Giriş
(9)

Annem için dizi tavsiyesi

nerthus_
En son dönem dizisi Hatırla Sevgili'yi izleyip çok beğenmiş olan annem için sürükleyici "yerli ya da yabancı" dizi tavsiyeleriniz var mıdır?
En son dönem dizisi Hatırla Sevgili'yi izleyip çok beğenmiş olan annem için sürükleyici "yerli ya da yabancı" dizi tavsiyeleriniz var mıdır?
0
nerthus_
(02.11.21)
downton abbey
0
blatta hiberna
(02.11.21)
behzat ç tabi ki de
0
sizofren06
(02.11.21)
Benimki Fi’yi çok beğendi.
0
auroraaurora
(02.11.21)
Vatanım sensin, elveda Rumeli, Çemberimde Gül Oya

Peaky blinders
0
anon1m
(02.11.21)
donem dizisi olarak "ben onu cok sevdim" olabilir. reytingleri dusuk bir diziydi, hizli anlatima gecti erken final icin ama guzeldi ben de annem de begendik.
0
Kittie
(02.11.21)
beyaz gelincik :)
0
xrated
(02.11.21)
dönem dizisi seviyorsa çemberimde gül oya'yı da sever.
hafif drama sevdiğine göre ezel'i de sever.
0
ronartest
(02.11.21)
Bıçak sırtı na bayılacagına garanti verebilirim
0
deer hunter
(02.11.21)
Istanbullu Gelin
0
congratulationsyouwon
(05.11.21)
(2)

İstanbul etkinlik

basubadelmevt
İyi akşamlar duyurudaşlar, İstanbukdaki etkinlikleri nereden takip ediyorsunuz? Mesela tiyatro,konser, festivaller, workshoplar,sergiler,film gösterimleri. Bunların bir çoğunu bulabileceğim bir platform var mı?Genelde biletixten,iş sanat gibi yerlerden takip ediyorum ama yeterli değil sanki. Genel o
İyi akşamlar duyurudaşlar, İstanbukdaki etkinlikleri nereden takip ediyorsunuz? Mesela tiyatro,konser, festivaller, workshoplar,sergiler,film gösterimleri. Bunların bir çoğunu bulabileceğim bir platform var mı?

Genelde biletixten,iş sanat gibi yerlerden takip ediyorum ama yeterli değil sanki. Genel olarak bir çok etkinliği takip edebilecegim bir yer arıyorum daha cok.
0
basubadelmevt
(01.11.21)
Mobilet kullanıyorum bu aralar, ama bütün etkinlikler yok onda da.
0
auroraaurora
(02.11.21)
Instagram hesapları yararlı bu konuda. ibbkültürsanat, tiyatrolar, istanbulartnews, istanbulartevents, zorlu_psm takip ettiklerimden bazıları. Bir de ilgi alanınıza göre müzelerin hesaplarını, özel tiyatroları sayfalarını da takip edebilirsiniz.
0
gmzo
(02.11.21)
(19)

okumaya devam etmekte zorlandığınız romanlar

la lykia
ilk sorum:bir romana başlayıp neredeyse (yani yaklaşık diyelim) 1/3'ünü okuduktan sonra hala daha devam etmekte zorlanınca ne yapıyorsunuz? mutlaka inat edip bitiriyor musunuz, yoksa yarıda bırakıyor musunuz? bitiriyorsanız devam edebilmek için taktikleriniz var mı?ikinci sorum: şimdiye kadar devam
ilk sorum:

bir romana başlayıp neredeyse (yani yaklaşık diyelim) 1/3'ünü okuduktan sonra hala daha devam etmekte zorlanınca ne yapıyorsunuz? mutlaka inat edip bitiriyor musunuz, yoksa yarıda bırakıyor musunuz? bitiriyorsanız devam edebilmek için taktikleriniz var mı?

ikinci sorum: şimdiye kadar devam etmekte/bitirmekte en çok zorlandığınız roman/romanlar hangileri?

üçüncü sorum: neden zorlanmıştınız? dili mi ağır geldi, konusu mu ilginizi çekmedi vb?

teşekkürler :)
0
la lykia
(30.10.21)
Vadideki Zambak'ta çok zorlanmıştim. Ölüm gibi bir şeydi. Milena'ya mektuplar'dan sonra çok rahat bırakıyorum artık. Ille de bitirmek için kasmak çok saçma bence. Hayat bir şeylere skor odaklı bakmak için çok kısa. Varsın yarım kalsın kendime işkence ederek okuyacaksam neye yarar?

Şu sıralar Kierkegaard'in Bir parça felsefe'si. 2 kere şans verdim. Gitmiyor. 3.icin belirsiz bir tarihe erteledim. Felsefe temelim olmadığı için beni zorladı açıkçası.
0
Amaranta ursula
(30.10.21)
Madam bovary. Lisede edebiyat hocamız tüm sınıfın okumasını şart koşmuştu ama tüm sınıf isteksizdi ve kitabın kalınlığından yakındıklarını hatırlıyorum. Benim için bundan çok dili ağır gelmişti ondan bitirememiştim bırakmıştım. Bulursam okumayı isterim köy gibi bir yerde geçiyordu mekan olarak hoş aslında.

Bir diğeri de montaigne denemeler. Adamın her anlattığını olağanüstü şaşırarak okuyordum pek çok anlattığı şey yaşamıma uyuyordu ama iki kez başlayıp bitiremedim onu da bitirmek istiyorum.
0
izza
(30.10.21)
Sırf bunu yazmak için giriş yaptım :) Jean Paul Sartre - Bulantı

Üstüne sadece kitabı okumakta zorlanmakla da kalmadım yakaladığım kitap okuma ivmesini de kaybettim illa bunu okuyup bitireceğim diye.
0
niyazi mısri
(30.10.21)
Ben Vadideki Zambak'ı lisedeyken okumuştum, boş derslerde açıp okuyordum, hiç zorlanmadığım bi romandı :) Biraz içinde kendimi buluyordum, belki de o yüzdendir.

Zorlandığım roman: yüzyıllık yalnızlık. İsimler çok benzer, hikayeyi kafada oturtamamıştım, kim kimdi sürekli karışıyordu. Kitabın kalitesine sözüm yok ama keşke isimler daha ayırt edici olsaymış :)
0
do you remember me
(30.10.21)
sofie'nin dunyasi var, icim bayilmisti okurken asiri sıkılmıştım, benim neyime zaten felsefe filan. daha da bulasmadim o yuzden.

bir de huzur var ahmet hamdi tanpinar'in, bu da universitede turkce dersinin sinav konusuydu, huzurumu kacirmisti resmen bitmedi bitmedi, neydi ne degildi hatirlamiyorum bile. nefret etmistim sadece bu bilgi var :)

bir de 3 sayfadan filan olussa da zweig'in kitaplari cok yoruyor beni. icim daraliyor okurken. sevmeye sevmeye okuyorum yine de merak da ediyorum cunku bi yandan. 20 sayfalik hikayeyi 1 haftada bitirdigim oluyordu o kadar yoruluyordum okurken. artik kendime iskence etmiyorum, sevmedigim hicbir kitabi okumaya zorlamiyorum. hayat sevmedigim kitaplari bitirmeye kasmak icin cok kisa.
0
in vino veritas
(30.10.21)
Eskiden bitirmeye zorluyordum kendimi. Yaşım ilerledikçe bu huyumdan yavaş yavaş vazgeçtim. Zaten milyon tane okunacak kitap var ve ömrüm yetmeyecek. Ne zorlayacağım kendimi, şak diye başka kitaba geçiveriyorum artık.

Ama eskiden beri şöyle bir huyum var, o bıraktığım kitaba birkaç yıl sonra mutlaka geri dönerim. Bunu yapmasaydım tutunamayanlar gibi bir eseri asla tanıyamayacaktım mesela, lisede kurcaladığım bayık bir kitap olarak kalabilirdi benim için.
0
invictae
(30.10.21)
Valla devam etmekte zorlaniyorsam devam etmiyorum. Oyle baslayip da biraktigim cok kitap var.

Benim de simdiye kadar en cok zorlandigim kitap vadideki zambak. Niye dersen -ki demissin- cunku ortaokulda zorla okutmaya calistiriyorlardi. Olayin dayatma olmasi basli basina kotuyken bir de balzac mubareginin asiri betimlemeleri o yaslarda yormustu beni. O yuzden dusuk not alma pahasina bile bitirmemistim. Daha sonradan betimlemelerle pek problemim kalmadi hatta ilgimi ceken konularda 'ne kadar cok betimleme o kadar iyi' seklinde bir dusunce olustu ancak yine de o kitaba ikinci bir sans veresim yok.
0
j r r tolkien hayrani
(31.10.21)
3-4 yıl öncesine kadar çok zorlansam da mutlaka bitirirdim elimdeki kitabı bir şekilde. Şimdi çok zorlamayıp bırakıyorum daha sonra daha uygun bir zamanda okuyabilmek için.

Yakınlarda okumayı bıraktığım roman pek olmadığı için aklıma gelen de olmadı pek ama 1/3’üne bile gelemeden bıraktığım tek bir roman oldu son birkaç ayda o da Sineklerin Tanrısı. Yani çok seveni olan kült bir roman olduğunu biliyorum ama 40 sayfa bile dayanamamıştım sanırım. Hiç bana göre değildi.

Şimdi hatırladım da Cesare Pavese’yi çok sevsem de Yaşama Uğraşı beklediğim gibi iç dünyasını anlatmaktan çok edebiyat üzerine bir eleştiri gibi başlamıştı ve onu da çok fazla okumadan bırakmıştım bu yüzden geçen sene. Gerçi bu roman değil ama aklıma geldi yazarken. Yaşama Uğraşı’nı yine okurum uygun bir zamanda ama Sineklerin Tanrısı’ndan emin değilim.
0
ms brownstone
(31.10.21)
Şeker portakalı. Hayatta zorla okuduğum tek kitap olabilir. Ergenlik döneminde herkes çok seviyor, ben niye sevmiyorum düşüncesiyle bitirmek için aylarca elimde dolaştı, en sonunda yarım bıraktım zaten. Onun dışında zorla okudugum ya da yarım bıraktığım kitap olmamıştır.
0
fraise
(31.10.21)
(bkz: saatleri ayarlama enstitüsü ) nedense beni çok zorladı ya çok üzülüyorum. ben ahmet hamdi tanpınar' ı oğuz atay' ın en sevdiği romancı olduğunu öğrendikten sonra okumak istemiştim ama çok zorlandım belki konu beni içine çekseydi dili zorlardım ama hem konu hem de dili.
0
guitarissimo
(31.10.21)
suç ve ceza.

raskolnikov de diğer karakterler de çok baydı beni.
0
floydian
(31.10.21)
50-100sayfa arası şans verir sonra bırakırım.
Direnmenin estetiği çok zorladı beni.
0
ykyt
(31.10.21)
Eskiden zorla bitirirdim, artık kolayca pes ediyorum. Zorla bitirdiğim dönemlerde bile devam edemediğim iki kitap var: Benim Adım Kırmızı ve Bit Palas.

Şu aralar dikkat dağınıklığı da eklenince "öf sarmadı" diye kenara attığım çok kitap var, hatta çok sevdiğim yazarların kitaplarına da yapıyorum aynı şeyi ve çok üzülüyorum.
0
kobuzchu kiz
(31.10.21)
1- oluyor, aslında kitabın ve yazarın bilinirliğine göre hareket ediyorum. eğer adı sanı duyulmamış bir kitapsa okumaya devam etmiyorum. yok bilindik, beğenilen ve üzerine konuşulan bir kitapsa neden bu kadar önemli olduğunu, ne anlattığını görmek için zorluyorum kendimi.

2- notr dame'ın kamburu ve sevgili arsız ölüm geldi aklıma ilk.

3- mesela sevgili arsız ölüm'de hikayeyi anlatış şekli çok hızlı ve çok yorucuydu, entry de girmiştim #108275818
notr dame'ın kamburunda da özellikle yapıların anlatıldığı mimari dilin kullanıldığı kısımlar beni çok yordu, sanırım mimariye çok ilgili olmadığım için o bölümlerde çok zorlandım.

ek olarak mesela saatleri ayarlama enstitüsünde de ilk 50 sayfada filan zorlanmıştım ama sonrası su gibi aktı :) yarıda bırakmadığım için sevindim.
0
aziz dostum jack
(31.10.21)
1. Başladığım kitaba devam edemiyorsam onu bırakıp başka kitaba geçiyorum. Araya zaman koyup sonra tekrar baştan başlıyorum. Bu şekilde birçok kitap okudum.
2.demir ökçe. İki kere başlayıp bıraktım.bi daha ne zaman başlarım bilmiyorum.
3.martin eden'ı su gibi içmeme rağmen bu kitap ne anlatıyor anlamadım.
0
oyokbuyoknevar
(31.10.21)
Bulantı +1
Niteliksiz Adam’ın ilk iki cildini okudum. Devam etmeyeceğim.
Sadece Tutunamayanlar’ı yarım bıraktım.
0
auroraaurora
(31.10.21)
önceki günün adası.

iki kere başlayıp bıraktım. yine de bir ara bitirmeyi düşünüyorum, aklımın bir köşesinde durur hep :)
0
hlot
(31.10.21)
birakiyorum, eziyet cekmenin bi anlami yok

sifinin dunyasi, ask, orhan pamuk, ilahi komedi.

ilahi komediyi anlamak icin baya bi kültürlü olmak lazim, digerlerini begenmedim.
0
Coma
(31.10.21)
budala: bizzat rus dili ve edebiyatı öğrencisi olarak şu ana kadar herhangi bir rus romanını elimden düşürmüşlüğüm yoktur ama buna dayanamadım. muhtemelen çeviri kaynaklı. zamanında saçmasapan bir yayınevinden alınmış. bunu bitireceğim diye KOCA BİR SENE kitap okuyamamıştım. toplamda 300-400 sayfayı geride bırakmama rağmen kaldırdım attım kitabı. iyi ki öyle yapmışım. gittim tertemiz düzgün, kaliteli çevirisini aldım; onu okuyana kadarki süreçte de bir sürü kitap bitirmiş oldum.

çanlar kimin için çalıyor: ispanyol iç savaşı ilgi duyduğum bir konu olduğu için müthiş beklentilerle başlamıştım ama maalesef fazlasıyla yavan ve sıradan geldi... yine çeviri kaynaklı olabileceğini düşünmüştüm ama ingilizcesine baktım, ingilizce değerlendirmelere göz gezdirdim ve çevirmene haksızlık ettiğimi gördüm. meğer hemingway'in halt yemesiymiş. 500 sayfa boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor, savaş ve dönemin şartları/kültürü hakkında hemen hiçbir bilgi yok, diyaloglar robotik, yazım tarzı tuhaf... derler ya hani "akmıyor, akıp gitmiyor" diye, aynı öyle. bunun başka alternatifi (çeviri) olmadığı için sebat edip bitirmiştim. okunmayacak gibi değildi zaten, yani oturduğunda 40-50 sayfa okurdun ama işte olay hiçbir yere varmadığı için oturup da okumak istemiyordum pek. yine de ıkına ıkına, zorla üç ayda filan bitirdim sanırım 500 küsür sayfayı. pişman değilim, hayal kırıklığı yaratmış da olsa bu romanı okumamış olmak beni üzerdi.

genel olarak öncesinde çok merak ettiğim, kesinlikle okumam gerektiğini düşündüğüm bir roman değilse artık yarıda bırakıyorum. eskiden bırakmazdım ama artık yaşlandım, enerji belli, kafa belli... boşuna mazot yakmanın manası yok, kapasite sınırlı. sevmezsem okumuyorum.

bir de bende eskiden şey vardı, hani yemeği yemezsen arkandan ağlar derler ya çocuklara, sanki okumazsam bunun pişmanlığını ömür boyu yaşarmışım ve okuyamadığım kitaplar bana rahatsızlık verirmiş gibi... böyle bir gün durup "ulan şu romanı da okumadık he, keşke okusaydım" diye kafamı kurcalayacak sanki. halbuki ben okuyup bayıldığım romanları bile üç ay sonra unutuyorum, bırak romanda ne olduğunu filan kitabı okuduğumu unutuyorum direkt. hal böyle olunca saldım artık, bunun stresini yaşayacak kadar çalışmıyor kafam ohhh püfür püfür rahat
0
der meister
(31.10.21)
(6)

Kadın oyuncunun az olduğu büyük filmler

asaf
Mesela Baba serisi, mesela Tarantino’nun Rezervuar Köpekleri ve Western tarzı çektiği filmler. Bu tarz bildiğiniz örnekler var mı?
Mesela Baba serisi, mesela Tarantino’nun Rezervuar Köpekleri ve Western tarzı çektiği filmler. Bu tarz bildiğiniz örnekler var mı?
0
asaf
(27.10.21)
Glengarry Glen Ross’ta hiç kadın karakter yok.
0
auroraaurora
(27.10.21)
the shawshank redemption
0
nothing in my way
(27.10.21)
12 Angry Man. Bu kadar ünlü olup hiç kadın karakterin olmadığı tek film olabilir mi diye düşünmeden edemedim.
0
thracia
(27.10.21)
Braveheart
İşe yarayan bi tane kadın oyuncu var.
0
etna
(27.10.21)
The Usual Suspects
0
ms brownstone
(27.10.21)
Bir zamanlar anadolu da
0
halk
(28.10.21)
(1)

Midnight mass

Bruce
Sevdiniz mi?Tartışma yaratacak çok detay var, ben de şimdi bitirdim ve karışık duygular içindeyim. Sevdim diyemiyorum ama izlediğim şey, deneyim hoşuma gitti.Özellikle slow burn mystery sevenler, türe aşina olanlar ne hissediyor merak ediyorum.Yorumlarda spoiler'a girecekseniz uyarı koyun ki şeyolma
Sevdiniz mi?
Tartışma yaratacak çok detay var, ben de şimdi bitirdim ve karışık duygular içindeyim. Sevdim diyemiyorum ama izlediğim şey, deneyim hoşuma gitti.

Özellikle slow burn mystery sevenler, türe aşina olanlar ne hissediyor merak ediyorum.

Yorumlarda spoiler'a girecekseniz uyarı koyun ki şeyolmasın.
0
Bruce
(14.10.21)
Ben sevdim. Konusuna önceden bakmamıştım, keyifliydi. Flanagan’ın Netflix’e yaptığı işlerin hepsi iyi bence.
0
auroraaurora
(14.10.21)
(2)

yazgı filminde ne iş yapıyorlar?

sizofren06
musa ne iş yapıyor? o iş yeri olarak devlet dairesi desen değil mali müşavirlik mi?
musa ne iş yapıyor? o iş yeri olarak devlet dairesi desen değil mali müşavirlik mi?
0
sizofren06
(07.10.21)
Gümrük bürosu diye aklımda kalmış.
0
auroraaurora
(07.10.21)
Gümrük müşavirliği olması lazım.
0
ykyt
(07.10.21)
(4)

Avis Yanında teslimat sorusu

anatomik
Avis yanında hizmetiyle araç kiraladım.19.30'a kadar çalışıyorlarmış, ben de 19.30'a rezervasyon yaptım. Ama yoğunluktan dolayı 2 saat gecikmeli olabilir teslimat dediler, sıkıntı yok dedim.Ama diyelim ki yoğunluktan dolayı aracı bana 20.30'da getirdiler. Tekrar teslim ederken de 20.30'da gelip alac
Avis yanında hizmetiyle araç kiraladım.
19.30'a kadar çalışıyorlarmış, ben de 19.30'a rezervasyon yaptım. Ama yoğunluktan dolayı 2 saat gecikmeli olabilir teslimat dediler, sıkıntı yok dedim.

Ama diyelim ki yoğunluktan dolayı aracı bana 20.30'da getirdiler. Tekrar teslim ederken de 20.30'da gelip alacaklar mı aracı benden?
Yoksa mesai saati içinde yani 19.30'da teslim edebilirsiniz mi diyecekler?

Şubelere de yönlendiremezler çünkü şehir içi şubeleri 19.00'da kapanıyor.

Bu arada rezervasyon sırasında aynı soruyu sordum ama araya kaynadı sorum, sonra tekrar sormayı unuttum. Olmadı tekrar arar sorarım ama önce burdan sormak istedim başından benzeri bir şey geçen varsa diye.
0
anatomik
(09.09.21)
müşteri hizmetlerini arayıp sormanızı öneririm. hatta ufak bir şikayet kaydı bile oluşturabilirsiniz. 1 saat de olsa bu tarz bir şey yapamazlar.
0
golgi aygıtı
(09.09.21)
Kiralama fiili olarak aracı teslim aldığınızda başlıyor(muş).
0
auroraaurora
(09.09.21)
@auroraaurora
Normalde öyle zaten. Hatta aracı verme saatlerinde şube kapalı olacaksa en baştan hiç vermiyorlar aracı.

Ama burda nasıl yapılır onu çözemedim.
0
🌸anatomik
(09.09.21)
Bilgi içeriden :)
0
auroraaurora
(09.09.21)
(7)

Bir hastane web sayfasında en çok beğendiğiniz veya olması gereken özellik

muratback
Bir hastaneye ait web sayfasında en çok beğendiğiniz veya şu özellik kesinlikle olması gerekir dediğiniz bir özellik varmı?
Bir hastaneye ait web sayfasında en çok beğendiğiniz veya şu özellik kesinlikle olması gerekir dediğiniz bir özellik varmı?
0
muratback
(01.09.21)
randevu, tahlil sonuçları, lokasyonlar, doktor listesi bide hangi hastalığa hangi bölüm bakar tarzı blog kısmı.
0
buenosdias
(01.09.21)
anasayfadan randevu alabilme, bakabilme, iptal edebilme gibi kısımlara yapılan görünür bir yönlendirme, yani bunlara ana sayfada görünür bir yerden erişilebilmesi. işlem için başka sayfaya atması önemli değil, sağda solda bir yerde kabak gibi görünse iyi oluyor.

tahlil sonuçları öğrenmeye yönelik bir yer de önemli.

hastane şubeleri varsa onlara kolay bir menüden erişebilme.
0
nimberjack
(01.09.21)
Hekimlerin özgeçmişleri, varsa yayınları.
0
auroraaurora
(01.09.21)
Acıbadem’in mobil uygulaması gibi olsun. Tamamen dört dörtlük:)
0
suicides underground
(01.09.21)
-hangi sigorta şirketiyle hangi kapsamda anlaşmaları olduğunun entegre bir arama motoruyla detaylı bir şekilde öğrenilebilmesi,
-istenilen bölüm ve doktordan hızlıca randevu alma özelliği,
-test sonuçlarını kolayca öğrenme kısmı.

bu üçünün kesinlikle olması gerek.
0
makarnavodka
(01.09.21)
Acıbadem'in sitesi gibi demeye gelmiştim. @suicides underground çoktan demiş.
Sağlıkla ilgili ne arasam karşıma bu site çıkıyor. Çok da doyurucu. Başka yere bakmaya gerek kalmıyor. 'Çok pahalıdır.' algısı olmasa, sırf siteleri için başka hastane bakmam. O derece.
0
Mirket
(01.09.21)
Yolunuzun bize düşmemesi için sağlıklı yaşam rehberi ,
adlı bir sayfa olmalı. Günlük yaşanabilecek bedensel ve ruhsal sorunlar için çözüm önerileri..
0
Erva
(01.09.21)
(4)

uyku sorunları için iyi bir hastane doktor vs. bilen var mı?

semaforo de medianoche
çok ciddi uyku problemleri yaşıyorum, bunun için direkt bir bölüm yok sanırım (olan hastane varsa da ben bilmiyorum en azından) ama nörolojiye gidip söyleniyor olması lazım. ankara'da bu konuyla ciddi şekilde ilgilenen işinin ehli bir hastane ya da doktor bilen var mı? soruyorum çünkü rastgele bir y
çok ciddi uyku problemleri yaşıyorum, bunun için direkt bir bölüm yok sanırım (olan hastane varsa da ben bilmiyorum en azından) ama nörolojiye gidip söyleniyor olması lazım. ankara'da bu konuyla ciddi şekilde ilgilenen işinin ehli bir hastane ya da doktor bilen var mı?

soruyorum çünkü rastgele bir yere gitsem olacak olan muhtemelen şu: birkaç test yapıcaklar değerlerim normal çıkacak ve en sonda internette de bulunabilicek bir takım şeyler önerip göndericekler. bunu istemiyorum çünkü birçok şeyi denedim zaten ben.
0
semaforo de medianoche
(18.08.21)
Uyku bozukluğu merkezi ve uyku klinikleri var. Psikiyatriye de başvurabilirsiniz.
0
auroraaurora
(18.08.21)
@auroraaurora evet ama rastgele gitmek de istemiyorum, iyi bir uyku bozukluğu merkezi bilen var mı diyeyim o zaman

bir de merak ettiğim şu orada 1 gece yatırıyolar genelde ancak benim her gece %100 problemim olmuyor bazen 2 gün çok kötü 3 gün çok iyi bazen 1 hafta çok iyi 1 hafta çok kötü veya 2 hafta çok iyi 3 hafta çok kötü gibi belirsiz döngülerim oluyor. oraya davet ettikleri zaman iyi günümde olursam nolucak
0
🌸semaforo de medianoche
(18.08.21)
Aynı problem bende de var ve bende aradım. Uyku koçları var ama bana biraz keriz silkeleme gibi geldi o iş. Eger düzgün bir fikir çıkarsa diye başlığı takip edeceğim.
0
you shall not pass
(19.08.21)
up?
0
🌸semaforo de medianoche
(19.08.21)
(4)

Zubizu Hopi gibi uygulamalarin mantigi nedir

Mehmet Ersoz
Mesela bunlar 200TL market alisverisine 50tl indirim sagliyor? Bu 50 indirimi nasil sagliyorlar? Benden istedikleri birsey yok, hadi telefon numara mı satabilirler ama yine de 50tl etmez. Bunlarin iş plani ne üzerine kurulu tam olarak?
Mesela bunlar 200TL market alisverisine 50tl indirim sagliyor? Bu 50 indirimi nasil sagliyorlar?

Benden istedikleri birsey yok, hadi telefon numara mı satabilirler ama yine de 50tl etmez.

Bunlarin iş plani ne üzerine kurulu tam olarak?
0
Mehmet Ersoz
(17.08.21)
İşbirliği yaptığı şirket komisyon ödüyor bunlara yanılmıyorsam.
0
auroraaurora
(17.08.21)
normalde mavi'den gömlek alacakken boynerde indirim var diye hopi ile boyner üzerinden almışlığım var. Bu tür kampanyalar ile müşteri çekip o şirketlerden para alıyor olabilirler.

Üstüne kullanıcıların(bizim) nerelerden alışveriş yapıp ne aldığımız bilgisine sahip oluyorlarsa o da değerli. Bir şirkete gidip "xx satın alabilecek şu kadar potansiyel üyem var" diyordur.
0
nhk ni youkosu
(17.08.21)
yatirimci parasiyla zararina populer olmaya calisiyorlar. yani gercek bir indirim varsa o para genelde risk alan yatirimcilarin cebinden cikiyor aslinda. ama sen de "aa iyiymis kullanirim bunu ben" diyorsun. amac sende aliskanlik olusturmak, platformlarini kullanma aliskanliginin olmasi.

insanlar bir sey alacagi zaman girdikleri default uygulama falan olabildikten sonra (veya gundelik baktiklari bir uygulama vs.) reklam / sponsor / promosyon vs. alip o harcadiklari parayi cikartip kar etmeye calisiyorlar.

yani once bedava para dagitip insanlarin ayagini alistirmak, sonra da insanlarin ayaginin alistigi yerde degnekcilik yapmak seklinde.
0
robokot
(17.08.21)
süpermarket kartları da indirim sağlar mesela…

Bizim tüketim alışkanlıklarınızı görmelerini sağlayarak en büyük veriyi veriyoru. İki saat anket doldur desen kimse doldurmaz, adam veriyor indirimi, tüm bilgiler elinde, karşılıklı memnuniyet
0
stratejisizsiniz
(18.08.21)
(11)

Yıllık izinde iş isteyen yönetici

auroraaurora
Merhaba, başıma ağrı girdi. Mail atıp duruyor. Görmemiş gibi davranmayı düşünüyorum. İzin gününde maillerime bakmak gibi bir sorumluluğum var mı? Sözümona kurumsal firma.
Merhaba, başıma ağrı girdi. Mail atıp duruyor. Görmemiş gibi davranmayı düşünüyorum. İzin gününde maillerime bakmak gibi bir sorumluluğum var mı? Sözümona kurumsal firma.
0
auroraaurora
(07.08.21)
ben olsam bakmam.
0
jelly bear
(07.08.21)
ben de olsam bakmam, ayrıca şahsi telefona iş maili bağlamak da biraz garip geliyor bana.
0
nahtoderfahrung
(07.08.21)
Şimdi yap mı diyor? Bazen yöneticiler sonra unuturum diye atarlar öyle.

Maile bakma zorunluluğun yok, aramadıkça görmezden gel. Ararsa diye de bahaneni hazır tut.
0
Bruce
(07.08.21)
@Bruce
Evet, hafta içi yapılması lazım işlerin. Unutmamak için atılan mailler değil.
Normalde de tatlış bir insan, niye böyle yapıyor anlamadım.
0
🌸auroraaurora
(07.08.21)
işi en iyi sen bilirsin. kağıt üstünde izinde bakmıyor olman lazım ama orası öyle bir yer mi, yaptığın is buna uygun mu? eskiden çalıştığım bir yerde işin doğası gereği gece veya hafta sonu bile bakmak zorundaydık, çünkü "tatildeyim ya bakamam" dersen is giderdi. sonra izne çıkanlara dendi ki sen işini üçte bir olarak dağıt ekibe, bakma maillere. ama ondan önce böyle bir olay yoktu. şimdi biz sana "tabi lan izindesin" desek, sen de gaza gelip müdüre söylesen belki de patlayacak sana. kendin düşün en iyisi.
0
sana bir sarki yazdim fernando
(07.08.21)
@Evet, benim çekincem de o.
Aramazsa dönmeyeceğim ama. :))
0
🌸auroraaurora
(07.08.21)
Kamptayım, telefon çekmiyor diyeceksin.
0
roket adam
(07.08.21)
Tatlis da olsa bakma, is baska dostluk baska :) Maillerine bakma, patronun telefonu da engelle. Dondugunde konusu olursa dersin tatilde kesinlikle is bakmiyorum diye. Yoksa tepene cikarlar. Ayrica tatil senin yasal hakkin.
0
e mice
(07.08.21)
Ben telefonu kapatıp evde bırakırım yanıma bile almam. Şahsi telefonumdan ararlarsa açmam. Mesaj atılırsa görüldüye çevirmem. neden bakmadın derlerse telefon çekmeyen yerdeydim derim, şimdiye kadar neden bakmadın diyen olmadı.
0
birmilyonunvarmi
(07.08.21)
Ben önceden mesai sonrası bakmıyordum maillere. Sonra mail uygulaması yerine kişisel telefonlarımıza MDM (firma her şeyi görebiliyor) kurmamız istendiğinde maillerime sadece işyerinde bakabileceğim dedim.

Benim işim de 7/24 acil şeyler olabilecek bir iş. Bir iki kez saçma saatlerde çalıştığım da oldu ama baktım düzenli ekstra ücretsiz mesai oluyor, ne haliniz varsa görün dedim. Bunu sadece ben değil diğerleri de dediği için şimdi 7/24 vardiyalı ekip kurdular.



okumadım halim yoktu:

Bakmayın, eğer o kadar politik kapitaliniz varsa mesaim dışında bakmıyorum deyin; yoksa başım ağrıyordu hiç bakamadım yapın.
0
aguen
(07.08.21)
başkan mail attığını nasıl görebiliyorsun ki, yıllık izindeyken iş mailine hiç bağlanmıyor olan gerekmez miydi normalde
0
in a world of magnets and miracles
(08.08.21)
(22)

6.5-7k maaşla 4300 kredi ödemek mantıklı mı

mg3929
Kiradan bıktım, ev almak istiyorum. Çekmek istediğim kredinin geri ödemesi 4.3k, şu an 6.5k falan maaş alıyorum, yılbaşında 2-2.5k arası bir artış olur diye bekliyorum. Sizce 4.3k kredi çekip bi ev alsam mı? Güncel 1.7k kira ödüyorum merkezi bir konumdayım ama muhiti pek sevmiyorum.
Kiradan bıktım, ev almak istiyorum. Çekmek istediğim kredinin geri ödemesi 4.3k, şu an 6.5k falan maaş alıyorum, yılbaşında 2-2.5k arası bir artış olur diye bekliyorum. Sizce 4.3k kredi çekip bi ev alsam mı? Güncel 1.7k kira ödüyorum merkezi bir konumdayım ama muhiti pek sevmiyorum.
0
mg3929
(01.08.21)
aaal
0
ala09
(01.08.21)
Valla bence hic mantikli degil.
0
j r r tolkien hayrani
(01.08.21)
Istanbulda ve yalnızsan bu bütçeyle mantıksız.
Zam artış oranın da mantıksız.
Maaş kesin 9-10 k olsun, biraz peşinat da varsa o zaman bakarsınız.
0
rewlack
(01.08.21)
4.3 geri ödeme bence iyi. Ama tek başınaysanız ve başka geliriniz de yoksa çok çok zor.
0
ruhen hastayim ben
(01.08.21)
maaş artmadan ev borcuna girerseniz 2-2,5k arası artış yapmazlar. düzgün zammı paraya ihtiyacı olmayana yapıyorlar. kim muhtaçsa en az zammı alır. ben olsam böyle bir riske girmezdim. maaş kesin olarak 9 olacaksa o zaman düşünülebilir.
0
himmet dayi
(01.08.21)
6.5'dan 9'a artis olmaz, ona bel baglama.

Ev temel bir ihtiyac. Hayatin her alanini etkiliyor. Ihtiyac duyuyorsan almalisin.
0
rm
(01.08.21)
Ben Turkiye'de olmadigim icin belki yabanciyim mevzuya ama 6500 geliri olan birine bankanin 4300 lira odemesi olacak kadar kredi vermemesi lazim.
0
hot potato
(01.08.21)
Artış kesin arkadaşlar buna göre yorum yaparsanız sevinirim.
0
🌸mg3929
(01.08.21)
Al abicim al, durduk yere ev sahibi olmuş olacaksın. yatırım için alıyor olsaydın alma derdim.
Yalnız krediler çok yüksek. krediyi öyle bir çek ki, faizler düştüğünde tekrar yapılandırabilesin.
0
etna
(01.08.21)
@hot potato aylık gelirin %70'i taksitli kredi çekebiliyorsunuz.


cevaba gelelim:
başka borcun yoksa, minimum 2-3 sene de çok bir tatil vs. yapmam. harcamlarımı daha düzenli yaparım dersen mantıklı. 2-3 sene dişini sıkman gerekecektir ama.


gerçi bu enflasyonla 1 sene bile olabilir :)


direkt cevabımı vereyim: mantıksız değil.
0
syozkn
(01.08.21)
şeftalinin 19 , salatalığın 10 lira olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

ekonominin marmara denizi gibi dalgalı, işinin pamuk ipliğine bağlıolduğu bir ülkede.

bu şartlarda herşey risktir, işsiz kalabilirsin veya maaşın kuş kadar kalabilir.

icralık olup ödediğin miktarı bile kaybedebilrisin.

bu soruyu 2 3 sene önce sorsan, al , iki sene sıkıntı çekersin sonra kredi enflasyon vb sayesinde daha da kolay ödenecek hale gelir derdim.

ytd.
0
killerbee
(01.08.21)
2 sene once bi arkadas benzer oranlarda krediyle ev alinca millet beynini utuledi, "bu maasla 4000 nasi odiycen, oldun bittin sen" diye.

Simdi ayni ekip kendi ev kiralari 4000 oldu diye agliyor. Ev alan arkadas da gulerek izliyor.
0
brkylmz
(01.08.21)
abi bence de mantıklı da kimse vadesini sormamış. ne kadar süre ödeyeceksin?
0
passion rules the game
(01.08.21)
10 yıl
0
🌸mg3929
(01.08.21)
tüm kötü senaryoları düşünmek gerek, işsiz kalsanız iş bulamazsanız (olmaz demeyin, burası türkiye) taksitleri iş bulana kadar ödeyebilecek birikiminiz var mı? öyle bir birikim olmadan ben olsam girmezdim riske.
0
mrtkp1234
(01.08.21)
milletin gazına gelme. aynısını arkadaş yaptı sonra arkadaşların kirası 4000 olunca hepsine güldü tarzı ev fetişiti insanları dinleme. bi de o arkadaşa sormak lazım 10 yıl kredi öderken neler çekti. kesin alma demiyorum; ama herkesin durumu farklı. oturup planlamanı yaparsın. ordan kısarsın falan filan derken belki oluru vardır. yaparsın. am şu haliyle çok büyük ihtiyacı yoksa akıllı bir insan bu riske girmez.
0
buenosdias
(01.08.21)
maaş 6500 ise size 2200 lira kalacak. kira ödemeyeceksiniz. o yüzden alın.
0
silver apple
(01.08.21)
Maaşın yarısını krediye veriyorum 7 aydır. Yetişemedim, ihtiyaç kredisi de çektim. Yine de yetişemiyorum. Annem destek çıkıyor, ona güvendim. Ama yine de zor. Harcamaları kısma olayı yalan oluyor, her şeyin fiyatı uçmuş durumda.
Olumsuz yazdım, ama yine olsa yine alırım. İnsanın kendi evi gibisi yok. Birkaç yıla kira ile denk olacak kredi tutarı.
0
auroraaurora
(01.08.21)
2200 lira ile 1 ay boyunca geçinmek çok zor olur. olmayacak iş değil ama yaşamak bu değil dedirtir size.
0
bigcaptain
(01.08.21)
Bence gir.

Ben benzer rakamlarda girmedim hata ettim. Seneye o para kusa doner.
0
divit
(01.08.21)
Hiç mantıklı değil. Bir gün evlenirsin, eşin de katkıda bulunur, zorlanmadan alırsınız. Tek başına 10 yıl boyunca maaşının yarısından fazlasını krediye vermen hayat kaliteni düşürür. Madem her ay 4300 ödeyebileceğine inanıyorsun, birkaç ay 4300'e dokunmamayı dene.
0
dissendium
(01.08.21)
Hele ki maaş yükselecekse hayda hayda al tabi ki, şimdi alamadığın her gün biraz daha uzaklaşıyorsun. Eğer bir anda voleyi falan vurmayacaksan, maaşa talim ediyorsan ya da ufak ufak birikimle ilerliyorsan ev almadığın her gün zarar. Sık dişini al evini, gerekirse üç ay soğan ekmek ye ama emin ol her gün şükredeceksin.

Ev alıp da lanet olsun bu evi aldığım güne diyecek olanı sanmıyorum, en kötü sıkıntı olursa satarsın. Yarının ne olacağını hiç kimse bilemez, sürekli sonunu düşünen de kahraman olamaz. Hesap kitap yapılır, ödenebilecek miktar bulununca o ev alınır.

Ayrıca o kadar parayla, şu kadar parayla geçinilemez lafını çok duyuyorum ama valla para akıyor olsaydı 5 binle de 10 binle de geçinilemez ama gerektiğinde asgari ücretle de gayet geçinilebiliyor mecbur. Ayağını yorganına göre uzat tabiri bunun için söylenmiş. Bir de ağustos böceği ile karınca hikayesi var. Ayrıca atalarımız ev alana Allah yardım eder demişler, inançlı olup olmamak önemli değil, bu dünyanın kuralı böyle; çalışan, gayret eden kazanır.

Edit: İş durumunda risk konusuna değinmemişim. Yani sallantıda bir iş varsa ona göre değerlendirme yapılır. Ama sizin sorunuzda öyle bir riskten bahsedilmediği için cevabı ona göre verdim.
0
epitaf
(01.08.21)
(18)

son birkaç yılda hayat standartlarınızda olumsuz olarak değişen şeyler?

la lykia
neler?aklınıza gelen her türlü konu olabilir.örnek olarak;x marka peynir alırdım, artık onu alamıyorum, y markaya geçtim.aracımı satmak zorunda kaldım.x marka arabam vardı, onu satıp y marka (x'ten çok daha ucuz) marka aldım.ailece yazlık evimizi satmak zorunda kaldık.ayda x kez et/balık yerdik, şim
neler?

aklınıza gelen her türlü konu olabilir.

örnek olarak;
x marka peynir alırdım, artık onu alamıyorum, y markaya geçtim.
aracımı satmak zorunda kaldım.
x marka arabam vardı, onu satıp y marka (x'ten çok daha ucuz) marka aldım.
ailece yazlık evimizi satmak zorunda kaldık.
ayda x kez et/balık yerdik, şimdi y kez yiyoruz.
ayda x kez dışarıdan/dışarıda yemek yerdik, şimdi yemiyoruz.
yılda 1 kez parfüm alırdım, artık almıyorum gibi gibi.
0
la lykia
(18.07.21)
Yatağımdan acayip rahatsızım, yeni yatak almam gerekiyor ama nerden nasıl alacağım hakkında fikrim yok ve fiyatları da çok pahalı geliyor.
0
oldz
(18.07.21)
telefon için: amiral gemisi sayılan modelleri kullanırken şimdi orta modelleri alıyoruz.
0
MtKrt
(18.07.21)
tatile gidemiyorum, çok pahalı. 3-5 gün için bütün yılın birikimini dökmek gerekiyor.
0
anais
(18.07.21)
Covidden bağımsız şu anda dışarda yemek ve dışardan sipariş vermek.
Tatil ve geziyi de yazacaktım ama o konuda covid etkisi de var.
0
epitaf
(18.07.21)
market alışverişinden sonra moralim bozuluyor. pandemi öncesine göre şu an dışarda yeme içme sayımız azaldı. tatile gitmek bütçemiz için daha büyük sorun haline geldi. doğru düzgün bir araba almak şu an hayal.
0
zgrydn
(18.07.21)
Parfüm ve spor ayakkabı almak hayal oldu.
0
suicides underground
(18.07.21)
market alışverişi

4.5 liralık lifalif yulaf ezmesinin 10 lira olması
7.45 gold fıstık ezmesinin 15 lira olması
9 lira barilla makarna soslarının 20 lira olması
7-8 liralık standart deodorantların 20 lira olması

bunlar elzem ürünler gibi görünmeyebilir fakat ilk aldığım fiyatı hatırladıklarımla şimdiki fiyatlar bunlar, bir paket yulaf ezmesi alırken de düşünmek zorunda kalmamalıyız
0
grimavi
(18.07.21)
Gıdada elimden geldiğince ucuza kaçmamaya çalışıyorum, bir şekilde almak zorundayız onu. Ancak kıyafet işi çok canımı sıkıyor. En dandik tişörtler bile gereksiz pahalı. Eskisi kadar giyime harcama yapamıyorum, parasına değmiyor çünkü.
0
tamam sakinim
(18.07.21)
çikolata ve dondurmaların kalitesi inanılmaz düştü.

yenmeyecek düzeyde.
0
duyurukullanıcısı
(18.07.21)
Yurtdışı seyahatine verilecek parayı göze alamıyorum, her gün yürüyüş yaptığım için sık spor ayakkabı alırdım, önceden Columbia falan alırdım, şu an 3-4 ayda eskiyecek bir ayakkabıya o fiyatı vermeyi düşünemiyorum. Kask almam gerekiyor, yıllardır Nolan kullanırım, şimdi daha makul fiyatlı kasklara şans versem mi diyorum. Pandemi sebebiyle sosyalleşmiyorum ama fiyatları duydukça dudağım uçukluyor, açık hava sinemalarının fiyatlarını gördüm mesela 65 ile 95 arasında değişiyor, filmlerin ancak yönetmeni tarafından bana özel sunumla gösterilmesi karşılığında 100 lira hak ettiğini güşünüyorum.
0
(18.07.21)
kafama göre dışarı çıkıp harcama yapamıyorum. 5 sene önce öğrenciyken çok daha rahattım.
0
westblack
(18.07.21)
benim hayatimda degisen hicbir sey yok. pandemi sebebiyle insanlarin hayatlarinin benimkine benzemek zorunda kalmasindan da memnunum. gerek sosyal gerekse de ekonomik etkilerden dolayi yani. artik yalniz degilim.
0
boyle buyurdum
(18.07.21)
yilda ortalama 3 kez yurt disi tatili yapardim artik 2 veya 1 kez oluyor. gecen seneyi saymiyorum ama pandemi ve hamilelik sebebiyle evden cikmadim cunku. bu sene kaldigim yerden devam etmeyi dusunuyorum hayirlsiyla.
0
in vino veritas
(18.07.21)
Disarda daha az kahve iciyorum. Evde kendim yapip termosa koyuyorum ya da kampanyalari falan bekliyorum. Yurtdisi seyahatlerimi yaparken cok dusunmezdim artik yapamiyorum bile.
0
dedim ben sana
(18.07.21)
Kedi maması. Daha uygun fiyatlı bir markaya geçmek zorunda kaldım.
4 günlüğüne tatile gideceğim, 18 ay taksit ödeyeceğim.
Yurt dışı imkansız.
Yeme içme ve özellikle giyimden kısmadım, ama kredi kartı fena şişti. Daha kontrollü olmam lazım.
0
auroraaurora
(18.07.21)
kiram 200 tl zamlandi. zaten zor oduyordum iyice zorlasti.

issiz kaldim. ise giremiyorum. maddi olarak cokmus durumdayim.

eti lifalif ve muz almak artik benim icin cok daha zor.

evden calistigimiz icin ve zamlar dolayisiyla faturalarim artti ve sirtima bir yuk daha oldu.

iki kedi sahiplendigim icin ek masraf da onlar oldu. aslinda bakabilirim ama is bulmam lazim. ha tabii ki asla birakmam cocuklarimi. kendi ogunumu 1 ogune indirdim ve parayi onlara ayiriyorum. en kaliteli mama ve kumu aliyorum. asla onlardan kismam ve onlari birakmam.

süt... sek süt aliyorum ve cok pahalandi. baska sut icemedigim icin katlaniyorum.

onceden surekli tavuk kanat alirdim. simdi cok pahali. alamiyorum.

kiyafet zaten alamiyorum artik.

yeni telefon almam lazim bu kullandigim arkadasimin eski telefonu ve bozuk. laptopim ise aylardir acilmiyor öldü. ama bunlara asla para veremem. o kadar parayi calissam da bulamam.

kagit havlu, tuvalet kagidi ve deterjan almam da zorlasti.

eskiden makarna sosu alabiliyordum, barilla. simdi alamiyorum.

makarnalar bile cok pahalandi.

eskiden arada bir dardanel aliyordum simdi alamiyorum.

sebze meyve almak da cok pahali artik. kabak almaya kalksam 2 kabak anca alabiliyorum. eskiden kabak ve patlicani bol alir gunlerce yemek yapardim. simdi tadimlik oldular patatesin yaninda.

9 lira olan 19L damaca su 15 lira oldu. cus diyorum.

asla tatile gidemiyorum. memlekete ailemin yanina bile gidemiyorum.

kitaplar da cok pahalandi. eskiden gidip gidip kitap alirdik arkadasla. simdi 2 kitaba 90 tl verdik. yuh ulan.

sosis ve sucuk alamiyorum. kasar peynir alamiyorum. luks oldular.

kuruyemis fiyatlari da cosmus durumda. cok zorlaniyorum.

islak mendiller kafayi yedi. 11 tl ne lan.

sivi sabunlar ayri pahalandi.

psikologumun ucreti iki katina cikti.

psikiyatristimin ucreti de iki katina cikti.

antidepresanimin ucreti de iki katina cikti.

...

cok zor durumdayim. hem maddi hem manevi berbat durumdayim. kedilerim olmasaydi intihar ederdim.
0
batlegolas
(18.07.21)
Herhangi bir dusus olmadi, dusme olmamasi icin devamli is degistirmem gerekti bu da olumsuz tabi.

Bir de bu yillarda artik range rover alirim diyordum hala alamadim. C segmentine saplanip kaldik.
0
divit
(18.07.21)
Benim hayatimi etkilemiyor yurtdisina tasindigim icin ama esim ile 2017 sonrasi 2019'da ülkeye dönünce oha olmuştuk her seyin fiyatı iki katiydi. Ben Eylül'de tekrar döneceğim ve eminim sok olacagim gene.

Ailem malesef bunu yasiyor. Eskiden her hafta tavuk, balik yiyen insanlar simdi daha cok bakliyat, sebze yiyebiliyor. Ben ayda ekstra bir 200-300 yolluyorum ki oyle şeyler alsinlar. Beni iki kere yurtdisina yolladilar su an hayatta yapamazlar.
Zamaninda 35 bin liraya aldik arabayi su an 120 bin lira falan. Gene bu parayi hayatta veremezler.

Yalniz basliga sözlüğün malum parti sevenlerinin yazmamasi da çok komik. Bundan 1 sene önce burada kurlar düşecek, Çin'den uretim buraya kayacak, şöyle böyle diyen bir arkadas vardi. O anlatsin bize hayat standardi neden düşmüyor...
0
logisticsmanager
(18.07.21)
(4)

avrupa yakası'nın en sevdiğiniz sezonları? neden?

Stoneface
sb
sb
0
Stoneface
(16.07.21)
Burhan Altıntop gelmeden önceki tüm bölümleri.
0
Hallegadola
(16.07.21)
3. sezon. Tüm karakterlerin zirvesiydi.
0
auroraaurora
(16.07.21)
ilk 3 sezon. ayrıca aurora +1
0
gelecegin yildizi
(17.07.21)
Ayrım yapamam, evlat ayırt edilemez. Burhan'a laf eden taş olur, adam oyunculuğun kitabını yazdı. Sanıyorum Seray Sever'in sözüydü, 'dramı herkes oynar ama komediyi sadece gerçek oyuncular oynayabilir'. Kurtlar Vadisindeki çobandan bozma oyuncular için söylemişti bu sözü. Abdülhey karakteri bir zamanlar sette çay dağıtıyordu, sonra başrol oldu falan demişti.
0
el conquerador
(17.07.21)
(20)

otel odalarındaki kettlelar gerçekten kullanılmaz mı

regina phalange
öyle bir hurafe vardır ya çorap, don vs kaynatıp yıkıyor millet kettle'ın içinde diye. var mı gerçekten öyle bir şey ya?https://eksisozluk.com/otel-odasi-kettleinda-kulot-kaynatmak--5786262https://eksisozluk.com/otel-odasindaki-kettlein-ayak-kokmasi--6004813
öyle bir hurafe vardır ya çorap, don vs kaynatıp yıkıyor millet kettle'ın içinde diye. var mı gerçekten öyle bir şey ya?

eksisozluk.com

eksisozluk.com
0
regina phalange
(13.07.21)
İlk defa duydum, birkaç defa kullanmışligim da var. Bundan sonra kullanmam muhtemelen :)
0
mezarkabul
(13.07.21)
hayatımı kararttın, neden böyle bir şey yazdın ki buraya ;(
0
srjkvon
(13.07.21)
her gittiğimde kullandım. böyle şeyler olduğunu ilk kez duydum inanın aklımın ucundan geçmezdi. ben de bundan sonra kullanacağımı sanmıyorum +1
0
ilgeru
(13.07.21)
duyuru sahibi umarım trendyolda mini kattle satmıyordur
0
srjkvon
(13.07.21)
bir duyuru bir kez okuyup hayatimdaki bir davranisimi derhal degistirecegimi soyleseler inanmazdim.
0
WithWorth
(13.07.21)
araplar hep don yıkıyormuş. çalışan bir arkadaşım da söylemişti. :(
0
westblack
(13.07.21)
Oha onu kullanan da mi varmis :) ben yastiga bile temkinliyim.
Cok unlu otelleri uv murekkeple sprey sikarak denemislerdi hic biri carsaf nevresim degistirmiyordu.
Birazdan videosunu atarim.

Buldum
youtu.be
0
divit
(13.07.21)
Ben de otel çalışanından çorap yıkandığını duydum maalesef. Kurumsal satışta çalışıyor üstelik. Yalan olduğuna ihtimal vermiyorum.
0
auroraaurora
(13.07.21)
bunu duymuştum.

bir de 5* otelde staj yapan (turizm m.y.o.) akrabam bozulup kirlenmediyse çarşaf değiştirmediklerini söylemişti. iç anadolu'daki büyükşehirlerden biri.
0
ya ben lan neyse
(13.07.21)
bu duyuru hayatımı değiştirdi.
çay yaptım, içtim lan ben o makinalarda :(
0
cay koy geliyorum
(13.07.21)
abiğğğğ :(

bedava ve ekstra bir gıda daha hayatımızdan çıktı.
0
bass solo take one
(13.07.21)
Ben hâlâ kullanıyorum.
Şimdiki su ısıtıcıların üst tarafı çamaşır yıkamak için çok dar alt tarafı geniş. Eğer bu olaydan gidersek yatakta bile yatmamak gerekir. Klozete oturulmaz, kapı kolları tutulmaz.
0
etna
(13.07.21)
Redditte de çeşitle kez gördüm böyle olayların gerçekleştiğini, sadece kettle değil filtre kahve makinesi vb. için de geçerli. Otelde çalışan yönetici, room service vs. çalışanlar AMA'larda askreddit thread yorumlarında küçük elektronik aletlere dokunmadıklarını yazmışlardı.
0
mirafiori
(14.07.21)
Bir 5 yıldızlı otelin spor salonunda uzun süre spor yaptım. İnsanların otel havlularına davranışlarını gördüğümden bu yana kettle'ı geçtim, havlularını bile kullanmıyorum.
0
Mirket
(14.07.21)
Ben hep kullaniyordum. Bu duyuruda yazilanlar aklimin ucundan gecmezdi. Resmen aydinlandim. Bir bu bir de klozetin tepesine tuneyerek ihtiyacini giderenlerle ayni dunyada yasadigimiza inanmak istemiyorum.
0
nax
(14.07.21)
Bir uçucu madde olarak çok otelde kaldım, kalıyorum. Bunu yıllar önce Reddit’te okumuş olmama rağmen hep kullandım, kullanırım.
Pimpirikli bir insan değilim kafaya takmıyorum. Kaynar su yani ne yapabilir ki bana orada önceden kaynamış şey. Zaten saçma geliyor. Kimsenin gidip de kettle içinde çorap kaynattığına inanmıyorum. Şu sinema salonunda koltuğa aidsli iğne bırakıyorlarmış şehir efsanesi gibi bir şey.
0
zoghurt
(14.07.21)
yarin derhal seyahat kettle'i aliyorum :/
0
in vino veritas
(14.07.21)
hep kullanırdım, çok ilginç
0
Hallegadola
(14.07.21)
ben kullanıyordum.

Ama bu söylediğini ilk defa duydum. Bundan sonra da eğer deterjan gibi, sabun gibi kokmuyor olursa kullanmaya devam ederim. Sonuçta kaynamış su, dezenfekte ediyordur zaten içini. Deterjan, sabun kokuyorsa da kanserojen olduğu için kullanmam.

Ayrıca, donları, çorapları falan kaynar suda yıkarsan büyük ihtimalle ömrünü yarıya indirirsin. Likra, lastik vs hiç bir şey kalmaz. O yüzden çok çok yaygın bir durum olduğunu sanmıyorum.

Senede en az 40 - 50 günümü otelde geçiriyoruz. İlk defa bu dediğini duydum. çok yaygın olsa daha önce kulağıma gelmiş olurdu. Çarşaf değiştirmeme durumunu daha çok duydum diyebilirim.
0
zimbirik
(14.07.21)
Öğğğğğğ
Bi dahaa aslaa!
0
photo85
(14.07.21)
(11)

evde yokken kediye mama verecek birini bulmak

chihirovekohaku
Bu hafta sonu ailecek evde olmayacağız. 3 kedimiz var. Kedileri yanımızda taşımamız çok zor olur onlar için de. Cumartesi sabah bolca mama ve su bırakacağım ama endişeleniyorum doğrusu. Apartman görevlisine anahtar bırakmaya çekiniyorum. Apartmanda da kimse kalmadı, tanıdığım herkes tatilde. Bu duru
Bu hafta sonu ailecek evde olmayacağız. 3 kedimiz var. Kedileri yanımızda taşımamız çok zor olur onlar için de. Cumartesi sabah bolca mama ve su bırakacağım ama endişeleniyorum doğrusu.

Apartman görevlisine anahtar bırakmaya çekiniyorum. Apartmanda da kimse kalmadı, tanıdığım herkes tatilde.

Bu durumlara siz nasıl çözüm buluyorsunuz?
0
chihirovekohaku
(13.07.21)
Sadece hafta sonu ise endişelenmeyin. Yavru değillerse iki üç gün idare ederler. Bolca su ve mama bırakın yeter.
0
elorelia
(13.07.21)
haftasonu kısa bir süre. 2-3 günden bir şey olmaz. yeteri kadar su ve mama dolu genişçe birkaç kap işinizi görür.
0
zgrydn
(13.07.21)
Yalnız yaşadıpım dönemlerde 5 gün bıraktığım oldu. Suyu devirme ihtimallerine karşı çelik tencereye koyuyordum. İdare ediyorlar.
0
suicides underground
(13.07.21)
Mama ve su sorun olmaz birkaç gün için. Ekstra tuvalet kutusu tavsiye ederim ben. 4 gün yalnız bırakıyorum benimkileri mecbur kalırsam. Dönüşte en büyük sorun tuvalet temizliği oluyor. :)
0
auroraaurora
(13.07.21)
psikolojik olarak kötü etkileniyorlar daha çok. 2-3 odaya mama su koymak iyi olur ne olur ne olmaz diye.

su devrilmesi riski olduğu için hem küvet banyo kapısını açık bırakmak iyi olabilir küveti doldurup hem bir kaç su kabı
0
ShadowOfMoon
(13.07.21)
mama ve su tamam da hava cok sicak, mumkunse pencereleri yukardan acik birakin hava girsin.

arada temizlige falan gelen kadin varsa ona verebilirsiniz belki anahtari. ama sadece haftasonu gibi kisa surelerde sorun olmuyor genelde.
0
65 derece
(13.07.21)
havalar sıcak su hızlıca buharkalabiliyor, olabildiğince büyük kaplarda koyun suyu hocam.
0
hayaletimsi
(13.07.21)
Camları yukarıdan acik bırakın demiş bir arkadaş haklı olarak ama bir yakınımın kedisi o araya sıkışmıştı ve kurtarılamadı.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(14.07.21)
evde kedi birakirken ben kapilarin kapanmasindan korkuyorum bi odaya girince bi sebepten kapisi kapansa cikamaz odadan diye korkuyom ek bilgi olarak soylemek istedim bi yerin camini acarsaniz vs.
2-3 gun hicbi sey olmaz. oduller falan verirsiniz gitmeden ve geldiginizde. cook korkuyosaniz IP camera onericem 180 tl gibi fiyatlarla.

yoksa aclik susuzluk zorluk cekecek bir durum yok zaten siz yokken bol bol uyurlar
0
ala09
(14.07.21)
nolur nolmaz diye suyu birden fazla koyun, mama da çok koyun birşey olmaz.

bir de görebilmek için mama su kabını gören bir kamera koyuyoruz biz.
0
prodeq
(14.07.21)
Bütün haftasonu kim ne derse desin aklınız kedilerde kalacak. O sebepten yakın bi arkadaşınızdan rica edin derim.
0
philiptraum
(14.07.21)
(19)

1+1 evde 2 kişi yaşanır mı?

ms brownstone
Bana kalırsa çok güzel yaşanır ama tecrübesi olanların fikirlerini merak ediyorum. Kadıköy emlakçı piyasasından yıldım 1 haftada çünkü ya dönüş yapmıyorlar ya teklif verdiğimiz evi 300 bin lira daha artırıp yeni ilan koyuyorlar ya da oyalıyorlar. Evlerin de hiçbiri tam olarak içime sinmemişti ta ki
Bana kalırsa çok güzel yaşanır ama tecrübesi olanların fikirlerini merak ediyorum.

Kadıköy emlakçı piyasasından yıldım 1 haftada çünkü ya dönüş yapmıyorlar ya teklif verdiğimiz evi 300 bin lira daha artırıp yeni ilan koyuyorlar ya da oyalıyorlar. Evlerin de hiçbiri tam olarak içime sinmemişti ta ki son baktığımız eve kadar. Konumu mükemmel ve müteahhit aynı zamanda mimar olduğu için evin içini gerçekten çok güzel düşünerek yapmışlar. Ev 1+1 ama her yere gömme dolap vs yapılmış. Bu yüzden küçük ya da basık değil kesinlikle. Yatak başlığı, dolaplar, salon ve mutfaktaki gizli çekmeceler vs. o kadar iyi düşünülmüş ki çamaşır makinesi, yatak, koltuk ve dekoratif birkaç şey dışında eşya derdiyle uğraşmamız gerekmeyecek pek. Mutfakta da buzdolabı dahil her şey hazır.

Bina zaten sıfır ve ilk oturan biz olacağız alırsak. Bir de çok büyük bir terası var ama terasın girişi aynı katta farklı bir yerden. Evin içinden geçiş yok ama ben bunun sorun olacağını düşünmüyorum pek. Sadece bizim kullanımımız için zaten teras. Evi aldıktan sonra küçük bir oda ya da mutfak gibi bir şey yaptırıp çok güzel kullanabiliriz diye düşündük. Sadece park yeri yok ama onu da bir otoparkla anlaşarak çözmeyi düşünüyoruz çünkü zaten muhiten dolayı otoparklı bina düşüncemiz olmadı hiç.

Erkek arkadaşımla ikimiz yaşayacağız sadece evde. Her şey yolunda giderse de sadece 6 ay falan İstanbul’da yaşadığımız bir hayatımız olacak. Misafir vs çok çok nadir gelir. Onun ailesi zaten İstanbul’da. Benimkiler Bursa’dalar ama kardeşimle şu an yaşadığımız evde kalabilirler geldikçe ya da sadece annemle babamın olması çok sorun olmaz bence 1+1’de. Evden çalışma gibi bir durum ikimiz için de yok. Yani ayrıca bir çalışma odasına da ihtiyacımız yok bence tıpkı misafir odası gibi.

Şimdi şartlar böyleyken ben 1+1 olmasına rağmen bu evi kaçırmak istemiyorum çünkü evin içi gerçekten harika. 1 haftadan fazladır ev geziyoruz ve hiçbirini tam olarak beğenmemiştim. İlk kez bir evi bu kadar beğendim ve baktıklarımız içinde başkası tutarsa içimde kalacak tek ev burası olacak. Çok az eşyayla ferah bir ev şu an tek istediğim. Bunun dışında oturma odası, çalışma odası vs hiçbirini istemiyorum zaten. Yani bence 1+1 olmasının hiçbir sakıncası yok ama gelecek fikirleri merak ediyorum.

2 kişi 1+1 evde rahat yaşar mı dersiniz? 0 binada, her şeyi yapılı ve çok küçük olmayan 1+1’in misafiri de evde işi de çok çok az olan bizim için eksileri olur mu? Olursa ne olur?

Bu arada evi satın alıyoruz. Kiralık değil. Çocuk kesinlikle düşünmüyoruz ve hayvan sahiplenmek de İstanbul’da düzenli bir hayatımız olmayacağı için imkansız en azından birkaç sene. Bunları da düşünerek yazarsanız sevinirim.
0
ms brownstone
(13.07.21)
Tek yaşıyorum 1+1 bana bile yetmiyordu. Yatak odası ve salon var. Misafir gelse, eş dost gelse nerede yatacak? Salon dışında vakit geçirecek bir yer yok. Bir daha 1+1 evde yaşamam.
0
himmet dayi
(13.07.21)
yetersiz kalir. iki sene sabredersiniz onu da maximum soyluyorum oturabilirsiniz sonra sigamazsiniz. satin almak soz konusu oldugu icin daha sonra baska yere kiralik cikabilirsiniz bunu kiraya verip hani oyle ihtimallere okeyseniz veya satip uzerine ekleyip baska eve yine. terasa girisi evden olmamasi dezavantaj ama siz cok begendiginiz icin sorundegilsorundegil diyorsunuz :) ev bulmak cok stresli ve istanbulda verdigin paraya bakiyosun eve bakiyosun gercekten almasi, tutmasi cok zor biliyorum. o yuzden icinize sindiyse simdi yatirim mantigiyla alip bir sureligine yasayabilirsiniz
0
ala09
(13.07.21)
Parasını tamamen siz ödeyecekseniz belli ki içinize sinmiş, alın.

Kendi 1+1 deneyimimden yola çıkarsam; evde biri daha olduğunda asla kafa dinleyebilecek bir alan kalmıyor, evdeki en ufak bir dağınıklık bile göze batıyor ama yaşanır mı yaşanır. Benim kaldığım 1+1'lerde çocuklular bile vardı, benim asla tahammül edemeyeceğim bir şey. Özel alan ihtiyacınıza bağlı biraz.
0
marla is in my head
(13.07.21)
benim için önemli olan yüklükvari bir şey. Eğer depolama alanı mevcutsa 1+1 miss gibi olur
0
lcha
(13.07.21)
1+1 80 metrekarede mis gibi yaşadık. Mutfak ayrıysa süper oluyor. Bence yaşanıyor gayet de.
0
adwokat
(13.07.21)
ben 1+1 evde tek basima yasarken guzel geliyordu, sonra 3+1 eve ciktim kardesimle, evin 2 odasi benim (yatak odasi + ofis) salonumuz kocaman, mutfagimiz ayri. Bir daha 1+1 eve donmek zor geliyor simdi dusununce.

sadece 6 ay yasanacaksa bence idare edilebilir. ikiniz de yasayabileceginizi dusunuyorsaniz icinize sindiyse neden almayasiniz.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(13.07.21)
Bence geleceği yok. Şuana göre karar verilerek ev alınmaz.
1 hafta ev yatırımı yapmak için çok kısa bir süre. 1 ay verin kendinize en az. emlakçılarda olup henüz ilanda olmayan bir sürü ev vardır görmediğiniz.

Ütü yapacak olsanız, çamaşır kurutacak olsanız hep sizin kullanım alanlarınızı işgal edecek. Yalnız kalmak isteyebilirsiniz.

Misafiriniz gelmiyor olabilir. Gelse de salonda kalır ok. Ama bi kere gelseler ikinciye gelmek istemezler. ziyaretlerini kısa kesmek isterler.

Bir de mesela hiç mi hobiniz yok eşya depolamanız gereken vs. Hobinizle vs ilgilenmeniz gerekse sürekli kur kaldır yapmanız gerekecek.

bizim odanın birinde mesela spor eşyaları var. Yerde matla duruyor. köşede bisiklet falan var. böyle bir oda çok işe yarar oluyor.
0
zimbirik
(13.07.21)
evde salon gibi ortak bir yaşam alanı olmaması bir noktadan sonra bunaltıcı olabilir.
0
anten
(13.07.21)
İçinize sinmiş. Ben kaçırmayın derim.
0
auroraaurora
(13.07.21)
Ben olayın farklı bır boyutuna dikkat çekmek istiyorum.

Dah önce erkek arkadaşınızla beraber yaşadınız mı bilmiyorum ama erkek arkadaşla yaşamay başlamak yeterince zor. Küçük ortam iyice bunaltıcı olacaktır.

Kesinlikle düşünme derim. Kiralık ve ferah bir ev daha iyi gelecektir.
0
mobydick
(13.07.21)
teras konusuna emin olun ve tapudan kontrol edin.daha sonra terasın ortak alan olduğu ortaya çıkarsa hem alan olarak hem de evin fiyatından ciddi zarar edersiniz.

teras olduğuna göre bu ev çatı katı. yeni bina olduğu için izolasyon fena değildir ama gene de yazın sıcak olacak, ekstra klima-elektrik maliyeti sabit bir gider. ayrıca kadıköy bölgesi özellikle teras katları bazen martı terörü yüzünden çekilmez olabiliyor. uykusuz geceler çok süpriz olmasın.

1+1 toplam m2 belirtmemişsiniz. 50m2 dedikleri ama ortak alanları düşünce 22m2 kalan evlerden mi yoksa 1+1 ama net kullanım alanı 80-85m2 olan evlerden mi buna göre çok değişir.

pratikte bir yatak odası + bir yaşam alanınız olacak. bu yaşam alanında yemek, ufak tefek işler için çalışma masası, oturma alanı vs gibi ihtiyaçları organize edecek alan varsa bence yeterli.
0
orpheus
(13.07.21)
mutfak salondan ayriysa olur bence sizin zaten epeyce icinize sinmis gibi gorunuyor, terasin kesin sadece sizin olduguna da eminseniz iyi bence. ben alirdim.
0
in vino veritas
(13.07.21)
1+1 var 1+1 var, geniş ferahsa neden olmasın. Şuan 1+1 evde yaşıyorum 70m2, balkonu var salonu geniş, 1üçlü 1ikili 1 tekli koltuk var. Açılır kapanır koltuk alırsınız misafir için.Bence misafir çok düşünülmemeli, 1 çiftlik yatıracak yeriniz olsun yeter. Ha bende 2 tane de şişme yatak var gerekirse yere onları da açıyorum. 8 kişilik yemek masası sığıyor hala ferah, ayrı mutfağım var o da avantaj yemek vs yerken mutfakta masa olması. Girişte antre var. Ben tek yaşıyorum ama bence dolaplar vs yeterli ise 1 çift yaşar.



Önceki evim ufak amerikan mutfaktı 1+1 yine, balkonu da yoktu, eve girince direkt salona adım atıyordun :D :D . Böyleyse mümkün değil tabi.

Eksileri çamaşır kuruturken salona vs bi yere koymanız gerekiyor, yazın balkon olur. Elektrik süpürgesidir ütü masasıdır yatak odasında bir yer bulmanız lazım sürekli.
0
ceketimi alip cikcam
(13.07.21)
1+1 35 m2de yillarca yasadim (%50 tek basima %50 sevgiliyle). Basta sorun yoktu ama anne ve sevgili zoru ile alinan esyalardan ev tiklim tiklim doldu uzerime geldi zamanla.

Turk insaninin icgudusel olarak evleri esya doldurma aliskanligi var. Bu olaya dikkat ederseniz yasanir.
0
cleric
(13.07.21)
Tek başıma beni darlamıştı. Bir de açık mutfak belası var. Şimdi kapalı mutfak 2+1’de tek yaşıyorum. Mis. Bir daha çok kötü bir şey olmadığı sürece 1+1’e adım atmam.
0
zoghurt
(13.07.21)
Ufak, gereksiz eşyayla dolu olmayan, kullanışlı evlere bayılıyorum. 3 yıldır ev arkadaşlığı konseptinde 2 kişi yaşıyoruz. Şu anki haliyle salon iptal mecburen ama mutfak bir tık büyük mesela. Bence hele ki çift olduktan sonra neden olmasın.
0
reactionic
(13.07.21)
al gec abi ya, fiesta begenmeyenler simdi clio alamiyor.

Sigmazsin evet ama al gitsin.
0
divit
(13.07.21)
Bana kalsa imkansız, ben tek kişi bile yaşayamam. Ayrıca anlattıklarınıza bakılırsa çok fazla belirsizlik var. Örneğin 'her şey yolunda giderse sadece 6 ay yaşayacağız', bu çok ucu açık bir kavram. Ayrıca sanıyorum ikinizin de işleri %100 kesin değil ve evli de değilsiniz. Bu durumda evi satın almanız ilerde ayrılık veya maddi durum sıkışıklığında ikinizin de başını çok ağrıtır. 1 hafta da bu kadar önemli bir yatırım için erken tabi. Bulabiliyorsanız bir dönemlik veya maksimum 6 aylık kiralık bakarsanız daha iyi olur.
0
iwasbornonamountainside
(13.07.21)
Gömme dolaplar çok pratik gerçekten. Biz iki kişi 3+1'den pratik ve geniş 2+1'e geçtik, tarif ettiğiniz gibi yüklükler var, mutfağı daha güzel, güzel bir bahçemiz var, vs. Dolayısıyla kesinlikle değdi. Evin bakımı daha kolay, daha kullanışlı. Biz memnunuz.

Kırk yılda bir gelecek misafire göre ev seçilmez. Senenin yarısında kullanacağım bir ev için, kullanışlı tarif ettiğiniz gibi bir 1+1'de iki kişi yaşarım.
0
gmzo
(13.07.21)
(3)

Eski romanların dizi/film hali

kaptan maydanoz
Çalıkuşu, acımak, aşkı memnu izledim. 1980li yıllarda çekilmiş galiba. Yine aynı dönemlerden böyle eski film dizi tavsiye eder misiniz?
Çalıkuşu, acımak, aşkı memnu izledim. 1980li yıllarda çekilmiş galiba. Yine aynı dönemlerden böyle eski film dizi tavsiye eder misiniz?
0
kaptan maydanoz
(21.06.21)
yorgun savaşçı
0
black holes in the sky
(21.06.21)
Yaprak Dökümü tabii ki. Edin Hun ve Tarık Tarcan’lı versiyonlar.
0
auroraaurora
(21.06.21)
el conquerador
(21.06.21)
(1)

Mr. Robot finali hakkında (spoiler var, izlemediysen okuma)

sermayeyi kediye yukleyen veteran
Diziyi yeni bitirdim. 4x12'ye kadar her şey çok netti. 4x12'de hayatı düzgün olan elliot gerçekmiş hacker olan onun varlığını sonlandırmış ve yeni karakterler yaratmış (Mr.robot, anne, küçük elliot vs.) E peki son bölümde olanlar neydi? Gerçek Elliot hangisi? Hangi yaşananlar gerçek hangileri hayald
Diziyi yeni bitirdim. 4x12'ye kadar her şey çok netti. 4x12'de hayatı düzgün olan elliot gerçekmiş hacker olan onun varlığını sonlandırmış ve yeni karakterler yaratmış (Mr.robot, anne, küçük elliot vs.)

E peki son bölümde olanlar neydi? Gerçek Elliot hangisi? Hangi yaşananlar gerçek hangileri hayaldi? Ya da paralel evren olayları var mıydı? Whiterose niye intihar etti? Abi lütfen bilal'e anlatır gibi anlatın. Şimdiden teşekkürler.
0
sermayeyi kediye yukleyen veteran
(19.06.21)
Yanlış hatırlamıyorsam dizi boyunca izlediğimiz Elliot “orijinal” Elliot’ı kendi zihnindeki sanrısal bir cennete hapsediliyor. Darlene fark ediyor hatta. Dizide izlediğimiz Elliot, ‘gerçeğinin’ alt kişiliklerinden biri yani.
0
auroraaurora
(19.06.21)
(7)

İstanbul Film Festivali'nde Salonda Film İzlediniz mi / İzleyecek misiniz?

Kendi adıma uzun süre insanlarla kapalı bir alanda oturmak konusunda rahat değilim, maske ile film seyretme fikri de hiç cazip gelmiyor. Yıllardır hiç kaçırmadan takip ettiğim bir festival, böyle uzak kalmak da çok garip geliyor bir yandan. Çevrimiçi gösterimlerle de çok ilgilenmedim, o havayı solum
Kendi adıma uzun süre insanlarla kapalı bir alanda oturmak konusunda rahat değilim, maske ile film seyretme fikri de hiç cazip gelmiyor.

Yıllardır hiç kaçırmadan takip ettiğim bir festival, böyle uzak kalmak da çok garip geliyor bir yandan.

Çevrimiçi gösterimlerle de çok ilgilenmedim, o havayı solumadıktan sonra bir süre bekler, filmler dijital platformlara geldiğinde izlerim diye düşünüyorum, bir an önce seyretmek isteyecek kadar heyecanla beklediğim bir film de olmadığı için böyle düşünüyorum sanırım.

Sizde durum nedir?
0
(19.06.21)
ist film fest bu yik gitmedim ama en son gecen yil kasim miydi neydi tiyatroya gitmistik. maske ile film, tiyatroya, konsere gidebilirim. zaten mesafe, maske hikayesinden hoslanmiyorum zorunluluktan kurallara uyar geri kalanin tadini cikarmaya bakarim. mesele gitmek istedigim bi etkinlik olmasi.
0
ala09
(19.06.21)
En son tam da pandemi paniği ve ilk kısıtlamalar başlamadan önce konsere gittim 2020'nin başlarında, orada bile çok gerilmiştim. Bu anksiyeteyle pandemi tedbirleri kalksa ve tüm ülke aşılansa bile uzun süre sinemaya tiyatroya konsere gidemeyeceğim sanırım.
0
kobuzchu kiz
(19.06.21)
Açılsın, konser olsun sinema olsun her türlü her etkinliğe giderim. Yasaklara inanmıyorum. Hastalığın abartıldığını düşünüyorum.
0
zoghurt
(19.06.21)
En son Ekim’de tiyatroya gitmiştim. Maske ve mesafe nedeniyle kaygılanmadım. Sinemaya da giderim.
0
auroraaurora
(19.06.21)
Geçen ekim'de nomadland'ı izledim. Gene olsa giderim :) ps. hala korona'ya yakalanmadım.
0
austra
(20.06.21)
Anladığım kadarıyla yeniden salonlarda gösterimin başladığı 18 hazirandan bu yana filme giden yok.

@austra yine var işte şu an:)
0
🌸
(20.06.21)
Ben sizden duydum, takip etmiyordum :)
0
auroraaurora
(20.06.21)
(25)

Çocuk sahibi olmak

dissendium
Çocuk sahibi olmak hakkında düşünceleriniz neler?Ben günümüzde çocuk yapmanın çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Hem dünyada birçok sorun var (küresel ısınma, aşırı nüfus, su kıtlığı, besinlerin kalitesizliği, hava ve deniz kirliliği, savaşlar...) hem de ekonomik olarak büyük bir yük olduğunu düşünüyor
Çocuk sahibi olmak hakkında düşünceleriniz neler?

Ben günümüzde çocuk yapmanın çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Hem dünyada birçok sorun var (küresel ısınma, aşırı nüfus, su kıtlığı, besinlerin kalitesizliği, hava ve deniz kirliliği, savaşlar...) hem de ekonomik olarak büyük bir yük olduğunu düşünüyorum çocuk sahibi olmanın. Hele 3 çocuk sahibi olan insanlar bana bayağı ilginç geliyor. Ben 1 çocuğumun olmasını isterim. 2 çocuk bile bence fazla. Maliyet direkt iki katına çıkıyor. Siz kaç çocuk sahibi olmayı istiyorsunuz? 2 ve üstü sayıda çocuk düşünen kişilerin motivasyonları ne? Çocuk yapmak yerine evlat edinmeyi düşünür müydünüz?
0
dissendium
(19.06.21)
Bu hayatta en net olduğum konulardan biri çocuk sahibi olmamak

Evlat edinmek değil ama ekonomik olarak biraz rahat olsam çocuk ya da çocukların eğitim ve sosyal hayatına destek olmak isterim
0
freebird5406_2
(19.06.21)
Çocuk yapmak yerine evlat edinmeyi düşündük. Ama kedi sahiplenmek gibi kolay değil. Biz kritere uymadık mesela. Evimiz kira, benim kronik rahatsızlığım var, en az 5 yıldır evli değiliz. Direkt eleniyoruz. Kriterler uysa da 3 yıl çocuğa koruyucu aile oluyorsun daha sonra mahkeme kararıyla çocuğu evlat edinebiliyorsun. Evlat edinmek kolay olsaydı tüm varlığımızı, paramızı son kuruşuna kadar tüp bebek merkezine gömmezdik. Bizim çocuk sahibi olma motivasyonumuz kendimiz gibi bir insanın daha olmasıydı. Tabi bu özetin de özeti. Ben kendim gibi farkındalığı olan, duyarlı ve ahlaklı bir insan daha olsun istedim. dondurulmuş embriyolarımız var. İlerde maddi gücümüz ve sağlığımız elverirse bir embriyo çözdürebiliriz:)
0
suicides underground
(19.06.21)
Çocuk sahibi olmak istemiyorum. Hatta istememekten öte bu konuda çok netim. Dünyanın en büyük sorumluluğu ve insanların çok büyük bir kısmının bu kadar rahat bir şekilde bu sorumluluğun altına girmesi bana da çok ütopik geliyor.

Çocuklardan hiç hoşlanmıyorum açıkçası ve evlat edinmek de çok ütopik bir şey benim için bu yüzden. Mümkün değil başkasının çocuğuna dokunamam ya da hiçbir çocukla 1 gün bile geçiremem.
0
ms brownstone
(19.06.21)
çocukları severim ama çocuk sahibi olmayı pek düşünmüyorum, her açıdan büyük sorumluluklar gerektiren bir iş.

32 e
0
blue rebel motorcycle club
(19.06.21)
ben öyle bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum gibi argümanları sevmem ama çocuk bakmak dünyanın en sıkıcı şeyi gibi geliyor bana. komşunun çocuğunu, yeğenlerimi falan seviyorum. güzel bir bebek gördüğümde de dayanamayıp severim ama konu çocuk bakmaya gelince bana çok korkunç geliyor. bir kere sosyal hayatın sıfırın altına inecek. hele ki yaramaz bir çocuk insanı çok hızlı yaşlandırır. bu pahalılıkta hala 3-5 çocuk yapanları ben de anlamıyorum.
0
nothing in my way
(19.06.21)
youtu.be

Sirf 46 gun yuva yapmaya kasiyor, sonra kari koca besliyorlar. Hatta erkek olan disiyi besliyor.
Sonra bunun cogu ölüyor. 2 tanesi ucuyor.

Bunun bir de sahinli versiyonu var, o kadar vahsi kus dagin basina et tasiyor devamli.
Disi kaciyor, yavrularin hepsi ölüyor erkek yine bastan basliyor.

Dusun iste cocuk yapmak oyle manyak bir icgudu, istemesen bile genlerinde kodlu oldugu icin karsi koyamiyorsun.
0
divit
(19.06.21)
Cocuk dogurmanin bencil ve yanlis bir davranis oldugunu dusunuyorum. Ebeveynler kendi istek ve kaygilari dogrultusunda dunyaya bir hayat getiriyorlar. Ancak bu bebege yasamak istiyor musun diye soran yok.
Kendi istek ve arzularimiz disinda dogurulup bu dunyaya atiliyoruz...
0
nax
(19.06.21)
Ekonomik durumum iyi, duygularımı saklamam, sevgi göstermekten çekinmem, haksız olduğum kanıtlanırsa kabul ederim vs. vs. çok iyi bir baba olacağımı düşünüyorum ama bu dünyaya bir çocuk getirme planım yok.

Hem hedeflerim çok büyük, isteklerim çok fazla; çocuk yaparsam zaten az olan kişisel zamanım yok olacak çünkü hepsini ona ayıracağım; çocuğu boşlamayacağım.

Hem de ülkeye göre iyi bir durumdayım ama bu ülkeye çocuk mu getirilir. Mutsuz yaşayacağına hiç var olmasın daha iyi bence. Hadi yurtdışına gittim diyelim; insanların gelir artışının enflasyonun çok altında olduğu bir sistem sürüyor. 30 yıl sonra ne durumda olacak insanlık bilmiyoruz.

Kirlilik, su krizi, küresel ısınma, nüfus patlaması bunlar yaşanabilir alanları yok ediyor ve yakın gelecekte yüz milyonlarca mülteci olacak. Sistem değişmediği sürece çocuk yapmayı düşünmüyorum. Şu an ilişki durumumuz karışık olan son sevgilim de çocuk yapmaya karşıydı ama evlat edinmeye açıktı, eğer gerçekten kişisel olarak istediğim noktaya gelirsem o opsiyonu düşünebilirim.

Yine de gelecek hayallerimde çocuk yok. Kedi ve tavşan ağırlıklı planlar yapıyorum.
0
aguen
(19.06.21)
Valla ben istiyorum ya da istemiyorum şeklinde net bir şey diyemiyorum. Hayat bu insan değişiyor her şey değişiyor. Ancak çocuk yapma büyütme süreci oldukça meşakkatli. Öte yandan bir canlıya ahlaki ve insani şekil vermek çok zor, ağır ve önemli bir sorumluluk. Böyle bakınca ne gerek var diye düşünüyorum. Ama birgün anne olursam iyi bir anne olacağıma inanıyorum. Evlat edinme konusunda da olumlu düşünüyorum.
0
Amaranta ursula
(19.06.21)
Çok doğru düşünüyorsunuz. Çocuk sahibi olmak isteyenlerin en büyük argümanı "çocuk evin neşesi" klişesi. Çok büyük bir istismar bu, çocuğu eğlence aracı olarak görüyorlar. Diğerleri de sanki 200 IQ'lari varmış gibi genlerimi aktarmak istiyorum diyor. Bu kişiler bu konuyu düşünenler yine de. Diğerleri ise ne toplumu ne de kendi hayatini sorgulamayan kişiler. Koyun gibi oku, çalış, çocuk yap, tüket, emekli ol, öl mantığında kişiler.
0
howfaristhesky
(19.06.21)
Hayattaki kendi verebileceğim kararlar içerisinde ilk kırmızı çizgim heralde. Çocuk istemiyorum. 30 e.
0
the real brad pitt
(19.06.21)
Antinatalizm deniyo bu olaya, çocuk yapmanın doğru bir şey olmadığını savunan bi akım.

Ben şahsen çok olumlu bakıyorum çocuk olayına, hedef 5 çocuk. Henüz hiç yok gerçi, belki ilk 2'den sonra fikrim değişir, bilmiyorum :)

Sorumluluk almak hayatta en sevdiğim şey, öbür türlü sıkılıyorum. O dandik Twitter postlarından gibi olacak ama bi sürü ülke gezdim, her şeyi yedim içtim falan, baydı bi noktadan sonra. Yani kötü değil ama kesmiyor diyeyim. 50 yaşıma gelip 3. kedimle baş başa oturuyor olmak düşlediğim gelecek değil.

Niye 1-2 değil de 5? Çok çocuklu geniş ailelerde çocuğun daha geniş bir özgürlük alanına sahip olduğunu düşünüyorum. Önemli bir şey bu.
0
plutongezegendegilmi
(19.06.21)
Bir çocuk istiyorum, iki çocuk belki. Esim iki cocukmus ve iki cocuk konusunda mantıklı yorumları var.

Yalniz çocuğu yapmadan aşağıdakiler olacak;
-arabanin kredisi bitecek (39 ay)
-benim kalacagim ülke ya da sehir daha netlesecek (bir üst müdürüm 4 seneye falan emekli.amaclari beni onun pozisyonuna atamak ama büyük firmada olunca bir anda kendimi İsviçre, İrlanda'da falan bulabilirim).
-bu ikinci kisim olursa artik bir eve girisecegiz.

Bunlar olunca cocuk yapabiliriz diyoruz. Normal sartlarda herşey düzgün giderse çocuk 18 yasina geldiginde isteyecegi eğitim icin bi 20-30 bin euro para olabilir ama iki cocuk olursa biraz zorlu.

Neyse; genel düşüncelerimiz para durumumuzun iyi olmasi ve benim kariyerimin biraz daha belli olmasi. Öyle acayip çocuk yapalim olayimiz yok. Daha yasimiz var, bir 4-5 seneye bakariz.

3 cocuk bana göre de fazla :)
0
logisticsmanager
(19.06.21)
Çocukken bile diğer çocukları sevmeyen bir çocuktum. "Biyolojik saatin alarm verecek, sen de çocuk isteyeceksin" dediler yıllarca, kırkıma geliyorum ama hâlâ istemiyorum. Dünyanın sorunları, ülkenin ekonomisi falan gibi "mantıklı" gerekçelerim yok. Basitçe, çoğalma güdüsüne sahip değilim.

Evlat edinmek gibi bir niyetim de yok. Kedilerimden biri üç gün önce ameliyat oldu, ilaçları, iğneleri, kuma giremediği için parkeye işemesi derken ameliyattan bir gün sonra "Yok ben zaten çocuk falan bakamazmışım, bu ne ya, bıktım, yoruldum, yeter" diye homurdanıyordum evde, o bile fazla geldi. Çocuk isteyen arkadaşlarım, yakınlarım çocuk sahibi olduğunda onlar için mutlu oluyorum ama bir yandan da çok çekecekler ya yazık diye üzülüyorum içten içe.

Çok çocuk yapma motivasyonu çok karmaşık. Üremek ve soyunu devam ettirmek çok ilkel/temel bir insan güdüsü, bir kısmımız mantığı devreye sokup çocuk yapmazken ya da bir çocuk yapıp bütün sermayesini/enerjisini ona yöneltirken bir kısmımız da "bol bol çocuk yapayım da en az biri soyumu devam ettirsin" seviyesinde davranıyor (bunu bilinçli yapması gerekmiyor, güdü işte). (Mültecilerin kamplarda bile çocuk yapmaya devam etmesi, pandeminin ortasında insanların bile isteye çocuk yapması da buna dahil bence.)

Ya da inancı gereği doğum kontrolünden uzak duranlar var, eğitimi-parası-imkânı olmadığı için doğum kontrolüne erişemeyenler var. Çok fazla ve karmaşık sebep var bunun arkasında.
0
kobuzchu kiz
(19.06.21)
çok üstün zeaklı olursun ya da ne biliğim dünya için çok önemli şeyler başarırsın belki genlerin bir sonraki nesle aktarılması için yaparsın da arkadaş dünyayı tüketmekten başka bir şey yapmayanlar neden illa kendi egoist ihtiyaçlarını karşılamak için ürer. Neyse ki uzun vadede insanlar ya çocuk yapmayı seçmeyecek ya da imkanları buna el vermeyecek ya da bunun kombinasyonu olacak.
0
bartholomew87
(19.06.21)
Temeli sağlam bir aşk evliliği yapmak, sevgi, saygının olduğu huzurlu bir yuva kurmak çocuk yapma eyleminden çok daha zorlu geliyor bana. Şiddetli geçimsizlikten herkesin apar topar boşandığı, birbirine tahammülünün zayıfladığı bir dönemdeyiz. Belki kendi anne babamda sağlıklı evlilik göremediğim için inancım bu kadar zayıf olabilir. Sıcak bir yuvada, eğitimli, ekonomik olarak rahat ve ruh sağlığı yerinde anne baba ile büyüyen çocuklar özgüvenleri, hayata karşı pozitif bakış açıklarıyla kendilerini belli ediyorlar zaten hemen. Çocuk doğduğunda bir kil kütlesi gibi aslında, çevre ona bir heykeltıraş gibi şekil veriyor sunduğu iyi ve kötü yaşantılarla. Gerçekten doğru eşi bulduğuma inanırsam ki olasılık biraz düşük geliyor bana, ekonomik açıdan da sıkıntı yaşamadığım sürece 1 tane çocuk yapmak isterdim. Herkes anne baba olmak zorunda değil, olmamalı da zaten. Hele evliliğini kurtarmak için eve neşe gelsin diye çocuk hiç yapmamalı. Asgari düzeyde fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları bile karşılayamıyor çoğu ebeveyn, bencil ebeveynler bu gibi ebeveynler bana göre.
0
Josephine.
(19.06.21)
çocukları çok seven, çocuk hassasiyeti fazla olan biri değilim ama çocuk sahibi olmak istemenin bununla bir ilgisi pek yok gibi.
elbette çocuk isterim.
hatta duruma göre 2-3 tane de istenebilir ama şartlar çok önemli.
maddi ve manevi olarak kısıtlı imkanları bölüştüreceksem gerek yok.
onu ilkini yaptıktan sonra düşünmek lazım.

benim asıl kriterim gerçekten benden çocuk yapmak isteyen birinden, gerçekten çocuk dünyaya getirmek isteyeceğim biriyle bunu yapmak.
önemli olan bu.
0
blatta hiberna
(19.06.21)
biz yaptık büyütüyoruz maşallah sağlıklı sıhhatli büyüyor yapmak isteyen yapar istemeyen yapmaz zaten ama kısır döngü bu bilinçli insanlar az çocuk yapıp yada yapmayıp bilinçsizler üredikçe toplum git gide daha kötü yozlaşıyor
0
basond
(19.06.21)
Biraz dar bir perspektiften bakıyorsun. Mesela kendine çocugun tum masrafları devlet tarafından karşılansa çocuk dogurup doğurmayacağını sorabilirsin. En son danimarka tatilde hamilelik oranı daha yuksek oldugu icin tatile teşvik paketleri başlatmıştı. Ya da Almanya 25 yaşına kadar çocuğa gelir sağlıyor. Vallahi ben doğurmak istiyorum. Ama finlandiya'ya taşınacağım galiba doğurmak için. 3 yaşına kadar evde bakacağım çocuğuma deyince maaş ödüyor ebeveyne. Jeff evde ilgilenir, Aylık 200 euro da bu bakıcı maaşın dışında çocuk için veriyorlar. Bir de bütün bebek bakım malzemleri koli ile geliyor yaş ilerledikçe. Her çocuk başına para artıyor çocuk sayısı arttıkça. Bukadar maliyet dedin diye yazdım bunları (*-*)/ Ülkeye göre gideri bırak üzerine para alıyorsun.
0
velvetmorning
(19.06.21)
@velvetmorning, yahu Danimarka, Finlandiya gibi 5, 6 milyonluk ülkelerde 50 yaşındaki insanlar da çocuk yapar. Almanya zaten yaş ortalaması yüksek bir ülke. Tarihten silinmemek için mecbur teşvik etmesi gerekiyor. Ben bunları referans kabul etmiyorum maalesef. Bu tip ülkelerde doğmak zaten hayata 3 0 önde başlamak demek. Ben Türkiye'yi ve yakın coğrafyayı dikkate aldığımda dar bir perspektife sahip olduğumu düşünmüyorum. Bu arada erkeğim. Bunu doğum konusu için belirttim. Ama para da verseler yine 2'den fazla çocuk istemem.
0
🌸dissendium
(19.06.21)
Maddi durumlari cok iyi olanlar genelde cocuk yapiyor. Gozlemim bu yonde.
0
medusa
(19.06.21)
benden 16 yaş küçük kardeşimin yalnız bir çocukluk geçirmesinden dolayı diyorum ki: eğer çocuk sahibi olunacaksa en az 2 tane olmalı ve yakın yaşlarda olmalılar. tek çocuk her şeyden önce çocuk için sıkıntı. kardeşim mesela pandemi vardı okula gidemediler, dışarı çıkamadılar, çıksalar oyun oynayamadılar. kardeşi olsa bu kadar yalnız ve oyunsuz kalır mıydı? hayır. ebeveylerle buyuklerle bir yere kadar oluyor o ve gerisi olmuyor, olmaz. bu konuda aşırı netim. tek çocuğa karşıyım. eğer bir gün anne olursam o yola en az 2 çocuk için çıkmışımdır. ama çok büyük ihtimalle olmayacağım, çünkü 1) doğurmaktan ve hamilelikten ölesiye korkuyorum 2) klişe ya da her neyse bu dünyaya çocuk getirip üzülmesine, yorulmasına, haksızlığa uğramasına, çaresiz kalmasına vb hiçbir şekilde yaşayacağı olumsuz şeylere sebep olmak istemiyorum. ben her türlü yanında olurum ama illa ki büyüyecek ve hür bir birey olacak, bu ülkede veya bu ülkeden kaçıp herhangi bir yerde ne kadar hür olabilirse tabii. e bir de baba olacak kalibrede erkek tanımamam da etkili tabii. ama buna gelene dek zaten oluru yok.
0
levybroo
(19.06.21)
Ben çocuk istemiyorum, ama hormonlarım zaman zaman baskı yapıyor. :) Çocukları severim aslında. Fakat bakımını üstlenmek istemediğim için evlat edinmeyi de düşünmem.
0
auroraaurora
(19.06.21)
2 tarafın da ana baba sağ ise ve yakında oturuyorlarsa yapılabilir
2 taraf da çalışabilir bu durumda
ama anne 3 yaşa kadar izin alma imkanı olursa daha sağlıklı olur
0
bir soru sorcam
(19.06.21)
cocuk sahibi olmak istemiyorum. kimsenin dusunmedigi, umursamadigi kadar cok sorumluluk gerektiriyor.

ulkenin hali belli. dunyanin hali belli. dogaya verdigimiz zarar, siyasi sorunlar... bunlar zaten hayati mahveden seyler. boyle bir hayata bir cocuk getirirsem karsilasacagi sorunlarin ustesinden nasil gelirim bilmiyorum.

hem ben bu cocuga yeterli ilgiyi veremem, cok yogun bir is hayatim var. cocuklari da oyle cok sevmiyorum. basa cikamam.

zengin degilim, her istedigini yapamam. kaliteli bir hayat yasamasi icin gereken ihtiyaclarini asgari olcude bile karsilamam cok zor. saldim cayira mevlam kayira bir sekilde cocuk buyutmeyi dogru bulmuyorum.

saglikli, mutlu, ozguvenli, merhametli, egitimli, enerjik, ogrenen, eglenen, akilli, bilgili, saygili bir cocuk yetistirmek icin yapmak gereken cok sey var. bu cok seyi ben yapamam. zamanimi cocuga ayiramam. yeterli de olamam zaten.

evim, arabam, birikmis param yok. ben bu cocugun gelecegini nasil garantileyecegim? bana bir sey olursa bu cocuga ne olacak?

en basitinden saglikli beslenmesini saglayamam. kendim bile saglikli beslenmiyorum. yemek yapmayi sevmiyorum.

bu cocugun okulu var, lisesi var, universitesi var, erasmusu var, masteri var. var oglu var.

ben bu egitim sureci boyunca ona hicbir sekilde destek olamam. ha benim gibi tasarimci olacaksa olurum ama matematik, fizik, kimya, biyoloji... bunlardan anlamiyorum. destek olamam. ogretmen tutmak gerekir, para ayiramam.

bir suru hastalik var. hastalandiginda en iyi tedaviyi almasini saglayamam. para para para. oldu da kotu bir durum yasadi diyelim. bir uzvunu kaybetti veya yasitlarina gore daha sakin yasamasini gerektitecek bir kalp hastaligi cikti diyelim. ben ona bu durumda ihtiyaci oldugu psikolojik destegi saglayamam. benim zaten psikolojim bozuk.

evet bak benim psikolojim bozuk. nereden yaptim bu cocugu keske yapmasaydim derim. cocuga yazik ettim kendimden nefret ediyorum derim. berbat gunler geciririm. bu hallerimle cocugu korkuturum. onun da psikolojisi bozulur.

benden anne manne olmaz. yok yok istemem.
0
batlegolas
(20.06.21)
(12)

Alışveriş merkezleri

dissendium
1. Türkiye'de ve dünyada en güzel alışveriş merkezleri hangileri sizce?2. Türkiye'de en sevdiğiniz alışveriş merkezi hangisi ve neden o alışveriş merkezi?
1. Türkiye'de ve dünyada en güzel alışveriş merkezleri hangileri sizce?

2. Türkiye'de en sevdiğiniz alışveriş merkezi hangisi ve neden o alışveriş merkezi?
0
dissendium
(18.06.21)
Trde hilltown avmyi seviyorum. Avm içindeki cadde-açık hava konsepti güzel. Açık havaya çıkmadan avm içinde 1 saat falan geçirsem başıma ağrılar giriyor.
0
mg3929
(18.06.21)
içinde rahatça gezebildiğim tek avm kanyon.
lazım oldukça gittiğim yer --> akasya ve optimum, yakın diye gidiyorum bu istinye park vs tarzı kapalı avmler inanılmaz boğuyor.
0
roket adam
(18.06.21)
palladium
0
since1907
(18.06.21)
Yeme içme için Kanyon, alışveriş için Hilltown.
0
auroraaurora
(18.06.21)
Kanyon demeye gelmiştim ben de.
0
kedimedi
(18.06.21)
2- kanyon, istinye park, armada ilk acildiginda guzeldi simdi nasildir bilmiyorum.
0
bay b
(18.06.21)
evime yürüme mesafesinde, her daim sakin ve küçük olduğu için capitol.
0
sir gawain
(18.06.21)
TR’de Viaport Tuzla Marina
0
Northern Mariner
(18.06.21)
İzmir'de Agora AVM'yi seviyorum. Evime yakın olduğu için taa ilkokuldan beri çok gittim arkadaş buluşmaları, aileyle gezmeler falan güzel anılarım var. Mimarisi, mağazaları, yeme içme bölümü ve kafeleri de güzel. Ayrıca aşırı kalabalık olmuyor pek etrafta çok avm olduğu için.

Üçkuyulardaki İstinye AVM yapılınca orası kapnacak falan diyolar ama bilmiyorum umarım doğru değildir.
0
nundu
(18.06.21)
2. hilltown.
ilk başlarda evime yakın olduğu için mecburen gittim.
sonra çok sevdim.
bence avm gibi olmaması en önemli özelliklerinden biri.
üstelik açık katında hem alışveriş yapıp hem yemek yiyebilmek çok iyi.
0
blatta hiberna
(18.06.21)
2-Üstü kapanmadan önce Oasis'ti, kapandıktan sonra Karum.
0
heritage
(18.06.21)
busan'da Shinsegae i gezmiştim yanılmıyorsam dünyanın en büyük kapalı avmsi. bu kadar ünlü olmasına rağmen açıkçası bana ilginç gelmemişti.

shen zhen'de coco park isimli bir avm var. bizim zorlu avm'yi andırıyor ancak çok daha büyük. içinde barlar-gece klüpleri var. konsepti ilginç gelmişti.

evime yürüme mesefesi olduğu için sürekli gittiğimiz avm kozzy. aslında avm bile sayılmaz avmcik denebilir. ancak diğer avmlere kıyasla giriş çıkış çok pratik. bu yüzden tercih ediyoruz.
0
orpheus
(19.06.21)
(2)

Amazon - Altyazı Senkron Sorunu

auroraaurora
Merhaba,Sadece bir dizide sorun var. Telefondan kontrol ettim, sorun yok. Haftalardır izlediğim dizi. Televizyonu kapatıp açmak, uygulamaya çıkış yapmak kar etmedi. Fikri olan var mı? Teşekkürler.
Merhaba,
Sadece bir dizide sorun var. Telefondan kontrol ettim, sorun yok. Haftalardır izlediğim dizi. Televizyonu kapatıp açmak, uygulamaya çıkış yapmak kar etmedi. Fikri olan var mı? Teşekkürler.
0
auroraaurora
(18.06.21)
Dizi X Files bu arada. Sevabına biri televizyonunda açıp deneyebilir mi?
0
🌸auroraaurora
(18.06.21)
hangi diziydi unuttum ama bölümün birinde başka bir bölümün altyazısını koymuşlardı amazonda. arayıp söylemiştim teşekkür edip düzelteceklerini söylemişlerdi.
0
dunden beri dimdik
(18.06.21)
(4)

Şu Mantar mı?

auroraaurora
Elimdeki şey mantar mı acaba? Teşekkürler.
Elimdeki şey mantar mı acaba? Teşekkürler.
0
auroraaurora
(08.06.21)
Deride soyulma oluyor mu? Ciltteki mantarda genelde deri soyulması olur.
0
himmet dayi
(08.06.21)
Bazen pullanma oluyor. Kaşıntı yok.
0
🌸auroraaurora
(08.06.21)
nö. egzema. nemlendirmen gerek
0
giovanne
(08.06.21)
aynı parmakta ve aynı yerde bende de var.
nemlendirici krem sürünce geçiyor.
0
teritori
(08.06.21)
(16)

Saat kaçtan sonra yemek yemiyorsunuz?

dissendium
Saat kaçtan sonra yemek yemiyorsunuz? Yaşınızı belirtirseniz iyi olur. Belirtmek zorunda değilsiniz. Yeme içme işini kaçta bırakıyorsunuz? Yemek yerken kendinize sınır koyuyor musunuz? Beş poğaçadan fazla yemeyeyim, geç saatte kola içmeyeyim, üst üste tatlı yiyecekler yemeyeyim gibi. Ya da bu hafta
Saat kaçtan sonra yemek yemiyorsunuz? Yaşınızı belirtirseniz iyi olur. Belirtmek zorunda değilsiniz. Yeme içme işini kaçta bırakıyorsunuz? Yemek yerken kendinize sınır koyuyor musunuz? Beş poğaçadan fazla yemeyeyim, geç saatte kola içmeyeyim, üst üste tatlı yiyecekler yemeyeyim gibi. Ya da bu hafta mutlaka sağlıklı bir yemek yiyeyim, meyve yiyeyim gibi şeyler düşünüp bunları uyguluyor musunuz?
0
dissendium
(06.06.21)
öyle bir kısıtlama yapmıyorum. hatta demin pirinç pilavı ve patlıcan oturtma ile yoğurt yedim. yaş 36.
yemeden önce kararsızdım. sonra dedim ki aklımda kalacağına midemde kalsın.
0
sutlu nescafe
(06.06.21)
yemeği öğlen 12 ve akşam 6 arasında yiyorum, 2 öğün olarak. öncesinde ve sonrasında kalorili hiç bir şey tuketmiyorum.
0
nahtoderfahrung
(07.06.21)
rafine şeker tüketmiyorum

net bir saatim yok ama gece yemek yememeye özen gösteriyorum

33 irkek
0
hedep
(07.06.21)
Genelde 6'dan sonra bişey yemem. Meyve veya içinde rafine şeker olan herhangi bir şey yemiyorum. Yapay olarak işlenmiş hiçbir şey yemiyorum (örn: kimyasalla kurutulmuş et yemem, ama doğal yollarla kurutulmuş yerim gibi). Peynirimi, zeytinimi, ekmeğimi genelde kendim yaparım, sebze, et, yumurta vs. organik alıyorum.

Bunların istisnası: dışarıda yerken her zaman seçme şansım olmuyor, ortama uyuyorum.

Bi de bugün 6 bardak soğuk kahve içmişim mesela, o tarz şeylere takılmıyorum. Yani "doğal" olduğu sürece np gibi.

29 E
0
plutongezegendegilmi
(07.06.21)
Doktor tavsiyesi yeme içme işini yatmadan 3 saat önce bitirmem yönünde. Gastritim var. Ben 1 saate düşürebildim.
0
auroraaurora
(07.06.21)
çok zayıf olduğum için kendimi kısıtlamıyorum, ne zaman ne istersem yiyorum. yaş 24.
0
rose parks
(07.06.21)
1 mayıstan beri kilo vermeye çalışıyorum. son bir hafta biraz gevşettim ama sabah ağırlık idmanı, 12-1 gibi günün ilk öğünü, akşam 7'de de günün son öğününü yediğim bi sistemim var. yediğim süreyi kısıtladığımda miktarı kontrol etmek daha kolay oluyor benim için. sonuç alıyorum :)
0
reavelyn
(07.06.21)
19. 3 haftadır geceleri yemek yememeye çalışıyorum. Pandemi başından beri haftada en az 3 4 gün geceleri sürekli abur cubur yiyorum ve genel olarak rahatsız olmaya başladım, kilo almam bunun sebeplerinden biri. Tam olarak kesemesem de abur cubur yemeyi bırakmaya çalışıyorum, tek istisnam dondurma :( Sebze yemeklerini çok sevmediğim için salata yemeye daha fazla yöneldim birkaç haftadır. Ara öğün yerine ceviz yiyorum.
0
black holes in the sky
(07.06.21)
İlk öğünü genellikle 12’den sonra yiyorum. Çoğu zaman 2’yi hatta bazen 3’ü bile bulabiliyor. Böyle olunca erken acıkmıyorum ve akşam yemeği saat 8 civarına kalıyor. Çok çok canım istemedikçe akşam yemeğinden sonra bir şey yememeye çalışıyorum.
0
ms brownstone
(07.06.21)
İşk öğünü 11 den sonra, son öğünü 7 den önce yemeye çalışıyorum.

Bazen dayanamayıp meyve yediğim oluyor akşamları. O yüzden almamaya çalışıyorum.

Yemek düzenim yok akşamları dışarıdan söylüyorum. Ama ev yemeği söylemeye, sağlıklı ızgara söylemeye çalışıyorum. Haftada en az 2 kere bozuyorum
0
zimbirik
(07.06.21)
ne zaman acikirsam o zaman istedigimi yerim.

ne yapacam her seye dikkat edecem de 150 yasina kadar tek basima mi yasayacam.
0
dio
(07.06.21)
18.30’da akşam yemeğimi yiyerek kapatıyorum midemi. En geç 19.00. Ertesi gün 13.00 veya 14.00’a kadar da bir şey yemiyorum.
Evet kısıtlama yapıyorum. Örneğin ilk öğünümde meyve porsiyonlarıma dikkat ediyorum. Yarım elmadan/armuttan fazlasını yemiyorum. Onun dışında her hafta sebze ve bakliyat pişirmeye özen gösteriyorum. Pilav/makarna gibi şeyleri iki ayda bir belki yiyorumdur.

24K
0
ruhen hastayim ben
(07.06.21)
Ağırlık günleri Carb backloading yapıyorum. Antrenman sabah sonra yükleme günün kalanında Low carb.

Kondisyon günlerinde hep low carb. Genelde akşama doğru her türlü lean proteine dönüyorum ama.

Sabah 5’te kalktığımdan akşam 8-9 gibi en geç yemeyi kesiyorum uykuyu bok etmesin diye.
0
arnold schwarzeneger
(07.06.21)
intermitten fasting yaptigim icin 8 gibi en son.
0
baldur2
(07.06.21)
21'den sonra yemiyorum.
40+
0
SiyamkedisiZorro
(07.06.21)
"haydaa ulan durduk yere ölücez şimdi" diye düşünüp insan olmaya karar verdiğimde genelde şöyle yaşamaya çalışıyorum,

en başta intermittent fasting. kahvaltı zaten sevmem. öğlen 12-1 gibi, sonra akşam 5-6 gibi bir öğün. bitti gitti. tabii ayı yavrusu olduğum için gerekli enerjiyi alabilmek adına protein ve sağlıklı yağ yönünden zengin, karbonhidratı az öğünler tüketmeye çalışıyorum böyle yaptığım zaman. o açıdan çok sağlıklı olmasa bile genel olarak düzgün öğünlerim oluyor. bol bol salata, zeytinyağı, kuruyemiş, yumurta, yeşil yapraklı ve serseri sebzeler vs.

kola ve tatlı benim için her zaman çok ciddi bir sorun oldu, sigarayı bıraktım bunları bırakamadım. becerebilirsem şeker tüketimimi "ayda bir gofret" seviyesine çekmek ve su, ayran, maden suyu vs. dışında hiçbir içecek tüketmeme isteğim var. bunu yapmaya çalışıyorum genelde.

tamamen kendi adıma konuşuyorum elbette ama benim için sağlıklı, sürdürülebilir ve ideal yaşam özetle budur: yetecek kadar yemek, işlenmiş üründen mümkün olduğunca uzak dur, ayu gibi yeme IF yap vücudun 15-16 saat kendini yenileyecek zaman bulsun, çok ağır olmamak kaydıyla antrenman yap, neblim bol bol yürü ve bir sporda kendini geliştir, su iç, pis şeylerden uzak dur ama arada mantı falan görünce de affetme, robot değiliz sonuçta. bence 30 günün 25'ini sağlıklı geçiren bir insanın ara sıra geceleri kola içme veya tek oturuşta karpuz bitirme hakkı olabilmeli, çok etkilemez herhalde, en azından 50'li yaşlara kadar.
0
der meister
(07.06.21)
(6)

Karavan cekmek icin arac onerisi tecrübeli olan var mı?

mirty
Selamlar,Malum bu ülkenin şartlarında tatil için en uygun ortam karavan gibi gelmeye başladı. Cekme karavan alalım diyoruz 750 kg altı, iki kişiyiz zaten. Mevcut arabamız dizel otomatik auris ancak, hafif araziye girme niyetimizde var. Arabayı satabilirsek eğer 150 bine kadar bütçemiz var. Elimden m
Selamlar,

Malum bu ülkenin şartlarında tatil için en uygun ortam karavan gibi gelmeye başladı. Cekme karavan alalım diyoruz 750 kg altı, iki kişiyiz zaten. Mevcut arabamız dizel otomatik auris ancak, hafif araziye girme niyetimizde var. Arabayı satabilirsek eğer 150 bine kadar bütçemiz var. Elimden mekanik iş gelir dolayısıyla eski arabadan korkum yok ancak turbolu araçlara girmek istemiyorum, eşimde kullanacağı için otomatik vites zorunluluğumuz var. Cherokee 4.0 country'ler aradığım kıstasa uyuyor gibi. Önerisi olan varsa alırım.
0
mirty
(06.06.21)
Dacia dusterların torkunun fiyat performans olarak karavan çekmeye çok uygun olduğunu söylüyorlardı
0
freebird5406_2
(06.06.21)
Otomatiği yok ya da bulamadım
0
🌸mirty
(06.06.21)
Valla ben bu haltı yedim. Hiç te tavsiye etmem. O Cherokee falan hikaye, masrafı bitmiyor ve yakıt büyük dert bu bir. İkincisi bu çekme işi hiç mantıklı değil ya bir cukura giriyorsun atıyor, ya motora sıkıntı veriyor falan. Ücüncüsü bir süre sonra bok püsür temizlemek, su deposu temizlemek vs zor geliyor, bir de kaliteli değil bu cekme karavanların dış kısmı, mutlaka çürüyor. Eğer tek derdin para ise paranı biriktir güzelce tatilini yap, ha illa karavancı olucam diyorsan da (benimde hala aklımı celiyor ama dilim yandı bir kere) al bir eski Fiat Ducato, bunları canavar gibi karavana ceviriyolar, videoları falan var, öyle birşey öneririm.
0
primetime
(06.06.21)
Motokaravan kiralamayı düşünmez misiniz?
0
auroraaurora
(06.06.21)
çekme karavan epey ızdırap. Bakmayın öyle instagram paylaşımlarına. 0 saniyelik fotoğraf için çekilen çileye anlam veremiyorum:)

Motokaravan daha akıllı bir tercih olabilir. Ben olsam önce düzgün bir firmadan motokaravan kiralar denerdim.

Birçok firma fiat practico vs araçları muhteşem karavanlara çeviriyor.

Otomatik diyorsanız otomatik bir pick up alıp, onu da döndürebilirsiniz. Isuzu, nissan vs. Pickuplar için de çok iyi karavan dönüşümleri var. 1+0 stüdyo daire kadar karavan yapıyorlar duşuyla mutfağıyla... Birkaç firma var bunlardan teklif alın hangi araçları dönüştürdüklerini sorun.
0
anten
(06.06.21)
@auroraaurora aslında ilk etapta denemek için kiralamayi düşündük ancak hep sahibinden var, yani profesyonel bir firma bulsak olabilir. Biz Ankara'dayız bu arada haliyle çok yaygın değil.
0
🌸mirty
(07.06.21)
(8)

Roll on tavsiyesi

hede hodo
Vichy ürünleri 70 80 lira.Migros türü yerlerde 15 30 lira arası.Çok fark eder mi?
Vichy ürünleri 70 80 lira.
Migros türü yerlerde 15 30 lira arası.
Çok fark eder mi?
0
hede hodo
(06.06.21)
Rossman alterra tek geçiyorum içeriği de temiz
0
makarnacanavari
(06.06.21)
migrosta siveno da var galiba yine temiz içerikli nispeten uygun fiyatlı
0
freebird5406_2
(06.06.21)
rexona clinical protection
0
tss
(06.06.21)
Nivea etkisi iyi, indirim bulduğum zaman toplu alıyorum. 6 aylık -1 senelik.
0
anarsika
(06.06.21)
Siveno +1
0
auroraaurora
(06.06.21)
deotak kullanıyorum çok memnunum
0
a darkness coming
(06.06.21)
Yves roche’den tesadüf aldığım çok iyiydi, ama şu an aynısı yok. Deotak da iyiydi ama ben rosmandan memnun kalmadım. Belki içeriği temiz diye etkisi az olabilir bilemiyorum.
0
epitaf
(06.06.21)
Karbonat bulamadığım, kullanamadığım zamanlarda sebamed kullanıyorum. Memnunum, öneririm.
0
Amaranta ursula
(06.06.21)
(17)

Yemek kartınız aylık ne kadar?

anarsika
Sb
Sb
0
anarsika
(03.06.21)
750 ama multinet. ticket veya sodexo olsa daha fazla anlamı olurdu.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(03.06.21)
31TL/gün.
0
teritori
(03.06.21)
25,25 TL/gün

devletin belirlediği rakam

"Her sene asgari ücretin güncellenmesiyle birlikte pek çok tutar da yeniden düzenlenir. Bunlardan biri de yemek yardımıdır. 2021 yemek yardımı bir önceki seneye göre 2 TL zamlanarak 25 TL oldu. Böylece, yeni yemek istisnası vergi hariç 25 TL iken KDV dahil 25,25 TL'ye yükseldi."
0
xdenizx
(03.06.21)
xdenizx + 1.
Genelde evden çalıştığımız için keyfi harcıyoruz.
0
auroraaurora
(03.06.21)
istanbul, 950 TL
0
MiraTaurus
(03.06.21)
770 Multinet
0
paramolacak
(03.06.21)
sinirsiz.
0
turbo sadık
(03.06.21)
880 multinet
0
irene
(03.06.21)
Bize niye 650 multinet yaa koskaca şirket, ayıp valla. 1000 küsür çalışan var onla mı ilgili acaba?

Edit: Ben genelde dışarıdan söylemek yerine eve market alışverişi için kullanıyorum ve 2 poşet alışverişte bitiyor zaten 650
0
ananiyimioguz
(03.06.21)
18 tl/gün. xdenizx'in paylaştığı durum nerede yazıyor? İş kanununda falan mı?
0
teutonic-terror
(03.06.21)
Günlük 30 TL, Sodexo, İstanbul
0
purplee
(03.06.21)
@teutonic-terror

şirketlerin vergisiz verebileceği maksimumu yemek parası tutarını bahsetmiş. bunun altında verebilir şirketler.

üstünde bir tutar vermek istiyorlarsa ekstra vergisini de ödeme zorundalar, fark bu.
0
nuisance
(03.06.21)
21 tl idi galiba günlük. Pandemi nedeniyle çalışırken yemek yemediğimiz için normalde olması gerekenin 1/3'ünü yatırıyorlar. Yani aylık 120 falan yatıyor sodexoya. Çok saçma ama böyle...
0
curukturpkokusu
(03.06.21)
çalışılan gün başı 29 lira.

Evden çalışıyoruz. Bu ay 638 lira.
0
denizgonen
(03.06.21)
330 tl sodexo, istanbul.
0
yanginmerdiveni
(03.06.21)
Günlük 25 TL
0
hrvl
(03.06.21)
40 tl

baya itiraz etmiştik 20 tl idi bastırdık vs. güzel zamladılar.
0
NightBringer
(03.06.21)
(21)

Hangi yazlık evi alırdınız, neden? Başka nelere dikkat ederdiniz?

la lykia
Alternatif 1: 1.550.000, Emlakçıdanhttps://www.sahibinden.com/ilan/emlak-konut-satilik-dalyan-da-nezih-bir-site-de-3-plus1-villa-922879883/detayDenize girdiğimiz plaja araba 10 dakika.Site içindeİkiz villaKomşu evler ile yani yanındaki ikiz villa ile çok iç içe, verandalar birbirine bakıyor. Büyük i
Alternatif 1: 1.550.000, Emlakçıdan

www.sahibinden.com

Denize girdiğimiz plaja araba 10 dakika.
Site içinde
İkiz villa
Komşu evler ile yani yanındaki ikiz villa ile çok iç içe, verandalar birbirine bakıyor. Büyük ihtimal ile her konuştuğun duyulur, sofrana koyduğun tabaktaki lokmaya kadar görülür.
Manzarası bir taraftan sitenin yeşillik alanına ve diğer evlere bakıyor, diğer taraftan direkt diğer eve bakıyor.
Yürüyüş mesafesinde market yok ama araba ile çok yakın.
Site küçük bir site, sitenin dışı ana yol. Yürüyüş yapayım desen anayola çıkmak gerekir, çevresi biraz ıssız.
Odalar çok küçük, dolap koymaya dahi yer yok. Bir de ikiz evleri yıldız gibi yapmışlar şekil olarak, bu nedenle tüm odalar yamuk. Tam olmasa da odalar biraz beşgene benziyor.
Bahçesi çok küçük.
Keyfekeder tadilat yapılabilir.
İçinde Ağustos başına kadar kiracı var.


Alternatif 2: 1.620.000, Emlakçıdan

www.sahibinden.com

Denize girdiğimiz plaja araba ile 20 dakika.
Site içinde değil.
İkiz villa.
3 tarafı da şimdilik boş arazi, yandaki ev ile de hiç alakası yok gibi, arada bitkiler, duvar vs. var.
Önü kapanmaz ve deniz manzaralı.
Yürüyüş mesafesinde market yok ama araba ile çok yakın.
Evin olduğu muhit hep evlerin olduğu düzgün bir muhit, evden çıkıp rahatlıkla yürüyüş yapılır.
Odalar büyük ve düzgün.
Bahçesi orta büyüklükte. Özellikle arka bahçesi güzel ve yeterli büyüklükte.
Keyfekeder tadilat yapılabilir.
Ev boş, hemen oturulabilir.
0
la lykia
(28.05.21)
Nerede bu evler? Yürüyerek plaja gidemeyeceğiniz evlere bu kadar para vermeyin bence.
İlla ikisinden biri olacaksa 2 numara çok daha avantajlı gibi, ama bence bu paralar verilmez ya.
0
auroraaurora
(28.05.21)
İkisi de o paraları etmez, ilki ayrıca çok kötü.
0
alfred
(28.05.21)
cidden ikisine de bu paralar verilmez bence madem araç kullancaksınız dağ-orman-deniz herhangi birine manzarası olan köy içinde bi araziye kendiniz ahşap ev falan yaptırın.
hele yazlık olarak ikiz villa veya ortak kullanım alanı olanlardan uzak durun hele siteyse iki kere uzak durun cidden yönetimi vs her şeyi ayrı dert.

illa ki bu ikisi ise seçeneğiniz bence önce imkanınız varsa sezonluk kiralayın memnun kalırsanız öyle alın.
0
windymimas
(28.05.21)
Görsellere bakana kadar "villa" kelimesi Amerikan tarzı ev olarak geldi aklıma. Kötünün iyisi ikincisini seçerdim. Birinci ev çirkin, eşya koyacak yer yokmuş zaten almamak için bu yeterli.
Daha az bilinen ama insanın olduğu yerlere bakardım. Daha ucuza bulunur. Varsın 20 dk olsun denize, her gün girmeyeceksiniz ya?
0
ryhmer
(28.05.21)
1'i kesinlikle almam. o ne öyle dip dibe. insan tatilde kafa rahatlığı ister. odaları da küçücükmüş. bu iki seçenek arasında kesinlikle 2. üstelik birinci evin manzarası da yok.
0
anais
(28.05.21)
ek not: uzun süredir izmir'in güney tarafında yazlık arıyoruz. pandemi ve deprem nedeniyle fiyatlar çok arttı ama satılık ev de çok çok az.

(ailemin işi nedeniyle kuzey tarafı çok uzak kalıyor.)

bu evler çeşme'de.

özellikle seferihisar bölgesi fay hattı bölgesi olduğu için ve birçok hasarlı evin sıvanıp satılmaya çalışıldığını da bildiğimizden çeşme daha güvenli bir bölge gibi geliyor.

zaten güney tarafta denize girilebilecek ya çeşme bölgesi kalıyor ya da mordoğan. mordoğan tarafında da bu tipte ama denize yürüyüş mesafesindeki evlerin fiyatları bu civarda.

çeşme'de yıllardır kiracıydık aslında ama düzgün ve denize yakın evler için sezonluk kira fiyatları 60.000 TL'leri geçti.

plaja yakın olanların satış fiyatları 2.500.000 TL civarından başlıyor :(

aslında aradığımız biraz daha şöyle bir şey; haftasonu denize girelim ama daha önemlisi, annem babam yazın bahçeli serin bir yerde oturabilsinler.

çevrede market, restoran alternatifleri olsun. yakında eczane, veteriner, petshop falan olsun. yazın gidince artık alışveriş için izmir'e dönmeye gerek kalmasın vb.
0
🌸la lykia
(28.05.21)
deprem her yerde sıkıntı özellikle izmir için söylüyorum. seferihisar-karaburun-gülbahçe taraflarında yeni evleri o fiyata bulabilirsiniz bence.
bir de tek katlı villa tipi evlerde depremden yana sıkıntı olmaz çok da sıkıntı yapmayın fırsatçıların sizi kötü yönlendirmesine izin vermeyin deprem bölgelerinde en büyük sorun çok katlı yapılardır.
eğer deprem konusunda ciddi endişeleriniz varsa ahşap hafif yapıları tercih edin hatta kendiniz yaptırın daha iyi olur =)
0
windymimas
(28.05.21)
villa olduğuna emin misiniz? kümesten hallice bu evler çünkü.
0
ehti
(28.05.21)
İkisi de baya kötü. Özellikle site içinde olmayan çok kötü görünüyor. Bu evlere bu paraları versem üzülürdüm şahsen.
0
mg3929
(28.05.21)
Ay ikiside değil ya. Biraz daha bakın bakalım,
0
Hallegadola
(28.05.21)
ilk evi kesinlikle almazdim, yazlik demek mangal, okey, cocuk gürültüsü demek. ya ben rahatsiz olurum ya da insanlar benden rahatsiz olur. tek artisi yazlikta hirsizlik, kötü bir durum olursa yardim eden olur.
0
wishmaythşngs
(28.05.21)
Bence de ikisi de kötü, + olarak eski görünüyorlar bir de. Ciddi masraf çıkma riski ve tadilat gereksinimi olabilir aldıktan sonra.
0
roket adam
(28.05.21)
İzmir dışından gelecekseniz ikisi de kötü.
0
kanlakarisikyagmur
(28.05.21)
@kanlakarisikyagmur

izmir'deyiz.
0
🌸la lykia
(28.05.21)
İkiz villada oturuyorum. Yan komşuyla bi apartmandakinden bile fazla muhattap oluyorsunuz, özellikle yazın bahçede takılırken. Apartmanda en azından dışarısı yok, eve girince komşuyu görmüyorsun. Ses konusunda çok parametre var ona bir şey diyemiyorum o yüzden.

İzmir'i bilmiyorum ama ben Yalovadan 20x40 arsa aldım, üzerine ev yapıcam. 1,5 milyon bütçeye çok rahat siz de bunu yaptırabilirsiniz diye düşünüyorum. Özellikle aceleniz yoksa bana daha mantıklı geliyor.

Koyduklarınızdan ikincisi daha iyi görünüyor bu arada. Yani site içerisinde olması güvenlik + toplu işler (yol tamiri vs. gibi) açısından daha iyi. Site içerisinde olmayınca muhattap bulmak zor oluyor, ayrıca kışın evde olmayacaksınız, evde değerli bir şey de olmaz muhtemelen ama yine de sitede bi güvenlik durması iyi bir şey.
0
plutongezegendegilmi
(28.05.21)
İkisini de almam onun yerine Kalkan civarından villa alırım. Gelmediğim seneler de kiraya veririm; yıllık ortalama 150 bin tl kira getirisi var 6 aylık sezonda. Parasını yıllar içinde amorti eder.

Misal olarak; İlan No: 918980882
0
jamiro
(28.05.21)
Ikisi arasimda kaldiysam eger 2.yi secerdim.
Birinci ev
-cok dip dibe, ozel kullanim acik alani yok gibi.
-odalar kucuk, dolap bile koyulmaz.
-daha eski

İkinci ev
-daha yeni
-odalar daha genis
-manzarasi ve yurume alani var
-ozel acik alan var
0
65 derece
(28.05.21)
çeşmede yalı mahallesinde bahçelievler tarafındaki siteleri beğenmiştim ben. eğer satılık varsa bakabilirsiniz.. çok güzel küçük plajı da var sitelere ait...
0
omonia
(29.05.21)
Kuşadasında davutlar tarafında 1.5 milyona denize yürüyerek 5 dk evler bulabilirsin, daha bugün baktım.
0
sta
(29.05.21)
Çeşme olmak zorunda mı ? Çöp bunlar.
0
alicandan
(29.05.21)
pandemi meselesi bitene kadar yazlik falan almazdim. gecici olarak en dandik yerlerde fiyatlar 2 katina cikti talep artisindan oturu. hayat normale dondugunde bu sefer yavas yavas geriye goc baslayacak. o parayi o arada en kotu dolara faiza koyar daha fazla getiri ile daha ucuza alirdim. fiyatlar tl bazinda cok asiri dusmeyebilir (enflasyondan dolayi) ama parayi o arada daha iyi degerlendirip daha iyi bir yerden daha iyi bir seyler alinir yani.
0
robokot
(29.05.21)
(5)

amazon.com.tr yurtdışından tedarik edilen ürün

kablelvuku
amazon üzerinden yurtdışından gönderilecek bir ürün aldım. açıklamada şöyle yazıyor https://resmim.net/gp7onw/ bu durumda sipariş teslim ederken herhangi bir ek ücret ödemem gerekiyor mu benim ? canlı yardım satıcı talep edebilir amazon göndermiyor çünkü dedi. deneyimleyen var mı durumu?
amazon üzerinden yurtdışından gönderilecek bir ürün aldım.

açıklamada şöyle yazıyor resmim.net

bu durumda sipariş teslim ederken herhangi bir ek ücret ödemem gerekiyor mu benim ? canlı yardım satıcı talep edebilir amazon göndermiyor çünkü dedi. deneyimleyen var mı durumu?
0
kablelvuku
(10.05.21)
Benim deneyimim yok. Ama anladığım şu: Satıcı ürünün fiyatına vergisini de dahil ederek satıyor ve gümrükten geçirmek için vergisini veriyor. Dolayısıyla siz sadece ürünü alırken ödediğiniz tutar kadar masraf yapıp, ek ücret ile karşılaşmıyorsunuz.

Tabi deneyimleyenlerden net bilgi almak daha mantıklı.
0
otonom
(10.05.21)
Amazon.de den bir gözlük aldım 80 TL ye 4 günde geldi. Herhangi bir ek ücret ödemedim. Trendyoldan da bir şapka aldım 9 gündür gelecek bu arada :)
0
primetime
(10.05.21)
gümrük ücretini ürünü alırken peşin ödüyorsunuz zaten.
gümrükten geçirmeyide amazon yapıyor.
ürün kapınıza geliyor sadece, siz hiçbirşeyle uğraşmıyorsunuz
0
aslindasorunumpsikolojik
(10.05.21)
Birkaç ay sonra kredi kartıma iade aldım ben. Gümrük vergisi düşmüş. :)
0
auroraaurora
(10.05.21)
ödemezsiniz.
0
co2s2
(10.05.21)
(9)

Hayatınızda hiç ünlü birinin cenazesine katıldınız mı?

ms brownstone
Bugün Zeki Alasya paylaşımlarında cenaze görüntülerine bakınca Tarık Akan, Erdal Tosun falan başka bir sürü ünlünün daha cenaze görüntüleri çıktı karşıma. Hepsi çok kalabalıktı hatta bazılarında ciddi izdiham vardı. Şimdiye kadar hiç böyle ünlü birinin cenazesine katılmak aklıma gelmemişti hatta gen
Bugün Zeki Alasya paylaşımlarında cenaze görüntülerine bakınca Tarık Akan, Erdal Tosun falan başka bir sürü ünlünün daha cenaze görüntüleri çıktı karşıma. Hepsi çok kalabalıktı hatta bazılarında ciddi izdiham vardı.

Şimdiye kadar hiç böyle ünlü birinin cenazesine katılmak aklıma gelmemişti hatta genel olarak hayatımda hiç cenazeye katılmadım ve cenazelerde bu kadar insan görünce merak ettim. Ünlü birinin cenazesine katıldınız mı hiç? Katıldıysanız kimin cenazesiydi? Nasıl bir ortam vardı?

Bu arada henüz katılmadıysanız da “x ölünce cenazesine giderim/gitmek isterim” dediğiniz biri var mı? Mesela bugün görüntüleri görünce düşündüm de ben imkanım olsa Keith Richards’ın cenazesine gitmek isterdim.
0
ms brownstone
(08.05.21)
Kenan evren'in cenazesinde bulunmuştum. Katıldım diyemiyorum zira tören mangasındaydım, zorunluydu yani. Cenaze arkasında selfie çeken kalabalığı hatırlıyorum. Ne biçim insanlar bunlar demiştim o an ama arkasından yapılacak en doğal şeyin selfie çekmek olacağı bir cenazeydi zaten.

Allah sıralı ölüm versin, haşmetlimiz rahmete kavuşursa eğer iki elim kanda olsa hakkını teslim etmeye giderim o cenazeye.
0
IncredibleMau
(08.05.21)
yaşar kemal'in cenazesine katıldım. yalnız okulum da teşvikiye'de olduğundan, "oradan okula geçerim" düşüncesiyle kalkıp çıktım evden. güzel de oldu, sevdiğim birçok edebiyatçıyı canlı gördüm orada.

ayrıca dikkat et keith richard senin cenazene gelmesin.
i.pinimg.com
0
filteria
(08.05.21)
Katılmadım hiç. Cenazesine gitmek istediğim kimse de yok. Ne bileyim bana çok anlamsız geliyor böyle bir istek de.

Hani ünlü birinin konserine, gösterisine filan gitmek istemek normal. Sonuçta bir şekil bir zevk, eğlence olayı falan var ancak cenazeye gidince ne olacak ki. Hani sevdiğim için desem "şu kişinin cenazesine gitmek isterim" pek sevgi cümlesine benzemiyor :D Minnet olayı falan olsa niye bir minnetim olsun, saygı desem cenazesine gidince neyin saygısını göstermiş olacağım. Yaşarken saygı göstermek önemli falan filan.
0
j r r tolkien hayrani
(08.05.21)
(bkz: hrant dink)
0
avianthem
(08.05.21)
zeki müren'in cenazesine katılmıştım annemle. çocuktum.
annemin ağladığını hatırlıyorum.

seyfi dursunoğlu'nun cenazesine katılmış olmak isterdim.
nur içinde yatsın.
0
brakgn
(08.05.21)
ahmet piriştina'nın cenazesine katılmıştık babam ile.
öyle bir kalabalık görmemiştim, izmir'in yarısı oradaydı neredeyse.
0
la lykia
(08.05.21)
Hrant Dink +1
0
auroraaurora
(08.05.21)
Bu soruya tek cevabım Süleyman Seba .
Beşiktaş ilçesinde çalışıyorum ve Beşiktaşli olduğum için katılmıştım.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(08.05.21)
Uğur mumcu :(
8 ysşındaydım, dayımlara gitmiştik tatile. Enteresan bir şekilde, örümcek kafalı dayım onun cenazesine gitmek istedi üstelik bizi de götürdü.
Hatırlıyorum biraz biraz, zaten aklım erdikçe anladım kim olduğunu ve o gün bilinçsiz de olsam orada bulınduğumu bilmek iyi geliyor.
0
somethinginthewayshemoves
(09.05.21)
(9)

Okumadan ölme dediğiniz kitaplar var mı?

abuzer
Psikolojik roman ya da ufuk açıcı, bir şeyler katan, öğreten kitaplar okumayi seviyorum.Toplu kitap alisverisi yapican. Kesin oku dediğiniz kitaplar var mıdır?Yukarıda türleri belirttim ama belki yanlış ifade etmisimdir birkaç örnek vereyim kitap zevkime dair;TutunamayanlarYabanciAçlıkDönüşümBağlanm
Psikolojik roman ya da ufuk açıcı, bir şeyler katan, öğreten kitaplar okumayi seviyorum.

Toplu kitap alisverisi yapican. Kesin oku dediğiniz kitaplar var mıdır?

Yukarıda türleri belirttim ama belki yanlış ifade etmisimdir birkaç örnek vereyim kitap zevkime dair;

Tutunamayanlar
Yabanci
Açlık
Dönüşüm
Bağlanma (bağlanma kuramiyla ilgili epey bilgi sahibi oldum))
Cesur Yeni Dünya
Bir dinozorun anıları
Persepolis

Özel bir alanda (genelde evrim, psikoloji ya da yakın tarih tercihim) bilgi veren kitaplar da ilgimi çekiyor yukarıda belirttiğim gibi
0
abuzer
(20.04.21)
Gog - Giovanni Papini
0
ezeriko
(20.04.21)
puslu kıtalar atlası
0
istanbul kanatlarimin altinda
(20.04.21)
celal şengör - dahi diktatör
0
halanne
(20.04.21)
Uygarlık Tarihi - Server Tanilli
Lise son sınıftayken okumuştum. Ufkum açılmıştı. Üni. sınavında yüksek puan almama sebep olmuştu.
0
ankara06
(20.04.21)
Tutunamayanlar listende, saatleri ayarlama enstitüsü de katılmalı. ilber ortaylı'nın da hayata dair yazdıkları olan "bir ömür nasıl yaşanır"
0
evimin paspasi
(20.04.21)
Bu tarza uygun,

Körlük - Jose Saramago

atlamayın okuyun
0
elestirman
(20.04.21)
Marcel Proust ve Gabriel Garcia Marquez külliyatı.
Körlük +1
Tüfek, Çelik, Mikrop
0
auroraaurora
(20.04.21)
Körlük var.

Gabriel in hiçbir kitabını sevemedim

Herkese teşekkürler

Diğer cevapları da bekliyorum
0
🌸abuzer
(20.04.21)
Sartre'ın "Varoluşçuluk" isimli konferans metni. Okuduklarım arasında, bu dünyaya insan olarak gelmenin ne anlam ifade ettiğini en yalın biçimde özetleyen kitaptı. Bu yüzden, benim için "temel eserler" listesinin ilk sırasında yer bulur her zaman. Okumazsan eksik kalırsın diyemeyeceğim ama okusan iyi edersin bence :)
0
huçi kuçi
(20.04.21)
(8)

Abolisyonizm için Türkçe karşılık arıyoruz

slymene
Selamlar, Bir akademik çalışma için hayvan kullanımını tamamen terk etmeye yönelik görüşleri kapsayan "abolutionism" akımına Türkçe bir karşılık aramaktayım.Kaynaklarda abolisyonizm şeklinde Türkçeleştirilmiş ama ben bunu istemiyorum.Türkçe öneriniz olursa çok sevinirim.Ben başlayayım:Abolisyonizm:
Selamlar,
Bir akademik çalışma için hayvan kullanımını tamamen terk etmeye yönelik görüşleri kapsayan "abolutionism" akımına Türkçe bir karşılık aramaktayım.

Kaynaklarda abolisyonizm şeklinde Türkçeleştirilmiş ama ben bunu istemiyorum.
Türkçe öneriniz olursa çok sevinirim.

Ben başlayayım:
Abolisyonizm: Terk etmecilik
0
slymene
(02.02.21)
Fesihçilik?
0
auroraaurora
(02.02.21)
Bu terimi en az bir 6 senedir zaten internette, vegan ortamlarda Türkçesi Aboslisyonizm, aboslisyonistler olarak aktif şekilde duyuyorum.


Böyle bıraksanız? Çünkü kullanımı böyle yerleşti.
0
buf-e kür
(02.02.21)
cevaplar için teşekkür ederim, şimdiye kadar verilen cevaplarla ilgili görüşlerimi aktarmak isterim:
fesihçilik: çok hukuki bir kavram gibi geliyor ilk duyuşta. fakat ilginç ve güzel bir öneri
hayvansal doğruculuk: kavramın içeriğiyle ilgisiz geldi bana. ne kastettiğinizi biraz daha açar mısınız?
buf-e kür: haklısınız, fakat kavrama Türkçe bir karşılık önermeyi akademik anlamda önemli buluyorum. Danışman hocamla bir uzlaşı sağlayamazsak abolisyonizm şeklinde kullanacağız zaten.
0
🌸slymene
(02.02.21)
köle karşıtlığı belki
0
ShadowOfMoon
(02.02.21)
Hayvan köleliğinin kaldırılması (Buradaki dip not ile diğer vegan yaklaşımlardan farklığı ile açıklanınca metnin devamında anlaşılır hale gelebilir) abolisyonistveganhareket.org
0
kaset
(02.02.21)
Bu sekilde literature girmis bir kelimeye, bu sekilde anlami anlasilan bir kelimeye yeni Türkce bir karsilik arayarak acaba dogru bir yola mi giriyorsunuz? Biraz uzerinde tartisilacak bir konu aslinda. Bana bir noktada zorlama geliyor.

Bence, bircok ceviri felsefe kitabinda yapildigi gibi, bu arayisin sonucunda okuyucu magdur. Türkce kelime karsiliklari bulunmus ama terim anlasilmiyor. Zaten kullanimda olanini, Almancasini, Ingilizcesini, Fransizcasini kullansaydi cevirmenler, okuyucu Türkce ceviri metnini anlamakta bu kadar zorlanmayacakti.
0
buf-e kür
(02.02.21)
Buf-e kür +1
Metinde abolisyon kelimesini bir kez geçirip oraya not düşerek "bundan sonra şu şekilde kullanılacak" diye düşündüğünüz kelimeyi yazabilirsiniz bence.

Abolisyona alternatif terkçilik aklıma geldi.
0
oyokbuyoknevar
(02.02.21)
cevaplar için teşekkür ederim.
0
🌸slymene
(04.02.21)
(8)

enpara.com iyi ki bizimlesin (değilsin?)

gman
https://www.qnbfinansbank.enpara.com/kampanyalar/mevduatlariniza-iyi-ki-bizimlesiniz-faizienpara kullanıp bu kampanyayı ilk seneden sonra kullanabilen oldu mu?ikinci senem şu an ve şubat ayında müşteri olmuştum. yani kampanya koşullarına göre 1 şubat'ta başlayıp şubat ve mart ayı içinde açtığım ya d
www.qnbfinansbank.enpara.com

enpara kullanıp bu kampanyayı ilk seneden sonra kullanabilen oldu mu?

ikinci senem şu an ve şubat ayında müşteri olmuştum. yani kampanya koşullarına göre 1 şubat'ta başlayıp şubat ve mart ayı içinde açtığım ya da bu süre içinde vadesi yenilenen mevduat hesaplarına ekstra uygulaması gereken bir faiz var. ama uygulanmıyor. bir şeyi yanlış mı yorumluyorum diye kampanya koşullarını tekrar okudum, ama yok gayet açık. çözüm merkezi ile yazışmalar bir işe yaramadı. konuya çok hakim değil gibiler.
0
gman
(02.02.21)
7 yıl 1 aylık müşteriyim. birikim hesabıma uygulanan faiz %14 ama ayın enparalısıyım diyeymiş. ayın enparalısı olmadım ama henüz. aklımda deli sorular...

eskiden böyle üç beş kuruş değil de, yediğin yemeğin yarısı bizden kampanyaları vardı, 300'e 150 falan ödetmiştim (miktarı salladım).
0
allineed
(02.02.21)
Bende de durum aynı. Allineed’in söylediği gibi ayın Enparalısı olsam da olmasam da faiz oranı aynı ayrıca.
0
auroraaurora
(02.02.21)
Kesinlikle katıldığım durum
0
esinikaybetmiscorap.
(02.02.21)
Evet bana her sene yıldönümümüzde bahsettiğiniz şekilde ekstra faiz uyguluyorlar. 6 yıllık müşteriyim sanırım. Acaba günle ilgili olabilir mi? Mesela 23 Şubat’ta sisteme girdiyseniz onu mu bekliyorlardır? Bilemedim. Ama ilk yıldan sonra da o faizi almaya devam ettim.
0
pandispanya
(02.02.21)
@pandispanya, evet ben de öyle mi diye düşündüm ama şu 2 cümle çok net:

Örneğin; 15 Ekim 2013 tarihinde Enpara.com müşterisi olduğunuzu varsayalım, kampanya sizin için her yıl Ekim ve Kasım ayları boyunca geçerli olur. Yani her yıl 1 Ekim – 30 Kasım tarihleri arasında...

kayıt açtılar bakalım ne şekilde dönecekler.
0
🌸gman
(02.02.21)
www.qnbfinansbank.enpara.com

bu oranlar + 0.50 görmüyor musunuz yani son durumda? fırsatlarım'daki kampanyada müşteri olma tarihiniz de var. hepsi tutuyorsa ve hala verilmediyse, garip.
0
piremses
(02.02.21)
@piremses aynen öyle.
0
🌸gman
(02.02.21)
copy paste yapıyorum hesabımdan

bendeki durum
Mevcut vade 34 gün
Brüt faiz oranı %17,70
0
jamswety
(02.02.21)
(18)

Gezmek için bir şehre gidince otel yerine yanında kalacak birini aramak

ms brownstone
Ben bu olayı asla anlamıyorum ve açıkçası biraz sinir de oluyorum. Yani bir şehre gezmek için gideceksem ve o şehirdeki biriyle özellikle plan yapmamışsak, beni evine davet etmemişse asla kimseye “ben x şehre geldim ama kalacak yerim yok, sende kalsam olur mu” gibi bir şey söyleyemem. Gezip para har
Ben bu olayı asla anlamıyorum ve açıkçası biraz sinir de oluyorum. Yani bir şehre gezmek için gideceksem ve o şehirdeki biriyle özellikle plan yapmamışsak, beni evine davet etmemişse asla kimseye “ben x şehre geldim ama kalacak yerim yok, sende kalsam olur mu” gibi bir şey söyleyemem. Gezip para harcamayı göze almışsam zaten gider kendime uygun bir otel bulup parası neyse veririm. Param yoksa da hiç gitmem. Asla bedava kalacak yer dilenemem kimseden.

Ayda yılda bir görüştüğüm bir arkadaşım yanındaki hiç tanımadığım arkadaşıyla günler öncesinden yaşadığım şehre gelmiş. Beni hiç arayıp sormadı bu süre boyunca. Kaldıkları kişinin yanından çıkmaları gerekince bize gelmek için yazdı bana. Ben de bahane bulup kabul etmedim. Zaten pandemide her yere girip çıktıklarını bildiğim insanlar ve arkadaşını hiç tanımıyorum bile. Ki evim de küçük, kardeşim sabah 9’da salonda işe başlıyor. Yani hem yaptığına sinir oldum hem de bu dönemde zaten pek mantıklı değildi ama yine de bi “ayıp mı oldu” düşüncesi geldi bana.

Sizler neler düşünüyorsunuz bu konuda? Yani bir yeri gezmeye gidecekken otel ayarlamak yerine sırf bedavaya getirmek için orda yaşayan tanıdıklarınızdan evlerinde kalmayı talep eder misiniz? Ya da birisi size bu şekilde gelse ne düşünürsünüz? Couchsurfing gibi daha çok yurt dışında olan şeyleri ayrı tutuyorum tabii ki. Orda iki tarafın da karşılıklı talebi söz konusu. Benim bahsettiğim bir anda çat diye bir aramayla akşam evde bir ya da daha fazla kişi için kalacak yerinizin olup olmadığının sorulması.
0
ms brownstone
(01.02.21)
Ben de asla yapamam. 4-5 sene önceki en yakın arkadaşım çağırmıştı 2 gün gezdik falan, davet edilmeme rağmen geceleri otele döndüm yine.

Şu anki en yakın arkadaşım olsa, haftasonu geliyorum sana uygunsa koltuğun benimdir derim yani ama çooooooook yakın olmamız lazım.
0
aguen
(01.02.21)
Haklısınız bence. Şehre gelmeden önce haber verse ve birlikte vakit geçirseniz neyse de böylesi yüzsüzlük. İyi yapmışsınız.
0
auroraaurora
(01.02.21)
arkadaşımla yakınlığıma bağlı. sevdiğim biriyse zaten otelde kalmasını ben istemem, bende kalsın isterim. ama samimiyetmize güvenerek "ben oraya geliyorum, sende kalabilir miyim" de dese "aa ben davet etmeden yanladı" falan diye düşünmem, gel buyur derim. ama fazla yakınım değilse, tüm koşullar iyi bile olsa (pandemi olmasa, evde kardeşim homeofis olmasa, evim yayla gibi olsa vs.) gene de kabul etmeyebilirim, niye rahatımı bozayım. fazla yakın olmadığın biri evinde kalsa rahatın bozulur çünkü.

ben ki kaç kere tanımadığım insanlarla ev arkadaşlığı yapmış & yapmakta olan biriyim ama o başka bu başka. hele ki şu pandemi döneminde bence kabul etsen garip olurdu.

ay hele ki bir de tanımadığın biriyle gelecek. vallahi millet yüzsüz, YÜZ-SÜZ.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(01.02.21)
iyi ki kabul etmemişsiniz. yoksa sinir olacaktınız durduk yerde.
otele para vermeyi boşa para akıtmak gibi düşünüyor insanlar. sadece uyuduğu için para vermek saçma geliyor. çok samimi bir arkadaşımsa belki kalırım, ama ben de otelciyim. samimi olmadığım biri otel olmadığı için evime gelmeye çalışsa huzursuzlanırım. eve birini almak çok özel bir durum.

sadece bir kere, hiç tanımadığım bir şehirde, gece yarısı kalmıştım. yani olaylar öyle gelişti ve ne yapacağımı bilemedim. çok samimi olmadığım bir arkadaşı arayıp, burada nasıl otel bulacağımı sormuştum. hemen beni aldı, kendi evi müsait olmadığı için ablasının evine götürdü. çok mahcup olmuştum ama çok iyi gelmişti. istisnai durumlar hep var. ama seninkiler baya şehri bilen, başlarına aksilik gelmemiş insanlar. ayıp olan biri varsa sensin. takma.
0
lovemyself
(01.02.21)
Ogrenciyken ve cok kisitli bir butceyle yasarken, tabii ki yaptim. Zoraki, son dakikalik bir istek olarak degil; oncesinde o insanla iletisime gecerek ve kucuk bir hediye goturerek mesela.

Tanidiklarim, benim isimin gucumun oldugu, en yogun oldugum vakitlerde dahi gelip kalsinlar, aksam bir yemek masasinda bulusuruz, ne olacak? Hic sorun yapmam, on gun eve cokulmedigi surece, tanimadigim insanlarla da gelip kalabilirler.

Ama pandemi doneminde sizin yaptiginizi yapardim.
0
buf-e kür
(01.02.21)
Kesinlikle katılıyorum. Nefret ediyorum misafirlikten. Misafir olmaktan da, ağırlamaktan da. Hele davetsiz misafirden ekstra nefret ederim.
0
roket adam
(01.02.21)
hayatımda ilk kez böyle bişey duyuyorum. bence arkadaşlarınızı ve arkadaşlıklarınızı gözden geçirin önce.
bırak konaklamayı normal ziyarete bile davetsiz/emrivakiyle gelme yüzsüzlüğü göstermez benim arkadaşlarım.

couchsurfing'de karşı biri değilim ama oradan izin, haber verme falan var :D

tam bir kıroluk diye düşünüyorum ne düşüneceğim. iletişimimi keserim böyle dandun insanlarla.
0
rewlack
(01.02.21)
Gezmeyi göze almışsa konaklamayı da düşünmeli ve önceden ayarlamalı. Ben de nefret ederim. Haklısınız.
0
ruhen hastayim ben
(01.02.21)
Yatılı misafir sevmiyorum. Misafirliğin en güzeli 1-2 saat oturup gitmektir.
0
kickboxer
(01.02.21)
arkadaşın kalacak yer bulmak için zahmetlere girmişse, bütçesine takla attırmışsa üzül. aksi halde üzülme
0
esref
(01.02.21)
haklisiniz. hicbir sekilde uzulmeyin.

ben de eski bir arkadasimi boyle evimde agirlamistim, uzun zamandir gorusmuyor ve konusmuyorduk hasret gideririz diye kabul ettim. kiz beni birakti gitti baska arkadaslariyla bulustu gezdi sonra evime geldi. ben sok oldum. sigara icemezsin dememe ragmen bir de odamda sigara icmis. asiri sinir oldum. ayni sekilde bir daha gelmek istedi ve kabul etmedim. bu yaptiklarini da yuzune vurdum. daha da konusmuyoruz. zaten konusmuyorduk, gerek yok.

hele simdi corona varken, annem ve kardesimi bile eve kabul etmiyorum. sifir risk ile tek basima yasiyorum, evden cikmiyorum. hic gerek yok.
0
batlegolas
(01.02.21)
ben de asla boyle bir teklifte bulunmam kimseye. rahat edemem.
0
batlegolas
(01.02.21)
Bu tamamen samimiyetle ilgili. Bir aile dostumuz var. Bir sabah zil sesiyle uyanırız ki cümbür cemaat kapımızdalar (70'li yıllarda bizim evde telefonumuz bile yokken kalkar Ankara'dan gelirlerdi, hey gidi çocukluğum)... Can dostumuz. Başka da bu rahatlıkta biri olmadı, sanırım olamaz da artık.
Yazdığınız senaryo, hele pandemi döneminde, az uzak dursun. Bu ne samimiyet?
0
SiyamkedisiZorro
(01.02.21)
buna benzer araba isteme mevzusu var birde,

çok acil olur eyvallah ama keyfi sebeple neden birinin aracını istiyorsun? git kirala.

ev için çok samimi isek ve elemanın mutlu olacağını düşünüyorsam sorarım. yoksa sormam.
0
duyurukullanıcısı
(01.02.21)
işi düşünce aramış hiç kendini kasma
0
basond
(01.02.21)
Ayıp yatakta olur. Kimse size istemediğiniz bir şeyi yaptırmak zorunda değil o ya da bu nedenden istememişsiniz ve kabul etmemişsiniz. Hepimiz özgür bireyleriz, kimseye bir söz vermemişsiniz, size güvenerek gelinmemiş o şehire ayrıca kimseyi de yarı yolda bırakmamışsınız. Hiç ayıp olmamış, gayette kendi kararınızı vermişsiniz. Üstüne daha fazla düşünmeye gerek bile yok.
0
wacot
(02.02.21)
yanlış bir şey değil yaptığınız. şahsen misafiri de misafirliği de sevmem. en geç üç gün öncesinden belirtilmesi ve de uygunluğuma göre olur derim olmaz da derim. pandemiden evvel bir arkadaşımın düğününe gittim 3 günlüğüne. gitmeden evvel oteli falan ayarlamış parasını da ödemiştim. illa bizimle kalacaksın diyen arkadaşlarıma otelin parasını verdim orda kalmazsam bana koyar diyerek reddetmiştim :)
0
phonex
(02.02.21)
“Gezip para harcamayı göze almışsam zaten gider kendime uygun bir otel bulup parası neyse veririm. Param yoksa da hiç gitmem. Asla bedava kalacak yer dilenemem kimseden. “

Kelimesi kelimesini katılıyorum
0
cilekli pasta
(25.10.21)
(8)

Psikiyatri Muayenesi böyle mi oluyor?

auroraaurora
45 dakika görüştük. O sordu, ben anlattım. Sonunda ilaç yazdı, ama teşhis koymadı. Zaten uzun yıllardır doktor kontrolünde olmadan ilaç kullanıyordum. Bir müddet vermediğine göre ömür boyu ilaç kullanmam gerektiği sonucunu mu çıkarmam lazım bundan? Bir de kitap önerdi, okuduktan sonra tekrar görüşel
45 dakika görüştük. O sordu, ben anlattım. Sonunda ilaç yazdı, ama teşhis koymadı. Zaten uzun yıllardır doktor kontrolünde olmadan ilaç kullanıyordum. Bir müddet vermediğine göre ömür boyu ilaç kullanmam gerektiği sonucunu mu çıkarmam lazım bundan? Bir de kitap önerdi, okuduktan sonra tekrar görüşelim dedi? O zaman psikoterapi mi başlayacak? İlk tecrübem olduğu için bu soruları soramadım/sormadım o an. Teşekkürler.
0
auroraaurora
(29.01.21)
Evet böyle oluyor.
0
acebi
(29.01.21)
Neyim varmış benim, öğrenemeyecek miyim yani? :)) Sormam mı lazımdı illa?
0
🌸auroraaurora
(29.01.21)
Teşhis koymaktan ziyade semptomları teskin etmeye çalışıyorlar psikiyatride teşhis koymak basit değil uzun süreli gözlem gerektirir zira bir çok psikiyatrik bozukluk birbirine benzeyebiliyor ve aldatıcı olabiliyor şizofreni teşhisi koyulan biri majör depresyon çıkabiliyor veya bipolar varsayılan biri aslında kişilik bozukluğuna sahip olabiliyor. Bu yüzden psikiyatrlar teşhisten ziyade semptomları yatıştırmaya çalışıyorlar bir psikiyatrdan aldığınız teşhis başka bir psikiyatrda farklı olabilir. Psikiyatrınıza sorabilirsiniz.
0
acebi
(29.01.21)
Kitap neydi ?
0
fıytfıyt
(29.01.21)
sadece bir kere 45 dakika konuşarak ilaç vermesi garip geldi.
0
ShadowOfMoon
(29.01.21)
Yok üçüncü beşinci gidişte de böyle oluyor, konuşmuyor adamlar, bir cümle kur lan!, ayrıntılı döküm istemiyorum, sebebini bana etkilerini ufacık da olsa anlat. Benim ne bilime ne de uygulayanına güvenim kalmadı, mümkünse derdinizi kendi içinizde çözün.
0
arph
(29.01.21)
Hayatı Yeniden Keşfedin adında bir kitap.
0
🌸auroraaurora
(29.01.21)
Her zaman bir tanı olmayabilir ya da sizin bunu öğrenmeniz bir isiniE yaramayabilir. Çoğu tanı sadece etikette ibaret ve bir danışan o tanıyı aldığında ömür boyu kendini öyle tanımlayabilir. Yani peşinde koşmak yerine içe bakarak, kendini anlamaya çalışarak terapide faydalanmaya çalışabilirsiniz.
Verdiği kitap sema terapi için danisanlara tavsiye edilen bir kitap o nedenle evet sizinle terapiye devam etme isteği duyduğunu düşündüm. Umarım iyi gelir.
0
red g
(29.01.21)
(10)

Dolar Borcum Var

auroraaurora
Merhaba, bir tanıdığa borcum var. Belli bir tarih yok ödemek için. Elime biraz para geçti. Bu parayı borcun tamamını ödeyebilecek duruma gelene kadar Enpara’da mı tutsam, yoksa Dolar yapıp kenara mı atsam?
Merhaba, bir tanıdığa borcum var. Belli bir tarih yok ödemek için. Elime biraz para geçti. Bu parayı borcun tamamını ödeyebilecek duruma gelene kadar Enpara’da mı tutsam, yoksa Dolar yapıp kenara mı atsam?
0
auroraaurora
(20.01.21)
enparada dolar olarak tut :)
0
lcha
(20.01.21)
bu ara faize koysan daha iyi bence. burganda %18 faiz var.
0
jelly bear
(20.01.21)
1 aya kalmaz s400 krizi patlayacak diye tahmin ediliyor.. burganda tl de olabilir.. bence herkes tl olsun olmasın hesabı olmalı.. 150k kadar devlet güvenceli her banka korkmayın
0
hunharca ben
(20.01.21)
Yahu madem para geçti eline ver adamın parasını. İşin görülsün diye sana para vermiş adam, hele de böyle bir zamanda...
0
primetime
(20.01.21)
Dolar yap, verebildiğin kadarını ver.
0
etna
(20.01.21)
yazı tura at, yazı gelirse dolara çevir ver, tura gelirse dolara çevir faizde tut. dik gelirse TL olarak faizde tut.
0
morcivert
(20.01.21)
Bence adamın parasını zamanından önce ver.bu Sana arada kaxanacagin üç kuruş farktan daha fazla getirir. Daha sonra yeniden al ver yapma kredini artırır
0
advest
(20.01.21)
Bir kısmıyla Dolar yaptım, ödeyeceğim.
Karşı tarafın ihtiyacı yok, ama kafam daha rahat olacak.
0
🌸auroraaurora
(20.01.21)
vay arkadaşlar düşünceye bak, birisinden borç almış şimdi geri ödeyeceği yerde o borçtan kar yapma derdine düşmüş.
0
nuisance
(20.01.21)
Kar yapmak değil derdim yahu. Kısa vadede tekrar ihtiyacım olabilir. Karşı taraf da bunu biliyor zaten.
0
🌸auroraaurora
(20.01.21)
(12)

Kaloriferi yakıyor musunuz?

notinhere
Selam, Uygulamada 15 derece gösteriyor ama öyle hissettirmiyor. Ben akşamları kombiyi açıyorum. Siz?
Selam,

Uygulamada 15 derece gösteriyor ama öyle hissettirmiyor. Ben akşamları kombiyi açıyorum. Siz?
0
notinhere
(07.01.21)
Bizde en düşük sıcaklıkta 7/24 açık.
0
ms brownstone
(07.01.21)
Az once ayni seyi dusundum 15 diyor ama hissedilen 8-9 gibi. Acmadim, ctesi acarim muhtemelen
0
mor oje
(07.01.21)
Hep açık ama düşük sıcaklıkta. 45 derecede.
0
dissendium
(07.01.21)
Bizim de açık.
0
fraise
(07.01.21)
Akşamları açıyorum.
0
pink cadillac
(07.01.21)
istanbulda iyiyiz, açmıyoruz.
0
candide
(07.01.21)
Yaşadığım ilde -3-4’leri görüyor hava. Gündüz 35 gece 38 derecede yakıyoruz. Muazzam ötesi yalıtım şirketine de burdan teşekkür ederim
0
avatar is back
(07.01.21)
evet.

evin yalıtımı kötü. gece soğuk oluyor.
(izmir)
0
la lykia
(07.01.21)
İzmirdeyiz, 4 gündür yakmiyoruz.
0
superfluid
(07.01.21)
İstanbul 2 aydır açık
0
ats
(07.01.21)
istanbuldayız, bu kış 2 kere falan açtık. Hiç açmamıza rağmen evin içi genellikle 23 derece falan oluyor minimum.

Hatta eve termometre aldım ulan soğuk oluyor da biz mi hissetmiyoruz diye, ev sıcaklığı için bi termometre tavsiye ederim. Psikolojik üşüme ısınma hissini elemiş oluyorsun :)
0
roket adam
(07.01.21)
Son 1 haftadır sadece gece 2-3 saat çalıştırıyorum. Gündüz cam açıyorum hatta.
0
auroraaurora
(08.01.21)
(20)

Evde bardak kullanımı

kaptan maydanoz
Evde içecek içerken hangisini uygularsınız? 1- bir bardak içecek içince onu makineye koyarım, tekrar iceceksem yeni bardak alırım. 2- ikinci bardağı hemen iceceksem aynı bardak, arada zaman gececekse (örnek: 10 dakikadan fazla ara varsa) ikinci bardağı temiz alırım. 4- gün boyu aynı bardağı kullanır
Evde içecek içerken hangisini uygularsınız?

1- bir bardak içecek içince onu makineye koyarım, tekrar iceceksem yeni bardak alırım.
2- ikinci bardağı hemen iceceksem aynı bardak, arada zaman gececekse (örnek: 10 dakikadan fazla ara varsa) ikinci bardağı temiz alırım.
4- gün boyu aynı bardağı kullanırım.

Edit: 3.secenegi size bıraktım farklı fikirler için.
0
kaptan maydanoz
(07.01.21)
4
0
yarey
(07.01.21)
4
0
freebird5406_2
(07.01.21)
Tezgahın üzeri bardaklarla doluyor aynısını kullanmayı unutuyorum
0
scholes
(07.01.21)
2
0
stewie
(07.01.21)
Su içerken: 4
Kola içerken: 2
0
himmet dayi
(07.01.21)
2
0
ala09
(07.01.21)
su icin 4, cay icin 2 ama 1 saatten fazla ara varsa.

3 nereye gitti?
0
lemmiwinks
(07.01.21)
2

(3. şık nerde? :D )
0
lcha
(07.01.21)
4.
0
logisticsmanager
(07.01.21)
2
0
baldur2
(07.01.21)
4
Bıraktığım yerden milim hareket edince ölümcül hastalık taşıyan biri tarafından kullanıldığını düşünerek tezgahı yeni bardaklarla doldurduğum için, ilk kullandığımı buzdolabının üstüne koyarak bu şüphelerden kurtuluyorum.
0
IncredibleMau
(07.01.21)
4
0
mattiadestro
(07.01.21)
3. bu sorunu çözmek için cam matara aldım
0
asbe
(07.01.21)
2.
0
irene
(07.01.21)
2
0
blatta hiberna
(07.01.21)
4.

Calkalayip ayni bardagi kullanirim genelde. Zaten sicak iceceklerde bardagi isitmayi severim, icine kaynar su koyup calkalayinca da benim kriterlerime gore yeterince temiz oluyor.

Kokulu seyler haric, ayni bardagi ayni amac (icecek) icin defalarca kullanirim sikinti yok.
0
icim urperiyor
(07.01.21)
3- şekerli içecekten sonra tuzlu içecek içeceksem farklı bardak alırım, aynı türden ise suyla çalkalar aynı bardağı kullanırım. şekerli ya da tuzlu içecek içtiğim bardağa su doldurup içemem, su içeceksem temiz bardak.
0
nonik
(07.01.21)
Su için 4, diğerleri için 2.
0
auroraaurora
(07.01.21)
Su: 4
Digerleri icin: 3 (1-2 saat icinde ayni seyi iceceksem ayni bardak)

Cevreye daha az zarar vermeye calisiyorum, artik elimden ne gelirse. O yuzden cok bulasik cikarmamaya calisiyorum
0
mor oje
(07.01.21)
3- Her içecek için ayrı bardak kullanırım. İçtiğim ne ise onu peş peşe içeceksem aynısından devam ederim. Araya zaman girecekse yeni bardağa geçerim.
0
mutekebbir
(07.01.21)
(20)

insanların fiziksel özelliklerini yüzlerine karşı eleştiriyor musunuz?

nonik
pandemi sürecinde biraz kilo aldım, evde sıkıntıdan kendime bakım kürleri falan da yapmadım - üşengeçliğimden. şirkete arada bir gidiyorum. her gittiğimde birileri "sen kilo mu aldın, aaa beyazların çıkmış, saçların fazla uzamış" diye konuşup duruyor. sivilcem çıksa "aa suratın sivilce dolmuş niye s
pandemi sürecinde biraz kilo aldım, evde sıkıntıdan kendime bakım kürleri falan da yapmadım - üşengeçliğimden. şirkete arada bir gidiyorum. her gittiğimde birileri "sen kilo mu aldın, aaa beyazların çıkmış, saçların fazla uzamış" diye konuşup duruyor. sivilcem çıksa "aa suratın sivilce dolmuş niye stres yaptın". en son bugün de biri "saçların neden bu kadar kötü olmuş bakım yapsana" deyince artık kendi içime içime patlayacak duruma geldim. pandemi var, kuaföre gitmiyorum, saçımın kendim evde kırıklarını alıyorum, temiz olmaktan başka illa da o bu bakımı yapayım diye uğraşmıyorum, e hareketsizlikten kilo aldım. ne yapayım?

bu ayıp değil mi ya, ben mi abartıyorum? ben kimseye gidip oran kötü buran kötü demem. ne bileyim belki zaten kafasına takıyordur, zaten üzülüyordur, en basiti banane yani zaten aynaya baksa görüyor kendi de.

çok samimi arkadaşlarınızı dışarıda tutarsanız (iyi niyetle uyarma ya da tavsiye verme vs. gibi hadi diyelim belki denir), siz böyle şeyleri söylemeyi normal buluyor musunuz? ben mi fazla alınganım?
0
nonik
(07.01.21)
Evet hadsizlik bu, insanlar fikirleri sorulmadan konuşmamaları gerektiğinin farkında değiller
0
freebird5406_2
(07.01.21)
Kilo konusu: psikolojik sorunlar nedeniyle değil ama hareket etmemekten kilo aldığını düşündüklerime şaka ve tavsiye yollu söylerim.

Geri kalan her şey aptal insan işi.
0
prole
(07.01.21)
Yaptıkları ayıp ve yanlış. İnsanların fiziksel özelliklerini asla dile getirmem, dile getireni de hiç hoş karşılamıyorum.
0
fotrsapka
(07.01.21)
bunlar küçükken aaa kepçe kulak, ooo şişko domates, ayı vb. gibi tabirleri arkadaşlarına söyleyen ve ailesi tarafından uyarılmayan, eğitilmeyen insanların büyümüş versiyonları. yıllarca saçların önü açılmış, bu yaşta nasıl döktün vs.. şeklinde sözlere maruz kaldım. ulen aynaya bakıyorum gayet var saçım, yapısı öyle napayım yani. niye bana bunu bir sorunmuş gibi söylüyorsunuz ki. 37 yaşına geldim hala şekil verebileceğim saçlarım mevcut kafatasımın üstünde. şimdi gidip bunu söyleyenlere baksam kel olmuşlardır. oldularsa olmuşlardır tabi ki banane de yani benim durumumdan da sanane işte. insanlarımız böyle eğitimsiz maalesef.

yakışıksız ve saçma, abartmıyorsun, alıngan da değilsin. içinde yaşadığımız toplum birbirinin hayatına müdahil olmaya çok hevesli bir toplum maalesef. kesinlikle normal değil. "ben böyle seviyorum/istiyorum" deyip sırıtıp geçeceksin böylelerine. samimi arkadaş zaten nerede ne konuşacağını bildiği için samimi arkadaştır, sınırları bilir.
0
Improbable
(07.01.21)
Ben de alinirim, ve kimseye fiziğiyle ilgili bir şey demem
0
yarey
(07.01.21)
Abartıyorsun. Fiziksel özelliklerinizi bu kadar kutsallaştırmayın. Kilo almışsan almışsındır. Beyazın çıkmışsa çıkmıştır. Bu ayıplanacak bir şey değil. Senin vücudun senin kararın.

Karşındaki sana bunu söyleyince kilo almış olmuyor musun. Benim saçım yok. Kel denmesi neden zoruma gitsin. Kelim işte. Hadsizlik değil bu. İnsanlar samimiyet ölçünüze göre sizinle diyalog kuruyor. Hehehe pis şişko tombili keltoş puhahaha diye geçilmediği sürece sorun yok.

Evet saldım bu ara deyip geçmek varken dünyanın en sığ muhabbet konusunu gurur meselesi haline getirmenin kapris ve eziklik olduğunu düşünüyorum.
0
pass
(07.01.21)
Abartılı bir negatif değişim olmadığı müddetçe ne dikkat eder ne de söylerim. Ben iltifatçılardanım, genelde olumlu şeyler söylerim özellikle kadınlara :) İnsanlar kendini iyi hissedince mutlu oluyorum.
0
msb
(07.01.21)
Bu terbiyesizlikten başka bir şey değil, insanlar sınırlarını bilmiyor. Burada bile eziklik ve kapris diyen olmuş, yok artık.
0
gmzo
(07.01.21)
karşımdakini incitmemek adına genelde olumsuz bir şey söylemem (işte dişinde maydanoz kalmış ya da terlemişsin biraz deodorantımı vereyim de sık falan derim max.) ama bana söylenmesinden rahatsız olmam pek. özellikle kilo aldıysam bunun söylenmesini tercih ederim çünkü bu beni kilo vermek için kamçılar :D
0
theseachange
(07.01.21)
@pass, zaten kilo aldım biliyorum, saçımın beyazladığını da görüyorum, istesem evde kendim de boyarım ama zaten takmıyorum saçımda beyaz olmasını. sorun benim bunu kafaya takıp takmamam değil ki. ha ben artık bir yerden sonra takmaya başladım o başka ama bence sorun insanların düşüncesiz olması. ya karşısındaki insan hassas bir dönemden geçiyorsa ya da karakter olarak hassassa, ilaç kullandığı için kilo alıyorsa ya da ne bileyim sırf ona kilo aldın dendiği için gidip kendini kusturarak bulimik olacak kadar zayıfsa.

ben zaten kendimle de dalga geçiyorum ama insanların bu şekilde konuşabilmesi garip geliyor. dediğin gibi "en sığ muhabbet konusu" olabilir. ayrıca samimiyet ölçüsüne göre de kurulmuyor bu muhabbet, samimi arkadaşlarım söylese ben de alınmam yapıcı alırım eleştiriyi ya da güler geçerim. ofiste karşılaştığım insanlar bunlar.
0
🌸nonik
(07.01.21)
ayıp tabi, abartmıyorsun bence. Böyle şeyler genelde söylemem kimseye, çünkü hem üzerime vazife değil hem de aynaya bakınca görüyordur zaten.

en fazla şu olabilir, çok sevdiğim çok yakın bir arkadaşım kilo verme işini abartmıştır ve artık yüzü çökmüştür hasta gibi görünmeye başlamıştır farkında değildir. o noktada iyiliği için bence daha fazla zayıflama gibi bir öneride bulunabilirim.
0
aquarium
(07.01.21)
Toplum olarak bu incelikleri kaybetmeseydik, insana bu değeri vermekten vazgeçmeseydik zaten şu an bu hallerde olmazdık. İncelik de bir gelişmişlik göstergesidir, zarafettir, iyiliktir.

Üzülme, boşver. İncelikli insanların çoğalmasını dileyelim sadece. Üzülme.
0
1bir1bir1
(07.01.21)
Hadsizlik bence de.
Başkasının her nevi özeli hakkında yorum yapma hakkını kendinde gören insan sayısı çok fazla ülkemizde.
Dedikoducudur aynı zamanda bu tipler.
0
auroraaurora
(07.01.21)
çok aptalca bi şey bu ya. ee napıym yani, bunu söyleyen kişinin istediği gibi olması için çaba mı sarfetmeliyim ya da bıçak altına mı yatmalıyım yani, maksatları ne bu tip insanların anlayamıyorum. sen de onu eleştirmeye başla, rahatsız hissettir bence. eminim ki bir sürü eksiği vardır.
0
deartheodosia
(07.01.21)
Turk insaninin small talktan anladigi bu iste:)
0
freedonia
(07.01.21)
ayıp tabii ki ama bizim insanımız böyle. anca yakın arkadaşlarıma oo kilo almışsın falan derim ama o da goygoy olsun diye. ne ayıp.
0
candide
(07.01.21)
Haklısınız şirket ortamında böyle ya. Ben pozitif bir şey görürsem söylüyorum sadece aa saçların ne güzel gibi. Diğer konularda samimi de olsam susarım. Karşı tarafın o konuyu açıp fikrimi sorması lazım.
0
jazzabel
(07.01.21)
evet insanlarin cogu aptal oldugundan kendi gozuyle gorebildigi biseyi senin fark etmemis olma ihtimalin varmis gibi davraniyor. hadsizlik ve aptallik olarak degerlendiriyorum bu tarz seyleri. sirf can sıkmak icin olumsuz konusan insanlarla mumkun oldukca iletisim kurmuyorum. iletisime mecbursam, olumsuz yorumlarinda israrci olanlari bozuyorum, ben daha can sıkıcı oluyorum boylece iletisimi kendi isteyerek sınırlamış oluyor o kisi benimle. 3 yasinda degilse herkesin gorebildigi seyleri kendisi o an kesfetmis gibi soylemek sacmaligin daniskasi. ama ne yazik ki insanimiz kendisine sorulmayan seyler hakkinda cok degerli (!) yorumlarindan karsisindakini mahrum birakmamak konusunda cok comert :s
0
in vino veritas
(07.01.21)
Benim çocukluktan beri çok fazla beyaz saçım var. Lisede bir gün yemekhane sırasında arkamda 2 çocuk özellikle bana duyurmaya çalışarak dalga geçmişlerdi “bu yaşta ne yaşadı acaba”, “çok mu dertli” falan diye ve o zaman çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Şimdi böyle takmıyorum tabii ki ama hala gereksiz ve hadsizce geliyor birinin dış görünüşüyle ilgili yapılan yorumlar.
0
ms brownstone
(07.01.21)
Kesinlikle hayır.
0
hayirsiz
(07.01.21)
(7)

"the" kullanımı

sec guard
teoride nasıl kullanılacağını biliyorum ama çevirilerde hep bi muallakta kalıyorum.Örneğin; gönderi konusu ürünün ücretinin tahsilatı;collection of the fee of the product subject to Shipment.Bu örnekte "the"ların kullanımı doğru mu mesela? bu konuda paylaşabileceğiniz bir kaynak var mı? Genelde kayn
teoride nasıl kullanılacağını biliyorum ama çevirilerde hep bi muallakta kalıyorum.

Örneğin; gönderi konusu ürünün ücretinin tahsilatı;

collection of the fee of the product subject to Shipment.

Bu örnekte "the"ların kullanımı doğru mu mesela? bu konuda paylaşabileceğiniz bir kaynak var mı?

Genelde kaynaklarda üstün körü anlatılıyor.
0
sec guard
(04.01.21)
Gönderilecek ürün ve fiyatı belli mi? Ben 10 € gönderi ücreti ile bir ürün almışımdır sizden, bana yazdığınız zaman "the fee" ve "the product" diyebilirsiniz. İkimiz için de aynı şeyi kodluyor o zaman fee ve product kelimeleri.

Ama misal bir siteye genel bilgi olarak koyuyorsanız bu ifadeyi, ortada özel bir ürün yok (herhangi bir ürün), özel bi fiyat da yok (gideceği yere vs değişecek); o zaman "the" konmaması gerekir.

"Denoting one or more people or things already mentioned or assumed to be common knowledge."

www.lexico.com
0
gayda
(04.01.21)
su videoyu www.youtube.com not alarak bastan sona izleyin, sonra o notlari tekrar edin sik araliklarla, cok fazla istisnasi var
0
neverletyougodown
(04.01.21)
istisnaları çok +1

bu nedenle ben ingiliz bi arkadaşımın kullandığı noktalara bakıp kendimce bi method ürettim sonunda. ama bazen onun da doğaçlama takıldığını fark ettim, o yüzden çok da kafaya takılacak bir konu değil.
0
makarnavodka
(04.01.21)
belirli bir ürün değil hayır ama fee of product da olmuyor sanki yani "the"sız kullanım. Bir identifier olması gerekiyor.

yukarıda belirttiğim örnekte collection ve shipment'ten önce kullanıp kullanmama konusunda da kararsızım mesela.

cümle tam olarak şöyle;

‘‘COLLECTION ON DELIVERY (COD)" means collection of the fee of the product subject to Shipment from the Buyer on behalf of the CUSTOMER by credit card or in cash and refund (COD) of the collected price to the CUSTOMER.
0
🌸sec guard
(04.01.21)
Bu ifade "costumer" tarafıyla yapılan bir sözleşmenin parçası mı? Costumer büyük harfle yazıldığı için, tırnak içinde ifade filan olduğu için, "means that" dendiği için soruyorum. Kontratların öncü metinleri olur; product, price/fee, buyer, costumer, provider, seller, contact details vs ne gerekiyorsa tanımlanır bi template üzerinden. Eğer öncü olarak bu bilgiler varsa the kullanabilirsiniz, çünkü artık bunları tanımlamışsınızdır.

Yani; öncü metinde; fee, product, customer, buyer belirlendiyse the kullanabilirsiniz metnin devamında ve metnin eklerinde. Ama belirli değilse kullanamazsınız. Sağlamasını yapmak için kafada bir "any" ekleyin misal. "Any fee" "any product" vs dediğinizde (herhangi bir ücret, herhangi bir ürün), bi mantıksızlık içermiyorsa the kullanamazsınız demeye çalıştığım o. "The product" derseniz, okuyan tarafların kafasında, "haa evet o product'tan bahsediyor, geçenki aldığım/sattığım" ışığının yanması lazım.

"The collected price" da bence yanlış. "Price to be collected" daha doğru. Ortada toplanan bi şey bile yok henüz. Toplanacak, sonra customer'a refund edilecek.

İstisna çok evet, ama bu metnin istisnalarla ilgisi yok. Genel kaideyle ilgisi var.

Not: Eğer bir sözleşme metni hazırlıyorsanız/tercüme ediyorsanız, Google'dan bi örnekleri inceleyin isterseniz. Ayrı bi terminoloji çıkacak muhtemelen karşınıza.
0
gayda
(04.01.21)
Emin olamadığım durumlarda Google’da aratıyorum. Mesele sizin örneğinizde “the fee of product” olarak arattığımda sadece 4 sonuç çıktı. “Fee of product” için 8 sonuç, “the fee of the product” içinse 792.000.
...means collecting the fee of the product... daha iyi gibi. Çok fazla “of” kullanmamış olursunuz.
0
auroraaurora
(04.01.21)
aslında proofreading yapıyorum.uzun açıklamalar için özellikle teşekkürler. evet Consumer ile yapılan bir sözleşmenin giriş bölümlerinden biri. aslında bu metinden faydalanarak genel olarak "the" karmaşasını gidermek istedim kafamdaki. yardımcı oldu, teşekkürler :)


ingiliz native arkadaşım şöyle dedi: (the fee of product)

‘COLLECTION ON DELIVERY (COD)" means collection of the fee of product subject to Shipment from the Buyer on behalf of the CUSTOMER by credit card or in cash and refund (COD) of the price to be collected to the CUSTOMER.
0
🌸sec guard
(04.01.21)
(14)

bes hakkindaki dusunceleriniz?

pelovann
az once bes'imi iptal ettirdim. dusunceleriniz? mantikli mi bu olay siz ne yaptiniz?
az once bes'imi iptal ettirdim. dusunceleriniz? mantikli mi bu olay siz ne yaptiniz?
0
pelovann
(04.01.21)
mantikli. cok istiyorsan biriksin diye kendin kenara atabilirsin altin vs seklinde
0
ala09
(04.01.21)
ben de oyle dusundum aslinda, cok tesekkur ederim
0
🌸pelovann
(04.01.21)
biriken paranın değerlendirilmesi kısmında, piyasadaki diğer yatırım araçlarına göre kar ettiğini görmedim kimseden.

zorunlu olan hiçbir şey senin lehine değildir.
0
reanarchy
(04.01.21)
bi ton yikama yaglama cektiler zaten aman efendim ayrilmayin neden ayriliyorsunuz vs
iyi oldu boyle bence de
0
🌸pelovann
(04.01.21)
Ben besteyim, o vesileyle ayrı bir birikim yapıyor. neye endeksli olduğunu değiştirebilirsiniz. altın endeksli yaparsınız daha karlı olabilir.
0
fezagezgini_4
(04.01.21)
"bes" tek başına bir yatırım aracı değil. portföyünüzdeki fonları değiştirmeniz gerekiyor çok kar etmek istiyorsanız, tabii öyle olunca risk de almaya başlıyorsunuz.
0
co2s2
(04.01.21)
Benimkini (zorunlu) iptal ettim iki defa. (2 ayrıniş vesilesiyle)

Ama eşiminkinin (zorunlu değildi, biz kendimiz başvurduk) taksitlerini ödüyorum.

Eşim çalışmıyor. Sosyal hizmetler hususunda benim sigortamdan faydalanıyor zaten. Moralmen iyi hissetmesi için sürdürüyorum, neticede "emekli" olmak onun da hakkı gibisinden..

Eğer bes'e yatırdığım parayı eşimin adına bir hesapta altın vs. Olarak biriktirseydik, kendisi en az 10 defa bozup harcamıştı. Bu açıdan faydalı bize.
0
dilemma of subscribtionability
(04.01.21)
Amerikalı teknoloji şirketlerinin hisselerinden oluşan ALR fonunda tutuyorum. Çok güzel getiri sağladı. Bu fona ulaşmamı sağladığı için bile ayrılmayı düşünmem.
0
zoghurt
(04.01.21)
öncelikle iptal ettirdiğimi söyliyim.
ama düşüncem şu,

devlet 30-40 sene sonra emeklilik maaşlarını ödeyemeyecek ve diyecek ki "ben size 2010'lu yıllarda dedim BES diye bir şey söyledim. keşke o zaman bu işi yapsaydınız. geçmiş olsun".
0
teritori
(04.01.21)
Ben de iptal ettirdim. Kendim birikim yapıp değerlendiriyorum, devleti herhangi bi şekilde birikimlerimle ilgili bi işin içine sokmak istemiyorum.
0
roket adam
(04.01.21)
bes aracısı lisansım var aynı zamanda. bende bes yok. 40 yaşından sonra tekrar düşünürüm. belki girerim. çok kötü, öcü gibi bakmaya gerek yok. aslında güzel bir birikim yolu. devlet desteği de kötü değil. bazı şirketler sen 1 yatırıyorsun o 2 yatırıyor, bu şirketlerde efsane bir durum.
0
stewie
(04.01.21)
Ev kredisi çektiğim için çıkmak zorunda kaldım. Söylendiği gibi hem paraya dokunmamak, hem de avantajlı fonlardan yararlanmak açısından iyi.
0
auroraaurora
(04.01.21)
benim bes'im garantideydi, garanti'den de hazetmedigim icin sonlandirdim acikcasi bes'i. belki dediniz gibi banka bazinda dusunuldugunde degerlendirilebilir
0
🌸pelovann
(04.01.21)
Şahsen niyetim vardı Bes'e girmeye ama bir türlü karar verememiştim. 2017 Şubatında şirketim mecburi açınca, dedim kalsın o zaman. Maaşımın yüzde 3'ü Bes'e gidiyor.

4 senede pek bir şey birikmedi ama olsun. 2 kuruş, 3 kuruş bir şekilde kendiliğinden birikiyor.
0
put it in your appropriate place
(04.01.21)
(19)

bebek büyütmek cidden bu kadar zor mu yahu?

jonestown
ya da madem bu kadar zor neden bunu sürekli söyleyenlerin 2 3 çocuğu var..2 buçuk ay sonra anne olacağım, süreci rahat atlattım diyebilirim ve sonrasını da cidden kafaya takmadım hiç, uykusuz kalmak sürekli onunla ilgilenmek vs hiç stres oluşturmadı üstümde. ama cidden bişeyden çok bunaldım artık..y
ya da madem bu kadar zor neden bunu sürekli söyleyenlerin 2 3 çocuğu var..

2 buçuk ay sonra anne olacağım, süreci rahat atlattım diyebilirim ve sonrasını da cidden kafaya takmadım hiç, uykusuz kalmak sürekli onunla ilgilenmek vs hiç stres oluşturmadı üstümde. ama cidden bişeyden çok bunaldım artık..

yakın ya da uzak etrafımdaki çoğu insan sürekli normal muhabbet arasında bile benim için dünyanın sonu geliyormuş gibi hayatım bitmiş mahvolmuş gibi yorumlar yapıyorlar. en basiti uykuyu unut, hiç uyuyamayacaksın. bunlar iyi günlerin bol bol uyu.. yahu bu bebek hiç mi uyumuyor günde 7 8 saat uyku beklentim zaten yok bebekle ama 24 saat nasıl hiç uyuyacak vakit olmaz ki?

kendini unut hayatın tamamen ona göre olacak diyorlar, nailart çok severim mesela, tırnaklarıma bakıp onu bırak saçını taramaya vakit bulamayacaksın diyolar. yahu saç taramak kaç saniye, duş almak kaç dakika? tamam yeni doğan döneminde belki olabilir ama iddia ettikleri süre 2 3 yıl.

çalışma hayatımda aylarca günde 18 saat çalıştığım, 2 3 saat uykuyla hayatıma devam ettiğim zamanlar oldu. öyle çıtkırıldım bi bünyem yok. yaklaşık 1 sene kendim bakacağım sonrasında çalışma hayatına döneceğim. madem bebek böyle bişey annesi bakamıyor başkası nasıl bakacak bu bebeklere?

bebek tecrübesi olanlara soruyorum, bu iş cidden bu kadar zor mu yoksa insanlar laf olsun diye mi söylüyorlar, onlar mı işbilmez ben mi fazla rahatım?

ha bi de şey var, herşeyi sayıp, ama bi kere gülünce herşeyi unutursun demeleri.. unuttuğun şeyi bana niye anlatıyorsun madem..
0
jonestown
(03.01.21)
doğan çocuğun bir rahatsızlığı yoksa hepsi gereksiz abarti. 6. aydan sonra zaten kendi düzeni olan bir canlı. hayatını çocuğa endeksleyenlerin sorunu kendi hayatlarından vazgeçip bunu bir amaç gibi görmeleri. oysa zaten temel ihtiyaçları sağlandıktan sonra çocuk kendi büyüyen bir canlı.
0
helenart
(03.01.21)
Yeni nesil ebeveynlik zor malesef. Ben, annemler, arkadaşlarım, tanıdığım herkes bir şekilde, sokakta okulda büyüdük. Ama şimdi arkadaşlarımdan kimi görsem çocuğu için sürekli projeler hazırlıyor, her şeyi araştırıyor, TUS'a hazırlanır gibi çocuk bakıyorlar. Biz büyürken bu kadar külfet olmadık. Uykusuzluk konusu doğrudur. Çocuklar gece açıkıp falan uyanıyorlar. Kariyerist değilsen çok da büyük mesele değil. Ama etrafındakilerin senden beklentisi büyük olunca 24 saatin de o çocuk olabilir. Hayırlı olsun. Umarım rahat büyütürsün.
0
prole
(03.01.21)
bebeğim yok, olmasını da istemiyorum. çünkü gerçekten çocuk "yetiştirmek" zor.

sırf uyku değil sorun, stresi var. bebeğin sağlığından endişeli olacaksın, kendi evebeynliğinden şüphe ediyor olacaksın (neden ağlıyor, neden susturamıyorum...), iş stresi, eşinle gerginlikleriniz, artık çocuğum var kendi hayatımı ona göre yaşamak zorundayım, bireyliğim kalmadı... bebek de hep bebek kalmayacak, şimdiden maması var bezi var, para yetiştirmek zor. ileride büyüdükçe derdi masrafı artacak. o ana odaklanmak zor, geleceği de düşündüğünden stres iyice artacak. ya çok hastalanırsa, bir yerine bir şey olursa, kaybolursa, öğrenmede zorluk yaşarsa, doğru ahlakı öğretmezsem, arkadaşlarından derslerde veya maddi durumda geri kalırsa... travma yaşarsa, ya onu kaybedersem...

he çalışan annelere daha zor tabii de çalışmıyorsan daha çok vakit bulabilirsin hobilerine.

bu stresi göze alıp, cesaret edebilenlere tebriklerimi iletiyorum.

hiç iyi yetiştirilmemiş, hep ihmal edilmiş, kötü muamele görmüş bir çocuk olarak çocuk yetiştirmenin gerçekten çok zahmetli ve fedakarlık isteyen bir şey olduğunu düşünüyorum. ay bunları yazarken bile afakanlar bastı.

----
edit: çocuk bu büyür demek yanlış. büyür ama doğru yetişir mi? insan gibi insan olur mu? onun hayatından sen sorumlusun ve tabii ki her şeyini detaylıca düşünüp hesaplayacaksın. oyuncak değil bu, canlı.
0
batlegolas
(03.01.21)
eşinin desteği oldukça önemli. ancak ilk 6 ay neredeyse sadece anneye bağımlı olarak yaşıyor çocuk.

yukarıda aktarılanların da abartı olmadığını ayrıca söyleyeyim. yaşadıkça göreceksin. ancak bir şekilde üstesinden geliniyor.
0
tantunisultansuleyman
(03.01.21)
Eğer çocuğa mama vermeyeceksen(ki verme her annenin sütü bebeğine yeter bu konuda çok netim) evet çok zor. Devamlı emmek istiyor, hiç uyumuyor, hep bir sorun vs.
4.5 yaşında çocuğum var 4 senedir psikoloğa gidiyorum. Doğum sonrası depresyonum hala geçmiyor. Bana çok zor geldi çünkü 2 sene hiç uyumadan emzirdim 1 kere bile biberon ve emzik kullanmadım. Hala doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum ama zorluyor işte :)
0
sta
(03.01.21)
konuşanların bir garip psikolojisi var, onu ben bu güne kadar anlayamadım. daha çok laf olsun torba dolsun diye konuşuyor insanlar. veya başlarından geçen zorlu tecrübeleri durmadan anlatmayı severler ya, onun gibi birşey galiba. umarım azalarak biter bu muhabbet, zira hiç hoşlanmıyorum. madem tecrübelerimizi anlatmaya bayılıyoruz, ilk kez anne olacak birine tecrübelerden süzülen olumlu, yapıcı, faydalı sözler söylemeleri gerektiğini düşünüyorum. insanın zihnine baştan olumsuzluklar yüklenince zamanı geldiğinde olaylarla karşılaşınca kötümserliği artıyor. ben bu anlamda anne itiraf sayfalarını da sevmiyorum. kafamızda büyütüyoruz, başkalarında da aynı isyanları görünce iyice kurban psikoljisine giriyoruz. ben böyleydim yani, çok zorlandım ama zorlanmama gerek yokmuş. şimdi geriye bakınca anlıyorum. bebekle evde olmayı planladığım 2 yıl için başka hedefler koymadan kendimi bebeğin ritmine bıraksam daha az sinir stres sahibi olurmuşum.

hiç uyumayacaksınız diye birşey yok, bebek uyudukça uyursunuz. ama bebeğin uyku düzeni beslenmek için 2-3 saatlik periyodlara ayarlı olduğundan biz yetişkinler böyle bölük bölük uykuyla uykumuzu alamıyoruz. o yüzden hiç uyunmamış gibi geliyordur o söyleyenlere :) bakım için de aslında zaman var ama hormonlardan mıdır nedir eskisi kadar elzem olmuyor sanki. o lohusa topuzu illa ki yapılacak, o pijamanın dizleri çıkacak :)
bakınca bebekle ilgilenmek atla deve değil, dediğiniz gibi iş hayatımızda ne projeler yetiştirmişizdir, ne streslerle baş etmişizdir. bence insanı tüketen özellikle bebek çok minikken mekana kısılmış olma hissi.. çevrenizde yardım alabileceğiniz birileri olursa daha mutlu ilerlersiniz süreçte. zaten sonra da bir düzen oturur, alışırsınız.

neticede rahat bir yapınız varsa çok güzel, umarım böyle devam edersiniz. hem siz hem bebeğiniz için en güzeli bu.. sağlıkla sevgiyle büyütün..
0
evanka
(03.01.21)
1. aydan sesleniyorum, uykusuzluk vs. alisiliyor öldürmüyor yani. yalniz hamileyken verilen tavsiyelerden birini ciddiye alacak olsaydim kesinlikle gogus uclari icin hamileyken bakim yapmak gereksinimini ciddiye alirdim. ne dogum ne uykusuzluk, hicbiri gogus ucu yaralari kadar yipratip can yakmadi. gumus kapaktir, kremdir vs.dir hamileyken basla sonra cok canin yaniyor diyen kimseyi dinlemedim asiri pismanim. 1 aylik aglayarak emzirme surecinden sonra ancak iyilesti yaralarim. o konuya odaklanmani tavsiye ederim. firsat buldukca uyu diyenlere de cok aldirma bence, uyku depolanabilen bisi diil sonucta, ne kadar uyursan uyu bebekten sonra yine uykusuz olacaksin ama dedigim gibi öldürmüyor. hamileyken ben de senin gibiydim, dogum sonrasi da ayni kafadayim hala (gerci 1 ay oldu daha sonra delirirsem simdilik bilemiyorum :)) ). bir diger tavsiyem de kimseyi, kimsenin anneligini, kimsenin bebegini kendinle kiyaslama. herkes kendine ozgu cunku. eyyorlamam bu kadar. simdiden hayirli olsun, saglikla gelsin, mutlu bir bebek olsun.
0
in vino veritas
(03.01.21)
Kan değerlerini sürekli kontrol altında tut çünkü özellikle magnezyumun ve vitaminlerin eksikse sağlık sorunları ve depresyon insanın peşini bırakmaz. Mutlaka mutlaka bunlara dikkat edecen.

En önemli şeyi söylüyorum mutlaka bunu yap. Bebeğe sen bakıyorsan kocan da eve baksın. Evle ilgilenen biri mutlaka olsun çünkü annenin iş yükü ilk yıllarda azaltılmalı ki anne tükenmişlik yaşamasın, özellikle gerginlik, kaygı, öfke gibi duygular çoğalmasın, bebeğe sütü aracılığıyla bu duyguları yüklemesin. Bunun için annenin bebeğe odaklanması ve bunu yaparken bakımının sağlanması (hiç değilse evin temizliği düzeni ve çamaşırı ütüsü babanın işi olsun yemek ve bebeğin bakımı ve babaya ve bebeğe olan manevi destek annenin işi olsun) çok çok önemli.

Bunu mutlaka sağla. Mutlaka. Yoksa o bebek babanın gözünde kıymetsiz olur, sen de "doğal görevini yapmış" olursun, ortada ailenin ve bebeğin huzurunu önemseyen bir erkek olmaz. Bunu mutlaka yap. Evet ilk aylarda biraz zorlayacaktır bebek ama senin bakımına dikkat edildiğinde hepsi kolaylaşacaktır.

Yalnız kalma. Her işi sırtlanma yüklenme her şeyi ben yapayım diye atlama her şeye. Bebeğine bak kendini sağlam tut moralin halin sağlığın iyi olsun gerisi kolay.
0
1bir1bir1
(03.01.21)
çocuk sahibi değilim ama bebeği olan 30'larındaki arkadaşlarımın söylemlerinden hareketle konuşuyorum, kesinlikle kendi hayatlarının kalmadığından şikayet ediyorlar. tüm hayatları bebeğe endeksli bir şekilde yaşıyorlardı. bu tabii ki iş hayatında proje yetiştirmekten farklı çünkü iş hayatında her zaman yemişim işini abi ya diyebilirsiniz, bi seferlik sallayabilirsiniz, çocukta öyle değil, bir kere bile atlama şansınız yok. her şeyi sürekli mükemmel şekilde yapmak zorundasın, bi kere yanlış yaptığında ufacık bebeğin hayatı söz konusu oluyor. bu sebeplerden ötürü evet çocuk sahibi olmak zor diye hissediyorum ben de. bir de bebeğin çiftlere yüklediği ekstra sorumluluk, hayatın tekdüzeleşmesi, cinselliğin azalması - bitmesi ve çiftlerin birbirinden uzaklaşması gibi bir sorun da oluşuyor, zaten o yüzden belli bi yaştan sonra evlilikleri çocuk yürütüyor diyorlar.

ben de 30'unda evli bir birey olarak çocuk yapmayı ancak "tüm hayatımı bebeğe endekslemeye karar verdikten" sonra planlıyorum açıkçası olursa tabii, yani gezme tozma kendim için yaşama işlerini bi kenara bırakıp sadece çocuk için yaşamayı kabul etmem lazım önce. çünkü en az bi 10-15 sene çilesi var bu işin, sonra da 50 yaşına geliyorsun zaten.
0
roket adam
(03.01.21)
Kesinlikle çok haklısınız, ben de çok rahatsız oluyorum bu sürekli söylenenlerden ve açıkçası çoğunun hazır olmadan, erkenden, mahalle baskısıyla ya da ezberden çocuk yapanlar olduğunu düşünüyorum. Henüz çocuk sahibi değilim ama kardeşlerimle aramızdaki yaş farkı çok olduğu için hem annemlerin gözlemledim, hem de kendim bakımlarında aktif rol aldım. Dolayısıyla iyi bir fikrim var nasıl bir şey olduğuna dair.

Özellikle eltim ve kaynım çok fenaydı bebekleri doğduktan sonra ilk sene. Yok hiçbir yere gidilmiyor, yok gezilmiyor, yok her şey bebeğe göre oluyor. E herhalde yani ne bekliyordunuz? Kenara atacaktınız, siz gezecektiniz de kendi kendine büyüyecek miydi? Kaldı ki eltimin anne ve babası da üst katlarında yaşıyor yani.. Ne zaman isteseler bırakıyorlar çocuğu.

Bilmiyorum bana çok tuhaf geliyor. Kolay değil, elbette çok zor özellikle ilk aylar ama insan kendini hazırlamış olmalı buna. Henüz kendisi yeterli olgunluğa erişememiş insanlar çocuk sahibi olunca böyle oluyor bence.
0
gmzo
(03.01.21)
çocuk algınızla ilgili bir şey ama helenart'a daha çok katılıyorum.

etrafımdaki kendi yaşıtım annelere bakıyorum (ki çok yakın arkadaşlarım da var, dışarıdan bakmıyorum yani) dediğiniz gibi saç baş ayrı yerde.
manikür, pedikür gibi şeyler zaten yok.
perişanlık, devamlı çocuk çocuk çocuk düşüncesi ve tamamen ona endeksli bir yaşam.
hayatları mahvoldu resmen.

diğer yanda, kendi bebeklik resimlerimde annemin lohusayken bile kırmızı ojeli olan elleri, bebekliğim boyunca fönlü ve röfleli saçları ve normal bir hayat.

iki yıl boyunca meşhur bir bebek maması markasında çalıştım, annelerle birebir muhataptım ve bilgi verebilecek konumdaydım.
çocuğun belli bir düzeni olur, "mama saatinde yemiyorsa zorlamayın ve elinizde kaseyle/biberonla peşinde koşmayın ya da her istediğinde emzirmeyin, sonraki mama saatine kadar bekleyin." derdik, dilimizde tüy biterdi.
bunu uygulayan anne yok gibi bir şey.

yakın çevremde "ama istiyor" diye 15 dakikada iki kere bebeğin ağzına meme dayayan anne var.

daha emekleyemeyen bebek için salon eşyalarını salondan çıkartıp, ortasına kocaman yorgan seren var.

çevremdekilerden birinin dört buçuk yaşındaki kızı hâlâ bezine kaka yapıyor.
bir başkası da "belki öğretmenler disiplin verir biraz" diye iki yaşını geçince kreşe göndermeyi planlıyor.

ilk altı ay zordur, uyku düzeni, emzirme veya süt yoksa mama düzeni oturtmak gibi şeyler bazı bebeklerde gerçekten zor olabiliyor.
ama sonrasında bebek ev hayatına uyum sağlamalı, sağlayacak şekilde büyütülmeli.
bebeğin ya da çocuğun her istediğine evet demek, her istediğini yapmasına izin vermek ve hayatınızı ele geçirmesine göz yummak çocuk büyütmek değil, uzun vadede çocuğa zarar vermek demek zaten.

bir de şunu görüyorum.
instagram'da kendini çocuğuna adamış anneleri takip ettikçe, yemek yapmak için çocuğu bir saat parkına koyduklarında bile "kötü anneyim" hissine falan kapılıyorlar.
sürekli bebek bakımı ve annelik forumu okuyup, devamlı sosyal medyadan bu konuları takip ediyorlar.
bunun annelerin psikolojisini aşırı olumsuz etkilediğine birebir şahidim.
0
blatta hiberna
(03.01.21)
5 yasinda bir velet sahibi olarak bildiriyorum: evet zor. evet uyumuyorlar.

oyle incik cincik ilgilerini cok cekecek o yuzden onlar ayaktayken yapamayacagin hobilerini unut. nailart kullum imkansiz yani kendin yapmayi seviyorsan. nerede vakit bulacaksin?

ki bebesini 40 gunlukten itibaren aksam ezani okunur okunmaz yataga dehleyen bir anne olarak soyluyorum bunu. bir de dusun esin etrafindakiler falan cocuklari geceyarisina dek oturtan tiplerdense hepten bitti gun.

esinden destek gormezsen etrafindakiler sinir yuku olursa evet yani soylenenler hakli. dus aliyorsun ama nasil aliyorsun. o sac taraniyor ama nasil taraniyor. yani surekli sana yapisik bir yasam formu. cocuksuz halindeki kafa rahatligi ile bunlari yapman imkansiz.

5 yasindaki danam hala gecenin bir koru uyanir ve yanima gelir salona orada devam eder uykusuna. bu bile arka planda bir tab aciyor beyni surekli mesgul ediyor. o surekli hazir olda sorumluluk hali insani bu kadar yoran sey zaten.
0
2oda1salon
(03.01.21)
@

olumlu düşünceler ve tavsiyeler içim teşekkür ederim, diğerlerine de elbette fikir verdikleri için ayrıca teşekkür ederim.

elbette zor olacak, saatlerce kendime ayıramayacak saçımı başımı yapamıycak her duştan sonra nailart yapamıycak her istediğimde özgürce çıkıp gezemeyeceğim. bunların bilincinde ve biçok şeye doymuş olarak bu bebeği yapma kararı aldık. zaten bebek düşüncesinden önce de eşimle aylar öncesinden çılgın gibi devam eden sosyal hayatımızı frenlemiş bazı insanların hiç yapamayacağı çoğu şeye doymuş durumdaydık. hayatını tamamen başka şeye odaklamak konusuna gelirsek de, hangi insan hayatının hangi döneminde bunun için yüzde yüz hazır hisseder ki zaten? güçlü bi psikoloji ve kabullenmeyi fedakarlık yapmayı bilen bir bireyin bunu da aşılmayacak bir sorun haline getireceğini düşünmedim hiç. bu yüzden de dediğim gibi kafam hep rahattı stres yapmadım ama insanların bunu bu kadar zor yansıtmaları beni cidden geriyor maalesef.

çocuk büyütmek elbet büyük sorumluluk, büyük bilinç isteyen iş ama sağlıklı düşünen her birey o çocuk olduktan sonra bunu yoluna koymayı, delirmeden atlatmayı bilir gibi geliyor hala..
0
🌸jonestown
(03.01.21)
Bebekten bebeğe değişir.
Bir arkadaşım ilk oğlan bebeği hiç uğraştırmadığı için ikinciye cesaretlendiğini, ama sonra ikinci bebekle pişman olduğunu söylemişti.
Ben tek bebekle pes ettim mesela. Çalışma koşullarım kötüydü, mobbing vardı.
Eş ve aile desteği varsa daha kolay olabilir.
0
pro9it9is9
(03.01.21)
doğuma bu kadar az süre kala böyle şeyleri düşünmeniz size yarar değil daha çok zarar getirir. eğer şu durumda değil de çocuk yapmayı düşünme aşamasında olsanız çok daha farklı yazardım ama siz artık annesiniz. bu çocuk dünyaya gelecek ve siz ömrünüz boyunca ona kendinizden daha çok bakacaksınız. bu korkulacak bir şey değil. ben anne değilim ama vakti gelince olmayı çok isterim. siz gerçekten kıskanılacak bir azınlıktasınız. anlattığınız kadarıyla tüm zorlu aşamaları aşmış, sağlıklı bir birey yetiştirecek sağlıklı bir annesiniz. hadi insanların düşüncelerini vazgeçin ve kendi gerçekliğinize odaklanın. bundan 3 ay önce köpek sahiplendim. küçüklüğümden beri istediğim bir şeydi ve o bile bazen işlerimi aksatmama sebep olabiliyor. ama böyle bir durumda asla onu atmayı veya başkasına vermeyi veya ya keşke yapmasaydım tüh dedikleri gibi oldu köpek almak çok büyük sorumlulukmuş demiyorum. çünkü onu seviyorum ve bu bana yük gelmiyor. evet bazı günler uykusuz kalacak, bazı günler duş bile alamayacaksınız çok doğru. ama bunları dünyaya getirdiğiniz yavruyu görünce unutacaksınız çünkü o sizden bir parça.

ayrıca dedikleri kadar abartan kadınlar gerçekten tembel :) işten eve gelip ayaklarını uzatıp yemek bekleyen bir kocanız yoksa, ve en azından yanınızda 3-4 saat duracak bir kişi anneniz/kayınvalideniz veya bir bakıcınız varsa gerçekten abartıldığı kadar zor olduğunu düşünmüyorum. siz de öyle düşünmeyin ve zor olmasın. şimdiden hayırlısı olsun.
0
melina
(03.01.21)
@jonestown

Sevgili arkadaşımız, insanların bu işi bu kadar abartmalarına bakma. Bence dengesizce şikayet ettikleri ve sürekli olumsuzluğa odaklı yaşadıkları için böyleler. Halbuki şöyle bir söz var ki doğaya baktığın zaman da bunun %100 uygulamasını görebilirsin:

"Çocuklarınızı eğitmek için büyük çabalara girmenize gerek yok. Çünkü onlar sadece sizi taklit ederek öğrenirler. Siz kendinizi eğitin yeter."

Bu minvaldeki o yazıyı Üstün Dökmen'in ağzından yazan da var başka kişilerin ağzından yazan da. Ama bu yazı %1500 doğrudur.

Ayrıca anne babalık bir insana hayatı öğretmek demek. Hayatta şimdi ve burada nasıl yaşanacağını öğretmek demek. Sen istemez misin o da evladı olduğunda kendini kendi hayatından tamamen soyutlamak yerine kendi hayatına evladını da onun faydasına olacak seviyede dahil etsin, mesela hobilerini yapmak istediğinde onunla birlikte yapsın, ona yeni şeyler katsın... istemez misin? Bence çocuk büyütmek o kadar da ağır bir yük değil, biz neysek yavrumuz da en az o olacak, ona göre davransak yeterli gibi.
0
1bir1bir1
(03.01.21)
çocuğum yok ama bunun zor olduğunu bilmek için çocuk sahibi olmaya gerek yok bence. o 2-3 tane yapanların bilerek yaptığını düşünmüyorum:) bana kalırsa çok büyük sorumluluk, insanların farkında olmadığı kadar büyük.
0
nothing in my way
(03.01.21)
Çocuğum yok, ama ikiz yeğenlerim var.
Bana göre bebeklik döneminin en büyük zorluğu gaz çıkarmada zorlanan yeğenimin bazen saatlerce ağlamasıydı. Sinir harbi.
1-3 yaş dönemi süper; ama düşmesinler, kendilerine zarar vermesinler diye sürekli takip etmeniz lazım.
3-6 yaş döneminde sürekli oyun ve ilgi istiyorlar. Benim pilimi 2 saatte bitiriyorlar. Onların enerjisi bitmiyor. Öğlene kadar kreşe gidiyorlardı kapanana kadar. Öğleden sonra birkaç saat öğretmenlerinin verdiğini aktiviteyi yapıyorlar. En geç 22.00’de uyuyorlar. Bu da 7-8 saat birlikte oyun oynamanız veya site bahçesinde arkadaşlarıyla oyun oynarken gözlemeniz demek.
Abimin eşi çocuklar 1 yaşındayken çalışmaya başladı. Ev işleri ve çocukların bakımını annem ve kayınvalide üstlendi. Onlar hiç şikayet etmiyorlar, ama ben dayanamazdım valla. Çalışan annenin bakım için desteği olması şart bence. Abimler sosyal hayatlarına son sürat devam ettiler. Allah tüm yeni ebeveynlere benim annem gibi birini nasip etsin. :)
0
auroraaurora
(03.01.21)
Çocuğum yok ama biri bebek iki çocuk bakımı deneyimim var. Zorlukları da var güzellikleri de. Önemli olan sizin kendinizi buna hazır hissetmeniz. Hayatınız değişecek ona göre şekillenecek. Bu bir gerçek. Hayatınızdan kariyer olsun, sosyal hayat olsun doyum almışsanız ve anlayışlı, sorumluluk sahibi bir eşe sahipseniz çok endişe etmeyin. Annelerinde gözlemlediklerim bunlar. Mutluluklar dilerim
0
skywalker.anakinn
(04.01.21)
(11)

banyo havlusu kullanma rutininiz nedir?

baldur2
2-3 tane banyo havlusunu donusumlu mu kullaniyorsunuz? yoksa 1 tanesini 1-2 hafta boyunca kullanip her gun kurutuyor musunuz?
2-3 tane banyo havlusunu donusumlu mu kullaniyorsunuz? yoksa 1 tanesini 1-2 hafta boyunca kullanip her gun kurutuyor musunuz?
0
baldur2
(03.01.21)
çamaşır makinasına denk geldikçe atarım. en fazla 4-5 gün yıkamadan kullanırım. duş sonrası hemen makina çalışmayacaksa çamaşırlığa asarım ertesi gün kullanırım.
0
Tochinoshin
(03.01.21)
bende cok havlu var. her birini sadece 1-2 kez kullaniyorum ve sonra hepsini yikiyorum.
0
batlegolas
(03.01.21)
2-3 günde bir değiştiriyorum.
0
ms brownstone
(03.01.21)
Kendimi bayaa pis hissettim yorumlari okuyunca. 1 bornoz bir de sac havlum var, 3-4 gunde bir dus aliyorum anormal bisey olmadiysa (les gibi terlemememi getektiren biseyler olduysa). O bornoz ile havluyu da ayda bir yikiyorum.
0
taurina
(03.01.21)
@taurina
yorumlari okumana gerek yok kanka, 4 gunde bir dus mu alinir :D
0
🌸baldur2
(03.01.21)
Banyo yaptıktan sonra kurulandığım havluyu belki ayda bir değiştiriyorum. Kurulanıp asıyorum. Üstümdeki su temiz su zaten.

@taurina Ayrıca ben de 3 günde bir duş alıyorum. Takma kanka. Dışarı çıkmıyorum, işe gitmiyorum. Spor yapmıyorum, terlemiyorum. Baraj seviyeleri gelmiş %20'ye dayanmış, her gün duş mu alacağım. Kokmuyorum, kaşınmıyorum. Ciddi ciddi su probleminden sonra ikiden üçe çıkardım periyodu. Anlaşılan buradaki çoğu insan acayip su tüketiyor. Ya da pastırma genli oldukları için bir günde kokmaya başlıyorlar.
0
prole
(03.01.21)
3 havlum, 2 bornozum var kapıda asılı. Her kurulanma sonrası doğruca kirli sepetine gidiyor kullanılan havlu yahut bornoz.
0
dilemma of subscribtionability
(03.01.21)
Haftada bir değiştiriyorum. Her gün duş alırım, saçımı yıkarım. Pastırma genliyim demek. :))
0
auroraaurora
(03.01.21)
Suyun değerini idrak edemeyenler yüzünden çok büyük sıkıntılar yaşacağız yakın gelecekte, temizliğin ve temiz kalmanın türlü yolları her zaman vardır ancak suyun yerine konulacak başka bir şey asla yoktur ve olmayacaktır!
0
zekicalik
(03.01.21)
Her gun dus almak ve sac yikamak vucudun yag dengesinj bozar.
Suyu bosa harcamanin yaninda deriye de zarar veriyor yani.

Soruya cevap: aktiviteme gore 2-3 gunde bir dus aliyorum, havlumu ayda degistiriyorum. Yuz havlumu da 2 haftada bir degistiriyorum ama cok havlum var, yani surekli surekli makinada havlu yikanmiyor.

Bu arada dus alirken her seferinde dus jeli de kullanmiyorum. hatta dis fircalarken suyu da akitmiyorum. Suyun kiymetini bilin, tek kullanimdan sonra kirliye atmak ovunc kaynagi olmamali :(
0
kuehles blondes
(03.01.21)
Havlu ve bornoz temizlenmiş bir bedene temas ettiği için nemli bir koku üreyince (ki bu bakterilerin üremeye başladığını gösterir) yıkanması gerekir, bu da ayda 1 kez yıkanması ve her kurulanmadan sonra açık hava ve güneşte kurutulması gerekli anlamına geliyor.

duş sıklığı kişiye ve şartlarına göre değişmekle birlikte yazın günde 1 kez kışınsa 2 günde birden fazla yıkanmak cilt sağlığı vs sorunlara da yol açabilir.

hijyen her durumda sağlıklı olmayabilir, temizlikse sağlıklı olandır.
0
babafingo
(04.01.21)
(4)

alexander lazerin göremediği ince kıllar için napmalı

ShadowOfMoon
tüm vucut gittiğim yer boyun sırt ve omuzlara da yaptı daha öncelerde kaç sefer ve hepsinde çoğalmalar oldu. bunu bugün gittiğim seanstaki kişi söyledi. farklı bir yere gittim görüş almak için.en rahatsız eden yer omuzlar.alexander görmez bunları dedi. 1-2 ay temiz kalır sonra tekrar çıkar dedi.gerç
tüm vucut gittiğim yer boyun sırt ve omuzlara da yaptı daha öncelerde kaç sefer ve hepsinde çoğalmalar oldu. bunu bugün gittiğim seanstaki kişi söyledi. farklı bir yere gittim görüş almak için.

en rahatsız eden yer omuzlar.alexander görmez bunları dedi. 1-2 ay temiz kalır sonra tekrar çıkar dedi.

gerçek diode makinesi veya iğneli önerdi ama yer önermedi.

beyaz ten siyah kıllarım var erkek olarak. ama bu yerlerdekiler simsiyah değil. diode hiç araştırmamıştım. memnun kalan oldu mu bu tarz kıllarla? iğneli çok acıtacak ve deriyi de tahriş edecektir :( o yüzden diode yapabiliyosa diode denemek istiyorum yer öneriniz varsa
0
ShadowOfMoon
(02.01.21)
Buz?
sadece ince tuyler icin bi cihaz duymustum ama neydi :) dmeek istedigim bu iki secenek disinda yeni bi seyler cikmisti ama adini bulamadim
0
ala09
(02.01.21)
Ya bakın biz bunları anlattık
Biz bunları lazerle anlattok
Biz bunları josystikle anlattık
Biz bunları sürahiyle anlattık

5 seans alex. gidin kıl mıl tüy bişey kalmaz. Bu bir tuzaktır. İğneliler daha pahalıdır. Kadınların yüz, bıyık vs gbi aşırı az bölgeler haricinde anlamsızdır. Kadınlar buralara bile kullanmıyor. Sabredip gidin, dinlemeyin onları. GÖRDÜĞÜ KADAR olsun diyin.
Pırıl pırıl olmasa bile %80 azalır. Şu anki durum nere %80 az hali nere yapma allasen shadow.
3 seans git azalmazsa beni bul :D azalacağı için devam edin yaza kadar falan 5 seans biter, farkı görür bana teşekkür edersiniz.
Not:diode tam yalan. Bi ara grupanyada falan satılıyordu. Sakın ha. Ağda yap daha çok azalor.
0
rewlack
(02.01.21)
rewlack +1
Paket alın. İlk 4 seans kısa aralıklarla gidersiniz. Sonraki seansların arası giderek uzar. Bitmez belki, ama ayda yılda bir gider temizletirsiniz ihtiyaç oldukça.
0
auroraaurora
(02.01.21)
6 seans alexander sonucu bu oldu zaten :) paket olmayan bir yer, epiderm. omuz boyun çoğaldı.

bacak göğüs ayakta iyi sonuç verdi. kalın kılda yani. ince kılda olmuyor. gittiğim yer dedi zaten boşuna yapmayalım o inceleri. tüm vucut yaptırdım.
0
🌸ShadowOfMoon
(02.01.21)
(8)

Sokaktaki kediler için hangi mamayı alıyorsunuz?

anahtarr
Son dönemde hepsi pahalandı :( siz hangisini kullanıyorsunuz?
Son dönemde hepsi pahalandı :( siz hangisini kullanıyorsunuz?
0
anahtarr
(02.01.21)
Temizmama mito kullaniyorum. Whoppy isimli bir mama var onu da yiyorlar.
0
rumpleteazer
(02.01.21)
temizmama dan alıyoruz biz de.

www.temizmama.com
0
red morning
(02.01.21)
mito aşırı tuzlu diye enjoy alıyoruz, ayrıca su da dağıtıyoruz. @pendikpatidostlari
0
surprise
(02.01.21)
Temizmama alıyordum ama fiyatları inanılmaz arttı bir de kimse karar veremiyor iyi midir kötü müdür. Sonra Enjoy aldım ama onun taneleri çok büyük geldiğinden galiba eskisi gibi hızlı yemediler. Şimdi de Econature aldım, onu da çok hızlı yemiyorlar. Artık bu 15 kiloluk paketin sonuna gelince bir daha değerlendireceğim. Ben de su koyuyorum bu arada.
0
peki madem
(02.01.21)
www.temizmama.com

Ben bundan aldım en son, hızlı bir şekilde bitiyor.
0
hayirsiz
(02.01.21)
Temizmama Micho. Fiyat çok arttı, ama denediğim birkaç alternatiften memnun kalmadım. Kedilerin tadını beğendiklerinin tedarikinde, kargoda sorun çıktı. Hızlı teslim edilenleri kediler sevmedi.
0
auroraaurora
(02.01.21)
A101 den ciğer ve taşlık. Ucuz sağlıklı. Hazır mama böbrekleri öldürür.
0
luluki
(03.01.21)
Micho ve Mito tavuklu. Aynı fabrikanın mamaları olduğunu söyledi petshop.
0
anumegha
(03.01.21)
(8)

Homeland sevenlere iyi gelecek dizi önerisi

iwillsee
Geçen aylarda homeland bitirdim ve bana göre dizi tarihinin en iyi dizisi (aynı düşünmeyenler olabilir amacım tartışma değil) yine bu kalite ve tadda varsa dizi öneriniz alırım bir dal (The Americans hariç onu seyrettim)
Geçen aylarda homeland bitirdim ve bana göre dizi tarihinin en iyi dizisi (aynı düşünmeyenler olabilir amacım tartışma değil) yine bu kalite ve tadda varsa dizi öneriniz alırım bir dal (The Americans hariç onu seyrettim)
0
iwillsee
(26.12.20)
House of cards
0
deer hunter
(26.12.20)
Eğer ajan - istihbarat hikayelerini seviyorsan bu dizininde uyarlandığı israil dizileri baya başarılılar. (fauda, tehran son izlediklerim)

dizi tarihinin en iyisi olmasa bile bence de oldukça başarılı bir diziydi. başroldeki kadına rağmen :)
0
scudman1
(26.12.20)
le bureau des legendes (en iyisi)
the company (mini dizi)
little drummer girl (mini dizi)
carlos (mini dizi)
deutschland 83
0
qaram
(26.12.20)
ben onun 1-2 sezonunu izledim. öncesinde the wire, justified ve white collar izlemiştim. homeland gibi cia değil. daha çok fbi bunlar. justified marshall service. wire efsane dizi ama
0
ShadowOfMoon
(26.12.20)
The wire deneyebilirsin. Biraz eski ve herkese göre değil ama sararsa izlediğin en iyi dizi olacaktır.
0
catch the arrow
(26.12.20)
Fauda.
0
auroraaurora
(26.12.20)
Rome (2 sezon olduğu için her bölüm olaylar olaylar)
0
the coon
(27.12.20)
gracelanda başladım. bu da fbi dizisi. homelanda biraz benzettim, benzer konu var gibi, dirty cop tarzı.iptal edilmiş ama bu dizi 3 sezon sonu
0
ShadowOfMoon
(28.12.20)
(5)

Kediler yüksek sesten rahatsız oluyor mu?

jazzabel
Selamlar,Kendi kedimle ilgili bunu yeni fark ettim. Her sabah alarm çaldığında gelip kolumu, kafamı ısırıyor, saldırmaya çalışıyor. Kedinin yanında uzun süre konuşuyorsam ısırmaya çalışıyor, salonda film izliyorsak boş oda arayıp yatak altlarında takılıyor. Eski evimiz ormanlık bir alandaydı hiç ses
Selamlar,

Kendi kedimle ilgili bunu yeni fark ettim. Her sabah alarm çaldığında gelip kolumu, kafamı ısırıyor, saldırmaya çalışıyor. Kedinin yanında uzun süre konuşuyorsam ısırmaya çalışıyor, salonda film izliyorsak boş oda arayıp yatak altlarında takılıyor.

Eski evimiz ormanlık bir alandaydı hiç ses yoktu, kedimiz de çok sakindi, şu an yaşadığımız yer merkezi, ana cadde üzerinde sürekli trafik ve insan sesi var. Korna çalınca kedi titremeye başlıyor donuyor olduğu yerde. 6 ay oldu taşınalı hala alışamadı.

Kediler için bu şekilde seslerden rahatsız olma var mı yoksa ben yanlış yorumluyor olabilir miyim?
0
jazzabel
(25.12.20)
Benimkilerden biri ben hapşırınca söyleniyor resmen. :)) Ani seslerden rahatsız oluyorlar, evet. Ama yanında konuşulmasından rahatsız olan da görmedim.
0
auroraaurora
(25.12.20)
benimki tv yüksek sesle açıkken hiç rahatsız olmadan uykusan devam ediyor. hepsi ayrı bir alem bunların.
0
barabas
(25.12.20)
bazı sesleri sevmiyorlar evet. bizimki tv den rahatsız olmuyor ama telefonda sesli bir şey izlersem gelip miyavlıyor uyarıyor, devam edersem telefonu tuttuğum elime sarılıp ısırıyor, kapatınca sakinleşiyor :)
0
surprise
(25.12.20)
kedi doktoru değilim ve hiç evcil hayvan bakmadım ama yazınızda zamansal bir ayrıntı var.

ilk paragrafta yazdıklarınızı 6 ay öncesinde de yaşıyor muydunuz ? yeni başladıysa ciddi bir uyum sorunu ve anksiyete yaşıyor gibi bahsettiğiniz donma hali bu anksiyete halini ve uyaran eşiğinin düştüğünü gösteriyor. yeme, uyku düzeni ve yabancılara tepkilerinde de değişiklik olmuş olabilir.
0
qaram
(25.12.20)
oluyolar tabii. benim eski elektrik süpürgesi çalıştığında kaçıp süpürmem bitse de bi süre ağlıyolardı. sessiz bişi aldım sonra, ağlamaları kesildi ama yine de o en düşük sessiz devirin sesinden bile kaçıyolar. zil, telefon bunlara bi üzülüp söyleniyolar. ama dışarıdaki trafik sesi o kadar dramatik olur mu bilmiyorum. belki değişik geldiği içindir. korna çalınca ben de donup titriyorum iğrenç bi ses. kedi haklı. pışpışlayın bol bol alışana kadar. hem korkuyor, hem anlayamıyor, göremiyor da kaynağı. yazık.
0
snape i başından beri tanırım
(25.12.20)
(47)

Milyonlarca dolarlik hastaliklar.

müptezel dostoyevski
Devletin tek bir kisi icin milyonlarca dolar ilac parasi odemesi dogru mu?Bu sahislar iyilesse bile dunyada gozle gorulur bir degisiklik yaratma ihtimalleri sifir olmasa bile sifira yakin.Hayirseverlerin bagis yapmasindan bahsetmiyorumOzgur iradeleri.Sosyal devlet olmak zorunda miyiz sizce?Sakin cal
Devletin tek bir kisi icin milyonlarca dolar ilac parasi odemesi dogru mu?
Bu sahislar iyilesse bile dunyada gozle gorulur bir degisiklik yaratma ihtimalleri sifir olmasa bile sifira yakin.
Hayirseverlerin bagis yapmasindan bahsetmiyorum
Ozgur iradeleri.
Sosyal devlet olmak zorunda miyiz sizce?
Sakin calacaklarina boyle kullanilsin demeyin
Bambaska konular.
Daha yetiskin bile olmamis cocuklar icin milyonlarca dolar ilac parasi odemesini devletin destekliyor musunuz?
0
müptezel dostoyevski
(25.12.20)
tek bir çocuk dediğiniz çocuk sizin çocuğunuz, kardeşiniz hatta yalnızca akrabanız olsaydı bu soruya vereceğiniz cevabı tekrar düşünün bence. tek bir çocuk nasılsa yenisini yaparım diye mi düşünürdünüz acaba?
0
amugochi
(25.12.20)
bence devletin varoluş amacı budur zaten. bana lazım olduğunda işimi yapmayacaksa ben ona neden bağlı kalayım? saçma sapan iş adamlarına vergi indirimi/muafiyeti yapacaklarına keşke hep ihtiyaç sahiplerine yada tedavi olabilecek hastalara dağıtsalar paraları.

insanı yaşat ki devlet yaşasın.
0
trajikomix
(25.12.20)
amugochi- cevabi dusundum basligi acmadan tabi. devletin bu isleme zorunlulugu olmadigina kanaat getirdim. devlet ayri, hayirseverlerin yardimci olmasi ayri olay. vergilerin tek bir cocugun milyonlarca dolarlik ilac parasi icin kullanilmasi gerektigini dusunmuyorum sonuc olarak, kaanaatim bu yonde oldu

trajikomix - hukumetler degisebilir bu durum da degisir, bunu sadece su an ki hukumet icin ele almayalim, kesin olmamakla beraber abd de sosyal devlet anlayisi olmadigina yonelik cokca yazi goruyoruz, ozel saglik sigortan olsa bile belli noktalarda destek sagliyor, abd bu noktada tek bir kisi icin milyonlarca dolar odemeyip hata mi ediyor? bana kalirsa yaptiklari bir hata yok ortada.

potansiyeli ve yetenegi cok yuksek bir cocuk kesfedilir, onun icin 100 milyon dolar harcanir, dunyayi degistirecegi tahmin ediliyordur, ama hicbir yetenegi daha ortaya cikmamis birileri icin, tum halkin vergisini riske atmak, akil alir gibi gelmiyor
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
Anlayamadım ben, devlet hayrına mı yapıyor? Net ve brüt maaşınız arasındaki farkı bir karşılaştırın. İşçi/memur her ay kötü günler için zaten devlete ödeme yapıyor.
0
kojonotsuki
(25.12.20)
kojonotsuki - zaten buna yonelik hastane ihtiyaclarini karsiliyor devlet, milyon dolarlik ilaclari listesine almiyor. almamakla iyi de yapiyor bana kalirsa. ama surekli instagram ve twitterda buna yonelik algi operasyonu yapiliyor, devlet bu ilaclari listesine alsin diye. devlet bir hayir kurumu mudur? halkin vergisini referandum yapmadan kafasina gore dagitabilir mi?

referanduma gidilip, bir birey icin maksimum hastane saglik harcamalari ust limiti ne kadar olmalidir? gibi bir toplum gorusu alinmak zorunda degil midir ya da ekonomistlerden bu yonde feedback alip karar vermesi gerekmez mi, seffaf ve dogruluk adina.

ben xxxx birim vergi odemisken x birim vergi odeyen biri benim milyonlarca kat daha fazla oranimda saglik harcamasi yapma hakkini nasil kazanabilir? esitlik ilkesine uygun mudur, bence toplum olarak duygusal bakiyoruz bu konuya gibi geliyor
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
her insanın yaşama hakkı vardır, gerçekten aşırı temel bir haktan bahsediyoruz. bakış açınız ableism'e kayıyor. herhangi bir sağlık problemi olmayan çocuğa bile devlet eliyle bir sürü sağlık ödemesi yapılıyordur mesela. bu çocuk ilerde sizin tabirinizle "potansiyeli ve geleceği" olmayan bir insan olacaksa bu para da mı boşuna gitmiş oluyor? samimi bir meraktan soruyorum gerçekten bakış açınızı anlamak için yanlış anlamayın. o zaman bu devlet neden var? (hükümet değil, devlet)

@ala09 size de bir sorum olacak. hadi bu hastalık gerçekten de öyle oluyor diyelim. dünyaya ne annesini, ne babasını, ne onların akrabalığını ne de hastalığını seçerek gelen hasta çocuğun bir kuruş bile almayı hak etmeyecek günahı nedir bu noktada?
0
amugochi
(25.12.20)
Milyon dolarlık ilaçlar, nadir görülen hastalıklar için. Toplam bütçe içindeki yeri minimal.
Bir de, sigortanın mantığı zaten budur, riskin dağıtımı. Milyonlarca insan milyarlarca tl prim öder, kimi doğru düzgün sağlık harcaması yapmadan yaşar gider, başka biri kronik hastalığa yakalanır uzun yıllar tedavi/ilaç harcaması oluşturur.
Sosyal devlet olmak da budur zaten. Aksi, devlet bu iştem neredeyse tamamen elini çeksin, sgk primi almasın, özel sağlık sigortası sistemine geçilsin, ödediğin prim kadar risk kapsamı geniş olsun demek.

Bu konu hakkında değerlendirme yaparken, bakkal hesabı yapmak yerine, sağlık ekonomisi, geri ödeme, nadir hastalıklar gibi konular hakkında bilgi sahibi olup sonra değerlendirme yapmak daha iyi olur.
0
efx
(25.12.20)
Sağlık bir insan hakkıdır ve bu hak, diğer tüm haklar gibi yüzlerce yıllık toplumsal mücadeleler sonucu kazanılmıştır. Bir insanın sağlık hakkına erişebilmesi için illa dünya üzerinde gözle görülür bir değişim yaratma ihtimali olması gerekmez. Sadece insan olması yeterli. Bu tedavilerin neden milyon dolar maliyeti olduğunu sorgularsan daha doğru bir kapı açmış olursun kendine. Hak ve özgürlükler oylamaya tabi değildir, referandumla emeklilik de kaldırılsın mesela, olur mu? Olur dersen şaşırmam tabi.

Hoş xxx vergi ödeyenin x ödeyenden daha fazla sağlık hakkı olduğunu düşünen birine laf anlatmanın beyhude olduğunu düşünüyorum ama umut biz x vergi ödeyenlerin ekmeği işte.

Yurttaşlık kavramı ve bilinci öyle bir erozyona uğradı ki son yıllarda, devleti yönetenlerin ve büyük burjuvazinin hayalini kurduğu ama açıktan diyemediği ne varsa onları dile getiren "ortalama vatandaş" her yerde peydah olmaya başladı.
0
temasettin
(25.12.20)
bakanlığın tek bir kişi için, gerek ameliyat olur gerek tedavi olur milyonlarca lira harcaması doğru. sistemin temel mantığı bu zaten.

ama soruyu sma hastaları için soruyorsan, orada durmak lazım. bakanlık bu konuda resmi olmayan açıklamalar da, ödeme kapsamına almayı çok istiyoruz ama ilaç şirketleri hastaları çok manipüle ediyor, bir çok çocukta ilaçlar yaş kilo vs'den dolayı etki etmediği halde umut vadediyorlar, ve bazı tedavi yöntemleri de faydasız demişti.

bunun gibi bazı nadir ve milyon dolarlık ilaçlarda dönüyor maalesef bu manipülasyon durumu.
0
avatar is back
(25.12.20)
Evet, devlet ödemeli. Kişilerin yaşam hakkı “zenginlerin” vicdanına bırakılmamalı. Ancak devlet önleyici sağlık hizmetlerine de yatırım yapmalı. Nüfus planlamasının din dışı bulunup askıya alındığı, akraba evliliklerinin sözümona din alimleri tarafından özendirildiği bir ülkede yaşıyoruz maalesef.
0
auroraaurora
(25.12.20)
efx- sosyal devlet anlayisini halk benimsemek zorunda mi peki? evet bu ulke vatandasiyiz, ama ileride medeni bir duruma gelirse bu ulke, halkin goruslerine gore sekillenmesi gerektigini dusunuyorum bircok harcama kaleminin. egemenligimiz noktasinda kusku yaratmayacak tum konular, seffaflik ile halkla paylasilmali.
ama sosyal devlet analyisini benimsemene saygi duyuyorum tabi ki
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
amugochi - devlet vatandaslari icin var, osmanli zihniyeti gibi, halk sefalet icinde olsun, devlet ayatka kalsin dusuncesinde degilim. halkimiz refah icinde olmali. egemenligimizi korumali, muasir medeniyetler seviyesinde tutmali. ama toplumun dusuncesini kaideye almali.
sosyal devlet anlayisini benimsemek zorunda degil diye dusunuyorum bu halk.
bu konuyu sizce vakiflara devredemez mi? bircok hayir sever bu vakiflari yonetiyor, halihazirda.
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
r evolution - evet guzel cevap, teknolojiye ve bilime yapilacak her turlu yatirimi destekliyorum.
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
avatar is back - icinde milyon dolar ilac ucreti olan her hastaligi katiyorum konuya, devlet baskidan oturu mecburen ekliyor cogu ilaci. dediginiz durumlar ayri konular tabi, ilac sirketleri kazanc elde etmek icin, yasama umudu pazarliyor.
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
auroraaurora , sunu soracagim, neden destek olmak istemedigim biri icin, vergilerimden o kisiye para gitmesini kabul etmek zorundayim ? medeni bir ulkede her sey seffaf ve halkin onayi alinarak yapilmaz mi? devletin sosyal devlet anlayisi yarin degisebilir, bu degisimi istiyorum, destek olacagim.
dediginiz nufus planlamasi konusunda destekliyorum sizi, nufus planlamasi sart.
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
şu anki devlet yapımızda diğer israflar bitsin sağlık karşılansın evet. Çünkü devlet sürekli alıyor, bize verebildiği nadir şeylerden biri sağlık. (güvenlik bile veremiyor diyebiliriz bak)

Bence vermemesi de makul ama o zaman çalışma hayatında ve aldığımız her üründen bu kadar vergi alınmamalı, herkes paşa paşa özel sigortasını yaptırmalı, yaptırmayan da ölür veya çok borçlanır. Bu sisteme geçersek herkes kendi bacağından asılır ama Türkiye'nin bu düzene gelmesi imkansız gibi (en azından bizim ömrümüz içinde).
0
nhk ni youkosu
(25.12.20)
Türkiye’de sosyal devlet yok ki. O ilaçların ücretinin karşılanması da popülizm sadece. Sizin zihniyetiniz hakim zaten, merak etmeyin. Güvenlik hariç, o da şüpheli, ücretini ödemediğim hiçbir hizmet almıyorum ben bu devletten. Bordroma bakınca hafakanlar basıyor.
0
auroraaurora
(25.12.20)
yani sizin bakış açınıza göre amerika gibi sağlık harcamaları özel sağlık sigortaları kapsamında olmalı, devlet eliyle yönetilmemeli gibi anladım ben. bu durumda devletin benim maaşımdan aldığı vergiyi bana geri vermesi lazım.

devlet buna yanaşmaz, bizden aldığı vergiler oraya harcadıkları paranın yanında gerçekten bir hiç kalıyor. asıl bu vergiler kimin cebine gidiyor onu sorgulamak gerekiyor.
0
bigcaptain
(25.12.20)
Ben de müptezel dostoyevski gibi düşünüyorum. Tedavi kararı farklı sosyal statüler göz önünde bulunularak verilmeli. Geçende 4 çocuğunun 2'si sma hastası olan birinin bir çocuk daha doğurup onun da sma hastası olması gibi bir durum vardı mesela. Bilimsel ve genetik olarak o çiftin belli bir riski varsa ve bu riski aileler üstleniyorsa devletin böyle bir durumda milyonlarca doları 2 çocuğu kurtarmak bile değil daha rahat yaşatmak için harcaması bana adil gelmiyor.

Farklı şirketlerin vergi kaçırıyor olması bambaşka bir konu - onlar vergi kaçırmasa da artan parayla yapılabilecek yine binlerce şey bulunabilir zaten genetik sorunu olduğu belli olan bir ailenin bile bile lades dediği yeni çocukları tedavi etmektense. Toplum olarak bu riski herkes karşılamak zorunda mı?

Zaten bu sma konusunun kesinlikle ilginç şekilde birden gündeme geldiğini düşünüyorum, yani böyle bi hastalık mı yoktu, ilacı mı yoktu bilmiyorum ama acayip karlı bi iş gerçekten.

Edit: yine başka bir örnekle mesela sigara içenlerin ya da alkoliklerin kanser masrafını toplumun geneli ödemek zorunda olmamalı. Bunlar bile bile alınan riskler, ben sağlıklı yaşamaya çalışan biri olarak neden sorumsuz yaşayan insanların masrafını üstlenmeliyim? Ha amenna adamın başına hiç önleyemeyeceği bir şey gelir, o konuda tabii ki devlet baba yardım elini uzatacak. Ama bile bile lades dedin mi orada bence dürüst vergi verenlerin hakkı yeniliyor.
0
roket adam
(25.12.20)
Aynı mantıkla asker polis de olmasın? Savunma sanayi de olmasın? Ne yani teröristler gelip sınırda 3 4 kişiyi öldürecek diye milyonlarca dolarlık harcama yapılıyor? Ne olur biri sokakta seni kurşunlasa? Amaaan güvenlik de neymiş... devletin amacı insanların güvenliğini, sağlığını korumak ve insanı yaşatmak degil midir? Devlet it köpek tayfasına para yedirirken milyar dolarlık vergilerini silerken sesi cikmayan insanlar sma hastarina harcanacak paraya laf ediyor. Burada sizi kastetmiyorum, yalnız değilsiniz. ayni kafada cok sahis var ne yazik ki.
0
sen de git sen de unut
(25.12.20)
Ulusal güvenlik ile bireylerin güvenliği ayrı şeyler. Sınır sorunu bir ulusal güvenlik sorunudur, bireysel bir durum yok yani ortada. Keza sokakta milletin birbirini vurması da bireysel bir sorundan ziyade toplumsal güvenliği tehdit ediyor.

Keza ite köpeğe para yedirilmesini de kimse savunmuyor. Ancak ite köpeğe para yedirilmese bile, artan parayla tüm risklerin farkında olarak halen 3. çocuğu sma hastası olan bir çifte milyon dolar yatırılmasını mantıksız buluyorum. Bir milyon dolar ile bir sürü fakire iş fırsatı doğurabilirsiniz mesela, ya da doğum kontrol kampanyası yapılabilir.

Türkiye'nin bu durumda olmasının sebebi biraz da "aşırı sosyal devlet" olma kasıntısı maalesef, burada böyle bir kaynak yok bu kadar basit. Mesela devlet toki eliyle ucuz konut yapıyor, ucuz konutu alan dar gelirli istanbulda yaşamaya devam ediyor, dar gelirli olduğu için aç kalıyor, bu sefer halk ekmek yoluyla ucuz ekmek veriyorsun, bu sefer iş bulamıyor memur ve belediye kadrolarını şişirip bir sürü insana boş yere para veriyorsun. Bu bir döngü yani. Halbuki toki olmasa, istanbulda yaşayacak kadar para kazanamayan adam başka yerde yaşayacaktı, ne bu kadar darlık olacaktı, ne bu kadar sosyal yardım gerekecekti. Tarım yapması gereken adam köyünde tarım yapacaktı, şehirde iş yapması gereken şehirde yaşayacaktı. Devletin serbest piyasaya çomak soktuğu her alan ekonomiyi alt üst ediyor kısacası. Ben tam liberalizmi desteklemiyorum (sağlık tarafı amerika gibi oluyor çünkü) ama sağlık hizmetlerinin %100 devlet tarafından finanse edildiği bir sistem de türkiyede olduğu gibi özel hastane ve ilaç şirketlerini aşırı zengin yapmana rağmen, sağlıksız bir halk yaratıyor. Para boşa gidiyor kısacası.
0
roket adam
(25.12.20)
Devlet sevmem, ama sağlık için devlet tarafından para harcanmasına/toplanmasına genel olarak karşı değilim (eğitimin devlet tekelinde olmasına karşıyım mesela), hele çocuğa harcanmasına hiç karşı değilim. 80 yaşındaki adam 3 yıl yaşasın diye milyon liralar harcanıyor, çocuğun en azından büyüyüp çalışıp kendini amorti etme ihtimali var.

Onun haricinde bu "fine-tuning" çabası çok riskli. Yani devlet olarak ya ayrım gözetmeden herkesi karşılarsın ya da kimseyi karşılamazsın. İşin içine potansiyel, genetik, zeka şu bu karıştırdığın zaman o iş yarın öbür gün "kürt/alevi çocuklarını tedavi etmeyelim, zaten vatana millete hayırlı olmayacaklar" noktasına iki günde gelir. Kaldı ki potansiyel ölçülecekse bile kim ölçecek? Bunun otoritesini başkasına niye bırakayım?

Aynı şey sigara/alkol tüketimi için de geçerli. Kanser riskinin çoğu genetik, ailesinde kanser geçmişi olanların çocuk yapmasını yasaklayalım, yaparlarsa da "riski biliyordunuz, sizin sorununuz" diyip yardım etmeyelim. Olacak şey değil. Yani olur da nasyonal sosyalist olmamız lazım onun için, olmasak daha iyi bence. Kaldı ki bunun beslenmesi var, hava kalitesi var, milletin götüne analiz cihazı takıp "kızartma yemeseydin sen de, damarlarının yağlanması senin suçun" diyemeyeceğimiz için pratikte de anlamsız bir istek bu.

Onun haricinde bence teoride en güzeli ilaç şirketlerinin, özel hastanelerin çok ağır denetlendiği, ama devlete bağlı olmadığı bir model. Ama onda da adamların senden çok parası oluyor, devleti satın alıyor, kabak yine sana patlıyor, çözemiyorsun. Teorisi güzel de pratiği tatsız.
0
plutongezegendegilmi
(25.12.20)
Plutongezegeni, kesinlikle haklısın. Zaten şu an ideal dünyadan bahsediyoruz. Ancak bir noktada çok hemfikir değilim - bazı genetik hastalıkların riski gerçekten siyah ve beyaz denebilecek kadar net bir şekilde tespit edilebiliyor. Hem toplum sağlığı, hem kısıtlı kaynakların kötüye kullanılmaması açısından bence genetik hastalıklarda bu konuşulabilir. Lakin tabii sigara ve alkol konusu çok ekstrem örnekler, dediğin gibi onları tam olarak belirlemek çok zor.

Mesela bi örnek vereyim, amerika'da bazı sigorta şirketleri abonelerine ücretsiz akıllı saat (apple watch tarzı) veriyor. Gönüllü olarak veri paylaşırsan ve spor yaptığın, aktif bir yaşam sürdüğün tespit edilirse daha düşük sigorta primi ödüyorsun riskin düştüğü için. Aynısı araç kaskosunda da oluyor, bir cihaz yardımıyla araba sürüş profilini çıkartıp, agresif kullanıyorsan çok, sakin kullanıyorsan az prim ödemeni sağlayabiliyorlar ve bu çok mantıklı. Bir birey olarak da %100 desteklerim bunu yani. Bu fine-tuning işini piyasaya bırakıp, devlet mekanizması ile denetleyebilirsen sonuçlar süper çıkabilir. Amma velakin pratikte türkiye gibi bi ülkede bunu yapmak mümkün değil çünkü "sosyal yardımlar" ile yaşayan onlarca milyon "oy" var bu ülkede, yani devlet eliyle dilenci yapılmış milyonlar var maalesef.
0
roket adam
(25.12.20)
roket adam- "sosyal yardımlar" ile yaşayan onlarca milyon "oy" var bu ülkede, yani devlet eliyle dilenci yapılmış milyonlar var maalesef.

mis gibi cevap gercekten cogu duruma.
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
@müptezel dostoyevski zaten sgk, ilaç vs yapılan harcamaları paylaşıyor, gdp'ye kıyasla, gelişmiş bir çok ülkeye kıyasla sağlığa az oranda kaynak aktarılıyor. Ülkenin önemli bir kısmının işsiz, asgari ücretle geçinen insanlar olduğunu düşündüğünde, halka gidip "artık sağlık güvencesi vermeyelim, sağlık sistemini tamamen özelleştirelim" diye sorarsan alacağın cevabın ne olacağını tahmin edersin sanırım.
Artık tüm vatandaşlara belirli bir miktar vatandaşlık maaşının verilmesinin tartışıldığı bir dünyada, sağlık harcamalarının toplam gdp'nin %4.7'sini oluşturduğu Türkiye'nin sağlıkla ve bütçeyle ilgili en önemli konusu bu diyen varsa bir zahmet vizyonunu genişletsin.
0
efx
(25.12.20)
Bahsettiginiz heralde zolgensma.

Bir kere burada sunu atlıyor olabilirsiniz; sosyal devlet olan ülkelerde bu hastaligin bir tedavisi kesinlikle karsilanmali, tedavisi karsilanmayan hastalik sosyal devlete aykırı.

Yalniz şöyle bir olay var; zolgensma pahalı ama spinraza (devletler tarafindan karsilanan) hayat sonuna kadar kullaniliyor, cocuk sürekli hastaneye gidiyor (masraf), ilk yil 600bin dolar kadar sonra her yıl 300bin dolar civari.

Simdi böyle hesaplayinca zolgensma daha ucuza geliyor.

Fransa'da bu zolgensma doktor onay verirse karsilaniyor. Ki tahminim EU yakında alım gücü olayiyla fiyatini falan iyice düşürür.

Neyse, devletin ben bu tedaviyi karşılaşılamiyorum ölün banane demesi kadar saçma bir şey olamaz.
Ha tabi Türkiye'de zolgensma karşilanmasini görmek çok zor bence. Böyle insanlari millete dilenmeye yöneltmek varken.
0
logisticsmanager
(25.12.20)
"Bu sahislar iyilesse bile dunyada gozle gorulur bir degisiklik yaratma ihtimalleri sifir olmasa bile sifira yakin."

"potansiyeli ve yetenegi cok yuksek bir cocuk kesfedilir, onun icin 100 milyon dolar harcanir, dunyayi degistirecegi tahmin ediliyordur, ama hicbir yetenegi daha ortaya cikmamis birileri icin, tum halkin vergisini riske atmak, akil alir gibi gelmiyor"

Kimin yaşayıp kimin yaşamayacağına karar vermek istiyorsunuz yani? Yani devlet bakacak "Lan salak sen daha üniversiteyi kazanamamışsın sen yaşama, sen kazanmışsın da 5 sene olmuş hala bitirememişsin senden de bir bok olmaz, sen de yaşama. Sen zeki çocuğum gel yaşa bakayım."

Bu faşistliğe giriyor olabilir ama emin değilim.

Bir de yani 8 milyar insandan kaç kişi dünyayı değiştirmiş? Hitler'i çocukken çok zeki olarak algılarsak ne yapacağız mesela?

Bakış açını değiştirmen lazım. İnsanlığın amacı evreni fethetmek için her şeyi yapmak olsaydı o zaman bütün insanlık uğruna bu amaç için çalışırdık. Bütün kaynaklarımızı bu amaç için harcardık. Dolayısıyla ayak bağı(!) olacak, kaynaklarımızı sömürecek(!) insanları öldürürdük(!) en kısa zamanda evreni fethetmeye çalışırdık.

Ama bizim böyle bir amacımız yok (belki 2-3 kişinin vardır). Amacımız bu dünyada mutlu mesut yaşamak. Her insanın da yaşama hakkı var. Bütün sözleşmelerde bu hak güvence altına alınmıştır. Kimin yaşayıp kimin yaşamayacağına karar veremezsin.

Bir de eğer iş buralara gelirse sistem daha da karmaşıklaşır. Mesela bütün gün götünün üstünde oturup internete yorum yazan insanlara devlet ağrı kesici bile vermez. Salaklara ekstra salaklık vergisi koyar. Zekilere ise her şey bedava olur vs. vs.

Güzel distopya romanı olur bundan he.
0
ardt
(25.12.20)
j r r tolkien hayrani , cevabniz guzel, iyi bakis acisi, ama devletin olmama olayini halk bireysel sekilde kapatamaz, guvenlik vb cok fazla detay var, devletin olmamasi imkansiz duruyor gunumuz sartlarinda, dunyadaki herkesin iyi niyetli, kotulugun olmadigi vb bir durum olmali ki devletler ortadan kalksin, ki bu da hayal gibi
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
ardt, vergilerimin nerelerde harcanagi noktasinda soz hakki sahibi olmak istemem fasistlik mi? zorunda miyim sizce buna? bize baski yapmis olmuyor musunuz sizce, bi degerlendirmenizi rica ediyorum, bana zorla, odedigin vergi bu kisilere gidecek demis oluyorsunuz su an, istemiyorum ki bunu
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
logisticsmanager , neden olamaz ki, devlet saglik sektorunde soz sahibi olmak zorunda mi? ya da sosyal devlet olmak zorunda miyiz sizce? abd, sosyal devlet degil ornek olarak
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
efx, sizce her birey vergisinin nerelerde harcandigini gormek istemekte ozgur degil mi? ben bu noktalarda hizmet almak istemeyip, baskasinin da benim vergimden bu noktada destek almasini istemiyorsam, bu fona param gitsin istemedigimde bu ozgurluge sahip neden olamiyim sizce, halki buna zorlamak dogru mu
0
🌸müptezel dostoyevski
(25.12.20)
"ardt, vergilerimin nerelerde harcanagi noktasinda soz hakki sahibi olmak istemem fasistlik mi?"

Ofansif olmak istemiyorum aslinda ama daha yumusak ifade etmem mumkun degil: eger kimin yasayip kimin yasamayacagina karar vermek istiyorsan ve de kisilerin zekasina bakarak buna karar veriyorsan, kusura bakma ama evet bu fasistligin âlâsıdır. Bakis acini degistirmen lazim acilen.

Yoksa senin fikrine gore şoyle yapmamiz lazim: Vatandaslar IQ derecesine gore vergi versinler. IQ azaldikca vergi artsin. Toplanan vergiler de belli bir IQ'nun ustundeki, yani dunyayi degistirme ihtimali olan kisilere verilsin.

Senin mantigini oturttugumuz zaman gelecek duzenlemelerden sadece biri bu.

Oyle "para benim, nasil harcayacagima ben karar veririm" demekle olmuyor. "Bu cocuk benim" deyip cocugumu öldürebilir miyim ben mesela?
0
ardt
(25.12.20)
bence ikinizin orta noktası şu şekilde bulunabilir: müptezel arkadaşımız ben devletin sağladığı sağlık hizmetlerinden faydalanmayacağım kardeşim, bunun parasını da ödemiyorum diyebiliyor olmalı. böylece şuna buna yardım ediyorum demek zorunda kalmaz, kendi başının çaresine bakar. bunun bir light versiyonu avrupa ülkelerinde (bkz: kirchensteuer) olarak yapılıyor, hristiyan değilsen adam senden kilise vergisi almıyor mesela, bunun gibi seçimler yapılabiliyor olmalı "en azından".

keza emeklilik konusu da aynı şekilde, ben kendim birikim yapabilecek finansal okur yazarlık ve zekaya sahibim kardeşim, devlet bana maaş falan bağlamasın benden sgk primi de kesmesin diyebilsem, eminim ki devletin bana ayıracağı dandik emekli maaşından çok daha yüksek bir para ile emekli olurum. ama şu anda böyle bir seçim sunulamıyor, çünkü devlet kendi ayağına sıkmış olacak, devlet politikası şu anda tamamen "iyi kazanan" beyaz yakalıların sırtından, dar gelirlileri sürdürülemeyecek şekilde sübvanse etmek üzerinden yürüyor. bize bu imkanı tanısa paramın diyanete, tokiye falan gitmesine imkan verir miyim?

ancak bunlar dışında, atıyorum gelir vergisi, kdv vesaire bunların nereye harcanacağı konusunda maalesef o kadar granüler bir seçim şansı sunmak realistik görünmüyor.
0
roket adam
(25.12.20)
"sağlık hizmetlerinden faydalanmayacağım kardeşim, bunun parasını da ödemiyorum diyebiliyor olmalı"

Yani şu durumda x kisisi, devletin ufacik bir parcasi. Devlet iyi almiyorum senden vergi dese, bunun bir karsiligi yok. Yani sistemden tek tek kisiler halinde cikamazsin. Devlet, senin hastanelere giden parani hesaplayip o parayi sana iade edemez.

Kilise ve vergi konusunu bilmiyorum ama orada da cok ozgur bir secim yoktur. Eger hristiyan olarak geciyorsan otomatikman vergi sistemine dahil oluyorsundur ya da sistemde hristiyan gozukmuyorsan dahil olmuyorsundur. Belki hristiyan olup da parasinin kiliselere gitmesini istemeyenler var, bu da olabilir. Kaldi ki o insanlar hala kilisenin kararlarinda soz sahibi olamiyor mesela. Soz sahibi olacak kisileri cok dolayli yoldan seciyorlar.

Bir not: nazilerin sakatlari ve beyin ozurlulerini katletmesinin konumuzla alakasini dusununuz.
0
ardt
(25.12.20)
"Nasil cikamiyor? Turkiyede bile oluyordu bu durum, mesela bireysel emeklilik sistemi vardi. Herkes direkt dahil edilmisti ancak sonradan isteyen cikabiliyordu yani cok zor degil o sistemden cikmak."

Hayir, onu biliyorum tabii ki ama benim kastettigim, benim cebimden cikip da hastane yapimina, saglik calisanlarina giden paranin bana iade edilmesi gibi bir sey yok. Boyle bir sey de gelmeyecek.

"Yani olumlu anlamda gorus bildirrmek bile o yonde bir karar vermeye calisma demek oluyor. 'Bu durumdaki herkes tedavi olsun, kisi secilmezsin' desen bile yine bisekilde 'kimin yasayip yasamayacagina' karar vermeye calismis oluyorsun."

Hocam iste sen burada lafi carpitiyorsun. Evet, belki devletin yasasinda "herkesin tedavisini karsilama zorunlulugu" diye bir sey yazmiyor ama arkadasin bahsettigi ornekte buna sen karar vermis oluyorsun. Arkadas diyor ki, atiyorum mesela bir odada 3 kisi var ölüm doseginde, ayni ilacla duzelecek bunlar ama bu ilaclarin her biri 100 milyon. Devletin kasasinda da bolca para var ama sen odaya giriyorsun ve diyorsun ki "salak olan 2 kisiye bu ilactan vermeyin, sadece zeki olani yasatin"

İste burada kimin yasayip kimin yasamadigina tam olarak sen karar vermia oluyorsun.
0
ardt
(26.12.20)
Ben kimseye kendi goruslerimi empoze etmeyw calismiyorum.

Sozum meclisten disari ama mesela nazileri, onlarin goruslerinden caydirmaya calissam bu da mi fasizme girecek?
0
ardt
(26.12.20)
"Onu gectim klasik 'denize dusse x i mi Y yi mi kurtarirsin' sorusunda bile o secimi yapiyorsun bisekilde"

Orada bir tanesini kurtarabiliyorsun ama. İkisini kurtarman mumkun olmadigi icin o mu bu mu diye soruyor. Bizim olayda ise devletin yeteri kadar parasi var ama "hayir, bu parayi salaklari kurtarmak icin harcamayalim" diyorsun.

Bu ustteki lafi gonul rahatligiyla telaffuz edebilecek biri icin de dusuncelerimi belirttim.
0
ardt
(26.12.20)
ardt - olayimin fasistlik ile uzaktan yakindan alakasi yok ki, fasistlik olgusu bambaska bir sey, yukaridaki arkadas acikladigi icin ekstradan tekrar aciklama yapmayacagim, demagoji yapilacak bir konu degil benimkisi, sadece ozgurluk noktasinda ozgur olma, kazandigim parayi kendim yonetme istegim var, ve bunu istemiyorum diye, toplum tarafindan, senin demin yaptigin gibi, yeterli para var ve bunu niye harcamiyoruz, bir cocugun olmesine goz mu yumacaksin, tepkisi yemis oluyorum, bu bir cocuk iki cocuk olayi degil.

ben gelecegi degistirme olayini sundan dolayi belirttim, gelecegi goruyor olsak, o cocuk dunyayi degistirecek cocuk olsa, harcama yaparsin. ama zaten kimin gelecegi degistirecegini bilme imkanimiz yok. iq su cocukken cok yuksek cikmis insanlar ileride toplumu degistirecek olaylar yapiyor diye bi garanti yok.

ama tabi ki, yetenekleri cok bariz olan kisilere, ozel imtiyazlar taninmali. ama bu imtiyazlarin icerisine, torpil karismamali. kendi cocugunu o imtiyazlarin icine sokacak insanlar olmamali.benim isteklerim gunumuz sartlarinda biraz imkansiza kacabiliyor, bundan dolayi cok yalin sekilde, parami istedigim sekilde kullanma ozgurlugune bagladim olayi.

benim param, ben secmeliyim, devlet veya hukumet, bize bu ozgurlugu getirmeli. umarim bu ozgurluge kavusuruz ileride.
0
🌸müptezel dostoyevski
(26.12.20)
j r r tolkien hayrani - bireysellik ve devlet konusunda durum su, devlet olmadigi zaman, yerine baska otoriye koyabiliriz ya da koymayabiliriz. koymadigimizi farzedelim. 5 milyon nufuslu bir ulkeyiz, dunyada diger ulkeler olmaya devam ederken, biz ulke olmaktan vazgecersek nasil bir sey ile karsi karsiya kalacagiz ? 1 gecede bu duzenin degisme imkani yok, sinirlari nasil koruyacagiz ? ornek veriyorum 5 milyon kisi her konuda fikir belirtme ozgurlugune sahip olalim

gunde milyonlarca karar vermemiz gereken sey olacak, 5 milyon kisi surekli olarak fikir belirtemez

ama bizim goruslerimize en yakin kisileri sectigimizde hukumet partileri oluyor.

buna devlet veya hukumet demeyelim.

ama fikirlerimize en yakin kisileri secmis oluyoruz.

sonucta bize en yakin kisiler, idareyi saglasin diye isbirligi yapiyoruz

dunyada tamamen ulkeler ve sinirlar kalkacak derseniz, bu noktada uyusabiliriz, sinirlara inanmiyorum, iyi veya kotuye inaniyorum.

keske tum toplumlar baris icinde yasasak

olay biraz karisiyor bu konuda.

isteklerim var, ama bu isteklerimin pratige donusmesi cok zor.

devlet ortadan kalkinca, direkt bireysel kalicaz diye bi durumda yok tabi.

ama sonucta adina devlet demesek bile bi mekanizma olusacak.

5 milyon nufuslu bir ulke, ulke olmaktan vazgecti, kabile sistemi diyecegim bir sisteme gecti diyelim, ahmet isimli sahis bos gordugu butun topraklara ev dikmeye kalkti, dunya benim dedi, topraklar hepimize ait dedi, herkes bos buldugu yeri sahiplensin dedi ornegin, ben sizin kabilenize de katilmiyorum dedi, otoritenizi tanimiyorum dedi, burada sinirlari nasil cizebiliriz ki ?

o zaman sen kendi uzerinde bir guc istiyorsun, durum oyle diyebilirsin, ama sanirim mutlak bir gucun olmasi gerekiyor duzen saglanmasi adina. bu mutlak gucun, seffaf, liyakata uygun, durust ve guvenilir olmasini istiyorum. lakin bir toplumu yonetmekte tamamen durust sekilde olamiyor, karisik biraz durum. basit gormuyorum acikcasi, biraz konu allanip budaklaniyor, konu konuyu aciyor.

su an ki sartlara gore istegime gelirsek, devlet duzenine karsi degilim, ama devlet bireyler icin var, ama bireylere ozgurluk tanimlamasi yapmali. devletin kisitlamalari maksimum duzeyde degil, toplumu ayakta tutacagi kadar olmali. radikallikten uzak olmali ve toplumun genel cikarlari icin calismali.

maksimum ozgurluk ve maksimum secim imkani tanimlamasi yapmali.
0
🌸müptezel dostoyevski
(26.12.20)
"that escalated quickly" diyorum ama @muptezel; devlet sosyal devlet olmak zorunda değil, ben sosyal devlet açısından konusuyorum.
Açıkçası su an Fransa gibi sosyal devletin üstlerinde olan bir yerde mutluyum, disten göz doktoruna hepsi karsilaniyor. Issiz kalirsam 3 yila kadar maas var, covid dönemi yüzde 100 maas karsilamasi yapildi vs.

Bunlari devlet yapmak zorunda değil ama sosyal devlet yapmak zorunda.

Siz temel liberal devlet diyorsunuz; evet devletin polis gibi temel güvenlik dışında hicbir şeyle ugrasmamasi lazım. Misal ev sahibi seni evden mi atacak? Kendi sorunun. Ama Fransa'da misal seni kışın evden atamaz.
Işveren istedigini isten atar. Fransa'da atamaz.
Devlet sagligi karsilamaz, hele 1 milyon euroluk ilaci. Fransa'da karsilar.
Devlet vergi az alir (ki Amerika'da vergiler az değil), Fransa'da daha fazla alir.

Ben sosyal devlet tarafından yasiyorum, siz liberal devletin metro yapmaya bile katilmadigi, vatandasi herhangi bir sekilde isverene karsi falan korumadigi sistem istiyorsunuz, saygı duyarim.
0
logisticsmanager
(26.12.20)
'Birisi gelsin benim sorunumu cozsun, gucunu gostersin baskalarini korkutsun. Ben ona itaat edeyim o da beni korusun'

durum boyle degil

tak diye 1 gecede tum dunyada devletleti yikmak mumkun degil.

kendi icinde bulundugumuz toplumdaki mevcut kosullari, kademe kademe iyilestirip, en mutlak dogruyu deneme yanilma yontemiyle bulmaliyiz.

ben ortaya tek basima cikip tum dunyada sinirlar kalksin, devlet kalmasin, mutlu mesut yasayalim diye ortaya cikip kosturmaya kalksam, bir anlami olmaz.

ama icinde bulundugum toplumda, kisa surede gerceklestirebilecegim, ozgurluk adina yeniliklere yogunlasirsam bunu gerceklestirme imkanim var yasadigim surecte. olaya bu sekilde odaklaniyorum. siz ise genel bir hedefiniz var, olmasini istiyorsunuz, ama o hedefi gerceklestirme ihtimalimiz yok gibi, sadece soylemde kalma durumu daha yuksek degil mi sizce? hayal gibi biraz
0
🌸müptezel dostoyevski
(26.12.20)
j r r tolkien hayran, soylediklerinizi bir yerden yakalayip ele almak gerekiyor, aklinizdaki fikirleri faaliyete donusturmek adina bir cabaniz var mi bilmiyorum, burada fikir paylasiyoruz, muhabbet amacli

benim size sorum su olur, fikir yurutmemi istemiyorsaniz

Benim düşünceme göre ise en başından devlet şeklindeki bir yapının olması yanlış.

bu cumleye karsilik sizden uzun uzun, ulkemiz veya genel dunya adina, devletlerin yikilis surecini ele almanizi rica eder, bunu dinlemek isterdim, bir planiniz var mi,dusundunuz mu buna yonelik daha once, kendim fikir yurutmek yerine, direkt size sorayim, ama bunu eksi duyuru uzerinden konusmak biraz zor olacaktir muhtemelen, sizin bu surec ile alakali aklinizdaki her detayi ogrenmek gerek, milyonlarca milyarlarca sorulacak soru olacak bu buyuk surec ile alakali
0
🌸müptezel dostoyevski
(26.12.20)
Yalniz zolgensma tedavisinden ron swanson gibi libertarian yapiya nereden gelinmis. Devlet yikilsin yerine avm yapilsin.m!

Bence bu konunun devlet olmalı mi diye konusulmasi lazim, iyice konudan uzaklasilmis.

Gecenlerde komedyen yannis pappasin bir şovu vardi; para kazanamazken allahim obama care super lütfen bana yardim edin derdim, simdi para kazanirken baskan kim mi olacak? En az vergi alan, istedigin politikayi yürüt yeterki benden az vergi al diyorum derdi.
Bu da oyle. Ben su an Fransa'da ortalama maas alan biri olarak sosyal devlet haklarindan memnunum ama yilda 100-150 bin euro kazanmam yeni vergi dilimlerine girecegimden allah belasini versin böyle sistemin diyecegim :)
0
logisticsmanager
(26.12.20)
logisticsmanager , biraz degisti konular, ama tabi benim nihai sorum basliktaki konu

Neyse, devletin ben bu tedaviyi karşılaşılamiyorum ölün banane demesi kadar saçma bir şey olamaz.


boyle demissiniz, bunu sosyal devlet anlayisini benimsemis ulkeler icin soyluyorsunuz sanirim, ama bu anlayisi devlet bize dikte ediyor.

lakin referanduma gidilse bi dostun dedigi gibi, ulkenin cogu fakir oldugu icin, bu anlayisi kabul edicek muhtemelen.

al sana yeni bi referandum konusu daha

bireylerin vergilerinin nereye gidecegini secme ozgurlugu olmali mi?

bu referandumu da medya nasil lansederse ona gore sonuc sekillenicek.

ama objektif lansedilirse, yine ayni kitle, vergilerinin nereye gittigini secmek isteyecektir.

ama bu referandum da herkese bu ozgurlugu tanirsak, sizin cocuklarinizi tedavi edecegimiz fonlarimiz azalicak diye lansedilirse, yine ayni halk bu ozgurlugu istemeyip devlet denilen olgunun iradesine birakicak, olaylar guc kimdeyse ona gore sekilleniyor, karisiklasiyor.
0
🌸müptezel dostoyevski
(26.12.20)
ardt +1000
0
eksimeksi
(26.12.20)
mevcut türkiye şartlarında bu konuda bir referanduma zaten gidilemez. çünkü halkın büyük kısmının geliri yine devlet harcamalarına dayanıyor. ya memur, ya memur ailesi, ya devlet yatırımlarında çalışıyor, ya devlet iştiraklerinde çalışıyor, ya da gelirinin büyük kısmı devletten gelen şirketlerde çalışıyor. bu sorunun sorulabilmesi için gerekli sağlıklı ortam, ancak devletin piyasadan mümkün olduğunca çekildiği, ekonomiyi özel iştiraklerin ağırlıklı olarak yürüttüğü, ve insanların da ödedikleri verginin farkında olduğu (brüt maaş alıp vergiyi kendi ödediği gibi) bir ortamda gerçekleşebilir.

atıyorum Imamoğlu istanbulu kazandı evet ama bu başarıda "tapu sorunu çözülmesi", "halk ekmek", "suya zam yapmama" gibi kamu yararının aksine gerçekleşen bir çok propagandanın büyük etkisi var. yapmasın demiyorum ama halkın oy verirkenki kriterlerleri "özgürlük" falan değil, "ekmek" olduğu sürece böyle bir karar verme sürecinden bahsedilemez bence. şimdi sen bu adama sorsan diyecek ki halk ekmekten 1 tiye ekmek alıyordum noldu şimdi alamayacak mıyım diyecek. halbuki biz seni daha düşük vergilerle uno ekmek yiyecek bir gelir seviyesine çıkaracağınız dediğinde buna yanaşmayacak, havadan para indirim ve yardım gelmesine alışmış çünkü.
0
roket adam
(26.12.20)
tartışmayı okumadım ama kendi düşüncem türkiye gibi bir ülkede hayır, karşılamamalı. milyonlarca doları iyileşip iyileşmemesi belli olmayacak tek bir kaynağa bağlamak yerine binlerce başka çocuğun hayat standartları yükseltilebilir.
0
anais
(26.12.20)
(10)

ofiste çalışırken vs evde çalışırken

aziz dostum jack
mesela,1- yemek alışkanlığınız değişti mi? sabah kahvaltı yapıyor musunuz artık?2- ofiste çalışırken normalde öğlen arasına çıkıp yemek yiyorsanız şimdi de aynı şekilde mi yapıyorsunuz?3- mesai saatlerinin bir önemi kaldı mı? önceden kaçta başlıyordu kaçta bitiyordu iş, şimdi düzeniniz nasıl?4- evde
mesela,

1- yemek alışkanlığınız değişti mi? sabah kahvaltı yapıyor musunuz artık?
2- ofiste çalışırken normalde öğlen arasına çıkıp yemek yiyorsanız şimdi de aynı şekilde mi yapıyorsunuz?
3- mesai saatlerinin bir önemi kaldı mı? önceden kaçta başlıyordu kaçta bitiyordu iş, şimdi düzeniniz nasıl?
4- evde çalışırken ara verip ekşi sözlük/youtube takılıyor musunuz?
0
aziz dostum jack
(22.12.20)
Hayır yapmıyordum yine yapmıyorum.
Yemeğe çok acil bir durum yoksa çıkardım şimdi yemeği ekran başında yemek zorunda kalıyorum.
Mesai saatleri esnedi diyebiliriz iyi taraflar da var kötü tarafları da. En azından mesai sonrası eve gitme çilesi bitti diye avunuyorum.
Evet yoksa kafayı yerim.
0
tuborg yesili
(22.12.20)
1- yapmıyordum, artık arada yapıyorum

2- öğlen dışarı çıkardım. Artık kahvaltı ve öğleni birleştiriyorum genelde. Olmazsa atıştırmalıklarla geçiştiriyorum

3- Önemi var hala. Ama sabahları daha geç başlıyorum artık, 10 gibi mesaimi başlatıyorum (9 normalde)

4- takılıyorum
0
kojonotsuki
(22.12.20)
1- zaten kahvaltı ediyordum simit peynir, şimdi güzel sofra kuruyorum
2- öğle yemeği yemiyorum, arada çok acıkırsam ufak bi tost yapıyorum
3- işimin mesaisi hep değişkendi, hala değişken. ama trafik, yol derdim olmadığı için yürüyüş, spor vs yapacak çok vakit kalıyor.
4- tabii ki takılıyorum. insan makina değil ki kesintisiz sürekli üretken olmak imkansız.
0
roket adam
(22.12.20)
1-Aynı. İşte de kahvaltı yapıyorduk, değişmedi.
2-Aynı. Öğle arası vaktinde işi bırakıyorum başka şeylerle uğraşıyorum. Yemek yemiyorum.
3-Kalmadı. Genellikle hep pc başındayım. Akşam da çalışıyorum, gece de, sabaha karşı da.
4-Evet. Hatta takip ediliyorsa sıctık. İş yerinin VPN'i falan açık çünkü. Neyse şimdiye kadar bir şey olmadıysa devam :)
0
ananiyimioguz
(22.12.20)
1- yapmıyordum yine yapmıyorum
2- ofiste çalışırken yemek ve kahveye 1,5 saatmiz gidiyordu. evdeyken aynı şekilde yapmıyorum bilgisayar başında geçiştiriyorum
3- öncedne bilgisayarı ofiste bırakabiliyordum. şimdi tatsız şekilde esnedi
4- çokça. ama işte de yapardım youtube olmasa da. şimdi de video vs izlemiyorum ama arada başka sitelere bakıyorum
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(22.12.20)
1- kahvaltı yapardım artık yapmıyorum
2- evet, skype da kendimi away e alıyorum bir saat boyunca asla telefon mail açmam. Toplantı falan koyuyorlar öğle arasına, yemek saatim diyip kaçıyorum valla.
3- 5ten sonra kimseye cevap vermiyorum. Ben zaten tek başıma çalışıyorum. Bana şunu yap bunu yap diye pek iş vermiyorlar her şeyimi kendim ayarlıyorum. Her zaman mesai yaparım ama kimseye cevap vermem. Bir kaç kişi haftasonu akşam 10da arıyordu, biraz sert bir şekilde uyardım bir daha aramadılar. Bunun tek istisnası yurtdışından gelen işler. Yurtdışında bir toplantı oluyor bana göre gece 2, e katılıyorum mecburen.
4- genelde takılmam, dikkatim dağılıyor elimdeki işi hemen bitirmezsem fenalık geçiriyorum çünkü sırada çok şey var.
0
jazzabel
(23.12.20)
1-önceden kahvaltım 2 adet poğaçaydı şimdi şahane anne kahvaltısı
2-şirkette 12-1 arası yemek saatiydi mutlaka yemeğe çıkardım, şimdi kahvaltı öğle yemeği birleşti gibi. 9-12 arası herhangi bir zamanda kahvaltı yapıyorum.
3-mesai önemli evet, ama duruma göre esneyebiliyor, çok yoğun olduğum zamanlar sabah 8:00-gece 24:00 çalıştığım da oldu, ama önemli bir iş/toplantı yoksa bazen 10:00 gibi uyandığım, akşam 16:00 gibi bilgisayarı kapattığım oluyor. normalde mesai 9:00-18:00
4-İş yoğunluğuna bağlı olarak nefes almadan çalıştığım, tuvalete bile gidemeden aralıksız 5 saat toplantı yaptığım oluyor. Bazen de hiç iş olmuyor sabahtan akşama kadar netflixte dizi seyrediyorum
0
zikardo
(23.12.20)
1- yapmazdım, artık yapıyorum.
2- öğle yemeği vardı, artık yok.
3- kaldı, daha az çalışıyorum genel olarak.
4- evet. ofiste de yapardım gerçi.
0
plutongezegendegilmi
(23.12.20)
1- evet degisti. ofiste en son sadece oglen yemegi yiyordum, evde de aksam yemegi. simdi evde gec kahvalti, sonra aksam yemegi. cok da degismemis aslinda. :)
2- bilgisayar basinda kahvalti ediyorum su an mesela. eksi sozluk, duyuru, twitter falan.
3- 8:30 - 17:30 genelde, biraz esneyebiliyor hem lehime hem aleyhime.
4- cok yogun olmadikca uzun uzun takiliyorum. yogunken cok az miktarda yine bakiyorum.
0
lemmiwinks
(23.12.20)
Ofiste öğünler arasında atıştırıyorum. Evdeysem akşam yemeğini 17.00 gibi yediğim için aralarda bir şey yemiyorum.
Öğün atlamıyorum iki durumda da.
Mesai saatim aynı. Evdeysem arada kestiriyorum, dizi izliyorum. Evet, keyfim yerinde.
0
auroraaurora
(23.12.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.