Giriş
(2)

Noise cancelling kulaklik tavsiyesi

Uncle Sam
Yurtdisindan ( Amerika - Kanada) alinabilecek en iyi F/P noise cancelling kulaklik ustu kulaklik tavsiyeniz nedir? Aklimda Bose var ama daha iyileri varsa bilmek isterim ve kablolu olmasi oncelikli tercihim.
Yurtdisindan ( Amerika - Kanada) alinabilecek en iyi F/P noise cancelling kulaklik ustu kulaklik tavsiyeniz nedir? Aklimda Bose var ama daha iyileri varsa bilmek isterim ve kablolu olmasi oncelikli tercihim.
0
Uncle Sam
(09.03.26)
Bose QC serisi ve Sony WH1000 serisi kullandım; Sony noise cancellation konusunda sanırım bir miktar daha iyi ancak Bose çok daha konforlu. 30 dakika üzeri kullanımlarda Bose sorun yaratmazken Sony baya can sıkmaya başlıyor.
0
salihdt
(09.03.26)
Sony WH1000 +1
0
pasaklıpepee
(09.03.26)
(8)

Üniversite öğrencisi için yurtdışı tatili ya da work and travel tarzı girişimler?

mimikikili
Buna bütçe ayırmak zor mu? Masraflı mı? Kolay mı?Katılım nasıl? Mesela sınıfınızda kaç kişi gitti?Gitmek görmek üni. öğrencilerine göre faydalı mı? Yoksa boşa çaba mı? Okul biteli çok oldu. Şimdiki öğrenciler ne düşünüyor? Katılım yüksek mi merak ettim.
Buna bütçe ayırmak zor mu? Masraflı mı? Kolay mı?
Katılım nasıl? Mesela sınıfınızda kaç kişi gitti?
Gitmek görmek üni. öğrencilerine göre faydalı mı? Yoksa boşa çaba mı?
Okul biteli çok oldu. Şimdiki öğrenciler ne düşünüyor? Katılım yüksek mi merak ettim.
📊 Soru
0
mimikikili
(08.03.26)
"üni. öğrencilerine göre" yazmissiniz, ben üniversite ögrencisi olmadigim icin anket datasini bozmak istemiyorum; ama, erasmus, hatta daha da iyi olarak work and travel yapmalarini kesinlikle ilham verici buluyorum. üniversite ögrencisi varsa bu konuda kararsizlik yasayan, hic düsünmeden gitsin direkt.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.03.26)
Interrail, work & travel, Erasmus... Başka hiçbir işe yaramasa bile sırf eğlencesi ve hayat tecrübesi için bile yapılabilecek şeyler. Interrail için çok büyük bir bütçeye gerek yok, zaten keyifli kısmı da hostellerde, trenlerde gecelemek, olabildiğince ucuza getirmeye çalışmaktan geliyor. Erasmus zaten destekli bildiğim kadarıyla; muhtemelen cepten bir miktar para çıkıyordur yine ama astronomik olmasa gerek. Work & Travel'ın bütün olayı birkaç ay tabiri caizse eşek gibi çalışıp sonrasında tatili bedavaya getirmek.
+2
salihdt
(08.03.26)
Bu arada belki birileri faydalanır diye söylüyorum, www.workaway.info'ya bir bakabilirsiniz. Vize istemeyen bir ülkeye giderseniz tek masrafınız genelde ulaşım masrafı oluyor. Barınma her zaman, yeme-içme ise çoğu zaman karşılanıyor. Yine genelde yaş, eğitim vs. gibi bir sınırlama yok.
0
Sour
(08.03.26)
Hayatımdaki pişmanlıklarımdan ilk üçe girer. Bu tarz girişimlere katılmamak.
0
put it in your appropriate place
(08.03.26)
Vallaha erasmus yaptım ve iyi ki yapmışım. Yurtdışından arkadaşlarım oldu, hikayelerim oldu. Keşke work and travel da yapmış olsaydim, insana farklı şeyler katıyor. Açıkçası çevremde bunlara katılma fırsatını çeşitli sebeplerden bulamamış insanlar var ve genelde pişmanlar.
0
logisticsmanager
(08.03.26)
30 yasinda calisan ögrenciyim, master oldugu icin tam ögrenci sayilmam.
ama kendi bachelor dönemimde gördüklerim.

1. work and travel zengin isi bir sey. ajansa verdigin para cok fazla. ayrica orada ne is yapacagin sans isi. ajans sana oradan sonrasinda yardim etmiyor. abd'ye gidip mcdonalds'ta calismanin insana ne gibi bir faydasi olur bilemedim. onun yerine 2-3 haftaligina gezmeye git.
gözü acik insanin hali baska. amerika tam anlamiyla bir firsatlar ülkesi. work and travella gidip sirket kurup zengin olan da vardir ama beyaz yaka calisan another brick in the wall olacaksan gereksiz bana kalirsa.
2. erasmus cok iyi. hem avrupa birliginin verdigi katki payi var. aylik 300-400€ geliyordu gittigin ülkeye göre. erasmus egitime de katki saglar hem farkli bir sey görmüs olunur.
ayrica benim gittigim ünide dil kursu da vardi ücretsiz kredili. her milletten insan vardi. cok güzeldi.
ben yapmadim ama arkadaslarimdan staj falan bulan oldu. cok iyi firsatlar bunlar. bizim okuldan bir cocuk italya'da yapmisti. orada pizzacilarda calismis. mezun olunca italyan restorani acmisti. italya'ya hic gitmedim ama o dönem gitmis olan arkadaslar masa örtüsü menü vs her sey ayni italya diyordu.
0
Purple life
(08.03.26)
Öğrenciyim, geçen sene erasmusa gittim. 3.47 ortalama ile makine müh de hibe çıkmadı.

Gitmekten vazgeçecekken ailemin çalıştığı yerde bana burs veren oldu. Böylelikle gitme fırsatı elde ettim.

Gittiğim yer nordik ülkesiydi, her şey muhteşemdi, ama bir yerden de çok zordu.

Keşke gitmeseydim diyorum çünkü aileye çok yük oldu maddi açıdan.
Tramvay bileti 60tl, 1.15saat için. Bir yere gidecekken oyalanmadan tek biletle gidip gelmeye çalışıyordum. Biletim bittiyse çoğu zaman yürüyordum. O kadar yürüyordum ki ayaklarım bir yerden sonra tutmuyordu. Bu durumlarda minimum 50dk yürümüşümdür.

Okulun/yurdun yemekhanesi yoktu. Okulun var ama çok pahalı bir kere gitmedim. Salam kaşar sandviç yapıp okula götürüyordum. Yurtta da makarna, ya da dondurulmuş döner alıp yanında pilavla yiyordum.
Yurdun mutfağında hiçbir alet yoktu. İkea dan 1 tane tabak, kase, 1er tane çatal kaşık, 3lü plastik bıçaktan almıştım. 2 tane de bardak. Tüm yaşamım böyle geçti.

Maddi problemi bırakırsak, hayatımın en iyi dönemi olarak tanımlarım. Olduğum şehirden tek bir kere çıkabildim, ama k7 haftası gibi öğrenciler için müzelerin ücretsiz olduğu zamanlarda gezmedik yer bırakmadım.

Bizim okulda katılım orta sayılabiliri 70 kişilik bölümde 9 kişi gitti sanırım. Bu tarz istatistikler okulların uluslararası ofisinde yayınlanıyor, bakabilirsiniz.
En çok erasmusa gönderen ytü sanırım.

Bana toplam maliyeti 220k try gibi bir şey oldu.

Bana bir şey kattı mı konusunda; akademik olarak bir getirisi olmadı ama deneyim açısından muazzamdı. Bence her üniversite öğrencisi (yurt dışı olmak zorunda değil) ailesinden, konfor alanından uzak bir yerde tek başına kalmalı 🙂 insana çok şey katıyor.
Daha bunun çamaşırı, temizliği derken hayatta kalma içgüdülerini arttırıyor :)
0
substituent
(08.03.26)
Work and travelde aracı firmalarla j1 alıyorsun. bunun maliyeti 1000-2000 usd arası. Gidiş dönüş masrafı derken bedavaya çalışmış oluyorsun. Amaç paraysa parasal karşılığı yok. Yoğun çalıştırdıkları için gezemiyorsun. Kampta falan çalışıyorsan güzel bir ortam olabilir onun dışında sosyallik açısından da bekleneni pek vermez.
0
runaway
(08.03.26)
(7)

Ragbi bizde niye tutmadı?

yurtsuz john
Tam bizim millete uygun spor değil mi? Taktik maktik yok bam bam bam. Rambo Okanlar falan. Tribün bestelerimiz desen 'Ölmeye ölmeye ölmeye geldik...' Al sana tam ölmelik spor. Full maskülen. Futbol gibi 40'ar dakika 2 devre zaten. Niye olmadı?
Tam bizim millete uygun spor değil mi?

Taktik maktik yok bam bam bam. Rambo Okanlar falan. Tribün bestelerimiz desen 'Ölmeye ölmeye ölmeye geldik...'
Al sana tam ölmelik spor. Full maskülen. Futbol gibi 40'ar dakika 2 devre zaten.

Niye olmadı?
+1
yurtsuz john
(07.03.26)
Biz de futbol da tutmadı aslında. Tutan şey fener cimbom fanatizmi. Benim takım şampiyon oldu, en büyük fener.... muhabbeti. Bizim memlekette tutan tek spor 80 lere kadar güreşti. Sonra karekete kursları falan açıldı. O da bitti.
Bizde estetik, zeka ve tutku yok. Sadece iddia kumar biz kazandık, nasıl koyduk kültürü var.
Spor değil linç kafası.
-3
mimikikili
(07.03.26)
rugby’i bilmiyorum ama amerikan futbolu aslında sırf taktik oyunu. oyuncular bile kollarında yazan yüzlerce taktikten seçip oyun kuruyorlar. neden tutmuyor sorusuna ise yanıtım çok fazla kural olması. kuralları anlatana kadar insanlar çok sıkılıyor. tam anlamadıkları için de her oyun durduğunda daha da bunalıyorlar. oyunun çok durması da bir etken diyebiliriz.
0
eileengray
(07.03.26)
üniversitelerde korumalı futbol takımları var, pro takımlar da var. ara ara gidiyoruz. totalde futbolda 3 5 kez stada gitmişimdir, korumalı da her sene en az 3 5 maça giderim.
0
klassno
(07.03.26)
Rugby is a hooligans’ game played by gentlemen, and football (soccer) is a gentlemen’s game played by hooligans. :)
-1
Purple life
(07.03.26)
Bizim ülkede futbol tutmadı demek dünyanın en cahilce yorumu. Kızlı erkekli sokaklarda çocukların futbol maçı yaptığı ülkede futbol tutmadı fanatizm tuttu demek :d Tamam kardeşim en marjinal sensin.

Ragbi gibi sporlar çok uydurma. O yüzden tutmadı
+2
messina123
(08.03.26)
Geniş yeşil alanlar lazım, bunlar şehirlerde yok. Amerikan futbolu kadar olmasa da belli bir ekipman lazım; en azından dişlik falan, fazladan para demek. Bir de fiziksel temas sorun olur; küçük yaşlarda aileler çocuklarının o spora yönelmesini istemezler, büyük yaşlarda da kan çıkar.
+1
salihdt
(08.03.26)
Ragbinin ünlü memleketlerinden birinde olarak bir kere tehlikeli spor. Futbolda sağın solun kırılır, ragbide beyin sarsıntısı.
Buna ek olarak çocuklarımız futbol için bile zor besleniyorken ragbici zor çıkar. Ülkede proteine erişim zor, spor salonuna erişim zor. O yüzden zaten fakir ülkelerden bu tarz sporlar çıkmaz.
Bir de taktik yok demişsiniz de biraz abartmak heralde çünkü çok ciddi var :)
0
logisticsmanager
(08.03.26)
(5)

Hangi rotayı seçmeli?

mimikikili
Paris brugge amsterdam mı? Barcelona milano madrid mi?Daha önce roma venedik floransa verona görüldü.Evet ikisi de çok iyi. Ama bütce bu yaz tekine yetiyor.
Paris brugge amsterdam mı?
Barcelona milano madrid mi?
Daha önce roma venedik floransa verona görüldü.
Evet ikisi de çok iyi. Ama bütce bu yaz tekine yetiyor.
0
mimikikili
(07.03.26)
yazın gidilecekse Barcelona’nın Plajları da yaz tatilini güzelleştirebilir. Paris de çok büyüleyici ama orada kışın da zevk alabilirsin ama diğerleri yazlık bölge
0
ala09
(07.03.26)
Barcelona - Milano - Madrid biraz daha dolu bence; o yüzden eğer süre uzunsa (Mesela 10 gün gibi) onu tercih eder, üç şehri de doya doya gezerdim. Yok sürem daha kısaysa Paris - Brugge - Amsterdam yapardım; Brugge zaten diğer yerlere göre çok küçük bir yer, oraya bir - iki gün ayırıp kalan vaktimi Paris ve Amsterdam'a ayırırdım.

Ne sevdiğiniz de önemli; mesela yeme içme konusunda bence Barcelona - Milano - Madrid yine biraz daha ön planda, özellikle de Fransız mutfağına özel ilginiz yoksa.
0
salihdt
(07.03.26)
paris brugge amsterdam tabii ki.

milano ve madrid diğer şehirlere göre çok geride. ayrıca yazın barcelona sıcağı gezmek için bence pek uygun değil. parise başlı başına 10 gün yetmez.
+1
mikahakkinen
(07.03.26)
Milano'da bir günden sonra yapacak bir şey yok. duomo, tarihi avm, the last supper, navigli görüyorsun bitiyor ki navigli de boş bir yer amsterdam'ın her sokağı navigli zaten. milano'da anca yakınlarda como, bergamo gibi yerlere gitmeniz lazım ki sıkılmayın. ispanya'ya gitmediğim için bir şey diyemem ama milano yerine ispanya'dan başka bir yer ekleyebilirsiniz bence.

geçen yıl bu zamanlar amsterdam-brugge-gent-paris rotası yapmıştım, sırasıyla 2-1-1-3 gece konaklamalı. imkanınız varsa paris'i 4 geceye çıkaracak şekilde benzer bir plan yapabilirsiniz. +1 daha yapalım derseniz amsterdam'ı da bir gece uzatır utrecht, haarlem, zaandam, edam gibi bir iki yeri daha görebilirsiniz. özellikle bahar aylarında çok keyifli olan bir rota oluyor.
+1
phoarbix
(08.03.26)
Barcelona Milano Madrid bence

Gündemden bağımsız, bende İspanya sevgisi oluştu. Ramazan öncesi Bilbao'ya gitmiştim, çok güzeldi. Tadı damağımda kaldı.

Mayıs sonu kurban bayramı haftasında Valencia ile Madrid'e gideceğim.

Amsterdam'i yeri ayrıdır. Dünya bir yana Amsterdam bir yana. Paris hiç ilgimi çekmiyor. İlla üst düzey bir gezi sunuyordur ama ne bileyim, şahsen gidesim yok Paris'e.

@salihdt'in yazdığı mesela yeme içme konusunda bence Barcelona - Milano - Madrid yine biraz daha ön planda +1

Amsterdam'da güzel restoranlar ve kafeler var ama Hollanda'nın kendisine ait bir yemek kültürü yok. O güzel restoranlar ve kafeler, diğer ülkelerin yemek külterine ait. Dolasıyla Barcelona - Milano - Madrid +1

Kazanan bence Barcelona - Milano - Madrid
0
put it in your appropriate place
(08.03.26)
(19)

Hayatına birini alamama :(

beyaztenlikiz
Selam. 32 yaşındayım. Son 2 yıldır hayatımda kimse yok.Güvenebileceğim ve sevdiğim bir adam olsun isterim. İlişki aşamaları ve taktikler bana çok yorucu geliyor. Daha flört evresindeyken iş yoğunluğu, koşuşturmaca vs. bir şekilde kopuyorum. Zaten tanıştığım erkeklere de pek heyecan duymuyorum. Sosya
Selam. 32 yaşındayım. Son 2 yıldır hayatımda kimse yok.Güvenebileceğim ve sevdiğim bir adam olsun isterim. İlişki aşamaları ve taktikler bana çok yorucu geliyor. Daha flört evresindeyken iş yoğunluğu, koşuşturmaca vs. bir şekilde kopuyorum. Zaten tanıştığım erkeklere de pek heyecan duymuyorum. Sosyal bir çevrem ve sosyal bir işim var. Şimdi benim sorunum ne sizce? 😄 Yaşlanıyor muyum? 4 yıl önce hayatımda narsist bir adam vardı. Onu atlatamamış olabilir miyim? İnsanlara değer vermiyor olabilir miyim? İşkolik olabilir miyim? Herkes aynı şeyleri yaşıyor mu? :) Teşekkürler
-2
beyaztenlikiz
(07.03.26)
Yaşıtız. Valla ben insanlara ilişkilere çok anlamadan başladım ilişkime. Biraz salmak, anı yaşamak önemli.
0
Hallegadola
(07.03.26)
Ben de 32E, 1 yılı geçti. Bir kıza aşık olup kaldım o noktada. Bu kızdan önce sürekli kızlarla flörtleşiyordum ama artık içimden o bile gelmiyor. Çevrenin olması iyi. Bende o da yok. Eski sevgilinle ilgili olduğunu sanmıyorum. 4 yıl uzun bir süre. Olmayınca olmuyor yani. Cevap bu. :D
-4
arbre
(07.03.26)
Aslında çok basit bir şekilde yazmışsınız. Biraz salmam gerekiyor :) Her ilişki iyi yada kötü bir sonuca bağlanmak zorunda değil. Sonuç odaklı olduğum için zevk almıyor olabilirim. Teşekkürler:)
0
🌸beyaztenlikiz
(07.03.26)
daha once yuksek cinsel çekim gücü olan bir erkek denk getiremediğiniz için böyle düşünüyor olabilirsiniz.

yüksek cinsel cekım gücü olan bir erkekle birlikte olursanız bu sorgulamalarına cevap bulabilirsiniz gibi geliyor. yaşlanmadan bir tane denk getirmenizi tavsiye ederim. en azıdan denemiş olursunuz.
-9
paudi
(07.03.26)
Gayet normalsin. Kendi başına mutlu olabilen birisinin hayatında illa ki birisine ihtiyacı yok. Sırf yalnız kalmamak adına anlamsız ilişkiler kurmak zorunda değilsin. Ayrıca sebeplerden birisini kendin söylemişsin zaten, heyecan duyacağın birisine denk gelseydin farklı olurdu. O zaman iş yoğunluğu, hayat koşturmacası falan hiç önemli olmuyor bir şekilde zaman yaratabiliyorsun. 4 sene önceki narsist adam eğer gerçekten narsistse hiçbir manipülasyona da tahammülün kalmamıştır.
0
kullanicadi
(07.03.26)
Bence situationship kavramina ayak uydur. Artik evlilikmis nazmis kaprismis geride kaldi
0
lapaz
(07.03.26)
Narsist ilişkinin başlangıcı, bitişi, sürecine bakarak kendine yönelik geliştirmeler bulabilirsen muhtemelen gönül ilişkileri ile ilgili temel sorunu da bulursun. Uğraşasım yok demek isteksizliği gösteriyor ama bir yandan da bundan muzdaripsin; çelişki. Uğraşasım yoktan ziyade uğraşın kendisinden ya da sonucundan bir sebepten çekiniyor olabilirsin. Nedeni için biraz daha özfarkındalık gerekiyor.
+2
Bruce
(07.03.26)
Mükemmel insan diye bir sey yok.
Karsi tarafin samimiyetine inandiktan ve sevgi olduktan sonra denememek haksizlik olur.
Basit seylerden insan silmemek lazim.

Insanlari tanimak sevmek icin de zaman olusturmaliyiz.
0
Purple life
(07.03.26)
korku, insanı en kilitleyen nokta. sevmekten korkarsanız maalesef hayatınızda icraate gecemeyeceksiniz ve insanin unuttugu nokta şu, sevmek varsa ayriliklar da var. tecrube degil de uzulurum diye bakarsaniz cok kaybedersiniz ya da hayatta yasanmamisliklariniz fazla olur. buna daha cok uzulursunuz sanirim.
0
evimin paspasi
(07.03.26)
Bence de olay yüksek cinsel çekim gücü olan erkekle birlikte olmamanız. Swh. Ah ulan ya. İnsan utanır.
+4
gabe h coud
(07.03.26)
Kadın erkek ilişkileri özellikle Türkiye'de çok sıkıntılı. Hiç bulaşma. Hehehe.
0
parka
(07.03.26)
Evet, herkes aynı şeyleri yaşıyor aslında. Bizim yaş aralığındaki bir çok insanın durumunu özetlemişsiniz. Gayet iyi anlayabiliyorum o yüzden.
Kendini rahat bırakıp, bir şeylere şans vermek gerekli evet ama onu yapabilmek de mesele bir noktadan sonra. İnsan kendini yeterince heyecanlandıran bir şey görmek istiyor. Görmeyince de şans vermekte bir mana bulamıyor. Söylemesi kolay, yapması biraz zor bir konu.
0
cay koy geliyorum
(07.03.26)
Bir ilişki; ister akrabalık, ister arkadaşlık, ister romantik olsun bir çok açıdan irili ufaklı fedakarlıklar gerektiriyor. Belli bir yaşın üzerinde kişiliğini oturtmuş, sevdiği ve sevmediği şeyler katılaşmış, hayatının döngüsüne alışmış bir insanın bir ilişki yaşama konusunda tedirgin olmaması saçma olurdu asıl.
+1
salihdt
(07.03.26)
bir kişi de çıkıp demiyor ki 30 yaşında kadını kim ne yapsın.
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.03.26)
dunyayi saran bir bireyselcilik/individualism akimi var. iliskiler cogunlukla flort asaminda tikaniyor. cunku tum hayatlar begeniler uzerine insa edilmis. sevgi, ask, iliski istense bile genelde o begenilme gudusunu tatmin edildiginde next tusuna basiliyor. bunu idrak etmeye basladigimdan itibaren insan iliskilerine daha az anlam yuklemeye basladim.

www.youtube.com
0
buenosdias
(07.03.26)
Kriterlerin çok yüksek.
0
denizgonen
(07.03.26)
Suradaki herhangi biri cevresinden 40 yaslarinda evli olmayan duzgun ve guvenilir birini sana bulabilir. Peki sen bu kisiye nasil davranacaksin?
+1
osssy
(07.03.26)
Yaşıtız, erkek.

Bence o işler öyle olmaz sadece. Hissetmeniz lazım. Çok kritik karar olarak görüyorum ben.
0
baldan kaymak
(08.03.26)
Evli olduğum için 10 senedir sahalardan uzağım ama özellikle benzer yaş gurubundaki eş, dost, akrabaların yorumlarına göre "piyasa" gerçekten kötü durumda.

uzun süreli ilişki isteyen yok, millet akıl hastası, sorumluluk almak isteyen yok, bir kaç date sonrası amacına ulaşamayanlar telefona bile çıkmıyor.

Kadınların da beklentileri yüksek, manken gibi yakışıklı olsun, parası olsun, lüks arabası olsun, kendi evi olsun, kültürlü olsun, iyi bir işi olsun vs...

O yaş bandında bu özelliklere sahip olanlar zaten armut seçer gibi seçebiliyorlar veya zaten çoktan kapılmışlar. Kadınların da kendi çaplarına göre kriterlerini daraltmaları lazım.

Sizin durumunuzda ise benzer tempoda çalışan birisi olması gerekiyor ki halinizden anlasın, bir şey hissetmemeniz büyük ihtimalle çıtayı yükseltecek birisi çıkmadığı içindir, yoksa bazısı gelir ağzının içine düşesiniz gelir. Empati kurabilmek önemli, iş güç derken gün içinde "çık aklımdan" diyemeyecek kadar beni sallamayan birisiyle ben de vakit kaybetmek istemezdim.
0
kimlanbu
(08.03.26)
(10)

Büyüklerin yanında çocuk sevmemek

michael_knight
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum. Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum.
Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?

Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
+1
michael_knight
(07.03.26)
Kafkas halklarının adetidir. Aşırı ayıptır.
Adet kanıma işlemiş olsa gerek, yılışık bir davranış gibi gelir bana.
+1
Mirket
(07.03.26)
Erzurumluyuz bizde de varmış hatta ayıp karşılanıyormuş, gelenek anneannelerimiz dedelerimizle bitti. Neyse ki onların çocukları çocuklarını torunlarını gayet de seviyor. Bunun gibi çook mantıksız adet var, erkek çocuk dahi olsa gelince kocaman kadınlar ayağı kalkarmış falan…
+1
ekimoloji
(07.03.26)
anadan babadan 600 kusaktir cerkesim. ailemde konusulan birinci dil de cerkesce ve cecencedir. bizde bu adetin oldugu dogrudur ama ne cekirdek ne büyük ailemizde uygulanir. bizde cocuga kiymet verilir ve herkesin yaninda sevilir. hayatimda duydugum en aptal adetlerdendir bu.

ayni cerkeslerde baba ile dogrudan konusmamak, damat evdeyken evin babasinin evde bulunmamasi, babanin cocugu tasimamasi, gelinin kayinpederle dogrudan konusmamasi, kadinlarin ve yasi kücük erkeklerin evde erkekler otururken onlarla oturmamasi gibi adetler de var. xabze'yi noktasi noktasina uygulamiyorsaniz bunu normallestirmeyin.
agzi süt kokan yavruyu sevmemeyi normallestirip orada durmanizi saglayan sey nedir? mesela neden bir annenin yavrusunu sevememesi normal ama digerleri degil?
bana kalirsa hicbiri normal degil.
arkadasim babasiyla enseye saplak takiliyor, dedesinin yaninda ayaklarini uzatip oturuyor, sonra ogluna diyor ki bizde cocuk aile büyükleri yaninda sevilmez, git annenin yanina ben dedenle oturuyorum. hahahasktr. kendi konforunu etkileyen seyler xabze'de yazmiyor galiba?
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.03.26)
Bizim de 2 kusak oncesi varmis bu örf. Herkeste ayni saniyodum 🤔

Hep cocugun yapim sureci kaynakli diye dusunmustum :) hamilelikten utanmak gibi bisi
0
üğpoıuy
(07.03.26)
Ama arkadaşlar ben sebebini, mantığını soruyorum.
Yani mesela baba ile direkt konuşmamanın sebebi bir tartışma çıkmasını önlemektir, gelinin kayınpederle konuşmaması işte cinselli laf/düşünce olmasın diyedir vs.

Peki çocuk sevmemek?
0
🌸michael_knight
(07.03.26)
Cocuk severken hanimis de hanimis oyyy falan gibi gevşek hareketler yapildigindan olabilir :)
+1
Purple life
(07.03.26)
Genel olarak ataerkil aile yapısında ciddiyet esastır. Çocuk sevmek, onunla oynamak falan zaten görece yeni şeyler. Çocuk dediğin eski zamanda bir düzine yapılan (Ki burada da irade zaten kısıtlı), bir kısmı verimli olacak yaşa gelmeden ölen, o zamana kadar da kaynak tüketen bir varlık onlara göre.
Zamanının önemli bir kısmını ağır iş yaparak geçiren, hayatını sürekli kontrol edemediği şeylerden (Kuraklık, toprağın verimsizliği, hayvan sürüsüne dadanacak bir hastalık, ağanın canının sıkılması) korkarak yaşayan insanların da çocukla oynamaması ya da oynanmasını hoş karşılamaması normal herhalde.
+2
salihdt
(07.03.26)
Sebebini sorduğumda kimse mantıklı bir şey söylemiyordu, sadece agucuk gugucuk sevmek de değil. Köyde bilmem kaç sene önceden bi adam çocuklarını kucağına alıyormuş diye söyleyip söyleyip gülerek dalga bile geçmişler. Kuzenim (erkek) çocuğunu sık kucağına alıyor diye anneannem daha yeni “x gibi çocuğunu kucağından indirmiyor” demişti :d
Evde iş yapan kocam hakkında da ergen kız diye dalga geçmiş, yaşlılar ve saçma sapan düşünceleri işte mantıklı sebebi olduğunu düşünmüyorum.
+1
ekimoloji
(07.03.26)
Eskiden birisi araştırırken yaşlı birine sormuş. Tarihte yokken neden şimdi var diye sormuş.
Aldığı cevaba göre büyük savaştan sonra çok fazla dul ve yetim çocuk ayrıca çocuğu ölenler kalmış ve başka ailelerin yanına yerleşmiş. Onlar incinmesin diye eşi ,çocuğu olanlar daha dikkatli davranmış.
+1
hebanon
(08.03.26)
altta yatan mesaj şu. adam oldun da bizim yanımızda büyüklük mü taslıyorsun. yani ailenin en büyüğü varken ortamda baba rolüne giremezsin. babam bunu bana yapmadı ama dedemin yanında durumları böyleydi. çepni kökenli giresunlıuyum.
+1
lazpalle
(08.03.26)
(9)

siz ne düşünüyorsunuz?

lüzumsuz adam
neredeyse her gün senaryonun çok benzer olduğu bir kadın cinayeti haberi alıyoruz. her gün savaş, cinayet, istismar ve insanlığımızı sorgulatan sayısız çirkinlik.cezalar ağırlaşıyor, yasalar değişiyor ama bunun binlerce yıllık bir geçmişi olan bir sorun olduğunu da biliyoruz, önüne geçilemiyor. sosy
neredeyse her gün senaryonun çok benzer olduğu bir kadın cinayeti haberi alıyoruz. her gün savaş, cinayet, istismar ve insanlığımızı sorgulatan sayısız çirkinlik.
cezalar ağırlaşıyor, yasalar değişiyor ama bunun binlerce yıllık bir geçmişi olan bir sorun olduğunu da biliyoruz, önüne geçilemiyor. sosyal medyanın etkisiyle artık bu olaylardan çok daha fazla haberdar oluyoruz. eskiden haberimizin dahi olmadığı her şeye her an tanık oluyoruz. evet, insan doğasının içinde karanlık bir taraf var. bu eylemlerin ve davranışların çirkinliğini de toplumsal sözleşmelerle ve süregelmiş ahlaki birikimle tanımlıyoruz ve yine bu araçlarla engellemeye çalışıyoruz. buna rağmen bu sarmalın dışına çıkamıyoruz. içinde bulunduğumuz dönem için ani bir dönüşüm tabii ki gerçekçi değil; ama nereye gidiyor bu durum?

bir çözüm olduğuna inanıyor musunuz? mücadele etmek mi çözüm, kendimiz ve sonraki nesiller için mücadele etme tatmini mi? bunca insan için refahı sağlamak ve onları eğitmek ne kadar gerçekçi? yoksa bu duruma alışmamız, buna adapte olmamız mı gerekiyor?

insan doğası gerçekten toplum kurmaya uygun mu acaba yoksa biz doğamızla çelişen bir düzen kurmaya çalıştığımız için mi bu döngülerden çıkamıyoruz ve böyle öfke doluyoruz.
belki de sorun insanların kötü olması değil de toplum kurmaya çalışmalarıdır noktasına geldim galiba.

siz ne düşünüyorsunuz?


not: bıkkınlık ve bezginlik değil sorgulayan öfke içerir.
0
lüzumsuz adam
(05.03.26)
Ayrilmak isteyen kadini öldürmek ülkede kültür gibi bir sey oldu.

Nasil cözülür bilmiyorum. Ama en basta ataerkillikten, düzgün davranan git diyince giden erkeklere prenses erkek demekten vs vazgecmek gerekiyor bence.

Öldürenler anadolunun ögretmen atanmayan köyünden gelmiyorlar. Bildigin dogma büyüme istanbul. O yüzden ne eğitimi vereceğiz bilmiyorum.

Medya ile sistematik bir sekilde algi degistirme yapilabilir.

Verilen cezalar uygulanmiyor bile. Yarginin hali ortada. Kimler hapiste kimler disarida.
+4
Purple life
(05.03.26)
kandırıldığımızı, güçler dengesi dünyasına yetişemediğimizi hissediyorum. insanlığın 2. dünya savaşından sonra derme çatma da olsa kurduğu refah toplumu hayali söndü bence. büyük facialardan sonra büyük bir refah yaşanmıştı ve bizden sonrakiler bunun belki kokusunu bile duyamayacak kadar şanssız olacaklar.

ahlak ve erdem gibi davranışların insanın doğasında bulunduğunu düşünmüyorum sadece belli standartlara inanmıştık ve bu kavramları pratik fayda üretecek şekilde sisteme entegre edebilmiştik, artık o yok. umutsuz oldu ama fikrim bu.
0
suicmeyenadam
(05.03.26)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.03.26)
psikolojik olarak sakatlanmış bir toplumuz. toplum insanlara bireyselliği, mutlu olmayı, hayatı yaşamayı öğretemiyor. bunun yerine bağımlı, kavga-öfke-saldırı güdümlü bir toplum ortaya çıkıyor. bunlar dürtüsel hareketler olduğu için ceza miktarlarının artması çözüm olmaz.
0
orpheus
(05.03.26)
İnsan tabiatın parçası değil. Tabiat insanoğlunun figürasyon ve dekoru. Tabiatın doğal bi unsuru değil. Hayvanlar ve bitkiler içgüdüleriyle hareket eden canlılar. İnsanda ise diğerlerinde olmayan bişey var: bilinç

İşte o bilinç insanı bilimadamı da yapabiliyor adi bi katil de.

İşte bunu kontrol etmek mümkün değil. Ne devlet ne aile insanı durduramaz.

Kısaca insanlık ilk günden beri ilerlemiyor. Arabalar evler değişiyor. İnsan aynı.

Eskiden köle vardı artık paralı köle var.
Eskiden de filozoflar vardı yine var.
Eskiden de din istismarcı vardı yine var.

Yanii tüm bunlar yanılgı. İnsanlık i ler le mi yor.
Hep yerinde sayıyor...
0
luluki
(05.03.26)
Luluki'ye katılıyorum. Bir noktada medeniyeti yanlış tanımlamaya başladık. Artık medeniyet ile teknolojik gelişme aynı şeylermiş gibi anlaşılıyor ancak insanlık, "insanlık" diye bir şey var olduğu andan itibaren sahip olduğu bütün problemlere hala sahip. Bugün bulabildiğiniz en eski yazılı kaynakları; kutsal kitapları ya da efsaneleri inceleyin, orada bahsi geçen her ne varsa: Irkçılık açlık, katliam... Hepsi bugün de var.

Kadına ve çocuğa şiddet de bunlardan biri. Bir birey olarak yapabileceğiniz en etkili şey en başta kendi çocuklarınızı buna göre yetiştirmek. Şiddet ve istismarın birer hak, araç ya da seçenek olmadıklarını onlara öğretmek.
0
salihdt
(06.03.26)
bence insanoğlu var olduğundan beri çokta değişmedi. şu anki durumun orta çağdan ne farkı var? o zamanda bu tarz şeyler oluyordu, sadece kötü haber çok yayılamıyordu. teknolojinin gelişmesi her şeyin görünürlüğünü artırdı ve hiç bilmediğimiz aslında var olan suçların olduğunu bilmemizi sağladı. toplumlar var olduğu sürece bu tarz şeyler olmaya devam edecedek. en gelişmiş olarak görünen batı kültüründe de benzer suçlar olunca ve üstü kapatılınca insanoğlunun pek bir ilerlediğini sanmıyorum.

Sigmun baba demiş ki: Her insanın zihin derinliklerinde saklı ilkel cinsel ve saldırgan güçler vardır. Bu güçler kontrol edilmediği takdirde bireyler ve toplum kaos içinde yok olmaya sürüklenebilirdi.' Bbc ben çağı belgeselini izleyebilirsiniz.

bir arkadaşım söylemişti, 'güçlülerin bir çemberi var eğer sana gözünü dikip o çembere alırlarsa sana he türlü kötülüğü yaparlar' diye.
çoluğumuzu çocuğumuzu bu çemberden korumaya çalışıyoruz.
0
mikahakkinen
(06.03.26)
sen iyi insani hor gor ezikle, kotuluk yapani yucelt. sonra toplumun iyi olmasini bekle.

ulke dizide anasini kesene, onune geleni vurana, kocasini aldatana hayran olsun sonra gel iyi ol bu toplumda.

bu hastalikli yapiyi tum toplum olarak yaratiyoruz kisilere indirgemekle bu is cozulmez.
0
gule gule
(06.03.26)
Çok güzel yorumlar yapılmış ama ben de yazmadan geçemedim.

Bu olayların çok küçük bir kısmını dürtülerini kontrol edemeyen psikopatlar yapıyor. Büyük çoğunluğu bireysel sapkınlık değil, toplumsal ve kültürel bir mesele. Zaten bu yüzden oranlar toplumdan topluma ve bölgeden bölgeye bu kadar değişiyor.

Sorun toplumsal cinsiyet rolleri, ilişki normları, yetiştirme biçimi ve şiddete yönelik tutumlar.

Bir toplumda kadın ve erkeğe eşit değer verilmiyorsa, roller cinsiyete göre katı biçimde belirleniyorsa, bir ilişki “iki bireyin birlikte olması” değil de “birinin diğerine ait olması” gibi görülüyorsa ve şiddet bazı durumlarda anlaşılabilir ya da tolere edilebilir sayılıyorsa orada bu tür olayların yaşanması tesadüf değildir.

Biraz sondan başa bakalım. Öldüren kişi ne diyor? Beni reddetti. Beni terk etti. Benden ayrılmak istedi. Beni aldattı. Erkeklik gururumla oynadı. Namusumu kirletti.
Yani kadının tercih hakkı olduğu kabul edilmiyor. Çünkü ihtiyaçları, istekleri ve gururu önemli olan kişi erkek. Kadın ise ona tabi. Bir kadın bir noktada bir erkekle ilişkilendirilmişse artık hayatı boyunca o erkeğin istediği gibi davranması gerekir.
Kadın erkeğin namusudur. Kadının davranışları erkeğin erkekliğini temsil etmektedir.
Erkek kadına söz geçiremiyorsa yeterince erkek değildir.
Böyle bir denklemde kadının ayrılmak istemesi sadece bir ayrılık değildir. Erkek için bir otorite kaybı ve aşağılanma olarak algılanır.
Peki bu düşünce nereden geliyor? Yetiştirme biçiminden. Kızlara itaat etmeleri öğretilir, oğlanlara hükmetmeleri.

Yani sorun da çözüm de kültürel. Çocuk büyüdüğü evde sağlıklı bir ilişki görürse, toplumsal cinsiyet rolleri sağlıklı yerleşirse o da sağlıklı bir ilişki yaşayabilir. Anormal beklentiler ve davranışlar normalmiş gibi kabul gördüğü sürece de yayılmaya devam ediyor
0
mezzosprite
(06.03.26)
(6)

Tarihi kendi ayarlayan saat

chicha_v2
Aylara göre 30/31/28 ayrımını yapabilen saat var mı? Evetse ne olarak aramam bulmam lazım?Hadi şubat ayının 29 çekmesini geçtim 4 yılda bir kendim ayarlarım o kadarını :)
Aylara göre 30/31/28 ayrımını yapabilen saat var mı?

Evetse ne olarak aramam bulmam lazım?

Hadi şubat ayının 29 çekmesini geçtim 4 yılda bir kendim ayarlarım o kadarını :)
-1
chicha_v2
(03.03.26)
evet dijital saatler yapıyoru bunu. casio vb. analoglar yapamaz bunu
0
kablelvuku
(03.03.26)
perpetual (calendar) watch diye geçiyor ismi.
+2
eileengray
(03.03.26)
salihdt
(03.03.26)
Seiko SPC131P1 var. Artik yili(Subat'in 29 cektigi yili yani) bile gosteriyor, muhtemelen o sene Subat'i da ona gore ayarliyordur yanilmiyorsam. Ama bir ara pili bitti galiba durdu bir sebepten, bir daha da ayarlayamadim.
0
mbond
(03.03.26)
Casio f 91, bildiğin asker saati.

Yıl seçeneği olmamasına rağmen gün ay kombinasyonundan artık yıllarda da şaşırmıyor. Sürekli tarih atmam gerektiğinden ben yıllardır kullanıyorum. Artık retro sayıldığından tarz olduğunu düşünenler bile türedi:)
+1
antihero
(03.03.26)
Dijital saatlerin tamamında, tamamında yoksa bile neredeyse tamamında bu özellik var.

Pilli analog saatleri bilmiyorum, olmayabilir ama varsa bile pahalıdır.

Mekanik saatlerde durum biraz karışık. Şubat 28-29 ayrımını yapabilen saatlere perpetual calendar deniyor. Anormal pahalı saatler. Birazcık daha ucuz olsun istenirse annual calendar denen saatler var, onlar yılda bir kere sadece şubat ayında ayarlanıyor ancak onlar da oldukça pahalı.
0
10551037
(03.03.26)
(4)

Erkekler cevaplasın. Uçana kaçana yazıyor musunuz?

gabe h coud
Kadın arkadaşlar biliyordur. Yağmur gibi yazıyor herkes. Gibi geliyor. Peki sen yazmıyorsan, ben yazmıyorsam, bunlar kim? Linkedin'den arkadaşım gösterdi, günde 20-30 kişiden mesaj alıyor, kalpli çiçekli. Sözlük daha beter.Uçana kaçana yazan erkeklerden burada varsa, mental durumlarını öğrenmek iste
Kadın arkadaşlar biliyordur. Yağmur gibi yazıyor herkes. Gibi geliyor. Peki sen yazmıyorsan, ben yazmıyorsam, bunlar kim? Linkedin'den arkadaşım gösterdi, günde 20-30 kişiden mesaj alıyor, kalpli çiçekli. Sözlük daha beter.

Uçana kaçana yazan erkeklerden burada varsa, mental durumlarını öğrenmek isterim. Aynı anda 20 kişiyle mi mesajlaşıyorlar. Mesai gibi bir durum mu söz konusu.
📊 Uçana ve de kaçana yazıyor musun?
Evet %8.9 (4)
Hayır %80 (36)
Uçana ama kaçana değil. %11.1 (5)
-2
gabe h coud
(03.03.26)
Eskiden yazardım ama tam yürüme şeklinde değil. Yeni birini tanıma heyecanı, enerjisi (endorfin dopamin vs ne dersen artık) güzel gelirdi. Yoruldum, yaşlandım, hep aynı şeylerin dönmesinden sıkıldım.
0
kisa
(03.03.26)
35 yaşındayım, ömrümde hiçbir kadına yürümedim. Kendini gözümün önünde konumlandıran, bir bahaneyle yardımımı isteyen, benimle flört eden kadınlara eşlik ettim,, karşılık verdim, devamında ilişkiye başladığımız çok oldu. Friendzone batağına pek düşmedim, belki ergenlik zamanlarımda 1-2 kez. Gurur duymuyorum, sosyal fobi ile megalomani arasında bir yere tekabül ediyor davranış kalıbım.
+1
loch ness
(03.03.26)
"Afrika'da prensim, 50 milyon dolarımı paylaşacak insan arıyorum"

Bu spam maillere bakıp "Bunu hangi gerizekalı yer" diyoruz ama istatistik olarak işe yarama olasılığı düşük olsa da sıfır değil ve o mesajı göndermenin maliyeti aşırı düşük. İnternetten birine yazmanın da benzer bir dinamiği var; tabi ki çoğu zaman işe yaramıyor ama işe yaradığı da oluyor.
0
salihdt
(03.03.26)
Bu soruyu memurlar.nete sormalısın. Burada pek yoktur. Asker ve polisin işi ne? Nöbetteyken bile ayakta önüne gelene yazıyor.
+2
Kahvedesu
(03.03.26)
(14)

daha tutumlu olmak icin yaptiginiz seyler

Purple life
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?ilham olalim birbirimize :)bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.uzun süre is veya tatil icin evd
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?
ilham olalim birbirimize :)

bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.

uzun süre is veya tatil icin evden uzakta kalacaksam buzdolabindaki taze gidalari komsuma veriyorum. o da ayni sekilde bana. cöpe atmak yerine ikimiz icin de daha iyi.

gibi gibi :)
+2
Purple life
(02.03.26)
ihtiyacımdan fazla kıyafet almıyorum. bir pantolonu yırtana kadar giyiyorum.
0
stefano
(02.03.26)
-Kıyafet alışverişini minimuma indirmek için ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almıyorum, başlarda çok zorlandım ama artık alıştım.
-Bir hevesle başladığım diyetler için toplu alışverişi bıraktım, bir süre günlük alıp devam ediyorsam alışveriş yapıyorum artık, böylece bir sürü şey bozulmamış oluyor.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda kahve içmeyi neredeyse bıraktım.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda içki içmeyi tamamen bıraktım.
-Sürekli kullandığım ürünlerde indirim varsa bozulmayacak şeylerse stok yapıyorum.
-Sadece kendi evimde değil misafir olduğum evlerde bile gereksiz yanan ışığa tahammül edemem kapatırım, elimi sabunlarken suyu kapatırım. Suda çok sıkıntı olmuyor ama ışıkta çevremdekilerden çok eleştiri alıyorum.
-Platform üyeliklerimi kontrol altında tutuyorum kullanmadıklarımı iptal ettim.
-Markette poşet almak zorunda kaldıysam mutlaka değerlendiririm çöp poşeti vs.
-Boykotlar yüzünden çok fazla etkinlikten geri kaldım bu maddi olarak olumlu olsa da ruhsal olarak beni bitirdi bu yüzden tamamen küslüğümü bitirip tekrar yavaştan küçük sahnelerin oyunlarına, küçük salonların film programlarına bakmaya çalışıyorum.
-İstediğim bir kitabı muhakkak sahaftan veya internetten alıyorum, kitapçılar çok pahalı.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, sonradan gelen olursa eklerim.
+2
mutekebbir
(02.03.26)
1 TL'lik şeyle tutumluluk olmaz. En temizi sadece harcama için bir kart çıkart. İçine 15 20 bin at. O zaman onu bitirmeme düşüncesiyle dikkatli olursun.
-7
arbre
(02.03.26)
-Deterjan ve temizlik malzemesi stoğu yapıyorum, toplu alıyorum yığıyorum 3 aylık.
-Kıyafet almıyorum uzun zamandır
-Dışarıda içki içmiyorum
-Buradan kalan parayı direkt altın'a gömüyorum.
-Millette var bende de olsun kafası ile hareket etmiyorum, en temeli bu aslında
+2
ebeş
(02.03.26)
Dışardan yemeği kestik
+3
mirty
(02.03.26)
Suyumu ve kahvemi hep yanımda taşırım, yemeğimi de olabildiğince. Tüketemeyeceğim gıdaları buzluğa küçük porsiyonlarla kaldırırım. Kıyafet ben de yıllardır çok az alırım, eskiden fazla fazla alıp kullanmadıklarımı ya da çocuğumun küçülenlerini ikinci el platformlarında satmaya çalışırım (pek başarılı olamasam da). Market alışverişinde birim fiyat okurum. Sürekli tükettiğim bi şey indirimdeyse stoklarım. Bir platforma tek seferlik üye olacaksam limitsiz sanal kartla olurum ki yanlışlıkla sonraki ay da ödemeyeyim.
+1
mezzosprite
(02.03.26)
beyaz ve kırmızı eti en uygun fiyata satan süpermarket buldum oradan alışveriş yapıyorum. at mı eşek mi bilmiyorum artık umurumda değil.
+1
yurtsuz john
(02.03.26)
son 3 cift ayakkabimi dukkandan degil, kisiden aldim. sifir, kutusunda. hepsi yari fiyatina geldi, fb market sagolsun.
0
cooperr
(02.03.26)
Mağazada beğendiğim ürünü önce ikinci el uygulamalardan aratıyorum bulursam yeni etiketliyse oradan alıyorum. Yoksa da indirim zamanlarını bekliyorum, kolay kolay bir ürünü indirimsiz fiyatıyla almıyorum. Uygulamalarda indirim kuponu kovalamak en büyük hobim :) sürekli kupon tanımlıyorlar zaten.
Bir de indirim kuponu paylaşan Instagram sayfalarını takip ediyorum, bozulmayacak çay, kağıt havlu, kahve gibi ürünleri o şekilde alıp stokluyorum.
-1
ekimoloji
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
tüm samimiyetimle soruyorum. verdiğin bu yanıtın sorulan soruyla ne ilgisi var.
tam olarak bu yanıt ile ne amaçlıyorsun. gerçekten merak ediyorum.
+3
orpheus
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
bu dediğine inanıyorsan ya bizim aklımızla dalga geçiyorsun ya da kendi zekana hakaret ediyorsun.
+1
orpheus
(03.03.26)
@mutekebbir çok doğru maddeler yazmışsın .
*ben de kıyafet ve ayakkabı alışverişi yapmıyorum. dolapta bekleyen giymeyi unuttuğum ya da ertelediğim şeyleri kullanıyorum.
*dışarıda yemek yememeye çalışıyorum
* taksiye çok binerdim artık metro kullanıyor ya da yürüyorum
*fiyatı normalden indirimli ise bozulmayacak şeyleri çok alıyorum ( havlu kağıt , peçete , ıslak mendil , deterjan vs )
0
devilone
(03.03.26)
Harcamalarımı kayıt altına alıp 3-5 ayda bir inceliyorum; üzerinden bir süre geçtikten sonra gözüme gereksiz gözüken harcamaları, abonelikleri azaltmaya çalışırken "Buna değdi" dediğim şeylere devam ediyorum.
0
salihdt
(03.03.26)
1 tl' lik şeyle de pekala tutumlu olunur. Buradaki olay meblağ değil, bakış açısı.

48 senelik ömr ü hayatımda tutumlulukla cimrilik arasında gidip geldim hep, çoğu durumda istesem de para harcayamıyorum.

Dolapta bir yiyeceğin bozulmasına kolay kolay müsade etmem, bir şekilde bozulmadan günlük menüme dahil ederim.

Fiyatına bakmadan aldığım bi' şey hatırlamıyorum, ne alıyorsam fiyatına bakarım.

Birim fiyat karşılaştırması yaparım, markalar veya marketler arası.

Ne nerde uygunsa ordan alırım, herşeyin ucuzunu değil fiyat/performansı en optimum olanını alırım.
0
kumandanim
(03.03.26)
(12)

"Ramazan feneri" bizde eskiden beri olan bir sembol mü?

nundu
Son yıllarda çok görüyorum ramazan reklamlarında, sosyal medya postlarında falan ama sanki bu bizim ülkeye maksimum son 10 yılda girdi gibi. Öyle Ramazan'ı pek özel yaşayan bir aile değiliz ama televizyonda, reklamlarda vs. hiç ramazan feneri gördüğümü duyduğumu hatırlamıyorum çocukluğumda. Sözlükte
Son yıllarda çok görüyorum ramazan reklamlarında, sosyal medya postlarında falan ama sanki bu bizim ülkeye maksimum son 10 yılda girdi gibi. Öyle Ramazan'ı pek özel yaşayan bir aile değiliz ama televizyonda, reklamlarda vs. hiç ramazan feneri gördüğümü duyduğumu hatırlamıyorum çocukluğumda. Sözlükte de iki entry girilmiş ramazan feneri başlığında, ikisi de yeni bir âdet yazmış ama burada da bi sorayım dedim belki geçmişte de vardır Türkiye'de. Hani Ramazan ile ilgili 10 kavram say desen fener aklıma gelmez bile o derece yabancıyım
0
nundu
(26.02.26)
Kandil gözüyle bakıyordum ben onlara. Fener miymişler?
0
auroraaurora
(26.02.26)
Doksanlarda ve ikibinlerin başında yoktu böyle bir şey, en azından ben hatırlamıyorum. Benim çocukluğumda Ramazan'ın imgeleri belliydi:

Ramazan pidesi (İlla bir fırın pidesi / pastane pidesi kavgası olmazsa olmaz)
Güllaç
Hurma
Ramazan temalı Coca Cola reklamı
+1
salihdt
(26.02.26)
Ramazan feneri

burada da yazmışlar, sonradan çıkan bir şey. ben eskiden hiç hatırlamıyorum böyle bir şeyler olduğunu.
0
shadowfollower
(26.02.26)
@auroraaurora

benim hafızamda kandil de ramazanla ilgili bir imge değil ama hadi Kadir gecesi falan bi yere kadar mantıklı (gerçi ben kandil gecesindeki kandilin lamba olan kandil olduğunu da yeni öğrendim) ama bunu kandil formunda kullanmıyorlar. Şekli falan farklı
0
🌸nundu
(26.02.26)
Fener ve din deyince benim aklıma deniz feneri vakfı filan geliyor.
Benim aklımda minare ışığının yanması ve mahya görüntüleri geliyor gerçekten ramazanla alakalı olarak.
Annem orucunu açmak için yakınlardaki camilerin minaresinin ışığının yanmasını beklerdi.
0
burfak
(26.02.26)
dini etkinlikleri daha sevimli (hatta daha ticari?) yapmak adına son zamanlarda çıkan bir branding olduğunu düşünüyorum; biraz da diğer iki dinden esinlenilmiş sanki. her hanuka'da dreidel sembolünün çıkmasıyla aynı şey.
+4
eileengray
(26.02.26)
Ramazanı nispeten hareketli yaşarız, ben sevinirim Ramazan geliyor diye. Yani gözlemim var ama bahsettiğiniz Ramazan fenerini ilk kez duydum. Bu sembolü son yıllarda hep görürdüm ama ismen şuan duyuyorum. Çok güzelmiş. Yerleşmesini dilerim. Onun dışında eskiden beri olan ramazan sembolleri Pide, güllaç, hurma, iftar topu, Mahya, davulcu, teravih, gece olan hareketlilik, sabaha kadar açık camiler ve restoranlar, Eyüp Sultan, son 10 gün itikâfı gibi gibi
0
love and trust
(26.02.26)
bir iki senedir popüler oldu. belki 5 sene evvel bir kaç yerde birileri kullanmış olabilir ama popi değildi. geçen yıl ve bu sene görünür oldu.
+1
exlibris
(26.02.26)
doksanlarda ve ikibinlerin başında ilçede resmi bayramlarda, ramazan arefesinde ve bayram arefelerinde böyle kandiller, fenerlerle (çin fenerine benzeyen uçurulanlar da dahil), yürüyüşler yapılırdı. baya anadolu işi karnaval olurdu. şimdi siyasal islam versiyonu gibi olmuş ramazan feneri yazınca çıkanlar. özensiz, gösteriş işi.

@love and trust keşke...
+2
klassno
(26.02.26)
Araplarda vardir bu. Son yillarda pek cok sey gibi onlardan bize gecti sanirim
0
kartonpiyer
(27.02.26)
vardı vardı. 90'larda kesin vardı.
0
gabe h coud
(27.02.26)
Yok tabii ki öyle bir şey.

Yok diye kullanılmayacak diye bir kaide de yok da insanlar bir gelenek bir kültür yaratmaya/şekillendirmeye çalışıyorlar. Bu gibi şeyleri genelde “eskiden falan durumlarda filan şeyler yapılırdı” diye hikayelerle desteklemeye çalışıyorlar. Adetler unutulan, unutulabilir şeylermiş gibi “haydi özümüze dönelim” gibi bir yaklaşımla yapıyorlar.

Rağbet görürse yerleşir böyle şeyler, görmezse kaybolur gider. Bir zamanlar bir şeyler gerçekten yapılıyorsa bile sonrasında İnsanlar bunu gereksiz bulmuşlar ki devam ettirmemişler.

Şu an kimi belediyeler Ramazan etkinliği adı altında, bildiğin “Noel Market” konseptini ilçelerde meydanlara yerleştiriyor. Bir iki konuşmacı, tasavvuf müziği etkinliği ile bir köşeye de bir macuncu koyunca hooopp oluyor sana Ramazan etkinliği. Sorsan o da kesin çok asırlık adetimizdir.

Bunları kafaya takmaya da gerek yok “yahu benim mi hafızamda sorun var” diye kendinden şüphe etmeye de gerek yok. Böyle şeyler tutarsa kalır, tutmazsa silinir.
0
lazor
(28.02.26)
(1)

Peşin ödenen servise ukome zammı

dilemma of subscribtionability
Eğitim yılı başında çocuğun servis ücretini peşin ödedik. Şimdi (5 ay sonra) mesaj atmışlar, 6400 tl daha istiyorlar. Şubat ayında UKOME kararıyla servis ücretlerine zam gelmiş. Normalde aylık ödeyenler için mantıklı da, peşin ödemiş olmamdan ötürü bu zamdan etkilenmemem gerekiyor mantıken. Yasal ol
Eğitim yılı başında çocuğun servis ücretini peşin ödedik. Şimdi (5 ay sonra) mesaj atmışlar, 6400 tl daha istiyorlar. Şubat ayında UKOME kararıyla servis ücretlerine zam gelmiş. Normalde aylık ödeyenler için mantıklı da, peşin ödemiş olmamdan ötürü bu zamdan etkilenmemem gerekiyor mantıken. Yasal olarak durum nasıldır? Ödemem gerekiyor mu?
+1
dilemma of subscribtionability
(24.02.26)
Bir sözleşme imzalamışsınızdır diye varsayıyorum ve muhtemelen onda bu tür direkt olarak okulun kontrol edemediği durumlardan kaynaklanan artışlar için ek ücret istenebileceği yazıyordur.
0
salihdt
(24.02.26)
(22)

Müzisyen anne baba çocuğuna Müzik ismini koyacak

ermanen
kafayı koymuşlar (veya kafayı yemişler?). ilginç ve nadir isim olsun ayağına ve ikisi de müzik aşığı diye kızlarına Müzik ismini koyacaklarmış. Kimse vazgeçirtemiyor.Sizce Müzik isminin oluru var mı?veya vazgeçmeleri nasıl sağlanır?
kafayı koymuşlar (veya kafayı yemişler?). ilginç ve nadir isim olsun ayağına ve ikisi de müzik aşığı diye kızlarına Müzik ismini koyacaklarmış. Kimse vazgeçirtemiyor.

Sizce Müzik isminin oluru var mı?
veya vazgeçmeleri nasıl sağlanır?
+1
ermanen
(21.02.26)
Müzeyyen, Melodi falan olsun bari.
+2
chicha_v2
(21.02.26)
Melodi, Ezgi, Beste. Mis gibi müzikli insan isimleri var aslında.

Oluru yok gibi ya. Anlamından bağımsız olarak da kulağa melodik gelen (see what I did there...) bir kelime değil.
+7
kobuzchu kiz
(21.02.26)
çok kötü isim.

bi arkadaşım da sanat koydu. olmuyor bazı isimler.
+2
gurur
(21.02.26)
Sonat
+1
mirty
(21.02.26)
Var, bence güzel isim müzik. Okan Bayülgen kızının adını İstanbul koydu biliyorsunuz. Gonca Vuslateri kızının adını saçma sapan bir kelime koydu, babasının kızını anne karnındayken sevme seslerindenmiş. Müzik çok güzel isim.
+1
yaren
(21.02.26)
müzik çok iddialı, porte, solfej ya da sol anahtarı falan daha güzel gibi bence...
+6
exlibris
(21.02.26)
Bana çok kötü gelmedi, mesela 'Alkış' adında bir balet vardı, çok yakışıyordu ismi ona, Müzik de zamanla kulağa hoş gelebilecek bir isim olabilir gibi, çocuklarına 'ürün' adını veren insanlar var, onunla kıyaslayınca süper bir isim hatta.
+1
(21.02.26)
Bence kafayı yemişler ama çocuklara koyulan kedi köpek isimleri kadar kötü değil.
-2
arbre
(21.02.26)
Böyle keyfekeder, avangart isim verme alışkanlığı Romanlarda oluyor. Çocuğuna Süpermen, Mersedes ismi verenler duymuştum.

Müzik ismi fena değilmiş.
+2
yurtsuz john
(21.02.26)
Ebeveynler basit ve herkesin aşina olduğu isimlerin hikmetini nedense anlamak istemiyorlar.

"Özel" isim, çocuğun hayatının her aşamasında fazladan efor sarfetmesi, önyargılarla uğraşması, kendisiyle dalga geçenlere karşı göğüs germesi, aynı soruyu yüzlerce defa tekrar tekrar cevaplaması demek. Tüm bunlar belki kişiliğine karakterine hiç etki etmez... Ama belki de onu anlamsız tartışmalara sokar. Çocuk olması gerekenden daha agresif ya da olabileceğinden daha utangaç olur, tanışmak istediği insanlarla tanışaya cesaret edemez...
Laf yeri geldiğinde "Ben çocuğum için gerekirse..." diye başlayan (ki eminim yaparlar da, şüphem yok) fedakarlık cümleleri kuran insanların sırf kendi egoları tatmin olsun diye bu kadar bencilce davranıp çocuklarına zorluk yaratmalarına anlam veremiyorum.
+4
salihdt
(21.02.26)
Purple life
(21.02.26)
Müzikle ilgili çok daha hoş isimler bulunabilir aslında ama aynı zamanda da yaygın olmasın istemişler sanırım.
Kötü bir isim olduğunu düşünmüyorum bir kız çocuğuna da yakıştırdım aslında ama bilemedim, arkadaşım olsa ya emin misin diye birkaç kez sorup darlardım.
0
mutekebbir
(21.02.26)
Ksilofon da koyabilirlerdi.
+3
rakicandir
(21.02.26)
lisede bir matematikçimiz vardı oğluna "öklid" ismini koymuş. ilk bahsettiğinde şaka yapıyor sanmıştık. çocuğu görüp ismiyle seslendiğinde gerçek olduğunu anladık. olabiliyor böyle şeyler. bir de müzik öğretmenim vardı kızına "sesim" ismini verdi. kızı da kemancı oldu. gördüğüm kadarıyla uluslararası iyi bir kemancı oldu kendisi.
+2
dedim ben sana
(21.02.26)
Doremi olur.
0
mikahakkinen
(21.02.26)
kiz: melodi, erkek: sonat
+1
cooperr
(21.02.26)
laps diye muzik koymaktansa, muzikle ilgili terimler cok daha guzel duruyor yazildigi gibi. beste, melodi, ezgi vs.
+1
antikadimag
(21.02.26)
bizim müzik hocasının oğlu sonat, kızı serenat. (karı koca ikisi de müzik öğretmeni) bu isimleri düşünebilirler. müzik ne ya? o zaman resim hocası da resim koysun :d
+1
art cat chocolate
(21.02.26)
sonat'ın müzik terimi olduğunu şimdi öğrendim lan (aslan duyurucular!) benim gibi mallara hitap etmek için doğrudan müzik koyuyorlar demek ki! *
+1
anon1m
(21.02.26)
Yani eğer;

Resim, heykel, fotoğraf, sinema, edebiyat, felsefe, tarih, arkeoloji, psikoloji, fizik, kimya...

diye isim yoksa müzik de olmamalı bence.

hem akran zorbalığı had safhada.
Bi müzik aç da dinleyelim ehuhaheheeue,
şşşttt pop müzik,
öööfff kısın şunun sesini....
sen hala çalıyor musun......

yani düşünmek bile istemiyorum uğrayacağı eziyeti.

ayrıca bizimkiler de müzik öğretmeni, bizimkiler de dünyada tek bir isim koymuşlar ama kendi isimlerini birleştirmişler en azından, tuhaf bişey çıkmamış ona rağmen daha kolay olan 2. ismimi kullanıyorum. encrypted-tbn0.gstatic.com

çocuklarınıza travma yaşatmayın.

ayrıca çocuğunuz koyduğunuz alanı / branşı hiç sevmeyecek diyelim ki. niye ölene kadar üstünde taşısın mazoşist misiniz nesiniz ya.
+5
ananiyimioguz
(21.02.26)
Çoğu isim ilk koyuldugu donemde yadirganmistir. Mavi mesela.. nalaka aq diyodu insan başta simdi normallesti. Muzik de oyle bence, ben okeyim :)))

Ayrica şuraya hangi ismi yazsam zorbalamak icin bisi bulunur.
+2
üğpoıuy
(22.02.26)
Oluru yok. Tam bir saçmalık. Aptalca bir gülünçlükte hatta. Yukarıda insan gibi “müzikle ilgili terimler” örneklendirilmiş. Tutup doğrudan laps diye “müzik” koymak gerçekten amele işi.

Ama zaten bu gibi şuursuz tiplerin istediği şey de tam olarak bu saçmalamışlık hali. Daha özgün ve cesur buluyorlar muhtemelen. Vazgeçirmenin bir yolu yok.

Anca nüfus memuru insafa gelip “yok bu isim uygun değil, yazamayız” diyecek de bunlar da kavga etmek yerine kabul edecek de falan, o iş yaş.

Ama nasılsa zaman içinde böyle saçmalıklar artacak. Küçük “müzik” büyüdüğünde yalnız kalmayacak. Daha nice ebeveyni aptal akranları olacak.
0
lazor
(22.02.26)
(3)

Online Alışveriş Dolandırıcılığı Önlemleri

makbur
dün ekşide viral olmuştu hatırlarsanız, adam samsung telefon alıyor alakasız bir ürün geliyor, sonra firma salağa yatıyor vsbu tarz telefon, laptop vs aldığımızda mesela mağdur olmamak için ne yapmak lazım?kargo kapıya geldiği andan itibaren video'ya mı çekmek gerek?mesela kullanıcı sözlemesinde san
dün ekşide viral olmuştu hatırlarsanız, adam samsung telefon alıyor alakasız bir ürün geliyor, sonra firma salağa yatıyor vs

bu tarz telefon, laptop vs aldığımızda mesela mağdur olmamak için ne yapmak lazım?

kargo kapıya geldiği andan itibaren video'ya mı çekmek gerek?

mesela kullanıcı sözlemesinde sanırım "kargocuyu bekletin kutuyu yanında açın eğer üründe sorun varsa ürünü aldığınızı onaylamayın" gibi bir şey yazıyordu. ancak bu tarz ürünlerin kutusunu açmak etmek çalıştırmak denemek vs baya uzun sürebiliyor, kağıt üstünde olan pratikte olmuyor yani kargocuyu bu kadar süre tutamıyorsunuz tutamazsınız da.

-bu arada bugüne kadar internetten telefon, laptop, bulaşık mak, buzdolabı, televizyon bir sürü şey aldım hiçbirinde de bir sıkıntı yaşamadım; galiba şanslı azınlıktanım-
+1
makbur
(18.02.26)
İnstagram'da saat satıp dandigini göndermek.

Gelen kargoda da gönderici adı olarak kod falan yazıyor.
0
liberal
(19.02.26)
Kargocuyu tutmak mümkün değil katılıyorum ama kargo tutanağı dışında da pek bir çözüm yok. Siz video çekseniz bile o videoyu ürünü sahtesiyle değiştirdikten sonra çekmediğinizi kanıtlayamayacağınız için (Zira jelatini açılmamıştı, barkodu yırtılmamıştı argüman olamaz zira demek ki onlar varken de orijinal ürün sahtesiyle değiştirilebiliyor) konu yine aynı noktaya gider. Firma sizin sözünüze inanmıyorsa videonuza da inanmayacaktır.

Böyle bir durumda Tüketici Hakem Heyeti ve mahkeme dışında çözüm yok bence.
0
salihdt
(19.02.26)
Kargocu teslim kodunu vermeden kutuyu açmanıza izin vermiyor, o yüzden o teslim tutanağı hikaye bence. Ancak kutuda hasar varsa tutanak tutturup teslim almayabilirsiniz belki
0
mezzosprite
(19.02.26)
(7)

Orijinal ürün alıp çakmasıyla iade oluşturmak?

ananiyimioguz
Böyle bir şey yapan / duyan var mı?Bana çok mümkünmüş gibi geldi. Firmalar bunun önlemini nasıl alıyor acaba? Bazı şeylerde bandrol veya seri no olmayabilirmiş gibi geldi.Mesela dyson ürünlerinin birebir çakmaları var.Amazon, trendyol, hepsiburada... bir yerden sipariş ettik diyelim. Kutusundan ciha
Böyle bir şey yapan / duyan var mı?

Bana çok mümkünmüş gibi geldi. Firmalar bunun önlemini nasıl alıyor acaba? Bazı şeylerde bandrol veya seri no olmayabilirmiş gibi geldi.

Mesela dyson ürünlerinin birebir çakmaları var.

Amazon, trendyol, hepsiburada... bir yerden sipariş ettik diyelim. Kutusundan cihazı çıkardık. Ağırlığını beğenmedik dedik geri gönderdik.

Gönderirken bire bir çakma cihazı kutuya koyduk. Ben hiç zannetmiyorum ki yetkilinin aşırı inceleyeceğini...

O ürün allah bilir tekrar başka birine satılır :D veya firmaya gönderilirse ancak orada çıkabilir.

Bu arada yapalım diye demedim de az önce bir soruda görünce aklıma geldi. Aşırı yapılabilir gibi geldi nasıl önlenebileceğini merak ettim.

Mesela apple ear pods aldık diyelim. içindeki kulaklıkları alıp yerine birebir çakma kulaklık koyduk. iade sebebine de kulaklıklar eşleşmiyor dedik.

Böyle durumlarda genelde müşteri beyanı haklı bulunup iade kabul edilmez mi?

Diyelim ki sonradan fark edildi ve müşteriye ulaşıldı. E müşteri der ki ne münasebet kardeşim hem çakma ürün göndermişsiniz hem de bana suç atıyorsunuz :D

Al başına belayı (firma açısından).
-2
ananiyimioguz
(17.02.26)
Abi bire bir aynısı gibi görünen cihazda kullanılan parçalar varsa işlemciler kartlar cartlar curtlar da orijinal üründekiyle aynı mıdır, değilse bu fark edilmez mi acaba? Misal Trendyol'da adam 300 bin liralık saati 50 bin liraya satıyor ama 300 bin liralık saatte in-house mekanizma var ama Trendyol saatinde sikindirik Çin mekanizması var, sen bu saati alıp gönderdiğinde "olm sen salak mısın?" demezler mi saat incelendiğinde? Yani saatin incelenmesine de gerek yok bilen adam dışardan baktığında da saniyenin akrebin yelkovanın hareketinden net bir şekilde anlayabilir saatin çakma olduğunu ama yine de bakarlar tabii, saat örneğinden yola çıkarak diğer ürünler için de benzer çıkarımlar yapılabilir bence.
0
kizil karga
(17.02.26)
Haberlerde çıkmıştı bu durum. Bazı satıcılar anlayabilir değişmiş olduğunu Satıcının bu yapılan sahtecilikten yasal yollara başvurması mümkün.
0
pembediken
(17.02.26)
valla anlasilacagini sanmiyorum. ben bir kere aldigim kulakligin aynisini cok daha ucuza bulunca onu alip gelince oldugu gibi ilk pahali yere iade etmistim ve refund almistim tr'deyken.

aslinda bir avantajim yok acip kullanilmis kulakligi vermek istememistim sadece kullandigimdan devam etmek istedim. ayni renk model vs idi ama seri no farkliydi dogal olarak.

ama bunu sahte urunle degistirerek yapmak cok buyuk bir ahlaksizlik. bastim eksiyi. esegin aklina karpuz kabugu dusurmemek lazim.
-2
antikadimag
(17.02.26)
reddit'te görüyorum; parfümlerde ve kozmetikte böyle hileler yapıyor amerikalılar. sonra o iade olmuş sahte ürünleri alan diğer masum insanların parfüm şişelerinin içinden kokusuz su çıkıyor. sephora bu yüzden iade alırken açılmamış kutu bile olsa içini açıp bakıyor. yine de engelleyemezler, sonuçta kabı aynıysa nasıl anlayacak?
0
eileengray
(17.02.26)
Bahsi geçen şey e-ticarette en sık görülen fraud yöntemlerinden biri, "Return Fraud" diye geçiyor. İadelerin e-ticaretin en can sıkıcı süreci olmasının kaynağı da bu. Büyük perakendeciler belli bir tutara kadarki ürünleri çok sallamıyor zira sahteciliği tespit etmenin maliyeti oradaki riskten daha büyük. Ürün fiyatı yükseldikçe de inceleme süresi artıyor.

Gidip 100 bin liralık bir ürün iade geldiğinde onu iade alan kişi şöyle bir bakıp iadeyi onaylamıyor; çünkü e-ticaret işini belli bir süre yapan herkes bu işe tecrübesiz bile girmiş olsa kısa sürede dersini alıyor. Zaten o kadar kolay kandırılabilselerdi emin olun o e-ticaret sayıcılarının hiçbiri piyasada kalamazdı.

Tabi ki her fraud türünde olduğu gibi mükemmel bir sistem mümkün değil; arada kaçaklar da oluyor. Onlar da şirkete zarar yazıyor ya da sözlükte geçen gün çıkan başlıkta olduğu gibi başka bir müşterinin mağdur olmasına sebep oluyor.
0
salihdt
(18.02.26)
dermokozmetik-vitamin kategorisinde aynı sorunu yaşıyoruz. neyseki mamüller gerçekten orijinaline göre inceleyince anlaşılıyor. Bizdeki orijinal ürün ile gelen ürünü kıyaslayıp platforma ileterek iadeyi red ediyoruz.
0
kondansator
(18.02.26)
Ahlaksız herif
0
kullaniciadimvar
(23.02.26)
(6)

Vietnam savasi hakkinda

Purple life
Amerikalilar ne düsünüyor?Türkler ne düsünüyor?Siz ne düşünüyorsunuz?
Amerikalilar ne düsünüyor?
Türkler ne düsünüyor?
Siz ne düşünüyorsunuz?
0
Purple life
(17.02.26)
türk olarak ve ben olarak hiç bir şey düşünmüyorum, vietnamlı arkadaşlarım var onlar da düşünmüyor hatta 2 gün önce benzeri bi muhabbet oldu konusu bile açılmadı, olmuş bitmiş. amerikalı tanıdığım yok
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
holywood dışında kimsenin umrunda değil.
0
orpheus
(17.02.26)
Amerikalılar için siyasi ve ekonomik sonuçları olan kaybettikleri bir savaş. Diğer ülkelerden bilenler (siyasi bilimciler dışında) herhalde yalnızca insani sonuçları ile değerlendirecektir.
0
osssy
(17.02.26)
Amerika'nın "Hemen bir girip düzeltiverelim" diye dalıp çıkamadığı bir batalık, hatta sanırım o bataklıkların ilki. Tam anlamıyla bir rezillik ve yaşananlar açısından insanlık dramı.
+1
salihdt
(17.02.26)
Vietnam, ABD için hezimet olmuştur . Afganistan da öyle ..
Ama Hollywood desteği ile Batman Superman Rambo gibi serilerle sahada değil beyaz perde de olsa karizmayı biraz düzeltmeye çalışmıştır .
ABD , sadece teknolojik gücüne bakarak bölge yerli insanın direnç ve gücünü hafife alıyor ve hata yapıyor .

Irak Savaşı'ndan sonra da bir çok ABD askeri hala Irak'ta gömülüdür. Kendi halkından önemli şeyleri saklaması lazım.

ABD' nin kendilerine uşak olmuş olan (bazısı dini görünümlüdür) çeşitli terör grupları ile dünyanın çeşitli yerlerinde etkinlik sağlama çabası hala var .
0
diyecevaplandı
(17.02.26)
Vietnam gazisi akrabalari olan tanidiklarim var, onlar akrabalarini aniyorlar, ulkemiz icin savasti tadinda ama asiri tehlike altindaydik da bizi kurtardilar degil elbette, yine de ordu ile ABD askeri olarak gitmis insanlar ve ne olursa olsun 'ulkeleri' icin/adina, ne derseniz artik, savasmis insanlar ve gaziler, gereken saygiyi ve anmayi gosteriyorlar.
Ben ne dusunuyorum, ABD ve Cin ve Fransa guzelim ulkeyi darmadagin edip defolup gitmis, cok guzel insanlar Vietnamlilar, cok uzucu. Muzeyi benim icim kaldirmadi zaten.
Bugun de kendi sacmaliklari devam ediyor, sozde sosyalist/komunist ama sosyalizmin hicbir guvencesinin olmadigi kapitalizmin dibine kadar yasandigi bir yonetim. Bati'nin doguyu darmadagin edip birakmasinin orneklerinden biri daha.
+1
kassiopeia
(17.02.26)
(30)

Şu an hangi kitabı okuyorsunuz? Şubat sayısı.

alice in potatoland
Bu ay ne okuyorsunuz? Almanca ve ingilizce de olur.
Bu ay ne okuyorsunuz? Almanca ve ingilizce de olur.
0
alice in potatoland
(17.02.26)
Sherlock Holmes setine başladım. Çok keyifli gidiyor.
+1
strawberry first
(17.02.26)
rachel cusk, parade.
0
eileengray
(17.02.26)
asimov - the foundation
+3
antikadimag
(17.02.26)
Georgi Gospodinov - Zaman Sığınağı
0
a perfect lie
(17.02.26)
Asimov vakıf serisi, yine yeniden.
+1
kisa
(17.02.26)
orwell burma günleri
0
summerjam0306
(17.02.26)
Mina Urgan-Bir Dinazorun Anıları
0
tiredofwaiting
(17.02.26)
Bütün-Beyinli Cocuk Uygulamalı Rehberi
0
kondansator
(17.02.26)
There Is No Place for Us: Working and Homeless in America
0
salihdt
(17.02.26)
tüfek mikrop ve çelik
0
pide
(17.02.26)
umberto eco - gülün adı
+1
efreet sultan
(17.02.26)
Androidler elektrikli koyun düşler mi?
Philip k. Dick
+2
antihero
(17.02.26)
david d. burns - 10 günde özgüven
+1
sabenburak
(17.02.26)
Yerdeniz Öyküleri. Ardından Öteki Rüzgar ile kapanışı yapacağım.
+1
auroraaurora
(17.02.26)
Calikusu - recep nuri gültekin

Bunu neden eksiler bir insan. Saka gibisiniz ha.
0
Purple life
(17.02.26)
Frank Herbert - Dune
+2
yemrem
(17.02.26)
insan vücuduna seyahat - gavin francis
0
lemmiwinks
(17.02.26)
James Clavell - Shogun
0
thracia
(17.02.26)
Graeme Simsion - Rosie Projesi
0
matilda
(17.02.26)
Büyük İskender - Jona Lendering
0
drako
(17.02.26)
İnsanın Anlam Arayışı - Viktor Frankl
Zeytindağı - Fatih Rıfkı Atay
0
hayalhayal
(17.02.26)
sınırsız rüyalar diyarı - j. g. ballard
0
lüzumsuz adam
(17.02.26)
@purple reşat nuri'yi recep nuri diye yazman çağrışımı sebebiyle hoş bulunmamış olabilir
+1
beyfendi
(17.02.26)
Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde
0
rock n roll
(17.02.26)
Bugün olağanüstü bir gece bitti, fareler ve insanlara başladım
0
pislick0
(17.02.26)
Asako yuzuki - tereyağı
0
kullanicadi
(17.02.26)
topeka okulu ama sarmadı nedense...
0
suyin
(19.02.26)
Aynı yazarın Atocha’dan Ayrılış kitabını okudunuz mu? tavsiye ederim.
+1
eileengray
(19.02.26)
İhsan Oktay Anar
Yedinci Gün
0
kumandanim
(19.02.26)
okumadım, alayım listeme çok teşekkürler <3
+1
suyin
(19.02.26)
(11)

Maaş artışı olmadan müdürlük.

Mcfly
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek m
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek mümkün değil :)
+1
Mcfly
(16.02.26)
o şirketten 1 yıl içinde ayrılıp pozisyonu koruyarak daha iyi maaş ile devam edebileceksen olur.
+8
orpheus
(16.02.26)
Sorsalar istemezdim, çoğu kimse istemez.
Ama mecburiyse, durumu yani maaşı değiştiremeyeceğinize yüzde yüz eminseniz boşuna kendinizi de, yöneticilerimizle ilişkinizi de yıpratmayın.

Yeni title’ınızla birlikte hem başka işlere bakmaya başlayın hem de şirkette maaşı yükseltebileceğiniz fırsat ne zaman olur diye bekleyin.

Elbette sorumluluk artıyor, baş ağrısı artıyor ama mecbursa bu durumdan kazançlı, keyifli çıkmak için elinizden geleni yapın.
0
michael_knight
(16.02.26)
sen müdür olduktan sonra ekibe bir kişi daha katılacak mı? öyleyse yeni iş bakmak için iyi bir fırsat. almayacaksalar da yeni bir işe geçene kadar sabredilebilir, işleri biraz da diğer arkadaşlara aktarmanız gerekecek.
0
ahmet oturum cerezi
(16.02.26)
istemezdim
0
abelardo
(16.02.26)
Yaparım. Yaptım. Bir sene sonra ya piyasa fiyatına getirirler ya da başka iş bulursun. Mis.
+2
gabe h coud
(16.02.26)
İmza yetkisi vericeklerse araba+iyileştirme isterdim. İmza yetkisi demek sorumluluk demek.
0
love and trust
(17.02.26)
Eğer "Müdür" ünvanı kısa sürede daha iyi şartlarda başka bir şirkete geçmemi sağlamayacaksa istemezdim. Aynı işi yapan üç çalışandan biri olmak varken neden durup dururken neden arkadaşlarımın performansının sorumlusu olayım?
0
salihdt
(17.02.26)
Hiçbir şekilde yönetici olmak istemiyorum o nedenle hayır.
0
peki madem
(17.02.26)
İstisnai olarak yöneticisi seviyesinde maaş alan çalışanlar olabiliyor. Onlardan biriysen olabilir.
Bir sonraki zam döneminde yeni pozisyonuna göre değerlendirme yapılacaksa neden olmasın.
0
burfak
(17.02.26)
burfak iyi bir noktaya barnak basmış. kariyerinde ilerlemek isteyenler için iki yol var beyaz yakada. sme olacaksın, subject matter expert ya da mödür. sme olan bir kişi örneğin sap basis için, canavar gibi para alır. direktör maaşı bile alır ama ekiple beraber çalışır, emrinde kimse yoktur. sor soruyu al cevabı insanıdır. müdürlerin de her konuyu uzmanı gibi bilmesi gerekmez (bazı saykolar bilir ama onlar istisna) onların da ekibi yönlendirmesi, eğitim ihtiyacı varsa aldırması, verilen hedefi verilen kaynaklarla yakalaması gerekiyor. gerekirse kolları sıvayacak ama gerekiyorsa ya müdürlüğü yapamıyor ya da şirketin eksik bir yanı var. neyse olay bu değildi. aklıma gelmişken yazdım. mansplaining gibi de duruyor. silmiyim dursun bari. bitti tamam.
0
gabe h coud
(17.02.26)
Kabul ederdim.Turkiyede isler title ile ilerliyor. O title'i almak onemli gelecegin acisindan.Bir de istemiyorum dersen ne olacagini dusundun mu? Belki basina yeni biri gelecek daha kotu olacak.
0
turkuaz
(17.02.26)
(5)

İşsiz kalınca iş bulması en zor meslek

gabe h coud
19 yıldır iş hayatındayım. Bu sürede tecrübelerime göre işsiz kaldığında iş bulması en zor meslek bana göre executive assistant, yani yönetici asistanlığı. Çalıştıkları yerde uzun süre çalışıyorlar ama işsiz kalınca iş bulmaları yıllar alıyor, bazen iş hayatından çekiliyorlar.Bunun bir çok nedeni ol
19 yıldır iş hayatındayım. Bu sürede tecrübelerime göre işsiz kaldığında iş bulması en zor meslek bana göre executive assistant, yani yönetici asistanlığı. Çalıştıkları yerde uzun süre çalışıyorlar ama işsiz kalınca iş bulmaları yıllar alıyor, bazen iş hayatından çekiliyorlar.

Bunun bir çok nedeni olabilir ama aklıma gelenler; çalıştıkları insanlarla şekil almaları, onların egosuyla kendilerine ego edinmeleri, alışkanlıkları zor kırılan, adapte olması zor insanlara dönüşmeleri ve işsiz kaldıklarında asistanlığını yapacakları kişilerle uyum göstermelerinin zor olması. Başlangıçta işe girmeleri kolay. Presentabl (güzel ve bakımlı) konuşmaları düzgün, öğrenmeye açık. 10 sene CEO asistanı olduktan sonra sert mizaçlı bir edebiyat hocası triplerinde. (Edebiyat hocalarını tenzih ederek) Ona buna kızan birine dönüşmüş oluyor. Havalara giriyor. Çok eskiden çalıştığım şirketteki executive assistant abla (20 senelik) artık müşterilere danışmanlık bile veriyordu fdshfks ve bu nedenle kovuldu. Bir diğer neden de asistanı olan yöneticiler yeni birini alacakları zaman genç olmasına dikkat ediyor.

Başka var mı böyle meslekler, ne düşünüyorsunuz?
0
gabe h coud
(16.02.26)
Bir meslek değil ama pozisyon geliyor aklıma: Orta seviye yönetici.

Benim gördüğüm kadarıyla bu baya tehlikeli iş kaybetme konusunda çünkü şirketler orta seviye yönetici işe almaktansa içerden birini terfi ettirmeyi tercih ediyorlar.
+1
salihdt
(16.02.26)
görsel sanat işlerinde uzman ve yöneticiler.

tasarım işleri çok ele ayağa düştü. ai den önce de kötüydü artık yerlerde.
uzman işten çıktıktan sonra, yerine düşük maaşa tecrübesiz alıyorlar.
+1
duyuruuser
(16.02.26)
bir ihtimal gizlilik nedeniyle de iş bulamıyor olabilirler. executive assistant şirketin resmi ve hatta gayri resmi olarak en mahrem sırlarına sahip. işten ayrıldığında hiçbir patron bu kişinin sektörde benzer işe girmesini istemez. hatta başka patronlar da bu sebep ile işe almak istemeyebilirler.
0
orpheus
(16.02.26)
Sadece memurluk kadrosuyla yapılabilecek meslekler var. Memuriyet kaybedildiğinde (kendi meslekleri için) iş bulmaları zor değil, imkansız oluyor. Bunlar da polislikten tutun arkeolojiye kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor.

Executive assistantlar yatsın kalksın haline şükretsin bence.
0
akhenaten
(16.02.26)
Çoğu memur iş bulamadığı için memur. Spesifik bir skill'in yoksa memurluk dışı iş yapamzsın
0
michael harddd
(16.02.26)
(10)

Ciddi İlişkisi Olup Yurtdışında İş Bulanlar

lapetitemort
Daha iyi şartlarda bir iş bulmanız halinde, süreci nasıl yönettiniz? Çoğu ülkeye yanınızda götüremiyorsunuz diye biliyorum.O da sizinle geldi mi? Geldiyse nasıl oldu o geçiş? Gelmese de gider miydiniz?
Daha iyi şartlarda bir iş bulmanız halinde, süreci nasıl yönettiniz? Çoğu ülkeye yanınızda götüremiyorsunuz diye biliyorum.

O da sizinle geldi mi? Geldiyse nasıl oldu o geçiş? Gelmese de gider miydiniz?
0
lapetitemort
(16.02.26)
Ülkesine göre değişiyor aslında. Özellikle gelişmiş ülkelerde "Civil Union" ya da "De-facto Relationship" tarzı şeyler üzerinden direkt evli olmasanız da ilişkinize çeşitli deliller göstererek partnerinize de vize alabiliyorsunuz. Ülkeye göre uzmanına danışmak lazım.

Birlikte gitme konusu ise çok boyutlu; partnerin gidilecek ülkede dil probllemi olacak mı, orada çalışabilecek mi, sosyal ilişkileri ve Türkiye'deki bağları ne kadar kuvvetli, genel olarak yurtdışında yaşamaya nasıl bakıyor...

Oraya işle giden kişi direkt olarak bir sosyal çevreye sahip oluyor zaten, bir de yabancı ülkede iş yapmanın getirdiği profesyonel motivasyon olunca süreç iş bulan kişi açısından görece pozitif oluyor. Ancak partnerin Türkiye'de kariyeri varsa ve oraya bunları bırakıp gidiyorsa, hele de orada iş bulamıyorsa, dil problemi varsa vb. ortaya çok ciddi bir dengesizlik çıkıyor ve haliyle ilişkinin üzerine yük binmeye başlıyor.
+2
salihdt
(16.02.26)
Ülkesine göre değişiyor +1 Ayrıca sizin alacağınız çalışma izninin statüsüne göre de değişebiliyor. "Skilled immigrant" olarak gidiyorsanız daha kolay, niteliksiz düz çalışma izniyle giderseniz evli olsanız bile aile birleşimi için bir yıl beklemeniz gerekebiliyor.

Bir arkadaşım sevgilisinin peşinden Hollanda'ya taşındı (en başta beraber taşınmaları da yasal olarak mümkündü) ve bütün evrak işleri vs çok kolay oldu.

Biz şu an taşınma sürecindeyiz, çalışma izninin çıkmasını bekliyoruz. Eşimin işi için gidiyoruz ama benim de çalışma iznim olacak, ikimiz de ülkenin dilini temel seviyede öğrendik, orada hızlı ilerleteceğimize güveniyoruz. Ben çalışamayacak olsam, dil sorun olsa her şey daha zor olurdu eminim.

Biraz da insanların karakterine bağlı, burada bile yurtdışı sorularına gelen cevaplar "hayatta Türkiye'ye dönmem, burası cennet" ve "herkes çok ırkçı, vatanım gibisi yok" arasındaki her şeyi kapsıyor. Beklentileriniz ne, Türkiye'yle bağınız ne kadar kuvvetli, değişimi ne kadar kaldırabiliyorsunuz gibi her şey çok değişir.
+2
kobuzchu kiz
(16.02.26)
Ülkesine göre değişiyor +2
Ayrıca kobuzchu kiz'ın nitelikli bir çalışan olarak gidiyorsanız (örneğin EU Bluecard ile), aile birleşimi daha kolay yorumuna da +1
Öteki türlü ilk gidenin belli bir süre çalışması/yaşaması gerekiyor o ülkede.

Bizim durumumuzda ben ilk giden oldum ama gittikten 1 ay sonra nikah yaptık eşim aile birleşimine başvurabilsin diye. Tüm başvuru evrakları vs. çok basit aslında ama bizim durumda benim üzerimden başvurabilmesi için benim yeni işimde 3 aylık deneme sürecini tamamlamam gerekti (gelir beyanında bulunmak için). Onu bekledikten sonra başvurduk. Toplamda niktahtan 6 ay sonra, başvurudan ise 2 ay sonra oturum izni çıktı. Aslında daha hızlı da çıkabilirdi ama bizim başvuru süreci konsolosluğun yoğun dönemine denk geldiği için biraz daha uzun sürdü.
+1
himmet dayi
(16.02.26)
karşındaki kişi de kafa olarak yurt dışına gitmeye hevesliyse bu iş yürüyor genellikle. sevgili olarak yanına gelmesi çok zor olur. anca orada bir okul bulup yüksek lisansa gelirse o şekilde olur ama genelde evlilikle her şey daha kolay oluyor özellikle yasal dökümanlar için. bu da aile birleşimini gerektirir ve süreç minimum 6 ay ile 1 sene arasında oluyor.

en ufak anlaşmazlıkta "senin yüzünden geldim" dememesi lazım karşı tarafın aman ona dikkat edin. o da çok istiyorsa bu işlere girin derim.
+2
elektr10
(16.02.26)
bu aslinda vize turune gore bile degisiyor. mesela bende "talent visa" denen bir vize turu var. yuksek egitimli, oturup kalkmasini bilen, icinde allah korkusu olan, seksi kisilere veriliyor. bu vize partnerle birlikte goc etmeyi kolaylastiriyor.
+3
Sour
(16.02.26)
@Sour, aynı zamanda o vize türünde işten çıkarıldığında sana ülkene dönmen için 15 gün veriliyor. Çok da havası yok yani.
0
Kahvedesu
(16.02.26)
@Kahvedesu, yanlis bilgi diyecegim ama ozel durumlar (ulkeler, kontratlar vs.) olabilir. talent vizesinde 15 gun icinde ulkeden ayrilmayi hic duymadim. en azindan bizde boyle bir durum yok. bunu dusunen insan zaten talent vizesi alamaz :P
+2
Sour
(16.02.26)
''The HQP visa is not a general work permit; it is tied to the specific company that hired you. If they fire you, the authorization is voided.''

''It happened to me. You now have a month to find a new job without your current situation changing. If you manage to find a new job your work visa won’t expire. ''
-1
Kahvedesu
(16.02.26)
@Kahvedesu hicbir sey anlamadim. talent visa ve highly qualified professional visa ayni sey mi? daha once dedigim gibi ayni seyse bunlar her ulkede ayni mi uygulaniyor? ulkene donmen icin 15 gun veriliyor demistiniz, simdi ise tekrardan is bulmaniz icin bir ay veriliyor demissiniz. ayrica bu yazdiklariniz resmi bir kaynak degil, biri "bana boyle oldu" diyerek bir sey yazmis, siz de alintilamissiniz. dolayisiyla yazdiklarinizin hicbiri anlam ifade etmiyor.
+2
Sour
(17.02.26)
Talent visa ve hqv adları farklı olsa da Avrupa Birliği ülkelerinde şartları aynı olmalı. 15 gün ve 1 ay şirketine göre değişebilir bir. Arkadaşımda bu vizeden var. 2 yılı doldurmadan çıkarıldı. Şirketin kendisine söylediği 15 gün. Aynı şartları sağlayan bir yer bulursa uzatabilir. Fransa'da başka olabilir bilemem. Benim durumum da çalışma iznimde mesela X alanında Y şehrinde yazıyordu. Yeniletene kadar başka şehre de gidemedim, başka alanda da çalışamadım. 2.kartta böyle bir sorun yok.

Normal çalışma vizelerinde böyle bir sorun yok. Uzun sürede çıkar ama şartları talent visa ya da HQV gibi ağır değil. Oturum bitene kadar kalabilir ya da işkura başvurup yeniletirsin. Bana inanmıyorsan bulunduğun yerdeki yabancılar ofisine sorabilirsin. Yeni gittiysen kartının arkasına bak, genel mi kısıtlı mı olduğu belli olur zaten. X alanında diyorsa sınırlıdır. konusma ben konusuyorum daha bitirmedim'in dediği gibi.
0
Kahvedesu
(17.02.26)
(6)

İlişkilerde farklı hayat tarzlarının altında ezilmek ve benzeri

pembe nohut
Erkek kişi sosyal medyadaki popüler insanlarla yakınlığı olan (çok yakın), YouTuber ve Instagram fenomeni erkek tayfayla sık zaman geçiren biri. Bunların çoğu Cadde mekanlarından çıkmayan, ortamcı çocuklar ve hatta benzer muhitlerde direkt kendi mekanları var. Kadın tarafıysa o çevreden pek hoşlanmı
Erkek kişi sosyal medyadaki popüler insanlarla yakınlığı olan (çok yakın), YouTuber ve Instagram fenomeni erkek tayfayla sık zaman geçiren biri. Bunların çoğu Cadde mekanlarından çıkmayan, ortamcı çocuklar ve hatta benzer muhitlerde direkt kendi mekanları var. Kadın tarafıysa o çevreden pek hoşlanmıyor, hayat tarzı ve hem karakter hem entelektüel birikim olarak epey farklı olduklarını düşünüyor. Aslında kadına göre bu adamın da o tiplerin arasında işi yok, zaten yaş olarak kendisinden daha küçükler ama işten ötürü haşır neşir olunurken bir samimiyet kurulmuş belli ki. Sık sık bir yerde davet oluyor, e hadi toplaşıp şu etkinlik yapılsın deniliyor, birlikte şu mekana gidelim teklifi ortaya atılıyor falan. Sürekli bir birilerini etiketleme, her yerden tanıdık fışkırma, reklam storysi atma, #davet yazma hali mevcut.

Mesela bugün Bostancı'da mekan açılışı vardı. Kadın yüzeysel, laylaylom, ortamcı bulduğu bu insanlarla zaman geçirmek istemediği için erkek tek başına gitti ama bozuldu da açıkçası. Sosyal çevre dışında aralarında aslında hiçbir problem yok. Normalde dediğim gibi erkek de onlar gibi yetişen, düşünen, yaşayan biri değil ve kadına göre o çevreye sonradan dahil olma çabası içerisinde. Zorunluluklar olur, muhatap olunmak mecburiyetinde kalınır ama bu adamda özellikle bir araya gelme gayreti ve ait olmadığı bir yerde olma arzusu var. Network işi değil, zaten buna ihtiyacı da yok. Ona sorulsa ya eskiden garip işleri, taşkınlıkları olurdu ama artık herkes büyüdü ve olgunlaştı diyor. Kadınsa o çerçeveye ne kendisini ne erkeği bağdaştırabiliyor ne yazık ki. O arkadaşlara dair çok şey yazılır ama daha fazla uzatmak istemiyorum. Biri yakın zamanlarda olan operasyonlardan gözaltına alınmıştı mesela ki bu bile en normali.

Bu farklılıklar zamanla aşılır mı? İki taraf da ortak bir nokta bulabilir mi? Kadın ait olmadığı ortamlara erkeğin hatırına girmeye çalıştıkça suya alışır mı? Veya erkek açıkça kendisiyle ciddi ve uzun vadeli bir ilişki isteğinde olduğunu söylediği bu kadın için zaman içerisinde bu müthiş arkadaşlıklarıyla arasına mesafe koyabilir mi? Yoksa kadın direkt benim bu hikayede yerim yok diyerek onları birbirine mi bıraksın? Yorumlayalım
-1
pembe nohut
(15.02.26)
"Sektör bu, içime sinmese de bu deveyi gütmek zorundayım" tavrı biraz çakal bir tavır. Ait hissetmediği yerde bu derece var olabilen biri beni korkutur. Kendine bunu yapan bana ne yapmaz.
+2
sekizdokuzon
(15.02.26)
bir ilişkide, birbirimizin arkadaşlarıyla buluşmak zorunda mıyız?

en yakın dostlarımızla tanıştırırız birbirimizi, kafalar uyuşursa görüşülür 2-3 ayda bir. onun dışında her hafta görüşmeye gerek yok. herkes kendi arkadaşıyla kendi takılsın.

birdenbire o arkadaş çevresini yok edip, görüşmeyi kesip ne yapsın erkek kişisi? kızın eline mi baksın? bu sefer de kız darlanır.

kadın kişisi o arkadaş ortamından sevgilisine zarar geldiğini düşünüyorsa ve elinde kanıt da varsa, bunu sevgilisiyle konuşsun. eğer kendisi zarar görüyorsa bunu da konuşsun ve olmuyorsa bıraksın.

sonuç olarak ortada zarar görme yoksa, sadece kafalar uyuşmuyorsa, sevgilinin arkadaşlarıyla görüşme olsun bitsin. sevgilin de hiç boşa mızmızlanmasın alınmasın. açıkla "ben hoşlanmıyorum onlardan ama sen görüş tabii ona bir şey elbette diyemem" falan de.

hani bir özel gündür, nişandır düğündür, ona mecbur sevgiliyi yalnız bırakmamak için katılmak gerekir. o kadarı da olur artık yapacak bir şey yok.
0
art cat chocolate
(15.02.26)
'Erkek kötü değil ama çevresi kötü.'
'Erkek bu çevrenin adamı değil ama bıdı bıdı sebeplerle bu çevredenmiş gibi yapıp bu çevreye katlanıyor.'

Yapmayın ablacım, gerçeklikten bu kadar kopmayın. Objektif olabilin biraz.
+3
Mirket
(15.02.26)
Mirket+1

Benim edindiğim izlenim de bahsedilen kişinin o çevrenin bir parçası olmak istediği yönünde.

Uzun vadeyi bilmek ise zor bir sürü değişken işin içine girer. lişki en nihayetinde tarafların birbirleriyle birlikte olma iradesine dayanıyor. Bu iradenin dayanağı da ortak müşterekte buluşabilmek.

Ortak müşterek ile kişinin şahsi arzuları arasındaki mesafe ne kadar büyükse de o kadar acı çekiliyor; ego sürtünüyor, fiziksel ya da duygusal emek miktarı artıyor vb. Yukardaki mevzuda o ortamda olmak kişiye kendini daha özel ve genç hissettiriyorsa, kendini bu ortamın bir parçası olarak kodlamışsa, kimliğini buna dayandırmaya başlamışsa vb., bunlar hayatından çıktıktan sonra tatminsiz ve mutsuz biri olur, haliyle de ilişkinin bir anlamı kalmaz. Ya da benzer şekilde ilişki ile bunlar arasında seçim yapmak zorunda kalırsa da orta vadede bunları seçebilir.
+1
salihdt
(16.02.26)
tam teyze cevabı olacak ama;
-etrafındaki 5 kişinin ortalamasısın
-bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

ayrıca mirket+1

kadın kişisi beyninin onaylamadığını kalbine onaylatmaya, oldurmaya çalışmasın derim naçizane.
+1
Phoebe
(16.02.26)
zamanla aşılmaz.
0
orpheus
(16.02.26)
(1)

Mağaza fiyat farklılıkları

thor44
Bir mağazada 7 bin liraya satılan mont, bir diğer mağazada 22 bin liraya satılıyor. Her ikisi de kocaman kurumsal mağazalar. Bu kadar fiyat farkı normal mi? Aynısı 7 bin liraya satılırken 22 bin lira kim veriyor?
Bir mağazada 7 bin liraya satılan mont, bir diğer mağazada 22 bin liraya satılıyor. Her ikisi de kocaman kurumsal mağazalar. Bu kadar fiyat farkı normal mi? Aynısı 7 bin liraya satılırken 22 bin lira kim veriyor?
0
thor44
(13.02.26)
Firmaların farklı stokları var; ucuza satan, elinde az kalan ve devamı olmayan malı tüketip envanterinde yer açmaya çalışıyor olabilir.

Büyük markalar ürünleri satarken her bir ürün için tek tek "Bunu kaça almıştık" diye düşünmüyorlar; binlerce farklı üründe yakalanması gereken belli bir hacim ve kârlılık oranı var, dolayısıyla da bazı ürünlerin piyasa fiyatlarının çok altına satılması sık rastlanan bir şey.
+3
salihdt
(13.02.26)
(2)

Yabancılarda altın günü var mı?

michael_knight
Bizdeki altın günü gibi bir para biriktirme sistemi yabancılarda da var mı?Sadece ABD, Avrupa değil sorduğum belki yüksek enflasyonlu ülkelerde benzer veya daha iyi sistemler vardır.
Bizdeki altın günü gibi bir para biriktirme sistemi yabancılarda da var mı?
Sadece ABD, Avrupa değil sorduğum belki yüksek enflasyonlu ülkelerde benzer veya daha iyi sistemler vardır.
0
michael_knight
(12.02.26)
Genelde bankalara ve yatırım araçlarına erişimin kısıtlı olduğu ülkelerde var bu tür şeyler. Mesela Afrika ülkelerinde yoğun olarak kullanılıyor. her ülkede farklı bir ismi var ama bu "Gün" sisteminin literatürdeki adı "Rotating Savings and Credit Association" ya da kısaca ROSCA

Bazı ülkelerde özellikle çok yaygın, insanlar aynı anda bir çok güne dahil oluyor. Hatta daha karmaşık türevleri de var. Mesela paranın her dönemde birine dağıtılmayıp biriktirildiği ve sonrasında üyelere faiz karşılığı borç olarak verildiği vb. türevleri var.
+3
salihdt
(12.02.26)
Almanya ve kanadada olmadigini biliyorum.
+1
Purple life
(12.02.26)
(18)

m.ö. 200'de roma'da yaşasaydınız ve 20-30 tane köleniz olsaydı

duyurukullanıcısı
onlara iyi mi davranırdınız kötü mü?mesela kahvaltınızı falan hazırlamış, günaydın, teşekkürler der miydiniz? aynı masada yemek yer miydiniz?
onlara iyi mi davranırdınız kötü mü?

mesela kahvaltınızı falan hazırlamış, günaydın, teşekkürler der miydiniz? aynı masada yemek yer miydiniz?
0
duyurukullanıcısı
(12.02.26)
Şimdi ne söylesem anakronizm olur.

Üvey Baba Halil gibi Köle Sabriyeeee kahvaltımı getir diye böğürmezdim tabi ama aynı sofrada da yemezdim. Tepemize çıkarlar sonra.
+6
yurtsuz john
(12.02.26)
Kölelik sistemine karşıyım ve bu sistemi yok etmek için var gücümle çalışırdım.
-13
rock n roll
(12.02.26)
Net iyi davranırdım. 10 numara muhabbet geyik takılırdık.
-1
gobekliraki
(12.02.26)
erkek kadın fark etmeksizin her gün birisine tecavüz ederdim. üzerlerinde deneyler yapardım. köle gibi davranırdım kısacası. çünkü m.ö. 200 yılında yaşıyorum. medeniyet ne ola ki?
-2
yazar yazmaz yazan yazar
(12.02.26)
eziyet edip türlü işkenceler yapmazdım ama aynı sofrada da yemek yemezdim herhalde.
o zamanın etkisi bende de olurdu. ashur diye spartacusun devam filmi var. tam onun gibi davranırdım.
+1
OgutucuRecep
(12.02.26)
Ruh halime göre ama aynı sofrada yemek de yemezdim herkes yerini bilecek. Acıma yetime demişler.
+2
yakalayamadığın.ışıklar
(12.02.26)
Tabii, aynı zamanda malum dönemlerde Yahudileri evimde saklar ve kölelerin Kuzey’e kaçmasına yardım ederdim. Gerçekte ise bunları yapanların sayısı üç falan. Kendimizi kandırmaya gerek yok. Eziyet etmezdik, ama dışlanmamıza veya kendimizi tehlikeye atmamıza neden olacak şekilde davranmazdık çoğumuz. Şu anda sürdürdüğümüz yaşam tarzı da yargılanacak önümüzdeki dönemlerde.
+1
auroraaurora
(12.02.26)
O zamandaki ortalama bir köle sahibi gibi davranırdım muhtemelen.

Louis CK'den gelsin: www.youtube.com
+1
salihdt
(12.02.26)
MÖ 200 civarında zengin bir Roma vatandaşı olsaydım, dönemin diğer Romalıları nasıl davranıyorsa ben de öyle davranırdım. O çağda kölelik toplumsal düzenin normal ve kabul edilmiş bir parçasıydı. Köle, bugünkü anlamda bir "birey" değil, bir mülk statüsündeydi.
Bu nedenle köleye eşit bir yurttaş gibi "günaydın" ya da onunla aynı masada yemek yemek dönemin sosyal normlarına aykırı olduğu icin yapmazdım. Yapılan iş sonrası da teşekkür etmezdim, çünkü kölenin işi zaten verilen görevi yapmak. Ancak iyi hizmet o dönemde de ödüllendiriliyordu, bundan dolayı güven kazanmış bir köleye daha iyi koşullar sağlardım.
Kısacası dönemin zihniyeti ve toplumsal normları içinde hareket ederdim.
+1
morqos
(12.02.26)
o zamanlarda büyüsem bilemiyorum ama kimseyi köle falan alamam. maaşlı çalışıyorlarsa olabilir.
0
ya ben lan neyse
(12.02.26)
şu an ne desek boş. o gün köle sahibi hatta kölelerine eziyet eden pek çok insan bugün yaşasa "ne köleliği yav!" derdi muhtemelen. o açıdan günün eğitimi, ahlakı, toplumsal düzeni vs. içinde yaşayıp da 2020'lerde yetişkin olan bir insanın kafasıyla düşünmek bence yüzde bir ihtimal filan.

ha karakter-kişilik bazında bakarsak ben kendinden "aşağı" gördüklerine eziyet etmek isteyen kompleksli bir davar değilim, hiçbir zaman olmadım. ister iyi insan olmak, ister empati kabiliyeti, ister benzer yoldan geçmiş olmak... adına ne dersen de. garibana eziyet etmeyi sevmem, bundan beslenmem. o yüzden açıkçası "yav köle de olsa insandır ulan yazık günah" diyeceğimi, iyi davranacağımı düşünüyorum. çocuklarına oyuncak alır, kendilerine de sahip çıkar ve iyi bakardım. neticede hayatlarını bana adamış, benim için çalışan insanlar bunlar. kölelik düzenine karşı çıkacak kadar onurlu & vizyoner bir adam olmazdım muhtemelen ama kendi köleme de iyi davranırdım diye düşünüyorum. sadece ciddiye almadıklarını, zayıflık sezdiklerini düşünürsem DOMINUS SERTLEŞİYOR manşetleri atılırdı gazetelerde. yoksa karşıma alıp çay bile içerdim yani bi sıkıntın var mı aslanım durumlar nasıl hanım nasıl çocuklar nabıyo hiç göremiyorum diye. bana isyan edecek kadar aydınlanmasınlar ama o günkü koşullarda olabildiği kadar onurlu, namuslu ve beni severek yaşasınlar isterdim sanırım.

aslında derin bilgim olmamakla beraber özünde kölelik konseptinin de büyük oranda böyle yürüdüğünü düşünüyorum. tabii ki korkunç örnekleri de var ama her köle sırtına kırbaç vurulan türde değildi. atıyorum sahibine danışmanlık yapan birisi bile resmiyette "köle" diye geçiyordu esasen ama o adamla belki karşılıklı oturup yemek yiyorlardı. biraz şimdiki iş hayatı gibi. bazıları çok zor koşullarda yaşayan, hakları çok kısıtlı köle. bazıları daha iyi durumda köle.
+1
der meister
(12.02.26)
"aynı koşullar içinde bulunsaydım ben de aynı konumda bulunabilir, benzer şeyleri düşünebilir, benzeri şeyler yapabilirdim demeyen, ne kendini ne başkalarını anlamıştır ne de insanlık tarihini anlayabilir."

Alaaddin Şenel.

Kölelik insan medeniyetinde binlerce yıl öyle kilit bir oynamış ki tanrı buyruğu (!) İbrahimi dinlerde bile kölelik açık ve seçik yasaklanamamıştır.

Yani peygamberlerin vs yapamadığı devrimi ben yaparım kafası, insanlık tarihini hiçbir zaman anlayamayacak olan o kafa.

Olacak olan: herkes nasıl davranıyorsa sen de öyle davranacaktin. Ha belki cezalandirirken 50 kırbaç değil de 40 kırbaç atarak çok iyi davranabilirdin :)
+1
makbur
(12.02.26)
Hiç kimseyi kendimden daha aşağıda ya da daha üstte görmüyorum. Kimse benim kölem olamaz ben de kimsenin kölesi olamam.

Hiç bir canlıyı mal statüsünde görmedim hiçbir zaman ve görmeyeceğim. İnsanlık tarihini, başkalarını anlamak ya da anlamamak umurumda değil. O dönemde yaşasam kendi işimi kendim görürdüm.

Bu arada 10 eksi oy almışım, şaşırdım gerçekten. Kölelik sistemine karşı olmak takdir edilmesi gereken bir düşünce aslında ama ne çok meraklı varmış kölelik sistemine.
-3
rock n roll
(12.02.26)
(bkz: Pareto principle)
%20 yasar , %80 kolelik yapar. hangi cagda yasadiginin pek onemi yok.
0
cooperr
(12.02.26)
bu soruyu cevaplayanların tamamı köle olurdu muhtemelen ama cevaplayayım yine de.
o zaman köleye nasıl davranılıyorsa öyle davranırdım. hatta köleliğin amansız savunucusu olurdum gibime geliyor.
0
Hallegadola
(13.02.26)
@ rock n roll, sanırım gereksiz duyar kastığın için eksilenmişsin.

kimse burada kölelik övmüyor. soru zaten "şöyle şöyle olsaydı nasıl yapardınız" sorusu. Sen gelmiş "hayır şöyle şöyle olamazdı ben karşıyım" diyorsun. Konu o mu şu an allasen.

neyse cevaba gelirsek; az verip hırsız etmez, çok verip arsız etmezdim +1

bugün bir çalışanına, hizmetçiye, bakıcıya, temizlikçiye bile fazla iyi davran, müsamaha göster hemen tepene çıkıyor, sululaşıyor, arsızlaşıyor... köleye öyle iyi davranırdım diyen minnak kalplerinizi yerler.
+4
ananiyimioguz
(13.02.26)
Bugünün şartlarıyla cevap verip kendimizi kandırmayalım, neredeyse hepimiz çağın gereğini yapardık.

Ricky gervais:
www.instagram.com

Ama ben de iyi davranırdım kölelerime Rickyciğim gibi:
youtube.com
0
kullanicadi
(13.02.26)
Ne münasebet!
0
lazor
(15.02.26)
(10)

Kucuk milletler 5 yil sonrasini

lapaz
Buyuk milletler bir asir sonrasini mi dusunur ve yasar? Turkler cok gunubirlik yasiyo sanki bana mi oyle geldi
Buyuk milletler bir asir sonrasini mi dusunur ve yasar? Turkler cok gunubirlik yasiyo sanki bana mi oyle geldi
+1
lapaz
(11.02.26)
size oyle gelmiyor. turkler kurumu ve kurali sevmez. bir asir sonrasini dusunebilmek ve tasarlayabilmek icin bugunden sabitlenmis, degismeyen referans noktalariniz olmali. bizde boyle baglayici unsurlar yok.
+5
Sour
(11.02.26)
türk milleti diye bir şey mi kaldı ortada ki yarını düşünsün. eflatun'un siyaset yapmazsan siyaset yapanlar seni yönetir sözünü yaşıyor bu ülke 85 senedir.

milleti tarihine sövdüre sövdüre bitirdiler. yüz yıllardır sömürge niyetine kullanılan bir yere dönüştü, bir atatürk denedi kırmayı onun da ömrü yetmedi.
-2
gule gule
(11.02.26)
Türkiye bence israfta apayrı bir ülke. İnsanlar tüketim ile mutsuzluktan kurtulabilecegini sanıyorlar.
-1
michael harddd
(11.02.26)
1800lerin ikinci yarısından beri tek politikamız var: denge politikası
0
Hallegadola
(11.02.26)
Değil bir asır sonrasını, bir dakika sonrasını tahmin edemeyiz özetle.

İki örnek vermek istiyorum;
1- Benzer kategorideki en sevdiğim filmlerden biri, Alman yapımı (bkz: Lola Rennt )

2- Kuran-ı Kerim - Rahman Suresi
كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فٖي شَأْنٍۚ
- O, her an, Bir yaratma halindedir.
-4
love and trust
(11.02.26)
Bu Türkiye'ye özgü bir şey değil. Öncelikle "Yüz yıl sonrasını görmek" diye bir şey zaten mümkün değil. Ancak gelişmiş ülkelerin orta vadeli politikaları, bu politikaları iktidardaki partiden bağımsız yürütecek bir siyasi - bürokratik kültürleri, nihayetinde de askeri ve finansal güçleri var. (Ya da en azından vardı. Trump falan derken bunun orada da ne kadar kaldığı tartışılır)

Türkiye gibi ülkeler ise her şeyden önce etki eden değil, etkilere tepki üreten tarafta; ekonomisi ve siyaseti reaksiyoner. Bu da politikanın da popülizmin en dip noktasında olmasını kendince zorunlu kılıyor, zira millet açken gidip öyle uzun vadeli siyaset falan yapamazsınız; ufkunuz bir sonraki yerel ya da genel seçimlerle sınırlı, o da iki, üç yıl demek.
0
salihdt
(11.02.26)
Kücük millez büyük millet ne güzel kafalar bunlar
-2
Purple life
(11.02.26)
Millet değil Devlet. Onu baştan düzeltelim.

Küçüklük, büyüklükten değil, Zenginlik, fakirlikten bahsediyoruz. Bunun da Devletler seviyesindeki adı Gelişmiş ve Gelişmemiş devletlerdir. Gelişmemiş devletlerin de gururu zedelenmesin diye Az gelişmiş, hatta onunla da yetinmeyip, Gelişmekte olan devletler diyoruz.
Türkiye bir Gelişmekte olan Devlettir.

Bugünün Dünyasında Devletlerin, varolabilmek için kendi kendine yeterli olması, aldığıyla sattığının birbirini karşılaması gerekmektedir. Enerji ithal etmek zorunda olan bir Devlet olduğumuz için ve bunu karşılayabilmemiz için dışarıya teknoloji satmamız gerekmekte çünkü doğal kaynak olarak da tarım olarak da Dünya ile rekabet edebilecek güçte değiliz.
Turizm biraz damlıyorsa da maşrapayı dolduramamaktadır.
Bu durumda borç ile geleceği ipotek etmek dışında çare kalmamakta.

Günü kurtarmak için boğazdaki köprüyü, pardon, mutfaktaki tencereyi diyecektim satmayı düşünen bir aileye 3-5 yıl sonrasının hesabını sormak çok akılcı durmuyor bu durumda.
0
Mirket
(11.02.26)
tam facebook profil arkasi sozu
0
antikadimag
(11.02.26)
turkish people en "zen", "ruhani", "tasavvuf ehli" adına ne dersen insanlar olduğundan (‐muzdan) anı yaşıyor ki bu da halkımızı en büyük yapıyor.

"ben, pollyanna" uluslararası en iyi film oscarı ile 2026'da adayım.
-2
klassno
(12.02.26)
(6)

Batıda " susma hakkı "

diyecevaplandı
Bu haberden dolayı sormak istedim (Niteliği itibariyle bu olaylar zinciri zamanla iyice sulandırılacak gibi de duruyor.)https://i.hizliresim.com/tidw6eu.jpgABD filmlerinde de polis, "susma hakkına sahipsin" diye zanlıya haklarını belirtiyor.Bizim kültürümüzde zaruret halinde dahi birinin susması ge
Bu haberden dolayı sormak istedim
(Niteliği itibariyle bu olaylar zinciri zamanla iyice sulandırılacak gibi de duruyor.)
i.hizliresim.com
ABD filmlerinde de polis, "susma hakkına sahipsin" diye zanlıya haklarını belirtiyor.

Bizim kültürümüzde zaruret halinde dahi birinin susması genel manada , "evet " veya kabul etmek demektir.
Genel olarak batıda ( veya ABD özelinde) kendi halk kültürlerinde, hukuki manada (kovuşturma veya soruşturmada ) susmak ne demek oluyor, nasıl yorumlanıyor ?
Pişman olma manasına da geliyor mu ?
0
diyecevaplandı
(10.02.26)
Hukuk ile kültürü karıştırmışsın. Batıda, savcıların gücünü kötüye kullanmasının önüne geçebilmek için konulmuş bir kural. Hani fıkrada diğerleri suçluyu hızlı şekilde bulurken Temel döve döve suçlu çıkarmış ya, o hesap.
+2
osssy
(10.02.26)
@osssy hukuk ile kültürü karıştırmadım.
Hukukta , hem kültür, hem anane hem de inanıştan etkilenir. Onlardan pay alır .
-3
🌸diyecevaplandı
(10.02.26)
Pişman olma manasında falan anlaşıldığını zannetmiyorum.

Bu dizilerde filmlerde duyduğunuz "sessiz kalma hakkına sahipsin" ile başlayan şeyin adı miranda rights. Bu haklar ve sessiz kalma hikayesi de fifth amendment'tan geliyor. Mesela bir mahkeme sahnesinde soru sorulan şahsın "i plead the fifth" dediğini de duyabilirsiniz. Bu fifth amendment ile herkese verilen "sessiz kalma hakkı" aslında şu, hiçkimse polis veya herhangi bir otoriteye kendisini suçlu hale getirecek bir şey söylemek zorunda bırakılamaz. Susma, hiçbir şey söylememe hakkı vardır. Sorulan soru her neyse, cevap vermek zorunda bırakılamaz.
Burden of proof yani kanıtlama yükümlülüğü kolluk kuvvetindedir. Sanık herhangi bir soruya cevap vermeye zorlanıp, kendi aleyhine ifade vermek zorunda bırakılamaz yani.

Nasıl yorumlandığı kişisel bir düşünce ve bir kovuşturma bağlamında hiçbir önemi yok. Çünkü istediği kadar negatif yorumlansın, bu tarz bir senaryoda kişinin suçlu bulunabilmesi için proof beyond a reasonable doubt gerekiyor. Yani makul bir şüphenin ötesinde ispat edilmesi gerekiyor suçun. Bunu da sanığın kendisini kullanarak yapamıyorsunuz. O itiraf oluyor çünkü. Savcılık tarafı elindeki kanıtlarla kişinin şüphenin ötesinde suçluluğunu ispatlamakla ve jüriyi ikna etmekle yükümlüdür.
+1
cay koy geliyorum
(10.02.26)
Hukuken aleyhte ya da lehte bir etkisi yok.
Ama savcı veya jüri karşısındaysan, tabi ki hakkında olumsuz algı oluşur.
0
parka
(10.02.26)
Çay Koy Geliyorum +1

Ortada yorumlanacak bir şey yok. Kolluk kuvvetinin ya da savcının, sanığın susması üzerinden bir yorumu (Ya da daha doğrusu kendi şahsi yorumunun bir anlamı) ya da yaptırımı olamaz.
Hatta asıl suçsuz insanın konuşmaması daha mantıklı zira yine yukarda bahsedildiği gibi bir suç varsa bunu kanıtlaması gereken iddia makamı. Bunu da delilleri bularak yapması lazım. Hukuk sistemini, iddia makamının ya da kolluğun soruşturmasının detaylarını bilmeyen sanığın konuşarak sağlayacağı bir fayda yok. Tam tersi kendini aklamaya çalışırken söyleyeceği bir şey gereksiz yere daha çok başına sorun açabilir. O yüzden en iyisi susup avukata danışmak.
0
salihdt
(10.02.26)
Konuları birbirine karıştırmışsın, karıştırdığını söyleyene de karıştırmadım deyip alakasız şeylerden bahsetmişsin.

Bizim kültürde “sükut ikrardan gelir” denir. Dediğin gibi susmak kabul etmek anlamı taşır. Ama bir bak bakalım bizim hukukta konuşamama hakkı neymiş. Nasıl yorumlanabilir nasıl yorumlanamazmış.

Sorunu dayandırdığın yer yanlış en başta.
0
lazor
(15.02.26)
(8)

AI'ın tehdit ettiği bölümleri okuyanlar...

msb
Grafik Tasarım mezunuyum. Aynı okula/bölüme şimdi girsem yapay zeka gelişmeleri motivasyonumu yok ederdi diye düşünüyorum.Benim henüz öğrenmeye çalıştığım şeylerin fersah fersah ötesini yapan bir yazılım benim bütün şevkimi kırar, sabahlara kadar proje üretecek gücü bulamazdım sanırım kendimde.Böyle
Grafik Tasarım mezunuyum. Aynı okula/bölüme şimdi girsem yapay zeka gelişmeleri motivasyonumu yok ederdi diye düşünüyorum.

Benim henüz öğrenmeye çalıştığım şeylerin fersah fersah ötesini yapan bir yazılım benim bütün şevkimi kırar, sabahlara kadar proje üretecek gücü bulamazdım sanırım kendimde.

Böyle bölümlere yeni girmiş/girecek gençler ne hissediyor merak ettim.
0
msb
(08.02.26)
Buna pek bakan yok. AI masa başı iş yapan her bölümü etkileyecek. Özellikle sayısal bölümler ve tasarım tarzı bölümler. Geriye sosyal bilimler veya İİBF bölümleri kalıyor. Bunlarda da iş yok.
+1
runaway
(08.02.26)
işini iyi yapan herkes yapay zekaya rağmen iş bulur, giren çıkan juniorlara veya işini ciddiye almayanlara olur. ben yazılımcıyım şuan yetişen juniorlar bu yapay zekaya fazla sırtını dayıyor o yüzden kendi fikirleri yok çoğunun. piyasa adapte olur yeni düzene. geleceğini düşünen varsa olabildiğince az yapay zeka ile işini iyi öğrenmeye baksın.
+1
nahtoderfahrung
(08.02.26)
fotoşop da fotoğrafçılığı bitirecekti, dijitale geçti. geçemeyen akademide estetik üzerinden analog okşuyor. llm ya da ganlar bir araç, meslek bitiremez. x bir içeriği 42 layer üretmiyor, gelecekte de 42 layer üretebilmesi için grafik tasarımcının ona bunu anlatabilmesi lazım.

ne zaman ki biri savunmasında "ben sadece ai ne derse yaptım" der, o gün itibariyle sıkıcı ve gözden düşmüş, kurumsallara kakalanan bir araç olarak hayatına devam eder. başka şeyler böyle gözünüzde büyür filan.
0
klassno
(08.02.26)
Bence henüz farkında değiller çünkü hem görece başındayız, hem de tam olarak nereye gideceğini bilmiyoruz. Ancak sadece 4-5 büyük şirketin (Amazon, Google, Microsoft, Facebook vb.) 2026'da AI için yapacağı altyapı yatırımı 600 milyar dolar seviyesinde. Bu yarışın sonunda illa bir şeyleri değiştirecek ürünler çıkacaktır. Eğer AI bu şirketlerin umduğu yöne gider ve devletler de buradan doğacak verimlilik artışını topluma paylaştıracak adımlar atmazlarsa tünelin ucu güzel bir yere çıkmayabilir.

1 - AI'ın ciddi sosyal etkileri olması için meslekleri tamamen bitirmesi gerekmiyor; 1 milyon insanın çalıştığı bir sektörde %20 verimlilik artışı kabaca 200 bin işsiz insan demek. Bir ülkenin görece iyi kazanan, en çok vergi ödeyen, en çok tüketim yapan orta, orta-üst gelirli grubunun %20'sinin işsiz kalmasının yaratacağı yıkıcı ekonomik etkiyi tahmin bile edemiyorum, ki bunun bir de sosyal ayağı var.

2 - "Alanında iyi olan hep iş bulur" çok subjektif; AI genel olarak süreçleri basitleştiriyor ve iyi olanla olmayan arasındaki farkları azaltıyor. Diğer yandan meritokrasi hiçbir zaman düzgün çalışmadı, zaten öyle olsaydı "Kötü çalışan" diye bir şey kalmazdı, zira bunlar iş bulamazlardı. Çalışan havuzu daraldığında işinde iyi olanların da bir kısmı işsiz kalacak. Tabi burada baskılanacak maaşları da işin içine katmak lazım. Sorun sadece iş sahibi olmak değil, hayatı idame ettirecek para da kazanmak. Bir alanda yüzbinlerce her deneyim seviyesinden fellik fellik iş arayan, kendilerini geliştirmeye çalışan insan varken "Ben işimde çok iyiyim, hem AI'dan etkilenmedim hem de çok iyi maaş alıyorum" genel geçer bir durum olamaz.

3 - AI emek yoğun bir tekonoloji değil, varlığının sebebi her şeyi çok daha hızlı ve verimli yapmak. Kazandırdığı verimliliğe ve dolayısıyla neden olduğu işsizliğe denk bir iş alanı yaratması bence imkansız.
Kaldı ki diğer bir sorun da, o iki grubun aynı olmaması: Yani "Marketlerde artık kasiyer yok, otomatik kasa var, kasiyerlere gerek kalmadı. Ama otomatik kasaların yazılımı var, bakımı var" örneğinde o işsiz kalan kasiyerler bir anda teknisyen ya da yazılımcı olmuyor. Bu tür bir dönüşüm büyük ölçekte imkansıza yakın.

4 - Orta vadede mavi yakalılar da tehlikede zira robotiğe de çok ciddi yatırım yapılıyor. Mesela Amazon'un en büyük derdi depolarını tamamen otomatize edip insanlardan kurtulmak.
+2
salihdt
(09.02.26)
eğer global bir düzenleme olmaz ise tünelin ucu hiç de iyi bir yere çıkmıyor. sorun şu ki ai, robotlar vs. insanların işini elinden aldıktan sonra. üretilen ürünler, hizmetler kime satılacak? herkes işsiz kalınca alıcı kim olacak?
0
surprise
(09.02.26)
ai'dan bağımsız olarak global bir iş kıtlığı var. ai'ın girdiği veya girebileceği işler zaten çoktan bitik.

yazılım pandemi döneminde bir zıplama yaptı ve sonrasında önceki konumuna döndü. herkes yazılımcı maaşı diye internette gördüğü rakamlara kanarak yazılımcı olmak istedi. google'da herhangi bir meslek için arama yapıldığında yakın rakamları görmek mümkün.

kısacası zaten bir durgunluk var. ai etkisi sanıldığı kadar fazla değil ve olmayacak
0
michael harddd
(09.02.26)
salihdt +1. Harika ozetlemis
0
hot potato
(09.02.26)
Yanıtlar için herkese teşekkürler. @salihdt sana ayrıca teşekkürler.
0
🌸msb
(11.02.26)
(6)

En sevdiginiz Bob Dylan sarkisi

banach
ya da sarkilari? paylasin da dinleyelim. ben "blowin' in the wind" diyorum.
ya da sarkilari? paylasin da dinleyelim. ben "blowin' in the wind" diyorum.
0
banach
(07.02.26)
Johnny Cash ile söylediği Girl from North Country: open.spotify.com
Mr Tambourine Man: open.spotify.com
+3
Amaranta ursula
(07.02.26)
Hurricane
+1
grimavi
(07.02.26)
Series of dreams
+1
ground
(08.02.26)
All i really want to do, ilk bu geldi aklıma.
+1
(08.02.26)
En sevdiklerimin biri: Leopard-Skin Pill-Box Hat
+1
salihdt
(08.02.26)
changing of the guards
idiot wind
+1
n62
(08.02.26)
(15)

yaşadığınız şehirden soğudunuz oldu mu..

iwillsee
görece yaşanabilecek bir şehir.. eskiden gençken çok severdim.. ama bir şeyler oldu ve ben bu şehre aşırı soğudum şu an hiç sevmiyorum burada yaşamak bana eziyet ediyor.. özellikle yurtdışına gidip geldikten sonra.. bir de herkesin malumu genel sorunlar işte.. iş yerinden dolayı uzun yıllar orada ça
görece yaşanabilecek bir şehir.. eskiden gençken çok severdim.. ama bir şeyler oldu ve ben bu şehre aşırı soğudum şu an hiç sevmiyorum burada yaşamak bana eziyet ediyor.. özellikle yurtdışına gidip geldikten sonra.. bir de herkesin malumu genel sorunlar işte.. iş yerinden dolayı uzun yıllar orada çalışmak ve yaşamak zorundayım.. ama ne yapacağımı bilmiyorum. her şey gözüme batıyor.. huzur ve neşe bulamıyorum.. böyle bir süre. geçiren oldu mu.. aslında temelli yurtdışına gitmek geliyor içimden ama işle ilgili durumlardan dolayı bu mümkün değil.. benzer süreçten geçtiyseniz nasıl aştınız.. sevdiğim mekanları düşünüyorum yok ısınamıyorum içimden bir şeyler kopmuş..sevdiğim insanları düşünüyorum hala onları seviyorum ama bu şehiri bana sevdirmiyor..bir de sonuç olarak şehirden komple soğuma/bağ hissetmeme/şehirde kalmak istememe/her mekanın batması ve bana huzur vermemesi gibi şeyler var.. siz nasıl aştınız.. neler yapılabilir.
0
iwillsee
(06.02.26)
İzmir'de yaşıyorum. Bu şehrin trafiğinden , bitmeyen yağmurlarından, sellerinden, her yerin sürekli şantiye alanı gibi olmasından, otopark probleminden , her şeyinden aşırı derecede sıkıldım. Bir miktar daha param olsa çalışmayı komple bırakarak çözeceğim. Mesai saatlerinde uyuyup , gece yaşayarak , hayatıma benim gibi çalışmayan bir insan alarak çözeceğim, ama nasip kısmet bu işler.
0
loch ness
(07.02.26)
ozellikle son 5 senedir yurtdisinda anlattigin sekilde yasiyoruz.
yer degistirmekten baska care yok, ama tasinmak istedigimiz yerler malesf asiri pahali, altinda kalkma olasiligimiz dusuk. arayis icindeyiz.

dikkat etmen gereken nokta, yurtdisi her zaman cozum degil malesef, cunku yurtdisinin da her yeri ayni kalitede degil. bir anda kendini daha buyuk bir cikmazda bulabilirsin, dikkat et.
0
cooperr
(07.02.26)
Ben kalabalık ve trafiği yoğun olan hiçbir yerde yaşayamıyorum. Izmir aynen böyle bir yer. Büyükşehir desen değil, taşra desen değil. Ne olduğu belli olmayan bir yer. İzmir ve seksi kızlar muhabbeti tarihin en büyük atmasyonlarından biridir.
+1
runaway
(07.02.26)
ankara'dan cok sogumustum. sogunmayacak gibi degil.
trafik vs her sey cok kötüydü. cok mutsuz olmustum.
-1
Purple life
(07.02.26)
Uzunca süre Mersin’de yaşadım artık insanların öküzlüğüne, sınır bilmezliğine tahammül edemiyordum ki İstanbul’a taşındım. İstanbul çok mu iyi derseniz valla öyleydi, metropol düzeni diye bir şey var. Kimse kimseyle muhatap olmuyordu, herkes işinde gücünde metroda kalk bana yer ver baskısı yoktu mesela. Mersin’de özellikle belediye otobüsüne binenler bilir ki yaşlı terörü diye bir şey var. Mersin’in İğrenç nemi de cabası…
Neyseki şimdi bambaşka bir şehirdeyim.
0
ekimoloji
(07.02.26)
doğduğum şehiri hiç sevmedim, ancak 15 sene sonra tayinim çıktığı için o şehire taşınacağım. şu an egede büyük bir ilçede yaşıyorum. büyük bir ilçe bile olsa, insanlar köylü.
manzarası güzel, trafiği az, eğlenceli bir şehiri kim istemez ki? türkiyede o standartta bir şehir yok. en yaşanılır şehirler bile trafikten bitmiş durumda. avrupada sakin güzel bir şehirde yaşamak isterdim. mesela le havre.
0
mikahakkinen
(07.02.26)
Avrupa yakasının ortasında yaşayıp, Anadolu yakasının ucunda çalışmaya başladığımda İstanbul'dan tiksinmiştim.
0
salihdt
(07.02.26)
İstanbul’da ikamet eden herkes gibi buradan nefret ettiğim ve “buradan başka yerde yaşayamam” dediğim çok fazla an yaşıyorum, bazen bu iki duyguyu aynı günde bile yaşayabiliyorum.
0
mutekebbir
(07.02.26)
Aynı yerde 3 aydan fazla kaldığımda sıkılıyorum. Bu böyle aşırı havalı bir şey diye anlatmıyorum. Benim gördüğüm hiçbir insan topluluğu çok büyük erdemlere hizmet ettikleri için bir arada değillerdi, dolayısıyla bir yerde çok fazla kalırsan ya avlanmaya başlıyorsun ya da av oluyorsun. Bir yerde uzun süre kalıp da sıkılmamak, illallah etmemek mümkün değil gibi geliyor bana.
0
sekizdokuzon
(07.02.26)
ingiltere tatilimden geldiğimde bana da oldu bu. hala etkileri sürüyor. bu şehirden değil bu ülkeden gitmek istiyorum. umarım gidebilirim.
0
art cat chocolate
(07.02.26)
sehri gectim ben dogup buyudugunm semte bile cok asigim. biktigim, bunaldigim cok olsa da imkanlarim, standardim yerindeyse sevdiklerime yakin olmanin hakli huzurunu yasiyorum
0
ala09
(07.02.26)
İstanbul'da bir ara sıkmışlığım oldu. Kalabalığı ve gürültüsü bezdirmişti beni.
0
put it in your appropriate place
(07.02.26)
şu an gölcük'teyim (kocaeli) ve aşırı soğumuş durumdayım. çocukken yaz tatillerinde anneannemlerin ve arkadaşlarımın yanına geldiğim için çok sevdiğim bir yerdi. yetişkinliğimde annemin taşınmasıyla zaten "ikinci evim" oldu. 18-30 yaş arasında hemen her boşluğumu burada geçirdim. ayrıyken özledim.

şimdi mecburiyetten dönmüş durumdayım ve hiç sevmiyorum. barınma masrafımın çok düşük olması tek avantajı. ha ben zaten sosyal bir adam sayılmam ama burası bana fazla hayatsız geliyor. yaşarken nefret ettiğim istanbul'un kaosunu özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi. zaten sevdiğim ankara'yı da rüyalarıma girecek kadar özlüyorum açıkçası.

ben kendisi "akan" bir adam değilim ama "akan" şehirde "akmayan" insan olmayı seviyormuşum onu fark ettim. küçük yerde mental olarak bunalıyorum. hiçbir şey olmuyormuş, olmayacakmış gibi geliyor. büyük şehirde olmasa bile "olabilir" düşüncesi enerji veriyordu. üstelik burası benim için memleket/aile evi sayılır yani... kimseyi tanımadığım rastgele küçük bir yer olsa iyice fıttırırdım herhalde.

bi yandan şikayet etmeyi de aslında şımarıklık olarak görüyorum. üç kuruşla yaşayabildiğin, yürüyerek yarım saatte sahile inebildiğin bi yer. havalar soğuk değilse daha sevimli oluyor. merkezi sayılır. istanbul yakın, bursa yakın, eskişehir ve ankara bile yakın, asıl memleketim olan trakya yakın vs... benim derdim biraz muhitle ilgili galiba. küçük ilçenin bile içinde ufak tefek bi yere sıkıştım, para olsa daha hoş bi dairede daha az boğucu bi sokakta yaşasam belki bu kadar rahatsız etmezdi.
+1
der meister
(07.02.26)
Doğduğum ve büyüdüğüm şehir izmiri çok severdim, zira son 10 sene öncesine kadar bostanlı gerçekten güzel bir yerdi öğrenciyken ara tatillerde tatillerde izmire dönmek için can atardım.
Gene son 10 seneye kadar istanbul anadolu yakası sahil kısımlarını bayağı severdim, bostanlının biraz kalabalık lüks hali gibiydi, okul-iş sebebi ile istanbula 10 sene önce yerleşince bu bölgelerde aslında mutluydum.

Son 2-3 senedir istanbulda boğulduğumu hissediyorum zira gerçekten takip edilebilir bir kalabalıklaşma, düzensizleşme var, gece 12'de bile şehir dışından istanbula girmek bir olay oldu.

Memleketime de dönmek istemiyorum, istanbulda da yaşamak istemiyorum. Herkes ankara için de aynı şeyleri söylüyor ne yapacağımı bilmiyorum sadece boğuldum ve çok mutsuzum.
0
denizgonen
(08.02.26)
şehir değildir sevmediğin. şehre anlam katan anılar, insanlar, ilişkiler azalmıştır, yok olmaya başlamıştır. şehre yorma bence, aynaya bak.
0
ankarakecisi
(08.02.26)
(6)

fiyat gösteren websitesi kurmak yasak mı?

plastic_angel
hepsiburadadaki bir ürünün fiyatını kendi sitemde hepsiburada bu kadara satıyor, bak bu da linki diye göstermek suç mu?
hepsiburadadaki bir ürünün fiyatını kendi sitemde hepsiburada bu kadara satıyor, bak bu da linki diye göstermek suç mu?
0
plastic_angel
(05.02.26)
cimri, akakçe'nin yaptığı da bu değil mi? suç olsa ayakta kalamazlardı.
+1
inheritance
(05.02.26)
onlar anlaşmalıdır. her siteyi göstermiyolar sonuçta.
-1
jelly bear
(05.02.26)
ticari faaliyeti varsa yasak ama sitendeki blog yazısında bahsedebilirsin.
cimri ve akakçe'de fiyatların görünmesi için onlara tıklama başına para ödüyorsun.
0
duyuruuser
(05.02.26)
arçelik XYZ ürünü hepsiburada sitesinde 10 TL. ahanda bu da linki demek yasak mı diyorsun yani?
buna deep linking deniyor ve tüm sayfa içeriğini kopyalamıyorsan amerikada yasal.
türkiyede yasak olduğunu neye dayanarak söyledin?
0
🌸plastic_angel
(05.02.26)
telegram bu gibi sitelerdeki ürünlerin indirimlerini anlık gösteren gruplarla dolu. Her birisi senelerdir aktif. sorun olacağını sanmıyorum
0
hakmut
(05.02.26)
Açıkçası neden hukuki bir sorun olsun bilemiyorum. Eğer içerik alırsanız; mesela ürün açıklaması, sitedeki yorumlar vb. gibi belki onun üzerinden bir yaptırımı olur amd ürünün fiyatı ürüne dair temel, halka açık bir bilgi sonuçta.

Eğer bunu çok büyük ölçekte yaparsanız muhtemelen bağlantı kurduğunuz IP'yi banlarlar, veri çekemezsiniz. Bunun etrafından dolaşmaya çalışırsanız belki bu konuda da yasal bir yaptırım olabilir, bilemedim.
0
salihdt
(06.02.26)
(3)

bu yatirim tavsiyesi neden bahsediyor?

warrior princess
ve turkiye'den yapilabilirligi var mi eger gercekciyse? https://i.pinimg.com/736x/0a/1f/9e/0a1f9e45a364d8c7aced604d1c2a9136.jpg
ve turkiye'den yapilabilirligi var mi eger gercekciyse? i.pinimg.com
0
warrior princess
(05.02.26)
Amerika’daki yatırım şirketleri bunlar, buradan hesap açmak mümkün mü bilmiyorum fakat yaptıkları şey uzun vadeli etf’ler, fonlar falan almak olmalı. Bunu kendiniz de yapabilirsiniz. Görsel çok basitleştirmiş her şeyi, daha bunun vergisi, fon gideri, komisyonu vs. vardır. O kadar uzun vadede direkt ‘paranız şu kadar olacak’ demek doğru değil. Türkiye’den de Amerikan etf’leri alınabilir ya da benzeri bir kurgu Türkiye hisseleri/fonları için yapılabilir. Öyle sihirli bir şey değil yani.
0
orient blue
(05.02.26)
Bahsettiği şey kabaca S&P 500 gibi bir endekse yatırım yapmak. Vanguard vb. şirketlerin bu tür fonları (ETF) var ve bu tür fonlar sanırım çeşitli yurtiçi kurumlar (Garanti Yatırım, Midas) ile ya da bizzat yurtdışı şirketler üzerinden (Interactive Brokers) alınabiliyor. Amerikan Borsası'nın dolar bazında ortalama %7, %8 getireceğini varsayarsanız ekran görüntüsündeki tutarlara yakın bir hesap çıkıyor.
0
salihdt
(05.02.26)
Bu bir ara Türkiye'de dillerden düşmeyen bir konuydu. Ekşi'de falan boy boy başlıkları vardı. Aramaya üşendim de bileşik faizin güçü, bileşik getiri, finansal emeklilik diye aratırsan yapılabilirliğine dair yazılar bulursun. Bizdeki gibi enflasyonist ortamlarda olabileceğine ben katılmıyorum. Kira geliri gibi sabit temettü veren Amerikan ETF'lerine yatırım yaparak ve belirli bir süre alınan temettülere hiç dokunmadan tekrar o ETFe yatırarak başarılabilir bir şeydir bu.
0
Mirket
(05.02.26)
(4)

Tezsiz yüksek lisans

egerbiryolcu
Yapan var mı?Size kattıkları ne oldu? Önerir misiniz? Tezsiz olduğu için diploma notunun önemi nedir ve üniversite seçimi olarak öneriniz olur mu? (Benimki 3.56)Mesleğim öğretmen. Branşimla ilgili alanda düşünüyorum akademik ilerleme düşüncem yok kendimi geliştirme mesleğime katki amaçlı istiyorum.
Yapan var mı?
Size kattıkları ne oldu? Önerir misiniz? Tezsiz olduğu için diploma notunun önemi nedir ve üniversite seçimi olarak öneriniz olur mu? (Benimki 3.56)

Mesleğim öğretmen. Branşimla ilgili alanda düşünüyorum akademik ilerleme düşüncem yok kendimi geliştirme mesleğime katki amaçlı istiyorum.
0
egerbiryolcu
(02.02.26)
@arbre olumsuz yönlerinin de detaylarını bilmek isterdim.
0
🌸egerbiryolcu
(02.02.26)
Oldukça uzun bir süre önce yaptım;

Diploma notunun pek önemi yok sanırım, özellikle de özel üniversitelerde. Ben mezun olduğum lisans dışında, çalışmak istediğim alanda yaptığım için diplomanın kariyerimde belli bir faydası oldu ancak verilen eğitimin kendisinin ne kadar faydalı olduğu tartışılır.
Şu anda yapacak olsam muhtemelen ilgili alanda aktif olarak çalışan insanlarla tanışabileceğimi düşündüğüm, akademik kadrosu da sağlam bir okulda yapmaya çalışırdım, ki bence bunlar tezsiz yüksek lisans için bulması görece zor şeyler. Tersi durumda bence o parayı da, emeği de sarfetmeye gerek yok.
0
salihdt
(02.02.26)
- Size kattıkları ne oldu?
+ Askerliği 1 sene ertelenmesine çok büyük bir katkı sağladı. O sene (2018) bedelli askerlik çıkmıştı. Ondan faydalandım. Dolasıyla hayatımdaki kırılma noktalarından biridir. Ayrıca akademinin bana göre olmadığını anladım.

- Önerir misiniz?
+ Askerliği ertelemek için yaptığımdan dolayı önermem ve önermemem doğru değil.
0
put it in your appropriate place
(02.02.26)
Diploma notunun bir önemi yok. Mesleğine katkısı olmaz. Üniversite seçiminin de bir önemi yok. Zaten hepsi tezsiz yüksek lisansa para için bakıyorlar. Kağıt üstünde işe yarabilir sadece. Eğer okuduğun bölümden farklı bir alanda çalışıyorsan en azından mesleğinle ilgini böyle açıklarsın.
0
nickini vermek istemeyen uye
(02.02.26)
(2)

Hibrit Çalışanlar

darthvader
Pazartesileri evden mi çalışıyorsunuz ofisten mi? Haftanın ilk günü çalışmak için sizce hangisi daha uygun ?
Pazartesileri evden mi çalışıyorsunuz ofisten mi? Haftanın ilk günü çalışmak için sizce hangisi daha uygun ?
0
darthvader
(02.02.26)
Genelde ofise gidiyorum. Haftada 3 gün ofise bekleniyoruz. Pazartesi gitmeyince önümüzdeki 4 günün 3 gününde ofiste olmak zorunda olacak olmak beni darlıyor biraz. Haftanın kalanını da mümkün olduğunca eşit dağıtmaya çalışıyorum.
0
mbond
(02.02.26)
İki gün ofisten çalışırken Salı - Perşembe ofise gidiyorum.
Üç gün çalışırken Pazartesi - Çarşamba - Perşembe
0
salihdt
(02.02.26)
(8)

epstein ve justice.gov

WithWorth
abd'nin resmi adalet bakanlığı justice.gov nasıl geçmiş ve şuanki iktidarı sarsabilecek, halkta infial yaratabilecek, skandalın da skandalı belgeleri resmi kanaldan tüm dünya ile paylaşabiliyor ?bir ortadoğulu olarak, olayı hayal edemiyorum. bu abd'nin yasatma-yürütme-yargı kurumlarının ideal seviye
abd'nin resmi adalet bakanlığı justice.gov nasıl geçmiş ve şuanki iktidarı sarsabilecek, halkta infial yaratabilecek, skandalın da skandalı belgeleri resmi kanaldan tüm dünya ile paylaşabiliyor ?

bir ortadoğulu olarak, olayı hayal edemiyorum. bu abd'nin yasatma-yürütme-yargı kurumlarının ideal seviyede bağımsız olduğunu ve başkan bile olsa kimsenin gözünün yaşına bakmayacak bir bağımsızlığa ve ahlaki prensiplere sahip olduğunu falan mı gösteriyor ?
0
WithWorth
(01.02.26)
israil ve silah lobisi yargıya baskı yapıp belgeleri parça parça bıraktırıyorlar. trump da kuyrugu kıstırıp iran a girmek zorunda kalıyor.
0
paudi
(01.02.26)
Hukuki süreç bu şekilde, aslında baya bir ayak dirediler ama zamanında bizzat cumhuriyetçiler bu Epstein konusunu dillerine doladıkları, şu anda üst düzey görevde olan Trumpçı elemanlar, mesela FBI direktörü vb. göreve gelmeden önce "Epstein belgeleri açıklansın" diye yaygara kopardıkları için de çok geri adım atacak yerleri kalmadı. Gerçi gelinen noktada Trump ortalığı o kadar karıştırdı ki tam olarak neye ne kadar etki ettiği de belli değil. Herkes şok olmuş gibi gözüküyor ama gerçekte ne gibi bir etkisi olacağı belli değil. Sonuçta uzun uzun sosyal medyada tartışılıp sonrasında meme haline gelip herhangi bir skandal olarak unutulması da mümkün.
0
salihdt
(01.02.26)
Aslında konu yargı sistemindeki yozlaşmadan hortluyor zaten. Hatırlamıyor olabilirsiniz ama "Epstein Files" olaylarının esas orta yere düştüğü süreç 2018 yılında bir gazetecinin 2008'deki (ilk olaylar o dönemdeydi) mahkeme kayıtlarını kurcalayıp o davanın peşinden hala koşturan mağdurlar ve fazlasını bulup olayların daha farklı bir boyutu olduğunu ve epstein'ın savcıyla anlaşma yaptığını belgeleyen haberlerden sonra patlamıştı. O dönemde zaten me too akımı falan da vardı kamuoyunda zengin yaşlı erkek figürlerine tepki baya yüksekti, bu da o ortamın üstüne tuz biber oldu.

Yani bu zaten 2008lerde üstü kapatılmış bir olaydı.
Sonra bundan kısa süre sonra epstein tutuklanıp hapiste ölünce artık işler çığırından çıktı. Olayları sümenaltı etmeye çalışanlar da insan, malum. Bunlar da tanrısal varlıklar değil. İşler bu kadar çığırından çıkmışken birçok kere bazı şeylerden feragat etmeleri gerekir heralde.

Şu an iş sadece ABD içinde de değil, her yere ulaştı. Şu an hala daha 6 milyon belgeden neden 3,5 milyonu açıklandı diye itiraz ediyor millet

Edit: Bahsettiğim yazı dizisini buldum Miami Herald diye bir gazetede çıkmış. Gazeteci Julie K. Brown, haber dizisinin adı Perversion of Justice: The Jeffrey Epstein Story. Sonradan ayrıbasımı da yapılmış sanırım. Belki Türkçeye de çevrilmiştir.
0
akhenaten
(01.02.26)
hiçbirşey çıkmaz. neler sızdı bugüne kadar.
belge sızdırarak kimsenin hayatını değiştiremezsin, dünyayı hiç değiştiremezsin.
olayın sadece magazinsel kısmını merak ettiğimiz için takip ediyoruz.
twitterdan sil tüm içerikleri, yarın kimse hatırlayıp sormaz.
insan doğası.
0
plastic_angel
(01.02.26)
Her ne kadar Epstein diyerek olaylar güya bir kişinin etrafında dönse de bir Temelde mossadın projesi olduğu ortada. Bir kişi bu kadar dolap üst üste çeviremez. Organize olduğu ortada.
Ölen biri kendini de savunamayacağı için sürüyle haber ara ara pompalanıyor ve Trump'ın İsrail'e olan tavrına göre onu sıkıştırma amaçlı zamana yayılarak parça parça veriliyor .
ABD de bile olsa yargının tümüyle
bağımsız olduğunu düşünmek imkansız. Yargıda karar verme noktasında olanların bile bağlı oldukları bir parti vardır.

ABD de şu an ulusalcı Trump tarafı ile küreselci bıden tarafı arasında artık ideolojik noktada (partilerin de üstünde) bir çekişme söz konusu .
0
diyecevaplandı
(01.02.26)
@plastik; mideniz de baya genişmiş yani öeh, güle güle kullanın
balık hafızalar unutur ama devletler unutmaz. robert kolejinin epsteinden fon istediği mail unutulacak gibi değil mesela.
0
love and trust
(01.02.26)
unutmasan da bir şey olmuyor. trump'ın epstein'ın ayarladığı küçük kızlardan birini hamile bıraktığı ve doğan çocuğun öldürüldüğüne dair belgeler çıkalı haftalar oluyor mesela. ne oldu? hiç. unutmazsın hafızanda kalır ama pratikte bir şey olmaz.
-1
robokot
(01.02.26)
Prensipler konusuna evet diyorum. Ülkemizden çok çok farklılar. Trump'ın değiştirmeye çalıştığı şey de bir parça bu.

Avrupa'ya diyor ki "normları siz koyuyorsunuz, parayı biz veriyoruz" . Bu ahlaka savaş açmış durumda ama başarması çok zor çünkü insanlar da normlarını benimsemiş ve tavizsizler.

Bizde bir eleştiri ya da suçlamaya bünye hemen savunma ve karşı saldırı reaksiyonu verirken orada "bunu böyle düşünmekte ve söylemekte özgür" algısı öne çıkıyor.

ABD'de gizli ajandası olan etkili ırkçı israil lobisi de mahkemeleri bypass edemiyor. Ama mossad ,medyadaki etkisi vb yoluyla siyaseti etkileyebiliyor.

Önceki dönemde bu lobilere karşı atak olarak NewYork'taki tünellerden baskınla yahudileri çıkarıp medyada ifşa etmişlerdi. Kanlı yatak, bebek arabası vb medyaya yansımıştı.
0
hebanon
(01.02.26)
(5)

Herkesin her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünmesi

yakalayamadığın.ışıklar
Mantıklı mı sizce? İnsanlar çok mu beklenti içerisinde, çok mu hayalci? Ya da olması gereken şey bu mu?
Mantıklı mı sizce? İnsanlar çok mu beklenti içerisinde, çok mu hayalci? Ya da olması gereken şey bu mu?
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(30.01.26)
Her şeyin en iyisine layık olduğuna inanmak iyidir fakat sorumluluk ister, çok büyük çoğunluk bunun farkında değil.

Evet her insan, sırf insan olduğu için her şeyin en iyisine layıktır ama kendisi gibi başkaları da her şeyin en iyisine layık. Herkes her şeyin en iyisine layık. Bunu hayata geçirebilmenin tek yolu, kendine yapılmasını istemediği ne varsa bir başkasına asla yapmamak. MESELA sınırlarına saygı gösterilmesini isteyen kişi başkalarının sınırlarını ihlal etmeyecek, özellikle de ZAMAN konusunda. Hiçbir insanın ömrünün 1 saniyesi bile hiçbir insan tarafından yeniden yaratılamaz, kimse kimseye ömür hediye edemez. Ama herkes birbirinin zamanını çok hakkıymış gibi çarçur ediveriyor mesela.

Anadiline saygısızlık edilmesini istemeyen kişi başkasının anadiline saygısızlık etmeyecek. Kendi anadiline de saygısızlık etmeyecek. Kendi için istediğini başkası için istemedikçe insan, gerçekten insan olmaz.

Öyle kolay değil yani.
-2
muhayyer divan
(30.01.26)
bence daha çok 20'li yaşlardan geriye, yeni nesil böyle. biraz yetiştirilme biçimi, biraz da kendi dünyalarında yaşamaktan kaynaklanıyor sanıyorum. ben kenarından y jenerasyonuna giriyorum; bizim nesil istisnasız disiplin ve baskı ile büyütülmüş izlenimlerime göre. ikisi de uç; orta karar bir kendini ve haddini bilme durumu iyidir bence.

bir üniversite'de dışarıdan ders veriyorum. öğrencilerin büyük çoğunluğunun kendine güvenine, yer yer küstahlığına inanamıyorum bazen. çok takılmamaya çalışıyorum; çünkü yarım gün bulunduğumdan o kadar katlanılmaz değil benim için ve son sınıf olduklarından lafla eğitilecek yaşı çoktan geçmişler. normalde -özel sektör koşulları ortadayken- yeni mezunlar olarak piyasaya atıldıklarında karşılaşacakları muamele için onlara üzülmem gerekirken, asıl onlarla muhatap olacak patronlara üzülüyorum doğrusu..
0
lil siztah
(30.01.26)
Mantıklı değil. Kabul etmekte zorlansak da insan kendini çevresiyle kıyaslıyor. Neredeyse hepimiz 60-70 sene önce ağa falan olmayan ama az çok toprağı olup işleyip kazanan köylüden daha iyi yaşıyoruz. Bu durumu herşeyin en iyisine sahibiz olarak görüyor muyuz? Hayır.
Çok da hayalci değil aslında, iyi bir hayat yaşamak isteyen çoğu kişi için fırsatlar var. Sıkı çalışma, fırsatları değerlendirme ve mümkün olduğunca deneme sonrası göreceli olarak herşeyin en iyisine sahip olunabilir.
0
mbond
(30.01.26)
İnsanın bir şeyin iyisini istemesi başlı başına kötü bir şey değil ancak öyle kendiliğinden, sanki bir doğa kanunuymuşçasına "Layık olmak" diye bir şey yok. Herhangi bir canlı, doğal halinde hiçbir şeye layık değil. Eğer bir şeyler (Hak, varlık, saygı, sevgi) ediniyorsa bunu ya kendi çabasıyla ya da kendinden önce gelenlerin çabalarıyla elde ediyor. Yani bir şekilde birilerinin entropiye karşı koyması lazım; bu da emek sarfetmek, enerji harcamak demek. Bu bir insan için çalışıp bir yerlere gelmek de olabilir, iyi bir aileye doğmak da olabilir.

Bu noktada bir şeye layık olduğunu düşünen insan bunun için çabalıyorsa; bu daha çok çalışmak da olabilir, layık olduğuna inandığı şeyi elinden alanlara karşı mücadele etmek de olabilir, bence çok sorun yok. Ama sadece durduğu yerde "Ben buna layığım, ona da layığım" diye atıp tutuyorsa olsa olsa hezeyanlardadır. Tani şunu da unutmamak lazım; hayat sosyal bir olgu. Yani sen "Ben bu kafede daha iyi bir hizmete layığım" derken sana hizmet veren kişi de muhtemelen bununla çatışan şeylere layık olduğunu düşünüyor.
0
salihdt
(31.01.26)
Tersinden düşün, bir insan neden her şeyin kötüsüne layık olduğunu düşünsün ki? İnsan hayata bir kere geliyor, alabileceğini almak ister doğal olarak.
0
creepy
(31.01.26)
(2)

altın satıp gümüş almak?

yetkili birine benzeyen abi
zamanında aldığım gram altının bugün 1.5 milyon TL gibi bir karşılığı varmış. Bunun 500 bin TL'sini bozdurup o parayla gümüş alsam ilerisi için mantıklı bir yatırım yapmış olur muyum?
zamanında aldığım gram altının bugün 1.5 milyon TL gibi bir karşılığı varmış. Bunun 500 bin TL'sini bozdurup o parayla gümüş alsam ilerisi için mantıklı bir yatırım yapmış olur muyum?
0
yetkili birine benzeyen abi
(28.01.26)
Kabaca son 5 yıldaki istatistiklerina bakınca altın bir iki düşüş dışında düzenli yükselmiş, gümüş ise görece yatay bir grafik çizip son zamanlarda hızla yükselmiş. Tabi ki geçmiş performans bir garanti değil ama ikisinin de değerli maden olduğu düşünülürse ben uğraşmazdım şahsen.
0
salihdt
(28.01.26)
Gümüşteki yükselişi hype açıklaması dışında açıklayabilen (Arz/talep değişikliği, politika vs.) görmedim. O yüzden kimse ne zaman bu artış durur veya çakılabilir bir tahminde bulunamıyor.
Kişisel olarak görüşüm (uzman değilim, mühendisim), gümüş konusu biraz kumara dönmeye başladı. Bana sanki bundan sonra kazanacak az, ama kaybedecek çok şey varmış gibi geliyor gümüş için. Korkak yaklaşıyorum. İkisinin arasında daha güvenli geliyor bana, sırf gümüş kadar artmadı diye. En azından yakın zamanda düşse de tekrar bu seviyelere toparlamasını görebiliriz diye düşünüyorum beklersek.
y.t.d.
0
burfak
(28.01.26)
(7)

Goodreads

alice in potatoland
Kullanmaktan memnun musunuz?Ben de Goodreads hesabı açmak istiyorum. Asıl amacım okuduğumu takip etmek ve beni biraz gaza getirmesini sağlamak.
Kullanmaktan memnun musunuz?
Ben de Goodreads hesabı açmak istiyorum. Asıl amacım okuduğumu takip etmek ve beni biraz gaza getirmesini sağlamak.
0
alice in potatoland
(27.01.26)
Ben sadece okuduklarımı ve okumak istediklerimi unuttuğum için takip amaçlı kullanıyorum. Memnunum. Ama gaza getirmiyor.
+2
twelfth
(27.01.26)
2 şekilde gaza gelebilirsiniz. biz arkadaşımla öyle yapıyoruz. ikimiz de 2026 için hedef koyduk. bu hedeflerin içinde alt hedeflerde var basit hedefler. january reader gibi. bu ay tek kitap okusanız hedefi tamamlamış oluyorsunuz. bir de biz okuduğumuz sayfalara kadar sürekli update ettiğimiz için birbirimizin anasayfasında görünüyor. en fazla bu kadar rekabet haline getirebildik de gaza gelebiliyoruz :D yoksa en fazla insanların profillerindeki read sayısına bakıp vay anasını falan dersiniz. öyle bir mantığa oturtulmamış bir site.

edit: şimdi baktım mevsimlik challange olayı da varmış. belki bu motive edebilir. ama dediğim gibi rekabetçi bir arkadaşınız varsa daha etkili olur :D
0
black holes in the sky
(27.01.26)
ben de genel olarak takip için kullanıyorum da yıllık hedef koyabiliyorsun. O gaza getiriyor ayrıca yıllara göre sayfa sayısı ve kitap sayısı takibi var bu da motivasyon sağlıyor da bazen bende stres de yaratıyor, o yüzden çok bakmamaya çalışıyorum onlara.
0
high hopes of the sozluk
(27.01.26)
Kullanıyorum ve memnunum ancak Amazon'un alıp (Ki bu da muhtemelen çok büyüyüp kendisi kitap satmasın ya da başka kitapçılar tarafından alınmasın diye) tek çivi çakmadığı bir oluşum haline geldi ne yazık ki. Hem arayüzü, hem mobil uygulaması oldukça eski. Hem daha canlı bir komünitesi olabilir, hem de bir sonraki okunacak kitabı bulma konusunda çok daha iyi araçlar içerebilirdi.
0
salihdt
(28.01.26)
ben sadece takip amaçlı kullanıyorum, o kısmından memnunum. senelik olarak açıyorum mesela 2027 diye bi tane o yıl içerisinde okuduklarımı oraya atıyorum. bazen puanladığım da oluyor. çok pratik zaten bir tane kitabı okunan/okunacak listesine atmak üç saniyelik iş.
0
der meister
(28.01.26)
artık sadece okuduklarımı takip etmek için kullanıyorum ve % güncellemesi yaparak o anki düşüncelerimi ana öykudeki buyukolaylar hakkındaki yorumlarımı yazıyorum ilerde tekrar okursam referans olsun veya baktığımda notlarımı görüp yad edeyim diye.

açmaktan zarar gelmez güzel uygulama nadirende olsa benzer kitaplar öneriyor veya sevdiğin türdeki listeler işine yarıyor.

sesli kitap çok dinliyorum chicklit serileride uzun oluyor takip etmek için çok yararlı bazı kişilerin yorumları aşırı komik oluyor kitapla ilgili onları okumayıda seviyorum.
0
eja
(28.01.26)
O halde giriyorum ben de.
0
🌸alice in potatoland
(28.01.26)
(16)

Aklıma takldı, kız isteme olayı

gobekliraki
Amacım tartışma yaratmak değil. Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu haf
Amacım tartışma yaratmak değil.

Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu hafta çayınızı kahvenizi içip kızınızı bizin oğlana istemeye gelmek isteriz" dese, kafa göz girerim heralde. Mal mı bu yani sonuçta.

Adet, örf falan demeyin. Kız isteme belli işte yıllar önce konuşma hakkı dahi olmayan kızları birileri gelip istemiş, paraları varsa da baba vermiş/satmış.

Şimdi bakıyorum en sözüm ona vizyoner kadınlar bile aşırı hevesli oluyor o günde. Yahu bunun alt metnine niye kimse itiraz etmiyor?
0
gobekliraki
(24.01.26)
Kültürel bir olay.
Yurtdışında da eskiden olan bir olaydı, kıza teklif etmeden babasına ben teklif edeceğim diyip babadan olur almak.
Biz zamaninda goygoy diye hanımın Fransız ailesi geldiğinde yapmıştık.
Ben şahsen çok kültürel şeyleri umursamayan biri olarak adet olarak bulunmasında bir yanlışlık göremedim. Erkeğim tabi ben belki kadın arkadaşlar böyle düşünüyordur bilemiyorum.
+3
logisticsmanager
(24.01.26)
Zaten aklıma yatmayan kadınların buna karşı çıkmaması. Biz erkeklere hava hoş.
+1
🌸gobekliraki
(24.01.26)
Haklısın, mal değiliz, mehir de kalkmalı.
+1
Kahvedesu
(24.01.26)
Boş iş ama gelenek işte. Yoksa o kadına belki 500 kişi girdi. Daha halen istiyorlar babasından
-8
runaway
(24.01.26)
Sadece isim olarak var zaten, öyle kalmış adı, dil kullanımında sizin gibi tepkiler oluyor ve bir süre sonra bu ifadenin kullanımı kayboluyor. Kör, topal vs yerine belki hatırlarsınız 90'larda özürlü deniyordu. Sonra engelli denmeye başladı falan. Körler kendilerinden körler olarak bahsediyor hala bilerek ve isteyerek de neyse konu dağılmasın.
Kız isteme merasimi de evlilik sürecine giden yolda erkeklerin geçmesi gereken adımlardan biri. Bu da bir nevi bir eğlence, düğün var, kına var, işte bu da var. Zaten bu ara lafı geçen peder-baba ayrımındaki gibi aileler birbirine bu olaydan kız isteme diye bahsetmezler benim bildiğim. Üçüncü şahıslar için kullanan kullanır.
Mesela bayan ifadesine takanlar niye takıyor, belli bir sebepleri var, prensiplerine uygun değil çeşitli sebeplerden. Bu kişilerin yanında bir de bu tarz tabirleri takmayan büyükçe bir kitle var. Neyse çok boş yapmaya başladım. Hanımlar biliyordur sanırım sebebini.
0
mbond
(24.01.26)
Yaş ilerledikçe mi bilmem böyle şeyleri daha bir kurcalar olduk tabi.
Eskilerdeki kız isteme olayı dediğiniz gibi, görücü usulü evliliklerin ilk adımı ancak zamanla anlamı değişen bir etkinlik halini aldı bence. Çünkü şimdilerde evlilik teklifi ardından, mustakbel gelin ve damadın her iki tarafın ailesiyle tanışmasından sonra yapılıyor. Ailenin de rızasını alma nezaketi olduğunu düşünüyorum. Bence hala uygulanabilir bir gelenek. Zehirli zıkkımlı kahveler hariç. O ne ya?!
+2
beetlejuice
(24.01.26)
aileler tanisir, sonra baska kiz istemelere vesile olur falan.
kooparatiflesmenin baska bir yolu .
0
designer
(25.01.26)
kültürel +1 ve kültürel olan yanı -çoğunlukla- bahsettiğiniz gibi ismi. şahit olduklarımda merasim içinde isteme kısmı "çocuklar görüşmüşler anlaşmışlar, biz de bla bla..." diye gidiyor. herkes her şeyi kabul etti, toplum mekanizması çalışmaya başlıyor, marş dinamosu gibi. böyle ufak tefek şeylerin kontrollü ve bilinçli şekilde devam etmesi iyidir.
0
klassno
(25.01.26)
Çünkü bunun alt metnini kimse senin gibi okumuyor.

Öncelikle kız isteme denen şey erkeğin ve ailesinin kızın ailesini muhatap alması, adam yerine koyması olayıdır. Kızın ağaç kovuğundan çıkmadığını kabul etmeleridir. Burada işler çatallaşıyor evet, önemli bir kısım aileler kızın ailesine para yedirmeden kızı "alamıyor"lar, onların bileceği iş. O kültürde kızlar maddî güç üzerinden değer görüyorlar, erkeğe para harcattığı zaman değerli olacağına inanıyor (bu inanca kısmen katılıyorum) ama kızın ailesine bilmem ne kadar masraf etmek kıza ve ailesine verilen değeri gösteriyor ayağı epey zararlı evet, buna da katılıyorum. Çünkü hayatı para odağında yaşıyorlar, zor zamanlarda darlıkta hastalıkta birbirine sırtını rahatlıkla dönebilecek insanlar bunlar, ya kendi reklamlarını bu şekilde yaptıklarının farkında değiller ya da bu onlara hiçbir anlam ifade etmiyor.

Çatalın diğer yönünde kız istemede ailenin aileyle tanışması, muhatap olması, "sorumluluk hissediyoruz" anlamına geliyor. Kızı ve ailesini mutlu edecek bir şey bu, bir yandan da erkeğin kız ve tarafı karşısında arkasız olmadığını göstermeleri anlamında da dengeleyici ve iyi bir şey. Bu bakış açısında odak noktası para değil psikolojik yaşantı. Tabii bilinçsizler ama bu yaklaşım psikolojilere hizmet eder. Bu yaklaşımda kız mal değildir, ötekinde de mal değildir, iki yaklaşımda da kız değer "alması" gereken taraftır. Çünkü erkek ve ailesi adı üstünde erk sahibi olduğundan kıza ve ailesine güven vermek, kendilerini ispat etmek zorundalar. Dolayısıyla kız mal değil, kendisine ve ailesine sevgiler kadar saygılar da sunulmak suretiyle evliliğe rızaları olup olmadığı gözetilen, değerli bir varlıktır.

Bakış açısını "mal"a çevirirsen birileri gibi insanlıktan çıkarsın. Kadına mal muamelesi edenler karılarını kendi gözleri önünde başka erkeğin altına sürerler, para kazanırlar bundan. Yaşamış örneğiyle bizzat konuştum kendisinden öğrendim bunu. Mal böyle bir şey. Ama kadına değer vermenin yolları çeşitli. Biri parayla yapıyor biri kendini iyi güzel doğru vs göstermeyle yapıyor falan fıstık. Sen karar ver kız isteme gerçekten kızı mal yerine koymak mıdır.
+1
muhayyer divan
(25.01.26)
Kadının hayata dair görüşlerinden bağımsız belli bir yaştaki insanlar ailelerle o tartışmayı yapmaya gerek görmüyor, zira 50 yaşındaki babana ya da 75 yaşındaki ananene feminizmin yılmaz savunucusu olmanın ne sana, ne onlara, ne de feminizme bir faydası var. Bir ateistin kurban bayramında büyüklerinin elini öpüp kesilen kurban için "Allah kabul etsin" demesi gibi bir nevi; amcanla din kavramı üzerine uzun bir fikir teatisi yapacak değilsin ya...
+5
salihdt
(25.01.26)
www.sozcu.com.tr

Kadınlar konformist canlılardır, birey olamaz, sürü psikolojisiyle hareket ederler. Schopenhauer kadınları "filister" tabir etmiştir. Filister, zihinsel ihtiyaçları olmayan insandır. Aristo, kadını eksik erkek olarak tanımlarken hazreti muhammed kadınların aklen ve dinen eksik olduklarını söylemiştir. Freud kadınların erkeksi davranışlara özenmesini penis haseti ile açıklar.

Roma'da evlilik yaşı 12, rüşt yaşı 25'ti. 25 yaşından önce bir kişi erkek bile olsa babasının izni olmadan evlenemezdi. 18 yaş altının evlenmesinin yasaklanmasının, evlenecekse de ailesinin iznine tabi tutulmasının, hatta mahkeme kararı gerektirmesinin sebebi 18 yaş altı kişinin kendi başına karar verebilme vasfının olmadığı inancıdır. İsviçre'den ithal edilen, fransızca'dan tercüme edilen, tercüme edilirken de kıymetlinin "süt kardeş diye bir şey mi olur, yok yoğurt kardeş" demesi üzerine türk vatandaşına süt kardeşi ile evlenebilmesinin önünü açan tc medeni kanununda bile aile reisi kavramı ancak 2003 yılında kaldırılmıştır. sosyal sigortalar kanununda erkeklere sağlayıcı, kadına korunması gereken kişi rolü verildiğinin emareleri görülür. askere alma kanununda bile yetişkin erkeklerden birey değillermiş de hala ailelerinin tasarrufu altındaymış gibi bahsedildiği görülür.

Arapça'da "el" ile başlayan isimler bilinen bir şeye işaret eder. Örneğin ateş anlamına gelen nar kelimesi kullanıldığında alelade bir ateş kastedildiği anlaşılırken el nar denildiğinde cehennem ateşinin kasıt edildiği anlaşılır. Allah'ın herşeyin mutlak hakimi olduğu anlamına gelen el kayyum ismi de böyledir.

Nisa suresi 34. ayette "el ricalu kavvamune alen nisa" denilerek erkeklerin kadınlar üzerinde yönetici olduğu söylenmiş ve buna allah'ın öyle istemiş olduğu sebep gösterilmiştir. Diğer bir sebep olarak da erkeklerin mallarını infak etmeleri olduğu söylenilmiştir. İslami terminolojide muta olan, halk arasında nafaka olarak bilinen şeyin de infak ile aynı kökten geldiğini söylemekte fayda var. Binaenaleyh aile kelimesi de bakmakla yükümlü olunan kişiler anlamındaki iyalden türetilmiştir. Roma'daysa birbirine benzer şeyler anlamına gelen familya kelimesi kullanılır. familya, bitkiler; hayvanlar, çocuklar, köleler ve karılardan teşekkül eder. Roma hukukunda patria potestas, pater familiasın bu kişileri sadece yaşatma değil aynı zamanda öldürme hakkını da ihtiva eder. İlginç bir şekilde el ayetül kürsi'de allah'ın yaşatan anlamındaki el hayy ismi ile el kayyum ismi birlikte kullanılmıştır. İslam'da yönetici babanın rızası olmadan yapılan evlilik batıl olur. Baba hayatta değilse veli amcadır, kardeştir hatta erkek çocuktur.

Bekarken babasının velayeti altında olan birinin evlendikten sonra kocasının velayetine girmesi bir tesadüf değil. Ayrıca soyadı kanunu madde 4 ve takip eden maddelerdeki aile reisi ve vesayet tabirleri ile baba cihetinden kan hasımları da kadın-erkek eşittircilere girsin.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.01.26)
dahada vahimi mehir saçmalığı resmen kendilerini satıyorlar. hatta mehiri baştan alanlar bile var.
bir arkadaşım vardı twitterda instagramda hep kadın hakları vb paylaşımlar yapıyordu en son düğününde aldığı mehir miktarıyla millete hava atıyordu.
+1
my fault
(25.01.26)
İşin garip yanı erkekler bunu pek istemiyor. Kadınlar zorluyor. Merasim istiyorlar, çekim istiyorlar, arkaya fon istiyorlar, farklı bir şey olsun diye bir milyon saçma işlere giriyorlar, haftalarca aylarca bu isteme görüntülerini yayınlıyorlar.
0
ground
(25.01.26)
kadınların arkadaşları çok bully'liyor böyle durumlarda. ailesi de kendisi de böyle bir şeyi gerek görmeyen bi kız arkadaşım resmen "oldu bittiye mi getiriyorlar", "aklına o mu (erkek) soktu", "öyle şey olur mu saçmalama" gibi cümlelerle uzun bi süre atak yedi.

bu evlilik aşaması bi güç oyununa dönüyor ve kim kimin ailesine bir şey yaptırabilirse kendisine artı sayıp çevresine havasını atıyor. kız isteme de nedense kıza + yazan bi süreç. ben de tam tersi olduğunu düşünürdüm ama tam öyle işlemiyor.
+1
gitdaddy
(25.01.26)
kadın erkek eşitliği hikaye. kadınlar kendi işlerine gelen konularda eşitiz der, işlerine gelmeyen konularda "ama ben kadınım, sen erkeksin" der. kız isteme dahil her şeye bu şekilde bakmanı tavsiye ederim.
-1
abelardo
(25.01.26)
Hocam bunun çok uzun sosyolojik tarihsel bağlamını yazasım var ama üşeniyorum.

İşin özü, çok da takmayın ya böyle şeylere.

Bir de türkiye'de şöyle bir şey var. Bu tip konuları en yadırgayan insanlar en önde koşturuyorlar.

İtalya'da sanat tarihi okumuş, o küratörlük senin bu organizasyon benim diye gezen aşırı bağımsız bir kadın tanıdığım var idi. En son 2 düğün isterim biri şehirde biri memlekette diye gayet pastoral kaprisler sunuyordu çevresine. Takı sepetinin süslemesi için 1 gün trip attı arkadaşlarına. İstemede ne giyeceğini 1 haftada zor seçti.
Bu arkadaş "bu devirde ne istemesi ya" diyengillerdendi her duyduğunda:)
0
anten
(25.01.26)
(5)

yeni çıkaracağım tshirt için fake jason statham ile iş birliği

plastic_angel
yapmak yasak mı olmalı?v yaka tshirtleri tekrar piyasaya sunarak pazarda kullanıcılara bir alternatif sunmak istiyorum. fake jason'ın yüzü tam anlaşılmayacak. daha çok hatları belli olacak ama insanlar bakınca bu jason diyecek.bu halihazırda suç mudur? sizce (bir ekşici olarak) suç olmalı mıdır?
yapmak yasak mı olmalı?

v yaka tshirtleri tekrar piyasaya sunarak pazarda kullanıcılara bir alternatif sunmak istiyorum.
fake jason'ın yüzü tam anlaşılmayacak. daha çok hatları belli olacak ama insanlar bakınca bu jason diyecek.

bu halihazırda suç mudur? sizce (bir ekşici olarak) suç olmalı mıdır?
0
plastic_angel
(22.01.26)
avrupada büyük bir ajans bu tarz bi kampanya yapmıştı.

direkt ünlülerin fotosunu(değiştirmeden, gizlemeden) kullanmıştı. ama model gibi değil de refer ederek. örnek:

belki bi cristiano kadar güçlü değiliz ama….
0
buenosdias
(22.01.26)
ben markamda isim veya marka yüzünün kim olduğunun belirten birşey kullanmayacağım. sadece v yaka bir tshirt ve seksi bakışlı jason stathama olduğunu düşündüren bir yüz
0
🌸plastic_angel
(22.01.26)
Bence suç olmalı. Zaten suçtur.

Özellikle de Jason’ın yan sanayi olduğunu çaktırmamaya, yüzünü göstermemeye çalıştığın için.
Tarif ettiğin şey insanları aldatmak.

Ha Jason Statham ve ajansının senden haberi olup da dava edeceğine de pek ihtimal vermiyorum.
+1
michael_knight
(22.01.26)
Bir çok ülkede "Benzerlik" ya da "Likeness" da giriyor o hakların içine, o yüzden iş dava konusu olursa muhtemelen kaybedersin.
0
salihdt
(23.01.26)
kabaca evet. ama belki hayır. bir örnek vereyim. bir işimde denk gelmişti. ünlüce bir illüstürasyon sanatçısı hababam sınıfı, turşu muhabbeti neşeli günler vs vs film karelerini çizmiş. bunları instada yayınlamış. ancak eserler neredeyse tıpkısının aynısı. herhangi bir izin falan da almamış üretip durmuş. bizim avel müvekkil de bunları indirmiş üzerinde baya baya değişiklik yapmış, tonları falan neredeyse ters çevirmiş ayrıca baskıya uygun hale çevirip t-short, tablo vs yapıp satmaya başlamış. bu sanatçı bunları görüp dava açmış. dava fsmh mahkemesinde görüldü, bilirkişi eserlerin sanatçıya (illüstratör) ait olduğunu telif haklarının ona ait olduğunu belirtti. biz bu elemanın da bir başka eseri değiştirip aynen bizim gibi kullandığını falan savunsak da davayı kaybettik. karar bana göre yanlıştı. demem o ki bu hikayede sen yeni bir sanat eseri meydana getiriyor da olabilirsin, olmayadabilirsin.
0
ground
(23.01.26)
(17)

neden herkes benimle iletisimi kesmis olabilir?

dokunmakalbime
baska ulkeye goc ettim. haftada 1, 2 kez telefonda yada yuzyuze gorustugum akraba, arkadas cevresinden 5 kisi sanki hic hayatlarinda yokmusum gibi davranmaya basladi. ben aramasam aramiyorlar. bi sebebi varmis gibi de davranmiyorlar. ben arayinca sanki hicbirsey olmamis gibi konusuyorlar. bu durum c
baska ulkeye goc ettim. haftada 1, 2 kez telefonda yada yuzyuze gorustugum akraba, arkadas cevresinden 5 kisi sanki hic hayatlarinda yokmusum gibi davranmaya basladi. ben aramasam aramiyorlar. bi sebebi varmis gibi de davranmiyorlar. ben arayinca sanki hicbirsey olmamis gibi konusuyorlar.

bu durum cok anormal geliyor.
-1
dokunmakalbime
(20.01.26)
hayatın acı yüzü maalesef. gözden uzak olan gönülden de ırak oluyor. Arkadaşlıkların temeli ortak yaşanmışlıklardır. Ortak yaşanmışlıklar eskidikçe ve yerine yenisi eklenmedikçe zamanla uzaklaşmalar kaçınılmaz. Bireysel algılamayın bence.
+2
biravekahve
(20.01.26)
İşyerinde her sabah telefonlaştığım adam artık farklı departmana geciyorum diye numaramı sildi hiçbir şey söylemeden. Normal oldu artık bu işler herkesin ne kadar işini goruyorsan
+1
artıküyeolmakistiyorum
(20.01.26)
ben de yaşadığım şehirden başka bir şehre taşındım ve arkadaşlarım arayıp sormayı kesti. ben aramadıkça arayıp yazmıyorlar da... maalesef böyle bir durum var
0
isimsizbiri
(20.01.26)
merak etme, yurtdışından bir şeye ihtiyacları oldugu zaman arayıp sormaya başlarlar, gelirken getirsene derler.
+5
abelardo
(20.01.26)
Bazı insanlar yurtdışına çok anlam yüklüyor sizinle iletişime gecerlerse sizin oradaki hayatınızı dinlemeyi kendi hayatlariyla kiyaslayip kiskanmis olabilirler. Kariyer yükseliş gibi bir sebeple gittiyseniz bu ihtimal gerçekten vardır.
+1
egerbiryolcu
(20.01.26)
yurtdışına taşınınca çoğu insanın gözünde bi elin yağa bi elin bala giriyor, zorda olan biziz, senin bizi arayıp halimizi hatrımızı sorman lazım fikrine kapılıyorlar.
+4
nahtoderfahrung
(20.01.26)
Bu kadar bunu takıyorsan niye yurtdışına gittin ki?
-2
runaway
(20.01.26)
insanlar sevgilileriyle farklı şehirlerde kalmak zorunda kaldıklarında bile yani birbirinin hayatında olan insanların, aynı ülkede farklı şehirlerdeki uzak mesafe ilişkisi yürümüyor. sen bunu arkadaş ve akrabadan üstelik yurt dışına gitmene rağmen bekliyorsun :)

benim de yurtdışında akrabam ve arkadaşlarım var. binde bir görüşürüz.

erişim alanında olmayan birisiyle arkadaşlık veya başka bir şey yürütülemez. birisi tek taraflı çırpınır.

olayın bir de şu boyutu var. yurtdışına giden bir arkadaşım ikide bir beni arasa, gittiği yere alışamadığını ve benimle görüşerek sakinleşebildiğini düşünürüm.
+3
tabudeviren
(21.01.26)
yurtdisina tasininca herkesin basına gelen durum budur. Çok samimi olsanız bile artık ayni seyleri paylasamadiginiz icin iletişim zamanla ayni seyler uzerinden dönmeye baslar , azalarak da biter. Ama bir diger grup ise sadece burada olduğumuzdan dolayı iletişimi direk keser. Yurtdisina taşınmak bu konuda turnusol kagidi gibidir.
+1
acelaacedebela
(21.01.26)
Çok basit aslında, gözden uzak gönülden ırak. Benim de var arkadaşlarım yurt dışında, her gün en az yarım saat konuşuruz. Seninle iletişimi kesenler, artık senden fayda/yarar gelmez diyen kişiler o yüzden boşver.
0
gobekliraki
(21.01.26)
gozden uzak gonulden ırak +1
eger bu isler size dokunuyorsa gocmenlik size gore degildir..
0
cooperr
(21.01.26)
Çok anormal bir şey değil. Sizin hayatınızda çok büyük bir değişiklik oldu çünkü bir anda bütün sosyal çevrenizden uzaklaştınız halbuki herhangi bir arkadaşınızın hayatında görece çok daha küçük bir değişiklik oldu çünkü o hala kendi sosyal çevresinin içinde ama bir arkadaşı, yani siz, artık uzaktasınız.
0
salihdt
(21.01.26)
gözden ırak olan gönülden de ırak oluyor. artık boomerların etkisi azaldığı için hatır sorma ritüeli sonlanıyor. eskiden analar babalar gazlar ara hatır sor derdi; sende herkes böyle yapman gerektiğini düşünürdün. artık tetikleyici olmayınca davranışta sönümlendi. uzaktaysan en kral arkadaşın bile aramaz artık. anormal bir şey yok.
+1
mikahakkinen
(21.01.26)
saat farkından dolayı veya seni rahatsız etmek istememelerinden kaynaklı olabilir. kişisel algılama. senin araman sorman her zaman daha doğru olur çünkü değişiklik yapan kişi sensin onlar değil. sen aramaz sormazsan da "gördün mü ibneyi bi gitti yurt dışına huyu, suyu değişti aramaz oldu" derler.
0
elektr10
(21.01.26)
cevaplar için teşekkürler. bu durumu normalleştirenler yada amacı üzüm yemek olmayıp bağcı dövmeye gelenlere özellikle tik atmadım.

sürekli görüştüğünüz kişi sırf başka ülkeye taşındı diye uzaklaşmak isteyebilirsiniz. ama hem arayınca eski günlerdeki gibi konuşayım hem de ben hiç aramayayım tavrı çok nezaketsiz. varsa bir problemin, derdin, mazaretin açıkca söylersin adı konur ona göre hareket edilir. nezaket diye birşey var. dünyanın neresine giderseniz gidin böyledir.
0
🌸dokunmakalbime
(21.01.26)
Benim öz ablamla bile muhabbetim azaldı, ben burada ay sonunu getiremezken onun villasına yaptırdığı ahşap merdiveni dinlemek ilgimi çekmiyor.
+1
mirty
(21.01.26)
@dokunmakalbime

haklisin kardesim, neden tik atmadigini acikladigin icin de ayrica tesekkur ederiz.
sapkayi onumuze alip dusunecez artik.
devir farkindalik devri.
0
cooperr
(21.01.26)
(12)

Havva neden şeytanlaştırılmıyor?

plastic_angel
Hristiyanlarda Eva bizde Havva . Ademi cinsel ilişkiye zorlayan o değil mi ? Niye kötülüğün simgesi değil bu kadın?
Hristiyanlarda Eva bizde Havva . Ademi cinsel ilişkiye zorlayan o değil mi ? Niye kötülüğün simgesi değil bu kadın?
-8
plastic_angel
(20.01.26)
Semavi dinlerde yaratılan (ve şeytanlaştırılan) ilk kadın için (bkz: lilith)
+1
kobuzchu kiz
(20.01.26)
ne alaka cinsel ilişkiye zorlamış falan. öyle bi şey yok islam’da. yasak elmayı yemek için ikna etti.
+2
deartheodosia
(20.01.26)
Siz biraz konuya uzak kalmışsınız. Öncelikle yukarda belirtildiği gibi cinsel ilişki için zorlamıyor. Yasak meyveyi yediriyor, bunun için de zorlamıyor gerçi. Bu da tevratta böyle, kuranda sadece şeytanın bu ikiliyi kandırıp meyveyi yemelerine yol açtığı söyleniyor. Ek olarak tevratta da bu olay anlatılırken adem ve havva beraber yılanla konuşuyor, meyveyi ilk havva yiyor, ademe de o uzatıyor. Yine zorlama yok.

Ama bu haşin çıkışınız ilginç gelmedi değil swh.
0
akhenaten
(20.01.26)
yasak meyve denen şey cinsel ilişkinin bir metaforu değil mi? gerçekten oturup elma soyup mu yediler yani?
+2
kibritsuyu
(20.01.26)
@kibritsuyu kabuklu yemiş de olabilirler, ama şaka bir tarafa bu olayın cinsel ilişki açısından yorumlanması çok sonraları gelişiyor. Detayına çok hakim değilim, ancak bunlar dini yorumlardan çok edebi yorumlar. Dini olarak bunun en ileri gittiği durum sanırım havvanın ademe meyveyi uzatması ve onun da itiraz etmeden yemesini, kadının, kadınsılığını kullanarak erkeği baştan çıkarması vs. gibi yorumlamalarıdır. Ama bu senaryoda bile meyve yine meyve.

Yahudiliğin en erken mitleri bunlar. Bu anlatılarla çağdaş neler neler var. Baya Eski Mısır, Asur, Sümer dinlerinin hayatta olduğu bir zamanda oluşuyor bu anlatılar. O dönemde meyve çoğu zaman gerçekten meyvedir.
+1
akhenaten
(20.01.26)
Elma işi efsane ya da çevrim hatası gibi görülüyor daha çok. Asıl konu "Bilgelik" ağacından yiyip gözlerinin açılması, özgür irade sahibi olmaları, masumiyetlerini kaybetmeleri. Ayrıca Havva'ya daha ne olsun "doğum sırasında çile çekeceksin, kocana tabi olacaksın" diye bizzat tanrı onun üzerinden tüm kadınları bir nevi cezalandırıyor. İbrahimi dinlerin tamamında da "İlk şeytana uyan" olarak görülmesi ve yerilmesi de cabası.
0
salihdt
(20.01.26)
Yasak meyve aslında bilgi ağacının (tam olarak the tree of the knowledge of good and evil) meyvesi, suçları sevişmek değil tanrının sözüne karşı gelmek. Bununla beraber kendi çıplaklıklarının ve cinselliklerinin bilincine varıyorlar ama o kısım ikincil sonuç.

İncil'de yaradılış kitabı bölüm 3'ü okuyabilirsiniz fakat özetle:
Tanrının sunduğu bütün imkânlara rağmen o izin verilmeyen tek ağacın meyvesini yeme, aslında insanın iyiyle kötüyü bilme, tanrı gibi olma arzusunun da ilk arketipidir.
(Şu makaleden: dergipark.org.tr)
+2
kobuzchu kiz
(20.01.26)
toplumsal kabule göre erkek kadından üstün değil mi zeka, yaratılış vb. olarak? ademin kafası hiç zerre çalışmıyor mu da kendi köprücük kemiğinden yaratılmış ve kendisine denk olmadığı varsayılan havvanın lafını dinliyor? adem şuursuz mu? her gel diyenin dediğini yapıyor anlamı çıkıyor sizin bu teorinizden. bu durumda konunun havvayla hiç ilgisi yok ki.
+1
Phoebe
(20.01.26)
Yılan Havva ile konuşuyor ve Havva koparıyor elmayı tevrata göre. Kuranda yok zaten olayın detayı. Benim sorum bambaşka.
-1
🌸plastic_angel
(20.01.26)
aslında semavi dinler havva'yı şeytanlaştırmaktan daha aşağıda bir konuma koyuyor. lilith gibi şeytanlaştırılsa beraberinde bir akıl ve güç de atfedilmiş olacak. oysa havva yaratılış mitinde o kadar akılsız ki yılan kandırmak için adem'i değil onu seçiyor. çünkü güçsüz olan, kolay manipüle edilebilir olan o. yani havva kadın olduğu için şeytanlaştırılamayacak kadar zavallı bir varlık. o yüzden üzeri merhametle örtülü bir acıma duygusuyla yaklaşılıyor kendisine.
0
sir gawain
(20.01.26)
0
nhk ni youkosu
(20.01.26)
kuranda neden bu olay detaylı anlatılmıyor bunu sorgulamakla başlayınca işler kopuyor zaten.

havva, eva yılan demek. havvadan kasıt lilith. kuranda ademin eşinin adı geçmez. soyun devamı işte bu ademin adı geçmeyen eşinden.
0
Hallegadola
(21.01.26)
(8)

Bu kuantum, olumlama olaylarına inanıyor musunuz?

Kahvedesu
Her yerde karşıma çıkıyorlar. Serpil Ciritli, Anıl Şehirlioğlu takip ediyor musunuz?
Her yerde karşıma çıkıyorlar. Serpil Ciritli, Anıl Şehirlioğlu takip ediyor musunuz?
-12
Kahvedesu
(20.01.26)
Din, insanlar için içgüdüsel bir ihtiyaç. Malum sebeplerden İslamdan uzaklaşanlar, içlerindeki bu boşluğu doldurmak için eski Çin, Hint din öğretilerine meylediyorlar.

Kendilerini mutlu hissediyorlarsa elbette yapsınlar da, inanılacak bir tarafı yok.
+2
Mirket
(20.01.26)
İşte bunlar hep sahtebilim.
evrimagaci.org
evrimagaci.org
+8
kobuzchu kiz
(20.01.26)
asla inanmıyorum. ya öyle şey olabilir mi hiç.
0
deartheodosia
(20.01.26)
bana iyice bokunu çıkardılar gibi geliyor. bu iş başta kendini telkin etmek için ortaya atılmış bir şey değil miydi? "ben dönyanın en gözel garısıyam" mantığında yani :D
0
neira
(20.01.26)
Yapabilecek yüzü olanlara güzel para kazandırıyordur eminim. Eh, bir nevi placebo etkisi de vardır muhtemelen. O kadar para verdikten sonra kendini iyi hissediyordur insanlar.
0
salihdt
(20.01.26)
ordan burdan duyduklarıyla ibrahimi dinleri reddederken hayata karşı materyalist duruş sergileyecek bilgi birikim donanımını sağlayamayan okumamış insanların son sığınağı.
0
beatbox yapan metalci
(20.01.26)
Kuantuma, her şeyin titreşimden/frekanstan oluştuğuna, suyun frekansları, kendisine sesle verilen mesajları kodladığına ve insan vücudundaki suyun da bu şekilde kodlandığına inanıyorum. Bilinçaltını şekillendirme yöntemlerinden biri epifiz bezi üzerinden görsel kodlama ise biri de kulak üzerinden sesli kodlamadır, bunu bütün psikoloji ve nöroloji uzmanları bilirler. 25. Kare denen şey de bu sebeple kullanılır, ses frekansları kullanılarak hazırlanan subliminal mesaj içerikli ses kayıtları da. İnanıyorum yani.
-6
muhayyer divan
(20.01.26)
inaniyorum diyemem; ama inanmiyorum da diyemiyorum. bana mantikli gelen taraflari var.

ayrica bilimsel baglantilari da var.

string theory, gozlemci etkisi vs...
-4
buenosdias
(20.01.26)
(1)

Bu ingilizce soruların 2sini anlamadım

filipis
Bir avrupa ülkesinde student visa ile ikamet ederken sponsorlu iş buldum ve bu soruları soruyorlar. Öğrenci vizemle kayıtlı bir şekilde part time olarak çalışıyorum. Ayrıca bi çalışma vizem yok yani. Herhangi bir zamanda iltica talebinde bulunmadım, illegal izinsiz kalmadım. 1. Are you currently in
Bir avrupa ülkesinde student visa ile ikamet ederken sponsorlu iş buldum ve bu soruları soruyorlar. Öğrenci vizemle kayıtlı bir şekilde part time olarak çalışıyorum. Ayrıca bi çalışma vizem yok yani. Herhangi bir zamanda iltica talebinde bulunmadım, illegal izinsiz kalmadım.

1. Are you currently in the State?
Yes/No
2. Have you ever sought to claim International Protection / Asylum (i.e. protection from being harmed if sent to another country)?
Yes/No
3. Have you sought permission to land in the State on a previous occasion?
Yes/No
4. Have you been in the State on a previous occasion without permission?
Yes/No
5. Are you currently employed in the State?
Yes/No
6.Have you been employed in the State previously?
Yes/No
7. Are you married to, or in a civil partnership with, an Irish or EEA National?
Yes/No
8. Are you the spouse, civil partner or dependant of a person holding a current Employment Permit or holding any other type of
permission to work in the State
Yes/No

Özellikle 3. Soru çok mualla. diğeri de 5. Soru. Evet kayıtlı (paysliple) bi şekilde çalışıyorum ama bu student visa öyle bir hak tanıyor zaten.
0
filipis
(18.01.26)
Bence 3. soru 2. sorunun kapsamadığı diğer olağan dışı durumları soruyor. Yani standart bir turist ya da çalışma vizeniz olmadan ve uluslararası sığınma da sayılmayacak bir şekilde ülkede kalmak için izin istemek gibi. Tam emin değilim ama "Aile içi şiddetten kaçıyorum" gibi mesela.

5. soru ise standart bir soru gibi geldi bana; çalışma hakkından ya da vize türünden bağımsız çalışıyor musunuz diye sormuş. Ben olsam evet derdim.
0
salihdt
(18.01.26)
(8)

Bir insan hep sizi son raddeye getirecek kadar tahrik eder?

psmstc
Rahatsız olduğunuz şeyleri bilmesine rağmen sizi tahrik ediyor ediyor ve tebrikler.. son raddeye geldiniz :) ve bu kişi en yakınınız maalesef. sizi tetikliyor her seferinde ve aşama aşama son raddeye getirip sizi patlatıyor.bunu neden yapar aklı başında bir insan gerçekten merak ediyorum. thanks…
Rahatsız olduğunuz şeyleri bilmesine rağmen sizi tahrik ediyor ediyor ve tebrikler.. son raddeye geldiniz :) ve bu kişi en yakınınız maalesef. sizi tetikliyor her seferinde ve aşama aşama son raddeye getirip sizi patlatıyor.

bunu neden yapar aklı başında bir insan gerçekten merak ediyorum.

thanks…
-5
psmstc
(17.01.26)
Belki siz de onu son raddesine kadar tahrik edip sinir ettiğiniz içindir?
-1
Amaranta ursula
(17.01.26)
Annem bu.
-2
Kahvedesu
(17.01.26)
Birden fazla sebebi olabilir. Kontrol manyaklığı söz konusu olabilir mesela. Kimi insanlar başkalarının duygularını yönetebiliyor olmaktan mutlu olur. "Aaa bak nasıl da sinirlendirdim" diyor içten içe mutlu oluyor. Onları yok saydığında delirir bu insanlar.

Diğer bir sebep mutsuz olması ya da sende onda olmayan bişi olması ve kıskanması. Seni kaşıyıp sinirlendirince sevinir. O kendisinde olmayan şeyin intikamını almış gibi hisseder.

Ya da bastırılmış öfke söz konusudur, sana kızmıştır ama söyleyemez. İğneleme, sınır ihlali vs buralardan yürür. Pasif agresif, kontrolcü ya da empati fakiri insanlar böyle oluyor genelde
+3
kullanicadi
(17.01.26)
İlgi istiyor ilgi ver
-6
arbre
(17.01.26)
Kadınların genel özelliğidir
-1
osssy
(17.01.26)
Huyu neyse öyle davranıyor.

Sen en baştan tepkini göstermiyorsun.
0
yurtsuz john
(17.01.26)
Kim olduğuna göre değişir. En baştan yurtsuzun dediği gibi en başta tepki göstermek gerek. Kim olursa olsun
0
pembediken
(17.01.26)
Bazı ilişkilerin dinamiği budur; özellikle iki kişi arasında bir güç asimetrisi varsa görece güçsüz olan taraf durumu eşitlemek için güçsüzlüğünün avantajını bu şekilde kullanabilir. Yani karşı tarafı provoke edip sonrasında mağdur rolüne bürünerek artık amacı neyse ona ulaşmaya çalışabilir. Tabi ki bu sağlıklı bir ilişki değil.
0
salihdt
(18.01.26)
(5)

Doğrulama SMS i alamıyorum?

strawberry first
Alışveriş için doğrulama smsi gelecek gelmiyor, telefon numaram ile hepsiburada'ya giriş yapmaya çalışıyorum doğrulama sms'i gelmiyor. Neler oluyor olabilir? Nasıl düzeltirim? Normalde gün içinde reklam vs sms'i geliyor ama???
Alışveriş için doğrulama smsi gelecek gelmiyor, telefon numaram ile hepsiburada'ya giriş yapmaya çalışıyorum doğrulama sms'i gelmiyor. Neler oluyor olabilir? Nasıl düzeltirim? Normalde gün içinde reklam vs sms'i geliyor ama???
0
strawberry first
(17.01.26)
Tüm sitelerde varsa ve Yakın zamanda sim kart değişikliği yaptıysanız bloke konuyor, o tür bir şey olmuş olabilir bunu kurumların kaldırması lazım, birçoğu belli bir süreden sonra otomatik yapıyor, kimisi manuel olarak talep gerektiriyor. Sadece Hepsiburada ise ya sistemlerinde geçici bir sorun vardır ya da sizin numaranızı bir çeşit kara listeye almışlardır; onlarla görüşmekten başka bir şansınız yok.
0
salihdt
(17.01.26)
Spam olarak isaretlemjs olabilir misin? migrosta basima gelmisti
0
üğpoıuy
(17.01.26)
Birbirinden alakasız sitelerde mevcut. Bu yüzden Spam işaretlemiş olma ihtimalim yok. Sim kart değişikliği de yapmadım...
0
🌸strawberry first
(17.01.26)
E-devlete girip arama kısmına “ticari elektronik ileti yönetim sistemi” yazıyorsun. Oradan kayıtlı numaran ve izin verdiğin/yasakladığın kurumları görebiliyorsun
+1
yankee jumping
(17.01.26)
Birebir aynı sorunu yaşıyorum takipteyim
0
basond
(17.01.26)
(2)

Kıyamet gelse de kopsak

vedatchilipeppers
Cidden kafa olarak şu moddayım son 2-3 yıldır. Yanlış anlaşılmasın savaş değil barış yanlısıyım. Ama ben 8 savaş bitirdim, uluslararası hukuku tanımıyorum istediğim gibi istediğim ülkeye çökerim, bana nobel versinler vs diyen bir iş adamı var dünyanın tepesinde şu an. Bir yandan Rusya ve Çin'in kuze
Cidden kafa olarak şu moddayım son 2-3 yıldır. Yanlış anlaşılmasın savaş değil barış yanlısıyım. Ama ben 8 savaş bitirdim, uluslararası hukuku tanımıyorum istediğim gibi istediğim ülkeye çökerim, bana nobel versinler vs diyen bir iş adamı var dünyanın tepesinde şu an. Bir yandan Rusya ve Çin'in kuzey kutup dairesinde yeni arayışlar içinde olduğu ortada. Orta Doğu desen zaten terelelli 35-40 yıldır belki. Boyuna hükümetler indirilip kaldırılıyor. Libya, Irak, Suriye sırayla karıştı, şimdi döngü tamamlandı İran'a tekrar sıra geldi herhalde. 50 sene önce Şah için de aynı muhabbet dönüyordu, şimdiki durum yine aynı gibi geliyo. Siz ne düşünüyosunuz? Özneler değişse de mevzu hep aynı işin özünde sanki.

Soğuk savaş var, sıcak savaş var, hukuk tanımamak var, etik kaygısızlık var; 2040'a doğru "hakiki" bir dünya savaşı gelir mi dersiniz?
0
vedatchilipeppers
(16.01.26)
Ben bu her şey çok kötü olacak zihinsel durumunu anlayamıyorum. O da bir olasılık tabi de, dünya hep böyle istikrarsız bir yerdi ki zaten. ABD Trump öncesinde uluslararası hukuku çok mu tanıyordu? Ha makyaj yapmak için çaba gösteriyor, kılıfına uydurmuş gibi yapıyordu. Şimdi yapmıyor. Dünya aynen eskiden olduğu gibi tehlikeli bir yer, endişe edecek bir şey yok yani.
0
mikro patlama
(17.01.26)
Zaman zaman ben de sizin gibi hissediyorum; özellikle Trump'ın saçmalıkları tam olarak "Siyasetle ve sosisin nasıl yapıldığını bilseniz gece uyuyamazsınız" lafını hatırlatıyor. Diğer yandan belli bir yere kadar yukardaki cevaba katılıyorum. Dünya genel olarak bir çok açıdan pek stabil değildi zaten; görece kısa stabil dönemler hep krizler, trajediler, savaşlarla bölünüyordu. Biz geçmişi bizzat yaşamadığımız, başkalarından duyarak ya da okuyarak öğrendiğimiz için eski trajedi ve krizlere karşı duygusal tepki üretmiyoruz. İkinci dünya savaşı, bir kıtlık ya da ekonomik kriz istatistikten ya da somut verilerden ibaret olgular haline geliyor ve şimdiki dönem istisnai bir durum gibi hissediliyor.
0
salihdt
(17.01.26)
(8)

Numaramdan arandığını iddia eden insanlar

aguen
Merhaba duyuru, 1 haftadır 2 farklı insan onları aradığımı 2dk ses gelmediğini falan iddia ediyor. Tanımadığım kişiler.Bunlar mı dolandırıcı yoksa benim numaramdan arıyor gösterebiliyor mu dolandırıcılar? Teknik olarak mantıklı gelmedi.Aradığıma dair ekran görüntüsü atar mısınız dedim atmadı karşıda
Merhaba duyuru, 1 haftadır 2 farklı insan onları aradığımı 2dk ses gelmediğini falan iddia ediyor. Tanımadığım kişiler.

Bunlar mı dolandırıcı yoksa benim numaramdan arıyor gösterebiliyor mu dolandırıcılar? Teknik olarak mantıklı gelmedi.

Aradığıma dair ekran görüntüsü atar mısınız dedim atmadı karşıdaki ama niye aradınız diye soran biriydi bi şey de istemedi.
0
aguen
(15.01.26)
Operatörünün uygulamasından baksana aradığın numaralara
+1
adivar
(15.01.26)
orada yok oyle bi arama
0
🌸aguen
(15.01.26)
telefon android mi ios mu?
0
scudman1
(15.01.26)
Baskasinin numarasindan arama cikmak icin teknik anlamda bir engel yok aslinda ama Turkiye'deki operatorler sahibi olmadiginiz hattan izin belgesi vs olmadan arama cikmaniza izin vermez. Tabii farkli sekillerde hallediyor olabilirler. Yani gercekten sizin numaradan birilerini aramis olabilirler.
+1
mbond
(15.01.26)
hiç kimse konuşmayan birini 2 dk beklemez ki
ses gelmezse kapatırsın
+1
neira
(15.01.26)
arayan bir şey istemedi demişsiniz ama bir şeyin yolunu da yapıyor olabilir. engelle geç.
+1
lazpalle
(15.01.26)
(bkz: caller id spoofing)

Teknik olarak mümkün, genelde dolandırıcılar kullanıyor ve bildiğim kadarıyla ne yazık ki yapabileceğiniz pek bir şey yok.
0
salihdt
(15.01.26)
geçenlerde hanıma oldu aynı olay, telefon andorid. eleman ekran görüntüsü de attı. ben mevzuyu büyütüp kavga çıkaracaktım ama engelleyip geçtik.
0
Improbable
(15.01.26)
(10)

Dubai'nin olayi ne? Laik kesim Dubai'de ne yapiyor?

tantamount_to_equivalent
Muhafazakar olsam hadi modern bir musluman ulke goreyim diye giderdim belki ama. Ne bileyim ya Dubai'ye gitmek 40 yil dusunsem aklima gelmez. Firsat varsa Londra, Paris, barcelona, Roma'ya vs defalarca gitmeyi tercih ederim gene. Ya da ufak tier b Avrupa sehirlerine giderim, ata topraklari balkanlar
Muhafazakar olsam hadi modern bir musluman ulke goreyim diye giderdim belki ama. Ne bileyim ya Dubai'ye gitmek 40 yil dusunsem aklima gelmez. Firsat varsa Londra, Paris, barcelona, Roma'ya vs defalarca gitmeyi tercih ederim gene. Ya da ufak tier b Avrupa sehirlerine giderim, ata topraklari balkanlari gezerim gene. Asya da olur bak, farkli kultur vs. Zenginleri falan anlarim da sen, ben gibi normal bayagi kisi de gidiyor sanirim bu ulkeye. Gecen bir arkadas topliulugunda fransiz kaldim gene, adamlar Dubai'nin tum bolgelerini biliyordu surdan otel tutacaksin, surda yeni binalar yapiliyor, para olsa ordan ev alicaksin falan diye. Ucuz ucak biletleri falan mi var, oteller mi ucuz ne yapiyor burada bu insanlar, gokdelen, avm gormeye mi gidiyorlar yani? Hayir bir de Suudi Arabistan, BAE en hazetmedigim ulkeler, ne biz onlari severiz ne onlar bizi sever.
+4
tantamount_to_equivalent
(14.01.26)
Kış aylarında deniz turizmine elverişli, kaliteli restoran, bar ve eğlence mekanları olan bir yer. Bir de olayı gösterişli olmak; haliyle Burj Khalifa, Dubai Mall, Ayn Dubai, Burj El Arab vb. derken bir sürü şekilli, paylaşılmalık şey var, vize almak kolay...
+1
salihdt
(14.01.26)
ben de senin gibi düşünüyorum , doğal dokusu ve tarihi yok bence beton görmeye gidilmez . tanıdıklarım büyük alışveriş merkezleri için gidiyorlar . Apple ürünleri , drone gibi şeyler alıyorlar . Makyaj malzemeleri ve giyim için aşırı para harcayıp dönen tanıdığım kızlar var.
+1
devilone
(14.01.26)
Yıllardır dubai'ye gider gelirim
bir abimiz demişti ki dünyanın en büyük kerhanesi ile en büyük kumarhanesi dubai'dir.

Dubai güzel, farklı. Paranız varsa daha da müthiş. Yeme-içme sınırsız muhteşem restaurantlar var. Denizi pek keyifli olmasa da plajları da mevcut, partileri de.

herkesin tatil anlayışı farklı. ABD'ye sık seyahat eden adam da Avrupa'dan haz etmiyor. Bana da sorsanız ilk 5- 6 avrupa şehri müthiş ufuk açıyor ama sonrası aynı...

Avrupa ülkeleri pislikten sokakları gezilmiyor, çantan çalınacak korkusu ile yürünmüyor. Göçmen sorunu inanılmaz boyutta tüm landmark'larda kalabalıkta fotoğraf çekmek bile mümkün değil. Dubai'de gayet kaliteli, tertemiz, sokağa açık şekilde cüzdan bıraksanız bile güvenlik kaygısı olmadan tatil yaparsınız.

Şu soruları sormaktan niye sıkılmıyorsunuz onu da anlamıyorum. Kimisi gider bina bakar kimisi gider avrupa'da parkta oturur. Amsterdam'da high olmak isteyen de vardır, bali'de yoga yapmak isteyen de.
-2
croswell
(14.01.26)
arapların monacosu dubai. oraya zenginleri çekmek için her şeyi yapıyolar. anelka falan oralarda yaşıyor. galiba vergi yok, ultra zenginlerin rahat takılacağı bir yer. tatil gez anlayışı kişiden kişiye değişir. ben size katılıyorum. hiç bir zaman monacoda ilgimi çekmedi. ama çok zengin olsam ben de rahat edeceğim bir lokasyonda takılmak isterim.
laiklikle dubainin pek bir alakası yok. monacoda krallık ona bakarsan.
+2
mikahakkinen
(14.01.26)
10-15 yıl önce ayşe arman anlatmıştı oradaki havayı. bir kere beton falan değil inanılmaz bir sosyal ortam var. aradığın her ortamı bulabilirsin. partiler eğlenceler gece hayatı aşmış durumda. bir benzerini şimdi suudiler yapmaya çalışıyor. özel alan belirleyip alkol bile serbest olacak. düşünün içmeseniz bile üzerinizde alkol yakalatsanız idama kadar yolu var o ülkede. her neyse bir gün ayşe arman bir kafede otururken yabancı biri gelip "benimle sevişir misin" diye sormuş. bizimki de hayır demiş. bu sorunun dubaide gayet normal olduğunu söylüyordu. gerisini siz düşünün işte.
+1
ground
(14.01.26)
Vergileri acik ara cok hafif. Dolayisiyla calisanlara yuksek maas veriyorlar ve hayat standarti orta sinif icin cok iyi. Bu durum beyaz yakanin tuzlukla kosacagi bir cekim yaratiyor. Konunun laiklik ile ya da muhafazakarlikla ilgisi yok.
+1
osssy
(14.01.26)
Hem iş hem tatil hem alışveriş hem de yatırım için yıllardır gidiyorum. 1 kere de formula 1 için gitmiştim. Tatil ve eğlence kısmı yazılmış ama Türkiye'den sonra emlak fiyatlarının dolar bazında en fazla arttığı bölge yatırım yapanlar çok kazandı. Yaklaşık 1 sene sonra dev bir kumarhane de açılacak Kıbrıs'ı tahtından edecekler. Basketbol takımları Dubai parayı bastırıp Euroleauge'e katıldı ve geçen sene final four'u düzenledi. Futbol'a da yatırım yapacaklar. Formula 1'de zaten yıllardır sezonun en son ve en şaşalı yarışlarını düzenliyorlar.
+2
iwasbornonamountainside
(14.01.26)
dubai'de vergi yok. doğal olarak gelirler yüksek. en büyük olayı o. bu sebeple genel olarak maaşlar da yüksek. lakin yapacak fazla birşey de olmadığı için ele geçen para da alışveriş olarak değerlendiriliyor.

dubai bu döngüde ilerliyor.
+1
duyurukullanıcısı
(14.01.26)
Almanya'ya gitmekten çok daha mantıklı. Millet almanya'ya özgürlük ve para için bunların hiçbirini bulamıyor. Simsiyah kılları ile alman toplumunda sırıtıyor.

Dubai'de hem ortam hem para var. İşini bilen Türk kızları yılda 2-3 dubai seferi yapıp bir valiz dolarla geri döner.
+2
runaway
(14.01.26)
turistik gidilmez. calismak icin 10 numara yer. hatta dunyada su an calisilabilecek en iyi yer korfez ulkeleri.
+1
antikadimag
(15.01.26)
(5)

aselsan'in baska sektorlere ve pazarlara girme ihtimalini nasil buluyorsunuz?

Sour
yurt disinda yasiyorum ve calistigim biyotek firmasi bosch ile humanoid robotlar icin anlasma imzaladi. bizde var mi diye dusunurken aklima hep butik sirketler ve startup'lar geliyor. bunlarin sayisi da cok az zaten. turk muhendislerine ve projelerine turk halki bile guvenmiyor acikcasi. muhendislik
yurt disinda yasiyorum ve calistigim biyotek firmasi bosch ile humanoid robotlar icin anlasma imzaladi. bizde var mi diye dusunurken aklima hep butik sirketler ve startup'lar geliyor. bunlarin sayisi da cok az zaten. turk muhendislerine ve projelerine turk halki bile guvenmiyor acikcasi. muhendislik acisindan farkli pazarlara girebilecek sadece aselsan var gibime geliyor. hem guveniliyor da. bir gun quantum bilgisayarlar, humanoid robotlar, yapay zeka modelleme, biyotek gibi alanlara girecegini dusunuyor musunuz? cunku turkiye'den dunyaya acilabilecek (hatta kendimiz icin bile yetebilecek duzeyde) baska bir firma cikmayacak gibi duruyor. en azindan gelecek 10 yilda.
0
Sour
(14.01.26)
Bence sorun üretilecek ürünlerin kalitesine güven değil o alanların özellikle Türkiye'de çok riskli ve maliyetli olması. O tür alanlar çok uzun süre yatırımın karşılığının geri dönmediği alanlar oluyor genelde. Bu da sağlam bir risk sermayesi ekosistemi, stabil ekonomi, güvenilir hukuki ve bürokratik yapılar vb. demek. Bunların da hiçbiri bizde yok.

Aselsan askeri açılımı olan diğer alanlara yoğunlaşabilir ama. Eminim içinde bir yerlerde yapay zeka ve robotiğin askeri uygulamalarına yönelik girişimler vardır hatta. Ancak son tüketiciye yönelik bir şey beklentisi varsa bence o işlere girmezler.
0
salihdt
(14.01.26)
Türk halkının mühendislere güvenmediği düşüncesi tamamen yanlış. Türkiye'de mühendislere aklı başında her insan saygı gösteriyor. Baykar, Roketsan, Togg ürünlerinde Youtube yorumları övgü dolu.

Bahsettiğin alanlar değil ama başka alanlara girmenin çok pozitif olacağı ürünler var. Mesela MR cihazı üretmek Aselsan için mükemmel bir yatırım olur. Canon'un MR cihazı ürettiğini kaç kişi biliyor mesela?
-3
arbre
(14.01.26)
aselsan o işlere giremez. devlet kurumu gibi hantal ve bürokratik.
ayrıca tüm odağını savunma sanayine-tsk hizmet etmeye kaydırmış durumda.
0
orpheus
(14.01.26)
Aselsan, m11 metro hattı (ist havalimanı hattı)’nın sinyal sistemini yaptı. Şu ana kadar gayet iyi çalışıyor gibi görünüyor.

Tcdd, yeni hatlarda aselsanın sinyal sistemini kullanacaktır herhalde.

Metro İstanbul yeni hatlarda kullanmıyor diye biliyorum. Onlar alstom kullanıyor. Sanırım sinyal sisteminin ihalesi daha önce alstoma verildiğinden, aselsan kullanmıyorlar.

Tabii burada aselsanın da ihaleye katılması gerekiyor.

İşin ucunda maliyet var. Aselsan, alstomdan daha düşük fiyat vermediği sürece en fazla tcdd alır yani.
0
substituent
(14.01.26)
orada calismasam da sektorden dolayi aselsan'a sayisiz kere girip ciktim.

aselsan devlete satarak buyuyor. ki zaten kendisi devlet kurumu. bist'te olmasini bir kenara birakirsak vakif sirketleri dupeduz devlete baglidir, ve devlet kurumu gibi calisir. calisanlarin is garantisi, is alma sekilleri falan ayni devlet gibidir.

boyle bir noktada aselsan'dan baska bir is yapmasini beklemek dogru olmaz. iyi yapamazlar zaten. buyurler mi buyurler ama kaliteli mal cikmaz.
0
antikadimag
(15.01.26)
(15)

crackli her yazılım zararlı diyebilir miyiz?

Rondak
az önce bir hacker videosu izledim. crackleyen kişi babasının hayrına yapmıyor hepsi zararlı dedi.yüzlerce uygulama, oyun vb yüz yıllardır crackleniyor ve insanlar yüz yıllardır bunu kullanıyor. burada her şeyden bahsetmiyorum tabii ki zararlıları var ama temel ihtiyaç için kullanılan şeylerde bir s
az önce bir hacker videosu izledim. crackleyen kişi babasının hayrına yapmıyor hepsi zararlı dedi.

yüzlerce uygulama, oyun vb yüz yıllardır crackleniyor ve insanlar yüz yıllardır bunu kullanıyor. burada her şeyden bahsetmiyorum tabii ki zararlıları var ama temel ihtiyaç için kullanılan şeylerde bir sıkıntı yaşadığımı hatırlamıyorum.

siz buna katılıyor musunuz? yani özetle crackli olan her yazılım sizin bilgilerini vb ele geçirmek için mi yapılmıştır.
0
Rondak
(12.01.26)
istisnasız hepsinde trojan var. mutlaka kullanmak zorundaysan sanal makina içine kur.
-6
orpheus
(12.01.26)
İstiasnasız hepsinde var demek doğru değil. Tabii ki tutumunuz hepsinde trojan varmış gibi yaklaşmak olmalı. Ancak sırf microsoft'a, apple'a veya diğer teknoloji şirketlerinin vampir gibi kan emmesine uyuz olup yazılım crackleyenler de var.
+4
himmet dayi
(12.01.26)
@orpheus

yıllardır kullanıyorum/kullanıyoruz diyorum, nasıl trojan var. bana somut kanıtla gel.
+1
🌸Rondak
(12.01.26)
hayrına yapmıyor sözü çok doğru değil. Evet herkesin bir çıkarı var, ama bilgisayar dünyasında gönüllü yapılıp herkese ücretsiz sunulan milyonlarca içerik var.

vlc player, 0 reklam geliri, ücreti yok, öyle senin verilerini topluyor falan kesinlikle değil.
Belnder, gimp, firefox, openstreetmap, internetarchive...

mesela oyun moder'ları. oyunlara dehşet büyük ölçüde mod yapıyorlar ve herkesle ücretsiz paylaşıyorlar.

Bu tarz insanlar genelde hobi olarak kazanç gözetmeksizin yapıyorlar bu işleri.


Crack işini, büyük firmalara karşı gelmek için yapanlar var. Bazen protesto etmek için. mesela simcity oyunu ilk çıktığında hep internet bağlantısı gerekiyordu. herkes bundan nefret etmişti, oyuna para verenler bile cracklisini kullanıyordu.

anlayacağınız, babasının hayrına yapılan bir sürü iş var.
+3
substituent
(12.01.26)
@rondak
microsoft defender büyük kısmını görmüyor. bitdefender kur veya verdiğim linke bahsettiğin cracki atıp içinde ne gizlendiğini görebilirsin. inanmak-inanmamak ve risk sana ait. hepsi demeyelim de %80 diyelim içini rahatlatacaksa.

www.virustotal.com
-4
orpheus
(12.01.26)
hayır fakat bu soruyu sorma ihtiyacı hissediyorsanız bu şekilde varsayımda bulunmanız en doğru yol olacaktır. crackleme hususunun temelinde birbirleriyle yarışan "scene" gruplarının rekabeti vardır.
0
redlinetheturk
(12.01.26)
Hepsi zararlı demek dogru degil. Arada vardır tabiki içinde trojan içeren kaynak kodları olan fakat hepsi degil. Bazıları bunu kendini kanıtlamak veya crack'ını yaptıgı uygulamanın şirketine gövde gösterisi yapmak için yapıyor.
0
limonlu eksi
(12.01.26)
Bir ek,
Bazı virüs programlarının virüs bulmasının tek sebebi virüs olması değildir.
sistemde normal erisomler /olaylar dışında işlem yaptığı için virüs olarak yorimlamabiliyordu eskiden (şimdi nasıldır bilmiyorum)
Bir örnek, windows ve ofis için graveyard sitesinden opensource script ile lisans sahibi olabiliyorsunuz.
+3
kisa
(12.01.26)
Her zaman risk vardır.

Ben oyun oynamıyorum ama onun yerine müzik programlarını koyabilirsin :) bir tane laptop sırf bu işler için. Onunla kesinlikle ne bankalara girerim ne resmi yerlere ne de kişisel hesaplarıma.

Bunlar için temiz kurulum ayrı bir laptop'ım var.
+1
makbur
(12.01.26)
linuxu adam bedava yaptı sattı ücretsiz veriyor onda da mı trojan var :)

virüs olma ihtimali var ama yıllarca kullandım karşılaşmadım. macte bile yaptım sorun olmadı hiç.
+1
jelly bear
(12.01.26)
kesin zararlidir diyemeyiz ama zararli olma olasiligi zararsiz olma olasiligindan cok daha yuksek. zira bunu yapan adamin isi zaten acik bulmak.

"ben senelerce kullandim bir zararini gormedim, virus programlariyla da baktim bisye bulamadim" gibi beyanlarin bir kiymeti yok.
+1
cooperr
(12.01.26)
Özellikle ismi çok yaygın bilinmeyen antivirüs programlarının bir bölümü kasıtlı olarak hayali virüs tespiti (false positive) yapıyor. Bunu korkutma yoluyla kendi ürünlerini duyurmak ve satmak için yapıyorlar. Virustotal sitesinde çok sayıda antivirüs sonucu birlikte gösteriyor ve aralarında bu türden çöp antivirüs programlarından çok var mesela.

Soruya cevap: Eğer crack işlemi yabancı bir programcık çalıştırmayı gerektiriyorsa oldukça risklidir diyebiliriz. Asıl üreticisi virüs koymamış olsa bile bir başkası onu alıp virüslü hale getirip yeniden yayabilir, hatta bunu yapmak çok daha kolay. O yüzden uzak durmak gerekir.
+1
mikro patlama
(13.01.26)
zaten ürünün kendisi, kendi crackını de piyasaya salabiliyor, mesela photosop bu şekilde dünyada fotoğraf düzenleme konusunda tekel oldu ama artık yeni sürümlerine para vermeden erişmek mümkün değil.
virüslü olanları antivirusler yakalıyor zaten.
tüm crackler zararlı olmasa da gözlemlediğim kadarıyla arada bir yerlere veri alıp gönderenleri de var, virüslü de var.
+2
duyuruuser
(13.01.26)
25 yıldır pc kullanıyorum daha bir kere kurduğum crack yüzünden başıma şu geldi diyen çıkmadı.
0
plastic_angel
(13.01.26)
Crack işi ilk çıktığında aslında aslında kendi içinde iki motivasyonu olan bir şey: Biri bir cracker grubu olarak olan en hızlı şekilde yeni çıkan bir uygulamayı crackleyip bu alanda ne kadar iyi ve yetenekli olduğunu göstermek, yani bir nevi yabancıların bragging rights dediği şey. Diğer motivasyon da internetin özgür ruhunu savunup şirketlerin para kazanma hırsına tepki koymak.

Bugün tabi ki crackli bir yazılımda virüs vb. çıkma olasılığı vardır. Ancak bence de o risk inanılmaz büyük değil.
0
salihdt
(13.01.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.