Giriş
(10)

Kimsenin bir şey okumaması hakkında

xephyr
Selamlar,Hizmetlerimizi anlatmak için websitesi yapıyoruz, özeniyoruz, her şeyi yazıyoruz. Ciddi emek ve tasarım var. Müşteri okumuyor, çat diye arayıp soruyor. Veya saçma mail atıyor. Whatsapp'tan yazıyor.Uygulama yapıyoruz, müşteri girip bakmıyor bile. Analiz dokümanı yazıyoruz ciddi emekle, gidip
Selamlar,

Hizmetlerimizi anlatmak için websitesi yapıyoruz, özeniyoruz, her şeyi yazıyoruz. Ciddi emek ve tasarım var. Müşteri okumuyor, çat diye arayıp soruyor. Veya saçma mail atıyor. Whatsapp'tan yazıyor.

Uygulama yapıyoruz, müşteri girip bakmıyor bile.

Analiz dokümanı yazıyoruz ciddi emekle, gidip chatgpt'ye atıp özetlettirip öyle okuyor şirketteki developer.

Ulen kimse bir şeyi okumazsa, kendi bir şey yazmazsa bu işler nasıl yürüyecek ?

Hiçkimsenin bir şeyi okumadığı yerde ben derdimi nasıl anlatıcam? Nasıl kendimi duyuracağım?

Millet anca reels kaydırma telaşesinde. Oraya da adam akıllı bilgi koysan, kimse dinlemiyor. Anca ampır ampır şeyler izlesinler.

Bu dönemin metası ne ? Napıcaz ya?

Teşekkürler.
+6
xephyr
(05.06.26)
Sorunuza bir cevap değil ama benzer isyanlarda oluyorum zaman zaman. Mesela bir şeyler üretmek istiyorum (bir kitap, bir YouTube kanalı anlamlı animasyonlar vs) sonra bu konuyu düşününce tüm motivasyonum gidiyor. Kendi kendimi mi eglendireceğim diyorum. Her şey hızlı tüketiliyor, okuma hatta dizi-film izlemede bile dikkat süremiz kalmadı. Kendime de kızıyorum tabii. Boş vaktinde kafa dagitmak için hemen YouTubedan boş şeyler izliyorum. Saçma da olsa saçma olmasa bile bu kadar çok fazla icerige maruz kalmanın sonu nereye varacak gerçekten? Yapay zeka da aynı şekilde çok faydası olsa da çok da tembellestirdi bizi. Yani gerçekten insanlıgi aptallastirmak için müthiş bir kombinasyon oluşturdular. Reels+yapay zeka.

Sizin site konusunda çözüm yaratilamaz mi acaba, mesela ne bileyim öyle bir şey olsun ki gerçekten okumak zorunda kalsinlar. Örnek veriyorum müşterinin ilgilendiği konuyu yazıları okuyup anca öyle bir sonraki bilgiye ulaşabilecekleri tıklatmalar yapma gibi. Saçma bir örnek verdim de kastettigim şey yani bir şekilde okumaya mecbur kalmaları sağlanamaz mi?
0
egerbiryolcu
(05.06.26)
Medeni insanlara yönelik bi hizmet vermen gerekiyor. Mesela bendeniz aydınlatmaya meraklı biriyim. Salon mutfak ve yatak odası ışıklandırması üzerine alışvrriş yaparken detaylıca okuyorum. Okuduklarım bilimsel referanslı şeyler.
Millet reklam okumak izlemek istemiyor.
1 kaliteli müşteriyi hedeflemek.
2 reklam olmayan dolu içerik
3 merak uyandırıp ürüne yönlendirme

Ama illa ki 1. Madde.
0
Lh12
(05.06.26)
Sorunuzun cevabı biraz sorunun içinde zaten ama zannediyorum ana sebebi insan tabiatının kendini doğal haline bırakırsa her zaman kolaya kaçacak olması. Reels falan bizi iyice mahvetti zaten de tabiat aynıydı hep.
0
mbond
(05.06.26)
ne yazdin okunmuyor dkfjgf

insanlar okumuyor. cünkü senin özelinde söylemiyorum ama netlikten ziyade süslü süslü kelimeler kullaniyorlar. sadece chatgpt yi okuyup anlayabiliyorum.
gecen o kadar sacma bir email yazmis ki chatgptye ne diye sordum 2-3 kelimeyle anlatti.
-1
Purple life
(05.06.26)
İnsanlar artık her türlü bilgiye en kompakt halinde ve en hızlı şekilde ulaşmaya meyilli hale geldi çünkü muazzam bir bilgi akışı var. Kendi işimden örnek vereyim; 15 senedir matematik öğretmenliği yapıyorum, bunun ilk 12 senesi klasik sınıfa gir ders anlat, online olarak öğrencileri topla anlat şeklinde geçti. Şu anda yazdığım soruları Instagram'da paylaşıyorum. Kimsenin sınıfta anlatılanı anlayamayacagini demeyeyim de process edemeyeceğini biliyorum. O tip bir bilgi akışı dağınık gelecek insanlara. Her soru için ayrı ayrı trickler, nerede ne yapılır, hangi sırada yapılır bunları 3 saniyelik odağı dağıtmayacak görsellerle kısa sürede vermem gerekiyor.
+1
sekizdokuzon
(06.06.26)
Bence boyle olmali.

Beynimiz her gun dunya kadar gereksiz bilginin tecavuzune ugruyor. Bir cumlelik bir bilgiye, bazen tek bir rakama ihtiyacin var diye onlarca uzun paragraf arasinda kaybolmaya gerek var mi?

Bizim isyeri kurali da boyle "Be brief, Be bright, Be gone."

Kimsenin uzun uzun konusmalara/aciklamalara, sayfalarca e maile harcayacak zamani yok. En uzun mail 5 cumle olmali. Bir sey istiyosan direk soylemeli, nedenini lafi dolandirmadan aciklayip kaybolmalisin...

Hayatimiz boyunca gereksiz uzun politikaci, yonetici, mudur, ogretmen, yonetim kurulu vs konusmalarindan biktik, usandik.

Hicbir sey soylemeden saatlerce konusulur mu? Zamanimiza yazik.

Bu kisa iletisim. Basit iletisim. Yemin ederim bir cesit ozgurluk.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(06.06.26)
Bir şirkette üretilen dokümanların çok büyük bir kısmı okunmaz, bu AI'dan önce de böyleydi. Doküman genelde "Bunun X dokümanı var mı" sorusuna "Evet" cevabı vermek için yazılır.

Zaten doküman çok kötü bir iletişim yöntemidir; etkileşime olanak sağlamaz, anlaşılabilirliği yazarının o konuyu yazılı olarak ifade edebilme kapasitesiyle, içeriği de o kişinin bilgisiyle en baştan sınırlıdır... O yüzden de doküman iletişim gereken süreçlerde mümkünse en son araç olarak kullanılmalıdır.
+4
salihdt
(06.06.26)
dönemin metası kısa videolar. ama iş hayatına uyarlamak biraz zor.

50 milyonluk ev satan emlakçılardan galericilere, uzmanlardan bilmemeye kadar, herkesin hızla tüketmeye alıştığı içerik kısa videolar.

yazmayın, video ile anlatın.
0
babilfish
(06.06.26)
Musterime whatsapptan 2 kere iskonto oranını yazmışım, hâlâ daha arar sorar benim iskontom kaçtı diye.
Dün bunu düşündüm, insanlar (biz de dahil) her şeyin kolayına kaçıyoruz.
+1
etna
(06.06.26)
okuyan insanlarla karşılaşmak için dua edilebilir
-1
mantık
(06.06.26)
(22)

ailemin kendi hayatımın olması gerektiğini kabullenememesi

la lykia
özet:38 yaşında, bekar, çocuksuz, çalışan bir kadınım. tek çocuğum. 71 yaşındaki anne babam ayrı bir hayatımın olması gerektiğini kabullenemiyor ve biraz uzaklaştığım veya sınır çizdiğim anda aile içi kriz çıkıyor ve bana küsüyorlar.defalarca konuşmaya, anlatmaya çalıştım ama karşımda yetişkin değil
özet:
38 yaşında, bekar, çocuksuz, çalışan bir kadınım. tek çocuğum. 71 yaşındaki anne babam ayrı bir hayatımın olması gerektiğini kabullenemiyor ve biraz uzaklaştığım veya sınır çizdiğim anda aile içi kriz çıkıyor ve bana küsüyorlar.
defalarca konuşmaya, anlatmaya çalıştım ama karşımda yetişkin değil, 5 yaşında çocuk var gibi hissesiyorum.

detay:
24 yaşımdan beri çalışıyorum. pandemiden önce kendi evimi almıştım ve orada yaşıyordum. babam çalışıyordu, annem evdeydi. pandemide yani 2020'nin başında ailemin yanına geri döndüm. hem babamın işleri bozulmuştu ve maddi desteğe ihtiyaçları vardı hem de pandemi zamanı onlara her anlamda destek olmak istedim. ev temizliği, ev işleri, alışveriş vb.

uzatmayayım; sonuç olarak bu bir aile dinamiğine döndü ve yaptıklarım asli görev haline geldi. 2-3 yıldır eski hayatıma ve kendi evime dönmeye çalışıyorum ama bu krize neden oluyor. onları terk ediyormuşum gibi bir moda giriyorlar.

ve benden beklentileri çok arttı. sabah erkenden uyanıp benim kalkıp kahvaltı hazırlamamı bekliyorlar. ilaçlarını ellerine götürmemi bekliyorlar. kuaför ve berber organizasyonlarını yapmamı bekliyorlar. yani bensiz yaşayamayan insanlara dönüştüler. ki bunları yapabilecek fiziksel ve bilişsel sağlığa sahipler.

ben bir gün çok yorulduğum için ev işi yapamasam evde kriz çıkıyor. kendi evime gidince bana küsüyorlar.

veya diyelim ki hasta oldum, yatıyorum. yemek yapmayı bıraktıkları için bir çorba yapanım olmuyor. dışarıdan yemek söylüyoruz. ben doktora, hasteneye falan tek başıma gidiyorum. yani birlikte yaşıyorsak birbirimize destek oluruz gibi bir şey de yok. sadece benim onlara destek olmam var. kendimi iki tane 5 yaşında çocukla yaşıyor gibi hissediyorum.

onlara defalarca onlardan maddi manevi desteğimi çekmeyeceğimi ama kendi hayatımı yaşayamadığımı anlatmaya çalıştım ama sonuç hep bana küsmeleri oldu.

mesela bu 10 günlük tatile girerken aşırı yorgundum son dönemdeki iş seyahatlerim kaynaklı ve dinlenebilmek için kendi evime gittim. bir de ağır bir bronşit geçirdim geçen ay. bir gram ev işi yapacak halim kalmamıştı ve bunu anlattım. sonuç: bayramı küs geçirdik.

ek detay: izmir'de seküler bir çevrede yaşıyoruz. anne babam da seküler hayat görüşüne sahip insanlar. muhafazakarlık konusu değil yani.

sorum:
bana ne tavsiye edersiniz?
benzer durumlar yaşayanlar var mı?
0
la lykia
(29.05.26)
Bir anda çekip gideceksin, 2 hafta falan soğukluğa izin vereceksin. Sonra haftada bir uğrarsın zamanla da her şey yoluna girer.
+7
artıküyeolmakistiyorum
(29.05.26)
Ailen seni abuse ediyor bence sorry.
Cocuklar anne babasinq bakmaz, anne babalar cocuklarina bakar.
+2
Purple life
(29.05.26)
Sizinkisi de böyle bir durum mu bilmiyorum ancak bu biraz ülkenin sosyolojisiyle alakalı. Belli bir yaşın üzerindeki evlenmemiş birey hala "Çocuk" olarak görülüyor ne yazık ki. Açıkçası yaşları itibariyle oturup konuşularak çözülecek bir sorun da değil sanırım. Bence yapılacak en mantıklı şey hayatınızdan taviz vermeden olabildiğiniz kadar destek olmanız. Size küsmeleri onlarla ilgili bir durum, bunu kabullenip geri adım atmaz ve ilişkinizi ona göre sürdürürseniz bir noktada onlar da sizin durduğunuz noktayı kabullenmek zorunda kalacaklardır.
+2
salihdt
(29.05.26)
psikiatriste götürün, biraz ilaç biraz terapi işe yarar.

türkiye'de yaşlılarda tek başına kalma korkusu oluşuyor.
-2
duyurukullanıcısı
(29.05.26)
terapi öneren de gelmiş tam olmuş :)

bence sen kafana göre davran, bir kaç hafta böyle söylenir küserler sonra kabul ederler. her küstükleri zaman alttan aldıgın için alışmışlar, ağlayınca her isteği kabul edilen çocuklara dönmüşler. sen kolaya alıştırmışsın onları yani.
+5
abelardo
(29.05.26)
benim babam psikiyatrist ama aynı davranışlar kendisinde var. hala 14 yaşında olduğumu sanıyor (yaşça bi tık daha gencim).

ne yapsam sonucunda suçluluk hissediyorum.
0
deartheodosia
(29.05.26)
Geçmiş olsun
Yumurta kırmadan omlet olmaz durumuna dönmüş
Biraz küserler sonra mecburen alışırlar. Arada sevdikleri bir başkası varsa kendi yaş gruplarından, koz doğru diyor. Doğru yapmış vs diye de kafalarını yıkarsa tam olur
+4
kisa
(29.05.26)
Kendi eviniz var gibi anladım.
Hemen terk edin ve geri dönmeyin. Fiziksel ve bilişsel olarak iyilermiş üstelik.
İhtiyaçları bile olsa, çocuklar hayatını onlara bakmaya harcamak zorunda değil. Çünkü, çocuklar kendi kararlarıyla bu dünyaya gelmedi.
Ben oğlumu her fırsatta tembihliyorum. Elden ayaktan düşersem ve anneannen gibi bencillik yapacak olursam, çaresine bak diye.
Bizim memlekette bu tür ihaleler bekar ya da dul kızlara kalır hep.
+2
pro9it9is9
(29.05.26)
Bu durum yaygin sanirim. Ben evliyim, 15 yildir yurt disinda yasiyorum, ama biz de evimi ailemi kariyerimi birakip Turkiye'deki kucuk bir sehre yanlarina donmedigim icin kustuk konusmuyoruz :)
0
sertac akin
(29.05.26)
Öncelikle 70 gerçekten yanında olman gerekecek zamanın gerisinde bir yaş. cosmic+1

Genelde 80 sonrası daha kötü ve gerekli oluyor. O yüzden hiç bakmadan kaç. Kahvaltı ne münasebet. Eli ayağı tutuyorsa kendi yapacak. Kendi hayatından çaldığını fark et ve kararlı ol. Haftada 1 görebilirsin 2 3 saat. Sonra kaç.

Bakıcı bulabilirsin günde 2 3 saat yemek, temizlik işleri için.
-3
arbre
(29.05.26)
@sertac akin
dediğiniz gibi, yaygın bir kültürel durum haline gelmiş olabilir.
90 yaşındaki anneannem ve babaannem de kendi çocuklarına yıllardır aynı şeyi yapıyor aslında. herkes çok yoğun çalışırken ben sıkıldım beni gezdirin beni memlekete götürün diye ayılıp bayılıyor kriz çıkarıyorlar.
ben bir umut aynı şeyi yaşadıkları için bana yapmazlar diyordum, öyle olmadı :/

@arbre
haftada bir gündelikçi gidiyor zaten. eli temiz bir kadın ama annem onunla da anlaşamıyor, kaç kez kovdu kadını da, ben hatır rica döndürdüm.

pandemiden önce maddi durumları çok daha iyiydi. annem çalışmamasına rağmen 5 gün ve tam gün yardımcı kadın vardı evde. annem o zaman bile ben çok yoruluyorum diye söyleniyordu.
maalesef ben kendimi bildim bileli mutsuz ve huzursuz bir mizacı var zaten. onun için ben ne yaparsam yapayım yok sayacak ve yeterli bulmayacak galiba.
-1
🌸la lykia
(29.05.26)
Tam da bu yazdıklarını harfiyen aynı şekilde onlara net bir şekilde iletebiliyor musun? Bu tarz konularda onlara söyleyemediklerimizin yükünü çekeriz çoğu zaman. Tam olarak anlayamazlar net olarak yüzlerine vurmadıkça. Çünkü işlerine de gelmez çoğu zaman. Ancak senin gerçekten tükendiğini ve seni hiç düşünmediklerini net bir şekilde ortaya koyup darılan taraf sen olursan, o zaman seni gerçekten anlayıp, ihmal ettiklerini ve sadece kendilerini düşündüklerini az da olsa anlamaya başlarlar. Sonra da seni tekrar çocukları gibi görmeye başlarlar ve kurumuş eskimiş o şefkat tomurcukları tekrar filizlenmeye başlar. 100% garantisi yok ama genelde anne babamızla bile yeri gelir tam net iletişimi kuramayız, hep belli kısır döngüler vardır onlar arasında geçer konuşmalar, o yüzden de tam olarak anlatamayız kendimizi hiçbir zaman. Bu sevgililer için de çok geçerli bir durumdur.
0
mehmetakar
(29.05.26)
Küslük halinde ortaya çıkan onların mutsuzluğunu, kendi mutluluğunun üstüne koyuyorsun. Yani mutlu olmak yerine onların mutsuz olmamasını önceliyorsun. Sorun burada. Evet bu ilişkinin gidişatında biri muhakkak mutsuz olacak. Ama diğer arkadaşların da dediği gibi ailenin alışması senin şu anki durumda devam etmenden çok daha kolay olur. Başlarda sancılı geçecektir elbet ama nasıl olsa alışacaklar.

Atıyorum sadece kendi evine yerleşmek yerine evlenip de evden de ayrılabilir bir kişi. Ailesi onu nasıl normal görüyorsa kendi başına yaşama isteğini de normal görmeli.
+1
himmet dayi
(29.05.26)
Akıl ruh ve beden sağlığın için bırak git demek istiyorum, ama vicdanen bunu demek zor açıkçası. Dedikleri gibi gitsen bile en fazla 5 10 seneye gerçekten ihtiyaç duyacaklar sana.evli Bi kuzenim dubleks ev aldı bu yüzden. Kendi eşi ve çocuklarıyla alt dairede kalıyor. Büyükler dublekste. İsterse yemeğe çaya aşağı iniyorlar.temizlik durumlarında da gelin destek oluyor yukarı çıkıp. Size bu da uymuyor malesef. Allah yardımcınız olsun
0
denizciman
(29.05.26)
Yukarıda yazılanlara (özellikle birden çekip gitmek) katılmakla birlikte 60 yaşına gelip de hala anne babasının hayatını yaşayan kadınlar tanıyorum. Bu sıkıntılı hal artık konfor alanı olmuş ve başka bir yaşamın hayalini kurmanın imkanı, isteği, enerjisi kalmamış. Anne babanın aksine sizin daha önünüzde yaşayacak yıllaaaar var. Nasıl olsun bu yıllar?
0
beetlejuice
(29.05.26)
Hikayelerimiz biraz benzer. Evin tek kızı olarak benden birçok konuda birçok fedakarlık yapmam bekleniyordu.
Ben kendimi çektim ama birden değil. Birden çekince hem siz vicdanen daha kötü hissedecek ve gardınızı düşüreceksiniz, hem de geri dönünce onlar bu duruma alışacak ve durum daha da zorlaşacak.
Bir hafta sonu gitmeme ile başlayın ufaktan, akşamları geç gitmeye, bazı akşamlar hiç gitmemeye çalışın. Kahvaltı istediğinizi söyleyin arada siz trip atın onlara karşı olarak. Bir pazar günüm var dinlenmek gezmek istiyorum deyin, açıklamaya ihtiyaç duymadan sadece çıkacağınızı belirtin. O arada belirli laflar yiyeceksiniz, duymazdan gelin. Üç beş olay sonrası alışacaklardır.
Yavaş yavaş kendi yokluğunuza alıştırın. Bence en önemlisi şu; onlara bir konuda siz sadece bilgi veriyorsunuz, açıklama yapmak ve onları sonuna kadar rahat ettirmek zorunda değilsiniz.
Bir de net duruşunuzu mutlaka korumalısınız. Ben önümüzdeki hafta kendi evimde kalacağım dediğinizde bundan kesinlikle geri adım atmayacaksınız, bir noktadan sonra alışacaklar, tecrübeyle sabit. Artık bana "gelecek misin" sorusunu dahi nadiren soruyorlar, bir zamanlar sürekli gitmek benim görevimdi, üstüne tartışmamız düşünülemezdi bile.
+1
umutt
(29.05.26)
Onlara merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger. “Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster” diyerek dua et.
kuran.diyanet.gov.tr

maddi imkan varsa yardımcı tutun yarım gün gelsin haftada 1-2 defa
iş yükünüz azalır

evlenip ayrı eve çıkma örneğini verebilirsiniz
ya da aynı binada farklı daire de oturma imkanı varsa onu değerlendirin

yaşlılık psikolojisiyle baş etmek zor
"kuaför ve berber organizasyonlarını yapmamı bekliyorlar"
bu baya garip aslında kendileri için de bir meşgale lazım
arada onları bir yere ya da aktiviteye gönderebilirsiniz
-1
mantık
(29.05.26)
Şimdi bu olayda anne-baba 71 yaşında.
Daha bir beş sene daha kendilerine yeter durumda olacaklardır. Sonrasında bakıma ihtiyaç duyacak şekilde motor becerileri ve zihinsel beceriler zayıflayacak.
Alzheimer ve inme olasılılıkları için Allah korusun diyelim.
Şu:
'Cocuklar anne babasinq bakmaz' diyen arkadaşlar, o durumda ne yapacağımız konusunda bizi aydınlatabilirler mi?
Tam olarak ne yapıyoruz?
Çöpün kenarına falan bırakıyoruz da alan mı oluyor?
Orayı bi açabilirler mi?

Soruya cevap:
Yavaş yavaş kendinize zaman ayırın. Alışacaklardır. Alışıldıkça kendinize ayırdığınız zamanı uzatın. Bu konuda diyaloğa, tartışmaya girmeyin. Böyle olacak deyip geçin. Küsebilirler. Kaale almayın. Alışacaklardır.
+1
Mirket
(29.05.26)
Aileniz muhafazakar bir aile belli ki, dindar olmamaları muhafazakar olmamaları anlamına gelmiyor. Madem bu yaşa kadar aile kurmadın ve bize geldin, bize bakmalısın modunu açmışlar. 70+ için normal bir davranış. Küslükleri çocuk (5 yaş) küslüğü gibi olur. 2 kez telefon açmasalar ertesi gün açarlar. No worries.
0
klassno
(29.05.26)
Anne baban atalarından gördüklerini istiyorlar. Sense yufka yürek meselesi, kıyamıyorsun. Gerçekten muhtaç olanların yaptıkları şeyleri yapıyorlar, çok haksızlar. Kendi hakkını feda etmekten dolayı sen de kendine karşı haksızlık ediyorsun çünkü sen de bir gün yaşlanacaksın ve belki yanında bir eş isteyeceksin belki gençliğime doyamadım diyeceksin, öfkeli bir yaşlı olmak istemediğin halde öfkeli olacaksın.

Hazır bayramı küs geçirmişsiniz, sürdür bunu. Senden bütün bütün kopmaya dayanamazlar, biraz da hasta bunalım rolü falan yap, anneler babalar evlatlarının hastalığına dayanamazlar diyeceğim ama emin de olamadım şimdi. Bence elinden geleni ardına koyma, kopma noktasına gel. Hatta gerekirse kop bakalım ne olacak.
0
muhayyer divan
(30.05.26)
Bu ülkede evlenmeden birey olunmuyor. Evlenme durumu varsa düşünün. Muhayyer in dediği gibi hasta rolü yap.
+1
pembediken
(30.05.26)
bunun için bir izne veya onaya ihtiyacın yok. zaten maddi gücün ve kendi evin de var.
kusura bakma ama ebeveynlerin sana "zorbalık" yapıyor. yani seni yaşaman gereken hayattan alıkoyarak kendi ihtiyaçları için kullanıyorlar.

yapabileceğin bir şey yok. sizleri seviyorum her zaman destekçinizim ve yanınızdayım ama artık kendi hayatımı kurmam lazım diyerek yola çıkacaksın ve geri dönmeyeceksin.
verecekleri tepkiler (duygusal mainipulasyon) onların sorunu. ebeveynlerin malesef olgunlaşmamış insanlar.
+2
orpheus
(30.05.26)
(11)

Neden 2. gezi eylemleri tekrar olmuyor?

mertumursamaz
Neden 2. gezi eylemleri tekrar olmuyor?Gezi parkı olayları 28.05.2013.salı tarihinde başladı 3 ay 2 gün sürdü 30.08.2013.cuma tarihinde bitti.https://tr.wikipedia.org/wiki/Gezi_Park%C4%B1_olaylar%C4%B1Gezi parkı olayları olduğu tarihlerde gene akp iktidardaydı ama o zamanlar bugünkü kadar baskı, bug
Neden 2. gezi eylemleri tekrar olmuyor?

Gezi parkı olayları 28.05.2013.salı tarihinde başladı 3 ay 2 gün sürdü 30.08.2013.cuma tarihinde bitti.

tr.wikipedia.org

Gezi parkı olayları olduğu tarihlerde gene akp iktidardaydı ama o zamanlar bugünkü kadar baskı, bugünkü kadar haksız tutuklamalar, bugünkü kadar ağır bir barınma konut sorunu, bugünkü kadar ağır bir ekonomik kriz yoktu genede eylemler oldu o zamanlar ülkenin durumu şimdikine göre çok daha iyi olduğu halde eylemler oldu da şimdi şartlar o günkünden çok daha kötü olduğu halde neden eylemler olmuyor?

Eğer iktidarın seçimle gideceğine inananlar varsa dolmabahçe saat kulesini ucuza satıyorum alabilirler.

Çözüm atatürk ün bursa nutkudur

tr.wikipedia.org

çünkü bursa nutkunu nepalli gençler
gerçekleştirdiler ve iktidarı devirdiler

tr.wikipedia.org

ama tc gençlerinin bursa nutkunu gerçekleştiremeyecekleri nepalli gençler gibi olamayacakları çok net.
-1
mertumursamaz
(27.05.26)
lahanayı yerken kütür kütür sapına gelince meee'ledikleri için.

şimdi biz nasıl özgür özel'e güveneceğiz ki ? bundan 10-15 yıl önce kemal kılıçdaroğluna da güveniyorduk ?

Misal şimdi: uşak(memleketim olur kendisi) belediye başkanını atayan(?) adama neden güveneyim de canımı malımı tehlikeye atayım ? Çankaya belediye başkanını atayan adama ? neden güveneyim bu adama ?

Bu bir rant aktarımınından, refah aktarımından başka birşey değil. Özgür Özel milletine faydalı olmak istiyorsa gitsin eczacılığını yapsın, kendi sermayesi ile çocuk okutsun, evde yemek pişirip ihtiyaç duyana aş evi açsın. Hiçbir siyasetçi millete faydalı olma derdinde değil; milletin cebinden tam olarak silah zoruyla(bkz: vergi) aldıkları paranın nereye aktarılacağına karar vermenin peşinde. Başka birşey değil.

Artık halklar uyandı, Erdoğan'ın Allah'ıyla halkın Allah'ının aynı olmadığını da anladı; muhalefet denilen kitlenin de aslında muhalefet olmadığını da.

İnsanlık adına size önerebileceğim tek şey: milleti gaza getirerek canına malına zarar gelmesine neden olmamanız olabilir. Hepsi bu.
-5
mete kudur
(27.05.26)
Benim anlamadigim neden butun gosteriler, yuruyusler vs. genel merkezle veya meclisle sinirli kaliyor. Bence hedef direkt Ak Saray olmali. TBMM'yi kimsenin taktigi yok. Gercek bir etki isteniyorsa Ak Saray'a yurunmeli.
+7
Sour
(27.05.26)
bu işler dış güçlerin finansmanı ile olur.
osmanlı zamanı da böyleydi, gezi zamanı da.
halkın kollektif bilinç ile hareket edildiğini sanıyorsan fanusta yaşıyorsundur.

kurtuluş savaşında bile savaştan kaçanların sayısı, tarlasına girilmeden savaşmayan köylüleri unuttunuz sanırım.
-17
plastic_angel
(27.05.26)
Bu bayram günü bile kamu mallarına zarar verilen , kaos dolu günleri mi yad ediyorsun hala?

O gün eylem yapanlar bile su an bu resmi tatilde dinleniyor olabilirler. Dışarıdan fonlanan bir çok organizasyonun Türkiye üstünde bir etkisi yok artık.

Terör bile kendini tasfiye etti.
Batıdan destek yok çünkü. Trump'ta anladı. Onları İran a maşa olarak kullanmak istedi ise de o da olmadı.

Şu bayramda mangal başında eline kuşbaşı ile süslenen şişi al eline, gözünü kapa ve onları tek tek yerken, gelecek seçimleri düşün.
Seçimler varken eyleme ne gerek var?
Oy hakkını kullan . Bir oy bir oydur.

Gerçek ağaç sevgisi , bu düşündüğün kaosa varan şekilde değil. Şu olabilir :
i.hizliresim.com
Olumlama , enjoy, relax ne ararsan var.


Ve bu arada sosyal medyanın da zihinlerde daha neleri törpülediğini anlamalısın. Ben bahsetmeyeyim
-18
diyecevaplandı
(27.05.26)
bu duyuruyu dün gece gördüm. bilhassa yazmadım, çünkü bazılarının sazan.avi gibi gelip yalan yanlış bir şeyler döşeyeceklerini çok iyi biliyordum :))

öncelikle, feto & akp & tarikatlar & siyasal islam; bunların çok belirgin bir ortak noktası vardır: yalan ve iftira.

medya tarafından bütün gezi parkı süreci bu şekilde lanse edildi, hala da ödleri kopuyor, harıl harıl her yere yazılar döşüyorlar ki gerçekler unutturulsun.

onun için, okuduğunuz yazıları bu üstte belirttiğim "yalan ve iftira şebekesi"nin varlığını göz ardı etmeden okuyun, özellikle bugünlere yaşı yetmeyenler..

peki neydi bu iftiralar?

1- "kabataş'ta belden yukarısı çıplak, ellerinde deri eldivenler, başlarında siyah bandanalar bulunan 70-100 kişilik baş örtülü bacımızı dövdü, üzerine işedi, görüntüleri var bizzat ben izledim"

bakın bunu herhangi bir aktroll medya elemanı, yorumcu, mv'i vs demiyor. bizzat "dönemin başbakanı" kendisi diyor. peki ne oldu? görüntüler tabii ki yok. belirtilen saatte kabataş iskelesi görüntüleri çıktı herkes işinde gücünde. bunu iddia eden kadın da daha sonra bunun iftira olduğnu kabul etti :)

tr.wikipedia.org

2- "cami'de bira içtiler yalanı"

bu feto & akp ortaklığı ustalık eseri bir iftira, .......lik.

yine dönemin başbakanı ortaya böyle bir şey attı. bu arada sosyal medya bütün dünyada yükseliş döneminde, geziyle ilgili onlarca hatta yüzlerce video var. fakat 1 tane bile cami'de içki içildiğine dair görüntü bulamadılar.

peki ne yaptılar sonra?

zaman gazetesi (feto) elinde kola kutusu tutan bir gencin elindeki kolayı photoshopla bira yapıp, üzerine de flu-sansür haline getirip piyasaya sürdü. bütün yandaş medya organlarında "cami'de bira içtiler işte kanıtı" diye bu fotoğraf sürüldü. gencin hayatı alt üst oldu. yolda görenler yüzüne vs tükürdüler, halbuki olay külliyen yalandı.

o zaman daha büyük bir şerefsizlik söylim..

o dönemki dolmabahçe camii müezzinini bu yalana ortak etmeye çalıştılar. adam "din adamıyım, ben yalan söyleyemem, cami'de bira içildiğini görmedim" dedi. sonra ne mi oldu? adamı görev yerinden sürdüler :))

3- "polisimizi şehidd etillerr" yalanı.

olaylarda hayatını kaybeden polis için dönemin başbakanı çıktı anında bu açıklamayı yaptı.

olayın aslı, 20 saat üzeri aralıksız çalıştırılan polis, göstericileri kovalarken inşaatı süren alt geçite düşerek hayatını kaybediyor. "dönemin başbakanı"nın açıklamalarından hemen sonra mesai arkadaşları olayın aslını anlattılar her yere.

bak bunlar ilk anda aklıma gelenler. hepsini detaylarıyla hatırlıyorum. o zaman bütün medyanın nasıl kontrol altında olduğu (eylemler fonlanıyor ya hani çok enteresan ama bütün medya gezi aleyhine çalışıyor :)) ) bariz bir biçimde ortaya çıkmıştı.

sosyal medya aktroll örgütlenmesime ağırlık vermeleri de bu zamanlara denk gelir, çünkü gezi olaylarıyla birlikte tv dönemi resmen bitmişti.

sorunun cevabını da yazacağım tekrar, ama bu mesaj, üstümdeki mesajların gerçekliği hakkında insanlara bir fikir verebilir umarım.. çünkü burada bile seküler bir hayat yaşıyormuş gibi duyurular açıp-cevaplayıp ancak bana özelden "erdoğan adını duyunca bile çıldırıyorsunuz di mi.." diye cevap atan troller var..

ona göre ölçüp biçip tartıp değerlendirin cevapları vs..
+19
makbur
(27.05.26)
Ağzınıza sağlık, sabah yazacaktım ben de yazılanları görüp bir tarafımla gülerek uzaklaşmıştım.
Sizinkilere ek olarak: küçücük bir çocuğun ölümü üzerine meydanda annesini yuhalatan dönemin başbakanı bir de, emri ben verdim beeen diye böğürmüştü. Bakmayın siz burada çok utangaç akpli var, geçen bi güneş kremi sorusunda ifşa olanlar olmuştu bir kaç tane…
+5
ekimoloji
(27.05.26)
Former Gezi protester here.
Umidi kesip Kanada'ya tasindim ben yillar once.
+1
soulforge d
(27.05.26)
Gezi oldu da noldu? Öndersiz ve ideolojisiz ve en önemlisi istediğini alana kadar düşünebileceğin her anlamda pes etmeyecek ve her şeyi göze almış bir kitle olmadan hangi tarih yazılmış? Adamın kendi kitlesi her şeyi göze alıyor, çünkü karşısındakini çözmüş bu göt korkusunu 50 km öteden yayıyor muhaliflerin %70'i. Sanki Özel çağırsa ve oraya ölümü göze alarak gitse arkasından sonuna kadar gidecek milyonlar var... Hatırlayan var mıdır bilmiyorum, gezi zamanı Erdoğan'la görüştükten sonra küçük sembolik bir grup olarak (gönüllülük bağlamında) Gezi'de kalma önerisi gelmişti Taksim Dayanışması'nın bir grubundan. Meali: yem olmak için kalmak isteyen var mı; biz eve gitmek istiyoruz.

Gidip kafasına plastik mermi, suratının tam ortasına biber gazı sıkan adama yaltaklanan kitleyle nerde ne değişmiş? Hala boykot diyen var ya, pesss. Yani yine evden oturacağın bir "eylem" planı yapsın muhalefet.
0
nefertarii
(28.05.26)
Gezi parkından bu yana çok şey değişti. İktidarın gücü çok daha konsolide, gündemi istediği gibi yönlendirme ya da bulandırma kabiliyeti çok daha derin.

O yüzden sokağa çıkmanın maliyeti yüksek, getirisi ise kuşkulu.

Bunun bir kısmı mevcut sistemin hemen herkesi hızlıca içeri atabilecek altyapısının olmasının yanı sıra, bunun çeşitli şekillerde insanların gözüne de sokulmuş olması ile alakalı bence. Bir Youtube videosunda geçen bir sözden ötürü, sosyal medyadaki bir yoruma istinaden gözaltına alınan ve tutuklu yargılanan bir sürü insan oldu. Şarkı sözüne, giydiklerine, fotoğraflarına vb. istinaden tutuklanmaktan dönenler ha keza...

İşin getiri kısmında ise bir protestonun iktidara geri adım attırması için onun üzerinde belli bir maliyet yaratması lazım: ülkede partiler arası oy geçişi çok düşük olduğu için AKP'nin CHPli (Ya da genel olarak muhalif) kalabalığa bakıp "Oy kaybediyoruz, bir oturup düşünelim" demeyeceği aşikar. Ülkenin Avrupa Birliği gibi bir hedefi de yok ve uluslararası iklim de farklı; yani protestolara istinaden demokrasi çağrısı yapacak, iktidara siyasi baskı kuracak bir AB de yok. Benzer şekilde yine iktidar üzerinde etkili olacak bir işveren örgütü (Tüsiad) ya da başka bir sivil toplum kuruluşu da yok.
0
salihdt
(28.05.26)
gezi çok fazla şey öğrettiği gibi karşı tarafta çok fazla şey öğrendi.
zor o işler artık. saraya yürümek falan diyen arkadaş buyur önden..
+1
jamswety
(29.05.26)
Bu sosyologların alanı ama durum çok net. Bizim gibi demokrasinin oturmadığı, cumhuriyeti bile bazı elitler sayesinde almış bir toplumda, kötü travmatik olaylar tekrar tekrar olmaz. Osmanlı döneminden şu zamana kadar, ülke belli elitler tarafından yönetilmiştir. Genelde halk hareketleri sert bir şekilde bastırılıp susturulmuştur. 1980 siyasi olayları askeri darbe olmadan toplum çatışması ile sonuçlansaydı, daha oturmuş bir demokrasi olurduk. Her hareket devlet tarafından sert şekilde bastırılıp kötü propagandayla yönetilince toplum içine kapanmıştır. 2. Gezi olaylarının ana aktörleri x ve y kuşağıydı. Şu an top z kuşağında. Onların karakterleri ve tepkileri daha farklı olacaktır. O sebepten 2. Bir gezi olmaz. Farklı şeyler olur.
+1
mikahakkinen
(29.05.26)
(7)

bu videoda bahsedilen ülke hangisi (türkiyeye yakin ve kadin haklari cok kötü)

Purple life
bu videoda bir cocuk kendinden büyük biriyle zorla evlendirilmis. daha sonrasinda oradaki yasamini ve nasil kactigini anlatiyor.ülke ismi vermiyor ama sizce hangisi? sebebiyle birlikte söyler misiniz?https://www.youtube.com/watch?v=LMLvaRZpTPg&t
bu videoda bir cocuk kendinden büyük biriyle zorla evlendirilmis. daha sonrasinda oradaki yasamini ve nasil kactigini anlatiyor.

ülke ismi vermiyor ama sizce hangisi? sebebiyle birlikte söyler misiniz?

www.youtube.com
0
Purple life
(26.05.26)
Bildiğimden değil de Irak gibi hissettim.
0
mbond
(26.05.26)
Baştan sona seyretmedim de Irak, Suriye ya da kurgu gibi geldi bana.
Olay da kurgu gibi zaten.
Öyle bir olayın mağdurunun o kadar şivesiz, düzgün diksiyonla, düzgün ve akıcı konuşması ve o bilinç seviyesinde olması hiç olabilir bir şey gibi gelmedi bana.
Bir de sesi perdelemek için mi yoksa olayı ajite etmek için mi (yanılmıyorsam) 19 yaşındaki kadını küçük kız çocuğu sesiyle konuşturmuşlar?

Söylediğim gibi çok kısa bölümler izlediğim için yanılıyor olabilirim ama kurgu gibi geldi bana.
+1
Mirket
(26.05.26)
@mirket, 15 yasinda kacmis ve videoda 22 yasinda. 7 yil degisim yasamak icin uzun bir süre bence.
-1
🌸Purple life
(26.05.26)
İstanbula, orada da Nişantaşı'na falan mı kaçmış. Sıfır şiveyle o kadar akıcı konuşma becerisi ve konu hakkında o bilinç düzeyi için 7 yıl yetmez.

Türkçeyi sonradan öğrenmiş istediğin adamı getir, konuşurken vurgularından kişinin anadilinin ne olduğunu söyleyeyim. Sonradan öğrenilmiş hiçbir dil anadili gibi temiz olmaz.

Bu şahıs da kaçtıysa Güneydoğuda bir yere kaçmıştır ki orada şivesiz konuşan yok.

İddia etmiyorum ama, kurgu olmadığına kesinlikle ikna değilim.
-1
Mirket
(26.05.26)
@mirket, hic izlememissin. kadin türk zaten. yabanci ülkeye sonradan göcüyor.
-1
🌸Purple life
(26.05.26)
Utandım şimdi. :) Ama en baştan söylemiştim izlemeden fikir beyan ettiğimi.
-3
Mirket
(26.05.26)
www.girlsnotbrides.org üzerinden çevredeki ülkelere bakarak genel bir izlenim edinebilirsiniz.
0
salihdt
(27.05.26)
(5)

Polo Tshirt önerisi

Take it away honey
Dostlar merhaba, iş yerinde ve günlük giymek için polo yaka tişört arayışındayım ancak görece pahalı oldukları ve her markayı deneme şansım olmadığı için birkaç marka önerisi almak istiyorum. Öneri dışında şu markaları da deneyenler sıralayabilir mi uzun ömürlülük ve verilen parayı haketme konusunda
Dostlar merhaba, iş yerinde ve günlük giymek için polo yaka tişört arayışındayım ancak görece pahalı oldukları ve her markayı deneme şansım olmadığı için birkaç marka önerisi almak istiyorum. Öneri dışında şu markaları da deneyenler sıralayabilir mi uzun ömürlülük ve verilen parayı haketme konusunda. Lacoste, CK, Fred Perry, RL, Marc O'Polo, Boss. Zara ve Massimo Dutti de olabilir. Yurtdışı outletlerden de alabilirim. Başka marka önerirseniz bakarım.

Şimdiden çok teşekkürler.
0
Take it away honey
(26.05.26)
Altınyıldız, Beymen Business Boyner'de indirim var
Mavi ve Lufian alıyorum. Mavi kesimi iyi. Lufian renk olarak kaliteli.
Tommy Hilfiger kesimi iyi, kaliteli ama pahalı
Gant bakabilirsin, o da pahalı
-4
arbre
(26.05.26)
Bahsettiğiniz markalar bence iyi; ben kullandıklarım arasında sırasıyla Ralph Lauren, Lacoste, Fred Perry ve Massimo Dutti derdim. Özellikle Ralph Lauren'in custom slim fit pololarının kesimi çok güzel. Verilen parayı haketme konusuna bir şey diyemiyorum, o çok kişisel bir şey. Kalite konusunda da iyiler; benim yılda 8-10 defa yıkanan, 3-4 yıldır kullandığım pololarım var.
0
salihdt
(26.05.26)
Esim beymen business kullaniyor. Kaliteli bence. Hem kumasi güzel hem de boyasi kalici solmuyor.
Logo falan da olmadigi için memnun.
-2
Purple life
(26.05.26)
Lacoste ve Ralph Lauren polo konusunda en iyi kalıp ve tasarımlara sahip bu konunun da öncüsü markalar yurtdışı outlet seçeneği de eklediğiniz için yurtdışında bunların Türkiye fiyatlarına Etro dahi yakalayabilirsiniz.
0
Smithsonian
(26.05.26)
lacoste ve ralph lauren bu isin oncusu 2 marka. lacoste ilk polo tisortu tasarlayan, ralph lauren de adini veren 2 marka. macera aramamak lazim.

ben sahsen lacoste tercih ediyorum daha spor durdugu icin.
0
antikadimag
(27.05.26)
(4)

panini sitesinden sticker almak

semaforo de medianoche
https://paninistore.com/shp_int_en/catalog/category/view/s/albums-stickers-cards/id/12721/referer/aHR0cHM6Ly9wYW5pbmlzdG9yZS5jb20vc2hwX2ludF9lbi9jYXRhbG9nL2NhdGVnb3J5L3ZpZXcvcy9hbGJ1bXMtc3RpY2tlcnMtY2FyZHMvaWQvMTI3MjEv/?pnn_is_saleable=1 buradan alışveriş yapan var mı? başta fiyat euro yazıyor gümrü
paninistore.com buradan alışveriş yapan var mı? başta fiyat euro yazıyor gümrüğe takılır diye yok saydım ama türkiye'den sipariş verince türkiye'deki merkezlerinden gönderiyorlar sanırım. çünkü albümün iç kapağında direkt türkçe olarak eksik kalan 50 sticker için buradan sipariş verebilirsiniz diyor. zaten bakınca paninistore.com şurada bu siteden alışveriş yapabilecek ülkeler listesinde türkiye de var. panini'nin türkiye'de şirketi de var zaten. ama emin olamadım yine de.

edit: alışveriş adımına gelince non eu regions için tax uyarısı falan çıkıyor türkiye'deki merkezlerinden göndermiyorlar sanırım. ama türkiye'deki gümrük kısıtlarından ötürü direkt türkiye'deki şirketleri vasıtasıyla ithal edip oradan müşteriye dağıtmak gibi bir şey de yapabilirler. kendisinin veya tanıdığının deneyimi olan varsa diye sorayım yine de o sebeple.
0
semaforo de medianoche
(25.05.26)
Benim baktığım ürünlerde açıklama kısmında "Shipped from Italy" yazıyor direkt.
0
salihdt
(25.05.26)
@salihdt: evet öyleymiş ama edit kısmında belirttiğim gibi sipariş verince gümrük kısıtından kurtarmak için panini türkiye ithal edip öyle müşteriye ulaştırmak gibi bir güzellik yapıyor mu kısmı. başka türlü sipariş edilemez ülkemizin harika gümrük limitlerinden ötürü. onu da deneyen bilir anca.
0
🌸semaforo de medianoche
(25.05.26)
hayır gelmiyor. toyshop internet sitesinden alabilirsin
+1
barracudaa
(25.05.26)
@barracudaa: toyzshoplarda internette ya da şehrimdeki fiziksel mağazalarda stok yok maalesef. tedarik işi bir süre sonra normale dönse bile bu büyük paketlerden getirmiyorlar o yüzden alternatif çözüm aradım da o da olmuyormuş teşekkürler.
0
🌸semaforo de medianoche
(26.05.26)
(12)

havaalanında başkasının bavulunu almak

semaforo de medianoche
uçaktan indin ardından da dalgınlıkla veya kötü niyetle başkasının bavulunu aldın. kendi bavulun yoktu diyelim veya onun yanında bir tane de ekstra almış ol farketmez. bunun için herhangi bir önlem var mı ya? çok garip geliyor şu anki bavul dağıtım sistemi bana da. kameralar var diyelim tamam da kay
uçaktan indin ardından da dalgınlıkla veya kötü niyetle başkasının bavulunu aldın. kendi bavulun yoktu diyelim veya onun yanında bir tane de ekstra almış ol farketmez. bunun için herhangi bir önlem var mı ya? çok garip geliyor şu anki bavul dağıtım sistemi bana da. kameralar var diyelim tamam da kayıp bavul için başvurduğunda zaten çoğunlukla doğru düzgün ilgilenilmediği söyleniyor mağdurlar tarafından. hadi diyelim ilgilenildi kameradan alan kişi tespit edildi de e çoktan içini boşaltmış olabilir alan kişi. değerli bir şey varsa içinde hayır yoktu da diyebilir neticede içinde ne olduğunun bir kaydı yok. bu iş tamamen insanların iyi niyetine mi dayalı yani? veya bilmediğim başka bir durum mu var? sadece iyi niyete dayalıysa ilginç yani.
+4
semaforo de medianoche
(15.05.26)
+1M
Bende her defasında ulan acaba şimdi valizin çıktığı yerde kör noktada birisi benim valizi alıp gitse ne olur diyorum her defasında. Aynı şekilde otobüste de adam indi, senin valizi de benim diye işaret etti aldı gitti. Ne olacak. Hiç.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(15.05.26)
@artıküyeolmakistiyorum: otobüste hızlıca inip hemen bavullara ulaşma şansın var en azından. direkt çıkışta oturan biri bile inip bir tane bavul alıp uzayayım dese sen oyalanmazsan çok uzaklaşamaz oradan. bir de muavin ilgileniyor zaten tabi herkesin bavulunu hatırlamayacak da en azından insana verip insandan alıyosun orada onun bir çekincesi olabilir. uçakta teslim alma işi tamamen insansız işlediğinden ve bavullara ulaşmak çok daha meşakketli olduğundan havaalanları bu tarz bir duruma daha açık bence. ama evet teknik olarak otobüste de mümkün benzeri.
0
🌸semaforo de medianoche
(15.05.26)
kamera kayıtlarından tespit edilebilir alan kişi.
ayrıca havayolu tazmin etmek zorunda zararı. tabii ne kadarını alabilirsiniz meçhul. kayıp bagaja giriyor ve üst limiti var.
0
jelly bear
(15.05.26)
Günlük toplam uçuş sayısını düşününce eğer bu tür bir problem olsaydı, buna bir çözüm geliştirilirdi. Demek ki bavul hırsızlığı ciddi bir sorun değil. Diğer yandan böyle olması da mantıklı çünkü bavul teslim alınan alan sadece uçaktan inen kişilerin erişebileceği bir yerde; hangi saatte kimin orada olduğu belli, her taraf kamera dolu, yani yakalanmak garanti. Eh bavulların içinde ne olduğunu bilmek de çok mümkün değil; çoğunun içinde giysi, ıvır zıvır ve belki birkaç elektronik eşya var. Uçak bileti alacaksın, bir yere uçacaksın, orada rastgele birinin bavulunu çalacaksın... İçinde değerli bir şey varsa tabi ki peşini bırakmayacaklar ve yakalanacaksın, yoksa zaten girdiğin riske değmeyecek...
+1
salihdt
(15.05.26)
Otobüste de kör noktada kalabilirsin aga adam yol üstü indi diye düşün illa otogarda aynı yerde indiğini düşünme alır gider ruhun duymaz ne kamera ne bir şey
-1
artıküyeolmakistiyorum
(15.05.26)
otobüste hala var mı bilmiyorum ama eskiden bir numara bavula yapıştırırlar ve size de o numarayı verilerdi ve inerken sizden o numarayı isterlerdi.
1-2 sene önce dayım İstanbul'a gelen bir otobüste Edirne otogarında inen yolculardan birinin diğer bir yolcunun bavulunu aldığını anlatıyordu, İstanbul'a gelince fark etmiş bavulu çalınan kişi durumu.
0
bartholomew87
(15.05.26)
tüm dünyada sistem böyle, diğer türlü güvenli bir sistem oluşturmak imkansıza yakın. nasıl bavulları kişiler ile eşleştireceksin ? ayrıca başkasının bavulunu aldın ve takipteydi içinde yasadışı bir madde vardı çıkışta çevirdiler doğrudan hapse gidiyorsun. uçak yanaştığında çoğu zaman insanlar bavullardan önce orada oluyor. değerli eşya, para vs bavulda taşınmaz zaten. kabin bagajına alırsın.
0
orpheus
(15.05.26)
@artıküyeolmakistiyorum: orada da olabilir tabi de havaalanında çok daha rahat olur demek istedim.

@bartholomew87: evet epeydir otobüs yolculuğu yapmadım ben de ama yaptığım dönemde kamil koç'ta bagaj no için bir şey veriyolardı çıkışta da onla alıyodun bavulu.

@orpheus: türkiye özelinde demedim ben de zaten evet dünyada böyle. istenilirse yapılır hocam girişte olduğu gibi çıkışa da bir turnike koyarsın bir de qr okuyucu, kontrol eden görevli vs halledilir illaki de demek ki ciddi bir sıkıntı yaratmıyor yapmadıklarına göre. türkiye'de insanlar pahalı elektronik aletler ve kıyafetler çok alıyor yurtdışından gelirken. ortalama biri bile kolayca 100-200k tlleri aşabilir birkaç parçayla zenginleri sen düşün.

@salihdt: valla kayıp bagaj vakası o kadar da az değil aslında. internette şikayet sitelerinde sosyal medyada görüyorum arada çözülemeyen vakalar. sayı az diye önemsenmiyor muhtemelen ama azsa bile birilerinin mağdur olduğu gerçeğini değiştirmiyor bu yani herkesin başına gelebilir demek ki. hırsızlıktan ziyade dalgınlık daha muhtemel aynı bavuldan 1 tane üretilmiyor sonuçta seninkinin aynısı veya çok benzeri olabilir o gün teslim alanında ve dalıp alabilirsin gayet. sonra bir sürü uğraş dur. hırsızlık kısmı da normal insanın tabi ki uğraşacağı bir şey alacağı bir risk değil. ancak tüm suçlar böyle zaten yine de birileri suç işliyor ama. yakalanma konusunda da katılmıyorum size. gerçekten dalgınlıkla da alabilirsin çünkü. git bir tane bavul al içinde paraya çevrilecek bir şey varsa ayır sonra ara müşteri hizmetlerini ben yanlış bavul almışım de. içi eksik denirse de yok tam başka yerde kaybetmiştir o parçayı dersin buradan bir suç çıkacağını sanmıyorum.

@jelly bear: alan kişinin tespit edilebilmesi önemli değil soruda da yazmıştım yukardaki cevabımda da yazdım. kayıp bagaj mağdurları hep havayolu firmalarının ilgisizliğinden yakınıyor. hem üstüne gidilip tespit edilse bile dalgınlık savunması çok makul ve valiz içeriğinin kaydının olmaması gibi bir durum da var. son çare tazminat ödeniyor evet ama dediğim gibi pahalı elektronikler kıyafetler aldıysan zarardasın her türlü.
0
🌸semaforo de medianoche
(15.05.26)
yanlışlıkla elbette oluyordur ama hırsızlık amaçlı pek olacağını sanmam.
kameralardan kimlik tespiti çok kolay çünkü.
yanlışlıkla oluşan olayları engellemek için de uğraşmıyorlar, demek ki o da nadir oluyor.
0
parka
(15.05.26)
yani isteyen istedigi bavulu alir, yaninda 2.yi de alir, ama neden yapsin?

guven meselesi degil de, hirsizliga gerek olmamasi daha cok bugun oldugumuz nokta. yoksa milletin kameralardan cekindigini sanmiyorum, kayip birsuru valiz olabiliyor sonucta ve yaptirimi yok. hadi kovaladin diyelim, e yanlislikla almisim pardon da diyebilir pekala. ya da valiz cikmadiysa ucaga komple yuklenmemis de olabilir.

valizlere giysi, esya, kozmetik ivir zivir konuyor, degerli seyler zaten kisinin yaninda oluyor. o yuzden kim niye baskasinin valisini alip camasirlarini karistirsin yani bundan elde edilebilecek surekli bir cikar yok.

kol cantasini cuzdani fln calmak, eve/arabay girip hirsizlik yapmak hala karli, nakit paraydi, telefondu, cuzdandi, laptoptu, tabletti derken bissuru degerli olabilecek sey var iclerdinde ama valiz oyle degil.
0
taurina
(15.05.26)
benimkini bir kere yanlislikla aldilar. bi saat bavulumu veya yetkili birilerini aradim. sonra bandin yanina birakilmis olarak buldum. aldim eve gittim. karisiklik olmamasi icin bir sekilde belirginlestirmek lazim bavulu. ben simdi bir de airtag aldim, onla takip ediyorum. ama bunu olayin ustunden yillar sonra yaptim :)
0
lemmiwinks
(15.05.26)
çok endişeleniyorsan bavula bir airtag ekleyebilirsin.
0
orpheus
(16.05.26)
(8)

4 kişi İtalya Turu

liberal
Merhaba,4 kişi İtalya turu yapalım diyoruz fakat tur firması ile gidersek kişi başı 800-850 euro 4 kişi 3.200 ile 3.400 Euro gibi bir tutar çıkacak.Uçak ve Konaklama dahil tutarlar.Ben kendim yer ayarlasam ve gitsem, kafama göre gezsem daha çok mu daha az mı para harcarım?Turun avantajı ve dezavanta
Merhaba,

4 kişi İtalya turu yapalım diyoruz fakat tur firması ile gidersek kişi başı 800-850 euro 4 kişi 3.200 ile 3.400 Euro gibi bir tutar çıkacak.
Uçak ve Konaklama dahil tutarlar.

Ben kendim yer ayarlasam ve gitsem, kafama göre gezsem daha çok mu daha az mı para harcarım?

Turun avantajı ve dezavantajı nedir?
0
liberal
(04.05.26)
nasıl gezeceğine bağlı.
tura müze ücretleri vs dahil değil sonuçta. akşam yemekleri de dahil olmayabilir.
turun dezavantajı seni kısıtlaması bir sürü ekstra mini tur içermesi. bunlar ücretli tabii.

bence uçak bileti ve otele bakın önce kaç para tutuyor diye. ona göre tutarlar yakınsa bireysel gezin. daha keyifli olacaktır.
tur genelde daha ucuza gelir ama. hele yazın.
0
jelly bear
(04.05.26)
Muhtemelen daha fazla paraya çıkar ancak daha esnek ve eğlenceli olur. Bu tür tatillerde en büyük masraf kalemi konaklama ve uçak; turlar genelde şehrin alakasız yerlerinde ucuz otellerle anlaşıyorlar, keza acentalarla anlaşmaları olduğu için uçak biletlerini de uyguna getirebiliyorlar. Ancak şehrin merkezine yakın olmamak özellikle İtalya için büyük handikap bence. Keza işin bir de "Otelden şu saatte çıkılır, otobüsle şuraya gidilir, check in yapılır" gibi katı planlara uyma zorunluluğu var... Ben olsam gerekirse şehir çıkartır, süreyi kısaltır yine de tursuz giderdim.
0
salihdt
(04.05.26)
dandik yemekler, yataklar. istemediğiniz programlar. kendiniz yapın, instagram ve chatgpt ile gün gün program hazırlarsınız.
+1
gabe h coud
(04.05.26)
Örnek olsun diye açıklıyorum. mart ayında siz gibi 4 arkadaş gittik aynı evde kaldık bari'den girip venedik'ten çıktık toplamda 12 gün. Evleri airbnb veya booking üzerinden tutup otobüs-tren biletlerini hareket gününden 1 hafta kadar önce aldık, bari'de 2 gün araç kiralayıp puglia bölgesini gezdik sonra roma floransa ve venedik yapıp venedikten döndük. yemekleri de bazen evde kendimiz yaptık . Toplamda 10 gece kalacak yer uçak-otobüs- araç kirası yeme içme ve oradan aldığım ufak tefek hediyelikler hepsi kişi başı 1200 euroya mal oldu.
sizin gezi kaç gün ve yemek fiyata dahil mi bilmiyorum ama 800 euro bu hesapta uygun geldi bana
0
metos
(04.05.26)
Gelecek insanlar genc ise İtalya icin tur gereksiz bence.
Airbnbde kalirsiniz, popüler yerlere gitmek istersiniz…
Eger yasli grubu olursa rehber de genc degilse daha bayik gecer bence.
Tur güney Amerika ve Afrika icin dahq uygun. Asya ve avrupa gelismis yerler. Özellikle Avrupada hiiic zorlanmazsin.
-1
Purple life
(04.05.26)
Nasıl haracağınıza bağlı az çok harcamak. Tamamen size kalmış bir durum

Turun avantajı;
- İlk defa yurtdışına gidiyorsa belki tavsiye edebilirim. Neyin nasıl olduğunu öğrenir. Kendi adıma ilk defa turla gitmiştim. Neyin nasıl olduğunu gördüm, öğrendim.

Turun Dezavantajı;
- Belli bir programa ve başta tur rehberi ile katılımcılara bağlı kalıyorsun. Spontane ve esnek davranamıyorsun. Öyle bir imkanın ve seçeneğin yok. Olsa bile yüzde 0.5 filan.
0
put it in your appropriate place
(04.05.26)
harcama olayı önceliklerinize bağlı. Biz kendimiz gittik, turdan biraz pahalı oldu çünkü konaklamada biraz lükse kaçtık. Müze biletleri aldık bir de. Ama çok ucuza gayet merkezi bir sürü konaklama imkanı vardı. yani normalde turdan çok daha pahalıya gelmez, üstüne akşamları otelden çıkıp şehrin tadını çıkarırsınız. turun en büyük eksisi akşamüstü şehrin çok dışında bir otele götürüp bırakmaları oluyor. Sırf bu yüzden şehrin akşamını görmek için gruptan ayrılıp taksi tutup turun oteline kendimiz gitmiştik daha önce. ben tur hiç önermiyorum.

Yolda da çok zaman kaybı yaşanıyor. Saçma sapan ekstra turlar koyarlar, katılmazsan benzincide beklersin, mecbur katılırsın falan. tur otobüsüyle floransaya venediğe saatlerce gideceğinize hızlı trenle 1-2 saatte gidebilirsiniz. Romada hemen her yere yürünüyor zaten. Konaklama ve yeme içmeyi ucuza getirirseniz turdan fazla pahalı olmaz. Olsa da değer bana göre.

Ben ilk kez yurtdışına çıkma konusunda da turun bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Neyin nasıl olduğunu ulaşımı vs ancak kendiniz gezerken öğrenirsiniz.
0
dfn4
(05.05.26)
tur bana ucuz geldi. çünkü ben de italyaya gitmeyi düşünüyordum tabi vize alabilirsem, baktığımda 2 kişi konaklama 7 gece için 900 euro civarıydı. kişi başı 450 oluyor desek, uçak bileti de kişi başı 13 bin tl falandı, ona da 240 euro desek sırf 690 euro ediyor. 850 euroya ne dahil ne değil ona göre bi de tur süresi kaç gün vs bunu bilmeden yorum yapmak mümkün değil.
0
Sadece soruyorum
(05.05.26)
(3)

makale, haber, yazı okumalık site?

croswell
medium bitti gibi ya bu ai olayından sonra zaten tüm içerikler çöp ve düzgün yazı bulamıyorum. Sürekli ayda 1000$ kazandıran fikirler vs gibi içerikler çıkıyor. Komik bir ücreti var devam ettiriyorum da hiç girmiyorum.the new yorker güzel gözüküyor yıllık 1500 tl ing/ türkçe kullandığınız başka site
medium bitti gibi ya bu ai olayından sonra zaten tüm içerikler çöp ve düzgün yazı bulamıyorum. Sürekli ayda 1000$ kazandıran fikirler vs gibi içerikler çıkıyor. Komik bir ücreti var devam ettiriyorum da hiç girmiyorum.

the new yorker güzel gözüküyor yıllık 1500 tl
ing/ türkçe kullandığınız başka siteler var mı?
-1
croswell
(04.05.26)
New Yorker'ın yanına Atlantic de eklenebilir.
Morning Brew'in tematik mailleri hem güncel olayları özetliyor, hem de kaliteli içeriklere link veriyor.

No Mercy No Malice var Scott Galloway'in

Hark uygulamasının içerikleri fena değil ama daha podcast olarak.
+2
salihdt
(04.05.26)
FreshRSS kullanabilirsin yayınları takip ederken.
0
hirhiz
(04.05.26)
"Sunshine Blogger Award" bunu arat istemediğin kadar kaliteli ve çeşitli konularda bloglar, bültenler bulacaksın.
0
Whily
(05.05.26)
(1)

Videoda Chuck'ın Taktığı Saatin Marka ve Modeli Nedir?

halitkin
Casio'ya benzettim ama emin olamadım. Fikri olan var mı?https://youtu.be/fN3fxTlTaS4?t=683(11:23'te net olarak görülüyor)Ekran görüntüsü: https://i.ibb.co/d09tR3qR/Ekran-g-r-nt-s-2026-05-03-004345.png
Casio'ya benzettim ama emin olamadım. Fikri olan var mı?

youtu.be
(11:23'te net olarak görülüyor)

Ekran görüntüsü: i.ibb.co
0
halitkin
(03.05.26)
Reddit'teki bir kardeşimiz Casio'nun CASIOTRON modeli olduğunu söylemiş.

www.facebook.com
0
salihdt
(03.05.26)
(2)

harry potter'dan yenen ekmek

WithWorth
kitaptan 30 yıl sonra filmlerin üstüne dizisi çekiliyor buraya kadar tamamım. ama dizi çekiminin kamera arkasından belgesel yapılınca error verdim.sırada o belgeseldeki bir set çalışanının spin-off'u falan mı var ? olağan konseptler mi bunlar ? Bir de bunun ticari oluşunu da anlayamamış olabilirim.
kitaptan 30 yıl sonra filmlerin üstüne dizisi çekiliyor buraya kadar tamamım.

ama dizi çekiminin kamera arkasından belgesel yapılınca error verdim.
sırada o belgeseldeki bir set çalışanının spin-off'u falan mı var ? olağan konseptler mi bunlar ?
Bir de bunun ticari oluşunu da anlayamamış olabilirim. Kamera arkası görüntüsü gırgır şamata olarak extras yada resmi youtube kanalında hayranlara verilmez mi ? Onu da ticari olarak sunmak olağan mı ?
0
WithWorth
(30.04.26)
making of .. belgesellerinin bu şekilde sunulması olağan. Hatta platform için dizinin kendisi kadar özel içerikleri de önemli.

Zaman içinde kamera arkası, blopers, kesitler vs yine YouTube gibi platformlarda suyunun suyunu da sıkıp içecekler. (:
+1
anon1m
(30.04.26)
Platformlar için bu tür içerikler çok kârlı. Dizinin bir bölümü milyon dolarlara çıkıyorsa bu tür yan içerik neredeyse bedavaya geliyor ve yine ciddi bir insan tarafından izleniyor. Orada geçen bir kaç kamera arkası anekdotu bir sürü yerde yayınlanıp diziye daha fazla insan çekiyor. Stranger Things'e bakınca Harry Potter görece az ekmeği yenmiş bir eser olarak bile kalabilir.
+1
salihdt
(01.05.26)
(5)

iş başvurusu yaptığınız şirket

plastic_angel
herhangi bir ön görüşme yapmadan doğrudan bir e-posta atsa ve 3 gün içinde bir ödev tamamlamanızı istese ne derdiniz? Bu yaklaşım normal mi?Ödev: Appstoredan ürünü indir. Detaylı şekilde incele. Gelir elde etme sürecindeki en büyük problemi tespit et ve çözüm önerisi geliştir.
herhangi bir ön görüşme yapmadan doğrudan bir e-posta atsa ve 3 gün içinde bir ödev tamamlamanızı istese ne derdiniz? Bu yaklaşım normal mi?

Ödev: Appstoredan ürünü indir. Detaylı şekilde incele. Gelir elde etme sürecindeki en büyük problemi tespit et ve çözüm önerisi geliştir.
0
plastic_angel
(28.04.26)
önceki işime bu şekilde girmiştim. önce test sonra case yolladılar (0 öngörüşme) case yolladıktan sonra beğendikleriyle görüştüler. ama sanırım size kendi işlerini yaptırmak istiyorlar şu an. benimki uydurma veriyle yapılması istenen bir çalışmaydı.
+1
pide
(28.04.26)
Öncelikle birine "Hadi bana bunu yap gönder" demek etik değil zira o kişinin zamanını hiçbir bedel ödemeden talep etmiş oluyorsun.
Diğer yandan bunu yüzlerce binlerce adaya demediklerini varsayıyorum zira birilerinin o çözüm önerilerini değerlendirmesi lazım, eh öyleyse insanlarla 15 - 20 dakika da olsa görüşme ayarlamak daha sağlıklı.
Ha yok "Biz bunu herkese yolluyoruz, sonra AI değerlendiriyor" diyor da olabilirler ancak muhtemelen bu çözüm önerisini getirecek aday da AI kullanacağı için çok da bir şey değişmiyor herhalde. Sıfıra sıfır, elde var sıfır...
+2
salihdt
(28.04.26)
oyun-app-yazılım sektöründe bunu isteyen şirket çok. portfolyon olsa bile istiyorlar.

ben de bu işime case yaparak girmiştim. ancak kısa bir görüşme yapılmıştı en azından öncesinde.

gel zaman git zaman şimdi o caseleri değerlendiren kişi oldum geçenlerde. kendi alanımda yani sadece. benden önce ik değerlendiriyor, onlardan ayrılanları bana atıyorlardı. yoksa tüm caselera bakacak zamanım olamazdı ki bu haliyle bile çok zamanımı yiyordu.
0
art cat chocolate
(28.04.26)
üşenmezsem yapıyorum bu tarz şeyleri.
0
jelly bear
(28.04.26)
normal değil.

muhtemelen acil işe almaları gereken bir durum var. hızlıca yapıp gönderirim ben olsam.
0
babilfish
(28.04.26)
(8)

annesinin terk ettiği çocuk

yurtsuz john
daha bir yaşına girmeden bırakıp gittiği, konu komşunun büyüttüğü çocuk sizce sağlıklı bir insan olabilir mi? yetişmiş büyümüş fakat insanlara bakışı nasıl olur?kim olduğunu sormayın.
daha bir yaşına girmeden bırakıp gittiği, konu komşunun büyüttüğü çocuk sizce sağlıklı bir insan olabilir mi? yetişmiş büyümüş fakat insanlara bakışı nasıl olur?

kim olduğunu sormayın.
-1
yurtsuz john
(27.04.26)
Edith piaf daha kötü bi profile sahipmiş. Belli olmuyor aslında. Bazen iyi bazen kötü. Yetim bi stand up çı var mesela. Youtube a yetim yaz çıkar. Çok sevimli biri.

Bazen iyi bazen kötü...
0
halk
(27.04.26)
bence zor. ama hangimiz saglikliyiz ki? seviyeleri farkli olabilir ama farkli sekillerde cocuklugunda sorunlar yasamayan cok az insan var bence. ve cocuklukta yasananlarin insan hayati, kisiligi ve psikolojisi uzerinde cok fazla etkisi oluyor. herkes ayri sorunlu, normal insan yok. belki de sorunlu olmak normal olmak hatta.

ama yine de iyi ve sevgi alabildigi bir cevrede buyuduysa, biraz da akilli, farkindaligi olan biriyse, en azindan herkes kadar saglikli olabilir.

insanlara bakisini bilmem.
+1
lemmiwinks
(27.04.26)
farklı kuramlar farklı şekilde cevap verir, örneğin psikanalize göre bir daha güven duygusunu yaşaması çok zor. ama daha güncel yaklaşımlara göre bu bir felaket değil ya da tek başına belirleyici de değil, sağlıklı ilişkiler kurma kapasitesi üzerinde her zaman çalışabilir, şanslıysa iyi insanlarla karşılaşıp güzel ilişkiler kurabildiyse annesi olan bi insandan farkı olmayacaktır. bir de herkes mükemmel değil tabi, istemeden yanında kalan bi anne daha büyük zarar da verebilir. konu komşu çocuğun duygusal ihtiyaçlarını belli bi anneden daha iyi karşılayabilmiş olabilir. çok fazla faktör söz konusu
0
mezzosprite
(27.04.26)
Trust issuelar terk edilme korkulari olabilir ama zamanla iyilesebilir.
0
Purple life
(27.04.26)
hangimiz normaliz ki? benim annem vardı ama hep çalışıyordu pek ilgilendiği yoktu. ben anne ile büyüdüm gibi duruyor ama onun ilgisini almadım.

bir iş arkadaşım vardı. anne babasının korkunç kavgaları ile büyümüş annesi baya değişik biriymiş vs. zaten babası ölünce annesi evi dağıtıp başka bir adamla yaşamaya başlamıştı, daha evde liseye giden çocuğu varken. ama o arkadaşım kendi çocuğunu o kadar anlayışlı o kadar güzel sevgiyle yetiştiriyordu ki. demek ki sırf travmalarımız var diye iyi bir insan olamayız diye bir şey yok. ayrıca mükemmel olmak diye bir şey de yok, hatalar da yaparız. sağlıklı olmak eşit değildir mükemmel olmak.
+1
Sadece soruyorum
(27.04.26)
Komşunun nasıl büyüttüğüne bağlı. "Annesinin terk etmesi" o çocuk bunu öğreninceye kadar bir travma değil. Eğer bu durum kendisine belli bir yaşta açıklanırsa ve gereken profesyonel desteği de bulursa gayet normal, sağlıklı bir birey olur.
+1
salihdt
(27.04.26)
"annesi birakip giden, konu komsunun buyuttugu" diyince gozumde yuksek apartmanlarin arasinda, merdiven altinda falan buyuyen, insanlarin artik yemeklerini verdigi, kirli pasakli bi cocuk canlaniyor gozumde. Tabi durum oyle degildir ama cok az veri var. Konu komsu kim? donusumlu mu bakmislar cocuga? senin annen yok, sen oksuzsun, git biraz da yan komsuda kal mi demisler? yoksa 1 aile evlat edinmis, yasal olarak ailesi olmus, saglikli aile iliskileri gorerek onlari annesi babasi bilerek buyumus, maddi manevi ihtiyaclari giderilmis biri mi?
+1
icim urperiyor
(27.04.26)
kotu ana baba tarafindan buyutulmekten iyi olur
-2
huseyin3
(27.04.26)
(6)

Banka Otomatik Ödeme Talimatını İptal Etmiyor

allahkitapwesli
Yakın arkadaşım kredi kullanırken benim numaramı fatura ödemesi için otomatik ödemeye verdi ama ben her ay arkadaşa para göndermekten sıkıldım. İptal edelim dedim ama o da banka iptal etmiyor kredi bitene kadar dedi.Bunu nasıl iptal edebiliriz?
Yakın arkadaşım kredi kullanırken benim numaramı fatura ödemesi için otomatik ödemeye verdi ama ben her ay arkadaşa para göndermekten sıkıldım. İptal edelim dedim ama o da banka iptal etmiyor kredi bitene kadar dedi.

Bunu nasıl iptal edebiliriz?
0
allahkitapwesli
(27.04.26)
3 ayda bir para gönderin misal
0
jülsezar
(27.04.26)
Bu tür talimatlar "satış" olarak geçiyor şube/bankacı açısından ve geçerli sayılması için belli bir süre aktif kalması gerekiyor. Aklıma bir tek o neden geliyor iptal talebini geri çevirmek için. Yoksa otomatik ödeme talimatı ile kredi arasında direkt bir bağ yok (Eğer kredinin şartları arasında X tane talimat verirse indirimli faizden yararlanır vb. tarzı bir şey yoksa)
Haliyle de müşterinin otomatik ödeme talimatını iptal etme hakkı her zaman var.

Eğer tartışmak istemiyorsanız "Bu numara kapatılacak/başkasına devredilecek" bahanesi işe yarayabilir.
0
salihdt
(27.04.26)
Hangi banka?
Bankacısına rica etsin,bir müddet süre geçtiyse yapabilmeli.en olmadı palavra sıkın,evden çıkacak falan desin,ya da şikayetvar üzerinden şikayet oluşturun
0
denizciman
(27.04.26)
Bankacıdan rica edecek bir şey yok, internet bankacılığı ya da mobil bankacılığa girip kendi iptal edecek. Talimat iptalinin önünde bir engel yok.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(28.04.26)
Otomatik ödeme talimatı karşılığında avantajlı kredi oranı verdilerse filan iptal etmemeleri normal sanki kredi bitmeden.
0
burfak
(28.04.26)
Bazı bankalarda iptal edilemiyor,isim vermeyeyim.başıma geldi. Orda benle ilgilenen bankacıya "rica ederek" yaptırdım. Mobil uygulamadan kesinlikle kabul etmedi kaç kere denediysem halbuki
0
denizciman
(28.04.26)
(6)

Uzaktan uçak kontrolü

kizil karga
Uçak kazası raporunda Alman pilotun uçağı dağa çarptığı bölümü izliyordum aklıma takıldı, böyle bir durum olduğunda uçağın kontrolünü uzaktan devralmak ya da uçağı otomatik pilota alıp onun vasıtasıyla en yakın havaalanına indirmek mümkün olabilir mi, o an kimin hava sahasındaysa mesela baktılar çağ
Uçak kazası raporunda Alman pilotun uçağı dağa çarptığı bölümü izliyordum aklıma takıldı, böyle bir durum olduğunda uçağın kontrolünü uzaktan devralmak ya da uçağı otomatik pilota alıp onun vasıtasıyla en yakın havaalanına indirmek mümkün olabilir mi, o an kimin hava sahasındaysa mesela baktılar çağrılara yanıt gelmiyor böyle bir şey yapılabilir mi uydu muydu aracılığıyla, olabilir mi böyle bir şey? Bir de Helios uçak kazası var uçağın kabin basıncı düşünce mürettebat dahil herkes bayılıyor uçak da düşüyor yine, böyle durumlarda da kullanılabilir.
0
kizil karga
(25.04.26)
o zaman uçakların hack'lenmesinin de yolu açılmaz mı?
uçak kazası değerlendirmelerinden anladığıma göre, uçağın kaldırma/indirme/uçurma işleri, pek doğrusal değil. tonla değişkene bağlı ve pilotun aldığı kararlara göre şekillenen ünik süreçler. bunu dışarıdan, uçağın içindeymiş gibi kontrol etmesi ne kadar sağlıklı bir biçimde sağlanabilir, bilemiyorum. ayrıca, uçağın bulunduğu yükseklikte, tam kontrolü sağlayacak veri bağlantısını kurmak da zor olabilir sanıyorum. geçenlerde izlediğim bir videoda, pilotu ölen bir cessna'yı, eğitimde fakat henüz lisansını almamış yolcusuna indirtmeye çalışıyorlardı. onda bile, komut verirken bir kaç kule değiştirmeleri gerekmişti.
kuş kadar bilgiyle eyyorlamam bu kadar..
+1
lil siztah
(25.04.26)
Yani, öyle bir risk de olabilir tabii.
0
🌸kizil karga
(25.04.26)
Uzaktan uçak kontrolüne dair bugüne kadar bir şey okumadım ama uçağın içinden eğlence sistemlerinin hacklendiğine dair bir makale okumuştum :
abcnews.com
0
rakicandir
(25.04.26)
Şu tarz bi çözüm neden olmasın:
Kokpitte manüel olarak 1 saniyede çevrilerek takılıp kilitlenebilen harici bir acil durum donanım modülü bulunsun bir muhafazanın içinde. Anahtarı da kabin amirinde olsun. Pilotlara bir şey olması durumunda kabin amiri tarafından bu modül yerinden çıkarılıp kokpit teki yuvasına sabitlensin. Modülde uydu kanalıya uçağın uzaktan kontrolüne imkan sağlasın. Acil durum dışında kokpite entegre olmayacağından risk taşımaz.
0
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(25.04.26)
Evet böyle analog bi çözüm daha mantıklı gibi, yani bence çok düşünülürse illa ki uygulanabilecek bi yöntem bulunabilir.
0
🌸kizil karga
(25.04.26)
Teknolojik açıdan acil durumlarda kullanılacak güvenli bir uzaktan erişim sistemi kurulması imkansız değil ancak söz konusu şey havacılık olunca tabi ki bunun maliyetli olacağı aşikar. Diğer yandan hergün onbinlerce uçuş yapılıyor ve olası bir acil durumda uzaktan müdahale ile çözülebilecek sorunlar görece nadiren yaşanıyor. Yani kısacası bu tür bir geliştirmeye değecek, onun maliyetine katlanacak bir durum yok.
0
salihdt
(26.04.26)
(5)

Eskişehir 4400 USD vs Dubai 9000 USD

lapetitemort
Hangisini tercih edersiniz?
Hangisini tercih edersiniz?
📊 Eskişehir mi Dubai mi? Hangi İşi Tercih etmeli?

Bu anket sona erdi. 75 oy kullanıldı.

0
lapetitemort
(15.04.26)
dubai'de 9k dolara istanbul'da sürünen beyaz yakalı olursun
eskişehir'de 4k dolara villada oturup keyif çatarsın
+1
croswell
(16.04.26)
Dubai'de 9K güzel para ama bekarsan. Evliysen ve eşin orada çalışamayacaksa, çocuk varsa vb. Dubai'nin astarı yüzünden pahalıya çıkar, Eskişehir 4.4K daha mantıklı hale gelir.
0
salihdt
(16.04.26)
Eskişehir'de 4400 dubai'de 10560 dolara eşit sorudaki tek kriter paraysa eskişehir tabi

www.numbeo.com
+1
alester
(16.04.26)
eskisehir'in ölüsü dubai gibi ruhsuz, yapay ve bugün ve yakin gelecekte tehlike altinda oldugu ayyuka cikmis bir yerden iyidir.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.04.26)
birbirine yakin rakamlarda genelde bu tarz sorulara TR cevabi veriyorum.
ama 9000usd guzel para, dubai bence de dandik bir yer olsa da 2-3 seneligine dubai yapip, minimal yasayip para biriktiririm.
0
cooperr
(16.04.26)
(8)

Bankanın yatırılan paraya eft zaman sınırı koyması

duster
Bugün Ziraat Bankası şubesine gittim bir arkadaş ile. Araba alacağı için hesabına 1.5 milyon yatırıp parayı firmaya yollayacaktı. Şubedeki gişeci arkadaş yüklü miktar para yatırılınca 3 gün eft yapamazsınız dedi. Sakin birisiyim ama gerildim "Ne alaka arkadaşım, ticaretime engel mi olacaksın, böyle
Bugün Ziraat Bankası şubesine gittim bir arkadaş ile. Araba alacağı için hesabına 1.5 milyon yatırıp parayı firmaya yollayacaktı. Şubedeki gişeci arkadaş yüklü miktar para yatırılınca 3 gün eft yapamazsınız dedi. Sakin birisiyim ama gerildim "Ne alaka arkadaşım, ticaretime engel mi olacaksın, böyle bir hakkınız olduğunu düşünmüyorum" diye yükseldim ama sorunu çıkartan kendisi olmadığı için de fazla ileri gitmedim. "Yüklü miktar dediğin ne kadar, mesela kaç para yatırsam bu limite takılmayacaktım?" diye sordum kemküm etti. Ardından özel bir bankayı aradım, gel yatır sonra atarsın parayı nereye istiyorsan dedi.

Konu bana aşırı saçma geldi, bana böyle dangalakça sınırlar konmasını hazmedemiyorum. Bankacı arkadaşlar varsa lütfen açıklama getirebilirler mi?
0
duster
(13.04.26)
ticari faaliyetin yoksa ve şahıs olarak bu para hareketin olağan bir durum değilse parayı araştırmak isteyebilir ama önceliği bunun beyandır ve 1,5 milyon için bu uygulama anlamlı değil.
çok yüksek rakamlarda bunu uyguladıklarını biliyoruz ancak onda da böyle esir almak gibi değil. özel bankalarla işinizi çözebilirsiniz.
+1
erty_ksk
(13.04.26)
ziraat bankası gayet normal. allah kimsenin işini düşürmesin.
+1
yazar yazmaz yazan yazar
(13.04.26)
İşbankasında, buna benzer bir başka durum için, hesabı kasa gibi kullanamazsın demişti gişedeki lavuk. (Maaşım yattığı gibi işbankasına yollayıp çekip, fiziksel euro alıp işbankasına geri yatırıyordum. Maaşın yattığı bankayı firma belirlemişti ve lalelideki döviz bürolarına en yakını işbanktı ama euro makasları çok açıktı. Neyse, o parayı çekme kısımlarını görüp dövizleri yatırmamışım gibi davranınca çektim tüm parayı teb’e yatırdım. Halbuki peyderpey yatırılan o döviz uzun vadede işbankasında duruyordu ve duracaktı)

Maalesef devlet ortaklı bankalarda müşteri memnuniyeti umurlarında değil. Memurlar zaten.
0
filipis
(13.04.26)
soracağın 2. soru eft limiti olsun, uygulamadan bak ne kadar eft limiti var günlük , şubeden arttırıyor çoğu banka birde şuna emin ol yuksek para gönderince süpheli işlem diye app erişimini kapatıyorlar
+1
eja
(13.04.26)
Rezalet iş. Geçmiş olsun.

Burgan Bank'ta bile gün içinde 2 milyon döndürdüm. Sıfır sıkıntı
+1
HellKeePer
(13.04.26)
bu sınırlar çoğunlukla "aşılabilen" ve aslında keyfekeder bazı sınırlarmış gibime geliyor benim.
+1
co2s2
(13.04.26)
Bildiğim bir konu değil ama Twitter’da okumuştum.
Banka şubeleri bunu engellemek istiyormuş çünkü mesela siz oraya bir milyon tl kağıt para verdiğinizde onları saymakla, depolamakla, akşam zırhlı araçla merkezdeki kasaya göndrmekle, o paranın sigortasıyla uğraşacaklar ama parayı bir gece bile kullanamamış olacaklar. Yani şubeye tamamen zarar veriyor bu işlem. O yüzden engellemeye, taş koymaya, sorun çıkarmaya, kural uydurmaya kalkıyorlarmış.
+3
michael_knight
(13.04.26)
michael_knight +1

Devlet bankalarında da aynı hesap var mı bimiyorum ama mesela özel bankalarda her şubenin kâr - zararı ayrı tutulur. Şube nakit tuttuğunda da genel müdürlük belli bir faiz oranı üzerinden ona zarar yazar, o yüzden de şubeler yüklü miktarda nakit tutmak istemezler. Şubedeki kişi "Madem bu nakitle uğraşacağız, bari 3 gün şubeye kâr yazsın, zararı çıksın" d,ye düşünmüş olabilir.
+2
salihdt
(13.04.26)
(8)

Ekşi Sözlüğün geldiği nokta

CemMetin
https://eksisozluk.com/uganda-generalinin-turkiyeyi-tehdit-etmesi--8091833Parayı basıyorsun, istediğin kadar clickbait link spamliyabiliyor ve özgürce ırkçılık yapabiliyorsun. Haber içeriğinin başlıkla ilgisi bile yok.Koskoca Ekşi Sözlüğün para için sinan oğlan ve zafer partili ergenlerin oyun alanı
eksisozluk.com

Parayı basıyorsun, istediğin kadar clickbait link spamliyabiliyor ve özgürce ırkçılık yapabiliyorsun. Haber içeriğinin başlıkla ilgisi bile yok.

Koskoca Ekşi Sözlüğün para için sinan oğlan ve zafer partili ergenlerin oyun alanına dönmesi konusunda ne düşünüyorsunuz?
0
CemMetin
(11.04.26)
burası bir değer değil ki. burası bir internet sitesi. bir bayrak değil, belirli bir zümreye ait değil. hoşunuza giderse kalırsınız, hoşunuza gitmezse çıkarsanız.

çok değer biçmediğiniz zaman eğlenceli oluyor, tavsiye ederim.
-2
galahad reloaded
(11.04.26)
ekşinin artık eski yazarları yok. meydan trollere kaldı. dönem değişiyor ekşide değişiyor.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
Başlığı açanı engellemişim. Sanırım 1.000 kişiyi engelledim ve hala her gün en az birkaç kişiyi engelliyorum ancak sorun çözülmüyor.

Sorun sitenin tam zamanlı profesyonel bir işe dönüşmesinden kaynaklanıyor, site sahibi el atmadıkça yapacak bir şey yok.
+3
10551037
(11.04.26)
Sözlük kapanıp açıldığı dönemden beri foseptik çukurundan hallice değil mi? bu hale geldikten sonra xteki troller eksikapansin hastagini saldılar.
0
ekimoloji
(11.04.26)
ekşisözlük'te bir ticarethane sonuçta. para konuşur.
akp trollerine de mecburen destek oluyorlar.
0
parka
(11.04.26)
Bu konu benim de canımı sıkıyor. Sözlüğün para kazanmasıyla ilgili bir derdim yok, Kanzuk ya da başka birinin bu işi babasının hayrına yapmayacağını biliyorum. Hatta sözlüğün potansiyeli itibariyle siyasi açıdan rahat bırakılmayacağını da biliyorum. Ancak para karşılığı değer yargısı içeren içerik oluşturma hakkını siyasi bağlantıları herkes tarafından bilinen bir haber sitesine vermek çok büyük bir aymazlık. Normal bir kullanıcının ürettiği içeriklere bile bağımsız yaklaşmak çok zorken bu tür akçeli işlerde çizgi çekmek imkansız hale geliyor. Bu kafayla mesela A Haber parasını basıp sabahtan akşama kadar CHP temalı başlık açabilir diye anlıyorum.
Sözlüğün bu tür bir sürece girmesi yazık gerçekten.
0
salihdt
(12.04.26)
''Ancak para karşılığı değer yargısı içeren içerik oluşturma hakkını siyasi bağlantıları herkes tarafından bilinen bir haber sitesine vermek çok büyük bir aymazlık.''

buna tam olarak 'ticaret' diyoruz. bakkal dükkanı işletsen akp' li veya dem partili birine ürün mü satmayacaksın? veya okulun olsa okula mı almayacaksın? veya hastanen olsa o hastaya bakmayacak mısın?

sözlüğün bulunduğu bu ortam müthiş bir fikir özgürlüğü durumu. ha gelir chp veya işçi partili biri reklam vermek ister ve sözlük bunu kabul etmez. o zaman hep beraber linçleriz.
-2
galahad reloaded
(13.04.26)
Ona tam olarak "ticaret" diyemiyoruz zira sözlüğün özü kullanıcıların içerik üretmesi. Sözlüğe para verip değer yargılı içerik ürettirmek benim Ülker'e para verip kafama göre çikolata üretmem, Ülker'in de bunu kendi markası altında satmasıyla aynı şey. Ülkerin herkese bu hakkı vermesi demokratik bir durum gibi gözükse de faaliyetin türü itibariyle saçma ve etik değil. Ya da daha yakın bir örnek vereyim: Para verip gazeteye haber yaptırıyorum mesela. Ticaret mi? Ticaret... Eğer gazete "Her para veren haber yaptırabilir" derse kendince demokratik de olur da... Artık gazete diye bir şey kalmamaya başlıyor bir noktada.
+1
salihdt
(13.04.26)
(3)

Başkasıyla aynı kıyafeti giymek neden insanları rahatsız ediyor?

bakur basur rojava rojhilat
Yıllardır anlam veremediğim şeylerden biri de bu. İnsanlar biriyle pişti olunca neden rahatsız olur. Neden aynı kıyafeti satın almaz, satın almışsa aynı gün giymemeye dikkat eder. Ben çevremde güzel kıyafetli birini görünce kıyafetin aynısını almak istiyorum.
Yıllardır anlam veremediğim şeylerden biri de bu. İnsanlar biriyle pişti olunca neden rahatsız olur. Neden aynı kıyafeti satın almaz, satın almışsa aynı gün giymemeye dikkat eder. Ben çevremde güzel kıyafetli birini görünce kıyafetin aynısını almak istiyorum.
0
bakur basur rojava rojhilat
(28.03.26)
Çok küçükken vardı bende böyle tripler, severek aldığım bir kazağın aynısını birinin üstünde görmüştüm ve bir daha o kazağı giymek istememiştim. Büyük ihtimalle hoşlanmadığım (beğenmediğim) biriydi ve o kişiyle aynı zevke sahip olmaktan rahatsız olmuştum.
Beğendiğim/özendiğim birinde gördüğüm güzel giysiyi almak isterdim mesela, bu etken olabilir.

Bu kadar hassassak gidip mağazadan alışveriş yapmayacağız, böyle şımarıklıklar için özel tasarım giysiler giymek, kendi terzin olması gerekiyor, buna gücün yoksa herkesle her an pişti olmayı göze alacaksın.

Aynı mekanda aynı giysi bilemedim belki o kişi daha iyi kombinlemişse, ona daha çok yakışmışsa rahatsız olabilirim :)
+1
mutekebbir
(28.03.26)
Sıradan olduğumuzu hissettiriyor. Yeterince özenli ve orijinal olamamışız. Kendimize özgü bir stilimiz yokmuş. Herkes bize bakıp ne kadar basit olduğumuzu düşünecekmiş... Modern dünya insanının sanrıları özünde.
0
salihdt
(28.03.26)
Pişti olanin rahatsızlığı, etraftan gülünç görunme durumu, bu olmasa insanlar aynı kiyafetli kişiye gülüp selam verip geçecek. Bizler aldığımız şeylerle kimseyi memnun edemeyiz. Şöyle ki, spor araba al, etraftan “gariban porsche’si almış, parası yetmemiş derler. Gider 2012 modele kadar porsche alirsin ki gercek porsche o tarihte biter, yeniye parası yetmemiş eskisini almış derler. Yeni 911 alırsın, gt3 alamamuş giriş porsche’si almış derler. Bitmez yani.
0
covered
(28.03.26)
(8)

Netflix’in en büyük rakibi neden uyku?

michael_knight
Yıllar önce netflix CEO’su böyle bir şey söylemişti. Ne demek istediğini anlayamadığım için aklımda kaldı. Ne demek istiyor?2 saat değil 5 saat netflix izlediğimizde daha fazla para ödemiyoruz ki, daha fazla server maliyeti yaratıyor ve kataloğu daha yetersiz hissettiğimiz bir noktaya geliyoruz.
Yıllar önce netflix CEO’su böyle bir şey söylemişti. Ne demek istediğini anlayamadığım için aklımda kaldı.
Ne demek istiyor?
2 saat değil 5 saat netflix izlediğimizde daha fazla para ödemiyoruz ki, daha fazla server maliyeti yaratıyor ve kataloğu daha yetersiz hissettiğimiz bir noktaya geliyoruz.
-3
michael_knight
(28.03.26)
Tam neyi sorduğunuzu anlamadım, maliyet yarattığını belirtmişsiniz ki bu da bir cevap.

Netflix Spotify gibi platformlar; izlediğiniz içeriğin yayıncısına, toplam izlenme süresi kadar ücret ödüyor diye biliyorum. Bu da etkenlerden biridir sanırım.
0
substituent
(28.03.26)
1) yıllar önce demiş, üyelikle fix fiyatı dusunememis olabilir

2) içerik üreticileri uyuduğu için ve içerikler bir süre sonra tüketim ekonomisinde yetersiz kalırsa şirket geleceği belirsizliğe düşebilir demiş olabilir
0
baldan kaymak
(28.03.26)
İnsanların eğlenceye ayırabilecekleri belli bir süre var ve bir sürü uygulama bu süre için rekabet ediyor. Netflix'in bir sürü direkt rakibi var (Disney+, Hbo Max, vb.), bir sürü dolaylı rakibi var (Netflix'te bir şey izlemek yerine Spotify'da podcast dinlemek, TikTok'ta video kaydırmak vb.) haliyle kullanıcıların Netflix kullanma süresinin artması demek Netflix için işlerin iyi gittiğinin göstergesi olurdu; zira platform o kadar iyi/kaliteli/popüler işler çıkarıyor ki insanlar diğer tüm alternatif aktiviteler yerine Netflix izlemeyi tercih ediyor demek anlamına gelirdi.
Bu da bir anlamda hem üyeliğini sonlandıran kullanıcı sayısının (Churn) az olması, hem de yeni üye kazanımının yüksek olması demek.
+1
salihdt
(28.03.26)
Bu tartışma dikkat ekonomisi - attention economy kavramı altında konuşuluyor
+2
grimavi
(28.03.26)
Sadece uyuduğunuzda bizi izleyemiyorsunuz onun haricinde kalan sürelerde tüm dünyada izleniyoruz demek
0
ebeş
(28.03.26)
netflixin başından sadece uyumak için (o da zorunluluktan) kalkarsınız. uyku dışında hiçbir şey bizimle rekabet edemez, hep biz kazanırız.
0
cek
(28.03.26)
ceo'ların şirket kazancından fazla şirketin ederini önemsediğini farzedersek netflix'in daha fazla izlenilmesi = borsada daha pahalıya işlem görmek diye düşünülebilir.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(28.03.26)
Olayın ne tarafında olduğunuza göre değişiyor maliyet/fayda hesabı. Mesela google search kullanıcının bir an önce aramayı terk etmesini isterken, reklam içeriği üreten başka bir websitesi bol bol kal ve reklam geliri sağla ister. Başka bir websitesi (örneğin üniversitelerin öğrenci arayüzünün olduğu sayfalarda) kullanıcının server yükü oluşsun istemez vesaire.

Bunca rakibi olan ticari bir platform, geleneksel kanal yayınlarındaki reyting mantığını devam ettirmek zorunda. Yeni üyeliklerin gelmesini ve eski üyelerin devamını sağlamak için en çok izlenen imajını kaybetmemeli. Fazla izlemediğini düşündüğün bir şeyi terk etme potansiyelin var. Yeni kullanıcılar için tavsiye etmeme hatta “gereksiz” şeklinde kötüleme riskin var. Bir alışkanlık bir rutin şeklinde izlediğin şey daha zor vaz geçilebilir olur vs.
+1
Unde bach canim
(28.03.26)
(10)

Yaşlanmak

don’t panic
Sağlıklı bir şekilde yaşlandığım için kendimi şanslı görüyorum; ama gün sonunda düşününce yaşlanmak olgusu beni üzüyor ya galiba. Sadece kendi yaş almamdan bahsetmiyorum. Doğumuna, çocukluğuna şahit olduğum birisi evleniyor; tuhaf hissediyorum. Ergenliğini bildiğim birisine bakıyorum, 40’lı yaşlarda
Sağlıklı bir şekilde yaşlandığım için kendimi şanslı görüyorum; ama gün sonunda düşününce yaşlanmak olgusu beni üzüyor ya galiba. Sadece kendi yaş almamdan bahsetmiyorum. Doğumuna, çocukluğuna şahit olduğum birisi evleniyor; tuhaf hissediyorum. Ergenliğini bildiğim birisine bakıyorum, 40’lı yaşlarda ve göz kenarlarındaki çizgiler belirginleşmiş. Bir başka çocukluk arkadaşımın saçları ağarmış. Az önce bir video izledim 2006 dünya kupasında italyan oyuncuların yaşlarını gösteriyordu. Totti, Buffon falan 20’li yaşların sonunda; şu an hepsi 50’sinde. Çocukluğumda benim için bir idol mertebesinde olan Hagi’nin o dönemki yaşından daha büyüğüm ve kendimden küçük birine o dönem yüklediğim anlam şu an bana çok enteresan geliyor.

Hayat benim için bilhassa 2010’lu yılların ilk yarısından sonra felaket hızlı aktı. Çoğu kişi için böyle galiba. 2012 yılının 14 sene önce olması gerçeğini kabullenemiyorum :) sanki 26 yaşımdan 40 yaşıma 1 senede gelmiş gibi hissediyorum. Ve bunu orantıladığımda birkaç sene geçecek ve bir anda 50-55 yaşımda olacağım diyorum ve sanırım bu bana endişe veriyor. Bilemiyorum, değişik duygular içerisindeyim. 40 yaş bunalımı falan mı bu acaba :D

Öyle işte…
+5
don’t panic
(28.03.26)
41 yasinda benzer hissediyorum. en cok da annemle babamin yaslanmasi uzuyor. yaslanma olgusu uzucu.
+2
lemmiwinks
(28.03.26)
Yaşlanmak böyle bir şey herhalde. Onlu, yirmili yaşlarındaki insanın sonsuz olasılıklarla dolu hayatı yavaş yavaş katılaşıp belli sabit bir döngüye girince sonrasında zaman hem hızlı geçiyor, hem de o döngü içinde orada bir tatil, burada felekten çalınan bir gece dışında pek de bir şey yaşanmadığı için 20 yılı 20 dakikada pek de bir şey atlamadan anlatabiliyorsun.
+1
salihdt
(28.03.26)
30 gibi hizlaniyor, 35-40 arasini pek hatirlamiyorum bebek falan derken bir ara 40 oldum.
20li yaslarda 40a merdiven dayamis abilere olm amma yaslisiniz falan derdim.
gecen biri bana "abi onunde yasasan yasasan 10 sene daha var, ne dusunuyorsun?" diye sordu, tokadi yiyordu..
daha yolun yarisi ya, artik 60 yasinda olene genc diyorlar. :D
80i gorursek iyi..
0
cooperr
(28.03.26)
don't panic
+4
gobekliraki
(28.03.26)
Babam 66 yaşında kendisine amca denilince bozuluyor. Abi denilmesi lazımmış. 30u geçince anladım onu
0
Hallegadola
(28.03.26)
Bence güzel birşey yaşlanmak. Bir kere idrakin artıyor, zihnin büyüyor ve saçma sapan şeylere sktr çekme cesaretin çoğalıyor. Aslında aynı oranda bir merhamet duygusu yığılıyor üstüne, şu cahile biraz bişi anlatayım da öğrensin diyorsun. İlber ortaylının sürekli gençler cahil görmesi bu yüzdendi :)

Bir büyüğüm “5 dk öncesine gitmek istemem. Ben bu saçı sakalı ağartana kadar neler çektim biliyor musun” derdi.

Yaş aldıkça bu düşüncesine katılıyorum. Tek üzücü kısmı sevdiklerin göçmesine tanık olmak. Onlar orda mutlu biz burda hala dünya derdi çekiyoruz. (İnançlıspor)
+2
love and trust
(28.03.26)
Ben de benzer dusunce ve sorgulayislarsayken aslinda bunun kendimi cok onemli gormemle alakali oldugunu fark ettim, kendi dunyamiz buyuk ama gunun sonunda dunyanin butunune baktigimizda mikro duzeydeyiz. Boyle dusununce yaslanmak da daha onemsizlesiyor benim gozumde,2012 vs sonrasininda herkes icin hizli ilerlemesini de yasanan gelismelere yoruyorum ben biraz, sosyal medya, her seyin hizli tuketimi bu donemler girdi hayatimiza.
+1
tuborg yesili
(28.03.26)
Metabolizmamın yavaşladığını hissetmek, saçlarımda beyazlar görmek falan bunlar beni de üzen şeyler ama yaş aldıkça "ben kendimi eskiden ne kadar gereksiz şeyler için hırpalamışım" diyorum o kadar da kafaya takmıyorum yaşlanmayı.
0
kullanicadi
(28.03.26)
Yaslanmak degil ama yas almak kalp ben.

Eski ben iyiydi güzeldi ama manyakti. Kalbini kirmis bir eski sevgili bad boy adeta fkfkfk
Aklima gelirse gülümsüyorum ama hiç özlemiyorum. Her yasin ayri güzelligi var. En güzel yasindayim.
-2
Purple life
(28.03.26)
insan vaktin bu kadar çabuk geçmesini ve hayalindeki çoğu şeyi yapamayacak olmasını zor kabulleniyor.
+1
orpheus
(28.03.26)
(7)

Linkedin Üzerinden İş Bulmak (Yurt Dışı)

derdi dertsizlik olan adam
Merhabalar,Finans sektöründe uluslararası bir şirkette çalışıyorum. Güncel olarak Linkedin üzerinden Almanya, Hollanda, İngiltere'ye başvurular yapıyorum. Ancak CV büyük oranda eşleşse de hep red mailleri alıyorum. CV'mi ve linkedin profilim güncel ve birbiriyle uyumlu, genel olarak yurt dışı başvur
Merhabalar,

Finans sektöründe uluslararası bir şirkette çalışıyorum. Güncel olarak Linkedin üzerinden Almanya, Hollanda, İngiltere'ye başvurular yapıyorum. Ancak CV büyük oranda eşleşse de hep red mailleri alıyorum. CV'mi ve linkedin profilim güncel ve birbiriyle uyumlu, genel olarak yurt dışı başvurularda nelere dikkat ediyorlar vs. hepsini biliyorum. Büyük olasılıkla oturum iznim ve yerel dil olmadığı için eleniyorum. Ancak linkedin'de Türkiye'den direkt başka şirkette iş bulan insanları görüyorum. Bu insanların linkedin profillerine bakınca benden çok farkları olmadığını görüyorum. Onların başardığını görünce acaba nerede yanlış yapıyorum diye soruyorum. IT ve akademi dışında iş bulanlar nasıl buldu ve buluyor?
0
derdi dertsizlik olan adam
(27.03.26)
Benim tahmin ettigim ve gordugum kadariyla piyasa en azindan 2 senedir falan pek hareketli degil. Su an Hollanda'da yasiyorum, 4 senedir ayni yerde calisiyorum, biraz calistigim pozisyon kariyer akisimi bozdu o yuzden ERP isleriyle ilgili yazanlar oluyor ama kendi aradigim islerde cok fazla basvuru yapmamis olsamda, hic bir donus alamadim, ilk telefon gorusmesi bile olmadi. Zaten basvuracak ilan bulamiyorum dogru durust, ilan Hollandaca ise veya Hollandaca sart diyorlarsa direk eliyorum zaten.

4 sene once durum tamamen farkliydi. Gene iyi uyumlu gordugum islere basvuruyordum sadece, abartisiz en az yarisinda en az ilk telefon gorusmesini yapiyorduk. Burada isverenler biraz pimpirikli 10 yerle gorusursun biri olur belki. Bulan nasil buluyor ben de bilmiyorum. Guzel bir cover letter yazip bir sekilde ilk gorusmeyi ayarliyorlar, sadece is veren ne duymak isterse altini doldurarak yari abarti yari dogru soyluyor mi bilemiyorum. Tabii bu cok cok ozel is yapmayanlar icin gecerli.

Biliyorsunuzdur belki ama Hollanda ozelinde birkac not daha duseyim. Bu adamlar motivasyona yani cover letter'da yazilanlara cok ehemmiyet veriyor. O isi neden istediginize dair, ilandaki ipuclarindan yararlanarak guzel bir motivasyon yazmak sart.
+1
mbond
(27.03.26)
Sizin sektörünüzde o ülkelerde işe alım görüşmeleri yapan head hunter bulmaya çalışıp onlarla bağlantı kurma yolunu deneyebilirsiniz. LinkedIn üzerinden uluslararası pozisyonlara başvuru yapmak biraz piyango bileti almak gibi; imkansız değil ama çok zor. Benim tanıdıklarımdan başvuru yoluyla giden olmadı; ya şirket içi transfer ya da direkt head hunterların onları bulmasıyla gittiler.
+1
salihdt
(27.03.26)
O ülkelerde master yapıp eğitim sonrası çalışma izni olanlar bile bulamayabiliyor. Sizde çalışma izni yok, başka bir ülkedesiniz. İmkansız değil ama çok zor.

Almanya, Hollanda, İngiltere artık doldu. Almanya'da binlerce yabancı öğrenci eğitim ucuz diye gidip iş arıyor. Ingiltere'de de maaş kriteri çok yüksek ve uzaktan neredeyse imkansız.
+2
runaway
(27.03.26)
@mbond Hollanda içi ilanlarda bile dönüşler zor ise piyasa biraz sıkıntılı gibi. Mevcut işimde direktörüm Hollandalı olduğu için nasıl çalıştıklarını ve nelere dikkat ettiklerini biliyorum dediğin gibi prosedürlere ve hiyerarşiye çok takıklar.

@kvelduv aslında ben de durumun farkındayım 5-0 geride oluyorsun lokasyon farklı olunca hatta schengende olmayınca. Headhunter'ları hiç denemedim bundan sonra o tarafa yoğunlaşacağım.

@salihdt şirket içi transferin en kolay yol olduğunun ben de farkındayım o da biraz şans işi ilan denk gelicek vs. headhunter'lar arada yazıyor da genelde arabistan vs. için yazıyorlar :) şu durumda da oralar çok mantıklı değil :)
0
🌸derdi dertsizlik olan adam
(27.03.26)
Sponsor olmak istemiyorlar + vize işlemleri uzun sürüyor o yüzden sistemden otomatik olarak ret ediliyorsunuz. Niyetiniz ciddiyse özellikle Almanya nezdinde "İş Arama Vizesi" veya "Deutschland Chancenkarte"ye başvurmalısınız. digital.diplo.de

Bu durumda mevcut işinize devam etmeniz biraz zor olabilir çünkü ülkeye giriş-yapmanız gerekiyor. Eğer home office çalışabilirim derseniz oradan çalışabilirsiniz.
0
elektr10
(27.03.26)
Piyasa cok daraldi öncesine göre. Bütün şirketlerde istihdam baskisi var.
-1
Purple life
(27.03.26)
romanya uzun dönem oturum iznim var.
romanya telefonum ve adresim de var.
oturuyorum boş boş izin verdikleri için :)
3 aydır (2 gün sonra 4. aya gireceğim) birebir iş arıyorum.
daha önce yaptığım işin birebir aynısından red yedim linkedinde.
mülakata bile çağırmadılar, düşün.
basit turkish speaker işleri bile düşmedi.
not: covid öncesi romanya'da çoğu şirket accounts payable in turkish tarzı pozisyonlarla adam getirdi buraya. şu an piyasa o kadar dolu ki o arkadaşların alayı uzun dönem oturum izni aldıktan sonra şirketten şirkete çekirge gibi atlıyorlar.
şehrimdeki bir şirket 1 hafta içinde buldu aradığını etraftan, hem de alanında tecrübeli.
2-3 sene önceye kadar recruiter'lar sürekli mail atarlardı.
polonya, hollanda, romanya.
o günler geçti çoktan.
keşke sabırlı olsaydım da işten ayrılmasaydım.
para ruh sağlığından daha önemli.
şu an sağdan soldan tanıdığım herkese cv atıyorum belki de beni istihdam etmek isteyen olur diye.
0
rain when i die
(27.03.26)
(9)

İçinde bulunduğumuz dönem size nasıl bir çağrışım yapıyor?

tuborg yesili
Benim için vasatlığın, özensizliğin hemen her konuda- takdir gördüğü bir çağ, bir ilüzyon gibi.Basit bir örnek : Tanıdığım bir kadın kadınlar günü için konuşma yapmaya davet edildi, bu kadın aslında baya cinsiyetçi ( direkt erkek çocuk isteyecek kadar) hiç hayatında zorluk yaşamamış ( siyasetçi üst
Benim için vasatlığın, özensizliğin hemen her konuda- takdir gördüğü bir çağ, bir ilüzyon gibi.

Basit bir örnek : Tanıdığım bir kadın kadınlar günü için konuşma yapmaya davet edildi, bu kadın aslında baya cinsiyetçi ( direkt erkek çocuk isteyecek kadar) hiç hayatında zorluk yaşamamış ( siyasetçi üst düzey aileden gelme) olmasına rağmen konuşmacı olarak davet edildi ve 15 dklık konuşmasında 1 kez bile türkiyedeki kadın cinayetlerine vb asıl konuşulması gerekenlere atıfta bulunmadan, sadece kendi kariyerini anlattı ve bitti.

Her şeyin çok içinin boşaltıldığını daha da hissettirdi bu bana. Yanılıyor muyum?
+5
tuborg yesili
(20.03.26)
Tek kelimeyle çok kötü.

Düşüncelerimi uzun uzun yazmak isterdim ama ona bile halim yok artık.
+1
rock n roll
(20.03.26)
Ben insanların leşliğini geçtim, yaşamamıza bile müsade etmeyecek bir dünya artık bu. Çocuğumu ne bekliyor bilmiyorum ve çok korkuyorum.
+3
sadakatsiz
(20.03.26)
Wild West ile cahiliye devri karışımı.

Samimiyet, empati sıfır.
+1
gabe h coud
(20.03.26)
İçinde bulunduğumuz çağın 100 sene 200 sene önce 300 sene öncesinden çok farkı yok o dönemlerde de benzer şikayetler vardı: youtu.be
+4
kizil karga
(20.03.26)
Kızıl Karga'ya belli bir yere kadar katılıyorum, hatta aklıma Midnight in Paris filmi geldi; her dönemin insanları kendi dönemlerini kötüleyip bir önceki döneme öykünüyorlar...

Dünyanın bu kadar küçülmesi ve neredeyse herkesin fiziksel lokasyondan ve sahip olduğu imkanlardan bağımsız diğer herkesle aynı online sosyal ortamda buluşması çok garip bir düzen yarattı. Bir yandan tabi ki bir çok alanda bir demokratizasyon yaşandı; normalde yeteneklerini, niteliklerini gösteremeyecek insanlar kendilerini ifade etme şansı yakaladı, ancak diğer yandan işin bütün ekonomisi insanların dikkatini reklam verenlere pazarlamak üzerine döndüğü ve en çok dikkat çeken şeyler de insanın doğası itibariyle en garip, grotesk, iğrenç, absürd şeyler olduğu için de etrafımız bunlarla doldu. İşin kötüsü döngü yapay zekanın hayatımıza girmesiyle daha da güçlenmeye ve hızlanmaya başladı...

Sizin dediğiniz örnek ise ülkemizin klasik adam kayırmacılığı ve cehaleti; bir kadının belli bir mevkiye gelmiş olması o kadını direkt olarak kadın hakları savunucusu yapmaya yetiyor gibi bir algı var.
+3
salihdt
(20.03.26)
bana bu çağ en çok şunu hissettiriyor: her şey var ama hiçbir şey gerçekten yer etmiyor. çok şey görüyoruz, çok şey tüketiyoruz, ama az şey gerçekten kalıyor. sanki sürekli akan bir şeyin içindeyiz ve hiçbir şey durup da ağırlık kazanmıyor.

bir şeyin üzerinde duramıyoruz artık. elimiz alışmış gibi, sürekli kaydırıyoruz. bakıyoruz ama kalmıyoruz. bir şeye gerçekten bakmak yerine, sadece geçiyoruz. bu geçiş hali zamanla bir alışkanlığa dönüşüyor. alışkanlık olunca da, yüzey normalleşiyor. simulakr dediğimiz şey burada sadece “gerçeğin kopyası” değil; daha derin bir şey: artık çoğu şey, gerçeğin yerini almak için değil, gerçeği hissetmeyi gereksiz kılmak için var. yani mesele bir taklit değil, bir ikame ekonomisi. bir şeyin kendisi yerine, onu düşünmeden kabul edebileceğin versiyonu dolaşımda kalıyor. gerçek hâlâ var ama kimsenin ona ihtiyaç duymadığı bir konuma itiliyor. bu, tuhaf bir şekilde konforlu da çünkü gerçek, her zaman konforlu değil.

ilişkiler de bu hızın dışında kalmıyor. güven dediğin şey tekrar ister, süre ister. ama tekrarın olmadığı yerde güven oluşmaz. insanlar daha az kalıyor, daha çok geçiyor. bu da bağ kurmayı zorlaştırıyor. bağ zayıfladıkça, ilişkiler daha kontrollü ama daha yüzeysel hale geliyor. aşk ve sevgi de bu yüzden zorlaşıyor. çünkü bunlar insanı yavaşlatır, konforunu bozar, kontrolünü azaltır. buna alan açılmadığında, geriye daha hafif ama daha eksik bir şey kalıyor.

Plato açısından mesele şuna yakın: insan çoğu zaman neyin iyi olduğunu bilir ama daha kolay olanı seçer. çünkü iyi olan zahmet ister, sabır ister. bu zahmet alınmadığında, bildiğin şey ile yaşadığın şey arasında mesafe oluşur. o mesafe kapatılmadıkça, bilgi tek başına bir şeyi değiştirmez.

kelimeler aynı kalıyor ama anlamlar aynı kalmıyor. herkes “güven”, “niyet”, “samimiyet” diyor ama herkes farklı bir şey yaşıyor. bu yüzden konuşma var ama tam bir buluşma yok. burada Ludwig Wittgenstein’ın işaret ettiği şey şu: anlam kelimenin içinde sabit duran bir şey değil; nasıl kullanıldığıyla ve hangi hayatın içinde söylendiğiyle oluşuyor. yani kelimeler ortak, ama deneyimler parçalı.

insan artık gerçek ile onun yerine geçen şey arasında seçim yapmıyor; çoğu zaman sadece daha az efor isteyen tarafı alıyor. ve bu, fark edilmeden, yavaş yavaş gerçek olanı gereksiz hale getiriyor.
-1
rakicandir
(20.03.26)
Ben 1800'lerin sonları 1900'lerin başları döneminden çok daha kötü durumda olduğumuzu düşünüyorum. Anlattığın şey resmen köksüzlüğün, ben merkezciliğin, duygusuzluğun tezahürü. Bence tarihte hiçbir zaman bu kadar kötü durumda olunmadı.
+1
muhayyer divan
(20.03.26)
iki dünya savaşı arasındaki dönem gibi hissettiriyor.
0
eileengray
(20.03.26)
o konuşan vasat kadında sorun yok. onun sözünü muteber sayarak oturup dinleyende sorun var.
her şey halkta bitiyor.

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(20.03.26)
(2)

Demirden ve çelikten Spor Aletleri yaptırmak için sanayide nereye gidilir?

aslan bacanaktaki halim
Vaktim olmadığı için spor salonuna gidemiyorum. Evim müstakil garaj gibi bir yer var. Oraya spor salonu kurmak istiyorum ama fazla parada harcayamam. .demir ve çelikten veya eski traktör parçalarından barbell, dumbbell, ketlebel gibi aletleri sanayide nerde yaptırabilirim? ya da yaptırabilir miyim?
Vaktim olmadığı için spor salonuna gidemiyorum. Evim müstakil garaj gibi bir yer var. Oraya spor salonu kurmak istiyorum ama fazla parada harcayamam. .demir ve çelikten veya eski traktör parçalarından barbell, dumbbell, ketlebel gibi aletleri sanayide nerde yaptırabilirim? ya da yaptırabilir miyim? Mümkün mü? Sanayide gittiğimde derdimi anlattığımda bana " ne diyo bu ?" demesinler :D
0
aslan bacanaktaki halim
(19.03.26)
o kadar pahalı değil döküm plaka alıp set yap diyecektim de nasıl artmış fiyatlar böyle ya? ben 2.5'luk plakalar almıştım çapı çok geniş olmasın hareket kısıtlamasın diye. 2x2.5kg 45tl'ymiş o dönem.
bi siparişte 2 çift i.imgur.com
bi siparişte 6 çift i.imgur.com

kilosu 9tl, ücretsiz kargo ve vade farksız taksit de yapmışım. şuan aynı 2.5kg çifti 1000tl'yi geçmiş, 2019 kasımda almışım 20 katın üzerine çıkmış, dolar kuruyla filan da açıklanmaz. olması gerekenin iki katından pahalı hala.
0
konetsu
(20.03.26)
Ben olsam ikinci el bakarım, bu tür şeyler bir heves alınıp sonra çok yer kapladığı için görece uygun fiyata elden çıkartılıyor.

Sanayi konusundan emin değilim ama daha önce hangi konuda ne ustasıyla muhattap olduysam sonuç aklımdakinin yanına bile yaklaşmayıp bir de üstüne "Kişiye özel" yapıldığı için pahalıya çıktı. Yani astarı yüzünden pahalıya gelebilir.
0
salihdt
(20.03.26)
(9)

Radar Cihazlarının Hassasiyeti

eisberg
Kanun değişmişti geçenlerde malum. Artık +6 - 10 km/s arasına 2k, 11 - x arası 4k diye artarak gidiyor. Bu hız ölçüm cihazlarının hassasiyeti ne kadar acaba? 10 mu 11 mi karar verecek doğruluğa sahip ölçüm cihazları ile mi yapıyorlar ölçümleri?
Kanun değişmişti geçenlerde malum. Artık +6 - 10 km/s arasına 2k, 11 - x arası 4k diye artarak gidiyor. Bu hız ölçüm cihazlarının hassasiyeti ne kadar acaba? 10 mu 11 mi karar verecek doğruluğa sahip ölçüm cihazları ile mi yapıyorlar ölçümleri?
0
eisberg
(18.03.26)
Bu tip ölçerler fabrikadan gayet hassa ölçüm yapacak şekilde çıkar, zamanla kalibrasyon denen hassasiyet ayarlarını yaptırmak gerekir. Merak edilen, bu cihazların kalibrasyonlarının periyodik yapılıp yapılmadığı olmalı. Onu da bizler bilemeyiz ancak kurumdan biri, memur falan kendi tecribesinden bilebilir, buraya yazar mı o ayrı konu.
0
covered
(18.03.26)
avukatlık yapan hukuk hocam kendisine kesilen tüm cezalar için yanlış ölçmüş diye mahkemeye itiraz ederek ödemiyorum demişti, kabul edildiğine göre kalibrasyon olayı düzenli olmayabilir
0
eja
(18.03.26)
@covered "gayet hassas" dediğiniz nedir hocam? +- 0,5 mi? 0,1 mi?
0
🌸eisberg
(18.03.26)
Radar hassasiyetinin yanında senin hız göstergenin doğruluğunu da düşünmen lazım.
Radar belirli periyodda kalibre edilebilir ama aracın hız göstergesinin doğruluğu lastik aşınmışlığından bile etkilenir.
Uygun olanı öyle üçe beşe takılmayıp limitlerde dolaşmamak.
+1
Mirket
(18.03.26)
mirket +1 sen kaçla gittiğine nasıl emin olacaksın
0
jülsezar
(18.03.26)
Soruya bir cevap değil ama bir çok ülkede araç üreticilerinin yasal olarak aracın hızını olduğundan daha yavaş göstermemeleri gerekiyor, bu yüzden sorun yaşamamak için de genelde hız göstergesini aracın gerçekte gittiği hızdan daha hızlı gösterecek şekilde kalibre ediyorlar. Dolayısıyla araç 100 gösterirken sen aslında 95-96 ile gidiyorsun. Yani kameranın kalibrasyonundan bağımsız normalde sınırın baya bir üzerinde gitmen lazım ki yakalanasın.
0
salihdt
(18.03.26)
yüzde 10luk tolerans payı işte bu sebeple vardı. alet yanlış ölçebilir diye sana yüzde 10 iltimas tanıyordu. ama halkımız bunu yüzde 10 daha hızlı gitme diye algılayıp +10un üstüne çıkıp birde alet yanlış ölçüyor diye itiraz ediyorlardı.

mirketin dediği çok doğru madem radardaki cihazın hassasiyetini sorguluyorsun o zaman senin aracındaki hız göstergesinin doğruluğuna nasıl bu kadar güvenebiliyorsun.
+1
my fault
(18.03.26)
Cihazların hata payını sormuşsunuz. Normalde 1000’de uzerinden degil de yuzde uzerinden hata payi verisi olan cihazlar ortalıkta “ben hassas ölçüm cihazıyım” diye gezemez. Bu cihazlarin temel gorevi hızı olcmek degil belgelemek daha cok, polis göz karari hizli gidiyirsun diyemeyecegi için var bu cihazlar. Bize düşen az daha yavas gitmek çunku kendi aracinin km gösterge sapmasından emin olup, 90lik yolda 90la gidip ceza yiyen var.
0
covered
(18.03.26)
ne kadar kalibre edilirse edilsin.
ben tesla aracımla 140 ile gidiyordum, arkamda arkadaşım geliyordu telefondaydık. onda 156 yazıyormuş. aynı hızda, arka arkaya gidiyorduk.

şimdi gerçekte 155 ile gidiyorsam ben suçlu muyum örneğin?
0
tchuck
(18.03.26)
(11)

Siz de böyle düşünüyor musunuz

darkwizard
Geçen bir ortamda bana birisi mesela intihar edenleri anlarım ama asil anlamadığım bazi insanlar bok gibi yaşarken dertlerle berbat haldeyken neden intihar etmez demişti. Ben de mesela aile arkadaş vb berbat halde ilişkilerim kimse yok çevremde. Ne işim ne evim ne param ne arabam ne sevgilim var.
Geçen bir ortamda bana birisi mesela intihar edenleri anlarım ama asil anlamadığım bazi insanlar bok gibi yaşarken dertlerle berbat haldeyken neden intihar etmez demişti. Ben de mesela aile arkadaş vb berbat halde ilişkilerim kimse yok çevremde. Ne işim ne evim ne param ne arabam ne sevgilim var. Şizofreni tedavisi görüyorum. Cidden fazlalık mıyım yani insanlar bana bakınca bok gibi hayatı var neden yaşıyor bu diyor mu? Babam ve abim yengem dedem kuzenlerim bile beni sevmiyor mesela.
0
darkwizard
(16.03.26)
yanlış bakış açısı. hayat dediğimiz şey tek bi nokta veya andan oluşmuyor ki. bir süreç, bir yolculuk aslında. yolda giderken durduğunuz bir durak bok gibi bir yerse, sonrakilerin de öyle olduğu anlamına gelmiyor yani. gelecek ne getirir bilinmez. bu işin hayat tarafı, kişisel tarafta ise insan zaten birey olarak çok da önemli bir varlık değil, insanlar kendilerini çok önemliymiş gibi görüp gösteriyor, bu da yanlış bir algı yaratıyor, yani halihazırda kimse çok önemli değil, dolayısıyla fazlalık da değil, yaşanıp gidiliyor işte.
+2
makarnavodka
(16.03.26)
ben niye yaşıyoruz-hayatımızın amacı nedir sorunu gerçekten yanıtlayabilen bir insan görmedim. bu açıdan bakarsak neden ölmüyoruz sorusu da aynı şekilde yanıtlanamaz bir durum.
+1
orpheus
(16.03.26)
Hayatımda duyduğum en saçma salak düşünce olabilir bu, yani intihar etmek sağlıklı bir zihnin sonucu olabilir mi ki sırf boktan bir hayatı var diye bir insan kolaylıkla intihar edebilsin.
+2
kizil karga
(16.03.26)
25-30 yaş arası intihara meyilli olduğumu düşünüyordum. 35'e yaklaştıkça geçti. Demek ki yaşanıyormuş hocam.
+1
nickini vermek istemeyen uye
(16.03.26)
ortamdaki asiri densiz ve terbiyesizmis. onun üstüne mi vazifeymis milletin neden yasadigi?
demek hala yasamayi sececek umutlari var insanlarin.
sana imat yasiyoruz, deseydin.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.03.26)
neden yasiyor bu demem, NPC derim.
varolan her seyin bir amaci var bence.
+1
cooperr
(16.03.26)
Hayatın kötü gitmesi, intihar etmek gerektiği anlamına gelmez.
Herkesin hayatı, geleceğe dair beklenti umut zorluklara dayanım gücü farklı seviyelerde.
Konunun muhakkak manevi yönü de var .
Mesela göçmenlerden çok tanıdım.
Fakirlerinin yanına da arada uğrarım.
Kendi halleri için en çok söyledikleri şey :
- Elhamdülillah ..
diğer taraftan ise çevremizde bazıları bir hastalığa yakalandığında söyledikleri ise :
- beni mi buldu ?
bunun yanında ayrıca kendi hastalığına küfredenler de olabiliyor.
Mikroskop altında gözlenlenebilen şeylere küfretmeyle kazanç sağlayan doğrusu görmedim .

Kimse boşuna yaratılmadı.
İmtihanımız var. Burada önemli olan hakikati bırakmamak.
Sorunsuz, dertsiz, hastalık ölüm olmadan, acısız bir dünya zaten dünya değildir.
+1
diyecevaplandı
(16.03.26)
birileri beni sevmiyorsa bu onların yoksunluğudur, asla kendimi suçlamam.
insanları küçümseyip de bencilce konuşan davranan çok insan gördüm, zamanla roller değişiyor ve kınadılarını yaşabiliyorlar. kimseyi yargılamamak lazım. hiçbir şeyin garantisi yok. kral olsak ne yazar! başkalarını küçümsemek ne kadar sığ bir bakış. her insanın yolculuğu kendi yolculuğu, kimse değerlendiremez.
0
santimantal
(17.03.26)
intihar edenleri anlayan bir insan sağlıklı değildir bence. bu hayatta her şey anlamlı olamaz herhalde. abini yengeni bilemem ama ebeveynlerinin seni sevmediğini düşünmüyorum. bu senin kendine çalışan önyargın. dünyada milyar milyar insan var hepsi hayatını anlamlı yapmaya çalışmıyor, yaşıyorlar. bu durum anlaşılmayacak bir durum değil.
0
mikahakkinen
(17.03.26)
Öncelikle sormamız gereken soru "Neden herhangi birinin hakkımda ne düşündüğüne göre hayatıma değer biçeyim" olmalı bence. Belli bir yere kadar iç içeyiz ve hayatlarımızı ister istemez toplumun değer yargılarına göre şekillendiriyoruz da, bir yerde çizgiyi çekmek lazım.
+1
salihdt
(17.03.26)
yok ben öyle düşünmüyorum bence herkesin hayatı yaşamaya değer. çünkü bence şu an hepimiz oturup ciddi ciddi hayatım yaşamaya değer mi diye düşünsek bunu beli başlı kriterlere oturtamayız. bence bir insanın hayatının yaşamaya değer olması için evi arabası sevgilisi olması gerekmiyor mesela. ama bir başkası için bunlar iyi bir hayatın kriteri olabilir. her birimiz farklıyız, aynı anne babadan yetişen kardeşler bile birbirinden çok farklı olmuyor mu? hepimizin hayata bakış açısı farklı o yüzden. ailen tarafından sevilme mevzusu da şöyle bence benimkiler de beni pek sevmiyor :) ama onlar beni sevmiyor diye benim hayatım neden yaşanmaya değer olmasın ki, en fazla onlarla görüşmem/az iletişim kurarım ama hayatımı kendi doğrularıma göre bir şekilde yaşarım.
0
Sadece soruyorum
(17.03.26)
(3)

haruki murakami nasıl bir yazar?

m e b
selam.bu adamın adını yaptığım her okuma listesine alıp her defasında da çıkarıp okumaktan vazgeçmişimdir. yazım üslubu, edebi tarzı ve dili nasıl? türk yazarlardan birine benzeteceksek kime benziyor? bir de büyülü gerçekçilik ile yazıyor(muş) galiba, hep mi o şekilde?
selam.

bu adamın adını yaptığım her okuma listesine alıp her defasında da çıkarıp okumaktan vazgeçmişimdir. yazım üslubu, edebi tarzı ve dili nasıl? türk yazarlardan birine benzeteceksek kime benziyor? bir de büyülü gerçekçilik ile yazıyor(muş) galiba, hep mi o şekilde?
0
m e b
(16.03.26)
12-13 yıl önce tek bir kitabını okuyup bir daha okumadım. Kitap değil de hollywood filmi izliyor gibiydim: amerikan kültürü, amerikan markaları. Aşırı cinsellik de cabası. İçim şişmişti açıkçası zart marka zurt marka üstüne seks seks seks.
0
sadakatsiz
(17.03.26)
cosmicstring'in dediği gibi direkt olarak bir son sunmaz, kitap bazen öylece bitiverir ama ben genel olarak dilini severim. Hikayeyi yavaş yavaş geliştirmesi, ilginç detaylar üzerinden karakterleri işlemesi, sakin bir yazım tarzı olmasına rağmen sıkıcılığa düşmemesi iyidir. Sahilde Kafka'ya bir bakın, herhalde en beğenilen romanı o. Onu beğenirseniz gerisi gelir.
0
salihdt
(17.03.26)
imkansızın şarkısı çok fazla cinsellik içeriyordu ama her kitabı o kadar değil bence. kumandanı öldürmek öyle değil mesela.

kitapları bence şöyle, çerezlik kafa dağıtmalık hızlı okunan bir şey alıp okumak istersen çok beğenirsin fantastik ögeler oluyor. bir yerden kapı açılıp ayrı bir dünyaya geçiliyor mesela çizgi film gibi. edebi olarak bi dostoyevski bekleme yani adamın olayı edebiyat parçalamak değil. ama ben seviyorum metroda otobüste okunuyor böyle yol bitene kadar ayrı bir dünyada gibi oluyorsun.
0
Sadece soruyorum
(17.03.26)
(9)

Aylik maas vs paycheck

Purple life
Aylik tek seferde maas almak mi yoksa abd‘deki gibi 2-3 paycheck seklinde ödeme almak mi calisan olarak sizin icin daha iyi olur?
Aylik tek seferde maas almak mi yoksa abd‘deki gibi 2-3 paycheck seklinde ödeme almak mi calisan olarak sizin icin daha iyi olur?
-1
Purple life
(15.03.26)
maaşımızı peşin almadığımız senaryolarda (türkiye'deki gibi), finansal açıdan objektif olarak daha 2-3 paycheck şeklinde almak daha karlı. (paranın zaman değeri nedeniye)
+1
king lizard
(15.03.26)
Aylık tek seferde.
Ama zaten tüm sistem ona göre ayarlandığı için öyle.
Kira, kredi kartı, faturalar. Maaşın önemli kısmı bunlara gidiyor e maaşlar ayda bir olduğu için bunlar da ayda bir olacak şekilde ayarlanmış.
0
michael_knight
(15.03.26)
2 haftada bir alinca ve butun seneye bakinca daha hizli odeme yapiliyor aslinda ama para bolundugu bence pekl hayrini goremiyorsun.

aylik toplu para benim daha hosuma gidiyor ama yurtdisi cogunlukla 2 haftada bir oduyor diye biliyorum. hatta haftada bir odeme yapan ulkeler de var.
0
cooperr
(15.03.26)
maaşlı çalışansanız tek seferde, ücretli çalışansanız paycheck daha mantıklı.

maaşlı çalışan parayı alır çalışır, ücretli çalışan ise çalışıp karşılığını alır. türkiye örneğinde memur maaş, işçi ücret alır diyebiliriz.
0
klassno
(16.03.26)
Aylık, iki haftalık ve haftalık ödeme yapan işlerde çalıştım. Eğer kenarda hiç paranız yoksa ve aldığınız paranın neredeyse tamamını harcamak zorundaysanız haftalık ödemeleri çevirme konusunda biraz daha iyi. Onun dışında çok büyük bir fark yok.
0
salihdt
(16.03.26)
2 turlu de aldim. hicbir farki yok. paranin zaman degeri 2 hafta ve maasin yarisi icin yok hukmunde.
0
antikadimag
(16.03.26)
Tabii ki haftalık almak. Uzun vadede hatta %30 (salladım ama öyle büyük bir oran) daha fazla kazancın olur. Bunu çalışmışlardı.

Örneğin kredisini aylık ödeme yerine haftalık ödemeye çevirenler haftalık paycheck gelince krediyi ödeyince aynı krediyi daha kısa sürede ödüyor.
0
gabe h coud
(16.03.26)
Arasinda kayda deger bir fark yok bence. Bu arada ABD'de ve kucuk kardesi Kanada'da en azindan benim calistigim yerde para azicik gecikmeli geliyor Turkiye'deki usule gore. Mesela Turkiye'de Ocak ayindaki calisma icin para 31'inde yatiyorsa ("aylik") ABD'de 11-24 Ocaklik donem icin olan para 29'unda yatiyor mesela.

2-haftalik maas hemen ayni gun yatsaydi da sen onu ayni gun direkt faize atasaydin avantaji olurdu ama gecikmeden dolayi pek farketmiyor bence.

Soru "butce yapmak acisindan hangisini tercih edersiniz" seklindeyse ben zaten hep kazancimin altinda yasadigim ve gereksiz harcama yapmadigim icin arada bir fark gormuyorum.
0
hot potato
(16.03.26)
darkhorsefinancial.com.au

Kredi borcun varsa.
0
gabe h coud
(16.03.26)
(9)

American Dream

huladancer
hala var mı? Mümkün mü? Ne düşünüyorsunuz?Amerika'ya taşınılır mı?tşk
hala var mı? Mümkün mü? Ne düşünüyorsunuz?
Amerika'ya taşınılır mı?
tşk
0
huladancer
(10.03.26)
20 yıl öncesine kadar olduğu gibi, kültürlerini yalnızca yayınladıkları film, dizi, klipler üzerinden takip ediyor olsaydik ve siyasetçilerinin Twitter hesapları olmasaydi Amerika Birleşik Devletleri'ni bugün de bir şey sanmaya devam ederdik ama artık sosyal medya var ve orada gerçekten ne olduğunu net olarak görebiliyoruz. Hayat şartlarının elbette bizim gibi bir ülkenin çok çok üstünde olduğu bariz ama hani rüya der misin, artık demezsin.
+2
sekizdokuzon
(10.03.26)
amerikan rüyası deyince tam ne anlamak lazım bilmiyorum ama abd'nin güneyinde hatta cumhuriyetçi, dindar ve dışarıya kapalı bir kasabasında trumptan önce ve sonra yaşamış biri olarak bence orda hayat daha kolay, daha güzel; daha insanca yaşamak mümkün, insanlar birbirine saygı gösteriyor, herkes herkese selam veriyor gülümsüyor teşekkür ediyor, politik görüşü ne olursa olsun kimse bireyler üzerinden olumsuz bir eyleme geçmiyor. ordaki hayatı güzelleştiren küçük ve büyük şeyler listem o kadar uzun ki yazamam buraya, zaten üzülüyorum yazarken. dezavantajları da var tabi, hayattan beklentinizin ne olduğuna bağlı olarak değişir ne kadar büyük dezavantaj oldukları. taşınılır mı sorusunun cevabı bence evet ama yine beklentilerinize göre değişecektir
+5
mezzosprite
(10.03.26)
yok tabii ki :)

dream olarak bakıyorsanız olmaz. ama iyi para kazanayım, daha sakin bir hayatım olsunsa motivasyon. olabilir.
+2
gurur
(11.03.26)
Amerika coğrafi olarak çok büyük ve nerede yaşayıp ne kazanacağına göre tecrübeniz çok değişir. Mesleğinizi yapıp, iyi para kazanabilecekseniz gayet kaliteli ve tatmin edici bir hayat yaşarsınız.
+2
salihdt
(11.03.26)
yuruyecek kapasitesi olan adam, biraz da sansi varsa amerika'da da yurur, japonya'da da yurur turkiye'de de yurur. olmayacaksa da marsa da gitsen olmaz.

kuzey amerika'da sifirla baslayip koseyi donen gordum mu gordum.
turkiye'de de buna tanik oldum mu oldum.

amerikan ruyasi adamlarin sana sattigi birsey, adamlarin zaten yaptigi en iyi sey bu, ulke zaten bir ulus devlet degil, bir business olarak kurulmus ve yonetiliyor.
amerika ltd. $ti. gibi dusun olayi yani.
0
cooperr
(11.03.26)
maalesef bitti. amerika normal ulke seviyesine dustu artik dream degil. eskisi gibi tek kisi guzel bir ise girip bir ev alip onune 2 araba cekme donemleri bitti. ama olusu bile yine de dunya uzerinde yasayabilecegin en varlikli hayati sunuyor. yani amerika bitti ama diger ulkeler aldi yurudu degil. onlar dibe batti.

ben su anda calisma vizesiyle calisan biri olarak bu kalitede hayati baska hicbir yerde yasayamam. ama green card alinmiyor artik evlenmedikce. ne yapacagiz bilmiyorum zorla bas goz edecekler.
+1
antikadimag
(11.03.26)
Dream mi, nightmare mi yaklaşık iki ay sonra göreceğim kısmetse. Hem çok da genç sayılmayacağım bir yaşta yapacağım.

2000'lerin başından beri abdye sürekli gidip geliyorduk, hep dream kısmını yaşadık gidip geldikçe, ama yaşama fikri şimdi ürkütüyor..
Beklentim @thetruenorthstrongandfree1 bahsettiklerinden bazıları olsa yeter şeklinde. Bir de sanırım sıradan, sadece ailemle ve kendimle ilgilenebileceğim, apolitik kaossuz bir yaşam isteği. Umarım gerçekleşir.
Gelmeyi planlayanları da north carolina'ya beklerim..
+1
artci sarsinti
(11.03.26)
north carolina mi? :)
allah kurtarsin kardesim, hemen bir tane tufek ayarla kendine..
+1
cooperr
(11.03.26)
bir tek charlotte yaşanabilir bir şehir. o da belki :) en azından havalimanı uluslararası bir hub. kolay gelsin.
0
eileengray
(11.03.26)
(2)

Noise cancelling kulaklik tavsiyesi

Uncle Sam
Yurtdisindan ( Amerika - Kanada) alinabilecek en iyi F/P noise cancelling kulaklik ustu kulaklik tavsiyeniz nedir? Aklimda Bose var ama daha iyileri varsa bilmek isterim ve kablolu olmasi oncelikli tercihim.
Yurtdisindan ( Amerika - Kanada) alinabilecek en iyi F/P noise cancelling kulaklik ustu kulaklik tavsiyeniz nedir? Aklimda Bose var ama daha iyileri varsa bilmek isterim ve kablolu olmasi oncelikli tercihim.
0
Uncle Sam
(09.03.26)
Bose QC serisi ve Sony WH1000 serisi kullandım; Sony noise cancellation konusunda sanırım bir miktar daha iyi ancak Bose çok daha konforlu. 30 dakika üzeri kullanımlarda Bose sorun yaratmazken Sony baya can sıkmaya başlıyor.
0
salihdt
(09.03.26)
Sony WH1000 +1
0
pasaklıpepee
(09.03.26)
(7)

Ragbi bizde niye tutmadı?

yurtsuz john
Tam bizim millete uygun spor değil mi? Taktik maktik yok bam bam bam. Rambo Okanlar falan. Tribün bestelerimiz desen 'Ölmeye ölmeye ölmeye geldik...' Al sana tam ölmelik spor. Full maskülen. Futbol gibi 40'ar dakika 2 devre zaten. Niye olmadı?
Tam bizim millete uygun spor değil mi?

Taktik maktik yok bam bam bam. Rambo Okanlar falan. Tribün bestelerimiz desen 'Ölmeye ölmeye ölmeye geldik...'
Al sana tam ölmelik spor. Full maskülen. Futbol gibi 40'ar dakika 2 devre zaten.

Niye olmadı?
+1
yurtsuz john
(07.03.26)
Biz de futbol da tutmadı aslında. Tutan şey fener cimbom fanatizmi. Benim takım şampiyon oldu, en büyük fener.... muhabbeti. Bizim memlekette tutan tek spor 80 lere kadar güreşti. Sonra karekete kursları falan açıldı. O da bitti.
Bizde estetik, zeka ve tutku yok. Sadece iddia kumar biz kazandık, nasıl koyduk kültürü var.
Spor değil linç kafası.
-3
mimikikili
(07.03.26)
rugby’i bilmiyorum ama amerikan futbolu aslında sırf taktik oyunu. oyuncular bile kollarında yazan yüzlerce taktikten seçip oyun kuruyorlar. neden tutmuyor sorusuna ise yanıtım çok fazla kural olması. kuralları anlatana kadar insanlar çok sıkılıyor. tam anlamadıkları için de her oyun durduğunda daha da bunalıyorlar. oyunun çok durması da bir etken diyebiliriz.
0
eileengray
(07.03.26)
üniversitelerde korumalı futbol takımları var, pro takımlar da var. ara ara gidiyoruz. totalde futbolda 3 5 kez stada gitmişimdir, korumalı da her sene en az 3 5 maça giderim.
0
klassno
(07.03.26)
Rugby is a hooligans’ game played by gentlemen, and football (soccer) is a gentlemen’s game played by hooligans. :)
-2
Purple life
(07.03.26)
Bizim ülkede futbol tutmadı demek dünyanın en cahilce yorumu. Kızlı erkekli sokaklarda çocukların futbol maçı yaptığı ülkede futbol tutmadı fanatizm tuttu demek :d Tamam kardeşim en marjinal sensin.

Ragbi gibi sporlar çok uydurma. O yüzden tutmadı
+2
messina123
(08.03.26)
Geniş yeşil alanlar lazım, bunlar şehirlerde yok. Amerikan futbolu kadar olmasa da belli bir ekipman lazım; en azından dişlik falan, fazladan para demek. Bir de fiziksel temas sorun olur; küçük yaşlarda aileler çocuklarının o spora yönelmesini istemezler, büyük yaşlarda da kan çıkar.
+1
salihdt
(08.03.26)
Ragbinin ünlü memleketlerinden birinde olarak bir kere tehlikeli spor. Futbolda sağın solun kırılır, ragbide beyin sarsıntısı.
Buna ek olarak çocuklarımız futbol için bile zor besleniyorken ragbici zor çıkar. Ülkede proteine erişim zor, spor salonuna erişim zor. O yüzden zaten fakir ülkelerden bu tarz sporlar çıkmaz.
Bir de taktik yok demişsiniz de biraz abartmak heralde çünkü çok ciddi var :)
0
logisticsmanager
(08.03.26)
(19)

Hayatına birini alamama :(

beyaztenlikiz
Selam. 32 yaşındayım. Son 2 yıldır hayatımda kimse yok.Güvenebileceğim ve sevdiğim bir adam olsun isterim. İlişki aşamaları ve taktikler bana çok yorucu geliyor. Daha flört evresindeyken iş yoğunluğu, koşuşturmaca vs. bir şekilde kopuyorum. Zaten tanıştığım erkeklere de pek heyecan duymuyorum. Sosya
Selam. 32 yaşındayım. Son 2 yıldır hayatımda kimse yok.Güvenebileceğim ve sevdiğim bir adam olsun isterim. İlişki aşamaları ve taktikler bana çok yorucu geliyor. Daha flört evresindeyken iş yoğunluğu, koşuşturmaca vs. bir şekilde kopuyorum. Zaten tanıştığım erkeklere de pek heyecan duymuyorum. Sosyal bir çevrem ve sosyal bir işim var. Şimdi benim sorunum ne sizce? 😄 Yaşlanıyor muyum? 4 yıl önce hayatımda narsist bir adam vardı. Onu atlatamamış olabilir miyim? İnsanlara değer vermiyor olabilir miyim? İşkolik olabilir miyim? Herkes aynı şeyleri yaşıyor mu? :) Teşekkürler
-2
beyaztenlikiz
(07.03.26)
Yaşıtız. Valla ben insanlara ilişkilere çok anlamadan başladım ilişkime. Biraz salmak, anı yaşamak önemli.
0
Hallegadola
(07.03.26)
Ben de 32E, 1 yılı geçti. Bir kıza aşık olup kaldım o noktada. Bu kızdan önce sürekli kızlarla flörtleşiyordum ama artık içimden o bile gelmiyor. Çevrenin olması iyi. Bende o da yok. Eski sevgilinle ilgili olduğunu sanmıyorum. 4 yıl uzun bir süre. Olmayınca olmuyor yani. Cevap bu. :D
-5
arbre
(07.03.26)
Aslında çok basit bir şekilde yazmışsınız. Biraz salmam gerekiyor :) Her ilişki iyi yada kötü bir sonuca bağlanmak zorunda değil. Sonuç odaklı olduğum için zevk almıyor olabilirim. Teşekkürler:)
0
🌸beyaztenlikiz
(07.03.26)
daha once yuksek cinsel çekim gücü olan bir erkek denk getiremediğiniz için böyle düşünüyor olabilirsiniz.

yüksek cinsel cekım gücü olan bir erkekle birlikte olursanız bu sorgulamalarına cevap bulabilirsiniz gibi geliyor. yaşlanmadan bir tane denk getirmenizi tavsiye ederim. en azıdan denemiş olursunuz.
-10
paudi
(07.03.26)
Gayet normalsin. Kendi başına mutlu olabilen birisinin hayatında illa ki birisine ihtiyacı yok. Sırf yalnız kalmamak adına anlamsız ilişkiler kurmak zorunda değilsin. Ayrıca sebeplerden birisini kendin söylemişsin zaten, heyecan duyacağın birisine denk gelseydin farklı olurdu. O zaman iş yoğunluğu, hayat koşturmacası falan hiç önemli olmuyor bir şekilde zaman yaratabiliyorsun. 4 sene önceki narsist adam eğer gerçekten narsistse hiçbir manipülasyona da tahammülün kalmamıştır.
0
kullanicadi
(07.03.26)
Bence situationship kavramina ayak uydur. Artik evlilikmis nazmis kaprismis geride kaldi
0
lapaz
(07.03.26)
Narsist ilişkinin başlangıcı, bitişi, sürecine bakarak kendine yönelik geliştirmeler bulabilirsen muhtemelen gönül ilişkileri ile ilgili temel sorunu da bulursun. Uğraşasım yok demek isteksizliği gösteriyor ama bir yandan da bundan muzdaripsin; çelişki. Uğraşasım yoktan ziyade uğraşın kendisinden ya da sonucundan bir sebepten çekiniyor olabilirsin. Nedeni için biraz daha özfarkındalık gerekiyor.
+1
Bruce
(07.03.26)
Mükemmel insan diye bir sey yok.
Karsi tarafin samimiyetine inandiktan ve sevgi olduktan sonra denememek haksizlik olur.
Basit seylerden insan silmemek lazim.

Insanlari tanimak sevmek icin de zaman olusturmaliyiz.
-1
Purple life
(07.03.26)
korku, insanı en kilitleyen nokta. sevmekten korkarsanız maalesef hayatınızda icraate gecemeyeceksiniz ve insanin unuttugu nokta şu, sevmek varsa ayriliklar da var. tecrube degil de uzulurum diye bakarsaniz cok kaybedersiniz ya da hayatta yasanmamisliklariniz fazla olur. buna daha cok uzulursunuz sanirim.
0
evimin paspasi
(07.03.26)
Bence de olay yüksek cinsel çekim gücü olan erkekle birlikte olmamanız. Swh. Ah ulan ya. İnsan utanır.
+4
gabe h coud
(07.03.26)
Kadın erkek ilişkileri özellikle Türkiye'de çok sıkıntılı. Hiç bulaşma. Hehehe.
0
parka
(07.03.26)
Evet, herkes aynı şeyleri yaşıyor aslında. Bizim yaş aralığındaki bir çok insanın durumunu özetlemişsiniz. Gayet iyi anlayabiliyorum o yüzden.
Kendini rahat bırakıp, bir şeylere şans vermek gerekli evet ama onu yapabilmek de mesele bir noktadan sonra. İnsan kendini yeterince heyecanlandıran bir şey görmek istiyor. Görmeyince de şans vermekte bir mana bulamıyor. Söylemesi kolay, yapması biraz zor bir konu.
0
cay koy geliyorum
(07.03.26)
Bir ilişki; ister akrabalık, ister arkadaşlık, ister romantik olsun bir çok açıdan irili ufaklı fedakarlıklar gerektiriyor. Belli bir yaşın üzerinde kişiliğini oturtmuş, sevdiği ve sevmediği şeyler katılaşmış, hayatının döngüsüne alışmış bir insanın bir ilişki yaşama konusunda tedirgin olmaması saçma olurdu asıl.
+1
salihdt
(07.03.26)
bir kişi de çıkıp demiyor ki 30 yaşında kadını kim ne yapsın.
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.03.26)
dunyayi saran bir bireyselcilik/individualism akimi var. iliskiler cogunlukla flort asaminda tikaniyor. cunku tum hayatlar begeniler uzerine insa edilmis. sevgi, ask, iliski istense bile genelde o begenilme gudusunu tatmin edildiginde next tusuna basiliyor. bunu idrak etmeye basladigimdan itibaren insan iliskilerine daha az anlam yuklemeye basladim.

www.youtube.com
0
buenosdias
(07.03.26)
Kriterlerin çok yüksek.
0
denizgonen
(07.03.26)
Suradaki herhangi biri cevresinden 40 yaslarinda evli olmayan duzgun ve guvenilir birini sana bulabilir. Peki sen bu kisiye nasil davranacaksin?
+1
osssy
(07.03.26)
Yaşıtız, erkek.

Bence o işler öyle olmaz sadece. Hissetmeniz lazım. Çok kritik karar olarak görüyorum ben.
0
baldan kaymak
(08.03.26)
Evli olduğum için 10 senedir sahalardan uzağım ama özellikle benzer yaş gurubundaki eş, dost, akrabaların yorumlarına göre "piyasa" gerçekten kötü durumda.

uzun süreli ilişki isteyen yok, millet akıl hastası, sorumluluk almak isteyen yok, bir kaç date sonrası amacına ulaşamayanlar telefona bile çıkmıyor.

Kadınların da beklentileri yüksek, manken gibi yakışıklı olsun, parası olsun, lüks arabası olsun, kendi evi olsun, kültürlü olsun, iyi bir işi olsun vs...

O yaş bandında bu özelliklere sahip olanlar zaten armut seçer gibi seçebiliyorlar veya zaten çoktan kapılmışlar. Kadınların da kendi çaplarına göre kriterlerini daraltmaları lazım.

Sizin durumunuzda ise benzer tempoda çalışan birisi olması gerekiyor ki halinizden anlasın, bir şey hissetmemeniz büyük ihtimalle çıtayı yükseltecek birisi çıkmadığı içindir, yoksa bazısı gelir ağzının içine düşesiniz gelir. Empati kurabilmek önemli, iş güç derken gün içinde "çık aklımdan" diyemeyecek kadar beni sallamayan birisiyle ben de vakit kaybetmek istemezdim.
0
kimlanbu
(08.03.26)
(10)

Büyüklerin yanında çocuk sevmemek

michael_knight
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum. Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
Böyle bir âdet varmış, ben hiç rastlamadım sadece okudum.
Ama mantığını anlamadım, sebebi nedir?

Çok saçma da olsa, katılmasam da âdetlerin sebebini anlarım genelde.
0
michael_knight
(07.03.26)
Kafkas halklarının adetidir. Aşırı ayıptır.
Adet kanıma işlemiş olsa gerek, yılışık bir davranış gibi gelir bana.
+1
Mirket
(07.03.26)
Erzurumluyuz bizde de varmış hatta ayıp karşılanıyormuş, gelenek anneannelerimiz dedelerimizle bitti. Neyse ki onların çocukları çocuklarını torunlarını gayet de seviyor. Bunun gibi çook mantıksız adet var, erkek çocuk dahi olsa gelince kocaman kadınlar ayağı kalkarmış falan…
+1
ekimoloji
(07.03.26)
anadan babadan 600 kusaktir cerkesim. ailemde konusulan birinci dil de cerkesce ve cecencedir. bizde bu adetin oldugu dogrudur ama ne cekirdek ne büyük ailemizde uygulanir. bizde cocuga kiymet verilir ve herkesin yaninda sevilir. hayatimda duydugum en aptal adetlerdendir bu.

ayni cerkeslerde baba ile dogrudan konusmamak, damat evdeyken evin babasinin evde bulunmamasi, babanin cocugu tasimamasi, gelinin kayinpederle dogrudan konusmamasi, kadinlarin ve yasi kücük erkeklerin evde erkekler otururken onlarla oturmamasi gibi adetler de var. xabze'yi noktasi noktasina uygulamiyorsaniz bunu normallestirmeyin.
agzi süt kokan yavruyu sevmemeyi normallestirip orada durmanizi saglayan sey nedir? mesela neden bir annenin yavrusunu sevememesi normal ama digerleri degil?
bana kalirsa hicbiri normal degil.
arkadasim babasiyla enseye saplak takiliyor, dedesinin yaninda ayaklarini uzatip oturuyor, sonra ogluna diyor ki bizde cocuk aile büyükleri yaninda sevilmez, git annenin yanina ben dedenle oturuyorum. hahahasktr. kendi konforunu etkileyen seyler xabze'de yazmiyor galiba?
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.03.26)
Bizim de 2 kusak oncesi varmis bu örf. Herkeste ayni saniyodum 🤔

Hep cocugun yapim sureci kaynakli diye dusunmustum :) hamilelikten utanmak gibi bisi
0
üğpoıuy
(07.03.26)
Ama arkadaşlar ben sebebini, mantığını soruyorum.
Yani mesela baba ile direkt konuşmamanın sebebi bir tartışma çıkmasını önlemektir, gelinin kayınpederle konuşmaması işte cinselli laf/düşünce olmasın diyedir vs.

Peki çocuk sevmemek?
-1
🌸michael_knight
(07.03.26)
Cocuk severken hanimis de hanimis oyyy falan gibi gevşek hareketler yapildigindan olabilir :)
0
Purple life
(07.03.26)
Genel olarak ataerkil aile yapısında ciddiyet esastır. Çocuk sevmek, onunla oynamak falan zaten görece yeni şeyler. Çocuk dediğin eski zamanda bir düzine yapılan (Ki burada da irade zaten kısıtlı), bir kısmı verimli olacak yaşa gelmeden ölen, o zamana kadar da kaynak tüketen bir varlık onlara göre.
Zamanının önemli bir kısmını ağır iş yaparak geçiren, hayatını sürekli kontrol edemediği şeylerden (Kuraklık, toprağın verimsizliği, hayvan sürüsüne dadanacak bir hastalık, ağanın canının sıkılması) korkarak yaşayan insanların da çocukla oynamaması ya da oynanmasını hoş karşılamaması normal herhalde.
+2
salihdt
(07.03.26)
Sebebini sorduğumda kimse mantıklı bir şey söylemiyordu, sadece agucuk gugucuk sevmek de değil. Köyde bilmem kaç sene önceden bi adam çocuklarını kucağına alıyormuş diye söyleyip söyleyip gülerek dalga bile geçmişler. Kuzenim (erkek) çocuğunu sık kucağına alıyor diye anneannem daha yeni “x gibi çocuğunu kucağından indirmiyor” demişti :d
Evde iş yapan kocam hakkında da ergen kız diye dalga geçmiş, yaşlılar ve saçma sapan düşünceleri işte mantıklı sebebi olduğunu düşünmüyorum.
+1
ekimoloji
(07.03.26)
Eskiden birisi araştırırken yaşlı birine sormuş. Tarihte yokken neden şimdi var diye sormuş.
Aldığı cevaba göre büyük savaştan sonra çok fazla dul ve yetim çocuk ayrıca çocuğu ölenler kalmış ve başka ailelerin yanına yerleşmiş. Onlar incinmesin diye eşi ,çocuğu olanlar daha dikkatli davranmış.
+1
hebanon
(08.03.26)
altta yatan mesaj şu. adam oldun da bizim yanımızda büyüklük mü taslıyorsun. yani ailenin en büyüğü varken ortamda baba rolüne giremezsin. babam bunu bana yapmadı ama dedemin yanında durumları böyleydi. çepni kökenli giresunlıuyum.
+1
lazpalle
(08.03.26)
(9)

siz ne düşünüyorsunuz?

lüzumsuz adam
neredeyse her gün senaryonun çok benzer olduğu bir kadın cinayeti haberi alıyoruz. her gün savaş, cinayet, istismar ve insanlığımızı sorgulatan sayısız çirkinlik.cezalar ağırlaşıyor, yasalar değişiyor ama bunun binlerce yıllık bir geçmişi olan bir sorun olduğunu da biliyoruz, önüne geçilemiyor. sosy
neredeyse her gün senaryonun çok benzer olduğu bir kadın cinayeti haberi alıyoruz. her gün savaş, cinayet, istismar ve insanlığımızı sorgulatan sayısız çirkinlik.
cezalar ağırlaşıyor, yasalar değişiyor ama bunun binlerce yıllık bir geçmişi olan bir sorun olduğunu da biliyoruz, önüne geçilemiyor. sosyal medyanın etkisiyle artık bu olaylardan çok daha fazla haberdar oluyoruz. eskiden haberimizin dahi olmadığı her şeye her an tanık oluyoruz. evet, insan doğasının içinde karanlık bir taraf var. bu eylemlerin ve davranışların çirkinliğini de toplumsal sözleşmelerle ve süregelmiş ahlaki birikimle tanımlıyoruz ve yine bu araçlarla engellemeye çalışıyoruz. buna rağmen bu sarmalın dışına çıkamıyoruz. içinde bulunduğumuz dönem için ani bir dönüşüm tabii ki gerçekçi değil; ama nereye gidiyor bu durum?

bir çözüm olduğuna inanıyor musunuz? mücadele etmek mi çözüm, kendimiz ve sonraki nesiller için mücadele etme tatmini mi? bunca insan için refahı sağlamak ve onları eğitmek ne kadar gerçekçi? yoksa bu duruma alışmamız, buna adapte olmamız mı gerekiyor?

insan doğası gerçekten toplum kurmaya uygun mu acaba yoksa biz doğamızla çelişen bir düzen kurmaya çalıştığımız için mi bu döngülerden çıkamıyoruz ve böyle öfke doluyoruz.
belki de sorun insanların kötü olması değil de toplum kurmaya çalışmalarıdır noktasına geldim galiba.

siz ne düşünüyorsunuz?


not: bıkkınlık ve bezginlik değil sorgulayan öfke içerir.
0
lüzumsuz adam
(05.03.26)
Ayrilmak isteyen kadini öldürmek ülkede kültür gibi bir sey oldu.

Nasil cözülür bilmiyorum. Ama en basta ataerkillikten, düzgün davranan git diyince giden erkeklere prenses erkek demekten vs vazgecmek gerekiyor bence.

Öldürenler anadolunun ögretmen atanmayan köyünden gelmiyorlar. Bildigin dogma büyüme istanbul. O yüzden ne eğitimi vereceğiz bilmiyorum.

Medya ile sistematik bir sekilde algi degistirme yapilabilir.

Verilen cezalar uygulanmiyor bile. Yarginin hali ortada. Kimler hapiste kimler disarida.
+4
Purple life
(05.03.26)
kandırıldığımızı, güçler dengesi dünyasına yetişemediğimizi hissediyorum. insanlığın 2. dünya savaşından sonra derme çatma da olsa kurduğu refah toplumu hayali söndü bence. büyük facialardan sonra büyük bir refah yaşanmıştı ve bizden sonrakiler bunun belki kokusunu bile duyamayacak kadar şanssız olacaklar.

ahlak ve erdem gibi davranışların insanın doğasında bulunduğunu düşünmüyorum sadece belli standartlara inanmıştık ve bu kavramları pratik fayda üretecek şekilde sisteme entegre edebilmiştik, artık o yok. umutsuz oldu ama fikrim bu.
0
suicmeyenadam
(05.03.26)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.03.26)
psikolojik olarak sakatlanmış bir toplumuz. toplum insanlara bireyselliği, mutlu olmayı, hayatı yaşamayı öğretemiyor. bunun yerine bağımlı, kavga-öfke-saldırı güdümlü bir toplum ortaya çıkıyor. bunlar dürtüsel hareketler olduğu için ceza miktarlarının artması çözüm olmaz.
0
orpheus
(05.03.26)
İnsan tabiatın parçası değil. Tabiat insanoğlunun figürasyon ve dekoru. Tabiatın doğal bi unsuru değil. Hayvanlar ve bitkiler içgüdüleriyle hareket eden canlılar. İnsanda ise diğerlerinde olmayan bişey var: bilinç

İşte o bilinç insanı bilimadamı da yapabiliyor adi bi katil de.

İşte bunu kontrol etmek mümkün değil. Ne devlet ne aile insanı durduramaz.

Kısaca insanlık ilk günden beri ilerlemiyor. Arabalar evler değişiyor. İnsan aynı.

Eskiden köle vardı artık paralı köle var.
Eskiden de filozoflar vardı yine var.
Eskiden de din istismarcı vardı yine var.

Yanii tüm bunlar yanılgı. İnsanlık i ler le mi yor.
Hep yerinde sayıyor...
0
luluki
(05.03.26)
Luluki'ye katılıyorum. Bir noktada medeniyeti yanlış tanımlamaya başladık. Artık medeniyet ile teknolojik gelişme aynı şeylermiş gibi anlaşılıyor ancak insanlık, "insanlık" diye bir şey var olduğu andan itibaren sahip olduğu bütün problemlere hala sahip. Bugün bulabildiğiniz en eski yazılı kaynakları; kutsal kitapları ya da efsaneleri inceleyin, orada bahsi geçen her ne varsa: Irkçılık açlık, katliam... Hepsi bugün de var.

Kadına ve çocuğa şiddet de bunlardan biri. Bir birey olarak yapabileceğiniz en etkili şey en başta kendi çocuklarınızı buna göre yetiştirmek. Şiddet ve istismarın birer hak, araç ya da seçenek olmadıklarını onlara öğretmek.
0
salihdt
(06.03.26)
bence insanoğlu var olduğundan beri çokta değişmedi. şu anki durumun orta çağdan ne farkı var? o zamanda bu tarz şeyler oluyordu, sadece kötü haber çok yayılamıyordu. teknolojinin gelişmesi her şeyin görünürlüğünü artırdı ve hiç bilmediğimiz aslında var olan suçların olduğunu bilmemizi sağladı. toplumlar var olduğu sürece bu tarz şeyler olmaya devam edecedek. en gelişmiş olarak görünen batı kültüründe de benzer suçlar olunca ve üstü kapatılınca insanoğlunun pek bir ilerlediğini sanmıyorum.

Sigmun baba demiş ki: Her insanın zihin derinliklerinde saklı ilkel cinsel ve saldırgan güçler vardır. Bu güçler kontrol edilmediği takdirde bireyler ve toplum kaos içinde yok olmaya sürüklenebilirdi.' Bbc ben çağı belgeselini izleyebilirsiniz.

bir arkadaşım söylemişti, 'güçlülerin bir çemberi var eğer sana gözünü dikip o çembere alırlarsa sana he türlü kötülüğü yaparlar' diye.
çoluğumuzu çocuğumuzu bu çemberden korumaya çalışıyoruz.
0
mikahakkinen
(06.03.26)
sen iyi insani hor gor ezikle, kotuluk yapani yucelt. sonra toplumun iyi olmasini bekle.

ulke dizide anasini kesene, onune geleni vurana, kocasini aldatana hayran olsun sonra gel iyi ol bu toplumda.

bu hastalikli yapiyi tum toplum olarak yaratiyoruz kisilere indirgemekle bu is cozulmez.
0
gule gule
(06.03.26)
Çok güzel yorumlar yapılmış ama ben de yazmadan geçemedim.

Bu olayların çok küçük bir kısmını dürtülerini kontrol edemeyen psikopatlar yapıyor. Büyük çoğunluğu bireysel sapkınlık değil, toplumsal ve kültürel bir mesele. Zaten bu yüzden oranlar toplumdan topluma ve bölgeden bölgeye bu kadar değişiyor.

Sorun toplumsal cinsiyet rolleri, ilişki normları, yetiştirme biçimi ve şiddete yönelik tutumlar.

Bir toplumda kadın ve erkeğe eşit değer verilmiyorsa, roller cinsiyete göre katı biçimde belirleniyorsa, bir ilişki “iki bireyin birlikte olması” değil de “birinin diğerine ait olması” gibi görülüyorsa ve şiddet bazı durumlarda anlaşılabilir ya da tolere edilebilir sayılıyorsa orada bu tür olayların yaşanması tesadüf değildir.

Biraz sondan başa bakalım. Öldüren kişi ne diyor? Beni reddetti. Beni terk etti. Benden ayrılmak istedi. Beni aldattı. Erkeklik gururumla oynadı. Namusumu kirletti.
Yani kadının tercih hakkı olduğu kabul edilmiyor. Çünkü ihtiyaçları, istekleri ve gururu önemli olan kişi erkek. Kadın ise ona tabi. Bir kadın bir noktada bir erkekle ilişkilendirilmişse artık hayatı boyunca o erkeğin istediği gibi davranması gerekir.
Kadın erkeğin namusudur. Kadının davranışları erkeğin erkekliğini temsil etmektedir.
Erkek kadına söz geçiremiyorsa yeterince erkek değildir.
Böyle bir denklemde kadının ayrılmak istemesi sadece bir ayrılık değildir. Erkek için bir otorite kaybı ve aşağılanma olarak algılanır.
Peki bu düşünce nereden geliyor? Yetiştirme biçiminden. Kızlara itaat etmeleri öğretilir, oğlanlara hükmetmeleri.

Yani sorun da çözüm de kültürel. Çocuk büyüdüğü evde sağlıklı bir ilişki görürse, toplumsal cinsiyet rolleri sağlıklı yerleşirse o da sağlıklı bir ilişki yaşayabilir. Anormal beklentiler ve davranışlar normalmiş gibi kabul gördüğü sürece de yayılmaya devam ediyor
0
mezzosprite
(06.03.26)
(6)

Tarihi kendi ayarlayan saat

chicha_v2
Aylara göre 30/31/28 ayrımını yapabilen saat var mı? Evetse ne olarak aramam bulmam lazım?Hadi şubat ayının 29 çekmesini geçtim 4 yılda bir kendim ayarlarım o kadarını :)
Aylara göre 30/31/28 ayrımını yapabilen saat var mı?

Evetse ne olarak aramam bulmam lazım?

Hadi şubat ayının 29 çekmesini geçtim 4 yılda bir kendim ayarlarım o kadarını :)
-1
chicha_v2
(03.03.26)
evet dijital saatler yapıyoru bunu. casio vb. analoglar yapamaz bunu
0
kablelvuku
(03.03.26)
perpetual (calendar) watch diye geçiyor ismi.
+2
eileengray
(03.03.26)
salihdt
(03.03.26)
Seiko SPC131P1 var. Artik yili(Subat'in 29 cektigi yili yani) bile gosteriyor, muhtemelen o sene Subat'i da ona gore ayarliyordur yanilmiyorsam. Ama bir ara pili bitti galiba durdu bir sebepten, bir daha da ayarlayamadim.
0
mbond
(03.03.26)
Casio f 91, bildiğin asker saati.

Yıl seçeneği olmamasına rağmen gün ay kombinasyonundan artık yıllarda da şaşırmıyor. Sürekli tarih atmam gerektiğinden ben yıllardır kullanıyorum. Artık retro sayıldığından tarz olduğunu düşünenler bile türedi:)
+1
antihero
(03.03.26)
Dijital saatlerin tamamında, tamamında yoksa bile neredeyse tamamında bu özellik var.

Pilli analog saatleri bilmiyorum, olmayabilir ama varsa bile pahalıdır.

Mekanik saatlerde durum biraz karışık. Şubat 28-29 ayrımını yapabilen saatlere perpetual calendar deniyor. Anormal pahalı saatler. Birazcık daha ucuz olsun istenirse annual calendar denen saatler var, onlar yılda bir kere sadece şubat ayında ayarlanıyor ancak onlar da oldukça pahalı.
0
10551037
(03.03.26)
(4)

Erkekler cevaplasın. Uçana kaçana yazıyor musunuz?

gabe h coud
Kadın arkadaşlar biliyordur. Yağmur gibi yazıyor herkes. Gibi geliyor. Peki sen yazmıyorsan, ben yazmıyorsam, bunlar kim? Linkedin'den arkadaşım gösterdi, günde 20-30 kişiden mesaj alıyor, kalpli çiçekli. Sözlük daha beter.Uçana kaçana yazan erkeklerden burada varsa, mental durumlarını öğrenmek iste
Kadın arkadaşlar biliyordur. Yağmur gibi yazıyor herkes. Gibi geliyor. Peki sen yazmıyorsan, ben yazmıyorsam, bunlar kim? Linkedin'den arkadaşım gösterdi, günde 20-30 kişiden mesaj alıyor, kalpli çiçekli. Sözlük daha beter.

Uçana kaçana yazan erkeklerden burada varsa, mental durumlarını öğrenmek isterim. Aynı anda 20 kişiyle mi mesajlaşıyorlar. Mesai gibi bir durum mu söz konusu.
📊 Uçana ve de kaçana yazıyor musun?
Evet %8.9 (4)
Hayır %80 (36)
Uçana ama kaçana değil. %11.1 (5)
-2
gabe h coud
(03.03.26)
Eskiden yazardım ama tam yürüme şeklinde değil. Yeni birini tanıma heyecanı, enerjisi (endorfin dopamin vs ne dersen artık) güzel gelirdi. Yoruldum, yaşlandım, hep aynı şeylerin dönmesinden sıkıldım.
0
kisa
(03.03.26)
35 yaşındayım, ömrümde hiçbir kadına yürümedim. Kendini gözümün önünde konumlandıran, bir bahaneyle yardımımı isteyen, benimle flört eden kadınlara eşlik ettim,, karşılık verdim, devamında ilişkiye başladığımız çok oldu. Friendzone batağına pek düşmedim, belki ergenlik zamanlarımda 1-2 kez. Gurur duymuyorum, sosyal fobi ile megalomani arasında bir yere tekabül ediyor davranış kalıbım.
+1
loch ness
(03.03.26)
"Afrika'da prensim, 50 milyon dolarımı paylaşacak insan arıyorum"

Bu spam maillere bakıp "Bunu hangi gerizekalı yer" diyoruz ama istatistik olarak işe yarama olasılığı düşük olsa da sıfır değil ve o mesajı göndermenin maliyeti aşırı düşük. İnternetten birine yazmanın da benzer bir dinamiği var; tabi ki çoğu zaman işe yaramıyor ama işe yaradığı da oluyor.
0
salihdt
(03.03.26)
Bu soruyu memurlar.nete sormalısın. Burada pek yoktur. Asker ve polisin işi ne? Nöbetteyken bile ayakta önüne gelene yazıyor.
+2
Kahvedesu
(03.03.26)
(14)

daha tutumlu olmak icin yaptiginiz seyler

Purple life
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?ilham olalim birbirimize :)bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.uzun süre is veya tatil icin evd
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?
ilham olalim birbirimize :)

bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.

uzun süre is veya tatil icin evden uzakta kalacaksam buzdolabindaki taze gidalari komsuma veriyorum. o da ayni sekilde bana. cöpe atmak yerine ikimiz icin de daha iyi.

gibi gibi :)
+2
Purple life
(02.03.26)
ihtiyacımdan fazla kıyafet almıyorum. bir pantolonu yırtana kadar giyiyorum.
0
stefano
(02.03.26)
-Kıyafet alışverişini minimuma indirmek için ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almıyorum, başlarda çok zorlandım ama artık alıştım.
-Bir hevesle başladığım diyetler için toplu alışverişi bıraktım, bir süre günlük alıp devam ediyorsam alışveriş yapıyorum artık, böylece bir sürü şey bozulmamış oluyor.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda kahve içmeyi neredeyse bıraktım.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda içki içmeyi tamamen bıraktım.
-Sürekli kullandığım ürünlerde indirim varsa bozulmayacak şeylerse stok yapıyorum.
-Sadece kendi evimde değil misafir olduğum evlerde bile gereksiz yanan ışığa tahammül edemem kapatırım, elimi sabunlarken suyu kapatırım. Suda çok sıkıntı olmuyor ama ışıkta çevremdekilerden çok eleştiri alıyorum.
-Platform üyeliklerimi kontrol altında tutuyorum kullanmadıklarımı iptal ettim.
-Markette poşet almak zorunda kaldıysam mutlaka değerlendiririm çöp poşeti vs.
-Boykotlar yüzünden çok fazla etkinlikten geri kaldım bu maddi olarak olumlu olsa da ruhsal olarak beni bitirdi bu yüzden tamamen küslüğümü bitirip tekrar yavaştan küçük sahnelerin oyunlarına, küçük salonların film programlarına bakmaya çalışıyorum.
-İstediğim bir kitabı muhakkak sahaftan veya internetten alıyorum, kitapçılar çok pahalı.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, sonradan gelen olursa eklerim.
+2
mutekebbir
(02.03.26)
1 TL'lik şeyle tutumluluk olmaz. En temizi sadece harcama için bir kart çıkart. İçine 15 20 bin at. O zaman onu bitirmeme düşüncesiyle dikkatli olursun.
-8
arbre
(02.03.26)
-Deterjan ve temizlik malzemesi stoğu yapıyorum, toplu alıyorum yığıyorum 3 aylık.
-Kıyafet almıyorum uzun zamandır
-Dışarıda içki içmiyorum
-Buradan kalan parayı direkt altın'a gömüyorum.
-Millette var bende de olsun kafası ile hareket etmiyorum, en temeli bu aslında
+2
ebeş
(02.03.26)
Dışardan yemeği kestik
+3
mirty
(02.03.26)
Suyumu ve kahvemi hep yanımda taşırım, yemeğimi de olabildiğince. Tüketemeyeceğim gıdaları buzluğa küçük porsiyonlarla kaldırırım. Kıyafet ben de yıllardır çok az alırım, eskiden fazla fazla alıp kullanmadıklarımı ya da çocuğumun küçülenlerini ikinci el platformlarında satmaya çalışırım (pek başarılı olamasam da). Market alışverişinde birim fiyat okurum. Sürekli tükettiğim bi şey indirimdeyse stoklarım. Bir platforma tek seferlik üye olacaksam limitsiz sanal kartla olurum ki yanlışlıkla sonraki ay da ödemeyeyim.
+1
mezzosprite
(02.03.26)
beyaz ve kırmızı eti en uygun fiyata satan süpermarket buldum oradan alışveriş yapıyorum. at mı eşek mi bilmiyorum artık umurumda değil.
+1
yurtsuz john
(02.03.26)
son 3 cift ayakkabimi dukkandan degil, kisiden aldim. sifir, kutusunda. hepsi yari fiyatina geldi, fb market sagolsun.
0
cooperr
(02.03.26)
Mağazada beğendiğim ürünü önce ikinci el uygulamalardan aratıyorum bulursam yeni etiketliyse oradan alıyorum. Yoksa da indirim zamanlarını bekliyorum, kolay kolay bir ürünü indirimsiz fiyatıyla almıyorum. Uygulamalarda indirim kuponu kovalamak en büyük hobim :) sürekli kupon tanımlıyorlar zaten.
Bir de indirim kuponu paylaşan Instagram sayfalarını takip ediyorum, bozulmayacak çay, kağıt havlu, kahve gibi ürünleri o şekilde alıp stokluyorum.
-1
ekimoloji
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
tüm samimiyetimle soruyorum. verdiğin bu yanıtın sorulan soruyla ne ilgisi var.
tam olarak bu yanıt ile ne amaçlıyorsun. gerçekten merak ediyorum.
+3
orpheus
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
bu dediğine inanıyorsan ya bizim aklımızla dalga geçiyorsun ya da kendi zekana hakaret ediyorsun.
+1
orpheus
(03.03.26)
@mutekebbir çok doğru maddeler yazmışsın .
*ben de kıyafet ve ayakkabı alışverişi yapmıyorum. dolapta bekleyen giymeyi unuttuğum ya da ertelediğim şeyleri kullanıyorum.
*dışarıda yemek yememeye çalışıyorum
* taksiye çok binerdim artık metro kullanıyor ya da yürüyorum
*fiyatı normalden indirimli ise bozulmayacak şeyleri çok alıyorum ( havlu kağıt , peçete , ıslak mendil , deterjan vs )
0
devilone
(03.03.26)
Harcamalarımı kayıt altına alıp 3-5 ayda bir inceliyorum; üzerinden bir süre geçtikten sonra gözüme gereksiz gözüken harcamaları, abonelikleri azaltmaya çalışırken "Buna değdi" dediğim şeylere devam ediyorum.
0
salihdt
(03.03.26)
1 tl' lik şeyle de pekala tutumlu olunur. Buradaki olay meblağ değil, bakış açısı.

48 senelik ömr ü hayatımda tutumlulukla cimrilik arasında gidip geldim hep, çoğu durumda istesem de para harcayamıyorum.

Dolapta bir yiyeceğin bozulmasına kolay kolay müsade etmem, bir şekilde bozulmadan günlük menüme dahil ederim.

Fiyatına bakmadan aldığım bi' şey hatırlamıyorum, ne alıyorsam fiyatına bakarım.

Birim fiyat karşılaştırması yaparım, markalar veya marketler arası.

Ne nerde uygunsa ordan alırım, herşeyin ucuzunu değil fiyat/performansı en optimum olanını alırım.
0
kumandanim
(03.03.26)
(12)

"Ramazan feneri" bizde eskiden beri olan bir sembol mü?

nundu
Son yıllarda çok görüyorum ramazan reklamlarında, sosyal medya postlarında falan ama sanki bu bizim ülkeye maksimum son 10 yılda girdi gibi. Öyle Ramazan'ı pek özel yaşayan bir aile değiliz ama televizyonda, reklamlarda vs. hiç ramazan feneri gördüğümü duyduğumu hatırlamıyorum çocukluğumda. Sözlükte
Son yıllarda çok görüyorum ramazan reklamlarında, sosyal medya postlarında falan ama sanki bu bizim ülkeye maksimum son 10 yılda girdi gibi. Öyle Ramazan'ı pek özel yaşayan bir aile değiliz ama televizyonda, reklamlarda vs. hiç ramazan feneri gördüğümü duyduğumu hatırlamıyorum çocukluğumda. Sözlükte de iki entry girilmiş ramazan feneri başlığında, ikisi de yeni bir âdet yazmış ama burada da bi sorayım dedim belki geçmişte de vardır Türkiye'de. Hani Ramazan ile ilgili 10 kavram say desen fener aklıma gelmez bile o derece yabancıyım
0
nundu
(26.02.26)
Kandil gözüyle bakıyordum ben onlara. Fener miymişler?
0
auroraaurora
(26.02.26)
Doksanlarda ve ikibinlerin başında yoktu böyle bir şey, en azından ben hatırlamıyorum. Benim çocukluğumda Ramazan'ın imgeleri belliydi:

Ramazan pidesi (İlla bir fırın pidesi / pastane pidesi kavgası olmazsa olmaz)
Güllaç
Hurma
Ramazan temalı Coca Cola reklamı
+1
salihdt
(26.02.26)
Ramazan feneri

burada da yazmışlar, sonradan çıkan bir şey. ben eskiden hiç hatırlamıyorum böyle bir şeyler olduğunu.
0
shadowfollower
(26.02.26)
@auroraaurora

benim hafızamda kandil de ramazanla ilgili bir imge değil ama hadi Kadir gecesi falan bi yere kadar mantıklı (gerçi ben kandil gecesindeki kandilin lamba olan kandil olduğunu da yeni öğrendim) ama bunu kandil formunda kullanmıyorlar. Şekli falan farklı
0
🌸nundu
(26.02.26)
Fener ve din deyince benim aklıma deniz feneri vakfı filan geliyor.
Benim aklımda minare ışığının yanması ve mahya görüntüleri geliyor gerçekten ramazanla alakalı olarak.
Annem orucunu açmak için yakınlardaki camilerin minaresinin ışığının yanmasını beklerdi.
0
burfak
(26.02.26)
dini etkinlikleri daha sevimli (hatta daha ticari?) yapmak adına son zamanlarda çıkan bir branding olduğunu düşünüyorum; biraz da diğer iki dinden esinlenilmiş sanki. her hanuka'da dreidel sembolünün çıkmasıyla aynı şey.
+5
eileengray
(26.02.26)
Ramazanı nispeten hareketli yaşarız, ben sevinirim Ramazan geliyor diye. Yani gözlemim var ama bahsettiğiniz Ramazan fenerini ilk kez duydum. Bu sembolü son yıllarda hep görürdüm ama ismen şuan duyuyorum. Çok güzelmiş. Yerleşmesini dilerim. Onun dışında eskiden beri olan ramazan sembolleri Pide, güllaç, hurma, iftar topu, Mahya, davulcu, teravih, gece olan hareketlilik, sabaha kadar açık camiler ve restoranlar, Eyüp Sultan, son 10 gün itikâfı gibi gibi
0
love and trust
(26.02.26)
bir iki senedir popüler oldu. belki 5 sene evvel bir kaç yerde birileri kullanmış olabilir ama popi değildi. geçen yıl ve bu sene görünür oldu.
+1
exlibris
(26.02.26)
doksanlarda ve ikibinlerin başında ilçede resmi bayramlarda, ramazan arefesinde ve bayram arefelerinde böyle kandiller, fenerlerle (çin fenerine benzeyen uçurulanlar da dahil), yürüyüşler yapılırdı. baya anadolu işi karnaval olurdu. şimdi siyasal islam versiyonu gibi olmuş ramazan feneri yazınca çıkanlar. özensiz, gösteriş işi.

@love and trust keşke...
+2
klassno
(26.02.26)
Araplarda vardir bu. Son yillarda pek cok sey gibi onlardan bize gecti sanirim
0
kartonpiyer
(27.02.26)
vardı vardı. 90'larda kesin vardı.
0
gabe h coud
(27.02.26)
Yok tabii ki öyle bir şey.

Yok diye kullanılmayacak diye bir kaide de yok da insanlar bir gelenek bir kültür yaratmaya/şekillendirmeye çalışıyorlar. Bu gibi şeyleri genelde “eskiden falan durumlarda filan şeyler yapılırdı” diye hikayelerle desteklemeye çalışıyorlar. Adetler unutulan, unutulabilir şeylermiş gibi “haydi özümüze dönelim” gibi bir yaklaşımla yapıyorlar.

Rağbet görürse yerleşir böyle şeyler, görmezse kaybolur gider. Bir zamanlar bir şeyler gerçekten yapılıyorsa bile sonrasında İnsanlar bunu gereksiz bulmuşlar ki devam ettirmemişler.

Şu an kimi belediyeler Ramazan etkinliği adı altında, bildiğin “Noel Market” konseptini ilçelerde meydanlara yerleştiriyor. Bir iki konuşmacı, tasavvuf müziği etkinliği ile bir köşeye de bir macuncu koyunca hooopp oluyor sana Ramazan etkinliği. Sorsan o da kesin çok asırlık adetimizdir.

Bunları kafaya takmaya da gerek yok “yahu benim mi hafızamda sorun var” diye kendinden şüphe etmeye de gerek yok. Böyle şeyler tutarsa kalır, tutmazsa silinir.
0
lazor
(28.02.26)
(1)

Peşin ödenen servise ukome zammı

dilemma of subscribtionability
Eğitim yılı başında çocuğun servis ücretini peşin ödedik. Şimdi (5 ay sonra) mesaj atmışlar, 6400 tl daha istiyorlar. Şubat ayında UKOME kararıyla servis ücretlerine zam gelmiş. Normalde aylık ödeyenler için mantıklı da, peşin ödemiş olmamdan ötürü bu zamdan etkilenmemem gerekiyor mantıken. Yasal ol
Eğitim yılı başında çocuğun servis ücretini peşin ödedik. Şimdi (5 ay sonra) mesaj atmışlar, 6400 tl daha istiyorlar. Şubat ayında UKOME kararıyla servis ücretlerine zam gelmiş. Normalde aylık ödeyenler için mantıklı da, peşin ödemiş olmamdan ötürü bu zamdan etkilenmemem gerekiyor mantıken. Yasal olarak durum nasıldır? Ödemem gerekiyor mu?
+1
dilemma of subscribtionability
(24.02.26)
Bir sözleşme imzalamışsınızdır diye varsayıyorum ve muhtemelen onda bu tür direkt olarak okulun kontrol edemediği durumlardan kaynaklanan artışlar için ek ücret istenebileceği yazıyordur.
0
salihdt
(24.02.26)
(22)

Müzisyen anne baba çocuğuna Müzik ismini koyacak

ermanen
kafayı koymuşlar (veya kafayı yemişler?). ilginç ve nadir isim olsun ayağına ve ikisi de müzik aşığı diye kızlarına Müzik ismini koyacaklarmış. Kimse vazgeçirtemiyor.Sizce Müzik isminin oluru var mı?veya vazgeçmeleri nasıl sağlanır?
kafayı koymuşlar (veya kafayı yemişler?). ilginç ve nadir isim olsun ayağına ve ikisi de müzik aşığı diye kızlarına Müzik ismini koyacaklarmış. Kimse vazgeçirtemiyor.

Sizce Müzik isminin oluru var mı?
veya vazgeçmeleri nasıl sağlanır?
+1
ermanen
(21.02.26)
Müzeyyen, Melodi falan olsun bari.
+2
chicha_v2
(21.02.26)
Melodi, Ezgi, Beste. Mis gibi müzikli insan isimleri var aslında.

Oluru yok gibi ya. Anlamından bağımsız olarak da kulağa melodik gelen (see what I did there...) bir kelime değil.
+7
kobuzchu kiz
(21.02.26)
çok kötü isim.

bi arkadaşım da sanat koydu. olmuyor bazı isimler.
+2
gurur
(21.02.26)
Sonat
+1
mirty
(21.02.26)
Var, bence güzel isim müzik. Okan Bayülgen kızının adını İstanbul koydu biliyorsunuz. Gonca Vuslateri kızının adını saçma sapan bir kelime koydu, babasının kızını anne karnındayken sevme seslerindenmiş. Müzik çok güzel isim.
+1
yaren
(21.02.26)
müzik çok iddialı, porte, solfej ya da sol anahtarı falan daha güzel gibi bence...
+6
exlibris
(21.02.26)
Bana çok kötü gelmedi, mesela 'Alkış' adında bir balet vardı, çok yakışıyordu ismi ona, Müzik de zamanla kulağa hoş gelebilecek bir isim olabilir gibi, çocuklarına 'ürün' adını veren insanlar var, onunla kıyaslayınca süper bir isim hatta.
+1
(21.02.26)
Bence kafayı yemişler ama çocuklara koyulan kedi köpek isimleri kadar kötü değil.
-2
arbre
(21.02.26)
Böyle keyfekeder, avangart isim verme alışkanlığı Romanlarda oluyor. Çocuğuna Süpermen, Mersedes ismi verenler duymuştum.

Müzik ismi fena değilmiş.
+2
yurtsuz john
(21.02.26)
Ebeveynler basit ve herkesin aşina olduğu isimlerin hikmetini nedense anlamak istemiyorlar.

"Özel" isim, çocuğun hayatının her aşamasında fazladan efor sarfetmesi, önyargılarla uğraşması, kendisiyle dalga geçenlere karşı göğüs germesi, aynı soruyu yüzlerce defa tekrar tekrar cevaplaması demek. Tüm bunlar belki kişiliğine karakterine hiç etki etmez... Ama belki de onu anlamsız tartışmalara sokar. Çocuk olması gerekenden daha agresif ya da olabileceğinden daha utangaç olur, tanışmak istediği insanlarla tanışaya cesaret edemez...
Laf yeri geldiğinde "Ben çocuğum için gerekirse..." diye başlayan (ki eminim yaparlar da, şüphem yok) fedakarlık cümleleri kuran insanların sırf kendi egoları tatmin olsun diye bu kadar bencilce davranıp çocuklarına zorluk yaratmalarına anlam veremiyorum.
+4
salihdt
(21.02.26)
Purple life
(21.02.26)
Müzikle ilgili çok daha hoş isimler bulunabilir aslında ama aynı zamanda da yaygın olmasın istemişler sanırım.
Kötü bir isim olduğunu düşünmüyorum bir kız çocuğuna da yakıştırdım aslında ama bilemedim, arkadaşım olsa ya emin misin diye birkaç kez sorup darlardım.
0
mutekebbir
(21.02.26)
Ksilofon da koyabilirlerdi.
+3
rakicandir
(21.02.26)
lisede bir matematikçimiz vardı oğluna "öklid" ismini koymuş. ilk bahsettiğinde şaka yapıyor sanmıştık. çocuğu görüp ismiyle seslendiğinde gerçek olduğunu anladık. olabiliyor böyle şeyler. bir de müzik öğretmenim vardı kızına "sesim" ismini verdi. kızı da kemancı oldu. gördüğüm kadarıyla uluslararası iyi bir kemancı oldu kendisi.
+2
dedim ben sana
(21.02.26)
Doremi olur.
0
mikahakkinen
(21.02.26)
kiz: melodi, erkek: sonat
+1
cooperr
(21.02.26)
laps diye muzik koymaktansa, muzikle ilgili terimler cok daha guzel duruyor yazildigi gibi. beste, melodi, ezgi vs.
+1
antikadimag
(21.02.26)
bizim müzik hocasının oğlu sonat, kızı serenat. (karı koca ikisi de müzik öğretmeni) bu isimleri düşünebilirler. müzik ne ya? o zaman resim hocası da resim koysun :d
+1
art cat chocolate
(21.02.26)
sonat'ın müzik terimi olduğunu şimdi öğrendim lan (aslan duyurucular!) benim gibi mallara hitap etmek için doğrudan müzik koyuyorlar demek ki! *
+1
anon1m
(21.02.26)
Yani eğer;

Resim, heykel, fotoğraf, sinema, edebiyat, felsefe, tarih, arkeoloji, psikoloji, fizik, kimya...

diye isim yoksa müzik de olmamalı bence.

hem akran zorbalığı had safhada.
Bi müzik aç da dinleyelim ehuhaheheeue,
şşşttt pop müzik,
öööfff kısın şunun sesini....
sen hala çalıyor musun......

yani düşünmek bile istemiyorum uğrayacağı eziyeti.

ayrıca bizimkiler de müzik öğretmeni, bizimkiler de dünyada tek bir isim koymuşlar ama kendi isimlerini birleştirmişler en azından, tuhaf bişey çıkmamış ona rağmen daha kolay olan 2. ismimi kullanıyorum. encrypted-tbn0.gstatic.com

çocuklarınıza travma yaşatmayın.

ayrıca çocuğunuz koyduğunuz alanı / branşı hiç sevmeyecek diyelim ki. niye ölene kadar üstünde taşısın mazoşist misiniz nesiniz ya.
+5
ananiyimioguz
(21.02.26)
Çoğu isim ilk koyuldugu donemde yadirganmistir. Mavi mesela.. nalaka aq diyodu insan başta simdi normallesti. Muzik de oyle bence, ben okeyim :)))

Ayrica şuraya hangi ismi yazsam zorbalamak icin bisi bulunur.
+2
üğpoıuy
(22.02.26)
Oluru yok. Tam bir saçmalık. Aptalca bir gülünçlükte hatta. Yukarıda insan gibi “müzikle ilgili terimler” örneklendirilmiş. Tutup doğrudan laps diye “müzik” koymak gerçekten amele işi.

Ama zaten bu gibi şuursuz tiplerin istediği şey de tam olarak bu saçmalamışlık hali. Daha özgün ve cesur buluyorlar muhtemelen. Vazgeçirmenin bir yolu yok.

Anca nüfus memuru insafa gelip “yok bu isim uygun değil, yazamayız” diyecek de bunlar da kavga etmek yerine kabul edecek de falan, o iş yaş.

Ama nasılsa zaman içinde böyle saçmalıklar artacak. Küçük “müzik” büyüdüğünde yalnız kalmayacak. Daha nice ebeveyni aptal akranları olacak.
0
lazor
(22.02.26)
(3)

Online Alışveriş Dolandırıcılığı Önlemleri

makbur
dün ekşide viral olmuştu hatırlarsanız, adam samsung telefon alıyor alakasız bir ürün geliyor, sonra firma salağa yatıyor vsbu tarz telefon, laptop vs aldığımızda mesela mağdur olmamak için ne yapmak lazım?kargo kapıya geldiği andan itibaren video'ya mı çekmek gerek?mesela kullanıcı sözlemesinde san
dün ekşide viral olmuştu hatırlarsanız, adam samsung telefon alıyor alakasız bir ürün geliyor, sonra firma salağa yatıyor vs

bu tarz telefon, laptop vs aldığımızda mesela mağdur olmamak için ne yapmak lazım?

kargo kapıya geldiği andan itibaren video'ya mı çekmek gerek?

mesela kullanıcı sözlemesinde sanırım "kargocuyu bekletin kutuyu yanında açın eğer üründe sorun varsa ürünü aldığınızı onaylamayın" gibi bir şey yazıyordu. ancak bu tarz ürünlerin kutusunu açmak etmek çalıştırmak denemek vs baya uzun sürebiliyor, kağıt üstünde olan pratikte olmuyor yani kargocuyu bu kadar süre tutamıyorsunuz tutamazsınız da.

-bu arada bugüne kadar internetten telefon, laptop, bulaşık mak, buzdolabı, televizyon bir sürü şey aldım hiçbirinde de bir sıkıntı yaşamadım; galiba şanslı azınlıktanım-
+1
makbur
(18.02.26)
İnstagram'da saat satıp dandigini göndermek.

Gelen kargoda da gönderici adı olarak kod falan yazıyor.
0
liberal
(19.02.26)
Kargocuyu tutmak mümkün değil katılıyorum ama kargo tutanağı dışında da pek bir çözüm yok. Siz video çekseniz bile o videoyu ürünü sahtesiyle değiştirdikten sonra çekmediğinizi kanıtlayamayacağınız için (Zira jelatini açılmamıştı, barkodu yırtılmamıştı argüman olamaz zira demek ki onlar varken de orijinal ürün sahtesiyle değiştirilebiliyor) konu yine aynı noktaya gider. Firma sizin sözünüze inanmıyorsa videonuza da inanmayacaktır.

Böyle bir durumda Tüketici Hakem Heyeti ve mahkeme dışında çözüm yok bence.
0
salihdt
(19.02.26)
Kargocu teslim kodunu vermeden kutuyu açmanıza izin vermiyor, o yüzden o teslim tutanağı hikaye bence. Ancak kutuda hasar varsa tutanak tutturup teslim almayabilirsiniz belki
0
mezzosprite
(19.02.26)
(7)

Orijinal ürün alıp çakmasıyla iade oluşturmak?

ananiyimioguz
Böyle bir şey yapan / duyan var mı?Bana çok mümkünmüş gibi geldi. Firmalar bunun önlemini nasıl alıyor acaba? Bazı şeylerde bandrol veya seri no olmayabilirmiş gibi geldi.Mesela dyson ürünlerinin birebir çakmaları var.Amazon, trendyol, hepsiburada... bir yerden sipariş ettik diyelim. Kutusundan ciha
Böyle bir şey yapan / duyan var mı?

Bana çok mümkünmüş gibi geldi. Firmalar bunun önlemini nasıl alıyor acaba? Bazı şeylerde bandrol veya seri no olmayabilirmiş gibi geldi.

Mesela dyson ürünlerinin birebir çakmaları var.

Amazon, trendyol, hepsiburada... bir yerden sipariş ettik diyelim. Kutusundan cihazı çıkardık. Ağırlığını beğenmedik dedik geri gönderdik.

Gönderirken bire bir çakma cihazı kutuya koyduk. Ben hiç zannetmiyorum ki yetkilinin aşırı inceleyeceğini...

O ürün allah bilir tekrar başka birine satılır :D veya firmaya gönderilirse ancak orada çıkabilir.

Bu arada yapalım diye demedim de az önce bir soruda görünce aklıma geldi. Aşırı yapılabilir gibi geldi nasıl önlenebileceğini merak ettim.

Mesela apple ear pods aldık diyelim. içindeki kulaklıkları alıp yerine birebir çakma kulaklık koyduk. iade sebebine de kulaklıklar eşleşmiyor dedik.

Böyle durumlarda genelde müşteri beyanı haklı bulunup iade kabul edilmez mi?

Diyelim ki sonradan fark edildi ve müşteriye ulaşıldı. E müşteri der ki ne münasebet kardeşim hem çakma ürün göndermişsiniz hem de bana suç atıyorsunuz :D

Al başına belayı (firma açısından).
-2
ananiyimioguz
(17.02.26)
Abi bire bir aynısı gibi görünen cihazda kullanılan parçalar varsa işlemciler kartlar cartlar curtlar da orijinal üründekiyle aynı mıdır, değilse bu fark edilmez mi acaba? Misal Trendyol'da adam 300 bin liralık saati 50 bin liraya satıyor ama 300 bin liralık saatte in-house mekanizma var ama Trendyol saatinde sikindirik Çin mekanizması var, sen bu saati alıp gönderdiğinde "olm sen salak mısın?" demezler mi saat incelendiğinde? Yani saatin incelenmesine de gerek yok bilen adam dışardan baktığında da saniyenin akrebin yelkovanın hareketinden net bir şekilde anlayabilir saatin çakma olduğunu ama yine de bakarlar tabii, saat örneğinden yola çıkarak diğer ürünler için de benzer çıkarımlar yapılabilir bence.
0
kizil karga
(17.02.26)
Haberlerde çıkmıştı bu durum. Bazı satıcılar anlayabilir değişmiş olduğunu Satıcının bu yapılan sahtecilikten yasal yollara başvurması mümkün.
0
pembediken
(17.02.26)
valla anlasilacagini sanmiyorum. ben bir kere aldigim kulakligin aynisini cok daha ucuza bulunca onu alip gelince oldugu gibi ilk pahali yere iade etmistim ve refund almistim tr'deyken.

aslinda bir avantajim yok acip kullanilmis kulakligi vermek istememistim sadece kullandigimdan devam etmek istedim. ayni renk model vs idi ama seri no farkliydi dogal olarak.

ama bunu sahte urunle degistirerek yapmak cok buyuk bir ahlaksizlik. bastim eksiyi. esegin aklina karpuz kabugu dusurmemek lazim.
-2
antikadimag
(17.02.26)
reddit'te görüyorum; parfümlerde ve kozmetikte böyle hileler yapıyor amerikalılar. sonra o iade olmuş sahte ürünleri alan diğer masum insanların parfüm şişelerinin içinden kokusuz su çıkıyor. sephora bu yüzden iade alırken açılmamış kutu bile olsa içini açıp bakıyor. yine de engelleyemezler, sonuçta kabı aynıysa nasıl anlayacak?
0
eileengray
(17.02.26)
Bahsi geçen şey e-ticarette en sık görülen fraud yöntemlerinden biri, "Return Fraud" diye geçiyor. İadelerin e-ticaretin en can sıkıcı süreci olmasının kaynağı da bu. Büyük perakendeciler belli bir tutara kadarki ürünleri çok sallamıyor zira sahteciliği tespit etmenin maliyeti oradaki riskten daha büyük. Ürün fiyatı yükseldikçe de inceleme süresi artıyor.

Gidip 100 bin liralık bir ürün iade geldiğinde onu iade alan kişi şöyle bir bakıp iadeyi onaylamıyor; çünkü e-ticaret işini belli bir süre yapan herkes bu işe tecrübesiz bile girmiş olsa kısa sürede dersini alıyor. Zaten o kadar kolay kandırılabilselerdi emin olun o e-ticaret sayıcılarının hiçbiri piyasada kalamazdı.

Tabi ki her fraud türünde olduğu gibi mükemmel bir sistem mümkün değil; arada kaçaklar da oluyor. Onlar da şirkete zarar yazıyor ya da sözlükte geçen gün çıkan başlıkta olduğu gibi başka bir müşterinin mağdur olmasına sebep oluyor.
0
salihdt
(18.02.26)
dermokozmetik-vitamin kategorisinde aynı sorunu yaşıyoruz. neyseki mamüller gerçekten orijinaline göre inceleyince anlaşılıyor. Bizdeki orijinal ürün ile gelen ürünü kıyaslayıp platforma ileterek iadeyi red ediyoruz.
0
kondansator
(18.02.26)
Ahlaksız herif
0
kullaniciadimvar
(23.02.26)
(6)

Vietnam savasi hakkinda

Purple life
Amerikalilar ne düsünüyor?Türkler ne düsünüyor?Siz ne düşünüyorsunuz?
Amerikalilar ne düsünüyor?
Türkler ne düsünüyor?
Siz ne düşünüyorsunuz?
0
Purple life
(17.02.26)
türk olarak ve ben olarak hiç bir şey düşünmüyorum, vietnamlı arkadaşlarım var onlar da düşünmüyor hatta 2 gün önce benzeri bi muhabbet oldu konusu bile açılmadı, olmuş bitmiş. amerikalı tanıdığım yok
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
holywood dışında kimsenin umrunda değil.
0
orpheus
(17.02.26)
Amerikalılar için siyasi ve ekonomik sonuçları olan kaybettikleri bir savaş. Diğer ülkelerden bilenler (siyasi bilimciler dışında) herhalde yalnızca insani sonuçları ile değerlendirecektir.
0
osssy
(17.02.26)
Amerika'nın "Hemen bir girip düzeltiverelim" diye dalıp çıkamadığı bir batalık, hatta sanırım o bataklıkların ilki. Tam anlamıyla bir rezillik ve yaşananlar açısından insanlık dramı.
+1
salihdt
(17.02.26)
Vietnam, ABD için hezimet olmuştur . Afganistan da öyle ..
Ama Hollywood desteği ile Batman Superman Rambo gibi serilerle sahada değil beyaz perde de olsa karizmayı biraz düzeltmeye çalışmıştır .
ABD , sadece teknolojik gücüne bakarak bölge yerli insanın direnç ve gücünü hafife alıyor ve hata yapıyor .

Irak Savaşı'ndan sonra da bir çok ABD askeri hala Irak'ta gömülüdür. Kendi halkından önemli şeyleri saklaması lazım.

ABD' nin kendilerine uşak olmuş olan (bazısı dini görünümlüdür) çeşitli terör grupları ile dünyanın çeşitli yerlerinde etkinlik sağlama çabası hala var .
0
diyecevaplandı
(17.02.26)
Vietnam gazisi akrabalari olan tanidiklarim var, onlar akrabalarini aniyorlar, ulkemiz icin savasti tadinda ama asiri tehlike altindaydik da bizi kurtardilar degil elbette, yine de ordu ile ABD askeri olarak gitmis insanlar ve ne olursa olsun 'ulkeleri' icin/adina, ne derseniz artik, savasmis insanlar ve gaziler, gereken saygiyi ve anmayi gosteriyorlar.
Ben ne dusunuyorum, ABD ve Cin ve Fransa guzelim ulkeyi darmadagin edip defolup gitmis, cok guzel insanlar Vietnamlilar, cok uzucu. Muzeyi benim icim kaldirmadi zaten.
Bugun de kendi sacmaliklari devam ediyor, sozde sosyalist/komunist ama sosyalizmin hicbir guvencesinin olmadigi kapitalizmin dibine kadar yasandigi bir yonetim. Bati'nin doguyu darmadagin edip birakmasinin orneklerinden biri daha.
+1
kassiopeia
(17.02.26)
(30)

Şu an hangi kitabı okuyorsunuz? Şubat sayısı.

alice in potatoland
Bu ay ne okuyorsunuz? Almanca ve ingilizce de olur.
Bu ay ne okuyorsunuz? Almanca ve ingilizce de olur.
0
alice in potatoland
(17.02.26)
Sherlock Holmes setine başladım. Çok keyifli gidiyor.
+1
strawberry first
(17.02.26)
rachel cusk, parade.
0
eileengray
(17.02.26)
asimov - the foundation
+3
antikadimag
(17.02.26)
Georgi Gospodinov - Zaman Sığınağı
0
a perfect lie
(17.02.26)
Asimov vakıf serisi, yine yeniden.
+1
kisa
(17.02.26)
orwell burma günleri
0
summerjam0306
(17.02.26)
Mina Urgan-Bir Dinazorun Anıları
0
tiredofwaiting
(17.02.26)
Bütün-Beyinli Cocuk Uygulamalı Rehberi
0
kondansator
(17.02.26)
There Is No Place for Us: Working and Homeless in America
0
salihdt
(17.02.26)
tüfek mikrop ve çelik
0
pide
(17.02.26)
umberto eco - gülün adı
+1
efreet sultan
(17.02.26)
Androidler elektrikli koyun düşler mi?
Philip k. Dick
+2
antihero
(17.02.26)
david d. burns - 10 günde özgüven
+1
sabenburak
(17.02.26)
Yerdeniz Öyküleri. Ardından Öteki Rüzgar ile kapanışı yapacağım.
+1
auroraaurora
(17.02.26)
Calikusu - recep nuri gültekin

Bunu neden eksiler bir insan. Saka gibisiniz ha.
0
Purple life
(17.02.26)
Frank Herbert - Dune
+2
yemrem
(17.02.26)
insan vücuduna seyahat - gavin francis
0
lemmiwinks
(17.02.26)
James Clavell - Shogun
0
thracia
(17.02.26)
Graeme Simsion - Rosie Projesi
0
matilda
(17.02.26)
Büyük İskender - Jona Lendering
0
drako
(17.02.26)
İnsanın Anlam Arayışı - Viktor Frankl
Zeytindağı - Fatih Rıfkı Atay
0
hayalhayal
(17.02.26)
sınırsız rüyalar diyarı - j. g. ballard
0
lüzumsuz adam
(17.02.26)
@purple reşat nuri'yi recep nuri diye yazman çağrışımı sebebiyle hoş bulunmamış olabilir
+1
beyfendi
(17.02.26)
Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde
0
rock n roll
(17.02.26)
Bugün olağanüstü bir gece bitti, fareler ve insanlara başladım
0
pislick0
(17.02.26)
Asako yuzuki - tereyağı
0
kullanicadi
(17.02.26)
topeka okulu ama sarmadı nedense...
0
suyin
(19.02.26)
Aynı yazarın Atocha’dan Ayrılış kitabını okudunuz mu? tavsiye ederim.
+1
eileengray
(19.02.26)
İhsan Oktay Anar
Yedinci Gün
0
kumandanim
(19.02.26)
okumadım, alayım listeme çok teşekkürler <3
+1
suyin
(19.02.26)
(11)

Maaş artışı olmadan müdürlük.

Mcfly
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek m
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek mümkün değil :)
+1
Mcfly
(16.02.26)
o şirketten 1 yıl içinde ayrılıp pozisyonu koruyarak daha iyi maaş ile devam edebileceksen olur.
+8
orpheus
(16.02.26)
Sorsalar istemezdim, çoğu kimse istemez.
Ama mecburiyse, durumu yani maaşı değiştiremeyeceğinize yüzde yüz eminseniz boşuna kendinizi de, yöneticilerimizle ilişkinizi de yıpratmayın.

Yeni title’ınızla birlikte hem başka işlere bakmaya başlayın hem de şirkette maaşı yükseltebileceğiniz fırsat ne zaman olur diye bekleyin.

Elbette sorumluluk artıyor, baş ağrısı artıyor ama mecbursa bu durumdan kazançlı, keyifli çıkmak için elinizden geleni yapın.
0
michael_knight
(16.02.26)
sen müdür olduktan sonra ekibe bir kişi daha katılacak mı? öyleyse yeni iş bakmak için iyi bir fırsat. almayacaksalar da yeni bir işe geçene kadar sabredilebilir, işleri biraz da diğer arkadaşlara aktarmanız gerekecek.
0
ahmet oturum cerezi
(16.02.26)
istemezdim
0
abelardo
(16.02.26)
Yaparım. Yaptım. Bir sene sonra ya piyasa fiyatına getirirler ya da başka iş bulursun. Mis.
+2
gabe h coud
(16.02.26)
İmza yetkisi vericeklerse araba+iyileştirme isterdim. İmza yetkisi demek sorumluluk demek.
0
love and trust
(17.02.26)
Eğer "Müdür" ünvanı kısa sürede daha iyi şartlarda başka bir şirkete geçmemi sağlamayacaksa istemezdim. Aynı işi yapan üç çalışandan biri olmak varken neden durup dururken neden arkadaşlarımın performansının sorumlusu olayım?
0
salihdt
(17.02.26)
Hiçbir şekilde yönetici olmak istemiyorum o nedenle hayır.
0
peki madem
(17.02.26)
İstisnai olarak yöneticisi seviyesinde maaş alan çalışanlar olabiliyor. Onlardan biriysen olabilir.
Bir sonraki zam döneminde yeni pozisyonuna göre değerlendirme yapılacaksa neden olmasın.
0
burfak
(17.02.26)
burfak iyi bir noktaya barnak basmış. kariyerinde ilerlemek isteyenler için iki yol var beyaz yakada. sme olacaksın, subject matter expert ya da mödür. sme olan bir kişi örneğin sap basis için, canavar gibi para alır. direktör maaşı bile alır ama ekiple beraber çalışır, emrinde kimse yoktur. sor soruyu al cevabı insanıdır. müdürlerin de her konuyu uzmanı gibi bilmesi gerekmez (bazı saykolar bilir ama onlar istisna) onların da ekibi yönlendirmesi, eğitim ihtiyacı varsa aldırması, verilen hedefi verilen kaynaklarla yakalaması gerekiyor. gerekirse kolları sıvayacak ama gerekiyorsa ya müdürlüğü yapamıyor ya da şirketin eksik bir yanı var. neyse olay bu değildi. aklıma gelmişken yazdım. mansplaining gibi de duruyor. silmiyim dursun bari. bitti tamam.
0
gabe h coud
(17.02.26)
Kabul ederdim.Turkiyede isler title ile ilerliyor. O title'i almak onemli gelecegin acisindan.Bir de istemiyorum dersen ne olacagini dusundun mu? Belki basina yeni biri gelecek daha kotu olacak.
0
turkuaz
(17.02.26)
(5)

İşsiz kalınca iş bulması en zor meslek

gabe h coud
19 yıldır iş hayatındayım. Bu sürede tecrübelerime göre işsiz kaldığında iş bulması en zor meslek bana göre executive assistant, yani yönetici asistanlığı. Çalıştıkları yerde uzun süre çalışıyorlar ama işsiz kalınca iş bulmaları yıllar alıyor, bazen iş hayatından çekiliyorlar.Bunun bir çok nedeni ol
19 yıldır iş hayatındayım. Bu sürede tecrübelerime göre işsiz kaldığında iş bulması en zor meslek bana göre executive assistant, yani yönetici asistanlığı. Çalıştıkları yerde uzun süre çalışıyorlar ama işsiz kalınca iş bulmaları yıllar alıyor, bazen iş hayatından çekiliyorlar.

Bunun bir çok nedeni olabilir ama aklıma gelenler; çalıştıkları insanlarla şekil almaları, onların egosuyla kendilerine ego edinmeleri, alışkanlıkları zor kırılan, adapte olması zor insanlara dönüşmeleri ve işsiz kaldıklarında asistanlığını yapacakları kişilerle uyum göstermelerinin zor olması. Başlangıçta işe girmeleri kolay. Presentabl (güzel ve bakımlı) konuşmaları düzgün, öğrenmeye açık. 10 sene CEO asistanı olduktan sonra sert mizaçlı bir edebiyat hocası triplerinde. (Edebiyat hocalarını tenzih ederek) Ona buna kızan birine dönüşmüş oluyor. Havalara giriyor. Çok eskiden çalıştığım şirketteki executive assistant abla (20 senelik) artık müşterilere danışmanlık bile veriyordu fdshfks ve bu nedenle kovuldu. Bir diğer neden de asistanı olan yöneticiler yeni birini alacakları zaman genç olmasına dikkat ediyor.

Başka var mı böyle meslekler, ne düşünüyorsunuz?
0
gabe h coud
(16.02.26)
Bir meslek değil ama pozisyon geliyor aklıma: Orta seviye yönetici.

Benim gördüğüm kadarıyla bu baya tehlikeli iş kaybetme konusunda çünkü şirketler orta seviye yönetici işe almaktansa içerden birini terfi ettirmeyi tercih ediyorlar.
+1
salihdt
(16.02.26)
görsel sanat işlerinde uzman ve yöneticiler.

tasarım işleri çok ele ayağa düştü. ai den önce de kötüydü artık yerlerde.
uzman işten çıktıktan sonra, yerine düşük maaşa tecrübesiz alıyorlar.
+1
duyuruuser
(16.02.26)
bir ihtimal gizlilik nedeniyle de iş bulamıyor olabilirler. executive assistant şirketin resmi ve hatta gayri resmi olarak en mahrem sırlarına sahip. işten ayrıldığında hiçbir patron bu kişinin sektörde benzer işe girmesini istemez. hatta başka patronlar da bu sebep ile işe almak istemeyebilirler.
0
orpheus
(16.02.26)
Sadece memurluk kadrosuyla yapılabilecek meslekler var. Memuriyet kaybedildiğinde (kendi meslekleri için) iş bulmaları zor değil, imkansız oluyor. Bunlar da polislikten tutun arkeolojiye kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor.

Executive assistantlar yatsın kalksın haline şükretsin bence.
0
akhenaten
(16.02.26)
Çoğu memur iş bulamadığı için memur. Spesifik bir skill'in yoksa memurluk dışı iş yapamzsın
0
michael harddd
(16.02.26)
(10)

Ciddi İlişkisi Olup Yurtdışında İş Bulanlar

lapetitemort
Daha iyi şartlarda bir iş bulmanız halinde, süreci nasıl yönettiniz? Çoğu ülkeye yanınızda götüremiyorsunuz diye biliyorum.O da sizinle geldi mi? Geldiyse nasıl oldu o geçiş? Gelmese de gider miydiniz?
Daha iyi şartlarda bir iş bulmanız halinde, süreci nasıl yönettiniz? Çoğu ülkeye yanınızda götüremiyorsunuz diye biliyorum.

O da sizinle geldi mi? Geldiyse nasıl oldu o geçiş? Gelmese de gider miydiniz?
0
lapetitemort
(16.02.26)
Ülkesine göre değişiyor aslında. Özellikle gelişmiş ülkelerde "Civil Union" ya da "De-facto Relationship" tarzı şeyler üzerinden direkt evli olmasanız da ilişkinize çeşitli deliller göstererek partnerinize de vize alabiliyorsunuz. Ülkeye göre uzmanına danışmak lazım.

Birlikte gitme konusu ise çok boyutlu; partnerin gidilecek ülkede dil probllemi olacak mı, orada çalışabilecek mi, sosyal ilişkileri ve Türkiye'deki bağları ne kadar kuvvetli, genel olarak yurtdışında yaşamaya nasıl bakıyor...

Oraya işle giden kişi direkt olarak bir sosyal çevreye sahip oluyor zaten, bir de yabancı ülkede iş yapmanın getirdiği profesyonel motivasyon olunca süreç iş bulan kişi açısından görece pozitif oluyor. Ancak partnerin Türkiye'de kariyeri varsa ve oraya bunları bırakıp gidiyorsa, hele de orada iş bulamıyorsa, dil problemi varsa vb. ortaya çok ciddi bir dengesizlik çıkıyor ve haliyle ilişkinin üzerine yük binmeye başlıyor.
+2
salihdt
(16.02.26)
Ülkesine göre değişiyor +1 Ayrıca sizin alacağınız çalışma izninin statüsüne göre de değişebiliyor. "Skilled immigrant" olarak gidiyorsanız daha kolay, niteliksiz düz çalışma izniyle giderseniz evli olsanız bile aile birleşimi için bir yıl beklemeniz gerekebiliyor.

Bir arkadaşım sevgilisinin peşinden Hollanda'ya taşındı (en başta beraber taşınmaları da yasal olarak mümkündü) ve bütün evrak işleri vs çok kolay oldu.

Biz şu an taşınma sürecindeyiz, çalışma izninin çıkmasını bekliyoruz. Eşimin işi için gidiyoruz ama benim de çalışma iznim olacak, ikimiz de ülkenin dilini temel seviyede öğrendik, orada hızlı ilerleteceğimize güveniyoruz. Ben çalışamayacak olsam, dil sorun olsa her şey daha zor olurdu eminim.

Biraz da insanların karakterine bağlı, burada bile yurtdışı sorularına gelen cevaplar "hayatta Türkiye'ye dönmem, burası cennet" ve "herkes çok ırkçı, vatanım gibisi yok" arasındaki her şeyi kapsıyor. Beklentileriniz ne, Türkiye'yle bağınız ne kadar kuvvetli, değişimi ne kadar kaldırabiliyorsunuz gibi her şey çok değişir.
+2
kobuzchu kiz
(16.02.26)
Ülkesine göre değişiyor +2
Ayrıca kobuzchu kiz'ın nitelikli bir çalışan olarak gidiyorsanız (örneğin EU Bluecard ile), aile birleşimi daha kolay yorumuna da +1
Öteki türlü ilk gidenin belli bir süre çalışması/yaşaması gerekiyor o ülkede.

Bizim durumumuzda ben ilk giden oldum ama gittikten 1 ay sonra nikah yaptık eşim aile birleşimine başvurabilsin diye. Tüm başvuru evrakları vs. çok basit aslında ama bizim durumda benim üzerimden başvurabilmesi için benim yeni işimde 3 aylık deneme sürecini tamamlamam gerekti (gelir beyanında bulunmak için). Onu bekledikten sonra başvurduk. Toplamda niktahtan 6 ay sonra, başvurudan ise 2 ay sonra oturum izni çıktı. Aslında daha hızlı da çıkabilirdi ama bizim başvuru süreci konsolosluğun yoğun dönemine denk geldiği için biraz daha uzun sürdü.
+1
himmet dayi
(16.02.26)
karşındaki kişi de kafa olarak yurt dışına gitmeye hevesliyse bu iş yürüyor genellikle. sevgili olarak yanına gelmesi çok zor olur. anca orada bir okul bulup yüksek lisansa gelirse o şekilde olur ama genelde evlilikle her şey daha kolay oluyor özellikle yasal dökümanlar için. bu da aile birleşimini gerektirir ve süreç minimum 6 ay ile 1 sene arasında oluyor.

en ufak anlaşmazlıkta "senin yüzünden geldim" dememesi lazım karşı tarafın aman ona dikkat edin. o da çok istiyorsa bu işlere girin derim.
+2
elektr10
(16.02.26)
bu aslinda vize turune gore bile degisiyor. mesela bende "talent visa" denen bir vize turu var. yuksek egitimli, oturup kalkmasini bilen, icinde allah korkusu olan, seksi kisilere veriliyor. bu vize partnerle birlikte goc etmeyi kolaylastiriyor.
+3
Sour
(16.02.26)
@Sour, aynı zamanda o vize türünde işten çıkarıldığında sana ülkene dönmen için 15 gün veriliyor. Çok da havası yok yani.
0
Kahvedesu
(16.02.26)
@Kahvedesu, yanlis bilgi diyecegim ama ozel durumlar (ulkeler, kontratlar vs.) olabilir. talent vizesinde 15 gun icinde ulkeden ayrilmayi hic duymadim. en azindan bizde boyle bir durum yok. bunu dusunen insan zaten talent vizesi alamaz :P
+2
Sour
(16.02.26)
''The HQP visa is not a general work permit; it is tied to the specific company that hired you. If they fire you, the authorization is voided.''

''It happened to me. You now have a month to find a new job without your current situation changing. If you manage to find a new job your work visa won’t expire. ''
-1
Kahvedesu
(16.02.26)
@Kahvedesu hicbir sey anlamadim. talent visa ve highly qualified professional visa ayni sey mi? daha once dedigim gibi ayni seyse bunlar her ulkede ayni mi uygulaniyor? ulkene donmen icin 15 gun veriliyor demistiniz, simdi ise tekrardan is bulmaniz icin bir ay veriliyor demissiniz. ayrica bu yazdiklariniz resmi bir kaynak degil, biri "bana boyle oldu" diyerek bir sey yazmis, siz de alintilamissiniz. dolayisiyla yazdiklarinizin hicbiri anlam ifade etmiyor.
+2
Sour
(17.02.26)
Talent visa ve hqv adları farklı olsa da Avrupa Birliği ülkelerinde şartları aynı olmalı. 15 gün ve 1 ay şirketine göre değişebilir bir. Arkadaşımda bu vizeden var. 2 yılı doldurmadan çıkarıldı. Şirketin kendisine söylediği 15 gün. Aynı şartları sağlayan bir yer bulursa uzatabilir. Fransa'da başka olabilir bilemem. Benim durumum da çalışma iznimde mesela X alanında Y şehrinde yazıyordu. Yeniletene kadar başka şehre de gidemedim, başka alanda da çalışamadım. 2.kartta böyle bir sorun yok.

Normal çalışma vizelerinde böyle bir sorun yok. Uzun sürede çıkar ama şartları talent visa ya da HQV gibi ağır değil. Oturum bitene kadar kalabilir ya da işkura başvurup yeniletirsin. Bana inanmıyorsan bulunduğun yerdeki yabancılar ofisine sorabilirsin. Yeni gittiysen kartının arkasına bak, genel mi kısıtlı mı olduğu belli olur zaten. X alanında diyorsa sınırlıdır. konusma ben konusuyorum daha bitirmedim'in dediği gibi.
0
Kahvedesu
(17.02.26)
(6)

İlişkilerde farklı hayat tarzlarının altında ezilmek ve benzeri

pembe nohut
Erkek kişi sosyal medyadaki popüler insanlarla yakınlığı olan (çok yakın), YouTuber ve Instagram fenomeni erkek tayfayla sık zaman geçiren biri. Bunların çoğu Cadde mekanlarından çıkmayan, ortamcı çocuklar ve hatta benzer muhitlerde direkt kendi mekanları var. Kadın tarafıysa o çevreden pek hoşlanmı
Erkek kişi sosyal medyadaki popüler insanlarla yakınlığı olan (çok yakın), YouTuber ve Instagram fenomeni erkek tayfayla sık zaman geçiren biri. Bunların çoğu Cadde mekanlarından çıkmayan, ortamcı çocuklar ve hatta benzer muhitlerde direkt kendi mekanları var. Kadın tarafıysa o çevreden pek hoşlanmıyor, hayat tarzı ve hem karakter hem entelektüel birikim olarak epey farklı olduklarını düşünüyor. Aslında kadına göre bu adamın da o tiplerin arasında işi yok, zaten yaş olarak kendisinden daha küçükler ama işten ötürü haşır neşir olunurken bir samimiyet kurulmuş belli ki. Sık sık bir yerde davet oluyor, e hadi toplaşıp şu etkinlik yapılsın deniliyor, birlikte şu mekana gidelim teklifi ortaya atılıyor falan. Sürekli bir birilerini etiketleme, her yerden tanıdık fışkırma, reklam storysi atma, #davet yazma hali mevcut.

Mesela bugün Bostancı'da mekan açılışı vardı. Kadın yüzeysel, laylaylom, ortamcı bulduğu bu insanlarla zaman geçirmek istemediği için erkek tek başına gitti ama bozuldu da açıkçası. Sosyal çevre dışında aralarında aslında hiçbir problem yok. Normalde dediğim gibi erkek de onlar gibi yetişen, düşünen, yaşayan biri değil ve kadına göre o çevreye sonradan dahil olma çabası içerisinde. Zorunluluklar olur, muhatap olunmak mecburiyetinde kalınır ama bu adamda özellikle bir araya gelme gayreti ve ait olmadığı bir yerde olma arzusu var. Network işi değil, zaten buna ihtiyacı da yok. Ona sorulsa ya eskiden garip işleri, taşkınlıkları olurdu ama artık herkes büyüdü ve olgunlaştı diyor. Kadınsa o çerçeveye ne kendisini ne erkeği bağdaştırabiliyor ne yazık ki. O arkadaşlara dair çok şey yazılır ama daha fazla uzatmak istemiyorum. Biri yakın zamanlarda olan operasyonlardan gözaltına alınmıştı mesela ki bu bile en normali.

Bu farklılıklar zamanla aşılır mı? İki taraf da ortak bir nokta bulabilir mi? Kadın ait olmadığı ortamlara erkeğin hatırına girmeye çalıştıkça suya alışır mı? Veya erkek açıkça kendisiyle ciddi ve uzun vadeli bir ilişki isteğinde olduğunu söylediği bu kadın için zaman içerisinde bu müthiş arkadaşlıklarıyla arasına mesafe koyabilir mi? Yoksa kadın direkt benim bu hikayede yerim yok diyerek onları birbirine mi bıraksın? Yorumlayalım
-1
pembe nohut
(15.02.26)
"Sektör bu, içime sinmese de bu deveyi gütmek zorundayım" tavrı biraz çakal bir tavır. Ait hissetmediği yerde bu derece var olabilen biri beni korkutur. Kendine bunu yapan bana ne yapmaz.
+2
sekizdokuzon
(15.02.26)
bir ilişkide, birbirimizin arkadaşlarıyla buluşmak zorunda mıyız?

en yakın dostlarımızla tanıştırırız birbirimizi, kafalar uyuşursa görüşülür 2-3 ayda bir. onun dışında her hafta görüşmeye gerek yok. herkes kendi arkadaşıyla kendi takılsın.

birdenbire o arkadaş çevresini yok edip, görüşmeyi kesip ne yapsın erkek kişisi? kızın eline mi baksın? bu sefer de kız darlanır.

kadın kişisi o arkadaş ortamından sevgilisine zarar geldiğini düşünüyorsa ve elinde kanıt da varsa, bunu sevgilisiyle konuşsun. eğer kendisi zarar görüyorsa bunu da konuşsun ve olmuyorsa bıraksın.

sonuç olarak ortada zarar görme yoksa, sadece kafalar uyuşmuyorsa, sevgilinin arkadaşlarıyla görüşme olsun bitsin. sevgilin de hiç boşa mızmızlanmasın alınmasın. açıkla "ben hoşlanmıyorum onlardan ama sen görüş tabii ona bir şey elbette diyemem" falan de.

hani bir özel gündür, nişandır düğündür, ona mecbur sevgiliyi yalnız bırakmamak için katılmak gerekir. o kadarı da olur artık yapacak bir şey yok.
0
art cat chocolate
(15.02.26)
'Erkek kötü değil ama çevresi kötü.'
'Erkek bu çevrenin adamı değil ama bıdı bıdı sebeplerle bu çevredenmiş gibi yapıp bu çevreye katlanıyor.'

Yapmayın ablacım, gerçeklikten bu kadar kopmayın. Objektif olabilin biraz.
+3
Mirket
(15.02.26)
Mirket+1

Benim edindiğim izlenim de bahsedilen kişinin o çevrenin bir parçası olmak istediği yönünde.

Uzun vadeyi bilmek ise zor bir sürü değişken işin içine girer. lişki en nihayetinde tarafların birbirleriyle birlikte olma iradesine dayanıyor. Bu iradenin dayanağı da ortak müşterekte buluşabilmek.

Ortak müşterek ile kişinin şahsi arzuları arasındaki mesafe ne kadar büyükse de o kadar acı çekiliyor; ego sürtünüyor, fiziksel ya da duygusal emek miktarı artıyor vb. Yukardaki mevzuda o ortamda olmak kişiye kendini daha özel ve genç hissettiriyorsa, kendini bu ortamın bir parçası olarak kodlamışsa, kimliğini buna dayandırmaya başlamışsa vb., bunlar hayatından çıktıktan sonra tatminsiz ve mutsuz biri olur, haliyle de ilişkinin bir anlamı kalmaz. Ya da benzer şekilde ilişki ile bunlar arasında seçim yapmak zorunda kalırsa da orta vadede bunları seçebilir.
+1
salihdt
(16.02.26)
tam teyze cevabı olacak ama;
-etrafındaki 5 kişinin ortalamasısın
-bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

ayrıca mirket+1

kadın kişisi beyninin onaylamadığını kalbine onaylatmaya, oldurmaya çalışmasın derim naçizane.
+1
Phoebe
(16.02.26)
zamanla aşılmaz.
0
orpheus
(16.02.26)
(1)

Mağaza fiyat farklılıkları

thor44
Bir mağazada 7 bin liraya satılan mont, bir diğer mağazada 22 bin liraya satılıyor. Her ikisi de kocaman kurumsal mağazalar. Bu kadar fiyat farkı normal mi? Aynısı 7 bin liraya satılırken 22 bin lira kim veriyor?
Bir mağazada 7 bin liraya satılan mont, bir diğer mağazada 22 bin liraya satılıyor. Her ikisi de kocaman kurumsal mağazalar. Bu kadar fiyat farkı normal mi? Aynısı 7 bin liraya satılırken 22 bin lira kim veriyor?
0
thor44
(13.02.26)
Firmaların farklı stokları var; ucuza satan, elinde az kalan ve devamı olmayan malı tüketip envanterinde yer açmaya çalışıyor olabilir.

Büyük markalar ürünleri satarken her bir ürün için tek tek "Bunu kaça almıştık" diye düşünmüyorlar; binlerce farklı üründe yakalanması gereken belli bir hacim ve kârlılık oranı var, dolayısıyla da bazı ürünlerin piyasa fiyatlarının çok altına satılması sık rastlanan bir şey.
+3
salihdt
(13.02.26)
(2)

Yabancılarda altın günü var mı?

michael_knight
Bizdeki altın günü gibi bir para biriktirme sistemi yabancılarda da var mı?Sadece ABD, Avrupa değil sorduğum belki yüksek enflasyonlu ülkelerde benzer veya daha iyi sistemler vardır.
Bizdeki altın günü gibi bir para biriktirme sistemi yabancılarda da var mı?
Sadece ABD, Avrupa değil sorduğum belki yüksek enflasyonlu ülkelerde benzer veya daha iyi sistemler vardır.
0
michael_knight
(12.02.26)
Genelde bankalara ve yatırım araçlarına erişimin kısıtlı olduğu ülkelerde var bu tür şeyler. Mesela Afrika ülkelerinde yoğun olarak kullanılıyor. her ülkede farklı bir ismi var ama bu "Gün" sisteminin literatürdeki adı "Rotating Savings and Credit Association" ya da kısaca ROSCA

Bazı ülkelerde özellikle çok yaygın, insanlar aynı anda bir çok güne dahil oluyor. Hatta daha karmaşık türevleri de var. Mesela paranın her dönemde birine dağıtılmayıp biriktirildiği ve sonrasında üyelere faiz karşılığı borç olarak verildiği vb. türevleri var.
+3
salihdt
(12.02.26)
Almanya ve kanadada olmadigini biliyorum.
+1
Purple life
(12.02.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.