Giriş
(6)

kendinizi nasil gelistiyorsunuz?

my pink
sevgili duyurucular. uzun suredir bilgi anlaminda kendime katki saglamadigimi farkettim. ne onerirsiniz? online ders, kitap, belgesel vs hersey olur
sevgili duyurucular. uzun suredir bilgi anlaminda kendime katki saglamadigimi farkettim. ne onerirsiniz? online ders, kitap, belgesel vs hersey olur
0
my pink
(23.11.21)
açıköğretimden 2 yıllık bir bölüm okumaya başladım. ilgi alanım olan bir bölüm seçtim, ders videolarını keyifle izliyorum.

yine aynı şekilde ilgi alanlarıma uygun online sertifika programlarına katılıyorum.

bu öğrendiğimiz konularla ilgili de bol bol sohbet ediyoruz arkadaşlarımla. bilgi ortak bir havuzda işlenmediği zaman bence somut bir çıktıya dönüşmüyor.
0
Phoebe
(23.11.21)
teke tek bilim izliyorum. ya da 32. gün, tarihin arka odasi vs. gibi seyler. Youtube'ta dogru programi bulabilirsem güzelce dinliyorum. gezi programi da olabilir.
ayni ses tonuyla belgesel izlemek bana göre degil.
0
Ley
(23.11.21)
Entelektüel gelişim herhalde bir hafta kendimizi kapatıp on kitap okumakla ya da on film izlemekle olmaz. Belki haftada bir film ve ayda bir kitap okumak gibi, gerçekçi ve sürdürülebilir hedefler koyarsanız kendinizi memnun edecek gelişimi görürsünüz. Ne okuyup ne izleyeceğiniz, sizin zevkinize kalmış. Öneri listelerinin sonu yok.
0
buf-e kür
(23.11.21)
kendini gelistirmis arkadaslarla takilmaya calisiyorum, gerisi geliyor.
0
hot potato
(23.11.21)
Valla ben ilginç/lüzumsuz bilgilere bakıyorum. Sonra da ortamlarda o bilgileri ortaya serip caka satıyorum. Böyle böyle lüzumsuz bilgiler ansiklopedisi olma yolunda ilerliyorum. Tavsiye ederim.
0
j r r tolkien hayrani
(23.11.21)
"Dur kendimi geliştireyim" diye başlayan aktiviteler bir yere varmıyor genelde, onun yerine ilginiz olan şeylere yönelin ve mümkünse "Benim bunu daha çok öğrenmem lazım" seviyesinde bir merak geliştirin. Yani kabaca ilgilendiğiniz şeyler için ipin ucunu çekin, baktınız ki keyifli, öğrenmekten zev alıyorsunuz sonra kitap, online eğitim, sertifika programı vb. istemediğiniz kadar bulunur zaten.
0
salihdt
(24.11.21)
(1)

Tanju Özcan popülizmi

but that was just a dream
https://www.trthaber.com/haber/turkiye/boluda-evlenmek-isteyen-yabancilar-100-bin-lira-nikah-ucreti-odeyecek-628695.htmlŞu haberde deniyor ki bu düzenlemeler geçici korumalıları kapsamayacak. Suriyeliler geçici koruma altındalar. Biraz önce bir haberde de kendisinden dinledim diyor ki bu geçici koru
www.trthaber.com

Şu haberde deniyor ki bu düzenlemeler geçici korumalıları kapsamayacak. Suriyeliler geçici koruma altındalar. Biraz önce bir haberde de kendisinden dinledim diyor ki bu geçici koruma altındakileri kapsamayacak sadece oturumu olan yabancılar etkilenecek. Eee bu ne demek yani. Okumaya gelmiş Kosovalı ya da herhangi bir sebeple Bolu'da yaşayan Alman vatandaşı bu suya dolardan para ödeyecek. Bu adam keriz silkeliyor sanırım. Bunlara tav olan kitle ne tuhaf. Ben mi bir şeyi kaçırıyorum?

Şurada da diyor ki Şam'a gitsinler memnun değillerse.
www.karar.com
0
but that was just a dream
(23.11.21)
Yok, bir şey kaçırmıyorsunuz. Uygulanamayacak bir şey. Tamamen popülizm üzerinden kendine kariyer yolu açma temelli hareketler. İlk demecinden sonra aldığı tepkiyi görünce üstüne üstüne gidiyor işte.
0
salihdt
(23.11.21)
(8)

Beni kültürlendirir misiniz

abuzer
bir kitap önerin, bir film, belgesel... Ve ufkum en azından 1,2 katına çıksın
bir kitap önerin, bir film, belgesel... Ve ufkum en azından 1,2 katına çıksın
0
abuzer
(23.11.21)
Immanuel Tolstoyevski Podcast - Simülasyon Teorisi Serisi
0
himmet dayi
(23.11.21)
hewit
(23.11.21)
kitap : yüzbaşı ve kadınlar taburu
film : 100 Yaşında Camdan Atlayıp kaybolan Adam
belgesel : honeyland
0
barankovan
(23.11.21)
Irvin D. Yalom-Din ve psikiyatri
Nietzsche- Deccal
Engin Geçtan-İnsan Olmak
Eric Fromm-Sevme Sanatı
Mark Twain-İnsan Nedir
Doppler - Erlend Loe
Gündüz Vassaf-Cehenneme Övgü
Shopenhauer-Hayatın Anlamı
0
bahçedekisandal
(23.11.21)
Honeyland cidden çok iyi izlemeyen izlesin
0
🌸abuzer
(23.11.21)
Kitap: homo saphiens

Belgesel: cosmos
0
uyecik
(23.11.21)
Bunu herkes bilir - esg
0
selam
(23.11.21)
0
salihdt
(23.11.21)
(6)

İngilizce konuşulan ülkelerin neşet ertaşı, erkan oğuru, cengiz özkanı kim?

beyinter
İngilizce müzik dinleyerek ingilizcemi geliştirmke istiyorum ama aynı zamanda dinlediğim müzikler de kaliteli olsun istiyorum.saydığım isimlerin muadili diyebileceğimiz isimler var mı, amerikada ingilterede vs. ?
İngilizce müzik dinleyerek ingilizcemi geliştirmke istiyorum ama aynı zamanda dinlediğim müzikler de kaliteli olsun istiyorum.
saydığım isimlerin muadili diyebileceğimiz isimler var mı, amerikada ingilterede vs. ?
0
beyinter
(22.11.21)
bruce springsteen
0
ensar
(22.11.21)
Bob Dylan diyorum ama diğer yandan da ekliyorum; şarkı dinleyerek İngilizcenizi geliştirmeniz zor. Zira şarkı dediğiniz şey çoğunlukla günlük hayatta geçmeyen, alegorili, göndermeli, kültürel bağlantılar barındıran bir dil kullanıyor.
0
salihdt
(22.11.21)
Bob Dylan.

Sarki dinleyerek yuzlerce kelime bile ogrenebilirsin. Sozleri takip et ve sarkiya eslik et, telaffuzun acayip gelisir.
0
baldur2
(22.11.21)
Yukarıdakilere Neil Young, Johnny Cash, Son House ve The Irish Rovers'ı da eklemek isterim.

Edit: Leonard Cohen
0
rahip janick
(22.11.21)
Ingilizce gelistirmek derken... Zaten Erkan Ogur sarki soylemiyor ki. Onun eslenigi enstrumantal muzik yapan bir caz muzisyeni olurdu.
0
hot potato
(22.11.21)
ingiliz kültür derneğinde beatles ile tense'leri öğretiyorlardı.
0
halanne
(22.11.21)
(6)

Linkedin'de şirkette çalışan herhangi birine mesaj atmak mantıklı mı?

nerobianco
Yurtdışında ufak bir şehirde yaşıyorum ve ilgilendiğim sektörde staj bulmayı umuyorum fakat şehir küçük olduğu için çok seçeneğim yok. Şirketlerden biri uluslararası bir çok şubesi olan bir firma fakat buradaki şubenin sadece telefon numarası var. Linkedin'de araştırırken şirkette ilgilendiğim pozis
Yurtdışında ufak bir şehirde yaşıyorum ve ilgilendiğim sektörde staj bulmayı umuyorum fakat şehir küçük olduğu için çok seçeneğim yok. Şirketlerden biri uluslararası bir çok şubesi olan bir firma fakat buradaki şubenin sadece telefon numarası var. Linkedin'de araştırırken şirkette ilgilendiğim pozisyonda çalışan birine denk geldim. Kendisine mesaj atıp cv'mi ve cover letter'ımı iletmek üzere işe alım birimi ya da herhangi bir yöneticinin e-mail adresini istemek mantıklı olur mu? Zira şansımı gerçekten denemek istiyorum.
0
nerobianco
(21.11.21)
Olur, yapıldığını gördüm hatta ben de denk geldim. Mesela benimle aynı pozisyon için bizim şirkete başvuracak insanlar bazen soru soruyorlar, CV iletiyorlar; ben de bunları IK'ya iletiyorum.
0
salihdt
(21.11.21)
Yurtdışında çalışıyorum. iki kere staj isteyen kisilerden mesaj aldim ve hiç garip karsilamadim.
Ozellikle aktif linkedin kullanan biriyse hele hic garip gelmez.
0
logisticsmanager
(21.11.21)
Bu şekilde rasgele mesaj atan arkadaşım şu an alanında büyük firma ile iş gorusmesi yapiyor
0
seyyar satıcı
(21.11.21)
Bana ara sıra böyle mesajlar geliyor. Özellikle yaptığımız işle ilgili bir şeyler bildiğini ya da o alanda çalışmaya hevesli olduğunu gösteren bir kaç şey yazdıysa normal başvurudan gelen birinin önüne geçiyor bence.

Mantıklı yani.
0
plutongezegendegilmi
(21.11.21)
ne güzel lan herkese yaramış. ben sayısız tane attım, kafadan 95'inin cevaplanmadığını 5'ini ise herhalde kibarlık olsun diye yanıtlandığını sanıyorum. Bu kişiler hem yönetici, hem de ik. firmayı/departmanı gerçekten iyice araştırmama rağmen, güzel de bir yazı yazmama rağmen, evet 1 tane bile mühim bir dönüş alamadım.

Benim açımdan çok mantıksız bir hareket oldu ama belki de sen arayıp bulamadıkları kişi olabilirsin.
0
1195
(21.11.21)
Bu sekilde ilgilendigin sirketin HR'inda calisanla disinda kimseye yanasmani tavsiye etmem, cevap verme olasiliklari cok dusuk. Yurtdisinda kolay kolay kimse tanimadigi birine referans olmaz. Buyuk sirketlerin referans prosedurleri var, sisteme bir suru detay girip CVyi ekliyorsun, kisiyi nereden tanidigina dair detayli bilgi istiyorlar. Bana da arada bir boyle istekler gelir, malesef olumlu cevap veremiyorum.

HR'lari ve kafa avcilarini kovala, gerisi vakit kaybi olur (bence).
0
cooperr
(21.11.21)
(11)

mevcut ekonomik gelişmeler ve acı reçeteyi hazmetmek

roket adam
bilen bilir kronik bir muhalifim, ama şöyle bir tespitim var. ekonomiden az çok anlayan arkadaşlar yorumlarsa sevinirim.alt alta yazacağım:- tr'nin kronikleşmiş malum çok ciddi bir cari açık meselesi var.- bunu ya ihracatı artırarak ya da ithalatı azaltarak çözebiliyoruz.- maalesef rant ekonomisi se
bilen bilir kronik bir muhalifim, ama şöyle bir tespitim var. ekonomiden az çok anlayan arkadaşlar yorumlarsa sevinirim.

alt alta yazacağım:
- tr'nin kronikleşmiş malum çok ciddi bir cari açık meselesi var.
- bunu ya ihracatı artırarak ya da ithalatı azaltarak çözebiliyoruz.
- maalesef rant ekonomisi sebebiyle üretimi çok da artırmamız mümkün olmadı, kısa vadede kolay da değil.
- şu anda bunu ithal tüketimi düşürerek çözmeye çalışıyoruz.
- faiz azaltılıyor çünkü insanların parasını bankada tutmak yerine farklı işlere yatırması lazım, yani ekonominin ısınması gerekiyor, artı olarak kobi + kurumsal sektörün üstündeki faiz maliyetinin düşmesi lazım.
- bu sırada kur da yükseliyor, hem ihracat için daha rekabetçi bir işçilik maliyetine ulaşılıyor hem de ithal malların maliyeti arttığı ve artık bir çok mal ödenebilir (affordable) olmaktan çıktığı için ithalat azalıyor.
- ithal mallar üzerindeki vergi yükü de kontrollü olarak yükseltiliyor, dolayısıyla yerli fiat egea alacak adam 3 kat vergi ödüyorken audi alacak adam 5 kat vergi ödüyor. 3 bin liralık normal akıllı telefon alacak adam 12 taksitle alabiliyorken 15 binlik iphone 13 pro alacak adama bu kolaylık sağlanmıyor bu sebepten.

şimdi bu acı reçete hoşumuza gitmiyor tabii ki ama akp yabancı sıcak parayla halkımızı hak etmediği bir hayatı yaşatırken iyiydi de şimdi mi kötü oldu diyesim geliyor. türk halkı ne yaptı da almanın binemediği gıcır gıcır arabalara binmeye başladı? yazılım mı üretti, robot mu yaptı, bir şey mi ürettik? yok. e şimdi neden bu acı reçeteden şikayet ediyoruz? başkası gelse de belki o güven ortamıyla daha çok sıcak para girişi olacak ama bu temelin değişmesi mantıksız değil mi? tekrar 2008-2015 arasındaki o inanılmaz dönemi bir daha kolay kolay yaşamayacağımızı kabullenmek daha doğru değil midir sizce?
0
roket adam
(21.11.21)
Affordable kelimesini kullanmaya gerek var mıydı gerçekten? Sizin mantığınız şu. Açığı kapatmak amacıyla hayatımızı şekillendirelim. Ben hayatımı neden ülkenin ekonomisine göre şekillendirmek zorundayım? Ülkede vizyon yoksa ben de mi vizyonsuz olayım? Almanın binemediği araba diye bir şey yok. Almanya'da çalışan Türkler bile Audi'ye biniyor, onlar Türk halkının yapamadığı neyi yaptı? Dönerci yazılımla mı uğraşıyor? Çiftçilik yapan bir Texaslı havuzlu evde yaşıyor. Bu adam robot mu üretti? Bu hak etme düşüncesi geçersiz bir düşünce.
0
dissendium
(21.11.21)
Mutsuzluğunu anlamakla ve paylaşmakla beraber farklı bir bakış açısı sunmaya çalışıyorum. Texaslı çiftçi bizden daha iyi bir hayat yaşıyor çünkü birkaç saat uçuş mesafesindeki san francisco'da dünyanın en değerli yazılım şirketleri dünyanın dört bir yanından ülkeye dolar çekebiliyorlar. Keza almanya'daki çalışan türkler dediğin adam emeğini bmw fabrikasında satarak kazanıyor, bu emeğin karşılığı bizdeki adamın emeğine göre çok daha katma değerli ve yüksek, dolayısıyla o adam daha iyi şartlarda yaşıyor. Bunların hiç biri bireysel olarak senin suçun değil ama burada yaşıyor olmanın bir götürüsü diyebiliriz.

Yani bizim ülkemizde makro ekonomik olarak böyle bir katma değer temeli yok. Dolayısıyla bu zaten az olan geliri, nufusa oranladığında biz katma değerli iş yapanlar olarak yine belki 10-15 asgari ücretli kadar kazanıyoruz, ama doğal olarak makroekonomik gelişmelerden de etkileniyoruz. O yüzden texaslı çiftçinin buğday işçiliği yaparken kazandığı para, türk çiftçinin aynı toprağa aynı buğdayı ekerken kazandığı paradan daha yüksek.
0
🌸roket adam
(21.11.21)
En önemli sorun taşınmaz mala yatırım yapmasıydı. İnşaat sektörüyle hareketlenen piyasa yine inşaat sektörünün doyumuyla dibe çakıldı. Ekonominin kötü olduğu zamanları incelerseniz sıcak parayla yatırım yapılan inşaat sektörünün doyumunu gözlemlersiniz. Hala daha kanal projesiyle (proje sadece bir araç, amaç ise yeni iskan alanları açıp rant ve ekonomiyi yine inşaatla canlandırmak) bu yola başvuruyorlar. Eğer bu yol mantıklı olsaydı avrupa tüm topraklarını inşaat/konut/işyeri ile doldururdu. Fakat özellikle almanyada emlak piyasasında konut krizi olmasına rağmen iskan izni almak büyük problem. Halbuki türkiye gibi daha da büyük cari fazla verebilir bu yolla, ama yapmıyor. Çünkü ihracat ve bunda devamlılık taşınabilir ürün üretimiyle olur(yazılım da dahil)

Akp nin iyi olduğu zamanlara gelirsek de, kemal dervişin politikaları ile imf kurallarını takip etmek, özelleştirmek ve gelişmekte olan ülke titri ile sıcak parayı çekmekle mümkün oldu. Hiçbir zaman endüstriyel sanayide ciddi bir ilerleme kaydetmedik. Hatta doğuş grubu tek üretim yaptığı inşaat sektörünü devam ettirmek istemedi. Özellikle banka ve ithal otomobil satışlarıyla iyi ora kazanıyordu.

Bir diğer düşüş de doların 1.5 seviyelerinden 1.1-1.2 gibi seviyelere gelmesi “neden üretelim zaten yurtdışında aynı fiyata geliyor? Neden türk ürünü alalım, daha kalitelisini yurtdışında aynı fiyata buluyoruz.” Demeye sebep oldu. O zamanlar serbest değil teşvik yapılıp set vurulsaydı şimdi işe yarayabilirdi ama artık çok geç. Dolar arttıkça asgari ücrete mecburi zam yapılıyor bu da maliyet fiyatlarına yansıyor. Ürünlere zam yine asgariye zam… kısır döngü olarak ekonomi dar boğaza giriyor.
0
Unde bach canim
(21.11.21)
"Ülke ekonomisi düzlüğe çıkana kadar halk sürünsün" politikası siyaseten iş yapacak bir söylem değil, kaldı ki dissendium'un dediği gibi insanlara "Valla kusura bakmayın ama biz üretmeyen bir toplumuz, o iphoneları, BMWleri haketmiyorsunuz" deme hakkı da yok kimsenin. Ülkenin saçma sapan yönetilmesi ile muasır medeniyet seviyesine ulaşması arasında ince bir çizgi de yok. Normal bir iktidar "Makro İktisada Giriş" kitaplarında yazan basit ilkeleri sürdürüp şimdikinden çok çok daha iyi ekonomik göstergelere sahip olabilirdi.

Yaşam kalitesine sahip olmak için Almanya ya da İsviçre gibi olmamıza gerek yok, olamayız da, o herhangi bir iktidar için bir hedef olamayacağı gibi bir hayal bile değil; sadece bizim için değil hiçbir gelişmekte olan ülke için... Ancak Türkiye orta vadede lokasyonunu, eğitimli genç işgücünü, işlenebilir tarım alanlarını, doğal kaynaklarını vb. kullanıp milli geliri şimdikinin iki katı olan bir ülke olabilir. Bunun için ülkenin her yerinin fabrikalarla dolu olmasına gerek yok.

Bizim ekonomiden önce siyasi ve sosyal sorunlarımız var; ekonomiyi siyasetin güdümünden uzaklaştırıp serbest piyasa ekonomisini tabana yayamıyoruz; ülkenin ekonomisi birkaç şehrin ve inşaat sektörünün etrafında dönüp duruyor, bu da her iktidarın öyle ya da böyle hamaset yapmasına sebep oluyor. Bugün CHP bile çıkıp "Ucuz ucuz satın, biz iktidara gelince zararınızı karşılarız" diye esnafa sesleniyor mesela...
0
salihdt
(21.11.21)
Diyanete,yol, köprü, inşaat vb şeylere harcanan parayla neler yapılmazdı. Akp başkanlık sistemi sonrasında halktan koptu.

Öyle bir ortam var ki üretmek istesen de kıpırdayamıyorsun. Rant tezgahında değilsen türlü sıkıntılar çıkarırlar. AKP'lilerden de üretecek adam çıkmıyor. Yazılımcı projesi yaptılar sonuç vermedi
0
roe
(21.11.21)
@salihdt, ülkenin saçma sapan yönetilmesini halktan bağımsız olarak incelemek hata değil mi? halkın kendisi bizzat, bilerek ve isteyerek bu yönetimi ve yönetim tarzını, bir kez de değil defalarca seçmiş. üstelik, muhalefeti ve diğer tüm seçenekleri de bu popülist politikalara uymak zorunda kalacak şekilde şekillendirmiş. şu anda popülist bir politika uygulamadan, fakire makarna orta direğe ötv indirimi + ucuz kredi dağıtmadan iktidara gelme imkanın yok. bu şartlar altında halkımız çok masum ama yöneticiler bok etti demek bana çok adil gelmiyor. halkın bizzat kendisi bu sosyal ve siyasi sorunların kaynağıyken, halk değişime direniyorken sadece siyasetçilere suç atmak bana kolaycılık gibi geliyor yani.

o yüzden yine belirtiyorum, bir alman köylüsü merkel'e oy vererek kuantum fiziği doktorası yapmış bir kadına liderlik ettirdi. bizim 20 senedir hikayemiz malum. şimdi anlatabiliyor muyum neden oranın köylüsü daha iyi şartlarda yaşamayı bizzat kendisi seçmiş, tercih etmiş ve hak etmiş durumda.

tabii ki daha iyi olabilir ve bence olacak da, ama bunun yolu yine aynı yolu izlemekten geçecek. o aradaki lale devrini epey bir süre unutacağız diye düşünüyorum, bunun suçlusu da bizzat halkın kendisi.
0
🌸roket adam
(21.11.21)
Bence ortalama bir Avrupa insanını (Ya da Amerikalıyı) o anlamda gözümüzde çok büyütüyoruz. Evet tabi ki ülkenin içinde bulunduğu durum halkın sosyal, kültürel yapısının bir ürünü, ancak örneğin Alman köylüsü Merkel'e "Aaa bu kadın fizik doktoru" deyip oy vermiyor ki; toplumlar dünyanın hemen her ülkesinde kısa vadeli çıkarlarına, kendi hayat görüşlerine ve nihayetinde popülist söylemlere göre oy veriyorlar. Bu yüzden "Demokrasiye karşı en büyük argüman sıradan bir vatandaşla 5 dakikalığına sohbettir" diye çok meşhur bir söz var.

Bu, tarihsel bir süreç. Türkiye'yi öyle bir zihinsel dönüşümden herhangi bir ekonomik politikayla geçiremezsiniz. O tür şeyler zamana yayılır, devrimler, savaşlar, sınıf mücadeleleri, kültürel akımlar vb. gerektirir ve çoğunlukla organiktir. Ekonomik kalkınmayı tek kademeli düşünürseniz bu sorunun bir çözümü kalmıyor; en fazla "Halkın kafasına bas, herkes kemer sıkarken ekonomiyi düzelt, o arada bir de kültürel devrim yap ki o ekonomik düzen sürsün" bir "İyi Diktatör" senaryosunda belki işe yarar ama mevcut durumda 5 yıllık iktidar döneminde yapamaz, ilk seçimlerde popülist söylemlerle karşınıza çıkan muhalefete kaybedersiniz.

Özünde Türkiye'nin sorununun basit bir çözümü yok; bu sadece bizim sorunumuz da değil. Orta gelir tuzağı diye bir şey var; bir sürü ülke bizimkine benzer bir şekilde "Gelişmekte olan ülke" seviyesine gelip orada takılıyor, biz saçma sapan ekonomi yönetimleri nedeniyle daha çok zig-zag yapıyoruz ve ülkenin potansiyelinin de altında ekonomik performans sergiliyoruz.
0
salihdt
(21.11.21)
Aci recete krizi daha da derinlestiriyor.

400e almadigim en dandik merso vergiyle dolarla 800 olmus. Ulan kaciyor deyip bu sefer 800 verip aliyorsun cari acik yine artiyor.

Hatta normalde 100bine yerli egea alacakken yatirim olsun diye ithal olani aliyorum.
Otv paketiyle oynadiklari icin yerli civic alamiyorum, civic az satinca fabrika kapaniyor hic alamiyoruz.

Mudahale etmeseler bu kadar cosmazdi bu fiyatlar.
Telefona o kadar cok vergi geldi ki hic alamaz olduk.
0
divit
(21.11.21)
@salihdt çok güzel anlatmış. Olaylara tek yönlü bakıyorsunuz, argümanlarınız "üretim yok, o zaman kimse ekonomiden şikayet etmeyecek" ve "bu halk bu adamları seçti, o zaman şikayet etmeyecek" şeklinde. Alexis de Tocqueville'in "Çoğunluğun zorbalığı"nı okumanızı öneririm. Ben siyaset bilimci değilim ama bu konular siyaset ve toplum bilimleri alanında çalışılmış/çalışılıyor. Biraz bu yönde okuma yaparsanız birçok şeyi daha iyi anlamlandırabilirsiniz.

Her şeyden önce toplumu özgür iradesi olan, bağımsız bir birey gibi ele alıp suçlayamazsınız. Türkiye'deki toplumun eğitimsiz kalmasının, doğru kararlar vermemesinin ve utanılacak düzeyde yönetilmesinin sebebi "halk" mı? Ayrıca hiçbir sağlıklı yönetimde çoğunluğun bir seçim yapması, o yönetime sonsuz eylem hakkı tanımaz. Demokrasinin içerisinden diktatörlükler böyle doğuyor.

Birkaç hafta öncesine kadar "acı reçete" dediğiniz şey yüksek faizdi, şimdi söylem değişti birden bire düşük faiz, yüksek kur oldu. Bu bile ne kadar manipülatif ve çıkarcı bir yönetim anlayışı ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Bu politikalar arasından iyi niyetle doğru çıkarım yapmaya çalışmanızı takdir ediyorum, bir nevi savunma mekanizması belki de ama öyle bir şey yok. Ben bu satırları yazarken bile bütün ekonomi "politikası" 180 derece dönmüş olabilir. Zaten problem de aslında hiçbir şeyin "politikasının" aslında var olmaması. Ekonomi politikamız yok, eğitim politikamız yok, kültür politikamız zaten yok (mesela sadece endüstriyel üretime odaklanılıyor ama, Fransa'nın savaş sonrası yükselişine bakarsanız temelinde eğitim ile el ele giden kültür politikalarının yattığını görebilirsiniz). Demem o ki bu seçimi halk yaptı kabullensin, halk üretmiyor kabullensin demek fazla yüzeysel kalıyor.
0
gmzo
(21.11.21)
Bu yaşananların iyi niyetli hiçbir açıklaması yok. Bahsettiğiniz acı reçete şu an yaşananların çarpıtılmış hali. merkez bankasının Güvenilirliğini sıfıra indirerek, ekonomi yönetimine dini referanslar vererek (tarihi bir olaydı) ve tüm dünyada faiz arttırma trend haline gelirken parayı birkaç günde pul haline getirerek acı reçete olmaz. Uçan gübre fiyatları, piyasada bulunamayan ilaçlar, saatler içinde borçları katlananlar, belirsizlik bu kaostur. Kemer sıkmak başka bir şey, öngörülemez bir ortamda hayatta kalmaya çalışmak başka. Erdoğan’ın etrafında daha küçük çaplı artışlarda bile önceden tüyo alanların şu son zamanlarda millet üç kuruşundan olurken ne kadar zenginleştiğini hayal bile edemiyorum. Nasıl bir servet aktarımı olduğunu öğreneceğiz ilerde.
0
not dark yet
(21.11.21)
Abi iyi de konunun bahsettiğin şeylerle alakası yok ki.

Son 10 yılda net foreign direct investment konusunda çok büyük bir değişiklik yok, TR'ye giren para TR GDP'sinin %1 ila %2'si arasında değişiyor. Az biraz azalma var ama genel olarak 2010'dan beri stabil (öncesinde çılgın atmış).

Ama 2010'daki alım gücümüzle şimdiki arasında dağlar kadar fark var.

Cari açık da aynı muhabbet, 2012'de şimdikinden kötü durumdaydı, ama alım gücümüz daha iyiydi.

Yani konu sadece "dış yatırım" veya robot üretmekle ilgili değil, TR içindeki sıkıntılar yüzünden sıradan insanların durumu kötüleşiyor. 2015 öncesi devlet özel sektöre çökmüyordu mesela, işini yapan beyaz yaka güzel paralar kazanabiliyordu. Şimdi telekom/enerji/inşaat sektörleri bitti. İlk ikisi devlet o sektörlere çöktüğü için. Sonuncusu vatandaşın kendi mallığı evet.

Özetle mevcut kötüleşmenin sadece %10'u %20'si senin bahsettiğin faktörlere bağlı. %80-90'ı direkt cebimizdeki paranın birilerine aktarılmasını hedefleyen politikalar yüzünden.

Eğer devlet bize çökmeyip, alım gücümüzün düşme oranı şimdikinin %20'sinde kalsaydı insanlar bu kadar şikayet etmezdi zaten.
0
plutongezegendegilmi
(21.11.21)
(5)

havaalanı ve uçaklardaki yüksek güvenliğin sebebi

Wakatakakage
Neden gemi, tren, otobüs ve bunların yolcu aldığı yerlerdeki güvenlik bu kadar fazla değil?
Neden gemi, tren, otobüs ve bunların yolcu aldığı yerlerdeki güvenlik bu kadar fazla değil?
0
Wakatakakage
(21.11.21)
Vaktiniz varsa bu programı izleyebilirsiniz. Soru işaretlerinizi giderebilir.

youtu.be
0
her seye atarlanan adam
(21.11.21)
Uçakla kaçmak ve engellere takılmadan bir şeyler daha kolay. Örnek olarak 11 eylül saldırısı.

Otobüs tren gibi kara taşıtlarını durdurmak/engellemek çok daha basit.
0
Unde bach canim
(21.11.21)
Tarihsel bir süreci var aslında bütün o güvenlik önlemlerinin ve uygulamaların. Bakarsanız hemen her önlemin arkasında bir kaza ya da saldırı (Terör, uçak kaçırma vb.) görürsünüz. Araçlarda bu derece bir kontrol daha zor, zira herkesin araç sahipliğini kontrol etmek ve bunların nerede bulunacaklarını kontrol etmek kolay değil. Ancak orada da kontroller daha çok araçların nereye girebileceği ile alakalı (Elçilik binasının etrafına engeller koymak vb.)

Yani koruyabildiğimiz noktada araca erişimi koruyoruz, araca erişimi koruyamazsak güvende tutmak istediğimiz yerlere odaklanıyoruz.
0
salihdt
(21.11.21)
Firmalarin paralari cok, lobileri guclu ayni zamanda tekeller.

En basitinden xray cihazi dedigin alet 100bin liradan basliyor. Her aldigin guvenlikci 5bin tl gider demek.

Otobus garinda ayakkabini cikar dersen yandaki firmayla giderim, yazihanesi olana giderim, daha da inatlasirsan arabayla giderim.

Hatirliyorum eskiden varan firmasi metal dedektoru kullanirdi mesela, bundan hoslanmayan baska firma secebilir.

Ucak firmasina atar yapamiyorsun.


Lobi olayi zaten skandal.
Check in yaptigin bir ucakta otururken, sen overbooking oldun diye kolundan surukleyip agzini burnunu kirip atabiliyor.
Ceza falan da almiyor.

Haliyle donuna kadar ararim diye kural koyabiliyor.
Devletlerin gucu yetmiyor.

Bir de guvenlik onlemi sucu ustunden atmaya yarar.
Bir sey olursa ben aradim daha ne yapayim dersin.
0
divit
(21.11.21)
Gemi/tren/otobus kacirip ne yapabilir ki bir insan? En fazla kac kişi olebilir; çarptığı yeri de sayarsak icindekiler dışında baska insan zor olur. Stratejik nereye saldirabilirler bu taşıtla?

Ucak ile ilgiliyse bugün bir adet boeingin beyogluna düştüğünü düşünün. Buna ek olarak bugün ucak kaciran kisi pentagona da saraylara da her yere dusurebilir.

Kısacası normal uçak güvenliğinin fazla olmasi.
0
logisticsmanager
(21.11.21)
(5)

iki linkedin hesabı

seyyar satıcı
açmak matıklı mı Türkiye için ayrı bir hesap yurtdışı için ayrı bir hesap açmak ve yurtdışı hesabını amerikada gibi göstermek orada ingilizce paylaşım yapmak ve oradaki işverene ulşamak için ikinci bir hesap mantıklı aramalarda ikisi birden görünür mü
açmak matıklı mı

Türkiye için ayrı bir hesap yurtdışı için ayrı bir hesap açmak ve yurtdışı hesabını amerikada gibi göstermek orada ingilizce paylaşım yapmak ve oradaki işverene ulşamak için
ikinci bir hesap mantıklı aramalarda ikisi birden görünür mü
0
seyyar satıcı
(20.11.21)
İkisi de gözükür aynı isimle açılırsa ama neden iki hesap açmak istediğinizi anlamadım? İşverenler bir noktada Amerika'da olmadığınızı anlamayacaklar mı?
0
salihdt
(20.11.21)
@salihdt en azından görüşebilmek ve remote pozsiyonlar için zorlamak

İkincisi iş olmasa da orada bir takipçi sayısına ulaşmak. LinkedIn güzel bir satış platformu
0
🌸seyyar satıcı
(20.11.21)
Calistigim sirkette kurumsal LinkedIn hesabini yonetiyorum.

Cok yakin zamanda ik ekibimizden bir ise alimcimiz hesabinda bir sorun yasadi, LinkedIn musteri yoneticimize danistik, eskiden actigi ve unuttugu bir LinkedIn hesabi yuzunden olmus.

O zaman musteri yoneticimiz soylemisti, ayni kisinin iki hesap acmasi kesinlikle yasakmis ve LinkedIn tespit ettigi anda iki hesabi da bloke ediyormus.

Ne kadar dogrudur, nedeni nedir bilemiyorum ama sorunuzu gorunce nacizane paylasmak istedim.
0
bleumarine
(20.11.21)
Teşekkürler bunu ben de okumuştum ikinci hesap yasak diye
0
🌸seyyar satıcı
(20.11.21)
linkedin'de zaten sadece türkiye'yle işi olan birçok kişi bile neredeyse tamamen ingilizce paylaşım yapıyor. bence normal tek hesap üzerinden daha sık ingilizce paylaşım yaparak ilerleyin, kimsenin garipseyeceğini sanmıyorum.
0
nauru
(25.11.21)
(2)

faiz ne zaman 0'a iner?

rojava kurd u kurdistan
soru baslikta, iner mi? inerse ne olur? bu inadin sonu nereye varacak...
soru baslikta, iner mi? inerse ne olur? bu inadin sonu nereye varacak...
0
rojava kurd u kurdistan
(20.11.21)
Faizin 0 olması için enflasyonun düşmesi lazım, merkez bankası kararıyla zorla faizi düşürmek dövizi yükseltmekten, cari dengeleri bozmaktan ve daha fazla enflasyona sebep olmaktan başka bir işe yaramıyor. İner mi, inmez mi konusu bir muamma; normalde bırakın sıfırlanmasını, yükselmesi lazım ama "Başkan ne derse o" rejiminde önümüzdeki ay merkez bankası çıkıp faizi sıfırladık diyebilir. Böyle bir şey olursa tabi ki TL diye bir şey pratikte kalmaz; herkes dövize kaçar ve döviz fiyatları inanılmaz tutarlara ulaşır ve ülke ekonomisi baya baya iflas eder. Dış borcu vb. ödeyemeyeceğimiz için devlet muhtemelen önce mevduat kontrolleri getirir, ardında da moratoryum ilan eder, insanlar da ağaç kabuklarını kemirir, intihar oranları tavan yapar falan filan... Hayal gücümüze kalmış yani...
0
salihdt
(20.11.21)
İlave bilgi olarak,

Serbest piyasa ekonomisi ile yönetilen ülkelerde faizin ve enflasyonun sıfıra inmesi arzulanan bir durum değildir.

Öyle durumlarda halkın harcama iştahı azalmış demektir. Tüketimin azalması üretimin de azaltılmasını gerektirir ki bu durum durgunluğu ortaya çıkarır. İşsizlik artar.

Kapitalist sistemlerde bir büyük hastalık yüksek enflasyon ise diğer büyük hastalık da durgunluktur. Başka tedbirlerin yanısıra negatif faizle duruma müdahale edilir. Halkın tüketim iştahı kamçılanır.

Japonya, tarihinde bu hastalıktan çok çekmiştir.
0
Mirket
(20.11.21)
(4)

iş görüşmesi cevapları

rojava kurd u kurdistan
son zamanlarda bir kaç görüşmem oldu. sürekli neden biz?, bize ne katabilirsiniz?, neden başkası değil de siz? gibi sorularla karşılaşıyorum. işsizlik bitmek üzere acilen iş bulmam lazım. sizce bu tarz görüşmelere ve sorulara ne gibi bir strateji izlenmeli? ya da ne gibi cevaplar verilmeli?
son zamanlarda bir kaç görüşmem oldu. sürekli neden biz?, bize ne katabilirsiniz?, neden başkası değil de siz? gibi sorularla karşılaşıyorum. işsizlik bitmek üzere acilen iş bulmam lazım. sizce bu tarz görüşmelere ve sorulara ne gibi bir strateji izlenmeli? ya da ne gibi cevaplar verilmeli?
0
rojava kurd u kurdistan
(18.11.21)
youtube denilen icada ingilizcen varsa top10 HR question yaz ve videolari izle. bır yerden sonra stratejiyi cozeceksin. turkce kaynaklara hic bakmadim o nedenle bilemiyorum ama illa ki turkcesi de vardır. bu tarz videoların.
0
helenart
(19.11.21)
Bu sorularda amaç işverenin "ben burada ne arıyorum biliyor musun" sorusuna cevap almaktır.
Tam da o bahsettiğin işsizlik durumu yüzünden insanlar yeter ki iş olsun diye ilanlara başvuruyorlar. İşveren ise o pozisyonu en çok isteyen, kendi kendini motive edebilecek, sadece para için değil farklı yönlerden de katkı sağlayacağını düşündüğü için başvuran adayları ayırt etmek istiyor.

Bu tip sorulara iyi cevap vermek için şirketi, hizmet verdiği sektörü, pozisyonun neler gerektirdiğini ve o pozisyona sahip olana ne kattığını bilmek gerekiyor.

Kısa yoldan; en duyulmak istenen cevaplardan biri işin sana ne katacağını anlatmak. Ben bu işi istiyorum çünkü bu şirket şu şu alanlarda piyasada önde. Müşterileri sağlam, know how sağlam, teknolojisi en ileri gibi, çalışanın kendini geliştirebileceği imkanlara sahip. Ve bunları öğrenmek istiyorum. Gibi gibi. Akıllı işveren için en ideal aday budur. Kimse babasının şirketi gibi benimseyeceğini düşünmüyor. Ama bu aday akıllı, bunları öğrenirken benim de işimi geliştirir diyor. En azından demeli.

Bunu anlatırken şirketi övmek, başarılarından bahsetmek fayda sağlar; işin psikolojik yönü bu biraz da.

Ne katabilirsin sorusu da aynı düşünce şekline farklı noktadan yaklaşmakla ilgili. Ben burada ne yaptığınızı, pozisyonunu gerekliliklerini biliyorum. Bende şunlar şunlar var, genelde bu sektördekilerde olmaz, o yüzden piyasada bulması zor şeyler; bunları katacağım.

Velhasıl kelam, şirket, sektör ve pozisyonun detayına ait ne kadar bilgi sahibi olursan o kadar iyi cevap verirsin.
0
Bruce
(19.11.21)
Posizyonu/şirketi vb. bilmiyorum ama bunlar çok saçma sorular gibi geliyor bana. Yukarıda bahsi geçen konuları anlıyorum ama üç dakikalık bir internet aramasıyla "Çünkü sizin şirketiniz ihracatı en güzel yapan şirket; vizyonuyla, misyonuyla beni çok etkiledi" falan diye yalandan cevaplanacak soruların ne şirkete ne de adaya bir faydası var. Çok merak ediyorum bunu soran şirketlerin turnoverları oranları ne...

Bruce'un cevabına katılıyorum bu arada; bu soruyu soruyorlarsa o cevapları duymak istiyorlardır.
0
salihdt
(19.11.21)
Şirket pozisyonu en çok isteyeni ve o pozisyonda en çok mutlu olacak, en iyi verimi üretecek çalışanı arıyor. Sorular baya mantıklı aslında.

Mesela önceki şirketinden kaçmak için, ya da buişe muhtaç olduğu için mi başvuruyor yoksa çalışmak istediği ortama, içinde olmak istediğin sektöre, gelecek planlarına bu iş yeri uyduğu için mi başvuruyorsun bunu anlamaya çalışıyorlar.

Bu soruya cevap verirken şu başlıkları kullanabilirsin;
Şu şekilde projeleeiniz var, ben de daha önce şöyle bi şey yapmıştım ve bu tarz projelerde çalışmayı çok sevmiştim bu nedenle burayı seçtim.
Geleceğe yönelik sektörel planlarıma uyduğu ççin çalışmak iayoeum. Daha önce şu sektörde çalışmıştım ve şu hislerime dayanarak bu sektördün şu yönlerden benim daha çok hoşuma gideceğini düşünüyorum.
Eski iş yerimde şöyle bir projede bulundum / daha önce şöyle bir seminer, ders almıştım ve şu şu özellijleri olan bit şirkettw çalışmak istediğime karar verdim, sizin şirketiniz bu özellikleri barındırıyor vs.
(Eğer araştırma imkanın varsa) yükselme ihtimalini, iç eğitimleri vs bu şirkette çok olumlu görüyorum, kendimi bu sektörde geliştirebileceğim pazar payı büyük plan bi şirket olduğu için burayı seçtim. ( sikko bir şirkete bunu söyleme ama)
0
zimbirik
(19.11.21)
(4)

Yurtdisi is gorusmelerine nasil hazirlanilmali?

austenn
Merhaba, kasim ayinda yaklasik 20 sirkete basvuru yaptim. Bunlarin 3’unden mulakat icin donus aldim. 1 tanesi assessment’ler cok iyi gecti ama ingilizcemi pek begenmediler. Digeri ev odevi ve sunum verdi, calismaya zamanim cok yoktu fazla odaklanamadim. Sonuc olarak calistigim icin bu mulakatlara ha
Merhaba, kasim ayinda yaklasik 20 sirkete basvuru yaptim. Bunlarin 3’unden mulakat icin donus aldim. 1 tanesi assessment’ler cok iyi gecti ama ingilizcemi pek begenmediler. Digeri ev odevi ve sunum verdi, calismaya zamanim cok yoktu fazla odaklanamadim. Sonuc olarak calistigim icin bu mulakatlara hazirlanmak benim icin cok zor oluyor. Teknik kisma mi calisayim, ingilizce soft skills sorulara mi calisayim zaman kalmiyor. En efektif nasil hazirlanabilirim? Siz neler yapiyorsunuz mulakata girmeden once? Ingilizcem upper intermediate-advanced arasi. Asiri akici konusmuyorum bu yuzden onceden ne soyleyecegimi ezberlesem iyi mi olur? Herhangi bir yardima muhtacim :( bu mulakatlarin ustesinden nasil gelirim?
0
austenn
(17.11.21)
İngilizce konusunda, ezberlemeyin ama prova yapın bence. İş görüşmelerinde hep benzer sorular sorulur; bize kendinden bahset, neler yapıyorsun, hedefin ne, hangi uygulamaları kullanabiliyorsun vb. vs. zaten farketmişsinizdir.

Bunlara benzer bir sürü soruyu yazıp bir arkadaşınıza verin mesela, sonra onunla Zoom üzerinden iş görüşmesi provası yapmaya çalışın.
0
salihdt
(17.11.21)
Sadece İngilizce mülakat kısmına yorum yapacağım. Mülakatın sadece kendini tanıtır mısın, kendinden bahseder misin kısmı benzer genelde. Bundan sonrası doğal gelişir. Yapacağınız ezber sizi sadece giriş kısmında kurtarır. Gerisinde işe yaramaz. Bence native arkadaş bulun. Havadan sudan muhabbet etmeye çalışın. Mülakatlarda duruma göre farklı muhabbetler olabilir. Bir Türk şirketiyle yaptığım İngilizce mülakatta futbol konuşmuştuk. Arkadaş bulamıyorsanız da özel ders almayı deneyin.
0
dissendium
(17.11.21)
Ülke ve meslek yazabilirsen ona göre daha çok yardımcı olabiliriz.
0
trixi
(17.11.21)
Finans departmaninda calisiyorum, genel olarak avrupa’da islere bakiyorum. Almanya, avusturya, fransa hollanda onceligim diyebilirim
0
🌸austenn
(17.11.21)
(4)

nft satışı hakkında

Sour
örneğin bir resim satmak istiyoruz. bunun digital kopyasını oluşturuyoruz değil mi? yani taratıp filan mı oluyor? daha sonra bu resmi sattığımızda elle tutulur olarak alıcıya göndermemiz gerekiyor mu? nasıl oluyor bu işler, bilen var mı?
örneğin bir resim satmak istiyoruz. bunun digital kopyasını oluşturuyoruz değil mi? yani taratıp filan mı oluyor? daha sonra bu resmi sattığımızda elle tutulur olarak alıcıya göndermemiz gerekiyor mu? nasıl oluyor bu işler, bilen var mı?
0
Sour
(17.11.21)
Geçen yarattım bir tane OpenSea üzerinde. Neyi NFT haline getiriyorsan upload etmeni istiyor sadece. Başka bir şey yok, elle tutulur olarak gönderme zorunluluğu kesinlikle yok.
0
salihdt
(17.11.21)
NFT'nin olayı dijital eserlerin sertifikasyonu zaten. Fiziksel bir şeye ihtiyaç kalmıyor. Aslında sertifikalanan şey diğer kopyalarından farksız oluyor dijital olduğu için. NFT sayesinde sadece biri orijinal sertifikası alıyor.

Siz bu resmi photoshop'ta falan da çizebilirsiniz örneğin. Bu eser de NFT ile sertifikalanıp satışa koyulabilir. Böyle bir durumda ortada fiziksel hiçbir şey yok.
0
himmet dayi
(17.11.21)
@himmet dayi fakat klasik sanatçılar, klasikleşmiş eserlerini de nft olarak satıyorlar. o nasıl oluyor?
0
🌸Sour
(17.11.21)
nasıl satıyorlar tam olarak? Dijital kopyasını oluşturup onu mu satıyorlar? Eğer öyle ise bu herhangi bir yazılımla yapılmış bir illüstrasyondan farklı olmaz. Ha adobe illustrator ile çizmişsin ha tarayıcıda eserini taramışsın. Bunun satışı yine dijital oluyor. Söz konusu alışveriş blockchain üzerinde kaydediliyor ve ilgili eser NFT sayesinde dijital sertifikalı oluyor. Aslında eserin tek olayı bu. Orijinal eser olduğunu blok zinciri üzerinden doğruluyorsun.

Örneğin şu eser bir illüstrasyon: img.zet.com

Şimdi bunu google görseller aracılığı ile bulup bilgisayarına kopyalayabiliyorsun. Herhangi bir değeri yok. Ama şu an bunu çizen eser sahibi NFT ile satarsa (eser sahibi olduğunu ispatlamalı) onu alan kişi bu eserin orijinaline sahip olduğunu dijital sertifika ile belgeleyebiliyor. Herkesin bilgisayarında olan bir görsel ama o kişi 'bunun orijinali bende' diyor.

Biliyorum biraz garip, niye basit bir grafik bu kadar para etsin, ortada fiziksel bir şey yok diye düşünüyor insan ama fiziksel sanat eserlerinde de aslında benzer bir mantık var. Örneğin 1 milyon dolar edecek bir eser var diyelim çok ünlü bir heykeltraşın yaptığı heykel olsun. Buna 1 milyon verebilecek kişiye gittin ve "ben heykeltraşım. birebir aynısını sana yaparım. Hem de 500 bin dolara" desen o kişi bunu kabul eder mi? Etmez. Bu da biraz öyle işte :)
0
himmet dayi
(17.11.21)
(7)

havadan milyonlarca dolar gelirse para nasıl çekilir?

avatar is back
tamamen sallıyorum, bir şekilde yurtdışında alakasız biri paypal hesabınıza 3 milyon euro gönderdi seni çok sevdim dedi. ya da kripto cüzdanınıza 3-5 milyon dolar tutarında btc geldi bilmediğiniz bir yerdenbu parayı türkiye'de ki hesaplarınıza almanız sorun olmaz mı? emniyet enseye çöküp "hayırdır l
tamamen sallıyorum, bir şekilde yurtdışında alakasız biri paypal hesabınıza 3 milyon euro gönderdi seni çok sevdim dedi. ya da kripto cüzdanınıza 3-5 milyon dolar tutarında btc geldi bilmediğiniz bir yerden

bu parayı türkiye'de ki hesaplarınıza almanız sorun olmaz mı? emniyet enseye çöküp "hayırdır la ne parası bu?" demez mi? nasıl oluyor bu işler?

not : tamamen merak
0
avatar is back
(17.11.21)
Banka aracılığıyla kaynağı sorgulanır.
0
saturn
(17.11.21)
demez. devamli gelirse derler. ya da random denetime denk gelirsen.
0
baldur2
(17.11.21)
Maks 4 sene icinde vergisini isterler onun disinda soran eden olmaz.
0
divit
(17.11.21)
Her türlü gelir için iki husus vardır:

1 - Paranın kaynağı ne: Bunun nedeni paranın herhangi bir suç kaynaklı olup olmadığını anlamak. Her ülkenin "Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi" prosedürleri bunu gerektirir. Yüksek tutarlı işlemler için bildirim zorunlulukları vardır. Finansal kurumlar bu tür işlemleri ilgili resmi kuruma (Türkiye'de MASAK) bildirmekle yükümlüdürler

2 - Vergi: Ortada bir gelir söz konusuysa bunun beyan edilmesi ve gelirin türüne uygun verginin (Mesela miras kaldıysa veraset vb. gibi) ödenmesi gerekir.

Devlet zaman zaman çeşitli uygulamalarla bunları hafifletebilir. Mesela yakın zamana kadar yürürlükte olan "Varlık Barışı" yasası, yurtdışındaki birikimlerin kaynağı sorulmaksızın sadece %1 vergi ile Türkiye'ye getirilmesine olanak sağlıyordu diye hatırlıyorum.
0
salihdt
(17.11.21)
Bana yurtdışı hisse satışı sonucu gelen parayı sormuşlardı kaynağı ne diye. Milyon değil 5-10 bin dolardı
0
nop
(17.11.21)
2021 hazirana kadar vergi barışı vardı, istediğin kadar parayı yurtdışından beyan ile "vergisiz" getirebiliyordun.

sen o parayı bul bu işlerin bin türlü yolu yordamı var. mesel kapalıçarşıda elden transferciler var. ydışı parayı teslime eder burada gene elden teslim alırsın.
0
orpheus
(17.11.21)
vergi barışı 2021 aralık'a kadar devam ediyor şimdilik. vergisiz bir şekilde gelen parayı alabiliyorsun, yalnızca bankana bir form doldurman gerekiyor, yine de tabii milyon dolar olsa bu para kaynağını sorarlar herhalde diye düşünüyorum.

kripto para olursa kaynağı örneğin sorun olmuyordur. çünkü türkiye şu an bunu vergilendirmiyor, yıllardır tuttuğun bitcoinin varmış ve satmışsın.
0
nauru
(25.11.21)
(9)

Sabah erken kalkabilenler bunu nasıl yapıyorsunuz?

The colors of my sea perfect color me
En geç 11'de yatağa giriyor 12'den önce uyumuş oluyorum. Ama sabah 7'de kalkamıyorum.Iş gibi bir zorunluluk yok ama kendi içsel zorunluluğum var yetmiyor kalkmak için.Uyumadan önce su da içiyorum. Ama tuvalete gidip geldikten sonra geri uyuyorum. Akşam uyumadan önce perdeleri açıyorum. Sabah 7'de gü
En geç 11'de yatağa giriyor 12'den önce uyumuş oluyorum. Ama sabah 7'de kalkamıyorum.

Iş gibi bir zorunluluk yok ama kendi içsel zorunluluğum var yetmiyor kalkmak için.

Uyumadan önce su da içiyorum. Ama tuvalete gidip geldikten sonra geri uyuyorum.

Akşam uyumadan önce perdeleri açıyorum. Sabah 7'de gün ufaktan doğmuş oluyor ama kalkmama yetmiyor.

Telefonun alarmı da var+ akıllı bileklik titreşimi de var, artık kapatıp uyuyorum.

Matematiksel hesap yaptıran alarm uygulamalarını da denedim. Işe yaramıyor.

Havaların soğumasıyla daha zor oldu, yatak sıcak olunca çıkmak işkence.

Çok uyumayı sevmiyorum bu durumdan hiç memnun değilim buna rağmen erken kalkamıyorum.

Annem babam da aynı saatte uyuyor ama onlar 6-6:30'da kalkıp namaz+ kuran okuyorlar. Bende niye olmuyor?

Teşekkürler.
0
The colors of my sea perfect color me
(16.11.21)
Bir zorunluluk olduğunda uyanabiliyor musunuz? Mesela okul, iş, bir randevu, kalkacak uçak vb.?

Eğer onlar için direkt uyanabiliyorsunuz siz her ne kadar erken kalkmak isteseniz de zihniniz kalkmak uyanmak zorunda olmadığını bildiğinden uyanmanızı zorlaştırıyor. Bundan da kendinizi daha da zorlayarak, hatta birinin sizi bir süre zorlamasını sağlayarak kurtulabilirsiniz belki.
0
salihdt
(16.11.21)
@salihdt
Evet zorunluluk olunca kalkabiliyorum ama kendimi zorlayınca ise yaramıyor. Başkası da ne kadar süre yapabilir ki.
0
🌸The colors of my sea perfect color me
(16.11.21)
bence yanıt, sabahı sevmekte. sabah saatlerinde seveceğin ayrıntılar ve seni mutlu edecek şeyler bulmazsan zor. ben sabah saatlerini, günün aydınlanma anlarını, o sessizliği ve o sessizliğin usulca yerini harekete bırakmasını ve giderek hızlanmasını seviyorum. bir de sabah kalkıp hemen duş alınca harika hissediyorum. yıllardır bu hiç değişmedi.
0
the man with no name
(16.11.21)
@the man with no name

Sabahı çok seviyorum, bir ara uyanıp güne günlük yazarak başlıyordum. 1 ay önce 6'da yataktan çıkarken şimdi havalar soğuyunca her şey tersine döndü.
0
🌸The colors of my sea perfect color me
(16.11.21)
biyolojik saatim seiko, asla şaşmaz, ne kadar yorgun olduğum önemli değil.

3 saat bile saat kurup uyusam saat çalmadan 5 dakika önce uyanırım. yapı meselesi.
0
killerbee
(16.11.21)
bende de bu olay var. yazın kolayca erken kalkabiliyorum, ama kışın hayır. sebebi de havanın hala karanlık olması. vücut ulan daha sabah olmamış ki melatonini vereyim amaan diyor. kaçta yatarsam kaç saat uyursam uyuyayım fark etmiyor kışın hava aydınlanmadan kalkamıyorum ben. bence siz de gece biraz daha geç yatıp en azından yapacaklarınızı geceye kaydırabilirsiniz. böylece makul sürede uyumuş olursunuz, istediğiniz saatte de kalkarsınız.
0
pide
(16.11.21)
Daha önce yazıldı mı bilmiyorum ama Ferritin seviyenize baktırın.
0
komando kani var bende
(16.11.21)
Ben de aynı durumdayım. Ancak sabah randevu, iş, yolculuk vs zorunluluk varsa kalkabiliyorum. Zorunluluk olmayınca galiba beyine uyanmaya gerek yok mesajı gidiyor.
Gerçi ben pandemi sonrası geç yatar oldum. Bunu düzeltmeye çalışıyorum. Saat 1'i fazla geçmemeye çalışıyorum. 8 saat yeterli gelir ve erken uyanmaya bir şekilde alışkanlık kazanmak gerek.

Siz erken yatıp 9 saatten fazla uyuyorsanız bunun da zararları var. Evdekilere söyleyin bence uyandırmaya çabalasınlar sabahları. Yatağa geri dönmemek için uyku açacak bir şeylerle uğraşmalısınız.
0
nerthus_
(16.11.21)
Bende de tam tersi. İstesem de geç kalkamıyorum. 12 gibi yatıyorum. Hafta içi 6 gibi uyanıp dönüp duruyorum. Hafta sonu 8-9dan sonra uyuduğum nadirdir.
0
inheritance
(16.11.21)
(8)

6 ay askerlik mi yedek subaylık mı?

zelkowa
Merhabalar, tecilimi bozduracağım ve Şubatta kısmet olur ise askere gideceğim. Hali hazırda nişanlıyım, geldikten sonra nasip olur ise evlenmeyi düşünüyorum. Sorum şu : Henüz nitelendirilebilecek bir işim yok fakat maddi bir kaygım da yok. Bu bilgilere dayanarak ;Maddi bir kaygınız yok ve parayı çok
Merhabalar, tecilimi bozduracağım ve Şubatta kısmet olur ise askere gideceğim. Hali hazırda nişanlıyım, geldikten sonra nasip olur ise evlenmeyi düşünüyorum. Sorum şu :



Henüz nitelendirilebilecek bir işim yok fakat maddi bir kaygım da yok. Bu bilgilere dayanarak ;



Maddi bir kaygınız yok ve parayı çok umursamıyorsunuz fakat bedelli de yapmak istemiyorsunuz. Amaan ne kadar erken o kadar iyi diyerek 6 ay mı derdiniz yine yedek subaylığı mı seçerdiniz?


Yedek subay olarak yapmanın bir riski var mı ? (Örneğin doğuya atandık, çatışma yaşama ihtimali vesaire)


Bu konularda cahil olduğum ve sizlerin de düşüncelerinizi merak ettiğim için sordum. Teşekkür ediyorum.
0
zelkowa
(14.11.21)
6 ay yaptım. Yedek subaylık çıkma ihtimali yüksekti (makine mühendisiyim) ama tercih etmedim. Tercih etmeme sebebim bir yıl askerde geçirmek istememekti. Yedek subaylığın avantajı maaş alman. Para biriktirmek için şansını deneyebilirsin.

Risk var. Piyade olursan Güneydoğu'ya gidebilirsin. Çatışma riski var.

Şu an için tavsiyem kışın gitme. Büyük eziyet olur. Ben nisan ayında gittim. İyi ki yazın yapmışım diyorum.
0
dissendium
(14.11.21)
Şans+1
Mamakta birligin yedek subayi mesai bitince gider, haftasonlari rahat, odasinda lig tv vs vardi. Mutluydu.

Askerlik kibris, hudut birligi. Yedek subaya yazik. Ufacik odada, odada ne tuvalet, ne banyo hiçbir şey yok. Hepsini askerlerle ortak. Gecen gündüzün yok sürekli birşey çıkıyor. Haftasonlari gene sikinti. Komutan zaten manyakti, catisma bölgelerinden gelmis biriydi. Buna ek olarak kibris'ta altyapi vs olmamasini da kat (tuvalet tikanir, su akmaz, yemekler zaten leş, internet gg. Yok yani).

Kısacası yedek subay olup düz askerlikten daha leş bir askerlik yapabilirsin.
0
logisticsmanager
(14.11.21)
Bu arada çok önemli bir tavsiye vermek istedim. Covid nedeniyle çarşı izinleri yokmuş bir süredir. Yanlışsa bilemem. Covid bitmeden mümkünse askere gitme. Çünkü çarşı izni olmayan askerlik hapis gibi bir şey olur. Hem ihtiyaçlarını gideremezsin hem de psikolojik olarak zorlanırsın. Bu da ek bilgi olsun.
0
dissendium
(14.11.21)
Kesinlikle yedek subaylik ile daha rahat bir askerlik yasarsin
0
tahtakafa
(14.11.21)
Yedek subaylığı eğer orduda doğrudan tanımlanmış bir iş karsiligi olan bir mesleğiniz varsa seçin. Olup olamamanizdan ziyade, eğer orduda kadro karşılığı olan bir mesleğiniz yoksa ve yedek subay olursaniz, kuvvetle muhtemel eğitim birliğinden sonra gorevlendirileceginiz yerde takım komutanı/karakol komutanı olursunuz. Takım komutanı da joker subay, angarya subayı demektir realitede. Uzman erbaş ve astsubaylar pek sallamaz, aynı şekilde maiyetiniz olan takiminizdakiler de sallamaz, birinci amiriniz olan ustegmen ya da yüzbaşı da bu 10 ay sonra gidecek diye çoğunlukla sallamaz.

Mezuniyetinin doğrudan kadro karşılığı olduğunu bildiğim (yani yeri ve görevinin sınırları az çok belli olan) bölümler: tıp, hukuk, veteriner hekimlik, eczacılık, hemşirelik, psikoloji, psikolojik danışmanlık, dişçilik, sosyal hizmet uzmanı, diyetisyen, gıda mühendisi, elektronik, bilgisayar, makine, mekatronik, telekomünikasyon... mühendisi.

Diğer mezun olunan bölümler takım komutanı olarak (ya da hudutta iseniz karakol komutanı) kadro görevini yapıyor genelde. (bilmediğim olabilir, değişen olabilir, yukarıda yazdıklarım askerlik yaptığım birlikte olanlar ya da görev vb. gittiğim üst kademe birlikte karsilastiklarim)

Bence buna göre düşünün.
0
encokbenisevinnolur
(15.11.21)
Askerliğini kısa dönem yapmış biri olarak şahsi düşüncem eğer para bir kıstas değilse askerliğin hangisi kısaysa onun yapılması; hele de aradaki süre farkı 6 aysa...

Yedek subay olarak rahat bir askerliğiniz olabilir ancak hiçbir askerlik çeşidi sivil hayat kadar rahat değil, kaldı ki gayet zorlayıcı koşullarda da askerlik yapma ihtimaliniz var; bu kısmı fazlasıyla şansa kalmış durumda. Kısa dönem eğitim vb. düştükten sonra çok daha çabuk bitiyor; devrecilik vb. gibi çoğunlukla uzun dönem saçmalıklarının sizi bağlamaması daha büyük ihtimal. En fazla poşet moşet derler ki o da çok bir mesele değil, güler geçersiniz. Sonuçta İzin falan yapmazsanız zorlansanız bile 5 ay civarı bir sürede dönersiniz, sonra da hayatınıza bakarsınız.
0
salihdt
(15.11.21)
Askerliğin kısası makbuldür her zaman. Ben de Nisan ayında gidip Eylül ayında dönmüştüm. Gerçekten çabuk bitiyor.
0
pispinti
(15.11.21)
ben de kisayi secerim, ortadoguda ne zaman ne olacagi belli olmaz biran once yapip bitirmek en iyisi.
0
cooperr
(15.11.21)
(3)

Sıfırdan Yazılım Kaynak Tavsiyesi

melonsucker
Yazılım işlerine en temelden girmek istiyorum --hiçbir bilgim yok.İnternetten tavsiye edebileceğiniz her şeyi basit ve düzenli bir şekilde anlatan bir hoca var mı? İnternette pek çok kaynak var ama mümkünse anlatımı ve bilgisinin daha üst düzey olduğu birisinin derslerini dinleyerek öğrenmek isterim
Yazılım işlerine en temelden girmek istiyorum --hiçbir bilgim yok.

İnternetten tavsiye edebileceğiniz her şeyi basit ve düzenli bir şekilde anlatan bir hoca var mı? İnternette pek çok kaynak var ama mümkünse anlatımı ve bilgisinin daha üst düzey olduğu birisinin derslerini dinleyerek öğrenmek isterim.
0
melonsucker
(13.11.21)
Alanında üst düzeye erişmiş biri oturup da içerik üretmez çünkü emek değerini çalışırken fazlasıyla alır.

Bir şeye başlarken de idealist, seçici olma. Bir an önce başla ve sabırlı ol.

Not: Yazılımcı değilim.
0
kullanilamayan ruhumuzlar
(14.11.21)
En temelden girmek istiyorsanız C ve Sistem Programcıları Derneği'nin Programlamaya Giriş kursunu alabilirsiniz, sanırım online olarak da veriliyor. Böylece temel anlamda yazılım kavramlarını öğrenirsiniz. Sonrasında ister bu derneğin kaynaklarında istersen de internetteki diğer ücretli/ücretsiz kaynaklardan öğrenmek istediğiniz dile dair derslere bakarsınız (Mesela Youtube'ta MIT'nin bir sürü yazılımla ilgili dersi var)
0
salihdt
(14.11.21)
Valla gidip de C ile falan baslama sogur birakirsin. Git youtube uzerinden javascript ya da python baslangic dersleri ile basla oyle ilerle.

Bu arada ust duzeye erismis kisi de icerik uretmek ile gayet ilgilenebilir cunku eger saglam bir kitle edinirse is yasaminda bilmem kac yilda kazanacaginin cok daha fazlasini bir senede urettigi iceriklerden kazanir.
0
j r r tolkien hayrani
(14.11.21)
(2)

yan hakemler ofsaytı nasıl yakalıyor?

asabi
selamlar futbolseverler.. senelerdir merak ettiğim bir şeydir bu. yan hakemler son defans oyuncusu ile aynı hizada yer alıyorlar ve topa vurulduğu an önde olan rakip oyuncuyu görebiliyorlar. ama bu önde olanı ve topa vurulduğu anı nasıl görüyorlar? sonuçta saliselik olay. topa baksa adamı kaçırabili
selamlar futbolseverler.. senelerdir merak ettiğim bir şeydir bu.

yan hakemler son defans oyuncusu ile aynı hizada yer alıyorlar ve topa vurulduğu an önde olan rakip oyuncuyu görebiliyorlar. ama bu önde olanı ve topa vurulduğu anı nasıl görüyorlar? sonuçta saliselik olay. topa baksa adamı kaçırabilir, adama baksa topa vurulduğu anı kaçırabilir. bir de bazı toplar taa defanstan atılabiliyor.

bu senkronizasyonu nasıl sağlıyorlar?
0
asabi
(13.11.21)
1 - Hata yapıyorlar
2 - Her pozisyon o kadar da kritik değil ve saha çizgileri de yardımcı oluyor: Hakem defans hattı hizasında hareket ederken top oynandığında bu hattın ilerisindeki rakip takım oyuncusunu görece kolaylıkla görüyor; tabi ki belli bir pratik lazım ama inanılmaz zor değil bence.
0
salihdt
(13.11.21)
Topu takip ediyorlar. Top diğer yari sahada olsa bile gözleri topta. Topa vurulduğu an önlerine bakmaları yeterli. O kadar da saliselik olay değil.
0
etna
(13.11.21)
(2)

ux alanında çalışan var mı?

vacigok
merhaba. bu alanda çalışan kişilere şunları sormak istiyorum:1. tasarım kısmında mısınız, araştırma mı?2. nasıl alana giriş yaptınız? sizce psikoloji okumuş birisi kısa bir stajın ardından bu alanda ilerlemeye başlayabilir mi?3. çalışma koşullarınızdan memnun musunuz?4. genel olarak ne tür işlerle u
merhaba. bu alanda çalışan kişilere şunları sormak istiyorum:

1. tasarım kısmında mısınız, araştırma mı?
2. nasıl alana giriş yaptınız? sizce psikoloji okumuş birisi kısa bir stajın ardından bu alanda ilerlemeye başlayabilir mi?
3. çalışma koşullarınızdan memnun musunuz?
4. genel olarak ne tür işlerle uğraşıyorsunuz? ve türkiye'de ux hep web sitelerinin tasarımı üzerinden mi ilerliyor? ürün tasarımı/araştırması kısmıyla ilgili bir şeyler yapan firmalar var mı özellikle ankara'da?
5. kaç yıldır alandasınız ve ne kadar kazanıyorsunuz?
6. alana girmek isteyen kişilere tavsiyeleriniz nelerdir?

şimdiden teşekkür ederim.
0
vacigok
(13.11.21)
ux alanında değilim ama quora'da tonla güzel cevap var bu konuda, bir bakın.
0
dreamnesiac
(13.11.21)
UX alanında direkt çalışmıyorum ancak uygulama ve web geliştirme süreçlerinde bulundum, bu sırada da sadeec UX üzerine çalışan birini tanımadım (En azından finans için), belki oyun geliştiren şirketlerde level tasarımcılarıyla birlikte tasarımdan ayrı UX çalışan insanlar vardır. Ancak benim gördüğüm ya UI tasarımı yapan kişiler bu UX tarafını da tasarımın bir parçası olarak yapıyorlardı ya da ürün yöneticisi UX'i yine tasarımcı ile birlikte şekillendiriyordu.
0
salihdt
(13.11.21)
(4)

ingilizce konuşmak

contavolta
klasik bir soru olacak malesef.şu anki seviyem yazılı metinleri eğer dili ağır değilse %70 anlayacak düzeyde. karşımdaki kişi ana dili ingilizce olan biri değilse onu da anlayabiliyorum aslında. ama iş konuşmaya gelince tıkanıyorum. cümleyi nasıl kuracağımı bi türlü aklıma getiremiyorum, mal gibi k
klasik bir soru olacak malesef.

şu anki seviyem yazılı metinleri eğer dili ağır değilse %70 anlayacak düzeyde. karşımdaki kişi ana dili ingilizce olan biri değilse onu da anlayabiliyorum aslında. ama iş konuşmaya gelince tıkanıyorum. cümleyi nasıl kuracağımı bi türlü aklıma getiremiyorum, mal gibi kalıyorum.

asıl amacım da yurt dışında çalışabilecek düzeyde geliştirmek ingilizcemi.

bi sürü duyuru var konuyla ilgili olarak ama belki daha önce cevaplamamış olup da güzel bi yöntem önerecek vardır.

kursa vs. yazılmalı mıyım? yoksa cambly gibi sitelere mi girmem lazım? cambly'e falan da girmeye çekiniyorum çünkü konuşurken yukarıda dediğim gibi cümleyi nasıl kuracağımı bilemiyorum.

ya da varsa başka önerisi olan, onları da deneyeyim?
0
contavolta
(12.11.21)
öncelikle daha önce defalarca söylenmiştir ama ben de hatırlatayım: ana diliniz olmayan bir dili konuşurken hatalar yapmanız, yavaş konuşmanız vs oldukça doğaldır. dünyanın hiçbir yerinde de bunu türkler kadar abartan bir grup yoktur. dolayısıyla işe endişelerinizi geride bırakmaya çalışarak başlayın.

benim önerim aynada kendi kendinize konuşmanız. ister kafanızda hayali bir konuşma ortamı yaratın, isterseniz hazır sorulara cevap verin.

"çivi çiviyi söker" atasözünün dil öğreniminde yeri büyüktür. konuşma sorununu ancak konuşarak çözersiniz. kolay gelsin .
0
south park in kapusonlu uyesi
(12.11.21)
Cümleyi nasıl kuracağınızı bilememeniz Türkçe cümleyi İngilizce cümleye çevirmeye çalışmaktan oluyor olabilir. Türkçe düşünmeden İngilizce düşünmeye çalışınca kolaylaşıyor aslında konuşmak. Bence bol bol dizi izleyin. Hatta zaman zaman diziyi durdurup konuşulanları siz de söylemeye çalışın. Bir de bence bu iş çok boyutlu. Akıcı konuşmak için kelime bilgisinin iyi olması gerekir. Önce yazma becerinizi geliştirmeyi deneyin.
0
dissendium
(12.11.21)
cambly için endişeniz yersiz bu arada, çünkü tam olarak bu tedirginliğinizi ve eksikliğinizi gidermek için var sanırım cambly. karşınızdaki dili size öğretmek, sizi konuşturmak için orada o yüzden cümle kuramasanız da bir şekilde ilerletiyor sizi karşınızdaki hoca.
0
aziz dostum jack
(12.11.21)
Yaklaşık 4 yıldır iş hayatında İngilizce kullanıyorum; bir sürü farklı milletten İngilizceyi native ya da ikinci dil olarak konuşan insanla muhattap oldum, toplantılara girdim... İngilizceyi sonradan öğrenip de hiç hata yapmadan konuşan hatırlamıyorum. Tabiri caizse kafasını gözünü yararak konuşuyoruz, anlaşıyoruz; bugüne kadar ne bir kimse bana bir şey dedi, ne ben kimsenin arkasından konuşulduğunu duydum. Zaten en büyük sıkıntı bu "Hata yaparsam insanlar ne düşünür, komik duruma düşer miyim" korkusu, onu aşarsanız gözle görülür bir iyileşme yaşayacaksınız. Pratik yapmaktan, hele de parasını vereceğiniz Cambly, italki, vb. ugulamalardaki hocalardan kesinlikle çekinmeyin.
0
salihdt
(13.11.21)
(5)

Laptopa SSD taksam sonra çıkarsam diğer eski diski taksam?

faraton
Selam, Dün windows 8.1 işletim sistemim mavi ekran verdi bir türlü düzeltemedim ancak bugüne düzeltebildim. Bu korkudan dolayı Hemen ssd siparişi verdim. Gelince hemen windows 10'u ssd ye kurcam. Benim Sorum şöyle, eski hantal diskimde bir sürü programlar var o diski ssd sonrası tekrar taksam bilgis
Selam,

Dün windows 8.1 işletim sistemim mavi ekran verdi bir türlü düzeltemedim ancak bugüne düzeltebildim. Bu korkudan dolayı Hemen ssd siparişi verdim. Gelince hemen windows 10'u ssd ye kurcam. Benim Sorum şöyle, eski hantal diskimde bir sürü programlar var o diski ssd sonrası tekrar taksam bilgisayarım çalıştırır mı? Yani "ya benim bir program vardı, dur şu eski diski takayım açar" işlemi işe yarar mı?
0
faraton
(12.11.21)
Uygulamalar eğer kurulmuşlarsa (Install edilmişlerse, portable değillerse) o işletim sisteminin boot etmesi lazım çalışmaları için, yoksa hata verirler. Yani o diski taktıktan sonra bilgisayarı o diskten (Tabi burada bootable bir işletim sistemi olduğunu varsayıyorum) açmanız lazım.
0
salihdt
(12.11.21)
Bir sorun olmaması gerek normalde.

SSD hız vaadediyor sadece başka bir lüksü yok. Zaten pahalı ve veri
yazma ömrü sınırlı. Bir de geçenlerde okuduğum kadarıyla elektrik kesintisinde SSD üstünde bad sector oluşması yüksek ihtimal.
Veri kurtarma konusunda ise normal HDD daha önde ssd'ye kıyasla.
0
Erva
(12.11.21)
bi sorun olmaması lazım +1

dışarıdan usb portu kullanarak eski diski de bağlayabilirsiniz içindekilere erişebilmek için, ama o diskten boot edebilmesi için boot sırasını ssd'den hdd'ye almanız gerekecektir.
0
posthuman
(12.11.21)
@posthuman

Peki boot sırası denen işlemi ayarlamak zor mudur?
0
🌸faraton
(12.11.21)
bios üzerinden ayarlayabilirsiniz. bios’a girmek için kullanacağınız tuş bilgisayar markasına göre değişkenlik gösterebilir.
0
gelecegin yildizi
(12.11.21)
(8)

magsafe tamiri

tute
macbook'un magsafe'i kablosu kopmuştu yeni aldım. sonra yeni aldığımın da kablosu koptu yeni aldım tekrar. bunu dikkatli kullanıyorum. ancak eskileri de köşede duruyordu öyle. yeni aklıma geldi. bunların sadece kabloları kopuk. yeni kablo alıp taksam kullanılır. 709 lira sıfırı. satarım 2. el olarak
macbook'un magsafe'i kablosu kopmuştu yeni aldım. sonra yeni aldığımın da kablosu koptu yeni aldım tekrar. bunu dikkatli kullanıyorum. ancak eskileri de köşede duruyordu öyle. yeni aklıma geldi. bunların sadece kabloları kopuk. yeni kablo alıp taksam kullanılır. 709 lira sıfırı. satarım 2. el olarak. duruyor boş boş. baktım youtube'tan deneyim diyorum. tamir eden var mı magsafe kablosu?
0
tute
(12.11.21)
tamir edilmemesi için herhangi bir sebep görmüyorum.
0
co2s2
(12.11.21)
ben 2 defa ettim. aynı cihazın iki defa kablosunu değiştim yani. Orijinal kablo bulmak zor burada ben ebay'dan alıyordum PayPal kullanarak.
0
giovanne
(12.11.21)
Ben de tamir etmiştim, orjinal değildi ama bir sorun çıkarmadı, önemli olan adaptör kısmının orjinalliği.
Bu arada tamir sonrası adaptör kısmında ufak çentikler vb kalıyor, elden geçtiği belli oluyor bilgine.
0
sedolima
(12.11.21)
Adaptöre yakın kısmından koptuysa basit bir işlem 4'ten fazla tamir ettim o şekilde bozuk macbook adaptörü.
0
hedep
(12.11.21)
bir tanesini açtım ama içinde yapışkan varmış sanırım açarken zorlandım. ısı tabancasıyla ısıtmak gerekiyor mu? tekrar nasıl birleştirdiniz? sanırım bir yapıştırıcı gerekiyor.
0
🌸tute
(12.11.21)
Tabancaya gerek yok hafif zorlama ile açılıyor. İçindeki o beyaz şeyi kazıyıp epoksi ile tekrar yapıştırmanız lazım iş bittikten sonra.

O kablonun geçtiği yumuşak plastik parçanın da içini matkap / dremel ile oyup tekrar kullanabilir hale getirmeniz lazım.
0
hedep
(12.11.21)
tr.ifixit.com

Ben hafif kanırtacak açmıştım ince tornavida veya sağlam metal bir şeyle.
Kapatırken de Japonı belli noktalara uyguladım.
0
sedolima
(12.11.21)
Allah herhangi bir Apple cihazı tamir edecek insana sabır versin. Piyasada en tamirci bezdiren cihazlar kendilerine ait; bir politika olarak ürünlerini tamir edilmesin diye üretiyorlar. Yani belki tamir edersiniz de, satılabilir kondüsyonda olur mu bilemiyorum.
0
salihdt
(12.11.21)
(2)

kredi karti ekstresi

baldur2
arkadaslar mesela ekstre her ayin 5'inde geliyor ve bunun son odeme tarihi o ayin 28'i. ayin 28'ine kadar o borcun hepsini odersek herhangi bir faiz islemiyor degil mi? hic odemezsek de ayin 28'inden itibaren mi faiz hesaplanmaya basliyor? mantik bu degil mi?
arkadaslar mesela ekstre her ayin 5'inde geliyor ve bunun son odeme tarihi o ayin 28'i. ayin 28'ine kadar o borcun hepsini odersek herhangi bir faiz islemiyor degil mi? hic odemezsek de ayin 28'inden itibaren mi faiz hesaplanmaya basliyor?
mantik bu degil mi?
0
baldur2
(12.11.21)
Evet mantık bu.
0
gmzo
(12.11.21)
Eğer ödemezseniz hesap kesim tarihinden itibaren (Genelde son ödeme tarihinden 10 gün öncedir) gecikme faizi (Asgari ödeme tutarına, ya da bunun eksik ödenen kısmına) ve alışveriş faizi (Borcun kalanına) işler. Ancak zamanında öderseniz herhangi bir faiz ödemezsiniz.
0
salihdt
(12.11.21)
(1)

yatirim tavsiyesi - etf hakkinda sorular

baldur2
arkadaslar etf yatirimi yapmak istiyorum biraz ama kafamda sorular var. https://imgur.com/a/qqJqwxNsimdi bu resimde good till day ile tam olarak kastedilen nedir? diger secenek de day only? bu etfler hisse gibi mi? yani alayim kenarda dursun diyorum, vadesi falan var mi? devamli al sat yapmak istiyo
arkadaslar etf yatirimi yapmak istiyorum biraz ama kafamda sorular var.
imgur.com

simdi bu resimde good till day ile tam olarak kastedilen nedir? diger secenek de day only? bu etfler hisse gibi mi? yani alayim kenarda dursun diyorum, vadesi falan var mi? devamli al sat yapmak istiyorum? simdi bunu alinca ben satana kadar orada duruyor olacak degil mi?

ikinci sorum da su: imgur.com

ben burada almak istersem hangi fiyati baz almaliyim? kari maksimize etmesem de olur, optimal olur nasil bir fiyat secmeliyim? offer kismindaki fiyati mi refere almaliyim?

simdiden tesekkurler yardimlar icin.
0
baldur2
(12.11.21)
Ekran görüntüsü vereceğiniz teklifin ne zamana kadar geçerli olduğuyla alakalı, direkt olarak ETF ile değil.

Bulunduğunuz ülkeye ya da ETF'in ülkesine göre çeşitli farklı vergi rejimleri vb. olabilir ancak kabaca evet hisse gibiler ve borsalarda alınıp satılabiliyorlar. Bu anlamda 100 liralık Arçelik hissesi almakla 100 dolarlık Vanguard VGS almak arasında çok büyük bir fark yok (Tabi ETF ile şirket yönetimine falan katılamazsınız)

Fiyat normal hisse alışverişindeki gibi; borsada anlık belirlenen bir fiyat var, siz de bu aşamada kendinize göre bir fiyat teklifi yapıyorsunuz...

Market fiyatından ya da üstünden gönderirseniz emriniz hızlıca gerçekleşir, market fiyatının altından gönderirseniz fiyatın o seviyelere düşmesi gerekir. Bu noktada sizin üstteki seçenekler devreye girer; yine kabaca "Emrim şu tarihe kadar aktif kalsın" ya da "Emrim ben iptal edene kadar aktif kalsın" vb. gibi seçenekler sunar brokerlar. Ama tabi siz sonra gelip iptal edebilir ya da fiyat değişikliği de yapabilirsiniz.

Diğer ekran görüntüsünü sonradan gördüm:
Bid: Şu anki en yüksek alım teklifi (Bunun üstüne alan yok)
Offer: Şu anki en düşük satış fiyatı (Bunun altına satan yok)
Day Low: O günkü en düşük fiyat
Day High: O günkü en yüksek fiyat
0
salihdt
(12.11.21)
(3)

Mobil Application

aycut
Arkadaslar merhaba,Aklimda bir is fikri var, bir mobil aplikasyon. Ancak ben yazilimci degilim nasil aplikasyon yaratilir bilmiyorum. Bunun haricinde bu is fikrini tam olarak nasil hayata gecirmem gerektigi konusunda da aklimda sorular var.Uzun lafin kisasi. Bir mobil aplikasyon nasil yaratilir ve b
Arkadaslar merhaba,

Aklimda bir is fikri var, bir mobil aplikasyon. Ancak ben yazilimci degilim nasil aplikasyon yaratilir bilmiyorum. Bunun haricinde bu is fikrini tam olarak nasil hayata gecirmem gerektigi konusunda da aklimda sorular var.

Uzun lafin kisasi. Bir mobil aplikasyon nasil yaratilir ve bu aplikasyon nasil hayata gecirilir?

Tesekkurler
0
aycut
(12.11.21)
Teknik açıdan bir mobil uygulama yayınlamak için

1 - Google ve Apple için geliştirici hesapları alınır
2 - Uygulama
a) Native olarak Google ve Apple için ayrı ayrı geliştirilir
b) Hibrid ya da web tabanlı olarak tek bir uygulama geliştirilip Google ve Android için ayrı ayrı paketlenir
3 - Uygulama markete gönderilir ve yayınlanır.

Ancak tabi ki iş fikrine göre araya bir sürü adım girer. Öyle ki mobil uygulama kısmı bütün sürecin görece küçük bir adımı olarak kalabilir.
0
salihdt
(12.11.21)
Merhaba,

@salihdt'nin yazdıklarını biraz detaylandırayım;

1- Bunu kendin almalısın. Çünkü geliştirmeyi yapacak olan kişinin hesabıyla uygulama yapılırsa yarın öbürgün o geliştiriciyle çalışmak istemeyebilirsin ve uygulamaları onun hesabından seninkine geçiremezsin. Apple geliştirici hesabı yıllık bedel ödenerek alınıyor. Google (Android) geliştirici hesabı en son ücretsizdi, sanırım halen ücretsiz.

2-a Native geliştirme demek ilgili marketin desteklediği yazılım dili veya dilleriyle uygulamanın yazılması demek. Apple için mobil uygulama yazılacaksa o zaman Swift ile yazılması native yazıldığı anlamına gelir. Android için yazılacaksa bugünlerde Kotlin diliyle yazılmalıdır.

Ancak bir uygulamayı illa 2 market için de yazacaksın diye bir kaide yok, en azından başlangıçta. Örneğin sen sadece Android'e yazacak kadar yazılımcı parası ödeyebiliyor olabilirsin. Uygulama Android'de başarılı olursa iOs için de sonradan uygulamayı yazdırabilirsin.

b- Hybrid olarak geliştirmek demek tek bir kez kod yazıp her 2 platformda da çalışabilir olması demektir. Bu aslında ilk etapta en mantıklı yol gözükse de(neden 2 kez iş yapayım, 2 kez para vereyim?) aslında uygulamanın işleyişine göre zararlı da olabilir. Performans problemlerine veya çözülemeyen farklı sıkıntılara da sebep olabilir. Uygulamanın hybrid mi yoksa native mi yazılacağına yazılımcının karar vermesi daha uygun olur.

3- Uygulama bittikten sonra ilgili dosyaları ilgili markete gönderilir ve yayınlanır. Apple bu konuda ücretli destek verdiği için gönderdğin uygulama hakkında eğer düzeltilmesi gereken şeyler varsa onların düzgün bir şekilde listeler, hatta anlamadığın şeyleri de sorabilir ve detaylı açıklama alabilirsin. Hızlı bir şekilde sana dönüş yaparlar, mümkün olan en kısa sürede hazır hale gelen uygulamanı markete koyarlar.

Android ücretsiz olduğu için o konuda biraz daha yavaş kalır. Apple kadar sofistike bilgi akışı olmayacaktır. Olsa da Apple kadar hızlı olmayacaktır.

Burada konu sadece uygulamayı bitirip kullanıma hazır hale getirmekle sınırlı değildir. Uygulama bittikten sonra sosyal medya yönetimi, SEO çalışmaları, reklam çalışmaları, altyapı giderleri gibi pek çok kalem için para ödenir ve yönetilmesi gerekir.

Yukarıda yazdıklarım cesaretini kırmak için değil, işin içinde neler var onları göstermek için bu arada. "Ya uygulamayı bir yaptırabilsem gerisi kolay" gibi bir anlayış olmamalı. Çünkü genel kanı bu.
0
Nocturne
(12.11.21)
yapacağın uygulama basitse google sheet bağlantısıyla

www.appsheet.com

eksisozluk.com
0
bagcivan
(12.11.21)
(7)

bu micromanagement midir?

logisticsmanager
uzun oldu simdiden uyari.simdi yil sonu degerlendirmelerinde uc calisandan birisi iyi niyetli micromanagement yaptigimi soylemis. bunu kendisiyle bir kac kere daha konustuk yil icinde, bazilarini ona anlattim bazilarinda da boyle birsey oldugu konusunda anlasamadik.ornekler;bazi mailleri onun yerine
uzun oldu simdiden uyari.
simdi yil sonu degerlendirmelerinde uc calisandan birisi iyi niyetli micromanagement yaptigimi soylemis. bunu kendisiyle bir kac kere daha konustuk yil icinde, bazilarini ona anlattim bazilarinda da boyle birsey oldugu konusunda anlasamadik.

ornekler;
bazi mailleri onun yerine atiyorum==> normal calisanlar 4-5 arasi kapatiyor. biz mudurler genelde 6-7 oncesi kapatmiyoruz (ben hatta gece bile yaziyorum bazen eger gun icinde bir sebepten erken kapattiysam) birkac kere yarin ya da bir iki gun icinde konteyner ile yollanacak urunu hava kargo yapalim dedi mudur, calisanlar ciktiktan sonra. ben de maili direkt tedarikciye attim, bu calisan da cc'de. cunku belki de konteyner ile yollanmak icin limana yollandi bile, bilemiyorum.
ona gore benim ertesi sabahi bekleyip ona soyleyip onun atmasi lazim ama bu bana direkt sacmalik geliyor. tedarik zincirindeyiz, zaten asya ile aramizda saatler var.
birkac kere de benim cevap vermem gereken bir seye direkt cevap verdim ama ona gore benim ona soylemem, onun da tedarikciye yazmasi lazimmis.

gecen de gece mail atmama takildi, stresleniyormus ben gece mail atinca ama arkadas gece kimseye is yapin demiyorum, aksam erken kapattiysam gece maillera yetisiyorum yatmadan. daha bir kere acil bir sey yazmadim gece ama tek bu calisan streslenmis gece mail atinca.


haftada bir gun herkesin ve kendimin portfolyosunu acip garip bir sey var mi diye bakiyorum. misal gecmis donemde kalmis bir siparis, fazla/az kabul yapilmis siparis, haftalar once acilmis ama hala tedarikci onayi girilmemis siparis vs vs. bunun sebebi de benim n+1 ve n+2 ayni dosyayi kendi analizleri icin kullaniyor ve onlar boyle seyleri bulunca bana soruyorlar, sonucta bana da haftada bir gun kontrol et dediler. kimseye kendi portfolyosu icin "bu niye boyle, su niye boyle" sormuyorum (varsa da cok nadir olur, bir sorum vardir). genelde attigim email "fyi su siparis 3 hafta oncesinin onay tarihine ait ama hala yola cikmamis" diyorum. siparis listesinde 10 kusur bin sira var, insan arada gormeyebiliyor o kadar bilgi icinde (ben de gormuyorum bazen, excel tablosu sonucta) diger iki calisan "tesekkur ederim bakayim" diyor, bu calisan ise "ona ben normalde yarin bakacaktim" diyor.
bu noktada esim calisanin onun isini duzgun yapmadigini dusundugumu soyledi ama ben kendisine zaten bunu kac kere acikladim, herkesin portfolyosuna bakiyorum, herkese sadece bilgi maili atiyorum vs diye.

bana calisanin bu dedigi abarti geldi. cunku bir adet calisanimi micromanagement yapmak zorunda kaldim (sirket tarafindan zorunlu, kotu performans sonrasi), her emailinde cc'de olmak zorundaydim, cogu mailini yollamadan bana soruyordu falan. o noktayi birakali 1 sene oldu ama hala bana bir email atmadan soruyor, teams uzerinden ariyor bunu yapacagim ne dersin ya da belli raporlama yaparken bana da diyor bak sonuc x buldum, sence dogru mu falan diye.
ben de cok ciddi micromanagement olan yerlerde calistim hem fransa'da hem turkiye'de, birinde resmen mudur her sabah onaylanan siparislerimize tek tek bakardi, sorardi neden bu acildi vs diye. ayda bir de yanina oturtup tek tek portfolyomuza bakardi, safety stock levellerimiza, stok levellarina falan bakardi. aciklama isterdi cogu sey icin.

neyse yani bunlari gordukce ben harbiden micromanagement gormekte zorlaniyorum ki malesef sirkette de biraz bu kultur var; yani benim kendi mudurlerim operasyona katiliyor cogu zaman, e onlar bana gelip "su raporu hazirlarken x'in portfolyosunda sunu gordum, bir bakar misin x ile neden boyle" diyince ben de x ile beraber bakmak durumunda kaliyorum. gun gelir de mudurlerimin yerine gecersem bu sistemi belki degistiririm de yani birazcik da isleyis bu su an, ben junior manager olarak bunu yikacak da degilim.

siz ne diyorsunuz? junior olarak kendimi gelistirmek istiyorum ve bu tarz seylere acigim ki baska bir kac onerisi de oldu onlari mantikli buldum ama bu management olayinda ortayi bulamiyoruz bu calisanla.
0
logisticsmanager
(12.11.21)
Valla iş beklemez. Önünüze düşen acil gördüğünüz bir şeyi yapıp takibi için elemanınızı cc'ye koymanız bana micromanagement gibi gelmedi. Haftalık genel bir bakış bana işin içinde bir yönetici olduğunuzu gösteriyor, bir tür güvenlik ağı (safety net) işlemidir bu.
Bana kendi yöneticilerinin micro management yaptığı şikayetiyle gelen kişilere baktığımda bir kısmının hakikaten düşük performanslı ve takibe muhtaç kişiler olduğunu görüyorum. Örnek; diyor ki her yaptığım işe burnunu sokuyor, kendisi okumadan duyuru çıkamıyorum. Hakikaten micro management bu, ama yine bakıyorum bu arkadaşın daha önce çıktığı duyurularda bin türlü yazım yanlışı, dilbilgisi hatası var (üstelik Türkçe yazılmış metinler bunlar). Kurumsal format kullanılmamış, bir tanesinde eski format kulanılmış. E ne yapacak yönetici? Ya "kusura bakma" deyip baştan bir şans vermeden yollarını ayıracak, ya da bir süre böyle gidecek.
Ancak şöyle de bir durum var tabii; çalışan kendi işlerine detaylı bakıldığını düşündüğü an panik yapabilir ve bu daha fazla hata yapmasına sebep olabilir. Bunu da yaşadım. Bir değer analizi yapmak gerekecek böyle bir durumda.
Rutin yaptığınız kontrolleri çalışanlarınıza öncesinde haber verin, "ben her hafta salı günü bir önceki haftanın listesi üzerinden geçip üzerinden geçilmesi gerekenleri sizlerle paylaşıyorum. Bunlarla ilgili bana dönmenizi bekliyorum / beklemiyorum" diye. Aynı şekilde akşam atılan emailler için de geçerli bu. Gün içinde bazen o kadar yoğun oluyorum ki bana gelen emaillere ancak mesai saatinden sonra bakabiliyorum. İsterseniz elektronik olarak email gönderimini ertesi gün sabah saatine ayarlayabiliyorsunuz. Bunu bir düşünün derim.
0
SiyamkedisiZorro
(12.11.21)
Öncelikle konuyu sizin tarafınızdan dinliyoruz, siz micromanagement yaptığınızı düşünmüyorsunuz ve haliyle yazdığınız örnekler de bunu destekler nitelikte. Karşı tarafın belki farklı örnekleri vardır. Sağlıklı olanı kendisiyle konuşmak.

1 - Eğer bir iş, bir kişiye delege edildiyse ve özellikle de 3. parti iletişimini bu kişi yürütüyorsa araya girilmemeli diye düşünüyorum. İşinizi, sektörünüzü derinlemesine bilmiyorum ancak ben işten çıktıktan sonra müdürüm normalde benim yaptığım işlere devam ederse iki şey hissederim
a) Bir şeyleri eksik yapıyorum
b) Çalışmam gerekenden az çalışıyorum

2 - Pozisyon gereği bir şeyleri kontrol etmeniz gerekebilir, bu çok doğal. Mail atmanız da bu kişiyi rahatsız ediyorsa farklı bir sisteme geçebilirsiniz. Mesela o Excel sayfasında bir kaç ekstra kolon olur; orada en son aksiyonun ne olduğu, bir sonraki aksiyonun ne zaman kimin tarafından alınacağı vb. belirtilir. Hatta basit bir formülle o tarih geçtiğinde ilgili satırın farklı renkte gözükmesi vb. sağlanır. Ya da başka bir çözüm olarak mail atılmaz da her hafta kısa bir statü toplantısı yapılır, herkes sorun yaşadığı, bekleyen vb. siparişlerini anlatı; herkes bilir, çözüm üretir vb. Böylece siz bir şeyleri dikte etmemiş olursunuz

3 - Gece mail atma olayı da aslında ilk konuya bağlanıyor. Bence bu konuda çalışan haklı. Bir kişiye mesai saatleri dışında; gece, haftasonu, resmi tatillerde vb. mail atıyorsanız o ister istemez karşı tarafta sıkıntı yaratıyor. Özellikle de yoğun çalışılıyorsa insanların akşamları ya da haftasonunda iş düşünmeden hayatlarını yaşamak istemeleri normal. Bu noktada konu yine aynı noktaya geliyor: "Müdürüm bu saatte çalışıyor; ben evdeyim, ya yapmam gereken şeyleri yapmadım ya da çalışmam gerekenden az çalışıyorum"; bunun çok da bir çözümü yok sanırım. Eğer mesai saatleri dışında gönderdiğiniz mailler her halukarda iş gününde dikkate alınacaksa, göndermeyin, yazdıysanız bile taslak olarak kalsın. Ama o mailin o saatte gitmesi gerekiyorsa, normalde o maili göndermesi gereken insan da siz değilseniz, şirket kültürünün ya da yapısının değişmesi lazım.
0
salihdt
(12.11.21)
salihdt +1
lojistik sektöründe hiç çalışmadım, önceliklerini bilmiyorum ama gece 22:30'da bir e-mail görmek beni irrite ediyor her türlü.
o saatte çalışmak zorundaymışım hissi yaratır.
cumartesi gece 3'te mail atan bir yöneticim olmuştu mesela. aciliyeti olmayan bir konu için. garip buluyorum.
kendim geç saatte mail atarken de "delay delivery" yapıyorum.
ama sizde işler durma noktasına geliyordur o mail atılmazsa, o zaman bu durumu önceden söylersiniz çalışanlarınıza, hem beklentileri yönetmiş olursunuz, hem de iş aksamaz, micromanagement hissi de yaratmaz.

diğer konunun da dozu önemli bence. ben micromanagement'tan her işin içinde son kararı vermeyi isteyip ille bu olacak diye direten yöneticiyi anlarım, bazı konularda tam bilgisi olmasa bile işler tam istediği şekilde yapılsın isteyen. bi de üstüne yakın tarihli desdline'lar verip "do it do it!!" yaparsa tadından yenmez.

ps. tarzanca için özür. mobildeyim hızlı yazdım
0
dreamnesiac
(12.11.21)
Çalışan haklı.

En başta eleman "micromanagement yaptığını düşünüyorum" dediğinde "hayır yapmıyorum" diye itiraz edip bunu ispatlamaya / açıklamaya falan çalışman tartışmayı baştan kaybettiriyor. Yönetici yönettiği kişilerle münakaşaya girmez, sorunu anlayıp çözer. Çünkü bu durumdan rahatsız olan karşıdaki zaten, sen değilsin, defansif pozisyona girmek yapabileceğin en kötü şey. Hem sorunu çözmüyorsun, hem de ekibin saygısını kaybediyorsun.

Doğrusu @salihdt'nin de dediği gibi elemanın şikayetçi olduğu noktalarda alternatif üretmek. İşte excel'de tablo aç, maili istiyorsan yine at ama elemana sabah iletilsin vs. "Biz neler neler gördük, şımarık bunlar" tutumu tatsız ve iyi bir yönetici olmanı engeller.

Bir ek nokta da "şirket kültürü bu, yapcak bişey yok" olayı hatalı. Şu dandik linkedin postları gibi olacak ama "yönetici/lider" muhabbeti yani, kendisi inisiyatif alamayıp üstü ne diyorsa onu uygulayacak insanların yönetici olmaması lazım, düz memuriyet bu. Ben böyle birinin altına çalışmak istemezdim, kendim de şu an bunun tam tersi yönde yöneticilik yapmaya çalışıyorum. Çünkü sorun çözmeyecek, yeni bir şeyler yapmayacak, kendi başıma karar vermeyeceksem ne yöneticiliği yapıyorum ki?

Ha mesela ben de çalışanın yazdığı her kodu satır satır inceleyip, gerektiği yerde düzeltmesi için yazıyorum ona. Bu mesela micromanagement değil, eğitim bu aşamada. Ama 6 ay sonra hala aynı şeyi yapıyor olursam micromanagement olur. Senin çalışan da şirkette yeniyse ya da junior'sa falan dersin "bi süre böyle, sonra tabi böyle olmayacak" diye.
0
plutongezegendegilmi
(12.11.21)
micromanagement konusu hassas bir konu. basit bir şekilde "şunu yapınca micromanagement olur" gibisinden özetlemek mümkün değil çünkü uzun aylar yıllar boyunca biriken bir hadise. hem de iki tarafı da dinlemek lazım.

kaldı ki bazı konularda, bazı işyerlerinde micromanagement yapılması gerekebiliyor. micromanagement'ın kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum. sadece bazı durumlarda daha verimsiz olduğunu ve uzun dönemde çalışanın gelişimini engellediğini söylemek mümkün. eğer çalışan gelişiminin engellendiğini düşünüyorsa, kendini daha özgür hissedeceği başka bir işyerinde iş bakabilir. tabii bir yandan da hatayı kendinde de araması gerekiyor. mesela ben şahsen detayları fazla aktarmayan, sonuç odaklı raporlar-yazılar hazırlayan birisiyim, patron da bu sebeple daha fazla muhatap oluyor benimle. şirket dışı yazışmalarımda (özellikle üst seviye) genelde cc'de kimse olmaz, böyle olunca da, patron pek hakim olamıyor ayrıntılara. ama öte yandan sürekli her mail'ine cc'de tüm şirketi koyan, tüm yazılarında bol bol ayrıntı ekleyen birisi, patronla daha az muhatap oluyor.
0
co2s2
(12.11.21)
gece mail atmakla ilgili kısmın micromanagement olduğuna katılmıyorum. herkesin verimli olduğu saatler farklı, eğer gece cevap verme yükümlülüğü yoksa o zaman istediğin kadar mail atabilirsin. adamın uykusu tutmamıştır iş yapası tutmuştur mail atar ne var bunda yani.

ama diğer kısımlarda senin adamların yapması gereken işi sen yapıyormuşsun gibi geldi. bu hoş değil. evet iş hızlı çözülüyor belki ama doğru değil. işi birine teslim ettiysen o yapacak. aciliyeti varsa mesaiye o kalacak. sürekli çalışanlarının eksiklerini kovalayan bir yönetici profilinin mm olmasa bile doğru olduğunu düşünmüyorum. yönetici dediğin yöneticilik yapar, sen o işine odaklan. haftada bir gün denetleme yapmakta sorun yok ama onun da adını koy, net bir şekilde denetliyorum de. ama bir daha çalışanının atması gereken maili sen atma, iş gecikse bile bu çalışan üstünde stres oluşturur, aşırı saçma ve türk işi bir hareket yani. "bak sen uyuyorsun ama ben yöneticin olarak senin işini de yapıyorum ve çalışıyorum" gibi bi mesaj veriyor bence ve aşırı amatörce.
0
roket adam
(12.11.21)
@roket adam malesef o mesaiye kal falan dediklerin bu ülkede yapilamaz. Haftada 37 saat calisan calisana "aksam 6da toplanti var" dersen kabul etmez. O zaman daha ciddi olay cikar. Ki dedigim gibi ortada bir is yok, bir anda ortaya cikan bir şey.
Yoneticiyle aksam taleplere bakarken ciddi stok sorunu olacağını gördük, tedarikci yarin yola mal cikaracagim demis ama konteyner ile. Bizim bunu kacirma sansimiz yok ve cin ile aramızda 7 saat var. Belki sabah ise başladığimiz zaman fabrikadan yollanmis bile olacak. Haliyle böyle saçma sapan bir riski alacak degiliz. Calisan da aksam 4-4.30 sonrasi calismak zorunda değil. Ki Türk isi diyorsun ama zaten "hemen su maili atip yarin yola cikacak ürünleri hava kargo yapalim" diyen müdür Fransız :)
Bir de benim kendi müdürlerim birşey gördükleri zaman çalışanın sabah gelmesini beklemeden, acilse, direkt email atıyorlar çünkü tedarikci zaten ic tedarikci hepimiz ayni firmanin calisaniyiz, en sonunda ceomuz ayni. Haliyle arada temsil sorunu da yok. Tedarik zincirindeyiz ve böyle "ya o maili ben atmalıydim" gibi şeyleri oldukça saçma buluyorum. Bazen iki saat deadline oluyor.

Aynisini benim müdürüm icin de zamaninda bana dedi kiz. Zamaninda bir konu için o müdüre sorarmis, müdür ona cevaplarmis o da ic tedarikciye soylermis. Simdi covid dönemi bu sorudan o kadar cok geldi ki zaman kazanmak için müdür direkt tedarikciye cevapları. Kıza göre bu kötü ama bir bakima kendisini cevaplayamayacagi ve her hafta önümüze gelen bir soruda zaman kazaniyoruz.
Bilmiyorum kendi açımdan böyle şeyleri hic umursamadigim için de olabilir.
0
🌸logisticsmanager
(12.11.21)
(5)

Burger king sundae çok mu zararlı

mg3929
Bu itemi seviyorum arada tüketiyorum. Çok mu zararlıdır tamamen kessem mi?
Bu itemi seviyorum arada tüketiyorum. Çok mu zararlıdır tamamen kessem mi?
0
mg3929
(09.11.21)
içindeki malzemelerin kalitesini bilmediğim için yorum yapamam. şeker, pancardan mı; ne kadar katkı maddesi var, vs...

ama kalori olarak bakarsak; sundae'nin kalorisi bi açma ya da simitten daha düşük.
iyi bir dondurma, normal şartlar altında en sağlıklı tatlılardan (un yok, bazısı şeker bile içermeyebiliyor, genelde hafif oluyorlar)
yine simit-açma ile kıyaslarsak sundae'de protein de var.
karbonhidrat olarak düşünürsek sundae'nin değeri muhtemelen biraz yüksektir. simitten de yüksektir. diğer öğünleriniz ağır değilse çok sorun olmaz bence, ama gün içinde başka karbonhidrat takviyeleri de olacaktır bence.

şahsen algida, burger king-mcdonalds, carte dor tarzı dondurmaları ben bıraktım. en sevdiğim tatlı olsa bile; iyi ve güvenilir bi dondurmacı arayıp, daha az ama daha iyi dondurma yemeye çalışıyorum.
0
barankovan
(09.11.21)
www.fatsecret.com.tr

sitesinden de baktim icerigine ulasamadim
0
sweetoffice
(09.11.21)
burger king'de yediğiniz herhangi bir şeyin yararlı olma ihtimali yok, protein ve kalori hesabı yapmak da anlamsız yani ona bakarsan hamburgerde de protein var ama ye bakalım her gün ne oluyorsun.

normalde sağlıklıysanız ara sıra yemekten zarar gelmez bence, robot değiliz sonuçta insan arada "zararlı" şey yemek istiyor ama üzgünüm sundae konusunda olumlu bir şey söylemek imkansız bence. dışarıda yediğimiz hemen her şey için geçerli bu.
0
der meister
(09.11.21)
Gıda sektöründe çalıştım. Yediğin şey büyük ihtimalle toz dondurma karışımından yapılıyor. Yani aslında toz yiyorsun. İçinde de dondurma emülgatörü gibi ayrıca toz var. Süt oranının da düşük olduğunu tahmin ediyorum. En son Sundae yediğimde çok fena susamıştım. Gerçek şeker kullanıldığını sanmıyorum. Büyük ihtimalle glikoz var. Ayda bir yenebilir.
0
dissendium
(09.11.21)
Çok zararlıdan kastınız ne? İçinde çeşitli katkı maddeleri ve şeker ya da glikoz şurubu olan, belli standartlara göre üretilmiş bir gıda malzemesi. İçinde zehir yok ya da sizi bugünden yarına hasta etmez ama yoğun kullanımının faydalı olmadığı da aşikar. Yani arada tüketiyorsanız bence sorun yok.
0
salihdt
(09.11.21)
(6)

kampanya sorulari (black friday, 11.11 vs..)

buenosdias
merhaba, ilk sorum, 11.11 nereden cikti? sadece bizde mi var? indirim orani olarak black friday ile arasinda fark var mi?ikinci sorum, indirimin indirim oldugunu anlamak icin ne yapmaliyiz? ucuncu sorum, muhtemelen herkes elde telefon indirim saatini bekleyecek. taktik falan var mi? urunu favoriye e
merhaba,

ilk sorum, 11.11 nereden cikti? sadece bizde mi var? indirim orani olarak black friday ile arasinda fark var mi?
ikinci sorum, indirimin indirim oldugunu anlamak icin ne yapmaliyiz?
ucuncu sorum, muhtemelen herkes elde telefon indirim saatini bekleyecek. taktik falan var mi? urunu favoriye ekleyip bildirim mi bekleyelim?
0
buenosdias
(09.11.21)
11.11 için bkz. google. diğer urunler vs icin de varsa aklinizda alacaginiz, bir yere not edin. öncekilerde hep indirim ayagina pahaliya sattiklari oldu.
0
evimin paspasi
(09.11.21)
11.11'in nereden çıktığını bilmiyorum. ama sadece bizde yok. aliexpress'te de 11.11 indirimleri var birkaç yıldır.

indirimin indirim olduğunu anlamak için akakce, cimri gibi sitelerden 6 aylık, hatta 1 yıllık fiyat grafiğine bakabilirsin. geçtiğimiz aya göre gerçekten indirim mi var yoksa öncesinde bindirim mi var belli olur.

stoklarla sınırlı değilse elde beklemeye gerek yok. ilgili saatte girip alınabilir. ama ürünü favoriye eklersen indirim direkt bildirim olarak gelir ilgili platformdan. akakce'de de böyle bir şey mümkün ama akakce'nin siteleri dizinlemesi biraz geç olabilir. bazen indirim bildirimi gelince girip baktığımda indirim bitmiş oluyor örneğin.
0
himmet dayi
(09.11.21)
Yanlış hatırlamıyorsan N11 yapmıştı ilk 11 kasım indirimini. Ama yanlış da olabilir o dönem şey diye düşündüğümü hatırlıyorum "black friday'e karşı ismine uygun bir kampanya günü yapmış".

Ben beklediğim ürünlerin ekran görüntüsünü alıyorum, o güne yaklaştıkça da kontrol ediyorum.
Şimdiye kadar bir kere black friday de doğru düzgün alışveriş yaptım.
O dönem d&r "normaldi" bir sürü kitap, istediğim bir dvd setini yarı fiyatından bile uyguna almıştım neredeyse.
Biletixten 1 liraya / 5 liraya etkinlik biletleri yakalamıştım.

Son birkaç yıldır gözlemim şöyle;
1 ay kadar önce ekran görüntüsü alıyorum ayın ortalarında yükseliyor indirim günü ilk fiyata düşmüş gibi takılınıyor.
Hatta bazı siteler ilk fiyattan da yükseğe düşmüş gibi yapabiliyor.
0
mutekebbir
(09.11.21)
11.11 Çinde 3-4 kişilik bir grup erkeğin bugünü bekarlar günü olarak kutlamaya karar vermesiyle başlıyor, internette viral olmaya başlayınca firmalar bugüne sahip çıkıyor. Önce Alibaba, sonra çin'in önde gelen firmaları derken olay Türkiye'de dahil 200 ülkede indirimlerin yapıldığı bir pazarlama günü halini alıyor.

Black Friday daha çok christmas haftası öncesi aile evine gitmeden herkese bir hediye alalım kafasıyla çıkmış sonra o da bir pazarlama çılgınlığına dönüşmüş.

akakce.com 'da ürünlerin son 6 aylık fiyat bilgisi yer alıyor, oradan az çok belli oluyor, ürünün şişirme bir indirim mi yoksa gerçekten mi indirime girdiği.

taktik bilmiyorum ama dediğiniz gibi favoriye ekleyip bildirim beklemek mantıklı
0
elvan abeyiylegezse
(09.11.21)
11.11 singles' day diye geciyor bildigim kadariyla (1111 diye). ama neden alisverisle baglantilandi onu bilmiyorum ben de. black friday ise sukran gununden onceki cuma gunu oluyor. amerika'da gercekten gercek indirim yaparlar, bizde bindirimi indiriyorlar sadece (ki bence bu sene o da pek olmayacak kur tam ekim ayinda saka yapti cunku ve soylemeye gerek yok ama her sey ithal malum).

gercek indirim oldugunu anlamak icin ben cogunlukla fiyat takibi yapiyorum. mesela bu indirim donemini oto koltugu almak icin bekliyordum ama kurlar bu haldeyken mumkun degil bekledigim fiyata inmeyecek. amazon'da guzel bir fiyat yakalayip aldim dun aksam. yine takip edicem 26sinda amazon ustune bi indirim daha yaparsa aldigimi iade edip yeniden siparis vermeyi planliyorum. onun disinda akakce gibi sitelerde 6 aylik fiyat grafikleri oluyor, oradan da bakilabilir almadan once. ama tekrar soyluyorum bu donemden sonra cok da bi indirim veya bindirimden eksiltme olmayacaktir cunku kur cok yukseldi. herkes aldigini alsin birkac aya hicbir sey alinamayacak bence :)

ben sepete ekleyip bekliyorum bazen sepette ekstra indirim olabiliyor onu da gormus oluyorum. ilk basladiginda cogunlukla uygulamalar kilitleniyor zaten herkes bi anda girmeye calistigi icin. ama acabildigim anda aliyorum ben alacagimi zaten sepette hazir bekliyor oldugu icin.
0
in vino veritas
(09.11.21)
Ali Express çıkardı diye hatırlıyorum. Amazon'un Cyber Monday'i gibi hiçbir karşılığı olmayan bir alışveriş çılgınlığı günü. Markaların satış yapmak için milleti gaza getirmeleri işte. Zaten Kasım ayının maşallahı var, Singles Day, Black Friday, Cyber Monday falan diye gidip sonuna doğru da Christmas'a bağlıyor...
0
salihdt
(09.11.21)
(11)

Fiziksel kredi kartsiz sadece sanal kart basvurusu yapilabilir mi?

elon
ABD'de yasiyorum ve ara ara kullandigim kredi kartimin son kullanim tarihi doldu. Yenisini iletemedikleri icin de kart iptal oldu.Simdi yeni kredi karti basvurusu yapsam o kart da iletilmeyecek. Bana sadece hesabima bagli bir sanal kredi karti lazim. Var midir bunun bi yontemi?Onceligim Garanti Bank
ABD'de yasiyorum ve ara ara kullandigim kredi kartimin son kullanim tarihi doldu. Yenisini iletemedikleri icin de kart iptal oldu.

Simdi yeni kredi karti basvurusu yapsam o kart da iletilmeyecek. Bana sadece hesabima bagli bir sanal kredi karti lazim. Var midir bunun bi yontemi?

Onceligim Garanti Bankasi ama bu cozumu sunan diger bankalar varsa onlardan hesap acmaya da olumlu bakiyorum
0
elon
(09.11.21)
Garantide sanal hesap kartı var, yani kredi kartına bağlı değil ama sanal bir kart. İçine hesabından nakit para atıyorsun ve kredi kartı gibi o limit kadar kullanıyorsun.
0
John Bloor
(09.11.21)
Eger ayni seyden bahsediyorsak o debit kart olarak geciyor. Alisveris yaptigim sitelerin ortalama yarisi debit kart desteklemedigi icin tamamen isimi gormuyor maalesef
0
🌸elon
(09.11.21)
@elon o senin dediğin sanal kart. Bir de sanal kredi kartı var.

Burayı iyice okursan detaylı bilgi yazıyor.

www.garantibbva.com.tr
0
nuevo
(09.11.21)
@patron38 papara'yi begendim, tam aradigim cozum gibi ancak ABD telefon numarasi desteklemiyor uye olamiyorum :/ Bi ara destekten yazacagim

@nuevo benim dedigimin sanal kart, aradigimin da sanal kredi karti oldugunu biliyorum. Zaten amacim sanal kredi karti actirmak, ama onun icin kredi kartimin olmasi gerekiyor. O da sorumda da cok acik bir sekidle bahsettigim gibi yok :)
0
🌸elon
(09.11.21)
wise kart çıkarsanız? on ödemeli, debit kart gibi düşünün.
0
orient blue
(09.11.21)
Wise'i arastirdim ve simdilik son opsiyon olarak birakmaya karar verdim. Genelde TRY harcayacagim icin - oncelik Garanti'de olmak uzere - Turk bankalari bi tik daha avantajli oluyor.
0
🌸elon
(09.11.21)
Bonus dijiye baktınız mı? Fiziksel kart var ama numarası yazmıyor üstünde. İnternet şubesinden öğreniliyor numara. Kart olmadan kullanılıyor yani. Hatta elinize geçmeden kullanabilirsiniz diyorlar.
0
sutlu nescafe
(09.11.21)
Enteresanmis bonus diji yi hic duymamistim ve cok begendim lakin isimi o da gormuyor

Bonus Diji’ye nasıl başvurabilirim?
Mevcutta Garanti BBVA kredi kartı olan müşterilerimiz, Bonus Flaş üzerinden Bonus Diji kredi kartına başvurabilir.
0
🌸elon
(09.11.21)
Emin olmak için girip baktım kartlarıma garantiden;

bahsettiğim kartın adı PARACARD WEB MC, mastercard özelliğinde
0
John Bloor
(09.11.21)
Paracard bir debit card, kredi kartı değil.

Ben de Papara kullandım ama tabi o da kredi kartı değil, pre-paid card. Bir çok yerde geçiyor ama yoğun kullanılmayacaksa gereksiz maliyeti var, her ay birkaç lira çekiyor içinde bakiye varsa.

Benim bildiğim böyle bir hizmet sunan banka yok. Yeni başvuracağınız bankalar sizden mutlaka ıslak imzalı sözleşme isteyeceklerdir; yani kartın kendisi sanal olsa da (Ki bildiğim öyle bir kart da yok) sözleşme sorun olur. Gördüğüm kadarıyla Bonus Diji de aslında fiziksel bir kart, sadece kartı anında oluşturup size bilgilerini webde gösteriyorlar, böylece fiziksel kartı beklemenize gerek kalmıyor (Ki onda da kart bilgileri yazmıyormuş)
0
salihdt
(09.11.21)
yenisini farkli bir adrese istetip acik tutsaydiniz keske.
tekrar basvurmak disinda bir sansiniz yok malesef, bildigmi kadariyla sanal kartin herhangi bir ana fiziksel karta bagli olarak acilmasi gerekiyor.
0
bay b
(09.11.21)
(4)

iş bulma sorunu

atina
merhaba ben işletme fakültesi lisans ve yüksek lisans mezunuyum. daha önce çeşitli işler yaptım. hatta kendi kişisel işlerimle de para kazandım. ancak iş bulamıyorum bir türlü. nerdeyse 1 yıldan fazla boş boş kariyer sitelerinde zamanımı kaybediyorum. insan kaynaklarına ilgim vardı. teorik bilgileri
merhaba ben işletme fakültesi lisans ve yüksek lisans mezunuyum. daha önce çeşitli işler yaptım. hatta kendi kişisel işlerimle de para kazandım. ancak iş bulamıyorum bir türlü. nerdeyse 1 yıldan fazla boş boş kariyer sitelerinde zamanımı kaybediyorum. insan kaynaklarına ilgim vardı. teorik bilgilerim var belki bu alanda daha da derinleşirim diye ama bırakın İK uzmanı da uzman yardımcısı hatta İK asistan pozisyonları için de değerlendirilmiyorum. 32 yaşındaım diye mi bunlar oluyor anlamadım. koca istanbul'da tüm arkadaşlarım işe girip rahatlıkla girip çıkıyor, ben tutunamıyorum.
referansım yok(eski iş yerleri sadece).
elden ya da maille cv'mi yönlendirdim bir sonuç çıkmadı. ik danışmanlık şirketleri bile cvp vermiyor. var mı öneriniz ya da yardımınız

edit:lütfen cv'yi güncel tutun tarzında önerilerde bulunmayın.
0
atina
(08.11.21)
cvni her gün güncellemiyorsun
ön yazın yok veya güçsüz
son iş deneyiminle alakasız işlere başvuruyorsun
yabancı dilin yok
cvde açıklanamayan açık var. (uzun süre işsizlik, ani iş kayıpları vb)

32 yaşındaki birinin kabaca 10 yıl iş deneyimi olması gerek, dolayısıyla bu deneyimdeki biri ya yüksek ücret/mevki isteyen ilanlara başvuruyor (grup lider, min.orta düzey yönetici gibi.) dolayısıyla rakipleriniz güçlü ve seçilme süreniz uzun. ya da böyle ilanlara değil, daha junior pozisyonlara başvuruyorsunuz iş verenler de sizin yerinize riske, uzun süreli çalışmaya ve az ücrete daha açık, ortama yaş açısından daha uyumlu ve daha tahammülkar olduğunu düşündükleri birilerini alıyor.

tahminlerim böyle.
0
rewlack
(08.11.21)
Mutlaka düşünmüşsünüzdür ama arkadaşlarınız hatta arkadaşlarınızın arkadaşları üzerinden referans vasıtasıyla gitmeyi deneyin.
0
salihdt
(08.11.21)
üstteki arkadas durumu çok güzel özetlemiş. konum itibari ile, aksama kadar ayni cv'yi saga sola yollayıp, islere başvurmak sizin durumunuzda biri icin verimsiz bir yol. bu kısır donguyu kirmaniz lazım. bence uzun sureli ve kapsamlı bir is bulma planı yapin.

-online yada yuzyuze kurslar, sertifikalar ile cv'nizi zenginleştirin.
-acik da olsa üniversiteye falan başvurun. okumazsanız bile öğrenci gorunun. öğrenmeye meraklı bir intiba birakin.
-cv'nizi sürekli güncelleyin. cv sadece calisilan yada okunan yerlerden ibaret degil. sürekli cv'ni acip ne ekleyebilirim, nasıl daha etkili hale getirebilirim kafa patlatin.
-online ilanlara başvurmak yerine bağlantı kurup saga sola haber salın. ama uzun sure issizsiniz diye de her ilana atlamayın. yoksa sevmediğiniz isi yaparsınız.
0
buenosdias
(08.11.21)
@buenosdias ücretli-ücretsiz bir sürü sertifikaya sahibim. hatta o kadar çok ki bazılarını yazmıyorum bile.

"öğrenmeye meraklı bir intiba birakin" yazmışsınız? kime diye bir sorayım ben de. hatta soru şöyle olsun hangi işveren? k.bakmayın ama tavsiyeniz bir kısır döngü içeriyor.
ve evet bağlantı kurup söylemeye çalışıyorum. torpilim yok. ha bir de ben zaten özel bir okulda burslu öğrenciyim bunu yazmıyorum bile cv'ye. çünkü yaşım ve eğitimlerim itibariyle oldukça saçma.
yine de sağolun.
0
🌸atina
(08.11.21)
(13)

okul seçmek / meslek seçmek

spivak
oglum seneye almanyada üniversiteye başlayacak. ancak hala kendisine en uygun meslegin ne olacagina karar verebilmis degil. bazi kistaslari var, örneğin1- sayisal bir bölüm olmasin, mühendislik gibi matematik egitimi alacagi bir bölüm istemiyor. Ablasi almanyada yazilim okudu, cok zorlandi. 2- alman
oglum seneye almanyada üniversiteye başlayacak. ancak hala kendisine en uygun meslegin ne olacagina karar verebilmis degil. bazi kistaslari var, örneğin

1- sayisal bir bölüm olmasin, mühendislik gibi matematik egitimi alacagi bir bölüm istemiyor. Ablasi almanyada yazilim okudu, cok zorlandi.
2- almanca c1 ingilzcesi b2 seviyesinde, iletisim kuracagi ama pazarlama gibi insanlari ikna etmek icin tek ayak üstünde bin yalan söylemek zorunda kalmayacagi bir bölüm istiyor.
3-almanyada bir basketbol kulübü ile anlasma yapmak üzere, o kulüpte basketbol oynayacak bir taraftan, bu sebeple okul disinda da zamanı kalsin, mümkünse calisiyorken de spora devam etsin istiyor.
4-okul sonrsi almanyada kalmayabilir başka bir avrupa ülkesine de gecebilir, bu sebeple her yerde gecerli bir meslegi olsun istiyor. türkiyeye dönmeyi düsünmüyor.

ben bu kosullari dikkate alarak lojistik oku, lojistikci ol dedim ama aklina pek yatmadi. bu kosullari düsündügünüzde sizin akliniza nasil bir meslek ve okul geliyor? almanya ya da başka bir avrupa ülkesinde okuyan/calisan arkadaslar ne önerirler?
0
spivak
(08.11.21)
psikoloji, sosyal hizmet gibi bölümler bence.
0
candide
(08.11.21)
Almanya'nın Besyo'su yok mu. Madem basketbol oynuyor, antrenörlük okusun.
0
dissendium
(08.11.21)
almanyadaki spor bölümleri, bizim buradaki besyolara benzemiyor. spor bölümlerinin yanında ekstra bir egitim daha alman gerekiyor, spor ve ekonomi, spor ve diyetisyenlik, spor ve fizyoterapi gibi.
0
🌸spivak
(08.11.21)
gazetecilik
0
barankovan
(08.11.21)
Bence işletme okusun. Çok kararsızsa bu bölüm nereye çekersen oraya gidebilecek bir bölüm.
0
mg3929
(08.11.21)
Merhaba,

Bu profile sahip birisi ilgi duyduğu bir sosyal bilim alanına yönlendirilebilir bence.
-siyaset bilimi
-uluslararası ilişkiler
-iktisat
-işletme
-psikoloji
0
but that was just a dream
(08.11.21)
yazılım, bilgisayar programcılığı vs bunlar matematik içerikli bölümler değil (sayısal zeka gerektiriyorsa bile) ve her yerde yapılabilecek işler. bunlara yönelebilir. hem dijital de olsa bi şeyler yaratmak eğlenceli bence.
0
erenderk
(08.11.21)
öğretmen olsun bol bol iletişim gerektiren bir meslek.
0
xrated
(08.11.21)
merhaba önceliklikle şimdiden tebrik ederim çocuğunuzu.
son zamanlarda 18-20 yaşındaki affedersin eşek kadar olmuş çocuklara -bizzat kendileri yapması, düşünmesi- gereken şeyler için ebeveynlerinin yazdığını çok görüyorum. interrail gruplarında, konser, festival gruplarında, ev ilanı sitelerinde vs vs.

öncelikle iyi ebeveyn olma çabanız şahane, hem araştırma hem onu yüreklendirme anlamında desteğinize devam edin ancak bu noktada artık abartmayın. bu konu sizi ne kadar ilgilendiriyor? ve neden?

sevdiğim bi profun hoş bi sözü var özetle şu; ya bu yaşa kadar ne yapmak istediğine karar verecek insanlar yetiştirin ya da bunu yapamadıysanız (yaptığınıza güvenmiyor/inanmıyorsanız) zaten sizden fikir almasın. tam oksimoron oluyor yani.

neyse, cevaba gelirsek,
üniversiteyi meslek edindirme mekanı olarak görmesin ve kurgulamasın. hele bir de title vermeyen bölümlerde okuyacaksa manevra alanı daha geniş olur. ama örneğin ziraat mühendisliği okusaydı da sadece tarımla uğraşacak değildi. ders içeriklerinden, projelere lisansta harcayacağı 3-4 yılda hangisinde çok zevk alarak vakit geçirecekse oraya gitsin. sosyal bilimlerle arası nasıl? sanatla arası nasıl? basketbol oynuyorsa takım çalışmalarına daha yatkın olabilir bu durumda karar alıcı meslekler/pozisyonlar istemeyebilir. ama sonuçta şimdiden hele bir de bu yeni kuşak için, okuyacağı lisans ömür boyu üzerine yapışacakmış baskısını hissettirmemek gerek, onun da hissetmemesi gerek bence.

ödev yapmayı seviyor mu? konuşmayı mı yazmayı mı yani tek başına araştırma yapmayı mı seviyor? uyumlu ve alttan alan biri mi yoksa liderlik taslayan biri mi? bütün bunların yanında dediğim gibi bölümlerin, derslerin kirkulumlarına göz atsın. üniv.forumlarında üst sınıfların yazdıklarına falan baksın. bunları siz yapmayın ama; o yapsın.

geçerlilik konusundaysa hukuk, tiyatro, öğretmenlik gibi ülkelerin kendilerine has bölümler yazmayacaksa büyük bir problem yaşamaz.
uluslararası ticaret, ekonomi falan geliyor aklıma ama matematiksiz hayat çok zor. grafik tasarım, yeni medya, iletişim tasarımı gibi şeyler de olabilir.
özetle önemli olan okulda severek derslere girmesi, merakla ödevleri, projeleri yapması ve geçirdiği sürede dersler dışında da bir takım donanımlar (mesleki veya değil) kazanması.
0
rewlack
(08.11.21)
Selamlar,
Türkiye'den 4 yıllık lojistik mezunu, Fransa'da çalışan biriyim.

Bir kere lojistik dediğinizde mezunların ne yaptığına bakmak lazım.
- lojistik servis sağlayıcıda calismak (gümrük, nakliye, depolama gibi servisleri sunmak)
- üretim ya da dağıtım yapan bir firmada lojistik aktivitelerinde çalışmak
- gene bu firmalarda talep planlama/üretim planlama/ malzeme planlama yapmak.

Açık söylemek gerekirse üniversiteye girerken "lanet olsun fiziğe matematiğe" diye girdim. Bölümden birincilik ile mezun oldum, mezun olmadan matematiksel modelleme ve planlama dersinde öğrenci asistandim çünkü o matematiği çok sevmiştim. Yani uygulamali matematik lojistikte var ( safety stock hesaplama, konteyner/kamyon doluluk hesaplama, talep tahmini yapma, optimum order quantity hesaplama vs).

Buna ek olarak insanlarla konuşma da var, heralde en az insanla konuştuğum zaman üretim planlamaydi. Ama malzeme planlama/satin alma falan sürekli iletişim var.

Yalnız su var; kesinlikle uluslararasi. Lojistik değil de supply chain denilen bir bölüm okursa her ülkede is bulur. Sırf adinin supply chain denmesi daha cok kapi acar. Buna ek olarak Türkiye'den tam tersi olarak Avrupa'da aranan bir meslek (Türkiye'de de araniyor ama Türkiye'de Avrupa'da lojistik mezununun yaptığı ise isletme/iibf mezunu/mühendis de alınıyor. Bu sebepten Avrupa'da benzer talep olsa da arz Türkiye'den az haliyle bir ilana 2bin kisi basvurmuyor)

Çocuğunuz hangi mesleği seçsin kisminda benim tedarik zinciri icin diyeceklerim bunlar. Avrupa'da genelde tedarik zinciri/lojistik/satin alma farklı olabiliyor. Alanlasma Türkiye'den cok daha iyi.

Matematiksiz hayat zor. Supply chain her yeri matematik. Matematiksiz olması için depoda forklift kullanmasi lazım ya da tır şoförü olabilir. Belki gümrük işlerinde yoktur ama o da bana göre dünyanın en sıkıcı işi.
0
logisticsmanager
(08.11.21)
psikoloji, sonrasında spor psikolojisi alanında uzmanlaşabilir.

türkiye'ye dönmemek şartı ile.
0
a darkness coming
(08.11.21)
Kusura bakmayın ama meslek böyle kriterle bulunmaz. Örneğin yukarıda bahsi geçen "Psikoloji" ve "İşletme" birbirinden ne kadar farklı alanlar; bunlardan biri bu tür bir kriter setiyle nasıl tercih edilir ki, bozuk para atarak mı?


Ayrıca İktisat ve İşletme içinde matematik barındırır; muhasebe, ekonometri, istatistik gibi bir sürü ders var. Mühendislikteki gibi "Manyetik Alan Teorisi" ya da "Diferansiyel Denklemler" falan okutulmaz ama içinde hiç matematik olmayan bölüm de zor.

Pazarlama bölümündeki insanların hayatlarını yalan söyleyerek kazandıklarını düşünmek saçmalık olduğu gibi, insan çalışma hayatında kendini hangi ortamda bulacağını bilemez. Bir sanat tarihçisi hoşlanmadığı şeyler söylemek, anlatmak zorunda kalabilir.

Okul dışında zamanı kalması da benzer bir açmaz; okuldaki yükü biraz da okuduğu bölümü ne kadar önemsediğiyle alakalı.
0
salihdt
(08.11.21)
matematik olmasın diye kriter mi olur ya. kendisi liseyi nerede okudu bilmiyorum ama ben iyi bir anadolu lisesi'nde okumama rağmen matematiğin ne olduğunu, ne kadar önemli olduğunu üniversitede, lisansta kavrayabildim.

neyse benim cevabım, ister formal bir eğitimle meslek sahibi olsun olsun ister informal, bence en güzeli öyle bir kişi olmak ki, insanlar size animelerdeki gibi titreyen gözlerle bakıp "allah aşkına yap şu işi" demeli. bu da ne ilginçtir ki artık türkiye'de "ustalık" işleri oldu, formal eğitimlerden geçmiş adamlar değil. diğer işlerin hepsi dandik ve emeğin karşılığı az. biraz dişini sıkıp mühendislik, tıp gib bölümler yazsın ve kendisini kurtarsın.

bu arada evet dümdüz lojistik değil de "business intelligence, supply chain management (yazılım oryantasyonlu)" gibi bölümler iyi olabilir. işletmeden iyidir.
0
1195
(08.11.21)
(7)

Banka hesabındaki para

basubadelmevt
Günaydınlar herkese, bir bankada hesabımız var. Bu hesabı tamamen 3. kişilerin erişimine kapatma durumu var mı? Bankada çalışanların insanların hesaplarına bakma yetkisi oldugunu biliyorum, bu yetkiyi maalesef suistimal edenler olabiliyor. Tamamen hesabım gizli olsun gibi bir secenek var mı?Ülke:Tür
Günaydınlar herkese, bir bankada hesabımız var. Bu hesabı tamamen 3. kişilerin erişimine kapatma durumu var mı?

Bankada çalışanların insanların hesaplarına bakma yetkisi oldugunu biliyorum, bu yetkiyi maalesef suistimal edenler olabiliyor. Tamamen hesabım gizli olsun gibi bir secenek var mı?

Ülke:Türkiye
0
basubadelmevt
(08.11.21)
Üç sene bankada çalıştım. Maalesef insanların mevduatları üzerinden mütemadiyen hoş olmayan konuşmalar yapılıyor. Çalıştığım dönemde bahsettiğiniz gibi bir uygulama ile karşılaşmadım. Banka personelinin yetkisi dahilinde mevduat hesaplarını görüntülemeye hakkı var.
0
ultranil07
(08.11.21)
Bankada çalışan arkadaştan duymuştum, özel müşteriler vardı bakamıyordu herkes. ama neye göre özel oluyordu ona bilmiyorum. misal ykb çalışanı ali koç'un hesabına bakamıyor, bir sorun olduğunda özel yetki geliyor. ama bu ali beye mi özel yoksa, aynı şirket çalışanlarına mı bakamıyor onu bilmiyorum.

ama size öyle bir hesap tanımlanabilir mi onu da şube müdür ile vs görüşmek gerekir heralde
0
ceketimi alip cikcam
(08.11.21)
ceketimi alip cikcam'ın bahsini ettiği durum banka çalışanlarının birbirlerinin hesaplarını görememeleri ile ilgili bir durum. Hiçbir çalışan kurum içinde çalışan herhangi birinin hesabını göremez. Yani Yapı Kredi Bankası'nda gişede çalışan biri yönetim kurulundaki bir çalışanın maaşını göremez. Aynısı yönetim kurulu için de geçerli. Müşteri hesapları için böyle bir kısıtlama sağlanabileceğini sanmıyorum.
0
ultranil07
(08.11.21)
Bal gibi bakılabiliyor. Hatta aralarında muhabbetini bile yapıyorlar. Bu sebeple büyük bir bankada müdür yardımcısı olan eniştem tüm varlığını binancede dolar olarak tutuyor
0
limonlu eksi
(08.11.21)
Evet yetki var ama sadece gerekli durumlarda görüntüleyebilirler kvk gereği. Aksi halde o bankanın teftiş kurulu tarafından yaptırım uygulanabilir.
0
dr drake ramoray
(08.11.21)
Tamamen hesabım gizli olsun seçeneği yok; bankaların farklı uygulamaları vardır ama benim bildiğim iki hesap gizliğiliği çeşidi vardı

1 - Personel hesapları
2 - Özel Bankacılık Şubesi müşterileri

Birincisi anlatılmış zaten, ikincisi ise yüksek tutarlı mevduatı olan insanlara sunulan bankacılık hizmetinin bir yan faydası.

Tabi bu arada şöyle bir şey var; tamamen gizlilik söz konusu olamıyor, zira mesela personal hesapları normal personel için gizli olsa da teftiş birimi bunları hala görebiliyor. Ya da özel bankacılık hesaplarında da ilgili şube personeli ve belli genel müdürlük birimleri bunları görebiliyor vb. gibi. Zaten aksi de (Her şeyin herkesten gizli olması) anlamsız olur zira bankada yürüyen bir sürü operasyonel süreç var; kişisel bilgiler, hesap hareketleri vb. personel tarafından o süreçlerin yürütülmesi için gerekli.
0
salihdt
(08.11.21)
@ultranil07 : eşim eski bankacı. çalışanlar birbirlerinin hesaplarını gayet de güzel görüyorlardı. ama çalışanlardan birisi diğer bir çalışanın hesabına girince, hesabına girilene uyarı gidiyordu. şu kimse hesabınıza girdi gibisinden.

bu arada bildiğim kadarıyla bazı çok çok özel müşteriler haricinde böyle bir uygulama yok. parayı nakit olarak banka kasasında ya da evde kasada tutmanızdan başka bir çözüm yok gibi. ya da bir arkadaşın ilettiği gibi kripto para borsalarında usdt falan tutabilirsiniz.
0
co2s2
(08.11.21)
(7)

Belediye neden taksi işine girmiyor

dissendium
Bunun yasal bir engeli mi var? İlk aşamada 5 bin araç alıp gayet de trafiğe çıkabilirler. Daha sonra bu sayı artırılır. Bunu deneyen belediye var mı?
Bunun yasal bir engeli mi var? İlk aşamada 5 bin araç alıp gayet de trafiğe çıkabilirler. Daha sonra bu sayı artırılır. Bunu deneyen belediye var mı?
0
dissendium
(28.10.21)
çünkü taksi plakası sahipleri o ilçenin zaten ağa babalarıdır belediye başkanın kankasıdır.
0
duyurukullanıcısı
(28.10.21)
Satın alabileceği taksi plakası yok galiba bilmiyorum. Zaten Ekrem başkan da bunun peşinde ama sürekli red yiyor yeni taksi plakası için.
0
guitarissimo
(28.10.21)
girmek istiyor ama ukome'de kabul ettiremiyor.
0
xrated
(28.10.21)
Taksi isletmek icin plaka almasi lazim. Kimse satmaz plakasini, almaya kalkarsan da fiyati artar.
Diyelim paraya kiydin 5bin tane aldin yine sayi 17bin olacak.
Yine basamayacaksin plaka.

Istese uber tarzi bir cozumle taksileri deler gecer ama isine gelmiyor cozmek.
0
divit
(28.10.21)
tamam belediye istiyor girmeyi de ukome'den geçmiyor. ukome, belediyeye bağlı birim. ukome reddedince bir nevi belediye istememiş oluyor
0
avatar is back
(28.10.21)
Yasal olarak taksi hizmetini sadece taksi plakalari ile yapabilirsin. Yeni plaka basilma kararini da varolan plaka sahipleri yatirimlarinin fiyati dusmesin diye engelliyor.

Suruculu arac kiralama tarzi yasal olarak gri alanlar var ama onlar havaalani transferi tarzi seylerde calisabiliyorlar.
0
cleric
(28.10.21)
Belediye başkanı bir çok konuda kafasına göre karar alamıyor, UKOME'nin yapısının değiştirilmesi nedeniyle de yeni taksi plakası işini geçiremiyor. UBER konusunda da haksız rekabetle ilgili bir mahkeme kararı var yanlış hatırlamıyorsam. Orada mevzuat değişikliği vb. gerekecektir. Keza "Belediye 5 bin araçlık filo kursun, taksi gibi hizmet versin" desen onun da muhtemelen UKOME'den geçmesi lazım yapısı gereği zira UKOME "Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü" demek, buradan geçmeyen ulaşım çözümü zor. Bir şey bulsan bile belediye meclisine takılır... Bana kalırsa iktidar bu konuda yine kendi ayaklarına sıkıyor ve Ekrem İmamoğlu'nun ekmeğine yağ sürüyor; 5000 yeni taksi taksicileri mevcut süreçte olumsuz etkilemez, plakalar belediyeye ait olacağı için de plaka fiyatlarını çok düşürmez. Zaten COVID nedeniyle taksilere oluşan talebin bir anda azalması mümkün değil. Taksiciler ve iktidar basit bir şekilde çözülecek lokal bir problemi kangren haline getirdi, Ekrem İmamoğlu da bunu -haklı olarak- canlı tutup üzerinden prim yapıyor.
0
salihdt
(29.10.21)
(8)

NFT nedir? internette anlaşılır bilgi yok..

sonhakan
Örnekle açıklanırsa belki anlasilor
Örnekle açıklanırsa belki anlasilor
0
sonhakan
(28.10.21)
kısaca dijital obje. sınırlı sayıda üretiliyor veya tek bir adet üretiliyor. parasal değeri var.

monalisa tablosunun dijital olarak orjinal şekilde satılması gibi. tabi bunu sadece o tablonun hak sahipleri oluşturup satabilir.
0
xrated
(28.10.21)
örnek:

diyelim bir tane emoji var. bu emoji dünyada bir tek sende olcak, bu emojiyi görenler diyecek ki aa bu ne cool bi emoji sahibi kim acaba falan.

unique eser işte.
0
makarnavodka
(28.10.21)
"Bu emoji sadece sende olacak" ya da "Mona Lisa tablosunun dijitali" deyince bazı şeyler havada kalıyor. Bir kere bildiğim kadarıyla NFTleştirilmiş bir dijital objenin hariçten çoğaltılıp dağıtılmasını engelleyebilecek (Eğer intellectual property kısmına girmiyorsak) teknik bir şey yok. Yani emoji örneğinde o emoji herkes tarafından görülebilir, kullanılabilir, emoji NFTsi size o emojinin yaratıcısı tarafından "Bu emojinin dijital orijinali bu kişiye aittir" gibi bir token veriyor. Mesela tweetler böyle satıldı; sonuçta Jack Dorsey'in ilk Tweet'inin NFTsine sahip olmak Tweet üzerinde bir tasarruf hakkı tanımıyor.

İşin değer kısmı ise hemen her sanat ürününde olduğu gibi alıcıların değer algısına kalmış. Bugün herhangi yeni bir şey yaratmadan, piyasada anonim olarak bulunan bir şeyi gidip NFT haline getirip satışa sunabilirsiniz. Birisi buna 1000 dolar vermek isterse verir, buna engel bir şey yok.

Bu bağlamda NFT kabaca "Bu veri bloğu, şu tarihte, şu kişi(adres) tarafından şu kişiye(adres) tescil edildi" kaydı. Bu kaydın ne anlam ifade ettiği ise taraflara kalıyor.
0
salihdt
(28.10.21)
sanat eserlerinin dışında kendinize ait telif koyabileceğiniz ürünleri dijitalde tek kişiye satma olayı.
0
evimin paspasi
(28.10.21)
nft sahibi insan o eserin telif hakkı sahibi olmuyor. siz olayı çok yanlış anlamışsınız. eser gayet çoğaltılıp satılabilir. unique olmasının tek sebebi ünlülerin falan twitterda bakın bu nft benim bu hesap da benim ordan alabilirsiniz vs demesi. yoksa başkası kopyalayıp da satabilir. nft sizi telif hakkı sahibi yapmaz. ben mona lisanın fotoğrafını çekip nft olarak satabilirim buna bir engel yok.

ekşi başlığında daha ayrıntılı bilgiler var.
0
jelly bear
(28.10.21)
bence gelecekte şu şekilde olacak, türkiyede arabalar noterden satış oluyor gödügüm kadarıyla amerikada parayı verip ruhsatın arkasına imza ve register dairesine gitmeniz yeterli ama gelecekte her aracın bir nft'si de olacak, hatta aklınıza ne gelirse onun da nft'si olmasını engelleyen bir kanun yok, sonuçta bu nft'yi satmak demek o arabayı satmak demek olacak.

yani bu uygulamalar reelde bize ne kazandıracak,bunu düşününce bu mantıklı geliyor gibi.
0
liberal
(28.10.21)
sanal makbuz.
0
duyurukullanıcısı
(28.10.21)
jelly bear zaten kişinin kendisinin telifli eseri dedim. dikkatli okudun mu bilmiyorum.
0
evimin paspasi
(30.10.21)
(1)

TOEFL Hazırlık İçin Test

hitokiri kenshin
Merhaba,Advanced İngilizcem var fakat daha önce hiç TOEFL veya IELTS testine girmedim. Fakat çocukluğumdan beri İngilizce konuşuyorum zaten. Dolayısıyla iyi bir skor alacağımı düşünüyorum ama biraz çalışmayla, işin püf noktalarını öğrenerek 110 üstü almayı hedefliyorum. Bunun için önerebileceğiniz ç
Merhaba,

Advanced İngilizcem var fakat daha önce hiç TOEFL veya IELTS testine girmedim. Fakat çocukluğumdan beri İngilizce konuşuyorum zaten. Dolayısıyla iyi bir skor alacağımı düşünüyorum ama biraz çalışmayla, işin püf noktalarını öğrenerek 110 üstü almayı hedefliyorum. Bunun için önerebileceğiniz çalışma setleri, siteler, dersler vs. var mı? Bana İngilizce öğretmesine gerek yok, testin kendisine hazırlaması yeterli aslında.

Aradığım şeylerden bir diğeri de speaking test. Ama ücretli bile olsa karşı tarafta bunu değerlendirebilecek ve buna göre puanlayabilecek yetkin birisi olmalı.
0
hitokiri kenshin
(27.10.21)
TOEFL'ın Official Guide to the TOEFL var, bunu edinirseniz ihtiyaç duyduğunuz bütün bilgiler; soru tipleri, değerlendirme notları, örnek sorular vb. var.

Speaking için İtalki ya da Cambly gibi sitelerde "TOEFL" konusunda destek olan hocalar var.
0
salihdt
(27.10.21)
(2)

İng_ “Gerçek x bu değil”

rewlack
“Gerçek islam bu değil “ deki gibi; “gerçek bişey bu değil” tam olarak nasıl çevrilir?The real x is not this, düşük bi cümle gibiThis is not real x de tam karşılığı değil gibi.
“Gerçek islam bu değil “ deki gibi; “gerçek bişey bu değil” tam olarak nasıl çevrilir?

The real x is not this, düşük bi cümle gibi
This is not real x de tam karşılığı değil gibi.
0
rewlack
(27.10.21)
Oraya bir "The" eklerseniz olur bence. Yani "This is not the real X" gibi
0
salihdt
(27.10.21)
"true islam is not this" diye kullanılıyormuş.
sanırım true daha iyi karşılıyor.
0
🌸rewlack
(27.10.21)
(5)

Faiz oranları

maq
İyi geceler,annemin bir kredisini incelerken dehşet içinde faiz oranına takıldım ve düşüncemde bir hata mı var diye buraya sormak istedim: 25.000 birim krediden bahsedersek Türkiye’de buna aylık faiz (%2 küsür) uygulanıyor ve 5 yılın sonunda ana para kadar neredeyse faiz alınıyor. Yani 25.000 anapar
İyi geceler,
annemin bir kredisini incelerken dehşet içinde faiz oranına takıldım ve düşüncemde bir hata mı var diye buraya sormak istedim:
25.000 birim krediden bahsedersek
Türkiye’de buna aylık faiz (%2 küsür) uygulanıyor ve 5 yılın sonunda ana para kadar neredeyse faiz alınıyor.
Yani 25.000 anapara+26.000 faiz=51.000 gibi.
Bulunduğum yurtdışında ise bireysel kredide faiz yıllık uygulanıyor.
25.000 birim krediye 5 sene sonunda 2.000 gibi bir faiz uygulanıyor.
25.000+2.000=27.000 gibi bir rakam karsılaştırma açısından…
Bu gerçek mi , mantık hatası bende mi?
0
maq
(27.10.21)
Türk lirası resmi rakamlara göre yılda %17-18 (gerçekte %40+) değer kaybeden bir para birimi.

Bu yıl USD enflasyonu %5 mi ne çıkacak galiba o deli gibi fazla geliyor yabancılara. Almanya vb. Avrupa ülkeleri de negatif faiz uyguluyor diyorlardı doğruysa. Karşılaştırmak anlamsız yani. Ama evet gerçek.

edit: şunu düşün, bulunduğun ülkede belki maaş zammı olarak %1-2 veriliyordur, Türkiye'de %10-15 alıyor çoğu kişi.
0
nhk ni youkosu
(27.10.21)
Hayır mantık hatası yok hesaplamanız gayet doğru hatta daha üzücüsü muhtemelen bir de bunun üstüne dosya masrafı, sigorta, bsmh gibi bir sürü masraf da eklenince tutar büyüyebiliyor.

Türkiye enflasyonist bir ülke, para birimi her gün bir gün öncesinden daha değersiz hale geliyor, haliyle bankalar bana borcunu öderken öyle bir ödemelisin ki borcun bittiğinde ben kar edebileyim diyorlar, haklılar da.

Türkiye'deki tek sorun şu, kredi çekerken öküz gibi faize yüklenen bankalar, mevduat faizine gelince çay kaşığı ile veriyorlar, bugün özel bankalardaki kredi faiz oranı %20'lerde iken, mevduat faiz oranı %15-16 civarında.
0
solo
(27.10.21)
Bu arada şaşırıyorsunuz ama Türkiye'de kredi çekmek yurtdışında kredi çekmekten f
daha karlı, hele de o an itibariyle iyi bir faiz yakalarsanız. Zira

a) Saçma sapan bir ekonomi yönetimi nedeniyle faiz enflasyonun çok altında kalıyor
b) Krediler değişken değil, sabit faizle veriliyor.

Yani örneğin, doların her halukarda TL enflasyonu kadar yükseleceğini varsayarsanız, bugün alacağınız 5 yıllık TL krediyi Dolara koyup, 5 sene sonra her şeye rağmen karlı çıkabilirsiniz... Böyle bir saçmalığın içindeyiz.
0
salihdt
(27.10.21)
@salihdt +1

Haziranda araba almak için 30 bin TL kredi çektik, geri ödemesi 39 bin TL ve 24 ay. Araba şimdiden 40 bin TL değerlendi. Yani ülke şartlarında faizler az bile, o yüzden döviz yükseliyor sürekli,faizler enflasyonun altında kalıyor.
0
gmzo
(27.10.21)
hatan "birim para" üzerinden konuşuyor olman. birim kredi, birim para diye bir şey yok. faiz oranlarını o para biriminin kendi piyasa dinamiklerine göre oluşur. trde yıllık %40-50 enflasyon olurken %17-18 faizle kredi çekmek oldukça mantıklıdır. almanya'da euro faizi %1 iken de ödeyeceğin kredi faizi doğal olarak çok daha düşük olur, yanlış bir şey yok.
0
roket adam
(27.10.21)
(9)

Araba almaya içim elvermiyor. Sizde durum nedir?

les yeux blanches
Arkadaşlar 2002 model golf aracım var. 170.000 km'de ve ilk sahibiyim.Tabi arada sırada arızalar çıkarıyor doğal olarak.Halim vaktim yerinde sayılır yani BMW audi Mercedes gibi araçları 2. El diğerlerini 0 alabiliyorum. Ama işte sorun burada başlıyor. Arabaların fiyatları gereksiz yere o kadar yükse
Arkadaşlar 2002 model golf aracım var. 170.000 km'de ve ilk sahibiyim.
Tabi arada sırada arızalar çıkarıyor doğal olarak.
Halim vaktim yerinde sayılır yani BMW audi Mercedes gibi araçları 2. El diğerlerini 0 alabiliyorum.
Ama işte sorun burada başlıyor.
Arabaların fiyatları gereksiz yere o kadar yüksek ki bu ötv yüzünden araba alırsam kendi keriz gibi hissedeceğim, o paraya değmeyeceğini düşünüyorum.
Yani 150 200k arabaya 400 500k vermek yazık günah.
Zaten arabam var her gün kullanma durumumda yok arada bir Şehir içinde kullanıyorum işte, gittiği yere kadar. Uzun yola çıkma durumu olursada araç kiralarım diye düşünüyorum.

Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Yani arabası olmayan için zordur arabasızlık ama eski bir arabası olanlar ne düşünüyor?
0
les yeux blanches
(27.10.21)
hayat felsefem şu oldu, bugün bir şeyi alabiliyorsam mutlaka alayım. çünkü eminim yarın zam gelmiş olcak.

ben de sizin gibi düşünürdüm ama sistem buna müsait değil. paranın kıymeti yok. malı olan parasını ikiye katladı. siz de bu düşünceden sıyrılın ve araba alın, yoksa bu kur artışları ile birlikte 150 200k lık arabalar 600 700k olacak.
0
trajikomix
(27.10.21)
Araban olduğuna önce şükret bence ama benimde arabam var değişmek istiyorum fiyatlar her gün 5er artıyor, elimde kaldı öyle bende salladım artık bakmıyorum. Değer mi konusunda tr de malum neyin fiyatı düşüyor ki?
0
Topalordek
(27.10.21)
benzer durumdayim

ama yorumlari okuyunca mantikli geldi

bi tane el supurgesi alacaktim. 360tl idi. pahali geldi. bu fiyata alinmaz dedim

simdi 420 tl oldu :(
0
foster
(27.10.21)
İkinci el araç piyasasi başlığıni açın okuyun, 2012 de de aynı olay 13 14 15.... Bugüne kadar fiyatlar düşecek almayın , istisnalar harici hep yükseldi, tavsiyem maalesef hemen alın, zira Kasım başı yine zam gelir gibi görünüyor
0
kleider
(27.10.21)
Eğer paranızı değerlendirerek birim bazında arttırabiliyorsanız hali hazırda aracınız varsa yenisini almak mantıksız, ancak paranız durduğu yerde duruyor ise model yükseltmek Türkiye şartlarında her zaman mantıklı.

Türkiye büyük bir sınav veriyor şu an ve bu sınavı alnının akıyla sağ salim verecekler gelecekte elleri boş yakalanmamak için ne gerekiyorsa yapmak zorunda yoksa fırtına dinip toz duman ortadan kalktığında dım dızlak ortada kalabilirsiniz.

Ne yazık ki dünyada bir çok ülkede ihtiyaç olan şeyler bizim ülkemizde yatırım haline geldi, ev, araba ve hatta bilgisayar tamamen yatırım halini aldı bu yüzden alabiliyorsanız alın koyun dursun.

ÖTV konusuna gelince, ÖTV kolay kolay kaldırılamayacak bir vergi türü, KDV'yi kaldırabilirsiniz mesela kimse kimseye ama benim çok zararım olur nasıl kaldırırsınız demez diyemez ama ötv öyle değil, ötv'nin kaldırılması onlarca yıl sürebilecek sancılı bir süreç gerektirir bu yüzden ama ben bu ötv'yi vermek istemiyorum diyerek araç almamak çok mantıklı değil.
0
solo
(27.10.21)
Benzer şeyleri hissediyorum; yukarıda yazmışlar zaten. İktisadi açıdan almak mantıklı zira fiyatlar sürekli yükselme eğiliminde. Ancak elalemin bir sürü AR-GE ile üretip %5-10 bile kâr etmediği bir mala hiçbir karşılık almadan üç katı para vermek, o parayla aktif olarak saçma sapan projeleri, yolsuzlukları falan fonladığımı bilmek kanıma dokunuyor.
0
salihdt
(27.10.21)
O kadar ötv vermek koyuyor elbette ama, arabaların fiyatları her ay 10-15 bin artarken biz o kadar kenara koyamadığımız için Haziran'da bize en mantıklı gelen aracı gittik aldık. Şu an araç bayilerde yok ve sarı sitede bizimkinin muadilleri, verdiğimiz paranın 40 bin TL üzerinde satılıyor. Bunlar 3-5 bin km yapmış ikinci el araçlar, sıfırları bayilere ne kadara gelecek daha bilmiyoruz. Mantıksız bir ülkede yaşadığımız için ortak sağduyuya göre değil, mantıksız sisteme göre hareket etmek gerekiyor er ya da geç.

Mesela ev almak da bizim yaşam biçimimize ve mantığımıza hep ters geliyordu ama bu yaz İstanbul'da kiraların fırlamasıyla görünen o ki, ev alıp taksit ödemek kira vermekten daha mantıklı gelecek böyle giderse. Dilediğimiz yaşam biçimi bu değil fakat ülke gerçekleri bunlara zorluyor.
0
gmzo
(27.10.21)
fiyatlar uzun vadede hep arttı doğru fakat şu dönem satıcıların çok güçlü olduğu anormal bir dönem.

ötv önemli bir sebep fakat asıl sıkıntı bayiiler sıfır araç getiremiyor. şu an resmen araç kıtlığı var. chip krizi ve ülkenin öngörülebilirliği düşük olduğu için disturbütorlar yeteri kadar araç siparişi geçmemişler.

en azından piyasanın alıcı satıcı arasında dengede olduğu bir dönemi yakalamak daha doğru olabilir.
0
nuisance
(27.10.21)
2007 dizel Astra'm vardı, satıp Volvo V40 aldım. Pandemiden sonra genel olarak evdeyim zaten. Eski aracım 5.5 litre yakıyordu, Volvo 12 litre civarında yakıyor. Eskisinin Senelik 300 TL civarı vergisi vardı, şimdi 1200 civarı ödüyorum. Bakımı masrafı kaskosu sigortası vb çok daha fazla. Tamam konforu sürüşü güvenliği çok farklı ama durduğu yerde de masraf yani. Bence araç seni idare ediyorsa ve "günlük kullanmıyorsan" artan paraya toprak al dursun.
0
msb
(27.10.21)
(3)

N-word pass hangi kriter ile veriliyor ve neden nigger kelimesini sadece si

mesajli
Elbette komünite bilinci olduğunu tahmin ediyorum fakat nigger kelimesinin sadece siyahlar tarafından birbirlerine karşı söylenmesi meselesini tamamen kavrayamıyorum sanırım. Tarihi altyapıyı biliyorum fakat neden toptan tükaka edilmiyor da sadece siyahlar tarafından kullanılıyor?Ayrıca, N-word pass
Elbette komünite bilinci olduğunu tahmin ediyorum fakat nigger kelimesinin sadece siyahlar tarafından birbirlerine karşı söylenmesi meselesini tamamen kavrayamıyorum sanırım. Tarihi altyapıyı biliyorum fakat neden toptan tükaka edilmiyor da sadece siyahlar tarafından kullanılıyor?

Ayrıca, N-word pass alan bir beyaz neyi kavramış veya başarmış oluyor da o pass'i alıyor?
0
mesajli
(26.10.21)
Bence orada güzel bir dönüşüm var, siyahlar sınıf ayrımının işareti olan kelimeyi alıp bunu eşitlik mücedelelerinin bir parçası haline getiriyorlar; bir zamanlar köleliklerini sembolize eden kelimeyi tekellerine alıp bunu kendilerine eziyet etmişler için tabu haline getirirken kendileri dalga geçer gibi, özgürce kullanıyorlar. Diğer yandan kimliğin benimsenmesi de söz konusu. Mesela "Gangsta" kültüründe de bu var; orada da rapçiler "Bu siyahlar hep çete üyesi, suça meyilli, özü problemli" vb. ayrımcı ifadeleri benimseyip bunu "Hood" kültürüyle de birleştirip ayrımcılığa karşı kullanıyorlar.

"N-word Pass" için ise bir şey diyemiyorum, sanırım bunu kullanacak beyazın içindeki ironiyi anlaması, bunu anladığını da göstermesi lazım... Belki o sokak kültüründen gelmiş, belli ayrımcılıklara göğüs germiş vb. olmak da etkili oluyor olabilir.
0
salihdt
(26.10.21)
Kelimenin daha çok kullanılarak anlamınının yönünü değiştirilmesi de bir mücadele alanı olarak dildeki savaşımın bir sonucu.

Queer kelimesinin dönüşümü de bu şekilde oldu.
0
armagan abanuz
(26.10.21)
n-word pass bir meme. gerçek birşey değil. bir beyazın n-word pass alması diye birşey yok. eminem bile söylese tepki görür.

zenciler kendi içersinde aynı kökenden geldikleri için arkadaş kardeş gözüyle bakıyor. kendi aralarında n- demeleri birşey ifade etmiyor.

şöyle düşün. yurtdışında mesela almanya'da bir alman sana türko dese ne hissedersin, türk birisi türko dese ne hissedersin?

n-word pass diye birşey yok kısacası.
0
false pretension
(26.10.21)
(3)

Döviz kuru sorunsalı

kondansator
Elimdeki birikim ile dolar alıyordum her ay. Bu ay da alacağım ama durum malum. Sizce daha yükselir mi tv yorumlarında söylendiği gibi, beklesem mi alsam mı bilemedim
Elimdeki birikim ile dolar alıyordum her ay. Bu ay da alacağım ama durum malum. Sizce daha yükselir mi tv yorumlarında söylendiği gibi, beklesem mi alsam mı bilemedim
0
kondansator
(24.10.21)
Sonraki ppk beklentisi -100bps. Karar sana kalmış.
0
melonsucker
(24.10.21)
Yatırımda süreklilik esastır
0
salihdt
(24.10.21)
@melonsucker;

bir sonraki ppk toplantısında faizler 100 baz puan düşürülecek miymiş? doğru mu anladım?
0
sftsft
(24.10.21)
(8)

Mevcut hükümet değişirse ekonomi gerçektende iyileşir mi?

wiekannich
Kafama takılan mesele Türkiyede Arge yok denecek kadar az (3 5 yazılım unicornu çıkıyor hop yaabncılara, getir hariç tebrik ediyoruz kendilerini) Nazım Salur bir röportajında TR de ar ge ye ayrılan bütçe ile Taksim'de 4 yıldızlı otel alamazsın demişti,Sanayi tamamen ucuz iş gücü (küstürülen yatırımc
Kafama takılan mesele Türkiyede
Arge yok denecek kadar az (3 5 yazılım unicornu çıkıyor hop yaabncılara, getir hariç tebrik ediyoruz kendilerini) Nazım Salur bir röportajında TR de ar ge ye ayrılan bütçe ile Taksim'de 4 yıldızlı otel alamazsın demişti,
Sanayi tamamen ucuz iş gücü (küstürülen yatırımcı geri gelir mi ?),
Turizm Araplara emanet (o çok yerilen Araplar olmasa bitikti),
İnşaat orta doğu kan ağlıyor, içeride kredi faizlerinden kimse ev almaya yeltenemiyor, kurdan demir çelik uçmuş faiz düşük olsa da maliyet yüksek,
Tekstil, yeni nesil eskiler gibi ucuz işçi olacağıma çalışmam daha iyi diyor (FB gruplarına bakabilirsiniz fellik fellik Afgan işçi arıyorlar)
Otomotiv, Fiat'ın üç beş modeli ve Renonun Clio su, Honda da tası tarağı topladı gitti
Eğitim, vasat Allah vasat bilmem kaç milyon kişi sınava girer üni diploması kurs sertifikası gibi olmuş artık mezun enflasyonu tavan yapmış,
Mevcut hükümetin liyakat eksikliğinden nemalanan kan emiciler makası açmış da açmış.

Hangi biri kaç yılda nasıl düzeltilir, gerçekten yapıcı eleştiri sunabilecek kaynak önerecek var mı ciddi manada ülkeye dair umutların bittiğine işaret ediyor her şey.
0
wiekannich
(24.10.21)
iyileşir çünkü bu iktidar son 5 senedir dolar satmak dışında ne yapıyor ben anlamadım. anca yandaş medyadan algı kas, vatandaşın problemlerini dinleme ama bıçak kemiğe dayanınca bir şekilde çöz sonra da kendi kendine madalya tak.

hani şu kendi sürdüğü bisiklete çomak sokup düşen sonra da ağlayan adam caps'i varya şu an o halde yönetim. yeni yönetim gelince eğer bisiklete çomak sokmazsa yavaş da olsa yol alacağız.
0
malheiros
(24.10.21)
İyileşir tabii ki. İyi ekonomi hayal değil. Başkanlık sistemi kaldırılmalı. Yaptım oldu tarzı bir yönetimden vazgeçilmeli.
0
dissendium
(24.10.21)
Ticaretin içinden biri olarak söylüyorum,
Berat Albayrak istifa ettiği gün, AKP'li veya değil hemen hemen herkes derin bir ohh çekti. Esnafa sanayiciye fabrikatöre ithalatçıya ihracatçıya bir rahatlama geldi. Göstergeler bile iyileşmişti yanlış hatırlamıyorsam. Bakan değilde hükümet giderse bunun 10 katını düşün.
0
etna
(24.10.21)
Ülkenin problemleri çok, bunlar bugünden yarına çözülecek şeyler de değil. Bu anlamda "İktidar değişecek ve Almanya gibi olacağız" hayal bile değil, "İktidar gidince Güney Kore olacağız" ancak hayal olur. Diğer yandan ekonomide istikrar sağlanması, merkez bankası ve TÜİK gibi kurumların düzgün işlemeye başlaması, ülkenin dış siyasetinin normale dönmesi vb. kısa ve orta vadeli rahatlama sağlayacaktır. Türkiye çok ciddi bir pazar, yetişmiş gücü de iyi. Şu anda ekonomik olarak potansiyelinin çok altında.
0
salihdt
(24.10.21)
İktidar aynı iken bile işi az çok bilen birisi geldiğinde (Naci Ağbal) euro 8,20’lere gitmişti. Ki bıraksalardı baya bir yol alınacaktı. Şu an euro 11,20.
0
but that was just a dream
(24.10.21)
düzelir niye düzelmesin. tr aslında büyük potansiyeli olan bir ülkeydi. 2002'den bu yana gerçekleşecek en kötü senaryo gerçekleşti.
0
paintov
(24.10.21)
Duzelmez. Ulkenin odenecek 30 yillik borcu var. 2011 yilindaki alim gucumuz ve ekonomik refahina 25-30 yildan once yeniden erisemeyecegiz.
0
karlmarx
(24.10.21)
bence iyileşir. ama sorun sadece hükümet değil. liyakatsizlik her kurumu ele geçirdi. hükümet seçimle değişse bile kurumların düzelmesi seneler alır

ekonomik göstergeler çok kötü ama bu işler pek belli olmuyor. 2000 yılında da kötüydü, ab süreci, küresel gelişmeler falan derken 10 yıl iyi bir dönem geçti. büyük ölçüde küresel gelişmelere bağlı bence. borçsuz ülke yok zaten.
0
dafuq
(24.10.21)
(3)

ingilizce sorusu

Barki
selamlar arkadaşlar!"they want to work on one and only one project" cümlesinde, belirli olan spesifik bir proje üzerinde çalışmak istedikleri mi belirtiliyor, yoksa sadece ve sadece tek 1 tane proje üzerinde çalışmak istedikleri ama spesifik bir proje olmadığı mı söyleniliyor acaba?
selamlar arkadaşlar!

"they want to work on one and only one project" cümlesinde,
belirli olan spesifik bir proje üzerinde çalışmak istedikleri mi belirtiliyor, yoksa sadece ve sadece tek 1 tane proje üzerinde çalışmak istedikleri ama spesifik bir proje olmadığı mı söyleniliyor acaba?
0
Barki
(23.10.21)
Tek bir proje, hangisi olduğu belli değil. Spesifik bir projeden bahsetseydi cümlenin bir yerinde "the project" derdi. Örneğin "... only the one project" dese "haaa şu proje" derdik.
0
kobuzchu kiz
(23.10.21)
Ben de the olmadığı için spesifik bir proje anlamıyorum.
0
invictae
(23.10.21)
Buradaki vurgu "Tek proje" üzerinde, berlli bir projeden çok birden fazla projede aynı anda çalışmak istemiyorlar. Bir nevi tavır var; sanki daha önce bu konuda sorun yaşamışlar gibi.
0
salihdt
(24.10.21)
(4)

topluluk karşısında konuşma

Wakatakakage
bunu çok iyi yapan üst düzey insanlar nasıl yapıyor? mesela kamera karşısında kağıda bakmadan uzun süre sakince, akıcı, hatasız konuşuyor. sonra soru soruyorlar. biri 3-4 soru soruyor mesela. tüm soruları tek seferde soruyor. sonra adam cevaplamaya başlıyor. birinci soruya cevap, ikinciye cevap diye
bunu çok iyi yapan üst düzey insanlar nasıl yapıyor? mesela kamera karşısında kağıda bakmadan uzun süre sakince, akıcı, hatasız konuşuyor. sonra soru soruyorlar. biri 3-4 soru soruyor mesela. tüm soruları tek seferde soruyor. sonra adam cevaplamaya başlıyor.

birinci soruya cevap, ikinciye cevap diye sırayla yine kusursuzca cevaplıyor soruları.

ben tek soruya cevabı düzgün veremem, acaba şunu eksik mi söyledim, şunu söylemese miydim diye düşünürüm. topluluk karşısında rahat ve akıcı konuşmayı geçiyorum zaten mümkün değil benim için. sorulan 5 soruyu ezberleyip, sırayla eksiksizce cevaplamak aşırı üst seviye bir olay değil mi? nasıl yapıyorlar?
0
Wakatakakage
(22.10.21)
Neredeyse ilkokuldan beri topluluk önünde konuşurum. Bu işin temelinde rahat olmak var. Ne söylemeliyim, neye dikkat etmeliyim diye takılınca akıcı olamıyorsun. Pratikle aşılabilen bir konu bu.

Bu rahatlığa kendinden emin olmayı eklersen o zaman script ya da sınır olmadan düşüncelerini ifade edebiliyorsun. Soruları duyarken cevabı o anda belirleyip kısa not alır gibi soruyla eşitliyorsun. Vereceğin cevaba odaklanıyorsun yani. Acaba bunu unutur muyum dur bunu hatırlamak için şöyle yapıyım diye takılırsan kaçar gider sorular da cevaplar da.
0
Bruce
(22.10.21)
Kamera karşısında bir konu hakkında tutarlı ve etkileyici bir şekilde konuşma birkaç şeyin birleşimi

1 - Uzmanlık: Konuştuğunuz konuya hakim olmanız, içini dışını biliyor olmanız lazım.
2 - Teknik: Özellikle bir grup insan önünde konuşurken uygulanan belli teknikler vardır. Örneğin seyircilerle göz teması kurulur, jestler ve mimiklerle anlatım desteklenir, belli yerlerde yavaşlayarak, susarak ya da hızlanarak tempo ayarlanır, seyirciye tepki vermesi ya da düşünmesi için fırsat verilir, vb.
3 - Pratik: Topluluk karşısında konuşmak stresli bir şey, hem öğrenilen teknikleri düzgün bir şekilde uygulayabilmek hem de bu stresi atabilmek için pratik önemli.

İyi konuşmacılarla kötüler arasında bu farkları görürsünüz. Mesela bazen konuşmacı profesyoneldir; teknik ya da pratik sorunu yoktur ama konuya hakim değildir, dolayısıyla prompter vb. kullanır, haliyle o doğallık hissi kaybolur. Ya da uzmandır ama teknikleri bilmiyordur, bazen kaotik bir şekilde konu etrafında daireler çizerek anlatır, vs.
0
salihdt
(22.10.21)
Zamanında minibüste "müsait bir yerde inecek var" demeden önce bile gerilen, içinden bir kaç kere tekrar eden biriydim.

Simdi topluluk önünde sıkıntı yaşamadan konuşabiliyorum(en fazla 70 80 kişi oldu sanırım).
Bu sayıya topluluk denmez diyen olabilir ama sayı 600 de olsa yarın çıkar konuşurum, kendime güvenim tam.

İşin sırrı ne peki?

1-Baskasi yapabiliyorsa ben de yapabilirim diye özgüveni pompalamak.
2-ne söyleyeceğini bilmek.
3-yanlis yapmaktan korkmamak.


Ucunda ölüm yok yahu diyerek kendini motive etmek :)
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(22.10.21)
özgüven,
kendini tanımak ve mutlaka deneyim.
+düzenli kitap okumak. kitap diyorum; haber, dergi vs değil.
örneğin bi konuda çok iyi fakat asosyal biri veya gündelik hayatta da çok insanla iletişim kurmayan birileri olmuyorlar genelde.
ayrıca o insanlar uzman oldukları konularda böyle konuşuyorlar bu da önemli.
0
rewlack
(22.10.21)
(13)

Sırtüstü uyuyunca kabus görmek

dakota
Kendi uyku deneyimim ile anlatmak istiyorum. Sırt üstü çok az uyuyorum. Uyuduğum zaman da muhteşem korkunç kabuslar görüyorum. Bunu birkaç arkadaşımla da paylaşınca onlar da aynı şeyi söylediler. Sırtüstü uyuyunca insanlar kabus mu görüyor? Evetse neden ?
Kendi uyku deneyimim ile anlatmak istiyorum. Sırt üstü çok az uyuyorum. Uyuduğum zaman da muhteşem korkunç kabuslar görüyorum. Bunu birkaç arkadaşımla da paylaşınca onlar da aynı şeyi söylediler. Sırtüstü uyuyunca insanlar kabus mu görüyor? Evetse neden ?
0
dakota
(21.10.21)
sırt üstü uyuyup uyumadığını nereden biliyorsun? uykuya daldıktan sonra dönüp durur insan, en iyi ihtimalle gözlerini açtığında da sırt üstü olabilirsin ama gece boyu sırt üstü sabit uyumak diye bir şey yok.
kaldı ki kabusu gördüğün süre kısa sürer, uykunun %80 sırt üstü geçse bile rüyayı gördüğün anda hangi pozisyonda olduğunu bilemezsin.
0
Bruce
(21.10.21)
Sırtüstü uyuyup sırtüstü uyanıyorum. Herkesin uyuma şekli farklıdır. Çok dönen de var mesela. Ama nasıl uyursam öyle uyanıyorum genelde. Dönüp durduğum da oluyor tabi ama az.
0
🌸dakota
(21.10.21)
Uzmanı değilim ancak olaya yanlış taraftan bakıyor olabilirsiniz. İnsan gece boyunca rüyalar görür, sırtüstü yatarken bir şeyden rahatsız olup uyanıyor, bu sırada da gördüğünüz kabusu hatırlıyor olabilirsiniz.
0
salihdt
(21.10.21)
Bunu son bir yıldır deneyimliyorum. Bilerek sırtüstü yatmaya bile başladım uyumak için. Ve sırtüstü uyuduğumda %90 kabus görüyorum.
0
🌸dakota
(21.10.21)
sebebini bilmiyorum ama karabasan dedikleri uyku felci de sırt üstü yatarken daha çok görülür.
evrimagaci.org
0
lazpalle
(21.10.21)
mümkün. ben de cenin pozisyonunda uykuya dalmışsam o gece kabus görme ihtimalim her zamankinden fazladır. kabustan uyandığımda da o pozisyonda oluyorum. kaldı ki yılda toplasanız 20 kere ancak o pozisyonda uyurum. yarısında kabus. normal veya alışkın olduğum pozisyonda uyuduğumda kabus görmediğim anlamı çıkmasın tabi.

bu kabusların sebebi normalde pek uyumadığımız, görece bize rahatsız gelen pozisyonlar olabilir. uykudaki fiziki durumların (rahatlık veya rahatsızlık) bilinçaltı üstündeki etkisi de diyebiliriz.
0
posthuman
(21.10.21)
birkaç kere bu şekilde uyuyunca karabasan gelmişti bana. ondan beri sırtüstü uyumaktan korkuyorum. aslında sırtüstü daha rahat uykuya dalıyorum ama yine öyle olmasından korkuyorum.
0
nothing in my way
(21.10.21)
sırt üstü uyurken daha çok kabus görüldüğümü duymuştum bende. Kan akışı ile alakalı, sinirler ile alakalı bir şeydir heralde. sırt üstü uyumak benim kollarımı uyuşturuyor mesela.

Kabus ise çok görmüyorum. Sırt üstü uyusam da görmüyorum. Ama görmek de olağan.
0
zimbirik
(21.10.21)
Aynı şeyi yaşıyorum. Spiritüel varlıklara karşı savunmasız olduğumuzu düşünüyorum o an, o yüzden böyle olabilir mi acaba diye düşünüyormuş. Sağa yatmakla alakalı hadis var mesela.
0
damba
(21.10.21)
Burundan nefes alma probleminiz varsa, sırtüstü yatarken rahatsız olacağınız için kabus görüyor olabilirsiniz. Yan yatmak nefes almayı kolaylaştırıyor, horlamayı azaltıyor.
0
(21.10.21)
Valla bende hic olmuyor. Sirt üstü yatsam da bir sey degismiyor. Ne sekil yatarsam yatayim kabus gormuyorum zaten.
0
stavro
(21.10.21)
Tespit gibi tespit.
Sırt üstü uyuyunca ya karabasan geliyor ya da kabus.
0
Yavuşuhlu
(21.10.21)
ben de tam tersi yüz üstü yatınca karabasan veya kabus görüyorum. ama yüzde 50 orandadır. her zaman değil. uyanınca çok da fifi modunda oluyorum ama :)
0
xrated
(21.10.21)
(10)

çipi niye bill gates takıyor?

kibritsuyu
bill gates covid aşısı olanlara aşının içinde çip takıyormuş ya, bu çipi niye bill gates takıyor?sorum ciddi arkadaşlar. niye "bill gates çip takacakmış" diyorlar? yani niye elon musk değil mesela? niye bill gates'e yakıştırdılar bunu?bill gates çip takıp ne yapacak bize, windows mu kuracak? robot e
bill gates covid aşısı olanlara aşının içinde çip takıyormuş ya, bu çipi niye bill gates takıyor?

sorum ciddi arkadaşlar. niye "bill gates çip takacakmış" diyorlar? yani niye elon musk değil mesela? niye bill gates'e yakıştırdılar bunu?

bill gates çip takıp ne yapacak bize, windows mu kuracak? robot edecek, uzaktan sinyal yollayacak mevzuları elon musk'a daha uygun değil mi? bill nereden çıktı? amerika, cia, pentagon, dış mihrak falan da değil, doğrudan bill. niye bill?
0
kibritsuyu
(20.10.21)
Filantropi kavramını insanların kafası almıyor, "Zengin" deyince 350 metrelik yatı olan, skandallarla adı anılan, iyilik yaparsa da vergiden düşmek için ya da reklam olsun diye yapan zenginlere alışmışız, bunun dışına çıkan biri olunca "Kesin bir pislik var" diye düşünüyoruz sanırım. Dolayısıyla uçuk kaçık komplo teorilerine daha güzel oturuyor.
0
salihdt
(20.10.21)
Afrika'ya yarım yapıyor eşiyle birlikte Gates vakfı vardı, 2015'ten konuşmaları var "salgın hastalık çıkarsa hazır değiliz" diye falan. Bunun üzerine simülasyonlar yaptırmış ve çözüm arıyor aslında, dedikleri çıkınca da "kesin o yaptırdı" diyorlar.

Çip olayı onun üzerine kaldı ama o başka komplolarla birleşmiş hali sanırım. Covid yok aslında 5g'nin etkisi bunlar diyen de var, aşıyla virüs verdiler 5g onu aktif ediyor diyen de var. Türlü türlü komplo :D

bu arada: cdn.dopl3r.com
0
nhk ni youkosu
(20.10.21)
Elon musk kısa pantolonla anasını keserken Bill Gates 3 bin kişiye racon kesiyordu. bence sebebi şu: Bill Gates aşı ve pandamı konusunda biraz daha fazla açıklama yaptı ve açıklamaları gündemde hep yer buldu. E nispeten de eski ve bilinilirliği nin daha yüksek olduğu düşünülürse çip ihalesi de ona kaldı.
0
giovanne
(20.10.21)
Aşıyla adı çok sık anılıyordu salgının başından beri, diğerleri ekmeğinin peşinde. Demin yine gogıla yazdım, bill gatesten covid-19 ilacına dev fon şeklinde haber çıktı mesela parçaları birleştirip elde ettikleri şey de bize çip takacaklar oluyor.
0
izza
(20.10.21)
Şurada biraz detay var: www.reuters.com

Birtakım iddialar yanlış bir biçimde Bill Gates ile ilişkilendirilince komplo teorisine dönüşüyor. Yani net bir sebebi yok ama Bill Gates ve eşinin kurduğu vakfın birtakım işleri yanlış yorumlanıyor ve sanki Bill Gates insanlara çip takmak için bu pandemiyi başlattı gibi lanse ediliyor.
0
himmet dayi
(20.10.21)
bir de bill gates ara ara dünya hakkında - ekoloji sağlık teknoloji vs - bazı konularda konuşuyor vakfı üzerinden projeler yapıyor bundan 4-5 sene önce dünya ve insanlığın karşılaşabileceği yeni pandemi üzerine fikirleri var, gerçi kendisi bu konularda konuşurken dünyada halihazırda bölgesel salgınlar vardı bizim bu kadar haberimiz yoktu sars vs.

işte onun hayır hasenat motivasyonuyla yaptığı onlarca fikir ve konuşmalardan pandemi ile ilgili olanı öne çıktı aldı yürüdü

microsoftun sahibi, vakıf kurmuş, sağlık alanında bağışlar yatırımlar yapıyormuş hepsi birleşti
0
freebird5406_2
(20.10.21)
Benim hanımın annesi bu tiplerden ama teorileri patladikca bahaneler ile başka teorilere siginiyor;
- ilk çip dedi. Bizi kontrol edeceklermis. Evlere tikacaklarmis.
-bunun mantikli yanini bulamayinca bill gates ve diger milyarderler dünya nüfusunu azaltmak istiyormus. Asilarda kisir yapici varmis (cok severim kisiri lol).
-big pharma diyor bir de ama o kismi cok sağlam değil çünkü big pharmanin kazandığı paranin kac katini dünya ekonomisi kaybetti. Nedense big pharma çok güçlü ama petrol firmalari, araba firmalari falan hepsi cok salak big pharmaya ok diyorlar. O yüzden o kısmı arada diyor.

Bill gates olayı, benim kayınvalide için konusursak, tamamen sacma sapan platformlarda okudukları + zengin olması haliyle kiskanclik ve korku.

Ha zaten asi karsiti bizimkisi. Benim köpek reaktif, davranis veterineri adam "köpeğiniz otistik gibi düşünün, yani sosyal ortamda ne yapacagini bilemiyor" vs diye anlatti. Bunu söyledik "otistik olabilir köpeklere asilar yapiliyor o yapmistir" dedi.

Neyse iste; zengin+asi/sağlık harcamalari yapiyor dedigin zaman ona attilar camuru.
0
logisticsmanager
(20.10.21)
gates vakfı, komplolar vs. bir de adı "çipçi" derlerse tamamdır.
0
evimin paspasi
(20.10.21)
Eleman gidip EU'nun başındaki insanlara "şunu şunu böyle yapın" dediği için olabilir:

twitter.com

Çip konusunda da insanlar haklı aslında. Yani tivitte konuştukları konuların ilk maddesi "enhance health surveillance & alert systems". Artık çipi ister aşıya koyar, ister "aşı pasaportu" diye eline verir, o BG'nin bileceği iş, ama çipi taktı zaten, veriler de tahmin edin kimin sunucularında tutuluyor?
0
plutongezegendegilmi
(20.10.21)
"bilgisayarcı" çünkü

:))))
0
hayirsiz
(20.10.21)
(6)

Amerika’da kirsal kesimlerden interview yapacak kisileri nasil bulabilirim?

karpuzpeynirekmeksu
Selamlar,Tez icin aldik basimiza belayi. Kirsal kesimlerde saglik personeli veya normal vatandaslara online nasil ulasabilirim? Tesekkurler.
Selamlar,

Tez icin aldik basimiza belayi. Kirsal kesimlerde saglik personeli veya normal vatandaslara online nasil ulasabilirim? Tesekkurler.
0
karpuzpeynirekmeksu
(20.10.21)
Alternatif olarak cambly olabilir mi? İngilizce dersi dersin, sorularını sorarsın :)
0
gabe h coud
(20.10.21)
craigslist, facebook gruplari, reddit.
0
antikadimag
(20.10.21)
Bütçeniz varsa Prolific Academic üzerinden orayı hedefleyen anket açabilirsiniz sanırım. Ama yoksa en iyisi Facebook grupları ve kasaba sub-redditleri üstte yazıldığı gibi.
0
salihdt
(20.10.21)
Reddit en iyi yol sanırım. Eyalet subredditlerine yazarsanız cevaplamaya istekli birileri çıkar. r/missouri mesela.
0
but that was just a dream
(20.10.21)
facebookta communitylerini bulabilirisiniz.
0
delidiyorum
(20.10.21)
arkadaşım greenville gibi küçük bir kasabada internlük yapıyor şu an. işine gelirse ona sorabilirim
0
karsiyakaliyiz
(20.10.21)
(2)

Türkiye'de satılmayan bir teknolojik ürünü, yurtdışından nasıl alabiliriz?

anatomik
En mantıklı ve en az zararla nasıl alabiliriz?Eğer Türkiyede satılacak olsaydı kredi kartına taksitle alacaktım ancak malesef Türkiyede satışa sunulmayacakmış.1. Bu durumda tek seçeneğim peşin almak mı?2. Nasıl alabilirim? Ürünün satışını yapan bir internet sitesinden sipariş versem, buraya gelir mi
En mantıklı ve en az zararla nasıl alabiliriz?
Eğer Türkiyede satılacak olsaydı kredi kartına taksitle alacaktım ancak malesef Türkiyede satışa sunulmayacakmış.

1. Bu durumda tek seçeneğim peşin almak mı?
2. Nasıl alabilirim? Ürünün satışını yapan bir internet sitesinden sipariş versem, buraya gelir mi?
3. En az zararla nasıl alabilirim? Direkt dolardan TL'ye çevirince fiyat biraz uçuyor malum, tek seçeneğim bu mu?

Ürün şu:
us.kobobooks.com
0
anatomik
(19.10.21)
--Muhtemelen en ucuz yöntem ABD'den gelen birinin yanında getirmesi olur, tanıdık yoksa Glocalzone falan kullanılabilir.
--Kobo kendisi yollayabilir; ama posta ücretinin yüksek olması muhtemel tabi bir de gümrük vergisi vb. sorunu yaşanabilir.
--Amazon'da satılacaksa buradan alınması olur, Amazon gümrük falan işlerini de hallettiği için biraz daha pahalıya çıkabilir ama kafanız rahat olur
--Amerikadaniste vb. posta yönlendirme hizmetleri kullanılabilir
--Ürün yeterince popüler olursa paralel ithalat yoluyla Türkiye'de satışa çıkabilir; ama bu hem biraz zaman alır hem de görece pahalı olur (Tabi avantajı taksit vb. yaptırma ihtimali doğabilir)
0
salihdt
(19.10.21)
Ustteki arkadasa ek olarak: Urunu oradan satin alip yollatacaksan sakin UPS, DHL benzeri ozel kargo kullanma. Gumrukte korkunc ucretler sokusturuyorlar.

Takip numarali devlet postasi (USPS) en iyisidir.
0
cleric
(19.10.21)
(9)

Ömürlük Kullanılabilecek Ürünler

onkiloversemtamamım
Hediye olarak ömürlük kullanılabilecek eşyalar neler olabilir? Aklıma gelenler çakı, zippo ve termos oldu şimdilik, fikriniz var mıdır?teşekkürler.
Hediye olarak ömürlük kullanılabilecek eşyalar neler olabilir? Aklıma gelenler çakı, zippo ve termos oldu şimdilik, fikriniz var mıdır?

teşekkürler.
0
onkiloversemtamamım
(19.10.21)
Tıraş takımı, ustura ve dolma kalem.
0
burka
(19.10.21)
Kaliteli deri ceket.
0
mg3929
(19.10.21)
Saglam bir sirt cantasi. Omurluk olmaz ancak hem uzun omurlu olur hem de kullanisli olur bayagi.
0
j r r tolkien hayrani
(19.10.21)
yemek yapmayı seven biriyse, de buyer, staub falan gibi markalara ait gerçek döküm tavalar, tencereler, aksesuarlar.

bir de saat olabilir mesela.
0
blatta hiberna
(19.10.21)
kaliteli enstrumanlar mesela fender bas, gitar vb
0
killerbee
(19.10.21)
Çift kenarlı tras makinesi (7-8 sene oldu heralde, hiçbir sıkıntısı yok)

Bıçak/caki

Alet seti (güzel alet setine sahip olmak <3 )

Alkol alan biriyse viski matarasi

Puro içen biriyse puro kesici
0
logisticsmanager
(19.10.21)
Izeltas pense.
30 sene oldu sanki yeni alinmis gibi duruyor.
0
divit
(19.10.21)
Kaliteli bir otomatik saat, 2-3 senede bir bir bakımı yapılırsa birkaç yüz yıl gideri var
0
salihdt
(19.10.21)
Kaliteli bir şemsiye. Snotline marka olabilir.
0
nothinn_
(19.10.21)
(5)

İş tecrübesi konusu

dissendium
Bazı şirketler boyundan büyük iş tecrübesi istiyor. Adamlar yurt dışına satış bile yapmıyorlar ama 5 yıl tecrübeli mühendis arıyorlar. Bu adamların bu hareketlerinin mantığı ne? Yani gerçekten 5 yıl tecrübeli bir mühendis o tip yerlerden çok daha büyük yerlerde, çok daha iyi maaşla çalışabilir. 5, 1
Bazı şirketler boyundan büyük iş tecrübesi istiyor. Adamlar yurt dışına satış bile yapmıyorlar ama 5 yıl tecrübeli mühendis arıyorlar. Bu adamların bu hareketlerinin mantığı ne? Yani gerçekten 5 yıl tecrübeli bir mühendis o tip yerlerden çok daha büyük yerlerde, çok daha iyi maaşla çalışabilir. 5, 10 yıl tecrübeli mühendis neden küçük bir yeri tercih etsin?

Bir de İngilizce konusu var. Arka arkaya 3 cümle kuramayacak insanlardan oluşan yerler İngilizce konusunda artistik yapıyorlar. Bu öz güven nereden geliyor?

Bu iş tecrübesi konusu biraz abartılmıyor mu Türkiye'de?
0
dissendium
(18.10.21)
Maas dusurmek olay ve mobbinge ortam hazirlamak
0
floydian
(18.10.21)
abartiliyor.
ya tutarsa mantiginda o yerler. 10 lira verecekler mesela 2 yil deneyimli birinin yapabilecegi bir ise. neden 8 yil deneyimli istemeyelim ki diyorlar. issiz cok, mecbur kalip kabul eden cikabilir. yoksa mecbur olmayan tercih etmiyor zaten ve bulamazlarsa da 2 yil deneyimliyi kabul edebiliyorlar sonunda.

yabanci dil ozguveni genel ulke sorunu. herkesin ikinci bir anadili var ulkede adeta ahahah
0
Kittie
(18.10.21)
Sarı site gibi, şişiriyorlar şişirebildikleri kadar.
0
gabe h coud
(18.10.21)
Issizlik çok; bugün 2 yıl istemesi ile 5 istemesi arasinda fark kalmıyor çünkü insanlar 2 yillik kisinin de maasini kabul edecek hale geldi.

Ben hep derim; Türkiye'de tedarik zincirinde istenen mühendislik saçmalığı. Satin almaci mühendis, depocu muhendis, planlamaci mühendis. Kafayi yemişler her şeye mühendis istiyorlar. Sebebi de yer gök iş arayan adam olması. Biz bazen ilana çıkıyoruz iki ayda 10 kişi anca oluyor. Türkiye'de daha ilk dakikadan 100 tane gelir.
0
logisticsmanager
(18.10.21)
Aptallık

İş tecrübesi konusunun çok abartıldığına katılıyorum, belli temeller dışında her şirketin kendine göre iş yapış şekli ve kültürü farklı. Dolayısıyla tecrübeye verilen ağırlığın o insanın şirket kültürüne adapte olup olamayacağına da bakmak lazım.

Bir de tabi ülkede üniversite mezunu enflasyonu ve işsizlik yoğun olunca şirketler aranan nitelikleri abarttıkça abartıyor, halbuki şu gözden kaçıyor: "Yahu ben bu aradığım niteliklerde adam bulsam bile yaptırdığım işle ya da sağladığım imkanlarla bu adamı tatmin edebilir miyim?"; sonra tabi kazara işe giren nitelikli adam 3-5 ay durup kaçıyor, döngü başa sarıyor...
0
salihdt
(19.10.21)
(2)

Eski foto makinesi

izza
2008’lerden falan kalmış olabilecek bir fotoğraf makinesi var, içinde birkaç fotoğraf kalmış, daha önce bununla çekilmiş olan fotoğrafları cihazdan bir şekilde kurtarabilir miyim? Hdd’den veri kurtarmak gibi hani. Sd kartı vardı kayboldu içinde dolu fotoğraf vardı:/
2008’lerden falan kalmış olabilecek bir fotoğraf makinesi var, içinde birkaç fotoğraf kalmış, daha önce bununla çekilmiş olan fotoğrafları cihazdan bir şekilde kurtarabilir miyim? Hdd’den veri kurtarmak gibi hani. Sd kartı vardı kayboldu içinde dolu fotoğraf vardı:/
0
izza
(18.10.21)
cihazın hdd'si senin sd.. sd kartın olsa eski eski fotolara da ulaşabilirdin.. diğer türlüsünü hiç duymadım.
0
gkhT
(18.10.21)
Cihazın yerleşik hafızası yoktur muhtemelen. Dijital fotoğraf makinelerinde "Buffer" hafıza oluyor çekilen fotoğrafları karta yazarken tutmak için. O da kalıcı değil geçici ve küçük. Haliyle sizin kurtarabileceğiniz bir veri yoktur ortada.
0
salihdt
(19.10.21)
(13)

iş değiştirme

atmaa
selam,hali hazırda bir firmada yönetici olarak çalışıyorum ve 15.000.-TL maaşım var.aynı sektörde farklı bir firmanın sahibi olan eski bir abimden şöyle bir teklif geldi.sahada uzman olarak çalış cironun %65'i senin olsun.ciro minimum 45.000 oluyor. yani 30bin Tl para kalıyor bana. kendi maliyetleri
selam,

hali hazırda bir firmada yönetici olarak çalışıyorum ve 15.000.-TL maaşım var.
aynı sektörde farklı bir firmanın sahibi olan eski bir abimden şöyle bir teklif geldi.

sahada uzman olarak çalış cironun %65'i senin olsun.
ciro minimum 45.000 oluyor. yani 30bin Tl para kalıyor bana. kendi maliyetlerimi de çıkınca elime net olarak 20-25 bin TL civarı para geçecek.

ayrıca bu teklif iş durumuna göre ileride yöneticiliğe evrilecek durumda yine.

kafam çok karıştı.
sahada uzman olarak çalışmak çok zor bir şey değil bu arada, gidip gayrimenkul görüp rapor yazacağım. 15 yıldır yaptığım iş aslında baktığın zaman.
0
atmaa
(18.10.21)
Şimdi cironun %65i seninse firma sahibinden daha çok kazanacaksın demek oluyor bu. Ben akıl sır erdiremedim bu duruma.
0
adventchant
(18.10.21)
@adventchant: burada adam benden network satın alıyor.
son 5 yılda yönetcilik yapmış olmamdan dolayı çok ciddi bir müşteri ve sektör networküm var.
0
🌸atmaa
(18.10.21)
@gabe: sektör değişik bir sektör. çok ciddi bir yatırım maliyeti gerekiyor. personel kalifiye ve devletin verdiği bazı lisanslara sahip olmalı. bu personellerin de aylık maliyeti en az 10bin TL. bununla beraber bu kişilerden en az 10 tane olmalı.

hadi şirketi kurdum en az 6 ay devletin lisanslamasını beklemek durumundayım. yani cepte en az 1,5 - 2 milyon TL olmalı ki o da bende yok :)
0
🌸atmaa
(18.10.21)
cironun %65ini veren adam batar gider zaten yakında. Personelinden daha az kazanan patron mu olur ilginç valla.
0
bigcaptain
(18.10.21)
@bigcaptain: burada durum benim özelimde farklı işte.
normalde saha uzmanlarının maliyeti yukarıda da dediğim gibi 10.000 TL mertebesinde.
0
🌸atmaa
(18.10.21)
Seni önce network'ün için kullanıp sonra yüzdeni düşür veya ayrıl deme ihtimali olabilir mi? %65 çok ciddi bir oran, düşününce uzun vadede patronu rahatsız edecek bir miktar. ortak olarak neden almıyor mesela şirkete bu kadar değerli olduğunu hissettirecek bir yüzde veriyorsa?

ben sanırım ortaklık düşünürdüm, olmazsa bu teklifi koz olarak kullanıp zam almaya çalışırdım.
0
montreal
(18.10.21)
Kendi işini neden kurmuyorsun?
0
liberal
(18.10.21)
Böyle bir potansiyeliniz varsa neden 15 bin TL maaşa çalışasınız ki? Anladığım kadarıyla şu anda o networkü aylık 15 bin TL'ye satıyorsunuz, başka biri size çok daha iyi teklif yapıyor.

Burada bence en büyük sorun Montreal'in bahsettiği risk. Yani patron dediğiniz kadar riskin altına girip cironun %35'ini almayı ne kadar süreyle kabul edecek? Sonuçta hizmetin ne olduğunu bilmiyorum ama patrona kalacak %35'in içinde maliyet kalemleri olması muhtemel.

Diğer yandan "Kendi işini kur" diyen arkadaşları anlamadım; 2 milyon maliyetli, borç teöelli bir risk almak yerine bu riski almış birinin gelirinden %65 pay almak çok daha mantıklı; neden iş kurmakla uğraşsın?
0
salihdt
(18.10.21)
@salihtd: daha önce benzer şekilde çok iş yaptık aslında.
çok iş pasladık ve parayı bölüşmekte zerre tereddüt eden bir adam değil. paylaştıkça çoğalır mantığında ve bugünlere de bu şekilde geldi.

hatta bana 4-5 sene önce sunduğu teklifte, bir şube açalım, kârın %50'sini paylaşalım demişti ancak o zaman şimdiki gibi sağlam değildi ve güvenemedim. şimdi de benim istanbuldan ayrılacak bir durumum yok. olsa direkt kendi memleketimde şube açtırırım.

neden 15.000 liraya çalışayım ki"nin cevabı da şu. sahada çalışmıyorum. masa başındayım şu anda.
0
🌸atmaa
(18.10.21)
ciro %65 verecek, bir de sizin sgk ve verginizi yatiracak (sigortali elemani olacaksiniz) bunda kesinlikle bir yanlislik ya da tuhaflik var
0
sweetoffice
(18.10.21)
Kabul etmeden once kabul ettiginizde neleri gozden cikartacaginizi (ne kaybedeceginizi) ve eger olmazsa yerine nasil koyacaginizi hesaplayin bence. Alinmaya deger bir risk ise ben kabul ederdim mesela.
Sahada calisma konusunda cekinceleriniz var sanki daha cok. Bu nedenle, bir deneyeyim bir sey kaybetmem diyebileceginiz bir durum var ise, bir deneyin.
0
65 derece
(18.10.21)
İki aya batar sende issiz kalitsin 45k ciro oyle ahim sahim para degil. Bizim kosedeki donercide o kadar ciro yapiyor. Ve adam masraflarini cikartmadan yuzde 65 ini sana verecek ona kalan 10-15k zaten adam bu riskleri almasada o kadar kazanirdi neden 2 milyon para yatirdi.

Paylastikca cogalir ama bu baska bir seviye. Adam sana sirket acmis sevabina resmen.
0
kuzey li
(18.10.21)
ciro, brüt satıştır.
brüt satıştan net kâra ulaşana dek satış indirimleri, satışların maliyeti, faaliyet giderleri, diğer giderler, finansman giderleri, olağandışı giderler, dönem kârının vergisi gibi kalemler brüt satıştan düşülür ve net kâr bulunur.
net kâr, genelde cironun çok çok çok altında bir rakamdır.
cironun %65 ını size vermesi bana çok mantıklı gelmedi. hatta imkansız gibi birşey. net kârın %65i olmasın o ?
0
dadasalon
(18.10.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.