Giriş
(2)

Adalar (Geçen hafta vb. giden var mı?)

nhk ni youkosu
Bu haftasonu maskeyle gitmek istesek çok mu fena olur? Heybeliada var aklımda. Fakat bisiklet kiralayanlar, bakkal vs. birkaç yer açık değilse kötü olur tabii.Bu yüzden son günlerde giden deneyimleyen var mı sormak istedim.
Bu haftasonu maskeyle gitmek istesek çok mu fena olur? Heybeliada var aklımda. Fakat bisiklet kiralayanlar, bakkal vs. birkaç yer açık değilse kötü olur tabii.

Bu yüzden son günlerde giden deneyimleyen var mı sormak istedim.
0
nhk ni youkosu
(11.06.20)
Geçtiğimiz cumartesi burgaz'daydım. Bisikletçilere dikkat etmedim ama bakkal restoran kafe açık. Normal yaz kalabalığı yoktu ama boş da değildi. Beşiktaş'tan kalkan ve giden motor çok dolu değildi.

Yalnız bu hafta sonu yağmur bekleniyor, ona göre plan yap derim.
0
Bruce
(11.06.20)
Biz geçen hafta Büyükada’ya gittik, bisiklet kiraladık ayayorgi ye kadar çıktık her yer açıktı, fazla kalabalık değildi,eğlendik
0
va
(11.06.20)
(13)

Ne sıklıkla film izliyorsunuz?

Sonsuzluk ve Bir Gün
sb
sb
0
Sonsuzluk ve Bir Gün
(11.06.20)
normalde haftada 1 civarıydı, evde kalmaya başladıktan beri haftada 3-4'tür ortalama. bazı hafta sonları günde 2 film izledim mesela.
0
Bruce
(11.06.20)
jrr +1

o da sevdigim bir oyuncu oynuyorsa. onceleri deli gibi film dizi izlerdim. bi yerden sonra insan birakiyor galiba
0
baldan kaymak
(11.06.20)
bazen günde iki tane, bazen birkaç haftada bir.
belli olmuyor.
0
blatta hiberna
(11.06.20)
Haftada 2 3
0
Topalordek
(11.06.20)
hafta 1.
0
sizofren06
(11.06.20)
Belli bir sıklığı yok. 11 Mart'tan bu yana (eve kapandığım tarih) saymadım ama on film izlemişimdir sanırım. On filmin altı tanesini son iki haftada MUBI'den izlemişim.
0
vedatchilipeppers
(11.06.20)
Benim de degisiyo, bazen ayda bir film bile izlemiyorum, bazen günde iki film izliyorum. Karantina başladığından beri ortalamam haftada üç film.
0
epistemic_regress
(11.06.20)
Ramazan ayındayken ve bayramda hemen hemen 1 tane izliyordum. Bu ay biraz sekteye uğradı ama son 4 gündür, bir film izliyorum.
0
put it in your appropriate place
(11.06.20)
değişkenlik göstermesine karşın, haftada 4'ü ortalama olarak kabul edebilirim. geçen hafta her gün 1 film izlerken bu hafta sadece 1 film izledim.
0
belkider
(11.06.20)
Senede 1-2
0
paramolacak
(11.06.20)
vizyona giren her filmi izlerim genelde.

netflix'in filmlerini bile izliyorum.
0
ozdek
(11.06.20)
Haftada 1-2.
0
iwasbornonamountainside
(11.06.20)
Haftada 2-3
0
hayirsiz
(11.06.20)
(11)

işle ilgili akıl verir misiniz bana ?

matilda
Şimdi, ben minik bi ofiste çalışıyorum. Nisan-Mayıs'ta evden çalıştık. Haftada 2-3 gün ofise geldik. O dönemde kendi kişisel bilgisayarıma evden çalışabilmem için maili vs kurdurdum patrona. Sonra 1 Haziran itibariyle ofise döndük. Ama sanki hala evden çalışıyormuşuz gibi davranıyor bize. Akşamın 11
Şimdi, ben minik bi ofiste çalışıyorum. Nisan-Mayıs'ta evden çalıştık. Haftada 2-3 gün ofise geldik. O dönemde kendi kişisel bilgisayarıma evden çalışabilmem için maili vs kurdurdum patrona. Sonra 1 Haziran itibariyle ofise döndük. Ama sanki hala evden çalışıyormuşuz gibi davranıyor bize. Akşamın 11:30'unda şu maile bakıldı mı vs diyor (ortak whatsapp grubumuz var) mailin geliş saati 22:00. Yani sanki mecburmuşuz gibi bi de alooooo falan yazıyo. Ben de bazen ya hiç açmıyorum ya da görüldü atıp hiç takmıyorum. Bazen de o sırada bilgisayar başındaysam bakıyorum falan.
Bana çok saçma geliyor yani mecburmuşuz gibi sürekli mesaj atılması. Madem mesajı görüyorsun aç bak. Bi de bunun bi kardeşi var akşam 9da falan sürekli beni arıyor. Ofisin cep telefonu da bende, kendi telefonumu açmazsam onu arıyor, onu açmazsam da niye açılmıyor, demek ki müşterilere de cevap vermiyorsun sen vs vs söyleniyor bana. Müşterilere uyuyana kadar cvp vermek durumundayım ki akşam çok kimse yazmaz yani haftada 1-2 kişi akşam arar ya da yazar.
Bilemedim canımı sıkmaya başladı bu durum. Zaten şu an ofisten çalıştığımız halde kısa çalışma ödeneği kapsamındayız. Maaşı tam alıyoruz (sgk nın verdiğinin kalanını elden alıyoruz.) ama prim sıfır ödeniyor. Bi akıl da diyor ki bunu haklı fesih sebebi olarak gösterip 4 senelik tazminatı al git.
0
matilda
(11.06.20)
bir kere kolu kaptırdın mı bu işler çok zordur. o telefonu mesai saati bittikten sonra açmanı tavsiye etmem.
şirket telefonu da olsa bir mesai saatiniz vardır elbette. 7/24 açık tutulması gereken bir telefonsa bilemem ama ben akşam 18'den sonra müsait olmuyor telefonu başkasına vereyim falan denebilir?
0
ozdek
(11.06.20)
Kabus gibi. Ne rezil karakterde insanlar var.
Bunlar ancak yasadan davadan anlar ama nerede buna ceza verecek hakim. Yoksa konuşarak anlayacak adam boyle sey mi yapar?
Yani bence bunlari kayıt altina alin, ileride kullanirsiniz.
0
logisticsmanager
(11.06.20)
alakasız bir zamanda "fazla çalıştığımız sürelerin ücreti ödenecek mi" diye sor yanına gidip. ne fazlası derse "e mesai bitince akşam 10'da bile çalışmamız gerekiyor, artık home office olmadığımıza göre ben eve geldiğimde mesai saati ve çalışma ortamı dışına çıkmış olduğum için yasal olarak fazla çalışma yapıyor oluyorum. kçö bittikten sonra bunun ücretini alacak mıyız, hesabı nasıl olacak" diyeceksin.

patron perspektifinden bakarsak; işin görülmesi için sana fazla çalışma yaptırma hakkı var(tabii rızanı alması lazım önce ama orası okay diyelim) ama bunun yasal karşılığını vermek zorunda. ya bunu yapacak ki mali durumlar kötü olduğu için sanmıyorum kabul etsin, ya da hık mık diycek, sen de "o zaman akşamları çalışmıyoruz, okay" diyeceksin.

kolunu kaptırdın mı geriye dönmesi zor +1
her zaman yazdığım gibi gelişmiyor o diyaloglar biliyorum ama bir noktada "haklarımın farkındayım ve illegal şeyler yaptığınızın bilincindeyim, çok zorlamayın beni" mesajını vermen lazım. bunu tehdit gibi yapmaya gerek yok, sadece kendini ve ne isteyip istemediğini göstermen gerekiyor. en azından şimdilik.
0
Bruce
(11.06.20)
Mesai saatleri dışında çalışmayacağını söylesen ?
0
Sonsuzluk ve Bir Gün
(11.06.20)
Cringe levelım o kadar yükseldi ki okurken dişlerim çeneme kaçtı. Bağlam farklı da olsa bir Duyuru klasiği olarak net cevabım şudur: Ayrıl coco.
0
vedatchilipeppers
(11.06.20)
@Sonsuzluk ve Bir Gün , işine gelmeyen defolsun gitsin kafasındalar. ama ben niye haklıyken haksız olup 4 senelik tazminatımı yakayım?
0
🌸matilda
(11.06.20)
kardeşim bak şimdi dişe diş. arıyo mu acma. mesaj atıyo mu bakma. neden yakacan tazminatını. bırak ya takma. whatsapptan yazdı mesela saat 22:00 gelen mail için de ki yarın mesai saatinde bakarım de. cevabını ver.
0
sizofren06
(11.06.20)
bruce +1

" Bi akıl da diyor ki bunu haklı fesih sebebi olarak gösterip 4 senelik tazminatı al git."
bunun yapmadan bi avukatla gorus bana kalirsa.
0
fakyoras
(11.06.20)
kçö konusunda ben de ayni durumdayim ama arastirdiklarim sonucu anladim ki hakli fesih yapamiyormussun. sonradan degistiyse bilmiyorum ama tazminatla bunun bi alakasi yokmus oyle yazildi hep. bana sacma geldi ama @fakyoras+1 diyorum, avukatla gorusmeden boyle bir seye kalkisma.

ayrica o ne berbat patronlarmis ya bi an benimkilere sempati duyasim geldi :) mesai disinda yaptigim isler icin mesai ucreti odenecek mi veya benzer sekilde sorularla bilincli oldugunu ve ustelerlerse baslarina bela olacagini hissettir tavsiyesine de +1 diyorum ayrica.
0
in vino veritas
(11.06.20)
Hacım telefonu geri ver ya da ofiste bırak mesai saatinden sonra, eğer kullanıyorsan açman lazım.
Onun haricinde watsaptan yazmış, mail atmış gece 22 de vs falan sakın bakma bile, Son olarak ta öyle çıkarım alırım tazminatımı falan diye düşünme o işler öyle kolay degil, hele şimdi hiç değil. Çok fazla patronuda sinirlendirmeden diş göstermek lazım.
0
paramolacak
(11.06.20)
Onların telefonuna bakmayın, maili okumayın hatta mümkünse son görüldü kısmınu kapatıp mesajları okumayın. bu durum rahatsız ediyorsa onlar sizi çıkarsın siz mesai saatlerinde çalışmayarak yanlış bir şey yapmıyorsunuz.

İş hayatı hiç değişmiyor ya nereye gidersen git bir işi bir kere yapmayagör görevin haline geliyor.
0
Kediyi üzdün
(11.06.20)
(18)

Engelli doğacak çocuk

valarmurgulis
Diyelim ki evlisiniz ve çocuğunuzun engelli olacağı söylendi. Aldırma şansınız var. Ne yaparsınız? Dini kısmını düşünmeden cevaplarsanız sevinirim. (konu benimle ilgili değil)
Diyelim ki evlisiniz ve çocuğunuzun engelli olacağı söylendi. Aldırma şansınız var. Ne yaparsınız? Dini kısmını düşünmeden cevaplarsanız sevinirim. (konu benimle ilgili değil)
0
valarmurgulis
(11.06.20)
+1 lenah.
Esimle arada konusuyoruz ama aldiririz diyoruz. Ben engelli dogacak olsam ve ailem beni aldirsa haberim olmazdi cunku ben ortada yoktum. Engelli olarak dunyaya gelmek istemezdim. Cocukken yaşadığım bir kazada doktor iyi cikmasa bir ayagim 15 cm kisa olacakti ve bu bile gerek sosyal hayatim, gerek kariyerim, gerek spor her seyi etkilerdi. Bu kadar detay bile ne kadar değiştiriyorsa engelli olmak 100 kati.
0
logisticsmanager
(11.06.20)
Engelli çocuk ilerleyen yıllarda ailesine bir şey olursa hayatına nasıl devam edecek?
bu sorunun cevabına göre hareket ederdim.
0
foolrules
(11.06.20)
Ben de oyumu aldirmaktan yana kullanırdım ama eşim de aksini istese ne olurdu bilmiyorum.
0
Fusha
(11.06.20)
Aldırırım.
0
hayirsiz
(11.06.20)
Gebeliği sonlandırırım. Sadece engelli doğma riskinde değil, herhangi bir gerekçeyle kürtaja karşı değilim.
0
kobuzchu kiz
(11.06.20)
Kürtaj yönünde oy kullanırım. Hem aileye yazık hem çocuğa.
0
fezagezgini
(11.06.20)
j r r tolkien hayrani +1, oyum kürtajdan yana olur.
0
Bruce
(11.06.20)
Engel durumuna ve gebeliğin kaçıncı haftada olduğuna bağlı.

Zaten zihinsel engeli yoksa gebeliğin 4. ayından sonra "biz bunu aldıralım" deme lüksünüz yok. Ortopedik engeller ya da diğer anomalilerde, örneğin bir gözü kör, bir ayağı kısa, bir kulağı eksik, doğduktan sonra yaşama şansı yüzde 50 gibi durumlarda bunun kararını anne-baba adayı veremez. Hekimler kurulu toplanır, doğacak çocuğun olası yaşantısı, sahip olacağı anomali, aile üzerine etkisi vs tartışılır görüşülür ve ailesine aldırmak için izin verilir ya da verilmez.

Bu ekstra bilginin ardından, dediğim gibi engel durumuna bağlı. Zihinsel sorunu olan ya da ömür boyu yatağa bağlı yaşayacak bir çocuğu aldırırdım. Ama ortopedik engeli olan ya da göz, kulak, iç organ gibi sorunu olan bir çocuğu, "yaşama süresi kısıtı yoksa" aldırmazdım. Bazı engellerde çocuk 5 yaşına ya da örneğin 16 yaşına kadar yaşayabilir, sonu kesin ölüm. Böyle durumda doğsun 16 yaşına kadar yaşasın diye bakmazdım. O daha zor.
0
elestirman
(11.06.20)
ben de bir ömür hem kendime hem ona eziyet olmasın diye aldırırım diye düşünüyordum ama başka gelmeden bilinmez. hamile olmak, anne olmaya hazır olmak çok başka şeyler. insan bambaşka bir duygu ve ruh hali içerisinde olur.
0
rose parks
(11.06.20)
Silinen Cevap: yeğenim için doktorlar engelli dediler doğmadan önce. yengemin psikolojik olarak neler çektiğini tahmin edemezsiniz. yeğenim doğdu, büyüdü, çok şükür dişlerinin çarpık olması dışında bir problemi yok. eşek sıpası bir de yakışıklı oldu:) şimdi lisede basket takımında, havasından geçilmiyor:)
0
yemrem
(11.06.20)
direk aldirilmali, dimdirek, o cocuga da yazik anne babasinada, dunyanin sonu degil, aldirmazsan bu kez dönüşü yok, son pismanligin careside..
0
alttaraf
(11.06.20)
Bu konuyla ilgili üniversitede özel eğitim hocamız derse başlamadan aynı bu şekilde sormuştu.
Sınıfın büyük çoğunluğu en başta aldırmam demişti.
Ders sonunda, ailelerin ve çocuğun yaşadığı deneyimler hakkında bilgi sahibi olduktan sonra, bu sefer büyük çoğunluk aldırırım demişti. :)
Can sorumluluğu almak zor bir şey bana göre. Doğum esnasında veya sonrasında başka türlü hastalıklarla da engelli olarak yaşam sürebilir çocuk.
0
coca cola
(11.06.20)
ben ve babası öldükten sonra o çocuğa ne olacak? benden ve babasından başka kim bakabilecek? herkese yük olacak, belki itilip kakılacak. niye çocuğuma bunları yaşatayım? aldırırdım çok üzülerek de olsa. ama hem onun hem kendi iyiliğim için bu.
bir de şu var, engelli olacağı söyleniyor ama engelsiz, sapasağlam doğabiliyor. belki o da engelsiz olacaktı ama ihtimali bilirken aldırırdım yine de tabii engelsiz görünüp engelli de olabilir ama ona da yapılacak hiçbir şey yok.

ben de kısa bir dönem çalışmıştım özel eğitimde. özel eğitime gönderen anneler şey kafasındaydı, 3-4 saat gitsin de ben de kafamı dinleyeyim, komşumla oturayım vs. bana çok garip geliyordu ama çocuğun da olsa insan eti ağır demek ki.
0
matilda
(11.06.20)
engellilik derken? eksik uzuv mu mesela ya da genetik geçişli hayatı zehir eden hastalıklardan mı? hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyecek durumda aldırmak tabii mantıklı.
0
not dark yet
(11.06.20)
Dini hassasiyetle bakmadan cevaplanamaz. Toplumun engelli bireye de ihtiyacı var. Dini acidan bakarsak o mesele engel degil lütuftur.
0
luluki
(11.06.20)
normal çocukla zor uğraşılır, bir de engelli?
yok kalsın
0
eyeinthesky
(11.06.20)
ben aldırma taraftarıyım. eşimi kendimi geçtim bir ömür boyu adaptasyon sorunu yaşayacak çocuk olacak olması çok zor bir durum.
0
mikahakkinen
(11.06.20)
Lisansta okurken üniversitenin Çocuk Hastalıklarında 2 sene kadar eeg teknisyenliği yaptığım bir süreç var. Potansiyel hasta kitlesi nöroloji bölümünün hastaları malumunuz. Mental retarde hasta sayım çoktu.

Aldığımız etik dersinde (Biyoloji okudum) en yoğun tartıştığımız konulardan biri kürtajdı. Mezuniyetim üzerinden 10 seneden fazla geçmiş olsa da hatırladığım en net konulardan biri bu tartışmalarda özellikle bu konuda dini olarak erkeklerin kürtaj konusuna daha mesefeli hatta karşı oluşuydu.

Hastanede çalışırken yaptığım gözlemlere gelecek olursak; mental retarde çocuklarla genellikle anneler yoğun olarak ilgileniyor ve hayat şartları olarak en çok onlar etkileniyorlar. Hepsinde de en büyük kaygı çocuktan önce öleceklerini düşünüp çocuğa kim bakacak ve sahip çıkacak kaygısıydı.

Çalışma şartlarında bunları gözlemlemiş biri olarak ve aynı zamanda kadın bir birey olarak, kürtaj olmayı uygun görüyor ve destekliyorum. Türkiye şartlarında, ekstrem bir durum olmadığı (çocukla babanın ilgilendiği veya maddi olarak çok iyi bakılabileceği, ebeveynlerin ölmesi durumunda dahi yaşam koşullarının etkilenmeyeceği gibi) takdirde bence bu kararı alırken en önemli birey anne adayıdır ve onun düşünceleridir. Bu karar dışardan bakan insanların ahkam kesip yargılayamayacağı kadar zor bir karardır. Çevrenizde varsa lütfen sadece kararı alanlara destek olunuz.

Bahsettiklerimi yaşayan ve büyük bir sevgiyle ilgilenen bütün aileleri tenzih eder, kucaklar ve saygılarımı iletirim.

Sağlık sektöründen uzak bir kariyer planlamamda ise bu çalıştığım dönemin büyük bir etkisi vardır.
0
neskafefincanindaturkkahvesi
(11.06.20)
(12)

İş Görüşmesinde Neden Medeni Hal Sorulur?

depresif genc
Dün 2,5 saat süren ve toplamda 7 kişiyle gerçekleşen yorucu bir iş görüşmesi yaptım. Özellikle yönetim kademesindeki kişilerin sürekli sorduğu şey evlilik konusuydu. "Evli misin?", "Evlenmeyi düşünüyor musun?" gibi sorular sordular sürekli. Bekar olan daha uzun süre mi çalışıyor anlamadım, neden böy
Dün 2,5 saat süren ve toplamda 7 kişiyle gerçekleşen yorucu bir iş görüşmesi yaptım. Özellikle yönetim kademesindeki kişilerin sürekli sorduğu şey evlilik konusuydu. "Evli misin?", "Evlenmeyi düşünüyor musun?" gibi sorular sordular sürekli. Bekar olan daha uzun süre mi çalışıyor anlamadım, neden böyle bir şey sorgulanıyor? Şartlar iyiyse kalırım, değilse sülalecek gelmiş olsam bile bırakır giderim yani.
0
depresif genc
(11.06.20)
evliysen de çocuk var mı, düşünüyor musun gibi sorular geliyor :) evlilik - çocuk gibi şeyler hayatı ve düzeni doğrudan değiştirebilen şeyler. özellikle de kadın için. Bir kadın evlendiğinde sadece evliliğini bahane ederek tazminatını alarak işten ayrılabiliyor en basiti.
0
foolrules
(11.06.20)
2,5 saatte 7 kişi mi ? Subaylık mülakatı sanki mübarek.

1- Kadın isen çocuk doğurma ya da evlilik tazminatı olayından dolayı soruyorlardır.
2- Erkek isen, verecekleri maaş ile ev geçindiremez bu yarın gider mantığı nedeni ile soruyorlardır.

Üzücü ama bir çok kurum hala böyle düşünüyor.
0
paramolacak
(11.06.20)
bana ne zaman çocuk yapmayı düşündüğümü bile sordular. bişey diyemem şu an için dediğim halde mutlaka vardır bir planınız diyor. seks takvimi mi açayım önünüze...
0
elorelia
(11.06.20)
sorulmaması gereken sorular.

ama onların düşündüğü muhtemel nedenleri:
- evlenirsen işi bırakabilirsin.
- çocuk doğurursan işi bırakabilirsin.
- sevgilin varsa evlenebilirsin.
- evlenmeyi düşünüyorsan eşin çalışmanı istemeyebilir.

bunun sorulması ile bu konuda muhtemelen ayrımcılık yapıldığını düşünüyorum. hoş bir durum değil ama işsizliğin çok büyük problem olduğu ülkede bununla ilgili sağlam davalar görür müyüz hiç emin değilim.
0
ozdek
(11.06.20)
Premium hesap naif bakmış, yukarıdaki cevaplar +1

Medeni hali geçtim, tek mi yaşıyor aileyle mi arkadaşla mı sorularından yola çıkıp "aile hayatı yok gecikip durur bu kesin" diyen ik'cı tanıyorum. Kafalarındaki kalıplara göre bi çıkarım yapmaya çalışıyorlar işte, geniş düşünemiyorlar.
0
Bruce
(11.06.20)
konusma becerisi falan olcmuyorlar, gereksizce bu soruyu soruyolar ki etik olarak sorulmasi yasak bir soru bu.

ayrica bu sorunun evrimi su sekilde

iliskiniz var mi?

evlenmeyi dusunuyor musunuz?

kac senelik evlisiniz? cocuk dusunuyor musunuz?

olursa kac yasina kadar siz bakmayi planliyorsunuz?

cocugunuz kac yasinda?

kardes dusunuyor musunuz?

cocuk-cocuklariniza kim bakiyor? bakici mi aileden biri mi yoksa okula-krese mi gidiyor?

bir kadin olarak ben bu sorularin hepsiyle muhattab oldum ne yazik ki.
0
cairo
(11.06.20)
bana ik, açık açık benden önce görüştüğü kızın kısa süre içinde evlenmeyi planladığını bu nedenle onu seçmediklerini, benim de böyle bir planım olup olmadığını sormuştu.
0
adetsancısı
(11.06.20)
çünkü medeni hale göre muamele gösteriyor vizyonsuzlar.

şu an ekipte tek bekar olduğum için evim ekipteki herkesten daha uzak olmasına rağmen kıta değiştirecek olmama rağmen ilk ben ofise dönüyorum. çünkü onlar evli :) ben bekar ve yalnızım.
bunun bir tık ilerisi de çocuk muhabbetleri işte. özel hayatına göre muamele görüyorsun.

edit: bu arada yöneticim birkaç kez ee ne zaman düğün ne zaman evleniyorsunuz diye de ağız yokladı. sana ne diyememek çok üzücü.

geçen yıl bir lisans için ciddi mobing yedim, almazsan zam yok terfi yok vs vs. neyse aldım lisansı. zam konuşmasında bana şöyle bir cümle kuruldu; '' bu sene evleneceğin için x zam yaptık ''. nasıl yani ? lisans diye tutturdunuz ve aldım lisansı aldığım için de zam almak zaten hakkım. ayrıcalık tanır gibi evleneceğin için zam verdik ne demek. bu konuda çok doluyum.saçma sapan şeyler işte.
0
tuborg yesili
(11.06.20)
Erkeksen evliysen işten kolay kolay çıkamazsın her dediklerini yaparsın, kadınsan evliysen her an işten çıkabilirsin veya hamile olup bir süre uzaklaşabilirsin gözüyle bakıyorlar.

Ayrıca şirket içinde de, ekstra çalışması gereken varsa haftasonu, gece vs genelde bekarlar, mümkünse bekar değilse evli erkekler öncelikli.
0
nhk ni youkosu
(11.06.20)
Seni nasıl kullanabileceklerini-sömürebileceklerini anlamaya çalışıyorlar. Bir keresinde iş görüşmesinde direktör seviyesinde olan adam aynen şunları söyledi."Tam istediğim gibi bir adaysın ama bekarsın, sorumluluğun yok, mecburiyetin yok, istediğin zaman işi bırakıp gidebilirsin. Şu anda seni işe alamam ama eğer evlenirsen mutlaka tekrar görüşelim" İçimden koca bi siktir çekip çıktım görüşmeden. Çok zor durumda değilseniz böyle bir firmada zaten çalışmayın.
0
zikardo
(11.06.20)
Görüştüğünüz firmaya göre değişir. Biraz iyi niyetli bir yaklaşımla geleyim: özel sağlık sigortası ve olası yurt dışı iş seyahatleri için gerekli olabiliyordu. Yurt dışı merkezli şirketlerde çalıştım, bu sebepten soruyorlardı, TR şirketlerinde farklı olabilir.
0
bfm
(11.06.20)
sorulması hukuka aykırı..

türkiye insan hakları ve eşitlik kurumuna şikayet edebilirsiniz.
0
konsomatrix
(11.06.20)
(2)

Şahane değil mi

eksi sozlugun tatli insani
https://youtu.be/iuFb3cB-LWkVar mı bu tarz sözleri de kendisi gibi güzel, anlamlı şarkılarınız? Hadi paylaşalım.
youtu.be

Var mı bu tarz sözleri de kendisi gibi güzel, anlamlı şarkılarınız? Hadi paylaşalım.
0
eksi sozlugun tatli insani
(10.06.20)
güzelmiş.
www.youtube.com
0
Bruce
(10.06.20)
değil. berbat.
0
striteraksli silikonlastik zirhliiblis
(11.06.20)
(7)

T-shirt'deki tükenmez kalem izi

eyeinthesky
Renk turkuazKalem maviMakinada yıkandı ama geçmedi. 2 sene önce zaradan 50 tl'ye almıştım pek ucuz da değil içim acıdı. Toplasan 5 kere anca giydim bir de.Ne yapmak lazım?
Renk turkuaz
Kalem mavi
Makinada yıkandı ama geçmedi. 2 sene önce zaradan 50 tl'ye almıştım pek ucuz da değil içim acıdı. Toplasan 5 kere anca giydim bir de.
Ne yapmak lazım?
0
eyeinthesky
(10.06.20)
yer bezi veya cam bezi.
0
hem şişko hem deli
(10.06.20)
İzopropil alkol ile ovalayabilirsiniz.
0
heritage
(10.06.20)
o da çok pahalı yav aynı fiyat tshirtle :d
0
🌸eyeinthesky
(10.06.20)
kosla vanish oxi
0
halanne
(10.06.20)
rengi solar mı
0
🌸eyeinthesky
(10.06.20)
kosla oxi'nin jelini aldım, bir boka derman olmadı. yağ ve pas çıkarmadı daha doğrusu, kalem izi için kullanmadım. ne alırsın bilmem, cevaptaki kosla jel olmayanı sanırım, onun için bişey diyemem ama jel olanı alma.
0
Bruce
(10.06.20)
ariel leke sokucu kullan. alirken dikkat et renkli ve beyaz icin farkli urunler var.
0
helenart
(10.06.20)
(7)

ipad pro almak istiyorum. Neye dikkat edeyim?

nefertarii
arada yazi yazmak icin de kullanacagim, pdf okumak ve surekli yanimda tasiyabilecegim bir alet olacak.klavye, stylus filan (tecrubelerinizi yazar misiniz?) gerekli sanirim 12.9 inch boyutunda olacak diye dusunuyorum. depolama alani (128'den basliyor) ve wi-fi + cellular olmasi ne kadar onemli?
arada yazi yazmak icin de kullanacagim, pdf okumak ve surekli yanimda tasiyabilecegim bir alet olacak.

klavye, stylus filan (tecrubelerinizi yazar misiniz?) gerekli sanirim 12.9 inch boyutunda olacak diye dusunuyorum. depolama alani (128'den basliyor) ve wi-fi + cellular olmasi ne kadar onemli?
0
nefertarii
(10.06.20)
kalem iki versiyon. 2. versiyon için yeni ipad pro almalılısınız.

kendi klavyesi çok pahalı. logitech k380 gayet makul ve kullanışlı.

celluar özelliği çok gerekli değil. değmez aradaki farka. heryerde wifi var, evde işte vs. olmadığı yerde de kendi hattınızın internetini paylaşabilirsiniz.
0
efruz
(10.06.20)
Kendi deneyimlerimi yazayım;
11 inç yeterli
her şeyi bulutta tutan biri olarak en düşük kapasiteli olan yetiyor.
apple pencil harika bir şey.
pdf'den kasıt kitap ise kindle tavsiye ederim, onun dışında döküman vs. okumak için ekranı harika, 120hz'e alıştıktan sonra diğer paneller çok kötü gelecek.
klavye olarak logitech keystogo öneririm, en azından türkiye'de alternatifsiz bir cihaz.
telefondan bağlantıyı paylaştırmak telefonun pilini çok çabuk tüketiyor, uzun süre internete bağlı kalırım diyorsanız cellular alın, yoksa çok gerekli değil. her yerde ücretsiz kablosuz ağ var zaten.

robot süpürge ile birlikte aldığım en verimli cihaz sanırım ipad. bunu ipad 2'den 2018 pro'ya geçmiş biri olarak söylüyorum.

pro'nun donanımına özellikle ihtiyaç yoksa air 3 de alınabilir, çok iyi bir cihaz. fakat bütçe problemi yoksa keyfi olarak bile pro alınır.
0
orient blue
(10.06.20)
cellular'a gerek yok bence de dağda kırda kullanmayacaksan, en kötü telefondan bağlantı yaparsın.
yurt dışı gibi pratik ve ucuz değil data hatları burada. cihazın fiyat farkı da vergiden ötürü çok çıkıyor, sim girişi olan cihazların vergisi fazla.

şunu izle klavye için.
www.youtube.com
0
Bruce
(10.06.20)
wifi yeterli oluyor. Telefondan hotspot açmak iki saniyelik iş.
0
chavezding
(10.06.20)
Cep telefonun iPhone ise internete bağlanmak istediğinde telefonunu hiç ellemeden hotspot açabiliyorsun. O yüzden cellular bana da şart değil gibi geliyor.
0
roket adam
(10.06.20)
ipad pro 10.5 (1st gen) + pencil (1st gen) + orij klavye (o da 1st gen) 2 yildir kullaniyoruz memnunuz. hatta klavye garanti bitmeden bozuldu daha yeni konustum yenisini yollamalarini bekliyoruz.

cellular gereksiz, ama ipad pili hayvan gibi giden kolay kolay bitmeyen bir alet. wifi'siz yerde cok kullanacaksaniz cellular alinip telefonun sarjini emmesinden kurtulabilirsiniz (tabi ipad'in pili de daha cok bitmeye baslar boylece)
0
disq
(11.06.20)
Hocam celluar soruyorsanız maddi kaygılarınız yok diye düşünüyorum ama ben tableti ve kalemi aldım, klavyeyi de let go’dan çok uyguna aldım. 2019 versiyon bi klavye var, bence yazmak için o kadar efektif değil. En son çıkan klavye harika görünüyor ama, özellikle touchbar seçeneğiyle. Alabiliyorsanız onu alın tabii.

Ben 12.9 kullanıyorum, pişmanım daha küçüğünü almadığımda. PDF vs okurken de gayet büyük kalıyor bence, elde güzel kullanamıyorum hep bi ağırlık. Ama 12.9 film izlemek için, bilgisayaf gibi takılmak için de iyi oluyor tabii de her yere gidecekse sizinle bence 12.9 olmamalı tercihiniz.

Hayırlı olsun şimdiden.
0
damba
(11.06.20)
(2)

iphone kayit problemi - 6s idare eder mi?

icim urperiyor
selam. benim yurtdisindayken 1400 turk lirasi karsiliginda aldigim bir iphone 8'im var. turkiyeye 1 haftaligina gelip tekrar dondugumde bunun kayitsiz kullanilma suresini baslatmis bulundum, ve tekrar geldigimde kayitsiz olarak kullanabilecegim 15 gun falan kalmisti. oyle olunca ben turkiye'de de ku
selam. benim yurtdisindayken 1400 turk lirasi karsiliginda aldigim bir iphone 8'im var. turkiyeye 1 haftaligina gelip tekrar dondugumde bunun kayitsiz kullanilma suresini baslatmis bulundum, ve tekrar geldigimde kayitsiz olarak kullanabilecegim 15 gun falan kalmisti. oyle olunca ben turkiye'de de kullanim imkani saglayan voxi diye bir hat alip bu hatla telefonu kullaniyordum. yabanci numara ama internet arama mesaj sorunsuz yapiliyor turkiye numaralariyla, sadece insanlar beni arayamiyordu. simdi voxi de turkiye'yi listeden cikarmis, o imkan da gidecek. ben de sinirlar acilinca tekrar yurtdisina gidecegim icin 2000 lira kayit parasi vermek istemiyorum, telefonun kendisi daha ucuz.

bu durumda ben yurtdisina cikana kadar 1-2 ay daha nasil kullanabilirim bu telefonu? artik bi de kayit yaptirsan bile sadece kendi adina olan hat takilabiliyormus, kaydettirip satamam da yuce devletimiz sagolsun.

ikinci el 1000 lira civarina iphone 6-6s alip gidene kadar idare edebilir miyim? veya voxi benzeri yabanci numara olup turkiye'de internet kullanabilecegim bi hat var midir? veya baska fikri olan var mi?

tesekkurler.
0
icim urperiyor
(10.06.20)
imei klonlama diye illegal bir uygulama var ama iphone'lara ne şekilde yapılıyor bilmiyorum, onu bir araştır istersen.
0
Bruce
(10.06.20)
Bence de 2. El 6 -6s işini görür giderken de satarsın en kötü aldığın fiyatın 100-200 altına
0
Kahir ekseriyet
(10.06.20)
(9)

Bu hayatın anlamı ne?

kismisolungac
Soru başlıkta. Sizin hayatınızın anlamı ne? O kadar virüsten korumaya çalıştığınız, beslenmek, barınma için sürekli çalıştığınız hayatınızın gerçek anlamı ne?
Soru başlıkta. Sizin hayatınızın anlamı ne? O kadar virüsten korumaya çalıştığınız, beslenmek, barınma için sürekli çalıştığınız hayatınızın gerçek anlamı ne?
0
kismisolungac
(10.06.20)
kimsenin hayatının anlamı yok, anlamı olsun diye uğraşıyoruz. olmadığı gerçeğiyle yüzleşmekten daha kolay. bir bok olmadığını kabul edemeyen insanlar "hayır yeaa, bi işlevim var aslında :((" diye sağa sola sarıyor işte.
ben de sarıyorum bir şeylere herkes gibi ama hayatımın bir anlamı olsun diye değil, ölene kadarki süreyi keyifli geçirmek için.
0
Bruce
(10.06.20)
hayatın anlamı yok, genel manada yok. bunu farkeden insanın üç seçeneği var:

1- intihar, anlamsız bir hayatı yaşamanın anlamı yok. ne kadar saçma olduğunu açıklamaya gerek yok.
2- "büyük resim"i görmek, ya da "leap of faith", ya da "iman". bunu da çok açıklamaya gerek yok zaten. bu iman çoğu kişiye gerekli anlamı ve motivasyonu sağlıyor zaten. çok uç durumlarda hasan sabbah ve müritleri gibi oluyorsun.
3- anlamsızlığı kabul edip kendimizce küçük anlamlar yaratmak. camus ve sartre'nin de vardığı sonuç, makul yaklaşım bu. hayat genel olarak anlamsız, olay absürt, insanların kararları ve tepkileri anlık, süreklilik bir çaba ve ilüzyon vs. napabiliriz? üniversiteye girer, hayatımıza anlam katarız, bir şeyler öğreniriz okuruz. evlenir, çocuk yapar, hayatımıza anlam katarız onlara bugün ve gelecek inşa ederiz.

dolayısıyla 2 ya da 3e bağlı olarak hayatımızın anlamı bize bağlı, değişiyor. ne olmak istediğimiz de değişiyor. zaten kocaman bir felsefi akım var bunu irdeleyen (bkz: varoluşçuluk).

kişisel cevabım, bilmiyorum. kafamı da karıştırmıyor değil. şimdilik doktorayı bitirmek kendime koyduğum anlam hedefi. onun dışında gerçek anlam diye bir şey yok.
0
ron dennis
(10.06.20)
Aslında merak ettiğim herkesin hayatına ne gibi anlamlar koyduğu.
Mesela @bruce için keyifli zaman geçirmek. Belli ki bazı lüksleri var, bunları kaybetmek istemiyor.
Ne gibi anlamlar katıyor insanlar hayatına? Neyi kaybetmemek adına bu kadar çabalıyorlar.
Belki ben de aralarından seçerim nebileyim, kendim için bunu bulmak çok zor şuanda.
0
🌸kismisolungac
(10.06.20)
Sevgi.

O olmayınca her şey anlamsızlaşıyor zaten.
0
msb
(10.06.20)
Kafamda hayatın nasıl yaşanması gerektiğine dair bir şablon var, o şablonu tutturmaya çalışıyorum. Hayatın getirdiği zorluklarla mücadele ediyorum, keyif verecek detaylar peşinde koşuyorum. Benim için hayatı anlamlı kılacak şeyler arıyorum. Birkaç şey buldum, ornegin haftada beş saatten fazla düzenli olarak yaptığın islerde tatmin saglaman önemli, hayatı çekilir kılıyor. Bu sürede spor yapıyorsan iyi yapmaya uğraşıyorsun, çalışıyorsan işini düzgün yapmaya. Bunun dışında sevgi benim hayatımın merkezinde. Sevmediğim ya da sevilmedigim zaman mutsuz oluyorum. Derin bir sevgi bağı kurmaya çabalıyorum insanlarla (bunda p k başarılı değilim ama ihtiyacım olan bu). Ogrenmek önemli benim için, gülmek önemli. Kaygısız, güvende hissetmek. Bunları sağlayabiliyorsam ya da bu koşullar saglaniyorsa hayatımın da anlam kazandığını hissediyorum. Tüm bu saydığım amaçlara erişmek de tüm günümü, haftami, ömrümü kaplıyor. Hayat bunların peşinde sürüp gidiyor.
0
epistemic_regress
(10.06.20)
bruges
(10.06.20)
Anlami falan yok, rastgele hayatlar. Issiz kaldigi için ac kaldigi icin kendini yakan insanlar var, tecavüz, iskence bir suru olay. Onlarin hayatinin ne anlami vardi da bizimkinin olsun?

Ben kendime ve aileme yasiyorum, kariyer/para/eglence. Dunyayi degistirmek gibi bir amacim yok.
0
logisticsmanager
(10.06.20)
"İnsanı anlam oluşturmaya iten hayatın anlamsızlığının kendisidir. Çocuklar tabi ki hayata bir yaprağın yeşil rengi kadar basit şeylerden büyük mutluluk duymak gibi bozulmamış bir mucize duygusu ile başlar fakat büyüdükçe, ölüm ve yıkımın farkındalığı bilinçlerine sızarak yaşam sevincini, içlerindeki idealizmi ve ölümsüzlük yanılsamasını yıpratmaya başlar. Çocuk olgunlaştıkça çevresinde hep ölüm,acı görmeye ve “insanın mutlak iyiliğine” olan inancını kaybetmeye başlar. Yine de eğer yeterince güçlü ve şanslıysa ruhun bu karanlığından yaşamın heyecanını yeniden doğurabilir, taze bir amaç ve onaylanma hissi yakalayabilir. Doğumundan gelen o mucize duygusunu geri getiremez ama ondan daha kalıcı ve sürekli bir şey şekillendirebilir.

Evren hakkındaki en dehşet verici şey onun bize düşman değil, kayıtsız oluşudur fakat bu kayıtsızlıkla uzlaşıp hayatın zorluklarını ölümün sınırları içinde kabul edebilirsek insan türü olarak varlığımız bir anlam ve tatmin sağlayabilir. Karanlık ne kadar derin olursa olsun kendi ışığımızı yaratmalıyız.”
Stanley Kubrick
0
fobfilm
(10.06.20)
Tam da şu andan mutluluk duymak.

Ne bir saniye öncesini düşüneceksiniz ne de bir saniye sonrasını. Geçmişe dönemediğimiz gibi geleceği de öngöremeyiz. 3 gün sonrası için bir plan yaparken 1 dakika sonra ölüp gitmeyeceğimizin garantisini verebilecek bir güç, kurum yok.

Dolayısıyla yaşadığınız anda mutlu olabilmenin yollarını bulun. Gerisi kendi kendine gidiyor.
0
desdenova34
(11.06.20)
(2)

Güneş gözlüğü tamiri

Bruce
Tam görseldeki yerden, tamamen kırılmış bir gözlüğüm var, çerçevesi bunu gibi. Tamamen kırılmış derken, birbirini tutmuyor yani. https://ibb.co/r3zPwWWGözlükçüler tamir edebilir mi bunu? Sağlam bir yapıştırıcı ile olabilir gibi geliyor bana, hatta bi de iç taraftan kaynak gibi bişey yapabilirlerse d
Tam görseldeki yerden, tamamen kırılmış bir gözlüğüm var, çerçevesi bunu gibi. Tamamen kırılmış derken, birbirini tutmuyor yani.

ibb.co

Gözlükçüler tamir edebilir mi bunu? Sağlam bir yapıştırıcı ile olabilir gibi geliyor bana, hatta bi de iç taraftan kaynak gibi bişey yapabilirlerse daha sağlam olur. Ama bununla uğraşacak kim vardır, istanbul'da nerede olabilir?
0
Bruce
(09.06.20)
epoksi yapıştırıcı, ince zımpara ve boya ile siz de yapabilirsiniz.
0
orient blue
(10.06.20)
@orient blue, güzel fikir için teşekkür ederim ama gözlüğü piç etmekten korkuyorum. zaten zar zor buluyorum yakışan, risk almak istemiyorum.
0
🌸Bruce
(10.06.20)
(5)

Uzun süredi işsizsiniz

TerleyenBalik
"Uzun süredir işsizsiniz. Umutlarınız tükenmek üzereyken özel bir okula öğretmen arandığına ilişkin bir ilan görüyorsunuz. Büyük bir sevinçle başvuruda bulunuyorsunuz ve gerekli hazırlıkları yapıyorsunuz. Görüşme günü geldiğinde beş kişinin başvuruda bulunduğunu öğreniyorsunuz. Bunlar arasında en uy
"Uzun süredir işsizsiniz. Umutlarınız tükenmek üzereyken özel bir okula öğretmen arandığına ilişkin bir ilan görüyorsunuz. Büyük bir sevinçle başvuruda bulunuyorsunuz ve gerekli hazırlıkları yapıyorsunuz. Görüşme günü geldiğinde beş kişinin başvuruda bulunduğunu öğreniyorsunuz. Bunlar arasında en uygun aday olduğunuzdan da emin oluyorsunuz. Rahatlıyorsunuz. Ancak görüşme sırasında asık suratlı erkek bir yöneticinin size öğretmenlik beceriniz dışında dünya görüşünüzle, eğilimlerinizle, otoriteye karşı tutumunuzla ilgili sorular yönelttiğini görüyor ve sizi elemeye çalıştığını anlıyorsunuz. Bu durum sizi hem öfkelendiriyor hem üzüyor. Bu nedenle karşıdaki kişiye yaptığının yanlışlığını fark ettirecek, okuldaki eğitimin niteliğini yükseltecek doğru kişinin siz olduğunuzu anlamasını sağlayacak, bu nedenle sizi seçmesi gerektiğini hissettirecek nasıl bir şey derdiniz?"
0
TerleyenBalik
(09.06.20)
süremiz ne kadar hocam, bi de istediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?
ben bi de ikinci kağıdı şimdiden alıyım.
0
Bruce
(09.06.20)
Hocam max. 50 kelime
0
🌸TerleyenBalik
(09.06.20)
Uzun suredir is bulamamış olmakla dunya görüşünüzden dolayı son is görüşmenizin olumsuz olmasi konularını birbirinden ayırabilir misiniz? Bence ayirmalisiniz.

Hatta is aramakla is bulmak da birbirinden çok farklı konular bana kalırsa. Is aramak çok zor çok boğucu. Is bulmak icin de referansa donanımdan daha fazla onem verildiğini cikarmayin aklınızdan.
0
pass
(09.06.20)
böyle durumlarda hep ilk düşündüğüm fazla şeyetmemek lazımdır.
o yöneticiyle çalışamazsınız zaten kasmayın.
sinirlenmeyin vs..
bana ingiltere'de bir hintli iş görüşmesinde ırkçılık yaptı. ağzımı açıp bir şey diyemedim. çünkü o adamla zaten çalışamazdım. ertesi günkü iş görüşmelerimden kabul aldım..
0
ozdek
(09.06.20)
Off ben işsiz kalmaya devam edermişim.

Ben zaten ise alımlarda sorulan garip soruları da hiç yanıtlayamam. Anca akşam yataga girince cevap gelir aklıma.

Bu arada ben de uzun süredir işsizim.

Bol şanslar.
0
Filinta61
(09.06.20)
(3)

Ne yapmalıyım ?

infernalcadre
Kaç gündür fikir değiştirip duruyorum. Bana bir akıl verin.Çöpten 3500 TL para buldum. 1 kuruş azı yada fazlası yok.1-Telefon alayım dedim saçma sapan telefonlar var emin olamadım (İphone 7 plus kullanıyorum)2- Bilgisayar alayım dedim. 4000-5000 TL para lazım düzgün bişey için. Zaten elimde ofis pro
Kaç gündür fikir değiştirip duruyorum. Bana bir akıl verin.
Çöpten 3500 TL para buldum. 1 kuruş azı yada fazlası yok.

1-Telefon alayım dedim saçma sapan telefonlar var emin olamadım (İphone 7 plus kullanıyorum)

2- Bilgisayar alayım dedim. 4000-5000 TL para lazım düzgün bişey için. Zaten elimde ofis programları kullandıran film izleten bir alet var bir de ssd aldım cillop gibi oldu

3- Gençlik hayalim Ps4 alayım dedim tam bu fiyata buldum. Slim 500 GB 2 kol pes 2020 ile birlikte ithalatçı garantili.

Çok kafam karıştı.

Telefon alayım diyorum “bu para verilmez” diyorlar
Bilgisayar alayım diyorum oyun oynamak istesem biraz üstüne koymam lazım 5binlik bilgisayar öneriyorlar
Ps4 alayım diyorum “ 5 çıkacakmış bunlar çöp olacakmış çok pahalıymış milattan önce 750 liraya almışmış 3500 verilirmiymiş vs vs”

İçinizden aklı selim biri şunu yap desin

Önemli not: sadece 3 seçenek var lütfen bunlardan birini seçiniz tşk.
0
infernalcadre
(09.06.20)
Ben bu durumda ps4 alırdım. Telefonun iyi bir telefonmuş zaten ps4 alıp oyun oynayacaksın geri kalan şeyler için bilgisayarın iş görüyormuş. Ha istersen koy bir kenara ps5 bekle.
0
turkce konusan uzayli
(09.06.20)
telefona o para verilmez lafı 2 sene önce için geçerliydi, artık öyle bir dünya kalmadı; 2 binden başlıyor her şeyiyle yeten telefonlar.

telefonun 1 sene sonra yetmemeye başlar muhtemelen(ne yaptığına da bağlı tabii), o zaman para sorun olmaz telefon alırım diyorsan ps al.
ama elindeki telefonun da değeri düşmeden onu satıp 3 bin civarına işini görecek orta-üstü bir xiaomi alabilirsin. kalanı da kartına yatırırsın, ps'i taksitle alırsın.

normalde böyle havadan gelen paralarla hevessel şeyler alırım ben, gençlik hayalinmiş ps al geç derdim ama telefon da ayrı bir ihtiyaç oldu artık. telefonla idare eder misin biraz daha, onu düşün.
0
Bruce
(09.06.20)
hepsi yapılabilir. elindekileri satman kaydıyla en iyisine sahip olabilirsin. mesela telefonu satıp üstüne 3500ü koyup yeni çıkan iphone se alınabilir. bilgisayar da aynı şekilde eskisinin üstüne koyarsan artı 5 yıl götürecek oyun da oynatacak bir bilgisayar alabilirsin. ben de ps istiyordum bir hevesle ilgilendim sonra bıraktım. gerçek bir oyuncuysan alabilirsin tabii, kişisel bir şey ama ben olsam almazdım. bilgisayarı tercih ederdim.
0
anarsika
(09.06.20)
(6)

modem uzerinden bagli diger cihazlara baglanmak

in vino veritas
evde ev internetinden isyeri bilgisayarim ve cep telefonum bagli. sirket it'si bilgisayarim uzerinden modeme bagli diger cihazlara ulasabilir mi? ornegin cep telefonum ve ev internetim uzerinden girdigim banka veya sosyal medya sifrelerime ulasabilir mi? yani eminim istenirse mutlaka yapilabiliyordu
evde ev internetinden isyeri bilgisayarim ve cep telefonum bagli. sirket it'si bilgisayarim uzerinden modeme bagli diger cihazlara ulasabilir mi? ornegin cep telefonum ve ev internetim uzerinden girdigim banka veya sosyal medya sifrelerime ulasabilir mi? yani eminim istenirse mutlaka yapilabiliyordur da zorluk seviyesi nedir? ulan du bakim bunlar neler yapiyolar diyip hop diye yapilabilecek bisey midir yoksa amaaan bisuru is kim ugrasacak bana ne dedirtecek kadar zor mudur? her ihtimale karsi bagli diger cihazlarima ulasilmasini engellemenin bir yolu var midir? 2 ay gecti tabi evden calismaya baslayali da anca bunu dusunmeye firsat bulabildim :)
0
in vino veritas
(09.06.20)
kısa cevap: evet zordur.
şirketinde bunu yapabilecek bir it'ci çalışıyorsa o şirket kurumsal ve büyük bir şirkettir, zira her yiğidin harcı değil; bu durumda da bunu yapmaya cüret etmez o it'ci. gerçi kurumsal şirketten bağımsız, bununla uğraşması için sana ciddi şekilde kafayı takması gerekir, öyle bir potansiyel var mı onu ayrıca düşün.

buna önlem alana kadar siber güvenlik konusunda alman gereken daha hayati önlemler var denebilir. seninle hiçbir alakası olmayan bir hacker'ın banka ve şifrelerine ulaşması daha muhtemel bence.

banka hesabına girerken kullandığın uygulama ve websiteleri üzerinden şifreye erişmek ağ üzerindeki herhangi bir güç tarafından kolay kolay gerçekleştirilemez. ağa bağlı kişisel bilgisayarın ortak paylaşıma kapalıysa(default olarak kapalıdır) bu da pek mümkün değil.

kısacası fbi ya da anonymous peşinde değilse sorun yaşayacağını sanmıyorum.
0
Bruce
(09.06.20)
türkiye'de genel olarak servis sağlayıcılar cgn ip denilen son kullanıcıya aynı ip adresi verilen havuzu kullanır.

yani aynı mahallede aynı apartmandaki adamla ip adresin aynı olabilir. bundan dolayı zaten birçok port servis sağlayıcı tarafından bloklu olacağından ulaşması zordur.

özetle evde mesela güvenlik kameran olsun, buna ulaşımın bile mümkün olmayabiliyor cgn ip sisteminde.
0
Northern Mariner
(09.06.20)
imkansız gibi denebilir.

onun yerine dikkat edilmesi gerekenler:
- phishing mailleri
- virüslü mailler
- kripto virüslü mailler

bunlar daha çok iş kullanıcılarını hedef alıyor artık 3 ay önce şirkette birinin phishinge kurban gitmesi sonucu herkese kripto maili gitti. kimsede admin olmaması nedeniyle kurtulduk.. çok dikkat etmek lazım.
0
ozdek
(09.06.20)
iş bilgisayarını takip edebilir. diğer şeylere girişi biraz zor.
0
argent dawn
(09.06.20)
@Bruce, ben tam tersini dusunmustum. buyuk sirketlerde bir suru guvenlik onlemi kullanici rol tanimlamalari filan oldugu icin kucuk sirketlerin kendi kurdugu minimal sistemi kurcalamasi daha kolay olur gibisinden. bu durumda sikinti yoktur oyleyse. anlik paranoya yoklamasi geldi gitti neyse ki sorun yok bu durumda :)
0
🌸in vino veritas
(09.06.20)
bu soruyu 10 sene önce sorsaydın mümkün derdim ama şu durumda imkansıza plank uzunluğu kadar yakın. :p kameranı kapat yeter gerisini boşver
0
beyaz power ranger
(09.06.20)
(5)

Nietzche nin bu sözü hakkinda yorumunuz

000000
Bütün büyük beyinler hayat konusunda aynı kanıya varmışlardır: “değmez.”Friedrich NietzscheNe anladiniz, katiliyor musunuz vs?
Bütün büyük beyinler hayat konusunda aynı kanıya varmışlardır: “değmez.”

Friedrich Nietzsche

Ne anladiniz, katiliyor musunuz vs?
0
000000
(09.06.20)
Bu söz Nietzsche’nin falan değil. Facebook, Instagram gibi mecralarda dolanan, altına ünlü bir ismin adı iliştirilmiş yüzlerce ergen sözünden biri. Saçmasapan, hiçbir derinliği olmayan bir laf işte.
0
microfiction
(09.06.20)
@Micro ingilizcesini arattigimda bulamiyorum zaten.
0
🌸000000
(09.06.20)
bu sözle ilgili yapılmış güzel bir eser var, onu getirdi aklıma.
youtu.be
0
Bruce
(09.06.20)
Aklıma Galileo geldi hemen, muhtemelen o da değmez diyerek yaşamı seçti ki gayet haklıydı.
0
olaylar olaylar
(09.06.20)
Boyle bir sozu varmis. Putlarin Alacakaranligi
0
🌸000000
(18.07.20)
(9)

kitap okuma hızınız ne kadar?

tabudeviren
günde kaç sayfa veya saat okursunuz?150 sayfalık standart ölçülerde bir kitabı ne kadar sürede bitirirsiniz?
günde kaç sayfa veya saat okursunuz?
150 sayfalık standart ölçülerde bir kitabı ne kadar sürede bitirirsiniz?
0
tabudeviren
(09.06.20)
Hızımı ölçmedim ama bir günde bitiririm normal şartlar altında.
0
vedatchilipeppers
(09.06.20)
tüm gün işim yok evdeysem ve konusu çekici bir roman okuyorsam 350-400 sayfa okurum, ancak konu bilgi edinmeye dönük vs ise daha yavaş ve sindirerek okurum.
0
nihavent
(09.06.20)
tamamen kitabın ne kadar akıcı olduğuna bağlı. sevdiysem, roman ve hikayeyse bir günde biter. saat bazında hiç hesaplamadım ama ortalamadan hızlı okuyorum. eğer kitap edebi bir metin değilse en az iki güne yaymaya çalışırım.
0
black holes in the sky
(09.06.20)
ben 1 haftada bitiririm.
0
paramolacak
(09.06.20)
Yıllar önce 1100+ sayfalık Harry Potter'ı bir günde, dev Otostopçunun Galaksi Rehberi beşi bir yerde baskısını bir haftada okumuştum. Şimdi okuyamıyorum, dikkatim dağılıyor. Ama 150 sayfalık kitap çok sararsa bir günde kolay biter.
0
kobuzchu kiz
(09.06.20)
ilgimi çekerse bir oturuşta 50-60 sayfa okuyabiliyorum. ortalama bir kitap için 20 sayfaya düşüyor.
ilgimi çekerse her gün okuyorum bu 50-60 sayfayı. ortalama bir kitap için 2 günde bir 20 sayfa diyebiliriz.

soruya bu ışıkta cevap verirsem 3 ile 15 gün arası diyelim.
0
Bruce
(09.06.20)
Çok ilgimi çektiyse 140 sayfasını bir günde okurum.

Kalan 10 sayfa bitmesin diye bir aya yayabilirim.
0
tessera
(09.06.20)
Beni rahatsiz edecek kadar hizli okuyorum. Zorla hizli okuma seminerlerine katildim dershane yuzunden. Sonra, üniversitede de alanim edebiyat olunca, haftada 2 bazen 3 kitap incelemesi yapmak, analiz yazmak zorundaydim, o hizi azaltamadim.

150 sayfayi ikinci gune birakmam normalde.

Benim amacim zevk icin okumaya yaklasmak, bunun bilincinde olarak okuma süremi uzatmaya calisiyorum birkac yildir.
0
buf-e kür
(09.06.20)
ben de buf-e kur'un aksine edebiyat ogrencisi olmama/cok okumam gerekmesine ragmen kagni hizinda okuyorum. hizli okursam tamamen bosa gidiyor, anlamiyorum. sindire sindire, bazi paragraflari tekrar okumam gerekiyor cunku bazen dikkatim dagiliyor. klasikleri dusunecek olursak 2 saatte 100-110 sayfa okuyorum galiba. oturuyorum, boyle sanki saatler gecmis gibi geliyor, dur su bolumu de okuyayim diye bayagi bayagi uzatiyorum... bir bakiyorum 80 sayfa okumusum lel. gafa yetmiyor.
0
der meister
(09.06.20)
(5)

eksi sozluk ve kanzuk

Leonardo~Da~Vinci
ben entrylerimle birlikte hesabimi kapattim. sozluk, bagimlilik yapiyor. bu acidan baktigimda ha oyun oynayip zaman gecirdin ha eksi'de entry girip zaman gecirdin. ikisi de ayni. ikisinde de karsilikli catismalar yasiyor ve sonucunda belirli duygular salgiliyorsun. isin ilginc tarafi su ki; ikisi de
ben entrylerimle birlikte hesabimi kapattim.

sozluk, bagimlilik yapiyor. bu acidan baktigimda ha oyun oynayip zaman gecirdin ha eksi'de entry girip zaman gecirdin. ikisi de ayni. ikisinde de karsilikli catismalar yasiyor ve sonucunda belirli duygular salgiliyorsun.
isin ilginc tarafi su ki; ikisi de insani bir yere goturmuyor. yerinde sayip duruyorsun. daha fazla sikayet ediyor daha az cozum uzerinde kafa yoruyorsun.

sozluk, insanin psikolojisini etkileyen bir yer. herkes bir seyden sikayet ediyor. dolayisiyla, hayata bakinca her yerde bir sorun ariyorsun.
sozluk, nefret soylemleri ve asagilamalar nedeniyle insanlari radikallesitiriyor.

ikinci sebebi kanzuk'un son guncellemesi oldu. guncellemelerini begenmedim. bana uymaz dedim ve ayrildim.

sorum yok. size icimi dokmek istedim. siz de icinizi dokebilirisniz.
0
Leonardo~Da~Vinci
(09.06.20)
sözlük önceden sokaktan farklıydı, insanların sosyal hayatında karşılaşamayacakları donanımlı insanlarla aynı ortamda bulunma hissini ve tatminiyetini veriyordu. artık sokaktan bir farkı yok, haliyle bir özelliği de kalmadı.

badilerim var, onları okuyorum ben sadece. bu şekilde bir nebze de olsa fonksiyonunu sağlıyor. gerisi umrumda değil.
0
Bruce
(09.06.20)
haber sitelerini ve kanallarını hiç takip etmediğim için ekşi'nin gündem kısmı işimi görüyor. medyada kendine yer bulamayan haberleri görüyorum hem. ekşi'nin muhalifi de muhafazakarı da pis maalesef. ad hominem yapıp doğru düzgün bir argüman kuramayan insanlar yüzlerce hatta binlerce fav alıyor sırf "laf soktukları" için. bunları da en kısa sürede okumam lazım. oyun bilgisayarı topluyorum kendime herhalde topladıktan sonra ekşi'de daha az vakit geçiririm dediğiniz şey doğru çünkü. karantinaya kadar haftanın en az 3 günü futbol başlıkları gündemden inmiyordu, karantinayla birlikte survivor başlığı aynı şekilde. demek ki buranın kullanıcısı artık bunları seven insanlardan oluşmaya başladı, yapacak bir şey yok. zaten iyi yazarların birkaçı artık kendi podcastleri ve bloglarında çok daha aktif. ben yedi senedir düzenli olarak okuyorum herhalde sözlüğü, son hali hakikaten çöplük. tarihte bugün sekmesinden bile görülebilir bu.
0
black holes in the sky
(09.06.20)
Ben 2014 basinda kapattim hesabimi(sonra zerre ugramadim). O zamanlari bile donanimhaber ve kizlarsoruyor karisimi bir yerdi, su anki halini dusunmek dahi istemiyorum.

Ha bir de (ozellikle saglam ingilizcesi olup da) 2020 yilinda bile sabah aksam sozlukte takilan kitleye sasiriyorum.. Bunun twitteri var. redditi var, var oglu var. 2003 yilinda degiliz ki artik. Sozluk uzerinden bir sekilde para kazaniliyorsa durum farkli tabii. Sahsen duzenli entry girip, takip etmem icin aylik 5k vermeleri lazim en azindan.

Moderatorlerin topluca istifasindan sonra(2012 sonu muydu?) bitmisti zaten sozluk. Su an uzatmalari oynuyordur anca, misyonunu tamamlamis bir yer. Ha unutmadan, arkadasla sozluk belgeselini izlemistik en son.. Orda bile sozlugun son 7-8 senesinden bahsetmemisler hic; konustuklari kullanicilar da, anlattiklari olaylar, zirveler de hep eski, iste 2011 oncesi falan. Adamlar da farkinda zaten nasil copluge donusutugunun, paso nostalji kasmislar..
0
krafan
(09.06.20)
Twitter’ı bırakınca Ekşi’ye Ekşi’yi bırakınca Twitter’a sarıyorum ben de. Ancak bu kez Twitter’ı kesinlikle kapattım. Toksik ortam sevmiyorum. Reddit en azından eğlenceli ama orada da iki güleceğiz diye Amerikalıların seviyesine düşüyor gibi hissediyorum. Çok iyi sublarda çok kaliteli yazılar okuduğum bir gerçek ama müthiş bir sığlık da seziyorum. Nerede çokluk orada şeylik hesabı ki NoSurf diye bir sub var, oradakiler de Reddit’i ve internette boş boş aşağı kaydırmaları bırakmaya çalışıyor.

Ben de her gün yeminler ediyorum. Debe’de 50 entarnin içinden bir tane iyi bir şey çıkıyor, sonra o gün gene bırakamamış oluyorum. NoSurf’te güzel taktikler var ama.

Bir de oyununa göre değişiyor sanırım hissettirdikleri. Sadece Bfme2 ve Gta v oynuyorum. Bayağı iyi geliyor kaygı bozukluğundan muzdarip biri olarak.
0
le jeune turc
(09.06.20)
sozluk, insanin psikolojisini etkileyen bir yer.

> buna katılmıyorum. ne beklediğine bağlı. instagram da twitter da etkilebilir. ben sözlüğü daha çok takipcilerimden ve takipcilerimin favlarindan takip ediyorum.

arada yazıyorum, kafami bosaltiyorum.
0
tabudeviren
(09.06.20)
(2)

Dilbilgisi-hangisi doğru kullanım?

Unde bach canim
A) Birini düzeltmeye çalışırken ...B) Birisini düzeltmeye çalışırken ...
A) Birini düzeltmeye çalışırken ...
B) Birisini düzeltmeye çalışırken ...
0
Unde bach canim
(08.06.20)
a doğru.
b kullanımı çok yaygın ama aslında gollum konuşması gibi, hatalı.
0
Bruce
(08.06.20)
Yazıda A konuşmada ikisi de doğru. Yazıda B de yanlış değil ama yazı diline yakışmıyor. Çoktan seçmeli bir sorunun E şıkkına hiçbirisi yazmak gibi.

Birisi versiyonu birindeki -i iyelik ekinin zamanla iyeliği vurgulamada yetersiz kalmasıyla ortaya çıkıyor. Belirtme hâli eki -i’nin de karışıklığa sebep olması mutlaka rol oynamıştır. Kimi seviyorsun ve kimi öyle sever kimi böyle örneklerindeki gibi.
0
le jeune turc
(08.06.20)
(2)

cam ekran koruyucu parmak izi okuyucu hızını düşürür mü?

puslukitalaratlasi
telefonun ekrandan parmak izi okuyucu hızı, tamperli cam ekran koruyucu takınca düşüyor mu?
telefonun ekrandan parmak izi okuyucu hızı, tamperli cam ekran koruyucu takınca düşüyor mu?
0
puslukitalaratlasi
(08.06.20)
bazı telefonlarınkini bazı koruyucular düşürüyor, hiç okumayanlar da var yutup'ta gördüğüm kadarıyla. yapıştırmadan önce üstüne koyup deneyebilirsin, paketi açmadan. sıkıntı olursa iade edersin.
0
Bruce
(08.06.20)
Normalde düşürmemesi lazım ama üretilen teknoloji (!!??) ne kadar dandikse hep düşürdüğüne tanık oldum.
0
superfluid
(08.06.20)
(11)

Yabancı dizi mi tercih ediyorsunuz film mi?

The Student
Bir arkadaşım televizyonun sanat sayılamayacağı için filmleri tercih ettiğini söylüyor. Televizyon a aptal kutusu gözüyle bakıyor ve tv onu asla eğlenirdi remiyormuş. Hiç-bir film ise zaman kaybı değil ona göre. Film izlemek insanin daha az vaktini kaybediyormuş. Diziyse yarın modası geçecek olan 1
Bir arkadaşım televizyonun sanat sayılamayacağı için filmleri tercih ettiğini söylüyor. Televizyon a aptal kutusu gözüyle bakıyor ve tv onu asla eğlenirdi remiyormuş. Hiç-bir film ise zaman kaybı değil ona göre. Film izlemek insanin daha az vaktini kaybediyormuş. Diziyse yarın modası geçecek olan 1 tüketim kültürü... Siz ne diyorsunuz bu konuya?
0
The Student
(08.06.20)
ikisinden de güzel olanları izlerim. insanların böyle bir konuda bile fanatik görüşü olması saçmalık.
0
king lizard
(08.06.20)
film önceliğim. elbette güzel dizileride izliyorum. o kadar yüksek bütçeli diziler var ki bunlara sanat demezsek ayıp olur.

benim film tercih etme sebebim ise diziler çok yavaş akıyor. ve genelde finalde olayı toparlayammıyorlar. filmler ise 2 saat içerisinde giriş gelişme ve sonucu çok güzel verebiliyor.
0
belkider
(08.06.20)
Dizileri tamamen keyifli vakit geçirmek için, filmleri bazen keyifli vakit geçirmek için bazen de sanatsal açıdan bir bakışa sahip olmak, sanatsal açıdan tatmin olmak için izlerim.

Arkadaşına Bergman izleyince "eğlenmiş" mi hissediyor diye sorarsın. Yoksa sanat diye izlediği filmler avengers mı? Ben avengers izleyince de eğlenmiş hissediyorum, killing eve izleyince de.

Arkadaşın aklıma şunu getirdi nedense.
youtu.be
0
Bruce
(08.06.20)
Oz 1997de başlayan bir dizi. Şuan ikinci kere izliyorum birçok insan gibi. Birçok filmden de başarılıdır mesela farklı farklı konularda.

Ben ikisini de izlerim bir önceliğim yok duruma göre değişir.
0
turkce konusan uzayli
(08.06.20)
TV'nin öncelikli amacı eğlendirmek, vakit geçirtmek zaten. Saçma bir argüman olmuş. Sanat değeri olmadığı için bana bir şey kazandırmıyor, kazandırmadığı için keyif almıyorum izlerken dese daha mantıklı olur.

belkider'e katılıyorum. Ayrıca izlediğimiz her film sanat eseri olmaz. Çoğu filmin de böyle bir iddiası yoktur zaten. İnternete, televizyona, sinemaya ulaşabilen her insanın senede bir iki kere de olsa film izlediğini düşünürsek sanat filmlerini içeren bağımsız sinemayı takip eden, izleyen insan sayısı çok çok az zaten.

Benim tercihim tamamen keyfime göre değişiyor. Gerçekten keyif alarak çok fazla çöp dizi izledim. İzlememdeki öncelikli amacım da buydu zaten, bir dizide yapılanlara güleyim bir de dizinin bir dizi olarak ne kadar saçma, amatör, beceriksizce yapıldığına güleyim diye. Çok çok iyi, izlemeden ölmeyin denilecek çoğu diziyi izlemedim açıkçası çok ağır aktığı için.

Sinemada da tercihim çok değişken. Karantinada vaktim olduğu için farklı dünya sinemalarına göz atma şansım oldu. ABD menşeli bağımsız filmleri de izledim. Hollywood'un boş filmlerini de keyif alarak izledim.
0
black holes in the sky
(08.06.20)
"dözöysö yörön mödösö" - arkadaşına söyle tv programlarının ve sinemanın tarihi netflix'le başlamadı.

25 30 yıl giden pembe diziler, simpsons, friends...

TV yayıncılığının geleceği tartışılır belki - ona da "ölecek" demek saçma, internet çıktığında da basılı yayın ölecekti?

"zaman kaybı film yok" başlı başına saçmalık zaten. lütfen kendisine recep ivedik serisini sanatsal olarak değerlendirmesini istediğimizi ilet. "şu nedenle zaman kaybı denemez, dizilerde bu yok mesela" şeklinde bir ifade bekliyorum kendisinden.

troll'lüyor musun harbi bi daha okudum bi daha sinirlendim.
0
celeron 300a
(08.06.20)
Bu yoruma göre recep ivedik sanatken sopranos aptal kutusu.

Bu örnek ile bile arkadasinin fikrinin mantikli olmadigi belli.
0
logisticsmanager
(08.06.20)
İkisini de tercih ediyorum çünkü ikisi de farklı şeyler. Çöp filmler olduğu gibi sinema ile anlatılamayacak kadar iyi diziler de mevcut. Bazı hikayeler sinema ile değil dizi ile daha iyi ele alınır.
0
cemallamec
(08.06.20)
Böyle leş entel tipler bitmedi mi hala ya? Ergen ergen tespitler, irite oluyorum. Ha dur dur şey, çok "cringy".

İşleri türe göre değil, içeriğe göre ayırmak gerekir. Yoksa yukarıdaki arkadaşın da dediği gibi Recep İvedik bir sanat eseri, Mad Man bir tüketim malzemesi, Şeyma Subaşı yazdığı kitap sayesinde bir edebiyatçı haline gelir. Böyle genellemeleri de ancak senin arkadaşın gibi gerzekler yapar. O gerzeklerin de gördükleri en "sanat" sayılabilecek film ondan bundan duyup izledikleri, sonrasında da "Haluk Bilginer'in tiradı abi yeaa" diye gek gek gerindikleri Masumiyet falandır.

Geçiniz.
0
buff
(08.06.20)
"bir arkadaş"ına simpsons'ın 31. sezonunun yayınlandığını ve selam söylediğimi söyle. o anlar.

şu hayatta simpsonlar kadar bile tecrübesi olmayanlar sinema eleştirmeni falan kesiliyorlar başımıza ben de ona çok üzülüyorum. yemişim sanatını ben eğlence kısmındayım. sanat filmlerinden de nefret ederim.

iktidara geldiğimde marvel evreni dışında film bırakmayacağım. dönüp dönüp onları izleyecek millet.
0
ozdek
(08.06.20)
Ah be TV, ne yazık ki bir pizza değilsin.
0
lüzumsuz adam
(08.06.20)
(5)

en avantajlı mil / puan kartı hangisidir?

kostadilos
evet arkadaşlar ; sizce hangisi?garanti miles&smiles kullandım, 4-5 yıl önce çok ekmeğini yedim. artık garanti ile çalışmak istemiyorum.shop&fly denedim. hiç bir işe yaramaz. (bu kartların hem platinum, hem de business şirket kartlarını kullanan bir insanım. hiç bir işe yaramaz bu karlar artık)qnb,
evet arkadaşlar ; sizce hangisi?

garanti miles&smiles kullandım, 4-5 yıl önce çok ekmeğini yedim. artık garanti ile çalışmak istemiyorum.

shop&fly denedim. hiç bir işe yaramaz.

(bu kartların hem platinum, hem de business şirket kartlarını kullanan bir insanım. hiç bir işe yaramaz bu karlar artık)


qnb, bankaya mevduat yatırmadığın sürece bir işe yaramaz. qnb bankasına para gömmek istemiyorum.

alternatif bank diners club kart kullandım, o da avantajlı ama doğru düzgün kampanyası ve kartın geçtiği yer yok. kullanmak istemiyorum.

--

adios kart, wings ve maximiles hiç kullanmadım. yorumunuz ne olur? tavsiye eder misiniz?
0
kostadilos
(07.06.20)
shopfly nasıl yaramaz.yıllık yüzbinlerce mil biriktiriyor insanlar
0
ShadowOfMoon
(07.06.20)
mil biriktirmekte bir şey yok. 100 liralık bilet için 10.000 tl harcaman gerekiyor. oda kampanya kovalamak gerekiyor. onun ıcın garanti ürünlerini bana anlatma lütfen. 7 yıldır şirkerimde business kartlarını kullanıyorum. bi pok olmaz shop and fly dan. olur diyen varsa gelsin anlatsın.
0
🌸kostadilos
(07.06.20)
wings var bende, bir hayrını görmedim. yurt içi 300 liralık bilet için 50 bin mil civarı gerekiyor. her 1,5 tl için aşağı yukarı 1 mil verdiğini düşünerek hesaplama yapabilirsin.
anlaşmalı restoran 4 tane(akbank olsam utanırım 4 demeye, hiç söylemem daha iyi), otel desen 20 olsun max, tırt çoğu.

zırt pırt uçmadıkça bir anlamı yok bence bu kartların, o da kendi cebinden zırt pırt uçmak. iş için şirket kartı kullanılıyor zaten, kendi kendine o kadar uçuyorsan gezecek paran var demektir, paran varsa da bu kartların getirisine bakmazsın.
0
Bruce
(07.06.20)
Alabilirseniz Yapikredi Crystal Card sürekli bonus birikip duruyor ekstra olarak da her ay bir sektörde yüzde 10 indirimi var kozmetik elektronik gibi. her yeme içmeden yüzde 5 indirim anlaşmalı yerlerden yüzde 20. Aklıma gelenler bunlar
0
monkey
(08.06.20)
100 liralık bilet için 10000 gerekiyo ama her ay 10000 mil veren kampanyalar var daha az harcamaya.ve tüm kartlarda 100 liraya 1 mil veya puan verilir.farklı bankaya denk gelmedim.

ben 2 ayda 50000 mil biriktirdim.kampanyalarla.ihtiyaç dışı da bişi almadım.kart limiti 4bin :D en fazla 2bin lira harcamışımdır

kampanya kovalamayacaksan aylık harcaman 10bin değilse yapacak bişi yok.10 liraya 1 mil veren kart yok
0
ShadowOfMoon
(08.06.20)
(2)

Şişlide otopark

solenkol
Bu akşam ailem gelcek arabayla.. 1 hafta kadar kalacaklar bir otoparkla konusuyum diyorum kullanan var mıdır bu taraflarda abidei hürriyet bomonti tarafları gibi?
Bu akşam ailem gelcek arabayla.. 1 hafta kadar kalacaklar bir otoparkla konusuyum diyorum kullanan var mıdır bu taraflarda abidei hürriyet bomonti tarafları gibi?
0
solenkol
(07.06.20)
Birelim Bomonti Kapalı Otopark
Merkez, Silahşör Cd. No:38, 34381 Şişli/İstanbul
maps.app.goo.gl
0
Bruce
(07.06.20)
Oktay Cebeci sokakta acik otopark var, olabilir bir gorusun derim
0
cossecant
(07.06.20)
(9)

kitap onerisi

captainobvious
akliniza ilk gelen, muhakkak oku dediginiz kitaplarinizi bekliyorum.kitaba acim.
akliniza ilk gelen, muhakkak oku dediginiz kitaplarinizi bekliyorum.

kitaba acim.
0
captainobvious
(07.06.20)
Aklıma ilk gelen dediğin için. Popüler olmasına rağmen en sevdiğim kitaplardan birisi.
Albert camus yabancı
0
ruzgar1
(07.06.20)
Do androids dream of electric sheep
Dune
Childhood's end
Hemingway- for whom the bells toll
Stephen king-dark tower
0
logisticsmanager
(07.06.20)
Uluslarin düşüşü-daron acemoglu
0
karahan01
(07.06.20)
(bkz: middlemarch)
0
Bruce
(07.06.20)
Otostopçunun Galaksi Rehberi
Kaplan! Kaplan!
Vakıf serisi
Silo üçlemesi
0
kobuzchu kiz
(07.06.20)
Satranç
0
kaset
(07.06.20)
Günaydın. Tür belirtmiş olsaydınız daha iyi olurdu ama, ortaya karışık bir liste dökeyim ben de:

1- Albert Camus - Yabancı +1
2- Tüfek Mikrop ve Çelik (Yeterince bilimsel olmadığı konusunda bazı bilim çevrelerince eleştirilse de; ileri sürdüğü bakış açılarından dolayı okunması gereken bir kitap bence. Verdiği tarihi bilgiler de cabası).
3- Daron Acemoğlu - Ulusların Düşüşü +1 (Tüfek Mikrop ve Çelik'e adeta bir eleştiri niteliğinde yazılan bir kitap. Adeta fazla mı oldu acaba?)
4- Server Tanilli - Uygarlık Tarihi
5- Alaeddin Şenel - Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi
6- Mustafa Kemal Atatürk - Nutuk (İlk sıraya koymayı unuttum maalesef)
7- Platon - Sokrates'in Savunması
8- Platon - Devlet
9- Stephen Hawking - Zamanın Kısa Tarihi
10- Carl Sagan - Cosmos
11- Niccolo Machiavelli - Prens (Hükümdar)
12- David Eagleman - Incognito
13- Şevket Süreyya Aydemir - Tek Adam
14- Şevket Süreyya Aydemir - İkinci Adam
15- George Orwell - 1984
16- George Orwell - Hayvan Çiftliği (Alegori sanatının en önemli kitaplarından birisidir aynı zamanda)
17- Friedrich Nietzsche - Böyle Buyurdu Zerdüşt
18- Oğuz Atay - Tutunamayanlar
19- Yusuf Atılgan - Aylak Adam
20- Nikolay Vasilyeviç Gogol - Palto
0
simderun
(07.06.20)
Nickimden de anlaşılacağı üzere, Kayıp Zamanın İzinde.
0
marcelprous7
(07.06.20)
Yenişehir'de Bir Öğle Vakti- Sevgi Soysal <3
0
gadjodilo
(07.06.20)
(4)

Green Card

cemallamec
Green Card alanlar neden bu kadar heyecan yapıyorlar? ABD kartı verdikten sonra iş ve yer veriyor mu? Vermiyorsa oraya gitmek yer ve iş bulmak üstelik dili akıcı öğrenmek zor değil mi? Tanıdık vb. varsa sorun değil de sıfırdan gitmek korkutucu gelmiyor mu?
Green Card alanlar neden bu kadar heyecan yapıyorlar? ABD kartı verdikten sonra iş ve yer veriyor mu? Vermiyorsa oraya gitmek yer ve iş bulmak üstelik dili akıcı öğrenmek zor değil mi? Tanıdık vb. varsa sorun değil de sıfırdan gitmek korkutucu gelmiyor mu?
0
cemallamec
(06.06.20)
başvurmadan önce bunun bilgisine sahip olup ona göre beklentiye giriyordur insanlar, yoldan durdurduklarına vermiyorlar ki bilmediği konularda endişelenmesi gereksin. söylediklerin için ya bir planı vardır ya da yeter ki çıksın gerisini hallederim diyordur.
0
Bruce
(06.06.20)
İlk 3-5 sene düzenini kurana kadar zorlanabilirsin ama kurduktan sonra ev araba alma konumuna gelebilirsin ya da adam akıllı bir işe sahip olursun sonrası chill
0
shredd
(06.06.20)
A2 seviyesinde İngilizce konuşan arkadaşım haftada 5 gün kuryelik yaparak ayda 4k kazanıyor. Kirası 350 dolardı. Evlendi, şimdi 800 dolar. Eşi de 3k alıyor. Gül gibi geçiniyorlar. Gittikten 6 ay sonra bütün kyk borcunu kapattı. Üstüne yatırım yapmaya başladı. Burada yaşarken garsondu. Totalde 70k borçla gitmişti. Türkiye’de yaşamak daha korkunç.
0
le jeune turc
(06.06.20)
green card kura ile verilen bir vize sadece. oturma hakkı kazanmış oluyorsun. yoksa amerika'da kimsenin iş ve yer garantisi yok. buradaki diplomaların da bir hükmü yok. herkes kendi mesleğinde iş bulana kadar her türlü işi yapıyor orada. özellikle paket dağıtım, uber, garsonluk vs. gibi işlere girerek en azından aylık 2000 usd civarı bir para kazanmaya bakıyorlar. meslekleri ile ilgili işlere girince de hayat seviyelerini yükseltiyorlar. aşağıya 3 ailenin amerika maceralarının olduğu youtube kanallarını yazıyorum. en büyük risk alıp giden ibo abd belki en eskileri, hala oradalar ve pişman değiller. 2-3 bin dolar para ve sıfır ingilizce ile amerika'ya gitmişler.

ibo abd(amerika'ya çok az bir para ve sıfır dil ile gittiler. ibo'nun mesleği muhasebe ama amerika'da para getiren her işi yaptı. şu an eşiyle tır sürüyor.)
www.youtube.com

ver elini amerika(çok ileri düzey dil yok ancak adam mesleği ile ilgili çalışıyor, eşi de muhasebeci olarak başladı. amerika ile ilgili çok dolu bir içerik var kanallarında)
www.youtube.com

Evrim Tayanç(eşi restoran şefi Türkiye'de, sanırım 1-2 yıl sonra eşi kendi işi ile ilgili çalışmaya başladı)
www.youtube.com

yeşo abd (ibo abd nin eşi. o da şu an tır sürüyor. para kazanmak için birçok meslek yaptı)
www.youtube.com
0
surprise
(06.06.20)
(16)

Yüzyılın ikilemi (capsli)

038576
1- https://cdn.dsmcdn.com/Assets/ProductImages/oa/47/3153053/1/5400599450388_3_org_zoom.jpg2- https://cdn.dsmcdn.com/Assets/ProductImages/oa/47/4477757/1/5400599783004_3_org_zoom.jpgResimleri gösterdiler, ikisi arasında seçim yapacaksınız dediler. Hangisi?
1- cdn.dsmcdn.com

2- cdn.dsmcdn.com


Resimleri gösterdiler, ikisi arasında seçim yapacaksınız dediler.

Hangisi?
0
038576
(06.06.20)
2.yi seçerdim.
0
legolasin son oku
(06.06.20)
yünsüz iki numarayı neden seçmiyorsun?
0
blue eyes white dragon
(06.06.20)
İkisini de seçmezdim. Bunların bu kürklü yerleri çak çabuk kirleniyor, üzerinde de saç, tüy, toz birikiyor. Kirlenip, renginin kötüleşmesinden çok o üstte biriken toz, saç çok rahatsız edici.

Bu kürklü modelleri mağazalarda çok satıyorlardı ben pek kimsenin üzerinde görmedim. Sanki alanlar memmun kalmıyor gibi.
0
GoodMorningTeacher
(06.06.20)
2
0
rose parks
(06.06.20)
Çirkin ikisi de. İlla seçeceksek 1
0
sacrilegious
(06.06.20)
2
0
cemallamec
(06.06.20)
1
0
not dark yet
(06.06.20)
yeaani koyu renkli olan biraz daha iyi gibi.
0
chezidek
(06.06.20)
cix, canti, Avrupai bir tipiniz olmasi lazim, aksi durumda ilyas salman gibi olursunuz bunlarin icinde. Kesinlikle 2 bu arada
0
neverletyougodown
(06.06.20)
ikinci çok güzel çok :D
0
theseachange
(06.06.20)
2
0
Kittie
(06.06.20)
İkisi de çok kötü ama illa alacaksam 2.
0
sys coyg
(06.06.20)
1
0
aligan
(06.06.20)
1
0
wish i could find a way to disappear
(06.06.20)
2.i iyidir
0
kaset
(07.06.20)
1'in tonu kış tonlarına daha uygun, ürün kış ürünü olduğu için daha klas durur.
0
Bruce
(07.06.20)
(7)

doritos nacho'nun ayağını mı azaltmışlar?

floydian
eskiden buram buram ayak kokardı yıllardır yemediğim cipslerden biriydi ama geçenlerde bi yedim ve resmen hiç ağır kokmuyordu ayak katmıyorlar mı artık içine siz de tadında ve kokusunda bi şey fark ettiniz mi çünkü yeni hali çok hoşuma gitti.
eskiden buram buram ayak kokardı yıllardır yemediğim cipslerden biriydi ama geçenlerde bi yedim ve resmen hiç ağır kokmuyordu ayak katmıyorlar mı artık içine siz de tadında ve kokusunda bi şey fark ettiniz mi çünkü yeni hali çok hoşuma gitti.
0
floydian
(05.06.20)
Sorun ayaklarda, eskisi gibi kokmuyorlar artık. Biz ayak kokusu için sevdik o cipsi. Nerde o eski çorapsız giyilmiş superstar kokusu...
0
Bruce
(05.06.20)
Gramı azalıyor, tuzu azalıyor, aroması azalıyor. Seneler önceki cipslerle alakası yok şimdikilerin. Ben eski halini severdim, yedikten sonra elim resmen turuncu olurdu. Şimdi tırt.
0
Abdurrahman
(05.06.20)
Çok güzel tespit cidden son yediğimde ayak kokusu namına hiçbir şey yoktu resmen!

Bi daha da almadım son alışımdan sonra.
0
msb
(05.06.20)
son alışlarımda ben de o eski tadı bulamadım ya. demek tek bana garip gelmiyormuş. en sevdiğim cips ne hale geldi son aldığımda midem bulandı resmen. ayak kokarken ne güzeldi oysa :)))
0
sanguine mcqaer
(05.06.20)
Bana da öyle geliyordu
0
owaki
(05.06.20)
Sorunu iki adet taze terlemis kopek patisiyle giderebilirsiniz.
0
buf-e kür
(05.06.20)
ben sadece gülmeye geldim ahhahaha
0
mehmed resad
(05.06.20)
(6)

“Success is failure in progress.”

clones
Şunu en güzel ve uygun nasıl çevrilebilir? Motomot çevirisi olmadan tabi.
Şunu en güzel ve uygun nasıl çevrilebilir? Motomot çevirisi olmadan tabi.
0
clones
(04.06.20)
Her başarı bir hata adayıdır.

asmdfd

edit: Her hata bir başarı adayıdır yazacaktımm yanlış yazmışım.
0
yeteramadenedimherseyi
(04.06.20)
Başarının yolu yapılan hatalardan geçer....

:)))
0
herospower
(04.06.20)
Başarı hataların düzeltilmesi (geliştirilmesi) ile meydana gelir.Progress(Bir süreç, gelişim)
0
shredd
(04.06.20)
bu yanlış yazılmış bir cümle, doğrusu failure is success in progress.
"hata yapmak başarıya giden yolun bir parçasıdır"
"hata yaparak başarıya ulaşılabilir"
"hata yapmadan başarıya ulaşılmaz"
0
Bruce
(04.06.20)
bu cümlenin "başarı gelişmekte olan bir hatadır" şeklinde bir anlamı var.
0
renegade
(04.06.20)
zafer zafer büyüyen bir yenilgi vardır.

ciddi: her başarı henüz sonuçlanmamış bir başarısızlıktır.
0
antikadimag
(04.06.20)
(11)

Kitaplığınızda kaç kitabınız var?

sys coyg
Kaçını okumuşsunuzdur? Yaşınızı da söylerseniz sevinirim. Teşekkürler.
Kaçını okumuşsunuzdur? Yaşınızı da söylerseniz sevinirim. Teşekkürler.
0
sys coyg
(04.06.20)
Muhtemelen 500’e yakın kitabım var ve yarısını okumadım. Çünkü genelde okuduklarımı başkalarına veriyorum okusunlar diye ama geri dönmüyor hiçbiri. :(
0
super kahraman olsaydim baba olurdum
(04.06.20)
Yaş 30
0
super kahraman olsaydim baba olurdum
(04.06.20)
200 -250 kitabı geçmiyorum, çok sevdiğim yazarlar ve sahibi olmaktan mutluluk duyduğum kitaplar hariç kitap tutmuyorum, 6 ayda bir aldığım , okuduğum, sevmediğim ya da bir daha okumayacağıma emin olduğum kitapları dağıtıyorum. alıp okumadığım 20-25 kitap vardır.

yaş 31.
0
benaslinda
(04.06.20)
2 bin civarında kitabımız var, eşimin kitaplarından henüz okumadıklarım var. aynı olan kitaplarımızı ve geçenlerde de bir daha okumayız ya dediğimiz çokça kitabı dağıttık.
bir de ben 2 yıla yakındır kindle kullanıyorum o yüzden eskisi kadar basılı kitap satın almıyorum.
yaş 32.
0
ozgur bir kusun hatirati
(04.06.20)
yas 40, 1000 ustu kitap var; okunma orani %70 civari
0
sweetoffice
(04.06.20)
Yaş 40+

800-1000 arası kitabımız var. Herhalde %80'ini okumuşuzdur. Geçen senelerde 200-300 tanesini de okula bağışladık. Güncel kitaplardan aldıklarımızı çok tutmuyoruz eğer beğenmemişsek. Yerim olsa daha ne kitap alırım, ah ahhh...
0
SiyamkedisiZorro
(04.06.20)
15-20 tane referans kitap var, 8-10 tane de kurgu; hepsi okundu. Uzun süredir e-kitap okuduğum için, e kitap olarak bulamayıp aldığım fiziksel kitapları da okuduktan sonra elimde tutmadığım için kütüphanem yok. Elimdekileri tutma sebebim e kitap formatlarının olmaması ve arada açıp okumayı seviyor olmam.
0
Bruce
(04.06.20)
200e yakındır, %70 de okunma oranı diyebilirim. Askerlik güzel bir yatırım oldu okuma konusunda :d
0
birfincankahvedahaisteyenadam
(04.06.20)
Sayısını tam bilmiyorum ama 3 duvarı kitaplık olan küçük bir oda var evde, herhalde 2 bin civarıdır. Yarısını anca okumuşumdur. Yaş 27.
0
plutongezegendegilmi
(04.06.20)
8 tane var. 4 tane okudum. bir suru kitap vardi, arkadaslarima verdim. bu kalanlari da verecegim.

kitaplar dunyanin en buyuk otoriteleridir. milyarlarca insan bugun daha once yazilmis kitaplara gore yasiyor, bu kitaplara gore baska insanlara hayati zindan ediyor.
bu yuzden kitap okuma durumuna suphe ile yaklasiyorum. cunku kitap okuyup etkilenen insan insan olmaktan cikabiliyor, o kitap oluyor.

teknik ve gercek bilgi veren, ilgi alanimdaki kitaplari okuyorum.
0
Leonardo~Da~Vinci
(04.06.20)
29 yaşımdayım. Kitaplığımda 3-5 tane kitap anca vardır. 5 senedir falan kitap almıyorum, hep internetten indirip kindle'a atıp öyle okuyorum. Elimde olanları da genelde eşe dosta dağıttım.

Bende kalanlar genelde hediye gelen kitaplar, duygusal değeri olduğu için onları vermiyorum.
0
noluyo yaa
(04.06.20)
(10)

Dondurmaci

balpolen
Suradaki dondurmayi cok seviyorum, simdi buradaki dondurmaciya giderim dediginiz yer neresi?Not: IstanbulNot: Modadaki bilmem ne usta haric
Suradaki dondurmayi cok seviyorum, simdi buradaki dondurmaciya giderim dediginiz yer neresi?

Not: Istanbul
Not: Modadaki bilmem ne usta haric
0
balpolen
(03.06.20)
Tuzla sahil - hakan dondurma.
0
belki lazim olur
(03.06.20)
Aranvutköy-girandola
Nişantaşı-cremeria milano
Büyükada-yunus(seyyar)
0
Bruce
(03.06.20)
Bostancı yaşar usta.
Sade limon muz kavun. Mutlaka yenmeli bunlar. Başka şube değil, bostancı.
Maltepe serez
(bana güven)
0
kisa
(03.06.20)
damla dondurma kurtulus, meyveli sevenlere
bir damak dondurma, sade karamel cikolata
0
try again fail again fail better
(03.06.20)
üsküdar'a yolun düşerse kanaat lokantası.
0
sir gawain
(03.06.20)
Sir gawain +1
Heo dondurma olmaz ama.. Manda sütünden yaparlar. O yılki bitince biter bir sonraki yıla kadar.
0
kisa
(03.06.20)
Serez dondurmacisi
0
kuehles blondes
(04.06.20)
Cremeria milano- herhangi bir subesi
Yasar usta-bostanci

Bu ikisi birbirine zit dondurmacilar ama ikisini de ayri ayri cok seviyorum

Ve hala acik mi ya da ayni oldskool havasi duruyor mu bilmiyorum ama, tarabya veli dondurmacisi. Sadece kaymak ve cilek/visne dondurmasi satan bir yerdi.
0
red g
(04.06.20)
levent yasar usta
0
camussar
(04.06.20)
kesinlikle serez dondurmacısı
0
bir garip melek
(04.06.20)
(12)

Maddi Durumlar & Erkek Psiklojisi

al-se
2 aylık bir ilişki. Başta (ilk 1 ayda) mükemmel giden ilişki, sevgili kişisinin maddi kayıplara uğraması sebebiyle o kadar da mükemmel gitmemeye başladı. Uzun uzun dinlemek, üstüne gitmemek, anlayışı elden bırakmamak gibi tutum ve davranışlarım oldu. Bi de tabiatım gereği parayı çok önemsemem. İşler
2 aylık bir ilişki. Başta (ilk 1 ayda) mükemmel giden ilişki, sevgili kişisinin maddi kayıplara uğraması sebebiyle o kadar da mükemmel gitmemeye başladı.

Uzun uzun dinlemek, üstüne gitmemek, anlayışı elden bırakmamak gibi tutum ve davranışlarım oldu. Bi de tabiatım gereği parayı çok önemsemem. İşlerin hep tersine dönme ihtimali olduğunu bilirim, illa ki düze çıkılır. Öyle polyanna bi bakış açım da var. Neyse, depresyon, uykusuzluk derken kibarca psikolog da tavsiye ettim, olur dedi, araştırıp buldum psikoloğu da.. (ama gitmedi)

Hafif toparlar gibi olduk, hafta sonu onu bi kampa götürmeyi teklif ettim. Bu arada ayrı evlerde karantinada olduğumuz için görüşemiyoruz. Sadece facetime.

Kampı kabul etti ama gideceğimizden bir gün önce ortadan kayboldu, saatlerce. Gece konuştuğumuzda yüzüne karşı sordum 'kaçmak yerine gitmek istemiyorum diyebilirdin, şu an ilişkiye aklımı veremiyorum diyebilirdin yakışıyor mu' diye..

Sonunda ağzından baklayı çıkardı, kendiyle kalmak istiyormuş, falan filan. Ben de çok öfkelendim. Ona bu yolu açtım, beni kendine yük hissediyorsan arkadaşça devam edelim, ya da pılımı pırtımı toplar yanına gelir sana çorba yaparım(?!) her şeye yok dedi, 'her şey iyi, biz iyiyiz' dedi tam ben düzeleceğine inanmışken olaylar bu şekil...

TANIDIK BIÇAKÇI VAR MI?

arkadaşlarıyla online oyun oynayacak, '1 saat kaybolucam, kızar mısın trip atar mısın' diye yokluyordu beni. Ya diyorum çocuk deli misin, git oyna, cs'den mi kıskanıcam seni, sevmediler mi hiç seni(bu kısım içimden).

Ultra anlayışlı ve makul bir hamfendi olduğumu göstermek için anlattım bu detayları da.

Sonuç olarak kalbim çok kırıldı. Yedi düvelden engelledim, mail bile atamaz. Bu yoldan dönüş yok di mi?
0
al-se
(03.06.20)
daha 2. ayda böyle yapan adamdan bir bok olmaz, boşver.
0
tabirimekruh
(03.06.20)
Bıçakçı ne iş yapar ?

Dönüş olmasın zaten güzel ablam. boşver.
0
fezagezgini
(03.06.20)
Sorduguna, emin olamadigina göre donus olsun istiyorsun ama gururuna yediremiyorsun adım atmayi, geri adım atmayı.

Söyleyeceklerim bu kadar.
0
encokbenisevinnolur
(03.06.20)
koy ver gitsin.
0
blue eyes white dragon
(03.06.20)
kendiyle kalmak istemesine niye öfkelendin? aslında cevabı biliyorum, senin bu kadar emek harcadığın, onun yapmadığı şeyleri yapmaya çalıştığın durumda haksızlığa uğradığını düşündün muhtemelen. çok haksızsın diyemem, birbirinize uymayan bir iletişim ve karakteriniz varmış. kendi başına kalmak konusu bir bahane değilse -ki olabilir, "sevmiyor, yol yapmış" diye de bakılabilir- ona gerekli alanı vermen daha doğru olurdu. ama bunu senden açıkça isteyememesi onun sorunu. gerçi 1 saatlik oyun için bile trip atma potansiyelin olduğunu düşündüğüne göre işler senin davranışlarının sonucu da böyle gelişmiş olabilir ama bilemeyiz tabii.

böyle "gerçek olamayacak kadar haklı" duyurularda genelde bir bakış açısı eksikliği oluyor, sen de bu senaryoda "fazla haklı"
duruyorsun ve cidden böyle olmayabilir. ama söylediğin üzere artık bir önemi yokmuş. dönüş olmasın zaten de. sen fazla anlayışlı, o fazla umursamaz...
0
Bruce
(03.06.20)
İki ayda niye bu kadar üzerine düştün ki, saçma olmuş. Bıraksaydın sorunlarını kendi kendine çözseydi, sen sadece yanında olsaydın. Aktif olarak bir şeyler yapmak sevgili olarak senin sorumluluğun değil ki.

Yok kampa götüreyim yok yanına geleyim, psikolog tavsiye edeyim hatta araştırıp bulayım. Bunlar çok gereksiz. Sonucun böyle olması normal yani. Ayrılmak doğru olmuş, baştan yanlış gitmiş çünkü.
0
aquarium
(03.06.20)
Erkek arkadasin bu tavirlardan sikilmis olabilir.

Bazilari bundan hoslanmiyor. Ben de sevmem, ordan biliyorum. Arti 2 ay yahu. Gereksiz fazlaca hayatina girmissin. Anac bi karakterin var galiba..

Sorun iki tarafin karakter, hayata bakis acisi uyumsuzlugu gibi geldi bana. Hic bosuna kendini uzme, sana gore dogru olani yaptin sonucta ama karsi tarafin beklentisi bunlar olmadigindan bunalmis olabilir.
0
Kittie
(03.06.20)
Bazı insanlar yardımcı olmayı seviyor ama kendisine yardımcı olunmasını ve kötü duruma düşmeyi sevmiyor.kötü duruma düştüğünü hissederse kendini toplayana kadar sevdiğinin karşısına çıkmayabiliyor.ben de böyleyim belki erkek arkadaşınız da öyledir.
0
birdposing
(03.06.20)
Kafa açmışsın haliyle kişi gitmiş.Ben olsam aynı şeyi yapardım
0
shredd
(04.06.20)
Biraz fazla üstüne gitmiş olabilir misin? İki aylık bir ilişki için çok emek harcamışsın ve adamın hayatına karışmışsın.
0
minik pattis
(04.06.20)
maddi durumu iyi değilken kendisini seni sömürüyor gibi hissediyor olabilir.

bir yere gideceksiniz.masraflar olacak. ama o ödeyemeyecek. bankada parası olsa da hazırdan yemiş olacak. ödetmek istemeyeceksiniz, zoruna gidecek.

böyle bir durumdayken öncelik parada. düzlüğe çıkana kadar, kendini iyi hissedene kadar seninle ilgilenmek istemeyebilir. üzerine gitmeyip, mümkün olduğunca anlayışlı olun.
0
tabudeviren
(04.06.20)
erkeği savunmak için geldim ama klasik ıssız adam sendromu gibi duruyor, normalde de böyle miydi acaba? normalde de böyleyse depar ata ata kaç, ama yeni ortaya çıkan bir şeyse geçici de olabilir.
0
banagazozalnuri
(04.06.20)
(4)

kelime kullanma alışkanlığı

milord
birileriyle konuşurken sürekli sıfat olarak kullandığım bir kelime var, alışkanlık olduğundan istemesem de otomatikmen kullanıyorum. bu kelimeyi nasıl kendime unutturabilirim?
birileriyle konuşurken sürekli sıfat olarak kullandığım bir kelime var, alışkanlık olduğundan istemesem de otomatikmen kullanıyorum. bu kelimeyi nasıl kendime unutturabilirim?
0
milord
(03.06.20)
etrafındaki birkaç insana söyle, bu kelimeyi kullandığında seni uyarsınlar insan içinde. o kelimeyi kullanmaman için dışarıdan zorlayıcı bir sebep olmadıkça beynin kullanmaya devam edicek.
0
Bruce
(03.06.20)
Yerine kullanabilecegin kelime ya da ifadeleri düşün, hatta otur not et.

Konuşurken cebine at telefonu kendi ses kaydını al, sonra dinlerken alternatif konuşma biçimlerini düşün.

Espri de yapabilirsin üzerine, biriyle konuşurken araya 'of yine o kelimeyi kullandım' tarzı bir şey sıkıştırmak, sesli olarak.
0
encokbenisevinnolur
(03.06.20)
rewlack, olay her seye aynı sıfatı kullanmak degil, yine de teşekkür ediyorum her türlü daha cok okumam lazım
0
🌸milord
(03.06.20)
Benim bir arkadaş sürekli misal veriyom derdi. Dalga geçe geçe artık kullanmamaya başladı kerata.
0
mekaniker
(03.06.20)
(10)

Macbook Pro Kararsızlığı

kojonotsuki
Merhaba,2020 model macbook pro desem, ram olarak 8 mi dersiniz 16 mı?Yapacağım işler video, müzik editleme, photoshop vb. tarzı programlar asla olmayacak. Ama çok sayıda programı aynı anda kullanacağım (ms office,pdf,15 sekme, spotify vb.) Bir de uzun süreli gitmesini istiyorum bilgisayarın. Son bi
Merhaba,

2020 model macbook pro desem, ram olarak 8 mi dersiniz 16 mı?

Yapacağım işler video, müzik editleme, photoshop vb. tarzı programlar asla olmayacak. Ama çok sayıda programı aynı anda kullanacağım (ms office,pdf,15 sekme, spotify vb.) Bir de uzun süreli gitmesini istiyorum bilgisayarın. Son bilgisayarım 7 yıldan uzun süre rahat götürmüştü beni.

16 al kafan rahat etsin mi, yoksa 8 yeter kasma mı?
0
kojonotsuki
(03.06.20)
office - pdf - sekmeler - spotify filan macos'ta biraz cerez gibi kaliyor. onumuzdeki 7 sene sadece bunlari yapacaksan 8gb yeterli olur. bende 8gb var, bunlardan cok daha fazlasi ve agirlari acikken bir sorun ciktigini hic gormedim.

ilerde baska seyler de yapabilme ihtimali acisindan 16gb secerdim ben.
0
fakyoras
(03.06.20)
16 tek geçerim. ileriyi düşün bence.
0
foolrules
(03.06.20)
8 gb minimum sınır şu anda, 7 sene gibi uzun bir hedefin varsa 16 al; ram'in fazlası olmaz.
0
Bruce
(03.06.20)
Günlük işler için air al bence. Hafif olması da büyük avantaj.
0
black mamba
(03.06.20)
Hocam 8 son demlerini yaşıyor şu aralar, hatta yetersiz bile sayılır. 16 tavsiye ediyorum bu ikilemde, ben geçen ay mbp aldım 32 tercih ettim, onu da tavsiye ederim, 5 sene sonra daha rahat edersiniz.
0
plutongezegendegilmi
(03.06.20)
Air yazıcaktım. mobilim tam yazamamışım.
0
black mamba
(03.06.20)
16 al tabii ki. ileriyi de dusun.
0
lycoxin
(03.06.20)
bence 16 alt sınır artık
0
nuisance
(03.06.20)
office ve spotify icin 16 gb ram alt sinir olmaz. hangi dunyada yasiyorsunuz anlamiyorum ki. evet 16 daha uzun omurlu olur ama o dediklerinizi 4gb ram de yapar.
0
icim urperiyor
(03.06.20)
2020 air aldım. Finalcut 4k video edit yapıyorum şuanda neredeyse hiç takılmadı.
0
denizmaniaherif
(28.07.21)
(8)

uzun ilişkisi bitenlere soru

diffarentiationation
Hiç yaşamadığım için bilmiyorum. Yıllarca birlikte olduğunuz kişiden ayrılıyorsunuz. Aylar, belki yıllar sonra başkasıyla görüyorsunuz onu, uzaktan veya fotoğraflardan. Belki çocukları olmuş. Ne hissediyorsunuz böyle durumlarda? Çok acı değil mi? Ben mi abartıyorum acaba yaşamadığım için ve melankol
Hiç yaşamadığım için bilmiyorum. Yıllarca birlikte olduğunuz kişiden ayrılıyorsunuz. Aylar, belki yıllar sonra başkasıyla görüyorsunuz onu, uzaktan veya fotoğraflardan. Belki çocukları olmuş. Ne hissediyorsunuz böyle durumlarda? Çok acı değil mi? Ben mi abartıyorum acaba yaşamadığım için ve melankolik anıma denk geldiği için?
0
diffarentiationation
(02.06.20)
Uzun süreli bir ilişkim oldu halen kıskanıyorum. Bu da demek oluyor ki hala seviyorum ama garip.
0
allah yazdiysa bozsun
(03.06.20)
Başta böyle acayip üzülüyorsun da sonra garip bir hal alıyor tanimlayamadığın. Garip. Ama başta canını çok yakıyor. Öyle böyle yakmiyor. Değişik. Her bireyin çekmesi gereken bir olay bence. İnsana güç veriyor.
0
westblack
(03.06.20)
Hayatımız toplam 70 sene. Azcik yani. Bunlari dert etmek ve kafaya takmak icin oldukca az ömürlerimiz var. Takma kafana. Gecer , öyle bir geçer ki hem de ...
0
bu benim teorim
(03.06.20)
o "yıllarca birlikte olduğun" kişiden ayrılıyorsan genelde geçerli ve mantıklı bir sebebi oluyor(taraflardan biri salak değilse tabii). olgun insanlar aldıkları kararların sonuçlarına katlanmayı bilirler, o yüzden kahrolacak bir şey genelde olmaz. eski günler elbet hatırlanır, hatta belki de bir daha o zamankarki gibi mutlu olunmaz ama bitmesi gerekiyordur ve bitmiştir; yola bakılır.
0
Bruce
(03.06.20)
Uzun iliski bitince zaten her yonuyle tukenmislik oldugundan arada o tur bir sevgi kalmis olmasi mumkun olmuyor.

Oluyor, ben kiskandim o durumda diyen sevgi degil kontrolculukten o duyguyu yasiyor. Normal insanlarda bir sure sonra o kontrolcu duygunun da duzelmesi lazim.
0
Sahikaa
(03.06.20)
ozlemekten duygulardan bahsediyoruz, beyin ile mantikla ne alakasi var. unutun gitsin baska kiz mi yok mu demesi kolay ama oyle degil iste. belki de hayatinda gulmedigin kadar o kisiyle guldun, belki inanilmaz bir sekilde birbirinizi tamamliyordunuz, bunlari nasil sileceksin hafizandan?
0
baldur2
(03.06.20)
eğer severek ayrıldıysan 1-2 yıl boyunca için cız edebiliyor.
ama hayatına devam ettiysen, senin de hayatına birileri girip çıktıysa, işine gücüne bakıyorsan, sevgiyle hatırladığında da mutlu olsun istiyorsun.

bence bu noktada helalleşebilmek, affedip olanları olduğu gibi kabullenmek insanın hayatına devam edebilmesinde önemli rol oynuyor.
yani onun da mutlu olmasını isteyip kıskançlıkla, üzüntüyle hatırlamamanın ve takılı kalmamanın anahtarı bu bence.
0
blatta hiberna
(03.06.20)
hic bir sey hissetmiyorsun, aksine mutlu oluyorsun. aa ne guzel yolunu bulmus zamaninda iyi kotu biseyler yasadik birbirimize cok sey kattik guzel zamanlardi deyip yoluna devam ediyorsun.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(03.06.20)
(3)

canon eos m6 mark ii vs sony a6400

mind mischief
merhabayın, bir kamera alacağım. kullanım amacım ticari bir iş yapmak, fotoğrafçılık vs. olmayacak. fotoğraf kompozisyonlarını öğrenebileceğim, öğrendikten sonra da bir kenara atmayacağım bir makine almak istiyorum. kısa film çekmek, ucundan kıyısından sinemaya bulaşmak istiyorum. aynasız dünyasında
merhabayın, bir kamera alacağım. kullanım amacım ticari bir iş yapmak, fotoğrafçılık vs. olmayacak. fotoğraf kompozisyonlarını öğrenebileceğim, öğrendikten sonra da bir kenara atmayacağım bir makine almak istiyorum. kısa film çekmek, ucundan kıyısından sinemaya bulaşmak istiyorum. aynasız dünyasındaki gelişmelerden haberdar olduktan sonra dslr fikrini komple kaldırdım attım. yüzlerce inceleme videosu, onlarca mesaj-mail fasilitesinden sonra yine de kararsız kaldım.


7000 civarı bir bütçem var. ilk başta m50 yapıştırıp geçecektim fakat croplu 4K olayı baya canımı sıktı. 1.6 üzerine ekstra crop kısa film işlerinde canımı çok sıkar diye düşündüm.

iki cihaz arasında temel fark sony'nin 1.5 canon'un da 1.6 croplu olması. sony'nin 24megapiksel canon'un ise 32megapiksellik bir sensörü var. bu 32megapiksel büyük bir avantaj mıdır anlayamadım. (yabancı forumlarda renk aralığının sonye göre çok daha iyi olduğu söyleniyor.) son olarak sonylerin lensleri canona göre daha pahalı. şu aşamada kit lens dışında bir lens alternatifim olmadığı için bunu şu an düşünmüyorum.

2 haziran 2020 itibariyle canon eos m6 mark ii'nin fiyatı 7400 lira civarı.
yine sony a6400 de türkiyede 8500 liraya bulanabilmesine rağmen sony'nin türkiye fiyat politikasından ötürü bir arkadaşıma yurt dışından 7200 lira civarına getirteceğim. canon'un vizörü bodyde değil, aparat olarak takılıyor. o da fiyata dahil. napayım ne alayım?
0
mind mischief
(02.06.20)
üç tercih hakkım olsa üçünde de Sony derim.

* imza A9MKII kullanıcısı.
0
ismailbüyük
(02.06.20)
ben ikisini de almaz, aynı bütçede ikinci el a7 serisinden yeni bir model kovalardım(modeller çok coştu o yüzden direkt önerim yok benim). ilk alacağın ürün ve bu işi ciddileştireceksen sana yetmeyecek her halükarda. o yüzden sıfır almaya gerek yok, daha çok şey yapabileceğin bir makine olursa öğrenme sürecin hızlanır.

illa ikisinden biri diyorsan ben sony alırdım çünkü eye oto focus gibi iş videoya gelince gimmick'ten ziyade faydaya dönücek irili ufaklı özellikleri var. renk aralığı dediğin şey önemli ama sen video işine kısa film odaklı giriyorsan ham çekip düzenlemek zorundasın. bu sebeple s-log ve c-log olarak araştır iki kameranın yapabildiklerini.

ayrıca kısa film çekeceksen kameraların ekranları yetmiyor, harici monitör alman lazım. vizördü falan o yüzden önemli değil.

muhtemelen overall özellikler arasından karşılaştırmalara baktın ama işin içine kısa film girince farklı dinamikler daha ağır basıyor. panasonic'in gh modelleri bir ara revaçtaydı çok bu alanda, sinema öğrencilerine önerilirdi, bilmiyorum şimdi ne durumdalar. sen de güncel önerilerden gidebilirsin, sinema öğrencilerine önerilen kameralar gibi kısa film odaklı aramalarla.
0
Bruce
(03.06.20)
Amator kullaniciyim, M50'yi gec hocam. Alip ertesi ay sattik. Bi ise yaramaz.

6d vardi zamaninda acaip memnundum.

Simdi arkadasta sony a7ii var. Kullandim biraz ama niyeyse isinamadim. Benimki teknik ozelliklerden ziyade makinenin verdigi hissiyat.

Canon'la cektigim seyler hep daha guzel geldi bana. Simdi alacak olsam 6d mark ii alirim. Tamamen bu hissiyattan dolayi :)
0
brkylmz
(03.06.20)
(11)

Önemli kişiler araştırması

ırene adler
>>Selam arkadaslar, karantinada her hafta bir kişinin hayatını inceliyorum ve bilgi topluyorum. Başarıları,özgeçmişi,dünyaya kattıkları vs. Süreç gayet keyifli ilerliyor. Edebiyat,sanat,bilim belki politika camiasından olabilir. Dünyada kalıcı izler bırakmış, alanında ikon sayılabilecek veya olmaya
>>Selam arkadaslar, karantinada her hafta bir kişinin hayatını inceliyorum ve bilgi topluyorum. Başarıları,özgeçmişi,dünyaya kattıkları vs. Süreç gayet keyifli ilerliyor. Edebiyat,sanat,bilim belki politika camiasından olabilir. Dünyada kalıcı izler bırakmış, alanında ikon sayılabilecek veya olmaya yaklaşmış kişilere yogunlasıyorum daha çok.

Şimdiye kadar incelediklerim: Albert Einstein, Nikola Tesla, Dostoyevski,Sigmund Freud,Salvador Dali,Newton, Simone De Beuavoir.

Şu aralar biraz tıkandım gibi. Sizden de güzel fikirler gelecektir eminim.8 hafta daha sürecek bu durum. 8 kişi daha lazım. Sizce kimleri ekleyebilirim listeye?
0
ırene adler
(02.06.20)
Alexander Fleming. Ortalama insan ömrüne kafadan +30 yıl eklemiştir muhtemelen.
0
angelus
(02.06.20)
dennis ritchie
0
alperz
(02.06.20)
(bkz: Lev Pontryagin) :))

ilginç bir hayat hikayesi var.
0
levpontryagin
(02.06.20)
Dünya tarihine yön veren en etkin 100 , kitabından da araştırabilirsin.
0
Erva
(02.06.20)
Marie Curie'siz o liste olmaz.

edit: Hasan Ali Yücel
0
fezagezgini
(02.06.20)
(bkz: robert capa) savaş fotoğrafçısı, dramatik bir hayatı olmuş
(bkz: lorenzo di medici) italyan rönesansının yükselişindeki temel şartların oluşmasını sağlamış ilerici ve sanat destekçisi bir devlet adamı. medici hanedanı ile beraber de incelenebilir.
(bkz: caravaggio) barok dönemin en önemlilerinden, ilgi çekici bir hayat hikayesi var
(bkz: john milton) ingiliz edebiyatının incelemeye değer şairi
(bkz: oliver cromwell) tartışmalı bir devrimci, ingiltere'nin politik tarihinde yaptıklarının etkisi uzun süre hissedilen adam
(bkz: thomas aquinas) filozof, teolog, din adamı. tarihteki din adamları arasında felsefe tarihine en fazla katkı yapmış kişi olduğunu düşünüyorum.
(bkz: marco polo) yukarıdakilerden daha jenerik ve bilinen bir isim ama incelemesi keyifli bir serüveni var
(bkz: edgar allan poe) hakkında az çok bilinen genel şeyler vardır ama derinlemesine inceleyince hayatını, en dramatik edebi karakterlerden biri
0
Bruce
(02.06.20)
atatürk? :)

rousseau, isaac newton, tolstoy.
0
tabudeviren
(02.06.20)
Alexander von Humboldt
0
sys coyg
(02.06.20)
Gottfried Wilhelm Leibniz
Carl Friedrich Gauss
Wolfgang Amadeus Mozart
0
rusalka
(02.06.20)
vincent van gogh

gandi

freud
0
bugisme
(03.06.20)
Naim Süleymanoğlu
0
since1907
(07.09.20)
(2)

siperlik kullanıyor musunuz?

dali dili havali korna
sürekli maske satın almaktansa birkaç tane siperlik alayım birkaç ay işimi görsün diyorum. aslında uzun vadede daha ekonomik olduğu halde etrafta pek kullanan görmüyorum. siperlik kullanmak daha mantıklı ve aynı zamanda daha güvenli değil mi?
sürekli maske satın almaktansa birkaç tane siperlik alayım birkaç ay işimi görsün diyorum. aslında uzun vadede daha ekonomik olduğu halde etrafta pek kullanan görmüyorum. siperlik kullanmak daha mantıklı ve aynı zamanda daha güvenli değil mi?
0
dali dili havali korna
(02.06.20)
Siperlik yüzüne direkt gelecek damlacıkları engellemek için uygun. Elden yüze bulaşacak ya da siper altındaki seviyede kalan damlacıkları engellemiyor.

Dahası maskenin olayı bizi korumaktan çok başkalarını korumak, siperlik takan bir taşıyıcı etrafa damlacık yayabiliyor.

İnsanlarla surat surata kalmak zorunda değilsen maskeden daha koruyucu değil yani.
0
Bruce
(02.06.20)
evet yüyüşte bile maske+siperlik
0
jimjim
(02.06.20)
(2)

internet bağlantımın sürekliliğini nasıl test ederim

tejeve
merhabalar, çevrimiçi gireceğim sınav için internetimin hiç kesilmemesi gerekiyor, lockdown browser üzerinden gireceğimiz bir sınav. gün içinde elektrik kesintileri olabilen bir bölgede yaşıyorum, daha dün 8-10 kez elektrik kısa süreli de olsa kesildi. telefondan hücresel veri açıp bilgisayarımı bu
merhabalar, çevrimiçi gireceğim sınav için internetimin hiç kesilmemesi gerekiyor, lockdown browser üzerinden gireceğimiz bir sınav.

gün içinde elektrik kesintileri olabilen bir bölgede yaşıyorum, daha dün 8-10 kez elektrik kısa süreli de olsa kesildi.

telefondan hücresel veri açıp bilgisayarımı bu hücresel veriye bağlayarak kesinti ihtimali daha az olabilecek bir yönteme başvurmayı düşünüyorum. Operatör Vodafone.

İnternet bağlantısının sürekliliğini test edebileceğim bir yöntem var mıdır şimdi sanki sınavdaymış gibi denesem? en az 1 saat kesinti olmaması gerekiyor.

Çok teşekkürler
0
tejeve
(02.06.20)
windows tuşu ile beraber r'ye basıyorsun, gelen ekrana cmd yazıp enter yapıyorsun. siyah matrixvari bir sayfa geliyor. şunu kopyalayıp yapıştırıyorsun.

ping 8.8.8.8 -t

enter yapıyorsun ve bekliyorsun. request time out diyorsa peş peşe, kopma vardır. ms cinsinden ping değerleri 4 haneli rakamlara ulaşıyorsa yine sıkıntı çıkar.
0
Bruce
(02.06.20)
windowsta terminalde asagidaki sekilde google'i surekli olarak pingleyebilirsin.
ping -t google.com

macosta direkt asagidaki komutu calistirirsan sen durdurana kadar calisir. (control + c)
ping google.com
0
fakyoras
(02.06.20)
(5)

Yurt disi internet cikislarinda bir yavaslik yasayan var mi?

bollocks44
Sb. Superonline/Vodafone Fiber
Sb. Superonline/Vodafone Fiber
0
bollocks44
(02.06.20)
İkiye katladıkları hızları normale çevirdiler ondan olabilir.
0
bahoho
(02.06.20)
hocam benim hep 100mbps idi, text bazli web siteleri dahi acilmiyor
0
🌸bollocks44
(02.06.20)
bizim şirket bağlantımızda problem var avrupa'daki serverlara çıkışta, kesintiler olduğuna dair mail geldi it'den. bağlantı superonline.

şimdi ortak erişilen bir pdf'i açmaya çalıştım, 6,4 mb'lık dosyayı 25kbps ile açıyor.
0
Bruce
(02.06.20)
Tam olarak nereye çıkıyor bilmiyorum ama genel olarak yavaşlık var. Mailler gitmiyor kaç gündür.
0
IncredibleMau
(02.06.20)
Superonline Fiber ve evde tek kullanıyorum şu an.bir teams görüşmesi bile yapamadım.
0
en bi orijinal
(02.06.20)
(3)

Babam bana ev al dedi

i ve been mistreated
Faizler düşmüş. Ayda ödeyebileceğim para 5000 6000 falan. Bu paraya sosyoekonomik seviyesi görece iyi ve merkezi hangi semtte nasıl bir ev alınabilir? Anadolu yakasını pek bilmiyorum. Avrupa yakası daha iyi olur. Çok merkezi değilse de arabamı park edebileyim ve arabamla merkeze kolayca gelebileyim
Faizler düşmüş. Ayda ödeyebileceğim para 5000 6000 falan. Bu paraya sosyoekonomik seviyesi görece iyi ve merkezi hangi semtte nasıl bir ev alınabilir? Anadolu yakasını pek bilmiyorum. Avrupa yakası daha iyi olur. Çok merkezi değilse de arabamı park edebileyim ve arabamla merkeze kolayca gelebileyim en azından. Şehir İstanbul.

Not: Hayalimde hep tekfen bomonti estetiğinde bir yerde oturmak var ama öylesi bu paraya zor sanırım.
0
i ve been mistreated
(02.06.20)
Ayda ödeyebileceğiniz miktar gayet iyi. Ödeme gücünüz varken bu faiz oranlarıyla ev almak çok mantıklı bir hareket olur. Semt bilmem Ankara'dayım ben. Ankara'ya ne kadar uzak o kadar iyi Avrupadan alın :P
0
benfakirdegilim
(02.06.20)
Ayda 6 bin liraya, yeni kamu banka faizi hesabıyla, 10 yıl vadeli alabileceğin kredi tutarı 720bin lira civarı olur. İstediğin gibi bir ev bulursun biraz da şansla.
0
Bruce
(02.06.20)
tekfen bomonti benim de hayalim ara ara yürürken önünden geçip bi iç geçiriyorum.

Ayda 6K ödemeyle maks. 700binlik bi eve çıkılabiliyor eğer elinde birikim yoksa, bu şekilde bakarsak her iki yakada da 1+1 istediğin semtte oturabilirsin. Ama 2+1 bakıyorsan pek güldürmez.

Kredi faizleri sadece almak isteyene düşmediği için, tüm evlerin fiyatı da paralelinde arttı. Saçma sapan Şişli Perihan sokakta 1,25Milyona ev satıyolar. Delilik!
0
lcha
(02.06.20)
(9)

IMDB Top 250 benzer siteler ve Imdb'ye Alternatif

put it in your appropriate place
İzole günlerde Imdb Top 250'ye sarmıştım. 152 adet filmi izledim. Biraz ara verdim, arada izleyeceğim tabii fakat şöyle bir problem yaşıyorum; liste dışına çıktığımda izleyecek film bulamıyorum. Imdb Top 250'de izlediğim çoğu filmi beğensem de tartışmaya açık ve bunun dışına çıkmak istiyorum.Bu list
İzole günlerde Imdb Top 250'ye sarmıştım. 152 adet filmi izledim. Biraz ara verdim, arada izleyeceğim tabii fakat şöyle bir problem yaşıyorum; liste dışına çıktığımda izleyecek film bulamıyorum. Imdb Top 250'de izlediğim çoğu filmi beğensem de tartışmaya açık ve bunun dışına çıkmak istiyorum.

Bu listeye ve siteye alternatif ne önerisiniz?

Gereksiz not: Yazarken yerçekimsiz ortamda çilek yiyim ama muz tadı gelsin gibi isteğim varmış geldi.
0
put it in your appropriate place
(02.06.20)
rotten tomatoes
0
voucher
(02.06.20)
www.metacritic.com

imdb'den çok farklı değil galiba.
0
sanat guresi
(02.06.20)
empire dergisinin listeleri oluyor filmlerle ilgili, onlara bakabilirsin.
www.empireonline.com
www.empireonline.com
www.empireonline.com

guardian da yapar böyle listeler. movie lists diye aratırsan daha farklılarına da ulaşırsın.
www.theguardian.com
0
Bruce
(02.06.20)
yönetmen bazlı gidebilirsin. beğendiğin filmlerin yönetmenlerinin diğer filmlerini izleyebilirsin.
büyük yönetmenlerin önerdiği filmlere bakabilirsin (hemen hemen her yönetmenin böyle bir listesi vardır).
yönetmen ve oyuncuların konuşmalarını takip edip arada zikrettikleri filmleri izleyebilirsin (örneğin, criterion'un closet picks videoları).
belirli bir festivalde yıl yıl hangi filmlere ödül verilmiş, bakabilirsin.
dönem sineması olarak araştırıp tonlarca filme ulaşabilirsin (örn: dogme 95, no wave)

vb. vb.
0
lesmiserables
(02.06.20)
kafadanbacakli
(02.06.20)
imdbde filmin puanlama sayısını tıkla.
puanlama detayları ekranında
"top 1000 voter" 'in ortalama puanı yada 45+ kişilerin ortalama puanı daha gerçekci
puan veriyor
0
aslindasorunumpsikolojik
(02.06.20)
Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film

www.sinefil.com
0
kendi helvasını kavuran zombi
(02.06.20)
trakt.tv'ye üye ol. süper listeler keşfedebilirsin. kendi listeni de oluşturup paylaşabilirsin tabi.
0
ozdek
(02.06.20)
Letterbox'a bakın. Benzer şekilde listal sitesine bakın.

Google'a lesser known veya similar movies yazıp arama yapın.

Bir yönetmem veya oyuncu seçip erken dönem filmlerine bakın. Aynı şeyi senarist için de yapabilirsiniz. Yukarıda söylenmişti

Imdbnin top 500 listesi olacak. Google'a yazın

Tema üzerinden aratın. Movies with kidnapping theme, 90s children movies gibi

Oyuncuların ve yönetmenlerin favori filmlerini inceleyin. Yukarıda söylenmişti.
0
EasyTiger
(02.06.20)
(5)

Doğum günü

izninizolursatahtinizatalibim
Selamlar,Bugün doğum günüm ama kendimi çok mutsuz hissediyorum. Her sene doğum günüm yüzünden böyle oluyor :( niye bu kadar etkiliyor beni ya... sizlerde durum nedir? Böyle hisseden tek kişi olmak istemiyorum.
Selamlar,

Bugün doğum günüm ama kendimi çok mutsuz hissediyorum. Her sene doğum günüm yüzünden böyle oluyor :( niye bu kadar etkiliyor beni ya...
sizlerde durum nedir? Böyle hisseden tek kişi olmak istemiyorum.
0
izninizolursatahtinizatalibim
(01.06.20)
doğum günün yüzünden niye mutsuz oluyorsun? pişman mısın doğduğuna?
0
Bruce
(01.06.20)
Doğum gününüz kutlu olsun öncelikle.

Nişanlınızın 25 yaşında olduğunu düşünürsek, yaşınızın 20-25 skalasında olduğunu var sayıyorum. En güzel dönemlerinizdesiniz.

Ayrıca Fransızca biliyorsunuz. Şu an o dili bilmek isteyip de, "ulan keşke Fransızca bilseydim de, tüm doğumgünlerimde mutsuz hissetseydim" diyecek tonla kişi vardır.

Çevremde pek çok arkadaşım doğumgünlerini artık eskisi gibi umursamamaya başladı. İçten içe beklentileri vardır elbet ama yıllar geçtikçe bu farklı bir şeye evriliyor sanırım.


Genel olarak dünyanın son dönem yaşadığı şeylerden sonra, pek mutlu hissetmiyor insanlar.
Yine de, doğmuşsanız bence vardır bir sebebi. Gülümseyin

au revoir
0
la traviata
(01.06.20)
dogum gunun kutlu olsun kar$im

www.insity.com

ben kendi dogum gunumu unutuyorum bile, dogmusuz da ne olmus cok da anlam yukleme bence...
0
exlibris
(01.06.20)
Doğum gününüz kutlu olsun. Bana da bu tarz güzel günlerde hüzün çöktüğü olur. Yaradılıştan sanırım biraz melankolik bir insanım. Boşverin eğlenmeye bakın. Nice yıllara.
0
black holes in the sky
(02.06.20)
Teşekkür ederim her birinize...
Sanırım iyileştiremediğim bazı durumlar ya da içten içe beklentilerimin yarattığı hüzün, bilemiyorum.
Ama tekrar teşekkür ediyorum:)
0
🌸izninizolursatahtinizatalibim
(02.06.20)
(16)

Bu evlilik bitmeli mi?

el magico
Selamlar,Uzun açıklamalı bir soru olacak. Sabrınız için şimdiden teşekkürler. Soruma yanıt verirken cinsiyet ve seçtiğiniz şıkkı yazarsanız çok sevinirim. 4 yıllık evliyiz. 1,5 yaşında bir kızımız var. 5 aydır boşanma konusunu ciddi ciddi düşünüyoruz. 2 aydır terapi görüyoruz ama neredeyse hiçbir şe
Selamlar,

Uzun açıklamalı bir soru olacak. Sabrınız için şimdiden teşekkürler. Soruma yanıt verirken cinsiyet ve seçtiğiniz şıkkı yazarsanız çok sevinirim.

4 yıllık evliyiz. 1,5 yaşında bir kızımız var. 5 aydır boşanma konusunu ciddi ciddi düşünüyoruz. 2 aydır terapi görüyoruz ama neredeyse hiçbir şey değişmedi.

Eşimle kavga etmediğimiz zamanlarda güzel vakit geçiriyoruz ama bu zamanlar çok nadir. Çocuktan önce de böyleydi ama çocuktan sonra ikiye, üçe katlandı neredeyse. Kavgalarımızın sonunda artık sürekli boşanma davası açılıyor. İşin sıcaklığı geçince dava hemen kapanıyor.

Kavgalarımızın dört ana konusu var;

1- Eşimin benim kadar tertipli ve düzenli olmaması. Düzensiz demiyorum ama onun için öncelik keyif yapmak daha sonra ortalığı toplamak. Benim içinse tam tersi. Ortalık derli toplu olsun ki rahatça keyif yapabileyim. Bu zamanla biraz düzelse de hala onun dağınıklığını ben topluyorum. Ben de eskisi kadar şikayet etmiyorum artık. Bazı şeylere gözümü yumuyorum.
2- Çocuğumuz olmaya yakın kendi evimizi bırakıp eşimin annesinin yakınına, kiraya çıktık. Maksadımız doğum izni sonrası eşim çalışmaya başlayınca bakıcı tutmak yerine annesinin çocuğumuza bakmasıydı. Ama diğer torun yüzünden bu olmadı. Maddi durumumuz biraz daha iyileşince eşim ücretsiz izin aldı ve kızımıza kendimiz bakmaya devam ediyoruz. İzin bitince ne olacak belli değil. Şu an için çocuk bakmasını geçtim, eşime biraz daha fazla vakit ayırmasını istiyorum. Ama diğer kızı ve torun yüzünden o da olmuyor. Ben de taşınmamızın hiç bir mantığı kalmadığı için eleştirilerde bulunuyorum. Zaman zaman dozunu kaçırmış olabilirim. Ama bu kadar konuşmamın asıl sebebi eşim için üzülmem. Kendine daha fazla vakit ayırması için elimden geleni yapıyorum ve özellikle taşındığımız için annesinden de bunu bekliyorum. Üstüne bir de kiracıyla uğraşıyoruz.
3- Onun ve benim ailemdeki davranışlar. İkimizin de ailelerinde sevmediğimiz davranışlar var. Ben bunları eleştirip düzelmesini sağlamak istiyorum. Ama eleştirdiğim kişiyle de aramı bozmuyorum. Küsme huyum yok. Ama o benim ailemden birinin en ufak kusurunda hemen ipleri koparıyor. Bizimkilerde de suç yok demiyorum ama uzaktayız zaten. İdare edilebileceğini düşünüyorum. Eleştirsin ama küsmesin. Ben bizim taraftaki eleştirilen davranış ile ilgili konuşup düzeltmeye çalışıyorum. Ama eşimin ailesi hakkında en ufak eleştiri yüzünden kavga çıkıyor.
4- Arkadaşlar ve alkol. Bekarken daha sık dışarı çıkıp içkili ortamlara takılıyordum. Evlendikten sonra bunu azalttım. Çocuk olduktan sonra neredeyse ayda bire indi. Evlenmeden önce eşimle de çıkar, yer, içer, eğlenirdik. Arkadaşlarımla da hep beraber takılırdık. Evlendikten sonra çok istememeye başladı. Çocuk olduktan sonra ise gece hiç dışarı çıkmaz oldu. Kahvaltı ya da kısa ev oturması olursa tamam ama bar, meyhane filan yok. Hatta çocuğun düzeni bozulmasın diye evimize bile misafir kabul edemez olduk. Ben de sürekli çıkalım, edelim, evimize birileri gelsin demiyorum. Ama ayda bir de olsa çocuğun düzeni bir akşamlık bozuluversin. Gerekirse o akşam için çocuğu kayınvalideye bırakalım diyorum. Bu da bir ihtiyaç bence. Haa bunu söylerken çocuk bakmanın zorluğunu da bilerek söylüyorum. Yükün çoğunluğu eşimde olsa da çocuğu uyutmak, yemek yedirmek, altını değiştirmek vs. işleri elimden geldiğince ben de yapıyorum. Dışarı çıkma ya da eve arkadaş davet etmeyi konuşmaya başladığımızda konu alkole geliyor. Çakır keyif ya da sarhoş olduğumuzda rezil duruma düştüğümüzü, götümüzün başımızın oynadığını ve o yüzden çıkmak istemediğini söylüyor. Olan şey ise herhangi bir insanın sarhoş olduğunda yaptığı; Barda dans etmek, meyhanede şarkı söylemek, arkadaşına sarılıp halay çekmek, hoplayıp, zıplamak, gülmek, eğlenmek. Şimdiye kadar ara sıra kusma dışında kavga, dövüş vs. bir duruma düşmedik. Arkadaşlarımla erkek erkeğe çıkmama bir şey demiyor ama insan karı koca olarak da takılmak istiyor. Yılda bir kez bile olsa arkadaşlarımı eve davet etmek istediğimde, eğer içki varsa burası pavyon mu? Evli barklı adamsın diyor. Kendi arkadaşlarıyla takıldığımızda içilmesi o kadar sorun olmuyor. En son tartışmamızda dediği şu; "Ben istemediğim ortama girmek zorunda değilim. Benim sınırım bu." Bense insanın eşi için bazı şeylerde fedakarlık yapması gerektiğine inanıyorum. Ben de onun her arkadaşına/akrabasına bayılmıyorum. Ama bir yere gidilecekse ya da misafir gelecekse buyursunlar gelsinler diyorum. Arkadaşlarıyla planı varsa sorgusuz sualsiz katılıyorum. Ayrıca bu konuyu açtığımda ailemi alkol ve arkadaşa tercih ettiğimi söylüyor. Benimse öyle bir niyetim yok. Sadece eşimle arkadaşlarımı ortak bir paydada buluşturmaya çalışıyorum. Tabii ki öncelik her zaman eşim ve çocuğumda.

Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Hadi 1 ve 2. maddeleri siktir et ama 3 ve 4 için dayanamıyorum artık. Ailem ve arkadaşlarım hakkında sürekli olumsuz düşünmesi ve onlarla görüşmek istememesi beni üzüyor. Bu yüzden sorunumun çözümünü iki şıkka indirdim. Siz ne yapardınız? Lütfen cinsiyet bilgisi ile yanıt verin.

A) Boşan gitsin. Böyle hayat geçmez. Kızın bu gergin ortamda büyümemiş olur hem.
B) Ufacık kızın var. Onun günahı ne? Bırak arkadaşlarınla ailenle samimi olmasın, çok görüşmesin. Nasıl olsa erkek erkeğe çıkabiliyormuşsun, buna şükret. Aile ve arkadaş konusuna gözünü yum ve evliliğine devam et.
0
el magico
(01.06.20)
Eğer iki insan konuşabiliyorsa ve birbirini seviyorsa, bunlar hiç büyük aşılmayacak problemler değil. Sizi anlayabiliyorum. Ama bunun sonucu boşanmak bence kesinlikle olmamalı. Saygı ve de sevgi varsa. İnsanlar neler yaşıyor da birlikteliklerini boş ve gereksiz yere devam ettiriyorlar.
Konuşmaya çalışın, diliniz sevgiyle olsun. Empatiyle olsun. Ona verdiğiniz değerden, birlikte yapmaktan hoşlandığınız, özlediğiniz şeylerden bahsetmeyi deneyin.
0
Semi
(01.06.20)
Evlilik başlı başına sakat iş zaten. Bence birinci şık. En azından sağlıklı bir psikolojiniz olur. Kızınıza da daha iyi babalık edersiniz.

K
0
ruhen hastayim ben
(01.06.20)
evliliğe antipatik yaklaşan biri olarak ben de bunların aşılamayacak problemler olmadığını düşünüyorum. böyle çift kişiyi içeren durumlarda eşinin de ne diyeceği de önemli, bi de ondan dinlemek lazım belki de.

4'ü bu kadar büyük problem etmen tuhaf, sevdiğin insanla beraber olmak güzel ama o da istiyorsa. istemiyorsa istemiyordur. evlenirken her şeyin eskisi gibi olacağını sanıyordun muhtemelen ama evliliğin normali bu. hele bi de çocuk var, millet arkadaşlarıyla çıkmak için bile izin alamıyorken senin durumun şımarıklık oluyor.

3 de idare edilebilir bir problem. eleştirip düzeltemezsin karşı tarafın ailesini, hele ki eşinin böyle bir niyeti yoksa. yine evlilik böyle bir şey bizim toplumumuzda; ya komple bağ koparılacak -ki kayınvalideden çocuk bakmasını istiyorsan bunu isteyemezsin- ya da idare edilecek. bununla yaşamayı ve anlık sorunları çözmeye çalışman lazım.

2- "Ben de taşınmamızın hiç bir mantığı kalmadığı için eleştirilerde bulunuyorum"
bunun adı dırdır etmek, olmuş bitmiş, kayınvalidenden bunu isteyemezsin. öbür torun olmasa bakacakmış, şartlar değişmiş. eşin için üzülüyorsan bu konudan ötürü eşini üzmemeyi deneyebilirsin.

1- evlenmeden önce düşünmen lazımdı bunu, bir anda değişmedi muhtemelen. başka bir insanla beraber yaşamak -o kişi eş de olsa, çocuk da olsa, anne de olsa- bu tarz durumlarda ortak payda yakalamayı gerektiriyor. aşırı bir dağınıklığı varsa sen de toplamazsın tepki olarak, bir noktada toplayacaktır. hatta hiç söylemeden bir anda kesersin, ortalık çöp eve dönüp sana söylenmeye başlarsa fark etmiş olur belki. bu sorunlar arasında en konuşulup çözülecek olanı zaten.

biraz control freak'lik sezdim sende. bunu aşabileceğini kendi kendine, eşinden bağımsız düşünüyorsan ortak noktada buluşabilirsiniz. sen üzerine düşeni yapıyorsan ve ondan hamle gelmiyorsa o zaman düşünürsün ayrılma seçeneğini.
ama orta noktada buluşmaya niyetin yoksa, sen elinden geldiğini ve daha fazlasını yapmayacağını düşünüyorsan çocuğu bu ortamda büyütmek cidden sorun.
0
Bruce
(01.06.20)
hepsi düzeltilebilir problemler ama sen her konuda kendi istediğinin olması için baskı yapıyorsun, olmayınca da huzursuzluk çıkarıyorsun gibi duruyor yazdıklarına bakınca. daha ılımlı olmalısın, özellikle de evliysen. karşındaki insanın da istekleri ve kararları var, ortak bir noktada buluşmanız gerekiyor. ben de birinci şık diyorum, kadının ruh sağlığı açısından özellikle.
0
pearson
(01.06.20)
Siz sanırım henüz evliliğe adapte olamamışsınız.

"Ben de taşınmamızın hiç bir mantığı kalmadığı için eleştirilerde bulunuyorum. Zaman zaman dozunu kaçırmış olabilirim. Ama bu kadar konuşmamın asıl sebebi eşim için üzülmem. Kendine daha fazla vakit ayırması için elimden geleni yapıyorum ve özellikle taşındığımız için annesinden de bunu bekliyorum. Üstüne bir de kiracıyla uğraşıyoruz."

Eşiniz büyük ihtimal annesine yakında oturduğu için çocuk açısından kendisini rahat hissediyor. En azından bir şey olsa annem yakınımda gelir bakar diyebiliyordur. Siz bu ev mevzusunda zaten sürekli eleştiride bulunup, hatta eleştirinin şikayet etmenin dozunu kaçırdığınızı kabul etmişsiniz.

"O benim ailemden birinin en ufak kusurunda hemen ipleri koparıyor. Bizimkilerde de suç yok demiyorum ama uzaktayız zaten. İdare edilebileceğini düşünüyorum. Eleştirsin ama küsmesin. "

En ufak kusurdan kastınız sanırım ufak bir kusur değil. Yoksa bizimkilerde "suç yok demiyorum" yazmazdınız. Sizin ailenizi sizin idare etmeniz gerekir eşinizin değil. Uzaktayız zaten eşim ailemden gelen eleştirileri, sözleri kabul etsin, duymamazlıktan gelsin demeye çalışmışsınız.

"Dışarı çıkma ya da eve arkadaş davet etmeyi konuşmaya başladığımızda konu alkole geliyor. Çakır keyif ya da sarhoş olduğumuzda rezil duruma düştüğümüzü, götümüzün başımızın oynadığını ve o yüzden çıkmak istemediğini söylüyor."

Eşiniz önceden de sizin kadar gece dışarı çıkan biri değilmiş. Siz de belli ki içki içme konusunda ayarı olan biri değilsiniz. Bunun ayarını kaçırdığınız için eşiniz rahatsız oluyor. Arkadaşlarınızı eve toplayıp, içki keyfi yapmamanızı istemesi de gayet normal. Zaten erkek erkeğe çıkmanıza da tamam diyormuş.

Siz sanırım evinizi silip süpüren, sizin ailenizle güzelce geçinen, sizin dışarı çıkıp eğlenmenize ses çıkarmayan bir köle arıyorsunuz.

Ben eşiniz adına üzüldüm. Allah kolaylık versin kendisine. Siz evlilik ve çocuk olayına alışamamış kabul edememişsiniz. Boşanın rahat edin.
0
GoodMorningTeacher
(01.06.20)
bence esine cok baski yapiyorsun. hicbir evlilige bitsin diyemem kadin ya da erkek cok buyuk suclu degilse bu yuzden bosanma, isleri yoluna koymaya calis. esinin gonlunu al, uyum saglamaya calis diyorum. sen esine iyi davrandikca o da sana iyi davranmaya baslar.
0
anais
(01.06.20)
Gördüğüm kadarıyla genelde gömülen taraf siz olmuşsunuz. Ama bence o kadarını hak etmiyorsunuz. Sonuçta buraya bile gelip derdini anlatmaya çalışan objektif yazmaya çaba gösteren bir adam esasında "evliliği nasıl kurtarabilirim?" diye soruyordur. umut ve çözüm arayışı sizinki. o yüzden gömmek haksızlık olur.

bence ilişkinizde olumsuz taraflara değil olumlu taraflara odaklanmayı deneyin. gerçekten de evli ve küçük yaşta çocuklu bir erkeğin, erkek arkadaşlarıyla alkollü gecelere devam etmesi, her evlilikte bulunan bir şey değil. bu eşinizin hanesine artı olarak yazmanız gerek. ama kocaman bir artı. öyle karalama bir şey değil.

insanların eğlence anlayışı zaman içinde değişebilir. eskiden alkollü ortamlarda eşlik eden eşiniz şimdi artık sevmiyor olabilir. zorlamayın. ailenizi alkol ve arkadaşa değiştiğinizi söylüyorsa bunlar onların hisleri. niye böyle hissetmiş olabileceğini biraz düşünün. bunlar öyle bir çırpıda ulaşılabilecek hisler değil.

boşanmak işin en basit kısmı. burada öyle "boşa gitsin" yazanlara sormak lazım, çünkü bekara karı boşamak kolay diye bir laf var. acaba kaç tanesi ortada 1,5 yaşında çocuk varken eşlerinden ayrıldılar.

bence, eşinizin kendisine zaman ayırmasını istemek yerine siz biraz ona zaman ayırın. anlaşılan bebek doğduktan 1 yıl sonra başlamış bu gergin ortam. bence eşiniz ilgi istiyor, sevildiğini görmek ve gerçekten hissetmek istiyor. başbaşa olmak istiyor. ama sizin dayattığınız şekilde değil. kendi mutlu olabileceği bir başbaşa zaman ve ilgi istiyor. eskiden olduğu gibi, "alkolden ve arkadaşlarınızdan" daha değerli olduğunu hissetmek istiyor.
0
elestirman
(01.06.20)
Bu ilişkiye zehri salan sensin görünüyor.
0
osssy
(01.06.20)
genel olarak bruce+1

1. çok titiz bir erkeğin eşi küvetin giderinde saçlarını bırakan, temizliğe hiç dikkat etmeyen biriyse o evliliğin yürümeyeceğine inanırım.
yani birinci madde hafife alınacak bir madde olmaz benim için ama söylediğiniz konuda ben sizde biraz "bilmişlik" ve kontrolcülük sezdim açıkçası.

2. siz bir düşünceyle hareket etmişsiniz ama evdeki hesap çarşıya uymamış.
kaldı ki, eşinizin annesi sizin çocuğunuza bakmakla yükümlü değil.
yani onun garantisine güvenip çocuk yapmadığınıza göre, şu durumda konuşup durmanın anlamı yok.
eşiniz yoruluyor diye üzülüyorsanız konuşmak yerine bakıcı tutun.
tutamıyorsanız, huzur verin.
devamlı olmuş bitmiş bir konu hakkında yorum yapmak kadar saçma bir şey yok.
sonuçta yine de annesine yakınsınız ve elbette önemli bir şey olsa, "annem yakında" hissini eşiniz her şekilde hissediyordur.
yani bu neden tartışma konusu haline getirip olaya bu kadar saplandığınızı anlayamadım.

3. eleştirerek düzelme sağlayamazsınız.
zaten eşinizi de, ailesini de, başka birini de değiştiremezsiniz.
değiştirebilecek olsaydınız da yine bu konuşarak yapılamazdı.
bazen saygı gösterip susabilmek lazım.
dediğiniz gibi küsmemeniz elbette doğru bir davranış.

fakat sizin aileniz uzakta olduğu için iki tepkinin ölçüsünün aynı olduğuna inanmıyorum.
eşinizin ailesiyle daha çok yüz yüze bakıyorsunuz ve görüşüyorsunuz belli ki.
sosyal olarak zaten dediğiniz şey değiştirmeye çalışmak ve sürekli eleştirmek dışında normal.

benim anlamadığım, sizin aileniz uzaktan bile nasıl ilişkiyi kesmeye sebep olabilecek kadar bir müdahalede bulunuyor?
ki "bizimkilerde suç yok demiyorum" demişsiniz.
zaten az görüşüyorsunuz, uzaktasınız, bu yorumu da yaptığınıza göre ortada saçma şeyler var gibi geldi.
tavır koymak eşinizin hakkı, yapılacak şey durumu idare etmek.
eğer ortada gerçekten bir haddini aşma durumu varsa, eşinizden anlayış beklemek yerine, ailenizi dizginlemeniz lazım.

4. eşinizle dışarı çıkma keyfinin ayrı olmasını anlıyorum ama sanki eşiniz sizin eğlence tarzınızdan hoşlanmıyor gibi geldi.
yani bir akşam yemeğine çıkıp, iki kadeh şarap içip dönmek de mi kabul görmüyor?
o da kabul görmüyorsa bilemem, ama meyhane ve gece hayatına dahil olan şeylerden tepki aldığınıza göre, muhtemelen sizinle eğlenmiyor.
arkadaşlarınızla ortamınızdan, hatta arkadaşlarınızdan hoşlanmıyor da olabilir bu arada.
o da bir ihtimal.

çocuğun düzeni bence de bozuluversin, onda bir şey yok.
ama sanki o biraz mazeret ediliyor gibi geldi bana.

evlenmeden önce de böyleyse, o zaman yine "zaten öyleymiş, neden şikayet ediyorsunuz?" diyeceğim.
evlendikten sonra böyle olduysa, artık öyle şeylerden keyif almıyor olabilir.
yaşlar kaç bilmiyorum ama şimdi meyhaneye gitmek var, meyhaneye gitmek var.
ben de meyhaneye gidiyorum ama dediğiniz tarzda hoplamalı zıplamalı şeylerden ben de hoşlanmam.
o yüzden acaba eğlenme şeklinizden rahatsız oluyor olabilir mi diye düşündüm.

bu durumda kendinize özel bir aktivite yaratabilirsiniz belki.
yani arkadaşlarla eşi bir araya getirme konusunda ısrarı bırakın, karı koca bir yemek yiyip dönün mesela.
"seni akşam yemeğine çıkarayım" diye flört edin, çocuk işini de gerekirse kayınvalidenizle konuşup organize edin.
böyle bir teklifi de reddediyorsa, onu bilemem.

sizi evlilik içinde biraz kontrolcü, ısrarcı ve "fazla konuşan-dırdır yapan" kişi olarak gördüm açıkçası.
biraz rahat verin bence, çünkü sanki siz "sussanız" ortada pek bir sorun kalmayacak.
susmaktan kastım kendinizi şişirin anlamında değil elbette.
ama çözümü olmayan, iş işten geçmiş konularda ve düzeltemeyeceğiniz şeylerde fazla ısrarcı ve tutturan bir tavrınız var gibi.
halbu ki bu sorunlara alternatifler yaratabilirsiniz.
mesela gündelikçi ya da bakıcı tutun, evdeki dağınıklık ve anneyle ilgili sorunu çözmüş olursunuz.
yapamıyorsanız da destek olun.

gece dışarı çıkma konusunu önce karı koca aktiviteleriyle canlandırın, belki çocuk büyüdükçe o da biraz ayak uydurur, arkadaşlarınızın ortamına da girer.
bunlar seçenekleri olan konular.
niyetiniz iyi olsa da, karşıda sürekli söylenen ve konuşan birinin olması insanda gerginlik yaratır.
üstelik bütün gün çocukla ilgilenen biri zaten gergindir diye tahmin ediyorum, üstüne gitmeyin.
bunlar biraz çocukça serzenişler, yani ortada derin bir konu yok aslına bakarsanız.
0
blatta hiberna
(01.06.20)
öncelikle sorunlu bir evliliği çocukla taçlandırdığınız için sizi tebrik ederim.

neyse.

ben ortada boşanacak bir problem göremedim. hele ortada çocuk varken arkadaşlarım eve gelemiyor diye ağlanmak mantıksız geliyor.

1 ve 2 ise hayatımda duyduğum en saçma kavga sebepleri. dillendirebiliyor olmak bile komik. ilkini salla zaten çok düzen ve temizlik merakın var varsa kendin yap, temizlikçi tut. kayınvalidenin çocuk bakmaması konusunda ise bu duruma üzülüp kızmış olabilirsin ama dillendirip kavga çıkarmanın manası ne? daha neyini eleştiriyosun olmuş bitmiş, eşinin suçu ne?
0
elorelia
(01.06.20)
Hepsini okudum. Pardon ama sizin derdiniz ne? Bunlar problem mi? Bunun icin yuva yıkmayı cocugu bosanmis aile psikolojisi ile mahvetmeyi dusunuyorsaniz siz olgunlasmamissiniz bence. Rahat batmis gibi de. Boşanmış bi aile cocugu olarak gicik oldum sorunuza kusura bakmayin. ayrıca @blatta +1

edit: siz derken ikinizi de kastettim.

K
0
sanguine mcqaer
(01.06.20)
1- Sonuçta o ev bi şekilde düzenleniyor. Ha önce ha sonra, biraz esnemelisin.
2- Karın bu konudan şikayetçi değilse, senin yorum yapmana gerek yok.
3- Aileleri evin dışında bırakın. Kimse ana babasını seçemiyor, 60 yaşına gelmiş insanları değiştirmek sizin vazifeniz değil. Boşuna eleştiriyle siz kendinizi yormayın. İkiniz de ailelere saygıyla yaklaşıyorsanız yeterli, kimseyi sevmek zorunda değilsiniz.
4- Burada mevzu garip. Eve arkadaşla gelince "Burası pavyon mu?" çok kalitesiz bir söylem. Kaç yaşına gelmiş insanlar ağzınızla içemiyor hala sağa sola kusma moduna geliyorsanız o da garip. Ağzınızla içiyosanız bu laf gelmezdi sanki?

Özetle: Esnemen lazım hocam. Yoksa bu iş olmaz.

Ha bi de çocuktan önce de bu kadar olay vardıysa bu rağmen çocuk yaptıysanız "B" şıkkı sizin en başta düşünmeniz gereken şeydi. Kavga gürültü içinde bi eve çocuk getirme kararını verirken daha bencilce davranmışsınız ikiniz de. Şimdi boşansanız da devam da etseniz o çocuğa çok yazık.
0
lcha
(02.06.20)
şikayet ettiğiniz şeylerden 1-3-4 hepsi karı koca olarak aşmış olmanız gereken sorunlardı. bu konuda önerim yok sadece şunu soracağım. 5 yıllık evlisiniz, 1,5 yaşında çocuğunuz var. hadi 1 yıl diyelim hamilelik sürecini de çıkaralım. 2,5 yıllık evliyken çocuk yapmışsınız. geldiğiniz noktanın sebebinin karı-koca olmayı beceremeden anne baba olmak olduğunun farkında mısınız?
0
halanne
(02.06.20)
Öncelikle sebepler çok geçersiz. Yani bu tip sebepler bana boşanmak için çok eften püften geliyor, rahatlık batması gibi geliyor bu yüzden (b) şıkkı diyorum. Milletin ne sorunları var siz neyin derdindesiniz.

Erkeğim.

1- belki çok tertipli biri değilim diyedir ama yine de obsesif insanlara biraz kıl oluyorum. Evin düzenli tertemiz olması güzel şey eyvallah da eğlenmeye manilik bi tarafı yok.

2- kiracınızı çıkarıp geri taşının olsun bitsin. Bakıcı da tutmuşsunuz işte. Eşiniz hamile iken güven duygusunu annesine hissedip olmayacak bir şeye kalkışmış olsa da böyle olacağını bilse kendi de taşınmazdı, size eziyet olsun diye yapmış gibi anlatıyorsunuz, siz zaten gözden çıkartmışsınız gibi geldi.

3- çözümü şöyle bulabilirsiniz: eleştirme noktasında karşılıklı anlaşın, eleştirtmeyin, eleştirmeyin olsun bitsin. Dedikodu tarzı şeylerinden hoşlanmadığınızda da konuyu değiştirin ya da konuya ilgisiz davranın, dedikodudan hoşlanmadığınzı belirtin.

4-sadece bu konuda size hak verdiğim yan, eşinizle dışarıda yapmak istediğiniz olabilir ama bu da boşanmak için pek tutarlı değil. Milletin karısı sizin imtiyazlarınıza bile sahip olamıyor. Sizinde kendinize ait bir alanınız var demek ki ne güzel işte.
0
Unde bach canim
(03.06.20)
Umarım aranız düzelir. Evlilik ciddi bir şey, ortada çocuk da var. Sunduğunuz argümanlar evliliği sonlandırmak için bence çok basit. Bu olayların boşanmayı düşündürmesi asıl düşünülecek şey belki de. Gerçekten sadece bunlar mı?

28, E.
B şıkkı.

3 numaraya dair yorumum yok. can sıkıcı bir durum ama bu kadarsa boşanma için bir sebep olamaz.

Ben asıl 4'e çok şaşırdım. Sizin bir kerecik olsun eşiniz ve arkadaşınızla beraber olmak istemeniz kadar onun da arkadaşlarınızla beraber olmak istememe hakkı var. O kırılmasın diye istemediğiniz ortama girmeniz onun hatası değil. Belki bundan hoşnutsuz olduğunuzu bile göstermediniz ya da o kadar hoşnutsuz olduğunuzu bilmiyordu. Eşinizle beraber takılabiliyorsunuz, dışarı çıkabiliyorsunuz, arkadaşlarınızla çıkabiliyorsunuz, arkadaşlarınızla evde görüşebiliyorsunuz. ama eşiniz ve arkadaşlarınızla hep beraber alkollü bir buluşma yapamadığınız için çok bunalmış hissediyorsunuz.

bence sizin bu ısrarınız eşinizin size saygı duymasını azaltacak. hatta belki o alkollü eğlencelerde şarkı söylemek, dans etmek gibi sıradan sarhoş aktivitileri size olan saygısını azalttı bile. yazdıklarınızdan bu anlamı çıkarıyorum.
0
biseysorcaktim
(03.06.20)
Bence boşanırsanız boşanma sebebiniz bu konular değil bu konuları bile halledemiyor oluşunuz olabilir. Bu konular halledilebilir şeyler, demek ki taraflardan biri egosundan ödün vermiyor.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.06.20)
(7)

Kanyon,Sapphire arkası

ırene adler
Herkese selam,bölgeyi bilenlerden yorum istiyorum. Bir ev almayı düşünüyoruz da. Levente yakın bölgeleri begeniyoruz. Avrupa yakasına çok alıştık.Kanyon,Sapphire gibi avmlerin arka tarafları nasıl? Güvenlik açısından bir sıkıntı yaşar miyiz? Şu an oturduğumuz semt baya nezih ama kiradayız. Kanyonun
Herkese selam,bölgeyi bilenlerden yorum istiyorum. Bir ev almayı düşünüyoruz da. Levente yakın bölgeleri begeniyoruz. Avrupa yakasına çok alıştık.

Kanyon,Sapphire gibi avmlerin arka tarafları nasıl? Güvenlik açısından bir sıkıntı yaşar miyiz? Şu an oturduğumuz semt baya nezih ama kiradayız. Kanyonun biraz ilerisinden Vestelin merkez ofisine doğru dönünce Talatpaşa Mahallesi var,orayı beğenmiştim bir kaç kez gittiğimde.

Bu civarlara yakın oturan var mı? Fikirlerinizi bekliyorum.
0
ırene adler
(01.06.20)
Çeliktepe ve Ortabayır olarak geçiyor oralar. Kanyon civarında çalışan beyaz yakalılar oralarda yaşıyor. Büyükdere Caddesinden uzaklaştıkça profil de düşüyor. Biraz fazla aşağı doğru inince küçük arabistanla karşılaşabilirsin. Kanyona yakın yerler bir nebze daha iyi. Öyle aşırı nezih bir yer değil, aşırı kötü de değil. Ortalama bir yer.
0
himmet dayi
(01.06.20)
otoparklı ev bulmak çooook zor, sokaklar çok dar ve sürekli araç park ediliyor yollara. bazı sokaklara ambulans, itfaiye girmesi imkansız görünüyor. yine de avrupa yakasında merkezi noktalar arasında en "bütçe dostu" bölge orası denebilir. böyle olmasının sebebi de yukarıdaki gibi sebepler; bir şeylerden feragat etmek zorunda olduğun için nispeten uygun yani.
0
Bruce
(01.06.20)
aracınız varsa otopark meselesinden katil olursunuz. plaza bölgesi olduğu için hafta sonu o bölgeler çok tekin olmayabilir. çünkü bir anda ıssızlaşıyor. keza saat 18'den sonra da aynı. plazalara çok yakınsan o bölgede yürümek belli bir saat sonrasında sıkıntı.

yine aynı yerlerde çok uzak olmayan site tipi yapılanmalar var sanırım sapphire arkasına doğru. mümkünse onlara bakın. hatta kağıthane tarafına bile inebilirsiniz hiç sıkıntı değil oradan daha nezihtir.
0
ozdek
(01.06.20)
hocam oralar leş
ana cadde cok pahalı
bir alt sokak cingene mahallesi
gercekten leş

avrupa pahalı hocam ev anlamında
0
kingcyrax
(01.06.20)
Bruce +1

Ben sapphire’in arkasında oturuyorum. Bence sapphire’in arkası kanyon’un arkasına göre çok daha iyi. Kanyon’un arkası gültepe, sapphire’in arkası çeliktepe olarak geçiyor.
Çeliktepe’ye taşınmadan önce gültepe’deki nef’lere bakmıştım. Mahalleler o kadar kötüydü ki güvenlikli site bile kurtaramaz yani. Çeliktepe’de ise, sapphire’den ne kadar uzaklaşırsan, ne kadar yokuşun aşağısına inersen o kadar daha az nezih bir mahalle çıkıyor karşına hatta bir süre sonra mahallede nezih kelimesinin anlamını bilen biri kalmaz muhtemelen.

Güvenlik konusunda hiç sorun yaşamadım.
Sadece bir kere park yeri yüzünden gece birisi kapıma dayanmıştı, o da o şahsın manyaklığı. Park edecek asla yer yok. Var olan tek tük yerler ise adeta parsellenmiş. Ben bilmeden kendi kapımın önüne araba koymuştum. Meğer bir ruh hastasının park yeriymiş, o da işte gece eve geldiğinde arabasını park edemeyince soluğu kapımda almış.

Kiralar uygun diye genelde bu taraflar tercih ediliyor yoksa evimde geçirdiğim vakit haricinde çeliktepe’de hiçbir şey yapmıyorum. İşim levent’te, spor yaptığım yer etiler’de. İkisine de yürüyerek gidiyorum. Gönül isterdi ki etiler’de müstakil evim olsun ama param çeliktepe’ye yetti :)
0
irene
(01.06.20)
Benim arkadaş Kanyon'un arkasında Gültepe'de Zincirlikuyu'nun dibinde yaşıyor. Mahalle biraz kötü. Bir keresinde Kanyon'dan eve yürürken bu mahallede içki içemezsiniz diye durdurup tartışmışlardı. Yobaz, cahil insanlar. Ama öyle yankesici, tekin olmayan bir ortam görmedim. Sokaklar acayip dar, otopark yoksa park yeri büyük sıkıntı.
0
hayley williams ile evlenecek genc
(01.06.20)
Yatırım amaçlı alınır ama oturmak için alınmaz
0
ikikerekac
(01.06.20)
(18)

makarnaların farkı var mı ve nasıl tüketiyorsunuz?

tabudeviren
filiz, nuhun ankara, piyale, oba vb..bunların arasında lezzet olarak "ben şunu tercih ediyorum" dediğiniz bir marka var mı?bir de nasıl tüketiyorsunuz?ben sadece ton balığı ile yiyebiliyorum.
filiz, nuhun ankara, piyale, oba vb..

bunların arasında lezzet olarak "ben şunu tercih ediyorum" dediğiniz bir marka var mı?

bir de nasıl tüketiyorsunuz?
ben sadece ton balığı ile yiyebiliyorum.
0
tabudeviren
(01.06.20)
Sadece barilla yiyorum.

Ton balik, kiymali domatesli sos, sarimsakli yogurt + nane
0
Kittie
(01.06.20)
Ankara alıyoruz biz hep. Aliskanlik sanırım. Kremalı mantarlı vs özel yapacaksak barilla penne alıyoruz.

Değişik sos soruyosan
Krema Soslu Sebzeli Makarna www.nefisyemektarifleri.com
Bu ablanın anlattığı sos çok güzel oluyor.
0
elorelia
(01.06.20)
barilla yoksa pastavilla

bunlar pişirince diğer markalara göre daha diri kalıyorlar o yüzden
0
freebird5406_2
(01.06.20)
Makarna bekarın kara gün dostudur, her halini severim <3
Salçalı soslu, domatesli sos ve evdeki malzemeye göre türevleri, peynirli (evdeki peynirlere göre, varsa kavrulmuş yer fıstığı da ekliyorum), bolonez soslu+sarımsaklı yoğurtlu, pesto soslu... her hali güzel.
0
pati
(01.06.20)
barilla hala en iyisi.

diğerleri arasında nuhun ankara, geçen corbada kullandıgımız sehriyede bile farkettik farkını. ama maalesef rıfat hisarcıklıoglunun karısına aitmiş bu şirket.
0
art vandaley
(01.06.20)
Neden bilmiyorum sadece barilla alıyorum. Daha kaliteliymiş gibi geliyor.
0
ruhen hastayim ben
(01.06.20)
özenli yapacağım makarnalar için de cecco alıyorum, normalde barilla. ben fark olduğunu düşünüyorum de cecco, barilla ve türk markaları arasında. özellikle al dente pişen makarnada fark ediliyor farklar.

soslu yiyorum makarnayı bitek, peynir olur mantar olur pesto olur alfredo olur.
0
Bruce
(01.06.20)
Genelde sade, bol yoğurtla.

Pastalaya diye bir tarif keşfettim onu da yapıyorum arada güzel oluyor.

Bol domates sosuyla.
0
Sahikaa
(01.06.20)
italyanlar > nuhun ankara > diğerleri
0
cptxxx
(01.06.20)
barilla veya filiz. aynı fabrikanın ürünü zaten.
0
sutlu nescafe
(01.06.20)
Eskiden Arbella iyiydi ama tadını değiştirmişler.
0
bitchesaintshit
(01.06.20)
Mantarlı falan istiyorsam yaş makarna alıyorum migrostan. Onun dışında barilla veya Ankara.
0
kestane gürgen palamut
(01.06.20)
barilla alıyorum.
yoksa, bulamadıysam, nuhun ankara.

bizim evde makarna hiç sade yenmezdi, şimdi ben de en kötü ihtimalle domates soslu normal makarna yapıyorum.

onun dışında en sık yaptığım kıymalı.
ve bazen de fettucini alfredo.

arada bir değişik tarifler ya da malzemelerle doğaçlama da yapıyorum ama düzenli olarak yaptıklarım bunlar.
0
blatta hiberna
(01.06.20)
filiz veya ankara alırdım eskiden.

ayrı ayrı olmak üzere, ton balığı, hindi/tavuk göğsü, kasap sosisi, kıymalı domatesli sos, ketçap+mayonez, krema+sarımsak, soya soslu sarımsaklı pırasa sotesi (bunun omleti de süper oluyor. pırasaları nispeten ince ince doğrayıp tavada azıcık öldürüp üstüne yumurta kırınca kıyır kıyır yemesi çok keyifli oluyor.).

bir de makarnayı süzgece aldıktan tencerede tereyağı eritip hafiften nane ve sarımsak döndürüyorum, makarnayı buna ekleyip birazcık suyla açılmış süzme yoğurt ekliyorum. bu da efsane oluyor.
0
chezidek
(01.06.20)
Genelde yas makarna kullaniyorum ve kendim aciyorum, kismen zevk icin, kismen de tercih meselesi. Yas makarna ile yapabileceklerinizin siniri yok, ayrica 20 kusur lira gibi absurd rakamlara ulasan lazanyalari pogaca parasina yapmaniz mumkun. Tek dezavantaji al dente yapmak pek mumkun degil. Oyle bir tat ararsam da barilla kullaniyorum. Kalitesi diger makarnalar ile fark ediliyor.

Nasil tuketiyorsunuza cevaben de lazanya ile ya ispanakli ya da kiymali ragu yapiyorum. Bunun disinda firinda fume soslu veya kremali mantarli tavuklu gibi soslarla ve farkli icler hazirlayarak tortellini, ravioli ve cannelloni yemeyi cok seviyorum. Ama bir tanesini sec derseniz hakiki, kisik ateste 2-3 saat pismis ragu bolonezli lazanya derim.

İnternetten youtube’dan filan pek cok tarif bulabilirsiniz. Gennaro’yu oneririm youtube’dan, kitap olarak da marcello hazan’in kitabi italyan mutfaginin textbook’u gibi biseydir. Makarnanin bekar ve fakir yemegi olarak adinin cikmasi uzuyor beni :)
0
gibicibicis
(01.06.20)
Ek olarak ev yapimi pesto ve domates kereviz soslu makarnayi da epeyce tuketirim. Pesto tarifi her yerde var zaten, kerevizli olanin linkini de suraya birakayim

yemek.com

Bir de ravioli tarifi vereyim

yemek.com
0
gibicibicis
(01.06.20)
Olmaz mi farki!

Temporin´in klasik spagettisi harika. Her türlü sosla iyi gidiyor, ama asidetisi yüksek domates soslariyla cosuyor. De Cecco´nun spagettesi lastik gibi, hic sevmiyorum.

Antichi poderi´nin picisini bulursam, porcini mantarina bogarim. Ama iste, hep bulunmuyor. En sevdigim makarna üreticisi ve makarna türü bu.

Buitoni No.72, kremali soslara cok iyi gidiyor, sosla cok iyi birlesiyor. Mesela yesil kuskonmazli, beyaz sarapli soslarla.

Siradan makarna salatalari icin Barilla aliyorum. Memnunum.
0
buf-e kür
(01.06.20)
pesto + takip.
0
kumandanim
(01.06.20)
(2)

Cevahir Avm önü durağı Biletmatik var mı?

Semi
Merhaba, Cevahir otobüs duraklarının orda biletmatik veya yükleme talimatımı aktarabileceğim bir zımbırtı var mı? Te metrobüs durağına yürümek istemiyorum.
Merhaba, Cevahir otobüs duraklarının orda biletmatik veya yükleme talimatımı aktarabileceğim bir zımbırtı var mı? Te metrobüs durağına yürümek istemiyorum.
0
Semi
(01.06.20)
istanbul kart'a yükleme yapmak için değil mi? evet var. sol tarafta kalıyor. geçmeniz lazım biraz durağı. görürsünüz zaten.
0
matilda
(01.06.20)
altındaki metro girişinde de var.
0
Bruce
(01.06.20)
(9)

Katlanan bisiklet mi, değil mi?

patlamis misir
Yaz aksamları sahil yolunda kullanmalık, cok uzak mesafeler için kullanılmayacak bir bisiklet arayısındayım. Ancak katlanan bisiklet mi almalıyım, normal bir şehir bisikleti mi karar veremiyorum. Artıları eksileri de cok bilmiyorum açıkçası. Katlanan bisikletler çok mu uyduruk? https://www.hepsibura
Yaz aksamları sahil yolunda kullanmalık, cok uzak mesafeler için kullanılmayacak bir bisiklet arayısındayım. Ancak katlanan bisiklet mi almalıyım, normal bir şehir bisikleti mi karar veremiyorum. Artıları eksileri de cok bilmiyorum açıkçası.

Katlanan bisikletler çok mu uyduruk?

www.hepsiburada.com

Şu nasıldır mesela?
0
patlamis misir
(01.06.20)
katlanabilir olması senin bir sorununu çözecek mi? genelde insanlar toplu taşımada götürebilmek için bu özelliğe ihtiyaç duyuyor. sen uzak mesafeye gitmeyeceksen, gittiğin mesafe sadece bisiklet sürmek için olacaksa hiç gerek yok. çünkü katlanır olması için bazı özelliklerden feragat edilmesi gerekiyor; boşuna etmiş olursun.
0
Bruce
(01.06.20)
benim 2 katlanir bisikletim var. hem sabah evin onunden trene katlayip biniyorum hem trenden indikten sonra 20 dakika biniyorum. ayrica ev 1+1 oldugu icin tam boy bisikleti koyacak bi yerim yok.

eger boyle ihtiyaclarin yoksa, normal bi bisiklet al. linkteki bisiklet 13 kilo, yani katladiktan sonra tasimasi hic hos degil. katlama mekanizmasi ne kadar kullanisli, gormek lazim.
0
try again fail again fail better
(01.06.20)
katlanan bisikletlerin iki teker arası mesafesi az ve küçük tekerleri normal bisikletlere göre daha yüksek manevra kabiliyeti sağlıyor, sahil gibi yürüyüş yapanların bisikletlilerin yoğun olduğu yerlerde daha kullanışlı bir sürüş sağlıyor

almadan önce sürme fırsatın olsa demek istediğimi anlarsın, sana belki uyar belki uymaz
0
freebird5406_2
(01.06.20)
kron fd 750 katlanır bisiklet var ben de, gayet memnunum.

sahilde kullanıyorum, yeri geliyor hız yapıyorum yeri geliyor sakin sahin deniz havası alıyorum. katlayıp vapurda yanımda taşıyorum. evde de kilere koyuyorum ne yağmur ne çamur etkilenmiyor. kaş tatilimde de arabanın bagajıyla yanımda gelecek.

bianchi 20 folding tavsiye etmem açıkçası, dahon öncelikli ikinci kron.
0
redeath
(01.06.20)
ben katlanabilir bisiklet kullaniyorum. tam bir cehennem otobuse koy devrilmemesi icin ugras etc. ama yararli mi bazi durumlarda evet. birkac kez korsana 35 lira vermek zorunda kalmadim.
0
charlotte blanc
(01.06.20)
3-4 senedir katlanir bisiklet kullaniyorum.

evinde kucuk bir yerde tutabilmek,
toplu tasimaya sorunsuz binebilmek(minibusler bile sorunsuz aliyor),
bir mekana gidersen katlayip masanin altina koyabilmek

icin katlanir alinir. eger bisikleti saklayacak yerin varsa ve toplu tasima kullanmayacaksan katlanira gerek yok. katlanir bisiklet uzun yolda da cok efektif degil.

Bianchi'yi bilmiyorum, dahon var bende cevremdekilere de onu oneriyorum.
0
fakyoras
(01.06.20)
Sahilde sürüş amaçlı katlanır bisiklet kullanıyorum, asansörle çıkarıp indirmek de çok pratik, yer konusu da. ama uzun yol, daha çok yol gibi durumlarda konforsuz kalabilir. bu durumda kendi adına konforun tanımlamalarına bakman lazım, bi kafede oturup kahve içerken de yanında olması büyük konfor bence.
0
amelie poulain
(01.06.20)
Carraro flexi 121 öneririm. Fiyat olarak ilandaki ürün ile yakın.
0
pepélepew7
(01.06.20)
Bianchi nin rengi çok güzel retro falan da. Bu işin ustası dahon. İyi bir bisikletciye git. 2. El katlanabilir dahon ayarlasin sana. Bakımları yapılmış vs.

Mosso ve dahon kullandım. Dahon Mercedes, mosso Renault Clio gibi kalıyor. Selenin altından pompa falan çıkarmıştı bisikletçi. Görünce şaşırmıştım pek anlamayan biri olarak.

Ama Bianchi'nin duruşu çok güzel evet. Beni de cezbediyor her zaman. Ama Kullanmadığım için yorum yok.

Dahon iyidir.
0
westblack
(01.06.20)
(17)

Favori yonetmeniniz kim?

encokbenisevinnolur
Ve neden o?Ne bileyim bir filmindrn bir sahne... ya da başka bir örnek verebilir misiniz?
Ve neden o?
Ne bileyim bir filmindrn bir sahne... ya da başka bir örnek verebilir misiniz?
0
encokbenisevinnolur
(01.06.20)
Özellikle biri yok.

Almodovor filmiyse kesin bakarım. Sürprizli hikaye anlatımlarını seviyorum.

David Fincherin ışık kullanımı, yarattığı atmosfer çekiyor. fight club ve benjamin button'dan epey bir kredisi var.

james cameron, christopher nolan, peter jackson ya da ridley scott yazıyorsa kesin sağlam filmdir. konusu önemli değil. hata payı 10da 1 filan olabilir.

yazarken fark ettim. hepsini unut. benim yönetmenim Tim Burton. Burton varsa masal var, sürrealizm var, komedi var, fantastik var, efekt var, aksiyon var, absürtlük var, sağlam mesajlar var, ince göndermeler var demektir.
0
elestirman
(01.06.20)
Of zor soru.

Türkiye sinemasından çoook var. Yönetmen sıralamaya üşendim ama en en en sevdiğim filmi paylaşayım
www.youtube.com

Sevdiğim sahnelerden birini de paylaşayım, 1 buçuk dakikalık kadar olan kısmına bakabilirsin
youtu.be

Yabancı olarak en sevdiğim Xavier Dolan
www.youtube.com
www.youtube.com
0
buff
(01.06.20)
Filmden çok anlamam ve istikrarlı bir film izleyicisi değilim. Şu ana kadar istisnasız tüm filmlerini beğendiğim iki yönetmen oldu; Haneke ve NBC. Sonuçta film dediğimiz şey yapay. Ama bu yönetmenlerin filmlerini izlerken hayatı izliyormuşum gibi geliyor. Her şey olağan.
0
ruhen hastayim ben
(01.06.20)
Sirf Guz Sonati'ndan dolayi Bergman diyebilirim sanirim.
0
cerquanne
(01.06.20)
psikolojik gerilim seven bünyem için David Lynch tabi ki, Çünkü renkleri güzel kullanıyor, seyirciyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. kesinlikle dehasına hayranım.Çok zeki bir adam ve gerçek bir sanatçı.

özellikle mulholland dr. ve lost highway favorilerim. Her sahnesi, her saniyesi birer akıl oyunu, sanat eseri resmen!
0
bugisme
(01.06.20)
bir sürü alakasız insan var sevdiğim, takip ettiğim ya da severek izlediğim filmlerden sonra "bunun filmiymiş" dediğim.
aklıma gelmeyen de elbet vardır.

filmlerinin yüzde 80'ini ya da fazlasını beğendiğim/sevdiğim yönetmenler:
billy wilder
martin scorsese
robert zemeckis
wes anderson
michael haneke
hitchcock
david fincher
alfonso cuaron

sempati duyduklarım:
tim burton
christopher nolan
spike lee
danny boyle
sam mendes
almodovar
nora ephron
nancy meyers
tony scott
0
blatta hiberna
(01.06.20)
favori seçmek zor da, filmlerini sevme oranlarına göre bakarsak gaspar noe, lars von trier, andrei zvyagintsev, tarkovsky, tarantino, taika waititi, edgar wright, kubrick, guillermo del toro gibi karışık bir liste çıkıyor.

bir de bazı filmlerini yukarıdaki yönetmenlerin çoğu filminden daha çok sevdiğim ama film/beğeni oranı yukarıdakilerden düşük olanlar var; bu kısımda da genelde bergman, fassbinder, agnes varda, wong kar wai, fritz lang, angelopulos gibi kült amca ve teyzeler var.
0
Bruce
(01.06.20)
Nolan.

Kafasını seviyorum. Prestij'den beri.
0
fezagezgini
(01.06.20)
Guy ritche
Onur ünlü
0
dunyatuhaf
(01.06.20)
türk: zeki demirkubuz konuyu işleyişi gerçekçi ve filmlerin senaryosu sıradan ama ilgi çekici. masumiyet, kader, yazgı, üçüncü sayfa.

yabancı: gaspar noe rahatsız edici ve farklı bir üslubu var. irrivesible filmini herkes sonuna kadar izleyemeyebilir.
0
tantunizade murat efendi
(01.06.20)
Denis Villeneuve

Ağır işleyen konuları inanılmaz sürükleyici anlatıyor.
0
baal
(01.06.20)
Bergman, polanski, tarkovsky, jeunet, haneke

Nbc, reha erdem. Kız kardeşler filminden sonra emin alper.
0
adivar
(01.06.20)
Gaspar noe, çüknkü filmleri uyuşturucu gibi başka filmlerin uyandırmadığı hisleri uyandırıyor.
0
turkce konusan uzayli
(01.06.20)
ezel akay türkiye de değil de avrupa da doğsaydı dünyaca ünlü olabilirdi.
0
luluki
(01.06.20)
cok var ama ilk aklima gelenlerden biri wes anderson oldu. cunku sukuneti pastel renkleri ve simetriyi seviyorum.
0
in vino veritas
(01.06.20)
Polanski. Repulsion ve The Tenant kadar sevdigim filmler cok az. Cevap kesinlikle en iyi teknik, en iyi kamera kullanimi, en iyi hikaye anlatimi vs. degil. Kurulan duygusal bag onemli.

Isledigi konularla benim de derdimin olmasi: Alt metinde gocmenlik ve yabanci gorulmenin, varolussal sikintilarin cok agir basmasi.

Mekanin rol üstlenip "oynatilmasi"ni seviyorum, hem edebiyatta hem sinemada. Benim uzerimde de buyuk etkisi var mekanlarin, yasadigim alanin. Bu iki filmde de mekanlar bir film karakteri gibi oynuyor, hatta bazen basrolde oynuyor.

Repulsion´da Catherine Deneuve buz gibi, abartisiz role sokulmus. Tam bir Polanski isi.
0
buf-e kür
(01.06.20)
Lars von Trier. Tektir benim için. Başkası aklımın ucuna dahi gelmedi.
0
velvetmorning
(01.06.20)
(3)

adımı aratınca çıkan gereksiz siteler

milord
google aramasında kullanıcı adımı yazınca cok sacma sitelerde hesabım cıkıyor. justagram, picagram gibi siteler. ben uye olmadım bunlara ve cıkmalarını da istemiyorum. bunu düzeltmenin bir yolu var mı? ismimi / kullanıcı adımı yazınca üye olmadıgım alakasız siteler cikmasin istiyorum.teşekkürler
google aramasında kullanıcı adımı yazınca cok sacma sitelerde hesabım cıkıyor.
justagram, picagram gibi siteler. ben uye olmadım bunlara ve cıkmalarını da istemiyorum. bunu düzeltmenin bir yolu var mı? ismimi / kullanıcı adımı yazınca üye olmadıgım alakasız siteler cikmasin istiyorum.

teşekkürler
0
milord
(31.05.20)
avrupa birliği'nde adalet divanında kabul edilen bir kanun var "unutulma hakkı" diye. türkiye'de avrupa birliği'ne uyum yasaları kapsamında bunu uyguluyor. bunun için bir avukat ile görüşmeniz gerekebilir. avukat ilgili sitelere başvurusunu yapar. yabancı site bile olsa kabul edeceklerdir.

kullanıcı adınız jenerik bir şeyse o zor. ama kimlik direkt olarak size aitse olur. örn. bir haber sitesinde ali veli karısını öldürdü diye haber çıkıyor sizin adınız da ali veli ise o haberi sildiremezsiniz. karısını öldüren siz iseniz o zaman unutulma hakkından faydalanırsınız.
0
phonex
(01.06.20)
Üye değilsindir zaten oralara. İnstagram dışı instagram arama motorudur o kesin.
0
glamdr1ng
(01.06.20)
o siteler instagram'dan bilgi çekip derleme yapıyorlar, senin üye olmandan bağımsız. bilmiyorum instagram'da "bilgilerimi 3. parti sitelerle paylaşma" gibi bir seçenek var mı, varsa oradan bakılabilir.
0
Bruce
(01.06.20)
(10)

Mubi

000000
Mubi'de alt ve ustte kocaman siyah bosluklar olmasi uygulamanin cogunlukla laptop, tablette kullanildigini dusunursek cok sacma degil mi?Buna nasil takilmiyor kullanicilari?
Mubi'de alt ve ustte kocaman siyah bosluklar olmasi uygulamanin cogunlukla laptop, tablette kullanildigini dusunursek cok sacma degil mi?
Buna nasil takilmiyor kullanicilari?
0
000000
(31.05.20)
Tam olarak hangi boşluklar onlar? Ekran görüntüsü alabilir misin?
0
himmet dayi
(31.05.20)
Filmin kendi bosluklari olur ya programlarda falan ayari olur.
0
🌸000000
(31.05.20)
nesi saçma 16:9 işte
0
yeteramadenedimherseyi
(31.05.20)
Yani zaten kucucuk ekranda izleyip iyice kuculmesi bana sacma geldi. Bende 10 inç tablet var torrentten indirip ful ekran izliyorum. Mubide ekranin yarisinda film, direkt biraktim bu nedenle.
0
🌸000000
(01.06.20)
Iyi de onu yonetmenin tercihi. Ekrani genisletsen kenarlardan yersin.
0
brkylmz
(01.06.20)
torrentten indirdigimde o bosluklar olmuyor bilmiyorum valla. Kayipsiz sekilde fullscreen yapmak da mumkun
0
🌸000000
(01.06.20)
Bosluk genelde alt ve ustten olur, eger izledigin ekranda sagda ve solda da bosluk varsa haklisin.
0
brkylmz
(01.06.20)
Filmler normalde 21:9 çekildiği için 16:9 ekranlarda o şekilde olması normal. ama netflixte falan genelde pek olmuyor/az oluyor. 16:9 versiyonunu yayınlıyorlar heralde çok hakim değilim oraya.
0
fezagezgini
(01.06.20)
Ne dediğini çok iyi anlıyorum.

Bunu yıllarca ben de anlayamadım, insanlara anlatıyorum "yooo normal o" filan diyorlar. Küçük işte, ekranın yarısı simsiyah. Kaça kaç çektiklerinin hiçbir önemi yok benim için, ekranın yarısını niye siyahlık kaplıyor, hepsinde niye görüntüyü göremiyorum ben?

DVD'leri vs açınca 16:10 yapıyorum, benim laptopumda tam ekran oluyor ama çözüm bu değil :))
0
hayirsiz
(01.06.20)
16:9 çekilmiş filmi altta boşluk kalmayacak şekilde ayarlarsan yanları kesilmiş olur, filmi eksik görürsün. torrent'lerde çıkmıyor dediklerin ya aspect ratio'su değiştirilmiş(haliyle yanlardan bastırılmış süngere benzeyen) ya da aspect ratio'su 16:9 olmayan, daha kareye yakın çekilmiş filmlerdir.

16:9 aspect ratio'nun izlenceye katkısı vardır, bile isteye yapılmış ve bir amaca hizmet ettiği için takmıyoruz. aspect ratio'lar ile ilgili detaylı bilgi için buraya bakabilirsin.
tinyurl.com
0
Bruce
(01.06.20)
(5)

İş Sözleşmesi Kime Hazırlatılır?

hala mi ceren yahu
Belirsiz Süreli Uzaktan Çalışma Şeklind bir sözleşmeye ihtiyacım var? Nereden bulabilir ya da kime hazırlatabilirim?
Belirsiz Süreli Uzaktan Çalışma Şeklind bir sözleşmeye ihtiyacım var? Nereden bulabilir ya da kime hazırlatabilirim?
0
hala mi ceren yahu
(31.05.20)
Bruce
(31.05.20)
Çok bilmiş arkadaşa teşekkür ederek kendi sorumu kendim cevaplayayım.

Ücret karşılığında her çeşit sözleşme veren bir site buldum, buradan temin edeceğim. Benim ihtiyacım olan sözleşme türü uzaktan çalışma içindi, sonradan ihtiyacı olacaklar için linki ekliyorum, diğer sözleşme türleri de sitede var.
estore.isteasistan.com ara
0
🌸hala mi ceren yahu
(31.05.20)
bir hukukçu olarak verdiğin linkte yer alan tek sayfalık sample da ciddi bir hukuka aykırılık-hata buldum. içinde de muhtemelen vardır. işgören iseniz çok önemli değil ama işverenseniz büyük risk alıyorsunuz. tabi 39 tl iyi bir avantaj sağlıyorsunuz.
0
fistikthecat
(31.05.20)
Avukat veya hukukçu dışında kime hazırlatabilirsiniz ki? Kim daha vakıf olabilir?

Avukata hazırlatılması gerektiğini yazan arkadaşa verdiğiniz cevapla ya sitenin reklamını yapıyorsunuz ya da İş Hukuku'nu iş sözleşmesinden ibaret zannediyorsunuz.
0
Smithsonian
(31.05.20)
Lexpera gibi sitelerde çok sayıda sözleşme örneği var. Oralara bakabilirsiniz.

İş sözleşmelerinin yüzde 80’inde hukuken geçersiz maddeler oluyor. İş biraz da fiiliyatta işlerin nasıl işlediğine bağlı. Çoğu kez mahkemeler sözleşmedeki maddelere rağmen fiiliyata göre karar veriyorlar. İşverenseniz istihdam süresince danışmanlık almanız hem para cezalarını hem de olası dava kayıplarını önleyecektir.
0
kojonotsuki
(31.05.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.