Giriş
(4)

kredi puanı hakkında

depresif çocuk
irili ufaklı 7-8 tane kredisi olan ama hepsini maaşının son kuruşu ile geciktirmeden ödeyen biri için bankalar ne düşünür?1. Helal olsun, krediye fısıldayan adam.2. İflas etmiş, bir daha kredi vermeyelim buna.Bu bağlamda, kredi puanı nasıl etkilenir?
irili ufaklı 7-8 tane kredisi olan ama hepsini maaşının son kuruşu ile geciktirmeden ödeyen biri için bankalar ne düşünür?

1. Helal olsun, krediye fısıldayan adam.
2. İflas etmiş, bir daha kredi vermeyelim buna.

Bu bağlamda, kredi puanı nasıl etkilenir?
0
depresif çocuk
(16.09.24)
Ödemelerin düzenli olması kredi skorunu olumlu etkiler ancak skorun yüksek olması bir kredi daha almak için yeterli değil. Algoritmasının detaylarını bilmiyorum ancak kredi skoru kredi borcunun gelire oranını dikkate almıyor olabilir, haliyle kredi skorunuz yüksekse bile bir bankaya gidip kredi çekmek istediğinizde onlar bu hesabı yapıp başvurunuzu reddedebilirler.
0
salihdt
(16.09.24)
Benim kişisel tecrübeme dayanarak bildiklerim şu şekilde doğrusu yanlışı olabilir %100 eminim diyemem. Ancak kredi puanıma önem veriyorum işim gereği o yüzden bildiklerim şu şekilde:

Öncelikle kredi puanının gelirle alakası yok. Birden fazla parametre var puan hesaplanırken
* en önemlisi kredi borcunun zamanında ödenmesi
* çok fazla kredili ürün başvurusu yapmak olumsuz etkiler.
* kredi kartı limitinizin tamamını kullanıyor olmanız olumsuz etkiler. Yarısını kullanıp yarısını boşta bırakın mümkün olduğunca
* hiç kredili ürün kullanmamak veya az kullanmak da olumsuz etkiler. Tabi sizin durumunuz bu değil gibi görünüyor.
* bir kredi kartını uzun süre kullanmak olumlu etkiler. devamlı yeni kredi kartı çıkarıyorsanız olumsuz etkiler.

Yani mantıken ihtiyacı olduğunda kredi çeken ve borcunu zamanında ödeyen adamın kredi puanı çok yüksek olur.

Eğer bu kadar fazla kredi kullnıyorsanız ve diğer herşeyiniz yerli yerindeyse benim tahminim sizin kredi puanınız iyi seviyesinde kalır çok iyi seviyesine çıkamayabilir.
0
nuevo
(16.09.24)
önceki cevapta belirtildiği gibi, düzenli ödüyor olmanız avantajsa da toplam limitin kaçta kaçını kullandığınız da çok etkili.

kredi kartları ve nakit avans (esnek hesap) gibi ürünlerdeki limiti de kullanıyorsanız puanınız düşer ve tekrar verilmeyebilir.

yeni bi kredi alacaksanız, türüne göre verilebilir. hatta bunları kapatacak tek bi kredi bile teklif edilebilir ya da düşünebilirsiniz.
0
biseysorcaktim
(16.09.24)
Kredi başvurusu yaptıkça ve kullandığın kredi tutarı arttıkça kredi skoru düşer. Zamanında ödeme yaptıkça kredi skorun yükselir.

Bankalar ne düşünürden kastın yeniden kredi başvurusu yaparsan olumlu sonuçlanması mı? Kredi sayısından çok aylık taksit ödemeleri/aylık gelir önemlidir. 1 kredin vardır aylık ödemesi gelirine göre çok yüksektir, ikinci krediyi çekemezsin. 5 kredin vardır aylık toplam taksit tutarı gelirine göre düşük kalıyordur; 6,7. krediyi çekersin. Bu kişiden kişiye göre çok değişkenlik gösterir.

Bankalar her zaman ürün satabildiği ve ödemelerini zamanında yapan müşterisini kaybetmemeye çalışır. Bankalar için "iflas etmiş" şeklinde bir kategori yok ama buna en yakın olan 90 günden fazla yapmamış ve kanuni takibe düşmüş müşteriler olabilir. Yani kredi sayısı çok diye müşteri iflas etmiş diye düşünülmez. 30-60-90 günlük gecikme periyotlarına göre müşteriler izleme/yakın izleme/yasal takip sınıflarına alınır. Yasal takiple alacaklar tahsil edilemezse varlık yönetim şirketlerine kredi portföyleri satılır.

Sonuç olarak kredi risklerin arttıkça skorun düşer, düzenli ödeme yaptıkça toparlanır. Kredi sayısından çok aylık taksitlerin aylık gelire oranı önemlidir. Kredi sayısı fazla diye müşteri iflas etti şeklinde düşünülmez.
0
Lethe
(16.09.24)
(15)

Almancılar neden Avrupa ve ALmanya'yı övmüyor

the sound and the fury
Almancılar biz onlardan bir şey istemeyelim ve Avrupaya göç etmeyelim diye mi orayı yeriyor veya övmüyorlar. Sadece nadiren oranın refah ve kaliteli bir devlet olduğunu söyleyen nankörlük yapmayan kişiye denk geliyorum.
Almancılar biz onlardan bir şey istemeyelim ve Avrupaya göç etmeyelim diye mi orayı yeriyor veya övmüyorlar. Sadece nadiren oranın refah ve kaliteli bir devlet olduğunu söyleyen nankörlük yapmayan kişiye denk geliyorum.
0
the sound and the fury
(15.09.24)
Oralara adapte olamamanın ezikliği ve memleket hasreti bir araya gelince burayı daha bir toz pembe görüyorlar.

Çok kazanıyoruz ama neler çektiğimizi bilmiyorsunuz tribindelere.

İnsan hakları vs gibi üstdüzey konuları algılayacak ufuk sahibi değiller.

Euro ile kazanıp TL ile harcamanın yarattığı zenginliği algılayacak kapasite yok. TL ile kazananın durumunu ayırt edemiyorlar.
0
Mirket
(15.09.24)
Dün arkadaş ile konuşuyorduk; birçok arkadaşım gitti ama ruhen orada rahat olan bir sen varsın diyordu. Harbiden fransa'yı özlüyorum Türkiye'de tatildeyken. Fransız havalimanında kendimi daha rahat hissediyorum.

Birçok gurbetçide bu yok. Onlar 20 sene de geçse Almanya'da yaşayan Türk olarak takılıyor. Çocukları da bir benzeri. Ondan ne kendilerini fransa almanya ovecek sevecek kadar orali görüyorlar ne de Türkiye'ye dönecek kadar kafasiz (napacak adam Türkiye'ye gelip, onlar da biliyor da bunu diyemiyorlar). Fransa'da da böyle, al bunlari izmir buca gediz'e koy, hiçbir farkları olmaz. Burada da ülkü ocağı, kuran kursu, ülkücü konserleri takılıyorlar. Ha ayrı konu Kürt kısmı da aynı şekilde takılıyor çok komik yani ülkenin kürdü de türkü de Avrupa'da asimile olamadan takılıyor.

Iclerinde cahil adam çok tabiki ama genel olarak kendini yasadiklari ülkeye ait hissedememe ama oranın hayat sartlarini bırakacak kadar da salak olmamak bu sebepten binlerce euro ile Türkiye'de 1 ay gecirince buranin cennet olduğunu düşünme olaylari var.
Avrupa'da Türk ile muhatap olmadan iki kere düşünmek lazım. En son markette izmir'e Melih Gökçek lazim diyen bir abi ile muhatap olmuştum.
0
logisticsmanager
(15.09.24)
Almanya'dan bildiriyorum:

Milletçe insanımız hayatındaki eksi yönleri ön plana çıkarıp konuşmayı sever, ama hayatı ile ilgili kararları artıları ve eksileri birlikte değerlendirerek verir. Almancıların çoğunluğu Türkiye'de olsa işsiz güçsüz olacak meteliğe kurşun atacakken, Almanya devletinin ekonomik olarak gelişmişliğinden ve iş bolluğundan dolayı iş güç sahibi ve insanı hayat standartlarına sahip. Ama bunun yanında Almanya'da ikinci sınıf olarak görülüyor ve toplum tarafından itiliyor. Bu da kendi içlerinde bir fanus oluşturmalarına neden oluyor. Türk marketinden alışveriş yapan, Türk restoranlarına giden, Türk berberine tıraş olan ama evinde Almanca konuşan bir nesil oluşmuş durumda. Sorarsan aynı standartlarda Türkiye'de birinci sınıf insan olarak yaşamak istediği için "Almanya'da ırkçılık var, burası kötü" diye özetliyorlar. Ama gelin o zaman diyince de "kurulu düzen" muhabbeti başlıyor. Kurulu düzen dediği insanca yaşam standartlarına sahip olmak. Bunu Türkiye sağlarsa çoğu almancı vatana döner. İkinci sınıf olmak ve işsiz güçsüz olmak arasından seçimi ikinci sınıf olmaktan yana kullanıyorlar ama çok da mutlu değiller.

Karakan'ın şarkısında dediği gibi: "Elimdeki pasaportta ay yıldız var ya, ikinci sınıf insan diyorlar bana. Pasaportumda Alman bayrağı da olsa, Alman olamam çünkü saçlarım kara."
0
cek
(15.09.24)
çünkü "almancı" dediğimiz 50'lerde, 60'larda çocukken oraya götürülmüş, ya da orda almancı bir aileye doğmuş insanların çoğunluğu "Almanya'ya göre" gerçekten de çok iyi şartlarda yaşamıyorlar. (türkiye'ye göre yine de iyi ama bundan haberleri yok)

hangi yılın istatistiği bu bilmiyorum ama bulduğum bir istatistiğe göre almanların %34'ü gymnasium'a giderken, türk kökenlilerin sadece %8.6'sı gymnasium'a gidebilmiş. (gymnasium: akademik hayata hazırlayan, üniversiteye giriş için ideal olan en prestijli lise türü) bunun sebebi entegre olamama, dil yetersizlikleri, cahillik, eğitime önem vermeme, ırkçılık vs. olabilir.

bunun sonucunda bu insanların çoğu asgari ücret çevresinde maaş alıp, fiziksel olarak daha zorlu işlerde çalışıyorlar almanlara göre.

nesilden nesile düzeliyor diye düşünüyorum ve umuyorum ama belirli bir yaşın üzerindeki almancılarda durum böyle.

son 5-10 yılda almanyaya göçmüş, görece iyi işlerde çalışan türklerin instagram paylaşımlarına bakın. mesela bir kız ne kadar maaş aldığını paylaşıyor, ki bir ofis çalışanına göre oldukça ortalama bir giriş maaşı. yine de altı almancıların "yalan söylüyorsun", "almanya'da o parayı kim bulmuş", "o parayı kazanman imkansız" yorumlarıyla dolu.

edit: yukardaki bir yoruma katılmadan edemeyeceğim. adam asgari ücretle çalışıyor ama yine de bütün alışverişini türk esnaftan türkiye'den ithal edilen pahalı ürünler alarak yapıyor entegre olamadığı için. burda türk marketlerinin fiyatları, türkiye'de macrocenter neyse o, hatta daha da fark var. geçen biri market arabasını ve alışveriş fişini paylaşmış, bir alışverişim 300 euro tuttu diye. bütün sepeti ithal türk ürünleriyle doldurmuş, aynı alışverişi alman marketinden yapsa gerçekten 150 euro tutacak maksimum. bu yüzden de alım gücü yerlerde tabii ki.

son yıllarda göç edenlerle konuşursanız büyük ihtimalle %80'i hayatından oldukça memnundur ve almanya'nın iyi yanlarını övmekten çekinmezler pek. (ha kötü yanları da var tabii ki)
0
king lizard
(15.09.24)
He he sizinle paylasamadiklari için ovmuyor :))) ovseler hemen ikna olup gelip yerleseceksiniz sanki :D

Adam orada doğup büyümüş. Alışık olduğu, normal kabul ettiği ülkeyi ve düzenini neden durmadan ovsun durup dururken?

Ovse, sürekli ballandıra ballandıra anlatsa, bu sefer de neden sürekli anlatıyor diyeceksiniz.

Nedir bu Gurbetçilere olan nefret?
0
ismo
(15.09.24)
almanya ve fransa'yi karsilastirmamak lazim cünkü fransa'daki dislanan kesim faslilar, cezayirliler vs fransiz kolonilerinden gelmis kesim. ayrica cok seküler bir ülke. atatürk'ün de yaptigi seküler devrimden haberleri var okumus kesimin. yani oradaki algi almanya'dakinden farkli. ayrica fransizlar türkler renk olarak benziyorlar. almanlar genellikle cok sarisin. bir tip farki da var yani.

almanya icin sunlari söyleyebilirim.

almanlar genelde türklere nazaran cok daha soguk, biriyle yakin iliski kurabilmek icin daha fazla zamana ihtiyac duyan, hali hazirda kresten beri tanidir arkadaslariyla görüstügü icin yeni insan da aramayan tipler. bu durumda almanlar da birbirleriyle hemen isinamiyorlar. ama türk biri bunu kisisel algilayabilir.

almanlarin utangac yapisini azaltan, sempatik davranmasina yol acan sey alkol. eger müslüman biriysen bunlardan uzaksin. sadece gündüzleri is yerinde almanlarin is odakli calismalarini, az muhabbet etmelerini görüyorsun. halbuki aksamina onla icmeye gitsen dünyanin en sicakkanli insanina dönüse de bilir.

bu kültürel bir olay ama bunun disinda almanya'da irkcilik var. türkiye'de kürt ben kürdüm derse hayir sen türksün derler. almanya'da dogup büyümüs türk kökenli biri ben almanim dese hayir sen türksün derler.
almancilarin cocukluktan beri burada olanlari bu ayrima maruz kalmalari duygusal düsünmelerine ve almanya'nin iyi taraflarini görmelerine, kabul etmelerine engel oluyor olabilir.

ayrica almanya'da dogup büyümüs biri türkiye'de ya da baska ülkelerde calismadiysa calisma saatleri, haklar vs bakimindan ne kadar iyi sartlar altinda yasadigini fark etmeyebilir. sosyal yardimlar da burada yasayan insanlara göre devletin görevi. bir ayricalik degil. kafalari böyle calisiyor yani.

alman medyasi da cok karamsardir bu arada. sürekli almanya'nin ne kadar kötüye gittigine dair haberler cikiyor. bunlar hep objektif bakis acisina zarar veren etmenler bence.
0
robert bosch
(15.09.24)
@robert bosch; dediğinde haklisin. Ben misal Fransa'ya ne kadar asimile olduysam almanya'ya olamazdım. Hayatımda hiçbir şekilde uyusamadigim millet. 20 milletten adamin olduğu ortamda herkesle goygoy yaparken Almanlarla olamıyor.

Akdenize kiyi olması önemli galiba bir Türk'ün yaşamasi için. Ondan ben insanlara fransa'yı Almanya'dan çok öneriyorum hem havası hem insani.

Bu arada Avrupa'daki Türk marketlerinin kol gibi geçirmesi+1 normal pirinç kilosu 2.59. baldo pirinç 4.59. allahtan normal marketler bu işe girdi, Carrefour'dan yoğurt/ayran/yufka/sucuk falan buluyoruz da bu kol gibi fiyat azaldi.
0
logisticsmanager
(15.09.24)
Çünkü insan kendi yaşadığı ortamın pozitif yanlarını standardı olarak görüp birisi sorunca sadece kendini rahatsız eden olumsuz şeyleri söylüyor. Uzunca bir süre yurtdışında yaşayan ve Türkiye'yi sadece tatillerde ziyaret eden bir insan için de belli bir ölçüye kadar samimi bir şekilde "Türkiye ne kadar güzel lan bak biz Berlin'de öküz gibi kira ödüyoruz, işimizi halletmek için postayla uğraşıyoruz" vb. gibi iki ülke arasındaki ciddi seviye farkı yerine kendi sübjektif deneyimine odaklanması normal.
0
salihdt
(15.09.24)
Nankorler, ikiyuzluler. Buyur :


youtube.com
0
summerof69
(15.09.24)
Alım güçleri Tükiye'den iyi. Sosyal yaşam, toplumda kabul görme açısından Avrupa ülkeleri sorunlu. Almanların kendi aralarında bile diyalogu yok. Yalnızlık ve dışlanmışlık hissiyatı yaşıyorlar.

Diğer bir etmen de göç etme yaşı. Yaş 25 üstüne ne kadar çıkarsa o kadar zor veya sorunlu olur.

Genel olarak Avrupa ülkeleri göçmen ülkesi değil. Daima öteki durumunda oluyorsun. Ülkenin çıkarına hizmet etmek için oradasın..halkın yapmadığı işi yapıyorsun
0
ferenc
(15.09.24)
sonradan gidenler övüyor. orada doğan gurbetçi çocukları sadece şikayet ediyor. çünkü karşılaştırma yapacak durumları yok, türkiye'de yaşamanın ne demek olduğunu bilmiyorlar. almanya'da yaşamak onların standardı zaten.

ha bu arada almanya mükemmel mi, tabii ki değil. ama dünyada artık mükemmel denecek bir yer de kalmadı.
0
sir gawain
(15.09.24)
3 yıldır Hollanda'da yaşıyorum. İstanbul'dan geldim.

Öncelikle şunu belirtmeden edemeyeceğim, batı avrupadaki hayatın finansal boyutlarıyla ilgili Türkiye'de çok yanlış bir algı var. Burada şu an tek maaşla geçiniyoruz, maaşım çok yüksek değil ama ortalamanın bariz üzerinde. Videodaki amcanın anlattığı gibi öyle rahat rahat tatil falan yapamıyorum. Okul döneminde tatil döneminde Türkiye'ye gelmek istesem korkunç uçak bileti fiyatları var. Yani bir evin kira ödendikten sonra kalan parası 3000 euro ve altıysa, bu aile bildiğin fakir. Daha az paraya geçinen aileler var ama harcamalarına aşırı dikkat ediyorlar.

Burada olay biraz meslekle alakalı, Türkiye'den beyaz yaka olarak gelmek, %30 kuralından dolayı biraz kurtarıyor ama esasında finansal motivasyonla gelinmez. Zaten Türkiye'de 100 bin ve üzeri alacak adam burada 4-5 bin euro alsa aynı hesaba bile zor geliyor. Ancak burada mesleğe, ve iş yapma şekline göre büyük fark var. Freelance çalışanlar nerdeyse her alanda aşırı iyi paralar kazanıyor. Bunun yanında mesela Türkiye'de hiç değeri olmayan terziler deli paralar kazanıyor, üstelik bunların bir kısmı vergisiz. Eski topraklar da zaten az harcıyor, bir de üstüne eşi bir iki temizliğe gidiyordur, kendisi hafta sonu ek iş yapıyordur, kaçak veya resmi.

Burayla ilgili geçen bu süredeki hissiyatım, buradan gitmeliyim yönünde, sevdiğim yönleri var, ben de İstanbul'dan geri dönüş yolunda bir rahatlama hissediyorum. Ancak gene de insan burada yaşayınca gurbetçilerin saçma gibi gelen şeylerini iyi anlıyor. Tam tarif edemiyorum ama hayat yok, hapis gibi hissediyorum, yapacak bir şey yok, sosyallik olarak zaten kötü, bu saydıklarım bana da çok saçma geliyordu.

Özetle soruya cevap vermek gerekirse, böyle hisseden bir çok kişi vardır, belki spesifik durumlara göre kendilerinden bir şey talep edilmesin diye bokluyorlardır. Ya da kibirli görünmemek, hava atıyor gibi görünmemek için böyle konuşma gereği hissediyorlardır. Ancak gene de olay sosyal medyadaki market fişlerinde anlatıldığından çok farklı, market alışverişi zaten nispeten küçük bir kalem. Asıl olay, vergiler, harçlar, sigortalar ve benzeri alanlarda kendini gösteriyor.
0
mbond
(15.09.24)
@mbond, dostum avrupanin ekmegini cocugu olanlar yiyor biraz da zaten.
cocugun yoksa burda kalmana o kadar da gerek yok ama tr'de millet sadece devlet olmasin diye bir ton para bayiliyor cocuklarin aldigi egitim de soru isareti yani.

burda cocuk yaptiginda düsünmen gereken tek sey barinma ve tatil masrafi. tr'de egitim ve saglik biniyor üstüne.
0
robert bosch
(15.09.24)
Çocuk var aslında, çocuk parası da tabii olumlu faydası olan bir girdi, tabii çocuğun masraflarını tamamen karşılayacak bir rakam değil. Çocuk olunca başka paradoxal durumlar da var, bizde hanım bakıyor çocuğa gündüz ama çalışan kadınlardan day-care fiyatlarıyla ilgili farklı bilgiler aldım, özetle o da epey yüksek genelde. İki kişinin çalıştığı evlerde genelde birinin maaşı böyle sabit şeylerle buhar oluyor.

Eğitim ve sağlık harcamasının özel durumlar hariç pek olmaması olumlu. Eğitimin kalitesi konusu da enteresan, kağıt üstünde baksan, çok da sıkı değil, öğretmenlik eğitimi hiç olmayanlar bile belli oranda öğretmenlik yapabiliyor. Okuluna göre memnun olanlar/olmayanlar var. Zaten Türkiye'de de kafamda hayal ettiğim zaman çoğu sorun öğretmenden değil, içinde bulunulan ortamdan geliyor.
0
mbond
(15.09.24)
o gelmeyin diye soyleyenlerde var ama benim gorusum, TR'den bakinca almanya'nin iyi yanlari gorunuyor ama almanya'da yasamaya baslayinca referans sistemin degisiyor.
almanya, fransa, abd de arastirma merkezlerinde deneyimim oldu, yani okumus insanlariyla muhatap oldum, en adi insanlari almanya'da gordum. Oyle bir almanya-alman algisi olusmus ki, TR'de arkadaslarima anlatinca hicbiri bana inanmiyor. Almancilarin benden daha cok deneyimi oldugundan, alim gucu haric normal yani ovmemeleri.
Bir de Turkiye'ye tatile geliyorlar, gecirdikleri zaman cok guzel, alisveris, iklim, deniz, hizmet sektorunun olmasi, vs vs, almanya'da yasayamayacaklari bir hayat. bizi bunlara kolay ulasiyor saniyorlar.
0
durgunfoton
(16.09.24)
(7)

eksisozlugun vahsi reklam politikası

buenosdias
ufak tefek banneeleri anlarım da tüm ekranı kaplayan yada tema rengini göz yakan saçma renklerle değiştirince gerçekten insanların o ürünleri alacağını mı düşünüyorlar. sizin yorumunuz nedir.
ufak tefek banneeleri anlarım da tüm ekranı kaplayan yada tema rengini göz yakan saçma renklerle değiştirince gerçekten insanların o ürünleri alacağını mı düşünüyorlar. sizin yorumunuz nedir.
0
buenosdias
(15.09.24)
adblock plus kullan çıkmıyor hiçbir reklam.

asıl soruna cevap vermemişim.
reklamın amacı karşına pop up çıkınca hemen alışveriş yapman değil, bilinçaltına kazınması.
0
neira
(15.09.24)
Reklam "vay canına bu yumuşatıcı en iyisiymiş bundan alayım" dedirtmek için değil de yumuşatıcı almanız gerektiğinde o 5 ürün arasında önceden görüp tanıdık olduğunuzu almak için.

Ha örneğin benim gerçekten umrumda değil marketin ucuzluk ürünü ne yumuşatıcı varsa (çok rezil değilse) ondan alıyorum genellikle ama kafamın üzerinden yumoş perwoll falan sayabiliyorum (37 yaşında erkeğim reklamın hedefi de değilim aslında)

Bazen de "ulan bu iyidir ha" diyerek ara sıra markalıyı da aldığım oluyor.

Eheh ne güzel serbest saçmaladım :D Mevzu görülürlük yani.

Safari'den girdiğimde ben de oha bu ne be siteden çok reklam var diyorum ama, bence de olacak iş değil. Kullanmaya çalıştığımız şeyin rünün önüne geçmemesi lazım reklamın.
0
hedep
(15.09.24)
Reklamın kötüsü olmaz derler.
Bazı reklamlar gıcık ederek de olsa akılda kalmayı hedefliyor.
Ve ekşi yönetimin de gözünü para hırsı bürümüş durumda.
0
parka
(15.09.24)
salihdt
(15.09.24)
Cepte Firefox ublock, webde adblock plus.
0
fistikthecat
(15.09.24)
ben adblock plus kullanıyorum. eksisozluk ve eksiduyuruda sürekli tam sayfa reklam çıkıyor karşıma
0
abelardo
(15.09.24)
ben uBlock origin kullanıyorum, ne ekşi'de ne duyuruda reklam çıkıyor.
deneyin derim.
0
thedepressed
(15.09.24)
(3)

Bu iphone neden bu kadar çok seviliyor?

komando kani var bende
Gündemden dolayı aklıma geldi. bu iphone telefonlar neden bu kadar çok seviliyor. ne özelliği var bu telefonların? iphone'u olanlara farklı bir gözle mi bakılıyor? Hiç iphone marka telefonum olmadı.
Gündemden dolayı aklıma geldi. bu iphone telefonlar neden bu kadar çok seviliyor. ne özelliği var bu telefonların? iphone'u olanlara farklı bir gözle mi bakılıyor? Hiç iphone marka telefonum olmadı.
0
komando kani var bende
(14.09.24)
Birkaç bacağı var bence. Öncelikle Apple bir çok konuda ince düşünüyor. Kapalı sistemler de ürettiği için yazılım ve donanım arasındaki uyum da, bir Apple cihazın diğerleriyle uyumu da çok başarılı.

Bir de işin pazarlama boyutu var; Apple en nihayetinde piyasadakilere teknik anlamda benzer tekonolojik ürünler satmasına ve aslında aynı seviyedeki cihazlardan pahalı olmamasına (Samsung ile iPhone arasında LCW - Prada gibi bir fiyat farkı yok) rağmen ürünleri lüks, bunları kullananlar da gusto sahibi insanlar gibi algılanıyor. Özellikle bizimkisi gibi pazarlarda ürünlerin gerçekten pahalı olması bu etkiyi daha da güçlendiriyor.

Çok başarılı şirket gerçekten, hakkını vermek lazım.
0
salihdt
(14.09.24)
1 ilk çıktığında gerçekten çok iyiydi. Birinci model kapasitif dokunmatik ekran kullanan ilk cihazlardandı (ipod touch da aynı şekilde)

Uzun süre de rakipleri dokunmatik slab telefon akımına uysa da kapasitif yerine rezistif ekran (ekran değil aslında digitizer katmanı) kullandığı için uzun süre de iphone bariz bir şekilde daha ileride kaldı. 4, 4s, 5, 5s ve 6 dönemi epey iyiydi rakiplerine göre. Elbette bi süre sonra android telefonlar da kalite olarak yaklaştı, geçti vs yorumlamaya açık ama ilk dönemde net bi şekilde fark vardı.

Kapalı sistem olduğu için ve donanımı da yazılımı da (işlemcisine kadar) kendileri ürettiği için bahsedilen optimizasyon durumunu da iyi yaptılar. Ve genellikle şıkırdaklı etkileyici (görece) arayüzleri vardı.

Rikardo Allah var kullanıcı deneyimi de iyi heriflerin (seven var sevmeyen var) Örneğin apple'a tepkili 2 kişi 3 gün meraktan hackintosh kullanıp lanet olsun deyip 1 hafta içinde birimiz mac mini diğerimiz de imac aldı :D 2010 yılıydı sanırım bu olay yaşandığında hala da bilgisayar tablet apple kullanıyorum. Benzer şekilde "ay iphone mainstream istemem" diyen birine "abla 1 hafta kullan sevmezsen tamam geri alcam başka vercem" deyip haklı çıkan telefoncu vakası da gördüm.

Buraya kadar mantıklı argümanlardı, buradan sonra mantıksız argümanlar.

Bir kısım insan moda olduğu için, statü göstergesi olarak algıladığı için tuttu. Toplumsal kabul nesnesi haline geldi, apple deyince yalnızca iphone algılayan garip bir kitle oluştu. Bunun sebebi de biraz rahmetlinin pazarlama dehası biraz da ios'un özellikle ilk zamanlarda kullanıcının elinden çok tutması durumu. Eskiden symbian cihazlarda bana ay uygulama bilmem ne ne uğraşıyosun telefonda yapçan diye eleştiren teknolojik merakı olmayan herkes akıllı telefonlanıp kullanmaya başladılar bu durumda da kullanması en "basit" telefon tutmuş olabilir.

Tıpkı herkesin telefonunda hangouts/imessage zaten bir mesaj uygulaması varken mail kullanmayı bilmeyen sığır çoğunluk yüzünden telefon numarası ile aktivasyon yaptıran whatsapp'ın tutması gibi.
0
hedep
(14.09.24)
kamerasi cidden iyi.
ayrica androdidlerde olan donma problemi yok. telefon hic kasmiyor.
0
robert bosch
(14.09.24)
(2)

kredi kartına yüklenen bakiyenin geri iadesi?

kent sakini
merhabalar, limit üstü bir alışverişi tamamlamak için kredi kartıma + bakiye yüklemek istiyordum. ancak maalesef bunu yaparken hiç kullanmadığım yanlış bir kredi kartıma ek bakiye yükledim. bu bakiyeyi geri iade almam mümkün mü? başına böyle bir şey gelen var mı?cumartesi günü bankalar da kapalı, ba
merhabalar, limit üstü bir alışverişi tamamlamak için kredi kartıma + bakiye yüklemek istiyordum. ancak maalesef bunu yaparken hiç kullanmadığım yanlış bir kredi kartıma ek bakiye yükledim. bu bakiyeyi geri iade almam mümkün mü? başına böyle bir şey gelen var mı?

cumartesi günü bankalar da kapalı, bankaya telefonla ulaştığımda beni şubeye yönlendirdiler.

teşekkürler.
0
kent sakini
(14.09.24)
Operasyonel ek bir süreçti benim bildiğim bir bankada. Yani mümkündü ama anında gerçekleşecek bir şey değildi. Şubeden direkt olarak yapacakları bir ekran vb. yoksa bir iki gün sürer muhtemelen
0
salihdt
(14.09.24)
Şubede müşteri temsilcisi kesin yapar. Haftasonu AVMlerdeki şubeler açıktır.

Büyük ihtimalle çağrı merkezini ararsanız onlar da yapar.
0
alfired
(14.09.24)
(13)

Trendyol'da ayda 1.2m lira kazanmak

Yourcousinmarvinberry
Bu nasil oluyor ki ?Sözlükte bir kiz tüm masraflar da dahil bu kazanca eristigini söyleyip bir de görsel paylasmis.https://eksisozluk.com/entry/168299325Bir yil önce bin lira sermaye ile baslayan kisi ne satiyor da aylik bir milyon küsür kazanabiliyor. "Ticari zeka, herkes yapabilir" vs demis de kom
Bu nasil oluyor ki ?

Sözlükte bir kiz tüm masraflar da dahil bu kazanca eristigini söyleyip bir de görsel paylasmis.

eksisozluk.com

Bir yil önce bin lira sermaye ile baslayan kisi ne satiyor da aylik bir milyon küsür kazanabiliyor. "Ticari zeka, herkes yapabilir" vs demis de komik yani. Yeni bir Dilan Polat vakasi gibi geldi.

Bu iste bi terslik yok mudur ?
0
Yourcousinmarvinberry
(14.09.24)
Görüntünün fake olduğuna o kadar eminim ki.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(14.09.24)
Bence bir sıkıntı var neden; bu işe çok net paralarla giren, isi ticaret olan arkadaşlarım var. Onlar bile böyle para kazanmadi ve hayatimda da 1000 lira sermaye ile reklam da almadım sırf egitim aldım hop şimdi 1 sene sonra ayda 1.2 milyon lira kazanıyorum diyen birine pek denk gelmedim.
Misal 1 sene sonra ayda 50-60 kazaniyorum dese tamam ama ayda 420 bin lira karim var demiş. Başka bir yerde 27 yaşında olduğunu yazmış falan. Arka plani bence bu kadar basit değildir.
0
logisticsmanager
(14.09.24)
Yazarin Pp paranin asıl kaynagini söylüyo
0
abuzer
(14.09.24)
@abuzer

O efsane zaten ;D

Ayni yazarin bir entry'sinde de sey vardi, 6 ay sonrasina gün verilen bir muayene için kendisine torpil geçilip ayni güne yazilmismis falan...o kadar parasi olanin devlet hastanesinde isi ne.
0
🌸Yourcousinmarvinberry
(14.09.24)
sayfada sağ tıkla, inceleye tıkla, sayıları değiştir.
0
bravoteam
(14.09.24)
Kız eğer uzun süredir bunu kurgu olarak entry lerinde yazmiyorsa, bal gibi de bu parayı kazanmış olabilir? Nihayetinde zor olan o niche ürünü bulabilmektir. Sizin ticaret ile ugrasan arkadaşlarınız bulamamış olabilir.
0
summerof69
(14.09.24)
yabancı böyle bir adam vardı, insanlara kurslar falan veriyordu belki ismini hatırlayan olur, sonra tüm kazançlarının sahte olduğu falan anlaşılmıştı. gerçekten kazandıysa aferin ama ben inanmıyorum. sırf flört imkanı oluşturmak için bile kendini çok varlıklı lanse eden erkekler ve kadınlar var.
0
deartheodosia
(14.09.24)
Su ekran goruntusu sahte olmasa bile herhangi bi yerden alir koyarsin bir suru insan paylasiyor boyle ekran goruntuleri.
0
floydian
(14.09.24)
Açıkçası gerçeklik konusuna takılmıyorum ancak niche ürün konusunu öne sürenlerin atladığı konu satılan şey her neyse onun niche olarak kalmaması. Mesela güzel bir çanta tasarladınız, Amazon'da satmaya başladınız; belli bir hacim yakaladığınızda birileri direkt olarak sizin ürününüzü uzakdoğuda yaptırıp size rakip çıkıyor. Üstelik sizin ürününüz niche ve mesela maliyetli bir şeyse sizin ürününüzden daha dandiğini yaptırdığı için sizden daha ucuza da satıyor... Onu geçtim Amazon bile Amazon Basics adı altında aynı şeyi yapıyor. O yüzden e-ticarette niche ürünle (mesela el yapımı ürünler) az satış yapıp iyi ciro yapmak mümkün ama çok ciddi hacimler yakalandığında o alanın niche kalması için ortada ya patent falan olacak ya da öyle bir şey satacaksınız ki, siz binlerce ürettirip satıyor olmanıza rağmen bunu bir sebepten dolayı başkaları ürettiremiyor vb. olacak.
0
salihdt
(14.09.24)
ne hikmetse bu ablaların hepsi de pek paylaşımcı oluyor ve deli paralar kazandıkları halde çok merhametli oldukları için cüzi miktarlara eğitim satarak amme hizmeti yapıyorlar. canlarım ya. bu arada elimde köprü var isteyen olursa.
0
titanyum22
(14.09.24)
bu kıza açıktan bir teklifim var.

madem 1000 lirayla olabiliyor böyle şeyler, kendisinden birkaç yıl süreyle danışmanlık almak, daha sonrasında da danışmanlık karşılığında bir anlaşma imzalamak isterim.

başlangıç için sermayem de 250.000 türk lirası.

anlaşmamın şartları;
-ilk yıl kardan %60 pay,
-ikinci yılın başından başlayıp 4. yılın başına kadar (2 yıl toplam) kardan %30 pay + %30 hisse vereceğim.

bana bi' ulaşsın.

not: satılık köprü varsa talibim. bir arkadaşım boğaz köprüsüne hissedar olmuş, çok memnunmuş.
0
thedepressed
(14.09.24)
1.2 milyon satis yapmis %35 karlilikla ayda 400 bin kazanmis olmasi cok surpriz degil. olabilir yani ne sattigina gore. bu paralari kazananlar vardir.

ancak bu paralari kazanan insanlar genelde bunu afise etmezler. yani milyonlar kazanan insanlar sozluge gelip milyon kazandim ahaha demezler.

keriz silkeliyorlar. yani profil fotosuna gogus resmi atan bir insana cok da guvenmemek lazim.
0
antikadimag
(14.09.24)
saçma sapan şeyler satıp iyi kazanan tanıdıklarım var, tek ürünle etsy veya amazonda satış yaparak günlük piyasayı takip edip aynı ürünü avantalı satarak eğitimler alarak dropshipping yaparak sadece bu işe odaklandırlar iyi kazanıyorlar. eğitimle başlamak lazım.
0
eja
(14.09.24)
(7)

devlet bilgilerimizi nasıl çaldırıyor

anon1m
Bu bilgiler şifrelenmiş halde saklanamıyor mu yoksa onu da mı kaptırıyorlar.
Bu bilgiler şifrelenmiş halde saklanamıyor mu yoksa onu da mı kaptırıyorlar.
0
anon1m
(13.09.24)
Hackerlar.

Sen bizim devletin data-base'inin CIA filmlerindeki gibi saklandigini filan mi saniyordun.
0
Yourcousinmarvinberry
(14.09.24)
Koruma gibi gözüken muhtemelen ihalesi tanidiklara satılmış sistemler kullanılıyor demek ki diye düşünüyorum demek ki.
0
encokbenisevinnolur
(14.09.24)
Konuya hakim değilim de bu verileri şifreli tutmak bir külfet mi.
İkincisi bütün veritabanı indirilirken terabytlarca veri sonuçta hiç mi bir uyarı bir şey olmuyor dibini sıyırmış adamlar :#
0
🌸anon1m
(14.09.24)
Valla bu ikinci sorunuzun cevabını ben de merak ettim. Cimere falan sormak lazım herhalde.
0
encokbenisevinnolur
(14.09.24)
Verileri şifreli tutmak bu tür bir sistem için önemli bir külfet değil. Verinin kritik olmasına istinaden de bu bilgilerin veritabanında şifreli tutulması ve veritabanına her erişenin bu bilgileri görememesi mantıklı olan.

Ancak ne yazık ki bu da kesin bir çözüm değil. Sonuçta bu verilerin kullanılabilmesi için ilgili anahtarla şifreli verilerin bir noktada decrypt edilmesi gerekli, eğer bu uygulamalardan birine erişiminiz varsa da veri sızdırmanız mümkün olabilir (Gerçi bu noktada en azından bütün veritabanını kopyalayamamanız lazım).

Sistem güvenliğini bir bütün olarak ele almak ve o sistemin güvenliğini tasarlarken sistemi bir devlet dairesinde kullanacak yeni memurdan, veritabanının yedeklerini bir odadan diğerine fiziksel olarak taşıyacak teknik elemana kadar her şeyi hesaba katmak lazım; belli ki bizde bu tür bir özen yok.
0
salihdt
(14.09.24)
Sisteme erişimi olan memurun giriş bilgilerini çalıp onlar vasıtası ile topluyorlarmış verileri.

X memur şu saatte ya da saniyede 10bin kişiyi sorguladı bunda bi gariplik var diyen olmuyor demek ki. Halbuki gelen istekleri bu şekilde engelleyebilirler.

Ama bundan ziyade, içeriden ya da tüm veritabanına bir şekilde erişimi olanlar veriyor ya da göz yumuyorlar bence.

Teknik bi yetersizlikten ziyade işin beşeri taraflarında eksikler var sanırım.
0
biseysorcaktim
(14.09.24)
Calmaktan ziyade surekli icerdeler bence. Olsa olsa "ellerindeki bilgileri update etmisler" diyebiliriz.

(Hatirladigim 3. Ya da 4. calinma vakasi bu cunku)
0
brkylmz
(14.09.24)
(3)

Temu'da ürünü iade etmeden para iadesi

morca
Gerçekten gönderiliyor mu belirtilen ücret? Karta gönderildi deniyor ama sorgusuz para iadesi bana biraz imkansız geldi. Çeşitli bahanelerle tamamı için talepte bulunup tüm ücreti geri alanlar varmış. Doğru mu? Gerçekten iade ediliyor ku?
Gerçekten gönderiliyor mu belirtilen ücret? Karta gönderildi deniyor ama sorgusuz para iadesi bana biraz imkansız geldi. Çeşitli bahanelerle tamamı için talepte bulunup tüm ücreti geri alanlar varmış. Doğru mu? Gerçekten iade ediliyor ku?
0
morca
(13.09.24)
bozuk bir elektronik ürün gelmişti video filan istediler gönderdim karta iadesi geldi. ürünü istemediler.
0
belkider
(13.09.24)
Aliexpress yıllardır yapıyor, hatta paypal varken paypal'dan atayım parayı dispute açma puan düşmesin diyorlardı öyle de yapmışlığım var. Site üzerinden yapmışlığım da var.

Arkadaşımın başına iade için ürünü geri yolla da dendi ama, tabii çine ürün yollamak deli bi para olduğundan kalmıştı o da.
0
hedep
(13.09.24)
Benim de bozuk gelip iade istediğim ürünler oldu, fotoğraf falan istediler ama herhangi bir değerlendirme olmadan anında parayı iade ettiler ürünü geri istemeden. Ancak muhtemelen belli bir risk değerlendirme sistemleri vardır, bir şekilde tutar belli bir limitin üstündeyse ya da iade tutarı müşterinin toplam alışveriş tutarının belli bir yüzdesini geçiyorsa vb. zorluk çıkartmaya başlarlar.

Ama tabi şunu unutmamak lazım; Temu aşırı ucuz ürünler satıyor ve e-ticarette iade çoğu zaman ürünün maliyetini geçiyor (İadeyi işle, kontrol et, yeniden paketle vb.). Büyük markalar arasında bile özellikle tekstil için iadeleri kontrol etmeden direkt geri dönüşüme gönderen çok şirket var.
0
salihdt
(14.09.24)
(11)

Eşlerden birinin istemediği bebek

ovungec zeus
Planlanmamis bir hamilelikte eşlerden biri bebeği istemiyorken diğer taraf dini nedenlerle kürtaja karşı çıkıp bebeği doğurmak istiyorsa ne yapmak gerekir?
Planlanmamis bir hamilelikte eşlerden biri bebeği istemiyorken diğer taraf dini nedenlerle kürtaja karşı çıkıp bebeği doğurmak istiyorsa ne yapmak gerekir?
0
ovungec zeus
(12.09.24)
Kadının dediği olur
1. Onun bedeni hakkında tasarruf sahibi kendisi
2. Hamile bırakan erkek. Eylemlerin sorumluluğunu alması gerekir.
0
kisa
(12.09.24)
@kisa'ya Off offffffff :( Bu mantiga gore o zaman velayet davalarinda hamile birakan erkek denilip cocuk babaya verilsin. Neyse.
0
panda yuva yapmis sogut dalina
(12.09.24)
Erkeğin hamilelik sırasında "ben bu çocuğu istemiyorum" deyip kürtaj talep etme ya da doğum sonrası sorumluluklarından kaçınma şansı yok. Hamileliğin sonlandırılması kararı kadın istemeden alınamıyor.

Haliyle yukarıdaki durum için eğer kadının dini kaygılarını giderecek bir cevap bulunamıyorsa yapılacak bir şey yok. Kadının çocuğu doğurma kararı kendisine ait.
0
salihdt
(12.09.24)
kadının bedeni kendi kararı ancak erkek istemiyorsa da kadın yalnız büyütmeye hazır olmalı. yasal gereklilikler (nafaka/maddi destek) ile beraber.

en üstteki cevaba da şaşırdım. sanki tek başına yaptı o işi erkek.
0
inheritance
(12.09.24)
planlanmamış gebelik yoktur, korunmayı bilmeyen iki yetişkinin seksi sonucu hamile kalmak vardır. sorumluluk da iki tarafa aittir. yüzde doksan dokuz oranında koruyan yöntemler varken muhtemelen onların hepsinden kaçınıp hamile kalınmasına sebep olabilecek köy usülü yöntemler kullanan yetişkinler de bi zahmet doğacak çocuğun sorumluluklarını eşit olacak paylaşsınlar.
0
elorelia
(12.09.24)
Arkadaşlar orada iki satır yazdım ve sabaha kadar da tartışsanız Geleceğiniz nokta o iki satır
Elbette çocuğu kadın tek başına yapmadı ama burada çocuğu yaptırmama şansını asıl sahip olan taraf erkek yani istenmeyen bir gebelikte bunun tedbirini kaynağından alırsın bu tedbir kısmı da erkeğe düşüyor kadın burada bir şekilde kandırdı mı?
Ve bu bir kazaysa da dediğim gibi yine bu kadının bedeni kadının kararı Bu kazanın sorumluluğunda ve kadın bedeni üstünde erkeğin bir hükmü yok
0
kisa
(12.09.24)
Velayet davalarındaki konu bambaşka bir şey orada kadının gerçekten ayrıcalıklı bir hali var ve çocuğunu isteyen babalar için çok büyük problem oluyor bu konuda katılıyorum ama burada ki sorun bu örnekle uyuşmuyor velayet davasında bir konu çocuk için en iyi olan seçeneği belirlenmesi buradaki sorun kadının bedeni üzerindeki kimin söz sahibi olduğunun belirlenmesi farklı konular
0
kisa
(12.09.24)
100% kadinin karari.

Ama erkek de bu sürecte ne kadar rol alacak net bir sekilde söylemesi lazim ki kadin fa ona göre bir pozisyon alsin.
0
robert bosch
(12.09.24)
@panda +1
Şahsen dikkatsizlik sebepli kürtaj hususunu çok yanlış buluyorum, ama problematik olmadığını varsayalım.
Son karar verici kadın olmalı, erkeğin ise bu karara saygı duymakla birlikte her türlü sorumluluk/yükümlülükten muaf kalma tercihi olmalı.

Gerçekçi olacaksak, mevcut yasalar ve hukuki şartları gözönünde bulundurursak, çocuğun doğacağı bir şekilde kesin ise, erkek tüm bunları yutup çocuğa babalık yapmalı. Öbür türlü babalık hissiyatını yaşamadan kölelik yaşayacak.
0
redlinetheturk
(12.09.24)
Dînî kaygılar için bir çözüm önerisi:

Bebeğe 120. Günde ruh üfleniyor, yani anne karnındaki bebeğin beyni 120. Günden itibaren kendi bedenini çalıştırmaya ve yönetmeye başlıyor. Onun için bebeğe ruh üfleninceye kadar bebeğin alınması cinayet değildir.

Fakat yine de bir bebeğin anne rahminde oluşup tutunabilmesi muhteşem bir mucizedir ve bu mucizeyi asla yaşayamayanlar gittikçe çoğalıyor. O mucize çok kıymetli geliyor bana, babanın bebeğe ikna olması önemli diye düşünüyorum.
0
muhayyer divan
(12.09.24)
Bu arada bebeği babasının reddetme ve terk etme hakkı yok. Doğduğu takdirde o bebeğin babasız büyüme gibi bir mecburiyeti olamaz, babası ölmedikçe. Korunmasız ilişkiye girmemek gerekirdi, dikkatsizlik özensizlik ani heyecanlar vs asla bir insanın babasız büyümesine bahane olamaz, olamamalı.

Erkek öyle ya da böyle her seferinde yalnızca sevişme sonucu bebek sahibi oluyor, kadın gibi bedeninde büyütmüyor, bilmem ne kadar sıkıntı çekmiyor, bedenen ve ruhen alt üst olmuyor. İster planlı ister plansız olsun, her türlü böyle bu. Yani plansız gebelik olunca babalık sorumluluğu iptal olmuyor. Hele o bebeğin babasız büyümesini hiç normalleştirmiyor.
0
muhayyer divan
(12.09.24)
(1)

Yabancı bülten - günlük e-posta

dave87
Bizdeki aposto ya da oksijen e-posta aboneliği gibi, İngilizce ve güvenilir bülten önerileriniz nelerdir?
Bizdeki aposto ya da oksijen e-posta aboneliği gibi, İngilizce ve güvenilir bülten önerileriniz nelerdir?
0
dave87
(10.09.24)
www.morningbrew.com güzel; Amerika ağırlıklı, global haberler gönderiyorlar. Farklı konulara odaklanan günlük bültenleri de var, mesela marketing brew pazarlamayla alakalı içerik gönderiyor.
0
salihdt
(11.09.24)
(2)

200k kredi mi yoksa kmh mı?

jackyr
200k nakit lazım. 12 ay ihtiyaç kredisi mi çekeyim? Yoksa ek hesaptan mı çekeyim? Finansal okur yazarlığım çok düşük. Çok basic şekilde anlatabilir misiniz?
200k nakit lazım. 12 ay ihtiyaç kredisi mi çekeyim? Yoksa ek hesaptan mı çekeyim? Finansal okur yazarlığım çok düşük. Çok basic şekilde anlatabilir misiniz?
0
jackyr
(08.09.24)
Faiz oranına bağlı.
Kmh için %5 faiz var, hangisi düşükse o
0
pavlis
(08.09.24)
Genelde KMH ya da kredi kartı taksitli nakit avans vb. gibi hazır ve banka için riski görece daha yüksek ürünlerin faiz oranları ihtiyaç kredisine göre daha yüksek olur. Faiz oranlarına ve kredinin toplam masrafına (Dosya masrafı, sağlık sigortası vb. olabilir) bakıp ona göre karar vermek lazım.
0
salihdt
(08.09.24)
(10)

Altınları nerede saklıyorsunuz

hunharca ben
Yüklü altın var diyelim ama gram ama bilezik. Peki bunları nerede hangi koşullarda saklıyorsunuz/saklamalıyız?
Yüklü altın var diyelim ama gram ama bilezik. Peki bunları nerede hangi koşullarda saklıyorsunuz/saklamalıyız?
0
hunharca ben
(07.09.24)
Banka kasasında saklamalısıniz.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(07.09.24)
Gram altına dönüştürüp hesapta saklamak istemediğinizi varsayarsak, 100% garantisi olmasa da banka kasası.
0
salihdt
(07.09.24)
Var olanlar için bir şey diyemem de yeni alımlar için şu yol denenebilir.

www.iarplatform.com
0
Mirket
(07.09.24)
İki evde ayrı kasalarda.
0
gabe h coud
(07.09.24)
Altınları bölün ayrı yerlerde siz saklayın.
Bankalar kazanacaklarını her türlü kazanıyorlar. Çevremiz, bazıları sizde ne miktar altın var bilmiyorsa bankalarda bilmesin.
0
diyecevaplandı
(07.09.24)
Kasayi cekicle cok rahat aciypsun o yuzden banka disinda mantikli bi secenek yok
0
lapaz
(07.09.24)
Keske boyle dertlerim olsa. En mantikli secenek sanirim banka kasasi. Ama bizim cok yakin kuyumcu bi tanidigimiz var, anne babaminkiler onun dukkandaki kasada duruyor ;) varsa rica edebilirsiniz belki,
0
a perfect lie
(07.09.24)
evde altın saklayacak olsam teknolojik bir cihazı söker içinde saklarım. modem, pc kasası, playstation, amfi vs
0
floydian
(07.09.24)
öncelikle şu zamanda evde altın saklamak büyük risk, polis bir tanıdığım evde kamera, çelik kapı oymasına rağmen ben evde tutmuyorum demişti. Kısacası ev dışında banka hesabında , iarplatform gibi dijital ortamlarda veya banka kasasında muhafaza edilmeli.
0
Rao
(08.09.24)
Evlendikten sonra banka kasası ayarladık ama ayarlamaya çalıştığımız bir ay diken üstündeydim.
Banka kasası bence güvenilir. Ancak çok zor kasa bulduk Ankara’da.
0
Hallegadola
(08.09.24)
(4)

90ların türk filmleri vs 70ler - görüntü kalitesi

biseysorcaktim
görüntü ve ses kalitesi noktasında hepimizin bildiği eski türk filmleri ve az bilinen 90lar filmleri arasında ciddi bir fark var. bunun sebebi nedir?sanki eski filmler analog makinelere çekilmiş, 90larda ise dijital çekim yöntemleri ortaya çıkmış da vcd'ye kaydedilmiş gibi.örneği 90lardan bir film:h
görüntü ve ses kalitesi noktasında hepimizin bildiği eski türk filmleri ve az bilinen 90lar filmleri arasında ciddi bir fark var. bunun sebebi nedir?

sanki eski filmler analog makinelere çekilmiş, 90larda ise dijital çekim yöntemleri ortaya çıkmış da vcd'ye kaydedilmiş gibi.

örneği 90lardan bir film:
www.youtube.com

bu da 75 yılı:
www.youtube.com

ikisi de restore edilmemiş durumda.
0
biseysorcaktim
(05.09.24)
Boynu Bükük Küheylan her ne kadar 1990'da yapılmış gibi gözükse de 1988 yılında çekilmiş bir film, seksenli yıllarda çekilmiş ve benzer görüntü kalitesine sahip tüm filmler gibi o da video için çekilmiş sanırım, normalde yetmişli ve doksanlı yıllar birbirine benzer "sıcak" saman sarısı görüntüye neden olan bir çekim tekniği kullansa da seksenli yıllar komple video çekimi olduğu için böyle "soğuk" bir görüntüye sahip oluyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(05.09.24)
Yok hocam sinema için değil direkt videoya çekim filmler, yani şu an film sinema için çekilip orada yayınlanıyor ya o dönem filmler videoya çekilip VHS olarak yayınlanıyordu.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(05.09.24)
Yanlış biliyorsam biri düzeltir ancak "Film" analog bir format, kare kare fotoğraflardan ibaret olduğu için de kalitesi aslında oldukça yüksek, haliyle bugün yüksek çözünürlükte izlerken sırıtmıyor çünkü orijinal analog formattan görece kaliteli bir şekilde dijitale, o anki teknolojinin elverdiğince aktarılıp izlenebiliyor. Direkt televizyonda gösterim için çekilen dizi ve filmler ise dijital olarak kaydedildikleri için o dönemin dijital teknolojisiyle sınırlılar, haliyle şimdi çamur gibi gözüküyor.
0
salihdt
(05.09.24)
Aktarımla da ilgili olabilir fakat 90larda digital betacam ile çekilen bir sürü film var, o sebeple olabilir. Yine de bu kadar kötü olmaması lazım. 2000lerin başında bile digital betacam ile çekilip sinemada vizyona giren film vardı diye hatırlıyorum. Bunlar gerçekten vcd veya VHS vs kopyasından yüklenmiş olabilir.

35mm > hepsi tabii. Fiziksel bir ortam olduğu için hala yüz yıl önce çekilen film 4k aranıp temizlenebiliyor mesela. Ama o film hep çok pahalıydı, sonrasındaki banyo kurgu masrafları da yüksek. 60larda film bulamıyorlar çoğu planı birkaç shotta çekmek zorunda kalıyorlar mesela. Aynı şekilde o dönem çekilen 2001 space oddysey ile Lütfi akad filminin çok farklı görünme sebebi laboratuvar sıkıntıları ve tabii bütçe vs
0
nhk ni youkosu
(05.09.24)
(14)

Güç Yüzükleri hakkında

nawar
İzleyenler var mı? Beğeniyor musunuz? İzleyenleri 2 gruba ayıracak olursak.Tolkien Legendarium'unu sevenler: Diziden memnun musunuz?Diğer izleyiciler ya da sadece LotR ve Hobbit filmlerini izlemiş olanlar: Aklınızda bir şey oluşuyor mu? Senaryo bir yere oturmuş ve bir şeyleri açıklayan şekilde tutar
İzleyenler var mı? Beğeniyor musunuz? İzleyenleri 2 gruba ayıracak olursak.

Tolkien Legendarium'unu sevenler: Diziden memnun musunuz?

Diğer izleyiciler ya da sadece LotR ve Hobbit filmlerini izlemiş olanlar: Aklınızda bir şey oluşuyor mu? Senaryo bir yere oturmuş ve bir şeyleri açıklayan şekilde tutarlı olarak geliyor mu?


Hani Harty Potter filmlerini izleyip kitaplarını okumayanlar için kaçan bir dünya detay var ama sadece filmleri izleyince de bir hikayeyi anlıyorsunuz ya işte ben Hobbit'i, Yüzüklerin Efendisi'ni ve Silmarillion'u okumuş, Bitmemiş Öyküler ve Orta Dünya Tarihi'ni ise kısmen okumuş, oku(ya)madığı kısımlar için de yerli ve yabancı birkaç kanalda o kısımlarda ilgili şeyleri izlemiş biri olarak farklı beklentiler ve bakışla yaklaşıyorum sonuçta. Böyle olmayanların da fikrini sözlük ya da Reddit gibi oy kaygısı olmadan açıkça belirtmek isteyenleri duyuruya beklerim :)
0
nawar
(02.09.24)
***spoiler******spoiler******spoiler******spoiler***
***spoiler******spoiler******spoiler******spoiler***

2.sezonda rezalet başladı bence, orklara balkon konuşması, koca sauron'un orklar tarafından öldürülmesi. gandalf'ın 8-9 bölümde konuşmayı sökerken, dağ trolünün ingilizce konuşabilmesi. ortadünyanın en önemli haberi olan sauron'un kim olduğunu celebrimbor'a aynı yolda giden 2 elçi ile bildirmek sonra da takip etmemek falan.

senaryo olarak o kadar çok loop var ki inanılmaz yani.

2bölüm seyrettim 3.bölüme bakmadım daha. bakasım da gelmiyor.

***spoiler******spoiler******spoiler******spoiler***
***spoiler******spoiler******spoiler******spoiler***
0
duyurukullanıcısı
(02.09.24)
Silmarillion okumuş, lotr'la biraz olsun ilgilenmiş kimsenin bu diziyi beğeneceğini sanmıyorum çünkü içinden geçilmiş durumda külliyatın.
İşin felsefesi kavranamamış bir kere. Sözlükte yazılmıştı oradan gördüm, celebrimbor vaktimiz yok diyor yüzükler dövülürken(elflerin bile vakti yoksa artık kimin var), sauron'u orklar tinerci gibi bıçaklayarak öldürüyor, galadriel denen saçmalığa girmiyorum bile. Ayrıca dizi olarak, kurgu olarak da inanılmaz saçma. Ya eregrion'a elçi gönderiyorsun sonra acaba bu elçiler ulaştı mı, konu çok mühim bir tane daha elçi gönderelim diyen çıkmıyor. Elfler komple gerizekalı gibiler, bir ağacın altında mal mal diyaloglar. Yani o kadar uzar ki konu yazdıkça. Dalga geçmek için bile izlenemeyecek seviyede.
Tolkien eksiksiz süper bir şey yazmış işte uyarla onu, sen kimsin kendi yorumunu katıyorsun bi de adına yüzüklerin efendisi diyorsun ya
0
uzaydan kumanda
(02.09.24)
İşin lore kısmını geçiyorum, dizi her şeyden önce bence kendi içinde iyi bir dünya kuramıyor, düzgün bir şekilde hikaye anlatamıyor.

***spoiler***

Halbrand'ın geri dönüp kendini elflere yamamaya çalıştığı sahneler mesela... Celebrimbor'un yardımcısının sürekli "Ay yaralıydı galiba yavrucek", "Oh yağmur da başladı üşümese bari" şeklinde romantik komedilerden fırlama tripleri, diğer yandan Celebrimbor'un direkt gaza gelmesi, Annatar'ı hiç sorgulamadan kabul etmesi, kendi kendine kibirlenip Elf kralına mektupla yalan söylemesi. Bunlar mevcut haliyle kötü işlenmiş de, diğer yandan bu hikayeye konu olan canlıların elf oldukları, binlerce yıllık bilgi ve hayat deneyimi ile yaşam sürdükleri ve bundan da bağımsız normal bir insanın güdülerine sahip olmadıkları düşünülünce iş daha da saçmalaşıyor. Üçlemedeki Gimli'nin Galadriel'le olan diyaloğunu anlatmasını düşünün mesela... Bir tarafta alelade bir canlı diğer tarafta ise neredeyse bir tanrıça var. Haliyle Celebrimbor'un ya da onun yardımcısının Halbrand ile öyle bir diyaloğa girmesi falan absürt.

Tabi bir yandan da zaman yönetimi sıkıntısı var; yani Sauron geri dönüyor, Celebrimbor ile kaynaşıyor, Cücelerden mithril isteniyor, bu geliyor... Bunların hepsi 20 dakkaya sıkıştırıldı ama diğer yandan ergen Theo'nun İsildur ile at kurtarma operasyonu da aşağı yukarı aynı miktarda işleniyor.
0
salihdt
(02.09.24)
Çitir çerez gibi dizi lotr seven düz adam icin yapilmis lor degilde genel hatlari ile bilen filmleei izlemis biri gorselligini begenip aldanabilir.
Lor'u super bilmiyorum ama lotr kanallari takip ederim dizi cok kotu ya netflix sjw si gibi zenci elfmi olur awk bakiş acisindayim bende. kitaplarin ve filmi mantigini bozuyor dizi.
Sauronu döven orkmu olur, az biraz lotr bilen adam begenmemeli

Salih ++1
0
eja
(02.09.24)
Sjw zenci elf bilmem neden bağımsız kötü bir yapım, senaryo çok fail. LOTR bilmeyen biri için çıtır çerez olması lazım desek, eş zamanlı çok hikaye anlatmaya çalıştığı için o açıdan keyifli olamıyor. Dram-komedi öğeleri çok yavan. Ben konuyu bildiğim için objektif bakamıyorum ama hayatında hiç fikri olmayan bir arkadaş da anlamamış kim nedir napıyor.

LOTR seven insanları zaten geri dönülemez şekilde kaybettiler, çok temel konularda saçmalayarak. Ki aslında dizinin hedef kitlesinin bunlar(biz) olduğunu sanmıyorum. Yeni nesle lore'u anlatma sevdasıyla çıktıkları bu yolda elbet zenci elf, gay ork koyacaklar. Sağlam hikaye, akıcı olay örgüsü, kaliteli diyaloglar olsa da bunlara takılsak. Ama yok.

Kemik lore'culara takılmamak lazım, onlar üçlemeye de bok attılar uzun yıllar. Bu genişlikte bakan biri olmama rağmen, lore'dan bağımsız kötü.

Epik hikaye çekiyorsun, 11-12 saatlik yayından akılda kalan 1 replik bile olmaz mı?
0
Bruce
(02.09.24)
sadece hobbit ve lotr bilen biri olarak güç yüzüklerini izlerken aşırı sıkıldım hiçbir şey anlamadım ama orta dünya diye izledim
0
neira
(02.09.24)
Bence genel olarak Orta Dünya hakkında pek bir fikirleri yok. Son 5-6 senedir yaşanan "ben kendi vasat fikirlerim ile bir yapım yapsam ilgi çekmez, bari bir ismin haklarını alayım da onunla ilgili bir yapım kılığında kendi saçma fikirlerimi dayatayım" akımının bir parçası olarak önümüze atılmış.

Kitapları okuyanlar için zaten zırva ama okumayanlar için nasıl acaba diye merak ediyorum. Çünkü sosyal medyadan başını kaldırmayan, sorgulamayan, çıtır çerezlik şeyler arayan gruba yönelik yapılmış gibi bir yandan da. Öte yandan LotR sevenleri üçlemeyi izleyenlerden ibaret sandıkları için bir de sürekli "bak bak filmdeki gibi" diye dürtmeler var. Rahatsız edici.

Hani hiçbir şey ifade etmiyor. Kendi içinde de sürekli çelişiyor. Yine de orta-dünya işte, diye izlerken bile rahatsız ediyor. Bir de Türkiye'de insanlar "Orta Dünya - Legendarium Türkiye" ve "Yüzüklerin Efendisi - Orta Dünya" kanallarını suçluyor kötü ön yargı için. Ben bölümlerden sonra onların yorumlarına bakıyorum. Genelde benim beğenmediğim yerlerde beğendikleri kısımlar ya da beğenmeme sebep olacak şekilde kaçırdığım noktalara açıklamalar getiriyorlar. Bir de bir kanal daha var. Amazon Prime'dan davet alan. Sezon sonunda o da dayanamadı ama sezon boyunca onun yaptığı güzellemelerin Polyannacılığı beni yoruyor.
0
🌸nawar
(02.09.24)
legenderiumu kötüleyende yani ne bileyim, zafer abi çok net açık anlatıyor farkları, cem kurgunun ve olay örgüsünün neden saçma ve dizinin akışının olmadığını çok güzel örneklerle anlatıyor zaten adamın işi senaryo yazmak, herkes kendi alanında dozunda eleştiriyor, amazon sponsorlu kanalı izledim 10 dk dayanamadım güzelleyecek diye saçma sapan konuşuyor.
0
eja
(02.09.24)
@eja kanal resmen Tolkien Legendarium'unun Caner Taslaman ve Ömer Çelakılı birleşimi gibi bir şey. İşine gelince kaynaktan alıntı, işine gelmeyince kaynakta olmasına gerek yok, işine başka şekilde gelince de kaynaktaki bir olayı değişik yorumlayıp alakasız bir konuyla ilişkilendirip makul önerme gibi sunma. Bu safsatanın bir ismi vardı ama hatırlayamadım.

İşin en kötü kısmı, Tolkien ile alakası yok, sadece isimler tutuyor desen de olmuyor. Çünkü dizi kendi içinde tutarsız ve mantıksız. Zaman ve mekan tamamen kopmuş halde.
0
🌸nawar
(02.09.24)
ilk sezondan daha güzel fakat genel olarak beğenmiyorum
0
edaddy
(03.09.24)
@hacirotti ben lore'dan ümidi kestim ama onlar lore nefretlerini kesmemişler bence. Cirdan'ı tıraş etmeleri de sırf bu yüzden. Lore ile ilgili ne varsa parçalamak istiyorlar bence. Zaten Tolkien düşmanı bir ekip ve "düzeltmek" istiyorlar.

Lore olmadan izleyeyim diyorum. I ıh. O da yok. Yani kendi içinde de çöpten bir senaryosu ve kurgusu var. Bana, yarattığı evrende bütün ejderhaların ters uçup altın yumurtladığını söyleyen biri olsa "öyle şey mi olur?" demem yeter ki anlattığı hikayede belirlediği kurallara kendi uysun. Bunlar ona da uymuyor. Nasıl bakarsan bak rezalet.

Resmen küfür ede ede evrenden bir şeyler görmüş olmak için izliyoruz. Ben 4. bölüme göre bırakmayı düşünüyorum gerçi. Bir ara bakarım sonra.
0
🌸nawar
(04.09.24)
filmin tek iyi yanı görsel olarak tatmin edici.

hikaye, zaten bilinen anlatıdan çok uzakta.
dendiği gibi, hadi tolkien'in dünyasından çıkalım ve bu hikayeyi kendi başına değerlendirelim desek yine elde kalıyor. çok tutarsız ve tatmin edici olmaktan uzakta.

oyunculuk iyi değil. beklentim düşük olduğu için rahatsız edici düzeyde değil, ama kesinlikle basit bi film oyunculuğu gibi.

az bütçe ile yapılmış tv filmi ayarında.

ikinci sezona umutluydum ama pek mutlu olmadım ilk iki bölümde. henüz devamını izlemedim.

bu diziye dair, özellikle ikinci sezona dair en büyük hayal kırıklığım kurgunun kalitesinin düşük olması bence. sahne geçişleri kesik kesik. sanki 60 dakikalık bi yapımmış da iftar öncesinde 45dk boşluğa sığdırmak için sağdan soldan kesilmiş gibi bi havası var.

çok bekledim ben bu diziyi. o yüzden hala kredisi yüksek ve izlerken keyif almaya çalışıyorum, yine de pek zorlanıyorum.
0
biseysorcaktim
(04.09.24)
Telif hakkının tamamını iyi ki alamamışlar çünkü aldıkları ile yaptıkları ortada. En azından belki bir gün şu ESG zırvası bitince liyakat temelli bir sistemde düzgün bir şey yapmak isteyen çıkar. O zaman Spider-Man ve X-Men'in yaşadığı dertleri yaşamamış olur yeni yapımcılar.

Nefret tam karşılığı değil ama kendi hikayelerini anlattıp kendi keyiflerine göre değiştirmek istiyorlar. Prodüksiyonda yer alan müzikler ve görseller dışındaki her departman ve her kişi vasat olduğu için ortaya böyle tutarsız bir şey çıktığından onu da yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Prodüksiyon ekibinden birkaç kişinin de Tolkien'in evreni ve onun çağ dışılığı ile ilgili röportajlarını izlemiştim. Bunu da ekleyince doğrudan "nefret ediyor olmaları gerek, başka şekilde açıklanamaz" anlamında "nefret" ifadesini kullandım, kullanıyorum.

Tıpkı Witcher ekibinin Witcher, Acolyte ekibinin Star Wars evrenleri/lore'undan "nefret etmesi" gibi. Şunda çok haklısın, inanılmaz Amerikanlaştırılmış. Günün 1/3'ünü sosyal medyada geçiren ortalama altı zeka seviyesindeki Amerikan izleyiciyi hedef alarak yapılmış. Morgoth, Sauron gibi hakaretlerin karakterler tarafından kullanılması da aynı "kafaları karışır" endişesi bence hatta. Kalan senin benim gibi evreni seven normal insanlara da "seve seve bunu izleyeceksin" diyorlar sanırım.
0
🌸nawar
(05.09.24)
zenci elf nedir ya.

san francisco'da geciyormus gibi dizi cekiyorlar.
0
baldur2
(05.09.24)
(13)

goodreads kullanıyor musunuz?

mizore
merhaba, merakımdan soruyorum, goodreads kullanıyor musunuz? yeni başladım ve kindle'la bağlantı kurunca hangi sayfada olduğunuzu bile gösteriyor.
merhaba, merakımdan soruyorum, goodreads kullanıyor musunuz? yeni başladım ve kindle'la bağlantı kurunca hangi sayfada olduğunuzu bile gösteriyor.
0
mizore
(02.09.24)
Kullanıyorum evet, okuyacak yeni kitap bulmada da, okunacak kitabın yeterince iyi olup olmadığı konusunda da faydalı oluyor.
0
salihdt
(02.09.24)
Evet okuma listesi olarak tutuyorum, daha çok okumak istediğim ya da bir yerde duyup bu kitaba sonra bir bakayım dediğim kitapları unutmamak için
0
grimavi
(02.09.24)
Birkaç kere denedim ama devamlılık sağlayamadım. Hesap öyle duruyor.
0
Amaranta ursula
(02.09.24)
@grimavi +1
0
peki madem
(02.09.24)
Kullaniyorum. Okudugum kitaplari oraya kaydediyorum.
Kindle kullanmiyorum sayfa sayisi yok o yüzden ama kitabi bitirdigim tarihi not ediyorum.
Yil sonuc yeni yil icin challange koyuyorum :)
0
robert bosch
(02.09.24)
kullanıyordum.
ne yazık ki uzundur kitap okumaz oldum.
0
biseysorcaktim
(02.09.24)
kullanıyorum.
0
unalub
(02.09.24)
hayır, kullanmıyorum.
ama yanılmıyorsam hesabım vardı orada.
onun yerine 1000kitap uygulamasını kullanıyorum. oradaki okuyucu profili genel olarak nasıl bilmiyorum ama 1000kitap'taki gibiyse hiç gerek yok. zira bizdekiler kitapta olmayan cümleleri bile ilgili kitabın alıntılar sekmesine yazıyor. yetmiyor, filmi çekilmiş bir kitapsa, alıntılar kısmına yine kitaptan ziyade filmde geçen replikleri yazıyorlar. sayfa numaraları, yayınevi ismi desen hak getire.
0
m e b
(02.09.24)
Kullaniyorum uzun suredir ozellikle chick lit kitaplari icin kitap hakkinda gorus bildirdigim kisimlara donup bakiyorum yazarin dili akicimi kitap asiri boş mu fln diye ve ne zaman re read yaptigimi gormek icin cok ise yariyor
0
eja
(02.09.24)
kullanıyorum
0
juliette
(02.09.24)
goodreads'te motivasyon için, kitap yorumlama/öneri için bir grup oluşturabiliriz, isteyenler olursa yazın bana oluşturalım <3 ben de okumaya uzun süre ara vermiştim, tekrar başladım ve çokkk iyi geldi. eminim bırakanlar bir sayfa bile okumaya başlayınca ne kadar özlediklerini fark edecekler
0
🌸mizore
(02.09.24)
Evet kullanıyorum.
0
put it in your appropriate place
(02.09.24)
kullanıyorum.

kindle da kullanıyorum. güzel bir sinerji var evet.
0
AlsterWasser
(02.09.24)
(3)

Kartımın kaç taksit yapabileceğini nasıl öğrenirim?

marowak
Soru belki biraz saçma oldu kusura bakmayın taksit işlerine çok yabancıyım. Annemler otele ödeme yapacak. Otel taksitle ödeme kabul ediyormuş. Ama kaç taksit yapacaklar, bunu otel mi belirliyor yoksa benim kartım mı? Kartımın limiti yetiyor onda bir sorun yok. Kartım da iş bankası maksimum kart.
Soru belki biraz saçma oldu kusura bakmayın taksit işlerine çok yabancıyım. Annemler otele ödeme yapacak. Otel taksitle ödeme kabul ediyormuş. Ama kaç taksit yapacaklar, bunu otel mi belirliyor yoksa benim kartım mı? Kartımın limiti yetiyor onda bir sorun yok. Kartım da iş bankası maksimum kart.
0
marowak
(01.09.24)
Otel belirliyor; karttan karta değişen vade farklı ve farksız planları vardır muhtemelen. Sorarsanız söylerler.
0
salihdt
(01.09.24)
Maximum Mobil'i indir. Kampanyalar'a bak.
Orada bir şey yazmıyorsa Otel'in kampanyasıdır. Otel'e sor.
0
Mirket
(01.09.24)
otelin bankayla olan anlaşmasına göre değişir. sanal pos kullanıyorsa bankanız izin verdiği sürece 12 taksit bile yapabilir ve anlaşmasına göre vade farkı olur veya olmaz. (12 taksite vade farksız zor tabi.) o yüzden müsait bir zamanda arayıp bilgilerinizi verirseniz canlı olarak kontrol edebilirler.
0
bravoteam
(01.09.24)
(4)

E-vize , varışta vize ve elektronik seyahat vizesi (eta) konusuna yorum?

Zetnikov
özet geçebilecek var mı acaba ne işe yaradıkları konusunda? yazı okurken goruyorum sureklı. olayı farkı nedir tam olarak net anlamadım.E-vizevarışta vizeelektronik seyahat vizesi (eta)
özet geçebilecek var mı acaba ne işe yaradıkları konusunda?

yazı okurken goruyorum sureklı. olayı farkı nedir tam olarak net anlamadım.


E-vize
varışta vize
elektronik seyahat vizesi (eta)
0
Zetnikov
(31.08.24)
e-vize bizim için 3. dünya ülkelerinde anca vardır, hiç görmedim. ama İngiltere vatandaşıysan misal amerika'ya gitmek için online başvuruyorsun 24 saate vizen hazır oluyor.

varışta vize, misal mısır, kapıda 25$ verip 3 aylık vizeni alıyorsun

eta için örneğin kore, sözde vize yok ama k-eta ya başvurman lazım, online vize gibi, misal Kore'den iki kere red yedim, 3. ye acenta aracılığıyla başvuracağım.
0
kimlanbu
(31.08.24)
@kimlanbu

hocam tr degilde saglam bı pasaportun var diyelim. bu vizelerle basvurursan alman garantı oluyor mu yoksa adamların kabul etmeme sansı gene oluyor mu onu merak ettim

misal ingiltere pasaportu ile bu enteresan vizelere basvursak gene red yeniyor mu yani yüz yüze degil yada pasaportumuz kalite ya o bakımdan emın olamadım. bi avantajı yada dezavantajı var mı normal vize basvurusundan.
0
🌸Zetnikov
(31.08.24)
çok çok büyük ihtimalle garantidir ya. Ama bu tür vizesiz gezip tozanlar süre olaylarını bilmeyebiliyor, redditte çok gördüm 90 günden fazla kalmış halbuki kalamaz. Bu sebeple atıyorum ABD vatandaşı normalde vizesiz girebildiği Avrupa ülkesine sonra alınmıyor veya uyarılıyor. Bu tür şeyler duydum.

Ama İngiliz bi tanıdığım ABD'ye gitmeden bi form doldurdu, e-vizesi hemen geldi sanırım o kadarlık bişey.

Son zamanlarda İngilizlere AB bişey çıkardı, 7 pound ödeyip bi form doldurmaları gerekecekmiş ve sanırım kalacakları yeri vs. soracaklar yine. Uygun bulunmayanı yine almama hakları var ama çoook nadir olur bence. Geçmişte Londra'da gece içip trene atlayıp Paris'te uyanan adamın haberi falan vardı, bu bir tık zorlaşır belki.
0
nhk ni youkosu
(31.08.24)
Öncelikle bir devletin diğer bir ülke vatandaşını arada vize olup olmamasından ya da vizenin çeşidinden bağımsız, ülkesine almama hakkı her zaman var.

Bazı ülkeler arasında direkt vize serbestisi var; mesela Gürcistan'a elimizi kolumuzu sallayarak, önceden haber vermeden, gidebiliyoruz. Ancak bazı durumlarda bir vize serbestisi olmasına rağmen öncelikle bir nevi gideceğini haber vermek gerekiyor. Mesela İngiltere'den Amerika'ya seyahat için "Electronic System for Travel Authorization" ya da ESTA var. Bu, bir vize değil, kabaca "Ben oraya gelmeyi düşünüyorum" gibi bir bildiri. Bu da çeşitli nedenlerle reddedilebilir tabi ama şartları sağlayan bir İngiliz vatandaşıysan reddedilmesi için bir sebep yok.
0
salihdt
(01.09.24)
(3)

Bu pcnin derdi ne ?

Chips
https://hizliresim.com/gsj26dr
0
Chips
(28.08.24)
Bilgisayarı başlatacak bir sürücü bulamamış. Bios'tan boot ayarlarına bakmak lazım. Sabit disk seçeneklerde ama seçili değilse onu değiştirmek lazım (Bir işletim sistemi kurulu olduğunu varsayıyorum), zaten seçiliyse işletim sistemi sorunu olabilir; bootable bir flash bellekle falan bilgisayarı açıp bakmak lazım, yok sabit disk Bios'ta seçeneklerde hiç gözükmüyorsa o zaman sabit diskte sorun vardır; belki kablosu çıkmıştır belki tamamen bozulmuştur.
0
salihdt
(28.08.24)
hard disk cortlamış gibi duruyor. eğer öyleyse geçmiş olsun.
0
sir gawain
(28.08.24)
Evet harddisk bozulmus.
0
🌸Chips
(28.08.24)
(4)

Giriş seviye ispanyolca

tchuck
online olarak nasıl öğrenmemi önerirsiniz?yani şuan 0'ım diybilirim. ingilizcem iyidir, aktif olarak konuuyorum zaten yabancı bir şirkette oldugum için.ama ispanyolcam 0.duolingo'nun falan eğitimi var mı? veya ne bileyim, ne önerirsiniz 0 kişi için?
online olarak nasıl öğrenmemi önerirsiniz?
yani şuan 0'ım diybilirim. ingilizcem iyidir, aktif olarak konuuyorum zaten yabancı bir şirkette oldugum için.

ama ispanyolcam 0.
duolingo'nun falan eğitimi var mı? veya ne bileyim, ne önerirsiniz 0 kişi için?
0
tchuck
(28.08.24)
Duolingo ve Spanish Dictionary'nin mobil uygulamaları güzel, biraz vakit harcayınca kabaca mantığını kavramaya yardım ediyor.
0
salihdt
(28.08.24)
ispanyolca kitap al oradan devam et bence.
duolingo vs kelime bilgisi basta iyi olabilir ama dilbilgisini ögretmez ve ispanyolcanin dilbilgisi zordur.
0
robert bosch
(28.08.24)
İngilizcen varsa en faydasini gordugum kitap

Easy spanish step by step

Ayrica en cok bilinen top 1000 kelime en az ogrenirsen cok rahat edersin

Google amcaya top 1000 spanish vocabulary tarzi bisey yaz
0
Zetnikov
(28.08.24)
youtu.be

Bu hesabın videolarını dinleyerek çok şey öğrendim. Şu an B1 seviyesine geldim.
0
plastik turambar
(28.08.24)
(10)

hesabıma 850 tl geçmiş, geri vermezsem ne olur?

fakat
eskiden günlük çalıştığım yerden hesabıma 850 tl geçmiş geçen hafta, biraz önce gördüm, beni aramışlardı bugün ben başka bir şey zannetmiştim ama sanırım bundan :) yani özellikle geçen hafta çok paraya ihtiyacım vardı, şaka gibi resmen allah eli değmiş :) ben şimdi bunu geri vermesem ne olur? google
eskiden günlük çalıştığım yerden hesabıma 850 tl geçmiş geçen hafta, biraz önce gördüm, beni aramışlardı bugün ben başka bir şey zannetmiştim ama sanırım bundan :) yani özellikle geçen hafta çok paraya ihtiyacım vardı, şaka gibi resmen allah eli değmiş :) ben şimdi bunu geri vermesem ne olur? google sebepsiz zenginleşme falan diyor, 850 tl için dava falan açmazlar herhalde ya, üzerine yatayım mı paranın? etik olarak sormuyorum, yasal şeyleri soruyorum :)
0
fakat
(28.08.24)
Hesabınıza yanlışlıkla para geldiyse hemen bankanızla iletişime geçmeli ve durumu açıklamalısınız. Parayı kullanmamaya özen göstermeli ve bankanın yönergelerine uymalısınız. Bankanın size sağlayacağı bilgileri takip ederek doğru adımları atmalısınız.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(28.08.24)
Kendiniz de yazmışsınız zaten, normalde firmanın o parayı geri çekme şansı yok, neticede hesabınıza geçmiş. Siz geri gönderebilirsiniz, göndermezseniz de firma size sebepsiz zenginleşme davası açar, muhtemelen kazanır ve parayı faiziyle ve muhtemelen yasal masraflarıyla geri alır (Bu kısmını bir avukata danışmak lazım) ama uğraşır mı bilmiyorum. O, firmanın buna ya da size ne kadar kafayı takacağına, firma avukatlarının ne kadar vakti olduğuna vb. göre değişir.
0
salihdt
(28.08.24)
850 tl için icra takibi açabilir. 5 dakikalık iş. bir de icra vekalet ücreti ve dosya masrafı ödersiniz bir sürü. geri verin gitsin.
0
jangbogo
(28.08.24)
arkadaşın babası yanlışlıkla 30bini adamın birine attı. para gitti. yani uğraşsa geri alır heralde. etik olarak almamak lazım ben almam.

şöyle düşün dolandırıcı bir grup size para attı siz de aldınız, örgütten alırlar sizi.
0
mikahakkinen
(28.08.24)
İhtiyacın vardıysa hayırlı olsun. Çıkar tadını. Kimse o para için hukuki yollara başvurmaz, şahsına karşı ekstra bir antipatik durum yoksa tabii
0
kel aynak kusu
(28.08.24)
Mika+1
0
jülsezar
(28.08.24)
850tl için adınızı kirletmeye değer mi?
0
enteg
(28.08.24)
Abi hırsız mısın sen ne demek allah eli değmiş, allaha inanıp da hırsızlığı bu şekilde meşrulaştırmak tam bir akp zihniyeti.
0
Bir ben var benden şurada
(28.08.24)
Önemli!!!

Parayı göndereceksen mutlaka ama mutlaka kimden geldiyse ona gönder. Adamlar sana başka banka hesabı verirse kabul etme.
0
adwokat
(28.08.24)
Nolur bilmem ama risk almayın
0
pembediken
(28.08.24)
(7)

teorik bir merak sorusu

semaforo de medianoche
diyelim ki bir dolar milyarderiyle hasbelkader tanıştınız sizi sevdi size yardım etmek için 10 milyon dolar gönderdi banka hesabınıza. havadan yatan para olarak böyle bir miktar sanırım maliyenin radarına giren bir miktardır. muhtemelen soruşturulur durumunuz ama sonuç olarak ne olur acaba? bir sıkı
diyelim ki bir dolar milyarderiyle hasbelkader tanıştınız sizi sevdi size yardım etmek için 10 milyon dolar gönderdi banka hesabınıza. havadan yatan para olarak böyle bir miktar sanırım maliyenin radarına giren bir miktardır. muhtemelen soruşturulur durumunuz ama sonuç olarak ne olur acaba? bir sıkıntı yaşar mısınız bu sebepten ve sonuçta rahat bırakılır mısınız?
0
semaforo de medianoche
(26.08.24)
Vergiyi parayi alan mi verecek? Yoksa zengin adamin 10 milyon dolari zaten vergilendirilmis paraysa, baskasina verilen paraya devlet gene de karisir mi?
0
mbond
(26.08.24)
10m usd mi bir para degil?
insanlar ucup kaciyor.

birine "vermek" icin cok yüksek bir miktar. ailen bile sana o kadar para veremez diye düsünüyorum.
0
robert bosch
(26.08.24)
@arbre: mevzu işletmeler için büyük para olması değil ki sen resmi şekilde bir ticaret yapmadan bir hizmet vermeden hesabına havadan 10 milyon dolar giriyor. bunun illegal birçok sebebi olabilir, yasadışı bahisten uyuşturucuya, kaçakçılığa vs. zaten soruşturma da bu sebepten açılır ama soruşturma sonunda "x kişi beni sevdiği için verdi valla başka bir amaç yok" savunması geçerlilik görür mü.

sorum sadece teorik böyle bir şey olur olmaz konum değil tekrar hatırlatıyım. tanııdğım bir milyarder yok zaten.
0
🌸semaforo de medianoche
(26.08.24)
Veraset ve İntikal vergisinin "İntikal" kısmı bu gibi zamanlar için var. Banka tabi ki kaynağını sorabilir ancak en nihayetinde bir kişi başka bir kişiye kendi hür iradesiyle hediye vermek istiyorsa, hediyeyi veren kişinin illegal bir amacı yoksa, paranın kaynağı illegal değilse, aklıyla ilgili bir sorunu yoksa... O para en nihayetinde yardım yapılan kişiye geçer. Bu noktada bu bir gelir olduğu için de vergisi çıkar; onun için intikal limitlerine falan bakmak lazım (Hediyenin de hala, tıpkı piyangodan kazanılan para gibi intikal vergisi içinde değerlendirildiğini hatırlıyorum)
0
salihdt
(26.08.24)
Geçenlerde benim de aklıma gelmişti böyle bir şey ya :) Bi anda birisi hesabıma milyon dolar yollasa başıma ne gelir acaba diye :)

soruda ''milyarder'' dendiği için 10 m dolar gayet az bir para bu arada. Bir milyarder için çerez muhtemelen. Hesabından eksilse 2 ay sonra anca farkeder :d

benim de cevabım @salihdt ile aynı sayılır bu arada. Eğer ortada yasadışı bir durum yoksa Piyangodan kazanılan parayla aynı şekilde olur sanırım vergilendirme de. O da havadan gelen bir para sonuçta.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(26.08.24)
@orta buyuklukte bir ulkenin krali: ben hesap hareketinde belli bir miktardan sonra (sınır nedir bilmiyorum tabi) maliyenin takibine takılınıldığını biliyorum ama yasadışı kumardan, bahisten kazanılan parayla hayrına verilen paranın ayrımı nasıl yapılıyor onu bilemedim. belki böyle bir ayrım yapılamadığı için her havadan yatan belli bir miktar para aynı muameleyi görebilir diye düşündüm o yüzden sormak istedim. takip edilir paranın izi falan diyeceksiniz ama o zaman yasadışı kumardan gelen paraya ilk kaynağında da el konulabilir öyleyse madem oranın kaynağının pis işler olduğu belli neden bana para gönderemeden el konulmuyor gibi sorular belirdi kafamda.
0
🌸semaforo de medianoche
(26.08.24)
@semaforo de medianoche yok yasadışı bahisten kazanlılanda sorun oluyordur elbet. Benim bahsettiğim legal olandan edililen kazançtı.

yani şöyle düşünelim milyarder dedik. diyelim ki parayı gönderen kişi elon musk. adamın kim olduğu belli kaynağı belli. Bunda vergisi alınır para sizin olur. Ama diyelim ki hasan yolladı parayı. Kim bu adam ? O parayı nereden kazanmış bize neden göndermiş ? Parasının kaynağının araştırması yapılır her şey legalse yine vergisini ödeyip paramızı alırız gibi geliyor. Ha tabi burası Türkiye işler çok ayrı yerlere gidebilir emin olamadım :)
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(27.08.24)
(7)

almanyadan kredi cekip türkiye'den ev almak

robert bosch
yapan oldu mu hic?mümkün müdür? ve nasil?
yapan oldu mu hic?
mümkün müdür? ve nasil?
0
robert bosch
(26.08.24)
Mümkün degil.
0
Yourcousinmarvinberry
(26.08.24)
@yourcousin, sen almanya'da ortalama maaslari 10k€ sanan arkadas degil misin?
mümkün olmadigini nerden biliyorsun?
0
🌸robert bosch
(26.08.24)
Almanya'da yasayip gelir gosterebiliyorsaniz ihtiyac kredisi cekip ev alabilirsiniz. Almanya degil ama baska bir Avrupa ulkesinde bu sekilde ihtiyac kredisi cekerek ev alan tanidigim var.

Ama sorunuz spesifik olarak konut kredisi (mortgage) cekerek ev almaksa onu bilmiyorum. Ancak dusuk olasilik gibi geliyor, cunku kredinin odenememesi durumunda Avrupa disindaki bir eve banka el koyamayacaktir, o yuzden yanasmayabilirler.
0
sertac akin
(26.08.24)
Abi ben Almanya için bilmiyorum da genelde birkaç kişiyle konuştuğum zaman Fransa'da, bankaya projeni açıklarsan vs olabilir demislerdi. Bu biraz bankanla olan ilişkine bağlı gibi. Bir de sallıyorum 100 bin euro ile 400 bin euro arasında ciddi fark olur tabi.

Bence sen bankana sorsan ciddi proje ile daha net cevap olur.
0
logisticsmanager
(26.08.24)
Ev kredisinin bütün olayı bankanın eve ipotek koymasında. O yüzden 30 yıl vadeli ve diğer kredilere oranla düşük faizli kredi veriliyor. AB içindeki hukuki düzenlemeler nedeniyle belki belli ülkeler arasında oluyordur da, Almanya ile Türkiye arasında bu tür kredi her şeyiyle zor.
0
salihdt
(26.08.24)
Eğer Almanya da gerekli kredibiliten varsa, skorların iyiyse veya teminat gösterirsen ihtiyaç kredisi çekersin, bununla da tr de ev alırsın.

Ama konut kredisi alman imkansız, alman bankası nasıl tapuda ipotek koyacak
0
fistikthecat
(26.08.24)
konut kredisiyle imkansiz ama ihtiyac kredisiyle istedigini yaparsin.
0
sir gawain
(26.08.24)
(4)

Blenderda svg uzantılı dosyayı açamıyorum

perfectlysplendid
Masaüstünde olan svg dosyamı blenderda açamıyorum pencerede gözükmüyor. Bu neden olabilir?
Masaüstünde olan svg dosyamı blenderda açamıyorum pencerede gözükmüyor. Bu neden olabilir?
0
perfectlysplendid
(25.08.24)
Bende "Import" kısmında çıkıyor ve açılıyor. Direkt açmaya çalışıyor olabilir misiniz?
0
salihdt
(25.08.24)
Import kısmında masaüstünde hiçbir şey gözükmüyor. Direkt açmaya çalışmadım
0
🌸perfectlysplendid
(25.08.24)
Open değil de

File/Import altında hem vertices olarak hem de grease pencil olarak svg import etme seçeneği var.

i.imgur.com
0
hedep
(25.08.24)
ikisinde de görünmüyor ilginç şekilde
0
🌸perfectlysplendid
(26.08.24)
(1)

tissot saat klips

tolgan
tissot t005.517a model saate sahibim. alırken bileğime büyük geldiği için küçülttürmüştüm aldığım yerde. kutusuna da çıkan klipsler konuldu ama ben bu kutuyu dolayısıyla klipsleri kaybettim. şimdi saati taktığımda bileğimi sıkıyor.eski bir saat de alalı 10 yıldan fazla olmuştur. önerisi olan var mı?
tissot t005.517a model saate sahibim. alırken bileğime büyük geldiği için küçülttürmüştüm aldığım yerde. kutusuna da çıkan klipsler konuldu ama ben bu kutuyu dolayısıyla klipsleri kaybettim. şimdi saati taktığımda bileğimi sıkıyor.
eski bir saat de alalı 10 yıldan fazla olmuştur. önerisi olan var mı?
0
tolgan
(22.08.24)
Tissot aynı metal bileklikleri bir sürü saatte kullanmıştır muhtemelen, birkaç saatçiye sorarsanız ellerinde fazladan bakla olabilir.

Yetkili satıcı ve servisler ek bakla ya da bütün bileklik de getirir muhtemelen ama gereksiz pahalı olur sanırım, yine de sormaktan zarar gelmez.

Bunun dışında Aliexpress vb. sitelerde uyumlu metal bileklik satıyorlar ama kalitesi nedir bilemem.
0
salihdt
(22.08.24)
(2)

Firma Çalışan Sayısı

princess eugenie
Merhaba. Bir firmanın çalışan sayısını öğrenebileceğim veya sorgulayabileceğim bir yer var mı?
Merhaba. Bir firmanın çalışan sayısını öğrenebileceğim veya sorgulayabileceğim bir yer var mı?
0
princess eugenie
(21.08.24)
Linkedin'de şirket sayfasına girince net olmamakla beraber yazıyor çalışan sayıları.
0
chicha_v2
(21.08.24)
Firma kurumsal bir şirketse yıllık sunumlarda genelde yer alır. Yine bazı kurumların birliklerinde hangisinin kaç personeli var listeleniyor; mesela yanlış hatırlamıyorsam bankalar birliğinin sitesinde bir yerlerde bankaların personel, şube, ATM sayıları vb. vardı.
0
salihdt
(21.08.24)
(4)

koşu için saat

1837837
koşuya çok yeni başladım. telefonum apple ve yanıma alıyorum ama tempomu ayarlayamıyorum sanırım. etrafımda insanlar devamlı saatlerine bakarak koşuyorlar. kalp ritmine mi yoksa tempolarını mı takip ediyorlar? en başlangıç saat ne alayım?
koşuya çok yeni başladım. telefonum apple ve yanıma alıyorum ama tempomu ayarlayamıyorum sanırım. etrafımda insanlar devamlı saatlerine bakarak koşuyorlar. kalp ritmine mi yoksa tempolarını mı takip ediyorlar? en başlangıç saat ne alayım?
0
1837837
(21.08.24)
iPhone varsa Apple Watch en güzeli. 1. Nesil SE bulunabiliyorsa gayet güzel olur. Muhtemelen koşarken nabıza ve pace’e bakıyorlardır, ben de böyle yapıyorum.
0
orient blue
(21.08.24)
Apple Watch +1, muhtemelen hepsi temel metrikleri sağlıyordur. Hem kalp ritmi hem de tempo. Eğer düzenli olarak koşuyorsanız akıllı saat tempo ve kalp atışlarındaki gelişimi görmek için iyi oluyor.
0
salihdt
(21.08.24)
Pace skorlarına bakıyorlar. Pace, 1 km'lik masefelerin kaç dakika geçildiğini gösterir, bu yolla toplam mesafenin ortalama temposu hesaplanır, koşucular için önemli bir skordur. En başlangıç olarak Mi Band bakabilirsin.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(21.08.24)
en çok kalp ritmine bakıyorum. benim için 180'in üzeri fazla. düz zeminde 160-170 kalp atışı arası 10 km tempoyu bozmadan koşabilirim. 180 üzerine çıkarsam kesilirim. koşunun son 500 msini sprint atıyorum, o zaman da bakarım max kaçı görüyorum diye. 200 gördüğüm oldu.

tabi bakınca tempoyu da görüyorsun ama o makine gibi sabit olmayacağı için çok takılmam. 4.30 üstüne çıkmıyorsam iyi günümdeyim derim.
0
gabe h coud
(21.08.24)
(8)

çiftlikbank çok mantıklı değil mi?

birmilyonunvarmi
yani illegal değil de legal olarak ve dürüstçe yapılsaydı o sermayeyle belki de türkiye'nin hayvancılık sorunu çözülmez miydi?
yani illegal değil de legal olarak ve dürüstçe yapılsaydı o sermayeyle belki de türkiye'nin hayvancılık sorunu çözülmez miydi?
0
birmilyonunvarmi
(15.08.24)
Hocam türkiyede hayvancılık sorunu yok rant var, konu çözülememesi değil çözmek istememek, halk yararına değil sermaye yararına kararlar alıp düzeni devam ettirmek
0
grimavi
(15.08.24)
salihdt
(15.08.24)
Çözülemezdi, insanlar çiftlikbank'a paralarını verdiler çünkü karşılığında risksiz şekilde çok kazanç elde edeceklerine inanıyorlardı. Eğer siz ponzi olmayan bir sistem kurarsanız bu karşılığı vaadedemezsiniz ve kazanç da risksiz olmaz. Haliyle Türkiye'nin hayvancılık sorununu çözecek bir fon oluşturamazsınız.

Ancak işin hem güzel hem de kötü tatafı olarak hayvancılık sorununu çözmek için sıradışı bir çözüme ihtiyacımız olmaması. Sorun istenirse gayet konvansiyonel yöntemlerle de çözülebilir ancak ülkenin uzun vadeli politikalarında hayvancılık yok demek ki.
0
akhenaten
(15.08.24)
Çözülmez.legal olursa kooperatif oluyor. Ülkemizde konut yapımında denendi olmadı. Kooperatifzedeleri duymuşsunuzdur.
Ayrıca hayvancılık ülkemizde yüksek et fiyatlarına rağmen çok karlı bir sektör değil. Saman bile yurtdışından ithal ediliyor çünkü.
0
parka
(15.08.24)
Hayvancılğkla uğraşacak adam bulamıyoruz, bu yüzden çiftlikler afganlara emanet.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(15.08.24)
Mantıklı değil.
Mesele hayvan veya bir ürünse sanal değil gerçekten "var olması" lazım. Temeli belirsiz birden bire büyüyen ve dijital ortamda ekranda görünen piksellerle yatırım olmaz iş dönmez.
Bir yerde patlıyor.

Kriptonun da hali ortada. Bağlı olduğu medya olmasa, sermaye sahipleri destek vermese belli ki o da bu derece büyümeyecekti.

Çiftlik bankta her şeyi tosuncuk dedikleri bir şahsa yıktılar.
Doğrusu bu olayda sadece bir kişinin adının konuşulması da saçma geliyor.
0
diyecevaplandı
(15.08.24)
asıl mesleği, yaşam standartı çiftçilik olmayan kimse o tür bir işletme işletemez.

hayatının o olması lazım.

diğer türlü satar herşeyi faize basarsın.

youtube'da çok video var bu konu ile ilgili.

yani olmaz.
0
duyurukullanıcısı
(15.08.24)
Samanın ithal edilmesinin veya içerde üretilmesinin cok birseyi değiştireceğini sanmıyorum. Ben cok taraftari olmasam da düşük maliyetler otomasyonla vs geliyor. Bizde standart köylü o tarz atraksiyonlara girmiyor. Bir de herkes çocuğu masa basinda is yapsin, memur olsun vs istiyor. Kimse kiz bile vermek istemiyor hayvancilikla aktif uğraşan birine. Pis is, aklini kullanan iyi kazanır ama bokla pislikle uğraşmak kolay degil.
0
mbond
(16.08.24)
(4)

koşu bandı hk

sizofren06
merhaba suserler :)koşu bandında koşarken kalp atışım 150lere geliyor bu şekilde 5 dakika falan koşuyorum sağlığa zararı var mı 150de 5 dakika kalp atışıyla koşmak.? kalp krizi falan geçirmem demi?
merhaba suserler :)
koşu bandında koşarken kalp atışım 150lere geliyor bu şekilde 5 dakika falan koşuyorum sağlığa zararı var mı 150de 5 dakika kalp atışıyla koşmak.? kalp krizi falan geçirmem demi?
0
sizofren06
(14.08.24)
Kalp krizi geçirmeyeceğinin garantisi kimse veremez ama ben diz sinoviyal sıvı kaybının garantisini verebilirim.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(14.08.24)
150 nabiz da 5 dakika da eger kardiyovaskuler bir rahatsizliginiz yoksa problem olacak seyler degil.
0
ghilleinthemist
(14.08.24)
Az önce 178 gördüm, ölmedim
0
salihdt
(14.08.24)
kaç yasında olduguna göre değişir. kaç yaşındasın
0
abelardo
(14.08.24)
(1)

Böyle bir istatistik verisine nasil ulaşabilirim

encokbenisevinnolur
Türkiye'de lisans programı olarak bulunan bir bölümden, o bölümün bir üniversitede ilk açıldığı tarihten itibaren verdiği mezun sayısını merak ediyorum.Böyle bir veriye doğrudan ya da dolaylı nasıl ulaşabilirim Örneğin ilk fizik bölümü 19xx yılında açıldı, 19xx yılından beri turkiyede toplamda ABCD
Türkiye'de lisans programı olarak bulunan bir bölümden, o bölümün bir üniversitede ilk açıldığı tarihten itibaren verdiği mezun sayısını merak ediyorum.

Böyle bir veriye doğrudan ya da dolaylı nasıl ulaşabilirim

Örneğin ilk fizik bölümü 19xx yılında açıldı, 19xx yılından beri turkiyede toplamda ABCD sayıda kişi fizik bölümünü bitirip mezun oldu.
0
encokbenisevinnolur
(13.08.24)
Direkt olarak istediğiniz şey olmayabilir ama istatistik.yok.gov.tr adresinde 2013 yılından itibaren üniversiteler bazında mezun sayıları var gibi görüyorum.
0
salihdt
(14.08.24)
(4)

Youtube Digiturk DMCA Telif Hakkı

hubris
merhaba, youtube üzerinde kanalımda maçlardan bazı ekran görüntülerini jpeg olarak kullanarak üzerine yorumlar yapıyorum. bunu birçok kanal uzun süredir yapıyor. ben ilk defa geçen hafta yaptım ve ilk videomda telif maili aldım. mailde videoyu silmediğim takdirde dava haklarını kullanacaklarını, vid
merhaba, youtube üzerinde kanalımda maçlardan bazı ekran görüntülerini jpeg olarak kullanarak üzerine yorumlar yapıyorum. bunu birçok kanal uzun süredir yapıyor. ben ilk defa geçen hafta yaptım ve ilk videomda telif maili aldım. mailde videoyu silmediğim takdirde dava haklarını kullanacaklarını, videoyu kaldırıp kendilerine bilgi vermem gerektiğini söylediler. mailin göndereni [email protected]

bu konuda herhangi bir bilgisi olan var mı? benden çok daha büyük bir kanal sahibi (30k aboneli) benzer içerikleri 2 yıldır yapıyor. ona mail attım ve ilk defa böyle bir şey duyduğunu, video olsa tamam ama fotoğrafa telif atılmasını duymadığını söyledi.

bilgisi olan varsa yeşillendirirse sevinirim. teşekkürler.
0
hubris
(13.08.24)
Fotoğraf da olsa video da olsa yasal olarak telif hakkı onların. Fotoğraf paylaşanlara telif hakkının daha nadir gelmesinin sebebi daha kısa süre ekranda göründüğü için tespit etmelerinin daha zor olması.

Ancak mesela sen tribünden çekilmiş bir resim veya video paylaşırsan o zaman sıkıntı yok.

Bu arada dediğiniz gibi youtube videolarında video kesit foto paylaşan çok yayıncı var. Belki telif hakkı sahiplerinin anlamamasını sağlayan bir yöntem vardır da siz bilmiyorsunuzdur. Olayın detayını biraz daha araştırmanızı öneririm.

Yani kısacası adamların her türlü telif hakları var. Diğer youtube hesabını başka bir nedenden dolayı farketmemişler ve sizinkini farketmişler. Sizi niye farketmişler onu bulun bence. Bu arada bunun sebebi basitçe sizin şanssızlığınız da olabilir.
0
nuevo
(13.08.24)
Fair use ya da adil kullanım diye bir şey var aslında bu da ona sokulabilirdi belki. Ya da en azından ABD'de bir sürü içerik üreticisi buna dayanarak normalde telifli olan içerikleri videolarında kullanıyor. Ama sanırım TR'de bu daha sınırlı bir kullanıma sahip.
0
salihdt
(13.08.24)
sabah 10da mail atmışlardı hemen cevap verdim, videoyu kaldırabileceğimi ama emsal içerikler üreten kanallara benzer uygulamanın neden yapılmadığını sordum. bununla ilgili fair use kapsamında takip edilmesi gereken bir prosedür varsa bilmek istediğimi ilettim. henüz bir dönüş olmadı.
0
🌸hubris
(13.08.24)
Ben de fotoğrafları kullandım hep bu zamana kadar telif gelmedi ilginçmiş
0
olaylar olaylar
(13.08.24)
(5)

Tıraş olma süresi

don’t panic
Son zamanlarda bana mı denk geliyor bilmiyorum, farklı berberlere de gittim; hepsi hepi topu maximum 10 dakikada tıraş edip olayı bitiriyorlar. Yalapşap veya özensiz diyemeyeceğim buna çünkü sonuçtan da memnun kalıyorum. Eskiden bu tıraş olma işlemi nerden baksanız bi yarım saat sürmez miydi? Berber
Son zamanlarda bana mı denk geliyor bilmiyorum, farklı berberlere de gittim; hepsi hepi topu maximum 10 dakikada tıraş edip olayı bitiriyorlar. Yalapşap veya özensiz diyemeyeceğim buna çünkü sonuçtan da memnun kalıyorum. Eskiden bu tıraş olma işlemi nerden baksanız bi yarım saat sürmez miydi? Berber yavaş davranırdı falan. Şimdi adeta seri üretime döndü. Makineye sokup çıkartıyorlar gibi her şey çok hızlı gelişiyor. Bilmiyorum sizde de öyle mi? :D
0
don’t panic
(13.08.24)
daha da eskiden neredeyse 1 saatti. geçen bizim berber ile aynı muhabbeti yaptık, bu şarjlı el makinaları süreyi çok kısalttı dedi. bir de şu an tıraşlar genelde yanlar arkalar makine ile alındığı için çok kısaldı. evet max 15-20 dakikada yıkama dahil bitiyor artık.
0
surprise
(13.08.24)
Saç kesiminden bahsediyorsanız ben de aynı şeyi hissediyorum. Şimdi daha fazla makine kullanıyorlar sanki. Makas kullanımı azaldığı için de çabuk oluyor, hele bir de enseyi jiletle falan değil yine o makinelerden biriyle alırlarsa, oradan da birkaç dakika kısalıyor.
0
salihdt
(13.08.24)
10 dakikada bitirene denk gelmedim. makas az kullaniliyorduk muhtemelen; farkli farkli berberlere de gidiyorum sac-sakal 45 dk. ile 1 saat arasi suruyor
0
sweetoffice
(13.08.24)
Bence cok haklisin. Adam gibi bi berber bulamadim. Her seferinde farklı bi berbere gidiyorum. Sadece saç en fazla 15 dk sürüyor. En son gittiğim berber düzgün kesti o da o günlük desteğe gelmiş.
0
krmzbvl
(13.08.24)
Eskiden bol bol havaya makas atıp boşluğu kırpıyorlardı. O olay kalmadı. Bizim rahmetli bir akrabamızın kuaförü vardı Bağdat Caddesi'nde. Birkaç defa ona kestirdim. O zaman da berberde 40 dakika tıraş olurken onda kısa sürüyordu.

Şimdi makine ile yapıyorlar büyük oranda kısaltma işini. Eski makinelerden daha güzel ayarları var. Sonra rötuşta makas kullanıyorlar. Epey kısa sürüyor. Ben de fark ettim ama.
0
nawar
(13.08.24)
(6)

göz altına alınan muhalif kadın

WithWorth
https://eksisozluk.com/sokak-roportaji-yapan-kadinin-gozaltina-alinmasi--7863955?a=popularbu kadına muhalefet partinin avukatları falan derhal sahip çıkmış mıdır ?öyle mi oluyor bu işler ?
eksisozluk.com

bu kadına muhalefet partinin avukatları falan derhal sahip çıkmış mıdır ?
öyle mi oluyor bu işler ?
0
WithWorth
(12.08.24)
Muhalefet partileri ne zaman muhalif halkın yanında durdu ki? Tek dertleri kazandıkları para ve yerleştikleri konum. Yine yalnız bırakmışlardır.
0
moonie
(12.08.24)
Herkes cebinin derdinde. Turko'ya sahip çıkan kimse yok. Böyle böyle pasifleştirildi işte insanlar.
0
jackyr
(12.08.24)
buradaki suç çok açık. ne alaka muhalefet?

yalan haber yaparak halkı kin ve düşmanlığa tahrik.

bunun neresi doğru? baya nefret ve kin söylemi. bu insanlık suçu olarak değerlendirilmeli.

yalan haberle bugüne kadar kaç defa pogrom yapıldı bu ülkede.

+ muhalif kadın denmiş. ne muhalifi bu kadın baya kanzi.
0
patronaj1
(12.08.24)
Halkın kamplaştırılmasına, bölünmesine, bizden olanlarla karşı taraftan olanlar söylemine en fazla karşı durması gerekenler nedense böyle bir olay karşısında anında kamplaşıyorlar.

Biri çıkıp 'muhalefete oy verenler beyni emcüklenmiş(ne demekse) geri zekalıdır' dese ve ona iktidar sahip çıksa 'bu normaldir' mi diyecektiniz.

Biraz sağduyulu, biraz adil olun ya hu. Olaylara futbol fanatiği boşluğuyla yaklaşmayın, objektif olun.
0
Mirket
(12.08.24)
Kadının söyledikleri hoş değil, bariz bir şekilde hakaret ediyor da tutuklama nedir. Yani sokaktaki sıradan bir vatandaşın ifadeleriyle ülkede iç savaş çıkmasından, pogrom falan yaşanmasından korkuyorsak ve bu tür kanunlara ihtiyacımız varsa hiçkimsenin ağzını bile açamamsı lazım. Ortada bir tehdit yok, bir kitleye yönelik "Bunları da şöyle yapmak lazım" tarzı bir söylem yok, kadının bahsettiği kitle azınlık değil haliyle öyle marjinalize edilen ve varlığı bir şekilde zarar görebilecek bir kitle yok. Kadın düz hakaret etmiş en basit haliyle, bunun kamuyla, tutuklulukla ne alakası var.
0
salihdt
(13.08.24)
@salihdt +1 Kaldı ki "bunları da şöyle yapmak lazım" tarzı söylemler eğer islamcı/milliyetçi cepheden geliyorsa hiçbir şey olmuyor. Çok bariz bir çifte standart var.
0
peki madem
(13.08.24)
(16)

Turkiye'den çekip gitmek hakkında.

tahirkemalbozoglu
İyi günler,Uzun zamandır düşündüğüm hatta benim gibi neredeyse ülkenin yarısından fazla ekseriyetle genç insanının da aklında olan yurtdışına göç hakkindaki fikirler, düşünceler aklımdan çıkmıyor son zamanlarda. Nedeni kişisel değil. Malum ülkenin durumları. Boğuluyorum, gülemiyorum ülkede. Mutlu de
İyi günler,
Uzun zamandır düşündüğüm hatta benim gibi neredeyse ülkenin yarısından fazla ekseriyetle genç insanının da aklında olan yurtdışına göç hakkindaki fikirler, düşünceler aklımdan çıkmıyor son zamanlarda. Nedeni kişisel değil. Malum ülkenin durumları. Boğuluyorum, gülemiyorum ülkede. Mutlu değilim. Burada yaşamak istemiyorum. Hollanda veya almanya da akrabaların çağırması üzerine lokantada garson ya da inşaatta onlarla beraber çalışma imkanım var. Bu çağıran kişiler yakın, samimi akrabalarım ve bu işi uzun zamandır yapıyorlar.
Şuanda 85 bin TL maaş alıyorum. Ev ve araba var bana ait. Evliyim. Çocuk yok. Sizler bu durum ve şartlarda bırakıp gider miydiniz.
0
tahirkemalbozoglu
(06.08.24)
Ülkenin hangi yarısından fazla genci istiyor bunu? Anlamsız tespitlerinle kendi mutsuzluğunu karıştırma.
Ne zannediyorsunuz yurtdışını bilmiyorum ama git gör
0
benaslindayohum
(06.08.24)
Gitmek isteme sebebini finansal olmayabilir tabii ama ben o acidan cevap vereyim. Istanbuldaysaniz, Numbeo'ya gore maasinizin Amsterdamdaki karsiligi 4800 euro oluyor. Kacak islerde bu rakama ulasamazsiniz sanirim. Bir sekilde oturum almis olsaniz da maas olarak ulasilmasi zor bir rakam, tabii meslege gore degisir. Onun disinda insaat islerinde bir ustalik kazanilmis ve resmi olarak is yapilabiliyorsa, tabii iyi paralar kazanilabiliyor.

www.numbeo.com
0
mbond
(06.08.24)
@benaslindayohum,
(TÜİK) Uluslararası Göç İstatistikleri'ne göre söylüyorum. "Giden göç seyirleri incelendiğinde en çok hareketlilik 25-29 yaş grubunda tespit ediliyor."
Linkini ekliyorum. Gerçi yaptığın yorumdan anladığım kadarıyla okumayla ve çevreni analiz etmede pek matah olmadığıni düşünüyorum.
data.tuik.gov.tr
0
🌸tahirkemalbozoglu
(06.08.24)
O tarz islerde calisarak Avrupa'da su anki konforunuzu elde etmeniz bilmem kaç yıl sürer, hele hollanda'da ev falan iyice sıkıntı konu.
Bir plan dahilinde gitseniz neyse de bahsedilen şekilde bence ancak rezil bir hayat yaşanır.
0
logisticsmanager
(06.08.24)
Eşim benden daha hümanisttir ama gitme hayali var yurtdışına.
Ben insan sevmem ama rahatım çok da kötü değil. Senin kadar kazanmıyorum da. Türkiye'de Neyden kaçtığına odaklanmak yerine, orada ne bulacaksın buna odaklanırsan belki netlik olur senin için.
İnsanların iletişimi ve kibarlığı mı, ekonomik özgürlük mü, kültürel dinamikler mi, ifade özgürlüğü mü? Sana ne katacak orası tam olarak? Türkiye de nelerden kaçmak istiyorsun tam olarak, genelleme yapınca ne sen ne biz anlarız durumunu.
0
hasmetizm 2046
(06.08.24)
Avradi bosar yoluma bakardım ağa. Yolun açık olsun
0
pavlis
(06.08.24)
Nasıl gittiğime göre değişir.
1 - TR'de beyaz yakalıysam ve Almanya'ya inşaatta çalışmaya gideceksem, hele bir de kaçak gideceksem... Hiç işim olmaz.

2 - Normal bir göçmen gibi gidiyorsam, inşaatta çalışmak ya da garson olmak geçici bir şeyse, bir süre sonra kendi işimi yapabileceksem, giderim.
0
salihdt
(06.08.24)
burda 85 bin lira alıp yaşadıgın konforla avrupada garsonluk yapıp yaşayacagın konfor aynı degil. garsonsun yani milletin yemegini götürüp artıgını toplayacaksın masasını sileceksin.aldıgın para yalnızca geçinmene yetecek. Türkiyede 100 bin lira verelim ordakiyle aynı şartlarda garsonluk yap deseler asla yapmazsın. ama daha az konforu seçip yurtdışına gidince yapmaya razısın. ne yaman çelişki degil mi?
85 lira TR şartlarında kötü para degil. bence burdaki şartlarını daha da düzeltmeye çalış.


onun dışında TR'de asgari ücret alsaydın hiç durma git derdim
yine onun dışında Avrupaya gittiginde yapacagın meslek prestijli olsaydı ve 10K euro gibi paraları alacak olsaydın yine hiç durma git derdim.
0
limonlu eksi
(06.08.24)
benzer bir durumda arkadas gitti. cok daha mutsuz.
0
foster
(06.08.24)
Hepsi tamam da 85 bin TL almak ve hala rahat olmamakta neyin nesi?

Varsayalım gittiğin yerde 100.000tl almana rağmen orada rahat edememe durumu da var. Akrabaların çağırması onlar gibi oraya alışmak demek değil.

Ben yerinde olsam asla gitmezdim.
Bu vaziyette gitmek istemek demek rahatlığın batması ile eş değer benim için.
0
diyecevaplandı
(06.08.24)
Ülkenin yarisindan fazlasi gitmek istiyor òzellikle genç nüfus. "Nereden biliyorsun" diyenleri ciddiye alma, simdiye kadar durman kabahat, derhal git.
0
Yourcousinmarvinberry
(06.08.24)
Genel olarak gordugum kadariyla herkes "su an aldigin bu, yasadigin bu, orada alacagin bu, yasayacagin bu" diyerek, anlik, kisa sureli degisimlere odaklaniyorlar.

Ben ulke degistirmis biri olarak fikrimi belirteyim:
Ne kadar zengin de olsan, ulke degistirdiginde mevcut hayatini zaten elde edemeyeceksin. Hayal edemeyecegim kadar cok parasi, cift vatandasligi olup hala turkiyede yasayan tanidiklarim var. Neden? Yabanci ulkede gecirilecek ilk kurulum suresini, yillarini goze alamiyorlar.

Bu tum insanlar icin gecerli, gidip yabanci olacaksin ilk basta vs vs. Senin durumunda calisip tekrar bir kariyer edinmen gerekecek, ekstra zor.
Ama cogu kisinin atladigi bir durum var. Bizler, gidenler ve gitmek isteyenler, sadece para kazanalim, hemen daha konforlu hayata gecelim diye yapmiyoruz bu isi.

Ben 160 metrekare evden, 50 metrekare eve gectim ilk yurtdisina tasindigimda, cekyatta yatan biri varken mutfaga gecemiyorduk.
Ama aklimizdaki neydi? "Gelecegimizi kurtariyoruz, cocuklarimiz daha huzurla buyuyecek, gelecek korkumuz olmayacak."
Evet,sikinti yasaniyor, evet adaptasyon zaman aliyor, ancak imkan varsa gidildiginde, 2 yil kaybedilip, 30 yil kazaniliyor. Turkiyede 30 yil sonra kimin ne olacagi belli mi? Ekonomi ne olacak ongorulebiliyor mu? Hayatimda ilk defa enflasyon dustu diye fiyatlarin azaldigi bir memlekette yasiyorum, bunu hayal bile edemezdim.

Neyse, demem o ki, evet 85 bin liranin luksunu hemen elde edemeyeceksin, ama hedeflerin daha uzun sureli olursa, rahat edeceginden eminim.
6 ayda altima mercedes, tepeme ev diye gidersen, buyuk scarsin, gecmis olsun.
0
quaker
(06.08.24)
Bu ne lan emekli maasiyla geciniyoruz adam 85 bin lira maaşla mutsuz abi saka mi bu biri cimcik atsin bana
0
Zetnikov
(06.08.24)
Hocam yurtdışından yeni döndüm ve şunu anladım ki "mutluluk içimizde". Eğer deneme şansınız varsa gidin tabi test edin içinizde kalmasın. Güzel tarafları yok da değil elbette burada herkesin genelde tartıştığı birçok iyi tarafları var ancak bence muhteşem bir değişim beklemek çok iyi bir yaklaşım olmayacaktır. Hele hele sizin durumda birisi bence macera arıyor olmalı, istediğiniz zaman gidip gezip gelebilirsiniz bir kere.
0
va
(06.08.24)
85 bin tl kazanan birinin vasfı vardır. Birkaç sene tekrar çok çalışıp hayatınızı kurmaya hazırsanız gidin. Garsonluk yapıp bir taraftan dil öğrenirsiniz. Dil öğrendikten sonra da vasıflı işinize geçersiniz. Hele çocuk istiyorsanız Türkiye’de çok zor.
0
gmzo
(06.08.24)
Bu arada sunu da belirteyim. Ben de benzer dusuncelere sahiptim ve ezkaza evlenip Hollanda'ya geldim. Olumlu yanlari var ama finansal olarak hic sosyal medyada anlatildigi gibi degil. Onun disinda cevre duzeni, insanlarin genel davranislari vs gibi bir cok konuda iyi bir yer. Ancak, sosyallik midir, yabancilik cekmek midir nedir bilmiyorum. Gercekten biktim buradan, Istanbul'da kalabalik bir semte gene donmek istemem ama acikcasi gelismemis bir balkan ulkesi veya Turkiye'de sakin bir yer tercih edebilirim. Ozetle buradan bir an once gitmek istiyorum.
0
mbond
(06.08.24)
(14)

Yazılımcılara gündeme dair bir soru

adriana lima poposu yaglayicisi
Arkadaşlar, 2005 ya da 2006 yılıydı youtube ile tanıştım, o zamana kadar videoları takılmadan oynatacak bir site yoktu, olanlar da bekle babam bekle ki video açılsın, açılsa da yüklenmeye çalışılan reklamlardan gına gelirdi, bi tane sikko reklam gösterecek onun bile yüklenmesi 45 saniye sürerdi.Şimd
Arkadaşlar, 2005 ya da 2006 yılıydı youtube ile tanıştım, o zamana kadar videoları takılmadan oynatacak bir site yoktu, olanlar da bekle babam bekle ki video açılsın, açılsa da yüklenmeye çalışılan reklamlardan gına gelirdi, bi tane sikko reklam gösterecek onun bile yüklenmesi 45 saniye sürerdi.

Şimdi Fahrettin yerli ve milli istakram :) diyor ya, sorum şu;

Youtube gibi bir zamazingonun kodlarını yazmak bu kadar mı zor? İstakram, feys, tıvaytır'ın kodunu neden sadece Amarigalı yahudiler yazabiliyor ve de bunlar tüm dünyada tutuyor? Heriflerin yıllık kazancı belki de Türkiye'nin yıllık hasılasından çok. Yok mudur şöyle basit arayüzlü, takılmadan çalışacak yukarıda saydığım popüler uygulamaları yazabilecek ayda 300 bin lira kazanan yazılımcı arkadaşlarımız? Bu kadar mı zor bu iş?
0
adriana lima poposu yaglayicisi
(06.08.24)
codecanyon.net

40 usd, önemli olan yapmaktan ziyade kullandırtabilmek. elbette aynısı değildir ama yapılması çok ta zor değildir.
0
liberal
(06.08.24)
yazılımcı değilim ama kolaydır, bir de sermaye lazım tabi

sorun insanlar neden tercih etsin o platformu , farkı avantajı kolaylığı ne olacak da youtube insta vs varken oraya yükleyecek ?
0
jülsezar
(06.08.24)
Zor değil ama iş sadece yazmakla bitmiyor. Mesele pazarlamada bitiyor diğer bırak kendi ülkeni diğer ülkelere de pazarlaman lazım.

Milli ürün diye yapılan ürünler ülke içinde sıkışıp kalıyor. Sadece ülke içindekilerin kullandığı bir ürünü kullanmayı ben şahsen istemem çünkü yabancı kaynakları da izlemek istiyorum. Neden yurtdışına pazarlayamayız dersen o apayrı bir konu sen yaptığın ürünü youtube'dan ayrı bir yere konumlamalısın çünkü youtube zaten kullanılıyor insanlar neden youtube u bırakıp sana gelsin.

En ünlü örneklerden birini vereyim Instagram yetişkin kitleyi (25 yaş üstü) hedeflerken TikTok z kuşağını çocukları ve ergenleri hedefliyor. Tiktok o sayede instadan sonra çıkıp alıp yürüdü. Yani global çapta bir ürün çıkarmak istiyorsan hedef kitlen olmalı ve o andaki karşılık bulmayan ihtiyaçları gözetmelisin. Varolan bir ürünün kopyasını yapmak anlamsız bir yatırım oluyor ve bir süre sonra unutuluyor.

mesela örnekler: bip, yaani

Ama mesela hükumet instayı kapatıp yerli sosyal medyayı insanlara zorlayabilir. Bu durumda insanların onu kullanmaktan başka bir şansı kalmaz ve kullanılır. Mesela Çinde bu durum net olarak var. Google yasaklı ve insanlar Baidu kullanmak zorunda kalıyorlar. Böyle olunca ülkendeki insanları ülkeye hapsetmiş oluyorsun ve yurtdışından haber almasını engelliyorsun. Şu an Türkiyede bu mümkün olan veya olabilecek bir durum değil. Ayrıca net olarak özgürlüklere müdahale.
0
nuevo
(06.08.24)
nuevo +1


youtube insta facebook twitter snapchat tiktok hepsinin ana amacı farklı, biri resim ağırlıklı biri yazı, diğerinde geçici hikaye gibi vs tiktoktan sonra kaydırma işi çoğunda var artık ama o da hızlı tüketim için. benim bilmediğim platformlar da vardır.

mesela thread çıkardı instagram o tutmadı sanırsam ben girmedim o platforma ama çevremde de duymadım. diğerlerinden farklı ne getirdi bilmiyorum. pazara girmek için farklı bir şey getirmek lazım.

yine aynı şekilde telegramın avantajları olmasına rağmen whatsapp kadar yaygınlaşmadı ama hatrı sayılır kullanıcısı var. gruplarda kimse kimsenin numarasını görmüyor istemezsen bence büyük fark.
0
jülsezar
(06.08.24)
tabi ki yazılabilir. ama yazamadığımız için yapmıyor değiliz ki. youtube kodu güzel yazıldı diye youtube olmadı. benim yazdığım kaptantube'u kim niye kullansın şimdi.
0
kaptan maydanoz
(06.08.24)
yazmakta sıkıntı yok. o kadar videoyu zarar etmeden - reklam göstermeden host edebilecek, aynı anda binlerce belki milyonlarca kullanıcıya göstererebilecek misin?
0
inheritance
(06.08.24)
Bu tür platformlar için "Network effect" denilen bir durum söz konusu. Yani sizin sadece aynı platformu hatta daha iyisini yapmanız yetmiyor, zira bu tür platformları değerli kılan sadece sundukları özellikler değil, kişilerin etkileşim kuracakları insanların da orada olması. Yani bir nevi "Herkes İnstagram kullandığı için herkes İnstagram kullanıyor" durumu. Haliyle "Yerli ve milli sosyal ağımızı geliştirelim" fikri hiçbir işe yaramıyor çünkü "Peki insanları nasıl hali hazırda kullandıkları yerleri bırakıp bunu kullanmaya ikna edeceğiz" kısmını cevaplayabilen kimse yok, zaten onun kolayca yapılabilecek bir yolu olsaydı İnstagram, İnstagram olarak kalamazdı.
0
salihdt
(06.08.24)
burada sadece kodlama işin içine girmiyor aynı zamanda video-codec (video formatı) ve serverlar da işin içine giriyor.

temel sorun youtube'da herkesin video yükleyebiliyor olması. mesela ben 10gb'lık videoyu pc'de değilde youtube'da gizli olarak tutuyorum. dünya nüfusu 8milyar 1milyar internet kullanıcısı olsun. bunlarında 100.000.000tanesi en az 10gb video tutsun youtube'da

1.000.000.000gb yani bir milyar gb video yapar bu da sürekli artıyor ayrıca. şimdi bu videoları farklı kalite formatlarında dünyanın herhangi bir yerindeki 100mbit internet ile kesintisiz izlenmesini nasıl sağlarım?

belki çok popüler videolar için ayrı bir kodlama yapabilirim (reklamlarda böyle) ama no-name birinin 5saatlik kutu-açma videosunu nasıl kesintisiz bir şekilde dünya ile paylaşırım?

bu işte kodlamadan ziyade server yatırımları, anlaşmaları vb gibi şeylerle oluyor birde tabiki net neutrality olayı var. yani internet sağlayıcıları her websitesine aynı hızı vermiyor. bu anlaşmalarında yapılması gerekiyor.

bunun en büyük örneği ise tabiki netflix.
0
duyurukullanıcısı
(06.08.24)
burdaki yazarız diyenler gerçekten yazılımcı mı diye şüpheye düştüm.

youtube'un ufak bir komponentinin sistem dizaynı üzerine çalışmıştım. ordaki mimariyi açıklayabilecek, neyin neden yapıldığını anlayabilecek bir avuç yazılımcı var türkiye'de.

sadece meta'da 20.000+'den fazla yazılım mühendisi çalışıyor, her biri kendi ülkesindeki en iyi mühendisler ve maaşları yıllık ortalama 250-300k usd'leri görüyor.

bu kadar zor yani bu iş.
0
gitdaddy
(06.08.24)
"youtube yazmak" dediğin sadece web arayüzünü yapmak mı? o yapılır. ama sadece iki buton, yorum bölümü falan değil ki youtube'un olayı. sadece arayüzünde bile bir sürü komponent var. hepsi dinamik. yüzlerce farklı model, marka, cihazda çalışabilecek şekilde tasarlanıyor. bağlantı hızına göre farklı şekil alıyor. site açık değilken bile arkaplanda işler yapılıyor. hızlı açılması için türlü türlü cacheing yapılıyor.

sadece web sitesinden bahsettim. onlarca şey sayılabilir daha.

youtube'un asıl olayı video oynatmak. bir video 150 mb olsun ortalama. hd yüklüyorsan 600 mb olsun. 1080,720, 480 falan bir sürü şeye anında çeviriyor. yüklediğin video en az iki katı kadar yer kaplıyor.

sen bi video izlerken mb'ın gidiyor ya data paketinden ona benzer şekilde onlar da gönderirken kendi bandwith genişliklerini kullanmış oluyorlar. aynı anda milyonlarca video oynatılıyor youtube'da yani gigabyte'lık bandwith genişlikleri var. kendi özel internet altyapıları olmak zorunda.

işlemciler, soğutması, depolaması, elektriği, güvenliği vs apayrı alanlar. burası derya deniz zaten.

izlesene.com var. yıllardır da varlar. neden youtube olamıyor. yukarıda saydığım şeyleri teknik olarak yapsalar bile, önceki cevaplarda da belirtildiği gibi bir de marketing var.

youtube geçen yıllara kadar kar yapmayan bir şirketti bu arada.

TLDR: yazarım diyen sadece web katmanından bahsediyordur, o bile şüpheli. onun dışındaki şeyler için yıllarca emek ve büyük takım gerekir.
0
biseysorcaktim
(06.08.24)
Gerekli bütçeye sahip olursan ve milli kimliğe hapsolmazsan hepsini yapabilirsin. Ama amaç youtube u kopyalamak olmamalı tekrar söylüyorum. Bir ihtiyacı öngöreceksin ve global yatırımcı toplayacaksın.
Kimse atomu baştan icat etmiyor. Her şeyin bir best practice i var. Youtube da buraya bir günde gelmedi.

Not: 11 yıllık tecrübeli bilgisayar mühendisiyim.
0
nuevo
(06.08.24)
çünkü o işler öyle iki site yapayım da çalışsın değil.

Örn: youtube'a günde 3.5 milyon video yükleniyor, bu videoların kimisi telefondan kimisi profesyonel kameralardan yükleniyor, TB'larca veri.

şimdi elimizde orjinal video var, bunu çeşitli cihazlar için yeniden encode etmek gerekiyor, televizyon için farklı, telefon için farklı, tablet için farklı formatlar boyutlar, her bir videonun birden fazla formatta çevirilmesi var.720px, 480px vs. vs.

bitti mi? bitmedi; her bir dosyanın birden fazla kopyası var, yani orjinal olan dosyada daha sonra bizim oluşturduklarımız var, bitti mi? bitmedi; küçük resimleri var.

bitti mi bitmedi; bu yüklenen videoları analiz edip içerisinde zararlı bişi var mı diye bakmak lazım. her video incelenecek, bunun için ayrı bir yazılım lazım. incelenen ve bişiyler olduğu tespit edilen verilerin birde insanlar tarafından incelenmesi lazım.

vs. vs. vs. diye de gider bu.

tek başına bir projeyi yapmak biraz zor, o proje popüpler olduktan sonra milyonlar kullansın, sistem düzgün çalışsın başlı başına bir problem.

bir video sitesi yaparsın (yaptım) 3 hafta düzgün çalışır (çalıştı) 3 ncü haftadan itibaren içine porno, dizi, film vs yüklenmeye başlanır.

birak böyle bir projeyi sıfırdan yazmayı, tüm kodları, tüm alt yapıyı verseler aylarca uğraşırsın çalıştırmak için. her bir aşamasında bir sürü farklı araç lazım.

senin gördüğün sadece senin gördüğün kısım, onun arkasında bizim görmediğimiz yüzlerce/binlerce ufak tefek yazılım, panel var.

onlarında arkasında yıllardır yazılmakta olan yazılımlar var. var oğlu var.

ayda 300 bin değil, milyon kazanan adam da her şeyi okuyup anlayamaz, çalıştıramaz.
0
selam
(06.08.24)
Veri yapıları ve algoritmalar da işin içinde, genelde yazılımcılar bu konularla pek ilgilenmiyorlar, bilmem ne yazılımını al kur yapılandır kullan derecesindeler, boş ver youtube'u falan, doğru düzgün arama motoru yapamıyorlar bizimkiler, n11/trendyol vs. de bişi arıyorsun alakasız sonuçlar çıkartıyorlar.


çoğu yazılımcı ilkokul/ortaokul/lise de öğrendiği şeyleri koda dökmeyi beceremediği gibi, o konuların bir X servisinde kullanabileceğinin farkında bile değil. bununda dışında çoğu yazılımcı için milyon çok büyük bir rakamken, bahsettiğin projeler için 1 saniyelik işlem hacmi.
0
selam
(06.08.24)
youtube kodunu yazmak zor. cunku youtube basit bir web sitesi degil arkasina buyuk bir veri merkezi, bu veri merkezleri arasinda datayi dagitan sistemler algoritmalar, verinin en hizli dagitilmasini saglayan algoritmalar, videolarin en az yer kaplayacak sekilde saklanacagi sistemler, reklam servisleri gibi gercekten uzerinde cok dusunulmus, optimize edilmis sistemler.

youtube aynisini yazarim diyen bir yazilimci buyuk ihtimalle ayni anda kac kisiye hizmet edilecegini, verinin nasil guvenli bir sekilde ama ayni zamanda o buyukluktei verinin en verimli sekilde saklanacagini, dunyanin her yerinden erisilmeye calisilan verinin en hizli nasil dagitilacagini dusunmeden sadece arayuzunu yazmak diye dusunmustur. ki yazacagi sistem 1000 video, 1000 kisiden sonra sorun cikaracaktir.

youtubeun sirf reklam servisi bile basli basina karisik, dunyada sadeve bu iste uzman sirketler tarafindan gelistirilebilecek bir servis.
0
emrahday
(06.08.24)
(3)

Instagram

violetsnotblue
Ios için soruyorum dns ayarlarini 1.1.1.1 yapip girmenin sakincasi var mi? Vpn indirmeyin hesabiniz calinir diyenler var . Dns degistirmek bir sorun cikmasina yol acar mi peki?
Ios için soruyorum dns ayarlarini 1.1.1.1 yapip girmenin sakincasi var mi? Vpn indirmeyin hesabiniz calinir diyenler var . Dns degistirmek bir sorun cikmasina yol acar mi peki?
0
violetsnotblue
(05.08.24)
Kimin DNS'ini kullandığınıza göre değişir, güvenilir olmayan bir DNS kullanırsanız direkt hesabınızı çalamasalar bile hangi sitelere eriştiğinizi bilirler. Mesela bu 1.1.1.1 Cloudflare fiye gayet büyük ve (bence) güvenilir bir şirketin.
0
salihdt
(05.08.24)
Her ihtimale karşı çift doğrulama kullanarak bu sorunun önüne geçebilirsiniz. Google Authenticator veya benzeri uygulamaları kullanmanızı öneririm kendinize güvence altına almak adına.
0
b30wu7f
(05.08.24)
bir şey olmaz, yılalrdır kullanıyorum.
0
kisa
(05.08.24)
(9)

Şu meslek kolu Türkiye’de yasak olur muydu?

wild honey suckle
Amerika Birleşik Devletleri’nde bir iş kolu var, Olay şu; Aynen bizim vesikalık fotoğrafçı gibi bir ultrason Stüdyosu açıyorlar. Doktor vizitleri arasında Bebeğinizi görmek isterseniz bu işte tamamen keyfi bir şey de olabilir ya da bebeğin hareketlerini hissetmediğiniz için olabilir ya da cinsiyeti
Amerika Birleşik Devletleri’nde bir iş kolu var, Olay şu; Aynen bizim vesikalık fotoğrafçı gibi bir ultrason Stüdyosu açıyorlar. Doktor vizitleri arasında Bebeğinizi görmek isterseniz bu işte tamamen keyfi bir şey de olabilir ya da bebeğin hareketlerini hissetmediğiniz için olabilir ya da cinsiyeti öğrenmek için olabilir buraya gidiyorsunuz içeride teknisyen var doktor falan yok ve siz de 15 dakika 20 dakika işte 1 saat gibi paketler sunuyor. Bebişinize bakıyorsunuz fotoğrafları alıyorsunuz hatta belki doktorlardan birtık daha bile işin estetik yönü ile alakalı oldukları için güzel fotoğraflar sağlayabiliyorlar. Dilediğiniz kadar gidip bakabiliyorsunuz. Dediğim gibi herhangi bir medikal müdahale yapılmıyor. Sadece ultrason teknisyeni olma şartı var. Böyle bir meslek Türkiye’de yasal olarak mümkün olur muydu ya da mantıklı olur muydu?
Sadece cinsiyet konusunda mesela dünyada gen testi ile cinsiyet belirlemek yasalken Türkiye’de benim bildiğim kadarıyla belli bir haftaya kadar yasak o yüzden böyle gizli saklı söylüyorlar cinsiyetleri doktorlar. Hatta benim doktoruma laboratuvar sadece pembe kalp emojisi atmıştı direkt yazmak yerine. Hani cinsiyet kaynaklı kürtaj gibi durumlar olmasın diye. Belki bir tek cinsiyetin belirlenmesi hususunda sıkıntı çıkar ama onun dışında Türkiye’de böyle bir meslek konumun olmamasının bir sebebi vardır herhalde.
0
wild honey suckle
(04.08.24)
çok gereksiz bir şey olduğu için böyle bir meslek yoktur bence. zaten jinekolojik muayene oluyor gebeler dakka başı öyle değil mi?
0
neira
(04.08.24)
Ultrason cihazları öyle çok pahalı şeyler değiller bildiğim kadarıyla ancak Amerika'da olmasının sebebi insanların çoğunlukla sigortasız, tıbbi süreçlerin de aşırı pahalı olması olabilir. Bu nedenle doktora, hastaneye gidip ultrasonu orada çektirmek ve çok yüksek tutarlar ödemek yerine bu tür yerleri tercih edebilirler. İşin yasal boyutunu bilemedim, yani Türkiye'de reçetesiz lens de satılamadığı düşünülürse, ultrason gibi bir şey için de bir düzenlemesi olması muhtemel.
0
salihdt
(04.08.24)
@neira aslında öyle değil çoğu özel hastane doktoru ekstrem bir durum yoksa 3 ya da 2 haftada bir görüyor. Devlet ise 1 aya dek arayı açabiliyor müsaitliğe bağlı olarak.
0
🌸wild honey suckle
(04.08.24)
Bizde olmaz.
Çünkü Türkiye'de zaten ultrason cihazına erişim çok kolay. Yanında uzman doktor da var. Bedavadan biraz pahalı.

Siz bu işi açsanız talep edeceğiniz parayla doktor muayenesi parası arasında çok fark yok.

Hamilelik sırasında sigortamız sınırsız muayene karşılıyordu, doktor da bu konuda anlayışlıydı.
Neredeyse her hafta muayeneye gidip dediğiniz şekilde ultrasondan bebeğe baktık.
0
michael_knight
(04.08.24)
@michael_knight yok ben açmayacağım zaten de:) hangi gebeyle konuşsam keşke canımız istediğinde görebilirsek ya da daha estetik fotolar elde edebilsek falan diyor. Doktor bazen bana çıktı bile vermiyor mesela ya da uğraşmıyor güzel poz almak için gibi gibi..
Ayrıca atıyorum benim randevularım iki haftada bir, arada bir göresim geliyor sırf görmek için hastaneyi ara randevu varsa al, gir çık uzun bir süreç. Bu daha pratik gibi.
0
🌸wild honey suckle
(04.08.24)
Bu arada zaten radyoloji dal merkezlerinde sadece ultrasona gidebilirsiniz ya da yine hastanelerde yalnızca ultrason randevusu alabilirsiniz. Cinsiyetin söylenmesinin sebebi belli olmaması. Genital organların gelişmesi gerekiyor görmek için.
Gen testinde cinsiyet paylaşılmıyor. Ultrasonda görünce söylüyorlar ama hafta ilerledikçe daha iyi bir pozisyonda bebeği görürseniz değişebiliyor çünkü ilk başlarda bu bir tahmin oluyor ç, çocuğun rahimdeki duruşu eli kolu, göbek kordonu önünü kapatabiliyor.
0
kullanıcıadımbuolsun
(04.08.24)
açılsa iyi para yapar. zaten böyle gebelik, annelik falan şeylerine deli para gömen bir kitle var. onların ilgisini çektin mi iş yürür.
0
my fault
(04.08.24)
kızım abdde doğdu. cihazlar türkiyeyle kıyaslanamayacak kadar standart. üç boyutmuş renkliymiş vs doktorun özel muayenehanesinde bile yoktu. düz standart iki boyutlu fotokopi gibi veriyor, sağlıklı mı değil mi bakıyor gönderiyor:)

sizin dediğiniz olayı görmedim ama üstte anlattığım durumdan dolayı sektör oluşmuş olabilir abdde. güzel fikirmiş.
türkiyede olmamasının sebebi ise, hastaneye gittiğinizde dr. çocuk değişik taraflardan poz verebilsin diye anneye çikolata bile yediriyor. yani anne zaten dr.un odasından elinde üç boyutlu, renkli, her yönden çekilmiş fotolarla mutlu şekilde çıkıyor.

denenir mi denenir. ama dr.lar ve hastaneler karşı çıkar diye düşünüyorum.
0
artci sarsinti
(04.08.24)
Yurtdışında bizdeki gibi fazla doktor görmüyorsunuz bebekte bir sorun olmadığı sürece.

Bizde otel gibi paket satılıyor vip oda, 3d ultrason vb. O nedenle bizde ihtiyaç yok. Özel muayenehane doktoruna whatsapp'tan yazıyorsun, en ufak şüphede zaten ultrason erişimi var.
0
marla is in my head
(04.08.24)
(1)

iş ile ilgili yöneticimle konuşacağım sizce hangi yöntem

baldan kaymak
okuyanlara teşekkürler, cevaplara teşekkürler.a ya da b diyebilirsiniz, daha iyi methodlara açığım. mümkünse ekip yöneten arkadaşlardan fikir rica ediyorum. efendim, çok sevdiğim bir yöneticim vardı. 1,5 yıldır acaip iyi anlaşıyoruz. hikayeler, espriler, paylaşımlar. bundan bir ay evvel yöneticim to
okuyanlara teşekkürler, cevaplara teşekkürler.

a ya da b diyebilirsiniz, daha iyi methodlara açığım. mümkünse ekip yöneten arkadaşlardan fikir rica ediyorum. efendim, çok sevdiğim bir yöneticim vardı. 1,5 yıldır acaip iyi anlaşıyoruz. hikayeler, espriler, paylaşımlar. bundan bir ay evvel yöneticim toplantıdaki bir cümleme kırılmış - söylediği bu ama ben pek inanamadım. sonraki 2 hafta bulunduğumuz tüm ortamlarda kötü davrandı. bende hayatıyla ilgilidir diye alttan aldım ancak bana özel olduğunu anlayınca 2.kez arayıp dile getirdim. paylaşmasını rica ettim. kırıldığı şey olarak başta söylediğim şeyi söyledi -ki ben hiç böyle düşünmemiştim. özür diledim, farkında olmadığımı ilettim. konuşsaydı benim için de iyi olacağını paylaştım. ancak bunu açıklamakla yetinmedi. niyetimi de sorguladı. sonrası kötü bir telefon görüşmesi. ben şok oldum, konuşamadım. daha önce de yaşamadığım bir örnek olduğundan tepki veremedim. zaten vermem de. kırıldığını söylediği olayın üstünden 30 gün, bu konuşmanın üstünden 15 gün geçti. izindeydi bu sürede. ancak bu konuşmanın bende etkileri hiç iyi olmadı. odaklanamıyorum, motivasyon sorunu yaşıyorum ve dikkatimi toplayamıyorum.

çok zorlayıcı bir 30 gün geçirdim. meslekte 7+ yıl geçirdim. o ise hayatını geçirmiş. merak edenler için notlayayım. görüşme ricasında bulundum ama bir dönüş almadım. mesaj attım ama dönüş almadım. uyuyamama ve sürekli aklımı meşgul etme noktasına geldi. istifa da bir hizmettir sonuçtakil hareket etme niyetindeyim. önerilerinize açığım ve yarın bir adım atacağım. iki taraf da erkek bu arada. sizce ne yapmalıyım?

a) (yöneticimle eşdeğer pozisyon rolunde bir büyüğüm şu tavsiyeyi verdi) ilk yüzyüze geldiğiniz gün yanına git ve görüşme rica ettiğini paylaş. sonra konuşmaya sert bir giriş yap ve rahatsızlığını dile getir. ancak konuşmanın kalanında standart ol. böylelikle başta dikkatini çek ve sonra bir daha yapmaması gerektiğini anlasın. baktın tavır olarak ilgili o zaman devam ama değil ise bir yandan da iş bakmalısın. çünkü bugün yaşadığın bu küsme davranışı yarın daha üst levellerin olduğu bir ortamda daha ağır tezahür edebilir. yöneticinin küsme lüksü ve bu davranış lüksü olamaz. seninle o isteyip konuşmalıydı, sen gitmemeliydin. diyelim ki sen gittin o durum için de yönetişim ile ilgili sürekli olarak bizler eğitim alıyoruz. iyi bir yönetici örneği göstermemiş.

b) (yönetici profilleri hakkında bir analist görüşü) kesinlikle git ve görüşmek isteğini dile getir. maksimum 15 dk olacak şekilde bunların dışında izinde olduğu sürede iş olarak neler yaptığı dile getir. bu konuyla ilgili birşey söylemene gerek yok çünkü mesafe koymak istemiş aranıza. söylesen de faydası olmayacaktır yaş farkınız itibariyle. ve sonrasında süreci izle, eğer bu süreçten sonra yine aynı şeyleri hissedersen, o zaman yeni iş araştırman doğru olacaktır.
0
baldan kaymak
(04.08.24)
Tamamen varsayımda bulunuyorum ama sanırım yöneticiniz bir nevi "Ben çok yüz verdim" hissi yaşamış, bunu da sizinle konuşmak yerine pasif-agresif bir tutum sergilemeyi tercih etmiş.

Açıkçası bu noktada tekrar ne görüşeceğinizi anlamadım. Yani mevcut durumda öyle ya da böyle kendinizi anlatmışsınız, sonrasında da yöneticiniz tatilde olduğu için aranızda ayrıca bir iletişim olmamış. Aynı konuya geri dönmek istemek için elinizde yeni bir bilgi, argüman vb. olması lazım, anladığım kadarıyla bu yok.

Şahsen ben olsam tekrar görüşme vb. istemek yerine en azından birkaç hafta birlikte çalışmayı tercih ederdim. Yöneticiniz bu süreçte sizinle samimi bir iletişim kurmuyor ama iş konusunda da herhangi bir zorluk çıkarmıyorsa artık sizinle samimi olmak istemiyor demektir; normal, olabilir, bence bunda çok can sıkıcı bir şey yok. Diğer yandan size bilinçli olarak kötü davranıyor, pasif-agresif tavırlar sergiliyor vb. ise o zaman kendisiyle konuşmak ve görüşmenin sonucundan bağımsız bir şekilde de iş bakmaya başlamak daha mantıklı. Zira bir kere olan, bir kez daha olacaktır.
0
salihdt
(04.08.24)
(12)

okuduğunuz pratik yararı en yüksek kitap

duyurukullanıcısı
akışkanlar mekaniği olabilir, bir tıp kitabı olabilir, hukuk kitabı olabilir, suç ve ceza olabilir, felsefe kitabı olabilir, arabanızın kullanma klavuzu bile olabilir fark etmezşu ana kadar okuduğunuz ve pratik yararı en yüksek kitap ne idi?
akışkanlar mekaniği olabilir, bir tıp kitabı olabilir, hukuk kitabı olabilir, suç ve ceza olabilir, felsefe kitabı olabilir, arabanızın kullanma klavuzu bile olabilir

fark etmez

şu ana kadar okuduğunuz ve pratik yararı en yüksek kitap ne idi?
0
duyurukullanıcısı
(04.08.24)
How to Make Friends and Influence People - Dale Carnegie
0
michael_knight
(04.08.24)
Bağlanma
0
abuzer
(04.08.24)
İyi psikopatın yaşam kılavuzu
0
komando kani var bende
(04.08.24)
Scrum: The Art of Doing Twice the Work in Half the Time
Addictive Thinking: Understanding Self-Deception
Thinking, Fast and Slow
0
salihdt
(04.08.24)
@geveze yazar +1 kişisel gelişim kitaplarını sevmememe rağmen bu bambaşka bir kitap. kaç kez okudum bilmiyorum. Bir çok arkadaşıma da hediye ettim. Ne zaman işler boka sarsa okuyup telkinleri tekrar edip rahatlıyorum.
0
pervasiz kedi
(04.08.24)
tongue fu
0
titanyum22
(04.08.24)
David Burns İyi Hissetmek
0
muhayyer divan
(04.08.24)
Kuran. Okumasaydım mazallah müslüman olabilirdim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.08.24)
@konuşma
Sesli güldüm.
Ben OK’im, Sen OK’sin.
Herkesin okuması lazım. Henüz yarısına bile gelmedim, ama başucu kitabım olacağına eminim.
0
auroraaurora
(04.08.24)
White, T. D., & Folkens, P. A. (2005). The Human Bone Manual. Elsevier.
0
akhenaten
(04.08.24)
Şimdilik Atomik Alışkanlıklar.

Gerçi daha bitmedi ama olsun.
0
put it in your appropriate place
(04.08.24)
Tembellik hakkı, bakış açımı değiştirmişti.
0
Gradient_tabanlı_mor
(05.08.24)
(4)

Bu ingilizce ifade ne anlatmak istiyor?

filipis
“Non-EU StudentsNon-EU students, not resident in Ireland, are not eligible to apply for part time programs that are delivered on-campus. Applications for part time courses that require on-campus attendance will not be processed and the application fee will not be refunded.”İrlanda'da ikamet etmeyen
“Non-EU Students

Non-EU students, not resident in Ireland, are not eligible to apply for part time programs that are delivered on-campus. Applications for part time courses that require on-campus attendance will not be processed and the application fee will not be refunded.”

İrlanda'da ikamet etmeyen AB üyesi olmayan öğrenciler, kampüste sunulan yarı zamanlı programlara başvuramazlar demiş.

Burada virgül yerine “ve” ifadesi mi yoksa “veya” ifadesi mi koymalı. Yani ikameti olan ama ab vatandaşı olmayan biri (yani ben) başvurabilir mi?
0
filipis
(03.08.24)
Başvurabilirsiniz bence, eğer başvuramasaydınız o "Not resident" kısmını koymazlardı. Yani bunun pozitifi "Kampüste sunulan yarı zamanlı programlara AB üyesi öğrenciler ya da İrlanda'da yerleşik kişiler başvurabilir" olurdu sanırım.
0
salihdt
(03.08.24)
iyi hoş da, vizen okul süresini kapsıyor mu? Bir şekilde vizen varsa VE öğrenci olmanı sağlayan bir vizeyse (turist vizesinde olmuyordur sanırım, kısa dil okulu vs. olabilse de part time 2 yıl falan süren bişeyde geçerli değildir o) kabul edebilirler bir ihtimal. Ben buradan "okul part-time programlarda non-eu kişiler için vize desteği sağlamıyor başvuru kabul etmiyor" gibi anlıyorum. Oturma izni olan birini de kabul etmemeleri için bir sebep yok ama sanki.

En temizi International'lara bakan kısmı bulup okula mail atmak.
0
nhk ni youkosu
(03.08.24)
vaktiyle irlanda cumhuriyetinden resident almış bir kişi olarak söylüyroum; ab vatandaşı öğrenciler için zaten bir kısıtlama yok, kısıtlama biz ab vatandaşı olmayan öğrenciler için. irlandaya başlangıç olarak öğrenci vizesiyle gidiyorsun, bu yanlış hatırlamıyorsam 1-2 aylık oluyor. eğer öğrenciliğin belli bir sürenin üzerindeyse (min 6 aydı sanırım) oturum için başvuruda buluyorsun. başvurunun sonuçlanmasına ve oturum izninin verilmesine müteakip çalışma izni için de başvuruyorsun ve bunun neticesinde sana çalışma izni veriyorlar ancak bu izin part time mıydı sadece yoksa full time mıydı hatırlamıyorum.

bu işlemleri yapalı çok oldu ondan hatırlayamadığım detayları var ama olay genel olarak bu.
0
air
(03.08.24)
@nkh
Hocam kağıt üstünde sadece 8 aylık periyodlarla oturum iznim var. Ama uzun vadede eğer çalıştığım yerle alakalı bir problem olmazsa pratikte vatandaşlığa kadar gidiyor.

İstediğim bölüm çok spesifik ve maalesef master için full time ı yok. Zaten 2 teknik üniversitede var ve ikisi de part time ve sadece birinin konumu bana uyuyor. Yani ya bu bölümü okuyacağım ya da hiçbir şey okumayıp bu alana kabul alabilmeyi umut edeceğim. Bu master programı benim spesifik çalışma alanım ve bu alanda bu sayede iş bulabilirsem bir yazılımcı kadar kazanç sağlayabiliyorum.
Bu alan irlandada spesifik olarak bir lisans bölümü aynı zamanda ama türkiyede inşaat mühendisliğinin bir alt birimi olan hakediş ve planlama mühendisliği.

@air
Evet. Ama acaba 3 seneden az ab’de yaşamış kişilere fiyat politikası uymadığı için (3 seneden az yaşamışsan okul fiyatları non-eu olarak teklif veriliyor bildiğim kadarıyla) programdan red alır mı diye düşünmüştüm. Ama @nkh’nin dediği gibi “ bu program oturum izni sağlamaz” demek istiyor sanırım. Bu arada 6 aylık dil okuluyla geldim. Stamp-2 stamp-1 stamp-4 muhabbetleri var. Stamp-1 dan sonrası full time hocam. Ama o da 1 senede bir yenilenek gerekiyor
0
🌸filipis
(03.08.24)
(5)

şeytanın avukatlığı - instagram'ın engellenmesi haklı olabilir mi?

gitdaddy
sizce instagram ne olursa olsun hiçbir zaman engellenmemeli mi, yoksa türkiye için hassas bir konuda (atatürk, islam, cumhurbaşkanı, pkk vs.) bize ters ya da ayrımcılık yapıldığında engellenebilir mi?zira instagram'a karşı bir ülkenin en büyük kozu, kendi sınırları içerisinde ona erişimi engelleyip
sizce instagram ne olursa olsun hiçbir zaman engellenmemeli mi, yoksa türkiye için hassas bir konuda (atatürk, islam, cumhurbaşkanı, pkk vs.) bize ters ya da ayrımcılık yapıldığında engellenebilir mi?

zira instagram'a karşı bir ülkenin en büyük kozu, kendi sınırları içerisinde ona erişimi engelleyip bütçesini etkilemek. instagram'ı en çok kullanan 3-5 ülkeden birisiyiz ve çok ciddi bir pazarız. engel onun için büyük bir mali tehdit.

son senaryoda instagram'ın israil'in suikastle öldürdüğü elemanla ilgili gönderilere sansür uygulaması, türkiye'nin bu tepkisini haklı kılar mı?
0
gitdaddy
(03.08.24)
Bu tür bir yasağın haklı gerekçesi olması çok zor, zira özgürlüklerin engellenmesi ile ilgili en büyük sorun o çizginin nerede çekileceği ile alakalı. O "Türkiye ile ilgili hassas bir konu" dediğiniz şeyin içine sokulamayacak bir şey var mı mesela?

"Milli değerleri zedeleyen", "Çocukların gelişimini olumsuz etkileyen", "Halkı kin ve nefrete sürükleyen" ve daha niceleri gibi o anda argümanı üreten kişinin işine ne gelirse öyle şekillenen şeyleri kıstas almaya çalışırsanız İnstagram'ı değil elektriği bile yasaklarsınız.

Haliyle bu tür bir kategorik engelin bence haklı bir yanı, o anki engel sebebi ne olursa olsun, olamaz.
0
salihdt
(03.08.24)
bu o kadar tezat garip bi konu ki. Normalde Türkiye bişeyleri yasaklatır sildirir, silmediler diye platform kapatır ama bu sefer onlar sildi diye kapatıyor ahah.

Şimdi Türkiye adamı terörist olarak görmedi yas ilan etti bişeyler paylaştı okey, yarın Öcalan öldüğünde bi AB ülkesi yas ilan edip taziye mesajı yayınlasa aynı insanlar "düşünce özgürlüğü abi, tabii Twitterda Instagramda paylaşacak" diyecekler mi? Demeyecekler. O zaman sildireceksen şimdi de sildir, o zaman kabul edeceksen şimdi de kabul et.
0
nhk ni youkosu
(03.08.24)
Hiçbir şekilde engellenemez.

Rahatsız olanlar istediği gibi girmeme, boykot etme, boykota çağırma, eleştirme hakkına sahiptir ama canınızın istediği zaman herhangi bir mecraya ulaşımı engelleyemezsiniz.

Hepsi için geçerli bu, yok bunu yerine o olsaymış demek de, bir tanesinin engellenmesine sevinip diğerine ses çıkarmak da olmaz.
0
mutekebbir
(03.08.24)
Engellenemez değil de engellenmemeli.

Sayacağınız tüm kutsal değerler sabun üzerinde yürümek gibidir. Zamandan zamana, mekandan mekana değişirler. En basit ispatını yaşıyoruz: Haniye terörist mi yoksa kahraman bir lider mi? Herkes farklı yanıt veriyor. Hangisi bizim kutsal değerimiz olacak?

Protesto etmekle yasaklamak çok başka şeyler
0
her giriste sifresini unutan adam
(03.08.24)
İslamcı teröristleri mücahit ilan edenler, Kürtçü teröristleri özgürlük savaşçıları ilan edenlerle tartışıyor diye biz sosyal medyaya giremiyoruz. Günün sonunda olan bu. Biz her ikisine de terörist dediğimiz için zaten iki taraftan da laf işitiyoruz. Instagram'a erişimi yasaklayan partinin yaranmaya çalıştığı tarikatlar ve seçmeninin bir kısmı Atatürk'e hakaret ve Türklere hakaret edip iftira atarken böyle hamlelerin gerçekten uygulandığını görmüyoruz.

Şehrin göbeğinde terör örgütü marşları ile halay çeken yaratıklar bu paylaşımlarını aynı sosyal medyada yapmıyor muydu? Sosyal medyanın kendisi tepki koymasa umurlarında olmayacaktı. İşte ulusal değerlerimiz adı altında başkasının değerlerini bize dayatmaya çalışıyorlar. Bu arada asıl amaç da örgüt elebaşlarının infazı değil, insanların yas ilan edilmesi saçmalığına tepki göstermesini engellemek bile olabilir.
0
nawar
(03.08.24)
(2)

daha iyi bir ingilizce için çalışma kitabı

gitdaddy
muhtelif testler yaptığım zaman seviyem b2 çıkıyor. iş hayatında falan da kullanıyorum sık sık ama bi adım daha ileri taşımak istiyorum. daha elit bi ingilizce belki? ya da ielts'te şöyle yüksek bir puan?şu an için düzenli kursa gidecek vaktim yok. b1-b2-c1 için birer kitap alayım, akşamları birer s
muhtelif testler yaptığım zaman seviyem b2 çıkıyor. iş hayatında falan da kullanıyorum sık sık ama bi adım daha ileri taşımak istiyorum. daha elit bi ingilizce belki? ya da ielts'te şöyle yüksek bir puan?

şu an için düzenli kursa gidecek vaktim yok.
b1-b2-c1 için birer kitap alayım, akşamları birer saat kitaptan ilerleyeyim gibi bir fikir düşündüm. kitapta gramer ve o seviye için gerekli vocabulary falan olsa kafi galiba.

var mı önerileriniz? ya da bu iş böyle olmaz diyeniniz?
0
gitdaddy
(03.08.24)
Bence o tür kitaplar yerine güncel haberleri konu alan yabancı dergiler okumaya çalışın, orada anlamadığınız kalıplara ayrıca bakarsınız. Bu tür bir yaklaşım kelime öğrenme konusunda da çok daha yardımcı olur. Newsweek, Atlantic, New Yorker, Reader's Digest, GQ, Wired vb. gibi dergilerden ilgili olanlara göz gezdirip bir deneyebilirsiniz.
0
salihdt
(03.08.24)
Grameri mükemmelleştirmek için; understanding and using English grammar, günde 5 chapter ilerleyerek 4 günde bitirirsiniz.

İngilizce yazmayı geliştirmek için: Academic writing for proficiency. Kitapta Türkçe cümleler var, bunları İngilizceye çeviriyorsunuz. Alıştırmaya başlamadan önce size örnek cümleler veriyor. Çevirecek cümlede karışık bir örnek varsa onu söylüyor. Cevapları da var tabii
0
substituent
(03.08.24)
(1)

Lens kullananlar bir bakabilir mi?

pisiklet
Bir gözde astigmat var diğerinde yok. Bc değeri aynı markada tutmuyor. Doğru değerler için her iki göze farklı markalar kullanılabilir mi? Teşekkürler, p.
Bir gözde astigmat var diğerinde yok. Bc değeri aynı markada tutmuyor. Doğru değerler için her iki göze farklı markalar kullanılabilir mi? Teşekkürler, p.
0
pisiklet
(31.07.24)
Her markanın kullanım sırasındaki hissi az da olsa farklı, ilk başta o farklılık muhtemelen biraz rahatsız eder ama beyin bu tür şeylere hızlı bir şekilde adapte olup yoksaymayı beceriyor, yani muhtemelen birkaç gün içinde alışırsınız. Ancak yine de optikçiye ya da göz doktoruna danışırsanız daha iyi olur tabi, onlar muhtemelen defalarca bu durumla karşılaşmışlardır.
0
salihdt
(01.08.24)
(3)

Booking’te rezervasyonu otel iptal ederse ne olur

regina phalange
İadesiz bir oda ayırttık ama sanal kartın limitini arttırmadık. Nasıl olsa mail atıyorlar arttırın bir daha deneyeceğiz diye. Ama bu otel karttan çekim yapamıyormuş başka bir link verdiler oraya bilgileri girmemizi istiyorlar yoksa rezervasyonu iptal edeceğiz diyorlar. Biz de oraya bilgi girmek iste
İadesiz bir oda ayırttık ama sanal kartın limitini arttırmadık. Nasıl olsa mail atıyorlar arttırın bir daha deneyeceğiz diye. Ama bu otel karttan çekim yapamıyormuş başka bir link verdiler oraya bilgileri girmemizi istiyorlar yoksa rezervasyonu iptal edeceğiz diyorlar. Biz de oraya bilgi girmek istemiyoruz. Bu durumda rezi otel iptal ederse süreç nasıl oluyor? Biz o parayı her türlü ödüyor muyuz? Ona göe sanal kartı iptal edicem :)
0
regina phalange
(31.07.24)
Rezervasyonu iptal edecekler ama sanal karta limit açmazsanız parayı çekemeyecekler, öyle konu kapanacak.
0
salihdt
(31.07.24)
eğer otelde offline tahsilat varsa limit arttırmasanız bile kartınızdan çekim yapabilirler. hatta ana kartta da limit olmazsa 0 olan bakiyeniz eksiye düşebilir.
0
bravoteam
(31.07.24)
Açıkçası, Booking dışında bir platforma bilgilerinizi vermenizi Booking kendisi de istemiyor ve zaman zaman bu konuda uyarılarda bulunuyor. Ben olsam, ben de bilgileri başka bir platforma girmezdim ve Booking'i bu durum hakkında bilgilendirirdim.

Hotel iptal ettiğinde ücret iadesi olması gerekiyor ve genelde Booking aynı fiyat segmentinde başka bir hotel ayarlamaya çalışıyor.
0
VIPCH
(31.07.24)
(15)

Ana babanın bedduası tutarmış diyolaa

respect
Bugün dayımlara gittim sohbet muhabbet derken oğluna beddua ettiğini öğrendim. çocuğun iki yakası bir araya gelmiyormuş falan bir de bugün arabayla kaza yapmasın mı? ben şok, ben iptal.Çünkü benim pederin de bana beddua etme ihtimali çok yüksek. son zamanlarda beni mutlu eden hiçbir şey yok. Ulan de
Bugün dayımlara gittim sohbet muhabbet derken oğluna beddua ettiğini öğrendim. çocuğun iki yakası bir araya gelmiyormuş falan bir de bugün arabayla kaza yapmasın mı? ben şok, ben iptal.

Çünkü benim pederin de bana beddua etme ihtimali çok yüksek. son zamanlarda beni mutlu eden hiçbir şey yok. Ulan dedim yoksa?

Ne diyorsunuz?

Not: ben böyle şeylere inanmam ama işte :/
0
respect
(31.07.24)
Ana baba haksız yere beddua ettiyse tutmaz, onlar Allah'ın kulu da evlat kişisi değil mi?

Ama o bedduayı almak için tırmaladıysa tutar tabi. Benim de öyle bildiğim çok insan var.
0
muhayyer divan
(31.07.24)
baba bedduası tutsa ben yirmi yıl önce tahtalı köyü boylamıştım. adam hacı falan bi de lol bişey olmaz devamkeee
0
titanyum22
(31.07.24)
hurafe ayol
0
nolmus yani
(31.07.24)
Anne baba bir araya geldi sen dünyaya geldin.
Her türlü hakları var ve ödenmez.
Hakkında söylediklerini hafife alma.
Ve bedduaya inanmak için başa bir belanın gelmesini beklemek, acaba demek olmaz.

@titanyun22
20 yıldır bedduanın tutmamasıyla övünmek yerine, yarın gönüllerini alacak bir şey yapmalısın aslında. Dua veya beddua hemen anında tutar diye bir şey yok.
Kabul olmama veya kabul olma sebepleri, şartları var.

Hayat yaşıyoruz ve iyilik kötülükler bir arada bu dünyada.
Herkes kendince nasibini yaşıyor.

Yarınlar için kendimizce temenni ve umutlarımız var ama tehlike ve riskler hatta ölüm bizden çok uzak diyemeyiz.
0
diyecevaplandı
(31.07.24)
@diye dayı ne diyon allasen hemen hain evlat ökkeş yaptın beni. anne babanın zaten en başta kendi yetiştirip büyüttüğü evladına beddua etmemesi lazım. oradan pay biç benimkinin babalığını.

her evlat iyi olmadığı gibi her ana baba da melaike değil, oturup sana anlatacak değilim.
0
titanyum22
(31.07.24)
Yok öyle bir şey, dediğiniz şey "Ben Ford Focus almayı düşünmeye başladığımdan beri her yerde Ford Focus görüyorum" gibi bir şey, bir nevi seçici algı. Herkesin başına bir sürü iyi, kötü olay geliyor bedduadan bağımsız. Yaradanın işi yok insanların oturup konuşarak çözemedikleri sorunların fedaisi olup orada burada "Ölmesin ama sürünsün" şeklinde verilen reçetelerin peşinde koşacak, milletin hayatına müdahale edecek...
0
salihdt
(31.07.24)
Aile insan için önemli bir destek, bu kişinin ailesiyle arası bozuksa bu hem maddi hem psikolojik olarak kişiyi geri düşürür. Ailesiyle arası iyi olan insanlara göre az ya da çok daha fazla sorunla uğraşmasına sebep olur. Haliyle kötü bir durumla karşılaşma şansı da yükselir. İyi aile ilişkileri menfaat anlamında hiçbir şeye yaramasa bile en azından kişi bunaldığı zaman ailesinden manevi destek bulabilir.

Sizin karşılaştığınız durum da öyle mi bilmiyorum ancak bazı aileler çocukları kendi istedikleri gibi davranmayınca destek sağlamayı kesiyor, burnu sürtsün vs. istiyor. Yardımcı olabilecekleri konularda geri durmayı seçiyorlar. "yola getirmeye" çalışıyorlar. "Bak kafana göre hareket ettin ve içine ettin, ben demiştim" demek için fırsat kolluyorlar. Neticede hayatı kısıtlanıyor kişinin. Evlilikten tutun, okul, iş konusuna kadar böyle. Aileden ayrı yaşasanız bile bu insanlar hayatınızda etkili figürler sonuçta.

Yani bedduayla ilişkisi yok. Beddua sadece bu kişinin ailesiyle arasının kötü olduğunu gösteren bir detay.
0
akhenaten
(31.07.24)
Barajlarda su azalıyor, yağmur duasına çık diyorum.
0
prole
(31.07.24)
İnanma öyle şeylere
0
abuzer
(31.07.24)
ben inanırım öyle şeylere.

genel kanı anne/babanın değil, babanın bedduası tutar şeklinde.
ana'lar çocuklarını çok sever ve içten beddua edemezler, ne olursa olsun düzelmelerini isterler derler. babalar ise anneler kadar bağlanmazmış çocuklarına, o yüzden bedduaları tutarmış.

ben ana/baba bedduasından öte, biri bedduayı hakediyorsa kim derse desin bi noktada tutacağına inanıyorum.
0
biseysorcaktim
(31.07.24)
Hatta babaya kalkan el de taş olurmuş. Videoyu açarsanız gerçek olduğunu göreceksiniz. youtu.be
0
boray eris
(31.07.24)
Hocam sana kitleme buyusu yapmislar hemen sakalli bi hoca bul nefesi kuvvetli ver kurtul
0
Zetnikov
(31.07.24)
Anne baba bedduasını bilmem ama benim her bedduam tutuyor. Bir anda celallenip ağzıma geleni söylüyorum ve söylediğim gibi oluyor. Bu yüzden artık gerçekten dikkat ediyorum, kendimi böyle anlarda frenliyorum. İnanıp inanmamak kişiye kalmış ama durum bu )
0
koskoca kirpi
(31.07.24)
Kendi çocuğuna tecavüz eden babalar buna sesini çıkarmayan anneler var, böyle bir ortamda bu çok iddialı bir söylem olur.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(31.07.24)
haksız insanın bedduası tutmaz. ana baba olsun evlat olsun.
düzgün insan olmaya bakıp sonrasında da böyle şeyleri korkup çağırmamak lazım.
0
kurcalamabozarsin
(01.08.24)
(6)

istifa kararı vermenize baz sebep nedir?

baldan kaymak
zor bir dönemden geçiyorumda fikirlere ihtiyaç duyuyorum :d
zor bir dönemden geçiyorumda fikirlere ihtiyaç duyuyorum :d
0
baldan kaymak
(30.07.24)
İki kere sağlığımı tehdit edecek bir stres ve yoğunluk nedeniyle üç kere de daha iyi bir teklif ve kariyer planım nedeniyle istifa ettim. Sağlık söz konusu olanlarda 5-6 sene çalışmışım.

Bu yazdığım senin ne işine yarayacak, istersen zor dönem geçirmene sebep olan şartları yaz, rahatlarsın.
0
gabe h coud
(31.07.24)
1 - onum kesilirse
2 - haksizliga maruz kalirsam

bu ikisine tahammul edemiyorum. is bulmadan cikmayi hic tavsiye etmem ama yeri geliyor aninda istifa etmen gerekiyor. En son sabah ise geldim baktim ortalik karismis, sacma sapan degisiklikler atamalar yapilmis, oglen 12'de bastim istifayi ciktim.
0
cooperr
(31.07.24)
Bir kere gençlik gerizekalılığı yüzünden güzel bir işten istifa etmiştim sebep yoktu.

Bir kere patronumla sorunlarımız vardı gittim sonra özür diledi geri döndüm ama olmadı sonra yine gittim, bu birkaç kez yaşandı çalkantılı bir ilişkimiz vardı :):)

Bir kere patronu hiç sevmiyordum rakibinden güzel bir teklif aldım öyle gittim, onlar da patronuma ders vermek için beni almak istemişlerdi ben de artık adamın iş bilmemezliğinden darlandığım için kabul edip gittim.

Bir kere stresten geçmeyen baş ağrılarım yüzünden gittim doktor ağrıların sebebini bulamayıp strestendir işini değiştir demişti gerçekten işe yaradı.

Bir kere sektörden bunaldım ve tamamen sektörü bırakacağımı söyleyip gittim, gerçekten de bıraktım.
0
mutekebbir
(31.07.24)
Adaletsizliğe gelemiyorum ben genelde o yüzden istifa ederim
0
regina phalange
(31.07.24)
Görev tanımım sündürülür, şirket en başta söz verdiği şeylerin dışına taşmaya başlar
Şirket kültürü değişir, giderek daha toksik bir yer alır
Belli bir süre çalıştıktan sonra aynı şeyleri yapmak sıkmaya başlar; sektörün gerisinde kaldığımı hissederim
0
salihdt
(31.07.24)
Sırasıyla

1- Başta anlaşılan çalışma planına sadık kalınmaması. Ek mesailerin normalleşmesi. Benim için en önemlisi bu. Hele ki sürpriz mesailer ciddi kredi tüketiyor.

2- Karga tulumba, plansız iş yapılması. Özellikle de benim etkim olmadan boş geçen günlerin acısı iş bana gelince "hadi hadi" temposuna dönüştürülerek çıkarılmaya çalışılıyorsa.

3- Sanki "Bir yönetici nasıl olmalıdır" tarzı kitapları okuyup orda gördüklerini taklit eden basiretsiz yöneticiyle çalışmak. Böyle birinin basiretsizliğinin sonuçlarını her zaman siz çekersiniz ve sinirler laçkalaşır. Aslında yukardaki ilk iki madde de genelde yönetici kaynaklı olur, ancak bazen sizin çalıştığınız yöneticiden daha üst noktada ve bazen de şirketin çalışma sistemiyle ilgili zorunlu olarak ortaya çıktığı için 3. sıraya yazdım.

4- Maddi tatminsizlik, eğer yukarıdaki üç madde sorun değilse bunu bir noktaya kadar görmezden gelebilirim. Huzur daha önemli.

Yukarda çok kereler haksızlıktan ve adaletsizlikten bahsedilmiş. Benim için ilk üç madde bunların somut yansımaları. Bu tarz ortamlarda haksızlık, adaletsizlik, gruplaşmalar, adam kayırma, değersizleştirme pakete dahil geliyor. Yani sürekli "bugün kalıyoruz değil mi?" denen bir ortamda plansız programsız kötü bir yöneticiyle çalışıyorsanız orada başınıza her iş gelir.
0
akhenaten
(31.07.24)
(17)

Yeğenimin Okul ve Gelecek Hayatındaki Dönüm Noktası

parcaliham
Fransız lisesinde okuyan kadın yeğenim lise sınavına girdi, çıktı. Sonuçlar geldi ve kendisi iki tercih arasında kaldı.1) Türkiye'de özel bir üniversitede mimarlık. Yüzde 50 burs. Aile yanında yaşayacak.2) Nice'de kimya bölümü olan bir okul. Okul parasız (ya da tam burslu). Okula yakın bir kampüste/
Fransız lisesinde okuyan kadın yeğenim lise sınavına girdi, çıktı. Sonuçlar geldi ve kendisi iki tercih arasında kaldı.

1) Türkiye'de özel bir üniversitede mimarlık. Yüzde 50 burs. Aile yanında yaşayacak.

2) Nice'de kimya bölümü olan bir okul. Okul parasız (ya da tam burslu). Okula yakın bir kampüste/yurtta kalacak. Oradaki kalma ve tüm masraflarını ailesi karşılamaya hazır.

Türkiye'de kalmayı seçerse sadece okul masrafı, Fransa'daki tüm masraflarından daha fazla olacak.

--

Yurtdışında yaşayan birisi olarak (Fransa değil) kendisine Fransa'nın çok daha iyi bir tercih olduğunu, eğer istemediği bölüm ise de daha sonra gittiğinde ikinci senesinde geçiş yapabileceğini anlatmaya çalıştım. Bu şartlarda Türkiye'de kalmaması gerektiğini söyledim.

Sanırım biraz çekingen yapıda olduğu için (ben de o yaşta öyleydim, çok anlıyorum onu) Fransa'ya gitmek istemiyor. Ve Fransızcasının da yeterli gelmeyeceğini düşünüyor sanırım.

Bu sabah Türkiye'de kalmak istediğini ve böyle bir karar verdiğini söyledi.

Bunun bir hata olduğunu düşünüyorum. Ama kendisine bunu anlatmakta güçlük çekiyorum.

İzninizle size iki soru soracağım ve cevaplarınızı akşam kendisine filtresiz olarak göstereceğim.

1) Siz iki seçenekten hangisini seçerdiniz?
2) Kısaca neden bu seçeneğinin daha iyi olduğunu düşünüyorsunuz?

Lütfen yardımcı olun.

Bence hayatının çok önemli bir karar aşamasında kendisi ancak farkında değil.
0
parcaliham
(27.07.24)
Yeğeninin kararına hatalı olduğunu söyleyecek konumda değilsiniz diye düşünüyorum. Kendisini öyle mutlu hissedecekse öyle olsun. Kendi koşullarınız ile onun koşullarını karşılaştırmayın
0
Cezcez
(27.07.24)
Öncelikle üslubunuz çok güzel. Ayrıca doğru düzgün soru görmeyi de özlemişiz, yoksa burayı onedioya çevirecekler.

Yeğeniniz tabii ki Fransayı seçsin. Hem kendi için, hem gelişimi için hem de vizyonu için çok ama çok şey katar, özellikle söz konusu ülke Fransaysa.
Çekinceleri, korkuları olması normal, ama bu durumun sadece geçici olduğunu iyice idrak etsin. Zaten artık mesafe diye bir şey kalmadı teknoloji sayesinde. Çekinmesin gerek yok.
Bahtı güzel olsun, tebrik ederim.
0
numlock
(27.07.24)
Nice.

Çünkü birinci seçenek issizlik. Özel üniversiteden mezun mimarlarla konussun zaten anlar düşeceği hali. Harbiden sıkıntı bir durum .

Fransa'da tabiki daha iyi olacak çünkü; üniversite sonrası iki sene mi ne çalışırsa vatandaşlığa başvurur.
Onun dışında mezun olunca Fransa'da çalışmak zorunda da değil misal.

Illa nice ve kimya mi olacak?

Bence asıl sorun Türkiye'de yüzde 50 özelde mimarlik. Bunun geleceği genelde kötü.
0
logisticsmanager
(27.07.24)
Kaygınızı anlıyorum ama bence 18-19 yaşında bir bireyin bu seçimi internetteki anonim insanların şurası olsun, burası olsun yorumlarına gerek duymadan yapması daha önemli.

Bu anlamda "hangisini seçersiniz" sorusu bence çok anlamlı değil. Biz internette herhangi bir şekilde bir bedele katlanmadan "Nice güzel yer ya" diye yazıp Fransa'yı geçebiliriz. Halbuki mimarlık ile kimya gibi iki birbirinden oldukça uzak bölüm ve Türkiye ile Fransa gibi alakasız iki ülke arasında seçim yapmaya gelip bunlar neticesinde hayatı şekillendirmeye gelince o kadar kolay olmayacaktır.
0
salihdt
(27.07.24)
yurtdışına gidip (uk) orada üniversite hayatına adapte olamadan tr’ye dönen ve burada devam edip bitiren birkaç arkadaşım var. ben olsam nice’i seçer ve bölüm değiştirirdim ama depresyona girip batırma ve tamamen bırakma ihtimali de var.
0
deartheodosia
(27.07.24)
Öncelikle düşüncelerini paylaşanlara, cevap verenlere çok teşekkür ederim.

Eksiduyuru'yu amacına göre kullanmaya çalışıyorum. Zamanla unutulmuş olabilir ancak burası insanların fikirlerini aldığımız, tartıştığımız ve düşünceleri tarttığımız, önerileri değerlendirdiğimiz bir yer.

Yeğenim buradan birisi Fransa'da oku ya da Türkiye'de kal dedi diye karar vermeyecek tabii ki de ancak belki de burada yazılanlar çemberinden çıkmamış birisi için artılar ve eksiler olarak düşünmesini sağlayacak şeyler verecek. Nasıl bilemediğimiz bir durumda kaldığımızda buradaki farklı düşüncelerden ve tecrübelerden yararlanıyorsak, aynısı olacak.

Cevap verenlere çok teşekkür ederim.

Başka cevapları ve varsa kişisel tecrübeleri merakla bekliyorum.
0
🌸parcaliham
(27.07.24)
Merhaba, tebrik ediyorum yeğeninizi. Yaptığı seçimi netleştirir misiniz; Türkiye-Fransa arasında Tr' mi, yoksa mimarlık-kimya arasında mimarlık mı?
0
from where i ride
(27.07.24)
Neden nice'te baska bolum olmuyor onu anlamadim. Kimya ve mimarlik cok ayri branslar. Hangisini istiyor? Mimarliksa neden fransada o secenek uzerinde durulmuyor?
Bir de sadece lise okuduysa Fransizcasi yeterli de gelmeyebilir bunu yabana atmayin. Bunu cevremde cok gordum. Fr lisesi diye sular seller gibi ogrenmiyorlar.

Bence bir sene fransada dil okuluna gitme secenegini de dusunun. Yabancilarin gap year dedikleri seyi yapsin iste. Kafasini toplar, ne istedigine en azindan su ankine gore daha iyi karar verir.

Turkiyede mimarlik da okuyabilir ayrica. Kalmadi artik vakif-devlet uni olayi. Para oldugundan iyi hocalar zaten ozellerde oluyor ve bunu artik herkes farkinda. Ha gidip de nisantasi uniyi yazmasin tabii. Vakif universitesi kavramini ilk baslatanlardan biri olsun.
0
Kittie
(27.07.24)
meslek secimi cok sikintili ya. mimarlik ve kimya apayri bolumler. ve isin kotusu 18 yasindaki bir insanin bu mesleklerin ne oldugunu degerlendirme sansi yok. bilemez yani.

turkiye ve fransa'da okumak noktasinda fransa daha cazip geliyor kulaga.

ama "Türkiye'de kalmayı seçerse sadece okul masrafı, Fransa'daki tüm masraflarından daha fazla olacak." bunun dogru oldugunu sanmiyorum. 4 sene fransa'da yasama, konaklama masraflari okul masrafindan ucuz olamaz. bahcesehir mimarlik'a baktim %50 ile 300 bine geliyor. 4 senede 35 bin euro yapar ki fransanin bunun altinda kalmasi mumkun degil. ustune oradaki okula da harc odeyecek muhtemelen cuzi de olsa.

bence " eğer istemediği bölüm ise de daha sonra gittiğinde ikinci senesinde geçiş yapabileceğini anlatmaya çalıştım" bu kisim cok daha onemli. eger gercekten bu imkan varsa cok degerli. burada mimarlik'ta kalacak ve gercekten mimarlik'in ne oldugunu biliyor mu? ailede mimar var mi bunlar onemli.
0
antikadimag
(27.07.24)
Fransizlar çok irkçi bir millettir bunuda goz onune alabilirsiniz
0
Zetnikov
(27.07.24)
Madem bu muhabbet başladı en azından Fransa'da yaşayan biri olarak yazayim; Fransa'da 7 yılım olacak. Yakın arkadaşlarım yabancı. Galiba sadece biri polis tarafından bir kere durdurulduğu için sorun yaşadı, onun dışında sorun yaşamadı, hepimiz mutluyuz (totalde iki Türk, 3 fasli, bir hintli var yani tam da ırkçılık yapmalik bir grup).
Fransa'da dağ köyünde yaşıyorum. Totalde de 4. Yaşadığı şehir oluyor galiba. Hala meşhur ırkçılığı merak ediyorum yani, bana da böyle denirdi bir kere spor salonunda birinin "dedemi Ermeni soykırımında oldurmusler" gibi boş muhabbeti dışında garip olay da yaşamadım. O yüzden bunlardan korkup gelmeme yapmasin kimse (ya da yapsin tabi bundan korkup gelmeyecek kişi zaten yurtdışında yapamaz).
0
logisticsmanager
(27.07.24)
Ben amacı net olmayan birini okudum yazdıklarınizda. İs kaygısı doğal elbette geleceği olmayan bölüm seçmesin, ancak okul bitene kadar ne Fransa'da kimya bölümü mezunlarına ne olacagi ne Turkiyede mimarlık bölümü mezunlarına ne olacağı belli değil.

Fransa'ya gitsin de, yaşayacağı olasi adaptasyon problemlerini kendi çözmek durumunda kalacak, onu da hesaba katın teşvik ederken.

Bir de, mimarlık ve kimya dışarıdan birbirine oldukça alakasız görünüyor, yegeninizin spesifik bir ilgi alanı yok mu? Ya da mesela konu mimarlık (tasarım?) İse mesela Fransa'da ilgili başka okullara giremiyor mu
0
encokbenisevinnolur
(27.07.24)
@arbre, fransız liseleri öyle ahım şahım okullar değil, mezunlarının arasında burslu lisans kazanan neredeyse yok. geçişle fransa’ya ya da galatasaray’a girenler falan oluyor da yani kızın durumu çok normal, başarısız falan değil.
0
deartheodosia
(27.07.24)
adaptasyon icin ne kadar erken yasta giderse her sey o kadar kolaylasir. ama baska bolum:')
0
ala09
(27.07.24)
1000 tane tercihim olsa 1000 tanesini de TR disinda medeni bir ulkeden yana kullanirim. Adaletin olmadigi yerden gitmek Hz Muhammedin yaptigi gibi hicrete es degerdir. Ulke cayir cayir yaniyor. Ama ates dustugu yeri yakiyor iste.

Ama yegeninize verecegim tavsiye eger gitmekten emin degilse, supheleri varsa gitmesin. Verdigi kotu kararlar da onu bilgelestirecektir. Onun disinda Kittie +1
0
krmzbvl
(28.07.24)
babası müteahhit değilse mimarlık yazılmaz okunmaz artık.
0
titanyum22
(28.07.24)
1) bu secim o kadar buyuk ve onemli bir secim degil.
2) bu secim o kadar yanlis da degil. en basitinden logisticsmanager irkcilik olmadigini soylemis de, 7 yilda fransa'da arkadas grubunun 2 turk, 3 fasli, 1 hintli olmasi normal mi sizce? ve irkcilik gibi bir problemin disinda 18 yasinda oraya gitmek istememek cok garip degil. yegenlerim italya'da universiteye baslamislardi ve oradaki okullarini birakip geri donmeye karar verdiler mesela, yapamadilar cunku. bu tarz seyleri 18 yasinda yapmak kolay degil.
0
ghilleinthemist
(28.07.24)
(9)

Dini bir soru (Adem ve şeytan)

dedeminhirkasi
“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. (Araf, 19)”Şimdi hz adem ve Havva cennetteyken böyle bir yasak geliyor fakat şeytanın vesvesesiyle elmadan yiyor ve cennetten kovuluyorlar..Benim kafama takılan cennette şeytanın
“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz. (Araf, 19)”

Şimdi hz adem ve Havva cennetteyken böyle bir yasak geliyor fakat şeytanın vesvesesiyle elmadan yiyor ve cennetten kovuluyorlar..
Benim kafama takılan cennette şeytanın ne işi var. Şeytan cennetteki birisine nasıl telkinde bulunuyor ve yasak olan şey cennette nasıl gerçekleşiyor.

Hani cennette ebedi duruluyordu, fakat burada bir cikartilmadi var. Nedir bunun aslı astarı. Teşekkürler.
0
dedeminhirkasi
(26.07.24)
Hz. Adem'e cennette ebedi kalınacağına dair herhangi bir söz verilmiş değil. O söz Müslümanlara öldükten sonra veriliyor.
0
hukan
(26.07.24)
Cennet hiçbir zaman "dünya hayatı"nın öncesinde ebedî kalınacak yer olarak söylenmiyor. Ancak dünya hayatından sonra, hak edildi ise ebedî kalınacak deniyor.

Kuran'da cennettekilerle cehennemdeklerin konuşmaları da var ayrıca. Öldükten sonra cehennemden çıkıp cennete giriş var ama hak edildi ise cennetten çıkış yok. Ama yaşamdan öncesi için böyle bir vaat yok.
0
muhayyer divan
(26.07.24)
Dini metinler anakroniktir, daha doğrusu böyle ele alınıyor. Tarihsel siralama yapmaya çalışmak hem beyhude hem de ne denildiğini temas etmeyi zorlaştırır.
0
encokbenisevinnolur
(27.07.24)
Bu kısım Eski Ahit'te biraz daha farklı işleniyor; öncelikle yanlış hatırlamıyorusam Eski Ahit'te direkt Cennet diye bir şey yok, hatta sanırım ölümden sonra hayata dair bile pek atıf yok. Adem ile Havva'nın ilk bulundukları yer, Garden of Eden, Dünya'da.

Burada tanrı, Adem ile Havva'ya "Bilgelik Ağacı" hariç her şeyin meyvesini yiyebileceklerini, ondan yerlerde öleceklerini söylüyor. Yılan (serpent) Havva ile konuşup o ağaçtan yerlerse ölmeyeceklerini, tam tersine tanrı gibi olup iyiyi ve kötüyü anlayacaklarını söylüyor. Bu noktada Adem ile Havva meyveyi yiyip kendi çıplaklıklarının farkına varıyorlar (Bir nevi yılan doğruyu söylüyor aslında ve meşhur incir yaprağı hikayesi buradan çıkıyor sanırım), utançlarından tanrıdan saklanırken tanrı gelip meyveyi yediklerini anlayıp kızıyor ve yılan da dahil hepsine cezalar veriyor ve bahçesinden kovuyor.
0
salihdt
(27.07.24)
Bana da elmanin orada yasak olup dünyada caiz olmasi tuhaf geliyor.Domuz ve içki gibi haram edilebilirdi bu hikayenin devami olarak
0
essoist
(27.07.24)
şeytan da bir melek zaten en başta. sorun adem ve havva’nın yaratılmasından sonra başlıyor, tüm melekler secde ederken şeytan etmiyor ve adem ve havva’yı da yoldan çıkartmaya çalışıyor. islam inancına göre böyle.
0
deartheodosia
(27.07.24)
"cennette şeytanın ne işi var."
Şeytan içimizdedir hocam.
Mücadelemiz kendi nefsimizle, elma, armut bunlar metafor, hikaye.
Uzak durulması gereken şey şehvetti ve durulamadı.
0
mutekebbir
(27.07.24)
Soruya cevap değil ama oradaki elma veya hurma işte ne ise o bir metafor değil miydi yani aslında yasak olan şey seks değil miydi? Öyle bir şey kalmış aklımda.
0
ananiyimioguz
(27.07.24)
[Nebe 33] en sevdigim ayettir. Bir kafir olarak.
0
Zetnikov
(27.07.24)
(10)

iş başvurularında neden maaş yazmıyor?

hsktr
sb. amaçları ne ki? niye yazmazlar? baştan bileyim ona göre başvurayım...
sb. amaçları ne ki? niye yazmazlar? baştan bileyim ona göre başvurayım...
0
hsktr
(24.07.24)
maliyeti düşürmek.
0
jelly bear
(24.07.24)
Mehmet hakli, calisanlarin maasinin paylasmasini da ayip/yasak olarak goren bircok yer var. Ayni sebep. Kimsenin gelip de, falanciyla ayni isi yapiyorum, neden daha az aliyorum sorusunu cevaplamakla ugrasmak isteyecegini sanmiyorum. Ozune inilince hep acik acik soylenmek istenmeyen seylerden kacinma goruyorum.
0
mbond
(24.07.24)
İşinize gelmeyen, sizi zarara sokacak bir şeyi yasal zorunluluk olmadıkça yapmazsınız çünkü, neden yapasınız ki bunu?
0
akhenaten
(24.07.24)
Bu biraz kültürle, biraz da ekonomiyle alakalı. Ekonomisi stabil, enflasyon oranı düşük ülkelerin bazılarında ilanlarda maaç aralığı yazıyor çünkü piyasadaki maaş belli. Bu maaş hiçbir zaman içerde aynı işi yapan insanlarından uçuk derecede yüksek olmuyor. Halbuki enflasyonun yüksek olduğu Türkiye gibi bir ülkede piyasadaki maaş ortalaması içerdeki maaşlardan daha hızlı artıyor. Maaş gizliliği geyiği biraz da bu "Mevcut çalışanların maaşını enflasyona ezdiriyoruz ama yeni aldığımız elemanlara piyasadaki yüksek maaşı veriyoruz, aman herkes çenesini tutsun da huzursuzluk çıkmasın" durumu. Ha işe yarıyor mu? Kimse salak olmadığı için yaramıyor tabi ki.
0
salihdt
(24.07.24)
Türkiye özel sektörü köle aradığı için asla yazmaz.
0
ferenc
(24.07.24)
Cunku yazacaklari maas cok dusuk olacak ve kimsede basvuru yapmayip s*k gibi ortada kalacaklari icin.

Bide sen basvurunca onlar seni secmis oluyor yada eliyorlar buda ayri bi zevksel döngü

Sen is ariyorken mecbur basvuruyorsun diyelim cagirdilar seviniyorsun gidiyorsun sana asgari ucret vericez diyorlar sende o kadar yorulmusun zaten kabul ediyorsun

WELCOME TO KÖLELİK OWWWW YEEEAH BRO
0
Zetnikov
(24.07.24)
1- Çalışanın maaş bilgisi de kişisel veridir. Siz o işe başvurup girdiğinizde, firmanın çalışanları ve ilanı görenler dahil herkesin maaşınızı öğrenmesi gibi durum ortaya çıkıyor.
2- Firmaların bazı pozisyonlar ve işlerde görece bazılarında ise net bütçeleri olur. Bunların bir kısmı başka ihtiyaçları karşılamak için ayrılan bütçeden geri döner. Kalan durumlarda ise firmaya kar olarak döner.
3- Mevcut çalışanların, benzer pozisyonlardayken farklı maaşlar almaları sebebiyle zam talebi ile gelmesinin önüne geçmek.
4- O pozisyona başlayan Olabildiğince düşükten maaş vermeye çalışmak. Bu da anlaşılabilir. Sonuçta burada da ilanlarını ve duyurularını gördüğümüz gibi herkes her işi en ucuza yaptırmaya çalışıyor. Hepimiz bir tamir işi olduğunda son derece kalifiye bir ustaya 50000 TL'den iş yaptırmak yerine 5000 liraya iyice öldürmeyecek usta arıyoruz sonuçta.

Vicdan ve mağduriyet sıralaması ile yazdım :)
0
nawar
(24.07.24)
çünkü düşük yazsa kimse başvurmaz, ayrıca aynı pozisyona sahip şirketler arasında açık bir rekabet olur ve maaşlar yükselir.

yüksek yazsa düşük maaşa razı olan adamları kandırıp düşük maaş veremez.
mesela o pozisyon için bütçesi 100bin lira olan şirkete başvuran adam bunu bilmezse 70bin lira isteyebilir, şirket 30bin lira daha düşük maaşla eleman çalıştırmış olur. köle arayan özel sektör için bulunmaz nimet
0
abelardo
(24.07.24)
yaklaşık 1 aydır yeğenimle almanya'da ilanlara bakıyoruz. bazı ilanlarda saat ücreti yazıyor bazılarında maaş aralığı brüt olarak tabiki. bazılarında ise hiç yazmıyor. zaten çalışanlar da birbiriyle maaş konuşmuyormuş hiç. türkiye'deki durum ise bambaşka yukarda arkadaşlar yazmış zaten.
0
izole
(24.07.24)
Isveren, isciyi daha iyi somursun diye.
0
Kittie
(25.07.24)
(16)

Aileden ve Etraftan Gelen Çocuk Yapın Baskıları Üzerine

tahirkemalbozoglu
Yaşımız 35 e yaklaşıyor, evliliğimizin 7. Senesine girmek üzereyiz. Eşimle ikimizin de baştan beri çocuk konusuna karşı düşüncemiz bir. Çocuk yapmak istememe daha ağır basıyor, fakat bir yanımız da içten içe "acaba ilerleyen vakitte kafamıza dank edip, pişman olur muyuz bu karardan" diye de düşünüyo
Yaşımız 35 e yaklaşıyor, evliliğimizin 7. Senesine girmek üzereyiz. Eşimle ikimizin de baştan beri çocuk konusuna karşı düşüncemiz bir. Çocuk yapmak istememe daha ağır basıyor, fakat bir yanımız da içten içe "acaba ilerleyen vakitte kafamıza dank edip, pişman olur muyuz bu karardan" diye de düşünüyoruz.

Neden istemiyoruz... Çok nedeni var. En önemli neden istek yok. Baba olma, anne olma isteği, geceleri kalkıp bakma, hayatını ona adama.. Çocuk sesi, ağlaması... Yani sanki bu iş bizi mutsuz edecekmiş gibi geliyor. Bu şekilde konuşup düşündüğümüzde yüzümüz gülmüyor içimiz daralıyor.. Bazıları gözleri içi gülerek anlatır ya.. Bizde o yok. Olmadığı için de bu zamana kadar henüz bir girişim içinde olmadık tabii.

Neden istiyoruz... Çok baskı var üzerimizde aile tarafından. "Daha niye yapmıyorsunuz" falan bilinen baskılar, etraftaki arkadaşların da bir bir çocuk yapması.. Bazen bizim de istiyor oluşumuz. Bunlar da düşündüren etkenler.

Hal böyle olunca Sayın arkadaşlar, acaba demeden edemiyor insan. Belki de hala toyuz, bu konuda yanlış düşünüyor olabilir miyiz? Sizler ne dersiniz bu konuda?
0
tahirkemalbozoglu
(24.07.24)
kesinlikle çok zor olacak. içinizden gelmiyorsa girilmesine gerek yok. hele o kadar yıl sonra halen birbirinizi seviyor gibisiniz çocukla bozmaya gerek yok derim ben.
0
enteg
(24.07.24)
Eğer yaşlaninca cocuklarim bana bakar yada mirasim cocuguma kalsin fln dusuncesinde degilseniz bence hic gerek yok
0
Zetnikov
(24.07.24)
herkes çocuk doğurmak zorunda değil öncelikle.

bu bir içgüdü ve olması gereken oluyor. o yüzden ben olsam takılmazdım. aileye de onların ikna olacağı şekilde "ne gelirse Allah'tan, kısmet" minvalinde cevaplar verebilirsiniz.

arada istiyorsanız da artık gelişine bırakabilirsiniz. çünkü kadının hamile kalma olasılığı bir ay içinde 4 gündür. hadi spermi tuttu sıkı sıkı + - 1 gün ekle. 6 gün.

kürtaj yaptırmadığınız sürece bebeğin kararıdır size doğmak/doğmamak.
0
janderzel zartanyan
(24.07.24)
burada asıl düşünülmesi gereken isteseniz bile normal yollarla çocuk sahibi olup olamayacağınız bence. bu yaşlarda tüp bebek harici hamile kalma ihtimali düşük. (sizden veya eşinizden veya her ikinizden kaynaklı)
0
yazar yazmaz yazan yazar
(24.07.24)
istemiyorsanız istemiyorsunuzdur. baskı var diye çocuk doğurulmaz. ama belki isteriz gibi bi düşünce varsa yaşınız geçiyor söyleyeyim. 40 yaşında mı anne baba olacaksınız, 50 yaşındayken mi 10 yaşında bi çocuğun peşinden koşacaksınız? vaktiniz daralıyor, bu kes,n. yani net istemiyorum diyorsanız tabi ki doğurmayın, olmuyor deyin geçin hatta. ama bi acaba varsa hemen yapın geç kalmadan.

zorluklar bi noktada azalıyor. bitmiyor tabi. yenileri geliyor vs ama sürekli gece kalkıp çocuğa bakmanız gerekmiyor nihayetinde.

eşimin aklında çocuk fikri yoktu. benim de oldum olası bebeklerle/çocuklarla bi samimiyetim, düşkünlüğüm yoktu. ama çocuksuz evlilik olmaz diye düşünüyordum, yani bi noktada anne olacaktım. şartlar yerine geldi, yaşım 31 oldu. e hadi dedim. kızım 2 yaşında geldi. bin tane acabası olan eşim niye daha önce yapmadık diyor şu an. çocuk gerçekten bambaşka bi duygu. 30 ülke gezmekle kıyaslayanlara filan gülüyorum gerçekten.

istemeyene saygım sonsuz. ama siz istememe konusunda net değilsiniz. bazen istiyoruz diyorsunuz. yaşlar da 35. şu an hadi deseniz belki seneler sürecek. bence boşuna bekliyorsunuz.
0
elorelia
(24.07.24)
Benzer durumdaydık yaptık. Kendiniz istemiyorsanız kesinlikle baskıyla falan çocuk yapmayın. Ben daha çok eşimin istemesiyle yaptım. Bazen kendimi zamanı geri alabilsem keşke diye düşünürken buluyorum. Her türlü çok zor maddi, manevi.

2,5 sene oluyor uykularımız yeni yeni düzelmeye başladı. Size çocuk baskısı yapanlar, bakıma, desteğe ihtiyacınız olduğunda yanınızda olmayacak. Maddi gücünüz kuvvetliyse, doğumdan itibaren sürekli bakıcıyla yapılır. Onun haricinde yapmayın, kendinizi yıpratıp ömrünüzden götürmeyin.
0
mirty
(24.07.24)
Öncelikle çevredeki baskıyı boşverin. Başkasının mutluluğu için çocuk sahibi olunmaz.

Bence siz öncelikle çocuk istiyor musunuz veya istemiyor musunuz ona karar vermelisiniz. Mesajınızdan anladığım kadarıyla istiyoruz ile istemiyoruz arasında bir yerdesiniz. Karşı koyamayacağınız bir gerçek var yaşlanıyorsunuz. Erkek için o kadar problem değil ama kadınlar için belli bir yaştan sonra gebe kalmak birçok riski arttırıyor. Ve bir de herkes her istediğinde çocuk sahibi olamıyor. Yıllarca uğraşanlar var.

Bence isteyip istemediğinize kesin olarak karar verin ve ona göre eğer istiyorsanız maksimum birkaç yıllık planınızı yapın. İstemiyorsanız da hayatınıza devam edin. Üzgünüm ama artık yavaş yavaş belki ileride çocuk sahibi oluruz deme zamanı geçiyor sizin için.

34 yaşında 2 yaşında bir kız babası olarak yazıyorum bunları. Ebeveyn olmak ile ilgili merak ettiğiniz birşey varsa herzaman yazabilirsiniz bana.
0
nuevo
(24.07.24)
İstemiyorsanız kesinlikle yapmayın. İstiyorsanız bile çok düşünerek yapın.
Biz eşimle çok isteyerek çocuk sahibi olduk, bu konuda çok mutluyuz.

Çocuk yetiştirmenin zorluğu etraf baskısının sizde yarattığı zorluğun bin katıdır. Hiç umursamayın etrafı.

Gerçekten çok güzel bir duygu, aşık olmayı tarif etmek nasıl zorsa çocuk sahibi olmanın hissettirdiklerini tarif etmek de çok zor, hatta imkansız. Ama zorlukları da çok fazla. Onlar da saymakla bitmez.

Sonradan pişman olup olmayacağınızı sizin keşfetmeniz lazım, başka birinin hatta eşinizin ne düşündüğü bile bu konuda ne düşündüğü önemli değil.
0
michael_knight
(24.07.24)
bence çocuk "lan acaba istiyor muyum, istemiyor gibiyim ama ileride pişman olur muyum?" gibi sorularla yapılabilecek bi şey değil. böyle bir riske girmek için biraz fazla gözü kara olmak gerekir. ben ve eşim, biz de istemiyoruz ama net istemiyoruz yani. biz bu kadar net olunca aileler mecbur kabullendi.

isteyen ile istemeyen arasındaki fark o kadar net ki. çocuğu olan arkadaşlarımın gözünde görüyorum, ya da isteyen ama henüz olmayanların gözünde. bende o ışık yok, biraz bile yok. o nedenle siz de bi tekrar oturun düşünün.
0
ofelia
(24.07.24)
Aa biz.

Yaşlarımız da aynı sayılır ben 34, eşim 33 yaşında ben erkek tarafıyım ve çocuğa daha sıcak bakan hep ben oldum 5 yıllık evliliğimiz boyunca.

Ama şu an emin olamıyorum çok düşünüyorum, çok gelgitler yaşıyorum. Eşim başta hiç istemezdi acaba pişman olur muyum diye düşünüyor o da. Vaktimizin daraldığının da farkındayız ama karar da veremiyoruz.

Ben oldum olası çocuklarla iyi geçinirim. Hep çocuğum olsun da isterdim ama evliliğimizin öncesinde eşim böyle bir düşüncesi olmadığını söylediğinde saygı duydum, terk etmek vs. aklıma bile gelmedi ve zamanla ben de kanıksadım sanırım bu durumu. Şimdi de bilemiyorum ona iyi bakabilir miyim, şartlar ne olur vs.

Diğer arkadaşların dediği gibi istesek bile belki olmayacak, belki zor olacak çok zor işler çok :)
0
chicha_v2
(24.07.24)
Cocuk ucuncu partinin talebiyle yapilmaz.
Cocuk karsilikli emin olmadan yapilmaz.
Cocuk ortak "cocuk isteme" sebebi harici yapilmaz.
Cocuk kolay degildir.
Cocuk sevgisi sonsuzdur.
Cocuk yapmak olmazsa olmaz degildir.
0
quaker
(24.07.24)
Yukarıdaki genel yorumlara katılıyorum, 35 yaşına gelmişsiniz, söylediğiniz şeyler itibariyle de kendinizi biliyorsunuz belli ki, bir anda kişisel zevklerinizden ve hayat tarzınızdan sıkılıp "Keşke bir bebeğimiz olsaydı da hayatımıza renk gelseydi" deme olasılığınız sıfıra yakın.

Diğer yandan akrabaları da boşverin, sırf birileri bayramdan bayrama görecek diye dünyaya canlı mı getirilirmiş? Hayır bir de bunu söyleyen insanların 10 tane torunu, 5 tane çocuğu falan oluyor... Nasıl bir fetişse...
0
salihdt
(24.07.24)
başkası istiyor diye çocuk yapılmaz.

ben oğlumu ilk 3 yıl tek başıma büyüttüm, ilk 2 yıl emzirdim ve bu 2 yılda her gece ortalama 8 kez uyanıyordum emzirmek için. gün içinde de öyle. sonra gaz attırması, uyutması falan çok zordu ama anne olmayı istediğim ve hazır olduğum için çok mutlu günlerdi benim adıma (şu an ama uyku problemleri yaşıyorum, babası başka evde çocuğu olmamış gibi fosur fosur uyuyordu).

büyüyünce bebeklikten daha zor; telefon tablet olmayacak, sağlıklı beslenecek, sosyalleşecek bir sürü şey :)

başkası istiyor düşüncesiyle asssssla asla çocuk yapılmaz. pişman oldunuz diyelim, ne yapacaksınız çocuk esirgemeye mi bırakacaksınız :p

çocuk yapmayın, hiçbir faydası yok düşüncesine de karşı biriyim, onu da belirteyim. çocuk dünyadaki en güzel varlık.
0
deartheodosia
(24.07.24)
Cocuk yapcaginiza atlayin motora dunyayi gezin. Cocuk maalifyet 1m $ civarinda. O paraya gezmediginiz ulke kalmaz
0
lapaz
(24.07.24)
35 yasinda 3.5 aylik bebek annesi olarak hemen taze tecrubemi paylasayim, acabaniz varsa hemen yapin insan çok yoruluyor bebek bakarken. Zaten birkac ay deneseniz, 9 ay da hamilelik derken cocuk dogana kadar 36-37 yasinda olursunuz. Ama gerçekten istemiyorsaniz da yapmayin cunku isteksiz bir sekilde gece elli kere uyanarak ve yillar boyu sürekli bir canlinin pesinde olarak mutlu olma ihtimaliniz çok dusuk. Yalniz gercek su ki cocuk olduktan sonra hayata dunyaya ve insanliga karsi bakis acisinda degisim oluyor, cocuk olduktan sonra bu sekilde dusunmeyeceksiniz çünkü gereksiz, olmazsa da olur bir sey gibi gelmeyecek.
0
passive aggressive
(24.07.24)
açılın 45 yaşında ve 10 yaşında oğlu olan baba geldi.
birincisi cevapların hepsini okuyamadım, tekrar varsa affola.
ikincisi kimse istiyor diye çocuk sahibi olunmaz.
üçüncüsü biz de benzer durumdaydık ve 10 yıl sonra ne oldu onu anlatayım;

1-ilk 3 -4 yıl zorlu geçecek. eşler arası kavgalar artıp, seks azalacak. Fakat siz hayatınızı ne kadar çocuk odaklı olmaktan çıkarırsanız o kadar rahatlayacak. Bizim çocuk 4 yaşındayken 3 ülke gezmişti bile. çocuk odaklı olmamaktan kastım bu. Yine de ilk yıllar bebek kokusu, tombiş kolları sizi rahatlatacak.
2-4-5 yaştan zonra bakım ihityacı azalıp muhabetten arttıktan sonra tadından yenmemeye başlanacak. onun espirilerine güldükçe, onunla beraber aktivite yaptıkça ya iyi ki yapmışım demeye başlayacaksınız.
3-masraf hiçbir zaman bitmeyecek ve her zaman ya o parayla şunu yapardım diyeceksiniz ama ara sıra büyüyen çocuğunuzun bebeklik fotoğraflarını görünce ne zaman büyüdü diyip gözleriniz dolacak ve harcadığınız emek ve paraya helal olsun diyeceksiniz.
4-Evlilik zamanla monotonlaşmaya başladıkça çocuk ailedeki monotonluğun gazını alacak. Benim gibi 43 yaşında suşi yemeye başlayacaksınız.

sonuç olarak yapın demeye getirmiyorum. deneyimlerimi yazdım. karar sizin.
bu arada geç ebevyn olmak özellikle erkek çocuk (daha hareketli olduğu için) olursa ekstra yoruyor.

edit1: ihtiyaç durumunda çocuğa bakabilecek yakında anne baba varsa bonus. bizde hepsi çok yaşlıydı ve her şey daha zordu. ancak büyüdükten sonra bırakabildik. saçma bakıcılarla uğraştık vs.
0
merhum
(24.07.24)
(17)

Neden Bu Kadar Nefret Dolular?

rock n roll
Gerçekten anlamak çok zor. Kadına düşman, hayvana düşman, ağaca, doğaya düşman, sanata düşman.Sevdiği hiçbir şey yok hayatta. Burada da var, bazıları troll ilgi çekme derdinde. Bazıları gerçekten düşman. Çok fazla bu tip insan var. Sevgi öğrenilen bir şey olduğu için mi böyleler acaba? Hiç sevilmedi
Gerçekten anlamak çok zor. Kadına düşman, hayvana düşman, ağaca, doğaya düşman, sanata düşman.

Sevdiği hiçbir şey yok hayatta. Burada da var, bazıları troll ilgi çekme derdinde. Bazıları gerçekten düşman. Çok fazla bu tip insan var.

Sevgi öğrenilen bir şey olduğu için mi böyleler acaba? Hiç sevilmedikleri için sevmeyi bilmiyorlar ama vicdan da yok.

Bunun sebebi nedir, sizce?
0
rock n roll
(21.07.24)
Nefret etmek daha kolay.
0
sekizdokuzon
(21.07.24)
Yaşlı amca gibi olacağım ama sosyal medya bence çok etkili.
Kisilerin bir nick ardına saklanip haykirabilmesi, sonrasında kendisi ile benzer tipleri bulup birbirini desteklemeleri, gelen tepkiler karşısında daha da radikalize olmalari.

Bir de tabi çoğunun hayatı kötü. Yani buradaki örneği biliyoruz, bu kadar kötü hayatlari olunca ve sadece sosyal medyada kendilerine bir yer bulunca burada cosuyorlar.

Kısacası tedavi edilmeyen bazı psikolojik sorunlar, günlük hayatlarinin kötü olması, sosyal medyanın malesef çoğu kisinin kötü yanını cikariyor olması vs hepsi birleşiyor.
0
logisticsmanager
(21.07.24)
Bu şikayet ettiğiniz ve haklılık payınızın yüksek olduğu durum, sosyal medya için geçerli çünkü sosyal medyada "düzgün" şeyler yazar ve söylerseniz, bu durum ilgi çekmiyor. "Trol" denen insan müsveddeleri daima çok ilgi topluyor.

Bence gerçek hayatta durum böyle değil. Elbette söylediğiniz tipler mevcut ancak oranları çok düşük. Zaten sosyal medyadaki tiplerin dağılımı gerçek hayatla örtüşse gerçekten boktan bir yer olurdu dünya.
0
10551037
(21.07.24)
İfade edemedikleri ve boşaltamadıkları öfkeleri var. Reddedişlerini gösterememişler vaktiyle, olması gereken anda. Susturulmuşlar, yutturulmuşlar, varlıklarına saygı gösterilmemiş ve en temel ihtiyaçları karşılanmamış, aksine var oldukları için suçlu hissettirilmişler muhtemelen.

Bu insanlar sevmeyi bilemezler. Cana saygıları olmaz, hâli anlamazlar, hayatta kendilerinden başka hiçbir şey olmaz. Ne ki onların bir işine yarıyordur, işe yaramaz hale gelinceye kadar en iyisi odur, işe yaramaz hale geldiği an tu kaka ederler.

Cana saygısı olmamayı anlamıyorum ve merak da etmiyorum. Hadi her şeyi geçerim, her konuda yarayı anlarım ama cana saygısızlığı anlamam ve anlamayı da kesinlikle istemem.
0
muhayyer divan
(21.07.24)
Bence bu bilinçli bir çabanın sonucu. Tüm dünyada genel retorik insanları sürekli "Ya bu, ya o" üzerinden kamplaştırmaya yönelik, ne yazık ki genel ekonomik iklim de bunu destekler vaziyette. Başta ekonomi olmak üzere insanların özellikle geleceğe dair bir sürü kaygısı var ve. Dolayısıyla insanlar gündeme gelen herhangi bir problemi bütün dertlerinin kökeni olarak görme eğilimindeler. Burada yukarda da bahsedilen sosyal medya etkisi de işin içine giriyor ve belki pek de bir anlamı olmayan bir konu sırf gündemde olduğu için bir anda "Bir çözülse tüm dertlere son verecek şey" olarak algılanmaya başlıyor.

Diğer tarafta bu iki kutuplu konuların özellikle siyasetçilerin çok işine gelmesi konusu da var; yani herkes tarafını seçip onun üzerinden kitlesini mobilize ediyor, popüleritesini canlı tutuyor. Bu aşamada belki bir sonraki neslin geleceğini etkileyecek yasalar, kanunlar, uygulamalar çatır çutur yasalaşırken insanlar buna oranla anlamsız şeyler için kavga ediyor oluyorlar.

İşin nefret boyutu ise bence bir nevi hastalık belirtisi. Açıkçası ben bu noktada da bizim yanıldığımızı düşünüyorum. Ya da en azından umuyorum; yani bu konuları siyah - beyaz olarak gören ve karşılıklı nefret hisseden insan sayısı bizim sandığımızdan az. Ancak biz de sosyal medyaya, sözlüğe vb. bakıp sanki herkesin bu konunun içinde olduğunu düşünüyoruz.

Diğer yandan sunulan çözümler bazı durumlarda insanların içindeki kötülüğü dışarı çıkartıyor. Örneğin sokak hayvanları ile ilgili konu aslında teknik bir husus; ortalama bir insanın direkt olarak ortaya koyamayacağı bir sürü girdisi/çıktısı var. Ancak buna rağmen insanların fikir sahibi olmalarını ve bir kısım insanın "Hiç bir hayvan zarar görmesin" derken diğer kısmının "Hayır hayvanların bir kısmını öldürmek zorundayız" fikrini savunması da anlıyorum, açıkçası kendimi en azından bunlardan herhangi birini yargılayacak kadar bilgili hissetmiyorum. Ancak hayvanların öldürülmesi gerektiğini düşünmekle toptan hayvan düşmanı olmak arasında hiç de ince olmayan bir çizgi var. Keza aynı durum sığınmacılar üzerinden de dönüyor. Ülkede çok sığınmacı olduğunu ve bunların ekonomik ve sosyal sorunlar yarattığını düşünülebilir ancak yine bu fikirle ırkçılık arasında da çok ciddi bir fark var. Beni asıl üzen insanların bu fikirleri hiçbir rahatsızlık belirtisi göstermeden olabilecek en ekstrem seviyeye taşıyabiliyor olmaları. Ve işin kötüsü bunu öyle habersizce yapıyorlar ki hayvan düşmanı ya da ırkçı olduklarının farkında bile değiller.
0
salihdt
(21.07.24)
Bu arada sokak hayvanı konusunda yurtdışında zamanında Türkiye'de istenen çözümler yapıldığı için rahatça bu dert olmadan yaşayan biri olarak iki yüzlü olamam ve ben de malesef radikal çözüm dışında çözüm olmadığını düşünüyorum ve Türkiye'de olsam bana da sorun olurdu bu (zamanında çocukken 15 köpek etrafimi sarmisti, sabit durup hiç hareket etmemiştim koklayip gitmislerdi. Bu baya üçüncü dünya ülkesi haberi).

Ama ben bunu isteyen kişilerin dilini de doğru bulmuyorum. Özellikle sözlükte denk geldiğim yorumlar iki tarafi da radikallestiriyor. Bu gene sosyal medya etkisi bence.

Mirket'i verdiği örnek de aslında konuya medya ilgisi toplasa da ters tepki veriyor ve ilgi negatif oluyor. Bu da gene bence sosyal medya ile normal hayatında mutlu olmayanlarin radikal düşüncelere saplanmasi.
0
logisticsmanager
(21.07.24)
Mesele köpek ise Ssokak köpeği hiçbir yerde yok Türkiye dışında.

Sokak köpeğinin nedeni iş yapmayan belediyelerdir. Türkiye'deki belediyeler yüksek maaşla akraba istihdam edilen kurumlar. Düzgün bir işe alım prosedürleri yok. Kimin ne kadar maaş aldığı belli değil. 100-150k para alıp oturuyorlar. Köpekleri ksıırlaştırmayı ihmal edince de sayıları çok arttı.
0
ferenc
(21.07.24)
Kim kadına hayvana doğaya düşman? Ortaya bir laf atmışsın ne bir somut örnek var ne bir şey. Kadına hayvana doğaya "düşman" insan sayısı milyonda bir falandır.
0
abelardo
(21.07.24)
Trafikte bi korna çaldı diye birini bıçaklayan kadına çoluğa çocuğa tecavüz eden hırsızlık yapan döven söven insanlar bence sokakta başıboş dolaşan köpekten daha tehlikeli.
0
Bir ben var benden şurada
(21.07.24)
"Sokakta hayvan olmaz", "başka hiçbir yerde yok" vs diyen arkadaşlar, sokaklarında kedi köpek olmayan büyük başkentlerde hem de büyük cadde küçük sokak fark etmeksizin lağım farelerinin sağa sola koşturduğunu biliyorsunuz da söylemiyorsunuz bence. Lağım faresiz fındık faresi yılan şu bu hayvan değil de kedi köpek mi hayvan ve sokaklarda yeri yok anlamıyorum.

Şu dünyada, bırakalım hayvanları, insanlar dahi kendilerine zarar verenden intikam alıyorlar, zarar verene zarar veriyorlar. Hayvanlar ise zarar verilmediği müddetçe sevgi arayan, hiç değilse kimsenin dokunmayacağı bir barınak ve yiyecek arayan yaratıklar.

Bizim insanımızın dönüp önce kendine bakması gerekir. Hayvan da insan gibi bitki gibi bir can taşıyor. Terörist gibi hatta. Teröristi öldürmeyip onları anlamayı düşünenler bir zahmet hayvanların da canlarına en az aynı saygıyı göstermek zorundalar. Eğer adaletli olduklarını söylüyorlarsa, kendi adalet anlayışlarına güveniyorlarsa.

Kediyi köpeği öldürmenin aksine, onların doğru düzgün zarar vermeden yaşayabilmesi için projeler geliştirip uygulamak gerekir, hem belediyelere hem tek tek insanlara düşecek görevler olmalıdır çünkü doğanın dengesi kedilerin de köpeklerin de varlığını gerektiriyor. Arıları yok ettiğinizde 4 yıl içinde yaşam bitiyor, kedi köpeği yok ettiğinizde olacakları tecrübe etmek istemeyeceğiniz halde üzerinde oturup daha ayrıntılı düşünmek yerine kısadan öldürmeyi seçmek, çocuklara da tahammülsüzlüğe yol açar, kadınlara da tahammülsüzlüğe yol açar, ağaca da tahammülsüzlüğe yol açar.

Ben öldürmeyi seçenleri anlamam. Anlamayı da kesinlikle kabul etmem.
0
muhayyer divan
(21.07.24)
Belki de sana öyle gelmiştir hep, zira bazı insanlar düşmanlaştırma fetişine sahip.
0
Yourcousinmarvinberry
(21.07.24)
Bir insanda bir çok şeye karşı yoğun nefret hisleri varsa; önce ailesine-yetiştirilme tarzına bakmak lazım, ebeveynlerde nefret varsa o da nefreti öğrenir, sevilmemişse sevmekte de zorlanır, ikinci sıradaki seçenek ise sağlıklı bir ruh sağlığına sahip mi sahip değil mi ona bakıyoruz.

Bunun yanında maalesef yaşadığımız ülkede bir çok alanda sürekli kutuplaştırma politikası izleniyor bilinçli bir şekilde ve bu da haliyle hayatın her alanına yansıyor.

Bu nefret dolu insanlar sayıca oldukça azlar ama sesleri çok çıkıyor özellikle sosyal medyada.
0
blue rebel motorcycle club
(21.07.24)
Neden onlara sormuyorsunuz? Toplumdan uzak kalmak ya da sağlıklı iletişim kuramamak başka insanlar hakkında böyle bir düşünceye sebep olabilir.

Bazen bakış açımızı değiştirip yeniden düşünmeliyiz. İnsanların eğer ırkçı olup zayıfları bertaraf etme gibi hayalleri yoksa başka insana, hayvana ya da kadınlara düşman olması kulağa anlamlı gelmiyor.
0
hebanon
(21.07.24)
Bu sorunun bile yine sokak hayvanları meselesine çekilmesi ne saçma. Sanırım patolojik bir problem var.
0
salihdt
(22.07.24)
Sebepleri düşük IQ + yetersiz eğitim + İslam
Cevap olarak üçünden biri de seçilebilir.
0
hurt
(22.07.24)
ne romantize etmişsin ya cıvık cıvık
0
puding
(22.07.24)
kimsenin nefret ettiği yok. insanların haklı tepkilerini beğenmediniz diye onları kafada ötekileştirip kendinizi kutsal meryem gibi pirüpak ilan etmeye bayılıyorsunuz.
0
sir william jones
(22.07.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.