Giriş
(4)

Bu nasıl oldu

asocial anchorman
Arabayı park ettim eve çıktım. Yatağa girince yabancı telefondan çağrı geldi, telefon uzaktaydı yetişemedim. Sonra acaba arabadaki cep telefonunun yazılı olduğu kağıttan mı aradılar diye arabaya baktım, arabanın park lambaları ve farları açık şekildeydi. Ama telefon yazılı kağıdı cama yapıştırmamışı
Arabayı park ettim eve çıktım. Yatağa girince yabancı telefondan çağrı geldi, telefon uzaktaydı yetişemedim. Sonra acaba arabadaki cep telefonunun yazılı olduğu kağıttan mı aradılar diye arabaya baktım, arabanın park lambaları ve farları açık şekildeydi. Ama telefon yazılı kağıdı cama yapıştırmamışım, torpidodaymış. Telefon ayrıntısı gereksiz oldu ama araba kendi kendine nasıl farları açtı? Kitlerken kapalı olduğuna eminim. Bilmiyorum bir ilgisi var mı acaba camlar hafiften açıktı, ilgisi yoktur di mi?
0
asocial anchorman
(09.08.21)
Elektrik arızası olabilir.
0
dissendium
(09.08.21)
Açık unutmuş olabilir misin farları? Gerçi o iş herhalde 25 yıl öncesinin arabalarında kaldı, bizimki 28 yıllık da. :)
0
1bir1bir1
(09.08.21)
seni arayan numarayı aramadın mı?
0
adivar
(09.08.21)
açık unutmuşsudur. defalarca kapattığın için kapattığını sanıyorsun.
0
alt4y
(09.08.21)
(2)

yeni kimlik kartı

egokalp
eski mavi kocaman kimlikleri yenileteyim dedim nufustan randevu aldım. alırken baktım orada annesi ve babası yazıyor. anneme de aldım onunkini de yeniletirim diye.şimdi annemi yanımda götürmeme gerek yok değil mi? sadece onun eski kimliği ve vesikalık götürmem yeterli sanırım?
eski mavi kocaman kimlikleri yenileteyim dedim nufustan randevu aldım. alırken baktım orada annesi ve babası yazıyor. anneme de aldım onunkini de yeniletirim diye.

şimdi annemi yanımda götürmeme gerek yok değil mi? sadece onun eski kimliği ve vesikalık götürmem yeterli sanırım?
0
egokalp
(09.08.21)
onu da götürmen gerekiyor. vesikalık biometrik olacak bu arada.
0
jelly bear
(09.08.21)
Kendisinin gitmesi gerekiyor. Parmak izi +1 Biyometrik fotoğraf +1

Bu arada önceden ücreti yatırmak gerekiyor. Sadece randevu yeterli değil.
0
dissendium
(09.08.21)
(1)

Kafami karistiran oda durumu

durgunfoton
Arkadaslar,Simdi benim butun calisma grubum diger koridorda.Bir tek ben farkli yerdeyim. Benim şimdi ki odam buyuk ve guzel.Ama bircok seyden haberim olmuyor negatif yonu bu.Diger koridorda bir oda bosaldi. Hoca da bana gecebilirsin demisti ama sonra bir daha demedi. Bu odanin esyalari biraz eski, 4
Arkadaslar,
Simdi benim butun calisma grubum diger koridorda.
Bir tek ben farkli yerdeyim. Benim şimdi ki odam buyuk ve guzel.
Ama bircok seyden haberim olmuyor negatif yonu bu.

Diger koridorda bir oda bosaldi. Hoca da bana gecebilirsin demisti ama sonra bir daha demedi. Bu odanin esyalari biraz eski, 40 yıllık bi hoca emekli olunca bosaldi.
Bir oda daha bosalacak hocanin hemen yan odasi, esyalari da guzel.

Ben ya hocaya geciyorum diyip eski odaya gececegim ya da bekleyip diger bosalacak odaya talip olacağım (bunda bir kesinlik yok cunku diger hocanin asistaninin odasi belki vermezler)

Bir de hizli davranmam lazim, bir ogrenci gelecek kisa sure icin belki ona verir hoca ben gecmezsem.

Bu durumda siz ne onerirsiniz?
Benim gecmek istememin tek sebebi ne olup bittigini kaciriyorum, bu yuzden. Yoksa diger tarafta rahatim iyi. 2 sene daha buradayim.
Bir sebebi de sevmedigim, geldigimden beri bana gicik davranan irkci bi hoca var onun burnunun dibinde olmak istiyorum, sinirleri bozulsun beni gördükçe, bu da baska kucuk bir sebep.
0
durgunfoton
(07.08.21)
Ben olsam değiştirmezdim. Diğer tarafta gelen giden çok olabilir. Çalışmaya odaklanmak zorlaşabilir. Zaten virüs var. Büyük odada tek olmak daha avantajlı. Uzak kalıyorsanız gün içinde daha sık ziyaret edebilirsiniz diğer tarafı.

İlle değiştirilecekse diğer hocayı beklemeden hemen hocanın dediği odaya geçilebilir.
0
dissendium
(07.08.21)
(7)

antik tarih açısından ne bulunursa yer yerinden oynar?

bugisme
atlantis de olabilir yani illa bilinen bir şey olmayabilir, örneğin kanatlı insan fosili bulsalar yer yerinden oynar gibi :)
atlantis de olabilir yani illa bilinen bir şey olmayabilir, örneğin kanatlı insan fosili bulsalar yer yerinden oynar gibi :)
0
bugisme
(07.08.21)
Göbeklitepe bulundu işte, dinlerle ilgili bilinen her şeyin yalan olduğunun ispatı ama yer yerinden oynamadı.
0
Zaman Tamircisi
(07.08.21)
Antarktika buzullarının altında insan fosili bulunsa bayağı bir gündem olur.
0
dissendium
(07.08.21)
Öyle bir soru sormuşsun ki herşey yazılabilir, mesela ışın kılıcı bulunsa yer yerinden oynar :)
0
mikro patlama
(07.08.21)
Atlantis zaten biliniyor. Hiç bir özelliği de yok, öyle Atlantik’te de değil. Platonun bronz çağı medeniyetlerinden olan Akrotiri şehrinden esinlenip yarattığı bir ütopya.

Truva hikayesinin şaşalı anlatılması gibi bir şey, Atlantis..Misal esasında Truva, Arzava federasyonuna bağlı sıradan bir şehir devletiydi. Arzava da Hititlilerin bir nevi üç beyliği. Bu uç beyliğine yakılan ağıda değmez. Yunan edebiyatı işte.

Göbeklitepeden daha büyük bir keşif yok. Buna antik çağlardaki yapılan piramitler de dahil. Göbeklitepe insanın yerleşik hayata geçmesindeki sebebi tarımdan dolayı değil inançtan dolayı olduğunu kanıtladı şu ana kadar. İhtiyaçtan değil canı istedi diye yaptılar o 10-20 tonluk sütunları o insanlar.
0
rm
(07.08.21)
Klişe olarak, bir yüksek insan medeniyeti reddedilemez kalıntısı bulunması herhalde şaşırtır. Hani uçaklar , bilgisayarlar falan gibi ama antik çağdan bile önce kullanılmış.

Yani böyle uzaylı muzaylı mistik sebeplere dayanarak değil de, aynen şimdiki gibi birikimli gelişmiş ve sonra bir anda yok olmuş. Ardından insanlar sıfırdan başlamışlar falan.
0
eksisozlukokuryazari
(07.08.21)
Zaman makinesi diyorum. Geçmiş gelecek falan hep birbirine karışır.
0
beetlejuice
(07.08.21)
Bilim her ne kadar objektif dense de bazı bilimsel yönüyle otorite sayılan kesim/kurumlar tarafından yönlendirildiği ortada. Özellikle belli bir ideolojiye göre ilerlemesi söz konusu. Ayrıca sanki üniversiteler bilimsel bilgi veya proje ürün değil mezun yetiştirme derdindeler.
İsim marka olduktan sonra kayıt ücretleri oldukça büyük gelir halini alıyor. Amaç öğrenci için sadece ve sadece diploma olduğundan öğrenim konsepti ve müfredatının pek bir önemi yok
Neyse konuya dönersek..

Bir zamanlar söyle bir şey okumuştum.
Birbiriyle tarih boyunca hiç alakası yakınlığı iletişimi olmamış toplumlardan kalan belge çizim vb. tarihi eserlerde "aynı " dini semboller ve işaretlerin bulunduğundan bahsediliyordu.

Sadece bu veriye bakarsak bile yer yerinden oynayabilir. Toplumların kültürel ya da dini kendi kendilerine aynı semboller ve kavramlar üretebilmesi zaten mümkün değil. Aralarında yakınlık olsa belki taklit veya aktarım söz konusu olacak ama o da yok.

Bu tür gerçekler üzeirnde hareket edikeceği yerde kayıp kıtalar, Bermuda şeytan üçgeni (bu isim ergenlik zamnlarımızda aklımızdan çıkmazdı malum gençlerin ilgisini çekiyor gizemli hâliyle) ve gelişmiş teleskopların bilmem kaç ışık yılı uzaktaki galaksileri görüntülediği ama bir türlü bir uzaylıyı net haliyle görüntüleyemediği sözde uzaylılarla meşgulüz. Çizerler de bu tür hayalleri içeren yayınlar ile bir boşluğu dolduruyorlar.
Çin'deki salgında yere pat diye düşen insanlar bile uzaktan ve siyah beyaz görüntülere gösterildi. niÇİN?

O kadar safsata ve yanlış bilgi var ki sadece adının önünde prof. olanların sözleriyle gündem oluşuyor ve gelişiyor böyle konularda.
0
Erva
(08.08.21)
(4)

Kararsızlık

mrtkbl
Merhaba,Biraz kararız ve kaygılıyım. Bir konuda yardımınızı önerilerinizi merak ediyorum. Yaklaşık 2 senedir üretim yapan iki firmada ERP çalışıyorum. Kullandığım programda iyi sayılırım ama sadece kullanıcısıyım. Bu işi bir tik daha ileri götürmek için SQL öğrenmek istiyorum. 33 yaşında iibf mezunu
Merhaba,

Biraz kararız ve kaygılıyım. Bir konuda yardımınızı önerilerinizi merak ediyorum.

Yaklaşık 2 senedir üretim yapan iki firmada ERP çalışıyorum. Kullandığım programda iyi sayılırım ama sadece kullanıcısıyım. Bu işi bir tik daha ileri götürmek için SQL öğrenmek istiyorum. 33 yaşında iibf mezunu ve henüz mesleğinin ne olduğunu bilmeyen birisiyim. Istanbul'da ikamet ediyorum.

Udemy'den online bir eğitim aldım ve devam ediyorum. Aslında gösterilen şeyleri tam olarak anlıyorum ancak online bir eğitim nedense beni pek tatmin etmiyor. Çok açıklayıcı olmasa da "sanal" geliyor çünkü canlı bir şey yapmıyorum.

Şunu düşündüm. Gidip bir eğitici kurstan sql alayım. Bilgisayar ve excel ile aram iyi. Veritabanı mantığını kafamda çok iyi kurgulayabildigimi söyleyebilirim.

Sorum şu aslında. Sql eğitimi alsam bana sadece kullandığım erp'de mi faydası olur yoksa genel olarak bir iş alanı açabilir mi? Çünkü gerçekten yarın ne olacağını bilmediğim için kaygılıyım. Fikirlerinizi ve varsa bildiğiniz eğitim veren kurumları yazarsanız çok memnun olurum. Bir de söyle bir durum var. Eğitici kurumların bazıları Microsoft Yazılım Uzmanlığı konusunun altında işliyor SQL'i, bazıları ise SQL olarak tekil sunuyor. Tam anlayamadım bunu. Şimdiden cevaplarınız için
teşekkürler.
0
mrtkbl
(07.08.21)
İş alanı açabilir mi?

Bunu görmek için iş ilanlarını inceleyebilirsiniz. Kaç ilanda SQL isteniyor, buna göre karar verebilirsiniz.
0
dissendium
(07.08.21)
Valla yazılım alaninda kuru kuru SQL bilgisi bir işe yaramaz. Frontend olmadığıni varsayarsak zaten herkesin bilmesi gerekiyor gibi bişey. Yani tek başına sana pek iş ilanı açmaz.

Bunun dışında genelde SQL denince hep MSSQL akla geldiği için onunla özdeşleşmiş gibi oluyor ancak SQL bir dildir. Farklı farklı veritabanları var ve SQL ile sadece onların kontrolünü sağlarsin, yani sadece Microsofta bağımlı değilsin. SQL mantığını iyi anlarsan birçok diğer veritabanını da kullanabilirsin. Tabii diğer yandan NoSQL denen bişey de var ki o da ayrı bir olay. Yani artık sadece eski popüler veritabanları kullanılmıyor hatta artık NoSQL de neredeyse bir zorunluluk haline geldi.

Neyse, kısacası dediğim gibi SQL bileyim iş bulurum olayları geride kaldı. Kendi başına pek iş buldurmaz sana.
0
j r r tolkien hayrani
(07.08.21)
@dissendium cevabınız için teşekkürler. Aslından sorum yanıltıcı olmuş olabilir. Tek başına SQL ile yeni bir alan açabilir miyim olacaktı :)
0
🌸mrtkbl
(07.08.21)
İşi sırf sql bilmek olan insanlar var, hatta bayağı aranıyorlar ama tabii çok iyi bilmek lazım.

Bizde var db ekibi. Mssql de bilmeleri gerekiyor db2 de (db2den çıkıyoruz)

Şu an postgresql bilen insan arıyor her yer deli gibi mesela. 3 sene sonra ne olur kimse bilemez, o yüzden aslında bir bakıma yaklasiminiz doğru. Spesifik dil yerine konseptleri öğrenince hepsi biliniyor.

Ama tabii ki çok limitli bir alan olur.
0
aguen
(07.08.21)
(10)

Asık suratlı, az konuşan bir doktoru tercih ediyor musunuz?

magni
Bir sağlık sıkıntısıyla ilgili doktora gideceğim, doktor araştırıyorum. Gözüme kestirdiğim doktorlardan birine bir sitedeki hasta yorumlarında "Asık suratlıdır, her an sinirli gibi görünür, çok ciddidir, fazla konuşmayı sevmez ama işinde çok iyi bir hekimdir. Kendisine hastalığımı iyileştirdiği için
Bir sağlık sıkıntısıyla ilgili doktora gideceğim, doktor araştırıyorum.

Gözüme kestirdiğim doktorlardan birine bir sitedeki hasta yorumlarında "Asık suratlıdır, her an sinirli gibi görünür, çok ciddidir, fazla konuşmayı sevmez ama işinde çok iyi bir hekimdir. Kendisine hastalığımı iyileştirdiği için çok teşekkür ederim" yazılmış.

Ben konuşan, konuşabileceğim, soru sorup cevaplar alabileceğim, güler yüzle endişelerimi giderici ve güven duygusu veren doktorlara kendimi emanet edince iyi hissediyorum şahsen.

İlk profildeki doktor tipini siz tercih ediyor musunuz peki? "İşinde iyi olsun da o yeterli ve en mühim olanı da bu zaten" diye düşünür müsünüz?
0
magni
(07.08.21)
Hastalığım ciddiyse tercih edebilirim. Ciddi değil de her yerde derman bulabileceğim sıradan bir şeyse iyi iletişim kurmayı beklerim
0
abuzer
(07.08.21)
3. paragrafınızda doktora değil de daha çok psikologa ihtiyacınız var gibi anlatmışsınız. hangi branşta işiniz var doktorla? ben şahsen yüzüme gülüp işinde iyi olmayan birindense gerekirse küfür etsin(abartı) ama işimi-sağlığımı en iyi şekilde halletsin diyen taraftayım.
psikolog- psikiyatri alanlarındaysa rahatsızlığınız bilemeyeceğim tabii. o zaman güler yüz isterdim sanırım.
0
fff02561
(07.08.21)
Sorunum çözülsün yeter, diğer şeyler önemli değil.
0
hayirsiz
(07.08.21)
Rahat rahat soru soramayacağım doktora gitmem. Sağlık önce kafada başlıyor.
0
dissendium
(07.08.21)
@fff02561 Psikolog- psikiyatri değil.

Kimi doktora endişelerini paylaşıp soru soruyorsun, sana insan gibi tane tane anlatıyor.

Kimi de "Testlerin normal işte, daha ne" çekiyor.

Fark bu.
0
🌸magni
(07.08.21)
Doktorum şakalar komiklikler yapacağına ciddi olsun, sorduğum sorulara da ciddiyetle cevap versin, bence gayet olumlu.

Bir de o hastanın tecrübesiyle sizin tecrübeniz, doktorla kuracağınız iletişim aynı olmaz. Benim gittiğim psikiyatrist için de epey sevimsiz bir yorum vardı ama biz adamla çok iyi anlaştık.

Edit: ciddi olması illa ki insan gibi tane tane anlatmayacağı anlamına gelmez.
0
kobuzchu kiz
(07.08.21)
Ciddi olup olmama değil de ilgi ve insana değer veriyor olmak benim için önemli; ama bu biraz da kültürel bir şey. Şöyle ki nişanlım aşı olurken hastanede yanında gittim iki seferinde de; ismini okudular, aşıyı koluna yaptılar, pamukla tutturup gönderdiler. Ne bir açıklama, ne bir soru sorma. Ben İsviçre'de oldum aşımı. Özel alanlar oluşturulmustu; beş ayrı kişi ilgilendi benimle etap etap. Her seferinde açıklamalar yaptılar, rahatlattilar ve güler yuzlulerdi. Bekleme odasında on beş dakika beklerken iki kere ziyaret edip su içmek ister misiniz diye sordular mesela, bu bile önemlidir.

Yukarıda verdiğim örnek küçücük bir örnek. Ben sırf bu yüzden kolay kolay Türkiye'de hastaneye, doktora gitmiyorum. Çünkü alışkın olduğum düzen yukarda anlattığım düzen, Türkiye'de olan şey bana çok enteresan geliyor. Ve bir Psikolog olarak böyle mesleklerde bağ kurmanın önemine inanıyorum. Evet, Türkiye'de sağlık çalışanları zor sartlarda çalışıyor, bunun etkisi yadsınamaz ama şeker gibi de bir aile hekimimiz varmış mesela; sırf onyargim yüzünden kadınla dört senedir tanismamisim. O da aynı şartlarda çalışıyor bakıldığında.

Velhasıl bu konu benim dolu ve hassas olduğum bir konu, o yüzden tercih etmem.
0
fraise
(07.08.21)
İnsan psikolojisinden anlamayan doktor iyi doktor değildir
Herkes herkese saygılı olmalı.
0
photo85
(07.08.21)
ben de tercih etmem.
hem bilgili hem guler yuzlu olani bulmayi hedeflerim.
hastanede olmak zaten kotu bir sey, bir de bilgili diye beni iyice gerecek birini istemem.

parasi yuksek de gelse hep ozel hastane tercih etmemdeki nedenlerden biridir bu hatta
0
Kittie
(07.08.21)
Tercih etmem normalde. Ama bilen bilir Ali Ayhan diye bir onkolog jinekolog doktor var, kendisi annem kayınvalidem halam annemin halası annemin kuzeni arkadaşımın annesi vs bilimum insanı tedavi etmiştir. Asık suratlı değil ama çooook az konuşur. Anneme nesi olduğunu bile tam söylemedi korkmasın diye ve şu an aşırı iyi. Çok yaşlı adam ama Allah uzun ömür verir inş kendisine.
0
Hallegadola
(07.08.21)
(10)

yüksek lisans neden yapılır?

sabenburak
akademide devam etme amacı olmayan birisi neden yüksek lisans yapar? ya da niçin yapmalı? çevremde birçok kişi yapmaya başladı, ben de yapmak istiyorum ama gözümde de büyüyor açıkcası. işime maddi katkısı yok denecek kadar az olacak.
akademide devam etme amacı olmayan birisi neden yüksek lisans yapar? ya da niçin yapmalı? çevremde birçok kişi yapmaya başladı, ben de yapmak istiyorum ama gözümde de büyüyor açıkcası. işime maddi katkısı yok denecek kadar az olacak.
0
sabenburak
(07.08.21)
Birisi yapiyor diye yaparsin.
Yapinca da ne gereksizmis dersin.

Ama yapmadikca, ulan duyuruya sorduk keriz gibi yapmadik diyeceksin :)

Hakikaten yapip da bir sey ogrendim isime yaradi diyen gormedim. Hocalar bana soruyordu siz bunu sirkette nasil yapiyorsunz diye.
0
divit
(07.08.21)
Askerliği tecil ettirmek için.
0
j r r tolkien hayrani
(07.08.21)
akademik kariyer yapma amacı yoksa; tamamen bölüme bağlı bir olay. mesela işletme, mühendislik mezunu yaparsa kendini geliştirmiş olur. kariyerini ilerletmede yardımcı olur. ama ne bileyim öğretmenlik, hemşirelik mezunu birisinin yapmasının pek anlamı yok çünkü kariyerlerine pek bir katkısı olmaz.

o yüzden bölümü göre gerekli/gereksiz denilebilir bence.
0
rose parks
(07.08.21)
tam da yüksek lisans okuma/okumama kararı verme sürecindeyim. kamuda öğretmen/yöneticiyim. meslekte 10.yılım ve kendimi aşırı körelmiş hissediyorum. güncel akademik olaylardan baya geride kaldığımı hissediyorum. 2.üniversite auzeften çocuk gelişimi okuyorum. bi konu hakkında akademisyen arkadaşımla konuşurken gelişen ve değişen konular oldu diye söyledi. kendimi geliştirmek adına istiyorum. ancak geçen seneki üniversitelerin yl lisans sonuçlarına baktım. girenlerin mezuniyet ortalamalarına ve ales puanlarına bakınca yarışın ne denli büyük olduğunu gördüm. büyük üniversitelerin kontejyanları inanılmaz yüksek puanlarla kapatıyor. bu sene itibariyle de çoğunluğu en az 40 dil barajı koymuş. velhasıl yarış giderek zorlaşmış. bir yanım boşver napıcaksın işinde maaşına, kariyer yükseltmene katkısı olmayacak vazgeç derken bir yanım da yapabilirsin, kendini geliştirmelisin diyor. araftayım.
0
dedim ben sana
(07.08.21)
-akademide devam etme amacı olmayan birisi neden yüksek lisans yapar?
Mezun olduğum son dönem staj yapıyordum, çok kötü geçmişti. İş teklifi almadım. Ales'e girip okulun burslu yüksek lisans programına başvurdum. Tek amacım az da olsa elime para geçmesiydi. Eh, başlayınca da bitireyim dedim bitirdim.

Mühendislik özelinde konuşuyorum, eğer özel sektörde çalışacaksan yüksek lisans boş iş. Savunma sanayinde çalışmıyorsan en ufak bir maaş katkısı da getirmiyor. 3 sene boyunca iş sonrası stres yaratmaktan başka bir katkısını göremedim şimdiye kadar. Makale okuma, tez yazma sürecinde üç senede öğrendiğim bilgilerden fazlasını iş değiştirip bir ay içinde öğrendim.

Yerli/yabancı yazılan makalelerin çoğu, bir tane gerçekten işe yarar makaledeki kullanılan metodları alıp, süslü bir giriş yazısı yazıp, parametre değiştirip denemekten ibaret. Her sene konferans düzenleyip birbirinin aynısı makaleler için milletten 300-400 dolar giriş ücreti topluyorlar, böyle böyle koca sektör dönüyor sadasdasd.

Özet, özel sektörde devam edeceksen yüksek lisans yapma, zamanına ve akıl sağlığına yazık olur.
0
nehara
(07.08.21)
+ 1 @ playing star again

Yapamadığım için ikinci üniversite okuyorum mesela.
0
fıytfıyt
(07.08.21)
Memuriyette kademe atlatıyor, yeşil pasaport a bir adim daha yaklaşmak
0
sanguine
(07.08.21)
özel sektöre ha deyince girilemediği için; biraz daha okuyayım, belki bir şeyler olur beklentisi. tabii ki herkesin olayı bu değil, ama sırf bu kafada olan onlarca insan tanıdım, tanıyorum.
0
mermize
(07.08.21)
Aslında başkaları seni ilgilendirmiyor. Canın istiyorsa yap. Ben araştırmayı, öğrenmeyi sevdiğim için yapmayı düşünüyorum. Yüksek lisansın doğrudan akademisyenlikle ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Yüksek lisans kendine yaptığın bir yatırım. Sen araştırmayı, öğrenmeyi seven biriysen doktora da yapabilirsin. Gözünde büyüyen bir şeye zaman ayırman zaten mantıksız.
0
dissendium
(07.08.21)
çalıştığınız alana göre değişir. örneğin bizim iş kolunda akademik bilgi de önemli. yaptığınız iş hiçbir akademik bilgi gerektirmiyorsa YL de işe yaramaz.
0
bronz böcek
(07.08.21)
(7)

Bu iş görüşmesi için dönüş yaparlar mı sizce?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Bugün çalışmayı tercih etmediğim bir sektör olan çağrı merkezinde değerlendirmek üzere bir şirket ulaştı bana. Yabancılara hizmet verilen bir alanda Almanca bildiğim için ulaşmışlar bana. Almancamın nasıl olduğunu sordular, ben de okuldan bu yana pek kullanma fırsatım olmadığı iç
Merhaba arkadaşlar,

Bugün çalışmayı tercih etmediğim bir sektör olan çağrı merkezinde değerlendirmek üzere bir şirket ulaştı bana. Yabancılara hizmet verilen bir alanda Almanca bildiğim için ulaşmışlar bana. Almancamın nasıl olduğunu sordular, ben de okuldan bu yana pek kullanma fırsatım olmadığı için konuşma kısmında paslandığımı belirttim. Sürecin ilerlemesini istersem benimle Almanca bir mülakat gerçekleştireceklerini söylediler. Ben de sağlam bir yer oldukları için denemekten zarar gelmez diyerek sürecin ilerlemesi yönünde tercih yaptım. Sonra kapattık.

Ben görüşmeyi Pazartesi falan beklerken 1-2 saat sonra aradılar. Birazcık yusuf yusuf ediyordum "Napacağım? Nasıl hazırlanmalı?" kafasındayken beni hazırlıksız yakaladılar. Ama korktuğumun aksine batırmadım, ara ara teklemeler haricinde ve soruları ikilettirmeden konuştum. Fakat Almanca konuşan kişi başta biraz hızlı konuştuğu için biraz yavaş konuşmasını kibar bir dille rica ettim. Tabi ki beklendiği gibi çok akıcı konuşamadım ama berbat bir performans da sergilemedim. Zaten çok sürmedi. Her neyse "Biz sizi ararız." gibisinden bir şey söyledi kapattık. Yanlış bilmiyorsam işe aldıkları kişiyi oryantasyon sürecinden geçirip öyle başlatıyorlarmış. Sizce dönüş yapma durumları var mı? Fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(06.08.21)
Valla ihtimal vardır tabii ancak yüzde kaç olduğunu da burdan hayatta bilemeyiz. Sen en iyisi hiç olmadı gibi davranıp ona göre takil.
0
j r r tolkien hayrani
(06.08.21)
Bence ihtimal yüksekte, asıl konusacak kadar almancaniz varsa direk yurtdışı kovalasiniz daha iyi olmaz mı?
0
bepicolombo
(06.08.21)
"Biz sizi ararız" genelde olumsuz oluyor ama düşük de olsa bir ihtimal var.
0
dissendium
(06.08.21)
Ben söyleyeyim; olumsuz. Çünkü öyle bir yerde mülakata girme şansı yakaladım. İçeridekilerin tamamı ya kesin dönüş yapmış gurbetçi, ya da expat. Benim kıçı kırık fransızcamın esamesi okunmadı tabi.

Öyle yavaş olur musun falan diye sorduysanız, ve teklediyseniz geçmiş olsun. Önünüzdeki maçlara bakın derim.
0
feel the blanks
(06.08.21)
hic bekleme.
hatta oncesinde yurt disi gecmisini sormamis olmalari bile garip aslinda.

feel the blanks +1
o islere hep yurtdisinda dogup buyuyenler giriyor.
mantiklisi da o degil mi zaten sence de? cagri merkezi bu, ana dil olmali
0
Kittie
(07.08.21)
Biz bayagi buyuk bir cagri merkezinin cevirilerini yapiyoruz. Gecen benden ana dil bilen tercuman istediler. Cagri merkezinde calismak icin basvuranlarla konusup ana dili gibi biliyor mu diye bakmasini istediler. Yani bayagi ana dil seviyesi istiyorlar bence de olumsuz
0
matilda
(07.08.21)
Dönebilirler de. Belki asgari ücret veriyorlar, anadili almanca olan biri beğenmeyecek bu şekilde düşünmek lazım. Peki anadili gibi yabancı dil bilen birine ne kadar veriyorlar?
0
Cokgezenti
(07.08.21)
(4)

direksiyon sinavi

guldum gectim genceciktim
direksiyon sinavindan 2 kez kalan biri siradaki tarihte 3.ye girmek zorunda mi, girmese hak kaybi olur mu
direksiyon sinavindan 2 kez kalan biri siradaki tarihte 3.ye girmek zorunda mi, girmese hak kaybi olur mu
0
guldum gectim genceciktim
(06.08.21)
Girmek zorunda hak kaybı olur rapor vs yoksa.
0
Zaman Tamircisi
(06.08.21)
@Zaman Tamircisi'ne ek olarak bir kişinin bir kez rapor kullanma hakkı olduğunu da ekleyeyim.
0
mutekebbir
(06.08.21)
Ben sormuştum bunu kursa. Hak kaybı olur denmişti.
0
dissendium
(06.08.21)
Evet sınava adınız yazılır ama girmezseniz hak kaybı olur ama kurs ile görüşürseniz o haftaki sınava sizi yazmayabilirler i.
0
elorelia
(06.08.21)
(5)

Kuru havayla başım dertte

nundu
25 yıllık İzmirli olarak Denizliye taşındım geçen ay. Şehir iyi güzel, İzmir'den sonra tabi farklı gelse de alıştım diyebilirim ama havasına bi türlü alışamadım maalesef..Ben nemli havaya alışkın ve açıkçası terleme sorunu dışında nemli havayı seven biriyim. Kuru havada nefes alamıyorum resmen. Gece
25 yıllık İzmirli olarak Denizliye taşındım geçen ay. Şehir iyi güzel, İzmir'den sonra tabi farklı gelse de alıştım diyebilirim ama havasına bi türlü alışamadım maalesef..

Ben nemli havaya alışkın ve açıkçası terleme sorunu dışında nemli havayı seven biriyim. Kuru havada nefes alamıyorum resmen. Geceleri 4-5 kez uyanıyorum ağzım burnum kuruduğu için. Zaten alerjik rinit yüzünden durmadan süren bi geniz akıntım var, bi de bu kuru hava olunca iki üç haftadır boğaz ağrısı çekiyorum. Bir aydır gece uykum bölük pörçük, sabah 6-8 arası özellikle rezalet.

Hayır terleme konusunda da bir faydasını görmedim, hava 41 derece ve yine çok fazla terliyorum yani nemli kuru fark etmedi bu konuda.

He bi de ev çok sıcak olduğundan klima kullanıyorum, klimaya da alışık değilim pek, o da kurutuyor muhtemelen havayı. Gece açmıyorum uyurken ama yine de çok sıkıntı yaşıyorum.

Bu kuru hava konusunda ne yapayım? Oda nemlendirici makinelerden almam şu an için zor gibi. Onun dışında fayda verecek bir çözüm var mıdır? Bu tarz iklime alışık insanlar için de kuru hava çok iyi nemli havada nefes alamıyolar bi de tuhaf geliyor yani :/
0
nundu
(05.08.21)
oda nemlendirici alamayacaksan odada bir seyler kurut. mesela yatakta yanina islak bir havlu al, yaninda kururken bolgeyi nemlendirecektir. yetmezse daha cok havlu. camasir sık yikiyorsan yine yatak odasinda kurutabilirsin.
0
robokot
(05.08.21)
Cildini nemlendir, egzama baslamasin sonra. Bende basladi, oradan biliyorum :(
0
the end of time
(05.08.21)
Geniş yüzeyli bir kaba su koy. Buharlaşma miktarını ölç. Buharlaşma miktarı iyiyse odalara su koyarsın.
0
dissendium
(05.08.21)
robokot+1 Çamaşır askısına ıslattığın havluları as, arada kurudukça tekrar ıstatıp as. Yüzey alanı çok geniş olacağı için kaba su koymaktan çok daha etkili çözüm.
0
mikro patlama
(06.08.21)
denizliliyim nazillide yaşıyorum. denizli nazilliye göre cennettir. klimadan başka çözüm yok. yanarsın.
0
mikahakkinen
(06.08.21)
(3)

Biyomedikal mühendisliği iş piyasası?

but that was just a dream
Merhaba,Bu alandan mezun olanların iş bulma durumları nasıldır acaba? Bölüm içeriğini biliyorum yalnız Türkiye şartlarında iş bulunabiliyor mu bir fikrim yok. Yardımcı olursanız sevinirim. Sayısalda 119binde olan bir öğrenci buraya gitmeli mi?Bir de ek olarak Biyomühendislik hakkında bilgi verirseni
Merhaba,

Bu alandan mezun olanların iş bulma durumları nasıldır acaba? Bölüm içeriğini biliyorum yalnız Türkiye şartlarında iş bulunabiliyor mu bir fikrim yok. Yardımcı olursanız sevinirim. Sayısalda 119binde olan bir öğrenci buraya gitmeli mi?

Bir de ek olarak Biyomühendislik hakkında bilgi verirseniz çok iyi olur.

Teşekkürler/
0
but that was just a dream
(05.08.21)
Bu alanda bir tanıdığım Türkiye'de 1 sene okuduktan sonra Almanya'ya geçti orada okuyor. Nasıl gecti hiç bilmiyorum.

Bunun dışında eğer birikim, para varsa ve kendin de şirket vs kurup işe girersen bu işin acayip piyasası var. Üniversite öğrencisi olduğun süre boyunca bu işi yapan farklı kişilerin yanında staj, çevre, iş öğrenip birikimle bu işe girilir. Ama akıllı davranmak lazım. Piyasayı iyi analiz etmek lazım. Öğrenci kafasından çıkmak lazım. Tamamen profesyonel bakılarak girisilmesi gerek. Belki esnaflık bilen bir aile büyüğü ön ayak olabilir.

İşin içinde değilim ama biyomedikal alanında çalışıp cok zengin olan uzaktan tanıdığım bir kac insan var. O yüzden dışarıdan bu sekilde yorumladım. Bu işler çevre ve parayla oluyor. Birinin yanında mühendis olarak çalışırım kafasıyla çok fazla ilerleyemez. Kendi iş kursun.
0
westblack
(05.08.21)
ben linkedin'de bakinirken avrupa'da surekli biyoloji, saglik, medikal biyoloji, ilac kesfi (drug discovery) alaninda doktorali eleman ilanlarina rastliyorum. hatta ulan bu kadar biyolog ihtiyaci var miymis dedim. biyomedikal muhendislik gereksinimleri haydi haydi karsilar.

turkiye'deki durumlari pek bilemiyorum, ama yurtdisinda her turlu imkan var diyebilirim.

yani aslinda turkiye'de de ilac firmalarinda calisanlarin cogu biyoloji, genetik, kimya mezunu. ayni sekilde biyomedikal muhendisi bunlarin yaninda kendine pozisyon bulabilir.
0
chezidek
(05.08.21)
Ben makine mühendisiyim. Biyomedikal mühendisliğinde yüksek lisansı araştırmıştım. Biyomedikal mühendisliği Türkiye'de pek parlak değil. Mezunlarının önemli bir kısmının tıbbi malzeme satışında çalıştığı söyleniyor. Yani bildiğiniz satış, satın alma işi.

Ekşi'den mezunlarına mesaj atıp onlara sormanız daha iyi olur.

Sayısalda 119 bin iyi sayılmaz. Fırsatı varsa tekrar girebilir sınava.
0
dissendium
(05.08.21)
(2)

yanan termik santral konusunda bilgisi olan varmı ?

aslindasorunumpsikolojik
sosyal medya çöplüğe döndüğü için bir bilgi öğrenemiyoruz.1) santraldeki 40 bin ton kömür yanması dışında yanacak başka tehlikeli kimyasal varmı ? asbest deniyor mesela ?2) 40 bin ton kömür yanarsa uçaklarla söndürmek mümkünmü ? sonbaharda/kışın yağmur yağana kadar beklermiyiz ?3) 40 bin ton kömür y
sosyal medya çöplüğe döndüğü için bir bilgi öğrenemiyoruz.

1) santraldeki 40 bin ton kömür yanması dışında yanacak başka tehlikeli kimyasal varmı ? asbest deniyor mesela ?

2) 40 bin ton kömür yanarsa uçaklarla söndürmek mümkünmü ? sonbaharda/kışın yağmur yağana kadar beklermiyiz ?

3) 40 bin ton kömür yanarsa insan hayatını kısa vadede tehlikeye atacak bir hava kirliliği oluşurmu ?

teşekkürler.
0
aslindasorunumpsikolojik
(05.08.21)
1. Herkes kömüre takılıyor ama orası bir tesis ve tesis yanarsa içinde yanacak çok şey var. En basit olarak ahşap olan her şey, plastik olan her şey yanacak.

2. Uçaklarla söndürmek mümkün ama çok yoğun bir çalışma gerekiyor.

3. Solunması zararlı gazlar açığa çıkacak. Bunlar direkt atmosfere karışacağı için hava kirliliği oluşacak. Yanardağ patlamaları sonrasında oluşan küller başka yerlere taşınıyor. Burada da benzer bir olay olabilir. Uydudan takip edilir.
0
dissendium
(05.08.21)
kömür yanarsa saatlerce su tutsan da sönmez.
0
killerbee
(05.08.21)
(10)

İTÜ Bilgisayar Mühendisliği vs ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği

musculus sternocleidomastoideus
Bu iki bölümün birbirine göre artısı eksisi nedir?Elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliğine eşit ilgi duyan birine hangisini ne sebeple tavsiye ederdiniz?
Bu iki bölümün birbirine göre artısı eksisi nedir?
Elektrik-elektronik ve bilgisayar mühendisliğine eşit ilgi duyan birine hangisini ne sebeple tavsiye ederdiniz?
0
musculus sternocleidomastoideus
(05.08.21)
Ben bilgisayar mühendisliği derim. Uzaktan çalışmaya uygun. Yurt dışında çalışma şansı var. Elektrik elektronik gerçek hayatta daha teknik bir bölüm. Bir elektrik elektronik mühendisi bir fabrikada elektrik ve elektronikle ilgili her şeyden sorumlu olabilir. Direkt sahada olması gerekebilir. Yeri gelir inşaat bilgisi öğrenir, yeri gelir makine bilgisi öğrenir. Eşit ilgi var gibi gözükse de bence birine daha fazla vardır. Derslere açıp bakmak faydalı olur.
0
dissendium
(05.08.21)
elektrik-elektronik mühendislerinin bir çoğu işin yazılım tarafına kayıyorlar mezuniyetten sonra. hiç uğraşmadan bilgisayar veya yazılım müh. oku.
0
xrated
(05.08.21)
Okullari karistirinca denklemi cozmesi zorlasiyor.

Sen ilerde hangi pozisyonda olmak istiyorsun onu kafanda cozmen lazim. Akademisyen mi olacaksin yoksa sahada mi calisacaksin. Turkiye'de insanlar ekole pek onem vermiyor galiba, herkes bolum pesinde.

Benim tanidigim odtululer daha cok akedemik kafalar, bolum farketmez. ITU tayfasi ise sahaya yatkin tipler. Bir de bogazici/bilkent/koc grubu var onlar da yonetici/patron havasindalar.

Once okulu netlestir, sonra bolumu..
0
cooperr
(05.08.21)
Şuan ki eğitim kadrosu ve ders içeriği kalitesi olarak bir bilgim yok ancak ODTÜ mezunlarının, diğer okullara nazaran birbirini daha çok kolladığını duymuştum. Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında network ve referans şansın daha yüksek olabilir. Tabi şuan o dinamikler değişmiş de olabilir, artık kişi kendisi bile çok rahat genişletebiliyor. Yine de cepte dursun.

Dil öğrenimi olarak Boğaziçi'den sonra ODTÜ daha başarılıydı en son.

Ama bölüm, şehir, teknokent, meetuplar gibi avantajlarına bakınca İTÜ daha ağır basardı benim için.
0
ananiyimioguz
(05.08.21)
Odtü itüyle kıyaslanacak bir okul değil. İtünün tek avantajı şehir ama öğrenci ekonomik durumuna göre istanbulda sürünebilir de. Onun dışında mezuniyetten sonra odtü her türlü daha avantajlı. Odtü ee'de 3 civarı ortalama yaptığında zaten direkt aselsan ve diğer savunma sanayine girebiliyor örneğin. Ufak bir örnek sadece. Odtü seçerdim.
0
mg3929
(05.08.21)
Bilgisayari bitirirsen %99 yazilimci olacaksin bunu ister misin onu dusun.
Yazilimciligi cok ovuyorlar ama mukemmel de degil.

Digeri kendi icinde ayrisiyor mezunlari nerede calisiyor linkendinden bakabilirsin.
0
divit
(05.08.21)
Yani elektrikle alakalı ürünler üreten büyük bir şirkette olduğum icin belki yanli düşünüyorum ama hem ODTÜ olmasi hem elektrik/elektronik, bence ideal.
0
logisticsmanager
(05.08.21)
Cevaplarınız için teşekkürler. Tercih yapmak için ayın 20'sine kadar vaktim var. O zamana kadar ara ara cevapları kontrol ederim.
@xrated
Ama önemli olan elektrik-elektronik mühendislerinin çoğunun ne yaptıkları değil ODTÜ'den mezun elektrik-elektronik mühendislerinin çoğunun ne yaptığı değil mi? Genele bakarak fikir yürütürsek mesela mühendislerin yarısı işsiz, bu durumda en baştan bu karşılaştırmayı yapmak yerine hangi tıp iyidir diye sorardım sanırım.
@divit
Bilgisayar mühendisliği okuyanların yazılımcı olduğunu ben de pek çok yerde okumuştum/duymuştum ama İTÜ'nün programı daha donanım ağırlıklı görünüyor (www.sis.itu.edu.tr)
Yazılımcı olmak ister miyim diye düşününce de ulaşabildiğim tek cevap : bilmiyorum. İlk kez lise 1'deyken kod yazmıştım ve o zamandan beri ara ara ilgileniyorum ve hobi olarak programlamadan zevk alıyorum ama gerçekten işim olsaydı ve bütün gün çalışsaydım sever miydim bilmiyorum.
0
🌸musculus sternocleidomastoideus
(05.08.21)
xrated'a katılıyorum. kendisinin kast ettiği olay şu, diğer ünilerdeki ee mezunlarının çoğu zaten sahada çalışmak için iş arıyor, az bir kısmı da bilgisayar/yazılım tarafına kayıyor. ama odtü gibi okullardan mezun ee mühendislerinin büyük bir kısmı bilgisayar/yazılım alanına kayıp yöneticilik kovalıyor, benim arkadaşlarımdan gözlemlediklerim de bu tanımlara uyuyor.

o nedenle bence de doğrudan itü-bilgisayar seçmen daha mantıklı sadece ikisi arasında kaldıysan. çünkü odtü ee gibi odtü'nün bana göre en zor bölümünü bitirdikten sonra yazılımcı olursan, e ben niye şimdi bu kadar ee kastım doğrudan bilgisayar okuyabilirdim deme ihtimalin bir hayli yüksek.
0
makarnavodka
(05.08.21)
Her iki bölüm hakkındaki YÖK verileri:
İTÜ bilg. müh: yokatlas.yok.gov.tr
ODTÜ ee müh: yokatlas.yok.gov.tr

Genel olarak dikkatimi çeken ilk şey İTÜ ceng'in taban sıralamasının ODTÜ eee'den yüksek olmasına rağmen ODTÜ eee'nin tavan sıralamasının(78) İTÜ ceng'in tavan sıralamasından(750) yüksek olması. Sanırım bu, İTÜ bilgisayar mühendisliğinin top tier değil tier 2 bir bölüm olarak görüldüğünü gösteriyor. Onca bursa rağmen yerleşen en yüksek puanlı kişinin sıralamasının 750 olmasının başka açıklaması yoktur bence. Dikkatimi çeken diğer şey ise ODTÜ eee'den yatay geçişle çok fazla kişinin gitmesi. Pişman olma potansiyeli yüksek bir bölüm gibi.
0
🌸musculus sternocleidomastoideus
(06.08.21)
(31)

Doğacak kızıma isim arıyorum. Önerilerinizi alırım.

kaiserr76
Ayrıca OVA ismi hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Ayrıca OVA ismi hakkında ne düşünüyorsunuz ?
0
kaiserr76
(04.08.21)
ova isim olmasın.
0
sutlu nescafe
(04.08.21)
Doğayla bağlantılı bazı isimleri bir yere kadar destekliyorum ama ova bunlardan biri değil.
0
dissendium
(04.08.21)
ova olmamalı bence de.
doğayla ilgili bir şey istiyorsanız doğa falan olsun bari.
0
blatta hiberna
(04.08.21)
Defne, Olivya.
0
sorumatik
(05.08.21)
çınar,eymen akımına katılan bir isim olmuş. Nedense herkes özgün bir isim peşinde. Abd'de siyahiler böyle farklı isimler koymaya başlamışlar. Nedeni araştırıldığında ise hayatta özgün bir şeyimiz yok bari isim özgün olsun demişler.

Leyla
günseli
0
biravekahve
(05.08.21)
sizin tercihiniz ama ova olmasa daha iyi olur sanki...
yaz, güz isimlerini duymuştum.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.08.21)
Doğa, nil, su, ırmak, dere, çay gibi isimleri daha çok seviyorum ben. Sonlara doğru saçmalamış olabilirim.
0
ananiyimioguz
(05.08.21)
Ova çok çok kötü bir seçim olur.

Nehir, Deniz,Yağmur vs yine doğadan gelen çok güzel isimler var.
0
ms brownstone
(05.08.21)
Kizim olsa idi SU koyacaktim. Ova'yi begenmedim.
OYA olabilir.
0
cooperr
(05.08.21)
Merit

anlamı için : eksisozluk.com
0
musculus sternocleidomastoideus
(05.08.21)
Ova çok itici duruyor.

(Bkz: Sidelya)
0
burty
(05.08.21)
İnci, ece, melisa, oya, ipek…
Ben bu tür ne çok eski ne çok concon isim grubunu seviyorum.
Oğlumun adı Can mesela. Arada düşünüyorum bir kızım olursa ne koyarım diye, yine böyle düz bir isim olur gibi.
Popüler isimler gerçekten çok konuyor, bu neslin okul döneminde ortalık çınar eymen lina kaynayacak.
Ova evet yeni bir isim ama fonetiğinde 7. Koğuştaki aras bulutun söyleyişini atamıyorum kafamdan o yüzden no diyorum.
Doğa doğa grubunda favorim.
Çok var yine ama defne ve Leyla da hep güzel.
Birce, gülce de alternatif önerilerim.
0
somethinginthewayshemoves
(05.08.21)
Ova koymayın lütfen, gerçekten çok kötü. Defne, Eylül, Rüya, Evren, Deniz olabilir.

Ekleme: İnci ve İpek de çok hoş.
0
vestasy
(05.08.21)
ova ismini beğenmedim.
ova zaten fiziken güzel bir şey değilki.
yeşil ovalarda olabilir, kurumuş çorak ovalarda olabilir.
kelime anlamı düz engebesiz toprak parçası benim bildiğim.
doğal güzelliği olan birşey değil.
0
aslindasorunumpsikolojik
(05.08.21)
ben olsam ingilizce ile problem yaratmayacak isimler secerdim. dalga gecilme harici insan en cok bundan cekiyor.

oya olmaz mesela. "oh yeah" gibi anlasiliyor.

merit olmaz, ingilizce bir kelime, baska anlami var. kimse eski misirdaki anlamini bilmez, dusunmez. erkek ismi "can" mesela iyi guzel ama ingilizce konusan biri duyunca aklina teneke kutu veya daha beteri tuvalet geliyor.

turkce karakterler problem. yabanci formlar, basvurular vs. hep problem.

banane ingilizceden diyeceksiniz ama global dil. turkiye'de dogacak bir kiza duzgun bir gelecek yok zaten buralarda. ileriyi dusunmeli.

kimse begenmemis ben ova ismini begendim. yenilige sivrilmeye gicik olanlar icin defne, su, melisa da guzel isimler.
0
robokot
(05.08.21)
Yağmur koy. Yağmur çok kıymetli.
0
1bir1bir1
(05.08.21)
Yağmur demeye gelmiştim, yazmışlar ama olsun.
0
hayirsiz
(05.08.21)
Doğacak demişsin, doğa koy?
0
1bir1bir1
(05.08.21)
Umay ya da Ece
0
meko
(05.08.21)
Nevdil.
0
since1907
(05.08.21)
Ova cok guElmis kesinlikle ova koy.
0
exlibris
(05.08.21)
Gurbet
Yurdanur
Deniz
0
lüzumsuz adam
(05.08.21)
Ben Yağmur koydum. Güzel kızım bugün 2 yaşına girdi.
Doğuma girerken Yağmur yağmıştı, çok spontane oldu.

Aklımızdaki diğer isimler; İpek, Nil, Nehir, Deva, Çağla..

Dip not: Bence Ova da olumlu. Ben sevdim.
0
snd88
(05.08.21)
Ova ova çıkaramadık
Ova ova bulaşık yıkadık diyerek dalga geçecekler
Nolur ova koyma

Gökçen nasıl ?
Ya da Irmak
0
photo85
(05.08.21)
ova olumlu bence
0
paranoyak kedi
(05.08.21)
Edit : türkçe karaktersiz istersen Ebru koy.ya da arzu
0
photo85
(05.08.21)
ova ismine patlamalı güldüm. çok dalga geçerler kızla sakın bu ismi koymayın yavrucağa.

leyla
deniz
ipek
neva
aysel
nurseli
güzide
nadide
yasemin/yasmin
gülin/gülru
sevda
neşe
sevinç

düz insan ismi koyarsanız çocuğunuz mahkeme süreciyle uğraşmaz. sağlıkla alın kucağınıza inşallah.
0
Hallegadola
(05.08.21)
ben kızıma defne koyacaktım ancak son beş senede en çok kokan kız isimlerinden olunca vazgeçtim. yağmur toprak bulut derin deren arden vb. isimler konuldu çevremde.
0
mikahakkinen
(05.08.21)
zeynep güzel bir isim olarak gelir bana hep. ve fakat artık kimsenin yanında düşündüğüm isimleri dillendirmiyorum. kız kardeşim bile benden bu ismi çaldı. evet bir kızım yok, ama olsaydı bu ismi koyacaktım.

neva, yine çok güzel geliyor kulağa. türk müziğinde bir makam. ova ile fonetik olarak çok da uzak değiller gibi. düşünülebilir.
0
mermize
(05.08.21)
snd88 'in önerdiği isimler çok güzeller. Ekleyecek başka bir ismim yok ama Ova biraz kötü geldi bana da, kalın ve geniş harflerden dolayı kaba geliyor kulağa.
0
mutekebbir
(05.08.21)
ılgın koy gitsin hocam buyuyunce bogazici sosyoloji okur :)
0
turbo sadık
(05.08.21)
(13)

Arkadaşın gereksiz yere parlaması ve küfretmesi (silinen duyuru tekrar)

signore
Hikayedeki 4 kişi de aynı alanda araştırma görevlisi, ben devlet üniversitesindeyim diğer 3'ü vakıflarda (konuyla ilgisi var devlet-vakıf ayrımının). Hepimiz de aynı okuldan lisans- yüksek lisans bitirdik.X (erkek) çok yakın arkadaşım, o geçen dönem doktoraya geçmişti, sorun yok. Y onun nişanlısı, o
Hikayedeki 4 kişi de aynı alanda araştırma görevlisi, ben devlet üniversitesindeyim diğer 3'ü vakıflarda (konuyla ilgisi var devlet-vakıf ayrımının). Hepimiz de aynı okuldan lisans- yüksek lisans bitirdik.

X (erkek) çok yakın arkadaşım, o geçen dönem doktoraya geçmişti, sorun yok. Y onun nişanlısı, onla da arkadaşız. A benim X ve Y'den bağımsız yakın bir arkadaşım. Y, A ve ben bu dönem doktoraya geçiş yapıyoruz.

Şimdi, doktoraya girişte koronadan dolayı bizim okul sınav yapmıyor, sadece ales-dil-ortalama ile alıyor. Buna olağan alım diyelim. Bir de devlet üniversitesi araştırma görevlileri için belirsiz bir içerden geçiş imkanı var buna da içerden geçiş diyelim. Bu konu hakkında okulun başvuru kılavuzunda, sitesinde vs hiçbir bilgi yok, yök kararı var ama uygulanıp uygulanmadığı kesin değil. Burdan girenler kontenjandan sayılmıyor.

Benim puanlarım yüksek olduğu için olağan alım'da birinci girmem garanti gibi bir şeydi. X de puanları tam sınırlarda olan nişanlısı Y'nin önünü açayım diye içerden geçiş yapmam konusunda ısrarcı oldu. Ben de kesin olmadığı için ikisine de başvurdum, eğer ikisinden de kabul alırsam içerden geçiş'i kullanırım, olağan alım'daki hakkım da yedektekilere yani bir olasılıkla Y'ye geçer dedim. Ki X arkadaşım bu durumdan bahsetmişti, geçen dönem ikisine de başvurup kazanan biri varmış ve olağan alımdaki hakkı yedeğe geçmiş.

Ben de garanti olsun diye ikisine de başvurdum. Başka bir okula başvurmadım başka bir okulda yapmayı düşünmüyorum, o kadar puanları almışken riske atmak istemedim. İkisini de kazanırsam yedeğe hak düşeceği gerçeği de rahatlattı. Zaten bu konularda inanılmaz kötümser ve garanticiyim, hep b c planlarını düşünürüm, işlerin ters gideceğini varsayarım. Bu arada A da başvurdu ama okuluyla sorun yaşadığı için kazansa dahi kayıt yaptıramayacağı kesin gibiydi. Ki puanları benden düşüktü ama gayet yüksekti, kazanması garanti sayılırdı.

X ve Y evlenmek için Y'nin de doktoraya girmesini bekliyorlar. Y aşırı başarılı biri alanında, başka okullara da başvurdu sınavlara girdi. (sonradan girdiği tüm sınavları kazandığını öğreneceğiz, olay olduğunda belirsiz) En kötü ihtimal kendi okulunda girerdi zaten.

Neyse sonuç günü geldi, sabah sabah bizim X ve diğer samimi arkadaşlarımızla olan grubumuzda X'in küfürleriyle uyandım, ne olduğunu anlamadım. Baktığımda 1. olduğumu, kayıt yaptıramayacağı neredeyse garanti olan A'nın 3. olduğunu ve Y'nin de çok ufak bir farkla 6. olduğunu gördüm. Dedim ki sakin ol zaten A kayıt yaptirmayacak ve ben de içerden geçiş'ten kabul alırsam hakkım yedeğe düşecek. Küfürler etmeye devam etti. Meğer listede 5'ten sonrası için yedek yazmıyormuș. Bu da sanmış ki yedek alımı yapılmayacak. Dedim okulun yedek açıklamaması benim suçum mu? Evet senin suçun sana kaç kere söyledim silmedin kaydını falan dedi. Ama duyuruda yedek listeler ileri tarihte açıklanacak yazıyor, görmemiş. Bunu kopyalayıp gönderdim. Öyle olunca yumuşadı ama yine sitem etmeye devam etti. Dedim ki okul yedek kayıt tarihi vs yayınlamış, yedek açıklamasaydı ne olacaktı bu benim suçum olmazdı git okulla hallet bana niye sövüyorsun. Hatta hemen A'ya sordum kayıt yaptırmayacağını teyit ettirdim X'e söyledim vs. Niye bu kadar alttan aldım bilmiyorum. Evleneceğiz evlenemiyoruz vs yazıyor grupta sanki ben engel oluyormuşum gibi.

Neyse sonrasında ben enstitüye gittim benim içerden geçiş dilekçesinin sonuçlanmadığını öğrendim, oradaki görevliye durumu anlatınca riske atma kayıt yap dedi. Ben de A ile tekrar tekrar konuştum, o kayıt yaptırmayacağı için Y'ye hak geçiyordu yedekten, o yüzden kendim olağan alım'dan kayıt yaptırdım. Bunları X'e yazdım hep. Neyse Y diğer okullarda girdiği sınavları kazandı vs sonra yedek listeler açıklandı beklendiği üzere yedekten kayıt yaptırmaya hak kazandı. Boşu boşuna X'in bana sövmesiyle kaldım. X yedek alım olmayacağı düşüncesiyle küfretti ama bir yandan iyi oldu, gerçek yüzünü görmüş oldum. O durumda bile yedek alım yapacağını açıklayıp yedek alım yapmayan okul yerine özellikle beni suçladı tekrar tekrar, sanki bir yükümlülüğüm varmış ya da kasten bir zarar vermişim gibi. Biz kendisiyle aşırı yakındık yani en iyi anlaştığım arkadaşlarımdan biriydi ama bu olay fena canımı sıktı. Gruptaki arkadaşlar da X'in abarttığının farkında. Benim bağımsız arkadaşlarıma, kız arkadaşıma konuşmaları gösterdiğimde çok sinirlendiler bu muameleye.

Ne yapmalı sizce? Tepki koymak istiyorum ama bir yandan kökten arkadaşlığı kesmek mantıklı mı bilmiyorum. Ne bileyim örneğin düğünlerine gitmeli mi? Eskisi gibi samimi olmamız imkansız zaten ama bilmiyorum, fikir almak istedim.

Not: küfür olduğu için silinmiş düzeltip tekrar açtım. Sabah yazılanları okumuştum.
0
signore
(04.08.21)
X'le arkadaş olmayın, bu kadar net. Tepkinizi de koyun. Kendi kafasında bir şey kurup olmayınca tüm dünyayı suçlar böyle tipler. En gereksiz insanlardan.
0
SiyamkedisiZorro
(04.08.21)
Herkesin içinde küfür edip size saygısızlık yapıyorsa siz de ona aynı şeyleri söyleyin. Böyle insanlar en fazla esnaf olabilecekken nasıl doktora yapıyorlar, merak konusu.
0
dissendium
(04.08.21)
arkadaşlığını bitir
0
epleindebisous
(04.08.21)
ben direk konuşurdum bu yaptığının hatalı olduğuyla alakalı. Nasıl hissettiğimi falan söylerdim. Karşı taraf pişmansa zaten özür falan diler. Belki kötü bir günden geçiyordur. Ruh hali kötüdü vs. Şuana kadar böyle bir durum yaşamadıysanız bence karşı taraf yeterince pişmansa affedilebilir.

Ama bu durumu oluşturduğu halde hala pişkin pişkin davranıyorsa, "ben sana çok ayıp ettim" demiyorsa vs sal gitsin. O durumda sen bu arkadaşlık ilişkisi için elinden geleni yapmış oluyorsun.
0
zimbirik
(04.08.21)
ben sana cok ayip ettim demesi lazim+1
demiyorsa da konusmaya devam edin sanki oylesine bir arkadasinizmis gibi. dugune de gidin ama hediyenizi evde unutun, evlerine gitmeniz gerektiginde gene unutun. bir yere cagirdiginda planlariniz olsun, gidemeyin falan. anlayacaktir muhtemelen.

sevgilisinin doldurmasi da olabilir tepkisi.
0
65 derece
(04.08.21)
Tezimi bitirmek üzere olan kıdemli bir doktora öğrencisiyim, öncelikle tebrik ederim. Bu sınav süreçlerinden maalesef geçiyoruz. Kazanması okunmasından zor bi noktada.

Sizin durumunuzda olsam öncelikle X'ten özür beklerim. - (Hatta Y'nin dahi özür dilemesi gerekir. Tüm terane onun için dönüyor sonuçta). Gelmez ise arkadaşlık sandığım iletişimi minimuma indirir yoluna devam ederim. Düğüne falan kesinlikle gitmem, gruptan mı artık neyse tebrikler der geçiştiririm. Maksimum bu olur.
0
buzbebek
(04.08.21)
şöyle bir durumda bile karşı tarafın ruh halini göz önünde bulundurmanızı tavsiye edenlere pes diyorum doğrusu. siz istediğiniz yeri 1.'likle kazanmışken paşanın ruh halini düşünmeniz lazımdı herhalde.

içerden giriş dediğiniz olaya hak kazanamayabilirdiniz, gerçekten de nişanlısı yedeğe bile girememiş olabilirdi, A kayıt olmayı başarabilecek bir durumda olabilirdi, olurdu da olurdu. alın terinizle kazandığınız yer için size küfür eden bir insanla arkadaşlığınızı bitirmemek kendinize saygısızlıktır.

kimsenin hayatını kolaylaştırmak, başkalarının önünü açmak zorunda değilsiniz. kaldı ki burada ön açacak bir durum bile yok. ya kendisi küfür etti -ki bu da arkadaşlığınıza verdiği kıymeti gösterir- ya da nişanlısı doldurdu -partnerinin dolduruşuyla size karşı galeyana gelecek kadar aptal biri-. iki türlüsü de berbat.

özür falan beklemez, açıklama yapmadan hayatımdan çıkarırdım -arkadaş grubunda dramaya yol açmayacaksa-. illaki dramaya sebep olacaksa da gruptan rezil eder öyle çıkarırdım. böyle yakın arkadaş düşman başına dedim okurken gerçekten.
0
amugochi
(04.08.21)
oha. insan arkadaşının başarısından mutlu olur. her ne kadar sen kazanamasan da tebrik edersin, kıskansan bile olgunlukla karşılarsın.

kendi başarısızlığını bana yıkacak öyle mi? ağzının payını güzelce verip uğurlar olsun derdim.
0
bugun hava gunluk gureslik
(04.08.21)
X kişisi arkadaşınız değil
0
howfaristhesky
(04.08.21)
amugochi+1500

Özür dilese bile arkadaş kalmak istemezdim çünkü samimi gelmezdi artık. Bencillik ortada, niyet ortada ve davranış ortada. İnsan bu aşamalardan birinde bile kendini sorgulasa sonuç böyle olmazdı.
0
beetlejuice
(04.08.21)
X'i ve Y'yi bütünüyle hayatımdan çıkarırdım. Işin tuhaf tarafı A da kayıt olmayacağı halde girmiş ve 3. olmuş. Zaten A kesin olmayacaksa yine 6. kişi yedekten girecek, bu curcuna nasıl A'ya hiç dokunmadı anlamadım. Yani yalnızca senin suçlanman da saçma. Düşünmeye gerek yok.
0
velvetmorning
(05.08.21)
Çok kötü ahlaklı bir insanmış, yazıklar olsun... Görüşmeyin mümkünse. Akıl alır bencillik değil, hakkınız olan şeye göz dikmiş. Diyecek şey bulamıyorum.
0
firez
(09.08.21)
Midem bulandı nedenlerini uzun uzun yazmaya gerek yok x'in nişanlısı istediği yerde olsun diye sen tabii deyip başvuruyu mu çekecektin? Bu fedakarlık değil ki enayilik. Herkes başvurmuş hak etseymiş daha yüksek sırada olurmuş. Kes arkadaşlığı gitsin.
0
eatpraylaw
(09.08.21)
(6)

Arabanın boyutunu kestiremiyorum

mcgrain
Merhaba arkadaşlar başlık biraz saçma olabilir :) fakat arabanın sağını kestiremiyorum, diğer araçlara sürtecek gibi geçiyorum özellikle şerit olmayan yollarda park halinde olan araçlara ve yayalara çok yakın geçiyorum.Park yaparken dibine kadar girdiğimi sanıyorum ama aramda bir metre mesafe oluyor
Merhaba arkadaşlar başlık biraz saçma olabilir :) fakat arabanın sağını kestiremiyorum, diğer araçlara sürtecek gibi geçiyorum özellikle şerit olmayan yollarda park halinde olan araçlara ve yayalara çok yakın geçiyorum.
Park yaparken dibine kadar girdiğimi sanıyorum ama aramda bir metre mesafe oluyor, siz böyle problem yaşadınız mı ve nasıl aştınız.
0
mcgrain
(03.08.21)
onu herkes yaşar ve zamanla o arabayı kullandıkça alışırsın. tavsiyem,

dar ve riskli bölgelerde solda oturduğun için eğer arabanın o aralıktan geçeceğinden eminsen, ki bu da zamanla olur, sola mümkün olduğunca milimetrik yaklaşarak yavaşça geç. arabanın soluna her zaman sağına nazaran daha hakim olursun. arkadan korna çalanlara aldırma. onlar da bir zamanlar senin gibi hatta senden çok daha kötüydüler.
0
cokponcik
(03.08.21)
ilk zamanlar hanıma diyordum ki "farın önüne geç", o da sağ ön taraftan farın önüne geçiyordu, oha ya bu arabanın önü baya kısa aslında diye şaşırarak "tamam çekilebilirsin" diye kıyas alarak park ediyordum. tabi bu acemilik zamanlarında olan şey. sonra bu kıyas olayı kafada daha da oturuyor ve alışıyorsunuz.
0
trajikomix
(03.08.21)
zamanla arabanın dış gövdesini üstünüzdeki gömlek gibi hassas hissedeceksiniz.
bunu hızlandırmanın yolu yok. kullana kullana.
her defasında 2 değil 1 parmak boşlukla araba park edebilen adam tanıdım ben.
0
aslindasorunumpsikolojik
(03.08.21)
Yaşadım. Sağ aynadan yola bakarak çözdüm.
0
dissendium
(03.08.21)
başta böyle olur zamanla alışırsın. park ederken sağ aynayı aşağı indir ve oradan hesapla.

ben ama her daim sola az daha yakın giderim daha hakim olabildiğim için. ayrıca sağdan biri fırladığı zaman görme ihtimalim daha düşük olduğu ve kör nokta olduğu için böylesini daha güvenli buluyorum.
0
queen bee
(04.08.21)
sağ aynanın görüş alanını artırmak bir nebze rahatlatır. Aynanın kenarına dış bükey küçük aynalardan takın. Bu tarz milimetrik yanaşmalarda falan çok işe yarar. Dikkat ederseniz minibüslerin otobüslerin falan çoğunun sağ aynasına şoförler ekstra bir yuvarlak yerleştirirler aracın yanını rahat görmek için.
0
anten
(04.08.21)
(9)

yangınlar

black mamba
gündemi çok takip etmiyorum. birçok da bilgi kirliliği var. bir pkk yanlısı bir grup açıklama yaptı dediler sonra yalan dediler. nedeni nedir yangınların? pkk mı yoksa küresel ısınma mı? net bir bilgi var mı? hem antalya hem karadeniz'de yangın var çünkü.
gündemi çok takip etmiyorum. birçok da bilgi kirliliği var. bir pkk yanlısı bir grup açıklama yaptı dediler sonra yalan dediler. nedeni nedir yangınların? pkk mı yoksa küresel ısınma mı? net bir bilgi var mı? hem antalya hem karadeniz'de yangın var çünkü.
0
black mamba
(03.08.21)
www.theguardian.com

Yunanistan'da da var. Sıcaklık fazla bu yıl. Bir de yangına müdahalede sınıfta kaldığımızı düşünüyorum.
0
dissendium
(03.08.21)
ben egede yaşıyorum. burada (nazilli) bir kaç boş otluk arazi durduk yere yandı. sıcaklık çok yüksek, buradaki çamlardan düşen kuruyan yapraklar çıtırdıyor, her an alev almaya müsait. zaten küresel ısınma olacağı yıllardır söyleniyor. kundaklama da arada vardır ancak denizli buldan, güney. aydın karacasu, bozdoğan vb ilçelerde yangın var. tanıdıklarımla konuştuğumda kendiliğinden çıktığını söylüyorlar.bu bölgeler ranta dayalı bölgeler değiller.
28 temmuzda meclisten cbnına truzim bölgelerine yapılaşma yetkisi verilmişti.marmariste kundak olabilir, çünkü marmariste imarlaşacak alan kalmadı,bir grup kundakçı yakıp olayın bu raddeye geleceğini düşünmemiş olabilir. tamamen subjektif yorum.
bence küresel ısınma. bir sürü milli park vb. bölgelere insanlar bayramda, bayramdan önce gidip mangal yaptı, deniz girdi ve kirletti. yani tetiklediler bu durumu.
0
mikahakkinen
(03.08.21)
Yanması değil söndürülmemesi problem.
0
rewlack
(03.08.21)
Kuresel isinma boyle bir sey degil arkadaslar.
0
dunal
(03.08.21)
"Özellikle en sıcak günler seçiliyor ki sıcaklık ne kadar çoksa tutuşma ve yayılma o kadar çabuk olsun diye" diyenler var.
0
1bir1bir1
(03.08.21)
Miha’ya katılıyorum (nik zor geldi gecenin bu vakti gözüm iyi görmüyor, yaşlanmışız:)
Bence de sıcaklar, ihmal daha ön planda. Her tan yanıyor çünkü. Bölgeleri bilerek yazmıyorum ama insanlar artık çok yaygın alanlara giriyor, kamp, gezi vs derken özellikle cam ya da yanmaya müsait atıklar bazında ihmal diyorum. Sıcaklıkla da birleşince küçük bir kıvılcım alır gider.

Blr kıvılcımla başlayıp çevreye kozalak, rüzgâr vs ile sıçramalar da kontrol edilmez boyuta getiriyor.

Bir ihtimal de az bir yerde belki kasıtlı yakanlar olmuştur, sonrası yine kontrolden çıkmıştır, yani sırayla bir çizgide falan yakmaya devam edildiği gibi şeyleri düşünmüyorum.

Genel olarak da işte toplu bir saldırı var, yakıyorlar her tarafta saldırı var falan kafasında değilim. Ama bu bazıları tarafından o kadar dillendirildi ki, yakacağı olmayan da gaza gelir nerdeyse, adını duyurmak için, örgütüne güç falan diye. Lokal bir yerde olduysa bile bütün yangınları bu şekilde etiketlemek ikna etmiyor. Şu ana kadar da bildiğim kadarıyla somut bir delil yok diye biliyorum.
0
epitaf
(04.08.21)
küresel ısınma böyle bir şey arkadaşlar
www.c2es.org
www.edf.org
www.carbonbrief.org
0
Bruce
(04.08.21)
Kürsel ısınma okeyse bu hafta içinde resmi gazetede yayınlanan yeni turizm kanunu ne alaka? Bu da mı küresel ısınma?
Diyeceklerim bu kadar.
0
jimjim
(04.08.21)
Küresel ısınma ya da sıcak havalardan ötürü gece 3 farklı yerde yangın çıkar mı ? hayır.
0
denizmaniaherif
(04.08.21)
(8)

Nasil bu kadar aptal olabiliyorum?

nefertarii
Ya bu ikidir dolandırılıyorum. İlkinde geçen sene ağustos ayında gerizekalı gibi sahibinden’deki sahte kiralık ilanlara evi görmeden para gönderdim… ikincisinde de tanıdığım biri paraya çok ihtiyacım var uçak bileti alacağım bilmem ne dedi ona da gönderdim. Beni her yerden engellemiş şerefsiz. Sonra
Ya bu ikidir dolandırılıyorum. İlkinde geçen sene ağustos ayında gerizekalı gibi sahibinden’deki sahte kiralık ilanlara evi görmeden para gönderdim… ikincisinde de tanıdığım biri paraya çok ihtiyacım var uçak bileti alacağım bilmem ne dedi ona da gönderdim. Beni her yerden engellemiş şerefsiz. Sonra öğrendim ki başka bir arkadaşıma benden para istedikten 1 ay sonra aynı numarayı çekmiş ondan da para almış şimdi ona ulaşılmıyor. Bu gerizekalı güya zengindi, ailesinin şirketi boku püsürü vardı; bu her iki durumda da para banka yoluyla gitti bu arada ad san belli yani… ne yapabilirim sizce?

Seçeneklerden bağımsız nasıl bu kadar inanmaya meyledebiliyorum ya? Aklıma hiç işin içinde bi pislik olabileceği gelmiyor? Niye böyle, nasıl aşarım bunu?
0
nefertarii
(03.08.21)
Görmediğin eve para vermen üzücü ama ikinci olay herkesin başına gelebilir. Bu kadar üstüne düşmenize gerek yok, dolandırmaya çalışan insan çok fazla, gerçek anlamda her yerdeler. 2 sene önce takside 10 liralık yola 50tl verdim 40tl sahte para vermiş şerefsiz gece 2 idi böyle bi ihtimalde aklıma gelmediğinden hiç paraya bakmamıştım. Şimdi aldığım her paraya aldığım kişinin gözünün önünde ayıp olur falan demeden bakıyorum. Tedbir al yeterli, farklı şekillerde yine dolandırılabilirsin ama aynı ya da benzer yöntemler için tedbir alıp online işlemlerde 2 kat dikkatli olursan yeterli.
0
mg3929
(03.08.21)
Kart kullanmayı acilen bırakmalısın.
0
dissendium
(03.08.21)
eft mesajina su su sebeple borc vs. yazdin mi? mahkemeye falan verip karsidakinin canini sikabilirsin anca oyleyse.

aşacak bir sey yok, kimseye para mara gonderme basin agrimaz.
0
robokot
(03.08.21)
Fazla üzme canını. Yaptığın yanlıştan ders almazsan hata olur, öbür türlü iyi bir tecrübe oldu sana işte.

Doğrudan banka ile şubede görüşmelisin. Onlar işlemi geri çekemiyorlar ise yasal süreci sana anlatmaları lazım.
0
rm
(03.08.21)
Bunlar hep tecrübe, bundan sonra evi görmeden ve sözleşme yapmadan para göndermeyeceksin. Borç isteyen arkadaşına da borç vermeyeceksin.

Ama benzerlerini de yapma, hepsini tek tek tecrübe edersen batarsın :)

Mesela 2. el uzak alışverişlerde de hemen eft yapma, ya da parayı almadan ürünü gönderme.
0
John Bloor
(03.08.21)
Pislik ihtimali aklına gelse de hayır diyemiyor olabilir misin?
0
arnold schwarzeneger
(03.08.21)
Ya ikincisinde gelmedi, çünkü dediğim gibi tanıdığım biri. Herif resmen bizi dolandırabilmek için bizim derneğe gönüllü olmuş ya…
Ev meselesinde açıkçası 1.5 senedir ev arıyordum ve burama kadar gelmişti. Too good to be true durumunu sezdim ama ya bu fırsat gerçekse ve ben yine tereddüt ettiğim için kaçırdıysam diye düşündüm. Çünkü çok ev kaçırdığım oldu. İkincisi de sarı sitedeki sahte ilanlardan haberi olmayan tr’deki 2-3 kişiden biriydim o aralar, yeminle aklıma bile gelmedi… sonra sahibinden sahte ilan filan diye aratınca farkına vardım, benim salaklığım ya… ve hala da devam ediyor… savcılığa şikayette bulundum ama bir şey çıkmadı ya. Avukat arkadaşım da pek umutlu değil.

Diğer gerizekalıya gönderdiğim paraya da açıklamaya transfer yazmışım, borç filan değil. Üff bıktım ya…
0
🌸nefertarii
(03.08.21)
20 lira icin anasini babasini kesenlerin memleketinde yasiyoruz. bunu hic unutma. gordugun her sey aksi ispatlanmadikca sahte, para alis verisi iceren her sey aksi ispatlanmadikca dolandiricilik, borc verince geri alma, alirsan da kayipta olmama ihtimalin cok dusuk. o para geri dondugunde faiz almiyorsan kus kadar olur degeri zaten, o da donerse.

bunlari bir kagida yaz, arada acip bak.
0
robokot
(04.08.21)
(4)

ehliyet yazılacağım 10 ağustos gelmeden.tavsiyeler var mı

ShadowOfMoon
b sınıfı. artık a ile b aynı anda alınamıyormuş. o yüzden sadece b alırım.manuel alacağım. manuel alınca otomatik de sürülebiliyormuş.bir kaç yeri aradım hepsi 2000 lira diyor ama gelirsen konuşuruz diyor. 1950 filan taban ücret gördüğüm zaten. Neyi konuşacağımızı tam anlamadım. Daha az fiyata nasıl
b sınıfı. artık a ile b aynı anda alınamıyormuş. o yüzden sadece b alırım.

manuel alacağım. manuel alınca otomatik de sürülebiliyormuş.

bir kaç yeri aradım hepsi 2000 lira diyor ama gelirsen konuşuruz diyor. 1950 filan taban ücret gördüğüm zaten. Neyi konuşacağımızı tam anlamadım. Daha az fiyata nasıl çeksinler ki.

Bir de bazılarının saatleri daha az da teorik eğitimin saatleri az olsa da ne olacak ki.

Google yorumlara bakıyorum daha çok ve varsa başka sitedeki. çoğunda hep olumlu yorumlar var. olumsuz yorumları önemsiyorum.

normalde istanbulluyum ama antalyada yazılıp alacağım.

tavsiyeleriniz var mıdır neye dikkat edeyim.

mesela şu nasıl sizce

www.yenicagsurucukursu.com bu da google
www.google.com!4m11!1m2!2m1!1sehliyet!3m7!1s0x0:0xa45bdff1032bc5dc!8m2!3d36.875139!4d30.640587!9m1!1b1!15sCgdlaGxpeWV0WgkiB2VobGl5ZXSSAQ5kcml2aW5nX3NjaG9vbJoBI0NoWkRTVWhOTUc5blMwVkpRMEZuU1VOeE1ITkVORlozRUFF


not: direksiyon vs tecrübem çok yok. yıllar önce öğrenmiştim de unutmuşumdur.
0
ShadowOfMoon
(02.08.21)
nerede yazılmayı düşünüyorsanız önce o bölgenin güzergahına bakın bence. yotutubeda videosu vardır kesin. kimi güzergahlar daha kolay oluyor, kimisi daha zor oluyor.

dediğiniz gibi taban fiyatın altına kayıt yasak ama yapılıyor nasıl yapılıyorsa artık, bilemiyorum. ben 1900e yazıldım aralıkta ama aynı dönemde duyurudan 900e yazılanlar filan vardı.

teorik dersler önemli değil zaten malum, test sınavı aşırı aşırı aşırı kolay oluyor.

direksiyon dersleri 14 saatti yanılmıyorsam. daha azını veremezler. ama bazı kurslar şunu yapıyor 2+2 saat bir günde ders veriyor mesela. 2-3 gün içinde dersleri tüketip sınav bekliyosun. benim kurs 50 dk + 50 dk şeklinde veriyordu dersleri ve son dersini sınav öncesi yakın tarihe saklıyordu vs. bu şekilde almak bence daha mantıklı. yani bir ders saati kısa, zamana yayılmış şekilde. bunu da sorabilirsiniz.


@shadow, evet parkur. zaten kursun eğitim için kullandığı parkur ile sınav parkuru aynı oluyor doğal olarak. ezber yapıp giriyorsunuz.
0
elorelia
(02.08.21)
güzergah derken parkuru mu. her ehliyet kursunun kullandığı parkur,hem eğitim hem sınav parkuru oluyo değil mi? trafiksiz bir yer olması daha iyi o zaman
0
🌸ShadowOfMoon
(02.08.21)
Ben 1700'e kayıt oldum. Ama komşumuzdu. Tanıdık varsa indirim olabilir. Teorik sınav çok kolay. Onun saati az olsa da bir şey olmaz. Ama direksiyon derslerinin saati azsa sorun olur. Sınavı geçmeye yetmez. Kurstan kursa çok fark var. O da şans meselesi.
0
dissendium
(02.08.21)
Bu arada sadece ilk gün yoğun olmayan bir yolda öğrendim temel şeyleri. İkinci gün trafiğe çıktım direkt. Sınav parkuruna çalıştım hep. Trafiksiz bir yer söz konusu değil.
0
dissendium
(02.08.21)
(6)

Bir insanın 3 ayda türkçe öğrenmesi mümkün mü?

neysene
Tabii ki imkansız değil ama cezayirli bir kız 3 ayda B1 seviye türkçeye geldiğini söylüyor. Ve telaffuzu native’e çok yakın. Şu koreli çabi ile yakın sayılır. Birkaç kelime dışında telaffuzundan yabancı olduğu zor anlaşılır. Ayrıca kendi dili dahil 5 dil bildiğini söylüyor. 2-3 cümle konuştu. İlk cü
Tabii ki imkansız değil ama cezayirli bir kız 3 ayda B1 seviye türkçeye geldiğini söylüyor. Ve telaffuzu native’e çok yakın. Şu koreli çabi ile yakın sayılır. Birkaç kelime dışında telaffuzundan yabancı olduğu zor anlaşılır. Ayrıca kendi dili dahil 5 dil bildiğini söylüyor. 2-3 cümle konuştu. İlk cümlesi tam native. Hiçbir aksan kayması yok mesela. İkinci cümlede koreyce falan demesi dışında yine çok sorun yok. Şaşırdım valla.
0
neysene
(02.08.21)
Ben de üniversitede akıcı Türkçe konuşan siyahi öğrenciler görmüştüm. Meğer liseyi Türkiye'de okumuşlar. Ondan öyle konuşabiliyorlarmış. Bir şekilde Türkiye'de eğitim görmüşse telaffuzu iyi olabilir ama üç ayda native düzeyine gelmek imkânsız bana göre. Türkçe 3, 5 kelimeden oluşan bir dil değil.
0
dissendium
(02.08.21)
Oyle bir sey olsaydi o kiz ders kitaplarimiza girerdi. Bir dilbilim profesoru ile gorusturun, deneylere girip para kazanabilir. Dunyada boyle 3 - 5 ornek var.

Bu arada daha yuksek olasilik kisinin B1 olmamasi. Onune gelene C1 sertifikalari, C2 sertifikalari veriyorlar zaten. Ayni seviye Ingilizce konusuyor diyelim ve Kanada'da bir okuluna gitti, A2 derlerdi ona yuksek olasilikla. 3 ayda A2 olmak normal.
0
howfaristhesky
(02.08.21)
kiz cezayirliyse dogustan iki dilli oldugu icin yeni dile yatkinligi olabilir diyecegim yine de sure cook kisa. demek ki oturup ezberlemis ama aksan icin arap olup da turk sandigim olmustu ama suriyelilerdi
0
ala09
(02.08.21)
Polyglot bir insansa normalden hızlı öğrenmesi vs normal.
Ab'de çalışan 34 dili akici konusan adam var.
0
logisticsmanager
(02.08.21)
@howfar
Konuşmasında ve yazısında hiçbir ek hatası yoktu. Gerçekten b1 olabilir. Benim takıldığım native’e yakın bir aksanı söylediği sürede yapması. Süre için hala yalan söylüyor diye düşünüyorum bilmiyorum. Kız “derken?” Şeklinde nitelemeler kullandı. Türk de benimle dalga mı geçiyor dedim başta. Ama ufak aksan bozukluğu ele veriyor tabi
0
🌸neysene
(02.08.21)
cezayirliyse fransizca da biliyordur. o yuzden 5 bin kelimenin telaffuzu otomatik olarak geliyor zaten. arapcadan dolayi da bir 6 bin kadar gelse kelime dagarcigi ister istemez artiyor. muzik kulagi da iyiyse konusulan dilin ahengini taklit ederek aksanlarini kisa surede native seviyesine cekebilirler diye dusunuyorum.

boyle bir arastirma var mi bilmiyorum ama guzel sarki soyleyenlerin yeni ogrendikleri dilleri aksansiz konusmasi daha olasi gibime geliyor.

turk dizilerini takip eden iki berberi kizla tanismistim, onlarin da telaffuzu mukemmele yakindi mesela.
0
chezidek
(02.08.21)
(10)

Ne olacak böyle?

binlercedansozvar
dans kursuna gidiyorum ben, oradan bi kızla 3 4 kez görüştükbu akşam bunun nereye varacağına dair konuştukdedi kiben değer görmek istiyorum ama sen 2 gün önce düştüm diye sana yazdığımda sen endişelenmek yerine dalga geçtin ve karakterlerimiz zıt uyuşmuyor, ben dışa dönüğüm sen içe dönüksün falan de
dans kursuna gidiyorum ben, oradan bi kızla 3 4 kez görüştük
bu akşam bunun nereye varacağına dair konuştuk
dedi ki
ben değer görmek istiyorum ama sen 2 gün önce düştüm diye sana yazdığımda sen endişelenmek yerine dalga geçtin ve karakterlerimiz zıt uyuşmuyor, ben dışa dönüğüm sen içe dönüksün falan dedi
son bi şans istedim kararım değişmicek dedi
moralim çok bozuldu
nolur bana bi çözüm yolu sunun
25 yaşımdayım ne arkadaşım ne sevgilim var
nasıl geçecek bu gece
hiçbir kız beni istemedi
arkadaşım bile yok
yakışıklı yada tipim daha düzgün olsa böyle olmazdı dimi?
0
binlercedansozvar
(02.08.21)
Sana ilgi gösteren kadınlarla dalga geçmezsen yakışıklı olmanla ilgisi olmadığını görürsün.

Gerçi bunun karşıtı, doğru olan hamle "düştü" diye endişelenmek de değil ama olsun, sen önce kendini düzelt sonrası karşının hatası olsun.
0
Bruce
(02.08.21)
Yav ne alaka, belli ki piremses birine denk gelmişsin. Bu hikayeden mutluluk çıkmaz. Kendini ezik gördüğünü hissettirmişsin bi kere. Uzaklaş bakalım tavrı değişecek mi, değişmezse zaten senin olmamıştır. Kendine de güven. Hadi bol şans
0
olaylar olaylar
(02.08.21)
Düştüğünü gülerek değil de ciddi anlatmışsa dalga geçilmez. Sen flört etmeyi bilmiyorsun. Yakışıklılık ile ilgisi yok yani.
0
kaptan maydanoz
(02.08.21)
olm sen niye kızla dalga geçiyorsun kız değer görmediginden yakınmis sene hala yok yakışıklı olsam falan derdindesin
0
all girls dream
(02.08.21)
Son bir şans ne yav. Kendini kötü bir konuma sokmuşsun. Bu işlerde ne kadar kasarsan, üstüne düşersen şansın o kadar azalır. Biraz daha rahat olmayı dene.
0
dissendium
(02.08.21)
4-5 tane sevgilim oldu biri haric hicbiri yakisikli degildi. Her sey tipte bitmiyor evet tip olunca bazi seyler daha kolay ama mesela beni en cok zeka etkiliyordu. Karsimdaki adamin zeki ve bilgili olmasini isterdim yakisikli ama bos biri olmasindansa ortalama ama dolu birini tercih ederdim. Bu kriterlere uygun duzgun bir beyle 3 senedir evliyim. Bence benle ayni fikirde cok kadin vardir.
Bir de prensese denk gelmissin ilgi manyagiymis arkadas, bos ver.
0
matilda
(02.08.21)
Başkan bir kere flort olayini ogrensen iyi olur. Aklina gelen ilk seyi söylemek bu zamanlarda iyi degil. Agzindan çıkanı 50 kere analiz etmen lazım.
Zamanla öğrenirsin tabi.

Yalniz sana tavsiyem; böyle son bir sans vs işlerine girme. Olmazsa olmaz. Ben bu tarz şeyleri yapmış biri olarak geri dönüp bakınca "ya ne gerizekalıca is" diyorum.

Cok yakisikli olsan bu sefer kisiye köpek gibi davransan da yakisiklilik yüzünden kurtarma ihtimalin var (bkz cok seksi kizlarin gerizekali hareketlerini sineye cekmek, neden? Çünkü seks).
Lisede sisman tipin tekiydim, birgün çok güzel bir kiz bana yazdi harbiden (neden bilmiyorum) ama kizla konusurken dilim tutuldu. Sonra olmadi haliyle.

Böyle kalp kirikligi falan yasayacaksan spora gitmiyorsan tam spora baslamalik dönem; bunun verdiği gazla hayvan gibi olursun en azından özgüven gelir.
0
logisticsmanager
(02.08.21)
ne çirkinler gördüm ağzı öyle bir laf yapıyordu ki düşmeyen kız yoktu. flört atmeyi öğrenin +1
0
Hallegadola
(02.08.21)
Fitness yapıyorum omuzlarımın geniş olduğunu herkes söyler boy 180 kısa değilim orta boyluyum vücutta sorun yok tipim falso
0
🌸binlercedansozvar
(02.08.21)
dalga geçmen bahanesi olmuş
ilgi duyan insan daha fazla tolerans gösterir

nedenlere takılmana gerek yok, biribrinize uygun olanı ararsan ileride rahat ederisn
0
bir soru sorcam
(02.08.21)
(10)

6 ayda KPSS'de derece yapılabilir mi?

havadakarada
Sıfırdan 6 ayda 95 ve üstü puan çıkar mı? KPSS Lisans GY-GK sınavı için konuşuyorum.
Sıfırdan 6 ayda 95 ve üstü puan çıkar mı? KPSS Lisans GY-GK sınavı için konuşuyorum.
0
havadakarada
(02.08.21)
Yapılır.
0
ruhen hastayim ben
(02.08.21)
95 çok zor puan ilk 200-300'ye falan denk geliyor

92 üstü yapılır ama eğer matematik temeli kuvvetli ise.
0
egokalp
(02.08.21)
sıfırdan dediğiniz çoğu lise konusu zaten. süre için bir şey diyemem her gün 3-4 saat çalışırsa olur bence.
0
ala09
(02.08.21)
Temel sağlam değilse zor bence. 85-90 arası yaparsın ama 95 üstü sadece çalışarak olacak bir şey değil.

Üniversite sınavında ilk 500 e girmek gibi düşün
0
stephen
(02.08.21)
Sıfırdan 95 üstü çıkmaz.
0
dissendium
(02.08.21)
temele bağlı. temel iyiyse hiç çalışmadan da yapılır. sok ankara fen liseliyi 95 alır.
0
ya ben lan neyse
(02.08.21)
İyi bir yks öss vb geçmişi varsa yapılır gayet. Geçen senenin birincisi 6-7 ay çalıştığını söylemişti çünkü çocuk odtü mühendislik mezunu, temeli olmayan bu kadar zamanda yapamaz
0
i think therefore i am
(02.08.21)
matematik iyiyse yapılır zor değil gky
0
Hallegadola
(02.08.21)
matematik seviyene bağlı ama 95 yüksek bir hedef biraz şans lazım orası için.
0
Whily
(02.08.21)
Türkçe-matematik 60 sorudan 55 net, tarih-coğ-vatandaşlık 60 sorudan 55 net 95 puana denk gelir. Bunun bir de günceli var, süre yetiştirmesi var.
0
oyokbuyoknevar
(02.08.21)
(22)

6.5-7k maaşla 4300 kredi ödemek mantıklı mı

mg3929
Kiradan bıktım, ev almak istiyorum. Çekmek istediğim kredinin geri ödemesi 4.3k, şu an 6.5k falan maaş alıyorum, yılbaşında 2-2.5k arası bir artış olur diye bekliyorum. Sizce 4.3k kredi çekip bi ev alsam mı? Güncel 1.7k kira ödüyorum merkezi bir konumdayım ama muhiti pek sevmiyorum.
Kiradan bıktım, ev almak istiyorum. Çekmek istediğim kredinin geri ödemesi 4.3k, şu an 6.5k falan maaş alıyorum, yılbaşında 2-2.5k arası bir artış olur diye bekliyorum. Sizce 4.3k kredi çekip bi ev alsam mı? Güncel 1.7k kira ödüyorum merkezi bir konumdayım ama muhiti pek sevmiyorum.
0
mg3929
(01.08.21)
aaal
0
ala09
(01.08.21)
Valla bence hic mantikli degil.
0
j r r tolkien hayrani
(01.08.21)
Istanbulda ve yalnızsan bu bütçeyle mantıksız.
Zam artış oranın da mantıksız.
Maaş kesin 9-10 k olsun, biraz peşinat da varsa o zaman bakarsınız.
0
rewlack
(01.08.21)
4.3 geri ödeme bence iyi. Ama tek başınaysanız ve başka geliriniz de yoksa çok çok zor.
0
ruhen hastayim ben
(01.08.21)
maaş artmadan ev borcuna girerseniz 2-2,5k arası artış yapmazlar. düzgün zammı paraya ihtiyacı olmayana yapıyorlar. kim muhtaçsa en az zammı alır. ben olsam böyle bir riske girmezdim. maaş kesin olarak 9 olacaksa o zaman düşünülebilir.
0
himmet dayi
(01.08.21)
6.5'dan 9'a artis olmaz, ona bel baglama.

Ev temel bir ihtiyac. Hayatin her alanini etkiliyor. Ihtiyac duyuyorsan almalisin.
0
rm
(01.08.21)
Ben Turkiye'de olmadigim icin belki yabanciyim mevzuya ama 6500 geliri olan birine bankanin 4300 lira odemesi olacak kadar kredi vermemesi lazim.
0
hot potato
(01.08.21)
Artış kesin arkadaşlar buna göre yorum yaparsanız sevinirim.
0
🌸mg3929
(01.08.21)
Al abicim al, durduk yere ev sahibi olmuş olacaksın. yatırım için alıyor olsaydın alma derdim.
Yalnız krediler çok yüksek. krediyi öyle bir çek ki, faizler düştüğünde tekrar yapılandırabilesin.
0
etna
(01.08.21)
@hot potato aylık gelirin %70'i taksitli kredi çekebiliyorsunuz.


cevaba gelelim:
başka borcun yoksa, minimum 2-3 sene de çok bir tatil vs. yapmam. harcamlarımı daha düzenli yaparım dersen mantıklı. 2-3 sene dişini sıkman gerekecektir ama.


gerçi bu enflasyonla 1 sene bile olabilir :)


direkt cevabımı vereyim: mantıksız değil.
0
syozkn
(01.08.21)
şeftalinin 19 , salatalığın 10 lira olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

ekonominin marmara denizi gibi dalgalı, işinin pamuk ipliğine bağlıolduğu bir ülkede.

bu şartlarda herşey risktir, işsiz kalabilirsin veya maaşın kuş kadar kalabilir.

icralık olup ödediğin miktarı bile kaybedebilrisin.

bu soruyu 2 3 sene önce sorsan, al , iki sene sıkıntı çekersin sonra kredi enflasyon vb sayesinde daha da kolay ödenecek hale gelir derdim.

ytd.
0
killerbee
(01.08.21)
2 sene once bi arkadas benzer oranlarda krediyle ev alinca millet beynini utuledi, "bu maasla 4000 nasi odiycen, oldun bittin sen" diye.

Simdi ayni ekip kendi ev kiralari 4000 oldu diye agliyor. Ev alan arkadas da gulerek izliyor.
0
brkylmz
(01.08.21)
abi bence de mantıklı da kimse vadesini sormamış. ne kadar süre ödeyeceksin?
0
passion rules the game
(01.08.21)
10 yıl
0
🌸mg3929
(01.08.21)
tüm kötü senaryoları düşünmek gerek, işsiz kalsanız iş bulamazsanız (olmaz demeyin, burası türkiye) taksitleri iş bulana kadar ödeyebilecek birikiminiz var mı? öyle bir birikim olmadan ben olsam girmezdim riske.
0
mrtkp1234
(01.08.21)
milletin gazına gelme. aynısını arkadaş yaptı sonra arkadaşların kirası 4000 olunca hepsine güldü tarzı ev fetişiti insanları dinleme. bi de o arkadaşa sormak lazım 10 yıl kredi öderken neler çekti. kesin alma demiyorum; ama herkesin durumu farklı. oturup planlamanı yaparsın. ordan kısarsın falan filan derken belki oluru vardır. yaparsın. am şu haliyle çok büyük ihtiyacı yoksa akıllı bir insan bu riske girmez.
0
buenosdias
(01.08.21)
maaş 6500 ise size 2200 lira kalacak. kira ödemeyeceksiniz. o yüzden alın.
0
silver apple
(01.08.21)
Maaşın yarısını krediye veriyorum 7 aydır. Yetişemedim, ihtiyaç kredisi de çektim. Yine de yetişemiyorum. Annem destek çıkıyor, ona güvendim. Ama yine de zor. Harcamaları kısma olayı yalan oluyor, her şeyin fiyatı uçmuş durumda.
Olumsuz yazdım, ama yine olsa yine alırım. İnsanın kendi evi gibisi yok. Birkaç yıla kira ile denk olacak kredi tutarı.
0
auroraaurora
(01.08.21)
2200 lira ile 1 ay boyunca geçinmek çok zor olur. olmayacak iş değil ama yaşamak bu değil dedirtir size.
0
bigcaptain
(01.08.21)
Bence gir.

Ben benzer rakamlarda girmedim hata ettim. Seneye o para kusa doner.
0
divit
(01.08.21)
Hiç mantıklı değil. Bir gün evlenirsin, eşin de katkıda bulunur, zorlanmadan alırsınız. Tek başına 10 yıl boyunca maaşının yarısından fazlasını krediye vermen hayat kaliteni düşürür. Madem her ay 4300 ödeyebileceğine inanıyorsun, birkaç ay 4300'e dokunmamayı dene.
0
dissendium
(01.08.21)
Hele ki maaş yükselecekse hayda hayda al tabi ki, şimdi alamadığın her gün biraz daha uzaklaşıyorsun. Eğer bir anda voleyi falan vurmayacaksan, maaşa talim ediyorsan ya da ufak ufak birikimle ilerliyorsan ev almadığın her gün zarar. Sık dişini al evini, gerekirse üç ay soğan ekmek ye ama emin ol her gün şükredeceksin.

Ev alıp da lanet olsun bu evi aldığım güne diyecek olanı sanmıyorum, en kötü sıkıntı olursa satarsın. Yarının ne olacağını hiç kimse bilemez, sürekli sonunu düşünen de kahraman olamaz. Hesap kitap yapılır, ödenebilecek miktar bulununca o ev alınır.

Ayrıca o kadar parayla, şu kadar parayla geçinilemez lafını çok duyuyorum ama valla para akıyor olsaydı 5 binle de 10 binle de geçinilemez ama gerektiğinde asgari ücretle de gayet geçinilebiliyor mecbur. Ayağını yorganına göre uzat tabiri bunun için söylenmiş. Bir de ağustos böceği ile karınca hikayesi var. Ayrıca atalarımız ev alana Allah yardım eder demişler, inançlı olup olmamak önemli değil, bu dünyanın kuralı böyle; çalışan, gayret eden kazanır.

Edit: İş durumunda risk konusuna değinmemişim. Yani sallantıda bir iş varsa ona göre değerlendirme yapılır. Ama sizin sorunuzda öyle bir riskten bahsedilmediği için cevabı ona göre verdim.
0
epitaf
(01.08.21)
(6)

60K sayısal alanda hangi bölümler?

kırmızıayakkabılıgargamel
Kuzenim 60 K yaptı, hedefi 20K’ydı ve diş hekimliği istiyordu. Şimdi mezuna kalsam mı kalmasam mı diye düşünüyor. Koç Üni’de hemşirelik tutuyor %100 burslu, ama hemşirelik sadece Koç olduğu için düşünüyor. Bilişim ve Bilgisayar Mühendislikleri’nde de çok yok İstanbul, Ankara’da. Siz ne düşünüyorsunu
Kuzenim 60 K yaptı, hedefi 20K’ydı ve diş hekimliği istiyordu. Şimdi mezuna kalsam mı kalmasam mı diye düşünüyor.

Koç Üni’de hemşirelik tutuyor %100 burslu, ama hemşirelik sadece Koç olduğu için düşünüyor. Bilişim ve Bilgisayar Mühendislikleri’nde de çok yok İstanbul, Ankara’da.

Siz ne düşünüyorsunuz?
Geleceği olan nereler olabilir yani bu kızımız için?
0
kırmızıayakkabılıgargamel
(31.07.21)
Hemşirelik ile Koç arasında nasıl bir ilişki kurmuş? Sıralaması kötü üniversitede okusa da KPSS'de 60, 70 arası puanla ilk girişinde atanabilir.
0
dissendium
(31.07.21)
Yurt disinda yasama istegi varsa bence koc hemsirelik guzel tercih
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(31.07.21)
proletarier +1

iyi bir almanca öğrenimiyle de %90 gidebilir. avrupa’da hemşire - doktor açığı çok. hele koç üni diyorsun bir de.
0
garavel
(01.08.21)
Koç hemşirelik ordan Almanya
0
liondelaturquie
(01.08.21)
Benim anladığım kadarıyla henüz ilgi alanı tam belli değil. Hedefi 20k olduğu için eğer bu yıl içine sinmeyen bir bölüm yazarsa, içinde hep ukte kalacak, 3. sınıfa bile gelse hep bir keşkesi olacak. İçine sinmediği için ya bölümü bırakacak ya sevmediği bir bölüm okuyup hayatı kendisine zehir olacak. En doğrusu düzgünce mezuna kalsın. Bu süreçte biraz istediği üniversite ve bölümler hakkında araştırma yapsın. ilk sınavında 60k yapabilen bir öğrenci için bu çok, çok iyi bir başarı. Önümüzdeki yıl boyunca bir dershaneye giderse çok daha iyisini mutlaka yapacaktır. Ek olarak gelecek yıl diş hekimliği kontenjanları artacak, yeni fakülteler kuruldu, gelecek yıl öğrenci alımına başlayacaklar.

Mezuna kalması daha doğru olur. 17-18 yaşındaki çocuklar için bu stres ile meslek seçimi yapmak gerçekten çok zor. Diş hekimliği ile hemşirelik sağlıkla alakalı bölümler ama birbirinden çok farklı bölümler, çalışma alanları, eğitimleri farklı. Hemşireliği sadece Koç Üniversitesi'nde var diye tercih etmesin. Hemşirelik ne bölüm olarak kolay ne ataması burada yazıldığı gibi basit, yurt dışı işini de bakalım o isteyecek mi? Öyle kolay mı hemşirelik okuyup, kendini geliştirip Almanya'da çalışma hakkı kazanıp, orada yaşayabilmek. Hemşirelik, diş hekimliğine göre daha fazla insanlarla temas isteyen bir çalışma alanına sahip, öyle basit bir şey değil bu. Almanya'ya hemşire olarak gidip, hemşire olarak çalışmasının pekte avantajı olmaz. Koç Üniversitesi olsa bile aynı durum söz konusu. Saçma yani, sırf yurtdışı imkanı var diye bölüm yazdırmak.
0
GoodMorningTeacher
(01.08.21)
Discilikte para kalmadi yapistir hemsireligi, 1 sene beklemeye degmez.

Mezuna kalmak nedir ya hergun yeni kelime cikiyor.
0
divit
(01.08.21)
(5)

TSK'nın sosyal medya yönetimi neden bu kadar zayıf?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Instagram'da İsrail ordusunu (IDF) takip ediyorum, TSK da takip ettiklerim arasında. Dikkat ettiğim bir şey var, TSK neredeyse hiç kendi reklamını yapmazken, "Biz ortamlardayız!" minvalinde paylaşımlar yapmazken IDF günde en az 2-3 gönderi paylaşıyor. Sürekli eğitimlerden kareler
Merhaba arkadaşlar,

Instagram'da İsrail ordusunu (IDF) takip ediyorum, TSK da takip ettiklerim arasında. Dikkat ettiğim bir şey var, TSK neredeyse hiç kendi reklamını yapmazken, "Biz ortamlardayız!" minvalinde paylaşımlar yapmazken IDF günde en az 2-3 gönderi paylaşıyor. Sürekli eğitimlerden kareler paylaşıyorlar, ordudaki kadın askerlerin önemini belirten gönderiler, Hamas'ın nasıl okul, yerleşim yerleri gibi sivil alanları kendilerine kalkan olarak kullandıklarını harita üzerinde gösteren gönderiler falan paylaşıyorlar. Bu da onların insanların gözündeki sempatilerinin artmasına neden oluyor.

Bir de TSK'nın Instagram hesabına bakıyorum, ayda yılda bir gönderi paylaşılmış. Onların da geneli resmi bayramları kutlamak, önemli günleri hatırlatmak için falan. Sahadan, tatbikatlardan falan çok az gönderi var. Devir internet, sosyal medya, imaj devri olmuşken nedir bu ortamlardan uzak durma sevdası? Siz ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim, teşekkür ederim.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(31.07.21)
İKK (istihbarata karşı koyma) kuralları var. bu kurallar nedeniyle paylaşım yapılmıyor.
0
trajikomix
(31.07.21)
TSK bence doğru olanı yapıyor. Son zamanlarda üretilen her silahın ayrıntılı tanıtımının yapılmasını yanlış buluyorum. Bunlar güvenlik zaafı oluşturabilir.
0
dissendium
(31.07.21)
Açıkçası aynı sey mi bilmiyorum ama Fransa'da malum zorunlu askerlik vs yok e baska isler de çok olduğu icin kimse "aman maasi guzel asker olayim" demiyor kolay kolay.
Bu sebepten Facebook, twitch, YouTube sürekli karsima fransiz silahli kuvvetleri reklamlari falan cikiyor gencleri etkilemek için.
Aha bu da Instagramlari;
instagram.com

Yani biz buradayızdan ote gencleri cekmek icin. Ben de katılıyorum ama belki de tsk'nin adam ihtiyaci yok.
0
logisticsmanager
(31.07.21)
bir ülkenin silahlı kuvvetlerinin neden reklama ihtiyacı olsun ki? mesela sallıyorum ermeniler sosyal medyada görüp vay be türkler ne güçlüymüş mü diyecekler? ya da yunanlılar "ya türkler çok ponçik" mi diyecekler?

israil bu denli aktif kullanması insanları savaşlarına ikna edememesinden kaynaklı (bence). bella hadid, dua lipa, roger waters falan sosyal medyalarından israil saldırıları arttığında tepki göstermişlerdi. ilk aklıma gelen ünlüler. o yüzden israil "aslında suçlu onlar, bakın sivilleri onlar kullanıyor" tarzı propaganda yapmak için tüm medya araçlarını kullanmak "zorunda" gibi geliyor bana. türkiye'nin konumu ile israil'in konumu bir değil. türkiye'nin kimseye bir şey kanıtlamasına gerek yok. yalnızca israil örneğine bakarak aklıma gelenler bunlar.
0
ilgeru
(31.07.21)
ihtiyacı yok çünkü. Ama bu işi öğrenip yapsalar çok iyi olur o ayrı. Türkiye içinde de dünyada da algıyı değiştirebilirler.

Zorunlu askerlik olmayan ülkelerde (mesela İngiltere'de gördüm) baya sinemada televizyonda "ülkenize hizmet edin, askerlik ne güzel şey, dostlar edinin vücut yapın bakın burada hayat çok güzel" temalı reklamlar yapılıyor. Askere adam toplamak için mantıklı bu. Ama senin dediğin biraz dış dünyaya mesaj, onu yapacak ekip bambaşka olmalı. Mesela bazen polisin askerin çocuklarla hayvanlarla falan fotoğraflarını paylaşıyorlar ama çok Türk kafası birileri çekmiş oluyor. Bizde duygusallık, arabesklik vs. ön planda. Daha batıda yetişmiş olaylara dışarıdan bakan birinin organize etmesi lazım bunları. Amerika bu tür şeyleri çok iyi becerir, işgal ettiği yerleri bile müthiş kahramanlık hikayesi olarak paylaşıyor genelde.
0
nhk ni youkosu
(01.08.21)
(8)

Sizce Gastronomi mi yoksa iç mimarlık mı okumak daha mantıklı?

goodyes
Kardeşim bu iki bölüm arasında gidip geliyor. İkisinde de orta sıra üniversiteler geliyor ne iyi ne kötü yani. Sizce hangisini seçmeliyiz fikir ve önerilerinize ihtiyacımız var. Şimdiden teşekkür ediyoruz
Kardeşim bu iki bölüm arasında gidip geliyor. İkisinde de orta sıra üniversiteler geliyor ne iyi ne kötü yani. Sizce hangisini seçmeliyiz fikir ve önerilerinize ihtiyacımız var. Şimdiden teşekkür ediyoruz
0
goodyes
(31.07.21)
hangisini istiyorsa onu seçsin. pazardan karpuz mu seçiyor sonuçta geleceği bu. hangisini istiyor, hangisine ilgisi var? hangisi yapabileceğine inanıyor? hangi meslekle bir ömür geçirmek istiyor?

ikisi de birbiriyle alakasız çünkü.
0
jelly bear
(31.07.21)
Ben gastronomiyi daha mantıklı buldum. Restoranlarda, otellerde çalışma şansı olabilir. Yemek şirketlerinde de çalışabilir. İş alanı iç mimarlığa göre daha geniş.
0
dissendium
(31.07.21)
Gastronomi çünkü evrensel.
İkisi de stres ve masraf açısından zor bölümler ama en azından birinde dönüş iyi olur.
Trde inşaat sektörünü bırak ülkenin kendisi batınca iç mimarlık diplomasını nereye satacak?
Yine de kendi karar versin; en çok istediğini tercih etsin.
0
rewlack
(31.07.21)
inşaat sektöründe çevreniz yoksa iç mimarlık seçmesin.
0
xrated
(31.07.21)
Aileden oturu mimarlarin arasinda buyumus biriyim, cevabim net Gastronomi.

Cunku:

1 - Mimarlik 3. dunya ulkelerine uygun bir meslek degil, luks olarak gorulur. Tanidigim mimarlarin cogunlugu hayatta kalmak icin bambaska islerle ugrasiyor. Varlikli bir aile mensubu degilseniz isiniz cok zor.

2 - Mimarlik "hmm acaba bunu mu yapsam" seklinde secilecek bir meslek degil. Sanatkar ruhlu olmaniz lazim. Bu da genetik bir hadise. Sadece geometrim iyi diye okunulacak bir meslek degil, bir yasam bicimi bir nevi, ya da oyle olmali. Oyle degilse zaten sonu husran olur.

Gastronomi'nin yakin gelecekte bence onu acik..
0
cooperr
(31.07.21)
Gastronomi okuyanlar mutfağa girmek istemedikleri için mesleğini yapmıyorlar. Zor iş diyorlar. Mutfağı seviyorsanız gastronomi.
0
Gabriel
(01.08.21)
Geçen sene tam da bu yol ayrımına girmiştim. Ve gerçekten ikisi de değil. Hele ki gastronomi orta halli bir üniversite olacaksa hiç değil. Dersler fiyasko. Öğretim anlamında asla tatmin edecek gibi değil hatta ben Türkiye’de en iyilerinden Akdeniz üniversitesini düşünüyordum sadece şarap dersi var diye. Daha sonra swiss ve movenpick otellerindeki aşçılarla görüştüm. Eğer kardeşiniz kadınsa hiç girmesin bu işe. Ha paranız vardır zenginsinizdir ilerde kardeşi desteklersiniz bir yer açar o ayrı ama yeteneğin yanında mutfaktan gelen genç bir kesim var.

İç mimarlık/mimarlık içinse yine hem genç hem de tecrübeli mimarlarla görüştüm ve sektörün bitmiş olduğunu söyledi. Tecrübeli olan yeni mezunları resmen köle gibi kullandıklarını, alaylı olanların bile işten çıkarıldığı olmuş. Gençlerin durumu zaten ortada yazmıyorum bile.

Biraz konsantre şekilde kısa kısa yazdım ama bu ikisinden baska bir alternatif varsa onları da düşünün. Ha bu arada cok parlak olmasa da şuan fizyoterapi ve rehabilitasyon okuyorum.
0
fıytfıyt
(01.08.21)
İkisini de tavsiye etmem. Mimarlık içiyle dışıyla öldü bu memlekette. Mimar Sinan mezunu 5 yıl sektör tecrübeli adam 4,500 tl'ye çalışıyor, değer de görmüyor. Gastronomide de alaylılar çok daha önde. Başka bölüm bakmak daha mantıklı. Ama unutmayın yanlış bölüm okumaktansa hiç okumamak evladır. Kimsenin de aklına bu gelmez bizim memlekette. Örgün ve yabancı dilli işletme okuduk salak gibi 6 sene. İşe başlayınca AÖF okuyup 5-6 sene tecrübe yapmış yaşıtlarımızın gerisinde kaldık.
0
dogumdansancili
(01.08.21)
(1)

iklim değişikliği - yangın ilişkisi

tabudeviren
iklim değişikliği ile yangının ilişkisi nedir? anlayamadım.
iklim değişikliği ile yangının ilişkisi nedir? anlayamadım.
0
tabudeviren
(31.07.21)
İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıklar artıyor. Sıcaklık artışı da ormanlardaki maddelerin kurumasına neden oluyor. Bu da yangının yayılmasına neden oluyor. Sıcaklıklar daha düşük olsaydı ormandaki maddeler nemli kalabilirdi ve yangın hızlı yayılamazdı.
0
dissendium
(31.07.21)
(3)

Bir şarkı arıyorum- 2005-2006 yıllarına ait

bir fincan kahve ile film izlemek
Uzun zamandır yabancı bir şarkıyı arıyorum. 2Yanlış hatırlamıyorsam 2004-2006 gibi patlama yapmıştı bu şarkı.Başında alkışla tutulan tempolar vardı. Ve aklımda kalan, nakaratına da ait olan tek söz şu, tamamen saçmalayarak yazıyorum: yuz gacci no koppera yuz gacci koppera bla bla... Böyle bir şarkıy
Uzun zamandır yabancı bir şarkıyı arıyorum. 2
Yanlış hatırlamıyorsam 2004-2006 gibi patlama yapmıştı bu şarkı.

Başında alkışla tutulan tempolar vardı. Ve aklımda kalan, nakaratına da ait olan tek söz şu, tamamen saçmalayarak yazıyorum: yuz gacci no koppera yuz gacci koppera bla bla... Böyle bir şarkıydı

Şunu bir buldursak. Kafamda çalıp duruyor resmen şarkı.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(30.07.21)
dissendium
(30.07.21)
dissendium'a bir tebrik gelmeli, bizi ilk gençliğimize döndürdüğü içün (:
0
mermize
(30.07.21)
Oh be ne rahatladım valla, @dissendium sen Allah'ın bir lütfusun kgkgkgmgmf
0
🌸bir fincan kahve ile film izlemek
(30.07.21)
(11)

Şu sıralar favori abur-cuburunuz hangileri?

kukuleta
Ben mesela peynir kremalı Çizi'ye sardım, köpeği oldum resmen, insallah çok zararlı değildir, akşamları alkol arkası harika oluyor.Aburcubur sayılır mı bilmem ama bol tuzlu dakota çekirdeği dehşet bağımlılık yaratıyor, horoin kullanıyor olsam bırakırım bunun sayesinde.Ha bir de doritos'un ayak kokul
Ben mesela peynir kremalı Çizi'ye sardım, köpeği oldum resmen, insallah çok zararlı değildir, akşamları alkol arkası harika oluyor.

Aburcubur sayılır mı bilmem ama bol tuzlu dakota çekirdeği dehşet bağımlılık yaratıyor, horoin kullanıyor olsam bırakırım bunun sayesinde.

Ha bir de doritos'un ayak kokulu olanını yedik yıllarca... Gençliğimizi harcamışız resmen, acılı olanla hayata yeniden başladım.

Sizin güncel aburcuburlarınız var mı?
0
kukuleta
(29.07.21)
bu ara internette Antep fıstığının fiyatı kuruyemişcilerdekinin yarısı kadar bi satıcıdan 1 kiloluk siirt fıstığı alıyorum sürekli parmaklarım soyuldu yemekten
0
nahtoderfahrung
(29.07.21)
Doritos Turca'yı çok seviyorum. Her hafta alıyorum bir tane. Şu dönemde A101'de satılan Milkten çikolata kaplı süt dilimi en çok aldığım. Kinder'den daha güzel buluyorum. Bir de A101'de satılan iç çekirdekten alıyordum ama küçücük paketi 4, 5 günde anca bitirince almamaya karar verdim.
0
dissendium
(29.07.21)
Valla sayılır mı bilmem ancak deli gibi dondurma tüketiyorum ben şu sıralar.
0
j r r tolkien hayrani
(29.07.21)
rose parks
(29.07.21)
coco star spor
0
peki madem
(29.07.21)
doritos 3d
a101de satılan burch zeytin ve mevsim yeşillikleri baharatlı mısır ve pirinç patlağı
0
MtKrt
(29.07.21)
Dondurma +1
Bir de üzüm. Çekirdeksiz yeşil üzümü yıkayıp temizleyip saplarını ayıklayıp buzluğa atıyorum, ertesi güne tamamen donuyor, şahane soğuk atıştırmalık oluyor.
0
kobuzchu kiz
(29.07.21)
Godiva’nın mavi renkli olan çikolatası.
0
ruhen hastayim ben
(29.07.21)
çizmeci time'ın rulo gofreti. bir süredir yemiyorum ama uzun zamandır "düştüğüm" tek ürün, piyasadaki yerli en kaliteli abur cubur ayrıca, tartışmam bile.
0
Bruce
(30.07.21)
Tadim cekirdek. Eskiden sadece kalabalikli arkadas ortaminda yerdim cekirdegi. Bir gun kazara yalniz youtube izlerken citlatayim dedim, hastalik oldu, uzun yazi okurken, youtube'da pineklerken falan paso cekirdek arar oldum, alisverislerimin demirbasi oldu. Su an paket bana bakiyor, ama dislerimi yeni fircaladigim icin baslamam ama 3-4 saat sonra beni kimse tutamaz
0
neverletyougodown
(30.07.21)
Şu sıralar değil ama kesinlikle eti hoşbeş fındıklı. Kışın hafif ısıtınca efsane oluyor.
0
meraklitursucu
(30.07.21)
(7)

Terör evrende, doğada var mı? Veya yakın bir kavram bulabilir miyiz?

ananiyimioguz
Arkadaş grubunda savaşları, yangınları, ölümleri falan konuşurken ben biraz ruhsuz davrandım, tepki çekti. Tüm bunların evrenin işleyişinin içinde olduğunu, kötülüğü kabul ediyorsak; dolaylı dolaysız tüm afetleri, ölümleri, terörü de kabul etmemiz lazım çünkü dengenin bir şekilde sağlanması gerekiyo
Arkadaş grubunda savaşları, yangınları, ölümleri falan konuşurken ben biraz ruhsuz davrandım, tepki çekti. Tüm bunların evrenin işleyişinin içinde olduğunu, kötülüğü kabul ediyorsak; dolaylı dolaysız tüm afetleri, ölümleri, terörü de kabul etmemiz lazım çünkü dengenin bir şekilde sağlanması gerekiyor, doğada diğer canlılar arasında da böyle işliyor süreç dedim.

Fakat terör ile evrendeki kaosun ne alakası var dediler. Derdimi anlatamadım.

Virüsler, mantarlar kendilerine hizmet eden şeyleri yapıyor ve bizim düzgün dediğimiz işleyişi sekteye uğratıyorlar onda sorun yok da birileri savaş çıkartınca, teröre başvurunca mı şaşırıyorsunuz anlamıyorum. Bu arada bunları övmüyorum, savunmuyorum. Sadece yaşamın içinde kendiliğinden var oluyor demek istiyorum.

Yanlış mı düşünüyorum acaba? Her an bir doğal afete, teröre maruz kalabileceğimi bilerek yaşıyorum ben şahsen.
0
ananiyimioguz
(29.07.21)
yoo haklisin hepsi sistemin parcasi. hayvanlar aleminde teror, siddet, cinayet, tecavuz, hepsi var. nufuz alanini genisletmek icin rakip surulere saldirip cocuklari parcalama vs. her sey var yani.

insanlar bu dinamiklere teslim olmali mi o ayri bir tartismanin konusu tabii.
0
robokot
(29.07.21)
ben insanlığın işime gelince uygarlık düzeninin konforuna yaslanayım işime gelince dünya yaşam döngüsü böyle demesini ikiyüzlü buluyorum çünkü biz doğadan kopalı çok oldu doğanın döngüsüne göre yaşamıyoruz bu düzeni sekteye uğratıp değiştirebiliyoruz doğanın bir parçası değiliz, bilinç, etik gibi birikimlerimiz tartışmalarımız var, hareketlerimizi doğada gördüğümüz örneklere göre meşru ya da meşru değil diye belirleyemeyiz
0
grimavi
(29.07.21)
Dogada dogal afet,salgin diye bir sey yok zaten. Senin ustune yagmur yagiyor diye neden afet olsun balik icin super olay belki de :)

Teror tanimi ayri ama, korku demek.
Korku yaymak icin insanin yaptigi bir olay.
Dogada pek de yok sanki, en azindan bu kadar organize degil.

Bu arada evren yasama deger vermiyor kendi kendine yasamin %90 kusurunu yok ettigi 2-3 olay var.
Evren icin sen elementler topagindan baska bir dey degilsin.
0
divit
(29.07.21)
Yok, ben katılmıyorum. Doğadaki varolma çabası böyle bir şey değil, virüs bile hostunu öldürmeyecek şekilde evrimleşiyor ki dönüp dolaşıp kendine zarar vermesin. İhtiyacından fazlasını kazanmak için, biriktirip torunlarına bırakmak için savaşmıyor canlılar. İnsan kadar büyük çapta ve/veya uzaklara zarar veren bir canlı da yok.

Afetler başka bir şey ki onların da bu kadar zarar vermesinin nedeni biziz. Binalarımız, yollarımız, gökdelenlerimiz olmasa deprem ne yapacak? Depremin verdiği zararı doğa kendi kendine çok hızlı telafi edebilir. Su baskınları? İklim değişikliği yüzünden olanlar yine bizim halt yememiz. Muson yağmurları gibi düzenli olanları da hayvanlar içgüdüsel olarak biliyor, ona göre göç ediyor, yükseklere çekiliyor vs vs. Sonuç olarak gezegenimizdeki büyük çaplı her türlü felaketin faili biziz.

Ha diğer yandan, bu konulara tepkisizleşmekte haklısınız bence. Yoksa hangi birine üzüleceğimizi şaşırıyoruz, akıl sağlığımızı kaybediyoruz ve düz insan olarak elimden hiçbir şey gelmeyeceğine inanıyorum, öyle bir nihilizm içinde yaşıyorum ben de.
0
kobuzchu kiz
(29.07.21)
Ya Amerika'da yaşamadığımız için teknolojinin ya da alet kullanmanın insanı "doğadan" ayırdığı düşüncesi burada epey yaygın. Halbuki allah'ın kunduzu baraj inşa edip sellere su baskınlarına neden oluyor oralarda. Ekosistemle doğa farklı şeyler. Herhangi bir canlının herhangi bir aksiyonu ekosistemi değiştirebilir, bu doğadan ya da doğal olmadığı anlamına gelmez.

Benim bu konuda sana ters düşebilecek ter argümanım, insanın, hayvanların aksine, yaptığı kötülüğün bilincinde olması olabilir. Bilinç de çok sakat bi kavram da, şöyle açıklayayım. Bir köpeğin, bir kediyi görüp kovalayıp öldürmesine, ya da bir kedinin fare yakalamasına "vahşet, korkunç bir şey" demiyoruz. Halbuki alıp yemiyorlar bile genelde, "eğlencesine" yapıyorlar bu öldürme işini.

Aynısını insan yapsa (eğlencesine köpek öldürse mesela) kıyamet kopuyor. Niye buna daha çok tepki gösteriyoruz? Çünkü insan içgüdüsel değil, hesap kitap yapıp, kötülük yaptığının bilincinde olarak yapıyor bunu. (Not: muhtemelen insanların "bilinç düzeyleri" arasındaki fark düşündüğümüzden çok daha fazla bence, ama bir kanıtım yok, kişisel gözlemim).

Terörün doğada olup olmamasından ziyade bu farkındalık mevzusu yani bence olay.
0
plutongezegendegilmi
(29.07.21)
Burada şöyle bir sorun var bence. İnsan neden doğadan ve diğer canlılardan ayrı görülüyor? İnsan da bir canlı ve doğaya bağımlı. Evrende, doğada terör olmasına insan örnek gösterilebilir. Neden insan dışında bir canlı arıyoruz? Biyolojide canlılar insanlar ve diğerleri olarak ikiye ayrılmıyor.
0
dissendium
(29.07.21)
insanın yaşam döngüsünden doğadan kopmasını modern tıpla ilintili de görüyorum şöyle ki doğa döngüsü evrim mekanizması ile işliyor örneğin genetik kalıtsal bir rahatsızlık modern tıp sayesinde iyileştirilemiyor fakat birey ilaç ya da başka imkanlarla hayatta tutulabiliyor ve çocuk sahibi olursa bu genler bir sonraki nesle aktarılabiliyor, halbuki evrim bireyle değil topluluğun kendini sürdürebilmesiyle ilgilidir, işte kendimizi doğadan böyle koparmış oluyoruz

tabi ki bu kadar darwinist ve katı evrimci değilim sadece örnek :)
0
grimavi
(29.07.21)
(12)

izmirliler veya izmiri bilenler, izmirdeki iyi şirketler hangileridir?

la lykia
kurumsal diyebileceğimiz, maaşları izmir ortalamasının biraz olsun üzerinde olan, köklü şirketler hangileridir?
kurumsal diyebileceğimiz, maaşları izmir ortalamasının biraz olsun üzerinde olan, köklü şirketler hangileridir?
0
la lykia
(28.07.21)
Tüpraş var.
0
dissendium
(28.07.21)
özgörkeyler geliyor aklıma.
0
false pretension
(28.07.21)
Arkas
0
limonlu eksi
(28.07.21)
jti
0
Bruce
(28.07.21)
Tüpraş, jti, philip morris, socar, tpi composites (bir dönem öyleydi hala öyle mi bilmiyorum), tetrapak.
0
logisticsmanager
(28.07.21)
Ek;
Hugo boss bir dönem cok iyi denirdi son halini bilmiyorum.
Ball corporation fena değildi en son.
Köklü dersek bu arada yaşar holding çok iyi adam yetistiren bir şirket. 4-5 tane yasar holding çıkmasi arkadaşım oldu hem insan hem calisan olarak oldukça iyilerdi. Müdür maaslari iyi orada ama calisan kismi cok iyi değil diye biliyorum. Ama kurumsallik olarak İzmir'de belli firmadan biri.
Onun dışında groupe atlantic var, fransiz. Bunun Türkiye ayağını bilmiyorum ama Fransa ayagindan bildiğim oldukca iyi bir firma, bence denenebilir.
Amcor bir ara fena değildi. Schneider global olarak iyi firma ama Türkiye'de fabrika falan kapattilar son hallerini bilmiyorum ama girenin çıkmadığı firmalardan.
0
logisticsmanager
(28.07.21)
Bu arada sadece maaşa bakmamak lazım; misal gene en son bildiğim (4-5 senedir yurtdışındayim) tetrapakcilar erken çıkardı. Schneider'de esnek calisma vardi (1 saat gec gel 1 saat gec cik).
Onun dışında koç holding firmalarinda yan haklar cok ciddi.

Sigara firmalarında yöneticiler cok ciddi bonuslar alıyor. Maaslar zaten iyi giren cikmaz.

Aslinda çok güzel firmalar var ama nedense kurumsal desek değiller maas desek rezil...
Izmir ve firma diyince dolmusum yazdıkça yazasim geldi :)
0
logisticsmanager
(28.07.21)
Izmirde kurumsal ve gunu gunune yatiranlar maas vermiyor harclik veriyor.

Maas beklentin olmasin izmir icin :)
0
divit
(28.07.21)
@divit ortalama olarak İstanbul'dan az vermesi zaten normal (yurtdışında da böyle) de sigara firmalari ve belli başlı firmalar çok ciddi maas veriyorlar. Yanlış bilgi olur İzmir'de maas veren yok demek. Sadece İstanbul'a oranla bu firmalar daha az.
0
logisticsmanager
(28.07.21)
@logistic

Abi eskiden normaldi de artik degil.
En son bir bursa firmasi burasi ucuz sehir o yuzden az veriyoruz dedi.

Ya dedim ne ucuzu kol gibi olmus kiralar :) sanki bursa'da et yari fiyatina

Sigaracilar veriyordur onlar istisna ama cogu hayalkirikligi
0
divit
(28.07.21)
izmir şirketlerinin hepsi ölü sevici bence.

buna manisa organize sanayideki firmaları da dahil edebilirsin.

-------

nispeten uluslararası firmalarda rahat edersin.
0
rain when i die
(28.07.21)
petkim, arkas, folkart, yaşar holding, türk tuborg, izmir demir çelik, ravago. ilk aklıma gelenler bunlar.
0
mermize
(28.07.21)
(6)

Üniversite sınavına nasıl bir tempoyla çalıştınız? Sonuç ne oldu?

asaf
Telefonla ilişiğinizi kestiniz mi mesela? İnsanlarla ilişkilerinizi minimize ettiniz mi? Bir çeşit bitkisel hayata girdiniz mi?Sadece bu sene için sormuyorum. 10 yıl önce de olabilir.
Telefonla ilişiğinizi kestiniz mi mesela? İnsanlarla ilişkilerinizi minimize ettiniz mi? Bir çeşit bitkisel hayata girdiniz mi?

Sadece bu sene için sormuyorum. 10 yıl önce de olabilir.
0
asaf
(28.07.21)
Saka maka 18 sene olmus... O zamanlar telefonla sadece SMS ve konusma yapiliyordu o yuzden simdiki sorunlar yoktu :) Yine de arkadaslarla mesajlasmayi minimuma indirmistim. sinavdan onceki 1,5-2 sene gibi bir aralikta, bitkisel hayat demeyelim ama cok yakin arkadaslarla haftada en fazla 2-3 kez birkac saatlik gorusmeler disinda pek sosyallesmedim. Sonuc olarak da iyi bir universitede bilgisayar muhendisligi kazandim, bence harcadigim efora gore makul bir sonuctu.
0
vudin
(28.07.21)
Lisedeyken çok kasmadım ama yine de çalışmıştım. Okul ve dershane zaten yeterince yorucuydu. Bir yıl kendim hazırlanmıştım dershaneye gitmeden. Bayağı iyi çalışmıştım. Bilgisayarı açmıyordum bile. Zaten o dönemde Android telefonlar yoktu. Dikkat dağıtan bir şey yoktu. Makine mühendisliği kazandım, bitirdim.

Bu yıl da ilk defa dil alanından girdim. Ortalama bir sonuç geldi. Ders gibi çalışmadım ama İngilizceye zaman ayırdım.
0
dissendium
(28.07.21)
10 sene önce giren çok değil mi ya diye düşünüp sonra aradan 8 yıl geçtiğini fark etmem...

istediğim okul olmadı ama aşırı kastım desem yalan olur. tercümanlık mezunuyum yani sınava dilden hazırlandım. sabah okula gidip oradan dersaneye gidiyor, dersane çıkışı da 1 2 saat de olsa arkadaşlarımla takılıyordum mutlaka. bir de üstüne eve gidip o zamanın bağımlılık yaratan oyunu criminal case'i oynuyordum en son bir iki bölüm dizi izleyip yatıyordum asjdkflsd şu an düşünüyorum nereden geliyordu bu enerji diye. gençliktenmiş meğer.

telefonla ilişkimi pek kesmedim ama o zaman android yeni parlarken çok da bir işlevi olmayan bir telefonum ve az arkadaşım vardı, telefonun çok bir hükmü yoktu yani. ama facebook'a girmeyi bırakmıştım çünkü bahsettiğim oyun her gün girmeyi gerektiriyordu ve yorgunluktan giremiyordum, çok vakit alıyordu falan.

bizim girdiğimiz zamanda ygs-lys vardı. ygs beklediğimden kötü geçince biraz moralim bozulsa da artık sadece dile odaklanmam gerektiği için o sınav aradan çıktıktan sonra rahat geçirmiştim. istanbul'da okumak istiyordum bölümü, puan olarak aynıydı fakat küsüratla kaçırdım. muhtemelen bir soru fazla çözsem olacaktı. ama izmir'e geldikten 6 ay sonra allahtan istanbul olmamış diye şükretmeye başladım.
0
amugochi
(28.07.21)
Çok fazla uzaklastim sayilmaz sosyal medya ve telefondan ama her gün sabahtan ise gider gibi kutuphaneye gidip video dershaneden konulara calisiyor, notlar çıkartıyor ve soru cozuyordum. Aylarca bu tempoda gittim son 2 ay da deneme cozmeye ayirdim. Evde calisamiyordum ama herkesin calistigi bir yerde calismak beni motive ediyor. Kimisi de kutuphane sevmez mesela.

Neyse oraya gidince telefonu sessize alip cantama atiyordum, sadece molalarda bakiyordum. Yanimda durunce el gidiyordu çünkü. Bu dedigim 5 sene öncesi.
0
ananiyimioguz
(28.07.21)
10 yıl önce haftaiçi olmuştum, baya rahat geçirdim 2. seneyi ilk seneye göre. Hiç kasmadım, arkadaşlarımla da görüştüm, Oyun da oynadım, kitap da okudum. Sadece baya düzenli çalıştım, ama hemen hemen her gün çalıştım.

Sonuç ilk bine girdim.
0
noluyo yaa
(28.07.21)
Bundan 9 sene önceydi, sıralama hedefim 65000di, 65299.cu olmuştum :D
ilk 10bine giren arkadaşlar bambaşka bir seviyeydi ama ben mesela önce hedeflerimi belirlemiştim, evet gün 8 saat çalışarak ilk 10 bin kapasitem olduğunu düşünsem de böyle bir şey yapmayacağımı bildiğim için daha gerçekçi yollardan gitmiştim.
Mesela etrafımda vardı mesela matematiğin türev gibi zor konularına da çalışıp 100bininci falan oluyorlardı :D Hiç ama hiç çalışmadım, Türev nedir bilmem, anlamamış ve zor gelmişti o yüzden hiç türev sorusu çözeceğim diye zorlamamıştım. Sadece yapabileceğim konulara çalışmıştım, yani mevzu yapılabilene çalışmakla başlamaktan geçiyor bence.
O dönemde 50 matematikte 16 doğru 1 yanlış, geometride 30 soruda 15 doğru 0 yanlış yapmıştım, yanlışlarımın az olmasına özen göstermiştim, bilmediğim anlayamayacağım konuyu çalışıp sınavda sorusunu çözmeye çalışsam muhtemelen yanlış yapardım hiç çalışmayıp pas geçerek hedefimi tutturdum.

Hedeflerin ilk 10 bin ise ve zeki akıllı isen bitkisel hayata girmeden rahatça gerçekleştirebilirsin bence ama yapamıyorsan yapamıyorsundur bazı yerde de o zaman yapabildiklerinin pratiğine yönel derim ben. bitkisel hayata girmek çok zor değil, iş hayatına atılınca anlarsınız :D
0
atom karincanin torunu
(28.07.21)
(4)

Kpss ve maske

invictae
Gunluk kullandigimiz cerrahi maskelerin esas olarak takan kisiyi degil de karsidakini korudugunu biliyoruz. Hafta sonu kpss'ye girecegim. N95 maske mi taksam? Daha koruyucu olur mu? Birkac saat boyunca bir sinif dolusu insanla birlikte olmaktan biraz cekiniyorum acikcasi. Sizce maske olarak ne takay
Gunluk kullandigimiz cerrahi maskelerin esas olarak takan kisiyi degil de karsidakini korudugunu biliyoruz.

Hafta sonu kpss'ye girecegim. N95 maske mi taksam? Daha koruyucu olur mu? Birkac saat boyunca bir sinif dolusu insanla birlikte olmaktan biraz cekiniyorum acikcasi.

Sizce maske olarak ne takayim? Vereceginiz cevaplar icin simdiden Tesekkurler dostlar.
0
invictae
(27.07.21)
Marka ve model ismi de belirtebilirsiniz. Online alisveris icin vakit kalmadi ama eczanelerden bakarim.
0
🌸invictae
(27.07.21)
N95 maskelerle nefes almanin cok zor oldugu soyleniyor. Siz maske takip karsidakini korurken, karsidaki de maske takip sizi koruyor. Mesafenizi koruyup tenizlige dikkat edin yeterli bence
0
matilda
(27.07.21)
N95 ile herhâlde birkaç dakika dayanabilirsin. 2020 KPSS'de ve 2021 TYT ve YDT'de maskeyi çıkardım. Sınıf çok sıcak olabiliyor. Sınavını kötü etkiler. Bu nedenle maske takma derim. Maske takacaksan da standart maske tak. Bu arada ÖSYM de bina girişinde maske veriyor.
0
dissendium
(27.07.21)
kendini korumak istiyorsan kesilikle n95 ve ustu. zaten diger cerrahi vs. maskeler sadece damlaciga karsi korur (yakininda yuzune dogru hapsuran birine karsi vs.). kapali alandaki aerosollere (enfekte kisilerin konusurken, nefes alip verirken havaya yaydiklari ve her yere yayilan mikro parcaciklar) karsi korumaz.

ventilli modellerinden alirsan daha rahat nefes alirsin. ben n95 maskeyi cerrahi maskeden daha rahat buluyorum agzina burnuna hic bir sey dokunmuyor. 3M bulabilirsen orijinal bulabilecegin en iyilerindendir. yoksa CE belgeli herhangi bir FFP2 ustu maske olur. Yani FFP2 veya FFP3 (N95 ve ustunun avrupadaki isimleri).

sınav haftasonuysa online alisveris rahat yetisir bu arada.
0
robokot
(27.07.21)
(13)

ustalar neden calisan bulamiyor

bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
turkiye'de, abd'de vs. ustalar (özellikle otomobil ustaları) yetistirecek eleman bulamiyoruz, calisan bulamiyoruz derler. kazanci sorunca da kazancimiz iyi falan derler hep. bu işlere neden eleman bulamiyorlar dünyada?
turkiye'de, abd'de vs. ustalar (özellikle otomobil ustaları) yetistirecek eleman bulamiyoruz, calisan bulamiyoruz derler. kazanci sorunca da kazancimiz iyi falan derler hep. bu işlere neden eleman bulamiyorlar dünyada?
0
bagirir bu raylar o sahte o kart duzene
(27.07.21)
insanların büyük bir çoğunluğu masa başında yorulmadan para kazanacakları bir iş istediği için olabilir mi?
0
candide
(27.07.21)
az para veriyordur
0
vanqusih
(27.07.21)
Cevap çok net, asgari ücrete bankada çalışmak, üniversite okumak, 3 bin liraya plazada çalışmak bizim millete daha çekici geliyor.

Olay tamamen bu, traktör pulluğu tamir eden bütün gün kir pas içinde çalışan arkadaşım aylık net 50 bin kemiksiz kazanıyor, evleri arabaları falan saymıyorum. ( hemde büyükşehirde bile değil)

Ben büyükşehirde takılcan kadıköy'de yaşıcam, network peşinde koşçam diyen yazılımcı kardeşi 20 bin kazanıyor ve ay sonunu denk getiremiyor.
0
paramolacak
(27.07.21)
eskiden çırak verme kültürü vardı bu bitti. 2.cisi fazla para kazanmadıkları için az para verip koşulsuz saygı bekliyorlar. herkes masa başı iş istiyor. kasiyerlik yaparım inşaatta çalışacağıma diyor insanlar.

bir örnek babam elektrik teknikeri. iş yeri var ancak sigorta ödeyecek ve haftalık olarak elemana verebilecek kadar kazanamıyor. eğer bu tarz ustalar asgari ücret verse çalışan bulunur ancak küçük çaplı ustalar için bu zor. emeğin karşılığı yok ülkemizde.
0
mikahakkinen
(27.07.21)
Insanlar para kazanamıyor asıl olay bu. Patron kazanır, eleman kazanmaz. Öncelikle o ay çok müşteri gelmeyebilir, başka yerde aylık kazancını bilirsin. Sadece kir içinde olmak değil, güven içinde olacağını da bilirsin. AVM'de mağazada çalışmak temizdir ama oto sanayide çalışmak güvenli olmayabilir.
0
howfaristhesky
(27.07.21)
Gösterişsiz iş o yüzden. Çok kazandıklarını sanmıyorum. Masrafları çıkarınca ellerinde 8-10 bin tl kalıyorsa çok iyi. Bu parayı memur oturarak alıyor
0
Gabriel
(27.07.21)
kayınço zamanında sanayide forklift tamircisine girmişti.
6 ay sonra kaçarak uzaklaştı.
maaş zaten asgarinin bir tık üstü.
mesai 10 saat cumartesi dahil.
akşam yada haftasonu acil servise gidersen (bazen şehir dışı) extra mesai yok.
yemekler piyasadaki en ucuz iğrenç yemekler.
garsonluk yaparım , evde boş otururum daha iyi demişti.
0
aslindasorunumpsikolojik
(27.07.21)
1- ekstrem örnekler dışında rezil çalışma şartları ve maaşlar. Evet Ford'un bilmem ne egitimlerini alıp hybrid araçları falan bilen eden adam kazanır da otosanayide arabanin yağını değiştiren oyle kazanamaz. Herkes de usta olamaz. Buna ek olarak holdingte bile ne mobingler ne haksizliklar varken bu tarz islerin durumunu düşünemiyorum. Ne mesai ne tatil ne yemekler vs. Maas asgariden bile yatabilir.

2-pis iş. Öyle dışarıdan şey gözükse de zor iş. Ailemde var ford tamircisi emekli belinde sorun var yıllarca vücut gücü ile çalışan bir meslekte olmaktan. Belli yerden sonra calismasi da zor ama masabasi adam icin cok ciddi bir sorun değil bu.

3- Türkiye'de özellikle egitimsiz, kafasi pek basmayan tipler bu işlere gidiyor ama böyle olmamasi lazım. O da ulkedeki egitim sistemi sacmaligindan. Haliyle kimse cocugunu falan göndermek istemiyor oralara.

4-gosterissiz evet. Prestiji falan yok yani.

Ekstrem örneklere gerek yok. Benim çalıştığım sektörde de ekstrem örnekler var ama geneli o maaşlar değil.
Bir de vücutla yapilan bir meslek olduğu için herhangi bir rahatsizlikta kariyerin bitebilir.
0
logisticsmanager
(27.07.21)
Akrabamın sanayide yeri var. Otomatik şanzıman tamir ediyor. Çalışma saati diye bir şey yok. Türkiye'nin her yerinden müşteri geliyor. İyi de kazanıyor. Müşterinin memnun olması için işin hızlı yapılması lazım. İşi yapan kişi için de hızlı olmak önemli çünkü diğer müşterilere sıra gelmeli. Bu da günde 10, 12 saat çalışmak demek. Herkesin yapabileceği bir şey değil.
0
dissendium
(27.07.21)
Ağır çalışma şartları/düşük maaşa dayanmak zor. Ancak sebat edip işi kapanlar iyi paralar kazanıyorlar. Araba tamircisi bir arkadaşım var. kalfa ikenden beri tanıyorum. Yetiştikten sonra çalıştığı yerden ayrıldı ve kendi yerini açtı. İlk başlarda benden maddi destek alırken 3-4 sene içerisinde tüm borçlarını kapattı. Sonraki 5 senede ise benim bildiğim 2 ev, 2 arsa ve işyerine giderken kullandığı bir normal, evde duran 1 lüks araba sahibi oldu.
0
faithless
(27.07.21)
herşeyde olduğu gibi bir işin kazancını arz talep belirler. bu tarz ustalık diyebileceğimiz işler çok kazandırmaz genelde. çünkü öğrenmesi zor değildir. ustaların büyük bölümü onbinlerce lira kazansa daha fazla insan girer ve yine piyasa düşer. öğrenmesi zor değil çünkü. 2 yıl günde 8-10 saat bu işe ayırsan kurdu olursun. genelde nasıl oluyor? 10 yaşında ustanın yanına veriliyor çocuk. 18-20 yaşına gelince belki usta oluyor. ancak bu 8-10 yıllık sürecin yarısından fazlasında yerleri süpürüyor, ustanın basit işlerini yapıyor. %20'sinde bir şeyler öğreniyordur. o yüzden formal, düzenli bir eğitimle 2 yılda usta çıkar bir insan. birçok ustalık için geçerli bu. yani 4 yılda mühendis yetişiyor, 2 yılda tekniker. usta da buna oranla daha az kısa sürede yetişir.

çok kazanan vardır ama azınlıktadır. yani mühendislerin kazancı 5 bin -30 bin arasındadır ve %80'i 8-10 bin arasında kazanıyordur. ustaların kazancı 5 bin - 50 bin arasındadır ama %80'i 5 bin kazanıyordur. bir de her mühendis mühendislik yapmıyor. türkiye'deki işler belli. mühendisim diyenlerin kaçı gerçekten mühendislik gerektiren işlerde çalışıyor? ondan bir mühendisin maaşını kazanmıyor birçok insan. bir de ustanın yeri kendisiyse işletme sahibi oluyor. bu da avantaj. 20 bin lira kazanan maaşlı bir çalışan işinde çok iyi olması gerekirken bir işletmeci için alt sınır daha fazla olabilir.

sözlükte, beyaz yakalılar arasında şöyle bir algı olabiliyor. "keşke okul okuyacağıma küçükken meslek öğrenseydim" şeklinde yakınmalar oluyor. büyük bir yanılgı bence. ayrıca olmak isterseniz 2-3 yıl idare edecek kadar nakitiniz varsa olursunuz. hiçbir ustalık eğitimi günde 8-10 saat pratik yapmak kaydıyla 2 yıldan fazla sürmez.
0
black mamba
(27.07.21)
Tamamen prestij meselesi.

Yani ben kendi ailemden de biliyorum, fazla para kazansa da beden gücüyle iş yapan insana kimse saygı duymuyor TR'de. İnsanlar da bunu istemiyor. Sokak ropörtajı da vardı böyle çocuğun biri güzel güzel anlatıyordu, AVM'de garsonluk yapmak sanayiden iyi, parası çok daha az ama kıza "sanayide çalışıyorum" diyince cevap atmıyordu, o yüzden AVM'ye geçtim falan diye.
0
plutongezegendegilmi
(27.07.21)
ABD ve türkiye çok farklı sebeplere sahip.
Öncelikle dünyanın her yerinde beden işçiliği genellikle en alt seviye iş kolları olarak görülüyor. Bizdekine benzer yorumlar ABD'de de geçerli:www.quora.com

Türkiye'deki sebeplere gelelim. Çok basit bir iktisat prensibi: Bir yerde ne bolsa o ucuz olur. Türkiye'de vasıfsız işçi / genç nüfus bol. Haliyle işçi maliyetleri düşük. Yani sanayide çalışan bir adam o işin karşılığı olan parayı aldığını düşünmüyor. İlk fırsatta da başka işe geçiyor. Yani sanayide orta ölçek bir dükkanın sahibi ayda cebine 40 bin koyuyor olabilir. ama yanında çalışanlara verdiği maaş 4-5 bini geçmez. O da kıdemliyse.

Gelişmiş ülkelerde ise durum farklı. Aslında benzer bir konu burada da geçerli. Avrupa ve ABD'de teknoloji ve sanayi üretimi bolluğu var. haliyle otomobil ucuz. Bu sayede insanlar bizdeki gibi eski araçlar kullanmıyor. Almanya'da ortalama araç yaşı 8, Türkiye'de 12 mesela. Haliyle daha az tamire ve tamirciye ihtiyaç duyuluyor. Bir de adamın gelir seviyesi yüksek zaten direkt servisine gidiyor.
Bizdeki gibi serviste araç yaptırmak bir zenginlik alameti değil.

bir diğer sebep gelişmiş ülkelerde otomobil ustası sanayide değil okulda yetişir. Motor okullarında eğitim alır, iş hayatına atılır.

Son olarak gelişmiş ülkelerde bu tarz işler genelde göçmenlerin yaptığı işler. Haliyle öyle aşırı popüler bir iş olmaması normal.
0
anten
(28.07.21)
(4)

sürücü kursu ücretleri ortalama ne kadardır?

Acil kan
devlete ödeyeceğimiz sınav ücreti harç ücreti vs onlar dışında ortalama bir sürücü kursu b sınıfı ehliyet için ne kadar para ister? durdur yere gondiklenmeyelim.
devlete ödeyeceğimiz sınav ücreti harç ücreti vs onlar dışında ortalama bir sürücü kursu b sınıfı ehliyet için ne kadar para ister? durdur yere gondiklenmeyelim.
0
Acil kan
(27.07.21)
1700 TL kurs için ödedim ama sınav ücretlerini küçümseme. Geçemediğin her direksiyon sınavı için sınav ücreti ve zorunlu ders için 300 TL seviyesinde ödüyorsun.
0
dissendium
(27.07.21)
Adana'da sınav ücretleri hariç 700 800 civarı bulursun.
0
burty
(27.07.21)
Ankara’da 1900e yazıldım Aralık ayında. Zaten taban fiyat var.
0
elorelia
(27.07.21)
Şehirden şehire bırak, ilçeden ilçeye bile değişiyor fiyatlar. İyice araştır, hatta memleketinden filan fiyat bile alabilirsin piyasayı anlamak adına. Bir telefona bakıyor bu işler.
0
funl
(27.07.21)
(12)

Çinliler neden Türkiye'de otomotiv sektörüne girmiyorlar?

biravekahve
Türkiye'de son 2-3 yılda telefon sektöründe ciddi bir pay edindiler. Avrupadan gelen araçlar kur problemi ve vergiler yüzünden çok masraflı bir hale büründü. Çin ile bu kur sorunu yok. Burada üretim tesisi açarak vergi muafiyeti de alabilirler. Aslında uygun bir fiyatla çıktıklarında bizim pazarda
Türkiye'de son 2-3 yılda telefon sektöründe ciddi bir pay edindiler. Avrupadan gelen araçlar kur problemi ve vergiler yüzünden çok masraflı bir hale büründü. Çin ile bu kur sorunu yok. Burada üretim tesisi açarak vergi muafiyeti de alabilirler. Aslında uygun bir fiyatla çıktıklarında bizim pazarda ciddi yer edinebileceklerini düşünüyorum. Tabii sektöre uzağım, dıştan bir gözle düşündüklerimi ifade ettim ve merak da ettim neden Türkiye'de bu sektöre girmiyorlar?
0
biravekahve
(27.07.21)
Aksam yattiginda sabah %20 zararla uyanabilirler. O yuzden girmiyorlar.

Almanlar vazgecti, japonlar fabrikayi kilitledi gidiyor.
0
divit
(27.07.21)
Çin'in Türkiye'de üretilen otomobillerle rekabet edebilecek bir otomobili yok. Zaten Çin'de işçilik ucuz. Türkiye Çin için kârlı olmayabilir. Tam tersi Türk firmaları işçilik ucuz diye Çin'de fabrika kuruyor.

Arabayı ucuza alabilirsin belki ama o araba kullanıldıkça sorunlar ortaya çıkacak. Bu sorunları çözecek servis desteği gerekiyor. Servis dışında en önemli şey oto sanayi. Servise para vermek istemeyen oto sanayide istediği bir ustaya gidebiliyor. Ustalar da yılların tecrübesiyle birçok modeli biliyor. Piyasaya yeni giren bir arabayı öğrenmeleri zaman gerektiren bir şey. Bu durumda da bakım, tamir, tedarik sorunları ortaya çıkabilir.
0
dissendium
(27.07.21)
Çinliler elektronik araç olayına girecekler. Yoğun caba harcıyorlar. Yavaştan da giriyorlar. O furyaya bağlı olarak gelebilirler bence. Ama önce pazarda yer edinmeleri lazım.

Telefon pazarında da benzer oldu. Önce piyasada yer edindiler sonra fabrika vs. Açtılar Türkiye'de. İlk çin mali telefonlar hatırlayın hatta Trident falan. Kocaman kocaman sekilsiz tvli telefonlar. Şimdi ise oldukça kaliteli cihazlar var. Buna benzer bir senaryo olabilir bence.

Not: Sektör dışıyım. Sadece yorum yapmak istedim.
0
westblack
(27.07.21)
Çin'in zaten Avrupa'ya kadar uzanan "bir kuşak, bir yol" adlı devasa projesi var. Ve buna bağlı olarak ürünlerin olabildiğince hızlı olarak müşteriye ulaşması için depo olarak kullanılması planlanan "lojistik şehir" uygulaması da söz konusu. Türkiye'de buna dahil yanılmıyorsam.
Belki satışı planan yüzbinlerce ürün arasında elektrikli araba da söz konusu olabilir. Nede olsa zamanla fosil yakıt yerine yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan araçlar trend halini alacak.
0
Erva
(27.07.21)
risk, güvensiz ortam.
ekonomi sadece mal al sat veya para güvencesi değildir.
temel insani hak ve özgürlükler gittikçe, sadece toplumsal değil doğrudan ekonomik riskler de büyür. çünkü gelişim tehlikeye girer, ilerleme vaadi azalır, hukukun uygulanırlığı tehlikeye girdikçe bu parasal konuları da ilgilendirir.

atıyorum en basitinden sokakta kadın kesmek neblim çocuk tecavüzleri ve bunların ceza almaması vs sadece toplumsal meseleler değil. barbar bir toplumda hele ki otomotiv gibi dev sanayiler yatırım yapmaz.
en iyi fabrikalarımız veya yabancı yatırımlar bile (otomotiv yan sanayi rexroth, neblim wilo, bosch kombi klima) ağırlıkla montajdan ibaret.

sadece kurla açıklanabilecek kadar düz bir olay değil. temel iktisat ve risk kitaplarında güzel açıklanıyor bu durum.

çin ise olsun olmasın en azından demokratik "görünmeye çalışan", bunun gerekliliğini masa üstünde kabul eden bir ülke. tıpkı 2002-2010 arası tr gibi.
0
rewlack
(27.07.21)
Çin'in arabası yok ki hocam? Yani var da, hayvan gibi dünyaya ihraç ettikleri bir markası yok. Sanırım önce iç talebi ucuz yollu karşılamaya çalışıyorlar, sonrasında dünyaya açılırlarsa ve daha ucuz olursa TR'ye gelirler, niye gelmesinler. @dissendium +1 yani.

Diğer yanıtlarla ilgili anlamadığım şey, bir ülkenin demokratik olmasıyla oraya yatırım yapmanın arasında ne gibi bir ilişki olduğu. Why nations fail de okudum, konsepti biliyorum ama o da ucuz bir propoganda kitabı gibi geldi bana.

Yanisi, "TR'de çökerler" endişesi var diyelim. X ülkesinde maliyetim 2 milyar, TR'de 1 milyar olsun. Fabrikayı TR'ye kurar, 500 milyonu da 1 kişiye rüşvet olarak verir, kendimi başka ülkede yapamayacağım kadar garanti altına alırım. "Demokratik" ülke diye bir şey yok ki, başka yerde saçma sapan bürokratik kurallar/kanunlarla seni batırıp rakibini koşturmayacaklarının garantisi nedir? ABD'de Parler'a böyle çöktüler mesela, şirketler bu yüzden ABD'ye yatırım yapmaktan vazgeçtiler mi? Çin'de demokrasiyi geçtim fiili kölelik var, bu yüzden yatırım yapmıyorlar mı artık?
0
plutongezegendegilmi
(27.07.21)
Açıkçası cin'in araclari kendi ic piyasasina yönelik gibi. Ki zannetmiyorum ki kalite olarak diğer araclarla ayni kaliteyi verip ucuz olacak arac yapsinlar. Yani cin telefon deniliyor ama xiaomi kullanmis biri olarak bir daha kullanmam. Disi cok kaliteli ama yazilim hayatimi karartti.
Illa ucuz araba istenilseydi dacia var ama görüyoruz yapılan muameleyi.

Ayni soruyu Avrupa için de sorabiliriz; neden girmiyorlar. Para var, risk yok, stabil ortam. Demekki soru ülkenin ic durumuyla cok net alakali değil.
O denilen ancak ülkede üretim vs yapılmak istenildiginde olurdu. O konuda evet sadece ucuz is gücü olmak yeterli bir kriter değil. O kadar basit dusunulemiyor.
0
logisticsmanager
(27.07.21)
Iyi de dunya sadece Turkiye ve Cin'den ibaret degil ki? Yatirim yapmak icin daha elverisli baska bir suru ulke varken Turkiye'ye sira gelmeyebilir. Turkiye icin saydigin avantajlarin mantikli olmasi icin diger ulkelerle kiyaslaman gerekiyor.
0
hot potato
(27.07.21)
bir de ben eksik aktarmış olabilirim. tr gelişmekte olan ülkeler kategorisinde. gelişmiş bir ülke değil. amerikadaki güvencesiz durumlarla veya oradaki ekonomik büyüme hızı vs ile kıyaslanmamalı. ama benim görüşüm bu tabii.

@plutongezegendegilmi
çok makale var ama bir örneğin;

www.researchgate.net

özellikle pakistan veya afrika ülkelerindeki yabancı yatırımlarla ilgili araştırmalar fikir verebilir.
0
rewlack
(27.07.21)
Biraz daha acarsak konu demokrasi degil stabilite.

Adam gidip irak'ta yatirim yapiyor buranin gidisat belli diyor atiyorum ayda 100 cinayet sabit.
Bizim sirketler 30 yil libya'da ekmek yedi hic de demokrasi asigi bir ulke degildi ama yarin ne olacagi belliydi.

Burada bir guvensizlik havasi var.
Yarin maasima %50 zam gelmesi ya da vergilerin %50 zamlanmasi beni sasirtmiyor.
Arabama yarin 1 ev edebilir ya da otv kaldirilir arabam 5 para etmez.

Ayni anda (hic bisey yapmadan) vergi cezasi ve vergi iadesi almis adamim.
0
divit
(27.07.21)
@rewlack, hocam bana attığınız makaleyi okudunuz mu yoksa ben mi anlamıyorum bilemedim. Conclusion kısmından alıntılıyorum:

"...a clear relationship between the institutional sphere and the economic sphere is far from being found."

"...since among all the studies done to test this relationship, they registered three empirical studies leading to a positive relationship, three going in the opposite direction, and ten which identify no conclusive relationship between democracy and economic growth."

Zaten korelasyonu bile 0.5 bulmuş. Bunun bir şey ifade ediyor olması bana garip geldi ne yalan söyleyeyim.

Edit: @divit, stabilite demokrasiden daha mantıklı geldi bana da. O durumda yeterince demokratik değilken ülkeye çok yatırımcı gelmesi biraz tatsız olur. Stabilite bozulmasın diye ülkenin radikal bir şekilde demokratikleşmesini istemezler muhtemelen.
0
plutongezegendegilmi
(27.07.21)
@pluton

Aynen istemiyorlar zaten.
Libya su an nasil yonetiliyor bilmiyorum ama turk sirketleri para kazanamiyor eskisi gibi.

Ulkenin basindaki adami baglarsan 30 yil is yapiyorsun.
0
divit
(27.07.21)
(4)

üniversitede hibrit eğitimin manası nedir?

der meister
öğrenciler zaten şehre yerleşmiş, ev/yurt parası vermiş, e yüz yüze dersler için okula da gidip geliyor... böyle bir senaryoda derslerin %60'ını online yapıp haftada 3-5 saat için insanları üniversiteye sürüklemenin manası nedir? "ana modelimiz yüz yüze eğitim ama bunun şart olmadığı durumlar için i
öğrenciler zaten şehre yerleşmiş, ev/yurt parası vermiş, e yüz yüze dersler için okula da gidip geliyor... böyle bir senaryoda derslerin %60'ını online yapıp haftada 3-5 saat için insanları üniversiteye sürüklemenin manası nedir? "ana modelimiz yüz yüze eğitim ama bunun şart olmadığı durumlar için internetten yapıyoruz ki bulaşıyorsa bile daha az bulaşsın virüs" düşüncesi mi?

benim haftada 20 saat okulda olmam gerekiyor diyelim. hibrit dediler, hop kalktık ankara'ya gittik. bunun 12'si online iken sadece 8 saat için tekrar şehir değiştirmenin, okula gitmenin, ev kiralamanın vs. virüsle mücadele açısından ne gibi bir faydası var ki? açmışsın işte zaten milyonlarca öğrenci akın etmiş, tamamen yüz yüze yapsana o zaman?

açıklayabilir misiniz lütfen ben gerçekten aşırı saçma buluyorum bu işi, hiç mantıklı gelmiyor. gençlerin gtünde don yok haftada 5 saat okul için ayda 2000-2500 lira masraf mı yapılacak şimdi?
0
der meister
(27.07.21)
ne kadar az kalabalık o kadar iyi. şehre gelmişken sürekli virüse maruz kalayım düşüncesi asıl saçma olan.
0
Bruce
(27.07.21)
hibritin manası normalden az kişinin gelmesi. sınıflarda daha az insan olması. ve isteğe bağlı okula gelinmesi. bizim okuldaki hibritte isteyen gidiyordu sadece.
0
jelly bear
(27.07.21)
O bolge kalkinsin diye actilar okullari.

Gelmen lazim yoksa esnaf kendine her sene nasil ev alsin.
0
divit
(27.07.21)
Saçmalıktan başka bir şey değil. Sanki öğrenciler sadece sınıfta bir arada bulunuyor. Tam tersi çoğu öğrenci yüz yüze eğitim olmayan günlerde kafelere doluşacak. Çünkü sen öğrenciye boş zaman tanımış oluyorsun. Öğrenci boş olursa daha çok gezer.
0
dissendium
(27.07.21)
(9)

okulların açılmama ihtimali

diffarentiationation
Yok değil mi? Açılacak diye büyük plan yapıyorum yoksa hayatım mahvolabilir. ağustos'ta aşı zorunlu olsa yetişir sanki.
Yok değil mi? Açılacak diye büyük plan yapıyorum yoksa hayatım mahvolabilir. ağustos'ta aşı zorunlu olsa yetişir sanki.
0
diffarentiationation
(27.07.21)
Yüz yüze açılmayabilir. Vakalar uçuşa geçti yine. Ağustosa bağlı biraz. 30 bine gelirse zor.
0
dissendium
(27.07.21)
Hibrit egitim uzerinde duruluyor. Derslerin %40 yuzyuze ve seyreltilmis %60i online olacak gibi. Ve tabii ki bu seyreltilmis derse hangi ogrenciler katilacak bilinmiyor henuz.
0
nax
(27.07.21)
Universite icin yazmistim bu arada.
0
nax
(27.07.21)
Üniversitelerde uygulamalı dersler yüz yüze diğerleri uzaktan olur diye düşünüyorum güz için. Aşı olmak istemeyen hem hocalar hem de öğrenciler var. Nasıl olacak bilmiyorum. Bir an önce belli olsa da hayatımızı planlasak, çok sıkıldım takip etmekten.
0
buzbebek
(27.07.21)
Yurtlar için hazırlık yapılıyor diye duymuştum en son. Hatta Handan İnci Mimar Sinan için açılacak demişti ama o zamandan bu zamana vaka sayısında çok artış var. Geçtiğimiz dönemdeki gibi tıp ve bazı sağlık bilimlerinin uygulama ağırlıklı sınıfları yüz yüze olur, kalanlar uzaktan olur diye düşünüyorum. Keşke açıklasalar da ona göre yurt baksak adım atamıyoruz bu halde.
0
black holes in the sky
(27.07.21)
yok degil mi derken? tabii ki var oyle bir ihtimal. su anda yuksek degil sadece.
0
robokot
(27.07.21)
açılmaz
0
Hallegadola
(27.07.21)
asi zorunlulugu gelmediginden acilmaz. gecen yila gore bi farklilik yok cunku.
zaten bu belliydi. klasik yazin ac ki turizm sahipleri para kazansin, sonbahara kapa tekrar.

asi zorunlu olmadikca ogrenciler online bitirir okullarini.
0
Kittie
(27.07.21)
Ölüm oranlarını arttıran vakalar asilanmayanlardan çıkıyor. Ama üniversitelerin sonbahar dönemi başlayana kadar zaten 2 doz aşılanmış olacak öğrenciler. Akademisyenler zaten 2 dozunu çoktan tamamladı. Onun için yüz yüze kesin açılır.
0
e mice
(27.07.21)
(11)

biraz teselli

psychosocialll
5 yaşında kızım var. annesiyle boşanalı 1,5 yıl oldu. zaten düzenli de gördüm vs.şimdi eski eşimin tayini brüksel'e çıktı. 3 gün içinde gidecekler. ben tabi ki kızımın gitmesine de onay verdim eğitimi ve gelişimi için.şu an en az 6 yıl orada kalacak gibi görünüyor. tabi gideceğim, gelecek ama mesela
5 yaşında kızım var. annesiyle boşanalı 1,5 yıl oldu. zaten düzenli de gördüm vs.

şimdi eski eşimin tayini brüksel'e çıktı. 3 gün içinde gidecekler. ben tabi ki kızımın gitmesine de onay verdim eğitimi ve gelişimi için.

şu an en az 6 yıl orada kalacak gibi görünüyor. tabi gideceğim, gelecek ama mesela bu gece son defa uyuyacağım onunla. aslında son defa olmadığının farkındayım ama inanılmaz depresif moddayım... ne düşünerek ne yaparak iyi hissedebilirim bilmiyorum, içimi dökmek istedim.
0
psychosocialll
(26.07.21)
Boş tesellisi gelebilir ama,
30 lu yaşlarda koca koca insanlar nasıl kaçarız bu memleketten diye düşünüyoruz, kızınız şimdiden kurtardı kendini, dil öğrenecek, farklı dünyalar keşfedecek, çok çok iyi olacak onun için.

Evet sizin içi üzücü ancak bir durumdan sonra insanlar kendilerini değil çocuklarının iyi olmasını daha çok istiyorlar ki sizde eminim öyle istiyorsunuzdur.
0
paramolacak
(26.07.21)
Fiziksel olarak çocuğunun yanında olup faydayı bırakın zararı dokunan sayısız baba var. Belli ki sevgi ve ilgi dolu bir babasınız, bunu kızınıza her daim yansıtacağınız muhakkak. Uzak olacak olmanız tabi ki tatsız ama eminim hem uzaktayken hem bir araya geldiğinizde nice güzel an paylaşacaksınız.
0
fotrsapka
(26.07.21)
Görüntülü konuşursunuz bol bol. Telefon alırsınız olmazsa ona da. WhatsApp var, Messenger var, bir şekilde konuşursunuz. Onun gelişimi için iyi olacağını düşünebilirsiniz.
0
dissendium
(26.07.21)
Baba-çocuk ile karşılaştırmak ne kadar doğru bilmiyorum ama abim hep kendimi en yakın hissettiğim insan oldu. Aynı üniversitede okuduk aynı dershaneye gittik, hep aynı çevrelerde büyüdük. 4 senedir ABD'de yaşıyor. Yanımda olmasını çok isterdim, olsaydı çok mutlu olurdum. Ama uzakta olmasına rağmen ilişkimizde hiç bir şey değişmedi, her hafta muhakkak telefonlaşırız. Uzaktan yürüttüğüm ilişkilerim de oldu. İletişimde kalınca ve sevdiğimizi hissettirdiğimizde ve sevildiğimizi hissettiğimizde mesafenin bir önemi kalmıyor
0
vernonj
(26.07.21)
Valla olay simdi sicak oldugu icin bu sekil his normal. Zamanla bisekil alisirsin bence. Tabii durumlar ve olanaklar nasildir bilemeyiz ancak madem bu kadar kotu hissettin o vakit sen de elinden geldigince oralara gidip bizzat yakininda durmaya cabalayabilirsin gelecek donemde. Kastettigim tatil falan degil, oralarda is kovalamaya calisman.
0
j r r tolkien hayrani
(26.07.21)
Yaa kiyamam :) Kiziniz sizin gibi bi babaya sahip oldugu icin cok sansli olmali :)

Oncelikle ozleyeceginiz duygusunu kabul edin, bu cok normal ve olmasi gereken de bu zaten ama cok da duygusal dusunmemeye calisin. Hayat kosullari sebebi ile hepimiz sevdiklerimizden ayriliyoruz, daha iyi bir gelecek olusturmak icin. Bunlara odaklanin. Zaten ebedi bi ayrilik da degil, gorusma imkanlari da var. Pozitif yonlere odaklanin :)
0
e mice
(27.07.21)
Kız çocukları için iletişim her şeydir. Yanında olamadığın için çok üzülmeni anlıyorum ve bu -böyle bir baba olman anlamında- beni mutlu etti ama onunla iletişim halinde olmak "isteyen" bir baba da kız evlatları çok ama çok destekler. Kızlar görüldüklerini, benimsendiklerini, sevildiklerini, görülecek sevilecek benimsenecek kadar varlıkları kabul edilen ve değerli olan varlıklar olduklarını, babalarının onlarla olan saygı ve sevgi dolu iletişiminden ve ilgisinden anlarlar ve ancak böyle ikna olurlar sevilesi ve değerli bir insan olduklarına. Onun için onunla sık sık iletişimde olman, onunla konuşacak bir sürü şey bulman, ona notlar mektuplar eşyalar vs gönderebilmen veya eşyalarının arasına saklaman vs vs... inan ki her dakika yanında olup iletişimde olmamandan çok ama çok daha kıymetli olacaktır. Üzülme, inşallah yine bir arada olursun kızınla ama iletişime odaklanıp titizlenirsen emin ol kızının kahramanı ve başının tacı olmaya devam edersin. Üzülme.
0
1bir1bir1
(27.07.21)
kesinlikle 1bir1bir1 e katiliyorum.

Teknoloji sayesinde surekli iletisimde kalabilirsen mesafeler farketmez. maddi durumunuzu bilmiyorum ama Bruksel'e senede 1-2 kez gitmeniz veya onlarin Turkiye'ye gelmesi de sorun olmamali.

Surekli iletisimde kalirsaniz, ayni sehirde olup zerre faydasi olmayan anne babalardan yuzbin adim onde olursunuz.

Onemli olan onu unutmadiginizi, onceliklerinizden biri oldugunu hep hissetmesi.

Cocuklar bosanmayi umursamiyorlar, umursadiklari ebeveynlerden birini kaybetmis hissettirilmeleri. Bunu da bosanmis ebeveynleri olan 40 yasinda biri olarak yaziyorum. Cok kucukken bile anne babamin bosanmasinin kacinilmaz oldugunu gorebiliyordum sorunum o degildi. Sorunum bosanma travmasini kendileri atlatamayan, bunlari bize yansiarak karsi tarafla iletisimi koparan buyuklerdi. Onlar gibi olmazsaniz kiziniz sizi anlayacaktir.
0
2oda1salon
(27.07.21)
21. yüzyıldayız fiziksel yakınlık tabi önemli ama artık uzaktan da iletişim halinde kalmak mümkün. burada annenin tavrı önemli. başka bir ülkede olduğu için çok kolay araya girebilir. engel olabilir. eğer böyle bir durum yoksa endişeye gerek yok.
0
orpheus
(27.07.21)
Tekrar evlenin. Evet. Neden olmasın. Bu defa olacak.
0
yuyu
(28.07.21)
Çok duygulandım hocam, o kadar çok çocuğunun yanında gibi görünüp aslında uzak olan insan var ki. Emin olun onun her daim yanında olduğunuzu hissettirdiğiniz sürece , mesafenin hiçbir önemi yok
0
bbb_1
(14.12.21)
(10)

Hayatını kaybeden yakinlarinizi ne sıklıkla rüyanızda görüyorsunuz

sanguine
Ve bu rüyaların içeriği nasıl, sizinle konuşuyorlar mi-ölen yakınlarınizla ilgili aciklayamadiginiz şeyler yaşadınız mı, çok gerçekci bir rüya olabilir-onlari kendi ölümünüzden sonra göreceğinize dair bir inancınız var mı, ne düşünüyorsunuz bu konuda
Ve bu rüyaların içeriği nasıl, sizinle konuşuyorlar mi
-ölen yakınlarınizla ilgili aciklayamadiginiz şeyler yaşadınız mı, çok gerçekci bir rüya olabilir
-onlari kendi ölümünüzden sonra göreceğinize dair bir inancınız var mı, ne düşünüyorsunuz bu konuda
0
sanguine
(25.07.21)
yilda 1.

yasamadim.

oyle bir inancim yok.

sunu soyleyebilirim. kotu bir babam vardi. dayak atsa bile babam diye bir gun sarilmak istemistim cocukken ve bana sarilmadi itti. ben 13 iken öldü. yillar sonra sbs'ye girecektim ve babami ruyamda gordum. tam o sarilmak istedigim ani. ozur diledi, sarildik, yine gelecegim dedi. gelmedi. gelmesin de zaten. hayatimi bok etti.
0
batlegolas
(25.07.21)
Anı şeklinde rüyalar görmüştüm. Genelde hiç beklemediğim zamanlarda.

Ben ölümü şöyle hayal ettim. Dünyaya geldiğimizde nasıl kocaman bir ailemiz oluyorsa öldüğümüzde de aynı aile karşı tarafta oluyor. Bir bebek bu dünyada nasıl karşılanıyorsa diğer tarafta da benden daha önce ölmüş kişiler tarafından karşılanacağımı hayal ediyorum. Mantıksız olabilir, bunu ben de kabul ediyorum. Ama böyle bir canlandırma var kafamda.
0
dissendium
(25.07.21)
Babamı kaybettiğimden beri anmadığım bir an bile olmadığı ve beş yıldır neredeyse her gün babam için ağladığım için bir ayda en az bir defa görüyorum.

Bir kere halamla aynı anda aynı rüyayı görmüşüz çok ilginçti..

Ben elbet bir gün buluşacağımıza inanıyorum.
0
suicides underground
(26.07.21)
Çok sevdiğim, annem gibi gördüğüm babannemi kaybettiğimde ilk yıllar rüyalarıma girerdi. Şimdi üzerinden 13-14 sene geçmiş. Rüyalarıma girmeyi bırakmış. Garip.

Hayır öyle bir inanca sahip değilim.
0
ruhen hastayim ben
(26.07.21)
1 ay önce kuzenimi kaybettim. Şu ana kadar bir kere rüyamda gördüm. Yolda kaldırıma yatmış ağlıyordu ona destek olmaya çalışıyordum. Sonra devamında farklı bir yerde gördüm ve orada da iyi görünüyordu gülüyordu. Etkilenmemek elde değil onu ağlarken görmek içimi parçaladı. Özlemiştim sesini kahkahalarını duymak da iyi hissettirmişti. Ahirette tekrar görüşeceğimize inanıyorum. Diğer türlüsünü kabul edemiyorum.
0
titanyum
(26.07.21)
2 gün evvel amcam telefon ediyordu rüyamda. Cenaze süreci için teşekkür etti kapattı.

Bilinç altım mı yoksa gerçekten mi ulaştı bana emin değilim.
0
photo85
(26.07.21)
Çok sevdiğim bi arkadaşım vefat etti, rüyamda gördüm sarıldım kucakladım, ağladım, uyandığımda gözlerim yaş içindeydi bi daha göremedim kendisini
0
zidan
(26.07.21)
Ateistim, ölümden sonra bir şey olduğuna inanmıyorum.

Annemi kaybedeli yaklaşık iki sene oluyor, başta çok fazla gördüm. Hatta ilk aylarda aslında ölmemiş de doktorlar hata yapmış, kalkıp eve gelmiş gördüm birkaç kez. Sıklığı azaldı, bir süredir görmüyorum sanırım. (Bir iki ay önce psikiyatrist desteğiyle bir ilaca başladım, uykum düzeldi, bunun etkisi de olabilir.)
Annemle çok yakın olan kuzenim de sık sık rüyasında görüyor, bana hepsini anlatmıyor ama anlayabiliyorum.

Annem dışındakileri (anneanne, dayı, arkadaşlar, uzak akrabalar) çok nadir görüyorum.
0
kobuzchu kiz
(26.07.21)
teyzemi kaybettim 1 sene önce. İlk 6 ay baya gördüm. Ben çok rüya gören bi insan değilimdir. Gördüğüm rüyaların yarısı onunla alakalıydı. Sonra azaldı. Rüyalarımda konuştuğumuz, sarıldığımız oluyordu.

Gerçekçi rüyalar açıklanamayan şeyler değil. Açıklanamayan bir şey yaşamadım.
Ölümden sonra bir hayat olmadığını düşünüyorum. Kaderci ve ahiretçi bir görüşüm yok. Bu nedenle bir beklentim de yok.
0
zimbirik
(26.07.21)
ortalama iki ayda bir görüyorum saınrım. üzerinden sekiz yıl geçti. hatta bu duyuruyu da gördüğüm gecenin sabahında görmem ilginç oldu.
bazen konuşuyorum evet ama öldüğünün farkında gibi değilim.

ve hayır böyle bir inancım yok. olması kulağa çok güzel geliyor ama.
0
bohr atom modeli
(26.07.21)
(13)

Türkiye'de Suda Boğulmalar

biseysorcaktim
Her yaz bir sürü boğulma haberleri geliyor. Çok fazla insan kaybediyoruz serinlemek veya yüzmek için girdiği deniz, göl gibi sularda boğulan.Bu boğulmaların asıl sebebi insanımızın fiziksel olarak yeterli olmaması mı yoksa deniz ve göllerimizin yapısı mı? mesela karadeniz'in bir çok yerinde yüzmek t
Her yaz bir sürü boğulma haberleri geliyor. Çok fazla insan kaybediyoruz serinlemek veya yüzmek için girdiği deniz, göl gibi sularda boğulan.

Bu boğulmaların asıl sebebi insanımızın fiziksel olarak yeterli olmaması mı yoksa deniz ve göllerimizin yapısı mı? mesela karadeniz'in bir çok yerinde yüzmek tehlikeli ve sürekli boğulmalar yaşanıyor.
0
biseysorcaktim
(25.07.21)
bogulmalarin oldugu yerlerde insanlarin serinlemek icin girdikleri yerler genelde yuzmeye elverisli yerler degil. gizli girdaplar var insani suyun icine ceken ve su ustune cikmana izin vermeyen. veya kurtulamayacagin akintilar var.
0
robokot
(25.07.21)
Tanıdığım gayet iyi yüzen biri boğularak hayatını kaybetti. Birden derinleşen su ve gizli girdaplar veya güçlü akıntı diye biliyorum.
0
suicides underground
(25.07.21)
robokot +1

mesela şile bunların en bilinenlerindendir.
küçükken birkaç kere gittiğimizde annem beni denize sokmamıştı, kendi de orada denize girmezdi.
geçen gün yine şile'de birileri hayatını kaybetti.
dikkat etmek lazım ama sanırım insanlar kendilerine güvenip yine de giriyorlar.
0
blatta hiberna
(25.07.21)
baraj gölüne girip boğulanlar suyun dibini deniz gibi kum zannediyor.

oysa göllerin dibi genellikle balçık olur, bataklık olur. suya girip ayağını yere basan adam ayağı kaptırır. çıkarmak için refleks olarak öbür ayağını basıp destek almak isteyince onu da kaptırır. suyun dışından biri ellerinden tutup çekmezse çıkmak için debelendikçe batar boğulur. o yüzden ne kadar iyi yüzücü de olsan, göle girip yüzmek tehlikelidir.
0
kibritsuyu
(25.07.21)
İyi yüzme bilmiyoruz. Kaçımız teknik biliyo ya da kaçımız uzmanından öğrenmiş ? Mahalleden çocuklardan iki kulaç atmayı görmüşüz bi bir. İki-yüzmeye uygun olmayan sularda yüzülmesi
0
photo85
(25.07.21)
suyun icine dogmus biri olarak, bilmedigim yerde acilmam, atlamam. gölde yüzmem.
yüzme bilmeden tatile gelenleride ki özgüven sat komandolarinda yok. kendilerine cok guveniyorlar. sebeplerden biri cahillik.
0
durgunfoton
(25.07.21)
Yüzme alanı olan yerler kontrollü şekilde belirlenmiyor. Veya kontrol edilmiyor.
Yeşilköy kayalıklar yüzme alanı değil, Sinop’un sarp yamaçları yüzme alanı değil. İnsanlar baraj gölünde yüzmeye çalışıyor bknz baraj gölü. Ne denetim ne bişey.
Ve en başta yazacağımı sonda yazayım; 3 tarafı denizle çevrili ülkede yüzme dersi ilkokulda zorunlu değil. Neden?
0
rewlack
(25.07.21)
17 insanı kurtarmış , 3'te cesetle karşılaşmış biri olarak söyleyebileceğim girdikleri denizi tanımıyorlar ama en önemlisi ''panik''.

Karadeniz'in özelinde konuşmak gerekirse meşhur bilinen çeken akıntısı ve yerel dilde löngöz dedikleri kıyıya yakın yerlerde sulatında oluşmuş kayalığın 1,5 2 metre boru şekline denir kabaca.

İkisinde de paniklerseniz ölürsünüz. Kurtulmanın çok basit olduğu ama ölümünde bir o kadar keskin olduğu şeyler. Çeken akıntıdan sağa veya sola yüzerek kurtulunabilir, löngöze takılan diğer dalganın gelişi esnasında aksi yöne bacağını hareket ettirse kurtulur ama bilmiyorsanız ve paniklerseniz gittiniz.

Vücudunuza ve yüzüşünüze güveniyorsunuz ve birilerini kurtarmak istiyorsanız; misalen 100 metre açıkta çırpınıyor vatandaş, suya girdiniz bacaklarınızı çırpmadan ulaşmaya çalışın, yaklaşınca dalın ve mutlaka arkasına çıkın (yüzyüzede size sarılıp aşağıya bastırıyor kendini çıkarmak için) kolunuzu koltuk altından geçirin, bağırıp sakinleştirin ve gelirken kullanmadığınız bacaklarınızı kullanarak kıyıya dönmeye çalışın. Ne yaparsa yapsın , sizi tutmasına engel olun.
0
synax
(25.07.21)
www.sondakika.com

şu haberi okuyun anlarsınız neden boğulduklarını. boğuluyorlar çünkü abuk subuk yerlerde suya giriyorlar. ya karadenizde ya da baraj gölünde ya da derede boğuluyorlar. ege gibi durgun suda boğulmak zor. ama karadenizde veya gölette veya derede boğulmak kolay.

yüzme biliyor olduklarını sanıp bilmediklerine de eminim.
0
dafuq
(25.07.21)
Ben insanın boğulma sebebini insanın evrimsel olarak yüzmeye uygun olmamasına bağlıyorum. Birçok memeli yüzmeyi öğrenmeden yüzebiliyor. Ama insan bir şekilde yüzmeyi öğrenmek zorunda. Yüzme büyük ölçüde kas gücüne dayanıyor. Dalgalı denize olimpiyata katılmış yüzücüyü de soksan bir süre sonra yorulur. Dalgalı denizi de küçümsememek lazım. Her dalgada insanın üstüne kilolarca ağırlıkta su gelebilir. Bu da insanı yorar. Direncini kırar. Boğulmalarda insanlar dalgalar yüzünden yön algısını kaybedebiliyormuş. Çok uzatmaya gerek yok. Boğulmak için çok sebep var.
0
dissendium
(25.07.21)
Yüzmeyi bilmiyor olduklarından boğuluyorlar. Bir kaç kulaç atmayı, köpekleme su üzerinde kalabilmeyi yüzmek sanıyorlar.

büyük dalgalı deniz nerede olsa ayağınızı yerden kesip sizi sarsar ve dalganın dönüşü ile açığa doğru bir miktar kayarsınız. Yüzme bilmediği halde yürüyerek bel- göğüs hizasına gide kişinin ayağı dalganın etkisi ile yerden kesilebiliyor ve bu şekilde boğulma yaşanabiliyor.

geniş bir yay şeklinde olan kumsallarda bazı koşullar oluştuğunda bazı bölgelerde açığa doğru akıntı oluşur. Dibe doğru değil, açığa doğru bir akıntı bu. Rip akıntısı denir. Sinopta bu nedenle de boğulma vakaları oluyor. Sinop kayalık, dağlık bir yer değil, kmlerce uzanan yay şeklinde olan bir plajında bu rip akıntısı oluşuyor. bu akıntıda olan kişi sağa ya da sola yüzerek bu akıntıdan çıkması gerektiğini bilmiyor. ya da o kadar yavaş yüzüyor ki akıntıdan çıkabildiğinde kıyıdan çok uzaklaşmış oluyor. boğuluyor.

Ayağının altından kum kayar, su seni dibe çeker gibi hurafelerin yaşandığını hiç görmedim. dalgalı denizde sığ yerlerde tabi ki kum zeminde yer değiştirir bi miktar. Ya da su tabi ki biraz çalkalanır. Yüzme bilen insanı boğabilecek şeyler değil bunlar.

Göl durumunu bilmiyorum.
0
zimbirik
(26.07.21)
Yüzmeyi iyi bilmediğimiz için oluyor bunlar.
Tatillerde en dalgalı denize bile girip açılanlar, hep, ülkelerinde girilecek sıcak denizi olmayan turistler.
0
vizivozo
(26.07.21)
Birkaç sebebi var.
-İnsanların yüzülmemesi gereken yerlerde yüzmesi. Turistik yerlerde bile dubaları takmıyor kimse.
-Maalesef bizde küçük yaşlarda spor eğitimi zayıf. Yüzme de en zayıfı.
-Çoğu insan temel yüzme tekniklerini bilmiyor haliyle. Atletik stillerden bahsetmiyorum doğru nefes alma vs. gibi...
-tüm teknik ve deneyime rağmen herkes bunu yaşayabilir. Yüzme birincisi adamı getir o da dikkat etmezse Allah korusun ama o da yaşayabilir.
-Ailemde denizci çok. Bayaa okyanus aşan tankerlerde çalışan insanlar. Tamamı aynı şeyi söyler, denizin/suyun şakası olmaz. Deniz teknik, deneyim dinlemez. Risk almamak gerek.
0
anten
(26.07.21)
(5)

Türkiye'nin dünyada iyi olduğu şeyler

optimistbakunin
Merhaba. Gectigimiz günlerde Bi urunu ihracati icin konusuyorduk. urun Kendi imalatcisi oldugumuz alanda bile çinle ozelikle rekabet edemiyoruz. Keza turkiyedeki imalatcilarla konusup arastirip fiyat alinca da rekabet zor gozukuyor. Yurt dışına satış, iyi olduğumuz, tutulduğumuz alanlar nelerdir? Ha
Merhaba. Gectigimiz günlerde Bi urunu ihracati icin konusuyorduk. urun Kendi imalatcisi oldugumuz alanda bile çinle ozelikle rekabet edemiyoruz. Keza turkiyedeki imalatcilarla konusup arastirip fiyat alinca da rekabet zor gozukuyor. Yurt dışına satış, iyi olduğumuz, tutulduğumuz alanlar nelerdir? Hangi urunlerim ticareti vardir ve mantiklidir

Ürün, üretim, vb alanlarında soruyorum. Siyasi içerikli soru değil ve bu tarz cevap beklemiyorum.
0
optimistbakunin
(25.07.21)
fındık.
pamuk.
tekstil.

bunlar geldi aklıma ilk olarak.
0
false pretension
(25.07.21)
Fındıkta ve tekstilde rekabet edemiyorlar. Tekstilde de Çin iyi ama Türkiye kadar düşük fiyat çekemediklerinden geride kalıyor. Özellikle giysi sektöründe
0
limonlu eksi
(25.07.21)
döner
0
Techsavvy
(25.07.21)
Buna ürün odaklı yaklaşmak biraz yanlış oluyor. Örnek olarak Türkiye'de sıvı sabun üreten 100 tane şirket bulabilirsin, zorlasan sıvı sabun üretebilecek yüzlerce şirket bulabilirsin. Ürünü yurt dışına da satabilirsin. İyi de para kazanırsın. Dünyada üst sıralarda olmana gerek yok. Yani para kazanman için illa bir şeyde çok iyi olmana gerek yok.

Türkiye'de otomotiv ve otomotiv yan sanayi gelişmiştir. Kendi otomobilimiz henüz olmasa da her yıl Türkiye'de üretilen binlerce araç var. Kârları da yüksek. Dünyada ilk 15 içerisinde.

Türkiye'de çelik endüstrisi de iyi bir durumda. Dünyada ilk 10 içerisinde.

Ama bu işlere girmek için devasa yatırım lazım. Ticaretle uğraşan herhangi bir kişinin bu işlere girmesi zor.
0
dissendium
(25.07.21)
tarım ürünlerinde ve bazı küçükbaş hayvan ırklarında iyi yerlerdeyiz aslında. nitelik açısından bahsediyorum. o da coğrafyanın bize sunduğu nimetlerden kaynaklanıyor. kendi yaptığımız bir şey değil. tabii ki tarım ve hayvan politikalarımız berbat olduğu için bunun bize yansıları da kuvvetli değil.

savunma sanayiinde iyiyiz bir de. o da kültürle alakalı çokçası. bu sektörün ar-ge'sine de ciddi paralar ayırıyor şirketler. devlet desteği de iyi. savaşçı bir millet savaş sektöründe iyi olabilir nihayetinde.

hizmet ihracatı, yine dünyada iyi olduğumuz bir alan. bunda da kültürün payı var.

otomotiv yan sanayii denmiş zaten. o da iyi.

katma değerli pek bir şey yok kısacası. yani yükte hafif pahada ağır şeyler, türkiye'de yok. onların bir iphone'una erişebilmek için tonla domates satmak gerekiyor. ihracat kilo başına 1,10 dolara mı düşmüştü ne, bu son kur olaylarından sonra. almanya'da aynı rakam 6 euro'lar seviyesinde.
0
mermize
(25.07.21)
(11)

Şiddete uğramak hk.

titanyum
Merhaba,Tatil dönüşü bir benzinliğe uğradık. Eşim benzin alırken ben kadınlar tuvaletine gittim. Sıra bekliyordum içeriden bir kız çocuğu (8-9 yaşlarında) çıktı. İçeri girince sifonun çekilmediğini fark ettim. Keşke sifonu çekseydin burası pis kalmış dedim. Bir cevap vermedi ben de tuvalete girdim.
Merhaba,
Tatil dönüşü bir benzinliğe uğradık. Eşim benzin alırken ben kadınlar tuvaletine gittim. Sıra bekliyordum içeriden bir kız çocuğu (8-9 yaşlarında) çıktı. İçeri girince sifonun çekilmediğini fark ettim. Keşke sifonu çekseydin burası pis kalmış dedim. Bir cevap vermedi ben de tuvalete girdim. Yandaki tuvalette ablası varmış. Kendi çıkınca bağırarak benim kardeşim yapmamış onu bilip bilmeden konuşma falan diye konuşmaya başladı. Neyse sonra gidip annelerini çağırmışlar. O sırada ben hala içerideydim. Siz benim çocuğumu nasıl azarlarsınız kim oluyorsunuz siz çıkın ben size tuvalet nasıl temizlenir göstericem diye bağırmaya başladı. Arada bir erkek sesi geldi hadi gidelim boşver diye. Kadın da hayır gitmiyorum ben göstericem ona gününü, içeride bu kadar uzun süre kalınmaz hanımefendi bütün herkes sizi bekliyor hadi çıkın artık diye bağırmaya devam ediyordu. Ben de çıktım. Etrafıma baktım kim diye bir kaç insan vardı onlarda öyle bana bakıyorlardı gitti sanırım diye döndüm ellerimi yıkadım. Arkamı dönmemle birinin üstüme atlaması bir oldu. Şok oldum zaten. Kollarımdan tutarak beni sarsıyordu bağırıyordu. Ben de neye uğradığımı şaşırdım napıyorsunuz ya bırakın beni diye kurtulmaya çalıştım. Ama yok sımsıkı tutup kollarımı burmaya falan çalışıyordu. Ben sizin çocuğunuzu azarlamadım düzgünce keşke şifonu çekseydin dedim bırakın beni diye söylendim ama yok. Benim kızım yapmamış o içeri girmeden öncede pismiş siz bilip bilmeden nasıl benim kızımı azarlarsınız diye bağırmaya devam ediyordu. Ben nereden bilebilirim çıktığında ben içeri girdim ve sifon çekilmemişti dedim. Kadının büyük kızı tuvalete geldi o arada bırakın annemi diye bana bağırıyor. Ben de o beni bıraksın kim kimi bırakmıyor diye kollarımı çekmeye çalışıyordum. O sırada da kadının eşi tuvalete geldi. Kadın nasıl beni bıraktı hatırlamıyorum. Bu sefer eşi bağırmaya başladı herkes pisletiyor insan böyle çocuğu azarlar mı o yapmamış bile diye, sonra da gittiler. Kızı azarlayıp bağırdığım falan yok, durumu ablası nasıl anlattıysa annesi büyük bir sinirle gelmiş. Ben bir süre sonra çıktım ve marketin çıkışında bekliyorlardı. Orada hala bağırmaya devam ediyordu. Şans eseri markette alışveriş yapan bir trafik polisini gördüm ve gidip durumu anlatıp şikayetçi oldum. O arada eşim bizi uzaktan görüp yanımıza geldi. Konu jandarmaya aktarıldı. Jandarmayı beklemeye başladık arabamızda. Kadının eşi gelip olayda haklı ya da haksız aramıyorum olan oldu büyütmeyelim lütfen şikayetinizi geri çekin herkes düzgünce yoluna gitsin saatlerce sürünmeyelim karakollarda dedi. Eşinizin yaptığını normal mi karşılıyorsunuz, hiçbir şey olmamış gibi yolumuza devam mı edelim dedik hala ısrar ediyordu, madem öyle eşiniz doğru düzgün gelip özür dilesin dedik siz de benim kızımdan özür dileyin öyleyse dedi neden biz kızınızı darp mı ettik zarar mı verdik dedik çocuk çok üzüldü sizin çocuğunuz var mı dedi yok ama bu eşinizin saldırması anlamına gelmiyor dedik kabul etmedik. İfade verdik darp raporu aldık. Kadını da darp raporu için hastaneye götürdüler hastanede tansiyonu düşmüş uzun bir süre kaldı. Raporlar çıkınca bize gidebilirsiniz dediler ve yola devam ettik. Onlar ifade için karakola geri döndüler. Kolum kıpkırmızıydı kan toplamıştı yanıyordu sadece onun acısının farkındaydım. Dönerken elime dezenfektan döktüm ve ellerim yanmaya başladı. Meğer bir sürü tırnak izi varmış o anda farketmemişim. Raporda da sağ ön kolda yaygın hepiremi yazıyor tırnak izleri yazmıyor doğal olarak. Olay tuvalette olduğu için kamera da yok. Tuvalete eşi ve kızı geldiği için şahit gösterebilirler diye düşünüyorum. Bir de yalan beyanda bulunurlar mı bilmiyorum olay nasıl ilerler? Daha önce böyle bir durumla karşılaştınız mı? Nasıl ilerlediniz?
0
titanyum
(25.07.21)
İyi yapmışsınız darp raporu alarak. Tam olarak aynısı olmasa da darp raporu alınan bir olay olmuştu. Dava açılmıştı. Dava açılırsa mahkemeye çıkabilir. Dava açılıp açılmayacağını sorabilirdiniz.
0
dissendium
(25.07.21)
Çok geçmiş olsun en iyisini yapmışsınız. Ortalık kadın erkek farketmeksizin psikopat dolu. Herkes yaptığının bedelini ödemeli. Saatlerce karakollarda sürünmek istemeyen ona göre hareket edecek. Umarım sizi çok uğraştırmaz süreç.
0
hrvl
(25.07.21)
Daha önce yaşadım, alt komşumla olan aşağılık herifle bir tartışmamız oldu sonra kendisinden şikayetçi oldum o da benden oldu süreç tam dört yıl sürdü. (Önce takipsizlik çıkmıştı ona itiraz ettim bozuldu, sonra darbe, hakim değişikliği derken uzadı) Üstelik biz uzlastik ve o şekilde olay nihayete erdi. Bu dört yıl boyunca ağır depresyon geçirdim zira hakimlik sınavlarına girmek istiyordum bir yandan hakkımda kovuşturma var (karşılıkli tehdit idi iddianamede). Şimdiki aklım olsaydı şikayetçi olmazdım. Zira o kadar insanı yoran bir surec ki, şimdi adliyelerde her gün avukat olarak gidiyorum hiçbir olayın içinde olmamama rağmen geriliyorum, üzülüyorum.

Yaşadığınız üzücü, tabi ki şikayetçi olmak isteyerek doğru olanı yapmışsınız. Ama karşı taraf da pişman olmuş anladığım kadarıyla.

Öncelikle darp raporundan sonra dosya kolluktan savcılığa geçecek savcılık bu aşamada söz konusu suç uzlastirmaya tabi oldugundan (basit yaralama) uzlaştırmaya gönderecektir diye düşünüyorum. Bu aşamada anlaşabilirsiniz, yine özür talebinizi yinelersiniz veya atıyorum bir kuruma bağış yapmalarini vs şart kosarak uzlasabilir ve bu şekilde olayı noktalayabilirsiniz.

Uzlaşmak istemezseniz savcılık iddianameyi mahkemeye gönderir darp raporu olduğu için ceza dosyası açılır ve duruşmalı olarak görülür. Bir kez mutlaka gitmeniz gerekir hakim huzurunda da beyaniniz alınır. Tüm taraflar dinlendikten sonra ifadelerin hızına bağlı olarak birkaç celse sonra karara çıkar. Karşı taraf muhtelemen sabikasi olmadığı için kendisine verilecek ceza paraya çevrilir sonra da geri bırakılir (hagb) yani kadın o saatten sonra memur falan olmayacaksa etkilemez bundan sonraki hayatını.

Yargılama süreci oldukça stres dolu, ben olsam ugrasmazdim, gerçekten pişman olduklarına inanırsam.
0
sanguine
(25.07.21)
Nihayetinde gereksiz bir tartışma gibi geldi bana. Sonuçta 5 yıldızlı otel değil alt tarafı benziklik tuvaleti. Yani mahkeme ne karar verir bilmiyorum ama sonuçta siz haklı çıkarsınız büyük ihtimal.

Karakterinizi bilmiyorum, bu tarz olaylarda hak aramak yerine sessiz kalmayı tercih edersiniz daha çok mutlu olursunuz. Burası Türkiye. Kimi, nasıl düzelteceksiniz?
0
kanlakarisikyagmur
(25.07.21)
Maalesef kamera yok, sizi doğrulayacak şahit yok. Ben olsam uzlaşmaya giderdim. Arkasından bir şey çıkmayacak, esasen benim de başımdan geçti o zamanlar. tartaklandım ama bir sonuca varmayacağını anlayınca uzlaşmaya gittim (2-3 sene sonra)

Şikayetçi olma durumunuz yeterince canlarını sıkmıştır, ifadenizde özür karşılığında uzlaşı+1
0
neysene
(25.07.21)
Çok büyük bir yaralama olmadı ama hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam etmek istemeleri de çok sinir bozucuydu. Saldırmaktan utanmıyor özür dilemeyi bile kabul etmiyor. Bir de onları yollarından etmiyim diye şikayeti geri çekmemi teklif ediyorlar. Bundan sonra başka bir insana saldırırken her şeyi tekrar düşünür.

Uzlaşma kısmını bilmiyordum bilgiler için çok teşekkürler.
0
🌸titanyum
(25.07.21)
Uzlaşmanız mantıklı olur. Muhtemelen derslerini de alırlar, bir daha iki kere düşünüp hareket ederler. Herkes, hak edene sizin yaptığınız gibi davransa millet daha bi akıllı olur.
0
Fusha
(25.07.21)
Uzlaşmayın sakın, sonuna kadar gidin ki başka insanların canlarını yakmadan önce oturup düşünsünler. Zaten dava açılırsa her duruşmaya gitmeyeceksiniz, varsın yıllarca sürsün. Uzlaşırsanız rahatlarlar. Şikayetinizi geri de çekmeyin.
0
medusa
(25.07.21)
Bu kadar ugrastiklari bile ders olmustur kadina, arabadakiler de haddini bildirmislerdir siz yokken.
0
brkylmz
(25.07.21)
buyuk kiz hayatinin dersini almistir. annesinin korumaci kavgaci tarafini gorup olaylari yalanla buyutmekten hoslanan, kaos bekler bir tip olmus. karakola kadar gitmeniz bile yetmistir onlara, usenmediginiz icin tebrik ederim.

sifonu kucuk kiz cekmedi sahiden galiba, yoksa bu kadar alinganlik da yapilmazdi gibi.

gecmis olsun.
0
pardonazbirbaksanız
(25.07.21)
@pardonaz +1500

Polis çagirip olayin ustune gitmeniz iyi olmuş. Böyle insanlar baskalarina şiddet uygulamamaları gerektigini bu şekilde ögrenecekler.
0
chitosan
(25.07.21)
(2)

göze cisim kaçması

isimsiz uye
denemediğim yöntem kalmadı, saatlerdir çıkmıyor namussuz. (hem görünmüyor da) gözüm kan çanağına döndü burnum akıp duruyor. bu saatte açık hastane de bulamadım. lokasyon Bornova. devletin acilleri ilgileniyor mu bu tarz bi şeyle?
denemediğim yöntem kalmadı, saatlerdir çıkmıyor namussuz. (hem görünmüyor da) gözüm kan çanağına döndü burnum akıp duruyor. bu saatte açık hastane de bulamadım. lokasyon Bornova. devletin acilleri ilgileniyor mu bu tarz bi şeyle?
0
isimsiz uye
(25.07.21)
Acil Servis'in işi bu zaten. İlgileniyor tabii ki.
0
dissendium
(25.07.21)
Temiz su ile durula, bebek şampuanı ile yıka, yeniden durula... Sabah olunca da göz yaşı damlası al, refresh filan markası...
0
mahsus mahal
(26.07.21)
(6)

Motosiklet

dissendium
Youtube'da bir yığın motosiklet kaza videosu var. Bazıları küçük şeyler ama ciddi kazalar da var. Ki küçük şeylerde bile az da olsa maddi zarar çıkıyor. Bu kadar sık kaza yaşanırken insanlar neden motosiklet alıyor? Ne avantajları var? Yakıt olarak arabayla karşılaştırıldığında nasıl bir fark oluyor
Youtube'da bir yığın motosiklet kaza videosu var. Bazıları küçük şeyler ama ciddi kazalar da var. Ki küçük şeylerde bile az da olsa maddi zarar çıkıyor. Bu kadar sık kaza yaşanırken insanlar neden motosiklet alıyor? Ne avantajları var? Yakıt olarak arabayla karşılaştırıldığında nasıl bir fark oluyor?
0
dissendium
(24.07.21)
yakıtı zaten hiç karşılaştırılmaz sanırım

asıl avantajları bence;
*park yeri sorunu yaşamamak
*sürüşünün keyifli olması
*satın alırken çokkk ucuz olması
*araba kadar masrafının olmaması

ama sormaya çalıştığın asıl sorunun cevabu sanırım şu; milyonlarca otomobil kazası da var ama insanlar kullanmaya devam ediyor.
0
abuzer
(24.07.21)
@abuzer, otomobil kazası da çok oluyor tabii ki de motor kazası bana çok bedavadan geliyor. Yani adam düşük hızla giderken bile bir yere çarpıp motordan düşüyor, sürükleniyor. Bir yeri kırılsa boş yere sağlığı gidecek. Arabada hiç değilse arabadan çıkmıyorsun kolay kolay.
0
🌸dissendium
(24.07.21)
Sahile gitmem arabayla 1 saat motorla 5dk suruyor.

Hadi gittin park yeri parali ya da parasiz imkansiz.
Bir sekilde park ettin donuste 1 saat park kuyrugu.

Yakit zaten komik. 1.8 yakiyor araba 10 yakiyor 5 kati gibi gozukse de fark daha cok.
Cogu araba trafikte dururken yakiti saymaz.

Bu tarz kullanimda kaza yapmazsin zaten arabalar gidemiyor bekliyor, istanbul'da 7/24 trafik oldugu icin kaza sansin dusuk.

Trafiksiz yere de arabayla gidiyorum zaten.
0
divit
(24.07.21)
köpeğe çarpmamak için devirdim 2 yıl önce motosikletn %30 u kadar maliyet çıktı. Köpek benden önce kalktı :)

Park sorunu yok, trafik sorunu yok, marşa bas git, işletme maliyeti az, gözünüb önünde hep, dikkat çekiyor, şekil şukul, rüzgarı kucaklıyorsun, doğayı kirletmiyorsun, yaşamın ve canlıların değerini daha iyi biliyorsun, keyifli.

Kaza hep olur. 8 senedir otomobil ehliyetine sahibim hani şu 18 ine girer girmez alanlardan. Ama sürüşümü motosikletten önce ve sonra diye ikiye ayırıyorum. Advance Riding Skills eğitimi aldım şu mayıs ayındaki tam kapanmada. O kazalar öyle değerli bilgiler içeriyor ki. Mayıs öncesi ve sonrası diye de ikiye ayırdım sürüşümü. Artık trafikte herkes kafasını çevirip bu motosikletli bunu nasıl tahmin etti de kurtardı diye izliyorlar. Yani kaza hep olur yeter ki ders çıkarmayı bilin.

Ayrıca Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun martı sevdiği denizden vazgeçmez diyerek motosikletimi sürmeye gidiyorum, gittim.
0
baldan kaymak
(24.07.21)
12 yildir hemen hemen her gün motosiklet kullanıyorum. Herhangi bir kazaya karışmadım. Bırakmak için herhangi bir sebep görmüyorum.
0
chavezding
(24.07.21)
Motosiklet kazalarının çoğu belki de eğitimsizlikten oluyor. Ileri sürüş eğitimi çok önemli motorda. Hiçbir eğitim alamayan biri YouTubeda altın elbiseli adam ve zafer Akçay videoları izlese baya bir yol kateder
0
Fusha
(25.07.21)
(13)

Şöyle hazır bir villa almak mı yoksa arsa alıp yaptırmak mı?

msb
830 bin diyor, hadi olsun 800 bin.Ayvalıkta beğendiğim yerlerde bu metrekarelerde konut imarlı arsa fiyatları 350 bin civarı.Yani zevkinize tam olarak hitap etmeyen bir yapıya 450 bin lira ödüyorsunuz.Aşağı yukarı bu metrekarede betonarme bir yapının maliyeti ne olur?Arsa satın alıp rutsatı projesi
830 bin diyor, hadi olsun 800 bin.

Ayvalıkta beğendiğim yerlerde bu metrekarelerde konut imarlı arsa fiyatları 350 bin civarı.

Yani zevkinize tam olarak hitap etmeyen bir yapıya 450 bin lira ödüyorsunuz.

Aşağı yukarı bu metrekarede betonarme bir yapının maliyeti ne olur?

Arsa satın alıp rutsatı projesi işçiliği vb uğraşmaya değer mi yoksa direkt böyle bi şey al geç mi sizce?

www.sahibinden.com
0
msb
(23.07.21)
rentts
(23.07.21)
Arsa 350 bin lira ise evet aynı paraya gelir öyle bir villa. İnşaatı müteahhit yapacak ama ceremesi yine olacak. Bu işlerden bunalan biri değilseniz kendiniz yapmanız daha iyi olur. Ama yapılana kadar, belki 4-5 ay yapım süreci olacak.
0
neysene
(23.07.21)
Bence değmez. Sokağımda bir tane ev yapılıyor. Kıştan beri bitmedi. 6 ay olacak neredeyse. Ev yaptıracağın zaman sık sık takip etmen lazım. Ben al geç derim.
0
dissendium
(23.07.21)
150 metrekareymiş ev. En kralını 300 bin liraya yaptırırsınız. Ben arsa aldım böyle, bir senedir falan araştırıyorum, genelde metrekare başına 1000-1500 lira arası teklif veriyor inşaatçılar.

Not: rakam kaba inşaat için. İçini nasıl yaptırdığınız ve eşyalar konusunda bir sınır yok tabi :)

Uğraşmaya değip değmeyeceği size bağlı. Yani bence ev önemli bir şey, hayatımın geri kalanını geçireceğim bir yer diye bakıyorum, o yüzden mutfağından bahçesine her karışının düşünülmüş ve belli bir amaca göre tasarlanmış olması önemli. Ama çoğu insan gibi "içine girip otursam yeter, bi de güzel görünsün" diyorsanız değmez muhtemelen.
0
plutongezegendegilmi
(23.07.21)
daha pahalıya mâl olup olmaması tamamen size bağlı bence.
kendi yaptıracağınız evde kullanacağınız malzeme bence daha kaliteli olacaktır.
bu da belki toplamda fiyatı biraz daha yükseltir ama "evin ederi" açısından bence daha ucuza mâl olur.

bunu daha önce mimar bir arkadaşımla konuşmuştum, o da aynı şeyi söylemişti.
evi inşaatçılara bırakırsanız dedikleri gibi aylarca uzar, bitmez.
en iyisi bir mimarla çalışmak.

edit:
eve sonradan baktım, çok kötü bence.
bu evin aynısı kesinlikle çok daha ucuza gelir.
800 bini gözden çıkartırsanız, çok daha güzel ve kaliteli bir ev yaparsınız.
0
blatta hiberna
(23.07.21)
Attığın linkteki kadar çirkin çok az “villa (!)” gördüm. Dediğin gibi 450bini bu beton yığınına vereceksin.

150m2 2 katlı bir evi 200-250 kağıda yaptırabilirsin. Doğru dürüst bir mimar ve inşaat şirketi bulman lazım.

www.instagram.com 450bine şuradaki evi + peyzajı + çok sağlam iç dizayn yaparsınız. Attığım küçük ya da sana hitap etmiyor olabilir ama 450 civarına yapamayacağın güzel ev yok gibi. Linkteki gibi evlere milyon lira vermeye cidden gerek var mı bilmiyorum
0
avatar is back
(23.07.21)
Bu arada attığım evin çirkinliği konusunda size kesinlikle katılıyorum. 20 yıldır mesleğim olduğu için tasarımla iç içeyim, link'teki "mimari" dünyalar bana çok uzak ama inşaat konusunda da tecrübesiz ve ağzı yanmış biri olarak korkuluyum açıkçası. Tek istediğim istanbul'un güney taraflarında yaşanabilir bir ev. Genel olarak yapılar maliyetten bağımsız olarak işlev ve estetik anlamında çok yetersiz.
0
🌸msb
(23.07.21)
late viper
(23.07.21)
Arkadaşlar maliyetleri çok ucuz sanıyorlar galiba inşaat işinden anlamiyorsaniz bu işe girmeyin geçen seneden beri maliyetler çok degisti piyasa sizi üzer. Kabaca M2 si 3000 lira olarak hesaplayabilirsin ama
0
opitseri
(23.07.21)
eğer inşaat konusunda geniş çevren yoksa, almak her zaman ucuza gelir.

mantıken, arsayı alacaksın, proje çizilecek ya da hazır projeyse temin edip yine para vereceksin, ruhsatı inşaat izni bilmemnesi var bürokratik işler hep zaman.

temel kazılack atılack sonra kat çıkılcak edilcek, oldu olmadı, sıvası boyası kapı pencere fayans, parke derken 2 katını da geçer 3 katını da.

zaman ve yorgunluk da cabası
0
killerbee
(24.07.21)
Ilandaki villa yada mustakil ev için yazıyorum oldukça eski sonradan kat ilave edilmiş, yapım teknigi 80 lerden kalma. Saplama kirişler tam facia.

En temiz ve karlısı sizin begeneceginiz yaşam gereksinimlerinize göre olan yeni yapılmış evdir.

Yazlık evin en önemli gereksinimi öncelikle bahçe aksamları oturmak için veranda yada terastır.

Ikinci önemli husus ısı yalıtımı illa soguktan degil sıcaktan dahi korur tabi evin kuzey guney denklemi önemli. Uygun cehpeye agaçlar dogal olarak 3-5 derece saha serin tutar.

Yazlik yerlerde ev tadilatı icin usta bulamazsınız bulsaniz bile cok paraya mal olur yeni ev candır.

Ev yaptırırken dikkat edilecek hususlar ihtiyac neyse ona göre plan olusturun. Evde 5 kisi 2 hafta kalacaksa ayrı 2 ay kalacaksa ayrı ev planı gerekiyor.

Genelde bu işleri kalfa diye tabir edilen adamlar yapar siz kafanızdaki planı söylersiniz size maliyet çıkarır başka yerlerden de teklif alıp varsa yapılan işlere göre yazılı anlaşma kesin şart.

Hangi marka malzeme kalem kalem yazılmalı anahtar teslim demek herseyi bitmiş demektir belediye harcı tapu harcı vs vs iskan harcı.

Para ödeme takvimine göre 2-3 parça son ödeme ise anahtarı teslim almadan asla verilmemeli.

Isten anlamiyorsanız bilen biri daima olsun.

Zor iş ev yaptırmak biz kalfa ile cok tartistik parayı ödemeyiz diyince pasa pasa eksiklikleri yerine getirdi cünkü elimizde yazıli anlasma vardı
0
zanutsas
(24.07.21)
Türkiye gibi sektörel standartdizasyonların zayıf olduğu ülkelerde kendi evini yaptırmak çok yorucu bir süreç.

Maliyetine girmiyorum bile.

bir de inşaattan anlamadığınızı anladığı anda her müteahhit sizi kandırmanın yolunu arayacak. Kalitesiz malzeme kullanacak, projede fark etmediğiniz maliyeti düşürecek ama uzun vadede size tadilat olarak dönecek değişiklikler yapacak vs...

Adam a malzemesi yerine b malzemesi kullanacağım çünkü bu daha iyi dese aksini iddia edebilecek misiniz?

Bu arada honka türkiye, woodlife gibi şirketlere de bir bakabilirsiniz. En azından defalarca uygulanmış projelerden birini satın alır ihtiyacınıza uygun çözümlere çevirirsiniz.
0
anten
(24.07.21)
Çok aydınlatıcı yanıtlar geldi, hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim (kalp)
0
🌸msb
(24.07.21)
(4)

şu hesaplanabilir mi?

rose parks
mesela x yerde x ayında saat 7'de güneşin durumu, x ayında şu saatte olur gibisinden.mesela istanbulda ekim ayında saat 7'de güneş şu konumda, haziranda da şu saatte aynı konumda olur falan.
mesela x yerde x ayında saat 7'de güneşin durumu, x ayında şu saatte olur gibisinden.

mesela istanbulda ekim ayında saat 7'de güneş şu konumda, haziranda da şu saatte aynı konumda olur falan.
0
rose parks
(23.07.21)
www.sunearthtools.com

Böyle bir site var ama çok karışık.
0
dissendium
(23.07.21)
hesaplanması lazım yoksa fark olursa ayvayı yemişiz demektir.
0
1195
(23.07.21)
Evet hesaplanabilir. Ama biraz uğraşmak lazım.

Misal Ankara 40. kuzey enleminde (aslında Ankara çok büyük, hangi noktaysa onu seçmek lazım hesap düzgün olsun diye ama anlatması kolay olsun diye düz rakam seçtim). Bu şu anlama geliyor, ekinoks günlerinde (dünyanın ekvatorda güneşle 90 derece açı yapabildiği zamanlarda), Ankara'da güneş tam öğle vaktinde ufuk çizgisinden 50 derece yukarıda görünecek.

Haziran ayında, en uzun gündüzün olduğu günde (21'i yani), dünyanın eğimi 23.5 derece olduğu için 50+23.5, yani ufuk çizgisinden 73.5 derece yukarıda göreceğiz. Aynı şekilde 21 Aralık için de 50-23.5'ten 26.5 derece açıyla geçecek. Günün uzunluğu da direkt bu açı ile alakalı zaten. Eğer dünya güneşe 90 derece açıyla bakan düz bir levha olsaydı, düz 12 saat gece 12 saat gündüz olurdu. Ama öyle değil ne yazık ki, garip gurup bi şekli var.

Şimdi mesela Mart ekinoksundan 21 Haziran'a kaç gün olduğunu biliyoruz. Güneşin yüksekliğinin 50 dereceden 73.5 dereceye hangi hızla değiştiğini hesaplayabiliriz. Dolayısıyla spesifik bir günde, güneşin gökyüzünde hangi çizgide ilerleyeceğini de hesaplayabiliyoruz.

Şimdi sıra hangi saatte nerede olacağını hesaplamakta.

Bir günün 24 saat olduğunu da biliyoruz. Ankara'nın 33 Doğu enleminde ama hesap kolay olsun diye 30 kabul edelim. 24 saatimiz 180 tane enlem (90 doğu 90 batı olacak şekilde) ayrılmış durumda.

Şimdi tam ekinoks zamanı, dönencelerden birinde (23,5 enlemi gibi) ve GMT 0'da olsaydık, güneş sabah 6'da doğup akşam 6'da batacak, ve 12 saatte 180 derecelik bir yay tarayacaktı. Biz güneşi 50 derece gördüğümüz için, tarayacağı uzunluk (düz çizgi gibi düşündüğümüzde, dünyanın yörüngesini değil de güneşin düştüğü plane'e göre projeksiyon alıyoruz gibi) aslında cos(17.5), o da yaklaşık 0.21 kadar daha uzun bir alan taraması gereiyor. Yani bizde %20 daha uzun sürmesi lazım günün, o da yaklaşık 14.4 saat ediyor. Biz düz 14 diyelim.

Şimdi, 33 doğu enlemindeyiz, her enlem yaklaşık 4 dakika. Demek ki güneş bizde 132 dakika (2 saat diyelim) daha erken doğacak. Demek ki saat 4'te sıfır noktasında doğuyor. Diyelim saat 8'de nerede olacağını merak ediyorsun, güneş doğduktan 4 saat sonra, gün 14 saatti, demek ki gideceği yolun 4/14'ünü gitmiş. Yaklaşık 0.3'ü eder. Tam ortadayken 50 derece yukardaydı, saat 8'de (tam ortaya gelmesine günün 0.2'si kadar vakit var), sin(3/5)'ten (yaklaşık 0.5), güneş 25 derece yukarıda olacak ve tam tepe noktası ile doğma noktasının arasında olacak.
0
plutongezegendegilmi
(23.07.21)
evet hesaplanabilir, geçen sene python ile nasa'dan bir takım veriler çekerek böyle bir program yazmaya niyetlenmiştim ancak zamanım olmamıştı.

ben direkt, günlük olarak türkiye'de gün ve saat içerisinde hangi yerleşim yeri ne kadar güneş alıyor kaç derece ile güneş alıyor üzerine çalışmayı planlamıştım. teknik olarak hazırlanması çok zor değil ama planlaması çok önemli. emek ve özveri isteyen bir şey
0
avatar is back
(23.07.21)
(8)

asker çantasına ne konur

halanne
son zamanlarda askere gidenlerden güncel bilgi alabilir miyim? çevrede taze kısa dönem askerlik tecrübesi olan kimse yok, internette saçma şeyler çıkıyor. örneğin edirnede çok sivrisinek oluyormuş, of/defans vs türü sinek kovucu sprey koyabilir miyiz? bir de kısa dönemlerin çarşı izni ne zaman başlı
son zamanlarda askere gidenlerden güncel bilgi alabilir miyim? çevrede taze kısa dönem askerlik tecrübesi olan kimse yok, internette saçma şeyler çıkıyor.
örneğin edirnede çok sivrisinek oluyormuş, of/defans vs türü sinek kovucu sprey koyabilir miyiz?
bir de kısa dönemlerin çarşı izni ne zaman başlıyor?
0
halanne
(23.07.21)
Ben de kasım celbinde gideceğim. Askerde veya gelmiş olan çoğu arkadaşım jilet ve iç çamaşırı al git diyor. Kışa denk geleceğimiz için şahsen ben iç çamaşırı, traş malzemesi, içlik alıp gideceğim. Gerisini orada hallederim diye düşünüyorum.
0
Başkalaşım
(23.07.21)
10 çift haki atlet ve aynı şekilde don. Tuşlu kamerasız telefon. Bol bol çorap. Deodorant. Şampuan, çamaşır filesi.

Tuvalet kağıdı vs almadılar nizamiyede nedense. İlaç sokmuyorlar genelde ama pastil vs aldılar içeri.
0
Fusha
(23.07.21)
kısa dönemlerin çarşı izni usta birliğine girdiğinde başlar. iyi bir tıraş bıçağı al çünkü her gün kullanacaksın.
yani ben teskereyi alalı 6 yıl oldu ama hala oluyorsundur muhtemelen :P köpük değil de jel al tıraş şeyini de. o süper bence.

gerisini zaten veriyorlar. ayakkabı terlik cart curt standart hep.

ha bir de ufak dandik bir kol saati al. kol saati çok önemli. çakma casiolar ideal.

edit: ha bir de defter al. her gün ne yaptığını yaz. okursun yıllar sonra.
0
bohr atom modeli
(23.07.21)
Terlik kendin de götür. Birini duş / tuvalet terliği yaparsın.

Tuşlu telefonda radyo olsun ve mp3 yüklenebilsin mutlaka.

Okuma lambası ve bol bol pil.

Çay kahve seviyorsan termos hayat kurtarır. Decathlon'dan quechua marka termos yollattim ben kargoyla.

Tuvalet kağıdı, kalıp sabun ve sabunluk götür ilk etapta.

Maske en az 2 kutu olsun valizde.

Cımbız, tırnak makası vs kişisel bakım ürünleri.

Bizim kantinde sadece dandik dis macunu satılıyordu. İyi bişey kullanırım diyorsan 3 tüp falan götür.

Not defteri / kalem.

Iban numarası, acil durumda görüşmek isteyeceğin kişilerin tel nolari, aile ve yakın arkadaşların ibanlari vs yaz bunları da.
0
materyalist imam
(23.07.21)
En dandiginden gunes kremi,arko krem.

Yara bandi,bandaj,bolca cengelli igne.
En ucuzundan don ve fanila.

Egitim sert gecerse dua edersin, egitim olmazsa kafani gotursen yeter.
0
divit
(23.07.21)
Çarşı izni acemilik bitince başlar. Ben yemin töreninden sonra çıkmıştım hemen. 21 gün sürmüştü. Ama virüs nedeniyle çarşı izinlerinde değişiklik olabilir. Bu güncel bilgi değil, olağan durumdaki bilgi.
0
dissendium
(23.07.21)
Çarşı izni bildiğim kadarıyla hala yok
0
materyalist imam
(23.07.21)
Pastil, nurofen cold, parol ve kas gevşetici bi şeyler mutlaka götür.
0
selimcigimisik
(23.07.21)
(3)

Akla gelmeyen yerlerde ölüp yiten macera tutkunları var mıdır?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Tomb Raider oynarken Lara ile ancak bir kedinin girmeye cüret edebileceği darlıkta yerler, dibi olmayan uçurumların kenarındaki patikalar, suyla dolu yeraltı mağaraları vs. yerlerde dolaşırken kendi kendime "Böyle yerlerde en ufak bir hata sonucu ölüp gitsen kimsenin ruhu bile duy
Merhaba arkadaşlar,

Tomb Raider oynarken Lara ile ancak bir kedinin girmeye cüret edebileceği darlıkta yerler, dibi olmayan uçurumların kenarındaki patikalar, suyla dolu yeraltı mağaraları vs. yerlerde dolaşırken kendi kendime "Böyle yerlerde en ufak bir hata sonucu ölüp gitsen kimsenin ruhu bile duymaz. Cesedini bile bulamazlar veya yardıma ihtiyacın olsa, sakatlansan falan işin bitti." diyorum.

Acaba gerçekten böyle arkeolojiye, dağcılığa falan derin bir tutkusu olduğu için kimsenin bu kişileri aramayı aklına getirmeyeceği yerlerde ölen yiten ve bulunamayan maceraperestler, hazine avcıları var mıdır sizce? Fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(22.07.21)
youtube da bolca olay var böyle mesela dağcılar ve mağara keşifçilerinde çok oluyor, bazen de şu uçak gibi elbise giyip paraşütle atlayanlarda.

everestte 1900lü yıllarda ölmüş iki dağcının geçtiğimiz yıllarda cesedi bulundu mesela.

adrenalin bağımlılığı zamanla çok çok artıyor ve bu insanlar iyice uç noktalara doğru gittikleri için kendilerine yetişecek, riske girecek arkadaş bulamamaya başlıyor sanırım. o yüzden tek başına da böyle şeyler yapıp ölebiliyolar.

mesela defineciler, bunlardan bulunamayan binlerce vardır türkiyede. tuzaklı defineler var, mesela adam incecik bi sütun yapmış tonlarca toprağın altına dokunduğun anda komple çöküyor.

diğer tuzaklar kum ve suyla yapılıyor. mesela incecik bi dehlize girdin tilki deliğinin insan bedeni geçecek gibi olanını düşün, kazmayı vurduğun anda kum boşalıyor orada kalıyorsun.

bu tür şeyler hep ilgimi çekmiştir ve tuzaklı defineler üzerine de çok şey var youtube da, ilgimi çeken şey define değil tuzaklı defineler, kaç yüzyıl bin yıl önce adamlar ne tuzaklar kurmuş hala duruyor.
0
killerbee
(22.07.21)
Tam örnek olmasa da 127 Saat filmi buna en yakın iyi bir örnek. Kolu kayaya sıkışan bir insanın hayatta kalma macerası anlatılıyor.
0
dissendium
(22.07.21)
var tabii, boyle islere kalkisip bir daha asla haber alinamayan sayisiz kisi var.
0
robokot
(22.07.21)
(6)

ne yapabilirim?

batlegolas
modlar silmişti. sanırım hakaretten. düzenledim. yardıma ihtiyacım var.thodex olaylarını biliyorsunuz.ben thodex ile aynı ofisteki bir reklam ajansında grafik tasarımcıydım. o ajansın sahibi de faruk özer'in abisi güven özer.2 eylül 2020'de baslamıştım işe. ekim sonunda evden çalışmaya geçmiştik. he
modlar silmişti. sanırım hakaretten. düzenledim. yardıma ihtiyacım var.


thodex olaylarını biliyorsunuz.

ben thodex ile aynı ofisteki bir reklam ajansında grafik tasarımcıydım. o ajansın sahibi de faruk özer'in abisi güven özer.

2 eylül 2020'de baslamıştım işe. ekim sonunda evden çalışmaya geçmiştik. her şey iyi güzeldi. bu olaylar ilk konuşulmaya başlandığında çalışanlar olarak hiçbirimiz ihtimal vermedik. güvendik. ve 22 nisan gecesine kadar çalıştık. patronlarımız bize çalışmamızı ve sorun olmadığını söyledi. 22 nisan gece 1'de ben tasarım yapıyordum.

23 nisan sabahında 5-6 tane polis kapımı çaldı. anladım neden geldiklerini ama şok oldum. ben thodex çalışanı bile değildim. bütün evi aradılar. telefonuma, iş bilgisayarıma ve şahsi harddisklerime el koydular. komşularımı da çağırdılar o saatte. beni de alıp götürdüler. kedilerim evde yalnız kaldı. anahtarı komşuma verdirtti polis. mamalarını koydum giyindim çıktık.

sadece ifadem alınacak sanıyordum. corona testinden sonra hepimizi fatih vatan emniyete götürdüler. sonra bizi nezarete koydular. evden çıkarken antidepresanımı ve kalp ilacımı almama izin vermemişlerdi. anksiyete atakları ve çarpıntılarım birbirini tetikledi durdu. regldim bir de ve ped bile vermediler ertesi sabaha kadar. antidepresanımı da sabah verdiler ama kalp ilacımı vermediler.

bu arada nezaret pislik içinde. kafam kadar böcekler cirit atıyor. polislerin çoğunluğu kibardı, bizim suçsuz olduğumuzu bildiklerinden iyi davrandılar. yemekler rezaletti. gerçi yiyecek iştahımız yoktu.

neyse işte devam ediyorum. 23 nisan'da girdik nezarete. o gün cuma idi. cumartesi de hiçbir şey olmadı ve orada kalmaya devam ettik. pazar günü avukatlarımızla görüşebildik ve ifadelerimiz o gün alındı. 68 kişi falanız. faruk özer'in abisi ve ablası da geldi pazar sabahı. onlar niye o kadar geç getirildiyse artık...

pazar günü polis ifademi alırken thodex'te çalışmadığımı duyunca şok geçirdi. hiçbir şey bilmediğim için bana çok soru sormadı ve ifade sonrası bana kahve ve lokum ikram etti. sohbet ettik. bana acıdılar. dediğim gibi polisler iyiydi. bizim suçsuz olduğumuzu bildiklerini ve 3-5 kişi üzerinde yoğunlaştıklarını söylediler. o gece de orada kaldık.

pazartesi sabah yine corona testi sonrası kartal adliyesine götürüldük. bu sefer hepimiz aynı yerde bekledik. savcı ifadelerimizi inceledi. gerekli gördüğü 4 kişiyi çağırdı falan. akşam da benle beraber 30 kişi mi ne savcılıktan direkt serbest kaldık. bazıları da adli kontrol şartıyla serbest kaldı. o da laf olsun diye he. 7 kişi mi ne hapse girdi. abisi ablası ve baş yazılımcılar falan.

neyse. birkaç gün sonra ögrendik ki hepimizin bütün bankalardaki hesaplarında bloke var. maaşlarımız zaten içeride kaldı alamadık. olan paramıza da bloke konuldu. yetim maaşım var onu bile çekemiyorum. hepimizin kredi borcu var, hiçbirimiz zengin değiliz. işe muhtacız. ama işe giremiyoruz. çünkü iş yerleri maaş hesabı istiyor. ama biz açtıramıyoruz. elden maaş vermeyi kabul ettiremiyoruz.

savcıya dilekçe verdik. katibiyle de görüştüm. masak'tan rapor bekliyoruz, sonra savcı toplu değerlendirecek dedi. 3 aydır bir raporu yazamadılar. açıp baksalar görecekler 2 bankadan kredim var tek kuruşum da yok.

telefonlarımızı da vermediler. hala incelemedeymiş. şahsi laptopımı açılmıyo bozuk diye almamışlardı ama diğer arkadaşlarınkini almışlar. evli olanların eşlerinin laptoplarını bile almışlar.

şimdi ben ne yapayım he? işe giremiyorum. yetim maaşımı alamıyorum. teb bankası bir yandan arıyor, garanti bir yandan, halkbankası bir yandan. hepsine borcum var. hepsi takibe girdi. ben yetim maaşımla teb kredimi ödüyordum. o da teb'e yatıyor alın oradan çekin borca diyorum onu da yapamıyorlar.

biz hepimiz bu durumdayız. thodex mağduru diye kullanıcılar konuşuldu hep. ama biz çok daha mağduruz. hayatımızı idame ettiremiyoruz. ne yapalım ya? benim kiram var, iki kedim var, faturalarım var. annem karşılıyor ama o da bir yere kadar çünkü bir de kardeşim var. babam yok zaten dedim yetim maaşım var diye.

ne yapacağım?

cimer'e yazdım, savcılığa dilekçe verdim. avukatları olan arkadaşların avukatları savcıyla görüşmüş. savcıyla direkt görüşen var. sonuç yok.
0
batlegolas
(22.07.21)
Bir de siyasi tarafı deneyin. Kaymakam, vali, belediye başkanı ile görüşüp durumu anlatın.
0
dissendium
(22.07.21)
Polisler bu kadar iyiyse, neden ped vermediler peki? İnsan hakları kurumu var, oraya da yazın. acikkapi.gov.tr üstünden ulaşabilirsiniz ama ben bunun en kolay sosyal medya üstünden çözüleceğini düşünüyorum. Alakasız bir çalışan nezarette kalıyor, ablası en son geliyor. Geçmiş olsun. Garibanın suçu ne?

Son olarak KDK ve TBMM e dilekçe komisyonuna da yazabilirsiniz. Aklıma bunlar geldi.
0
gelmeistemem
(22.07.21)
durumunuza uzuldum gecmis olsun, ulke cidden zor durumda. yakin arkadasimi yanlislikla 7 ay hapse attilar 7 ay. cikmasi da tam bi misina yumuga hala daha da sikintisi var.

twitterdan ya da sozlukten baslik acip acaba daha fazla kisiye ulasmak istemez misiniz yoksa basima is almayayim diye mi dusunurdunuz bilmem.
0
turbo sadık
(22.07.21)
turbo sadık +1
kesinlikle twitterda bir flood halinde yaz bu olanları sonra da çok takipçili hesapları etiketle, sesini duyur. muhalif basına ulaşmaya çalış. fox haber vs neyse artık. adalet son dönemde yalnızca twitter gündemiyle harekete geçebiliyor malum...
0
epleindebisous
(22.07.21)
offf çok fenaymış durum.
twiterda flood yap rt leyelim başlık aç up layalım.
0
rentts
(22.07.21)
gercekten cok uzuldum. sozlukte baslik acin ve twitterdan flood seklinde yayin ayni zamanda. bir de deniz zeyrek fln ona instagramdan DM fln atin. ismail saymaz fln takipci sayisi yuksek ona ulasamazsiniz.

bir ihtimal de gitmissiniz ama savciya gidip yuzyuze konusmayi deneyin. kadin oldugunuzdan daha anlayisli karsilayacaklarini, gorustureceklerini dusunuyorum. katibiyle degil kendisiyle gorusmeye calisin.
0
oscar
(23.07.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.