Giriş
(2)

Dolgu yapılan dişin

0zlem
Dondurma tarzı soğuk şeyler yiyince sızlaması normal mi?Önceden yoktu
Dondurma tarzı soğuk şeyler yiyince sızlaması normal mi?

Önceden yoktu
0
0zlem
(29.06.21)
Bende olmuştu. Bir süre hassasiyet oluyor.
0
dissendium
(29.06.21)
cok normal o artik tam olarak bir dis degil cunku, hassas bir dis
0
tiredpanda
(29.06.21)
(4)

Avrupa yakası (Beşiktaş-Maslak) ekspertiz önerisi?

chicha_v2
Opel marka bir araçla ilgileniyorum.Opel'in kendi servisini aradım 550 tl fiyat çektiler ama yazılı rapor vermeyiz sözlü olarak iletiyoruz dediler (wtf?)Anadolu yakasında Tarcanlar'a götürecektim, araç sahibi o kadar vakit ayıramam vs. dedi Avrupa yakasında olsun istedi. Beşiktaş - Maslak civarı eks
Opel marka bir araçla ilgileniyorum.

Opel'in kendi servisini aradım 550 tl fiyat çektiler ama yazılı rapor vermeyiz sözlü olarak iletiyoruz dediler (wtf?)

Anadolu yakasında Tarcanlar'a götürecektim, araç sahibi o kadar vakit ayıramam vs. dedi Avrupa yakasında olsun istedi.

Beşiktaş - Maslak civarı ekspertiz önerisi olan var mı?

Araç 13000 km'de, 10000 bakımı falan da yapılmış ama direkt alıp gidecek kadar güvenemem kimseye. Yine de göstermek istiyorum.
0
chicha_v2
(29.06.21)
Eski sanayi seyrantepe de oto rapor olabilir dedi arkdasim. Yazili rapor veriyolarmis.
0
balpolen
(29.06.21)
Soruya cevap olmayacak ama şunu demek istedim. Tarcanlar'a gitmemek için bahane olarak zaman ayıramam dediyse arabada bir sorun olabilir.
0
dissendium
(29.06.21)
İsim vermedim ama Anadolu yakasında bir yer var oraya götürmek istiyorum dedim. Bilemedim valla beni de düşündürdü o cevabı. Perşembe günü aracı görmeye gideceğim, tekrar bi teklif edeceğim arabaya 500 lira fazla veririm gerekirse.
0
🌸chicha_v2
(29.06.21)
yeşil oto ekspertiz var ama sanırım ikitelli'de yerleri. tarcanlar'a gitmek kadar vakit alır yani muhtemelen. tarcanlar kadar meşhur değilse de bilgili iyi niyetli arkadaşlara benziyorlar.
0
gkhncnzdgn
(29.06.21)
(5)

osmanlı batı yerine doğuyu doğuyu hedef alsaydı ne olurdu?

egokalp
malumunuz fetih hareketleri hep batıya doğru, doğuya ise sadece isyan bastırmaya ve iranı dizginlemeye gidiyor, iranın içinden geçip tebrize kadar girse bile sonra oraları birakip yine batıya yöneliyoracaba avrupa yerine orta asyaya odaklansaydı rusyanın da 18.yy a kadar çok güçlü olmadıgını düşünür
malumunuz fetih hareketleri hep batıya doğru, doğuya ise sadece isyan bastırmaya ve iranı dizginlemeye gidiyor, iranın içinden geçip tebrize kadar girse bile sonra oraları birakip yine batıya yöneliyor

acaba avrupa yerine orta asyaya odaklansaydı rusyanın da 18.yy a kadar çok güçlü olmadıgını düşünürsek acaba osmanlı hindistana veya çine kadar gider miydi?


irandan sonra çine kadar çok mukavemetle karşılaşmazdı diye düşünüyorum, zaten orada diger türk göçebe toplulukları var, hindistanda da müslüman babür kralligi var. siz ne düşünüyorsunuz? saçmalıyor muyum?
0
egokalp
(29.06.21)
orta doğuya hakim olmuş, kuzey afrikaya hakim olmuş. daha ne istiyorsunuz ki? iran diyorsanız da o zaman orada gayet güçlü bir yönetim var, baş etmek zor. aksine batıya ilerlemese hepten geri kalmış bir toplum olacaktık. ayrıca çin de hindistan da yabana atılacak güçler değil, osmanlının yenebileceğini zannetmiyorum.
0
candide
(29.06.21)
Osmanlı Devleti'nin Hint deniz seferleri var. Doğu hedef alınmamış bir yer değil.

İran kolay bir coğrafya değil. Çok dağlık bir yer İran.

Hedef alması yeterli değil. Önemli olan elinde tutabilmesi. Osmanlı maalesef burnunun dibindeki yerleri bile elinde tutamadı.
0
dissendium
(29.06.21)
zorlayıcı arazi şartları sebebiyle, batıda ilerlediği rahatlıkla ilerleyemezdi. (iranın dağlık bölgeleri, afganistan, hindikus dağları vs vs ilk aklıma gelenler) hadi bütün bunları geç, ben bugün 2021 yılında altımda araba ile marmara ile doğu anadolu arasında bile o farkı hissediyorum. kaç asır öncesinde atlı süvarilerden gariban piyadelerden bahsediyoruz. iran diyoruz, afgan diyoruz, orta asya diyoruz.

orta asya'nın uçsuz bucaksız bozkırlarında ilerlerken lojistik anlamda ordu bir yerden sonra yürütülemezdi. osmanlı sefere çıkmadan aylar öncesinden, sefer güzergahındaki hasat zamanını, bağ bahçelik arazileri bile hesap edip yola çıkıyor ki ordu aç kalmasın. dağdan, bozkırdan, soğuktan, kavurucu sıcaktan başka bir bok olmayan kilometrelerce arazide ordu mordu kalmaz.

sihirli sözcüğü söylemişsin, türk göçebe toplulukları, tamam işte göçebe, yani bölge yerleşik yaşama uygun şartlara sahip değil ki göçebeliği aşıp, istikrarlı yerleşik bir siyasal yapı kuramamışlar. osmanlı ise tam bir toprağa bağlı tarım/fetih ekonomisine sahip. orta asya falan osmanlıya yaramaz.

türk göçebe toplululukları var ama o dönemde öyle bir milliyetçi dünya düzeni yok. osmanlının zaten öyle türklük üzerinden bir kimlik kurma durumu yok. hatta anadoluda yavuz sultan selim'in safevilerle mücadelesi sebebiyle türkmenlere yaptıkları malum. o devir, aaa soydaşımız osmanlı geliyor, hadi destek verelim yapılacak bir dönem değil, o dünya daha sonraki yüzyıllarda kuruluyor insanlık tarihinde.

osmanlı küçücük balkanlarda bile iskan politikası uygulayıp, kalıcı olmak için bölgeyi türkleştirmeye çalışmış. hindistanda bu mümkün olamazdı. babürler döneminde de olmadı.

osmanlı'nın yapabileceği tek mantıklı ve uğraşmaya değer şey, basra üzerinden deniz yoluyla hindistan'a çıkmak olurdu. onu da zaten hint deniz seferleri ile denemiş. portekizliler osmanlı donanmasını rezil rüsva edip paketlemişlerdir.
0
wilhelmwasmuss
(29.06.21)
Europa Universalis 4 oynayarak bu soruların cevabını alabilirsin :) Çin (o dönemde Ming) öküz gibi güçlü bir devlet nüfus gücüyle. Hindistan biraz bölük pörçük ama yine de güçlü devletler var. Ayrıca merkezi İstanbul olan bir devlet Osmanlı, Hindistan'a kadar olan bölgeleri yönetmesi çok zor.
0
nundu
(29.06.21)
Hiçbir zaman İngilzler gibi East India Company kurmayı akıl edemeyeceği ve sömürmeyeceği için, Ruslar gibi de eziyet etmeyeceği için Osmanlı Orta Asya'da Türk kavimlerinin olduğu yerde bile tutunamazdı. Balkanları tutamadık, halen daha istemiyorlar bizi, adamlar ingiliz milletler topluluğu olimpiyatları düzenliyor o topraklarda.
0
Hallegadola
(29.06.21)
(6)

Kalp atış hızı

mabl
Kalp ritmim her zaman 100ün üzerinde. Genelde 110-130 arasında.Yaşım 38, kilom 95, boyum 1,74Fazla kilolarımın hemen hemen tamamı göbek bölgesinde, bira göbeği gibi.Egzersiz yapmıyorum, masabaşı çalışıyorum.Kalp ritmimin hep 110 üzerinde olması normal mi?
Kalp ritmim her zaman 100ün üzerinde. Genelde 110-130 arasında.

Yaşım 38, kilom 95, boyum 1,74
Fazla kilolarımın hemen hemen tamamı göbek bölgesinde, bira göbeği gibi.

Egzersiz yapmıyorum, masabaşı çalışıyorum.

Kalp ritmimin hep 110 üzerinde olması normal mi?
0
mabl
(28.06.21)
Olur gidersin abi emin misin oyle olduguna? Dandik miband ile falan olcmuyorsun degil mi?
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(28.06.21)
hocam hep 110 üstünde olması büyük sıkıntı yaratır uzun vadede. hiç normal değil 38 yaşındaki birisi için. kalbin oturduğunuz yerde dakikada 110 kez atması kapasitenin şu an bayağı zayıf olduğunu gösterir. farklı durumlara bağlı olarak kalp atış hızı artıp azalabilir tabii ama genelgeçer bir örnek olması açısından,

i.pinimg.com

sizin şu an ortalama olmanız için bile 71-75'e inmesi lazım onun. dakikada 110 demek kalbin "ben kan pompalayamıyorum, o yüzden sağlıklı bir kalbin tek atımda yaptığı iş için iki kat çalışmam gerekiyor" demesi anlamına geliyor. mümkünse kilo verin ve egzersiz yapmaya çalışın. düzenli olarak yürümek bile fayda sağlayacaktır. benim şu an karıştırdığım haltlar yüzünden arada durduk yere 110-120'ye çıkıyor ve bayılacak gibi oluyorum, fiziksel aktivite yokken kalp atışının 110 olması iyi değil genç birisi için.

ha bunun yanında palve'nin dediği de önemli evet, neyle ölçtüğünüze bakmak lazım. bazı cihazlar pek güvenilir olmuyor, gerçekte 65'se 100 gösterebiliyor.
0
der meister
(28.06.21)
acil kardiyoloji.
0
andlee
(28.06.21)
kardiyoloji +1
ardından kalbi güçlendirici egzersizler, besinler, stresten uzaklaşma ve doktor uygun görürse yavaş yavaş kardiyovasküler egzersizlere dönme (koşu, bisiklet, yüzme).

ben böyle yaparak dinlenme kalp atışımı 55lere düşürmüştüm.
0
tey tey
(28.06.21)
Samsung Note ile ölçüyorum, ama elle sayınca da aynı çıkıyor.

Bu yıllardır böyle. Yeni bişey değil ki.
Arada gidiyorum kardiyolojiye VSD için, EKG, EKO falan bakıyolar, hiçbir doktor şimdiye kadar bunla ilgili yorum yapmadı.
Doktorlar şikayet etmediğim bi konuda yorum yapmıyor olabilir mi?
0
🌸mabl
(28.06.21)
Doktora söylerseniz Holter EKG önerebilir. Gün boyunca EKG kaydediliyor. Daha doğru değerler o zaman ortaya çıkar.
0
dissendium
(28.06.21)
(10)

Sıfır reno vs ikinci el bmw/audi/volvo

messina123
Benzer fiyatlı olsalar ve bu ikilemde kalsanız hangisini tercih ederdiniz?
Benzer fiyatlı olsalar ve bu ikilemde kalsanız hangisini tercih ederdiniz?
0
messina123
(26.06.21)
Ben sıfırı tercih ederdim.
0
dissendium
(26.06.21)
en düşük audi olan a3'ün bile 60 bin bakımı 2600 lira. buna ıvır zıvır zamanlarda çıkardığı ek masrafları, tüm parçalarının normalden en az %60-70 daha pahalı olmasını, kasko ve sigorta priminin 1.5 kat olmasını, kaza yaptığın anda ufak tek bir farının bile 15 binden başladığını eklemiyorum. daha geçen hafta dışarıdan zar zor görünen ufacık bir kazada 13 bin tl hasar kaydı girdi tampon + ön plastik zımbırtılar değişti diye. ki audi nispeten volvo ve bmwye göre daha uygun çünkü en azından bazı parçaları vw grubuyla ortak. ve son olarak lüks aracı alan adam bütçesi rahat olan adam oluyor ve gerçek manada ayı gibi kullanabiliyor, zaten en ufak arızasında sıkılınca direkt satıp yenisini alacak adam oluyor yani. bu yüzden temiz kullanılmış bir araç bulman da çok daha zor oluyor.

yani çok rafine zevkleri olan paralı bi arkadaşsan ikinci el lüks araç al. ama normal standart sıradan vatandaş isen hiç macera arama, kendini yorma derim. lüksün ucuzu olmaz. sıfır renoyu her türlü tercih ederim diğer sınıfta araç kullanan biri olarak, sıfır araba her zaman en az 5-6 sene kafa rahatlığı demektir.
0
roket adam
(26.06.21)
premium diye bahsedilen araclarin ikinci elleri sikinti cunku roket adam'in dedigi gibi kullanan adamin umrunda olmayabiliyor, zaten zengin adam.
buna ek olarak gene ayni sekilde tamiri, bakimi, sigortasi, kaskosu daha pahali.

ikinci el premium arac eger tanidik tamirci varsa ya da ufak tefek tamirlerden anliyorsaniz (ya da bakimlardan, misal yag degisimi) alinabilir. onun disinda bu luks araclari hic bozulmaz, sikinti cikarmaz cok kaliteli diye gosteren her sey marka algisi. cogu da bir suru teknoloji ile dolu oldugu icin onlar da baya sikinti cikariyor.

neyse, ben olsam sifir araba alirim. ya da ikinci elde olsa luks/premium almam. luks premium ancak su sartlarda alirim;
yetkili bir bayi satacak, garanti verecek.
bakimlari hep yetkili serviste yapilmis olacak.
tamire para ayirmis olacagim.
birinci elden olacak.
0
logisticsmanager
(26.06.21)
Soyle ki ayni ikilemde olup bmw alan biriyim. En azindan kaliteli bir sey kullaniyorum. Reno cart curt ne bileyim o kadar para ver dokundugun her sey kalitesiz olsun.. bilemiyorum altan, mantikli mi? Sanmam
0
mhmtt
(26.06.21)
Valla vitesi motoru bozuk olmayan ikinci el o markalardan buluyorsan al.

Benim bmw,volvo diye ciktigim yolculuk gidip sifir almamla sonuclanmisti. Audi'yi zaten dsg'den elemistim.

Bmw'lerde kursun delikleri, 50binlik servis faturalari kayis koparmalar, kapi dosemesi soyulmasi derken pes ettim.
Gidip bakiyoruz piston eritmis motor bloguna yapismis da revizyon gormus falan.
Araba degil de saatli bomba uretmis herifler.

Volvo'nun dizellerinde vites sorunu vardi tork yuzunden, zaten uretimi durdurdu galiba. Onu da oradan kaybettik. Benzinli dusunmuyordum

Kafan rahat olsun istiyorsan filolar ne tercih ediyorsa onu alacaksin.
Yok ben borusana kafa goz girisirim dersen diger maceralar da guzel.
0
divit
(26.06.21)
ikisinin ortası olması en mantıklı olan.

şimdi sıfır renault alsan kısa vadede sorun vermez ama içinize de sinmez bu araç ancak diğer haliyle üst segment bi araçta bakım, onarım vs. durumlar da sizi yorabilir. ikisinin ortası düşük km, yüksek model, bakımlı binilmiş düzgün bi toyota veya honda almanız hem kalite hem de çıkabilecek arızalara karşı onarım maliyeti anlamında sizi tatmin edecektir.

mantık evliliği=japon :)

bu arada ikinci el alacaksanız çok sağlam bi ekspertiz firmasına gitmenizi tavsiye ediyorum. piyasada pert araç dolu.
0
johnnie w lker
(26.06.21)
bmw acisindan konusursak;

ikinci elinin sorunu bitmez. sahipleri tarafindan sorunlari bitirilen bmw zaten bir daha ikinci el piyasasina kolay kolay girmez.

elim tornavida tutar, teknik islerden anlarim diyorsan anca ikinci el bmw. o da bekar olmak sartiyla. yoksa euro 10+ tl olmus bir ekonomik buhranda her sorun oldugunda servise gidersen eger bu is bobrekleri satmaya gider.
0
rm
(26.06.21)
Lexus ya da acura al bulabilirsen. Üst sınıf japon. Soruna gelecek olursak paran varsa, masrafları dert etmiyorsan mercedes.
0
komando kani var bende
(26.06.21)
Premium ikinci el temiz ise sıfır renoya tercih ederim. Bmw Audi almam ama Mercedes alırım. Bmw X5 vardi tamircinin önünde kapısı oturduğum hissiyatı falan çok dandik geldi Mercedes kullanıcısı olarak. Eski model Mercedes bile sana çok iyi hissettiriyor. Yağ su bakım ve eskiyen parçalar senin tek derdin. Elbette arıza çıkarır ama ben bunun diğer modellere göre daha az olacağını bilerek aldım çok şükür ki öyle de oldu. Bursa da bir ara bakıma götürdüm içerde hep BMW Lee yatiyordu arızadan. Vw gurubu da çok arizalaniyor. Vites vs.
0
lion de la Turquie
(26.06.21)
Bakimli ve kazasiz oldugunu varsayarak Audi.

Bmw'yi direk eledim, ikinci elde temizini bulmak zor ve devamli ilgi istiyor, biktiriyor. Merso da ayni sekilde, sacma sapan agrizalar vs. Bu araclarin kalitesinde 2000lerin basindan itibaren ciddi dusus var.

Volvo cok ruhsuz geliyor bana artik, eski Saablarin Volvolarin bir karakteri vardi. Gecen sifir bir xc90'in icine oturdum, derisi falan hic hosuma gitmedi, almanlardan birkac tik asagida ic mekan kalitesi.
0
cooperr
(29.06.21)
(3)

bu böceğin adı nedir?

asabi
soba bacasından üstüme düştü. ödümü kopardı…
soba bacasından üstüme düştü. ödümü kopardı…
0
asabi
(25.06.21)
bok böceği sanki.
0
lazpalle
(25.06.21)
bok böceğine benziyor.
0
rose parks
(25.06.21)
Cetonia aurata olabilir.
0
dissendium
(25.06.21)
(3)

İstanbulda ehliyet için rapor veren aile hekimi merkezi

neysene
Var mıdır? Bulunduğum yerdeki sağlık ocağında doktorların umrunda bile değil. Devlet hastanesindeki uzman doktor tetkikleri için dahi “ben bunlara güvenerek sana rapor veremem” dedi.Veren bir sağlık ocağı var mı istanbulda?Avrupa yakası fatih dolaylarında olursa iyi olur ama yoksa da uzak yere de gi
Var mıdır? Bulunduğum yerdeki sağlık ocağında doktorların umrunda bile değil. Devlet hastanesindeki uzman doktor tetkikleri için dahi “ben bunlara güvenerek sana rapor veremem” dedi.

Veren bir sağlık ocağı var mı istanbulda?
Avrupa yakası fatih dolaylarında olursa iyi olur ama yoksa da uzak yere de gideriz artık.
0
neysene
(25.06.21)
Aile hekiminiz olmayan diğer aile hekimleri veremez. Sistem izin vermiyor.
eski sistemdeyken okmeydanı eah'den de alabiliyordunuz.
0
unalub
(25.06.21)
Sait Ciftciden almistik biz
0
balpolen
(25.06.21)
Sistem böyle çalışmıyor ki. Siz aile hekiminizden randevu alacaksınız. Bir sorun varsa aile hekimi ilgili bölümlere sevk edecek. O bölümden randevu alacaksınız. Uzman doktor bir sorun yok derse zaten rapor almış oluyorsunuz. E-Devlet'ten çıkıyor rapor. Aile hekiminiz ilgilenmek zorunda. İlgisiz biriyse aile hekiminizi değiştirin.
0
dissendium
(25.06.21)
(4)

uzun yolda görülen tek katlı beyaz yapı

edgenabby
otoyolda seyahat ederken her 10 kilometrede bir tek göz beyaz bir yapı görülür dağların eteklerinde.bu binaların işlevi nedir?
otoyolda seyahat ederken her 10 kilometrede bir tek göz beyaz bir yapı görülür dağların eteklerinde.

bu binaların işlevi nedir?
0
edgenabby
(24.06.21)
Çok belirsiz bir soru ama su deposu olabilir. Pompa istasyonu olabilir.
0
dissendium
(24.06.21)
Elektrik trafolari olabilir
0
exlibris
(24.06.21)
bundan mı bahsediyorsunuz?

www.sakarya-saski.gov.tr
0
jepa
(24.06.21)
🌸edgenabby
(24.06.21)
(11)

Kılıçdaroğlu neden seçim istiyor

sckxyss
Adam kaç aydır erken seçip istiyip duruyor. Demokrasinin göstergesi seçimdir, halktan korkulmaz, hadi sandığa diyor. Demokrasinin göstergesi erken seçim midir? Her seçim dendiğinde seçim mi olacak bu ülkede? Hem adamlar niye seçim yapsın şu koşullarda, nedir bu isteği akp için makul kılacak olay? Oy
Adam kaç aydır erken seçip istiyip duruyor. Demokrasinin göstergesi seçimdir, halktan korkulmaz, hadi sandığa diyor. Demokrasinin göstergesi erken seçim midir? Her seçim dendiğinde seçim mi olacak bu ülkede? Hem adamlar niye seçim yapsın şu koşullarda, nedir bu isteği akp için makul kılacak olay? Oy kaybediyorlar, kaybettiklerini de biliyor. Neden tamam, hadi seçim desinler ki?

Beni rahatsız ediyor bu erken seçim çığırtkanlığı, siz ne düşünüyorsunuz?
0
sckxyss
(24.06.21)
AKP gitsin diye. Başka neden olabilir ki. AKP zaten gitmek istemeyecek. İBB seçimlerinde bile işi yokuşa sürdüler. Aradan kaç yıl geçti, hâlâ Ekrem İmamoğlu'na sorun çıkarıyorlar. Koşulların fazlasıyla uygun olduğunu düşünüyorum seçim için ama bir süre daha beklenebilir.
0
dissendium
(24.06.21)
Ne kadar erken giderlerse o kadar iyi. Alım gücü hızla iyileşsin diye. Boş koltuk bile damattan daha iyi yürüttü süreci. Hepimiz gördük.
0
benoyledemekistemedim
(24.06.21)
Normal sartlarda soyledigin dogru, neden bir ülkede zirt pirt seçim yapilsin.

Ama söz konusu olan akp ve onun ülkeye olan zarari. Kangren olmus bir bacagin kendi kendine iyilesmesini bekleyemezsin. Su an secim yapilsa akp gidici ve bu yuzden onlar da secim kazanmaya degil, mevcut olanaklari ile muhalif sindirmeye çalisiyor.
0
Avoiding The Puddle
(24.06.21)
"bizi %50 seçti" çığırtkanlığına karşılık "o 3 sene önceydi, hadi gel bakalım şimdi kaç seçecekler" çığırtkanlığı var. normal şartlar altında bence de haklısın ama tr gibi ülkelerde durum bu maalesef.
0
roket adam
(24.06.21)
Erken seçim kararı almak. Biz sıçtık demektir. Bunu avantaja çevirmek istiyor.
Göstergeler iyi geliyor bir de. Halk bezdi. Doğru politikalar ile başarabilir.
Ama ekonomi, sağlık, iş, eğitim gibi konularda daha yapıcı nokta atışı Konulara değinmeli.
Şu an akp gitsin dalgasını arkasına alsa Da, ekonomide ne yapacağını göstermesi lazım. Yoksa AKP giderse kredinizi bile ödeyemezsiniz lafına yenilirler.

2005, 2008, gibi eski seçimlerde AKP bu kozu iyi kullandı.
0
neymis
(24.06.21)
Niye istemesin ki? Adamlar şu an muhalefette yani iktidarda değiller. Onlarin da istedikleri bir an önce iktari ele geçirmek ve güç sahibi olmak. Bunu gerçekleştirmek için de ellerinden geleni yapıyorlar.

Zaten iktidar-muhalefet cephelerinde bir tarafın istediği şey diğer tarafın çoğu zaman zararınadir. Yani amaç iktidarın çıkarına olmasını sağlamak değil, aksine kendi çıkarı için iktidarda bir baskı kurmak ve bu baskı neticesinde de istediğini almaktır. Şu an AKP güç kaybediyor, ülke kötüye gidiyor dolayısıyla bir erken seçim durumda gitmeleri çok büyük olasılık. Hal böyleyken muhalefet de bunu lehine kullanmaya çalışıyor ki bu da son derece doğal.
0
j r r tolkien hayrani
(24.06.21)
benim de merak ettigim 2023'de harbiden ne olacak? kismi. ülkeye update yapilmayacagi kesin. bakalim, heyecanla bekliyoruz.
0
evimin paspasi
(24.06.21)
Bilmemem farkında mısın ama ülke yönetilmiyor. Hızlıca bir grubun menfaatleri için çalışmalar yapılıyor ve o grubun menfaatleri Türkiye halkının menfaatleriyle çelişiyor. Seçim istemesinler de ne istesinler?
0
guitarissimo
(24.06.21)
Gidişat kötü ve hükümete güven azalmışsa eğer erken seçim istenir tabi. Takvimdeki seçime kadar geçecek zaman ülkenin zararına sonuçta. Ödenmesi gereken dış borçlar var. Para etmeyen bir tl'miz var. Swapla şununla bununla çeviriyorlar ve her hareket zarar yazıyor bize. Kılıçdaroğlu da akp'nin kazanamayacağından emin ya da akp'nin bunu göze alamayacağının farkında. Düellodan kaçan itibarını da kaybeder. Bu da halk nezdinde bir kazançtır tabi.

Bağımsız olması gereken yargı ve MB tamamen siyasetin elinde. Yeni bir hükümetle tam bir fabrika ayarı olmasa da eski aksak haline kavuşabilir bu kurumlar.
0
IncredibleMau
(24.06.21)
seçim istiyorum söyleminin alt metni "siz artık bu ülkeyi yönetemiyorsunuz, elinize yüzünüze bulaştırdınız, hem bakın halk artık sizi istemiyor" demek.

Kılıçdaroğlu özet olarak "eline yüzüne bulaştırdın, batırdın memleketi, halk arkamda diyorsun ama o eskidendi, yiyorsa gel kapışalım" diyor.

Akp için seçimi makul kılacak bir durum yok evet. Akp için mevcut durum iki ucu boklu değnek.
Seçimi kabul etse yüksek ihtimal yeniden seçilemeyip iktidarı kaybedecekler, seçime hayır dese CHP bunu sürekli olarak gündeme getirip bakın götleri yemiyor milletten korkuyorlar diye Akp yi yıpratmaya çalışacak. CHP için her türlü avantajlı.

Ayrıca yeni bir şey değil ki bu, bu işler ben kendimi bileli böyledir, iktidardaki parti iki tökezlesin muhalefet hemen seçim ister(Gerçi genelde Bahçeli ortaya atardı erken seçim lafını)
Bakma şu an tüm medya göbekten RTE ye bağlı kimse sesini çıkartamıyor, 95-2005 arası medya olsa içinden geçerlerdi RTE nin.
0
zikardo
(25.06.21)
psikolojik baskı yapıyor. kendisi de şu an seçime hazır değil zaten.
0
mikahakkinen
(25.06.21)
(5)

ABD hakkında siyasi toplumsal soru

iddaaci
Merhaba, vikipedia’da Amerikalı kişiler hakkında okuma yaparken early life bölümünde yahudi olduğu özellikle belirtiliyor. “Born into a jewish family” diye. Şehirler hakkında okuma yaparken de demografi kısmında şu kadar beyaz bu kadar afro american diye istatistik sunuluyor. Bu neden yapılıyor? Yan
Merhaba, vikipedia’da Amerikalı kişiler hakkında okuma yaparken early life bölümünde yahudi olduğu özellikle belirtiliyor. “Born into a jewish family” diye. Şehirler hakkında okuma yaparken de demografi kısmında şu kadar beyaz bu kadar afro american diye istatistik sunuluyor. Bu neden yapılıyor? Yani ne gerek var? Bizim bilmediğimiz ama böylesi doğru diye düşünülen bir şey mi var?
0
iddaaci
(23.06.21)
Aile soykırımdan kaçıp ABD'ye yerleşmiş olabilir. Daha ayrıntılı araştırma yapmak isteyenler için ipucu olabilir.
0
dissendium
(23.06.21)
Resmi kurumlarda (hastane dahil) Formlarda hep race kısmı oluyor abd’de. Black, white, asian gibi seçenekler oluyor şıklarda da.
0
but that was just a dream
(23.06.21)
Ornegin white degilsen universiteye giriste sansin daha yuksek. Benzer sekilde ailede universite okuyacak ilk kisi sen olursan onceligin oluyor. Is bulmak istersen de cesitlilik olmasina dikkat ediliyor.

Bu arada Turkiye'deki unlu kisilerin sayfalarina da bakin "born into an Armenian family" vb seklinde seyler de yazar. Yani her kisinin sayfasinda yazar. Almanya'daki kisilere bakarsan "born into a Turkish family" diyecektir.
0
howfaristhesky
(23.06.21)
Atiyorum unlu kisi bir gazetede, dergide roportaj sirasinda kendini anlatiyor, Wikipedia da o bilgiyi kullaniyor, abdye ozgu degil. Yeter ki bilgi olsun. Kisi aile ici siddete maruz kaldi, okulda bullylige maruz kaldi falan gibi seyler de olabiliyor sayet o kisi bahsetmisse daha onceden, wikipedia'da kullanir yani. Sehirlerle ilgili bilgiyi de nufus sayimlarinda cekiyorlar genelde, kendinizi hangi etnik kimlige ait tanimlarsiniz diye soruyorlar sayimda. Devlet dairelerinde vs de anketlerde soruyorlar, yararli da olabiliyor, siyahiler genetik olarak prostat, seker hastaligi riski daha fazla vs
0
neverletyougodown
(23.06.21)
Bana sadece race mevzusu değil de, Amerikalıların genel olarak bi istatistik/data takıntısı var gibi geliyor. NBA'de 50 yıldan beri kim kaç blok koymuş onun bile kaydı var.

Güzel bişey ben seviyorum. Bişeyi merak edip bakacağın zaman her şeyin kaydı çıkıyor. Genel olarak araştırma yapacaksan, önemli bi konuda karar vereceksen veriye ulaşabilmek faydalı, o yüzden kaydediyorlardır.
0
plutongezegendegilmi
(23.06.21)
(22)

Alman disiplini

dissendium
Alman disiplini gerçek mi yoksa biraz abartılıyor mu? Bir videoda izlemiştim, Celâl Şengör'e bir Alman profesör sabah saat 7 için randevu vermiş. O da ben 12'de uyanıyorum, 7'ye randevu mu verilir diyordu. Gerçek hayatta Almanlar gerçekten çalışmasa bile erken saatte uyanan, zamana dikkat eden insan
Alman disiplini gerçek mi yoksa biraz abartılıyor mu? Bir videoda izlemiştim, Celâl Şengör'e bir Alman profesör sabah saat 7 için randevu vermiş. O da ben 12'de uyanıyorum, 7'ye randevu mu verilir diyordu. Gerçek hayatta Almanlar gerçekten çalışmasa bile erken saatte uyanan, zamana dikkat eden insanlar mı?

Almanya'da yaşayan bir tanıdığım var teyzemin tarafında. Çocukları olduğunda çocuğun uyku saati geldiğinde çocuk ağlasa da çocuğu uyutuyorlardı. Türkiye'de çocuk ağlayınca tamam, uyuma deyip pes ediyorlar. Bu örnek abartılı mı yoksa tüm Almanya'ya yayılmış bir olay mı?
0
dissendium
(23.06.21)
Abartı şeyler bunlar. Nice disiplinsiz alman arkadaslarim oldu, nice almanla calisiyorum hic de öyle makine gibi değiller.
Dakikligi bilemem de öyle herkes 7de uyanıyor falan saçma.
0
logisticsmanager
(23.06.21)
Ortaokul ve lisede anadolu lisesinde Alman hocalarla okudum, net bir şekilde bu konularda karakterime yön verdi. Buraya bile yayılıyor yani :) Tabii ki Alman disiplini olsun diye diye yapmıyorlar, normalleri öyle, bizim gibi sallapati yaşamak diye bir konsept yok. Çünkü her şeyin belli bir günü ve saati var, x şey için yarın alırım diyemiyorsun çünkü kapalı oluyor kesin vs. Ama tabii ki tüm ülkenin her bireyi aynı değil. Yoksa delisi divanesi de çok, niye olmasın.
0
whoosie
(23.06.21)
Adamlar ilkokuldan üniversiteye önemli şahsiyetler olarak Kant, hegel, marx, scheler, huserrl, nietzche filan okuyorlar ya da onları okumuş öğretmenler tarafından yetiştiriliyorlar. Biraz farkları olsun.
0
iddaaci
(23.06.21)
genelleme yapmak gerekirse, almanlar kesinlikle daha sistemli calisiyorlar, isleri belirli bir plana gore ilerliyor ve zamaninda da tamamlaniyor. esneklige, son dakika degisimlilerine acik degiller haliyle. planinin disina cikmak, is taniminda degisiklerin olmasi tolere edebilecekleri seyler degil. bu sadece is icin gecerli degil, sosyal yasantilari da oyle, spontane hadi suraya gidelim gibi durumlar onlara ters geliyor. bulusulup biryerlere gidilicekse cok onceden planlanmis olmasi gerekiyor.
0
Labyrinthe
(23.06.21)
Üniversitedeyken Alman öğrencilerle birlikte okumuştum. Öğlene kadar uyuyup dersi kaçıranı da var projeyi iki hafta önceden bitirip hazır bekleyeni de var. Mesela biri her gününü saati saatine planlar, sabah altıda uyanırdı. Onun yakın arkadaşı kervan yolda düzülür kafasındaydı.
Genelleme yapmak cok zor. Mesela ben Alman olmama rağmen ortaokuldan beri her sabah altıda kalkar, günlük programa göre hareket ederim. Bence milletle pek alakası yok.
0
Anthony McCarten
(23.06.21)
Böyle şeyler genele nispet edilir. İlla zıt örnekler vardır. Benim gözlemimde genel anlamda dakikler. Düsseldorf’ta sabah 6’da tramwaylar dolu oluyordu hep insanlar işlerine gidiyordu erkenden.
0
but that was just a dream
(23.06.21)
@iddaaci, dediğiniz şeyle bağlantı kuramadım maalesef.
0
🌸dissendium
(23.06.21)
avusturya liseliyim.

bir öğretmenimizin eşi vefat ettiğinde kadın "yasımı kendi boş zamanımda tutabilirim." diyerek ertesi gün okula gelip derse girmişti.
bunun gibi çok örnek hatırlarım lise yıllarımdan.

genel olarak "iş zamanında iş yapılır, boş zamanda boş zamanda ne yapmak istiyorsan o yapılır" kafasındalar.
0
blatta hiberna
(23.06.21)
Almanya'da Erasmus'ta okulda surada burada iki Alman tanidim, onlar soyledi o zaman 85 milyon Alman'in hepsi boyle diyen tipler turemis. Bunlarin Alman versiyonu iki Turk gorunce tum Turkler barbar diyen tipler.

Gercek su, Almanya'da disiplin kulturu var. Kultur var kisaca. Cogunluk bu kulture uyum saglar. Arada 15 milyon farkli insan da secebilirsin, kalan 70 milyon bu acigi kapatir.
0
howfaristhesky
(23.06.21)
cocugu bilmem ama is hayati su sekilde:

mesai girisi: 7:15 olan isler var. 7:15'te gelirsen personeli bulursun.

bir is gorusmesine gittim. berlin'de potsdam diye bir bölge var. berlin merkeze uzak. görüsme 8'deydi. ben 7:50'de vardim. görüsmeciler 2. tur kahveye dönüyordu.

son örnek: asi merkezi 7:12'ye randevu verdi. 7'de gittim. sira vardi ve islemler baslamisti. öyle bir iki degil calisan. ~70-80 kisilik bir ekip var asi merkezinde.

diyecegim o ki is ve saat konusunda hassaslar.
0
helenart
(23.06.21)
Ben size Almanlarda neyin farkli oldugunu soyleyeyim.Elbette Alamanlarda da kaytaran, tembellik yapan, vergi kaciran, kurallara uymayan, toplumsal normlara ters hareket eden kisiler var.Ancak bu gibi davranislarda bulunan kisiler yaptiklarini arkadas grubunda anlattiginda herkes ayiplar.Kimse helal olsun demez.Toplumsal ahlak cok guclu.Bu toplumsal ahlak insanlari dogru ve duzgun olana yonlendiriyor.Bizde ise tam tersi.Ne kadar kaytarirsan, kurallari ihlal edersen o kadar itibar gorursun.Herkes seni takdir eder.
0
turkuaz
(23.06.21)
Almanya'da doktora yapiyorum en caliskan ögrenciler Tr'den gelenler. digerleri saat 17 olunca kaciyorlar. Alman caliskanligi yalan.
Sabah erken kalkiyorlar ama saat 8'de zaten heryer kapaniyo, erken uyuyorlar.
sert bi disiplin degil de, yapilacak isleri programlayip yapiyorlar, ama aklina sert yogun bi is programi gelmesin.

edit: zuhahaha
0
durgunfoton
(23.06.21)
Almanlara spesifik bir disiplin değil bu bana göre. Kuzey ve batı Avrupa'da cehalet az olduğu için insanlar olması gerektiği gibi yetiştiriliyor. Olması gereken bu yani.
Ha Almanlar o bölgenin bayrak sallayanı olduğu için adları çıkmış tabii disiplinli diye.
2. Dünya savaşı ile anilmalarinin da bunda büyük etkisi var işte Nazilerin gümbür gümbür yürümesi gibi :)
0
yarey
(23.06.21)
Alman ekolunde mukemmelliyetcilik kesinlikle var, herseyin perfect olmasi lazim. Liyakat cok onemlidir. Almanlar disiplinde herhalde dunyada ilk uce girer. Oyle olmasa o kadar dunyaca unlu markayi sansa cikartamazlardi.
0
cooperr
(23.06.21)
21. yüzyılda ajanda kullanıp 3 ay sonra yapacağı (çok da önemli olmayan) şeyi yazan Hollandalı gördüm ama Alman görmedim. Belki de Hollandalı disiplinini konuşmalıyız?
0
1195
(23.06.21)
Almanya bizim gibi jenerasyonlar arasi devasa farklar var.

Su an disiplin falan yok aldiklari projeleri bitiremiyorlar, berlin havalimani insaatina bakabilirsin.
Asiyi bile vuramadilar kendi urettikleri halde beceremiyorlar.

Iyi zamanlar gevsek insanlar getirir muhabbeti iste.
Projeye turk muhendis almasinlar fabrikalari bile acamazlar.
Biontech gocmenlerden olusmasa 100 yil gecse o asiyi bir alman bulamazdi
0
divit
(23.06.21)
Türkiye ya da diğer orta sınıf ülkelerden giden doktora öğrencileri ABD'de de daha iyi çünkü o ülkenin kendi vatandaşının iş bulmak için ugrasmasina bizimki kadar gerek yok. Lisan bitirdi diye ayda en az 3000 dolar maaşla işe basliyorlar. Bizim lisans bitiren mühendisimiz 1000 dolar maaş alamıyor. Yüksek lisans yapayım doktora yapayım da maaşım 8000'e çıksın en azından 1000 dolar olsun diye uğraşıyor. Bu nedenle Batı'da ortalama biri Türkiye'de ise en iyiler yurt dışında doktora yapıyor. Onların en iyileri dünyanın en büyük sirketlerinde.

Bu nedenle doktora öğrencisi karşılaştırması yapmak yanlış. Hala iki üç Almanla Almanya'yı karsilastiriyorsunuz.
0
howfaristhesky
(23.06.21)
yanlış bulunsa da doktora öğrencisi olarak da yazacağım :D
Tanıdığım tüm arkadaşlarımın ajandaları var, çok yükleri yok ama kesinlikle programlarına uyuyorlar.
bir proje sundular, 10 yılda bitirdik, başarılıyız vs. diye, şok geçirdim. Türkiye'de 3 öğrenci ile 4 yılda yapılır. ama 1 ay çok yapılabilir, 1 ay gevşek yapılabilir, bunlarsa aynı sabit hızla ilerliyorlar. Kendi araştırma merkezimde hiç 10 yıllık proje görmedim, belki askeriyede vardır bizde.
0
Ley
(23.06.21)
Kaç zamandır %90 Almanlardan oluşan bir ortamda çalışıyorum. X jenerasyonundan Z jenerasyonuna kadar her tür her insan var. Ben övülen disiplinlerinden çok gereksiz prosedür ve bürokrasi ile isleri zora sürmelerinden başka bir maharetlerini görmedim.
0
PopeHope
(23.06.21)
Hem Almanya'da, hem Türkiye'de çeşitli projeler için Almanlarla birlikte çalıştım. Almanlar zamanı verimli kullanıyor. Bir de sorumluluk bilinci yüksek. Arada elbette gevşekler var. Ama genel oranda sayıları bizdekinden fazla. Fark bu. Şöyle özetleyeyim gözlemlerimi:

-Ofisten genelde Türk ekipleri en son çıkar. Daha çok çalıştığımız için değil. Gün içinde geyiğe çok sarıp işi yetiştiremediğimiz için. Almanlar iş saatinde iş yapıyor. Bizde 10'a kadar çay sigara eşliğinde güne hazırlanma. 11'e kadar statüs görünümlü sohbet muhabbet. 45 dk iş. 1145'ten itibaren yemek için hazırlanma. Uzun bir öğle yemeği, yemek dönüşü bir sigara. Türkiye'de gerçek mesai 1buçukta başlar. Böyle uluslararası projelerde genelde İtalyanlarla Türkler çok iyi anlaşır:)

-Buna ben akıllı çalışmak diyorum. Genelde yukardaki örnekteki gibi durumlarda Türk ekibi şöyle bir tribe girer... "biz geceye kadar mesai yaptık". Yahu mevzu mesai yapıp kendini yıpratmak değil ki. Akıllı ol günü verimli kullan sen de 6'da çık.

-Paralarını da tasarruflu kullanıyorlar. Genelde savurganlıktan hoşlanmazlar. Bizde her ofis çalışanının mesela bir temizlikçisi vardır. Maaşı kaç olursa olsun. Almanlar'da bu oran çok düşüktür. Dışarda yemek konusu da öyle. Çoğu insan yemeğini evden getirir.

-Ben bir toplantıya hazırlanırken şirketin genel müdür yardımcısının elinde paspasla yerleri sildiğini gördüm. Türkiye'de bu pozisyonda bir adam gidip kendi suyunu bile almaz mesela. "AYşe hanım 1 çay 1 su rica edelim...". Hatta Türkiye'de şunu görmüşlüğüm var yediği yemeğin çöpünü odası kokmasın diye kapının önüne bırakıyor adam. KApının önü 100 kişinin çalıştığı ofis. Çöpe atmıyor adam "title"ı yüzünden. Almanlar bunlara çok takılmıyor gördüğüm kadarıyla.

-
0
anten
(23.06.21)
Uzun süre Almanlar ile çalışmış birisi olarak gerçek olduğunu söyleyebilirim.
0
depresif çocuk
(23.06.21)
Alman yöneticileri olan biri olarak iş anlamında konuşabilirim. Disiplinden ziyade sistemli çalışıyorlar bence de. Belirledikleri sistem dışına çıkman, inisiyatif alman, sonuçları olumlu olacak olsa bile onlar için anlamsız. Zaten sistem kendini götürüyor niye ekstra bir şey yapman gereksin ki modundalar.

Alman politikası ile Türkiye'de iş yapmaya çalışmak çok zor, buradaki pazarın farklı olduğunu anlamak bile onlar için zor; sebepleriyle anlatıyorsun ama öyle bir sebebin olacağını bile kavramakta zorlanıyorlar. Açıklıyorsun, olsun yine de normaldeki gibi yapalım diyorlar. Ve işin tuhafı, sistemin dışına çıkıp sıra dışı başarı göstersen bile sonuca odaklanmayıp bi dahakine böyle olmasın diyorlar.

Jenerasyon arası fark olduğuna katılıyorum ama. Eskileri aynı zamanda despot, gençler biraz daha sistem dışına çıkmaya meyilli; en azından seni anlamaya çalışıyorlar.
0
Jux
(23.06.21)
(16)

Hangi dizileri izliyorsunuz?

chillbabe
şu sıralar hangi dizileri izliyorsunuz ve neden?
şu sıralar hangi dizileri izliyorsunuz ve neden?
0
chillbabe
(22.06.21)
Friends'i ikinci kez izliyorum. Özel bir sebebi yok. Kafayı verip izleyeceğim bir diziye başlamadım. Yemek yerken falan açıyorum arkaplanda sürekli devam ediyor.

Bir de Rick and Morty'nin 5. sezonu başladı. Onun ilk bölümünü izledim dün.
0
himmet dayi
(22.06.21)
House izliyorum cunku canim izlemek istiyor.
0
j r r tolkien hayrani
(22.06.21)
friends. ilk defa izliyorum. 1-2 haftada 6 sezonu bitirdim.

edit: aynı dizileri defalarca izleyen ben olmadığım için mutluyum.
0
sutlu nescafe
(22.06.21)
Behzat Ç. izliyorum. Sevdiğim bir diziydi. Genelde izliyorum belirli aralıklarla.
0
dissendium
(22.06.21)
Modern family e tekrar başladım çünkü yeni bir diziyi kafam kaldırmıyor.
0
jazzabel
(23.06.21)
house of cards ve behind her eyes izledim en son.
house of cards o kadar çok uzun sürdü ki uzun süre dizi izlemek istemiyorum.
0
rakicandir
(23.06.21)
Grace and frankie izliyorum ara ara da shtisel.
0
kirmizipilotkalem
(23.06.21)
Bir zamanlar çukurova
0
diffarentiationation
(23.06.21)
The Knick pandemi döneminde tıpa merak saldim. Eskiden doktorların çalıştığını ve tedavi yöntemleri cok ilgimi çekti
0
intern in the house
(23.06.21)
Yakın zamanda doğu dizisini izledim. Şu an ise hükümsüz
0
neysene
(23.06.21)
Modern Family
Six Feet Under
Better Call Saul
0
mutekebbir
(23.06.21)
Bron/broen
0
kucukne
(23.06.21)
şu an the last man on earth izliyorum.
0
naksidil
(23.06.21)
Friends.

Kafa dağıtmak için başlamıştım ama birkaç bölüm diye diye 9.sezona geldim. Nisan ayında başlamıştım.
0
put it in your appropriate place
(23.06.21)
sweet tooth, castlevania, demon slayer, elite, arada friends yemek yerken falan
0
chanandler bong
(23.06.21)
dizi kalmadı evden çalıştığım için 1,5 senedir manyak gibi bütün dizileri erittim, şuan animelere falan geçtim, one piece izliyorum 915. bölümdeyim.
0
nahtoderfahrung
(23.06.21)
(9)

Yüksek lisans fikir

dissendium
Merhabalar. Makine mühendisliği mezunuyum. Kendi bölümüm dışında aşağıdaki bölümlerde yüksek lisans yapma şansım var. Sizce hangisi ya da hangileri kariyer olarak daha iyidir? Bölüm ya da bölümler hakkında bilgisi olanlar fikirlerini paylaşırsa sevinirim. Teşekkür ederim.Elektro-Optik Sistem Mühendi
Merhabalar. Makine mühendisliği mezunuyum. Kendi bölümüm dışında aşağıdaki bölümlerde yüksek lisans yapma şansım var. Sizce hangisi ya da hangileri kariyer olarak daha iyidir? Bölüm ya da bölümler hakkında bilgisi olanlar fikirlerini paylaşırsa sevinirim. Teşekkür ederim.

Elektro-Optik Sistem Mühendisliği

Biyomedikal Mühendisliği

Havacılık Bilim ve Teknolojileri

Enerji Sistemleri Mühendisliği

Otomotiv Mühendisliği

Deniz Ulaştırma Mühendisliği

Tümü tezli yüksek lisans.
0
dissendium
(22.06.21)
Kariyer olarak derken iş hayatında bir noktaya gelme açısından kendi bölümünüz daha iyi olur. Türkiye'de yüksek lisansa yüklenen anlam çok fazla. Üstteki alan dışı bölümler 3 yılınızı alacaktır. Sonuç olarak da bir şey vermeyecektir.

Tavsiyem akademi düşünmüyorsan hiç bu işlere girme. Gireceksen de tezsiz falan yap geç. Özellikle iyi üniversitelerin tezsizine pas parayı.
0
dekart
(22.06.21)
Akademik kariyer planı yoksa önce kendinize uygun olduğunu düşündüğünüz alanda iş bulun.
O alanda gelecek görüyorsanız eğer kariyer fırsatları kovalarken avantajlı duruma geçmek için o alana uygun bölümü tercih edersiniz.

Akademik kariyer planı varsa eğitimini aldığınız alana en yakın olanları seçmek daha mantıklı.
otomotiv, enerji sistemleri müh gibi.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(22.06.21)
@dekart, bu bölümler alan dışı değil baktığım üniversitede. Bilimsel hazırlık yok. 2 yıl sürer bir sorun olmazsa.

Tezsiz yüksek lisansa anlam veremedim. Ortalama üniversitelerde bile 10 bin lirayı buluyor. Zaten bölüm çok yok. Nasıl bir faydası olacak?

@emcekare olmadi einstein olsun bari, akademik kariyerle doğrudan ilgisi olduğunu düşünmüyorum günümüzde. Yüksek lisans yapan mühendislerin büyük bir kısmının akademiyle bir ilgisi yok ama yapmışlar yine de. Otomotiv mühendisliğine olumlu bakıyorum ben de.
0
🌸dissendium
(22.06.21)
Bence kendine asıl sorman gereken sorular şunlar:

1) Bu bölümlerde ders verecek öğretim üyelerinin araştırmacı profilleri nasıl? 1 atıf almış profesörün olduğu bir ülkede yaşıyoruz; bu adamdan zerre bir şey öğrenemezsin. Genelde bu çöplük profesörler, doçentler de Boğaziçi, ODTÜ, İtü, Koç, Sabancı haricindeki üniversitelerdeler. Yani, bu saydığım üniversitelerin dışında bir üniversiteden bahsediyorsan, çok daha iyi araştırman ve didiklemen lazım

2) Hangi bölümün dersleri ilgini çekiyor? Kendine karşı dürüst ol ve gerçekten ilgini çekiyor mu çekmiyor mu onu düşün. 6 bölümün dersleri de ilgini çekiyor olamaz. İlgini çekmeyen bir bölümde yüksek lisans yapmak, tamamen ahmaklık olur. İstediği kadar iş imkanı fazla olsun, sen o alanda UZMANLAŞMAK üzerine okul okuyacaksın
0
hümanist tabutçu
(22.06.21)
Akademik bir hedef yoksa, mühendislik yerine alternatif bir alanı seçerdim. Marketing, işletme gibi. YA da iyi bir MBA. ÖYle ya da böyle mühendis olarak kariyerinizi bir noktadan sonra yönetici pozisyonda sürdüreceksiniz ve bu alanlarda bir eğitim rekabette çok avantajdır.

Yöneticilik ayrı bir disiplin ve yönetici olduktan sonra artık mühendislik bilginiz yetmeyecek başarı için
0
anten
(22.06.21)
emcekare +1

Yazdığın yüksek lisanslar güzel görünmekle birlikte, çok genel oldukları için sana fazladan bir yetkinlik kazandırmazlar gibi duruyor. Yüksek lisans yapmamış bir yeni mezuna göre avantajın olur ama bu işin ideali önce özel sektörde deneyim kazanmak. Örnek olarak otomotiv mühendisliği YL'sı yapmak yerine Daimler'de işe girebilsen, daha sonra üzerine çalıştığın iş hoşuna giderse onunla ilgili teknik bir alanda YL yapsan çok daha verimli olur.

Eğer iyi bir universiteden mezun oluyorsan, kariyerin için iş deneyimi kazanmanı tavsiye ederim.
0
archmage mahmut
(22.06.21)
yükseklisans hem zamanını alacak, hem de endüstride deneyim elde etmeni erteleyecek. üstelik yüksek lisansın var diye verecekleri maaş farkına değmeyecek. daha kötüsü sırf yüksek lisansın var diye farklı alanlara yönelmeyi göze alamayıp seçeneklerini sınırlandıracak.

önerim ilgin olan alanda işe başlayıp deneyim kazanman. çalışırken de kitap, döküman, eğitimler ile kendini geliştirebilirsin.

yüksek lisans yapmış makinesi mühendisi olarak yazdım.
0
sttc
(22.06.21)
Hem akademik hem de iş dünyasında belli bir süre çalışana kadar yüksek lisansın çok önemli olduğunu düşünürdüm ama gerçekten laf olsun diye yapıldığı sürece kişiye diploma haricinde bir katkısı olmuyor. Çok klişe bir cevap olacak ama zamanınızı harcadığınız her diploma ya da mesleki yeterlilik/sertifika mutlaka "Uzun vadede ben bunu yapabilirim." diyeceğiniz bir şey olmalı.
0
PopeHope
(23.06.21)
Mesela şöyle düşün.

Yukarıda saydığın branşlar için aklında bir tez konusu var mı, bu tezi yapabileceğin şahsi imkanların var mı, seni süpervize edecek konu ile ilgili uzman hoca var mı?

Bir de oldu ki derslerde kastılar falan. İş hayatından koparsın.
0
dekart
(23.06.21)
(10)

Şunu oku dediğiniz kitaplar

kljgslsdkjsd
Var mıdır? Tarih olur ekonomi olur bilim olur. Olur da olur yani.Edebiyat/şiir olmasın kafi.
Var mıdır? Tarih olur ekonomi olur bilim olur. Olur da olur yani.

Edebiyat/şiir olmasın kafi.
0
kljgslsdkjsd
(22.06.21)
Ulusların Düşüşü. Ekonomi dalında.
0
himmet dayi
(22.06.21)
Bekir ağırdır- hikayesini arayan gelecek
0
suicides underground
(22.06.21)
Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye - Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar 1
0
dissendium
(22.06.21)
Zygmunt Bauman, Yaşam Sanatı
0
nerthus_
(22.06.21)
Nutuk
Kuran-ı Kerim
0
paramolacak
(22.06.21)
Immanuel Tolstoyevski - Safsatalar Ansiklopedisi
John Berger - Hayvanlara Niçin Bakarız
Yerkürenin En Güzel Tarihi (Iş Bankası'nın bu serisi güzel, ilgi alanınıza düşen bir kitap vardır mutlaka. Bir bakın derim.)
Engin Geçtan - Insan Olmak (şahane)
0
ryhmer
(22.06.21)
Muazzez İlmiye Çığ - tüm kitapları
Martin Cohen - 101 ahlak ikilemi
0
jazzabel
(22.06.21)
Devrimci İran, Michael Axworthy
0
heritage
(22.06.21)
Az Gelişmişlik Sürecinde Türkiye - Stefanos Yerasimos

Osmanlı Padişahları - Reşad Ekrem Koçu
0
silah taciri
(23.06.21)
imparatorlugun en uzun yuzyili - ilber ortayli
degisim surecinde turkiye - mahfi egilmez

yakin donem ve guncel sosyo-politik konulara ilgin varsa.
0
bay b
(23.06.21)
(5)

araba sürmeyi öğrenmek istiyorum

buenosdias
ehliyetim var. ama arabam yok. araba almayı düşünmüyorum. sadece haftasonları yada tatillerde araba kiralayıp gezmek istiyorum. kurs mu bakayım?armut'tan falan özel ders mi alayım?eş, dost pek olmuyor heralde.tavsiye edeceğiniz kurs, kişi var mı?bide ne kadar sürede öğrenirim?lokasyon: istanbul
ehliyetim var. ama arabam yok. araba almayı düşünmüyorum. sadece haftasonları yada tatillerde araba kiralayıp gezmek istiyorum.

kurs mu bakayım?
armut'tan falan özel ders mi alayım?
eş, dost pek olmuyor heralde.

tavsiye edeceğiniz kurs, kişi var mı?

bide ne kadar sürede öğrenirim?

lokasyon: istanbul
0
buenosdias
(21.06.21)
ben ilk ailemin aracini kullaniyordum yanimda soforlum trcrubesi olan biriyle. sonra ailem aman araba nerde, aman sen nerelere gittin dendikce kiralamaya karar verdim. tiktokta kiraladim cok da memnun kaldim epeyi gezdim otomatik kullanmak ozellikle cok hosuma gitti. sonra yine kiraladim artik kiralayarak tatile falan gidiyorum. yalniz da kullanirim yanimda birileir varken de kullaniyorum. manuel calisirken yanda tecrubeliye ihtiyac var ama otomatik aracta cok daha hizli adapte oldum cunku arabaya degil saga sola aynaya bakmak kolaylik oldu. manuelde arabayla ugrasiyordum.

velhasil ozet saatlik kiralayip denemeler yapabilirsiniz yaninizda tecrubeli es dostla. yok cesaret edemeyecek moddaysaniz ozel ders gayet is gorur
0
ala09
(21.06.21)
araba almayı düşünmüyorsanız ve elinizin altında sürekli kullanacağınız başka bir araba yoksa büyük olasılıkla dersler işe yaramaz, öğrenmezsiniz. ayrıca lüzum da yok böyle bir durumda.
kullanmanız gereken bir araba olduğunda ders alırsınız.
bisiklete binmek gibi birşey değil bence. süreklilik istiyor. yoksa yolda ilerletecek kadar biliyormuşsunuz, öğrenmişsiniz zaten ki ehliyet alabilmişsiniz. kullanabiliyorum demek için sürekli kullanmak gerek.
0
rewlack
(21.06.21)
rewlack +1

araba kullanabilmek ayrı bir şey, trafikte güvenli sürüş ayrı bir şey. çok kısa sürede araba kullanmayı öğrenebilirsiniz ama kimseyi tehlikeye atmadan araba kullanmayı öğrenebilmek için trafikte çok uzun saatler geçirmeniz gerekiyor. pekiştirdikçe, bol pratikle iyi bir sürücü olunuyor. bence araç sahibi olana kadar bekleyin.
0
evde liyakat kalmamis
(21.06.21)
"bence araç sahibi olana kadar bekleyin."
bence bu Türkiye için artık çok gerçekçi değil. Yeni nesil araba almayacak/alamayacak kiralayacak.

Ben zamanında param varken almadım şimdi bu vergilerle zamlarla hiç almak istemiyorum. 6 yıldır falan araba kullanmadığım için hatırlamak için 10 saat kurs alacağım bir kursla konuştum. Yakınınızdaki sürüş kursuna gidin illa ki özel ders veriyorlardır. (bana 1 ders saati = 40-45dk = 140tl dediler. 10 ders diyince 1200 yaparız diyorlar) Sonrasında bu yeni çıkan Tiktak, Moov, veya Zipcar vb. tarzı şeylerden biri veya birkaçına üye olup (kimi yıllık ücret alıyordu ona bakıp) arada kiralayıp kullanmak mantıklı.
0
nhk ni youkosu
(21.06.21)
@nhk ni youkosu +1

Araba almayı beklemek çok anlamsız. Araba alana kadar hiç araba kullanmazsanız bildiğinizi de unutursunuz. Her ay en kötü bir, iki saat özel ders alın, trafiğe çıkın.
0
dissendium
(21.06.21)
(9)

Yılan ve fare korkusu

kaptan maydanoz
Yılan ve fareden korkan insanlar tam olarak neden korkuyorlar? Kendilerine fiziksel zarar verecek diye mi yoksa tiksinti mi? Ben örümcek, solucan, böcek türevlerinden acayip huylanan, tiksinen bir insanım hatta şimdi yazdım diye kaşınmaya başladım. Ama yılan ve fare korkmayı bırak bana sevimli geliy
Yılan ve fareden korkan insanlar tam olarak neden korkuyorlar? Kendilerine fiziksel zarar verecek diye mi yoksa tiksinti mi?

Ben örümcek, solucan, böcek türevlerinden acayip huylanan, tiksinen bir insanım hatta şimdi yazdım diye kaşınmaya başladım. Ama yılan ve fare korkmayı bırak bana sevimli geliyor. insanların görünce çığlık atmasının sebebini anlamıyorum. Tiksinti mi yoksa fare ısırır filan diye mi?
0
kaptan maydanoz
(20.06.21)
Evrimsel açıdan bu iki arkadaş zehirli ve hastalık bulaştırıcı diye zararlı kabul edilir. Gerçi vebadan önce de farenin kemirgenlik vasfı sebebiyle sevilmemesi durumu var.

Şehir hayatında bu iki arkadaş tarafından zarar görme ihtimalimiz yok denecek kadar az olduğu için sana korkulacak bir şey gibi gelmiyor olabilir.

Yılanları ben de ilgi çekici buluyorum, belgesellerini izlemeyi severim.
0
Jux
(20.06.21)
Soruya cevap veremiyorum ama yılanlı dövmem var. Görünce tiksinen, korkan, bunu neden yaptırırsın bakamıyorum bile diye abartılı tepki gösterenler oldu :D
0
jazzabel
(20.06.21)
Hem ısırılma hem tiksinti.

Yılan sevimli geliyorsa anakonda belgeseli izlemeyi deneyin. Küçük yılanlarda da fili devirecek zehir olabiliyor.
0
dissendium
(20.06.21)
Ben yilan korkumu bol bol kral kobra çizerek kismen astim, bir de Medusa kafasiyla elbette.

Ama hala fotograflara veya belgesellere bakamiyorum.

Sekiro'daki dev pitonla kapisirken tirsmamistim ama Bloodborne'daki "woods of serpent" bolumu hayli rahatsiz ediciydi. Bir de Resident Evil Remake'deki kanalizasyon bolumu...
0
Avoiding The Puddle
(20.06.21)
Bir de ekleme yapmak istiyorum, sürüngenler antik caglarda asaleti sembolize etmis, rolyeflerde ve aksesuarlarda çokca kullanilmis bir motif (bknz. eski Misir).

Ilginçtir, küçükken zerre tirsmazdim,Jennifer Lopez'in "Anakonda"sini ve hatta uzun zaman once olsa da Samuel Jackson'in "uçakta panik" filmini izleyebilmistim..
0
Avoiding The Puddle
(20.06.21)
@dissendium, canlı anakondaya dokundum daha önce. Fare de çok kez elime aldım. Tiksinmedim veya korkmadım çünkü fiziksel zarar verebilecek durumda değillerdi zaten ne bileyim tehlike altında hissetmedim kendimi.
Ama bacağımda örümcek görsem yürümeyi unutuyorum.
0
🌸kaptan maydanoz
(20.06.21)
Yılandan fobi derecesinde olmasa da korkuyorum, fareden ise tiksinme benzeri rahatsızlık hissediyorum. Görmeye dayanamıyorum bildiğin. Tüm hayvanları çok seviyorum, sinek bile öldürmem ama sürüngen ve kemirgenlerle birbirimizi uzaktan sevsek daha iyi. Bu arada yılanlar ve örümcekler baya güzel hayvanlar bence.
0
Josephine.
(20.06.21)
fare: hızlıca yok olması.

Eski evimden fare çıkmıştı ve biz fark etmeden de bir süre fareyle yaşadığımızı anlamıştık, en son birkaç kere karşılaştık. Koşturup yok olan bir şey çok korkutucu. Ayrıca çok pis, hastalık getirebilen bir şey olarak bilinir. Durup beklese bakışsak belki o kadar korkunç gelmez ama bir anda koşup yok olan ve evin çeşitli yerlerine kakasını yapan bir karaltı hiç hoş değil. Ayrıca tek de olmuyorlar sanırım, ailesiyle gelip evinde dolaştıklarını düşün. Biri girebiliyorsa diğerleri de girer çünkü.
0
nhk ni youkosu
(20.06.21)
yılandan korkanlar fiziksel zarar vermesinden, fareden korkanlar da tiksinti nedeniyle korkuyorlar.
0
booty hunter
(20.06.21)
(9)

ailevi sorun

tunaktunaktun
Ben eril kisi yas 45, eşim 47 iki cocugumuz var. Kayinvalide, kayinpeder ziyaret geldi bir aydir bizdeler. Kadin evde çatal bıçağa kkadar herşeyin yerini değiştirerek kendince eve duzen getirmeye çalışıyor. Nazikçe soyledim bu durum rahatsiz ediyor diye, ilkokul mezunu kadin anlamiyor. Eşim de on gu
Ben eril kisi yas 45, eşim 47 iki cocugumuz var. Kayinvalide, kayinpeder ziyaret geldi bir aydir bizdeler. Kadin evde çatal bıçağa kkadar herşeyin yerini değiştirerek kendince eve duzen getirmeye çalışıyor. Nazikçe soyledim bu durum rahatsiz ediyor diye, ilkokul mezunu kadin anlamiyor. Eşim de on gun idare et modunda. Buyuk ihtimal kocasi rahat etsin diye iki kişilik ikea yatagimizi evin en altina koy diye hanima baski kurdu. Ben de duydum bunu ve istemedigimi israrla soyledim. Bugun eve geldigimde yatağin en alta taşindiğini gorunce kan beynime sicradi. yeter artik yatak odama da mudahale etmeyin diye cikişarak esimi konusmaya cagirdim. bu esnada kayinvalide ayilip bayilip hopladi. E haliyle aileyi çatirdatiyor. Bilmiyorum belki de yuvam yikildi haberim yok. Sonra çektim kadini kenara yaw dedim sen kizinin evliligi mi bitsin istiyorsun, iki ay olmus babam vefat etmis dengem bozuk ozur dilerim lutfen otur gitme diye resmen yalvardim. Ben eşimi seviyordum ve aile hayatim onemli. Ama şuan hiçbirini gormek dahi istemiyorum. Resmen kişiligimden taviz verdim. Eşimin cok yakin bir kankasi var ona mi içimi dokeyim dedim emin olamadim. Dostlarima danissam agizda sakiz olacagim. Ailem duysa kriz cikar. Esim diyor ki erkek kismi bu işlere karişmaz, ben cok mu burnumu soktum, haksiz miyim ?
0
tunaktunaktun
(20.06.21)
Ben sorunuzu ilk paylaştığınızda görmüştüm. Siz haklısınız. Eşinizin annesi haddini aşmış. Sizin evinizin düzenine kimse karışamaz. Bırakın gitsinler. Araya mesafe koyun. Eşiniz de annesini savunarak yanlış yapıyor.
0
dissendium
(20.06.21)
Bence sorunu eşinizin annesi ile değil, eşiniz ile çözebilirsiniz. O yüzden kayınvalideniz ile tartışmaya girmeyin derim. Bu durumda eşinizle gereksiz yere aranız bozulacak.

İlk olarak eşinize "erkek kısmı bu işlere karışmaz" diye bir şey olmadığını söyleyin. Farklı bir durumda "elinin hamuru ile bu işlere karışma" diye bir erkek söylese feministler kabus gibi çöker erkeklerin üstüne. Eğer sizin da hayatınızı etkileyen değişiklikler yapıyorsa kayınvalideniz tabii ki buna karışabilirsiniz.

Aryıca yine 'bence' 1 ay kalmalı bir ziyaret olmaz. Zorunlu bir hal yoksa eşinize söyleyin bir an önce evlerine yollasın anne babasını.
0
himmet dayi
(20.06.21)
Hocam kriz anlarında ani karar vermeyin. Soğukkanlı kalmaya çalışın

Aileler evin içine bu kadar dahil olmamalı. Bizimkiler kesinlikle karismaz ama ayni duurmda olsam ayni tepkiyi verirdim. Eşiniz arayı yapsin kurallarına saygi duysunlar
0
intern in the house
(20.06.21)
Ben evli olmadigim icin yabanciyim konuya belki de ama

1) niye gitme diye yalvardin. Gitselerdi
2) niye 1 aydir sizde kaliyorlar?
0
hot potato
(20.06.21)
45-47 yaşlarındaki çiftin evine karışmak için bayağı IQ düşüklüğü gerekiyor. Bence olaya böyle bakın, geçici olarak kalıyorsa katlanın, bence kadının yaşlılığa bağlı nörolojik problemleri var.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(20.06.21)
hepiniz sagolun var olun, yasadigim cevrede sevilen saygi duyulan biriyim. dengem bozuldu, enerjim çekildi, iki saattir midem bulaniyor. Nasil bir ulkede doğduk, nasil bir kültürdür yarabbi... bir söze bir harekete evlilikler bitebiliyor...yazik.
0
🌸tunaktunaktun
(20.06.21)
Hocam bu sekilde tartisarak, zitlasarak bir sey elde edemezsin. Yatagi oraya almislar, tabak canagi yer degitstirmisler salla gitsin. Bu savastan bi galip cikmaz. Herkes yaralanir sadece.

Bu sure zarfinda kendini ise guce ver. Gec gel eve, iki selam verip gec yat, imkanin varsa arkadaslarinla 2 3 gun tatile git (is seyahati olarak bilsin kayinvalideler) vs vs.

20li yaslar olsa neyse diycem de bu yastan sonra kimsenin karakteri degismez. Anasini babasini da cope atacak hali yok esinin. Onlar evden gidene kadar gormezden gel olanlari. Otele geliyormus gibi gel git. Sonra yine devam edersiniz kaldiginiz yerden nasilsa, duzen sizin duzeniniz. Onlar gecici.

Zor isler kesinlikle, keske esiniz stopper olabilseymis ki burada sorunu cozebilecek yegane kisi esiniz. Ne siz ne kayinvalideniz.
0
brkylmz
(20.06.21)
@hot potato, kadin ağlayarak taksiye binip evden çiksaydi, şuan ben bunlari yazamiyor olurdum. Aci tatli on yil geçirdiğim eşimin bu hukuk şartlarinda beni süründürmemesi, evden polisle kovdurmamasi için neden yok. Karadenizli aile, giresun, geliyor evi gibi bir ay yiyip icip her sene duzenimin icine edip gidiyor. Git diyemiyorsun ki. Ahh o yazdigin ilk 4 kelime var ya, o özgürlügün kiymetini bil. Hayatimin ozeti şu : evlenme. oldu ki o şeyi yedin, bu kez sakinn boşanma. bu sozumu de sakiiiin unutma.
0
🌸tunaktunaktun
(20.06.21)
@brkylmz valla şuan yanimda olsan sana sarilirdim dostum. o kadar guzel yazmissin ki tam olarak nasil bir çukurda olduğumu sanki görmüşsun gibi yazmişsin. Çok akillica. sagolasin.
0
🌸tunaktunaktun
(20.06.21)
(10)

İlk Çağ'ın, Orta Çağ'dan daha ileride olması

Avoiding The Puddle
Tarihsel kronoloji olarak değil elbette, toplumsal, felsefi ve bilimsel olarak. Bunda da Antik Yunan'ın ve Roma İmparatorluğu'nun etkisi çok büyük şüphesiz.Bu durum bir tek bana mı tuhaf geliyor ?Sonrasında gelen Orta Çağ'da savaş, kan ve feodalite dışında hiçbir şey yok...
Tarihsel kronoloji olarak değil elbette, toplumsal, felsefi ve bilimsel olarak. Bunda da Antik Yunan'ın ve Roma İmparatorluğu'nun etkisi çok büyük şüphesiz.

Bu durum bir tek bana mı tuhaf geliyor ?

Sonrasında gelen Orta Çağ'da savaş, kan ve feodalite dışında hiçbir şey yok...
0
Avoiding The Puddle
(20.06.21)
daha genel düşünülüyor ilerleme bence. evet ilk çağda ufak yunan şehir devletleri ve romanın merkezi ve belli başlı bazı şehirleri daha ileride gibi görünsede dünyanın kalan diğer kısımlarında ve imparatorluğun da bizzat genelinde gene kölelik vb. yaygın aynı şekilde karanlık zamanlardı. orta çağda en azından rönesans ve reformla daha genele yayıldığını düşünüyorum.
0
fff02561
(20.06.21)
Batı'ya göre düşündüğünüz için öyle, doğu toplumları orta çağ'da oldukça ileri seviyedeydiler. Ayrıca orta çağı bir geçiş dönemi olarak görmek gerekiyor, doğum sancısı gibi. Rönesansın reformun başlaması için orta çağ'da yaşananların yaşanması elzemdi.
0
rose parks
(20.06.21)
ff25 Hocam yalnız Rönesans, Orta Çağ'ın bitimine denk geliyor (yaygın kanıya göre), ki bana sorarsan Fransız Devrimi'ne kadar Orta Çağ bir şekilde devam etti, keşifler devrinde bile.
0
🌸Avoiding The Puddle
(20.06.21)
Bunlar milli egitim bakanligi hayat bilgisi kitaplarinda yazildigi gibi keskin ayrimlar degil ki. ilk cag orta cag falan, o tarih anlatimini yazan kisilerin basitlestirmek icin kullandigi araclar. baska tarih yaklasimlari da baska donemler uydurabilir, bunlar da herhangi bir cografyaya veya topluma gore degisebilir.

Meslea surada bunun ornekleri var, ki bunlarin disinda onlarcasi vardir: en.wikipedia.org
0
hot potato
(20.06.21)
rose argümanında haklısın fakat ben başlıktaki önermeyi sadece batı medeniyetiyle sınırlamadım. Yakın dönemlerdeki Mezopotamya ve Antik Mısır da astronomi ve diğer bazı bilimlerde çok ilerlemişlerdi, ki Antik Mısır'ın dünya kültürüne etkisi Helen dönemi ile zirveye çıkmıştır.
0
🌸Avoiding The Puddle
(20.06.21)
“Although evidence is sparse, it can even be argued (as Marx and Engels, incidentally, did argue, for example in The German Ideology), that the result was a destruction of productive forces, a regression from the development of Roman antiquity. At any rate, long after the ‘crisis’, indeed after the better part of a millennium, the level of material life remained very low; and economic growth, when it did occur, for a long time was based not so much on the improvement of productivity as on the ‘extra-economic’ logic of a war economy, the logic of coercive appropriation and pillage.” (Wood E. M., 2003, p. 131)

Yani bu ilerlemeci teknolojik determinist sayısalcılara çok inanmamak lazım. İlgili kitap Ellen Meiksins Wood'un "Kapitalizm demokrasiye karşı" kitabı. İçindeki bir iki makale bu konuyla ilgili.
0
prole
(20.06.21)
Aslında tuhaf değil. Bunu çeşitlendirmek mümkün. Resim sanatı olarak da Orta Çağ bugünden daha ileride sayılır. Bugün Mona Lisa düzeyinde resim çıkıyor mu? Bunu mimarlık için de düşünebilirsin, müzik için de düşünebilirsin. Bunun sebebi bazı konuların zaman zaman yükselişe geçip bazen etkisini yitirmesi.
0
dissendium
(20.06.21)
Orta Çağ'ın "geri" olduğuna dair temelsiz bir inanç var, ama aslında böyle bir şey yok.

Bu inancın temel sebebi, rönesans yazarlarının Roma'yı (ve Antik Yunan'ı) idealize etmesi. İşte senato vardı demokrasiydi şuydu buydu, o yüzden iyi, Orta Çağ'da da kilise hakimdi, o yüzden "karanlık" dönemlerdi, biz de "aydınlanmayı" getiriyoruz gibilerinden bir propoganda var. Bu muhabbetin çıkış noktası bu yani.

Misal insanların orta çağ'da dünyanın düz olduğuna inandığı çok yaygın bir aydınlanmacı yalanı. Böyle bir şey yok, ama propoganda.

Ayrıca "orta çağ" terimi de buradan geliyor, yani "Roma'nın çöküşünden bizim gelişimize kadar olan dönem" gibi.

"İleriliği" nasıl ölçeceğimiz zor bi soru, o yüzden onu geçiyorum. Ama "savaş, kan ve feodalite" dışında bir şey yok demişsin, ona ilişkin bi kaç örnek vereceğim:

En basitinden, 11. yüzyılda Avrupa'da bugün adına "üniversite" dediğimiz şey icat ediliyor. Bu kurum günümüze ulaşmamış olsa da, insanlığın en büyük icatlarından birisi. Ve orta çağ'ın bir ürünü :)

Thomas Aquinas ve Dante Alighieri gibi filozoflar var.

Mimari açıdan mesela Köln katedrali var, içinde köle dövüştürmek için inşa edilen kolezyumdan çok daha etkileyici bir yapı bence. Zaten orta çağ'da da kölelik yok, serflik var, daha iyi bir sistem yine Roma dönemine göre.

Yani günümüzde ortalama ömür daha uzundur falan tabi, teknoloji sürekli gelişiyor da, Orta Çağ'ın "çok korkunç bir dönem" olduğunu düşünmek için nasıl bir sebebimiz var bilmiyorum ben.
0
plutongezegendegilmi
(20.06.21)
İnsanlık tarihi doğrusal olarak sürekli gelişen bir tarihe sahip değil. Hegel'e ve Marx'a göre inişleri çıkışları çöküşleri olabiliyor.

Ancak Orta Çağ hem düşünce hem de bilim, teknolojik olarak İlk Çağın ilerisindedir. Birçok düşünür Orta Çağı över. Yani kan gölünden ibaret değil.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(20.06.21)
Bu batı eksenli tarih düşüncesi için böyle.

Dönem dönem dünyanın denge ve bilgi merkezleri değişimiş.
İlk çağ'da aslında sadece antik yunan'da değil, doğu akdeniz bölgesinde ciddi bir hareketlilik var. Mısır, Fenike, Sümerlerin yaşadığı bölgeler bu dönemde oldukça hareketli. Keza doğuda Çin öyle.

Ne zaman ki orta çağ geliyor, Avrupa, doğu roma biraz geriliyor. Burada Roma'nın çöküşü ve ortaya çıkan siyasi ve kültürel boşluğun da etkisi var.

Ama bu çöküş Avrupa için böyle. Doğuda özellike islamiyet'in ilk dönemlerinde dinin birleştirici ve bir ülkü birliği sağlayıcı gücü sayesinde büyük bir kültürel zenginlik oluşuyor. İslam deyince bugünün. bakış açısıyla düşünmeyin. Sadece islam coğrafyasında da değil, hindistan, doğu asya uçuyor gidiyor. Bu arada ilk dönem islam kültürü çok daha açık ve bilimsel gelişmeye daha meraklı. Eğer biraz incelerseniz, bu dönem yaşanan fikir zenginliğine hayret edebilirsiniz. Bugün bile söylediğinizde linç edilebileceğiniz yorumları yapan alimler, sorgulayan felsefe geliştiren insanlar var.

Düşünün platon'a "eflatun" denmiş ve benimsenmiş bu coğrafyada.

O antik yunan'ın, mısırın bütün eserleri arapça, farsça, türkçe, hintçe gibi doğu dillerine çeviriliyor. Avrupa karanlıktayken aydınlanma hareketi doğuda devam ediyor. Hindistan'da, İran'da, orta doğu'da özellikle matematik, mimari, mühendislik, felsefe ve sağlık alanında çok ciddi gelişmeler yaşanıyor.

Özellikle matematik ve geometri... Yani bu ikisi mısır ve antik yunan'da temellendi. Sonra bir anda 1000 yıllık boşluktan rönesans'a zıplanmadı. Antik yunan ve mısırlıların matematikle ilgili temelleri, doğu dünyasına ulaştı.

Doğuda özellike Hindistan ve İran dolaylarında modern matematiğin doğmasını sağlayacak gelişmeler yaşandı. Bugün kullandığımız birçok kavram bu tarafta bulundu. Algoritma aslında oldukça doğulu bir kelimedir mesela. (el-goritm)

Orta çağ avrupası kiliseyle boğuşurken doğu gerçekten ilk çağın mirasının üzerine çok tuğla koydu.

Sonra güç dengeleri yine değişti. Batı ticaretle, göçlerle, savaşlarla, doğudaki bilgi akışından yavaş yavaş etkilendi. İlk çağda gelişen düşünceleri, daha da gelişmiş olarak yeniden elde etti. Şimdi de batı bu mirasın üstüne inşa etmeye devam ediyor.

Bakalım dengeler değişecek mi?
0
anten
(21.06.21)
(1)

yüzerken su yatma sorunu

ShadowOfMoon
4-5 kere denize girdim. akşamları hep kötü oldum. güneş çarpması diye düşündüm ama sonra farkettim su yutuyorum. 2 saat önce girdim ve hala öksürüm geçmedi.araştırdım ve sudan çıkınca hemen nfes almayın önce nefes verin gibi tavsiyler varben dalmaya da çalışıyorum ve o esnada kulaktan filan da giriy
4-5 kere denize girdim. akşamları hep kötü oldum. güneş çarpması diye düşündüm ama sonra farkettim su yutuyorum. 2 saat önce girdim ve hala öksürüm geçmedi.
araştırdım ve sudan çıkınca hemen nfes almayın önce nefes verin gibi tavsiyler var

ben dalmaya da çalışıyorum ve o esnada kulaktan filan da giriyor bence.

öneriler var mı. su yutmak gerçekten fenalaştırır mı halsizlik vs
0
ShadowOfMoon
(19.06.21)
Farkında olmadan çok çırpınıyorsanız o sırada yutuyor olabilirsiniz. Daha sakin, yavaş hareketler yapmayı deneyin.
0
dissendium
(19.06.21)
(25)

Çocuk sahibi olmak

dissendium
Çocuk sahibi olmak hakkında düşünceleriniz neler?Ben günümüzde çocuk yapmanın çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Hem dünyada birçok sorun var (küresel ısınma, aşırı nüfus, su kıtlığı, besinlerin kalitesizliği, hava ve deniz kirliliği, savaşlar...) hem de ekonomik olarak büyük bir yük olduğunu düşünüyor
Çocuk sahibi olmak hakkında düşünceleriniz neler?

Ben günümüzde çocuk yapmanın çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Hem dünyada birçok sorun var (küresel ısınma, aşırı nüfus, su kıtlığı, besinlerin kalitesizliği, hava ve deniz kirliliği, savaşlar...) hem de ekonomik olarak büyük bir yük olduğunu düşünüyorum çocuk sahibi olmanın. Hele 3 çocuk sahibi olan insanlar bana bayağı ilginç geliyor. Ben 1 çocuğumun olmasını isterim. 2 çocuk bile bence fazla. Maliyet direkt iki katına çıkıyor. Siz kaç çocuk sahibi olmayı istiyorsunuz? 2 ve üstü sayıda çocuk düşünen kişilerin motivasyonları ne? Çocuk yapmak yerine evlat edinmeyi düşünür müydünüz?
0
dissendium
(19.06.21)
Bu hayatta en net olduğum konulardan biri çocuk sahibi olmamak

Evlat edinmek değil ama ekonomik olarak biraz rahat olsam çocuk ya da çocukların eğitim ve sosyal hayatına destek olmak isterim
0
freebird5406_2
(19.06.21)
Çocuk yapmak yerine evlat edinmeyi düşündük. Ama kedi sahiplenmek gibi kolay değil. Biz kritere uymadık mesela. Evimiz kira, benim kronik rahatsızlığım var, en az 5 yıldır evli değiliz. Direkt eleniyoruz. Kriterler uysa da 3 yıl çocuğa koruyucu aile oluyorsun daha sonra mahkeme kararıyla çocuğu evlat edinebiliyorsun. Evlat edinmek kolay olsaydı tüm varlığımızı, paramızı son kuruşuna kadar tüp bebek merkezine gömmezdik. Bizim çocuk sahibi olma motivasyonumuz kendimiz gibi bir insanın daha olmasıydı. Tabi bu özetin de özeti. Ben kendim gibi farkındalığı olan, duyarlı ve ahlaklı bir insan daha olsun istedim. dondurulmuş embriyolarımız var. İlerde maddi gücümüz ve sağlığımız elverirse bir embriyo çözdürebiliriz:)
0
suicides underground
(19.06.21)
Çocuk sahibi olmak istemiyorum. Hatta istememekten öte bu konuda çok netim. Dünyanın en büyük sorumluluğu ve insanların çok büyük bir kısmının bu kadar rahat bir şekilde bu sorumluluğun altına girmesi bana da çok ütopik geliyor.

Çocuklardan hiç hoşlanmıyorum açıkçası ve evlat edinmek de çok ütopik bir şey benim için bu yüzden. Mümkün değil başkasının çocuğuna dokunamam ya da hiçbir çocukla 1 gün bile geçiremem.
0
ms brownstone
(19.06.21)
çocukları severim ama çocuk sahibi olmayı pek düşünmüyorum, her açıdan büyük sorumluluklar gerektiren bir iş.

32 e
0
blue rebel motorcycle club
(19.06.21)
ben öyle bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum gibi argümanları sevmem ama çocuk bakmak dünyanın en sıkıcı şeyi gibi geliyor bana. komşunun çocuğunu, yeğenlerimi falan seviyorum. güzel bir bebek gördüğümde de dayanamayıp severim ama konu çocuk bakmaya gelince bana çok korkunç geliyor. bir kere sosyal hayatın sıfırın altına inecek. hele ki yaramaz bir çocuk insanı çok hızlı yaşlandırır. bu pahalılıkta hala 3-5 çocuk yapanları ben de anlamıyorum.
0
nothing in my way
(19.06.21)
youtu.be

Sirf 46 gun yuva yapmaya kasiyor, sonra kari koca besliyorlar. Hatta erkek olan disiyi besliyor.
Sonra bunun cogu ölüyor. 2 tanesi ucuyor.

Bunun bir de sahinli versiyonu var, o kadar vahsi kus dagin basina et tasiyor devamli.
Disi kaciyor, yavrularin hepsi ölüyor erkek yine bastan basliyor.

Dusun iste cocuk yapmak oyle manyak bir icgudu, istemesen bile genlerinde kodlu oldugu icin karsi koyamiyorsun.
0
divit
(19.06.21)
Cocuk dogurmanin bencil ve yanlis bir davranis oldugunu dusunuyorum. Ebeveynler kendi istek ve kaygilari dogrultusunda dunyaya bir hayat getiriyorlar. Ancak bu bebege yasamak istiyor musun diye soran yok.
Kendi istek ve arzularimiz disinda dogurulup bu dunyaya atiliyoruz...
0
nax
(19.06.21)
Ekonomik durumum iyi, duygularımı saklamam, sevgi göstermekten çekinmem, haksız olduğum kanıtlanırsa kabul ederim vs. vs. çok iyi bir baba olacağımı düşünüyorum ama bu dünyaya bir çocuk getirme planım yok.

Hem hedeflerim çok büyük, isteklerim çok fazla; çocuk yaparsam zaten az olan kişisel zamanım yok olacak çünkü hepsini ona ayıracağım; çocuğu boşlamayacağım.

Hem de ülkeye göre iyi bir durumdayım ama bu ülkeye çocuk mu getirilir. Mutsuz yaşayacağına hiç var olmasın daha iyi bence. Hadi yurtdışına gittim diyelim; insanların gelir artışının enflasyonun çok altında olduğu bir sistem sürüyor. 30 yıl sonra ne durumda olacak insanlık bilmiyoruz.

Kirlilik, su krizi, küresel ısınma, nüfus patlaması bunlar yaşanabilir alanları yok ediyor ve yakın gelecekte yüz milyonlarca mülteci olacak. Sistem değişmediği sürece çocuk yapmayı düşünmüyorum. Şu an ilişki durumumuz karışık olan son sevgilim de çocuk yapmaya karşıydı ama evlat edinmeye açıktı, eğer gerçekten kişisel olarak istediğim noktaya gelirsem o opsiyonu düşünebilirim.

Yine de gelecek hayallerimde çocuk yok. Kedi ve tavşan ağırlıklı planlar yapıyorum.
0
aguen
(19.06.21)
Valla ben istiyorum ya da istemiyorum şeklinde net bir şey diyemiyorum. Hayat bu insan değişiyor her şey değişiyor. Ancak çocuk yapma büyütme süreci oldukça meşakkatli. Öte yandan bir canlıya ahlaki ve insani şekil vermek çok zor, ağır ve önemli bir sorumluluk. Böyle bakınca ne gerek var diye düşünüyorum. Ama birgün anne olursam iyi bir anne olacağıma inanıyorum. Evlat edinme konusunda da olumlu düşünüyorum.
0
Amaranta ursula
(19.06.21)
Çok doğru düşünüyorsunuz. Çocuk sahibi olmak isteyenlerin en büyük argümanı "çocuk evin neşesi" klişesi. Çok büyük bir istismar bu, çocuğu eğlence aracı olarak görüyorlar. Diğerleri de sanki 200 IQ'lari varmış gibi genlerimi aktarmak istiyorum diyor. Bu kişiler bu konuyu düşünenler yine de. Diğerleri ise ne toplumu ne de kendi hayatini sorgulamayan kişiler. Koyun gibi oku, çalış, çocuk yap, tüket, emekli ol, öl mantığında kişiler.
0
howfaristhesky
(19.06.21)
Hayattaki kendi verebileceğim kararlar içerisinde ilk kırmızı çizgim heralde. Çocuk istemiyorum. 30 e.
0
the real brad pitt
(19.06.21)
Antinatalizm deniyo bu olaya, çocuk yapmanın doğru bir şey olmadığını savunan bi akım.

Ben şahsen çok olumlu bakıyorum çocuk olayına, hedef 5 çocuk. Henüz hiç yok gerçi, belki ilk 2'den sonra fikrim değişir, bilmiyorum :)

Sorumluluk almak hayatta en sevdiğim şey, öbür türlü sıkılıyorum. O dandik Twitter postlarından gibi olacak ama bi sürü ülke gezdim, her şeyi yedim içtim falan, baydı bi noktadan sonra. Yani kötü değil ama kesmiyor diyeyim. 50 yaşıma gelip 3. kedimle baş başa oturuyor olmak düşlediğim gelecek değil.

Niye 1-2 değil de 5? Çok çocuklu geniş ailelerde çocuğun daha geniş bir özgürlük alanına sahip olduğunu düşünüyorum. Önemli bir şey bu.
0
plutongezegendegilmi
(19.06.21)
Bir çocuk istiyorum, iki çocuk belki. Esim iki cocukmus ve iki cocuk konusunda mantıklı yorumları var.

Yalniz çocuğu yapmadan aşağıdakiler olacak;
-arabanin kredisi bitecek (39 ay)
-benim kalacagim ülke ya da sehir daha netlesecek (bir üst müdürüm 4 seneye falan emekli.amaclari beni onun pozisyonuna atamak ama büyük firmada olunca bir anda kendimi İsviçre, İrlanda'da falan bulabilirim).
-bu ikinci kisim olursa artik bir eve girisecegiz.

Bunlar olunca cocuk yapabiliriz diyoruz. Normal sartlarda herşey düzgün giderse çocuk 18 yasina geldiginde isteyecegi eğitim icin bi 20-30 bin euro para olabilir ama iki cocuk olursa biraz zorlu.

Neyse; genel düşüncelerimiz para durumumuzun iyi olmasi ve benim kariyerimin biraz daha belli olmasi. Öyle acayip çocuk yapalim olayimiz yok. Daha yasimiz var, bir 4-5 seneye bakariz.

3 cocuk bana göre de fazla :)
0
logisticsmanager
(19.06.21)
Çocukken bile diğer çocukları sevmeyen bir çocuktum. "Biyolojik saatin alarm verecek, sen de çocuk isteyeceksin" dediler yıllarca, kırkıma geliyorum ama hâlâ istemiyorum. Dünyanın sorunları, ülkenin ekonomisi falan gibi "mantıklı" gerekçelerim yok. Basitçe, çoğalma güdüsüne sahip değilim.

Evlat edinmek gibi bir niyetim de yok. Kedilerimden biri üç gün önce ameliyat oldu, ilaçları, iğneleri, kuma giremediği için parkeye işemesi derken ameliyattan bir gün sonra "Yok ben zaten çocuk falan bakamazmışım, bu ne ya, bıktım, yoruldum, yeter" diye homurdanıyordum evde, o bile fazla geldi. Çocuk isteyen arkadaşlarım, yakınlarım çocuk sahibi olduğunda onlar için mutlu oluyorum ama bir yandan da çok çekecekler ya yazık diye üzülüyorum içten içe.

Çok çocuk yapma motivasyonu çok karmaşık. Üremek ve soyunu devam ettirmek çok ilkel/temel bir insan güdüsü, bir kısmımız mantığı devreye sokup çocuk yapmazken ya da bir çocuk yapıp bütün sermayesini/enerjisini ona yöneltirken bir kısmımız da "bol bol çocuk yapayım da en az biri soyumu devam ettirsin" seviyesinde davranıyor (bunu bilinçli yapması gerekmiyor, güdü işte). (Mültecilerin kamplarda bile çocuk yapmaya devam etmesi, pandeminin ortasında insanların bile isteye çocuk yapması da buna dahil bence.)

Ya da inancı gereği doğum kontrolünden uzak duranlar var, eğitimi-parası-imkânı olmadığı için doğum kontrolüne erişemeyenler var. Çok fazla ve karmaşık sebep var bunun arkasında.
0
kobuzchu kiz
(19.06.21)
çok üstün zeaklı olursun ya da ne biliğim dünya için çok önemli şeyler başarırsın belki genlerin bir sonraki nesle aktarılması için yaparsın da arkadaş dünyayı tüketmekten başka bir şey yapmayanlar neden illa kendi egoist ihtiyaçlarını karşılamak için ürer. Neyse ki uzun vadede insanlar ya çocuk yapmayı seçmeyecek ya da imkanları buna el vermeyecek ya da bunun kombinasyonu olacak.
0
bartholomew87
(19.06.21)
Temeli sağlam bir aşk evliliği yapmak, sevgi, saygının olduğu huzurlu bir yuva kurmak çocuk yapma eyleminden çok daha zorlu geliyor bana. Şiddetli geçimsizlikten herkesin apar topar boşandığı, birbirine tahammülünün zayıfladığı bir dönemdeyiz. Belki kendi anne babamda sağlıklı evlilik göremediğim için inancım bu kadar zayıf olabilir. Sıcak bir yuvada, eğitimli, ekonomik olarak rahat ve ruh sağlığı yerinde anne baba ile büyüyen çocuklar özgüvenleri, hayata karşı pozitif bakış açıklarıyla kendilerini belli ediyorlar zaten hemen. Çocuk doğduğunda bir kil kütlesi gibi aslında, çevre ona bir heykeltıraş gibi şekil veriyor sunduğu iyi ve kötü yaşantılarla. Gerçekten doğru eşi bulduğuma inanırsam ki olasılık biraz düşük geliyor bana, ekonomik açıdan da sıkıntı yaşamadığım sürece 1 tane çocuk yapmak isterdim. Herkes anne baba olmak zorunda değil, olmamalı da zaten. Hele evliliğini kurtarmak için eve neşe gelsin diye çocuk hiç yapmamalı. Asgari düzeyde fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları bile karşılayamıyor çoğu ebeveyn, bencil ebeveynler bu gibi ebeveynler bana göre.
0
Josephine.
(19.06.21)
çocukları çok seven, çocuk hassasiyeti fazla olan biri değilim ama çocuk sahibi olmak istemenin bununla bir ilgisi pek yok gibi.
elbette çocuk isterim.
hatta duruma göre 2-3 tane de istenebilir ama şartlar çok önemli.
maddi ve manevi olarak kısıtlı imkanları bölüştüreceksem gerek yok.
onu ilkini yaptıktan sonra düşünmek lazım.

benim asıl kriterim gerçekten benden çocuk yapmak isteyen birinden, gerçekten çocuk dünyaya getirmek isteyeceğim biriyle bunu yapmak.
önemli olan bu.
0
blatta hiberna
(19.06.21)
biz yaptık büyütüyoruz maşallah sağlıklı sıhhatli büyüyor yapmak isteyen yapar istemeyen yapmaz zaten ama kısır döngü bu bilinçli insanlar az çocuk yapıp yada yapmayıp bilinçsizler üredikçe toplum git gide daha kötü yozlaşıyor
0
basond
(19.06.21)
Biraz dar bir perspektiften bakıyorsun. Mesela kendine çocugun tum masrafları devlet tarafından karşılansa çocuk dogurup doğurmayacağını sorabilirsin. En son danimarka tatilde hamilelik oranı daha yuksek oldugu icin tatile teşvik paketleri başlatmıştı. Ya da Almanya 25 yaşına kadar çocuğa gelir sağlıyor. Vallahi ben doğurmak istiyorum. Ama finlandiya'ya taşınacağım galiba doğurmak için. 3 yaşına kadar evde bakacağım çocuğuma deyince maaş ödüyor ebeveyne. Jeff evde ilgilenir, Aylık 200 euro da bu bakıcı maaşın dışında çocuk için veriyorlar. Bir de bütün bebek bakım malzemleri koli ile geliyor yaş ilerledikçe. Her çocuk başına para artıyor çocuk sayısı arttıkça. Bukadar maliyet dedin diye yazdım bunları (*-*)/ Ülkeye göre gideri bırak üzerine para alıyorsun.
0
velvetmorning
(19.06.21)
@velvetmorning, yahu Danimarka, Finlandiya gibi 5, 6 milyonluk ülkelerde 50 yaşındaki insanlar da çocuk yapar. Almanya zaten yaş ortalaması yüksek bir ülke. Tarihten silinmemek için mecbur teşvik etmesi gerekiyor. Ben bunları referans kabul etmiyorum maalesef. Bu tip ülkelerde doğmak zaten hayata 3 0 önde başlamak demek. Ben Türkiye'yi ve yakın coğrafyayı dikkate aldığımda dar bir perspektife sahip olduğumu düşünmüyorum. Bu arada erkeğim. Bunu doğum konusu için belirttim. Ama para da verseler yine 2'den fazla çocuk istemem.
0
🌸dissendium
(19.06.21)
Maddi durumlari cok iyi olanlar genelde cocuk yapiyor. Gozlemim bu yonde.
0
medusa
(19.06.21)
benden 16 yaş küçük kardeşimin yalnız bir çocukluk geçirmesinden dolayı diyorum ki: eğer çocuk sahibi olunacaksa en az 2 tane olmalı ve yakın yaşlarda olmalılar. tek çocuk her şeyden önce çocuk için sıkıntı. kardeşim mesela pandemi vardı okula gidemediler, dışarı çıkamadılar, çıksalar oyun oynayamadılar. kardeşi olsa bu kadar yalnız ve oyunsuz kalır mıydı? hayır. ebeveylerle buyuklerle bir yere kadar oluyor o ve gerisi olmuyor, olmaz. bu konuda aşırı netim. tek çocuğa karşıyım. eğer bir gün anne olursam o yola en az 2 çocuk için çıkmışımdır. ama çok büyük ihtimalle olmayacağım, çünkü 1) doğurmaktan ve hamilelikten ölesiye korkuyorum 2) klişe ya da her neyse bu dünyaya çocuk getirip üzülmesine, yorulmasına, haksızlığa uğramasına, çaresiz kalmasına vb hiçbir şekilde yaşayacağı olumsuz şeylere sebep olmak istemiyorum. ben her türlü yanında olurum ama illa ki büyüyecek ve hür bir birey olacak, bu ülkede veya bu ülkeden kaçıp herhangi bir yerde ne kadar hür olabilirse tabii. e bir de baba olacak kalibrede erkek tanımamam da etkili tabii. ama buna gelene dek zaten oluru yok.
0
levybroo
(19.06.21)
Ben çocuk istemiyorum, ama hormonlarım zaman zaman baskı yapıyor. :) Çocukları severim aslında. Fakat bakımını üstlenmek istemediğim için evlat edinmeyi de düşünmem.
0
auroraaurora
(19.06.21)
2 tarafın da ana baba sağ ise ve yakında oturuyorlarsa yapılabilir
2 taraf da çalışabilir bu durumda
ama anne 3 yaşa kadar izin alma imkanı olursa daha sağlıklı olur
0
bir soru sorcam
(19.06.21)
cocuk sahibi olmak istemiyorum. kimsenin dusunmedigi, umursamadigi kadar cok sorumluluk gerektiriyor.

ulkenin hali belli. dunyanin hali belli. dogaya verdigimiz zarar, siyasi sorunlar... bunlar zaten hayati mahveden seyler. boyle bir hayata bir cocuk getirirsem karsilasacagi sorunlarin ustesinden nasil gelirim bilmiyorum.

hem ben bu cocuga yeterli ilgiyi veremem, cok yogun bir is hayatim var. cocuklari da oyle cok sevmiyorum. basa cikamam.

zengin degilim, her istedigini yapamam. kaliteli bir hayat yasamasi icin gereken ihtiyaclarini asgari olcude bile karsilamam cok zor. saldim cayira mevlam kayira bir sekilde cocuk buyutmeyi dogru bulmuyorum.

saglikli, mutlu, ozguvenli, merhametli, egitimli, enerjik, ogrenen, eglenen, akilli, bilgili, saygili bir cocuk yetistirmek icin yapmak gereken cok sey var. bu cok seyi ben yapamam. zamanimi cocuga ayiramam. yeterli de olamam zaten.

evim, arabam, birikmis param yok. ben bu cocugun gelecegini nasil garantileyecegim? bana bir sey olursa bu cocuga ne olacak?

en basitinden saglikli beslenmesini saglayamam. kendim bile saglikli beslenmiyorum. yemek yapmayi sevmiyorum.

bu cocugun okulu var, lisesi var, universitesi var, erasmusu var, masteri var. var oglu var.

ben bu egitim sureci boyunca ona hicbir sekilde destek olamam. ha benim gibi tasarimci olacaksa olurum ama matematik, fizik, kimya, biyoloji... bunlardan anlamiyorum. destek olamam. ogretmen tutmak gerekir, para ayiramam.

bir suru hastalik var. hastalandiginda en iyi tedaviyi almasini saglayamam. para para para. oldu da kotu bir durum yasadi diyelim. bir uzvunu kaybetti veya yasitlarina gore daha sakin yasamasini gerektitecek bir kalp hastaligi cikti diyelim. ben ona bu durumda ihtiyaci oldugu psikolojik destegi saglayamam. benim zaten psikolojim bozuk.

evet bak benim psikolojim bozuk. nereden yaptim bu cocugu keske yapmasaydim derim. cocuga yazik ettim kendimden nefret ediyorum derim. berbat gunler geciririm. bu hallerimle cocugu korkuturum. onun da psikolojisi bozulur.

benden anne manne olmaz. yok yok istemem.
0
batlegolas
(20.06.21)
(5)

Bbc'de bahsi geçen türk dizileri

yarey
Türk dizi sektöründe yeni bir akım başlamış psikoloji üzerine.3 tane var dediler ama sadece masumlar apartmanı diye bir dizinin ismi geçti. Diğer ikisi ne?Psikolojiyle ilgilenmeye başlayan birine önerir misiniz?Bir de bu diziler yurt dışından hangi platformsa izlenir?Bonus soru: şu yabancı dizi bu k
Türk dizi sektöründe yeni bir akım başlamış psikoloji üzerine.

3 tane var dediler ama sadece masumlar apartmanı diye bir dizinin ismi geçti. Diğer ikisi ne?

Psikolojiyle ilgilenmeye başlayan birine önerir misiniz?

Bir de bu diziler yurt dışından hangi platformsa izlenir?

Bonus soru: şu yabancı dizi bu konuları daha güzel, daha derin ele alıyor derseniz de önerilere açığım.

Teşekkürler
0
yarey
(18.06.21)
Kırmızı Oda olabilir.
0
dissendium
(18.06.21)
in treatment bu işin iyi örneklerindendir
0
freebird5406_2
(18.06.21)
Gülseren Budayıcıoğlu furyası diyebiliriz buna. Pek önermem manyak olursun... (:
0
Ufuk
(18.06.21)
Aslında bir çok dizide psikolojik öğeler bulunabilir /incelenebilir illa hastalıkları faş etmesi gerekmiyor.
Mesela mr. Robot ta karakter çoklu kişilik bozukluğuna sahip.
Dexter daki dexter sosyopat
You'daki çocuk saplantılı.
Criminal minds daki uzmanlar ise suçluları profile oturtmak ve yakalamak için psikolojiyi kullanıyor mesela.
The Sopranos da abimiz terapiye gidiyordu düzenli.

Yerli olarak Fi'ye bakabilirsin yine bir kitap uyarlamasıydı.
0
Ufuk
(18.06.21)
diger ikisi kirmizi oda ve camdaki kiz olabilir. dogdugun ev kaderindir ve istanbullu gelin dizileri de bildigim kadariyla bu hanimefendinin kitaplarindan uyarlandi.
0
in vino veritas
(18.06.21)
(4)

Yds'ye nereden başlanır?

rose parks
Beginner değilim tabii ama şu an girsem 20-30 civarı alırım diye tahmin ediyorum. Nereden nasıl başlayabilirim? Hedefim en kötü 70 almak.
Beginner değilim tabii ama şu an girsem 20-30 civarı alırım diye tahmin ediyorum. Nereden nasıl başlayabilirim? Hedefim en kötü 70 almak.
0
rose parks
(17.06.21)
20, 30'dan fazla alırsınız. Önce baştan sona grammar bitirin. Kelime öğrenin bol bol. Her gün 1, 2 saat BBC yazılarını okuyun.
0
dissendium
(17.06.21)
Önce bir deneme sınavı yapın ve seviyenizi öğrenin. 20 soru çözdüyseniz 20 soru, 5 ise 5. Sınav ortamı oluşturun ve son soruyu görmeden sınavı bitirmeyin. Başlangıç bu. Tavsiye çok.
0
ryhmer
(17.06.21)
Grammar'e zaman ayirmayin, hepsi hepsi zaten 5 soru.

Onun yerine hizli paragraf okuma tekniklerine yogunlasabilirsiniz. OSYM 30 senedir ayni formatta soruyor, bu yil da degisir bisi olmicak.

Ote yandan "anlamca en yakin" cumle sorularinda da cok basit trick'ler mevcut.

Sinav sorulari zor degil ama sacma, siz de taktik ogrenin bol bol.
0
Avoiding The Puddle
(17.06.21)
Yanlış anlamayın ama hepsini aynı isaretleyince 20-25 puan arasi alınıyor zaten.

Öncelikle geçmiş yılların çözümlü sınavlarını içeren bir kitap alın. Bir iki deneme yapip çözümleri ne derece anlayabiliyorsunuz ve bunun sonucunda bir sonraki denemede puanınız artıyor mu buna bakmanizi tavsiye ederim
0
nucleon
(17.06.21)
(5)

sinop yolu yokuşludur

roket adam
karadeniz turu kapsamında dönerken samsun'dan sinop'a geçtik sahil yolundan. hem yolunu, hem de şehri çok beğendik, ama sinop - bolu arası yol tam bir kabustu. turdaki en zor rota olabilir, hem bir geliş bir dönüş olarak bölünmemiş iki şerit, hem aşırı derecede dağ inip çıktık, hem deli gibi hız yap
karadeniz turu kapsamında dönerken samsun'dan sinop'a geçtik sahil yolundan. hem yolunu, hem de şehri çok beğendik, ama sinop - bolu arası yol tam bir kabustu. turdaki en zor rota olabilir, hem bir geliş bir dönüş olarak bölünmemiş iki şerit, hem aşırı derecede dağ inip çıktık, hem deli gibi hız yapan çok tır vardı, de acayip ıssızlardan geçtik.

acaba diyorum yandex bizi yanlış yoldan mı getirdi, yoksa gerçekten de kullanılan rota bu mu? e-80 otoyolu, sinop - boyabat - çankırı kastamonu arasıda bir yerlerden geldik.
0
roket adam
(17.06.21)
boyabat çankırı kısmı bir şeyler yanlış gitmiş ama anlamadım. boyabat kastamonu ılgaz yolu son derece düzgün. sonra da otobandan bam diye gidiliyor.
0
heeresgruppe
(17.06.21)
yandex bazen km'si kisa diye cok alakasiz yollari seciyor. bizi de bir seferinde orada 70 yildir oturanlarin bile kullanmayi gec varligini unuttuklari bir yoldan goturmustu köy yolu bile degil bildigin keci yolundan gittik yani :) vardigimizda geldigimiz yolu dedeme tarif edince orasi hala duruyor mu biz gencligimizde kullanirdik orayi siz nereden buldunuz da geldiniz demisti :).
0
in vino veritas
(17.06.21)
abi eskiden orda yol bile yoktu sonradan yapildi neyse ki, en mantiklisi sinop-boyabat-kargi; kargi'dan sonra samsun-istanbul yoluna cikiyorsun zaten.

www.kgm.gov.tr
0
bay b
(17.06.21)
Gerçekte Samsun, Amasya, Çorum şeklinde gidiyor otobüs. Sahili gördüyseniz zaten farklı yoldan gitmişsinizdir.
0
dissendium
(17.06.21)
Yanlış olmuş cidden,

Biz sinop boyabat kargı, sonra gerede ve istanbul rotasını takip ederiz.

Bir de sinop boyabat kastamonu ılgaz gerede istanbul rotası var. O da iyi
0
zimbirik
(17.06.21)
(16)

düğünde giymek için hangisi

tuborg yesili
Sizce?1https://www.hizliresim.com/1rbzq6x2https://www.hizliresim.com/o5rsywo
0
tuborg yesili
(12.06.21)
ikiside değil
amma illa biri olacaksa 1.
0
etna
(12.06.21)
Ama sen normalde en zevkli arkadaşlarımızdan biriydin, noldu şimdi :(
İkisinden biri şart ise birinci olsun.
0
irene
(12.06.21)
İkisi de değil. Bunlar çok sönük. Özensiz. Kötünün iyisi 1.
0
dissendium
(12.06.21)
:( düğünde abiye giymeyi sevmiyorum. Özen için abiye mi lazım?
0
🌸tuborg yesili
(12.06.21)
Abiye şart değil ama tek renk, çok daha şık elbiseler var. Bu ikisi gerçekten çoook kötü. Ben de şaşırdım.
0
elorelia
(12.06.21)
www.hizliresim.com

Aslında bunu beğeniyorum en çok ama 1 boyum uzun değil 2 daha spor geliyor
0
🌸tuborg yesili
(12.06.21)
asiri abiye olmasina gerek yok da bunlar cok gundelik. sade siyah bir elbise bile olabilirdi.

son yolladigin bir nebze olabilir.
0
hot potato
(12.06.21)
Çok kötü. Düz siyah askılı elbise olsa daha iyi.
0
jazzabel
(12.06.21)
2
0
intihar etsem de kendime gelsem
(12.06.21)
2
0
paramolacak
(12.06.21)
Ikisi de çok alakasız.
0
Bartebly
(12.06.21)
Düğünün nerede olacağına bağlı. Ben bunları plajda giyerdim.
0
suicides underground
(12.06.21)
2 orijinal geldi gozume, ben giyerdim.
0
Kittie
(12.06.21)
kumas kalitelero biraz belli eder kendini. beyaz tenliyseniz pembeyi cok begendim, esmerseniz 2. daha guzel gorunebilir
0
ala09
(12.06.21)
2si de değil çok günlük duruyor daha düz bir şey seçseniz daha uygun olur veya yaz diye düz renkli bir elbise olabilir bunlar yazın tatil elbisesi gibi biraz daha
0
esinikaybetmiscorap.
(12.06.21)
1 hoşuma gitti benim. 2.yi hiç beğenmedim. Eskiden olsa o tarz elbiseler çok hoşuma giderdi ama mankeni kırk parçaya bölmüş, önündeki ve kollarındaki hareket fazla. Yaz için günlük bir elbise bence.
1.nin kumaşı jakarlı ise, hafif parlaklığı varsa olur bence.
0
curukturpkokusu
(13.06.21)
(10)

Yirmi yaş dişlerinizi çektirdiniz mi? Ve şu durumda çektirir miydiniz?

ms brownstone
Herkeste farklıdır tabii ama bugün gittiğim çene cerrahı ameliyatla alması gerektiğini ancak aciliyetinin olmadığını söyleyip bana bıraktı. Ben de o an olup kurtulayım diye randevu aldım ama sonra düşünüp korktukça iptal ettim. Yirmi yaş dişiyle ilgili sürekli bazı doktorların ameliyat şart dediği d
Herkeste farklıdır tabii ama bugün gittiğim çene cerrahı ameliyatla alması gerektiğini ancak aciliyetinin olmadığını söyleyip bana bıraktı. Ben de o an olup kurtulayım diye randevu aldım ama sonra düşünüp korktukça iptal ettim.

Yirmi yaş dişiyle ilgili sürekli bazı doktorların ameliyat şart dediği dişi farklı bir doktorun ameliyata gerek duymadan aldığıyla ilgili hikayeler duyuyorum çevremde. Biraz da böyle düşününce bir umut ameliyatsız alınır düşüncesi de etkili oldu sanırım iptal etmemde. Gerçi diş hekimi yorumları çok iyi olan bir proftu ama bilemedim yine de.

Siz neler yaşadınız bu dişlerden kurtulma sürecinde? Ameliyatsız kurtulabilenler var mı aramızda? En çok merak ettiğim de ilk gittiğiniz hekim ne derse yaptınız mı yoksa birkaç farklı diş hekiminden görüş alarak mı hareket ettiniz?
0
ms brownstone
(12.06.21)
ameliyatsız dediği zaten gömülü olmayan/yarı gömülü oluyor. yani doktor çeneyi çok yarmadan direk pense benzeri aletle tutup çekebiliyor.

gömülüyse zaten ameliyatlı kaçarı yok. doktora göre değişmiyor yani bu durum.

ben önce devlette gittim 1 tanesini çektirdim baktım çok eziyetli ve insan muamelesi yapılmıyor kalan 3 tanesini özelde çektirdim rahat ettim. özellikle gömülüyse işinin ehli doktor önemli. avrupa yakasındakilere doktor önerebilirim.

doktordan eminseniz çektirip kurtulmanızı tavsiye ederim.
0
egokalp
(12.06.21)
Marmara'ya gidip ikişer ikişer çektirip kurtuldum.
0
howfaristhesky
(12.06.21)
Çektirmedim. Çektirmem için bir sebep yok. Hiç ağrımadı. Kötü çıkmadı, düzgün çıktı. Sağlık sorunu oluşturmuyorsa çektirmeye gerek olmadığını düşünüyorum.
0
dissendium
(12.06.21)
Cektirmedim ama discim "20liklerini de cekelim" demisti. Covid vs derken 2 yildir ugrayamadim yanina.
Cektirirsem hiyjen acisindan rahatlayacagimi dusunuyorum cunku 20liklerim yari gomuk bir sekilde duruyorlar. Arka kisimlari tam temizlenmiyor.
0
nax
(12.06.21)
dissendium +1

dişçim bakıp düzgün çıktığını, almaya gerek olmadığını söylemişti.
ben de ellemedim hiç.
bir sorun da yaşamadım.
0
blatta hiberna
(12.06.21)
eski doktorum 'acil değil ama er ya da geç çekilmeli, çıkış pozisyonları yüzünden ileride mutlaka sorun çıkarır' demişti. henüz sorun çıkarmadılar ama şimdiki doktorum da aynı şeyi söylüyor. cesaret edebilirsem çektireceğim yani.
0
asisamus
(12.06.21)
gömülü olduğu için bahsettiğiniz gibi ameliyatla alındı. ameliyat diyince büyük bir şey canlanmasın yarım saat gibi sürdü, sadece normal çekmeden farklı olarak açıldı alındı dikiş atıldı. dişlerin gömülü oldugu oncesinde rutin bir kontrolde söylenmişti, o zaman hemen aldırmadım. ağrı vs yapmıyordu ve çıkmıyordu. bir süre sonra bir tanesi ağrı yapmaya başladı o zaman mecburen aldırdım. diğerleri duruyor.

çene cerrahı çok yakın tanıdığımdı o yuzden başka hekimlere danışmadım.

sinir tahribatı oldu ve dilimin yarısı halen uyuşuk, işlemin üzerinden 7 ay geçti. bu gelişebilen bir komplikasyonmuş. hep böyle de kalma ihtimali varmış. bu konuyu biraz araştırmnaızı tavsiye ederim. bunun için bile ben ağrı yapmasa aldırmazdım, diğerlerini aldırmıyorum.

işlemden sonra bir süre antibiyotik kullanıyorsunuz ve birkaç gün ağrı oluyor, ama çok aman aman bir zorluğu yok.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(12.06.21)
Çektirmedim, ağrı sızı olmadı hiç.
0
ruhen hastayim ben
(12.06.21)
Hiç ağrımayan dişim bir gece birden ağrımıştı, sabah yanağım şiş uyandım. İltihaplanmış, önce antibiyotik kullandım. Çekilen röntgen sonucu iki yirmilik dişin de ameliyatla alınması gerektiğini, ileride çeneyi etkileyeceğini söylediler. 6 ay arayla iki diş de alındı. O arada bir daha ağrı olmadı ama ben yine de aldırdım. Üstte bir yirmilik daha var, onda sorun olmadığı için duruyor. İki işlemi de okmeydanı diş hastanesinde yaptırmıştım. Şansıma iki cerrah da çok kibardı. Sanırım çok korktuğum için de şefkatli davranmışlardı:)
0
asteriks
(12.06.21)
40 yaşındayım sadece bir tanesi gömülü yana doğru büyümüş diğerleri gelişmemiş ufak bir operasyon ile alındı etki geçince acı az da oldu o kadar 3 gün sonra hayat normal idi
0
gaspetizm
(12.06.21)
(8)

Kitapları ikinci kez okumak...?

anatomik
Özellikle lise zamanında okuduğum ve şu an çok erken okuduğumu düşündüğüm kitapları tekrar okumak istiyorum. Özellikle Albert Camus, Sartre ve Dostoyevski başta olmak üzere. Sadece bu yazarların bazı kitaplarını tekrar okusam bile 20-30 kitap eder minimum.Ancak bir kez okuduğum kitabı tekrar okumak
Özellikle lise zamanında okuduğum ve şu an çok erken okuduğumu düşündüğüm kitapları tekrar okumak istiyorum. Özellikle Albert Camus, Sartre ve Dostoyevski başta olmak üzere. Sadece bu yazarların bazı kitaplarını tekrar okusam bile 20-30 kitap eder minimum.

Ancak bir kez okuduğum kitabı tekrar okumak da çok mantıklı gelmiyor çünkü hali hazırda okumadığım ama okumak istediğim yüzlerce kitap var aklımda.
Ortalama 20-30 kitabı tekrar okumak mı, yoksa okumadığım ve okumak istediğim kitaplara yönelmek mi?
Zaten iş güç malum, gün içinde 1-2 saat kitaba ayırabildiğim gün sayısı bile çok az.
Tekrar okumak istediğim kitap sayısı 8-10 olsa yine tamam, sıkıntı değil. Ama bu şekilde tekrar okumak istediğim en az 30-40 kitap var, az da değil.
Mesela Dune serisinin filmi çıkmadan önce ikinci kez okudum geçenlerde, çok sevmeme rağmen onu okurken bile aklımda "lan boş yere ikinci sefer okuyorum, yeni kitap okusaydım keşke" düşüncesi oluştu.

Ne yapmalı?
Sesli kitap olarak dinleyeyim diyorum ama atıyorum Albert Camus'nun Düşüş kitabı da sesli olarak aynı tadı vermez mesela bence.
0
anatomik
(12.06.21)
Yeniden oku. Hepsini değil belki ama en sevdiğin ve sevmediğin 2-3 tanesini seçebilirsin.

Hem zaten kesin kaçırdığın şeyler vardır, boşa gitmez, hem de mesela önceden çok sevdiğin bir kitabı şimdi sevmeyebilirsin, o da nasıl değiştiğin hakkında fikir verir kendi kendine. Güzel bi feedback oluyor bence.
0
plutongezegendegilmi
(12.06.21)
Ömür az kitap çok :)

Sesli kitaplar için ben de sen gibi düşünüyordum ama kuyucaklı yusuf'u dinledikten sonra fikrim değişti. Önceden okuduklarını sesli kitap olarak edin bence. Hiç bilmediklerini okursun.
0
antihero
(12.06.21)
Ben olsam yenilere öncelik verirdim. Daha önce okuduğum ve tekrar okumayı istediğim kitapları da keyif için okurdum. Örnek olarak bende Harry Potter kitapları var. Bu kitapları istediğim zaman açıp okuyorum zaten. Hatta en baştan başlamadan, direkt istediğim bölümleri ya da istediğim kısımları okuduğum da oluyor. Bir de kitap konusunda mükemmeliyetçi davranmak kitaptan alınan keyfi kaçırıyor. Bu yüzden ben katı bir planlama yapmadan, bir kitap bittikten sonra "şimdi hangi kitabı okumak istiyorum" sorusunu sorarak karar vermeyi daha mantıklı buluyorum.
0
dissendium
(12.06.21)
Valla olay kitap okumaya ne gözle baktığına göre değişir. Böyle bişekil yarış olarak görüyorsan ya da ödev olarak görüyorsan tekrar okumak istememen doğal. Yok bişekil mutlu ediyorsa ve zevk alma olarak görüyorsan bu sefer de beğendiğin kitabı/yazarı tekrar okumak istemen doğal çünkü riski minimize ediyorsun.
0
j r r tolkien hayrani
(12.06.21)
Ben hiç çekinmeden okuduğum ve çok beğendiğim kitapları bir süre geçtikten sonra tekrar okuyorum. Evet kitap çok ama yeni kitabı beğenmeme riski de var. Eskiden okuduğum, cok hoşlandığım ve çoğu kısmını unuttuğum bir kitabı neden tekrar okumayayim ki?
0
aslil
(12.06.21)
plutongezegendegilmi +1

Mutlaka en çok yeniden ziyaret etmek istediğiniz 2-3 kitap vardır, araya onları alabilirsiniz. Öbür türlü içinizde hep ukte olarak kalacak. Annem de kendimi bildim bileli tekrar Dostoyevskileri okusam, en son üniversitede okumuştum deyip duruyor ama hala icraata geçmedi. Yine de hep içinde bu istek var.
0
peki madem
(12.06.21)
çok güzel bir kitap bir daha okunabilir. güzel bir film bir daha izlenebilir. ben ikinci kez bir filmi izlemeyi hiç tercih etmezdim. bayağı yüksek sayıda film izledim ve sonra dönüp bazı sevdiğim filmleri yeniden izledim ve fark ettim ki bu aslında beni çok eğlendiriyor çünkü kaliteli içerik.

yeni şeyler deneyimlemek tabii güzel ama güzel şeylerin de tekrar tadına varmak da güzel. ikisini de yapmak lazım. hayat zaten tüm güzel kitapları okumak için çok kısa. en azından bize çok hitap edenlerin tekrar tadını çıkarabiliriz.
0
bohr atom modeli
(12.06.21)
tamamen aynı şeyleri düşünüyordum seninle. en sonunda eskileri okumaya karar verdim. hayatımda yaptığım en doğru şeylerden biri olabilir. suç ve ceza'yı 14 yaşında okumuştum mesela. o zaman bile çok sevmiştim tabii ki ama tekrar 25 yaşında okuyunca şok oldum resmen, "ben bunu g*tümle okumuşum" diye düşündüm.

yıllar geçtikçe biz de değişiyor ve gelişiyoruz. bazı eserlerde her zaman farklı bir şeyler bulabilmek, farklı bakış açıları geliştirebilmek mümkün oluyor. bu yüzden tadı damakta kalan, yıllarca unutulmayan, geri dönülmek istenen bazı romanların tekrar okunmasının faydalı olduğu görüşündeyim ben.

ha tabii bunu abartıp yeni şeyler okumamak da güzel değil ama sonuç itibariyle "ne yapsam?" diye düşünüp hiçbir şey yapmamaktansa eski bile olsa okumak iyidir.
0
der meister
(12.06.21)
(6)

turkiye'deki top 10 turistik mekan

baldur2
yabanci bir turist icin sizce turkiye deneyimini unutulmaya yapacak, gormeye deger en guzel 10 yer, dogal guzellik, tarihi mekan vs neresi? kapadokya ve pamukkale haric, onlar ilk 10'a kesin girer zaten diye varsayiyorum.
yabanci bir turist icin sizce turkiye deneyimini unutulmaya yapacak, gormeye deger en guzel 10 yer, dogal guzellik, tarihi mekan vs neresi?

kapadokya ve pamukkale haric, onlar ilk 10'a kesin girer zaten diye varsayiyorum.
0
baldur2
(12.06.21)
antalya ve antalya'daki birbirinden essiz antik kentlerin hepsi, (ozellikle termessos). sehir hem klasik deniz kum gunes tatilinin cenneti hem tarihi guzelliklerin. ben olsam direkt antalya'ya gotururum misafirlerimi. tabii tam yaz aylarina girmeden veya yazdan cikarken.
0
levybroo
(12.06.21)
efes var, akropolis'in adi var sadece, efes yeterince bilinmiyor yoksa akropolis'i bese katlar. ben sirince'ye de goturmustum sevmisti arkadasim. ama turkiye'de ilk 10'a girmez sirince yine de.
0
in vino veritas
(12.06.21)
Ayasofya da eklenebilir listeye. Göbeklitepe de değerli.
0
dissendium
(12.06.21)
Antik kente ilgi olduğunu varsayarak
Sıralamayı rastgele ve araç olduğunu varsaydım.
1- konya- çatalhöyük (tuzgölü ve ufak bi konya turu)
2- göbeklitepe (urfa- antep -hatay turu)
3- nemrut dağı
4- divriği
5- sümela manastırı (şart değil restarasyon vardı)
6- sagallos
7-valla kanyonu
8- knidos
0
1917
(12.06.21)
Efes, pamukkale, ıhlara, kapadokya, ayasofya, karadeniz yaylaları, bodum veya kaş'ta güzel bir koy.
0
liberal
(12.06.21)
nemrut dağı ilk10'a değil ilk 3'e girer. inanılmaz.
0
etna
(12.06.21)
(17)

Toplumda çok sevilirken bir anda büyük bir kesimin nefretini kazanan ünlü

ms brownstone
Bu tanıma uyan kimler geliyor aklınıza?Örnek olarak benim aklıma Arda Turan geliyor ilk. Gençken çoğunluk seviyordu ama şu an birçok insanın nefretini kazanmış durumda. Serenay Sarıkaya da biraz bu tanıma uyabilir ama Arda gibi bir nefret değil de Cem Yılmaz sonrası polularitesinin düşmesi gibi onun
Bu tanıma uyan kimler geliyor aklınıza?

Örnek olarak benim aklıma Arda Turan geliyor ilk. Gençken çoğunluk seviyordu ama şu an birçok insanın nefretini kazanmış durumda. Serenay Sarıkaya da biraz bu tanıma uyabilir ama Arda gibi bir nefret değil de Cem Yılmaz sonrası polularitesinin düşmesi gibi onun durumu daha çok.

Başka kimler vardı böyle?
0
ms brownstone
(11.06.21)
kerem bürsin
0
alisamadim
(11.06.21)
son feci bisikletin solisti.

yani çok sevilmiyordu tabii de tek bir hareketle yok oldu bence. ekşideki sorulardan da anlaşılıyor.

orhan gencebay bir de kesinlikle.
0
bohr atom modeli
(11.06.21)
Güner Ümit geliyor benim aklım direkt. İner misin çıkar mısın diye bir yarışmayı sunuyordu. Çok popülerdi kendi zamanında. Aleviler için çok yersiz bir şaka yapmıştı ve azalarak değil bir anda bitti.

Ozan Güven diyebiliriz. Eskiden mizahını seversin sevmezsin, kimsenin nefret edeceği bir tip değilken sevgilisine şiddet uygulayıp bir de mağdur kendisi gibi rol yapınca ekranlardan siliniverdi.

Yavuz Bingöl. Herkesin malumu.

Bir çırpıda aklıma gelenler bunlar.
0
himmet dayi
(11.06.21)
Hakan Şükür Fetö öncesinde seviliyordu.
0
dissendium
(11.06.21)
emrah serbes
0
anais
(11.06.21)
Oytun erbaş
0
freebird5406_2
(11.06.21)
Sezen Aksu
Erkan Oğur
0
dediysem dedim
(11.06.21)
Muharrem ince.
0
j r r tolkien hayrani
(11.06.21)
Orhan Gencebay

Cevaplar biraz da "siyaset üstü bir kişi iken akp'ye yanlayanlar listesi" olacak gibi. Öyle olunca da toplumun yarısı nefret ederken diğer yarısı da sevmiş oluyor. Some kutuplaşma problems.
0
temasettin
(11.06.21)
Sonradan itibarını yeniden kazandıysa da (ki bence çok daha fazla saygınlığı hak ediyor) bu tanıma en çok uyan isim Ahmet Kaya olabilir. Çocukken hatırladığım kadarıyla kendisine inanılmaz bir sevgi ve saygı vardı. Sonrasında olanlar malum...
0
jacque
(11.06.21)
Canan Karatay
0
dediysem dedim
(11.06.21)
güner ümit miydi ya, şu yarışma programında mum söndü mü oynuyorsunuz diyen?

ebru gündeş de bu sınıfa girer bence.

kara melekte oynayan kadın da en yakın arkadaşının kocasıyla arabada öpüşürken yakalanıp ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı.
0
halanne
(11.06.21)
aliye dizisindeki oyuncu, adini unuttum.
0
durgunfoton
(11.06.21)
Kevin Spacey, Bill Cosby.
0
kobuzchu kiz
(11.06.21)
80liler icin direk Guner Umit'tir herhalde. Herif Turkiye'nin o zamanlar en unlu adami iken tek kelime ile bitti.

Hakan Sukur'de kafaya oynar.
0
cooperr
(11.06.21)
Okan BAYÜLGEN
Necati ŞAŞMAZ
Muharrem İNCE
Fatih TERİM
0
her seye atarlanan adam
(11.06.21)
Sezen Aksu
Kadir İnanır
Yavuz Bingöl
0
pro9it9is9
(12.06.21)
(2)

Düğün fotoğrafı

black mamba
liseden beri fotoğraf ve sinemayla ilgileniyorum. Daha oncehic düşünmemiştim ama düğün fotoğrafında fena para yokmuş. Bir süreliğine düğün fotoğrafı ekmek istiyorum. Gerçi biraz geç kaldım sanırım. Nisan gibi eksiklerimi kapatıp haziran gibi çekime başlarım diyordum ama geç kaldım. Birkaç sorum
liseden beri fotoğraf ve sinemayla ilgileniyorum. Daha oncehic düşünmemiştim ama düğün fotoğrafında fena para yokmuş. Bir süreliğine düğün fotoğrafı ekmek istiyorum. Gerçi biraz geç kaldım sanırım. Nisan gibi eksiklerimi kapatıp haziran gibi çekime başlarım diyordum ama geç kaldım. Birkaç sorum var.

1 - sanirim bircok için insan instagramdan müşteri buluyor. Güvenilir olur mu insanlar için? Ödeme, anlaşma nasil olur? Ben parayı alıp kalabilirim, onlar da gelmeyebilir.

2 - bir sözleşme imzalamak gerekir mi?

3 - muhasebeci olmalı mı? Fatura kesme durumu nasıl olur?

4 - 2 saat çekim, 2 küçük albüm, 1 büyük albüm için sizce ücret ne olmalı? Maliyetin üzerine harcayacagim saate göre saat başına ücret eklemeyi düşünüyorum.

5 - halka açık yerlerde çekim yapılıyor sanırım. Sonuçta ücretsiz ve güzel ortamlar çok fazla yok. İnsanlar nasil çekim yapıyor oradalarda? Sıra tartışması olmuyor mu?
0
black mamba
(11.06.21)
Instagram hesabında daha önce çektiğin düğün fotoğraflarını paylaşırsan, insanlar paylaştıklarını beğenirlerse mesaj atarlar. Ücreti söylersin. En önemli güvence daha önce çektiğin düğün fotoğrafları. Bir fotoğrafçı 100 düğüne gidip 100 çiftin düğün fotoğrafını paylaşmışsa o kişi güvenilirdir.

Fatura bence olmalı. Çünkü bir ara fotoğrafçılar serbest düğün fotoğrafçılarına savaş açmıştı. Yanlarına gidip siz vergi veriyor musunuz diye soranlar var.

Halka açık yerlere erken saatlerde gidebilirsiniz. Kafanızda önceden bir konsept belirlerseniz çekmek çok uzun sürmez.

Bir de bu dediklerim düğün anı için değil, düğünden önce yapılan dış çekimlerle daha çok ilgili. Düğün anı için genelde düğün salonunun fotoğrafçısıyla anlaşabiliyorlar. Düğün salonu ayrı bir fotoğrafçıya izin vermeyebiliyor.
0
dissendium
(11.06.21)
Tabii şu dış çekim denilen fotoğraflardan cekicem. Dugun anı çekilenler değil.
0
🌸black mamba
(11.06.21)
(6)

Pa pappa pappa pa

naksidil
Geçen yıl Power fm’de çok çlan bir şarkıydı bulamıyorum böyle aratarak. Bi buldursanız.
Geçen yıl Power fm’de çok çlan bir şarkıydı bulamıyorum böyle aratarak. Bi buldursanız.
0
naksidil
(11.06.21)
0
John Bloor
(11.06.21)
Stromae - Papaoutai olabilir.

Hangi dilde, onu belirtseydiniz.
0
dissendium
(11.06.21)
youtu.be bu mu?
0
gelmeistemem
(11.06.21)
youtu.be Bu olabilir mi?
0
suicides underground
(11.06.21)
bu olsun:
www.youtube.com

;)
0
late viper
(11.06.21)
kendim buldum :)

www.youtube.com
0
🌸naksidil
(14.06.21)
(7)

İş mülakatı hk

makarnacanavari
Merhaba arkadaşlar,Ben bir iş görüşmesi gerçekleştirdim.Fakat şöyle bir durum oldu.Reklam metni, slogan, röportaj, senaryo gibi benden kendimi kanıtlamam adına bir proje istiyorlar. Profesyonelce gerçekleşecek gibi. İşkillenmedim değil.Bunun sonucuna göre olumlu ya da olumsuz geri dönüş olacakmış.Be
Merhaba arkadaşlar,

Ben bir iş görüşmesi gerçekleştirdim.

Fakat şöyle bir durum oldu.

Reklam metni, slogan, röportaj, senaryo gibi benden kendimi kanıtlamam adına bir proje istiyorlar. Profesyonelce gerçekleşecek gibi.

İşkillenmedim değil.

Bunun sonucuna göre olumlu ya da olumsuz geri dönüş olacakmış.

Ben gece gündüz oturup reklam filmi yapacağım ama beni almama ihtimalleri olduğu gibi, benim hazırladığım projenin üstüne yatma ihtimalleri de var. Ne bununla alakalı bir resmî yazı ne de kullanmayacaklarına dair beyanları söz konusu.

Ben yapmak istemiyorum.

İlk defa bir iş görüşmesinde böyle bir durumla karşı karşıya kaldım.

Bu normal midir?

Ben projeyi hazırlayacağım onlara da başımın gözümün sadakası olsun diye yollayacağım.

Sadece bana mı mantıksız geliyor bu durum?
0
makarnacanavari
(10.06.21)
Bence de mantıksız. İşkillenmekte haklısın. Sektörle ilgim yok ama duyuyoruz böyle olayları. Ben olsam -mümkünse- yaptığım içeriklere filigran eklerim kaldırılamayacak şekilde. Videoların ortasında kocaman "PAZAR SÜRPRİZİ" yazıyor ya magazin haberlerinde, o tarz :)
0
himmet dayi
(10.06.21)
Mantıksız evet, bence şüpheleriniz de yersiz değil.

Ortasına kocaman bir watermark koyup sadece video'yu gönderseniz nasıl olur? Yani dertleri çakallıksa zaten almazlar, ama kullanamazlar da en azından, siz de portfolyoya eklersiniz.

Bir de zaten portfolyonuz yok mu? Eğer varsa "bakın benzer bir şey yaptım zaten" diyip onu gönderemiyor musunuz? Ben yazılımcıyım, bazen böyle "challenge" gönderen oluyor, kendi kullanma ihtimalleri de yok, ama yine de yapmıyorum, open source projelerim var zaten, açın bakın diyorum.
0
plutongezegendegilmi
(10.06.21)
Ben editörüm. Video istemiyorlar zaten. Sadece senaryosu tretman bir de sinopsis işte. Bunlara öyle watermark gibi şeyler ekleyemez sadece noterden onaylatabilirim. Onun için de zaman yok. Çünkü maili bugün atmışlar benden pazar günü teslim etmemi istiyorlar vs.

Yazdıklarımı olduğu gibi paylaşmasalar bile bazı yerlerinde oynama yapıp kullanabilme ihtimalleri çok yüksek.

Üniversite öğrencisiyken maalesef bir hocan bu şekilde oluşturduğum çizgifilm senaryosunu TRT’ye satıp çok iyi paralar kazanmıştı çakal :))

En iyisi uygun bir dille bunu göndermeyeceğimi belirteyim.
0
🌸makarnacanavari
(10.06.21)
Ticari amaçla kullanmayacak olsalar bile biraz mantıksız. Biz sizi ararız derlerse birkaç gününüz boşa gitmiş olacak.
0
dissendium
(10.06.21)
tecrubeli biriyseniz eski projelerinize baksinlar. yeni mezunsaniz ki sanmiyorum zaten yeni mezunu bir yerde egitmek durumundalar iki durumda da proje beklenmesi mantiksiz. cakallik var isin icinde
0
ala09
(10.06.21)
En nefret ettiğim görüşme süreci bu heralde ya.
yapmayın bence. hayır gelmez böyle bir yerden.

geçen sene product manager pozisyonuna başvurduğum bir şirketten gelen case study geldi aklıma. tüylerim diken diken oldu.

kendi app'lerinin;
- kullanıcı kitle analizini
- rakip analizini
- market analizini
- kullanıcı journey haritasını
- CRM planını
- ürün analizini

48 saatte istemişlerdi. bi de utanmadan kendi app'leri sadece google store'da var diye "ios kullanıyorsanız ios'taki şu rakibimiz için yapın bu case'i ama case'lerde bizim app'i inceleyenleri önceliklendiricez" demişlerdi.

dalga mı geçiyosunuz siz minvalinde mail atıp sürece devam etmeyeceğimi söylemiştim. ve maalesef ciddilerdi bu istediklerinde.

velhasıl kelam, başvuru sahibi kişinin bakış açısını, nasıl çalıştığını görmek isteyen şirket çok daha farklı bi yaklaşım sergileyebilecekken, sizin görüştüğünüz yer çakallık peşindeymiş gibi hissettirdi.
0
dunga
(10.06.21)
Tabiki de normal değil. Projeyi bedavaya çıkarmak istiyorlar.
Yıllar önce bir iş mülakatında işveren yaptığım bir önceki projeyi çok beğendiğini ve örnek çizim yollarsam beni işe alacağını belirtmişti. Bundan işkillenip çizimi yollamadım. Günlerce uggunsuz bir vakitte beni arayıp çizimleri istediler. Baskı ve ısrarla. Kendilerinin niyeti iyice açığa çıkınca beni bir daha aramamalarınj söylemiştim. Bence siz de burayı unutun. Bu mantıkta iş yapan bir ofisle calıssanız da mutlu olamayacağınız aşikar.
0
apurucikipi
(11.06.21)
(6)

Birkaç üretim sorusu

dissendium
Diyelim bir tane kimya şirketi kurduk. Sıvı el sabunu üretmek istiyoruz. Bu aşamada müşteri nasıl bulunur? Olayın genel mantığı nedir? Bununla ilgili kaynak da paylaşabilirsiniz.Bir de Migros'un bazı ürünlerinde Migros yazıyor ama Migros üretici değil. Bir tane firmaya ürettirmiş. Bu firmaları Migro
Diyelim bir tane kimya şirketi kurduk. Sıvı el sabunu üretmek istiyoruz. Bu aşamada müşteri nasıl bulunur? Olayın genel mantığı nedir? Bununla ilgili kaynak da paylaşabilirsiniz.

Bir de Migros'un bazı ürünlerinde Migros yazıyor ama Migros üretici değil. Bir tane firmaya ürettirmiş. Bu firmaları Migros nasıl buluyor? İhale mi açılıyor? Bir de ürünün nasıl olacağını Migros mu belirliyor yoksa şirketin bu tip durumlar için ürün kataloğu var ve Migros bu katalogdan ürün seçimi mi yapıyor?

Son olarak işletme, ticaret gibi alanlarda bilgimi artırmak istiyorum. Kaynak tavsiyesi alabilirim. Bilgi veren olursa teşekkür ederim.
0
dissendium
(10.06.21)
zaten mantık olarak önce müşteri bulup sonra sabunu üretmen lazım.

yoksa standart olarak migros'a en uygun fiyatı vermen lazım ki adamlar alsın.

ne alınır ne satılır bu işler nasıl olur sadece piyasaya girerek öğrenebilirsin. özellikle türkiye'de bütün işler ikili ilişkiler arasında döner.

www.hepsiburada.com

Siveno Defne Yağlı Doğal Sıvı Sabun 5 lt 97tl miş.

sen bu ürüne 25tl diyebiliyor musun? piyasa ona bakar.
0
duyurukullanıcısı
(10.06.21)
problem sabun üretmek değil, problem sabunu satacak yer bulmak. şöyle diyeyim, eğer sabun satacak bir yer bulursanız, sabunu sizin için üretecek yeri bulmak yarım gününüzü alır.
0
co2s2
(10.06.21)
Piyasada çoğu şey fason üretiliyor. Yani aldığınız F. Castell KAlem ya da arabanızdaki paspas, Zara'dan aldığınız Mayo... Bunlar Ferhatpaşa, Bursa, Okmeydanı gibi yerlerde üretiliyor.
Ürünün neye benzeyeceğini, nasıl kokacağını, hangi mamülden imal edilip ne miktarda ambalajlanacağını belirlemek kolay.
Migros Fbrikası diye bir şey yok zaten :j yani ben görmedim.
0
Etanglement
(10.06.21)
@Etanglement, zaten fason üretimden bahsediyorum. Migros fabrikası diye bir şey yok.
0
🌸dissendium
(10.06.21)
Ihale falan açılmıyor alakası yok. Fason üretim. Senin markan logon her seyin hazir. Esenyurtta da uretici. Gidiyorsun konusuyorsun adam diyor en az 500 seri ya da en az 1000 litre aylik vs vs. Anlaşırsin o uretir sloganini logonu neyse hazirlar paletler verir. Gerisi sana kalmis ister koy evine kullan ister bakkal bakkal gez satmaya çaliş
0
optimistbakunin
(10.06.21)
Türkiye'de çoğu girişimin sorunu budur.

Herkes önce ürünü üretiyor, restoranı açıyor, siteyi kuruyor. tüm enerjisini ve bütçesini buraya harcayıp satış ve pazarlamayı atlıyor.

Türkiye'de ve tabii dünyada da, ticaret büyük oranda ikili ilişkiler üstünden döner. Ürünün ne kadar iyi olursa olsun, onu çok iyi pazarlayacak biri olmalısınız ya da ekibiniz olmalı.

Senin ürettiğin sabunu toptancılara, temizlik şirketlerine, otellere, marketlere, birinin satması lazım. Bu sen olursun, ortağın olur, maaşla tuttuğun bir satış elemanı olur ama biri olmalı. Bu saydığım adamların hepsinin zaten hali hazırda aldığı ürünler var, niye seni alsınlar mesela?

özellikle otel, restoran gibi yerlere ürün vermek her zaman avantajlıdır. Çünkü sürekli sipariş gelir. Ama adam hiç tanımadığı birinden ürün alır mı? Şunu bilmek ister, sipariş verdiği gün 1000 tane ürünü ertesi gün kapsında bulmak ister vb. O yüzden güven ve ikili ilişkiler çok önemlidir.

Fason üretim için büyük markaların tedarik işleriyle uğraşan departmanlarına, satın almacılarına vb. ulaşmanız lazım. Onlara numuneler verebilirsiniz. Ama migros gibi büyük zincirlere fason üretim yapmak epey sermaye ve tecrübe ister.

Düşünün Migros'un her ilde şubesi var. Kendi markasıyla bir sabun ürettiğinde bunu her mağazasına koymak isteyecek. Tek seferde milyonlarca paket siparişi hazır edebilmenizi isteyecek.

Tabii bir de böyle markaların üretim standartları da yüksek olur. Mesela siz fason üretim de yapsanız tesisinizin çevre dostu olup olmadığı, çalışanlarınızın iş güvenliği vb konuları denetlemek siteyebilirler.

Farklı bir sektör ama Zara Türkiye'deki tüm fason üreticileri için çok yüksek standartlar koyuyor. FAbrikanın atık yönetiminden, işçilerin çalışma koşullarına kadar standartlara uygunluk istiyor.

İnternetten satış yapmak da bir opsiyon. ama orada da rekabet muazzan büyüklükte. Haliyle epey reklam harcaması yapmanız gerekir.

ticarette bilgiyi artırmanın en net yolu ticaret yapmak:) Hiçbir teorik eğitim pratikte karşınıza çıkacak şeyleri kapsayamıyor. Ama kosgeb'in online eğitimleri başlangıç için oldukça faydalı olur yeni iş kuracak biri için.
0
anten
(10.06.21)
(15)

Biontech mi, Sinovac' mı ?

vizivozo
Tercihiniz ne, niye ?
Tercihiniz ne, niye ?
0
vizivozo
(10.06.21)
pccopath
(10.06.21)
Ben açıkçası virüse yakalanmadan geçirdiğim 2 yıldan sonra 9 canımla aşı olmadan yola devam etmek istiyorum. Ama "olacaksın kardeşim" derlerse BioNTech aşısı olmayı düşünüyorum. ABD de bu aşıyı tercih ediyor. ABD tercih ediyorsa yeterince güvenilirdir diye düşünüyorum. Çin'e güvenim yok.

Benzerini sormuştum

eksiduyu.ru
0
dissendium
(10.06.21)
Daha önce konuşulmuştu ama o zaman bana sira gelmeyeceğini düşündüğümden rahattım. Hala da inanamıyorum, 5 tane kağıt maskeyi dağıtamayanlar, -70 de korunması gereken aşıyı nasıl uygulayabilecek diye.
0
🌸vizivozo
(10.06.21)
Biyontek çünkü aşıyı bulan Türk. Çin’in eli değen hiçbir şeye güvenmem.
0
zoghurt
(10.06.21)
biontech aşısı oldum.

nedenlerim şöyle:

1) biontech, şeffaf davranarak tüm verileri net bir şekilde paylaştı. sinovac uzun bir süre paylaşmadı. ülkelerin yayınladığı etkinlik sonuçlarından koruyuculuğunu öğrendik.

2) biontech aşısının ilk dozda bile %80 civarında koruma sağladığı biliniyor. ikinci dozuyla %90 ve üzeri koruma sağladığı görülüyor. sinovac bu rakamlara ulaşmıyor. (etkisiz anlamında söylemiyorum ama biontech'in sonuçları daha çok güven veriyor)

3) biontech, gelişmiş ülkelerin çoğunda uygulanıyor. sinovac, son durumu bilmemekle birlikte gelişmiş ülkelerin hiçbirinde uygulanmıyor. abd, avrupa ve israil'de uygulanan bir aşı maalesef daha çok güven veriyor.

4) yurt dışına seyahat söz konusu olduğunda biontech ile sorun yaşamayacağım. sinovac aşısında bu problem yaratabilir (tabii ileride bu değişebilir).

5) biontech aşısının zararlı veya sorunlu olduğuna dair hiçbir kanıt yok (sinovac'ta da yok elbette).
0
nathanieltroy
(10.06.21)
biontech; çünkü koruyuculuğu yüzde 95'lerde.
ilk doz bile oldukça yeterli koruyor. ikinci dozdan sonra da covidin varyantlarına da etkili imiş.
ayrıca biontek aşısının her aşaması şeffaf bir şekilde paylaşılıor.
neredeyse tüm gelişmiş ülkelerin ilk tercihi biontech
0
omonia
(10.06.21)
Tercihim Sinovac ancak gel gör ki piyasada yok. İş nedeniyle aşı sıram geldi ancak aşı randevusu alamadım. Son duyduğum haberde ise artık ülkeye sinıvac gelmeyeceği üretiminin burada yapılacağından bahsediliyordu, kalbim şu ab kırık biraz...

Biontech aşısını kendi adıma biraz riskli buluyorum malum etkilerinden ötürü. Gelecekteki etkileri de belirsiz ama şimdilik o önceliğim değil.

Avrupa vize olayını çok önemsemiyorum, onun eninde sonunda değişeceğini düşünüyorum, Çin zaten karşı hamle yaptı sanırım.
0
epitaf
(10.06.21)
tek cevap: israil hangi aşıyı tercih ettiyse gözüm kapalı olurum.
0
iddaaci
(10.06.21)
@iddaaci kesin 1960larda falan İsrail'li doktorlar da sigaranın sağlığa bir zararının olmadığını düşünüyorlardi :)
0
🌸vizivozo
(10.06.21)
Kesinlikle Sinovac.

İkisini de seçme hakkım vardı Sinovac oldum.
Ülke filan bilmem ben, aşıların çalışma şekline baktım.
Biontech aşısı hemen sonrasında yamulanlara baktım.
Şu aşamada aşı olmayı doğru bulmayan, ama "aaa aşı olmadınız mı ayıp size" tantanasından uzak olmak için Sinovac oldum.

En kötü ihtimalle hiç antikor oluşmaz dedim onun dışında bir zararım olmazdı.

Yani "ben acilen aşı olmalıyım, aşı olmazsam asla rahat edemem, ne vururlarsa vursun ne olursa olsun umurumda değil yeter ki aşı olayım" diyorsan Biontech ol.
Ama eğer "ayıp olmasın, soran olursa aşımızı olduk deriz, işe yararsa da yanımıza kar kalır" dersen Sinovac ol. (Tabi şu an yok sanırım, gelirse eğer)
0
infernalcadre
(10.06.21)
Türkiye'de üretilmedikten sonra hiç biri. Bir yılı aşan sürede sürekli medyada yaşamlarını yitirenlerin sayılarına bağlı olarak ve Ölüm korkusu nedeniyle aşıyı normal bir şeymiş gibi gösterir oldular. Koruyuculukta da ürün f/p yönünden sürekli teknoloji markalarının bişilim sitelerinde PC dergilerinde yarıştırılması gibi bir durum ortaya çıktı. AMD mi, Intel mi , Nvidia mı Ati mi ?... Linux mu Windows mu? Biontech mi Sinovac mı..?
Arka planda nasıl anlaşmalar söz konusu? O da ayrı mesele.
Markanın kendisi (bazen logosu) faydayla eş görülür hale gelmiş durumda.
Yok firmaya ait aşının koruyuculuğu, yüzde 95, yok firma yetkilileri türk..

Biraz bu tür etiketlerle dolu mağaramızdan dışarı çıkarsak hava alacağız ama nafile.

Bir de antikor denen bir durum var. Konu geniş ama özetle, uzmanlar bu zaten insanda yeterli düzeyde ise aşıya da gerek yok diyor.
Vücut bu şekilde kendi koruyabiliyor.
Her aşı olan da hayatını garantiye almış değil. Ölenler de var. ölenlerin nasıl öldüğünü otopsisini konuşan yok nedense. Sadece toplam sayıda bir birim olarak belirtiliyorlar.
Bu yönde bilgilerin içeriğinden neler olup bittiğinden, tamamen habersiz olarak markaya bağımlı şekilde tercih yapar duruma gelmiş durumdayız. Gerçek anlamda bilgi kaynaklı, bir tercih söz konusu değil ki insanlarda genel olarak. Algılarımızla ne kadar ikna olduysak haberlerden, tercihte o oluyor zaten.
Peki içerik bilgisi?
Sıfır!

- X aşısı tercihim ..
+ Neden ?
- ambalajı kolay açıldı. daha az acı verdi.
0
Erva
(10.06.21)
Biontech değil ama moderna vardi onu oldum.
Açıkçası milyonlarca Avrupalı, milyonlarca amerikali vs hep beraber öleceksek ölelim. Geriye asi karsitlari ve sürekli sosyal medyadan gördüğü iki seyi geveleyip "rma asisi tehlikeli" diyenler kalacak. Öyle dünyaya turp sikayim.
0
logisticsmanager
(10.06.21)
Biz sinovac tercih ettik çünkü aile büyüklerimizde yüksek tansiyon vardı. Biontech'in daha çok yan etkisi olduğunu duyduk
0
Eda Serin
(10.06.21)
ahaha logistics'in mantık süpermiş, biontech +1
0
makarnavodka
(10.06.21)
Sinovac olurdum imkan olursa, çünkü klasik ve bilinen bir yöntemle üretiliyor. Nakliyesi saklaması daha kolay.

Biontech'in -70 derece konusu bende şüpheli, o soğuk zincir bizde bir yerlerde kırılırsa kimse söylemez.
0
John Bloor
(10.06.21)
(18)

kullandığını en eski eşyanız

elma
selammesela şu an düşündüğünüzde kullandığınız en eski eşyanız kaç yıllık?şu kadar senedir şu ayakkabıyı ya da kazağı kullanıyorum diyebileceğiniz eşyalarınız var mı ?en sevdiğim sweatshirtümün yirmi yıllık olduğunu fark edince mini bir şok yaşadım. zaman ne çabuk geçmiş, sweathsirtümden vazgeçmemiş
selam

mesela şu an düşündüğünüzde kullandığınız en eski eşyanız kaç yıllık?

şu kadar senedir şu ayakkabıyı ya da kazağı kullanıyorum diyebileceğiniz eşyalarınız var mı ?

en sevdiğim sweatshirtümün yirmi yıllık olduğunu fark edince mini bir şok yaşadım. zaman ne çabuk geçmiş, sweathsirtümden vazgeçmemişim.

bu bana özgü bir şey değildir sanırım.

sizin en eski eşyanız kaç senelik?
0
elma
(09.06.21)
kol saati - 22 yil
adidas fermuarli tracksuit - 17 yil
zippo - 11 yil
ayakkabilar - 3 yil
0
nibba
(09.06.21)
En sevdigim gomlegim, incelmis, kolundan yirtilmis, 11 yillikti bu gün son kez giydim. Jansport sirt cantam 16 yillik, tas gibi. En eski esyam o herhalde.
0
buf-e kür
(09.06.21)
Ev eşyaları sayılırsa, gardırobum en az 20-25 yıllık. Evimizdeki klima da bir o kadar var. Hala çalışıyor olması mucize gibi bir şey.

Kişisel eşya olarak bir aynam var sanırım 17-18 yıldır kullanıyorum. Kıyafet olarak basket şortum var. Adidasın t-mac şortlarından. Sanırım 2003-2004 gibi aldım. Hala ilk günkü gibi sapasağlam.
0
the coon
(09.06.21)
Bende ikinci dünya savaşında kullanılmış sigg marka bir matara var. Kullanıyorum.
Üzerinde kullanan askerin baş harfleri var.
0
sckxyss
(09.06.21)
LC Waikiki'den kendini bozmadan önce aldığım birkaç tişört var. 10 yıllık diyelim.
0
dissendium
(09.06.21)
Kiyafet olarak Nike'in 2tane basket sortu. 2005'te almistim.
0
invictae
(10.06.21)
Benim de en eski kıyafetim sanırım basket şortu. 15 senelik falandır herhalde.
0
j r r tolkien hayrani
(10.06.21)
Günlük olarak kullanılan
tişörtler - 10+ yıl
laptop - 9-10 yıl
eastpak çanta - 8-9 yıl
beyaz eşya, küçük mutfak aleti, mobilya vs - 30 yıl
0
reactionic
(10.06.21)
Her isimde kullandigim laptop 15 senelik :)

20 seneyi deviren sweatshirt bende de var.
0
divit
(10.06.21)
Aldığımı net hatırladığım bir kupam var, 2000'de alındı, rengi bile solmadı. (Edit: kupayı daha bugün kullandım, düzenli kullanılıyor evde.)

47 yaşındaki kuzenimin bebekliğinden kalan, sonra bana geçen, 35+ yıl bende duran ve yaşadığım her yere taşıdığım bir oyuncak köpek vardı, bugün o kuzenin 10 yaşındaki kızına gönderdim.

Annemin gençliğinden (70'lerden) kalan ve birkaç yıl önceye kadar giydiğim bluz var, babamın evinde duruyor o.

Düşünsem daha çıkar, hoarderlık genlerimde var :/
0
kobuzchu kiz
(10.06.21)
lisede aldığım mont ve sweetler. 13 yıl olmuş.
0
trajikomix
(10.06.21)
Orta sonda bir kamp grubumuz vardı. Kar kampları için paraya kıyıp bir goretex pantolon aldım yanılmıyorsam 80 alman markıydı(evet Euro'dan önce). Genislete genislete hala kamplarda kullanıyorum.
0
chavezding
(10.06.21)
muhtemelen 20 yillik olan patenim
sweatshirtler de 15 yillik falandir
0
ala09
(10.06.21)
28 yillik pelus kopegim var, esya olarak sayilir mi? Hala aksamlari ona sarilir otururum.

1975 civarindan kalma bisikletim var, yag gibi akiyor hala.
0
kuehles blondes
(10.06.21)
22 yillik kol saati.
15+ yillik zimba
15+ yillik hesap makinasi
0
cooperr
(10.06.21)
2004 yilinda aldigim timberland bot.
kiyafet olmayan seyler de vardir illa ki ama ilk aklima gelen bu oldu.
0
bay b
(10.06.21)
İlk aklıma gelen; 15 yıldır deli gibi kullandığım kabin boy, abs bavulum.
0
zimbirik
(10.06.21)
victorinox çakım vardı 25 yıldır kullanıyordum. çantamda unutunca havaalanında el koydular geçen sene.
0
orpheus
(10.06.21)
(14)

Bölüm Tercihi

pisiklet
Üniversite için eşit ağırlık ya da sözelden tercih yapıyor olsaydınız hangi bölümü seçerdiniz? Sebepleriniz ne olurdu? Teşekkürler, P.
Üniversite için eşit ağırlık ya da sözelden tercih yapıyor olsaydınız hangi bölümü seçerdiniz? Sebepleriniz ne olurdu? Teşekkürler, P.
0
pisiklet
(09.06.21)
ingilizce, sınıf, rehber öğretmenliği yada besyo. diğerleri aç bırakır.
0
xrated
(09.06.21)
Hukuk. Sebebine gelince ülkenin gerçek hukukçulara ihtiyacı olması derim. Parasını bilmiyorum ama bazı avukatlar dosya incelemeye bile iyi para alıyor. Bir bak derim.
0
prole
(09.06.21)
işletme,
aç kalmazsın. ingilizce ve güzel baglantıların varsa gayet iyi de para kazanırsın.
0
liberal
(09.06.21)
hukuk ya da psikoloji.
0
zimbirik
(09.06.21)
Güzel meslek, severek yaptığın meslektir. maaşı daha az olsun ama iş tatminin olsun. kafan daha rahat olur. Bu nedenle ilgi alanlarını öğrenmen çok önemli
0
zimbirik
(09.06.21)
hukuk ya da psikoloji diyorum ben de.

avukatin bir dilekce yazmasi en az 829 lira. iyi bir sirkette calisirsan daha fazla. dosya takibi adina 20 bin istiyorlar.

avukatlikta iyi para var.

psikologlar da iyi kazaniyor. sabah 9 aksam 9 calisiyorlar. tabii ozel klinigin olacak kafana gore ayarlarsin. seans basi 400 lira istiyorlar. gunde 2 saat mola verse, ayda 56 bin lira kazaniyor.

...

ama ben idealist bir mal olarak, yetenegimin ve hayallerimin pesinden gittim. sonuc: gunde 12 saat calisip ayda 4 bin kazanmak. fazla mesai ucreti yok. berilen ticket yetmiyor. agi ve yol hak getire. sigortalari bile tamdan yatirmiyor bu reklam ajansi denilen boktan yerlerde.

hayalinizdeki isi is olarak degil, hobi olarak yapin. avukat veya psikolog olun hayatinizi yasayin.
0
batlegolas
(09.06.21)
İşletme gibi iibf bölümleri ve hukuk diyen ülkeyi tanımıyordur net. Aç kalma ihtimalin %90 falan. Elini sallasam avukata çarpıyorsun Ankara’da.

Boğaziçi’ni de hiç ettiler ama Boğaziçi gibi birkaç üniversite hariç iibf bölümü yazılmaz. Hele baban bürokrat ya da büyükelçi değilse asla uluslararası ilişkiler yazılmaz. Hacettepe uluslararası ilişkiler mezunu olarak yazıyorum.

Hukuk ise aç bırakır. Yeni mezunlar asgari ücretle başlıyor o da şanslılarsa. Orada oraya koşturup ayak işlerini yaptırıyorlar. Hakim ve savcı olman zaten aşırı zor, eğer öyle bir referansın olsaydı zaten buraya yazmaz direkt hukuk okurdun. Milletvekili torpilinin yetmediğini gördü bu gözler. Ne kadar yukarıya ulaşabiliyorsan o kadar şanslısın.

Psikoloji hakkında hukuk ve iibf kadar bilgim olmasa da psikoloji okuyan arkadaşlarımın dediğinde göre yüksek lisansta klinik psikoloji okumadan öyle psikologluk yapamıyorsun. Hal böyleyken özel üniversitelere para versen bile klinik psikoloji yüksek lisans yapmak için bu sefer akademiden referans bulman lazım. Çok psikoloğun da zor durumda olduğunu görüyorum Twitter’dan. Danışman adı altında milleti söğüşlüyor millet.

Ben olsam pdr okurdum, ataması iyi. Ha bana kalsa yukarıda bir arkadaş da demiş dil okurdum ama İngilizce ya da Amerikan dili ve edebiyatı gibi bölümlere atardım kendimi. Sonra da yurt dışı yüksek lisans kovalar çeker giderdim.
0
Arkabi08
(09.06.21)
Ben yazmazdım ama yazılabilecek iki bölüm

Sınıf öğretmenliği

Özel eğitim öğretmenliği

Hukuk mezunu çok. Hukuk yazılacaksa üniversite çok iyi olmalı.

İşletme, iktisat da aynı şekilde, bu bölümleri ülkede okumayan yok. Üniversitenin çok iyi olması lazım. Bu arada çok iyi dediğim Marmara falan değil. Boğaziçi, Koç, Sabancı gibi CV'de parlayacak üniversiteler.
0
dissendium
(09.06.21)
eşit ağırlık: yönetim bilişim sistemleri (ingilizce)
sözel: amerikan kültürü ve edebiyatı
0
makarnavodka
(09.06.21)
dil bölümleri sözel ya da eşit ağırlıkla almıyor, bazı cevaplara istinaden belirtmek istedim.
0
kedimedi
(09.06.21)
Sosyoloji ya da antropoloji okurdum.
0
j r r tolkien hayrani
(09.06.21)
Bir de şey durumu var,

Sevdiğin meslek genel anlamda para getirmiyorsa bile, seven kişi o meslekte başarılı olur, para da kazanır.

Ama bir mesleği önceliğin ilgi alanı olmadan seçersen ortalama bir çalışan olmaktan ileri gidemezsin.

Bu nedenle ilgi alanını keşfet. Bu bölüm kolay iş bulamayan, ya da çok kazanmayan bir bölüm olsa bile, senin ilgi alanın olduğu için başarıyı yakalarsın.

Başarının (ve dolayısıyla paranın) anahtarı yaptığın işi seviyor olmaktan geçiyor.
0
zimbirik
(09.06.21)
psikoloji bölümünü bitirdim ama bu bölümü okumasaydım bilgi ve belge yönetimi okuyup köklü bir kütüphanede kütüphaneci olarak çalışmayı isterdim. bölümün ders içerikleri de çok güzel gözüküyor, hem edebiyat, hem yazılıma yönelik dersler var.
0
vacigok
(09.06.21)
Yurtdisi olsaydi kesinlikle hukuk derdim zira cok prestijli ve guzel para kazanilan bir meslek, ama turkiye'de son donemde her dandik okul binlerce hukuk mezunu vermisken , hukugun da genel durumu ortada iken hukuk okumak direk ayagina sikmak olur. Sadece benim tanidigim basit bir zeka testinde bile rahatlikla cakabilecek kapasite olan 3-5 kisi hukuk okudu bitirdi avukatlik yapiyor. Inanilmaz..

Isletme falan da ayni sekilde.

Ben olsam tip ile baglantili ne varsa onu okumaya calisirim. Fizyoterapi, diyetisyenlik falan olabilir bilmiyorum esit agirlik ile oluyor mu?

Olmuyorsa ahcilik falan okurum. O da olmuyorsa okumam zanaat falan ogrenmeye calisirim.

Herkesin kostugu yone kosarsaniz sonu husrandir..
0
cooperr
(09.06.21)
(7)

Bu musilaj meselesinin birdenbire ortaya çıkması kıllandırıcı değil mi?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Hepimizin de bildiği üzere gündemimize gökten zembille iner gibi oturan bir musilaj problemi var. Madem bu problem vardı da neden daha önce gündeme getirilmedi de bu ülkenin tek sorunuymuş gibi herkes bunu konuşmaya başladı. Bir şeyler için algı operasyonu falan mı yapılıyor? Amaç
Merhaba arkadaşlar,

Hepimizin de bildiği üzere gündemimize gökten zembille iner gibi oturan bir musilaj problemi var. Madem bu problem vardı da neden daha önce gündeme getirilmedi de bu ülkenin tek sorunuymuş gibi herkes bunu konuşmaya başladı. Bir şeyler için algı operasyonu falan mı yapılıyor? Amaç gündemi değiştirmek mi?

Bu arada ben musilajın da ortaya çıkmasını epey şüpheli bulmaya başladım. Utanmasam "Koskocaman Marmara Denizi bir gecede kirlendi." diyeceğim. Zaten Marmara kirliydi ama bu başka bir boyut. Tamam kontrolsüz bir atık yönetimi var, bunu herkes biliyor ama birdenbire bu raddeye gelmesi çok anormal değil mi? Siz ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(08.06.21)
yaklaşık 40 gün önce adaya giderken görmüştüm, ilk defa karşılaşmıştım müsilaj denen şeyle. eve dönünce nette biraz bakındım ve belli dönemlerde belli miktarda olduğunu gördüm. o zaman önemsememiştim ama sonradan anormal seviyelere yükseldi. birdenbire gelmedi ama ama evet böyle olması anormal.

gece fetöcülerin amerikadan müsilaj getirip denize döktüğünü iddia etmiyorsan anormal bulman normal çünkü denizdeki miktar anormal. bunun sebebi ise arkasında şüphe yaratacak bir şey değil, işin ucunda bilim var, bir sürü yayın paylaşıldı nedeni nasılı hakkında. birazcık araştırırsan görebilirsin.
0
Jux
(08.06.21)
t24.com.tr

Üstteki arkadaşın dediği gibi okuyalım araştıralım, aniden olmadı
0
howfaristhesky
(08.06.21)
İzmitliyim. Körfez bildim bileli kirli. Temizlenen, kalitesi artan çok yer var ama genel olarak İzmit Körfezi atık kuyusu durumunda. Sadece fabrika atıklarından bahsetmiyorum. Kanalizasyon da var. Zaman zaman yunuslar görülüyor. Flamingo bile görülüyor. Ama denizin kendisi temiz değil. Müsilaj bir şeylerin artık taşma noktasında ortaya çıkmış.
0
dissendium
(08.06.21)
gemiciler, balikcilar bu olayin her zaman yilin belli doneminde ortaya cikip sonra geçtigini ama bu yil geçmedigini soyluyordu yani deniz bi sekilde cozebiliyorken bu yil cozemedi
0
ala09
(08.06.21)
Ben yeni duydum demek ki killanmaliyim tadinda bir akil yurutme olmus. Hayir, supheleniyorsun da vardigin nokta ne? Ne onemli ne degil hic mi kendin degerlendiremiyorsun?
0
dunal
(08.06.21)
haberleri yalnız ekşi sözlük'te gündem olunca öğreniyor olmanız bir komplo teorisi yaratabileceğiniz anlamına gelmiyor bence.
0
bohr atom modeli
(08.06.21)
Amariganınoyunu biden görüşmesi öncesi
0
gatherer
(08.06.21)
(16)

şu arabayı alsam nelerle karşılaşabilirim? arabadan anlayanlar toplaşın.

esmer
Selamlar arkadaşlar,ben arabalardan neredeyse hiç anlamam. 8 yaşında b segment bir tane aracım var, bir hayli konforsuz. cebimde de biraz nakit var. tamamen örnek sallamasyon bir ilan üzerinden sizlere sorularım var. bildiğiniz ve tecrübe ettiğiniz kadarıyla cevaplarsanız sevinirim. genel bir sohbet
Selamlar arkadaşlar,

ben arabalardan neredeyse hiç anlamam. 8 yaşında b segment bir tane aracım var, bir hayli konforsuz. cebimde de biraz nakit var. tamamen örnek sallamasyon bir ilan üzerinden sizlere sorularım var. bildiğiniz ve tecrübe ettiğiniz kadarıyla cevaplarsanız sevinirim. genel bir sohbet havasında da konuşabilirsiniz. malum ağzınızdan ne çıksa bana yeni bir bilgi olacaktır çünkü.

www.sahibinden.com

misal şu arabaya geçiş yaptım diyelim. e segment oluyor sanırım, benim arabamdan 3 yaş yaşlı olsa bile konfor konusunda çığır açmış bir durumda olduğunu düşünüyorum. (konfor konusuna takığım çünkü artık aracım bıktırdı)

300k km'deki şu arabayı alsam ne gibi sürprizler ile karşılaşırım? bmw için 300k hiçbir şey diyebilir miyiz? 11 yaşında olsa bile konforundan kaybetmiş sayılır mı? ne tür bakımları yaklaşmış olabilir? gerçekten hiç anlamam. motor mesela ciddi bir revizyona ihtiyaç duyar mı?

2020 model olsaydı sanayiye veya servise yolum düşse belki muazzam paralar harcamak zorunda kalabilirim, bunu tahmin etmek zor değil, 11 yaşındaki bmw için de öyle midir peki?

misal benim aracımın bana senelik maliyeti (sürpriz hasarlar patlamalar bozulmalar çatlamalar dahil) 13-15k. yakıtı vergisi otu boku püsürü aklınıza ne gelirse. oto yıkama bile dahil.

bu gibi 11 yaşında ama lüks segment araç kullananlar ortalama ne gibi bir maliyetle yüzleşiyorlar?

aklıma gelmeyen herhangi sürpriz bir maliyeti vs. bile söyleyebilirsiniz. open discussion.

not: tüm bu soruları, galericinin kazık atmadığını ve %100 doğru söylediğini varsayarak cevaplarsanız sevinirim. yani ortadan birleştirilmiş bir araç elbette ki bir anda kucağımda da kalabilir. bu gibi durumları es geçelim.
0
esmer
(08.06.21)
Kabaca bir yorum olacak ama amacınız konforsa dizel araç değil, benzinli araç daha iyi bir tercih olabilir diye düşünüyorum.
0
dissendium
(08.06.21)
buna da muazzam paralar harcarsınız. avrupa aracı sonuçta euro bazından geliyor parçaları. ama mesela şimdiki led farlar korkunç paralar bunun farı daha ucuz olabilir.

300bin km dizel araçlar için sorun olabilir çünkü bakım masrafları ve motor parçaları daha pahalı. benzinli motor yüksek km daha kabul edilir bir şey.

ilk sahibi olursa daha iyi olabilirdi servisleri zamanında yapılmış mı diye kontrol edebilirdiniz.
0
xrated
(08.06.21)
Ben farklı bir konuya değineceğim. İlan mersin'den verilmiş.
Nemiyle ünlü bir yerden araba almak ne derece doğru olur düşünmek lazım.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(08.06.21)
Dizel/Benzinli yorumuna pek katılmıyorum. BMW 5 serisinden bahsediyoruz. Dizel de olsa kabine ses pek gelmez bu sınıftaki bir araçta. Konforu etkileyecek kadar olmaz en azından.

Bu ilan üzerinden değerlendirecek olursak (ilanda yazılanların doğru olduğunu varsayıyorum) kazasız ve hasar kayıtsız olması çok büyük artı. 11 yaşında 300 bin km yapmış bir aracın hasarsız olması nadir bir durum.

Olumsuz taraflarına değinecek olursak 300 bin olması mekanik aksamda arıza riskini de artırıyor. Yani kesin olacak diye bir şey yok ama aracın bakımlarının ne kadar düzenli olduğuna da bakmak lazım. Bu yaşta ve bu kadar km yapmış her araçta benzer problemler olabilir tabii ama konu araç BMW olunca masraf direkt 3-4 katına çıkabiliyor. Şöyle bir örnek vereyim; bende eskiden Fiesta vardı, şarj dinamosu değişti 700 liraya. Ablamda da BMW 1 vardı, şarj dinamosunu 2.500 (ya da 3 bindi) değiştirdiler. Bu ve bunun gibi masraf çıkarma potansiyeli olan bir araç.

Motor hacmi itibariyle yakıt tüketimi de çok olan bir araç. Ablamdaki BMW 120d'ydi mesela. Epey çok yakıyordu.

Yıllık vergisi çok yüksek değil yaşı nedeniyle (2.306 lira görünüyor).
0
himmet dayi
(08.06.21)
@patron38,

amacım konforu iyileştirmek. yani b segment sahibi olanlar bilirler, yoldaki her kasisi böbreklerinizde hissetmeniz, rüzgar-motor-asfalt-gürültü ne varsa duymanız berbat bir his. 1 saat binip yorulursunuz. c segmentte de durum buna baya yakın. 2020 model b segment araç da alabilirim bunun yerine, ama nihayetinde b segment b segmenttir. 2 seneye kalmaz her yerinden trim sesi gelir, uzun yolda sesten yorulursunuz. defalarca tecrübe edilmiş şeyler bunlar. markadan bağımsız. önerileriniz d ve üzeriyse tabii ki dinlerim, ama b ve c için attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değmez. bu fikrim sabit.

ama d ve üzeri segmentlerde konfor karşılık buluyor. madem ki yatırım yapacağım, bu sınıflara çıkmam gerekiyor nacizane fikrim. bu segmentlerde de yaşı düşürmeden bunu yapamam, aldı yürüdü gitti fiyatlar malum. yaşı ve bazı kozmetik sorunları görmezden gelerek bu sınıfa çıkmanın kafamda muhasebesini yapıyorum.
0
🌸esmer
(08.06.21)
Bmw olası arıza durumunda daha yüksek. Ve tanıdğım bi bmw tamircisi : ilk sahibi bmw'ye biner, ikinci sahibine bmw biner demişti. Bmwler genelde usul usul kullanılan araçlar değil. Araçtan anlamıyorsan bu segmentte böyle bir araca yaklaşma derim sanayide öpebilirler. Amacın konforsa avensis bakabilirsin
0
1917
(08.06.21)
@himmet dayi,

sanıyorum sürprizlere açık bir şekilde algımı senelik 20-25k bandına taşımam gerekiyor gibi görünüyor. kaskosu vergisi sigortası yakıtı ufak hasarı vs.
0
🌸esmer
(08.06.21)
valla 300 bin km'deki bir bmw'yi almam için sanayide mutlaka amcam olması lazım, böyle bir maliyeti öngörmek çok zor. en kötü ihtimali düşünüp araç yama tutmazsa ne yapacağını bilmek lazım. ben aracını yetkili servise götürüp bırakan, ne derlerse yapan bi adamım, senin gibi araçtan anlamıyorum, o yüzden bu tarz bir araçta bizi sürekli servis servis gezdirirler. en basitinden sırf turbo değişimi olsa en az 15-20 bin atar. gerçekten samimi bir tanıdık olsa en azından bilirsin konuyu ama onda da adamın anlayamama riski her zaman var.

b-c segmentteki zaten her araç aynı yorumuna da katılmıyorum. arkadaşımda 2014 model golf var 1.2 motorlu, araç gerçekten sessiz ve konforlu bir araç. tabii ki bir bmw 5 serisi olamaz ama en azından problem riski daha düşük, çıkarırsa da ne yapacağın belli.
0
roket adam
(08.06.21)
bmw olmasına çok takılmışsınız arkadaşlar. hadi bmw olmasın, yaşını da daha da düşürelim ki ilk maliyetimiz düşük olsun. (aynı sınıfta başka marka bilmiyorum iyi mi :))))

bir yatırım yapacağım ve karşılığını konfor olarak almak istiyorum. elbet ilk başta ve devamlı (senelik) olarak bir karşılığı olacak, algımı sayenizde hazırlamaya çalışıyorum.

fakat konforu ve arızası da sınıftan bağımsız bir şekilde yaşla düşüyorsa orada bir dur demek lazım. hayatımda hiç d ve e segment araca binmedim o yüzden bilmiyorum. (evet passat, ford mondeoya bile binmedim mesela)
0
🌸esmer
(08.06.21)
b segmenti araçların konforsuz olmasının en büyük sebebi, araçların tekerlek aralıklarının kısa olması. Araç uzadıkça bu sorun azalır. TAbii üst sınıfta süspansiyon vb gibi mevzular da daha iyi.

Gelelim bu araca.
300bin kilometre yapmış bir dizel motor ufaktan alarm vermeye başlar. BMW bile olsa. Öncelikle bu aracın servis gideri çok yüksek olur. Sigortası cartı curtu da öyle.

Bir de hangi şehirde kullanacaksınız bilmiyorum ama arkadan itişli bir araç soğukta karda kışta üzer.

Parçalar pahalı olduğu için bazı yedek parçaları avrupa'dan beklemeniz gerekebilir çünkü stokta tutulmaz anlık sipariş edilir.

Şimdi şöyle de bir şey var, bmw ve mercedes gibi markalar ağırlıklı olarak biraz sonradan zenginleşen insanların ilk tercih ettiği araçlar oluyor. Haliyle hor kullanılmış olma ihtimali yüksek. Bu araçla sahibi olmasa bile oğlu yeğeni vs çıkıp "yanlamış" olması muhtemel:)

Ben olsam sizin yerinizde d segment araçlara bakarım. Konforsa kesinlikle benzin tercih ederim.

Daha hacim markaların amiral gemisi modellerini bir düşünürdüm. Zaten b segment bir araçtan sonra bunlardan hepsi size çok konforlu gelir.

İyi bakılmış bir passat (passatlarda da bmwlere benzer sorunlar olabilir bu arada)

Skoda superb (fiyat performans olarak bence bu sınıfın en iyisi)

toyota avensis

opel insignia

vw cc

honda accord

Volvo s60

ilk bakacağım araçlar olurdu.

SUV'lere çok bakmadım onlarda da biraz sarsıntı hissedebilirsiniz.
0
anten
(08.06.21)
Konfor olarak beklentini karşılayacak bir araç zaten BMW 5. Mondeo ve Passat ile kıyaslamak bile bence doğru değil. BMW 5 Premium sınıfta bir araç. Passat ve Mondeo yanından bile geçemez bana göre.

Yıl geçtikçe konforundan kaybetme pek olmaz tabii ama 2020 model bir BMW 5'e göre elbette daha düşük konfora sahip olacak. Bu konforunu kaybettiği için değil, araçlara her geçen yıl konfor anlamında yeni bir şeyler eklendiği için böyle. Atıyorum adaptif hız sabitleyici eklerler araca, uzun yolda gaza frene basmadan rahat rahat sürersin aracı.

BMW olmasına şu yüzden çok takılıyor cevaplayanlar, bir mondeonun ya da bir Passat'ın masrafı kadar masraf çıkarmaz BMW. Çıkardı mı çok daha fazla çıkarır. Konforunuz yerinde olur belki ama sürekli masraf çıkaran bir araç olur ise keyfiniz yerinde olmaz.

Açıkçası bu kadar konforlu ve premium bir aracın sıfır Hyundai i20 fiyatına olmasının sebebi de bu biraz. İnsanlar masrafından kaçınmak için tercih etmiyor böyle araçları. Haliyle fiyatı da düşüyor.
0
himmet dayi
(08.06.21)
ist.da ikamet ediyorum, şu an silifke'de tatilde olduğum için öylesine buradan link vermiştim.

yani parçaya ve sanayiye ulaşım had safhada olacak, o kısım zor değil.

hayatta çok fazla yatırım fırsatım olmadığı için bir kerede maksimum faydayı görmek istiyorum. öyle al/sat yapacak birisi değilim. alayım, günahıyla sevabıyla uzun yıllar bineceğim. konfor 1. konu. markalara/aracın yaşına hiç takılmam, takıntım yoktur. bmw'yi doğru dürüst tanımam bile, dediğim gibi passat'a dahi oturmamış fakir var karşınızda. amacım tecrübe dinlemek.

d'ye düşüp aracı gençleştirebilirim. bu da bir fikir. ara ara mondeo'ya göz kırpıyorum zaten. hani çıkmışken e mi olsa diyorum. neden mondeo? kabin içinin rakiplerine nazaran daha sessiz olduğunu farklı kaynaklardan okuyorum, yoksa bildiğimden değil.

dizel/benzin konfor farkını da not alıyorum, araştıracağım. (motor sesinin farklı olduğunu biliyorum, başka etken var mı diye araştıracağım)

şunun da farkındayım, her araba durduğu yerde maliyet. senelik 13-15k'yı göğüslüyoruz. 20-25k'ya kadar da yolu var. ondan biraz açılmak niyetindeyim.
0
🌸esmer
(08.06.21)
Ben araba alırken yurtdışında bunlari çok düşündüm, hep Türkiye'de denir "ya sifir onu alacagina 5-6 yillik bmw/mercedes al" falan diye.

Sonra arastirinca bunun kumar oldugunu gördüm.
Bir kere kaçıncı sahibi olacaksiniz belirsiz (ilani açamıyorum yurtdisi diye) ama bmw alanlar onu genelde "aman sorun cikarmaz, sagdan yavaş giderim" diye almiyor.
Ikinci olarak luks alman arabasi malesef sorunsuzluk olarak baya kötü. Istediginiz yere bakin kimse size lüks ikinci el alman arabasi alın onermez (yabanci forumlar, reddit vs). Bu arabalar uzun yillar kullanmak icin değil lüks/marka satmak icin yapiliyor. Bmwnin umrunda bile değil 300bin km binmeniz. Malesef belli süreden sonra sorunu da fazla ve pahalı.

300binde bmwyi ancak şöyle alirdim;
-kendim araba tamirinden anlarsam ve ufak tefek işleri kendim halledersem

-tanidik ve güvenilir tamirci varsa

-harcayacak param varsa

Anten'in önerilerine katiliyorum.

Ben olsam almam. 300binde dizel hele hic almam. Ama alirsaniz bize deneyimlerinizi birinci elden yazsaniz mutlu olurum :)
0
logisticsmanager
(08.06.21)
200k üstü km tanıdıktan olmadığı sürece alınmaz bayi falan hiç bulaşma.

aracın cidden canına okuyorlar çünkü.
0
duyurukullanıcısı
(08.06.21)
(git:www.sahibinden.com )

birde buna bak hocam. vosvoscu değilim ama bu arabaya aklım kayıyor arada.
11 yaşındaki 5.20den daha iyi bence.
0
scudman1
(08.06.21)
değerli fikirleriniz için tek tek teşekkür ederim dostlar, inanın her bir cümleniz kafamda 10 tane düşünceye yol açıyor.

sanırım başta örnek link olarak "bmw" vermem hatalı oldu. apaçi imajı dolayısıyla. baştan soruyu şöyle sorsaydım belki daha iyi olurdu.

"d ve e segment sınırlarında kalmak koşuluyla, 220-230 bin tl dolaylarında bir araç almak istiyorum. 1. ve en önemli kriterimiz kabin içi sessizlik ve konfor. araçların hepsi zaten geniş, çocukla bineceğim vs. gibi detayları atlıyorum.

hep şu ikilemde kalıyorum, 4-5 yaş daha yaşlı bir e segment mi yoksa 4-5 yaş daha genç bir d segment mi. buna f/p gözüyle bakanlar d diyecektir sanırım ama ben 1 gıdım daha fazla konfor varsa onu seçerim. niye diye sormayın öyle. :)

ne alırdınız ve neden?"

aslında 10-15 yaşında bir e segment araç bana muazzam yük çıkarır mı onu anlamaya çalışıyorum. 8-10 yaş arası d segment araçlar görece daha diri olacaktır tabii. bir çoğunuz bunu seçecektir.

illa alacağım diye bir şey yok. tamahkar bir insanım, boşver piyasa çok bozuk almıyorum dersem 10 sene daha bu takaya binebilirim. dert değil.

fakat alacaksam konfor konusunda ön bilgim olsun istiyorum.
0
🌸esmer
(08.06.21)
(8)

ucuz türk aksiyon filmi müziği yaptım nasıl olmuş kasdgjnkgjasd

elektrodöner
https://soundcloud.com/elektro-doener/tales
0
elektrodöner
(07.06.21)
Mahmut Tuncerin başrolde olacağı bir aksiyon filmi için biçilmiş kaftan. Aksiyonun ortasında halaya başlayabilirler.
0
j r r tolkien hayrani
(07.06.21)
Düşündüğünden daha kaliteli buldum.
0
dissendium
(07.06.21)
Güzel
0
zidan
(07.06.21)
* 29. saniyeden 30. saniyeye geçişte müzik kesiliyor ama orada bir nota tek başına kalıyor gibi. Tam istediğiniz bir anda müziğin durması efekti gibi olmamış sanki.

fade out mu olsa onun yerine yoksa belli saliseler sonra mı kesilse. çok rahatsız etti o an beni.

* giriş çok uzun geldi ama filmin o kısmında hareketin başlaması uzun sürmüş olabilir. by design durumu :)

* www.youtube.com ölümlü dünyanın hareketli sahnelerinde sesi kısıp sizin parçayı koyunca kötü bulmadım bazı yerlerini.
0
la traviata
(07.06.21)
Firestarter geldi aklıma. Prodigy mi dinledin son zamanlarda?
0
evimin paspasi
(08.06.21)
prodigy sürekli sabahları dinlerim uyanmak için birebir.
0
🌸elektrodöner
(08.06.21)
@la traviata

teşekkür ederim detaylı eleştiri için. uzun olmasının sebebi evet ben genel olarak o gerginliğin uzamasını sevdiğimden öyle yapmıştım.

29. ve 30. saniye arasındaki o bir nota benim hoşuma gittiğinden öyle bırakmıştım yani o da kesememişlik değil ancak diğer türlü de deneyeceğim belki öyle daha güzel olur.
0
🌸elektrodöner
(08.06.21)
Güzel olmuş
0
westblack
(08.06.21)
(3)

Özel lise seçimi ve özel-devlet ikilemi

lazpalle
Merhabalar,Kızımın LGS sınavı pek de parlak geçmedi. En azından üniversiteye gidecek yolu şimdiden doğru belirleyeyim diyorum. Devlet okulu artı özel ders mi yoksa özel okul mu dersiniz? Tabi ki her şey üniversite sınavını kazanmak da değil. Lise hayatı boyunca yabancı dil olsun kişisel gelişim olsu
Merhabalar,

Kızımın LGS sınavı pek de parlak geçmedi. En azından üniversiteye gidecek yolu şimdiden doğru belirleyeyim diyorum. Devlet okulu artı özel ders mi yoksa özel okul mu dersiniz? Tabi ki her şey üniversite sınavını kazanmak da değil. Lise hayatı boyunca yabancı dil olsun kişisel gelişim olsun bu konularda da aşama kaydetsin derdindeyim.

Eğer ki özel lise olursa kişisel tecrübeleriniz veya çevreniz vasıtasıyla şu okul iyidir diye önerileriniz var mıdır?
0
lazpalle
(07.06.21)
Ben özel derim ama özel okulların kalitesi bütçeye göre değişiyor. Dershaneler artık özel okul olduğu için dershane kökenli özel okullardan yabancı dil, kişisel gelişim beklemek çok gerçekçi değil. En baştan özel okul olarak kurulmuş yerler daha iyi olur.
0
dissendium
(07.06.21)
Öncelikle geçmiş olsun. İki sene oldu o travmayı yaşayalı. Bizimki çok şükür (istediği yer olmasa da) iyi bir özel okula girebildi. Yabancı dil ve kişisel gelişim dediğiniz zaman ister istemez özel okula doğru yönlenmek zorunda kalıyor çocuk. İyi devlet okulları zaten çok çok yüksek puanlı. Puanı iyi olmayan ama iyi eğitim veren devlet okulu yok maalesef (olsaydı puanı yüksek olurdu), dolayısıyla buraya çocuklarını okumaya gönderen ailelerin ve okuyan çocuğun profili de maalesef ilham verici olmuyor. Çocuk da arkadaşlarından ilham alıyor...
Lokasyon yazmamışsınız. İstanbul için Avrupa-Anadolu yakası ayrı ayrı tavsiye verebilirim. Ama bahsedeceğim okullar da çocuğun sıkı takip edilmesini gerektiren okullar. Ancak ailenin de doğru yönlendirmesiyle çocuklar iyi üniversitelere girebiliyorlar.
0
SiyamkedisiZorro
(07.06.21)
@SiyamkedisiZorro avrupa yakası, özellikle bakırköy ve çevresi olursa memnun olurum. şimdiden teşekkürler.
0
🌸lazpalle
(07.06.21)
(2)

İngilizce dilbilgisi

neysene
Ekran görüntüsünde işaretli iki kelimenin yerleri birbiriyle değişmesi gerekmiyor mu? İki relative’i yanyana getirip ikinci relative bağlanması gereken nesneyi sona atmak yanlış bir kullanım değil mi?1. İle 2. nin yer değişmesi gerekmiyor mu?
Ekran görüntüsünde işaretli iki kelimenin yerleri birbiriyle değişmesi gerekmiyor mu? İki relative’i yanyana getirip ikinci relative bağlanması gereken nesneyi sona atmak yanlış bir kullanım değil mi?

1. İle 2. nin yer değişmesi gerekmiyor mu?
0
neysene
(06.06.21)
Endangered sıfat olduğu için isimden önce gelmeli. Bir sorun yok bence ama uzman değilim.
0
dissendium
(06.06.21)
gerekmiyor.

adjective + noun şeklinde kurulmuş, doğru.
0
south park in kapusonlu uyesi
(06.06.21)
(14)

Müzeler hakkında ne düşünüyorsunuz ?

phiphi
Akşam akşam internette gezinirken aklıma geldi, 2 sene önce italya'ya gitmiş ve roma, floransa , venedik, napoli , verona gibi şehirleri gezmiştik. Gezimiz roma'dan başladığı için önce 3-4 müzedir, tarihi eserdir vs gezdik ( isimlerini çok hatırlamıyorum ) ama beni sonra aşırı şekilde baymıştı. Mese
Akşam akşam internette gezinirken aklıma geldi, 2 sene önce italya'ya gitmiş ve roma, floransa , venedik, napoli , verona gibi şehirleri gezmiştik. Gezimiz roma'dan başladığı için önce 3-4 müzedir, tarihi eserdir vs gezdik ( isimlerini çok hatırlamıyorum ) ama beni sonra aşırı şekilde baymıştı. Mesela vatikan'ın müzesini gezdiğimde ekstra para verilip içeri girilen kısma girdim oradaki eserlere bakıyorum falan ama hiç ilgimi çekmiyor. Belki anlatan birisi olmadığı içindir tabi ama ilgimi çekmiyor yani elimde değil. Aziz petrus bazilikası, pantheon vs müthiş yapılar büyülü falan içine girince ' wow ' oldum ama eser bakımından söylüyorum.

Onun haricinde floransa'da dünyaca ünlü 2-3 müzeyi falan da gezdik mi gezmedik mi hayal meyal hatırlıyorum tamamen. Davut'un olduğu müzeye girmedik, dolayısıyla davutu'da görmedik mesela. Tamam bu belki abartıydı ama, internetten bakınca falan öyle yine çok ilgimi çekmiyor. Görsem öyle 1-2 dkmı ayırır bakarım geçerim gibime geliyor. Uffizi'deki o tablolar vs hiç ama hiç ilgimi çekmiyor mesela girip bakmadım bile.

Onun haricinde 3 ay londra'da bulundum, ki müzeler ingiltere'de ücretsiz olmasına rağmen british museum, national gallery ( önünden kaç kere geçtim hatırlamıyorum ) , london science museum falan hiç ilgimi çekmedi. Yani pandemi de vardı tabi orası ayrı randevu işiyle uğraşamam dedim ama, girip 30 dk dolaşsam patlarım sanırım sıkıntıdan. Greenwich'i gezmiştim mesela dünyanın 0 noktasındasın falan filan da yani ee ? Yine öyle yanımdakileri ayıp olmasın diye ilgileniyormuş gibi yaptım. Bunun haricinde açık havada gezmek, sokak turu veya doğal güzellikler vs daha çok ilgimi çekiyor.

Etrafımda çok samimi olduğum tüm arkadaşlarım da benimle aynı düşünüyor. Parise gidip louvre'u gezmeyen var mesela. Adamın ilgisini çekmiyor.

Sözün özü, sorun bende mi ya ? Harbiden kasıyorum kendimi ulan dur diyorum bişeyleri kaçırıyorum diye de yok yani olmuyor. Bana öyle geliyor ki gerçekten oraya gidenlerin %80i sanki paylaşmak, 1-2 story post çıksın diye gidiyor. Gerçekten ilgisini çeken kısım %10-15i geçmez gibi. Sizce, sizde durum nasıl ?
0
phiphi
(05.06.21)
İlgi meselesi bence. Hayatta en çok sevdiğim şeylerden biridir müze gezmek, antik şehir gezmek.
Ama ilgi alanlarimla alakalı biraz da. Tarih sevmiyorsan, geleceğe dönük insansan vs. Müze sevmemen de doğal.
Zorlamaya gerek yok yani doğa gezin onun yerine :)
0
Benyinegulerim
(05.06.21)
müze var müze var. mesela amsterdam'daki van gogh müzesi bana biraz bayık gelmişti, çünkü modern sanatla falan alakam yok. ama stuttgart'taki mercedes benz müzesi hayatımda gittiğim en güzel aktivitelerden biriydi, yarım günden fazla kalmışımdır içeride. ilgi meselesi yani. tüm müzeler hoşuna gidecek diye bir şey yok, sorun sende değil diye düşünüyorum.
0
roket adam
(05.06.21)
Ben de gittiğim şehirde en önemli 1 belki 2 müzeyi ve özel olarak ilgi duyduğum şeylere dair müzeler varsa onları geziyorum sadece. Mesela Paris’te büyük müzelerden sadece Louvre’a gitmiştim ama çok sevdiğim için Victor Hugo’nun evine de gitmiştim ve bu beni daha çok etkilemişti. Aynı şekilde Prag’da da Kafka Müzesi’nden çok etkilenmiştim. Bu tarz daha spesifik ve ilgi duyduğum şeylere dair bir yerleri gezmeyi daha çok seviyorum büyük müzelerden.

Bahsettiğiniz gibi şehirde park bahçe gezmeyi ya da şehrin sokaklarında yürümeyi daha çok seviyorum galiba ben de. Ama müzeye girince de sıkılmıyorum çünkü büyük ihtimalle ilgimi çekecek şeyler olduğunu bildiğim yerlere giriyorum sadece. Uffizi’yi çok beğenmiştim mesela sizin aksinize. “Müze gezmeliyim” kafasında değilim yani pek ama ilgimi çeken bir şeyler varsa da gayet keyif alıyorum.
0
ms brownstone
(05.06.21)
sanat ve mimarlık tarihi hatta siyasi tarih ile ilgili olmak gerek zevk almak için. hikayesini bildiğiniz olayların objelerini görmek, olayın geçtiği atmosferi solumak duvarlarına dokunmak müthiş bir şey benim için.

ama ilginiz yoksa daha eğlenceli aktivitelere yönelin gezdiğiniz şehirlerde. bilmediğiniz şeylerin müzedeki etiketini okumak çok açmaz. sizin için demiyorum çoğu kişiyi açmaz sıkılır yani.
0
xrated
(05.06.21)
Abi müze öyle random gezilen bir şey değil zaten. Bir konuya ilgin (ve bilgin) olur, o konuyla ilgili müzeye gidersin, hem bi kaç bişey daha öğrenirsin, hem de internetten öğrendiğin şeyleri kanlı canlı görmüş olursun, daha ilginç bir tecrübe olur.

Yani sanat tarihi sevmeyen adam Louvre'a gidip napsın, ne anlasın, ne ifade etsin gördüğü şeyler ona. Louvre hadi çok geniş ve popüler ama özellikle küçük ve odaklı müzeleri gezmenin hiçbir anlamı yok konuya özel bir ilgin yoksa.

Bi de TR'de orta eğitim bok gibi olduğu için Avrupa'da ne olup ne bitmiş kimsenin haberi yok. O yüzden normal yani arkadaşlarının da böyle düşünmesi, haklılar.
0
plutongezegendegilmi
(05.06.21)
Sindire sindire gezmek önemli. Ben bunu şuna benzetiyorum. Bir yerde 100 tane Ferrari, 1 tane Audi görsen Audi'ye burun kıvırırsın ama Ferrari'nin olmadığı bir yerde Audi iyi bir arabadır. Müze de aynı şekilde daha ünlü eserleri görünce geri kalanlar daha sönük kalabilir. Benim gezdiğim müzeler çok büyük ya da önemli değildi ama ilgili olduğum konuların eserlerini incelerken keyif almıştım.
0
dissendium
(05.06.21)
Son paragrafa katılıyorum. Öyle ki bazı müzelerde aptal aptal fotoğraf çeken insanlar yüzünden eserleri göremiyorsun. Zaten google’da milyonlarca fotoğrafını bulabileceğin bir eserin fotoğrafını neden çekerler anlamıyorum. Vatikan’da Pieta heykelini görebilmek için fotoğraf çeken japonlarla kavga etmem gerekmişti.

Heykel mezunuyum.Floransa’da master eğitimi aldım ve David heykelini canlı görmedim öyle söyliyim:) o kadar çok fotoğrafını gördüm, araştırmasını yaptım ki gerçeğini görmek istemedim.

Ayrıca taş toprak sergilenen müzeler var ya bir de onlar da hiç ilgimi çekmiyor. Bilmemkaç yılında bulunmuş bir mağara taşı, ee??

Ama mesela Koç Müzesi çok güzel:)
0
suicides underground
(05.06.21)
@roket adam o da şimdi aklıma geldi, amsterdamda da bir tane bile tarihi yeri gezmemiştik.. vondelpark'da kafayı çekmek daha cazipti mesela öyle de yaptık, ya da şehirde bisiklet turu. büyük keyifti bana göre. hatta ajax maçına gitmiştik o ara yine en keyif aldığım aktivitelerden biriydi. ne anne frank, ne van gogh yani düşünmedik bile.

yalnız o bmw müzesi, mercedes müzesi falan sanırım evet ilgi alakaya göre şeyler benim de çok çok fazla ilgimi çeker.
0
🌸phiphi
(05.06.21)
Ben çok severim müze gezmeyi. Floransa'ya gidip Davut'u görmemeyi düşünemem bile. Once in a life time experience resmen. Hatta böyle minnoş, ufak müzelere ayrıca bayılırım. Böyle dandik kasaba etnografya müzesi olsun mesela, birinin özel müzesi olsun direkt gitmek isterim. Garip nostaljik/romantik bir şeyler hissediyorum müze gezerken. Tanrısal olmayan bir tür huşu hissediyorum, bir tür huzur. Yaşadığımız zamanın öncesinde birilerinin aktüel olarak elinin değdiği bir şeylerle karşılaşmak çok özel bir deneyim bence. Neyse.

Açıkhava müzeleri, antik kentler falan apayrı bir mevzu zaten. Büyülü gibi geliyor bana öyle yerler.

Ama mesele kalabalık olmayan zamanları bulmakta sanırım. Yaşayan insanlar büyüyü bozuyor. Belki sende de öyle bir durum olabilir. Mesele sanatsevmezlik değil insansevmezliktir belki.

Yıllar önce bi şubat ayında Perge'yi ve Aspendos'u gezmiştim mesela, kimse yoktu neredeyse ve aklım gitmişti. Hala unutamıyorum, inanılmaz etkilenmiştim. Ama aynı yerlere atıyorum haziranda falan gitmiş olsaydım bu kadar etkilenir miydim, eminim etkilenmezdim.

Ek: Hayalim The London Dungeon'u ziyaret etmek <3
0
buff
(05.06.21)
Bilmiyorum bazıları ilgimi cekiyor ama genel olarak ilgimi çekmiyor. Esim sevdiği icin her muzeye gidiyoruz ki o da biliyor umursamadigimi ama onun için gittigimi.
Sosyal medyamız zaten yok. Ama onun icin giden coktur eminim.
0
logisticsmanager
(05.06.21)
Valla benim de hiç ilgimi çekmiyor. Ne bileyim gidip bir takım nesneleri görmek ya da o atmosferde bulunmak pek ilgi çekici gelmiyor bana. Yani atıyorum X kişisinin Y zamanında Z yaparken kullandığı şeyi görünce pek bişey değişmiyor benim için. Verdiğim tepki "iyiymiş" tarzında bir tepkiden fazlası olmuyor.

Gerçekten ilgi duyanların oranıyla ilgili bişey söyleyemem doğal olarak ancak story olayı vs dışında bişekil zorunluluk gibi bakan da var. Yani "hazır şuraya gittim bari şurayı da gezeyim" tarzı bir mantıkla gezen de çok.
0
j r r tolkien hayrani
(06.06.21)
@j r r tolkien bende o zorunluluktan var işte. sanki oraya gitmezsem gezimin verimliliği %100 değilde %50-60’da kalcak gibi. özellikle çok çok ünlüyse o müze vs.

o yüzden de sırf görmüş olmak için ilgimi çekmese de girmeye çalışıyorum ama nafile..
0
🌸phiphi
(06.06.21)
Gormus olmak icin gormemek isin anahtari. Ilginiz yoksa paranizi ilginiz olan bir seye harcarsiniz, daha verimli olur.

Mesea ben de ne kadar meshur olursa olsun, “yapmadan dönme!” listesinde olsa da yapmiyorum. Kime gore neye gore yani. Sadece bu gitmeme durumunun bilincli olmasi gerektigini dusunuyorum. Baskalari ne der gitmedigimi ogrenirse diye degil
0
kuehles blondes
(06.06.21)
Görmüş olmak için görmemek +1

Ben mimar/akademisyenim, sanat tarihi ve siyasi tarihe ilgim yüksek. Bununla birlikte doktora da müzeler üzerine. Dolayısıyla yurtdışı gezilerimin önemli bir kısmını müze gezileri ve kenti yaya olarak gezmek oluşturuyor. Eşimin de tarihe, özellikle yakın dönem tarihe ilgisi yüksek, o da bana ayak uyduruyor çoğunlukla ama sanat ilgisini çekmiyor. O yüzden bir noktada ayrılıp, birimiz sanat müzesine, birimiz askeri müzeye gidip sonra tekrar buluşuyoruz mesela :)

Bu noktada önceden bilgi birikimi yoksa araştırarak gitmek, sesli rehber edinmek veya müze rehberi ile gezmek çok fark yaratıyor. Yoksa hiçbir bilginizin olmadığı tabloya dümdüz bakmak elbette bir şey ifade etmez. Mesela Viyana'da çağdaş sanat müzesinde her hafta ücretsiz gerçekleştirilen rehberli tura katılmıştım, muhteşemdi. Ama herkesin "mutlaka görmelisiniz" dediği, Viyana'nın ünlü saraylarının hiçbirinin içine girmedim çünkü ilgimi çekmiyor.

Bununla birlikte müzeler çok çeşitli artık. Hem konu, hem de çalışma yöntemleri bakımından. Dolayısıyla herkese göre bir müze mutlaka oluyor. Doğa tarihi, sanat tarihi gibi konvansiyonel müzelerin yanı sıra müzik müzesi, ne bileyim bilgisayar oyunları müzesi, 90'lar müzesi bile var. Kimi müze uzaktan bakmalı, kimisi daha interaktif.

Dolayısıyla anahtar nokta kendi ilgi alanlarını bilmek ve önden araştırma yapmak. Buna rağmen ilginiz çeken bir şey yoksa o şehirde, o müzelere gitmeseniz de olur. Sizin seyahatiniz, başkalarının nasıl değerlendireceğinize karar vermesine izin vermeyin.
0
gmzo
(06.06.21)
(5)

Askeri tabiplerin rütbesini nasıl anlıyoruz?

redskull
Beyaz önlüğün üzerine apolet mi takılıyor mesela? Bir de muayene ettiği ondan daha üst rütbeliyse nasıl oluyor, kendi alanı dahilinde emir verebiliyor mu üstüne?
Beyaz önlüğün üzerine apolet mi takılıyor mesela? Bir de muayene ettiği ondan daha üst rütbeliyse nasıl oluyor, kendi alanı dahilinde emir verebiliyor mu üstüne?
0
redskull
(05.06.21)
Yaka kartı oluyor.
0
dissendium
(05.06.21)
askerliğimde er olarak herkese komutanım çektiğim için farketmiyordum. (ya da dikkat etmiyordum) emir konusuna gelince aklıma bir hatıram geldi. bitik durumdayım üç gün istirahat verdi git yat yatağında dedi. takım komutanı işler birikti gel bunları yap istirahat neymiş dedi. dinlenemeden işleri yaptım ama daha da kötü oldum. sonraki hafta tekrar gittiğimde beni görünce "sen niye geldin tekrar?" diye sordu. "komutanım istirahat edemedim böyle böyle oldu" deyince adam birden hiddetlendi. benim birliğin tabur komutanı binbaşıyı aradı. (kendisi de binbaşıydı) binbaşıya atar gider yaptı "ben eşek başımıyım. benim rapor verdiğim er nasıl işbaşı yaptırılır, başına bir iş gelse hesap verecek misiniz, senin takım komutanını oraya gelirsem bilmem ne yaparım" a kadar gitti iş. bir hafta rapor verdi tekrar. "yataktan sadece tuvalet ve yemekhaneye gitmek için kalkacaksın" dedi revir çavuşuna da "hergün bu erin durumunu bana rapor edeceksin" diye de fırça kaydı.

kıssadan hisse; emir komuta vardır ast-üst personel yönetmeliği neyse uyuluyordur ama sağlık meselesi öncelikli konu olduğu için askeri tabibin verdiği emri/raporu kimse ezemez. ben öyle gördüm.
0
phonex
(05.06.21)
Genc olanlar onluk ustune rozet takiyorlar, ustunde yildiz falan oluyor.
yasli olanlari zaten tanimiyorsan kotu seyler yasatabilirler onlar takmiyor.
0
divit
(05.06.21)
rozet boyle biseydi

www.necatibey.net
0
divit
(05.06.21)
Bir tabib binbaşı var diyelim. Karacı, denizci farketmez bir albay hasta ise binbaşı ile arasında hasta-tabib ilişkisi oluyor. Ayrıca eğer üst rütbede de olsan emir-komuta zincirinde değilsen başka bir birlikteki askere emir veremezsin.
0
1917
(05.06.21)
(5)

"Three phase engine" ifadesinin çevirisi için hangisi daha uygun?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Bundan bir süre önce teslim ettiğim bir çeviri projesi vardı ve orada da İngilizcesi "three phase engine" olan Almanca bir ifade vardı. Ben bunu "üç fazlı motor" olarak çevirdim ancak değerlendirmeyi yapan arkadaş "üç faz akım motoru" olarak çevrilmesini daha uygun görmüş. İnterne
Merhaba arkadaşlar,

Bundan bir süre önce teslim ettiğim bir çeviri projesi vardı ve orada da İngilizcesi "three phase engine" olan Almanca bir ifade vardı. Ben bunu "üç fazlı motor" olarak çevirdim ancak değerlendirmeyi yapan arkadaş "üç faz akım motoru" olarak çevrilmesini daha uygun görmüş. İnternette arattım önerdiği ifadeyi ama doğru düzgün bir şey bulamadım. Daha çok benim çevirdiğim gibi geçiyor internette. İşin diğer boyutuysa hatalı gördüğü çevirimi "major mistake" olarak görmüş. Sizce kim hatalı? Yüksek mühendislere, çeviri uzmanlarına ve otomotiv uzmanlarına soruyorum. Fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim. Teşekkür ederim.
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(04.06.21)
Elektrik motorları doğru akım ve alternatif akım olmak üzere iki ana kategoriye ayrılıyor. Evet, bunlardan söz ederken akım kelimesini mecburen söylüyoruz ama bahsedilen terimde ben de sizin gibi yazardım. Hatta akım kelimesi yerine bu motor senkron mu asenkron mu sorusu geldi aklıma. Bence gereksiz yere takılmış kontrol eden kişi ya da gerçekten Türkçe mühendislik literatüründe böyle geçiyor.

ekleme: mesela elektrik mühendisleri odası "3-fazlı endüksiyon AC motoru" ve "3-fazlı senkron motor" demiş.
0
reactionic
(04.06.21)
@reactionic Öncelikle cevabınız için çok teşekkür ederim. Aslında öyle çok detay gerektirecek bir şey yok. İngilizcesi "It is driven electrically by three phase engines." ayarında bir şey oluyor. Orijinal ifade "Drehstrommotor". Asenkron gibi ifadeler geçmiyor.
0
🌸İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(04.06.21)
Evet. Biz (en azından benim bildiğim) Almanca'daki gibi değil, İngilizce'deki gibi söylüyoruz genelde. Hani illaki "akım" kelimesiyle uzun uzun yazacaksam, "üç faz akım motoru" yerine "3 fazlı AC motor" ya da "3 fazlı alternatif akım motoru" derim.

edit: "NEMA 3 fazlı AC motorlarımız, dayanıklı ve uzun ömürlü motor performansı konusundaki itibarımızı yansıtıyor."
"Unsere NEMA-Drehstrommotoren folgen unserer Reputation für robuste und nachhaltige Motor-Performance"
Siemens'in sitesinde buldum örnek olarak.
0
reactionic
(04.06.21)
Makine mühendisiyim. Üç fazlı motor çevirisi gayet yaygın kullanılır. İngilizce çeviride bir sorun yok. Hatta akım kelimesinin gereksiz olduğunu iddia ediyorum. Kontrol eden kişi özellikle bir şeyi belirtmek istemediyse büyük hata olarak tanımlamak zor.
0
dissendium
(04.06.21)
Ayrıntılı cevaplar için çok teşekkür ederim. Ben de her yerde İngilizce'deki gibi kullanıldığını gördüm, keza AC motorları şeklinde kullanıldığı örnekler de var. Editörlüğünü konuşturup değişiklik yapma, iz bırakma kompleksine kapıldığından şüpheleniyorum. Çünkü aynı alakasız tavrı diğer yerlerde de göstermiş. Cevap versen bi dert vermesen bi dert.
0
🌸İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(04.06.21)
(5)

Takip edilesi dergi/gazete

invictae
Bir zamanlar duzenli olarak penguen, uykusuz alirdim. Yaninda da Bilim Teknik, bir de Herkese Bilim Teknoloji gazetesi var ya, haftalik cikan. Neyse epeydir duzeni bozmustum uykusuz ve herkese bilim teknolojiyi bugun tekrardan aldim. Piyasaya uzak kalmisim. Duzenli takip ettiginiz hangi yayinlar va
Bir zamanlar duzenli olarak penguen, uykusuz alirdim.
Yaninda da Bilim Teknik, bir de Herkese Bilim Teknoloji gazetesi var ya, haftalik cikan.

Neyse epeydir duzeni bozmustum uykusuz ve herkese bilim teknolojiyi bugun tekrardan aldim.


Piyasaya uzak kalmisim. Duzenli takip ettiginiz hangi yayinlar var??? Uzerime oneri atsaniz ne guzel olur. Tur, yukarida yazdiklarimdan olmasi sart degil, her sey olur. Onerdiginiz yayinin turunu de belirtirseniz yeterli.
0
invictae
(03.06.21)
National Geographic, Atlas dergisi, bir de Atlas Tarih dergisi. Popular Science var bir de. Bunlar olabilir.
0
dissendium
(03.06.21)
daron acemoğlu yazınca oksijen alıyorum ben.
0
duyurukullanıcısı
(03.06.21)
oksijen de çok iyi.
0
psychosocialll
(03.06.21)
Tarih Vakfı'nın Toplumsal Tarih dergisini beğeniyorum. Klasik tarih yazıcılığından çok farklı.
0
Başkalaşım
(03.06.21)
oksijen müthiş iyi cidden. Kendini okutuyor.
0
zimbirik
(04.06.21)
(9)

iki kişinin ilk seferde maksimum koşu süresi farkı neye bağlıdır?

bohr atom modeli
bir ay önce falan yeniden düzenli koşmaya başladım. ilk çıktığım gün 12-13 dakika ancak koşabildim. bir arkadaşım da geçen gün ilk defa çıkmış, sigara içmesine ve benden kilolu olmasına rağmen 40 dakika koşmuş. ben hayatımda hiç sigara içmedim. bunun nedeni ne olabilir?
bir ay önce falan yeniden düzenli koşmaya başladım. ilk çıktığım gün 12-13 dakika ancak koşabildim.

bir arkadaşım da geçen gün ilk defa çıkmış, sigara içmesine ve benden kilolu olmasına rağmen 40 dakika koşmuş.

ben hayatımda hiç sigara içmedim. bunun nedeni ne olabilir?
0
bohr atom modeli
(03.06.21)
Kanındaki hemoglobin sayısına, maksimum oksijen taşıma kapasitesine vs bunlar sonradan değiştirilebildiği gibi genetik olarak da yüksek-düşük olabilir ama arkadaşınınki hikaye tabii pece skoru km/13 falan değilse.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(03.06.21)
Koşma temposu önemli. Belki sen hızlı koştun, o yavaş koştu. Birlikte aynı tempoda koşarsanız karşılaştırmak daha sağlıklı olur. Koşu süresi birçok şeye bağlı. O günkü yorgunluk bile bayağı etkiler.
0
dissendium
(03.06.21)
Kosma hizina da bagli olabilir de yalan soyleme olasiligi da yuksek gibi. Ne bileyim ilk kez kosmaya cikan kilolu biri kolay kolay 40 dk kosamaz bence.
0
j r r tolkien hayrani
(03.06.21)
yok ya yalan söylemez. çok kilolu da değil de benden biraz daha kilolu diyeyim. :)
0
🌸bohr atom modeli
(03.06.21)
Sen az koşmuşsun, o da fazla sallamış. Arkadaş ilk seferde 100kg bench press falan da yapar dikkat etsin.
0
zoghurt
(03.06.21)
Ciğer kapasitesini arttıracak başka bir şey yapıyordur belki bilmeden.

40 dk yeni başlayan birine göre çok fazlaymış. Ama tempo önemli.

Bu işte motivasyonda çok önemli
spor için koşmaya çıktığımda yarım saat zor dayanıyordum ben. 20 dkdan sonra bırakıyordum. sonra istanbul maratonuna katıldım 15 km de. Aralıksız koştum, 2 saatin altında bitirdim.

O belki daha motive koşmuştur. Ben sıkılıyorum mesela koşarken. Ulaşma istediğim hedef yarım saat olduğu için 25. dk da dayanamayıp bitiriyorum. Ama maratonda yorulsam da koştum.
0
zimbirik
(03.06.21)
tempo. yurumekten biraz hallice 1 saat kostum gecen. covidden beri hic kosmamistim.

yani tempo onemli. ama saatte 12 km kosacan dersen ance 5 dk kosabilirim simdi.
0
camussar
(03.06.21)
Ergenliğinde kondisyona dayalı bir spor yaptıysa onun da etkisi olur.
0
arnold schwarzeneger
(03.06.21)
182 boy 72 kg 25 yasinda ilk kostugumda saatte 8-9 km hizla(apple watch’a gore) tam 35 dk kosmustum bi sure duzenli devam ettim hic 30 dakikanin altina dusmedim ama 35 ustune azar azar ciktim. Sonra sehir degisikligi oldu kosu parkuru olmayan bi yere tasindim kosmayi biraktim.. 4 ay sonra kosu bandinda ilk seferde 32 kostum direk istesem devam ederdimde canim istemedi daha fazla kosmak. Yani bence kisisel bisey olmakla beraber kosuyu sevip sevmemeklede alakasi olabilir bende cok arkadasimi ikna ettim beraber kosalim diye kondisyonlari benim ayarimda olanlarda vazgectiler benden az kosuyorlar genelde. Muzik dinlemessem 15 dk bile kosamam bu da bir etken olabilir.
0
ishak77
(03.06.21)
(1)

temizlikçi tavsiyesi - ankara

proletarier aller lander vereinigt euch
iyi temizlikçiler kapış kapış gidiyormuş ya. bugün randevu isteyince anca haftaya salıya randevu veriyor o da geç benim için. ankara'da memnun kaldığınız temizlikçi var mıdır? spesifik olarak bahçelievler.
iyi temizlikçiler kapış kapış gidiyormuş ya. bugün randevu isteyince anca haftaya salıya randevu veriyor o da geç benim için. ankara'da memnun kaldığınız temizlikçi var mıdır? spesifik olarak bahçelievler.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(02.06.21)
Muhabbetinizin olduğu komşunuz varsa sorun, belki tanıdıkları vardır yakın çevrede.
0
dissendium
(02.06.21)
(1)

wordde bir cümleyi büyük hale getirmek

mezarkabul
cümleyi seçince, iki tuş kombinasyonu ile, seçili cümleyi büyük harfli yapıyorduk, f3 ile bir tuşa basıyorduk sanki, neydi o :D ?
cümleyi seçince, iki tuş kombinasyonu ile, seçili cümleyi büyük harfli yapıyorduk, f3 ile bir tuşa basıyorduk sanki, neydi o :D ?
0
mezarkabul
(01.06.21)
Shift + F3. Yazı Tipi menüsündeki "Aa" sembolünden de yapabilirsiniz.
0
dissendium
(01.06.21)
(2)

Bisiklet sevenler uygulama ve topluluk önerir misiniz?

avarel dalton
Arkadaşlar merhaba, uzun yıllar sonra nihayet cesaret edip bir şehir bisikleti aldım. Bisikleti kullanırken gezdiğim rotaları, hızımı vb diğer bilgileri kaydedecek işe yarar önereceğiniz bir iOS uygulaması var mı?Strava isimli uygulamayı indirdim, iPhone’da sağlık uygulamasına bisikletle sürdüğüm me
Arkadaşlar merhaba, uzun yıllar sonra nihayet cesaret edip bir şehir bisikleti aldım. Bisikleti kullanırken gezdiğim rotaları, hızımı vb diğer bilgileri kaydedecek işe yarar önereceğiniz bir iOS uygulaması var mı?

Strava isimli uygulamayı indirdim, iPhone’da sağlık uygulamasına bisikletle sürdüğüm mesafeyi ekliyor, uygulamanın kendi içerisinde de bir çok bilgiye ulaşıyorum. Şunu kullansan daha iyi dediğiniz uygulama varsa deneyebilirim.

Son olarak; sosyalleşmek adına bisiklet sürücüleri ile buluşmak, birlikte sürüşler yapmayı istiyorum, Ankara’da faaliyet gösteren böyle topluluklar var mı bildiğiniz? (Facebook kullanmıyorum:/ )

Tikler bilahare gelecek, teşekkürler.
0
avarel dalton
(01.06.21)
Garmin
0
dissendium
(01.06.21)
BUP (Bisikletli ulaşım patformu) vardı sanırım Ankara ayağı da vardır. Biraz daha aktivist olan ama kendi içinde yine her türden insan bulabileceğiniz Critical Mass. Onun da Ankara ayağı olabilir.
0
evimin paspasi
(01.06.21)
(14)

Bu işe girilir mi? Şirket değerleme sorusu

plutongezegendegilmi
Halihazırda kurulu bir şirket var, az da olsa anladığım bir sektör. Şimdiki sahibi şirketin %50 hissesini 1,5 milyon liraya satmak istiyor. YK bende olacak. Paranın çoğunu nakit, bir kısmını da krediyle ödeyeceğim.Şirket şu an kâr etmiyor ama zarar da etmiyor, kendini çeviriyor anca. 20 civarı asgar
Halihazırda kurulu bir şirket var, az da olsa anladığım bir sektör.

Şimdiki sahibi şirketin %50 hissesini 1,5 milyon liraya satmak istiyor. YK bende olacak. Paranın çoğunu nakit, bir kısmını da krediyle ödeyeceğim.

Şirket şu an kâr etmiyor ama zarar da etmiyor, kendini çeviriyor anca. 20 civarı asgari ücretli çalışanı var.

Şirketi alırsam ilk sene değil ama ikinci seneden itibaren yıllık 500k civarı kâr edebilirim diye düşünüyorum. Üçüncü dördüncü senelerde falan büyüme maksimum %10 falan olur (enflasyon hariç), çok fazla büyümez. Scalable bi iş değil.

1- Bu işe girilir mi? Yatırdığım parayı yaklaşık 4 senede geri alabiliyorum. 5. sene kâr ediliyor. Sektörü özellikle belirtmiyorum, çünkü merak ettiğim şey sektör bağımsız bu mantığın doğru olup olmadığı.

2- Şu an başka bir şirkette maaşlı çalışanım, yıllık gelirim zaten 500k civarı. Bu işe girersem de en azından iki sene mevcut işten ayrılmayı düşünmüyorum. Beraber nasıl yürüteceğim? Günde 16 saat çalışarak. Yaş 29, tempoyu kaldırırım herhalde.

3- Halihazırda başka bir şirketim/yatırımım daha var, onda da kâr yok, zarar da yok. Ama ona para değil emek yatırarak girdim, para verip ortak olma konseptine yabancıyım.

Bu işe girilir mi? Yoksa 5 sene sonra kazanacağım parayı boşverip mevcut işe, kendimi geliştirmeye mi odaklanayım? Ama mevcut iş benim değil? Ne diyorsunuz?
0
plutongezegendegilmi
(01.06.21)
Şirket şu an kâr etmiyorsa ikinci sene sonunda yıllık 500 bin kâr getireceği nereden biliniyor, bu kısım açık değil. Girilir ya da girilmez diyecek kadar tecrübem yok ama kâr etmeyen bir şirket için kredi çekmezdim. Az da olsa direkt kâr getiren bir şirket olsa mantıklı olabilir.
0
dissendium
(01.06.21)
@dissendium, ikinci sene sonu kâr bilinmiyor tabi, işi "işler" hale getirebileceğimi düşünüyorum. İşin mevcut sahipleri müteahhit, hiç bilmedikleri bi alana girip kalmışlar.
0
🌸plutongezegendegilmi
(01.06.21)
1.5 milyonu neye veriyorsun? Kira şerhi mi, kamudan alınan ihale mi, ip mi, nedir yani şirkette para eden?
0
stewie
(01.06.21)
@stewie, kira şerhi var, az biraz da ekipman var, ama asıl olay marka ve halihazırdaki müşteriler. Yani çok iyi durumda olduğu için değil ama sıfırdan başlasam 1,5 milyona bir senede kuramam. 4 milyona (ki o kadar param yok) 2 senede kurarım, 3. sene sonu 1 milyon kâr ederim, roi 7 yıla çıkar. O yüzden ortaklık daha mantıklı geliyor.
0
🌸plutongezegendegilmi
(01.06.21)
Ben olsam bu işte marka değeri müşteri portföyü falan bunlara para vermem. Yani şerefiye sınıfına girecek değerlere para vermem. Çünkü adamlar tıkanmış diyorsun, ben girince iş açılacak daha çok para akışı olacak diyorsun. Bu sadece senin faydana olan bi durum değil. Eğer adamlar gerçekten tıkandılar ve önlerini göremiyorlarsa işi açacağını düşündükleri bir ortaktan marka değeri, mevcut müşteriler vs gibi kalemlerden para almazlar. Eğer bunlardan para almaya çalışarak seni ortak etmek amacında iseler de ya seni koparmaya çalışıyorlar ya da işin içinde başka bi bokluk var iyice boka sarmadan bi kısmını da olsa birilerine kitleyip para kısma derdindeler ytd.
0
mg3929
(01.06.21)
öncelikle bazı girişimcilerin de düştükleri bir hata var. bunu netleştirmek gerekir. şirket; yöneticiler şirketten maaşlarını aldıktan sonra mı kar elde etmiyor yoksa aldıktan sonra mı etmiyor? eğer yöneticiler maaşlarını almadan kar da etmiyor zarar da etmiyor düşüncesi varsa bu zarar demektir.

1- şirket kar elde etmiş olsa girilebilir.
2- iş sözleşmeniz başka iş yapmanıza izin veriyor mu? şirket yönetmek başlı başına bir iş. kenarında kıyısında durarak 20+ kişilik ekibi olan bir şirketi organizasyon kurulu olsa dahi yönetmeniz çok zor.
3- yine aynı şekilde emeğinizin karşılığı olan maaşı alamıyorsanız zarardır.

ticaret, şirket yönetme, çalışan yönetme, organizasyon yönetme, mali işler, hukuki işler vs. tecrübeniz yoksa hiç bulaşmayın. hisse oranında hiçbir şeye karışmadan maaşınızı alabileceğiniz şirketlere yatırım yapın derim.
0
hayal fazlasi
(01.06.21)
@hayal fazlasi,

1- Evet, ortaklar (bilfiil fazla çalışmasalar da) para almıyorlar. O açıdan bakarsak aslında zarar etmiş şirket. Ama elemanların başka işleri de var, bunun başında durmak istemiyorlar zaten. O yüzden yönetimi bana devredip hissedar olarak kalmak istiyorlar.

2- Mevcut sözleşmemle ilgili bir sorun yok. Alakalı ama farklı sektörler.

3- Emeğimin karşılığını başta 2 yıl alamayacağım evet, zaten o yüzden maaşlı profesyonel yönetici bulmak yerine hisseleri bir miktar ucuza satıp yönetimi devretmeye çalışıyorlar. Benim aynı işi sıfırdan kurmam 2-3 kat daha maliyetli olur. Aslında o noktada da yatırımcı var, ama 500k az verip 1 yıl zaman kaybediyorum. Değer mi emin değilim.

4- Organizasyonla ilgili bir sorunum yok. Yorucu olur yani ama altından kalkılmayacak bir iş değil, tecrübem var.
0
🌸plutongezegendegilmi
(01.06.21)
Varan 1- Şirket şu an kâr etmiyor ama zarar da etmiyor. yıllık 500k civarı kâr edebilirim diye düşünüyorum.
Varan 2- yıllık gelirim zaten 500k civarı.

Yorum: Hocam kafaniz mi karisik, su ikisini yan yana koyunca bana pek mantikli gelmiyor.

Cevap: ROI olarak 4 yil cok iyi. hele ki yillik 500k'lik bir is icin. Realistik ise girilir ama sizin yerinizde olan birinin bu riski almasi mantiksiz.
0
Sebastian
(01.06.21)
Şu ortamda döviz kazanmayan bir şirkete yatırım, çok mantıklı değil.

"Ben şirketi ayağa kaldırınca ihracata başlayacağız, döviz gelecek" diyorsanız, denenebilir.


.
0
kartallar yuksek ucar
(01.06.21)
Dostum yanlış anlama ama bu soruyu sorman bile bu tarz işlere girmemen gerektiğini gösteriyor. Yönetim / finans bilmeyen yazılımcıların açtığı unicorn niteliğindeki şirketler hariç kesinlikle bu teklif kabul edilmez. Hiç bir aklı başında iş adamı, seneye 500 bin tl kar getirme potansiyeli olan bir işi 1.5 milyon liraya satmaz. + olarak kar etmeyen bir müşteri kitlesi de para etmez. Şu an ben şirket kurar, her şeyi maliyetine satarsam bir sürü müşteriye ulaşırım mesela, ama bu (şirketi satmayı düşündüğüm bir yazılım işi dışında) mantıklı bir iş yaptığımı göstermez. Fiyatları azıcık yükseltince mesela müşteriler kaçar gider. Eğer 1.5 milyon içinde makinalar, gayrimenkuller vs olsaydı yine düşünebilirsin derdim. Ama bu şartlar altında mayın tarlasına giriyorsun diye düşünüyorum.

Bence bu tarz işlerde çalışan olarak (özellikle de yönetici koltuğunda mümkünse) biraz vakit harcayıp sonrasında böyle şeyler araştırmanı öneririm, aksi takdirde ciddi zarar edebilirsin bu örnekte olduğu gibi. Hatta onu da boşver, anlış hatırlamıyorsam IT / yazılım işindesin, zaten müthiş gelişen ve önü açık bir iş,, 5 seneni ıvır zıvır geleneksel non-scalable işlere gömüp yurdum ticaret insanı ile muhattap olup kendini yıpratmandansa bu emek ve parayı kendi alanına yatırıp bambaşka bir pozisyonda olabilirsin diye düşünüyorum.
0
roket adam
(01.06.21)
Böyle şirket değerlemesi olmaz. Bu değerleme üzerinden de yatırım kararı verilmez.

2. maddedeki olayı yapmak imkansız gibi olabilir. İnsanın kendi işi 24 saatini alır.
0
dougsampson
(01.06.21)
anlamadığın sektöre para yatırmak ilginç bir karar olabilir ama cevaplardan bir ikisinde bahsedilmiş, şirketin bilançosunu dikkatli okumak lazım. bir mali müşavir ile birlikte incelemenizde fayda var. mesela bizim şirket aslında ciddi kar ediyor ama bilanço okumayı bilmeyen birisi şirketin zarar ettiğini sanabilir çünkü döviz kredimiz nedeniyle kur farkı zararı görünüyor. halbuki gelirimiz de döviz olduğu için kur farkı zararından etkilenmiyoruz aslında.

zaman içinde kendiniz şirkette yönetici olarak çalışmaya başlama imkanınız var mı?
0
co2s2
(01.06.21)
itü çekirdek express' e kabul almış bir proje ile ilgilenirseniz görüşelim :)
0
duyulmasi gerektigi kadar
(01.06.21)
Yılda 500k karlı iş için yıllık 500k maaştan vazgeçilmem.
0
burfak
(01.06.21)
(19)

Tıp niye gelişmiyor?

ir mania
Yapay diş yapamıyor saç çıkartamıyor. Ama mühendisliğe bakıyorsun uzaya gidiliyor dünyayı yok edecek bombalar yapılıyor. Teknoloji insan vücuduna gelince neden bu kadar ilkel? Şimdi diyeceksiniz geçmişe bakarsan çok gelişmiş. Bence hala çok ilkel lens takıp çıkarmak bile.
Yapay diş yapamıyor saç çıkartamıyor. Ama mühendisliğe bakıyorsun uzaya gidiliyor dünyayı yok edecek bombalar yapılıyor. Teknoloji insan vücuduna gelince neden bu kadar ilkel? Şimdi diyeceksiniz geçmişe bakarsan çok gelişmiş. Bence hala çok ilkel lens takıp çıkarmak bile.
0
ir mania
(31.05.21)
Süreçler uzun olduğu için, çok para harcanması gerektiği için ilerleme de yavaş oluyor. Bir noktadan sonra hızlanır diye umuyorum. (bkz: crispr)
0
hayirsiz
(31.05.21)
ilaçlar için denek olmak isteyen kaç kişi bulabilirsin ki*
0
sutlu nescafe
(31.05.21)
Gayet gelişiyor. Organ nakli, bypass, stent, kalp pili, lazerle göz ameliyatı gibi onlarca gelişmiş seçenek var.
0
dissendium
(31.05.21)
Daha ne kadar gelişsin 60-70 sene önce en ufak bi mikrobik olayda ölüyordun antibiyotiği buldular ömrün belki de 50-60 sene uzadı, bu bence yeter, ayrıca ilkel bir durum da değil, saç da çıkmasın ne olacak. Ayrıca saç dökülmesi bi hastalık ya da medikal bir sorun değil tıp niye bununla uğraşsın. Ha çok istiyorsan dihidrotestosteronu baskılarsın saç dökülmesi tamamen durur, çok da basit bir olay bu işi gören prostat ilaçları var, tıp buna da bi çare bulmuş aslınsa.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(31.05.21)
@kaleci yapay diş var mı hocam veya numarası ayarlanabilen çıkarıp takmak gerekmeyen lens. Bu ikisi en basit şeyler onlar bile yok.
0
🌸ir mania
(31.05.21)
Çünkü mühendisliğin konusu olan materyal ile bir canlı olan insan vücudu çok farklı.
Vücut basit bir denklem, bir formül değil.
Her şeye karşın, insan yaşamını uzatan bir sürü gelişme oldu.
0
pro9it9is9
(31.05.21)
para.

kaliteli bir araba düşünelim. üretildiği zaman onbinlerce euro masraf yapıp üretip karıyla beraber satabilirsin. teknik olarak alıcı sayın 7 milyar insanın tamamı. saç vs için o geçerli değil. kafadan dünyanın yarısını ele kadınların ciddi bir dökülme derdi yok. erkeklerin de %30-35'i kel kalıyor. bunların da yarısı bunu dert ediyor. totalde %10 yapmıyor.

yani genel olarak teknolojik gelişmeler (otomotiv telefon iletişim vs) potansiyel müşteri olarak 7 milyara hitap ederken tıbbi gelişmeler o kadar yüksek insan sayısına erişemiyor.
0
avatar is back
(31.05.21)
dental implantlar yapay diştir
0
ceketimi alip cikcam
(31.05.21)
@ceket hocam porselen onlar yahu ben anlı kanlı dişten bahsediyorum
0
🌸ir mania
(31.05.21)
İmplant var işte diş için daha ne yapsınlar, yani yapay karaciğer dalak böbrek üretiyorlar da diş mi üretemiyorlar? Onun dışında göz gibi hassas bir organa takıp çıkarma zorunluluğu olmamayan bir lens icat etmeye çalışmak sence mantıklı mı, bilim bunun için neden uğraşsın sen vücut için yabancı bir cismi alıp göz gibi hassasiyeti yüksek bir organa sürekli takmak istiyorsun, bunun hiçbir anlamı yok.
0
Kaleci Saçlı Forvet
(31.05.21)
Ar-ge yerine halk sağlığına ayrılıyor bütçe o yüzden. Bir hastalığın tedavisi üzerine çalışmaktansa hastane açıp insanlara sağlık hizmeti vermek daha kazançlı geliyor.
0
bana kedicik derdi
(31.05.21)
diş için implantlar gayet yeterli ve kabul edilebilir bir kalite sunuyor. daha ötesi için uğraşmanın çok bir manası yok.
saç konusunda da saç ektirme teknolojileri fazlasıyla ilerledi.
lens dediğin şey de mucizevi bir madde, malzeme mühendisliğinin son noktası. kalıcı lensler de mevcut, katarakt vs için kullanılıyor mecbur kalırsan.
yani özetle tıp şu an 20 sene önceye göre bile inanılmaz bir noktada. bundan 70-80 sene önce ortalama yaş 40 falanmış yani öyle düşün.
0
roket adam
(31.05.21)
(bkz: crispr) Scissors diye google’dan makaleleri oku bence
Yapılan buluş mars’a gitmekten bile çok daha önemli

Bence sen dünyayı takip etmiyorsun
Bu konularla ilgili dünya çapında harika siteler var
Ekşi sözlük’te gündem olmaz, basında da gündem olmaz
Biz Sedat peker’le yatıp, süleyman soylu ile uyanıyoruz, euro’yla, dolarla, işsizlikle uğraşıyoruz, dünya bambaşka şeyler konuşuyor maalesef
0
otopsicocugu
(01.06.21)
1) mühendisliğin birçok dalında, askeri harcamalar kapsamında nerdeyse sınırsız bütçe ve kadro ile araştırma yapılıyor.
uzaya gidilebilmesi için hibe edilen askeri bütçeyi, son 50 senede tıbbi araştırmalara versek gözümüzden süpermen lazeri bile çıkardı.

2) tıbbın ilerlemesini sağlayan temel araştırmalar büyük oranda hemen para kazandırmıyor. aziz sancar mesela dna'nın kendini tamir etme mekanizmaları için çalışıyor. bu temel bilgidir. bu bilgiyle birilerinin para kazandırcak bir ilaç üretip satması belki 20 sene alacak. durum böyle olunca büyük şirketler temel tıbbi araştırmalara harcama yapmıyor. ancak aziz hoca gibi idealist hocalar, üniversitenin kuş pipisi kadar bütçesiyle birşeyler üretmeye çabalıyor.

ama diğer mühendislik alanlarında yapılan çalışmalar kısa sürede para kazandırm apotansiyeline sahip. sermayede o araştırmalara akıyor haliylen.

3) birde insanlar aslında uzun yaşamı, sağlıklı yaşamı falan önemsemiyor. takmıyorlar. en basitinden şu pandemi ortamında bile en önmeli kriter d vitaminini belli seviyede tutmak, c vitamini ve çinko almak. toplumun yüzde kaçı umursuyor bunu ? mehmet öz bu üçünü özellikle tavsiye etti, türkçe video yayınladı, kimin umrunda ki ? insan ömrünü uzattığı bilinen antioksidanlar var, eczanelerde sigara fiyatına satılıyor. git sor kaç tane satılıyormuş.
0
aslindasorunumpsikolojik
(01.06.21)
Mühendislikte yatırımın çoğu özel sektörden geliyor, tıpta devlet/kamu üzerinden. Bence temel sıkıntı bu. Yani bütçe farkı da vardır, ama tıbbın çok daha sıkı bir şekilde regüle edilen bir sektör olması gelişmesini engelliyor diye düşünüyorum.

Ha tıbbı tamamen özelleştirmek mantıklı mı? Değil. Düzgün bir şekilde yapılması da imkansıza yakın bence, ama bu sebepten dolayı gelişme hızı düşük.
0
plutongezegendegilmi
(01.06.21)
Teknoloji ilkel değil, bence siz tıp bilimini sadece biyomateryaller bakımından değerlendiriyorsunuz. Yapay diş dedikleriniz porselen değil, içeriğinde opaklıktan mukavemete kadar bir çok özelliği etkileyen malzemelerin karışımı. Ama sonuçta yapay bir malzeme ve dişin yerini almak için de gayet yeterli bir çözüm sunuyor aslında. kaldı ki, hücre doku kültürü ile kulak yapıyor insanlar, mesele malzemeyi laboratuvarda yapmakla bitmiyor. vücudun kendine ait bir bağışıklık sistemi var, siz dışardan neyi verseniz kendinden değilse reddediyor. öyle olmasaydı, insandan alınan organlar, kan, kemik iliği başka insanın bedeninde reddedilmezdi. bu konuda bile, kontrollü olarak insan kanındaki tüm bağışıklık hücreleri sıfırlanarak kemik iliği nakilleri yapılıyor.
Onlarca ilaç araştırmasında görev aldım, yaklaşık 50 tane de tıbbi cihazın kapsamlı raporlamasını yapmışımdır.b en bile bu kadar işin içindeyken hala önüme yeni bir üretim teknolojisi, yeni bir tedavi/tanı yöntemi geldiğinde 'ulan tıp ne kadar ilerlemiş' diyorum. kanser hücrelerinin üreme yollarını tıkayan akıllı ilaçlar yapılıyor, ultrasonik patlama yaratarak (böbrek taşının kırılmasındaki mantık) damar içine gönderilen ve oradaki tıkanıklığı açan stentler yapılıyor (bakınız damar içi gibi incecik bir alandan bahsediyoruz), bunların haberleri yapılmıyor diye ilerleme olmadığını düşünemeyiz.

mesela verdiğiniz örnek, numarası değişen lens... neden olsun ki, mevcut optik camlar, farklı materyallerden üretilen yumuşak/sert lensler ve oftalmolojik cerrahi laser uygulamaları bu sorunların çözümü için yeterli seçenekler sunuyor. numarası değişen bir lens olsa, şimdiki lensler kadar saydam, ince, esnek ve geçirgen olabilir mi? laser bile her göze uygun olmadığı için farklı kornea özelliklerine uygun çeşitli cihazlar geliştirildi. neden bu kadar insan ve para kaynağı saç çıkarmak için harcansın ki? tabii ki firmalar da çok masum değil ama saçsızlıktan ölen yok sonuçta... göz cerrahisinde kullanılan o kadar mikrocerrahi alet var ki, bunların gelişimini ve ne işe yaradıklarını okumak bile' oha bunu da mı yapıyorlarmış' dedirtiyor.

bu arada mühendislik bu kadar ilerledi derken aslında tıptaki bu gelişmeleri yine mühendislerin ve doktorların birlikte çalışarak sağladığından habersizsiniz sanırım. tıp mühendisliği, genetik mühendisliği, biyomalzeme mühendisliği diye bir çok alan var. Biyomalzeme konusu hem çok geniş, hem de yukarıda belirttiğim gibi vücudun savunma sistemi tarafından sınırlanan bir alan. Malzemeyi laboratuvarda geliştirseniz bile biyouyumlu olması için birçok testten geçmesi gerekiyor, sitotoksisite, genotoksisite, mutajenite, akut ve kronik toksisite, kan uyumluluğu gibi bir çok test var ve seramik, metal veya diğer canlılardan elde edilen biyomalzemeler de dahil hepsi için %100 biyouyumluluk mümkün değil.
0
curukturpkokusu
(01.06.21)
Özne insan olduğu zaman gelişmeler diğer alanlara göre çok daha yavaş oluyor hocam. Kendi alanımdan örnek verirsem, yapay zeka dünyada son 10 yılda müthiş bir yol katetti. Ancak bu yapay zeka uygulamalarının öznesi insan olan ürünlere entegre edilmesi hala büyük bir problem. Örneğin otonom kara araçları hala insan ölümlü kazalara neden olabiliyorlar. Ya da microsoft yarattığı yapay zekalı twtitter botunu, insanlar tarafından istismar edildiği gerekçesiyle yayından kaldırmak zorunda kalıyor. Ya da hala otonom savaşçı iha/sihalar etkin bir şekilde kullanılamıyor, ufak bir hata sivil insanların/kendi askerlerinin ölümüne neden olabilir.

Tıp biliminde de yaşadığımız süreçte bir aşı geliştirmek bile aylar süren deneylerden sonra ortaya çıkıyor, çünkü her türlü yan etki belirlenmek zorunda ve öznesi insan.
0
ciagra
(01.06.21)
Tıp hatta genel olarak bilim birilerinin elinde tekel durumdadır .
Gelişen de tıp değil tıp endüstrisidir. Konu insana çip yalmaya kadar gelmişken bu zamanda kontrolü kimlerin ele alacağı konuşulmuyor .
Dünyanın bir farklı yerindeki araştırma buluş ve deneyler aslında birbiriyle bağlantılı ve belli bir amaca hizmet etmektedir. Haberler bize ayrı ve parçları birbirinden bağımsız gibi verildiğinden bu parçaları birleştirmek ve anlamlandırmak için ayrıca bilgi temelli alt yapı gerekiyor.

Gen araştırmaları şu an insana zararlı olarak ilerliyor.
insanı değiştirme ve topraktan/doğasından uzaklaştıran her şey temelde insana zararlı olmakla birlikte daha yeni/güncel/zaman uygun ve bilimsel olarak sunuluyor.
İnsanın kendisi şu an bilimsellik adı altında işgal edilmiş durumda.
Bazı Tedavi yöntemlerinin kendisi bizzat hastalık hatta ölüm sebebi oluyor.
Bir ilaç şirketinin vaadleriyle bir doktorun her daim o ilaç şirketinin ilaçlarını reçeteye yazmasına "tedavi " denebilir mi?
Hasta olan insan, aslında böyle bir ortamda ilaç müşterisi olduğunu ne zaman anlayacak?
Evet güzel çalışan sağlık görevlileri de var ama sorun arızalı olanlardan başlıyor zaten.

www.hurriyet.com.tr

www.winally.com

Caps:

i.hizliresim.com

araştırılırsa yok hipokrat yemini yok etik yok tıp ahlakının da
birer örtü ve bir yere kadar olduğu görülür.
0
Erva
(01.06.21)
Nasıl yani? Daha ne kadar gelişsin?Atatürk için diyoruz ya çok erken vefat etti diye. Öldüğünde 57 yaşındaydı. Erken vefat etmedi aslında, o yıllarda yaşam süresi o kadardı. Şimdi 80 civarı. Ortalama yaş süresi 25 yıl artmış, çok çok çok büyük bür gelişme bu.

İmplantı begenmiyor, kanlı canlı diş istiyorsun ya o aslında sıfırdan kanlı canlı insan yaratmak demek. Henüz robot aşamadındayız.
Açıkçası bu soruyu sorman yaşının çok genç olduğunu(20 nin altında) ve herhangi bir bilimin akademik olarak içinde olmadığını düşündürüyor.
0
sumuklu asilzade
(01.06.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.