Giriş
(8)

kız arkadaşa hediye fikri olan varsa

ala09
yakın arkadaşım. ikimiz de zaten sürekli alışveriş yapıyoruz özellikle tekstil ve teknolojik ürün. artık baygınlık geldi :( geçen sene çanta ve bluz almıştım bu sene de twistten falan bi parça+ kolye bileklik gibi bir şey düşünüyorum. ev giyim anlamında çok merakı yok. ama çanta konusunda benim kada
yakın arkadaşım. ikimiz de zaten sürekli alışveriş yapıyoruz özellikle tekstil ve teknolojik ürün. artık baygınlık geldi :( geçen sene çanta ve bluz almıştım bu sene de twistten falan bi parça+ kolye bileklik gibi bir şey düşünüyorum. ev giyim anlamında çok merakı yok. ama çanta konusunda benim kadar ilgili değil

bilemedim belki aklıma gelmeyen bir öneri gelirse ona yönelebilirim. ihtiyaçtan hediye olmaz ok ama hiçbir şeye ihtiyacı olmayan kişiye de zor yane... bütçe 400-500 civarı. balık burcu bayanı:)))
0
ala09
(18.02.22)
Body chain denen zincirlerden olur bileklik kolye yerine
0
freebird5406_2
(18.02.22)
İlgisi var mıdır bilemem ama beraber yapacağınız bir etkinliğe bilet olabilir belki, konserdir, tiyatrodur, resim kursudur falan gibi?
0
peki madem
(18.02.22)
hiçbir şeye ihtiyacı yoksa tema'ya, lösev'e ya da istediğiniz bir vakfa bağışta bulunup onların gönderdiği sertifikayı hediye edebilirsiniz.
0
jepa
(18.02.22)
MSA'da güzel bir workshop ısmarlayabilirsin mutfağa merakı varsa tabi.
0
lüzumsuz adam
(18.02.22)
Biz birbirimize sanat sepet ürünleri almaya başladık bir suluboya çizim aldım, o da bana erenboustan bişi aldı vs.
0
lcha
(18.02.22)
O paraya iyi bir parfüm alınabilir.
0
dissendium
(18.02.22)
Evine odasına dekoratif bir şey olabilir. Mesela şuradan bişeyler alıcam diye kaydetmiştim henüz alamadım.
www.shopier.com
0
Jux
(18.02.22)
kesinlikle etkinlik daha mantıklı, alısverıs yapan bır kadın ıcın kendı zevkının azıcık dısında bır detay bıle kullanmamak ıcın sebep olabılıyor.
konser olur, workshop olur, yemek olur, su grubu maddiyetcı degıldır asla duygular onemlı
0
kurcalamabozarsin
(20.02.22)
(9)

ehliyet sürecini en başından anlatır mısınız?

der meister
merhaba,adım samuel, 27 yaşım. yazın ehliyetimi almak istiyorum. anladığım kadarıyla belli bir kuruma bağlı olarak faaliyet gösteren çok sayıda sürücü kursu var, bunlara gidip teorik/pratik eğitimi alıp sınavları da geçersek alıyoruz ehliyeti ama ben zaten üç beyin hücresiyle faaliyet gösterdiğim iç
merhaba,

adım samuel, 27 yaşım. yazın ehliyetimi almak istiyorum. anladığım kadarıyla belli bir kuruma bağlı olarak faaliyet gösteren çok sayıda sürücü kursu var, bunlara gidip teorik/pratik eğitimi alıp sınavları da geçersek alıyoruz ehliyeti ama ben zaten üç beyin hücresiyle faaliyet gösterdiğim için bu süreci yine de karışık buldum. soruları doğrudan geçip süreci anlatabilirsiniz ama ben soru olarak gitmek istiyorum yine de,

1) şu an b sınıfı ehliyet almak isteyen birinin cebinden çıkacak para toplamda ne kadar? 2022 yazı için düşünürsek?

2) kurs seçimi konusunda dikkat etmem gereken bir şey var mı yoksa hepsi üç aşağı beş yukarı aynı kalitede mi?

3) kurs ne kadar sürüyor? teorik ders olsun, direksiyon dersi olsun vs. toplamda ne kadar vakit geçiriyoruz? program nasıl oluyor? ne bileyim cumartesi-pazar günleri 10-14 arasında iki ay boyunca mı sürer mesela, toplamda ne kadar vakit/emek ayırmak gerekiyor?

4) daha önce babasının arabasını kaçırmamış, direksiyon başına hiç geçmemiş biri SIFIR ekstra destekle, sadece kursta öğrendikleriyle ehliyetini alıp trafiğe çıkabilecek yeterliliğe ulaşır mı? "ulaşamayacak olsa niye ehliyet versinler ulan" diyebilirsiniz ama ne bileyim burası türkiye sonuçta, boş yolda 20 metre sürdürüp dönerken sinyal verdim diye "ooo iyisin karşim :))" deyip vermesinler ehliyeti hehe sonra ölürüz filan neme lazım.

5) dediğim gibi daha önce araç kullanmışlığım yok fakat 10 yılı aşkın süredir logitech driving force gt ile bilfiil tır şoförlüğü yapmaktayım. debriyaj olmadığı için vites değiştirme eylemi sadece kolu ileri-geri ittirmekten ibaret tabii, yani oyunda tır sürdüm diye gerçek hayatta ralli pilotu olmayı beklemiyorum ama sizce bunun ufak da olsa faydasını görme şansım olur mu koordinasyon ve motor becerileri açısından, hani hayatında araba görmemiş birine kıyasla azıcık daha rahat hisseder miyim direksiyonda?

***

kısacası elinde bu işe ayırabileceği para olan birini ne bekliyor, bunun belli dönemleri mi var yoksa kafama göre gidip kayıt olabilir miyim vs. genel olarak bu süreci merak ediyorum. teşekkür ederim.
0
der meister
(18.02.22)
Ben ehliyeti alalı 10+ yıl oluyor, o yüzden sadece 3 ve 4'e cevap vereceğim.

3- Teorik derslere kimse gitmiyor. Kitaba 1-2 saat bakıyorsun geçiyorsun. Direksiyon dersi opsiyonel. Öğrenmek istiyorsan gidiyorsun, süresi de yine sana bağlı.

4- Eskiden her başvurana veriyorlardı ehliyeti, artık sınav zorlaşmış. Dolayısıyla ehliyet alıyorsan biraz daha iyi durumdasındır. Yine de bi 2-3 ay bilen biriyle trafiğe çıkmak lazım diye düşünüyorum. Araba kullanmayı bilmek başka şey, trafiğe alışmak başka.
0
plutongezegendegilmi
(18.02.22)
1. kurs ücreti + sınav ücretleri + ehliyet harcı. Ehliyet harcını, sınavları geçtikten sonra bir sene içinde yatırıp ehliyetini alabilirsin, acil değil. Herhangi bir kursa gidip "ehliyet elime geçene kadar cebimden ne kadar çıkacak" diye sorarsan tane tane anlatır zaten.

2. Direksiyon derslerinin sayısı ve süresi ne? 40 dk mı, 60 dk mı? Birer birer yapılabiliyor mu? Mesela toplamda 8 saattir, ama 2şer saatten 4 defa gidiyorsundur, bu kötü. Çünkü önemli olan 8 farklı günde gidip ders almak, o yetenekleri canlı tutmak. Bir de ard arda olunca hoca 2 saatlik dersi erken bitirmeye çalışabilir. Bir de direksiyon dersi senin saatlerine göre ayarlanabilecek mi, bir işin çıkarsa önceden haber vermek şartıyla başka bir güne aktarılabiliyor mu, bunları da sorabilirsin.

3. teorik derse kimse gitmiyor, direksiyon dersi yukarıda anlattığım gibi.

4. artık sınavlar zor ama yine de trafikte insanın sonradan öğrendiği birçok şey oluyor.

5. zannetmiyorum
0
vatanperver
(18.02.22)
1. Ehliyet işi pahalı hacı. Ben sadece kursa 1700 ödedim geçen sene. E sınav 100 TL'ydi. 3.'de geçtim direksiyon sınavını. Her sınav için sınav ücreti ve bir özel ders ücreti ödüyorsun. Sertifikamı aldım ama onu ehliyete dönüştürmedim acil ihtiyaç olmadığı için. O da şu an 1500 lira kabaca. Kısaca zamlarla beraber cebinden 3500 4000 arası para çıkar.

2. Kursun ilgili olması önemli. Bizim eski komşumuzdu. İlgi gösterdi her aşamada.

3. Teorik ders 5 gün. Akşam online olmuştu. O dersler kolay.

4. Buna güldüm. Komisyon üyeleri sınavdan para alıyor. Bu yüzden F1 pilotu olsan da bırakabilirler. Kardeş bura Türkiye ne bekliyon.

5. Benim ilk dersim kötüydü. Daha önce hiç kullanmamıştım. İkinci gün çağ atlamıştım. Debriyaj mantığını anlarsan kolay.
0
dissendium
(18.02.22)
ben de aynı şekilde sıfır olarak, 26 yaşımda bu sene aldım ehliyetimi. biraz yardımcı olayım. ilk kurstan önce araba kaldırmayı öğreneyim diye bir arkadaşın arabayla yarım saat kullandım öyle, çok bir katkısı olmadı ama varsa böyle bir imkan iyi olur. sorulara gelecek olursak;

1- bir arkadaş vasıtasıyla kursla epey ucuz fiyata anlaştım, 1100 tl verdim. sınavları tek seferde verirsen (yazılıyı verirsin) bu yaz için yaklaşık 2000-2500 civarı bir para sadece kurs + sınavlaraa gider. ayrıca kazandıktan sonra da bir harç ödemesi yapılıyor yaklaşık 1500 lira. 4000'e yakın diyebiliriz yani, ama 0 biri için ilk seferde geçmek zor. ben de, kardeşim de, kuzenim de aynı durumdaydık hiçbirimiz ilk seferde geçemedik direksiyon sınavını.

2- bence aynılar ama tabi biraz araştırma yapmak iyidir. dersleri çok sallayan, vermemeye/eksik vermeye çalışan kurslar oluyor.

3- teorikleri boşver hocam, uygulamalar var teorik sınav çıkmış sorular şeklinde. sadece 1 - 2 saat civarı bakarak rahat geçmiştim. direksiyon dersleri ise kurstan kursa değişebiliyor, anlaşacağınız paraya göre kimi 12 saat, kimi 14, kimi 16. alabileceğiniz kadar fazla saat alın bence, kalınca tekrar dersleri çok pahalı. yapabildiğiniz kadar pratik yapın. dersler genelde 2'şer saatlik belirleniyor, haftaiçi gündüzler boş. akşam ve haftasonuna çok talep oluyor. erken konuşup programı belirlemek gerek. toplam 6-7 sefer gidersiniz yani derslere.

4- sınavlar artık öyle düz yolda sürünce geçtin şeklinde olmuyor. l parkı, paralel parkı, ani freni, yokuş kalkışı gibi direkt yapılan uygulamalar var. youtube'da sürücü kurslarının videolarında görebilirsiniz. sinyal çok mühim, unuttuğun an çek sağa diyorlar, çok moral çökertici bir şey o cümle. :) ha tüm bu zorluklara rağmen ehliyeti aldım trafiğe çıkabilir miyim diye sorduğumda ben çıkamam dedim. ehliyeti alalı 2 ay oluyor ama daha hiç çıkmadım. çekiniyorum da açıkçası. aracım yok, bence en ideal öğrenme şekli bir araç bulup/alıp geceleri yollar boşken yakın çevrede arabayla turlaya turlaya alışmak-ısınmak. sonrasında da hafif hafif normal vakitlerde trafiğe çıkmak. 2 arkadaşım da bu şekilde denedi ve gayet iyi durumdalar şu an, şehirlerarası gidip geliyorlar.

5- oyunla ilgili hiçbir fikrim yok ama şöyle söyleyeyim, benim kursum dersimin ilk 2 saatini bu tarz bir konsolda simülasyon olarak vermişti. keyifli gelmişti ama faydası oldu mu emin değilim. tabi yıllarca oynamış olmak başka bir şey. faydası olur bence az da olsa.
0
furry burns
(18.02.22)
Sertifikayı aldıktan sonra ehliyeti almak için 2 yıl süreniz var aksi takdirde hakkınız yanar tüm süreci baştan alırsınız.
0
zoque
(18.02.22)
ben de aynen boyleydim ehliyete yazildigimda. ilk kursum sinifi surekli erteledi ben de baska bir sahtekar kursa yazildim. onlar da surekli oyaladi ama allem edip kallem edip aldim sonunda. fiyat konusunda pazarliga aciklar. yeni ehliyet alan bir tanidik varsa o faydali olabilir indirim konusunda "bak birini getirdim" babinda...

teorik ders ne kadar suruyordu hatirlamiyorum ama kursa teorik dersler icin hic gitmedim. giden de gormedim. bir kere simulasyonda araba surdum, bir de pratik dersler icin gittim.

dersleri yaptigimiz yer tirlarin gectigi bir yoldu ve dolayisiyla cok saglikli degildi. daha direksiyon, pedal hakimiyetim yokken aynalara bakmaya calistigim icin hep urkek sekilde surdum. (yani ok yolda da oyle olacak ama once bi hareketleri otomatige alayimdi di mi) zaten hocam surekli pedala abandi o acidan geri kaldim. direksiyon sinavinda 4 kisiydik sadece ben gectim. bence sordugu teorik sorular sayesinde oldu biraz. ona bile sevinemedim cunku diger kalanlar hep arkadasimdi...

yazili sinav darbe gununde oldugu icin 2 ay ertelendi, kursun da ertelmesi derken 1 yil rahat surdu kursum. yani sinavlar boyle ertelenebiliyor. kurs kafasina gore de erteleyebiliyor.

ben basili karti alamadan yurtdisina yerlestim. sansima burda da hicbir ise yaramiyor, hani yurtdisina yerlesme gibi bi fikrin varsa, aklinda olsun. ulke Yunanistan, burda sadece turist olarak o ehliyeti kullanabiliyorsun, yasiyorsan buranin ehliyetini alman gerekiyor. donusturme yok. diger bazi ulkeler de ayni... TR'ye ilk ziyaretimde aldim ehliyeti elime ama bir kere bile Turk ehliyetini kullanmis degilim. keske hic almasaydim cunku bana stresten baska hicbir faydasi olmadi Turk ehliyetinin...
0
supergirl
(18.02.22)
Bosver b sinifini. Nasil olsa bu neslin arabasi olmayacak. Tir ya da otobus ehliyeti al. Maas garantin olur.
0
halk
(19.02.22)
Kurs ücretleri 2500den başlayıp 5binlere kadar gidiyor. Tabii bu şu anki durum,2022 yazında ülkemizde o ücretler kalmaz gibi. Teori sınavı 160 sanırım,direksiyon sınavı da. Olur da kalırsanız her sınav için 500 daha ödüyorsunuz. Ehliyet çıkartmak için de 1500 ödüyorsunuz. Bunlar da her an değişebilir.

Manuel ya da otomatik diye ikiye ayrılıyor ehliyet. Başvururken iyi karar verin,sonra değiştiremiyorsunuz. Teori derslerinde genelde devamsızlık sorun olmaz derler ama benim kursa dil dökmem gerekmişti. Yani onu da baştan konuşun,devamsızlığı takan kurslar da var. Sanırım 7-8 gün,günde ikişer saatti teori dersleri. O sınavı geçince direksiyon dersleri başlıyor. 14 saat direksiyon dersi var,ders saati denilen 45 dakika. Blok yapıyorlar gibi düşünün,saatleri beraber ayarlıyorsunuz. Sınav eskiden çok kolaymış. Şu anki durum 0dan başlayan biri için çok kolay değil. Geri gitme,l park,paralel park,yokuşta kalkış,ani fren kısımları var. Sınavın %80ini yaparsam geçtim gibi bir durum yok ve esas insanı geren bu. Genelde ilk hatada sınav bitiyor. Kaportada bilmediğiniz bir şey olursa sınav devam eder ama sinyal,duba,yok tekrar manevra filan kırmızı hata olarak geçiyor.

Kurstan kursa da değişiyordur ama esas hocadan hocaya değişiyor. Sabrı,ciddiyeti,yaklaşımı etkiliyor.
0
asteriks
(19.02.22)
@halk, benim isteğim zaten mezun olduktan sonra tır şoförlüğünü denemek. şu an ne arabam var ne de alacak imkanım, B sınıfıyla önümüzdeki 6-7 sene işim olacağını sanmam.

yalnız tır şoförü olabilmek için önce B, sonra C, en son CE almam gerekiyor. haliyle önce minnak binek arabaları sürebilmem lazım. sonrasında C ve CE'yi sadece direksiyon sınavıyla alabiliyormuşuz.

1.5 sene sonra mezun olacağım. baktım alanımla ilgili bir şey bulamadım, tır işine gireceğim direkt. zaten çocukluk hayallerimden biriydi.

bir sene çalışıp Belçika'ya yerleşen bir sözlükçü tanıyorum mesela. ben yıldım artık o kadar okuduk bir halt olmuyor yani açıkçası, plaza hayatı filan da hiç benlik değil, en azından bir alternatifim olsun diye bu yolu denemek istiyorum. ilk 1-2 senede ölmezsem yurtdışına yerleşme şansım da olur hem.
0
🌸der meister
(19.02.22)
(21)

Kadir kıymet bilmeyen arkadaş

Mirabel
Konu 1. Bir arkadaşım var annem yaşinda neredeyse. Eski patronumdu simdi komsu ve arkadas olduk. Cok zengindi ama biraz fakirlige dustu surekli biseylerinin olmadigindan yakiniyor.Ornegin parfumu bitmis. Bunun icin sizlandi. Kendi kullandigim parfumumu verdim yazik kadin amma sizlandi ben sonra kend
Konu 1. Bir arkadaşım var annem yaşinda neredeyse. Eski patronumdu simdi komsu ve arkadas olduk. Cok zengindi ama biraz fakirlige dustu surekli biseylerinin olmadigindan yakiniyor.

Ornegin parfumu bitmis. Bunun icin sizlandi. Kendi kullandigim parfumumu verdim yazik kadin amma sizlandi ben sonra kendime baska alirim diye. Chanel bi parfumdu. Cok begendi guya. Sonra birisi gelmis parfumu ona vermis. Ama anlatirken benim ona verdigimi unutmus su sekilde anlatiyo "zavalli kiz burda parfumu kokladi ben de verdim napayim ben o parfumu" diyor.

Sonra zeytinyagim yok dedi agladi sizladi cok pahali dedi. Kendi zeytinyagimin yarisini verdim. O da urladan alinan asiri butik soguk sikim bi zeytinyagi. Markettekilerden pahali. Aylar sonra unuttu onu diyor ki annenler bana bi zeytinyagi vermisti cope attim kokuyor, cok kotu bi zeytinyagi diyo.

Iste kurban bayrami niyetine et falan veriyoruz bi gidiyorum bahcedeki kopeklere vermis. Et konusunda cok seciciymis yagli et yemezmis.

Bi elbise gosteriyo cok guzel diyo. Dogum gunu hediyesi aliyorum ertesi hafta sutcu kadina veriyor bir kere bile giymeden. Bana verse degistiririm en azindan.

Arabasi yok sen zamanini ayirip gidiyosun aliyorsun. Baska zaman birisini anlatiyo onu almis falan benzin ne kadar ki ordan oraya 25 tl ancak diyor. Onun icin yapilan biseyi kucumsuyor

Yani sen iyilik yaptim zannediyosun, kendinden fedakarlik ediyosun oysa ona bi katki yokmus gibi davraniyo.

Soru: Boyle kisilere ne denir sifat olarak? Kadin zorla bisey yaptirmadi tabii ki o yuzden bisey demeyecegim ama surekli kendini acindiriyor. Aglamasina dusmemek icin ne yapmali?


Konu 2. Tansiyonu varmis gece olse kalsa ne yapacakmis falan diyordu. Sen bende kal kal kal israr etti. Ailem de o ay memlekete gitmisti. Ben sabah ise gittim sadece aksam onda kalmaya geri dondum 7-8 gibi. Asla evininde durmadim tek basima. Bulundugumuz yer biraz yuksek ve dogal gaz yok. Bunun evinde koskocaman bir klima var. Butun gun o acik. Ben kendi yattigim odada klima falan calistirmadim hatta o calistiralim dedi kesinlikle calistirmadim. Elektrik faturasi 3000 tl geldi ona.

Gecen annemlere gitmis, annemler elektrik faturasindan yakinmis bu da kendisine 3000 tl geldigini benim hep onda kaldigimi soylemis, size nasil o kadar gelir mirabel surekli burdaydi gibi. Sizce elektrik parasina katki vereyim mi? Abi ben ona iyilik olsun diye kaldim bi de ustune borclu ciktim. Vereceksem ne kadari vereyim. Dedigim gibi sadece uyumaya gittim yalniz kalmasin diye.

Soru 3. Cok mu kucuk hesapciyim? Yani para kolay kazanilmiyor ben de asiri calisiyorum. Maddi konularda hem sizlanip hem aman bunda ne var canim gibi tavir takinmasi beni rahatsiz ediyor.
0
Mirabel
(17.02.22)
Sonuna kadar okudum. Sen haklisin (ve elbette iyisin, bunu tartisma bile) panpa.
Kadinim halet-i ruhiyesinin yerinde olduğuna emin misin?
Ben biraz yasiyla beraber yaşadıkları münasebetiyle biraz bozmuş kendini diye düşündüm (Allah affetsin).
0
fempusay
(17.02.22)
Siz bu kişiyle niye arkadaşsınız, onu çözemedim. Siz hep veren tarafsınız. Anası babası değilseniz bence bu kadar verici olmayın.
0
dissendium
(17.02.22)
Benim eski patronum zor zamanimdi ve yeni mezundum ve o is verdi gibi bisey oldu. Biraz onun ezikligi var.
O da cok sey yapiyor. Surekli benim sevdigim yemekler vb.ama yapmasin istemiyorum. Ben o uzulmesin diye yiyorum.
0
🌸Mirabel
(17.02.22)
"arabası yok" kısmının devamında "araba aldım" yazacak diye çok korktum.
0
makarnavodka
(17.02.22)
Lütfen kendinize gelin, şu yazdıklarınızı tekrar tekrar okuyun. Sizce normal mi tüm bunlar? Kadınla tüm münasebetini kesmek için gayet yeterli nedenler. Yeni mezun işe aldıysa da o onun sorunu, kaldı ki işine gelmese hiç bir patron hayrına eleman almaz.
Rica ediyorum kendinize değer verin.
0
Gradient_tabanlı_mor
(17.02.22)
bu kadında bir kişilik bozukluğu var gibi geldi bana.

sizdeki bir şemadan dolayı mesafe koyamıyor olabilir misiniz?

hayatı yeniden keşfedin isimli kitabı öneririm şemalar üzerine.
0
la lykia
(17.02.22)
siz vermeye devam ettikçe o da dolaylı yoldan istemeye devam edecek. kaldı ki sizi maddi olarak bu kadar sömüren biri manevi olarak tüketir yakında (hala tüketmediyse)

anlattığınız şeyleri düşününce hanımefendi bana da pek sağlıklı gelmedi. bu artık onun problemi ama siz kaçın ve kendinizi kurtarın. "mirabel hep bendeydi" şeklinde yalan söyleyebilen biri çok daha büyük dertler de açabilir başınıza.
0
south park in kapusonlu uyesi
(17.02.22)
tencere kapak gibi birbirinizi çok iyi bulmuşsunuz. elektrik faturası için kendi payına düşeni mutlaka ver bence. hatta yarın yine küçümsediği zaman sizin hiç aldırış etmeden, yüzüne vurmadan sanki karşınızda yaptığınız iyilikleri hak eden biri varmış gibi aldırış etmeyeceğiniz bir rakam olsun ki kadınla aranızdaki hikayenin tadı kaçmasın, şu an olduğu gibi mutlu mesut geçinin.
0
IncredibleMau
(17.02.22)
Kadın sağlıklı değil tamam ama kimsenin değinmediği birşey var;
Bir zamanlar hali vakti yerinde hatta bir de sizin patronunuz olan bi insana kızılaya bağışlar gibi kıyafet, et falan verilmez. Her ne kadar “artık arkadaş olsanız da” bir zamanlar as üst ilişkisi içinde olduğunuzu unutmayın. Gerçekten sizden başka kimsesi yok ve hali yürek parçalayacak durumdaysa bi gün yemeğe götürür bişey ısmarlarsınız mesela. Yardımın, desteğin de bir usulü adabı var.
Belki sadece gururundan bile bu “bağışladığınız” şeyleri ona buna verdim demiş olabilir veya yine sırf bu yüzden vermiş olabilir. Öte yandan hayatı boyunca rahatlık içinde olmuş, etraftan hep karşılıksız hizmet almış biri bunu olağan karşılar ve biz emekçiler gibi ekstra bir minnet duymaz, bu anormal bir durum değil.

Yetişkin bi insan olarak böyle birinin evinde bir ay kalmamızaysa hiç anlam veremedim. Sağlık problemini öne sürmüşse de toparlayana kadar 1-2 gün kalınır maksimum, bir bahane bulmalıydnız. İyi yani benim sevgilim veya kardeşim falan olsanız sinir olurdum, ne münasebet.

Kadın kaba, hareketlerine sinir oldum ama sizin bu yaptıklarınız da başkasını sinir edebilecek cinsten. Böyle insanların gelip size sızlanmasına duygusal olarak manipüle etmesine izin vermeyin. Bunun için de ilişkinizi kesin direkt.
0
rewlack
(17.02.22)
ablanın kişilik bozukluğu var gibi geldi +1

İşler çığrından çıkmadan ilişkinizi kesin diyeceğim de çığrından çıkmış aslında. Bakın benzer bir komşu bizde vardı, 15 sene önce falan. En son kadın bize hediye ettiği ufak bir hediyeyi unutup, bizi hırsızlıkla suçladı da artık işler iyice cozutunca bağı kesebildik. Uzak durun.
0
uvcray
(18.02.22)
kusura bakma ama güldüm okurken.

bir tane olay yazsan kızardım kadına ama 10 tane olay yaşamışsın suçun yarısı senin, kadına kızmadım izin verende eşit suçlu.

neden kendini bu kadar kullandırıyorsun, ezdiriyorsun, başkalarına verdiğin değeri vermiyorsun sen bunlara odaklan boşver kadını.
0
hopp
(18.02.22)
faturayi olayini bir firsat olarak gör, atiyorum 500 lira ver, güzelze lafini söyle, bitir. bunun sonu gelmez.
0
spherical
(18.02.22)
Peygamber sabrınıza ve saflığınıza hayran kaldım.

Böyle kişilere ne denir bilemiyorum ancak resmen çok yakınım olan birini anlatmışsınız ve maalesef bu sorunun tek çözümü o kişiyi hayatınızdan çıkartmak.

Bu gibi insanları ağzınızla kuş tutsanız memnun edemezsiniz çünkü muhtemelen psikolojik sorunları var ve desteği siz değil profesyoneller verebilir ancak.
Bunca mevzu dönerken ve niyetine hakimken bir de fatura matura desteği diyorsanız biraz da kendinizi sorgulamalısınız tabi.
0
foolrules
(18.02.22)
yazınızı sonuna kadar okudum. bu kişi ile kendi akıl sağlığınız için hayatınızdan çıkarmanız gerek. zor zamanınızda size iş vermiş olabilir, ama siz yan gelip yatmadınız o işte. yani size babanızın hayrına para ödemedi. o yüzden ezikliğinizi bırakın. eğer bu kişi hayatınızda kalmaya devam ederse olan size olacak.
0
wendyangelamoiradarling
(18.02.22)
Delirdim okurken bu ne böyle.
Size de kızmak istemiyorum ama kusura bakmayın sizde de suç var.

Böyle insan karşımda susuzluktan ölüyorum dese bir bardak su vermem.
Arkadaşı bırak annem olsun siler atarım. Bir de tekrar tekrar yardımcı olmaya çalışmışsınız, delilik.

Acil bir şekilde bitirin ilişkinizi.

O kadar sinirlendim ki şu an anlatamam.
0
mutekebbir
(18.02.22)
İlişkini kestirip at bi an önce, kanser olursun.
0
antihero
(18.02.22)
okurken ben darlandim. size zamaninda yaptigi iyiligi fazlasiyla geri odemissiniz bence bir borcunuz kalmamis ona. ben olsam birakirdim gorusmeyi. en fazla ne olabilir ki ya? ay valla icim daraldi okurken siz bi de yasarken sıkılmadiniz mi bunlari?
0
in vino veritas
(18.02.22)
mirabel, en büyük umudum troll olman, lütfen troll ol ya :).

o kadını geçiyorum. dönüp kendinize bir sorar mısınız ben bana bütün bu saygısız ve dengesiz davranışların yapılmasına neden izin veriyorum diye? mutluluğun anahtarı içinizde, yeminle öyle...
0
Phoebe
(18.02.22)
hediyeyi hediye etmek sünnettir, o yüzden sütçü kadın bahsini kapayalım
çöpe atmak veya bu bollukta* köpeklerin önüne löp et atmak :D
ne denir sıfat olarak? parazit
0
comp
(18.02.22)
rewlack durumu tam olarak özetlemiş.

1- kadının gözünde hala o işe ilk aldığı çömezsiniz dolayısıyla hizmet etmenizde minnet duyacağı bir şey yok. O sizi işe alarak zaten ömür boyu sürecek işveren kimliğini üzerine geçirmiş,
2- Ona bir şeyi "iyilik" olarak yapmanız onun içini acıtıyor ve tekrar size kimin patron olduğunu göstermek istiyor.

Yaşlı ve huysuz insanlar her şeyden şikayet eder. Siz onun kalemi değilsiniz, akranı değilsiniz, arkadaşı değilsiniz. Onda kalmayın. Ölse-kalsa durumu için olmadı birbirinize anahtar verirsiniz (böyle bir insanın anahtarının sorumluluğunu alır mıydım, onu bile bilmiyorum) - vazgeçtim anahtardan, her gün yoklarsınız kapıdan. Dahası olmamalı. Kadın bütün ruhsal çöpünü size boşaltıyor yahu. Bu elektrik meselesine çok gücendiğinizi söyleyin. Verin 500 kapınızı kapatın. Valla ayağınıza gelmiş fırsat.
0
SiyamkedisiZorro
(18.02.22)
gel hele gel buldum ilacını
bu meseleye cuk diye oturan bi vidyo var diyordum
video.twimg.com
0
comp
(19.02.22)
(4)

iş görüşmesinde pot kırmak

steve rogers
merhaba, çok istediğim bir şirketle mülakata girdim. lokasyondan, niteliğe tam istediğim bir şirket, görüşme sonunda ücret beklentim sorulunca bir an boşluğuma geldi, kendimi ucuzdan satıp asgari ücret dedim (mevkinin normal ederi asgari ücretin bir tık üstü ya da 6 bindir) ben bunu yeter ki işi ala
merhaba, çok istediğim bir şirketle mülakata girdim. lokasyondan, niteliğe tam istediğim bir şirket, görüşme sonunda ücret beklentim sorulunca bir an boşluğuma geldi, kendimi ucuzdan satıp asgari ücret dedim (mevkinin normal ederi asgari ücretin bir tık üstü ya da 6 bindir) ben bunu yeter ki işi alayom mantığında söyledim, beklentiyi yükseğe çekip maaş yüzünden işi kaybetmek istemedim. sektör, reklam. sizce büyük bir salaklık mı böyle söylemek? bu tip sorulara ne cevap verilmeli? asgari ücret demesem de 6 bin tl deseydim o da salaklık gibi gelirdi. fazla mülakat tecrübem yok. bu arada süreci olumsuz etkilemedi çünkü 2. görüşme talebini aldım, mesele salak gibi görünmek:(
0
steve rogers
(17.02.22)
abi ben de kurdu değilim bu işlerin ama asgari ücrete çalışmaya razıysam bir süre iyi yapmışsın. çünkü seninle benzer niteliklerde biri sen 6k dediğinde asgari derse onu alırlardı çok büyük ihtimal.
0
floydian
(17.02.22)
Reklam sektörü için asgari biraz az sanki? Jr bile olsan dediğin gibi 6000'in altında açma kapıyı, iş kaybından korkma zira sektör çalışan gücü anlamında çok kan kaybetti. Olursa olur olmazsa ırgat gibi 3 paraya çalışmamış olursun. Korkma.
0
msb
(17.02.22)
Pot değil bu. Kafaya takma bile. Floydianın dediği de yanlış sayılmaz ayrıca.

İşin ederi zaten muhtemelen asgari ya bi tık fazlasıdır. Bi tık fazlası dediğim de şirketin ücret politikası öyleyse anlamında.

Tecrübe olmuş bence. İşe alınıp kendini kabul ettirirsen vs, yılbaşımda ona göre zam talep edersin.
0
saturn
(17.02.22)
İş verenler ikiye ayrılıyor. Biri karşıdakini köle olarak görenler. Diğeri de insanca bir politika belirlemiş olanlar. Cevap bunlardan hangisine denk geldiğine göre değişir. İnsanca olana denk gelirsen zaten sen asgari ücret desen de şirket politikasına göre hareket eder ve dediğinin çok üstünü de verebilir.
0
dissendium
(17.02.22)
(12)

Monogami

tamam sakinim
Tek eşliliğin insan doğasına uygun olmayışı bir taraftan doğru gelirken, bir taraftan da doğamız ve içgüdülerimiz dışında, insanın doğal olmayan bir çok şeye de uyum sağlayıp benimseyebilme özelliği konuyu tartışmalı hale getiriyor. Bu tarz konularda insanlarla sohbet ettiğimde yeterince objektif ce
Tek eşliliğin insan doğasına uygun olmayışı bir taraftan doğru gelirken, bir taraftan da doğamız ve içgüdülerimiz dışında, insanın doğal olmayan bir çok şeye de uyum sağlayıp benimseyebilme özelliği konuyu tartışmalı hale getiriyor. Bu tarz konularda insanlarla sohbet ettiğimde yeterince objektif cevap alamıyormuşum gibi geliyor, özellikle ilişkisi olan insanlar bu konu hakkında tartışma açılmasından bile haz etmiyorlar. Ancak ben merak ediyorum, uzun soluklu bir sadakat ne kadar mümkün? Siz buna ne kadar yatkın olduğunuza inanıyorsunuz? İlişki içerisindeyken başkasını arzulama durumu hiç yaşamıyor musunuz? Neden evli erkekler evlilikten ciddi şekilde yakınıyor, büyük sebeplerden biri bu olabilir mi sizce?

Kafama takılan başka bir şey, türkiyede kadınların evlenme yaşı ortalaması 25 erkeklerin 27. 25-30 yaşında toplumun da baskısıyla insanlar aşık oldukları anlaştıkları kişileri aramaktansa elindekiyle yetinip evlilik adımı atıyor gibi. Bu yaş aralığında ciddi yığılmanın olması düşündürüyor, kararların ne kadar sağlıklı ve düşünerek verilmiş olabileceğine dair.
0
tamam sakinim
(16.02.22)
Benim gözlemim şöyle. Erkekler de erken evlenebiliyor. 20 ile 25 yaş arasında. Yaş 30 40 arası olunca da erken evlenmiş olduklarını fark edip maddi durum düzelmişken serbest olamamanın rahatsızlığını yaşıyorlar. Hayat boyu sadakat mümkün.
0
dissendium
(16.02.22)
İnsanın doğasına uygun olmayışı geçerli bir argüman değil bence. İnsanın doğasından kasıt neslini sürdürmek için olabildiğince fazla yavru yapmak ise bulduğumuz her karşı cinsle çiftleşmeye çalışmamız lazım. Ciftlesmekten kastım disiyi hamile bırakmaya yönelik seks. Bunu yapmayacak kadar gelişmiş canlılariz ama tek bir insana sadık kalacak kadar gelişmiş degiliz düşüncesi çok saçma. Kimse hareketlerine insan doğası bu diye bahane bulmasın bence. Kimi insan sadık değildir, kimi insan sadıktır. Ömür boyu da sadık kalır. İki seçenek de mümkündür, biri diğerinden üstün değildir.
0
sckxyss
(16.02.22)
sizin oneriniz ne burda? evlenmemek mi yoksa ciftlerin birbirine haber verip baskalariyla iliski kurabilmesi mi? cok evliliklik mi? evliliksizlik mi?

ben duzenli iliski yasadigimda ilgimi ceken insanlar olsa dahi alistigim seye daha bagli hissediyorum kendimi. cunku duygusuz sadece seks icin seks yaptigimda bir doyum hissetmiyorum hemen puf kaybolup gidiyor ama paylasimim olan, duygusal baglilik ve sadakat besledigim kisiyle beraber yatmak bile daha fazla tatmin sagliyor.

erkeklerin mevzusu su bircok temel ihtiyaclari ve bireysel karsilanmasi gereken isleri kadina yikiyor kadin da canim kocam diyerek sirtliyo bu gorevi. sonra onla ugras bunla ugras derken kocasiyla ilgilenecek enerji ve motivasyon kalmiyor. he bi de toplum var ona da bir seyler kanitliyo kadin. doguruyo falan. erkege olan ilgisi sevgililik donemi gibi olamiyor erkek de karsisinda amele gibi calisan bi insan nasil olursa oyle birini goruyo ve hayal kirikligi yasiyor. nacizane fikrim de duzenli hayata basliyosun evlenince aksam
ayni saatte yemek, tv(netflix falan ne diyosaniz artik tvye) bu biraz libidokillerlik yapiyo insanda. isten gelip yiyosun ve tv karsisinda siziyosun. bekarkenki bos kafan ve rahatligin yok. her an sevisebilirim diye cikiyosun disari, bara, konsere. evdeyken o heyecani bulamiyosun vs.. sebepler cogaltilabilinir.

hayat boyu sadakat %90 mumkun olabilir ama olmasi icin biraz da ruhunu hafiften öldurmen lazim
0
ala09
(16.02.22)
2. bir eş ihtiyacı arap şeyhleri, aileden zenginler, part-time çalışanlar gibi bol vakti olanlar filan için bi şey ifade eder

daha çok dargınlık ya da yaşlanma kilo alma sağlık vs. gibi vicdansız sebeplere dayanıyor başkası da olsun

fiziksel olarak uslu durmak zor bir mesele değil

zihinsel olarak uslu durmak ya da sosyal medya başkalarına ilgi duymamak ise çok büyük irade
eşler arasında karşılıklı fedakarlık ve özveri bağları sağlam tutuyor
arada bastırılmış duygu patlamaları olur
en basitinden bir ünlünün fotoğraflarına bakar geçer
ya da random biriyle dertleşir
tabi bunlar da hoş değil
0
bir soru sorcam
(16.02.22)
Mevzuya olabildiğince objektif yaklaşmaya çalışıyorum ve ben de merak ediyorum bunu.

Tek eşliliğin insanlara uygun olmayışı, özellikle de erkekler için; çoklukla erkeklerin tohumlarını olabildiğince saçarak daha çok çocuk sahibi olarak nesli devam ettirme iç güdüsünün bir sonucu olduğu savunuluyor.

Avcı toplayıcı zamanlarda, insan ömrü çok kısa ve hayat tehlikelerle doluyken fena da olmayan bir (içgüdüsel) strateji olabilir.

Şimdilerde genel olarak insan ırkının çok artmış olması, belki bazı insanlar için (içkin) türü sürdürme iç güdüsünü biraz törpülemiş, yoluna koymuş olabilir. Bazıları için de hala daha çok üreyip, genlerini sonraki nesillere aktarmak ve “kaybolup gitmemek” motivasyonu sürüyor olabilir.

Bu, en ilkel nesli sürdürme tarafından bakışım.

Öbür yandan, artık eskiye göre çok ama çok daha fazla hazcı insanoğlu. Çok büyük tehlikeler yok ve en basitinden yaralandığımızda bir ambülans gelip hastaneye götürüyor ve sorgusuz sualsiz tedavi ediyorlar!?

Haz ve deneyimler çağında pek çokları da deneyim ve hazlarını çeşitlendirmek istiyor. Bu da başka bir tarafı.


— Kendi bakış açım ve ne hissettiğime geçmeden önce; evli erkeklerin neden yakındığına geçeyim: Erken yaşta aile baskısı, ya da genel bağlam içinde bir şekilde evlenmeye kendini zorunlu hissetme; daha iyisini nasılsa bulamam, zaten kör-topalım, diğer yandan hormonlar derken birden bire, çok olgunlaşmadan, etraflıca düşünmeden kendilerini evliliğin içinde bulabiliyorlar.

Biraz “büyüyüp” de maddi olarak da rahatladıktan sonra; acaba doğru mu yaptım, bir sürü de seçenek varmış niye kendimi kapana kıstırdım ki vs. vs. gibi bir takım ah-vahlar oluşabiliyor.

Bunu etrafımda birkaç kadında da gözlemledim. Aman bu sünepeyle mi uğraşacağım, çocuk da peydahladım ele gelir oldu sepetleyeyim diyip (benim çıkarımım değil, kendilerinden dinlediğim) herifi boşayıp, çocuğun babasında kaldığı günler keyif çatan özgür ruhlu kadınlar da olabiliyor.

Herkesin şeysine kimse karışamaz :)



Kendi adıma kararsızım. Bir ilişki içine girdiğimde genelde gözüm başka bir şey görmez oluyor. Yani nebleyim, bildiğiniz bütün güzel kadınlardan oluşan bir karmayı evime doldursanız çıkın dışarı manyak mısınız diye kovalarım.

O duygusal yoğunluk pek iyi pek hoş. O sırada tek eşliyim ve sadakat sorgulamaya bile gerek yok.

Fakat “ilişki” ile “aşk” başka şeyler. Bir noktada “cepte bu” fikri oluştuysa ilişki içinde, merak ve yoğunluk duyguları kaybolmaya başlıyor. Çözdüm ben bu adamı/kadını duruşu işleri çok bozuyor.

Oradan sonra benim için yokuş aşağı gidiyor işler. Ama bunu çok eşlilikle çözmek de pek hoşuma gitmiyor. Aldatmaktan bahsetmiyorum, mesela bunu karşımdaki insanla konuşsam vesaire vesaire. I-Ih.

Ama mesela üç kişilik bir duygusal ilişkiyi merak ediyorum. Mümkün mü? Mümkünse nasıl? Bu fikri ilk kafama sokan da meşhur Vicky-Cristina-Barcelona filmi olmuştu.

Çok eşliliği daha çok bu bağlamda düşünüyor ve irdeliyorum.



Ömür boyu sadakat olur mu? Bahsettiğim merak/ilgi bitmezse, taraflar bunu besleyecek şekilde farkındalık sahibi olursa neden olmasın diyorum.

Diğer yandan, “zorunda mıyım”!? Ya da “zorunda mıyız” (insanlık olarak) —neden bir ömrü tek eşle geçirmek, katolik nikahıyla evlenip mezara kadar diye yeminler etmek zorundayız diye de düşünüyorum.

Yani insan değişiyor, bir yerden sonra iki kişi de başka insan olmuş oluyor. Başka yollarda, başka insanlarla devam etmek ve ‘no-hard-feelings’ pozisyonunda olmak da mantıklı geliyor.

Böyle.
0
kaptankedi
(16.02.22)
"25-30 yaşında toplumun da baskısıyla"
buu toplumun baskısından azadelik yaşı kaç acaba 68 mi?
kaç yaşında bu sosyolog/psikolog modern söylem insanları olgunlaşmış saymaya başlayacak
0
comp
(16.02.22)
Bu konularda asla objektif cevaplar alamazsın evet. Hatta herkesin anonim oldugu bunun gibi sitelerde bile. Bu konularda insanlar daha kendine karsi objektif değil ki sana objektif fikirlerini sunabilsinler zaten. Gercegi kendine bile itiraf etmez bazı konularda insanlar, kendini kandirirlar. Sen de ben de.

Uzun soluklu sadakat ne kadar mumkun? Bana sorarsan pek de mumkun değil.
Soyle bir durum var, gozu disari kayan aldatan insanlar ve yıllarca sadik kalan insanlar var. En azından bildigimiz kadariyla sadık olanlar diyelim. Burada direkt sonuca bakıyorz adam/kadin sadık kalmis mi kalmamis mi. Ama hayatinin geri kalanjna bakmıyoruz. Sadakatsiz olanin hayatinda neler oldu bitti kimlerle hangi ortamlarla karşılaştı, sadik olanda durum nasıl? 8milyar kusur farkli hayst var dunyada, bir tanesi bir tanesiyle aynı değil. Bir takım sartlar olustugunda veya bir takim firsatlar olustugunda durum degisebilir. Demek istedigim 30yil boyunca hic aldatmamis ama sadece firsatini bulamadigi icin yapamamış olan milyonlarca insan da vardir.

Ben sahsen kimsenin ama hiçkimsenin uzun soluklu sadakat sahibi olacaginin garantisi olmadigina inaniyorum. Evet buna tanıdığım tanimadigim herkesi ailemi esi dostu hatta kendimi de katiyorum. Herkes yapar değil, herkes yapabilir yani bu herkes için mumkun. Ahmet asla yapmaz Mehmet asla yapmaz Ayşe Fatma kesinlikle yapmaz falan boyle bir sey yok.

Uzun soluklu sadakat bazi sartlar gerceklesmemesi sayesinde oluyor biraz da. Yoksa kime sorsan onun kocasi asla yapmaz, onun karisi asla yapmaz, öbürünün anne babasi icin boyle sey soz konusu bile olamaz ama eminim bu talihsizligi yasayanlarin da hemen hepsi esleri icin ayni düşünüyordu.

İnsan dogasi bana sorarsan gozu disari kaymaya yatkin ama buna etki eden milyon tane değişken var. Kisinin is hayati, kariyeri, cevresi, toplumun kulturu, yetistigi ailede benimsediği ogretiler, dini inanci, eşinin kiskanclik ve kontrolculuk seviyesi, fiziksel cekiciligi, milyon tane değişken var kisinin sadakatsizlik yapmasina imkan veren veya mani olan. Atıyorum kadinin is ortaminda birilerone gozu kayiyordur ama kariyeri tehlikeye gireceginden hamle yapmaya cesaret edemiyordur bu sayede sadakatini bozamamistir. Yeryüzünde kimse de bu insanin aklini okuyamayacsgi icin bu kisi de sadakat sahibi olan veya "en azından bildigimiz kadarıyla sadakat sahibi olan" sinifina girer.

"Tek eslilik insan doğasına uygun degil"den ziyade "tek esle yetinmemeye egilimli olmak" insan doğası diyorum ben.

Ve bu gozler neler gordu. Neler gordu. Asla dusunmeyeceginiz, konduramayacaginiz, hatta yapacagini dusunmek bir tarafa dursun gozunuzle gorseniz ulan ben yanlış görmüşümdür diyip kendizi sorgulayip gordugunuze bile inanmayacaginiz insanlar neler yapıyor.
Ve gercekten esini seven ve sevmeye devam eden, onunla yasamaya devam etmek isteyen ondan ayri kalmak istemeyen ama gozu de disari kayip baskalariyla bir seyler yasamaktan da geri durmayan milyonlarca insan var. Olay sevmemek deger vermemek veya size gerçekten değer vermeyen sizi gercekten sevmeyen biriyle hayatini birlestirmek de değil. İnsanlarin filmlerden romanlardan ogrenip gercek hayata uyarladigi ve gercek olduğuna inandigi bir ideal sevgi sadakat olgusu var. Buna gore "gercekten" biririni sevdiğinde gercekten deger verdiginde boyle seyler olmaz, yapmazsin böyle seyler. Sadakatsizlik oluyorsa gercekten sevmemistir, deger vermemiştir, ahlaki degerlerini kaybetmistir soyledir boyledir. Yani normalde boyle seyler olmaz, o iliskide o insanlarda sorun vardir cunku idealimizdeki iliski boyle değil. Belki de idealimizdeki gercek değildir? Gercek dunya, gerçek insanlar oyle degil belki.

Gercek hayat su ki 15 senedir hergun gordugun beraber yatip kalktigin aynı sofrada yiyip kalktigin tuvalette isini yaparken zatirt diye cikardigi gazin sesini duydugun kisiye kiyasla isyerine 1 ay once giren eli yuzu duzgun vatandasin daha cekici gelmesi isten bile değil.
Ve bana sorarsan insanin konusmaya başladığı andan itibaren öğrendiği ahlaki degerler ve/veya dini inancinin getirdigi sorumluluklar, toplumun bu konudaki bakis acisi ve diger degiskenler ne olursa olsun nefsine tatlı gelen karşı konmasi zor yasak elma karsisinda bir istisna yapıp kendine bir takim mazeretler uretme ve tum bu ahlaki degerlere kisisel degerlerine karsi olan yasak elmayi yemesini kafasinda kendince kabul edilebilir bir istisnai durum haline getirip nihayetinde onu yeme isinde cok iyidir.


Bu kafayla nasıl evleneceksin sen, yalniz kalacaksin o zaman diyenler olacaktir, oluyor.
E evlenecegim ve bir hayat kuracagim diye kendimi kandiracak değilim, tabiat gerçeklerini kabul ederek ve farkinda olarak yasayacsgim yuva kursam da kurmasam da. Dunyanin en sadik kadinini bulup evlenecegim ve kendimi garantiye alacagim falan yok. Beni deli gibi seven birinin 30 yil sonra da ayni seyleri hissedecegine emin olamam. Evlendigim kişinin omur boyu sadik kalacsginin yüzde yuz garantisi olmadigi gercegiyle yaşayacağım. Bu bilince hayatımi birleştiriyor olacagim ve bu ihtimali dusunup geceleri uykularimi kaçırmayacsgim haliyle.
Ya kaybedersek diye dusunup maca cikmayan futbol takimi olur mu?
0
stavro
(16.02.22)
Evlilik bir kurum ve bir noktada "profesyonel" olarak yaşanması gerekiyor. Evlenmek demek yapısı gereği bazı şeylerden vazgeçmek demek.

İş hayatı gibi düşün, para kazanmak için hayatımızın önemli bir kısmını başkalarına kiralıyoruz. Hadi bundan bağımsız olsun, yaşamın dengesinde trade-off'lar var. Bazı şeylere sahip olmak için bazı şeylerden vazgeçmek gerekir.

Evlilik bu anlamda iş hayatından bir tık daha kolay bir kurumsal yapı çünkü kimse evlenmek zorunda değil. Bunu yapıyorsan da o kurumun kurallarına uyacaksın. Uyumayacağına inanıyorsan evlenmezsin. İş hayatında nasıl ki gereklilikleri yerine getirilmeyince yaptırım oluyor, evlilikte de olmalı. Bu anlamda sosyal yaptırımlar var, aldatmanın çok pis kötü bişey olması da bu yüzden belki de. Çünkü bunu yaptığında kimseye hesap vermeyecek, kimsenin sorgulamayacağı insan daha kolay yapar.

İşin patladığı nokta insanların evliliğe böyle bakmaması. Evliliğin bireyin hayatında zorlaştırdığı şeyler kolaylaştırdıklarından daha fazla. ve bunun gözardı edilebilmesi için süslenip püslenip anlatılıyor; dahası başarı gibi gösteriliyor. Ayrıldığında tazminat ödeyeceğin bir işe başlayıp, tazminat ödememek ama bir yandan da şirketin istediklerini yapmamak için çırpınmak oluyor aldatmak.

Yukarıdaki ruhu öldürmek benzetmesine katılıyorum, evlendiğinde vazgeçeceğin şeylerin senin hayatında pek bir önemi kalmaması lazım ki ruhunu öldürmek fikrine razı olasın. Ya da evlenmek için başka zaruretin varsa da, ruhunu öldüremesen bile canlı canlı gömmelisin, zamanla ölür.
0
Jux
(16.02.22)
1- insan, zihninde tamamen özgürdür. düşünceyi değerlendirmeye başlayacağımız nokta, işin icraate ya da söyleme döküldüğü aşamadır. dürtülerinizin hayatınızı, aldığınız kararları ne kadar etkilediği durumunuzu belirler.

insanı diğer canlılardan ayıran özelliklerinden birisi, dürtülerine ket vurmayı becerebilmesidir. bunu yapabilen var, yapamayan var, bilinçli olarak kendini kısıtlamayı reddeden var. üç durum da gayet doğal ve mümkün. sadece seçiminize uygun sosyal ortamı bulmanız/yaratmanız lazım. yoksa işin sonu yalnızlığa ve/veya mutsuzluğa çıkacaktır.

2- yaştan ziyade boşanma istatistikleri, şiddet vakaları ve terapiye yönelenlerin yüzdesi belirttiğiniz konuda daha çok şey söyler. evlilik dışı cinsel ilişkinin baskılandığı bir toplumda belirttiğiniz yaşlar evlilik için yüksek bile kalıyor.
0
zgrydn
(17.02.22)
Tekesliligi hayat boyunca tek bir es olarak alirsak insan hayatina uygun olmadigi belli tabii ki. Evlilik kurumu asktan sevgiden degil isortakligi ve mal dagilimi gibi kavramlar icin ortaya atilmis bir sey, Eskiden insan omru ortalama 45 yil iken mantikli olabilirmis, fakat gunumuzde olene kadar tek bir kisiyi ayni askla sevmek ve luzumsuz bir cok stresi ustlenmek cok akil kari gelmiyor bana.

Ama tek esliligi tek partnerlilik olarak degerlendiriyorsak dogru oldugunu dusunuyorum. Sadece cinsel yolla bulasan hastaliklar riski bile, hadi kendinize bulasmasina okaysiniz diyelim, baskasina bulastirma riski vs korkunc bir sey bence. Bu sebeple cok yatkinim ve buna yanasmayan biriyle herhangi bir romantik veya cinsel iliski yasama arzum yok. Kimse o kadar kiymetli veya ozel degil bence.
0
sopiro
(17.02.22)
Bahsettiğin konu genel bir kanun net bir denklem olmadığı için objektif cevaplar bulamaman normal ve zaten bu konu çok kişisel. Kişiden kişiye değişir görüşler ve cevaplar.

Uzun soluklu sadakati (40+ yıl vs..) ben de merak ediyorum, etrafımda tanıdığım ve yıllardır gözlemlediğim 65+ yaş ve hala mutlu insanlar, aileler var.
Onların ortak yanı, karı koca olarak kendilerini ciddi anlamda işlerine adamış olmaları. (ki maddi kaynaklı değil, bu insnalar işini iş olarak da görmüyor..) Muhtemelen sevdikleri işe sahip oldukları için iş düşünürken alt beyin farklı bir dürtü üretmiyordur.
Uzun süreli sadakatin ayrıca kişilikle ve daha çok yaşam tarzıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Örneğin ben ev kedisi gibiyimdir, benim yaşam merkezim, rahatlık alanım ve kendimi özgür hissettiğim tek yer evimdir o yüzden biri beni kapıdan kovsa bacadan geri girerim evime. Ama çok yakın arkadaşım ki evlenip boşanmış birisi, beni her zaman garipser. Nasıl oluyor da kendsi gibi dışarı çıkmak, gezmek eğlenmek istemiyorsun vs şeklinde. O benim eğlenmediğimi düşünüyor ancak ben evimde kendimle ve eşimle yaptığım ev içi aktivitelerden gayet keyif alıyorum ve aklımda "yahu şunu da yapmadık.." dediğim bir durum oluşmuyor. Çünkü zamanında onun kastettiği yaşam tarzının içinde çok zaman geçirdim ve öğrenciydim. şimdiki sorumluluklarımla aynı hayata sahip değildim ve belli ki bir doyuma ulaşmışım artık cazip gelmiyor bana. Ama aynı arkadaşım boşandıktan sonra tekrar ciddi bir ilişki yaşayamıyor, sebebiniyse ciddi bir ilişki sırasında başka bir kadını görüp ondan etkilenmesi ve keşke demek durumunda kalması olarak tanımlıyor. Bu da bana garip geliyor haliyle. Bu konuların haricinde sadakat için insanların hayattan beklentileri de çok etkili. Uzun lafın kısası kişilik ve hayat beklentileri bu konunun anahtarı ve ben kendimi sadakate yatkın olarak görüyorum.

Sadece evli erkekler ya da kadınlar yakınmazlar. Henüz kendini keşfedememişken başkası ile evlenip karşı tarafı keşfetmeye çalışan insanlar doğal olarak karşısındaki insandan beklentilerini belirleyemiyor. Güven arıyor ancak yeteri kadar güven veremiyor mesela ya da işin içine çok fazla eşlerin aileleri karıştırılıyor, bir taraf için olmazsa olmaz olan şeylr diğer taraf için gereksizlikten başka bir şey olmuyor vs vs.. bu örneklerle çoğaltılabilir. Bunun çözümü de insanların önce kendilerini tanıması sonra da karşısındaki insana kendini ifade etmesiyle gerçekleşir. Bunun olması için de temelde özgürlük kavramına sahip olmak, kendine saygı duymak ve karşındakine saygı duymak gibi davranışlar var olmalıdır. Diğer toplumları bilmemekle birlikte bizim toplumumuzda bu işler çok kolay değil. Bu yüzden de kadınlar kadınlara, erkekler de erkeklere sürekli yakınır. Evliyken evliliğini, ilşkisi varken ilişkisini, hiç bir şeyi yoksa ailesini ya da çevresini yakınır durur. Zaten az muhabbetleri incelersiniz " o bana bunu dedi", "o bana bunu yaptı" ve maddi mevzular ötesine geçmiyor yakınmak dediğiniz şey.

İlişki içinde başkasını arzulamak diye bir durum olmaz. başkası arzulanıyorsa yaşanılan şey de karşılık bir "hayat birleştirme" ilişkisi değildir zaten..
birisi ile tanışırsınız ve hoş/güzel/yakışıklı vs gibi bir değerlendirmede bulunursunuz ama bu insanlığın doğasıyla alakalı bir durum. hiç ilişkiniz olmasa dahi bu, temelde var olan bir şey. ilişki içinde tam bu noktada alt beyin kocaman bir tampon koyuyor, ilk izlenim ve buna bağlı düşüncenin üstüne sadece karşıdaki insan güvenilir ya da güvenilmez sinyali gönderiyor ve bunun üzerine çıkamıyor. Yani kişisel olarak ben hayatımda hiç yaşamadığım ve hiç sahip olmadığım duyguları vs arzularım ve bana başka bir insanın sağlayacağı duygu yok.

25 yaş dediğin çeyrek asır, kaç yaşında evlenmeli sence insanalar? 40 mı bunun doğalı peki? Kediler de doğdukta 10-12 ay sonra çiftleşmeye başlıyor ve yavruları olabiliyor, o yaştaki kedilerin istatisksel olarak yığılması da mı düşündürücü? Ya da askere giden erkelerin büyük çoğunluğunun 20 yaşında olması?
Eskiden evlilik yaşı daha da küçükmüş çünkü tarım toplumunda daha çok birey daha çok iş gücü demekmiş. Artık şehir ve eğitim hayatı olduğu için yaş ortalaması buralarda. ilerde bambaşka bir yaşam biçimi benimsenir o ortalama tekrar değişir.
İnsanlar hangi kültürden hangi eğitim seviyesine sahip olursa olsun -kendince- hayatı ertelemeyi sevmiyor, bir an önce evleneyim, yoluma bakayım, olacaksa çoluğum çocuğum olsun şeklinde düşünüyor.
0
foolrules
(17.02.22)
tek tip monogami yok onda bi karar vermek lazım
monogaminin 9 türü var şu an sayabildiğim

sabit çokeşli erkek - tekeşli kadın
değişken çokeşli erkek - tekeşli kadın

sabit çokeşli erkek - sabit çokeşli kadın (sabitler, kadın ve erkek için aynı kümeden)
sabit çokeşli erkek - sabit çokeşli kadın (sabitler farklı kümeden)

değişken çokeşli erkek - sabit çokeşli kadın
sabit çokeşli erkek - değişken çokeşli kadın
değişken çokeşli erkek - değişken çokeşli kadın

sabit çokeşli kadın - tekeşli erkek
değişken çokeşli kadın - tekeşli erkek

*sabit çokeşlilikte hivden sözedemeyiz mesela
0
comp
(17.02.22)
(9)

1 yıl iş için yaşayacak olsanız hangisini tercih edersiniz, neden

halanne
sürekli orta asya coğrafyasında seyahat edilecek aslında ama, sonuçta bir yerde ikamet etmek gerekecek.a.kazakistanb.kırgızistanc.çin
sürekli orta asya coğrafyasında seyahat edilecek aslında ama, sonuçta bir yerde ikamet etmek gerekecek.

a.kazakistan
b.kırgızistan
c.çin
0
halanne
(16.02.22)
1 yıl içinse en çok parayı kazanacağım yeri tercih ederdim ama Rus etkisinden mi bilmiyorum Kazakistan'a gidip de zorbalığa maruz kalmadan dönen kimse yok gibi o nedenle biraz sıkıntılı, illa bi yer söyle dersen tabii ki Çin derim.
0
Zaman Tamircisi
(16.02.22)
normalde çin ama hastalık ve kalabalık nedeniyle elerdim. bir de sürekli seyahat yapılacakmış. daha sakin olan kazakistan ya da kırgızistanı seçerdim.
0
candide
(16.02.22)
kazakistan ve kırgızıstan'da ne olacağı belli olmaz. Çin bence
0
garylineker
(16.02.22)
cin
0
ala09
(16.02.22)
Sürekli seyahat edilecekse her yere uçuş bulabileceğiniz bir yeri tercih etmenizi öneririm.
0
michael_knight
(16.02.22)
Çin'e gitmiş ve Çin'e hayran kalıp çok sevmiş biri olarak Çin. Hatta arada "taşınsam mı?" diye düşünüyorum.
0
prole
(16.02.22)
Şehir yok mu ? Hepsine gittim fakat şehir belli olmadan net konuşmamak lazım
Kazakistan Astana ve Almaty iyidir, ben kesinlikle yasarim
Kırgızistan bence çok küçük
Çin’in de bi suru şehri var ama Kazakistan gibi yemek anlamında rahat etmezsin bence
0
megacracker
(16.02.22)
Yakin zamandaysa Cin’i birkac kez dusunun. Karantina ve seyahat sinirlamalari var. cok yuksek ihtimalle “butun cin’i gezerim, bi daha ne zaman gelicem” diye dusunebilirsiniz ama bir cok bolgede sinirlamalar var ve ya gidemitorsunuz, ya donemiyorsunuz, ya da karantina ve testler yaptirmaniz gerekiyor. Vizeler islemedigi icin kimse sizi ziyarete gelemez. “E o zaman asyayi gezerim ben de” derseniz de hayir, ulkeye girdiginiz her defada 14-28 gun (daha uzun ev karantinasi da olabilir) otel karantinasi yapmaniz gerekir.

Yani kisaca Cin’e gelirseniz surekli seyahat etmeniz ancak mainland china icinde yukarida bahsettigim bircok problemle mumkun. Bi Japonyaya gidim, dur koreye de gidim gibi bir sey yok yani.

Bilin bakalim nerde yasiyorum.
0
sopiro
(16.02.22)
Çin'i görmek isterdim ama ben Kazakistan'ı tercih ederdim.
0
dissendium
(16.02.22)
(3)

İç mimara bilgisayar

don’t panic
Artlantis, archicad, photoshop gibi programları rahatlıkla kaldırabilecek; bir yandan da Fifa, NBA2k oynanabilecek bir laptop bakıyoruz. Tavsiye var mıdır arkadaşlar? Teşekkürler...
Artlantis, archicad, photoshop gibi programları rahatlıkla kaldırabilecek; bir yandan da Fifa, NBA2k oynanabilecek bir laptop bakıyoruz. Tavsiye var mıdır arkadaşlar? Teşekkürler...
0
don’t panic
(15.02.22)
Bütçe nedir? Monster çok iyi.
0
dissendium
(15.02.22)
Bütçe 15-16-17 bin civarı.
0
🌸don’t panic
(15.02.22)
Lenovo Legion serisi olan bilgisayara bakın. Ryzen 5 (veya Ryzen 7) işlemcili ve hafızası 32GB (veya daha fazla).

Bu seri oyun bilgisayarı olarak da pazarlanıyor, grafik kartları çok iyidir. Soğutması da akıllıdır (fena değildir). Fiyatı da hesaplıdır.
0
alfired
(15.02.22)
(8)

iş bulabilmek için kurs önerileri alıyorum

hlot
30 yaşına girmek üzereyim. doğru dürüst bir iş deneyimim yok, ingilizcem iyi değil, dandik bir bölümden mezunum (lisans). neden böyle oldu diye sormayın, oldu bitti artık, biraz daha kötümser kalırsam hayatım bu şekilde bitecek zaten.1-2 kursa gidebilecek kadar para var (akraba destek çıkacak). 2 ku
30 yaşına girmek üzereyim. doğru dürüst bir iş deneyimim yok, ingilizcem iyi değil, dandik bir bölümden mezunum (lisans). neden böyle oldu diye sormayın, oldu bitti artık, biraz daha kötümser kalırsam hayatım bu şekilde bitecek zaten.

1-2 kursa gidebilecek kadar para var (akraba destek çıkacak). 2 kurs diyelim biz buna. şu an yaşımdan dolayı "şu sektör hoşuma gidiyor", "şuraya girmek isterim" gibi bir şey demeye hakkım olmadığını düşünüyorum (sektörlerden de bihaberim zaten) ama mümkün mertebe ofis işi, masa başı bir iş arıyorum.

sorum şu: hangi 2 kursa gidersem bu benim için "mevcut durumumda" en iyisi, en "efektifi" olur. hangi 2 kurs, benim işe girme ihtimalimi en çok arttırır? hatta hangi 2 kurs, beni bir işe sokar?

yardımcı olursanız çok çok çok sevinirim. çok teşekkürler.
0
hlot
(13.02.22)
Muhasebe veya muhasebede kullanılan programlarla ilgili bir kursa gidebilirsin. Büyük fabrikaların muhasebe departmanlarına kapak atıp emekli olursun. Çok getirisi olmaz, standart bir hayat.
0
kanlakarisikyagmur
(13.02.22)
Almanca
Sap, erp, saleforce
0
jimjim
(13.02.22)
Dil kurslarını geç. Kursla iş yapabilecek kadar dil öğrenemezsin. Kendi çabanla iş yapabilecek kadar dil öğrenmen bence 5 yılını alır. Tavsiyem muhasebe eğitimi.
0
dissendium
(13.02.22)
sap
0
kenarortay
(13.02.22)
30 yaştan sonra bir dil öğrenilir, ancak akıcı olması için sadece kurs değil pratik de lazım. illaki dili ilerletirsiniz, ancak onun yerine kpss'ye de hazırlanabilirsiniz. yüksek bir puan alırsanız daha rahat bir memurluk seçersiniz, daha sonra dildir, hobi amaçlı ve kendinizi geliştirecek şeylere eğilirsiniz bence. bir an önce ve rahat çalışmak için kpss'yi de düşünün derim. özel sektörde ilerlemek ve iş garantisi sıkıntı zaten.
0
lovemyself
(13.02.22)
Kursla masabaşı iş bulamazsın. Berberlik, kaynakçılık vb eğitimler alarak kendi işini yapabilirsin. Şu aralar gerçekten iş bulmak çok zor.

Kpss çalışabiliyorsanız deneyin. Yoksa şöförlük, berberlik, kaynakçılık vb meslekler düşünülebilir. Üniversite okumuş biri bu işleri sevmez
0
garylineker
(14.02.22)
gördüğüm kadarıyla yazılmamış ve şaşırdım.

ben IT diyorum, bilişim sektörüne ucundan köşesinden girebileceğiniz bir şey. tutup bilgisayar mühendisliği okuyamazsınız ama belki kapsamlı bir programlama kursu olabilir, projeleri olur sonrasında da belki giriş seviye bir iş bulabilirsiniz o bilgilerinizle

ingilizce iyi değil demişsiniz ama şu tarz kurslar var
strive.school

başlangıçta 990 euro alıyor, kurstan sonra 12 ayda iş garanti diyor. Eğer işe giremezseniz kursa başka ücret ödemiyorsunuz ve o 990 euroyu iade ediyor. Girerseniz işe yavaş yavaş ödüyorsunuz.
Başka bir tane vardı, hiç ödenmiyordu sanki girişte.

yalnız türkçe ile türkiyedeki kursları bilemiyorum ama bence kod yazmalı bir şeyler olsun
0
senolll
(14.02.22)
kurs parani bi kenara ayir

bu kursa basla, grow.google bedava. 6 ay gunde 6-8 saat buna calis. 6 ay sonunda sana is bulma garantisi veriyorum
0
try again fail again fail better
(14.02.22)
(13)

İç Anadolu'da yaşasanız hangi şehirde yaşamak isterdiniz?

namidigerkokuc
İç Anadolu'da yaşasanız hangi şehirde yaşamak isterdiniz? Özellikle Konya civarından örnek verirseniz sevinirim
İç Anadolu'da yaşasanız hangi şehirde yaşamak isterdiniz? Özellikle Konya civarından örnek verirseniz sevinirim
0
namidigerkokuc
(12.02.22)
Eskişehir.
0
denizgonen
(12.02.22)
Eskişehir
0
garylineker
(12.02.22)
Konya Ankara
0
gabe h coud
(12.02.22)
Ankara, Eskişehir. Olmuyorsa Kayseri.
0
pispinti
(12.02.22)
eskişehir-ankara
0
bugisme
(12.02.22)
Eskişehir - Ankara
Bilecik de ucundan kıyısından dahilse 3. seçenek Bilecik derim. Aktivite falan pek yoktur ama Bursa ve Eskişehir'e yakınlığı yeter.
0
uvcray
(12.02.22)
İç Anadolu'nun neredeyse çoğu yerini gezmiş biri olarak söylüyorum. Öncelikle tabii ki Ankara ve Eskişehir. Bunlar olmuyorsa Konya. Milletin Konya hakkında abuk sabuk konuştuğuna bakmayın, büyükşehir olmasının verdiği ciddi avantajlar var. Ayrıca coğrafi avantajları da var.(Ankara ve Eskişehir'e trenle 1,5 saat, en yakın denize (Manavgat) 200km.))
0
pinkman1
(12.02.22)
eskişehir'de yaşıyorum. konya diyorum.
0
ya ben lan neyse
(12.02.22)
1- eskişehir olmuyorsa ankara olmuyorsa konya
0
fff02561
(12.02.22)
Eskişehir
0
tamam sakinim
(12.02.22)
Eskisehirde 1.5 senedir yasiyorum ailem ankarada ama direk esese geldim yerlesmeye. Mezuniyetten sonra degismis ve hala guzel.
0
thesomberlain
(12.02.22)
İc anadoluda yasamak istemem direkt.
Baska caren yok birini seç dersen Ankara. Ben büyüksehir insaniyim.
0
stavro
(12.02.22)
Ankara.
0
dissendium
(12.02.22)
(9)

Beyaz yaka, fazla mesai

dissendium
Şu anki işimde cumartesi, pazar tatil diye anlaştık. Şimdi cumartesi, pazar iş olabilir diyorlar. Bu ne saçma şey. Hakkımı nasıl savunabilirim? Bir de beyaz yaka için fazla mesai ücreti yok. Kalite kontrol sorumlusu olduğum için gelmem lazımmış. Gelmesem olmuyormuş. Sizin nasıl oluyor?
Şu anki işimde cumartesi, pazar tatil diye anlaştık. Şimdi cumartesi, pazar iş olabilir diyorlar. Bu ne saçma şey. Hakkımı nasıl savunabilirim? Bir de beyaz yaka için fazla mesai ücreti yok. Kalite kontrol sorumlusu olduğum için gelmem lazımmış. Gelmesem olmuyormuş. Sizin nasıl oluyor?
0
dissendium
(11.02.22)
yani böyle saçma şey mi olur. kabul etmeyin gelmeyin. gelirsenizde mesai ücretinizi yol paranızı yemek paranızı talep edin.
0
sizofren06
(11.02.22)
Sebebi neymiş? Telafi çalışması mı?
0
gabe h coud
(11.02.22)
Sürekli mi gelmenizi istiyorlar, yoksa yılda bir kaç defa mı?
Bunun karşılığında hafta içi izin veriyorlar mı fazladan?

Giriş görüşmesinde bahsetselermiş iyiymiş tabii ama bir kaç defa gitmekte sorun olmamalı diye düşünüyorum, gerçekten işin gerekliliği varsa. Özel bir iş olur, deneme olur, devreye alma olur hafta içi yapılamayan, o zaman gelmesini bekleyebilir şirket.
Sürekli bir ihtiyaçtan dolayı istiyorsa mutlaka çalışma zamanı veya maddi olarak telafi etmeli.

Sizin itirazınız, cumartesi-pazar çalışmaya mı yoksa, çalışmaya tamamsınız da fazla mesai olmamasına mı? Bunu iyi anlatın.
0
burfak
(11.02.22)
"biz böyle anlaşmadık, fazla mesai ücreti almadan gelemem" diyip kapatın meseleyi.

tabii şöyle de bir şey var, yılda bir iki kere olacaksa çok takmayın kafanıza, takım oyuncusu imajı çizin.
0
co2s2
(11.02.22)
Böyle kurumsal olmayan, yarı kurumsal, ya da kurumsal olmaya çalışan şirket(!)ler bu durumu çok yapıyorlar. Siz de eğer baştan bir kere taviz verdiniz mi, sürekli aynı şeyi yaparlar. O yüzden baştan tavrınız net olmak zorunda. Ben olsam cumartesi ve pazar günleri tatil olarak konuştuğumuz için ben de planlamamı ona göre yaptım, o yüzden malesef çalışma olsa dahi ben olamayacağım derim. Mesai ücreti verseler dahi kabul etmem. Paradan çok daha önemli bence tatil günleri.
0
Arthur Dayne
(11.02.22)
Projenin yetişmesi gerekiyormuş. Sebep bu. Sorun aslında hem tatil deyip çağırmaları hem de fazla mesai ücreti yok demeleri. Hep böyle olmuyormuş. Bazen oluyormuş. Ben yine de her fırsatta karşı çıkacağım.
0
🌸dissendium
(11.02.22)
arada bir oluyorsa ses cikarmam, devamli oluyorsa ona gore fazladan para isterim.
cagirdinizi her haftasonu icin x lira bonus falan gibi.
0
cooperr
(11.02.22)
öyle anlaştık diyorsunuz ama iş sözleşmenizde o şekilde mi yazıyor? muhtemelen sözleşmenizde fazla mesai maddesi vardır, bu durumda çağırıldığınız zaman gelmeniz gerekir
0
mustafakesekci
(12.02.22)
Bu "proje" yılda 10 defa olmuyorsa talep haklı olabilir. Özellikle de diğer zamanlarda çalışma saatleri konusunda esneklik sağlıyorlarsa (iş olduğunda erken çıkma, geç gelme vs.).
0
burfak
(15.02.22)
(3)

Personel istemek

dissendium
Merhabalar. Yaptığım işte biraz yoruluyorum ve her şeye yetişemiyorum. Bayağı yoğun geçiyor. Yeni başladım. Personel ihtiyacı bulunduğunu düşünüyorum. Direkt fabrika müdürüne bağlıyım. Sizce işe birinin alınmasını istesem ya da önersem nasıl karşılanır? Yardımcı olacak bir kişi bile olsa yüküm azalı
Merhabalar. Yaptığım işte biraz yoruluyorum ve her şeye yetişemiyorum. Bayağı yoğun geçiyor. Yeni başladım. Personel ihtiyacı bulunduğunu düşünüyorum. Direkt fabrika müdürüne bağlıyım. Sizce işe birinin alınmasını istesem ya da önersem nasıl karşılanır? Yardımcı olacak bir kişi bile olsa yüküm azalır.
0
dissendium
(10.02.22)
working student talep edebilirsin. maliyeti düşük olur, headcount'ta gözükmez diyerek şirketi ve yönetimi de düşündüğünü gösterirsin. böylelikle işin yoğunluğunu da anlatma şansın olur. imkan varsa zaten eleman alırlar.

bu iş daha önce yapılıyordu da neden şimdi ilave personele ihtiyaç var, bunun cevabını beklerler. işim çok yoğun kabul görmez, nasıl bir ilave iş yükü var eskiye göre.

anladım. bunlar güzel sebepler. ama kadroya ilave birini almak aşırı zor bir olay.

ben nasıl yapıyorum? outsource ve geçici personel alıyorum. bu da bir opsiyon.
0
gabe h coud
(10.02.22)
gabe h coud, daha önce sorumlu olan kişi ya da kişiler projelerle yeterince ilgilenmemiş ve devam eden bir sürü proje var.
0
🌸dissendium
(10.02.22)
Bu dediklerini rakamlara döküp gösterirsen isin kolay. Eskiden 6 ayda 3 proje yapılıyordu, şimdi altı ayda 7 proje yapılmakta gibi.
0
kaptankedi
(10.02.22)
(6)

Bu Maile Cevap Vermem Gerekiyor mu?

kendinibulankadin
Merhaba,Bu maile yanıt vermem gerekiyor mu?Dear ...,Following on from your application for the Customer Service Agent ..... we would like to keep you updated on your application progress. We are delighted to confirm that we will be inviting you to attend one of our Interview days shortly.We are curr
Merhaba,

Bu maile yanıt vermem gerekiyor mu?

Dear ...,

Following on from your application for the Customer Service Agent ..... we would like to keep you updated on your application progress. We are delighted to confirm that we will be inviting you to attend one of our Interview days shortly.

We are currently organising dates and venues for our interview day. Once we have these we will send you an invite by email which will confirm all the details.

We hope that you will be able to attend and look forward to meeting you.

Kind regards,
0
kendinibulankadin
(10.02.22)
surec sizin adiniza olumlu bir sekilde devam ettigi icin cevap vermeniz cok gerekli degil bence.

ya da en fazla "tesekkurler, gelismeleri sabirsizlikla bekliyorum" gibi kisa bir reply yapilabilir. ama gerek var mi? bence yok
0
exlibris
(10.02.22)
Cevap vermeniz şart değil tabii ama kısa bir mail ile dönüş yapabilirsiniz.

"Dear ....,

Thanks for the update. Looking forward to hearing from you about the details.

Have a nice day!"

edit: 6 gün geçtiyse yazmayın. Aynı gün bunu yazsanız olur da, 6 gün sonra bu mail "e hadi artık bekliyoruz" gibi irite edici bir şekilde anlaşılabilir.
0
himmet dayi
(10.02.22)
@exlibris,aslinda bana göre de yoktu.Aradan 6 gün geçti hala bir mülakat günü gelmediği için tereddüt ettim.
0
🌸kendinibulankadin
(10.02.22)
Bence hiç gerek yok.
0
dissendium
(10.02.22)
@kendinibulan

madem 6 gun gecmis 10-12 gun sonra bu mail uzerinden "surecimiz devam ediyor mu? benden beklediginiz bir sey var mi" gibi kisa bir hatirlatma maili atabilirsin
0
exlibris
(10.02.22)
ben olsam

"Thank you very much for your e-mail. I'm looking forward to hear from you"

şeklinde bir cevap mail'i atardım.
0
king lizard
(11.02.22)
(5)

kısa süren mülakat

patos64
arkadaşlar online bir mülakata girdim, 11 dakika sürdü. genel olarak anlat ne yaptın vs anlattım bir iki soru sordu onları söyledim, işten işin durumundan niye ihtiyaç olduğundan bahsetti, bir sorun var mı yok vs derken son olarak dedi bu ön görüşme zaten online yapıyoruz gerekli adayla yüz yüze zat
arkadaşlar online bir mülakata girdim, 11 dakika sürdü. genel olarak anlat ne yaptın vs anlattım bir iki soru sordu onları söyledim, işten işin durumundan niye ihtiyaç olduğundan bahsetti, bir sorun var mı yok vs derken son olarak dedi bu ön görüşme zaten online yapıyoruz gerekli adayla yüz yüze zaten detaylı konuşacağız cumaya kadar belli olur dedi.

bu kısalık kafama çok takıldı ama bir yandan sallamadı fikri oluştu doğal olarak ama 10 dakikada neyi keşfetti de sallamadı diyorsun, bir yandan da içine sindiyse zaten detaylı konuşacak niye her şeyi sormaya kalksın diyorsun ortada kaldım fikir olarak:))
0
patos64
(08.02.22)
biraz fazla kısa olmuş bence de. türkiye'deki durumu bilmiyorum ama yurtdışı online mülakatlar 45-60dk arası planlanıyor ve bundan kısa sürmesi hele 10dk sürmesi çok iyi bir işaret olarak algılanmıyor. yine de belli olmaz, her ik'nın yoğurt yiyişi farklıdır.
0
throw down the sword
(08.02.22)
Tecrübelerime göre 10 dakika fazla bile.
0
dissendium
(08.02.22)
valla 45 dk mülakat yapılıp elendiğim de oldu 10 dk yapılıp kabul aldığımda. net bi durum yok.
0
jack lupino
(09.02.22)
belli olmaz +1
0
makarnavodka
(09.02.22)
Online görüşmede amaçları hangi adaylarla yüz yüze görüşeceklerini belirlemek ise 10 dk yeterli. CV üzerinden ilk elemeyi yapmışlardır, uygun olabileceğini düşündükleri adaylarla da online görüşme ayarlayıp ikinci bir kontrol/değerlendirme gerçekleştirmişlerdir muhtemelen. Kafana takma bence, ilk görüşmeyi yapan kişi de muhtemelen işe alımda karar verecek kişi değildir.
0
efx
(09.02.22)
(9)

İş görüşmelerinde maaş pzarlığı

condom kurşunu
Ben 10 lira istiyorum diyprum ik şirketine tamam diyolar esas şirketle görüşme yapıyorum. Bunlr diyor ki biz aslında 5 lira vericez diye düşünmüştük ama bence sizle anlaşırız sonra. Şimdi ben bunlrla nasıl pzarlık yapıcam? Ne demem lazım? Ayrıca İk şirleti niye her iki tarafın da rakamını bildiği h
Ben 10 lira istiyorum diyprum ik şirketine tamam diyolar esas şirketle görüşme yapıyorum. Bunlr diyor ki biz aslında 5 lira vericez diye düşünmüştük ama bence sizle anlaşırız sonra. Şimdi ben bunlrla nasıl pzarlık yapıcam? Ne demem lazım? Ayrıca İk şirleti niye her iki tarafın da rakamını bildiği halde beni bunlara yönlendiriyor? Bir de ik şirketine de söylemek gerekir mş ben size 10 demiştim bunlar 5 veririz diyo ne ayaksınız siz diye?
0
condom kurşunu
(06.02.22)
Ne pazarlığı yav. Böyle saygısızlarla konuşmaya devam etmeden kalkıp gidin. Google Maps'te olumsuz yorum yazabilirsiniz. Ekşi'ye de entry yazabilirsiniz. Ben olsam İK şirketine yazıyı döşerdim.
0
dissendium
(06.02.22)
kusura bakmayın bu şartlar altında görüşmeye devam etmek istemiyorum. hiç boş yere enerjini harcama.
0
gabe h coud
(06.02.22)
gabe h coud+1

ik, kendi priminin derdinde. bir iş verene bir çalışan pazarlarsa para alacak. sizi de belki anlaşırsınız orta yolda diye yollamıştır.
0
rewlack
(06.02.22)
rewlack +1 :)

açık iletişim kurun, benim beklentim ve belirttiğim rakam bu, bunun altına inmem mümkün değil diye.
0
dreamnesiac
(06.02.22)
Aslında Yüzdesel anlamda burda yazdığım gibi yarısını vermiyorlar. Yani ben 10 lira istiyorum bunlar %16 daha az veriyoruz biz aslında diyorlar. Bir de bişey daha sorayım madem. İk şirketleri fix bir komsiyon mu alıyor yoksa sizin anlaştıgınız maaşın brlli bir yüzdesi üzerinden mi koöiayon alıyor? Yani beni daha yüksek mAaş pazarlamasının ona bir etkisi oluyor mu
0
🌸condom kurşunu
(07.02.22)
X bir şirketle daha görüşme aşamasındayım, oradan 12k teklif gelmesine rağmen sizinle şu şu sebeplerle çalışmayı daha çok istiyor ve maddiyatı geri plana alıp beklentimi ona göre revize ederek size bu meblağı bildiriyorum ancak bunun da altında bir ücret kabul etmem rasyonellikten bir hayli uzak olacak diye oltayı atıyorsun, yerlerse hayırlı olsun yemezlerse canın sağ olsun.
0
materyalist imam
(07.02.22)
İk şirketleri sizin yıllık alacağınız maaşınızın yüzde yirmisi civarı komisyon alır. Ama skalayı iyi biliyorlar. Size 10 dedillerse 10da diretin. Şirketin ikcıları ya tutarsa yapmış sallamayın geri kalan her şey olumluysa.
0
selimcigimisik
(07.02.22)
IK sirketinde problem var, arada iki kati kadar fark varsa sizin mulakata girememeniz lazim.

Yakin zamanda bir kafa avcisi ulasti bana, maas skalasi 12-14. Ben skala beni baglamaz 16'dan asagi olmaz dedim ve ipler koptu. Normal prosedur boyle. 14.5 desem bir sonraki asamaya gecilirde herhalde ama o da bana yaramiyor. Rakamlar atmasyon bu arada, ama oranlar dogru.
0
cooperr
(07.02.22)
@selim o kadar fark yok dediğim gibi %15-16 daha az veriyorlar.
0
🌸condom kurşunu
(07.02.22)
(15)

İştahınız nasıldır?

magni
Ben yemek konusunda aşırı iştahı açık biriyimdir. Öğün atlamam ve her öğünü kıtlıktan çıkmış gibi iştahlı ve zevk alarak yerim.Kardeşimin ise benle alakası yoktur mesela. O sadece karnını doyurup yaşamını devam ettirmek için iki lokma bir şeyler yiyip devam eder hep. Yemeğe çok özenmez, bir şeyler b
Ben yemek konusunda aşırı iştahı açık biriyimdir. Öğün atlamam ve her öğünü kıtlıktan çıkmış gibi iştahlı ve zevk alarak yerim.

Kardeşimin ise benle alakası yoktur mesela. O sadece karnını doyurup yaşamını devam ettirmek için iki lokma bir şeyler yiyip devam eder hep. Yemeğe çok özenmez, bir şeyler bulup yer falan. Bana da şaşırır, ben de ona şaşırıyorum :)

Sizin iştah durumlarınız nasıldır peki?
0
magni
(06.02.22)
İştahım iyi ama fazla yemek yemeye karşıyım. Tıka basa yemek yemem hiçbir zaman. Tam doymadan bırakırım.
0
dissendium
(06.02.22)
Yemek yerken -fast food değilse- keyif almam açıkcası. Ama günde sadece iki öğün yediğim ve if yaptığım için büyük porsiyonlar tercih ediyorum. Böylelikle üç saat sonra spor yaptığımda da açlık hissi yaşamıyorum. Ama dediğim gibi keyif almıyorum :(
0
ruhen hastayim ben
(06.02.22)
Valla senle kardesinin karisimi gibi biseyim. Birileri yemegi hazirliyorsa senin gibiyim oturur deli gibi yerim, yok ben yemegi yapacaksam da 'ne gerek var simdi ugrasmaya' der biseyler atistirir gecerim.
0
j r r tolkien hayrani
(06.02.22)
futbolla alakan var mı bilmiyorum ama eskiden fenomen ronaldo deyu bir amca vardı (cristiano ronaldo değil, gerçek ronaldo). efsane futbolcuydu. senin benim yaşasak mutfağa gidemeyeceğimiz diz sakatlıklarıyla herif her maç sahaya çıkıp 2-3 gol atardı. bu amca futbolu bıraktıktan sonra öyle bir şişmanladı ki ne zaman fotoğrafına baksak üzülür hale geldik, "olm naptın kendine" dedik... gerçi sanırım tiroid hastalığı vardı, onun da etkisi biraz.

ben işte ronaldo gibiyim. AYI GİBİ yiyorum. 19-20 yaşıma kadar tabanı yanık it gibi koşturduğum, spor yaptığım için bunun normal ve sürdürülebilir olduğunu düşünmüştüm, sonra obez olup çıktım.

iki öğün yerim ben. üç yapsam 600 kilo olurdum çünkü. ikiye rağmen şişkoyum. acı, tatlı, ekşi, tahta, hava, su, toprak... fark etmiyor. mütemadiyen yer ve içerim, büyük keyif alırım.

yemek için aç olmama gerek yok, hatta açıkçası öyle iki saat yemek yemeyince şekeri düşen, kendini halsiz hisseden biri değilim. gerekiyorsa 20 saat yemem, alışığım da öyle şeylere, çok koymaz.

ama yemeyi çok seviyorum işte, o yüzden aman biraz dengeli beslenmeyeyim... hemen bir hafta içinde nerede zararlı, pis şey var ayı gibi yer; vermiş olabileceğim bir kiloyu itinayla geri alırım.

tıp çaresiz, biyologlar sessiz... çözümü yok. cevabımı ünlü filozof sinan engin'in bir sözüyle bitirmek isterim,

"diyetisyenler lahmacunla zayıflama programı yapsın kardeşim. yemeyince ben zaten zayıflıyorum. önemli olan yerken sağlıklı olabilmek."
0
der meister
(06.02.22)
spor yaparken zirvede
yapmadığım zaman normal/kapalı
0
superb
(06.02.22)
Yemek yemeyi hiç sevmem, ama kilo almak için günde dört öğün dahi yiyorum, hatta son zamanlarda hiç aciktigimi hatirlamiyorum. Sabah uyandigimda tok hissediyorum yine de kahvaltı yapıyorum. Yatana kadar hiç açlık hissetmeden sürekli yiyorum.
0
sanguine
(06.02.22)
Ağzıma giren her türlü yiyeceğin içeceğin ince hesabını yaparım. Kötü yemek yersem moralim bozulur, kötü yemek yeme ihtimali bile kızdırmaya yeter. Kötü bir şey yiyeceğime biraz daha aç kalıp iyisini yemeyi tercih ederim.

Bu yüzden atıştırmam, yiyeceksem doğru düzgün yemek yerim. If düzeniyle beslenmeye çalışıyorum 4 senedir, bu anlamda da bana uygun bir düzen. Haliyle çok sık yemiyorum ama yedim mi iyi yiyorum.

İştahım sürekli açık olmasa bile güzel bir şey yenecekse her an hazırımdır yemeye. Yanımda biri yerken ne kadar tok olursam olayım ben de bişiler yerim en kötü kemiririm.

Kendimi dizginlemem gereken tek nokta tatlı oluyor çünkü if'i en çok zorlayan konu o. Onda da 10 günde 1den fazla yememeye çalışıyorum.
0
baba jo
(06.02.22)
Kitliktan cikmis gibi yemem. Ogun de atlarim. Is yerinde keyifle yemek yeme imkanim olmadigi icin mesela hic yememeyi tercih bile ediyorum. Keyif alma sartiyla, istahim var.

Istahsiz insanlari, yemekle oynayanlari, keyifli masalardan keyif almayanlari sevmem.
0
buf-e kür
(06.02.22)
sıfır. 42 kiloyum.
0
rose parks
(06.02.22)
genel olarak çok azdır. tüm gün yemek yemediğim ya da aramadığım olur. spordan sonra sağlıklı yemekleri daha iştahlı yerim. hafta sonu kahvaltısına özenirim. güzel masa hazırlarım. tek başıma ya da kalabalık farketmez.
0
gabe h coud
(06.02.22)
insanlarin benden beklemedigi kadar istahliyim. Ama dediginiz gibi kitliktan cikmis gibi yemem, fazla yemenin zararli oldugunu biliyorum zira. Ama cok acik degilim yeni seylere. Yani sebze falan denerim de, burada tavuk ayagi falan yeniyor cok, veya yumusak tofu falan, yememem halinde benim ve sevdiklerimin hayati tehlikeye girmeyecegi surece yemem.
0
sopiro
(06.02.22)
eğer tek başımaysam, kardeşin gibi karnımı en kısa şekilde doyurup yaşamıma devam etmeye bakarım. bir sevdiğim, eşim, dostumlaysam daha çok senin gibiyim. iştahım açılır, yemekten aldığım zevk artar vs.

nedenini ben de bilmiyorum. :)
0
taçsız kral pele
(06.02.22)
20-30 arası kadar çok değil
önceden öğlen ve akşam ayrı ayrı
çorba, sebze yemeği, et yemeği, patates, tatlı yiyebiliyorudm ve daha düşük kiloydum
0
bir soru sorcam
(06.02.22)
Ben çok istahli biri degilim genel olarak. Arada bir istahim hayvan gibi acilip yemege saldirdigim oluyor donem donem ama sureklilogo olmuyor genel olarak istahsizim. Senin gibi iştahı acik, zevkle yemek yiyenleri de kiskanirim. İstahli biri olmak isterdim valla, yemek yemek guzel sey.

Senin gibi bir arkadasim var ve ben ona o da bana sasiriyoruz karsilikli. Bana bir kere demisti ki yahu seni anlamiyorum nasil boylesin, ben su gordugun tencerenin tamamini rahatlikla yerim, yemiyor olmamin sebebi cok kilo alirim diye kendimi frenliyor olmam, yoksa tamamini oturup yerom rahatlikla demisti. Ben sasiriyorum tabii.

Ama böyle hayvan gibi yemek isterdim sahsen, cok yemek yediğim istahim acildigi zaman buyuk zevk aliyirum cunku. O zevki her zaman tadabilmek isterdim ve ayrıca hayvan gibi yesem spor salonunda da agirliga hayvam gibi abanirdim ne guzel olurdu. Araca cok yedigim oluyor dediğim gibi, o gunlerde spor salonunda da hayvan gibi abanabiliyurm enerjim oldugundan dolayi. Keske hergun boyle hayvan gibi yiyebilswm.

Kilo almaktan falan da korkmuyorum valla, kilomu kontrol edebilirim, gerektiginde az yerim ben yani yeter ki istediğmde fazla yiyebiliyor olayim:) zaten yedigom kadar spor da yapıyorum, cok yesem cok yaparım.
0
stavro
(06.02.22)
Sırf hayatı devam ettirebilmek adına yemek yiyen bir tipim çok zayıf da değilim gerçi ama yemek yemeyi bile unutuyorum çok iştahlı yediğim şey çok nadirdir.
0
esinikaybetmiscorap
(06.02.22)
(3)

tost makinesini calistirinca tik tik tik diye ses geliyor normal midir?

buenosdias
yeni makina aldım. fişi takip istinca tik tik tik diye arada sesler geliyor. acaba bozukluğuna işaret midir? yoksa sesli sekilde timer falan mi? arzum tost makinesi.
yeni makina aldım. fişi takip istinca tik tik tik diye arada sesler geliyor. acaba bozukluğuna işaret midir? yoksa sesli sekilde timer falan mi?

arzum tost makinesi.
0
buenosdias
(06.02.22)
Genleşme sesi. Normal.
0
himmet dayi
(06.02.22)
Metaller ısınınca o şekilde ses çıkarabilir. Kaloriferden de ses gelir, kombiden de gelir. Bozuk olduğunu sanmıyorum.
0
dissendium
(06.02.22)
normal, neredeyse her makineden çıkıyor.
0
blatta hiberna
(06.02.22)
(23)

Abartıyor muyum?

depresyon hirkasi
Hamileyim ve her an doğum başlayabilir. Son 2 aydır eşimle kendimizi izole ediyoruz coronadan ötürü. Mümkün olduğunca dışarı çıkmıyoruz ve kimseyle görüşmüyoruz. Sadece geç saatlerde markete veya doktora gidiyoruz. Aşılıyım ama covid erken doğuma ve bebek ölümlerine neden olabiliyor. O dönemi atlatt
Hamileyim ve her an doğum başlayabilir. Son 2 aydır eşimle kendimizi izole ediyoruz coronadan ötürü. Mümkün olduğunca dışarı çıkmıyoruz ve kimseyle görüşmüyoruz. Sadece geç saatlerde markete veya doktora gidiyoruz. Aşılıyım ama covid erken doğuma ve bebek ölümlerine neden olabiliyor. O dönemi atlattık ama şimdi de covid olursam eşim benimle doğuma giremeyebilir ve kendisine ihtiyacım var.

Ayrıca da yaşadığım yerde rs virüsü salgını var ve yenidoğanların ölümüne neden oluyor. Bebek yoğunbakımları son 2-3 aydır rs virüsü kapan bebeklerle dolu. Normalde çocukları ve yetişkinleri etkilemeyen bir virüs.

Bu yüzden yakınlarımıza, hadi doğur da mıncıralım diyenlere ilk 1-2 ay sezon geçene kadar görüşemeyebilirz diyorum ve anlatıyorum sebebini. Ama insanlar benim aşırı negatif ve pimpirkli olduğumu söylüyor. Bebeğim de hafta olarak geriden geliyor ve muhtemelen kilosu düşük olacak.

Abartıyor muyum? Bebeğimin güvenliğini düşünmem kötü mü? Elbette her şeyi kontrol edemem ama alabildiğim önlemi almak istemem yanlış mı?
0
depresyon hirkasi
(05.02.22)
bana abarti geldi. guvenlik saglamak degil de ogrenilmis panik hali gibi. yani peki dogumdan 2 ay sonra ne degisecek?
akisina birakmalisin. soyle dusun; o aksam gittigin doktor, gunduz bir suru muhtemel okumus etmis hamileye de bakiyor.
0
Kittie
(05.02.22)
@kittie, doğumdan sonra şu değişecek: rs sezonu ilkbahar geldiği için bitmiş olacak, bebek de 2 aylık olduğundan ve yenidoğan faslını atlattığı için ölüm riski azalacak.
0
🌸depresyon hirkasi
(06.02.22)
Bence haklısın
0
pembe mezarlık
(06.02.22)
Bu arada cümleyi yanlış kurmuşum. Akşam markete, normal saatlerde de randevumuz varsa doktora gidiyoruz.
Yaşadığımız ülkede maske zorunluluğu yok ve toplu taşıma kullanıyoruz.
0
🌸depresyon hirkasi
(06.02.22)
Dünyanin en savunmasiz varliklarindan birini korumak icin alinacak onlemler bana abarti gelmiyor. Covid olmasa da yeni dogmus bir bebegin yabancilar tarafindan mincirilmasi vs de bana dogru gelmiyor zaten. Iciniz nasil rahat edecekse oyle yapin, virus kapma ihtimali cok sakinsaniz bile var ama kendinizi suclamanizin onune gecmis olursunuz. Bebeginize saglikla kavusursunuz umarim.
0
south park in kapusonlu uyesi
(06.02.22)
"hadi doğur da mıncıralım diyenlere ilk 1-2 ay sezon geçene kadar görüşemeyebilirz"

Bu kısım çok doğru. Yenidoğan ilk haftalarda yabancıya maruz kalmamalı anne baba dışında. O açıdan bizim kültürümüzde olan kırkı çıkmak uygulamasını mantıklı buluyorum. 2 ay sonra severler, nolacak.

Hekim olarak belirtmek isterim ki aşırı bir ihmal olmadığı müddetçe bu kadar ince düşünmeye gerek yok gene de, bebeğinizin başına bir aksilik gelme ihtimali düşündüğünüzden çok çok daha düşük :) kaldı ki bebeğiniz mikroba da maruz kalmalı ki bağışıklığı oluşsun.
0
art pepper
(06.02.22)
Abartmıyorsun, pandemi döneminde bebeği olan 2 yakın arkadaşımla da hepimiz aşılı ve dikkat eder durumda olmamıza rağmen görüşmedik. Bebeğe altın takamadık düşün yani :) Ha görüştük ha görüşücez açıldık kapandık derken çocuklar yürümeye başladı :)

Buradaki kitleye sorunca genel cevap "abartıyor" çıkabilir çünkü yaş ortalaması 25 :) Benim açtığım benzer bir duyuruya gelen ağırlıklı cevap "Pandemi diye değişen bişe yok yea, maskeyi takıyoz, eskisi gibi takılıyoz" gibiydi :)
0
dreamnesiac
(06.02.22)
Bi de bu bebek "mıncırma" olayından ailecek covid olan bir arkadaşım var. Hasta olunca yalnızsınız, mıncıranlar geçmiş olsun diyebilirler ancak.
0
dreamnesiac
(06.02.22)
@art pepper tabii ki virüs zart zurt bulacağı varsa buluyor, ona yapacak bir şey yok. :) onu hiçbir şekilde kontrol edemeyeceğimin farkındayım ki fazlası kontrol manyaklığına girer elbette. Rsv özelinde kıllanıyorum daha çok, çünkü bildiğin salgın var ve infant ölümlerine neden oluyor. Kimse yeni doğan çocuğunu yoğun bakımda nefes almaya çalışırken can çekiştiğini görmek istemez
0
🌸depresyon hirkasi
(06.02.22)
abartıyorsun. benim oğlum da pandemide doğdu. herkesin kucağına veriyoruz sevsin diye. gelenimiz gidenimiz bitmiyor. bunu özellikle istiyoruz, yani başkalarıyla etkileşimde olmasını. toplu taşımaya bile sokuyoruz. canavar gibi eleman.
0
mermize
(06.02.22)
Valla acikcasi dogur da minciralim diyen birisine 'ilk 1-2 ay gorusemeyebiliriz' diyen birisi bana cok itici gelirdi. O 'dogur da minciralim' ifadesi zaten daha cok oylesine ve karsi tarafi iyi hissettirmek icin soylenmis ifadelerdir bana gore cunku yeni dogmus bebekler cok cirkin oluyor, degil mincirmak insanin sevesi bile gelmiyor :D Hal boyleyken kisinin bunu ciddiye alip da '1-2 ay sizle gorusmeyiz' tarzi cevabi insani direkt sogutur.
0
j r r tolkien hayrani
(06.02.22)
@ j r r tolkien hayrani bunu diyen yakınlarım literally yapmak istiyor bunu, onun için itici görünmek mi güvenlik mi diye tartıya koyduğunda itici görünmek çok umrumda olmuyor açıkçası.

@mermize nasıl düşündüğünü anlıyorum da bazı virüsler öyle sandığın gibi maruz kalsın güçlensin şeklinde çalışmıyor, yenidoğanlar özelinde söylüyorum bunu. Fikir vermesi açısından:
(git: www.memorial.com.tr:~:text=RSV%20%C3%B6zellikle%20yeni%20do%C4%9Fan%20ve,bron%C5%9Fit%20veya%20zat%C3%BCrreye%20yol%20a%C3%A7ar.)
0
🌸depresyon hirkasi
(06.02.22)
Bana abartı geldi.
0
damladamla
(06.02.22)
yakın aşamalardayız hamilelikte, biz de elimizden geldiğince covid konusunda dikkat ediyoruz ama kendimizi tamamen kapatıp izole etmedik. sizden biraz daha rahat davranıyoruz yani ama yine de dışarıyla temasımızı çekebileceğimiz bir minimuma çektik. bir tanıdığım yakın zamanda covid+ olarak doğum yaptı, çok strese girdi üzüldü ama şu an bildiğim kadarıyla her şey yolunda gitti ve sağlıkları yerinde. sonuçta ben de bu durumu ve süreci böyle karantinalı, yalnız yaşamak istemem o yüzden dikkat ediyoruz olduğunca. mümkün olduğunca tedbirli davranmayı paranoyaklık olarak niteleyeni de sallamam yani.

bence alabildiğiniz önlemi almak istemekte çok haklısınız, kimse de buna karışamaz açıkçası. covid dönemi ya da başka bir salgın olmasa bile ilk bir iki ay zaten dürtmemek gerekiyor bebekleri de aileleri de. toplumsal olarak "ay doğsa da mıncırsak" demek normal kabul edilmiş diye biz de normal kabul etmek zorunda değiliz. çok mıncırmak isteyen gidip yavru kedi falan mıncırabilir. dediğim gibi olay sadece sağlıksal da değil, psikolojik olarak da insanları darlamamak gerekiyor, orada bebekle bağ kurmaya çalışan, düzensizlik içinde bir anne baba var, ne bileyim özgürce evinde dolanıp emzirmeye çalışan falan bir anne var, bu insanların biraz kendi halinde kalması lazım önce.

covid yokken bile biz yeni bebeği olan arkadaşlarımıza mümkün olduğunca az giderdik. hele bebekle kıyafetinin üstünden ayağına falan dokunmak dışında çok temas etmezdim bile ben. türlü türlü başka hassasiyetleri de olabiliyor bebeklerin sonuçta. annesi babası ne zaman rahat eder de bırakırsa o zaman mıncırılır bebek.

ezcümle, insanların ne dediğini umursamayın. stres bozukluğu yaşayacak kadar da kaygılanmayın tabii, o zaman da size yazık, her şeyi kontrol edemiyoruz, covid bulaşması gibi (bazen ne kadar da korunsanız gelip bulabiliyor). öyle bir şey olursa da kendinizi falan suçlamayın yani, sakin olun. ama sınırlarınızı çizmek en büyük hakkınız, çizebilirsiniz. bebeğiniz o insanların sorumluluğunda değil, ebeveynleri olarak sizin sorumluluğunuzda. kararları da siz verirsiniz. çizmek istediğiniz sınır da zaten çok büyük bir şey değil, altı üstü bir süre gelmeyin diyorsunuz insanlara. buna anlayış göstermeyeceklerse de kendileri bilirler.
0
nimberjack
(06.02.22)
Bebek biraz kendine gelene kadar çıkarmayabilirsiniz ama kaygınız fazla. Afrika'da bir ülkede yaşamıyorsanız bu kadar korkmanıza gerek yok. Bahsettiğiniz virüs için de mutlaka belirlenmiş bir tedavi yolu vardır. Covid için ilaç tedavisi bile yok. Hastalık ilerlemediyse Parol ile atlatmanızı bekliyorlar. İki aşıya rağmen büyük ihtimalle Covid geçirdim. O kadar da ağır değil. Bundan daha ağır gripler geçirmiştim. Bunlar felaket değil. Aşırı olumsuz olduğunuz doğru.
0
dissendium
(06.02.22)
şunu söylemeye geldim, benim bebeğim için de geriden takip ediyor, kg düşük dedi doktorlar. tehlikeli gördükleri için 8 ayda doğuma aldılar ve aylarca geriden takip ediyor, 2 kg doğacak dedikleri bebek 3.2 kg dünyaya geldi.
ayrıca bebeğim birkaç aylıkken covid oldum, tek başıma bakıyordum. hiçbir şey olmadı, iyileştik ve geçti.

stres yapma, boşver. şu an olsa rahatıma bakardım :) tecrübe işte.
0
deartheodosia
(06.02.22)
ayrıca bebek doğduğunda her şey o kadar yorucu oluyor ki (ben öyle hissetmiştim en azından) eve gelen ziyaretçiler insanı çok rahatlatıyor, mutlu ediyor. yine de istemezseniz vakti geldiğinde yorgunuz/rahatsızız/şu an müsait değiliz gibi anlık bahanelerle de geçiştirilebilir.
0
deartheodosia
(06.02.22)
Zerre abartı yok, %100 haklısınız. Şahsen çocuk yapmayı doğru bulmuyorum, antinatalistim ama o aşama geçilmiş zaten, bundan sonra ebeveynler dahil herkesin mutluluğu ikinci planda, çocuğun sağlığı birinci planda olmalı. Bunu düşünemeyip iki mıncıklayacak diye çocuğu riske atmayı göze alan insanların sizi pimpirikli bulması bir şey ifade etmiyor. Sonuçta yokluktan bir canlı meydana getiriyorsunuz ve onu elinizden geldiğince koruma yükümlülüğünüz var, bunu yerine getirmeye çalışıyorsunuz.
0
signore
(06.02.22)
Bence abartı değil öncelikle. Biz de mart sonunda bekliyoruz bebeğimizi, biraz daha rahat davranıyoruz ama yine de abartı gelmedi.

Ayrıca bebeğin anne-babası olarak siz bu kararları aldıktan sonra başkalarına söz hakkı düşmez. Kuralları siz koyacaksınız bebeğiniz için başkası değil, içiniz rahat olsun. "Gelsin de mıncıralım" diyen kişiye de elbette sınırlarınızı göstermek için böyle bir cevap vereceksiniz. Bana söylense itici filan bulmam. Türk toplumu ne sınırdan anlıyor ne saygıdan ne kuraldan. Buradaki cevaplara hiç bakmayın o yüzden.
0
gmzo
(06.02.22)
Bana gayet makul geldi, bebeğinizi korumak istemeniz çok normal ayrıca abartı bile olsa diğer insanlar bu isteğinize saygı göstermek durumunda, her bakımdan hassas bir dönem,başlı başına hamilelik zorken salgının ortasında hamilelik çok daha zor olmalı, siz bunca zaman beklemişsiniz, endişeleriniz yersiz bile olsa (ben yersiz olduğunu düşünmedim) diğer insanlar da bi süre bekleyiversinler.

Diğer taraftan yakınlarınız sizi kendinize zarar verecek bir endişe hali içinde görüyorlar ve uyarmak istiyorlarsa onlara da kulak vermek lazım. Bahsettiğiniz yenidoğan salgını hakkında hiç bir fikre sahip değilim, o nedenle işin bu tarafını da düşünmek istedim ama ‘yolda yürürken kafama saksı düşerse’ türünde bir korku değilse yaşadığınız bir süre korumacı davranmaktan kimseye zarar gelmez.
0
(06.02.22)
Ortada pandemi yokken bile "bebek mıncırmak" yasaklanmalıyken yokmuş gibi davrananlara ben hayret ediyorum. Biz hala arkadaşlarımla açık havada görüşüyoruz, işyerine ender gidip çoğunlukla evden çalışıyoruz. Çocuklar okuldan geldiklerinde doğru banyoya girip yıkanıyorlar. Olmadık, ama olmayacağız diye bir şey yok. 90 yaşında babam 80-85 yaşında kvalide-kpeder var. Onların hayatıyla mı oynayayım? Bazıları hakikaten çok hafif geçiriyor, ama bazıları hastanelik oluyor, bazıları da ölüyor. Neden canımdan kıymetlisini riske atayım? Başka biri bu riski alıyorsa kendisi bilir. Bunu düşünemeyecek insanla işim yok benim. Daha dün arkadaşlar arasında acilde yer bulabilmek için doktor tanıdık soruşturuyorlardı. Pandemi öncesinde bile 40'ı geçmeden gelmeyin diye konuşulurdu. Hadi o zaman pimpirik deyin ama bir pandemi gerçeği var ortada.
0
SiyamkedisiZorro
(07.02.22)
SiyamkedisiZorro +1

tabii ki bazı durumlarda rahat olunmalı ama tedbir almak gerekirken rahat olmak da biraz cehalet bana göre.
pandemi dışında yaşadığınız yerde rs virüsü salgını da varmış.
tedbirli olmak istemeniz gayet normal bence.
0
blatta hiberna
(07.02.22)
abartmıyorsun haklısın.
www.hurriyet.com.tr
0
sizofren06
(08.02.22)
(7)

iş bulabilmek için kurs önerileri alıyorum

hlot
30 yaşına girmek üzereyim. doğru dürüst bir iş deneyimim yok, ingilizcem iyi değil, dandik bir bölümden mezunum. neden böyle oldu diye sormayın, oldu bitti artık, biraz daha kötümser kalırsam hayatım bu şekilde bitecek zaten.1-2 kursa gidebilecek kadar para var (akraba destek çıkacak). 2 kurs diyeli
30 yaşına girmek üzereyim. doğru dürüst bir iş deneyimim yok, ingilizcem iyi değil, dandik bir bölümden mezunum. neden böyle oldu diye sormayın, oldu bitti artık, biraz daha kötümser kalırsam hayatım bu şekilde bitecek zaten.

1-2 kursa gidebilecek kadar para var (akraba destek çıkacak). 2 kurs diyelim biz buna. şu an yaşımdan dolayı "şu sektör hoşuma gidiyor", "şuraya girmek isterim" gibi bir şey demeye hakkım olmadığını düşünüyorum (sektörlerden de bihaberim zaten) ama mümkün mertebe ofis işi, masa başı bir iş arıyorum.

sorum şu: hangi 2 kursa gidersem bu benim için "mevcut durumumda" en iyisi, en "efektifi" olur. hangi 2 kurs, benim işe girme ihtimalimi en çok arttırır? hatta hangi 2 kurs, beni bir işe sokar?

yardımcı olursanız çok çok çok sevinirim. çok teşekkürler.
0
hlot
(05.02.22)
Ön muhasebe ilanları görüyorum çok. Muhasebe kursları da yaygın bildiğim kadarıyla. Bir de Logo programı isteniyor. Bunların faydası olur. Ek olarak bordro hazırlama ve özlük işleri konusunda da eğitimler var. Bunlar sayesinde de İK personeli olarak iş arayabilirsiniz. Lisans mezunu değilseniz, teknik alanlara yönelmek isterseniz kesinlikle kaynakçılık öneririm.
0
dissendium
(05.02.22)
Keşke bölümü de yazsaydın. İngilizcen olmasa da yurtdışına kapak atmak ister miydin? Kurslara ayrılan miktar kaç tl?
0
mg3929
(05.02.22)
almancayı a2ye kadar getirip,
almanyaya dil okuluna gidin, sonrası için de orada meslek edindirme kurslarına geçiş hakkını araştırın.
0
rewlack
(05.02.22)
lisans mezunuyum.

@mg3929: bilmiyorum ki ya. miktarı belirtmedi ama en az bir kurs garanti. tabii 40-50 bin liralık bir kursu da karşılamaz herhalde. iki kurs için 30-40 bin diyelim.

Edit: yurt disi biraz soguk bakiyorum ya. Urkutuyor yani. Bir de hicbir sey bilmeden gitsem ne yapacagim ki, nasil gidecegim ki?
0
🌸hlot
(05.02.22)
Techproeducation salesforce ya da tester kursu Türkçesi .
0
seyyar satıcı
(06.02.22)
iş garantili msa kursu. o değilde 30una kadar birşey yapmamış birine 30-40 bin lira kurs yardım parası verilmesi anormal. muhtemelen vicdani yada zorunlu hissettiği için elini taşın altına koymuş. yoksa bu krizde kim kime böyle birşey yapar. parayı vereni geçtim bu durumuna üzülen yakınların beklentisi de önemli. bunları göz önünde bulundurmanı tavsiye ederim. dört elle sarılıp hakkını vermelisin o kursun.
0
buenosdias
(06.02.22)
Hollanda ve Almanya'ya gittiklerinde ulkelerin en büyük ihtiyaçlarından biri hasta ve yaşlı bakicilariydi. Hatta bi arada ciddi ciddi 2 yıllık hasta bakıcılik okuyup gerekli ne eğitim varsa alip gitmeyi düşündüm, dilim de vardı.
0
sanguine
(06.02.22)
(5)

Finans yüksek lisansa beni alırlar mı?

spacevan
Elektrik elektronik mühendisiyim yüksek lisansı da bu alanda yaptım ama finans üzerine de yüksek lisans eğitim vs birşey almak istiyorum. Bu alanda hiç bilgim yok tezli yüksek lisan mülakatında direk elenirim gibi geliyor. Tezsiz de çok ilgimi çekiyor ama parasına değer mi bilmiyorum 30k falan tutuy
Elektrik elektronik mühendisiyim yüksek lisansı da bu alanda yaptım ama finans üzerine de yüksek lisans eğitim vs birşey almak istiyorum. Bu alanda hiç bilgim yok tezli yüksek lisan mülakatında direk elenirim gibi geliyor. Tezsiz de çok ilgimi çekiyor ama parasına değer mi bilmiyorum 30k falan tutuyor. O parayı da vermek istemiyorum. Bana bir yol gösterin? Bak şöyle eğitimler de var onu al falan da olabilir.
0
spacevan
(03.02.22)
Bence gözünde çok büyütme. Puanların iyi olursa, istekli olursan neden olmasın. Finans sektöründe iş bulsan belki daha çok faydasını görürsün.
0
dissendium
(03.02.22)
motivasyonunuz akademik değil de maddi ise hiç yüksek lisans falan uğraşmayın, teori öğrenir dönersiniz. eğer maddi bir amaçla bu işe girişecekseniz, spl sınavlarını verin ve düzey 3'e kadar yükselin bu sırada çeşitli okumalar yapın -scala yayıncılık kitaplarını tavsiye ederim.-
0
marlonbranda
(04.02.22)
alirlar. bu parali tezsiz profesyonel odakli yuksek lisanslar sizin gibiler icin var zaten.

onun haricinde marlonbranda +1
0
hot potato
(04.02.22)
İmkan varsa tezsizden tezliye geçiş yolunu belki deneyebilirsiniz
0
photo85
(04.02.22)
alsalar bile bir yıl bilimsel hazırlık okursunuz. lisans derslerinin bir kısmını o bir senede size ezberletirler. bunun için mülakatta evliya çelebi gibi etkilemek lazım onları.
0
haistre
(04.02.22)
(25)

Ailenize sitem eder miydiniz? -2

deveyidiken
Toplam 22 senesini İsviçre'de yaşamakla geçirmiş ancak bu 22 senenin sonunda İsviçre'den vatandaşlık alamayarak Türkiye'ye dönmeyi tercih etmiş bir aileye sahip olsaydınız bunu ailenizin yüzüne vurur muydunuz?"Bu da dert mi be olm" diyebilirsiniz ama son 10 yıldır falan bu gerçek beni her geçen yıl
Toplam 22 senesini İsviçre'de yaşamakla geçirmiş ancak bu 22 senenin sonunda İsviçre'den vatandaşlık alamayarak Türkiye'ye dönmeyi tercih etmiş bir aileye sahip olsaydınız bunu ailenizin yüzüne vurur muydunuz?

"Bu da dert mi be olm" diyebilirsiniz ama son 10 yıldır falan bu gerçek beni her geçen yıl daha da derinden yaralıyor. Ülkenin içinde bulunduğu şartları görünce bir kağıt parçasının aslında ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

sizin tepkiniz ne olurdu?

Edit: Önceki duyuru küfürden ötürü silindi, yeniden düzenledim.
0
deveyidiken
(03.02.22)
Almayarak Türkiye'ye dönmeyi tercih etmiş bir aileye çok ciddi olmamakla beraber "Ah be kalaydınız ya orada" diye düzenli olarak söyleyebilirdim.

Kalamadılarsa ama yapacak bir şey yok.

Kimi kağıt parçaları çok önemlidir, hayatlar kayıyor bazı kağıt parçaları uğruna.
0
hedep
(03.02.22)
Siz burada mıydınız? Olay tam anlaşılmıyor.
0
rose parks
(03.02.22)
Ben ve abim İsviçre'de doğduk ve abim sonrasında "Ben İsviçre'yi istemiyorum" dedi ve annem babam da ona uyup oturumu iptal etme kararı aldılar. Benim bir ağırlığım yoktu tabi 12 yaşında. Şu anki düşünce yapısına sahip değildim.

2013 yılında turist olarak gittiğimde bazı şeyleri görmeye başladım.

Ayrıca öncesinde bir kez ailem vatandaşlığa başvuruyor ama yaşadığımız belediye ret veriyor. Başka yere taşınıp yine başvuru yapabilirlerdi ama yapmamışlar. Her kantonun yasası bir olmadığı için birinin ret verdiğine öteki tamam diyebiliyor.
0
🌸deveyidiken
(03.02.22)
Sitem etmem tabi ki.

Birincisi zaten vatandaşlık alamamışlar. Diğer yere başvursalar alabileceklerinin bir garantisi yok. İkincisi de "X iyi TR kötü" gibi bir akım/moda var şu aralar ama ben şahsen katılmıyorum, ekonomi kötü ama iklim güzel mesela, şu an kazandığımın 2-3 katını verseler gidip İsveç'e yerleşmem.

Aslolan "isteği" kontrol altına almak bence. İsviçre'de olsan o zaman da "niye daha çok kazanmıyorum" diye şikayet ederdin belki. Sürekli daha fazlasını istemek yerine elde ne var, iyi yönleri neler, bir de ben neyi daha iyi yapabilirim düşüncelerine odaklanmak daha sağlıklı geliyor bana mental açıdan.

Bu arada benim dedem de TR'ye gelirken, kardeşi ABD'ye göç etmiş. Şimdi kuzenlerle aramızda maddi açıdan uçurum var, ama gidip dedeme sitem etmek hiç aklıma gelmemişti :)
0
plutongezegendegilmi
(03.02.22)
10 yıllık mevzu, olmuş bitmiş. Böyle geçmişe bağımlı yaşayıp aileyi suçlamak biraz yanlış. Birey olarak sen ne yapabiliyorsun ona bakmak lazım, önüne bak yani artık boşver.
0
roket adam
(03.02.22)
@ roket adam

Sorun şu ki, mevzu önünü görememek. Görebilseydim elbette umursamazdım bile belki.
0
🌸deveyidiken
(03.02.22)
Tamam da bu da senin sorunun artık yani. 10 yıl önce alınmış kararı irdelemenin bir manası yok yani, o karar verilmiş bitmiş. Kurban psikolojisine girmeye gerek yok, yetişkin gibi mevcut durumu kabullenip ona göre önüne bakacaksın. **bence**.
0
roket adam
(03.02.22)
Hocam seninki yine iyiymis, eski ofiste bi cocugun babasi turkiyeye donunce cocugun belcika vatandasligini iptal etmis sadece turk vatandasi olsun diye :) her gun babasina kufu ediyordu :)
0
brkylmz
(03.02.22)
@ brkylmz

Neler neler duyuyoruz. Bu insanlar şaşırmış :(
0
🌸deveyidiken
(03.02.22)
gerek yok. keşke derdim 1-2 geçerdim.

bu bağlamda 2013te niye bitcoin almadık diye üzülebiliriz ama gerek yok böyle şeylere. gerek yok derken üzülmeye sitem etmeye gerek yok. onu başlarına kakmanız mutsuzluktan başka bi şey getirmeyecek.
0
jack lupino
(03.02.22)
o halde anlamsız bir sitem. herkesin ailesi herhangi bir konuda seçim yapıyor, sonucu iyi ya da kötü şekilde bizleri etkiliyor. etkiniz olmayan şeyler için ah vah etmek anlamsız.
0
rose parks
(03.02.22)
Yani @hedep'in dediği gibi ah be kalaydınız seviyesinde olur, ben rahmetli babamın yanlış aldığı kararlar için bile keşke diyorum bazen, sitem etmek değil bu, ona karşı bir kızgınlık da değil, sadece bazı fırsatları değerlendirseymiş keşke seviyesinde.

Sizin durumunuzda TR'ye dönmeleri maddi olarak ne seviyede eksiye götürdü o önemli bence, İsviçre iyi güzel bugün çağırsalar bavulu toplar giderim ama burada maddi olarak iyi durumda olsam yine ailemin arkadaşlarımın olduğu yer daha iyi derdim.
0
atom karincanin torunu
(03.02.22)
Onlara artı kattı burası. Çünkü emekli olmuşlardı. Orada da geçinemezlerdi aldıkları paralarla. Ama burada şimdi durumlar malum. Baya artıdalar.
0
🌸deveyidiken
(03.02.22)
dedemin kardeşi abd'ye göçmemiş ama plutongezegendegilmi +100000

şikâyet etmek çocukça bir şey.
orada doğmuş olduğunuz için kullanabileceğiniz bir avantajınız varsa onu kullanın.
yoksa da yapılacak bir şey yok.
0
blatta hiberna
(03.02.22)
Birkaç kere sitem ederdim ama sonra takmazdım. Herkes kendi hayatını yaşıyor. Siz de kendi hayatınızı yaşayın. Onlar onu yaşamış, belki siz daha iyisini yaşarsınız.
0
dissendium
(03.02.22)
onlar 22 yılda dünyayı hiç okuyamamışlar demek. İsviçre AB'de değilmiş gerçi ama yine de oranın pasaportuyla dünyaya açılman daha kolay olurdu veya orada okuman çalışman.

İsviçre çifte vatandaşlık kabul etmiyorsa belki o yüzdendir dedim, baktım kabul ediyormuş. O zaman istememişler demek.

Fakat 70-80'lerde oraya gidip çalıştılarsa bu işleri çok kolay görmeleri de olası. Benim bir hocam kaçak olarak İngiltere'ye gidip çalışmış, oradan Almanya'ya geçip kalmış sonra vatandaş olmuş vs anlatıyordu. Şimdi kaçak olarak git sıkıysa :D o dönemki bakış açısı çok farklı olabilir yani.

genel olarak, yapacak bir şey yok.
0
nhk ni youkosu
(03.02.22)
Bakış açısı +1 @ nhk ni youkosu

Aynı süreci teyzemler yaşadı, onlar Zürih’e taşındılar ve dünya kadar vergi borçlarına rağmen vatandaş oldular.
0
🌸deveyidiken
(03.02.22)
Biz de İsviçre'den döndük, bizimkiler hepimiz için vatandaşlığı alıp döndüler ve bunun için minnettarım onlara. Fakat herkes aynı öngörüye sahip olamıyor. Aynı dönemlerde vatandaşlık almadan dönen tanıdıklarımız var.

Belirli bir yaştan sonra kurban psikolojisine girmenin, aileyi suçlamanın bir anlamı yok. Bu konuda roket adam'a katılıyorum. Yetişkin olarak önünüze bakıp yolunuzu çizmeniz gerekiyor. Çünkü bu bakış açısıyla vatandaşlığınız olsaydı, bu sefer de "neden döndünüz" diye suçlayacaktınız ailenizi belki de. Olan olmuş artık.
0
gmzo
(03.02.22)
1980'lerin başında kanada işçi alıyormuş. O zamanlar bu kadar ağır şartlar yokmuş. Başvuranların büyük çoğunluğu alınıyormuş. Babama da gel sende başvur çok kolay bak gideriz demişler tüm evraklar hazırmış ama babam "kanada çok soğuk olur" diye vazgeçmiş. Bazen derim baba kabul etseydin şimdi kanada vatandaşıydık.

olur böyle şeyler.
0
komando kani var bende
(03.02.22)
ahah benimkiler almamis, yurtdisi dogumluyum, ama ben kendim aldim baska ulkeden. sitem ettigim olmadi. vizyonsuzluk deyip gectim.
0
camussar
(03.02.22)
yas kac bilmiyorum ama anlamsiz bir hareket cunku eline bir sey gecmeyecek. "tepki", "sitem" vs sen gosterince/edince karsindaki kisinin kendini duzeltme ihtimali olan seye denir. burada oyle bir sey yok.

bir de orada dogup buyuduysen ana dil seviyesinde almanca olmali, almanya'da falan bedavaya universite okuyabilirsin.
0
hot potato
(03.02.22)
senin çözemeceğin bir problem değil ki bu? vatandaşlık alabileceğin bir çok ülke var düzgün şekilde, yurt dışı iş basvuruları yap, git çalış, otur, vatandaşlık al.

sizinkiler zamanında nasıl gitmişlerse sende şimdi gidebilirsin, doğumdan ötürü vatandaşlık veriyorlar mı bakarsın, belki ben gitsem 6 sene de alacağım, sen 2 senede alacaksın falan filan.

onlar yapamadı yada yapmadı diye seninde yapamayacağın anlamına gelmiyor, zaten her bir bireyin sorumluluğudur bir önceki nesilden daha iyi olmak.
0
selam
(03.02.22)
Yeniden dönmemin tek olur yolu evlilik yoluyla gitmek. Konsolosluktan ilgili belediyelere hatta havalimanındaki pasaport polisine kadar herkes “Hacı kız bulcan evlencen. Başka türlü uzun süreli kalmak zor” diyorlar.

Fakat sağolsun akrabalar yardımcı olmuyor bunun için. Diyorum kendim gidip bulayım, ancak bu sefer de isviçre’nin pahalı bir ülke olması tokat gibi yüzüme çarpıyor. Yani 2-3 ay kalmaya niyetlensem, ciddi bir bütçe gerekiyor. Ama bir şekilde harekete geçmek istiyorum artık.

Mesela zamanında babam da evlilik yoluyla oraya gitti, annemle evlendiği için.
0
🌸deveyidiken
(03.02.22)
arada bi abimi döverdim
0
all girls dream
(03.02.22)
benzer bir hikaye bende var.

peder 70'lerde almanya'da doktora yaparken yapilan vatandaslik teklifini reddetmis, toplamda 12 sene yasadiktan sonra kulustur bir vosvos ile kesin donus yapmis. Siniri geciyor, ilk benzincide duruyor. Pompaci cocuk alman plakayi gorunce hayirdir abi tatile mi geldin diye soruyor, o da yok kesin donus diyor. Abi sen bir baltaya sap olamamissin herkes sifir mercedes/bmw ile geliyor diye cevap veriyor.

mevzuyu defalarca konustuk, vatandaslik almadan donmem hataydi, size buyuk faydasi olurdu ama dondugum icin pisman degilim der.

ben de uzun sureli yurtdisi deneyimi sonrasi pederin gorusune katiliyorum. Disarida fazla vakit kaybetbeden, mumkunse pasaportu cebine koyup doneceksin.

Nedeni ozgul agirlik, derin mevzu ama eskiler ozetlemis "tas yerinde agirdir"
0
cooperr
(03.02.22)
(9)

Gelişmemiş ülkelerde yaşayan Türklerin motivasyonu ne?

hadi ya la
Son zamanlarda YouTube'da çok denk geliyorum, Kolombiya'nın x şehrinde baklavacı, Brezilya'nın gecekondu mahallesinde dükkan sahibi, Bangladeş'te değişik işler yapan insanlar...Hayat kolay değil, bir şekilde bu eforu Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde harcasalar refah seviyesi daha yüksek olmaz mı?Be
Son zamanlarda YouTube'da çok denk geliyorum, Kolombiya'nın x şehrinde baklavacı, Brezilya'nın gecekondu mahallesinde dükkan sahibi, Bangladeş'te değişik işler yapan insanlar...

Hayat kolay değil, bir şekilde bu eforu Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde harcasalar refah seviyesi daha yüksek olmaz mı?

Belki kendileri öyle mutlu ama bakıyorum refah içinde değiller, yorgun ve bitkinler.

Almanya'da, Hollanda'da zorlu bile olsa çalışmak varken neden Honduras'ta yaşamak için çaba harcayayım ki?
0
hadi ya la
(03.02.22)
Filmlerden bildiklerim dışında bir bilgim yok ama kan davasından veya kanundan kaçanlar mutlaka vardır bu söyledikleriniz arasında.

Ayrıca insan kendi köyünde çok kötü hayat şartlarında yaşıyorken hayatıyla kumar oynayıp belki daha iyi olur diye bir gemiye saklanıp veya para verip kendini başka yere atmaya çalışıyordur.
0
michael_knight
(03.02.22)
Bu saydığınız ülkelerde Türkiye'den daha kötü durumda değil ki. Mesela Honduras, bir kaç haftalığına gittim ve Utila diye bi adasında kaldım, full Amerikalı, Avruplaı turist doluydu adamlar yerleşmişler oraya. Cennet gibi bi yer.

Türkiye'nin Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşayan Avrupalılar neden geliyorlar, belki aynı nedenle Türkler de gidiyor. Biz o zaman ucuz diye gitmiştik, artık bize her yer pahalı gerçi.
0
euteamo
(03.02.22)
Yurt dışında yaşamak istesem Almanya'ya değil Meksika'ya gitmek isterim. Her insanın ilgi duyduğu kültür farklı. Bu tip şeylerde mantık aranmaz. Bangladeş'i saymıyorum. O uç örnek. Brezilya örneği de yanlış. Sayısal değerlere bakılırsa Brezilya ekonomisi Türkiye ekonomisinden daha büyük.
0
dissendium
(03.02.22)
Abi hayat paradan ibaret değil ki.

Yani yılda bi kaç ay güneş görüp Almanların arasında yaşayacağıma, @dissendium'un dediği gibi sıcakkanlı Meksikalıların arasında yaşayıp, doğru düzgün yemekler yiyebilmeyi tercih ederdim.

Almanya'da bizi yemek yemeye götürüp klopse diye bişey yedirdiler, allah düşmanımın başına vermesin, kıtlık harici yenecek yemek değil. Stockholm'de bi hafta kaldım kışın, güneş yoktu, sıfır yani, adamlar karanlıkta yaşıyorlar.

Bence böyle hayat geçmez. Karşılığında varsın iki model kötü arabaya bineyim, hiç sorun değil.
0
plutongezegendegilmi
(03.02.22)
Gelişmiş ülkelerdeki metropollerde yaşam zor. Küçük şehirlerde de iş imkanı az. O yüzden tercih ediliyor olabilir.
0
garylineker
(04.02.22)
Iklim
Plajda yasayayim, ormanda yasayayim gibi dogasal tercihler
Yaptiklari isin orda niche kabul edilmesi sebebiyle iyi para kazanabilmek
Kazanabildikleri para neyse onun yetmesi
Oranin Turkiye (veya nereden gittilerse orasi) olmamasi
Oradaki birine asik olmalari
Alismis olmalari
Orada yaptiklari calismalarin baska yerde taninmayacak ve transfer edilmeyecek olmasi (Barbados’ta corbaci islettim yedi yil diye Turkiyedeki herhangi bir sirkete aciklamanin sacmaligi yani)
Bir seyden kaciyor olmak (kanun, akraba, kan davasi, eski es, askerlik)
Yasaminiza uygun bir komunitenin bir sekilde orda bulunmasi (LGBTQ+ veya baska seyler)
0
sopiro
(04.02.22)
insannlarin goc motivasyonlarini bilmek gerek.
goc etmek kisisel bir surectir.

sudan'a, nijerya'ya, libya'ya, kazakistan'a insaat isleriyle, ticari faaliyetler icin gidip kalanlar var. aile kuranlar var.
kacmak isteyenler var.
degisik iklim arayanlar var.
gittikleri yerde topraga tutunabilenler, bununla ayakta kalanlar var.

var oglu, var kizi var.
0
viva paulista
(04.02.22)
ek olarak bazi ozel seyler de vardir, misal antakya'lilar arapca konustuklarindan arapca konusulan ulkelere gidip, berberlikle, lokantacilikla, kaportacilikla ter akitirlar.
doviz kazandiklari icin cazibesi var.

dunyanin pek cok yerinden isciler, garsonlar vs. paranin bol oldugu yerlere giderler. suudi arabistan col sicaginda, o ortamda taylandli isci, yeni gineli isci, pakistanli isci, filipinli isci, kimisi cennet gibi mekanlari birakip gidiyor. cunki omrunu torpuleyip eline gececek dolarlarla yoksulluguna merhem bulabiliyor.

burada not dusmek isterim.
turkler, turk lokantalari, turk santiyeleri disinda boyle durumlarin icinde olmazlardi. cunki kazak bir garsonu getirmek, kerala'dan bir isci getirmek, afrika'li bekcileri yigmak daha ucuz, daha kolay.
artik turkler icin de bu (kolemenlikler) mal sahipleri adina elverisli, kazancli duruma gelebiliyor gibi gorunuyor.
0
viva paulista
(04.02.22)
Metin iyiköşker bahsi geçmiş adamın serveti onlarca avrupaya göç etmiş türk mühendisi cebinen çıkarır :)
0
nuisance
(04.02.22)
(12)

Yarim Almanca'yla bu is olur mu?

polopan
Girdigim bir ortamda Alman bir kizla tanistim, kendisini gayet hos buluyorum. Baska zamanlarda iki kez daha basbasa görüstük, toplamda 7-8 saat beraber gecirmis olduk. Ancak kendisi sadece Almanca konusuyor. Ingilizce biliyor ama tercihen konusmuyorum dedi, ben de zorlamadim. Almancam yüzde 40 seviy
Girdigim bir ortamda Alman bir kizla tanistim, kendisini gayet hos buluyorum. Baska zamanlarda iki kez daha basbasa görüstük, toplamda 7-8 saat beraber gecirmis olduk. Ancak kendisi sadece Almanca konusuyor. Ingilizce biliyor ama tercihen konusmuyorum dedi, ben de zorlamadim. Almancam yüzde 40 seviyesinde falandir, dilim dönmeyince Ingilizce'ye dönüyorum, Ingilizce dediklerimi net anliyor, kendisi Almanca devam ediyor, ben de bir süre sonra otomatik olarak tekrar Almanca'ya dönüyorum. Onun dediklerinin de yüzde 50'sini net anliyorum, yüzde 25'ini daha yavas tekrarlamasini ya da baska sekilde aciklamasini istedikten sonra anlayabiliyorum, kalan yüzde 25 icinse ya tahmin yürütüyorum, ya da tam anlamiyorum, öyle gecip gidiyor, ya da iste muhabbet sürdükce sonradan dank ediyor falan :).

Kendisi gördügüm kadariyla benimle görüsmeye devam etmekte hevesli, görüsmedigimiz günlerde bolca mesajla iletisim halinde (mesajlarda rahatim, google translate sagolsun :P), beni begendigini belli eden bir sürü sinyal gönderdi. Sanirim bir de onu Ingilizce'ye zorlamamam falan hosuna gitti, yarim Almancayla verdigim cabayi görüyor, o da arti puan oldu sanirim.

Bu durumdan elle tutulur birsey cikar mi? Duygusal olarak baglanabilir miyim? Sadece takilmalik bir durum olarak mi düsüneyim? Almancam da gelisiyor bu sayede ama sirf Almancam gelissin motivasyonuyla bir seylere baslanabilir mi? Duygusal da bir kiz gibi... Nasil yapayim?

Not: Almanya'da bir yerdeyiz, is ortaminda veya disarda kendi arkadaslarimla genelde Ingilizce veya Türkce konusuyorum.
0
polopan
(02.02.22)
Bildiği hâlde senin için İngilizce konuşmayan kızdan ne hayır gelecek. Bana çok kompleksli biri gibi geldi. Sonuçta senin zorlandığını görüyorsa sana destek olmalı. Sorun senin yarım Almanca bilmen değil, onun iletişim kurabileceğiniz bir dil olmasına rağmen pişkin şekilde bunu tercih etmediğini söylemesi. Yüzde 10 Almanca bilsen de karşıdakinin niyeti varsa kuş diliyle bile anlaşır.
0
dissendium
(02.02.22)
zorlandığını gördüğü halde ingilizceye dönmeyecek biriyle olmaz bence. diğer arkadaşların senin daha iyi anladığın dilde konuşmayı tercih ediyorlar muhtemelen, hanım kızın derdi ne ki?

"yarim Almancayla verdigim cabayi görüyor, o da arti puan oldu sanirim" kendisine düşkünlüğünü fark etmiş, eğleniyor gibi geldi bana.
0
south park in kapusonlu uyesi
(02.02.22)
Bence olur, belki de bu onun sana yaptığı bir testtir. Önemli olan niyet, anladığım kadarıyla sana yardımcı olup iletişimi sürdürmeye yönelik de davranıyor. Ortak bir dil yerine ikinizden birinin anadili ile gitmenizde bir sakınca göremiyorum ben. Zaten iletişimin çok büyük bir bölümü mimikler, vücut dili, ses vb. ile yapılıyor. Konuşma dili elbette anlaşmada önemli ancak genele bakıldığında ufak bir yer kaplıyor.
0
burka
(02.02.22)
Valla tanıdığım Almanlardan gidip genelleme yapacaksam kendi ülkelerinde başka bir dille iletişim olayına pek sıcak bakmıyorlar. O konuda biraz sıkıntılılar. Yani diğer arkadaşların aksine seninle eğlendiğini ya da çok sıkıntılı olduğunu vs düşünmüyorum.

Yine de ben olsam o durumda pek ilerlemezdim cunku tek taraflı çaba isteyen bir şey gibi durduğu için yorucu olurdu. Sende ise bu durum sıkıntı yaratmıyor gibi gözüküyor hâl böyleyken yardır gitsin.
0
j r r tolkien hayrani
(03.02.22)
Almancanı geliştirirsin en kötü ihtimal :)
0
gabe h coud
(03.02.22)
Egleniyorsa ayrı kötü, "kendi ülkemde başka dil konuşmam cCc" kafasında biriyse ayrı kötü.

3 hayırla ugurluyoruz
0
abuzer
(03.02.22)
İki sonuç olabilir,

a) Almancayı tam olarak öğrenmeni sağlayıp evinin erkeği yapacak.

b) encrypted-tbn0.gstatic.com
0
conta
(03.02.22)
Arkadaşlar kızı temelsiz bir şekilde gömmüşler bana kalırsa. Sırf Almanca geliştirmek için bile denenebilir. Ben sizin yerinizde olsam iş ortamında ve dışarda olabildiğince Almanca konuşmaya gayret ederdim (sırf kıza yaranmak için değil, ama vesile olsun) mis gibi Almancanız olur işte.
0
pispinti
(03.02.22)
Kızın belki ingilizce konuşma konusunda özgüven eksikliği vardır bilemeyiz.

Bence iyi vakit geçirdiysen neden olmasın. Almanca öğrenmen de plus ayrıca. Çünkü iş yerinde ingilizce konuşuyordanız ve günlük hayatını ingilizce devam ettirebiliyorsan almancanı c1 falan yapmak oldukça zor olur. Bence önüne düşmüş bir nimet.
0
zimbirik
(03.02.22)
Pek çok insan yabancı dilde kendisini ifade ederken kendini iyi/konforlu hissetmiyor. Bu Alman ya da Fransız icin de geçerli.

Almanya’nın görece küçük bir şehrinde, alışveriş yaptığım kocaman bir mağazada kasiyer kadın İngilizce konuşmaya çalıştığımda küçük bir çığlık atmış ve hiç fena olmayan bir aksanla İngilizce olarak üzgünüm İngilizcem iyi değil deyip arkadaşını çağırmıştı.

Burada konu olan hanımefendi sizin Almanca seviyenizi yeterli bulmuş olsa gerek sizden hoşlandığını belli etmeye devam ediyor. Sıkıştığınızda araya İngilizce sıkıştırmanız da sorun olmuyormus.

Bence hiç sorun yok gibi görünüyor. Niye devam etmeyesiniz?
0
kaptankedi
(03.02.22)
cinsellik olmadan ilişki olmaz, önce cinsellik gelir. aksi halde kız kardeşin, kankan falan gibi bişi oluyor.

istatistiklere göre bir erkek ile kadın tanıştıktan sonra 7 saat içinde eğer kadın da erkekten hoşlanmışsa seks oluyor.

bu 7 saat tüm iletişim kanalları ile yapılan birebir iletişim'i içeriyor. ilk tanıştın 1 saat geçirdin, 2 gün sonra mesaj attın 15 dakika mesajlaştın diyelim, 1 saat 15 dakika harcadın gibi. 10 dakika telefon konuşması vs. diye ekleye ekleye 7 saat içinde oluyor. bu nedenle bol miktarda yüz yüze görüşme, mesajlaşmanın kısa kesilmesi iyi oluyor. daha fazla gözlem yapabiliyorsun, belki garsonları azarlayan kendisini büyük gören biri falan bunlar mesajlaşmada anlayamazsın, gözden ırak olan gönülden ırak olur.

bu zamanı geçirdikten sonra ise seks konusu biraz daha zorlaşıyor zira o 7 saat için aslında 1 veya 2 hafta harcanmış oluyor. 2 hafta içerisinde kıza yanaşmazsan kız da bu herhalde beni beğenmedi veya arkadaş olarak görüyor veya sünepe biri galiba vs. vs. gibi düşünceye giriyor. tabii her zaman böyle olacak değil. aylar sonra da seks ve ardından ilişki olabilir. kanun kaide değil. dediğim gibi istatistiksel bilgiler bunlar.

daha kızın kendisini tam olarak tanımadan duygusal bağlanabilirmiyim diye sormuşsun, bu tehlikeli bir durum, ne biliyorsun kızın hadi grup seks yapalım demeyeceğini? regl olduğunda çekilemez (en azından senin için) birine dönüşmediğini? manyak yada sapık olmadığını? straponumu aldım bekliyorum demeyeceğini? (senin içinde ok ise farklı tabii) kişisel bakımının düzgün olup olmadığını falan filan daha da binlerce soru sorabilirim sana, daha tanımıyorsun bile ama daha şimdiden duygusal bağ kurabilirmiyim diyorsun.

bu düşünce senin davranışlarını şekillendirir ve kızın senden uzaklaşmasına sebep olur. ne kadar yapışkan sıkıcı biri bu herif der. o nedenle bunu düşünme, hani diyorlar ya carpe diem diye, işte o carpe diem bu carpe diem. muhabbetine bak, keyfine bak, eğlenmeye bak, gelecek ile ilgili plan yapma takılayım mı bağlanayım mı diye. bütün bunları boş ver olacağı varsa olacaktır.

yarım almanca ile olur mu? 0 dil ile bile oluyor o kısmı kafana takma, iletişimin %90'ı beden dilidir.

zaten yeterince uzun zaman geçirmişsin, hanım efendi de belli ki seninle vakit geçirmekten hoşlanıyor ama biraz daha beklersen kankası olacaksın. o nedenle bir an önce harekete geçmen gerekiyor, bir buluşma ayarla baş başa, bu buluşma senin hoşlandığın veya hoşlanabileceğin (daha önce yapmadığın bir şey de olabilir) bir etkinlik olsun. önce bir cafe de buluşun bir kahve için, bir saati bulmasın orada geçirdiğiniz zaman, sonrasında ne bileyim poligon varsa poligona gidin mesela (sen bu kısmı çeşitlendir, yeterki az konuşma olacak bir etkinlik olsun, fiziksel aktivite içersin), çıkışta da bir pub vs. ye gidin. fiziksel temastan da korkma, belinden tut, elinden tut vs. eğer rahatsız olursa senden fiziksel olarak uzaklaşır veya sözlü olarak iletir sende ona göre davranırsın, içinden geldiği gibi davran, aklına bişi geldi ve ayıp olur mu diye düşündüğün her şeyi yap zira aslında iç güdülerin bunu yapmanı söylüyor (içinden geldiği gibi kısım burası) ancak bilincin bir çok toplumsal baskı korku endişe yüzünden bunu engellemeye çalışıyor, bilincini o sırada dinlememelisin. ilişkiler hayvani içgüdüler ile oluşur.

umarım kafanız uyuşur ve mutlu güzel bir maceranız olur.
0
selam
(03.02.22)
gabe+1

Dil dile değmeden dil öğrenilmez geyiği vardır meşhur. Eğer muhabbet sürüyorsa kız da hoşlanıyordur. Devamlı iletişim halinde kalıyorsa gayet umut verici. Devam...
0
SiyamkedisiZorro
(04.02.22)
(3)

İş yerimde birim değişikliği

top_secret
4 yıldır aynı yerde çalışıyorum. Birimdeki en yetkili şahıs biraz değişik biri ve orada çalışmak beni çok zorluyor. (bunun ayrıntısı çok uzun mesele ama artık katlanamıyorum.Özel işler yaptırılmaya çalışıyor, sürekli disiplin cezalarıyla korku ve baskı uygulanıyor kısaca) Ayrıca bu birime gelen yeni
4 yıldır aynı yerde çalışıyorum. Birimdeki en yetkili şahıs biraz değişik biri ve orada çalışmak beni çok zorluyor. (bunun ayrıntısı çok uzun mesele ama artık katlanamıyorum.Özel işler yaptırılmaya çalışıyor, sürekli disiplin cezalarıyla korku ve baskı uygulanıyor kısaca)

Ayrıca bu birime gelen yeni bir çalışan ortamı çok geriyor. Yani zaten üstteki adam bizi geriyorken yeni arkadaşın değişik davranışları iyice yoruyor beni.

Ben buradan başka bir birime gitmeyi talep edebilirim.

1-Fakat bunun kabul edileceği kesin değil.
2-Gittiğim yerde ne ile karşılacağım belli değil.
3-Gözüme kestirdiğim bir yer var yöneticileri çok çok iyi fakat çalışanlar arasında bazı sorunlar olabilir diye duyum aldım
4-Şu an olduğum yer iş konusunda aşırı rahat.

Risk almaya değer mi?
Birim değişikliği istemeli miyim?
0
top_secret
(02.02.22)
Değiştir.
0
dissendium
(02.02.22)
talep etmezsen bilemezsin. biraz daha fazla bilgiyle riski daha da azaltmis olursun, bana gore degisiklik iyidir.

1-Fakat bunun kabul edileceği kesin değil. > diger taraf seni kabul edecek mi diye bir bak, eger edecekse kendi mudurune durumu anlat. memnun olmayan kisiyi calistirmak istemez herhalde.

2-Gittiğim yerde ne ile karşılacağım belli değil. > orda calisan tanidigin veya orda birini taniyan tanidigin varsa gitmeden kesinlikle konus. mutsuz olacagin yere gitmek hos olmaz :/

3-Gözüme kestirdiğim bir yer var yöneticileri çok çok iyi fakat çalışanlar arasında bazı sorunlar olabilir diye duyum aldım > usttekiyle ayni

4-Şu an olduğum yer iş konusunda aşırı rahat. > rahatlik tek basina cozum olmuyor malesef :/
0
fakyoras
(03.02.22)
Yöneticileri iyiyse çalışanlar arasında dedikodusu yapılabilecek kadar büyük uzun süre devam eden sorun nasıl oluyor? Bunu bir sorgulamak gerekiyor olabilir.
0
montreal
(03.02.22)
(7)

Önümüzdeki yıllarda yazılımcı konusunda bir enflasyon olur mu?

levent bilgen
Konudan tamamen uzak biri olarak soruyorum. Ülkede ne zaman böyle bir alan olsa 10 seneye kalmayıp şişmeye başlıyor. En son Tıp ve Diş Hekimliği bölümü dışındaki sağlık bölümleri nasibini almıştı bu şişmeden. 4 ayda öğrenilebilir deniyor. 10 yıl sonra da yazılımcılık bu popülerliğinde ve maaş getiri
Konudan tamamen uzak biri olarak soruyorum. Ülkede ne zaman böyle bir alan olsa 10 seneye kalmayıp şişmeye başlıyor. En son Tıp ve Diş Hekimliği bölümü dışındaki sağlık bölümleri nasibini almıştı bu şişmeden.

4 ayda öğrenilebilir deniyor. 10 yıl sonra da yazılımcılık bu popülerliğinde ve maaş getirisinde olabilir mi?
0
levent bilgen
(02.02.22)
4 ayda öğrenme olayı hikaye de, enflasyon çoktan oldu bile.

3 birim maaş verip, 10 birim üretkenlikte birini almaktansa, 1 birim maaş verip, her biri 1 birim üretkenlikte olan 5 kişi almayı tercih ediyor şu an Türk yazılım şirketleri.

Böylece hem daha çok para harcayıp, hem de daha düşük kalitede / verimde ürün çıkarmak zorunda kalıyorlar.

Ama müşteri umursamıyor. Akbank çöktü, bir şey olmadı. Yemeksepeti bilgileri çaldırdı, sorun yok. Trendyol'da kredi kartları patladı, hala satış rekorları kırmaya devam ediyorlar. Getir'in CTO'su bile yok aylardır, ama yürüdü gitti.

Yani teknik anlamda rekabet gerektiren bir durum olmadığı için, zaten iyi yazılımcıya talep o kadar yüksek değil. Kötü yazılımcıyı çok daha kolay replace edebiliyorsun, başta biraz daha maliyetli olsa da uzun vadede daha kârlı hale geliyor. Yazılım sektöründe turnover rate de o yüzden bu kadar yüksek.

Ha bu 1 birim üretkenlikte olan adamı bulmak bile kolay değil her zaman, o yüzden maaşlar görece yüksek. Bir de işte remote çalışma şansı var, gidip yarı fiyatına Almanlara çalışıyor millet, dövize endeksli piyasa, o yüzden mecburen maaşlar TL bazında biraz yükseldi. Ama onun haricinde olması gerekenin yarısı kadar bile yükselmiş değil.

Bu verim / maliyet hesabını sıkı sıkı yapması gereken bir tek startuplar var, o yüzden oralarda daha yüksek maaşlı işler bulunabiliyor. Ama startup sektörü de ölüyor, o yüzden oranın da uzun süre devam edeceğini zannetmiyorum.

Böyleyken böyle.
0
plutongezegendegilmi
(02.02.22)
Ben şuna dikkat ettim. Yazılımcı yurt dışına kaçabildiği için içeride açık oluşabiliyor. Yurt dışına kaçmayan adam Türkiye'de kalacak olsa şu anki yazılımcıların önemli bir kısmı iş bulamaz çünkü o kişilerle rekabet edemezler. Yazılım yurt dışına göç sayesinde ülke içinde dengeleniyor.

4 ay saçmalığı her şeyde var. İngilizce için de 4 ayda öğrenilir diyorlar. Öğrenmek adını söyleyebilmekse evet, öğrenirsin. Yazılım için de aynı şey söz konusu. Öğrenmek derken ne kastediliyor.
0
dissendium
(02.02.22)
4 aydan sonra ogreniliyor olabilir mi? bu varsayim anlamsiz. 4 ay kurs bitirene devlet otomatik maas baglamiyor ki. sen isveren olsan 4 aylik kuru kuruya ezber bilgiye proje verir misin?

yani demek istedigim yazilimci dedigin surekli yeni teknoloji, yeni teknikler ogrenmek ve takip etmek zorunda olan kisidir. bunu yapmayan havadan maas alamayacagi icin oyle bir risk yok.
0
hot potato
(02.02.22)
Hayır, piyasanın doygunlasmasina daha çok uzun zaman var ve dijitalleşmesi gereken çok fazla sektör/işkolu var.
0
kaptankedi
(02.02.22)
enflasyon simdiden cok ama dolasimdaki "iyi" yazilimci (insiyatif alabilen, bir sistemin butun mimarisini tasarlayabilecek, sonra ya kendi ya da yonetecegi ekibiyle bunun implementasyonuna on ayak olabilecek) sayisi talebin hep cok cok altinda.

yazilim o kadar buyuk ve o kadar farkli yan dalda ozellesilebilecek bir alan ki, butun hepsini "yazilim" olarak genellemek yanlis oluyor. iki yetenekli yazilimci, birbirlerinden bambaska dillerde birbirlerinden bambaska isler yapiyor olabilirler. o yuzden bu soru sey gibi de oluyor: "ofis calisanlarinda bir enflasyon olur mu?" herkes farkli is yapiyor. bazi kollarda bir enflasyon olabilir evet ama mobilite nispeten kolay, kendini dengeleyebilen bir sistem.

yani ciddi bir enflasyon olacaksa da bizim hatta cocuklarimizin hayati boyunca olmayabilir bence.
0
robokot
(02.02.22)
4 aysa öğrenilebilen her şeyin enflasyonu olur, a4 aysa öğrenenler kendi aralarında kapışır, ama katma değerli işlerde enflasyonu geçtim eleman açığı olmaya devam eder diye düşünüyorum. yani alanında özelleşebilen, uzmanlaşabilenler her zaman on adım önde.
0
roket adam
(03.02.22)
Yazılım diğer alanlara pek benzemiyor.

Ne kadar çok adam varsa o kadar çok şey yapılabilir.

Ve bu yapılan şeyler bir alan kaplamasına gerek yok ev-ofis tarzı.

Ve aynı şeye hizmet etme ihtimalleri çok az fikirlerin ve alanların.

Bir insaat, bir dis hekimi gibi değil. bunlar arttıkça bölgede tıkanma olabilir. bölge diyorum, küçük düşündüm. ama bölgede yazılımcı sayısının artması çoğu alana hizmet etme, tüm dünyaya hizmet etme, yeni fikirlere hizmet etme.. gibi imkanlar tanıyor.

Ne kadar çok yazılımcı o kadar çok iş, o kadar çok büyüme, o kadar çok fikir.

Tıkanma ön görülemiyor genel olarak fakat detaya indiğimizde mesela junior yazılımcı patlaması var, orada sorunlar yaşanabiliyor.

Ama yine de çoğu insan işini gücünü bırakıp yazılımcı olsa, yeni açılan bir alana, büyüyen bir şirkete, start-uplara falan girme ihtimali yüksek. Ne zaman ki bunlar büyümez ve yenileri açılmaz işte o zaman sıkıntı çıkabilir.
0
ananiyimioguz
(03.02.22)
(7)

Bu işi kabul etmeli miyim? :(

jacque
Siyasi olarak pek haz etmediğim büyük bir medya kuruluşundan 6.000 TL net, 750 TL diğer ve 1.000 TL yemek kartı şeklinde bir teklif aldım.(Bu arada kurum dev ama birim küçük sanırım, ben de daha fazla bekliyordum.)Benim durumum ise şöyle:- Kasım ayında ayrıldığım işimden 4.500 TL alıyordum (Asgari ü
Siyasi olarak pek haz etmediğim büyük bir medya kuruluşundan 6.000 TL net, 750 TL diğer ve 1.000 TL yemek kartı şeklinde bir teklif aldım.
(Bu arada kurum dev ama birim küçük sanırım, ben de daha fazla bekliyordum.)

Benim durumum ise şöyle:
- Kasım ayında ayrıldığım işimden 4.500 TL alıyordum (Asgari ücret 2.825 TL'ydi.)

Şu an:
- Yan işimden (çeviri, tez yazma vs.) aylık 4.000 TL civarı
- Asıl işimden (ortaklı ve küçük çaplı bir reklam ajansım var, anca kendini döndürüyor) aylık 1.000 TL
- Kira gelirim 1.350 TL

Yani aylık 6.000 TL civarı bir şekilde kazanıyorum. Ama bunların hiçbiri düzenli olmadığından bir mesleğim varmış gibi de sayılmıyor pek.

5 aylık evliyiz. Eşim ticaretle uğraşıyor ve işleri bu ara çok sıkıntılı. Kira, aidat ve faturaları bir süredir ben ödüyorum ve birkaç ay da böyle gidecek. Yani kıt kanaat geçiniyoruz. Ama bana sundukları teklif benim rahatımdan vazgeçip 1 yıldır uğraştığımız ajans işini de çöpe atacak (ben gidersem ortağım da sürdürmez) bir ücret de değil. Bir yandan da ajans pek gelecek vaat etmediğinden bundan 2-3 ay sonra asgari ücretle işe girmek zorunda kalırsam diye çok korkuyorum...

Fark eder mi bilmem ama cinsiyet kadın, konum Ankara, yaş 30, eğitim yüksek lisans. Dil, tecrübe vs. de var.
0
jacque
(02.02.22)
Basla begenmezsen birakirsin veya baska yere gecersin
0
hot potato
(02.02.22)
Bence kabul edin.
0
michael_knight
(02.02.22)
kabul et ve iş aramaya devam.
0
jack lupino
(02.02.22)
öyle ortamlarda çalışanlar da aynı sizin gibi. Tabi ki girin çalışın.
0
allah yazdiysa bozsun
(02.02.22)
Kabul etmekten başka şansın yok bence.
0
dissendium
(02.02.22)
ben olsam ajansı bırakmazdım bu teklif için. ajanstan geliriniz artıyor mu, azalıyor mu yoksa sabit mi kalıyor bu da önemli. sadece iyi işler çıkararak ve zamanla mevcut müşterilerinize sunduğunuz hizmetleri artırarak işleri büyütmenizin mümkün olacağını düşünüyorum. full time çalışırken çeviri işini sürdürebilecekseniz teklifi kabul etmeniz mantıklı olabilir.
0
slow like honey
(02.02.22)
Tüpçü'nün firmasından recruiter aramıştı, o sıralar aldığım maaşa 20% ekleyip istedim, paraları yetmedi o yüzden gitmedim, ama bu tarz işlere gidilir bence.

Şu anda kamuda çalışıyorum mesela, içeride benden muhalifi yok. Bazen aptalca paralar harcanmasın diye kendime gereksiz iş çıkarıyorum "alın gitsin ya" diyebilmek varken. Milliyetçi bir insan da değilim sadece israfa karşıyım.

Sizin yerinize alacakları insan belki onların kafasında olacak ve "sisteme" istekle hizmet edecek. Paralarını alın iş etiğinizi salmayın diyorum.
0
aguen
(02.02.22)
(9)

Ankara kalesi

etna
Hanımla birlikte gidilip gezilecek bir yer mi?Anıtkabir, Hamamönü ve Ulucanlar cezaevi haricinde nereleri görebiliriz Ankara'da?
Hanımla birlikte gidilip gezilecek bir yer mi?
Anıtkabir, Hamamönü ve Ulucanlar cezaevi haricinde nereleri görebiliriz Ankara'da?
0
etna
(01.02.22)
Anadolu Medeniyetleri Müzesi
0
dissendium
(01.02.22)
Ben eşimle 5 yıl önce gittiğimde bayağı yorulduğumu hatırlıyorum, iniş çıkışları fazlaydı sanki. Bir de arabayla çıkarsanız park yeri sorunu olabilir, nedenini tam hatırlamıyorum ama buraya bi daha gelirsem taksiyle gelirim demiştim.

Kuğulu Park güzeldir. Atatürk Orman Çiftliği'nin çiçek, bitki, fide satışı yaptığı yer var, biz her yıl gideriz. Aynı yerde meşhur kokoreççiler var ama tavsiye etmem. Yine aynı yerde Gazi Parkı açıldı, hayvanlar falan var güzel bi yer.
0
mabl
(01.02.22)
Kaleye gittiğinizde Erimtan Müzesi'ni de gezmenizi öneririm.
0
fotrsapka
(01.02.22)
bir kere gittim kaleye. bence çok da gidilesi bir yer değil. kaleye çıkarken sağlı sollu dükkanlar var ama ilgi çekici bir şey yok. çingene mi diyim roman mı diyim artık, o grup insanlar vardı. darbuka çalıp oynuyorlardı. gençler oturmuş çekirdek çirliyordu yani çok manasız bir yer. beş dk manzarayı izler inersin. manzara dediğimde hep bina tepeleri.
görüntü aynen şu
www.gezilesiyer.com

kaleye çıkmadan rahmi koç müzesi var. oraya gidilebilir. anadolu medeniyetleri müzesi de aynı yerde hatta. yani oraya kadar çıkmışken kaleye çıkılır mı? evet çıkılabilir de çok bi şey beklemeyin yani.
0
elorelia
(01.02.22)
Tehlikeli, dikkatli olun. Gündüz insanlar varken gidin, gün batımı manzara izlemeye gitmeyin. Bir grup genç toplanıp insanları rahatsız ediyorlar.
0
gunisigi90
(01.02.22)
kale taraflarına gidecekseniz mutlaka koç müzesini görmenizi tavsiye ederim. diğer arkadaşların dediği gibi anadolu medeniyetler müzesi de görmeye değer.
0
iwillsee
(01.02.22)
3 tane müze var onları görebilirsiniz.
hediyelik eşya dükkanları güzel. Kale sokakları da fena değil ama kalabalık yerlerde olmaya dikkat edin.
Yemeği kalede yiyecekseniz çerkes mantısı yapan güzel bir yer var, en son 48 tlydi porsiyon.
akşam geç saatlere kalmamaya muhakkak dikkat edin o civarlarda.
0
black holes in the sky
(01.02.22)
Geçen yıl gittik kız arkadaşımla. Lanet olası bir yer. Kalenin içinde, tam asıl girişi olan yerde kafası güzel çalgıcılar vardı, birbirlerine çağırarak ettikleri küfürlerin haddi hesabı yok. Kaleye çıkıp dur şurda ne varmış diye kafanı uzattığın her yer leş gibi sidik kokuyor. Kalabalık zaten cabası. Etrafı desen çok da gezilmelik bir şeyi yok. Sırf iki alüminyum teneke, el yapımı ıvır zıvır göreceğim diye gidilecek bir yer değil. Aynı günde kaleden hamamonune indik, orası da ayrı saçmaydı. Dümdüz sokak işte, yürüyorsun habire. Tek olayı maket gibi, evleri bilmem ne usulü yapmışlar. Esnafı esnaf değil, girip görülecek yer desen yok.
Ama kaleye çıkarken müze var, ona girebilirsiniz, gayet verimli bir etkinlik olur.
0
anatomik
(01.02.22)
Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Koç müzesi +1

Alternatif olarak Ulus'un içinde de ilk meclis, ikinci meclis, İş Bankası vs müzeler var, bir de tarihi kalıntı olarak Roma Hamamı (açıksa eğer). Müzelerin çoğu Ulus-Kale-Hamamönü civarında zaten. Başka da gezecek pek bir yer hatırlamıyorum.
0
15 yildir okurum da simdi ne yazacagim
(01.02.22)
(8)

üniversiteye girerken sıralama sistemini bir bana anlatsın

Filinta61
merhaba,bir konu hakkında bilgi almam lazım.şimdi diyelim ki atıyorum yıldız teknik makine müh. bölümü için diyorlar ki ilk 15000 arasında olmak lazım. yani üniveriste sınavına giren 1.5 milyon kişi içinden o puan türünden 15.000 lik sıralamanın içinde lursan mı tercih edebiliyorsun.yani bu konuyu ç
merhaba,

bir konu hakkında bilgi almam lazım.

şimdi diyelim ki atıyorum yıldız teknik makine müh. bölümü için diyorlar ki ilk 15000 arasında olmak lazım.

yani üniveriste sınavına giren 1.5 milyon kişi içinden o puan türünden 15.000 lik sıralamanın içinde lursan mı tercih edebiliyorsun.

yani bu konuyu çok anlamadım. bu ne zamandan beri böyle.

örnekle anlatabilir misiniz.
teşekkürler.
0
Filinta61
(01.02.22)
belli bi sıralama yok. gördüğün sıralama geçen seneye ait.

şu anda 3 puan türü var. sayısal sözel eşit ağırlık.

senin verdiğin örnekte yıldız teknik makineye, sayısalda en son 15000. olan aday girebilirmiş.

ama gelecek yıl bu 13 bin de olabilir 20 bin de olabilir. adayların tercihlerine bağlı.

tercih etmekte özgürsün. 100 bine girip de tercih edebilirsin. ama yerleşme olasılığın çok az olur.

bu hep böyleydi.
0
jack lupino
(01.02.22)
sıralama denilen şey o okul o bölümün sallıyorum 2021 yılında aldığı son öğrencinin sıralaması.

yani o bölüm en son 15k ile öğrenci almış.

mühendislik barajını geçtiğin durumda tercih konusunda özgürsün 2k lık bölümü dahi yazabilirsin fakat tutması imkansız tabii.

sıralamalar her sene 100-200k larda 5-10 bin ileri ya da geri, ilk 100k da ise daha da az bir şekilde oynama yapar. Biz de bu oynamaları göz önüne alarak kendi sıralamamıza göre bir tercih listesi hazırlarız.
0
kornisch
(01.02.22)
her zaman böyleydi.
sıralama sınavlarının hepsi böyledir zaten.
yüzdelik dilim de size -hatta daha iyi- fikir verebilir.

tercih hakkında özgürsünüz ancak yerleşmek için "en kötü ihtimalle" bir önceki yılın verilerine göre benzer bir sıralamadan/yüzdelik dilimde olmanız şansınızı yükseltir. yani siz 50000inci oldunuz diyelim muhtemelen en sonuncu aldığı ilk 1000de olan bir bölüme yerleşemeyeceksiniz. tercih edebilir misiniz? elbette evet ama yerleşmeniz pratikte imkansız. en son 55.000inci öğrenciyi almış bir bölümeyse yerleşme ihtimaliniz %90. veya en son 200.000imci öğrenciyi almış bir bölüme yerleşme olasılığınız "pratikte" %99,99.

bir de her sene sınava giren insan sayısı değişiyor. dolayısıyla dereceden ziyade yüzdelik dilim daha mantıklı bir sonuç verebilir.

bu hep böyleydi.
0
rewlack
(01.02.22)
En işe yarar şekilde yazayım. Puanlarınız açıklanınca gidip geçen yılın puanlarına ve sıralamalarına bakacaksınız. Diyelim geçen yıl dediğiniz bölümün son aldığı öğrencinin sıralaması 15000. Sizin sıralamanız da diyelim 16000. Sınavın o yılki zorluğuna göre sıralamaların ne kadar değişeceğini tahmin edeceksiniz. Örnek olarak inşaat mühendisliği bölümü yüzyılın çöküşünü yaşıyor. Puanlar onlarca düştü. Bu şekilde bölüme girmek isteyen öğrenci sayısı, sınavın zorluğu, ülkenin durumu gibi etkenleri dikkate alarak sıralamanın artmasını ya da azalmasını tahmin edeceksiniz. O sıralamaya ya da puana yakınsanız kazanma şansınız yükseliyor.
0
dissendium
(01.02.22)
anladım teşekkür ediyorum.

peki tm dalında bir sıralamamı çıkıyor. yani tm puanına göre 45.000. inciyiz mi yazıyor.

ya da şimdi top üniversitelerin sıralamalarına baktım da son yerleşen diyelim 924.üncü. yani bu kişi türkiyede tm den 924. üncü mü olmuş.

veya şöyle sorayım bilgisayar mühendisliği kazanmak için top 5 üniveristenin sıralamalarına bakarak 5. üniversite sonuncu olarak sayısal 15.000 inciyi almışsa 30.000 incinin bu üni şansı yok. doğru mu anladım.
geçen sene bu sene değişen dilimi düşünmeden
0
🌸Filinta61
(01.02.22)
dokuman.osym.gov.tr

Buradan bakabilirsiniz.

Sıralaması 30 bin olan birinin sıralaması 15 bin olan bölüm için normalde şansı yok. Ama daha önce de yazdığım gibi her yıl kendine özgü. Sınav çok zor olursa, bölüm önemini kaybederse bölümün sıralaması 25 bine düşebilir. Bu sefer de 25 bin sıralaması olan biri kazanabilir.

Hatta bir örnek vereyim. Sayfa 194'te Boğaziçi inşaat 492 puan, Boğaziçi makine 530 puan. Bir zamanlar inşaat makineden daha yüksekti ama şimdi neredeyse 40 puan makine daha yüksek. Bu nedenle tercih yaparken üst sıralara garanti olmayan yerler de yazılabilir. Sıralama düşerse tutabilir.

Edit: Sadece Boğaziçi'de inşaat makineden yüksekmiş gibi anlaşılmış. Türkiye genelinde inşaatın makineden yüksek olduğu zamanlar var.
0
dissendium
(01.02.22)
Yukarıda detaylı anlatılmış. Ben de şunu ekleyeyim. Son senenin sıralaması dışında 5 yıllık trende bakmak lazım. Bazı bölümlerde sıralama gerilemek yerine yükseliyor. Örneğin bilgisayar mühendisliği.
0
ceketimi alip cikcam
(01.02.22)
sınav zorlaşınca herkes için zorlaştığı için dilim ya da sıralama kayda değer biçimde değişmez

boğaziçi inşaat puanı, makineden yüksek olmadı(son 20 senede)
yıl_____2000 _2005 2010
makine__220 __370 _538 puan
inşaat___218 __361 _523 puan
0
comp
(01.02.22)
(5)

insanlarla iletişim önerileri

elma
merhaba,ben insanlara normal ya da standart davrandığımı düşünürken sürekli kadın erkek farklı kişilerden kendimle ilgili "önceleri senden çekiniyordum, resmi ve soğuk görünüyordun" ya da "bazen sen de saçmaladığında rahatlıyorum, sen de bizim gibi insanmışsın diye düşünmeye başlıyorum", "seninle ko
merhaba,

ben insanlara normal ya da standart davrandığımı düşünürken sürekli kadın erkek farklı kişilerden kendimle ilgili "önceleri senden çekiniyordum, resmi ve soğuk görünüyordun" ya da "bazen sen de saçmaladığında rahatlıyorum, sen de bizim gibi insanmışsın diye düşünmeye başlıyorum", "seninle konuşmadan önce sanki hizaya girmek gerekiyormuş gibi hissediyorum" gibi yorumlar duyuyorum.

ben insanlara karşı mümkün olduğunca saygılı, nazik ve ölçülü olduğumu düşünüyordum. girip çıktığım ortamlarda merhabalaşırım, ayrılırken en azından gülümseyip başımla selam veririm öyle vedalaşırım. günlük hayatımda bol bol teşekkür etmeye çalışırım.

bilemiyorum nerede hata yapıyorum ama ben böyle düşünürken, insanların benden çekindiğini öğrenmek biraz beni üzüyor, çok çabuk samimi olamıyorum belki ama en azından saygılı olmaya özen gösteriyorum. acaba bu mu yanlış anlaşılıyor diye düşünüyorum bazen.

apartmanda denk gelince selamlaştığım insanlar oluyordu. geçen gün girişte denk geldim bir kaç kişi tanışmış kendi aralarında sohbet edip gülüyorlardı. acaba sohbet edecek hemen ne bulmuş olabilirlerdi :) onları görünce karşılıklı gülümseyip iyi akşamlar dileyip bunu düşünerek ayrıldım.

neyse, ben aslında insanlarla sohbet etmeyi, elimden bir şey gelecekse yardımcı olmayı seviyorum. farkında olmadan kurduğum bu resmiyet çizgisini sizce nasıl daha yumuşatabilirim.

daha mı güleryüzlü olmalıyım, özellikle gidip ben mi yakın ilgi göstermeliyim bilemiyorum ama insanların benimle çok da çekinmeden iletişim kurabilmesini istiyorum.

kendimi çok iyi ifade edememiş olabilirim ama sizin de konuyla ilgili önerilerinizi duymak isterim.

vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkürler şimdiden :)
0
elma
(31.01.22)
Ben de böyle şeyler çok duydum. Bence bu yaratılış meselesi. Yapabileceğiniz bir şey yok.
0
dissendium
(31.01.22)
Öncelikle yalnız değilsin :v

Tıpatıp olmasa da aynı sorunu ben de yaşıyorum. Gerçi sorun mu aslında o da muamma. Ama şöyle bir gerçek var; insanlara zor ısınıyorum. Ha belli bir aşamadan sonra canciğer olduğum çok insan var ama genelde bu süreç bir hayli uzun oluyor.
Sonrasında da "ilk zamanlar ne kadar soğuktun/ umursamazdın" gibi dönüş aldığım çok oldu. Ki aksine çok sevecen olduğumu düşünüyorum. Ama ikili ilişkilerde kendimizin nasıl hissettiğinin pek önemi olmuyor :) Bu gibi yaftalamalar genelgeçer, çoğunluğun kabul ettiği davranış biçimlerine dayanarak yapılıyor galiba. Mizaç meselesi galiba gerçekten. Kabullenip, barışmak lazım. Çünkü reddedip rol yapmanın çok daha kötü olduğunu düşünüyorum. Doğru arkadaşlıkları, doğru ilişkileri, gün içindeki minik sohbetleri dahi yakalamak biraz şans, biraz da cesaretten geçiyor.
0
lüzumsuz adam
(31.01.22)
Bu bir mizaç meselesi ama bu tarz "aşırı" mesafeli vibe'ın altında yatan sebep genelde kişinin savunma mekanizması neticesinde kendiliğinden oluşan "kalkan" oluyor.

Senin bahsettiğin saygılı olma durumu "benim bir çizgim var, aramıza bu çizgiyi çekiyorum, sakın bunu aşma" demek. İnsanlara bunu çok belli ettiğinde insanlar doğal olarak aman bulaşmayalım diyorlar.
Ama saygılı olmak böyle bir şey değil, tanımadığımız insanların default olarak bize saygısızlık yapacağını düşünmek sağlıklı değil.
Tabii asıl sorun, bunu bilerek yapmıyorsun muhtemelen. Yani "hayır herkes bana saygısızlık yapacak önkabülüm yok" diyebilirsin ama farkında olmadan bu tarz bir savunma kalkanı geliştirmiş olabilirsin.

Bunun nedenleri arasında sosyal iletişim gelişmezliği, büyüme zamanında yaşanan rezillik içerikli travmalar, insanlarla sosyal bağ kurmadaki dengesizlikler olabilir. Psikolog değilim, çok atıp tutmak istemiyorum ama bana öyle geliyor ki bu kadar takmana sebep olacak bir durumdaysan bu savunma kalkanını indirmek için, temelindeki muhtemel sorunlara eğilmen faydalı olur.

Mesela ben eskiden insan bozamazdım, azıcık samimi olan biri densizlik yaptığında cevabını veremezdim. Sonra ister istemez insanlar benimle kolay samimi olmayıp benimle uğraşmasınlar diye başta soğuk olmayı tercih ettiğimi fark ettim. Bilinçli yaptığım bir şey değildi ama zaman içinde özgüven kazanıp gerekene gerektiği yerde cevap verebileceğimi hissettiğimde o kalkanı kaldırdım çünkü artık ihtiyacım yok.

Velhasıl, madem bundan rahatsızsın, bu işe savunma mekanizması yönünden bakıp bir alternatif bulabiliyor musun onu göz önünde bulundur diyeceğim naçizane.
0
Bruce
(31.01.22)
goy goy yapmıyorsundur fazlaca, her konuyu her olayı ciddiyetle karşılıyorsundur, muhabbet sırasında X konusundan Y konusuna geçiş yapamıyorsundur. bunlar tahminlerim. bu arada bu söylediklerinin hiç bir kötü yanı yok. sanki sana gıcık olmuyorlarda saygı duyuyorlar gibi geldi bana.

o iki kişi de günlük konularda goy goy yapıyorlardır aralarında. sen yapmıyorsan adamlar naapsın.

not: hızlı etkileşim için tanımadığın insanlara merhaba yerine naber demen daha etkili olacaktır, naber diyince karşı taraf sanki seninle tanışmışda hatırlamıyormuş gibi hissedecek ve daha fazla ilgili davranacak. dolayısı ile etkileşimi hızlıca yükseltebilirsin.
0
selam
(01.02.22)
mizaç meselesi.

aslında teşhisi kendin de koymuşsun "...ölçülü olduğumu düşünüyordum."

ölçülü insanlara bu tarz yorumlar gelebiliyor. ölçülü olmak iyidir, insanların senden biraz çekinmesi de iyidir. gerçekten diğer türlüsü insanın canını çok daha fazla sıkıyor.
0
taçsız kral pele
(01.02.22)
(4)

salı güne işe başlıyorum çarşamba başka yerle mülakat

semaforo de medianoche
böyle bir şey oldu. çarşamba günü görüşeceğim pozisyon bana istediğim kariyer için çok daha iyi gelebilicek bir iş, şartları da salı başlayacağım işten daha iyidir büyük ihtimal. ancak girdiğim yere de çok istenerek girmedim açıkçası. teknik mülakatta biraz zorlandım ama teknik mülakat yapan kişi be
böyle bir şey oldu. çarşamba günü görüşeceğim pozisyon bana istediğim kariyer için çok daha iyi gelebilicek bir iş, şartları da salı başlayacağım işten daha iyidir büyük ihtimal. ancak girdiğim yere de çok istenerek girmedim açıkçası. teknik mülakatta biraz zorlandım ama teknik mülakat yapan kişi bende bir potansiyel gördüğünü özverili çalışırım dersem beni önericeğini söyledi ben de tamam dedim tabi. şimdi böyle bir ortamda 2. gün izin istemek garip olucak biraz ama ne desem nasıl istesem tavsiyeniz var mı bu durumla ilgili? görüşme öğlen 3'te yarım saat - 1 saat civarı olucak.
0
semaforo de medianoche
(31.01.22)
Bence perşembe başlasam olur mu de. Nüfus müdürlüğünde işim çıktı falan de. Ya da internet paketimi yenilemem lazım de. Bir yere gitmek zorunda olunan iş uydur.
0
dissendium
(31.01.22)
Eğer iş değiştirmiş olduğunuz firma başka şehirde ise veya uzak bir yerde ise taşınma fatura gibi işlemlerin bitmediğini söyleyebilirsiniz.
0
Tersidüzükilec
(31.01.22)
Bence ikinci gün izin istemek hiç garip degil. Halledemedigim işler var onlar için izin almam lazım falan diyim
0
dafuq
(31.01.22)
ik bankada hesap açtırmaya da gönderebilir ya da verem filmi çektirmeye
0
bir soru sorcam
(31.01.22)
(12)

Otelde kalmak kiraya göre daha iyi değil mi?

ceann deas
İstanbul'da düzgün bir semtte kiraya çıkayım desen en az 6000 vermen gerekiyor. Üzerine güvenlik vs olursa +200 aidat, 200 elektrik faturası, doğalgaz faturası interneti mutfak masrafı tadilatı derken temel ihtiyaçların maliyeti 8000 i geçiyor. Az önce aklıma takıldı bakayım dedim istanbul genelinde
İstanbul'da düzgün bir semtte kiraya çıkayım desen en az 6000 vermen gerekiyor. Üzerine güvenlik vs olursa +200 aidat, 200 elektrik faturası, doğalgaz faturası interneti mutfak masrafı tadilatı derken temel ihtiyaçların maliyeti 8000 i geçiyor. Az önce aklıma takıldı bakayım dedim istanbul genelinde geceliği 200-300 liradan çok güzel otel odaları var. Fatura aidat derdi yok üzerine temizliği yok bulaşığı yok yemek hazırlaması yok... Üzerine arada otel etkinliklerine katılıp kafa dağıtırsın spor salonunda sporunu yaparsın havuzu falan da var... Üst kattaki komşun manyak çıktı gece 2 de elektrik süpürgesi çalışıyor derdi yok. Diğer odalardan rahatsız olup odanı her zaman değiştirebilirsin ama kiradaki evinden her zaman taşınamazsın. Boyut olarak 6000'e kiralık evlerin de otel odasından farkı yok zaten. Bilmiyorum yanlış mı düşünüyorum ama otelde kalmanın kirada çıkmaya göre bir eksisini bulamadım şimdilik.
0
ceann deas
(31.01.22)
Ben bir gece bile otelde kalsam huzursuz oluyorum, benlik bir şey değil. Ailesi sevdiği eşi dostu olmayan yaşamdan bi beklentisi kalmamış insanlar böyle yapıyor gibi geliyor bana biraz.
0
Zaman Tamircisi
(31.01.22)
Eksisini bulamadınız mı? O kadar para verip sadece bir odada kalmak en büyük eksik bence.
0
dissendium
(31.01.22)
O fiyata yemek, çamaşır yıkama vs dahil mi?
0
elorelia
(31.01.22)
Birkaç cümle daha yazsan ikna olurdum gibi geldi.
0
primetime
(31.01.22)
değil... iş gereği otellerde uzun süre konaklamak zorunda kaldığım oldu. düzgün oteller senin gibi müşterileri pek istemezler, sirkülasyon olmasını tercih ederler. yani 100 odası varsa, 25'ini aylık kalacak müşterilere kapatmak işlerine gelmez. çünkü sen her ne kadar para veriyor olsan dahi, daha büyük müşterilerin gelmesini kapasiteyi düşürdüğün için engelliyorsun. pazarlama birimi istediği gibi çalışamıyor. bir süre sonra suratları ekşiyor, yukarıdan "yav gönderin bunları" diyorlar, sonra resepsiyon nazikçe odanızı değiştircez, şöyle edecez böyle edecez yapıyorlar. daha kötü oteller ise ucuz olsa dahi bir süre sonra konfor açısından insanı germeye başlıyor.
0
malheiros
(31.01.22)
Böyle bir fiyata otel mi var? :D
Yani vardır da düzgün, zincir otel markalarından biri değildir. Zeki demirkubuz seti görünümlü oteller bulunur ancak. Uzun süreli kalmayı/ buna göre fiyat almayı bile deneseniz bu fiyatlara zor.
O çok güzel odaları biz de merak ettik paylaşın, fikrimiz olsun :)
0
rewlack
(31.01.22)
karsilastirma yanlis. bir tarafta kira basliginda "duzgun semt olsun, mutfak tadilati olsun, guvenlik olsun" diye bir suru sey eklerken diger tarafta en ucuz kenar mahalle oteline tav olmussun.

"yemek hazırlama derdi yok" - otel uc ogun yemek vermez ki. hem de 200 liralik otel...
0
hot potato
(31.01.22)
Geceliği 200-300 liraya çok güzel otel derken? O otellerin çoğu fuhuş yuvası yalnız. 2 ya da 3 yıldız olurlar. Ben bir defa kaldım Ankara'da, gece 4 gibi koridordan gürültüler gelmeye başladı, ne oluyor acaba diye kapıyı açmamla karşımda bir yığın konsomatris gördüm, hepsi müşterisini bekliyordu.
0
el conquerador
(31.01.22)
Bu yaz bence düzgün bir yerde 3000e ev tuttuğum için bence iyi değildir. Ve tek odanız olacak otelde.
0
ceketimi alip cikcam
(31.01.22)
Bir kere 'otelde kalma' 'kirada kalmaktan' daha ucuza nasil oluyor onu anlayamadim, mantiga da aykiri. Gun uzerinden vs hesabinizi tekrar yapin bence. Ha belki Korona muhabbeti yuzunden gecici bir dengesizlik vardir konaklama sektorunde. Otel odasi yalnizligi diye baslik var kardes, hic mi duymadin, 129 sayfa olmus:)
0
neverletyougodown
(31.01.22)
1. 200-300 nerde güzel otel var? 200 liralık otelde kahvaltı bile yoktur. (İşim gereği hep otellerde kaldığım için biliyorum. Anadolu'da bile yok, İstanbul'da mümkün değil. Ya da dedikleri gibi fuhuşturucu yuvasıdır)
2. Hadi buldun diyelim, o paraya 1+0 sıfır evde kalıyormuş gibi olacaksın. Mutfak bile yok.
3. Kahvaltı tamam ama o hesaba birde günde iki öğünden aylık 60 tane yemek ekle. Hadi 50 tane olsun. Ki hep dışarıda kötü yağlardan yapılan yemekleri yiyeceksin.
4. Sevgilini, arkadaşlarını, aileni davet edemeyeceksin. 5. Odaların çoğunda koltuk olmaz, oturamayacaksin bile. Tek yatakta yatacaksın devamlı.
6. Teoride olsa bile pratikte hiç bir otel uzun süreli oda kiralamaz. 1 ay en fazla 2 ay veriyorum.
7. Bir çok imkanın kısıtlı veya sıfır olacak ama en önemlisi Ütü bile yapamayacaksin.
0
etna
(31.01.22)
aylık 9.000 liraya kümes kiralamak mantıklı değil insanın içi daralır

7bine eşyalı 3+1 bile bulursun
0
bir soru sorcam
(01.02.22)
(9)

Burada hata kimde?

izza
Üç beş saat önce bir tekel bayiye girdim, biraz da büyük böyle ekmek falan satıyor. Çırağıyla ekmekleri diziyordu. Ben de içki dolabına doğru yürüdüm ama sıradan bir markette nasıl olursa o şekilde, herhangi bir şeyi alıp kasaya gelecektim, dolabı da gitmişler gözden uzak bi yere koymuşlar adam sonr
Üç beş saat önce bir tekel bayiye girdim, biraz da büyük böyle ekmek falan satıyor. Çırağıyla ekmekleri diziyordu. Ben de içki dolabına doğru yürüdüm ama sıradan bir markette nasıl olursa o şekilde, herhangi bir şeyi alıp kasaya gelecektim, dolabı da gitmişler gözden uzak bi yere koymuşlar adam sonra işte sen niye oraya gidiyorsun falan demeye başladı o orda ekmek diziyormuş onu bekleyecekmişim de sonra adam gelince alacakmışım falan. Çalacakmışım muamelesi yaptı yani sonra ben de ağzıma gelen küfürlü sözleri etmeden savuşturdum, çünkü benzeri saçma tekelci tepkileri de görmüştüm. Açıkladım işte daha dolabın kapağını bile açmadım şöyle böyle, sonra biraz sitem ettim suratıma boş boş bakıyordu çıktım. Dolabı gidip marketin ücra köşesine koyan ben değilim de hani o durumda adamı beklemeli miydim onu düşünüyorum. O niyetle girmediğim için beklemem saçma olurdu bence. Kişinin fikri neyse zikri de odur sonuçta, saygısızlığına yordum. Tamam içkiler pahalı falan da böyle muamele edemezsin her girene.
0
izza
(31.01.22)
ekaterina
(31.01.22)
Migros'a kurban olam en azından karşımdaki insan gibi laftan anlar. Güldüm bu arada.
0
🌸izza
(31.01.22)
iyi yapmışsınız. hata tekelcide. benzer durumu fiyatlar böyle değilken 10'dan sonra satış yasakları nedeniyle yaşamış ve sizinle aynı tepkileri vermiştim. köşe başı tekel zaten, başka yerden alışveriş yapın.
0
brakgn
(31.01.22)
ben senin yerinde olsam tekelin çalışma saatleri dışında açık gördüğüm an 155i arar ihbar ederim, hatta video falan da çekerim. böylelerine hak.

birşeyi söylemenin bin tane yolu var.
0
killerbee
(31.01.22)
Çalışma saatlerini izleyemeyecek kadar uzağındayım. İnternette bir şekilde puanlama/yorumlama imkanım olsa yerin dibine sokardım da hiçbir sitede yoklar.
0
🌸izza
(31.01.22)
bir daha ugrama ruh hastasina
0
unabomber
(31.01.22)
Hata çalışanda. Kısıtlı bir yer değilse istediğim yere giderim. Ona ne. Madem çalınmasından korkuyorlar, dolabı kilitlesinler.
0
dissendium
(31.01.22)
sende bir sorun yok. medeniyetsiz standart tekel işte. bu yüzden marketlerden alışveriş yapıyorum. kişisel algılama başkası olsa yine aynı tepkiyi verecekti. hadi hırsızlıktan şüpheleniyor diyelim. o zaman düzgün bir şekilde ifade edebilirdi. esnaflık bunu gerektirir. bir daha iğne alma bence o tarz yerlerden.
0
black mamba
(31.01.22)
valla can sıkıcı durum, ama gunumuzde artik macrocenter'da bile icki reyonunda pesinde guvenlik dolasiyor. kameradan bakiyorlar desem haydi bir nebze ama baya guvenlik ensende dolasiyor (caktirmamaya da calismiyor yani bariz) demek ki calinti fire cok. adamin zink diye hirsiz muamelesi yapmasi tabii ki yanlis, bariz musteri kaybediyor, kendi de pismandir sakin dusununce ok ama adamin surekli alert olmadigi zaman her gun caldirdigi malı bir de ondan dinlemek lazim. muhtemelen o da insan gibi muameleyle baslamistir ama artik pes etmistir.

sonuc: oradan alisveris yapmam. sen haklisin. esnafligi beceremeyen yapmasin ok. ama onun da nasil o hale geldigine empati kuruyorum biraz.
0
robokot
(31.01.22)
(16)

200k ev kredisi çekmek mi, alamancı akrabadan euro ile borç almak mı?

ananiyimioguz
Şimdi bana yaklaşık 200k nakit lazım. 250 de elde var, ev alacağız.Bu 200k yı bankadan çekip 4 yılda ödemek istersem 270k olarak ödemem gerekiyor. Hadi belki dosya masrafıydı sigortasıydı falan 300k diyelim. Yani paranın %50si kadar bir masrafım olacak.Fakat hiç faiz ödemeden, direkt bir akrabamızda
Şimdi bana yaklaşık 200k nakit lazım. 250 de elde var, ev alacağız.

Bu 200k yı bankadan çekip 4 yılda ödemek istersem 270k olarak ödemem gerekiyor. Hadi belki dosya masrafıydı sigortasıydı falan 300k diyelim. Yani paranın %50si kadar bir masrafım olacak.

Fakat hiç faiz ödemeden, direkt bir akrabamızdan 13bin euro alsak ona da ödeme yapabiliriz.

Yalnız sıkıntı şu, euro sabit kalsa kesinlikle akrabadan almak çok mantıklı ama şu an 15 olan euro'nun 4 sene sonra 30-40 olmayacağının bir garantisi yok çünkü borcunu euro olarak isteyecek.

%50 masraftan kaçarken %100-200 masrafa girmek var.

Gerçi ödedikçe de biraz borcumuz azalacak ama.. belki en iyi ihtimalle aynı hesaba gelir banka kredisi ile.

Siz olsanız hangini tercih ederdiniz, tl ile borçlanmayı mı?
0
ananiyimioguz
(30.01.22)
Şu süreçte dövizle borçlanmak aşırı derecede korkutucu geliyor bana.
0
msb
(30.01.22)
Akrabadan niye euro olarak borç alıyorsunuz ki? Direkt 200 bin lira borç alın. TL'ye dönüştürüp size versin. Siz de TL olarak ödeyin.
0
dissendium
(30.01.22)
kredi çek tabii ki, kazancın euro değilse kesinlikle döviz borca girme zaten.
0
roket adam
(30.01.22)
tl ile bankaya borçlanmak en mantıklısı. yüzde 50 gözünüzü korkutmasın, zaten enflasyonla yılda en az %30 eriyecek borcunuz.
0
golgi aygıtı
(30.01.22)
Tabii ki kredi, şu ortamda dövizin stabil kalma ihtimalini bırakın stabil olarak artma imkanı var mı?
0
gmzo
(30.01.22)
asla ama asla dövizle borca girme bu dönemde.
0
a darkness coming
(30.01.22)
kredi+1

akrabanizin TL olarak borc vermek isteyecegini hic sanmam. ben olsam ben de vermem kardesim olmadigi surece.
0
supergirl
(30.01.22)
Doviz borclanan insanda deli cesareti olmali. Birak döviz borclanmayi, bunun aklindan gecirmek bile normal değil şaşırdım doğrusu.
0
stavro
(30.01.22)
Kredi +1
0
Lucidream
(30.01.22)
sabit faizli tl kredi kullanmak bu enflasyonist ortamda bedava para gibi bir şey. euro borçla karşılaştırmak bile hata.
0
nuisance
(30.01.22)
Akraba ile kötü olmak için ideal senaryo. Uzun vadeli kredi çekerseniz taksitler enflasyona göre eriyecek (Sizin gelirinizin en az enflasyon oranında artacağını varsayıyoruz tabi)

Ama Euro borçlanırsanız Euro en az enflasyon oranında artacaktır, bu durumda en iyi ihtimalle aldığınız Euro'nun 4 ödeme anındaki TL değerini ödersiniz ve geliriniz de aynı oranda arttıysa bir kaybınız olmaz (Ki bence bu da kredinin toplam maliyetine yaklaşır). Ama Euro patlarsa sizin hesaplar da şaşar.
0
salihdt
(31.01.22)
kredi +1
ev/araba alirken kendi yaginda kavrulacaksin, akrabaya falan bulasmamak lazim.
bana turk lirasi borc verse ve tekrar turk lirasi bile istese, %0 faiz yeterki isin gorulsun bile dese tesekkurler kalsin derim.
0
cooperr
(31.01.22)
Cooperr +1

Birisinin kredi alabildiği durumlarda şahıslardan borç alması doğru değil artık. Birilerinden borç alma dönemi geçti artık.

Bankadan borç aldığında kimseye mahçup da olmuyorsun hem.
0
mezarkabul
(31.01.22)
daha geçen gün bddk bankalara stres testlerini yapabilmeleri için senaryolar gönderdi. "aşırı olumsuz" senaryoya göre 2024 sonu USD kuru 31 görünüyordu. "normal" senaryoda ise 17.5 USD kuru. yani en normal senaryoda dahi 30% artış bekleniyor 2024 sonu için. sizin kredi 2025 sonuna kadar. bunu da geçtim, siz USD değil EUR borç alacaksınız. buradan da maliyetiniz artar bir miktar.

ben olsam düşünmeden kredi çekerdim 1 yıldan uzun vadeli her şey için.
0
posthuman
(31.01.22)
değil akraba, babamdan bile euro borç almazdım bu süreçte.
banka pahalı görünebilir ama en azından öngörülebilir olduğu için aslında ucuz bile.

bir süredir dolar 14,5 bandında. volatil olmasına alışmıştık şuan sabit kalması bile bir garip. bir süre sonra ne olacağı belli değil.
0
dahinnotha
(31.01.22)
Tamamdır, dediğiniz gibi TL bile olsa, 0 faizsiz bile verse akrabadan borçlanmamak daha iyi gibi ne olur ne olmaz.

4 sene de değil 10 sene çekeyim ben hatta aya çok düşmesin, zaman geçtikçe koymaz zaten. TL borçlanmak kadar karlı bir şey yok gibi.

İlk defa bu tarz bir borca gireceğim de tecrübem yok ondan sordum yoksa belki düşünmek bile hata diğer ihtimalleri. Ben taksit bile yapmayan bir insandım, ahmaklıkmış onu anlıyorum :(
0
🌸ananiyimioguz
(31.01.22)
(3)

Telefonumu değiştireceğim

naksidil
iPhone almak o kadar para gömmek mantıklı değil mi şu an. 18-20bin arası bi paradan bahsediyorum.
iPhone almak o kadar para gömmek mantıklı değil mi şu an. 18-20bin arası bi paradan bahsediyorum.
0
naksidil
(30.01.22)
O kadar para vermek bence mantıklı değil ama kamerası için verirdim ben olsam. Başka bir şey için değil. Özelliklerinin hakkını vereceksiniz alabilirsiniz.
0
dissendium
(30.01.22)
sadece kamerası için bir iphone 12 ya da 13üm olmasını isterdim ama paraya kıyıp alamıyorum ve telefonumu da alalı daha 2 sene olduğundan almıyorum.

İphone 13 128gb 15k küsürlerde şu an. Maaşın 10k ve üzeriyse al gitsin.
0
mg3929
(30.01.22)
bu para sana batacaksa alma tabii ki, ama paran varsa en temizi bu. çok iyi cihazlar.
0
roket adam
(31.01.22)
(4)

Filmin adı neydi?

Tamario
Yıllar önce bir film izlemiştik kardeşimle.Filmde bir işe girecek az sayıdaki kişiden olmak için 10'a yakın kişi ofiste mülakata gelmişlerdi.mülakatta bu ofisten çıkmanız için yarım saatiniz var gibi bir konu vardı.Ofistekiler ofisin içindeki şifrelerden yolunu bulup çıkmaya çalışıyorlardı.İsmi aklı
Yıllar önce bir film izlemiştik kardeşimle.
Filmde bir işe girecek az sayıdaki kişiden olmak için 10'a yakın kişi ofiste mülakata gelmişlerdi.mülakatta bu ofisten çıkmanız için yarım saatiniz var gibi bir konu vardı.Ofistekiler ofisin içindeki şifrelerden yolunu bulup çıkmaya çalışıyorlardı.
İsmi aklıma bir türlü gelmiyor.
Hatırladıklarım yalnızca bu kadar.
Bu filmin adını söyleyebilecek var mı?
0
Tamario
(30.01.22)
Exam olabilir.
0
dissendium
(30.01.22)
Küp olabilir
0
Asicanavar
(30.01.22)
Metot adlı oyun olma ihtimali nedir? Film ve diziye de uyarlandı diye biliyorum.
0
ruhen hastayim ben
(30.01.22)
Tamam arkadaşlar cevab Exam :)
Cevaplayan herkese teşekkür ederim.
0
🌸Tamario
(30.01.22)
(5)

Korona geçiren biriyle ne zaman görüşülmeli

rose parks
Hastalandıktan kaç gün sonra buluşmak güvenli olur?
Hastalandıktan kaç gün sonra buluşmak güvenli olur?
0
rose parks
(30.01.22)
Bence en az 10 gün.
0
dissendium
(30.01.22)
10 gün okeydir bence de semptomlar tamamen sıfıra indiyse.

Ben 7.gün test oldum. negatif.
0
ceketimi alip cikcam
(30.01.22)
Ben 7. Gün görüştüm. Bayağı iç içeydik. Bir şey olmadı bana.
0
musmus
(30.01.22)
annem covid pozitif çıktığının 8. günü test oldu, yine pozitif.
0
brakgn
(31.01.22)
Ne zaman negatif sonucu alır, o zaman.
0
d max
(31.01.22)
(4)

Uzun yürüyüşler sonrası kasıkta ağrı

chicha_v2
31 yaşında spor (koşu, bisiklet, yüzme) geçmişi olan bir erkeğim.Pandemiden beri sporu biraz azalttım, evden de çalışıyorum daha az hareket ediyorum diyebilirim.Bir süredir 5 km ve üzeri yürüyüşlerde (tempolu vs. değil) sadece sağ kasığımın dış kısmı ağrıyor ve bir iki gün dinlenmeden geçmiyor. Fıtı
31 yaşında spor (koşu, bisiklet, yüzme) geçmişi olan bir erkeğim.

Pandemiden beri sporu biraz azalttım, evden de çalışıyorum daha az hareket ediyorum diyebilirim.

Bir süredir 5 km ve üzeri yürüyüşlerde (tempolu vs. değil) sadece sağ kasığımın dış kısmı ağrıyor ve bir iki gün dinlenmeden geçmiyor.

Fıtık falan olabilir mi bu? Ortopediye mi görünmem lazım bunun için?
0
chicha_v2
(30.01.22)
Fıtık olabilir. Genel cerrahi bölümüne gidersen daha iyi.
0
dissendium
(30.01.22)
Bu agriya sebep olan aktiviteyi hemen kes ve mümkün olduğunca çabuk doktora görün.
0
kaptankedi
(30.01.22)
bana yaz seni birine göndericem
0
cosmicgadin
(30.01.22)
ya ben uzman değilim. sadece sağ kasık ağrısıyla başlayan belirtilerimle bir labrum yırtığım olduğunu fark etmişti doktor 5-6 yıl önce. geçen yıl ameliyat oldum. ortopediye görünün kalçayla ilgili ufak tefek bir şey olabilir.
0
ruh i tibbiye
(30.01.22)
(13)

Şuan Pandemi Olmasa Ne Yapardınız?

dreamnesiac
Pandemi nedeniyle kendinizi kısıtladığınız, yapmayı özlediğiniz ne var?Çok basit şeyler bile olabilir :)Teşekkürler
Pandemi nedeniyle kendinizi kısıtladığınız, yapmayı özlediğiniz ne var?
Çok basit şeyler bile olabilir :)

Teşekkürler
0
dreamnesiac
(30.01.22)
Maskesiz gezmek yeter. Bir de ekonominin durumu pandeminin önüne geçti. Dolmuşa 5 lira verilen ülkede gezmek de sorun.
0
dissendium
(30.01.22)
Maske dışında bir kısıtlama yok hayatımda şu an
0
kisa
(30.01.22)
içeri girince ilk iş elimi yıkamak olmaz. pis ellerimle sağa sola dokunmayı özledim :)

bi de 3 doz bionteche rağmen hala şu aptal maskeyi takmak zor geliyor. ondan kurtulmuş olurum. gına geldi :)
0
e mice
(30.01.22)
İlk işime pandemiden hemen önce başladım diyebiliriz. Her ay başka bir ili gezecektim, Ocak'ta Şubat'ta gittim sonra 2 senedir iptal oldu o iş :(
0
aguen
(30.01.22)
Maske olmasa fark yok +1
Maskeyi de soğukta sıcak tutuyor diye seviyorum, şu anda bir şikayetim yok şükür rabbişime.
0
Bruce
(30.01.22)
Fark yok +9

Maske sıcak tutuo +5
0
abuzer
(30.01.22)
Maskesiz gezmek ve termal tesislerden yararlanmak.
0
burka
(30.01.22)
Bol bol seyehat
0
2027
(30.01.22)
Her tatilde Turkıyeye doner erkek arkadasımı, bebek yegenimi, ailemi vs gorurdum. Yasadıgım yerde ulkeye her girisinizde 28 gün otelde karantina yapmanız gerek, o yuzden sadece bir kez yaz tatilinde gidebiliyorum ki tatilin yarısından cogu otel odasında gecmis oluyor. Kımse de beni ziyarete gelemiyor cunku freelance calısmadıkları surece kım 28 gun artı asıl tatil suresini izin alabilsin.
0
sopiro
(30.01.22)
telefonumu dezenfekte etmeden kullanmayı özledim. ama gerçekten özledim, öyle böyle değil.

sanki bütün covid varyasyonları telefonumun üzerindeymiş gibi hissediyorum. eve gelip ellerimi yıkıyorum ve hemen telefonu dezenfekte ediyorum. iki yılın ardından çok yorucu gelmeye başladı.
0
taçsız kral pele
(30.01.22)
Nefret ettiğim bi şeyi yapardım : pazara gitmek

Onu bile özledim be
0
photo85
(30.01.22)
restoranlarda kapali alanda rahat kafayla yemek yemek.
0
lemmiwinks
(31.01.22)
Maskesiz gezmek +1. Pandemi biterse ilk kutlamamda maske yakacağım, ahdım var.
0
d max
(31.01.22)
(14)

Sözlükle duyuru arasındaki kitle farkı

turk kizi
Daha önce konusuldu mu bilmiyorum. Ne zaman sözlükten söyle bi süzülüp duyuruya geçsem kitle değişimi yüzüme çarpıyor. Sözlük baya garip bi yer artık, burda ilişki soruları filan seksist olmayan sekilde cok esitlikci yanıtlanıyor sıklıkla. Neden sözlükten buraya bi akıs yok sizce? İki platform neden
Daha önce konusuldu mu bilmiyorum. Ne zaman sözlükten söyle bi süzülüp duyuruya geçsem kitle değişimi yüzüme çarpıyor. Sözlük baya garip bi yer artık, burda ilişki soruları filan seksist olmayan sekilde cok esitlikci yanıtlanıyor sıklıkla. Neden sözlükten buraya bi akıs yok sizce? İki platform neden benzer seyre sahip değil?
0
turk kizi
(29.01.22)
moderasyona ne kadar kizsak da burada belli bir kalite standardi korunuyor, bazen kurunun yaninda yas yansa da ben raziyim. (eski nesil 2000ler basi sozluk yazariyim, hesabim duruyor ama 10 sene once yazmayi biraktim, ama burayi seviyorum, hep cici kal duyuru)
0
robokot
(29.01.22)
burası da eskiden çok daha kaliteliydi, sözlükteki nerede çokluk durumu burada da var son birkaç senedir.
0
passion rules the game
(29.01.22)
Buton çok el altında olmayabilir mi?
0
abuzer
(29.01.22)
Ben buranın yaş ortalamasının daha yüksek olduğunu düşünüyorum. O yüzden burada daha aklı başında? bir kitle var, arada istisnalar çıksa da.
0
dissendium
(29.01.22)
kanıtlayamam ama sözlük ile aktroller arasında bir anlaşma var gibi. bu da kaliteyi düşürüyor. seksistlerin büyük bir kısmını aktroll ve çevresindeki tipler oluşturuyor. hükümetten laf söz gelmesin diye sözlük bunlara dokunamıyor. sözlük bu yüzden kalitesi her geçen yıl düşüyor. duyuruda ise aktif bir moderasyon mevcut. bundan dolayı sözlükteki kalitesizlik buraya pek yansımıyor ama tabiki burası da pirüpak bir yer değil sonuçta.
0
false pretension
(29.01.22)
Ben bilinmediğini düşünüyorum. Bi ara butonun yeri değişti ben bile zor buldum.
Sonuçta aktif moderasyon hatalı üslubu, kavgaları vs bertaraf edebilir. Ama cinsiyetçiliği, ayrımcılığı vs bertaraf edemez.

Bir de sözlükteki bi çok insan sormak istediği soruları, danışmak istediği konuları formatı bozduğunu farketmeden bam güm soruyor sözlükte. Buraya da formata dikkat eden, eski sözlük kültürüne aşina insanlar kalıyor. Şuan sözlük biraz daha forum gibi, free format kullanılıyor.
0
zimbirik
(29.01.22)
Maaşlı tayfa bence de sıkıntı. Burasi için de prim ödeseler görün şenliği!
0
sen de git sen de unut
(29.01.22)
Sözlük tamamen girilmez bir halde, fakat buraya da insanın çok giresi gelmiyor. Özellikle son 6-7 aydır burada da bir değişim var. Belki moderasyon yetişemiyordur belki de pes etmişlerdir ama cinsiyetçiler, ırkçılar artıyor. Genel olarak insanlıktan uzak çok soru/cevap görmeye başladım.

Ek olarak tabii asıl sebep, sözlükte entry öncesi iki basamaklı iki sayıyı çarpma captcha'sı konulsa çöp kesimin çoğu anında kaybolur. Aynı mantıkla, yok menüyü tıklayacaklar da sub-etha da login olacaklar da vs. vs. çok büyük bir filtre.
0
aguen
(29.01.22)
zimbirik +1 demeye geldim.

Sözlüğün kendisi zaten duyuru olmuş. Atıyorum münih başlığına giriyorum, çıkan entry “Berlin’den buraya nasıl gidebiliriz?” Gerçekten eskisi kadar sık sözlük okusam günde bunun gibi binlerce entry diyemeyeceğim sorulardan görürüm ki artık çok vakit geçirmediğim halde bazen günde onlarca böyle soru görüyorum.

Bir de burası sözlük yazarlarının çoğu tarafından bile pek bilinmiyor sanırım. Ben de 2004’te falan ilk kez sözlükten haberdar olmuştum ama duyurunun varlığını öğreneli 8-9 sene oluyor.
0
ms brownstone
(29.01.22)
Az önceki cevabın sanırım fazla sert girdiğim için silindi, biraz daha yumuşatayım. Burada da baya cinsiyetçi ırkçı hayvan düşmanı bi kitle var ama yazdıkları sanırım silindiği için fazla ortaya çıkmıyorlar, yoksa her yerde varlar yani burası da ak kaşık değil.
0
Zaman Tamircisi
(29.01.22)
Ben arada çok bi fark göremiyorum maalesef. Misal seksist bir insanla, "ay bu seksist, hemen kensıl edelim" diyen linççi zihniyet arasında seçim yapacak olsam baya kararsız kalırım (aslında kalmam, politically correct olsun diye öyle yazdım). Seksist olmayınca otomatik daha "iyi" olunmuyor yani, demek istediğim o.

Ha burada soru-cevap konsepti olduğu için insanlar biraz daha usturuplu yazıyorlar, yoksa aynı adamın aç sözlükteki yazılarına bak, aslında bi fark yok, aynı kişi. Bi de moderasyon kötü ama sıkı, onun da etkisi vardır. Sözlükte de 2 yazıdan 1'ini silsen daha temiz bi ortam olur yani.
0
plutongezegendegilmi
(29.01.22)
Buranin asil kalite kitlesi 2010-2015 arasiydi. Efsane insanlar vardi.
0
celebi efendi
(30.01.22)
bütün yorumlara katıldım :)
duyuru güzel, duyuru cici.
0
dreamnesiac
(30.01.22)
Duyuru kuruldugu günlerden beri buralardayim.

1- sözlüktekiler burayi bilmiyor, bilenlerse sözlükte yaratacagi etkiyi burada yaratamayacagini bildigi icin buraya bulasmiyor.
2- moderasyondan ben de cok sikayetciyim ama moderasyonun olmasi belirli bir cerceveyi korumayi sagliyor.
3- duyurunun su anki durumu birkac sene önceye kiyasla cok kötü, ama cok kötü, kuruldugu zamanlardaki kalitenin cok cok uzaginda ama entropi evrensel bir kanun, hersey bozulmaya ve cürümeye mahkum.
4- burada da cinsiyetci, irkci, aktroller oluyor ara sira ama cogunlukta degiller, o sebeple bircogu bir zaman sonra birakiyor ya da sessiz kaliyor.
5- kanzuk eksiyi devraldigindan beri neyin neden yapildigi belli degil, sunu kesin olarak biliyorum, bir grup sözlük yazari para ile sirketler icin reklam entryleri giriyor, ya da bir politikaciya ya da politik görüse saldirmak icin para aliyor, kim para verirse onun icin yaziyor. bir de organize bir sekilde sözlükte varlik gösteren ve sözlügün anlamini ve etkisini kaybetmesi icin calisan ekipler var, bunlari kimin yönlendirdigi belli.
0
spivak
(30.01.22)
(2)

Anadolu yakası ehliyet fiyatları

mg3929
Ehliyete yazılacağım ama anadolu yakası için ortalama fiyatları kalem kalem yazabilecek biri var mı acaba? Ehliyet kursları arasında çok kalite farkı oluyor mu? Hayatımda 1 kere 3dk civarında araba kullandım boş ve düz yolda, ek bi ders vs almadan geçebilir miyim kursta öğrettikleriyle? Ek olarak ma
Ehliyete yazılacağım ama anadolu yakası için ortalama fiyatları kalem kalem yazabilecek biri var mı acaba? Ehliyet kursları arasında çok kalite farkı oluyor mu? Hayatımda 1 kere 3dk civarında araba kullandım boş ve düz yolda, ek bi ders vs almadan geçebilir miyim kursta öğrettikleriyle? Ek olarak manuel mi alınmalı otomatik mi?
0
mg3929
(29.01.22)
Kurslar arasında kalite farkı olur. Daha bilinen yerlere giderseniz daha iyi.

Ben sınavı geçen yıl başka şehirde geçtiğim için fiyat vermeyeceğim.

Ama kurs ücreti, e-sınav ücreti, direksiyon sınavı ücreti şeklinde sadece sertifika aşaması için ücretler var. E-sınav çok kolay olduğu için onu tek seferde geçersiniz ama direksiyon sınavında kalırsanız her girişte yine sınav ücreti ve bir zorunlu direksiyon dersi ücreti ödemeniz gerekir. Ek olarak sağlık raporu için de ödeme var.

Sertifikadan sonra da ehliyet alma için ödemeler var. Şu an onları yazmaya gerek yok.

Sınavda paralel park, L park gibi daha teknik hareketler olduğu için düz yolda sürmüş olmak sınavı geçip geçmeme hakkında bilgi veremez tek başına. Çünkü trafiğe çıkıyorsunuz. Trafikte sınav anında ne olursa ona göre hareket etmeniz lazım.

Ben manuel aldım. Manuel tavsiye ederim. Otomatiği zaten öğrenirsiniz ama otomatik alan birinin manuel öğrenmesi daha zor.
0
dissendium
(29.01.22)
özel bir kurs adı bilmiyorum, ekim ayında 2000 tl'ye yazıldım artık aynı kurs 3000 istiyor. e-sınavı geçtikten sonra 7 günlük direksiyon eğitimi oluyor her biri en az 1 saat, yeteneğinize göre bu yeterli olur ya da olmaz. ben paralel parkta takılıyorum iki defadır:) bu alanda isim yapmış bir yer tercih edin, bazı kurslarda hocalar çok üstten anlatıyor bildiğimizi varsayıyor.
manuel daha mantıklı.
0
siyah gece
(30.01.22)
(5)

Nesquik

dissendium
İndirimle 10 liraya 450 gram Nesquik aldım. Son kullanma tarihinin bitmesine 1 ay var diye günde üç kez Nesquik yiyorum. Bir sağlık sorunu olur mu?Bir de ben sütsüz yiyorum, katur kutur. Öyle hoşuma gidiyor. Ben bu şekilde hep Nesquik yesem bir sağlık sorunu olur mu?Ürün de şu.https://www.migros.com
İndirimle 10 liraya 450 gram Nesquik aldım. Son kullanma tarihinin bitmesine 1 ay var diye günde üç kez Nesquik yiyorum. Bir sağlık sorunu olur mu?

Bir de ben sütsüz yiyorum, katur kutur. Öyle hoşuma gidiyor. Ben bu şekilde hep Nesquik yesem bir sağlık sorunu olur mu?

Ürün de şu.

www.migros.com.tr
0
dissendium
(29.01.22)
biraz kilo yapabilir.
0
zgrydn
(29.01.22)
Uzun süreli Nesquik kullanımının zararlarıyla ilgili bi makale göremedim, en fazla ishal olursun sivilce mivilce yapar belki.
0
Zaman Tamircisi
(29.01.22)
skt dolunca hemen bozulacak diye bir şey yok, 3-5 ay daha rahat gider, bana kalsa 1 yıl :)
0
do you remember me
(29.01.22)
Günde 25 gram şekerden türlü türlü sağlık sorunları çıkabilir.
0
ryhmer
(29.01.22)
@konetsu, hiç hesaplamadım. Aslında sevdiğimden yiyorum, yetişsin diye çok düşünmüyorum ama kısa sürede bitsin. Tam bir ay sonra bitmek zorunda değil.
0
🌸dissendium
(29.01.22)
(2)

asyalı hayvanların gözleri neden çekik değil

bugisme
Selam size Darvinizm fedaileri!sorum saçma görünebilir; lakin ki öyle değil :)Şimdi insan ırkının dış görünüş farklılıklarının pek çok çevresel sebebi var. Bu da binlerce yıl süren genetik aktarımlarla günümüze kadar ulaşmış. Örneğin, Asya kökenli insanların gözlerinin çekik olması da benzer şekilde
Selam size Darvinizm fedaileri!

sorum saçma görünebilir; lakin ki öyle değil :)

Şimdi insan ırkının dış görünüş farklılıklarının pek çok çevresel sebebi var. Bu da binlerce yıl süren genetik aktarımlarla günümüze kadar ulaşmış. Örneğin, Asya kökenli insanların gözlerinin çekik olması da benzer şekilde o coğrafyanın etkilerinden (iklim ve coğrafi şekiller) dolayı meydana geldiği biliniyor.

Peki neden Asya’ya özgü, aynı şartlarda yaşayan hayvanlar(japon makakları, bengal kaplanı, asya fili vs) genel olarak diğer kıtalarda yaşayan akrabalarına göre daha çekik gözlü değiller?
0
bugisme
(28.01.22)
İnsanın coğrafi etkilere verdiği tepkiyle hayvanın verdiği tepki neden aynı olsun ki evrimi de paralel gitsin.
0
Zaman Tamircisi
(28.01.22)
İngilizce biliyorsanız sorulmuş.

www.quora.com
0
dissendium
(28.01.22)
(11)

motive olamıyorum

passion rules the game
işim gereği (akademi, püü) yapmam gereken işler var, makale yazmak daha doğrusu diğer işler kolay. ne var ki doktora bitti biteli bir türlü yapamıyorum istediğim gibi, yarım yamalak onlarca şey yazdım ve biraz vakit ayırsam en az 5-6 makale çıkacak ama içimden gelmiyor. deadline olunca işler kolay,
işim gereği (akademi, püü) yapmam gereken işler var, makale yazmak daha doğrusu diğer işler kolay. ne var ki doktora bitti biteli bir türlü yapamıyorum istediğim gibi, yarım yamalak onlarca şey yazdım ve biraz vakit ayırsam en az 5-6 makale çıkacak ama içimden gelmiyor. deadline olunca işler kolay, 1 haftada 2 kitap bölümü lazımdı ingilizce yazdım yayınlattım ama kendi öz disiplinim olmayınca makaleler aksıyor. gerçi o bölümler içinde 1,5-2 ay falan süre vermişlerdi, son hafta bitirdim. bir şekilde bu gelecek 2 ayda kendi makalelerimi de halletmem lazım.

bu konuda ne yapabilirim? ülkenin bilinmezliği beni de sürüklüyor resmen, aşabilen var mı durumu? 3 ay sonra ne olacak belli değilken hiçbir şey yapasım gelmiyor. millet evlenip çocuk falan yapıyor.

danke.
0
passion rules the game
(28.01.22)
Ben de deadline yaklaşmadıkça işlerimi bitiremiyorum. Bir çeviri elimde bir sene sürünüyor, "bu çok acil, haftaya matbaaya gidecek" dediklerinde 800 sayfa redaksiyonu bir haftada yapıyorum. Birbirimize yalan deadline'lar verip sıkıştıralım mı? :)
0
kobuzchu kiz
(28.01.22)
Özel sektörde olsanız bu motivasyonla işten çıkarılabileceğinizi düşünerek motivasyon sağlayabilirsiniz.
0
dissendium
(28.01.22)
@dissendium özel sektörde çalışıyor olsam zaten ilgili işleri mesai saatleri bile bitmeden çoktan halletmiş ve mesai dışı işi düşünmüyor, baya da daha fazla para kazanıyor olurdum :) o yüzden o pek motive edici değil iyice kırdı hatta
0
🌸passion rules the game
(28.01.22)
Motivasyon dünyanın en boş kavramı olabilir bence ya, eğer dikkat eksikliği vs gibi bir sağlık sorunu yoksa insanlar sorumlu olduğu konuda hareket etmek için motive olmayı beklememeli bunu sana yaptıracak şey motivasyon değil özdisiplin olmalı, konulara bu şekilde yaklaşırsan bitirmen daha olası olabilir motivasyon bugün var yarın yok; özdisiplin her zaman var.
0
Zaman Tamircisi
(28.01.22)
@passion rules the game, o zaman çözüm ortaya çıktı. İstifa.
0
dissendium
(28.01.22)
@dissendium doktora tezi için de aynı şey denmişti, genelde herkesin en kolay önerisi bu ama herkes baya yararlandı, öğrenciler de derslerden memnun. özel sektör madden tatmin eder ama ruhen veya mental olarak yapılacak iş değil :) parayla motive olanlar için uygun olsa da bana gelmez. çözüm orada değil yani.
0
🌸passion rules the game
(28.01.22)
Ben deadline sız yazamıyorum maalesef. Halihazırda doktora tezimi yazıyorum. Ayrıca danışmanım bir makale istedi işte bilmem kaçıncı sayıya yetiştirelim mutlaka dedi. Yetişecek gerçekten de. Benim sorunum aşırı mükemmel yazmaya çalışmaktı ama danışmanım sayesinde artık akıllandım. Yaz düzelt yaz düzelt zaten adam oluyor o taslak. Kısacası yayına dönüştürmek istediğiniz yarım kalan işlerinizden birini seçin. Güncel literatürü tarayarak hedef dergilerinizi de seçin. Bu noktada teşvik, puan vs hesabına kadar yapın. Sonra da yetiştirmek için 2 haftanız kaldığını düşünüp yazmaya başlayın. Ödev gibi, zorunluluk gibi. 2 hafta sonunda yazdıklarınız sizi tatmin etmese de ilerlemiş olmak gaz verecek. Bir yayın daha bitmeye yaklaşmış olacak. Kimse güle oynaya yazamıyor bence.
0
buzbebek
(28.01.22)
@buzbebek en iyi tez bitmiş tez ama sonrasını daha farklı hayal etmitşim :₺
0
🌸passion rules the game
(28.01.22)
daha fazla iş edin :) bu akademik anlamda olmak zorunda değil ev temizliği ve market alışverişi bile olabilir. o zaman bi tanesini aksatınca hepsi birden kaydığı için motive oluyorsun ama dezavantajı; sürekli gerginlik :D
0
e mice
(28.01.22)
motivasyon mesajı iste arsiv.ntv.com.tr
0
garylineker
(28.01.22)
@lineker bu mesaj akademide atılsa ortalık baya karışır, kesin atılıyordur da :D
0
🌸passion rules the game
(29.01.22)
(4)

Elektrik neden kesilir

dissendium
Yaşadığım yerde iki gündür elektrik kesiliyor. Elektrik neden kesilir? Bunun teknik açıklamalarını merak ediyorum. Bakım yapılıyorsa neye bakım yapılır? Mühendis ya da tekniker açısından teknik bilgiyi soruyorum. Gündüz ya da akşam elektrik kesilmesinin mantığı ne? Neden gece 3, 4 gibi saatlerde yap
Yaşadığım yerde iki gündür elektrik kesiliyor. Elektrik neden kesilir? Bunun teknik açıklamalarını merak ediyorum. Bakım yapılıyorsa neye bakım yapılır? Mühendis ya da tekniker açısından teknik bilgiyi soruyorum. Gündüz ya da akşam elektrik kesilmesinin mantığı ne? Neden gece 3, 4 gibi saatlerde yapılmıyor? Teşekkür ederim bilgi veren olursa.
0
dissendium
(28.01.22)
eğer türkiyedeysen, iran bize doğalgaz vermiyor, ayrıca azeybaycan'da bize doğalgaz vermediği hakkında söylentiler var(borç yüzünden)

geriye sadece rusyadan aldığımız ama günlük ihtiyacımızı karşılamayan bir miktar doğalgaz kalıyor.

sanayi bölgelerinde fabrikaların üretimini durdurdular bu yüzden.

günümüzde enerjinin sanıyorum ki ciddi bir kısmı da doğalgaz kojenereasyon jenaratörleri ile üretiliyor.

ve türkiyenin yaklaşık 6 günlük gaz rezervi kalmış, daha sonra ne olur hiç bilmiyorum.
0
killerbee
(28.01.22)
@killerbee, Türkiye'de, bir sanayi şehrindeyim. İlk defa bu kadar zamansız, sık kesildiğini görüyorum. Ya birileri iş bilmiyor, ya da durum cidden kötü.
0
🌸dissendium
(28.01.22)
Son zamanlarda yaşanan bakımlardan bağımsız. Elektrik üretimi, tüketim talebine yetişemediği noktada tüm sistemin çökmemesi için kasıtlı olarak kesinti uygulanıyor. Gece tüketim az olduğu için üretilen elektrik o saatlerde yeterli oluyor, kesintiye gidilmesine gerek kalmıyor.
0
archmage mahmut
(28.01.22)
kesintiyi biraz açmak gerekiyor bölgesel bir kesinti mi mesken bazlı bir kesinti mi, planlı kesinti de olabilir arıza da olabilir.

Bugünlerde kar yağışının yoğun olduğu bölgelerden birinde iseniz kesintilerin sebebi havai hat arızaları olabilir kar ve buz yükü yüzünden faz toprak ve faz faz arızaları sık olur (izolatörler, başlıklar üzerinden deşarjlar atlamalar olur, izolatörler üzerinde kırılma çatlama olmuş olabilir, kesici ve ayırıcılar üzerinde mekaniksel sorunlar olabilir, kablolar birbirine temas etmiş olabilir v.s) ve trafolarının aşırı yüklenmesinden dolayı rölelerin açmasından kaynaklı da olabilir.

Bunların haricinde bulunduğunuz bölge de yapımı devam eden nakil hatları veya altyapı çalışmaları varsa manevra ve hat bağlantısı(direk trafo bağlantıları, campır atlamaları, yol geçişleri v.b) için enerji kesilir.

Mevcut doğalgaz ve enerji kısıtlamalarından kaynaklı Teiaş edaşlardan yük atmalarını istedi, bunun üzerine dağıtım şebekesi üzerinde ki 1000 kva üzeri trafolar sanayi tesisleri öncelikli olmak üzere devreden çıkarılabiliyor, bulunduğunuz bölge de bu tip tesisler varsa manevra sırasında kesintiye gidiyor olabilirler.

Elektrik şebekesinin en büyük düşmanı nemdir, ekipmanlar üzerinde düzenli bakım yapılmazsa izolasyonların zarar görmesine ve deşarjlara sebep olur ki bu da zamanla çok büyük arızalara sebebiyet verir.
0
sealth
(28.01.22)
(10)

is yerinden bir problem

durgunfoton
Arkadaslar,sacma birsey ama is arkadaslarimdan biri ile sorunum vardı, ben kanıtım onlana kadar bekledim, sonra sikayet ettim, simdi aramiz kötü. bu sikayetten sonra kendi sorumlulugundaki isleri yapmayı bıraktı, sımarık bir prenses oldugu icin, ben de toplantıda yapılmayan isleri söyledim. ufak bi
Arkadaslar,

sacma birsey ama

is arkadaslarimdan biri ile sorunum vardı, ben kanıtım onlana kadar bekledim, sonra sikayet ettim, simdi aramiz kötü.
bu sikayetten sonra kendi sorumlulugundaki isleri yapmayı bıraktı, sımarık bir prenses oldugu icin, ben de toplantıda yapılmayan isleri söyledim. ufak bi tartısma oldu, laf atısması.

iste o toplantida gruba yeni katilan iki kisi vardi.
bugün onlarin bilgisayarlarini düzeltmeye gittim ve ne gördüm? bu tartıstıgım arkadas bunlara mail atmıs, -sahit oldugunuz görüntüden cok utandım, bunun istediginiz is ortami olmadıgını biliyorum, bunun hakkında sizinle konusmak isterim ama burada ofiste olmaz, cikista birlikte gidebiliriz.-

hemen tabi ki cevaplarına da baktım, onlarda -önemli degil istersen konusuruz, cıkarken haber veririz- yazmıslar.
maillerini karıstırmadım, zaten e-postalarında yeni oldukları icin birsey yok, ekranı acınca önüme cıktı, zimbra mailde belki bilirsiniz, maili atanlar bir sütunda, mail bir sütunda görünüyor..cevaplarina baktim evet :).


simdi ne konustular, benim hakkımda iyi mi kötü mü bilmiyorum? uyanık bir de ofis dısında konusalım demis.
umrunda mı derseniz degil ama, ilk geldiklerinde bana o kisiyi sorduklarında ben 'biz konusmuyoruz benim birsey demem dogru olmaz' demistim, istesem ben de bircok sey söylerim. bu yüzden cok rahatsız oldum.

fotografını falan cekmedim, ceksem ne olacak ki zaten bir de suclu konumuna düserim.

fakat ben cok yıprandım ve sinirlerim de cok bozuk cünkü daha önceki kanıtlama süreci beni cok ugrastırdı, ne yapmalıyım veya bu yeni gelenlere de nasil davranayım bilmiyorum. patronu da cok bunalttım iyi niyetli davrandı tekrar kimseyi sıkmak istemiyorum.
0
durgunfoton
(27.01.22)
Yeni gelen arkadaşların ne düşündüğünü boşverin.
0
eksisozlukokuryazari
(27.01.22)
O kişi yeni gelenleri örgütleme yoluna girmiş, belki örgütlemiştir bile. Bu şekilde devam ederseniz sevilmeyen kişi olursunuz. Bence bir süre konuşmalara çok dâhil olmayın.
0
dissendium
(27.01.22)
bu yazışmaları okuma konusu ortaya çıkarsa, yönetimin yapacağı en mantıklı şey seni işten çıkarmak olur.
0
reanarchy
(28.01.22)
Hocam kendi sorumluluğundaki işleri bıraktı şımarık bir premses diyorsun da bunun hesabını kesmek sana mı kaldı? :) yani eğer senin alt seviyense tamam ama değilse bunu çıkıp da laf dalaşına çevirip ispiyonlayamazsın. Senin işin onun yüzünden kilit duruma düşüyorsa bile, bunu ifade edişin kritik.
Yeni gelenler de dışarıdan bakınca birinin diğerine saldırdığını gördülerse cephe alırlar yakında.
0
lcha
(28.01.22)
kelimesi kelimesine KnoxOverstreet +1

sorun yaşadığınız insanla sorununuzu çözmeye değil, direkt karşı tarafa zarar vermeyi düşünmüşsünüz.

toplantıda yaşananlar ve anlattığınız diğer her şey profesyonellikten tamamen uzak.
0
blatta hiberna
(28.01.22)
konuyu biraz daha acayim,
bu olaylar yurtdisinda, ben ilk yapilan irkcilik mi artik mobbing mi bilmiyorum rapor ettigim de bunu sen yanlis anlamissindir, kültür farkliligina cektiler. ben de aynen yazdiginiz gibi pusuya yatip kanit bekledim, ondan sonra ciddiye aldilar ve egitim almak zorunuda kaldi.
ondan sonra kendi sorumlulugundaki isleri birakti, grup icin yaptigi ama benim de yaptigim seyler var, mesela 2 metre sisleri degistiriyorum hanimefendi deney yapacak diye ama benim gelen postalarimi birakmamis, digerlerininkini birakmis. bu yüzden ben de cok sinir oldum. ama farkindayim yani.

aslinda acikca cephe alsalar benim isime gelir, cünkü o zaman yardim etmek, gereksiz iyi davranmak zorunda kalmam, hem benim dedikodumu yapiyorlar hem de yardim istiyorlar.

bana kötülük yapmayan hic kimseye kötülük yapmadim, suclu konumuna düsmeyecek olsam brosür yapar dagitirim.
0
🌸durgunfoton
(28.01.22)
@Knox+1
Valla uzun zamandır bu kadar katıldığım bir yorum okumamıştım. Yazmak istediğim çoğu şeyi yazıp beni yükten kurtarmış.

Ne yapacağına gelince, bence kendinle ilgili özeleştiri yapma olayına başlayabilirsin. Bu sayede olayları daha net yorumlayıp ona göre hareket edebilirsin. En basitinden mesela karşı tarafın diğerlerine mail atmasını çok yanlış bişey gibi görürken, senin yeni gelenlerin maillerini okumanın "evet cevaplarını okudum :)" şeklinde smile içeren bir yorumla sempatikleştirilebilecek bir olay olmadığının farkına varabilirsin. Onun yaptığı yanlışsa senin yaptığın da o kadar yanlış.
0
j r r tolkien hayrani
(28.01.22)
Uzatirsan kovulursun, onun da sana bir faydasi yok. Baskalarinin emaillerini acip okumak falan bunlar ortaya cikarsa kovulakla da kalmazsin, sehir degistirmek zorunda bile kalabilirsin..

Eger isyerinde kafan rahat degilse baska is bak, bulunca istifayi bas cik. Yurtdisinda calisacaksan derinin kalin olmasi lazim, cok net irkciliga maruz kalmadigin surece ki bunun olma olasiligi oldukca dusuk, sikayet falan islerini bosver, isine bak. Pusu kurdum bekledim falan bunlar pek normal hareketler degil..
0
cooperr
(28.01.22)
Benim farklı bir düşüncem var, sen bu kişiyi küçük düşürmeyi başardın, eğitim vs. aldı diyorsun, yabancılar bizim gibi değil. İyiyse, nice-cool kötüyse sorry derler o kadar daha ilerisi olmaz, bitiremezsin.
benzer şeyleri ben de yaşadım, tahmin edebiliyorum.
Bu kişi artık aşağılandığı için hata yapmaz. bence yeni gelenlerle konuşma sebebi de bu, ama saldırgan davranırsan barbar Türk olursun, sana zararı olur.
o yaşananları yapan sen olsaydın, kovulurdun.
0
spherical
(29.01.22)
ırkçı hastaya bak sen, ortada laf edemediğini anladı artık alttan alta insanları size karşı gruplayacak. o yeni gelenler bunun kanıtlanmış ırkçı olduğunu biliyorlar mi? bence bilmeleri lazım.

mailleri okuduğunuzu söyleyemeyeceğinizs göre (lütfen tekrar yapmayın), ki bunu belirtirseniz kesinlikle size karşı kullanacaktır, bundan sonra ona koz vermemeye çalışmalısınız. yeni gelenler de iş ortamında tutunmaya çalışacak insan ararlar doğal olarak. bu pisliğe tutulabilirler.

eğer önemliyse sizin için siz de konuşun ama bence gerek yok. huzurunuzu bozacak ve işinize engel olacak bir sey yapmadıkları sürece sizi üzmelerine izin vermeyin lütfen, o pisliğin amacı o.
0
rallied
(30.01.22)
(5)

yerimde olsanız ne yapardınız?

birmilyonunvarmi
2,5 yıllık elektronik mühendisim. zamlar hala belli olmadı. muhtemelen oldu bittiye getirecekler. 2021'de 100 küsür milyon dolar ciro yapan bir şirket burası ancak maaşlar hiç de öyle tatmin edici değil. bedelliye gidecem. yarın bedelli yerleri belli olacak. fırsat bu fırsat diyip bedelliye giderken
2,5 yıllık elektronik mühendisim. zamlar hala belli olmadı. muhtemelen oldu bittiye getirecekler. 2021'de 100 küsür milyon dolar ciro yapan bir şirket burası ancak maaşlar hiç de öyle tatmin edici değil.

bedelliye gidecem. yarın bedelli yerleri belli olacak. fırsat bu fırsat diyip bedelliye giderken tazminatımı alıp işten mi çıksam diye düşünüyorum. bu arada bir süredir ek olarak flutter öğreniyorum. mesleğimde ise 2,5 yılda basit kompleks toplamda 37 proje yaptım.

yerimde olsanız hazır tazminat alma fırsatı varken işten çıkar mıydınız?
0
birmilyonunvarmi
(27.01.22)
tazminatı alıp çıkmak en iyisi.
0
yonge and bloor
(27.01.22)
Subatta zamli maas yattiktan sonra o maas uzerinden tazminatini al cik bence de.
0
brkylmz
(27.01.22)
Yerinde olsam çıkmam. Askerlikten sonra işe devam ederdim. Belki istediğin gibi iş bulamayacaksın. Üç haftalık askerlik için işten ayrılmayı çok mantıksız buluyorum. Şirketin cirosuyla kendinizi gaza getirmeyin. Siz sadece bir çalışansınız. Askerlikten sonra iş ararsınız, daha iyisini bulursanız çıkarsınız. Tazminat dediğiniz şey zaten çalışmadığınız sürede harcanacak.
0
dissendium
(27.01.22)
tazminatını al çık. büyük ihtimalle geri dönersin zaten. önümüzdeki sene daha iyi bir iş bulduğunda bir daha tazminatını alamayacaksın.
0
belkider
(27.01.22)
Bedellide tazminat ödenmiyor
0
Yavuşuhlu
(27.01.22)
(18)

Erkek çocuk ismi

tiny toon
İki gün önce bir oğlumuz oldu arkadaşlar. İsmini bu zamana kadar bulmamız gerekirdi ama koymayı düşündüğümüz isimden birden soğuduk. En sıcak olduğumuz isimler Yiğit Ege ve Yiğit Alp. Fakat babalarımızın ikisinin de adı Ahmet olduğu için oğlumuza dedelerinin ismini de koysak mı diye düşünüyoruz, ken
İki gün önce bir oğlumuz oldu arkadaşlar. İsmini bu zamana kadar bulmamız gerekirdi ama koymayı düşündüğümüz isimden birden soğuduk. En sıcak olduğumuz isimler Yiğit Ege ve Yiğit Alp. Fakat babalarımızın ikisinin de adı Ahmet olduğu için oğlumuza dedelerinin ismini de koysak mı diye düşünüyoruz, kendilerine sorsanız öyle bir beklentimiz yok derler ama içten içe istediklerinden eminim. Aşağıdaki seçenekler arasından hangi ismi önerirsiniz? Teşekkürler.

Yiğit Ege,
Yiğit Alp,
Ahmet Ege,
Ahmet Yiğit,
Ahmet Yiğit Alp (Üç isim biraz zorlama gibi duruyor).
0
tiny toon
(27.01.22)
Ben iki isme karşıyım. Sadece Alp olsun derim.
0
dissendium
(27.01.22)
öncelikle gözünüz aydın, sağlıkla, güzellikle analı babalı büyüsün :)

önerim ahmet alp ya da sadece alp
0
elma
(27.01.22)
Hayırlı olsun ama üç ismi de beğenmedim. Oy vermem gerekirse Ahmet Yiğit'e oy veririm.
0
prole
(27.01.22)
gözünüz aydın. şansı açık olsun.
oğlunuz portekizli futbolcu değilse Ahmet Yiğit Alp'i eleyin derim.
sadece alp +1
0
brakgn
(27.01.22)
İki isim çok zorlama. Zaten bir tanesiyle seslenecek herkes. İçlerinde en iyisi Ahmet.
0
ruhen hastayim ben
(27.01.22)
tek isim iyidir yiğit koy gitsin
allah analı babalı büyütsün bu arada
0
all girls dream
(27.01.22)
İki isim çok zor. Yiğit ya da Alp tek başlarına çok güzel isimler bence.
0
jazzabel
(27.01.22)
ege ismini koymayan kalmadı diğer isimlerde gayet popüler. bence tek sade isimler daha güzel.
0
mikahakkinen
(27.01.22)
öncelikle tebrikler, mutlu ve sağlıklı bir ömür dilerim oğlunuzla.

siz hep yancı isim gibi değerlendirmişsiniz sanırım ama Yiğit tek başına da çok güzel isim. Yiğit'i tek düşünmez misiniz?
0
evde liyakat kalmamis
(27.01.22)
iki isim çok gereksiz ve saçma. bence çok kro hatta "ahmet yiğiiit" diye seslenmek çocuğuna. ege, yiğit, alp bunların üçü de çok güzel.
0
kenarortay
(27.01.22)
İki isimli biri olarak gayet memnunum iki isimli olmaktan. Ahmet gibi demode bi isim koyacaksanız yanında Alp ya da Yiğit koyabilirsiniz. Yiğitte türkçe karakter olduğu için Alp daha tercih edilebilir gibi.
0
nundu
(27.01.22)
Ben bir ek yapmak istiyorum. Eğer soyadınız çok bulunan bir soyad ise iki isim işlevseldir. İki ismi var diye çocuğa iki isimle seslenmek zorunda değilsiniz tabi ki.
0
prole
(27.01.22)
Yiğit güzel
0
Josephine.
(27.01.22)
ne kadar cok isim o kadar yuk, gobek adi falan bunlara gerek yok.
Alp yeterli +1
0
cooperr
(27.01.22)
İki isimli biri olarak tek isim +1
0
estella
(27.01.22)
ay lütfen artık iki isim koyan bile kalmamışken 3 işim nedir? lütfen alp yada sadece ahmet.
0
morden kainen
(27.01.22)
Uc isim biraz degil bayagi zorlama. Buna bir de soyad eklenince ortalik fena karisacak. Iki isim bence iyi, en azindan ona da secim hakki veriliyor gibi. Hangi isimle cagrilmak istiyorsa onu kullanir. Yigit ahmet olsun.
0
j r r tolkien hayrani
(27.01.22)
Soyadınızı bilmek uyum konusunda fikir verebilir.
0
cekcekli
(27.01.22)
(12)

hacklendik. acl yardım.

Acil kan
kız arkadaşımn okul mailine hacklendiğine dair mail geldi. şifresini falan yazmış adam. para istiyor. elinde porno görüntülerim var diyor ama bu tarz bir şey olması imkansız. bizim için sıkıntı olan kısım mail adresinin şifresini öğrenmiş olması. aynı şifreyi bir kaç yerde daha kullanıyor çünkü. pc'
kız arkadaşımn okul mailine hacklendiğine dair mail geldi. şifresini falan yazmış adam. para istiyor. elinde porno görüntülerim var diyor ama bu tarz bir şey olması imkansız. bizim için sıkıntı olan kısım mail adresinin şifresini öğrenmiş olması. aynı şifreyi bir kaç yerde daha kullanıyor çünkü. pc'ne virüs soktum diyor. biz ne yapmalıyız sizce şu an?
0
Acil kan
(27.01.22)
Öyle bir şey yok, merak etmeyin. Olta atıyor onlar, ya tutarsa diye. %99.99 böyledir.

Bir sürü siteye kaydoluyoruz. Zaman zaman bu siteler hackleniyor. İşte bu adamların yaptığı da, o hacklenmiş sitelerin veritabanlarındaki halihazırda ortaya saçılmış bilgileri (eposta, şifre, adsoyad, adres vb) alıp, eposta servislerinin giriş bilgileri ile karşılaştırarak, tutarsa karşı tarafa olta atmak için kullanılıyor.

Aynı olan tüm şifrelerinizi, mail adresindeki üyeliğinizin olduğu yerler de dahil (örn hepsiburada, twitter, facebook üyeliğiniz o maile kayıtlıdır, vb), değiştirin.

Aynı şifreyi birden fazla sitede kullanmayın, bu kadar.

Ben illa kuşkulandım derseniz, aşağıdaki linkten malwarebytes indirip taratın.

Benim ele ayağa düşmüş, 12-13 yıldır kullandığım bir eposta adresim var, ona bu mailler sık sık geliyor mesela.

www.malwarebytes.com

Biraz aramayla ekşisözlükteki konuyu buldum, buyrun okuyun :)
eksisozluk.com
0
hayirsiz
(27.01.22)
Şifreleri değiştirin. Sorun ortadan kalkarsa süper kalkmazsa kullandığı pcye virüs taraması, format diye sırayla gidersiniz.
0
Amory Lorch
(27.01.22)
şifreyi nasıl öğrenmiştir peki. teamviewer benzeri bir programla görüyorum yaptıklarını diyor.
0
🌸Acil kan
(27.01.22)
Telefonda email hesabı açıksa Google başka bir yerden oturum açılınca haber veriyor. Oturum açan ben değilim seçeneğine tıklayıp şifreyi değiştirebilir belki.

Okulun email hesabıysa okula haber versin. Giriş yapılan yer tespit edilebilir. Polise gidip şikâyetçi olursanız bulabilirler.

Tüm şifrelerini değiştirsin. Güçlü şifre oluştursun.

Bilgisayarda da virüs taraması yapsın.
0
dissendium
(27.01.22)
bu mail ve şifre zoom goreact getir ve gain dışında bir yerde kullanılmamış. genelde akademik yerlerde kullanılmış. bunların serverlarından şifre ve mail alınmış olma ihtimali yüksek diyoesunuz yani.
0
🌸Acil kan
(27.01.22)
önemsenecek, endişelenecek hiçbir şey yok. kimsenin sizi hacklediği ya da görüntülerinizi kaydettiği de yok telaşlanmayın. ilk mesajda hayirsiz güzelce açıklamış nasıl yapıldığını. bana aynı içerikte mailler birkaç senedir ayda 5-6 kere geliyor en az.

internette çeşitli yerlere kaydoluyoruz, önemsemeyip genelde aynı şifreleri kullanıyoruz, her gün bir sitenin veritabanı ortalığa saçılıyor, bir site hackleniyor. işte bu hacklenen sitelerden ortalığa sızan veritabanlarındaki bilgileri kullanarak otomatik olarak binlerce kişiye bu olta maillerini atıyorlar. yani o sana söylediği şifre aslında senin bir siteye kaydolurken kullandığın şifre, o site de hacklenmiş ve veritabanı ortalığa düşmüş. oradan alıyorlar yani bilgiyi. tesadüf olarak burada arkadaşın o siteye üye olurken email adresinin şifresiyle aynı şifreyi kullanmış demek ki.

şifrelerinizi değiştirin yeterli. başka bir şeye gerek yok. kimsenin sizi tehdit ettiği filan da yok polis filan uğraşmanıza hiç gerek yok, böyle bir şey ile uğraşmazlar zaten. basit, klasik ve bilinen bir phishing mail nihayetinde, herkese geliyor.
0
bugungityaringel
(27.01.22)
Aynisi benim hanima da geldi zamaninda. Bir şey olduğu yok, olta atiliyor böyle, kime tutarsa. Iyice açıklamış arkadaşlar zaten.
0
logisticsmanager
(27.01.22)
Kesin olta +1
0
karayel
(27.01.22)
Cevap verme maile
0
gabe h coud
(27.01.22)
Olta +1

Gecen bana da geldi. Sifremi de yazmışlar güldüm gectim. Neredeyse bütün ıvır zıvır sitelere üye oldugum şifre. Zaten Google ile o sitelere girince şifre çalınma uyarısı alıyorum sürekli. Yemeksepeti, n11 falan şifre de çaldırmisti geçen senelerde. Onunla alakalıdır.
0
westblack
(27.01.22)
ben bunu yaşadım bana verdiği şifre benim şifremdi ama hepsiburadada vs kulalndıgım şifre id amaç zaten panikletmek gerçeklik hissi vermek zaten ikinci mail gelmez çünkü aynı anda binlerce kişiye gidiyor
0
seyyar satıcı
(27.01.22)
Heryere verdiğim ikinci fake bir mailim ve şifrem var. Bir keresinde bana da bu şekilde bir mail gelmişti. Adama,

Fake mailimi ve şifremi bulduğun için tebrikler. Istersen internete bu bilgileri içeren reklam da verebilirsin. Umrumda değil. Zaten bu ihtimale karşı 2 yıldır aklına gelebilecek bütün sitelerde rahatça kullandığım bir maili bulman şaşırtıcı değil, bu kadar geç bulmam şaşırtıcı.

Demiştim. Ahahaha.
0
mobydick
(27.01.22)
(5)

Pandemi öncesindeki hayatıma dönemiyorum? Siz de böyle misiniz?

ms brownstone
Tabii ki herkesin hayatı çok değişti, hala pandemi devam ediyor ve hala dikkat etmek lazım falan ama çok temel şeylerde bile eski halimden eser olmadığını fark ettim şu sıralar. Mesela 3-4 hafta önce çok büyük ihtimalle vapurda üşüttüğüm bir günün ardından hafiften hasta gibiydim ve yine de covid ih
Tabii ki herkesin hayatı çok değişti, hala pandemi devam ediyor ve hala dikkat etmek lazım falan ama çok temel şeylerde bile eski halimden eser olmadığını fark ettim şu sıralar.

Mesela 3-4 hafta önce çok büyük ihtimalle vapurda üşüttüğüm bir günün ardından hafiften hasta gibiydim ve yine de covid ihtimaline karşın 10 gün kendimi karantinaya alayım dedim. 10 gün boyunca evden çıkmadım ve ciddi ciddi çok da sıkılmadım. Oldum olası aşırı dışadönük bir insan değilimdir zaten ama 10 gün asla dayanamazdım normalde.

Beni şaşırtan bir diğer şey de şu ki ben bu hayatta en çok seyahat etmeyi özellikle farklı ülkeler görmeyi seven bir insanım. Önümde hep bir seyahat planım olurdu ve bazen haftalarca buna odaklanırdım. Şimdi nisan için normalde gitmemin zor olacağı uzak bir ülkeye bilet aldık. 2 sene önce olsa havalara uçardım ama şu an sanki çok normalmiş ya da büyük ihtimalle iptal etmek zorunda kalırmışız gibi geliyor ve hiç sevinemiyorum. Geçen hafta da Lviv’e gidip gelmiştim. Sonra arkadaşlarım nasıl geçtiğini sorunca neyi sorduklarını bile anlayamadım. O kadar önemsizleştirip yok saymışım yani içimde.

Bu arada pandemi sürecinde özellikle de 2020’nin bahar aylarında o kadar çok kesinleşmiş planım iptal oldu ki genel olarak artık her şeye karşı hevessiz oluşum bununla da ilgili galiba çünkü ufak tefek şeyler değil hayatımı çok etkileyecek şeylerdi hepsi.

Sizler de böyle misiniz merak ediyorum. Pandemiden önce zevk aldığınız şeylerden hala aynı zevki alıyor musunuz? Genel olarak sizde de bir hevessizlik var mı hayata karşı? Varsa da nasıl düzelecek sizce?
0
ms brownstone
(26.01.22)
Valla kimse eskisi gibi değil. Hayatlarımız inanılmaz bir şekilde değişti ve aradan geçen sürede bizler de çok değiştik. Kişiliklerimizi de etkiledi yani. Pandemi yüzünden kaç tane seyahatim (iş-kişisel) iptal oldu bilmiyorum. Öyle olunca insan hayal kırıklığına uğramasın diye umutlanmayı, plan yapmayı bırakıyor resmen.

10-15 gün sonra meksikaya bilet almıştık. Resmen daha otel bile ayarlamadık. Normalde olsa aylar önceden gideceğim yerlere kadar excel yapardım. Biliyorum ki iptal olursa üzüleceğim, bırakıyorum yani. Eskiden sabahlara kadar dışarılarda olurduk, güzel yerlere gitmeye çalışırdık, ya en basitinden güzel giyinmeye falan çalışırdık, son 2 senedir giydiğim şey sayısı aynı yılda 1 defa kuaföre gidiyorum şu anda. Herkes böyle yani takma kafana.
0
roket adam
(26.01.22)
Maske olduğu sürece hayattan zevk almıyorum.
0
dissendium
(26.01.22)
maske+1
disari cikmak cok tatsizlasti. sadece sen zevk almiyosun gibi degil de gittigin yerlerin enerjisi de insani açmiyor. tr icin diger olumsuz etkenlerin de bu durumu tetikledigini dusunuyorum. bi cenaze namazimiz kilinmadi o kadarxd
0
ala09
(26.01.22)
Belirsizliği yönetmesi zor ve bu kadar kısıtlı, çoğunlukla da hareketsiz ve yüzyüze etkileşim olmayan bir yaşam insani değil de ondan.

Pandemiden önceki fotoğraflara baktığımda bambaşka bir hayatım olduğunu görüyorum, şuanki yaşantım belki çoğu açıdan avantajlı ancak bir o kadar da soyutlayıcı. En basitinden düzenli spor yapardım, beslenmeme, kendime dikkat ederdim, etkinliklere giderdim, arkadaşlarımla görüşürdüm, rahatça toplu taşıma kullanır bağımsızca gezerdim. Pandemide önceliklerim tersine döndü: Hareketsiz ve çok da sağlıklı sayılmayacak bir hayatım oldu, sürekli bilgisayar başındayım, arkadaşlarımla ya pandemiden dolayı görüşmüyoruz ya da yine pandemi nedeniyle farklı yerlere dağıldılar. Her şeyi internetten alır oldum, dolabımın büyük kısmı pijama:) en büyük hobim temizlik, kahve ve şanslıysam belki haftasonu 1-2 film izlemek. İş başında günlerim, saatlerim, gecelerim, hayatım geçiyor, sanal toplantılarda tanışıp vedalaştığım insanlar var. Sonsuzluğa uzanan Zoom'dan Skype'tan Whatsapp'tan fenalık geldi. Beyoğlu'na Beşiktaş'a gidip sokakları dolaşmayı, belki bir iki bir şey yiyip kahve içip mekan keşfetmeyi, kalabalık konserlere, etkinliklere gitmeyi, hatta mağaza pasaj gezmeyi, sinemaya gitmeyi özledim. Bu kadar basit şeyler, ne kadar zor. Şuan günü kurtarmaya bakıyorum. 2 sene çok uzun bir süre hayat için ve yaşam daha ne kadar ertelenir cevabı bende de yok. Umarım buluruz.
0
dreamnesiac
(26.01.22)
Ben de yasadigim ulke sebebiyle her sene bir ayi araliksiz karantinada gecirmek zorundayim otelde ve evde. Hapis cezasi gibi geliyor kulaga, ama iki defada da cok zorlanmadim. Ucuncude de zorlanmayacagim muhtemelen. Ama sosyal aktiviteler konusunda hevessizlik cok var.

Sinemaya, tiyatroya en son 2019'da gittim sanirim. Restoranlara gitmiyorum. Seyahat etmek artik hic ilgimi cekmiyor.
0
sopiro
(27.01.22)
(9)

Covid tat ve koku kaybı

dissendium
Covid olduğumdan şüphelendiğim için bir hafta kendime karantina uyguladım. İyileştim ancak tat ve koku kaybı kaldı. Bu ne zaman düzeliyor?
Covid olduğumdan şüphelendiğim için bir hafta kendime karantina uyguladım. İyileştim ancak tat ve koku kaybı kaldı. Bu ne zaman düzeliyor?
0
dissendium
(26.01.22)
gecmis olsun. bu problemi yasayan herkeste degisik. 7 gunde duzelen de var, 2020 basinda covid olmus ve hala duzelmesini bekleyen de.
0
robokot
(26.01.22)
3 ay sonra düzeldi.
0
ruhen hastayim ben
(26.01.22)
bende 1 haftada düzelmişti. benim bir arkadaşımda 1.5 senedir düzelme yok. çok garip gerçekten.
0
motosiklet burclu adam
(26.01.22)
0
false pretension
(26.01.22)
Bir hafta dolmadan yaklaşık 5 günde geçti. Covid geçiren tanıdıklarımdan bazıları 3-6 ayda hala tadları normal almada sıkıntı yaşıyorlar. Bazılarını uzun süreli etkiliyor.
0
sevilen progressive türkücü
(26.01.22)
Benim de bir haftada koku geldi, hem tat hem koku iki haftada komple normale döndü.
0
fraise
(26.01.22)
Delta varyantı olmuştum bu yaz. Koku ve tat 2 gün boyunca yoktu. 1 hafta sonra tam anlamıyla geldi ama hala bazı kokular(yumurta/ çamaşır suyu) gibi rahatsız edici geliyor. Eskiden bunlardan rahatsız olmazdım.
0
Omelas'ı Terk Eden Köylü
(30.01.22)
Son durum. Omicron geçirdiğimden şüpheleniyorum ve 10 günden sonra iyileşme oldu ama hâlâ tam performansa ulaşmış değil.
0
🌸dissendium
(30.01.22)
valla tam 1 sene gecti hala düzelmedi. elmadan portakal, lavantadan çürümüş erik kokusu gibi sacma sapan kokular alıyorum. pek ümidim de kalmadı beyinde bir bölge hasar almış olabilir diye dusunuyorum. yaklaşık 150-200 bin liralik parfüm koleksiyonum var ve parfümlerin kokusuyla alakasız kokular alıyorum en kötü tarafı da bu sanırım.
0
aramizda jesus var
(23.03.22)
(9)

sanayi elektrik kesintileri ile ilgili

kibritsuyu
bu işin tekniğinden çok anlamam. haberlerde falan özetle dediler ki "aydınlatma, ısınma vs. için elektrik verilecek, sadece üretim için elektrik kesilecek".fabrikada sadece bir tane sayaç var. bütün elektrik oradan geçip panoya giriyor, sonra dağılıyor.bugün mükellefe gittim ivedik osb'de, sıfır ele
bu işin tekniğinden çok anlamam. haberlerde falan özetle dediler ki "aydınlatma, ısınma vs. için elektrik verilecek, sadece üretim için elektrik kesilecek".

fabrikada sadece bir tane sayaç var. bütün elektrik oradan geçip panoya giriyor, sonra dağılıyor.

bugün mükellefe gittim ivedik osb'de, sıfır elektrik. karanlıkta montları giymiş buz gibi oturuyorlar. dedim hani sadece üretime kesilecekti?

şimdi elektrik sağlayan şirketin; fabrikanın sadece üretim elektriğini kesip, aydınlatma, ısınma vs. için elektrik verebilmesi mümkün mü?

yani üç faz elektrik geliyor. bunun ikisini kesip birini vereyim, tek fazla makineler çalışmasın ama aydınlatmalar, bilgisayarlar falan çalışsın olabiliyor mu? elektrik panosunun dizaynı ile çözülebilir bir durum mu?

yani bu mükellefin panosunda bir değişiklikle tesisi kullanmayıp aydınlatmayı vs. kullanabilmek mümkün olur mu?
0
kibritsuyu
(25.01.22)
Bahsettiğin haliyle onu yapmak mümkün değil. Ancak eğer bu kesintiler sürekli olacak olsa ve ben fabrika sahibi olsa ve gerçekten ihtiyaç olacak olursa sadece ofisleri vb. besleyecek şekilde jeneratör ile ofis elektriğini verebilirim. Sanayi elektriği gelince jeneratör devre dışı kalır, tüm fabrika sanayiden beslenir. Gidince jen devreye girer sadece ofisleri besler vb.
0
malheiros
(26.01.22)
Benim bildiğim şöyle bir şey var. Ev elektriğinin gerilimi 220 V, sanayi elektriğinin gerilimi 380 V. İki hat varsa ve sadece 380 V olan kesilirse, 220 V olan kesilmezse o elektrikle aydınlatma, ısıtma sağlanabilir. Üretim için dediği şey büyük ihtimalle makineler için olan 380 V hattı.
0
dissendium
(26.01.22)
soruyu çok uzatmışım. yani asıl sormak istediğim şu.

"sadece üretim için elektrik kesintisi yapılacak. aydınlatma, ısınma, ofis vs" için elektrik verilecek" diye çıktı haberlerde.

fabrikada tek bir elektrik sayacı varken böyle bir şey mümkün mü? hani makinelerin sayacı ayrı, diğerlerinin sayacı ayrı olsa birini kesersin de, tek sayaçla bu nasıl oluyor? nasıl olacak ki böyle bir açıklama yapılıyor?
0
🌸kibritsuyu
(26.01.22)
Evimde trifaze sayaç kullanıyorum. Ayrıca 220yi ölçen bir saat yok. 220 ve 380' i aynı sayaç ölçüyor yeni gelen faturaya baktım 220-380 olarak ayrılmamış. 220v dediğimiz zaten trifazenin bir ucu ve nötr hat. Bunun ayrımını saatten yapabileceklerini sanmıyorum.


Ayrıca şunu eklemekte fayda var. Teiaş elektriği kesmiyor osb ye diyor ki şu günlerde osb genelinde kurulu gücünün %10 unu geçme geçersen osb elektriğini, gaz santralleri tekrar elektrik üretinceye kadar keserim. Osbler anlık %10u üyeleri arasında paylaştıramayacağı için teiaşın belirttiği tarihlerde şalteri komple üyelerine indirttiriyor.

Örnek bir osb duyurusu: www.aso2osb.org.tr
0
krtkartal
(26.01.22)
Her yerde öyle mi bilmiyorum ama bazı yerlerde elektriknkesilmemiş, işletmelere %10 ü geçmeyin denmiş. Yani 100 makinen varsa 10 unu kullan denmiş.
0
syabk
(26.01.22)
OSB kesintisi mevzusuna hakim değilim beni ilgilendirmediği için hiç okumadım.

Ama dediğiniz pratikte mümkün, işletmeye trifaze elektrik gelir sayaca kadar. Hatta uzun süredir evlerde bile trifaze elektrik geliyor sayaca kadar.

Sayaçtan sonra trifaze enerji isteyen makinelere kadar trifaze hat çekilir, normal ışıklandırma ve ofis için ise monofaze hat çekilir.

Eğer elektrik şirketi dediğiniz gibi 3 fazdan ikisini keserse kalan 1 faz ve nötr ile 220 volt olan tüm aydınlatma ve cihazlar çalışmaya devam edebilir.

Ama tabiki bize lazım olan 220 cihazlar ve aydınlatmanın hattı bu kesilmeyen faza denk gelmeli. Denk gelmediyse elektrik panosundan kabloların yerini değiştirerek kolayca sağlanabilir.

Ama dikkatli olmak gerekli, makinelere giden fazların yönü değişirse ve makinelerin panosunda faz sırası rölesi yoksa motorlar terse döner.
0
John Bloor
(26.01.22)
'sadece üretim için elektrik kesintisi yapılacak. aydınlatma, ısınma, ofis vs.' böyle birşey yok. Bizim fabrikaya da kota verildi. Detayını bilmiyorum ama X KW diyelim bu kotaya mesela. fabrikanın günlük elektrik tüketimi ise 100X kw. bu 100X kw'nın zaten 95'ini falan üretim bölümleri harcıyor. sana nereye harcayacağını söylemiyor sen karar veriyorsun kapatmak istediğin bölümlere, verilen kotayı geçmemek için.
0
t joe
(26.01.22)
Merhaba;
İşin direkt Osb tarafında bu işlerin sorumlusu olarak cevap vereyim;
Bu kısıntılarda ki amaç üretimin durdurulmasından kaynaklı elektrik tüketiminin düşürülmesi yoluyla ulusal şebekede ki elektrik arzının dengelenmesidir.

Osb'lerde herbir fabrikanın parsel beton köşkünde, fabrikanın beslendiği trafo binasınında ki og hücresi üzerinde sayaçları ve hat koruma röleleri bulunmaktadır, bu sistemler üzerinden anlık tüketimler izlenebilmektedir. (bunu yapamayan osbler komple kesintiye gitti genel olarak)

Biz bildirim yaparken firmaların aralık ayındaki en yüksek demand tüketimleri baz alarak %15 civarı bir kapasite belirledik ( bu da sadece bahsettiğiniz aydınlatma, ısınma, sevkiyat işleri için yeterli bir miktar, üretim yapmak amacıyla tezgah, cnc, pota, fırın, kaynak makinası v.s prosesleri devreye aldığınız anda bu limitleri aşıyorsunuz, bu durumda osb tarafından kesinti yapılabilir demek ki bu da büyük bir risktir.

Ayrıca osb tarafında hiçbir şey yapılmasa dahi tüketimi olan sistemler vardır, dm trafoları ve parsel trafolarının boşta ki yükleri, çevre aydınlatma, arıtma tesisleri, su depoları kuyuları, doğalgaz istasyonları, iletişim merkezleri v.b bunlarda TEİAŞ tarafından belirtilen kapasite sınırın içinde hesaplanmaktadır) bunu firmalara tebliğ ettik, bu değerlerin üzerinde çıkıldığı tespit edildiğinde uyarı, uyulmadığı takdirde kesinti yoluna gidileceğini belirttik.

Şu ana kadar tüm firmalar bu uyarıları dikkate alıp üretimlerini durdurdular ya da komple fabrikayı kapattılar.

Bu sınrlama işlemleri scada istemleri üzerinden otomatik olarak da limit, güç sınırlaması tanımlanarak da yapılabilir ancak işletme açısından ilk tercih değil, anlık tüketim takibi daha sağlıklı mevcut durumda, ayrıca dağıtım şebekesi 34.5 kv 'tur, 380v düşümü parsel trafosundan sonra olur.

Küçük sanayi sitesi tarzı atölye ve dükkanlar genelde ag şebekesinden beslenir, 3 faz 380V direkt dm binasındaki trafo çıkışından gelir bu sebepten scada sistemlerine dahil edilemez(edilebilir de mantıklı birşey değil yatırım maliyeti yüksek olur, basit enerji analizörü tarzı cihazlarla bunlarında takibini yapan yerler var) çünkü bir trafodan 50'den fazla dükkan beslenebilir.
Bu tip üretim yapan yerlerin tüketimleri osos(otomatik sayaç okuma sistemi) tarafından takip edilir bu da yatırım maliyetlerinden dolayı çok tercih edilmez, birçok sanayi sitesinde bu sistemler kurulu değildir.

Sizin bahsettiğiniz durumda olayın faz sayısı 220-380 v olması ile bir ilgisi yok, konu OSB'nin tüketimi kontrol altına almak amacıyla direkt kesinti yoluna gitmesinden kaynaklı, istenilirse limitler dahilinde ofis ve sevkiyat kullanımı için enerji tüm fabrika ve atölyeler beslenebilir.

@john bloor'un yazdıklarına ek olarak og şebekelerde faz kesintisi yapılmaz sistemin çalışma mantığına ters bir durum, bir fabrikada düzgün projelendirme ve uygulama yapılmışsa adp ana dağıtım panosundan sonra fazlar dağıtım panolarında yüke göre ayrılır zaten, makine beslemeleri, priz kombinasyonlar, aydınlatma, ups, ofis prizleri v.s enerji olması durumunda panolar(sigorta ve şalterler) üzerinden istenilen yerler kapatılıp açılabilir.
0
sealth
(26.01.22)
3 fazli sistemlerde, tek fazla calisan cihazlarin tumu ayni faza baglanmaz. Yuklerin 3 faza esit dagitilmasi hedeflenir, aksi taktirde faz dengesi bozulur. O yuzden tek fazi aktif tutsalar bile baglanti durumuna gore cihazlarin (yuk bazinda) 3te 1i calisir teorik olarak.
0
icim urperiyor
(26.01.22)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.