Giriş
(3)

Sizi arkadaşınızla/ kök ailenizle tek biraraya gelmenizde kısıtlayan partneriniz oldu mu?

psmstc
Ve böyle bir partnerin problemi nedir? değişmiyorsa ayrılmak da mümkün değilse (evlisiniz çocuklar var vs) ne yapmak lazım ?
Ve böyle bir partnerin problemi nedir? değişmiyorsa ayrılmak da mümkün değilse (evlisiniz çocuklar var vs) ne yapmak lazım ?
+1
psmstc
(28.08.26)
Hadi arkadaş kısmını anlamaya gayret ederim, bir tanesinin benim göremediğim bir yamuğunu görmüştür, kaba tabirle kıllanmıştır falan ama işin içine kök aileyi de sokuyorsa, 'Bi yürü git' derim, alırım karşıma konuşurum. 'Bak diyalogla her şey çözülür ve bu durum da böyle yürümez, kendine bir çeki düzen ver.' derim. Olmadı, saygı duyacağı bir aile büyüğünden yardım isterim. Daha da olmadı, 'Boşanma müessesesi bu işler için.' derim.

Boyun büküp, 'Çilemmiş, çekerim.' demek de bir yoldur ama iyi bir yol değildir bence.
+3
Mirket
(28.08.26)
Mirket+1

Evlilik de dahil her türlü ilişki türünde bir taraf karşı tarafa dair bir tasarrufta bulunuyorsa bunun sebeplerini açıklayabilmesi ve karşı tarafı ikna edebilmesi lazım. Kimsenin öyle kafasına göre "Ben bunu yapmanı istemiyorum" deyip bunun sorgusuz sualsiz kabullenilmesini bekleme hakkı yok.
+2
salihdt
(29.08.26)
Çok fazla değişken olabilir aslında. Kısıtlama sebebi önemli bir konu mu? Örneğin geçenlerde burada birisi kardeşi tarafından çok büyük bir borç altına sokulan eşiyle ilgili şeyler anlatmıştı. Kardeş ve yakın arkadaştan oluşan bir grup için bir eşin böyle bir buluşmaya rest çekip tepki koymasını anlamlandırabilirim. Bu ve benzer durumda izlenecek yol ve sorunun çözümü farklı olur.

Sorunun kaynağı yaşanılmamış bir olaydan kaynaklı duygusal güvensizlik veya bu şahısların birbirleri arasındaki anlaşmazlıklarla alakalıysa sorunun çözümü için takınılacak tavır farklı olur.

Neticede önemli olan sorunun sebebini masaya yatırıp bunun üstünde tartışmak. Yoksa bizzat sorunun kendisi üstünde inatlaşmak değil. Eğer sorun çözülemiyorsa Mirket'in de bahsettiği gibi bence de ayrılık imkansız görülmemeli.
+1
akhenaten
(29.08.26)
(6)

Taksitle macbook almak

stefano
Yurtdışında taksitle nasıl macbook alınabilir? Aklıma gelen karttan tam çektirip bankadan taksit yaptırmak. Bu mumkün mü?
Yurtdışında taksitle nasıl macbook alınabilir? Aklıma gelen karttan tam çektirip bankadan taksit yaptırmak. Bu mumkün mü?
0
stefano
(25.08.26)
Yurtdışında Türkiye'den çıkarılmış bir kartla alışveriş yapmaktan bahsediyorsanız bazı kartların bu tür imkanları var. Mesela aşağıdaki örnek Garanti Bankası için:

Peşin ödemek zorunda kaldığınız, keşke taksitle ödeyebilseydim dediğiniz peşin alışverişlerinizi hemen taksitlendirebiliriz. İşlem anında size SMS geldiyse SMS ile hemen başvurabilir ya da ekstreniz kesilmeden önce Garanti BBVA Mobil, BonusFlaş, Garanti BBVA İnternet Bankacılığı, 444 0 333 Garanti BBVA Müşteri İletişim Merkezi veya Garanti BBVA Şubelerinden İşlem Taksitlendir ürünümüze başvurabilirsiniz.
0
salihdt
(25.08.26)
yapı kredi kullanıyorum
-1
🌸stefano
(25.08.26)
Türkiye’de peşin fiyatına 6-9 ay taksitle satılıyor, daha ucuza geliyor bile olabilir eğer amaç ucuza almaksa.
0
orient blue
(25.08.26)
trden macbook almak daha ucuza geliyor. yurt dışında taksit yaptıramazsın.

trden aldığın yurt dışı uçak biletine taksit olmuyor.
0
jelly bear
(25.08.26)
yurtdisinda ucuz olan pek bir sey kalmadi sanki? belki telefon ve ps5?
0
baldur2
(25.08.26)
Yasal olarak yasaklamışlardı bunu eskiden ücretsiz 3-6 bölüyordu bankalar ama artık yok o, yurtdışı uçak biletinde bile yasak. Anca ekstre takstilendirirsiniz onun da oranı %4.25 + vergi.
0
atom karincanin torunu
(25.08.26)
(5)

Oyun önerisi

tadartatmaztadantatar
Cyberpunk 2077, Rdr2 gibi oyunlardan önerebilir misiniz?
Cyberpunk 2077, Rdr2 gibi oyunlardan önerebilir misiniz?
0
tadartatmaztadantatar
(23.08.26)
ghost of Tsushima şiddetle öneririm
0
kablelvuku
(24.08.26)
rdr2 gibisi yok bence rockstar bile yapamayacak ama ne sevdiğinizi anladım, oynamaktan keyif aldığım oyunları yazayım

uncharted 4 (üstelik Türkçe dublajlı ve inanılmaz güzel dublajı var. diğerlerini ben de oynamadım bilgisayarda olmadığı için ama anlama konusunda sıkıntı çekmezsiniz)
dying light 2
last of us (sadece 1'ini oynadım 2 hakkında bilgim yok henüz)
007 first light
gta v (zaten)
watch dogs 2 ve 3, 3'ü seven az ama ben bayılarak oynamıştım. 2 gerçekten iyidir. 1 çok çok eski hissettiriyor o yüzden sevmedim.
sleeping dogs
cloudpunk
0
matilda
(24.08.26)
Açık dünya değil ama hikayesi güzel oyun olarak Alan Wake serisine bakabilirsiniz.
0
salihdt
(24.08.26)
Black Myth: Wukong
Bir de türü sevmiyorsanız alışmak zor ama alışınca da detaylar ve hikayesi çok güzel olan başka bir oyun da Baldur's Gate 3
0
ananiyimioguz
(24.08.26)
ben bahsettiğiniz oyunları oynadım,daha doğrusu oynamadığım pek az şey kaldı.

oyun dünyasının temel taşı benim için half lifedir hala oynarım. dün uzun zamandır videosunu gördüğüm bir oyun olan bodycam aldım. sadece ateş etmeli, sadece multiplayer, heryerde olduğu gibi aşırı iyi oyuncular var ama ben şahsen bayıldım. sadece bir öneri olarak sunmak istedim.
0
omer460
(25.08.26)
(8)

Anneniz/babaniz sizi ya da kardesinizi

Purple life
Daha cok seviyor mu? Böyle bir hissiniz var mi? Anneniz ya da babaniz bunu hic onayladi mi? Cocugunuz varsa birini daha cok sevebileceginizi düsünüyor musunuz?
Daha cok seviyor mu?

Böyle bir hissiniz var mi? Anneniz ya da babaniz bunu hic onayladi mi?

Cocugunuz varsa birini daha cok sevebileceginizi düsünüyor musunuz?
0
Purple life
(23.08.26)
Babam en çok beni sever muhabbetçi olduğum için bunu kardeşime de birkaç kere belli etmişti, kardeşim üzülmesin diye ortamda tersleyip uzaklaştım. Çocukken hoşuma giderdi.
Şuan hiç hoşuma gitmiyor. Ona asıl evlatlık eden kardeşim çünkü...babamı sevmiyorum, bunun da etkisi var
0
cccbehzatccc
(23.08.26)
Küçükken belki çocuklar arasında ayrım yapmak pek mümkün değil herhalde de yetişkin çocuklar arasında ayrım yapılması çok sık yaşanır; kimi ailelerde anne erkek çocuğa çok bağlıdır, çok sever, kimi ailelerde baba kız çocuğu daha çok sever, kimisinde ailenin en küçük çocuğu çok sevilir vb.
+1
salihdt
(23.08.26)
Annem en çok ortanca ablamı sever, üstü kapalı veya kapaliya yakın çokça belli etti. Çocuklarımın muhtemelen farklı yönlerini ayrı ayrı çok severdim ama ayrım yapmam asla
0
mirty
(23.08.26)
Mümkün. Ama bu diğerini az sevmek yahut sevmemek değil. Anlatması biraz zor.
+1
dilemma of subscribtionability
(23.08.26)
Hiç hissetmedim. İkimizi de aynı seviyorlar bence.

Bana aksini hissedenler tuhaf geliyor. Kayınvalidem kayınpederimde de böyle bir şeye rastlamadım eşim ve görümcemle alakalı.
0
Hallegadola
(24.08.26)
Annemin eşit sevdiğini hissediyorum, sadece ailenin yanlış şeyler yapmayan çocuğu olarak ben ufak bir şey yaptığımda daha çok tepki gösteriyor. Kardeşim ailenin dolandırıcısı olduğu için onu öyle kabul ediyor.
Babayla ilgilenmiyorum görüşmüyorum zaten, hayatımızda olsa oğluşunu daha çok severdi.
0
ekimoloji
(24.08.26)
Bizim ailede de evlatlar arası farklılık var baba tarafından. Umursamıyorum
0
gadlemler
(24.08.26)
Sevgi diyemeyiz de hassasiyet olarak annem kardeşime daha düşkündür. Ama bu beni rahatsız etmez
0
kondansator
(25.08.26)
(8)

avustralya'dan ne alınır?

kojonotsuki
Ugg geldi aklıma, ya da sporcu ürünleri. protein tozu fiyatlarına baktım sanki ucuz değil gibi geldi.edit:tim tam çikolatabumerangkurutulmuş kanguru eti, bunları yazdım listeme. başka var mıdır öneri?
Ugg geldi aklıma, ya da sporcu ürünleri. protein tozu fiyatlarına baktım sanki ucuz değil gibi geldi.

edit:
tim tam çikolata
bumerang
kurutulmuş kanguru eti, bunları yazdım listeme.

başka var mıdır öneri?
0
kojonotsuki
(19.08.26)
makademya fındığı çok yaygın.

hediyelik olarak nokta nokta renklendirilmiş ürünler gerçek yerli ürünleri değil. yine bir misyoner gelmiş, aborijinlere bunu öğretmiş "sanat öğrensinler, medeni olsunlar" diye.

bumerang ama küçüklerinden biblo olarak alabilirsiniz. atarım tutarım bunu diyorsanız video yollayın derim.

timsah eti deneyebilirsiniz. beğenirseniz onun jerkysi.

koala anahtarlık vs bolca göreceksiniz. eğer uygun bir hayvanat bahçesine giderseniz fotoğraf çektirirsiniz. o da size hatıra olur.

bence deneyime dalın. hangi bölgeye gidiyorsunuz bilmiyorum ama hayvanlara ve plajdaki ikazları göz ardı etmeyin. hava durumunu da kışın bir 5 derece eksi ekleyin. orası şu an 13 derece ise siz 8 olarak alın.
0
janderzel zartanyan
(19.08.26)
arkadaşıma sipariş verdim getirecek. bir ş.rap markası. adı ilginç olduğu için. eksisozluk.com
0
ground
(19.08.26)
yarra yering vadisinin ünlü saraplarindan alabilirsiniz.
ben tazmanya'dan leatherwood bali aldim, tadi cok güzel.
lemon myrtle aldim, salatalara ve soslara koymak icin.

bu arada kanguru eti yiyecekseniz timsah ve cekirge de yiyin.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.08.26)
Whittaker's marka cikolata,
Vegemite (sevmezsin gerci)
Kanguru derisi
+2
baldur2
(19.08.26)
Arkadaslara hediye olarak. kanguru skrotumundan yapilmis bira acacagi, anahtarlik falan iyi olur.

Blundstone botlar ucuzdur orda. Ben gunluk kullaniyorum. Cok rahatlar. Tavsiye ederim.
0
KafayıYedimAbi
(20.08.26)
yarra yering gercekmis la :) bir yasima daha girdim. mutlaka tadina bakin o zaman.
0
banach
(20.08.26)
biliyorsunuzdur ama yine de yazayım: gerçek aile sirketi ugg, “since 1974” olan. diğer şu an globalde bildigimiz ugg abdli bir şirketin ve pis bir şekilde ugg isim hakkini aldilar. lokal ureticilerden ya da bu orjinal since 1974ten alin.

www.uggsince1974.com.au
+3
eileengray
(20.08.26)
Bu aralar Türkiye'de bir matcha dalgası esiyor, Avustralya'da kalitelisi bulunur ama ucuz mu bilmiyorum. Keza benzer şekilde bir çok asya marketi var, özellikle Çin ve Kore; haliyle oralara özgü gıda vb. ürünler de bulunur. Protein tozu falan için Costco'ya bakmak lazım ama üyelik gerekir.
0
salihdt
(20.08.26)
(12)

Bu kadınlar niye böyle?

Mirket
Adam 14 yaşında çocuğa tecavüz ediyor.Yorumlarda kadın, 14 yaşındaki çocuğun kuyruk salladığını söylüyor.Erkek yorumlarını anlıyorum, tamam, sapığımız çok da. Bu kafadaki kadınları anlayamıyorum.https://www.sondakika.com/guncel/haber-bir-il-bu-olayi-konusuyor-14-yasindaki-kizla-20157533/
Adam 14 yaşında çocuğa tecavüz ediyor.
Yorumlarda kadın, 14 yaşındaki çocuğun kuyruk salladığını söylüyor.
Erkek yorumlarını anlıyorum, tamam, sapığımız çok da. Bu kafadaki kadınları anlayamıyorum.

www.sondakika.com
0
Mirket
(19.08.26)
erkekler kadin dusmani degil ki, kadinlar daha cok kadin dusmani.
+2
baldur2
(19.08.26)
Mustafa Kemal olmasaydı Afganistan'dan daha beter olurdu bu coğrafya halkı .
+7
HellKeePer
(19.08.26)
Kadının cevap yazdığı erkeğin yorumuna bakarsak cinsiyet değil karakter meselesi olduğunu görürsünüz.
Ayrıca belki yorum sahibi erkektir her Merve yazana kesin kadındır diyemeyiz neticede TC kimlikle girmiyoruz.
0
ekimoloji
(19.08.26)
Erkeklerle ilgili düşüncemi yazmıştım zaten. Ruhunda vardır sapıklık da hemcinsinin tarafında olmak kendine yakın gelmiştir.
Kadın için de bu bir örnekti. Videolarda falan çok rastlıyorum, mağdur için 'kırıp dizini evinde otursaydı' diyenine. 'Haketmiştir.' diyenine.
Onların motivasyonunu anlayamıyorum.
0
🌸Mirket
(19.08.26)
erkekleri de doğru anlamamışsın ki, yanlış anlamışsın.
bunun sapıklıkla değil dünya görüşü ile alakası var.
0
abelardo
(19.08.26)
Bir anda aydınlandım. Harika cevap. Bana bir de 'kazai rüşt, cezai ehliyet' kavramlarını anlatır mısın?
0
🌸Mirket
(19.08.26)
Son satırı sonradan okudum, hızlı okuyunca gözümden kaçmış.
Bazı kadınlar içlerindeki nefreti o şekilde kusuyorlar, ben namuslu olduğum için kuyruk sallamadım o yüzden kimse bana tecavüz etmedi, gibi.
Cinsiyet insana bakış açısı kazandırmıyor maalesef.
Annelerin, öz kızlarını kıskandığını öğrendikten sonra artık kadınların bu tür söylemlerine şaşırmıyorum.
0
ekimoloji
(19.08.26)
Kadin rumuzlu erkek olabilir.
0
KafayıYedimAbi
(20.08.26)
Öncelikle 80-90 milyonluk ülkede ne kadar saçma olursa olsun her türlü fikir beyan edilir. Dolayısıyla "Nasıl oluyor da bu fikirde insanlar var anlamıyorum" demek pek anlamlı değil.

Ancak bu tür cinsel istismar olaylarında suçu istismar edende bulma genel olarak kadın ya da erkekten bağımsız kültürün bir yansıması; kadın erkeği baştan çıkaran, onu günaha sokan, kafasını karıştıran bir şey olarak empoze ediliyor. Bu olayda da söylenen "Dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek bir şey yapmaz" ya da "Açıkta kalan şeye sinek de böcek de konar" gibi özlü sözlerimiz olduğu gibi genelde bir istismar vakasından sonra aklımıza gelen ilk sorulardan biri de "Peki o saatte orada ne işi varmış" oluyor. Bu nedenle böyle 14 yaşında bir çocuğun istismara uğramasının ardından birinin çıkıp saçmalaması, o birinin de kadın olması çok garip değil bence.
0
salihdt
(20.08.26)
Bu tarz haberlerin yorumlarında çok fazla maaşlı troller oluyor. Diyebilirim ki sosyal medya kullanıcıları biraz da bu trollerin yorumları üzerinden manipüle ediliyor, yani toplum mühendisliği yapılıyor bunlarla. Kuyruk sallamıştır diye yorum yazan kadın ya bir trolldür ya ruh hastasıdır ya akıl hastasıdır. Başka ihtimal göremiyorum.
0
yaren
(21.08.26)
Kadın düşmanlığı yapmak için fırsat kollamasanız mı acaba?

linkini attığın sitede toplam 11 tane yorum var ve bunların bir tanesi kadın ismine sahip. O da önemli değil. Buradaki 2-3 yorum üzerinden "KADIN" lar neden böyle diye genellemek de neyin nesi? ülkedeki tüm kadınların fikirlerini aldın da çıkan sonuca mı isyanın var?

Eskiden facebook'da gördüğü her şeye inanan ana babalar bitti şimdi bir de siz başladınız valla. elinizin altında yapay zeka var, bir sorun bakalım sosyal medyada yazılan yorumların %kaçı bot hesap, ne kadarı gerçek kişiymiş. Sonra gelir burda sosyoljik tespitlerinizi yumurtlarsınız.
+1
thracia
(21.08.26)
'Yumurta'lı falan konuşmanız hiç hoş değil. Kendi kendinize gerildiğiniz anlaşılıyor da ne olursa olsun konuşma adabı denen bir şey var. Üslubunuz her zaman kişiliğinizin ve saygınlığınızın göstergesidir. Bunu unutmayın.

Ayrıca bu linkin bir örnek olduğunu, aynı düşünce yapısına izlediğim bir çok videoda rastladığımı da belirtmiştim. Hala örneğe takılıp kalmanız gergin oluşunuzdan olsa gerek. Terapi sizin için iyi bir seçenek olabilir. Bir düşünün bence.
-1
🌸Mirket
(21.08.26)
(9)

Spor muhabbetindne anlayan arkadaşlara

xephyr
Selamlar,Yaş 34 oldu. 1.86-90 kiloyum. Bu zamana kadar halı saha dışında hiçbir zaman düzenli spor yapmadım.Fakat geldiğimiz noktada sigaranın da etkisiyle kondisyon problemi yaşıyorum. Günlük hayatta ufak ufak olsa da tesiri var.Böyle gidip body build yapayım, protein basayım muhabbetim de yok. Spo
Selamlar,

Yaş 34 oldu. 1.86-90 kiloyum. Bu zamana kadar halı saha dışında hiçbir zaman düzenli spor yapmadım.

Fakat geldiğimiz noktada sigaranın da etkisiyle kondisyon problemi yaşıyorum. Günlük hayatta ufak ufak olsa da tesiri var.

Böyle gidip body build yapayım, protein basayım muhabbetim de yok. Spor alışkanlığını ufak ufak kazanmak, uzun vadede 1,2 yıl kondisyonumu düzeltmek niyetindeyim.

1-bisiklet alıp, akşamları 21 sonrası 4-5 km sürmek
2-salt yürüyüş yapmak
3-yüzme için bir hoca tutup, haftada 1-2 yüzme yapmak
4-salona gidip eliptik vs yapmak.

bunlar alternatifler ama benim istediğim daha sağlık penceresinden bakan, bizi sakatlamayacak, gelişimimizi de güzelce takip edecek bir tesis/spor dalı bulmak. öneriniz ne olur ?

aı cevaplarına gerek yok, saha tecrübelerini duymak istiyorum :)

teşekkürler.
0
xephyr
(18.08.26)
Ağırlık çalışarak kısa sürede kilo verebilirsin. Yüzme 1 2 kardiyo için işe yarar ama kilo veremezsin. Yağ yüzden yüksek büyük ihtimalle. Senin kilo vermen gerekiyor en başta. Macfit üyesiyim ve yarı olimpik havuza üyeyim bu arada. Sallamıyorum.
-10
arbre
(18.08.26)
yüzme sağlıklı hissettirir.

ağırlık işinize yarar.
0
kveldulv
(18.08.26)
Alışkanlık kazanmak istiyorsanız size en kolay geleni ya da en keyif vereni yaparak başlamanız daha mantıklı. Spora başlamak genelde çok sorun değil de onu alışkanlık haline getirmek günlük hayatın temposunda baya zor. Mesela akşam 9'dan sonra bisiklet sürmek eğer özellikle keyif aldığınız bir şey değilse çok hızlı bir şekilde "Hava çok sıcak/soğuk, ben çok yorgunum, kim uğraşacak şimdi" denilerek o bisikletin bir köşede paslanmasıyla sonuçlanabilir.
+1
salihdt
(18.08.26)
herhangi bir düzenli spor ama minimum 45dk veya 1 saat olmasında fayda var.
en iyi kondisyonda olduğum iki dönem oldu.

iki yıl boyunca her hafta düzenli halı saha maçı.

3 yıl boyunca her gün işe bisikletle gidip geldim. günde toplam 50km yol yapıyordum. o zamanki gibi kondisyonum başka hiçbir zaman olmadı. bu aralar saldım maalesef.
0
lazpalle
(18.08.26)
sırf sigarayı bıraksan bile kondisyonun bariz artar zaten. üstüne de cardio ve temel ağırlık hareketleriyle muazzam yol kat edersin 1 senede bile. tabii ki bu sürede şeker-ekmek yemeyeceksin.
-5
televole0
(18.08.26)
Saydıklarının hepsini ikişer ay yap. En çok hangisi hoşuna giderse oradan devam et.
Hiit çalışma nasıl yapılır öğren. Saydıklarının hepsiyle de yapılır. Yap.
Gerçekten sigarayı bırak.
0
Mirket
(18.08.26)
1. bisiklet iyidir de 4-5 km çok az. 5 kmyi 15-20 dkda bitirirsin.
2. yürüyüş tek başına bence yeterli değil. spordan sayma. spor yapmadığın günler yap yürüyüşü. ya da spor öncesi.
3. yüzme iyidir tavsiye ederim. hafta 2-3 en az 1 saat yüzmek iyi gelir.

sigarayı bırak.
0
jelly bear
(18.08.26)
Ben yürüme diyorum çünkü en kolayı o. Diğerleri için para harcamanız ve/veya belli bir yere gitmeniz gerekiyor. Rutin oluşturmak için en basitten başlamayı ben faydalı bulmuştum. Ha para harcarsam ancak yaparım beni o motive eder diyorsanız o zaman yüzme derim çünkü hocaya karşı da sorumluluğunuz olacak.
-2
peki madem
(18.08.26)
calisthenics uygun olur gibi. Gelisim cok yavas da olsa videolari takip ederek iyi bir ilerleme kaydedebilirsin.
0
KafayıYedimAbi
(20.08.26)
(5)

Klasik deri ayakkabı giyebiliyor musunuz?

runaway
Bir ortamda giymek zorunda kaldığım için 1 gün giydim. Ayaklarım yara içinde kaldı. Bunu her gün giyenler nasıl dayanabiliyorlar?
Bir ortamda giymek zorunda kaldığım için 1 gün giydim. Ayaklarım yara içinde kaldı. Bunu her gün giyenler nasıl dayanabiliyorlar?
0
runaway
(18.08.26)
Bir sneaker kadar rahat olmayabilir ama kaliteli bir deri ayakkabı da gayet konforludur ve normal şartlarda herhangi bir soruna sebep olmaz. Ayakkabınızla ilgili bir sorun olmasın?
0
salihdt
(18.08.26)
Markasız ve kalitesiz deri ayakkabılar yara yapıyor maaelsef. Muhtemelen iç kısmı deri deri değil o yüzden. Dockers-gerli günlük deri ayakkabı giyiyorum normal spor ayakkabıdan daha rahatlar.
0
HellKeePer
(18.08.26)
Spor ayakkabıya alışınca klasik ayakkabı çok sert geliyor. Ama alışıyor ayak bir süre sonra, ayakkabı da yumuşuyor zamanla.

Benim ayakların altı düz ayakkabıyı sevmiyor, spor ayakkabılar topuk dikenine neden oluyordu.

Tabanının arkası yüksek ayakkabılar ayağıma geliyor, bu yüzden tamamen klasik şeylere geçtim. İlk başta yordu ama ayaklarım iyileşmeye başladı. Görünümü klasiğe yakın süet ayakkabı tercih ediyorum. Hem fazla sert değil hem de spora yakın görünüm olarak.
0
santimantal
(18.08.26)
markali deri ayakkabilar da yara yapiyor. pikolinos, clarks, carmina, blundstone gibi markalardan bircok deri ayakkabim var. clarks haric her biri istisnasiz olarak ilk giydigimde yara yapti. clarks da bence ayakkabinin modelinden ötürü yara yapmadi ama bazisi ilk giyimden sonra ayagin formunu aldi, bazisi 5-6 giyimden sonra. hatta entry'm bile var bu konuda: eksisozluk.com
ingilizcede bir tabir var, to break in a shoe diye. ayagin formunu almali ayakkabi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.08.26)
deri yapisi geregi ilk basta serttir ama zamanla ayaginiza alisir. yani deri ayakkabilar zamanla konforlu hale gelir. ilk basta hep serttir. bazi deriler ornegin ceylan derisi yumusaktir. veya bazi deriler tumbled denen bir islemden gecirilerek yumusatilir. ama genel olarak deri klasik ayakkabi ilk basta konforlu degildir. surekli giyerseniz ayaginiza gore kivrimlanir. ve en mukemmel malzemedir ayakkabi icin.
0
antikadimag
(18.08.26)
(7)

Neden Instagram fotoğraflarının altına edebiyat parçalıyorlar?

seydan8787
Sıradan insanlardan bahsediyorum. Bir fotograf paylaşıyorlar eşinin mesela altına yarım sayfa tum hayat hikayesi, iyi ki seni bana verdiler, sen olmasan bitmiştim.... blabla bla.Ben üşenirim sahşen. Sizin düşüneniz nedir?
Sıradan insanlardan bahsediyorum. Bir fotograf paylaşıyorlar eşinin mesela altına yarım sayfa tum hayat hikayesi, iyi ki seni bana verdiler, sen olmasan bitmiştim.... blabla bla.

Ben üşenirim sahşen. Sizin düşüneniz nedir?
+6
seydan8787
(16.08.26)
İlgi istiyorlar
+3
artıküyeolmakistiyorum
(16.08.26)
1_ olayin kendisiyle yeterince mutlu hissetmedikleri icin oradan gelecek yorumlarla tatmin olmak

2_gercekten ici o kadar kipir kipir olmak ki birileriyle paylasma ihtiyaci hissetmek
+4
üğpoıuy
(16.08.26)
manitacılık,
yorum yapmasini yada görmesini ummak.
+1
designer
(16.08.26)
Diğerlerine +1 Bir de bazen karşı taraf kıskanç olduğunda hani bakın işte ben bu insanın sevgilisiyim/eşiyim yürümeyin anlamında da yapıyorlar..
0
ulukayin
(17.08.26)
ben de instagram kullanmıyorum mesela. başkaları için fotoğraf, durum atmak çok ilginç geliyor.

yani anlamak zorunda değilsin, isteyen istediğini yapıyor. görmek istemiyorsan engelle geç.
0
xephyr
(17.08.26)
Çünkü orada sinyallenen şey "Seni çok seviyorum" değil, zaten öyle olsa iki kişi arasında kalır, sosyal medyaya taşmazdı. O mesaj altı yazılar başkaları için. Yerine göre "Bakın ne kadar mutluyuz" ya da "Bakın ben nasıl da çılgınca aşık olunası bir insanım ki partnerim adıma böyle methiyeler düzüyor" etkisi yaratsın diye yapılan bir nevi "adak"
0
salihdt
(17.08.26)
Genelde ben huzur istiyorum diyen ve bunu vurgulayan insan aslında huzursuzluk çıkarandır derler. Tıpkı buradaki gibi ne kadar düşünceli, ne kadar ilgili, ne kadar iyi, ne kadar düzgün olduğunu gösterme, başkalarına ilan etme çabası aslında tam tersi biri olduğunun güzel bir ifşasıdır. Nerede edebiyat parçalayan birini görsem o insandan bu nedenle korkarım altından neler çıkacak diye. Çünkü bir insan bir şeyi çok vurguluyorsa tam da onunla ilgili sorunu var demektir.
0
mor oje
(17.08.26)
(7)

herkesin AI uzmanı olması

xportant
Linkedin’deki bağlantılarınızın veya önerilen kişilerin azımsanmayacak bir kısmı sizde de AI uzmanı mı? Zamanında birlikte çalıştığınız insanların kaçı şimdi AI konusunda bilirkişi olmuş? Aralarında 8-10 yıl önce AI startup’ı kurup kapattığını/sattığını profiline ekleyenler de var. Herkes AI enginee
Linkedin’deki bağlantılarınızın veya önerilen kişilerin azımsanmayacak bir kısmı sizde de AI uzmanı mı? Zamanında birlikte çalıştığınız insanların kaçı şimdi AI konusunda bilirkişi olmuş? Aralarında 8-10 yıl önce AI startup’ı kurup kapattığını/sattığını profiline ekleyenler de var. Herkes AI engineer, strategist, enthusiast, expert, consultant. Bu kişiler örneğin bir AI projesi yapıp teslim edebiliyorlar mı yani?
0
xportant
(14.08.26)
LinkedIn'de aktif olan kişilerin genel bir stereotipi var: O dönemde ne popülerse onun üzerinden kendi profillerini parlatma çabası içindeler. Bir ara hepsi data engineerdi, sonra blockchain uzmanı oldular ve uzun uzun nasıl da dünyayı değiştireceğinden falan bahsettiler, ardından NFT geldi ve bize hemen sanatın ve medyanın nasıl değişeceğini anlattılar... Şimdi de herkes AI uzmanı işte.
+8
salihdt
(14.08.26)
Eskiden nft'ci, bitcoinci, blockchainci olan herkes ai'ci.
+1
logisticsmanager
(14.08.26)
herkes her seyci zaten baba. bosver.
0
baldur2
(14.08.26)
Artik ucretsiz kurslar da cok fazla. Bir giris kursu aliyorsunuz, sertifika veriyorlar. Ayrica Linkedin'de o sertifikalari paylasmak onemli (sanirim). Eskiden herkesin blockchain'ci oldugunu dusunmuyorum. Belki datayla ilgili bir sey olabilir. Bunun nedeni AI yatay kesen bir sektor. Yani her sektoru, sirketi, pozisyonu etkileyen bir sektor. Biraz Internet kullanmayi bilmek veya Excel bilmek gibi bir sey oluyor. Blockchain oyle degil.
-1
Sour
(14.08.26)
ben de AI uzmanıyım. dün chatgpt'ye girdim. sallamak bedava.

referans sorsan yok.
0
co2s2
(14.08.26)
Baktim cok nadir tek tuk kiside var, yani profile baksam daha fazladir ama baglantilarim sayfasinda durum boyle. Yaptigi isi bildiklerim de var, teknik destek veriyor gorece basit meselelerde mesela, belirtmis ama bu bir nevi sirket politikasi gibi birsey olmali. Sirket kendi adinin yanina ek bilgi olarak AI eklemis zaten, o da oradan eklenmis olmali.
0
mbond
(14.08.26)
Ai danışmanı/consultant diye bi iş kolu olması ve bunu kendine yakıştırmak çok komik değil mi.

ai ye zaten ne sorsan söylüyor araya bir kişi daha girince ne değişiyor ki. benim kaçırdığım başka bir şey mi var.
0
duyuruuser
(14.08.26)
(1)

Leatherman.com.tr

help im alive
Güvenilir mi? Yoksa hb trendyoldan vs mi almalı?Sidekick almayi dusunuyorum
Güvenilir mi? Yoksa hb trendyoldan vs mi almalı?

Sidekick almayi dusunuyorum
0
help im alive
(10.08.26)
Sitenin sahibi Best Teknoloji diye bir şirketmiş, bunun da adı Leatherman'in orijinal sitesinde yetkili satıcı diye geçiyor.
+2
salihdt
(10.08.26)
(2)

Baska ulkedeki araci kurumdaki hisselerim total cash'e dahil midir?

lapaz
https://eksisozluk.com/entry/185567479Mesela revolut kullaniyorum. Revolut da diyelim ki almanyada resmi olarak temsilciye sahip degil. Bu durumda alman hukumeti 20k euro sinirini gectin diyebilir mi? Aslinda sorum alman degil de turk hukumeti gelecekte diyebilir mi?
eksisozluk.com
Mesela revolut kullaniyorum. Revolut da diyelim ki almanyada resmi olarak temsilciye sahip degil. Bu durumda alman hukumeti 20k euro sinirini gectin diyebilir mi? Aslinda sorum alman degil de turk hukumeti gelecekte diyebilir mi?
0
lapaz
(09.08.26)
20.000 diye aratirsaniz entrydeki ilgili kisma gidebilirsiniz
0
🌸lapaz
(09.08.26)
Açıkçası konunun kapsamını tam bilmiyorum ancak finansal data paylaşımı konusunda yorum yapayım: Avrupa Birliği, UK, hatta Türkiye ve Azerbaycan gibi ülkelerin belli bir finansal data paylaşım anlaşması var. Detaylarına çok hakim olmamakla birlikte hangi ülkede vergi açısından yerleşik olmanızla alakalı bir paylaşım oluyor. Mesela Almanya'da vergiye tabiyseniz İngiltere merkezli Revolut ve Türkiye merkezli Garanti Bankası bakiye bilgilerinizi Alman devleti ile paylaşıyor gibi.
0
salihdt
(10.08.26)
(13)

sözlük sol frame düzenli olarak göz gezdiriyor musunuz?

kurmalifare
uzun bi süredir sözlükle ilişiğimi kestim yalnızca login oluyorum. entry girmiyorum, artık gündemi de troller yüzünden takip ettiğim yok. peki siz ne şekilde sözlükten istifade ediyorsunuz? sol frame alışkanlığınız halen devam ediyor mu yoksa yalnızca debe'i mi okuyorsunuz? badilerinizin yazdıkların
uzun bi süredir sözlükle ilişiğimi kestim yalnızca login oluyorum. entry girmiyorum, artık gündemi de troller yüzünden takip ettiğim yok. peki siz ne şekilde sözlükten istifade ediyorsunuz? sol frame alışkanlığınız halen devam ediyor mu yoksa yalnızca debe'i mi okuyorsunuz? badilerinizin yazdıklarına bakıyor musunuz?

asıl merak ettiğim şu, sözlüğü ne amaçla kullanıyorsunuz yoksa yerini twitter ve diğer sosyal medya siteler mi aldı?
0
kurmalifare
(09.08.26)
Günde bir iki kez açıp bakıyorum. Bakmasam da olurmuş deyip kapatıyorum. Onda da sol tarafa göz atıyorum. Açıp içerik okumuşluğum epeydir yok.
Eskilerin alışkanlığıyla bakıyorum yani. Yerini başka şeyler dolduramadı. Yeri boş da, İçi de boş. Bomboş.
+1
Mirket
(09.08.26)
Sadece debe ve takip ettiklerim.
0
kisa
(09.08.26)
Artik hic bakmiyorum
3 5 yil oncesine kadar mudavimdim
0
üğpoıuy
(09.08.26)
Makale ve kitap aranan duyurulara bakıyorum. Ulaşabiliyorsam, bulduklarımı gönderiyorum.
Bazı filmler için, izlemeden önce yorumlara bakıyorum.
Bir ürün alacaksam, yorumlara bakıyorum.
Sol tarafa şöyle bir bakıyorum ama genellikle açıp okumuyorum. Sözcüğün tam anlamıyla gündemden "tiksindim".
+2
pro9it9is9
(09.08.26)
Gündeme dair başlık açma tekeli Timur'un filleri midir nedir ona verildikten sonra ilgim iyice azaldı. Sol frame neredeyse tamamen bu satılmış haber başlıklarından ve genel olarak "Kadınların X olması", "Erkeklerin hep Y yapması" üzerinden dönen troll başlıklarından oluşuyor.
+3
salihdt
(09.08.26)
Bakıyorum ama çok kötü. Seviye diye bir şey yok. Sevdiğim yazarlar ne yazmış diye bakıyorum, onları okuyorum ve çıkıyorum.
0
rock n roll
(09.08.26)
başlıkların ne olduklarına bakıyorum ama yazılanları okumuyorum. trollerin gündeminde ne var görmüş oluyorum, iki küfredip kapatıyorum. bazen de sinirlenip 1-2 yazıyorum, boşluğa gönderiyorum. eskiden her olayı haber sitelerinden önce sözlükten öğrenirdik, bu durumu üzücü.
+2
eileengray
(09.08.26)
sadece bakıp geçiyorum. bir chrome eklentisi ile görmek istemediğim başlıkları blurluyorum. bu sayede abuk subuk şeylere maruz kalmıyorum. ama eskisi gibi girip bişeyler yazayım derdinde de değilim.
0
scudman1
(09.08.26)
Debe dahil bakmıyorum, arada takip'e bakıyorum. Gün içinde defalarca gündeme bakarım. Ciddi başlıklar ilgimi çekmiyor artık, kırk yılın başı ilgimi çeken bir şey çıkarsa yazıyorum, veya yeni bir şey almışımdır vs.
0
kimlanbu
(09.08.26)
neredeyse hiç
0
bartholomew87
(09.08.26)
Gunde 1 defa sol başlıklara bakıyorum ama pis itici gereksiz haberleri görmüş oluyorum. Derhal çıkıyorum. Arada film yorumlarını okuduğum oluyor. İlaç kullanımı falan o da iyi
0
deepness
(09.08.26)
hayır. bazen debeye bakıyorum.
0
gurur
(10.08.26)
Her sabah düzenli debe ve takip ettiklerimi okuyorum, gün içinde de ara ara girersem bir kaç başlığa bakıyorum o kadar.
0
kumandanim
(10.08.26)
(7)

Klima böyle kullanılır mı?

tchuck
evimin her odasında istisnasız klima var.evin her yeri toz içinde ve ben artık yıldım. odaların tüm camını kapısını her eşyini kapatmak istiyorum bir daha açılmamak, veya çok nadir açılmak üzere.benim klimalarda app de var, ordan ben X bir moda alsam klimayı. her gün o modda yavaş yavaş odayı olması
evimin her odasında istisnasız klima var.

evin her yeri toz içinde ve ben artık yıldım. odaların tüm camını kapısını her eşyini kapatmak istiyorum bir daha açılmamak, veya çok nadir açılmak üzere.

benim klimalarda app de var, ordan ben X bir moda alsam klimayı. her gün o modda yavaş yavaş odayı olması gereken ısıda, nemde, "havasızlıktan arınmış halde" tutsa?

var mı böyle bir şey? varsa hangi modda nasıl çalıştırmak gerekiyor?
yani sırf yatak odamı böyle tutsa yeter aslında. bir de salonu. diğer odalar atıl durumda, onlara insan gelince basarım havayı.
0
tchuck
(08.08.26)
Yanıldığım bir durum veya sizin klimanızın ekstra bir özelliği varsa bilemeyeceğim ama odanın havasızlıktan arınmış halde kalması için sadece içerinin ısısını ve nemini sabit tutmak yetmiyor. Bu kötü havanın yarattığı rahatsızlığı hafifletip havalandırma süresini uzatabilir ama kaçamazsınız pek. Çünkü ne kadar da olsa terliyorsunuz, nefes alıyorsunuz vs. bunlar ya pencereden tahliye edilecek ya da filtrelenecek.

Klimaların genelde nem alma modu, fan modu ve oto modu (sadece sıcak, soğuk geçişi için) oluyor ama hava filtreleme özelliği yok. Klima çalışınca nem alma modunda olmasa dahi nemi büyük oranda düşürüp hava akımını sağlıyor zaten. Bu açıdan havasızlık hissinizin sebebi muhtemelen ısı ve nemle ilgili değildir en başta.

Özetle; yatak odanıza hava temizleyici alabilirsiniz.
+1
akhenaten
(08.08.26)
Toz dediğimiz şeyin önemli bir kısmı direkt evde yaşayan insanlardan geliyor ya da onların aktivitelerinden kaynaklanıyor. Cam pencere kapatarak pek kurtulmanız mümkün değil. Hava temizleyici belli bir noktaya kadar klimadan daha faydalı olur bence de.
0
salihdt
(08.08.26)
prole
(08.08.26)
@akhenaten, hva temizleyicim de var. odayı tamamen kapattıktan sonra klima + hava temizleyici çözer mi peki bu işi?
0
🌸tchuck
(08.08.26)
havasız kalırsınız. kalite düşer. ara ara evi havalandırmak şart. klima kullanımında bile ara ara ev havalandırılmalı
0
jelly bear
(08.08.26)
Klima dışarıdan hava çeken bir model değilse (bu çok nadir modelde var) arada cam açmak şart, çok takılıyorsanız halı, pamuklu perde vb her şeyi kaldırın
0
Teran
(08.08.26)
Ben de 1 katta yoğun bir yerde yaşadığım için camlar 1 gün açık kalsa toz oluyor. Gün içerisinde ben de klima açık takılıyorum.
Sabahları robot süpürgeye evi 3 defa süpürtüyorum ben uyurken gidip sürüyor zaten ardından da gidip camları kapatıyorum.
0
denizgonen
(08.08.26)
(10)

James Bond serisi

fildirfildir
Bugüne kadar hiç izlemedim (vurmayın ölürüm). Ne yapmalı nereden başlamalı, istediğimiz yerden başlayabilir miyiz, konular birbirini takip ediyor mu, her filmde farklı bir olayımız mı var? Teşekkürler, iyi akşamlar.
Bugüne kadar hiç izlemedim (vurmayın ölürüm). Ne yapmalı nereden başlamalı, istediğimiz yerden başlayabilir miyiz, konular birbirini takip ediyor mu, her filmde farklı bir olayımız mı var? Teşekkürler, iyi akşamlar.
+2
fildirfildir
(07.08.26)
Zor soru
hayır konular birbirini takip etmiyor.
Bir çok james bond oldu, bazıları sevildi bazıları sevilmedi.
Yayın sırasına göre izlenebilir (her james bond un kendi havası var, hepsini ayrı ayrı görmek güzel olur bence)
Daniel cregli olanları ben ayrıca sevdim onu söyleyeyim ama diğer bondlari bilmek lazım, sadece Daniel creg izlense pek bond havası geçmez.

Çok cok bir tavsiye olmadı ama olduğu kadar işte
Ben ❤️ bond.
+4
kisa
(07.08.26)
valla ben çocukluğumdan beri Pierce Brosnan'lı olanları izleyerek başladım sonra Craig ile devam ettik (sonra bıktım son birkaç filmi izlemedim). Bence Brosnan'lı olanlardan başlayabilirsin kötü adamları ve konuları da süperdir. Çok eski de gelmez, tam sweet spot gibi bence.
0
nhk ni youkosu
(08.08.26)
ben pierce brosnan + daniel craig olanlari izledim sadece. bildigim kadariyla sadece craig'li bond filmlerinde hikaye devamliligi var. bir ara kitaplarini alacaktim da baktigim sitede yoktu.. sonra da gumruk kapandi. :(
0
arakaali
(08.08.26)
Pierce Brosnan öncesi Bond filmleri biraz daha farklı tonda, özellikle Daniel Craig filmleriyle karşılaştırınca daha karikatürize kalıyorlar. Ben de olsam vakit bolluğuna göre ya Pierce Brosnan ile ya da direkt Daniel Craig ile başlardım.
0
salihdt
(08.08.26)
Netflix 'te Daniel Craig 'li olanlar yayınlandı. Bu filmler bir nevi james bond'un yeniden başlıyor hâli gibi. Yapım sırasına göre bunları izle, beğenirsen -ki çok beğenirsin- Dr. No'dan yani ilk James Bond filminden başlarsın yine.
0
etna
(08.08.26)
Prime Amazon'da varken, İlk filmlerini izlemiştim. Sonradan Daniel Craig'li olanları izledim.

Bir platform yayınlasa diğerlerini de izleyeceğim.
0
put it in your appropriate place
(08.08.26)
Prime ara ara hepsi geliyor eşim nedeniyle hepsini izledim ben. Roger Moore Lu olanlar bence komedi soslu, Sean connery li olanlar daha güzel
0
Hallegadola
(08.08.26)
Hemen hemen her sene çekim sırasına göre izlerim, çok zevkli.
+1
kumandanim
(08.08.26)
Genel olarak bağlantı yok. Bond'u oynayan aktörlere göre ayırarak izleyebilirsiniz. Mesela ben şahsen pierce brosnan dönemini çok sevmem benim dönem olsa da, daniel craig dönemi reboot gibi ve bence en başarılı olanları da onlar.
0
denizgonen
(08.08.26)
şu sırayla izleyebilirsiniz

en.wikipedia.org
0
azeroth
(09.08.26)
(5)

danışmanlık şirketleri hakkında görüşleriniz nedir

xportant
şirketlere dışarıdan gelip genelde proje bazlı danışmanlık hizmeti veren, strateji veya IT odaklı çalışan bu şirketlere ve bu şirketlerin çalışanlarına olan bakış açınız nedir? Outsource edilen pozisyonlarda çalışanların bilgisi, performansı veya bu şirketlerin aldıkları projenin sonunda çıktı olara
şirketlere dışarıdan gelip genelde proje bazlı danışmanlık hizmeti veren, strateji veya IT odaklı çalışan bu şirketlere ve bu şirketlerin çalışanlarına olan bakış açınız nedir? Outsource edilen pozisyonlarda çalışanların bilgisi, performansı veya bu şirketlerin aldıkları projenin sonunda çıktı olarak ortaya koydukları hakkında genel olarak ne düşünüyorsunuz?
0
xportant
(07.08.26)
IT bazında konuşuyorum, ben kendim bu tip bir danışmanım, türkiye'de kötü müşteriye kötü danışmanlar yollanır, iyi danışmanlarını yollayıp mental sıkıntılara sokmazlar, iyi danışmanlar kaliteli ve cüzdanı büyük şirketlere rezerve edilir, danışmanlık şirketlerinin ilk karşılama kadrosu müşteri profilini anında anlar ve ona göre kim çalışacak karar verilir. her danışman çok iyidir diyemem aşırı kötülerini de gördüm ama genel olarak ortalama bilgi seviyesi meslekte bulunma süresine göre çoğu zaman kabul edilebilir seviyededir.

projelerin çıktıları müşterinin aktarımına göre etkilenir, çoğu zaman ne istediklerini tam bilmezler, kervan yolda düzülür oluyor, öyle olunca ceplerinden çok para çıkıyor, çok para çıkınca da karşılığını almadıklarını düşündükleri için ofislerine giden danışmanlara eziyet etmeye başlıyorlar. özellikle mavi yaka ağırlıklı sektörlerin beyaz yaka işlerini yaparken çok sıkıntı çıkıyor. çünkü birbirlerine medeniyetten uzak davranmaya alışmışlar, muhasebedeki adam gidip fabrikadaki ustabaşını anlamsız şeyler için azarlıyor falan çok değişik şeyler gördüm.

eski sistemden yeni sisteme geçilecekse, uzun süre orda belli bir işi yapan çalışanlar her zaman işler yürümesin diye zorluk çıkarıyor, çünkü bazılarının tahtları sallanıyor adapte olamadıkları için. bir sürü etken var ortaya koyulan işin kalitesi için..
0
nahtoderfahrung
(07.08.26)
Benim tecrübem genelde işi alana kadar uçup kaçtıkları, sonrasında da söz verdikleri hiçbir şeyi yerine getiremedikleri gibi her şeyi bir şekilde "Ama bu orijinal teklifte yoktu" deyip gecikmelere kılıf uydurdukları ya da ekstra para talep etmeleri şeklinde. Çalışanları genelde kötü değildir ama genelde arada kalırlar: hizmeti alan şirket "O kadar para veriyoruz" deyip her şeyi danışmanlara yaptırmaya çalışırken kendi işverenleri de olabildiğince az maaş vermeye çalışır, hatta yer yer müşterinin önüne atar. O yüzden de aklı başında çalışan pek kalmaz o şirketlerde.
0
salihdt
(07.08.26)
IT danışmanlık şirketlerinin küçük bir kısmı gerçekten işini biliyor yapıyor. Kritik bir şeyi tüm cuma gecesi çözemeyip gece 3'te firmadan destek almıştık, cumartesi akşam 6 gibi çözmüşlerdi. Mesela bu firma danışmanlık hizmeti de sunuyor. Şüphem yok iyilerdir.

Ama çoğu boş. Hızlı ve kabul edilebilir dandik sonuçlar almak için yöneticiler tercih ediyor.


IT dışındakiler ise (mckinsey falan tarzı) yöneticilerin aptal kararlarını desteklemek için. yönetici ne isterse danışmanlık firması böyle önerdi o şekilde yapıyoruz der. sonuçlarından negatif etkilenmez.
0
aguen
(08.08.26)
danışmanlık şirketinden alacağım bilginin fazlasını yapay zekadan alıyorum.

başım ağrımıyor.
-1
babilfish
(08.08.26)
ai sonrası istihdamları çok çok azalacak diye düşünüyorum.

ps. 10 sene kıdemli danışmanlık yapmış birey.
0
gurur
(08.08.26)
(8)

MacBook Air m5 şarjdayken elektrik hissi

italiano
Merhabalar. Bugün yeni MacBook m5 Air aldım. Kurulum yaparken ve sonrasında şarja takılı haldeyken, bilgisayarın kasa kısmında(touchpadin sağ ve solunda belirgin), Apple logosunda belirgin. Parmağı dokundurarak gezdirirken elektrik hissi mevcut. Parmağı sabit tutarken yok. Cihazı şarjdan çıkarınca d
Merhabalar. Bugün yeni MacBook m5 Air aldım. Kurulum yaparken ve sonrasında şarja takılı haldeyken, bilgisayarın kasa kısmında(touchpadin sağ ve solunda belirgin), Apple logosunda belirgin. Parmağı dokundurarak gezdirirken elektrik hissi mevcut. Parmağı sabit tutarken yok. Cihazı şarjdan çıkarınca da yok. Farklı prizlerle denedim evde ama sonuç alamadım.
0
italiano
(04.08.26)
macbook pro 2015 kullandım çok uzun süre halen ara ara kullanıyorum.

aynen dediğiniz gibi şarjdayken ki sürekli şarjdaydı. elinizi dokundurursanız bişey yok ama bilek hizzasının üst ve iç kısmı değerse çarptığını net olarak hissediyorsunuz. prizinizde toprak var mı onu öğrenmek lazım. bir de ups gibi bir güç kaynağı ile denemek lazım.

elektronik bilgisi iyi olan birisi multimetreyle ölçse en net teşhisi böyle koyardık.
0
omer460
(04.08.26)
Evde topraklama eksik.
0
substituent
(04.08.26)
şarj aletinin ucuna toprak uçlu kablo takılabiliyorsa (eskiden macbook'ların kutusundan çıkıyordu), onu takıp şarj ederseniz o gıdıklama hissi olmaz. şu an hissettiğiniz şey normal.
0
malheiros
(04.08.26)
hem is hem kisisel mac'im var. bircok yerde sarja taktim, ikisinde de ayni sey var. sarjdayken kasada parmagimi gezdirirsem elektrigi hissediyorum.

topraklamayla ilgili olmadigini dusunuyorum zira istisnasiz butun prizlerde yasadim bunu. bence normali bu.
+1
gitdaddy
(05.08.26)
Bende de 2020 M1 var, aynı sorunu yaşıyorum. Hatta iPhone 14te de şarjdayken elimi telefonun üst tepe kısmında gezdirdiğimde de aynı hissi yaşıyorum.
0
truf
(05.08.26)
bkz topraklama. boyle bir problem yasamadim hic. m1, m4, m5 kullandim.
0
antikadimag
(05.08.26)
bana da oluyor, parmaklarimda hafif uyusma gibi bir his. usb-c ile sarj edersem olmuyor. nedenini bilmiyorum, humanitiesspor.
0
eileengray
(05.08.26)
Belki de budur: youtube.com
0
salihdt
(05.08.26)
(2)

walkingpad almak gibi bir hata yapmak üzereyim, ne dersiniz?

a darkness coming
evden çalışıyorum, dışarıya hiç çıkmaz olduk zaten şehrin ortasındayız park,bahçe,orman yürüyüş alanımız yok. biraz hareket edelim niyetiyle bu cihazlardan almayı düşündüm, daha önce de koşu bandı sahibi olmuştum 1-2 ay sonrasında çamaşırlık olarak kullanmıştık cihazı.sahip olanlar önerir mi bu ciha
evden çalışıyorum, dışarıya hiç çıkmaz olduk zaten şehrin ortasındayız park,bahçe,orman yürüyüş alanımız yok.

biraz hareket edelim niyetiyle bu cihazlardan almayı düşündüm, daha önce de koşu bandı sahibi olmuştum 1-2 ay sonrasında çamaşırlık olarak kullanmıştık cihazı.

sahip olanlar önerir mi bu cihazlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
0
a darkness coming
(04.08.26)
Çok darlar ve genelde bir koşu bandı kadar dayanıklı değiller, çabuk bozuluyorlar. Evden çalışırken standing desk altına koyup yürüme alışkanlığı kazanırsanız güzel.
0
salihdt
(04.08.26)
Katlanabilen almayın derim. Bant sürekli kayıyor ve aşınıyor. İnce uzun olanlardan alıp koltuğun altına tıkmak daha mantıklı. Bir de genel olarak bu kompakt modellerin desteklediği kilo limitlerine dikkat edin.
0
little miss rejectee
(04.08.26)
(5)

Yurt disi oturumlu biri trde banka hesabi acabilir mi

Purple life
Özellikle ing bank icin soruyorum.Kredi karti olmadan vadesiz try ve eur hesabi acmak istiyorum. Vatandasligim var ama ikametgah yurt disi.Mümkün mü?
Özellikle ing bank icin soruyorum.
Kredi karti olmadan vadesiz try ve eur hesabi acmak istiyorum. Vatandasligim var ama ikametgah yurt disi.

Mümkün mü?
-1
Purple life
(02.08.26)
Mumkun. E-devlet'ten ikametgah aldiginizda yurt disindaki adresiniz cikiyor. Onu veriyorsunuz.
0
Sour
(02.08.26)
Evet açılıyor. Hatta Ziraat özelinde direkt mobil uygulamasından açabiliyorsunuz evrakla vb. uğraşmadan.
0
salihdt
(02.08.26)
Chipli yeni TC kimlik kartiniz ve NFC ozellikli cep telefonunuz varsa pek cok banka uzaktan video konferans yoluyla hesap aciyor.
0
sertac akin
(02.08.26)
Gecen sene ikametim yurtdışında diye kredi kartı limitimi artırmadılar :)
0
jülsezar
(02.08.26)
Zamanında ing'de annemle ortak hesap yapmak istedik, ing yurtdışında yaşadığım için olmaz demişti.
Ing son yıllarda zor bir banka malum şube kalmadı. Sormanız mantıklı olur çünkü normal değiller.
0
logisticsmanager
(03.08.26)
(4)

romantizm'in amacı nedir?

duyurukullanıcısı
özel hissetmek mi? anı yaşamak mı? bi an için dünyadan soyutlanmak mı?niye seviyonuz bunu bu kadar?
özel hissetmek mi? anı yaşamak mı? bi an için dünyadan soyutlanmak mı?

niye seviyonuz bunu bu kadar?
0
duyurukullanıcısı
(02.08.26)
soğuk, soluk, tozlu, kirli, acımasız, tehlikeli, yıpratıcı, acı dolu, çirkin bir dünyaya renk katmak. bütün dünya böyle demiyorum bak. senin dünyan çok pastoral, çok renkli olabilir. bu durumda senin aşkların pastoral olur, bizim ki romantik. romantizm medeniyet ürünüdür. bu sebeple feodal yapılarda romantizm tezatlık oluşturduğundan sinemada, tiyatroda ve edebiyatta absürd durumlar yaratmak için bolca kullanılır. romantizm peşinde koşan köylünün ikilemleri karikatürize edilir.

(bkz: kalk kız soğan doğra)
0
Jazz
(02.08.26)
Romantizmden kastınıza bağlı biraz. Ben duruma göre hem seviyorum hem sevmiyorum örneğin.

Mesela sinematik bir romantizm mi? Bunu sevmiyorum, içten gelmiyor. Daha çok poz işi, normalde konuşmadığın bir tonda konuş, normalde bakmadığın ama kalıpları belli bir şekilde bak, modası geçmiş ağdalı sözler söyle vs. Kötü bence. Arada şaka mahiyetinde yapılırsa severim. Ya da yemek ve ortam hazırlama formatında düşünülüp emek isteyen bir şekildeyse sevebilirim. Romantik pepe olamam.

Bir de içten doğan yakınlaşma ve sevdiğini belli etme amacıyla doğan samimiyet kaynaklı romantizm var. Bunun bir şekli yok, ilişkiye ve kişilere göre değişir. Yukardaki formata benzer de olabilir, kimi osuruğu bile romantizm sayabilir. Önemli olan içten gelen sevgi gösterisi olması. Bunu severim çünkü neden sevmeyeyim? Sevdiğim birinin sevgisini anlaşılacak şekilde göstermesi ya da benim bunu göstermem neden sevilmeyecek bir şey olsun? Özel de hissettirir, birlikte de hissettirir, anı da daha güzel yapar. Kavram olarak sevgi olumlu bir şey değil mi zaten? Ortamda olması istenen bir şey.
0
akhenaten
(02.08.26)
Modern haliyle romantizm tüketim temelli eylemler ile üçüncü şahıslar üzerinden yapılan bir sinyallemedir. Burada sinyallenen şeyler arasında sevgi de vardır ancak tek değildir; tarafların maddi yeterlilikleri, medeni cesaretleri, fiziksel nitelikleri de önemlidir. O yüzden de bu tür eylemler topluluk içinde yapılır ya da sosyal medya üzerinden kalabalıklara duyurulur. Çünkü çift eylemin kendisinden çok üçüncü şahısların eyleme tepkilerine kıymet verir. Tabi işin doğası gereği bu eylemler önce taklit edilir, sonra da ritüelistik hale gelir ve hemen herkes tarafından yapılmaya başlanır. Ta ki birileri farklı bir eylemle gelip yeni bir ritüel başlatıp sarmalı devam ettirinceye kadar.
+1
salihdt
(02.08.26)
Romantizm herkese göre farklı olur ama romantizmin maksadı erkeğin kadını cinsel ilişkiye hazırlamasıdır, kadının da erkeği hazırlamasıdır. Günün öfkelerinden gerilimlerinden uzaklaşmayı sağlamak için, sakinleşip tamamen pozitif bir sevgi iletişimi kurmak için kullanılır. Ama özellikle de kadının psikolojik olarak hazırlığı için lazım. Erkeklerin bünyesi ortada çünkü.
-1
muhayyer divan
(02.08.26)
(16)

10 gün zorunlu yıllık izin

arbre
Ben bunu şirket politikası sanıyordum. Kanunmuş la bu. Bu saçmalığı nasıl onayladılar? Bunun uygulanmama ihtimali var mı?
Ben bunu şirket politikası sanıyordum. Kanunmuş la bu. Bu saçmalığı nasıl onayladılar? Bunun uygulanmama ihtimali var mı?
-7
arbre
(09.07.26)
anlamadım tam, bir yılda 10 günden az mı izin kullanmak istiyosun?
0
jelly bear
(09.07.26)
Sanırım en az bir kere 10 gün kesintisiz yıllık izin kullanmanın zorunlu olması mevzusundan bahsediliyor. Evet, bence de çok saçma.

Yıllık izin bölünebiliyor ancak parçalardan en az biri kesintisiz 10 gün olmalı. İlk 5 sene 14 gün izin olduğu hesaba katılınca geriye 4 gün kalıyor. 7-7 bölünemiyor. Şirketler bir şekilde parça parça da kullandırabiliyor ama mevzuattaki durum bu evet.
+1
akhenaten
(09.07.26)
jelly bear, evet, ben 2 tane 5 günlük tatil planlamak istiyorum. Neden bana 1 tane 10 günlük tatil kullanabilirsin diyor?

Kullanmak zorunda değilim. Kanun bunu nasıl dayatabilir?
-5
🌸arbre
(09.07.26)
böyle bi şey yok ya da ben uygulayan görmedim. doktorlarda falan var böyle. belki memurlarda vardır. özelde görmedim.
-1
jelly bear
(09.07.26)
bizim şirkette asla yok bu. yıllardır tonlarca iznim birikti. kimse de izne çıkarken bi kere 10gün kesintisiz izin almalısın demedi. 2 gün 3 gün 5 gün parça parça istediğimiz kadar kullanıyoruz

ilk defa duydum. saçmaymış ama iyi ki uygulanmıyor bizde.
0
chanandler bong
(09.07.26)
Memuriyette tek seferde 10 gün diye bir zorunluluk hiç görmedim. Kurumun inisiyatifi dahi olabilir.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(09.07.26)
@jelly bear öyle malesef, yıllık ücretli izin yönetmeliği madde 6'da düzenleniyor. Çalıştığım yerlerden biri bu konuda çok ısrarcı olunca öğrenmiştim ben de. Her şirket buna dikkat etmiyor.

www.mevzuat.gov.tr
0
akhenaten
(09.07.26)
Kurumsal şirketlerin bir kısmı uygular, sebebi de yanlış hatırlamıyorsam aslında işçiyi korumak. İşveren işçinin iznini tek tek kullandırıp piç edemesin, işçi uzunca izin kullanabilsin diye konmuş bir kural.
0
salihdt
(09.07.26)
bizimkini tam olarak öyle tek tek kullanıp 6 günümüzü piç ettiler. çok sinirliyim bu konuda. salak salak özel günleri bağlaya bağlaya... bir şey desek de anında kovuluruz sesimizi çıkaramıyoruz. ne olacak böyle bilmem.
+1
art cat chocolate
(09.07.26)
Globaldeyim, uygulamak zorundayız diyor, kötü olan 6 günüm kaldı, 4 gün de gelecek yıldan kullandırıyor haha şaka mı bu ya
-3
🌸arbre
(09.07.26)
bankalarda zorunlu oldugunu biliyorum (hatta global olarak cogu ulkede zorunlu) ama finans sektoru disindaki yerleri bilemiyorum.
0
fakyoras
(09.07.26)
Prosedür gereği evet, personel/çalışan 10 gün yıllık izin kullanmak zorundadır.

Her firma/şirket bunu uyguluyor mu bilmiyorum. Personeli olduğum firma; bunu yapmaya çalışıyor ama ne kadar yapabiliyor, bilemiyorum.

Benim canıma minnet. Kullanım kullanmasına. Önemli olan bunun karşılıklı düzgünce planlaması.
0
put it in your appropriate place
(09.07.26)
Bizde ona çok dikkat etmiyorlar ama tam tersi 10 günden fazla kullandırmıyorlar. Hatta bayramla birleştirip 3 hafta izin yapayım desen toplam izin (işgünü olarak) 10 gün olsa da ona da izin vermiyorlar.
+1
inheritance
(09.07.26)
Size, siz onay vermedikçe gelecek yıldan izin borçlandıramaz. Kuralı uygulamak istiyorduysa en baştan 10gün altına düşmesine izin vermeden kullandırmalıydı. Şimdi şikayet vs etmeyesiniz diye işin itliğine kaçıyorlar.
+1
klassno
(10.07.26)
Bu kanun işçi lehine aslında.

Çoğu firma sen 10 gün izin kullanmak istediginde sana izin vermiyor.

Firmalar da sen 2-3 gün izin isteyince zaten veriyor.
0
liberal
(10.07.26)
sosyal uygunluk denetimi geçiren yerler dışında uygulayan görmedim ama uygulayanlar da bu konuda çok hassastır zira bunu yapmazsanız denetimde patlarsınız. "zorla izin kullandırıyorlar" diye hafıylananları anlayamıyorum, yıllardır izin kullanamıyorum. şu an en az 120 gün kullanılmamış iznim var, kimse de "ya sana hiç izin kullandırmadık, git bi kafanı dinle" demiyor.
0
late viper
(10.07.26)
(14)

Stüdyo dairede yaşayan/yaşamış olanlar

gobekliraki
Daha önce bu tip dairede yaşayanlar tecrübelerini yazabilir mi. 1+1de kaldım daha önce, şu an çok güzel konumlarda bütçeme de uygun eşyalı stüdyolar buldum. Bekarım, gelenim gidenim olmaz, bir kedim var sadece. Stüdyo dairede yapabilir miyim sizce?
Daha önce bu tip dairede yaşayanlar tecrübelerini yazabilir mi. 1+1de kaldım daha önce, şu an çok güzel konumlarda bütçeme de uygun eşyalı stüdyolar buldum. Bekarım, gelenim gidenim olmaz, bir kedim var sadece. Stüdyo dairede yapabilir miyim sizce?
-4
gobekliraki
(06.07.26)
yaparsın
yalnız yaşayan biri için 1+1 gereksiz tatmin yatak separatör falan gibi ayrılabiliyorsa daha da güzel olur
+2
croswell
(06.07.26)
Mental açıdan yoruyor bir süre sonra yatak, yaşam alanı, evden çalışıyorsan çalışma alanı, mutfak... Hepsi aynı yerde.
+1
salihdt
(06.07.26)
Ben full dışarıdayım ya işimden dolayı, eve sadece uyumaya gidiyorum diyebilirim.
-5
🌸gobekliraki
(06.07.26)
Hiç stüdyo tipi evde yaşamadım ama senin durumunda olsaydım stüdyo tipi tercih ederdim.
+1
rock n roll
(06.07.26)
Ben de öyle yaşıyorum, 2 kedim var, gayet güzel memnunum. Sadece yatılı misafir gelirse biraz zor oluyor tek banyo içerisinde tek wc olduğu için.
Camlara taşınmadan önce kedi teli yaptırmıştım, kediler de sıkılmıyor.
+2
megalomaniac
(06.07.26)
Heyecanlandım yorumları görünce :d E ben taşınayım o zaman
-4
🌸gobekliraki
(06.07.26)
Kısa bir süre yaşadım bence stüdyo daire insanlık suçu olmalı. Tek yaşamakla misafir gelmemesiyle ilgili bir şey değil bu, kişisel konfor için uygun bulmuyorum stüdyo daireleri.
0
mutekebbir
(06.07.26)
Oda sayısından ziyade metrekare önemli diye düşünüyorum. Duvarlar üzerinize üzerinize gelmeyecekse ve eşyalar sıkış tepiş olmayacaksa yaşanır. Aksi durumlarda mutekebbir +1.
+1
auroraaurora
(06.07.26)
Yaklasik 10 senedir yurt disinda yasiyorum ve 4, 5 ulke degistirdim (keyfi olarak). Bunlarin bir kisminda studyoda yasadim, bir kisminda da 1+1. Hicbir problem yasamadim. Bu biraz karakter ve aliskanlik meselesi. Genelde expat'ler expat'lerle takildigi icin cogu arkadasim da benim gibi baska ulkelerden gelmis insanlardi ve studyoda yasiyorlardi. Sikayet edeni hic duymadim. Esyam zaten hic yok, bir bavulum var o kadar. Hepsinde esyali tuttum.
+1
Sour
(06.07.26)
Ben yasamazdim.

Her sey 1 tane odada yapilmaz.
0
baldur2
(06.07.26)
1 senenin üzerinde oturma planım varsa kesinlikle tercih etmezdim.
0
duyuruuser
(06.07.26)
Ben üç sene yaşadım, o evden sonra 2+1'e çıktım ama o stüdyo evimin ruhu yok. her arkadaşım da bundan bahseder. bence yapabilirsin, pinteresti falan kurcala çok güzel dekorasyon fikirleri var. temizliği de çok kolay.
0
penceredengorunenmorbina
(07.07.26)
1+1 tuttum. Kedim rahat etsin diye. Yarın taşınıyorum inşallah.
-4
🌸gobekliraki
(07.07.26)
güle güle oturun
0
co2s2
(08.07.26)
(14)

Diktatör olsanız yapacağınız şımarıklıklar

sekizdokuzon
Doğum haritasına göre insan hapsederdim. Siz neler yapardınız? Atış bayağı serbest.Teşekkürler
Doğum haritasına göre insan hapsederdim.

Siz neler yapardınız? Atış bayağı serbest.

Teşekkürler
-6
sekizdokuzon
(05.07.26)
Herkes sevdiği bir şeyin üretiminin bir bölümünde 1 ay çalışacak. Örneğin muz sevenler muz üretiminin bir ya da birkaç basamağında bulunup emeği ve zahmeti yerinde görecek gibi...
+2
grimavi
(05.07.26)
Herkese psikiyatr & psikolog tarafından hazırlanan psikolojik testleri yaptırır, çıkan sonuca göre tedaviyi zorunlu kılarım. Bazı testlerde ve sonuçlarda da ebeveyn olma, evlenme vb. bazı hakları kısıtlar, adli sicil gibi her yere yazarım ki işe alımlarda ya da ilişkilerde bilinsin.
Gerçi diktatörlük değil aksine toplum sağlığı aksiyonu gibi oldu bu sjsksk
0
mor oje
(05.07.26)
Bütün diktatörler de kendilerini bu şekilde konumlandırıyor, hiçbir sıkıntı yok
-1
🌸sekizdokuzon
(05.07.26)
@sekizdokuzon beni diktatörlerle bir tutmanı övgü olarak alıyorum, zira böyle kitlesel bir güç potansiyelim olabileceğine ben inanmıyorum.

Yazdığıma gelince de; haklıymışım, diktatörlük değil sağlıklı bir toplum ve sağlıklı ilişkiler için gerekli gerçekten.
-3
mor oje
(05.07.26)
Çocuklara ve hayvanlara yönelik suçlarda ağır yaptırımlar uygulardım.
Akraba evliliklerini yasaklardım.
0
ekimoloji
(05.07.26)
sokakta sigara içenler taş ocaklarında 1 ay çalıştırılacak.
+4
beatbox yapan metalci
(05.07.26)
kırmızı ve siyah dışındaki arabaları yasaklanrdım :)
+1
kuzey li
(05.07.26)
dalkavukların kalemini kırarım.
0
designer
(05.07.26)
Birkaç milyon kişiyi istanbul ankara ve izmirden göçe zorlarım. İstedikleri bi anadolu şehrinde işlerini hazırlarım öyle de koca yürekli bi diktatörüm.
0
benim bir gizli bildiğim var
(06.07.26)
"Şımarıklık" dendiği için, hemen bugün gerçekte yapılması gereken ıslahat, reform ve adalet türünden icraatlardan bahsetmeyeceğim.

-Gürültüye idam cezası getirirdim. Arabayla mahalleye yayın yapanları, bluetooth hoparlörden plajda piknikte kendi vıcık vıcık zevkine hitap eden şarkılarını millete zorla dinletenleri, motorunu bağırtanları falan direkt itlaf ettirirdim.

-Göz kanatan çakma zenon, ayararsız yahut sürekli uzun farla gezenlerin farlarının sökülüp bir taraflarına sokulmasına dair khk yayınlardım. Olay yerine acil intikal etmesi gereken kolluk kuvveti hariç çakar yakan tüm araçlar için de aynı işlemi çakarlarıyla yaptırırdım.

-Bir yere girince selam vermwywn yahut gülümsemeyen insana bir adet tokat atılmasını serbest bırakır. Hatta teşvik ederdim.

-Bir mağaza yahut restoran/kafe gibi yerde isteğini yahut siparişini "lütfen ve teşekkür ederim" gibi cümlelerle ifade etmeyene ℅50 "kabalık vergisi" getirirdim.
+2
yadigar
(06.07.26)
Şımarıklık denmiş de herkes reform hareketine girişmiş.

Yıldızları görmek istediğimde akşam şehrin elektriklerini kestirirdim mesela, küçük şımarıklık budur.
+2
salihdt
(06.07.26)
Kapı zilleri ve araç kornalarını söktürürüm.
0
mutekebbir
(06.07.26)
Kolluk kuvvetlerini, askeriyeyi kaldırır; hapishaneleri kapatır; tatile çıkardım.
0
aloha snackbar 3
(06.07.26)
üniversiteleri, büyük şirketleri, gümrükleri, devlet dairelerini kapatır kapatır geri açarım. sonra şak, bir daha kapatırım. 3-5 gün sonra hop, açarım. tam final dönemi gelirken üniversitelerin bir bölümünü açarım, bir daha kapatırım. finaller bitince geri açarım.


böyle oynar dururum. herkes manyak olsun.
0
babilfish
(06.07.26)
(7)

insanların yüz yüze tanışma oranı epey düştü mü

megalomaniac
Artık sanki genelde sosyal medyada daha önce tanışmadıkları kişileri ekleyerek başlıyolar tanışmaya. Ordan bi süre takip edip, kafalarına yatarsa yüz yüze oluyolar. Eskiden cafede barda alışverişte vs. birbirleriyle dialog kuruyolardı ama şimdi kimse kimsenin suratını merak etmiyor sanki, dimi?
Artık sanki genelde sosyal medyada daha önce tanışmadıkları kişileri ekleyerek başlıyolar tanışmaya. Ordan bi süre takip edip, kafalarına yatarsa yüz yüze oluyolar.
Eskiden cafede barda alışverişte vs. birbirleriyle dialog kuruyolardı ama şimdi kimse kimsenin suratını merak etmiyor sanki, dimi?
+2
megalomaniac
(20.06.26)
neredeyse tüm erkek arkadaşlarımla sosyal medya üzerinden tanıştım...bence çoğunlukla yazdığınız gibi bir düzen hakim
+2
isimsizbiri
(20.06.26)
Epey azaldı bence de, millet kafeye bara birileriyle tanışmaya giderdi, şimdi herkesin elinde telefon, kimse dışa dönük belki birileriyle tanışırım umuduyla gitmiyor. Ordan gördüğü kişinin instadan istek atmasını bekliyor. Bu da baya yapay geliyor bana.
+2
olaylar olaylar
(20.06.26)
Türkiye'de kafede barda tanışılmaz. Yurt dışında milletin birbiriyle tanışmak için gittikleri mekanlara Türkiye'de gittiğinde damsız almıyoruz ayağı çekiyorlar. Sebep de sizin ananıza bacınıza asılsalar hoşunuza gider mi oluyor. Parasını verip bilet aldığın mekanın kapısından teksin diye geri çeviriyorlar, kafa böyle burda. Markette yolda gördüğünle konuşmaya kalksan sapık muamelesi görmemen imkansız. İş yerinden tanışmak herkes için uygun değil. Üniversite çağını geçtiysen arkadaş çevresi, sosyal medya ve dating applerden başka bir alternatif şehir hayatında zor.
+5
synesthesia
(20.06.26)
Turkiye'de erkek olmak cok zor
Tatile bile gitsen su damsiz alma muhabbetinden dolayi zehir oluyor.
+4
baldur2
(20.06.26)
Yakisikli da olsa biri benle tanismaya calissa cok tedirgin olurdum.
Datin appte seni likelayarak konusmak icin izin veriyorum. Ama cafede tek basima oturuyorken sadece tek basima oturmak istiyorum. Biri gelip muhabbet aciyor ve bsg yani kiz düsürmeye mi geldin. Net bir sekilde reddetsen bu sefer manyak heralde falan der.

Türk vs denmis. Ben senelerdir almanyada yasiyorum. Alman erkekler hicbir kadina gün icinde gymde cafede salca olmaz. Tek konusmaya calistiklari yer gece kulübü dans falan oluyor ama o ortamlar da zaten öyle bir ortam.

Alakasiz muhabbet acanlar hep arap türk bulgar falan.
-2
Purple life
(20.06.26)
Amerika'da yapılmış bir çalışmada istatistikler geçiyordu

2000 yılında insanlar %96 gibi bir oranla yüz yüze tanışıyorlarmış (%27.5 arkadaşlar, %15 iş arkadaşları, %11 aile...), online %5 bile değil.
2024 için ise online %60,7... bundan sonraki ilk mecra hala arkadaşlar ve payı %13,8
0
salihdt
(20.06.26)
Yüz yüze tanışmada erkek için şans daha yüksek. Dating app'lerde arz talep dengesizliği var.

Dating app'ler çoğu kadın tarafından bedava yeme içme için kullanılıyor. İş veya okul ortamından biri buluşma teklif ettiğinde beğenmiyorsa direkt reddedip geçiyor ama app olunca dene-yanıl yöntemiyle haftada 10 adamla görüşen var. Nasıl olsa bir daha görmüyor ve maliyeti yok.
+1
stefano
(20.06.26)
(1)

Sözlükte yazamamak

denizciman
Sözlük işlerine muhtemel bir google araması sonrası başlıklara göz atarken merak salmıştım,2007 civarı,lise 2 3 falanım o zaman. Üyelik açıp yazma işi muhtemel daha sonradır, o da itüsözlük'te başlamıştım,malum ekşi üyeliği çok zordu.itü de senelerce okudum,yazdım,milletle konuştum,gayet güzeldi.son
Sözlük işlerine muhtemel bir google araması sonrası başlıklara göz atarken merak salmıştım,2007 civarı,lise 2 3 falanım o zaman. Üyelik açıp yazma işi muhtemel daha sonradır, o da itüsözlük'te başlamıştım,malum ekşi üyeliği çok zordu.itü de senelerce okudum,yazdım,milletle konuştum,gayet güzeldi.sonra buradaki üyeliğim kabul edilmiş,burayı da kullanmaya başladım.ama 10 senelik falan herhalde bu hesabım,ola ola 70 giri var,yazamıyorum.
İTÜ sözlük kapanmadan önce yazdıklarımı yedek olarak almıştım,onları okurken sanki yabancı birinin yazılarını okur gibi hissediyorum adeta.tuhaf geliyor.
Bu şekil olan var mı başka,buranın mı tadı yok,hayatın mı tadı kaçtı,ne dersiniz?
0
denizciman
(18.06.26)
Ben de başka bir sözlükte daha yazardım, binlerce de entry girdim, yedeği var. Bir kere denk gelmiştim PC'de; biraz göz gezdirdikten sonra "Ulan ne saçmalamışım" demiştim. Aradan yıllar geçmiş, çok normal öyle gelmesi. Bir çok açıdan onu yazan başka biri.
0
salihdt
(18.06.26)
(14)

Teknik Olarak Başarılı Adamdan/Kadından Yönetici Olmaz

lapetitemort
Ne diyorsunuz bu görüşe?
Ne diyorsunuz bu görüşe?
0
lapetitemort
(16.06.26)
virgülü nereye koyuyoruz
+3
anon1m
(16.06.26)
Yanlis diyoruz, oyle sacmalik olmaz. Teknik alanlarda teknik basari iyi yoneticilik icin yeter sart degildir ama gerek sarttir.
0
ghilleinthemist
(16.06.26)
Acayip yanlış.
0
logisticsmanager
(16.06.26)
ben şunu kullanırım hep. bunu kastettiysen katılıyorum:

iyi bir askere cephede ihtiyaç vardır. karargahta değil.
+2
buenosdias
(17.06.26)
teknik olarak başarılı adamı yönetici yapmazlar kolay kolay zaten inek gibi sağarlar olduğu konumda, yöneticiler bi üstteki yöneticiye iyi dil darbeleriyle yönetici olurlar
+6
nahtoderfahrung
(17.06.26)
teknik olarak başarılı olmak iyi bir yönetici olmanın tek şartı değildir.
-1
co2s2
(17.06.26)
Peter Principle denilen bir kavram var, kabaca çalışanların şu anki performanslarına göre değerlendirilip terfi ettirilmeleri neticesinde bir noktada terfi aldıkları pozisyonun gerektirdiği niteliklere sahip olmadıkları için başarısız olacakları ile alakalı.

Bu tür "Sen X teknik işi iyi yapıyorsun, hadi seni X teknik işini yapan insanların yöneticisi yapalım" düreçlerinde Peter Principle daha çabuk yaşanıyor çünkü bir teknik işi iyi yapmakla o işe dair iyi bir yönetici olmak için gereken nitelikler birbirinden çok farklı olabiliyor.

Özetle "Teknik olarak başarılı kişiden yönetici olmaz" geçerli bir önerme olmasa da "Sırf teknik olarak başarılı diye birini yönetici yapmak" çok mantıklı değil.
Genelde bu durum şirket organizasyonun başarılı çalışanı hem maddi, hem de ünvan olarak tatmin edemediği şirketlerde sık yaşanır. Yönetici olma arzusu olmayan, işinde başarılı teknik çalışan bir noktada yönetici olmaktan başka bir yol bulamaz; sevdiği işten uzak kalır, iş delege etme konusunda sorunlar yaşar, hatta altında çalışan kişilerle teknik konularda rekabete girer vb.
Sonuçta herkes mutsuz olur.
+2
salihdt
(17.06.26)
var tabi boyle bir sey. teknik mevzulara yatkin insanlar genelde insan iliskilerini yonetemezler. yoneticilik biraz yavsaklik gerektiren bir istir. politikada da, is hayatinda da basarili olmanin yolu budur maalesef.
+1
antikadimag
(17.06.26)
Benim bu. Muhtemelen son iş görüşmemden de bu nedenle elendim. Yaklaşık 8 yıl yöneticilik yaptım. Fakat mutlaka her gün insan yönetimi ile ilgili bir nasihat veya serzeniş duydum. Biraz zor oluyor bu süreçte baskı günden güne artıyor. Lanet olsun keşke düz mühendis olsam o zaman dediğinde de doğal bir lidersin ama diyip üstünü örtüyorlar. Teknik yeterlilik yöneticiliğe yetmez maalesef. Yetse de çok zorlanılır ve küçük firmalarda yönetici olmaya devam edilir. Şans faktörünü göz ardı edersek tabii.
0
kablelvuku
(17.06.26)
yönetici olmanın koşulu ağzının iş yapması, teknik bilip bilmemekle alakalı değil. bilirse artı puan tabi.
+2
duyuruuser
(17.06.26)
Sektöre göre değişir.
Bazı sektörlerde, teknik olarak başarısız insanlardan iyi yönetici olamıyor.
0
burfak
(17.06.26)
Bu da dahil tüm genellemeler yanlıştır diyorum.

Öte yandan bazı insanlar teknik olarak çok iyi olsalar da yönetici olmaya uygun değiller ve teknik bilgileri bu yetersizliğin üstünü örtemiyor. Yöneticilik bence çok zor bir iş ve ayrı bir beceri istiyor ama gözlemlediğim kadarıyla bazı teknik kişilerde bir ego oluyor yöneticilik de ne ki yapılır o gibi. Ama yapılamıyor işte. Kendi patronumdan biliyorum. Benim asla yönetici olmamam gerektiğinden emin olmamın en büyük nedeni onun beceriksizliğidir.
0
peki madem
(17.06.26)
Teknik anlamda iyi olmak ve yönetebilmek birbirine ters korele özellikler değil. Teknik anlamda çok iyi biri aynı zamanda çok iyi bir yönetici de olabilir. Tam tersi de mümkün elbette. Yani böyle bir genelleme çok yanlış. Benim yöneticilerimi düşünüyorum; teknik anlamda çok iyi olan ve aynı zamanda çok iyi yönetici olan insanlar vardı aralarında. Halihazırdaki yöneticim de öyle. Teknik pozisyondan geliyor, hala o alanda çok iyi ve yönetici olarak da çalıştığım en iyi yöneticilerden biri. Hatta en iyisi diyebilirim.
0
himmet dayi
(17.06.26)
Teknik elemanlarin insan ilislilerinde zayif oldugunu Kabul eden bir yaklasim bu.

Ama kariyeri boyunca yatay veya dikey olarak teknik ve yonetici rolleri arasinda gecis yapan bir suru ornek biliyorum.
0
parcxerox
(17.06.26)
(4)

Sudoku ?

denizciman
Telefonda sudoku çözüyordum ,en son 2 yıl önce çözmüşüm. Ama bu sıralar çözdüklerime göre %50 daha kısa sürede çözmüşüm o zamanlar.salaklaştım mı,morukladım mı nedir, 31 yaştan 33 e ne farketti, bilemiyorum. Kolay modda çözüyorum gene,onu da değiştirmedim. Durum normal de ben mi abartıyorum yoksa?
Telefonda sudoku çözüyordum ,en son 2 yıl önce çözmüşüm. Ama bu sıralar çözdüklerime göre %50 daha kısa sürede çözmüşüm o zamanlar.salaklaştım mı,morukladım mı nedir, 31 yaştan 33 e ne farketti, bilemiyorum. Kolay modda çözüyorum gene,onu da değiştirmedim. Durum normal de ben mi abartıyorum yoksa?
0
denizciman
(15.06.26)
Oyunun geliştiricisi zorluk seviyelerini güncellemiş olabilir.
0
salihdt
(15.06.26)
kalemi tutmayi 3 ay birakinca bile bocaliyorsun tekrar tutunca, biraz antrenman sonrasinda kendine gelirsin.
0
gule gule
(15.06.26)
biraz antreman sonrası yine kendine gelirsin +1

geçenlerde tam bunla ilgili bir şey okudum. belli bir bilişsel aktiviteyi birey bir süre yapıyor sonra ara veriyor. tekrar başladığında eski performansında olmasa da, kısa sürede aynı noktaya çıkıyor. aynı hikaye.
0
kojonotsuki
(15.06.26)
easybrain firmasının sudoku oyununu oynuyorum. 5-6 yıldır günde 20 kez oynarım herhalde. Son zamanlarda benim de dikkatimi çekiyordu, hatta burda soracaktım. ekstrem modunda oynuyorum. Ne kadar hızlı bitirirsem bitireyim rekorumu kıramıyorum. Bir sıkıntılar var yani ama çözemedim
0
ground
(15.06.26)
(9)

Kimsenin bir şey okumaması hakkında

xephyr
Selamlar,Hizmetlerimizi anlatmak için websitesi yapıyoruz, özeniyoruz, her şeyi yazıyoruz. Ciddi emek ve tasarım var. Müşteri okumuyor, çat diye arayıp soruyor. Veya saçma mail atıyor. Whatsapp'tan yazıyor.Uygulama yapıyoruz, müşteri girip bakmıyor bile. Analiz dokümanı yazıyoruz ciddi emekle, gidip
Selamlar,

Hizmetlerimizi anlatmak için websitesi yapıyoruz, özeniyoruz, her şeyi yazıyoruz. Ciddi emek ve tasarım var. Müşteri okumuyor, çat diye arayıp soruyor. Veya saçma mail atıyor. Whatsapp'tan yazıyor.

Uygulama yapıyoruz, müşteri girip bakmıyor bile.

Analiz dokümanı yazıyoruz ciddi emekle, gidip chatgpt'ye atıp özetlettirip öyle okuyor şirketteki developer.

Ulen kimse bir şeyi okumazsa, kendi bir şey yazmazsa bu işler nasıl yürüyecek ?

Hiçkimsenin bir şeyi okumadığı yerde ben derdimi nasıl anlatıcam? Nasıl kendimi duyuracağım?

Millet anca reels kaydırma telaşesinde. Oraya da adam akıllı bilgi koysan, kimse dinlemiyor. Anca ampır ampır şeyler izlesinler.

Bu dönemin metası ne ? Napıcaz ya?

Teşekkürler.
+6
xephyr
(05.06.26)
Sorunuza bir cevap değil ama benzer isyanlarda oluyorum zaman zaman. Mesela bir şeyler üretmek istiyorum (bir kitap, bir YouTube kanalı anlamlı animasyonlar vs) sonra bu konuyu düşününce tüm motivasyonum gidiyor. Kendi kendimi mi eglendireceğim diyorum. Her şey hızlı tüketiliyor, okuma hatta dizi-film izlemede bile dikkat süremiz kalmadı. Kendime de kızıyorum tabii. Boş vaktinde kafa dagitmak için hemen YouTubedan boş şeyler izliyorum. Saçma da olsa saçma olmasa bile bu kadar çok fazla icerige maruz kalmanın sonu nereye varacak gerçekten? Yapay zeka da aynı şekilde çok faydası olsa da çok da tembellestirdi bizi. Yani gerçekten insanlıgi aptallastirmak için müthiş bir kombinasyon oluşturdular. Reels+yapay zeka.

Sizin site konusunda çözüm yaratilamaz mi acaba, mesela ne bileyim öyle bir şey olsun ki gerçekten okumak zorunda kalsinlar. Örnek veriyorum müşterinin ilgilendiği konuyu yazıları okuyup anca öyle bir sonraki bilgiye ulaşabilecekleri tıklatmalar yapma gibi. Saçma bir örnek verdim de kastettigim şey yani bir şekilde okumaya mecbur kalmaları sağlanamaz mi?
0
egerbiryolcu
(05.06.26)
Medeni insanlara yönelik bi hizmet vermen gerekiyor. Mesela bendeniz aydınlatmaya meraklı biriyim. Salon mutfak ve yatak odası ışıklandırması üzerine alışvrriş yaparken detaylıca okuyorum. Okuduklarım bilimsel referanslı şeyler.
Millet reklam okumak izlemek istemiyor.
1 kaliteli müşteriyi hedeflemek.
2 reklam olmayan dolu içerik
3 merak uyandırıp ürüne yönlendirme

Ama illa ki 1. Madde.
0
Lh12
(05.06.26)
Sorunuzun cevabı biraz sorunun içinde zaten ama zannediyorum ana sebebi insan tabiatının kendini doğal haline bırakırsa her zaman kolaya kaçacak olması. Reels falan bizi iyice mahvetti zaten de tabiat aynıydı hep.
0
mbond
(05.06.26)
ne yazdin okunmuyor dkfjgf

insanlar okumuyor. cünkü senin özelinde söylemiyorum ama netlikten ziyade süslü süslü kelimeler kullaniyorlar. sadece chatgpt yi okuyup anlayabiliyorum.
gecen o kadar sacma bir email yazmis ki chatgptye ne diye sordum 2-3 kelimeyle anlatti.
-1
Purple life
(05.06.26)
İnsanlar artık her türlü bilgiye en kompakt halinde ve en hızlı şekilde ulaşmaya meyilli hale geldi çünkü muazzam bir bilgi akışı var. Kendi işimden örnek vereyim; 15 senedir matematik öğretmenliği yapıyorum, bunun ilk 12 senesi klasik sınıfa gir ders anlat, online olarak öğrencileri topla anlat şeklinde geçti. Şu anda yazdığım soruları Instagram'da paylaşıyorum. Kimsenin sınıfta anlatılanı anlayamayacagini demeyeyim de process edemeyeceğini biliyorum. O tip bir bilgi akışı dağınık gelecek insanlara. Her soru için ayrı ayrı trickler, nerede ne yapılır, hangi sırada yapılır bunları 3 saniyelik odağı dağıtmayacak görsellerle kısa sürede vermem gerekiyor.
+1
sekizdokuzon
(06.06.26)
Bir şirkette üretilen dokümanların çok büyük bir kısmı okunmaz, bu AI'dan önce de böyleydi. Doküman genelde "Bunun X dokümanı var mı" sorusuna "Evet" cevabı vermek için yazılır.

Zaten doküman çok kötü bir iletişim yöntemidir; etkileşime olanak sağlamaz, anlaşılabilirliği yazarının o konuyu yazılı olarak ifade edebilme kapasitesiyle, içeriği de o kişinin bilgisiyle en baştan sınırlıdır... O yüzden de doküman iletişim gereken süreçlerde mümkünse en son araç olarak kullanılmalıdır.
+4
salihdt
(06.06.26)
dönemin metası kısa videolar. ama iş hayatına uyarlamak biraz zor.

50 milyonluk ev satan emlakçılardan galericilere, uzmanlardan bilmemeye kadar, herkesin hızla tüketmeye alıştığı içerik kısa videolar.

yazmayın, video ile anlatın.
0
babilfish
(06.06.26)
Musterime whatsapptan 2 kere iskonto oranını yazmışım, hâlâ daha arar sorar benim iskontom kaçtı diye.
Dün bunu düşündüm, insanlar (biz de dahil) her şeyin kolayına kaçıyoruz.
+1
etna
(06.06.26)
okuyan insanlarla karşılaşmak için dua edilebilir
-1
mantık
(06.06.26)
(22)

ailemin kendi hayatımın olması gerektiğini kabullenememesi

la lykia
özet:38 yaşında, bekar, çocuksuz, çalışan bir kadınım. tek çocuğum. 71 yaşındaki anne babam ayrı bir hayatımın olması gerektiğini kabullenemiyor ve biraz uzaklaştığım veya sınır çizdiğim anda aile içi kriz çıkıyor ve bana küsüyorlar.defalarca konuşmaya, anlatmaya çalıştım ama karşımda yetişkin değil
özet:
38 yaşında, bekar, çocuksuz, çalışan bir kadınım. tek çocuğum. 71 yaşındaki anne babam ayrı bir hayatımın olması gerektiğini kabullenemiyor ve biraz uzaklaştığım veya sınır çizdiğim anda aile içi kriz çıkıyor ve bana küsüyorlar.
defalarca konuşmaya, anlatmaya çalıştım ama karşımda yetişkin değil, 5 yaşında çocuk var gibi hissesiyorum.

detay:
24 yaşımdan beri çalışıyorum. pandemiden önce kendi evimi almıştım ve orada yaşıyordum. babam çalışıyordu, annem evdeydi. pandemide yani 2020'nin başında ailemin yanına geri döndüm. hem babamın işleri bozulmuştu ve maddi desteğe ihtiyaçları vardı hem de pandemi zamanı onlara her anlamda destek olmak istedim. ev temizliği, ev işleri, alışveriş vb.

uzatmayayım; sonuç olarak bu bir aile dinamiğine döndü ve yaptıklarım asli görev haline geldi. 2-3 yıldır eski hayatıma ve kendi evime dönmeye çalışıyorum ama bu krize neden oluyor. onları terk ediyormuşum gibi bir moda giriyorlar.

ve benden beklentileri çok arttı. sabah erkenden uyanıp benim kalkıp kahvaltı hazırlamamı bekliyorlar. ilaçlarını ellerine götürmemi bekliyorlar. kuaför ve berber organizasyonlarını yapmamı bekliyorlar. yani bensiz yaşayamayan insanlara dönüştüler. ki bunları yapabilecek fiziksel ve bilişsel sağlığa sahipler.

ben bir gün çok yorulduğum için ev işi yapamasam evde kriz çıkıyor. kendi evime gidince bana küsüyorlar.

veya diyelim ki hasta oldum, yatıyorum. yemek yapmayı bıraktıkları için bir çorba yapanım olmuyor. dışarıdan yemek söylüyoruz. ben doktora, hasteneye falan tek başıma gidiyorum. yani birlikte yaşıyorsak birbirimize destek oluruz gibi bir şey de yok. sadece benim onlara destek olmam var. kendimi iki tane 5 yaşında çocukla yaşıyor gibi hissediyorum.

onlara defalarca onlardan maddi manevi desteğimi çekmeyeceğimi ama kendi hayatımı yaşayamadığımı anlatmaya çalıştım ama sonuç hep bana küsmeleri oldu.

mesela bu 10 günlük tatile girerken aşırı yorgundum son dönemdeki iş seyahatlerim kaynaklı ve dinlenebilmek için kendi evime gittim. bir de ağır bir bronşit geçirdim geçen ay. bir gram ev işi yapacak halim kalmamıştı ve bunu anlattım. sonuç: bayramı küs geçirdik.

ek detay: izmir'de seküler bir çevrede yaşıyoruz. anne babam da seküler hayat görüşüne sahip insanlar. muhafazakarlık konusu değil yani.

sorum:
bana ne tavsiye edersiniz?
benzer durumlar yaşayanlar var mı?
0
la lykia
(29.05.26)
Bir anda çekip gideceksin, 2 hafta falan soğukluğa izin vereceksin. Sonra haftada bir uğrarsın zamanla da her şey yoluna girer.
+7
artıküyeolmakistiyorum
(29.05.26)
Ailen seni abuse ediyor bence sorry.
Cocuklar anne babasinq bakmaz, anne babalar cocuklarina bakar.
+2
Purple life
(29.05.26)
Sizinkisi de böyle bir durum mu bilmiyorum ancak bu biraz ülkenin sosyolojisiyle alakalı. Belli bir yaşın üzerindeki evlenmemiş birey hala "Çocuk" olarak görülüyor ne yazık ki. Açıkçası yaşları itibariyle oturup konuşularak çözülecek bir sorun da değil sanırım. Bence yapılacak en mantıklı şey hayatınızdan taviz vermeden olabildiğiniz kadar destek olmanız. Size küsmeleri onlarla ilgili bir durum, bunu kabullenip geri adım atmaz ve ilişkinizi ona göre sürdürürseniz bir noktada onlar da sizin durduğunuz noktayı kabullenmek zorunda kalacaklardır.
+2
salihdt
(29.05.26)
psikiatriste götürün, biraz ilaç biraz terapi işe yarar.

türkiye'de yaşlılarda tek başına kalma korkusu oluşuyor.
-2
duyurukullanıcısı
(29.05.26)
terapi öneren de gelmiş tam olmuş :)

bence sen kafana göre davran, bir kaç hafta böyle söylenir küserler sonra kabul ederler. her küstükleri zaman alttan aldıgın için alışmışlar, ağlayınca her isteği kabul edilen çocuklara dönmüşler. sen kolaya alıştırmışsın onları yani.
+5
abelardo
(29.05.26)
benim babam psikiyatrist ama aynı davranışlar kendisinde var. hala 14 yaşında olduğumu sanıyor (yaşça bi tık daha gencim).

ne yapsam sonucunda suçluluk hissediyorum.
0
deartheodosia
(29.05.26)
Geçmiş olsun
Yumurta kırmadan omlet olmaz durumuna dönmüş
Biraz küserler sonra mecburen alışırlar. Arada sevdikleri bir başkası varsa kendi yaş gruplarından, koz doğru diyor. Doğru yapmış vs diye de kafalarını yıkarsa tam olur
+4
kisa
(29.05.26)
Kendi eviniz var gibi anladım.
Hemen terk edin ve geri dönmeyin. Fiziksel ve bilişsel olarak iyilermiş üstelik.
İhtiyaçları bile olsa, çocuklar hayatını onlara bakmaya harcamak zorunda değil. Çünkü, çocuklar kendi kararlarıyla bu dünyaya gelmedi.
Ben oğlumu her fırsatta tembihliyorum. Elden ayaktan düşersem ve anneannen gibi bencillik yapacak olursam, çaresine bak diye.
Bizim memlekette bu tür ihaleler bekar ya da dul kızlara kalır hep.
+2
pro9it9is9
(29.05.26)
Bu durum yaygin sanirim. Ben evliyim, 15 yildir yurt disinda yasiyorum, ama biz de evimi ailemi kariyerimi birakip Turkiye'deki kucuk bir sehre yanlarina donmedigim icin kustuk konusmuyoruz :)
0
sertac akin
(29.05.26)
Öncelikle 70 gerçekten yanında olman gerekecek zamanın gerisinde bir yaş. cosmic+1

Genelde 80 sonrası daha kötü ve gerekli oluyor. O yüzden hiç bakmadan kaç. Kahvaltı ne münasebet. Eli ayağı tutuyorsa kendi yapacak. Kendi hayatından çaldığını fark et ve kararlı ol. Haftada 1 görebilirsin 2 3 saat. Sonra kaç.

Bakıcı bulabilirsin günde 2 3 saat yemek, temizlik işleri için.
-3
arbre
(29.05.26)
@sertac akin
dediğiniz gibi, yaygın bir kültürel durum haline gelmiş olabilir.
90 yaşındaki anneannem ve babaannem de kendi çocuklarına yıllardır aynı şeyi yapıyor aslında. herkes çok yoğun çalışırken ben sıkıldım beni gezdirin beni memlekete götürün diye ayılıp bayılıyor kriz çıkarıyorlar.
ben bir umut aynı şeyi yaşadıkları için bana yapmazlar diyordum, öyle olmadı :/

@arbre
haftada bir gündelikçi gidiyor zaten. eli temiz bir kadın ama annem onunla da anlaşamıyor, kaç kez kovdu kadını da, ben hatır rica döndürdüm.

pandemiden önce maddi durumları çok daha iyiydi. annem çalışmamasına rağmen 5 gün ve tam gün yardımcı kadın vardı evde. annem o zaman bile ben çok yoruluyorum diye söyleniyordu.
maalesef ben kendimi bildim bileli mutsuz ve huzursuz bir mizacı var zaten. onun için ben ne yaparsam yapayım yok sayacak ve yeterli bulmayacak galiba.
-1
🌸la lykia
(29.05.26)
Tam da bu yazdıklarını harfiyen aynı şekilde onlara net bir şekilde iletebiliyor musun? Bu tarz konularda onlara söyleyemediklerimizin yükünü çekeriz çoğu zaman. Tam olarak anlayamazlar net olarak yüzlerine vurmadıkça. Çünkü işlerine de gelmez çoğu zaman. Ancak senin gerçekten tükendiğini ve seni hiç düşünmediklerini net bir şekilde ortaya koyup darılan taraf sen olursan, o zaman seni gerçekten anlayıp, ihmal ettiklerini ve sadece kendilerini düşündüklerini az da olsa anlamaya başlarlar. Sonra da seni tekrar çocukları gibi görmeye başlarlar ve kurumuş eskimiş o şefkat tomurcukları tekrar filizlenmeye başlar. 100% garantisi yok ama genelde anne babamızla bile yeri gelir tam net iletişimi kuramayız, hep belli kısır döngüler vardır onlar arasında geçer konuşmalar, o yüzden de tam olarak anlatamayız kendimizi hiçbir zaman. Bu sevgililer için de çok geçerli bir durumdur.
0
mehmetakar
(29.05.26)
Küslük halinde ortaya çıkan onların mutsuzluğunu, kendi mutluluğunun üstüne koyuyorsun. Yani mutlu olmak yerine onların mutsuz olmamasını önceliyorsun. Sorun burada. Evet bu ilişkinin gidişatında biri muhakkak mutsuz olacak. Ama diğer arkadaşların da dediği gibi ailenin alışması senin şu anki durumda devam etmenden çok daha kolay olur. Başlarda sancılı geçecektir elbet ama nasıl olsa alışacaklar.

Atıyorum sadece kendi evine yerleşmek yerine evlenip de evden de ayrılabilir bir kişi. Ailesi onu nasıl normal görüyorsa kendi başına yaşama isteğini de normal görmeli.
+1
himmet dayi
(29.05.26)
Akıl ruh ve beden sağlığın için bırak git demek istiyorum, ama vicdanen bunu demek zor açıkçası. Dedikleri gibi gitsen bile en fazla 5 10 seneye gerçekten ihtiyaç duyacaklar sana.evli Bi kuzenim dubleks ev aldı bu yüzden. Kendi eşi ve çocuklarıyla alt dairede kalıyor. Büyükler dublekste. İsterse yemeğe çaya aşağı iniyorlar.temizlik durumlarında da gelin destek oluyor yukarı çıkıp. Size bu da uymuyor malesef. Allah yardımcınız olsun
0
denizciman
(29.05.26)
Yukarıda yazılanlara (özellikle birden çekip gitmek) katılmakla birlikte 60 yaşına gelip de hala anne babasının hayatını yaşayan kadınlar tanıyorum. Bu sıkıntılı hal artık konfor alanı olmuş ve başka bir yaşamın hayalini kurmanın imkanı, isteği, enerjisi kalmamış. Anne babanın aksine sizin daha önünüzde yaşayacak yıllaaaar var. Nasıl olsun bu yıllar?
0
beetlejuice
(29.05.26)
Hikayelerimiz biraz benzer. Evin tek kızı olarak benden birçok konuda birçok fedakarlık yapmam bekleniyordu.
Ben kendimi çektim ama birden değil. Birden çekince hem siz vicdanen daha kötü hissedecek ve gardınızı düşüreceksiniz, hem de geri dönünce onlar bu duruma alışacak ve durum daha da zorlaşacak.
Bir hafta sonu gitmeme ile başlayın ufaktan, akşamları geç gitmeye, bazı akşamlar hiç gitmemeye çalışın. Kahvaltı istediğinizi söyleyin arada siz trip atın onlara karşı olarak. Bir pazar günüm var dinlenmek gezmek istiyorum deyin, açıklamaya ihtiyaç duymadan sadece çıkacağınızı belirtin. O arada belirli laflar yiyeceksiniz, duymazdan gelin. Üç beş olay sonrası alışacaklardır.
Yavaş yavaş kendi yokluğunuza alıştırın. Bence en önemlisi şu; onlara bir konuda siz sadece bilgi veriyorsunuz, açıklama yapmak ve onları sonuna kadar rahat ettirmek zorunda değilsiniz.
Bir de net duruşunuzu mutlaka korumalısınız. Ben önümüzdeki hafta kendi evimde kalacağım dediğinizde bundan kesinlikle geri adım atmayacaksınız, bir noktadan sonra alışacaklar, tecrübeyle sabit. Artık bana "gelecek misin" sorusunu dahi nadiren soruyorlar, bir zamanlar sürekli gitmek benim görevimdi, üstüne tartışmamız düşünülemezdi bile.
+1
umutt
(29.05.26)
Onlara merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger. “Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster” diyerek dua et.
kuran.diyanet.gov.tr

maddi imkan varsa yardımcı tutun yarım gün gelsin haftada 1-2 defa
iş yükünüz azalır

evlenip ayrı eve çıkma örneğini verebilirsiniz
ya da aynı binada farklı daire de oturma imkanı varsa onu değerlendirin

yaşlılık psikolojisiyle baş etmek zor
"kuaför ve berber organizasyonlarını yapmamı bekliyorlar"
bu baya garip aslında kendileri için de bir meşgale lazım
arada onları bir yere ya da aktiviteye gönderebilirsiniz
-1
mantık
(29.05.26)
Şimdi bu olayda anne-baba 71 yaşında.
Daha bir beş sene daha kendilerine yeter durumda olacaklardır. Sonrasında bakıma ihtiyaç duyacak şekilde motor becerileri ve zihinsel beceriler zayıflayacak.
Alzheimer ve inme olasılılıkları için Allah korusun diyelim.
Şu:
'Cocuklar anne babasinq bakmaz' diyen arkadaşlar, o durumda ne yapacağımız konusunda bizi aydınlatabilirler mi?
Tam olarak ne yapıyoruz?
Çöpün kenarına falan bırakıyoruz da alan mı oluyor?
Orayı bi açabilirler mi?

Soruya cevap:
Yavaş yavaş kendinize zaman ayırın. Alışacaklardır. Alışıldıkça kendinize ayırdığınız zamanı uzatın. Bu konuda diyaloğa, tartışmaya girmeyin. Böyle olacak deyip geçin. Küsebilirler. Kaale almayın. Alışacaklardır.
+1
Mirket
(29.05.26)
Aileniz muhafazakar bir aile belli ki, dindar olmamaları muhafazakar olmamaları anlamına gelmiyor. Madem bu yaşa kadar aile kurmadın ve bize geldin, bize bakmalısın modunu açmışlar. 70+ için normal bir davranış. Küslükleri çocuk (5 yaş) küslüğü gibi olur. 2 kez telefon açmasalar ertesi gün açarlar. No worries.
0
klassno
(29.05.26)
Anne baban atalarından gördüklerini istiyorlar. Sense yufka yürek meselesi, kıyamıyorsun. Gerçekten muhtaç olanların yaptıkları şeyleri yapıyorlar, çok haksızlar. Kendi hakkını feda etmekten dolayı sen de kendine karşı haksızlık ediyorsun çünkü sen de bir gün yaşlanacaksın ve belki yanında bir eş isteyeceksin belki gençliğime doyamadım diyeceksin, öfkeli bir yaşlı olmak istemediğin halde öfkeli olacaksın.

Hazır bayramı küs geçirmişsiniz, sürdür bunu. Senden bütün bütün kopmaya dayanamazlar, biraz da hasta bunalım rolü falan yap, anneler babalar evlatlarının hastalığına dayanamazlar diyeceğim ama emin de olamadım şimdi. Bence elinden geleni ardına koyma, kopma noktasına gel. Hatta gerekirse kop bakalım ne olacak.
0
muhayyer divan
(30.05.26)
Bu ülkede evlenmeden birey olunmuyor. Evlenme durumu varsa düşünün. Muhayyer in dediği gibi hasta rolü yap.
+1
pembediken
(30.05.26)
bunun için bir izne veya onaya ihtiyacın yok. zaten maddi gücün ve kendi evin de var.
kusura bakma ama ebeveynlerin sana "zorbalık" yapıyor. yani seni yaşaman gereken hayattan alıkoyarak kendi ihtiyaçları için kullanıyorlar.

yapabileceğin bir şey yok. sizleri seviyorum her zaman destekçinizim ve yanınızdayım ama artık kendi hayatımı kurmam lazım diyerek yola çıkacaksın ve geri dönmeyeceksin.
verecekleri tepkiler (duygusal mainipulasyon) onların sorunu. ebeveynlerin malesef olgunlaşmamış insanlar.
+2
orpheus
(30.05.26)
(10)

Neden 2. gezi eylemleri tekrar olmuyor?

mertumursamaz
Neden 2. gezi eylemleri tekrar olmuyor?Gezi parkı olayları 28.05.2013.salı tarihinde başladı 3 ay 2 gün sürdü 30.08.2013.cuma tarihinde bitti.https://tr.wikipedia.org/wiki/Gezi_Park%C4%B1_olaylar%C4%B1Gezi parkı olayları olduğu tarihlerde gene akp iktidardaydı ama o zamanlar bugünkü kadar baskı, bug
Neden 2. gezi eylemleri tekrar olmuyor?

Gezi parkı olayları 28.05.2013.salı tarihinde başladı 3 ay 2 gün sürdü 30.08.2013.cuma tarihinde bitti.

tr.wikipedia.org

Gezi parkı olayları olduğu tarihlerde gene akp iktidardaydı ama o zamanlar bugünkü kadar baskı, bugünkü kadar haksız tutuklamalar, bugünkü kadar ağır bir barınma konut sorunu, bugünkü kadar ağır bir ekonomik kriz yoktu genede eylemler oldu o zamanlar ülkenin durumu şimdikine göre çok daha iyi olduğu halde eylemler oldu da şimdi şartlar o günkünden çok daha kötü olduğu halde neden eylemler olmuyor?

Eğer iktidarın seçimle gideceğine inananlar varsa dolmabahçe saat kulesini ucuza satıyorum alabilirler.

Çözüm atatürk ün bursa nutkudur

tr.wikipedia.org

çünkü bursa nutkunu nepalli gençler
gerçekleştirdiler ve iktidarı devirdiler

tr.wikipedia.org

ama tc gençlerinin bursa nutkunu gerçekleştiremeyecekleri nepalli gençler gibi olamayacakları çok net.
-1
mertumursamaz
(27.05.26)
lahanayı yerken kütür kütür sapına gelince meee'ledikleri için.

şimdi biz nasıl özgür özel'e güveneceğiz ki ? bundan 10-15 yıl önce kemal kılıçdaroğluna da güveniyorduk ?

Misal şimdi: uşak(memleketim olur kendisi) belediye başkanını atayan(?) adama neden güveneyim de canımı malımı tehlikeye atayım ? Çankaya belediye başkanını atayan adama ? neden güveneyim bu adama ?

Bu bir rant aktarımınından, refah aktarımından başka birşey değil. Özgür Özel milletine faydalı olmak istiyorsa gitsin eczacılığını yapsın, kendi sermayesi ile çocuk okutsun, evde yemek pişirip ihtiyaç duyana aş evi açsın. Hiçbir siyasetçi millete faydalı olma derdinde değil; milletin cebinden tam olarak silah zoruyla(bkz: vergi) aldıkları paranın nereye aktarılacağına karar vermenin peşinde. Başka birşey değil.

Artık halklar uyandı, Erdoğan'ın Allah'ıyla halkın Allah'ının aynı olmadığını da anladı; muhalefet denilen kitlenin de aslında muhalefet olmadığını da.

İnsanlık adına size önerebileceğim tek şey: milleti gaza getirerek canına malına zarar gelmesine neden olmamanız olabilir. Hepsi bu.
-5
mete kudur
(27.05.26)
Benim anlamadigim neden butun gosteriler, yuruyusler vs. genel merkezle veya meclisle sinirli kaliyor. Bence hedef direkt Ak Saray olmali. TBMM'yi kimsenin taktigi yok. Gercek bir etki isteniyorsa Ak Saray'a yurunmeli.
+7
Sour
(27.05.26)
bu işler dış güçlerin finansmanı ile olur.
osmanlı zamanı da böyleydi, gezi zamanı da.
halkın kollektif bilinç ile hareket edildiğini sanıyorsan fanusta yaşıyorsundur.

kurtuluş savaşında bile savaştan kaçanların sayısı, tarlasına girilmeden savaşmayan köylüleri unuttunuz sanırım.
-17
plastic_angel
(27.05.26)
Bu bayram günü bile kamu mallarına zarar verilen , kaos dolu günleri mi yad ediyorsun hala?

O gün eylem yapanlar bile su an bu resmi tatilde dinleniyor olabilirler. Dışarıdan fonlanan bir çok organizasyonun Türkiye üstünde bir etkisi yok artık.

Terör bile kendini tasfiye etti.
Batıdan destek yok çünkü. Trump'ta anladı. Onları İran a maşa olarak kullanmak istedi ise de o da olmadı.

Şu bayramda mangal başında eline kuşbaşı ile süslenen şişi al eline, gözünü kapa ve onları tek tek yerken, gelecek seçimleri düşün.
Seçimler varken eyleme ne gerek var?
Oy hakkını kullan . Bir oy bir oydur.

Gerçek ağaç sevgisi , bu düşündüğün kaosa varan şekilde değil. Şu olabilir :
i.hizliresim.com
Olumlama , enjoy, relax ne ararsan var.


Ve bu arada sosyal medyanın da zihinlerde daha neleri törpülediğini anlamalısın. Ben bahsetmeyeyim
-18
diyecevaplandı
(27.05.26)
bu duyuruyu dün gece gördüm. bilhassa yazmadım, çünkü bazılarının sazan.avi gibi gelip yalan yanlış bir şeyler döşeyeceklerini çok iyi biliyordum :))

öncelikle, feto & akp & tarikatlar & siyasal islam; bunların çok belirgin bir ortak noktası vardır: yalan ve iftira.

medya tarafından bütün gezi parkı süreci bu şekilde lanse edildi, hala da ödleri kopuyor, harıl harıl her yere yazılar döşüyorlar ki gerçekler unutturulsun.

onun için, okuduğunuz yazıları bu üstte belirttiğim "yalan ve iftira şebekesi"nin varlığını göz ardı etmeden okuyun, özellikle bugünlere yaşı yetmeyenler..

peki neydi bu iftiralar?

1- "kabataş'ta belden yukarısı çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 70-100 kişilik baş örtülü bacımızı dövdü, üzerine işedi, görüntüleri var bizzat ben izledim"

bakın bunu herhangi bir aktroll medya elemanı, yorumcu, mv'i vs demiyor. bizzat "dönemin başbakanı" kendisi diyor. peki ne oldu? görüntüler tabii ki yok. belirtilen saatte kabataş iskelesi görüntüleri çıktı herkes işinde gücünde. bunu iddia eden kadın da daha sonra bunun iftira olduğnu kabul etti :)

tr.wikipedia.org

2- "cami'de bira içtiler yalanı"

bu feto & akp ortaklığı ustalık eseri bir iftira, .......lik.

yine dönemin başbakanı ortaya böyle bir şey attı. bu arada sosyal medya bütün dünyada yükseliş döneminde, geziyle ilgili onlarca hatta yüzlerce video var. fakat 1 tane bile cami'de içki içildiğine dair görüntü bulamadılar.

peki ne yaptılar sonra?

zaman gazetesi (feto) elinde kola kutusu tutan bir gencin elindeki kolayı photoshopla bira yapıp, üzerine de flu-sansür haline getirip piyasaya sürdü. bütün yandaş medya organlarında "cami'de bira içtiler işte kanıtı" diye bu fotoğraf sürüldü. gencin hayatı alt üst oldu. yolda görenler yüzüne vs tükürdüler, halbuki olay külliyen yalandı.

o zaman daha büyük bir şerefsizlik söylim..

o dönemki dolmabahçe camii müezzinini bu yalana ortak etmeye çalıştılar. adam "din adamıyım, ben yalan söyleyemem, cami'de bira içildiğini görmedim" dedi. sonra ne mi oldu? adamı görev yerinden sürdüler :))

3- "polisimizi şehidd etillerr" yalanı.

olaylarda hayatını kaybeden polis için dönemin başbakanı çıktı anında bu açıklamayı yaptı.

olayın aslı, 20 saat üzeri aralıksız çalıştırılan polis, göstericileri kovalarken inşaatı süren alt geçite düşerek hayatını kaybediyor. "dönemin başbakanı"nın açıklamalarından hemen sonra mesai arkadaşları olayın aslını anlattılar her yere.

bak bunlar ilk anda aklıma gelenler. hepsini detaylarıyla hatırlıyorum. o zaman bütün medyanın nasıl kontrol altında olduğu (eylemler fonlanıyor ya hani çok enteresan ama bütün medya gezi aleyhine çalışıyor :)) ) bariz bir biçimde ortaya çıkmıştı.

sosyal medya aktroll örgütlenmesime ağırlık vermeleri de bu zamanlara denk gelir, çünkü gezi olaylarıyla birlikte tv dönemi resmen bitmişti.

sorunun cevabını da yazacağım tekrar, ama bu mesaj, üstümdeki mesajların gerçekliği hakkında insanlara bir fikir verebilir umarım.. çünkü burada bile seküler bir hayat yaşıyormuş gibi duyurular açıp-cevaplayıp ancak bana özelden "erdoğan adını duyunca bile çıldırıyorsunuz di mi.." diye cevap atan troller var..

ona göre ölçüp biçip tartıp değerlendirin cevapları vs..
+19
makbur
(27.05.26)
Ağzınıza sağlık, sabah yazacaktım ben de yazılanları görüp bir tarafımla gülerek uzaklaşmıştım.
Sizinkilere ek olarak: küçücük bir çocuğun ölümü üzerine meydanda annesini yuhalatan dönemin başbakanı bir de, emri ben verdim beeen diye böğürmüştü. Bakmayın siz burada çok utangaç akpli var, geçen bi güneş kremi sorusunda ifşa olanlar olmuştu bir kaç tane…
+5
ekimoloji
(27.05.26)
Gezi oldu da noldu? Öndersiz ve ideolojisiz ve en önemlisi istediğini alana kadar düşünebileceğin her anlamda pes etmeyecek ve her şeyi göze almış bir kitle olmadan hangi tarih yazılmış? Adamın kendi kitlesi her şeyi göze alıyor, çünkü karşısındakini çözmüş bu göt korkusunu 50 km öteden yayıyor muhaliflerin %70'i. Sanki Özel çağırsa ve oraya ölümü göze alarak gitse arkasından sonuna kadar gidecek milyonlar var... Hatırlayan var mıdır bilmiyorum, gezi zamanı Erdoğan'la görüştükten sonra küçük sembolik bir grup olarak (gönüllülük bağlamında) Gezi'de kalma önerisi gelmişti Taksim Dayanışması'nın bir grubundan. Meali: yem olmak için kalmak isteyen var mı; biz eve gitmek istiyoruz.

Gidip kafasına plastik mermi, suratının tam ortasına biber gazı sıkan adama yaltaklanan kitleyle nerde ne değişmiş? Hala boykot diyen var ya, pesss. Yani yine evden oturacağın bir "eylem" planı yapsın muhalefet.
0
nefertarii
(28.05.26)
Gezi parkından bu yana çok şey değişti. İktidarın gücü çok daha konsolide, gündemi istediği gibi yönlendirme ya da bulandırma kabiliyeti çok daha derin.

O yüzden sokağa çıkmanın maliyeti yüksek, getirisi ise kuşkulu.

Bunun bir kısmı mevcut sistemin hemen herkesi hızlıca içeri atabilecek altyapısının olmasının yanı sıra, bunun çeşitli şekillerde insanların gözüne de sokulmuş olması ile alakalı bence. Bir Youtube videosunda geçen bir sözden ötürü, sosyal medyadaki bir yoruma istinaden gözaltına alınan ve tutuklu yargılanan bir sürü insan oldu. Şarkı sözüne, giydiklerine, fotoğraflarına vb. istinaden tutuklanmaktan dönenler ha keza...

İşin getiri kısmında ise bir protestonun iktidara geri adım attırması için onun üzerinde belli bir maliyet yaratması lazım: ülkede partiler arası oy geçişi çok düşük olduğu için AKP'nin CHPli (Ya da genel olarak muhalif) kalabalığa bakıp "Oy kaybediyoruz, bir oturup düşünelim" demeyeceği aşikar. Ülkenin Avrupa Birliği gibi bir hedefi de yok ve uluslararası iklim de farklı; yani protestolara istinaden demokrasi çağrısı yapacak, iktidara siyasi baskı kuracak bir AB de yok. Benzer şekilde yine iktidar üzerinde etkili olacak bir işveren örgütü (Tüsiad) ya da başka bir sivil toplum kuruluşu da yok.
0
salihdt
(28.05.26)
gezi çok fazla şey öğrettiği gibi karşı tarafta çok fazla şey öğrendi.
zor o işler artık. saraya yürümek falan diyen arkadaş buyur önden..
+1
jamswety
(29.05.26)
Bu sosyologların alanı ama durum çok net. Bizim gibi demokrasinin oturmadığı, cumhuriyeti bile bazı elitler sayesinde almış bir toplumda, kötü travmatik olaylar tekrar tekrar olmaz. Osmanlı döneminden şu zamana kadar, ülke belli elitler tarafından yönetilmiştir. Genelde halk hareketleri sert bir şekilde bastırılıp susturulmuştur. 1980 siyasi olayları askeri darbe olmadan toplum çatışması ile sonuçlansaydı, daha oturmuş bir demokrasi olurduk. Her hareket devlet tarafından sert şekilde bastırılıp kötü propagandayla yönetilince toplum içine kapanmıştır. 2. Gezi olaylarının ana aktörleri x ve y kuşağıydı. Şu an top z kuşağında. Onların karakterleri ve tepkileri daha farklı olacaktır. O sebepten 2. Bir gezi olmaz. Farklı şeyler olur.
+1
mikahakkinen
(29.05.26)
(7)

bu videoda bahsedilen ülke hangisi (türkiyeye yakin ve kadin haklari cok kötü)

Purple life
bu videoda bir cocuk kendinden büyük biriyle zorla evlendirilmis. daha sonrasinda oradaki yasamini ve nasil kactigini anlatiyor.ülke ismi vermiyor ama sizce hangisi? sebebiyle birlikte söyler misiniz?https://www.youtube.com/watch?v=LMLvaRZpTPg&t
bu videoda bir cocuk kendinden büyük biriyle zorla evlendirilmis. daha sonrasinda oradaki yasamini ve nasil kactigini anlatiyor.

ülke ismi vermiyor ama sizce hangisi? sebebiyle birlikte söyler misiniz?

www.youtube.com
0
Purple life
(26.05.26)
Bildiğimden değil de Irak gibi hissettim.
0
mbond
(26.05.26)
Baştan sona seyretmedim de Irak, Suriye ya da kurgu gibi geldi bana.
Olay da kurgu gibi zaten.
Öyle bir olayın mağdurunun o kadar şivesiz, düzgün diksiyonla, düzgün ve akıcı konuşması ve o bilinç seviyesinde olması hiç olabilir bir şey gibi gelmedi bana.
Bir de sesi perdelemek için mi yoksa olayı ajite etmek için mi (yanılmıyorsam) 19 yaşındaki kadını küçük kız çocuğu sesiyle konuşturmuşlar?

Söylediğim gibi çok kısa bölümler izlediğim için yanılıyor olabilirim ama kurgu gibi geldi bana.
+1
Mirket
(26.05.26)
@mirket, 15 yasinda kacmis ve videoda 22 yasinda. 7 yil degisim yasamak icin uzun bir süre bence.
-1
🌸Purple life
(26.05.26)
İstanbula, orada da Nişantaşı'na falan mı kaçmış. Sıfır şiveyle o kadar akıcı konuşma becerisi ve konu hakkında o bilinç düzeyi için 7 yıl yetmez.

Türkçeyi sonradan öğrenmiş istediğin adamı getir, konuşurken vurgularından kişinin anadilinin ne olduğunu söyleyeyim. Sonradan öğrenilmiş hiçbir dil anadili gibi temiz olmaz.

Bu şahıs da kaçtıysa Güneydoğuda bir yere kaçmıştır ki orada şivesiz konuşan yok.

İddia etmiyorum ama, kurgu olmadığına kesinlikle ikna değilim.
-1
Mirket
(26.05.26)
@mirket, hic izlememissin. kadin türk zaten. yabanci ülkeye sonradan göcüyor.
-1
🌸Purple life
(26.05.26)
Utandım şimdi. :) Ama en baştan söylemiştim izlemeden fikir beyan ettiğimi.
-3
Mirket
(26.05.26)
www.girlsnotbrides.org üzerinden çevredeki ülkelere bakarak genel bir izlenim edinebilirsiniz.
0
salihdt
(27.05.26)
(5)

Polo Tshirt önerisi

Take it away honey
Dostlar merhaba, iş yerinde ve günlük giymek için polo yaka tişört arayışındayım ancak görece pahalı oldukları ve her markayı deneme şansım olmadığı için birkaç marka önerisi almak istiyorum. Öneri dışında şu markaları da deneyenler sıralayabilir mi uzun ömürlülük ve verilen parayı haketme konusunda
Dostlar merhaba, iş yerinde ve günlük giymek için polo yaka tişört arayışındayım ancak görece pahalı oldukları ve her markayı deneme şansım olmadığı için birkaç marka önerisi almak istiyorum. Öneri dışında şu markaları da deneyenler sıralayabilir mi uzun ömürlülük ve verilen parayı haketme konusunda. Lacoste, CK, Fred Perry, RL, Marc O'Polo, Boss. Zara ve Massimo Dutti de olabilir. Yurtdışı outletlerden de alabilirim. Başka marka önerirseniz bakarım.

Şimdiden çok teşekkürler.
0
Take it away honey
(26.05.26)
Altınyıldız, Beymen Business Boyner'de indirim var
Mavi ve Lufian alıyorum. Mavi kesimi iyi. Lufian renk olarak kaliteli.
Tommy Hilfiger kesimi iyi, kaliteli ama pahalı
Gant bakabilirsin, o da pahalı
-4
arbre
(26.05.26)
Bahsettiğiniz markalar bence iyi; ben kullandıklarım arasında sırasıyla Ralph Lauren, Lacoste, Fred Perry ve Massimo Dutti derdim. Özellikle Ralph Lauren'in custom slim fit pololarının kesimi çok güzel. Verilen parayı haketme konusuna bir şey diyemiyorum, o çok kişisel bir şey. Kalite konusunda da iyiler; benim yılda 8-10 defa yıkanan, 3-4 yıldır kullandığım pololarım var.
0
salihdt
(26.05.26)
Esim beymen business kullaniyor. Kaliteli bence. Hem kumasi güzel hem de boyasi kalici solmuyor.
Logo falan da olmadigi için memnun.
-2
Purple life
(26.05.26)
Lacoste ve Ralph Lauren polo konusunda en iyi kalıp ve tasarımlara sahip bu konunun da öncüsü markalar yurtdışı outlet seçeneği de eklediğiniz için yurtdışında bunların Türkiye fiyatlarına Etro dahi yakalayabilirsiniz.
0
Smithsonian
(26.05.26)
lacoste ve ralph lauren bu isin oncusu 2 marka. lacoste ilk polo tisortu tasarlayan, ralph lauren de adini veren 2 marka. macera aramamak lazim.

ben sahsen lacoste tercih ediyorum daha spor durdugu icin.
0
antikadimag
(27.05.26)
(4)

panini sitesinden sticker almak

semaforo de medianoche
https://paninistore.com/shp_int_en/catalog/category/view/s/albums-stickers-cards/id/12721/referer/aHR0cHM6Ly9wYW5pbmlzdG9yZS5jb20vc2hwX2ludF9lbi9jYXRhbG9nL2NhdGVnb3J5L3ZpZXcvcy9hbGJ1bXMtc3RpY2tlcnMtY2FyZHMvaWQvMTI3MjEv/?pnn_is_saleable=1 buradan alışveriş yapan var mı? başta fiyat euro yazıyor gümrü
paninistore.com buradan alışveriş yapan var mı? başta fiyat euro yazıyor gümrüğe takılır diye yok saydım ama türkiye'den sipariş verince türkiye'deki merkezlerinden gönderiyorlar sanırım. çünkü albümün iç kapağında direkt türkçe olarak eksik kalan 50 sticker için buradan sipariş verebilirsiniz diyor. zaten bakınca paninistore.com şurada bu siteden alışveriş yapabilecek ülkeler listesinde türkiye de var. panini'nin türkiye'de şirketi de var zaten. ama emin olamadım yine de.

edit: alışveriş adımına gelince non eu regions için tax uyarısı falan çıkıyor türkiye'deki merkezlerinden göndermiyorlar sanırım. ama türkiye'deki gümrük kısıtlarından ötürü direkt türkiye'deki şirketleri vasıtasıyla ithal edip oradan müşteriye dağıtmak gibi bir şey de yapabilirler. kendisinin veya tanıdığının deneyimi olan varsa diye sorayım yine de o sebeple.
0
semaforo de medianoche
(25.05.26)
Benim baktığım ürünlerde açıklama kısmında "Shipped from Italy" yazıyor direkt.
0
salihdt
(25.05.26)
@salihdt: evet öyleymiş ama edit kısmında belirttiğim gibi sipariş verince gümrük kısıtından kurtarmak için panini türkiye ithal edip öyle müşteriye ulaştırmak gibi bir güzellik yapıyor mu kısmı. başka türlü sipariş edilemez ülkemizin harika gümrük limitlerinden ötürü. onu da deneyen bilir anca.
0
🌸semaforo de medianoche
(25.05.26)
hayır gelmiyor. toyshop internet sitesinden alabilirsin
+1
barracudaa
(25.05.26)
@barracudaa: toyzshoplarda internette ya da şehrimdeki fiziksel mağazalarda stok yok maalesef. tedarik işi bir süre sonra normale dönse bile bu büyük paketlerden getirmiyorlar o yüzden alternatif çözüm aradım da o da olmuyormuş teşekkürler.
0
🌸semaforo de medianoche
(26.05.26)
(12)

havaalanında başkasının bavulunu almak

semaforo de medianoche
uçaktan indin ardından da dalgınlıkla veya kötü niyetle başkasının bavulunu aldın. kendi bavulun yoktu diyelim veya onun yanında bir tane de ekstra almış ol farketmez. bunun için herhangi bir önlem var mı ya? çok garip geliyor şu anki bavul dağıtım sistemi bana da. kameralar var diyelim tamam da kay
uçaktan indin ardından da dalgınlıkla veya kötü niyetle başkasının bavulunu aldın. kendi bavulun yoktu diyelim veya onun yanında bir tane de ekstra almış ol farketmez. bunun için herhangi bir önlem var mı ya? çok garip geliyor şu anki bavul dağıtım sistemi bana da. kameralar var diyelim tamam da kayıp bavul için başvurduğunda zaten çoğunlukla doğru düzgün ilgilenilmediği söyleniyor mağdurlar tarafından. hadi diyelim ilgilenildi kameradan alan kişi tespit edildi de e çoktan içini boşaltmış olabilir alan kişi. değerli bir şey varsa içinde hayır yoktu da diyebilir neticede içinde ne olduğunun bir kaydı yok. bu iş tamamen insanların iyi niyetine mi dayalı yani? veya bilmediğim başka bir durum mu var? sadece iyi niyete dayalıysa ilginç yani.
+4
semaforo de medianoche
(15.05.26)
+1M
Bende her defasında ulan acaba şimdi valizin çıktığı yerde kör noktada birisi benim valizi alıp gitse ne olur diyorum her defasında. Aynı şekilde otobüste de adam indi, senin valizi de benim diye işaret etti aldı gitti. Ne olacak. Hiç.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(15.05.26)
@artıküyeolmakistiyorum: otobüste hızlıca inip hemen bavullara ulaşma şansın var en azından. direkt çıkışta oturan biri bile inip bir tane bavul alıp uzayayım dese sen oyalanmazsan çok uzaklaşamaz oradan. bir de muavin ilgileniyor zaten tabi herkesin bavulunu hatırlamayacak da en azından insana verip insandan alıyosun orada onun bir çekincesi olabilir. uçakta teslim alma işi tamamen insansız işlediğinden ve bavullara ulaşmak çok daha meşakketli olduğundan havaalanları bu tarz bir duruma daha açık bence. ama evet teknik olarak otobüste de mümkün benzeri.
0
🌸semaforo de medianoche
(15.05.26)
kamera kayıtlarından tespit edilebilir alan kişi.
ayrıca havayolu tazmin etmek zorunda zararı. tabii ne kadarını alabilirsiniz meçhul. kayıp bagaja giriyor ve üst limiti var.
0
jelly bear
(15.05.26)
Günlük toplam uçuş sayısını düşününce eğer bu tür bir problem olsaydı, buna bir çözüm geliştirilirdi. Demek ki bavul hırsızlığı ciddi bir sorun değil. Diğer yandan böyle olması da mantıklı çünkü bavul teslim alınan alan sadece uçaktan inen kişilerin erişebileceği bir yerde; hangi saatte kimin orada olduğu belli, her taraf kamera dolu, yani yakalanmak garanti. Eh bavulların içinde ne olduğunu bilmek de çok mümkün değil; çoğunun içinde giysi, ıvır zıvır ve belki birkaç elektronik eşya var. Uçak bileti alacaksın, bir yere uçacaksın, orada rastgele birinin bavulunu çalacaksın... İçinde değerli bir şey varsa tabi ki peşini bırakmayacaklar ve yakalanacaksın, yoksa zaten girdiğin riske değmeyecek...
+1
salihdt
(15.05.26)
Otobüste de kör noktada kalabilirsin aga adam yol üstü indi diye düşün illa otogarda aynı yerde indiğini düşünme alır gider ruhun duymaz ne kamera ne bir şey
-1
artıküyeolmakistiyorum
(15.05.26)
otobüste hala var mı bilmiyorum ama eskiden bir numara bavula yapıştırırlar ve size de o numarayı verilerdi ve inerken sizden o numarayı isterlerdi.
1-2 sene önce dayım İstanbul'a gelen bir otobüste Edirne otogarında inen yolculardan birinin diğer bir yolcunun bavulunu aldığını anlatıyordu, İstanbul'a gelince fark etmiş bavulu çalınan kişi durumu.
0
bartholomew87
(15.05.26)
tüm dünyada sistem böyle, diğer türlü güvenli bir sistem oluşturmak imkansıza yakın. nasıl bavulları kişiler ile eşleştireceksin ? ayrıca başkasının bavulunu aldın ve takipteydi içinde yasadışı bir madde vardı çıkışta çevirdiler doğrudan hapse gidiyorsun. uçak yanaştığında çoğu zaman insanlar bavullardan önce orada oluyor. değerli eşya, para vs bavulda taşınmaz zaten. kabin bagajına alırsın.
0
orpheus
(15.05.26)
@artıküyeolmakistiyorum: orada da olabilir tabi de havaalanında çok daha rahat olur demek istedim.

@bartholomew87: evet epeydir otobüs yolculuğu yapmadım ben de ama yaptığım dönemde kamil koç'ta bagaj no için bir şey veriyolardı çıkışta da onla alıyodun bavulu.

@orpheus: türkiye özelinde demedim ben de zaten evet dünyada böyle. istenilirse yapılır hocam girişte olduğu gibi çıkışa da bir turnike koyarsın bir de qr okuyucu, kontrol eden görevli vs halledilir illaki de demek ki ciddi bir sıkıntı yaratmıyor yapmadıklarına göre. türkiye'de insanlar pahalı elektronik aletler ve kıyafetler çok alıyor yurtdışından gelirken. ortalama biri bile kolayca 100-200k tlleri aşabilir birkaç parçayla zenginleri sen düşün.

@salihdt: valla kayıp bagaj vakası o kadar da az değil aslında. internette şikayet sitelerinde sosyal medyada görüyorum arada çözülemeyen vakalar. sayı az diye önemsenmiyor muhtemelen ama azsa bile birilerinin mağdur olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu yani herkesin başına gelebilir demek ki. hırsızlıktan ziyade dalgınlık daha muhtemel aynı bavuldan 1 tane üretilmiyor sonuçta seninkinin aynısı veya çok benzeri olabilir o gün teslim alanında ve dalıp alabilirsin gayet. sonra bir sürü uğraş dur. hırsızlık kısmı da normal insanın tabi ki uğraşacağı bir şey alacağı bir risk değil. ancak tüm suçlar böyle zaten yine de birileri suç işliyor ama. yakalanma konusunda da katılmıyorum size. gerçekten dalgınlıkla da alabilirsin çünkü. git bir tane bavul al içinde paraya çevrilecek bir şey varsa ayır sonra ara müşteri hizmetlerini ben yanlış bavul almışım de. içi eksik denirse de yok tam başka yerde kaybetmiştir o parçayı dersin buradan bir suç çıkacağını sanmıyorum.

@jelly bear: alan kişinin tespit edilebilmesi önemli değil soruda da yazmıştım yukardaki cevabımda da yazdım. kayıp bagaj mağdurları hep havayolu firmalarının ilgisizliğinden yakınıyor. hem üstüne gidilip tespit edilse bile dalgınlık savunması çok makul ve valiz içeriğinin kaydının olmaması gibi bir durum da var. son çare tazminat ödeniyor evet ama dediğim gibi pahalı elektronikler kıyafetler aldıysan zarardasın her türlü.
0
🌸semaforo de medianoche
(15.05.26)
yanlışlıkla elbette oluyordur ama hırsızlık amaçlı pek olacağını sanmam.
kameralardan kimlik tespiti çok kolay çünkü.
yanlışlıkla oluşan olayları engellemek için de uğraşmıyorlar, demek ki o da nadir oluyor.
0
parka
(15.05.26)
yani isteyen istedigi bavulu alir, yaninda 2.yi de alir, ama neden yapsin?

guven meselesi degil de, hirsizliga gerek olmamasi daha cok bugun oldugumuz nokta. yoksa milletin kameralardan cekindigini sanmiyorum, kayip birsuru valiz olabiliyor sonucta ve yaptirimi yok. hadi kovaladin diyelim, e yanlislikla almisim pardon da diyebilir pekala. ya da valiz cikmadiysa ucaga komple yuklenmemis de olabilir.

valizlere giysi, esya, kozmetik ivir zivir konuyor, degerli seyler zaten kisinin yaninda oluyor. o yuzden kim niye baskasinin valisini alip camasirlarini karistirsin yani bundan elde edilebilecek surekli bir cikar yok.

kol cantasini cuzdani fln calmak, eve/arabay girip hirsizlik yapmak hala karli, nakit paraydi, telefondu, cuzdandi, laptoptu, tabletti derken bissuru degerli olabilecek sey var iclerdinde ama valiz oyle degil.
0
taurina
(15.05.26)
benimkini bir kere yanlislikla aldilar. bi saat bavulumu veya yetkili birilerini aradim. sonra bandin yanina birakilmis olarak buldum. aldim eve gittim. karisiklik olmamasi icin bir sekilde belirginlestirmek lazim bavulu. ben simdi bir de airtag aldim, onla takip ediyorum. ama bunu olayin ustunden yillar sonra yaptim :)
0
lemmiwinks
(15.05.26)
çok endişeleniyorsan bavula bir airtag ekleyebilirsin.
0
orpheus
(16.05.26)
(8)

4 kişi İtalya Turu

liberal
Merhaba,4 kişi İtalya turu yapalım diyoruz fakat tur firması ile gidersek kişi başı 800-850 euro 4 kişi 3.200 ile 3.400 Euro gibi bir tutar çıkacak.Uçak ve Konaklama dahil tutarlar.Ben kendim yer ayarlasam ve gitsem, kafama göre gezsem daha çok mu daha az mı para harcarım?Turun avantajı ve dezavanta
Merhaba,

4 kişi İtalya turu yapalım diyoruz fakat tur firması ile gidersek kişi başı 800-850 euro 4 kişi 3.200 ile 3.400 Euro gibi bir tutar çıkacak.
Uçak ve Konaklama dahil tutarlar.

Ben kendim yer ayarlasam ve gitsem, kafama göre gezsem daha çok mu daha az mı para harcarım?

Turun avantajı ve dezavantajı nedir?
0
liberal
(04.05.26)
nasıl gezeceğine bağlı.
tura müze ücretleri vs dahil değil sonuçta. akşam yemekleri de dahil olmayabilir.
turun dezavantajı seni kısıtlaması bir sürü ekstra mini tur içermesi. bunlar ücretli tabii.

bence uçak bileti ve otele bakın önce kaç para tutuyor diye. ona göre tutarlar yakınsa bireysel gezin. daha keyifli olacaktır.
tur genelde daha ucuza gelir ama. hele yazın.
0
jelly bear
(04.05.26)
Muhtemelen daha fazla paraya çıkar ancak daha esnek ve eğlenceli olur. Bu tür tatillerde en büyük masraf kalemi konaklama ve uçak; turlar genelde şehrin alakasız yerlerinde ucuz otellerle anlaşıyorlar, keza acentalarla anlaşmaları olduğu için uçak biletlerini de uyguna getirebiliyorlar. Ancak şehrin merkezine yakın olmamak özellikle İtalya için büyük handikap bence. Keza işin bir de "Otelden şu saatte çıkılır, otobüsle şuraya gidilir, check in yapılır" gibi katı planlara uyma zorunluluğu var... Ben olsam gerekirse şehir çıkartır, süreyi kısaltır yine de tursuz giderdim.
0
salihdt
(04.05.26)
dandik yemekler, yataklar. istemediğiniz programlar. kendiniz yapın, instagram ve chatgpt ile gün gün program hazırlarsınız.
+1
gabe h coud
(04.05.26)
Örnek olsun diye açıklıyorum. mart ayında siz gibi 4 arkadaş gittik aynı evde kaldık bari'den girip venedik'ten çıktık toplamda 12 gün. Evleri airbnb veya booking üzerinden tutup otobüs-tren biletlerini hareket gününden 1 hafta kadar önce aldık, bari'de 2 gün araç kiralayıp puglia bölgesini gezdik sonra roma floransa ve venedik yapıp venedikten döndük. yemekleri de bazen evde kendimiz yaptık . Toplamda 10 gece kalacak yer uçak-otobüs- araç kirası yeme içme ve oradan aldığım ufak tefek hediyelikler hepsi kişi başı 1200 euroya mal oldu.
sizin gezi kaç gün ve yemek fiyata dahil mi bilmiyorum ama 800 euro bu hesapta uygun geldi bana
0
metos
(04.05.26)
Gelecek insanlar genc ise İtalya icin tur gereksiz bence.
Airbnbde kalirsiniz, popüler yerlere gitmek istersiniz…
Eger yasli grubu olursa rehber de genc degilse daha bayik gecer bence.
Tur güney Amerika ve Afrika icin dahq uygun. Asya ve avrupa gelismis yerler. Özellikle Avrupada hiiic zorlanmazsin.
-1
Purple life
(04.05.26)
Nasıl haracağınıza bağlı az çok harcamak. Tamamen size kalmış bir durum

Turun avantajı;
- İlk defa yurtdışına gidiyorsa belki tavsiye edebilirim. Neyin nasıl olduğunu öğrenir. Kendi adıma ilk defa turla gitmiştim. Neyin nasıl olduğunu gördüm, öğrendim.

Turun Dezavantajı;
- Belli bir programa ve başta tur rehberi ile katılımcılara bağlı kalıyorsun. Spontane ve esnek davranamıyorsun. Öyle bir imkanın ve seçeneğin yok. Olsa bile yüzde 0.5 filan.
0
put it in your appropriate place
(04.05.26)
harcama olayı önceliklerinize bağlı. Biz kendimiz gittik, turdan biraz pahalı oldu çünkü konaklamada biraz lükse kaçtık. Müze biletleri aldık bir de. Ama çok ucuza gayet merkezi bir sürü konaklama imkanı vardı. yani normalde turdan çok daha pahalıya gelmez, üstüne akşamları otelden çıkıp şehrin tadını çıkarırsınız. turun en büyük eksisi akşamüstü şehrin çok dışında bir otele götürüp bırakmaları oluyor. Sırf bu yüzden şehrin akşamını görmek için gruptan ayrılıp taksi tutup turun oteline kendimiz gitmiştik daha önce. ben tur hiç önermiyorum.

Yolda da çok zaman kaybı yaşanıyor. Saçma sapan ekstra turlar koyarlar, katılmazsan benzincide beklersin, mecbur katılırsın falan. tur otobüsüyle floransaya venediğe saatlerce gideceğinize hızlı trenle 1-2 saatte gidebilirsiniz. Romada hemen her yere yürünüyor zaten. Konaklama ve yeme içmeyi ucuza getirirseniz turdan fazla pahalı olmaz. Olsa da değer bana göre.

Ben ilk kez yurtdışına çıkma konusunda da turun bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Neyin nasıl olduğunu ulaşımı vs ancak kendiniz gezerken öğrenirsiniz.
0
dfn4
(05.05.26)
tur bana ucuz geldi. çünkü ben de italyaya gitmeyi düşünüyordum tabi vize alabilirsem, baktığımda 2 kişi konaklama 7 gece için 900 euro civarıydı. kişi başı 450 oluyor desek, uçak bileti de kişi başı 13 bin tl falandı, ona da 240 euro desek sırf 690 euro ediyor. 850 euroya ne dahil ne değil ona göre bi de tur süresi kaç gün vs bunu bilmeden yorum yapmak mümkün değil.
0
Sadece soruyorum
(05.05.26)
(3)

makale, haber, yazı okumalık site?

croswell
medium bitti gibi ya bu ai olayından sonra zaten tüm içerikler çöp ve düzgün yazı bulamıyorum. Sürekli ayda 1000$ kazandıran fikirler vs gibi içerikler çıkıyor. Komik bir ücreti var devam ettiriyorum da hiç girmiyorum.the new yorker güzel gözüküyor yıllık 1500 tl ing/ türkçe kullandığınız başka site
medium bitti gibi ya bu ai olayından sonra zaten tüm içerikler çöp ve düzgün yazı bulamıyorum. Sürekli ayda 1000$ kazandıran fikirler vs gibi içerikler çıkıyor. Komik bir ücreti var devam ettiriyorum da hiç girmiyorum.

the new yorker güzel gözüküyor yıllık 1500 tl
ing/ türkçe kullandığınız başka siteler var mı?
-1
croswell
(04.05.26)
New Yorker'ın yanına Atlantic de eklenebilir.
Morning Brew'in tematik mailleri hem güncel olayları özetliyor, hem de kaliteli içeriklere link veriyor.

No Mercy No Malice var Scott Galloway'in

Hark uygulamasının içerikleri fena değil ama daha podcast olarak.
+2
salihdt
(04.05.26)
FreshRSS kullanabilirsin yayınları takip ederken.
0
hirhiz
(04.05.26)
"Sunshine Blogger Award" bunu arat istemediğin kadar kaliteli ve çeşitli konularda bloglar, bültenler bulacaksın.
0
Whily
(05.05.26)
(1)

Videoda Chuck'ın Taktığı Saatin Marka ve Modeli Nedir?

halitkin
Casio'ya benzettim ama emin olamadım. Fikri olan var mı?https://youtu.be/fN3fxTlTaS4?t=683(11:23'te net olarak görülüyor)Ekran görüntüsü: https://i.ibb.co/d09tR3qR/Ekran-g-r-nt-s-2026-05-03-004345.png
Casio'ya benzettim ama emin olamadım. Fikri olan var mı?

youtu.be
(11:23'te net olarak görülüyor)

Ekran görüntüsü: i.ibb.co
0
halitkin
(03.05.26)
Reddit'teki bir kardeşimiz Casio'nun CASIOTRON modeli olduğunu söylemiş.

www.facebook.com
0
salihdt
(03.05.26)
(2)

harry potter'dan yenen ekmek

WithWorth
kitaptan 30 yıl sonra filmlerin üstüne dizisi çekiliyor buraya kadar tamamım. ama dizi çekiminin kamera arkasından belgesel yapılınca error verdim.sırada o belgeseldeki bir set çalışanının spin-off'u falan mı var ? olağan konseptler mi bunlar ? Bir de bunun ticari oluşunu da anlayamamış olabilirim.
kitaptan 30 yıl sonra filmlerin üstüne dizisi çekiliyor buraya kadar tamamım.

ama dizi çekiminin kamera arkasından belgesel yapılınca error verdim.
sırada o belgeseldeki bir set çalışanının spin-off'u falan mı var ? olağan konseptler mi bunlar ?
Bir de bunun ticari oluşunu da anlayamamış olabilirim. Kamera arkası görüntüsü gırgır şamata olarak extras yada resmi youtube kanalında hayranlara verilmez mi ? Onu da ticari olarak sunmak olağan mı ?
0
WithWorth
(30.04.26)
making of .. belgesellerinin bu şekilde sunulması olağan. Hatta platform için dizinin kendisi kadar özel içerikleri de önemli.

Zaman içinde kamera arkası, blopers, kesitler vs yine YouTube gibi platformlarda suyunun suyunu da sıkıp içecekler. (:
+1
anon1m
(30.04.26)
Platformlar için bu tür içerikler çok kârlı. Dizinin bir bölümü milyon dolarlara çıkıyorsa bu tür yan içerik neredeyse bedavaya geliyor ve yine ciddi bir insan tarafından izleniyor. Orada geçen bir kaç kamera arkası anekdotu bir sürü yerde yayınlanıp diziye daha fazla insan çekiyor. Stranger Things'e bakınca Harry Potter görece az ekmeği yenmiş bir eser olarak bile kalabilir.
+1
salihdt
(01.05.26)
(5)

iş başvurusu yaptığınız şirket

plastic_angel
herhangi bir ön görüşme yapmadan doğrudan bir e-posta atsa ve 3 gün içinde bir ödev tamamlamanızı istese ne derdiniz? Bu yaklaşım normal mi?Ödev: Appstoredan ürünü indir. Detaylı şekilde incele. Gelir elde etme sürecindeki en büyük problemi tespit et ve çözüm önerisi geliştir.
herhangi bir ön görüşme yapmadan doğrudan bir e-posta atsa ve 3 gün içinde bir ödev tamamlamanızı istese ne derdiniz? Bu yaklaşım normal mi?

Ödev: Appstoredan ürünü indir. Detaylı şekilde incele. Gelir elde etme sürecindeki en büyük problemi tespit et ve çözüm önerisi geliştir.
0
plastic_angel
(28.04.26)
önceki işime bu şekilde girmiştim. önce test sonra case yolladılar (0 öngörüşme) case yolladıktan sonra beğendikleriyle görüştüler. ama sanırım size kendi işlerini yaptırmak istiyorlar şu an. benimki uydurma veriyle yapılması istenen bir çalışmaydı.
+1
pide
(28.04.26)
Öncelikle birine "Hadi bana bunu yap gönder" demek etik değil zira o kişinin zamanını hiçbir bedel ödemeden talep etmiş oluyorsun.
Diğer yandan bunu yüzlerce binlerce adaya demediklerini varsayıyorum zira birilerinin o çözüm önerilerini değerlendirmesi lazım, eh öyleyse insanlarla 15 - 20 dakika da olsa görüşme ayarlamak daha sağlıklı.
Ha yok "Biz bunu herkese yolluyoruz, sonra AI değerlendiriyor" diyor da olabilirler ancak muhtemelen bu çözüm önerisini getirecek aday da AI kullanacağı için çok da bir şey değişmiyor herhalde. Sıfıra sıfır, elde var sıfır...
+2
salihdt
(28.04.26)
oyun-app-yazılım sektöründe bunu isteyen şirket çok. portfolyon olsa bile istiyorlar.

ben de bu işime case yaparak girmiştim. ancak kısa bir görüşme yapılmıştı en azından öncesinde.

gel zaman git zaman şimdi o caseleri değerlendiren kişi oldum geçenlerde. kendi alanımda yani sadece. benden önce ik değerlendiriyor, onlardan ayrılanları bana atıyorlardı. yoksa tüm caselera bakacak zamanım olamazdı ki bu haliyle bile çok zamanımı yiyordu.
0
art cat chocolate
(28.04.26)
üşenmezsem yapıyorum bu tarz şeyleri.
0
jelly bear
(28.04.26)
normal değil.

muhtemelen acil işe almaları gereken bir durum var. hızlıca yapıp gönderirim ben olsam.
0
babilfish
(28.04.26)
(6)

Banka Otomatik Ödeme Talimatını İptal Etmiyor

allahkitapwesli
Yakın arkadaşım kredi kullanırken benim numaramı fatura ödemesi için otomatik ödemeye verdi ama ben her ay arkadaşa para göndermekten sıkıldım. İptal edelim dedim ama o da banka iptal etmiyor kredi bitene kadar dedi.Bunu nasıl iptal edebiliriz?
Yakın arkadaşım kredi kullanırken benim numaramı fatura ödemesi için otomatik ödemeye verdi ama ben her ay arkadaşa para göndermekten sıkıldım. İptal edelim dedim ama o da banka iptal etmiyor kredi bitene kadar dedi.

Bunu nasıl iptal edebiliriz?
0
allahkitapwesli
(27.04.26)
3 ayda bir para gönderin misal
0
jülsezar
(27.04.26)
Bu tür talimatlar "satış" olarak geçiyor şube/bankacı açısından ve geçerli sayılması için belli bir süre aktif kalması gerekiyor. Aklıma bir tek o neden geliyor iptal talebini geri çevirmek için. Yoksa otomatik ödeme talimatı ile kredi arasında direkt bir bağ yok (Eğer kredinin şartları arasında X tane talimat verirse indirimli faizden yararlanır vb. tarzı bir şey yoksa)
Haliyle de müşterinin otomatik ödeme talimatını iptal etme hakkı her zaman var.

Eğer tartışmak istemiyorsanız "Bu numara kapatılacak/başkasına devredilecek" bahanesi işe yarayabilir.
0
salihdt
(27.04.26)
Hangi banka?
Bankacısına rica etsin,bir müddet süre geçtiyse yapabilmeli.en olmadı palavra sıkın,evden çıkacak falan desin,ya da şikayetvar üzerinden şikayet oluşturun
0
denizciman
(27.04.26)
Bankacıdan rica edecek bir şey yok, internet bankacılığı ya da mobil bankacılığa girip kendi iptal edecek. Talimat iptalinin önünde bir engel yok.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(28.04.26)
Otomatik ödeme talimatı karşılığında avantajlı kredi oranı verdilerse filan iptal etmemeleri normal sanki kredi bitmeden.
0
burfak
(28.04.26)
Bazı bankalarda iptal edilemiyor,isim vermeyeyim.başıma geldi. Orda benle ilgilenen bankacıya "rica ederek" yaptırdım. Mobil uygulamadan kesinlikle kabul etmedi kaç kere denediysem halbuki
0
denizciman
(28.04.26)
(6)

Uzaktan uçak kontrolü

kizil karga
Uçak kazası raporunda Alman pilotun uçağı dağa çarptığı bölümü izliyordum aklıma takıldı, böyle bir durum olduğunda uçağın kontrolünü uzaktan devralmak ya da uçağı otomatik pilota alıp onun vasıtasıyla en yakın havaalanına indirmek mümkün olabilir mi, o an kimin hava sahasındaysa mesela baktılar çağ
Uçak kazası raporunda Alman pilotun uçağı dağa çarptığı bölümü izliyordum aklıma takıldı, böyle bir durum olduğunda uçağın kontrolünü uzaktan devralmak ya da uçağı otomatik pilota alıp onun vasıtasıyla en yakın havaalanına indirmek mümkün olabilir mi, o an kimin hava sahasındaysa mesela baktılar çağrılara yanıt gelmiyor böyle bir şey yapılabilir mi uydu muydu aracılığıyla, olabilir mi böyle bir şey? Bir de Helios uçak kazası var uçağın kabin basıncı düşünce mürettebat dahil herkes bayılıyor uçak da düşüyor yine, böyle durumlarda da kullanılabilir.
0
kizil karga
(25.04.26)
o zaman uçakların hack'lenmesinin de yolu açılmaz mı?
uçak kazası değerlendirmelerinden anladığıma göre, uçağın kaldırma/indirme/uçurma işleri, pek doğrusal değil. tonla değişkene bağlı ve pilotun aldığı kararlara göre şekillenen ünik süreçler. bunu dışarıdan, uçağın içindeymiş gibi kontrol etmesi ne kadar sağlıklı bir biçimde sağlanabilir, bilemiyorum. ayrıca, uçağın bulunduğu yükseklikte, tam kontrolü sağlayacak veri bağlantısını kurmak da zor olabilir sanıyorum. geçenlerde izlediğim bir videoda, pilotu ölen bir cessna'yı, eğitimde fakat henüz lisansını almamış yolcusuna indirtmeye çalışıyorlardı. onda bile, komut verirken bir kaç kule değiştirmeleri gerekmişti.
kuş kadar bilgiyle eyyorlamam bu kadar..
+1
lil siztah
(25.04.26)
Yani, öyle bir risk de olabilir tabii.
0
🌸kizil karga
(25.04.26)
Uzaktan uçak kontrolüne dair bugüne kadar bir şey okumadım ama uçağın içinden eğlence sistemlerinin hacklendiğine dair bir makale okumuştum :
abcnews.com
0
rakicandir
(25.04.26)
Şu tarz bi çözüm neden olmasın:
Kokpitte manüel olarak 1 saniyede çevrilerek takılıp kilitlenebilen harici bir acil durum donanım modülü bulunsun bir muhafazanın içinde. Anahtarı da kabin amirinde olsun. Pilotlara bir şey olması durumunda kabin amiri tarafından bu modül yerinden çıkarılıp kokpit teki yuvasına sabitlensin. Modülde uydu kanalıya uçağın uzaktan kontrolüne imkan sağlasın. Acil durum dışında kokpite entegre olmayacağından risk taşımaz.
0
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(25.04.26)
Evet böyle analog bi çözüm daha mantıklı gibi, yani bence çok düşünülürse illa ki uygulanabilecek bi yöntem bulunabilir.
0
🌸kizil karga
(25.04.26)
Teknolojik açıdan acil durumlarda kullanılacak güvenli bir uzaktan erişim sistemi kurulması imkansız değil ancak söz konusu şey havacılık olunca tabi ki bunun maliyetli olacağı aşikar. Diğer yandan hergün onbinlerce uçuş yapılıyor ve olası bir acil durumda uzaktan müdahale ile çözülebilecek sorunlar görece nadiren yaşanıyor. Yani kısacası bu tür bir geliştirmeye değecek, onun maliyetine katlanacak bir durum yok.
0
salihdt
(26.04.26)
(5)

Eskişehir 4400 USD vs Dubai 9000 USD

lapetitemort
Hangisini tercih edersiniz?
Hangisini tercih edersiniz?
📊 Eskişehir mi Dubai mi? Hangi İşi Tercih etmeli?

Bu anket sona erdi. 75 oy kullanıldı.

0
lapetitemort
(15.04.26)
dubai'de 9k dolara istanbul'da sürünen beyaz yakalı olursun
eskişehir'de 4k dolara villada oturup keyif çatarsın
+1
croswell
(16.04.26)
Dubai'de 9K güzel para ama bekarsan. Evliysen ve eşin orada çalışamayacaksa, çocuk varsa vb. Dubai'nin astarı yüzünden pahalıya çıkar, Eskişehir 4.4K daha mantıklı hale gelir.
0
salihdt
(16.04.26)
Eskişehir'de 4400 dubai'de 10560 dolara eşit sorudaki tek kriter paraysa eskişehir tabi

www.numbeo.com
+1
alester
(16.04.26)
eskisehir'in ölüsü dubai gibi ruhsuz, yapay ve bugün ve yakin gelecekte tehlike altinda oldugu ayyuka cikmis bir yerden iyidir.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.04.26)
birbirine yakin rakamlarda genelde bu tarz sorulara TR cevabi veriyorum.
ama 9000usd guzel para, dubai bence de dandik bir yer olsa da 2-3 seneligine dubai yapip, minimal yasayip para biriktiririm.
0
cooperr
(16.04.26)
(8)

Bankanın yatırılan paraya eft zaman sınırı koyması

duster
Bugün Ziraat Bankası şubesine gittim bir arkadaş ile. Araba alacağı için hesabına 1.5 milyon yatırıp parayı firmaya yollayacaktı. Şubedeki gişeci arkadaş yüklü miktar para yatırılınca 3 gün eft yapamazsınız dedi. Sakin birisiyim ama gerildim "Ne alaka arkadaşım, ticaretime engel mi olacaksın, böyle
Bugün Ziraat Bankası şubesine gittim bir arkadaş ile. Araba alacağı için hesabına 1.5 milyon yatırıp parayı firmaya yollayacaktı. Şubedeki gişeci arkadaş yüklü miktar para yatırılınca 3 gün eft yapamazsınız dedi. Sakin birisiyim ama gerildim "Ne alaka arkadaşım, ticaretime engel mi olacaksın, böyle bir hakkınız olduğunu düşünmüyorum" diye yükseldim ama sorunu çıkartan kendisi olmadığı için de fazla ileri gitmedim. "Yüklü miktar dediğin ne kadar, mesela kaç para yatırsam bu limite takılmayacaktım?" diye sordum kemküm etti. Ardından özel bir bankayı aradım, gel yatır sonra atarsın parayı nereye istiyorsan dedi.

Konu bana aşırı saçma geldi, bana böyle dangalakça sınırlar konmasını hazmedemiyorum. Bankacı arkadaşlar varsa lütfen açıklama getirebilirler mi?
0
duster
(13.04.26)
ticari faaliyetin yoksa ve şahıs olarak bu para hareketin olağan bir durum değilse parayı araştırmak isteyebilir ama önceliği bunun beyandır ve 1,5 milyon için bu uygulama anlamlı değil.
çok yüksek rakamlarda bunu uyguladıklarını biliyoruz ancak onda da böyle esir almak gibi değil. özel bankalarla işinizi çözebilirsiniz.
+1
erty_ksk
(13.04.26)
ziraat bankası gayet normal. allah kimsenin işini düşürmesin.
+1
yazar yazmaz yazan yazar
(13.04.26)
İşbankasında, buna benzer bir başka durum için, hesabı kasa gibi kullanamazsın demişti gişedeki lavuk. (Maaşım yattığı gibi işbankasına yollayıp çekip, fiziksel euro alıp işbankasına geri yatırıyordum. Maaşın yattığı bankayı firma belirlemişti ve lalelideki döviz bürolarına en yakını işbanktı ama euro makasları çok açıktı. Neyse, o parayı çekme kısımlarını görüp dövizleri yatırmamışım gibi davranınca çektim tüm parayı teb’e yatırdım. Halbuki peyderpey yatırılan o döviz uzun vadede işbankasında duruyordu ve duracaktı)

Maalesef devlet ortaklı bankalarda müşteri memnuniyeti umurlarında değil. Memurlar zaten.
0
filipis
(13.04.26)
soracağın 2. soru eft limiti olsun, uygulamadan bak ne kadar eft limiti var günlük , şubeden arttırıyor çoğu banka birde şuna emin ol yuksek para gönderince süpheli işlem diye app erişimini kapatıyorlar
+1
eja
(13.04.26)
Rezalet iş. Geçmiş olsun.

Burgan Bank'ta bile gün içinde 2 milyon döndürdüm. Sıfır sıkıntı
+1
HellKeePer
(13.04.26)
bu sınırlar çoğunlukla "aşılabilen" ve aslında keyfekeder bazı sınırlarmış gibime geliyor benim.
+1
co2s2
(13.04.26)
Bildiğim bir konu değil ama Twitter’da okumuştum.
Banka şubeleri bunu engellemek istiyormuş çünkü mesela siz oraya bir milyon tl kağıt para verdiğinizde onları saymakla, depolamakla, akşam zırhlı araçla merkezdeki kasaya göndrmekle, o paranın sigortasıyla uğraşacaklar ama parayı bir gece bile kullanamamış olacaklar. Yani şubeye tamamen zarar veriyor bu işlem. O yüzden engellemeye, taş koymaya, sorun çıkarmaya, kural uydurmaya kalkıyorlarmış.
+3
michael_knight
(13.04.26)
michael_knight +1

Devlet bankalarında da aynı hesap var mı bimiyorum ama mesela özel bankalarda her şubenin kâr - zararı ayrı tutulur. Şube nakit tuttuğunda da genel müdürlük belli bir faiz oranı üzerinden ona zarar yazar, o yüzden de şubeler yüklü miktarda nakit tutmak istemezler. Şubedeki kişi "Madem bu nakitle uğraşacağız, bari 3 gün şubeye kâr yazsın, zararı çıksın" d,ye düşünmüş olabilir.
+2
salihdt
(13.04.26)
(8)

Ekşi Sözlüğün geldiği nokta

CemMetin
https://eksisozluk.com/uganda-generalinin-turkiyeyi-tehdit-etmesi--8091833Parayı basıyorsun, istediğin kadar clickbait link spamliyabiliyor ve özgürce ırkçılık yapabiliyorsun. Haber içeriğinin başlıkla ilgisi bile yok.Koskoca Ekşi Sözlüğün para için sinan oğlan ve zafer partili ergenlerin oyun alanı
eksisozluk.com

Parayı basıyorsun, istediğin kadar clickbait link spamliyabiliyor ve özgürce ırkçılık yapabiliyorsun. Haber içeriğinin başlıkla ilgisi bile yok.

Koskoca Ekşi Sözlüğün para için sinan oğlan ve zafer partili ergenlerin oyun alanına dönmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?
0
CemMetin
(11.04.26)
burası bir değer değil ki. burası bir internet sitesi. bir bayrak değil, belirli bir zümreye ait değil. hoşunuza giderse kalırsınız, hoşunuza gitmezse çıkarsanız.

çok değer biçmediğiniz zaman eğlenceli oluyor, tavsiye ederim.
-2
galahad reloaded
(11.04.26)
ekşinin artık eski yazarları yok. meydan trollere kaldı. dönem değişiyor ekşide değişiyor.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
Başlığı açanı engellemişim. Sanırım 1.000 kişiyi engelledim ve hala her gün en az birkaç kişiyi engelliyorum ancak sorun çözülmüyor.

Sorun sitenin tam zamanlı profesyonel bir işe dönüşmesinden kaynaklanıyor, site sahibi el atmadıkça yapacak bir şey yok.
+3
10551037
(11.04.26)
Sözlük kapanıp açıldığı dönemden beri foseptik çukurundan hallice değil mi? bu hale geldikten sonra xteki troller eksikapansin hastagini saldılar.
0
ekimoloji
(11.04.26)
ekşisözlük'te bir ticarethane sonuçta. para konuşur.
akp trollerine de mecburen destek oluyorlar.
0
parka
(11.04.26)
Bu konu benim de canımı sıkıyor. Sözlüğün para kazanmasıyla ilgili bir derdim yok, Kanzuk ya da başka birinin bu işi babasının hayrına yapmayacağını biliyorum. Hatta sözlüğün potansiyeli itibariyle siyasi açıdan rahat bırakılmayacağını da biliyorum. Ancak para karşılığı değer yargısı içeren içerik oluşturma hakkını siyasi bağlantıları herkes tarafından bilinen bir haber sitesine vermek çok büyük bir aymazlık. Normal bir kullanıcının ürettiği içeriklere bile bağımsız yaklaşmak çok zorken bu tür akçeli işlerde çizgi çekmek imkansız hale geliyor. Bu kafayla mesela A Haber parasını basıp sabahtan akşama kadar CHP temalı başlık açabilir diye anlıyorum.
Sözlüğün bu tür bir sürece girmesi yazık gerçekten.
0
salihdt
(12.04.26)
''Ancak para karşılığı değer yargısı içeren içerik oluşturma hakkını siyasi bağlantıları herkes tarafından bilinen bir haber sitesine vermek çok büyük bir aymazlık.''

buna tam olarak 'ticaret' diyoruz. bakkal dükkanı işletsen akp' li veya dem partili birine ürün mü satmayacaksın? veya okulun olsa okula mı almayacaksın? veya hastanen olsa o hastaya bakmayacak mısın?

sözlüğün bulunduğu bu ortam müthiş bir fikir özgürlüğü durumu. ha gelir chp veya işçi partili biri reklam vermek ister ve sözlük bunu kabul etmez. o zaman hep beraber linçleriz.
-2
galahad reloaded
(13.04.26)
Ona tam olarak "ticaret" diyemiyoruz zira sözlüğün özü kullanıcıların içerik üretmesi. Sözlüğe para verip değer yargılı içerik ürettirmek benim Ülker'e para verip kafama göre çikolata üretmem, Ülker'in de bunu kendi markası altında satmasıyla aynı şey. Ülkerin herkese bu hakkı vermesi demokratik bir durum gibi gözükse de faaliyetin türü itibariyle saçma ve etik değil. Ya da daha yakın bir örnek vereyim: Para verip gazeteye haber yaptırıyorum mesela. Ticaret mi? Ticaret... Eğer gazete "Her para veren haber yaptırabilir" derse kendince demokratik de olur da... Artık gazete diye bir şey kalmamaya başlıyor bir noktada.
+1
salihdt
(13.04.26)
(3)

Başkasıyla aynı kıyafeti giymek neden insanları rahatsız ediyor?

bakur basur rojava rojhilat
Yıllardır anlam veremediğim şeylerden biri de bu. İnsanlar biriyle pişti olunca neden rahatsız olur. Neden aynı kıyafeti satın almaz, satın almışsa aynı gün giymemeye dikkat eder. Ben çevremde güzel kıyafetli birini görünce kıyafetin aynısını almak istiyorum.
Yıllardır anlam veremediğim şeylerden biri de bu. İnsanlar biriyle pişti olunca neden rahatsız olur. Neden aynı kıyafeti satın almaz, satın almışsa aynı gün giymemeye dikkat eder. Ben çevremde güzel kıyafetli birini görünce kıyafetin aynısını almak istiyorum.
0
bakur basur rojava rojhilat
(28.03.26)
Çok küçükken vardı bende böyle tripler, severek aldığım bir kazağın aynısını birinin üstünde görmüştüm ve bir daha o kazağı giymek istememiştim. Büyük ihtimalle hoşlanmadığım (beğenmediğim) biriydi ve o kişiyle aynı zevke sahip olmaktan rahatsız olmuştum.
Beğendiğim/özendiğim birinde gördüğüm güzel giysiyi almak isterdim mesela, bu etken olabilir.

Bu kadar hassassak gidip mağazadan alışveriş yapmayacağız, böyle şımarıklıklar için özel tasarım giysiler giymek, kendi terzin olması gerekiyor, buna gücün yoksa herkesle her an pişti olmayı göze alacaksın.

Aynı mekanda aynı giysi bilemedim belki o kişi daha iyi kombinlemişse, ona daha çok yakışmışsa rahatsız olabilirim :)
+1
mutekebbir
(28.03.26)
Sıradan olduğumuzu hissettiriyor. Yeterince özenli ve orijinal olamamışız. Kendimize özgü bir stilimiz yokmuş. Herkes bize bakıp ne kadar basit olduğumuzu düşünecekmiş... Modern dünya insanının sanrıları özünde.
0
salihdt
(28.03.26)
Pişti olanin rahatsızlığı, etraftan gülünç görunme durumu, bu olmasa insanlar aynı kiyafetli kişiye gülüp selam verip geçecek. Bizler aldığımız şeylerle kimseyi memnun edemeyiz. Şöyle ki, spor araba al, etraftan “gariban porsche’si almış, parası yetmemiş derler. Gider 2012 modele kadar porsche alirsin ki gercek porsche o tarihte biter, yeniye parası yetmemiş eskisini almış derler. Yeni 911 alırsın, gt3 alamamuş giriş porsche’si almış derler. Bitmez yani.
0
covered
(28.03.26)
(8)

Netflix’in en büyük rakibi neden uyku?

michael_knight
Yıllar önce netflix CEO’su böyle bir şey söylemişti. Ne demek istediğini anlayamadığım için aklımda kaldı. Ne demek istiyor?2 saat değil 5 saat netflix izlediğimizde daha fazla para ödemiyoruz ki, daha fazla server maliyeti yaratıyor ve kataloğu daha yetersiz hissettiğimiz bir noktaya geliyoruz.
Yıllar önce netflix CEO’su böyle bir şey söylemişti. Ne demek istediğini anlayamadığım için aklımda kaldı.
Ne demek istiyor?
2 saat değil 5 saat netflix izlediğimizde daha fazla para ödemiyoruz ki, daha fazla server maliyeti yaratıyor ve kataloğu daha yetersiz hissettiğimiz bir noktaya geliyoruz.
-3
michael_knight
(28.03.26)
Tam neyi sorduğunuzu anlamadım, maliyet yarattığını belirtmişsiniz ki bu da bir cevap.

Netflix Spotify gibi platformlar; izlediğiniz içeriğin yayıncısına, toplam izlenme süresi kadar ücret ödüyor diye biliyorum. Bu da etkenlerden biridir sanırım.
0
substituent
(28.03.26)
1) yıllar önce demiş, üyelikle fix fiyatı dusunememis olabilir

2) içerik üreticileri uyuduğu için ve içerikler bir süre sonra tüketim ekonomisinde yetersiz kalırsa şirket geleceği belirsizliğe düşebilir demiş olabilir
0
baldan kaymak
(28.03.26)
İnsanların eğlenceye ayırabilecekleri belli bir süre var ve bir sürü uygulama bu süre için rekabet ediyor. Netflix'in bir sürü direkt rakibi var (Disney+, Hbo Max, vb.), bir sürü dolaylı rakibi var (Netflix'te bir şey izlemek yerine Spotify'da podcast dinlemek, TikTok'ta video kaydırmak vb.) haliyle kullanıcıların Netflix kullanma süresinin artması demek Netflix için işlerin iyi gittiğinin göstergesi olurdu; zira platform o kadar iyi/kaliteli/popüler işler çıkarıyor ki insanlar diğer tüm alternatif aktiviteler yerine Netflix izlemeyi tercih ediyor demek anlamına gelirdi.
Bu da bir anlamda hem üyeliğini sonlandıran kullanıcı sayısının (Churn) az olması, hem de yeni üye kazanımının yüksek olması demek.
+1
salihdt
(28.03.26)
Bu tartışma dikkat ekonomisi - attention economy kavramı altında konuşuluyor
+2
grimavi
(28.03.26)
Sadece uyuduğunuzda bizi izleyemiyorsunuz onun haricinde kalan sürelerde tüm dünyada izleniyoruz demek
0
ebeş
(28.03.26)
netflixin başından sadece uyumak için (o da zorunluluktan) kalkarsınız. uyku dışında hiçbir şey bizimle rekabet edemez, hep biz kazanırız.
0
cek
(28.03.26)
ceo'ların şirket kazancından fazla şirketin ederini önemsediğini farzedersek netflix'in daha fazla izlenilmesi = borsada daha pahalıya işlem görmek diye düşünülebilir.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(28.03.26)
Olayın ne tarafında olduğunuza göre değişiyor maliyet/fayda hesabı. Mesela google search kullanıcının bir an önce aramayı terk etmesini isterken, reklam içeriği üreten başka bir websitesi bol bol kal ve reklam geliri sağla ister. Başka bir websitesi (örneğin üniversitelerin öğrenci arayüzünün olduğu sayfalarda) kullanıcının server yükü oluşsun istemez vesaire.

Bunca rakibi olan ticari bir platform, geleneksel kanal yayınlarındaki reyting mantığını devam ettirmek zorunda. Yeni üyeliklerin gelmesini ve eski üyelerin devamını sağlamak için en çok izlenen imajını kaybetmemeli. Fazla izlemediğini düşündüğün bir şeyi terk etme potansiyelin var. Yeni kullanıcılar için tavsiye etmeme hatta “gereksiz” şeklinde kötüleme riskin var. Bir alışkanlık bir rutin şeklinde izlediğin şey daha zor vaz geçilebilir olur vs.
+1
Unde bach canim
(28.03.26)
(9)

Yaşlanmak

don’t panic
Sağlıklı bir şekilde yaşlandığım için kendimi şanslı görüyorum; ama gün sonunda düşününce yaşlanmak olgusu beni üzüyor ya galiba. Sadece kendi yaş almamdan bahsetmiyorum. Doğumuna, çocukluğuna şahit olduğum birisi evleniyor; tuhaf hissediyorum. Ergenliğini bildiğim birisine bakıyorum, 40’lı yaşlarda
Sağlıklı bir şekilde yaşlandığım için kendimi şanslı görüyorum; ama gün sonunda düşününce yaşlanmak olgusu beni üzüyor ya galiba. Sadece kendi yaş almamdan bahsetmiyorum. Doğumuna, çocukluğuna şahit olduğum birisi evleniyor; tuhaf hissediyorum. Ergenliğini bildiğim birisine bakıyorum, 40’lı yaşlarda ve göz kenarlarındaki çizgiler belirginleşmiş. Bir başka çocukluk arkadaşımın saçları ağarmış. Az önce bir video izledim 2006 dünya kupasında italyan oyuncuların yaşlarını gösteriyordu. Totti, Buffon falan 20’li yaşların sonunda; şu an hepsi 50’sinde. Çocukluğumda benim için bir idol mertebesinde olan Hagi’nin o dönemki yaşından daha büyüğüm ve kendimden küçük birine o dönem yüklediğim anlam şu an bana çok enteresan geliyor.

Hayat benim için bilhassa 2010’lu yılların ilk yarısından sonra felaket hızlı aktı. Çoğu kişi için böyle galiba. 2012 yılının 14 sene önce olması gerçeğini kabullenemiyorum :) sanki 26 yaşımdan 40 yaşıma 1 senede gelmiş gibi hissediyorum. Ve bunu orantıladığımda birkaç sene geçecek ve bir anda 50-55 yaşımda olacağım diyorum ve sanırım bu bana endişe veriyor. Bilemiyorum, değişik duygular içerisindeyim. 40 yaş bunalımı falan mı bu acaba :D

Öyle işte…
+5
don’t panic
(28.03.26)
41 yasinda benzer hissediyorum. en cok da annemle babamin yaslanmasi uzuyor. yaslanma olgusu uzucu.
+2
lemmiwinks
(28.03.26)
Yaşlanmak böyle bir şey herhalde. Onlu, yirmili yaşlarındaki insanın sonsuz olasılıklarla dolu hayatı yavaş yavaş katılaşıp belli sabit bir döngüye girince sonrasında zaman hem hızlı geçiyor, hem de o döngü içinde orada bir tatil, burada felekten çalınan bir gece dışında pek de bir şey yaşanmadığı için 20 yılı 20 dakikada pek de bir şey atlamadan anlatabiliyorsun.
+1
salihdt
(28.03.26)
30 gibi hizlaniyor, 35-40 arasini pek hatirlamiyorum bebek falan derken bir ara 40 oldum.
20li yaslarda 40a merdiven dayamis abilere olm amma yaslisiniz falan derdim.
gecen biri bana "abi onunde yasasan yasasan 10 sene daha var, ne dusunuyorsun?" diye sordu, tokadi yiyordu..
daha yolun yarisi ya, artik 60 yasinda olene genc diyorlar. :D
80i gorursek iyi..
0
cooperr
(28.03.26)
don't panic
+4
gobekliraki
(28.03.26)
Babam 66 yaşında kendisine amca denilince bozuluyor. Abi denilmesi lazımmış. 30u geçince anladım onu
0
Hallegadola
(28.03.26)
Bence güzel birşey yaşlanmak. Bir kere idrakin artıyor, zihnin büyüyor ve saçma sapan şeylere sktr çekme cesaretin çoğalıyor. Aslında aynı oranda bir merhamet duygusu yığılıyor üstüne, şu cahile biraz bişi anlatayım da öğrensin diyorsun. İlber ortaylının sürekli gençler cahil görmesi bu yüzdendi :)

Bir büyüğüm “5 dk öncesine gitmek istemem. Ben bu saçı sakalı ağartana kadar neler çektim biliyor musun” derdi.

Yaş aldıkça bu düşüncesine katılıyorum. Tek üzücü kısmı sevdiklerin göçmesine tanık olmak. Onlar orda mutlu biz burda hala dünya derdi çekiyoruz. (İnançlıspor)
+2
love and trust
(28.03.26)
Ben de benzer dusunce ve sorgulayislarsayken aslinda bunun kendimi cok onemli gormemle alakali oldugunu fark ettim, kendi dunyamiz buyuk ama gunun sonunda dunyanin butunune baktigimizda mikro duzeydeyiz. Boyle dusununce yaslanmak da daha onemsizlesiyor benim gozumde,2012 vs sonrasininda herkes icin hizli ilerlemesini de yasanan gelismelere yoruyorum ben biraz, sosyal medya, her seyin hizli tuketimi bu donemler girdi hayatimiza.
+1
tuborg yesili
(28.03.26)
Yaslanmak degil ama yas almak kalp ben.

Eski ben iyiydi güzeldi ama manyakti. Kalbini kirmis bir eski sevgili bad boy adeta fkfkfk
Aklima gelirse gülümsüyorum ama hiç özlemiyorum. Her yasin ayri güzelligi var. En güzel yasindayim.
-2
Purple life
(28.03.26)
insan vaktin bu kadar çabuk geçmesini ve hayalindeki çoğu şeyi yapamayacak olmasını zor kabulleniyor.
+1
orpheus
(28.03.26)
(7)

Linkedin Üzerinden İş Bulmak (Yurt Dışı)

derdi dertsizlik olan adam
Merhabalar,Finans sektöründe uluslararası bir şirkette çalışıyorum. Güncel olarak Linkedin üzerinden Almanya, Hollanda, İngiltere'ye başvurular yapıyorum. Ancak CV büyük oranda eşleşse de hep red mailleri alıyorum. CV'mi ve linkedin profilim güncel ve birbiriyle uyumlu, genel olarak yurt dışı başvur
Merhabalar,

Finans sektöründe uluslararası bir şirkette çalışıyorum. Güncel olarak Linkedin üzerinden Almanya, Hollanda, İngiltere'ye başvurular yapıyorum. Ancak CV büyük oranda eşleşse de hep red mailleri alıyorum. CV'mi ve linkedin profilim güncel ve birbiriyle uyumlu, genel olarak yurt dışı başvurularda nelere dikkat ediyorlar vs. hepsini biliyorum. Büyük olasılıkla oturum iznim ve yerel dil olmadığı için eleniyorum. Ancak linkedin'de Türkiye'den direkt başka şirkette iş bulan insanları görüyorum. Bu insanların linkedin profillerine bakınca benden çok farkları olmadığını görüyorum. Onların başardığını görünce acaba nerede yanlış yapıyorum diye soruyorum. IT ve akademi dışında iş bulanlar nasıl buldu ve buluyor?
0
derdi dertsizlik olan adam
(27.03.26)
Benim tahmin ettigim ve gordugum kadariyla piyasa en azindan 2 senedir falan pek hareketli degil. Su an Hollanda'da yasiyorum, 4 senedir ayni yerde calisiyorum, biraz calistigim pozisyon kariyer akisimi bozdu o yuzden ERP isleriyle ilgili yazanlar oluyor ama kendi aradigim islerde cok fazla basvuru yapmamis olsamda, hic bir donus alamadim, ilk telefon gorusmesi bile olmadi. Zaten basvuracak ilan bulamiyorum dogru durust, ilan Hollandaca ise veya Hollandaca sart diyorlarsa direk eliyorum zaten.

4 sene once durum tamamen farkliydi. Gene iyi uyumlu gordugum islere basvuruyordum sadece, abartisiz en az yarisinda en az ilk telefon gorusmesini yapiyorduk. Burada isverenler biraz pimpirikli 10 yerle gorusursun biri olur belki. Bulan nasil buluyor ben de bilmiyorum. Guzel bir cover letter yazip bir sekilde ilk gorusmeyi ayarliyorlar, sadece is veren ne duymak isterse altini doldurarak yari abarti yari dogru soyluyor mi bilemiyorum. Tabii bu cok cok ozel is yapmayanlar icin gecerli.

Biliyorsunuzdur belki ama Hollanda ozelinde birkac not daha duseyim. Bu adamlar motivasyona yani cover letter'da yazilanlara cok ehemmiyet veriyor. O isi neden istediginize dair, ilandaki ipuclarindan yararlanarak guzel bir motivasyon yazmak sart.
+1
mbond
(27.03.26)
Sizin sektörünüzde o ülkelerde işe alım görüşmeleri yapan head hunter bulmaya çalışıp onlarla bağlantı kurma yolunu deneyebilirsiniz. LinkedIn üzerinden uluslararası pozisyonlara başvuru yapmak biraz piyango bileti almak gibi; imkansız değil ama çok zor. Benim tanıdıklarımdan başvuru yoluyla giden olmadı; ya şirket içi transfer ya da direkt head hunterların onları bulmasıyla gittiler.
+1
salihdt
(27.03.26)
O ülkelerde master yapıp eğitim sonrası çalışma izni olanlar bile bulamayabiliyor. Sizde çalışma izni yok, başka bir ülkedesiniz. İmkansız değil ama çok zor.

Almanya, Hollanda, İngiltere artık doldu. Almanya'da binlerce yabancı öğrenci eğitim ucuz diye gidip iş arıyor. Ingiltere'de de maaş kriteri çok yüksek ve uzaktan neredeyse imkansız.
+2
runaway
(27.03.26)
@mbond Hollanda içi ilanlarda bile dönüşler zor ise piyasa biraz sıkıntılı gibi. Mevcut işimde direktörüm Hollandalı olduğu için nasıl çalıştıklarını ve nelere dikkat ettiklerini biliyorum dediğin gibi prosedürlere ve hiyerarşiye çok takıklar.

@kvelduv aslında ben de durumun farkındayım 5-0 geride oluyorsun lokasyon farklı olunca hatta schengende olmayınca. Headhunter'ları hiç denemedim bundan sonra o tarafa yoğunlaşacağım.

@salihdt şirket içi transferin en kolay yol olduğunun ben de farkındayım o da biraz şans işi ilan denk gelicek vs. headhunter'lar arada yazıyor da genelde arabistan vs. için yazıyorlar :) şu durumda da oralar çok mantıklı değil :)
0
🌸derdi dertsizlik olan adam
(27.03.26)
Sponsor olmak istemiyorlar + vize işlemleri uzun sürüyor o yüzden sistemden otomatik olarak ret ediliyorsunuz. Niyetiniz ciddiyse özellikle Almanya nezdinde "İş Arama Vizesi" veya "Deutschland Chancenkarte"ye başvurmalısınız. digital.diplo.de

Bu durumda mevcut işinize devam etmeniz biraz zor olabilir çünkü ülkeye giriş-yapmanız gerekiyor. Eğer home office çalışabilirim derseniz oradan çalışabilirsiniz.
0
elektr10
(27.03.26)
Piyasa cok daraldi öncesine göre. Bütün şirketlerde istihdam baskisi var.
-1
Purple life
(27.03.26)
romanya uzun dönem oturum iznim var.
romanya telefonum ve adresim de var.
oturuyorum boş boş izin verdikleri için :)
3 aydır (2 gün sonra 4. aya gireceğim) birebir iş arıyorum.
daha önce yaptığım işin birebir aynısından red yedim linkedinde.
mülakata bile çağırmadılar, düşün.
basit turkish speaker işleri bile düşmedi.
not: covid öncesi romanya'da çoğu şirket accounts payable in turkish tarzı pozisyonlarla adam getirdi buraya. şu an piyasa o kadar dolu ki o arkadaşların alayı uzun dönem oturum izni aldıktan sonra şirketten şirkete çekirge gibi atlıyorlar.
şehrimdeki bir şirket 1 hafta içinde buldu aradığını etraftan, hem de alanında tecrübeli.
2-3 sene önceye kadar recruiter'lar sürekli mail atarlardı.
polonya, hollanda, romanya.
o günler geçti çoktan.
keşke sabırlı olsaydım da işten ayrılmasaydım.
para ruh sağlığından daha önemli.
şu an sağdan soldan tanıdığım herkese cv atıyorum belki de beni istihdam etmek isteyen olur diye.
0
rain when i die
(27.03.26)
(8)

İçinde bulunduğumuz dönem size nasıl bir çağrışım yapıyor?

tuborg yesili
Benim için vasatlığın, özensizliğin hemen her konuda- takdir gördüğü bir çağ, bir ilüzyon gibi.Basit bir örnek : Tanıdığım bir kadın kadınlar günü için konuşma yapmaya davet edildi, bu kadın aslında baya cinsiyetçi ( direkt erkek çocuk isteyecek kadar) hiç hayatında zorluk yaşamamış ( siyasetçi üst
Benim için vasatlığın, özensizliğin hemen her konuda- takdir gördüğü bir çağ, bir ilüzyon gibi.

Basit bir örnek : Tanıdığım bir kadın kadınlar günü için konuşma yapmaya davet edildi, bu kadın aslında baya cinsiyetçi ( direkt erkek çocuk isteyecek kadar) hiç hayatında zorluk yaşamamış ( siyasetçi üst düzey aileden gelme) olmasına rağmen konuşmacı olarak davet edildi ve 15 dklık konuşmasında 1 kez bile türkiyedeki kadın cinayetlerine vb asıl konuşulması gerekenlere atıfta bulunmadan, sadece kendi kariyerini anlattı ve bitti.

Her şeyin çok içinin boşaltıldığını daha da hissettirdi bu bana. Yanılıyor muyum?
+5
tuborg yesili
(20.03.26)
Tek kelimeyle çok kötü.

Düşüncelerimi uzun uzun yazmak isterdim ama ona bile halim yok artık.
+1
rock n roll
(20.03.26)
Ben insanların leşliğini geçtim, yaşamamıza bile müsade etmeyecek bir dünya artık bu. Çocuğumu ne bekliyor bilmiyorum ve çok korkuyorum.
+3
sadakatsiz
(20.03.26)
Wild West ile cahiliye devri karışımı.

Samimiyet, empati sıfır.
+1
gabe h coud
(20.03.26)
İçinde bulunduğumuz çağın 100 sene 200 sene önce 300 sene öncesinden çok farkı yok o dönemlerde de benzer şikayetler vardı: youtu.be
+4
kizil karga
(20.03.26)
Kızıl Karga'ya belli bir yere kadar katılıyorum, hatta aklıma Midnight in Paris filmi geldi; her dönemin insanları kendi dönemlerini kötüleyip bir önceki döneme öykünüyorlar...

Dünyanın bu kadar küçülmesi ve neredeyse herkesin fiziksel lokasyondan ve sahip olduğu imkanlardan bağımsız diğer herkesle aynı online sosyal ortamda buluşması çok garip bir düzen yarattı. Bir yandan tabi ki bir çok alanda bir demokratizasyon yaşandı; normalde yeteneklerini, niteliklerini gösteremeyecek insanlar kendilerini ifade etme şansı yakaladı, ancak diğer yandan işin bütün ekonomisi insanların dikkatini reklam verenlere pazarlamak üzerine döndüğü ve en çok dikkat çeken şeyler de insanın doğası itibariyle en garip, grotesk, iğrenç, absürd şeyler olduğu için de etrafımız bunlarla doldu. İşin kötüsü döngü yapay zekanın hayatımıza girmesiyle daha da güçlenmeye ve hızlanmaya başladı...

Sizin dediğiniz örnek ise ülkemizin klasik adam kayırmacılığı ve cehaleti; bir kadının belli bir mevkiye gelmiş olması o kadını direkt olarak kadın hakları savunucusu yapmaya yetiyor gibi bir algı var.
+3
salihdt
(20.03.26)
bana bu çağ en çok şunu hissettiriyor: her şey var ama hiçbir şey gerçekten yer etmiyor. çok şey görüyoruz, çok şey tüketiyoruz, ama az şey gerçekten kalıyor. sanki sürekli akan bir şeyin içindeyiz ve hiçbir şey durup da ağırlık kazanmıyor.

bir şeyin üzerinde duramıyoruz artık. elimiz alışmış gibi, sürekli kaydırıyoruz. bakıyoruz ama kalmıyoruz. bir şeye gerçekten bakmak yerine, sadece geçiyoruz. bu geçiş hali zamanla bir alışkanlığa dönüşüyor. alışkanlık olunca da, yüzey normalleşiyor. simulakr dediğimiz şey burada sadece “gerçeğin kopyası” değil; daha derin bir şey: artık çoğu şey, gerçeğin yerini almak için değil, gerçeği hissetmeyi gereksiz kılmak için var. yani mesele bir taklit değil, bir ikame ekonomisi. bir şeyin kendisi yerine, onu düşünmeden kabul edebileceğin versiyonu dolaşımda kalıyor. gerçek hâlâ var ama kimsenin ona ihtiyaç duymadığı bir konuma itiliyor. bu, tuhaf bir şekilde konforlu da çünkü gerçek, her zaman konforlu değil.

ilişkiler de bu hızın dışında kalmıyor. güven dediğin şey tekrar ister, süre ister. ama tekrarın olmadığı yerde güven oluşmaz. insanlar daha az kalıyor, daha çok geçiyor. bu da bağ kurmayı zorlaştırıyor. bağ zayıfladıkça, ilişkiler daha kontrollü ama daha yüzeysel hale geliyor. aşk ve sevgi de bu yüzden zorlaşıyor. çünkü bunlar insanı yavaşlatır, konforunu bozar, kontrolünü azaltır. buna alan açılmadığında, geriye daha hafif ama daha eksik bir şey kalıyor.

Plato açısından mesele şuna yakın: insan çoğu zaman neyin iyi olduğunu bilir ama daha kolay olanı seçer. çünkü iyi olan zahmet ister, sabır ister. bu zahmet alınmadığında, bildiğin şey ile yaşadığın şey arasında mesafe oluşur. o mesafe kapatılmadıkça, bilgi tek başına bir şeyi değiştirmez.

kelimeler aynı kalıyor ama anlamlar aynı kalmıyor. herkes “güven”, “niyet”, “samimiyet” diyor ama herkes farklı bir şey yaşıyor. bu yüzden konuşma var ama tam bir buluşma yok. burada Ludwig Wittgenstein’ın işaret ettiği şey şu: anlam kelimenin içinde sabit duran bir şey değil; nasıl kullanıldığıyla ve hangi hayatın içinde söylendiğiyle oluşuyor. yani kelimeler ortak, ama deneyimler parçalı.

insan artık gerçek ile onun yerine geçen şey arasında seçim yapmıyor; çoğu zaman sadece daha az efor isteyen tarafı alıyor. ve bu, fark edilmeden, yavaş yavaş gerçek olanı gereksiz hale getiriyor.
-1
rakicandir
(20.03.26)
Ben 1800'lerin sonları 1900'lerin başları döneminden çok daha kötü durumda olduğumuzu düşünüyorum. Anlattığın şey resmen köksüzlüğün, ben merkezciliğin, duygusuzluğun tezahürü. Bence tarihte hiçbir zaman bu kadar kötü durumda olunmadı.
+1
muhayyer divan
(20.03.26)
o konuşan vasat kadında sorun yok. onun sözünü muteber sayarak oturup dinleyende sorun var.
her şey halkta bitiyor.

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(20.03.26)
(2)

Demirden ve çelikten Spor Aletleri yaptırmak için sanayide nereye gidilir?

aslan bacanaktaki halim
Vaktim olmadığı için spor salonuna gidemiyorum. Evim müstakil garaj gibi bir yer var. Oraya spor salonu kurmak istiyorum ama fazla parada harcayamam. .demir ve çelikten veya eski traktör parçalarından barbell, dumbbell, ketlebel gibi aletleri sanayide nerde yaptırabilirim? ya da yaptırabilir miyim?
Vaktim olmadığı için spor salonuna gidemiyorum. Evim müstakil garaj gibi bir yer var. Oraya spor salonu kurmak istiyorum ama fazla parada harcayamam. .demir ve çelikten veya eski traktör parçalarından barbell, dumbbell, ketlebel gibi aletleri sanayide nerde yaptırabilirim? ya da yaptırabilir miyim? Mümkün mü? Sanayide gittiğimde derdimi anlattığımda bana " ne diyo bu ?" demesinler :D
0
aslan bacanaktaki halim
(19.03.26)
o kadar pahalı değil döküm plaka alıp set yap diyecektim de nasıl artmış fiyatlar böyle ya? ben 2.5'luk plakalar almıştım çapı çok geniş olmasın hareket kısıtlamasın diye. 2x2.5kg 45tl'ymiş o dönem.
bi siparişte 2 çift i.imgur.com
bi siparişte 6 çift i.imgur.com

kilosu 9tl, ücretsiz kargo ve vade farksız taksit de yapmışım. şuan aynı 2.5kg çifti 1000tl'yi geçmiş, 2019 kasımda almışım 20 katın üzerine çıkmış, dolar kuruyla filan da açıklanmaz. olması gerekenin iki katından pahalı hala.
0
konetsu
(20.03.26)
Ben olsam ikinci el bakarım, bu tür şeyler bir heves alınıp sonra çok yer kapladığı için görece uygun fiyata elden çıkartılıyor.

Sanayi konusundan emin değilim ama daha önce hangi konuda ne ustasıyla muhattap olduysam sonuç aklımdakinin yanına bile yaklaşmayıp bir de üstüne "Kişiye özel" yapıldığı için pahalıya çıktı. Yani astarı yüzünden pahalıya gelebilir.
0
salihdt
(20.03.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.