaci ile konuşuyorum.
- ay basiysa geçen ayın on time to request/promise, stock fill rate, non stock on time to request/promise, tedarikçi on time to request gibi kpilari hesaplayip corporate sistemine giriyorum.
- musteriler tarafindan escalate (Türkçesi yok bunun :/ edilmis seylere bakiyorum.
- ay sonunda ayın stock, intransit, days on hand gibi stok verilerini corporate sistemine giriyorum. Ay başında o ayin tahmini verilerini veriyorum.

Satin almaciyken yaptiklarim;
- sabah mrp tarafından yaratılan siparişleri tedarikcilere yollamak (edi denilen sistem varsa direkt sap üstünden yoksa pdf)
- onaylanmamis po'lara bakip tedarikcilerden yola cikarma günü onayini istemek
- gec onaylananlarda erkene almaya calismak, mrp'nin istemediklerini ertelemeye calismak.
- sistemde takılı kalan tedarikçi faturalarina bakmak
- idoc denilen sap sistemindeki mesajlarin sikintilarina bakmak
- tedarikçi ile aylık talep tahmini performansi ve tedarikçi performansi görüşmesi yapmak
- tedarikciyr 24 aylık talep tahmini yollamak
- gün içinde tedarikçilerden, musterilerden gelen maillera cevap vermek.
- hazir olan mallarin yola çıkması. Misal benim organizasyonun aylık x anda 70 konteyneri var. Haftada 4 kamyon, ufak tefek de hava kargo.

Toplanti deme ya çok var lanet olasilar. Misal bugünkü toplantilarimi yaziyorum;
Yeni çıkacak ürün grubu için cin'deki fabrika ile üretim kapasitesi, malzeme yeterliliği vs görüşüyoruz çünkü proje kötü geçti fabrika yetisemiyor siparislere.

Sonra başka bir ürün grubunun müdürü ile konusup benchmarking yapacağım.

Sonra emea bölgesinde aylık konteyner ihtiyacı tahmini toplantisi

Bir satin almaci ile 1to1

Amerika'daki ic tedarikci ile onlarin asya'daki tedarikcilerinden drop ship nasıl yapariz konusmasi

Bir adet lanet olasi musterinin escalation toplantisi
0
logisticsmanager
(30.04.24)
plaza çalışanı değilim ama ucundan sayılabilirim belki. sizi anlayabiliyorum :) benim arkadaş çevremde de mühendis ve doktor çok var, onlar da aynı şeyi merak ediyor :)

bir doktor, mühendis, marangoz gibi meslek sahibi olmayan çalışanlar hem yaptıkları iş açısından hem de hiyerarşik açıdan çok çeşitli malum. yani bunun satın almacısı olduğu gibi satın alma müdürü de var. o yüzden yaptıkları iş elbette aynı değil ama çok genel hatlarıyla birkaç şey karalayayım.

satın almacı dediğiniz için onun üstünden gideyim. adı üstünde zaten; işletmenin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmet alımlarını yapar basitçe. bunu yaparken gün boyu tedarikçilerle görüşür/konuşur/yazışır, alternatifler arar, fiyat alır, bu verileri saklar, karşılaştırır, yetkisi dahilinde karar verir ya da amirine danışır ve nihayetinde satın alımı gerçekleştirir.

her işletmenin günlük bir rutini vardır. örneğin her gün üretim birimiyle görüşüp ihtiyaç kontrolü yapılabilir ya da önceden her bir malzeme için alım takvimi oluşturulmuştur, o takip edilir, aksaklıklara müdahale edilir, vesaire.

excel, mail ve toplantı demişsiniz ya, aslında doğru bir özet olmuş. yukarıda saydıklarım ve benzeri ve işler temelde kayıt altına alma (excel vb.), haber verme/alma (mail) ve istişare (toplantı) ile yürütülüyor. yani böyle bir çalışanın günü ağırlıklı olarak monitör karşısında veri girip o verileri analiz ederek, sürekli telefonla ya da mail ile haberleşerek geçiyor.

örnekler çok çeşitli ama bence hangi işkolunu merak ediyorsanız önce kafanızda o işin tanımını canlandırın, sonra nasıl yapılabileceğini az çok çıkarırsınız. oradan hareketle de o kişinin günü nasıl geçiyor tahmin edebilirsiniz.
0
orient blue
(30.04.24)
Ofise gittiğim dönemlerde ve pandemi öncesi şu şekilde, alan yazılım:

Ekibin %90'ı sigara içiyor. Yemek öncesi sigara, yemek sonrası sigara, toplantı sonrası sigara. Saatlik sigara molası 10-15 dk civarı. Yemek 1 saat yaklaşık. Yani 8 saatlik mesainin 5 saatinde çalışılıyor. Burda da günlük 1 saat minimum toplantı var kaçamadığın. Dün mesela 3 saat toplantıydı benim.

Mail çok kullanılmıyor, slack gibi araçlar yaygınlaşmaya başladı şirket içi işlerde. Bizde şu şekilde:

Kodlama/Tasarım
Toplantı
Sigara -içmiyorum ama ekip içince sen de içmiş sayılıyorsun :D
0
sarahkerrigan
(30.04.24)
Bir tanıdığım raporlamada çalışıyor

Şirketlerin söz konusu dönemlerde ve yıl içinde yaptığı bütün datayı okunur hale getirip bilanço, gelir tablosu, nakit akış tablosu gibi şeyleri üretiyorlar. Bunların da belli detaylı ulusal ve uluslararası standartları var tabi, ayrıca vergilendirme ve muhasebeyle alakalı belli bir takım ek faktörler oluyor. Aynı zamanda bu süreçte irili ufaklı birçok problem ortaya çıkıyor. Örneğin günümüzde enflasyon düzeltmeleri gibi sorunları oluyor, gibi.

Ama ne iş yapıldığıyla ilgili bir konuda "beyaz yaka" çok geniş bir çerçeve olmuş. Bu yüzden çeşitli alanlardaki insanlar ne diyebileceğini şaşırıp soğuk yanıtlar vermiş olabilir. Sonuçta farmakoloji uzmanları, halk sağlığı uzmanları ve genel cerrahlar temelde doktor olsalar da çok farklı çalışma hayatlarına sahipler değil mi? Birisi size bir doktor ne iş yapıyor diye sorsa buna genel kullanılan anlamda doktoru tanımlamanın ötesinde, sağlık sektöründe çalışan bir eleman olarak mesleğin her yönünü kapsayıcı bir cevap vermeye çalıştığınızda çok yüzeysel kalır. Sizin sorunuzdan anladığım kadarıyla, sizin merakınızı giderecek cevaplar aslında baya detay istiyor. Bu yüzden beyaz yaka diye genellediğinizde çok tatmin edici yanıtlar almanız zor olsa gerek. Önceki soruda öyle bir problem yaşamanızın sebebi bu olsa gerek.
0
akhenaten
(30.04.24)
meseleye plaza çalışanı olarak değil de, büyük şirket çalışanı olarak bakmak lazım. (büyük derken ciro olarak değil, organizasyon olarak) çünkü excel-mail-toplantı şeklinde özetlediğimiz şey, kişilerin/departmanların yaptığı işlerin üstlere ve şirketin geri kalanına raporlanması amacıyla oluyo çoğunlukla. yani şöyle ki, normalde bir kişi 100 birim iş yapabilecekken, 2 kişi toplamda 190 birim iş yapıyor çünkü zamanlarının belli bir bölümünü de, birbirlerinin ne iş yaptığını konuşmakla harcıyorlar.
0
co2s2
(30.04.24)
@edmond honda

İlk sorduğumda küçümsüyormuşum gibi anlaşılmıştı, "Siz de excel mail dışında bir şey yapmıyorsunuz" demişim gibi tepkiler gelmişti. Ben de öyle bir anlaşılmaya neden olmamak için belirteyim dedim ama yine böyle anlaşılmaktan kurtulamadım gördüğüm üzere :)

Diğer bölümler tıp fakültesine uzak konumlandığı için pek diger bölümlerle sosyalleşme imkanı olmuyor. Ayrıca bence asıl sizin doktorlara karşı önyargınız var ama gereksiz sert bir üslupla yazmışsınız o yüzden konuyu uzatmak istemiyorum.

"Öğrenmek isteyen öğrenirdi" öğrenmek istiyorum işte buraya sordum, bu sitenin amaçlarından biri de insanların merak ettiklerini öğrenebileceği bir platform olması değil mi?
0
🌸nundu
(30.04.24)
10 senelik beyaz yaka bilgisayar mühendisiyim.
sabah gidip masama otururum çay kahve yan masadakilerle sohbet filan. sonra ufaktan işlere başlarım. işlerim zaten jirada task olarak bellidir. sırayla çözerim. yapabildiğim kadarını yaparım, acilse zorlarım acil değilse yaya yaya yaparım. öğlen çevrede arkadaşlarla yemek yemeye gideriz. o da ayrı bir sosyallik oluyor her gün yeni yer seçiyorsun filan. sonra kahve alırız bir kahveciden, ofise döneriz.
benim işim yazılım yani genel olarak. iş analisti bana ne iş verirse o işi yaparım. ama genelde ne kadar sürede, ne tempoda çalışacağıma kendim karar veriyorum. 3 gün evden 2 gün ofisten çalışıyorum.

merakını da anlıyorum, abim de doktor/cerrah o da hep ofiste napıyorsunuz ki yani bilgisayar başında tüm gün napılır diye sorup durur.
0
yenibirgüzelnick
(30.04.24)
E-ticaret alanında çalışan, ekip yöneten bir beyaz yakalı olarak ortalama bir günümü yazayım. Haftanın 1 günü sadece ofise gidiyorum. Evde olduğum günlerden örnek vericem.

-Sabah mesaiden 10 dk önce kalkıyorum, teams'te ekibe ve ekip gruplarına bir göz atıyorum.
-Ardından mailleri kontrol ediyorum.
-Günün toplantılarına göz atıp varsa hazırlık, onları yapıyorum.
-Ekipten beklediğim konular varsa, deadline gelmişse onları yokluyorum.
-Kendi iş planımda yapacaklarım var mıydı takvime bakıp onları ilerletiyorum.
-Saat 9-10 itibariyle toplantılar başlıyor onlara giriyorum.
-Toplantılar sonrası/esnası ordan burdan bir şey geldiyse o konulara bakıyorum. Gerekliyse devreye gidiyorum, değilse eskale ediyorum ekibe.
-Aylık ve haftalık sunum datalarını değiştiriyorum bu aralar. Formatta oynamalar yapıyorum.
-Bizim işte operasyon da çok olduğu için operasyonel konulara bakıyorum, satıcıların aksiyonlarını takip ediyorum.
-Kullandığımız tool'u ve ortaktaki dokümanları bol bol inceliyorum.
-It geliştirme yapmış olabiliyor veya ongoing bir proje olabiliyor aynı esnada, UAT testleri yapıyoruz development ortamında.
-Kendi yöneticim veya yönettiğim ekiple kısa catch up'lar yapıyorum uzaktan çalıştığımız için anca öyle bir araya gelebiliyoruz.
0
mor oje
(30.04.24)
Yazılım danışmanlığı yapıyorum.

Mevcutta yaptığım işte uluslararası bir şirketin merkezinin ve tüm ülkelerdeki şubelerinin kullandığı bir yazılım sistemleri bütününün içerisinde çalışıyorum.

Bu tüm sistemler bütünü bir ürün ama arkadasında birçok teknoloji ve ekip var. 2,5 ayda 1 herkes bir araya gelip 3 gün boyunca sonraki 10 haftada neler yapılacak, neler öncelikli, kimin yapacağı şey kiminkinin ön şartı şu bu gibi şeyler konuşuluyor ve her ekip kendi 2,5 ayını elindeki kaynaklar (insanlar, onların bu ekip için çalışacakları zaman vs) gözetilirek planlar. Ayrıca son 10 haftalık dönemde neler yapıldı, ne eksikti, ne iyiydi, ne sorunlar vardı vs konuşulur.

Sonra da bu 10 haftayı 2 haftalara bölerek, her 2 haftanın başında o 2 hafta ayrıntılı planlanır. Ne yapılacak, kim kimden ne bekliyor. Kim test edecek. Testin kapsamı ne olacak. vs vs.

Buraya kadarki işlerin olduğu ekibe proje ekibi deniyor. Bir de destek ekibi var. Orada da 3 iş yapılıyor:

1-Artık belirli bi şablona bağladığımız, çok uzun uzun tartışmadan mevcut yapıya eklemleyerek devreye alabileceğimiz projeler oluyor. Mesela X ülkesindeki şube de bu ürüne dahil olmak istiyor. Onlarla ön toplantılar organize edip ürünü, onlardan ne beklediğimizi, projenin nasıl olacağını vs anlatıyoruz. Sonra onlara doldurmaları gereken şablonları veriyoruz. Onlar doldurunca bi toplantı daha yapıp üzerinden geçiyoruz. Anlamadıkları veya onların ülkesine özel farklı yönetilen şeyler vs varsa onları konuşuyoruz. Onlarla ilgili kararları veriyoruz. Her şey netleştiğinde çalışmaya başlıyoruz. Çalışma bitince testçiler test ediyor. Hatalar düzeltilince test sonuçları ürünü kullanacak ilgili kişilere sunuluyor ve ok devreye alalım denirse devreye alma planlanıyor ve yapılıyor.

2-Üründe çeşitli hatalar, bazı ek talepler, ufak projecikler, bazı bilgilerin güncellenmesi vs gibi rutin destek işleri oluyor. Kimisi doğrudan kullanıcıdan geliyor kimisine biz kendimiz karar veriyoruz.

3-Ürünün amacına göre yapılması gereken bazı şeyler var. Mesela bizim üründe müşteriler tırların ve otobüslerin üzerinde bulunan çeşitli donanım ve yazılımlarla farklı hizmetler alıyorlar. Bu hizmetlerin aboneliği, faturalanması şu bu yapılmalı. Müşteri app'ten kendi abone oluyor. Faturalama vs'yi merkezden tüm ülkeler için biz yapıyoruz. Bu süreçte çıkan hatalar olabiliyor. Ay başlarında ay sonlarında yapılması gereken işler oluyor. Yapılan işlerin takibi, sistemler arası senkronizasyon, mutabakat vs için de bir şeyler yapılması gerekiyor. O tip şeyleri yapıyoruz.

Böyle uzun uzun anlattım ki temelde ne yaptığımız biraz kafanızda canlansın.

Sıradan bir günde ne yapıyorum:
-proje sorumluluklarımdan planlanmış bir işim varsa onu yapıyorum. Gerekirse ilgili takım arkadaşlarımla veya diğer takımlardan insanlarla iletişime geçiyorum.

-destekte yaptığımız projelerle ilgili bir işim varsa onları yapıyorum. Bazen 2 veya 3 kişi beraber çalışabiliyoruz.

-Acil hata varsa onlarla ilgileniyorum. Çözmek için bir sürü değişik ekiple görüşmem gerekebiliyor.

-Rutin işler varsa onlar önceden planlanmış oluyor. Mesela tüm ülkelerin ön ödemeli aboneliklerin faturalanması, fatura pdflerinin ilgili sistemlere yüklenmesi ve müşterilere gönderilmesi, e-fatura süreci olan ülkelerde devlet portaline e-faturaların yüklenmesi, faturaların ve ertelenmiş gelir kayıtlarının muhasebeleştirilmesi, holding merkezi ile şubeler arası masraf kayıtlarının muhasebeleştirilmesi gibi şeyleri cuma günleri yapıyoruz. Cuma sabahı önce faturalanacak her şeyi kontrol ediyorum. Hata, eksik gedik var mı diye bakıyorum sonra gerekli işleri yapıyorum.

Tüm bu işleri yönetmek için ara ara ekip içi toplantılar yapıyoruz. Mesela X projeler grubu için 2 günde bi 15-20 dk, Y projeler grubu için haftada 1 holdingdeki bir ekibin de dahil olduğu bir toplantı, genel rutin destek işleri için her gün 15 dk napıyoruz ne ediyoruz problem birinden bi ihtiyaç var mı toplantıları vs vs.

Toplantılar dışında aramızdaki iletişim için mail, teams kullanıyoruz.

Yaptığımız işleri dokümante etmek için sharepoint, confluence vs gibi şeyleri kullanıp güncelliyoruz.

İş takibi, planlar, kimde ne iş var vs vs için Microsoft Azure DevOps'u kullanıyoruz.

Tabi bir de yaptığımız iş gereği şirket içi veya ürünler teknolojilerle ilgili okuma araştırma yapmamız gerekiyor.

Excel'i de bi şeyi analiz ederken filan kullanıyoruz. Ya da mesela ülkelere şablon verirken excel olarak veriyoruz filan filan.
0
perferil
(30.04.24)
(7)

yurtdışından gelirken içki sınırı

mister green
selamlar,yurtdışından gelirken 1 litre yüksek alkollü içki sınırı olduğunu bilyorum. fakat yurtdışından dönüşlerimde hiçbir şekilde türkiyedeki havaalanında bir kontrol yapılmadı. bana mı öyle denk geldi acaba, sizin hiç ülkeye girdikten sonra dış hatlarda valizinizin veya elinizdeki duty free poşet
selamlar,
yurtdışından gelirken 1 litre yüksek alkollü içki sınırı olduğunu bilyorum. fakat yurtdışından dönüşlerimde hiçbir şekilde türkiyedeki havaalanında bir kontrol yapılmadı.

bana mı öyle denk geldi acaba, sizin hiç ülkeye girdikten sonra dış hatlarda valizinizin veya elinizdeki duty free poşetlerinizin kontrol edildiği oldu mu?

ben hep izmirden giriyorum, izmirde mi sıkı değil bu diye düşünmeye başladım, o yüzden çok merak ediyorum. :)
0
mister green
(29.04.24)
Belli bir sınırı var. Dönemsel olarak basiyorlar kontrolu. 2 sise geldin mi kimse umursamaz da gidip 6 sise getirirsen karşına çıkar.

Ben de İzmir'e geliyorum. Bana da denk gelmedi ama hiç de öyle cosmadim getirirken.
0
logisticsmanager
(29.04.24)
ben de denk gelmedim ama sınırı aşacak kadar almış olsam da coşmadım da +1
sabiha gökçen
0
tepedeki psychedelic adam
(29.04.24)
3 kapak diyorlar, normalde 1 litre yüksek alkollü, 2 litre düşük alkollü diye geçiyor ama xray'de 3 şişeden fazla olmadığı sürece açılıp bakmakla uğraşmayacakları için 3 şişe kabulü var genel olarak, çok şanssız değilseniz 3 şişeye bir şey demezler.
0
atom karincanin torunu
(29.04.24)
Ben bir kez Sarp sınır kapısında tek tek, didik didik aranıp el konuşmasına rastladım.

Ayrıca bir kez Atatürk bir kez de İstanbul Havaalanında herkesi değil ama, arada birilerini durdurup baktıkları gördüm.
0
Mirket
(29.04.24)
Hiç belli olmaz, rastgele kontrol ediyorlar
0
jülsezar
(29.04.24)
Ülkeden çıkarken geçtiğin kontrollerde takılıyorlar genelde. Takılan tanıdığım var.
0
nawar
(30.04.24)
3 sise sert icki ile gectim istanbul'da, el bagajimi actiklarinda gorduler birsey demediler. senelerdir gidip geliyorum, hic sinirda ickisine el konulan biri gormedim.
0
cooperr
(30.04.24)
(12)

kariyer ve gelecek planları(27 yaş bunalımı)

Behemote
Bugün bir firmada satın alma departmanında bir pozisyon için iş görüşmesine gittim, oturduk konuştuk, klişe bir görüşmeydi. Olumlu olumsuz geri dönüşlerini bekliyorum. İşin stresli ve yoğun olduğu her zamanki gibi dile getirildi. Eve gidince oturup düşünmeye başladım. 1 seneyi aşkındır işsizim, aske
Bugün bir firmada satın alma departmanında bir pozisyon için iş görüşmesine gittim, oturduk konuştuk, klişe bir görüşmeydi. Olumlu olumsuz geri dönüşlerini bekliyorum. İşin stresli ve yoğun olduğu her zamanki gibi dile getirildi. Eve gidince oturup düşünmeye başladım. 1 seneyi aşkındır işsizim, askerden geldiğimden beri iş arıyorum hatta sözlükte bu dönem yaşadıklarımı anlattığım bir entry de içimi dökmüştüm, birkaç kişi mesaj atmıştı. İstediğim bu muydu vb diye düşünüyorum. Bir yandan da maddi kaygılar var. 27 yaşına gelmişsin ve bir yerden başlaman lazım. Diğer taraftan ise bu işin üzerime yapışmasından korkuyorum. Yaşım ilerledikçe ufukta öyle bir ihtimal yok ama evlenip de çocuk sahibi olursam hayatımda radikal değişiklik yapabilecek bir adım atamam. Pandemi ve sonrasında mesleksizliğin ve niteliksizliğin kötü bir şey olduğunu deneyimlemiş birisi olarak dünyanın her tarafında yapabileceğim bir mesleğimin olmasını çok istiyorum. İİBF'de bir bölüm okuduğum için zaten pişmanım, yüksek lisansı bıraktıktan sonra açıköğretimde bilgisayar programcılığı okumaya başladım araya askerlik vb girdi ve 1 dersim kaldı. Türkiye'de beyaz yakalı olursan Kapıkule'den dışarı çıkınca bir anlamı kalmıyor, o işleri orada yapan gani insan var zaten, dünyanın her yanında yapabileceğin bir yeteneğinin olması lazım. Artık 27 yaş bunalımı mı dersiniz adına, yoksa ne istediğini, nereye gideceğini bilememek mi, yahut hayatı kaçırma hissi mi siz karar verin. İşe başlayıp bir yandan yazılım ve yabancı dil konusunda kendime bir şeyler katmaya çalışıp yurtdışı fırsatlarını kovalamak mı yoksa bu hayatı kabullenmek mi, çok dağınık oldu belki ama umarım kendimi ifade edebilmişimdir.

Bilmiyorum, belki de boşa kuruntu ediyorumdur. belki başka birisini alacaklar piyasada o kadar çok insan boşta ki, başka seçeneklere bakmak zorunda kalacağım, kpss'ye gireyim desem diğer bölümlerle aynı kulvarda b grubu kadrolar için yarışıyoruz ve puanlar yüksekten kapatıyor.

Geçen iibf mezunu bir arkadaşla karşılaştık jandarma'da uzman çavuş olmuş. Askerde asteğmen bölüğünde birlikte eğitim almıştık oysa ki. Markette kasiyer ya da giyim mağazasında reyon düzenlemek de var. Yapan insanlara gerçekten saygı duyuyorum. Sonuç olarak kimse sevdiği işte çalışmıyor. Hepimizin gelecek kaygısı had safhada.

Belki de yazılım işinde mutlu olamayacağım, orada da çok rekabet var ve sürekli yenilikleri takip edip kendini güncel tutmak zorundasın.

Ama çocukluğundan beri ama kalıcı ama geçici süreyle yurtdışında yaşamak isteyen birisiyim, bu ergen hevesi de değil. Parayı yerden toplamayacağımı da biliyorum, gittiğim yerde yabancı olacağımı da biliyorum. En ufak olayda topun ağzında olacağımı da. Ama burada da önümü göremiyorum.

Açıkçası sadece kariyer konusunda değil özel hayat konusunda da bunca sene boşa yaşanmış gibi hissediyorum. Ailem ve birkaç arkadaşım dışında öyle müthiş bir sosyal hayatım yok. Yeni insan tanımak da artık bana yorucu geliyor. Bugün iş görüşmesinde bile, bize kendinizden kısaca bahseder misiniz sorusuna cevap verirken iç sesim her seferinde aynı şeyleri söylemekten bıktım diyordu. Şurada doğdum, şu okuldan mezunum, şurada yaşıyorum vb.

İlerleyen yıllarda bunu atlatabilirsem geriye dönüp baktığımda gülümseyeceğim, vay be nerelerden geçmişim diye. Umarım öyle olur.
0
Behemote
(29.04.24)
@dissendium öncelikle cevabınız için teşekkür ederim, tam bir satın alma uzmanlığı değil de giriş seviyesi bir pozisyon olarak düşünün. Yazılım konusundaki şişmenin ben de farkındayım, swift öğrenmeye hevesli hatta bunun için macbook pro almış birisinin yazılımı bıraktığını gördükten sonra acaba yanlış yolda mıyım diye düşünmedim de değil ama web alanında full stack olan lise yıllarından beri bu işle ilgilenen bir arkadaşımla konuştuğumuzda beni cesaretlendirmeye çalışıyor. 1 yılın ben de uzun bir süre olduğunun farkındayım. Maddi ve manevi açıdan epey zorladı. En son ailemle tartışıyordum. Şimdi normale döndük. Geçen ay bir firmada işe başlayacaktım ama firmanın tavırlarından ötürü bu iş başlamadan bitti. Sonradan öğrendim ki firmada sirkülasyon yüksekmiş. Gelen de durmayıp kaçıyormuş. Yabancı firma bizim ülkeye gelince kendi ülkesinde yapamayacağı şeyleri yapabiliyor. "İş bulabiliyorsan direkt çalış" demişsiniz çok mantıklı. Maddi açıdan nefes aldırır ama bir daha yaş tahtaya basma ihtimali gözümü korkuttu. Birkaç gün kendime gelemedim, iştahım bile kapandı. Millete ne güzel işe başladım demiştim, ne diyeceğim diye utandım vb.

Açıkçası gelecek planlarım farklı olduğu için bilemiyorum. Türk vatandaşı bir satın almacı, yurtdışında iş yapabilir mi? Hans'ın Thomas'ın yapabileceği bir iş için işveren neden sponsor olup da oturma izni çıkartsın? Dediğiniz gibi yazılımı uzun vadeli düşünmek lazım. Bileğimde bir altın bilezik olması gerek. Ne olacağı belli değil. Yabancı dil konusu da önceliğimde.
0
🌸Behemote
(29.04.24)
Şimdi ben satın alma müdürüyüm yurtdışında.
Sponsor neden olsun? Spesifik bir alanda is yapmiyorsaniz(ornekler; misal elektrikli arac bataryasi konusunda teknik satin alma, ne bileyim rüzgar gülü yapımındaki kompozit malzemelerinin teknik satin almacisi vs) kimse sizi almaz evet. Düz satın alma yapacak insanlar Avrupa'da var zaten.
Benim genel çevremde yurtdışına satın alma ile gördüklerim;
Misal havacılık alanında çalışıp Fransa'da havacılık tarafina gecenler
Silah sanayinde çalışıp geçenler
Rüzgar gülü alanından geçenler
Ayni firmada bilmem kaç yıldır çalışıp yurtdışına ofisine transfer olanlar

Yani evet düz satın alma ile bir yere gidemezsiniz.

Yani tedarik zinciri soluyorum artık ve tedarik zincirinde çalışmak sizin anlattiginiz kadar kötü bir şey değil. Yani girmesi zor da bir kere girince genelde işsiz kalinmayan bir alan tedarik zinciri çünkü herkesin yapabileceği şeyler değil.
0
logisticsmanager
(29.04.24)
@logisticsmanager evet, tam olarak düşündüğüm şeyi ifade etmişsiniz, benzer şekilde düşünüyoruz, şu an görüşme aşamasında olduğum pozisyon niş, spesifik bir satın alma değil, firmanın ihtiyaçlarının tedarik süreciyle ilgili, dediğiniz alanlarda mühendis arkadaşların şansı daha yüksek gibi, bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz ama teknik bilgiye sahip olmaları daha avantajlı gibi, yoksa a4 kağıdını, masa sandalye, bilgisayarı o ülkenin vatandaşı da temin edebilir tabii ki de. Ama başlangıç açısında maddi açıdan nefes aldıracağını ve özgüvenimi tazeleyeceğini düşünüyorum. Ama benim için iyi olacaksa olmasını diliyorum. Öbür türlü geçen sefer yaşadığım saçmalığı tekrar yaşamak istemem. İş görüşmesine çağırılırken söylenenin tam tersi bir durumla karşılaşınca başlamadan bitti.
0
🌸Behemote
(29.04.24)
Iki tip satın alma var; direkt ve indirekt. Direkt üretimde kullanilan hammadde falan alır. Indirekt misal temizlik servisi de alabilir kağıt kalem de ama milyon dolarlık makine satın alması da. Ne yapacağınızı bilmedigimden bir şey diyemem.

Ilk olarak yapmaniz gereken bir şekilde kafayi sokmak. Kimse süper başlamıyor. Ben 2016 yılında depoda mal kabul yapip sayım falan yapiyordum, irsaliye imzaliyordum. Ben de ilk ise baslarken illallah etmistim sayimdi, irsaliyeydi falan. 8 sene öncesi yani. Ha benim buraya gelişim tedarik zincirinde olmamdan sebepli değil ama tedarik zincirinde olup gelen çok tanıdığım var. Önemli olan;
Bir şekilde tedarik zinciri girmek
Kendinizi gelistirip calismak
Hedefiniz yurtdışı ise bu hayal için sürekli calismak, cabalamak. Belki sizin için en doğrusu bu değil ama isteginiz bu gibi.
Bu şekilde yaparsaniz da yurtdışı olmaz ama Türkiye'de iyi bir şey olur.

Bu arada üst seviye Avrupa ülkeleri zor ama macaristan, romanya, Polonya genelde ucuz iş gücü olarak bakıldığı için oralara gitmek daha kolay.
0
logisticsmanager
(29.04.24)
@logisticsmanager dediğiniz ve ilandaki iş tanımının ışığında indirekt bir pozisyon olduğunu anlıyorum. Sizin için doğru değil derken tam olarak neyi kast ettiniz anlayamadım ama yurtdışında yaşamı mı kast ettiniz yoksa işi mi. Orada biraz kafam karıştı. Yurtdışında yaşamın zorluklarının farkında olduğumu ilk yazımda ifade etmiştim. Birazda kendimi ona hazırlamaya çalışıyorum. Sizin ilk işinize benzer bir işti o sıkıntı yaşadığım firmada ama o sorunlar yaşanınca olmadı. Başta kendimi düşündüm niye sabretmedim diye ama sonrasında birkaç kişiden duyduklarım, kararımın arkasında durmama neden oldu.
0
🌸Behemote
(29.04.24)
hocam ben de 27 yaşında yazılım öğrenmeye başlamış (top bir üniversitede okuyarak) biri olarak önermem, alaylıları geçtim sağlam yerlerden mezun olanlar için bile ortam çok rekabetçi. Satın alma tarzı beyaz yakalı işler vasat hatta kalifiye yazılımcılıktan daha iyi olabilir.
0
Erestor
(29.04.24)
@Erestor açıkçası rekabetçi ortamın ve alaylı olmanın dezavantajlarının ben de farkındayım, bazen kafayı kırıp ikinci öğretim mühendisliğe gidesim geliyor, gündüz çalışarak kendini finanse edeyim vb ama bu sefer de yaş geçiyor. Lisedeyken ilgimi çeken bir konuydu yazılım. Ancak eşit ağırlığa geçmek zorunda kaldım. O zaman iyi bir üniversitede okuyamadıktan sonra TM'ye geçerim daha iyi kafasındaydım. Pişmanım açıkçası. İnsanın istekleri yaş geçtikçe netleşiyor gibi. Bir de ilerisini göremiyorsun burada her an her şey olabilir. Belki buradan çıkmama yardımcı olur vb. hem de ilgi duyduğum bir alan diye düşünüyorsun. Serbest çalışmak hayalim desem, hayalperest mi olurum acaba? Riskleri var evet ama kendime sorduğumda günün birinde freelance olarak çalışmak düşüncem var. Bir de beyaz yaka olarak buradan çıkamayacağını düşünüyorsun. Orada da parlak bir ortam beklemiyor belki ama bilmiyorum, bu hayal yıllardır kafamda var. Hiç yaklaşmadım ucundan kıyısından bile ama bir gün olur belki diyorum.
0
🌸Behemote
(29.04.24)
Eğer doğru ise 1 Yılı aşkın işssiz durumda olmanızdan maddi bir derdinizin olmadığı ve konforunuzu bozmak istemediğiniz anlaşılıyor İİBF gibi genel bir bölümden mezun olup iş bulamamak imkansız gibidir belli ki siz istemiyorsunuz aksi ayrıca herkes mezun olduğu alanda iş bulacak diye bir kaide yok dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sistem yok zaten bu yüzden devletler vatandaşlarını girişimciliğe yönlendiriyor neyse
madem tavsiye istiyorsunuz bir yerden başlayın devamı gelir. Geçici bir süre markette kasiyerlik olabilir mesela (maddiyat ve statü olarak bakmayın insan ilişkileri ve iş ortamı tecrübesi olur bu süre zarfında daha iyi işler bulursunuz devamı gelir.)

Uluslararası geçerliliği olan ve kolunuzda altın bilezik olacak olan yazılım dili (java) öğrenmenizi tavsiye ederim.
0
doharkoman
(30.04.24)
1 yılda pek çok görüşmeye katıldım ve çoğu olumsuz sonuçlandı, bir tanesiyle olacak gibi oldu ama olmadı, iyi ki de olmamış, konforu bozmamaktan ziyade geri dönüş alamamak diyelim, başvurduğum ilan sayısını şu an hatılamıyorum, java gibi, c# gibi oop bir dili öğrenmek mantıklı, zaten liseden az biraz c# bilgim vardı tazelemek şart,
0
🌸Behemote
(30.04.24)
soruna tam olarak cevap veremem ancak biraz kendimden bahsedeyim, sen de nasiplen.

31 yasindayim. cocuklugumdan beri hep bilgisayar muhendisi olup microsoft'ta calismak istedim. ancak ya benim malligimdan, ya da sistem yuzunden o sinavlari bir turlu kazanip muhendislige giremedim. kac kere universite sinavina girdigimi hatirlamiyorum bile. sacma sapan islerde calistim asgari ucretli olarak. baristalik, garsonluk, kasiyerlik vs. oralarda calisinca sunu cok iyi anliyorsun; bu hayat boyle devam etmez. son bir kez sinava girdim ve 26 yasindayken onlisans siber guvenlik bolumunu kazandim yari burslu. sonra okulda gordugum egitim cok hosuma gitti ve siber guvenlik alaninda uzmanlasmaya karar verdim. kimsenin almaya cesaret edemedigi sertifikalari aldim, isimde cok ilerledim. kendimi ovmek gibi olsun, turkiye'de su an top3'teyim. fakat malesef turkiye simulasyonu yuzunden issizim su an. bunun iki sebebi var: 1- danismanlik sirketleri cok az para veriyor. 2- kurumsal sirketler 4 yillik mezuniyet istiyor. yani baska ulkede olsam havada kapilacakken turkiye'de issizim. neyse, uzatmayayim. sana verecegim tavsiye oncelikle denemen olur. neden? cunku en azindan yillar gectikten sonra icinde kaldiginda en azindan denemedim demezsin. ben yazilimi denemedim mi? denedim. kac kere baslayip kac kere biraktigimi hatirlamiyorum bile. hatta bir sertifika almak icin programlama dili ogrenip zararli yazilim yazmam gerekiyordu, onu bile zar zor ogrenip hallettim. kafa almiyor bir turlu. linkedin'de mimar arslan diye biri dusuyor onume surekli adam javaci, yurtdisinda yasiyor. belki ona mesaj atip fikir alabilirsin. baktin calistin cabaladin olmuyor, kabullenip satin almaci olarak calisirsin. ama once dene. kafana uyarsa siber guvenlik de deneyebilirsin destek de olurum sana. mesaj atarsan mail adresimi iletirim.
0
arakaali
(30.04.24)
kpss alan çalış
0
Hallegadola
(30.04.24)
@dissendium takılmamaya çalışırım, olumlu geri dönüş yapılırsa denemeyi düşünüyorum, belki ileride de başka fırsatlar da karşıma çıkar diye ümit ediyorum ve çabalarım o yönde

@Hallegadola alandan girmeyi mezun olduğum dönem düşündüm ama sonra vazgeçtim. O süreçlerde uğraşıp sonrasında kurum sınavlarında mülakatlarda elenen arkadaşları görünce o topa girmek istemedim. İktisat maliye muhasebe hukuk üzerine kendi alanınızın derslerini çalışıyorsunuz, iki sınava girip üstüne kurum tarafından bir yazılı sınav+ sözlü mülakat, Ankara'ya git gel yapmak, 1 gece konaklamak vb. maddi ve manevi açıdan külfet. Memuriyette merkezi atama dışında şans göremiyorum kendime. Hoş imkanım olsa duyuruda belirttiğim gibi hayatıma başka bir ülkede devam ederdim. Belki vatandaşlık alırsam kesin dönüş denerdim.
0
🌸Behemote
(30.04.24)
(9)

Yaşlı, bilge insanlar?

justhuman
Gerçek hayatta bilge ruhlu, anlamlı konuşmalar yapan insanlarla hiç karşılaştınız mı? Ben hayatım boyunca hiç karşılaşmadım. Sanki herkes aynı şeyleri konuşuyormuş gibi geliyor. Bu durum canımı çok sıkıyor. Bu arada ben de öyle biriyim. Hayatla ilgili anlamlı şeylerden bahseden instagram, youtube, t
Gerçek hayatta bilge ruhlu, anlamlı konuşmalar yapan insanlarla hiç karşılaştınız mı? Ben hayatım boyunca hiç karşılaşmadım. Sanki herkes aynı şeyleri konuşuyormuş gibi geliyor. Bu durum canımı çok sıkıyor. Bu arada ben de öyle biriyim. Hayatla ilgili anlamlı şeylerden bahseden instagram, youtube, twitter hesapları vs. varsa önerirseniz çok mutlu olurum.
0
justhuman
(29.04.24)
buenosdias
(29.04.24)
Yalın Alpay'ı duydunuz mu?

Kendisi yasli degil ama bence tam aradiginiz kisi. Ben cok seviyorum, size de cok iyi gelebilir.
0
ahm1
(29.04.24)
Benim böyle "Hiç söylenmeyeni söylemek" amaçlı konuşan insanlara önyargım var. Tabii ki herkes hep aynı şeyleri söylemesin ama toplumda "farklı" konuşanların çoğu uzaktan bakınca vay be denecek ama üzerine düşününce zırva olduğu fark edilecek şeyler söylüyor. O yüzden yaştan bağımsız, "bilge" konuşan kişileri büyük bir önyargıyla direkt sessize alıyorum beynimde. 100 kişiden biri gerçekten bilgeyse de 99 tane zırva dinlememiş oluyorum.
0
nundu
(29.04.24)
var tabi ama öyle insanlara instagram reelsde denk gelemezsin.

arkadaşımın patronları var mesela. ikisi de 80 yaşını geçmiş enteresan hayat hikayesine sahip, uzun yıllar yurtdışında üst düzey devlet görevlerinde bulunmuş şimdi türkiyede çok büyük bir kurumsal firmanın sahipleri.

engin geçtan pskiyatr, gündüz vassaf var. engin geçtanın kitaplarını okuyabilirsin ayrıca bir yerlerde açık radyoda geçmişte yaptığı program kayıtları vardı. gündüz vassaf'ın da kitapları ayrıca youtube kayıtları var.
0
orpheus
(29.04.24)
barış özcan tarzından mı bahsediyorsun yoksa geekyapar tarzı konuşmalı muhabbetin bilgece versiyonu mu?
evrim ağacı
kafa tv de ilber ve metin akpınarın konuşmaları oluyor
pınar sabancının zorlu perf. söyleşileri güzel
0
eja
(29.04.24)
Önereceğim sosyal medya hesabı yok ama sorunuza istinaden: evet karşılaştım. Ve yaşlı da değillerdi 40 yaş üstüydüler ama. Ortak özellikleri entelektüel olarak çok besleniyorlar ve sorgulayan insanlardı ve diğer bir özellikleri psikiyatrist ve psikolog olmalarıydı.

İnsan psikolojisine ciddi anlamda hakim ve çok ama çok hasta gördüler. Şimdilerde 50li yaşlardalar. Hal böyle olunca; entelektüel olarak da ekonomi, siyaset, teknoloji, doğa, uzay, edebiyat, müzik ve sanatın birçok dalının üzerine konuşup; insan psikolojisindeki yerini de tatlı bir şekilde açıklayınca 'vauw!' oluyodum. Çok birikimli olup, bunu da küstahlık yapmadan paylaşınca birisi, hele bir de dşnlemeyi ve irite etmeden anlatmayı da seviyorsa acayip şanslı hissediyorsunuz kendinizi.
0
gadlemler
(29.04.24)
Ben varım ama yaşlı değilim.
0
prole
(29.04.24)
Spora ilginiz varsa dan john kesinlikle böyle birisi. Ben hayatımda strength coach olup böyle olan birini görmedim (normalde ortam toksiktir). Sürekli podcastini dinliyorum, kitaplarini da aldım.
0
logisticsmanager
(29.04.24)
serdar iyidir:

youtu.be

orhan'i da severim:

youtu.be
0
cooperr
(29.04.24)
(4)

Eski tip oyun önerisi

zen1th
Selamlar,Yabancı dil öğrenimine yardımcı olması için (Fransızca) eski tip (90'lar 2000'ler) bol diyaloglu adventure türünden oyun öneriniz var mı PC için?Teşekkürler,
Selamlar,

Yabancı dil öğrenimine yardımcı olması için (Fransızca) eski tip (90'lar 2000'ler) bol diyaloglu adventure türünden oyun öneriniz var mı PC için?

Teşekkürler,
0
zen1th
(28.04.24)
adventure degil ama aklima ilk gelenler:
fallout 1, 2
baldur's gate 1, 2
0
arakaali
(28.04.24)
the curse of monkey island
grim fandango
0
sir gawain
(28.04.24)
Gawain +1
Zamanında ben de Fransızca kasarken ikisine cok bakmistim :)
Broken sword
0
logisticsmanager
(29.04.24)
@thetruenorth; altyazi koyunca o problem çözülüyor. Bu arada Fransızca ogrenilmez tabiki ama ortada belli seviye varsa geliştirir. Ben de Fransa'da yaşıyorum bazı oyunları Fransızca oynamak, fransiz dişileri izlemek gibi. Özellikle slow paced, tiklamali, konusmali oyunlar ise yarıyor.
0
logisticsmanager
(29.04.24)
(8)

Altı gün çalışmak

noxie
selam duyurucular, altı gün çalışıyorum ve artık dayanamıyorum. istifa etmemeye çalışıyorum.iki yıldır bu işteyim. baştan beri altı gün olduğu belliydi. sonra bir hafta beş gün, bir hafta altı güne dönüldü. yılbaşından beri tekrar altı gün. bilmiyorum, dayanamıyorum artık. tamamen evden çalışıyorum.
selam duyurucular, altı gün çalışıyorum ve artık dayanamıyorum. istifa etmemeye çalışıyorum.

iki yıldır bu işteyim. baştan beri altı gün olduğu belliydi. sonra bir hafta beş gün, bir hafta altı güne dönüldü. yılbaşından beri tekrar altı gün.

bilmiyorum, dayanamıyorum artık. tamamen evden çalışıyorum. sabah-akşam trafikle uğraşmadan çalışma lüksü var. ama ne yazık ki çok yoğun hep. bilgisayarla bütünleşmiş gibiyim. mental anlamda çok yorgunum, bir gün yetmiyor pek bir şeye. dinleneyim mi eğleneyim mi işlerimi mi halledeyim... uzaktan çalıştığım iş arkadaşlarım da böyleler. mesai saatlerim net, 9-6. iş dışında kimse bir şey yazmaz, istemez. maaşım (çok değil ama yaşamaya pek vaktim kalmadığı için yetiyor), sigortam düzenli. bunlar artı kısımlar.

ama işte altı gün. toplamda 8 yıldır çalışıyorum, hep 5 gündü. ama özel sektör malum, başka işlerde de bir sürü sıkıntılar yaşadım. burası yine dramanın pek olmadığı bir yer. herkes işini yapıp dağılıyor genelde.

hah bir de en kötü şeylerden biri şu. her gün bir iş günü. mesela bayramda 9 gün tatil olmuyor hiç. iki gruba bölünüyoruz. ben son büyük tatilde 3 gün tatil yaptım mesela. yılbaşı, bayramlar hep böyle...

işsiz kalsam, o da 1 ay dinlendikten sonra böyle boğucu olacak biliyorum. freelance işlerle de asla geçinemem. asgari ücrete bile ulaşmaz.

ara ara iş bakıyorum ama benim sektörümden yok. ya tamamen sektör değiştiricem (bu mesleği elde etmek için çok uğraştım), ya dişimi sıkmaya devam edicem ya da bir süre boşta gezicem.

napsam netsem kafam çok karışık...
0
noxie
(28.04.24)
Durumunu bilmediğim için şunu yap, bunu yap diye bir öneride bulunamıyorum. Ama 6 gün çalışmak 1 gün izin olması gerçekten çok zor ve böyle olmaması gerekiyor. Çünkü dinlenmek ve keyif aldığın şeyleri yapmaya vakit bulabilmek çok önemli bunlar ihtiyaç. Sadece 1 gün izinde ne yapabilirsin ki? Bir süre boşta gezme seçeneğini değerlendir istersen tabii maddi olarak seni zorlamayacaksa ve sonra iş bulabileceksen.
0
rock n roll
(28.04.24)
ara ara değil her gün iş bakın ve bence bulana kadar devam edin. evden 6 gün çalışmak, işte 5 gün çalışmaktan daha iyi bile sayılabilir bence. git gel vakit kaybı, otobüslerde sürünme derdi yok. kıyafet ütüle giy derdi yok. en önemlisi insanlarla yan yana olma muhatap olma derdi yok.

ayrıca ülke geneline baktığımızda çoğu kişi 6 gün çalışıyor zaten o kadar da kötü bir durumda değilsiniz ve çalışan insanların yarısı asgari ücret kazanıyor... bu yönlere de bakıp daha iyi şartlara geçiş için çabalamanız lazım.
0
candide
(28.04.24)
İstifadan önce çatır çatır, sapasağlam bir pazarlık yapmanızı öneriyorum (ya da hatırlatıyorum diyelim).
Zaten çıkmayı kafaya koyduysanız da kaybedecek bi şeyiniz yok. Şartlarda bir iyileşme isteyin (çalışma saatlerinin kısalması, ücret artışı vb tüm mevzular konusunda) ve ısrarcı şekilde bunun pazarlığını yapın.
Tabii çalıştığınız yerin şartlarını bilmiyorum ama böyle şeyler belli olmuyor belki koparıp alırsınız istediklerinizi.
Yakın bir arkadaşım (elk. mühendisi) daha yüksek maaş teklif eden bir yere geçecekti, istife etmek üzere görüşmeye gittiğinde öyle bir paket önermişlerdi ki, hiç aklında yokken kalmaya karar vermişti mesela.
Dediğim gibi eğer kararınız kesinse şöyle güzel bir mücadele vermeden gitmek bize yakışmaz :)
İyi şanslar.
0
norek
(28.04.24)
@anlatamıyorum

ikisinin ortalamasından az, 35 alıyorum
şu anki durumda bana yetiyor, birikim de yapabiliyorum
0
🌸noxie
(28.04.24)
8 yıllık iş tecrübesi + yazılımcı + haftada 6 gün çalışıyor olmanıza rağmen aylık 35k ücret alıyorsanız maalesef ortada çok çok çok büyük bir problem var. Bir an önce iş değiştirmeniz gerekiyor, olmanız gereken yere çok uzaktasınız.
0
silverleaf
(28.04.24)
@silverleaf: hocam sanırım sizin de dikkatli okumama probleminiz var. yazılımcı olduğum nereden çıktı anlamadım. yazdıklarımın hiçbir yerinde böyle bir ifade yok.

medya sektöründe çalışıyorum. bizim sektörde de öyle büyük paralar dönmüyor zaten. yöneticimin dahi öyle çok yüksek bir maaş aldığını düşünmüyorum.

benim derdim maaş değil bu arada tam olarak. altı gün olması ve bayram seyran her günün çalışma günü olması. duyurumu da bu şekilde açtım.
0
🌸noxie
(28.04.24)
Ben sizin yerinizde olsam remote çalışılan ama cumartesi-pazar tatil olan bir iş arardım. İş bulmadan da ayrılmazdım işimden.

Bu arada cumartesi günleri de 9-6 çalışıyorsanız iş kanununa aykırı bir durum var demektir, bilginiz olsun. Haftalık çalışma saati en fazla 45 olabilir çünkü.
0
pispinti
(28.04.24)
Başkan şimdi yaşadığın durum çok normal. Bana Fransa çalışma ortamında bile bazen iki günlük haftasonu yetmeyebiliyor. Hele bir de tr+6 gün; bu noktada bir insana 1 gün yetmemesi çok normal. Evden çalışmak da insani oldukça yoran bir şey. O yüzden durumunda anormal bir şey yok.

Bu noktada is bulmaya çalışmak en iyisi ama sektörden anladığım o kadar da kolay değil. Bence bu noktada remote olmayan ama eve de uzak olmayan yani remote olmamasinin etkisi az hissedilecek bir yer bulunabilir belki. yani bunu tabi siz bizden iyi bileceksiniz.
0
logisticsmanager
(28.04.24)
(5)

150 euru sınırını geçen ürünü gümrükten nasıl çekebiliriz?

the sound and the fury
Soru başlıkta. Ayrıca %30 olan gümrük vergisi %? A çıkıyor 150 euroyu geçen ürünlerde. Ürün alamaz oldum istediğim her şey 200 300 euro en az. 150 euroya bir şey gelmez olmuş.
Soru başlıkta. Ayrıca %30 olan gümrük vergisi %? A çıkıyor 150 euroyu geçen ürünlerde. Ürün alamaz oldum istediğim her şey 200 300 euro en az. 150 euroya bir şey gelmez olmuş.
0
the sound and the fury
(26.04.24)
Abi aldığın ürünü bilmeden bilemeyiz. Bir sürü ürün tipi var.
Kendin de çekmezsin ki asıl sorun orada. Gümrük müşaviri ile calismak zorunda kalacaksin, orada asıl maliyeti sokacaklar.
Biraz arastirirsan sikayetvarda bu işin ne kadar maliyetli olacağını görürsün.
0
logisticsmanager
(26.04.24)
200 euroluk ürün 600 euroya çıkıyor, ben tavsiye etmem.
0
hayirsiz
(26.04.24)
orada muhasebeci mi müşavir mi ne bir şey(mesleği hatırlayamadım) tutman gerekli astarı yüzünü geçer hiç bulaşma
0
basond
(26.04.24)
en basit ve temiz yol Yunanistan vizesi alıp ürünleri Dedeağaç'ta otele vs. sipariş edip gidip oradan almak. İstanbul'dan böyle arabayla gidip alan duydum.
0
nhk ni youkosu
(26.04.24)
amazon'dan al. eve kadar gelsin.
0
idexo
(27.04.24)
(7)

Protein Tozu

liberal
Merhaba,15 yaşında bir genç protein tozu içmeli mi?Sorudan bagımsız en iyi protein tozu hangisidir? Hangi marka?
Merhaba,

15 yaşında bir genç protein tozu içmeli mi?

Sorudan bagımsız en iyi protein tozu hangisidir? Hangi marka?
0
liberal
(26.04.24)
1. İçmemeli. Protein tozu içmek yetine dengeli beslenmeli.

2. Bilmiyorum.
0
10551037
(26.04.24)
içmeli.

weider en pahalı proteindir ama hiç kullanamdım bilmiyorum. bir sürü farklı marka toz kullandım aralarında zerre kadar fark göremedim.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(26.04.24)
Çok çok abartmadikca hiçbir zararı yok.
Parası varsa kullansın
0
ferenc
(26.04.24)
Bazı çok zayıf çocuklara doktor kontrolü ve tavsiyesi altında protein takviyesi veriliyor.

Yalnız dediğim gibi, doktor kontrolünde.

Normal gelişimi olan bir çocuk -hem de büyüme çağında - kas için protein tozunu yüklenirse karaciğer vs iç organları zorlayabilir. (Doktor değilim yanılıyor olabilirim ama bana mantıklı gelmiyor)
0
makbur
(26.04.24)
15 yaşında çocuğun protein tozu içme motivasyonu kaynağı nedir?

Beslenemiyor mu, et yiyemiyor mu, bakliyatla ilgili bir sorunu mu var?
0
Mirket
(26.04.24)
Mirket +1
Motivasyon kaynağına bağlı. Yani şimdi bu çocuk cips, cikolata, fast food yiyorsa zaten protein tozu almasının bir sağlık riski olması konusulamaz. Hepsi işlenmis gida.
Önemli sorun 15 yaşında çocuk ne mantıkla protein ihtiyaci görüyor?
Eğer sporcuysa (yani yarisma falan katiliyorsa) anlarim da yani yeterli protein almak özel bir amaç yoksa zor değil.

Çoğu protein markası aynı ama Türkiye'de ben optimum alırdım genelde. Ama Avrupa'da myprotein alıyorum.
0
logisticsmanager
(26.04.24)
şimdi öncelikle 15 yaşında bir gencin hormonları ve metabolizması tavan durumda. herhangi bir takviye almadan, beslenmesini ve uyku düzenini yoluna koyarak katetebileceği yol çok fazla. bunlar düzensiz ise öncelikle bunları ayarlamalı. yoksa bunlar bozukken alacağı toz psikolojik olarak zarar yazar. bir noktada tamamen aldığı takviyeye güvenmeye başlar ama asıl önemli olan uyku ve beslenme.

bunlar düzenliyse bir noktadan sonra vücudunu daha yukarıya taşımak için kullanabilir. protein tozu bir takviyedir ve adından da anlaşıldığı üzere protein takviyesidir. mucizevi bir bileşen değildir. bir de bcaa var. bu da ağırlık antremanında yıpranan kasların daha hızlı iyileşmesini sağlar. kas gelişimini hızlandırır.

ama dediğim gibi asıl kilit sıkı bir antreman, düzenli ve sporuna uygun düzgün bir beslenme ve düzenli bir uyku. bunlarda eksiklik varsa kullanmasının bir faydası yok.

şu ara beslenmem bozulduğu için ara verdim ikisine de, adını hatırlamıyorum ama eve gidince bakarım gerekliyse. kullandığım ürünü bu işin uzmanı, alanında ünlü bir abi tavsiye etmişti.

kullandığım;

protein tozu: nutrend
bcaa: dna

tavsiye ederim.
0
air
(27.04.24)
(7)

olimpik/milli sporcuların gerçek mesleği bu mu?

kibritsuyu
yani geçimlerini yaptıkları spordan mı sağlıyorlar, parayı yaptıkları spor ile mi kazanıyorlar?sorum futbolcular falan değil. artistik buz patencisi mesela. anca kış olimpiyatları oluyor, belirli bir turnuva oluyor, ona gidip yarışıp dönüyor. bu adamın mesleği bu mu, yoksa normal herkes gibi işe gid
yani geçimlerini yaptıkları spordan mı sağlıyorlar, parayı yaptıkları spor ile mi kazanıyorlar?

sorum futbolcular falan değil. artistik buz patencisi mesela. anca kış olimpiyatları oluyor, belirli bir turnuva oluyor, ona gidip yarışıp dönüyor. bu adamın mesleği bu mu, yoksa normal herkes gibi işe gidip, mesleğinden parasını kazanıp müsabaka olunca da ona mı gidiyor? gerçek işi mühendis ama artistik buz pateni müsabakası olunca kalkıp ona mı gidiyor?

mete gazoz mesela. işi gücü mesleği okçuluk mu, yoksa normal üniversitesini okuyup, mesleğini eline alıp çalışıyor da okçuluk ile ilgili müsabaka olunca mı kalkıp gidiyor?

hadi mete gazoz rekortmen, popüler bir kişi, sponsorla reklamla falan kazanıyordur da sıradan bir okçu için durum ne? mete'nin rakipleri için mesela?
0
kibritsuyu
(26.04.24)
Olimpik sporcu olmak için amatör olmak, bu sporu profesyonelce yapmıyor olmak şartı var.

Ancak geçimi için bir işte çalışmak zorunda olanların bu denli başarılı sporcu olamayacağı herkesçe malum.

Bu kural şu şekilde deliniyor. Büyük holdinler kendi adlarıyla spor klüpleri kuruyor. Örneğin atletizm takımı için bir sporcuyu transfer ediyor. Sporcu holdingin bir atölyesinde işçi olarak çalışırken (!) antrenmanlarına da devam edip holdingin takımında koşuyor.

Şu an çok gündemde olan 'ATM memurluğu' konusunun spora uyarlanmış hali. Ve bütün dünyada da bu şekilde.
0
Mirket
(26.04.24)
diploması vardır yoktur bilmiyorum ama yaptıkları spor kendi işleri. zaten aksi durumda olimpik sporcu olabileceği gerçekçi gelmiyor.

özellikle sponsor bulunma şansı az sporlarda ya meslek ya spor oluyor, örneğin satrançta türkiye'nin bir numarası oyuncu ki bizim ülkenin olimpiyatlarda 6. olmasını sağlayan sporcumuz satranç ekonomik olarak zorluyor diye profesyonelliği bırakıp amerika'da üniversite okumaya gitti.
0
gule gule
(26.04.24)
çok rekabetçi olmayan bir branş değilse evet gerçek mesleği sporculuk oluyor. aksi taktirde başarılı olamaz zaten
0
abelardo
(26.04.24)
amatörlük meselesini tam anlamıyorum. basketbol, futbol ya da voleybol gibi branşlarda katılan sporcular gayet takımlarından maaş alıyorlar, yani profesyoneller.
0
co2s2
(26.04.24)
@co2s2 olimpiyatların sloganı önemli olan kazanmak değil katılmaktı ilk başladığı zamanlar.

1936'da tek olimpiyatta 4 madalya alan ilk kadın yüzücü olimpiyatlardan sonra yüzme hocalığına başladığından amatörlükten çıkıp diğer olimpiyatlara katılamadı mesela.

ya da hatırlamadığım bir branşta bir sporcu madalya kazanıyor fakat daha önceleri spordan maaş aldığı ortaya çıktığından madalyasını geri iade ediyor..örnekler var.

tabii günümüzde(1984 sonrası) sponsorlar turnuvayı finanse ettiğinden dedikleri oluyor, bunun yanında profesyonelliğin olimpiyatlara girmesi daha ikinci dünya savaşından önce siyasi şekilde başlıyor. kızıştıkça kızışıyor..
0
gule gule
(26.04.24)
@mirket; bu kuralın olduğundan emin değilim. Senin bahsettiğin eski kurallar olması lazım.
www.rulesofsport.com

1980lerde degismeye basladi, haliyle cogu bugun profesyonel atlet.
0
logisticsmanager
(26.04.24)
yurtdışındaki sistemi bilmiyorum ancak örneğin hollandalı artistik cimnastikçi epke zonderland esasında doktordur mesela. fakat günde 6-8 saat antrenman yaptığını düşünürsek ne derece mesleğini icra ediyordu bilemiyorum.

türkiye'de ise şöyle... profesyonel branşlar, amatör branşlar ve olimpik branşlar var (olimpik branşlar tüm dünyada olimpik tabii). profesyonel dallarda mücadele eden (futbol, basketbol, voleybol vs.) profesyonel lisansa sahip sporcular zaten kulüplerinden yeterince maddi destek alıyor. amatör branşlarda ise eğer kulüple bir anlaşman yoksa ücret söz konusu değil ya da cuzi bir miktar alabilirsin. amatör branşlardan aynı zamanda olimpik olanlar da var. mesela yine cimnastikten örnek verelim. hem amatör branş, hem olimpik. buradaki sistem de şu. sporcular türkiye olimpiyat hazırlık merkezi (tohm, gençlik ve spor bakanlığı'na bağlı) kotasını alırlarsa tamamen bu amaçla donatılmış tesislerde ücretsiz konaklıyor, antrenman yapıyor ve belirli bir maaş alıyor. buradaki sporcular ekseriyetle milli sporcu oldukları için ekstradan millilik maaşları da var. birçoğu üniversite'de besyo okuyor. okul bitince direkt millilik atamasından öğretmen, antrenör veya spor yöneticisi oluyorlar. eğer atandıktan sonra hala sporculuk yaşamları devam ediyorsa resmi izinli sayılıp antrenmanlarına/yarışmalarına katılıyorlar. bazı sporcular ilgili federasyonlardan da maaş alabilir.

kısacası eğer milli ve olimpik sporcuysan geçimini sağlayacak kadar para kazanırsın. hele ki dünya/avrupa/olimpiyat derecesi alırsan devlet ödülleri, yarışmaların kendi ödülleri, çeşitli sponsporluklar falan derken iyi para gelir. ama falanca kulübe gidip birkaç yarışma gördüysen nanay. :)
0
motosiklet burclu adam
(27.04.24)
(8)

Evcil Hayvan Sigortası Yaptıran Var Mı?

ofelia
Selamlar, evcil hayvanı olanlar bilir, veteriner ücretleri çılgınlık seviyesinde.Ben kayınbiraderim veteriner hekim olduğu için iç-dış parazit gibi ciddi maliyet kalemlerini ücretsiz hallediyorum, aşılar da aynı şekilde. Ama aynı şehirde olmadığımız için acil durumlarda yakınlardaki hayvan hastanesi
Selamlar, evcil hayvanı olanlar bilir, veteriner ücretleri çılgınlık seviyesinde.
Ben kayınbiraderim veteriner hekim olduğu için iç-dış parazit gibi ciddi maliyet kalemlerini ücretsiz hallediyorum, aşılar da aynı şekilde. Ama aynı şehirde olmadığımız için acil durumlarda yakınlardaki hayvan hastanesine gidiyoruz.

Geçenlerde zehirlenme tehlikesi ile gittik, 2700 lira tuttu söylemesi ayıp, kusturma, mide koruyucu ve vitamin yapıldı. Benim dünyalar güzeli kızımın canı sağ olsun, yeter ki iyi olsun ama bugün en kapsamlı pet sigorta paketi bile 5200 lira.

Ben de dedim ki acil durumlarda bu belirsiz maliyetlerle ya da fiyatların şoke eden kötü sürprizleri ile uğraşacağıma yılda 3-5 bin lira taksit taksit ödeyeyim kafam rahat olsun.

Ne dersiniz? Yaptıran var mı? Memnun kaldınız mı?_
0
ofelia
(26.04.24)
evcil hayvan sigortasi tam bir dolandiricilik isi. onun yerine her ay kenara para at altin hesabina daha iyi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.04.24)
arkadasim yaptiriyor, oneriyor. biz yaptirmiyoruz simdiki sorunumuz icin 50k gibi bir hesap bekliyoruz:/ hem yatis hem ameliyat icin. umarim daha uste cikmaz ama kesinlikle faydasini gorursunuz. zaten ic dis da kapsayan vardi bildigim kadariyla (1 kerelik olabilir)
0
ala09
(26.04.24)
11 senedir iki kedi bakıyoruz, tekir. biz yaptırmadık ama malum yaş aldıkça sağlık sorunları baş gösteriyor. dediğiniz şekildeyse ve içerisinde bir dolandırıcılık yoksa çok mantıklı gözüküyor.

7-10 gün veterinerden çıkamadık idrar yollarıyla ilgili 17 bin lira hesap çıkardılar. bize özel uygun hali bu şekildeydi.
0
gule gule
(26.04.24)
neden dolandırıcılık dendiğini anlamadım, bir arkadaşım zürih sigortadan yaptırmış, veterinerde ödemelerini yaptıktan 4 gün sonra da sigorta şirketinden parasını almış.

ki zürih en başta söylüyor. anlaşmalı veterinere giderseniz ödediğinizin yüzde 80'ini, anlaşmalı olmayan veterinere giderseniz yüzde 60'ını karşılarım diye.
0
🌸ofelia
(26.04.24)
@ofelia, bugün zaten bir veterinere iki kez selam verseniz en kapsamlı yıllık dediğiniz ücret çıkıyor karşınıza. bundan dolayı tereddüt ettim, güveniyorsanız yaptırın.

bu duyuruyu okuduğumdan beri ben de araştırıyorum internette gayet uygun gözüküyor.
0
gule gule
(26.04.24)
Ben yurtdışında çok arastirdim. Şimdi Türkiye fiyatını bilemem ama kendi bildiklerimden yazayim;
- her şeyi karsilamiyor. Misal köpeğin genetigi/dogumdan olusmus olabilecek şeyleri. Misal kalça sorunu falan.
-max 8 yaslarina kadar falan devam ediyor. Belli noktadan sonra uzatmiyorlar. Buna ek olarak belli yaşın üstüne de baslatmiyorlar.

Bu noktada biz hanimla şimdilik kenara para koyma diyoruz. Ama Türkiye'deki belki farklıdır. Içinde yazanlari okumak lazım. Çünkü kopeklerde/kedilerde asıl sorun yaslaninca.
0
logisticsmanager
(26.04.24)
2 kedim var, yaptırmadım. Büyük bir sorunda kafamda harcayabileceğim belirli bir meblağ var. Fazlasını düşünmüyorum. Bunu dışında premium mama önlerinde, evde sınırsız erişim ve oyun arkalarında. Gerisi kısmet / natural selection.
0
prole
(26.04.24)
allianz, zürih falanyasadigimiz ülkede arastirdik biz.

bir defa yillik istenen meblag cok yüksek.
sadece 6 yasa kadar sigortaliyorlar.
belli bir yastan sonra uzatmiyorlar (10 yas galiba).
sigartayi kapsadigi yaslarda hayvanin zaten hastalik gecirme riski daha düsük oluyor.
buna ragmen sigorta da her seyi karsilamiyor.

allianz bize yillik 600 euro gibi bir meblagdan bahsetti bundan 5 yil önce ve yillik üst limit 1800 euro. bu su demek: her yil 600 eurodan fazla bir veteriner masrafi olacak ve sigorta icin bu masraflarin tamami karsilanacak sorunlar kategorisinde olacak ki attigin tas ürküttügün kurbagaya degsin. üstelik veteriner masrafi 1800 euroyu gecerse üstünü cebinden ödüyorsun.

ilk on sene boyunca kac hayvanin yillik bu kadar masrafi oluyor ki? bizim kedi 11 yasinda, tekir. gecen ay 1100 euro harcadik, o da ilk kez. 600 euroyu zaten 11 sene boyunca kenara koysan hayvanin yasliliginda kenarda hatiri sayilir bir birikimin olur.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.04.24)
(5)

İzmir Kısa Dönem Kiralık Eşyalı Daire Nereden Bulabilirim?

andy kaufman
Selamlar,Çocuğum annesiyle İzmir’de yaşıyor. Kısa dönem (1 aylık) eşyalı kiralık daire tutmam lazım. İlanlarda uygun ilanlar var ancak hepsi uzun dönem. Benim zaten böyle bir ihtiyacım yok. Yılda birkaç ay gidip 1 ay kalıp İstanbuldaki evime dönebileceğim temiz, kiralık, eşyalı ve kısa dönem evleri
Selamlar,

Çocuğum annesiyle İzmir’de yaşıyor. Kısa dönem (1 aylık) eşyalı kiralık daire tutmam lazım. İlanlarda uygun ilanlar var ancak hepsi uzun dönem. Benim zaten böyle bir ihtiyacım yok. Yılda birkaç ay gidip 1 ay kalıp İstanbuldaki evime dönebileceğim temiz, kiralık, eşyalı ve kısa dönem evleri hangi siteden bulabilirim?

Kolaylıklar.
0
andy kaufman
(25.04.24)
öyle bir ev yok. seve seve uzun dönem tutacaksın. suriyelilerle ortak bakabilirsin fiyatı düşürmek için.
0
numlock
(25.04.24)
Burada buldum;
www.emlakjet.com

Ha güvenilir vs bilemem.
0
logisticsmanager
(25.04.24)
İzmir değil de araç varsa urla, Sığacık taraflarında dönemsel yazlıklar kiraya veriliyor (1 aylık vs). Oralardan bulabilirsiniz gibi geldi.

Tabii ekonomik olur mu, o kısmı tartışılır.
0
fraise
(25.04.24)
Airbnb'den bakın hocam. Sevdiğiniz evi, 1-2 gün kiralayıp ev sahibiyle tanışın. Uygulama dışından aylık anlaşırsınız.
0
nickini vermek istemeyen uye
(25.04.24)
soyak siesta, yamaçevler, myvia, folkart life türü yerlere bakabilirsiniz.
0
Phoebe
(26.04.24)
(10)

Sac boyatmak cok pahali bi islem haline gelmedi mi

Kittie
Bayadir kuafore gitmemistim boya icin.Ama evde de yapamiyorum. Olmuyor. Su an o kadar koyu ki saclarim bi kuafore teslim etmem lazim.Simdi aradim da kisa sac icin 1900 dedi. Omuz hizasi dedim ne kadar. Iste 1900den basliyor, omzunuzun tam neresinde bakmamiz lazim dedi wtfBu bahsettigim duz boya.Baly
Bayadir kuafore gitmemistim boya icin.
Ama evde de yapamiyorum. Olmuyor. Su an o kadar koyu ki saclarim bi kuafore teslim etmem lazim.
Simdi aradim da kisa sac icin 1900 dedi. Omuz hizasi dedim ne kadar. Iste 1900den basliyor, omzunuzun tam neresinde bakmamiz lazim dedi wtf
Bu bahsettigim duz boya.
Balyaj falan attirsam 4k diyecek herhalde baslagic fiyati olarak.
Sizce 2500e duz boya yapilir mi. Bana mi sacma geliyor acaba
Siz kaca yaptiriyorsunuz.
Aldigim fiyat inoa icindi mesela.
0
Kittie
(25.04.24)
vay anam vay ciddi misin? bence pahalı ama erkek olduğum için zaten fiyat skalası hakkında hiçbir bilgim yok :)
0
numlock
(25.04.24)
Numlock: ciddiyim. 2500u ben tahminen yazdim. Baslangic 1900 ama. Merkezi semt ama burasi bu semtteki bi mahalle kuaforu. Deliricem. Markalasmis yerlerde var ama onlara hic gitmedim hayatimda. Demek onlar 10k belki de
0
🌸Kittie
(25.04.24)
Hanım evde kendi boyuyor,az para değilmiş
0
cakmayazar
(25.04.24)
Bence kuaförlerdeki son fiyatlar gerçekten aşırı. Ben en son ocak ayında İstanbul'daki kuaforume gittim. Kalburüstü bir yerdir ama fiyatları normalde uçuk değildir; kesim + saç bakımı+ saç boyasına (ki öyle açma işlemi yapılmadı. Kahve tonlarında boyandı, rengi biraz değiştirildi. Hani sarı falan değil) 3500 lira odedim. O da bana olan fiyatiymis :))). Diğer kuaförlerde de duyduğum kadarıyla farklı değildi fiyatlar. Ödedim ama içime oturdu.


İşin komiği bu işlemleri kendi yaşadığım ülkede yaptırsam 700-800 lira fark edecekmiş ki bahsettiğimiz ülke dünyanın en pahalı ülkeleri sıralamasının sampiyonlarindan biridir her zaman. Dolayısıyla Türkiye'deki fiyatlar çok absürt.
0
fraise
(25.04.24)
Merak edip benim gittiğim kuaförün kadın bölümü fiyatına baktim;
Saç kesimi olmadan boyama + kuaförlüğü lira olarak 2400 lira. Kısacası Fransa'da yüzde 26 pahalı oluyor.
Bu mantığa göre hayvan gibi pahalı oluyor Türkiye fiyati.
0
logisticsmanager
(25.04.24)
Evet pahalı. Ben kendim boyuyorum, çünkü benim aradığım kriterlerde boya ve ürün kullanmıyor kuaförler. Sadece düz boyuyorum. Balyaj, ombre, sombre öyle teferruatlı işlemler yapamıyorum :)
0
rock n roll
(25.04.24)
çok pahalı ve sık sık bunun bu ekonomide normal olduğu algısı pompalandığı için pahalı diyenleri ''fakirsin'' diye kovalıyorlar ortamlarda.

ben yaklaşık 6-7 yıldır saçımı evde kendim kesip kendim boyuyorum. balyaj da yapıyorum, ombre de. katlı kesim de yaptım, kakül ve perçem de kestim. denemediğim renk ve model kalmadı. birkaç yıldır annemin saçını da ben kesip boyuyorum. birkaç ufak denemeden sonra insanın eli alışıyor zaten, internette türkçe ve ingilizce tonlarca anlatım videosu var. siz de evde kendi saçınıza ayrıntılı işlemler yapabilirsiniz kız kardeşlerim, sadece bir şans verin ve bu şişirilmiş para avcılarına fırsat tanımayın sizi sömürmesi için.
0
morca
(25.04.24)
benim aldığım fiyatlar çok daha yüksekti artık 6-10k arası balyajlı işlemler. evet çok pahalı. bir ara her yer kuaför ve kirpikcı/ tırnakcı olunca rekabet vardi simdi kuafore 1 ay gitmese perisan olacak sanki herkes. ben de o furyaya kapilip magdur olunca biraktim. yapanadigim islemleri kuaforde yaptirip diplere dayanamadigim icin evde dip yapiyorum 2-3haftada 1
0
ala09
(25.04.24)
kadın kuaförleri adam öpüyor.

arkadaş gelin başı için kuaförle anlaşmış küçük bir şehir bi de. 17 bin istemişler sadece geline düşünün. öyle abartı bi kuaför de değil.
max 2 saat harcayacak 17 bin kazanacak. yok böyle bi para. kadınlar para işini çok sorgulamadığı için yükleniyolar bence.
0
jelly bear
(25.04.24)
evet pahalı ama saç rengi komple değişecekse, açma filan yapılacaksa o fiyatlar normal, her yerde böyle yani.
0
elorelia
(26.04.24)
(20)

Sevgilinizle aynı eve çıktınız ama ayrılırsak evden kim ayrılacak?

veritaslibertas
Böyle bir sorunumuz var,4 aydır birlikteyiz, sevgilim benim yaşadığım eve yerleşti, 4 yıldır burada yaşıyorum ben.Gelirken kendi evini olur da ileride bir sorun yaşarsak diye kapatmadı ve kardeşine bıraktı. Kardeşine de dedi ki ayrılırsak dönerim buraya.Buraya kadar normaldi her şey.Sonra güvensizli
Böyle bir sorunumuz var,
4 aydır birlikteyiz, sevgilim benim yaşadığım eve yerleşti, 4 yıldır burada yaşıyorum ben.
Gelirken kendi evini olur da ileride bir sorun yaşarsak diye kapatmadı ve kardeşine bıraktı. Kardeşine de dedi ki ayrılırsak dönerim buraya.
Buraya kadar normaldi her şey.
Sonra güvensizlik yaşadığını, artık kardeşine evden çık diyemeyeceğini, ayrılırsak evden kimin gitmesi gerektiğini konuşabileceğimiz bir zeminde birlikte yaşamayı sürdürmemizi istedi. Evden gitmesi gereken kişi olmak istemiyor, benim de ayrıldığımızda gidebilmem konuşulsun istiyor, kim uygunsa o çıksın diyor.
Ben onun güvensizliğini gidermek adına kabul ettim bunu ama bu bana adil gelmiyor şu an ve kendimi güvensiz ve korkmuş hissediyorum. Bu evden çıkarsam şu an tek başıma başka bir eve geçecek gelirim ve lüksüm yok.
Gelirlerimiz de eşit bu arada.
Bugün de bu konuyu konuşup bu şekilde yapamayacağımı söyleyeceğim ama size sormak istedim. Bunun doğrusu eğrisi nedir?
Bana daha şimdiden bu hesaplara girmiş olmak bile tuhaf hissettiriyor
0
veritaslibertas
(25.04.24)
böyle basit hesaplara gerek yok. erkek ayrılır, nokta.
0
numlock
(25.04.24)
pardon, düzeltiyorum. 4 yıldır sen o evdeymişsin zaten. tabi ki sen kalacaksın.
0
numlock
(25.04.24)
Abla akıllıymış baya. Tabi ki sen kalacaksın.
0
Gradient_tabanlı_mor
(25.04.24)
Ev sizin, tabii ki o ayrılacak. 4 yıl boyunca siz yasamissimiz. Kontrat da sizin üzerinize değil mi? Bu konu tartışmaya kapalı bence.

Édit: ayrıca bu konuyu ben de hiç anlayamadım. İlk taşındığında tüm ihtimalleri göz önünde bulundurarak evi kardeşine bırakması anlaşılır. Fakat dönüp dönüp bu konuyu konuşmak oldukça garip.
0
fraise
(25.04.24)
bunu konuşan kişiyle oracıkta ayrılırdım. konuşmuşken sevgili nafakasını da konuşun.
0
gabe h coud
(25.04.24)
fraise +1
0
jülsezar
(25.04.24)
Siz ev arkadaşı değilsiniz, sevgilisiniz. Sorun yaşarsak kim evden ayrılacak konuşması nasıl yaptınız ben anlayamadım. Bir de böyle bir konuşma yapılıyorsa zaten sıkıntılı bir durum vardır bir olmamışlık vardır o ilişkide. Kaldı ki o senin evine gelmiş oturmuş, gidecek biri varsa o gidecek sen değil.
0
rock n roll
(25.04.24)
Fraise +1
4 yillik evinizde kalkip gidecek haliniz yok, cok sacma buldum
0
mor oje
(25.04.24)
garip bir muhabbet, evime tasinir tasinmaz benle bunun muhabbetini acan adama/kadina aninda yol veririm yahu. bu bariz benim 4 senedir yasadigim eve cokme plani..vay anasini..
0
cooperr
(25.04.24)
güvensizliğini gidermek için kendinin ve ailenin tüm mal varlığını onun üzerine yapmaya ne dersin ?

"artık kardeşine evden çık diyemeyeceğini", kardeşine evden çık diyemiyor, ama sana diyebiliyor. sen çoktan o evden çıktın hocam, sadece farkında değilsin derim.
0
WithWorth
(25.04.24)
Daha olayın başında gülümseyerek "kardeşine diyemiyorsun ama bana diyebiliyor musun yani? Başta planımızı yapmıştık, eğer sürekli değişecekse neden planlıyoruz ki?" Demeniz lazımdı. Israr ederse zaten plan tutmuyor gördüğün gibi, günü gelirse bakarız deyip sıyrılırdınız. Bu zaten ben çıkmam anlamına gelirdi.

Ama sizinki böyle gelişmediğine göre belki kardeşine çık demesi gerekmediğini hatırlatabilirsiniz. Evde zaten kendi kalıyormuş, kardeşi gelme demez heralde. Baktılar birlikte yaşamak zor, sonrasında ayırırlar evi. O da artık kardeşler arasında bir mesele. Siz ne yapacaksınız?

Ayrıca kendi adıma ben bir de sorardım "4 ayda kardeşine çık diyemeyecek hale geliyorsan acaba ilişkimizin ne kadar süreceğini düşünüyordun buraya gelirken?" diye :D belli ki 2 hafta falan süreceğine inanmış.
0
akhenaten
(25.04.24)
Thetruenorth+1
Yani bana da çok tehlikeli bir profil çizdi. Böyle bir şeyin konuşulabilir olması bile çok garip geldi zaten.
0
logisticsmanager
(25.04.24)
Ne igrenc bir insan ya bu. Bu seninle evin yeni kiracisi olmak icin bile birlikte olabilir. Kardesine niye cik diyemiyormus, gitsin kardesiyle beraber yasasin oyle bir durumda madem cik diyemiyor. Insan sunu soylemeye utanir ya. 4 yildir burda ben varim tabii ki sen gideceksin, evime mi cokeceksin utanmadan derdim ve ayrilirdim hemen ayrica.
0
Kittie
(25.04.24)
4 yıldır yaşadığın evinden 4 ay birlikte olup ayrılma potansiyelin olan biri için ayrılacaksın öyle mi? Söylerken bile ne kadar saçma geldi.
Ev senin. Ayrılmayı kimin istediğinden bağımsız o gider.
0
crinix
(25.04.24)
Kaç yıllık evinizi neden bırakasınız. Adil olan kız arkadaşınızın ayrılması.
İlişki devam ederken sevgiliye, evden kim gidecek bi konuşalım diye uyanıklık yapmak da enteresanmış.

Madem kim uygunsa o çıksın diyor ben uygun değilim diyip konuyu kapatın. Uzun uzun ikna çabasına girerseniz bu abla sizi ikna eder muhtemelen.
0
juliette
(25.04.24)
yuuuh amk... "Kardeşine de dedi ki ayrılırsak dönerim buraya.
Buraya kadar normaldi her şey." buraya kadar da anormal her sey. kendim de dahil etrafimda bir suru "ayrilirsak suraya giderim" hesabi yapan arkadasim oldu, gidecegimiz yeri kenarda tuttuk, bozmadik. fakat hicbirimiz sevgilimize acik acik soylemedik, dile getirilecek bir olay degil cunku. evlilik sözleşmesine falan da benzemiyor bayagi kotu, tatsiz bir sey bu. kapiya koyma zamani gelmis
0
ala09
(25.04.24)
Trol müsünüz anlamadım ki, böyle bir teklif kabul edilemeyeceğine göre şaka yapıyorsunuz herhalde. Böyle birine selam bile verilmez çünkü.
Ciddiyseniz; talebin ahlaksızlığı bir yana, isteseniz de hukuken olmaz, kontratı devredemezsiniz, kontratta bu şart vardır, ev sahibi çıkarır.
0
firez
(26.04.24)
Kontrat sizin uzerinizeyse polis çağırıp evden attirabilirsiniz bile biran once yol verin derim bu dönemde yeni ev tutup tasinmak bile 50 60 bin tl abla güzel yol bulmuş evinize çökmesine izin vermeyin bir an önce kurtulun yoksa baş agritir
0
apocalipy
(26.04.24)
Teşekkürler herkese yanıtlar için.
Trol değilim öncelikle ve gerçekten çok huzursuz bir haldeyim. Öyle polise gitmelik kapı önüne koymalık bir durum yok. Güvensiz hissettiği için kendi adına bir çözüm aradığını söyledi. Sadece kendini güvenceye almak korumak adına yaptığı şeyi benim de yapmam ve sınırımı çizmem gerekiyor. En yakın zamanda da konuşacağım bu şekilde.
0
🌸veritaslibertas
(26.04.24)
evliyken mala çökmeye çalışanı gördüm de sevgiliyken kiralık eve eşyalara çökmeye çalışanı ilk defa görüyorum. yeni sevgilisiyle eve nasıl çöktük ama demez inş.
0
Unde bach canim
(27.04.24)
(5)

Ryanair 60l çanta alıyor mu?

nerobianco
Ryanair 60 litrelik çantaları kabin bagajı olarak ücretsiz kabul ediyor mu? Şu tip çanta, tam dolu olmayacak şekilde:https://www.decathlon.com.tr/p/kadin-outdoor-trekking-sirt-cantasi-60-l-mt100-easyfit/_/R-p-309808?mc=8678452
Ryanair 60 litrelik çantaları kabin bagajı olarak ücretsiz kabul ediyor mu? Şu tip çanta, tam dolu olmayacak şekilde:

www.decathlon.com.tr
0
nerobianco
(25.04.24)
Ryan air en basit bile;
40*20*25
Bu çanta her yerinden geçiyor. Yüzde 99 para odetirler. Piyasanin en ucuz şirketi böyle bir hatayı affetmez.
0
logisticsmanager
(25.04.24)
+1

ayrica personal item ve cabin luggage farklı şeyler. hakkiniz personal item olarak gorunuyorsa yukaridaki olculerden bile kucuk hakkiniz vardir.
0
buenosdias
(25.04.24)
Hayatta almazlar bu çantayı
0
but that was just a dream
(25.04.24)
no. okul cantasi seklindeki sirt cantasini kabul ediyorlar. bazi havalanlarinda kontrol etmiyorlar, bazilarinda o sirt cantasinin dolu sekli bile problem oluyor.
0
Ley
(25.04.24)
Mümkün değil, ryanair çok katı bu konuda zaten bilet alırken de 80 yerde çanta ölçüsü bilgisi veriyor bu nedenle.
0
tuborg yesili
(26.04.24)
(7)

Esiniz film izlerken cok soru soriyo mu?

lapaz
https://9gag.com/gag/aRBQQxB burdan esinlendim
9gag.com burdan esinlendim
0
lapaz
(24.04.24)
Eşim yok, kız arkadaşım sormuyo.
0
Bruce
(24.04.24)
Ben kimsenin esi degilim ama arkadaslarima cok soru soruyorum.
0
hot potato
(24.04.24)
Alistim tabi hatta o istemeden yapıyorum bazılarını;
Film izlerken bir şey aklına takıldı ve filmin gidişatıni zerre etkilemeyen bir şey. Misal filmde bir şey oldu "bunu nasıl yaptı ki orayı açıklamadi". Yani zerre umrumda olmayan bir nokta ama kafasina takiliyor
Bir de bir şey kacirirsa geri dönüyor.
Izlerken asla konusamiyor durdurmak gerekiyor.

Alıştık tabi :) ben tuketip geçiyorum filmi, o her şeyi anlamaya çalışıyor.
0
logisticsmanager
(24.04.24)
Bilmiyorsam bilmediğimi söylerim biliyorsam açıklarım. Film izlerken sessiz olunmalıdır vb zorundalıklar yüklemek hoş değil. Hedef değil yolculuk keyiflidir
0
hasmetizm 2046
(25.04.24)
boş bir film izliyorsak ben yorum yapar, göme göme izlerim. mesela kahramanımız yüksek bir yerden atladı diyelim, yok uçsaydın bi de filan derim. eşim (erkek) pek konuşmaz.
0
elorelia
(25.04.24)
Bizde soru soran taraf benim ama bunun nedeni izledigim filmlerde ana konuya tam konsantre olmuyorum.Mesela evde gecen bir sahnede esim daha cok diyologlara ve ana hikayeye konsantre olurken ben evin dizayn detaylarini incelerken kaybolabiliyorum.Ev konusu sadece ornekti.Bunun gibi dikkatimi dagitan detaylar yuzunden ana konuyu takip etmek bazen ikinci planda olabiliyor.
0
turkuaz
(25.04.24)
Biz filmi vakit geçirmek için konu mankeni olarak kullanıyoruz genelde o yüzden konuşmalar çok oluyor :D

Ciddi ciddi bir filme odaklanarak, sinema kültürümüz artsın diye bir filmin başına oturmuşluğumuz az. Böyle yapınca da zaten herkes durumu ciddiyetle ele alıyor :D bunun sayısı bir bilemediniz iki elin parmağını geçmez.
0
akhenaten
(25.04.24)
(2)

Audi a1 (2012) vs clio 4 (2018)

ceann deas
Elimde altin olarak 500 bin var.Audi - Artıları- tipini çok beğeniyorum- Yılına göre yokuş kalkış, şerit takip, mmi vs özellikleri çok çok iyi- İlk arabam olacak ve araba tek kapılı minik bir şey istanbulda rahat edebilirimEksileri- dgs şanzıman - 11 yıllık arabaya 650 - 700 bin verilir mi?Clio - a
Elimde altin olarak 500 bin var.

Audi - Artıları

- tipini çok beğeniyorum
- Yılına göre yokuş kalkış, şerit takip, mmi vs özellikleri çok çok iyi
- İlk arabam olacak ve araba tek kapılı minik bir şey istanbulda rahat edebilirim

Eksileri
- dgs şanzıman
- 11 yıllık arabaya 650 - 700 bin verilir mi?

Clio - artıları
- 550 bine temiz bulabiliyorum
- 5 yıllık araç
- tipi fena değil
- Parçası bol, piyasası iyi

Eksileri
- Malzeme kalitesi güven vermiyor kaza vs durumunda teneke kutu gibi parcalanmasindan korkuyorum



Bir diger sorum da nakit olarak mi almak daha mantiklidir yoksa 200 bin nakit verip galeride kredi cekip kalan parayi altinda tutmak mi daha mantiklidir? İlk arabasini alacak birisi icin az yakan tercihen otomatik ve sedan olmayan, sanayi ile ugrastirmayacak tavsiyeniz varsa onlari da arastirabilirim.
0
ceann deas
(24.04.24)
"Malzeme kalitesi güven vermiyor kaza vs durumunda teneke kutu gibi parcalanmasindan korkuyorum"

Bence güvenlik önermesiyle audi alma fikrini rasyonel hale getirmeye çalışıyorsun

Clio daha mantıklı her anlamda
0
grimavi
(24.04.24)
Grimavi +1
21 yy.da arabanın parça kalitesi sebebiyle parçalanacak demek kendini kandirmak olur.

Bu soruda mantıklı olan clio. Ama araba mantik islemeyen yerlerden. Canin istiyorsa al ama bunu kendine güvenlik olarak açıklama çünkü alakası yok.
0
logisticsmanager
(24.04.24)
(16)

Sizi hungur hungur aglatan film/ler

lapaz
Neler?
Neler?
0
lapaz
(23.04.24)
Grave of the fireflies
0
ya volna
(23.04.24)
mar adentro.

ilk kez 15-16 yaşındayken izlemiş, yarısına bile gelmeden "ulen engelli halinle bile karı kız etkileme peşindesin" diye kızıp kapatmıştım ahaha.

sonra ama işte biraz yaşlanıp çelikten yapılmadığımı fark edince, etrafımda bazı insanların benzer durumlar yaşadığını görünce, benim de üç dakika sonra engelli olmayacağımın garantisi olmadığını anlayınca... çok fena vurdu.

kaldı ki filmin teması zaten "engelli adam var, ölmek istiyo"dan ibaret değil, çok şey bulabilir her insan kendinden.

koskoca adamım, gerçek anlamda bir sürü peçete harcayıp salya sümük aralıklı olarak belki bir saat ağlamıştım bu filmde.

***

ikinci olarak "idi i smotri" ama eğer tarihe, ikinci dünya savaşı'na merakınız yoksa gerçekten önermem. ben kahvaltı yaparken savaş videosu izleyen biriyim, bu film psikolojimi bozmuştu. çok kaliteli ama çok ağır. hollywood'un tırt kahramanlık hikayelerine karşı isminin de söylediği gibi "gel ve gör" neymiş savaş diyor. çok fena.
0
mark greg sputnik
(23.04.24)
hachiko
0
hakmut
(23.04.24)
sanırım en son the broken circle breakdown’da hüngür hüngür ağlamıştım.
0
sir gawain
(23.04.24)
Babam ve oğlum. Hanıma da altyazılı izlettim "manyak misin ya böyle film niye izlenir üzücü" dediydi. Katılıyorum.
0
logisticsmanager
(23.04.24)
Manchester By The Sea
Babam ve Oğlum

Bu iki filmi ne zaman izlesem ağlarım, iki filmin de ana mevzusu ortak aslında.
0
blue rebel motorcycle club
(23.04.24)
titanic (kücükken)
prayers for bobby (lisede)

alttakiler 20+ yaslarinda

unsere Mütter, unsere Väter
dedemin insanlari
The Boy in the Striped Pyjamas
hachiko
selvi boylum, al yazmalim
castlevania (dizi ama olsun)

ben kücük bir diaylogdan bile aglayabilirim. günlerce onu düsünebilirim. öyle bir mallik :D
0
robert bosch
(23.04.24)
Field of Dreams
0
heritage
(23.04.24)
ucurtmayi vurmasinlar
0
cooperr
(23.04.24)
Train De Vie
Life is Beautiful
Aslan Kral
Dizi olarak da this is us... ne ağlakmışım ya :)
0
charbiel
(23.04.24)
The Cure (1995)
0
EasyTiger
(23.04.24)
dünyanın ortasında aşk için ağlıyorum
0
basond
(23.04.24)
Precious (2009)
Ağlamaktan mahvolmuştum. Bence dünyanın en üzücü filmi.
0
michael_knight
(23.04.24)
Uçurtmayı vurmasınlar
Canım kardesim
Kız kardeşim Momo
Babam ve oğlum
PS i Love you
0
alimcgraw
(23.04.24)
(bkz: incendies)
0
rentts
(23.04.24)
Gönül yarası. Ne filmdi be..
0
halk
(24.04.24)
(8)

kuyumcular vergi veriyor mu?

avatar is back
yok kambiyoydu şu bu onları geçelim. adamın eline x liradan altın geliyor, kar koyup satıyor veya x liranın altından bozdurmak isteyenden alıp, karlı fiyattan satıyor. bunu devlet vergilendiriyor mu? çünkü görebildiğim ve konuştuğum kadarıyla kuyumcular hem doların uçuşu hem güvenli liman vs vs deli
yok kambiyoydu şu bu onları geçelim. adamın eline x liradan altın geliyor, kar koyup satıyor veya x liranın altından bozdurmak isteyenden alıp, karlı fiyattan satıyor. bunu devlet vergilendiriyor mu? çünkü görebildiğim ve konuştuğum kadarıyla kuyumcular hem doların uçuşu hem güvenli liman vs vs deli gibi para kazanmışlar gibi. peki ya vergisi? yoksa ona da kulp bulup vergisiz takılmaya devam mı?
0
avatar is back
(22.04.24)
Ben kuyumcuya gittiğimde eğer eft yaparsan X fiyat nakit verirsen Y fiyat diyor. bence gayet net bir şekilde parayı elden aldığında vergi ödemiyor. Bankadan alınca da vergi dairesi gördüğü için ödüyor.

Aslında bu altının bu adama girişini çıkışını da devleti takip etmesi lazım. Ancak görününen o ki etmiyor. Örnek verecek olursak mesela sigara alkol vs bunlar girişi çıkışı takipli ürünler. Ama altın sanırım öyle değil.

Sektörle hiç alakam yok normal müşteri olarak fikirlerim bunlar.
0
nuevo
(22.04.24)
İki gündür meşhur olan malum firmanın vergi levhası eğer doğruysa şurada.
eksisozluk.com

Anladığım kadarıyla bütün 3 harfli marketlere satış yapan bir firmanın (ki CEO'su bile var :) ) bu kadar vergi ödediği bir ülkede kuyumcular eğer vergi ödüyorsa, ödese ne olur ödemese ne
0
Mirket
(22.04.24)
vermiyor hic bir esnaf vergi vermez.
0
sizofren06
(22.04.24)
Bakın şöyle örnek vereyim, son çıkan ipad ve iphone alan bir tanıdığım, faturasını şirketine kestirmeye bile tenezzül etmedi. sorduğumda, aa unuttum falan dedi ama biraz daha kurcaladığımda zaten tüm ticaretin nakit döndüğünü söyledi, hacmin büyük olduğu toptan ticaretin bile. demek ki hiç biri vergi vs ödemiyor. o faturada nerden baksanız 40-50k vergi kazancı vardı.
0
karincaezmezuo
(22.04.24)
Türkiye'de vergi verenler sadece maaşlı çalışanlar. Geri kalan kimse vergi vermez. Ondan zaten maassiz calisanlara cennet, maaşlıya cehennem.
0
logisticsmanager
(22.04.24)
nakit ve kayıtdışı
0
bir soru sorcam
(22.04.24)
kuyumcularla sınırlı değil ki bu konular. Her alanda var.
www.patronlardunyasi.com
0
diyecevaplandı
(22.04.24)
tamamen kayıtdışı bir ekonomi
0
karincaezmezuo
(27.09.24)
(8)

bu borçlar biter mi

wop
çok ani gelişen bir sağlık sorunun dolayı kredi çekmek durumunda kaldım. açıkçası öyle en uygun faiz vs kovalayacak vakit bile yoktu.12 ay aylık 15k ödemem lazımkartlarda aylık 5k taksitli harcama var onlar 3 4 aya biter.kira yeni zamlandı. faturalara vs aşırı bir zam gelmezse kira + faturalardan so
çok ani gelişen bir sağlık sorunun dolayı kredi çekmek durumunda kaldım. açıkçası öyle en uygun faiz vs kovalayacak vakit bile yoktu.
12 ay aylık 15k ödemem lazım
kartlarda aylık 5k taksitli harcama var onlar 3 4 aya biter.
kira yeni zamlandı.
faturalara vs aşırı bir zam gelmezse kira + faturalardan sonra cebime 25k kalıyor.
tam böyle ayın sonuna denk geldiği için elde de nakit yok hiç bir 10k da arkadaştan aldım.
temmuzda zam alsam en fazla enflasyon kadar alırım.
iş değiştirmelik bir pozisyon da yok. işi kaybetmesem şanslıyım.
bu ay bir kredim vardı o bitmişti. ooo rahatım artık diyorken inanılmaz kötü oldu.
bir türlü düze çıkamıyorum.
dışarı çıkma vs uzun süredir yok zaten.
yemek vs evde hallediyorum.
ne dersiniz olur mu bu iş?
0
wop
(21.04.24)
olur yav olur geçmiş olsun

iddiaya yatırmamışsınız ki parayı, sağlık sonuçta

imkan varmış ki çekebilmişsiniz sağlığınız için

öyle düşünün
0
jülsezar
(21.04.24)
Abi 12 ay çözersin. Gerekirse her gün makarna yersin gene çözersin. 5 yil olsa zorlar derdim.
Geçmiş olsun.
0
logisticsmanager
(21.04.24)
Halledersin risk alacak işlerden kaçın bir süre yeter
0
andlee
(21.04.24)
Evden zorunlu haller hariç çıkmayın.
Evde fazla yaramayan eşyaları satın.
Borcu ödeme niyeti içinde bulunursanız öderseniz.

Şöyle bir gerçekte var ki, aslında sürekli sistemin dayattığı borçlu olma hali, kredi vs..normal bir şey değildir.
Bu alışkanlığı da adeta sigara gibi terketmek lazım.
0
diyecevaplandı
(21.04.24)
Çok geçmiş olsun. Sağlık bu ve bu krediyi çekebilecek durumda olmanız da gayet güzel. Aksi senaryo daha kötü olurdu :( Tüm ödemelerden sonra 20 - 25k kalabiliyor olması güzel bence. Arkadaşınız sorun etmezse ona da 2 taksit halinde verin. Hayat bu maalesef planladığımız gibi gitmiyor işler yaşarken. Ekstra ödemelerden kaçınarak su gibi geçer, ödemelerden geriye kalan para kötü bir miktar değil.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(21.04.24)
şöyle
kira ve faturadan sonra 25k kalıyor
15k krediler
kaldı 10
bununla kredi kartlarını ve günlük nakit akışını döndürmem gerek.
0
🌸wop
(21.04.24)
Kalan 10 k dışaro çok çıkmıyorsan rahat rahat yeter. Çok daha az kazanıp geçindiğim zamanlar olmuştu. Bi de ben şunu fark ediyorum. Bazen kredi kartı borcum yüksek geliyor. Sonraki ay kendi kendime dikkat edicem diye niyetleniyorum. Sonra bir bakıyorum ki ben önceki ay gerekli olmayan saçma şeylere para harcamışım. Aslında dikkat eder, gereksiz şeylere para harcamazsan kalanla gayet rahat geçinirsin. 1 yıl o kadar uzun bir süre değil.
0
turuncu tonlarda
(21.04.24)
olur tabi. zor bir durum 10k az gerçekten ama 1 yıl iyi kötü geçer. ben de her ay nasıl kart bu kadar yüksek geliyor diyorum bakıyorum hiç ihtiyacım olmayan şeyler almışım. kemer sıksam rahat yarı yarıya düşer.
0
paintov
(22.04.24)
(5)

Arkadaşıma araba bulalım

housedaki topal doktor
Arkadaşım 700 bin TL bandında, geniş hacimli büyük bagajlı araba bakıyor. Aile arabası olacak tam yani. Çok sanayiye götürmeyecek masrafsız olması önemli. Manuel olmasında sorun yok ama biraz dolu paket olsa güzel olur.Benim aklıma Qashqai+2 geldi. Siz hangi aracı önerirsinjz?
Arkadaşım 700 bin TL bandında, geniş hacimli büyük bagajlı araba bakıyor. Aile arabası olacak tam yani. Çok sanayiye götürmeyecek masrafsız olması önemli. Manuel olmasında sorun yok ama biraz dolu paket olsa güzel olur.

Benim aklıma Qashqai+2 geldi. Siz hangi aracı önerirsinjz?
0
housedaki topal doktor
(21.04.24)
Station araçlarla çok rahat ederler. Toyota, Volvo, Passat mesela. İkinci elde ben olsam otomatikten, ve dizelden uzak dururum. Manuel ve benzinliyle konfor çok farkediyor.

İyice büyük olsun derlerse Volkswagen Transporter bakın. Tatile filan ailecek, çoluk çocuk, kedi, bavul, köpek, ne varsa rahat sığar ve umduğunuzdan kolay kullanılır.
0
alfired
(21.04.24)
vw jetta bagajı çok geniş.
0
komando kani var bende
(21.04.24)
Abi qashqai demissin, o paraya 14-15 senelik 250bin km'de arabalar var. Bunlarin sanayiden cikarmamasi imkansiz.

Bu fiyata az km ve 3-4 yıllık egealar var.
10 senelik jetta var.
7-8 senelik focus var.

Bu paraya hem dolu hem geniş hem de sıkıntı cikarmayacak araba yok ya da az var.
Eğer sıkıntı cikarmayacak kısmı ikinci plandaysa önemli olan genişlik falansa o zaman tabiki 250 bin kmde arabalar var. Skoda yeti var misal (yani aile 3 çocuk değilse tabi. Yoksa 7 kisilikten aşağısi zaten kurtarmaz.)
Ford mondeo var.

simdi baktim; alfred dedigi gibi aslinda buyuk lazimsa bu tarz arac. rifter/berlingo, tourneo vs.

Misal rifter hem km az hem yil az hem genis. Tam aile arabasi. Ama tabi bunlarin ek vergi, kontrol vs zımbırtılari var galiba.
0
logisticsmanager
(21.04.24)
fiat 500L var satayım hemen:) şaka satmam ama bence uygundur temizini bulursa. manuelleri daha sıkıntısızdır.
0
entropik
(21.04.24)
temiz bir megane 4 arkadasinizin isini gorecektir. bagaji buyuk, piyasa arabasi.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(21.04.24)
(7)

sözlük bu yavaşlatma işini bilerek mi yapıyor

anon1m
Uygulamayı indirmeyi öneriyor ya sürekli?
Uygulamayı indirmeyi öneriyor ya sürekli?
0
anon1m
(19.04.24)
Açılışta şu anda cloudflare devreye giriyor sanırım. Muhtemelen sözlüğe ddos saldırısı yapılıyordur veya çok ziyaretçi geldiği için aşırı yüklenme vardır. İhtimaller bunlardır diye düşünüyorum, bilerek niye yavaşlatsınlar? :)
0
hayirsiz
(20.04.24)
Pc'de bu yavaşlama olayına denk gelmedim bugün, sadece mobilde tarayıcıdan açınca gördüm. Pc'de de varsa bilemiyorum ama sadece mobildeyse bence de uygulamayı indirtmek için yapıyorlar.
0
nundu
(20.04.24)
PC'de de yavaşlama var. Bence ddos saldırısı oldu. Çünkü gündemde öyle çok önemli bir başlık yoktu ve çok fazla ziyaretçi gelmesi için bir sebep yok.
0
marsli gocmen
(20.04.24)
Tam da bugün bununla ilgili soru soracaktim ki sen önce davranmissin.

Kesinlikle kasitli yapiliyor çünkü mobil browser'da zirt pirt çikan videolu reklamlar yok o yüzden mobile geçirtmeye çalisiyorlar akillari sira. Sark kurnazlari.
0
Yourcousinmarvinberry
(20.04.24)
hayatınızda bir defa bir şeye destek olun, bir faydanız olsun ya reklam istemiyor musun çok komik bir paraya 1 sene görmüyorsun reklam zaten. çorbaya düşen sineği çıkarıp çorbayı içmeye devam etmeniz yetmiyormuş gibi sineğe bulaşan çorba damlalarınıda hüpletmeyin. gerçekten kendinizi bir bireymiş gibi hissedeceksiniz, güzel bir duygu faydalı olabilmek.
0
dakota sequoyah
(20.04.24)
@dakota

Ekşi reklamsız üyeliğim var ama mobilde tarayıcıda kullanmayı, uygulamaya göre daha çok seviyorum. Geçen bununla ilgili duyuru da açtım hatta. O yüzden tepki verebilirim diye düşünüyorum
0
nundu
(20.04.24)
Bana da öyle geliyor. Uygulamaya gitmemizi istedikleri belli.
@dakota; neye faydamiz olsun anlamadim? Ekşi sözlük mü bir şey sunuyor yoksa içindeki kişiler mi?
Sanirsin çağdaş yaşamı destekleme derneği konuşuyoruz burada. Kız arkadaşını çaylak listelerinde öne geçiren adamlara faydamız olsun evet.
Faydaniz olacaksa wikipedia'ya olsun. Milletin ana avrat birbirine küfür etmekten başka bir şey yapmadığı yere değil.
0
logisticsmanager
(20.04.24)
(2)

Bu köpeğin cinsi nedir?

sorucu
https://www.instagram.com/p/C4snXAfLkh2/
0
sorucu
(19.04.24)
Great Pyrenees, Fransız köpeği.
Videoda da yazıyor ayrı konu :)
0
logisticsmanager
(19.04.24)
Pyrenees çoban köpeği (Great Pyrenees) hastagda yazıyor :)
0
obscure
(19.04.24)
(4)

canlı yayın izleme keyfimiz bitti mi?

duyurukullanıcısı
herşeyin stok olarak gelmesi biraz canımı sıkıyorröportajlar, konuşmalar, diziler falan filanbir şeyin canlı olmasının bir heyecanı vardı insan onu arıyor meselainternette canlı olarak takip ettiğiniz bir yayın var mı?
herşeyin stok olarak gelmesi biraz canımı sıkıyor

röportajlar, konuşmalar, diziler falan filan

bir şeyin canlı olmasının bir heyecanı vardı insan onu arıyor mesela

internette canlı olarak takip ettiğiniz bir yayın var mı?
0
duyurukullanıcısı
(17.04.24)
tivibuspor erman özgür ile maç sonu yayınları.
0
baldan kaymak
(18.04.24)
Çok enteresan ama ben de misal internet dünyasında bunun tersini düşünüp her şeyin canliya donmesini eleştiriyorum:) misal çok sevdiğim youtuberlar hepsi twitch oldu. Misal hala yaptıkları videolardaki sakalari hatirlarim, twitchte de benzerleri oluyor ama 8 saatlik yayin izlenmiyor izlense de bir edit vs olmadığı için zaman içinde uçup gidiyor.

Neyse sizinkiyle aynı değil ama benzer sorun, medyanın değişimi.

Ben de katılıyorum eskiden maraton izlerdim şimdi var ya orhan uluca bile zor izlerim. Bence eldeki medyanın çoğalması sonucu da böyle insanlar izlemiyor secemiyor gibi oldu. Aynisi dizi filmde de geçerli. Eskiden dünyanın en dandik filmini bile izlerken şu an oscarli filmi next yapiyoruz.

Twitch dışında canlı takip ettigim yayın yok gibi resmen.
0
logisticsmanager
(18.04.24)
twitch, youtube hatta tiktok canlı yayın dolu. tiktok diye küçümsemeyin, ünlülerin çoğu orada canlı yayın yapıyor saatlerce.
seçenek çok. canlı yayın da dolu, banttan yayın da.
youtube'da nevşin mengü, ilker canıklıgil canlı yayınları ilk aklıma gelenler.
0
benarrivo
(18.04.24)
Bir de her şey o kadar platformlara bölündü ve on demand hale geldi ki ertesi gün çoğu insanın programı/maçı/filmi izleyip ortak konuşacağı ortak konu olmuyor
0
grimavi
(18.04.24)
(14)

Doğum günü ritüelleriniz var mı?

fraise
Ben büyük partiler vs yapıp doğum günü kutlamam fakat doğum günüm gelince yine fark ettim ki küçük ritüellerim varmış, her sene bunları yapmayı da seviyorum.Öncelikle her doğum günümde kendime tek başıma bahve ismarlarim. Sabah uyandığımda sevdiğim 4-5 şarkıyı dinlerim, evden çıkmayacak bile olsam g
Ben büyük partiler vs yapıp doğum günü kutlamam fakat doğum günüm gelince yine fark ettim ki küçük ritüellerim varmış, her sene bunları yapmayı da seviyorum.

Öncelikle her doğum günümde kendime tek başıma bahve ismarlarim. Sabah uyandığımda sevdiğim 4-5 şarkıyı dinlerim, evden çıkmayacak bile olsam güzelce giyinir, kendime çeki düzen veririm ( Corona döneminde sokağa çıkma yasağı olduğu halde sabah uyanıp süslenip puslenmis, öyle oturmustum). Bir de her sene kendime pahalı ama almayı çok istediğim bir kitap varsa onu alırım.

Eşim ve kardeşim ise tam tersidir; doğum günlerinde pasta bile alsak hoşlanmazlar.


Sizin nasıl? Sadece kendinize özel yaptığınız şeyler var mı?
0
fraise
(17.04.24)
yaş pasta ve kola djfjdfdk. doğum günümde özellikle yaptığım bi şey yok ama küçük de olsa pasta ve kola isterim. kimse almıyorsa kendim alırım. pastasız ve gulasız doğum günü düşünülemez. anca "iki yudum kola içersen öleceksin" filan denmesi lazım. diğer 364 gün içmesem bile (ki içerim) doğum gününde pastayla kola şartı var. yoksa yeni yaşıma girmiş saymam kendimi.
0
mark greg sputnik
(17.04.24)
Mark Greg Sputnik, ay evet. Pasta önemli, ben de kimse bana almazsa yine gider alırım ve yerim o pastayı.

Kolayı da küçükken doğum gününden doğum gününe alırdı annem eve, sanırım bende de kola-pasta çağrışımı var bu yüzden.
0
🌸fraise
(17.04.24)
Sabah kalkar guzel bir muzik acarim, mumlarimi yakarim.
Ya kahve alirim ya kahve yaparim.
Genelde disarda oluyorum dogum gunumde ama evde de 1 kadeh raki veya 1 bira icerim.
Kendime kucuk ya da buyuk mutlaka bir hediye alirim.
0
mor oje
(17.04.24)
Yediğime ve içtiğime hep dikkat ederim ama doğum günümde salıyorum :)) Bir de sabah kalkar kalkmaz süslenmeye başlıyorum. Doğum günüme de az kalmış, soruyu görünce aklıma geldi :)
0
rock n roll
(17.04.24)
Doğum günü yaklaşan herkesin şimdiden doğum günü kutlu olsuun! Benimki de yarın. Bu soru da oradan aklıma geldi zaten :)
0
🌸fraise
(17.04.24)
Hiç yok. Ama bu sene 30 olduğum için ve özel bir yaş olduğunu düşündüğüm için kutlamayı istemiştim. Yaptırmak istediğim bir pasta vardı ama gecesinde bir arkadaşıma hastanede refakat ettiğim için yapamamıştim. Doğum günümde ise yeni tanıştığım bir arkadaşla baklavaya mum dikerek kutladım.
0
Amaranta ursula
(17.04.24)
Benim de bu pazar :)

Ben doğumgünümü çok seviyorum ya. Çocukken ocak ayı gelince doğumgünüm yaklaştı diye heyecanlanırdım, büyükler dalga geçerdi; koca adam oldum hâlâ ocak ayını görür görmez nisana az kaldı :))) oluyorum ahdhdhd

Direkt bir rituelim var mı emin değilim ama ailemin, arkadaşlarımın hatırlaması ve kutlaması hoşuma gidiyor mutlu oluyorum yani çocukça belki ama 15 senelik arkadaşımın yazdığı dgko mesajı bile beni mutlu ediyor ahahah

Pasta şart değil benim için ama gün içinde şapşal şapşal dolaşıp mutlu oluyorum takvime falan bakıp, öyle geçiyor yani doğumgünüm :)
0
nundu
(17.04.24)
Mobildeyim kusura bakmayın, sizin ve dissendium'un doğumgününü kutlarım ayrıca ^^
0
nundu
(17.04.24)
Şimdiden doğum günün kutlu olsun Nundu! Ay ne kadar çok bahar çocuğu varmış duyuru'da :)
0
🌸fraise
(17.04.24)
çok hatırlayanım ve kutlayanım olur. şirketime ve evime çiçekler gelir. o gün jilet gibiyimdir ve enerjik olurum. bir kaç yerde doğum günü pastası kesilir. sadece bir çatal alırım. ben yemem, millet şişkot olsun :P

kendime mutlaka hediyeler alırım. genelde koşu ve müzik konularında olur. airpods max, nike alphafly next gibi. mutlaka kıyafet de alırım. annem altın verir :P

doğum günü için yıl başı gibi resolutions yazarım.
0
gabe h coud
(17.04.24)
Her doğum günümde ben de özeniyorum giyimime. Muhakkak dışarı çıkıyorum sadece kahve içmek yemek yemek için olsa bile. Yıllardır yalnız kutluyorum. Pek kabullenemesem de hep bi beklentim oluyor, ama gerçekleşemedi yıllardır. Özel bi jest bi sürpriz bi şey.. neyse eve dönerken küçük bi pasta alıp bir mum dikiyorum, ailemle video call yapıp üflüyorum. Aslında üzüyor bu kısım, artık yapmak istemiyorum. Umarım yalnız kutladığım son doğum günümdür geçenki.

Edit: doğum gününüz kutlu olsun :)
0
nic cage
(17.04.24)
Hayır hatta geçen sene doğum günüm olduğu aklıma gelmedi hanım söyleyince hatirladim =d benim umursadigim bir şeyler yaptığım haniminki. Misal ritueli ailesinin ve ikizinin yaninda olmak o yüzden her sene o dönem tatil + çilekli turta.
0
logisticsmanager
(18.04.24)
Doğum günün kutlu olsun @fraise. Sağlıklı,mutlu, huzurlu yıllar sevdiklerinle birlikte. Bugün doğum günün olduğunu dün yazmıştın duyuruna gördüm ama bilerek kutlamadım gününde kutlamak için :)
0
rock n roll
(18.04.24)
Mutlu yıllar :)

Ben doğum günümü arkadaşlarımla ve sevgilimle o gün kutlamıyorum. Kendimi gezmeye çıkartıyorum. Sabah kahvaltısından akşam yemeğine ve tatlısına kadar yiyip İstanbulda belirlediğim bir turu yapıyorum. Pastamı da pera otel altındaki cafede yerim.

Sevdiklerimle olan kutlama da gece çıkma, pasta üfleme değil (sevmem) daha cok beraber vakit geçirelim modunda oluyor.
0
jazzabel
(18.04.24)
(3)

Overbooking'den hangi aşamaya kadar korkmalıyız?

michael_knight
Overbooking sebebiyle uçağa binememek riskinden ne zaman tamamen kurtulmuş oluyoruz?Online check-in sonrası? Valizi verdikten sonra? Koltuğa oturduktan sonra?
Overbooking sebebiyle uçağa binememek riskinden ne zaman tamamen kurtulmuş oluyoruz?
Online check-in sonrası? Valizi verdikten sonra? Koltuğa oturduktan sonra?
0
michael_knight
(17.04.24)
Benim bildiğim online checkin ile gg wp oluyor. Aynı bileti iki farklı kisiye kestiklerini görmedim duymadim (yani 23-c michael ve 23-c logi diye)
0
logisticsmanager
(17.04.24)
online checkin, fakat artık standart 24 veya 48 saat öncesi olayı kalkmış sanki ya. Çoğu firma bilet alırken x lira daha ver şimdi koltuğunu seç vs. diyor. Checkin'i 1 ay önceye kadar yapan firma da gördüm (WizzAir). Bir biletimde önceden checkin yaptım, dönüşüm çok önemli olmadığı için koltuk satın almadım onu 24 saat önce yapabilirsin diyor. Herkes koltuk satın alıyorsa yer kalmama ihtimali var :D

Fakat bir kere başımıza geldi, biletleri ayrı ayrı aldığımız için havaalanında checkin yapalım yan yana oturalım demiştik overbooking dediler. 400'er euro aldık, uçuş bulamasalar otel de ayarlayacaklardı sonraki gün gidecektik ama 2 saat içinde başka bir uçuş buldular onunla gittik. (Gatwick yerine Heatrowa uçtuk ulaşım parası arttı ama olsun) 2 saat rötarla 800 euro cebe geldi. Aslında öğrenci falan olsam, illa yetişmem gereken bişey olmasa checkin yapmayıp risk alırdım.
0
nhk ni youkosu
(17.04.24)
uçağın kapısında teklif ettiklerine 2-3 kez şahit oldum. (kapıya gelince checkin, güvenlik vs. işlemleri zaten bitmiş oluyor).

koltuktan kaldırma olayını da 1 kere gördüm, kavga çıktı. (overbooking miydi, yetkili biri mi uçacaktı son dakika bilemiyorum net olarak).
0
brkylmz
(17.04.24)
(17)

Ofise çalışanları mutlu edecek ne alınabilir?

PoscheN
Şirketin 20.000 civarı mili birikti, ofistekileri mutlu edecek bir cihaz vs alayım istiyorum.Tam otomatik kahve makinelerinden düşündüm ama onu aldıktan sonra asıl mesele başlıyor. Tahmini aylık 20.000 üzerinde kahve süt vs masrafı olur. Başka öneriniz var mı?
Şirketin 20.000 civarı mili birikti, ofistekileri mutlu edecek bir cihaz vs alayım istiyorum.

Tam otomatik kahve makinelerinden düşündüm ama onu aldıktan sonra asıl mesele başlıyor. Tahmini aylık 20.000 üzerinde kahve süt vs masrafı olur.

Başka öneriniz var mı?
0
PoscheN
(17.04.24)
Onların fikirlerini al ona göre hep birlikte karar verin.
0
rock n roll
(17.04.24)
Çalışanlara sorun.
Hem fikirlerinin alınması hoşlarına gidecektir.
Hem de sizin görmediğiniz bir ihtiyaç vardır belki de.
0
Mirket
(17.04.24)
Eğer herkesin çok iyi geçindiği bir ortam değilse bence fikir almayın. Konu iş dışındaki şeyler, örneğin sürprizse hiç hesapta yokken gelen şeyi herkes az çok beğeniyor genelde. Ama tartışmaya açınca çok öznel ve zevke dayalı bir konu olduğundan haliyle ortaya birçok fikir çıkıyor, herkesin beklentisi farklı doğal olarak. Bu fikirler çok değişkense hem sonuçta büyük kısmının hevesi boşa çıkıyor hem de varsa gruplar arasında "onların dediği oldu" vs. sürtüşmeleri besleyen bir durum oluşuyor.

Tam otomatik kahve makinası bence iyi, kahve masrafınız yok mu zaten onu tam anlamadım? Eğer normalde çekirdek değil de türk kahvesi tüketiliyorsa espresso yerine suyunu vs. kendi veren arçelik telvelere de bakabilirsiniz.
0
akhenaten
(17.04.24)
Hava temizleme cihazi?
0
eja
(17.04.24)
bence de fikir almayın sonra hepsinin ortak fikri olan şeyin kahve makinesindeki gibi sürekli maliyeti de olabilir bu sefer siz zor durumda kalırsınız.

öneri olarak ise ofis çalışan sayınızı bilmediğim için yazıyorum siz uygunsa değerlendirirsiniz

Herkese bir travel mug alınabilir, kahvelerini evden gelirken getirirler.

Masaüstü oyun seti olabilir arada bir kısa molalar vermenin ve stresi azaltmanın eğlenceli bir yolunu sağlamış olursunuz :)

Kablosuz şarj pedlerinden alabilirsiniz sayıca çoksanız 3 kişiye bir tane düşecek gibi gibi
0
Kediyi üzdün
(17.04.24)
1-2 kişi çalışıyorsa fikirlerini al. fazlasıyla fikir sormanın manası yok. iyi bir kahve makinesi alın, kullanmak isteyenler şahsi kahvelerini filtrelerini getirip kullansınlar. biz de öyle, sütü kahvesi herkesin dolapta duruyor.
0
avatar is back
(17.04.24)
Belirlediğiniz seçeneklerden birini seçmelerini isteyin. Hem sizin istediğiniz bir şey olur hem onlar da istedikleri olmuş gibi hissederler
0
sumuklurakun
(17.04.24)
Kapsül kahve makinesi olabilir. Her çalışan kendi kahvesini alır size masraf olmaz. Benim çalıştığım yerde böyle.
0
jazzabel
(17.04.24)
Ben kötümserim bu konularda.
Kahve makinesi kesinlikle almayın. Kahve masrafı var, arızası-tamiri var, temizliği var, etrafa pislik yaratması var.
Hava temizleme cihazı alırsanız nereye koyulacağı sıkıntı çıkarır, herkes kendine yakın olsun diyecek. Birileri de "ofiste hava o kadar kötü ki cihaz aldılar" diyecek.
Çalışanlara sormanın ne kadar kötü bir fikir olduğunu zaten güzelce anlatmışlar.

Bence en iyisi o millerin yok olup gitmesi. Millerle printer kağıdı, tükenmez kalem gibi şirketin zaten aldığı bir şey alıp geçin.
Mümkünse hiçbir şey almayın. Yapacağınız alışverişi beğenmeyen mutlaka olacaktır, bu sorumluluğa girmeyin.
0
michael_knight
(17.04.24)
yeni beklentiler yaratmayacak, hakkinda dedikodu yapilmayacak seyler alin. isyeri oldugu icin kiymet bilinmemesi, nankor yorumlar yapilmasi olasi. kotu insanlar olduklarindan degil sen, ben de yapariz. is hayatinin dinamikleri yuzunden dogamizda var.
0
buenosdias
(17.04.24)
Yani nasıl bir yerde çalıştığınızı bizden iyi biliyorsunuz. Ben böyle sorunlar olmayan bir ofisteyim. 15 kisiyiz ve bir tane bile sıkıntılı insan yok.
Bu sebepten bu sorunun bende cevabı ekip toplantısında sormak. Ha ama yok garip bir ortamdaysaniz, bu sıkıntı olacaksa o zaman başka fikir bir anket yapıp içine x adet fikir koymak olabilir. Bu sekilde en azından demokrasi olur.

Ben çok şaşırıyorum bazen insanlarin nerelerde calistigina. Iş arkadaşı olunmaz, ofiste bir şey sorulmaz falan. Herkes çok negatif genelde iş hayatı ile alakalı.
0
logisticsmanager
(17.04.24)
Kapsül kahve makinası +1.
0
drako
(17.04.24)
Kesinlikle fikir sormayın. Mutlu sonla bitme imkanı yok. Hatta çalışan sayısı ne kadar fazla ise o kadar sorun çıkabilir.

Beyaz yaka kahve ile çalışır ama kahve makinesinin bakımı, gideri şusu busu fazla. Sırf bakım vb. maliyetlerden kaçınmak için satın alma maliyetini 1 yıllık kira bedeli olarak ödeyip kiralayan büyük firmalar biliyorum.

Kapsül ya da 87 çeşit yapmaya filtre kahve makinesi fikirleri güzelmiş. Alternatif olarak sandalyeler yeni ve ergonomik değilse onlar denenebilir. Gerçi ofis sandalyelerinin fiyatları aldı başını gitti. Dinlenme/Eğlence odası gibi bir şey için TV+PS5 olabilir.

Ofise demirbaş olarak alınmayacaksa hediye çekleri de olabilir. Attık bütçeye göre bir yemek organizasyonu ya da ofiste "Happy Friday" falan da olur.
0
nawar
(17.04.24)
Kesinlikle fikir sormayın. @nawar +10
0
WithWorth
(17.04.24)
tam otomatik kahve makinesi alın. bu çekirdekli olanlarından. ilk başta jest olarak siz alın 1 kg'luk çekirdek kahvelerden birkaç paket. (amazonda bolivar marka çok iyi 1kg 319TL)
sonrası sizde deyin. aralarında bittikçe dönüşümlü alsınlar. eski iş yerimde öyleydi
0
limonlu eksi
(17.04.24)
hediye/alisveris ceki
0
icim urperiyor
(17.04.24)
Carbonator
0
lapaz
(17.04.24)
(2)

Vücut geliştirme BCAA kullanımı çıkmazı yardım

Zetnikov
lütfen sadece bcaa supplementi üzerinden konuşalımSpordan yarım saat önce "6mg Bcaa" alıyorum.Spordan hemen sonra "5,480mg bcaalı protein tozu" alıyorum.spordan önce almazsam enerjim çok düşük kalıyor ve bitkin düşüyorum spor esnasında.Yani mecbur alıcam.fakat sıkıntı şu eve hergün et girmediği için
lütfen sadece bcaa supplementi üzerinden konuşalım

Spordan yarım saat önce "6mg Bcaa" alıyorum.
Spordan hemen sonra "5,480mg bcaalı protein tozu" alıyorum.

spordan önce almazsam enerjim çok düşük kalıyor ve bitkin düşüyorum spor esnasında.Yani mecbur alıcam.

fakat sıkıntı şu eve hergün et girmediği için protein tozunu 2 ölçeğe çıkarmak istiyorum. bu sefer günlük bcaa toplamı baya fazla oluyor.

yanılmıyorsam 20mg geçtimi toksiklenme başlıyor galiba. google yalancısıyım. iç organlara bi sıkıntı çıkmasın.

1 bcaa + 2 ölçek = 16,96 yapıyor. yorumunuz nedir?

birde bcaasız protein tozu diye bişey var mı acaba? varsa isim yada link atar mısınız TR de varsa yemeğe yada shake e rahat katarım.
0
Zetnikov
(16.04.24)
Şimdi şunu koyalım;
examine.com

examine.com

Bir kere mantıken protein içeren bir şeyde bcaa olmaması imkansız. Bcaa zaten aminoasit yani. Protein içeren her üründe var, sadece bazılarında daha fazla bazilarinda daha az var. Kaliteli proteinde tabiki daha fazla var.

Burada yapılması gereken bcaa almamak. Başka da çözüm yok. Iki ölçek protein tozu ve normal beslenme ile zaten yeterli bcaa aliniyor supplement gerek kalmiyor. Baktim misal optimum'da tek ölçekte 5.5 var. Iki ölçek alsan zaten yetiyor.

Mecbur alicam; yani ben de kendime spora gitmeden kahve icerken diyorum. Placebo burası biraz, bcaa öyle harbiden bcaasiz yapamıyorum gibi bir etki yapamaz. Pre workout olsa neyse. Onun yerine preworkout al kendine icinde bcaa da oluyor her şey oluyor zaten ortaya karışık.
0
logisticsmanager
(16.04.24)
@logisticsmanager

İyisimi bcaa yerine lcarnitin cakayim kafeinsiz. Enerji verir heralde.

Kafein hassasiyetim var.
0
🌸Zetnikov
(16.04.24)
(6)

Yurtdışında çalışan Türkler birikimlerini ne yapıyor?

michael_knight
Genelde birikimlerini nerede tutuyor, nasıl değerlendiriyorlar?Türkiye'ye para getirmek veya yurtdışına geri götürmek zor ve pahalı mı?Türkiye'deki varlıkları ve bunlardan elde ettikleri gelirler yurtdışındaki vergilerini etkiliyor mu?
Genelde birikimlerini nerede tutuyor, nasıl değerlendiriyorlar?
Türkiye'ye para getirmek veya yurtdışına geri götürmek zor ve pahalı mı?
Türkiye'deki varlıkları ve bunlardan elde ettikleri gelirler yurtdışındaki vergilerini etkiliyor mu?
0
michael_knight
(16.04.24)
Ülkesine göre değişir. Eu içinde bile değişiyor. Genel olarak eu’ya para getirince kaynak sorar açıklama ister, miktara bağlı olarak belge ister. Tr den elde ettiğin gelirleri de beyan etmen gerekiyor buna göre vergi oranı çıkıyor. Tr, eu sistemine entegre değil o yüzden takibi zor. Eu’daki beyax yaka uçuk maaşlar almıyor, aldığını da harcıyor. Eskinin alamancısı gibi dişinden tırnağından artırmaya çalışmıyor. Benim gördğklerim max. yaşadığı ülkede ev almaya çabalıyor.
0
ya volna
(16.04.24)
Yani kendim örnek verirsem ben etflere yatırıyorum, amacım da ev almak tabi.
Onun dışında yatırım yapilabilecek scpi denilen bina/ofis vs yatırımı olan şeyler var.
Onun dışında bazi sirketlerde sirket hissesi alirsan o kadar da sirket senin adına alıyor misal (5 sene satamama falan gibi şeyleri vardi).

Ben Türkiye'de bir yatırım yapmıyorum dönme gibi bir planim olmadığı için.

Cevremde aldığını harcayan herhangi bir milletten pek tanıdığım yok. Herkes bir şekilde yatırım peşinde, ilk evini alma pesinde. Tabi yasanilan ülkeye, şehre göre çok değişir. Paris'teki kişi ile beziers'de yaşayan kişinin ev alma hızı arasında deli fark var misal.

Türkiye'ye para getirmek (banka üzerinden) kolaydir ama gene bati Avrupa'ya Türkiye'den ya da benzer ülkelerden para getirmek kolay değil. Getirdiği paralarin bankalar tarafindan reddedildiği arkadaşlarım oldu. O konuda sıkı.

Vergileri etkiliyor mu; yani Fransa'da Türkiye'den gelirin varsa soylemezsen ve ileride sistem birleşimi ile ortaya çıkarsa opebilirler. Genelde opulenler fakirim diyip Türkiye'de evi, kira geliri falan olanlar.
0
logisticsmanager
(16.04.24)
Kendim dahil cevremde gordugum ornekler:

1. Yasadigi ulkede en az 1 ev almayan yok gibi
2. Yurtdisinda ETF'ler (satistan elde edilen kar yasanilan ulkede vergiye tabi)
3. Turkiye'de fonlar (satistan elde edilen parayi yasanilan ulkeye transfer etmezsen, Turkiye'de tutarsan vergiden kaciniyorsun)
4. Turkiye'de evler (genelde bir tane Istanbul'da, digerleri Ege sahil boyunca)
0
sertac akin
(16.04.24)
Hazineye ait Eurobondlar'da. ikamet yurtdışı ise vergiden muaflar. bu yüzden müko bi yatırım aracı gurbetçiler için.
0
zeleno
(16.04.24)
Kazandigimin ciddi bir kismi mortgage odemesine gidiyor, 25.5 senesi var. Onun haricinde yasam giderlerim dusuk, maasin geri kalaniyla genelde sp500 veya benzer sekilde Kanada borsa endeks fonlari ariyorum genelde her ay. Abim Turkiye'den ev al arsa al falan dedi ama pek guvenmiyorum o ise, zaten takibini yapamam buradan agri.
0
hot potato
(16.04.24)
benimki borasada.
banka araciligiyla pahali. fiziksel olarak cikardigin ya da getirdigin paranin da kaynagini aciklamak zorundasin. yoksa cezasi var. sinir 10k€ idi galiba ama emin degilim.

tr'deki gelirin zaten tr'de vergileniyor. genelde ülkelerin double taxation anlasmasi vardir. eger kira vergisi türkiye'de %25 x ülkesinde 30% ise 25ini tr 5ini x ülkesi alir. y ülkesinde 20 ise, y ülkesi büyük ihtimal bir sey almaz ama beyan etmek gerek her seyi.
0
robert bosch
(16.04.24)
(4)

Parmaklarımın derisi soyuluyor

morca
Ellerimde parmak dışları, tırnak kenarları, parmağın etli kısımları, avuç içlerim soyuluyor iki haftadır. En son yıllar önce üniversiteye başladığımda böyle olmuştu stresten, bir daha da olmadı. Şu an stres yaptığım ciddi bir durum da yok aslında, stabil yaşıyorum.https://ibb.co/bFwZN09https://ibb.c
Ellerimde parmak dışları, tırnak kenarları, parmağın etli kısımları, avuç içlerim soyuluyor iki haftadır. En son yıllar önce üniversiteye başladığımda böyle olmuştu stresten, bir daha da olmadı. Şu an stres yaptığım ciddi bir durum da yok aslında, stabil yaşıyorum.

ibb.co
ibb.co

Bepanthol sürüyorum her gün birkaç kere. Ara ara vazelin, günde bir defa da sarı kantaron yağı sürüp bekletiyorum. Hiçbir değişiklik olmadı. Cildiyeye gidemeyeceğim bu aralar yoğunluktan ötürü. Bir öneriniz var mı sizin?
0
morca
(16.04.24)
Fazla el yıkamaktan oluyor bende de
0
substituent
(16.04.24)
Bulaşık detarjanininiza bakın. Benim eşimde de olduğu zaman hep bundan çıkıyor. O yüzden hassas ciltler için kullaniyoruz.
0
logisticsmanager
(16.04.24)
Egzaman var.
0
Yourcousinmarvinberry
(16.04.24)
Aynı senaryo bende de var. Cildiyeci teşhisi soğuğa bağlı egzamaydı uzun yıllar önce. O zamanlar reçetesi yazılabilen bir nemlendirici vermişti. Sıvı sabun ve deterjan kullanımında coşuyor.

Geçenlerde bepanthenin sensidermini kullandım, ı ıh bana mısın demedi. Eczaneye gittim dedim beyle beyle. Travazol verdi, ucuz da bi şey. Günde 2 kere kullan dedi ama 1 defa yatarken sürsem bile işe yarıyor.

Tabi şu temizlik ürünlerini hayatımızdan çıkaramadıkça tekrarlıyor :/
0
beetlejuice
(16.04.24)
(5)

Mesaiden sonra kafayı toparlayamama

sevilen progressive türkücü
Kafamı toparlamam uzun sürüyor, kendime gelmem 3 saatimi falan alıyor. Normal mi bilmiyorum ama kitap okumak bile eziyet gibi geliyor. Boş boş oturmak, yürümek istiyorum.Size de oluyorsa nasıl kendinize geliyorsunuz?
Kafamı toparlamam uzun sürüyor, kendime gelmem 3 saatimi falan alıyor. Normal mi bilmiyorum ama kitap okumak bile eziyet gibi geliyor. Boş boş oturmak, yürümek istiyorum.
Size de oluyorsa nasıl kendinize geliyorsunuz?
0
sevilen progressive türkücü
(15.04.24)
Yarim saat siziyorum koltukta sonra fisek gibi oluyorum
0
floydian
(15.04.24)
Titanic +1
Yani bu aslında kişiye bağlı. Misal ben twtich/youtube anlamsiz şeyler izliyorum biraz dizi falan izleyemem çünkü bir şey anlamaya çalışmak istemiyorum.
Meditasyon deneyebilirsiniz.
Yürümek güzel fikir.
0
logisticsmanager
(16.04.24)
Her zaman mı böyle? Bazen ne yaparsanız yapın dönemsel olarak yorgun hissedebiliyorsunuz. Hayat hiçbir zaman stabil değil. Böyle durumların yaşanması normal, siz de bu his geçene kadar uğraşacak yeni bir şeyler bulun, ilginizi çeken bir şeyle meşgul olmaya çalışın. Yaşadığınız histen kurtulamazsınız ama süreci atlatana kadar yardımcı olur.

Eğer az uyumaya başladıysanız toparlanana kadar daha erken yatın, eğer beslenme düzeniniz aksadıysa geri düzene oturtun. Bunlar çok etkili oluyor genelde.
0
akhenaten
(16.04.24)
@akhanaten
Çoğu zaman böyle. Yoğunluğun fazla olduğu günlerde daha fazla hissettiriyor.

Spora gidiyorum ama düzenli gidemiyorum.
Gece sık uyanmaya başladım belki ondan da kötü hissediyor olabilirim.
0
🌸sevilen progressive türkücü
(16.04.24)
Ben yemek yapıyorum ya da evden dısarı atıyorum hemen kendimi iyi geliyor.

Ben bir ara uyku problemi yaşıyordum. Gece terörü, epilepsi benzeri nöbetler, sık uyanma, kalitesiz uyku vardı. Gün içerisinde yaptıklarıma da yansıyordu. Sonra nöroloji uykuma yardımcı olacak antidepresan tarzı bi hap verdi. Yeniden doğmuş gibi oldum ve gün içinde konsantrasyonum arttı. İş öncesinde ve sonrasında başka şeyler yapmaya enerjim geldi. Tek sorunum uykuymuş.

O yüzden, belki de doktor tavsiyesiyle uykuya yardımcı olacak bir şeyler almanız, nörologla konuşmanız artı olabilir
0
jazzabel
(16.04.24)
(3)

SEO/SERP bilenler bir bakabilir mi?

sylvester standalone
selamlar.bir websitem var ürünümle alakalı ve ürünün jenerik ismini de domain olarak alabilmiştim öncesinde, siteyi geçen ay devreye aldım. ancak az önce arattıgımda google ın siteyi arama sonuçlarından tamamen banladıgını gördüm ki gecen hafta 6,7.sıradaydı.aramada çıkmamasına imkan yok zira arama
selamlar.

bir websitem var ürünümle alakalı ve ürünün jenerik ismini de domain olarak alabilmiştim öncesinde, siteyi geçen ay devreye aldım. ancak az önce arattıgımda google ın siteyi arama sonuçlarından tamamen banladıgını gördüm ki gecen hafta 6,7.sıradaydı.

aramada çıkmamasına imkan yok zira arama keywordü ile domain aynı.

( portakal.com sitemin adı olsun misal, google'a portakal yazıp aratınca sitemin sayfada çıkmaması gibi. durum aynen bu)

neden olabilir ve nasıl düzeltebilirim?
0
sylvester standalone
(15.04.24)
Sitenin search console kaydını yapmış mıydınız? Banlanma ya da benzeri bir durum varsa Search console'da uyarı çıkar muhakkak. search.google.com
0
amortisman
(15.04.24)
Google search console'de yaklaşık 1.5-2 aydır devam eden değişim var. Bu süreçte birçok kişi deindex oldu vs. Birçok kişide de yüzde 40 kadar düşüş var (eşimin sitesi de bunlardan).

Google indexli olup olmadığına bakın. Indexliyse tahminen yapilan güncellemeler sebebiyle. Bu noktada pek yapabileceğiniz bir şey yok. Reddit/seo sorabilirsiniz belki sitenize göz atmalari için.
0
logisticsmanager
(15.04.24)
çok teşekkür ederim, search console yapmamıştım sanırım bir bakayım ona da.
0
🌸sylvester standalone
(15.04.24)
(1)

fransa vize başvurusuyla ilgili 2 soru

lalu
2 gün sonra vfs'ye fransa vizesine başvuru için gideceğiz.1. şu sitedeki (https://application-form.france-visas.gouv.fr/) formda doğum yılımı 1998 yazmışım, burdaysa (https://visa.vfsglobal.com/) doğrusunu yazmışım 1988 olarak. başvuruyu düzenleme seçeneği de yok tamamla butonuna bastığım için.2. eş
2 gün sonra vfs'ye fransa vizesine başvuru için gideceğiz.

1. şu sitedeki (application-form.france-visas.gouv.fr) formda doğum yılımı 1998 yazmışım, burdaysa (visa.vfsglobal.com) doğrusunu yazmışım 1988 olarak. başvuruyu düzenleme seçeneği de yok tamamla butonuna bastığım için.

2. eşim pasaportunu henüz yenilemedi, pasaportta önceki soyadı yazıyor ama başvuru formunda 2 soyadını da yazmışız şu anda kimlikte olduğu gibi.

bu bilgilere bakarsak başvuruyu almama ihtimalleri olabilir mi?
bana başvuruyu kabul etmezlermiş gibi geliyor, ne yapsak?:)

yeni randevu tarihi de yok hiç başvuru için.
0
lalu
(15.04.24)
ben olsam ikisi için de Yeni başvuru açardım internetten. Gittiginizde orada sorun olursa hop ikinci başvuru ile yaparsiniz.

France visa sitesinde ikinci başvuru formunu yapabiliyordunuz diye hatırlıyorum ben.

Yeni randevu almayin tabi.
0
logisticsmanager
(15.04.24)
(8)

Ofiste Oturma Düzeni Yapılması

jacque
İlk kez İK içerisinde çalışıyorum (umarım son olur).Yöneticimiz kendisine bağlı 10-12 kişi için excel'de oturma düzeni yapıyor kim nerede kiminle oturacak şeklinde ve onun onayı olmadan "ya ben bugün de şurada oturayım" diyemiyorsun. Ekibin yaşı 30-35 aralığında.İlkokulda mıyız yani komedi bence bu
İlk kez İK içerisinde çalışıyorum (umarım son olur).

Yöneticimiz kendisine bağlı 10-12 kişi için excel'de oturma düzeni yapıyor kim nerede kiminle oturacak şeklinde ve onun onayı olmadan "ya ben bugün de şurada oturayım" diyemiyorsun. Ekibin yaşı 30-35 aralığında.

İlkokulda mıyız yani komedi bence bu olay. Bu İK'ya özgü milyonlarca mallıktan biri mi yoksa normal bir durum mu?
0
jacque
(15.04.24)
değer verdiğim eski sevgilim olmasa ölsün bitsin departmanı tam :)

hot destking aradığınız yanıtmış.

www.eksiduyuru.com
0
baldan kaymak
(15.04.24)
bence "ya ben bugun de surada oturayim" deme istegi daha ilkokul vari bir sey.
eski calistigim ofiste de oturma duzeni vardi, ekiplere ve insanlarin kimlerle etkilesimde olmasi isteniyorsa ona gore belirleniyordu.
0
ghilleinthemist
(15.04.24)
turkiye'nin en kurumsal denebilecek sirketinde calismistim. orda bile oturmak istedigimiz yeri secebiliyorduk (bi kere secince sonra degistirmek cok zor tabi baska bos yer olmadikca :) ) yoneticinin oturulacak yerleri kendisi secmesi ilgincmis. bolge belirlendikten sonra isteyen istedigi yeri secebilmeli ( herkes her gun gitmiyosa hot desk daha mantikli tabi)
0
fakyoras
(15.04.24)
Hayatımda gormedim duymadım böyle bir şey.
0
logisticsmanager
(15.04.24)
İki ihtimal var;

1.Kişiliği oturmamış, egolarını iş yerinde tatmin eden yönetici modeli
2.Ben oraya oturacaktım, o niye oraya geçti de ben geçemedim diye dönen saçma sapan bir tartışmayı demir yumrukla susturan yönetici
0
thracia
(15.04.24)
Kankiyle oturmak dururken niye sürekli etkileşimde olmam gereken sevimsizin yanında oturayım ki.

Bana da çok saçma geldi.
0
Mirket
(15.04.24)
yazdığınızdan sanki ayda 1 yönetici oturma düzeni yapıyor gibi demişsiniz ama her halükarda yöneticinin bunu yapması mantıksız zaten.

ancak niye bugün de şuraya oturayım diyeyim ki, yerim yurdum belli olsun
0
jülsezar
(15.04.24)
10küsür yıldır yönecilik yapıyorum. gerek oda oda kişi dağılımı olsun, gerek açık ofislerde masa dağılımı olsun yöneticinin müdahil olması gereken bir şeydir. neden?

1- doğrudan departman olmasa bile, birbirine yakın işler yapanların yan yana / yakın oturması daha iyidir. mekandaki ses düzeyini azaltır.

2- kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerine göre yan yana ya da ayrı ayrı oturtmak daha doğru olabilir. bazen iki çok yakın arkadaş sürekli kaynatır, iş azalır. bazen de birbirinden nefret eden iki kişiyi yan yana oturtmamak gerekir.

tabii bunu söylerken, her masanın sadece ve sadece bir kişiye ait olduğu bir düzeni kastediyorum. bir masanın birden fazla kişi tarafından kullanıldığı düzenlerde hiç çalışmadım, bir şey diyemem.
0
co2s2
(15.04.24)
(14)

Bu İnsanlar Parayı Nereden Buluyor?

french lover
Bizim şirkette çalışanların ev ve araba gibi varlıklarını satabildiği bir "ilan" sekmesi mevcut. Bakıyorum yeni işe başlayan veya 1-2 yıllık kişilerde 3-4 milyonluk evler, 1-2 milyonluk arabalar mevcut.Matematiğini yapamıyorum, hiçbir şey yemeyip içmemesi lazım. Acaba azınlık bir kesime ait gözlemde
Bizim şirkette çalışanların ev ve araba gibi varlıklarını satabildiği bir "ilan" sekmesi mevcut. Bakıyorum yeni işe başlayan veya 1-2 yıllık kişilerde 3-4 milyonluk evler, 1-2 milyonluk arabalar mevcut.

Matematiğini yapamıyorum, hiçbir şey yemeyip içmemesi lazım. Acaba azınlık bir kesime ait gözlemden tüme mi varmaya çalışıyorum?
0
french lover
(14.04.24)
önceden alınmıştır onlar. ya da aileden gelmiştir.
evet azınlığa bakıp tüme varmaya çalışıyorsun.

6-7 sene önce 100 bin olan ev 3-4 milyon şu an öyle düşün.
0
jelly bear
(14.04.24)
tanıdık bir yerdeki çaycı çocuk (şimdi değil, eski kredi oranlarıyla), maaşının max limitiyle kredi çekip araba almıştı. maaştan 1 lira bile kalmayacak şekilde. benzin alamadığından evin önünde yattı araba aylarca. bu tip insanlar da var. herkes güvenli alanında dans etmiyor :D
0
brkylmz
(14.04.24)
millet aileden zengin. bizim üst kattaki çocuk metrobüs şöförü, altında t-roc var:) bu zenginlik bir tek bizi bulmamış.
0
nothing in my way
(14.04.24)
Onlyfans yapıyor çoğu kişi. Traveler, gezgin tayfa falan çoğu onlyfanscı. Dedim geçen bir kıza gir bu olaya.. ooooo biz çoktan girdik ki dedi.
0
ferenc
(14.04.24)
4 sene önce 500 bin olan araba şimdi 1-2 milyon 2. eli

önceden ya da aileden

önceden aile desteği ile o evi arabaları almak için ailenin çok zengin olmasına da gerek yoktu. ailen destek olur kredi çekersin vs

bir de ufaktan başlayıp 2 yıl sonra satıp daha iyisini alanlar da var kredi ile vs
0
jülsezar
(14.04.24)
Evlerin arabaların o kişilere ait olup olmadığını bilemeyiz.Komisyon karşılığı o platformu kullanıyor/kullandırıyor olabilirler.
0
arenas
(14.04.24)
1-) Bazı insanlara ailesi alıyor, veya miras ile kalıyor.

2-) Düşük faiz ortamında kredi çekip ev araba alanların 200-300 bine aldığı evler şimdi 3-4 milyon, 100 bine aldıkları arabalar da 1 milyon oldu.
0
hayirsiz
(14.04.24)
Matematik hata yapmaz. Tabiki çalışarak alınmıyor onlar. Türkiye'de 1-2 sene çalışma ile iphone zor alınıyor.

Aileden para oluyor genelde. Yani yüzde 99 bir yerden para alıyor geri kalan yüzde 1 için de çok fikir yürütmeye gerek yok.
0
logisticsmanager
(15.04.24)
5 -6 sene önce Ankara’da yeni 1+1’ler 150bin₺ civarındaydı. 30bşn $ civarı yani. Ortamlara beyaz yaka maaşı 5-6 bin₺. 3-5 yıllık çalışan biri peşinatını biriktirip kalanını da kredi ile alabiliyordu. 7 -8 sene öncesinde de ortalama bir Ankara beyaz yaka maaşı ile kredili sıfır araç alınıyordu.
Bahsettiğiniz kişi genç olup bunları almaya yaşı yetmeyebilir ama ailesi, kardeşleri almıştır
0
ya volna
(15.04.24)
ben kanlı canlı yürüyen örneğiyim bu işin.

kesinlikle çalışarak alamazsınız :) en azından o yaşlarda.
0
baldan kaymak
(15.04.24)
şöyle düşünün, borç-harç bir şekilde alıyorlar ve satıyorlar; oradan kar ediyorlar. para o şekilde kazanılıyor, yoksa sabit gelir/maaş ile çok zor
0
sweetoffice
(15.04.24)
Tabi ki aileden gelen varlıklar. İşe yeni başlamış birisi nasıl konut alacak.

Bunun için işe başlamasına da gerek yok. Üniversitede iken çok arkadaşın arabası olurdu, alır-satarlardı..
0
Lethe
(15.04.24)
kesinlikle ailedendir. bazı aileler var, yemez içmez çoluk çocuğuna ev araba gayrimenkul alır. çocuğu çalışmaya başladığında ya da evlendiğinde, kira ödemesin diye illa bir ev alır.
0
co2s2
(15.04.24)
Dinle, gelecekteki zavallı damadın, Tanrı aşkına! Tek çocuğunuzu şımartmanız ve buna fırsatınız olması elbette harika ama her şeyin bir sınırı var. İstekler beyaz altındır. Keşke birisi beyaz çikolata ya da beyaz krizantem vermiş olsaydı, o kadar çok sevinç olurdu ki! Bunu kıskançlıktan değil, bir kişinin kaprisleri sorgusuz sualsiz yerine getirilen bir tür krala dönüştürülemeyeceği için yazıyorum. Bahis oynamayı da severim; www.hayatnotlari.com adresinden iyi oranlar bulabilirsiniz.
0
Farty
(15.04.24)
(4)

Haftanın 4 günü çalışma muhabbeti

olimpia
Türkiyede ilk defa büyük bir şirket haftanın 4 günü çalışma sistemine geçmiş, haberini gördüm. Önce 1 yıl deneme yapmışlar başarılı olunca geçmişler. Bu sistem hakkında ne düşünüyorsunuz? Böyle çalışmak ister misiniz, istemez misiniz? Bu sistem Türkiye'de tutar mı?Yen̈i iş değiştirmiş biri olarak gö
Türkiyede ilk defa büyük bir şirket haftanın 4 günü çalışma sistemine geçmiş, haberini gördüm. Önce 1 yıl deneme yapmışlar başarılı olunca geçmişler. Bu sistem hakkında ne düşünüyorsunuz? Böyle çalışmak ister misiniz, istemez misiniz? Bu sistem Türkiye'de tutar mı?

Yen̈i iş değiştirmiş biri olarak görüşlerinizi merak ettim
Az önce okuduğum haberin linki;

www.odatv.com
0
olimpia
(14.04.24)
ben serbest çalışan birisi olarak iş varsa çalışırım. iş yoksa keyfime bakarım. kafasında bir adam olduğum için serbest çalışmaya geçtim. benim alanım buna müsait ama her sektör buna uymaz. zaten mavi yakalı ve fazla mesai ücretli işler için yok sayılmış.

türkiyede yıllık izin kullandırma zamanı komple şirketi kapatıp giden firmalar duymuştum. bir ay sonra tekrar açıyorlardı.
0
phonex
(14.04.24)
Vardiyalı ve fazla mesaili çalışılan yerlerde olmaz. Oralar kapasiteyi sonuna kadar kullanıyorlar.
Bunu yapacak yerler öncesinde şirkette küçültmeye gidebilir hatta.
0
sevilen progressive türkücü
(14.04.24)
kim niye istemesin ki böyle çalışmak? kesmiyorsa 4 gün daha etmek isteyen varsa çalışır gene iş çıkarmak isteyen insana iş mi yok? türkiye'de şimdilik tutmaz belki 20 yıl belki 100 yıl sonra olabilir onu bilemem de yakın gelecekte böyle bir şeyin yaygınlaşma şansı yok daha bizde 9-5 çalışma diye bir şey özel sektörde yok yani avrupalı 5 gün çalışırken de 9-5 çalışıyordu zaten bizde şanslıysan 9-6 değilsen 8-6 çalışılıyor. tek tük startuplar falan çıkar uygular şimdilik. bu zaten bizzat üretimde çalışan işçiler için geçerli olabilecek bir şey değil bu arada dünyanın hiçbir yerinde orası da ayrı.

verim kısmına gelirsek de şirketlerde bazı kritik pozisyonlar dışında zaten aktif iş yapılan süre mesai saati açısından haftada 2 bilemedin 3 iş gününe denk geliyor. işin yoğun olduğu zamanlar da insanlar gerekirse akşam da haftasonu da çalışıyor. yani hiçbir şey kaybettirmez esasında ama patronlar çalışanlarının hayatına ipotek koymayı sevdiği için kolay kolay vazgeçmezler o 1 günden.
0
semaforo de medianoche
(14.04.24)
Türkiye'de tutmaz çünkü Türkiye'de hala maaşı asgariden gösterme, sigorta geç baslatma, maaş geç yatirma, yasal olmayan saatler calistirmak gibi olaylar var. Daha bunlari cozememis ülkede 4 gün olmaz. Olursa belki bazı sirketlerde ki onlarda bu dediğim olaylar zaten yok.

Ben çalışmak isterim çünkü bana göre ideal sistem de o :) belki zamaninda ford'un yaptığı devrim gibi bu da olur bilinmez.
0
logisticsmanager
(14.04.24)
(15)

başka bir dilde yazılan tabelalardan neden rahatsız olunur?

ezkaza
hayatım boyunca bunu anlayamadım. kategorik olarak ingilizce, arapça, rusça veya türkçe tabelalara karşı nötr durumdayım. bir önyargım yok. ancak tabela tarafında tıpkı menülerde olduğu gibi belirli bir standardizasyon getirilmesini destekleyebilirim. örneğin türkçe anadilimiz olduğu için türkçe ola
hayatım boyunca bunu anlayamadım. kategorik olarak ingilizce, arapça, rusça veya türkçe tabelalara karşı nötr durumdayım. bir önyargım yok. ancak tabela tarafında tıpkı menülerde olduğu gibi belirli bir standardizasyon getirilmesini destekleyebilirim. örneğin türkçe anadilimiz olduğu için türkçe olarak ne olduğu belirtilmek koşuluyla diğer başka dillerde de isteyenler tabelasını asabilmeli bence. sonuçta ticari bir işletme bu. ve işletmeci kendi kararını verebilmeli. biraz yeni doğan bebeğe isim koymak gibi düşünüyorum. isteyen istediği ismi koyar. isteyen istediği dilde tabelasını yazar.

diğer yandan özellikle arapça tabelalar konusunda ekstra bir hassasiyet söz konusu iken ingilizce, rusça veya başka dillerdeki tabelalar için bu hassasiyet yok gibi. kendimi bir arapsevici olarak nitelendiremeyeceğim gibi arapça karşıtı olarak da nitelendiremem. bu konuda oldukça şeffafım.
sonuçta türkçe tarih boyunca farklı alfabeler kullanmış bir dil. bugün malesef latin alfabeleriyle yazılan her şey türkçe gibi algılanıyor.

eğer amaç türkçe dilini korumak ise en başta ingilizce tabelalarla mücadele etmek gerekmez mi?
patisseri olmayan pastane veya rent a car olmayan araba kiralama şirketi kalmadı artık çünkü.
ama ingilizce global dil vs diye normalleştirmeyin lütfen. 2 yıl sırbistan'da yaşadım. starbucks tabelası latin harfleriyle yazılmanın dışında kendi dillerindeki okunuşuna göre ve kendi alfabeleriyle de yazılıydı. ingilizce sırbistan'da global değil mi yani şimdi koskoca şirket global markasını tek başına kullanamıyor.
0
ezkaza
(14.04.24)
ingilizce bilmek ve bir şeyleri ingilizce yapmak daha cool geliyor çünkü birçok insana. anadolu'da açılmasa hiçbir şey değişmeyecek üniversitelerde okuyup biosuna bölümünü üniversitesini ingilizce yazanları düşünün mesela. tabela mevzusuyla aynı kökten geliyor.

arapçada ise alfabe latin değil. ayrıca arapça tabeleların birçoğunluğu suriyeli dükkanlarında var. bazı yerlerde kendi mahallelerini kurdukları için neredeyse antipatik geliyor tabi ki tabelaları.

bir de ingilizce bilen ya da ingilizce marka kullanan kişi de yüzde doksan dokuz türk. neyin mücadelesini vereceksin ki? arapça tabelada öyle bir durum yok. mülteci muhabbeti olmasa yabancı tabela indirmenin ben bu kadar yaygın olacağını da düşünmem açıkçası.

benim şahsi fikrim kesinlikle başka alfabe kullanılmaması ve mümkün mertebe hepsinin türkçe olması yönünde.
0
black holes in the sky
(14.04.24)
ingilizce tabelalara dahi sınırlama gelmesi lazım..bunun x sevicilik x düşmanlığıyla alakası yok, tamamen kendimizle alakalı bir durum. tabii halkta bilinç olmadığı gibi bir de buna izin veren yönetici şaklabanlar olduktan sonra hiç umudum yok.
0
gule gule
(14.04.24)
kültür erozyonu dediğimiz durum bu. buradan bana sadece tabela değil, dilin doğru kullanılmaması da geliyor. buradaki amaç kendi kültürünü koruyup kollamak. bunun iktisadi durum için turist için kabul edebilirsiniz. ancak ülkesinde savaş olup maddiyatı sayesinde burada ikamet eden insanlardan böyle bir talep gelirse de verilecek cevap bellidir. "misafir umduğunu değil bulduğunu okumalıdır."
0
phonex
(14.04.24)
aslında olmamak lazım dediğiniz gibi yanında bir yerinde türkçesi de varsa. esnafın bölge şartlarından veya yaptığı işten kaynaklı hedef kitlesi olarak belirlediği bir millet varsa onların diline özgü tabela yapması gayet doğal. ancak şöyle bir şey var bir bölgede farklı dilden tabelaların olması o bölgede o dili kullanan milletten epey bir kişi olduğunun göstergesi. yani rahatsız olunan görünürde tabela gibi ama özünde bu durum oluyor esasında.

hayat tarzı, ideoloji gibi sebeplerden ötürü kendi şehrinde rusların yaşaması rahatsız etmeyip arapların yaşaması edebilir bir kesmi bu da gayet kendi içinde mantığı olan bir durum normal yani. tam tersi araplardan rahatsız olmayıp ruslardan olan bolca insan da var. bunlar kişiye göre değişir ve hepsinin kendine göre sebepleri var. amaç dili korumak değil yani o yüzden ingilizce de global dil olduğundan normal. ayrıca dili korumak da enteresan bir kavram dil canlı ve gelişen bir varlık işte bugün 100 yıl önce kullanılan dil ne kadar farklı geliyorsa bize 100 yıl sonraki türkçe de bugüne göre farklı gelecek muhtemelen beyhude bir çaba.
0
semaforo de medianoche
(14.04.24)
Beni rahatsız etmiyor. Türkçesi belirtildikten sonra isterse Elfçe yazsın. Kültürün böyle şekilci şeylerle korunacak bir şey olduğunu düşünmüyorum, daha kompleks bir olay
0
nundu
(14.04.24)
Bu tip sorular beni çok güldürüyor. Ya dışarıdan aşırı izolesiniz ya da gerçekleri umursamıyorsunuz.
0
sevilen progressive türkücü
(14.04.24)
Eğer ingilizler ülkeye gelip kendi mahallelerini falan yaratmaya baslasaydi belki de dediğiniz daha önemli olurdu.
Ama ben izmir'e geldiğim zaman bazı geçtiğim yerler resmen orta doğu olmuş. Bir sürü arapça tabela falan.
Eğer Türkiye'de arap mahalleleri yaratıyorsak o zaman sorun yok ama amaç bu değilse o zaman sorun var.
Misal al bak şunun aciklanabilir yanı var mi?
www.aykiri.com.tr

Ben de türkücüye katılıyorum yani. Ben iki üç haftalık tatilde bile Türkiye'nin geldiği hali görüyorum ve sonunda birilerinin buna karşı savaş baslatmasi güzel.
Örnek veriyorum Fransa'da da orta doğu, asya vs restoranları var ama isimleri iki isimli oluyor, tabelalar zaten Fransızca. Ben dil koruma konusunda fransiz gibi olmamizi tercih ederim. Misal sizin tepkinizde katıldığım örneklerden biri tobacco shop. Türkiye'de her yer tobacco shop olmuş, kim neresinden uydurduysa. Bunun da duzenlenmesi lazım.
0
logisticsmanager
(14.04.24)
Managerın bahsettiği gibi fransızların tek özendiğim yanı dillerini koruma konusundaki tutumlarıdır. Bizim ülkenin milliyetçisi bile nedense lütfedip diline önem vermez. Sadece dili korumak kültürü korumaya yetmez ama dili korumadan da kültür olmaz.
0
asteriks
(14.04.24)
Çok uzun yazacaktım da üşendim.
@sevilen progressive türkücü +1
demekle yetineyim.
0
Mirket
(14.04.24)
ben hicbiri olmasin istiyorum, o kadar ulke gezdim museum, city centre diye gosteren ingilizce tabela bile yok.
arapca da ise daha fazlasi var.
0
durgunfoton
(14.04.24)
Sevilen progressive turkucu +1
0
Kittie
(14.04.24)
sevilen progressive türkücü +1000
0
ercu cozer
(14.04.24)
İki önerme ile başlıyorum.
* Dil iletişim içindir.
* Tabelalar ticaridir.

Kusura bakmayın, tüccar kime ulaşmak derdinde ise onun dilinde yazar. Oyuncakçının şirin fontlu tabelası çocuğa nasıl hitap ediyorsa araç kiralama şirketi de turiste öyle hitap eder. Fırıncılar fırındır. Bakery değildir. İnadına yazanı göremezsiniz. Ancak pastacılık bize ithal gelmiştir. Haliyle patiseriden Éclair (ekler) almak da tabiidir.

En büyük derdimiz bu olsun. İyi pazarlar.
0
Etanglement
(14.04.24)
Başka dildeki tabelalar kültür istilası çünkü. Turistik bölgelerdeki tabelalar bile bilgilendirici olarak İngilizce alt metinli yapılabilir ama Türkçe olmalı. Bu arada marka adı ile tabela arasındaki ayrımı da yapmak lazım. Marka adlarını da hep yabancı yapmak ezik bir yabancı özentiliği ama verdiğin örnekteki gibi "patisserie" detayı gibi şeylere müdahale edilmeli bence. Yine aynı paragraftaki notunda olduğu gibi yabancı markalar da latin harfleri ile yazılmalı tabii ki.

Marka isimlerine Türkçe dayatamazsın tabii ki ama arapça seçmek isteyen "El Shaarawy Kafe" yazsın. Başka alfabe ile değil. Marka isimlerinde de Türkçe seçenlere teşvik ya da yabancı seçeceklere ekstra yük gelsin. Artık hangisi X'i o dönem daha mutlu edecekse.
0
nawar
(14.04.24)
yanıtlar için teşekkür ederim arkadaşlar,

@sevilen progressive türkücü
ne dışarıdan aşırı izoleyim ne de gerçekleri önemsemeyen bir tipim.
tabelaların hangi dilde olduğu konusuyla ilgilenmek benim dünya görüşümde oldukça gereksiz bir ayrıntı ve salt bu konu üzerinden milletçilik taslamak bana oldukça gülünç geliyor. çünkü milliyetçilik böyle şekilci uygulamalarla değil bu memeleket için katma değer üretmekle veya işini iyi yapmakla ülkeni milletini iyi temsil etmekle çok daha ilgili bir mesele.

tabelalar fransızca olunca ben frankofon bir kültüre sempati duymuyorum. fransızcaya bir hayranlık veya düşmanlık da beslemiyorum. diğer diller için de aynı. bu oldukça gereksiz ve keyfi bir durum çünkü. her dil ve kültür kendi temsilcisi için özeldir. eşimin kardeşinin londra'da bir restoranı var ve ismi türkçe. müşterileri büyük çoğunlukla türkler ve araplar.

tacir hangi kitleye hitap etmek istiyorsa veya bundan da bağımsız hangi alfabeyle hangi dille tabela yazmak istiyorsa yazsın bundan kime ne? gerekli standardizasyonu sağladıktan sonra yazılan dile tepki göstermek bana gerçekten çok gülünç geliyor.

arapça veya başka bir dilde yazılan tabeladan niçin rahatsız olayım ki? arapça tabela asılınca benim türklüğüm niye zarar görsün? ingilizce zaten dilimizi tarumar etmiş maksadın dil ve kültür hassasiyeti olmadığı gayet net burada.

bir süredir alanya'da yaşıyorum burada neredeyse her iş kolunda her yerde rusça tabela görmek mümkün. yani mağazadan restorana ve hatta avukatlık ofisleri bile. ben bundan rahatsız olmuyorum çünkü insanların hedef kitlesi belli. demografi belli. hatta belki mülk sahibi yabancı kendi dilinde tabela asıyor ve burada bir yatırım yapmış oluyor.
bundan bir insan niçin rahatsızlık duyar?
0
🌸ezkaza
(15.04.24)
(7)

Yatay Kariyer Hakkında Düşünceniz Nedir?

french lover
Gördüğüm kadarıyla Türkiye'de herkes bir an önce yönetici olmak istiyor. Almanya menşeili bir şirkette çalışırken 40-45 yaşında hala teknik alanda kalmış, doktorası olan ve bildiğin "iş yapan" adamlar vardı.Bu tarz bir kariyerin Türkiye'ye uyarlanması konusunda siz ne düşünüyorsunuz?
Gördüğüm kadarıyla Türkiye'de herkes bir an önce yönetici olmak istiyor. Almanya menşeili bir şirkette çalışırken 40-45 yaşında hala teknik alanda kalmış, doktorası olan ve bildiğin "iş yapan" adamlar vardı.

Bu tarz bir kariyerin Türkiye'ye uyarlanması konusunda siz ne düşünüyorsunuz?
0
french lover
(12.04.24)
Bence çok güzel bir şey. Herkes müdür olduğu için ortalik dandik kisilerin müdür olmaya çalışması ile kötü halde. Ben misal acayip fantastik bir tedarik zinciri müdürü ile calismistim ama yok, adamda müdürlük ile alakalı hiçbir şey yok. Olmamaliydi.

Ben etrafımda çok görüyorum yatay olarak ve o konularda (misal global trade, sap, finans, us muhasebe vs) acayip önemli oluyorlar.

Türkiye'de malesef yukselince aldığın para ile çalışan olarak aldığın para arasinda ciddi fark var, bundan zor yani. Bu kadar fark olmasa insanlar da bu kadar dikey kariyer peşinde kosmaz.
0
logisticsmanager
(12.04.24)
40+ yaşlar teknik anlamda kişilerin en olgunlaştığı ve damardan mühendislik tasarımları yapabilecekleri yaşlardır. Bizde zihniyet dediğin şekilde bir an önce yönetici olmak şeklinde. İşin maddi boyutu var, firmalar "1 tane çok tecrübeliye o parayı vereceğime 2 tane daha az tecrübeli çalıştırırım" kafasında. Halbuki yatay kariyerler çok mantıklı.

Daha önce çalıştığım bir kurumda böyle insanlara "Danışman" unvanı veriliyordu. Maaş ve yan haklar yönetici müdür ile hemen hemen aynı. Yöneticilik ve idari işlerle uğraşmak istemeyen, mühendislik becerileri çok kuvvetli kişilere bu unvanı verirlerdi. Başka bir firmada bu uygulamayı görmedim, olmalı.

Kimisi de çok tecrübeli olup şahıs şirketi kuruyor ve danışmanlıklar veriyor, dediğin kapıya çıkıyor.
0
Lethe
(12.04.24)
mevzu buyuk ihtimal maas +1

yurtdisinda isinde cok iyi olan bir uzmanin yoneticinden daha cok para alabilme "ihtimali" var, turkiye'de bu zordur herhalde.

yurtdisinda calisan biri olarak yatay kariyer bana gore degildi ben de uzmanlasmak yerine yoneticilige oynamayi tercih ettim, cunku bu doktorali "scientist" abilerin cogunlukla bir "coban"a ihtiyaci oluyor.

su anda cobanlik yapiyorum, 10 civari muhendis ile calisiyorum. Cogu benden cok daha akilli ve egitimli tipler, ama tuvalet kagidi bittiginde ortaya cikan kaosu onleyecek biri lazim, onun da ustesinden geliyoruz ewelallah..

phd = project half done diye bosuna dememisler..
0
cooperr
(12.04.24)
almanya ile turkiye arasindaki en buyuk fark sosyal devlet. almanya'da vergiler yuksek ama mesela toplu tasima iyi, araba almak zorunda degilsin (genelliyorum), egitim iyi, cocugu ozel okula dershaneye falan gondermiyorsun. saglik da yani sekilde diyelim. yani "devletcilik" prensibi uygulandigi icin orta sinif olmak gorece olarak daha acisiz. turkiye ise son ozellikle son 10 senedir vahsi kapitalizm timsali oldugu ve maaslar arasinda da ucurum bulundugu icin o kariyerin calismasi zor.
0
hot potato
(12.04.24)
Tek sorun maaş değil. Türkiye’de hasetlik ve gösteriş merakı var. İnsanlar bu yüzden kocaları veya kendileri müdür olsun istiyor, biri sorduğunda müdürüm demek istiyor.

Oysa ne müdürler var benim uzman maaşımdan az alan. Olay tek başına maaş farkı değil yani.

Ek olarak Avrupa’da insanlar mutlu olmak istiyor bi çok mudur aldığı maaşa oranla da fazla çalışıyor ve mutlu değil. Bizde durum öyle değil 50-60ina kadar çocukları,eşi icin çalışıyor kopek gibi sonra emekli oluyor. Yaşadığı hayattan mutlu mu ? Değil.
0
Mcfly
(13.04.24)
uzun süre stabil yaşantı olunca yükselme gerekliliği olmuyor. Türkiye'de yükselmezsen fakirleşirsin, ki oluyor da zaten.

Birkaç gözlemimi yazayım. İngilteredeyiz bir süredir. Enflasyon vurunca buradakiler de ne yapacağını şaşırmış. Mesela 55 yaşında bi postacıyla muhabbet ediyoruz, adam 30 yıldır falan bu işi yapıyor ve her gün sokakta. Bi yükseleyim dememiş. Fakat maaşlar yıllardır sabit gibiyken kiralar faturalar uçuyor İngilizler de zorlanmaya başlamış baya. Ama yine de geçinebiliyorsa okey daha fazlasına gerek yok. Mesela sürücü kursu bakıyorum, mesai saati dışı ve haftasonu kurs veren çok az kişi var ve aşırı talep var randevular 3-5 ay sonraya. Açığı gören bi kapitalist gelir %50 fazla ücretle bile kurs verir bunu doldurur. Yapmıyorlar abi :D Hırs ABD ve Türkiye gibi toplumlara özel galiba.

Türk mantalitesine gelince, eşim Türkiye'de üst bi pozisyondaydı daha da yükselmek üzereydi. Burada herkesle benzer maaş teklifli ilanlar olunca pek hoşuna gitmedi o kadar eğitim ve çalışmamın farkını görmem lazım diyor. Dönersek bu sebeple döneriz:) Bazen (ve bazı insanlar için) psikolojik tatmin de çok önemli oluyor.
0
nhk ni youkosu
(13.04.24)
sme ve yöneticilik iki ayrı kariyer. yatay kariyer değil. onlar sme olmuşlar. türkiye'de kariyer planlaması, liderlik eğitimi, koçluk gibi konularda en iyi danışmanlık firmaları bile ne dediğini bilmez. kaldı ki normal şirketlerde böyle bilinçler ve yönlendirmeler olsun. çalışan da müdürlük ister doğal olarak.
0
gabe h coud
(13.04.24)
(11)

avrupadaki et dönerler hk

avatar is back
bunlar neden böyle ya? videosunu da görünce aklıma geldi, bir kaç yerde yedim etler böyleydi, tavuklar yine bilindik idi. özellikle uk'de böyle. https://x.com/Parrobot7/status/1777641733842510108videoda sağdaki kesiklere bakınca anlarsınız sanki yaprak dilimli ama fazla tavada kalıp yanmış gibiler.
bunlar neden böyle ya? videosunu da görünce aklıma geldi, bir kaç yerde yedim etler böyleydi, tavuklar yine bilindik idi. özellikle uk'de böyle.

x.com

videoda sağdaki kesiklere bakınca anlarsınız sanki yaprak dilimli ama fazla tavada kalıp yanmış gibiler. tadları ise leş. kıymamı ne bunlar? yani bizimkilerle alakası bile yok. hatta ilk yediğimde domuz mu bu falan demiştim. hatta direkt german doner'den fotoda atayım ; media.timeout.com birebir böyle.

bu başka bir et mi? yapısı mı farklı ne bu
0
avatar is back
(11.04.24)
Çok büyük çoğunluğu kıyma, ne bulurlarsa atıyorlar içine.
0
but that was just a dream
(12.04.24)
bol baharatli kofte harci.
bir boka yaramaz seyler iste, le$..
0
cooperr
(12.04.24)
ben de dediğiniz gibi tahmin ettim ama çoğu yerde yediğim diğer et ürünleri baya iyidiler ama döner neden böyle peki? ayrıca çoğu yer mi böyle ya? ben 3-4 yerde yedim hepsi o kadar kötüydü ki başka yerde yemeyi cesareti geçtim düşünmedim bile.
0
🌸avatar is back
(12.04.24)
Alman dönerlerinin çok lezzetli olduğunu söylüyorlar tam aksine. Hatta Almanlar bile hastası olmuş
0
ferenc
(12.04.24)
@avatar

yurtdisinda adamlarin et donerden anladigi bu, kuzey amerika'da da boyle.
yenecek sey degil, ustune bir de bol ketcap, mayonez falan sikarlar.

bizim duzgun etli donerimizi tatmis olan yabancilar zaten buna doner demeyi birakiyor..
0
cooperr
(12.04.24)
Türkiye'de gerçekten kaliteli et döner yapan 100 civarı mekan kalmış olabilir ya. O yüzden artık bizim ülkede de istesen de kaliteli et döner yiyemiyosun istediğin zaman. Almanya'da en azından bi standart var et kalitesinde, döner gramajında falan. O yüzden Almanya'da ortalama bir et döner, Türkiye'de ortalama et dönerden daha iyi diye düşünüyorum. Ha tabii Türkiye'de iyi et dönerlerle kapışamaz Almanya'dakiler
0
nundu
(12.04.24)
Hayatımda yediğim en iyi durum döneri viyana'da yemiştim. Fransa'da yediklerim de oldukça iyi.

Benim döner konusunda Türkiye vs bati avrupa yorumum su;
Türkiye'ye seviye 0 ile 100 arasında
Batı Avrupa'da 50 ile 80.

Benim gördüğüm eksik lüks yer yok. Hatta lüks ya da en azından normal türk restorani zor bulunuyor. Haliyle misal Türkiye'de 400 lira verdigin tarz restoran bulamiyorsun. Ama Türkiye'de tanımadığım yerden kolayca et yemem ama Batı Avrupa'da daha rahatim.
0
logisticsmanager
(12.04.24)
Son cevap yazanlar ya duyuruyu okumadı ve fotoğraflara bakmadı ya da başlığa göre sadece cevap yazıp geçiyorlar. Zira bahsettiğim durumun tat ile alakası yok. Elma ile armut kıyası yapmışsınız. Türkiyede kötü et döneri “tadı tuzu yok, eti güzel değil, eti sinirle dolu” diye 40 şekilde eleştirilir ama benim bahsettiğim ile bunun alakası yok. Çünkü buna et demeye bile şahit ister.

Almanyaya gidip gemüse’de de yedim bizim döner gibi zaten çok daha güzeli. Ama türk usulü işte ben onu kastetmiyorum. problem tadı olsa x ülkesinde dönerin güzeli nerde olur diye sorardım. Tekrar video ve fotoğrafa bakarsanız anlarsınız, hollanda ve kanadada yaşayan arkadaşlar beni anlamış zaten. 40 yıl tr’de dönercilik yaptıktan sonra eu’da dönerci açan adamın dönerini sorgulamıyorum
0
🌸avatar is back
(12.04.24)
Videoya ve fotoya bakıp bi farklılık algılayamadım çünkü. Türkiye'de de et dönerler böyle görünüyor bazı mekanlarda. Görünüşe göre "Bu et değil, şuna bak" denecek bi şey algılamadım ben.
0
nundu
(12.04.24)
Ilk video kiyma döner gibi ama ikinci foto bence alakası yok. Normal kalite döner gibi. Belki tadı kötü çıkmıştır bir şey diyemem.

Avrupa'da farkli karisimlar oluyor. Dana, yavru dana (veal) gibi. Bu sebepten tadı ya da görüntüsü farklı olabiliyor.

Ama ikinci fotoda kesinlikle bu et değillik bir şey yok.
0
logisticsmanager
(12.04.24)
BahSettiğim durumun tatla alakası yok diye cevap vermişsiniz ama duyuruda “tadı leş” diyerek yola çıkmışsınız. Ben aksi kanaatteyim, muhafazakar olmaya gerek yok, asla aklıma gelmezdi mor lahanalı yoğurtlu döneri sevebileceğim ama sevdim. İyi ya da kötü olmasındansa “at eti yemiyorum” “sağlıksız bir şey yemiyorumdur” hissini hiçbir telkin aşamaz. Daha yeni türkiye’deki baskınlarda 3 tırnaklı eti yapan işletmeler olduğu tespit edildi…
Ha diyorsanız ki ben lezzete veya kaliteye bakmam, bana et ve yağ gelenesel usul dizilmiş döner lazım. Onu bilemem
0
her giriste sifresini unutan adam
(13.04.24)
(5)

2022 üretim lastik alınır mı?

o sopa bi gun elimize gecmez mi
Sb.2023 ile arasında 500 lira fark var lastik başına, ilk defa lastik alacağım sıkıntı yaratacak bir durum müdür?
Sb.

2023 ile arasında 500 lira fark var lastik başına, ilk defa lastik alacağım sıkıntı yaratacak bir durum müdür?
0
o sopa bi gun elimize gecmez mi
(11.04.24)
düzgün saklandı ise büyük bir problem yaratmaz ama 500 lira için ben olsam yenisini alırdım. hatta 2024 arardım çünkü ne kadar taze o kadar iyi.
0
orient blue
(11.04.24)
Raf ömrü 10 yıl.
500 lira iyi para.
Alınır bence.
0
Mirket
(11.04.24)
2024 Al. Lastik çok önemli
0
jackyr
(11.04.24)
500 lira farka değmez (daha doğrusu total fiyattan kaç para fark oluyor ona bakmak lazım)
Lastiklerin 10 yıl yasal ömrü var. 5 yıl da üretimden sonra satılabilir yasal olarak.
Buna ek olarak ne kadar km yapacağınız önemli. Misal senede 5binse o zaman ben 2024 alırdım. Senede 20binse bir önemi yok çünkü yasal ömründen önce bitireceksiniz lastiği.
0
logisticsmanager
(11.04.24)
yapıştırıp geçmişliğim var :) 1 yıl için değmez
0
baldan kaymak
(13.04.24)
(5)

Belçika da yaşayan varmı?

hhhh99
aracım alman plaka Brüksele yakın otobanda ki benzinlige Park ettim aracı herhangi bir süre veya yasak Park yeri değildi aracım oradan polis tarafından çekilir mi eğer evet ise cevap nereye çekilir ve çekildiğini park yerine gitmeden öğrenebilir miyim?
aracım alman plaka Brüksele yakın otobanda ki benzinlige Park ettim aracı herhangi bir süre veya yasak Park yeri değildi
aracım oradan polis tarafından çekilir mi eğer evet ise cevap nereye çekilir ve çekildiğini park yerine gitmeden öğrenebilir miyim?
0
hhhh99
(11.04.24)
hocam diger duyuruyla birlestirince arabayi benzinlige birakip 25 gun gitmissiniz gibi duruyor. iyi cesaret.

benzinlik sahibi bir yerden sonra bu araba ne ariyor burada diye cektirmistir gibi geliyor bana. umarim calinmamistir.
0
antikadimag
(11.04.24)
Sık sık belçika’dan bir yerlere uçarız. Charleroi’da havalimanına yakın bir bölgeye park ettim birkaç sefer 2-3 günlüğüne. İkisinde de bir şey olmadı ama ikincisinde geldiğimde silecekleri kaldırmışlardı. Ama daha uzun süreler için havalimanının park yerine koyuyorum arabayı. Arabayı 25 gün benzinliğe koyup gitmek aşırı riskli geldi bana, asla yapmazdım sanırım. Bir gece Belçika’da otobanda arabayı benzinliğe çekip uyumuştuk. Birkaç saat sonra saçma sapan birileri gelip cama vurdular, bağırdım, kapıyı açmadım çekip gittiler.

Umarım bir şey olmamıştır ama en doğru bilgiyi reddit’de r/belgium subına sorabilirsiniz.
0
but that was just a dream
(11.04.24)
#antikadimag
evet 25 gün oldu maalesef mecburiyetten bu kadar orada kaldı normalde yasa olarak çektiremez diye biliyorum yanlışım da olabilir ama çalınma olayı çok başka olur araba Afrikadan çıkar
0
🌸hhhh99
(11.04.24)
#but that was just a dream
bende normalde bırakmazdım ama mecburiyet oldu biraz, reddit Bir bakayım.
0
🌸hhhh99
(11.04.24)
Bu sitede yazana göre sorun olmaması lazım;
gocar.be

Yasak yazmiyorsa limit yokmuş airelerde.
0
logisticsmanager
(11.04.24)
(9)

H. Türkoglu'nun TR'ye dönmesi

Yourcousinmarvinberry
US'de kalsa yedi sülalesini cennette yasatacak adamlar neden bunun yerine tr'ye dönerler ki ?Motivasyonlarinin kaynagi nedir ? Sirf merakimdan soruyorum.
US'de kalsa yedi sülalesini cennette yasatacak adamlar neden bunun yerine tr'ye dönerler ki ?

Motivasyonlarinin kaynagi nedir ? Sirf merakimdan soruyorum.
0
Yourcousinmarvinberry
(10.04.24)
Hidayet emekli olana kadar ABD'de oynayip para kazandi zaten. Basketbolu biraktiktan sonra ABD'de kalmasinin espirisi ne ki? AKP'ye yakin oldugu icin Turkiye'ye donusunde kendine federasyon baskanligi verildi. Bu da bir dunya ekstra para ve prestij demek. Daha ne olacak?

"US'de yedi sülalesini cennette yasatacak adamlar" - sanki Turkiye'de Ankara Sincan'da yasiyor gibi yazmissin.
0
hot potato
(10.04.24)
makam, mevkii yeterli degil mi? Hali hazirda saray danismani, basketbol federasyon baskani. Bir de Tr, parasi olan kisi icin cennet
0
speedy
(10.04.24)
yukarıdaki arkadaslar yeteri kadar bilgi vermişler zaten ama yazmadan edemedim.

abdde yaşasa ne yapacaktı ki? sıkıntıdan patlardı. türkiyedeki statüsü, forsu ve çevresi orada olmazdı ki. ayrıca türkiye parası ve statüsü olan birisi için abdden çok daha yaşanabilir bir ülke.
0
benarrivo
(10.04.24)
türkiye mis gibi memleket. istanbul'da boğaz'ı gören güzel bir ev al, yazları için de bodrum civarında bir yazlık yaptır iyi bir mimarlık şirketiyle çalışıp. şöyle temiz güzel bir de tekne aldın mı, ege senin akdeniz benim gez. böyle güzel memleket mi var? tr'deki koylar çok nadide çok güzel. bu mantıkla bakarsan her sene gelen bill gates, jeff bezos niye geliyor olabilir?
0
avatar is back
(10.04.24)
Hidayet abd'de kalsa ne yapacak? Çok afedersin de o kadar basketci varken hidayet ne yapacak?
Ama burada reyizi ile beraber mis gibi yiyor paralari.
0
logisticsmanager
(10.04.24)
Abd'de yapacağını yaptı. Abd emekli adama göre değil, sürekli çalışman lazım.
Türkiye'ye gelip siyasi kariyer yaptı. İktidara yakınlığı ile kazandıkları abd'den fazladır.

Abd'de olsa gereksiz yere vergi ödeyip cepten yiyecekti. Stagnasyona girmek yerine yeni başlangıç yaptı
0
ferenc
(11.04.24)
Abd'de yapacağını yaptı. Abd emekli adama göre değil, sürekli çalışman lazım.
Türkiye'ye gelip siyasi kariyer yaptı. İktidara yakınlığı ile kazandıkları abd'den fazladır.

Abd'de olsa gereksiz yere vergi ödeyip cepten yiyecekti. Stagnasyona girmek yerine yeni başlangıç yaptı
0
ferenc
(11.04.24)
Yabancıların çalıştığı bir yerde çalışıyorum. Sanırım ne olduğun değil kimle paylaştığın çok önemli. Para mutluluk getirmiyor. Asgari ücretten bahsetmiyorum tabii ki :)
0
EXXE01
(11.04.24)
Turkiyede kendi fanusunda yasiyorsan, ekonomik problemlerin yoksa, cocuklarina da iyi egitim alacaklari, iyi insanlar taniyacaklari bir fanus olusturabileceksen o zaman baska ulkede gocmen olmanin anlami yok.

Dogdugun buyudugun kulturu terkedip gitmek oyle kolay degil. Insan hep bi geri donmenin pesinde oluyor. Tas yerinde agirdir.
0
zimbirik
(11.04.24)
(7)

Ağızlık takmadan köpek gezdirmek yasak mı?

fuzuli
Aylar önce Taksim civarında iki köpeğimi gezdirirken polisler durdurup ağızlık takmam gerektiğini yasak olduğunu söylemişlerdi. Ben de o yasaklı ırklar için geçerli dedim ısrar ettiler. Bilgisizliklerine verdim. Geçen gün bu sefer KEM (köpek eğitim merkezi sanırım) polisleri durdurdu aynı şeyi söyle
Aylar önce Taksim civarında iki köpeğimi gezdirirken polisler durdurup ağızlık takmam gerektiğini yasak olduğunu söylemişlerdi. Ben de o yasaklı ırklar için geçerli dedim ısrar ettiler. Bilgisizliklerine verdim. Geçen gün bu sefer KEM (köpek eğitim merkezi sanırım) polisleri durdurdu aynı şeyi söylediler. Yasakdı değildi saçma sapan bi konuşma daha yaşandı. En son bana araştır öğren dedi biri. Ben de emin olmama rağmen araştırıyorum öyle bişey bulamıyorum. Mevzuatta "Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasilerio türleri" diye açıkça belirtilmiş. Benim köpeklerimin biri bildiğiniz sokak köpeği diğeri labrador.

Nedir bu işin aslı bilen var mıdır?
0
fuzuli
(10.04.24)
Sokak köpekleri yüzünden yasadigimiz terör yetmemisken bir de sahipli köpek terörüne maruz kalmayalim diye uyarida bulunmuslar. Polisler hakli yani.
0
Yourcousinmarvinberry
(10.04.24)
Labrador'u yasaklı ırk sanmış olabilirler. Tasma şart, ağızlık ise sadece yasaklı ırklar için.
0
alfired
(10.04.24)
(tasma derken eksik oldu. tasma ve zincir şart, sahipli köpek kamuya açık alanda serbest dolaştırılmaz. evinizin bahçesinde sorun yok tabii ki.).
0
alfired
(10.04.24)
Yok daha neler yahu. Böyle saçmalık duymadım. Tasmasız da dolaştırabilirim, kim ne karışır.

Her yer sokak köpeği, onlar iltimas sahibi mi bu bakımdan. Hukuki değil.
0
knazım
(10.04.24)
Sacmalik. Tehlikeli türler dışında dünyanın hiçbir yerinde her köpek ağızlık takmali diye bir şey olamaz. Yasa bilmeyen bos tipler çıkmıştır karşına.

Kamuya açık alanda ise tasmasiz olmamali. Köpek sahibi olarak en sevmediğim şey tasmasiz dolaşan köpek. Ha dağda falan yasiyorsaniz neyse yani ya da köpeğin tasmasiz olarak dolastiribildigi yerlerde.
0
logisticsmanager
(10.04.24)
iki olay da taksimde mi gerçekleşti? belki o bölgede bir takım olaylar yaşanmıştır ve önlem amaçlı bunu söylemişlerdir. rott u tehlikeli sanmaları daha olası gerçi.
bir daha böyle bir şey olduğunda "daha önce de uyarıldım bu konuda fakat doğrulayan bir kaynak bulamadım, gösterir misiniz lütfen" diyebilirsin. bu sefer de kibarlığı ukalalık zannedip üstüne çullanırlarsa elindeki rott u kullan :P
0
neira
(10.04.24)
mal insanlar çok var. geçen bir polis sahipli köpeği vurdu hatta. daha önce de vurmuştu bu canavarlar. zaten insanları da öldürüyor.
çok fazla zıtlaşmamak lazım. tamam deyip geçmek lazım. polisle polis olmamak lazım
0
ShadowOfMoon
(10.04.24)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.