Giriş
(21)

Uzun ilişkilere inanıyor musunuz

sekizdokuzon
Bahsettiğim 10+ senelik ilişkiler. Bayağı insan üstü bir çaba gerektirmiyor mu sizce de? Belki aynı eve girmek, çocuk yapmak, ailelerin birbirini tanıması ilişkiyi sağlamlaştırır ama ne bileyim, bugünkü benle 5-10 sene sonraki ben bambaşka insanlar, keza eşiniz için de bu böyle. Bu nasıl bir toplums
Bahsettiğim 10+ senelik ilişkiler. Bayağı insan üstü bir çaba gerektirmiyor mu sizce de? Belki aynı eve girmek, çocuk yapmak, ailelerin birbirini tanıması ilişkiyi sağlamlaştırır ama ne bileyim, bugünkü benle 5-10 sene sonraki ben bambaşka insanlar, keza eşiniz için de bu böyle. Bu nasıl bir toplumsal sözleşme ya da ne tarz bir divaneliktir ki bir insanla hayatının uzun bir döneminde ayrı alanda hizalanip birlikte hareket etmeyi becerebiliyorsun? Hala seviyor, değer veriyorsun? İki sene önce beğendiğim insanların büyük çoğunluğunu şu an beğenmiyorum. Ya onlar benden ileri gitmiş oluyor ya ben onlardan. Çiftler bu senkronizasyonu nasıl sağlıyor? Aşırı zahmetli bir iş değil mi?

Teşekkür ederim.
0
sekizdokuzon
(30.07.24)
Uzun ilişkilere inanmak için önce sevgiyi ve saygıyı bilmek ve bunlara inanmak lazım. Biliyorsam da benim inancım kalmadı, menfaatperestlikten başka bir şey göremiyorum.
0
muhayyer divan
(30.07.24)
inanırım. değer bilen insanla yapılır.
0
gabe h coud
(30.07.24)
Tamamen tahmin, o kadar zamanı beraber geçirip o kadar şeyi birlikte yaşayınca bir yatırım yapmış oluyorsun. İlişkiyi bitirmek, o sarf edilen zamanı gözden çıkarmak demek. Bu da etkili olsa gerek.
0
encokbenisevinnolur
(30.07.24)
Bence bir ilişkiye uzun süre ikna olmak için bayağı diplomatik olmak gerekiyor. Ya da karşındaki insan o kadar büyük bir cevher olacak ki kaz kaz bitmeyecek yani. Bayağı zor bir mesele değil mi bakınca?
0
🌸sekizdokuzon
(30.07.24)
30-35ten sonra degismeyiz gibimsi.. o yaşlardan sonra evlenmek lazım. Tşk
0
abuzer
(30.07.24)
İnanıyorum.

Karakter, kişilik belli bir yaştan sonra zaten oturmuş oluyor. Ne istediğini ya da ne istemediğini biliyorsun. Karşındaki insanı tanıyorsun ve o da seni tanıyor yuvarlanıp gidiyorsunuz. Beklentiler, istekler çok değişmiyor olgunlaştıkça. Sadakat, aynı insana bağlı olmak güzel bir şey.
0
rock n roll
(30.07.24)
Diplomasi uygulayabilmek için sevmek lazım işte. Kendini ona ya da onu kendine ait hissedebilmek lazım, güvenmek lazım, güvenilir olması lazım. Bence bu biraz sevme kültürü olan, biz bilinci olan toplumlarda mümkün. Bizde eskiden mümkündü, şimdi gittikçe azalıyor bu ihtimal, hayvandan aşağı bir hale geliyoruz. Sevginin sorumluluğunu almak bu derece zor geliyorsa ortada çok ciddi sorunlar var demektir.
0
muhayyer divan
(30.07.24)
Bence insan ölene kadar nonstop değişiyor:/
0
🌸sekizdokuzon
(30.07.24)
Herkes değişiyor, kimse buna engel olamaz ama değerlerini yaşamak ve yaşatmak ilkesi değişmez bence. Değerleri de değişebilir, bilinç ve niyet önemli. İlişkiler de buna göre değişebilir, yine de sevgi ve saygı, ortak değerler varsa gelişiyor ve devam ediyor.
0
muhayyer divan
(30.07.24)
@sekizdokuzon; öyle aman aman bir değişim olmaz bence.

Ben mesela dizlerimizin üstüne battaniye örtüp balkonda ıhlamur içeceğim kadar uzun birliktelik isterim. Ölünce aynı mezara gömülmek isterim. Orada da rahat vermemem lazım çünkü :)
0
rock n roll
(30.07.24)
İşte kendindeki değişimleri zar zor takip edebiliyorken bir de başka bir insanın neler yaşadığı, sana ne kadar yakın ya da uzak bir noktada konuşlandigina kafa yormaya gönüllü oluyorsun. Bir noktada hiç doğal gelmiyor, ne yalan söyleyeyim. En basitinden işini değiştirdiğinde bile gündelik pratiklerin değişir, seni akşamdan akşama gören biri bunları nasıl takip etsin? Hâlbuki o an seninle aynı frekansta titresen, seni algılanmak istediğin gibi algılayan başka onlarca insanla karşılaşıyorsun. Tabii işin kötüsü mevcut eşini terkedip onlardan biriyle devam etsen onunla da uzun vadede farklı akıntılara sürüklenecegini biliyorsun. Tutunduğun kişiye neden tutunursun o zaman mesela? Yabancıların içinde en zararsızı, en laf anlayanı ya da zarar verme potansiyeli en az olanı mıdır?
0
🌸sekizdokuzon
(30.07.24)
Vallaha bizim 10 yil oldu. Ilk yıllardan daha güzel bence. Esimle gördüğümüz şeylere verdiğimiz tepkiler, bir şey görünce ikimizin de aklına gelenler falan aynı oluyor bazen, garip oluyor. Misal o bazi konularda torpulendi, daha orta yolcu. Ben de bazi konularda torpulendim. Örnek feminizm misal. O çok ilerideydi, ben de bazı konularda onun bakış açısını goremezdim. Şu an ikimiz de çok ortak bir noktadayiz misal.
Bu sebepten çok da efor gerekmiyor günlük hayatta.
Bence uzun ilişki çok güzel yani, hayatta yalnız olmak zor.
0
logisticsmanager
(30.07.24)
21’de başladık, 10+ yıldır devam eden şu an boşanma aşamasında bir ilişki. bence de 35’ten sonra evlenilmesi daha uygun, zaten ortalama yaşam süresi çok artmış eski zamanlardaki gibi değil ve erken evlenince erkeklerde “daha iyilerini mi kaçırdım” fikri oluyor BENCE sosyal medya etkisiyle vs/
0
deartheodosia
(30.07.24)
çok haklısın, zaten o 5- 10 sene sonraki bambaşka iki insanın değişimi sonrasında halen birbirlerine yakın olabiliyorsa ilişki yürüyor, yakın olamıyorsa boşanıyorlar.

buradaki anahtar kelime saygı. her canlı zaman içinde değişir, huyları değişir, düşünceleri değişir, duyguları değişir, tepkileri değişir. değişimi kabul etmelisin. ortak hedefler de ilişkiyi dengeler.
0
selam
(30.07.24)
İnanmak istiyorum.
0
Amaranta ursula
(30.07.24)
@Amaranta: ibb.co
0
🌸sekizdokuzon
(30.07.24)
Uzun ilişki romantik değil politik ve stratejik bir birliktelik gerektiriyor.
Elbet işin içinde sevgi var ama düzenli bir ilişkiyi sürdürebilmek için tarafların belirli konularda özveri ve fedakarlık göstermesi gerekiyor.

Sevdiğin insanla ölene kadar beraber olmak mı istiyorsun? Karşılığında vazgeçmen, sürdürmen, katlanman gereken ciddi meseleler var. Denklem basit aslında. Kimileri bu uyumluluğu aşk sevgi kılıfıyla süsleyip romantize ediyor ama günün sonunda insanlar yalnız kalmaktan ve yalnız ölmekten korkuyor; bunun için de seve seve asgari müşterekte kalmak için uğraşacaksın.
0
Bruce
(30.07.24)
O kadar caba harcanan bir sey olsa yurumesi zor gerçekten ama degisim kendiliginden oluyor birbirine gore şekil aliyorsun. Yalnizlik ya da surekli baska insanlar taniyip kafa dengi birilerini aramak daha zahmetli degil mi?
0
passive aggressive
(30.07.24)
güvenli baglanabilen insanlar icin güzel olmali.
0
robert bosch
(30.07.24)
İnsanlar sürekli değişir bazen bazı ilişkilerde yanındakine göre değişirsin onunla birlikte şekillenirsin. Maalesef bu bizim için daha çok kendinden taviz vermek yanındakine uyumlanmak oluyor.

İnanması çok güç benim için, ben bu tür durumlarda hep tembellikten, alışkanlıktan, çaresizlikten devam ettiğine inanırım.

Bu kadar uzun süreler aşk için sevgi için fazla çok çok fazla.
Yorulursun yıpranırsın bu yüzden tek eşliliğe inanmıyorum galiba bilmiyorum şimdi farklı iki soruyu birleştirmek istemiyorum kısa kesiyorum.
0
mutekebbir
(30.07.24)
10 yıldır tanışıyoruz
halen sevgili olmak devamının gelmesini istiyor
5,5 yıldır reddediyorum

devam etseydik fazla derdim
ne aşkı ne sevgisi bunca yıla
0
baldan kaymak
(30.07.24)
(9)

iş hayatı ve ego - hasetlik?

gitdaddy
geçen sağlık raporu için özel bi hastaneye gittim. danışmadan yönlendirdiler işte doktorun kapısında kaydım yapılacakmış. 30 yaşlarında bi kadın aldı kimliğimi, kaydımı yaptı sonra içeri girdim. doktor da 30 yaşlarında bi kadın, muayene etti raporu yazdı vs. işim bitti.aynı yaşlarda iki insan, biri
geçen sağlık raporu için özel bi hastaneye gittim. danışmadan yönlendirdiler işte doktorun kapısında kaydım yapılacakmış. 30 yaşlarında bi kadın aldı kimliğimi, kaydımı yaptı sonra içeri girdim. doktor da 30 yaşlarında bi kadın, muayene etti raporu yazdı vs. işim bitti.

aynı yaşlarda iki insan, biri muhtemelen 100-150k para kazanıyor, sosyal statüsü yüksek, evi-arabası-tatili falan filan var. diğeri en iyi ihtimalle asgariden hallice kazanıyor, belki ailesiyle yaşayıp ucu ucuna bi hayat geçirmeye çalışıyor.

bu tabloda sorun yok tabii ki, kimisinin de özel jeti var yani konu o değil. ama bunlar dipdibe çalışıyor. sürekli telefonlaşıyorlar, yan yanalar vs.

bu sekreter arkadaş, bi ego sorunu yaşamıyor mu? ya da hasetlik/kıskançlık gibi bi durum olmuyor mu? ya da hayata ve düzene karşı inanılmaz bi nefret ya da küçükken şartları iyiyse geçmişteki tembelliğine falan öfke duymuyor mu?

yoksa insanlar gerçekten "hayat şartları işte" diyip bu işi kafasında bitirecek olgunluğa sahip veya zamanla bu olgunluğa erişiyorlar mı? erişmiyorlarsa yıllarca bu ego savaşı çıldırtır zira.

ne yazık ki cringe bi soru oldu ama sağda solda konusunu açsam ayıplanabileceğim bir konuyu anonimliğin de arkasına saklanarak sizlerin düşüncelerini merak ediyorum
0
gitdaddy
(30.07.24)
(bkz: sınıf kini )
0
phonex
(30.07.24)
Cringe bir soru olduğunu düşünmüyorum ayıplanacak bir düşünce de değil bence.

Mutlaka içten içe bir kıskançlık olur, ben olsam olur mesela kötü niyetli bir kıskançlık olmak zorunda değil ama benimle yaşıt olan başarılı kadınlara karşı içimde kıskançlıkla karışık bi "helal olsun" durumu oluyor.
Çalışkan bir çocuk değildim, ders çalışmaktan hiç hoşlanmadım belki kafası çalışan biri olsam daha iyi bir mesleğim olabilirdi ama bu tamamen benim kendimle ilgili olan bir konu bu yüzden hasetlik yok içimde bu insanlara karşı.
Olmamalı da çünkü benim durumum karşımda kişiyle alakalı değil tamamen benim yaşam koşullarımla alakalı. "hayat şartları işte" deyip geçiyorum.

Burada da kadının nasıl bir hayattan geldiğini bilmiyoruz belki çevresine göre şu an yaptığı iş de gayet "başarılı" görünüyor ve durumundan memnun. Daha iyileri her zaman bizi üzmek zorunda değil.
Bu kadar kötü bir hayattan geliyorsa kıskançlık duymaz.

Ama geçmişleri hemen hemen aynıysa ve tek fark ders çalışmamasıysa kendine kızıyor olabilir.

Bahsi geçen doktor zengin bir aileden geliyor ve eğitim hayatı bu zenginliğe bağlı bir şekilde ilerlediyse o zaman da sınıf kini +1 derim.
Ancak böyle bir durumda öfkelenir.
0
mutekebbir
(30.07.24)
Kölesi gibi ya da alt sınıf gibi davranmıyorsa bir sorun yoktur. Hayran bile olabilir.
0
gabe h coud
(30.07.24)
öncelikle sorunuz hiç cringe değil, anlamaya çalıştığınız konunun naçizane olarak türkiye'nin en temel sorunlarından biri olduğunu düşünüyorum ben.

eksisozluk.com
eksisozluk.com

"bu sekreter arkadaş, bi ego sorunu yaşamıyor mu? ya da hasetlik/kıskançlık gibi bi durum olmuyor mu?": oluyor, hem de nasıl oluyor. sözlükteki çoğu tartışmanın temelinde bile sınıf nefreti var bence.

ama burada tabii ki kişinin farkındalığı, geldiği aile, karakteri de çok önemli. yani herkes kendisinden bir tık daha fazla zenginden, okumuştan nefret etmiyor tabii ki. hayat, kader deyip geçen var, tembellik yaptım diyen var, hiç takmayan da var. ama haset eden çok daha fazla gibi geliyor bana.

hiç evi olmayan alt sınıf ile bir kışlığı bir yazlığı olan orta sınıf vergi kavgası ediyor günlerce mesela.

genelleme yapmayı hiç sevmiyorum ama türkiye'de şöyle bir durum var: alt sınıf orta sınıftan nefret ediyor. orta sınıf alt sınıfı cahil diye küçümsüyor. alt sınıf küçümsendiğini bildiği için orta sınıftan daha da nefret ediyor ve öfke doluyor, orta sınıfın her kaybını kazanç sayıyor, halbuki o arada kendisi de kaybediyor.

ama güce ve iktidara çok önem, değer veren bir kültürümüz var, resmen güce tapıyoruz. onun için alt sınıf da orta sınıf da üst sınıftan nefret etmiyor, birbirlerinden nefret ediyor.

okumuş, meslek sahibi olmuş gruplara öfkenin temeli de burada yatıyor.

ve hatta benim naçizane fikrim, akp'nin 20 küsür yıllık iktidarının nedeni de burada yatıyor. akp seçmeni akp'yi kendi sınıfından sayıyor, chp seçmeni de chp'yi kendi sınıfından sayıyor(du). yani tamamen sınıfsal düşüncelerle oy kullanılıyor türkiye'de bence yıllardır. akp seçmenine koyun falan deniyordu, hiç alakası yok, herkes kendi sınıfının partisine oy veriyor, herkes neyin ne olduğunun çok iyi farkında. artık doktor bile dövebiliyoruz cümlesi üzerine bu konuda tez yazılır...

ama aslında her şey karşılıklı olarak karakterde ve saygıda bitiyor.
0
la lykia
(30.07.24)
bence olmuyordur. okumayan ya da o kadar yüksek derece vs yapmayan insanlarda kafam bu kadar basti napayim kafasi oluyor. hemsire oldugu icin gururlaniyordur da eger ilkokul arkadaslari vs "bisi" olamadiysa.

doktor olmayi kendinde isteyecek olsa zaten bastan cirpinirdi. simdi ati alan üsküdari gecmis. birbirlerine hasetlenen tayfa asil o doktorlar. ilkokuldan beri deneme sinavi, tus bilmem ne diyee sürekli net yaristirma, birbirlerini yeme pesindeler. ortam bu sekilde... ankara'da tusa hazirlanirken millet ders calisma sürelerini kiyasliyordu kronometreyle.
0
robert bosch
(30.07.24)
Ikisini de oldukları noktaya getiren bir hayat, ve ilişkiler yaşadılar şu ana kadar. Yaşamlarında çok büyük bir kırılma olmadıysa (örneğin sekreterin ailesi vefat etmiş olsun lise universite yıllarında, ve bari garanti is olur diye o alana yonelmis olsun, ama aslında potansiyeli olan biri olsun) zaten çoğu insan, onu olduğu statüye getireceği ihtimal dışı olmayan şartların içinde yaşıyor yaşamını. Dolayısıyla da o meseleler az çok hallolmus olmasa bile dizginlenmis oluyor. "O öyle ben de böyleyim" meselesi.
0
encokbenisevinnolur
(30.07.24)
Merhaba, sorunuz bana hiç "cringe" gelmedi. Aksine; güzel bir tartışma döner diye düşünüyorum. Başkalarının içini bilemem; kendimden bahsedebilirim ve benzer konuları tartıştığım insanlara daim gözlemlerimi aktarabilirim.
Bende oyle duygular uyanmıyor.
0
from where i ride
(30.07.24)
bu sekreter arkadaş, bi ego sorunu yaşamıyor mu? - yasamadigi icin sekreter olarak devam ediyor, yasasa o pozisyonda zaten kal(a)maz.

"boyle iyi yaw" dediginiz anda duraksamaya giriyorsun. hirsli insanlar hicbir zaman boyle iyi demiyor, yetmiyor cunku.. hep sonraki seviyede ne var merak ediyorsun.
0
cooperr
(30.07.24)
bu tür soruları el elalem üzerinden değil de kendin üzerinden kendine sorsan?
sende aynı durumdasın? seninde bir patronun var, o da senden çok kazanıyor, her gün onun zenginliğini korumak hatta arttırmak için uğraşıyorsun, patronunla aranda ego sorunu mu yaşıyorsun?

yok çalışmıyor okuyorsan yine aynı durum, senden daha iyi notlar alan var, seninle aynı sınıfta duruyorlar, ego mu yapıyorsun?

ilk okulda, orta okulda, lisede senden daha iyi notlar alan sınıf arkadaşların vardı, aynı odadaydınız, aynı şartlardaydınız (en azından okulda) ego mu yaptın? muhabbet etmedin mi? arkadaşlık yapmadın mı?

senden durumu daha iyi olan komşun var, egomu yapıyorsun?

senden daha iyi olan arkadaşların var, ego mu yapıyorlar?

sen o sekreterdende doktordan da farklı değilsin. kimine göre sekreter seviyesindesin, kimine göre doktor seviyesindesin.
0
selam
(30.07.24)
(7)

Kardeşime kariyer tavsiyesi

encokbenisevinnolur
Kendisi turizm rehberliği bitirdi, ama lisans olarak. Sanırım çoğunlukla onlisans şeklinde açılıyormuş bölüm, onunki dört yıllık.Okulu 7 senede bitirdi, 2.40 ortalamayla. Liseden beri davul dersi alıyordu, üzerine bir de bir müzik stüdyosunda çalıştı okul boyunca muzik altyapı düzenleme, aranje gibi
Kendisi turizm rehberliği bitirdi, ama lisans olarak. Sanırım çoğunlukla onlisans şeklinde açılıyormuş bölüm, onunki dört yıllık.

Okulu 7 senede bitirdi, 2.40 ortalamayla. Liseden beri davul dersi alıyordu, üzerine bir de bir müzik stüdyosunda çalıştı okul boyunca muzik altyapı düzenleme, aranje gibi işler öğrendi.

Şimdi, felsefede yüksek lisans yapacağım diyor.
Çalıştığı stüdyo ödeme yapmiyormus bir süredir, oradan ayrılacak ve bir süre evden çalışacağım, portfolyo (müzisyenler böyle mi diyor emin değilim) içeren bir websitesi hazırlayıp bir süre evden çalışacağım falan diyor.

YL yapsa bile ne işine yarar emin değilim.
26 yaşında.

Ailecek önerilerinize açığız.
Napsin bu çocuk? Nereye yönelsin?
0
encokbenisevinnolur
(30.07.24)
Şehir neresi
0
numlock
(30.07.24)
- master flaan kovalamasin, cikmaz sokak.
- eli takim tutuyosa gitsin ustalik ogrensin..
- eli takim tutmuyorsa yuksek lisans icin harcayacagi enerjiyi cok bilinmeyen bir dili ogrenmek icin harcasin, en kotu call centerlarda falan calisir ordan yurur. Hem yabanci dil turizm rehberligine de yariyor.
0
cooperr
(30.07.24)
saç ekim / estetik merkezinde yönetici asistanlığı. tek tanıdığım turizm mezunu ırada çalışıyor. aslında dil varsa tercüman olarak da alabilirler. sağlık turizmini bir düşünsün bence
0
titanyum22
(30.07.24)
thy/ajet kabin memurluğuna basvursun.
beğenmezse birkac sene sonra sirket ici baska bir yere gecis isteyebilir. (yerde)
0
tabudeviren
(30.07.24)
@numlock: izmir
0
🌸encokbenisevinnolur
(30.07.24)
Ayarlayalım bir iş bacım? Kardeş gelir mi zora
0
numlock
(30.07.24)
okulu eğer keyfi olarak yedi senede bitirdiyse yüksek lisansa bulaşmasın. zaten şu an çoğu yerin başvuru süresi bitmiş olmalı yarı döneme ya da seneye kalır.
yurt dışındaki kabin memurluğu işlerine başvurabilir.
0
black holes in the sky
(30.07.24)
(5)

Aristo ile ilgili bir entry ariyorum

encokbenisevinnolur
Favorilere kaydettim zannediyordum ama bulamıyorum.Entryde aristo'nun entrikaci yanından ve entrikali hayatından bahsediyordu. Ayrıca Aristo'nun Platon'un akademisinden atildigina dair bir bilgi vardı.Çıkar mı acaba bulabilen?
Favorilere kaydettim zannediyordum ama bulamıyorum.

Entryde aristo'nun entrikaci yanından ve entrikali hayatından bahsediyordu. Ayrıca Aristo'nun Platon'un akademisinden atildigina dair bir bilgi vardı.

Çıkar mı acaba bulabilen?
0
encokbenisevinnolur
(29.07.24)
O entry ben de hatırlıyorum ama o yalan, haberin olsun. Aristo hiçbir zaman atılmadı. Platon öldükten sonra speusippos geçti Akademinin başına. Aristo da gezmeye başladı.
0
numlock
(29.07.24)
pispinti
(29.07.24)
@numlock: hadi ya tüh, hayallerim yıkıldı. Aristoyu sevmiyorum diye sevinmiştim öyle olduğuna değilmiş, teşekkürler doğrulama için.
0
🌸encokbenisevinnolur
(29.07.24)
Entryi bilmiyorum ama Aristo için söylenenler arasında şu var.
Kendisi büyük(!) İskenderin hocası olduğu zamanlar ele geçirilen yerlerdeki insanlara nasıl davranılması konusunda kararı sorulduğunda şunu söylüyor yaklaşık olarak iskendere: onları öldürürsen senden intikam almaya çalışacaklardır. otoriteyi ele aldıktan sonra
kendi aralarında anlaşmazlık çıkar.
senden karar / yardım istediklerinde meseleyi çözme (çözüyormuş gibi yap) ve bu her daim böyle devam et..
bakıldığında son bir kaç yüz yıldır ve günümüzde Abd ve İngiltere'nin kendilerinden uzak toptaklarındaki siyasi tavırlarına da çok uygun düşüyor bu fikir.

Bir yerlerde kan, sular seller gibi aksa da taraflara "sakin olun" çağrısı yaparlar ama taraflar asla sakinleşmez.
Tarihte İngiltere'nin geri çekildiği yerlere bakıldığında ise her zaman o bölgedeki devletler arasında sınır problemleri vardır.
0
diyecevaplandı
(30.07.24)
Gerçekler :)
0
numlock
(30.07.24)
(3)

bireysel silahlanma süreci

nemo problemo
nasıl oluyor? sürekli kavgalar. herkesin belinde silah. artık belde silah olmayınca 1-0 geride başlıyorsun. kendimi korumak için ruhsatlı silah almam zor mu? hangi durumlarda veriyorar?
nasıl oluyor? sürekli kavgalar. herkesin belinde silah. artık belde silah olmayınca 1-0 geride başlıyorsun. kendimi korumak için ruhsatlı silah almam zor mu? hangi durumlarda veriyorar?
0
nemo problemo
(29.07.24)
Bu soruyu burada soruyorsanız :) kesinlikle almayı düşünmeyin bile. Silah bambaşka bir dünya. Şimdiye kadar problemsiz gelmişsiniz, bundan sonra da nemo problemo devam.
0
alfired
(29.07.24)
yaninda silahla dolasirsan basina bela alirsin. duzgun bir insan yaninda silahla gezmez meslek icabi degilse.

o silah yuzunden alttan alacagin durumlarda daha da diklenip basina bela alma ihtimalin yuksek. birini vursan al basina belayi. adam oldursen yaralasan bu sefer karsi tarafla kan davali olacaksin sevdiklerin bile zarar gorebilir.

ama bulundurma ruhsati alip poligonda talim yapacagim dersen baska.

en iyi guvenlik yontemi hic sikintili durumlara girmemektir. eger giriyorsan alttan almak, eger fayda etmiyorsa topuklamaktir. kaybedecegi hicbir sey olmayan yikik tipler var. bu adamlar kadar tehlikeli olamazsin.
0
antikadimag
(29.07.24)
Cehovcu düşünmek bana makul geliyor. Orada silah varsa eninde sonunda patlar.
0
encokbenisevinnolur
(30.07.24)
(10)

Kaldirimda insanlarin yol vermek icin caba sarfetmemesi ne dusunuyorsunuz

Zetnikov
Sizce bu neden kaynaklaniyorBana pek egitimle alakali gibi gelmiyorBildigin yol vermeden ustune yuruyorlarKadinlar bunu daha cok yapiyorElele kol kola tum kaldirimi isgal ediyorlarDumduz yuruyorlar robot gibiSizin yasadiginiz yerdede boyle tipler var mi
Sizce bu neden kaynaklaniyor
Bana pek egitimle alakali gibi gelmiyor
Bildigin yol vermeden ustune yuruyorlar
Kadinlar bunu daha cok yapiyor
Elele kol kola tum kaldirimi isgal ediyorlar
Dumduz yuruyorlar robot gibi


Sizin yasadiginiz yerdede boyle tipler var mi
0
Zetnikov
(27.07.24)
42 yaşındayım, hep vardı bu.

SAYGI anlayışı çok eksik. Bir de kültür "biz" odağından saptı "ben" odağına gelip saplandı. Her şey egoların yönetiminde yaşanıyor. Böylece en basitinden bu dediğin tarzda sorunlar yaşanıyor.
0
muhayyer divan
(27.07.24)
Bunlari düşünme. Kendini kurtar. Bu mahallelerden, insanlardan...
0
halk
(27.07.24)
Bence esas sorun kaldırımda o kadar çok insan olması. Dümdüz yolda yürüyemiyorsun, mutlaka birine medeni davranman gerekiyor. On kere yol versen, on birinci de dikkatin dağılsa ya da acelen olsa "Vay, yol vermedi, üstüme yürüdü." diyolar. Herkes zaten tuhaf bir güç istenci içinde, bunu da muhatabının en ufak bir gayri medeni davranışı üzerinden sağlamaya uğraşıyor. Herkes bizim gibi düz insan yani, kimse öyle egosantrik deluzyonlar içinde toplum sözleşmesini bozmaya can atmıyor. Ama işte çok insan var, çok.
0
sekizdokuzon
(27.07.24)
@sekizdokuzon

Zorlanması mı zorlanmaması mı, anlayamadım
0
muhayyer divan
(27.07.24)
Ablacim bir sal beni ya.
0
sekizdokuzon
(27.07.24)
Benim yaşadığım yerde de böyle tipler var tabii ki çok kalabalık bir ilde çok kalabalık bir ilçede çalışıyorum. Normal kaldırımı geçtim koca istiklal caddesinde her gün yaşıyorum bunu. Caddeye çıkmadan arkalardan gidiyorum olabildiğince gideceğim yere.

Öncelikli sorun kaç kişi olurlarsa olsunlar illa yan yana yürüyen tipler bunlar çok alan işgal ediyor.
Bir de birazcık kayıp karşıdan gelene yol vermek bu kadar zor bir şey değil bunu bile büyük bir olay haline getirenler var. Çok sinir bozucu gerçekten.
0
mutekebbir
(27.07.24)
"egosantrik delüzyon" kelimelerini kullanabilen bir insan hayvan mıdır ki "salayım" onu? Estağfurullah. Ayıp ediyosun 8910.
0
muhayyer divan
(27.07.24)
İlkokul 1'den beri ben de bu soruya cevap arıyorum ama hala bulamadım. Hayat bilgisi dersinde merdivenlerden ve kaldırımlarda sağdan inip/yürüyüp sağdan çıkılacagi/yürünecegi anlatiliyordu. Kimsenin buna uymaması bana tuhaf gelir o gün bu gündür.

Oturup kafa yoracak bir şey var mı emin değilim artık, çünkü daha kompleks alanlarda da toplumsal yasam böyle işliyor. Sanki kurallar birilerini keriz gibi hissettirmek için koyulmuş gibi. İlginç.
0
encokbenisevinnolur
(27.07.24)
Empati yoksunu bizim millet. Aç gözlü.

@muhayyer boşver sen onu, ergen o.
0
numlock
(27.07.24)
Benzer örnekler hayatın her alanında görülüyor. Empati yok, başkalarının durumu kimsenin umurunda değil. Trafikte de benzer durumlar sıkça yaşanıyor. Kültürel mi desem bilemedim. Şehre adapte olamamak diyenler var, kulağa mantıklı geliyor. Bir yandan da yurtdışına bakıyorum, yaşlı, sonradan gelen kişiler de bir şekilde uyum sağlamış. Hiç böyle şeyler yapmıyorlar.

Biraz alakasız ama aklıma BIM'de sık sık görünen bir durum geldi. Adamın önünde, çok fazla ürünü olmayan, sadece bir kişi var, ve kasa bölgesine gelir gelmez, başka kasa yok mu diyor. Sanki kasadan hemen geçip holding yönetecek.
0
mbond
(28.07.24)
(17)

Yeğenimin Okul ve Gelecek Hayatındaki Dönüm Noktası

parcaliham
Fransız lisesinde okuyan kadın yeğenim lise sınavına girdi, çıktı. Sonuçlar geldi ve kendisi iki tercih arasında kaldı.1) Türkiye'de özel bir üniversitede mimarlık. Yüzde 50 burs. Aile yanında yaşayacak.2) Nice'de kimya bölümü olan bir okul. Okul parasız (ya da tam burslu). Okula yakın bir kampüste/
Fransız lisesinde okuyan kadın yeğenim lise sınavına girdi, çıktı. Sonuçlar geldi ve kendisi iki tercih arasında kaldı.

1) Türkiye'de özel bir üniversitede mimarlık. Yüzde 50 burs. Aile yanında yaşayacak.

2) Nice'de kimya bölümü olan bir okul. Okul parasız (ya da tam burslu). Okula yakın bir kampüste/yurtta kalacak. Oradaki kalma ve tüm masraflarını ailesi karşılamaya hazır.

Türkiye'de kalmayı seçerse sadece okul masrafı, Fransa'daki tüm masraflarından daha fazla olacak.

--

Yurtdışında yaşayan birisi olarak (Fransa değil) kendisine Fransa'nın çok daha iyi bir tercih olduğunu, eğer istemediği bölüm ise de daha sonra gittiğinde ikinci senesinde geçiş yapabileceğini anlatmaya çalıştım. Bu şartlarda Türkiye'de kalmaması gerektiğini söyledim.

Sanırım biraz çekingen yapıda olduğu için (ben de o yaşta öyleydim, çok anlıyorum onu) Fransa'ya gitmek istemiyor. Ve Fransızcasının da yeterli gelmeyeceğini düşünüyor sanırım.

Bu sabah Türkiye'de kalmak istediğini ve böyle bir karar verdiğini söyledi.

Bunun bir hata olduğunu düşünüyorum. Ama kendisine bunu anlatmakta güçlük çekiyorum.

İzninizle size iki soru soracağım ve cevaplarınızı akşam kendisine filtresiz olarak göstereceğim.

1) Siz iki seçenekten hangisini seçerdiniz?
2) Kısaca neden bu seçeneğinin daha iyi olduğunu düşünüyorsunuz?

Lütfen yardımcı olun.

Bence hayatının çok önemli bir karar aşamasında kendisi ancak farkında değil.
0
parcaliham
(27.07.24)
Yeğeninin kararına hatalı olduğunu söyleyecek konumda değilsiniz diye düşünüyorum. Kendisini öyle mutlu hissedecekse öyle olsun. Kendi koşullarınız ile onun koşullarını karşılaştırmayın
0
Cezcez
(27.07.24)
Öncelikle üslubunuz çok güzel. Ayrıca doğru düzgün soru görmeyi de özlemişiz, yoksa burayı onedioya çevirecekler.

Yeğeniniz tabii ki Fransayı seçsin. Hem kendi için, hem gelişimi için hem de vizyonu için çok ama çok şey katar, özellikle söz konusu ülke Fransaysa.
Çekinceleri, korkuları olması normal, ama bu durumun sadece geçici olduğunu iyice idrak etsin. Zaten artık mesafe diye bir şey kalmadı teknoloji sayesinde. Çekinmesin gerek yok.
Bahtı güzel olsun, tebrik ederim.
0
numlock
(27.07.24)
Nice.

Çünkü birinci seçenek issizlik. Özel üniversiteden mezun mimarlarla konussun zaten anlar düşeceği hali. Harbiden sıkıntı bir durum .

Fransa'da tabiki daha iyi olacak çünkü; üniversite sonrası iki sene mi ne çalışırsa vatandaşlığa başvurur.
Onun dışında mezun olunca Fransa'da çalışmak zorunda da değil misal.

Illa nice ve kimya mi olacak?

Bence asıl sorun Türkiye'de yüzde 50 özelde mimarlik. Bunun geleceği genelde kötü.
0
logisticsmanager
(27.07.24)
Kaygınızı anlıyorum ama bence 18-19 yaşında bir bireyin bu seçimi internetteki anonim insanların şurası olsun, burası olsun yorumlarına gerek duymadan yapması daha önemli.

Bu anlamda "hangisini seçersiniz" sorusu bence çok anlamlı değil. Biz internette herhangi bir şekilde bir bedele katlanmadan "Nice güzel yer ya" diye yazıp Fransa'yı geçebiliriz. Halbuki mimarlık ile kimya gibi iki birbirinden oldukça uzak bölüm ve Türkiye ile Fransa gibi alakasız iki ülke arasında seçim yapmaya gelip bunlar neticesinde hayatı şekillendirmeye gelince o kadar kolay olmayacaktır.
0
salihdt
(27.07.24)
yurtdışına gidip (uk) orada üniversite hayatına adapte olamadan tr’ye dönen ve burada devam edip bitiren birkaç arkadaşım var. ben olsam nice’i seçer ve bölüm değiştirirdim ama depresyona girip batırma ve tamamen bırakma ihtimali de var.
0
deartheodosia
(27.07.24)
Öncelikle düşüncelerini paylaşanlara, cevap verenlere çok teşekkür ederim.

Eksiduyuru'yu amacına göre kullanmaya çalışıyorum. Zamanla unutulmuş olabilir ancak burası insanların fikirlerini aldığımız, tartıştığımız ve düşünceleri tarttığımız, önerileri değerlendirdiğimiz bir yer.

Yeğenim buradan birisi Fransa'da oku ya da Türkiye'de kal dedi diye karar vermeyecek tabii ki de ancak belki de burada yazılanlar çemberinden çıkmamış birisi için artılar ve eksiler olarak düşünmesini sağlayacak şeyler verecek. Nasıl bilemediğimiz bir durumda kaldığımızda buradaki farklı düşüncelerden ve tecrübelerden yararlanıyorsak, aynısı olacak.

Cevap verenlere çok teşekkür ederim.

Başka cevapları ve varsa kişisel tecrübeleri merakla bekliyorum.
0
🌸parcaliham
(27.07.24)
Merhaba, tebrik ediyorum yeğeninizi. Yaptığı seçimi netleştirir misiniz; Türkiye-Fransa arasında Tr' mi, yoksa mimarlık-kimya arasında mimarlık mı?
0
from where i ride
(27.07.24)
Neden nice'te baska bolum olmuyor onu anlamadim. Kimya ve mimarlik cok ayri branslar. Hangisini istiyor? Mimarliksa neden fransada o secenek uzerinde durulmuyor?
Bir de sadece lise okuduysa Fransizcasi yeterli de gelmeyebilir bunu yabana atmayin. Bunu cevremde cok gordum. Fr lisesi diye sular seller gibi ogrenmiyorlar.

Bence bir sene fransada dil okuluna gitme secenegini de dusunun. Yabancilarin gap year dedikleri seyi yapsin iste. Kafasini toplar, ne istedigine en azindan su ankine gore daha iyi karar verir.

Turkiyede mimarlik da okuyabilir ayrica. Kalmadi artik vakif-devlet uni olayi. Para oldugundan iyi hocalar zaten ozellerde oluyor ve bunu artik herkes farkinda. Ha gidip de nisantasi uniyi yazmasin tabii. Vakif universitesi kavramini ilk baslatanlardan biri olsun.
0
Kittie
(27.07.24)
meslek secimi cok sikintili ya. mimarlik ve kimya apayri bolumler. ve isin kotusu 18 yasindaki bir insanin bu mesleklerin ne oldugunu degerlendirme sansi yok. bilemez yani.

turkiye ve fransa'da okumak noktasinda fransa daha cazip geliyor kulaga.

ama "Türkiye'de kalmayı seçerse sadece okul masrafı, Fransa'daki tüm masraflarından daha fazla olacak." bunun dogru oldugunu sanmiyorum. 4 sene fransa'da yasama, konaklama masraflari okul masrafindan ucuz olamaz. bahcesehir mimarlik'a baktim %50 ile 300 bine geliyor. 4 senede 35 bin euro yapar ki fransanin bunun altinda kalmasi mumkun degil. ustune oradaki okula da harc odeyecek muhtemelen cuzi de olsa.

bence " eğer istemediği bölüm ise de daha sonra gittiğinde ikinci senesinde geçiş yapabileceğini anlatmaya çalıştım" bu kisim cok daha onemli. eger gercekten bu imkan varsa cok degerli. burada mimarlik'ta kalacak ve gercekten mimarlik'in ne oldugunu biliyor mu? ailede mimar var mi bunlar onemli.
0
antikadimag
(27.07.24)
Fransizlar çok irkçi bir millettir bunuda goz onune alabilirsiniz
0
Zetnikov
(27.07.24)
Madem bu muhabbet başladı en azından Fransa'da yaşayan biri olarak yazayim; Fransa'da 7 yılım olacak. Yakın arkadaşlarım yabancı. Galiba sadece biri polis tarafından bir kere durdurulduğu için sorun yaşadı, onun dışında sorun yaşamadı, hepimiz mutluyuz (totalde iki Türk, 3 fasli, bir hintli var yani tam da ırkçılık yapmalik bir grup).
Fransa'da dağ köyünde yaşıyorum. Totalde de 4. Yaşadığı şehir oluyor galiba. Hala meşhur ırkçılığı merak ediyorum yani, bana da böyle denirdi bir kere spor salonunda birinin "dedemi Ermeni soykırımında oldurmusler" gibi boş muhabbeti dışında garip olay da yaşamadım. O yüzden bunlardan korkup gelmeme yapmasin kimse (ya da yapsin tabi bundan korkup gelmeyecek kişi zaten yurtdışında yapamaz).
0
logisticsmanager
(27.07.24)
Ben amacı net olmayan birini okudum yazdıklarınizda. İs kaygısı doğal elbette geleceği olmayan bölüm seçmesin, ancak okul bitene kadar ne Fransa'da kimya bölümü mezunlarına ne olacagi ne Turkiyede mimarlık bölümü mezunlarına ne olacağı belli değil.

Fransa'ya gitsin de, yaşayacağı olasi adaptasyon problemlerini kendi çözmek durumunda kalacak, onu da hesaba katın teşvik ederken.

Bir de, mimarlık ve kimya dışarıdan birbirine oldukça alakasız görünüyor, yegeninizin spesifik bir ilgi alanı yok mu? Ya da mesela konu mimarlık (tasarım?) İse mesela Fransa'da ilgili başka okullara giremiyor mu
0
encokbenisevinnolur
(27.07.24)
@arbre, fransız liseleri öyle ahım şahım okullar değil, mezunlarının arasında burslu lisans kazanan neredeyse yok. geçişle fransa’ya ya da galatasaray’a girenler falan oluyor da yani kızın durumu çok normal, başarısız falan değil.
0
deartheodosia
(27.07.24)
adaptasyon icin ne kadar erken yasta giderse her sey o kadar kolaylasir. ama baska bolum:')
0
ala09
(27.07.24)
1000 tane tercihim olsa 1000 tanesini de TR disinda medeni bir ulkeden yana kullanirim. Adaletin olmadigi yerden gitmek Hz Muhammedin yaptigi gibi hicrete es degerdir. Ulke cayir cayir yaniyor. Ama ates dustugu yeri yakiyor iste.

Ama yegeninize verecegim tavsiye eger gitmekten emin degilse, supheleri varsa gitmesin. Verdigi kotu kararlar da onu bilgelestirecektir. Onun disinda Kittie +1
0
krmzbvl
(28.07.24)
babası müteahhit değilse mimarlık yazılmaz okunmaz artık.
0
titanyum22
(28.07.24)
1) bu secim o kadar buyuk ve onemli bir secim degil.
2) bu secim o kadar yanlis da degil. en basitinden logisticsmanager irkcilik olmadigini soylemis de, 7 yilda fransa'da arkadas grubunun 2 turk, 3 fasli, 1 hintli olmasi normal mi sizce? ve irkcilik gibi bir problemin disinda 18 yasinda oraya gitmek istememek cok garip degil. yegenlerim italya'da universiteye baslamislardi ve oradaki okullarini birakip geri donmeye karar verdiler mesela, yapamadilar cunku. bu tarz seyleri 18 yasinda yapmak kolay degil.
0
ghilleinthemist
(28.07.24)
(24)

"Anı yaşayalım"cı erkekler hakkında ne düşünüyorsunuz?

morca
- Öncesini sonrasını bırak ya, anı yaşayalım. Carpe diem canım.- Anda kalalım güzelim, anın zevkini çıkaralım.- Akışta kalalım, günü yakalayalım.Ve benzeri cümleler kuran erkekler...Meali şey değil mi "Seninle pek tanışamadık ama tanışmaya gerek de yok, ben zaten seni merak etmiyorum. Şu an anda sev
- Öncesini sonrasını bırak ya, anı yaşayalım. Carpe diem canım.
- Anda kalalım güzelim, anın zevkini çıkaralım.
- Akışta kalalım, günü yakalayalım.

Ve benzeri cümleler kuran erkekler...

Meali şey değil mi "Seninle pek tanışamadık ama tanışmaya gerek de yok, ben zaten seni merak etmiyorum. Şu an anda sevişelim ama sonra yokum ben. Tekrar seninle anda kalasım gelirse yine bir yoklarım seni, sonra yine kaybolurum."?

Bunların ekseriyetle kaşı gözü da ayrı oynar, hep bir aşırı elli kollu konuşurlar. Genelde keten ve salaş giyinirler. Şarap severler. Ağızları iyi laf yapar, çok konuşurlar. Yatmaya çalıştıkları kadınlara bile sıklıkla ağğbiee, brocum diye hitap ederler. Her zaman bakımlı, çekici erkeklerdir. Neredeyse tamamı beyaz yakalıdır veya eğlence sektöründendir.

Ben bunları gördüm mü kaçıyorum doğrusu.

Hep mi bu kadar çoktu bunların sayıları ya da bana mı son dönemde bu denli çok denk gelmeye başladılar bilmiyorum.

Sizin düşünceleriniz ve tespitleriniz nedir bu erkek türü hakkında?
0
morca
(27.07.24)
olsa da yesek.
0
sonsuz
(27.07.24)
Issız Adam'ı izleyip tribe giriyorlar.
0
rock n roll
(27.07.24)
Sanki “al beni allll” diye yakasına yapışmışız gibi önyargılı insanlardan hoşlanmıyorum. Belki ben seni tek gecelik görüyorum hemen soyadına ortak olacakmışız gibi tavırlar çok itici. Bu tür erkekleri filtrelemek için üstsüz fotoğraf koymuş mu diye bakarım hep. Bedenini teşhir ediyorsa selamını almam. Ayrıca keten modası bitmeli artık.
0
ruhen hastayim ben
(27.07.24)
özel bir tecrübe olduğunu düşünüyorum. genele yayacak bir vaka yok. münferit. uzak durmak bir tercih. insan olduklarını geri plana atmadan. kendi hayatlarını kendi tercihlerini yaşıyorlar. bize düşmez madem uzak da duruyoruz.
0
gabe h coud
(27.07.24)
Böyle biri karşıma çıksa sıkılana kadar takılırım aslında nolcak. Daha iyi bir alternatif olursa da tekmelerdim.
0
rock n roll
(27.07.24)
evlenebilecek birini bulana kadar veya abayı çok fena yakana kadar öyle söylenir evet ne diye başa bela alsınlar ki? zaten işinde gücündesin, arkadaş çevren var. geriye cinsel ihtiyaçlar kalıyor. onun için de neden tek bir kadını uzunca hayatına alıp kendi sıkıntılarını dedikodularını aile meselelerini, mesajlarını, hesap sormalarını falan lanetlenmiş gibi sürekli dinleyesin ki? ihtiyacını görene kadar idare et sonra güle güle.

eskiden kadınlar bu kadar kolay ulaşılabilir değildi kıymetliydi. ama artık çok zor değil. o yüzden ciddi bişey olmadıktan sonra kimse sorumluluk almak istemiyor.

Edit: o adamların gözünden işin mantığını anlattım, ben hayatımda hiç böyle takılmadım, savunmuyorum da. mesajlarda sövmeyin :D hep uzun ilişki insanı oldum daha huzurlu geliyor. ama bunu istemeyenleri de anlayabiliyorum.
0
ananiyimioguz
(27.07.24)
bence bunlarda aşiri iletişim sorunu ve asiri imla hatasi oluyo mi mi bile ayirmayabilir eglence sektorundeki :d bana hpvli geldikleri icin topukluyorum
0
ala09
(27.07.24)
Slutshaming varyasyonu dönüyor yalnız.
Anı yaşamaya çalışan ama "*mcı" olmayan bir erkek olarak soruyu ve cevapları ofansif buldum. Bahsettiğin profilin üst kümesi bu *mcılık. Aşık taklidi yapmaya çalışmadığı için tebrik etmek lazım halbuki. Açıkça söylüyor ne istemediğini, uymuyorsa tercih meselesi diyip geçmek lazım.
0
Bruce
(27.07.24)
Sizin bahsettiğiniz kişiler aynı olmayabilir de, saydığınız maddelerdeki şeyleri ben söylüyorum.

Ama farklı ve tüm olayı değiştiren bir ayrıntı var ki, ilk maddeye o yazılmalı, o da şu: "evlenme garantisi verecek birini arıyorum ama bunu da kendime itiraf edemiyorum, bu durum da daha "özgür" kişileri kendi ilişki plan ve beklentime uydurma çabasına dönüşüyor. Açıkça ilişki anlayışı ve beklentilerini dile getirenleri de sırf bana uymadığı için yaftaliyorum."

Belki sizin orneklediginiz durum farklıdır bilemiyorum, ama böyle de bir şey var. Sanırım bu da, yatamadigi ya da reddeden kadının arkasından "kötü kadin" lafı dolastirmanin kadın versiyonu.

Genellememek gerek bence. Hep aynı kişiler denk geliyorsa ya siz de aynı şeyleri yapıyorsunuzdur da bu sonuca variyorsunuzdur, ya da böyle kişilerle denk gelme ihtimalinin daha çok olduğu yerlerde takiliyorsunuzdur.
0
encokbenisevinnolur
(27.07.24)
Hepsi aağğğbieee brocum demez, kibar olanları da var. Bir de nerdeyse hepsi her şeyi keyifle yapar, her dakika keyif peşindedir. Hepsi eğlence sektöründen değildir çok acayip tipler de gördüm ben, fakat yavşak oldukları kesin.
0
muhayyer divan
(27.07.24)
@ananiyimioguz tam seni çok fena haşlamaya geliyordum ki notunu gördüm. Yırttın :)

@rock n roll lütfen o tekmeyi çivili botlarla koyar mısın rica ediyorum, çok canım çekti :)

@encokbenisevinnolur

Kadınların evlenmek istemesi, evlilik amacıyla ilişki yaşaması, partnerini buna göre seçmesi veya tartması gayet doğaldır, olması gerekendir hatta. Sonra ortada güvenilir kadın kalmadı diye ağlıyorsunuz, aksine siz erkeklerin de böyle olması gerekir.
0
muhayyer divan
(27.07.24)
anı yaşamanın erkeğe bir zararı yok ama kadın için -eger kendi de anı yaşayalımcı değilse- zaman kaybı. ruhunu ve bedenini boşuna yıpratma durumu.
0
tabudeviren
(27.07.24)
Her fırsatta cinsellik konuşmayı özgürlük sanırlar. Cinselliğini alsan geriye pek bir şeyleri kalmaz, sohbet konusu bulamazlar.
0
sekizdokuzon
(27.07.24)
Genelde dövüyorum onları.
0
numlock
(27.07.24)
bunu iki taraf da yapiyor da erkeklerin bir kismi biraz saf oldugu icin direkt soyluyor ki aslinda bu bu isin en durustcesi. meali ben iyisini bulana kadar kenarda kal.

kadinlarin bunu yargilamasi cok komik cunku onlarin da bir kismi kismi birebir aynisini yapip asiri sogukkanli oluyor bu konularda ve sonucta "yapmamis" oluyorlar. belli seviyede iliski yasamis herkes bunu bilir.

yine ignorance is bliss deyip gecmek lazim.
0
bohr atom modeli
(27.07.24)
Dürüst buluyorum, aşık taklidi yapmıyor, ileriye dönük sahte vaatlerde bulunmuyor, ne istiyorsa onu söylüyor kadın/erkek istediği gibi cinsellik yaşamak isteyen insanlara bir karakter çizerek gizli bir ahlakçılık yapmak daha kötü kokuyor bence

@muhayyer
Kadınların evlenmek istemesi, evlilik amacıyla ilişki yaşaması, partnerini buna göre seçmesi veya tartması gayet doğaldır, olması gerekendir hatta. Sonra ortada güvenilir kadın kalmadı diye ağlıyorsunuz, aksine siz erkeklerin de böyle olması gerekir."

Bu kesinlikle doğru, herkes istediği bir ilişki şeklini açıkça arayabilir talep edebilir, beğendiğimiz kişilerin ilişki istekleri bizimkiyle örtüşmüyorsa kendi beklentilerini ahlaki olarak daha üste konumlandırıp genellemelerde bulunmak doğru değil

Yapılacak tek şey - seni beğendim ama beklentilerimiz örtüşmüyor kendine iyi bak deyip başka yollara gitmek
0
grimavi
(27.07.24)
@muhayyer: Ben açıkça soylemeyeni kastederek yazdım onları, başlığın diliyle "anı yasayalim"ci bir ilişki kurup, arkaplanda "ben bunu evlenmeye ikna ederim" oyunu oynanması. Oylesi, sonra mağdura yatıp erkekleri kötülüyor. İşte önceki cevapta dediğim gibi, erkeklerin ilişki beklentisine uymayan kadınların arkasından pis laflar etmesinin; kadın versiyonu da bu.
0
encokbenisevinnolur
(27.07.24)
kırmızı kart.

potansitel std aktarımcıları.
"ben kondom takmam canım" da diyor bunlar. gecenin 2'sinde markete gönderirsin terli terli. gelince de istemez, yatar uyursun. yapmazsan küserim.
0
janderzel zartanyan
(27.07.24)
Bazi psikologlar gore erkekler cok esli. O yuzden dogalarini yansitiyolar. Dogal adamlar
0
lapaz
(27.07.24)
1 dakika harcamaya değmez bence. tek derdin sevişip atmaksa ve hastalık kapma korkun yoksa mükemmel tercihler (bakımlı, çekici, rahat, ağzı iyi laf yapar vb dediğiniz gibi). gerçi sevişip atmak için de mükemmel tercih değiller ya sevişirken insanın aklının ucundan zerre umursanmadığının geçmesi de hoş değil, ben icraatime bakar gram umursamam denilirse mükemmel tercihler. geriye kalan tüm kadınlar ruh sağlığı ve bütünlüğü için uzak durmalı.
0
a gun and a pack of sandwiches and nothing
(27.07.24)
dümenden aşık numaraları ayağı

hpvliler +1
0
Hallegadola
(29.07.24)
ikinci bulusmada evlilik muhabbeti acan kadinlara karsi bir savunma mekanizmasi bu. ki dogrusu ve daha dogali bu.
0
baldur2
(29.07.24)
ben burada ciddi ciddi bunlarin cinsel hastalik tasidiklarini iddia edenlere hayranim bir de. uzaktan hastalik tanisi koyuyor adamlar helal olsun.

soruna cevap: onlarin seviyesinde degilsindir belki. onlarin seviyesinde olsan ciddi dusunebilirlerdi. bu da bir ihtimal.

soruna bir diger cevap: you are what you attract. hep bu kisiler sana denk geliyorsa artik kendini sorgulama vakti gelmistir.
0
baldur2
(29.07.24)
@grimavi +1

Televizyonda hoşuna gitmeyen bir şey gördüğünde cimere şikayet etmek ya da twitter'da ahlak bekçiliği yapıp ahlakımız edebimiz bozulüyür diye yaygara yapmaktan bir farkı yok şunun. Beğenmiyorsan izleme kardeşim, kanalı değiştir gitsin?

Adam ya da duruma göre kadın ilişki anlayışını, niyetini açıkça ortaya koymuş, saklamamış. Bu sana uymuyorsa bu filmi izleme? Asıl yavşaklık, niyetini gizleyerek rol yapmak ve olmadığı biri gibi davranmak. Bu yüzden bize göre olmayan, beğenmediğimiz şeylere hakaret edip aşağılamak, onları niye bizim istediğimiz gibi davranmıyorlar diye suçlamak yerine kendimize göre olanın, içimize sinenin peşinden gitmek, enerji harcamak sizce de daha anlamlı değil mi?
0
thracia
(29.07.24)
(9)

Dini bir soru (Adem ve şeytan)

dedeminhirkasi
“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. (Araf, 19)”Şimdi hz adem ve Havva cennetteyken böyle bir yasak geliyor fakat şeytanın vesvesesiyle elmadan yiyor ve cennetten kovuluyorlar..Benim kafama takılan cennette şeytanın
“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. (Araf, 19)”

Şimdi hz adem ve Havva cennetteyken böyle bir yasak geliyor fakat şeytanın vesvesesiyle elmadan yiyor ve cennetten kovuluyorlar..
Benim kafama takılan cennette şeytanın ne işi var. Şeytan cennetteki birisine nasıl telkinde bulunuyor ve yasak olan şey cennette nasıl gerçekleşiyor.

Hani cennette ebedi duruluyordu, fakat burada bir cikartilmadi var. Nedir bunun aslı astarı. Teşekkürler.
0
dedeminhirkasi
(26.07.24)
Hz. Adem'e cennette ebedi kalınacağına dair herhangi bir söz verilmiş değil. O söz Müslümanlara öldükten sonra veriliyor.
0
hukan
(26.07.24)
Cennet hiçbir zaman "dünya hayatı"nın öncesinde ebedî kalınacak yer olarak söylenmiyor. Ancak dünya hayatından sonra, hak edildi ise ebedî kalınacak deniyor.

Kuran'da cennettekilerle cehennemdeklerin konuşmaları da var ayrıca. Öldükten sonra cehennemden çıkıp cennete giriş var ama hak edildi ise cennetten çıkış yok. Ama yaşamdan öncesi için böyle bir vaat yok.
0
muhayyer divan
(26.07.24)
Dini metinler anakroniktir, daha doğrusu böyle ele alınıyor. Tarihsel siralama yapmaya çalışmak hem beyhude hem de ne denildiğini temas etmeyi zorlaştırır.
0
encokbenisevinnolur
(27.07.24)
Bu kısım Eski Ahit'te biraz daha farklı işleniyor; öncelikle yanlış hatırlamıyorusam Eski Ahit'te direkt Cennet diye bir şey yok, hatta sanırım ölümden sonra hayata dair bile pek atıf yok. Adem ile Havva'nın ilk bulundukları yer, Garden of Eden, Dünya'da.

Burada tanrı, Adem ile Havva'ya "Bilgelik Ağacı" hariç her şeyin meyvesini yiyebileceklerini, ondan yerlerde öleceklerini söylüyor. Yılan (serpent) Havva ile konuşup o ağaçtan yerlerse ölmeyeceklerini, tam tersine tanrı gibi olup iyiyi ve kötüyü anlayacaklarını söylüyor. Bu noktada Adem ile Havva meyveyi yiyip kendi çıplaklıklarının farkına varıyorlar (Bir nevi yılan doğruyu söylüyor aslında ve meşhur incir yaprağı hikayesi buradan çıkıyor sanırım), utançlarından tanrıdan saklanırken tanrı gelip meyveyi yediklerini anlayıp kızıyor ve yılan da dahil hepsine cezalar veriyor ve bahçesinden kovuyor.
0
salihdt
(27.07.24)
Bana da elmanin orada yasak olup dünyada caiz olmasi tuhaf geliyor.Domuz ve içki gibi haram edilebilirdi bu hikayenin devami olarak
0
essoist
(27.07.24)
şeytan da bir melek zaten en başta. sorun adem ve havva’nın yaratılmasından sonra başlıyor, tüm melekler secde ederken şeytan etmiyor ve adem ve havva’yı da yoldan çıkartmaya çalışıyor. islam inancına göre böyle.
0
deartheodosia
(27.07.24)
"cennette şeytanın ne işi var."
Şeytan içimizdedir hocam.
Mücadelemiz kendi nefsimizle, elma, armut bunlar metafor, hikaye.
Uzak durulması gereken şey şehvetti ve durulamadı.
0
mutekebbir
(27.07.24)
Soruya cevap değil ama oradaki elma veya hurma işte ne ise o bir metafor değil miydi yani aslında yasak olan şey seks değil miydi? Öyle bir şey kalmış aklımda.
0
ananiyimioguz
(27.07.24)
[Nebe 33] en sevdigim ayettir. Bir kafir olarak.
0
Zetnikov
(27.07.24)
(16)

Ahlaksızlık görüyor musunuz etrafınızda?

michael_knight
Dünyanın her yerinde ahlaksızlık var, ama Türkiye’de ahlaksızlık sanki utanılacak bir şey olmaktan çıkmış gibi. İnsanlar, yaptıkları uyanıklıkları, hırsızlıkları ve yalanları bir marifetmiş gibi anlatıyor ve merakla takip ediliyorlar.- Siz de etrafınızda veya medyada övünçle ahlaksızlıklarını anlata
Dünyanın her yerinde ahlaksızlık var, ama Türkiye’de ahlaksızlık sanki utanılacak bir şey olmaktan çıkmış gibi. İnsanlar, yaptıkları uyanıklıkları, hırsızlıkları ve yalanları bir marifetmiş gibi anlatıyor ve merakla takip ediliyorlar.

- Siz de etrafınızda veya medyada övünçle ahlaksızlıklarını anlatan insanlara rastlıyor musunuz?
- Türkiye’nin bu konuda dünyanın geri kalanından daha kötü durumda olduğunu düşünmekte yanılıyor muyum?

Not: Ahlaksızlık derken seksle ilgili şeylerden bahsetmiyorum; seks konusunu dışarıda tutalım lütfen.
0
michael_knight
(26.07.24)
evet her yerdeler ve normalleştirmiş durumdalar.
şaşırıyorum
Türkiye, dünyanın kalanından kötü durumda değil bence genel olarak bir rezillik var. bence dünya üzerinde her yerde artık ahlaksızlık diz boyu.
0
mantarliborekk
(26.07.24)
geri kalmislikla alakali. ekonomi kotuyse hirsizlik ahlaksizliktan cikar, bunun gibi
0
ala09
(26.07.24)
Çok görüyorum geçende müdürlük sınavı hakkında konuşuyoruz. Konu mülakatlardan açıldı herkes torpil bulmanın peşinde. Dindar görünen namaz kılıp oruç tutanlar bile torpili savunuyor. Torpil kul hakkına girmez mi? diye sordum. Herkes ben torpil bulmasam başkası bulacak benim yerime girecek diyor. Artık herkese torpil mevzusu normal geliyor.
Böyle olunca kendimi enayi gibi hissediyorum. Dünyada bir enayi ben kaldım sanırım diyorum.
0
komando kani var bende
(26.07.24)
Ahlaklı insanlar her zaman azınlıktaydı. Şimdi de farklı değil durum. ahlak kelimesi farklı anlamda kullanılıyor artık, seks hiç bir Zaman ahlakla ilgili değildi zaten.
0
hasmetizm 2046
(26.07.24)
Ahlaksızlık olarak değerlendirdiğim şeyler görmüyorum, ama iş etiğine kendimce aykırı bulduğum çok şey oluyor. Adam otelde masaj yaptırıyor, şirkete fatura ediyor mesela. Bana ters. :)
0
auroraaurora
(26.07.24)
türkiye'de ahlaksizlik, adam kayirma, kücüp hesaplar pesinde kosma, torpil kol geziyor.

yere cöp atmak bile ahlaksizlik, terbiyesizliktir benim gözümde.

gecen sene yazin sahilde otururken önümden bir sürü süt misir, cekirdek falan satan cocuk gecti. bundan daha büyük bir ahlaksizlik olabilir mi? cocuklari koruyamiyoruz. bu zaten basli basina en büyük ahlaksizlik. sonra kirmizi isikta arabaya mendil falan satmak icin gelen cocuklar...

türkiye'de yasayabilmen icin bunlara göz yumman lazim. bu da ahlaksizliktir
0
sonsuz
(26.07.24)
sonsuz +1

Ben de kendimce ahlaksız bulduğum bir dünya şeyle karşılaşıyorum gün içinde. Dün mesela işlek bir sokakta yürürken yolun tam ortasında boş bir cam soda şişesi gördüm. O şişenin üstünden geçip lastiğini parçalayacak bir araç mutlaka olur. Bunu akıl etmek çok zor olmasa gerek. Tamam hadi, yine yere at çöpünü, geri dönüşüm falan hiç düşünme ama yolun ortasına da atma mesela. Bu tip detaylar beni çok rahatsız ediyor. Kolay çünkü o çöpü oraya atmamak.
0
sekizdokuzon
(26.07.24)
Ahlaksızlık yapmakla kalmayıp övünmek var. Arkadaş çevremde yok ama günlük hayatta denk geliyorum. En büyük sorun bunun ahlaksızlık olduğunu fark etmeyip/kabul etmeyip bunu pratik zeka, kurnazlık, yolunu bulmak vs. sanmak. Bir trafikte herhangi bir şey için sıra halinde bekleyenlerin yanından geçip ilerde bir yerde kaynak yapmak büyük ahlaksızlıklardan mesela.

İnanılmaz derecede normalleştirilmiş. Kaçak elektrik kullanımı, alınan yiyeceği farklı kategoriden göstererek yapılan KDV kaçakçılığı, vergi kaçırma, iftira, rüşvet, torpil, ayıplı mal satmak, dolandırıcılık hepsi ahlaksızlık ve hepsi iliklerine kadar işlemiş milletin.
0
nawar
(26.07.24)
Hani rusların meşhur bir sözü var ya;

çeçenden canını, azeriden paranı, rusdan karını.. diye

bu üç milletin 2 si türk...dünyada zirve yapmışızdır...
0
digits
(26.07.24)
sokağa, alışverişe, dışarı kısacası topluma çıktığımda her türlü ahlaksızlığı görüyorum. biri bin para. çöp atan, başkasını her türlü rahatsız eden, kendinden başkasını düşünmeyen vs.

ancak kendi çevreme baktığımda (kısıtlı bi iş, arkadaş ve aile çevrem var), böyle buram buram bi ahlaksızlık görmüyorum.

muhakkak yaptığımız yanlışlıklar ya da farkına varmadan verdiğimiz rahatsızlıklar oluyordur ancak o konuda oldukça dikkat ediyorum.

olaya ahlak/ahlaksızlık olarak değil de, başkasına herhangi bi konuda rahatsızlık vermek/kötülük yapmak olarak yaklaştım
0
biseysorcaktim
(26.07.24)
Görüyorum ve çok bunalmış vaziyetteyim.

Torpilden çok kere bahsedilmiş, ancak ne kadar bahsedilse az. Torpil saklanacak bir şey bile değil artık. Çok normal bir şey olmuş. Bu tür insanlara bunun ne kadar olağandışı bir şey olduğunu anlatamıyorum bile, garipseniyorum.

Sosyal medyada yapılan yorumlara bakıyorum, torpil ve din ilişkisi bile kurulmuş. Akrabaları, komşuları kollamak gerekir tarzı hadislerle bağdaştırılmış torpil artık. Adam kayırmak kollamak olarak görülüyor. Bu şahit olması çok yıpratıcı bir şey.

Özellikle alt gelir grubu erkekler arasında ise aldatmak son derece normal. Sadece alt gelir grubu aldatıyor demiyorum, her kesimde yaygın sadakatsizlik; ancak bu kişiler saklanmıyor. Hatta övünüyorlar. Her yerde anlatıyor bu "maceraları." Yazık evde eşleri oturup aile, çocuk düşünüyor. Bayramda falan ne yapmak gerekir bunlara kafa yoruyor. Zaten kocalarının sıkı denetimi altındalar. Kocalarsa her fırsatta "arada olacak tabi hocam" denen "kaçamaklar" peşinde. Sadakat diye bir şey yok. Sadakat olmadığı gibi eşlerin birbirine bakış şekli de çok çirkin. Resmen çirkin yani. Mide bulandırıcı. Bu insanlar aynı zamanda eşlerini her fırsatta aldatıp yine dinden imandan bahsedip cumalara falan gidiyor. Gerçekten insanın karnına kramp giriyor şahit oldukça.

Yine firmalarda kadın çalışanların arkasından yapılan muhabbetler tiksinti verici. Gerçek anlamda tiksinti verici.

Türkiye'de çalışma kanunu da boşuna var. Mavi yaka dışında nerdeyse kimse mesai almıyor. İş güvenlikçileri boşuna var. İş güvenliği önlemleri dalga konusu. İşverenler bunların gereksizliğine çene yorarken işçiler de bunlara uymamakla, iş güvenlikçilere verdikleri ayarlarla övünüyor. İhbar, kıdem tazminatları ödenmiyor, çok az yer ödeme yapıyor. Maaşlar elden veriliyor birçok yerde. Mavi yakanın aldıkları mesailerde de pazar mesaisi düşük veriliyor çoğu zaman. Esnaf vergi falan vermiyor. Kaçak işçi çalıştırılıyor birçok yerde.

Olmayan ne var ki?

İnsanlarda bir boşlamışlık... Herkes kendini nimetten sayıyor. Hakkında açılan suç dosyasıyla övünen tipler ortalıkta kol geziyor. Trafikte maganda dolu, çakarlı araç dolu. Makas atan dolu. Daha dün kamyonun biri kırmızı ışığı beklememek için kamyonla kaldırıma tırmanıp döndü döneceği yere. Kaldırıma çıktı ya kamyonla. 1 dakika fazla beklememek için.

Saya saya bitiremem. Gerçekten iğrenerek yaşıyorum.
0
akhenaten
(26.07.24)
sosyal(!) paylaşım yaptıkları mecralara bakarsanız ahlaksızlıkları anlatmayı geçin bunu övünçle sergiliyorlar bile, ülkenin özeti resmen. gecenin köründe drift atanlar, motor bağırtıp milleti rahatsız edenler ve işin trajikomik kısmı bunların binlerce beğeni alması. bunu beğenenler var ya düşünsenize binlerce.
0
Improbable
(26.07.24)
cahillik, fakirlik, açgözlülük, denetimsizlik, kutuplaşma ve dinin saptırılmasının doğal sonucu bu.
0
parka
(26.07.24)
mesela torpilli bir kadin vardi ben yuksek lisans yaparken. atiyorum Kars'ta ogretim gorevlisi ama Izmir'de doktora yapiyor.
Haliyle Kars'ta falan calismadan maas aliyor.
projeye eklemisler oradan da para aliyor.
yuksek lisansi, tezsiz, okulun yonetmeligine aykiri vs. vs.
doktora yaptigi bolum, onun lisans bolumunu normalde kabul etmiyor, yine usulsuz.

Zaten kendi saklamiyordu, ben de diger detaylari herkese anlattim. Diger arkadaslar da gariban yuksek lisans ogrencisi, atama bekliyor, ales vs ugrasiyor, tuzu kuru tipler degiller ama buna saygili davrandilar, hatta hocam falan diyorlardi ki torpilden bagimsiz kadinin birsey bildigi yok, turist gibi takiliyordu.
Bu bence onun yaptigi ahlaksizliktan cok daha buyuk ahlaksizlik.
buna kopek ceken bir tek ben vardim ve bilin bakalim kim dislandi?
0
spherical
(26.07.24)
Dünyanın başka yerlerinde farklı bir şey olduğuna pek de inanasım yok.

Sorun ahlaksızlık kısmından ziyade utanmama kısmı sanki. Yani ahlaksızlık kol gezse ama daha gizli saklı olsa bir dönüşüm mümkün dersiniz, ama pişkinlik ve utanmazlık var.
0
encokbenisevinnolur
(27.07.24)
adalet bakanlığına bağlı memurum, kurumun içinde öyle bir torpil dönüyor ki. yalakalar ve arkası sağlam olanları kayıran idare yüzünden kurumdaki düzgün iş yapan insanlar bıktı ve eah ben mi düşünecem devletin işini, ben mi kurtarıcam dünyayı ben de yapmıyom lan modunda herkes. şeflerden birinin yüzüne ben kendim direkt dedim sizin gibi insanlar yüzünden sistem çöküyor ülke çöküyor diye. hepinizin aq dedim iş yerimde odamdan çıkmıyorum midem bulanıyor ikiyüzlülerden.

ülkenin geneli de bu model, her şeyde her yerde ahlaksızlık var. hem hak yeme hem de çarpık ilişkiler anlamında. artık evimden de çıkmıyorum insan içine. ülke dışını bilemiyorum ama ülkenin çivisi çıkmış durumda malesef
0
a gun and a pack of sandwiches and nothing
(27.07.24)
(9)

bipolar insanlar

huzurlarinizda huzursuzluk
çalışamazlar mı? Yani illa ki hastalığın çeşitleri vardır, belki ağırı hafifi vardır fazla bilgi sahibi değilim. Sanırım tek uçlu. Ancak bundan muzdarip birisi ile tanıştım ve deyim yerindeyse kendini eve kapatmış. Basit bile olsa bir işe gir kendini iyi hissedersin diyorum -çünkü aileme yük oluyoru
çalışamazlar mı? Yani illa ki hastalığın çeşitleri vardır, belki ağırı hafifi vardır fazla bilgi sahibi değilim. Sanırım tek uçlu. Ancak bundan muzdarip birisi ile tanıştım ve deyim yerindeyse kendini eve kapatmış. Basit bile olsa bir işe gir kendini iyi hissedersin diyorum -çünkü aileme yük oluyorum falan da diyo- ama konu buraya geldiğinde geçiştiriyor hep. Acaba ben mi anlayışsızca konuşuyorum, halden mi anlamıyorum acaba, nasıl bir şey bu rahatsızlık?
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(19.07.24)
Bildiğim kadarıyla, bipolar dan muzdarip insanlar için iş de dahil ilişki, ticaret... sürdürme çabası ve süreklilik gerektiren her şey çok zor.

Mesguliyet iyi gelebilir tabii -herkese olduğu gibi- ama soylemekle olsa çoktan yapardı herhalde. Çözüm üretmeye çalışıp ittirmek yerine dinlemek makul olan. Öteki türlüsü, siz de bir sorun olacaksınız onun için, size de yük oluyorum gibi gelmeye başlayacak.
0
encokbenisevinnolur
(19.07.24)
İlaç tedavisi altında çalışanlar var.
0
sekizdokuzon
(19.07.24)
pederim bipolardı, dolayısı ile genetik olarak bende olduğunu nihayet kabullendim. şimdiye dek 3 kez psikiyatr, 2 kez de psikoloğa gittim. son 1 tanesi bence kabullenmenin vakti geldi ve tedavi olmanın dedi... normalde ilaç kullanmıyordum kendi kendime aşmaya çalıştım hep...

20'lerimde anlayama başladım durumu. bazı mevsimler süperdi modum, her şeyi yapabilen, insanların hep görmek istediği, benle mutlu oldukları, insanları ikna edip iş kurduğum dönemler yaşıyordum. bazı mevsimler ise tüm bağlarımın koptuğu, yataktan çıkamayacak kadar kötü, evden çıkmak istemediğim, içime kapanan, kurduğum işleri yapmaktan aciz hale gelen biri oluyordum. örneğin global şirketlerde hoş pozisyonlarda iş buluyor, işi kapıyor, süper devam ettiyordum. ama mevsim bir değişiyor hop tamamen içe kapanan, işlevsiz birine dönüştüğüm için yani depression moda'a girdiğim için kaybediyordum tüm bu kazanımlarımı. sonra 30'Larda ilaca başladım ve her şey hep akmaya başladı yani daha sağlıklı kararlar alan, girdiğim işleri ve ilişkileri tamamlamak için çabalayan, kendine güvenli birine döndüm.

tedavi ile normal bir insana yakın olabiliyoruz. ama tedavisiz yaşamak bence güç, buhranlar içinde yaşamak saçma gerçekten tedavi olun arkadaşlar.

inişli çıkışlı iki uçlu bir bireydim, yani evet bipolardım. ama ilaç kullanmaya 30'larımda başladım ve kabullenebildim.
0
hsmbnl
(19.07.24)
Bipolarim yas 38. Doktor bana bipolar diyene kadar son on sene baska seyler demislerdi yani en son 6 sene fln bipolar tanisinda kaldim.

İlacsiz hicbir sans yok ilaclida kendini kontrol etmeyi ogrenmelisin. Misal stressten uzak yasamak, spora baslamak, beslenme isini cozmen lazim.

İlacta yuzde yuz basari saglamiyor ama baya yuksek etkili.

Bipolar olan insanlar cok zorbalik yada tramvalar yasamis olabilirler bu yuzden bipolari diyelim ki 3 ay duzeldi sonrasinda kafaya takma yada kabuguna cekilmeler vs gene basa sarmalar baslayabiliyor.

Cevredeki insanlarin anlamasida zor mesela bana herkes olm sen bizden daha akillisin nasil bipolarsin a....koyayim falan diyebiliyorlar halbuki icimde ne volkanlar patliyor insanlari rahatsiz etmemek icin.

Bilmeyenler icin soyleyeyim bipolarda 2 uc var mani ve depresyon.

Mani de insan kendini asiri iyi hossediyor bazilsri kendini peygamber sanabilir bu donemde.

Mani yikici olabiliyor boyle biri size seninseviyorum dese onu ters anlayip tokadi patlatabilirsiniz.

Ben mani deyken herkesi engellemeyr calisirim whatsapptan cunku terso hareketlerim olabilir.

Senin arkadasina gelincede o ozguvenini kaybetmistir ama haklidir cunku benim engelli raporum var is ararken seni cagirsalar bile psikolojik engellilere ayrimcilik yapiyorlar.

Ortopedik engelliler daha cok ariyorlar.

Yani arkadasin is bulsa bile almama ihtimalleri cok yuksek
0
Zetnikov
(19.07.24)
@Zetnikov engelli raporu yok. Çünkü terapiye gitmiyor siciline işlemesin , yarın öbür gün memuriyet olursa önüne engel olmasın diye. Gerçi teşhis konduğuna göre bir yerlerde görünüyordur raporlu ilaçlar var ortada bilmiyorum fazla da kurcalamak istemiyorum ama engelli raporu yok, başvuru yok yani. Bu yüzden bir iş yerinin bu durumu görüp almayacağını sanmam, ha çalışırken bir sıkıntı yaşarlarsa onu bilmiyorum tabii ki. Dediğin gibi özgüven mevzusu da yerlerde. Mani yokmuş öyle dedi bana hep depresyon. Biz de derdimiz var sanıyoruz :/
0
🌸huzurlarinizda huzursuzluk
(19.07.24)
@huzurlarinizds huzursuzluk

Eger engelli raporu alirsa ve engelli kpssine girerse memur olur.
Engelli icin ozel kontenjan var.

Simdi dicen sen bundan faydalandin mi hayir hocam cunku benim kafa basmiyor matematige hatta mat calisinca kotu hossediyorum kendimi bu yuzden uniyi terk ettim. Umutsuz vakayim yani.

Bence bipolarin iki kurtulusu var parasal anlamda

1 kendi isini kuracaksin

Yada

2 engelli kpss ye girip mermur olucan

Baska secenek goremiyorum ben
0
Zetnikov
(19.07.24)
Eski kız arkadaşım da bipolardı, gayet iyi çalışıyor işinde, geçen yıl da evlendi, arada atak dönemleri olsa da düzenli ilaç(lityum)-terapi ve sosyal destekle gayet normal bir hayat sürdürebiliyorlar.
0
blue rebel motorcycle club
(19.07.24)
Bipolar hiçbir zaman tek uçlu olmaz. Kendini eve kapatabildiğine göre depresyon atağında. Bunun mani atağı da gelecek ve tanıyamayacaksınız onu. İlaçlı + sözlü tedavi görmesi lazım.
0
muhayyer divan
(19.07.24)
Eşim bipolar, işinde problemi yok. Ara ara atak dönemi olabiliyor, ilac ve psikologla devam ediyor. Benden önce ağır bir depresyon dönemi geçirmiş sonrasinda psikiyatri,psikolog ve ilaclar ile toparladigini anlatmıştı. Nitekim psikoloji konusunda tanıdığım en nitelikli insan kendisi.
0
mirty
(20.07.24)
(13)

Askerde ilginç bir şeyle karşılaştınız mı?

michael_knight
Askerliğinizi yaparken ilginç bir insanla, olayla karşılaştınız mı?
Askerliğinizi yaparken ilginç bir insanla, olayla karşılaştınız mı?
0
michael_knight
(18.07.24)
İki tane hırsız vardı bizde. Meslek olarak yani, kendisi öyle diyordu. Birinin bi numarası yoktu, diğeri akşam haberlerini kaçırmazdı, sektördeki gelişmeleri takip ettiğini söylüyordu. Haberdeki hırsızları teknik açıdan değerlendiriyordu falan. Bizim bir şeyimizi çalmadı şükür. Zaten etik olarak doğru olmazmış. Sağolsun etik değerleri de vardı.
0
akhenaten
(18.07.24)
Askerde normal bir şey yok ki, bizim kısa dönemlerin arasında hakim savcı falan vardı ilkokuk mezunu uzun dönem "dede"ler bunları kantine gönderip meyve suyu aldırıyorlardı, biri "ulan 2 ay önce müebbet ceza veriyordum bugün gördüğümüz şu muameleye bak" deyip ağlıyordu.
0
Bir ben var benden şurada
(18.07.24)
bi elemanın içine cin kaçmıştı diye bi olay olmuştu. herkes inanınca da insan da etkileniyordu :))
0
high hopes of the sozluk
(18.07.24)
anadolulu geyler. yumusak diye tabir edilen ama bir sekilde de korunup kollanan insanlar vardi. anadoluda ancak o kadar gey olunabiliyor demek ki demistim.
0
antikadimag
(18.07.24)
Cinayet işlemiş, adam vurmuş tipler vardı. Hatta bana bir tanesi silah kullanmak için özel ders vermişti.

Savcı vardı bir tane bizim bölükte. Ona herkes işlediği suçlarla ilgili sorular soruyordu. Her tipte suç vardı. Adam bıçaklama, komşuyu dövme falan bir sürü olay.
0
ferenc
(18.07.24)
Ben 2009'da yaptım askerliği. Bizim bölükte ta o zamanlar türk vatandaşlığına geçmiş bir arap vardı, bizim bölükte daha önce bordo bereli olan bir başçavuş vardı. Başçavuş bu araptan kendisine arapça öğretmesini istiyordu ve hergün 1-2 saat arapça dersi veriyordu bu bordo bereli astsubaya. Şimdi düşünüyorumda devlet ta o zaman suriye'de olayların çıkacağını tahmin ediyor muydu? bu bordo bereli astsubay ondan mı arapça kursu alıyordu.
0
komando kani var bende
(18.07.24)
1 - hic yikanmayan insan

Bu kisi kokmaya baslamisti sikayet ettik ve yikanicani ogrenince kaciyordu bi gun banyoya bagladik anadan dogma soyduk baktik bas edemiyoruz itfaiye hortumuyla yikadik tazzikli. Yer fircasiyla fircaladik imana getirinceye kadar

2 - bana egitimin onemini ogretmis olay

Normal askerler resmen yardiriyorduk yapmadigimiz sey yoktu ama askere kisa donem savci vs birileri geldi asker. Komutan ugrwsamicani anladi galiba onlari askeriyeden uzak bir kulebeye verdi. Kulube yerde sadece sandalye telefon ve masa var. Bu telefon 3 ayda belki 1 defa calar calmaz. Bu sekilde hic bisey yaomadan tezkere cerdiler bu adamlara ve hic gorev vermediler. Egitimlilere pek bisi yaptirmiyorlardi digerleri ise asiri calisiyordu
0
Zetnikov
(18.07.24)
* ayağında mantar olduğu halde çamaşırlarını insanlarla aynı filede makineye atmak isteyen biri vardı. eleman mantarın bulaşıcı olduğunu bilmiyor muydu yoksa umursamıyor muydu bilmiyorum.

* aynı eleman ayak tırnaklarını zeminde kesip altına bir şey koymuyordu. tırnakları sağa sola fırlıyordu ve günün sonunda aynı koğuş arkadaşları temizliyordu orayı.

* mesleği imam olan 4 kişi vardı 60 kişilik koğuşta ve hiçbiri birbiriyle konuşmuyordu. bir tanesine nedenini sorduğumda, bu meslek grubunda böyle olur genelde demişti.

* mesleği makine mühendisi olan bir eleman vardı adam ayakta durmaya bile üşeniyordu ve olur olmadık yerde çömeldiği için sürekli ceza yiyordu. Boş vakitlerde de yemek hariç bir yere gittiğini görmedim sürekli yatıyordu ve koğuş içerisinde sesli bir biçimde gaz çıkarıyordu. Lakap takmışlardı "yorgun" diye.
0
biravekahve
(18.07.24)
Bir komutan var. Mhpli belli. Genç yeni astsubay. Bir gün cumartesi içtima alıyor. Bir anda neresinden çıktıysa din min konuşmaya başladı. Böyle dua falan soruyor. Bana sordu, dedim bilmiyorum. Başka dua sordu bilmiyorum. Dua biliyor musun dedi, bilmiyorum dedim. Artık doluyorum tabi, sen müslüman misin dedi, dedi degilim. Allah'a inanıyor musun, dedim inanmıyorum.
Sonra oradan konuşma basladi, icimizdeki isidci iki tip (harbi isidci bunlar destekliyordu fransa saldırısıni falan) ayıplıyor vs.
Sonra komutan odasına çağırdı. Bildiğin insan gibi konustuk, ben kendi düşüncelerimi anlattım adama, o da dinledi. Hiçbir sorun da olmadi, asıl sorun bu iki mal ile oldu onlarin da biri camide hoca diğeri din bilgisi öğretmeni iki boş adam.

Sonra Bir çocuk vardı. Doğu'da çoban. Pkk kaçırmış bunu, bize çalışacaksin diye. Reddetmis, hapse atmislar. Orada da demisler bak bunlara yardim et yoksa oldururler. Sonunda yardim etmeye baslamis. En sonunda da bir gün asker karakoluna kaçıp anlatmis olanlari.

Okuma yazmasi yok, okul okumamis. Askere yollamislar, PKK geçmişi olduğu bilgisi sonradan gelince verilen silahi da almislar. Silahsiz nöbet tutuyordu.

Neyse bu benim dinsiz olduğumu öğrenince bana kurulmuş. Ben de yaziciydim, nöbetleri bugün mrp planlama Nasıl yaparsam öyle yapardim hak gecmesin diye. Önceden çünkü devrecilik olurmus.

Son nobetlerimden biri, bu çocukla beraber nöbet denk geldi. Çocuk bana "sen dinsizsin diye ben sana çok kızdım. Ama sonra genel Halin, nobetlerde adaletli olman falan fikrimi degistirdi. Belki de allah'a inanmak iyi insan olmak için önemli degildir" dedi.

Şu iki hikayeyi hayatım boyunca beklemezdim. Yani bana çok şey katmış hikayedir, arada aklıma gelir. Bakış açımı etkiledi.

Komik/trajikomik olarak da;
Ana birlige varicam. Iste dagitim merkezinde kim nereye gidiyor konusuluyor. Bir eleman da aynı yere gidiyor. Abi naber nasılsın neyse, nerelisin x. Aa ben de x. Hangi üni? Y. Anaa ben de y. Sonra muhabbet derken aynı erasmuslu kizla takildigimizi anladık. Herifle 4.5 ay aynı ranzayi paylastik sonra. Iletisimi kaybettik ama çok komik yani.

Trajikomik olarak da; komutan üstünden alkol aldim, dedim komutanım icmeyecegim (yukaridaki hikayede geçen astsubay). Harbiden icmeyecektim...
Bir abimiz vardı, yasi 35-36. Bir kizla evlenecek, askerlik yapmadi diye istememis kiz. Bu da is yerini vs kapatip askerlige geliyor. Çok sevdigimiz bir abimizdi.
Neyse cephanelikte silah veren vsydi bu. Bir baktık agliyor herif. Kiz bunu terk etmis. Dedim sokarim, açtım tekilayi. Bir nöbetçi iki de normalde yatakta olması gereken adam limonsuz tuzsuz bir sise tekila içtik. Abi düzeldi biraz tabi.
Sonra yatağa döndük ama nasıl karnimiz açıktı. Bende topkek vardi, iki tane adam topkek paylaştık gülerek.

Aklima gelenler bunlar.
0
logisticsmanager
(18.07.24)
tuvalette durduk yere vucudunun üst kısmını jiletleyen bir eleman vardı. gayet soğukkanlı bir şekilde. aynı şekilde içtimada altına yapan bir eleman vardı. hayatımda görüp görebileceğim, görmeyi hayal edemeyeceğim değişik tiplerle karşılaştım
0
kondansator
(19.07.24)
jandarma eri olarak

adliye koridorlarında mübahşir gibi isim bağıra bağıra gezmek,

zaman zaman mahkum transferi yapmak,

tehlikeli kimyasal taşıyan konvoylara eskortluk yapmak,

köyde kavga ayırmaya çalışmak,

araç geçmeyeli aylar olmuş yollarda devriye atmak,

minare tepelerine çıkıp video çekmek (ortalama bir imamdan çok minareye çıkmışımdır)

gece nezaret nöbeti tutmak,

devlet hastanesinde hasta mahkumun odasında sabaha kadar nöbet tutmak,

düşen askeri uçağı aramak için bele kadar karda dağlarda dolaşmak,

osiloskop lazım olduğu için (evet çok alakasız yukarıdakilerle) vestel, arçelik teknik servisi, üniversite kampüsü gezmek,



altı ay bunlara rağmen çok yavaş geçti.
0
nop
(19.07.24)
bir de robokop kıyafeti giyip maçlarda kale arkasında dikilme misyonu vardı unutmuşum
0
nop
(19.07.24)
Biri nöbete gitmemek için sag el tetik parmağını vurup parçalamışti. 1 yıl askerlik yapacakken iki yıl hapse gitti. İlginç gelen kısmı, bu hesabı hangi sebeple yapamaz olduğu.
0
encokbenisevinnolur
(19.07.24)
(13)

Bir erkek neden kendisine sövülmesine rağmen engellemez?

Kahvedesu
Engellenirse daha çok takar diye mi?
Engellenirse daha çok takar diye mi?
0
Kahvedesu
(11.04.24)
Aynen bazı psikopatlar var öyle olur olmadık yerlerden stalk yapip kafaya takiyolar
0
abuzer
(11.04.24)
Çünkü engelleyince olur olmadık yerlerden iletişime geçmeye çalışıyorlar, bu daha korkutucu oluyor. @abu’nun dediği gibi takıntılı insan çok. Bir sürü hesabı olan, değişik sitelerden tc numarana kadar erişen türlü türlü tip var.
0
ruhen hastayim ben
(11.04.24)
Ruhencim bana dedin galiba, bahsettiğim kişinin zaten TC si ve adresi var. Oturup aramama gerek yok. Ama haklısın var böyle takıntılı tipler, evli adamın karısına kadar stalklayıp başka gruplarda paylaşan.
0
🌸Kahvedesu
(11.04.24)
Çünkü engellemek ergence bir hareket. Bana sövene cevap vermem, engellemem için düzenli sövmesi lazım.

Öte yandan
media.tenor.com
0
Bruce
(12.04.24)
Engel pek çözüm olmuyor zaten. Bana da baska hesaplardan yazan sapiklar denk gelebiliyor mesela.
0
Yourcousinmarvinberry
(12.04.24)
Sövdükten sonra tekrar iletişime geçti ve konuştuk.
0
🌸Kahvedesu
(12.04.24)
Ee ne diyor peki
0
abuzer
(12.04.24)
Selamı var abuzer sana.
0
🌸Kahvedesu
(12.04.24)
Ben olsam gıcık olsun diye oyle yapardım. Bütün erkekleri bilemem ama.
0
encokbenisevinnolur
(12.04.24)
Ben engel olayını sadece dolandırıcı hesaplar için kullanıyorum. Engelleyince başka zaman, başka yerde fırsat olunca devam ediyor kaldığı yerden. Engellemeyince azalarak bitiyor.
0
akhenaten
(12.04.24)
Ben. Üşeniyordur önemsemiyordur belki değişir diye bekliyordur. Normal yani
Bir de sövmek? Ucu çok açık… aptal herif demek de sövmek
0
Cezcez
(12.04.24)
Sövdükten sonra konuştuysa submissive'lik seviyor olabilir.
0
Bruce
(12.04.24)
ben zerre takmıyorum. en son bi tane kız böyle yaptı bu ay oldu. bıraktım öylece. uğraşamam valla harcadığım kilobyte a yazık. silip geçtim.

cahile laf anlatmakla uğraşamam. kendisine saygısı olan yapmaz zaten.

ha ısrarcı olan erkekse ve laftan anlamayıp sövülüyorsa; o bende yok. erkeğin böyle ısrarcı olanı hiç çekilmiyor. şahsen naz yapılıp ısrar bekleniyorsa gerçi onu da ben yapmıyorum ama neyse bu başka bişi :D
0
baldan kaymak
(13.04.24)
(6)

Karakteri değişen arkadaşınızı uyarır mısınız?

skr1292
Sevdiğiniz biri var ve diyelim ki başka biriyle takıla takıla huyu değişti kötü anlamda. Kendisi farkında değil. Örneğin daha içten pazarlıklı sinsi biri oldu. Kendisiyle konuşur musunuz sen böyleydin böyle oldun vs diye ?
Sevdiğiniz biri var ve diyelim ki başka biriyle takıla takıla huyu değişti kötü anlamda. Kendisi farkında değil. Örneğin daha içten pazarlıklı sinsi biri oldu.

Kendisiyle konuşur musunuz sen böyleydin böyle oldun vs diye ?
0
skr1292
(10.01.24)
Açıkça sen Ayşe ile takılmaya başladığından beri sinsilestin denmez, yani denirse ters teper bence. Ama dolaylı olarak son zamanlarda şöyle şöyle şeyler görüyorum sende denebilir.
0
encokbenisevinnolur
(10.01.24)
Bunu söyleyemiyorsanız arkadaş olduğunuza emin misiniz? İş/okul/asker arkadaşı falan gibi zorunlu ve belirli süreli arkadaşlık değilse söylenir tabii ki. Hatta bam diye söylenir.
0
nawar
(10.01.24)
lol uyardım zamanında. arkadaş ortaktı ama hiç sıkı fıkı olduğum biri değildi. sonra sattı beni. o da farkındadır da işine gelen bir şeyler vardır o yüzden devam ediyordur on beş yaşında değilse. şu yaştan sonra boşverirdim ben.
0
black holes in the sky
(10.01.24)
Uyarmazdım yani başkasının etkisiyle kötü şekilde dönüşmüşse belki kendisi öyleydi ya da başkalarının etkisine giren birisi diye düşünürdüm, bir de herkes değişiyor, bırakma zamanı gelmiş diye yorumlardım.
0
durgunfoton
(11.01.24)
fark etmeden içten pazarlıklı sinsi birine dönüşmek nasıl oluyor çözemedim. öyle birine dönüşebilen biriyse uzak dururum yani denebilecek bi şey yok. size de sinsilik yapar.
0
nic cage
(11.01.24)
bence bosuna baskasina yuklemissiniz mevzuyu. icindeki cikmis. kimseyi uyarmam zira degisim olmaz boyle seylerde. belki hatirlatmak icin "emin misin bu arkadasligin iyi geldigine" minvali hoslanmadigini belli edebilirsin
0
ala09
(11.01.24)
(7)

Yaşamınızda hiç ciddi belirsizliklerin olduğu dönemler oldu mu?

psmstc
Aynı anda büyük belirsizlikler yani. Uzun süreli hapis cezası alma ihtimalimizin olması, sevdiğinizin kanser olma ihtimali vb gibi birden çok belirsizlikten bahsediyorum. bu süreçleri ve stresini nasıl oldu da yönettiniz? Teşekkürler.
Aynı anda büyük belirsizlikler yani. Uzun süreli hapis cezası alma ihtimalimizin olması, sevdiğinizin kanser olma ihtimali vb gibi birden çok belirsizlikten bahsediyorum. bu süreçleri ve stresini nasıl oldu da yönettiniz? Teşekkürler.
0
psmstc
(27.09.23)
Bu ara hepsi üst üste geldi ve yönetemiyorum. Kafası çalışan birinden tavsiye alman iyi olacaktır.
0
prole
(27.09.23)
Çok yönetemedim. Sağlık sorunları peşinden geldi.
0
Kahvedesu
(27.09.23)
Çok oldu ve felaket kötü etkiledi beni, yönetemiyorum. Tek diyebileceğim şey bu belirsizliklerin ardından “bomm” diye kökten değiştirici bir olay oluyor ve o şekilde son buluyor.
0
babemsi
(27.09.23)
Prole +1 ama yönettim.
0
baldan kaymak
(27.09.23)
Bu kadar ciddi bir sorun yaşamadım ama işyerinde baya olaylar olmuştu. Tehdit filan almıştım, psikolojim bozulmuştur işten ayrılmıştm bulunduğum şehirde başka iş bulma imkankm da pek yoktu, evde 5-6 ay kaldım her gün ağlama krizi geçiriyodu, ve evlenme sürecinde ailemle birbirimize girmiştik. Evlenmek ve şehir değiştirmek kurtuluş oldu. O kaos dönemini atlattm, istanbula geldim, işe girdim, eşimle normal bir rutine döndü hayatımız. Ama o belirsizlik kavga ve gözyaşı ile geçen 5-6 ayı gel bana sor. Artık keşke araba filan çarpsa da ölsem diye düşünüyordum, hatta kanser olup ölsem diye dua etmişliğim bile var.
0
turuncu tonlarda
(27.09.23)
İki tane olmuştu.

Birinde askerde fetö kumpası içinde kaldım (fetö kumpası olduğunu sonradan ogrendim) kaçakçılıkla suçlamaya çalıştılar, kanıtlar da dolabima yerleştirilen eşyalar. Uzun hikaye ama bir şekilde Tem, kaçakçılık sube sorguları sonucu aklandım. Ama o arada geçen 3 ay ve sonrasındaki altı ay (bu kısmı lan aklandik ama ya yine bir kulp bulurlarsa kuruntulari) müebbet hapis hazırlığı ile geçti içimde herkesle vedalaştım öyle diyeyim. Sonra alt devrelerden birinden öğrendim ki bu konuda beni ihbar edip suçlayan kişiler fetoden alınmış. Orada sakinlesebilmistim.

Bir de gunceli: paylaşımlı ofis + home office tarzı çalıştığım bir isim var. İşler epeydir iyi gidiyordu artik kendi yerime geçeyim dedim geçtim. İşler birdenbire yüzde 50 düştü. Kira faturalar ve biraz yeme içme ancak cikisiyor. Buna da neyse en kötü batar sokakta yaşarım falan diyorum kendime. Galiba kendimi sakinlestirme tarzım da bu genelde, en kötüsünü düşünmek.
0
encokbenisevinnolur
(28.09.23)
su anda var. amerika'da calisiyorum ama ogrenci vizesiyle. cunku calisma vizesini hintliler mahvetti artik cikmiyor. 2 sene sonra iznim bitiyor.

acaba amerika'da mi kalirim, baska ulkeye gitmem mi gerekir, turkiye'ye donulur mu, baska ulkeye gitsem nereye gitmeliyim? yas da 30'u gecti artik vs. gibi dusunceler.
0
antikadimag
(29.09.23)
(1)

duygudurum bozukluğu öntanısı, lamictal ve rexapin kullanımı hk

verbenimolsun
mrb.mevzu başlıkta. bir psikayatriste görünüp kendimde son üç beş yıl fark ettiklerimi anlatttıktan sonra, bunun bir öntanı olduğunun altını çize çize rahatsızlığı teşhis etti, bana bu iki ilacı yazdı ve bir ay sonra kendisine yeniden görünmemi salık verdi.rexapin uyku için olanmış, detaylı anlattı
mrb.
mevzu başlıkta.

bir psikayatriste görünüp kendimde son üç beş yıl fark ettiklerimi anlatttıktan sonra, bunun bir öntanı olduğunun altını çize çize rahatsızlığı teşhis etti, bana bu iki ilacı yazdı ve bir ay sonra kendisine yeniden görünmemi salık verdi.

rexapin uyku için olanmış, detaylı anlattı vesaire ama benim kafamın içinin susmadığı zamanlar dışında uykuyla hiç sorunum yok ki, zaten çok iyi hissettiğim bir zamanda gittim doktora özellikle. fakat doktora gittiğimin dört beş gün öncesinde peş peşe uykusuzluklarım olmuştu. dün gece ilacı aldım ve sabah uyandığım halimi hiç beğenmedim, göz kapaklarımı zar zor kaldırdım, tatsızdım, hâlâ da hangover gibi hissediyorum, yeni yeni geçiyor.

sorum 1: ilk kez aldığım için mi böyle hissettim? kullandıkça bu his geçecek mi?

sorum 2: sabahtan beri ya acaba doktor bana yanlış tanı koyduysa ve ben kendimde olanları abartıp değiştirip doktoru yanlış yönlendirdiysem diye, hemen akabinde de ben kim köpek ki koskoca doktoru yanlış yönlendireceğim sus otur aşağı diye diye kendime bir tokat patlatarak çeşitli çelişkilere düşüyorum, bu da durumun bir parçası mı?

sorum 3: lamictal olanı, günde 2 kez alacağımdan randevu günümden önce bitecek. yani 15 gün boyunca kullanmış olacağım. doktoru arayıp sormam lazım mı bu durumu yani 15 gün kullanıp, kontrole kadar son 15 günü ilaçsız geçirmemin anlamı ilaçlı ve ilaçsız halimi izlemek için midir? açsam bunu sorsam salak mızın kızım sen der mi? ya da sizde de mi böyle oldu?

sorum 4: ilk görüşmede böyle şıp diye tanılanmak normal mi? cidden bilmediğimden soruyorum ama çözüm odaklı biri olduğumdan ilk seferde heh sende bu var demesi beni en çok rahatlatan oldu. hoşnutum bile.

bir de ben ilaca karşı müthiş önyargılı bir insanım, ağrı kesici aldığım bile sayılıdır hayatımda. bunu kabul edemeyip üzülüyorum. bu da soru değil de paylaşayım dedim. bir de bir aya daha yıllar var, o zamana kadar çok değişirim ki ben. belki de gitmek istemem ve doktoru tanımamamamazlıktan gelirim. duygudurumu ezelden bozuk tecrübeli arkadaşlar yanıtlarsa pek memnun olurum.

tşk.
0
verbenimolsun
(16.09.23)
Mümkünse erken randevu alıp bunları doktora sorun.

Doktor olmayan ve hasta konumunda olmuş, olabilecek biri olarak benim bu işten anladığım, yani doktor hasta ilişkisinden, doktorun dediğini yapmak zorundasınız.

Yanlış tani vs evet olabilen durumlar anlatıldığı kadarıyla ama şıp diye söylemesi de tek başına bir güvensizlik unsuru değil. Bilgi veya tecrübesi başka birinin dışarıdan şıp diye algılayamadigı bir şeyi algılayıp ayırt etsin size de söylesin diye de var.
0
encokbenisevinnolur
(17.09.23)
(1)

Psikolog ücreti

deveyidiken
İstanbul'da ortalama bir psikoloğun seans ücreti ne kadardır? Seans başına 2000-2500 talep edenleri görüyorum. Bunlar başlangıç fiyatı mıdır?
İstanbul'da ortalama bir psikoloğun seans ücreti ne kadardır? Seans başına 2000-2500 talep edenleri görüyorum. Bunlar başlangıç fiyatı mıdır?
0
deveyidiken
(16.09.23)
1000 tl ödedigini bildigim arkadaşım var istanbulda. Herhalde ararsanız bulunabilir.
0
encokbenisevinnolur
(17.09.23)
(10)

Bisikletliyken köpek kovalarsa

turk kizi
Napmak lazım, taktik nedir? Ayrıntı vereyim: kadıköy’de sahilde gezicem bisikletle. Ama geçen aylarda koşuya çıktığımda modada köpek kovaladı, sonra bisikletli insanlara havlayıp koşan köpekler gördüm birkaç kez, böyle böyle bi korku oluştu bende. Genel olarak köpek çetesi ya da vahşi köpek sorunu y
Napmak lazım, taktik nedir? Ayrıntı vereyim: kadıköy’de sahilde gezicem bisikletle. Ama geçen aylarda koşuya çıktığımda modada köpek kovaladı, sonra bisikletli insanlara havlayıp koşan köpekler gördüm birkaç kez, böyle böyle bi korku oluştu bende. Genel olarak köpek çetesi ya da vahşi köpek sorunu yok, bildiğiniz sahil ama panik olmaktan korkuyorum. Bisiklet konusunda yeniyim. Hiç umursamadan devam etsem yoluma normal hızda, olur mu?
0
turk kizi
(14.09.23)
sakin kalıp yavaşlamak hatta durmak bu durumda.
köpeklerde alan koruma iç güdüsü ile alakalı bir durum bu. siz durunca şaşırıyor zaten.

söylediklerim agresif olmayan sıradan şehir köpekleri için geçerli.
psikolojisi bozuk, yaralı ya da başka bir sorunu olan hayvan size saldırabilir.
0
angelofdeath
(15.09.23)
Dizlik ve kask takin. Ya köpek kovalarsa diye bisiklet surmemek çok engelleyici çünkü. Düşerseniz bir şey olmasını engellemiş olursunuz.
0
encokbenisevinnolur
(15.09.23)
Durup bisikletteki suyla kaçırtabilirsin
0
abi bi dizi buldum on numara
(15.09.23)
Bir videoda seyrettim.
Naber oğlum, gel oğlum, Gel. Napıyosun bakayım sen burada diyor. Elini uzatıyor.
Köpek saldırganlıktan, şaşkınlığa oradan da sırnaşıklığa evriliyor.

Aynı şeyi Bostanlı sahilde minik köpeğini gezdiren bir adam yaptı. hücuma geçmiş gelen 3 tane sokak köpeği kuzu oldu. Adamın köpeğiyle koklaşıp koklaşıp gittiler.
0
Mirket
(15.09.23)
Buradaki hiçbir kesin yanıt geçerli olmayacak, zamanla bu cevabımın ne kadar doğru olduğunu çözeceksin.

Sakın düdük al diyenlerin düdüğüne güvenme.

Sakın durma yada sakın gitme.

Maalesef bu durumun kesin çözüm yöntemi duruma göre hareket etmek..

8-10 köpek saldırdığında oradan çıkabilecek yanıtı bir düdük yada bir satır cevap sağlamaz.
0
baldan kaymak
(15.09.23)
Kendi aptallığımdan dolayı sabah 6 civarı sanayi bölgesine bisikletle dalıp epey fazla miktarda köpek tarafından kovalandığımda önce refleks ile yapıştırıp kaçarım sandım sonra elbette köpekler daha delirip iyice yaklaştılar aha bacak gidiyo ha derken durup bisikletten indim. Bisikleti siper edip arka arka kaçarım en kötü fikri ile.

Fakat kuçu arkadaşlar 4 saniye önce anneme ebeme saldırmıyormuş gibi "haa taam o zaman görüşürüz" edası ile sakinleşip basıp gittiler :D

Ha tavsiye midir bilmiyorum durursunuz saldırmayı kafaya koymuş kuçu bey daha bi güzelce saldırır olur mu olur ama genellikle dönen tekerlek ve "kaçıyor" oluşunuz çok daha gaza getirdiğinden yine olsa yine dururum sanıyorum.


Daha normal zaman ve mekandaki kuçu karşılaşmalarında da yine süratli olmak yerine biraz daha düşük hızda efendice :D yanından geçmeye özen gösteriyorum ama.
0
hedep
(15.09.23)
Lance Armstron değilsen ya da şu listede* adın yoksa pedala abanıp kaçmak çok mantıklı değil. Şimdiye kadar hayatımda 3 defa köpek ile benzer sorun yaşadım. Birinde ben de köpek sürüsünün üstüne doğru koştum, yaklaşınca da yerden taş alır gibi yaptım. Korktular, dağıldılar. Birinde havlayıp koşarak gelen köpek yaklaşınca ona doğru bir adım atıp elimi kaldırıp "Hayır! Dur!" diye bağırdım tane tane ve net bir şekilde. Köpek durdu, sonra elimle işaret ederek yine emreden tonda "Git!" dedim. Jedi Mindtrick yapmış olabilirim. Emin değilim. Diğerinde ise durdum. İki köpek dibime gelince direkt göz temasına girmeden onlara doğru bakarak, avuç içim yukarı dönmüş halde elimi uzattım. Önce durdular, sonra kokladılar. Ardından yol aldılar.

"Hangisini tavsiye edersin?" dersen, hiçbirini etmem. Onlarda sakinliğimi koruyamasam işe yaramayabilirdi hiçbiri. İlkindeki sürü beni orada parçalayabilir, ikincideki dinlemeden ısırabilir ve üçüncüdeki de parmağımı koparabilirdi. Benim büyük tehlike olacak zamanı saymazsak (mesela ilk hikayede yerden taş alır gibi yaptığımda, korkmasalardı) köpek korkum yok. Korktuğunu ya da tetikte olduğunu fark ediyorlar kesinlikle. Onlar da geriliyor ve korkuyor. Saldırganlaşıyor. O yüzden köpekten korkan birine verilecek tavsiyeler değil kesinlikle.

* en.wikipedia.org
0
nawar
(15.09.23)
Kimse yazmamış ama (bkz: Dazer).
Önce Dazer. Dazer yoksa:
1. Kaçabilecek kadar hızlıysan sakin kalıp o hızla yoluna devam et.
2. Hızlı değilsen çok yavaşla ve onları rahatsız etmeden sessizce geç.
3. Baktın kalabalık ve tekinsiz bir köpek çetesi var, bisikletten in ve güvenli mesafeye kadar elinde sür.
4. Peşine takılırlarsa ve saldırırlarsa arana bisikleti koyacak şekilde in ve yüksek sesle bağır. Köpekleri korkutmaya çalış ve gerekirse bisikleti yukarı kaldırarak çok büyük görünmeye çalış, köpeklerin üstüne yürü.
5. Sakın el kol uzatma. Köpekler ilk önce kola bacağa saldırır. Hatta elin boşta duracağına yumruk olarak kalsın.
6. Panik yapma çünkü bu havlayan köpeklerin pek ısırdığına denk gelmedim. Sabah erken saatte her şeye artistik yapıyorlar. Onlar artistik yapana kadar sen de bir şey yapma, korkma.

Hangi durumda bunlardan hangilerini yapacağın günün saatine, bulunduğun konuma, köpek sayısı ve profiline göre değişir. Ona göre hareket etmek de biraz tecrübe ve yetenek işi. Tek bir sihirli formül yok ne yazık ki.
0
prole
(15.09.23)
Köpekler sizi değil, bisikleti (ve motorsikleti) kovalar. Bisikletten inip, yürüyerek yanlarından geçmeniz en kolay çözümdür.

Bölgelerini koruyorlar aslında. Bölgelerini geçene kadar havlar, ancak saldırmazlar. Zaten insandan korkarlar.

Siz çok korkuyorsanız, ona yapacak bir şey yok gibi. Belki köpek besleyerek daha iyi tanırsanız, korkunuz yok olur.
0
alfired
(15.09.23)
Kenarda otururken sizi izleyen köpeklere selam verin sakin sevecen bir sesle örn: mrb canım

Havlamadan koşan köpeklerle sakince duyacağı kadar seslenin (lörn: nabion sen sapsik

Havlayarak kovalayan köpeklere onlardan daha fazla bağırarak tepki verin. Örn: huaaağggaaaa

Köpeklerden korkuyorsanız Bisikletten inmeyin. Hızlanıp kaçmaya da çalışmayın. Bagirmaniz yeterli olacaktır. Korkunun keyfinizi etkilenmesine izin vermeyin. İyi sürüşler dilerim.

Not. Sokak köpeklerinden korkuyorsanız severek bu korkuyu aşabilirsiniz. Köpekleri yakından tanımak havlama sebeplerini anlamanızı sağlar. Sevgi isterken bile havlamaktan başka seçeneği olmayan canlılar olduğu gerçeğini kabul edince sesleri o kadar da korkutucu gelmez.
0
hasmetizm
(15.09.23)
(10)

Depresyon ve kitap

somon sosu
Depresyondayken ne okunur? İç huzuru yeniden sağlayacak kitap ya da makale'ler var mıdır?
Depresyondayken ne okunur? İç huzuru yeniden sağlayacak kitap ya da makale'ler var mıdır?
0
somon sosu
(14.09.23)
Matt haig de ciddi depresyon geçirmiş bir edebiyatçı, yazdığı kitaplar da depresyon hissini bilen birinin yazdıkları ve paylaşımları kitaplarındaki bu yön belki iyi gelebilir
0
freebird5406_2
(14.09.23)
"hayatı yeniden keşfedin" kitabı. her psikoloğun tavsiye ettiği bir kitap imiş.
0
ahm1
(14.09.23)
Ben benden daha kötü durumda olan insanların romanları okuyunca kendimi iyi hissediyordum.

Oblomov
Ölü canlar
İnsancıklar
Ve Hasan Ali Toptaş kitapları olabilir.. sadık hidayet kitaplarida bana iyi gelmişti. Hergun 40-50 sayfa akıp gidiyordu.
0
ayseee
(14.09.23)
Simyacı - Paulo Coelho
0
Mirket
(14.09.23)
Hayatı yeniden keşfedin
İyi hissetmek
Akış
0
Phoebe
(14.09.23)
Veronika ölmek istiyor - Paulo Coelho bana iyi gelmişti zamanında.
0
encokbenisevinnolur
(15.09.23)
Tüm adam Phillips kitapları. Bana çok yardımcı olan bir yazar
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(15.09.23)
Beyhan budak kitaplarini da oneririm.
0
mor oje
(15.09.23)
Eğer dindar biriyseniz kutsal kitapları okuyabilirsiniz. Hatta kitabın rastgele sayfalarını açıp karşınıza çıkan bölümlerden kısa okumalar yapabilirsiniz.

Eğer fantastik edebiyata ilginiz varsa (olmasa da olur aslında) Yerdeniz Büyücüsü kitabını okuyabilirsiniz. Çok duru bir kitaptır, hem kafanızı dağıtıp sıkıntınızdan uzaklaştırır hem de sakinleştirir.
0
burka
(15.09.23)
Iyi hissetmek ise yaramisti
0
Zetnikov
(15.09.23)
(3)

Tarzı nick cave'e benzeyen bir grup/şarkıcı

encokbenisevinnolur
Bir şarkısının melodisini hatırlıyorum ama buraya yazmak anlamsız olacak.Hüzünlü/melankolik tonda şarkıları vardı.Vokal erkek.Bazı şarkılarında sesini (sanırım özellikle) ağlamaklı yapıyor.Keman da belirgin bir unsur şarkılarında genelde.Kimdir bu bilen çıkar mı?
Bir şarkısının melodisini hatırlıyorum ama buraya yazmak anlamsız olacak.

Hüzünlü/melankolik tonda şarkıları vardı.
Vokal erkek.
Bazı şarkılarında sesini (sanırım özellikle) ağlamaklı yapıyor.
Keman da belirgin bir unsur şarkılarında genelde.

Kimdir bu bilen çıkar mı?
0
encokbenisevinnolur
(08.09.23)
Leonard Cohen belki?
0
taurina
(08.09.23)
Tindersticks
Madrugada
The national
Iron and Wine olabilir.
0
Amaranta ursula
(08.09.23)
Tindersticks imiş teşekkürler
0
🌸encokbenisevinnolur
(08.09.23)
(19)

Bu samimiyet mi yoksa densizlik mi?

sekizdokuzon
Dün daha önce tanismadigim biriyle yüz yüze bir görüşme yaptık iş için. Kariyerim ve yapmak istediklerim hakkında konuştuk, karşımdaki kadın hem yaş hem de deneyim bakımından benden yukarıda. Konuşmanın bir yerinde "Sen şu şu işleri yapamazsın, sende o enerji yok. Enerjin düşük, hatta konuşmanın baş
Dün daha önce tanismadigim biriyle yüz yüze bir görüşme yaptık iş için. Kariyerim ve yapmak istediklerim hakkında konuştuk, karşımdaki kadın hem yaş hem de deneyim bakımından benden yukarıda. Konuşmanın bir yerinde "Sen şu şu işleri yapamazsın, sende o enerji yok. Enerjin düşük, hatta konuşmanın başında benim de enerjimi aşağı çektin. Ama samimi, iyiniyetli birisin. Seninle bir şekilde çalışmak isterim." dedi. O an bir tık şok oldum, enerjici kadınlar da vardır neticede. Sonra kendimi doldurmamak için "E yorgundum, iki gündür çocuk bakıyordum. Kadın gördüğünü söyledi" diye düşündüm ama bir taraftan da bir tık kırıldım. Ben bunu bu şekilde söylemezdim. Sonra da aslında ustalastigim bir alan olmadığını, bu yasta mesleksiz olmanın büyük sıkıntı olduğunu falan söyledi. İnsanların karşısındakinin gardini düşündükten sonra dört koldan saldırması da yine sık karşılaştığım bir tavır. Ve daha kötüsü kendimi bu tip durumlarda savunamiyor olmam. "He evet ben gerçekten de işe yaramaz biriyim, haklısın. Zamanını aldım." kafasına giriyorum.


"Kadın dürüst, gördüğünü söyledi ve sana yardım etmeye çalıştı sekizdokuzon" ile "İnsanların patavatsızlıklarindan, kaba saba tavirlarindan ve hal bilmezliklerinsen bıktım." arası bir yerdeyim. Ya bir de burcumu sordu, balık dedim diye daha bir acıdı. Eve geldim, CV'mde doğum tarihimi değiştirmeyi falan düşündüm. Kendisi de başak burcuymus, çok hareketli, canliymis. Aslında balık burcu insanları onu sakinlestiriyormus. Bir de burç ırkçılığina maruz kaldım. Ha bir de Nişantaşı'nda oturuyormuş kendisi, bu bilgiyi de araya sıkıştırdı. Sultangazi onun için karadelikmis, her türlü insan varmış (ben Sultangazi'de oturuyorum).

Tarafların ikisi de kadın ve aralarında 15 yaş fark var.

Nasıl yorumlamali bu durumu? Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(07.09.23)
Apaçık densizlik
0
olaylar olaylar
(07.09.23)
enerjici kadın falan değil bu bildiğin narsist kişilik bozukluğu. karşısındakinin gardını düşürüp -bir de üstüne iyi niyetlisin derken sen istesen de bana zarar veremezsin diyor- daha rahat kontrol edecek aklı sıra. aynı ortamda çalışacak olsan bile bu insanla direkt olarak çalışmamanı öneririm.
0
william morris
(07.09.23)
Burç konusuna değinmeye bile gerek görmüyorum ama bu enerji konusu çok rahatsız edici olmaya başladı gerçekten.

Yani doğru düzgün bir karakter tahlili yapamayıp eksik gördüğü yönleri söyleyemeyen herkes enerjisi düşük deyip geçiyor gibi geliyor. Aynı şekilde birinin iyi ve öne çıkan yönünü tahlil edip bulamayan, enerjisi çok iyi deyip geçiyor. Ayrıca bunun ölçülebilir bir kıstası da yok, kişisel olarak mı beğenmiyor, gıcık mı oldu, çekici mi buldu, itici mi buldu da diyor yoksa işe uygun olmayan farklı bir durum mu gördü bilemiyorsunuz daha kötüsü kendi de bilemiyor, enerji işte :D

Birilerinin buna bir dur demesi lazım artık cidden çok saçma. İnsan kaynaklarına falcı falan alsınlar oldu olacak, onlar daha bi insan sarrafı.
0
akhenaten
(07.09.23)
nasil bir is hic bilemiyorum, burcun ne alakasi olabilir bu is muhabbetinde onu da bilemedim. yukardaki arkadaslara bir dereceye kadar katilmakla birlikte, onemli olan sizin tavriniz. kendinizi savunup savunmamaktan ziyade, neden bu kadar merkezinizden cikip CV'nizdeki dogum tarihini degistirmeyi dusunebilecek hale geliyorsunuz. buraya bakmaniz lazim. bu tur densiz, terbiyesiz, kendini bilmezler her yerde var, ama her biri icin kendinizi degistiremezsiniz ve bu kadar etkilenmemelisiniz.
soyledigi sacmaliklari duydugunuz anda verdiginiz tepkinin de bir onemi yok, hepimiz insaniz, sok oldugumuz anda bir tepki veremeyip sonrasina 'ne yasadim ben ya' diye dusunebiliriz ve kirilabiliriz bunlar insanca, bunda sorun yok. ama siz sonrasinda kendi merkezinizden cikmissiniz. buraya bakmayi dusunebilirsiniz. ayrica siz kadindan yardim istememissiniz, 'yardim etmek istedim' bahanesi altinda istenmeden verilen tavsiyeler, insanlara densiz densiz konusmalar bir bitse keske.
0
kassiopeia
(07.09.23)
Hiç sevmem böyle muhabbetleri. Enerjim düşük olmasa bile düşerdi.
0
Kahvedesu
(07.09.23)
Burcumu farklı söyleyip enerjici bayanların tavırlarındaki değişikliği deneyimlemek istedim. Ne kadar subjektif ve iş bilmez olduklarını görüp içimi rahatlatacaktım. Gerçi bir sonrakine "Reis de balık burcu ama pek sakin değil yani, ayık olmakta fayda var" da diyebilirim. Ay ne bileyim, yıldım ya.
0
🌸sekizdokuzon
(07.09.23)
İş yerlerine eğitim vermeye gidiyorum. "İnsanların cinsiyetine, ırkına, dinine ve yaşına göre ayrım yapamazsınız" diyordum, bunlara "burcuna göre" maddesini de eklemeliyim.
Şöyle söyleyeyim, bu şekilde konuşan bir insan kaynakları bana o şirket hakkında olumlu intiba vermez.
Sultangazi / Nişantaşı hikayesi ayrı komedi. sizin üzerinizden ego tatmini yaşamış.
Şimdi ben desem ki "benden 15 yaş büyüksün, derin pörsümüş, bana enerji muhabbeti yapıyorsun" ayıp olur mu, olur. Onun yaptığı da ayıp.
Ama işe girdikten sonra o kadınla çalışmayacaksanız o zaman değerlendirebilirsiniz işi.
0
SiyamkedisiZorro
(07.09.23)
burç vesaire dediyse he deyip geçin. insanları burç üzerinden analiz eden hiç kimsenin hiç bir yorumunu dikkate almam.

nişantaşı ve sultangaziden bahsetme şekli de doğrudan faul.

örtülü kibir, hiç üzülmeyin. hayat hepimiz için eşit koşullarda ilerlemiyor. kaldı ki sizi gerçekten tembel, mesleksiz vesaire görüyorsa bile motivasyon konuşması, mentörlük böyle yapılmaz.
0
Phoebe
(07.09.23)
sadece burç mevzusuna değineceğim.
burç değil, doğum haritası önemli deseydiniz de öyle kalakalsaydı :)
ayrıca başağın enerjisi yüksek değildir, sadece çok çalışmayı bilirler.
bir de oldukça eleştirel ve memnuniyetsiz tiplerdir, hareketleri normal yani. üstüne, suratsız ve sıkıcıdırlar. bir daha görürseniz bunları iletin kendisine. ayrıca "evde kalmış kız kurusu" tarzı bir tip olma ihtimali bayağı yüksek :)
0
candide
(07.09.23)
kadin sizin enerjinizi dusurmus ama farkinda bile degil. kendi enerjisini yukseltmek icin baskalarinin enerjisini emiyor sanirim. hic umursamayin, bence o kadinla calisilmaz ama siz bilirsiniz.
0
Sour
(07.09.23)
Leş birisi gibi duruyor. Birlikte çalışma meselesini bilemem de böyle tiplerin bu saldırgan tavrını iyiye yorarsaniz kendinizi çok hirpalarsiniz.

Zamanında şu kavram kafamı çok açmıştı bu tavra dair:
(bkz: saldırganla özdeşim)
0
encokbenisevinnolur
(08.09.23)
Burçlardan bahseden biri fizik prof.u bile olsa bı daha dikkate almam
0
abuzer
(08.09.23)
abuzer +1

ayrıca insanların sizin hakkınızda ne düşündüğünü bu kadar ciddiye almamanızı tavsiye ederim. hele de yeni tanıştığınız halde oturduğunuz yer ya da karakteriniz ile ilgili böyle patavatsız yorumlar yapanları.
ben de enerjisi hep aşırı yüksek olan insanlarla çalışamıyorum mesela, napayım şimdi o hanımefendiyi gördüğüm yerde "of bu yaşta bu enerji allah etrafınızdakilere sabır versin" mi diyeyim.
0
felfela
(17.09.23)
kadının yaptığı dengesizlik.

tamamen seni manüpüle etmeye çalışıyor.
bakma sen bunlar kıskanıyor bile olabilir. arada 15 yaş var az değil.
sen modunu düşürme tam tersi hırslı ol bunlar seni daha hırslı yapsın.
kendini ''daha iyisini yapacağım sen de izleyeceksin'' gibi hırslandır.
0
alt4y
(13.11.23)
muhatap bile olma. saçma sapan bir tip. kendini iyi hissetmek için karşıdakini aşağı çekmeye çalışan kompleksli biri. çok belli.

ayrıca sour'un da dediği gibi senin enerjini düşürmüş. e kendi insanların enerjisini çeken biri? söylesen bu tipler hatasını da kabul etmez. uzak durulması gereken insanlardan.
0
blackkmamba
(13.11.23)
okurken o kadar sinirlendim ki. hadsizlik, densizlik, terbiyesizlik.

bu tipler karşıdakini aşağılayarak kendilerini yüceltme eğiliminde sürekli. iğreniyorum bu tarz insanlardan. içine bir iki küçük güzel sözümsü bir şeyler söylüyo ki sizin gibi kendinizi sorgulayın ben mi acaba kötü düşünüyorum diye.
0
chanandler bong
(13.11.23)
aklıma birden geçenlerde yaptığım iş görüşmesi geldi:) kadın nedense başından beri konuşmama taktı, yavaş konuşuyormuşum. sesim tam gitmiyormuş falan. bu şekilde verimli görüşme olmaz, istersen başka zaman görüşelim falan dedi ısrarla. halbuki konuşmamda falan bir şey yoktu. tabii ki baştan sona zordan konuşmayla geçen bir görüşme, sonuç da olumsuz geldi:) bana çok tuhaf geldi, nasıl bir şey bekliyor bu insanlar anlamıyorum. sinir oldum nedense.
0
nothing in my way
(13.11.23)
Hatun tipik balatayi siyirmis bir beyaz yaka. Etiketci, kartvizitci.
Mesleksizlik baska, bir konuda ustalasmamis olmak baska. Kafasi karisik baya.

Ozetle, salla diyorum...
0
cooperr
(13.11.23)
ya bir şey diyeceğim çok kaba konuşmak istemiyorum ya da keskin bir cevap vermek istemiyorum ama ego mastürbasyonu yapan geri zekalı bir kadını okumuşum gibi geldi şu an bana. gece gece sinirlendim. böyle geri zekalılarla muhatap bile olmak istemiyorum şahsen. böyle insanlarla çalışmak zorunda kalanlara da üzülürüm açıkçası.
0
cenkay burker
(13.11.23)
(3)

Bu evrakta sahtecilik midir?

deveyidiken
Diyelim ki şirketten aldığınız bir referans mektubunuz var, bu kağıtta hangi tarihler arası şirkette çalıştığınızı yazmayı unutmuşlar. Yeni çalışacağınız şirket bu eksikliği fark edince "Bu kağıda çalıştığın kesin tarihleri de eklet, öyle bize gönder" diyor.Ancak düzeltme için eski şirketinize gitti
Diyelim ki şirketten aldığınız bir referans mektubunuz var, bu kağıtta hangi tarihler arası şirkette çalıştığınızı yazmayı unutmuşlar. Yeni çalışacağınız şirket bu eksikliği fark edince "Bu kağıda çalıştığın kesin tarihleri de eklet, öyle bize gönder" diyor.

Ancak düzeltme için eski şirketinize gittiğinizde bunu yapmaya yanaşmıyor, uğraşmak istemiyor.

Bu durumda kişi çalıştığı tarihleri (1 cümle) mektuba kendisi eklerse bu sahteciliğe girer mi?
0
deveyidiken
(22.07.23)
Eğer gerçek tarihle uyumsuzluk olmayacaksa farkedilebilecegini bile zannetmiyorum. Gün olarak hatirlamiyorsaniz ay yıl şeklinde yazılabilir
0
encokbenisevinnolur
(22.07.23)
@ encokbenisevinnolur

E-devletten işe giriş çıkış tarihlerime baktım, ona göre ekleme yaptım. Hatta şirkete e devletteki belgeyi de atmayı planlıyorum ki garanti olsun. (Ayrıca belgeyi yurt dışındaki bir şirkete yollayacağım)
0
🌸deveyidiken
(22.07.23)
Pratik zekaya girer.
0
cr
(22.07.23)
(7)

Yahudiler neden diğer dindarlar gibi bilimden uzak kalmamış?

Unde bach canim
Tabii ki tüm dindarlar bilimden uzak değildir ama dünya geneline bakınca bilim dünyası genellikle dinden uzak bir güruh tarafından önemseniyor ve ilerletiyor. Halbuki din etkisinin daha fazla olduğu 1900lü yıllarda ünlü bilim adamları çıkarmış yahudi topluluğu nasıl bu motivasyona sahip olmuşlar? So
Tabii ki tüm dindarlar bilimden uzak değildir ama dünya geneline bakınca bilim dünyası genellikle dinden uzak bir güruh tarafından önemseniyor ve ilerletiyor. Halbuki din etkisinin daha fazla olduğu 1900lü yıllarda ünlü bilim adamları çıkarmış yahudi topluluğu nasıl bu motivasyona sahip olmuşlar? Sonuçta semavi dinlerin temeli bu milletten çıkmış (müslümanlık dışında). Müslümanlık ise soydaşları olan araplardan. Ama araplara baktığımızda bunu söyleyemezken yahudiler almış yürümüş. Ticareti, bankacılık sistemini ve zebgin olmayı hangi motivasyonla başardıkları belli de bilim pek bu doğrultuda bir durum değil. Bu kadar dindar bir toplum bilim alanında nasıl böyle başarılar elde edecek derecede kendilerini adayabilmişler?
0
Unde bach canim
(21.07.23)
yahudilerde dindarlık yaygın evet, ancak ateizm de oldukça yaygın. hristiyanlık ve müslümanlıktaki hikayelerin daha ilkel ve detaylı versiyonu yahudilikte var. o yüzden bu hikayeleri derinlemesine ve detaylıca bilen birinin ateist olması daha kolay.
yahudi bilim adamlarının bir çoğu zaten ateist.
kısa sürede fazla düşünmeden yaptığım eyyorlama bu kadar
0
abelardo
(21.07.23)
Senin bahsettiğin Yahudiler 19. yüzyılda ortaya çıkan Reformist Yahudiler, bunlar Yahudilerin daha laik hali gibi ama aslında Yahudiliğin büyük bir kısmını Ortodoks Yahudiler oluşturur, onlar da bahsettiğinin tam tersi bir anlayışa sahiptir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(21.07.23)
ilk yahudiler genelde zanaatkardır, bir el işçiliğinde ustadırlar ve bu işler genelde çok zahmetli ve beceri isteyen işlerdir. bilim yapmak da buna çok benziyor ince ince yıllarca bir konu üstünde uğraşma sabrını gerektiriyor.
0
orpheus
(22.07.23)
Bilim dünyasının 'dinden uzak güruh" gibi görünmesi sadece bize özel bir durum. Bir fanus içinde yaşıyor gibiyiz.

Buradan bakınca bilim beş batılı filozof beş de teorik fizikçiden ibaretmiş gibi görünüyor. İlk aklıma gelen Abul wafa aydaki kratere ismi verilmiş, Wikipedia'da yazıyor. Özellikle matematik, fizik, kimya formel bilimlerde müslümanlar hep ileride oldular.
Batılılar 19.yy'da bu bilimler üzerinde teknik inşa ederken geriye atıfta bulunmadılar ama inkar da etmediler.
Yahudilerden bilim yapanların kendi dinlerinden uzaklaştığına katılıyorum, hristiyanlar da öyle.
0
hebanon
(22.07.23)
öncelikle müslümanlar bilimden uzaklaşmamış.

tam tersi islamdan sonra islam rönesansı var. günümüz bilim dünyasında bu dönemin çok önemli etkileri var.

modern kimyanın, mekatroniğin vs. pek çok alanın kurucusu müslümanlar.

antik yunan denilen bilimin atası kabul edilen filozofların pek çoğunun eserleri tercüme döneminden avrupalılara kalıyor. belki de islam olmasa kaybolacaktı pek çoğu.

sanırım 9 veya 10. yy'da yemen'de hamam tavanına uzay haritası çiziliyordu. saray kadınları ile bilim adamlarının arasında bilim tartışması içeren mektuplaşmalar oluyordu. fas'ta bir kadın vakfiyesi ile üniversite açılıyordu. bundan 1000 sene önce horasan, arap yarımadası, kuzey afrika arasında şimdiki öğrenci değişim programları gibi hareketlilik vardı. yani islam geldi karanlık geldi bizim tarihimizle alakalı değil.

ortaçağ neden karanlık, tarihi yazan günümüz avrupalıları o dönem insan toplayıp cadı diye yakacak kadar cahil olduğu için belki de.

günümüzdeki durum süreklilik arz etmiyor yani.

mesele sadece din ile alakalı değil.

bu konunun uzmanı olmadığım için şöyledir böyledir yorumu zor. ancak fakirlik çalışmayı, çalışmak refahı, refah tembelliği, tembellik de fakirliği getirir gibi bir daire var.

yahudiler avrupa'da yüksek tahsil alabilmeye başlayalı çok olmadı. yani 17. yy avrupasında bir yahudinin en üst seviyelerde olabilmesi kolay değil.

sonuçta hor görülen bir halk mecburen belirli alanlarda iyi olmak zorunda. bu eğitim olmadığı yerde zanaat olabilir, eğitim hakkı doğunca bilim olabilir gibi.

çok ufak bir azınlık olunca birbirini tutmak da cabası tabii..

israil süper bir ülke şu an. gerek refah seiyesi gerek teknoloji alanında. tabii ki abd parası ve koruması söz konusu. ancak israil şeriat ile yönetilen bir ülke. öyle bizdeki gibi laiklik falan dertleri de yok.

ayrıca yahudi inancında bizdeki gibi bir ahiret inancı yok. yani bu dünyada ne yaptı yaptı gibi bir durum vardı. yanılıyor da olabilirim.

yine yahudi inancına göre yahudiler üstün ırk. tüm dünyadaki insanlar onların kölesi gibi, bir önemi yok yani.

bunlar dünyaya bakışı değiştiriyor. kendi öğrendiğiniz veya kırmaya çalıştığınız çerçeve ile adamların dünyaya bakışı (mindset) çok çok farklı.

son olarak yahudilik sadece bir din değil. bir ırk, bir sınıfı ifade ediyor. siz inançlı olabilirsiniz olmayabilirsiniz ancak bu sizin yahudi olmanızı değiştirmiyor. bu da çok farklı bir bağ ortaya çıkartıyor.

velhasılı bir durum sadece bir parametre ile açıklanamaz. burada çok ciddi sosyolojik çözümlemelere ihtiyaç var.
0
gurur
(22.07.23)
Asırlarca yersiz yurtsuz kalıp yutulmamak/asimile olmamak için uğraşmak zorunda kalınca temel bir motivasyon kaynağı olmuştur bu.
0
encokbenisevinnolur
(22.07.23)
@hebanon @gurur
Hocam ben müslümanlar bilimle alakasız demedim, emevilerin zamanının en ileri bilim adamlarına, iranlıların birçok felsefeci ve bilim adamlarına sahip olduğunu biliyorum. Ama benim bahsettiğim daha çok 19 ve 20. Yüzyıllar. Ve takdir edersiniz ki dindar kişiler artık iyice pasifize olmuşlar çünkü bilim ilerledikçe din olgusu ihtiyaç duyulmayan haliyle dindarların düşman olduğu bir şeye dönüşmüş. Tabi newton dindar bir adam ama bu 20. Yüzyılın şartlarında bir durum değil.
0
🌸Unde bach canim
(22.07.23)
(10)

Yaş 26 oldu geç mi kaldım her şeye ?

darth plix
Meslek yok kız arkadaş yok para yok mal mülk yok.Evimde bilgisayarım var o kadar. Belki yazılım dili öğrenirim diyorum ama her şeye geç kaldığımı düşünüyorum.hayatımı boş şeylerle, bilgisayar oyunlarıyla, internetle, dizi film izlemekle geçirdim.
Meslek yok kız arkadaş yok para yok mal mülk yok.

Evimde bilgisayarım var o kadar. Belki yazılım dili öğrenirim diyorum ama her şeye geç kaldığımı düşünüyorum.

hayatımı boş şeylerle, bilgisayar oyunlarıyla, internetle, dizi film izlemekle geçirdim.
0
darth plix
(09.07.23)
26 yaşındaki halime bir şeyler söylemek istesem

her şeye geç kalmadın bunun stresini yaşayıp hareketsiz kalma fakat hedeflerini de çok büyük tutup kendini yıpratma daha küçük hedefler belirle kendine derdim
0
freebird5406_2
(09.07.23)
Hayatının belki daha 4'te 1'ini yeni bitirmişsin. Bu daha birşeyler başarmak için hiçbir şey. Bu yastayken bir televizyon tamircisinin yanında 4. senem olmasına rağmen önünde hiçbir şey olmayan kuş kadar maaşla çıraktan halliceydim. Tamamen tecrübesiz ve bilgisiz oldugum bir sektörde olmak istediğim şeyi bulup en alttan başlayıp 4. hatrı sayılır kuruluşta (3 tanesi banka genel merkezi) en yüksek primle ssk ödemesi olan maaşla işime başlamam sadece 4 sene sürdü. 30'da ilk ev ve araba, 33'te ikinci ev ve evlilik ve çocuk şeklinde devam etti. Yanlış tercihler sebebiyle evli ve çocukluyken işsiz kaldığım sorumluluğun baskısı yüzünden panik atak nöbetleri geçirdiğim dahi oldu. Şimdi bağımsız kendi işletmemde devam ediyorum. Ve düzeni kurmuş olmama enflasyondan etkilenmeyecek bir işim olmasına rağmen bu sefer de yapay zeka yüzünden kendi işim hakkında ve çocuğumunsa geleceği hakkında eksik ve güvende olmadığımızı hissediyorum. Yani kafa bir türlü rahatlamiyor. Hayat sürekli olarak her etapta endişe verici birşeyler çıkarıyor önüne. Bu endişeye odaklanmak yerine işine odaklan.kendinden başka hiçbir şeyden sorumlu olmadığın bir dönemdesin. Bunu kullan. Hareket etmeye başla ve durma. Durduğunda tekrar başlaması güç oluyor çünkü.
0
onepointzero
(09.07.23)
ben de benzer durumdayım ve evet bence geç kaldık :')
0
candide
(09.07.23)
Yıllar önce yine senin gibi benzer bir soru soran kişiye compadrito'nun şu entrisini salık vermişlerdi eksisozluk1923.com
0
OttoLilienthal
(09.07.23)
Hiç geç değil. 26 yaşımda işimi bırakıp her şeyimi yüketene kadar seyahat ettim. 2 yıl sonra döndüğümde hiçbir şeyim yoktu. Gerçekten hiçbir şey. Eski işime dönmek de istemedim ve kendim bir şeyler başarmak istedim. Yıllar geçti hala deniyorum, yol aldığımın farkında olsam da dilediğim noktadan uzaktayım.

Şu an benden en azından 2 yıl avantajlı durumdasın. Sana en önemli tavsiyem temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek gelir sağlayan, aynı zamanda boş vakit yaratabildiğin, en azından tatili çalışma saati düzenli bir işe girip bunun yanında ilgi duyduğun ve yüksek gelir potansiyeli olan sanal bir işte kendini geliştirmen. İşe girmeden safi olarak yazılım vs odaklanırsan stresle başa çıkamayıp onu da başaramayabilirsin. Mutlaka stresini elimine eden ve sana konfor alanı yaratan bir işe ihtiyacın var. Tek yol elbette bu değildir ama benim tavsiyem budur.
0
Nature Works
(09.07.23)
her şeye geç kaldım demek kaçış yolunuz. her şeye geç kalmak istiyorsunuz. geç kalmış olmak istiyorsunuz. Örneğin bunu tescil edecek bir kurum olsa ve "Her şeye geç kalmışsınız!" diye bir mühür bassa alnınıza ohh deyip salacaksınız. Hayatınızla ilgili detayları bilmiyorum. Para kazanmanız gerekiyor mu bilmiyorum mesela. Ama onun dışındaki her şey için zaten istediğinizi yapın. Dünya üzerindeki insanların belki yüzde doksanının hobisi film, dizi, oyun oynamak ve bir şey yapmamak. Siz de bunları yapıyorsunuz. Aslında kaymak tabaka olabilirsiniz. nasıl baktığınıza bağlı.

yok "bir şeyler yapmam lazım" diyorsanız, yapın. Çok zor bir ülkede yaşadığımızdan biz bir yerden sonra hep kaçmak istiyoruz. "çalışsam var ya kesin kazanırım üniversiteyi", "ben biraz uğraşsam aslında veririm bu kiloları", "biraz kassam iyi bir futbolcu olurum ben" hedefler altında ezildiğimizden bahaneler üretiyoruz. Yapmak istiyorsanız yapın. hemen şimdi yapın. ne yapacaksanız yapın. 26 yaşımın üzerinden yıllar geçti ama sanki dün gibi. Büyük ihtimalle 80 yıldan fazla yaşayacaksınız. ilk on yılında çocuk olduğunuzu varsayarsak hayatınızın henüz yüzde 22'sini tamamlamışsınız. geç kaldığınız hiçbir halt yok. Koşturmanız gereken, yakalamanız gereken bir şey de yok.
siz bahane üretmek ve bir şey yapmamak istiyorsunuz.
0
sparkle kiddle
(09.07.23)
bilgisayar oyunu, internet, dizi film bos seyler degil. bunlar cok yogun calisan bazilari icin ornegin dinlenme, desarj olma araclari. sen kendini bos hissettigin icin bos goruyorsun.

26 yasinda bir meslegin olmaliydi bence. issizim mi demek istedin yoksa? issizsen is basvurularina hiz ver. gec kalmamissin. herkes 22de uni bitirip ise girecek diye bir sey yok ama bu yasina kadar lise mezunu olarak bir meslek ogrenmeden geldiysen gec kalmissin. sans bu isler ama hic belli olmaz bir bakmissin allah yuru ya kulum demis. cevremden cok gordum bu ornekleri
0
Kittie
(09.07.23)
Hiçbir şey için geç değil. İstersen sıfırdan bir üniversite okuyabilirsin, bir meslek öğrenebilirsin. Ama vaktini iyi değerlendir. Bundan sonra film, pc oyunu gibi şeyler yerine tamamen gelişmeye odaklı yaşa.
0
roe
(09.07.23)
@kittie, "sen kendini bos hissettigin icin bos goruyorsun." kişi çalışmadığına göre boş bir şeyle uğraşmış oluyor. Kafasını dağıtıyor ama çok yoğun olduğu için değil. Dolayısıyla boş hissetmesi doğal.

Okudunuz mu okumadınız mı? Kendiniz hakkında sıfır bilgi vermişsiniz.
Bir yere girip çalışmaya başlayın. Yazılımla ilgileniyorsanız da çalışırken boş vakitlerde ilgilenirsiniz.
0
sevilen progressive türkücü
(09.07.23)
Otobüsü kacirdiginda gideceğin yere gitmekten vazgeçer geri mi dönersin, yoksa bir sonraki otobüsü mu beklersin?

Gec kaldım yapacak bir şey yok dersen bir sonraki otobüsü beklemek, saatini öğrenmek vb yerine tüh kaçırdım diye geri dönen gibi oluyorsun.

Bir amaç bul kendine, geçici de olsa. Tüh geç kaldım diye diye daha da çok geç kalırsın sonra.
0
encokbenisevinnolur
(09.07.23)
(6)

"Vergiden kaçınmak" etkili bir çözüm mü?

nhk ni youkosu
İki senaryo düşünelim.1. Maaşlı çalışan. Aylık brüt kazancı/maaşı 40 bin tl olsun.2. Freelance çalışan. Aylık kazancı 40 bin tl ama bunun üzerinden vergisini kendi veriyor. Aldığı laptop, kamera bilmemne gerekliliklerini vergiden düşüyor.Yıl sonunda ikinci opsiyon daha karlı mı? Yoksa şirket giderle
İki senaryo düşünelim.

1. Maaşlı çalışan. Aylık brüt kazancı/maaşı 40 bin tl olsun.

2. Freelance çalışan. Aylık kazancı 40 bin tl ama bunun üzerinden vergisini kendi veriyor. Aldığı laptop, kamera bilmemne gerekliliklerini vergiden düşüyor.

Yıl sonunda ikinci opsiyon daha karlı mı? Yoksa şirket giderleri daha mı yüksek? Her halükarda ikisi de aynı harcamaları yapıyor ama ikinci bunu vergiden düşebiliyor bu yıl sonunda cebine daha fazla para kalmasını sağlıyor mu merak ediyorum.
0
nhk ni youkosu
(07.07.23)
Sürekli laptop vb almayacaksa ikinci seçenek daha zararlı olabilir. Bir de faaliyet alanına da bağlı. Ona göre gider kaleminde gösterebileceği harcamaları değişiyor. Ayrica aylık KDV geri ödemesi, belirli aralıklarla stopaj vergisi ve yıllık gelir vergisi kalemleri de var. Ve yine ayrıca kendi bağkur odemenizi kendiniz yapacaksıniz ikinci seçenekte.
0
encokbenisevinnolur
(07.07.23)
kurumlar vergisi %25 bunun üzerinden örnek vereceğim: eğer işinizle ilgili direkt olarak vergide matrahtan düşülebilecek bir faturanız var ise (bunu mali müşaviriniz bilir, her ürün düşülemiyor veya tam düşülemiyor), sallıyorum dediğiniz gibi bilgisayar 10.000₺'e aldınız diyelim, gelir vergisine tam etki ediyor diyelim, bunu %25 daha ucuza almış gibi olacaksınız, yani 7.500₺'e.

öte yandan freelancer kendi sigortasını yapacak (yapmayabilir, ama maaşlıdan geride kalacaktır), smmm ödeyecek, standart kdv'dir, damga vergisidir falan bunları ödeyecek. eğer maaşlı ve freelance aynı brüt kazanç ile yıllar boyu çalışacaksa arada dağlar kadar fark yok.
0
malheiros
(07.07.23)
bir mali müşavir bunu daha iyi cevaplayabilir ama kabaca bir hesabını yapalım.

Freelance çalışanın şahıs şirketi olduğunu varsayalım.
-Şahıs şirketinin ödeyeceği gelir vergisi giderler düştükten sonra kalan miktara göre şekilleniyor.
-Yaptığı iş türüne göre değişmekle birlikte mutfak alışverişinin bir bölümünü, ofis olarak evini gösterdiyse elektrik, su doğalgaz faturalarının bir kısmını, Yemek harcamalarını, aracının benzin masraflarını, iş için yaptığı yolculukları, kirasının bir bölümünü, dediğiniz gibi bilgisayar, telefon gibi alışverişleri gider kaydedebilir.

-Maaşlı çalışanın gelir vergisi 40.000 brüt maaşı üstünden kesilir. Bu tarz giderlerinin olması gelir vergisi miktarını etkilemez.

-Ama şahıs şirketinde de şöyle durumlar var. Mesela bir defa mali müşavir ücreti ödemesi gerekiyor. Sigortasını ödemesi gerekiyor. Evini iş yeri gösterdiğinde kirası artacaktır çünkü orada stopaj çıkıyor gibi gibi.

-Burada net olarak şu daha avantajlı demek doğru değil. Oturup ince ince iki durumu kıyaslamak lazım şartlara göre. Mesela maaş 40000 brüt ama, bunun yanında şirket araç veriyor, benzini karşılıyor, yemek ücreti ödüyor, özel sigorta yapıyor olabilir.

-Detaylı bir hesaplamayla resim görülür. Ama ben kafa kafaya geleceğini düşünüyorum. Yani aylık bazda 2-3 bin tl fark çıkabilir, ama şahıs şirketi kurup, mevcut iş yükünüzün içine bir de ekstra ön muhasebe işi yapmanız gerekir.

-Şahıs şirketi kurup freelance çalışmanızın avantajı şu olur, mevcut gelirinizi daha artırma şansı. Mesela freelance olarak çalışırken bağlayıcı bir anlaşmanız olmadığı durumda aynı anda 2 şirkete birden çalışabilirsiniz. Küçük ek projeler alabilirsiniz. Maaşla çalışırken bunlar işten çıkarılmanıza sebep olabilir. Daha çok çalışırsınız, ama daha çok kazanırsınız. Ya da freelance çalışırken saat ücreti üstünden anlaşırsınız. Böylece çalıştığınız her saat size ekstra para olarak döner. Türkiye'de her şirket maaşla çalışana mesai ödemiyor çünkü. MEsai ücreti maaşa dahildir yazıp anlaşma yapan çok yer var.

Özetle duruma göre değişir avantajları.
0
anten
(07.07.23)
Ek bir fikir olarak,

1. Durumda şirketin o çalışanı kovması çok zor. Küçülme göstermesi lazım, ya da elle tutulur başka bi kanıt lazım. Şirket 40 bin de verse bu çalışan az çalışarak senelerce o şirkete kazık çakabilir.

2. Durumdaki çalışan ise risksiz, beğenmediğinde işten kolaylıkla çıkartabildiğin bir eleman. Çünkü şirket o elemanı işe almadı. Bir tüzel kişilikle sözleşme üzerinden o elemanı çalıştırıyor. Danışman misali. Şirket istemediği anda bu kişi ile olan sözleşmesini sorgusuz bitirebilir. Ayrıca işe alım, vergisi ıvır zıvırı uğraşmıyor.

Bu nedenle işe alım yapan bir şirket 1. Seçenekteki elemanı alıp aylık 40k maaş veriyorsa ( ki bunun iş verene maliyetki 40k dan daha fazla oluyor) 2. Seçenekteki elemanla anlaşınca ona min 60k vermeye hazır oluyor. Çünkü çöpsüz üzüm.

O yüzden böyle iki durumda da aynı geliri elde ediyor gibi düşünmeyin.
0
zimbirik
(07.07.23)
zimbirik'a ek olarak maaşla çalışanın kıdem tazminatı avantajı da var.

Freelancer çalışanın yapacağı anlaşmada sözleşmenin bozulması durumunda tazminat talebini ekletmesi lazım mesela.

Ama zaten freelancer çalışmanın olayı bir şirkete bağlı olarak çalışmak değil. Orada birden fazla şirkete iş ve hizmet satmak için yani daha çok gelir elde etmek için freelancer yapıyor insanlar. Her iş buna uygun olmuyor. Ama belli iş kolları mesela tasarımcı, mesela video editor, mesela reklamcı, mesela çevirmen, mesela yazılımcı gibi...

Bir tasarımcı maaşla çalıştığında ayda 3 tasarım projesine de, 10 tasarım projesine de aynı maaşı alacak.

Ama freelance çalıştığında ayda kaç proje yaparsa o kadar gelir alacak.

Mesela bir tasarımcı 40bin maaşla çalışıyor diyelim. Bir ajansta haftada 2 proje tamamlar ortalama. Ayda 8 proje eder.

Bu projeleri freelance yaparsa, proje başına zaten 10-20bin arası fatura kesecek. Yani aynı işi yapıp 80-160bin arası bir cirosu olacak. Hatta fotoğraf çekimi gibi 3. parti işler varsa onları da outsource edip üzerine markup koyup, yani fotoğrafçı çekim için 20bin dedi, tasarımcı bunu müşteriye 25 fatura edip oradan da küçük gelir elde ediyor, gelirini daha da artırabilir.

Ama bunlar kişiye, işe göre değişiyor işte. her ay maaşlı işindeki kadar proje alabileceğini garantilemesi lazım.

Özetle şartlara göre değişiyor avantaj.
0
anten
(07.07.23)
Freelance olarak kazancınız bir işletmede çalışarak kazanacağınız kadar ise elbette çalışan olmak daha avantajlı. Bu sebeple freelance çift kaşeye yakın çalışır. İşletme sonuçta sizin giderlerinizi kendi cebinden karşılamıyor. Sizin brüt maaşınızdan karşılıyor.
0
onepointzero
(09.07.23)
(6)

Britannica okuyarak ingilizce ogrenmeye calismak

ahm1
Efektif olur mu?Britannica.com'dan gecen sene merak ettigim bir suru maddenin ciktisini almistim. Cok mu akademik ya da ileri seviye kacar? Seviyem b1.Ek soru: kelime calisirken turkce karsiliklarini mi yazayim, ingilizce karsiliklarini mi?
Efektif olur mu?

Britannica.com'dan gecen sene merak ettigim bir suru maddenin ciktisini almistim. Cok mu akademik ya da ileri seviye kacar? Seviyem b1.

Ek soru: kelime calisirken turkce karsiliklarini mi yazayim, ingilizce karsiliklarini mi?
0
ahm1
(03.07.23)
İngilizce-ingilizce sözlük alın. Bu kelimenin Türkçesi neymiş diye bakarak bir asamadan sonra ilerleyemezsiniz.

Brittanicanin kendisi de bu işlevi görür. İngilizce-Turkce sözlüğe de cok tikandiginizda başvurun.
0
encokbenisevinnolur
(04.07.23)
Para verip ingilizce-ingilizce sözlük almayın. İnternette bu işe yarayan milyar tane site var. Googlea bile bi kelime yazınca ilk olarak anlamını yazıyor ingilizce olarak.

Ama bence bilmediğiniz sözcük için önce türkçe sözlüğe bakıp kafanızda bi anlam oluşturun, sonra ingilizce sözlüğe bakıp tam context oturtun. İkisini beraber yapınca akılda daha iyi kalıyor. Örnek cümle falan da okuyun mutlaka
0
nundu
(04.07.23)
duz ansiklopedi okumak ilgi duydugun bir sey degilse kisa sure icerisinde birakacaksin. ilgini cekecek bir kaynak bul mesela klasik romanlarin dili basitlestirilmis versiyonlari var. veya yenilerden gencler/cocuklar icin yazilmis kitaplar "young adult" diye gecer (harry potter twilight hunger games falan filan) dilleri basit, onlar faydakli olabilir.

"kelime calismak" karsilik yazmak falan gene buyuk hamallik. uzun vadede ogreniyor hissi yaratmayacagi icin devamlilik olmaz. gereksiz. bir metin okurken bir kelimeyi hatirlayamiyorsan ac bak sozluge her seferinde, otomatik anlayana kadar. liste falan cikarmak 90'larin bir turlu ingilizce ogretemeyen anadolu lisesi ekolu.
0
hot potato
(04.07.23)
@hot potato: yok, merak ettigim konularin ciktisini almistim. İlgiyle okurum.
0
🌸ahm1
(04.07.23)
Okudugum metnin cevirisini yapmaya calismak yararli olur gibi geldi. Sizce nasil olur?
0
🌸ahm1
(04.07.23)
Hayir ceviri yapmak super gereksiz. Metni oku, anla, o yeter. Gerekiyorsa tek tuk not al ama cumle cumle ceviri yapmak ogrenmene ciddi katkida bulunacak bir sey degil. Cok zaman alir zaten, o sure icinde baska/yeni seyler okuyup dinlesen daha iyi.
0
hot potato
(04.07.23)
(19)

mesajlara gec donen insanlar

antikadimag
yurtdisinda yasiyorum ve burada bazi turklerle tanisiyorum. 2 tur tip var biri mesajlara normal donus yapanlar ki ben de bunlardan biriyim. hepimiz telefonla yasiyoruz sonucta. biri bir sey yazarsa sak diye donerim.diger bir grup da mesaj atinca bazen 1 bazen 3 gun sonra donuyor. bu grubu cozmeye ca
yurtdisinda yasiyorum ve burada bazi turklerle tanisiyorum. 2 tur tip var biri mesajlara normal donus yapanlar ki ben de bunlardan biriyim. hepimiz telefonla yasiyoruz sonucta. biri bir sey yazarsa sak diye donerim.

diger bir grup da mesaj atinca bazen 1 bazen 3 gun sonra donuyor. bu grubu cozmeye calisiyorum simdilik farklilik yaratan nedir diye. nedir bu durumun sebebi? ya hic yazma, ya da aninda yaz cunku anlik cevap verilebilecek bir sey soruyorum mesela eleman 3 gun sonra donus yapiyor.

bu iletisim istemiyorum'un bir ifadesi midir? bu arada mesaj dogrudan bilgi icerikli basit bir soru mesela. birinin yasadigi apartmana tasinacaktim (o baska bir sehre tasiniyor). hangi interneti kullaniyorsun sorusuna bile gec donus geldi.

nedir bu kabile? turkiye'de hic karsilasmadigim bir durumdu bu o yuzden yurt disi diye sordum.
0
antikadimag
(29.06.23)
benim öyle bir arkadaşım var. herif meşhur bir internet girişiminin ceo'su. it gibi çalışıyor. beyninin geri kalan %1'ini de bana hemen cevap vermek için ayırmak istemeyeceğini tahmin ediyorum.

benim de bazen böyle çok yoğun dönemlerim oluyor. telefonum hep sessizde. mola verdiğim anlarda telefona bakıyorum. bence önemli ya da işle ilgili şeylere dönüş yapıyorum. arkadaşımın "hangi internet'i kullanıyosun?" sorusuna da yoğunluğum bitince, mesela on gün sonra cevap veriyorum.
0
alperz
(29.06.23)
Bir sürü bahanesi sebebi olabilir de, hepsi şurada toplaniyor bence: öncelik sırasında sonlardasiniz.
0
encokbenisevinnolur
(29.06.23)
Her yer aynı mı bilmiyorum, ama Hollanda’da mesela yaygın bir durum, insanlar yoğun çalışıyor ve müsaitlik durumlarına göre cevap veriyorlar. Kişisel algılamamak lazım.
0
but that was just a dream
(29.06.23)
Bence yurt dışında yaşamak genel olarak yorucu bir şey. Özellikle ilk 10 yılda falan. Her şey yeni, her şey alıştığından farklı. O kadar fazla yenilik var ki insan mutsuz hissetmese bile bence beyin yoruluyor bu maruziyetten. Bu bilinç altı yılgınlığı öncelikleri değiştiriyor olabilir.

Aslında alperz nin bahsettiği yorgunluğu bilinç altında yaşıyor olabiliriz.

Ben de yurt dışında yaşıyorum ve ben de yapıyorum bunu. Amacım görmezden gelmek değil. Aklımın bi yerinde kalıyor cevap atmam gerektiği zaten. Ama gerçekleştirdiğimiz her task, çöpü atmak, dişi fırçalamak, birine mesaj atmak, sosyalleşmek etc. Kendimde her zaman bu taskları gerçekleştirecek gücü bulamıyorum. Bence nedeni de bu kültür değişiminden dolayı yaşadığım beyin yorgunluğu.
0
zimbirik
(29.06.23)
yoo turkiyede de cok var bu insanlardan. bizzat yakinlarim hem de. burada da yogunluktan 10 gun sonra donerim diyen olmus. garip gelmiyor mu size bu diye sormak istiyorum gorurse. yani karsi taraf icin uzucu bi sey oluyor. bi kere bi arkadasa yazdim 2 gun 3 gun gecti cevap yok. sinirlendim sildim yazdiklarimi. aninda silince ozurler falan dileyip dondu... istese donermis demek ki.

vallahi ben de cok sasiriyorum. oncelikte sondasindir kismina da katilamayacagim. surekli takildigim, beni arayan soran biri de yapiyor bunu. bi sey soruyorum en az 2 gun sonra yaziyor. sordugum sey de bir cumleyle cevaplanabilir. yogundum diyor o da. nasil bir yogunluk oldugunu anlayamiyorum maalesef
0
Kittie
(29.06.23)
insanlar yoğun+1 eğer bana anında yazan herkese cevap verseydim gün içerisinde 3-4 saat kesintisiz whatsapp başında olmam gerekirdi ve yapan vardır ama şahsen benlik değil. gerçek hayattaki etkileşim ilk sırada, telefonda yazanlara gelince aile eş dost vs. geliyor ki bu insanlar da gün içerisinde çok yazıyor, sonrasında iş için takip etmem gereken whatsapp grupları var, e yeni tanıştığım birine doğal olarak sıra en sonda geliyor o kişiyle de düzgün iletişim kurmak istersem eğer sakin kafayla cevap vermek isterim yani 1-2-3 gün geçtiği oluyor bazen bunun için. 10 gün sonra cevap verenle iletişimi direkt kesebilirsin ama.
0
william morris
(29.06.23)
o yoğunluğu anlayamayanlar öyle bir yoğunluk yaşamamıştır.
0
alperz
(29.06.23)
birkac nedeni var;

- ayni anda tek bir konuya konsantre olunmak istenmesi. genelde isle ilgili bir konuya konsantre olunca motivasyon dagilmasin diye baska seylerle ilgilenmek istenmiyor.
- sirada bekleyen bircok cevaplanacak mesaj olmasi. bircok kisiye bircok kanaldan mesaj geliyor. email, sms, whatsapp derken bircok mesaj geliyor, ve maalesef genelde oncelik is ile ilgli olanlarda oluyor.
- mesaj bircok durumda tek bir mesajda kalmiyor. ozellikle whatsappda uzun dialoglara neden oluyor. muhabbeti kesmek de olmuyor, o yuzden bircok durumda baslamiyor.
- duzgun cevap vermek isteniyor olabilir. eger detayli bir soru ise o konuda dusnunup ise yarar cevap vermek gerkebiliyor. bu durum da zaman gerektirebiliyor, zaman bulmak zor olabiliyor.
- insanlarin baska derleri olabiliyor. esiyle problemi olanlar, cocuklari ile ugrasanlar, is stresi yasayanlar vs.
- bazilari icin telefon cok kisa bakilan sonra kenera biraklian bir arac oluyor.
- bazilari icin ozellikle sevdigi, samimi arkadaslarina hemen cevap veremeyebiliyor. cunku yakin arkadaslik geregi, acil bir durum degilse, bu meseleye cok takilmayacaklarini biliyor. yakin dosluklarda boyle seyler kafaya takilcak seuler degildir. kafaya takilan seyler de direkt soylenir zaten, kimse alinmaz.
0
emrahday
(29.06.23)
almanyadan bildiriyorum.
1. telefon sürekli ellerinde degil bizimkiler gibi. seninle kahve iciyorsa sadece seninle ilgileniyor.
2. bizde her sey acil sürekli bi cabukluk özensizlik. genellemek gerekirse trdeki bi arkadasima nasilsin diye mesaj atsam cevap su: iyi sen?
alman arkadasima atsam 3 gün sonra gelen cevap destan gibi oluyor. iyiyim yeni kursa basladim. gitar calmayi cok kücük yaslardan beri istiyordum ama bir türlü firsat olmamisti. is yerinden bi arkadasimla tanistim ve birlikte gitar kursuna basliyoruz..... sen nasilsin?

adamlarin hicbi isi de acil degil rutinde. eger sen hizli cevap bekledigini belirtmezsen sana da kendi hizinda dönüs yapiyo. tez canli degiller. :)
0
sonsuz
(29.06.23)
Emlakçıya mesaj attım. 1 gün sonra yazdı. Adam para kazanacak bir de.
0
socially awkward
(29.06.23)
Yoğunluk deyince anlık sürekli bişiyle meşgul olma durumu algılanıyor, öyle değil. Ben de kısmen böyle bir insanım, hızlıca dönemiyorum çoğu şeye. Kafa yoğunluğu ayrı, hayatı yaşama yoğunluğu ayrı. Odaklanma konusu da önemli keza.
Hele ki havadan sudan muhabbetse onu sakin bir zamana, üzerine konuşabileceğimiz bir zamana erteliyorum.
Bi mesaj geliyor, bell ki 5-10 mesajlık diyalog oluşturacak. Anlık boşlukta cevap vericem ama sonraki cevabı hemen veremeyeceğimi biliyorum, ona da yazmıyorum. Bu sefer sürekli geç cevap atıyor olucak çünkü. Başı ile sonu arasını uzatmalı yapacağıma başını erteliyorum, sonrasında gereken vakti özeni ayırıyorum.

Bazen insanlar cidden anlamıyor, 40 saniye sürecek nasıl vaktin yok diye. Bunu da denedim, anlık boş vaktim sığan kısa net cevaplar, cevaplar arası uzun vakitler. Trip yiyorsun o zaman da, niye soğuk yazdın, sen dönene kadar..., bişi mi oldu??

Böyle insanları arayın hızlı cevaba ihtiyaç varsa. Arayanı açıyorum çünkü konuşarak halletmek daha kolay.
0
Bruce
(29.06.23)
bazı insanlar da aşırı unutkan. İnternet örneği vermişsin, o tür bir soruya ben her detayına kadar cevap veririm ama "bilmem ki ilk taşınırken bişey bağlatmıştık aylık faturayı bile hatırlamıyorum" diyene de rastladım. Var böyle tipler aramızda yaşıyorlar. O yüzden pek şaşırmamadan ve beklentiye girmeden devam etmek lazım. Bilgi gelirse ne ala. Hani detaya bakmak için akşam eve gitmeyi bekleyen, sonra unutan, sonra yea antikadimag mesaj atmıştı bakayım diyip 3 gün daha erteleyen tip çok olası geldi gözüme.

edit: "yurtdisinda yasiyorum ve burada bazi turklerle tanisiyorum."
Türklerle muhatap olmak istemeyen Türk stereotipi de olabilir. Her şeye yardım ister bu şimdi diyor olabilir.
0
nhk ni youkosu
(29.06.23)
yogunluk vs degil, bahanelere gerek yok. o kisi tarafindan onemsenmiyorsun, o kisinin onceligi degilsin. cevap bu. baska bir cevabi yok bunun.
0
baldur2
(29.06.23)
Benim de hoşuma gitmez ama işimin çok çok yoğun olduğu bir dönemde çok yakın olduğum arkadaşlarımın mesajlarına acil olmadığı sürece geç dönüyorum.
0
Amaranta ursula
(29.06.23)
Hocam yogunluk falan değil. Oyle bir yogunluk olma ihitmali cok cok cok düşük o yuzden o ihtimali eleyebilirsin. Yani o kadar iyi niyetli dusunmeni anlamı yok. Basitce, senin soruna cevap vermeyi önemsemiyorlar aciklamasi bu. Sen de ona gore davranirsin.
0
stavro
(29.06.23)
ustume alindigim icin soyle cevaplayayim

-daha musait oldugumda donerim deyip unutuyorum
-islerin cok ama cok yogun oldugu zamanlar (hatta bu sirada calismaktan saat 20 21e kadar yemek yemedigim zamanlar) yogunluktan donemiyorum. oyle ki sirket yazisma kanalinda bile hicbir seye cevap veremiyorum bu sirada. arayan olursa musait degilim deyip kapattigim oluyor.
-onem derecesi az olan kisilere musait olma oranim dusuyor

bir de sunu eklemek isterim benim gibi insanlar surekli elinde telefon olan tipler olmuyor genellikle. bu yuzden instagram kullanan tayfa gibi her bildirimde telefona bakmiyoruz
0
nibba
(29.06.23)
Adamina gore gec donuyorum.

Normal yakin arkadaslarima 45 saniye icinde donuyorum. Isime gelen bir is meselesiyse 10 saniyede donuyorum.

Cok hoslasmadigim bazi ozelliklerine gicik oldugum insanlara 2-3 is gunu icinde donuyorum, cunku sohbet zaten acmiyor. Nezaketen mecburiyetten cevap veriyorum bir bakima. Veya mesela gecmiste bana donmeyi unutmussa ve ortada olum kalim meselesi de yoksa da donus yapmak icin acele etmem.
0
hot potato
(29.06.23)
yaw insan yeri geliyor e$ine bile sak diye donemiyor, toplantida oluyoruz vs.
insaatta calisan arkadaslar var bazen 3-4 saat sonra geri donuyorlar.

ama biri sana 3 gun sonra donuyorsa bu nazikce "birader beni pek arama" demek.
0
cooperr
(29.06.23)
iki durum olabilir birincisi narsistik kişilik yüzünden ben istediğim zaman yazarım modu. diğer durum da dikkat eksikliği ve hiperkaitivteye bağlı dalgınlık ve bir ara yazarım modu. ikincisi normal insana mantıksız gelebilir ama kötü niyet olmadan görüşmeyi istediğim insana bile bugun yazarım, yarın yazarım derken 3 ay sonra geri dönüş yaptığım olmuştur.
0
orpheus
(30.06.23)
(5)

internet vergi dairesine giriş yapamamak

encokbenisevinnolur
E-devlet ile giriş yap diyince "lütfen bilgilerinizi kontrol edin" uyarısı alıyorum ve giremiyorum. Farklı cihaz ve browserlarda da denedim yine aynı.1-2 gün önce bir problem yoktu böyle Bu sorunu yaşayan var mı?Napmak lazım?
E-devlet ile giriş yap diyince "lütfen bilgilerinizi kontrol edin" uyarısı alıyorum ve giremiyorum. Farklı cihaz ve browserlarda da denedim yine aynı.

1-2 gün önce bir problem yoktu böyle

Bu sorunu yaşayan var mı?

Napmak lazım?
0
encokbenisevinnolur
(28.06.23)
Bende de aynı sorun.Sıkıntı var herhalde.Az önce bağlanır gibi oldu.Yurtdşı çıkış harcı ödemeye girdim.Bu sefer de Tc niz Mernise kayıtlı değil diyor.
0
arenas
(28.06.23)
Aynı sorunu yaşadım. Edevlet üzerinden giriş yerine yeni kullanıcı oluştur derseniz o kullanıcı ile giriş yapılıyor
0
janavarorion
(29.06.23)
e devlete giris yapın
interaktif vergi dairesi diye aratın. gelen linkden log in olarak giris yapiliyor. sifre sormuyor o zaman. bu sekilde denediniz mi?
0
exlibris
(29.06.23)
@janavarorion: öyle de denedim, bu defa da "girilen bilgiler ile daha önce kullanıcı kaydı oluşturulmuştur." diyor ve olmuyor.

@exlibris: orada da aynı uyariyla karşılaşıyorum. "Lütfen kullanıcı bilgilerinizi kontrol edin" diyor yine olmuyor.

189'a da ulasilmadigi için ek soru:
- 1-2 hafta önce İVD'ye giriş yapılınca sağda çıkan takvimden baktığımda, bu ayın KDV geri ödemesi vb aylık rutin ödemeleri temmuza ertelenmiş gözüküyordu. Ama muhasebecim hayır 28 Haziran demişti. E devlet üzerinden girip GİB kısmından kontrol ettiğimde de 28 Haziran gösteriyordu.

Şu durumda girilemedigi için ödeme de yapilamiyor. Mecburen gecikme faizi mi odeyecegiz demek oluyor bu?
0
🌸encokbenisevinnolur
(29.06.23)
GİB sayfasında 28 haziran bayrama denk geldiği için tüm alacaklar 3 temmuza ertelendi gibi bir şey okumuştum. En kötü ihtimal vadesi geçmiş borç kapsamında 7440 vergi yapılandırmasına sokup peşin ödeyebilirsiniz
0
janavarorion
(29.06.23)
(1)

makalelere ücretsiz erişim nasıl sağlarım

gizemli dede
https://ascelibrary.org/doi/abs/10.1061/JCCEAZ.0000202 mesela bunu indirmek istiyorum. yok mudur bunun ücretsiz yolu
ascelibrary.org
mesela bunu indirmek istiyorum. yok mudur bunun ücretsiz yolu
0
gizemli dede
(11.06.23)
Scihub var
0
encokbenisevinnolur
(12.06.23)
(6)

Anne ve Teyze ile İzlemelik film

yeter ki tak denilmesin perdeleeer
Böyle eğlenceli, hafif duygusal, işte o nesli mutlu edecek türden bi öneriniz var mıdır acab?
Böyle eğlenceli, hafif duygusal, işte o nesli mutlu edecek türden bi öneriniz var mıdır acab?
0
yeter ki tak denilmesin perdeleeer
(07.06.23)
Bursa bülbülü?
0
duster
(07.06.23)
aile arasinda
0
cooperr
(07.06.23)
Türk filmi olmasa bi de Netflix'te olsa. Biraz ufuklarını da açsın, yaşam aşılasın falan da istiyorum ama çok yormasın.
0
🌸yeter ki tak denilmesin perdeleeer
(07.06.23)
Adam sandler filmlerine bakabilirsiniz.
Unutma beni (remember me) vardı.
0
encokbenisevinnolur
(07.06.23)
netflix bad seeds
0
respect
(08.06.23)
biraz önce İbrahim Büyükak'ın ÖZÜR DİLERİM filmini izledim fena değil aile ile izlenebilir.
0
caponx
(10.06.23)
(14)

Dizi tavsiyesi

somon sosu
Mini dizi tarzında beğendiğiniz dizi tavsiyelerine açığım
Mini dizi tarzında beğendiğiniz dizi tavsiyelerine açığım
0
somon sosu
(04.06.23)
Raised by Wolves
0
encokbenisevinnolur
(04.06.23)
Nemlizade
After life
the end of the fucking world
0
MtKrt
(04.06.23)
dracula 2020 yapımı
0
freebird5406_2
(04.06.23)
Mtkrt +1
Onlara ek olarak da;

11.22.63
Unorthodox
Shining Girls
Chernobyl
Maid
Beef
The 7 Lives of Lea
0
mutekebbir
(04.06.23)
kessssinlikle ve kesssinlikle "the night of"
0
oldz
(04.06.23)
The missing gibisini izlemedim. Night of da mukemmel
0
deer hunter
(05.06.23)
catch-22
0
oldtimer
(05.06.23)
11.22.63 - konu muhtesem.
the night of - hbo kalitesi, gene guzel bir hikaye.
chernobyl - mukemmel. gene hbo kalitesi.
sharp objects - fena degil.
0
baldur2
(05.06.23)
the night of demeye geldim.
the missing de tavsiye ederim.
eskilerden angels in america'yı öneririm. biraz farklı ama çok kaliteli bir dizi.
0
nathanieltroy
(05.06.23)
Chernobyl
the night of
the missing için +1
Ayrıca izlemediysen;
the lost room
0
yazdonumu
(05.06.23)
white lotus sezon 1
0
hot potato
(05.06.23)
Bosch
Bosch Legacy
0
gabe h coud
(05.06.23)
Giri/Haji
0
peki madem
(05.06.23)
Vortex
0
congratulationsyouwon
(11.06.23)
(9)

yerel seçimler izmir hk.

zalbarath
izmir'in akp'ye geçme ihtimali yüksek mi sizce? ekşi'de chp izmir'i kaybedecek denmiş de bana pek olası gelmedi(kk devam etse bile), bir de buradakilerin fikrini alayım dedim.
izmir'in akp'ye geçme ihtimali yüksek mi sizce? ekşi'de chp izmir'i kaybedecek denmiş de bana pek olası gelmedi(kk devam etse bile), bir de buradakilerin fikrini alayım dedim.
0
zalbarath
(04.06.23)
öyle bir ihtimal yok. izmirde odunu da aday yapsalar chp kazanır.
0
adivar
(04.06.23)
İzmir CHP'li değil. Ak Parti karşıtı. CHP onun için kazanıyor.

Demografik yapısı hızla değişiyor. Zaman ne gösterir, bilinmez.

Ek:

Çöpten, ottan, peyzajdan, yoldan yakınan arkadaşlar olmuş da, Büyükşehir Belediyelerinin o konularda görevi ve sorumluluğu yoktur.
Büyükşehir Belediyelerinin Görevleri şurada yazar.

www5.tbmm.gov.tr

Ancak seçerken kimi, niye, seçtiğimizi bilmek için okumak lazım elbette.

Platon MÖ 400 lü yıllarda yaşamış ve
'Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur.' demiş.

Aradan 2400 yıl geçmiş Adam hala haklı.
0
Mirket
(04.06.23)
İzmirliyim. Etrafımda 18 yaşına girdiginden beri kayıtsız şartsız CHP'ye oy vermiş 30-45 yaş arası kişilerin bazilarinda seçimlerden sonra inanilmaz bir düşmanlık gelişti. Yerel seçim konusu hiç açılmadı da, düşmanca konuşan bazıları dediklerim CHP'li değil de AKP karşıtı olduğu için CHP'ye oy verenler.

Demografik yapı da hızla değişiyor. Olmaz diyemem.
0
encokbenisevinnolur
(04.06.23)
ben şansı en azından yarı yarıya görüyorum bugün için.

akp'nin her türlü %35'i var.
yeşil sol bu seçimde de chp'yi destekleyecek mi belli değil. %10 oy demek bu.
iyi parti ile chp arasında ne olacak bilmiyoruz.
chp, iyi parti ve yeşil sol ortak aday çıkarmazsa belediyeden memnun olmayanların oylarının partilere bölünmesiyle bu seçim akp kesin alacak.
0
patronaj1
(04.06.23)
Valla akp bir dönem, çok değil sadece bir dönem belediyecilik yapsa İzmir'de, şehir çağ atlar.
Ama odun koysa seçilir +1
0
etna
(05.06.23)
yıllar sonra izmire geldim, şehir izbe kalmış. yollar berbat, peyzaj berbat. budanmış çimi olan yer görmedim resmen. her yer psilik içinde. şaka gibi gerçekten.

akp'li değil, 7 sülaleden chp'liyim. ama şuan izmir'e taşınsam akp'ye oy atarım ki, chp burayı bir daha cepte görüp yatmasın. yattıkları için şehir geri gitmiş resmen. rehavet, gelişmeyi yok eder. akp 1 dönem gelip çalışsın, ertesi dönem chp geri gelsin onlar da çalışmak zorunda kalsın.

bir daha hiçbir partiye 2 seçim üst üste oy atmam. beni tavlamak için uğraşsınlar.
0
tchuck
(05.06.23)
şehirde hizmet yok, belediyenin bir çalışması yok. hükümet bize ödenek vermiyor gibi bir bahanenin ardına saklanmış tüm şehir ve seçilmiş kesim. ancak buna rağmen akpnin belediyeyi alması gibi bir drum söz konusu olamaz. adamlar 7/24 belediyeyi gömer ama gider chpye basar. izmirde akpnin başa geçmesi demek şehirdeki insanlara zulüm olur.
0
kondansator
(05.06.23)
ben seneye ak partinin mustafa varank'ı aday göstereceğini düşünüyorum izmir için ama yukarıda söylendiği gibi kimi koyarsa koysun izmir'i almasını imkansız görüyorum.
0
mustafakesekci
(05.06.23)
izmir'de zamanında adamlar mahallelerin ilçelerini değiştirdiler gene alamadılar. Ne olduğu belirsiz herifleri taşırsa anca çevre ilçeleri alırlar, büyükşehirin imkanı yok. Olursa zaten durulmaz daha bu ülkede.
0
kimlanbu
(05.06.23)
(6)

Siz yeni kimlik çıkardığınızda avuç, parmak vs izi aldılar mı?

ya ben lan neyse
yoksa vermeden mi kimlik aldınız?
yoksa vermeden mi kimlik aldınız?
0
ya ben lan neyse
(04.06.23)
Parmak izi aldılar; sanırım avuç da vermiştim. Pasaportta da oldu
0
gadlemler
(04.06.23)
ben vermedim bir şey.
0
alperz
(04.06.23)
Avuç hayır ama parmak izi aldılar sistemde daha önce olmasına rağmen (ehliyetten kalma).
0
Dağcı
(04.06.23)
Parmak aldılar nüfus müdürlüğünde son yenilemede. Avuç ve parmak evvelden ehliyette vermiştim.
0
hedep
(04.06.23)
Avuç hatırlamıyorum, parmak izi vermiştim.
0
encokbenisevinnolur
(04.06.23)
avuç hayır
parmak evet
0
lazpalle
(05.06.23)
(11)

Ayrı eve çıkayım mı

yalniz kizkulesi
Ben aile evinde yaşıyorum. Uzaktan çalışıyorum ve iyi sayılacak gelirim var. İyi kazanıyorum. Evde dört kişiyiz kendi odam var. Ailemde istanbulda bende istanbulda eve çıkmayı düşünüyorum. Artılar: karışan olmayacak. izin almak zorunda kalmayacam. Eksileri: yemek ütü temizlik ben ilgilenmek zorunda
Ben aile evinde yaşıyorum. Uzaktan çalışıyorum ve iyi sayılacak gelirim var. İyi kazanıyorum. Evde dört kişiyiz kendi odam var. Ailemde istanbulda bende istanbulda eve çıkmayı düşünüyorum. Artılar: karışan olmayacak. izin almak zorunda kalmayacam. Eksileri: yemek ütü temizlik ben ilgilenmek zorunda kalıcam, para biriktiremiycem. Bütçem kira için 14000 sizce değer mi ?
0
yalniz kizkulesi
(04.06.23)
Hayalim kızkulesi manzaralı evde oturmak o çevreler hakkında bilgi lazım
0
🌸yalniz kizkulesi
(04.06.23)
hiç tek başına yaşamadıysan sırf o tecrübe için bile değer. bir yaş daha büyürsün emin ol.
0
alperz
(04.06.23)
O civarda bu fiyata ev bulabileceğinizi sanmam...
Yaşınızı ve cinsiyetiniz daha belirleyici olabilir.
Bu devirde çıkmamayı tercih ederdim. Ev sahipleri seneye sizi delirtebilir...ekonomi kötü para biriktirilebilit.
kadıköy yeldeğirmeni, moda mesela paylaşımlı evde yaşayabilirdim: başkasıyla paylaşım da iyi gelebilir..
6-7000 oda paylaşımı ve burdaki kitle iyi tipler.

Ben olsam evde kalır ve aileme biraz daha diş bileyip gerekirse giderim der ve karışmalarını azaltırdım :)
0
gadlemler
(04.06.23)
iş yerinde sosyal bir ortam varsa değmez boşu boşuna maddi kayıp

yıllık izinde denize sıfır ev kiralayabilirsin 1 ay

yemek ütü temizlik bunlara mevcut evde biraz vakit ayırırsan otel gibi kullanma durumundan kurtulursun, daha çok benimsersin
0
bir soru sorcam
(04.06.23)
O 14.000 tl'yi her ay altın ya da döviz olarak kenara at ve aile evinin konforundan istifade etmeye devam et. 1-2 yıla ev almaya karar verirsen elinde peşinatın hazır olur.
0
anaphylacticshock
(04.06.23)
6 yıl önce benzer bir soruya kesinlikle ayrı eve çık diyerek cevap vermişim ama bugünün şartlarında aile evinde devam edip birikim yapmanı tavsiye ederim. Ekonominin nereye gideceği belli değil, üstüne bir de tek sorun kira fiyatlarıymış gibi sadece ona artış limiti getirilince sürekli ev sahibi-kiracı kavgası görüyoruz etrafımızda. Ailenle aran çok iyi değilse de dişini sık, yapacağın birikimi ileride işler tamamen çıkmaza girerse kullanırsın.
0
hrskrs
(04.06.23)
Belli bir yaştan sonra çıkmak lazım.
0
chavezding
(04.06.23)
kesinlikle ayrı eve çık. sebep sonuç tartışmasız. yalnız yaşamak başka bir şey. salacakta bulamayabilirsin ama zeynep kamil ahmediye selimiye vs. kesin bulursun
0
ala09
(04.06.23)
Şu anda izin almak zorunluluğunu oluşturan nedir orasini merak ettim. Cevaben bir şey yazın diye de demedim bunu da; yani 27 yaşıma kadar, aradaki 2 sene hariç ve üniversite dönemi dahil ailemle yaşadım ama 18 yaşından beri izin almıyordum, sadece geç geleceğim ya da gelmeyeceğim zaman haber veriyordum.

Diğer tarafı da, biraz gelişmeleri beklerdim ben, belki birkaç ay daha. Malum kira ve emlak piyasası son yıllarda acayiplesti. Ongorulebilirlik yok.
0
encokbenisevinnolur
(04.06.23)
Ailenle iletişimini güçlendir izin alma modundan çık haber ver. Biraz sosyalleş alışsınlar. Ayrı eve çıkmak şu ülkede bence güvenli değil. Birinin takip etme riski vs. Bence aileyle kal.
0
smurfy
(05.06.23)
Aylığı 15-25 bin lira aralığında bir airbnb'de birkaç ay ayrı yaşayın, sevip sevmediğinizi görün.

Senede 170 bin TL sadece kiraya vereceksiniz, eşyalar da en ucuzu ve en azından olsa hiç değilse 60-70 bin liraya yaklaşır herhalde. Emlakçı, eşya taşıtma, faturaları açtırma vs. derken hesaplaması zor bir para.

Hata yapıyorsanız 250 bin lira civarında bir hata olacak yaptığınız o yüzden mutlaka önceden bir deneyin.
0
michael_knight
(05.06.23)
(6)

Anneannem 3 dakikada bir arıyor, ne yapabiliriz?

hadi ya la
İçinden çıkılmaz bir durum içindeyiz. Dedem 4 ay önce vefat etti, son birkaç aydır anneannem akıl sağlığını tamamen yitirdi. Kendisi 85 yaşında ve sürekli "babanız nerede, yatağı bozulmamış, yatayım mı yoksa kapıda kalır mı" gibi sorular soruyor. Yakınlarında oturan dört kızı var, her gün yanına gid
İçinden çıkılmaz bir durum içindeyiz. Dedem 4 ay önce vefat etti, son birkaç aydır anneannem akıl sağlığını tamamen yitirdi. Kendisi 85 yaşında ve sürekli "babanız nerede, yatağı bozulmamış, yatayım mı yoksa kapıda kalır mı" gibi sorular soruyor. Yakınlarında oturan dört kızı var, her gün yanına gidiyorlar fakat evden çıkmıyor, bize gelmiyor, başka yere gitmiyor.

3 dakika derken abartmıyorum, bazen 2 dakika içinde tekrar arayıp aynı soruları soruyor. Annemin ve teyzemlerin akıl sağlığı da bozulmak üzere.

Nörolojiye götürdük ve hiçbir sorun çıkmadı.
Yakında psikiyatriye gidecek, fakat o kadar çaresiziz ki. Dedemin sağlığında da bu kadar sık olmasa da arayıp "bu adam yüzüme bakmıyor, hiç konuşmuyor benimle" diye sürekli şikayet ederdi, oysa dünyanın en tatlı insanıydı dedem.

Ne yapabiliriz bilmiyorum.
Önceki ilgili duyuru: (git: 1556204)
0
hadi ya la
(04.06.23)
kızlarından birinin yanında yaşayacak, belli ki demans var ve bu yanlız kalırsa bir anda çok ilerler, mesela bir gün evine gidersiniz tuvaleti sağa sola yapmış olur, üzülürsünüz. gitmiyor-gelmiyor falan kenara koyacaksınız ve anneanneyi evi getireceksiniz.
0
malheiros
(04.06.23)
benzerini yaşadık. demans. bunlar iyi günleriniz olabilir. biz bakımevine vermiştik benzer durumdaki yaşlımızı.
0
ayseee
(04.06.23)
Önceki duyuruda da aynısını demiştim ama anneannelerimizin telepatik bi bağı olabilir mi diye merak ediyorum :D

Biz çözümü periyodik olarak kardeşlerden birinin akşamları yanında kalmasında bulduk. 3ü aynı şehirde, diğeri başka şehirde. Gündüz de kalıyorlardı başta ama yavaş yavaş alışsın diye sadece gece kalmaya başladılar. Gece uyuyamıyorum, korkuyorum diyor, dedemin yattığı odaya giremiyor uyumaya ama gündüz girip uyuyor. Kardeşlerin evinde kalmayı da reddediyor, gece olunca hep beni evime götürün diyor.

Yapabiliyorsanız siz de bu şekilde alıştırmayı deneyin isterseniz. Biz de ocak başında kaybettik dedemi, o nedenle tam bi sistem oturtamadık gece için. Ama önceden gündüz de hiç ev dışına çıkmıyordu, şimdi yavaş yavaş çocuklarını ziyaret etmek için çıkıyor bi tek gece geri dönüyor.

Bu arada son paragraftaki söylenme bile birebir aynı ya bu kadar olur :)
0
e mice
(04.06.23)
Kızlar dönüşümlü olarak bakacaklar, ortak bir bakıcı tutulacak veya hiçbiri mümkün değilse bakımevine yerleştirilecek. yalnız kalması iyi bir şey değil. ben de kendi babaannemden ve akrabamın annesinden biliyorum birebir aynı durumu, çok fazla benzerini yaşayan var. şifa dilerim.
0
dr doofenshmirtz
(04.06.23)
Bakımevi en makul çözüm. Yaşamadan olabilir aslında gibi gözükebilir ama ruhsal olarak mevcut anlattiginiz durumda kimin yanında olursa olsun o/onlar için de çok yıpratıcı olur.
0
encokbenisevinnolur
(04.06.23)
Demans ise bir süre sonra daha da kötü olacak. Evde sürekli birinin olması gerekecek. Bakıcı piyasası çok sıkıntılı. Şimdiden bakımevlerine bakmaya başlayın.
0
jazzabel
(05.06.23)
(8)

memuriyetteki çalışmayan gamsızları ne yapmalı sorusu?

sanemz
her yerde böyle mi? sen bi yerlerini yırtıyorsun diğerlerinin umrunda değil.. en son yine çok acil bi iş vardı, bunlar toplaşıp balık yemeye gittiler. iş 2 kişiye kaldı.müdüre bildirsen durumu adın şikayet edene çıkacak. zaten adam görev dağılımını da güzel yapmıyor belki işine böylesi daha iyi geld
her yerde böyle mi? sen bi yerlerini yırtıyorsun diğerlerinin umrunda değil.. en son yine çok acil bi iş vardı, bunlar toplaşıp balık yemeye gittiler. iş 2 kişiye kaldı.
müdüre bildirsen durumu adın şikayet edene çıkacak. zaten adam görev dağılımını da güzel yapmıyor belki işine böylesi daha iyi geldiği için. bu yaşadıklarım benim sorunum değil de ben de yıllar önce ücretli öğretmenlik yapmıştım, gözümün içine baka baka kadrolu değilim diye bana fazla nöbet yazılmıştı. bunlar birde okumuş adaletli insanlar. sizin iş ortamları nasıl, buna benzer sorunlar yaşadığınız oluyor mu?
0
sanemz
(26.04.23)
Kamuda mesai saatlerini işyerinde geçirmemek tembellik değil, bilinçli bir tercihtir çoğu zaman. Bahsettiğiniz kişilerden en az biri 5 yıl sonra yöneticiniz olabilir, kendinizi buna hazırlayın şimdiden. Müdür, daire başkanı, müsteşar yardımcısı vb. Diğerleri de doğru kişiye yanladıkları sürece rahat davranırlar. Onlara güvenip iş emanet edilmez ama yancı karakterleri gereği sıkıntı da yaşamazlar.

Müdürünüz neden görmezden geliyor, bu insanlar neye güvenip çalışmıyorlar, zamanla anlarsınız.
0
zihua
(26.04.23)
memuriyet budur.

çok iş yaparsan daha çok iş verirler. memurluk vasata eşitlemektir. zihniyeti budur. hükümetlerden bağımsızdır. çok göze batarsan aykırı davranırsan köşeye itilirsin.

balık yemeye gidiliyorsa iş o kadar da önemli değildir. bazı sinsiler uyanıklar da ben çalışyorum der başkası yatıyor algısı yaratır. göze batar.

memurluk ortalama işi ortalama sürede çıkarmaktır. ne tembel olacaksın ne inek.

çok çalışana ek ücret, makam mevki para vermiyorlar. memuriyette atanma ve yükselme şahsi tercihler ve siyasi bağlantılara bağlıdır.

bence de kasma.
0
Hallegadola
(26.04.23)
eski bir memur olarak uzun uzun yazıp sildim. şikayet et, mobbinglere boyun eğme. ben sineye çektim tepeme çıktılar. en son müdür yardımcısı yüzünden katil olacaktım elimden zor aldılar.
0
Erestor
(26.04.23)
O 2 kişi de yapmasın o işi. Çözüm bu. O aşamada sanki sadece o 2 kişinin işiymis gibi yaklaşımda bulunan olursa da gölü atarsınız.

Biraz pasif agresif bir tavır mi evet, ama böyle basit bir meseleyi bu hale getiren onlar (balığa gidenler ve bunu görmezden gelen amir), siz de öyle oynayın.
0
encokbenisevinnolur
(26.04.23)
@Erestor, sakin şampiyon benlik bir durum yok. bir arkadaş ekolü diyelim, dertleştikte. aldığı parayı helal ettirmeyen, azcık eksik yatarsa çemkiren tipler birde bunlar. ilahi adaleti kandırımazlar ama.
0
🌸sanemz
(26.04.23)
“bunlar birde okumuş adaletli insanlar.”

Şu söylediğiniz şeyi tekrar düşünün. Bu ülkede Memur Teoman diye bir gerçek var. Adam rüşvet almadı diye ünlendi; düşün yani rüşvetin ne kadar yaygın olduğunu. Ben geçmişte işim gereği emniyet amiri, icra memuru, zart savcısı, zurt hakimi falan derken birçok memurla muhatap oldum; bizim bürokrasimiz o kadar çürük ki tarifi mümkün değil yani. Adaletsizliğin tillahı kamuda.
0
vedatchilipeppers
(26.04.23)
memuriyet kurumdan kuruma, birimden birime, bölgeden bölgeye çok değişik kendi iç kültürüne sahip ama arkadaslarından da değindiği pek çok ortak olumsuzluğa da sahip.

ben milli eğitim adına konuşayım. hatta öyle bakanlık falan değil, en alt kademe. okul yani. müdür yardımcısıyım.

benzer durumları yaşıyorum. gecen sene 6 kişiydik bu sene 6 yardımcı 1 müdür baş yardımcısı olduk. ben başta çok sevinmiştim ooo baş yardımcı geliyor. bir okul için önemli işlerin yüzde 90 ı müdür baş yardımcısının görevi, rahatlarız dedik kalan 6 kişi. ama kazın ayağı öyle olmadı. bu baş arkadaş müdürün hemşehrisi ve partinin fanatiklerinden. bahsettiğim parti tabii demokratik sol parti haha şaka şaka malum parti işte.

neyse başta her şey iyiydi ama sonra anlaşıldı ki bu baş arkadaş hiçbir şey bilmiyor. yani çakal değil ama aşırı vasıfsız. neyse baktık ki okulda işler yürümüyor. müdür de çare olarak. gerektiğinde müdür baş yardımcısı görev tanımındaki işleri müdür yardımcılarına vekaleten verebilir maddesine dayanarak hepimize dağıttı. e sonuç olarak ben ve diğer sıradan manuel baş olmayan boş paket müdür yardımcıları gecen seneden çok daha fazla çalışıp yoruluyoruz. baş arkadaş kendi sorumluluğundaki sınırlı sayıdaki işleri güya yapıyor ama beceremeyince gene o işleri de biz yapıyoruz. o da basit, angarya türünden tırı vırı işleri büyük bir ciddiyetle yapıyor.

şimdi biz şikayetlerimizi müdüre dile getiriyoruz ama bir sonuç çıkmıyor. hatta arkadaşı karikatürize edip, aman melahat sen karışma bu işe sakın diyor. veya müdür onun görev tanımında bir iş olduğunda, aman melahat e bırakmayın bu işi rezil oluruz diyor falan filan. isim temsili tabii.

bak diğer bir durumda şu. iş beceremeyen insandan kurtulmak için, onu terfi ettirme var. gecen sene de başka bir müdür yardımcısı görevlendirme geldi. getiren müdür. sonra onun da tembellikte nirvana biri olduğu kısa sürede ortaya çıktı. müdür de rahatsız oldu. çözüm: kurtulmak için arkadaşı köy okuluna müdür yaptılar. total öğrenci sayısı 30. ve aldığı para bizle aynı.

daha böyle ne hikayeler vardır. bizimki memuriyet evreninde bir damlacık olan kurum.
0
wilhelmwasmuss
(26.04.23)
@wilhelmwasmuss, vasıfsızı terfi edip kurtulmak da iyimiş ya, gece gece asdfgh
0
🌸sanemz
(26.04.23)
(5)

Sana umut vermedim dimi demesi?

sassot
Onunla ilgilendiğimi bile bile konuşmaya devam etmesi, onunla ilgilenmeme izin vermesi sonra birden ortadan kaybolup 3 hafta sonra gelip bana ben sana umut vermedim dimi demesi.amaç ne, ve niye ? bu taktik falan değil bence bir insanın kötü kalpli olmasından kaynaklı?
Onunla ilgilendiğimi bile bile konuşmaya devam etmesi, onunla ilgilenmeme izin vermesi sonra birden ortadan kaybolup 3 hafta sonra gelip bana ben sana umut vermedim dimi demesi.

amaç ne, ve niye ? bu taktik falan değil bence bir insanın kötü kalpli olmasından kaynaklı?
0
sassot
(26.04.23)
Amaç kendini kötü hissetmemek ya da iyi düşünceli görünmek.
Kötü kalp cümlesi fazla romantik.
Düşüncesiz umursamaz diyebiliriz bence.
İşin özü umrunda değilsin ne yazık ki
0
kisa
(26.04.23)
Vicdan mastürbasyonu yaparken seni de manipüle etmeye çalışıyor işte. Kendi de farkında değil muhtemelen manipülatör olduğunun. Direkt uzaklaş
0
vedatchilipeppers
(26.04.23)
koş, çabuk, uzaklaş. geç bile kalmış olabilirsin. tüm bağlantılarını kes.
ego mastürbasyonu yapan bir eleman var karşında.
0
lazpalle
(26.04.23)
İlgiye ihtiyaç duydukça sana mesaj atarım. Sen benimle ilgilen gerekli durumda kullanmak için de yedek adaylar listesinde tutayım demek. İlişki taktiği değil.
0
nawar
(26.04.23)
Kendini neden bu kadar önemli görüyorsun diye sorabilirsiniz. O cümlenin sonuna smiley eklemek de bence önemli.

Aksi takdirde zaten söylendiği gibi vicdan mastürbasyonu malzemesi olacaksınız.
0
encokbenisevinnolur
(26.04.23)
(2)

Ev hanımları için dışarıdan SSK primi ödeyip emekli olma

twelfth
Ben beyaz yakalıyım. Yani işçiyim. Eşim evlendiğimizde çalışmayı bıraktı. Zaten kuş kadar maaş alıyordu. Dışarıdan SSK primini ödeme işlemi için ev hanımlarına bir fırsat tanınması durumu var mıydı yakın zaman? Birazını sen öde birazını devlet ödesin tarzında bir kampanya? Bir de tanıdık işyeri yok
Ben beyaz yakalıyım. Yani işçiyim. Eşim evlendiğimizde çalışmayı bıraktı. Zaten kuş kadar maaş alıyordu. Dışarıdan SSK primini ödeme işlemi için ev hanımlarına bir fırsat tanınması durumu var mıydı yakın zaman? Birazını sen öde birazını devlet ödesin tarzında bir kampanya? Bir de tanıdık işyeri yok ise nasıl yürüyor bu işler bilen var mıdır?
0
twelfth
(25.04.23)
ilk şart 50 yaş üstü imiş.
0
mtgs
(25.04.23)
Şahıs şirketi açıp home office çalışıyorum diyerek sağlık sigortasini ödeyebilirsiniz bildiğim kadarıyla. Tam olarak "dolandırıcılık" oluyor mu bilmiyorum ama çalışmayan ve çalışmayacak biri için bildiğim kadarıyla başka yol yok. Yapan kişiler de tanıyorum tam sizin eşinizin durumunda olup.
0
encokbenisevinnolur
(25.04.23)
(15)

Tepkiniz ne olurdu?

karayel
çocuğunuz çöpünü yere atsa ve biri yere atma bak ilerde çöp var oraya at dese tepkiniz ne olurdu?
çocuğunuz çöpünü yere atsa ve biri yere atma bak ilerde çöp var oraya at dese tepkiniz ne olurdu?
0
karayel
(21.04.23)
Çocuğa mı?
"Evet, bak orada çöp var. Al, oraya at."

Uyarana mı?
"Teşekkürler. Gözümden kaçtı. Toplum içerisinde nasıl yaşanması gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz ama maalesef çok fazla kötü örnek var. İyi günler."
0
nawar
(21.04.23)
Söyleyen kişiye kafa sallayıp çocuğuma çöpü yerden aldırırdım.
0
dissendium
(21.04.23)
Çocuğumdan utanırdım maalesef. Ama velisi olarak kendimden de çok utanırdım. Ama utanacak bir insanın çocuğu böyle olmaz zaten diye düşünüyorum. Bu bilinçle yetiştirmiştir.
Açıkcası ben kendim gördüğümde müdehale ediyorum, ne yapıyorsun diye. Çöpünü yere atan insan gözümde inanılmaz değersiz bir insan.
0
a perfect lie
(21.04.23)
Olumlu karşılarım.

Eğitim için ders verenler bazen farklı kimseler de olmalı
0
diyecevaplandı
(21.04.23)
söyleyiş şekline göre değişir. hethöt yaparak kızgın tondan söylüyorsa, söylenen şeyden bağımsız olarak, çocuğa o tonda konuşulmasından çok rahatsız olurum, ben çocuğumla öyle iletişim kurmuyorumdur çünkü mesela.

minnoşça söylüyorsa ayak da uydurabilirim, ben de çocuğu doğru olana doğru yönlendirme fırsatı olarak görebilirim. hatta zaten çocuk çöpü yere atmışsa ben de o sırada yere atmamasını söylüyor, gereğini açıklıyor olurum. böyle bir durumda çok önemsemem yani.
0
nimberjack
(21.04.23)
Çocuğum yere attığı için mahçup olur. Bak amca/teyze doğru diyor hadi çöp kutusuna at çöpünü derdim. Uyarana da teşekkür ederdim
0
Hallegadola
(21.04.23)
Nawar ve hallegadola

Yazacağım cümleleri yazmışlar
0
epitaf
(21.04.23)
uyaranın konuşma şekline göre değişir. babacan ve şefkatli bir tavırla söylüyorsa teşekkür ederiz derdim ama sert sinirli bir şekilde söylüyorsa niye sesini yükseltiyorsun ya da niye sinirlendiniz hayırdır şeklinde bir şey söylerdim.
0
sassot
(21.04.23)
Üslupla alakalı. Rencide edici bir dil kullanmadığı müddetçe, yere çöp atmasının büyük küçük sonuçlarını yaşamalı diye düşünürdüm. Rencide edici bir yaklaşım söz konusuysa; çöpü atması gereken yeri çocuğa, yaklaşımının yanlış olduğunu da yetişkine hatırlatırdım.
0
from where i ride
(22.04.23)
bak insanlar rahatsiz oluyor, herkes copunu yere atarsa her yer cok pis olur derim ve yerden alip cope atmasini isterim. eger gerekirse gonullu temizleme kamplarina katilirim cocugumla beraber.
0
Sour
(22.04.23)
Söyleme tarzı ve zamanlaması önemli. Yani çocuk attıktan sonra daha benim uyarmama fırsat vermeden anında müdahil oluyorsa söyleyiş tarzı kibar ya da kaba olması fark etmez, önce uyaran kişinin ağzının payını verirdim. Çocuğa, yere çöp atılmamasının öğretilmesi ve uyarılması önce benim sorumluluğum. Bi dur soluklan bak bakalım ben kayıtsız kalıyor muyum duruma. Öyle her şeye zıplanmaz hemen.
0
elestirman
(22.04.23)
Nawar +1
0
camussar
(22.04.23)
Çocuk ya da yetişkin, bir toplumun içinde yaşayan birinin kendini güvende hissetmesi yere atılan çöpten daha önemli. Azarlar gibi söylüyorsa canına okurum, makul bir tonda söylüyorsa bile usturupluca teşekkür edip işine bakmasini söylerim.

Çocuğumun yanindaysam o benim sorumluluğumda o an demektir. Söylediği şeyin doğru olması hadsiz olmasına ya da çocuğumun içinde yaşadığı toplumdaki güvenlik hissini sarsmasina göz yummam için geçerli bir gerekçe değil.

Ekoloji konularını bu kadar onemsiyorsa sürekli çevreye zarar veren egzoz dumanı, fabrika bacası, üretim sürecinde ciddi düzeyde atık üretimine yol açtığı halde uretimine devam eden şeyler... gibi konularla ilgilenebilir.
0
encokbenisevinnolur
(22.04.23)
çocuğum yere çöp atmazdı atsaydı da adamla birlikte ben de kızardım. yere çöp atan bir çocuk görürsem de anasıyla babasına söverdim. terbiye vermemişler diye. sokaklar hepimizin.
0
sanemz
(22.04.23)
uyaran kişiye teşekkür eder ben de çocuğumu uyarırdım. yerden çöpü birlikte alır ve çöp kutusuna götürüp atardık. bazen yolda arabanın camını açıp çöp atıyorlar sürücü koltuğundan, deliricem ya. ne iğrenç, pis insanlar. uyaranı da bıçaklayacak potansiyelde kişiler var, uyarmak da ayrı bir olay bence bu yüzden.
0
deartheodosia
(22.04.23)
(6)

bize bir akıl verin durumu nereye bildirebiliriz?

sanemz
ilçede 5-6 kadın var. giyim üzerine dikiş eğitimi almak istiyor ancak mevcut hoca sadece ufak tefek işler yaptırıyor ve yüzümüze karşı defalarca söyledi ben giyimden anlamam diye. aslında hepimiz için için oraya giyimden anlayan bir hoca'nın gelmesini istiyoruz. ama hiçbirimiz gidip müdürle görüşmey
ilçede 5-6 kadın var. giyim üzerine dikiş eğitimi almak istiyor ancak mevcut hoca sadece ufak tefek işler yaptırıyor ve yüzümüze karşı defalarca söyledi ben giyimden anlamam diye. aslında hepimiz için için oraya giyimden anlayan bir hoca'nın gelmesini istiyoruz. ama hiçbirimiz gidip müdürle görüşmeye cesaret edemiyoruz. müdür dediğin de zaten ak partinin mülayim sessiz adamlarından biri. hem hocaya karşı ayıp olmasın diye hem zaten hali hazırda dikiş kursu var gibi gözüktüğü için giyim üzerine eğitim veren bir hoca talep edemiyoruz. aslında böyle bir talepte bulununca ismimiz duyulsun istemiyoruz. bir arkadaşımızın bu konuda çabaları sınıfta yayıldı, arkamdan kuyumu kazanlar varmış falan dedi. ben en son sahte hesaptan ilçenin kaymakamına mesaj attım da gördüğünü sanmıyorum çünkü epey takipçisi var. başka ne yapabiliriz kimliğimiz belli olmadan.
0
sanemz
(15.04.23)
Bir zamanlar çizgi filmi vardı He Man 'Güç bende artık.' derdi. Şu anda da güç seçmende. Şehrinizin Akparti milletvekili adayına yazın. O okur.
Aynı zamanda Akparti il ve ilçe başkanlarına yazın.
0
Mirket
(15.04.23)
belediyeye biz giyim konusunda uzmanlaşmak istiyoruz, hocamızın uzmanlık alanı bu değil, hocamız çok kıymetli ancak biz bu kursu geçim için alıyoruz, acaba giyimde uzman bir hoca ile ikinci bir sınıf açabilir misiniz demeniz gerekli bence. yani siz bir hizmet alıyorsunuz ve kurumun seçtiği kişi belli ki liyakatsiz.

müdüre gitmeden önce hocaya diyebilirsiniz, biz sizden çok şey öğrendik, sağolun ama giyim öğrenmeye ihtiyacımız var diye. bu hakaret değil, haksızlık değil. yani iletişime açık olup isteklerinizi kibarca dile getirdiğinizde neyi kaybedeceksiniz?
0
kullanıcı adı
(15.04.23)
zaten kadın ak parti ilçe başkanı. ama yine bu kadın canlandırdı burayı ona da hak veriyoruz. çünkü mahrumiyet bölgesi gibi makinalar küfleniyordu. belediyeye gidemeyiz, çünkü anlamışsınızdır durumu aynı zamanda kendisi encümen.
0
🌸sanemz
(15.04.23)
Aranızdan bu talep ters teper ya da yanlış anlaşılırsa canı sıkılmayacak (örn. devlet memuru olmayan) bir durumda olan @kullanici adi'nin dediği gibi yapsın.

Onun dışında cimer'den bilgi edinme kısmına yapılabileceklerle ilgili soru sormak geldi. Ama ne kadar efektif olur bilemem.
0
encokbenisevinnolur
(15.04.23)
kusura bakmayında mevcut hocanının kocası uyuşturucu örgütü liderimi ? sizi infazmı edecek ?
nerden korkuyorsunuz abicim.
dilekce verceksiniz, sınıfta böyle düşünen herkes imza atacak bitti.
bunu yapamıyorsanız mevcut hoca bile fazla size.
0
aslindasorunumpsikolojik
(15.04.23)
@aslindasorunumpsikolojik, ah ah yani öyle olmuyor işte. siz bu işten anlamıyorsanız biz bu işten anlayan birini bulacağız diyemiyoruz, aslında hepimiz bunu istiyorumz ama birlik olamıyoruz.
0
🌸sanemz
(15.04.23)
(9)

Entelektüel gelişimi sağlayabilecek aktiviteler sizce nelerdir?

2027
SB
SB
0
2027
(14.04.23)
Tarkovski göndermeleri olan sanat filmleri izlemek.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(14.04.23)
Gerçek bir entellektüel bir zümrenin emir kulu değildir, gerçek entellektüel bir devrin şuuru olmak zorundadır. Bütün hakikatleri yoklamalı, bütün yalanların maskesini yırtmalı, kalabalığa doğruyu göstermeli, her düşünceye saygılı olmalı, tarafsız olmalı, vuzuhu fethe çalışmalıdır.
0
beraesad
(14.04.23)
Televizyonun fişini çekmek
Sosyal medya hesaplarını kapamak
Popüler belgesel değil de gerçek belgesellerin izlenebileceği birkaç kanal bulmak
Klasiklerden okunmamış kitap bırakılmayacak şekilde bir okuma düzeni kurmak
İngilizceyi ana dili gibi geliştirip Dünya'yı yabancı kanallardan izlemek

der başlardım, ben olsam.
0
Mirket
(14.04.23)
(bkz: ilk emir)
0
salihdt
(14.04.23)
kitap toplantıları bayılıyorum.
0
sanemz
(14.04.23)
okumak, okumak, okumak. gerisi hep sonra gelir. bu okuma dedigim kurgu disi tabii ki. roman vs degil.

belgesel, film izlemek vs okumak kadar verimli degil. gorsel destekler daha iyi anlatabilir elbette ama verimi en yuksek olan okumak.

bir youtube videosunun transkriptini indirmistim mesela, 1 saatlik videonun icerigini okumak 10 dk surmuyor.

ondan sonra sanatsal faaliyetleri takip etmek gelir bence. yani roman, siir, sinema, muzik, resim vb sanat urunlerinin tuketimi ve anlasilmasi.
0
antikadimag
(14.04.23)
bolca gezip insan tanimak da eklenebilir. bu da dunya gorusu anlaminda cok sey katiyor. sosyal gozlem
0
ala09
(14.04.23)
Bence hayatta en önemli şeylerden biri hayatı anlamlandırma becerisi. Ne neden oluyor? Bir şeylerin sebepleri ne gibi sorgulamalar. Bilimsel, mantıksal ve felsefi yetenekler bunlar aslında. Bu bağlamda şunlar faydalı bence, temel bilim felsefesi okumaları, nedensellik okumaları (Book of Why ideal giriş olur), probability ve bayesian theory okumaları, bilgi felsefesi okumaları, temel istatistik bilgisi, temel mantık bilgisi. Aklıma bunlar geldi. Bütün herkese bir tur bunları öğretsek kimse atıp tutmaz, argümanlarımız, varoluşta gördüğümüz şeyler arasındaki ilişkilere bakışımız daha tutarlı ve sağlıklı olur diye düşünüyorum. Tekil konulara dair aktivite/okuma/izleme gibi değil de dünyayı kavramaya yönelik meta aktiviteler diyebilirim bunlar için. Başka örnekler de kesin vardır da şimdi aklıma gelmiyor bu kategoriye.
0
stanhiver
(15.04.23)
Bir şey okumak izlemekten çok bakış açısı lazım. Yoksa gerisi lafiguzaf. Onu oluşturmanin da bir formülü olduğunu sanmıyorum, ancak @stanhiver'e de katılıyorum ayrıca.
0
encokbenisevinnolur
(15.04.23)
(22)

bu taciz sayılıyor mu?

bisküvi123
herkese merhaba,ilk kez böyle bir soru soruyorum ama kendimi cidden çok kötü hissediyorum. bugün amcamlar bize geldi ve sonrasında yolcularken ben normal bir şekilde sarılacakken amcan bana sıkı sıkı sarıldı. arada böyle sarılıyor, onun mizacı böyle ama herkese mi böyle sarılıyor bilmiyorum ki bilme
herkese merhaba,

ilk kez böyle bir soru soruyorum ama kendimi cidden çok kötü hissediyorum.
bugün amcamlar bize geldi ve sonrasında yolcularken ben normal bir şekilde sarılacakken amcan bana sıkı sıkı sarıldı. arada böyle sarılıyor, onun mizacı böyle ama herkese mi böyle sarılıyor bilmiyorum ki bilmem de mümkün değil. bir amca, yeğenine -kız- neden sıkı sıkı sarılır? neredeyse 23 yaşına geldim, artık çocuk değilim sonuçta ve biriyle o kadar sıkı sıkı sarıldığınızda göğüslerinizi karşı taraf hissediyor. ben okb'li biriyim, sevmiyorum böyle temasları ama bu kadar sıkı sıkı sarılmak yani nerdeyse bedenleriniz bir olacak, neden yapılır? bu normal mi? bu taciz kapsamına girer mi? kafam çok karışık ve çok kötü hissediyorum kendimi. okb'm olduğu için bu olayı abartıyor muyum, bu amca yeğen sevgisinden gelen bir şey mi, yoksa böyle düşünmekte haklı mıyım emin olamadığımdan sormak istedim. ben mi abartıyorum yoksa herkesin akrabası böyle sıkı sıkı sarılıyor, sırtını sarılırken sıvazlıyor mu? bu kadar sıkı sarılmaktan, istemediğim şekilde, rahatsızlık duydum, bu taciz olur mu?
0
bisküvi123
(13.04.23)
Hocam biz senin amcanı aile ilişkilerini samimiyet dereceni ne bilelim de yorum yapalım şimdi, hadi işyerinde müdür böyle yaptı desen çalışan-müdür arasında böyle bi şey normal değil deriz de senin pozisyonunda zor yani bi şey demek olabilir de olmayabilir de.

Ya bu arada benim de nawar gibi hiç yeğenim yok ama doğumlarını hatırladığım şu an kocaman olmuş kız-erkek birçok kuzenim var, çoğunun da amcası dayısı gibiyim aslında yaş olarak ve bir araya geldiğimizde senin bahsettiğin şekilde sarılırız ederiz birbirimize sevgimizi göstermekten çekinmeyen bir aileyizdir, kimse de farklı bir şey düşünmez aklından bile geçmez herhalde fakat tabii Türkiye'de de dünyada da her şey olabiliyor ama sizin ailenizde ne oluyor biz bilemeyiz, bunu siz bilirsiniz.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(13.04.23)
Amcanız ile ilişkinizi bilemeyiz. Yani yeğenim falan yok da kuzenlerim var. Bırak 23'ü bir tane (kız) kuzenim neredeyse 30 yaşında, ben onu yanağını sıkarak ikiye bölene kadar sıkacak şekilde sarılarak vs. severim. O da öyle sarılır bana. Göğsünün vücuduma yapışması, neredeyse bir beden olmak gibi şeyleri bırak düşünmeyi, şu an cümle kurarken bile aşırı rahatsız oldum. Erkek olan kuzenler de 20+ yaşında. Onları da aynı şekilde severim. Bizim büyük ailede insanlar yaşlarından bağımsız olarak birbirine böyle sevgi gösterdiği için kimsenin aklından öyle şey geçmez. Sizin dinamikleri de bilmeden konuşamayız.
0
nawar
(13.04.23)
ben de aşırı rahatsız oldum bu yazıyı yazarken, sanırım okb'mle ilgili bir durum. ve sanırım ülkedeki haberler vs beni etkiliyor, bilmiyorum kafam karışık
0
🌸bisküvi123
(13.04.23)
arkadaşlar, akrabalar, aile dostları vs. birbirine sıkı sıkı sarılabilir bunda anormal bir şey yok. amca yeğenine de sarılır tabi ki. göğüslerini hissediyor falan demen garip geldi yani çok mu muhafazakar yetiştirildin yoksa kendi kendine mi takıntı geliştirdin bu konuyu bilemiyorum da bunda garip bir şey yok karşındaki insanda göğüs varsa hissedersin doğal olarak el-kol hissettiğin gibi, avuçlamıyorsa anormal bir şey yok bunda.

öte yandan yaptığım yorum normal durumlar için geçerli tabi. kişinin niyeti gerçekten bozuksa normal bir davranışı da taciz amaçlı yapabilir bunu da biz bilemeyiz.

özetle eylemin kendisinde sorun yok kişinin niyetinde sorun varsa o da senin bileceğin olay.
0
semaforo de medianoche
(13.04.23)
Netameli bir konu ve hiç bir olası mağdurun da kendini bir de haksızlık yaptığı düşüncesiyle kötü hissetmesini istemem.
İlişkinizin samimiyet seviyesini bilemeyiz+1 kendinizi başka şekillerde de rahatsız hissetmenizi sağlayacak bir davranışı var mı.
Başka akrabalara davranışları ile size olan ki farklı mı.
Bir sakince bunları düşünüp etüt etmek lazım.
Onun dışında da elbette rahatsız olduğunuz hiç bir samimiyete mecbur değilsiniz.
0
anon1m
(13.04.23)
abartıyorsunuz. taciz falan değil. sanırım haberler çok etkilemiş sizi. oldu olacak kız bir bebeği erkek bir insana sevdirmeyin. töbe töbe. olacak şey mi? birkaç kişi yüzünden neden herkes zan altında kalıyor? bunun geleceği nokta şu: herhangi bir insan bir bebeği kucağına alıp sevemeyecek ya da çok çok çekinerek alıp sevecek. gelinen noktaya bakar mısınız? bizim zamanımızda bebek dediğin kucaktan kucağa gezerdi.

"bir amca, yeğenine -kız- neden sıkı sıkı sarılır? neredeyse 23 yaşına geldim"

amca dediğin, dayı, teyze, hala dediğin zaten yeğenlerine, torunlarına sarılmak için var. ne demek niye? o senin kundaktaki halini görmüş bir insan sonuçta. ayrıca 55-60 yaşından bakınca küçücük bir çocuğun yaşına denk geliyor 23 yaş.
0
ahm1
(13.04.23)
neyi nasıl düşünürseniz öyle olur.
bu konuyu en iyisi unutun gitsin. ortada net bişey yok, deşmenin faydası da yok.
bir daha da, rahatsız oluyorsanız kaçının sıkı sarılmaktan, gerekiyorsa araya dirseğinizi koyun, olsun bitsin.
0
vizivozo
(13.04.23)
obsesifligin icinde var bu o yuzden bu detayi belirtmen iyi olmus. ama tacizin tanimi zaten karsi tarafin rahatsiz olmasiyla alakali. burda rahatsiz olmussun demek ki over davranmis. cizgiyi sen belirlersin yani sen "ailemdeki x kisi rahatsiz olmuyosa benim de olmamam lazim" demek zorunda degilsin. aile iliskileri samimi ve dokunsal olabilir ama sen hoslanmiyorsan geri adim atabilirsin sarilma esnasinda. bu herkese karsi yapilabilir. burdaki mesele kendini kotu hissettigin noktada mudahale edememen. toplumun yozlastigini dusunen erkek dusmani biriyim, burda amcanin yuzde yuz masumane davrandigini dusunuyorum. dusuncelerinin nedeninin de okb oldugunu dusunuyorum. hatta burda okblilerle ilgili arastirma vardi onun arastirmasinda bu konular da vardi dusunmek istemedigin dusunceler
0
ala09
(13.04.23)
Abi birine sıkıca sarıldığında göğsü hissedilir yani, ne alaka şimdi bu. Anneme sarılınca da göğsünü hissediyorum ben ama böyle hastalıklı bir şey aklıma bile gelmedi bu zamana kadar :/
0
synesthesia
(13.04.23)
tek örnekte taciz ağır olur ama normal değil. bu tarz konular “iyi insandır, aklından geçmez” vs. meselesi değil. asla yönetemediğin içgüdü ve hormonlar meselesi.

okb ile konunun yakından uzaktan alakası yok.
0
lahmacun
(13.04.23)
analiz kasmaya gerek yok. rahatsızlık duymuşsun, sarılma teşebbüsünde geride dur ya da dirseklerini kırmadan bir boşluk oluştur arada. başka bir şey yapman gerekmiyor. don't be weird.
0
gabe h coud
(13.04.23)
bence de pek sıkıntı yok denk gelmiştir. kafaya takacak bir şey yok.
0
arveles gibiyim
(13.04.23)
siz rahatsiz hissetmissiniz, taciz olup olmadigi vs tartisilir, iliskinize bakmak lazim belki evet ama rahatsiz hissettiyseniz (ki buna hakkiniz var, bunu asla ve asla unutmayin) izin vermeyin, buradan yola cikin. rahatsiz hissettiginiz konularda sinir koyun, cocuk degilsiniz dediginiz gibi, sakin ve yumusak bir yerden de sinir koymak gayet mumkun. sinir koymak illa terslemek, cikismak vs degildir. bunun uzerine calisabilirsiniz.
0
kassiopeia
(13.04.23)
geçende annemin eli yanlışlıkla mememe değdi aşırı rahatsız oldum. annem beni taciz ediyor desem 80 küşür yaşında kadını hapse mi atsınlar. aman ne biliyim oluyor böyle. bazen gözüm bayramlarda sakin sakin otururken adamların pantolonlarının ağ kısımlarına denk geliveriyor sonra panikle çeviriyorum gözümü. oluyor bunlar. milletçe birbirimizi taciz ediyoruz aslında ne gerek var bayramlarda boş boş oturmaya.

alakası yok denmiş ama bence kesinlikle okb. şişirmeyin. biran evvel farklı uğraşlar bulun. yoksa bir tanıdığım gibi kendinizi bakırköy"de bulursunuz.
0
sanemz
(13.04.23)
Gerçi ben erkek kişisiyim ama benim amcalarım hayattayken hep öyle sarılırdı.
Şimdi de kız yeğenim de erkek yeğenim de hep kucağımda, tepemde. Acaba büyüdüklerinde onlar da böyle düşünebilir mi diye düşünüp rahatsız oldum duyurunuzu okurken.

Gerçi her ailenin dinamikleri farklı.

Mesafeli durursanız anlayacaktır. Sizin ne hissettiğinizdir önemli olan.
0
Mirket
(13.04.23)
Eski nesil öyle sarılıyor ama hoş değil. Ben omuzlardan sarılır özellikle dikkat ederim kız Arkadaş sarılmasında. Öne uzanarak sarılmak en güzeli
0
hasmetizm 2046
(13.04.23)
mizaç diyorsun candan biriyse normal. he ben yapar mıyım yapmam. ancak biz oryantalist bir kültürüz her türlü samimiyet var. yani amcan seni kızı görüp sarıldıysa anormal değil. ben y kuşağı bir kız babasıyım yani kızımı o kadar seviyorum ki daha küçük olmasına rağmen rahatsız ediyor olabilirim.
0
mikahakkinen
(13.04.23)
Bunun taciz olup olmadığını sizin amcanızla aranızdaki samimiyet, amcanızın niyeti ve en çokta sizin koyduğunuz sınırlar belirler. Size sarılmasını istemiyorsanız ve bunu belirttiğiniz halde size sarılıyorsa evet bu tacizdir.

Ama Sıkı sıkı sarılmak akrabalar arasında olur. Memeye anlam yüklemeye gerek yok. kolunuz bacağınız nasıl sarılırken diğer insanlara temas ediyorsa memenizde bir vücut parçanız, tabi ki temas edecek. Özel anlam yüklemeyin memenize yani.

Ama siz sarılmak istemezsiniz, sıkı sarılmak istemezsiniz, öpmek istemezsiniz kimseyi vs, sizin tercihiniz. Kendi bedeniniz, sınırları siz belirlersiniz. Eğer size sarılmasını istemiyorsanız o zaman “ben biraz rahatsızım” diyin geçiştirin, ya da “ben sarılmayı sevmiyorum” diyin kestirip atın.

Eğer negatif bi enerji alıyosanız amcanızdan, bir art niyet seziyorsanız bunu görmezden gelmenize gerek yok. Ortalığı taciz suçlaması ile alevlendirmek istemiyorsanız o zaman sarılmayın.
Sarılmadığınız için hakkınızda asi ve uyumsuz demeleri, sizin kendi vücudunuz için koyduğunuz kurallardan, çizdiğiniz sınırlardan daha önemli değil.
Bir de ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Demekki amcanızda da var bi yamukluk, sizi böyle hissettirdi. Çünkü yalnızca sıkı sarılması nedeni ile böyle hissetmezsiniz diye düşünüyorum. Hislerinize güvenin.
0
zimbirik
(13.04.23)
Taciz veya değil bir şey diyemiyorum. İki örnek yazayım.

Biri benle ilgili, siz yaşlarında iki kuzenim var. Ergenliklerinden itibaren sarildigimizda o goguslerin birbirine degmemesi kısmına dikkat ettim. Doğrusu bu veya değil diye değil, sadece rahatsızlik verecek bir şey yapmış olmayayım diye.

İkincisi de bir kadın arkadaşın bahsettiği. Bana sarılır mesela öyle sıkı sıkı çünkü mesafeleri net bir ilişkimiz var. Ama başkalarıyla şöyle yaptığını söylemişti: ayaklarını geride tutup omuz ve üstünden sarılmak. Böylece olası rahatsız olacağı bir durumu engellemiş oluyormuş.

Dediğim gibi tacizdir değildir bir seu diyemiyorum, ama @zimbirik'in dediği gibi amca-yegen ilişkinizin geçmişi geri kalanı da önemli. Sarilmamak, uzak durmak en iyi çözüm şu aşamada.
0
encokbenisevinnolur
(13.04.23)
Tanım koymak zordur ve şu durumda gereksiz bence. İstemiyorsanız mesafe koymak en iyisi.
0
SiyamkedisiZorro
(13.04.23)
Eğer bebekliğinizi bilen, sizi kucağında sevmiş, oyunlar oynamış, sarılmış, öpmüş bir amcaysa, yani yakın ilişki içindeki bir amcaysa sizi hala çocuğu gibi görüyor ve seviyordur. Aklına gelmiyordur büyük ihtimal ile böyle hissedeceğiniz.

Eğer çocukluğunuzda ve bebekliğinizde ortalarda olan biri değil de sizi sadece yetişkinken tanımış biriyse, yine taciz olmayabilir ama böyle sıkı sıkı sarılması da hoş değil.

Madem rahatsızsınız, sarılmamaya çalışın, önde doğru eğilin, uzaktan el uzatın vs. Ama bu alışkanlığı değiştirmek zor.

Ben erkek halimle bu olaydan rahatsızım, bu yüzden kardeşim haricinde hiç bir kadına sarılmam. Uzaktan el uzatırım ve kolumu düz ve dirseğimi kırmadan tutarım ki bana doğru gelip sarılmasınlar.

Bebekliğinde kucağımda gezdirdiğim, sevdiğim, ısırdığım, oyunlar oynadığım yiğenlerim var. Şimdi erişkinler vucut olarak, ergenler. Bu durumda kalmamak için beni görüp elimi öpmeye geldiklerinde koltuğumdan kalkmam. Elimi öptükten sonra bana doğru eğilirler ve yanaklarını öperim. Sarılmaya gerek kalmaz böylece, ayakta denk gelirsem de iki elimle yanaklarını tutar ve alınlarından öperim. Yine sarılmaya gerek kalmaz.

Hem Akdeniz insanı hem de Ortadoğulu olarak bireysel alanlarımıza hiç dikkat etmiyoruz, çok fazla samimiyiz.
0
John Bloor
(13.04.23)
Durduk yere karşı tarafı kötü hissettirmeyin emin değilseniz. Anladığıma göre sorun yok.
0
EXXE01
(13.04.23)
(15)

Anadili gibi İngilizce bilen/konuşanlar bizim yapmadığımız ne yaptı?

2027
SB
SB
0
2027
(12.04.23)
İngilizce konuşulan ülkede eğitim aldı, uzun süre o ülkede yaşadı, kariyerini o ülkede sürdürdü.
0
salihdt
(12.04.23)
ingilicceckonusan ulkede calismak zorunda kaldi. Hem de surekli konusmasi gereken bi alanda
0
allanpoe
(12.04.23)
Dili kullandılar, sadece öğrenerek anadil yetkinliği kazanmak mümkün değil. Öyle olsa antik filoloji bölümlerinde yıllardır geceli gündüzlü çalışan profesörler sular seller gibi şakırdı. Ancak dili okuyup çözümlemenin ötesinde akıcı konuşabilenini görmedim, belki tek tük örnekleri vardır. Latince buna bir istisna, çünkü dar çevrede de olsa hala yarı hayatta olan bir dil. Dilin yapısal boyutuyla muhataplar, haliyle okuyup, anlama yetenekleri var ancak pratikte günlük hayatta kullanmadıkları için akıcı konuşamıyorlar.

Kitap okuyarak kelime haznenizi geliştirip okuduğunuz şeyi kusursuz anlayabilirsiniz ama eğer ağzınızı açıp dili konuşmuyorsanız cümle kurmak bile zor olur.

Anadili gibi konuşanlar dedikleriniz de zaten küçük yaşlardan beri yurtdışında çalışanlar, sürekli o dilde sohbet edebileceği bir tanıdığı olanlar, uluslararası bir ekiple uzun süre çalışmış olanlar, yurtdışına sürekli seyahatleri olanlar gibi insanlar olsa gerek.

En azından bu saydığım tipte insanların arasında akıcı konuşma kabiliyeti kazanmış olanların oranı hiç gerçek anlamda dili kullanma ihtiyacı olmadan öğrenenlerden daha yoğun.
0
akhenaten
(12.04.23)
oyunlarda yabancılara sövdük hep
0
nolmus yani
(12.04.23)
ing podcast, kitap, filmler orjinal dilinde, ünide para biriktirip ilk fırsatta yurt dışı. futbol kahve kültüründen uzak durup oyunlarda yabancılara laf yetiştirmek
0
abi bi dizi buldum on numara
(12.04.23)
Her gün maruz kaldı sonra da çekinmeden ay aman demeden konuşmaya başladı.Türkçe düşünüp İngilizce'ye çevirmek yerine İngilizce düşünmeye başladı hatta. İzlediği sayısız Dizi,Film ve müzikler sayesinde kültürüne de aşina oldu bu sayede İngiliz dil edebiyatı okumuş arkadaşı ağzı açık bakarken ana dili İngilizce olan kişiler ile eğlenceli ve derin sohbetlere dalabildi.
0
klakie
(12.04.23)
Yabanci bir sevgili yaparsan ona kendini ifade etmek icin yirttigini farkedeceksin o yirtilma seni akiskan yapacak.
Egerki ayni zamanda da o dilin konusuldugu ulkedeysen owww yeah derim.

Test edildi onaylandi
0
Slynmaster
(12.04.23)
bir kere ingilizce konusulmayan bir ulkede yasayip da anadili gibi konusan gormedim. ne kadar iyi olursa olsun dili. ben de yds'yi, toefl'i falan fulluyordum turkiye'de ama anadil gibi konusamiyordum o baska bir seviye. simdi 3 senedir yurtdisindayim yavas yavas o seviyeye geliyorum.

o nedenle ingilizce konusulan ulkelerde dogdu veya buyudu. bu da degilse bu ulkelerde uzun sure yasadi. gerisi hikaye.
0
antikadimag
(12.04.23)
turk olup, yurtdisina 18'den sonra cikip uzun seneler orada kalsa bile "anadili gibi" ingilizce konusabilen kimse yok, unutun bunu.

anadil ile fluent karistiriliyor turkiye'de. anadildeki kivrakligi sonradan ogrendigin bir dilde yakalaman im-kan-siz.

Fluent olmak icin, temel saglamsa yurtdisinda 3-5 sene gecirmek yeterli. Is biraz da yetenek ile alakali, muzik kulagi gibi birsey, allah vergisi. Kimisi 3 senede toparlar, kimisi 10 senede arpa boyu yol alamaz.
0
cooperr
(12.04.23)
Yabancı ülkede yaşamak ve yabancı flört
0
photo85
(12.04.23)
iyi okulda aldi egitimi

ben istanbulda bir okulda okuyordum, resim dersi bile ingilizceydi
okulumuzda bakalorya sistemi vardi, sinavlarimiz yurtdisindan gelir, sonra yurtdisina gider orada puanlanirdi, mecbur ogrendik ingilizceyi

sonra ailesel durumlardan ankaraya tasindik
orada da ozel okula gittim, baya da meshur bir ozel okuldu
ust uste 2 cumle kurunca ingilizce siniftakiler bana saskin saskin bakmislardi

onlarin da cvsinde ingilizcesi iyi yaziyor benim de :)

sonra yine ailesel sebeplerden yabanci uvey baba
onun gorevi sebebi ile dunyayi gezmek
hem evde, hem disarida ingilizce konusmak da eklendi uzerine, iyice duzeldi
simdi de ingilterede yasiyorum zaten
0
Corc
(12.04.23)
Ben tamamen kendim çalışarak ilerlettim, konuşma hariç anadilim gibi diyebilirim, konuşma için de spesifik konularda tikaniyorum, ingilizce konusulan bir yerde bir süre yaşasam o da hallolur sanırım.

Yukarıda sayılanların da hiçbirine sahip değildim/yapmadım. Sonradan bir adının olduğunu öğrendiğim şu şeyi yapiyormusum megersem:
(bkz: deliberate practice)
0
encokbenisevinnolur
(12.04.23)
büyük çoğunluğu kolejde okudu. bir kısmı da erasmus, yurtdışı stajı falan filan derken toparladı. bir kısmının da özel ilgisi veya yeteneği vardı bu işe.
0
semaforo de medianoche
(13.04.23)
kimsenin yazmamasina sasirdim: cocuklugundan itibaren ailesi ingilizce ogretti/konustu. dolayisiyla cift dilli yetistiler.
0
Sour
(13.04.23)
Soruyu eksik sormuşsun yalnız.

Native speaker'ları kastediyorsan onlar çocukluktan beri resmi dili İngilizce olan ülkede doğup büyüyen.

Fluent seviyede olanlar da native olanlar kadar olmasa da çok uzun yıllar veya ömürleri boyunca yurt dışında yaşamış ve işlerini okullarını orada tamamlamış kişiler.
0
Yourcousinmarvinberry
(13.04.23)
(8)

Maaş yatmayınca yasal hakkım nedir?

fakat
"Solcu" bir TV kanalında çalıştım, 31'inde işten çıktım. 1-5 arası yatması gerekiyordur maaşın ama hala yatmadı, konuştum ve gecikecegini söylediler, herhangi bir tarihte vermediler, bir açıklama falan da yok. Bir şey yapabilir miyim? 20 gün sonraya kadar ödeyebilir diyor google, o zaman her şeyin ö
"Solcu" bir TV kanalında çalıştım, 31'inde işten çıktım. 1-5 arası yatması gerekiyordur maaşın ama hala yatmadı, konuştum ve gecikecegini söylediler, herhangi bir tarihte vermediler, bir açıklama falan da yok. Bir şey yapabilir miyim? 20 gün sonraya kadar ödeyebilir diyor google, o zaman her şeyin ödemesi de gecicek demektir, böyle saçmalık olur mu ya.

Aklımda a haber'e gidip rezil etmek var :)

Edit: 12 gün sonra yattı. Yalnız insan kendini ne kadar çaresiz hissediyor, 12 gün öyle bekliyorsun...
0
fakat
(07.04.23)
Git mahkemeye var bro A Haber'den medet umacak kadar düşme.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(07.04.23)
Saçmalık kısmına katılıyorum ama öyleyse işi ahabere falan götürmek daha da dallanıp budaklandirir.

O 20 günü teyit edin Google dışında, ya da çalışma Bakanlığı'nın bir hattı vardı orayı arayıp ayrıntıları ve ne yapabileceğinizi öğrenin.
0
encokbenisevinnolur
(07.04.23)
Pazartesi arabulucuya gideceğim, iş sözleşmem bittiği için buradan başlamam gerekiyormuş, 170 öyle dedi. Maalesef üç kuruş için yapılan şeye bak, bütün ödemeler yalan oldu.
0
🌸fakat
(07.04.23)
Maaş almaya hak kazanılan dönemin (genellikle 1 takvim ayı) bitiminden itibaren 20 gün içerisinde ödeyebilirler. Kanun -çalışan için geç ödeme konusu dahil- bu şekilde belirtiyor (4857 Sayılı İş Kanunu 34. Madde).

Kanunen sorun yok. Ancak A Haber'de kanal ve oranın üzerinden CHP üzerine algı oyunu yaratacak kadar ilgi çekebilirsin. Eline de bir şey geçmez. 20 günün aşılması için ise mücbir sebep gerekiyor.
0
nawar
(07.04.23)
bunu duyduğuma üzüldüm ancak biraz sabretmenizi tavsiye ediyorum.
0
Leonardo~Da~Vinci
(07.04.23)
öncelikle çok haklısın. kimse çalışmasının karşılığını 1 dk bile geç almak istemez. en başta ben kendime ve emeğime duyduğum saygıdan dolayı bunu önemserim. bugünün dünyasında zaten her şey dijital bir ödeme emrine bakıyor anında para gönderiliyor. ödemelerin aksamama ihtimali aksama ihtimalinden daha düşük artık. ben olsam arayıp derhak ödememi yapmalarını aksi halde a habere gidip durumu anlatacağımı söylerim. tutuşup anında yatırırlar. yatırmazlarsa da bu dediğimi yapar rezil ederim onları. zaten kendisine solcu diyen emperyalist uşakları genelde böyle durumlara sebebiyet verirler. lise sonda okurken kendisini über solcu diye tanımlayan bir stkda çalışmıştım sırf paraya ihtiyacım var diye. ve köpek gibi çalışmıştım. söyledikleri paranın yarısını bile vermemişlerdi. ama sorsan emek, hak, eşit ücret bla bla bla sayıklarlar bunlar. hiç sekmez. o günden beri her aklıma geldiğinde küfrü basarım.
0
ezkaza
(07.04.23)
bence ahaber'e gitmekle tehdit et. bu işin solu sağı yok, işveren ve patronu kötüyse bunlar oluyor. ama yok maaşı sonra da alsam olur diyorsan dava edebilirsin. 10 sene sonra parayı verirler.
0
false pretension
(07.04.23)
Edit: 12 gün sonra yattı. Yalnız insan kendini ne kadar çaresiz hissediyor, 12 gün öyle bekliyorsun
0
🌸fakat
(12.04.23)
(15)

Düğünümüze gelmeyecek olan kuzen

jonas
Kardeşim yurtdışında yaşıyor. Önümüzdeki ay orada evlenecek, Temmuz'da da İstanbul'da düğünü olacak. Düğüne davet edilen kuzenim, içimize sinmeyen türde gayet bahane olduğunu düşündüğümüz bir gerekçe sunarak düğüne gelemeyeceğini (gelemeyeceklerini) bildirdi. Kendisi kardeş gözüyle baktığımız, bu hi
Kardeşim yurtdışında yaşıyor. Önümüzdeki ay orada evlenecek, Temmuz'da da İstanbul'da düğünü olacak.

Düğüne davet edilen kuzenim, içimize sinmeyen türde gayet bahane olduğunu düşündüğümüz bir gerekçe sunarak düğüne gelemeyeceğini (gelemeyeceklerini) bildirdi. Kendisi kardeş gözüyle baktığımız, bu hisleri beslediğimiz türde bir kuzendir. Zamanında biz kardeşimle onun nikahına da düğününe de gittik ve iki elimiz kanda da olsa gitmemezlik etmezdik. Bu kategoride gördüğümüz bir insan kendisi yani. Ama onun kardeşimin düğününde olmayacak olması açıkçası şaşırtıcı oldu. Sosyal olmayan, insan ilişkileri hayli zayıf olan kocasından kaynaklı olarak böyle bir durum oluştuğunu düşünüyoruz.

Siz de bahsettiğim kategoride gördüğünüz, konumlandırdığınız bir kuzeninizden bu tür bir durumda içinize sinmeyen bir geri dönüş alsanız ne yapardınız? Ne olursa olsun makul mu karşılarsınız? Yoksa bu durum geleceğe yönelik ilişkilerinizi etkiler mi?
0
jonas
(06.04.23)
Gerçekten de, dediğiniz gibi kocasından kaynaklanıyor olabilir.
Siz sosyal olmayan bir koca görüyorsunuzdur ancak daha derin problemler vardır belki. Dışarıdan bilinmez bazı şeyler.
Eğer öyleyse, onları olduğu gibi kabul ederdim.
0
pro9it9is9
(06.04.23)
@aman üstüme geliyorlar Düğün İstanbul'da, yazmıştım onu en başta. Maddi durumları da yerinde.
0
🌸jonas
(06.04.23)
O kadar değer verdiğim biriyse aşırı kirilirim. Ama samimi şekilde konuşup, gerçek nedeni öğrenmeye de calisabilriim galiba çok değer veriyorsam
0
abuzer
(06.04.23)
Düğün sevmiyordur. Şimdiye kadar 3 düğüne gittim. DÜğün için kırılan biri ile konuşmam. Pek çok nedeni olabilir.
0
Kahvedesu
(06.04.23)
@Kahvedesu Düğün seviyor. Kesin bilgi.
0
🌸jonas
(06.04.23)
Temmuz'daki düğüne katılmamak için bugünden nasıl bir gerekçe gösterilebileceğini ciddi şekilde merak ettim.
0
Mirket
(06.04.23)
Benim de düğünüme bir kuzenim gelmedi. Üstelik geleceğini söylemişti ve maddi durumları gayet yerinde.

Yapacak birşey yok gelmedi diye oturup ağlayacak halim yok. Konuştukça iyiydik ama o günden beri ne ben onu aradım ne o beni. Kendisi bekar, yarın evlenirse bizi davet eder mi meçhul. Küskünlük gibi değil de akrabalar kuzenler birbirinin düğününe cenazesine de gelmeyecekse neden akrabayız ki? Senin senaryoda kendisi beni aramadığı sürece aramazdım, görüşmezdim.
0
Lethe
(06.04.23)
doktora jürisi falan mı var? yani "o gün fenerin maçı var" gibi bir şeyse çok saçma.

ben olsam telefonla arayıp samimi bir şekilde sorardım "bak başka bir şey varsa darılmam gücenmem. ben seni kardeşim bildim. niye gelmiyorsun sebebi nedir?" gibi öğrenmeye çalışırdım.
0
alperz
(06.04.23)
ben düğüne katılamamanın neden bu kadar feci bir şey olduğunu hiç anlamadım. kişi sayısına göre yemek ödemesi yapılsa ve gelmese problem edilmesini anlarım ama önceden belirtiyor işte. altın takmayacak diye mi? bi arkadaşımın düğününe katılmamıştım, görüştüğümüzde altın takmıştım ama yıllarca düğünüme gelmedin diye konuştu ve artık kafayı yiyecektim, görüşmemeyi düşünürken azalarak bitti sonunda. altı üstü düğün işte. benim düğünüme de geleceklerini belirtmelerine rağmen birkaç kişi gelmedi (yukarıda bahsettiğim türden kişi bazlı ödeme de yapılmıştı ve uzun uzun oturma planları ayarlanmıştı) umurumda olmadı açıkçası.
0
deartheodosia
(06.04.23)
@deartheodosia Mesele elbette ki maddiyat (altın) değil, maneviyat. Bir de sizin örnekteki arkadaş örneği ile bizimki farklı şeyler. Kardeş bildiğimiz kuzen, bir "arkadaştan" farklı bir seviye. Üstte @Lethe güzel demiş, en mutlu ve en üzgün günlerimiz olan düğün ve cenaze gibi olaylarda en yakın bildiklerini yanında görebilmeyi istiyor insan. Gayet insani duygular.
0
🌸jonas
(06.04.23)
Ben sebebi neden yazmadiginizi merak ettim.

Bu yüzden küsülür ya da mesafe konur mu? Bence önceki ilişkinize bağlı. Bu olana kadarki ilişki samimi ve sağlamsa sadece bunun çok etkilememesi lazım. Değilse de gevşer.

Sebebi neden yazmadiginizi da şu yüzden sordum. Birkaç yıl önce pandemi zamanları kuzenimin düğününe gitmedim. Çünkü kendi işimi yapıyorum ve covid kapatsam iki hafta çalışmamak ve bir sürü maddi zarar demek benim için riskliydi. Onlar da inatla düğünü ertelemediler. Onlara da bunu söyledim. Düğünden önce ne kadar faaliyet varsa hepsinde oradaydım. Ama işte "bahane etti gelmedi" oldu. Çok sıkı fıkı da değildik de kötü demezdim sorsanız. Ama bana sorarsanız onlar bunu "bahane" edip birdenbire kestiler iletişimlerini.

Özetle sizin bahane olarak değerlendirdiğiniz şey o kişi için öyle olmayabilir. Onu da buraya yazmadginiz için buradaki cevaplar benimki de dahil işinize muhtemelen yaramayacak. Yine de eğer güzel bir ilişkiniz varsa sırf bu yüzden bozmayın derim ben yine de.
0
encokbenisevinnolur
(06.04.23)
Sebebini yazmadan nasıl isabetli bir cevap verebiliriz ki burada? Size göre bahane gibi ama belki bir çok insana göre geçerli bir bahanedir. O yüzden sebebini bilmeden kuzeninizi burada linçlemek bence yanlış olur.
0
roket adam
(06.04.23)
@roket adam Aslında duyurunun sonunda ben şunu sormuştum, temel merak noktam da tamamen bu:

"Siz de bahsettiğim kategoride gördüğünüz, konumlandırdığınız bir kuzeninizden bu tür bir durumda içinize sinmeyen bir geri dönüş alsanız ne yapardınız? Ne olursa olsun makul mu karşılarsınız? Yoksa bu durum geleceğe yönelik ilişkilerinizi etkiler mi?"

Yani kardeşimle beraber bahane olarak gördüğümüz gerekçeyi burada tartışmaya açma gereği görmüyorum çünkü bizim açımızdan durum net. Burada esas konu o değil. Ben şayet siz de kardeş gibi gördüğünüz bir kuzeninizden düğün davetinize "kendinizce içinize sinmeyen türde bir geri dönüş alsanız" sonrasında o kişiye karşı tavrınız ne şekilde olurdu kısmındayım tamamen. Soru gelin kuzenimi linçleyin sorusu değil yani, eğer siz böyle hissederseniz o kuzeninizle ilişkiniz nasıl devam eder sorusu.
0
🌸jonas
(06.04.23)
Kardeşim gibi gördüğüm bir tek kardeşim var o nedenle onu düşündüm ama onu da kardeşim olduğu için makul karşılardım o nedenle soru kilit benim için :) Sizin onu gördüğünüz kadar o sizi yakın görmüyor olabilir, yapacak bir şey yok. Ya da başka bir neden vardır ama onu söyleyememiştir size, ki aynı kapıya çıkıyor. Ben ne yapardım diye soruyorsanız benim için önemli olmazdı çünkü zaten ilgisiz biriyim.
0
peki madem
(07.04.23)
Düğünlere sizin yüklediğiniz kadar anlam yüklemiyordur. Herkesin sizinle her şeye aynı yönden bakmasını, aynı tepkiyi vermesini beklemek adil değil. Bir de yurtdışı diyorsunuz, işini iznini ayarlayamıyor olabilir. Ayarlamak istemiyor da olabilir. Yakın arkadaşım birleştirilebilecek bir bayram tatilinin ortasında düğün yapmıştı. İzin günü olmayan ben, yaz sıcağında tatil yerine Konya’ya gitmek zorunda kalmıştım ve o yaz tatile gidememiştim. Hala iyi anmam:)
0
boyalı kuş
(08.04.23)
(12)

Ev kiraları ne olacak böyle?

bradshaw
Evet kimse hiçbir şey için net bir şey söyleyemiyor. Ama çevrede veya takip ettiğiniz uzmanlarda bu konuda fikir beyan eden var mı? Yani seçim sonrası dolar, altın fırlayacak gibi şeyler konuşuyoruz hepimiz ama hepsi muhabbet içinde kişisel tahminlerimiz. Dolar fırlarsa evler zaten daha da coşacak.
Evet kimse hiçbir şey için net bir şey söyleyemiyor. Ama çevrede veya takip ettiğiniz uzmanlarda bu konuda fikir beyan eden var mı?
Yani seçim sonrası dolar, altın fırlayacak gibi şeyler konuşuyoruz hepimiz ama hepsi muhabbet içinde kişisel tahminlerimiz. Dolar fırlarsa evler zaten daha da coşacak. Ama bir ekonomist yorumu almak istiyorum. Ona göre taşınayım mı, taşınmayayım mı bir görmek istiyorum. :( var mı önerdiğiniz bu konuda fikir alabileceğim bir uzman?
0
bradshaw
(06.04.23)
Enflasyon ile aynı oranda kiralar (ve diğer herşey) artmaya devam edecek. Yani %100 civarı.

Mutlaka taşınmanız gerekiyorsa hemen taşının. Mecbur değilseniz mümkün olduğu kadar uzun süre taşınmayın ve mümkünse para biriktirin.
0
alfired
(06.04.23)
aynı şeyi merak ediyorum bende, aralık ayına kadar taşınmam lazım, şu an 20k kira vermeye hazırım ama seneye 40 mı vereceğim? bu gerçekten nasıl olacak? şehir istanbul.

orta noktada anlaşabileceğim bir ev sahibi bulmam lazım ama bilmiyorum nasıl olacak.
0
benaslinda
(06.04.23)
artacak bence
0
elifkircil
(06.04.23)
Hangi aydi hatırlamıyorum galiba temmuz, kira artışı sınırına dair kararnamenin biteceğini duyurmuştu ilgili bakan.

Bence iş İstanbul'un fiilen olmasa da dolaylı yoldan Hong Kong'lasmasi ile sonuçlanacak. Pasaport olayı olmaz belki ama gelir düzeyi bir çeşit pasaport işlevi görür hale gelecek gibi geliyor.
0
encokbenisevinnolur
(06.04.23)
Valla kiraya çıkacaksan olabilecen en kısa zamanda çıkman ve şu anki fiyatlardan faydalanman en mantıklısı.
0
roket adam
(06.04.23)
Birileri istenen kiraları ödeyebildikçe, yükselmeye devam edecek maalesef.

Çok değil 4-5 sene öncesine kadar sıfır, kullanılmamış, kiracı ve alıcı arayan daire doluydu piyasa. Bir kaç gün daireleri gezer arasından karar verirdi insanlar. Şimdi görmeye bile gitmeden telefonda kapora atıyorlar "aman elimizden kaçırmayalım" diye.

2018 - 2019 yılında patlayan inşaat krizi ve batan müteahhitler ile birlikte daire üretimi çok çok azaldı, İstanbul'da arsa zaten kısıtlı.

2-3 sene kadar inşaatlar neredeyse durdu, batan kaçan intihar eden müteahhitler oldu.

O sırada da döviz arttı, tl değersizleşti, ev maliyetleri müthiş arttı. Yani İnşaat/müteahhit krizi bitmiş olsa bile maliyetler çok yükseldi.

O yıllarda bu inşaat krizinin 3-5 sene sonra büyük bir probleme dönüşeceğini, oturmak için ev bulmakta çok zorlanılacağını, uzun uzun yazdığım duyurular vardı. Onları bulmam lazım aslında, neler yazıldığını tam hatırlamıyorum.

Ben o zamanlar; hesap yapar ve örnekler verirken insanların sürekli evlenmeye devam ettiğini, kıyılan nikah sayılarını, yeni evlenen çiftlerin ailesiyle oturmadığını ve her nikahta yeni bir daireye ihtiyaç olduğunu yazmıştım.

Üstüne bir de göçmen krizi yaşanınca talep iyice patladı, sonumuz iyi olur inşaallah.
0
John Bloor
(06.04.23)
artacak ama gelirin de artacak. tl değersizleşecek. şimdi 20 veriyorsan, seneye 40 verirsin. enflasyon %100 ise, maaşına da yakın bir zam alırsın. çok dert etmeyin. piyasada her zaman taşlar yerine oturur.
0
gabe h coud
(06.04.23)
Tebernüş Kireççi bu konuda güzel yorumlar yapıyor. Yıllarca da uyardı ev alınması konusunda, ABD ile Türkiye'yi kıyaslayıp ev fiyatlarının düşeceğini iddia eden ekonomistleri de oldukça eleştirdi. Bundan sonrası kişisel fikirlerimdir:

Konut ya da kira fiyatlarında TL bazında düşüş görmek imkansıza yakın. Şu anda tersini iddia eden kim var ki?
- Sadece evlenme değil, boşanma sayıları da çok arttı. Konut ihtiyacı çok fazla.

- Deprem vb. felaketlerden ötürü göç fazla. Ayrıca Afgan, Suriyeli vb. konu malum.

- %25 olayı Temmuz ayında bitecek, sonra TÜFE'ye geri dönülecek. Yeterince zam yapamadığını düşünen ev sahipleri haliyle TÜFE'den yüksek zamlar talep edecek.

- Yeni konut arzı çok az, büyükşehirlerde arsa yok. 2015 civarında Kurtköy'de ikamet ederken herkes "orası da İstabul'mu" gözüyle küçümser şekilde bakıyordu, birsürü site ardı ardına bitmiş ve yüzlerce konut boştu. Şimdi orayı ve fiyatları bir görün.

- Konut ve arsa maliyetleri artmaya devam ettikçe, yeni konutlar daha yüksek fiyatlara satılıyor, bu da dolaylı olarak etrafındaki nispeten eski konutların fiyatını artırıyor. Kısır bir döngü.

- TL değersizleştikçe kiralar da artmak zorunda haliyle. Umarım yeni dönemde enflasyon ve fiyat istikrarsızlığı konusu çözümlenir de artışlar eskisi gibi makul bir seviyede kalır. İlginç bir örnek vereyim, 20-25 yıl önce çekilmiş bir dizide Caddebostan'da evlerin $500.000'den başladığını çok pahalı olduğunu birisi söylüyordu. Bugün baktığınızda muhtemelen o fiyatlar halen geçerlidir.

Yani kısaca konut ve kira fiyatlarının düşmesi için herhangi bir neden yok. Fiyatlar balon!!!11 diye kendimizi kandırmayalım yıllardır aynı hikaye.
0
Lethe
(06.04.23)
Göçmen krizi Suri, Afgan, İranlı, Rus, Ukraynalı, doğudan sürekli olan bir diğer iş göçü. İnşaat firmalarının yüksek kâr marjlarından vazgeçmek istememeleri.
0
jackyr
(06.04.23)
@gabe h coud; keske maas zamlari da enflasyon ve zamlar kadar artsa ama maalesef zamlar oyle olmuyor. :( sacmasapan zamlar yapildigi icin aslinda ayni seviyede ev kiralamak mumkun olmuyor. Cogu sirket boyle.
0
🌸bradshaw
(06.04.23)
@john bloor

Geçen birşey ararken okumuştum da o duyurulardan birini helal olsun demiştim. Sonra da ekran görüntüsü almıştım. Tekrar bulamadım aynı duyuruyu fotoğraf yükleme işine de üşendim ama copy paste ile aşağı kopyalıyorum cevabını :)

Demiri, betonu, kalfa ücretini ve projei gikaracak kadar paraniz varsa baslamak için idealdir.
bu yüzden önüne gelen müteahhitlik yapabiliyor, yapilsin da zaten sikinti yok. Nasilsa beceremeyen silinip gidiyor piyasadan.
Yanli zmaliyetler ve kar marjlari dediginiz gibi hiç bir zaman olamiyor.
Mesela metrekaresi 1000 TL diyor herkes, bu sabah birine attigim mesaji yapistiriyorum, ayni konu;
"m2 1000 TL iken demirin tonu 1400 TL idi, bugün 3150 TL.
gimento 11 liraydi, 15 oldu. beton 110 +kdv idi 165 +kdv olmus.
Parkesi, mutfagi, kapisi, penceresi her sey ok artti."
Yeni oyle masa basinda bütçe ve maliyet hesaplamayla olmuyor maalesef.
Kagit üzerindeki maliyetlerin haricinde görülmeyen ama kalem kalem büyüyen çok fazla angarya var.
100 maliyet 100 de arsa pay, 100 de kar koy 300'e sat. Maalesef yok öyle bir dünya, çünkü piyasada ok fazla müteahhit ve ok fazla daire arzi var. Parasi olmadigi için isi yürütemeyen ve devam ettiremeyen çok adam var.
Bu yüzden birak 100 bin kari, her binada en az 2 daireyi maliyetine satip is yapmaya çalisan ok hesapsiz var. Bu yüzden 200 bine mal olan daireyi 300'e noral sartlarda satamazsinIz.
Çünkü bir diger müteahhit "gel kardesim bende 250 bin" kesin diyecektir, çünkü müteahitlerin hemen hemen hepsinin her zaman acil paraya ihtiyaci vardir. Tok müteahhit ok zordur, bazen dare arzi azalip da taleplerin gogaldigi zamanlar oluyor nadir de olsa (su an ki emlak krizinden 1-2 sene sonra olacak gibi) o zaman da her gün dare fiyati artar ama ekstrem bir durum.
Zaten o durumda herkes "Ian bu iste ok para var" diyip müteahhitlige soyunuyor ve sektörün içine ediyor.
Emlakciya verilen komisyonlari kimse maliyet hesbaina katmiyor mesela, yer degerliyse arsa sahibine
verilen ekstra paralari уа da.
Bir ornek vereyim;
Son yaptigim 8 daireyi metrekare üzerinden bakanligin verdigi birimle hesaplarsan 430 bin TL maliyet gikiyor kagit üstünde (ruhsatta yazan da bu)
Ama benim maliyetim 600 bini geçti, 650 bini bulmasin diye dua ediyorum. Bina biteli 1 seneyi geçti neredeyse ama hala para harcaniyor, daha iskan harc hesaplanmadi düsun.
John Bloori (31.05.18 15:11:12)
0
okumakserbestbegenmeksart
(06.04.23)
Kiracısı olan evlerde kiralar enflasyon oranının çok altında kaldı. Kiracısız evler ise gerçeği yansıtmayan enflasyon oranları ve %25 gibi müdahaleleri baltalayacağı alım gücünü ön görerek yüksekten kiralanıyor. Devletin müdahale etmeyeceği, yıllık enflasyonun tek hane olmasa da %10-15 arasına düştüğü, sığınmacı ve para karşılığı vatandaşlık olaylarının bittiği durumda ev kiraları yaşanabilir fiyatlara gelecek.

Çünkü bina yapmak için paraya ihtiyacın var. Eskiden erken satış yapıp elde ettiğin parayla giderleri karşılıyordun. Şimdi erken satış yaptığın durumda, binalar 1,5-2 sene içinde bitince (çok katlı binalı siteler için daha uzun süre) ilk sattığın daireden gelen parayla hammadde de alamıyorsun, bittiğinde sattığın fiyatın yanına bile yaklaşamıyorsun. Bir de demirin ve çimentonun maliyeti bunlara bağlı olarak o kadar arttı ki elindeki demiri binaya kullanmak yerine stokta tutup satma yolunu seçip daha çok para kazananlar oldu. İşte bu gibi olaylar geçince konut stoku da artacak.

Daha önemlisi ise İstanbul'dan diğer şehirlere göç dalgası - tersine göç yaratmak. Diğer şehirlerde yaratılacak olan iş imkanları, hayvancılık ve tarımın tekrar değer görmesi, Doğu'daki ve Güney'deki büyük şehirlerle başlayarak yeni fabrikalar vs. kurulması İstanbul başta olmak üzere büyük şehirde talebi de azaltacağı için konut fiyatlarındaki artış normal seviyeye düşer.

Şu halde bina fiyatlarına oranla da enflasyona oranla da kiralar bu kadar düşükken, fiyatlar düşmez. Bu arada sayı olarak kiralar çok yüksek ama ne bileyim kaşar, kıyma, su, doğalgaz vs. fiyatları ile oranlayınca artmadığını görüyoruz. Bilerek ve isteyerek hepimizi fakirleştirdiler.
0
nawar
(07.04.23)
(5)

Eş- aile arası kalmak.

drako
Eşim ailemin herhangi bir durumda kendisine değil de bana sorulmasından dolayı şikayetçi. Bu durum evliliğin başından beri var ancak idare ediyoruz sanıyordum.Ancak dün kendisinin doğum günüydü ve babam kutlamayı unuttu.Ben de anneme neden kutlamadığını sorduğumda babama söylediğini ama unuttuğunu s
Eşim ailemin herhangi bir durumda kendisine değil de bana sorulmasından dolayı şikayetçi. Bu durum evliliğin başından beri var ancak idare ediyoruz sanıyordum.

Ancak dün kendisinin doğum günüydü ve babam kutlamayı unuttu.Ben de anneme neden kutlamadığını sorduğumda babama söylediğini ama unuttuğunu söyledi. Ben de en azından mesaj atsaydı dedim ve sabah eşime doğum günü için mesaj atmış.( Yoğun çalıştığından unuttuğunu söyledi vs.). Eşim bu durumdan rahatsız oldu. Hak da veriyorum. Zira babam herkesin doğum gününü kutladı (ablam,eşi vs) ancak eşiminkini unuttu. Onun da kasıtlı yaptığını düşünmüyorum. Eşim de düşünmüyor kasıtlı olduğunu ama değer verilmediğine inanıyor.

Bugün son olayda ise yiyecek bir şeyde annem bana nasıl olmuş beğendiniz mi şeklinde mesaj atmış, eşim de bu mesajı görünce neden hep sana mesaj atıyorlar beni hep pas geçiyorlar. whatsapp grubundan da yazabilirdi annen vs. diyerek ufak bir tartışma yaşadık.

Bu durumda eşime hak veriyorum. Aileme durumu anlatsam bunu eşim istemiyor. Arada kaldım açıkçası. Teşekkürler okuyup fikir vereceklere.
0
drako
(06.04.23)
Ailenle eşin bence iyi tanışmıyorlar ve birbirlerine yaklaşmak için emek vermiyorlar, çabalamıyorlar. Eşin ailene yakınlaşmak için neler yaptı bilmiyorum ama annenin tavrı ve babanın unutmuş olması cidden biraz önemsizlik hissettiriyor, kasıt yoksa.

İş ailene düşüyor, yani eşin yeterince çabalıyor, ailenle iletişim kuruyor ama ailen onunla iletişim kurmuyorsa demek istiyorum. Ailen bunu yapmazsa veya hep bu minvalde giderse eşin gerilir, normaldir. Yapılacak en son şey de eşinin annenle açıkça dan diye konuşması olabilir diye düşünüyorum. "Benimle konuşmayı tercih etmeyişinizin bir sebebi varsa öğrenmek isterim, özellikle de size karşı bir edepsizliğimin olduğunu düşünüyorsanız lütfen bunu dile getirin ki doğruysa kendime çeki düzen vereyim yanlışsa da kendimi size ifade edeyim ve anlaşalım" gibisnden konuşması. Ama en son. Çünkü bu konuşma kavgaya da gidebilir kucaklaşmaya da.

Tarafların ikisi de yeterince çabaladı mı o önemli. Bazen aileler kendilerini geri çekerler, otorite kurmak için. Eğer öyleyse yanlış yapıyorlar bence.
0
muhayyer divan
(06.04.23)
Ailenize durumu anlatmak değil de, mesela ziyarete gittiğinizde birlikteyken "aa geçen salı eşimin dogumgunuydu biz de şöyle bir kutlama yaptık" şeklinde bir sohbet açın.

Onun dışında @muhayyer divan+1
0
encokbenisevinnolur
(06.04.23)
esinizin oncelikle kendi degersizlik semasi/degersizlik inanci uzerine calismasi, once kendine bakip sonra disariya bakmasi daha mantikli sanki. Aileniz objektif olarak bir saygisizlik yapmiyorsa, gorduklerinde/bir araya geldiginizde garip davranislar sergilemiyorsa, kasitli olarak onu yok saymiyorsa, bu sorun ailenizle degil esinizin ozdeger inanciyla ilgili. bu, kendi kendimizi degersiz gorup, baskalarina 'ben degisemiyorum, yarami iyilestiremiyorum, sen degis ki ben kendimi degerli hissedeyim' demek, ki surdurulebilir degil, bu tur ihtiyaclarin disardan tamamen tatmin edilmesi cok zor, sonu gelmiyor cunku 'yara' asli yarali tarafindan gorulmuyor ve onarilmiyor, sadece gecici onlemler alinmis oluyor.

ozellikle ikinci olayda, benim hic umrumda olmazdi sanirim, biz bir aileyiz, ha bana atmis ha sana, hic de 'bana deger vermiyorlar, onun icin mesaj atmiyorlar' gibi bir yerden yaklasmazdim. herkes farkli farkli. herkesin yarasi baska. ama belki ailenizin baska bir davranisi benim baska bir yarami tetiklerdi. yine donup, bu muamele objektif olarak saygisizlik mi yoksa ben mi yarama bastigi icin uzerime aliniyorum diye sorardim.
0
kassiopeia
(06.04.23)
Kabul ihtiyacı var. Sevginizi ifade etmeyi deneyin ailecek
0
hasmetizm 2046
(06.04.23)
Beraberken bir sıkıntı yok. Aslında hafta bir gün mutlaka annemlere de uğruyoruz. Orada da hiçbir problem yok eşimden de bir soğukluk sezmiyorum gayet mutlu gibi. Şundan rahatsız oldum demiyor eve döndüğümüzde. Ama özellikle ailemin bir şey olduğunda kendisini aramasını istiyor, ona sorulsun istiyor. Aileme durumu anlattığımda öncesinde eşimin çalıştığından bazen telefonları açamadığını ve bu sebeple beni aradıklarını söylediler. Nitekim doğru kendisi de açamadığını söylemişti.

@muhayyer;

eşim ve ailesi bize göre alınganlar. o yüzden benim başta hatam aileme karşı dikkatli olmalarını telkin etmek oldu sanırım. onlar da dikkatli adımlar atmaya çalışıyorlar, arada problem olmasın diye. ama bu sefer de bu sıkıntılar ortaya çıktı.
0
🌸drako
(06.04.23)
(9)

Bir psikolog hakkında

hlot
Bir kurumun ucretsiz psikologuna gidiyorum. Ben 1 dakikayi bile kacirmak istemezken psikolog genellikle erken cikarmaya calisiyor gibi geliyor. 5-10 dk erken cikariyor ya da 5-10 dk gec basliyip bitis suresini ona gore uzatmiyor. Gecen gun 5-10 dk gec baslamak zorunda kaldik, benden onceki uzadigi i
Bir kurumun ucretsiz psikologuna gidiyorum. Ben 1 dakikayi bile kacirmak istemezken psikolog genellikle erken cikarmaya calisiyor gibi geliyor. 5-10 dk erken cikariyor ya da 5-10 dk gec basliyip bitis suresini ona gore uzatmiyor. Gecen gun 5-10 dk gec baslamak zorunda kaldik, benden onceki uzadigi icin, "evet, yogun bir gun" dedi ozur diler gibi ama sonra bir konuyu bitirince hop cikardi beni, hem de 15-20 dk erken cikardi. Ben de saati kontrol etmemistim, herhalde zamani geldi dedim, cikinca anladim cok erken oldugunu. Cok uyuz oldum 20 dk erken cikarmasina.

Bir keresinde yine erken bitirecekti "suremiz 45 dk degil mi" dedim, saati yanlis hesaplamis gibi yapti, "aa evet tabii" dedi, sonradan ekstra 10 dk daha dertlerimi dinledi. Artik sikayet gelmesin diye mi yapti bilmiyorum. Ertesi hafta 5 dk gec geldi, daha ben bir sey demeden "evet, saatimize bakalim, bu sureyi eklicem, 45 dk surecek" dedi.

Yani boyle konusunca, guleryuzlu olunca da kizamiyorum. Bir de her seyimi anlattigim bir insan, dertlerime cozum bulmaya calisan bir insana "ama 45 dakika degil mi yahu" diye hafiften kizinca aramiz bozulur gibi hissediyorum. Halbuki o da profesyonel bakiyor degil mi meseleye? Oturup da benim dertlerimle dertlenecek hali yok. Bir haftada benim gibi 30-40 kisi goruyordur zaten. Ama iste bu psikolojiden cikamiyorum: sanki beni onemseyen, beni sevdigi icin bana yardim etmeye calisan biriymis gibi geldigi icin ters bir sey dersem aramiz bozulur, bir daha da eskisi gibi yardim alamam diye dusunuyorum.

Ne diyorsunuz bu duruma?

Bir de cok konusuyor. Takir takir konusmasi, sessizlik olmamasi hosuma gidiyor (bazilari dusunelim diye cok bosluk birakiyor) ama bir sey anlatacak, onu 2-3 ornek seklinde uzata uzata soyluyor. Basta tarzi bu herhalde dedim ama acaba usttekiyle birlikte dusununce acaba dedim, dert dinlemekten kafasi sisiyor da o yuzden kendisi bol bol konusmak mi istiyor? Arada ben lafa girmek istedigimi belli etmeme ragmen uzatiyor ve bazen sozunu kesmek durumunda kaliyorum. Bir de yani aylardir gidiyorum buraya, bir seyi anlamam icin bir ornegin yettigini, kapasitemin buna yettigini anlamis olmasi lazim bence.
0
hlot
(06.04.23)
45dk sureniz var diye illa ki o süreyi son saniyesine kadar kullanmali diye bir kosul yok.

Üstelik ücretsizmis de.
0
Yourcousinmarvinberry
(06.04.23)
Verimli geciyorsa olabilir boyle seyler ama yapilan ise de saygisizlik gibi bence. bunu da psikolog kendi icinde degerlendirip basini yastiga rahat koyuyorsa yapacak pek bir sey yok.
0
insanlik icin buyuk bir adim
(06.04.23)
@Yourcousinmarvinberry: ne demek ustelik ucretsiz? Bir yerden maas aliyor sonucta. 45 dakikanin son saniyesine kadar kullanmali, bana 45 dk bile az geliyor.

@insanlik icin buyuk bir adim: bu psikolog fena degil aslinda. İyi geliyor gibi ama ne yapicam, her defasinda "45 dk oldu mu" mu diyecegim?
0
🌸hlot
(06.04.23)
Duygusal bağ kurduğunuz için sıkışıyorsunuz, süreyi verimli kullanması konusunda ona ikazda bulunmak, ciddi ciddi 45 dk'yı doldurmak istiyorum deme hakkınız var çünkü bu süre başkalarına da size de tanımlanmış. Herkese aynı şeyi yapıyorsa açıkça görevi kötüye kullanıyor demektir.

Ayrıca bu kişi epey gençse (ki güven vermedi anlattıklarınıza bakınca) bence hemen bırakın, psikolog denen şahıslar karşılarındaki kişiyi bilgilendirmek zorundadırlar, süreyi doldurmadığında da, danışana olan davranışlarındaki bariz farklılıklar konusunda da... saçmalamış. Çekinmeyin ikaz edin, kendinize güvenin.
0
muhayyer divan
(06.04.23)
Aranız çoktan bozulmuş. Buraya yazdıklarını ona okut bence.
0
gece abisi
(06.04.23)
Orada önemli ve öncelikli olan sizsiniz, o değil. İnsanı durumlar olur geç kalınır vs ama bu sürekli arıyorsa noluyor noldu da boyle oldu demenizde bir acayiplik yok. Endisenizde haksız değilsiniz söylersem verimli yardım alamam demenizde, ancak öyle olursa bu onun yarattığı bir şey olur sizin değil.

Ücretsiz olayına da takılmayın. Ne tür bir kurum bu belirtmemissiniz ama baştan böyle sozlesilmis ve karşılıklı yazılı olmayan bir sözleşme yapılmış demektir. Dolayısıyla "zaten ücretsiz fazla bir şey bekleme oradaki sorunlari dile getirme" türü bir yaklaşım yanlış olur. Sözleşme karşılıklı çünkü.

Doğrudan problemlerinize çözüme kavuşturamasaniz bile kanaatimce böyle durumlarda uğraşmak iyidir. İyi derken oldurucudur kanaatimce. Bir problem değil bunu tekrar tekrar dile getirmeniz tekrarliyorsa. Onu tekrarlayanda problem var. Zaten siz soylediginizde geri adım atmış. Tekrarlarsa da söyleyin.
0
encokbenisevinnolur
(06.04.23)
seans süresinin normali 40 dakika diye biliyorum
bunları ona aktarman gerekiyor, psikoloğunla yaşadığın sorunlar da hayatının bir parçası
başka birine de yönlendirebilir

herkes işini tam yapmak zorunda ama günde 8 saat mesaiye 8 seans koyan bir kurum varsa, bu da insani değil
kendine zaman ayırmaya çalışması normal

son paragrafta aynı şekilde ben daha çok söz almak istiyorum 1 örnek yeterli diyebilirsinn
1 seansı beklentilerin için ayırabilirsin
0
bir soru sorcam
(06.04.23)
Sikayet eeeetttt. kesinlikle cok kotu bir psikolog
0
ala09
(06.04.23)
45-50 dk standart seans süresidir. eğer devamlı geç kalıyor ya da erken bitirmeye çalışıyorsa iş disiplini yok demektir. bir kuruma bağlı çalışıyorsa da danışan kaybetmekten çekinmediği için, kendi terapi merkezi olsa çok dikkat etmek zorunda kalırdı. şikayet edin, hiç hoşlanmıyorum bu tür davranışlardan ben. eksik tartan manavdan ne farkı var dakika çalan psikologun?
0
deartheodosia
(06.04.23)
(5)

Çizim yeteneğimi nasıl geliştirebilirim?

sanemz
Sürekli çizim yapacaksın diyorlar ama yapıyorum hiç ilerleme yok gibi. Hatta kötüye gidiyormuşum gibi.
Sürekli çizim yapacaksın diyorlar ama yapıyorum hiç ilerleme yok gibi. Hatta kötüye gidiyormuşum gibi.
0
sanemz
(05.04.23)
Farklı tarzlardaki kişileri taklit edebilirsiniz. Karakalemden bahsediyorsunuz sanırım, caravaggio ya da barok dönem ressamları makul bir giriş olabilir

Çizimin sırları isminde bir kitap var, onu edinip onun üzerinden ilerleyebilirsiniz.

Seviyeniz hangisine daha uygun gibiyse ondan başlayın.
0
encokbenisevinnolur
(05.04.23)
Perspektif çalışmayı denedin mi?
0
damba
(06.04.23)
Sürekli çizim yapman da bir seyleri ilerletmez. Kendince teknikler gelistirmen gerekir.
0
Yourcousinmarvinberry
(06.04.23)
Buna baya vakit harcamis ve belli bir noktaya gelebilmis biri olarak "Surekli cizim yapmak" konusu dogru diye dusunuyorum. Karmasik karakalem portreler de, basit cop adam da, karikaturler de belli temel sekillerden ve bilek hareketlerinden olusuyor. Sayfalar dolusu basit cizgiler, sekiller, vb. cizerek o temel sekilleri refleks haline getirmis oluyorsunuz. Sonrasinda kafanizda fikri kagida yansitirken her sey daha rahat oluyor. Ancak bu noktada da kompozisyon sorunlari ortaya cikmaya basliyor; perspektif, olcek vb. Bunlari da yine pratikle cozuyorsunuz; yavas yavas nesnelerin boyutlari birbirine orantilaniyor, bakis acisina gore sekiller degisiyor vb.
0
salihdt
(06.04.23)
@damla, çizim güzel olmayınca perspektifte olmuyor. Hoca önce istediğini kağıda en yaklaşık şekilde aktarabilmelisin. İstediğimde kağıttaki arasında uçurum var. Yetenek yok zaten de azimle olsa bari az bi şey.
Mesela enstrümanda epey parça çalabiliyorum. İlerlediğimı ordan anlıyorum. Bunda ilerleme var mı onu bile bilemiyorum.

Edit: bu arada başlıkta anlatım bozukluğu olmuş düzeltemiyorum. Kırsal yerdeyim,
tel pek çekmiyor. Düzelttim şükür
0
🌸sanemz
(06.04.23)
(6)

İşletme olarak satın almadığım bir ürünü satmak problem olur mu?

havadakarada
Yani birinin bize elden verdiği veya bir yerden şahıs olarak satın aldığımız, şirket üzerine faturalı satın almadığımız ürünü satmaktan bahsediyorum. %18 KDV düşemiyorum böyle bir problem var tabii ama bunun haricinde bir problem olur mu yasal olarak vs? Muhasebeye söyledim hiç prob olur vs demedi.
Yani birinin bize elden verdiği veya bir yerden şahıs olarak satın aldığımız, şirket üzerine faturalı satın almadığımız ürünü satmaktan bahsediyorum. %18 KDV düşemiyorum böyle bir problem var tabii ama bunun haricinde bir problem olur mu yasal olarak vs? Muhasebeye söyledim hiç prob olur vs demedi.
0
havadakarada
(03.04.23)
1. Satış fiyatı tümüyle gelir kaydedilir, yani net kar. Büyük ihtimalle satış fiyatının %25ini gelir vergisi olarak ödersiniz.

2. KDV sorun olmaz, aldığınız KDVyi bire bir devlete veriyorsunuz zaten.

3. Stok tutulan bir mal ise ve satışlar dikkati çeken ölçüde olursa, vergi dairesi gel bakalım senin defterlere diyebilir. Faturasız mal alıp satan, büyük ihtimalle naylon fatura kullanıyordur diye düşünürler. Habire denetleme gelebilir.

4. Nakliye masrafları ve belki kurulum masrafları gibi şeyler de net kar yazar, gider gösteremezsiniz. Gelir vergisi ödersiniz.

5. Garantili mal ise, garantisi bozulur ve teknik servislerden yararlanmak problem olabilir.

6. Mal iadesi veya fire çok olursa büyük problem. Defterlerinizde hesaplar çorba olur.

Amaan bana ne derseniz (çoğu kimse gibi) kayıt dışı ekonomiye hoş geldiniz.

Muhasebeciniz ise doğru söylemiş. Onun görevi, sizin beyanınıza göre devlete rapor vermek. Onun açısından sorun yok, sorumluluğu yok. Sorumluluk sizin :)
0
alfired
(03.04.23)
@alfred gelir vergisinin tüm giderler çıktıktan sonra kalan paradan kesildiğini bile bilmiyordum, satış fiyatından kesilir sanıyordum. Yeni şahıs sirketi kurdum ve Trendyol'da mağaza açtım. Demek ki yok yere yüksek fiyat koymuşum ürünler için :) Ben faturalı sattığım için yasal bir problem yok ama yok yere fazla para ödemiş oluyorum anlattığınızı doğru anladıysam. Kayıt dışı ekonomi vergi vermeyen fatura kesmeyen kişiler icin karlı, benim için degil. Teşekkür ederim aydınlanmış oldum.
0
🌸havadakarada
(03.04.23)
Bir iki kere olacaksa bir şey olmaz, çok fazla işlem arasında su kaldırır.

Ama sürekli böyle yapacaksanız, bir gün mutlaka patlar bir yerlerde. Eğer satın alıp satmıyorsanız, üretiyor olmanız lazım. E oda yok, o zaman bu malın girişini sorar maliye.

Ama bir kaç işlemden sıkıntı olmaz, ama tutar büyükse o da sıkıntı olabilir ileride.
0
John Bloor
(03.04.23)
almadığınız ürüne fatura mı keseceksiniz? o zaman naylon fatura olmuş olur.
bunun dışında gider pusulası düzenleyebiliyorsunuz diye biliyorum. benim muhasebecim öyle söylemişti. 2. el ürün aldığım zaman bazen fatura kesmem gerekiyor, o zaman giriş kaydı olsun diye gider pusulası düzenlememi söylemişti. bir de John Bloor'un dediği gibi, izahat verebiliyor olmanız gerekir. siz size gelen ürünlerle bir şey üretiyor da olabilirsiniz, masa girişi olmadı diye masa faturası kesemezsiniz diye bir şey yok mesela, demir profil gelmiştir, sunta gelmiştir. kimse sizi naylon fatura kesiyorsun diyemez hali hazırda profillerden yapıyorsunuzdur. izahat önemli :)
0
vincenzo
(03.04.23)
Eğer sürekliliği olan ya da garanti vb belli bir süre mesuliyet gerektiren bir prosedüre tabi bir ürünse, bildiğim kadarıyla şahıs şirketine ikinci bir faaliyet kodu da ekletebiliyorsunuz dilekçe verip.
0
encokbenisevinnolur
(03.04.23)
@vincenzo naylon fatura bildiğim kadarıyla fatura kesmemek veya sahte fatura gibi durumlarda kullanılır. Bu farklı bir durum. Burada ürüne fatura kesiyoruz sadece faturasız ürün almış oluyoruz. Bunun cezası da okuduğuma göre 1/5 oranında daha düşük ceza.

@johnbloor ürün tanesi 3000 TL ortalama. Elimde 4 tane mal vardı onları faturasız satıyorum sadece. Yeni malları faturalı alacağım.
0
🌸havadakarada
(03.04.23)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.