Giriş
(18)

m.ö. 200'de roma'da yaşasaydınız ve 20-30 tane köleniz olsaydı

duyurukullanıcısı
onlara iyi mi davranırdınız kötü mü?mesela kahvaltınızı falan hazırlamış, günaydın, teşekkürler der miydiniz? aynı masada yemek yer miydiniz?
onlara iyi mi davranırdınız kötü mü?

mesela kahvaltınızı falan hazırlamış, günaydın, teşekkürler der miydiniz? aynı masada yemek yer miydiniz?
0
duyurukullanıcısı
(12.02.26)
Şimdi ne söylesem anakronizm olur.

Üvey Baba Halil gibi Köle Sabriyeeee kahvaltımı getir diye böğürmezdim tabi ama aynı sofrada da yemezdim. Tepemize çıkarlar sonra.
+6
yurtsuz john
(12.02.26)
Kölelik sistemine karşıyım ve bu sistemi yok etmek için var gücümle çalışırdım.
-13
rock n roll
(12.02.26)
Net iyi davranırdım. 10 numara muhabbet geyik takılırdık.
-1
gobekliraki
(12.02.26)
erkek kadın fark etmeksizin her gün birisine tecavüz ederdim. üzerlerinde deneyler yapardım. köle gibi davranırdım kısacası. çünkü m.ö. 200 yılında yaşıyorum. medeniyet ne ola ki?
-2
yazar yazmaz yazan yazar
(12.02.26)
eziyet edip türlü işkenceler yapmazdım ama aynı sofrada da yemek yemezdim herhalde.
o zamanın etkisi bende de olurdu. ashur diye spartacusun devam filmi var. tam onun gibi davranırdım.
+1
OgutucuRecep
(12.02.26)
Ruh halime göre ama aynı sofrada yemek de yemezdim herkes yerini bilecek. Acıma yetime demişler.
+2
yakalayamadığın.ışıklar
(12.02.26)
Tabii, aynı zamanda malum dönemlerde Yahudileri evimde saklar ve kölelerin Kuzey’e kaçmasına yardım ederdim. Gerçekte ise bunları yapanların sayısı üç falan. Kendimizi kandırmaya gerek yok. Eziyet etmezdik, ama dışlanmamıza veya kendimizi tehlikeye atmamıza neden olacak şekilde davranmazdık çoğumuz. Şu anda sürdürdüğümüz yaşam tarzı da yargılanacak önümüzdeki dönemlerde.
+1
auroraaurora
(12.02.26)
O zamandaki ortalama bir köle sahibi gibi davranırdım muhtemelen.

Louis CK'den gelsin: www.youtube.com
+1
salihdt
(12.02.26)
MÖ 200 civarında zengin bir Roma vatandaşı olsaydım, dönemin diğer Romalıları nasıl davranıyorsa ben de öyle davranırdım. O çağda kölelik toplumsal düzenin normal ve kabul edilmiş bir parçasıydı. Köle, bugünkü anlamda bir "birey" değil, bir mülk statüsündeydi.
Bu nedenle köleye eşit bir yurttaş gibi "günaydın" ya da onunla aynı masada yemek yemek dönemin sosyal normlarına aykırı olduğu icin yapmazdım. Yapılan iş sonrası da teşekkür etmezdim, çünkü kölenin işi zaten verilen görevi yapmak. Ancak iyi hizmet o dönemde de ödüllendiriliyordu, bundan dolayı güven kazanmış bir köleye daha iyi koşullar sağlardım.
Kısacası dönemin zihniyeti ve toplumsal normları içinde hareket ederdim.
+1
morqos
(12.02.26)
o zamanlarda büyüsem bilemiyorum ama kimseyi köle falan alamam. maaşlı çalışıyorlarsa olabilir.
0
ya ben lan neyse
(12.02.26)
şu an ne desek boş. o gün köle sahibi hatta kölelerine eziyet eden pek çok insan bugün yaşasa "ne köleliği yav!" derdi muhtemelen. o açıdan günün eğitimi, ahlakı, toplumsal düzeni vs. içinde yaşayıp da 2020'lerde yetişkin olan bir insanın kafasıyla düşünmek bence yüzde bir ihtimal filan.

ha karakter-kişilik bazında bakarsak ben kendinden "aşağı" gördüklerine eziyet etmek isteyen kompleksli bir davar değilim, hiçbir zaman olmadım. ister iyi insan olmak, ister empati kabiliyeti, ister benzer yoldan geçmiş olmak... adına ne dersen de. garibana eziyet etmeyi sevmem, bundan beslenmem. o yüzden açıkçası "yav köle de olsa insandır ulan yazık günah" diyeceğimi, iyi davranacağımı düşünüyorum. çocuklarına oyuncak alır, kendilerine de sahip çıkar ve iyi bakardım. neticede hayatlarını bana adamış, benim için çalışan insanlar bunlar. kölelik düzenine karşı çıkacak kadar onurlu & vizyoner bir adam olmazdım muhtemelen ama kendi köleme de iyi davranırdım diye düşünüyorum. sadece ciddiye almadıklarını, zayıflık sezdiklerini düşünürsem DOMINUS SERTLEŞİYOR manşetleri atılırdı gazetelerde. yoksa karşıma alıp çay bile içerdim yani bi sıkıntın var mı aslanım durumlar nasıl hanım nasıl çocuklar nabıyo hiç göremiyorum diye. bana isyan edecek kadar aydınlanmasınlar ama o günkü koşullarda olabildiği kadar onurlu, namuslu ve beni severek yaşasınlar isterdim sanırım.

aslında derin bilgim olmamakla beraber özünde kölelik konseptinin de büyük oranda böyle yürüdüğünü düşünüyorum. tabii ki korkunç örnekleri de var ama her köle sırtına kırbaç vurulan türde değildi. atıyorum sahibine danışmanlık yapan birisi bile resmiyette "köle" diye geçiyordu esasen ama o adamla belki karşılıklı oturup yemek yiyorlardı. biraz şimdiki iş hayatı gibi. bazıları çok zor koşullarda yaşayan, hakları çok kısıtlı köle. bazıları daha iyi durumda köle.
+1
der meister
(12.02.26)
"aynı koşullar içinde bulunsaydım ben de aynı konumda bulunabilir, benzer şeyleri düşünebilir, benzeri şeyler yapabilirdim demeyen, ne kendini ne başkalarını anlamıştır ne de insanlık tarihini anlayabilir."

Alaaddin Şenel.

Kölelik insan medeniyetinde binlerce yıl öyle kilit bir oynamış ki tanrı buyruğu (!) İbrahimi dinlerde bile kölelik açık ve seçik yasaklanamamıştır.

Yani peygamberlerin vs yapamadığı devrimi ben yaparım kafası, insanlık tarihini hiçbir zaman anlayamayacak olan o kafa.

Olacak olan: herkes nasıl davranıyorsa sen de öyle davranacaktin. Ha belki cezalandirirken 50 kırbaç değil de 40 kırbaç atarak çok iyi davranabilirdin :)
+1
makbur
(12.02.26)
Hiç kimseyi kendimden daha aşağıda ya da daha üstte görmüyorum. Kimse benim kölem olamaz ben de kimsenin kölesi olamam.

Hiç bir canlıyı mal statüsünde görmedim hiçbir zaman ve görmeyeceğim. İnsanlık tarihini, başkalarını anlamak ya da anlamamak umurumda değil. O dönemde yaşasam kendi işimi kendim görürdüm.

Bu arada 10 eksi oy almışım, şaşırdım gerçekten. Kölelik sistemine karşı olmak takdir edilmesi gereken bir düşünce aslında ama ne çok meraklı varmış kölelik sistemine.
-3
rock n roll
(12.02.26)
(bkz: Pareto principle)
%20 yasar , %80 kolelik yapar. hangi cagda yasadiginin pek onemi yok.
0
cooperr
(12.02.26)
bu soruyu cevaplayanların tamamı köle olurdu muhtemelen ama cevaplayayım yine de.
o zaman köleye nasıl davranılıyorsa öyle davranırdım. hatta köleliğin amansız savunucusu olurdum gibime geliyor.
0
Hallegadola
(13.02.26)
@ rock n roll, sanırım gereksiz duyar kastığın için eksilenmişsin.

kimse burada kölelik övmüyor. soru zaten "şöyle şöyle olsaydı nasıl yapardınız" sorusu. Sen gelmiş "hayır şöyle şöyle olamazdı ben karşıyım" diyorsun. Konu o mu şu an allasen.

neyse cevaba gelirsek; az verip hırsız etmez, çok verip arsız etmezdim +1

bugün bir çalışanına, hizmetçiye, bakıcıya, temizlikçiye bile fazla iyi davran, müsamaha göster hemen tepene çıkıyor, sululaşıyor, arsızlaşıyor... köleye öyle iyi davranırdım diyen minnak kalplerinizi yerler.
+4
ananiyimioguz
(13.02.26)
Bugünün şartlarıyla cevap verip kendimizi kandırmayalım, neredeyse hepimiz çağın gereğini yapardık.

Ricky gervais:
www.instagram.com

Ama ben de iyi davranırdım kölelerime Rickyciğim gibi:
youtube.com
0
kullanicadi
(13.02.26)
Ne münasebet!
0
lazor
(15.02.26)
(10)

Kucuk milletler 5 yil sonrasini

lapaz
Buyuk milletler bir asir sonrasini mi dusunur ve yasar? Turkler cok gunubirlik yasiyo sanki bana mi oyle geldi
Buyuk milletler bir asir sonrasini mi dusunur ve yasar? Turkler cok gunubirlik yasiyo sanki bana mi oyle geldi
+1
lapaz
(11.02.26)
size oyle gelmiyor. turkler kurumu ve kurali sevmez. bir asir sonrasini dusunebilmek ve tasarlayabilmek icin bugunden sabitlenmis, degismeyen referans noktalariniz olmali. bizde boyle baglayici unsurlar yok.
+5
Sour
(11.02.26)
türk milleti diye bir şey mi kaldı ortada ki yarını düşünsün. eflatun'un siyaset yapmazsan siyaset yapanlar seni yönetir sözünü yaşıyor bu ülke 85 senedir.

milleti tarihine sövdüre sövdüre bitirdiler. yüz yıllardır sömürge niyetine kullanılan bir yere dönüştü, bir atatürk denedi kırmayı onun da ömrü yetmedi.
-2
gule gule
(11.02.26)
Türkiye bence israfta apayrı bir ülke. İnsanlar tüketim ile mutsuzluktan kurtulabilecegini sanıyorlar.
-1
michael harddd
(11.02.26)
1800lerin ikinci yarısından beri tek politikamız var: denge politikası
0
Hallegadola
(11.02.26)
Değil bir asır sonrasını, bir dakika sonrasını tahmin edemeyiz özetle.

İki örnek vermek istiyorum;
1- Benzer kategorideki en sevdiğim filmlerden biri, Alman yapımı (bkz: Lola Rennt )

2- Kuran-ı Kerim - Rahman Suresi
كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فٖي شَأْنٍۚ
- O, her an, Bir yaratma halindedir.
-4
love and trust
(11.02.26)
Bu Türkiye'ye özgü bir şey değil. Öncelikle "Yüz yıl sonrasını görmek" diye bir şey zaten mümkün değil. Ancak gelişmiş ülkelerin orta vadeli politikaları, bu politikaları iktidardaki partiden bağımsız yürütecek bir siyasi - bürokratik kültürleri, nihayetinde de askeri ve finansal güçleri var. (Ya da en azından vardı. Trump falan derken bunun orada da ne kadar kaldığı tartışılır)

Türkiye gibi ülkeler ise her şeyden önce etki eden değil, etkilere tepki üreten tarafta; ekonomisi ve siyaseti reaksiyoner. Bu da politikanın da popülizmin en dip noktasında olmasını kendince zorunlu kılıyor, zira millet açken gidip öyle uzun vadeli siyaset falan yapamazsınız; ufkunuz bir sonraki yerel ya da genel seçimlerle sınırlı, o da iki, üç yıl demek.
0
salihdt
(11.02.26)
Kücük millez büyük millet ne güzel kafalar bunlar
-2
Purple life
(11.02.26)
Millet değil Devlet. Onu baştan düzeltelim.

Küçüklük, büyüklükten değil, Zenginlik, fakirlikten bahsediyoruz. Bunun da Devletler seviyesindeki adı Gelişmiş ve Gelişmemiş devletlerdir. Gelişmemiş devletlerin de gururu zedelenmesin diye Az gelişmiş, hatta onunla da yetinmeyip, Gelişmekte olan devletler diyoruz.
Türkiye bir Gelişmekte olan Devlettir.

Bugünün Dünyasında Devletlerin, varolabilmek için kendi kendine yeterli olması, aldığıyla sattığının birbirini karşılaması gerekmektedir. Enerji ithal etmek zorunda olan bir Devlet olduğumuz için ve bunu karşılayabilmemiz için dışarıya teknoloji satmamız gerekmekte çünkü doğal kaynak olarak da tarım olarak da Dünya ile rekabet edebilecek güçte değiliz.
Turizm biraz damlıyorsa da maşrapayı dolduramamaktadır.
Bu durumda borç ile geleceği ipotek etmek dışında çare kalmamakta.

Günü kurtarmak için boğazdaki köprüyü, pardon, mutfaktaki tencereyi diyecektim satmayı düşünen bir aileye 3-5 yıl sonrasının hesabını sormak çok akılcı durmuyor bu durumda.
0
Mirket
(11.02.26)
tam facebook profil arkasi sozu
0
antikadimag
(11.02.26)
turkish people en "zen", "ruhani", "tasavvuf ehli" adına ne dersen insanlar olduğundan (‐muzdan) anı yaşıyor ki bu da halkımızı en büyük yapıyor.

"ben, pollyanna" uluslararası en iyi film oscarı ile 2026'da adayım.
-2
klassno
(12.02.26)
(6)

Batıda " susma hakkı "

diyecevaplandı
Bu haberden dolayı sormak istedim (Niteliği itibariyle bu olaylar zinciri zamanla iyice sulandırılacak gibi de duruyor.)https://i.hizliresim.com/tidw6eu.jpgABD filmlerinde de polis, "susma hakkına sahipsin" diye zanlıya haklarını belirtiyor.Bizim kültürümüzde zaruret halinde dahi birinin susması ge
Bu haberden dolayı sormak istedim
(Niteliği itibariyle bu olaylar zinciri zamanla iyice sulandırılacak gibi de duruyor.)
i.hizliresim.com
ABD filmlerinde de polis, "susma hakkına sahipsin" diye zanlıya haklarını belirtiyor.

Bizim kültürümüzde zaruret halinde dahi birinin susması genel manada , "evet " veya kabul etmek demektir.
Genel olarak batıda ( veya ABD özelinde) kendi halk kültürlerinde, hukuki manada (kovuşturma veya soruşturmada ) susmak ne demek oluyor, nasıl yorumlanıyor ?
Pişman olma manasına da geliyor mu ?
0
diyecevaplandı
(10.02.26)
Hukuk ile kültürü karıştırmışsın. Batıda, savcıların gücünü kötüye kullanmasının önüne geçebilmek için konulmuş bir kural. Hani fıkrada diğerleri suçluyu hızlı şekilde bulurken Temel döve döve suçlu çıkarmış ya, o hesap.
+2
osssy
(10.02.26)
@osssy hukuk ile kültürü karıştırmadım.
Hukukta , hem kültür, hem anane hem de inanıştan etkilenir. Onlardan pay alır .
-3
🌸diyecevaplandı
(10.02.26)
Pişman olma manasında falan anlaşıldığını zannetmiyorum.

Bu dizilerde filmlerde duyduğunuz "sessiz kalma hakkına sahipsin" ile başlayan şeyin adı miranda rights. Bu haklar ve sessiz kalma hikayesi de fifth amendment'tan geliyor. Mesela bir mahkeme sahnesinde soru sorulan şahsın "i plead the fifth" dediğini de duyabilirsiniz. Bu fifth amendment ile herkese verilen "sessiz kalma hakkı" aslında şu, hiçkimse polis veya herhangi bir otoriteye kendisini suçlu hale getirecek bir şey söylemek zorunda bırakılamaz. Susma, hiçbir şey söylememe hakkı vardır. Sorulan soru her neyse, cevap vermek zorunda bırakılamaz.
Burden of proof yani kanıtlama yükümlülüğü kolluk kuvvetindedir. Sanık herhangi bir soruya cevap vermeye zorlanıp, kendi aleyhine ifade vermek zorunda bırakılamaz yani.

Nasıl yorumlandığı kişisel bir düşünce ve bir kovuşturma bağlamında hiçbir önemi yok. Çünkü istediği kadar negatif yorumlansın, bu tarz bir senaryoda kişinin suçlu bulunabilmesi için proof beyond a reasonable doubt gerekiyor. Yani makul bir şüphenin ötesinde ispat edilmesi gerekiyor suçun. Bunu da sanığın kendisini kullanarak yapamıyorsunuz. O itiraf oluyor çünkü. Savcılık tarafı elindeki kanıtlarla kişinin şüphenin ötesinde suçluluğunu ispatlamakla ve jüriyi ikna etmekle yükümlüdür.
+1
cay koy geliyorum
(10.02.26)
Hukuken aleyhte ya da lehte bir etkisi yok.
Ama savcı veya jüri karşısındaysan, tabi ki hakkında olumsuz algı oluşur.
0
parka
(10.02.26)
Çay Koy Geliyorum +1

Ortada yorumlanacak bir şey yok. Kolluk kuvvetinin ya da savcının, sanığın susması üzerinden bir yorumu (Ya da daha doğrusu kendi şahsi yorumunun bir anlamı) ya da yaptırımı olamaz.
Hatta asıl suçsuz insanın konuşmaması daha mantıklı zira yine yukarda bahsedildiği gibi bir suç varsa bunu kanıtlaması gereken iddia makamı. Bunu da delilleri bularak yapması lazım. Hukuk sistemini, iddia makamının ya da kolluğun soruşturmasının detaylarını bilmeyen sanığın konuşarak sağlayacağı bir fayda yok. Tam tersi kendini aklamaya çalışırken söyleyeceği bir şey gereksiz yere daha çok başına sorun açabilir. O yüzden en iyisi susup avukata danışmak.
0
salihdt
(10.02.26)
Konuları birbirine karıştırmışsın, karıştırdığını söyleyene de karıştırmadım deyip alakasız şeylerden bahsetmişsin.

Bizim kültürde “sükut ikrardan gelir” denir. Dediğin gibi susmak kabul etmek anlamı taşır. Ama bir bak bakalım bizim hukukta konuşamama hakkı neymiş. Nasıl yorumlanabilir nasıl yorumlanamazmış.

Sorunu dayandırdığın yer yanlış en başta.
0
lazor
(15.02.26)
(8)

AI'ın tehdit ettiği bölümleri okuyanlar...

msb
Grafik Tasarım mezunuyum. Aynı okula/bölüme şimdi girsem yapay zeka gelişmeleri motivasyonumu yok ederdi diye düşünüyorum.Benim henüz öğrenmeye çalıştığım şeylerin fersah fersah ötesini yapan bir yazılım benim bütün şevkimi kırar, sabahlara kadar proje üretecek gücü bulamazdım sanırım kendimde.Böyle
Grafik Tasarım mezunuyum. Aynı okula/bölüme şimdi girsem yapay zeka gelişmeleri motivasyonumu yok ederdi diye düşünüyorum.

Benim henüz öğrenmeye çalıştığım şeylerin fersah fersah ötesini yapan bir yazılım benim bütün şevkimi kırar, sabahlara kadar proje üretecek gücü bulamazdım sanırım kendimde.

Böyle bölümlere yeni girmiş/girecek gençler ne hissediyor merak ettim.
0
msb
(08.02.26)
Buna pek bakan yok. AI masa başı iş yapan her bölümü etkileyecek. Özellikle sayısal bölümler ve tasarım tarzı bölümler. Geriye sosyal bilimler veya İİBF bölümleri kalıyor. Bunlarda da iş yok.
+1
runaway
(08.02.26)
işini iyi yapan herkes yapay zekaya rağmen iş bulur, giren çıkan juniorlara veya işini ciddiye almayanlara olur. ben yazılımcıyım şuan yetişen juniorlar bu yapay zekaya fazla sırtını dayıyor o yüzden kendi fikirleri yok çoğunun. piyasa adapte olur yeni düzene. geleceğini düşünen varsa olabildiğince az yapay zeka ile işini iyi öğrenmeye baksın.
+1
nahtoderfahrung
(08.02.26)
fotoşop da fotoğrafçılığı bitirecekti, dijitale geçti. geçemeyen akademide estetik üzerinden analog okşuyor. llm ya da ganlar bir araç, meslek bitiremez. x bir içeriği 42 layer üretmiyor, gelecekte de 42 layer üretebilmesi için grafik tasarımcının ona bunu anlatabilmesi lazım.

ne zaman ki biri savunmasında "ben sadece ai ne derse yaptım" der, o gün itibariyle sıkıcı ve gözden düşmüş, kurumsallara kakalanan bir araç olarak hayatına devam eder. başka şeyler böyle gözünüzde büyür filan.
0
klassno
(08.02.26)
Bence henüz farkında değiller çünkü hem görece başındayız, hem de tam olarak nereye gideceğini bilmiyoruz. Ancak sadece 4-5 büyük şirketin (Amazon, Google, Microsoft, Facebook vb.) 2026'da AI için yapacağı altyapı yatırımı 600 milyar dolar seviyesinde. Bu yarışın sonunda illa bir şeyleri değiştirecek ürünler çıkacaktır. Eğer AI bu şirketlerin umduğu yöne gider ve devletler de buradan doğacak verimlilik artışını topluma paylaştıracak adımlar atmazlarsa tünelin ucu güzel bir yere çıkmayabilir.

1 - AI'ın ciddi sosyal etkileri olması için meslekleri tamamen bitirmesi gerekmiyor; 1 milyon insanın çalıştığı bir sektörde %20 verimlilik artışı kabaca 200 bin işsiz insan demek. Bir ülkenin görece iyi kazanan, en çok vergi ödeyen, en çok tüketim yapan orta, orta-üst gelirli grubunun %20'sinin işsiz kalmasının yaratacağı yıkıcı ekonomik etkiyi tahmin bile edemiyorum, ki bunun bir de sosyal ayağı var.

2 - "Alanında iyi olan hep iş bulur" çok subjektif; AI genel olarak süreçleri basitleştiriyor ve iyi olanla olmayan arasındaki farkları azaltıyor. Diğer yandan meritokrasi hiçbir zaman düzgün çalışmadı, zaten öyle olsaydı "Kötü çalışan" diye bir şey kalmazdı, zira bunlar iş bulamazlardı. Çalışan havuzu daraldığında işinde iyi olanların da bir kısmı işsiz kalacak. Tabi burada baskılanacak maaşları da işin içine katmak lazım. Sorun sadece iş sahibi olmak değil, hayatı idame ettirecek para da kazanmak. Bir alanda yüzbinlerce her deneyim seviyesinden fellik fellik iş arayan, kendilerini geliştirmeye çalışan insan varken "Ben işimde çok iyiyim, hem AI'dan etkilenmedim hem de çok iyi maaş alıyorum" genel geçer bir durum olamaz.

3 - AI emek yoğun bir tekonoloji değil, varlığının sebebi her şeyi çok daha hızlı ve verimli yapmak. Kazandırdığı verimliliğe ve dolayısıyla neden olduğu işsizliğe denk bir iş alanı yaratması bence imkansız.
Kaldı ki diğer bir sorun da, o iki grubun aynı olmaması: Yani "Marketlerde artık kasiyer yok, otomatik kasa var, kasiyerlere gerek kalmadı. Ama otomatik kasaların yazılımı var, bakımı var" örneğinde o işsiz kalan kasiyerler bir anda teknisyen ya da yazılımcı olmuyor. Bu tür bir dönüşüm büyük ölçekte imkansıza yakın.

4 - Orta vadede mavi yakalılar da tehlikede zira robotiğe de çok ciddi yatırım yapılıyor. Mesela Amazon'un en büyük derdi depolarını tamamen otomatize edip insanlardan kurtulmak.
+2
salihdt
(09.02.26)
eğer global bir düzenleme olmaz ise tünelin ucu hiç de iyi bir yere çıkmıyor. sorun şu ki ai, robotlar vs. insanların işini elinden aldıktan sonra. üretilen ürünler, hizmetler kime satılacak? herkes işsiz kalınca alıcı kim olacak?
0
surprise
(09.02.26)
ai'dan bağımsız olarak global bir iş kıtlığı var. ai'ın girdiği veya girebileceği işler zaten çoktan bitik.

yazılım pandemi döneminde bir zıplama yaptı ve sonrasında önceki konumuna döndü. herkes yazılımcı maaşı diye internette gördüğü rakamlara kanarak yazılımcı olmak istedi. google'da herhangi bir meslek için arama yapıldığında yakın rakamları görmek mümkün.

kısacası zaten bir durgunluk var. ai etkisi sanıldığı kadar fazla değil ve olmayacak
0
michael harddd
(09.02.26)
salihdt +1. Harika ozetlemis
0
hot potato
(09.02.26)
Yanıtlar için herkese teşekkürler. @salihdt sana ayrıca teşekkürler.
0
🌸msb
(11.02.26)
(6)

En sevdiginiz Bob Dylan sarkisi

banach
ya da sarkilari? paylasin da dinleyelim. ben "blowin' in the wind" diyorum.
ya da sarkilari? paylasin da dinleyelim. ben "blowin' in the wind" diyorum.
0
banach
(07.02.26)
Johnny Cash ile söylediği Girl from North Country: open.spotify.com
Mr Tambourine Man: open.spotify.com
+3
Amaranta ursula
(07.02.26)
Hurricane
+1
grimavi
(07.02.26)
Series of dreams
+1
ground
(08.02.26)
All i really want to do, ilk bu geldi aklıma.
+1
(08.02.26)
En sevdiklerimin biri: Leopard-Skin Pill-Box Hat
+1
salihdt
(08.02.26)
changing of the guards
idiot wind
+1
n62
(08.02.26)
(15)

yaşadığınız şehirden soğudunuz oldu mu..

iwillsee
görece yaşanabilecek bir şehir.. eskiden gençken çok severdim.. ama bir şeyler oldu ve ben bu şehre aşırı soğudum şu an hiç sevmiyorum burada yaşamak bana eziyet ediyor.. özellikle yurtdışına gidip geldikten sonra.. bir de herkesin malumu genel sorunlar işte.. iş yerinden dolayı uzun yıllar orada ça
görece yaşanabilecek bir şehir.. eskiden gençken çok severdim.. ama bir şeyler oldu ve ben bu şehre aşırı soğudum şu an hiç sevmiyorum burada yaşamak bana eziyet ediyor.. özellikle yurtdışına gidip geldikten sonra.. bir de herkesin malumu genel sorunlar işte.. iş yerinden dolayı uzun yıllar orada çalışmak ve yaşamak zorundayım.. ama ne yapacağımı bilmiyorum. her şey gözüme batıyor.. huzur ve neşe bulamıyorum.. böyle bir süre. geçiren oldu mu.. aslında temelli yurtdışına gitmek geliyor içimden ama işle ilgili durumlardan dolayı bu mümkün değil.. benzer süreçten geçtiyseniz nasıl aştınız.. sevdiğim mekanları düşünüyorum yok ısınamıyorum içimden bir şeyler kopmuş..sevdiğim insanları düşünüyorum hala onları seviyorum ama bu şehiri bana sevdirmiyor..bir de sonuç olarak şehirden komple soğuma/bağ hissetmeme/şehirde kalmak istememe/her mekanın batması ve bana huzur vermemesi gibi şeyler var.. siz nasıl aştınız.. neler yapılabilir.
0
iwillsee
(06.02.26)
İzmir'de yaşıyorum. Bu şehrin trafiğinden , bitmeyen yağmurlarından, sellerinden, her yerin sürekli şantiye alanı gibi olmasından, otopark probleminden , her şeyinden aşırı derecede sıkıldım. Bir miktar daha param olsa çalışmayı komple bırakarak çözeceğim. Mesai saatlerinde uyuyup , gece yaşayarak , hayatıma benim gibi çalışmayan bir insan alarak çözeceğim, ama nasip kısmet bu işler.
0
loch ness
(07.02.26)
ozellikle son 5 senedir yurtdisinda anlattigin sekilde yasiyoruz.
yer degistirmekten baska care yok, ama tasinmak istedigimiz yerler malesf asiri pahali, altinda kalkma olasiligimiz dusuk. arayis icindeyiz.

dikkat etmen gereken nokta, yurtdisi her zaman cozum degil malesef, cunku yurtdisinin da her yeri ayni kalitede degil. bir anda kendini daha buyuk bir cikmazda bulabilirsin, dikkat et.
0
cooperr
(07.02.26)
Ben kalabalık ve trafiği yoğun olan hiçbir yerde yaşayamıyorum. Izmir aynen böyle bir yer. Büyükşehir desen değil, taşra desen değil. Ne olduğu belli olmayan bir yer. İzmir ve seksi kızlar muhabbeti tarihin en büyük atmasyonlarından biridir.
+1
runaway
(07.02.26)
ankara'dan cok sogumustum. sogunmayacak gibi degil.
trafik vs her sey cok kötüydü. cok mutsuz olmustum.
-1
Purple life
(07.02.26)
Uzunca süre Mersin’de yaşadım artık insanların öküzlüğüne, sınır bilmezliğine tahammül edemiyordum ki İstanbul’a taşındım. İstanbul çok mu iyi derseniz valla öyleydi, metropol düzeni diye bir şey var. Kimse kimseyle muhatap olmuyordu, herkes işinde gücünde metroda kalk bana yer ver baskısı yoktu mesela. Mersin’de özellikle belediye otobüsüne binenler bilir ki yaşlı terörü diye bir şey var. Mersin’in İğrenç nemi de cabası…
Neyseki şimdi bambaşka bir şehirdeyim.
0
ekimoloji
(07.02.26)
doğduğum şehiri hiç sevmedim, ancak 15 sene sonra tayinim çıktığı için o şehire taşınacağım. şu an egede büyük bir ilçede yaşıyorum. büyük bir ilçe bile olsa, insanlar köylü.
manzarası güzel, trafiği az, eğlenceli bir şehiri kim istemez ki? türkiyede o standartta bir şehir yok. en yaşanılır şehirler bile trafikten bitmiş durumda. avrupada sakin güzel bir şehirde yaşamak isterdim. mesela le havre.
0
mikahakkinen
(07.02.26)
Avrupa yakasının ortasında yaşayıp, Anadolu yakasının ucunda çalışmaya başladığımda İstanbul'dan tiksinmiştim.
0
salihdt
(07.02.26)
İstanbul’da ikamet eden herkes gibi buradan nefret ettiğim ve “buradan başka yerde yaşayamam” dediğim çok fazla an yaşıyorum, bazen bu iki duyguyu aynı günde bile yaşayabiliyorum.
0
mutekebbir
(07.02.26)
Aynı yerde 3 aydan fazla kaldığımda sıkılıyorum. Bu böyle aşırı havalı bir şey diye anlatmıyorum. Benim gördüğüm hiçbir insan topluluğu çok büyük erdemlere hizmet ettikleri için bir arada değillerdi, dolayısıyla bir yerde çok fazla kalırsan ya avlanmaya başlıyorsun ya da av oluyorsun. Bir yerde uzun süre kalıp da sıkılmamak, illallah etmemek mümkün değil gibi geliyor bana.
0
sekizdokuzon
(07.02.26)
ingiltere tatilimden geldiğimde bana da oldu bu. hala etkileri sürüyor. bu şehirden değil bu ülkeden gitmek istiyorum. umarım gidebilirim.
0
art cat chocolate
(07.02.26)
sehri gectim ben dogup buyudugunm semte bile cok asigim. biktigim, bunaldigim cok olsa da imkanlarim, standardim yerindeyse sevdiklerime yakin olmanin hakli huzurunu yasiyorum
0
ala09
(07.02.26)
İstanbul'da bir ara sıkmışlığım oldu. Kalabalığı ve gürültüsü bezdirmişti beni.
0
put it in your appropriate place
(07.02.26)
şu an gölcük'teyim (kocaeli) ve aşırı soğumuş durumdayım. çocukken yaz tatillerinde anneannemlerin ve arkadaşlarımın yanına geldiğim için çok sevdiğim bir yerdi. yetişkinliğimde annemin taşınmasıyla zaten "ikinci evim" oldu. 18-30 yaş arasında hemen her boşluğumu burada geçirdim. ayrıyken özledim.

şimdi mecburiyetten dönmüş durumdayım ve hiç sevmiyorum. barınma masrafımın çok düşük olması tek avantajı. ha ben zaten sosyal bir adam sayılmam ama burası bana fazla hayatsız geliyor. yaşarken nefret ettiğim istanbul'un kaosunu özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi. zaten sevdiğim ankara'yı da rüyalarıma girecek kadar özlüyorum açıkçası.

ben kendisi "akan" bir adam değilim ama "akan" şehirde "akmayan" insan olmayı seviyormuşum onu fark ettim. küçük yerde mental olarak bunalıyorum. hiçbir şey olmuyormuş, olmayacakmış gibi geliyor. büyük şehirde olmasa bile "olabilir" düşüncesi enerji veriyordu. üstelik burası benim için memleket/aile evi sayılır yani... kimseyi tanımadığım rastgele küçük bir yer olsa iyice fıttırırdım herhalde.

bi yandan şikayet etmeyi de aslında şımarıklık olarak görüyorum. üç kuruşla yaşayabildiğin, yürüyerek yarım saatte sahile inebildiğin bi yer. havalar soğuk değilse daha sevimli oluyor. merkezi sayılır. istanbul yakın, bursa yakın, eskişehir ve ankara bile yakın, asıl memleketim olan trakya yakın vs... benim derdim biraz muhitle ilgili galiba. küçük ilçenin bile içinde ufak tefek bi yere sıkıştım, para olsa daha hoş bi dairede daha az boğucu bi sokakta yaşasam belki bu kadar rahatsız etmezdi.
+1
der meister
(07.02.26)
Doğduğum ve büyüdüğüm şehir izmiri çok severdim, zira son 10 sene öncesine kadar bostanlı gerçekten güzel bir yerdi öğrenciyken ara tatillerde tatillerde izmire dönmek için can atardım.
Gene son 10 seneye kadar istanbul anadolu yakası sahil kısımlarını bayağı severdim, bostanlının biraz kalabalık lüks hali gibiydi, okul-iş sebebi ile istanbula 10 sene önce yerleşince bu bölgelerde aslında mutluydum.

Son 2-3 senedir istanbulda boğulduğumu hissediyorum zira gerçekten takip edilebilir bir kalabalıklaşma, düzensizleşme var, gece 12'de bile şehir dışından istanbula girmek bir olay oldu.

Memleketime de dönmek istemiyorum, istanbulda da yaşamak istemiyorum. Herkes ankara için de aynı şeyleri söylüyor ne yapacağımı bilmiyorum sadece boğuldum ve çok mutsuzum.
0
denizgonen
(08.02.26)
şehir değildir sevmediğin. şehre anlam katan anılar, insanlar, ilişkiler azalmıştır, yok olmaya başlamıştır. şehre yorma bence, aynaya bak.
0
ankarakecisi
(08.02.26)
(6)

fiyat gösteren websitesi kurmak yasak mı?

plastic_angel
hepsiburadadaki bir ürünün fiyatını kendi sitemde hepsiburada bu kadara satıyor, bak bu da linki diye göstermek suç mu?
hepsiburadadaki bir ürünün fiyatını kendi sitemde hepsiburada bu kadara satıyor, bak bu da linki diye göstermek suç mu?
0
plastic_angel
(05.02.26)
cimri, akakçe'nin yaptığı da bu değil mi? suç olsa ayakta kalamazlardı.
+1
inheritance
(05.02.26)
onlar anlaşmalıdır. her siteyi göstermiyolar sonuçta.
-1
jelly bear
(05.02.26)
ticari faaliyeti varsa yasak ama sitendeki blog yazısında bahsedebilirsin.
cimri ve akakçe'de fiyatların görünmesi için onlara tıklama başına para ödüyorsun.
0
duyuruuser
(05.02.26)
arçelik XYZ ürünü hepsiburada sitesinde 10 TL. ahanda bu da linki demek yasak mı diyorsun yani?
buna deep linking deniyor ve tüm sayfa içeriğini kopyalamıyorsan amerikada yasal.
türkiyede yasak olduğunu neye dayanarak söyledin?
0
🌸plastic_angel
(05.02.26)
telegram bu gibi sitelerdeki ürünlerin indirimlerini anlık gösteren gruplarla dolu. Her birisi senelerdir aktif. sorun olacağını sanmıyorum
0
hakmut
(05.02.26)
Açıkçası neden hukuki bir sorun olsun bilemiyorum. Eğer içerik alırsanız; mesela ürün açıklaması, sitedeki yorumlar vb. gibi belki onun üzerinden bir yaptırımı olur amd ürünün fiyatı ürüne dair temel, halka açık bir bilgi sonuçta.

Eğer bunu çok büyük ölçekte yaparsanız muhtemelen bağlantı kurduğunuz IP'yi banlarlar, veri çekemezsiniz. Bunun etrafından dolaşmaya çalışırsanız belki bu konuda da yasal bir yaptırım olabilir, bilemedim.
0
salihdt
(06.02.26)
(4)

Tezsiz yüksek lisans

egerbiryolcu
Yapan var mı?Size kattıkları ne oldu? Önerir misiniz? Tezsiz olduğu için diploma notunun önemi nedir ve üniversite seçimi olarak öneriniz olur mu? (Benimki 3.56)Mesleğim öğretmen. Branşimla ilgili alanda düşünüyorum akademik ilerleme düşüncem yok kendimi geliştirme mesleğime katki amaçlı istiyorum.
Yapan var mı?
Size kattıkları ne oldu? Önerir misiniz? Tezsiz olduğu için diploma notunun önemi nedir ve üniversite seçimi olarak öneriniz olur mu? (Benimki 3.56)

Mesleğim öğretmen. Branşimla ilgili alanda düşünüyorum akademik ilerleme düşüncem yok kendimi geliştirme mesleğime katki amaçlı istiyorum.
0
egerbiryolcu
(02.02.26)
@arbre olumsuz yönlerinin de detaylarını bilmek isterdim.
0
🌸egerbiryolcu
(02.02.26)
Oldukça uzun bir süre önce yaptım;

Diploma notunun pek önemi yok sanırım, özellikle de özel üniversitelerde. Ben mezun olduğum lisans dışında, çalışmak istediğim alanda yaptığım için diplomanın kariyerimde belli bir faydası oldu ancak verilen eğitimin kendisinin ne kadar faydalı olduğu tartışılır.
Şu anda yapacak olsam muhtemelen ilgili alanda aktif olarak çalışan insanlarla tanışabileceğimi düşündüğüm, akademik kadrosu da sağlam bir okulda yapmaya çalışırdım, ki bence bunlar tezsiz yüksek lisans için bulması görece zor şeyler. Tersi durumda bence o parayı da, emeği de sarfetmeye gerek yok.
0
salihdt
(02.02.26)
- Size kattıkları ne oldu?
+ Askerliği 1 sene ertelenmesine çok büyük bir katkı sağladı. O sene (2018) bedelli askerlik çıkmıştı. Ondan faydalandım. Dolasıyla hayatımdaki kırılma noktalarından biridir. Ayrıca akademinin bana göre olmadığını anladım.

- Önerir misiniz?
+ Askerliği ertelemek için yaptığımdan dolayı önermem ve önermemem doğru değil.
0
put it in your appropriate place
(02.02.26)
Diploma notunun bir önemi yok. Mesleğine katkısı olmaz. Üniversite seçiminin de bir önemi yok. Zaten hepsi tezsiz yüksek lisansa para için bakıyorlar. Kağıt üstünde işe yarabilir sadece. Eğer okuduğun bölümden farklı bir alanda çalışıyorsan en azından mesleğinle ilgini böyle açıklarsın.
0
nickini vermek istemeyen uye
(02.02.26)
(2)

Hibrit Çalışanlar

darthvader
Pazartesileri evden mi çalışıyorsunuz ofisten mi? Haftanın ilk günü çalışmak için sizce hangisi daha uygun ?
Pazartesileri evden mi çalışıyorsunuz ofisten mi? Haftanın ilk günü çalışmak için sizce hangisi daha uygun ?
0
darthvader
(02.02.26)
Genelde ofise gidiyorum. Haftada 3 gün ofise bekleniyoruz. Pazartesi gitmeyince önümüzdeki 4 günün 3 gününde ofiste olmak zorunda olacak olmak beni darlıyor biraz. Haftanın kalanını da mümkün olduğunca eşit dağıtmaya çalışıyorum.
0
mbond
(02.02.26)
İki gün ofisten çalışırken Salı - Perşembe ofise gidiyorum.
Üç gün çalışırken Pazartesi - Çarşamba - Perşembe
0
salihdt
(02.02.26)
(8)

epstein ve justice.gov

WithWorth
abd'nin resmi adalet bakanlığı justice.gov nasıl geçmiş ve şuanki iktidarı sarsabilecek, halkta infial yaratabilecek, skandalın da skandalı belgeleri resmi kanaldan tüm dünya ile paylaşabiliyor ?bir ortadoğulu olarak, olayı hayal edemiyorum. bu abd'nin yasatma-yürütme-yargı kurumlarının ideal seviye
abd'nin resmi adalet bakanlığı justice.gov nasıl geçmiş ve şuanki iktidarı sarsabilecek, halkta infial yaratabilecek, skandalın da skandalı belgeleri resmi kanaldan tüm dünya ile paylaşabiliyor ?

bir ortadoğulu olarak, olayı hayal edemiyorum. bu abd'nin yasatma-yürütme-yargı kurumlarının ideal seviyede bağımsız olduğunu ve başkan bile olsa kimsenin gözünün yaşına bakmayacak bir bağımsızlığa ve ahlaki prensiplere sahip olduğunu falan mı gösteriyor ?
0
WithWorth
(01.02.26)
israil ve silah lobisi yargıya baskı yapıp belgeleri parça parça bıraktırıyorlar. trump da kuyrugu kıstırıp iran a girmek zorunda kalıyor.
0
paudi
(01.02.26)
Hukuki süreç bu şekilde, aslında baya bir ayak dirediler ama zamanında bizzat cumhuriyetçiler bu Epstein konusunu dillerine doladıkları, şu anda üst düzey görevde olan Trumpçı elemanlar, mesela FBI direktörü vb. göreve gelmeden önce "Epstein belgeleri açıklansın" diye yaygara kopardıkları için de çok geri adım atacak yerleri kalmadı. Gerçi gelinen noktada Trump ortalığı o kadar karıştırdı ki tam olarak neye ne kadar etki ettiği de belli değil. Herkes şok olmuş gibi gözüküyor ama gerçekte ne gibi bir etkisi olacağı belli değil. Sonuçta uzun uzun sosyal medyada tartışılıp sonrasında meme haline gelip herhangi bir skandal olarak unutulması da mümkün.
0
salihdt
(01.02.26)
Aslında konu yargı sistemindeki yozlaşmadan hortluyor zaten. Hatırlamıyor olabilirsiniz ama "Epstein Files" olaylarının esas orta yere düştüğü süreç 2018 yılında bir gazetecinin 2008'deki (ilk olaylar o dönemdeydi) mahkeme kayıtlarını kurcalayıp o davanın peşinden hala koşturan mağdurlar ve fazlasını bulup olayların daha farklı bir boyutu olduğunu ve epstein'ın savcıyla anlaşma yaptığını belgeleyen haberlerden sonra patlamıştı. O dönemde zaten me too akımı falan da vardı kamuoyunda zengin yaşlı erkek figürlerine tepki baya yüksekti, bu da o ortamın üstüne tuz biber oldu.

Yani bu zaten 2008lerde üstü kapatılmış bir olaydı.
Sonra bundan kısa süre sonra epstein tutuklanıp hapiste ölünce artık işler çığırından çıktı. Olayları sümenaltı etmeye çalışanlar da insan, malum. Bunlar da tanrısal varlıklar değil. İşler bu kadar çığırından çıkmışken birçok kere bazı şeylerden feragat etmeleri gerekir heralde.

Şu an iş sadece ABD içinde de değil, her yere ulaştı. Şu an hala daha 6 milyon belgeden neden 3,5 milyonu açıklandı diye itiraz ediyor millet

Edit: Bahsettiğim yazı dizisini buldum Miami Herald diye bir gazetede çıkmış. Gazeteci Julie K. Brown, haber dizisinin adı Perversion of Justice: The Jeffrey Epstein Story. Sonradan ayrıbasımı da yapılmış sanırım. Belki Türkçeye de çevrilmiştir.
0
akhenaten
(01.02.26)
hiçbirşey çıkmaz. neler sızdı bugüne kadar.
belge sızdırarak kimsenin hayatını değiştiremezsin, dünyayı hiç değiştiremezsin.
olayın sadece magazinsel kısmını merak ettiğimiz için takip ediyoruz.
twitterdan sil tüm içerikleri, yarın kimse hatırlayıp sormaz.
insan doğası.
0
plastic_angel
(01.02.26)
Her ne kadar Epstein diyerek olaylar güya bir kişinin etrafında dönse de bir Temelde mossadın projesi olduğu ortada. Bir kişi bu kadar dolap üst üste çeviremez. Organize olduğu ortada.
Ölen biri kendini de savunamayacağı için sürüyle haber ara ara pompalanıyor ve Trump'ın İsrail'e olan tavrına göre onu sıkıştırma amaçlı zamana yayılarak parça parça veriliyor .
ABD de bile olsa yargının tümüyle
bağımsız olduğunu düşünmek imkansız. Yargıda karar verme noktasında olanların bile bağlı oldukları bir parti vardır.

ABD de şu an ulusalcı Trump tarafı ile küreselci bıden tarafı arasında artık ideolojik noktada (partilerin de üstünde) bir çekişme söz konusu .
0
diyecevaplandı
(01.02.26)
@plastik; mideniz de baya genişmiş yani öeh, güle güle kullanın
balık hafızalar unutur ama devletler unutmaz. robert kolejinin epsteinden fon istediği mail unutulacak gibi değil mesela.
0
love and trust
(01.02.26)
unutmasan da bir şey olmuyor. trump'ın epstein'ın ayarladığı küçük kızlardan birini hamile bıraktığı ve doğan çocuğun öldürüldüğüne dair belgeler çıkalı haftalar oluyor mesela. ne oldu? hiç. unutmazsın hafızanda kalır ama pratikte bir şey olmaz.
-1
robokot
(01.02.26)
Prensipler konusuna evet diyorum. Ülkemizden çok çok farklılar. Trump'ın değiştirmeye çalıştığı şey de bir parça bu.

Avrupa'ya diyor ki "normları siz koyuyorsunuz, parayı biz veriyoruz" . Bu ahlaka savaş açmış durumda ama başarması çok zor çünkü insanlar da normlarını benimsemiş ve tavizsizler.

Bizde bir eleştiri ya da suçlamaya bünye hemen savunma ve karşı saldırı reaksiyonu verirken orada "bunu böyle düşünmekte ve söylemekte özgür" algısı öne çıkıyor.

ABD'de gizli ajandası olan etkili ırkçı israil lobisi de mahkemeleri bypass edemiyor. Ama mossad ,medyadaki etkisi vb yoluyla siyaseti etkileyebiliyor.

Önceki dönemde bu lobilere karşı atak olarak NewYork'taki tünellerden baskınla yahudileri çıkarıp medyada ifşa etmişlerdi. Kanlı yatak, bebek arabası vb medyaya yansımıştı.
0
hebanon
(01.02.26)
(5)

Herkesin her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünmesi

yakalayamadığın.ışıklar
Mantıklı mı sizce? İnsanlar çok mu beklenti içerisinde, çok mu hayalci? Ya da olması gereken şey bu mu?
Mantıklı mı sizce? İnsanlar çok mu beklenti içerisinde, çok mu hayalci? Ya da olması gereken şey bu mu?
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(30.01.26)
Her şeyin en iyisine layık olduğuna inanmak iyidir fakat sorumluluk ister, çok büyük çoğunluk bunun farkında değil.

Evet her insan, sırf insan olduğu için her şeyin en iyisine layıktır ama kendisi gibi başkaları da her şeyin en iyisine layık. Herkes her şeyin en iyisine layık. Bunu hayata geçirebilmenin tek yolu, kendine yapılmasını istemediği ne varsa bir başkasına asla yapmamak. MESELA sınırlarına saygı gösterilmesini isteyen kişi başkalarının sınırlarını ihlal etmeyecek, özellikle de ZAMAN konusunda. Hiçbir insanın ömrünün 1 saniyesi bile hiçbir insan tarafından yeniden yaratılamaz, kimse kimseye ömür hediye edemez. Ama herkes birbirinin zamanını çok hakkıymış gibi çarçur ediveriyor mesela.

Anadiline saygısızlık edilmesini istemeyen kişi başkasının anadiline saygısızlık etmeyecek. Kendi anadiline de saygısızlık etmeyecek. Kendi için istediğini başkası için istemedikçe insan, gerçekten insan olmaz.

Öyle kolay değil yani.
-2
muhayyer divan
(30.01.26)
bence daha çok 20'li yaşlardan geriye, yeni nesil böyle. biraz yetiştirilme biçimi, biraz da kendi dünyalarında yaşamaktan kaynaklanıyor sanıyorum. ben kenarından y jenerasyonuna giriyorum; bizim nesil istisnasız disiplin ve baskı ile büyütülmüş izlenimlerime göre. ikisi de uç; orta karar bir kendini ve haddini bilme durumu iyidir bence.

bir üniversite'de dışarıdan ders veriyorum. öğrencilerin büyük çoğunluğunun kendine güvenine, yer yer küstahlığına inanamıyorum bazen. çok takılmamaya çalışıyorum; çünkü yarım gün bulunduğumdan o kadar katlanılmaz değil benim için ve son sınıf olduklarından lafla eğitilecek yaşı çoktan geçmişler. normalde -özel sektör koşulları ortadayken- yeni mezunlar olarak piyasaya atıldıklarında karşılaşacakları muamele için onlara üzülmem gerekirken, asıl onlarla muhatap olacak patronlara üzülüyorum doğrusu..
0
lil siztah
(30.01.26)
Mantıklı değil. Kabul etmekte zorlansak da insan kendini çevresiyle kıyaslıyor. Neredeyse hepimiz 60-70 sene önce ağa falan olmayan ama az çok toprağı olup işleyip kazanan köylüden daha iyi yaşıyoruz. Bu durumu herşeyin en iyisine sahibiz olarak görüyor muyuz? Hayır.
Çok da hayalci değil aslında, iyi bir hayat yaşamak isteyen çoğu kişi için fırsatlar var. Sıkı çalışma, fırsatları değerlendirme ve mümkün olduğunca deneme sonrası göreceli olarak herşeyin en iyisine sahip olunabilir.
0
mbond
(30.01.26)
İnsanın bir şeyin iyisini istemesi başlı başına kötü bir şey değil ancak öyle kendiliğinden, sanki bir doğa kanunuymuşçasına "Layık olmak" diye bir şey yok. Herhangi bir canlı, doğal halinde hiçbir şeye layık değil. Eğer bir şeyler (Hak, varlık, saygı, sevgi) ediniyorsa bunu ya kendi çabasıyla ya da kendinden önce gelenlerin çabalarıyla elde ediyor. Yani bir şekilde birilerinin entropiye karşı koyması lazım; bu da emek sarfetmek, enerji harcamak demek. Bu bir insan için çalışıp bir yerlere gelmek de olabilir, iyi bir aileye doğmak da olabilir.

Bu noktada bir şeye layık olduğunu düşünen insan bunun için çabalıyorsa; bu daha çok çalışmak da olabilir, layık olduğuna inandığı şeyi elinden alanlara karşı mücadele etmek de olabilir, bence çok sorun yok. Ama sadece durduğu yerde "Ben buna layığım, ona da layığım" diye atıp tutuyorsa olsa olsa hezeyanlardadır. Tani şunu da unutmamak lazım; hayat sosyal bir olgu. Yani sen "Ben bu kafede daha iyi bir hizmete layığım" derken sana hizmet veren kişi de muhtemelen bununla çatışan şeylere layık olduğunu düşünüyor.
0
salihdt
(31.01.26)
Tersinden düşün, bir insan neden her şeyin kötüsüne layık olduğunu düşünsün ki? İnsan hayata bir kere geliyor, alabileceğini almak ister doğal olarak.
0
creepy
(31.01.26)
(2)

altın satıp gümüş almak?

yetkili birine benzeyen abi
zamanında aldığım gram altının bugün 1.5 milyon TL gibi bir karşılığı varmış. Bunun 500 bin TL'sini bozdurup o parayla gümüş alsam ilerisi için mantıklı bir yatırım yapmış olur muyum?
zamanında aldığım gram altının bugün 1.5 milyon TL gibi bir karşılığı varmış. Bunun 500 bin TL'sini bozdurup o parayla gümüş alsam ilerisi için mantıklı bir yatırım yapmış olur muyum?
0
yetkili birine benzeyen abi
(28.01.26)
Kabaca son 5 yıldaki istatistiklerina bakınca altın bir iki düşüş dışında düzenli yükselmiş, gümüş ise görece yatay bir grafik çizip son zamanlarda hızla yükselmiş. Tabi ki geçmiş performans bir garanti değil ama ikisinin de değerli maden olduğu düşünülürse ben uğraşmazdım şahsen.
0
salihdt
(28.01.26)
Gümüşteki yükselişi hype açıklaması dışında açıklayabilen (Arz/talep değişikliği, politika vs.) görmedim. O yüzden kimse ne zaman bu artış durur veya çakılabilir bir tahminde bulunamıyor.
Kişisel olarak görüşüm (uzman değilim, mühendisim), gümüş konusu biraz kumara dönmeye başladı. Bana sanki bundan sonra kazanacak az, ama kaybedecek çok şey varmış gibi geliyor gümüş için. Korkak yaklaşıyorum. İkisinin arasında daha güvenli geliyor bana, sırf gümüş kadar artmadı diye. En azından yakın zamanda düşse de tekrar bu seviyelere toparlamasını görebiliriz diye düşünüyorum beklersek.
y.t.d.
0
burfak
(28.01.26)
(7)

Goodreads

alice in potatoland
Kullanmaktan memnun musunuz?Ben de Goodreads hesabı açmak istiyorum. Asıl amacım okuduğumu takip etmek ve beni biraz gaza getirmesini sağlamak.
Kullanmaktan memnun musunuz?
Ben de Goodreads hesabı açmak istiyorum. Asıl amacım okuduğumu takip etmek ve beni biraz gaza getirmesini sağlamak.
0
alice in potatoland
(27.01.26)
Ben sadece okuduklarımı ve okumak istediklerimi unuttuğum için takip amaçlı kullanıyorum. Memnunum. Ama gaza getirmiyor.
+2
twelfth
(27.01.26)
2 şekilde gaza gelebilirsiniz. biz arkadaşımla öyle yapıyoruz. ikimiz de 2026 için hedef koyduk. bu hedeflerin içinde alt hedeflerde var basit hedefler. january reader gibi. bu ay tek kitap okusanız hedefi tamamlamış oluyorsunuz. bir de biz okuduğumuz sayfalara kadar sürekli update ettiğimiz için birbirimizin anasayfasında görünüyor. en fazla bu kadar rekabet haline getirebildik de gaza gelebiliyoruz :D yoksa en fazla insanların profillerindeki read sayısına bakıp vay anasını falan dersiniz. öyle bir mantığa oturtulmamış bir site.

edit: şimdi baktım mevsimlik challange olayı da varmış. belki bu motive edebilir. ama dediğim gibi rekabetçi bir arkadaşınız varsa daha etkili olur :D
0
black holes in the sky
(27.01.26)
ben de genel olarak takip için kullanıyorum da yıllık hedef koyabiliyorsun. O gaza getiriyor ayrıca yıllara göre sayfa sayısı ve kitap sayısı takibi var bu da motivasyon sağlıyor da bazen bende stres de yaratıyor, o yüzden çok bakmamaya çalışıyorum onlara.
0
high hopes of the sozluk
(27.01.26)
Kullanıyorum ve memnunum ancak Amazon'un alıp (Ki bu da muhtemelen çok büyüyüp kendisi kitap satmasın ya da başka kitapçılar tarafından alınmasın diye) tek çivi çakmadığı bir oluşum haline geldi ne yazık ki. Hem arayüzü, hem mobil uygulaması oldukça eski. Hem daha canlı bir komünitesi olabilir, hem de bir sonraki okunacak kitabı bulma konusunda çok daha iyi araçlar içerebilirdi.
0
salihdt
(28.01.26)
ben sadece takip amaçlı kullanıyorum, o kısmından memnunum. senelik olarak açıyorum mesela 2027 diye bi tane o yıl içerisinde okuduklarımı oraya atıyorum. bazen puanladığım da oluyor. çok pratik zaten bir tane kitabı okunan/okunacak listesine atmak üç saniyelik iş.
0
der meister
(28.01.26)
artık sadece okuduklarımı takip etmek için kullanıyorum ve % güncellemesi yaparak o anki düşüncelerimi ana öykudeki buyukolaylar hakkındaki yorumlarımı yazıyorum ilerde tekrar okursam referans olsun veya baktığımda notlarımı görüp yad edeyim diye.

açmaktan zarar gelmez güzel uygulama nadirende olsa benzer kitaplar öneriyor veya sevdiğin türdeki listeler işine yarıyor.

sesli kitap çok dinliyorum chicklit serileride uzun oluyor takip etmek için çok yararlı bazı kişilerin yorumları aşırı komik oluyor kitapla ilgili onları okumayıda seviyorum.
0
eja
(28.01.26)
O halde giriyorum ben de.
0
🌸alice in potatoland
(28.01.26)
(5)

yeni çıkaracağım tshirt için fake jason statham ile iş birliği

plastic_angel
yapmak yasak mı olmalı?v yaka tshirtleri tekrar piyasaya sunarak pazarda kullanıcılara bir alternatif sunmak istiyorum. fake jason'ın yüzü tam anlaşılmayacak. daha çok hatları belli olacak ama insanlar bakınca bu jason diyecek.bu halihazırda suç mudur? sizce (bir ekşici olarak) suç olmalı mıdır?
yapmak yasak mı olmalı?

v yaka tshirtleri tekrar piyasaya sunarak pazarda kullanıcılara bir alternatif sunmak istiyorum.
fake jason'ın yüzü tam anlaşılmayacak. daha çok hatları belli olacak ama insanlar bakınca bu jason diyecek.

bu halihazırda suç mudur? sizce (bir ekşici olarak) suç olmalı mıdır?
0
plastic_angel
(22.01.26)
avrupada büyük bir ajans bu tarz bi kampanya yapmıştı.

direkt ünlülerin fotosunu(değiştirmeden, gizlemeden) kullanmıştı. ama model gibi değil de refer ederek. örnek:

belki bi cristiano kadar güçlü değiliz ama….
0
buenosdias
(22.01.26)
ben markamda isim veya marka yüzünün kim olduğunun belirten birşey kullanmayacağım. sadece v yaka bir tshirt ve seksi bakışlı jason stathama olduğunu düşündüren bir yüz
0
🌸plastic_angel
(22.01.26)
Bence suç olmalı. Zaten suçtur.

Özellikle de Jason’ın yan sanayi olduğunu çaktırmamaya, yüzünü göstermemeye çalıştığın için.
Tarif ettiğin şey insanları aldatmak.

Ha Jason Statham ve ajansının senden haberi olup da dava edeceğine de pek ihtimal vermiyorum.
+1
michael_knight
(22.01.26)
Bir çok ülkede "Benzerlik" ya da "Likeness" da giriyor o hakların içine, o yüzden iş dava konusu olursa muhtemelen kaybedersin.
0
salihdt
(23.01.26)
kabaca evet. ama belki hayır. bir örnek vereyim. bir işimde denk gelmişti. ünlüce bir illüstürasyon sanatçısı hababam sınıfı, turşu muhabbeti neşeli günler vs vs film karelerini çizmiş. bunları instada yayınlamış. ancak eserler neredeyse tıpkısının aynısı. herhangi bir izin falan da almamış üretip durmuş. bizim avel müvekkil de bunları indirmiş üzerinde baya baya değişiklik yapmış, tonları falan neredeyse ters çevirmiş ayrıca baskıya uygun hale çevirip t-short, tablo vs yapıp satmaya başlamış. bu sanatçı bunları görüp dava açmış. dava fsmh mahkemesinde görüldü, bilirkişi eserlerin sanatçıya (illüstratör) ait olduğunu telif haklarının ona ait olduğunu belirtti. biz bu elemanın da bir başka eseri değiştirip aynen bizim gibi kullandığını falan savunsak da davayı kaybettik. karar bana göre yanlıştı. demem o ki bu hikayede sen yeni bir sanat eseri meydana getiriyor da olabilirsin, olmayadabilirsin.
0
ground
(23.01.26)
(17)

neden herkes benimle iletisimi kesmis olabilir?

dokunmakalbime
baska ulkeye goc ettim. haftada 1, 2 kez telefonda yada yuzyuze gorustugum akraba, arkadas cevresinden 5 kisi sanki hic hayatlarinda yokmusum gibi davranmaya basladi. ben aramasam aramiyorlar. bi sebebi varmis gibi de davranmiyorlar. ben arayinca sanki hicbirsey olmamis gibi konusuyorlar. bu durum c
baska ulkeye goc ettim. haftada 1, 2 kez telefonda yada yuzyuze gorustugum akraba, arkadas cevresinden 5 kisi sanki hic hayatlarinda yokmusum gibi davranmaya basladi. ben aramasam aramiyorlar. bi sebebi varmis gibi de davranmiyorlar. ben arayinca sanki hicbirsey olmamis gibi konusuyorlar.

bu durum cok anormal geliyor.
-1
dokunmakalbime
(20.01.26)
hayatın acı yüzü maalesef. gözden uzak olan gönülden de ırak oluyor. Arkadaşlıkların temeli ortak yaşanmışlıklardır. Ortak yaşanmışlıklar eskidikçe ve yerine yenisi eklenmedikçe zamanla uzaklaşmalar kaçınılmaz. Bireysel algılamayın bence.
+2
biravekahve
(20.01.26)
İşyerinde her sabah telefonlaştığım adam artık farklı departmana geciyorum diye numaramı sildi hiçbir şey söylemeden. Normal oldu artık bu işler herkesin ne kadar işini goruyorsan
+1
artıküyeolmakistiyorum
(20.01.26)
ben de yaşadığım şehirden başka bir şehre taşındım ve arkadaşlarım arayıp sormayı kesti. ben aramadıkça arayıp yazmıyorlar da... maalesef böyle bir durum var
0
isimsizbiri
(20.01.26)
merak etme, yurtdışından bir şeye ihtiyacları oldugu zaman arayıp sormaya başlarlar, gelirken getirsene derler.
+5
abelardo
(20.01.26)
Bazı insanlar yurtdışına çok anlam yüklüyor sizinle iletişime gecerlerse sizin oradaki hayatınızı dinlemeyi kendi hayatlariyla kiyaslayip kiskanmis olabilirler. Kariyer yükseliş gibi bir sebeple gittiyseniz bu ihtimal gerçekten vardır.
+1
egerbiryolcu
(20.01.26)
yurtdışına taşınınca çoğu insanın gözünde bi elin yağa bi elin bala giriyor, zorda olan biziz, senin bizi arayıp halimizi hatrımızı sorman lazım fikrine kapılıyorlar.
+4
nahtoderfahrung
(20.01.26)
Bu kadar bunu takıyorsan niye yurtdışına gittin ki?
-2
runaway
(20.01.26)
insanlar sevgilileriyle farklı şehirlerde kalmak zorunda kaldıklarında bile yani birbirinin hayatında olan insanların, aynı ülkede farklı şehirlerdeki uzak mesafe ilişkisi yürümüyor. sen bunu arkadaş ve akrabadan üstelik yurt dışına gitmene rağmen bekliyorsun :)

benim de yurtdışında akrabam ve arkadaşlarım var. binde bir görüşürüz.

erişim alanında olmayan birisiyle arkadaşlık veya başka bir şey yürütülemez. birisi tek taraflı çırpınır.

olayın bir de şu boyutu var. yurtdışına giden bir arkadaşım ikide bir beni arasa, gittiği yere alışamadığını ve benimle görüşerek sakinleşebildiğini düşünürüm.
+3
tabudeviren
(21.01.26)
yurtdisina tasininca herkesin basına gelen durum budur. Çok samimi olsanız bile artık ayni seyleri paylasamadiginiz icin iletişim zamanla ayni seyler uzerinden dönmeye baslar , azalarak da biter. Ama bir diger grup ise sadece burada olduğumuzdan dolayı iletişimi direk keser. Yurtdisina taşınmak bu konuda turnusol kagidi gibidir.
+1
acelaacedebela
(21.01.26)
Çok basit aslında, gözden uzak gönülden ırak. Benim de var arkadaşlarım yurt dışında, her gün en az yarım saat konuşuruz. Seninle iletişimi kesenler, artık senden fayda/yarar gelmez diyen kişiler o yüzden boşver.
0
gobekliraki
(21.01.26)
gozden uzak gonulden ırak +1
eger bu isler size dokunuyorsa gocmenlik size gore degildir..
0
cooperr
(21.01.26)
Çok anormal bir şey değil. Sizin hayatınızda çok büyük bir değişiklik oldu çünkü bir anda bütün sosyal çevrenizden uzaklaştınız halbuki herhangi bir arkadaşınızın hayatında görece çok daha küçük bir değişiklik oldu çünkü o hala kendi sosyal çevresinin içinde ama bir arkadaşı, yani siz, artık uzaktasınız.
0
salihdt
(21.01.26)
gözden ırak olan gönülden de ırak oluyor. artık boomerların etkisi azaldığı için hatır sorma ritüeli sonlanıyor. eskiden analar babalar gazlar ara hatır sor derdi; sende herkes böyle yapman gerektiğini düşünürdün. artık tetikleyici olmayınca davranışta sönümlendi. uzaktaysan en kral arkadaşın bile aramaz artık. anormal bir şey yok.
+1
mikahakkinen
(21.01.26)
saat farkından dolayı veya seni rahatsız etmek istememelerinden kaynaklı olabilir. kişisel algılama. senin araman sorman her zaman daha doğru olur çünkü değişiklik yapan kişi sensin onlar değil. sen aramaz sormazsan da "gördün mü ibneyi bi gitti yurt dışına huyu, suyu değişti aramaz oldu" derler.
0
elektr10
(21.01.26)
cevaplar için teşekkürler. bu durumu normalleştirenler yada amacı üzüm yemek olmayıp bağcı dövmeye gelenlere özellikle tik atmadım.

sürekli görüştüğünüz kişi sırf başka ülkeye taşındı diye uzaklaşmak isteyebilirsiniz. ama hem arayınca eski günlerdeki gibi konuşayım hem de ben hiç aramayayım tavrı çok nezaketsiz. varsa bir problemin, derdin, mazaretin açıkca söylersin adı konur ona göre hareket edilir. nezaket diye birşey var. dünyanın neresine giderseniz gidin böyledir.
0
🌸dokunmakalbime
(21.01.26)
Benim öz ablamla bile muhabbetim azaldı, ben burada ay sonunu getiremezken onun villasına yaptırdığı ahşap merdiveni dinlemek ilgimi çekmiyor.
+1
mirty
(21.01.26)
@dokunmakalbime

haklisin kardesim, neden tik atmadigini acikladigin icin de ayrica tesekkur ederiz.
sapkayi onumuze alip dusunecez artik.
devir farkindalik devri.
0
cooperr
(21.01.26)
(12)

Havva neden şeytanlaştırılmıyor?

plastic_angel
Hristiyanlarda Eva bizde Havva . Ademi cinsel ilişkiye zorlayan o değil mi ? Niye kötülüğün simgesi değil bu kadın?
Hristiyanlarda Eva bizde Havva . Ademi cinsel ilişkiye zorlayan o değil mi ? Niye kötülüğün simgesi değil bu kadın?
-8
plastic_angel
(20.01.26)
Semavi dinlerde yaratılan (ve şeytanlaştırılan) ilk kadın için (bkz: lilith)
+1
kobuzchu kiz
(20.01.26)
ne alaka cinsel ilişkiye zorlamış falan. öyle bi şey yok islam’da. yasak elmayı yemek için ikna etti.
+2
deartheodosia
(20.01.26)
Siz biraz konuya uzak kalmışsınız. Öncelikle yukarda belirtildiği gibi cinsel ilişki için zorlamıyor. Yasak meyveyi yediriyor, bunun için de zorlamıyor gerçi. Bu da tevratta böyle, kuranda sadece şeytanın bu ikiliyi kandırıp meyveyi yemelerine yol açtığı söyleniyor. Ek olarak tevratta da bu olay anlatılırken adem ve havva beraber yılanla konuşuyor, meyveyi ilk havva yiyor, ademe de o uzatıyor. Yine zorlama yok.

Ama bu haşin çıkışınız ilginç gelmedi değil swh.
0
akhenaten
(20.01.26)
yasak meyve denen şey cinsel ilişkinin bir metaforu değil mi? gerçekten oturup elma soyup mu yediler yani?
+2
kibritsuyu
(20.01.26)
@kibritsuyu kabuklu yemiş de olabilirler, ama şaka bir tarafa bu olayın cinsel ilişki açısından yorumlanması çok sonraları gelişiyor. Detayına çok hakim değilim, ancak bunlar dini yorumlardan çok edebi yorumlar. Dini olarak bunun en ileri gittiği durum sanırım havvanın ademe meyveyi uzatması ve onun da itiraz etmeden yemesini, kadının, kadınsılığını kullanarak erkeği baştan çıkarması vs. gibi yorumlamalarıdır. Ama bu senaryoda bile meyve yine meyve.

Yahudiliğin en erken mitleri bunlar. Bu anlatılarla çağdaş neler neler var. Baya Eski Mısır, Asur, Sümer dinlerinin hayatta olduğu bir zamanda oluşuyor bu anlatılar. O dönemde meyve çoğu zaman gerçekten meyvedir.
+1
akhenaten
(20.01.26)
Elma işi efsane ya da çevrim hatası gibi görülüyor daha çok. Asıl konu "Bilgelik" ağacından yiyip gözlerinin açılması, özgür irade sahibi olmaları, masumiyetlerini kaybetmeleri. Ayrıca Havva'ya daha ne olsun "doğum sırasında çile çekeceksin, kocana tabi olacaksın" diye bizzat tanrı onun üzerinden tüm kadınları bir nevi cezalandırıyor. İbrahimi dinlerin tamamında da "İlk şeytana uyan" olarak görülmesi ve yerilmesi de cabası.
0
salihdt
(20.01.26)
Yasak meyve aslında bilgi ağacının (tam olarak the tree of the knowledge of good and evil) meyvesi, suçları sevişmek değil tanrının sözüne karşı gelmek. Bununla beraber kendi çıplaklıklarının ve cinselliklerinin bilincine varıyorlar ama o kısım ikincil sonuç.

İncil'de yaradılış kitabı bölüm 3'ü okuyabilirsiniz fakat özetle:
Tanrının sunduğu bütün imkânlara rağmen o izin verilmeyen tek ağacın meyvesini yeme, aslında insanın iyiyle kötüyü bilme, tanrı gibi olma arzusunun da ilk arketipidir.
(Şu makaleden: dergipark.org.tr)
+2
kobuzchu kiz
(20.01.26)
toplumsal kabule göre erkek kadından üstün değil mi zeka, yaratılış vb. olarak? ademin kafası hiç zerre çalışmıyor mu da kendi köprücük kemiğinden yaratılmış ve kendisine denk olmadığı varsayılan havvanın lafını dinliyor? adem şuursuz mu? her gel diyenin dediğini yapıyor anlamı çıkıyor sizin bu teorinizden. bu durumda konunun havvayla hiç ilgisi yok ki.
+1
Phoebe
(20.01.26)
Yılan Havva ile konuşuyor ve Havva koparıyor elmayı tevrata göre. Kuranda yok zaten olayın detayı. Benim sorum bambaşka.
-1
🌸plastic_angel
(20.01.26)
aslında semavi dinler havva'yı şeytanlaştırmaktan daha aşağıda bir konuma koyuyor. lilith gibi şeytanlaştırılsa beraberinde bir akıl ve güç de atfedilmiş olacak. oysa havva yaratılış mitinde o kadar akılsız ki yılan kandırmak için adem'i değil onu seçiyor. çünkü güçsüz olan, kolay manipüle edilebilir olan o. yani havva kadın olduğu için şeytanlaştırılamayacak kadar zavallı bir varlık. o yüzden üzeri merhametle örtülü bir acıma duygusuyla yaklaşılıyor kendisine.
0
sir gawain
(20.01.26)
0
nhk ni youkosu
(20.01.26)
kuranda neden bu olay detaylı anlatılmıyor bunu sorgulamakla başlayınca işler kopuyor zaten.

havva, eva yılan demek. havvadan kasıt lilith. kuranda ademin eşinin adı geçmez. soyun devamı işte bu ademin adı geçmeyen eşinden.
0
Hallegadola
(21.01.26)
(8)

Bu kuantum, olumlama olaylarına inanıyor musunuz?

Kahvedesu
Her yerde karşıma çıkıyorlar. Serpil Ciritli, Anıl Şehirlioğlu takip ediyor musunuz?
Her yerde karşıma çıkıyorlar. Serpil Ciritli, Anıl Şehirlioğlu takip ediyor musunuz?
-12
Kahvedesu
(20.01.26)
Din, insanlar için içgüdüsel bir ihtiyaç. Malum sebeplerden İslamdan uzaklaşanlar, içlerindeki bu boşluğu doldurmak için eski Çin, Hint din öğretilerine meylediyorlar.

Kendilerini mutlu hissediyorlarsa elbette yapsınlar da, inanılacak bir tarafı yok.
+2
Mirket
(20.01.26)
İşte bunlar hep sahtebilim.
evrimagaci.org
evrimagaci.org
+8
kobuzchu kiz
(20.01.26)
asla inanmıyorum. ya öyle şey olabilir mi hiç.
0
deartheodosia
(20.01.26)
bana iyice bokunu çıkardılar gibi geliyor. bu iş başta kendini telkin etmek için ortaya atılmış bir şey değil miydi? "ben dönyanın en gözel garısıyam" mantığında yani :D
0
neira
(20.01.26)
Yapabilecek yüzü olanlara güzel para kazandırıyordur eminim. Eh, bir nevi placebo etkisi de vardır muhtemelen. O kadar para verdikten sonra kendini iyi hissediyordur insanlar.
0
salihdt
(20.01.26)
ordan burdan duyduklarıyla ibrahimi dinleri reddederken hayata karşı materyalist duruş sergileyecek bilgi birikim donanımını sağlayamayan okumamış insanların son sığınağı.
0
beatbox yapan metalci
(20.01.26)
Kuantuma, her şeyin titreşimden/frekanstan oluştuğuna, suyun frekansları, kendisine sesle verilen mesajları kodladığına ve insan vücudundaki suyun da bu şekilde kodlandığına inanıyorum. Bilinçaltını şekillendirme yöntemlerinden biri epifiz bezi üzerinden görsel kodlama ise biri de kulak üzerinden sesli kodlamadır, bunu bütün psikoloji ve nöroloji uzmanları bilirler. 25. Kare denen şey de bu sebeple kullanılır, ses frekansları kullanılarak hazırlanan subliminal mesaj içerikli ses kayıtları da. İnanıyorum yani.
-6
muhayyer divan
(20.01.26)
inaniyorum diyemem; ama inanmiyorum da diyemiyorum. bana mantikli gelen taraflari var.

ayrica bilimsel baglantilari da var.

string theory, gozlemci etkisi vs...
-4
buenosdias
(20.01.26)
(1)

Bu ingilizce soruların 2sini anlamadım

filipis
Bir avrupa ülkesinde student visa ile ikamet ederken sponsorlu iş buldum ve bu soruları soruyorlar. Öğrenci vizemle kayıtlı bir şekilde part time olarak çalışıyorum. Ayrıca bi çalışma vizem yok yani. Herhangi bir zamanda iltica talebinde bulunmadım, illegal izinsiz kalmadım. 1. Are you currently in
Bir avrupa ülkesinde student visa ile ikamet ederken sponsorlu iş buldum ve bu soruları soruyorlar. Öğrenci vizemle kayıtlı bir şekilde part time olarak çalışıyorum. Ayrıca bi çalışma vizem yok yani. Herhangi bir zamanda iltica talebinde bulunmadım, illegal izinsiz kalmadım.

1. Are you currently in the State?
Yes/No
2. Have you ever sought to claim International Protection / Asylum (i.e. protection from being harmed if sent to another country)?
Yes/No
3. Have you sought permission to land in the State on a previous occasion?
Yes/No
4. Have you been in the State on a previous occasion without permission?
Yes/No
5. Are you currently employed in the State?
Yes/No
6.Have you been employed in the State previously?
Yes/No
7. Are you married to, or in a civil partnership with, an Irish or EEA National?
Yes/No
8. Are you the spouse, civil partner or dependant of a person holding a current Employment Permit or holding any other type of
permission to work in the State
Yes/No

Özellikle 3. Soru çok mualla. diğeri de 5. Soru. Evet kayıtlı (paysliple) bi şekilde çalışıyorum ama bu student visa öyle bir hak tanıyor zaten.
0
filipis
(18.01.26)
Bence 3. soru 2. sorunun kapsamadığı diğer olağan dışı durumları soruyor. Yani standart bir turist ya da çalışma vizeniz olmadan ve uluslararası sığınma da sayılmayacak bir şekilde ülkede kalmak için izin istemek gibi. Tam emin değilim ama "Aile içi şiddetten kaçıyorum" gibi mesela.

5. soru ise standart bir soru gibi geldi bana; çalışma hakkından ya da vize türünden bağımsız çalışıyor musunuz diye sormuş. Ben olsam evet derdim.
0
salihdt
(18.01.26)
(8)

Bir insan hep sizi son raddeye getirecek kadar tahrik eder?

psmstc
Rahatsız olduğunuz şeyleri bilmesine rağmen sizi tahrik ediyor ediyor ve tebrikler.. son raddeye geldiniz :) ve bu kişi en yakınınız maalesef. sizi tetikliyor her seferinde ve aşama aşama son raddeye getirip sizi patlatıyor.bunu neden yapar aklı başında bir insan gerçekten merak ediyorum. thanks…
Rahatsız olduğunuz şeyleri bilmesine rağmen sizi tahrik ediyor ediyor ve tebrikler.. son raddeye geldiniz :) ve bu kişi en yakınınız maalesef. sizi tetikliyor her seferinde ve aşama aşama son raddeye getirip sizi patlatıyor.

bunu neden yapar aklı başında bir insan gerçekten merak ediyorum.

thanks…
-5
psmstc
(17.01.26)
Belki siz de onu son raddesine kadar tahrik edip sinir ettiğiniz içindir?
-1
Amaranta ursula
(17.01.26)
Annem bu.
-2
Kahvedesu
(17.01.26)
Birden fazla sebebi olabilir. Kontrol manyaklığı söz konusu olabilir mesela. Kimi insanlar başkalarının duygularını yönetebiliyor olmaktan mutlu olur. "Aaa bak nasıl da sinirlendirdim" diyor içten içe mutlu oluyor. Onları yok saydığında delirir bu insanlar.

Diğer bir sebep mutsuz olması ya da sende onda olmayan bişi olması ve kıskanması. Seni kaşıyıp sinirlendirince sevinir. O kendisinde olmayan şeyin intikamını almış gibi hisseder.

Ya da bastırılmış öfke söz konusudur, sana kızmıştır ama söyleyemez. İğneleme, sınır ihlali vs buralardan yürür. Pasif agresif, kontrolcü ya da empati fakiri insanlar böyle oluyor genelde
+3
kullanicadi
(17.01.26)
İlgi istiyor ilgi ver
-6
arbre
(17.01.26)
Kadınların genel özelliğidir
-1
osssy
(17.01.26)
Huyu neyse öyle davranıyor.

Sen en baştan tepkini göstermiyorsun.
0
yurtsuz john
(17.01.26)
Kim olduğuna göre değişir. En baştan yurtsuzun dediği gibi en başta tepki göstermek gerek. Kim olursa olsun
0
pembediken
(17.01.26)
Bazı ilişkilerin dinamiği budur; özellikle iki kişi arasında bir güç asimetrisi varsa görece güçsüz olan taraf durumu eşitlemek için güçsüzlüğünün avantajını bu şekilde kullanabilir. Yani karşı tarafı provoke edip sonrasında mağdur rolüne bürünerek artık amacı neyse ona ulaşmaya çalışabilir. Tabi ki bu sağlıklı bir ilişki değil.
0
salihdt
(18.01.26)
(5)

Doğrulama SMS i alamıyorum?

strawberry first
Alışveriş için doğrulama smsi gelecek gelmiyor, telefon numaram ile hepsiburada'ya giriş yapmaya çalışıyorum doğrulama sms'i gelmiyor. Neler oluyor olabilir? Nasıl düzeltirim? Normalde gün içinde reklam vs sms'i geliyor ama???
Alışveriş için doğrulama smsi gelecek gelmiyor, telefon numaram ile hepsiburada'ya giriş yapmaya çalışıyorum doğrulama sms'i gelmiyor. Neler oluyor olabilir? Nasıl düzeltirim? Normalde gün içinde reklam vs sms'i geliyor ama???
0
strawberry first
(17.01.26)
Tüm sitelerde varsa ve Yakın zamanda sim kart değişikliği yaptıysanız bloke konuyor, o tür bir şey olmuş olabilir bunu kurumların kaldırması lazım, birçoğu belli bir süreden sonra otomatik yapıyor, kimisi manuel olarak talep gerektiriyor. Sadece Hepsiburada ise ya sistemlerinde geçici bir sorun vardır ya da sizin numaranızı bir çeşit kara listeye almışlardır; onlarla görüşmekten başka bir şansınız yok.
0
salihdt
(17.01.26)
Spam olarak isaretlemjs olabilir misin? migrosta basima gelmisti
0
üğpoıuy
(17.01.26)
Birbirinden alakasız sitelerde mevcut. Bu yüzden Spam işaretlemiş olma ihtimalim yok. Sim kart değişikliği de yapmadım...
0
🌸strawberry first
(17.01.26)
E-devlete girip arama kısmına “ticari elektronik ileti yönetim sistemi” yazıyorsun. Oradan kayıtlı numaran ve izin verdiğin/yasakladığın kurumları görebiliyorsun
+1
yankee jumping
(17.01.26)
Birebir aynı sorunu yaşıyorum takipteyim
0
basond
(17.01.26)
(2)

Kıyamet gelse de kopsak

vedatchilipeppers
Cidden kafa olarak şu moddayım son 2-3 yıldır. Yanlış anlaşılmasın savaş değil barış yanlısıyım. Ama ben 8 savaş bitirdim, uluslararası hukuku tanımıyorum istediğim gibi istediğim ülkeye çökerim, bana nobel versinler vs diyen bir iş adamı var dünyanın tepesinde şu an. Bir yandan Rusya ve Çin'in kuze
Cidden kafa olarak şu moddayım son 2-3 yıldır. Yanlış anlaşılmasın savaş değil barış yanlısıyım. Ama ben 8 savaş bitirdim, uluslararası hukuku tanımıyorum istediğim gibi istediğim ülkeye çökerim, bana nobel versinler vs diyen bir iş adamı var dünyanın tepesinde şu an. Bir yandan Rusya ve Çin'in kuzey kutup dairesinde yeni arayışlar içinde olduğu ortada. Orta Doğu desen zaten terelelli 35-40 yıldır belki. Boyuna hükümetler indirilip kaldırılıyor. Libya, Irak, Suriye sırayla karıştı, şimdi döngü tamamlandı İran'a tekrar sıra geldi herhalde. 50 sene önce Şah için de aynı muhabbet dönüyordu, şimdiki durum yine aynı gibi geliyo. Siz ne düşünüyosunuz? Özneler değişse de mevzu hep aynı işin özünde sanki.

Soğuk savaş var, sıcak savaş var, hukuk tanımamak var, etik kaygısızlık var; 2040'a doğru "hakiki" bir dünya savaşı gelir mi dersiniz?
0
vedatchilipeppers
(16.01.26)
Ben bu her şey çok kötü olacak zihinsel durumunu anlayamıyorum. O da bir olasılık tabi de, dünya hep böyle istikrarsız bir yerdi ki zaten. ABD Trump öncesinde uluslararası hukuku çok mu tanıyordu? Ha makyaj yapmak için çaba gösteriyor, kılıfına uydurmuş gibi yapıyordu. Şimdi yapmıyor. Dünya aynen eskiden olduğu gibi tehlikeli bir yer, endişe edecek bir şey yok yani.
0
mikro patlama
(17.01.26)
Zaman zaman ben de sizin gibi hissediyorum; özellikle Trump'ın saçmalıkları tam olarak "Siyasetle ve sosisin nasıl yapıldığını bilseniz gece uyuyamazsınız" lafını hatırlatıyor. Diğer yandan belli bir yere kadar yukardaki cevaba katılıyorum. Dünya genel olarak bir çok açıdan pek stabil değildi zaten; görece kısa stabil dönemler hep krizler, trajediler, savaşlarla bölünüyordu. Biz geçmişi bizzat yaşamadığımız, başkalarından duyarak ya da okuyarak öğrendiğimiz için eski trajedi ve krizlere karşı duygusal tepki üretmiyoruz. İkinci dünya savaşı, bir kıtlık ya da ekonomik kriz istatistikten ya da somut verilerden ibaret olgular haline geliyor ve şimdiki dönem istisnai bir durum gibi hissediliyor.
0
salihdt
(17.01.26)
(8)

Numaramdan arandığını iddia eden insanlar

aguen
Merhaba duyuru, 1 haftadır 2 farklı insan onları aradığımı 2dk ses gelmediğini falan iddia ediyor. Tanımadığım kişiler.Bunlar mı dolandırıcı yoksa benim numaramdan arıyor gösterebiliyor mu dolandırıcılar? Teknik olarak mantıklı gelmedi.Aradığıma dair ekran görüntüsü atar mısınız dedim atmadı karşıda
Merhaba duyuru, 1 haftadır 2 farklı insan onları aradığımı 2dk ses gelmediğini falan iddia ediyor. Tanımadığım kişiler.

Bunlar mı dolandırıcı yoksa benim numaramdan arıyor gösterebiliyor mu dolandırıcılar? Teknik olarak mantıklı gelmedi.

Aradığıma dair ekran görüntüsü atar mısınız dedim atmadı karşıdaki ama niye aradınız diye soran biriydi bi şey de istemedi.
0
aguen
(15.01.26)
Operatörünün uygulamasından baksana aradığın numaralara
+1
adivar
(15.01.26)
orada yok oyle bi arama
0
🌸aguen
(15.01.26)
telefon android mi ios mu?
0
scudman1
(15.01.26)
Baskasinin numarasindan arama cikmak icin teknik anlamda bir engel yok aslinda ama Turkiye'deki operatorler sahibi olmadiginiz hattan izin belgesi vs olmadan arama cikmaniza izin vermez. Tabii farkli sekillerde hallediyor olabilirler. Yani gercekten sizin numaradan birilerini aramis olabilirler.
+1
mbond
(15.01.26)
hiç kimse konuşmayan birini 2 dk beklemez ki
ses gelmezse kapatırsın
+1
neira
(15.01.26)
arayan bir şey istemedi demişsiniz ama bir şeyin yolunu da yapıyor olabilir. engelle geç.
+1
lazpalle
(15.01.26)
(bkz: caller id spoofing)

Teknik olarak mümkün, genelde dolandırıcılar kullanıyor ve bildiğim kadarıyla ne yazık ki yapabileceğiniz pek bir şey yok.
0
salihdt
(15.01.26)
geçenlerde hanıma oldu aynı olay, telefon andorid. eleman ekran görüntüsü de attı. ben mevzuyu büyütüp kavga çıkaracaktım ama engelleyip geçtik.
0
Improbable
(15.01.26)
(10)

Dubai'nin olayi ne? Laik kesim Dubai'de ne yapiyor?

tantamount_to_equivalent
Muhafazakar olsam hadi modern bir musluman ulke goreyim diye giderdim belki ama. Ne bileyim ya Dubai'ye gitmek 40 yil dusunsem aklima gelmez. Firsat varsa Londra, Paris, barcelona, Roma'ya vs defalarca gitmeyi tercih ederim gene. Ya da ufak tier b Avrupa sehirlerine giderim, ata topraklari balkanlar
Muhafazakar olsam hadi modern bir musluman ulke goreyim diye giderdim belki ama. Ne bileyim ya Dubai'ye gitmek 40 yil dusunsem aklima gelmez. Firsat varsa Londra, Paris, barcelona, Roma'ya vs defalarca gitmeyi tercih ederim gene. Ya da ufak tier b Avrupa sehirlerine giderim, ata topraklari balkanlari gezerim gene. Asya da olur bak, farkli kultur vs. Zenginleri falan anlarim da sen, ben gibi normal bayagi kisi de gidiyor sanirim bu ulkeye. Gecen bir arkadas topliulugunda fransiz kaldim gene, adamlar Dubai'nin tum bolgelerini biliyordu surdan otel tutacaksin, surda yeni binalar yapiliyor, para olsa ordan ev alicaksin falan diye. Ucuz ucak biletleri falan mi var, oteller mi ucuz ne yapiyor burada bu insanlar, gokdelen, avm gormeye mi gidiyorlar yani? Hayir bir de Suudi Arabistan, BAE en hazetmedigim ulkeler, ne biz onlari severiz ne onlar bizi sever.
+4
tantamount_to_equivalent
(14.01.26)
Kış aylarında deniz turizmine elverişli, kaliteli restoran, bar ve eğlence mekanları olan bir yer. Bir de olayı gösterişli olmak; haliyle Burj Khalifa, Dubai Mall, Ayn Dubai, Burj El Arab vb. derken bir sürü şekilli, paylaşılmalık şey var, vize almak kolay...
+1
salihdt
(14.01.26)
ben de senin gibi düşünüyorum , doğal dokusu ve tarihi yok bence beton görmeye gidilmez . tanıdıklarım büyük alışveriş merkezleri için gidiyorlar . Apple ürünleri , drone gibi şeyler alıyorlar . Makyaj malzemeleri ve giyim için aşırı para harcayıp dönen tanıdığım kızlar var.
+1
devilone
(14.01.26)
Yıllardır dubai'ye gider gelirim
bir abimiz demişti ki dünyanın en büyük kerhanesi ile en büyük kumarhanesi dubai'dir.

Dubai güzel, farklı. Paranız varsa daha da müthiş. Yeme-içme sınırsız muhteşem restaurantlar var. Denizi pek keyifli olmasa da plajları da mevcut, partileri de.

herkesin tatil anlayışı farklı. ABD'ye sık seyahat eden adam da Avrupa'dan haz etmiyor. Bana da sorsanız ilk 5- 6 avrupa şehri müthiş ufuk açıyor ama sonrası aynı...

Avrupa ülkeleri pislikten sokakları gezilmiyor, çantan çalınacak korkusu ile yürünmüyor. Göçmen sorunu inanılmaz boyutta tüm landmark'larda kalabalıkta fotoğraf çekmek bile mümkün değil. Dubai'de gayet kaliteli, tertemiz, sokağa açık şekilde cüzdan bıraksanız bile güvenlik kaygısı olmadan tatil yaparsınız.

Şu soruları sormaktan niye sıkılmıyorsunuz onu da anlamıyorum. Kimisi gider bina bakar kimisi gider avrupa'da parkta oturur. Amsterdam'da high olmak isteyen de vardır, bali'de yoga yapmak isteyen de.
-2
croswell
(14.01.26)
arapların monacosu dubai. oraya zenginleri çekmek için her şeyi yapıyolar. anelka falan oralarda yaşıyor. galiba vergi yok, ultra zenginlerin rahat takılacağı bir yer. tatil gez anlayışı kişiden kişiye değişir. ben size katılıyorum. hiç bir zaman monacoda ilgimi çekmedi. ama çok zengin olsam ben de rahat edeceğim bir lokasyonda takılmak isterim.
laiklikle dubainin pek bir alakası yok. monacoda krallık ona bakarsan.
+2
mikahakkinen
(14.01.26)
10-15 yıl önce ayşe arman anlatmıştı oradaki havayı. bir kere beton falan değil inanılmaz bir sosyal ortam var. aradığın her ortamı bulabilirsin. partiler eğlenceler gece hayatı aşmış durumda. bir benzerini şimdi suudiler yapmaya çalışıyor. özel alan belirleyip alkol bile serbest olacak. düşünün içmeseniz bile üzerinizde alkol yakalatsanız idama kadar yolu var o ülkede. her neyse bir gün ayşe arman bir kafede otururken yabancı biri gelip "benimle sevişir misin" diye sormuş. bizimki de hayır demiş. bu sorunun dubaide gayet normal olduğunu söylüyordu. gerisini siz düşünün işte.
+1
ground
(14.01.26)
Vergileri acik ara cok hafif. Dolayisiyla calisanlara yuksek maas veriyorlar ve hayat standarti orta sinif icin cok iyi. Bu durum beyaz yakanin tuzlukla kosacagi bir cekim yaratiyor. Konunun laiklik ile ya da muhafazakarlikla ilgisi yok.
+1
osssy
(14.01.26)
Hem iş hem tatil hem alışveriş hem de yatırım için yıllardır gidiyorum. 1 kere de formula 1 için gitmiştim. Tatil ve eğlence kısmı yazılmış ama Türkiye'den sonra emlak fiyatlarının dolar bazında en fazla arttığı bölge yatırım yapanlar çok kazandı. Yaklaşık 1 sene sonra dev bir kumarhane de açılacak Kıbrıs'ı tahtından edecekler. Basketbol takımları Dubai parayı bastırıp Euroleauge'e katıldı ve geçen sene final four'u düzenledi. Futbol'a da yatırım yapacaklar. Formula 1'de zaten yıllardır sezonun en son ve en şaşalı yarışlarını düzenliyorlar.
+2
iwasbornonamountainside
(14.01.26)
dubai'de vergi yok. doğal olarak gelirler yüksek. en büyük olayı o. bu sebeple genel olarak maaşlar da yüksek. lakin yapacak fazla birşey de olmadığı için ele geçen para da alışveriş olarak değerlendiriliyor.

dubai bu döngüde ilerliyor.
+1
duyurukullanıcısı
(14.01.26)
Almanya'ya gitmekten çok daha mantıklı. Millet almanya'ya özgürlük ve para için bunların hiçbirini bulamıyor. Simsiyah kılları ile alman toplumunda sırıtıyor.

Dubai'de hem ortam hem para var. İşini bilen Türk kızları yılda 2-3 dubai seferi yapıp bir valiz dolarla geri döner.
+2
runaway
(14.01.26)
turistik gidilmez. calismak icin 10 numara yer. hatta dunyada su an calisilabilecek en iyi yer korfez ulkeleri.
+1
antikadimag
(15.01.26)
(5)

aselsan'in baska sektorlere ve pazarlara girme ihtimalini nasil buluyorsunuz?

Sour
yurt disinda yasiyorum ve calistigim biyotek firmasi bosch ile humanoid robotlar icin anlasma imzaladi. bizde var mi diye dusunurken aklima hep butik sirketler ve startup'lar geliyor. bunlarin sayisi da cok az zaten. turk muhendislerine ve projelerine turk halki bile guvenmiyor acikcasi. muhendislik
yurt disinda yasiyorum ve calistigim biyotek firmasi bosch ile humanoid robotlar icin anlasma imzaladi. bizde var mi diye dusunurken aklima hep butik sirketler ve startup'lar geliyor. bunlarin sayisi da cok az zaten. turk muhendislerine ve projelerine turk halki bile guvenmiyor acikcasi. muhendislik acisindan farkli pazarlara girebilecek sadece aselsan var gibime geliyor. hem guveniliyor da. bir gun quantum bilgisayarlar, humanoid robotlar, yapay zeka modelleme, biyotek gibi alanlara girecegini dusunuyor musunuz? cunku turkiye'den dunyaya acilabilecek (hatta kendimiz icin bile yetebilecek duzeyde) baska bir firma cikmayacak gibi duruyor. en azindan gelecek 10 yilda.
0
Sour
(14.01.26)
Bence sorun üretilecek ürünlerin kalitesine güven değil o alanların özellikle Türkiye'de çok riskli ve maliyetli olması. O tür alanlar çok uzun süre yatırımın karşılığının geri dönmediği alanlar oluyor genelde. Bu da sağlam bir risk sermayesi ekosistemi, stabil ekonomi, güvenilir hukuki ve bürokratik yapılar vb. demek. Bunların da hiçbiri bizde yok.

Aselsan askeri açılımı olan diğer alanlara yoğunlaşabilir ama. Eminim içinde bir yerlerde yapay zeka ve robotiğin askeri uygulamalarına yönelik girişimler vardır hatta. Ancak son tüketiciye yönelik bir şey beklentisi varsa bence o işlere girmezler.
0
salihdt
(14.01.26)
Türk halkının mühendislere güvenmediği düşüncesi tamamen yanlış. Türkiye'de mühendislere aklı başında her insan saygı gösteriyor. Baykar, Roketsan, Togg ürünlerinde Youtube yorumları övgü dolu.

Bahsettiğin alanlar değil ama başka alanlara girmenin çok pozitif olacağı ürünler var. Mesela MR cihazı üretmek Aselsan için mükemmel bir yatırım olur. Canon'un MR cihazı ürettiğini kaç kişi biliyor mesela?
-3
arbre
(14.01.26)
aselsan o işlere giremez. devlet kurumu gibi hantal ve bürokratik.
ayrıca tüm odağını savunma sanayine-tsk hizmet etmeye kaydırmış durumda.
0
orpheus
(14.01.26)
Aselsan, m11 metro hattı (ist havalimanı hattı)’nın sinyal sistemini yaptı. Şu ana kadar gayet iyi çalışıyor gibi görünüyor.

Tcdd, yeni hatlarda aselsanın sinyal sistemini kullanacaktır herhalde.

Metro İstanbul yeni hatlarda kullanmıyor diye biliyorum. Onlar alstom kullanıyor. Sanırım sinyal sisteminin ihalesi daha önce alstoma verildiğinden, aselsan kullanmıyorlar.

Tabii burada aselsanın da ihaleye katılması gerekiyor.

İşin ucunda maliyet var. Aselsan, alstomdan daha düşük fiyat vermediği sürece en fazla tcdd alır yani.
0
substituent
(14.01.26)
orada calismasam da sektorden dolayi aselsan'a sayisiz kere girip ciktim.

aselsan devlete satarak buyuyor. ki zaten kendisi devlet kurumu. bist'te olmasini bir kenara birakirsak vakif sirketleri dupeduz devlete baglidir, ve devlet kurumu gibi calisir. calisanlarin is garantisi, is alma sekilleri falan ayni devlet gibidir.

boyle bir noktada aselsan'dan baska bir is yapmasini beklemek dogru olmaz. iyi yapamazlar zaten. buyurler mi buyurler ama kaliteli mal cikmaz.
0
antikadimag
(15.01.26)
(15)

crackli her yazılım zararlı diyebilir miyiz?

Rondak
az önce bir hacker videosu izledim. crackleyen kişi babasının hayrına yapmıyor hepsi zararlı dedi.yüzlerce uygulama, oyun vb yüz yıllardır crackleniyor ve insanlar yüz yıllardır bunu kullanıyor. burada her şeyden bahsetmiyorum tabii ki zararlıları var ama temel ihtiyaç için kullanılan şeylerde bir s
az önce bir hacker videosu izledim. crackleyen kişi babasının hayrına yapmıyor hepsi zararlı dedi.

yüzlerce uygulama, oyun vb yüz yıllardır crackleniyor ve insanlar yüz yıllardır bunu kullanıyor. burada her şeyden bahsetmiyorum tabii ki zararlıları var ama temel ihtiyaç için kullanılan şeylerde bir sıkıntı yaşadığımı hatırlamıyorum.

siz buna katılıyor musunuz? yani özetle crackli olan her yazılım sizin bilgilerini vb ele geçirmek için mi yapılmıştır.
0
Rondak
(12.01.26)
istisnasız hepsinde trojan var. mutlaka kullanmak zorundaysan sanal makina içine kur.
-6
orpheus
(12.01.26)
İstiasnasız hepsinde var demek doğru değil. Tabii ki tutumunuz hepsinde trojan varmış gibi yaklaşmak olmalı. Ancak sırf microsoft'a, apple'a veya diğer teknoloji şirketlerinin vampir gibi kan emmesine uyuz olup yazılım crackleyenler de var.
+4
himmet dayi
(12.01.26)
@orpheus

yıllardır kullanıyorum/kullanıyoruz diyorum, nasıl trojan var. bana somut kanıtla gel.
+1
🌸Rondak
(12.01.26)
hayrına yapmıyor sözü çok doğru değil. Evet herkesin bir çıkarı var, ama bilgisayar dünyasında gönüllü yapılıp herkese ücretsiz sunulan milyonlarca içerik var.

vlc player, 0 reklam geliri, ücreti yok, öyle senin verilerini topluyor falan kesinlikle değil.
Belnder, gimp, firefox, openstreetmap, internetarchive...

mesela oyun moder'ları. oyunlara dehşet büyük ölçüde mod yapıyorlar ve herkesle ücretsiz paylaşıyorlar.

Bu tarz insanlar genelde hobi olarak kazanç gözetmeksizin yapıyorlar bu işleri.


Crack işini, büyük firmalara karşı gelmek için yapanlar var. Bazen protesto etmek için. mesela simcity oyunu ilk çıktığında hep internet bağlantısı gerekiyordu. herkes bundan nefret etmişti, oyuna para verenler bile cracklisini kullanıyordu.

anlayacağınız, babasının hayrına yapılan bir sürü iş var.
+3
substituent
(12.01.26)
@rondak
microsoft defender büyük kısmını görmüyor. bitdefender kur veya verdiğim linke bahsettiğin cracki atıp içinde ne gizlendiğini görebilirsin. inanmak-inanmamak ve risk sana ait. hepsi demeyelim de %80 diyelim içini rahatlatacaksa.

www.virustotal.com
-4
orpheus
(12.01.26)
hayır fakat bu soruyu sorma ihtiyacı hissediyorsanız bu şekilde varsayımda bulunmanız en doğru yol olacaktır. crackleme hususunun temelinde birbirleriyle yarışan "scene" gruplarının rekabeti vardır.
0
redlinetheturk
(12.01.26)
Hepsi zararlı demek dogru degil. Arada vardır tabiki içinde trojan içeren kaynak kodları olan fakat hepsi degil. Bazıları bunu kendini kanıtlamak veya crack'ını yaptıgı uygulamanın şirketine gövde gösterisi yapmak için yapıyor.
0
limonlu eksi
(12.01.26)
Bir ek,
Bazı virüs programlarının virüs bulmasının tek sebebi virüs olması değildir.
sistemde normal erisomler /olaylar dışında işlem yaptığı için virüs olarak yorimlamabiliyordu eskiden (şimdi nasıldır bilmiyorum)
Bir örnek, windows ve ofis için graveyard sitesinden opensource script ile lisans sahibi olabiliyorsunuz.
+3
kisa
(12.01.26)
Her zaman risk vardır.

Ben oyun oynamıyorum ama onun yerine müzik programlarını koyabilirsin :) bir tane laptop sırf bu işler için. Onunla kesinlikle ne bankalara girerim ne resmi yerlere ne de kişisel hesaplarıma.

Bunlar için temiz kurulum ayrı bir laptop'ım var.
+1
makbur
(12.01.26)
linuxu adam bedava yaptı sattı ücretsiz veriyor onda da mı trojan var :)

virüs olma ihtimali var ama yıllarca kullandım karşılaşmadım. macte bile yaptım sorun olmadı hiç.
+1
jelly bear
(12.01.26)
kesin zararlidir diyemeyiz ama zararli olma olasiligi zararsiz olma olasiligindan cok daha yuksek. zira bunu yapan adamin isi zaten acik bulmak.

"ben senelerce kullandim bir zararini gormedim, virus programlariyla da baktim bisye bulamadim" gibi beyanlarin bir kiymeti yok.
+1
cooperr
(12.01.26)
Özellikle ismi çok yaygın bilinmeyen antivirüs programlarının bir bölümü kasıtlı olarak hayali virüs tespiti (false positive) yapıyor. Bunu korkutma yoluyla kendi ürünlerini duyurmak ve satmak için yapıyorlar. Virustotal sitesinde çok sayıda antivirüs sonucu birlikte gösteriyor ve aralarında bu türden çöp antivirüs programlarından çok var mesela.

Soruya cevap: Eğer crack işlemi yabancı bir programcık çalıştırmayı gerektiriyorsa oldukça risklidir diyebiliriz. Asıl üreticisi virüs koymamış olsa bile bir başkası onu alıp virüslü hale getirip yeniden yayabilir, hatta bunu yapmak çok daha kolay. O yüzden uzak durmak gerekir.
+1
mikro patlama
(13.01.26)
zaten ürünün kendisi, kendi crackını de piyasaya salabiliyor, mesela photosop bu şekilde dünyada fotoğraf düzenleme konusunda tekel oldu ama artık yeni sürümlerine para vermeden erişmek mümkün değil.
virüslü olanları antivirusler yakalıyor zaten.
tüm crackler zararlı olmasa da gözlemlediğim kadarıyla arada bir yerlere veri alıp gönderenleri de var, virüslü de var.
+2
duyuruuser
(13.01.26)
25 yıldır pc kullanıyorum daha bir kere kurduğum crack yüzünden başıma şu geldi diyen çıkmadı.
0
plastic_angel
(13.01.26)
Crack işi ilk çıktığında aslında aslında kendi içinde iki motivasyonu olan bir şey: Biri bir cracker grubu olarak olan en hızlı şekilde yeni çıkan bir uygulamayı crackleyip bu alanda ne kadar iyi ve yetenekli olduğunu göstermek, yani bir nevi yabancıların bragging rights dediği şey. Diğer motivasyon da internetin özgür ruhunu savunup şirketlerin para kazanma hırsına tepki koymak.

Bugün tabi ki crackli bir yazılımda virüs vb. çıkma olasılığı vardır. Ancak bence de o risk inanılmaz büyük değil.
0
salihdt
(13.01.26)
(1)

wise'ın durduk yere adres bilgisi istemesi

leeloodallas
2-3 yıldır sorunsuz şekilde wise'ı kullanıyorum. genelde 30 sterlin ve daha altı para çekiminde kullanıyorum. ancak dün durduk yere transferi durdurup adres bilgisi istedi. (ki bunları daha önce onayladığımı hatırlıyorum yapmasam hesap açmama ve kullanmama izin vermezdi herhalde.)bu neden olabilir?
2-3 yıldır sorunsuz şekilde wise'ı kullanıyorum. genelde 30 sterlin ve daha altı para çekiminde kullanıyorum. ancak dün durduk yere transferi durdurup adres bilgisi istedi. (ki bunları daha önce onayladığımı hatırlıyorum yapmasam hesap açmama ve kullanmama izin vermezdi herhalde.)

bu neden olabilir? wise'ın alternatifi remitly ancak wise kadar kullanışlı görünmüyor. başka alternatifler var mı?
0
leeloodallas
(11.01.26)
Know Your Customer prosedürleri değişmiş olabilir ya da belli aralıklarla adresi teyit etmeleri gerekiyordur.
+2
salihdt
(12.01.26)
(5)

Yapacağımdan değil de Cem Yılmaz'a senaryomu çektirsem çok kazanır mıyım?

ya ben lan neyse
senaryom falan yok. sadece merak ettim. kendisine komedi senaryosu yollasam, o da çekmeyi kabul etse 500 bin dolar falan kazanır mıyım?soru varsayımsaldır. cem yılmaz olmaz da başkası olur...
senaryom falan yok. sadece merak ettim. kendisine komedi senaryosu yollasam, o da çekmeyi kabul etse 500 bin dolar falan kazanır mıyım?

soru varsayımsaldır. cem yılmaz olmaz da başkası olur...
0
ya ben lan neyse
(10.01.26)
Tabure barın bel kemiğidir.

Cem Yılmaz da komedi filminin bel kemiğidir ama filmin ne kadar para kazanacağına dair daha pek çok şey var. Genel olarak Cem Yılmaz’ın oynadığı bir film herhalde en az 3-5 milyon dolar kazandırıyordur en kötü haliyle.
Setteki yemekler önemli. Cem Yılmaz setinde yemekler iyi olur.
0
michael_knight
(10.01.26)
bu işler ahbaplık işi. yaptığın işin kalitesinden ziyade sen kimsin veya kimin dostusun. sanat ve medyada işler böyle yürür
+1
michael harddd
(10.01.26)
daha fazlasını bile kazanman mümkün fakat ilk seferde çok zor.

senariste parası peşin verilir ama telif haklarından yararlanmasına fırsat verilmez. dizi film piyasasında senarist kolay harcanıyor. tıpkı şarkı sözü yazarlarının ötelenmesi gibi.

bu kadar yüksek bir meblağ için senaryonun çok acayip olması lazım. kuzuların sessizliği, fight club, matrix gibi.
0
yurtsuz john
(10.01.26)
Hayır, hatırladığım kadarıyla Hollywood'da bile senaryodan çok büyük paralar kazanılmıyor hele de ilk işinizse. Sebebi de basit; senaryo tek başına pek bir anlam ifade etmiyor. Elinizde o filme koyacak para ya da filmi bir araya getirecek bağlantılar yoksa: Yani finansör ya da yapımcı vb. olamayacaksanız bütün risk başkalarında ve senaryo tek başına gişe başarısı garantisi değil.

Senaryonuzu çekmeye karar verseler bile TR şartlarında 500 bin dolar çok para ve bunu size ödemeleri için hiçbir sebep yok. Belki bir ihtimal "Eğer film tutar ve çok iş yaparsa" gibi bir madde üzerinden performansa bağlı bir ödeme alabilirsiniz ama Cem Yılmaz'ın adının senaryodan bağımsız belli bir gişe yapacağı düşünülürse yine o tür bir maddeyi sözleşmeye eklemezler kolay kolay. Aklıma gelen tek istisna senaryonun inanılmaz özel ve mesela Cem Yılmaz'ın kişisel olarak kesinlikle çekmek isteyeceği bir şey falan olması; ancak o zaman işler değişir.
0
salihdt
(11.01.26)
hocam türkiye'de sinema televizyon endüstrisi kurumsallıktan en uzak endüstrilerden biridir.

Tamamen kişisel network ve maddi güç üzerinden döner.

ben size süreci anlatayım siz sorunuzun yanıtını oradan alın.

Türkiye'de bir film projesine başlanırken ilk sorulan soru şudur:
"yapımcı kim?"

bak yönetmen, senaryo yazarı, oyuncular falan değil. Yapımcı kim.

Çünkü yapımcı dediğin insan filmin sermayesini bulur. Maddi sermayeyi bulur (sponsorlar vs) ya da cebinden koyar çok inandıysa projeye.

Fikri sermayeyi bulur ve organize eder. yönetmeni, senaryo yazarını, kurgucuyu, müzisyeni, efektleri yapacak stüdyoları... Bir projede bu saydıklarımın hepsi kötü çıkabilir. Mesela yönetmen projeyi batıracak gibi olur. İyi yapımcı o yönetmeni alır yerine hemen başkasını bulur gibi.

Oyuncuları bulur. Çünkü oyuncular ilk başta ne yönetmene bakar, ne senaryoya (çok sanatsal bir proje değilse, ya da haluk bilginer gibi üst düzey isimler değilse). Oyuncu "ben paramı alabilecek miyim?" diye düşünür. Bu proje yayınlanabilecek mi diye düşünür.

En önemlisi, yapımcı projeyi satar. Sinemalara satar, kanallara satar, dijital platformlara satar. Sanatsal değeri olan bir projeyse festivallere satar.

Şimdi türkiye'de senaryo yazarlığı bu işin en ortadaki kalemlerinden biridir. Çok kolay değiştirilebilir. Herkesin senaryo hakkında bir fikri vardır. Herkes senaryoyla oynar. Kanalın yöneticisinden tut, yapımcının kız arkadaşına kadar... O yüzden senaryo yazarları genelde geri plandadır.

Ha sizin çevreniz çok geniştir, mesela çok sosyetik bir aileniz vardır. Bir sürü oyuncu kankanız vardır. Magazin gazetecilerinin çoğu arkadaşınızdır. Yani yapımcı sizinle iyi geçinmek zorundadır. Çünkü sizin yazdığınız diziyi arkadaşlarınız magazinde parlatır. O zaman iş değişir. Bu tarz senaryo yazarlarından türkiye'de birkaç tane var ama sadece.

Gelelim Cem Yılmaz gibi isimlere. Cem yılmaz zaten bu sektörde bağımsız hareket edebilen nadir isimlerden. Filmlerin çoğunun yapımcılığını da üstleniyor çünkü parasal gücü var. Ee bir gişesi olduğu için destek istediğinde de birçok prodüksiyon firması "gişesi yüksek, kazançlı proje olabilir" gözüyle bakarak anında dahil oluyor onun projelerine. Senaryoları da kendi yazıyor çoğu zaman. Yani aslında senaryo yazarına ihtiyacı yok, belki ekibinde destek için senarist olarak çalışır biriyle. Ama ona da 500bin dolar falan vermez.

Bazen şu olur, Cem Yılmaz gibi komedyenler "dramada da iyiyim" diyebilmek için başka projelere ihtiyaç duyar. Mesela iftarlık gazoz filminde oynadı. Ya da Yavuz Turgul'un filminde oynadı. ama işte o yavuz turgul:) Onu bir prestij olarak gördü ve oynadı.
0
anten
(11.01.26)
(10)

sürükleyici çerezlik roman

bloodymoon
en son beğenerek okuduğunuz neler var(sadece roman soruyorum, tarz fark etmez; polisiye, tarihi, aksiyon, fantastik, gizem, romantik... hepsi ok. lütfen tutup da garcia marquez vb önermeyin, tmm siz entelsiniz ama ben çerezlik arıyorum)
en son beğenerek okuduğunuz neler var

(sadece roman soruyorum, tarz fark etmez; polisiye, tarihi, aksiyon, fantastik, gizem, romantik... hepsi ok. lütfen tutup da garcia marquez vb önermeyin, tmm siz entelsiniz ama ben çerezlik arıyorum)
0
bloodymoon
(04.01.26)
Okuyup beğenmezsen kitabın parasını ben ödeyeceğim.

www.kitapyurdu.com
0
Mirket
(04.01.26)
Mary Doria Russell - Serçe
0
beatbox yapan metalci
(04.01.26)
Romain Gray- Onca yoksulluk varken
+3
Amaranta ursula
(04.01.26)
Suat Kozluklu - Kam Davası

2 kitaptan oluşan bi seri. Toplamda 771 sayfa mı neydi sanırım.
Çok severek okudum. Uzun ama sürükleyiciydi.
0
matilda
(04.01.26)
celil oker kitaplarini sevmiştim. Keşke daha fazla olsaydı ://

Çağatay Yaşmut'un tek bir kitabını okudum seneler önce, hiç beğenmedim. Bir daha da okumadım.

Tess Gerritsen'in Rizzoli & Isles kitap serisi güzel. Cidden kafa dağıtır.
0
put it in your appropriate place
(04.01.26)
İhsan oktay anar ve ahmet hamdi tanpınar okuması bence müthiş sürükleyici
+1
benim bir gizli bildiğim var
(05.01.26)
Yırtıcı Kuşlar Zamanı/Ahmet Ümit
0
ekimoloji
(05.01.26)
Richard Osman'ın kitapları tam olarak bu kategoride; eğlenceli, sürükleyici ve çok uzun değiller.
+1
salihdt
(05.01.26)
elorelia
(05.01.26)
haruki murakami kitapları öyle ya aşırı akıyor. normalde çok kitap okuyan biri değilim ben bile çok hızlı okıyup bitiyorum. fantastik ögeler baya fazla, olaylar aşırı gizemli merak ediyosun. dili de çok sade.
0
Sadece soruyorum
(05.01.26)
(8)

ucak fiyatlarinin degismesine gicik oluyor musunuz?

lemmiwinks
ucak fiyatlari talebe gore, ucus tarihine gore, satin alma tarihine gore vs surekli degisiyor. buna cok gicik oluyorum, ama bir sey de yapamiyorum, almaya mecburuz. giderleri belli bir hizmetin alakasiz seylere gore fiyatinin surekli degismesine, bazen absurt fiyatlara cikmasina cok kiziyorum. ama a
ucak fiyatlari talebe gore, ucus tarihine gore, satin alma tarihine gore vs surekli degisiyor. buna cok gicik oluyorum, ama bir sey de yapamiyorum, almaya mecburuz. giderleri belli bir hizmetin alakasiz seylere gore fiyatinin surekli degismesine, bazen absurt fiyatlara cikmasina cok kiziyorum. ama ancak kendi kendime kiziyorum. buna yapacak bir sey olsa keske.

avrupada tren fiyatlari da boyle. hatta ucaktan fazla oluyor bazen, ayri sacmalik.

siz ne dusunuyorsunuz?
+1
lemmiwinks
(17.12.25)
(bkz: Dynamic Pricing)

Tüketici açısından çok can sıkıcı bir icat ancak işin kötüsü perakende sektörüne de geliyor. Yakın zamanda bir kaç videoda denk geldim, bazı perakendeciler de buna benzer fiyatlamaya geçmeye çalışıyor. Çok değil 3-5 sene sonra süpermarkette rafta az kalan ürünlerin fiyatları dinamik olarak artmaya başlarsa şaşırmayacağım.
+2
salihdt
(17.12.25)
evet ama sektör böyle yapacak bir şey yok
0
messina123
(17.12.25)
Hayır.
Çünkü hep böyleydi.
Hava durumu da sürekli değişiyor ama o da hep böyleydi o yüzden bu duruma gıcık olmuyorum.

Biraz düşününce bu oynak fiyatlar bana daha adil geliyor. İlle de Salı günü 07:45’teki uçağa binmek zorunda olan insanla haftaya herhangi bir saatte uçağa binmeyi kabul eden insan arasında bir fiyat farkı olması bana makul görünüyor.
+1
michael_knight
(17.12.25)
Can sikici bir durum, stabil de degil bazen erken almak zarar da ettirebiliyor. Ozellikle bir cok insan bilet almasi gereken tatil donemlerinde falan ucmasi cok can sikici. Ancak talep olmayan zamanlarda da cok bitik fiyatlara ucus yapabilmek de guzel tabii.
0
mbond
(17.12.25)
uyuz oluyorum. erken alıp zarara girdiğim çok oldu çünkü :D dinamik fiyatlamaya karşıyım. işin bokunu çıkarıyorlar.
0
glamdr1ng
(17.12.25)
evet sinir oluyorum çünkü başka bi şeyde yok bu. otobüs tren sabit mesela. ayıp cidden. bi de iptal edilememesi bagaja koltuğa ekstra para istemeleri de saçma. diğer ulaşım araçlarında yok bu saçmalık.
0
jelly bear
(17.12.25)
Bu biraz kişinin seyahat şekline göre değişiyor. Eğer fiyatların tarih yaklaştıkça artmasından söz ediyorsak, bana ciddi tasarruf ettiriyor çünkü çoğunlukla seyahatlerimi çok erkenden planlayabiliyorum ve resmi tatillere bağımlı değilim. Fiyat erken alınca 1 ise, son anda alınca 3 oluyor mesela, sabit fiyat olsa hep 2 olacaktı. Ama bir de fiyatlarla manipülasyon amacıyla oynayıp alıcıyı tuzağa düşürme olayı var. Bu fiyata son 3 bilet diyor ortada talep kaynaklı bir neden olmadığı halde. Ya da bileti aldıktan sonra büyük bir promosyon oluyor. Bunlar can sıkıcı her durumda.
0
mikro patlama
(17.12.25)
gıcık olmuyorum. ucuza alırken iyi de, pahalıya alınca mı kötü? sistem böyle olmasa otobüs bileti fiyatına antalyaya nasıl uçakla gideyim
0
abelardo
(17.12.25)
(4)

kredi kartı gurularının fikrine ihtiyacım var

m e b
selamlar, güzel bir haftanız olsun.aşağıdaki detaylara istinaden tek bir yere borçlanmak mantıklı mı?değilse ne yapayım sizce?gelir: 55 bin.kredi kartı güncel durum: https://prnt.sc/nVS07OSGcl8Lbir diğer bankaya: 17.500 tl'lik kredi ödemesi, 9 ay kaldı. yani kalan toplam borç 157.500,00 tl.özellikle
selamlar, güzel bir haftanız olsun.

aşağıdaki detaylara istinaden tek bir yere borçlanmak mantıklı mı?
değilse ne yapayım sizce?

gelir: 55 bin.

kredi kartı güncel durum: prnt.sc
bir diğer bankaya: 17.500 tl'lik kredi ödemesi, 9 ay kaldı. yani kalan toplam borç 157.500,00 tl.


özellikle araba aldıktan sonra akaryakıt, bakım, cart curt, şehir dışı masraflar, eve yaptığım harcamalar vs vs derken hep kredi kartına yüklendim ve son üç aydır hep bir asgari tutar üzerinden ödeme yapıyorum.

haliyle her ay bir 35+17'den 52 bin uçup gidiyor ve borç döngüsü değişmiyor.

bu bağlamda sizce tek bir ihtiyaç kredisi ile borçlanıp kredi kartına da artık bulaşmayıp kendimi düzlüğe çıkarmamı sanmak bir yanılsama olabilir mi yoksa mantıklı bir hareket mi olur?

geri ödemeleri en az 12, en fazla 15 ay vadeyle yapabilirim.
0
m e b
(15.12.25)
İlk cümleyi okuyunca nedense kaderli nürten, kismetli nürten sozu geldi aklıma
-4
dedeminhirkasi
(15.12.25)
Borcunuzu daha geniş zamana yaymak için daha uzun vadeli (18 ay mesela) bir kredi çekebilirsiniz, kredi kartının alışveriş faizi ihtiyaç kredisi faizlerinden muhtemelen yüksek olduğu için oradan bir miktar kârınız da olur herhalde. Hatta faizler düştüğü için biraz daha düşük faizli kredi bulabilirseniz mevcut ihtiyaç kredinizden de kâr edebilirsiniz...

Ancak en büyük risk borcunuzun vadesini uzattıktan sonra bir sebepten aynı sarmala girmek, mesela tekrar kredi kartı borcu yapmak ve kendinizi bu sefer daha uzun vadeli bir borçla aynı noktada bulmak.
0
salihdt
(15.12.25)
hocam şu anda altından kalkabiliyorsanız hiç kredi olayına girmeyin. ne güzel, 9 aylık borcunuz kalmış. o süre geçtikten sonra çok rahatlayacaksınız. ayrıca kredi kartını krediyle de olsa kapattığınızda bir rehavet çökecek ve gereksiz alışveriş yapacaksınız. gelecek ay zaten maaş zammı alınca biraz rahatlayacaksınız, 9 ay sıkın dişinizi.
0
shadowfollower
(15.12.25)
dönem içi harcamayı kısamadığın sürece kredi de çeksen daha fena olacaksın. bu yüzden hiç girme o işlere. azar azar şu anki borcu bitirmeye çalış.
0
gercekdunya
(15.12.25)
(5)

Online gorusmelerde en iyi gorunum

Kittie
Bilgisayarin durdugu aci (yukseklik gibi), isik vs acisindan onemli, onemsiz tum onerilerinize acigim.Tesekkurler
Bilgisayarin durdugu aci (yukseklik gibi), isik vs acisindan onemli, onemsiz tum onerilerinize acigim.
Tesekkurler
-1
Kittie
(10.12.25)
Mümkünse yumuşak bir ışığın kameranın arkasından gelmesi önemli, yukardan geldiğinde yüzdeki gölgeler kötü gözüküyor, arkadan geldiğinde de parlaklık saçmalıyor.

Kamera göz hizasında iyi duruyor bence, eğer çok aşağıda olursa çenenin altı, burun delikleri vb. garip duruyor. Mümkünse de monitörün üstünde olmalı, diğer türlü siz monitöre bakarken kamera sizi yandan çekiyor ve görüştüğünüz kişiyle yüz yüze bakmamış oluyorsunuz.

Ben sanal arkaplanları sevmiyorum, çok dikkat çekmeyecek ama dümdüz de olmayan bir arkaplan güzel. Mesela basit bir resim asılmış duvar vb. Eğer çok karmaşık bir plan varsa blur filtresini açmak daha iyi olabilir.
0
salihdt
(10.12.25)
-ergonomik olarak en baştan bilgisayar ekranının üst çerçevesi göz hizasında olmalı, laptop ise bunu sağlamak için yükseltici almalısın.

-arkaplanda çok beyaz ve parlak olmayan bir şeyler koy, kamera açınca karşı taraf uzunları yakmış kamyonla konuşmaya çalışıyor öyle olunca.

-arkaplanda ses olan bir ortamdaysan asla bluetooth kulaklık kullanma, piyasadaki en iyi toplantı kulaklığı eski 3.5mm girişi olan beyaz iphone kulaklığıdır.
www.apple.com

- kamera çok aşağıda kalırsa karşı tarafın pipisi gibi hissediyorum kendimi o yüzden kamera göz hizasında olsun.
+2
nahtoderfahrung
(10.12.25)
Görüşmeden önce pozitif şeyler izle. En iyi görünüm güler yüz. Konuşkan olmak.
0
arbre
(10.12.25)
Kamera ile ekran çok farklı açıda olmasın yeter. Normal laptop'ı masaya koyup karşısına oturman yeterli. Bazıları başka monitörde görüntüyü izleyip yanda laptop kamerasından görünüyor ya da tam tersi. Yayıncı gibi sağ üstten kendisini veriyor. Twitch yayıncısı gibi görünmemek lazım. Tabi ki kameraya bakarak konuşamazsınız ama karşıdaki insanın yüzünüzü tam karşıdan görmesi lazım.

Arka plan çok önemli değil ama dağınıklık olmasın. Bir şeylerin olması muhabbet açar. Bazı adayların odasında gitar, bisiklet vs. görünüyor oradan konuşuyoruz ya da böyle gizli saklı bi odada oluyor. Nerede yaşıyorsun konusu açılıyor. Bir arkadaşta Dyson vardı, çok yukarı asmış. Ondan konuşmuştuk. :) Tablo oluyor ondan konuşuluyor, pencereden ışık geliyorsa falan bugün hava güzel muhabbeti oluyor.

Yukarıda yazıldığı gibi ilk izlenim çok önemli. Bazı arkadaşlarla görüşme yapıyoruz. İlk gördüğümüz an, sanki lise arkadaşımızı görmüşüz de "nabıyon" diyesimiz geliyor. Böyle sevinçle açıyor kamerayı.
0
nickini vermek istemeyen uye
(10.12.25)
dogal ol yeterli
-2
Başka
(10.12.25)
(17)

dis cekimi: genel anestezi mi, lokal mi?

lamartin
Eskiden cok buyuk disci korkum vardi. Bunu bir kac sene once yenmek zorunda kaldim. Bugune kadar sadece dis tasi temizletme ve bir kac defa dolgu yaptirma/ yenileme disinda dislerime bir sey yapilmadi. Hatta uzun suredir dis hekimine gitmeyi sever oldum, o koltuga oturup kalkinca dislerim daha temiz
Eskiden cok buyuk disci korkum vardi. Bunu bir kac sene once yenmek zorunda kaldim. Bugune kadar sadece dis tasi temizletme ve bir kac defa dolgu yaptirma/ yenileme disinda dislerime bir sey yapilmadi. Hatta uzun suredir dis hekimine gitmeyi sever oldum, o koltuga oturup kalkinca dislerim daha temiz ve saglikli oluyor. Dis tasi temizleme ve dolgu sirasinda hic ama hic gerilmiyorum.

Ancak artik (gomulu olMAyan) 20 yas dislerimi cektirmemin vakti gelmis, zira cok ugrassam da iyi temizleyememisim ve curumusler.

Dis cekimi mevzusu beni cok ama cok korkutuyor. Nedeni buyuk ihtimalle daha once hic dis cektirmemis olmam. Bu korkudan dolayi genel anestesi ile mi cektirsem yoksa lokalle mi, arada kaldim.

Genel anestezi: hic bir sey hissetmeyecegim evet, ama hem daha once gitmedigim/bilmedigim bir hastanede yaptirmam gerek, hem de anestezi oncesi aclik-susuzluk, anestezi sonrasi kendine gelme gibi angarya isleri var.

Lokal anestezi: evin yakinlarinda hep gittigim klinik. hem kisa surer, hem de asina oldugum bir yer. Fakat islem sirasinda dogal olarak ayik olacagim.

Daha once herhangi bir dis cektirme tecrubeniz varsa bana yol gostermesi acisindan fikirlerinizi duymak isterim.
0
lamartin
(06.12.25)
Eğer cerrahi bir şey yoksa dolgu ile diş çektirme arasında hasta deneyimi açısından çok büyük fark yok. Lokal anestezi sonrasında hiçbir şey hissetmeyeceksiniz. Hatta muhtemelen hekimin dişi tam olarak ne zaman çektiğini bile anlamayacaksınız. Bence genel anestezinin kendisi gereksiz risk.
+3
salihdt
(06.12.25)
Tabi ki lokal anestezi. Hiç girme genel anestezi olayına.
Hatta bence diş çekimi en az acılı diş işlemi gibi.
Benim geçen haftalarda bi kanalım yapıldı dedim bu neymiş ya.
0
Cezcez
(06.12.25)
Gömülü değilse çat diye çeker lokalle uyutup, ruhunuz duymaz. Benim tüm 20lik dişlerim gömülüydü, lokalle ağrı hissetmesem de basınç hissi rahatsız ediyordu. Gömülü olmayan dişte o sorun da yok. Benim süt dişlerimden bazıları ortaokulu bulmuştu çekilmesi, hepsini diş hastanesinde lokalle çektirdim gayet acısız ve sıkıntısız bir olaydı hiç korkmayın
0
nundu
(06.12.25)
gömülü ve 90 derece duran yirmi yaş dişimi bile düz şekilde çektirdim. Çene cerrahı baya uzun süre uğraştı ama acı vs. olmadı. Düzgün deneyimli biri yaparsa ve sonrasında buz tutup verdiği ilaçları (belki önce de verebilir) kullanırsan sorun olmaz.

hatta gömülü olmayanı çat diye çekiyorlar hiç korkmaya gerek yok.

Genel anestezi gerçekten bildiğimiz anesteziyse böyle bi işlem için hiç gerek yok. Gömülü olsa bile gerek yok. Fakat geçen böyle anestezi olucam diyip "sedasyon" diye daha hafif halini olanı duydum. (bana da saç ektirirken yapmışlardı, bişey hissetmiyordum ama dön dediklerinde dönüyordum hayal dünyasında gibiydim) O anestezi kadar zararlı/riskli değil galiba bi doktor yazsa keşke.
0
nhk ni youkosu
(06.12.25)
Dolguda hissettiğinizden daha fazlasını hissetmeyeceksiniz, duymayacaksınız.
Rahat olun.
Kesinlikle lokal.
-1
Mirket
(06.12.25)
dolgu ve diş çektirme işlemleri yaptırdım. hepsi lokal anesteziydi. genel anesteziyi düşünmemiştim bile şimdiye kadar. zaten lokalde de hissetmeyeceksiniz.
0
black holes in the sky
(06.12.25)
Genel anestezi zaten yapmazlar. Diş hastanelerinde eğer anestezi uzmanı varsa sedasyon yapabilirler, onu öğrenin çok geriliyorsanız.
0
kobuzchu kiz
(06.12.25)
Yazan herkese tesekkur ediyorum. Icim oldukca rahatladi. Pazartesi arayip lokalle cekim icin randevu alacagim.
0
🌸lamartin
(06.12.25)
Koltuğa oturunca geçiyor o stres. İmplant yaptırdım. 0 acı. Bu kadar takmana değmez.
-1
arbre
(06.12.25)
Dişi uyuşturduktan sonra ha kanal yapılmış ha diş çektirilmiş. Bence anlamazsınız. Bu sebeple genel anestezi alınmaz.
0
elorelia
(06.12.25)
Bu kadar buyuk korkun var ve surada yazilan mesajlar yeterli oldu ve ikna mi oldun yani?!
Ya oyle buyuk korkun yok ya da gittigin an ciddi psikolijik sorun yasayacaksin.
Neyse gomuk disimi sedasyonla aldirdim. Bu da bir alternatif bilgin olsun istedim. Biri gomuk biri benim de cok arkada kalinca curumus.. ikisini ayni anda aldilar hazir sedasyon almisken.
Dis hekimi korkum sifir. Asiri rahatim. Ama dis cekimi bambaska bi sey benim icin. Ne dolgu, ne temizlik bence ayni degil cekim.
-1
Kittie
(06.12.25)
genel yaptır.
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(06.12.25)
İğne korkunuz yoksa diş çekimi çok basit bir şey, hem kısa sürüyor, hem de iğne etkisi ile acı hissedilmiyor, tüm 20 yaş dişlerim çekildi, gömülü olan bile çekim esnasında zorlamadı, hekim tarafından aksi önerilmedikçe genel anestezi çok gereksiz. Dolgu hatta diş taşı temizliği tecrübeniz varmış, çekimden hiç korkmayın derim.
-1
(06.12.25)
Diş temizliği daha rahatsız edici bir olay. Hem uzun sürüyor hem diş etine değiyor, garip hassasiyetler oluyor. Diş çekimi bence his olarak çok çok daha rahat bir işlem.
0
eileengray
(06.12.25)
Diş çekimi, diş çok ciddi problemleri olan bir durumda değilse lokal anesteziyle rahatlıkla hallolacak bir şeydir, genel anesteziye kesinlikle gerek yoktur, tekrar söylüyorum, ciddi problemi olmayan dişler için. Bugüne kadar hiç genel anesteziyle diş çektirmedim, hep lokal ile oldu ve doktor zaten dişini yoklar, hissediyor musun diye sorar. İçine sinmediyse hissediyorum dersin, bir ölçü daha uyuşturucu verir iyice uyuşturur. Dişi uyuşturan malzeme bazı bünyelerde çarpıntı yapabilir, bende yapmıştı, geçicidir, tehlikesi yoktur.

Genel anestezi yaptırırsan bütün vücudun çok etkilenecek. Olumsuz etkilenecek. Genel anestezi büyük bir faydayı elde etmek amacıyla feda edilen küçük faydadır, anlatabiliyor muyum? Normal bir diş çekimi gibi basit bir şey için genel anestezi yaptırılmaz. Dişin kökünde büyük iltihap olmuşsa, dişin içinde acaip çürükler bişeyler olmuşsa, daha önce yapılmış bir işlem çok kötü sonuçlar doğurmuşsa vs ancak o zaman, o da kişinin lokal anesteziye direnç gösterdiği durumlarda (mesela çok alkol alan ve uyuşturucunun uyuşturamamasına sebep olan durumlar) genel anestezi verilir.

Korkma lokalden de diş çekiminden de. Ankara'daysan sana hekim önerebilirim 4 tane. Hepsi de kuş tüyü gibi diş çekerler.
0
muhayyer divan
(06.12.25)
disci degilim ama genel anestezi aslan/kaplan gibi isirma tehlikesi olan hayvanlara yapiliyor bildigim kadariyla. hic genel anestezi ile dis cektiren homo sapiens duymadim.

zaten lokal anestezide igneden sonra bisey hissetmiyorsun ki, adam 32 disini cekse haberin olmaz. mevzu igneyi olana kadar.
0
cooperr
(06.12.25)
hekim arkadaslar daha iyi bilir ama gomulu olmayan 20 ilk dis icin genel anestezi siz istesenizde yapmazlar zaten.
0
oscar
(07.12.25)
(6)

Türkiyede sıfırdan bir şehir kurulabilir mi?

messina123
Her detayıyla baştan aşağı kurgulanmış sıfırdan bir şehir. Özellikle iç anadolu’da bomboş topraklar var. Hong kong veya singapur gibi tüm yatırımı bu şehire aktaracaksın. Sanayiyi falan komple bu bölgeye taşıyacaksın. Nüfusu ne olursa olsun trafik vs sorunu olmayacak. Bu mümkün mü
Her detayıyla baştan aşağı kurgulanmış sıfırdan bir şehir. Özellikle iç anadolu’da bomboş topraklar var. Hong kong veya singapur gibi tüm yatırımı bu şehire aktaracaksın. Sanayiyi falan komple bu bölgeye taşıyacaksın. Nüfusu ne olursa olsun trafik vs sorunu olmayacak. Bu mümkün mü
0
messina123
(06.12.25)
Artvinin yusufeli ilcesi baraj yapimi dolayisiyla sular altinda kalacagi icin sehri yeni bastan bir tepeye kurdular. Fyi
+2
üğpoıuy
(06.12.25)
Kurulur kurulmasına da tam olarak amaç ne?
Kalkınmaysa devlet dış yatırımı özendirmek için isterse yurtdışından firmalara istediği yerde imtiyaz sağlıyor: Arazi, vergi indirimi, vb. veriyor zaten. Kaldı ki şehir dediğimiz şey bağlantılarıyla var; mesela Sinagpur veya Hong Kong bulundukları nokta itibariyle ticari açıdan avantajlı konumdalar. Denize, hammaddeye, uluslararası ticaret yollarına vb. erişimi olmayan şehrin pek bir kıymeti yok.

Amaç insanların rahatıysa daha da saçma; ülke 80 milyondan fazla vatandaşa sahip, bu şehirde yaşayacakların özelliği ne de diğer şehirlerde çekilen çilelerden azadeler?
0
salihdt
(06.12.25)
Bu kadar boşa giden paraya ve kaynağa bakıldığında her türlü kurulur.
Ancelikle amacı belirlemek lazım.
Bu arada işin uluslararası boyutuna göre dışarıdan da destek gelir.

Bomboş topraklara kurulacak bir şehir yerine biraz hazırdan örnek verecek olursak şu sıralar İstanbul'un ilerleyen zamanlarda finans merkezi olabileceği de konuşuluyor.
Bu ne demek ? Aslında çok şeyin değişmesi demek ama özelde kısmi bir tanım yaparsak,
sadece savaş sebebiyle zor durumda kalan fakirlerin değil zenginlerin de mal varlıklarıyla göç etmesi demek
0
diyecevaplandı
(06.12.25)
Şehir değil, köye de razıyım ben, kurulsun gider otururum valla.
+1
antihero
(06.12.25)
belarus üzerinden örnek vereyim ;-) sen bir ülkenin başkanı olsan, bolluk içinde yaşasan, kapında milyonlar kuyruk olsa bu tarz şeyleri mi düşünürsün yoksa iktidarda kalmak için o milyonları açlık sınırında yaşatıp futbol siyaset gibi şeylerle hayatlarını mesgul edip olan düzeni mi devam ettirirsin?

kurulacaksa da para eden yerlerde %1lik kesimi zengin edecek şekilde kurulur.
+2
plastic_angel
(06.12.25)
para varsa her şey kurulur.
0
mikahakkinen
(06.12.25)
(5)

Speaker i acip online takilanlar

duyurukullanıcısı
Laptop veya telefonunun speakerini cafede acip online 1-2 saat konusan arkadaslara tutumunuz nedir?Olabilir mi?Kulaklik taksana abi mi?
Laptop veya telefonunun speakerini cafede acip online 1-2 saat konusan arkadaslara tutumunuz nedir?

Olabilir mi?
Kulaklik taksana abi mi?
0
duyurukullanıcısı
(24.11.25)
olamaz böyle bir şey ama gidip uyarmam da. ya garsona söyletirim ya da çıkar giderim.

insanlarla iletişime geçip bıçaklanmak istemiyorum.
+4
art cat chocolate
(24.11.25)
Tabi ki saçmalığın daniskası ancak kafe gibi bir yerde bu tür bir davranışta bulunmaması gerektiğini bilmeyen ya da başkalarını bu derece umursamayan biriyle girilecek tartışmadan hayır gelmez. O yüzden art cat chocolate +1
0
salihdt
(24.11.25)
Ben pandemide metroda maske takmadığı için uyarılınca sinirlenip karşısındakini bıçaklayan adamın haberinden sonra böyle durumlarda sessiz kalmayı tercih ediyorum.
Hiçbir şey canımızdan kıymetli değil.

Ama tabii ki çok rahatsız edici, insanlarımız toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini bilmiyorlar maalesef.
0
mutekebbir
(24.11.25)
Beni çok rahatsız ederse muhabbet edilen konuya ben de karışırım.
Konu hakkında fikirlerimi söylemeye başlarım o arkadaşa.

Sana ne dedirtmeye çalışırım.
0
michael_knight
(24.11.25)
ben %98 uyarıyorum.
teyze, amca tipinde biriyse, mesela "ammcaaa, kıs şunu yahu! millet dinlemek zorunda mı?", gençse "şunu kısar mısaann?!", orta yaşlıysa "kulaklığınız yok mu? :/", tiki bir tipse "kulaklığınızın bağlantısı kesildi galiba, dışarıya ses veriyor.." gibi şeyler diyorum.
uyarmanın kendi keyfimin yanı sıra, toplumsal fayda için de önemli oluğunu düşünüyorum. henüz bıçaklanmadım ama gidişatım iyi de değil; tepkiler onu gösteriyor.
bu saygısız ayılar gözümün önünde düşüp ölse, acımam.
+1
lil siztah
(25.11.25)
(5)

200 kişiyi abone etmek ne kadar zor?

messina123
bu işlere uzak olduğum için soruyorum. para karşılığı (ör aylık 12 dolar) 200 kişiyi kendi uygulamana, youtube kanalına, instagram hseabına veya herhangi bir şeye abone etmek ne kadar zor?
bu işlere uzak olduğum için soruyorum. para karşılığı (ör aylık 12 dolar) 200 kişiyi kendi uygulamana, youtube kanalına, instagram hseabına veya herhangi bir şeye abone etmek ne kadar zor?
+1
messina123
(24.11.25)
ne vadettiğin ve ne kadar güvenilir olduğuna bağlı. en kolay yolu onlyfans türü cinsel içerik olur herhalde. onun dışında borsa/ekonomi tavsiyeleri, iddia kuponları vs için baya abone oluyor millet ama dediğim gibi bir güvenilirlik, bilinirlik sağlamak lazım öncesinde. çok spesifik bir konuda tek sayfa olunca insanlar rağbet gösterebilir ama konu ne kadar nişse talibi de o oranda az olacağı için yine beklenen abone sayısını karşılamayabilir.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(24.11.25)
aslında zor olan 12 doalr verdirtmek değil, 1 peni verdirtmek.

bence epey zor.

(bkz: chris anderson)
+1
liberal
(24.11.25)
12 Dolar ortalama bir platform aboneliği neredeyse... Yani Prime, Spotify, Netflix vb. platformların sağladığı içeriğe bakarsan oldukça zor. Özellikle de insanların genel olarak aboneliklerden sıkılmaya başladıkları bir dönemde olduğumuzu düşünürsek.
+1
salihdt
(24.11.25)
ingilizce bir içerik/aplikasyon üretsek hedef kitlemiz 1 milyar. bunun yüz binde 1'i bizim hedef kitlemiz olsa 10 bin kişi. bu 10 binin %2'si aslında fazlasıyla işimizi görür. böyle düşününce olmayacak şey değil gibi geliyor.
0
🌸messina123
(24.11.25)
Aylık 3 Euro’ya IPTV üyeliği aldım. Ömrüm boyunca TV izlesem yine tüm kanalları izleyemem, o kadar çok kanal var. Siz aylık 12 dolar karşılığında hem nicelik hem de nitelik bakımından nasıl bir hizmet/içerik vaat ediyorsunuz? IPTV korsan tamam ama adamlar Telegram üzerinden büyük müşteri hizmetleri kurmuş sorun çözüyorlar.

Sosyal platformların paralı abonelik sistemleri bence özü itibarıyla kelek zira abone olunan, hiçbir şey taahhüt etmiyor. Etse de hesabı sorulamıyor. Bu durumda ben havadaki kuşa bakmaktansa somut içeriklere para vermeyi tercih ederim.

Sosyal medyada paralı üyelik için tek istisnam var: Sürekli takip ettiğim bir kanaldır ve kendimce destek olmak istiyorumdur. Bu tip kemik kitlesi olan çok fazla YouTube kanalı var (Teknoseyir, Evrim Ağacı, Medyascope vs). Ancak bunun için uzun zaman geçirip kenik kitle oluşturmak zorunlu.
0
10551037
(25.11.25)
(3)

Nasıl Gravür,Linol vb baskı yapabilirim

darkwizard
Ortaçag sanatı bu baskı sanatı ben de yapmak istiyorum bakır levha mı almam gerek yoksa linol baskı gibi bir sey mi yapmam gerek ne önerirsiniz?
Ortaçag sanatı bu baskı sanatı ben de yapmak istiyorum bakır levha mı almam gerek yoksa linol baskı gibi bir sey mi yapmam gerek ne önerirsiniz?
0
darkwizard
(16.11.25)
Gravürü ev ortamında yapamazsınız. Çinko levha aside yatırılıyor ki o asitle evde çalışıla maz.
+2
suicides underground
(16.11.25)
Lino baskı işine girdim kendi kendime.
Temu'da A5 boyutunda lino blokları var ama alacaksanız mutlaka yumuşak olanları seçin, keza roller için de aynısı geçerli. Sert blok almak işi en az iki kat zorlaştırıyor. Benzer şekilde sert roller da yumuşak olanlar kada iyi boya tutmuyor.

Speedball markasının blokları daha da iyi ama pahalı ve bulması zor olabilir. Boya olarak da su bazlı olanla başladım, fena sonuç vermiyor. Sanırım yağ bazlı boyalar daha canlı sonuçlar veriyormuş ama temizlemesi falan biraz daha zormuş. Su bazlı boya kolayca yıkanıyor.

Oyma aletini de yine değişik uşlarla birlikte set olarak Temu'dan alabilirsiniz ama kalitesi çok iyi değil. Speedball'un seti çok daha ergonomik.

A4 üzeri lino blok bulmak zor, küçük bloklarda da detaylı bir şey yapmak zor ve baya ince işçilik istiyor.
+1
salihdt
(17.11.25)
Size katılıyorum aslinda ben seramik okudum bizde de hali fleks gibi bir şeye kazıma yapmıştık onu kile bastık.
0
🌸darkwizard
(17.11.25)
(5)

bilgisayar oyunları

hknty
bir süredir bilgisayar oyunu oynamaya başladım. eskiden sadece takılırdım artık bazı ilgilimi çeken oyunları bitirmek istiyorum. liste yaptım sırayla oynayım dedim. ama bölümleri geçemiyorum. :') gta vice city'i bitirdim. ama malibu kulübü satın alınca işe alınacak bir şoför var. adam işe başlamam i
bir süredir bilgisayar oyunu oynamaya başladım. eskiden sadece takılırdım artık bazı ilgilimi çeken oyunları bitirmek istiyorum. liste yaptım sırayla oynayım dedim. ama bölümleri geçemiyorum. :') gta vice city'i bitirdim. ama malibu kulübü satın alınca işe alınacak bir şoför var. adam işe başlamam için beni yarışta geçmen gerek diyor. 2 dakikalık bir görev ama 4 saat uğraştım. assassin's creed oynamaya başladım. howlongtobeat'te kaç saatte bittiğine bakıyorum 15 saat falanmış. ben 17 saat oynadım ve daha yarısındayım. ben mi malım yoksa siz de zorlanıyor musunuz?

bir de assassin' creed'in ilk oyunu kaç saatte biter normalde? howlondtobeat'te 15 saat falan diyor youtube gameplay videolarına bakıyorum 7 8 saat.
0
hknty
(16.11.25)
ben hikayeli oyun oynamam ama şöyle bir gerçek var, gameplay süreleri ana görev ve yan görev diye ayrılabiliyor, yan görevleri de yaparsan oynama süresi doğal olarak uzayacaktır.
0
beatbox yapan metalci
(16.11.25)
yok benimki ana görev. 5 dakikalık görevi 1 saatte geçemedim. bir de haritada kayboldum yolumu bulamadım 2 saat dolaştım. :D
0
🌸hknty
(16.11.25)
normal olan seninki. bu videoları çekenler -veya bitirme süresi şu kadar diye yazanlar- neyin nerde olduğunu bildikleri haliyle oynayarak ölçüyorlar o süreyi. oynadığın oyunlar zaten şirketler tarafından gamer'lar daha çok süre harcasın, hemen bitirip sıkılmasın diye bi ton dikkat dağıtıcı içerikle hazırlanıyor. dolaşmaktan/keşfetmekten keyif alıyorsan harcadığın süreye hiç takma.
0
beatbox yapan metalci
(16.11.25)
onlar prof oyuncular el alışkanlıkları var kıyas yapmamak lazım ama bence bu kadar eski oyunlardan başlamamak lazım eğer bilgisayar elverişliyse gta v den başlayabilirsin. rdr 2, god of war serisi vs de hoşuna gider.
+1
biravekahve
(16.11.25)
Görevli oyunları seviyorum ve çoğu zaman "Kolay" seviyede oynuyorum. Assassin's Creed falan belli bir skill seviyesine gelene kadar biraz kasıyor ama sonra kolaylaşıyor. Ama son çıkan Assasin's Creed oyunlarıyla ilgili sorun belli bir aşamadan sonra olayın sürekli aynı şeyi tekrar etmesi...

Alan Wake'i de tavsiye ederim bu arada, bir iki yerde biraz kafa karıştırıyor ama çok eğlenceliydi her ikisi de. Keza Control de baya iyiydi.
0
salihdt
(16.11.25)
(16)

800 milyon Türk lirası büyük para mı?

ulukayin
Bugün işyerinde konu yılbaşı büyük ikramiyesine geldi. Birkaç kişi bu paranın abarttığımız kadar büyük olmadığını iddia etti. Tabii ki bu kişiler ayda en fazla 100-120 bin kazanan kişiler. Bu miktarın sadece günlük faizi bile bu kişilerin 7 aylık maaşı olan bu parayı küçümseme sebepleri sizce ne ola
Bugün işyerinde konu yılbaşı büyük ikramiyesine geldi. Birkaç kişi bu paranın abarttığımız kadar büyük olmadığını iddia etti. Tabii ki bu kişiler ayda en fazla 100-120 bin kazanan kişiler. Bu miktarın sadece günlük faizi bile bu kişilerin 7 aylık maaşı olan bu parayı küçümseme sebepleri sizce ne olabilir?

İkinci sorum ise şu, faiz her zaman enflasyona yenilir mantığını kavramaya çalışıyorum. Ayda 100 bin lira kazanan yani 100 bin lirayla geçinen birisi için neden faiz zararlı oluyor? Kişi zaten 100 bin lira ile geçinebiliyorken ayda ortalama 2.5-3 milyon getirisi olan risksiz garanti kazanç neden zararlı olarak değerlendiriliyor? Şimdiden herkese teşekkürler.
0
ulukayin
(14.11.25)
Tabi ki büyük para. ayda 120 bin kazansa 6.666 ayda kazanabileceği bir para yani 555 yıl :)

bu paraya büyük para dememek için zenginler listesinde ilk 10'da olmak lazım.

ikinci soruya cevap vermeyeyim ekonomist değilim :) Ama çok param olsa ben de faiz yerdim ne yalan söyleyeyim.
+2
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(14.11.25)
Çok büyük para. Ömrüm boyunca yemeden içmeden çalışsam kazanamam.

Enflasyon karşısında yenilmek de çok basit. 100 birime bugün ekmek alıyorsanız yarın 200 birim olur ama sizin paranız sabit faiz vermeye devam eder. Paranın değeri düşer, yenilir.
+3
artıküyeolmakistiyorum
(14.11.25)
@artıküyeolmakistiyorum tamam paranın değeri düşüyor fakat kendimden örnek vereyim. Bugün 100 lira alıyorum seneye olsun olsun 150 lira alayım. Ben bu miktarla (doğru orantıda) geçinip bir hayat yaşayıp ölüp gidebiliyorken neden ayda 30 katı getiriyle bir hayat yaşayıp ölüp gidemiyorum. Bugün ekmek 10 lira seneye 15 lira. Bugün maaşım 100 lira seneye 150 lira. Bugün “risksiz ve garanti” faiz getiri oranı 300000 lira seneye 450000 lira. Faiz sadece finansal olarak değil ruhen ve bedenen de getiri sağlamıyor mu? Mesela çalışmamak?
0
🌸ulukayin
(14.11.25)
800 milyon TL nakit, fabrikası olan insanların bile anca 20, 30 yılda ulaşabileceği bir para. Küçümseme sebepleri 1. matematik bilmemeleri, 2. paranın nasıl kazanıldığını bilmemeleri.

Faizi belirleyenler altını, doları, euroyu dikkate alıp zaten paranı TL'de tutman için çekici bir oran belirliyorlar. Bu oran çekici değilse zaten devlet canlılık istiyordur. Faiz yüksekse değerlendir geç. Enflasyon konusu da bu kadar basit bir şey değil. Her şeyin fiyatı her zaman artmaz. Böyle bir matematik yok. Aylar önce 100 TL olan şey bugün 50 TL'ye satılabiliyor. Arz ve talep konusu. Yani sen bal gibi de kâr etmiş olabiliyorsun. Hiçbir şey yapamıyorsan faizden gelen parayı harcamayıp onunla da yatırım yapabilirsin. Sonuçta elinde nakit var, en değerli şey.
0
arbre
(14.11.25)
20 milyon dolar yurtdisi icin bile buyuk para, turkiye icin cok buyuk para.
+2
cooperr
(14.11.25)
İşin komigi bu loto piyango vs paraları normal halka da çıkmıyor senelerdir :)

Hani boşuna hesap kitap vs yapmaya gerek de yok.
+3
makbur
(14.11.25)
Bana bütün arzuladıklarımı yaptırır rahatlıkla. Meh. Çok güzel para.
+1
muhayyer divan
(14.11.25)
valla yılda 400-500k kazanan swe olmayı hedefleyen ve bunun için çocukluktan beri günde 12 saat ders çalışan şahsım için bile inanılmaz büyük para. loto çıksa okuldan kaydımı siler, kod yazdığım laptopumu kampüsün ortasında parçalarım xd
+1
hold the door
(14.11.25)
Bu soruyu Elon Musk'a, Mark Zuckerberg'e falan sorun, onlar da "Büyük Para" diyecek. 19 milyon dolardan bahsediyoruz. O parayla boğazda yalı bile alınabilir. İnsanı "sayılı zenginlerden" yapmaz, evet. Ama güzel para.
+1
dilemma of subscribtionability
(14.11.25)
Değer olarak büyük , niteliği olarak ise kirli para. Ne de olsa büyük ikramiye ile hayatı mahvolanları gördük toplum olarak.

O arkadaşlarının yanılgısı, kazandıkları ortalamanın üstünde olsa dahi bunu az görmeleri.
6 ay parasız kaldıklarında biraz da fakir mahalle ve sokakları gezdiklerinde
100 - 200bin lirayı da çok göreceklerdir.
Hatta bu haldeyken etsiz hazırlanmış kabak veya patlıcan gibi sebzeli yemekleri sevecekler, ekmeğin üstüne salça sürüp yemenin zevkine varacaklardır.
Zor değil. Empati kurabilmeleri için sadece yapacakları şey biraz konfor alanlarının dışına çıkmaları gerek.
0
diyecevaplandı
(14.11.25)
Büyük para...

Bir de "Faiz her zaman enflasyonun altında kalır" argümanı tartışılır.
Düz faiz ve Türkiye için söz konusu durum geçerli olur ama faiz ve enflasyon arasındaki fark astronomik kalmayacağı için 800 milyon lira her halukarda anaparaya dokunmadan ve başka hiçbir yatırım yapmadan birkaç jenerasyonu güzel bir şekilde yaşatır. ancak tabi ki bu saçma çünkü mesela S&P500 yıllık ortalamada dolar bazında ABD enflasyonunun üzerinde para kazandırıyor, yani ortalama bir yatırımla bile bu parayı bitirmek, lüks sayılabilecek bir yaşam tarzıyla bile, baya bir aptallık gerektiriyor.
+1
salihdt
(15.11.25)
ben hesap yaptım. hayatımın geri kalanı için 6milyon dolar bana yetiyor.

lüks yaşayan biri olmadığım için aylık 5bin dolar ile çok keyifli yaşarım. buda 30 sene daha yaşasam 1.8 milyon dolar ediyor. 2 milyon dolara ev ve arabaları yenilerim. kalan 2.2 milyonda kefen param kötü gün için saklarım.

yani demem odur ki 19milyon dolar benim için çok büyük para.
+1
gercekdunya
(15.11.25)
Abi şöyle düşün yıllardır Galatasaray'da futbol oynayıp bir sürü para şan şöhret kazanan Barış Alper Yılmaz geçen yaz o paranın yarısına Arabistan'a gitmek için Galatasaray'ı tek kalemde silip günlerce peşinden koşturdu koca kulübü, öyle bir para.
+1
kizil karga
(15.11.25)
Benim için büyük para. Beni bozmaz ama büyüktür.
0
mikahakkinen
(15.11.25)
ortalama 20m USD ki bununla bir kişi bir daha çalışmaya bilir orta standartlarda
0
duyurukullanıcısı
(15.11.25)
şu beyaz yaka tayfanın her şeyi küçümsemesine hayranım:) aylık 100 bin tl kazanan beyaz yaka zengin, 800 milyonu olan adam değil öyle mi? vay anasını arkadaş.
0
nothing in my way
(15.11.25)
(13)

Tefecilik neden kötü?

michael_knight
Neden yasal olmadığını anlıyorum, devletten alınmış bankacılık lisansı, vergileri vs. yok. Ama halk tarafından neden nefret ediliyor?Elbette kredi çekemeyen riskli kişiye daha yüksek faizle borç verilecek ve o para geri ödenmezse elinden gelen yasal ve yasadışı her yolu kullanacak tefeci. Ama borcu
Neden yasal olmadığını anlıyorum, devletten alınmış bankacılık lisansı, vergileri vs. yok.
Ama halk tarafından neden nefret ediliyor?

Elbette kredi çekemeyen riskli kişiye daha yüksek faizle borç verilecek ve o para geri ödenmezse elinden gelen yasal ve yasadışı her yolu kullanacak tefeci. Ama borcu alan kişi bunu bilerek alıyor zaten.
Zor durumda, çaresiz kalmış ama geri ödeyebileceğine inanan bir insana böyle bir fırsat sağlayan tefecilere daha iyi gözle bakmak gerekmez miydi?
-3
michael_knight
(12.11.25)
www.youtube.com
Edit: Cevabım beğenilmemiş yahut anlaşılmamış. Linkini verdiğim şiir hakkında:
aya.org.tr
0
yadigar
(12.11.25)
bankalar da dediğin gibi yasal tefeci. biraz geçmişten kalan bir alışkanlık galiba, tefeci ile münasebetin sonu tebligatla değil de morgla bitebildiği için. günümüzde geçmişe oranla bir iyileşme vardır herhalde bir nebze de olsa. gerçi banka borcundan kendisini asanlar da çok. distopyanın dibine dibine vuruyoruz.
+1
lüzumsuz adam
(12.11.25)
Tefecilik dediğimiz şey geri ödememe riski çok yüksek olan bireylere çok çok yüksek faizle borç vermek. Geri ödememe riskinin çok yüksek olması demek kişinin düzenli bir geliri yok, mevcut borç stoğu çok yüksek ve toplam mal varlığı borcunu ödeyebilecek kapasitede değil demek. Eğer tefeci bu riski sadece yüksek faiz karşılığında alsaydı bu yasal olabilirdi, zaten bunun yasal örnekleri belli ölçülerde çeşitli ülkelerde "Pay day loan" vb. isimler altında var, buna "Predatory Lending" deniyor. Bunlarda genelde tutar görece çok düşük ve faiz çok yüksek.

Ancak tefecinin çok yüksek riskle birine para vermesinin arkasında kaba kuvvetle alacağını tahsil edeceği varsayımı var. Eh faiz oranlarından ve riskten bağımsız bu tabi ki yasal değil. Yani siz mal sattığınız ama sonrasında senedinin vadesi geldiğinde ödemesini yapmayan esnafa çek senet mafyasını tahsilat için yollarsanız bu da yasal değil. Banka da alacağına istinaden aynısını yapsa illegal olurdu.

Diğer yandan sosyal devletin vatandaşlarını bu tür durumlara karşı ticaret serbestisini de zedelemeden koruma görevi var. O yüzden bazı ülkelerde yukarda örneğini verdiğim "Pay day loan" servisleri ya yasak ya da maksimum bir faiz oranıyla regüle ediliyor. Zira 500 lira parayı %250 faizle alacak adamın daha derin finansal sorunları vardır, o finansal sorunlar da 500 lirayla çözülmez, olsa olsa o 500 liralık borç ve üstündeki faiz adamın üzerine bir kürek daha toprak atar.
+5
salihdt
(12.11.25)
nasıl yasal değil? bankalar, leasing adındaki firmalar, yatırım ayağı altında bu işleri yapan herkes tefeci. buna türk tarihindeki geçmişine bakara karar vermek lazım. Anadolu'da toprak ağaları zorda kalanlara borç verip karşılığında adamın karısına kızına el koymuş. Daha sonra bu işler ccumhuriyet döneminde banker, mafya vb. zenginlere kalmış. Mesela anadoluda çoğu kuyumcu bu tarz tefeciliği halen yapar. parayı sana verip 2 katını almaya zorlayan bir tefeci ve sistemi neden sevilsin. bu işler hep yasal yapılmamış ki.
0
mikahakkinen
(12.11.25)
Kanka insanları istismar eden her kurum kuruluş kötüdür ve sevilmez ama mesela banka da seni istismar ediyor ama bankanın sana yapacakları belirli yasal sınırlar içinde kalıyor ama tefeci dediğin adam sen borcunu ödemeyince mesela senin karını kızını evden aldırıp tecavüz etmekle tehdit ediyor, yani cezai müeyyidesinin sınırı yok, bu da hem yasal hem de insani olarak etik değil, bunları bilerek borç almak da bunları meşrulaştırıp sevilmesine bir neden olmuyor.
+4
kizil karga
(12.11.25)
Mesele 3 alıp 5 vermek değil, paran yokken sana, ailene zarar vermekle tehdit eden paran varken neden yapmasın? Borcunu tamamen ödediğinde, hayır daha bitmedi derse kime gideceksin?
+1
duyuruuser
(12.11.25)
şöyle tahmin ediyorum, bankadan kredi çektin ödemedin ne yapar? icra uygular, evine hacze gelir ama icra iflas kanununn öngördüğü sınırlar içinde hareket eder, örneğin lüzumlu eşya dediğimiz ev eşyalarını haczedemez. senin mülkiyetindeki evini satışa çıkarsa bile yine bunu senin yasal hakların kapsamında yapar, örneğin evin değeri bağımsız bilirkişiler tarafından belirlenir, senin mahkemede itiraz hakkın bulunur vs.

ama mahallenin tefecisi senin zor durumundan faydalanarak sana çok yüksek faizle para verir ve geri alırken yasa masa yoktur. direkt canınla ailenle tehdit ederek geri alır. burada sen evet kendin baştan kabul ederek alıyor olabilirsin ama normal bir ruh halinde değilsin o anda. acil paraya ihtiyacın var çocuğun ameliyat olacak mesela. bu ruh haliyle hareket eden biri tefeciden borç aldığında "e baştan kabul ettin kardeşim" demek o kişi için haksızlık.

kanunlar yapılırken de güçlü ve güçsüz konumda olan tarafların eşitliği gözetilerek yapılır. örneğin tüketicinin korunmasına dair kanun çıkarılırken tüketicinin satıcıya göre daha güçsüz konumda olduğu bilindiği için ona bazı avantajlar sağlanır, mesela kanunda der ki tüketici hakem heyetine başvururken tüketici ücret ödemez veya dava açtığında kaybetse bile harçlardan sorumlu olmaz. ama satıcının açtığı davalarda öyle değil satıcı tüm harçlardan sorumlu olur. çünkü devlet güçsüz konumda olanın haklarını gözetmek eşitliği sağlamakla yükümlüdür.

kira işlerinde de şu örneği verebilirim, tahliye taahhütnamesi diye bi şey var mesela. kanun diyor ki kiralayan adam zaten sıkıntılı bi durumda, zar zor bütçesine uygun bir ev bulmuş, sen o anda adama ne imzalatırsan imzalat o kabul edecek çünkü en temel ihtiyacımız olan barınma ihtiyacını karşılamak için uğraşıyor. sen bu adama kira sözleşmesiyle aynı tarihte tahliye taahhütnamesi düzenleyip imzalatamazsın.

tefeciden para alan adam da o an kimbilir hangi ihtiyacını karşılamak için para arıyor, sen bu adamın zor durumundan faydalanıyorsun, adam 1000 tl alsa gelecek ay 5000 geri vereceksin diyorsun, adam belki çocuğuna ilaç alacak seninle pazarlık yapma şansı yok ki ne desen tamam diyor. bu nedenle bence iyi gözle bakılmıyor.
+5
Sadece soruyorum
(12.11.25)
Besim Tibuk'un da böyle bir açıklaması vardı. Tefeciler sayesinde ticaret dönüyor diye.

Bizim insanımızda, yaptığının sonuçlarına katlanma gibi bir durum olmadığı için tefeciler kötü olmuş.

Şimdi şöyle bir yöntemi var. 1000 tl istiyorsun diyor ki bunun aylık faizi 100 tl. Sen bu adama ay ay 100 veriyorsun. Tüm parayı verene kadar aylık 100'ü ödemek zorundasın. Anlaşma böyle. 10 ay geçiyor, sen 1000 tl ödemiş oluyorsun. Diyorsun ki borcum bitti. İnsafsız adam 1000 verdik daha benden 1000 daha mı istiyorsun diyorsun. Ama 10.ayda borcunu kapatmaya söz verdiysen 10.ayda ödeyeceğin para 2000 tl. Öyle anlaşmıştınız. 1000'i ödeyince borcum bitti sanıyorsun.
0
nickini vermek istemeyen uye
(12.11.25)
tefeciler iyidir hocam cek %200 faizli bir kredi.
0
koela
(12.11.25)
çok ilginç bir yaklaşm valla. tefecilere imkan sunduğu için iyi gözle bakmak ha?

tefeci başkasının çaresizliğinden yararlanarak 1-2 birim kazanabileceği bir işten 5-6 birim kazanmaya çalışan birisi. sana tam olarak nerede özverili davranıyormuş gibi geldi?
+1
kiyiya vuran dildolar
(12.11.25)
@kiyiya vuran,
Ailesinden, arkadaşlarından, iş yaptıklarından, bankacılık sisteminden hiçbir yerden borç para bulamayan insana borç para bulma imkanı sağlıyor.

Ama ekmek almak için gibi düşünme bu parayı.
Çok uyduruk bir örnek veriyorum ama diyelim ki börekçi dükkanın var ve iflas etmek üzeresin ama diyorsun ki dükkana bir kahve makinesi alsam gidişatı değiştirebilirim fakat yüz bin liralık kahve makinesini almak için para lazım ve işler kötü gittiği için hiçbir yerden bulamıyorsun.

Tefeci seçeneği olmasa iflas edeceğin kesin ama belki de kahve makinesini bu sayede alıp dükkanı kâra geçirebiliyorsun.

Tüm çözümleri tüketen kişiye bir çözüm daha yaratıyor tefeci.
-1
🌸michael_knight
(12.11.25)
olm yaratıyo da kara kaşının, kara gözünün hayrına mı yaratıyor sanki?
+1
kiyiya vuran dildolar
(12.11.25)
Hocam, o mantıkla haksızlık ettiğimiz meslekler:
Eskortluk: Aslında cinsel ihtiyaçları olanlara imkan sağlıyor.
Sahte içki satıcıları: Vergilerden beli kırılan içicilere ycuz alternatif sunuyor.
Torbacılık: Madde kullanan insanların işini görüyor.
Çek Senet Mafyası: Alacağını tahsil edemeyen mağdurlara yardımcı oluyor, sevap işliyorlar.
Konsomatrislik: Eşlerinden şefkat göremeyen mutsuz erkeklere bir kucak, adeta bir psikolog oluyorlar.
Dolandırıcılık: Doğal seçilime katkıda bulunuyor, uzun vadede insanların ders alıp gözünün açılmasına yardım ediyorlar.
Kiralık katillik: Kişinin kendisinin gücünün, cesaretinin veya uzmanlığının yetmemesi durumunda elini kana bulamadan düşmanını yok etmesine yardımcı oluyorlar.

Şimdi şu bir gerçek: Yukarıda saydığım meslekler gerçekten de var. Ve talep olmasa olmazlar. Yani iş görüyorlar ki, halen mevcutlar.

Ama iş görmesi bir meslek grubunu namuslu yapmaz, temize çıkarmaz.

Tefecilik de gözümde en aşağılık meslek gruplarından biridir. Çünkü insanın en çaresiz ve zor durumundan istifade ederler. Paralarını bu şekil kazanırlar.

Hayatımdan gereksiz bir ayrıntı ekleyeyim:

Fi tarihinde işten yeni ayrılmışım. Bir arkadaşım vesilesiyle bana yeni kurulacak ortadoğu sermayeli bir ödeme/cüzdan uygulamasının tüm teknik altyapısını kurup yönetmem teklif edildi. Ekipman, yazılımcılar, kullanılacak teknolojiler vs. hepsini ben seçip belirleyeceğim. Sınırsız yetki, kaynak ve çok sağlam bir maaş ile. Benim için adeta rüya gibi bir teklifti. Balıklama atladım. Adamlarla görüşmeden önce hali hazırda "varlık yönetimi şirketleri" olduğunu öğrendim. Bu tür şirketler, banka, telekom gibi firmalardan alacaklarını satın alıp, borçluların üstüne kabus gibi çöküp, bundan para kazanan firmalar. Sadece ama sadece o sebeple teklifi tereddütsüz reddettim. Boğazımdan geçecek bir lokmanın başka insanların âhı olacak olması gerçeğini midem kaldırmadı.

Tefecilik dünyanın en aşağılık mesleklerinden.

Ekleme:
Bir de "tüm çözümleri tüketen kişi" zaten çaresizlikten illegal ve kötü çözümlere teveccüh eder genelde. Zaten bundan da bir sonraki "çözüm" genelde intihar oluyor. Zaten makbul şeyler "son çare" olarak denenmez.
+2
yadigar
(13.11.25)
(2)

sözlük'te oy verme

alice in potatoland
bir süredir verdigim oylarin silindigini görüyorum.mesela takip ettigim bir yazar var, entrysini begeniyorum. bir gün sonra bakiyorum ki kalp isareti kirmizidan normale dönmüs. yani oyum silinmis. son oylananlarinda da artik gözükmüyor, sanki oy vermemisim gibi. halbuki eskiden 10 ay sonra bile oy v
bir süredir verdigim oylarin silindigini görüyorum.
mesela takip ettigim bir yazar var, entrysini begeniyorum. bir gün sonra bakiyorum ki kalp isareti kirmizidan normale dönmüs. yani oyum silinmis. son oylananlarinda da artik gözükmüyor, sanki oy vermemisim gibi. halbuki eskiden 10 ay sonra bile oy verdigim entryleri görebiliyordum. sebebi nedir?
+1
alice in potatoland
(10.11.25)
Oyların bilinçli silinmesi için bir sebep aklıma gelmiyor. Tamamen sallıyorum; belki performans açısından ya da bir bug nedeniyle sayfa görüntülenirken oylanan entryler sorgulanmıyordur.
+1
salihdt
(10.11.25)
sözlük'ün iletisim kanalindan durumu yazdim, umudum yok ama bakalim.
0
🌸alice in potatoland
(10.11.25)
(14)

Şu cümleyi nasıl yorumlarsınız?

seni tanıdığım güne lanet olsun
"Ben bir insanın yanındaysam kesinlikle onun kalitesinde artış görürsün." Kibirli, özgüvenli veya başka bir şey?
"Ben bir insanın yanındaysam kesinlikle onun kalitesinde artış görürsün."
Kibirli, özgüvenli veya başka bir şey?
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(10.11.25)
kibirli.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(10.11.25)
tam bi varoş dalyarak cümlesi maalesef. bu cümleyi kuracak insanın kibirli olabilecek kapasitesinin olduğunu sanmıyorum.
+14
asap raki
(10.11.25)
(bkz: Delusional)
+3
salihdt
(10.11.25)
özgüven böyle bir şey değil.
bu sapına kadar kibir ve kendini beğenmişlik.

ben iyi insan seçerim anlamı da çıkmıyor tam olarak, ben seçtiğim insanı yükseltirim diyor.
+4
biseysorcaktim
(10.11.25)
Bu bence kibir, özgüven vesaireden ziyade direkt narsizm.
+2
mermaidd
(10.11.25)
Narsist kişilik bozukluğu
Eğitimsiz
Cahil
Varoş
+5
cemallamec
(10.11.25)
"Yav he he" derim sesli ya da içimden duruma göre.
+5
Amaranta ursula
(10.11.25)
dev aynasi sendromu derim
0
cooperr
(10.11.25)
Yukardakiler +100 başka söze gerek yok. söylenmesi gereken her şey söylenmiş
0
Rondak
(10.11.25)
aklıma ilk bu geldi

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(10.11.25)
kendi içinde dibine kadar yetersiz olduğunu düşünen (özgüvensiz) ama bunu maskelemek için dışarıya kibirli ve büyüklenmeci bir profil sergileyerek bunu kapatmaya çalışan sıkıntılı bir tip derdim karşımda olsa.
0
mor oje
(10.11.25)
"bastırılmış ezikliğin dışa vurumu" diye yorumladım.
+1
duyuruuser
(10.11.25)
@asap rakının lafının üstüne laf konmaz. narsist bile şu cümleyi kurmaz.
0
mikahakkinen
(10.11.25)
kesinlikle tersi olacaktır, uzak durun!
0
sweetoffice
(10.11.25)
(4)

Yurtdışından online siparişte taksit sorusu

prole
Merhabalar. Yurtdışından bir siteden yurtdışındaki bir adrese ürün sipariş etmek istiyorum. Bu site, satın almada faizsiz 12 taksit yaptığını da yazmış. Merak ettiğim şu: Türkiye'de iki bankaya ait, biri euro ekstresi de yollayan, diğeri sadece TL ekstre yollayan iki kredi kartım var. Bu alışverişi
Merhabalar. Yurtdışından bir siteden yurtdışındaki bir adrese ürün sipariş etmek istiyorum. Bu site, satın almada faizsiz 12 taksit yaptığını da yazmış. Merak ettiğim şu: Türkiye'de iki bankaya ait, biri euro ekstresi de yollayan, diğeri sadece TL ekstre yollayan iki kredi kartım var. Bu alışverişi 12 taksitle yapsam, tahminen euro ekstre kesen banka her ay euro taksit kesecek. TL ekstre kesen banka kredi kartı ile yapsam o günkü toplam TL fiyat karşılığını 12 taksite bölüp her ay TL olarak mı taksit kesecek? Bu iş nasıl olur, hangisi daha mantıklıdır?
0
prole
(08.11.25)
Normalde Türkiye'deki taksit işleri bankaların kendisi tarafından hem kartın, hem de üye işyerinin aynı bankaya ait olduğu durumlarda yapılıyor. Mastercard vb. çeşitli takstitli ürünler çıkardı ama bunlar genelde uluslararası işlemlere açık değil. Taksit yapılabildiğine eminseniz bir ihtimal üye işyeri kendi sistemi üzerinden yapıyor olabilir; yani sizin kart bilgileriniz kaydedilir ve her ay kartınızdan ilgili tutar yeni bir ödeme olarak çekilir (Bir nevi abonelik, mesela Netflix, gibi); bu durumda da Euro ekstre aldığınız durumda Euro ödersiniz, TL ekstre durumunda da tutar TL'ye o ayın hesap kesim tarihindeki kurundan (Yanlış hatırlamıyorsam) çevrilir. Hatta yine yanlış hatırlamıyorsam Euro'dan TL'ye de çevrilmiyor; Euro -> Dolar -> TL şeklinde bir çevrim var. O yüzden döviz ekstre daha mantıklı.
0
salihdt
(08.11.25)
selamlar,
türk kredi kartları ile yurtdışı alışverişte taksit yapılması yasak.
eğer taksit yapabiliyorsa muhtemelen türkiye'de de faaliyet gösteriyordur.
eğer türkiye'de faaliyet gösteriyorsa ve siz oradan alacaksanız euro cinsinden satış yapması yasak :)
tahminimce siz ödeme aşamasına geldiğinizde euro veya tl olarak taksitsiz devam ettirecektir.
0
artci sarsinti
(08.11.25)
Muhtemelen sadece o ülkenin kartlarına yapıyordur.
0
yadigar
(08.11.25)
Ayrıntılara baktım, bir aracı kurum üzerinden Visa ve MasterCard kredi kartlarından her ay USD ya da EUR olarak çektiğini yazıyor. Yani TL olmuyormuş ama tam da Netflix, YouTube gibi çalışıyor diye tahmin ediyorum. Teşekkürler tüm cevaplar için.
0
🌸prole
(08.11.25)
(9)

Kadın cinayeti söylemi düşmanlığı

cemallamec
Öncelikle entry şu: https://eksisozluk.com/entry/179631669Özet: Son zamanlarda belki incel ve kadın düşmanı kesim tarafından alttan alta aşılanan “erkek cinayeti de var, kadın cinayeti diye bir şey yoktur” söylemi sizce neden bu kadar destek görüyor? Ben bu entry’de alttan alta kadın düşmanlığı okuy
Öncelikle entry şu: eksisozluk.com

Özet: Son zamanlarda belki incel ve kadın düşmanı kesim tarafından alttan alta aşılanan “erkek cinayeti de var, kadın cinayeti diye bir şey yoktur” söylemi sizce neden bu kadar destek görüyor? Ben bu entry’de alttan alta kadın düşmanlığı okuyorum. Düz okumaya yapınca “ayy canım” oluyor ama öyle değil işte. “Kadın cinayeti” ifadesi sizce sorunlu mu cidden? Bir erkeğin kadını öldürmesi sizce normal cinayetle eş değer mi?


Uzun:

Arkadaşlar, kadın cinayeti söyleminden rahatsız olan abidik gubidik bir kesim var farkında mısınız, bilmiyorum.

Bu entry’yi giren arkadaşa mesaj çektim, tane tane anlattım. Bana “yazdıklarını okumadım bile ön yargılısın” deyip durdu :) Ona yazdıklarımı okumamış ama bana ön yargılı diyor. Uzun uzun, tane tane yazınca da “ben telden uzun mesaj yazmam, okumam da üşenirim” deyip durdu. Ona siz demeyip sen dediğim için üslubuma laf söyledi ama ağzından “oç” kelimesi maşallah eksik olmuyor.

Eskiden sözlükte böyle sığ, b*ktan ifadeler değer görmezken gerçekten alttan gelen kesim bu kadar cahil olabilir mi?

Bir kadının öldürülmesi toplumsal yapıyken bir erkeğin öldürülmesi böyle bir neden bağlanamaz. Kadın sırf cinsiyetinden öldürülür mesela. Giyiminsen öldürülür. Örfünden öldürülür. Baskıdan öldürülür. İstismar edilir öldürülür.

Ama bir kadının erkeği giyiminden, inancından, namusundan, örften adetten öldürdüğü görülmez “neredeyse”.

Şimdi “bakın hep erkekler kadınları öldürüyor diyorsunuz alın size kadınlar da erkekleri öldürüyor. Bunun cinsiyetle alakası yok” demek sizce de kadın cinayetlerini kasıtlı olarak erkek cinayetleriyle aynı bağlama getirmek değil mi? Erkek, erkeği öldürüyor. Öküzün biri neden “erkek cinayeti” yazılmıyor, diyor. Kadının biri sebebi nedendir bilmiyoruz ama okumamışın teki başka şekilde saçmalıyor.

Kadın cinayeti ifadesi sizce sorunlu mu cidden?

Yahu sözlükteki troller bile “şu kadını beğeniyorum ama çok sevişmiş istemiyorum” diye yazıyorlar. Erkekler kendileri kadınlarla yatsın kalksın istiyor ama kadına gelince namus, helal süt, edepli arıyor. Bu olmayınca mesela namus cinayeti çıkıyor. Burada kadının öldürülmesi kadın cinayetine girmiyor mu? Yazacak örnekleyecek çok şey var da alttan gelen nesil cidden b-k gibi.
0
cemallamec
(07.11.25)
uzun zamandir ulke erkekleri olaraktan dayak eksikliginden muzdaribiz.

not: sinirlenip sovecegim icin entryi okumadim.
+1
klassno
(07.11.25)
Kadın cinayeti ifadesi faili örtüyor bir yandan, ortada bir erkek şiddeti sorunu var, erkekleri de öldürüyorlardaki erkekleri de başka erkekler öldürüyor, fakat bununla yüzleşmek yerine sadece kadınlar mı öldürülüyor diye salağa yatmayı tercih ediyorlar. En doğru kavramı kullansak da yüzleşmek istemeyen içn faydasız.
+3
grimavi
(07.11.25)
Kadın cinayetlerini başlık olarak sunmak yetersiz. Bu sosyolojik bir problem.
Deli yürek, kurtlar vadisi gibi dizilerle başlayan, sıfır bir ile zirveyi gören yeni nesil 'erkek' problemi aşikar. Bunun yanına bir de kadını eşya gibi gören ve memlekette önlenemez şekilde yükselen siyasal İslam var.

Tüm bunlar nihayetinde bu erkekleri tercih eden bayanlarda var tabii. Kurunun yaninda yanan yaşlar için üzgünüm ama o dizileri de bu siyasi iklimi de biz seçtik. Efendi adamlar kılıbık oldu, en okuyanı kültürlüsü bile yeri geldi 'maço erkek' istedi. Kıssadan hisse evet kadın cinayetleri vardır fakat gökten inmemiştir. Almanya gibi devlet isteyen Almanlar gibi millet olacak.

Ayrıca ülkede bir şiddet problemi var ve bunun kadını erkeği de yok. Ben entryden onu anladim. Bende öyle düşünüyorum ve kendimi sokakta asla güvende hissetmiyorum. Kadın cinayetleri yeni nesil 'erkek' problemi fakat şiddet hepimiz için var ve apaçık tehlikedeyiz.
-1
artıküyeolmakistiyorum
(07.11.25)
ilgi görmek isteyen ve üstün olmak isteyen erkeklerin saçma sapan tavırları. neden kadın cinayeti dediğimizi anlayacak zekanın kırıntısını taşımıyorlar. aldatma veya boşanma gibi şeylerden eşlerini öldüren erkekler hapse girince de kader mahkumu diyorlar onlara. kafa bu şekilde. gördüğümüz yerde engelleyelim. sayılarının fazla olması çok rahatsız edici.
+1
art cat chocolate
(07.11.25)
"Kadın cinayeti" kavramında bir sorun yok, bunun kullanılması normal, çünkü böyle bir sorun var. "Çocuk istismarı" gibi bir kavrama "Çocuk diye belirtmeye gerek yok, istismar istismardır, yetişkinler de istismara uğruyor" demiyoruz mesela. Buradaki "Kadın" ya da "Çocuk" o durumlardaki güç asimetrisi, sosyolojik süreçler, toplumsal yapı gibi kavramlardan kaynaklanan özel durumlara atıfta bulunuyor.

Örnek verdiğiniz entrynin kavramsal olarak belli hataları var, arkadaş bunları es geçip safsata yapmış. İlk olarak her cinayet aynı değil ve cinayetin işlendiği koşullar ile cinayetin işleyen kişinin motivasyonu alınacak cezayı belirliyor. Zaten o yüzden "Mahkeme" diye bir şey ve bir çok cinayet çeşidi var. Diğer türlü her cinayette aynı cezayı yapıştırıp geçerdik.

Diğer yandan insanların kendi önyargılarına istinaden farklı olaylara farklı tepkiler vermeleri; mesela bir kadın, bir erkek tarafından öldürüldüğünde erkeği lanetlerken bir erkek, bir kadın tarafından öldürüldüğünde kadının cinayeti işlemesine haklı neden bulmaya çalışmaları "Kadın Cinayeti" diye toplumsal bir olgu olmadığı anlamına gelmez. Tıpkı herhangi bir münferit olayda bir kadının bir erkeği tamamen sadistçe bir dürtüyle öldürmüş olmasının "Erkek Cinayeti" diye bir kavram yaratamaması ya da benzer şekilde "Kadın Cinayeti" kavramını ortadan kaldıramaması gibi.
+3
salihdt
(07.11.25)
Kadın cinayeti ifadesinde bana göre sorun yok ama kadın cinayeti ifadesiyle erkeklerin kadınlar tarafından öldürülebildikleri gerçeği örtülüyor sanılıyor, bence yanlış olan bu sanrı, ifadelere ezbere anlamlar yüklemek. Düşünmemek yani.

Burada "erkek cinayeti de var" diye ortaya çıkanların önemli bir kısmı erkeklerin olumsuz ve yıkıcı olduklarını görmeye tahammül edemeyenler, erkeklerle ilgili her zaman ve her türlü ifadeyi mutlaka kendi üzerlerine alınıp sorun çıkaranlar. Evet erkek cinayetleri de var ama bu kadar çok erkek şiddeti yaşanan bir toplumda erkeklerin öldürülmesi bu bahsettiğim tayfanın beklediği canhıraş tepkiyi yaratmıyor. Çünkü ülkemizde çok uzun yüzyıllardır kadınlar erkeklerden hem bedenen hem psikolojik şiddet görerek yaşadılar, kadınlık fikri buna göre evrim geçirdi, erkeklik fikri de böyle. Kolay kolay kurtulabileceğimiz bir halde de değiliz ve bahsettiğim tayfa bunu görmek şöyle dursun, bunu konuşmak yahut öğrenmek dahi istemiyor, gayet iyi biliyorlar çünkü.

Erkek şiddeti de var diyenlerde bu açıdan bakınca belki bir kadın düşmanlığı var gibi, bana göre yok çünkü onların düşmanlık güttüğü şey kadınlar değil, yüzyılların değiştirdiği kadın erkek algısı doğrultusunda saçma sapan bir yere gelen aile terbiyesi. Kadının oğlunun her işine koşması mesela, arkasından elinde kaşıkla yemek koşturması, 10 yaşındaki oğlunun ayakkabısını bağlaması, ödevini yapması vs... kadının oğluna erkek olduğunu hissettirecek başarma duygusunu asla vermemesi, sorumluluk hissini yüklememesi, oğlunun hayatını kolaylaştırmayı onun yerine yaşamak zannetmesi. Ve o annenin bunları bilinçsiz yapması... kadınlar farkında değiller ama oğullarının hayatını da onun hayatına girecek kadınların hayatını da bu tür anneler mahvediyor.

Suç sadece annelerde değil, işin içine bu davranışları bekleyen babalar da giriyor kimse kusura bakmasın. Kadından hizmet görmeyi erkeklik zanneden bir düzen var şu anda. Hizmetçisi değilim diyen kadınlar çok ayıplanıyor çok dışlanıyor hâlâ. Neden? Erkeğe kendisini erkek gibi hissettirmek istemediği için. Halbuki erkeğin kendini erkek gibi hissetme alanı sadece kadınlar değil ki. Hiçbir alanda kendini erkek gibi hissetmeyen erkek elbette kadına ve kadının güçsüzlüğüne de gücüne de muhtaç olur. Kaos da buradan çıkar.

Bu bahsettiğim tayfanın neye düşman olduklarının bilincinde olduklarını da hiç hiç hiç sanmıyorum. Ülkede müthiş bir bilinçsizlik hakim.
-2
muhayyer divan
(07.11.25)
Bir şey daha eklemek istiyorum: çocuk istismarına “çocuk” ekliyoruz, “çocuk gelin” diyoruz ya da “kadın hakları”, “işçi hakları” vb. deniyor da cinayete gelince neden kadın cinayetleri sorun olsun ki? İşin ciddiyetini kaçırıyor filan söylemleri bana boş geliyor. Bence bu söylemlerin altında ataerkil düşünce ya da kadın düşmanlığı yine önde. İnsanlar kabul etmese de bilinçaltlarında bir şekilde görünmeyen düşünceler ortaya kendini çıkarıyor.

Belki de kadın cinayetlerine kadın cinayeti dediğimizde sorun çözülecek. Kadının sırtında sopayı, karnında sıpayı eksik etme/kızını dövmeyen dizini döver tarzı atasözleriyle büyüdük, okuduk, duyduk. O düşünce belki bir yerde tohumunu bırakmıştır.

Bilemiyorum ama sözlükte de instagram’da da twitter’da da böyle tonla böyle tonla malca yorumlar entryler postlar var.
-1
🌸cemallamec
(07.11.25)
yani burada adam kadını dövüyormuş o yüzden kadın kızgın yağla adamı öldürdüğü için burada ''ama kadın da neler çekmiş garibim'' diye bakacaksak olaya, yani cinayet cinayettir demeyip bahanelere ve gerekçelere bakacaksak o zaman da bir adam aldatıldığında karısını öldürdüğünde buna da ''ama adamın namusuna zarar vermiş adam da namusunu temizlemiş aslanlar gibi yatar çıkar'' diyebilmeliyiz o zaman? neticede birini öldürmenin meşru yollarının neler olduğuna kim karar veriyor? bana şiddet uyguladı o zaman öldürebilriim. e ben de belki şöyle bi insanım: bana şiddet falan uygula fark etmez önemli değil ama beni aldatma. ben de aldatmayı şiddetten daha büyük bi hakaret olarak görüyorum onurum zedeleniyor. insan sadece fiziki bir varlık değil ki gururu, onuru da var dokunulmaz olan... o zaman beni aldatırsan seni öldürürüm? sen bana fiziksel değil ama onuruma zarar verdin mesela? benim kafamda da evet aldatılmak onurun zedelenmesi, ben geri kafalıyım diyelim ki... veya farklı ahlaki normları benimsiyorum senden... e gayet mantıklı o kişinin penceresinden baktığında. katil kadınla empati yapacaksak katil erkekle de empati yapacağız madem? neticede ikisi de insan. yaptıklarından sorumlular. hayvan insanı öldürürse mesela sıkıntı yok çünkü sorumlu değil neticede aklı yok iradesi yok. ya da mesela benim ayakkabıma basıldığında delleniyorum , adam öldürüyorum mesela ? ayakkabılarıma çok değer verdiğim bi gün adamın biri yanlışlıkla ayağıma bastı ben de çektim vurdum.. araştıralım bunun da gerekçelerini... yani bunun sonu yok.
beni fikrim: cinayet cinayettir. yapan cezalandırılmalıdır. kadın da olsa erkek de olsa.. adam kadını öldürdüğünde kadın cinayeti tü pis kaka diyorsak, ama o da onu aldatmış hak etmiş diyenleri linçliyorsak... kadın bir erkeği öldürdüğünde de aynısını yapmalıyız. cinayeti hafifleştirmemeliyiz. empatiye başlamamalıyız
-1
f02561
(07.11.25)
şiddet şiddettir. kadına, öğretmene, doktora diyerek bir çözüme kavuşması imkansız. doktora şiddet ile mağaza personeline şiddet arasında gündeme gelme açısından büyük bir fark varsa şiddetin azalması mümkün değil bana göre. eğitim, ekonomik sıkıntılar, geleneksel yasaklar vs. gibi şiddete meyleden sorunlar üzerine düşünülmeli.

neden çocuk istismarı diyoruz da kadına şiddet olmuyor... demiş birisi. çünkü kız çocuğuna istismar diye ayrılmıyor. hepsi çocuk istismarı olarak adlandırılıyor.
0
jepa
(07.11.25)
(3)

Yemeksepeti Hesap Karışıklığı

vedatchilipeppers
Merhaba,Screenshotlar:1- https://hizliresim.com/c5yihdc (urunu sepete attigimda fiyatin farkli hale gelmesi)2- https://hizliresim.com/syxd9os (sinek ilaci ihtiyacim icin yaptigim aramada karsima cikan Detan sinek ilacinin ve diger sinek ilaclarinin kullaniciya gorunen fiyatlari)3- https://hizliresim
Merhaba,

Screenshotlar:

1- hizliresim.com (urunu sepete attigimda fiyatin farkli hale gelmesi)
2- hizliresim.com (sinek ilaci ihtiyacim icin yaptigim aramada karsima cikan Detan sinek ilacinin ve diger sinek ilaclarinin kullaniciya gorunen fiyatlari)
3- hizliresim.com (odememin detaylari)

Şu durumu nasıl açıklayacağız hacılar ve hocalar?
0
vedatchilipeppers
(01.11.25)
384,90 (İndirimsiz fiyat) - 96,23 (İndirim) = 288,67 (İndirimli fiyat)
Sonrasında buna ek ücretler vb. eklenince de 345,15 yapıyor.
0
salihdt
(01.11.25)
1 - ürün fiyatı değişmiyor. üstteki ürün fiyatı, alttaki de teslimat ve hizmet bedeli eklenmiş halde toplam sepet fiyatı.
2 - ürünün fiyatı 385 lira, herkes aynı toptancıdan alıyor, fiyatlar iyi kötü aynı olacaktır, 385'ten %25 indirim yapınca herkes aynı fiyata ulaşacak yine. belki de aynı marketler bunlar. çok garipsemedim. bim'de ve a101'de farklı markalı iki ürünün fiyatının aynı olması gibi.
3 - bkz1
0
co2s2
(01.11.25)
Saçma sapan, gereksiz ayrıntılar bunlar.
Olay tamamen psikolojik.
400tl ye alan da indirimli aldığını düşünüyorsa, 500tl ye alan da indirimli aldığını düşünüyorsa indirimli almışlardır.
Ben indirimden / ucuzluktan aldım diye düşündüğünüz an alıcı ve satıcı iki tarafta memnun şekilde satış olmuş, fatura kesilmiş, olay gerçekleşmiştir.

Sinek ilacı için benim tercihim ise online alış verişten çok dükkan ya da bir eczaneye gitmek benim için daha avantajlı görünüyor .
0
diyecevaplandı
(01.11.25)
(3)

Sponsorlu Ekşi Sözlük Girdisi

vedatchilipeppers
Merabayın iyi hafta sonları,Screenshotı paylaşıyorum: https://hizliresim.com/ruoqib3Şurada sol altta sponsorlu yazıyor. Ekşi Sözlük mü sponsor oluyor bu girdiye? İlk defa gördüm bunu. Eğer öyleyse, nitelikli dolandırıcılık temelinde başlayıp cezaevinde ölümle biten bir habere ne için sponsor oluyor
Merabayın iyi hafta sonları,

Screenshotı paylaşıyorum: hizliresim.com

Şurada sol altta sponsorlu yazıyor. Ekşi Sözlük mü sponsor oluyor bu girdiye? İlk defa gördüm bunu. Eğer öyleyse, nitelikli dolandırıcılık temelinde başlayıp cezaevinde ölümle biten bir habere ne için sponsor oluyor?
0
vedatchilipeppers
(01.11.25)
Ben de yeni gördüm ama sponsorluk haber içeriği ile ilgili değil paylaştığı site ile ilgili. Yani haberin çok önemi yok adam o siteyi paylaşmak için o haberi seçmiş
0
Rondak
(01.11.25)
www.akasyam.com

Sinan Oğan'ın sitesiymiş.
0
salihdt
(01.11.25)
ben engelledim bu hesaplari.
+2
fakyoras
(01.11.25)
(5)

Google map bana neden saçma bir rota çıkarıyor?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar, Görselde de görebileceğiniz üzere gitmek istediğim yer aslinda 7-8 dk ötede. Ama google map beni ormanın içinde bir rota ile oraya götürüyor. Allahtan etrafta baska insanlar vardı da sorarak yolu bulabildim. Böyle saçmalıklar yapmaması için nasıl bir ayar çekmem gerek? Zira gene
Merhaba arkadaşlar,
Görselde de görebileceğiniz üzere gitmek istediğim yer aslinda 7-8 dk ötede. Ama google map beni ormanın içinde bir rota ile oraya götürüyor. Allahtan etrafta baska insanlar vardı da sorarak yolu bulabildim. Böyle saçmalıklar yapmaması için nasıl bir ayar çekmem gerek? Zira genelde yalnız seyahat ediyorum.

hizliresim.com

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(27.10.25)
İki nokta arasında yaya olarak direkt bir yol olmadığını düşünmüş Google nedense. Ayarlarda gördüğüm kadarıyla bunu etkileyebilecek tek seçenek "Tekerlekli Sandalyeye Uygun Rotayı Seç"; sizde bu aktifse ve görüntüdeki iki nokta arasında merdiven vb. varsa alternatiflere yönelmiş olabilir. Diğer türlü Google Maps hatası olsa gerek.
0
salihdt
(27.10.25)
edit: haritayı yanlış görmüşüm. aşağıda yazdıklarım geçersiz. gerçekten google maps'te bir sıkıntı var.

tüm yaya yolları tanımlı olmadığı için, arsaların etrafındaki sınırları bilmediği için, nerelerden yürümek mümkün, nerelerde yolun karşısına geçmek mümkün tam olarak bilemediği için Google Maps'in yayalar için böyle hatalar yapması gayet normal.

sizin durumunuzda Google Maps, bulunduğunuz nokta ile gideceğiniz nokta arasında yürünebildiğini bilmiyor. öyle bir yaya yolu tanımlanmamış. bu sebeple yürünebildiğine emin olduğu yollardan götürmek zorunda.
0
co2s2
(27.10.25)
ayarlarda en hızlı rota aktifse böyle yapıyor ana yolları kullanda açık olmalı.
0
eja
(27.10.25)
google maps açıkken bir kaç kez gezinse biri muhtemelen orayı yol olarak öğrenebilir (tahmin)
0
kisa
(27.10.25)
Arkadaşlar görselde görebildiğiniz beyaz alan kampüs. lokasyonları sildiğim için aradaki gri çizgiler pek belli değil ama oralar yolun olduğu yerler nitekim. Kampüste de binalar var hatta çok kez kampüs içinde haritaları kullandım ve sorunsuz her binayı gösterdi. Keza engelli yolları, yaya yolları vs hepsi var ve tanımlı.
@eja en hızlı yol açık olsa bile bana önerdiği rota en hızlı değil ki?
0
🌸Amaranta ursula
(27.10.25)
(21)

Vize başvurusu yapmak gücünüze gidiyor mu?

bobinhoo
Selamlar herkese,Aslında benim yurt dışı gezmek falan gibi bir derdim yok da hanım hevesli bu işlere. Geçen bir vize başvurumuz oldu. Sürecin yüzde 95'iyle eşim ilgilendi zaten, ben sadece iş yerinden gerekli evrakları istedim ve başvuru için eşimle beraber VFS'ye gittim.Adamlar sırf beni ülkelerine
Selamlar herkese,

Aslında benim yurt dışı gezmek falan gibi bir derdim yok da hanım hevesli bu işlere. Geçen bir vize başvurumuz oldu. Sürecin yüzde 95'iyle eşim ilgilendi zaten, ben sadece iş yerinden gerekli evrakları istedim ve başvuru için eşimle beraber VFS'ye gittim.

Adamlar sırf beni ülkelerine alsınlar diye kapılarında köpek muamelesi görmenin çok zoruma gittiğini hissettim. Almışım elime bordromu, banka dökümünü, izin kağıdımı, biletimi, cart curtumu, başvuru için bile bir ton para verip kapılarında yatıyorum adamların "beni de ülkenize alın lütfen vallahi uslu duracağım, hemen geri döneceğim param da var zaten bakın diye". Paşalarım belki lütfeder de "iyi bakalım 3 aydır bekliyorsun al sana 10 günlük izin" derler diye.

Sizin zorunuza gitmiyor mu bu muameleyi görmek? Gerçekten sadece orayı gezip/görmek için şu muameleye maruz kalmaya değer mi?
+2
bobinhoo
(24.10.25)
schengen için çok kötü cidden. diğer ülkeler için bi nebze daha iyi.

zoruma gidiyor ama alıştım. avrupa cidden güzel gezmek için. görmek lazım.

ama amerika ve ingilterenin süreci daha kolay. belge toplamak da 1 gün bile sürmüyor zaten schengende. sadece bütün kişisel verileri ülkeyle paylaşmak korkutucu.
0
jelly bear
(24.10.25)
Sadece gezip görmek için Schengen'e başvurmak istemiyorum. Randevu sıkıntı, vizenin çıkıp çıkmayacağı belirsizliği sıkıntı, çıksa bile çok kısa süreli vize verilmesi sıkıntı. ABD gibi 10 yıllık verseler neyse. Vizesiz veya kolay vize alınarak gidilebilen birçok ülke var. Paramla rezil edemem kendimi. :)
0
auroraaurora
(24.10.25)
kesinlikle gidiyor. yeşil alana kadar vize başvurusunda bulunmadım. sağlık/iş vb. bir şey olmasa, sadece seyahat için başvurmam da.
0
eisberg
(24.10.25)
İş için Fransa vizesine başvurmak zorunda kaldım, Fransa'ya da gram ilgim yok. O vize süreci bana o kadar koydu ki. Dava dosyası gibi kalın belgeler, yemin billah iltica etmeyeceğim temalı mektuplar, oradan oraya sıraya girmeler sinir etti beni. Alın ülkenizi bir yerinize sokun demek istiyorum.
0
peki madem
(24.10.25)
gitmiyor. niye gitsin? Kendimizi üstün mü görüyoruz o ülkelerden? Demek ki değiliz, eşit de değiliz haklı olarak ülkeler ne idüğü belirsiz bir ülkeden gelen adamı da sorgulamak istiyor. Vizesiz onlarca yer var onlara gidebilirsiniz. Zoruna gidiyorsa bugünden başla bu sistemi değiştirmek için çabalara. Olmuyor mu? Olmaz :) o zaman zoruna da gitmeyecek. Millet olarak temsil etmesini seçtiğin hükümet bu, hükümetin aldığı kararlar neticesinde de AB'nin bakış açısı bu. Hoş ben AB'nin bakış açısının Türkiye müthiş örnek müreffeh bir ülke, sosyal devlet olsa da değişeceğini sanmıyorum.

ticaret, fuar gibi amaçlar için kolaylaştırılmalı millet bi fuar için başvuru yapıyor 1 ay pasaport ortada yok. 2 pasaport kullanıyorum mecburen.
-3
croswell
(24.10.25)
Yapılan şey sapına kadar ırkçılık. Vize sürecinde yaptıkları şeyler ve topladığı dokümanlar da aşağılayıcı. Niyet mektubu falan çıktı bir süredir bir de. Vatana, millete ve dünyaya en ufak bir faydası olmayan, toplum içinde yaşayacak kadar gelişmediği gibi gittiği toplumu da rezil bir hale sokacak olan insan artığı olup memleketini kötülersen sığınma hakkını sorgusuz sualsiz kabul ediyorlar. Üstüne bir de ilgili ülkeyi küçümseyip kendilerini çok ulu gördükleri için o sığınmacı ne suç işlerse işlesin üstünü örtüp ülkede tutmaya çalışıyorlar.

O yüzden bana vize vermek için 50 takla attırmaya çalışan ülkeler göçmen sorunu yaşadıkça keyifle izliyorum.
0
nawar
(24.10.25)
Evet gidiyor. Altı üstü bir hafta bir yere gidip geleceksin bin tane şey istiyorlar ve o kadar uğraşmana ve para harcamana rağmen reddedilme ihtimali de eskiye göre çok yüksek.

Çok daha kolay olabilirdi aslında ama bizim hükumete de görev düşüyor biraz. Zaten tayyibe kalsa hiç bir yere gitmeyelim, bütün parayı Türkiye'de harcayalım. Bu yüzden uğraşmıyorlar. Artık işin suyu çıktığı için zaten var olan ve uygulanmayan cascade kuralını uygulanır hale getirip bir lütufmuş gibi lanse ettiler.

İşin daha komiği uzun dönem ve oturum izni başvuruları Schengen vizesine göre çok daha kolay ve red oranı çok düşük. Aslında köpek çekmiyorlar ama bizim "bak salarım kaçak sığınmacıları haa" politikamız yüzünden bu hale geldi iş.
0
himmet dayi
(24.10.25)
değmez. kadını boşamayı bile düşünürdüm.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(24.10.25)
tabi ki gidiyor. bi ton da vize aldım. bundan sonra da başvurmayacağım, avrupanın bana benim de avrupaya ihtiyacım falan yok. çok eşsiz bir konser, eşsiz bir etkinlik yoksa son vizemdi bu diyeblirim artık.

mülteci olarak gitsek daha normal bir prosedür işliyor.

namusumuzla şerefimizle gidince sirk maymunu muamelesi yapılıyor. en son 1 yıllık çıkmıştı, kasımda bitecek. bir daha da başvurmayacağım. hem yorucu, hem gereksiz bir masraf, hem de aşağılanmış hissediyorum.
+1
tchuck
(24.10.25)
Pandemi öncesi ekim 2019'da başvurmuştum. 3 sene sonra eylül 2022'de başvurduğumda kahrıma gitmişti. 468461 tane evrak toparlamak ve bankadaki para miktarını gözetmek için kılı kırk yarıyoruz.

Kahrıma giden sürecin net olmaması ve son derece belirsiz olması. 468461 tane evrak toparlaıyım ve bankadaki para miktarını söylesinler bu olsun diye. Verilen vize süresi orantı olarak artsa.

6 ay ve 1 sene aldım son iki başvurumda. Seneye başvurduğumda daha uzun verirler diye düşünüyorum. Ucuz bilet sayesinde de biraz peşinde koşuyorum schengen vizesinin.
+1
put it in your appropriate place
(24.10.25)
@sivri sinek Suriye'li gelmesin değil, yasadışı gelip kalmasın diyoruz, aynı şey mi? Ayrıca Suriye'linin Türkiye için kısa vize alması çok kolay
+1
edaddy
(24.10.25)
Vizesine göre değişiyor... Schengen mesela zoruma gidiyor çünkü tam anlamıyla saçma sapan bir vize süreci; şimdilerde cascade kuralı ile iyileştirildi ama yıl içinde üç seyahat için üç defa aynı 100 sayfa evrağı 200-300 Euro masraf yaparak verdiren bir vizenin insanın zoruna gitmemesi zor. Tabi bunun içinde Avrupa'nın dibinde, Avrupa Birliği'ne yıllardır aday ülke olup da turist vizesi almak için üç ay aracı kurum randevusu beklemek de var
0
salihdt
(25.10.25)
vize basvuru buyuk angaryadir ama malesef 3. dunya ulkeleri icin gerekli birsey.
adam senin yasadigin ulke ile ciddi bir baginin olup olmadigini gormek istiyor.
olayin irkcilik ile alakasi yok. hicbir vatanperver ulkesinin dingonun ahirina dondugunu gormek istemez. onun icin insanlarin elenmesi normal. adam senden dokuman almadan senin ne ayak oldugunu nerden bilecek.

ha tabii bu arada olay gelir kapisina da donmus durumda. senin keyfinin yerinde oldugu belli, istese 10 sene vize verebilir ama 1er 2ser senelik vererek sana 10 sene icinde 5-6 kere basvuru yaptiriyor ki para kazansin. vahsi kapitalizim.
+1
cooperr
(27.10.25)
@cooperr,

ülkemle aramdaki bağı yaptığım otel rezervasyonuna bakarak mı, 50 euroya aldığım uçak biltine bakarak mı karar veriyor allasen?

veya işyerimden imzalı kaşeli kağıt alarak mı karar veriyor?
komedi.

avrupaya iltica edecek adam 50-100 euro verip bir bilet mi alamayacak, hadi 200 euro olsun.

dümdüz ırkçılık başka bir şey değil.
bu ırkçılık olmasaydı, ilk 1-2 başvurudan sonra hala insanlardan aynı belgeleri toplamanın peşine düşmezlerdi.

burada istedikleri evraklar tamamen işi yokuşa koşmak için.
-1
tchuck
(27.10.25)
örneğin amerikan vizesine başvuruyorsun. adam ne rezervasyon, ne uçak bileti arıyor.

maddi durumuna bakıyor, ne zamandır çalıştığına bakıyor, yapıştırıyor 10 seneyi. sormuyor üstünü, ötesini. her sene tekrar gel de demiyor.

avrupalılar düz ırkçı, kaskafalı insanlar. biz de bu itlerin işlerine ortak oluyoruz. gitmemek lazım aslında da, ülkede de tatil yapacak yer kalmadı ki bütçe olarak.
-1
tchuck
(27.10.25)
Schengen için uğraşmak yerine vize istemeyen yerlere gittim. ABD, Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya vize başvuru süreci net ve süründürmüyor. İlla gelişmiş ülke diye bir saplantı varsa buralara gidilebilir. Uzak olduğu için uçak bileti masraf ama Schengen rezilliğinden iyidir.
0
runaway
(27.10.25)
@tchuck
sakin ol $ampiyon..

ucak bileti, otel rezervasyonu ve isyerinden maasli eleman oldugunu dair kagit disinda baska birsey vermezsen zaten potensiyel multecisin, buyuk ihtimal red yersin. bas belasi istemezler zaten ulkeler kacak dolu.

3-5 mal mulk tapusu, ustune kayitli sirket, bankada guzel para gosterirsen, bunun zaten burada keyfi yerinde, el kapisinda multeci olup niye basini belaya soksun ki diye dusunup vizeyi verirler buyuk ihtimal.

bunun irkcilikla ne alakasi var harbiden anlamakta zorlaniyorum.
irkcilik boyle bisey degil yahu.
-1
cooperr
(27.10.25)
@cooperr, sence mülteciyi engelleyecek şey bookingden iptal edebileceği rezervasyon ve 100 euroluk uçak bileti mi cidden :)))

adamlar 10bin 20bin euro veriyorlar mülteci olarak geçmeye. cidden bunlarla mı engelleyecekler asdasfdas çok komik ya. ciddi ciddi buna inanıyor olmanız da çok komik.
-1
tchuck
(27.10.25)
@tchuck

bir daha oku bence ne yazdigimi..
-1
cooperr
(27.10.25)
vize almamla ilgili sorun yok.
her seferinde vize almamla ilgili sorun var. daha red yediğim vizem yok.

her seferinde bookingden sahte rezervasyon yapıp, thy'den bilet rezervasyonu yaptırmak, aptal aptal gereksiz belgelerle uğraşmak aşağılayıcı. o yüzden bir daha başvurmayacağım da zaten.

hala anlamıyorsun şruada söylenenei.

amerika vize koşullarını söylüyor. karşılarsan amasız, fakatsız vizeyi veriyor, 10 yıl. bir daha uğraşmıyorsun.

avrupada her seferinde aynı evraklarla tekrar tekrar başvur. hatta vermesinin bir standardı bile olmasın.
-1
tchuck
(27.10.25)
yaw red yedigim vizem yok diyosun iste, bir verip bir vermemezlik gibi bir durum yok, standart nasil tutmuyor?

adamlarda zaten 10 senelik vize yok, 5 seneligi de kolay kolay vermezler.
1-2 senelik verir, ihtiyacin oldukca tekrarlarsin. gelir kapisi olarak gorduklerini soyledik zaten.

burda irkcilik nerde? paragoz desen anlariz da..
-1
cooperr
(27.10.25)
(3)

kopan laptop klavyesi tuşu sorununu nasıl çözüyorsunuz?

theconqueror
Şu içi kriko gibi olanlardan, bir dişi kırılmış, o yüzden tam oturmuyor. Ben bunu yerine nasıl monte ederim siz nasıl çözümler buluyorsunuz?Teşekkürler.
Şu içi kriko gibi olanlardan, bir dişi kırılmış, o yüzden tam oturmuyor.
Ben bunu yerine nasıl monte ederim siz nasıl çözümler buluyorsunuz?
Teşekkürler.
0
theconqueror
(20.10.25)
klavyeyi tümden değiştirerek
+1
synesthesia
(20.10.25)
YouTube çözüm videolarında benzer kelimelerle araştırın.
0
diyecevaplandı
(20.10.25)
Çok daha seyrek kullandığım aynı boyuttaki bir tuşla değiştirdim... Tek tuş aradım bulamadım; bütün klavye alıp sadece bir tuşu kullanmak da pahalı geldi.
+1
salihdt
(20.10.25)
(11)

Nazar diye bişey gerçekten var mı sizce? İnanıyor musunuz?

psmstc
Soru başlıkta
Soru başlıkta
-5
psmstc
(15.10.25)
Var. İnanıyorum.
-4
arbre
(15.10.25)
var ya. ve bize çok değiyor eşimle bana. her seferinde hiçbir şeyi hiç kimseye anlatma diyorum ama olumlu ve güzel bir şey olduğunda paylaşmayı çok seviyor o yüzden başımıza türlü bela geliyor.
0
matilda
(15.10.25)
ben dini konulara komple şüpheci yaklaştığım için nazara doğrudan inanıyorum diyemem. ama bazı şeylerin bazı kişilere anlatılmaması gerektiğini düşünüyor ve matildaya katılıyorum.

benim eşim de mesela biri işler nasıl gidiyor dediğinde "çok şükür iyi vsvs" anlatıyor, ben de en son geçen gün anlatma şu insanların şerini üstümüze çekme dedim. iyi deme, idare eder işte bu ekonomide ne olabilirdi ki herkes gibi biz de bir şekilde yaşamaya çalışıyoruz de diyorum.
0
Sadece soruyorum
(15.10.25)
Nazar bize özgü değil, çok daha eski bir şey. Eski insanlar gözün çalışma mekanizmasını dokunmaya benzer bir şey olarak düşünüyorlardı; onlara göre gözden çıkan bir "şey" gidip görülen nesne ile temasa geçip onu algılıyordu. Buradan hareketle de kötü niyetli birilerinin haset dolu bakışları bizi olumsuz etkileyebiliyordu...

Yani kısaca "Yok öyle bir şey"
0
salihdt
(15.10.25)
nazar diye bir şey yok. kendi kendini gerçekleştiren kehanetle plasibo etkisinin el ele tutuşmuş hali var. bir de algıda seçicilik eklenince, bütün saçmalıklar mantıklıymış gibi görünmeye başlıyor. aslında kimsenin gözü değmiyor, insan kendi dengesini kendisi bozuyor.
+3
gabe h coud
(15.10.25)
Var. Geçen haftalarda beni ilk kez gören bir komşu teyzenin (arkadaşımın komşusu) mavi gözlerinden sorgulayan sözlerinden yamuldum resmen, annem de yamuldu. Nazar değdiğinde nazar ayetleri vardır onlar okunur, annem bana okudu ve 2 gün kendine gelemedi kadın bitkinlikten, ben de aynı şekilde. Kur'an'da zaten "bakışlarıyla seni devireceklerdi" gibi bir ayet var, Kalem Suresi 51-52 olması lazım. Bizzat yaşamışlığım çok, bilim dünyası da bunu çalıştı, çalışıyor ve varlığına kanaat getirdiler.
-2
muhayyer divan
(15.10.25)
Yok
-1
abuzer
(15.10.25)
evet var.
-5
elektr10
(15.10.25)
Nazar aslında dinimizce ortaya çıkan bir olgu değil Antik Yunan döneminde ortaya çıkmış. Nazar boncuğu gibi şeyler de şamanizmden kalma.

Soruna gelecek olursak tanrının varlığına inansakta inanmasakta evren enerjiyle dönüyor bana kalırsa. Hasis ve kıskanç insanlarda etrafımızda olunca onların negatif enerjilerini dolaylı yoldan üstümüze çekmiş oluyoruz ve buna da nazar diyoruz.
Ben hiçbir işim tamamlanmadan kimseye anlatmama taraftarıyım nazar olsun olmasın bazen kendimize saklamak önemli.
0
mermaidd
(15.10.25)
başımıza kötü bir şey geldiğinde gerçek sebebi aramak yerine "ahmet öyle demese böyle olmazdı" demek daha kolay geliyor. başımıza gelen 100 kötü olayın 3'ünde böyle bir cümle kursak nazara inanmış oluyoruz.
-2
co2s2
(15.10.25)
@konusma ben konusuyorum

"insanlar inandiklari seyleri mantik süzgecinden gecirdikleri icin degil, kalplerinden öyle geldigi icin inaniyorlar" demişsin,

Benim çevremde akılla mantıkla inanan çok insan var. O kadar ki, kalplerinden öyle geldiği için inandıklarını zannettiğin insanların kalplerinden falan gelmediğini, ya aileden gördüğü ezberle ya da menfaati orada olduğu için "inandığını" gözümüzle görüyoruz. Hiçbir şey bilmeden ve bilmeyi istemeden, merak etmeden inanmak Allah'ın istemediği, aşağıladığı bir şey. Bunun da farkındayız. Akıl çalıştırmanın iman olmadığını söyleyenler çıkacak, onların da başka izmlerin etkisinde olduklarının farkında olmadığını da belirteyim.

Yani inanç meselesi senin belirttiğin gibi değil aslında.
0
muhayyer divan
(15.10.25)
(6)

Banka döviz hesapları arasında para transferi

beyfendi
Aynı bankada yeni döviz hesabı açıp diğer döviz hesabındaki parayı buraya masrafsız taşıyabiliyor muyuz? Bankaya gitmek gerekir mi bunun için yoksa mobil bankacılıktan da yapılır mı? Amaç düzensiz hareket olan hesaptan parayı alıp yeni hesapta düzenli şekilde göstermek ve bir süre sonra hesap hareke
Aynı bankada yeni döviz hesabı açıp diğer döviz hesabındaki parayı buraya masrafsız taşıyabiliyor muyuz? Bankaya gitmek gerekir mi bunun için yoksa mobil bankacılıktan da yapılır mı? Amaç düzensiz hareket olan hesaptan parayı alıp yeni hesapta düzenli şekilde göstermek ve bir süre sonra hesap hareketi çıktısı alınacağı zaman düzenli olan hesaptan çıktı almak.

Mantıken bir engel yok gibi geliyor bana ama kendi hesabım olmadığı için açıp kurcalayamıyorum.
0
beyfendi
(14.10.25)
is bankasindan az once 1000 eur icin denedim ucretsiz. Hesaplar arasi ucretsizdir yaziyor. Baska banka icin yada kullanici icin ayri fiyatlandirmalar da olabiliyor.

Duzensiz ve duzenli meselesi biraz karisik tam anlamadim. Sonucta dokumde girdi gozukecek her turlu biri inceleyecek olursa.
+1
wallcan
(14.10.25)
Yok, standart hesaplar arası virman işlemi dediğiniz. Normalde internet bankacılığından hesap açılışını ve transferleri yapabilirsiniz. Ancak alacağınız hesap özetinde bu tutarlar size ait başka bir hesaptan gelmiş gibi gözükecek. Eğer düzenli göstermek istemenizdeki amaç bir geliri belgelemekse bu yöntem daha çok şüphe çekebilir.
+2
salihdt
(14.10.25)
Teşekkür ederim. Amaç eski hesaptaki küçük miktar giriş çıkış kalabalığından kurtulmaktı. Verilecek yer için bunun bir önemi var.
0
🌸beyfendi
(14.10.25)
@salihdt amaç biraz oydu aslında. Son 3 aylık hesap hareketi sunulacak, çıktıyı da 3 ay sonra alacaksak eğer şüphe uyandıracak ne olabilir?
0
🌸beyfendi
(14.10.25)
Evet evet yapabilirizsiniz benim sürekli yararlandığım bir yöntem
0
ihsanlı
(14.10.25)
Belgeyi vereceğimiz kurumun görmek istediği aslında paranın hesaptaki varlığı, kaynağıyla ilgilenmezler, onların işi bu değil. Öyle çok büyük miktarda bir para da yok zaten.
0
🌸beyfendi
(14.10.25)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.